close

Enter

Log in using OpenID

3 rd International Conference Innovation and Modelling of Clothing

embedDownload
İÇİNDEKİLER
SÖZLÜ BİLDİRİLER
1. PAMUKLU KUMAŞLARIN HASLIK ÖZELLİKLERİNİN SOL-JEL TEKNOLOJİSİ İLE
GELİŞTİRİLMESİ
2. THE OPTIMIZATION OF SIZING PARAMETERS WITH TAGUCHI METHOD
3. BİLGİSAYAR KONTROLLÜ AĞIZLIK AÇMA VE DESENLENDİRME YAPABİLEN
BİR YARI-OTOMATİK NUMUNE KUMAŞ DOKUMA TEZGÂHI TASARIMI,
GELİŞTİRİLMESİ VE PROTOTİP İMALATI
4. KUMAŞ DÖKÜMLÜLÜĞÜNÜN GÖRÜNTÜ ANALİZİ YÖNTEMİ İLE ÖLÇÜLMESİ
5. RİNG VE OE-ROTOR EĞİRME SİSTEMLERİNDE ÜRETİLMİŞ İPLİKLERİN
FİZİKSEL, YAPISAL VE YÜZEY ÖZELLİKLERİ
6. PORTAKAL YAĞI İÇEREN MİKRO VE MOLEKÜLER KAPSÜL AKTARILMIŞ
KUMAŞLARDAN SALIM DAVRANIŞLARININ İNCELENMESİ
7. LİPOZOMLARIN
İNCELENMESİ
AĞARTMA
İŞLEMİNDE
KULLANIM
OLANAKLARININ
8. ÇOK KATLI BEZ AYAĞI KUMAŞLARIN PERFORMANS ÖZELLİKLERİNİN
BELİRLENMESİ
9. KUMAŞLARDA DİKEY KILCAL EMME ÖLÇÜMÜ İÇİN BİR TEST APARATI
TASARIMI
10. THE EFFECT OF MOISTURE ON THERMOPHYSILOLOGICAL COMFORT OF
SPORT DRESSES AT REAL AND SIMULATED CONDITIONS OF THEIR USE
11. OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE KULLANILAN SPACER KUMAŞLARIN HAVA
GEÇİRGENLİKLERİNİN ÖLÇÜMÜ İÇİN YENİ BİR TEST YÖNTEMİNİN
GELİŞTİRİLMESİ
12.
NANO
BÜYÜKLÜKTE
METAL
MULTİFONKSİYONEL KUMAŞ GELİŞTİRME
PARTİKÜL
İLE
KAPLANMIŞ
13. DENDRİMER TEKNOLOJİSİ KULLANILARAK TEK ADIMDA SU İTİCİLİK VE
ANTİBAKTERİYELLİK FONKSİYONELLİĞİNE SAHİP PAMUKLU KUMAŞ ELDESİ
14. İPLİKLER ARASI YAPIŞMA BAĞLARININ
MEKANİZMALARININ ARAŞTIRILMASI
OLUŞUM
VE
KOPMA
15. FASULYE PROTEİNİNDEN REJENERE PROTEİN ELYAFI ÜRETİMİ
16. LENZING MÜSTERI HIZMETLERI- TENCEL® STANDARD VE KARIŞIMLARIJET PROSESI
1
İÇİNDEKİLER (DEVAM)
17. IKEA’DA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
POSTER BİLDİRİLERİ
1. POLİAMİD LİFLERİNİN DÜŞÜK SICAKLIKTA BOYANMA OLANAĞININ
İNCELENMESİ
2. TÜRKİYE’DE YAPILMIŞ OLAN TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI
YÜKSEK LİSANS TEZLERİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA
3. POLİÜRETAN KAPLANMIŞ PAMUK ve POLİESTER
GEÇİRMEZLİK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ
4. SÜPERHİDROFOBİK VE SÜPEROLEOFOBİK
SİLİKONLU BİLEŞİKLERİN KULLANIMI
KUMAŞLARIN
YÜZEYLERİN
SU
ÜRETİMİNDE
5. POLİPROPİLEN ESASLI TEKSTİL LİFLERİNİN FARKLI YÖNTEMLER İLE
BOYANMASI
6. FARKLI KONSTRÜKSİYONLU
ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
DENİM
KUMAŞLARDA
7.
FARKLI
HAMMADDELERDEN
ÜRETİLMİŞ
GEÇİRGENLİĞİNE ARDIŞIK YIKAMALARIN ETKİSİ
DİKİLEBİLİRLİK
ÇORAPLARIN
HAVA
8. PAMUĞUN KİMYASAL MODİFİKASYONU YOLUYLA PES/CO KARIŞIMLARININ
DİSPERS/REAKTİF BOYARMADDE KOMBİNASYONUYLA TEK BANYO TEK
ADIMLI BOYANMASI
9. FARKLI TİPTEKİ POLİESTER LİFLERİNDEN DOKUNMUŞ KUMAŞLARIN BAĞIL
SU BUHARI GEÇİRGENLİKLERİNİN İNCELENMESİ
10. HAZIR GİYİM SEKTÖRÜNDE
UYGULAMA ALANLARI
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
ANLAYIŞI
VE
11. PAMUKLU KUMAŞ ÜZERİNDEKİ AZO GRUPLARI İÇEREN SUDA ÇÖZÜNÜR
METALLOFTALOSİYANİNİN (M: Zn) ANTİBAKTERİYEL ETKİSİ
12. KÖPÜK APLİKASYON VE FULARD APLİKASYON TEKNİĞİYLE BURUŞMAZLIK
İŞLEMİ GÖRMÜŞ PAMUKLU KUMAŞLARIN ELEKTRİK İLETKENLİKLERİ
13. TERSİNE LOJİSTİK KAVRAMININ TEDARİK ZİNCİRİ İÇERİSİNDEKİ YERİ VE
KONFEKSİYON FİRMALARI İÇİN ÖNEMİ
14. BARKOD VE RFID SİSTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI VE TEKSTİL
SEKTÖRÜNDE UYGULAMA ÖRNEKLERİ
2
İÇİNDEKİLER (DEVAM)
15. BAZI HAYVANSAL LİFLERİN SINIFLANDIRILMASINDA KULLANILAN YENİ
ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ
16. DENİM KUMAŞTA BİR TASARIM BİLEŞENİ: TERMOFİZYOLOJİK KONFOR
17. GERİ DÖNÜŞÜMDEN ELDE EDİLEN POLYESTERİN YÜKSEK SÜBLİMASYON
HASLIKLI YENİ DİSPERS BOYARMADDELERLE BOYANMASI
18. SANDWICH COMPOSITES REINFORCED THROUGH THE THICKNESS WITH
TEXTILES FOR MARINE APPLICATIONS
19. KNITTED FABRICS FOR PROTECTION AGAINST STAB AND CUT
20.
KUMAŞLARIN
GELİŞTİRİLMESİ
KAPLAMA
YÖNTEMLERİ
İLE
ÖZELLİKLERİNİN
21. ENZİM - ULTRASON KOMBİNASYONU İLE PAMUKLU MATERYALLERİN ÖN
TERBİYESİ
22. FARKLI PARTİKÜL BOYUTLARINA SAHİP DİSPERS BOYARMADDELER
İÇEREN ATIK SULARIN OZONLAMA İLE RENKSİZLEŞTİRİLMESİ
23. HİDROTERMAL YÖNTEMİ İLE NANO ÇİNKO OKSİT TOZ ELDESİ,
KARAKTERİZASYONU VE TEKSTİL TERBİYESİNDE UV KORUMA VE
ANTİBAKTERİYEL MALZEME OLARAK KULLANIMI
24. TEKSTİL KUMAŞLARININ ZEOLİT YATAKLI RAMÖZ KURUTUCUDA
KURUTULMASINDA ZEOLİT YATAĞININ KURUTMA VERİMİNE ETKİSİ
25. MODAL VE PENYE PAMUK KARIŞIMI SÜPREM VE LAKOST KUMAŞLARIN
MUKAVEMET ÖZELLIKLERININ INCELENMESI
26. ÇAMAŞIR MAKİNELERİNDE KETEN ÜRÜNLER İÇİN GELİŞTİRİLEN YIKAMA
ALGORİTMASININ DOĞRULANMASI
27. YIKAMA SIRASINDA KETEN ÜRÜNLERİN ÖZELLİKLERİNİ İYİLEŞTİRMEK
İÇİN FARKLI BUHARLAMA KOMBİNASYONLARI KULLANIMI
28. HİDROFİL PAMUK ÜRETİMİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNTEMLER
29. İPLİK ÖN TERBİYE VE BOYAMA PROSESLERİNİN BELİRLENMESİ
30. P(AN-ko-VAc)/Ag KOMPOZİT NANOLİF MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ
31.
KÜTLÜ
PAMUK
TEMİZLEME
SİSTEMİ
TASARIMI
VE
LİF PAMUK TEMİZLEME, SINIFLANDIRMA VE AMBALAJLAMA SİSTEMİ
TASARIMI
3
İÇİNDEKİLER (DEVAM)
32. TRAKTÖRE BİNDİRİLİR TİPTE KÜTLÜ PAMUK TOPLAMA MAKİNESİ
TASARIMI
33.
TEKSTİL
UYGULANMASI
TERBİYESİNDE
BURUŞMAZLIK
BİTİM
İŞLEMLERİNİN
34. GRAMAJ VE İPLİK CİNSİNİN PAMUKLU SÜPREM KUMAŞLARDA MAY
DÖNMESİNE ETKİSİ
35. ÖRME KUMAŞLARDA MAY DÖNMESİNİN ÇEŞİTLİ ÖLÇÜM METOTLARI İLE
İNCELENMESİ
PROJE ÖNERİLERİ
1. GİNSENG VE LAVANTA ÖZLÜ MİKROKAPSÜL YÜKLÜ KUMAŞ
2. ÇOK KRİTERLİ KARAR VERME YÖNTEMLERİ İLE HAVA JETLİ İPLİK
EĞİRMEDE İŞLEM PARAMETRELERİNİN OPTİMİZASYONU
3.
İGNESİZ
ELEKTROSPİNNİNG
YONTEMİYLE
OLUSTURULMUS
ANTİBAKTERİYEL NANOLİF/NANOPARTİKUL KAPLİ İPLİKLERİN KUMAS
HALİNE GETİRİLMESİ
4. YENİ DOĞANLARDA HİDROSEFALİ HASTALIĞININ ERKEN TANISINA
YARDIMCI BAŞLIK TASARIMI
5. TEKSTİL YÜZEYLERİNİN ELEKTROMANYETİK DALGALARI KALKANLAMA
ETKİNLİĞİNİN
ÖLÇÜMÜ
İÇİN
TEST
APARATI
GELİŞTİRİLMESİ
6. DEPREME KARŞI YAPILARIN GÜÇLENDİRİLMESİ
MALZEMELERİNİN KULLANIMINDA YENİ BİR YAKLAŞIM
İÇİN
TEKSTİL
7. TEK KULLANIMLIK TEKTİL ÜRÜNÜ İLE BEBEKLERDE İNFANTİL KOLİK
TEDAVİSİ
8.
KONFEKSİYON
ÜRÜNLERİNİN
ELEKTROMANYETİK
KALKANLAMA ETKİNLİĞİNİN ÖLÇÜMÜ İÇİN SİSTEM TASARIMI
DALGALARI
9. DEKATÜRLERLEME MAKİNELERİ İÇİN FARKLI YAPILARDA TAŞIMA BEZLERİ
GELİŞTİRİLMESİ
10. ELEKTROKİNETİK PÜSKÜRTME YÖNTEMİ İLE TEKSTİLLERİN YÜZEY
MODİFİKASYONU
11. KUMAŞ ÜRETİMİ VE PAZARLAMASINDA QR KOD KULLANIMI
12. DENİM KUMAŞ
GELİŞTİRİLMESİ
ÜRETİMİ
İÇİN
YENİLİKÇİ
HİBRİT
İPLİKLERİN
4
İÇİNDEKİLER (DEVAM)
13. RA 14 ARMÜRÜNÜN KONSTRÜKSİON PARAMETRELERİNİN ARAŞTIRILMASI
VE İYİLEŞTİRİLMESİ
14. DOKUMA KUMAŞ KALİTE KONTROLÜNDE İSTATİSTİKSEL TEKNİKLER
KULLANARAK KALİTE SEVİYESİNİ KONTROL EDEN BİR PAKET PROGRAM
GELİŞTİRİLMESİ
15. NANOLİF ESASLI KOMPOZİT YÜZEYLERLERİN SIVI FİLTRASYONUNDA
KULLANIMI: TUZ GİDERİMİ
16. MİSVAK AĞACININ LİFLERİNDEN ÇEVRE DOSTU VE TERAPÖTİK DİŞ İPLİĞİ
ÜRETİMİ-MISFLOSSWAK
17. DOMATES GÜVE KOVUCU DOĞA DOSTU DOKUSUZ YÜZEY ÜRETİMİ
18. DOKUSUZ YÜZEY TEKNOLOJİSİ İLE ÜRETİLMİŞ ANTİSTATİK, ISIL DENGE
SAĞLAYICI, RAHATLATICI ÖZELLİKTE TERLİK-ÇORAP
19. GÜL POSASINDAN ELDE EDİLMİŞ DOĞAL BOYA,DOĞAL GÜL KOKUSU VE
HAFIZA GÜÇLENDİRİCİ ÖZELLİKTE BEBE EL ÖRGÜ İPLİĞİ
20. GÜNDELİK YAŞAMDA KULLANIMA UYGUN GİYSİLİK, SERİNLETİCİ,
ORGANIK KUMAŞ TASARIMI
21.
DOKUSUZ
YÜZEY
TEKNOLOJİSİ
İLE
ÜRETİLMİŞ
ZERDEÇAL
ÖZLÜ,ANTİMİKROBİYALVE ANTİKANSEROJEN ÖZELLİKTE GALOŞ ÜRETİMİ
22. KARBON ELYAFIN ‘İNŞAAT SEKTÖRÜNDE’ UYGULANMASI VE İNSAN
YAŞAMINA YARARLARININ İNCELENMESİ
23. HALI HAV İPLİKLERİ İÇİN FONKSİYONEL FİLAMENT ÜRETİMİ
24.
ANTIPILLING
ENZİMİNİN
PAMUKLU
ÖRME
KUMAŞLARA
UYGULANMASINDA UYGUN
PROSES VE KUMAŞ
KONSTRÜKSİYON
ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ
25. KOMPRESYON ÇORAPLARININ KONFOR ÖZELLİKLERİNİN ÖLÇÜMÜNDE
KULLANILMAK ÜZERE YENİ BİR SİSTEM TASARIMI
26. KUMAŞ HATA BİLGİLERİNİ SES KOMUTLARI İLE KAYDEDEN KUMAŞ
KALİTE KONTROL MAKİNESİ TASARIMI VE PROTOTİP İMALATI
27. OTOMATİK ÇÖZELTİ HAZIRLAMA VE PİPETLEME FONKSİYONLU NUMUNE
APLİKASYON MAKİNESİ
28. SOL- JEL YÖNTEMİ KULLANILARAK KAPLANAN PAMUKLU KUMAŞLARIN
FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ
5
İÇİNDEKİLER (DEVAM)
29. YÜKSEK KATMA DEĞERLİ EKOLOJİK HALI ÜRETİMİ İÇİN ENDÜSTRİYEL
DOĞAL BOYA PROSESLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ
30. PORTAKAL POSASINDAN ELDE EDİLMİŞ MİKROKAPSÜLLERDEN ÜRETİLEN
ANTİSELÜLİT ÖZELLİKTE BAYAN ÇORABI
31. 3D NEŞELİ KARAKTERLER ŞAPKA TASARIMLARI İLE ÇOKUKLARA HAYVAN
SEVGİSİ KAZANDIRMA
32. DENEYSEL VE İSTATİSTİKSEL ÇALIŞMALAR İLE REAKTİF BOYAMA
ŞARTLARININ OPTİMİZASYONU
33.
PAN
ÜRÜNLERİN
BOYANMASINDA
OLANAKLARININ İNCELENMESİ
LİPOZOMLARIN
KULLANIM
34. DOĞAL ESASLI ANTİBAKTERİYEL POLİMER MATRİKSLERİ İLE HALI VE EV
TEKSTİLİ ÜRÜNLERİNİN MODİFİKASYONU
35. FONKSİYONEL NANOLİF YAPILARLA FOTOKATALİTİK SU FİLTRASYONU
36. PES ESASLI KUMAŞLARDA HİDROFİLİTENİN ARTTIRILMASI
37. DEFNE YAPRAĞI EKSTRATIYLA FONKSİYONEL HAVLU ÜRETİMİ
38. FLOROGAZ VAKUM PLAZMASIYLA DAYANIKLI SÜPERHİDROFOB TEKNİK
TEKSTİL YÜZEY MODİFİKASYONU
39. NEEDLECTRET: YÜKSEK PERFORMANS ELEKTROSTATİK KABİN FİLTRELERİ
40. YÜKSEK YÜZEY ALANLI LİFLER
41. RAHAT NEFES ALMAYI SAĞLAYAN VE HAFIZAYI GÜÇLENDİREN GÜL
KOKULU BURUN BANDI
42. KETEN TOHUMU YAĞININ MİKROKAPSÜLE EDİLMESİ İLE ÜRETİLMİŞ,SAÇ
BESLEYİCİ VE UZATICI ÖZELLİKTE BAYAN EŞARPLARI
43. AĞARTMADA ULTRASONİK ENERJİ KULLANIMI VE ENZİMATİK AĞARTMA
İLE KARŞILAŞTIRILMASI
44. GÜÇ TUTUŞUR HALI ELDESİNDE YENİ BİR TEKNOLOJİ
45. ELEKTRONİK TEKSTİL TABANLI BASINÇ SENSÖRÜ: BASINÇ ÜLSERİNİ
ÖNLEYEN AKILLI YATAK KUMAŞI
46. PAMUĞU; TUZ-SODA VE FIKSATÖRE İHTIYAÇ DUYMADAN BOYAMAYA NE
DERSINIZ?
6
SÖZLÜ
BİLDİRİLER
7
PAMUKLU KUMAŞLARIN HASLIK ÖZELLİKLERİNİN SOLJEL TEKNOLOJİSİ İLE GELİŞTİRİLMESİ
Topel, Esra1, Akşit, Aysun1, Onar, Nurhan2
1
2
Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Denizli, Türkiye
Özet
Pamuklu kumaşların konvansiyonel yönteme göre boyama işlemlerinde boyarmadde tipine ve
koyuluğuna bağlı olarak yapılan ard işlemlerde, yüksek miktarda su kullanımı ve çok sayıda
yıkama yapmak gerekmektedir. Sol-jel yöntemi ile yapılan ard işlemlerde ise daha az
kimyasal madde kullanımı ile daha yüksek boyarmadde verimliliği elde edilebildiği gibi ard
yıkama gereksinimi olmadan, az miktarda su kullanımı ile boyama işlemi sonlandırılmaktadır.
Bu çalışmada %100 pamuklu kumaş örnekleri konvansiyonel olarak direk, reaktif ve bazik
boyarmaddelerle boyanmış, boyanan kumaşların haslık geliştirme işlemleri sol-jel yöntemi
kullanılarak yapılmıştır. Boyanmış örneklerin yıkama, sürtme ve ışık haslıkları
değerlendirilmiş, boyama verimi ölçülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Sol-jel yöntemi, boyarmadde, boyama, haslık özellikleri
1.Giriş
Sol-jel işlemi organik-inorganik nano kompozitlerin düzenli karışımlarının elde edildiği
mükemmel bir yöntem olarak bir başlatıcı maddenin alkol veya suda karışımını içermektedir.
Başlatıcılar, reaktif alkoksi grupları ve / veya organik gruplara bağlı olan, merkezi bir metal
ya da yarı metal atomu içeren moleküllerden oluşmaktadır. Genellikle, metal (M) (Si, Al, Ti,
Zr vb.), (R) alkil grubu ( metil, etil, isopropil vb. ) içeren M x(OR)y genel formülü ile
gösterilen alkoksitler en tercih edilen başlatıcı maddelerdir. Sol-jel işleminde genel olarak
kullanılan başlatıcı malzeme silika atomunda dört alkoksi grup taşıyan silika bileşiklerinden
oluşmaktadır. Bu reaktif grupların asidik veya alkali katalizörlü hidroliz ve kondenzasyon
reaksiyonları sonucu sol ve daha sonra bir jel oluşmaktadır (Brinker ve Scherer, 1990; Hench
ve West, 1990; Livage, 1997; Cheong ve Jasni, 2007). Kürleme veya kurutma basamakları ise
toz, kserojel, aerojel, lif ve kaplamaların üretimine olanak sağlamaktadır. Bu ikinci işlem
tekstil materyallerinde yüzey modifikasyonunu sağladığından malzemeye yeni özellikler
kazandırılabilmektedir (Böttcher, 2000; Mahltig ve Böttcher, 2002; Schramm, Rinderer,
Binder, Tessadri ve Duelli, 2006; Textor, Bahners ve Schollmeyer, 2001; Mahltig, Haufe ve
Böttcher, 2005; Schramm, Rinderer, Binder, Tessadri ve Duelli, 2005; Schramm, Binder,
Tessadri ve Duelli, 2005).
Şekil 1. Sol-jel kaplamanın şematik gösterimi
Sol-jel prosesi ile silika kaplamalar üretmek için ilk önce bir alkoksi silan esaslı başlatıcı
maddenin (TEOS) hidroliz reaksiyonu meydana gelmektedir. Hidroliz reaksiyonu sonucu
meydana gelen ürünler, çözelti içerisinde düşük-orta derecede çapraz bağlanan silika
partikülleridir ve bu silika partikülleri kaplama ve tavlama prosesleri boyunca silika
tabakasını oluşturabilmektedir (Brinker ve Scherer 1990). Oluşturulan silika kaplamalar
8
içerisinde boyarmaddenin hapsedilmesi için, boyarmadde; başlatıcı maddenin hidroliz
reaksiyonundan önce veya sonra çözeltiye ilave edilebilmektedir (Şekil 2) (Mahltig, Böttcher,
Knittel ve Schollmeyer, 2004). Boyarmadde molekülleri kaplama prosedürü boyunca silika
yapı içerisinde tutuklanmaktadır, dolayısıyla boyarmaddenin hidroliz reaksiyonundan önce
veya sonra ilave edilmesi sonucu değiştirmemektedir. Yüksek yıkama haslıkları elde etmek
için boyarmaddenin silika matrikse tamamıyla hapsedilebilmesi ise boyarmaddenin ve
matriksin bileşenlerine bağlı olarak değişmektedir (Rottman, Grader, De Hazan, Melchior ve
Avnir, 1999; Mahltig ve Böttcher, 2002; Panitz ve Geiger 1998; Skrdla, Saavedra ve
Armstrong, 1999; Akşit ve Onar, 2008).
Şekil 2. Sol-jel boyama işlemi (Mahltig ve Böttcher, 2002).
Şekil 3. TEOS ve GPTMS’ nin hidroliz ve kondenzasyon reaksiyonları sonucu silika oksit ağsı yapı oluşumu
Direk boyarmaddeler suda çözünebilen ve anyonik gruplar içeren boyarmaddelerdir. Pamuk
ve diğer selülozik lifler için doğal afiniteye sahiptir. Direk boyarmaddeler genelde uzun ve
düz zincir yapıdadır. Boya moleküllerinin selüloz polimer zincirine ikincil bağlar ile
bağlanması sonucu direkt boyarmaddelerle pamuğun boyanması sonucu düşük yıkama
haslıkları elde edilir. Direk boyarmadde molekülleri yıkama boyunca pamuktan kolayca
difüze olmaktadır [2,5].
Reaktif boyarmaddeler renk verici kromofor sistem, suda çözülmeyi sağlayan sülfonat
grupları, reaktif grup ve reaktif grubu direkt olarak kromoforik gruba veya boyarmadde
molekülünün diğer kısımlarına bağlayan köprü gruplarından oluşmaktadır. Tüm bu yapısal
özellikler boyamayı ve haslık özelliklerini etkilemektedir. Boyarmadde ile pamuk lifi arasında
oluşan kovalent bağlanma sayesinde reaktif boyarmaddelerin yıkama haslıkları yüksek
olmaktadır. Genel olarak bu boyarmaddeler ile iyi haslık sonuçları elde edilmektedir [1,2,3,5]
Bazik boyarmaddeler ise su içerisinde çözünebilmekte ve katyonik gruplar içermektedir.
Bazik boyarmaddeler doğal lifler için zayıf ışık haslığı vermektedirler, fakat hidrofob lifler
üzerinde ışık haslıkları yüksektir. Bazik boyarmaddeler genellikle PAC liflerinin
boyanmasında kullanılmaktadır, selülozik lifler için kullanımı yaygın değildir [3,9].
Yıkama haslığı tekstil malzemeleri için önemli bir gereksinim olmasının yanı sıra uzun vadeli
kullanım ve açık mekan uygulamaları için ışık haslığı ve renk akmaları da önemlidir [6,7,8].
9
Schramm ve Rinderer, pamuklu kumaşların farklı alkoksisilan (TEOS, GPTMS, APTES ve
TESP-SA) içeren çeşitli sol çözeltileri kullanılarak reaktif boyarmadde ile tekstil yüzeylerinin
boyanmasında alkoksisilanların etkisini araştırmış ve APTES ve TESP-SA ile yapılan
boyamaların renk özelliklerini önemli ölçüde geliştirdiğini göstermişlerdir (Schramm ve
Rinderer, 2011).
Bu çalışmada, üç farklı boyarmadde ile (direk, reaktif ve bazik boyarmadde) pamuklu
kumaşın konvansiyonel olarak boyanması ve sol-jel yöntemi ile haslık özelliklerinin
geliştirilmesi üzerine çalışılmıştır. Haslık geliştirmek amacıyla ard işlem olarak sol-jel
yönteminin etkisini görebilmek için çeşitli haslık değerleri karşılaştırılmıştır.
2.Materyal veMetot
Konvansiyonel boyamalarda 20x20 cm2 boyutunda haşılı sökülmüş, kasar görmüş, ağartılmış
ve metrekare ağırlığı 123 g olan %100 pamuklu kumaş kullanılmıştır. Boyamalar direk,
reaktif ve bazik boyarmaddeler ile yapılmıştır. Direk boyarmadde olarak; Solophenyl Yellow
ARLE, Solophenyl Red 3BL %140, Solophenyl Blue GL %250; bazik boyarmadde olarak;
Maxilon Yellow GL %200, Maxilon Red GRL %200, Maxilon Blue GRL; reaktif
boyarmadde olarak; Novacron Yellow FN-2R, Novacron Red FN-R, Novacron Brill. Blue
FN-G ile boyamalar yapılmıştır. Boyama işlemi sonrasında hazırlanan nanosol ile boyanan
kumaş örneklerinin ard işlemleri yapılmış ve yıkama, ışık, sürtme haslıkları
değerlendirilmiştir.
Şekil 4. (a)TEOS ve (b) GPTMS kimyasallarının molekül formülü
Selülozik Tekstil Materyalinin Konvansiyonel Yöntem ile Boyanması İşlemi
Direk boyarmadde, reaktif boyarmadde, bazik boyarmadde olmak üzere konvansiyonel
yöntem ile boyama işleminde de üç farklı tip boyarmadde kullanılarak firmanın (Huntsman
GmbH) önerdiği prosese uygun olacak şekilde boyama işlemi yapılmıştır Numuneler tablo
1’de verilen reaktif,direk ve bazik konvensiyonel boyama reçetelerine göre boyanmıştır.Tüm
reçeteler iki tekrarlı olarak çalışılmıştır. Pamuklu kumaşlar konvansiyonel yönteme göre
boyandıktan sonra ard işlem; konvensiyonel ve sol-jel yöntemine göre hazırlanan reçeteler ile
yapılmıştır. Dolayısıyla boyanan kumaşların haslıklarında sol-ard işleminin etkisi
araştırılmıştır.
Tablo 1. Konvansiyonel boyama reçeteleri
Reaktif boyama
60 g/l
Sodyum sülfat
3,5 g/l
Albatex SA-200
%2
Boyarmadde
Direk boyama
20 g/l
%2
Bazik boyama*
%5
%2
*Boyama çözeltisinin pH’ı asetik asit ile 4-4,5’a ayarlanmıştır.
Direk Boyarmadde ile Konvansiyonel Boyama
Boyama işlemi 40-100oC arasında, sodyum sülfatın porsiyonlar halinde ilavesi ile 95 dakika
IR DYER (Labortex, China) cihazında yapılmıştır (Şekil 5). Boyama sonrası kumaşlar,
sırasıyla 10 dakika 2 kez soğuk durulamadan sonra konvansiyonel ard işlem için pH 5.5
olacak şekilde 30 g/l Albafix ECO ile muameleye tabi tutulmuştur. Bunun yanında boyanmış
10
kumaşlar durulama işlemlerinden sonra konvansiyonel ard .işlem ve asidik ve bazik olarak
hazırlanan sol ile sol-jel ard işlemlerine tabi tutulmuştur
Şekil 5. Direk boyarmadde ile konvansiyonel boyama işlemi
Reaktif Boyarmadde ile Konvansiyonel Boyama
Boyama işlem grafiğinde görüldüğü gibi 60oC sabit sıcaklıkta 2 saat IR DYER (Labortex,
China) cihazında yapılmıştır (Şekil 6). Boyama işlemi sonrası kumaşlar konvansiyonel ard
işlem olarak;
- 10 dakika 50 ˚C durulama
- 10 dakika 50 ˚C nötralizasyon
- 15 dakika 90 ˚C 1g/l ERIOPON R LIQ
- 10 dakika 50 ˚C durulama
- 10 dakika soğuk durulama
işlemlerine tabi tutulmuştur. Direk boyarmaddelerde olduğu gibi boyanmış kumaşlar
durulama işlemlerinden sonra konvansiyonel ard işlemlere ve alternatif olarak da asidik ve
bazik nanosol çözeltileri ile sol-jel yöntemine göre ard işlemlere tabi tutulmuş ve her iki
yöntemin haslık özelliklerine etkileri incelenmiştir.
Şekil 6. Reaktif boyarmadde ile konvansiyonel boyama işlemi
Bazik Boyarmadde ile Konvansiyonel Boyama
Boyama işlem grafiğinde görüldüğü gibi 60-100oC arasında 75 dakika IR DYER (Labortex,
China) cihazında yapılmıştır (Şekil 7). Boyama sonrası kumaşlar, konvansiyonel ard işlem
olarak 10 dakika 2 kez soğuk durulama işleminden geçmiştir. Diğer boyarmaddelerde olduğu
gibi boyanmış kumaşlar durulanmış ve arkasından konvansiyonel ard işlem ile buna alternatif
olarak sol-jel yöntemine göre hazırlanan asidik ve bazik nanosol ile işleme tabi tutulmuş ve
her iki yöntemin haslık özelliklerine etkileri incelenmiştir.
11
Şekil 7. Bazik boyarmadde ile konvansiyonel boyama işlemi
Nanosol hazırlanması
Nanosol çözeltileri Şekil 8’de gösterilen işlem akışına göre hazırlanmıştır. Başlatıcı madde
olarak tetraetoksisilan (TEOS, C8H20O4Si), çapraz bağlayıcı madde olarak (3-glisidoksipropil
trimetoksi silan (GPTMS, C11H24O4Si) kullanılmıştır.
Etanol ve distile su
TEOS/GPTMS ilavesi
HCl(0.01N) /NaOH(0.01N) ilavesi
Saydam çözelti eldesi
Kumaşı çözeltiye daldırma
100 oC’ de 2 dk kurutma
140oC’ de 20 dk fiksaj
Şekil 8. Sol-jel işlem akışı
Konvansiyonel olarak boyanan numunelere ard işlemler, hazırlanan asidik/bazik nanosollerin
dip-coating ile aktarılması şeklinde yapılmıştır.
3. Karakterizasyon
Boyanan kumaşların K/S değeri Minolta (3600D) spektrofotometre ile D65( gün ışığında) ve
10o açıyla ölçülmüştür. K/S değeri hesabı için formül aşağıda verilmiştir (Formül 1)
(Kubelka-Munk).
K (1  R) 2

(1)
S
2R
Sol-jel yöntemi ve konvansiyonel boyama işlemi ile boyanan kumaşlar arasındaki toplam renk
farkı (ΔE) değerleri ölçülmüştür. Toplam renk farkı (ΔE) değerleri hesabında kullanılan
formül denklem 2’de verilmiştir.
(2)
Yukarıdaki denklemde ΔE standart ve numune arasındaki renk farkı, ΔL standart ve numune
arasındaki ışık koordinatları farkı, Δa standart ve numune arasındaki kırmızı-yeşil
koordinatları farkı, Δb standart ve numune arasındaki sarı-mavi koordinatları farkıdır.
Boyanan kumaşların BS EN ISO C06-A1S standardına göre 4 g/l’lik ECE (B) deterjanı
kullanarak 40oC ‘de 30 dk. süreyle yıkamaya karşı renk haslıkları tespit edilmiştir.
Yıkamadaki solma değerleri aşağıdaki formüle göre ölçülmüştür.
(3)
12
rA yıkama sonrası solma değerinin, rB yıkama öncesi solma değerinin reflektans değerleridir.
4.Bulgular
Şekil 9’ da bulunan grafikte konvansiyonel boyamalarda direk, reaktif ve bazik
boyarmaddelerde durulama işleminin ve ard işlemlerin akma değerleri üzerindeki etkileri
görülmektedir.
Şekil 9. Konvansiyonel yöntem ile boyama ve ard işlemler sonrası akma (%L) değerleri
Konvansiyonel boyamalarda reaktif ve direk boyarmaddelerde ard işlemlerin akma değerlerini
önemli oranda azalttığı, bazik boyarmaddelerde ise direk ve reaktif boyarmaddeler kadar
olmasa da asidik ve bazik sol-ard işlemlerin akma dayanımını artırdığı grafikte görülmektedir
(Şekil 9).
Konvansiyonel yöntemler ile boyanan pamuklu kumaşların haslık özelliklerinin asidik veya
bazik sol-ard işlemler ile geliştiği, akma değerlerinde genellikle iyileşme olduğu görülmüştür.
Tablo 2. Konvansiyonel yöntemler ile boyama sonrası uygulanan ard işlemlerin yıkama haslık sonuçları
Renk
Bazik
Reaktif
Direk
Mavi
Kırmızı
Konvansiyonel Ard İşlem
A02*
A03*
4/5
2/3
Asidik Sol Ard İşlem
A02
A03
4
1/2
Bazik Sol Ard İşlem
A02
A03
4/5
1/2
4/5
1/2
2/3
1
3
1
Sarı
5
4
4/5
2/3
4/5
2/3
Mavi
3/4
4
5
4
4/5
4
4
4/5
4/5
4/5
4/5
4/5
Sarı
4/5
4/5
4/5
5
4/5
4/5
Mavi
2
1
2/3
1
2/3
1
1/2
2
2/3
4/5
2
4
1
3
3
4/5
4/5
4/5
Kırmızı
Kırmızı
Sarı
*A02; renk değişimi, A03; lekelenme
Tablo 3. Konvansiyonel yöntem ile boyanan pamuklu kumaşlar için renk sürtme haslığı değerleri
Bazik
Reaktif
Direk
Bm
Konvansiyonel ard işlem
Renk
Mavi
Kırmızı
Asidik sol ard işlem
Kuru
Sürtme
4
Yaş Sürtme
1
Kuru
Sürtme
4/5
Bazik Sol Ard İşlem
Yaş Sürtme
3
Kuru
Sürtme
4/5
Yaş Sürtme
2/3
4/5
2/3
4/5
3
3
1/2
Sarı
5
3/4
4/5
3/4
4
4
Mavi
4/5
4
4/5
3/4
4/5
4
Kırmızı
4
4/5
4/5
4
4/5
3/4
Sarı
5
4/5
3
3/4
3/4
4
Mavi
2/3
1
3
1/2
4
1/2
3
1
4/5
3/4
4
4
4/5
1
5
4/5
5
5
Kırmızı
Sarı
13
Konvansiyonel boyamalarda kuru sürtme haslıkları, sol ard işlemlerde genelde iyi sonuç
verirken, Tablo 3’ de bulunan sonuçlara göre bazik boyarmaddelerde asidik ve bazik sol ard
işlemlerin konvansiyonel ard işleme göre sürtme dayanımını artırdığı görülmektedir.
Konvansiyonel Yöntem ile Boyanan Pamuklu Kumaşların Renk Yoğunluğu:
Bazik
Reaktif
Direk
Bm
Tablo 4. Konvansiyonel yöntem ile boyanan pamuklu kumaşların remisyon değerleri ve renk verimleri
Konvansiyonel ard
işlem
K/S
%R
21,9
2,1800
Renk
λ
(nm)
Mavi
600
Ard işlemsiz
K/S
%R
19,8
2,4067
540
16,2
2,9067
16,9
2,8933
15,8
2,9833
15,9
2,9633
430
16,6
2,8367
15,9
2,9667
14,5
3,2267
16,0
2,9433
Mavi
400
16,6
2,8533
19,2
2,4867
18,5
2,5633
17,6
2,6900
Kırmız
ı
560
9,2
4,9400
7,4
5,9500
7,9
5,5867
7,8
5,6833
Sarı
400
16,3
2,8933
14,4
3,2567
16,4
2,8867
16,4
3,4767
Mavi
550
5,5
7,7267
5,5
7,7267
4,1
9,8801
4,4
9,3533
Kırmız
ı
530
2,8
13,356
2,8
13,356
1,1
25,303
1,2
24,080
Sarı
450
4,3
9,4833
4,1
10,053
1,2
23,590
1,5
21,093
Kırmız
ı
Sarı
Asidik sol ard işlem
K/S
%R
18,9
2,5133
Bazik Sol Ard İşlem
K/S
%R
18,8
2,5233
Pamuklu kumaşların konvansiyonel yöntemler ile boyanmasında sol-ard işlemlerin etkisi
incelenmiştir. Sonuçlar doğrultusunda asidik ve bazik koşullarda yapılan ard işlemlerin
konvansiyonel ard işlemler kadar etkili renk yoğunluk değerleri sağladığı Tablo 4’ de
görülmektedir.
Bazik
Reaktif
Direk
Bm
Tablo 5. Konvansiyonel yöntem ile boyanmış pamuklu kumaşların ard işlemlere göre toplam renk farklılığı (ΔE)
Konvansiyonel Ard İşlem
Asidik Sol Ard İşlem
Bazik Sol Ard İşlem
Renk
Mavi
0,886
2,241
0,975
Kırmızı
3,796
9,121
4,643
Sarı
0,989
1,145
3,935
Mavi
3,222
0,756
3,209
Kırmızı
2,297
0,509
1,474
Sarı
2,667
2,847
4,496
Mavi
14,288
11,380
11,178
Kırmızı
26,202
17,247
13,599
Sarı
39,708
14,744
8,862
Konvansiyonel yöntemler ile boyanan pamuklu kumaşlara yapılan ard işlemlerde, mavi renkte
direk boyarmaddenin bazik sol-jel yöntemi ile ard işlemi ve reaktif boyarmaddenin mavi ve
kırmızı renklerinde asidik sol ard işlemin yıkama sonrası t azalttığıoplam renk farklılılğını
azalttığı Tablo 5’ te görülmektedir.
4.Değerlendirme
Elde edilen sonuçlara göre ard işlemlerde sol-jel tekniğinin konvansiyonel ard işlemlere
alternatif olarak kullanılabileceği sonucu elde edilmiştir
5.Kaynaklar
[1] Akşit A., Onar N., 2008, Leaching and Fastness Behavior of Cotton Fabrics Dyed with Different Type of
Dyes Using Sol- Gel Process, Wiley Interscience
[2]Aspland, J. R. (1991). Chapter 2/Part 2: Direct dye structure infoHouse. 6 Kasım 2013,
http://infohouse.p2ric.org/ref/27/26606.pdf.
14
[3]Aspland,
J.
R.
(1998).
Colorants:
dyes.
Sciencedirect.
6
Kasım
2013,
http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1387678398800147.
[4]Brinker, C.J., Scherer, G.W., 1990, Sol-Gel Science: The Physics and Chemistry of Sol-Gel Processing,
Academic Press, Boston, MA
[5]Broadbent,A.D., 2001, Basic Principle of Textile Coloration, Thanet Press Ltd.,Kent
[6]Mahltig, B., Böttcher, H., Knittel, D., Schollmeyer, E., 2004, Light Fading and Wash Fastness of Dyed
Nanosol-Coated Textiles, Textile Research Journal, 74 (6), 521-527
[7] Min, L., Xiaoli, Z., Shuilin, C., 2003, Enhancing the wash fastness of dyeings by a sol-gel process. Part 1.
Direct dyes on cotton, Color. Technol., 119, 297-300
[8] Trepte, J., Böttcher, H., 2000, Improvement in the Leaching Behavior of Dye Doped Modified Silica Layers
Coated onto Paper or Textiles, J. Sol-Gel Sci. Tech., 19, 691-694
[9] Vigo, T.L 1994, Textile Processing and Properties, TextileScience and Technology; Elseiver Science B.V.:
Netherlands,; Vol.11
15
THE OPTIMIZATION OF SIZING PARAMETERS WITH
TAGUCHI METHOD
Ceyhun Sabır, Emel 1, Sarpkaya, Çiğdem2
1
Department of Textile Engineering, Cukurova University, TURKEY
2
Textile Technology Program, Harran University, TURKEY
a
Corresponding author: Cukurovaova University, Faculty of Engineering and Architecture, Department of Textile Engineering,01330
Sarıcam /ADANA / TURKEY
[email protected]
Abstract
In this study, the optimum process parameters for the strength of the yarn emerging from the
sizing process and the efficiency of the sized yarn in weaving machines are determined. Ne
50/1, 60/1 and 70/1 cotton yarn is used. The Dispatch Speed of The Warp Yarn in sizing
machine was selected as 40, 50, 60, 70, 80, 90 m/min. Sizing Solution viscosity was chosen as
14, 20, 24 Ns/m2. Taguchi L18 Mixed experimental design was used for analysis of these
input factors selected. The Dispatch Speed has been found to be the most influential
parameter on the strength of the sized yarn and the efficiency of the weaving machine speed.
Optimum yarn strength was found under conditions at Ne 70/1 cotton yarn and 40 m / min the
dispatch speed and 24 Ns/m2 sizing solution viscosity. The optimum weaving machine
efficiency was obtained under conditions at Ne 60/1 cotton yarn and 70 m / min the dispatch
speed and 20 Ns/m2 sizing solution viscosity.
Key Words: Cotton yarn, Optimization, Strength of yarn, Sizing, Taguchi Method
1. Introduction
The sizing process occupies a large portion in area; chemicals and electrical energy are used
in the process. The process radiates heat energy to environment. The product of the process is
yarn covered with the sizing agent. The warp yarns in the weaving machine wear off and tear
passing from drop wire, heald and reed; during opening and closing shed; in continuously
variable tension hitting by batten. During use of the warp yarns on the same part many times
repeated movements, would cause of the damage to the thread surfaces of these yarns in order
to increase their resistance, sizing is performed. The purpose of sizing is achieving yarns
weavability feature. There are further purposes of sizing also, i.e. Increasing efficiency and
quality in weaving, obtaining smooth fabric surface, in the desizing processes easily getting
away from fabric without damaging on fiber, not to increase raw and manufactured fabric
costs1,2. Weaving machine efficiency is proportional to the appropriate sizing process. In the
process of weaving with not sufficiently sized warp yarn, breaks will increase and weaving
machine efficiency will decrease. Due to increased breaks, knots will be a lot in the fabric and
fabric faults results from knot faults will rise3. Because of all of these reasons, sized yarn
strength is the most important parameter for weaving machine (which is the next process)
efficiency. Obtaining the optimum yarn strength and weaving machine efficiency are possible
to accurately determine the parameters on efficient sizing process and to identify optimum
values of the parameters.
Basically, at the beginning of the 1930s experimental design methods to be used in
agricultural research have been developed by Fischer. However, these classical experimental
design methods for use under industrial conditions were not very efficient and healthy. As the
number of factors affecting the system is necessary number of experiments was also increased
very quickly.
16
The first person reducing the variability in the experimental design is Genichi Taguchi. He
found a solution that will increase productivity and this solution named his name. In this way,
the detailed analysis and evaluation prior to the experiment needed to significantly reduce the
number of experiments have been able to. Taguchi Method beyond being experimental design
techniques for system design extremely high quality is a useful technique. The resultant
decrease in the number of experiments on the other hand, a certain degree of interaction
between factors is due to ignored4,5.
In this study, the Taguchi Method was applied in the optimization of the sizing process, the
input parameters to be the best on performance characteristics of the yarn strength and
performance characteristics of the efficiency could be determined.
2. Material And Method
2.1. Material
In this study, the sizing process optimization was ensured by considering warp yarn number,
the sizing solution viscosity, and yarn speed through the sizing process. In the study, during
the pre-trial process in the weaving, the sizing of fine yarn count was found to be more
important than thicker yarns. After this determination, fine yarns produced for shirting and
cotton material (because it is especially used for short staple spinning) have been decided to
be used in this study. For these reasons, Ne 50/1 Cotton, Ne 60/1 Cotton, and Ne 70/1 Cotton
yarn is selected.
2.2. Method
2.2.1. The Deciding of Experiment Design
Before deciding test plan, Cause and Effect diagram for optimization strength output and
efficiency output to be best, is shown in Fig. 1 and Fig. 2. In the diagrams, factors affecting
strength and efficiency output are seen.
Yarn Values
Yarn Number
Total Number
Of Warp
The Sizing Agent
and Prescription
Sizing Viscosity
Compliance Material
Sizing Beck
Temperature
Sizing Beck
Drying
Temperature
Drying Tension
Sizing Material Type
Boiling Time
Boiling Temperature
STRENGTH
Winding Tension
Beam below
pressure
The Dispatch
Squeezing
Speed of The
Pressure
Warp Yarn Machine Settings
Fig. 1 – Cause-and-Effect Diagram For Strength Output
17
Weaving Machine
Settings
Yarn Values
Total
Number
Of Warp
Yarn
Number
Sizing Machine Settings
(The Dispatch Speed of The
Winding
Tension
WEAVING
MACHINE
EFFICIENCY
Sizing Material
Type
Boiling Time
Warp Yarn)
Boiling Temperature
Sizing Viscosity
Sizing
Process
Fig. 2 – Cause-and-Effect Diagram For Weaving Machine Efficiency
As seen from the diagram, yarn count, sizing viscosity and the dispatch speed of the warp
yarn are effective on strength output and efficiency output. According to Taguchi Method,
these factors are determined as input factors. In accordance with factors and their levels, the
Taguchi experimental design L18 (mixed 3-6 Level) orthogonal layout has been decided,
Table 1 illustrates this design. Taguchi L18 (Mixed Level 3-6) wide plan design of
experiments is given in Table 2.
Table 1 – Selected Design of Experiments L18 (Mixed 3-6 Level)6
Factor No
(Code)
1(A)
2(B)
3(C)
Factors
Speed m/min
Viscosity, Ns/m2
Yarn Count, Ne
Level
Number
6
3
3
Values of the Levels
40, 50, 60, 70, 80, 90
14, 20, 24
50/1, 60/1, 70/1
Table 2 – The Test Plan for Selected Design of Experiments L18 (Mixed 3-6 Level)
Experiment
Number
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
A
Speed
m/min
1 (40)
1 (40)
1 (40)
2 (50)
2 (50)
2 (50)
3 (60)
3 (60)
3 (60)
4 (70)
4 (70)
4 (70)
5 (80)
5 (80)
5 (80)
6 (90)
6 (90)
6 (90)
B
Viscosity
Ns/m2
1 (14)
2 (20)
3 (24)
1 (14)
2 (20)
3 (24)
1 (14)
2 (20)
3 (24)
1 (14)
2 (20)
3 (24)
1 (14)
2 (20)
3 (24)
1 (14)
2 (20)
3 (24)
C
Yarn Count
Ne
1 (50/1)
2 (60/1)
3 (70/1)
1 (50/1)
2 (60/1)
3 (70/1)
2 (60/1)
3 (70/1)
1 (50/1)
3 (70/1)
1 (50/1)
2 (60/1)
2 (60/1)
3 (70/1)
1 (50/1)
3 (70/1)
1 (50/1)
2 (60/1)
18
2.2.2 Warp Yarn Strength
Sized yarns will be exposed high tension in the weaving process. They must have highest
strength to be resistant. In this paper, for the measurement of yarn strength, TITAN strength
test apparatus is used and the tests were performed according to EN ISO 2062 standard.
2.2.3 Weaving Machine Efficiency
In the weaving machine for sizing is exposed to forces that behave how the number of warp
breaks, the number of cuts thereby number of weaving machine stops can be expressed
efficiency. In the study, during weaving 1.000 m of warp yarn, efficiency was determined by
measuring the number of weaving warp break. Weaving machinery used in the study,
Vamatex (2002 model) is the brand.
2.2.4 Taguchi Method
Taguchi Method instead of testing all combinations of experiments using orthogonal arrays
with only one part of making the best performance characteristics are factors that indicate
levels can be found.
In literature, there are studies about Taguchi method in various fields. Hamzaçebi ve Kutay
(2003), in their study, the Taguchi Method is described systematically. Kumar et al. (2006)
with the Taguchi Method have analyzed the migration in ring yarn, rotor yarn and air-jet yarn
parameters. Salhotra et al. (2006) in the study, settlements of fibers at different stages in the
process for the impact, were used Taguchi Method and analysis of variance. Using Taguchi
parameter model, glass fiber yarns for the determination of the condition when the sizing were
examined by Cheng et al. (2007). On the optimization of thermoplastic composite filament
winding, application of the Taguchi Methods were examined by Dobrzanski et al. (2007).
Kuo et al. (2007), in their study, target to find the optimum combination parameters in the
dyeing process using Taguchi method. Aytaç et al. (2008), using in the twisting direction of
the product to the effects of mechanical properties and full factorial experimental design as
Taguchi methods were examined. Kumar and Ishtiaque (2009), study described briefly in the
Taguchi Method and different yarn spinning technology for optimum density in the
optimization of the process was conducted. Webb et al. (2009) in the study, L27 Taguchi
Method of orthogonal experimental design was used. Yoon et al. (2010), thermal bonding
conditions using Taguchi Method conducted a study on the optimization process. Ünal et al.
(2010) study, different fiber properties, and twisting values for different numbers of yarns
with air after the splicing process, to provide maximum strength and elongation are
determined to be suitable for splicing have sought to save. Pınar and Güllü (2010) in the
studies used in the control of CNC machine tools controlled by the FM 357 function module
is to analyze the accuracy of the positioning of the hydraulic system. Therefore, a machining
feed rate of the parameters, the travel distance, orientation, and positioning accuracy of
inertial load parameters and their effects on the detection of the optimum level is
accomplished by Taguchi Method. Karabay and Kurumer (2011), applied Taguchi Method in
their studies.Özgür (2013), in the study, dye intensity, weaving report and raising fabric
performance characteristics on painted raised fabric has examined with full factorial design of
experiments and L9 Taguchi experimental design. These two experimental design’s results
are compatible7-12, 5, 13-19.
The main feature of orthogonal arrays to the test, with the participation of all the factors is
equal to the number of trials. Orthogonal arrays are represented as La (bc). L represents Latin
square design (a: Number of experiments, b: Number of levels in each column, c: number of
factors). Usually the second and third-level orthogonal arrays are used based on experimental
19
design and its purpose. The most commonly used two-level orthogonal arrays are L4, L8, L12
and L32. The most commonly used third-level orthogonal arrays are L9, L18, and L27. Both
levels may be used as mixed orthogonal arrays (i.e. L18, L36 and L54)4,20,17.
Implementing of Taguchi Method is most generally as follows.

Determination of the process input and output parameters,

Deciding the test plan,

Application in the mill,

Saving test results obtained from experimental study,

Applying Taguchi Method S/N ratio determining,
In Taguchi Design of Experiments method, experimental results are converted into
signal/noise (S/N) ratio and are expressed as decibels (dB). Signal/noise ratio is calculated
and analyzed in different ways (i. e. Smaller is the best, larger is the best or nominal is the
best)4.
The most well-known S/N ratios are the smaller-the best, the larger-the best and the nominalthe best. In each of the three types of problems, objectives S/N ratio is to maximize. By
Taguchi, S/N ratio to maximize the one hand, while increasing the signal, it also reduces
variation7,21With the formula given below S/N ratio can be calculated10.
The nominal-The Best: y: the mean of experiments, m: target value, S:
standard deviation
S / N   10 log ( y  m) 2  S 2
(1)
-
The Smaller-The Best: yi: experimental results, n: number of experiment,
n
S / N   10 log
y
i 1
n
2
i
(2)
-
The Larger- The Better: yi: experimental results, n: number of experiment,
n
1

2
i 1 y i
S / N   10 log
(3)
n
In this study, the larger- the better S/N ratio will be used for strength and efficiency output.

The optimum levels of the input parameters are determined by conducting ANOVA
analysis,
With the highest F value factor as the factor with the highest impact on process performance
are identified. In many studies, Contribution value (%) is also added in the ANOVA table22,23.
Contribution (%) expressed in % of the effects of the factors in the process. Contribution of
each factor value is a percentage value for the process effect. Contribution values (%) are
calculated using the Sum of Squares values in the ANOVA table. The bigger this value on the
output of that parameter is understood to be effective at that rate.
In this study we examined the sizing process in detail and input-output parameters could be
decided. According to the parameters selected in the test plan and level 54 trials have been
shown to be tested. The actual operating conditions of this experiment number are quite
excessive. With work study by conducted Sabır and Sarpkaya (2014), 252 min of sizing time
was consumed for the sizing operation of 1000 m of yarn, This time is approximately 4.5
20
hours from 54 for the test condition will require two months. Therefore, Taguchi L18
experimental design (mixed 3-6 level) has been decided to use. The experiments were done
according to this design25.
3. Results and Discussion
In this study, Results of the experiments are shown in Table 3. The first column in the table
indicates the number of experiments. The last two columns in the table are results of
experiments conducted by the experimental study. A, B, C in the column next to the number
in parenthesis indicates factor’s level.
Table 3 – Experiment Results for Sizing Process Optimization3
Experiment
Number
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
Experiment Parameters
Variables)
A
B (Viscosity
(Speed
Ns/m2)
m/min)
40 (1)
14 (1)
40 (1)
20 (2)
40 (1)
24 (3)
50 (2)
14 (1)
50 (2)
20 (2)
50 (2)
24 (3)
60 (3)
14 (1)
60 (3)
20 (2)
60 (3)
24 (3)
70 (4)
14 (1)
70 (4)
20 (2)
70 (4)
24 (3)
80 (5)
14 (1)
80 (5)
20 (2)
80 (5)
24 (3)
90 (5)
14 (1)
90 (5)
20 (2)
90 (5)
24 (3)
(Input
C
(Yarn
Count Ne)
50/1 (1)
60/1 (2)
70/1 (3)
50/1 (1)
60/1 (2)
70/1 (3)
60/1 (2)
70/1 (3)
50/1 (1)
70/1 (3)
50/1 (1)
60/1 (2)
60/1 (2)
70/1 (3)
50/1 (1)
70/1 (3)
50/1 (1)
60/1 (2)
Outputs
(Response Variables)
Strength
(cN/tex)
33,59
37,78
53,34
32,46
35,22
34,49
30,32
34,50
33,81
32,39
35,26
29,55
33,52
34,61
34,37
35,00
32,10
31,88
Efficiency (%)
61,3
84,8
52,9
72,6
86,3
78,9
71,2
83,3
69,5
81,9
87,3
80,9
79,8
63,1
86,8
78,5
77,9
76,9
®
Minitab 15 software package in the implementation of the Taguchi method is used. Analyzes
are shown in Fig. 3.
(a) For Strength Output
(b) For Efficiency Output
Fig. 3 – Minitab 15® Screenshot
21
S/N ratios obtained from Taguchi analysis for strength output and efficiency output as
calculated by Minitab Software are given in Table 4.
Table 4 – Determination of S/N Ratio for Strength Output and Efficiency Output
C
S/N Ratio
A
S/N Ratio for
Experiment
B (Viscosity
(Yarn
for
(Speed
Strength
Number
Ns/m2)
Count
Efficiency
m/min)
Output
Ne)
Output
1
1
1
31,5935
36,0069
1
1
2
2
31,9414
37,1999
2
1
3
3
33,0756
35,5795
3
2
1
1
30,0288
37,7049
4
2
2
2
30,3768
38,8980
5
2
3
3
31,5110
37,2776
6
3
1
2
29,5426
37,6832
7
3
2
3
31,0321
37,4939
8
3
3
1
30,3972
37,1251
9
4
1
3
30,3772
37,7861
10
4
2
1
30,0976
38,8484
11
4
3
2
30,0902
38,6104
12
5
1
2
29,8898
37,8528
13
5
2
3
31,3794
37,6635
14
5
3
1
30,7445
37,2947
15
6
1
3
30,5495
37,1867
16
6
2
1
30,2699
38,2490
17
6
3
2
30,2625
38,0110
18
In Table 5a, ANOVA analysis for S/N ratio of strength output is given. In the table, A (Speed)
has the highest value of 42.34% in Contribution (%). The most effective input parameter on
strength output is speed input.
Table 5a – ANOVA Analysis for S/N Ratio of Strength Output
Analysis of Variance for SN ratios
Source
DF Seq SS Adj SS Adj MS F Contribution (%)
A
5 8,333 8,333 1,6666 2,02 42,34463
B
2 1,527 1,527 0,7634 0,93 7,759540
C
2 3,218 3,218 1,6091 1,95 16,35245
Residual Error 8 6,601 6,601 0,8251
33,54337
Total
17 19,679
In Table 5b, ANOVA analysis for S/N ratio of efficiency output is given. In the table, A
(Speed) has the highest value of 33.56% in Contribution (%). The most effective input
parameter on efficiency output is speed input.
Table 5b – ANOVA Analysis for S/N Ratio of Efficiency Output
Analysis of Variance for SN ratios
Source
DF Seq SS Adj SS Adj MS F Contribution (%)
A
5 7,968 7,968 1,594 1,12 33,5636
B
2 2,057 2,057 1,028 0,72 8,66470
C
2 2,330 2,330 1,165 0,82 9,81465
Residual Error 8 11,385 11,385 1,423
47,9570
Total
17 23,739
In Table 6a, response table for S/N ratio of strength output is seen. In response table, last line
indicates Rank of inputs. According to rank, the most effective input parameter is A (Speed),
22
second effective input parameter is C (Yarn number) and third effective input parameter is B
(Viscosity).
Table 6a – Response Table for S/N Ratio of Strength Output
Response Table for Signal to Noise Ratios
Larger is better
Level
A B
1
32,20 30,33
2
30,64 30,85
3
30,32 31,01
4
30,19
5
30,67
6
30,36
Delta 2,02 0,68
Rank
1 3
C
30,52
30,35
31,32
0,97
2
In Table 6b, response table for S/N ratio of efficiency output is seen. According to rank, the
most effective input parameter is A (Speed), second effective input parameter is C (Yarn
number) and third effective input parameter is B (Viscosity).
Table 6b – Response Table for S/N Ratio of Efficiency Output
Response Table for Signal to Noise Ratios
Larger is eter
Level
A B
1
36,26 37,37
2
37,96 38,06
3
37,43 37,32
4
38,41
5
37,60
6
37,82
Delta 2,15 0,74
Rank
1 3
C
37,54
38,04
37,16
0,88
2
In Table 7a, response table for means of strength output is seen. Rank of response table for
means of strength output and rank of response table for S/N ratio of strength output (Table 6a)
are compatible.
Table 7a – Response Table for Means of Strength Output
Response Table for Means
Level
A B
1
41,57 32,88
2
34,06 34,91
3
32,88 36,24
4
32,40
5
34,17
6
32,99
Delta 9,17 3,36
Rank
1 3
C
33,60
33,05
37,39
4,34
2
In Table 7b, response table for means of efficiency output is seen. Rank of response table for
means of efficiency output and rank of response table for S/N ratio of efficiency output (Table
6b) are compatible.
23
Table 7b – Response Table for Means of Efficiency Output
Response Table for Means
Level
A B C
1
66,33 74,22 75,90
2
79,27 80,45 79,98
3
74,67 74,32 73,10
4
83,37
5
76,57
6
77,77
Delta 17,03 6,23 6,88
Rank
1
3 2
In Fig. 4a, graph obtained from Minitab 15® software is given for S/N ratio of strength output.
As seen in the graph, the highest level of A (Speed) factor is at level 1, the highest level of B
(viscosity) is at level 3 and the highest level of C (Yarn Number) factor is at level 3. Optimum
parameter combination for strength output is A1B3C3 (experiment No. 3). That is speed of 40
m/ min, the viscosity of 24 Ns/m2, yarn count of Ne 70/1. This combination is better
combination for strength output.
Main Effects Plot for SN ratios
Data Means
A
B
32,0
Mean of SN ratios
31,5
31,0
30,5
30,0
1
2
3
4
5
6
1
2
3
C
32,0
31,5
31,0
30,5
30,0
1
2
3
Signal-to-noise: Larger is better
Fig. 4a – Graph for S/N Ratio of Strength Output
In Fig. 4b, graph obtained from Minitab 15® software is given for S/N ratio of efficiency
output. As seen in the graph, the highest level of A (Speed) factor is at level 4, the highest
level of B (viscosity) is at level 2 and the highest level of C (Yarn Number) factor is at level
2. Optimum parameter combination for efficiency output is A4B2C2 (Table 3 is not included
in this experiment). That is speed of 70 m/ min, the viscosity of 20 Ns/m2, yarn count of Ne
60/1. This combination is better combination for efficiency output.
Main Effects Plot for SN ratios
Data Means
A
38,5
B
38,0
Mean of SN ratios
37,5
37,0
36,5
1
2
3
4
5
6
1
2
3
C
38,5
38,0
37,5
37,0
36,5
1
2
3
Signal-to-noise: Larger is better
Fig. 4b – Graph for S/N Ratio of Efficiency Output
24
4. Conclusion
According to Taguchi optimization, for strength output, the sizing viscosity of 24 Ns/m2
should be and the yarn delivery speed, also the lowest level of 40 m/min should be for the
finest yarn has been demonstrated. Thus, the best optimization technique for strength values
of Ne 70/1 yarn count over what the most effective parameters have been demonstrated to be
different from that applied. In Table 3, the highest strength value is No. 3 experiments.
Taguchi optimization was seen to be deferent with experimental results.
For optimum weaving machine efficiency output, the sizing viscosity should be 20 Ns/m2 and
the yarn delivery speed, should be 70 m/min for the Ne 60/1 cotton. This combination is not
in the experimental design. That is mean Taguchi Method can be suggested the combination
that is not in the experimental design.
In this study, instead of doing full-factorial experimental design with optimum results to be
obtained by 54 experiments, same results were reached with 18 experiments. In optimization
approaches, if there are test time and number of trial as constraints, Taguchi Method can be
used have been put forward.
Acknowledge
This work was supported for its financial by University of Cukurova (Project Number:
MMF2009D16). We thank to BOSSA A.Ş. (in Adana / Turkey) for experimental studies of
the project and also we thank to Textile Engineering Department of University of Çukurova in
Adana / Turkey for phsical yarn tests.
5. References
1
Eryiğit E, Master Thesis, University of Kahramanmaraş Sütçü İmam /Turkey 2014 (in Turkish).
2
Sabır E C & Sarpkaya Ç, Tekstil ve Mühendis Dergisi, 18(83) (2011) 8-13 (in Turkish).
3
Sarpkaya Ç, PhD Thesis, University of Çukurova/Turkey 2014 (in Turkish).
4
Savaşkan M, Taptık Y & Ürgen M, İTÜ Dergisi Mühendislik, 3(6) (2004) 117-128 (in Turkish).
5
Aytaç A, Yılmaz B & Deniz V, İşletme Fakültesi Dergisi, 9(1) (2008) 61-71 (in Turkish).
6
Minitab User’s Guide2, Minitab Inc. 2000.
7
Hamzaçebi, C & Kutay F, Teknoloji Dergisi, 6(3-4) (2003) 7-17 (in Turkish).
8
Kumar A, Ishtiaque S M & Salhotra K R, AUTEX Research Journal, 6(3) (2006) 122-135.
9
Salhotra, K R, Ishtiaque S M & Kumar A, The Textile Institute, 97(4) (2006) 271–283.
10
Cheng J C, Lai W T, Chou, C Y & Lin H H, Materials Science and Technology, 23 (6) (2007) 683-687.
11
Dobrzanski L A, Domagala J & Silva J F, Archives of Materials Science and Engineering, 28 (2007)
133-140.
12
Kuo C J, Su T & Hung L, Polymer-Plastics Technology and Engineering, 46 (2007) 1063–1071.
13
Kumar A & Ishtiaque S M, The Open Textile Journal, 2 (2009) 16-28.
14
Webb C J, Waters G T, Thomas A J, Liu G P & Thomas E J C, The Journal of The Textile Institute,
100(2) (2009) 141–151.
15
Yoon S Y, Park C K, Kim H & Kim S, Textile Research Journal, 80(11) (2010)1016-1026.
16
Ünal Gürkan P, Özdil N, Taşkın C & Şenol M F, Tekstil ve Konfeksiyon Dergisi, 2 (2010) 109-114 (in
Turkish).
17
Pınar A M & Güllü A, Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi, 25(1) (2010) 93-100
(in Turkish).
18
Karabay G & Kurumer G, Journal of Textile and Apparel, 3 (2011) 294-300.
19
Özgür E, Master Thesis, University of Çukurova/Turkey 2013 (in Turkish).
20
Kuo C J & Tu H, Textile Research Journal, 79 (2009) 981-992.
21
Mavruz S & Oğulata R T, Fibres&Textiles in Eastern Europe, 18 (2010) 78-83.
22
Tarng Y S, Juang S C & Chang C H, Journal of Materials Processing Technology 128 (2002) 1-6.
23
Khan Z A, Siddiquee, A N & Kamaruddin S, 20(2) (2012) 257 – 268.
24
Alhalabi K & Sabır E C, Çukurova Üniversitesi Müh. Mim. Fak. Der., 26(2) (2011) 19-32 (in Turkish).
25
Sabır E C & Sarpkaya Ç, Çukurova University Journal of the Faculty of Engineering and Architecture,
29 (1) (2014) 99-108.
25
BİLGİSAYAR KONTROLLÜ AĞIZLIK AÇMA VE
DESENLENDİRME YAPABİLEN BİR YARI-OTOMATİK
NUMUNE KUMAŞ DOKUMA TEZGÂHI TASARIMI,
GELİŞTİRİLMESİ VE PROTOTİP İMALATI
Çelik, Nihat1, Ala, Deniz Mutlu2
Çukurova Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Adama, Türkiye
Çukurova Üniversitesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Tekstil Giyim Ayakkabı ve Deri Bölümü, Adana, Türkiye
1
2
Özet
Projenin amacı ve içeriği Gülas Makina (İstanbul) firmasına ait yarı-manüel armürlü numune
dokuma tezgâhlarının yerini alabilecek yenilikçi yönleriyle farklı ihtiyaçlara cevap
verebilecek, ticari ve katma değeri yüksek bilgisayar kontrollü yeni bir modelin tasarım
çalışmalarını, protototip imalatını ve bir dokuma desen tasarım programının geliştirilmesine
yöneliktir.
Anahtar Kelimeler: Ağızlık Açma, Dokuma, Desen, Tasarım, Numune Dokuma Tezgâhı.
1. Giriş
Endüstriyel boyutlarda yapılacak üretim öncesi, kumaşın numune olarak dokunması ve bu
sayede iplik ve renk planları, doku deseni ve yapısı, kumaş sıklıkları ve renk efekti gibi
hususlarda üretimi yapılacak olan kumaşla karşılaştırılması dokuma hesapları, planlama,
endüstriyel üretim, ÜR-GE ve AR-GE çalışmaları bakımından büyük önem taşımaktadır.
Firmalar numune dokuma kumaş üretimi için numune dokuma tezgâhlarını kullanmaktadır.
Ayrıca, bu tezgâhların tekstil ve dokuma alanında eğitim veren kurum veya kuruluşlarda da
öğrencilerin bilgi ve becerisinin gelişmesinde, kabiliyetlerinin artmasında ve nitelikli kalifiye
eleman olarak yetişmesinde de son derece önemli olduğu bilinmektedir. Gülas firmasına ait
numune dokuma tezgâhları işletmelerde ve eğitim kurumlarında hâlihazırda yaygın olarak
kullanılmaktadır. Proje ekibimiz Gülas firmasına ait manüel numune dokuma tezgâhlarını
geliştirmek ve yenilikçi yönleriyle farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek, ticari ve katma değeri
yüksek yeni bir model ortaya çıkarma fikrini projelendirmiştir. Çukurova Üniversitesi
yürütücülüğünde, Gülas firması ile birlikte “Bilgisayar Kontrollü Ağızlık Açma ve
Desenlendirme Yapabilen bir Yarı-Otomatik Numune Kumaş Dokuma Tezgâhı
Tasarımı, Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı_ 01365. STZ. 2012-1” başlık ve kod numaralı
SAN-TEZ projesi 01. 10. 2012 tarihi itibariyle başlatılmıştır. Bu proje ile birlikte kullanılacak
olan bir yerli desen tasarım programı da geliştirilmiştir.
2. Materyal ve Metot
Mekanizmaların mekanik tasarımı ve teknik resim çizim çalışmaları, tasarlanan parçalar
arasında hem boyutsal olarak hem de işlevsel açıdan uyumun sağlanması ve testlerinin
yapılabilmesi için Solidworks Premium Paket Programı ve Uygun Donanım alınmış ve
kullanılmıştır. Mekanik tasarımlar açısından talaşlı imalatta vs. işlenmesi gereken parçalar
hizmet alım yoluyla temin edilmiştir. Mekanik ve diğer tüm tasarım ögeleri için hazır
alınması gereken malzeme ve aksesuarların satın almak suretiyle tedarik edilmiştir. Elektrikelektronik yazılım ve donanımın ve desenlendirme yönünden gerekli yazılım çalışmaları
yapılarak sistemdeki ağızlık açma hareketlerinin kontrolü bakımından gerekli entegrasyonun
sağlanması gerçekleştirilmiştir.
3. Bulgular
Proje neticesinde “Bilgisayar Kontrollü Ağızlık Açma ve Desenlendirme Yapabilen bir YarıOtomatik Numune Kumaş Dokuma Tezgâhı Tasarımı, Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı”
26
tamamlanmıştır (Şekil 1). Tezgah şasisi üzerinde kumaş levendi, kumaş köprüsü, tefe, tarak,
ağızlık açma mekanizması, çerçeveler, çapraz çubukları, çözgü köprüsü, çözgü levendi,
kompresör, elektrik-elektronik kontrol panosu ve operatör panel bulunmaktadır. Dokunmuş
olan kumaş kumaş levendi üzerine sarılmaktadır. Kumaş köprüsü ise dokunmuş olan kumaşın
kumaş levendine yönlendirilmesi için gerekli olan parçadır. Tefe, atkı taşıyıcı mekiğe
kılavuzluk yapan ve üzerine sabitlenmiş olan tarak yardımıyla ağızlık içerisinde bulunan atkı
ipliğini kumaş oluşum çizgisine yanaştıran parçadır. Tarak, üzerinde bulunan boşluklardan
çözgü ipliklerinin geçirildiği, kumaşın çözgü sıklığı ve enini belirleyen parçadır. Orta
kısmında bulunan deliklerden çözgü ipliklerinin geçirildiği gücü telleri çerçevelere bağlı
bulunmaktadır. Gücü telleri ve dolayısıyla gücü tellerinin gözlerinden geçirilen çözgü
iplikleri, çerçeveler aracılığıyla aşağı yukarı hareket ettirilerek ağızlık oluşumu
gerçekleştirilir. Çapraz çubukları, tahar işleminde çözgü ipliklerinin sırayla alınması ve kopan
çözgü ipliğinin bulunmasına yardımcı olan parçalardır. Çözgü levendi üzerine sarılı bulunan
çözgü iplikleri çözgü köprüsü üzerinden geçerek çapraz çubuklara yönlendirilir. Ağızlık açma
sistemi pnömatik silindirler ve pnömatik valflerden oluşmaktadır (Şekil 2). Pnömatik
silindirlerin hareketi operatör panel aracılığıyla girilen desene uygun komutların elektrikelektronik kontrol kartına iletilmesi ve kompresörden gelen basınçlı havanın elektrikelektronik kontrol kartının kontrol ettiği valflere desene uygun şekilde aktarılması ile
gerçekleşmektedir. Bu proje ile birlikte veya ayrı olarak kullanılabilecek olan bir yerli desen
tasarım programı da önemli ölçüde geliştirilmiştir (Şekil 3).
Şekil 1. Bilgisayar kontrollü ağızlık açma ve desenlendirme yapabilen yarı-otomatik numune kumaş dokuma
tezgâhı
27
Şekil 2. Bilgisayar kontrollü ağızlık açma ve desenlendirme yapabilen yarı-otomatik numune kumaş dokuma
tezgâhının pnömatik silindirler ile ağızlık açma sistemine dair farklı açıdan tezgâhtaki görünümleri
Şekil 3. Desen tasarım programı arayüzü ve örnek bir desene ait desen, tahar ve armür çizimleri
4. Değerlendirme
Endüstriyel boyutlarda yapılacak üretim öncesi, kumaşın numune olarak dokunması ve bu
sayede iplik ve renk planları, doku deseni ve yapısı, kumaş sıklıkları ve renk efekti gibi
hususlarda üretimi yapılacak olan kumaşla karşılaştırılması dokuma hesapları, planlama,
endüstriyel üretim, ÜR-GE ve AR-GE çalışmaları bakımından büyük önem taşımaktadır.
Firmalar numune dokuma kumaş üretimi için numune dokuma tezgâhlarını kullanmaktadır (13,13). Ayrıca, bu tezgâhların tekstil ve dokuma alanında eğitim veren kurum veya
kuruluşlarda da öğrencilerin bilgi ve becerisinin gelişmesinde, kabiliyetlerinin artmasında ve
nitelikli kalifiye eleman olarak yetişmesinde de son derece önemli olduğu bilinmektedir.
Gülas firmasına ait numune dokuma tezgâhları işletmelerde ve eğitim kurumlarında
hâlihazırda yaygın olarak kullanılmaktadır. Proje ekibimiz Gülas firmasına ait manüel
numune dokuma tezgâhlarını geliştirmek ve yenilikçi yönleriyle farklı ihtiyaçlara cevap
verebilecek, ticari ve katma değeri yüksek yeni bir model ortaya çıkarma fikrini
projelendirmiştir. Çukurova Üniversitesi yürütücülüğünde, Gülas firması ile birlikte
“Bilgisayar Kontrollü Ağızlık Açma ve Desenlendirme Yapabilen bir Yarı-Otomatik
Numune Kumaş Dokuma Tezgâhı Tasarımı, Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı_ 01365.
STZ. 2012-1” başlık ve kod numaralı SAN-TEZ projesi 01. 10. 2012 tarihi itibariyle
başlatılmıştır. Bu proje ile birlikte kullanılacak olan bir yerli desen tasarım programı da
geliştirilmiştir.
Dokuma kumaş desen tasarım programları, armürlü desenler için tasarımcıya ve üreticiye
kolaylık sağlamasının yanında, jakarlı desen tasarımlarında kullanılması şart olan bir araçtır
28
(14-16). Türkiye’ de 2000’ in üzerinde orta ve büyük çaplı dokuma işletmesi ve 200’ ün
üzerinde tekstil ve dokuma üzerine mesleki eğitim veren eğitim kurumu bulunmaktadır (412). Bu işletmelerin ve eğitim kurumlarının ihtiyacı olan desen tasarım programları yurtdışı
kaynaklı firmalardan temin edilmektedir. Firmalar sattıkları desen tasarım programları için
eğitim kurumlarına fiyat anlamında kolaylık sağlamaktaysa da, ticari olarak firmalara ve
gerçek kişilere satılan program fiyatlarının oldukça yüksek olduğu ve ciddi bir döviz çıktısına
neden olduğu görülmektedir (17-27).
Proje kapsamında yazılımı yapılan desen tasarım programı kumaş üreticileri, eğitimciler ve
kumaş tasarımcıları tarafından armürlü dokumalar için kullanılabilecek entegre bir
CAD/CAM sistemi olarak tasarlanmıştır. Kumaş tasarımı esnasında bilgisayar destekli
tasarım sayesinde kullanıcı desen raporunu kareli desen kâğıdı görünümündeki çalışma
alanında fare veya klavye yardımı ile oluşturduktan sonra, program desene uygun tahar ve
armür planlarını otomatik olarak oluşturmaktadır. Gerekli görülen hallerde tahar ve armür
planları kullanıcı girişiyle de oluşturulabilmektedir. Örgüye uygun olarak farklı atkı ve çözgü
iplikleri için farklı renkler seçilerek, renkli kumaş tasarımı yapılabilmektedir. Program
menüsü kes, kopyala, yapıştır, geri al, yinele işlevlerinin yanı sıra seçili alandaki deseni dikey
ve/veya yatay yönde çoğaltma olanağı sağlamaktadır. Proje kapsamında geliştirilen yerli
dokuma kumaş desen tasarım programı ağızlık açma mekanizmasına ait gücü çerçevelerinin
desenlendirme yazılımına, armür planlarına göre kontrol edilebilmesini de sağlayacaktır.
İthalat yoluyla alınan yazılımlar kullanıcıya oldukça fazla mali yük getirmekle beraber
yabancı dilde olan menüler nedeniyle kullanıcıyı zorlamaktadır. Teknik destek konusunda da
üstünlüğü olacak yerli yazılım bu tarz problemlere de çözüm getirecektir.
5.Kaynaklar
1.
http://www.avlusa.com, 2012, AVL Looms web sitesi
2.
http://www.tongyuan-fj.com, 2012, Jiangyin-Tongyuan web sitesi
3.
http://www.ccitk.com, 2012, CCI Tech Inc. web sitesi
4.
2011-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu
5.
http://www.meb.gov.tr, 2012, T.C. Milli Eğitim Bakanlığı web sitesi
6.
http://www.adaso.org.tr, 2012, Adana Sanayi Odası web sitesi
7.
http://www.btso.org.tr, 2012, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası web sitesi
8.
http://.tobb.org.tr, 2012, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği web sitesi
9.
http://www.kmtso.org.tr, 2012, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası web sitesi
10.
http://www.gto.org.tr, 2012, Gaziantep Ticaret Odası web sitesi
11.
http://www.ebso.org.tr, 2012, Ege Bölgesi Sanayi Odası web sitesi
12.
http://www.iso.org.tr, 2012, İstanbul Sanayi Odası web sitesi
13.
http://www.gulasmakina.com.tr, 2012, Gülas Makine web sitesi
14.
SAATÇİ, K. D., 1996. Dokuma Projeleri İçin Bir Bilgisayarlı Yönetim Modeli Hazırlanması. Uludağ
Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Ana Bilim Dalı- Yüksek Lisans Tezi 136 Sayfa
15.
ŞARDAĞ S., 2002. Armürlü Dokuma Makinelerinde Dokunabilecek Çift Katlı Desenlerin
Araştırılması, Uludağ Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Ana Bilim Dalı- Yüksek Lisans Tezi 115 Sayfa
16.
TÜRKER, E., 2006. Dokuma Kumaş Yapılarının Bilgisayarda Tasarımı. Tekstil ve Konfeksiyon
Dergisi, 2006/2:110,117
17.
http://www.booria.com, 2012, Booria CAD/CAM Systems web sitesi
18.
http://www.wilcom.com.au, 2012 , Wilcom web sitesi
19.
http://www.koppermann.com, 2012 , Koppermann Computersysteme GmbH web sitesi
20.
http://www.arahne.si, 2012 , Arahne CAD/CAM web sitesi
21.
http://www.designscopecompany.com, 2012 , EAT Designscope Company web sitesi
22.
http://ng.nedsense.com, 2012, Nedsense NedGraphics B.V. web sitesi
23.
http://www.bonas.be, 2012 , Bonas Textile Machinery NV web sitesi
24.
http://www.infotex.es, 2012 , Informàtica Tèxtil web sitesi
25.
http://pointcarre.com, 2012 , Pointcarre Textile Software web sitesi
26.
http://www.scotweave.com, 2012 , ScotCad Textiles Limited web sitesi
27.
http://www.textronic.com , 2012 , Textronics CAD/CAM Solutions for Textiles web sitesi
29
KUMAŞ DÖKÜMLÜLÜĞÜNÜN GÖRÜNTÜ ANALİZİ
YÖNTEMİ İLE ÖLÇÜLMESİ
Plattürk, Gülsüm Gökçe1 ve Kılıç, Musa1
1
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Dökümlülük, kumaşların görünüm ve konfor özellikleri açısından önemli bir parametre olarak
öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, %100 yün dokuma kumaşların dökümlülük değerlerinin
görüntü analizi esaslı bir yöntem ile belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında,
kumaşların dökümlülük özellikleri geleneksel Cusick Dökümlülük Ölçer ve yeni geliştirilen
görüntü analizi esaslı dökümlülük ölçer ile ölçülmüştür. İki yöntemden elde edilen sonuçlar
karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı ve görüntü analizi esaslı
yöntemin zaman, maliyet ve daha az hata kaynağı gibi avantajlarından dolayı tercih
edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Dökümlülük, Cusick Dökümlülük Ölçeri, Görüntü Analizi.
1.Giriş
Dökümlülük, kumaşın asılmış halde kendi kütlesi ile uğradığı şekil değişikliğinin bir
derecesidir (TS 9693). Dökümlülük ile ilgili ilk çalışma Peirce [1] tarafından yapılmış ve
Peirce, iki boyutlu dökümlülük değerini belirleyebilmek için Cantilever cihazını geliştirerek
kumaş eğilme ölçümünü gerçekleştirmiştir. Sonrasında Cusick [2,3] 1965 yılında, günümüzde
hala kullanılmakta olan Cusick Dökümlülük Ölçeri’ni geliştirmiştir. Cusick Dökümlülük
Ölçeri’nin prensibi, kumaşın dökümlü haldeki görüntüsünün ayna ve ışık vasıtasıyla bir kâğıt
ekran üzerine yansıtılması ve kumaşın dökümlü haldeki gölgesinin bir kalem ile çizilmesi
esasına dayanır. Gerçekleştirmesi zaman, dikkat ve maliyet gerektiren bu yönteme alternatif
olarak araştırmacılar yapay sinir ağları yöntemi [4], etkileşimli parçacıklar tekniği [5], sonlu
elemanlar tekniği [6] ve görüntü analizi yöntemi [7-10] gibi teknikler kullanarak kumaş
dökümlülüğünü belirlemeye çalışmışlardır.
Bu çalışmalar içerisinde, tutarlı sonuçlar vermesi, daha az zaman, tecrübe ve dikkat
gerektirmesi ve sarf malzemesine ihtiyaç duyulmamasından dolayı görüntü analizi yöntemi
daha fazla tercih edilmektedir. Bu yöntemde kumaş Cusick prensibine benzer bir şekilde
kumaş tablasına yerleştirilmekte ve görüntü fotoğraflanarak, hazırlanan bir yazılım ile
dökümlülük ölçülmektedir. Bu çalışma kapsamında, giysilik kumaşlar için çok önemli bir
parametre olan dökümlülüğün, görüntü analizi tekniği ile belirlenmesi amaçlanmaktadır.
2.Materyal ve Metot
Çalışma kapsamında, dış giysilik kumaş üretiminde kullanılan %100 yün dokuma kumaşlar
ile çalışılmıştır. Kumaşların metrekare ağırlıkları, kalınlıkları, sıklıkları, eğilme özellikleri ve
dökümlülükleri standartlara uygun olarak ölçülmüştür.
3.Bulgular
Çalışmadan elde edilen sonuçlar incelendiğinde, yeni geliştirilen görüntü analizi esaslı
yöntemle ve klasik yöntemle elde edilen sonuçlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark
olmadığı ve görüntü analizi esaslı yöntemin zaman, maliyet ve daha az hata kaynağı gibi
avantajlarından dolayı tercih edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
30
4.Değerlendirme
Çalışma kapsamında %100 yün dokuma kumaşların dökümlülük özellikleri geleneksel ve
yeni geliştirilmiş görüntü analizi ile ölçülmeye çalışılmıştır.
Kumaşların bu iki yöntem ile ölçülmüş olan dökümlülük özelliklerini karşılaştırabilmek için
istatistiksel değerlendirme yapılmış ve görüntü analizi yönteminin başarılı sonuçlar verdiği
belirlenmiştir.
5.Kaynaklar
1.
Peirce F.T., (1930), The Handle of Cloth as a Measurable Quantity, Journal of the Textile Institute, 21,
9, 377–416.
2.
Cusick G.E., (1965), The Dependence of Fabric Drape on Bending and Shear Stiffness, Journal of the
Textile Institute, 56, 11, 596–606.
3.
Cusick G.E., (1968), The Measurement of Fabric Drape, Journal of the Textile Institute, 59, 6, 253–
260.
4.
Pattanayak A.J., Luximon A., Khandual A., (2010), Prediction of Drape Profile of Cotton Woven
Fabrics Using Artificial Neural Network and Multiple Regression Method, Textile Research Journal, 81, 6, 559566.
5.
Breen D.E., House D.H., Wozny M.J., (1994), Predicting the Drape of Woven Cloth Using Interacting
Particles, In Proceedings of ACM SIGGRAPH, ACM Press/ACM SIGGRAPH, New York, NY, USA, 365-372.
6.
Tahal I., Abdin Y., Ebeid S., (2012), Prediction of Draping Behavior of Woven Fabrics over DoubleCurvature Moulds Using Finite Element Techniques, International Journal of Material and Mechanical
Engineering, 1, 25-31.
7.
Jeong Y.J., (1998), A Study of Fabric-drape Behavior with Image Analysis Part 1: Measurement,
Characterization, and Instability, Journal of the Textile Institute, 89, 1, 59–69.
8.
Jeong Y.J., Phillips D.G., (1998), A Study of Fabric-Drape Behavior with Image Analysis Part 2: The
Effects of Fabric Structure and Mechanical Properties on Fabric Drape , Journal of the Textile Institute, 89, 1,
70-79.
9.
Robson D., Long C.C., (2000), Drape Analysis Using Imaging Techniques, Clothing and Textiles
Research Journal, 18, 1, 1–8.
10.
Kenkare N., May-Plumlee T., (2005), Fabric Drape Measurement: A Modified Method Using Digital
Image Processing, Journal of Textile and Apparel Technology and Management, 4, 3, 1–8.
31
RİNG VE OE-ROTOR EĞİRME SİSTEMLERİNDE
ÜRETİLMİŞ İPLİKLERİN FİZİKSEL, YAPISAL VE YÜZEY
ÖZELLİKLERİ
Balcı Kılıç, Gonca1, Okur, Ayşe1
1
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir Türkiye
Özet
İpliklerin fiziksel, yapısal ve yüzey özellikleri iplik kalitesini belirlemede önemli bir rol
almaktadır. Bu çalışmada, hammadde ve eğirme sisteminin ipliklerin fiziksel, yapısal ve
yüzey özelliklerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, doğal (%100 pamuk),
rejenere (%100 Modal) ve sentetik (%100 akrilik) iplikler analiz edilmiştir. İplikler ring ve
open-end rotor (OE-rotor) eğirme sistemlerinde sistematik olarak üretilmiştir. Çalışma
kapsamında, iplik düzgünsüzlüğü, optik düzgünsüzlük, iplik yapısal özellikleri (yoğunluk
pürüzlülük (CVFS %) ve şekil (dairesellik) gibi), iplik tüylülüğü, iplik-iplik sürtünmesi, iplikseramik sürtünmesi ve iplik-metal sürtünmesi incelenmiştir. Eğirme sisteminin etkisi
incelendiğinde, OE-rotor ipliklerinin daha yüksek düzgünsüzlük, sık rastlanan hata, çap ve
pürüzlülük değerlerine sahip olduğu görülmektedir. Yoğunluk, şekil, tüylülük ve sürtünme
incelendiğinde ise OE-rotor iplikleri daha düşük değerlere sahiptir.
Anahtar sözcükler: ring iplikler, OE-rotor iplikler, iplik sürtünmesi, iplik tüylülüğü, Capstan
yöntemi
Giriş
Hammadde ve eğirme sistemi ipliklerin fiziksel, yapısal ve yüzey özelliklerini belirleyen en
önemli faktörlerdir. Son yıllarda farklı eğirme sistemleri geliştirilmesine rağmen geleneksel
eğirme sistemleri (ring ve OE-rotor) hala yaygın olarak kullanılmaktadır. Ring ve OE-rotor
eğirme sistemleri dünyadaki iplik üretiminin yaklaşık % 90'ını oluşturmaktadır [1]. Birçok
araştırmacı hammadde ve eğirme sisteminin iplik özelliklerine etkisini inceleyen çalışmalar
gerçekleştirmiştir [2-8]. Mohamed ve ark. [2], ring ve open-end ipliklerin tüylülüklerini ve
çaplarını karşılaştırmışlardır. İpliklerin tüylülük ve çap ölçümleri optik yönteme göre
gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, farklı numara ve farklı büküm seviyelerinde polyester-pamuk
karışımı iplikler kullanılmış ve karışım oranı, iplik numarası ve büküm seviyesinin ring ve
open-end ipliklerinin tüylülük ve çap değerleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sonuçlar
değerlendirildiğinde, genel olarak aynı özelliklerdeki open-end ipliklerinin çapları ring
ipliklerine göre %10 daha fazla bulunmuştur. Tüylülük açısından ise open-end ipliklerinin
tüylülüğünün daha düşük, tüylülük değişim katsayısının ise daha yüksek olduğu görülmüştür.
Sirang ve ark. tarafından ring ve OE-rotor ipliklerinin tüylülük ve çap değerlerinin incelendiği
bir başka çalışmada [3] ise Ne 16 %100 pamuk ring ve OE-rotor iplikler kullanılmıştır.
İplikler çap açısından değerlendirildiklerinde, OE-rotor ipliklerinin çaplarının ring ipliklerine
göre %6,7-%8,9 daha fazla çıktığı görülmüştür. İpliklerin tüylülükleri ise fotoelektrik
yönteme göre çalışan bir tüylülük ölçeri ile ölçülmüş ve OE-rotor ipliklerinin toplam tüy
sayısı, çok kısa-çok uzun tüy oranı değerleri ile bobinler arası değişim katsayısı değerlerinin
ring ipliklerine göre daha yüksek çıktığı belirtilmiştir. Soe ve ark. [8], çalışmalarında vortex
ipliklerinin yapısını ve özelliklerini OE-rotor ve ring iplikleri ile karşılaştırmalı olarak
incelemiştir. Çalışma kapsamında ipliklerin düzgünsüzlük, tüylülük, mukavemet, sıkıştırılma
ve eğilme özellikleri ölçülmüştür. İplikler düzgünsüzlük açısından değerlendirildiğinde üç
eğirme sistemi arasında önemli bir fark bulunmamıştır. Mukavemet açısından, ring iplikleri en
yüksek değerleri almıştır. Sıkıştırma özellikleri ve eğilme direnci açısından incelendiğinde ise
vortex iplikleri en yüksek, ring iplikleri ise en düşük değerlere sahiptir. Ghosh ve ark. [9],
32
ring, OE-rotor, friksiyon ve air-jet üretim teknolojileriyle üretilmiş 30 tex numaraya sahip
viskoz ipliklerin farklı hız ve giriş gerginliklerindeki iplik-iplik ve iplik- metal sürtünme
özelliklerini karşılaştırmıştır. Çalışmanın sonunda kaba iplik yüzeyinin daha yüksek iplikiplik ve daha düşük iplik-metal sürtünmesine neden olduğu, hız arttıkça iplik-metal
sürtünmesinin arttığı, iplik-iplik sürtünmesinde ise önemli bir değişiklik olmadığı
gözlemlenmiştir. Giriş gerginliği arttıkça ise iplik-iplik ve iplik-metal sürtünmesi için
sürtünme kuvvetinin arttığı görülmüştür. Balcı Kılıç ve Sülar [10], çalışmalarında ring,
kompakt ve vortex eğirme sistemlerinde üretilmiş %100 pamuk, %50/50 pamuk/Tencel LF ve
%100 Tencel LF ipliklerin sürtünme özelliklerini incelemiştir. Bütün ipliklerde vortex eğirme
teknolojisiyle üretilmiş ipliklerin en yüksek iplik-iplik sürtünmesi ile en düşük iplik-metal ve
iplik-seramik sürtünmesi değerlerine sahip olduğu görülmüştür. Nair ve ark. [11], pamuk
ipliklerinin fiziksel özellikleri ile sürtünme özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Çalışma
sonucunda daha kalın ve sıkıştırılabilirliği daha yüksek olan ipliklerin daha yüksek sürtünme
değerlerine sahip olduğu görülmüştür.
Bilindiği gibi, hammadde ve eğirme teknolojisi ipliklerin fiziksel, yapısal ve yüzey
özelliklerini büyük ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle, bu çalışma kapsamında, ring ve OErotor eğirme sistemlerinde sistematik olarak üretilmiş doğal (%100 pamuk), rejenere selülozik
(%100 Modal) ve sentetik (%100 akrilik) ipliklerde hammadde ve eğirme sisteminin iplik
özelliklerine etkisi düzgünsüzlük, sık rastlanan hatalar, yapısal parametreler (yoğunluk,
CVFS%, şekil vb.), tüylülük ve sürtünme özellikleri açısından değerlendirilmiştir.
Materyal ve Metot
Çalışmada, 20 tex numaraya sahip doğal (%100 pamuk), rejenere (%100 Modal) ve sentetik
(%100 akrilik) ring ve OE-rotor iplikler incelenmiştir. Akrilik ve Modal lifleri aynı kesme
uzunluğu uzunluk ve inceliktedir. Çalışma kapsamında kullanılan ipliklerin özellikleri Tablo
1’de yer almaktadır. Her iki eğirme sisteminde üretilen ipliklerin tamamı sistematik olarak
üretilmiştir. Hammadde ve eğirme sisteminin etkisinin doğru ve net bir şekilde analizi için her
iki eğirme sistemi için de lifler aynı işlem basamaklarından geçirilmiştir. %100 Modal ve %
100 akrilik ipliklerde lif uzunluğu sabit (38 mm) olduğundan % 100 pamuk ring ve OE-rotor
ipliklerindeki lif uzunluk değişimini azaltmak amacıyla toplam telef oranı %20 olacak şekilde
tarama (penyeleme) işlemi uygulanmıştır. Çalışma kapsamında kullanılan pamuk iplikleri
karşılaştırma yapabilmek amacıyla referans iplikler olarak tercih edilmiştir.
Tablo 1. Deneysel çalışmada kullanılan ipliklerin özellikleri
RİNG
OE-ROTOR
Pamuk
Modal
Akrilik
Pamuk
Modal
Akrilik
Lif inceliği (dtex)
1.4
1.3
1.3
1.4
1.3
1.3
Lif uzunluğu (mm)
29.5
38.0(a)
38.0 (a)
29.5
38.0(a)
38.0(a)
İplik kopma mukavemeti (gf)
311.95
463.95
340.83
180.02
305.50
276.85
İplik kopma uzaması (%)
4.92
10.03
18.93
4.15
8.05
18.75
(a) :Kesme uzunluğu
Çalışma kapsamında, ipliklerin düzgünsüzlük, sık rastlanan hatalar, çap, yoğunluk,
pürüzlülük, şekil, tüylülük ve sürtünme (iplik-iplik, iplik-metal, iplik-seramik) değerleri
belirlenmiştir. %100 pamuk iplikleri için eğirme sisteminin etkisi incelenirken, aynı uzunluk
ve inceliğe sahip olan %100 akrilik ve %100 Modal iplikler için eğirme sisteminin yanı sıra
hammaddenin etkisi de incelenmiştir.
33
İpliklerin düzgünsüzlük (CVm), optik düzgünsüzlük (CV 2D 0.3mm), sık rastlanan hatalar (%50 ince yer, +%50 kalın yer), çap (2DØ), iplik pürüzlülüğü (CV FS), şekil (dairesellik) ve
yoğunluk (D) özellikleri Uster Tester 5 (UT5) S800 ile ölçülmüştür. Ölçümler, 400 m/dk, test
hızında toplam 2.5 dk. süre ile gerçekleştirilmiştir.
Çalışma kapsamında fotoelektrik yönteme göre ölçüm yapan ve farklı ölçüm prensiplerine
göre çalışan Uster Zweigle Hairiness Tester 5 (UZHT5) ve Uster Tester 5 (UT5)
cihazlarından elde edilen tüylülük sonuçları karşılaştırılmıştır. UT5 OH Modülünde ölçümler,
400 m/dk, test hızında toplam 2.5 dk. süre ile gerçekleştirilmiştir. UZHT5’te ise test hızı 50
m/dk. ve test süresi 4 dk.’dır.
İplik-iplik, iplik-metal ve iplik seramik sürtünmesi testleri Lawson Hemphill CTT- İplik
Sürtünmesi Test Cihazı kullanılarak gerçekleştirilmiştir (Şekil 1 ve Şekil 2). İplik sürtünmesi
testleri 5 cN giriş gerginliğinde, 100 m/dk. sabit hız altında 2 dk. süre ile gerçekleştirilmiştir.
Çalışma kapsamında, bütün sürtünme yüzeyleri için ortak bir formül kullanılabilmesi için
iplik-iplik sürtünmesi testleri, test cihazında gerçekleştirilen bir modifikasyon ile bükülmüş
iplik yönteminin yanı sıra Capstan yöntemi ile de ölçülmüştür.
Şekil 1. İplik-metal sürtünmesi [12]
Şekil 2. İplik-iplik sürtünmesi [12]
Sonuçlar
Bu bölümde, hammadde ve eğirme sisteminin iplik özelliklerine etkisi düzgünsüzlük, sık
rastlanan hatalar, yapısal parametreler (yoğunluk, CVFS%, şekil vb.), tüylülük ve sürtünme
özellikleri açısından değerlendirilmiştir. İpliklerin fiziksel, yapısal ve yüzey özelliklerine
hammadde ve eğirme sisteminin etkisinin incelenmesi amacıyla varyans analizleri yapılarak
tüm değerlendirmeler %95 güven aralığı için gerçekleştirilmiştir.
34
İplik Düzgünsüzlüğü
%100 pamuk, %100 Modal ve %100 akrilik ring ve OE-rotor ipliklerin kapasitif ve optik
düzgünsüzlük değerlerine hammaddenin etkisi incelendiğinde Akrilik ipliklerinin kapasitif ve
optik düzgünsüzlük değerlerinin her iki eğirme teknolojisi için de Modal ipliklerinden daha
düşük olduğu görülmektedir. Modal ve akrilik ring ipliklerinin düzgünsüzlük değerleri
arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı değildir (α=0.05) (Şekil 3).
Şekil 3. Ring ve OE-rotor ipliklerinin CVm % ve CV 2D 0.3 mm% değerleri için %95 güven aralıkları
Enine kesitteki lif sayısının değişimi ve lif uzunluk dağılımının değişimi iplik
düzgünsüzlüğünü etkileyen başlıca faktörlerdendir [13]. Bu çalışma kapsamında kullanılan
akrilik ve Modal lifleri aynı incelik (1.3 dtex) ve kesme uzunluğundadır (38 mm). Bu durum
akrilik ve Modal ring ipliklerinin kapasitif ve optik düzgünsüzlükleri arasındaki farkın
istatistiksel olarak anlamlı olmamasının temel nedenidir. Ring iplikçiliğinde, iplik
düzgünsüzlüğü için lif uzunluğu, en önemli faktörlerden biri iken OE-rotor iplikçiliğinde
liflerin açıcı silindirler tarafından tek lif haline gelene kadar açılması ve rotor yivinde oluşan
sürtünme ve merkezkaç kuvvetlerinin etkisiyle açık iplik ucu ile birleşmesi söz konusudur.
Akrilik liflerinin sahip olduğu yüksek sürtünme katsayısının [14], iplik oluşum aşamasının
daha kontrollü olarak gerçekleşmesini sağladığı düşünülmektedir.
Hammaddenin sık rastlanan hatalara etkisi incelendiğinde ise, ring ipliklerinde +%50 kalın
yer, -%50 ince yer ve +%200 neps değerleri için hammaddenin etkisinin istatistiksel açıdan
anlamlı olmadığı görülmektedir. OE-rotor ipliklerinde ise akrilik ve Modal arasındaki fark
istatistiksel olarak anlamlıdır (α=0.05). Akrilik iplikleri +%50 kalın yer, -%50 ince yer ve
+%200 neps açısından daha düşük değerlere sahiptir.
İplik Yapısal Özellikleri
%100 pamuk, %100 Modal ve %100 akrilik ring ve OE-rotor ipliklerinin çap (2DØ mm) ve
yoğunluk (D g/cm3), pürüzlülük (CVFS %) ve şekil (dairesellik) değerleri Tablo 2’de
verilmektedir.
Tablo 2. Ring ve OE-rotor ipliklerinin yapısal özellikleri
RİNG
2DØ (mm)
D (g/cm3)
CV FS (%)
Şekil
OE-ROTOR
Pamuk
Modal
Akrilik
Pamuk
Modal
Akrilik
0.23
0.46
8.84
0.83
0.21
0.57
8.11
0.84
0.22
0.51
7.21
0.85
0.26
0.38
10.46
0.76
0.23
0.47
8.93
0.78
0.24
0.42
8.50
0.80
35
Eğirme teknolojisi açısından genel bir değerlendirme yapıldığında, eğirme teknolojisinin iplik
yapısal parametreleri üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir
(α=0.05). Ring ipliklerinin yoğunluk ve şekil değerleri bütün hammaddeler için OE-rotor
ipliklerinden daha yüksektir. Pürüzlülük ve çap değerleri incelendiğinde ise OE-rotor
ipliklerinin ring ipliklerine göre daha yüksek değerlere sahiptir ve aralarındaki fark
istatistiksel açıdan önemlidir (α=0.05). Bu durum eğirme sistemlerinin çalışma prensibinin
farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Ring ipliklerinin yapısında bulunan lifler iplik yapısını
oluşturmak için helisel bir yol izlemektedir. Bu nedenle ring iplikleri daha yoğun ve daha sıkı
bir yapıya sahiptir. R OE-rotor ipliklerinin daha yüksek pürüzlülük değerlerine sahip
olmasının nedeni ise iplik yapısında bulunan kemer lifleri olarak gösterilebilir.
Hammaddenin iplik yapısal özellikleri üzerindeki etkisinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu
görülmektedir (α=0.05). Modal ve akrilik iplikler için bir karşılaştırma yapıldığında her iki
eğirme teknolojisi için de Modal iplikler daha düşük çap ve daha yüksek yoğunluk değerlerine
sahiptir. İpliklerin şekil ve pürüzlülük değerleri incelendiğinde ise her iki eğirme
teknolojisinde de şekil değerleri artarken pürüzlülük değerleri azaldığı görülmektedir. Her iki
eğirme teknolojisi için de akrilik iplikleri daha yüksek şekil ve daha düşük pürüzlülük
değerlerine sahiptir.
İplik Tüylülüğü
Çalışma kapsamında kullanılan ring ve OE-rotor ipliklerinin farklı ölçüm cihazı ve farklı
ölçüm prensibi ile ölçülen tüylülük değerlerine (S3 ve H) ait güven aralığı grafikleri Şekil 4’te
verilmektedir.
Şekil 4. Ring ve OE-rotor ipliklerinin tüylülük değerleri için %95 güven aralıkları
Eğirme teknolojisinin ipliklerin tüylülük özelliklerine etkisi genel olarak incelendiğinde, ring
ve rotor iplikleri arasındaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir (α=0.05).
Üç hammadde için de farklı ölçüm prensibi ile gerçekleştirilen ölçümlerin tamamında
yapısında bulunan kemer lifleri nedeniyle OE-rotor ipliklerinin tüylülük değerleri ring
ipliklerine göre daha düşüktür. Hammadde açısından bir değerlendirme yapıldığında ise, ring
eğirme sistemi için %100 pamuk ipliklerin, OE-rotor eğirme sistemi için ise %100 akrilik
ipliklerin en yüksek tüylülük değerlerine sahip olduğu görülmektedir.
İplik Sürtünmesi
%100 pamuk, %100 Modal ve %100 akrilik ring ve OE-rotor iplikleri için eğirme
teknolojisinin iplik sürtünmesine etkisinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir
(α=0.05). Bütün hammaddeler ve bütün yüzeyler için ring ipliklerinin sürtünme katsayısı
değerleri OE-rotor ipliklerinden daha yüksektir. Bu durumun ring ipliklerindeki artan
sürtünme yüzey alanı ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.
36
Hammadde açısından bir karşılaştırma gerçekleştirildiğinde ise bütün sürtünme yüzeyleri ve
her iki eğirme teknolojisi için akrilik ve Modal ipliklerinin sürtünme katsayısı değerlerinin
birbirine oldukça yakındır. Düşük pürüzlülük ve yüksek şekil değerlerine sahip olan akrilik
ipliklerinin sürtünme katsayısı Modal ipliklerine göre daha düşük olmakla birlikte
aralarındaki fark genellikle istatistiksel açıdan anlamlı değildir (α=0.05).
%100 pamuk, %100 Modal ve %100 akrilik ring ve OE-rotor ipliklerinin sürtünme katsayısı
değerlerine ait güven aralığı grafikleri Şekil 5’te verilmektedir.
Şekil 5. Ring ve OE-rotor ipliklerinin sürtünme katsayısı değerleri için %95 güven aralıkları
Değerlendirme
Bu çalışmada, hammadde ve eğirme sisteminin ipliklerin fiziksel, yapısal ve yüzey
özelliklerine etkisi ring ve OE-rotor eğirme sistemlerinde sistematik olarak üretilmiş doğal
(%100 pamuk), rejenere (%100 Modal) ve sentetik (%100 akrilik) iplikler için incelenmiştir.
Bu amaçla, ipliklerin kapasitif düzgünsüzlük, optik düzgünsüzlük, çap, yoğunluk, pürüzlülük
ve şekil (dairesellik), tüylülük ve sürtünme özellikleri incelenmiştir.
%100 pamuk , %100 Modal ve %100 akrilik ipliklerinde eğirme sisteminin iplik özelliklerine
etkisi incelendiğinde ring ve OE-rotor iplikleri arasındaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı
olduğu görülmektedir (α=0.05). Düzgünsüzlük ve optik düzgünsüzlük değerleri göz önüne
alındığında, OE-rotor ipliklerinin daha yüksek değerlere sahip olduğu görülmektedir. Bütün
hammaddeler için ring ipliklerinin yoğunluk ve şekil değerleri OE-rotor ipliklerinden daha
yüksek iken pürüzlülük ve çap değerleri daha düşüktür. Bunun yanı sıra, çalışma kapsamında
kullanılan bütün hammaddeler için ring ipliklerinin daha yüksek iplik-metal, iplik-seramik ve
iplik-iplik sürtünme katsayısı değerlerine sahip olduğu görülmektedir.
%100 Modal ve %100 akrilik ring ve OE-rotor iplikleri için hammaddenin iplik özelliklerine
etkisi incelendiğinde, özellikle ring eğirme sisteminde üretilmiş iplikler için Modal ve akrilik
ipliklerinin düzgünlük ve sürtünme katsayısı değerlerinin birbirine oldukça yakın olduğu
görülmektedir. Her iki eğirme sistemi için de Modal iplikleri akrilik ipliklerine göre daha
düşük çap değerleri ile ve daha yüksek yoğunluk ve pürüzlülük değerlerine sahiptir.
Teşekkür
Katkılarından dolayı TÜBİTAK (2211-Yurt içi Doktora Burs Programı) ve Kipaş Holding
A.Ş.’ye teşekkür ederiz.
37
Kaynaklar
[1] Bange M.P., Constable G.A., Gordon S.G., Long R.L., Naylor, G.R.S., van der Sluijs M.H.J., The Cotton
Catchment Communities CRC, 2009.
[2] Mohamed, M.H., Lord, P.R., Saleh, H.A., A Textile Res. J., 1975; 45(5): 389
[3] Sirang, Y., Dinfon, G. and Behery, H.M., Textile Res. J., 1982; 52(4): 274
[4] Barella, A., Manich, A.M., Castro, L. and Hunter, L., Textile Res. J., 1984; 54(12): 840
[5] Huh, Y., Kim, Y.R. and Oxenham, W., Textile Res. J., 2002; 72(2): 156
[6] Kilic, M. and Okur, A., Textile Res. J., 2011; 81(2): 156
[7] Chattopadhyay R., Banerjee S., Journal of Textile Inst., 1996, 87(1): 59.
[8] Soe, A.K., Takahashi, M., Nakajima, M., Matsuo, T. and Matsumoto, T., Textile Res. J., 2004; 74(9): 819
[9] Ghosh, A, Patanaik A., Anandjiwala, R.D. and Rengasamy, R.S., J. of Applied Polymer Science, 2008; 108:
3233
[10] Balci Kilic, G. and Sülar, V., Textile Res. J., 2012; 82(8): 755
[11] Nair, A. U., Sheela, R., Vivekanandan, M.V., Patwardhan, B. A., Nachane, R. P., Indian J. of Fibre &
Textile Res., 2012; 38: 244
[12] Lawson Hemphill CTT User Manual, 2008
[13] Lawrence, C. A., Fundamentals of Spun Yarn Technology, CRC Press, USA, 2003
[14] Lewin, M., Handbook of Fiber Chemistry (Third Edition), CRC Press, London, England, 2007
38
PORTAKAL YAĞI İÇEREN MİKRO VE MOLEKÜLER
KAPSÜL AKTARILMIŞ KUMAŞLARDAN SALIM
DAVRANIŞLARININ İNCELENMESİ
Gönülşen, İrşah1, Sarıışık, Merih1, Erkan, Gökhan1, Okur Salih2
2
1
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü,İzmir, Türkiye
Katip Çelebi Üniversitesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, MalzemeBilimi ve Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Bu çalışmada, parfüm içeren mikro kapsüllerin ve beta siklodekstrin moleküler kapsüllerinin
salım davranışlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla portakal yağı ile inklüzyon
kompleksleri ve etil selüloz mikrokapsülleri oluşturulmuştur. Mikrokapsüllere ve inklüzyon
komplekslerine karakterizasyon çalışmaları kapsamında Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR),
X-ışını difraktometresi (XRD), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve Gaz
Kromotogrofisi- Kütle Spektrometresi (GC-MS) analizleri uygulanmıştır. Mikrokapsül ve
inklüzyon kompleksleri yüzde yüz pamuklu örme kumaşa aplike edilmiş ve yıkama
dayanımları incelenmiştir. Toz formdaki kompleksler %100 pamuklu örme kumaşa aplike
edilmiş ve kumaşların yıkama dayanımları incelenmiştir. Portakal yağı ile oluşturulan
mikrokapsüllerin ve inklüzyon komplekslerinin tekstil materyallerine aktarılması sonrası, 1 ve
5 yıkama sonrası koku salım davranışları mikrogram düzeyinde tartım yapan hassas terazi
kullanılarak incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Siklodekstirin, etil selüloz, portakal yağı
1.Giriş
Mikrokapsülasyon, küçük taneciklerin ve damlacıkların kaplanmasıyla küçük kapsüllerin elde
edildiği bir işlemdir. Basit bir şekilde mikrokapsül küçük bir küre ile etrafındaki üniform
duvar şeklinde tanımlanabilir. Mikrokapsül içindeki materyal çekirdek, iç faz veya dolgu
olarak adlandırılır. Duvar ise kabuk, kaplama veya zar olarak adlandırılır. Mikrokapsüllerin
çapı genellikle birkaç mikrometre ile milimetre arasındadır ( Gökmen, 2012 ).
İnklüzyon kompleksleri ise; süpramoleküller iki veya daha fazla molekülün, iyon ya da
bileşiğin moleküler etkileşimleri ile kompleks hale gelmesidir. Ev sahibi- konuk inklüzyon
kompleksleri önemli süpramoleküler yapılardır. Ev sahibi moleküller kafes yapıdaki
kriptantlar, kron eterler, kaliksarenler ve siklodekstrinlerdir. Bunlar içinde en önemlisi
siklodekstrinlerdir (Avcı, 2010). Siklodekstrinler transglikozilazın enzimi ile parçalanmasıyla
üretilmektedir. Siklodekstrin yapısındaki hidroksil grupları dışa doğru yönlenmiştir. Bu
özellik maddenin suda çözünebilmesini sağlar. Siklodekstrinlerin içi ise hidrofobik özellik
gösterir. Siklodekstrinlerin bu özel yapıları sayesinde inklüzyon kompleksleri oluşturulabilir.
Siklodekstrinlerin en belirgin özelliği, katı, sıvı veya gaz haldeki bileşikler ile inklüzyon
kompleksi oluşturabilmeleridir (Akçakoca, 2006).
Uçucu yağlar bitkilerin yapraklarından, meyvelerinden, ağaç kabuğundan ve kök kısmından
presleme veya damıtma ile elde edilen karışımlardır. Uçucu yağlar oda sıcaklığında sıvı halde
bulunan, kolaylıkla kristalleşen, genellikle renksiz veya soluk sarı renkte, uçucu doğal
ürünlerdir. Uçucu yağların yapılarında çoğunlukla terpenoidler, monoterpenler ve
seskuiterpenler bulunmaktadır. Ayrıca diterpen, düşük moleküler ağırlığa sahip alifatik
hidrokarbonlar, asitler, alkoller, aldehitler, esterler, laktanlar ve az da olsa nitrojen ve sülfür
içeren bileşikler yer alır. Uçucu yağlar, antispazmodik, antiseptik ve antimikrobiyal
özelliklere sahip olabilir ( Evren ve Tekgüler, 2011 ).
39
2.Materyal ve Metod
Mikrokapsülleri oluşturmak için kabuk malzemesi olarak etil selüloz, çözücü olarak etil
asetat; inklüzyon kompleksleri oluşturmak için Beta-siklodekstrin; aktif madde olarak da
portakal yağı kullanılmıştır. Mikrokapsül ve inklüzyon komplekslerinin kumaşa
aplikasyonunda bağlayıcı madde olarak BTCA, katalizör olarak NaH2PO2H2O kullanılmıştır.
Mikrokapsüller, kompleks koaservasyon yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Sulu faz için ilk
olarak 300 ml su içinde yüzey aktif madde olarak % 2 Tween 20 içeren karışım 10 dakika
karıştırıldıktan sonra, 12 ml etil asetat sulu faz içinde çözünmüştür. Organik faz, 40 ml etil
asetat içinde 0,34 g etil selüloz ve 2 g portakal yağı karıştırılarak elde edilmiştir. Karıştırma
işleminden sonra organik faz sulu faza eklenmiştir. Belirli bir süre karıştırıldıktan sonra 200
ml su eklenerek mikrokapsüller elde edilmiştir. Filtrasyon sonrasında, toz malzemenin elde
edilmesi için karışım kurutulmuştur.
Mikrokapsül ve inklüzyon kompleksleri 40g/l ve 10g/l konsatrasyonda emdirme yöntemi
kullanılarak kumaşa aplike edilmiştir. Bağlayıcı madde olarak 100 g/l BTCA ve katalizör
olarak 60g/l NaH2PO2H2O kullanılmıştır. Daha sonra kumaşlar 100 oC de kurutulmuş ve 110
o
C de 3 dakika fiksaj yapılmıştır ( Martel, 2001 ).
Mikrokapsüller, inklüzyon kompleksleri ve işlem görmüş kumaşlar SEM, FTIR, XRD ve GCMS yöntemleri ile analiz edilmiştir. Ayrıca işlem görmüş kumaşların salım grafikleri
mikrogram hassasiyete sahip terazi kullanılarak elde edilmiştir. Hassas terazi kullanılarak azot
gazı ile kumaştan kapsüllenmiş portakal yağının salımı sağlanmıştır. İnsan vücut ısısı göz
önüne alındığında, ortam sıcaklığı 37 ° C olarak ayarlanmıştır. Azot gazı verildiğinde kumaş
kütlesindeki değişim belirli sürelerde kaydedilmiştir.
Şekil 2.1: Mikrogram hassasiyete sahip tartı
3.Sonuç ve Tartışma
3.1.Mikrokapsül ve Moleküler Kapsüllerin SEM Analizi Sonuçları
Mikrokapsül üretiminde optimum koşulları belirlemek amacıyla karıştırma hızı, karıştırma
süresi, etil selüloz-yağ oranları değiştirilerek yaklaşık 30 ön deneme gerçekleştirilmiştir.
SEM, FTIR, XRD analiz sonuçlarına göre moleküler kapsülasyon kapsamında 1: 2 betasiklodekstrin: portakal yağı içeren inklüzyon kompleksi, mikrokapsülasyon kapsamında 2gr
etilselüloz/0,34gr yağ oranında çalışmalara devam edilmiştir.
40
Şekil3.1: Mikrokapsüllerin SEM görüntüleri (etilselüloz: 2g, yağ: 0,34 g, hız: 5000 rpm, süre: 1 saat)
Şekil3.2. 1:2 Beta siklodekstrin:portakal yağı oranındaki inklüzyon koplekslerinin SEM görüntüleri
3.2. Mikrokapsül ve Beta Siklodekstrin Moleküler Kapsüllerinin FTIR Analizi
Sonuçları
Portakal yağı, etil selüloz ve mikrokapsüllerin FTIR grafikleri Şekil 3.3’te görülmektedir.
Portakal yağının FTIR spektrumunda, 3287 cm -1 dalga boyundaki pik proteinlerdeki N-H
bağları nedeniyle ortaya çıkmıştır. Mikrokapsüllerin FTIR spektrumundaki 3274 cm -1 dalga
boyundaki piki portakal yağında da görülen Hidrojen bağlarından kaynaklandığı
düşünülmektedir (Andronie, 2011). 1735 cm-1 dalga boyundaki pik yağ asitlerinin C=O çift
bağlarını göstermektedir (Gokulakumar, 2008). Mikrokapsül ve etil selüloz moleküllerinin
FTIR spektrumundaki 1374 cm -1 ve 1353 cm -1 dalga boyları arasındaki pikler C-N bağları
nedeniyle oluşmaktadır (Lee , 2003 ).
41
Şekil 3.3. FTIR spektrumları (en üstte portakal yağı, ortada etil selüloz, en altta ise portakal yağı içeren
mikrokapsül)
Farklı mol oranlarında çalışılan beta-siklodekstrin:portakal yağı moleküler kapsüllerinin FTIR
analizi sonuçları Şekil 3.4’te görülmektedir. 1640 cm-1 dalga boyundaki pik yağların
yapısındaki C=O çift bağlarını göstermektedir. Yağ konsantrasyonu arttıkça piklerin şiddeti
de artmıştır. Ayrıca yağ konsantrasyonunun artmasıyla 1350-1200 ve 1450-1400 cm-1
arasındaki C-O gerilme piklerinin şiddeti de artış göstermiştir.
42
Şekil 3.4: Beta-siklodekstrin:yağ kapsüllerinin FTIR spektrumları (yukarıdan aşağıya doğru
sırasıyla 1:0.1, 1:1, 1:2, 2:1 Beta-siklodekstrin:yağ molar oranları)
3.3. Mikrokapsül ve Moleküler Kapsüllerin XRD Analizi Sonuçları
İçi boş olan kapsüllerin ve portakal yağı içeren kapsüllerin XRD grafikleri Şekil 3.5’te
görülmektedir. Aktif madde içeren mikrokapsüle ait grafikteki pik kapsüllerin portakal yağı
içerdiğini göstermektedir.
43
Şekil 3.5: Boş mikrokapsüllerin(üst grafik) ve yağ içeren mikrokapsüllerin (alt grafik) XRD spektrumları
Farklı mol oranlarındaki siklodekstrin:yağ kapsüllerinin XRD spektrumları ise Şekil 3.6’da
görülmektedir. Buna göre kapsüllerdeki portakal yağı oranı arttıkça amorf yapının da arttığı
görülmektedir. 1:2 beta-siklodekstrin:portakal yağı mol oranında kapsüllerin daha fazla yağ
içerdiği görülmektedir.
44
Şekil:3.6: Beta-siklodekstrin:yağ moleküler kapsüllerinin XRD spektrumları (yukarıdan aşağıya 1:0.1, 1:1, 1:2,
2:1 Beta-siklodekstrin: portakal yağı mol oranlarında)
3.4. Kapsüllerin Partikül Boyutu Dağılımı Sonuçları
Kapsüllerin partikül büyüklükleri ve dağılımı Malvern marka cihaz yardımıyla ölçülmüştür.
Şekil 3.7’de mikrokapsüllere ait partikül boyutu dağılımları görülmektedir.
Şekil 3.7: Mikrokapsüllerin boyut dağılımları
Mikrokapsüllerin %82’sinin ortalama kapsül büyüklüğü 462 nm. , %19,8 ‘i de ortalama 93,55
nm. civarındadır.
3.5. Kapsül Aplike Edilmiş Kumaşların SEM Analizi Sonuçları
Şekil 3.8 ile 3.11 arasında %40 g/l konsantrasyonunda kapsül uygulanmış kumaşların SEM
görüntüleri verilmiştir. Buna göre mikrokapsüllerin ve beta siklodekstrin inklüzyon
komplekslerinin kumaşa bağlandığı görülmektedir.
45
Şekil 3.8: 40 g/l konsantrasyonunda mikrokapsül aplike edilmiş kumaşların SEM görüntüleri
Şekil 3.9. 40 g/l konsantrasyonunda mikrokapsül uygulanmış kumaşların 5 yıkama sonrası SEM görüntüleri
Şekil 3.10. %40 g/l konsantrasyonunda beta siklodekstrin inklüzyon kompleksleri aplike edilmiş kumaşların
SEM görüntüleri
46
Şekil 3.11: %40 g/l konsantrasyonunda beta siklodekstrin inklüzyon kompleksleri aplike edilmiş kumaşların 5
yıkama sonrası SEM görüntüleri
3.6. Kapsül Aplike Edilmiş Kumaşların FTIR Analizi Sonuçları
Şekil 3.12’de 40g/l konsantrasyonda mikrokapsül aplike edilmiş ve ardından 5 kere yıkama
yapılmış kumaşların FTIR spektrumları görülmektedir. Mikrokapsüllerin FTIR spektrumda
3471 cm-1 'deki titreşim H bağlarını göstermektedir. Mikrokapsül aplike edilmiş kumaşta
görülen 3336 cm-1 deki pik H bağlarının etkisiyle ortaya çıkmıştır. Mikrokapsül ve
mikrokapsül aplike edilmiş kumaşların spektrumunda 2974 cm-1 ve 2869 cm-1 deki pikler C-H
gerilmesinden kaynaklanmaktadır. 1735 cm-1deki pikler de C=O gerilmelerine aittir.
Aplikasyon sonrası 5 kez yıkanmış kumaşlarla yıkanmamış kumaşlar karşılaştırıldığında
yıkanan kumaşların spektrumundaki pik şiddetlerinin azaldığı görülmüştür.
47
Şekil 3.12: Mikrokapsüllerin, mikrokapsül aplike edilmiş ve ardından 5 kez yıkanmış kumaşların FTIR
spektrumları (yukarıdan aşağıya doğru)
Şekil 3.13’te ise beta-siklodekstin inklüzyon komplekslerinin, aplikasyon ve 5 yıkama sonrası
kumaşların FTIR spektrumları verilmiştir. Buna göre beta-siklodekstrin komplekslerindeki
3299 cm-1 deki pik ve beta-siklodekstrin kompleksleri aplike edilmiş kumaştaki 3334 cm-1
deki pik OH gerilmelerini göstermektedir. Beta-siklodekstrin komplekslerindeki 2922 cm-1
deki pik ve beta-siklodekstrin kompleksi aplike edilmiş kumaştaki 2900 cm-1 deki pik C-H
48
gerilmelerini göstermektedir. Beta-siklodekstrin komplekslerindeki 1643 cm-1 deki pik ve
beta-siklodekstrin kompleksi aplike edilmiş kumaştaki 1714 cm-1 deki pik ise C=O
gerilmelerini göstermektedir.
Şekil 3.13: Beta siklodekstin inklüzyon komplekslerinin, aplikasyon ve sonrasında 5 kez 5 kez yıkanmış
kumaşların FTIR spektrumları (yukarıdan aşağıya doğru)
3.7. Mikrokapsül ve Moleküler Kapsüllerin GC-MS Analizi Sonuçları
Şekil 3.14 aktif madde olarak portakal yağı içeren mikrokapsül ve beta-siklodekstrin
inklüzyon komplekslerinin GC-MS analizi sonuçlarını göstermektedir. Tablo 3.1’de ise
kromotogramdaki piklere karşılık gelen bileşikler ve kapsüllerin içindeki yüzde oranları
verilmektedir.
49
Şekil 3.14: GC-MS kromotogramları (Sağdaki mikrokapsül, soldaki beta-siklodekstrin kompleksi)
Tablo 3.1: GC-MS e göre mikrokapsül ve moleküler kapsüllerdeki bileşikler
Yüzde Oran
RT
Bileşiğin Adı
1,168
3,218
7,999
8,335
8,982
10,897
11,02
13,575
20,082
Ethylene oxide
Acetaldehyde
beta.-Myrcene
Octanal
d-Limonene
DELTA.3-Carene
Dodecanal
Decanal
Valencene
12,229
Citronella
Etil Selüloz Çeperli
Mikrokapsül
Beta-Siklodekstrin Moleküler
Kapsülü
98,27
0,18
1,54
-
39,29
0,15
0,24
0,22
54,55
1,39
0,2
2,09
0,4
3,31
2,56
0,31
90,21
0,45
0,08
-
-
0,01
Portakal Yağı
3.8. Mikrokapsül ve Moleküler Kapsül Aplike Edilen Kumaşların GC-MS Sonuçları
Şekil 3.15 10g/l ve 40g/l konsantrasyonlarında beta-siklodekstrin inklüzyon kompleksleri
aplike edilmiş kumaşların GC-MS analizi sonuçlarını göstermektedir. Tablo 3.2 ise betasiklodekstrin kompleksleri aplike edilen kumaşların GC-MS kromotogramlarına karşılık gelen
bileşikler ve yüzde oranları verilmektedir.
Şekil 3.15: GC-MS kromotogramları (solda 40g/l konsantrasyonda beta-siklodekstrin kapsülleri uygulanmış
kumaşlar, sağda 10g/l konsantrasyonda beta-siklodekstrin kompleksleri aplike edilmiş kumaşlar)
50
Tablo 3.2: Beta-siklodekstrin kapsülleri uygulanmış kumaşların GC-MS kromotogramlarına karşılık gelen
bileşikler ve yüzde oranları
Yüzde oranlar
RT
8,03
8,366
9,013
10,928
13,606
8,864
8,004
Bileşiğin Adı
Beta.-myrcene
Octanal
d-Limonene
Alpha pinene
Decanal
Benzene
Furan
40g/l konsantrasyon
1,06
1,12
88,46
2,86
1,06
-
10g/l konsantrasyon
57,05
21,62
21,33
3.9. Mikrogram Hassasiyete Sahip Tartı ile Koku Salımı Ölçümleri
10g/l ve 40gr/l konsantrasyonlarda moleküler ve mikrokapsül kapsül uygulanmış kumaşların
koku salım grafikleri Şekil 3.16 ve 3.17 arasında verilmiştir. Ayrıca mikrogram hassasiyete
sahip tartı ile 1 ile 5 kez yıkanmış kumaşların koku salım grafikleri elde edilmiştir.
Farklı konsantrasyonlarda kapsül uygulanmış kumaşların koku salım hızları, koku salım
grafiklerinden elde edilmiştir. “y = m1+m2*exp(-m3x) ” fonksiyonu, adsorpsiyon ve
desorpsiyon kinetiğine karşılık gelen QCM den elde edilen “Δf = Δf max (ka C + kd e –
(kaC+kd)t ) / (kaC + kd )” fonksiyonundan oluşturulmuştur (Okur,2011). Salınım
grafiklerinde grafiğin fonksiyonu “y=m1+m2*exp(-m3x) ” (grafiklerde düz çizgi olarak
gösterilen) tartım düzeneğinden elde edilen veriler kullanılarak oluşturulan grafiklerle (daire
olarak gösterilmiştir) tamamıyla uymaktadır. Grafiklerde de gösterildiği üzere R değeri 0,98
ve 0,99 arasında bulunmuştur. Fonksiyondaki m3 değeri koku salım hızını göstermektedir.
Tablo 3.3 te kumaşların koku salım hızları karşılaştırılmıştır. Mikrokapsül ve moleküler
kapsül içeren kumaşların koku salım hızları yıkama işlemine bağlı olarak, salım hızı
azalmakta ve konsantrasyona bağlı olarak artmaktadır. Moleküler kapsül uygulanmış
kumaşların koku salım hızları mikrokapsül uygulanmış kumaşların koku salım hızından daha
yüksektir.
Tablo 3.3: Kumaşların koku salım hızlarının karşılaştırması
10 g/l
40 g/l
10 g/l
Kapsül Tipi
Yıkama
Yıkama
1 Yıkama
Yok
Yok
10 g/l
5 Yıkama
40 g/l
1 Yıkama
40 g/l
5 Yıkama
Betasiklodekstrin
0,042952
0,050997
0,035528
0,033187
0,046832
0,041237
Etil Selüloz
0,03529
0,046997
0,028357
0,026643
0,045154
0,040349
51
BCD kapsülü 40/lt
0,564
0,563
0,562
0,561
BCD kapsülü 40/lt + 5 yıkama
0,338
y = m1 + m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,36143 0,036672
m2 0,0036496
0,08785
m3 0,046832
1,5161
Chisq 6,7094e-6
NA
R
0,99842
NA
salım (g)
0,365
y = m1 + m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,33148 0,048233
m2 0,0057272 0,087347
m3 0,041237
1,2547
Chisq 4,955e-5
NA
R
0,99483
NA
salım (g)
0,337
0,336
0,364
0,56
0,559
salım (g)
salım (g)
salım (g)
BCD kapsülü 40/lt + 1 yıkama
0,366
y = m1 + m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,55689 0,032878
m2 0,0065912
0,15109
m3 0,050997
1,4303
Chisq 1,1315e-5
NA
R
0,99809
NA
0,363
0,558
salım (g)
0,335
0,334
0,333
0,362
0,557
0,332
0,556
0
50
100
150
200
0,361
250
0
zaman (dak)
50
100
150
200
0,331
0
zaman (dak)
20
40
60
80
100
120
140
zaman (dak)
40 g/l
Yıkama Yok
40 g/l
1 Yıkama
BCD kapsülü 10 g/lt 1 yıkama yapılmış kumaş
BCD kapsülü 10 g/lt 5 yıkama yapılmış kumaş
BCD kapsülü 10 g/lt 5 yıkama yapılmış kumaş
0,396
0,415
salım (g)
y = m1+m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,3866 1,3409e-5
m2 0,0074046 2,3915e-5
m3 0,033187 0,00025962
Chisq 2,2175e-6
NA
R
0,99879
NA
0,394
0,392
salım (g)
y = m1+m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,41185 1,8912e-5
m2 0,0043889 2,9593e-5
m3 0,035528 0,00061763
Chisq 2,6735e-6
NA
R
0,9953
NA
0,416
0,396
0,414
salım (g)
y = m1+m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,3866 1,3409e-5
m2 0,0074046 2,3915e-5
m3 0,033187 0,00025962
Chisq 2,2175e-6
NA
R
0,99879
NA
0,394
0,392
salım (g)
0,417
salım (g)
40 g/l
5 Yıkama
0,39
0,39
0,388
0,388
salım (g)
0,413
0,412
0,411
0,386
0
20
40
60
zaman (dak)
10 g/l
Yıkama Yok
80
100
120
0,386
0
20
40
60
80
100
120
140
0
20
zaman (dak)
10 g/l
1 Yıkama
40
60
80
100
120
140
zaman (dak)
10 g/l
5 Yıkama
Şekil 3.16: Beta-siklodekstrin kompleksleri aplike edilmiş kumaşların salım grafikleri
52
0,442
0,44
0,544
0,542
0,388
y = m1 + m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,43251 1,3496e-5
m2 0,0094626 4,4529e-5
m3 0,045154 0,00039397
Chisq 6,8143e-6
NA
R
0,99763
NA
salım (g)
salım (g)
salım (g)
0,546
0,444
salım (g)
0,387
0,386
salım (g)
y = m1 + m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,53661 2,3932e-5
m2
0,01084 6,7308e-5
m3 0,046997 0,00057713
Chisq 1,1755e-5
NA
R
0,99647
NA
0,548
etil seluloz kapsülü 40 g/lt + 5
yıkama yapılmış kumaş
y = m1 + m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,3824 2,0822e-5
m2 0,0045923 6,0344e-5
m3 0,040349 0,0010334
Chisq 1,3927e-5
NA
R
0,98109
NA
etil seluloz kapsülü 40 g/lt + 1 yıkama yapılmış kumaş
etil seluloz kapsülü 40 g/lt
0,55
0,438
salım (g)
0,385
0,384
0,436
0,383
0,54
0,434
0,382
0,538
0,432
0,536
0
20
40
60
80
100
120
0,381
0
140
50
100
zaman (dak)
40 g/l
Yıkama Yok
y = m1 + m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,39758 1,1349e-5
m2 0,0038279 2,9106e-5
m3 0,028357 0,00066068
Chisq 2,6714e-6
NA
R
0,99414
NA
0,402
0,401
0,634
100
150
40 g/l
5 Yıkama
etil seluloz kapsülü 10/lt + 5 yıkama yapılmış kumaş
0,343
y = m1 + m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,33651 1,9307e-5
m2 0,0048021 3,2527e-5
m3 0,026643 0,00065141
Chisq 2,907e-6
NA
R
0,99553
NA
salım (g)
0,342
0,341
salım (g)
salım (g)
0,636
salım (g)
salım (g)
0,638
50
zaman (dak)
etil seluloz kapsülü 10/lt + 1 yıkama yapılmış kumaş
0,403
y = m1 + m2*exp(-m3*x)
Value
Error
m1
0,62819 1,6683e-5
m2 0,010925 6,0931e-5
m3
0,03529 0,00035174
Chisq 2,2707e-5
NA
R
0,99551
NA
0,64
0
40 g/l
1 Yıkama
etil seluloz kapsülü 10/lt
0,642
150
zaman (dak)
0,4
salım (g)
0,34
0,339
0,399
0,632
0,338
0,398
0,63
0,337
0,628
0,397
0
20
40
60
80
zaman (dak)
0,626
0
50
100
150
200
100
120
140
0,336
0
250
20
40
60
80
100
120
zaman (dak)
zaman (dak)
10 g/l
Yıkama Yok
10 g/l
1 Yıkama
10 g/l
5 Yıkama
Şekil 3.17: Etil Selüloz kapsülleri aplike edilmiş kumaşların salım grafikleri
53
4. Sonuç
FTIR, XRD, SEM ve GC-MS analizlerine göre mikrokapsül ve beta-siklodekstrin moleküler
kapsülleri başarılı bir şekilde elde edilmiştir. Mikrokapsül ve beta-siklodekstrin moleküler
kapsülleri aplike edilmiş kumaşların koku salım hızları karşılaştırılmıştır. Moleküler kapsül
uygulanmış kumaşların koku salım hızları mikrokapsül uygulanmış kumaşlarınkinden daha
yüksek çıkmıştır. Mikrokapsül ve moleküler kapsül ile muamele edilmiş kumaşların koku
salım hızları yıkama işlemi sonrası kapsüllerin konsantrasyonundaki azalmaya bağlı olarak
artmaktadır. Ayrıca GC-MS sonuçlarına göre beta-siklodekstrin moleküler kapsüllerindeki
portakal yağı miktarı mikrokapsüllerdeki oranından daha fazladır.
Kaynaklar
Akçakoca, E.P. (2006). Siklodekstrinlerin İnklüzyon Kompleksleri. Tekstil ve Konfeksiyon, 2, 94-99.
Avcı, A., Dönmez, S. (2010). Siklodekstrinler ve Gıda Endüstrisinde Kullanımları. Gıda, 35(4), 305-312.
Ayala-Zavala, J., Soto- Valdez, H. (2008) Microencapsulation of cinnamon leaf (Cinnamomum zeylanicum) and
garlic (Allium sativum) oils in β- cyclodextrin , J Incl Phenom Macrocycl Chem, 60 , 359–368.
Andronie L., Pânzaru S.,C., Cozar, O., Domşa, I., FTIR Spectroscopy for human colon tissue, Romanian J.
Biophys., 21, 85-91.
Badulescu, R., Vivod, V., Voncina, B. (2008) Grafting of ethylcellulose microcapsules onto cotton fibres,
Carbohydrate Polymers, 71, 85-91.
Bozkır, A. , Karataş, A., Hasçiçek, C. (b.t) Farmasötik Teknoloji Deneysel Uygulamalar Kitabı (No:95) , Ankara
Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları.
Barbosa-Canovas, G.V., Ortega-Rivas, E., Juliano, P., Yan, H. (2005). Encapsulation process. Food Powders;
Physical Properties, Processing and Functionality ,199-221.
Bhandari, B., D’Arcy, B. (1998) Lemon oil to β- cyclodextrin Ratio Effect on the inclusion efficincy of βcyclodextrin and the retention of oil volatiles in the complex, J.Agric. Food Chem. (46), 1494- 1499.
Erkan, G. (2008). Bazı anifungal ajanlaın mikrokapsülasonu ve tekstil materyallerine aplikasyonu. DEÜ Fen
Bilimleri Ens. Doktora Tezi, 146 s.
Evren, M., Tekgüler, B. (2012) Uçucu yağların antimikrobiyel özellikleri. Elektronik Mikrobiyoloji Dergisi, 09,
(3), 28-40.
Fang, Z., Bhandari, B. (2010) . Encapsulation of polyphenols- a review. Trends in Food Science and
Technology. 21, 510-523.
Gökmen, S., Palamutoğlu, R., Sarıçoban, C. (2012). Gıda Endüstrisinde Enkapsülasyon Uygulamaları, Gıda
Teknolojileri Elektronik Dergisi ,7, 36-50.
Ghosh, S.K. (2006). Functional Coatings and Microencapsulation: A General Perspective , Functional Coatings,
3-527-31296-X.
Gharsallaoui, A., Roudaut, G., Chambin, O., Voilley, A., Saurel, R. (2007). Applications of spray drying in
microencapsulation of food ingredients. Food Research International, 40, 1107–1121.
Gokulakumar, B., Narayanaswamy, R., FTIR Analysis of root rot disease in sesame (sesamum indicum). (2008).
Romanian J. Biophys., 18, 217-223.
Hong, K., Park, S. (1999) Preparation of polyurea microcapsules with different composition ratios: structures
and thermal properties, Materials Science and Engineering (A272), 418-421.
Kaş, S.(2002). İlaç Taşıyıcı Sistemler, Kontrollü Salım Sistemleri. İstanbul: Kontrollü Salım Sistemleri Derneği
Yayınları, No:1.
Lee, J., K., Yang, N.,C., Choi , H., W., Suh, D., H. (2003). The Fluorescent Effects on the N-Substituents of
Polyarylenevinylenes Having 1,2 Diphenylmaleimide Moieties, Macromolecular Research, 11, 92-97.
Madene, A., Jacquot, M., Scher, J. ve Desorbry, S. (2006) Flavour Encapsulation and Controlled Release- A
Review, International Journal of Food Science and Technology, 41, 1-21.
Mourtzinos I, Kalogeropoulus N, Papadakis SE, Konstantinou K, Karathanos VT. (2008), Encapsulation of nutraceutical monoterpens in β-cyclodextrin and modified starch, J Food Sci, 73(1), 89-94.
Montazer, M., Jolaei, M. (2010). Novel spacer three-dimensional polyester fbric with β-cyclodextrin and butane
tetra carboxylic acid. The Journal of The Textile Institute , 101, 165-172.
Monllor, P., Bonet, M., Cases, F. (2007). Characterization of the behavior of flavor microcapsules in cotton
fabrics, European Polymer Journal (43), 2481- 2490.
Martel, B., Morcellet,M., Ruffin, D., Ducoroy, L. (2002) Finishing of Polyester Fabrics with Cyclodextris and
Polycarboxylic Acids as Crosslinking Agents, Journal of Inclusion Phenomena and Macrocyclic Chemistry, 44,
443-446.
Martel, B., Weltrowski, M., Ruffin, D. (2002). Polycarboxylic acids as crosslinking agents for grafting
cyclodextrins onto cotton and wool fabrics: study of the process parameters, Journal of Applied Polymer Science
54
83, 1449- 1456.
Okur, S., Ocakoglu , K. (2011). New approach for consideration of adsorption/ desorption data, Commun
Nonlinear Sci Numer Simulat, 16, 4643–4648.
Övez, B., Yüksel, M. (2002). Parfümlerin çapraz bağlı mikrokapsüllerden yavaş salgılanmaları, Ekoloji Çevre
Dergisi, 43, 2002, 26-29.
Padukka, I., Bhandri. (1999). Evaluation of Various Extraction Methods of Encapsulated Oil from βcyclodextrin- lemon oil complex powder, Journal of Food Composition and Analysis, (13), 59-70.
Risch S.J., Reineccius G.A. (1989). Flavor encapsulation. American Chemical Society Washington DC, USA.
Rajewski RA, Stella VJ. (1996) . Pharmaceutical applications of cyclodextrins. 2. In vivo drug delivery. J Pharm
Sci, 85(11), 1142-1169.
Rao, J., McClements, D.J. (2011). Food-grade microemulsions, nanoemulsions and emulsions: Fabrication from
sucrose monopalmitate. Food Hydrocolloids, 25, 1413-1423.
Rodrigues, S.N, Martins, I.M. (2009) . Microencapsulated perfumes for textile application, Chemical
Engineering Journal , 149, 463-472.
Szejtli J. (1998) . Introduction and general overview of cyclodextrin chemistry. Chem Rev, 98, 1743-1753.
Szejtli J. (1997) . Utilization of cyclodextrins in industrial products and processes. J Mater Chem, 7(4), 575- 587.
Szejtli J. (2004) . Past, present, and future of cyclodextrin research. Pure Appl Chem, 76, 1825-1845.
Singh, M., Sharma, R., Banerjee, U.C. (2002), Biotechnological applications of cyclodextrins, Biotechnological
advances, 20, 341-359.
Tian, Xiang- Nan , Jiang ,Z. (2008). Inclusion interactions and molecular microcapsule of Salvia Sclares L.
essential oil with β-cyclodextrin derivatives, European Food Research and Technology A, 227, 1001-1007.
Tarhan, Ö., Gökmen, V., Harsa, Ş. (2010). Nanoteknolojinin Gıda Bilimi ve Teknolojisi Alanındaki
Uygulamaları. Gıda, 35(3), 219-225.
Toro- Sanchez, C., Ayala- Zavala, J.F. (2010). Controlled release of antifungal volatiles of thyme essential oil
from β- cyclodextrin capsules, J Incl Phenom Macrocycl Chem, 67, 431–441.
Veen BA, Uitdehaag JCM, Dijkstra BW, Dijkhuizen L. (2000) , Engineering of cyclodextrin glycosyltransferase
reaction and product specificity, Biochim Biophys Acta, 1543, 336 -360.
Voncina, B., Marechal, A. (2004). Grafting of cotton with β- cyclodextrin via Poly (carboxylic acid), Journal of
Applied Polyer Science, 96, 1323- 1328.
Voncina, B., Vivod, V., Chen, W. (2009). Surface modification of PET fibres with the use of β- cyclodextrin,
Journal of Applied Polymer Science, 113, 3891-3895.
Wang, Y., Jiang, Z.,(2009). Complexation and molecular microcapsules of Litsea cubeba essential oil with βcyclodextrin and its derivatives , Eur Food Res Technol, 228, 865- 873.
Wang, J., Zheng, W., Song, Q. (2009). Preparation and characterization of natural fragrant microcapsules,
Journal of Fibre Bioengineering and Informatics, 1, 293-300.
55
LİPOZOMLARIN AĞARTMA İŞLEMİNDE KULLANIM
OLANAKLARININ İNCELENMESİ
Kartal, G.E.1, Sarıışık, A.M.1, Erkan, G.1, ÖZTÜRK, A.2, Öztürk, B.2
1
Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü 35397 Tınaztepe Kampüsü Buca / İzmir
2
Setaş Kimya Sanayi A.Ş. Organize Sanayi Bölgesi Çerkezköy / Tekirdağ
Özet
Lipozomlar, aktif maddenin kapsüllenerek, hücre zarının bir ucundan öbür ucuna taşınmasına
olanak tanıyan taşıyıcı sistemlerdir. Sulu bir bölgenin içi kapalı vezikülleridir ve 10 nm - 10
mm arasında değişen çapa sahip küre şeklinde çift katmanlı fosfolipidlerden oluşmaktadır1.
Lipozomların hidrofilik kısmı fosfat ve kolin gruplarından; hidrofobik kısım ise iki
hidrokarbon zincirinden oluşmaktadır3. Lipozomlar boyutlarına göre küçük ve büyük,
katmanlarına göre tek katmanlı, çift katmanlı ve çok katmanlı olarak
sınıflandırılabilmektedir4.
Lipozom teknolojisi; kapsüllenmiş materyalin yavaş yavaş serbest bırakılmasının önemli
olduğu eczacılık, kozmetik, deterjan, tekstil ve bunun gibi çeşitli alanlarda uygulama alanı
bulabilmektedir. Tekstil terbiye işlemlerinde yünlü mamüllerin boyama ve ağartma işlemlerinde
lipozomların son derece etkili olduğu bilinmektedir. Ağartma banyosunda lipozomların
varlığı, hidrojen peroksit konsantrasyonun önemli derecede azalmasını sağlayarak ağartılmış
kumaşın kalitesini artırmaktadır3,5-11.
Bu çalışmada, ağartma flottesinde kullanılacak lipozom membranının yapısını oluşturmak için
soya lesitini ve kolesterol kullanılmıştır12. Lipozom üretimi ince lipit tabakası yöntemine
(Bangham yöntemi) göre evaporatör yardımıyla gerçekleştirilirmiştir. Üretilen lipozomların
yanında ticari lipozomların da ağartma işlemlerindeki etkileri araştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Lipozom, ağartma, yün.
1. Giriş
Lipozomlar, farklı bileşikleri kapsülleyebilen, lipitlerden meydana gelen keseciklerdir.
Lipozomlar, çözelti içerisinde gösterdikleri ilginç yapısal özelliklerinden dolayı araştırmacılar
tarafından ilgi çekmektedir. Lipozomların fizikokimyasal özellikleri membran modeli olarak
kapsamlı bir şekilde araştırılmaktadır.
Lipozomların farklı materyalleri kapsüle etme yetenekleri ve lipozom teknolojisindeki
gelişmeler, aktif ajanların içeri alınmasında lipozomların kullanımlarında artışa yol açmıştır.
Lipozomal taşıma sistemi (LDS) olarak adlandırılmakta olan bu sistemler son on yılda dikkate
değer ilerleme göstermiştir8.
Bu çalışmada, ağartma flottesinde kullanılacak lipozom membranının yapısını oluşturmak için
soya lesitini ve kolesterol kullanılmıştır12. Lipozom üretimi ince lipit tabakası yöntemine
(Bangham yöntemi) göre evaporatör yardımıyla gerçekleştirilirmiştir. Üretilen lipozomların
yanında ticari lipozomların da ağartma işlemlerindeki etkileri araştırılmıştır.
2. Materyal ve Metot
Lipozom üretimi esnasında, lipozom membranının yapısını oluşturmak için soya lesitini ve
kolesterol (Sigma Chemical Co.), organik çözgen olarak ise kloroform ve metanol (Sigma
Chemical Co.) karışımı kullanılmıştır. Lipozom üretimi ince lipit tabaka (Bangham Yöntemi)
56
yöntemine göre gerçekleştirilmiştir. Üretilen lipozomlar %100 yün kumaşın ağartma
işleminde kullanılmıştır. Ağartma diyagramı Şekil1’deki gibidir.
E
70oC
90 dk
ABCD
40oC
15 dk
1,5 oC /dk
5’
Şekil 1: Yün Ağartma Prosesi
A: Setawet MNG: Islatıcı
B: Setabicol A-4: Stabilizatör
B: Setalan NF: Egalizatör
C: Amonyak (pH 8-9)
D: 20 g/lt Hidrojen Peroksit (%50)
E: 5 g/lt Hidrosülfit
Ağartma işlemi farklı lipozom üretim yöntemleri ile (lipozom üretildikten sonra ağartma
çözeltisi ile karıştırılarak ve ticari lipozom ile) ve lipozomsuz olarak yapılmıştır. Ağartma
işlemlerinin tamamlanmasının ardından ürünler durulanmış ve kurutulmuştur. Her deneme 3
kez tekrarlanmıştır.
3.Bulgular
Ağartma işlemleri yani hidrojenperoksit ağartması sonrası ürünlerin alkalide çözünebilirliği,
hidrofillik özellikleri beyazlık derecesi ve kopma mukavemetlerindeki değişmeler
incelenmiştir. Lipozomların karakterizasyonu ve yünlü kumaşa kazandırdığı özelliklerin
incelenebilmesi amacıyla SEM, TGA, DSC ve FTIR analizleri gerçekleştirilmiştir.Ayrıca
hidrojen peroksitin uzun sureli yöntemlerde ve ağartma sonrası bekleme sonucunda
parçalanmasına yönelik olarak çalışmalar gerçekleştirilerek parçalanma eğrileri elde
edilmiştir. Hidrojen peroksitin parçalanmasında lipozomun etkisi araştırılmıştır.
Tablo 1: Ağartılmış Yünlü Kumaşların Test Sonuçları
Alkalide
İşlem Durumu
Çözünebilirlik (%)
Kopma Mukavemeti
Beyazlık Derecesi
(Stensby)
Yük (N) Uzama (mm)
Ham Kumaş
10,288
20,48
75,64
56,749
Konvansiyonel Yöntemle Ağartma
Lipozom Kullanılarak Konvansiyonel
Yöntemle Ağartma
Ticari Lipozom Kullanılarak
Konvansiyonel Yöntemle Ağartma
10,505
21,30
82,96
60,328
8,794
25,40
105,5
69,638
9,683
22,44
98,23
65,867
Yapılan test ve incelemeler, ağartma işlemlerinde lipozom kullanımının kumaşlarda kopma
mukavemetini arttırdığı, beyazlık derecesini iyileştirdiği ve alkaliye karşı dayanımı
geliştirdiğini göstermektedir.
57
Çalışma kapsamında elde edilen kapsüllerin yüzey morfolojisinin incelenebilmesi amacıyla
elde edilen SEM görüntüleri Şekil 2’de verilmiştir.
Şekil 2: Lipozom ile Ağartma İşlemi Gören Yünlü Kumaşların SEM Görüntüleri
Taramalı elektron mikroskobu (SEM), yüksek çözünürlük ve büyütme ile malzemelerin
yüzeyleri gözlemlemek için kullanılabilir. Analiz , lipozomun varlığını ve konumunu
göstermektedir. Görüntüler morfolojik açıdan incelendiğinde elde edilen tüm kapsüllerin küre
formuna yakın olduğu gözlenmiştir.
Konvansiyonel, lipozom ve ticari lipozom kullanılarak ağartılan yünlü kumaşların FT-IR
spektrumları Şekil 3’te görülmektedir.
0,181
1241,57
0,17
1713,39
0,253
723,13
0,16
1097,56
1242,97
0,24
1714,26
723,23
0,22
0,15
0,14
1097,05
0,13
0,20
0,12
1633,86
0,18
0,11
0,16
1505,91
0,10
1018,12
1339,80
1409,11
A 0,09
0,14
1017,99
A
0,08
0,12
0,07
0,10
3287,83
1339,84
1409,14
0,06
872,18
872,10
0,08
0,05
1506,33
0,06
968,53
968,53
0,04
844,66
844,66
0,03
3275,39
0,04
789,04
0,02
0,02
0,008
0,009
4000,0
3600
3200
2800
2400
2000
a
1800
cm-1
1600
1400
1200
1000
800
650,0
4000,0
3600
3200
2800
2400
2000
1800
cm-1
1600
1400
1200
1000
800
650,0
b
58
0,263
1242,36
1714,23
0,24
723,40
1096,65
0,22
0,20
0,18
0,16
1017,86
0,14
A
0,12
0,10
1339,68
1409,21
1505,99
872,12
0,08
970,73
844,66
0,06
3281,23
789,04
0,04
0,02
0,012
4000,0
3600
3200
2800
2400
2000
1800
cm-1
1600
1400
1200
1000
800
650,0
c
Şekil 3: FTIR Spektrumları a) Konvansiyonel Yöntem ile Ağartma b) Lipozom Varlığında Ağartma c) Ticari
Lipozom Varlığında Ağartma
Lipozom varlığında 3287,83 cm-1’de diğer örneklerden farklı pik oluştuğu görülmektedir.
Hidrokarbonların çoğu 3000 cm-1’e yakın spektrumlarda CH bağları göstermektedir.
Aromatik CH bantları bulunmaktadır. 3287 nm civarında elde edilen ve daha karakteristik
olarak elde edilen pikin lipozom varlığından kaynaklandığı düşünülmektedir.
Lipozom içeren kapsüllerin TGA grafikleri Şekil 4’te görülmektedir. 100°C’deki ağırlık
kaybının materyal içinde yer alan nemden kaynaklanmaktadır. Piroliz olayı lipozom içeren
ağartma işlemi için 313,34°C’de iken konvansiyonel yöntem için 301,09°C civarında
gerçekleşmektedir. Ticari lipozom için ise bu sıcaklık 305,04°C’dir. Lipozom varlığında
sıcaklığa karşı daha dayanıklı ve kararlı kumaşlar elde edilmiştir.
a
b
c
Şekil 4: TGA Diyagramları a) Konvansiyonel Yöntem ile Ağartma b) Lipozom Varlığında Ağartma c) Ticari
Lipozom Varlığında Ağartma
59
Lipozom ve ticari lipozom içeren ürünler ile konvansiyonel yöntemlerle elde edilen ürünlerin
DSC diyagramları Şekil 5’te görülmektedir. Lipozom bileşiğinin bulunduğu termogramda
yaklaşık 78°C’de bulunan endotermik bir pik görülmektedir. Bu pik konvansiyonel yöntemle
elde edilen örneklerden daha yüksek bir değere sahiptir ve lipozom sayesinde numunenin
sıcaklığa karşı dayanımının arttığı düşünülmektedir.
a
b
c
Şekil 5: DSC Diyagramları a) Konvansiyonel Yöntem ile Ağartma b) Lipozom Varlığında Ağartma c) Ticari
Lipozom Varlığında Ağartma
Ağartma işleminde peroksit parçalanma özellikleri çok önemli bir yer tutmaktadır. Peroksit
parçalanma eğrilerinin hesaplanabilmesi amacıyla lipozom varlığında ve lipozom olmadan
hazırlanan ağartma çözeltileri hazırlanmış ve UV-Vis spektorfotometresinde 250 nm’de her
saat ölçüm yapılmıştır. Ölçüm sonuçları Şekil 6’da yer almaktadır.
Ao
Süre (saat)
a
b
Şekil 6: Peroksit Parçalanma Eğrileri a) Lipozom Kullanılmadığı Durumda Hidrojen Peroksit Ağartma
Çözeltisinin Parçalanma Eğrisi b) Lipozom Kullanıldığı Durumda Hidrojen Peroksit Ağartma Çözeltisinin
Parçalanma Eğrisi
60
Ağartma çözeltisi parçalanma eğrileri sayesinde lipozom kullanılmadan yapılan ağartma
işlemlerinde peroksitin hızla parçalandığı görülmektedir. Ancak yünlü kumaşın lipozom
varlığında ağartma çözeltisi uzun saatler sonucunda bile parçalanmamış ve sabit
konsantrasyonda kalmıştır. Bu durum lipozom kullanımının peroksitin önemli
dezavantajlarından birisi olan parçalanma eğilimini engellediği sonucunu ortaya
çıkarmaktadır.
Yapılan değerlendirmeler sonucu lipozom varlığında elde edilen kumaşların hem fiziksel hem
de kimyasal özellikleri açısından konvansiyonel yöntemlerle elde edilen kumaşlardan daha iyi
özelliklere sahip olduğu görülmüştür.
4.Değerlendirme
Tekstil proseslerinin ekolojik olarak gerçekleştirilmesinde fosfolipitler gibi doğal ürünlerin
kullanımına ilgi giderek artmaktadır. Peroksit banyosundaki lipozom içeriğinin, örneklerin
kopma yükünü ve parlaklığını artırdığı gözlenmiştir. Aynı anda mukavemet özelliklerinde ve
parlaklığında görülen artış, peroksit ağartma için daha elverişli koşulların yaratıldığını
göstermektedir.
Lipozomlar hidrojen peroksit parçalanma hızını da düşürmektedir. Konvansiyonel ağartma
banyosunda, hidrojen peroksit hızlı bir şekilde parçalanmaktadır. Oksidant partikülleri içeren
lipozomlar, kullanılan ağartma maddesinin ağartma banyosuna kademeli olarak yavaş yavaş,
salımını sağlamaktadır. Ayrıca; hidrojen peroksitin radikal parçalanması için kullanılan
katalizörlerin kapsüllenmesi, parçalanma hızını geciktirmede başka bir faktördür. Böylelikle;
lipozomlar ağartma banyosunda stabilizatör olarak rol oynamaktadır.
Ağartma banyosunda lipozomların kullanılması, ağartılmış kumaşın kalitesini artırmaktadır.
Ayrıca, lipozomlar ağartma esnasında kumaşa yumuşak ve hoş bir tutum hissi kazandırarak
yumuşatıcı olarak da rol oynamaktadır. Yün, bilindiği gibi, lipitleri içeren doğal hücresel
liflerdir ve kullanılan lipozomlar da lipit esaslıdır. Bu nedenle, yün liflerinin yüzey işleminde
lipozomların kullanılması, lipozomların yün hücre bileşimine katılabilme yeteneği ve farklı
yapıdaki maddeleri kapsülleyip, bu maddelerin taşıyıcı rolü üstlenmesini sağlaması nedeniyle
özel bir önem taşımaktadır.
5.Kaynaklar
[1] Altay, P., Sarıışık, A.M. (2012). Tekstil Boyama İşlemlerinde Lipozomların Kullanımı, Tekstil ve Mühendis, 19: 86,
56.
[2] http://www.lyposphericnutrients.co.uk/reasearchanddevelopment.aspx
[3] Barani, H., Montazer, M. (2008). A Review on Applications of Liposomes in Textile Processing, Journal of Liposome
Research, 18:249.
[4] Yurdakul, A., Atav, R., (2007). Lipozomların Yapısı ve Sınıflandırılması, Tekstil ve Konfeksiyon, 4243.
[5] El-Zawahry, M.M., El Shami, S., El Mallah, M.H., (2007). Optimizing a Wool Dyeing Process with Reactive Dye by
Liposome Microencapsulation, Dyes Pigm., 74, 684.
[6] De La Maza, A., Coderch, L., Serra, S., Parra, J.L., (1997). Phosphatidylcholine Unilamellar Liposomes as Vehicles
for a 1:2 Metal Complex Dye in Wool Dyeing, Journal of the Society of Dyers and Colourists, 113,165-169.
[7] Marti, M. L., Coderch, A., De la Maza, A., Manich, A., Para, J.L., (1998). Phosphatidylcholine Liposomes as Vehicles
for Disperse Dyes for Dyeing Polyester/Wool blends, Textile Research J. 68, 3, 209.
[8] Marti, M., De La Maza, A., Parra, J.L., Coderch, L., (2001). Dyeing Wool at Low Temperatures: New Method Using
Liposomes, Textile Res. J. 71, 8, 678.
[9] Montazer, M., Validi, M., Toliyat, T., (2006) .Influence of Temperature on Stability of Multilamellar Liposomes in
Wool Dyeing, Journal of Liposome Research, 16,81.
[10] Nelson, G. (2002). Application of Microencapsulation in Textiles, Int. J. Pharm., 242, 55.
[11] Baptista, A.L.F., Coutinho, P.J.G., Real Oliveira, M.E.C.D., Rocha Gomes, J.I.N. (2003). Effect of
Temperature and Surfactant on the Control Release of Microencapsulated Dye in Lecithin L,posomes. I, Journal
of Liposome Research,13,2, 111–121
[12] Baptista, A.L.F., Coutinho, P.J.G., Real Oliveira, M.E.C.D., Rocha Gomes, J.I.N. (2000). Effect of Surfactants
in Soybean Lecithin Liposomes Studied by Energy Transfer Between NBD-PE and N-RH-PE, Journal of
Liposome Research, 10(4), 419
61
ÇOK KATLI BEZ AYAĞI KUMAŞLARIN PERFORMANS
ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ
Sarıkaya, Gülşah1, İkiz, Yüksel
Pamukkale Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Denizli, Türkiye
Özet
Çok katlı dokuma tekniği ile dokumanın en temel örgülerinden bezayağı tek kat, iki kat, üç
kat ve dört kat kumaş yapıları üretilmiştir. Bu kumaşların performans özellikleri (kopma
mukavemeti, yırtılma mukavemeti, çekmezlik, buruşmazlık derecesi, eğilme dayanımı,
boncuklanma testleri) ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Bez ayağı, dokuma, çok katlı, fiziksel özellikler
1. Giriş
Birden fazla kumaş tabakasının dokuma makinesinde aynı anda dokunduğu ve tabakaların
birbirleriyle farklı yöntemlere göre birleştirildikleri kumaş yapılarıdır (Türker, 2010).
Kumaşın ısı tutma özelliğini geliştirmek ve özellikle mantoluk, paltoluk kumaşlarda su
geçirmesini önlemek, ayrıca endüstriyel kumaşlarda kumaşa yüksek çekme ve eğilme
dayanımı kazandırmak için güçlendirilmiş bir yapıyla yetinilmeyip kumaş iki ya da çok katlı
olarak tasarlanabilir (Başer 2004). Tek katlı kumaşlarla karşılaştırıldıklarında, ağır, hacimli,
sıcak tutma özellikleri daha iyidir. Dokuma hazırlık işlemleri tek katlı kumaşlara göre daha
zor ve masraflıdır. Kullanılan dokuma makinelerinin genellikle birden fazla çözgü salma
mekanizmasına sahip olması gerekebilir. Atkı sıklıkları daha fazla olduğundan üretim hızları
daha düşüktür (Türker, 2010).
2. Materyal ve Metot
2.1. Materyal
Çözgüsü ve atkısında Ne 40/1 %100 pamuk ipliği kullanılan bezayağı tek kat, iki kat, üç kat
ve dört katlı numune kumaşlar Picanol Gammax armürlü dokuma makinesinde dokunmuştur.
Geçmişten günümüze en çok kullanılan elyaf pamuktur. Numunelerde kullanılan ham pamuk
ve beyaz boyalı pamuk ipliğinin uster değerleri Tablo 1 ve Tablo 2 de gösterilmektedir.
Tablo 1. Kullanılan 40/1 penye compact ham pamuk ipliğinin Uster değerleri
Um (%) CVm
İnce
Kalın
Neps
Neps
H
(%)
-50
+50
+200
+280
%/km
%/km
%/km
%/km
9.03
11.37
0.3
7.5
11.0
3.30
3.50
BKuvvet
kgF
0.438
Tablo 2. Kullanılan 40/1 penye compact beyaz boyalı pamuk ipliğinin Uster değerleri
Um
CVm
İnce
Kalın +50 Neps
Neps
H
B(%)
(%)
-50
%/km
+200
+280
Kuvvet
%/km
%/km
%/km
kgF
9.03
11.36
0.1
5.0
6.3
1.5
3.57
0.416
Elg.
(%)
Rkm
cN/tex
4.70
29.65
Elg.
(%)
Rkm
cN/tex
6.69
27.63
2.2. Numune Kumaşlar ve Özellikleri
Numune kumaşların kodlanması ve numune kumaşlarda uygulanan dokuma parametreleri
Tablo 3’de gösterilmektedir. Bezayağı tek kat PB1, bezayağı iki kat PB2, bezayağı üç kat PB3
ve bezayağı dört kat PB4 olarak kodlanmıştır ve üretilen kumaşların hepsine terbiye işlemi
olarak yıkama, egalize ve sanfor uygulaması yapılmıştır.
62
Tablo 3. Numune kumaşların kodlanması ve numune kumaşlarda uygulanan dokuma parametreleri
Numune
kumaşlar
Bezayağı
tek kat
pamuk
Bezayağı
çift kat
pamuk
Bezayağı üç
kat pamuk
Bezayağı
dört kat
pamuk
Dokuma
öncesi çözgü
sıklığı
(çözgü/cm)
Dokuma
öncesi atkı
sıklığı
(atkı/cm)
Dokuma
sonrası
çözgü sıklığı
(çözgü/cm)
Dokuma
sonrası
atkı sıklığı
(atkı/cm)
Tarak
eni
Tarak
no/1
Gramaj
(gr)
PB1
64
46
56
50
172,97
18,50/3
1,66
PB2
64
46
64
50
172,97
18,50/3
1,65
PB3
64
46
66
48
172,97
18,50/3
1,60
PB4
64
46
72
52
172,97
18,50/3
1,73
Kodlamalar
Numune kumaşlardaki desen bilgileri aşağıda gösterilmektedir.
c) Çerçeve gösterimi
b) Tahar planı
a) Örgü raporu
d) Armür planı
Şekil 1. PB1 Numune kumaşların desen bilgiler a) Örgü raporu, b) Tahar planı, c) Çerçeve gösterimi, d) Armür
planı
Şekil 2. PB2 Numune kumaşların desen bilgileri
63
Şekil 3: PB3 Numune kumaşların desen bilgileri
Şekil 4: PB4 Numune kumaşların desen bilgileri
2.3. Uygulanan Testler
Elde edilen kumaşların performanslarını ölçen standartlar Tablo 4’de belirtilmiştir.
Tablo 4: Numune kumaşlara uygulanan testler
Numune Kumaşlara Uygulanan Testler
Sıra
Standart No
Standart Adı
Tekstil-Kumaşların Gerilme Özellikleri-Bölüm1: En Büyük Kuvvetin
1
TS EN ISO 13934-1
ve En Büyük Kuvvet Altında Boyca Uzamanın Tayini-Şerit Metodu
Tekstil-Kumaşların Yırtılma Özellikleri-Bölüm1: Balistik Sarkaç
2
TS EN ISO 13937-1
Metodu ile Yırtılma Kuvvetinin Tayini
Kumaşlarda Yüzey Tüylenmesi Ve Boncuklanma Yatkınlığının Tayini3
TS EN ISO 12945-2
Bölüm2: Geliştirilmiş Martindale Metodu
4
TS EN ISO 5077
Tekstil-Yıkama ve Kurutmada Boyut Değişmesinin Tayini
TS 390 EN 22313
5
6
TS 1409
Tekstil Kumaşlar-Yatay olarak Katlanmış Kumaşta Katın Açılmasının
Kat Düzelme Açısının Ölçülmesi Yolu ile Tayini
Dokunmuş Tekstil Mamullerinin Eğilme Dayanımını Tayini
64
3. Sonuçlar
Tablo 5: Çok katlı bezayağı kumaşların fiziksel test sonuçları
PB1
PB2
Testler
çözgü
atkı
çözgü
atkı
Kopma (Newton)
895
645
629
489
Yırtılma (gf)
1798
1267,2
Çekmezlik (%)
-3
-5,2
-1,1
-1,4
Buruşmazlık derecesi (°)
70,5
71
96
98
Eğilme dayanımı (cm)
6,8
6,3
6,6
5,6
125
5’e yakın
5’e yakın
Boncuklanma
500
5’e yakın
4’e yakın
500x4
5’e yakın
3’e yakın
PB3
çözgü
atkı
898
136
-0,8
-4,6
101
103
6,5
5,3
5’e yakın
4’e yakın
2-3
PB4
çözgü
Atkı
790
418
3,3
-6,9
109
114
5,9
5
5’e yakın
3-4
2’ye yakın
Bezayağı tek kat, iki kat, üç kat ve dört katlı kumaş yapılarının deney sonuçları aşağıda
açıklanmıştır:
1.
Kopma mukavemeti testinde çözgü yönünde en yüksek kopma dayanımına sahip
kumaş yapısı PB3 iken, atkı yönünde en yüksek kopma dayanımına sahip kumaş yapısı
PB1’dir.
2.
Yırtılma mukavemeti testinde PB1 kumaş yapısında yırtılma meydana gelirken, PB2,
PB3 ve PB4 kumaş yapılarında yırtılma meydana gelmemiştir.
3.
Çekmezlik testinde en yüksek çekme değeri PB4 kumaş yapısının atkı yönünde
görülürken, en düşük çekme değeri PB3 kumaş yapısının çözgü yönünde görülmüştür.
4.
Buruşmazlık testinde kat arttıkça hem çözgü hem atkı yönünde buruşmazlık
derecelerinin arttığı görülmüştür.
5.
Eğilme dayanımı testinde kat arttıkça hem çözgü hem atkı yönünde eğilme dayanımı
değerlerinin düştüğü görülmüştür.
6.
Boncuklanma testinde kat arttıkça boncuklanma değerlerinde düşme yani kötüleşme
görülmüştür.
4. Kaynaklar
1. Başer, G. ‘‘Temel Dokuma Tekniği ve Kumaş Yapıları’’, Punto Yayıncılık, Cilt 1, 2. Basım, İzmir, 290,
(2004).
2. Türker, E. ‘‘Dokuma Konstrüksiyon’’, Uşak, (2010)
65
KUMAŞLARDA DİKEY KILCAL EMME ÖLÇÜMÜ İÇİN BİR
TEST APARATI TASARIMI
Atasağun, Hande Gül1, Okur, Ayşe2, Akkan, Taner1, Akkan, Özlem1
1
Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Meslek Yüksekokulu, Teknik Programlar Bölümü, İzmir, Türkiye
2
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Kumaşlarda sıvı nem iletim performansının belirlenmesi için kullanılan testlerden biri olan
dikey kılcal emme ölçümlerinde karşılaşılan zorlukların ve gözlemlenen eksikliklerin
giderilmesi amacıyla elektriksel prensibe göre çalışan yeni bir test aparatı tasarlanmış ve
üretilmiştir. Test aparatının etkin olarak çalışıp çalışmadığının test edilmesi amacıyla,
sistematik olarak üretilmiş gömleklik dokuma kumaşların dikey kılcal emme süreleri
ölçülmüştür. Kumaşların kılcal emme süreleri üzerinde örgü tipi ve atkı sıklığı faktörlerinin
anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Dikey kılcal emme, test aparatı, gömleklik kumaş
1. Giriş
İnsan vücudunu yaşamsal faaliyetlerini düzgün bir şekilde yerine getirirken çevresi ile denge
içerisinde olan karmaşık bir sistem olarak tanımlamak mümkündür (Purushothaman, 2009).
Vücut yapılan çeşitli aktiviteler sırasında ya da yüksek dış çevre sıcaklığında, hızlı bir şekilde
ısı üretmekte ve bu fazla ısının vücuttan uzaklaştırılabilmesi için vücut tarafından ter
üretilmeye başlanmaktadır (Fangueiro ve ark., 2009). Terin deri üzerinden veya giysi iç
katmanından dış katmana buharlaşmasıyla, su buharı vücuttan bu fazla ısıyı taşımakta ve
vücudun konfor durumunu korumasını sağlamaktadır (Hu ve ark., 2005). Oluşan bu terin
kişinin giymiş olduğu giysi tarafından uzaklaştırılamaması durumunda ise mikro klima bağıl
neminde artış ve dolayısıyla kişilerin derisindeki ıslaklığa bağlı olarak konforsuzluk hissi
oluşmaktadır. Bu sebeple kumaşların sıvı iletim yeteneklerinin giysi konforunu belirleyen en
önemli parametrelerden biri olduğunu söylemek mümkündür. Kumaşların nem iletim
özelliklerinin belirlenmesi için birçok test yöntemi kullanılmakta olup, kılcal emme ölçümleri
bu yöntemler arasında en çok tercih edilenlerdendir.
Kılcal emme kapiler bir sistemde bir katı-sıvı ara yüzü ile katı-hava ara yüzünün
kendiliğinden yer değiştirmesi olarak tanımlanmaktadır (Patnaik ve ark., 2006). Kuru ve yaş
matrisin ara yüzeyindeki gözenekli yapıların duvarları üzerinde oluşan kapiler emme
sonucunda, kapiler basınç meydana gelmektedir. Bu kuvvetler sıvı yüzeyindeki moleküllerin
karşılıklı çekimi ve katı yüzeyindeki moleküllere sıvı moleküllerin adhezyonundan
kaynaklanmaktadır. Adhezyon, karşılıklı çekimden büyük olduğu zaman kılcal emme
gerçekleşmektedir (Masoodi ve Pillai, 2010).
Kumaşların sıvı iletim yeteneğinin değerlendirilmesi amacıyla, uygulanabilirliğinin kolay
olması ve günlük hayattaki yaygın kullanımı simüle etmesinden dolayı dikey kılcal emme
ölçümleri sıklıkla kullanılmaktadır. Sıvı içerisine kumaşın bir ucu batırılarak kumaş üzerinde
sıvının yükselmesini ölçen konvansiyonel şerit dikey kılcal emme test yönteminin kullanıldığı
birçok çalışma bulunmaktadır (Asayesh ve Maroufi, 2007; Sharabaty ve ark., 2008; Tyagi ve
ark., 2011). Dikey kılcal emme ölçümleri için çeşitli standartlar (BS 3424, DIN 53924,
AATCC 197, ISO 9073-6) kullanılmasına karşın, bu standartların uygulamalarında bazı
zorluklar ve eksiklikler bulunmaktadır. Bunlar çıplak gözle ölçümlerin takip edilmesi, koyu
renkli kumaşlarda ölçüm sonuçlarının doğru olarak okunamaması, ölçümleri uzun süren
kumaşlar için testi yapan kişinin test aparatı yanında beklemek zorunda olması, aynı anda
66
birden çok test numunesinin gözlenmesinin zor olması, sıvı yükselmesinin rahat bir şekilde
gözlenmesi için su içerisine katılan boyanın sıvının yüzey gerilimini değiştirmesidir. Bu
zorlukların giderilmesi amacıyla birçok araştırmacı farklı prensiplere göre çalışan çeşitli dikey
kılcal emme test cihazları geliştirmişlerdir. Zhuang ve ark. (2002) yapmış oldukları çalışma
kapsamında görüntü analizi ile otomatik kılcal emme ölçümleri gerçekleştirmişlerdir. Kılcal
emme ölçümlerinde suyun yükselmesinin belirlenmesinin kolay olması açısından aparata bir
video kamera monte etmişler ve bilgisayar ile bağlantısını sağlayarak kılcal emme
yüksekliğinin kaydedilmesini sağlamışlardır. Mazloumpour ve ark. (2011) elektromanyetik
alan indüksiyonu esasına göre zamanın fonksiyonu olarak suyun kılcal yükselme değerini
veren bir ölçüm aparatı geliştirmişlerdir. Ölçüm prensibine göre sıvı yükseldikçe, motor kabı
aşağı doğru itmekte ve test numunesinin kuru kısmı sensör ile karşı karşıya gelmektedir.
Böylece kumaş içerisinde sıvının iletim hızı, kabın ters yönde hareket hızına eşit olmaktadır.
Babu ve Koushik ise (2011) kapiler yükselmenin ölçülmesi amacıyla kapalı elektrik devresi
prensibine göre çalışan bir kılcal emme test cihazı tasarlamışlardır. Geliştirilen cihazda kumaş
üzerindeki sıvı seviyesi sensörler ile kontrol edilmektedir.
Yapılan bu çalışmanın temel amacı zamana bağlı olarak kumaş üzerinde sıvının yükselmesini
ölçen elektriksel prensibe göre çalışan bir test aparatı tasarlamak ve üretmektir. Bunun yanı
sıra test aparatının etkinliğinin sınanması amacıyla, farklı örgü tipi ve atkı sıklığına sahip olan
pamuklu gömleklik dokuma kumaşlar kullanılarak karşılaştırmalı dikey kılcal emme süresi
ölçümleri de çalışmada gerçekleştirilmiştir.
2.Materyal ve Metot
2.1. Metot
Çalışma kapsamında kumaşların dikey kılcal emme davranışlarını belirlemek için elektriksel
prensibe göre çalışan bir test aparatı geliştirilmiştir. Geliştirilen bu cihazda aynı anda dört
numune test edilebilmektedir. Ölçüm sonuçları bir bilgisayara aktarılabilmekte ve belli bir
yükseklikte kılcal emme süresi ortalama değerleri okunabilmektedir.
Kumaşların dikey konumda tutulması amacıyla üzerinde elektrik iletim sensörlerinin de yer
aldığı test plakaları tasarlanmıştır. Test plakaları üzerinde 1 cm aralıklar ile on altı adet
karşılıklı algılayıcı yuvalar bulunmaktadır. Elektrotların karşılıklı iki ucuna iyi bir elektriksel
iletken olan saf gümüşten yapılmış teller bağlanmıştır ve kumaş ıslandığında bu teller
sayesinde elektrik iletimi sağlanmaktadır. Test plakaları üzerinde bulunan bakır iletim yolları
ile alınan elektrot iletim verilerinin bilgisayara aktarımı sağlanmaktadır. Şekil 1’de dikey
kılcal emme test aparatı ve aparatta kullanılan test plakası tasarımı görülmektedir.
Test kartları arasına yerleştirilecek olan numune kumaş boyutları 25 x 200 mm olarak
belirlenmiştir. Test plakaları arasına kumaş numuneleri yerleştirildikten sonra, kumaşların uç
kısmına 1 gram ağırlık bağlanmakta ve test plakalarının otomatik olarak yukarı-aşağı hareket
etmesini sağlayan DC servo motorlar yardımıyla test plakaları saf su bulunan rezervuar
içerisine daldırılmaktadır.
67
Şekil 1. Dikey kılcal emme test aparatı ve test plakası
Test başladıktan sonra test plakalarının almış olduğu sinyaller kontrol kartına gönderilerek,
kontrol kartında çözümlenen sinyallerin ana karta gönderilmesi ve iletişimi sağlayan ana kart
sayesinde verilerin bilgisayara aktarımı mümkün olmaktadır. Ayrıca, bilgisayar üzerinde C#
programlama dili kullanılarak bir ara yüz oluşturulmuştur. Oluşturulan bu ara yüzde her 1
cm’lik yükselmenin milisaniye olarak kaydedilmesi sağlanmakta ve bu ara yüz sayesinde
ölçüm sonuçları kolaylıkla kontrol edilebilmektedir (Şekil 2).
Şekil 2. Bilgisayar ara yüzü
2.2. Materyal
Çalışmada kullanılan sistematik pamuklu dokuma kumaşlar %100 pamuk ipliklerinden (Ne
40), 45 tel/cm sabit çözgü sıklığına sahip olacak şekilde VAMATEX 1001es dokuma
makinesinde dokunmuştur. Gömleklik kumaşların dikey kılcal emme davranışları üzerinde
farklı değişkenlerin etkilerinin incelenmesi amacıyla kumaşlar farklı örgü tipi (bezayağı, dimi,
panama) ve atkı sıklıklarında üretilmişlerdir. İlgili standartlara göre tüm kumaşların fiziksel
ve yapısal özellikleri belirlenmiş ve Tablo 1’de ölçüm sonuçları verilmiştir.
Dokuma tezgâhından çıkan ham kumaşların son kullanıma hazır hale getirilmesi amacıyla
kumaşlara çeşitli terbiye işlemleri uygulanmıştır. Pamuklu kumaşlar için kumaş üzerinde
yakma ve yakma sonrasında 700C’ta yıkama ve 950C’ta kurutma işlemi gerçekleştirilmiştir.
30 gram/litre mikro silikon esaslı yumuşatıcı kullanılarak silikon apre işlemi kumaşların
tamamı için uygulanmış ve sonrasında 1400C’ta kurutma işlemi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca
kumaşlara kalandır ve sanfor işlemleri de uygulanmıştır.
68
Tablo 1. Kumaşların yapısal ve fiziksel özellikleri
Atkı
Çözgü
Metrekare
Kumaş
Kalınlık
PS
PV
R2-D
R3-D
Örgü tipi
sıklığı
sıklığı
ağırlığı
sıkılığı
(mm)
(%)
(%)
(μm)
(μm)
2
(atkı/cm) (tel/cm)
(g/m )
28,40
49,10
122,80
0,26
Gevşek
13,90 37,98 56,32
93,11
(0,52)
(0,32)
(0,19)
(0,0055)
32,80
49,80
132,96
0,26
Orta
11,70 34,32 47,75
81,78
Bezayağı
(0,42)
(0,42)
(0,99)
(0,0071)
38,70
49,00
143,73
0,25
Sıkı
10,06 26,97 41,10
67,29
(0,67)
(0,67)
(0,73)
(0,0045)
30,44
50,00
125,95
0,29
Gevşek
12,39 47,29 50,90 105,79
(0,53)
(0,47)
(1,46)
(0,0089)
37,80
50,40
139,29
0,29
Dimi
Orta
9,50
40,58 39,85
88,39
(0,42)
(0,52)
(1,14)
(0,0122)
43,60
50,50
147,97
0,30
Sıkı
7,44
39,57 32,79
81,11
(0,84)
(0,85)
(0,80)
(0,0110)
32,30
51,10
129,33
0,29
Gevşek
10,87 45,45 45,79 102,11
(0,48)
(0,32)
(0,58)
(0,0084)
38,60
51,30
138,84
0,29
Panama
Orta
8,66
41,10 37,32
89,34
(0,52)
(0,48)
(0,89)
(0,0045)
45,30
50,90
152,94
0,31
Sıkı
6,66
39,83 30,33
81,30
(0,67)
(0,32)
(1,07)
(0,0055)
PS: Yüzey gözenekliliği; PV: Hacimsel gözeneklilik; R2-D: Ortalama gözenek yarıçapı (İki boyutlu); R3-D:
Ortalama gözenek yarıçapı (Üç boyutlu)
3. Bulgular
Çalışmada kullanılan kumaşların dikey kılcal emme ölçümleri için test süresi yapılan ön
denemeler sonucunda 90 dakika olarak belirlenmiştir. Test süresi boyunca kumaşlar üzerinde
sıvının kılcal emme yüksekliği değerleri Grafik 1’de gösterilmektedir.
Grafik 1 incelendiğinde, test süresi sonunda kumaş üzerinde en düşük sıvı kılcal emme
yüksekliği değerine hem çözgü hem atkı yönünde bezayağı-sıkı kumaşların sahip olduğu
görülmektedir (3 cm). En yüksek değerler ise çözgü yönünde 8 cm yükselme ile dimi ve
panama-gevşek kumaşlarda; atkı yönünde ise, panama-orta kumaşta gözlenmiştir. Çalışmada
kullanılan kumaşlar üzerinde test süresi sonunda sıvının ulaştığı kılcal emme yüksekliğinin
bezayağı kumaşlarda diğer örgü tiplerinden daha düşük olduğu görülmüştür. Bezayağı
kumaşlar tekrar eden kesişimler sebebiyle düşük gözeneklilik değerlerine sahiptir. Bu
durumun sebebinin kumaş gözenekliliğine bağlı olarak değişen kılcal emme hızının azalması
olduğu düşünülmektedir (Behera ve ark., 1997).
Kumaşlarda sıklık artışına bağlı olarak iplikler arası boşlukların kapiler çapı azalmaktadır. Bu
azalma kumaşlarda kılcal emme süresinin uzamasına sebep olmaktadır (Babu ve Koushik,
2011; Mazloumpour ve ark., 2011). Bu çalışmada da hem atkı hem çözgü yönünde yapılan
ölçümlerde, atkı sıklığındaki artışın kılcal emme süresini arttırdığı görülmektedir. Ayrıca,
kumaş sıkılığının sıvının test süresi sonunda çıkabileceği maksimum yükseklik üzerinde de
etkili olduğu ve sıklık arttıkça, kılcal emme yüksekliğinin genel olarak düştüğü belirlenmiştir.
Kılcal emme süresi ve kumaş yapısal özellikleri arasındaki korelasyon ilişkileri de
incelendiğinde, kılcal emme süresinin hacimsel gözeneklilik (r2= -0,919) ve üç boyutlu
gözenek yarıçapı (r2=-0,779) parametreleri ile arasında anlamlı korelasyon ilişkileri
bulunduğu görülmektedir.
69
Grafik 1. Kumaşların dikey kılcal emme ölçüm sonuçları
Kumaşların üzerinde sıvının ulaştığı yükseklik olan 30 mm için ölçülen kılcal emme suresi ve
kılcal emme hızları Tablo 2’de verilmiştir. Tablo incelendiğinde, çözgü yönünde en yüksek
kılcal emme hızına sahip olan kumaşın dimi-gevşek kumaş (4,38 mm/dk) olduğu
belirlenmiştir. En düşük kılcal emme hızına ise bezayağı-sıkı kumaş (1,10 mm/dk) sahiptir.
Atkı yönünde ise panama-orta kumaşta en yüksek kılcal emme hızı (3,64 mm/dk); bezayağıorta kumaşta en düşük değer (1,47 mm/dk) elde edilmiştir. Sıvının kumaş üzerinde 30 mm
yüksekliğine ulaşması için ölçülen süreler için yapılan varyans analizi sonucunda, çözgü
yönünde yapılan ölçümler için kılcal emme süresi üzerinde hem örgü tipi hem de atkı sıklığı
parametrelerinin istatistiksel olarak anlamlı etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Atkı
yönünde ise örgü tipinin etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu, buna karşın atkı
sıklığının etkisinin olmadığı belirlenmiştir (p< 0,05).
Tablo 2. Kumaş üzerinde sıvı kılcal emme yüksekliği 30 mm değerine ulaşana kadar geçen süre ve kılcal emme
hızları
Çözgü
Atkı
Kumaşlar
Kılcal emme süresi
Kılcal emme hızı
Kılcal emme süresi
Kılcal emme hızı
(dk)
(mm/dk)
(dk)
(mm/dk)
16,77
1,81
18,59
1,62
Gevşek
(2,18)
(0,22)
(1,60)
(0,14)
21,05
1,43
20,61
1,47
Bezayağı
Orta
(1,65)
(0,11)
(2,97)
(0,20)
27,34
1,10
19,08
1,58
Sıkı
(2,47)
(0,10)
(1,50)
(0,13)
6,88
4,38
8,82
3,52
Gevşek
(0,45)
(0,30)
(1,98)
(0,70)
9,90
3,04
8,81
3,43
Dimi
Orta
(0,55)
(0,17)
(0,93)
(0,36)
17,99
1,68
10,40
2,90
Sıkı
(1,45)
(0,14)
(0,83)
(0,23)
7,56
4,00
11,37
2,65
Gevşek
(0,76)
(0,42)
(0,81)
(0,18)
8,28
3,64
8,24
3,64
Panama
Orta
(0,62)
(0,27)
(0,29)
(0,13)
9,15
3,28
9,05
3,31
Sıkı
(0,41)
(0,14)
(0,20)
(0,08)
4. Değerlendirme
Yapılan bu çalışmada kumaşların dikey kılcal emme davranışlarının belirlenmesi amacıyla
elektriksel prensibe göre çalışan ve kumaş üzerinde sıvının yükselmesini algılayabilen
70
sensörler bulunduran yeni bir test aparatı geliştirilmiştir. Geliştirilen cihazın etkinliğinin
belirlenmesi amacıyla sistematik gömleklik dokuma kumaşlar kullanılarak kılcal emme süresi
ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan kumaşlar üzerinde sıvının test süresi
sonunda ulaştığı kılcal emme yüksekliğinin bezayağı kumaşlarda diğer örgü tiplerinden daha
düşük olduğu görülmüştür. Atkı sıklığındaki artışın genel olarak kılcal emme süresini
arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca, kumaş sıkılığının sıvının test süresi sonunda çıkabileceği
maksimum yükseklik üzerinde etkili olduğu ve sıklık arttıkça kumaşlar üzerinde sıvının
ulaşabileceği yüksekliğin düştüğü belirlenmiştir. Çalışmada geliştirilen test aparatının dikey
kılcal emme ölçümlerinin daha kolay yapılması ve ölçüm sonuçlarının bilgisayara aktarımı ile
sonuçların rahatlıkla okunabilmesi açısından avantajlı olduğu görülmüştür.
5. Kaynaklar
AATCC Test Method 197-2013 Vertical Wicking of Textiles.
BS 3424-18: 1986 Testing Coated Fabrics. Methods 21A and 21B. Methods for Determination of Resistance to
Wicking and Lateral Leakage.
DIN 53924: 1997 Testing of Textiles - Velocity of Soaking Water of Textile Fabrics (Method by Determining
the Rising Height).
ISO 9073-6: 2000 Textiles - Test Methods for Nonwovens - Part 6: Absorption.
Asayesh, A.; Maroufi, M. (2007). Effect of Yarn Twist on Wicking of Cotton Interlock Weft Knitted
Fabric, Indian Journal of Fibre & Textile Research, 32, 373-376.
Babu, V.R.; Koushik, C.V. (2011). Capillary Rise in Woven Fabrics by Electrical Principle, Indian Journal of
Fibre & Textile Research, 36, 99-102.
Behera, B.K.; Ishtiaque, S.M.; Chand, S. (1997). Comfort Properties of Fabrics Woven from Ring, Rotor, and
Friction-spun Yarns, The Journal of the Textile Institute, 88(3), 255-264.
Fangueiro, R.; Gonçalves, P.; Southino, F.; Freitas, C. (2009). Moisture Management Performance of Functional
Yarns based on Wool Fibres, Indian Journal of Fibre & Textile Research, 34, 315-320.
Hu, J.; Li, Y.; Yeung, K.W.; Wong, A.S.W.; Xu, W. (2005). Moisture Management Tester: A Method to
Characterize Fabric Liquid Moisture Management Properties, Textile Research Journal, 75, 57-62.
Masoodi, R.; Pillai, K.M. (2010). Darcy’s Law-based Model for Wicking in Paper-like Swelling Porous Media.
AlChe Journal, 56(9), 2257-2267.
Mazloumpour, M.; Rahmani, F.; Ansari, N.; Nosrati, H.; Rezaei, A.H. (2011). Study of Wicking Behavior of
Water on Woven Fabric Using Magnetic Induction Technique, The Journal of the Textile Institute, 102(7), 559567.
Patnaik, A.; Rengasamy, R. S.; Kothari, V. K.; Ghosh, A. (2006). Wetting and Wicking in Fibrous
Materials. Textile Progress, 38(1), 1-105.
Purushothaman, A. (2009). New Understandings on Moisture Vapor Transport of Fibrous Assemblies, Doktora
Tezi, Texas Tech Üniversitesi, US.
Sharabaty, T.; Biguenet, F.; Dupuis, D.; Viallier, P. (2008). Investigation on Moisture Transport through
Polyester/Cotton Fabrics. Indian Journal of Fibre & Textile Research, 33, 419-425.
Tyagi, G.K.; Bhattacharya, S.; Kherdekar, G. (2011). Comfort Behaviour of Woven Bamboo-Cotton Ring and
MJS Yarn Fabrics, Indian Journal of Fibre & Textile Research, 36, 47-52.
Zhuang, Q.; Harlock, S.C.; Brook, D.B. (2002). Longitudinal Wicking of Weft Knitted Fabrics: Part I: The
Development of an Automatic Wicking Test Method using Image Analysis, The Journal of the Textile Institute,
93(1), 88-96.
71
THE EFFECT OF MOISTURE ON
THERMOPHYSILOLOGICAL COMFORT OF SPORT
DRESSES AT REAL AND SIMULATED CONDITIONS OF
THEIR USE
Lubos Hes
Technical University of Liberec, Czech Republic, [email protected]
Abstract
Water vapour permeability of clothing isconsidered one of the most important factors of its
thermophysiological comfort. In the study, water vapour permeability (WVP) of 12 sport
dresses in dry and wet state were determined. All these dresses were wetted during the
running training and by the sweating impulse which simulates the sweating under
runningconditions. The determination of effective relative WVP by means of a the fast
testing PERMETEST instrument was quite complicated, as the total relative cooling flow of
wet fabrics measured in the first step also involves the cooling flow caused by moisture
evaporation from the wet fabric surfaces. From the first measurements follows, that the
effective relative WVP of wet dresses presents 20-35% only of the relative WVP of dry
fabrics. The main result of the study is the observation, that the dresses wetted during the
running training and by the sweating impulse exhibited very similar values od the effective
relative WVP. Thus, the principle of the simulation of real conditions of the use of sport
dresses by means of the sweating impulse becames an important tool in design of quality sport
dresses and functional underwear.
Key words: water vapour permeability, dresses, underwear, wet state, sweating impulse.
1. Introduction
Thermal resistance and water vapour permeability of clothing in dry state are commonly
considered the most important factors of its thermophysiological comfort. However, both
outerwear and particularly underwear fabrics (T–shirts, dresses) are frequently used in wet
state, caused by the sweat condensation and absorbtion.
However, thermal resistance and water vapour permeability of cheap and costly underwear
fabrics and sport dresses in dry state practically do not differ from each to other. Thus, the not
informed users buy cheap underwear, which, after being wetted by the absorbed sweat, may
cause serious discomfort.
In this study vapour permeability of 12 sport dresses in dry and wet state were determined.
Wettting of the dresses was achieved during training of a sportsman on the running simulator
and by applicationof the sweating impulse 0,3 ml injected in the middle of the tested sample,
which simulates the sweating under conditions of running.
Water vapour permeability of dry and wet dressed were determined by means of nondestructive Czech fast testing instrument PERMETEST which was described elsewhere [1].
2. Material and Method
2.1. Determination of the moistening heat
This method depends in injection of 0,5 ml water with with 1% of surfactant in the middle of
the tested sample, and waiting 1 minute. During this time, the liquid simulating the sweat
72
spreads from the sample centre and the heat of moistening dissipates sufficiently. At cotton
sheets, after the period of time τ = 60 s (1 minute), the wet spot mostly occupies the area A of
approx. 2 cm2 (with diameter 1,5cm). Then the measurement proces starts. Due to special
design of the mentioned testing instrument, the sensing part of the tester is always in contact
with wet part of the sample.
When a fabric absorbs water, the heat of moistening Qm is generated. This heat is bigger for
dry fabrics and lower for humid fabrics, and for the average degree of moisture it can reach
the level 500 J/kg of the absorbed water. In our case, it will be:
Qm= 0,0005 kg*500J/kg = 0,25J
(1)
During the wetting, the fabrics is purposely placed on a ceramic plate with thermal
absorbtivity b = 3000 [Ws1/2/m2K] (to be explained in the next chapter). The mostening heat is
generated continuously, as continuously increases the diameter of the wet spot. For simplicity,
let us consider the increase of the mostening heat as a linear function of the time. Then, the
moistening heat flow q [W/m2], related to the 1m2 area, can be calculated as:
qA = Qm / τ(2)
The generated heat is then conducted away form the upper free surface by the natural convection, a
low efficiency heat transfer mechanism, which can be neglected. Much more efficient will be the heat
transfer by conduction from the bottom part of the sample into the ceramic plate, where the sample
has been always placed. In our case, the plate can be considered a semi- infinite body, where the
transient heat conduction describes the Equation (3) described below. It can be written:
(3)
Qm/(Aτ) = bΔt /()1/2
The term b here means thermal absorbtivity according to the Equation (4) explained below. When
introducing all the parameters in this equation, we receive the temperature increase Δt = 0,173°C. As
the ALAMBETA instrument described below employs the temperature difference 10°C, the warming –
up the tested sample after 60 seconds by the wetting heat results in the temperature increase, which
presents just 1,73% of the total temperature gradient. Thus, the wetting heat cannot cause serious
measurement error during the described simulation of the sweating impulse.
2.2. Tested fabrics
Table 1. Description of the studied samples (the content of elastants extends from 3 - 8%)
Code
A
B
C
D
E
F
G
H
I
J
K
L
Composition of dresses
Structure of dresses
PES 62%+PAD+Elastan
PES 92%+Elastan
PES chemical modified
COT 100%
COT 55%+PAD
PES 54%+PES CD
PAD 56%+POP+Elastan
POP physically modified
PES 51%+PES miner. filled
PES 50%+COT
PES 79%+PAD+Elastan
PAD mic 55%+PES+Elastan
Weft single jersey with ribs
Weft single jersey
Weft double jersey+single rib 3:2
Weft single jersey
Weft interlock (smooth)
Weft single jersey with loops
Weft single jersey
Weft double jersey with loops
Weft interlock knit
Weft double jersey (smooth)
Weft single jersey
Weft double jersey with ribs
Sq. mass
[g/m2]
185
218
160
192
184
174
203
95
129
150
168
214
Wetting
level [%]
7,0
5,0
6,2
16,2
15,5
7,1
5,5
16,5
12,2
12,5
11,5
6,3
From the Table 1 follows one important observation: the wetting levels are different, even if
the wearer of the dresses was the same person. These levels result from the different WVP of
particular dresses (used fibres), their moisture absorbtivity and their moisture regain, after the
dresses being dried during the training.
73
Examples of the studied dresses
55%cotton 45% polyamide
50%cotton 50% polyester 79% polyester 12% polyamide
2.3. The measurement procedure
First, the dress were 2 times washed, and then their thermal properties and water vapour
relative permeability (RWVP) under standard (dry state) conditions were determined. The
mentioned RWVP here presents the ratio between the cooling heat flow passing through the
studied fabric inserted in the PERMETEST instrument and the cooling heat flow passing
through the uncovered measuring head of thisinstrument.
Before the measurement, the dresses were dried at 110°C (where possible) and weighted.
Then the sportsman, wearing one by one the tested dresses, exhibited training under same or
very similar climatic conditions (22°C, 36%) and with the same or similar effort (same
running velocity 2,8 m/s, same time 20 minutes). After training the dresses were hermetically
closed in plastic cups and then weighted.
Determination of the effective relative water vapour permeability (effective RWVP) of
wettted fabrics is not as easy. The totalheat flow (qtot) transferred through the boundary layer
of the fabric surface is given by the sum of heat flow passing from the skin through the
permeable fabric qfab wand heat flow qfab surfcaused by temperature gradient between the skin
and fabric surface, which is cooled by evaporating of water from the fabric surface.
Heat
flow
due
evaporation from
fabric surface
qtot w = qfab w +qfab surf
FIG 1. Heat flow generation due to sweat
evaporation from the skin surface
and moisture evaporation from the
fabric surface.
flow
due
to
to Heat
the evaporation from the skin,
passing through the fabric
Fabric
Skin
Thus, in order to determine the effective RWVP by means of the PERMETEST instrument, it
is necessary to execute 2 different measurements on the same sample. In the first step, the
relative cooling heat flow qtotwpassing through the wetted sample and the generated by the
wet sample surface is measured, as given by the equation
=
In the second step, the measuring head of the PERMETEST instrument is covered by an
impermeable foil, which stops the effective relative cooling flow qfab w through the wet
74
fabric. Thus, we would determine the relative cooling flowqfab w from the wet fabric surface
only. The difference between both the mentioned measurement yields the required relative
cooling flowqfab w,whichalso presents the effective RWVP.
3. Results
Fig. 2 Evaporation resistance of dry dresses determined by the PERMETEST instrument according to the
modified ISO 11092 standard
Fig.3 EffectiveRWVP of the studied dresses wetted during the running training
75
Fig. 4 Effective RWVP of the studied dresseswettedduring training (in blue) and relative cooling heat flow q fab
surf from the wet fabric surface (in red)
Fig. 5 Effective RWVP of the studied dresses wetted by the sweating impulse
76
Fig 6. TotalRWVP(cooling flow) wetted during training consisting of the Effective RWVP (in blue) + relative
cooling heat flow qfab surf from the wet fabric surface (in red)
Fig. 7 Comparison of Effective RWVP of the studied dresses wetted during training (in blue) and
Effective RWVP wetted by the sweating impulse
77
Fig. 8 Correlationbetween the Effective RWVP of the studied dresses wetted during training and
the Effective RWVP wetted by the sweating impulse
4. Conclusions
In the study, effective relative water vapour permeability of 12 knitted sport dresses in dry
and wet state were determined. Wettting of the dresses was achieved during training of a
sportsman on the running simulator and by application of the sweating impulse. Due to their
different structure and composition, the moisture content of the studied dresses wetted during
the training was in the range 5,0 – 16,5.These big differences causedalso big differences in the
effective RVWP of the dresses.From the study follows that due to the absorbed sweat, the
effective relative water vapour permeability of underwear or dresses is substantially lower
than that in dry state.The main result of the study is the observation, that the dresses wetted
during the running training and by the sweating impulse exhibited very similar values of the
effective relative WVP. Thus, the principle of the simulation of real conditions of the use of
sport dresses by means of the sweating impulse can be an important tool in design of quality
sport dresses and functional underwear.
5. References
[1] Gibson, P. W.: Factors influencing steady-state heat and water-vapour transfer measure for clothing
materials, Textile Research Journal, Vol. 63(1993), No.12, pp. 749-764, ISSN 1746-5175
[2] Hes, L.; Araujo, M.: Simulation of the Effect of Air Gaps between the Skin and a Wet Fabric on Resulting
Cooling Flow. Textile Res. Journal,Vol. 80(2010), No. 14, pp. 1488–1497, ISSN 1746-5175
[3]Hes, L; Lizak, P.: Thermal comfort of biking dresses at real conditions of their use. Proc.ofFiber Society
Spring Conf., Hufenus R. (Ed.), pp. 39-40, St. Gallen, May 2012, EMPA, St. Gallen (2012)
[4] Hes, L.; Dolezal, I.: The effect of moisture on water vapour permeability of semi-permeable fabrics, Proc. of
AUTEX 2009 World Textile Conf., Kumbasar P. (Ed), pp. 714-723, May 2009, EGE Univ., Izmir (2012)
[5] Bogusławska-Bączek M.; Hes L.: Effective Water Vapour Permeability of Wet Wool Fabrics and Blended
Fabrics, Fibres & Textiles in Eastern Europe, Vol. 21 (2013) No. 1(97), pp. 67-71, ISSN 1230-3666
[6] Povysil M.: MSc Thesis (in Czech), Technical University of Liberec, Liberec, (2014)
78
OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE KULLANILAN SPACER
KUMAŞLARIN HAVA GEÇİRGENLİKLERİNİN ÖLÇÜMÜ
İÇİN YENİ BİR TEST YÖNTEMİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Kılıç, Musa1, Çoban, Özhan2 ve Şafak, Özcan1
1
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir
2
Kipaş Holding, İplik İşletmeleri, Organize Sanayi Bölgesi, Kahramanmaraş
Özet
Otomotiv sektöründe kullanılan spacer (sandviç) kumaşların konfor, sıkıştırılabilirlik, nefes
alabilirlik gibi çeşitli özellikleri karşılaması beklenmektedir. Bu özellikler çeşitli parametreler
tarafından belirlenir. Bu parametrelerden biri de “dikey hava geçirgenliği” değeridir. Bu
değer, spacer kumaşların kullanım alanına göre oldukça büyük önem taşımaktadır. Özellikle
kendinden ısıtmalı ya da soğutmalı otomobil koltuğu yapılarında kullanılan spacer kumaşların
dikey hava geçirgenliği testi sonuçlarına göre bağlantı monofilamentlerinin numarası, sayısı
ve dizilişi değiştirilmekte ve kullanıma uygun kombinasyonlar oluşturulmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Spacer kumaş, hava geçirgenliği, otomotiv tekstilleri
1. Giriş
İki ayrı yüzeyin bir bağlantı tabakası ile bağlanması sonucunda oluşan üç boyutlu tekstil
yüzeylerine spacer (sandviç) kumaş denilmektedir. Spacer kumaşlar üretim yöntemlerine göre
dokuma, dokusuz yüzey, atkılı örme ve çözgülü örme spacer kumaşlar olarak dört grupta
incelenmektedirler. Spacer kumaşlar, özel yapıları sayesinde geleneksel tekstil yapıları
tarafından karşılanamayacak spesifik özelliklere sahip tekstil yapılarıdır [1,2]. Spacer kumaşla
ilgili ilk patent 1868 yılında Matthew Townsend of Leicester tarafından alınmıştır. Teknolojik
olarak çok yeni olmayan sandviç tekstiller, uygulamada son 15 yıldır kullanılmaktadır. Ticari
açıdan spacer kumaşların önemi özellikle son yıllarda artış göstermiştir. Spacer kumaşlarla
ilgili yapılan çalışmaların çoğunlukla sıkıştırılabilirlik ve hava geçirgenliği özellikleri ile
bunların ölçüm yöntemleri etrafında yoğunlaştığı görülmektedir [3-12].
Bu çalışmada, özellikle kendinden ısıtmalı ya da soğutmalı otomobil koltuğu yapılarında
kullanılan spacer kumaşların çeşitli tasarım parametrelerinin belirlenebilmesi için büyük
önem arz eden dikey hava geçirgenliği değerinin ölçülebilmesi için yeni bir test yönteminin
açıklanması amaçlanmaktadır.
2. Materyal ve Metot
Çalışma kapsamında, aynı örgü yapılarında, yüzeylerde stapel PES, bağlantı ipliklerinde
Ø0.243 mm monofilament PET ipliği kullanılarak üretilen 7, 10 ve 13 mm kalınlıklarında iki
yüzü açık spacer kumaşlar kullanılmıştır. Tüm kumaşlar 165 °C’de fikse edilmiştir.
Kumaşların dikey yöndeki hava geçirgenliklerinin ölçülebilmesi için özel olarak tasarlanan ve
Textest FX 3300 hava geçirgenliği cihazına adapte edilen kauçuk bir düzenek kullanılmıştır.
Tüm testler ISO 9237 standartlarına uygun olacak şekilde 2 mbar basınç altında, 20 cm2’lik
ölçüm alanında gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, kumaşlara hava geçirgenliği (ISO 9237) ve
sıkıştırılabilirlik testleri (ISO 3386-1) uygulanmış ve kumaş kalınlığının bu değerler
üzerindeki etkileri de incelenmiştir.
Tasarlanan Düzenek ve Dikey Hava Geçirgenliği Testi
Literatür incelendiğinde, spacer kumaşların kalınlığını oluşturan üçüncü boyutu
doğrultusundaki hava iletimini ölçmek üzere herhangi bir test yöntemi tanımlanmadığı
79
görülmüştür. Bununla birlikte, günümüzde özellikle otomobil üreticisi firmaların talepleri
doğrultularında bazı özel test laboratuvarları bu testi gerçekleştirdiklerini belirtmekte, fakat
yöntem hakkında herhangi bir bilgi vermemektedirler.
Bu çalışma ile tanımlanacak olan yeni yöntem ile spacer kumaşlara uygulanabilecek dikey
hava geçirgenliği testi detaylı olarak tanıtılmış olacaktır. Çalışmanın gerek bundan sonraki
araştırmalara referans olma ve gerekse de sanayide oluşan ihtiyacı karşılama adına yararlı
olacağı umut edilmektedir.
Spacer kumaşların dikey doğrultudaki hava geçirgenliklerinin ölçülebilmesi için öncelikle
kumaşları hava geçirgenliği test cihazı üzerinde dik tutabilecek bir düzeneğe ihtiyaç
duyulmuştur (Şekil 1 ve Şekil 2).
Şekil 1. Tasarlanan kauçuk düzenek
(1) Spacer kumaşın dikey olarak sabit bir şekilde yerleştirileceği hazne, (2) Düzeneğin yüksekliği,
(3) Düzenek iki parça halinde üretilmiştir. Farklı kalınlıklardaki kumaşların haznede sabit ve
dikey olarak kalabilmesi için bu iki parça ile kalınlık ayarı yapılabilmektedir.
Şekil 2. Tasarlanan düzenek içine spacer kumaşların dikey doğrultuda yerleştirilmesi
Tasarlanan düzenek, hava geçirgenliği test cihazının, havayı kumaşın içinden geçirerek
vakumlayan bölümünün üzerine yerleştirilmiştir (Şekil 3). Bu parçanın, vakumlanacak havayı
yalnızca kumaş içerisinden geçirmesi ve ölçüm sırasında başka herhangi bir yerden hava
sızdırmaması için özel bir kauçuk malzemeden yapılmasına karar verilmiştir. Tasarlanan bu
parça farklı kalınlıklarda üretilen spacer kumaşları test etmeye imkân sağlayacak niteliktedir.
80
Şekil 2. Tasarlanan düzeneğin Textest FX 3300 kumaş hava geçirgenliği cihazına yerleştirilmesi
Dikey hava geçirgenliği ölçümü Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü
Fiziksel Tekstil Muayeneleri Araştırma Laboratuvarı’nda bulunan TEXTEST FX 3300 hava
geçirgenliği test cihazında ISO 9237 standardına uygun olacak şekilde 2 mbar basınç altında,
20 cm2’lik ölçüm alanında gerçekleştirilmiştir. Testin yapılış aşamaları şu şekildedir:

Kumaşlar 10x10 cm boyutlarında kesilir.

Test başlığı (üst kafa) boruyla olan bağlantısı kesilmeden yerinden çıkartılır.

Düzenek, cihaz üzerindeki 20 cm2’lik ölçüm alanını ortalayacak şekilde yerleştirilir.

Test için hazırlanan kumaşlar 20 cm2’lik ölçüm alanını dolduracak şekilde prototipin
hazne kısmına dikey olarak yerleştirilir.

Giren ve çıkan havanın akışını değiştirmemek için düzeneğin üzerine 20 cm2’lik
dairesel açıklığa sahip kauçuk malzeme örtülür.

Test başlığı (üst kafa) bu ince malzemenin üzerine yerleştirilir.

Test koluna basılarak ölçüm başlatılır.
3. Bulgular
Spacer kumaşlara ait hava geçirgenliği, makina yönü ve makina yönüne ters yöndeki dikey
hava geçirgenlikleri ve sıkıştırılabilirlik değerleri Tablo 1’de yer almaktadır. Şekil 1’de ise
makine yönüne ters yöndeki dikey hava geçirgenliği değerlerine ait %95 güven aralığı grafiği
görülmektedir.
Tablo 1. Farklı kalınlıklardaki spacer kumaşlara ait hava geçirgenliği ve sıkıştırılabilirlik değerleri
7 mm
10 mm
Hava Geçirgenliği (mm/s)
9695
9948
Dikey Hava Geçirgenliği (mm/s) (Makina yönü - MD)
4515
4875
Dikey Hava Geçirgenliği (mm/s) (Makine yönünün tersi - CD)
3868
4313
Sıkıştırılabilirlik CV40 (kPa)
32,15
18,23
13 mm
10675
4888
4550
11,12
Şekil 1 ve Şekil 2’de makina yönü (MD) ve makina yönüne ters yöndeki (CD) dikey hava
geçirgenliği değerlerine ait %95 güven aralığı grafiği görülmektedir. Yapılan ANOVA analizi
sonuçlarına göre kumaş kalınlığının dikey hava geçirgenliği değeri üzerindeki etkisi
istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Şekil 1 ve Şekil 2 incelendiğinde kumaş kalınlığı
81
arttıkça dikey hava geçirgenliği değerinin de arttığı görülmektedir. Sonuçlar yöntemin
mantıksal tutarlılığını destekler niteliktedir.
Dikey Hava Geçirgenligi (MD)
3100
3000
2900
2800
2700
2600
N=
4
4
disto 0700-1-1
4
disto 1300-1-1
disto 1000-1-1
Şekil 1. Farklı kalınlıklardaki spacer kumaşların dikey Örnek
hava geçirgenliği (mm/s) değerleri için %95 güven
aralıkları (MD)
2900
Dikey Hava Geçirgenligi (CD)
2800
2700
2600
2500
2400
2300
2200
2100
N=
4
4
disto 0700-1-1
4
disto 1300-1-1
disto 1000-1-1
Şekil 2. Farklı kalınlıklardaki spacer kumaşların dikey Örnek
hava geçirgenliği (mm/s) değerleri için %95 güven
aralıkları (CD)
Çalışma kapsamında farklı kalınlıklarda üretilen spacer kumaşlara ait hava geçirgenliği
(mm/s) ve sıkıştırılabilirlik (kPa) değerleri için %95 güven aralığı grafikleri sırasıyla Şekil 3
ve Şekil 4’te verilmiştir.
Şekil 3. Spacer kumaşların hava geçirgenliği (mm/s) değerleri için %95 güven aralıkları
82
Şekil 4. Spacer kumaşların sıkıştırılabilirlik CV 40 (kPa) değerleri için %95 güven aralıkları
4. Değerlendirme
Çalışmada, özellikle otomotiv sektöründe kendinden ısıtmalı ve soğutmalı koltuklarda
kullanılan spacer kumaşların hava iletim miktarını ölçmek üzere geliştirilmiş “dikey hava
geçirgenliği” yöntemi tanıtılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, yeni yöntemin tutarlı sonuçlar
verdiği görülmektedir.
5. Kaynaklar
11.
Bruer, S.M., Powell, N. and Smith, G., (2005), Three Dimensionally Knit Spacer Fabrics: a Review of
Production Techniques and Applications, vol.4, issue.4, Journal of Textile and Apparel, Technology and
Management.
12.
Ertekin G., Marmaralı A., (2010), Sandviç Kumaşlar, Tekstil Teknolojileri Elektronik Dergisi, 4(1), 8498.
13.
Ye, X., Fangueiro, R., Hu, H., and Araujo, M., (2007), Application of warp-knitted spacer fabrics in car
seats, Journal of The Textile Institute, 98:4, 337-344
14.
Yip, J., Ng S.P., (2008), Study of Three-Dimensional Spacer Fabrics: Physical And Mechanical
Properties, Journal of Materials Processing Technology, 206, 359–364.
15.
Mecit, D. and Roye, A., (2009), Investigation of a Testing Method for Compression Behavior of Spacer
Fabrics Designed for Concrete Applications, Textile Research Journal, 79, 10, 867–875.
16.
Sheikhzadeh, M., Ghane, M., Eslamian, Z. and Pirzadeh, E., (2010), A Modeling Study on The Lateral
Compressive Behavior of Spacer Fabrics, Journal of The Textile Institue, 101, 9, 795–800.
17.
Endruweit, A. and Long, A.C., (2010), Analysis of Compressibility and Permeability of Selected 3D
Woven Reinforcements, Journal of Composite Materials, 44, 24, 2833-2862.
18.
Liu, Y. and Hu, H., (2011), Compression Property and Air Permeability of Weft Knitted Spacer
Fabrics, Journal of The Textile Institute, 102, 4, 366–372.
19.
Liu, Y., Hu, H., Long, H. and Zhao, L., (2012), Impact Compressive Behavior of Warp Knitted Spacer
Fabrics For Protective Applications, Textile Research Journal, 82, 8, 773–788.
20.
Du, Z. and Hu, H. (2012), A Study of Spherical Compression Properties of Knitted Spacer Fabrics Part
I: Theoretical Analysis, Textile Research Journal, 82, 15, 1569–1578.
21.
Guo X., Long, H., Sun, Y. and Zhao, L., (2013), Theoretical Modeling of Spacer Yarn Arrangement For
Warp-Knitted Spacer Fabrics And Experimental Verification, Textile Research Journal, 83, 14, 1467–1476.
22.
Karahan, M., Karahan, N., Gul, H. and Ivens, J., (2013), Quasi-Static Behavior of Three-Dimensional
Integrated Core Sandwich Composites Under Compression Loading, Journal of Reinforced Plastics and
Composites, 32, 5, 289–299.
83
NANO BÜYÜKLÜKTE METAL PARTİKÜL İLE KAPLANMIŞ
MULTİFONKSİYONEL KUMAŞ GELİŞTİRME
Tutak, Mustafa, Bilget, Özlem
Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kayseri, Türkiye
Özet
Bu çalışmada, binder ve diğer yardımcı kimyasalları içeren, hazır baskı patı nano
büyüklükteki Ag/Zn metal metal partiküller eklenerek tekstil yüzeyleri kaplanmıştır. Elde
edilen kumaşlar SEM/EDX haritalama tekniğine göre incelenerek nano metal partiküllerin
yüzeydeki sayısı ve dağılım üniformluğu görüntülenmiştir. İşlemli kumaşların fonksiyonel
özellikleri uygun standartlara göre değerlendirildiğinde, nano Ag/Zn metal partikül
kaplamanın tekstil yüzeylerine ileri seviyede antibakteriyel ve antistatik özellik kazandığı
belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Kaplama, antibakteriyel, antistatik, fonksiyonel kumaş
1. Giriş
Geleneksel tekstil ürünlerine ek işlemler ile yeni özelliklerin kazandırılması son kullanıcı
açısından önemlidir. Tüketiciler artık tekstillerden geleneksel kullanımının yanında
fonksiyonel özelliklerinin de olmasını beklemektedir. Tekstil ürünlerinin kaplanarak
kullanılması eski zamanlardan beri bilinmekte olup günümüzde teknolojik kaplama
yöntemleri ile çok ince ve lif içlerine nüfuz eden kaplamalar yapılabilmektedir [1].
Nano boyutta yapılan çalışmalar tekstil alanında nano lif ve uygulanan kimyasallar
gelmektedir. Liflerin ve kimyasalların boyutları nano ölçeğinde çok farklı olmakta ve gelecek
vaat etmektedir. Literatür incelendiğinde nano lif ve kimyasal uygulamaları ile çok farklı
çalışmaların olduğunu görmekteyiz. Bu çalışmada hazır baskı patı içine nano boyutta Ag/Zn
eklenerek özellikte çok fonksiyonlu tekstil ürünü elde edilmeye çalışılmıştır [2-4].
2. Materyal ve Metot
Kaplama yapılan baskı için hazır kumaş % 100 polyester dokuma kumaş 152 g/m2 gramajında
seçilmiştir. Binder, emülgatör, kıvamlaştırıcı, amonyak ve su içeren baskı patı hazır olarak
temin edilmiştir. Kaplama maddesi içine eklenen Ag/Zn metallerin partikül boyutları 50
nm’den küçüktür. Hazır baskı patı içine nano boyutta gümüş ve çinko farklı
konsantrasyonlarda eklenerek el baskı tekniğine göre uygulanmıştır. Baskılı kumaşlar 160 oC
de 5 dakika etüv içinde bekletilerek pigment baskı fiksaj işlemi yapılmıştır [4].
İşlemli kumaşlar: SEM/EDX tekniğine göre yüzeydeki nano partikül sayısı/üniformluğu,
ASTM E2149-01 standardına göre antibakteriyel ve TS EN 1149-1 standardına göre
elektrostatik özelliği belirlenmiştir [5].
3. Bulgular
ASTM E2149-01 standardına göre steril edilmiş nano partikül katkılı ve katkısız numuneler
gram negatif Escherichia coli ve gram pozitif Staphylococcus aureus patojenik
mikroorganizmaları ile başlangıçta ve iki saatlik işlem sonucunda ortamda bulunan bakteri
sayıları, seyreltme yolu ile belirlenerek Tablo 1’de verilmiştir. Nano partikül ile kaplanmış
kumaşlar farklı seviyelerde antibakteriyel etki ortaya koymuştur. Sonuçlar incelendiğinde,
gümüş uygulamasının bütün konsantrasyonlar için etkili olduğu ancak çinko uygulamasında
sadece % 1 konsantrasyonda yüksek antibakteriyel etki olduğu gözlenmiştir. Bu durumun
84
sonucu olarak metallerin bakteri deaktivasyonu için katalitik etki göstererek hücre duvarını
parçalama derecesinin gümüş için daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Tablo 1. Kaplanmış kumaşların seçilen bakterilere karşı antibakteriyel etkinlik sonuçları
Uygulama
Nano
E.coli bakterisi sonuçları
S.aureus bakterisi sonuçları
Kons.
metal
Başlangıç İki saat sonraki
Düşüş, % Başlangıç İki saat sonraki
(%)
bak.say
Bak. Say.(cfu/ml)
bak.say
Bak. Say.(cfu/ml)
(cfu/ml)
(cfu/ml)
Kont.
2.83*107 4.1*107
0 (artış)
2.16*107 3.9*107
Kum.
%1
Ag
2.2*107
0
100
3.16*107 0
7
7
Zn
3.16*10
2,36*10
25.0
1,33*107 7*106
Düşüş, %
0 (artış)
100
47,5
% 0.5
Ag
Zn
1.11*107
2.1*107
1.5*105
2.3*107
98,6
0 (artış)
2,83*107
1,6*107
1*106
1,9*107
99,4
0 (artış)
% 0.2
Ag
Zn
2.83*107
2.5*107
1.8*106
2.7*107
93.5
0 (artış)
1,1*107
1,1*107
2,1*106
2,1*107
81,4
0 (artış)
%
0.5
Ag/Zn
Eşit
oranda
1,33*107
1.33*106
90
1,1*107
2.1*106
81,4
Nano partikül eklenerek kaplanmış kumaşlar elektron mikroskobu altında görüntüsü
incelendiğinde genel olarak düzgün bir kaplama yapıldığı ve bu görüntü üzerinde seçilen
bölgede enerji dağılım X ışını (EDX) haritalama tekniği ile yüzeyde nano partikül sayısı ve
üniformluğu Şekil 1’de görülmektedir. Taranan küçük bölgede 92 adet nano Ag olduğu
belirlenmiştir. Bu kumaşa ait antibakteriyel sonuçlar her iki bakteri türü içinde düşük
konsantrasyona sahip olmasına rağmen hareketli antibakteriyel test yöntemine göre yüksek
seviyede olduğu ifade edilebilir.
Şekil 1. % 0.2 Ag kaplanmış yüzeye ait SEM/EDX görüntüsü
85
Şekil 2.% 1 Zn kaplanmış yüzeye ait SEM/EDX görüntüsü
Şekil 2’ de %1 Zn nano partikül katklı yüzeye ait tarama sonuçları verilmiştir. Taranan bölge
içinde görülen yüzeydeki çinko metal sayısı 17 olarak tespit edilmiştir. Yapılan baskı işlemi
ise düzgün olarak liflerin üzerinde ve arasında dağıldığı görülmektedir.
Şekil 3. % 0.5 (%0.25 Ag+ %0.25 Zn) kaplanmış yüzye ait SEM/EDX görüntüsü
Şekil 3’de her iki metal eşit oranda olmak üzere yapılan kaplama sonucu elde edilen tarama
sonuçları görülmektedir. Bu karışımın yapılmasının amacı her iki metal birlikte
kullanıldığında sinerjik bir etki oluşup oluşmadığının belirlenmesi olarak düşünülmüştür. Elde
edilen sonuçlara göre taranan bölgede 212 adet gümüş nano partikül ve 20 adet çinko nano
partikül toplamda 232 adet nano metal noktası olduğu tespit edilmiştir. Antibakteriyel ve
elektrostatik test sonuçlarına göre her iki metalin birlikte kullanılmasının sinerjik etkisi
olmadığı söylenebilir.
Sentetik liflerden yapılmış kumaşlar için önemli fonksiyonel özelliklerden biriside antistatik
gösterip göstermemesidir. Deneysel çalışma kapsamında kaplama işlemi yapılan kumaş %
100 polyester olduğu için nem alma yeteneğinin olmaması ile kumaş yüzeyinde statik yük
dağılımı üniform olmamaktadır. Bu ürünün kullanımı esansında ise elektrik geçişine karşı
aşırı direnç gösterdiğinden bazı olumsuz durumlar ortaya çıkmaktadır [6-7].
Kaplanmış kumaşların yüzey yalıtkanlık test sonuçları Tablo 2’de verilmiştir. Polyester lifi
nano partikül katkısız yüzeylerin elektrik geçişine karşı yüksek seviyede direnç gösterirken
Ag/Zn nano partikül katkılı kumaşlarda daha düşük direnç olduğu bu durumunda kumaşlarda
statik elektriklenme özelliğini giderdiği sonucuna varılmıştır. Ag ve Zn uygulaması birbiri ile
karşılaştırıldığında ise Ag uygulamasının Zn’ye göre daha iyi iletkenlik sağladığı söylenebilir.
86
Bu durumun nedeni olarak çinko metalinin gümüşe göre elektrik iletme kapasitesinin daha
düşük olması gösterilebilir.
Tablo 2. Yalıtkanlık sonuçları
Uygulama
Nano
Kons.(%)
Metal
Kontrol
kumaş
%1
Ag
Zn
Direnç
(ohm,Ώ)
2*1011
Sonuç
3.5*108
8,2*108
çok iyi
çok iyi
kötü
% 0.5
Ag
Zn
3.1*108
8.6*108
çok iyi
çok iyi
% 0.2
Ag
Zn
7.5*108
1.1*109
çok iyi
çok iyi
% 0.5 Ag/Zn
Eşit oranda
6.2*108
çok iyi
4. Değerlendirme
Bu çalışmada nano boyutta seçilen iki farklı metal baskı patı içine farklı uygulama yüzdeleri
ile karıştırılarak % 100 polyester kumaşa kaplanmıştır. Yapılan kaplama içindeki nano metal
parçacıklarının yüzeydeki dağılımları ve sayıları SEM/EDX tekniği ile doğrulanmıştır. İşlemli
ve işlemsiz kumaşlara antibakteriyel ve antistatik testler uygulanarak nasıl davranış
sergilediği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre seçilen patojenik bakterilere karşı farklı
seviyelerde etki göstermiştir. Tekstil yüzeylerine nano boyutta metal partikül eklenmesi ile
elektrik geçişine karşı direncin düştüğü, ve kumaşlara antstatik karekter kazandırdığı ifade
edilebilir.
Önümüzdeki çalışma döneminde ise işlemli kumaşlar için deneysel çalışma olarak
“elektromanyetik kalkanlama özelliği” testleri planlanmaktadır. Elde edilen iki fonksiyonel
özellik yanında kaplanmış yüzeylerin elektromanyetik enerji geçişine karşı nasıl etki
gösterdiği belirlenecektir.
5. Kaynaklar
[1] Nourbakhsh, S., Ashjaran, A. (2012), “Laser Treatment of Cotton Fabric for Durable Antibacterial Properties
of Silver Nanoparticles”, Materials, Vol.5(7), 1247-1257.
[2] Radetic, M. (2013), “ Functionalization of textile materials with silver nanoparticles”, J. of Mat. Sci.,
Vol.48(1), 95-107.
[3] Teli, M., Sheikh, J. (2012), “Nanosilver Containing Grafted Bamboo Rayon as Antibacterial Material”, Fib.
And Polym., Vol. 13(10), 1280-1285.
[4] Bilget, Ö. (2013), “Nano Boyutta Gümüş/Çinko Katkılı Pigment Baskı Uygulanmış Kumaşların
Antibakteriyel Özelliklerinin İncelenmesi”, Yüksek Lisans Tezi, Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü,
Kayseri.
[5] Wu, CS, (2012), “Preparation and characterization of an aromatic polyester/polyaniline composite and its
improved counterpart”, Express Polm.Lett, 6(6), 465-475.
[6] Wu, CS, Liao, HT, (2011), “Antibacterial Activity and Antistatic Composites of Polyester/Ag-SiO2 Prepared
by a Sol-Gel Method”, J. Applied Polymer Sci., 121(4), 2193-2201.
[7] Tutak M., Gün F., (2011), "Antimicrobial Effect Of C.I. Basic Red 18:1 And C.I. Basic Yellow 51 On Some
Pathogenic Bacteria", Fib. and Polm, Vol.12 No.4, pp.457-460.
87
DENDRİMER TEKNOLOJİSİ KULLANILARAK TEK
ADIMDA SU İTİCİLİK VE ANTİBAKTERİYELLİK
FONKSİYONELLİĞİNE SAHİP PAMUKLU KUMAŞ ELDESİ
Atav, Rıza1, Bilgiç, Ekrem2, Çolak, Vedat2
1
Namık Kemal Üniversitesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Çorlu-Tekirdağ, Türkiye
2
Data Boya ve Apre San. ve Tic. A.Ş., Çorlu-Tekirdağ,Türkiye
Özet
Bu çalışmanın amacı dendrimerlerle yapılan apre işlemleri sonrası reaktif boyalı pamuklu
örme kumaşlarda tek adımda su iticilik ve antibakteriyellik etkilerinin elde edilmesidir. Gerek
laboratuvar gerekse de işletme koşullarında yapılan çalışmalar sonucunda ticari dendrimer
esaslı ürünle yapılacak apre işlemi sonrası reaktif boyalı pamuklu kumaşlarda tek adımda 20
yıkamaya dayanıklı su iticilik ve antibakteriyellik etkilerinin elde edilebileceği ortaya
konulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Dendrimer, reaktif, boyama, su iticilik, antibakteriyellik
1. Giriş
Günümüzde konforlu, estetik, dayanıklı ve fonksiyonel tekstil ürünlerine olan talebin artması,
yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesini gerektirmektedir. Doğal ve/veya yapay liflerden
yapılmış kumaşların çeşitli özelliklerini geliştirmek için kimyasal bitim işlemleri yaygın
olarak kullanılmaktadır. Bu amaçla, tekstil materyalleri su iticilik, yağ iticilik, güç tutuşurluk,
antistatiklik ve antimikrobiyallik gibi çeşitli fonksiyonel bitim işlemlerine tabi tutulmaktadır.
Su iticilik konusundaki son yaklaşımlar dendrimer adı verilen nanopartiküllerin kullanımına
dayanmaktadır. Özel yapıları nedeniyle dendrimerlerin fiziksel ve kimyasal özellikleri lineer
polimerlerden biraz farklıdır. Dendrimerlerin karakteristik özellikleri; yoğun form, genellikle
reaktif özellikteki çok sayıda uç gruplar ve dalların arasında misafir moleküllerini
kapsülleyebilme yeteneği şeklinde sıralanabilir [1]. Dendrimerler her molekülün dışında
bulunan çok sayıdaki uç gruplar nedeniyle yüksek kimyasal reaktivite göstermektedir [2].
Dendrimerlerin iticilik etkisi, yıkamaya dayanıklı, su itici ve yüksek aşınma direncine sahip
etkiler yaratan nano boyutta kristal yapılar oluşturmasına dayanmaktadır. Sancaktaroğlu
(2008) yaptığı çalışmada pamuk ve pamuk/polyester kumaşlara dendrimer içeren, florokarbon
içeren ve dendrimer/florokarbon kombinasyonu içeren ürünlerle muamele ederek su ve yağ
iticilik değerlerindeki değişimleri incelemiştir. Sonuçlar karşılaştırıldığında dendrimerlerin
florokarbonların yerleşimini adapte ettikleri için dendrimer/florokarbon kombinasyonunun
daha iyi yağ ve su itici etki gösterdikleri saptanmıştır [3].
Dendrimerlerin su iticilik etkilerinin yanı sıra literatürde amin fonksiyonel uç gruplarına sahip
dendrimerlerin yapılarındaki yoğun primer amin grupları sayesinde etkili antimikrobiyal
madde özelliği de gösterebileceği belirtilmektedir. Zhang ve ark. (2009) yaptıkları çalışmada
kitosanın polikatyonik yapısı nedeniyle çeşitli bakteri ve mantarlara karşı iyi bir
antimikrobiyel etki göstermesinden yola çıkarak, HBP-NH2’nin de benzer antimikrobiyel
etkiye sahip olabileceğini düşünerek dayanıklı antimikrobiyal özelliklere sahip pamuklu
kumaş elde etmek için HBP-NH2’yi pamuklu kumaşa aşılamışlardır. Çalışmanın sonucu
olarak; HBP-NH2 aşılanan kumaş Staphylococcus aureus ve Escherichia coli bakterilerine
karşı ard arda yapılan 20 yıkamada bile antimikrobiyal etkinlik göstermiştir [4].
88
Ghosh ve ark. (2010) yaptıkları çalışmada 3. jenerasyon poli(amidoamin) (PAMAM)
dendrimerleri antibakteriyel etki sağlayacak şekilde modifiye etmişlerdir. Modifiye edilmiş
dendrimerler pamuk/naylon karışımı kumaşa uygulamışlardır. İşlemli kumaşlar üzerinde
Staphylococcus aureus ile yapılan antimikrobiyel testlerde tüm modifiye dilmiş dendrimer
türleri çok önemli biyosidal aktivite sergilemişlerdir [5].
Önceki çalışmamızda florokarbon, dendrimer ve florokarbon/dendrimer karışımı esaslı ticari
ürünlerle çalışmada yıkamaya dayanıklı su ve yağ iticilik eldesi için optimum aplikasyon
koşulları belirlenmişti [6]. Bu çalışmanın amacı ise; dendrimerlerle yapılan apre işlemleri
sonrası reaktif boyalı pamuklu örme kumaşlarda tek adımda su iticilik ve antibakteriyellik
etkilerinin elde edilmesidir.
2. Materyal ve Metot
Denemeler Remazol Blue RR boyarmaddesi ile %0,5 koyulukta boyanmış %100 pamuklu
örme kumaşlar kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu kumaşlara fulardda dendrimer esaslı
Rudolf Duraner firmasına ait Ruco-Dry ECO aplikasyonu gerçekleştirilmiştir. Dendrimer
esaslı ürünün aplikasyonu, gerek kumaşta yol açtığı renk değişiminin minimum olması
gerekse sağladığı su iticilik etkisinin maksimum olması açısından daha önce yapılan çalışma
[6] kapsamında optimum olarak belirlenmiş koşullarda yapılmıştır. Buna göre; aplikasyon
işlemleri fulardda AF %80 olacak şekilde 40 g/L dendrimer esaslı ticari ürün ile emdirme,
ardından kurutma (85°C’da 4 dakika) ve en son fiksaj (150°C’da 2 dak.) şeklinde
gerçekleştirilmiştir. Daha sonra kumaş numunelerine agar difüzyon metodu ile AATCC 147
standardına göre 10 yıkama sonrası antibakteriyellik testi uygulanmıştır.
Bu şekilde ticari ürünlerle yapılan denemelerin yanı sıra saf dendrimer ile de denemeler
yapılmıştır. Bu amaçla dendrimer olarak Sigma-Aldrich firmasına ait amino uç gruplarına
sahip 1. jenerasyon PAMAM dendrimerler kullanılmıştır.
Şekil 1: Denemelerde kullanılan dendrimerin kimyasal yapısı
Denemelerde kullanılan dendrimerin özellikleri Tablo 1’de verilmektedir.
Tablo 1: Denemelerde kullanılan dendrimerin özellikleri
Adı
DAB-Am-4,
Polipropilenimin
tetramin
Çekirdek Türü Jenerasyon
1,4diaminobütan
(4-karbon öz)
1
Uç
grubu
Uç grubu
adı
Uç
grubu
sayısı
Molekül
Ağırlığı
Kısaltma
-CH2CH2CH2NH2
aminopropil
4
316,53
PPI4NH2
Literatürde [7] bu dendrimerlerin pamuk liflerine aldehit grupları üzerinden bağlandığı, bu
nedenle de pamuk liflerindeki alkol gruplarının yükseltgenerek aldehit gruplarına
dönüştürülmesi için dendrimer aplikasyonu öncesi oksidatif madde ile ön işlem yapılması
gerektiği belirtilmektedir. Bu nedenle, kumaş numunelerine çektirme yöntemine göre
laboratuvar boyama makinesinde öncelikle 2 g/L sodyummetaperiyodat ile pH 5,5’ta (asetik
asit ile) 50°C’da 30 dakika oksidatif ön işlem uygulanmıştır. Ardından oksidatif ön işlem
görmüş ve görmemiş kumaş numuneleri %0,25 ve %0,5 olmak üzere 2 farklı konsantrasyonda
saf dendrimer ile pH 7’de 75°C’da 20 dakika işleme tabi tutulup, soğuk su ile durulanmıştır.
89
Daha sonra söz konusu 3 numuneye antimikrobiyellik testleri; agar difüzyon metodu ile
AATCC 147 standardına göre 10 yıkama sonrası uygulanmıştır.
Tüm bu çalışmalarla dendrimerlerin antibakteriyel etkinliği laboratuvar ölçekli denemelerle
saptandıktan sonra, DATA BOYA VE APRE SANAYİ A.Ş. firmasında elde edilen sonuçlar
üretim koşullarında da denenmiştir. Bu amaçla firmada 100 pamuklu örme kumaşlar bordo
(%0,5 Kimsoline Yellow KBD, %2,8 Synozol Deep Red SB, %0,7 Kimsoline Navy Blue
KBF) ve turkuaz (%0,0253 Synozol Yellow HF-3GN, %0,858 Synozol Turquoise Blue HFG, %0,869 Synozol Brilliant Blue KRL) renklere boyanmış ve fulardda dendrimer esaslı
ürünle aplike edilmiştir. Ardından boyanmış kumaş numuneleri 5, 10 ve 20 tekrarlı yıkama
sonrası su iticilik ve 20 tekrarlı yıkama sonrası antibakteriyellik testlerine tabi tutulmuştur.
Değerlendirmede Kullanılan Test Yöntemleri
- Su iticilik testi: Su iticilik testi için kumaş numunelerine ISO 4920 standardına göre sprey
testi uygulanmıştır. Sonuçlar 0’dan 5’e doğru puanlanmakta olup, en kötü değer “0”, en iyi
değer “5” olmaktadır.
- Yıkama dayanımı testi: Kumaş numunelerinde sağlanan su iticilik etkileri ile
antibakteriyellik etkisinin yıkamaya karşı dayanıklılığı tekrarlı yıkamalarla test edilmiştir.
Yıkamalar 30°C’da 40 dak. 4 g/L ECE fosfatsız referans deterjan kullanılarak
gerçekleştirilmiştir.
- Antibakteriyellik testi: Antibakteriyellik testleri hizmet alımı yoluyla AATCC 147
standardına göre EKOTEKS laboratuvarlarında yaptırılmıştır. Testler ATCC 6538 kodlu
gram pozitif Staphylococcus aureus ve ATCC 8739 kodlu gram negatif Escherichia coli
bakterilerine karşı gerçekleştirilmiştir.
3.Bulgular
3.1. Laboratuvar Öçekli Denemelere İlişkin Sonuçlar
Remazol Blue RR boyarmaddesi ile %0,5 koyulukta boyanmış ve 40 g/L dendrimer esaslı
ticari ürün aplike edilmiş kumaşların 20 yıkama sonrası antibakteriyellik etkinlikleri Tablo
2’de verilmektedir.
Tablo 2: Antibakteriyellik testi sonucu elde edilen değerler
Staphylococcus aureus
Escherichia coli
İnhibisyon Alanı
Mikroorganizma
İnhibisyon Alanı
Mikroorganizma
(mm)
Üremesi
(mm)
Üremesi
0
0
-
Tablo 2 incelendiğinde dendrimer esaslı ürün aplike edilmiş kumaşlarda 20 yıkama sonrası
bile mikroorganizma üremesinin gerçekleşmediği görülmektedir. Bu sonuçtan da anlaşılacağı
gibi dendrimer esaslı ürünün aynı zamanda antibakteriyel etkinliği bulunmaktadır.
Bu şekilde ticari ürünle yapılan denemelerin yanı sıra laboratuvar koşullarında amino uç
gruplarına sahip 1. jenerasyon saf dendrimer ile de denemeler yapılmıştır. Kumaş
numunelerine çektirme yöntemine göre laboratuvar boyama makinesinde öncelikle
sodyummetaperiyodat ile oksidatif ön işlem uygulanmıştır. Ardından oksidatif ön işlem
görmüş ve görmemiş kumaş numuneleri %0,25 ve %0,5 olmak üzere 2 farklı konsantrasyonda
saf dendrimer ile işleme tabi tutulup, soğuk su ile durulanmıştır. Söz konusu 3 numuneye ait
10 yıkama sonrası antibakteriyellik testi sonuçları Tablo 3’te verilmektedir.
90
Tablo 3: 10 yıkama sonrası antibakteriyellik testi sonucu elde edilen değerler
Staphylococcus aureus
Escherichia coli
Numune
İnhibisyon Alanı
Mikroorganizma
İnhibisyon Alanı
Mikroorganizma
(mm)
Üremesi
(mm)
Üremesi
Sadece %0,5
0
Etkisiz
0
Etkisiz
Dendrimer
Periyodat + %0,25
0
Etkisiz
0
Etkisiz
Dendrimer
Periyodat + %0,5
0
Limitli Etki
0
Limitli Etki
Dendrimer
Tablo 3 incelendiğinde %0,5 1. jenerasyon saf dendrimer ile işlem görmüş pamuklu
kumaşların 10 yıkama sonrası herhangi bir antibakteriyel aktiviteye sahip olmadığı
görülmektedir. Bu durumun nedeni pamuk liflerinin yapısı incelendiğinde rahatlıkla
anlaşılabilmektedir. Pamuk liflerinde primer ve sekonder alkol grupları bulunmakta olup,
bunların amin uç grubuna sahip dendrimerlerle reaksiyon vermesi zordur. Oysa oksidatif ön
işlem yapılarak liflerdeki alkol grupları aldehit ve karboksilik asitlere yükseltgenirse
dendrimer moleküllerinin amin uç grupları üzerinden liflere kovalent olarak bağlanması
mümkün olabilmektedir. Zaten sodyummetaperiyodat ile işlem sonrası dendirmer aplike
edilmiş kumaşlarda 10 yıkama sonrası limitli etki görülmüştür. Periyodat seçimli olarak
spamuktaki adece sekonder alkol gruplarına etki etmektedir [8].
Şekil 2: Pamuk liflerinin yapısındaki sekonder alkol gruplarının m-periyodat ile yükseltgenme mekanizması
Amin uç grubuna sahip dendrimerler pamuk liflerindeki alkol grupları ile değil, bunların
yükseltgenmesi ile oluşan aldehit grupları ile daha kolay bir şekilde reaksiyona girmekte ve
bağ yapmaktadır (Şekil 4).
Şekil 4: M-periyodatın selüloz liflerine etki mekanizması [7]
Saf dendrimer ile elde edilen etkilerin ticari dendrimerle elde edilenlere göre daha zayıf
olmasının sebebi ise, saf dendrimerle çalışırken %0,25-0,5 gibi çok düşük konsantrasyonlarda
çalışılmış olmasıdır. Daha yüksek konsantrasyonların denenmemiş olmasının nedeni ise saf
dendrimerlerin çok pahalı olması nedeniyle, yüksek konsantrasyonlarda çalışılmasının
rantabıl olmamasıdır.
3.2 Üretim Ölçekli Denemelere İlişkin Sonuçlar
İşletme koşullarında bordo ve turkuaz renge boyanmış pamuklu örme kumaşlar işletmede
fulardda optimum koşullarda dendrimer esaslı ticari ürünle aplike edilmiş ve yıkamasız, 5, 10
ve 20 tekrarlı yıkamalar sonucu, kumaşın su iticilik değerleri test edilmiştir. Elde edilen
sonuçlar Tablo 4’de verilmektedir.
91
Tablo 4: Bordo ve turkuaz renklere boyanmış ve dendrimer esaslı ticari ürün aplike edilmiş kumaşların
tekrarlı yıkamalar sonrası su iticilik değerleri
Renk
Yıkama
Sayısı
Bordo
Turkuaz
0
5
5
5
4
4
10
4
4
20
4
3
Tablo 4’den de görülebileceği gibi laboratuvar koşullarında yapılan denemeler sonucunda
saptanmış olan optimum koşullar işletmede koşullarında da denendiğinde başarılı sonuçlar
elde edilmiştir. 20 yıkama sonrası bile çok iyi su iticilik değerleri elde edilmiştir.
Kumaş numunelerinin 20 yıkama sonrası antibakteriyellik testi sonuçları ise Tablo 5’de
verilmektedir.
Tablo 5: Bordo ve turkuaz renklere boyanmış ve dendrimer esaslı ticari ürün aplike edilmiş kumaşların
20 tekrarlı yıkama sonrası antibakteriyellik testi sonuçları
Bordo
Turkuaz
Numune
İnhibisyon Alanı
Mikroorganizma
İnhibisyon Alanı
Mikroorganizma
(mm)
Üremesi
(mm)
Üremesi
Staphylococcus aureus
0
0
Escherichia coli
0
0
-
Yapılan testlerin sonuçları incelendiğinde ticari dendrimer esaslı ürünün su iticilik etkisinin
yanında 20 yıkamaya dayanıklı antibakteriyel etkinliğinin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
4. Değerlendirme
Gerek laboratuvar gerekse de işletme koşullarında yapılan çalışmalar sonucunda ticari
dendrimer esaslı ürünle yapılacak apre işlemi sonrası reaktif boyalı pamuklu kumaşlarda tek
adımda 20 yıkamaya dayanıklı su iticilik ve antibakteriyellik etkilerinin elde edilebileceği
ortaya konulmuştur. Tek bir işlem adımıyla iki farklı fonksiyonelliğe sahip kumaş eldesi hem
maliyet hem de zaman tasarrufu sağlayacağından, günümüz üretim koşullarında ekonomik
açıdan önemli avantaj elde edilebileceği söylenebilir.
Teşekkür
TÜBİTAK’a Data Boya ve Apre San. ve Tic. A.Ş.’de gerçekleştirilen 7121030 nolu
TEYDEB projesi kapsamında vermiş oldukları destekten ötürü teşekkürü bir borç biliriz.
5. Literatür
[1] Froehling, P.E., Dendrimers and dyes, Dyes and Pigments, 48(3), 187-195, 2001
[2] Sarkar, A., Kaganove, S.N., Dvornic, P.R., Satoh, P.S., Colorimetric biosensors based on polydiacetylene
(PDA) and polyamidoamine (PAMAM) dendrimers, Polymer News, 30, 370-377, 2005
[3] Sancaktaroğlu, E., Bitim işlemlerinde pamuk, pamuk/polyester karışımlı kumaşlarda dendrimerlerin renk
üzerine etkisi, Yüksek Lisans Tezi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Uludağ Üniversitesi, Bursa, 2008
[4] Zhang, F., Zhang, D., Chen, Y., Lin, H., The antimicrobial activitiy of the cotton fabricgrafted with an
amido-terminated hyperbranched polymer, Cellulose, 16, 281-288, 2009
[5] Ghosh, S., Yadav, S., Vasanthan, N., Sekosan, G., A study of antimicrobial property of textile fabric treated
with modified dendrimers, Journal of Applied Polymer Science, 115(2), 716-722, 2010
[6] Atav, R., Bilgiç, E., Yüksel, M.F., Obtaining water and oil repellent reactive dyed cotton functional textiles
with the aid of dendrimer technology, 14th AUTEX World Textile Conference, 26-28 May, Bursa-Turkey, 2014
[7] Zhang, F., Chen, Y., Lin, H., Wang, H., Zhao, B., HBP-NH2 grafted cotton fiber: Preparation and salt-free
dyeing properties, Carbohydrate Polymers, 74, 250-256, 2008
[8] http://www.masterorganicchemistry.com/2011/10/21/reagent-friday-sodium-periodate/ (erişim tarihi,
25.02.2014)
92
İPLİKLER ARASI YAPIŞMA BAĞLARININ OLUŞUM VE
KOPMA MEKANİZMALARININ ARAŞTIRILMASI
Üçgül, İbrahim1, Abdullayev, Rashid1, Abdulla, Gabil1,
Serdar, Serap Gamze1
1
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Yapıştırma, tekstil ürünlerinin birleştirilmesinde diğer tekniklerle yeterli bağlantı
sağlanamadığı durumlarda iyi bir alternatiftir. Yapıştırma yöntemiyle tekstil ürünü esnek bir
şekilde birleştirilirken aynı zamanda çeşitli istenilen özelliklerin ürüne eklenmesi de mümkün
hale gelmiştir. Bu çalışmada kimyasal yapıştırıcı ile yapıştırılmış iplik numuneleri çekme ve
ayrılma deneylerine tabi tutulmuştur. Bu deneyler ile iplik yapışma bağlantılarının
dayanıklılığının tespit edilmesi amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Yapıştırma, yapıştırıcı, iplik, çekme.
Abstract
Adhesive bonding is a good alternative for joining textile fabrics which cannot be
satisfactorily joined by other techniques. This has led to a demand for a flexible bonding
technology with the possibility of incorporating additional functions into the textile product.
The aim of this study is to determine the tensile strength and breaking mechanisms of the yarn
samples which joint by adhesive agents.
Key Words: Bonding, adhesive, yarn, tensile.
1.Giriş
Yapıştırıcı maddeler çeşitli yüzeyleri birbirine tutturmak için kullanılan değişik formlarda
bulunabilen malzemelerdir. Kumaş yapıştırıcısı ise dikiş olmadan geçici ya da kalıcı olarak
kumaş katmanlarını birbirine tutturmaya yarayan ürünlerin tümünü kapsar [1]. Tekstilde
kullanılan ilk sentetik yapıştırıcı 19. yüzyılın sonlarına doğru geliştirilmiştir. Günümüzde
tekstilde kullanılan modern yapıştırıcıların keşfi ise 20. yüzyılın ortalarında gerçekleşmiştir
[2].
Yapıştırma, tekstil ürünlerinin birleştirilmesinde diğer tekniklerle yeterli bağlantı
sağlanamadığı durumlarda iyi bir alternatiftir. Yapıştırma yöntemiyle tekstil ürünü esnek bir
şekilde birleştirilirken aynı zamanda çeşitli istenilen özelliklerin ürüne eklenmesi de mümkün
hale gelmiştir [3]. Tekstil sektöründe yapıştırıcı kullanımını yaygın olmasına rağmen diğer
sektörlerle kıyaslandığında nispeten daha az tüketim mevcuttur. Bu durum üretici firmaların
tekstil sektörüne teşvikini kısıtlamaktadır. Bununla birlikte tekstil sektörünün ihtiyaçlarına
cevap verecek geniş çeşitlilikte yapıştırıcı türleri bulunmaktadır [4].
Tekstil malzemesi ile yapıştırıcılar arasında bağlantıyı güçlendirmek yapışkanın veya
kumaşların yapışma yeteneğinin artırılması ile mümkündür. Yapıştırma kalitesinin artırılması
için yapışma mekanizmasının, yani yapıştırıcı ile tekstil malzemesi arasındaki ilişkinin, zayıf
ve güçlü yanlarının bilinmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Tekstil malzemelerinin temelini farklı
tür elyaflar içeren iplikler oluşturduğundan yapıştırma bağlantılarının araştırılmasında iplikler
ile yapıştırıcılar arasında var olan ilişkilerin bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada
kimyasal yapıştırıcı ile yapıştırılmış iplik numuneleri çekme ve ayrılma deneylerine tabi
tutulmuştur.
93
2.Materyal ve Metot
İplik numunesi olarak Nm 120 %100 PES dikiş ipliği, Nm 24 %100 pamuk dikiş ipliği ve Nm
40 %100 pamuk ipliği kullanılmıştır. Yapıştırma için ise polivinil klorür esaslı Gütermann
HT2 adlı yapıştırıcı kullanılmıştır. Bu güçlü yapıştırıcı, kuru temizlemeye ve yıkamaya
dayanıklıdır ve su geçirmez bağ oluşturur. Şekil 1’de kullanılan yapıştırıcı ve deney seti
verilmiştir.
Şekil 1. Deneylerde kullanılan yapıştırıcı (solda) ve deney seti
Deney numuneleri iplikleri birbirine sararak elde edilmiştir. Şekil 2’de numunelerin hazırlanış
şekli verilmiştir. Büküm açısı küçük olduğundan büküm yapıştırma parametrelerini
etkilememektedir. Yapılan çok sayılı denemeler ipliklerin birbirine sıkı tutulmasını sağlamak
için numuneye üç ila beş adet büküm verilmesinin yeterli olduğu görülmüştür. Her
numuneden üçer adet hazırlanmıştır.
Şekil 2. İplik numunelerinin hazırlanması; ipliklerin birbirine sarılması (solda) ve yapıştırma işlemi (sağda)
Deney setinin çalışma prensibi bir ucundan sabitlenmiş ipliğin diğer ucundan hareketli çene
vasıtasıyla çekilmesi şeklindedir. Bu işlem esnasında uygulanan kuvvet ölçülürken aynı
zamanda numune üzerindeki değişiklikleri gözlemlemek için deney video olarak
kaydedilebilmektedir. Şekil 3’te çenelere yerleştirilmiş iplik numuneleri görülmektedir.
Şekil 3. İplik numunelerinin çekme (sol) ve ayrılma (sağ) deneyleri
Çalışmada Nm 120 %PES dikiş ipliği 2-4-6-8 mm yapıştırılarak deneye tabi tutulmuşlardır.
Ayrıca Nm 40 %100 Pamuk ipliği ve Nm 24 %100 pamuk ipliği numuneleri 8 mm
yapıştırılarak ayrılma deneyleri gerçekleştirilmiştir.
3.Bulgular
Birbirine 2 mm uzunlukta yapıştırılmış Nm 120 %100 PES dikiş ipliğinin çekme testi sonucu
elde edilen uzama değerleri Tablo 1’de verilmiştir.
94
Tablo 1. Nm 120 %100 PES dikiş ipliğinin çekme deney sonuçları
Deneyler
Uzama, mm
0.5
1
1.5
2.0
2.5
3.0
3.5
Çekme
1 0,3
1
1,8
2,1
2,6
2,9
3,3
kuvveti,
2 0,2
0,6
1,3
1,7
2,3
2,6
3,0
N
3 0.2
0.3
0.9
1.3
2.1
2.6
2.9
4.0
3,1
3,7
3.3
4.5
1,3
4,3
3.8
5.0
1,0
4,8
4.2
5.5
0,9
5,2
1.7
6.0
0,9
2,8
1.5
6.5
0,2
1.4
Şekil 4’te Nm 120 polyester ipliğin 4-6 ve 8 mm yapıştırılarak test edilmesi ile elde edilen
çekme kuvveti – uzama diyagramları verilmiştir.
Şekil 4. 4, 6 ve 8 mm uzunlukta yapıştırılmış 120 numara %100 polyester dikiş ipliklerinin diyagramları
Diyagramların analizi ipliklerin yapışma uzunluğunun değişmesi ile uzama-çekme kuvveti
ilişkisinin değişmez kaldığını, çekme kuvvetinin ise arttığını göstermektedir. Yapışkan
katında kopma gerçekleşmesine rağmen ipliklerin ayrılmamakta ve ipliklerin uzaması devam
etmektedir.
Şekil 5’te bu diyagramlardan elde edilmiş değerlere dayanılarak çizilen yapışma uzunluğukopma kuvveti diyagramları yer almaktadırlar. Diyagramda görüldüğü üzere yapıştırma
uzunluğu ile kopma kuvveti arasında doğrusal bir orantı vardır.
Şekil 5. Yapışma uzunluğu-kopma kuvveti diyagramları
Tablo 2’de birbirine 8 mm uzunluğunda yapıştırılmış Nm 24 %100 pamuk ipliği için ayrılma
testi sonuçları verilmiştir.
Tablo 2. Nm 24 %100 pamuk ipliği ayrılma deneyi sonuçları
Uzama
mm
Ayrılma
Kuvveti
N
1
2
3
4
5
5.5
6
6.5
7
7.5
8
8.5
9
9.5
10
10.5
11
12
13
0.5
0.4
0.7
0.9
0.8
1.3
1.3
1
1.2
1.6
0.6
1.1
1.7
1.1
1.3
1.6
1.1
1.1
1.5
0.9
0.7
2
1
1
1.7
1.3
1.1
2.4
1.7
1.2
2.2
0.7
1.4
1.7
1
1.3
1.3
1.1
1.4
1.5
1.2
1.6
1.8
1.3
1.2
2.1
1
0.8
1.7
0.9
0.7
1.2
0.5
0.2
0.8
95
Uzama 3mm’e ulaştığında ayrılma kuvveti sıfırdan 1.2N’a kadar yükselmekte ve sonrasında
yapıştırma uzunluğuna eşit bir uzama süresinde bu değerin üzerinde kalmaya devam
etmektedir. Bu değer ayrılma kuvveti olarak kabul edilir.
Aynı yöntem birbirine 8 mm uzunlukta yapıştırılmış 40 numara %100 pamuk dikiş ipliği için
de uygulanmıştır. 40 numara %100 pamuk dikiş ipliği için deneylerden elde edilmiş sonuçlara
göre ayrılma kuvvetinin değeri 0.76 N’a eşittir. Bu 24 numara %100 pamuk dikiş ipliği için
alınmış değerden 1.7 kez azdır. 24 numara iplik çapının 40 numara iplikten 1.66 kez fazla
olması ayrılma kuvvetinin iplik çapı ile doğru orantılı olduğunu söylemeye imkân verir. 120
numara %100 polyester dikiş ipliği 40 numara pamuk ipliğinden 3 kez ince olmasına karşın
ortalama ayrılma kuvvetinin 1.3 kez fazla olduğu görülmüştür. Bunun temel nedeni
polyesterlerin yüksek derecede yapışma özelliğine sahip olmasıdır. Şekil 6’da numune
ipliklerin iplik numarasına göre birim uzunluğa etki eden çekme gerilmesinin diyagramı
verilmiştir. Polyester ipliklerinde birim uzunluğa isabet edem çekme gerilmesi değerinin (11.3
N/mm) pamuk ipliklerinin (3.8 ve 4.98 N/mm) çok üzerinde olduğunu görülmektedir. Bu
sonuç sentetik ipliklerin yapışma yeteneğinin yüksek olduğunun ispatıdır.
Şekil 6. İplik numarası – birim uzunluğa etki eden gerilme diyagramı
4.Değerlendirme
Elde edilen deney sonuçlarına göre düzenlenmiş diyagramlara göre uzama belli bir değere
ulaştığında yapışkan katında kopma olmasına rağmen ipliklerin ayrılması gerçekleşmemiş ve
uzama devam etmiştir. Bunun nedeni yapışkan içerisine nüfuz etmiş iplik tüyleridir. Ayrıca
uzamanın yapışma uzunluğundan bağımsız, iplik yapısına bağlı olarak değişim gösterdiği
belirlenmiştir.
5.Kaynaklar
[1]
http://www.wisegeek.com/what-is-fabric-adhesive.htm.07.04.2012
[2]
Horrocks, A.R, Anand, S.C., 2000, Handbook of Technical Textiles, Woodhead Publishing Limited,
ISBN: 1-85573-385-4, p 184-185.
[3]
Jones, I., Stylios, G.K., 2013, Joining Textiles, Woodhead Publishing, ISBN: 978-1-84569-627-6
[4]
Packham, D.E., 2005, Handbook of Adhesion, John Wiley & Sons Ltd., ISBN: 0-471-80874-1, p 36-37.
96
FASULYE PROTEİNİNDEN REJENERE PROTEİN ELYAFI
ÜRETİMİ
Üçgül, İbrahim, Çörlü, Şahin, Elibüyük, Ufuk
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Günümüzde bilim ve teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi ile gerek elyaflar üzerinde
gerekse de kullanılan kimyasallar ve makinalara kadar tekstilin her sektöründe gelişmeler
yaşanmaktadır. Tüm bu gelişmeler, insanların tekstil ürünlerinden beklentileri arttırmıştır. Bu
beklentiler bakım kolaylığı, estetik görünüm, çevre dostu olması, düşük maliyetli ve
fonksiyonel özellikler sağlayabilen ürünler olarak sıralanabilir. Günümüzde ticari olarak
üretilebilen kimyasal tekstil elyafları bu isteklerin birçoğunu tek başlarına
sağlayamamaktadır. Bu sebeple araştırmacılar hammaddesi doğadan karşılanacak,
yenilenebilir kaynaklardan üretilecek tekstil elyafı konusunda araştırmalara yönelmişlerdir.
Bu araştırmalar sonucunda selüloz ve belirli protein kaynaklarından elyaf üretebilmeyi
başarmışlardır. Fakat günümüzde üretilebilen bu elyaflar; başta mukavemet olmak üzere
gerekli özelliklere sahip değillerdir. Bu sebepten dolayı tek başlarına tekstil sektöründe
kullanılamamaktadır.
Yapılan çalışmada; protein kaynağı olarak fasulye kullanılmıştır. Öncelikle protein kaynağına
protein saflaştırma işlemi uygulanmıştır. Elde edilen saf protein ile çekim çözeltisi hazırlanıp
basit bir düze sistemi ile elyaf üretilebileceğinin gösterilmesi amaçlanmıştır.
Bu çalışmanın sonuçları, üretilebilen bu protein elyaflarının, gerek koagülasyon banyolarında
stabilizasyon işlemleri üzerinde gerekse de karışım elyaf olarak kullanılması üzerinde
çalışılması gerektiğini göstermektedir.
Anahtar Kelimeler: Rejenere Protein Elyafı, Sınıflandırılması, Silkool, Ardil
1. Giriş
İnsanların örtünme ve dış etkenlerden korunmak için sürekli kullandıkları tekstil ürünleri
önceleri sadece doğal elyaflardan karşılanırken zamanla bu elyaflar yeterli gelmemiştir. Bu
fark, sentetik elyaflarla giderilmeye çalışılmış fakat bu da gerek kullanım gerekse de bakım
gibi sorunlar ortaya çıkarmıştır [1,12]. Doğa; çevre dostu teknolojiler ve gelişmiş özelliklere
sahip malzemeler hakkında bize öngörü sağlamıştır [12]. Bu sebepledir ki araştırmacılar doğal
elyaf özellikleri taşıyan elyaflar üretmeyi amaçlamış ve ilk olarak rejenere selüloz elyaflarını
ortaya koymuşlardır. Rejenere selüloz liflerinin kazandığı ticari başarıların ve proteinlerin
yüksek performanslı yapısal polimer malzemelerinin tespit edilmesi ile araştırmacıları
rejenere proteinik lifler üzerinde çalışmaya itmiştir [1,11,12]. Bunun başlıca sebeplerinden
biri yünün özelliklerine benzer lifler elde etmek olmuştur. Bu amaç için araştırmalara
başlanmış, başlangıç maddesi olarak da proteinden yararlanılmıştır. İlk olarak 1904 yılında
süt proteini kazeinden lif çekilebilmiş, ancak çok gevrek ve suya karşı dayanıklı olmayan bu
lifleri kullanmak mümkün olmamıştır[13]. Rejenere protein elyafı üretmek için ticari olarak
ilk başarılı yöntem 1935 yılında İtalya’ da yapılan çalışmalar sonucunda Antonio Ferratti
tarafından geliştirilmiştir[14]. Bunu takip eden yıllarda mısır, yer fıstığı ve soya fasulyesinin
proteininden lif elde edilmesi başarılmıştır [1]. Rejenere protein liflerinden elde edilmiş
yüzeylerde iyi bir tuşe, termal direnç, esneklik ve parlaklık gibi özellikler bulunmaktadır [13].
Rejenere Protein Elyafları
Rejenere protein lifleri, proteinin elde edildiği kaynağa göre iki başlık altında
incelenmektedir[2]. Bunlar;

Hayvansal esaslı protein lifleri

Bitkisel esaslı protein lifleri
97
1. Hayvansal esaslı protein lifleri
Protein kaynağı olarak hayvansal kaynaklardan yararlanıldığı için bu ismi almıştır. Kazein,
yağı alınmış sütten elde edilen hayvansal protein elyafıdır.
Kazein elyafı elde etmek için önce süt pıhtılaştırılır, suyu süzülür ve geri kalan posası toz
hâline getirilir. Seyreltik sodyum hidroksit çözeltisinde çözündürülür. Çözelti olgunlaşmaya
bırakılır. Filtre edilir ve vakumla havası alındıktan sonra düzelerden asidik banyoya
gönderilerek yaş çekim yöntemi ile filament elde edilir. Formaldehit banyosundan geçirilerek
sertleştirilir. Filament kabloları yıkama ve kurutma işlemlerinden sonra kıvrım verilerek
kesilir ve stapel elyaf hâlinde balyalanır[3].
Şekil 1. Kazein Elyafı Boyuna ve Enine Kesit Görünümleri[4]
2. Bitkisel esaslı protein lifleri
Protein kaynağı olarak bitkisel kaynaklardan yararlanıldığı için bu ismi almıştır. Zein, ardil ve
silkool bunlara en önemli örneklerdir.

Zein:
Zein, mısırda bulunan bitkisel proteine verilen isimdir. Mısırdan zeinin ayrılması sud kostik
(NaOH) ve asitle çöktürme ile sağlanır.
Zein, mısırdan nişasta elde edilmesi sırasında %70’lik izopropil alkol ilavesi ile ayrıştırılır.
Alkol buharlaştırılır ve açık sarı renkte toz hâlinde zein elde edilir. Ardından bu madde sud
kostik çözeltisinde çözünür. Çözelti daha sonra filtrelenir, havası alınır ve 24 saat
olgunlaştırma için bekletilir. İçinde sülfürik asit, asetik asit ve çinko sülfat bulunan asidik
kogülasyon banyosunda düzelerden pompalanarak yaş çekim yöntemi ile filament hâline
getirilir. Kesikli lif yapılacaksa filamentler yıkanır, kıvrım verilir, kurutulur ve kesilerek
stapel hâle getirildikten sonra balyalanır [2,3].
Pamuk, naylon, rayon gibi liflerle kullanılarak yumuşaklık, sıcaklık özelikleri kazandırır.
Elbiselik kumaşlar, örme eşyalar, çorap, battaniye gibi mamullerin üretiminde karışım olarak
kullanılır [6].

Soya Fasulyesi Elyafları (Silkool):
Soya fasulyesi, %35 oranında bitkisel proteine sahiptir. Yağı alınmış soya fasulyesi %0,1’lik
sodyum sülfat çözeltisi ile işleme alınır. Elde edilen protein çözeltisi pH= 4,5 oluncaya kadar
sülfirik asit ile muamele edilir. Bu değerde soya fasulyesi proteini çöker. Çözelti (protein
maddesi) seyreltik sodyum hidroksit’ te (NaOH) çözündürülür. Elde edilen çözelti filtrelenip
havası alındıktan sonra düzeden geçirilerek asidik banyo ile filament hâline getirilir [7].
Silkool ticari adı ile anılan soya fasulyesi elyafı, doğal olarak kıvrımlı bir yapıya sahiptir.
Rengi beyazdan açık ten rengine kadar değişen yarı parlak ve yumuşak bir elyaftır. Yaş
mukavemeti düşüktür. Kuru halde %40, ıslakken % 60 uzayabilir. %10-13 oranında nem
çeker. Kimyasal özellikler bakımından diğer protein liflerine benzer. Diğer kimyasal veya
doğal liflerle karıştırılarak kullanılır. Üst giyim amaçlı kumaşların üretiminde
kullanılmaktadır [2,7].
98

Yer Fıstığı Elyafı (Ardil):
Yer fıstığı, protein ve yağ bakımından oldukça zengin bir bitkisel üründür. Yağı alınmış yer
fıstığı proteini, seyreltik sodyum hidroksit (NaOH) çözeltisi ile ayrıştırılır. Protein çözeltisi
olgunlaştırılıp süzülür ve havası alınır. Düzelerden asidik banyoya gönderilerek yaş çekim
yöntemi ile filament elde edilir. Ardil ticari adı ile anılan yer fıstığı lifleri yapı bakımından
esnek ve kıvrımlı bir yapıya sahip olduğundan dolayı yün elyafının özelliklerine benzer bir
yapıya sahiptir. Krem renginde ve yumuşak tutumludur. Yün, pamuk ve rayon ile
karıştırılarak
kullanılabilmektedir.
Üst
giyim
amaçlı
kumaşların
üretiminde
kullanılmaktadır[2,3].
Şekil 2. Ardil Elyafının Enine Kesit Görünüşü [8]
2.Materyal ve Metot
Yapılan çalışmada, öncelikle protein kaynağı olarak kullanılabilecek bazı baklagillerin protein
içerikleri araştırılmıştır. Tabloda kullanılabilecek baklagillerin protein oranları belirtilmiştir.
Tablo 1. Bazı Protein Kaynaklarının Protein Oranları [9,10]
Protein Kaynağı
Protein Oranı (%)
Soya fasulyesi
35-45
Kuru fasulye
22
Yapılan çalışmada protein kaynağı olarak kuru fasulye seçilmiştir. Protein kaynağından alınan
numuneler, öncelikle %10, %20 ve % 30’luk tuz çözeltilerinde 30-40 °C sıcaklıkta yaklaşık
7-8 saat bekletilerek nişasta uzaklaştırma işlemi yapılmıştır. Bu işlemin amacı, kullanılan
protein kaynağını farklı konsantrasyonlarda tuz çözeltileri ile işleme tabi tutarak, elyaf çekim
çözeltisindeki davranışlarını incelemektir.
Bu işlem sonunda ortaya çıkan ürünlerin; üzerinde bulundurduğu nemin %90’ını
uzaklaştıracak şekilde klimatize ortamda kuruması sağlanmıştır.
Kuruyan bu üründen 50 gr numune alınıp tartılmış ve çözelti hazırlama işlemine geçilmiştir.
Bu çözelti proteinin şişmesi ve belirli bir viskoziteye ulaşarak çekim çözeltisi halini alması
amaçlanmıştır.
Elyaf çekim çözeltisi farklı oranlarda hazırlanmıştır ve bu oranla aşağıdaki gibidir.

50 gr protein kaynağı

% 20 ve 30’lik NaOH çözeltisinden oluşmaktadır.
Hazırlanan elyaf çekim çözeltileri 55 °C’de 5 saat boyunca ısıtılırken aynı zamanda manyetik
karıştırıcı ile karıştırılmıştır.
Elyaf çekim çözeltisi; nişasta uzaklaştırma işleminden elde edilen 3 farklı numune için aynı
oranlar da tekrarlanmıştır.
99
Şekil 3. 1-Çöktürme işleminden sonra numune 2- İşlem sonrası numune çözeltisi
Yapılan deneyler sonucunda ortaya çıkmıştır ki; %30’luk tuz çözeltilerinde nişasta
uzaklaştırma işlemine uğrayıp % 20’lik NaOH çözeltisi ile elyaf çekim çözeltisi hazırlanan
numuneler çok daha iyi sonuçlar vermiştir.
Elde edilen bu çözeltinin elyaf çekimi için uygun kıvamda olduğu gözlemlenmiştir.
Elde edilen bu çözelti basit bir düze sistemi ile püskürtülmüştür.
Şekil 5. 1- Koagülasyon banyosunda numuneden çekilen stapel lif 2- 2±1 mm çaplı çekilen lif
3. Bulgular
Dünya üzerinde gün geçtikçe insan nüfusu artmaktadır. Bu artan nüfus ve teknolojideki
ilerlemeler ile birlikte insanların tekstil ürünlerinden beklentileri artmaktadır. Bu beklentileri
doğal elyafların üretim alanlarının kısıtlı olmasından dolayı doğal ürünlerle karşılamak gün
geçtikçe zorlaşmaktadır. Sentetik elyaflar ise arzulanan bu özellikleri karşılamaktan çok
uzakta kalmaktadır. Bu sebeple; kullanım özellikleri bakımından doğal elyaflara benzeyen
elyaflar üzerinde yoğunlaşılmış ve sonucunda rejenere elyaflar ortaya çıkmıştır. Sentetik
liflerden üstün özelliklere sahip olan rejenere protein elyaflar konusunda yapılan çalışmalar
artarak sürmektedir.
Çalışmada çeşitli bitkisel esaslı protein kaynaklarından, protein saflaştırarak tekstilde
kullanılmak üzere elyaf üretimi amaçlanmıştır.
Bilinen en klasik yöntemle, baklagillerden saflaştırılan proteinler, elyaf çekim çözeltisi
hazırlanarak yine basit bir düze sistemi ile püskürtülerek elyaf çekilebileceği gözlemlenmiştir.
Bu çalışma, farklı protein kaynaklarının tekstil endüstrisinde kullanılabileceğini ortaya
koymuştur. Ancak üretilebilen bu elyaflar gerekli mukavemeti ve elastikiyeti
taşımadıklarından dolayı tek başlarına tekstil endüstrisinde kullanılamamaktadır.
100
4. Değerlendirme
Bu çalışmanın sonuçları ele alındığında; protein içeren tün doğal malzemelerden gerekli
şartlar sağlandığında elyaf üretilebileceği gözlemlenmiştir. Ancak üretilebilen bu elyaflar
daha önce de belirtildiği üzere gerekli özellikleri taşımadıklarından dolayı tek başlarına
tekstilde kullanılamamaktadırlar. Bu sorunların çözümünde öncelikle çalışılması gereken
konu koagülasyon banyosunda oluşturulacak şartlar ile elyaf özelliklerinin geliştirilmesi
olmalıdır. Bunun sebebi ise elde edilecek rejenere protein elyafının tamamen doğal elyaf
özellikleri göstermesi, tuşesi ve çevre dostu olmasından dolayıdır. Ancak bu elyaflar
günümüzde üretilebildikleri halleri ile; sentetik elyaflarla oluşturulabilecek özel karışımlar ile
sentetik elyafların mukavemet gibi özelliklerinden faydalanarak kullanılabilmesi
öngörülmektedir.
5. Kaynaklar
[1] Anmaç E., Tekstilde Kullanılan Lifler Özellikleri ve Kullanım Alanları, Dokuz Eylül Yayınları, İzmir, 2004
[2] Başer, İ., Elyaf Bilgisi, Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Matbaa Birimi, ISBN: 975-400-075-1,
İstanbul 2002
[3] Anonim 1, Milli Eğitim Bakanlığı, Tekstil Teknolojisi Kimyasal Lifler, Ankara 2011
[4] Anonim 2, Erişim Tarihi:18.08.2014 20:15
Kaynak: http://www.tekstildershanesi.com.tr/?sec=haber&id=2115&title=protein-esasli-suni-lifler-zein-soyafasulyesi-yer-fistigi-kazein
[5] Çiftçi, Y., Tekstil Teknolojileri El Kitabi, İstanbul Gümrük ve Laboratuar Müdürlüğü, Erişim Tarihi
20.08.2014 18:45 Kaynak: http://www.istgumlab.com/yciftci/wp-content/uploads/2014/book/tekstilelkitabi.pdf
[6] Anonim 3, Milli Eğitim Bakanlığı Giyim Üretim Teknolojisi Tekstil Lifleri, Ankara 2007
[7] Erişim Tarihi:18.08.2014 20:20 http://tekstilsayfasi.blogspot.com.tr/2012/12/rejenere-suni-lifler-tanimi.html
[8] Ediz E. T., TEKSTİLDE YENİ LİF KARIŞIMLARI İLE YENİ AÇILIMLAR, 2008 Erişim Tarihi:
18.08.2014
21:10
Kaynak:https://tr.scribd.com/doc/77538640/tekstil-lifleri-vekar%C4%B1%C5%9F%C4%B1m-oranlar%C4%B1
[9] Anonim 4, Erişim Tarihi:18.08.2014 19:35 Kaynak:
http://www.turkas.net/turkas.saglikli.beslenme.besin.degerleri.asp
[10] Değirmenci, S., Alkan, A., Kural, D.D., Çiftçioğlu, Baklagillerden Protein Ekstrasyonu, 10. Ulusal Kimya
Mühendisliği Kongresi Poster Sunumu, 3 Eylül 2013,
Kaynak: http://ukmk11.ogu.edu.tr/arsiv/ukmk10/kocpdfe%20%E7evrilmi%FE%20ekli/Poster%20Sunumlar%FD/3%20Eyl%FCl%20Poster%20Sunumlar%FD
[11] Matsumoto K., Uejıma H., Regenerated Protein Fibres, I. Research and Development of a Novel Solvent
For Silk Fibroin, Journal of Polymer Science Part A: Polymer Chemistry Volume 35, Issue 10, pages 1949–
1954, 30 July 1997
[12] Seidel A., Liivak O., Calve S., Adaska J., Ji G., Yang Z., Grubb D., Zax D. B., Jelinski L. W., Regenerated
Spider Silk: Processing, Properties, and Structure, Macromolecules 2000, 33, pages 775-780
[13] Rijavec T., Zupin Z., Soybean Protein Fibers (SPF), Recent Trends for Enhancing the Divensity and Quality
of Soybean Products InTech, Chapter: 23, pages 501-522 ,2011
[14] Anonim 5, Artificial Wool Production in Italy, Nature, Vol. 140, pp. 1090, ISSN 0028-0836,1937
Ek-1: Kazein ve Zein elyafının fiziksel ve kimyasal özellikleri
Tablo 2. Kazein Elyafı Fiziksel Yapı ve
Özellikleri[5]
Ölçütler
Fiziksel yapı ve özellikleri
İncelik
İstenilen incelikte üretilebilir.
Parlaklık
Yünden daha parlaktır.
Mukavemet
0,3-1 g/denye
Uzama
Kuru halde % 50-70, yaş halde
elastikiyeti
iken % 100’e yakın esnekliğe
sahiptir.
Nem alma
% 14
Yoğunluk
Tablo 3. Kazein Elyafı Kimyasal Özellikleri[2,5]
Ölçütler
Kimyasal özellikleri
Asitler
Zayıf asitlere karşı dayanıklıdır.
Bazlar
Hassas
Güveler,
Yün elyafı kadar zarar görmezler.
böcekler
Yakma
Erir ve yanık süt kokusu ortaya çıkar.
1,29 g/cm3
101
Tablo 4. Zein Elyafı Fiziksel Yapı ve Özellikleri[3]
Ölçütler
Fiziksel yapı ve Özellikleri
Mikroskobik
görünüş
Uzunluk
Parlaklık
Enine kesiti dairesel, uzunluğuna görünüşü ise içi boş cam çubuğa benzemektedir.
Mukavemet
(kuru)
Mukavemet
(yaş)
Uzama
Elastikiyeti
Nem alma
Sıcaklık
Yoğunluk
1,2 g/denye
Genelde filament haldedir. Birlikte kullanılacağı lif uzunluğuna göre kesilebilir.
Üretimde parlaktır. Kullanım sırasında matlaşır.
0,60 g/denye
%5 gerildiğinde esnekliği %100dür.
Ticari nem alma %13 , %40’a kadar nem çekebilir.
Kolayca ütülenebilir.
1,25 cm3’ tür.
Tablo 5. Zein Elyafı Kimyasal Özellikleri [3]
Ölçütler
Kimyasal Özellikleri
Asitler
Bazlar
Ağartma
maddeleri
Işık,
atmosfer
koşulları
Asitlere karşı yün ve ipekten dayanıklıdır.
Bazlara karşı hassastırlar. Kuvvetli alkalilerin sıcak çözeltisi life zarar verir.
Tavsiye edilen konsantrasyonlarda ağartıcılarının kullanımında tehlike yoktur.
Güneş ışığında uzun süre kalırsa zarar görebilir.
102
LENZING MÜSTERI HIZMETLERI- TENCEL® STANDARD
VE KARIŞIMLARI- JET PROSESI
Bahar, Niyazi
Müsteri Hizmetleri Gaziantep Ofisi:
1.OrganizeSanayidebulunan
Kusva
Dis
Tic.
Ve
Tekstil
San.Ltd.
Sti.ileaynibinadabulunanLenzing AG ofisimizde müsterilerimize iplik egirmeden boya ve
terbiye asamalarina kadar teknik destek vermekteyiz.
Tencel® standard Dye2TMProsesi:
Tencel® Standard ve karisimlarinin kullanildigi ürünlerde boyama- Jet prosesinde uygulanan
enzimatik islemdir. Klasik pamuk ürünlerinde kullanilan bu proses renk kayibina yol acarken
Tencel® standard Dye2TMProsesiTencel® standard ve karisimlarinda butür sorunu ortadan
kaldirmakta. Nötr enzim kullanilan ve boya banyosuna direk dosaj edilen selülaz Tencel®
standard kumaslarinda “clean finish“ temizyüzey, yada “peachskin“ seftali tüyü efekti
verebilmekte.
Örgü ve Dokuma kumaslarda uygulanan bu proses günümüzde bircok müsterilerimizde
uygulanmakta ve bu ürünler tekstil pazarinda önem kazanmaktadir.
Lenzing Tedarik zinciri hizmetleri:
Teknik destegin yanisira Avusturya ve Istanbul’da bulunan ofislerimizde Merchandising ve
Business Development ekibimiz Iplik üretiminden bitmis ürünün pazarlamasina kadar tedarik
zinciri hizmetleri vermektedir.
103
IKEA’DA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Gürbüz Karaca, Selen
IKEA/Sustainability Manager
Bu sunumda IKEA`nın Sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmaların anasıl başladığı, ve bu sürecteki
öğrenimlerinin ve gereksinimlerin artmasından dolayı sürdürülebilirlik stratejisinin asıl
geliştirdiği ve uyguladığı özetlenmektedir. Geçtiğmiz finans yılına (FY13) ait konu ile ilgili
birtakım datalar paylaşılmaktadır.
Ayrıca Teksti lüretimi ile ilgili hammadde, su ve enerji tüketimi ile ilgili yapılan
çalısmalardan örnekler de sunum da yer almaktadır.
Sonuc kısmın daise IKEA nın sürdürülebilirlik ile ilgili yaptığı tüm bu çalısmaların
tedarikçilere olan faydalarından bahsedilmektedir.
Daha fazla bilgi için IKEA GROUP SUSTAINABILITY REPORT FY13 ‘ e başvurulabilir.
IKEA ile çalışma şartları hakkında bilgi almak isteyen ilgililer gerekli
bilgilerewww.IKEA.com adresinden ulşabilirler.
Sustainability at IKEA
In this presentation, it is summarized how IKEA started to work with sustainability and its
development throughout the years which made todays Sustainability strategy ` People Planet
Positive`. Some facts and data are shared belonging to the last financial year, FY13.
In addition to that regarding textile production some good examples related to raw material,
water and energy utilization are also included in the presentation.
In the conclusions part, benefits of all those sustainability work for the suppliers are
summarized.
For more information please check the `IKEA SUSTAINABILITY REPORT FY13`.The ones
who are interested in making business with IKEA , can check the supplier portal in our
webpage. www.IKEA.com
104
POSTER
BİLDİRİLERİ
105
POLİAMİD LİFLERİNİN DÜŞÜK SICAKLIKTA BOYANMA
OLANAĞININ İNCELENMESİ
Atav, Rıza1, Yakın, İsmail2, Ergünay, Uğur1
1
Namık Kemal Üniversitesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Çorlu-Tekirdağ, Türkiye
2
Setaş Kimya A.Ş., Çerkezköy-Tekirdağ,Türkiye
Özet
Bu çalışmanın amacı poliamid liflerinin boyanmasında kullanılan küçük moleküllü egaliz tipi
asit boyarmaddelerinin toplam boyama süresi aynı kalacak şekilde farklı sıcaklıklarda yapılan
boyamalarda, boyama sıcaklığına karşı hassasiyetlerini saptamak ve herhangi bir önlem
alınmadan düşük sıcaklıkta boyama yapılmasına elverişli olup olmadığını belirlemektir.
Yapılan çalışma sonucunda elde edilen bulgulara dayanarak poliamid liflerinin egaliz tipi asit
boyarmaddeleri ile verim kaybına yol açmadan ve haslıkları olumsuz etkilemeden 80°C’da
boyanabileceği söylenebilir.
Anahtar Kelimeler: Poliamid, boyama, egaliz
1.Giriş
Günümüzde tekstil üretiminde sentetik lifler büyük öneme sahiptir. Artık birçok giysi sentetik
iplik veya bunların doğal liflerle olan karışımlarından üretilmektedir. Çok sayıdaki sentetik
lifler içerisinde poliamid lifleri en sık kullanılanlardan birisidir [1]. PA liflerinin çeşitli tipleri
bulunmakla beraber, bu lifler içerisinde en yaygın kullanım alanına sahip olan Naylon (PA
6,6) ve Perlon (PA 6) lifleridir [2]. Poliamid 6,6 lifleri diaminlerle dikarboksilik asitlerin
polikondenzasyonu ile elde edilirken, Poliamid 6 lifleri laktamların otopolikondenzasyonu ile
elde edilmektedir [3]. PA ve PA karışımı ürünler elyaf, iplik, dokuma-örme kumaş halinde
daha çok çektirme ve az da olsa emdirme yöntemlerine göre boyanmaktadır [2]. Bu liflerin
boyanmasında genelde asit boyarmaddeleri ve bazen dispers boyarmaddeler kullanılmaktadır
[4].
Poliamid lifleri normalde kaynama sıcaklığında boyanmakta olup, boyamada düzgünsüzlük
sorununun fazla yaşandığı durumlarda ise HT şartlarında (115°C civarı) boyanabilmektedir.
Ancak poliamid liflerinin boyanmasında karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi kaynama
sıcaklığında yapılan uzun süreli boyama işlemleri sırasında liflerin çeşitli fiziksel-teknolojik
özelliklerinin zarar görmesidir. Özellikle de elastan lifi içeren poliamid iplik veya kumaşların
boyanmasında elastan liflerinin elastikiyetinin bozulması sorunu en sık yaşanılan
problemlerden biridir [5]. Bu nedenle, poliamid liflerinin kaynama noktasının altındaki
sıcaklıklarda boyanması büyük önem taşımaktadır. Ancak düşük sıcaklıkta boyama işlemleri
genelde liflerin boyama sonucunu etkileyecek pek çok parametrede değişikliğe yol
açmaktadır. Bunlar içerisinde en önemli olanları; boyarmaddenin çözünürlüğünde, boyamanın
hızında ve lifin şişmesi ve gözeneklerinin açılmasında azalmadır. Dolayısıyla poliamid
liflerinin önlem alınmadan düşük sıcaklıkta boyanması başta verim kaybı olmak üzere çeşitli
sorunlara yol açacaktır.
Ancak bilindiği gibi boyarmaddenin molekül yapısına bağlı olarak, bazı boyalarda difüzyonun
aktivasyon enerjisi daha düşük olacağından daha düşük sıcaklıkta boyama yapılsa da aynı
verim elde edilebilmektedir. Bu çalışmanın amacı poliamid liflerinin boyanmasında kullanılan
küçük moleküllü egaliz tipi asit boyarmaddelerinin toplam boyama süresi aynı kalacak şekilde
farklı sıcaklıklarda yapılan boyamalarda, boyama sıcaklığına karşı hassasiyetlerini saptamak
ve herhangi bir önlem alınmadan düşük sıcaklıkta boyama yapılmasına elverişli olup
olmadığını belirlemektir.
106
2. Materyal ve Metot
Bu çalışmada Setaş kimyanın poliamid için önerdiği boya gamında bulunan egaliz tipi asit
boya gamının trikromisine ait sarı (NylosetYellow E-4NGL), kırmızı (NylosetRed E-BL) ve
mavi (Nyloset Blue E-2RF) boyarmaddelerle toplam boyama süreleri aynı olacak şekilde 80,
90 ve 100°C’da %3’lük boyamalar yapılmıştır. Boyama işlemleri pH 4’de (asetik asit ile) ve
yardımcı madde olarak boyarmaddeye afin non-iyonik egalizatör (Setalan PM-7) kullanılarak
yapılmıştır. Boyama sonrası kumaş numunelerine yıkama işlemleri uygulanıp, numuneler
kurutulmuştur.
Şekil 1. Poliamid liflerinin konvansiyonel ve düşük sıcaklıkta boyanmasına ilişkin boyama grafiği
Daha sonra boyanmış numunelerin Datacolor marka SF-600 Plus C-T model
spektrofotometrede renk verimi (K/S) ve CIEL*a*b* değerleri ölçülmüştür. Ayrıca
numunelerin TS-7584’e (ISO-105 C06) göre yıkama, TS-717’ye (ISO 105-X12) göre sürtme
ve TS-1008’e (ISO 105 B02) göre ışık haslığı testleri de yapılmıştır.
3. Bulgular
Egaliz tipi asit boya gamının trikromisine ait sarı (NylosetYellow E-4NGL), kırmızı
(NylosetRed E-BL) ve mavi (Nyloset Blue E-2RF) boyarmaddelerle 80, 90 ve 100°C’da
yapılan %3’lük boyamalara ait renk verimleri Şekil 2’de verilmektedir.
Şekil 2. Egaliz tipi asit boyarmaddeleriyle konvansiyonel (100°C) ve düşük sıcaklıkta (80 ve 90°C) yapılan
%3’lük boyamalara ilişkin renk verimi değerleri
Şekil 2 incelendiğinde sarı, kırmızı ve mavi egaliz tipi asit boyarmaddelerinin her üçünün de
toplam boyama süresi aynı kalacak şekilde daha düşük sıcaklıkta boyamaya elverişli olduğu
görülmektedir. Bu durum küçük moleküllü olan egaliz tipi asit boyarmaddelerinde herhangi
bir önlem alınmadan düşük sıcaklıkta (90°C ve hatta 80°C) boyama yapılabileceği
söylenebilir. Bunun nedeni zaten küçük moleküllü ve difüzyon yeteneği yüksek olan egaliz
tipi asit boyarmaddelerinde, boyama sıcaklığı düşürülse bile yeterli süre tanındığı sürece
boyarmadde moleküllerinin hepsinin lifler tarafından alınabilmesidir.
Düşük sıcaklıkta boyama yapılmasının elde edilecek rengin nüansına etkisi olup olmadığını
saptamak için Nyloset Blue E-2RF boyarmaddesiyle konvansiyonel (100°C) ve düşük
107
sıcaklıkta (80°C) yapılan boyamalara ilişkin CIEL*a*b* değerleri de ölçülmüş olup, sonuçlar
Tablo 1’de verilmektedir.
Tablo 1. Nyloset Blue E-2RF boyarmaddesiyle konvansiyonel (100°C) ve düşük sıcaklıkta (80°C) yapılan
boyamalara ilişkin CIEL*a*b* değerleri
Boyama Sıcaklığı
L*
a*
b*
C
H
100°C
30,18 17,91 -54,37 57,25 288,24
80°C
30,59 18,75 -55,64 58,71 288,63
Tablo 1 incelendiğinde 100 ve 80°C’da boyanmış numunelerin L* değerleri birbirine yakın
olduğu görülmektedir. L* değeri rengin açıklık-koyuluk değeri oluıp, bu değerin büyümesi
elde edilen rengin açıldığını göstermektedir ki; bu sonuçlar yukarıda açıklanan renk verimi
değerleri ile paralellik göstermektedir.
Elde edilen renklerin nüansına bakılacak olursa; 80°C’da boyanmış numunenin a* değerinin
100°C’da boyanmışa göre büyük, b* değerinin ise küçük olduğu söylenebilir. a* değeri
kırmızı-yeşil değeri olup, bu değerin daha büyük olması rengin daha kırmızı nüanslı veya
başka deyişle daha az yeşil nüanslı olması anlamına gelmektedir. b* değeri ise sarılık-mavilik
değeri olup, bu değerin daha küçük olması rengin daha az sarı veya başka deyişle daha mavi
olması demektir. Bu durumun kaynağı daha düşük sıcaklıkta yapılan boyamalarda poliamid
kumaş daha az ısıya maruz kaldığından, zemin renginde meydana gelen sararma daha az
olmakta, bu durumda yapılan boyamanın nüansı da doğal olarak daha az sarı ve daha az yeşil
olarak görünmektedir. Ancak genel olarak iki farklı sıcaklıkta yapılan boyamada görülen
nüans farklılığının çok büyük olmadığı söylenebilir.
Bilindiği gibi boyamacılık açısından önemli olan sadece renk verimi ve nüansı değil, aynı
zamanda elde edilen haslıklardır. Zira daha düşük sıcaklıkta yapılan boyamalarda her ne kadar
kaynama sıcaklığında yapılan boyama ile aynı verim elde edilmiş olsa da, eğer fiksaj aynı
verimde gerçekleşmemişse bu durum boyamanın haslıklarında olumsuz olarak kendini
gösterecektir. Bu nedenle söz konusu numunelerin tümüne yıkama, sürtme ve ışık haslığı
testleri de yapılmış olup, sonuçlar Tablo 2’de verilmektedir.
Tablo 2 incelendiğinde egaliz tipi asit boyarmaddelerinin her üçünde de daha düşük sıcaklıkta
boyanmış numunelerin gerek yaş (yıkama ve sürtme) gerekse de ışık haslıkları açısından
kaynama sıcaklığında boyanmışa göre önemli bir farklılık göstermediği söylenebilir.
Tablo 2. Egaliz tipi asit boyarmaddeleriyle konvansiyonel (100°C) ve düşük sıcaklıkta (80 ve 90°C) yapılan
%3’lük boyamalara ilişkin haslık testi sonuçları
Yıkama Haslığı
Sürtme Haslığı
Boyama
Işık
Sıcaklığı Haslığı CA CO PA PES PAN WO Kuru
Yaş
100°C 4/5
4/5 4/5 3 4/5 4/5
4/5
4/5
4/5
4/5
NylosetYellow E-4NGL
4/5 4/5 3 4/5 4/5
4/5
4/5
4/5
90°C
4/5
4/5 4/5 3 4/5 4/5
4/5
4/5
4/5
80°C
4/5
100°C
4/5 3/4 3 3/4
4/5
4
4/5
4/5
4/5
3/4
3/4
NylosetRed E-BL
4/5
3
4/5
4
4/5
4/5
90°C
Boyarmadde
Nyloset Blue E-2RF
80°C
100°C
4/5
4/5 3/4
3
3/4
4/5
4
4/5
4/5
4/5
4
4
3
4
4/5
4
4/5
4
90°C
4/5
4
4
3
4
4/5
4
4/5
4
80°C
4/5
4/5
4
3
4
4/5
4
4/5
4
108
4. Değerlendirme
Yapılan çalışma sonucunda elde edilen bulgulara dayanarak poliamid liflerinin düşük
sıcaklıktaki boyamalarında küçük moleküllü egaliz tipi asit boyarmaddelerin kullanılabileceği
ve bu durumda boyama sıcaklığının verim kaybına yol açmadan ve haslıkları olumsuz
etkilemeden 80°C’a düşürülebileceği söylenebilir. Ancak bundan sonraki çalışmalarda
laboratuvar koşullarında elde edilen bulguların işletme koşullarında yapılacak denemelerle
teyid edilmesi gerekmektedir. Bunun ötesinde özellikle yüksek yaş haslıklar istenildiğinde
küçük moleküllü egaliz tipi asit boyarmaddeleri ile tatmin edici sonuçların alınamayacağı
açıktır. Bu nedenle poliamid liflerinin düşük sıcaklıkta boyanması küçük moleküllü
boyarmaddelerle mümkün olsa da, bu boyarmaddeler ürün grubuna bağlı olarak her zaman
müşteri haslık taleplerini karşılayamayacaktır. Eğer büyük moleküllü boyarmaddelerde
(dinkleme tipi asit boyarmaddeleri veya 1:2 metal kompleks boyarmaddeleri) renk veriminde
düşüşe yol açmadan düşük sıcaklıkta boyama başarılabilirse, liflerin parlaklık ve mukavemet
özelliklerinin korunmasının yanı sıra daha iyi boyama özellikleri elde edilebilecektir.
5. Literatür
1) Atav, R., Çay, A., Ekmekçi Körlü, A., Duran, K., Comparison of The Effects of Various Presettings on The
Colour of Polyamide 6.6 Dyed with Acid Dyestuffs, Coloration Technology, 122 (5), 277-281, 2006
2) Yurdakul, A., Atav, R., Boya Baskı Esasları, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği
Bölümü, Bornova-İzmir, 2006
3) Espinosa-Jiménez, M., Padilla-Weigand, R., Ontiveros-Ortega, A., Perea-Carpio, R., Ramos-Tejada, M. M.,
Chıbowski, E., Investigation of the Polyamide 6,6 dyeing process with Acid Blue 45 dye. Part I.
Thermodynamics of Acid Blue 45 Adsorption, J. Adhesion Sci. Technol., 16 (3), 285-301, 2002
4) Kamel, M.M., El-Shistawy, R.M., Hana, H.L. and Ahmed, N.S.E., Ultrasonic-Assisted Dyeing: I. Nylon
Dyeability with Reactive Dyes, Polymer International, 52 (3), 373-380, 2003
5) Tarakçıoğlu, I., Tekstil Boyacılığı-II Teksiri, 1980-1982
109
TÜRKİYE’DE YAPILMIŞ OLAN TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ
ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZLERİ ÜZERİNE BİR
ÇALIŞMA
Yıldız, Kübra1, Korkmaz, Yasemin1
1
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
Özet
Önceleri geleneksel yöntemler ve usta çırak ilişkisi ile sürdürülen tekstil sektörü günümüzde
ileri teknoloji, bilgi ve eğitim gerektiren, giyinme gibi temel ihtiyaç özelliğinin çok dışına
çıkan ve neredeyse tüm sektörlerle yakından ilişkili olan kompleks bir sektöre dönüşmüştür.
Sektörün bu hızlı ve fonksiyonel özelliği nedeni ile de tekstil eğitimi büyük gelişme
göstermiştir ve göstermeye devam etmektedir. Bu çalışmada Türkiye’de tekstil mühendisliği
yüksek lisans eğitimi veren üniversitelerde bugüne kadar olan zaman diliminde hazırlanan
tezler analiz edilerek sonuçlar üniversite-konu-sene bazında tablo ve grafikler halinde
sunulmuştur. Daha sonra yapılan analiz ve grafikler değerlendirilmiş bu değerlendirmeler
ışığında elde edilen sonuçlar tartışılmıştır. Böylelikle, tekstil mühendisliği kapsamında hangi
çalışma alanlarının daha fazla gelişme ve ilerleme gösterdiği ortaya konulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Tekstil mühendisliği, Yüksek lisans eğitim, Çalışma alanı
1. Giriş
Tekstil sektörü insanlığın temel fizyolojik gereksinimlerden biri olan giyinme ihtiyacını
karşılar. Bu yüzden; dünyanın en eski sanayilerinden ve sanayileşmenin kilit taşlarından
biridir. Bu özelliği nedeniyle, tekstil sektörü temel bir alan olarak ülkelerin sanayileşmesinin
temelini teşkil eder. Son zamanlarda gelişmiş ülkelerin çoğu gelişiminde bir vasıta olarak
tekstil sektörünü kullanmaktadır. Böylece bu ülkelerin gelişimi belli bir düzeye ulaştıktan
sonra diğer sektörlere de odaklanmaları mümkün olmuştur. Bugün tekstil sektörü hala önemli
ölçüde gelişmekte olan ülkelerin kalkınma stratejilerinde yer almaktadır. Başlangıçta tekstil
sektörü geleneksel yöntemler ve danışman sistemi tarafından sürdürülmüştür ve daha sonra
teknoloji, bilgi ve eğitim gerektiren karmaşık bir sektöre dönüşmüştür. Şu anda tekstil sadece
giyinme ihtiyacını karşılamaktan çok daha fazla alana hitap eden ve hemen hemen diğer tüm
sektörler ile bağlantısı olan bir sektör haline gelmiştir. Sektörün bu hızlı ve fonksiyonel
özelliği sayesinde tekstil eğitimi büyük bir ilerleme kaydetmiştir ve ilerlemeye devam
etmektedir.
Bu çalışmada ilk olarak Türkiye’de tekstil eğitimindeki ilerleme kısaca analiz edilmiştir. Daha
sonra okul yıl ve tez konusu başlığı altında tekstil mühendisliği yüksek lisans tezleri
değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler ışığında elde edilen sonuçlar verilmiştir.
2. Materyal ve Metot
Çalışmanın amacı, Türkiye'de günümüze kadar yapılmış olan yüksek lisans tezlerini
üniversite, yıl ve tez konusuna göre dağılımlarını araştırmaktır. Bunun için, Türkiye’ de
yayınlanan tezlerle ilgili gerekli bilgiler https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ sitesinden
alınmış olup, tezlerin üniversite, yıl ve konularına göre tablo ve grafikleri hazırlanmıştır.
Konulara göre tezler 13 kategoride değerlendirilmiştir. Verilerin işlenmesinde Microsoft
Excel 2010 programı kullanılarak pivot analizleri yapılmıştır.
110
3. Bulgular
Türkiye’de 1989 yılından bu yana tekstil mühendisliği ana bilim dalı alanında yüksek lisans
eğitiminde verilmektedir. Yüksek lisans alanında 82 tez ile Ege, 73 ile Uludağ ve 67 tez sayısı
ile İstanbul Teknik Üniversitesi en fazla tezin yürütüldüğü okullar olarak göze çarpmaktadır
(Şekil 1). Konu olarak, 77 tez sayısı ile terbiye alanı en çok çalışılan alanlar içinde ilk sırada
yer almaktadır (Şekil 2). Bunu diğer temel tekstil alanı olan iplik, dokuma, konfeksiyon
konuları takip etmektedir. Son yıllarda teknolojinin ilerlemesi ve tekstil sektöründeki
rekabetin artması sonucunda yeni çalışma alanları doğmuştur. Bunların başında tekstil
mamullerine yeni teknik özellikler kazandırılmasını sağlayan teknik tekstil konusu
gelmektedir. Özellikle nano boyutlu partiküller ile kumaşa farklı özelliklerin kazandırıldığı
nanoteknoloji uygulamaları da popüler hale gelmiştir. Tekstil materyallerinin insan rahatlığına
uyumunu inceleyen konfor alanı yenilikçi ve ilerlemeye açık bir konu olarak dikkat
çekmektedir.
Şekil 1
Şekil 2
4. Değerlendirme
Sonuç olarak; tekstil mühendisliği ilerlemeye ve yeniliklere açık bir bölüm olarak tez ve yayın
vermeye devam edecek ve ihtiyaçları teknolojik boyutta karşılamaya devam eden bir bölüm
olarak gelişimini sürdürecektir.
5. Kaynaklar
1. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tarama.jsp
2. Atılgan T.; Kanat S.; Textıle Educatıon In Turkey: Demographıc Propertıes Of Textıle Engıneerıng Students
And Theır Future Vısıons; Tekstil ve Konfeksiyon; Aralık 2011.
111
POLİÜRETAN KAPLANMIŞ PAMUK ve POLİESTER
KUMAŞLARIN SU GEÇİRMEZLİK ÖZELLİKLERİNİN
İNCELENMESİ
Kara Şükran, Yeşilpınar M. Sevil
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Koruyucu giysiler son kullanım alanlarına bağlı olarak güç tutuşurluk, kimyasallara karşı
koruyuculuk, balistik koruma gibi çeşitli fonksiyonel özellikler göstermelidir. Bununla
birlikte çoğu koruyucu giysiden, belirli bir seviyeye kadar sıvıları geçirmemesi beklenir. Bu
çalışmada, koruyucu spor giysilerde kullanılmak üzere, kaplanmış pamuklu ve poliester
kumaşların su geçirmezlik özellikleri incelenmiştir.
Anahtar kelimeler: Kaplanmış kumaşlar, poliüretan, florokarbon, çapraz bağlayıcı oranı,
kürleme süresi.
1. Giriş
Aktif spor giysileri, askeri giysiler, kimyasallara karşı koruyucu giysiler, itfaiyeci giysileri
gibi koruyucu giysilerin son kullanım alanlarına bağlı olarak birçok farklı özelliği bir arada
göstermesi beklenir. Bu giysilerin birçoğunun göstermesi gereken ortak özelliklerden biri su
geçirmezlik özelliğidir. Bu sayede koruyucu giysiler; yağmur, basınçlı su, kan, sıvı
kimyasallar gibi tehdit unsurlarına karşı bir bariyer oluşturmaktadır. Giysilerin gösterdiği su
geçirmezlik seviyesi, giysinin kullanım alanına bağlı olarak belirli bir alt sınır
gerektirmektedir. Giysinin su geçirmezliği yıkama, aşınma, yaşlanma vb. durumlardan sonra
da bu alt sınırı sağlayabilmelidir [1,2].
Bu çalışmada spor giysilerde kullanılmak üzere; pamuk (Co) ve poliester (PES) kumaşların
kaplanması üzerine yoğunlaşılmıştır. Elde edilen numunelerin yıkama öncesi ve sonrası su
geçirmezliklerine; çapraz bağlayıcı oranı (%5 ve %10), florokarbon ile ön fulardlama işlemi
ve fiksaj (kürleme) süresinin etkisi incelenmiştir.
2. Materyal ve Metot
Bu çalışmanın deney materyalini; ham Co ve PES kumaşlar, florokarbon ile bitim işlemi
görmüş Co (Co-FC) ve PES (PES-FC) kumaşlar ve su geçirmez-nefes alabilir poliüretan (PU)
sistemi ile sistematik olarak kaplanmış Co ve PES kumaşlar oluşturmaktadır. Kaplanan
numunelere ait kodlar Şekil 1’de verilmiştir. Numuneler TSE 257 EN 20811 standardına göre
su geçirmezlik testine, TS 5720 EN ISO 6330-2002 6A tipine göre ise yıkama işlemine tabi
tutulmuştur. Numunelerin birinci, üçüncü ve beşinci yıkama sonrası su geçirmezlik değerleri
üç tekrarın ortalaması alınarak tespit edilmiştir.
3. Bulgular
Numunelerin yıkama öncesi ve sonrası su geçirmezlik testi sonuçları Şekil 2’de verilmiştir.
112
Şekil 1. Numunelerin elde edilmesi ve numune kodları
Şekil 2. Numunelere ait su geçirmezlik değerleri
4. Değerlendirme
Sonuçlar incelendiğinde; kaplanmış tüm numunelerin su geçirmezlik değerlerinin, ham ve
sadece florokarbon ile fulardlanmış kumaşlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. En
yüksek su geçirmezlik değerleri kaplanmış poliester numunelerden elde edilmiştir. Bir, üç ve
beş kere yıkamalar sonucunda numunelerin su geçirmezlik değerleri bir miktar düşmüştür.
Ancak 11 kodlu poliester numune, su geçirmezlik alt sınırı olarak kabul edilen 130 cm su
sütununu [3] birinci ve üçüncü yıkamalar sonrasında da sağlamıştır. Florokarbon ile
fulardlanmış kaplanmış numunelerin yıkama sonrası su geçirmezlik değerlerinin daha yüksek
olduğu görülmüştür.
5. Kaynaklar
1. Fung, W. (2002). Coated and Laminated Textiles. CRC Press.
2. Zhou, W., Reddy & N., Yang, Y. (2005). Textiles for Protection. R. A. Scott. (ed.) Woodhead Publishing.
3. Sen, A.K., Damewood, J. (2001). Coated Textiles: Principles and Applications. Illustrated edition, CRC Press.
113
SÜPERHİDROFOBİK VE SÜPEROLEOFOBİK YÜZEYLERİN
ÜRETİMİNDE SİLİKONLU BİLEŞİKLERİN KULLANIMI
Korkmaz, Yasemin, Erayman, Yaşar
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
Özet
1990’lı yıllarda doğadaki süperhidrofobikliği temsil eden nilüfer çiçeği yaprakları, kuşlar ve
kelebeklerin kanatları gibi yaşayan organizmalardan esinlenilerek, yapay süperhidrofobik ve
süperoleofobik yüzeylerin sentezlenmesine başlanmıştır. Endüstriden tıbba kadar geniş bir
alanda kullanım sahası bulunan süperhidrofobik ve süperoleofobik yüzeylere olan ilgi son
yıllarda oldukça artmıştır. Su ile 150°den büyük temas açısı veren süperhidrofobik ve
süperoleofobik yüzeyler, genel olarak düşük serbest yüzey enerjili malzemeler kullanılarak ve
yüzey pürüzlülüğü artırılarak hazırlanmaktadır. Bu çalışmada su ve yağ iticilik özelliğine
sahip kumaşların üretiminde kullanılan silikon esaslı bileşikler araştırılmıştır.
Literatüre bakıldığında sıvı iticilik ile ilgili en fazla silikon esaslı bileşiklerin kullanıldığı
görülmektedir. Silikonlu bileşikler tekstil yüzeylerine yumuşaklık kazandırarak konfor
açısından avantaj sağlamaktadır. Bununla birlikte son yıllarda tekstil yüzeylerine silikonlu
bileşikler ile sıvı iticilik kazandırmak da yapılan çalışmaların temel amacını oluşturmaktadır.
Silika nanopartiküller bir dizi hidroliz ve kondenzasyon reaksiyonundan oluşan sol-jel
yöntemi ile üretilmektedir. Kumaşlara sıvı itici özellik kazandırmak için silika nanopartiküller
silan hidrofobları ve silan çapraz bağlayıcılar ile birlikte kullanılmaktadır. Böylece hem yüzey
pürüzlülüğü hem de lif ve silika sol arasındaki adhezyon artmaktadır. Silika nanopartiküller,
silan hidrofobları ve silan çapraz bağlayıcılar kumaş yüzeyine dip-pad-dry ve spreyleme gibi
farklı tekniklerle aplike edilebilmektedir. Bunun yanı sıra bu kaplamalar pamuk, cam, yün,
plastik, çelik, silikon gibi birçok substrat yüzeyine uygulanabilmektedir.
Abstract
Synthesising of artificial super-hydrophobic and super-oleophobic surfaces began in the
1990s by inspiring from living organisms like lotus leaves, wings of birds and butterflies
representing super-hydrophobicity in nature. Interest in superhydrophobic and
superoleophobic surfaces which has a wide range of usage areas from industry to medicine
has increased considerably in recent years. Superoleophobic and superhydrophobic surfaces
which has contact angle greater than 150 ° with water have been generally prepared by using
materials which have low free surface energy and increasing surface roughness. In this study,
silicone based compounds used in manufacturing of superhydrophobic and superoleophobic
surfaces, are investigated.
According to the literature, between liquid repellency substances, silicone based compounds
have been mostly used. Silicone compounds giving softness to the textile surfaces are ensured
advantageous in terms of comfort. In recent years, saving liquid repellency with silicone
compounds to textile surfaces constitutes the main objective of the studies.
Silica nanoparticles are produced by sol-gel method comprising a series of hydrolysis and
condensation reactions. Silica nanoparticles are used with silane hydrohobics and silane
crosslinkers to save property of liquid repellent to fabrics. Thus, both the surface roughness
and the adhesion between fibre and silica sol increases. Silica nanoparticles, hydrophobic
silanes and silane cross-linkers are appliqued with different methods like dip-pad-dry and
114
spraying to the fabric surface. On the other hand, these coatings may be applied to the
substrate surfaces such as cotton, glass, wool, plastic, steel, silicone.
Kaynaklar
1. Erbil Y. H., Uçar İ., Kir Tutmayan Yüzeyler, Bilim ve Teknik, Şubat 2010, sayfa:50-57
2. Michael, G., and Ferch, H. Basic Characteristics of Aerosil. Degussa Technical Bulletin Pigment no. 11. 1998.
3. Mahltig, Boris, Helfried Haufe, and Horst Böttcher. ―Functionalization of textiles by inorganic sol-gel
coatings.‖ J. Mater. Chem. 15 (2005), 4385-4398.
4. Roe B., Zhang X., 2009, Durable Hydrophobic Textile Fabric Finishing Using Silica Nanoparticles and Mixed
Silanes, Textile Research Journal, 79: 1115
115
POLİPROPİLEN ESASLI TEKSTİL LİFLERİNİN FARKLI
YÖNTEMLER İLE BOYANMASI
Koçak, E.Dilara1, Akalın, Mehmet1, Merdan, Nigar2, Yılmaz Şahinbaşkan, Burcu3
2
1
Marmara Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Göztepe, İstanbul, Türkiye
İstanbul Ticaret Üniversitesi, Mühendislik ve Tasarım Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Küçükyali, İstanbul, Türkiye
3
Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Tekstil Eğitimi Bölümü, Göztepe, İstanbul, Türkiye
Özet
Mikrodalga enerjisi yardımı ile gerçekleştirilen tekstil yaş işlem uygulamaları, işlem süresini
kısalmakta buna bağlı olarak da harcanan enerjiden önemli ölçüde tasarruf sağlamakta
olduğundan, çevre dostu yöntem araştırmalarına konu olmaktadır. Bu deneysel çalışmada,
%100 izotaktik polipropilen (iPP), %100 lineer düşük yoğunluklu polietilen (LLDPE) polimer
lifleri ile bu iki polimer liflerine farklı oranlarda etilen vinil asetat (EVA) elastomeri katılarak
elde edilen %70/25/5 iPP/LLDPE/EVA, 50/35/15 iPP/LLDPE/EVA,
%70/25/5
LLDPE/iPP/EVA ve %50/35/15 LLDPE/iPP/EVA üçlü karışım lifleri, C.I. Disperse Blue 79
boyarmaddesi ile, konvansiyonel yönteme göre ve mikrodalga enerjisi yardımı ile
boyanmıştır. Her iki yönteme göre boyanan liflerin renk ve renk haslık özellikleri
incelenmiştir. Üçlü lif karışımlarında EVA miktarının fazlalaşması, karışım lifin boyanma
özelliğini arttırmaktadır. Mikrodalga enerjisi yardımı ile, C.I. Disperse Blue 79 boyarmaddesi
kullanılarak boyanmış lif numunelerinin ışık haslıkları iyi, yıkama ve sürtünme haslıkları ise
kabul edilebilir değerlerdedir. Mikrodalga enerjisi yardımı ile boyama süresinden yaklaşık
%90 oranında tasarruf sağlanmıştır.
Anahtar kelimeler: polipropilen lifler ve karışımları, polipropilen lifinin boyanması,
mikrodalga enerjisi.
1.Giriş
Mikrodalga enerjisi, tekstil materyallerinin önterbiye, boyama, bitim, kurutma, fikse ve
aşılama işlemlerinde, konvansiyonel yöntemlere alternatif olarak yaygın olarak
kullanılmaktadır. Tekstil materyalleri mikrodalga enerjiyi absorpladığı için hızlı, düzgün ve
etkili bir şekilde ısınmaktadırlar.
Sentetik liflerin boyanmasında mikrodalga enerjisinin kullanımı hakkında sınırlı sayıda
araştırma mevcuttur. Diğer çalışmalarda ise, pamuk lifinin direkt boyarmaddeler ile keten
lifinin reaktif boyarmaddeler ile boyanması araştırılmıştır. Mikrodalga ısıtma kullanımı
liflerin hidrofilite, boyanabilirlik ve renk haslık özelliklerini arttırmaktadır. İşlem sürelerini
azaltması ve enerjiden tasarruf sağlaması bu enerjinin kullanımının diğer avantajları
arasındadır [1-4].
Günümüzde, endüstride polipropilen esaslı liflerin kullanımı ekonomiklik, parlaklık ve iyi
termal dayanıklılık özelliklerinden dolayı artmaktadır[5]. Polipropilen elyaf, yüksek hidrofob
ve kristalin yapısından dolayı kütle renklendirme yöntemi ile boyanmaktadır. Bu metot için
maliyet, harcanan zaman ve enerji fazladır, orta ve koyu tonların eldesi zordur [6-7].
Boyanabilirliği arttırmak ve polipropilen esaslı liflerin boyanmasındaki dezavantajları
azaltmak için, polipropilen polimerlere farklı polimerler karıştırılabilmekte veya
eklenebilmektedir [8-19]. Bu tip liflerin renklendirilmesinde gama ışıma [20], aşılama
kopolimerasyonu [21] ve plazma teknolojisi [22] diğer alternatif yöntemlerdir. 2-vinil pridinko-stiren ilavesi polipropilen elyafın boyanabilirlik özelliklerini arttırmaktadır [23]. İki veya
daha fazla bileşenle oluşturulan polimer karışımlar, elyafın işlevini ve farklılıklarını
arttırmaktadır. Polipropilen esaslı polimer liflerin polietilen, polietilen tereftalat, poliamid 6
vb. çeşitli polimerler ile karışımları boyanabilirlik özelliklerinin geliştirmektedir. Lineer
düşük yoğunluklu polietilen, erime noktası düşük, yüksek sıcaklıkta birçok polimer ile
116
tutunabilir olması nedeni ile polipropilen ile karıştırılarak ev tekstili, teknik ve medikal
tekstillerde kullanılmaktadır [24-37].
Bu araştırmada, endüstride sıkça kullanılan %100 izotaktik polipropilen (iPP) polimeri, lineer
düşük yoğunluklu polietilen (LLDPE) polimeri, iPP ve LLDPE polimer liflerine iki farklı
oranda etilen vinil asetat (EVA) elastomeri katılarak dört farklı oranda elde edilen üçlü
karışım lifler, C.I. Disperse Blue 79 boyarmaddesi kullanılarak, konvansiyonel yönteme göre
ve mikrodalga enerjisi yardımı ile boyanmıştır. Her iki yönteme göre boyanan liflerin renk ve
renk haslık özellikleri incelenmiştir.
2.Materyal ve Metot
Bu deneysel çalışmada, %100 iPP polimeri, %100 LLDPE polimeri ile iPP ve LLDPE
polimer liflere EVA elastomeri katılarak dört farklı oranlarda elde edilen üçlü karışım lifler
kullanılmıştır. Üçlü lif karışımları, farklı oranlarda EVA uyumlaştırıcısının iPP ve LLDPE
polimerlerine eklenmesi ile oluşturulmuştur. iPP polimeri (erime akış indeksi [IMF] 230°C,
2160 g ; 35 g/10 min, yoğunluk 0.90 g/cm3, kopma mukavemeti 32 MPa, uzama %10) ve
LLDPE polimeri (IMF 230°C, 2160 g ; 50 g/10 min, yoğunluk 0.92 g/cm3, kopma
mukavemeti 12.4 MPa, uzama %150) farklı oranlarda EVA elastomeri (IMF 230°C, 2160 g ;
35-45 g/10 min, yoğunluk 0.95 g/cm3, kopma mukavemeti 11 MPa, uzama %700-1000) ile
granül formda, 1rpm, 170-245°C sıcaklıkta, 21 bar basınç altında çift vidalı ekstruder
kullanılarak karıştırılmıştır. Yumuşak eğirme ile elde edilen liflerin üretim koşulları; 180200°C sıcaklık, 50 bar ekstruder basıncı, 80 devir/dak. pompa devri, 1:3 çekim oranı, 300
devir/dak. 1.çekim silindir hızı, 900 devir/dak. 2. çekim silindir hızı, 183.7 m/dak sarım hızı,
20 dtex tek lifin lineer yoğunluğu, 40x2 düze numarası, 0.4 mm düze çapı ve yuvarlak kesittir.
Hazırlanan üçlü karışım lif oranları 70/25/5, 50/35/15 % iPP/LLDPE/EVA ile 70/25/5,
50/35/15 % LLDPE/iPP/EVA’dır.
Boyama işlemi için boyarmadde olarak, monoazo yapısında C.I. Disperse Blue 79, boyamaya
yardımcı olarak CHT firmasına ait Sarapol 349 U (keriyer), boyama sonrası yıkama işlemi
için Dr. Petry firmasına ait Perlavin OSV (non-iyonik yıkama maddesi) ve sodyum karbonat
[Merck] kullanılmıştır.
Yöntemler
Uygulamalarda ‘konvansiyonel yöntem’ ve mikrodalga enerji yöntemi’ olmak üzere iki farklı
yöntem kullanılmıştır. Ev tipi White Westinghouse (USA) mikrodalga fırın, 1100W
maksimum giriş gücü ve 700 W ısıtma gücü, 2 450 MHz, kullanılarak mikrodalga enerjisi ile
boyama yöntemi uygulanmıştır. Her iki yönteme göre boyamalar 1:50 banyo oranında, %1
(e.a.ü) renk şiddetinde gerçekleştirilmiştir.
Konvansiyonel Yöntem
Konvansiyonel yönteme göre gerçekleştirilen uygulamalara, 30°C sıcaklıkta başlanmış, daha
sonra boyama banyosu sıcaklığı dakikada 2°C artış ile 98°C’ye yükseltilmiş, bu sıcaklıkta 45
dakika boyama işlemine devam edilmiştir. Boyama işleminin ardından, boyanan numuneler
yıkanmış ve soğuk su ile durulanmıştır. Yıkama işlemi için yıkama banyosuna 2g/L Perlavin
OSV ve 0.5g/L sodyum karbonat ilave edilerek, 1:25 banyo oranında, 75°C’de 15 dakika
boyanmış numuneler yıkama işlemine tabi tutulmuştur.
Mikrodalga Enerjisi Yardımı ile Boyama Yöntemi
Mikrodalga enerjisi yardımı ile boyama yöntemine göre gerçekleştirilen uygulamalarda,
boyama banyosu hazırlandıktan sonra, 30°C’de boyanacak numuneler ilave edilmiş, banyo
sıcaklığının 98°C’ye ulaşması için fırının ‘Medium’ seviyesinde (460W) 3 dakika
çalışılmıştır. Daha sonra mikrodalga gücü ‘Low’ seviyesine (120W) getirilerek 5 dakika
117
boyamaya devam edilmiştir. Fırından çıkarılan boyama banyosu kabı oda şartlarında 60°C’ye
soğutulduktan sonra, boyanmış numune boya banyosundan alınıp, konvansiyonel yöntem ile
aynı koşullarda yıkanmış ve ardından soğuk su ile durulanmıştır. Mikrodalga enerjisi yardımı
ile boyama yönteminde bu boyama şartlarının tercih edilmesinin sebebi, literatürde çeşitli
deneysel çalışmalarda, bu şartlarda boyama sonrası, kabul edilebilir renk farklılıkları (∆E*<1)
ve iyi haslık özellikleri elde edilmiş olmasıdır[1-4].
Boyanmış numunelerin reflektans ölçümleri Datacolor SF 600+ ile SI modunda ve LAV (6.6
mm) gözlem plakası ile gerçekleştirilmiştir. Renk koordinatları, D65 illüminantı ve 10°
Standart Gözlemci değerleri kullanılarak, renk farklılıkları ise, CMC (2:1) renk farklılığı
formülü yardımı ile hesaplanmıştır.
Renk haslık testleri için, Işık Haslığı Test Cihazı (James H.Heal), Yıkama Haslığı Test Cihazı
[Gyrowash] (James H.Heal) ve Sürtünme Haslığı Test Cihazı [Crockmeter] (James H.Heal)
kullanılmıştır.
Lif numunelerinin Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) görüntüleri LEO Supra VP35 FESEM (10kV) ile gerçekleştirilmiştir.
3.Bulgular
Boyanmış Numunelere Ait Renk Ölçüm Sonuçları
Her iki yönteme göre boyanmış numunelere ait spektrofotometrik ölçüm yolu ile hesaplanan
CIELab değerleri ve CMC 2:1 formülüne göre hesaplanan renk farklılıkları Tablo 1.’de
verilmektedir. C.I. Disperse Blue 79 boyarmaddesi ile, mikrodalga enerjisi kullanılarak elde
edilen boyama numunelerinin konvansiyonel yönteme göre elde edilenlerden daha koyu
tonlarda olduğu görülmüştür.
Tablo 1. Her iki yönteme göre boyanmış numunelere ait CIELab değerleri ve renk farklılıkları.
CIELab Değerleri
Renk
Yönte
b
Numune
Farklılığı
ma
L*
a*
b*
C*
h°
∆E CMC (2:1)
C
72.29 -1.36
-7.83
7.95
260.15
% 100 iPP
3.28
M
67.13 -1.37
-10.67
10.76
262.68
C
71.65 -1.24
-8.02
8.12
261.21
% 100 LLDPE
3.96
M
68.01 -3.11
-11.48
11.89
254.84
C
43.53 -2.03
-25.66
25.74
266.43
% 70/25/5 iPP/LLDPE/EVA
1.63
M
40.41 -1.56
-24.98
25.03
266.43
C
33.59
0.29
-27.19
27.19
270.61
%50/35/15
1.74
iPP/LLDPE/EVA
M
33.05
0.30
-23.91
23.91
270.72
C
44.23 -2.29
-25.43
25.53
264.85
%70/25/5 LLDPE/iPP/EVA
3.52
M
37.88 -0.95
-27.41
27.43
268.01
C
39.90 -0.60
-28.61
28.62
268.80
%50/35/15
1.21
LLDPE/iPP/EVA
M
33.30
0.28
-26.85
26.85
270.60
a
C: Konvansiyonel, M: Mikrodalga;
b
Konvansiyonel yönteme göre boyanmış numuneler standart olarak kabul edilmiştir.
Elde edilen veriler incelendiğinde her iki yöntem için lif numunelerinde EVA elastomerinin
artan oranlarda kullanımı ile boyanabilirlik özelliklerinde artış meydana geldiği tespit
edilmiştir.
Boyanmış numunelere Ait Renk Haslığı Test Sonuçları
Işık, yıkama ve sürtünmeye karşı haslık sonuçları Tablo 2.’de özetlenmiştir. Işık haslığı testi
ISO 105-B02’ye göre 100 saatte gerçekleştirilmiştir. Yıkama haslığı testi ISO 105-C06
(A1S)’e göre 40°C sıcaklıkta, 30 dakika, 10 çelik bilye kullanımı ile, sürtünme haslığı testi ise
ISO 105-X12’e göre yapılmıştır.
118
Tablo 2. Boyanmış numunelerin renk haslıkları.
Numune
% 100 iPP
% 100 LLDPE
% 70/25/5 iPP/LLDPE/EVA
% 50/35/15 iPP/LLDPE/EVA
% 70/25/5 LLDPE/iPP/EVA
% 50/35/15 LLDPE/iPP/EVA
Yöntem
C
M
C
M
C
M
C
M
C
M
C
M
Yıkama Haslığı
Işık
Haslığı
3
5
3
5
3
5
3
5
3
5
3
5
Solma
Selüloz
asetat
4-5
4-5
5
5
5
5
5
5
5
5
5
5
4-5
4-5
4
4
4
4
4
4
4
4
4
4
Ağartılmış
merserize
olmamış
pamuk
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
Nylon
6.6
4
4
4
4
4
4
4
4
4
4
4
4
Poliester
(Terylene)
3-4
3-4
3-4
3-4
3-4
3-4
3-4
3-4
3-4
3-4
3-4
3-4
Sürtünme
Haslığı
Akrilik
(Courtelle)
5
5
5
5
5
5
5
5
5
5
5
5
Yün
4
4
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
Kuru
4
4
4
4
4
4
4
4
4
4
4
4
Mikrodalga enerjisi yardımı ile boyanan lif numunelerinin ışık haslığı test sonuçlarının
konvansiyonel yönteme göre boyanan numunelerden daha yüksektir (5). Mikrodalga enerjisi
yardımı ile boyanan numunelere ait yıkama ve sürtünmeye karşı renk haslık test sonuçları,
konvansiyonel yöntem ile boyanan numuneler ile karşılaştırıldığında önemli bir değişiklik
görülmemiş, genel olarak kabul edilebilir değerler bulunmuştur (3+).
Numunelerin Morfolojik Özellikleri
Her iki yönteme göre boyanmış % 50/35/15 LLDPE/iPP/EVA karışımı lif numunelerine ait
SEM görüntüleri Şekil 1.’de görülmektedir. Mikrodalga enerjisi yardımı ile boyanmış
numunelerin yüzeyinde herhangi bir deformasyon ya da gözenek görülmemektedir.
Konvansiyonel yönteme göre boyanmış % 50/35/15 Mikrodalga enerjisi yardımı ile boyanmış % 50/35/15
LLDPE/iPP/EVA karışımı lif numunesi (x2000)
LLDPE/iPP/EVA karışımı lif numunesi (x2000)
Şekil 1. Her iki yönteme göre boyama sonrası % 50/35/15 LLDPE/iPP/EVA karışımı lif numunelerine ait SEM
görüntüleri.
4.Değerlendirme
Gerçekleştirilen deneysel çalışmalar sonucunda polipropilen esaslı liflerin boyanmasında
mikrodalga enerjisinin kullanımının, konvansiyonel yönteme alternatif olabileceği
görülmektedir.
Laboratuvar ortamında mikrodalga enerjisi yardımı ile gerçekleştirilen uygulamalarda
konvansiyonel yöntem ile boyanan numunelerden daha koyu renkler elde edilmiştir. Ayrıca
her iki yöntemde de lif numunelerinde EVA elastomerinin artan oranlarda kullanımı
numunelerin boyanabilirlik özelliklerini arttırmıştır.
Mikrodalga enerjisi yardımı ile boyanmış lif numunelerinin renk haslık değerleri,
konvansiyonel yöntem ile boyanmış numuneler ile karşılaştırıldığında, iyi derecede ışık (5),
yıkama (4-5+), lekeleme haslığı (3-4+), yaş (3+) ve kuru (4) sürtünme haslığı değerlerine
sahip oldukları gözlenmiştir.
119
Yaş
3
3
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
4-5
Boya banyosunun ısıtma-soğutma süreleri ihmal edildiğinde, konvansiyonel yöntemde
boyama süresi 79 dakika, mikrodalga enerjisi yardımı ile boyama süresi ise 8 dakikadır.
Mikrodalga enerjisi yardımı ile boyama yönteminde, işlem süresi konvansiyonel yöntem ile
karşılaştırıldığında sürenin yaklaşık %90 oranında kısaldığı, bunun da boyama işlemi
süresince harcanacak enerjiden önemli bir tasarruf anlamına geldiği söylenebilir.
5.Kaynaklar
1.
Öner E, Büyükakıncı Y and Sokmen N. Microwave-assited dyeing of poly(butyleneterephthalate)
fabrics with disperse dyes. Color Technol 2013; 129(2):125-130.
2.
Büyükakıncı Y, Öktem B, Sökmen N and Öner E. Exhaust dyeing of polypropylene. In: Paper
presented at the 5th International Istanbul Textile Conference, Istanbul, Turkey, 19-21 May 2005.
3.
Büyükakıncı Y, Sökmen N and Öner E. Microwave assisted exhaust dyeing of polypropylene. In: Paper
presented at the 4th Centrel European Conference, Liberec, Czech Republic, 7-9 September 2005.
4.
Büyükakıncı Y, Sökmen N and Öner E. Improving the dyeability of polyolefin fibres by microwave
heating. Industria Textila, 2014; 65(1): 228-232.
5.
Ahmed M. Polypropylene fibers-science and technology, New York, Elsevier, 1982.
6.
Ulhelyiovà A, Marcincin A and Legen J. DSC Analysis of polypropylene - low density polyethylene
blend fibres. Fibres&Textiles in Eastern Europe 2005; 13, 5 (53): 120-133.
7.
Afshari M, Kotek R, Kish MH, Dast HN and Gupta BS. Effect of blend ration on bulk properties of
polypropylene/nylon 6 polyblend fibers. Polymer 2002; 43(4):1331-1341.
8.
Burkinshaw SM, Froehling PE, Mignanelli M. The effect of hyperbranched polymers on the dyeing of
polypropylene fibres. Dyes and Pigm 2002; 53(3): 229-235.
9.
Kotek R, Afshari M, Gupta BS, Kish MH and Jung D. Polypropylene alloy filaments dyeable with
disperse dyes. Color Technol 2004; 120(1): 26-29.
10.
Fan Q, John J, Ugbolue SC, Wilson AR, Dar YS and Yang Y. Nanoclay-modified polypropylene
dyeable with acid and disperse dyes. AATCC Rev 2003; 3(6): 25-28.
11.
McEvoy RL and Krause S. Impact strength and fracture surfaces of interfaces between polyethylene and
polypropylene and some ethylele-containing copolymers. J Appl Polym Sci 1997; 64(11): 2221-2235.
12.
McEvoy RL and Krause S. Interfacial interactions between polyethylene and polypropylene and some
ethylene-containing copolymers. Macromolecules 1996; 29:4258-4266.
13.
Everaldo FS and Soares G. Polyethylene/polyamide-6 blends containing mercapto-modified EVA. J
Appl Polym Sci 1996; 60(10): 1687-1694.
14.
Marcincin A, Ulhelyiovă A, Zemanová E and Marcincinova T. Fiber forming blends of polypropylene
and branched polyethylene. J Macromol Sci 1998; 35(7): 1239-1247.
15.
Haggag K, Hana HL, Youssef BM and El-Shimy NS. Dyeing polyester with microwave heating using
disperse dyestuffs. Am Dyestuff Rep 1995; 84(3): 22-36.
16.
Cook JC. Handbook of polyolefin fibers. Watford :Merrow Publishing, 1973.
17.
Dathy KV and Vaidya AA. Chemical Processing of Synthetic Fibers and Blends, New York:
Wiley,1984.
18.
Akrman J, Prikryl J and Burgert L. Dyeing of polypropylene/wool blend in a single bath. J Soc Dyers
Colour 1998; 114(7-8): 209-215.
19.
Kaur I and Misra BN. Gamma radiation induced graft copolymerization of acrylate monomers onto
isotactic polypropylene. Desalination 1987; 64: 271- 284.
20.
Kotek R, Afshari M, Gupta BS, Kish MH and Jung D. Polypropylene alloy filaments dyeable with
disperse dyes. Color Technol 2004; 120(1): 26-29.
21.
Huang X, Yu H, Zhu M and Chen Y. Blends of polypropylene and modified polystyrene for dyeable
fibers. J Appl Polym Sci 2005; 96(6): 2360-2366.
22.
Yu C, Jiang C, Chen L and Chen Y. Fine disperse dyeable polypropylene fiber from
polypropylene/polystyrene nano-ceria blends. J Appl Polym Sci 2009; 113(3):1953-1958.
23.
Teli MD, Adivarekar RV, Ramani VY and Sabale AG. Imparting disperse and cationic dyeability to
polypropylene through melt blending. Fibers Polym 2004; 5(4): 264- 269.
24.
Jang J and Go WS. Continuous photografting of HEMA onto polypropylene fabrics with benzophenone
photoinitiator. Fibers Polym 2008; 9(4): 375-379.
25.
Yaman N, Ozdogan E, Seventekin N and Ayhan, H. Plasma treatment of polypropylene fabric for
improved dyeability with soluble textile dyestuff. Appl Surf Sci 2009; 255(15): 6764-6770.
26.
Toshniwal L, Fan Q and Ugbolue SC. Dyeable polypropylene fibers via nanotechnology. J Appl Polym
Sci 2007; 106(1): 706-711.
27.
Xu W and Yang C. Hydrolysis and dyeing of polyester fabric using microwave irradiation. Color
Technol 2002:118(5);211-214.
120
28.
Biswal T, Samal R and Sahoo PK. Co(III) complex mediated microwaveassisted synthesis of PAN. J
Appl Polym Sci 2010; 117 (3): 1837–1842.
29.
Li L, Yeping Y, Yu L and Fang Y. Rapid N-phthaloylation of chitosan by microwave irradiation.
Carboh Polym 2004; 57 (1): 97-100.
30.
Shogren RL and Biswas A. Preparation of water-soluble and water-swellable starch acetates using
microwave heating. Carboh Polym 2006; 64 (1):16-21.
31.
Haggag K. Fixation of pad-dyeing on cotton using microwave heating. Am Dyestuff Rep1990; 26-30.
32.
Elgert KF and Hoffmann C. Abschaben von polyestergewebe mit mikrowellenheizung, Melliand
Textilberichte, 1995; 3: 174-178.
33.
Soo Kim S, Gyung Leem S, Do Ghim H, Ho Kim J and Seok Lyoo W. Microwave heat dyeing of
polyester fabric Fibers and Polym 2003; 4 (4): 204 -209.
34.
Ozerdam A, Tarakcıoglu I and Ozgüney A. The use of microwave energy for the fixating of reactive
printed cotton fabrics J Text and App 2008; 18(4):289-296.
35.
Keshwani DR, Cheng JJ, Burns JC, Li L and Chiang V. Microwave pre-treatment of switch grass to
enhance enzymatic hydrolysis. In: Paper Presented at Proceedings of the ASABE Annual International Meeting,
No. 077127. 35, 1239-1247, 2007.
36.
Son WT, Lee DW, Park JH and Lim SK. Poly(ethylene-co-vinyl acetate) blends with phenoxy. J Appl
Polym Sci 1999; 73(2): 227-236.
37.
Ujhelyiova A, Bolhova E, Oravkinova J, Tiňo R and Marcinčin A. Kinetics of dyeing process of blend
polypropylene/polyester fibres with disperse dye. Dyes and Pigmt 2007; 72(2): 212-216.
121
FARKLI KONSTRÜKSİYONLU DENİM KUMAŞLARDA
DİKİLEBİLİRLİK ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Gülşen, Gamze1, Doba Kadem, Füsun2
1
Çukurova Üniversitesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Tekstil Giyim Ayakkabı ve Deri Bölümü, Adana, Türkiye
2
Çukurova Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Adana, Türkiye
Özet
Bu çalışmanın amacı; farklı konstrüksiyona sahip %100 pamuklu dokuma kumaşların
seçilmiş bazı fiziksel özelliklerinin kumaşın dikilebilirlik özelliği üzerindeki etkisini
araştırmaktır. Kumaşların dikilebilirlik değerleri ve iğne batış kuvvetleri, L&M Dikilebilirlik
Test Cihazı kullanılarak tespit edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Denim, Dikilebilirlik, İğne Batış Kuvveti
1.Giriş
Dokuma kumaşlarda dikiş işlemi süresince iyi bir dikilebilirlik özelliği, dikiş iğnesinin kumaş
içerisinden geçerken atkı ve çözgü ipliklerinin birbirinden ayrılması ve bu sayede dikişin
kumaşa zarar vermeden gerçekleştirilmesi suretiyle elde edilebilir (1). Dikiş iğnesi batış
kuvveti, dikiş prosesinin bir sonucu olarak meydana gelen zararın kantitatif olarak ölçümüdür
(2). Hasara neden olmayan iğne penetrasyonu, temelde materyal özelliklerine ve iğne
seçimine bağlıdır (3). İğne batış kuvveti, kumaş gramajı, kumaş kalınlığı, atkı ve çözgü sıklığı
ile doğru orantılı olarak artmaktadır (4,5). Dikilebilirlik özelliği ile önceden belirlenmiş eşik
seviyesini aşan penetrasyon oranı arasında mükemmel bir korelasyon vardır. Örneğin
dikilebilirlik % değerinin %10’un altında olması, kumaşın pratikte kolay dikilebileceği,
%20’nin üzerinde olması ise dikilebilirliğin zor hatta bazı durumlarda imkansız olduğu
anlamına gelmektedir (6).
2.Materyal ve Metot
Bu çalışmada farklı konstrüksiyona sahip %100 pamuklu denim dokuma kumaşlar
kullanılmıştır. Kumaşların dikilebilirlik değerleri ve iğne batış kuvvetleri; L&M Dikilebilirlik
Test Cihazı kullanılarak tayin edilmiştir.
3.Bulgular
Kumaşların konstrüksiyon yapıları ve dikilebilirlik test sonuçları Tablo1’de verilmiştir.
Tablo 1. Dikilebilirlik Test Sonuçları
İplik No
(Nm)
No
1
2
3
4
5
6
7
8
9
Örgü
(Dimi)
3/1 Z
3/1 Z
3/1 Z
3/1 Z
3/1 Z
3/1 Z
3/1 Z
3/1 Z
3/1 Z
Gramaj
(g/m2)
290,78
322,226
323,792
336,928
340,18
361,484
383,278
405,146
434,534
Kalınlık
(mm)
0,598
0,652
0,66
0,626
0,6
0,664
0,734
0,786
0,838
Atkı
Çözgü
30,77
22,48
25,92
26,82
30,06
19,19
21,3
17,7
16,4
22,87
19,22
15,63
15,66
22,56
15,11
17,44
13,6
14,58
Sıklık
(tel/cm)
Dikilebilirlik
(%)
İğne Batış
Kuvveti (gf)
Atkı Çözgü Atkı Çözgü Atkı
20
21
21
22
25
22
20
22
22
42
34
30
31
50
31
32
31
31
7
18
36
36
37
69
42
89
83
12
23
38
36
28
65
43
88
81
101
117
135
138
136
189
147
236
239
Çözgü
106
121
142
140
132
180
144
233
224
4.Değerlendirme
Tüm numunelerin gramajları baz alınarak çizilen ve dikilebilirlik sonuçlarını gösteren grafik
Şekil 1’de görülmektedir.
122
a)Dikilebilirlik Yüzdesi
b)İğne Batış Kuvveti
Şekil 1.Kumaş Gramajı Baz Alınarak Çizilen Dikilebilirlik Grafikleri
Şekil 1’de görüldüğü gibi dikilebilirlik (%) değeri ile iğne batış kuvveti (gf); kumaşların
gramaj değerlerine bağlı olarak benzer bir eğilim göstermiştir. Atkı ve çözgü sıklıkları aynı
olan 4, 6, 8, 9 nolu kumaşlardan, 4 no’lu numune en ince ipliklerle dokunduğundan bu
numunenin dikilebilirlik değerinin en düşük dolayısıyla da dikilebilirlik özelliğinin en iyi
olduğu söylenebilir. İplikler kalınlaştıkça dikilebilirlik özellikleri kötüleşmektedir. 3 ve 4 nolu
numunelerin iplik numaraları ve sıklıkları yakın olduğundan dikilebilirlik değerleri yakın
çıkmıştır. Kendi aralarında 1 ve 5 nolu numuneler kıyaslanacak olursa iplik sıklıkları
azaldığında dikilebilirlik özelliğinin iyileştiği söylenebilir. 2 ve 7 nolu numuneler
kıyaslandığında ise 2 nolu numunenin çözgü sıklığı daha fazla olmasına rağmen iplik
inceldiği için dikilebilirliği daha iyi çıkmıştır. Yapılan çalışma sonucunda numunelerin iplik
sıklıkları, gramajları ve kalınlıkları azaldıkça ve kumaşı oluşturan iplikler inceldikçe
dikilebilirlik özelliğinin iyileştiği söylenebilir.
5.Kaynaklar
[1]Manich, A.M., Domingues, J.P., Sauri, R.M., Barella, A., 1998, “Relationships between Fabric Sewability
and Structural, Physical, and FAST Properties of Woven Wool and Wool-blend Fabrics”, Journal of the Textile
Institute, Vol. 89, Part 1, No. 3, pp.579-589.
[2]Saied, F., Abdel-megeid, Z.M., Gabry, L.K., 2011, "The relation between fabric construction, treatments and
sewability", Journal of American Science, Vol. 7, No. 3, pp. 818-826.
[3] Carvalho, H., Maria, A., Monteiro, J.L., 2009. “Measurement and analysis of needle penetration forces in
industrial high-speed sewing machice”, The journal of the textile institute vol 100, no 4, pp.319-329 .
[4] Yıldız, E.Z., Pamuk, O., Öndoğan, Z., 2011, "A Study About the Effects of Interlinings to Sewability
Properties of the Woven Fabrics", Tekstil ve Konfeksiyon, Volume. 1, pp. 87-90.
[5] Pamuk, O., Kurtoğlu, Ö., Tama, D., Öndoğan, Z., 2011. “Sewability Properties of Lining Fabrics”, Tekstil ve
Konfeksiyon, Volume. 3, pp. 301-304.
[6] The L&M Sewability Tester Catalogue.
123
FARKLI HAMMADDELERDEN ÜRETILMIŞ ÇORAPLARIN
HAVA GEÇİRGENLİĞİNE ARDIŞIK YIKAMALARIN ETKİSİ
Çelik. Zeynep, Topalbekiroğlu, Mehmet, Değirmenci, Züleyha
Gaziantep Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Gaziantep, Türkiye
Özet
Çorap, oldukça büyük bir kullanıcı kitlesine sahip, geniş ürün yelpazesi olan ve kalitesi
oldukça farklılık gösterebilen bir giyim eşyasıdır. Tüketiciler çorap seçimi yaparken çorabın
inceliğine, hammaddesine, rengine, desenine, kullanılacak mevsime uygunluğuna,
yumuşaklığına ve fiyatına dikkat ederler. Üreticiler ise ürünün kullanımı boyunca kalitesini en
yüksek seviyeye çıkarabilecek en kısa ve maliyeti en düşük parametreleri bulmaya çalışırlar.
Çorabın kalitesini belirleyen birçok faktör vardır. Bunlar içerisinde çorapların hava
geçirgenliği sağlaması da bunlardan önemli olanlardandır. Bu çalışmada, farklı
hammaddelerden 2 ayrı numarada ring iplikleri üretilmiş ve çorap haline getirilmiştir.
Üretilen çorapların hava geçirgenliği yıkama öncesi, ev tipi beş ve on beş yıkama sonrasında
ölçülmüştür. Hava geçirgenliğinin hammadde ve yıkama sayısına bağlı olarak nasıl değiştiğini
bulmak çalışmanın amacıdır.
Anahtar Kelimeler: Rejenere selülozik lif, çorap, ardışık yıkamalar,hava geçirgenliği
1. Giriş
Temel giyim ihtiyaç maddelerinden biri olan çorap, yalnızca bir örtünme malzemesi olmayıp
insan sağlığı açısından da son derece önemli bir giysidir. Çorap, insanın hayatı boyunca çok
sayıda tükettiği ancak kullandığı giyim eşyaları arasında ömrü en kısa olanıdır [1]. Çorap
seçiminde hammadde, renk, desen ve moda önemli faktörler olsa da seçimi etkileyen en
önemli parametre kalitedir. Çoraplarda kalite, pek çok faktöre bağlı olarak değişebilmektedir.
Kullanılan hammadde cinsi, iplik numarası ve özellikleri, örme şartları (makine tipi, inceliği,
hızı, modeli, ipliğe uygulanan gerilimler vb.) boyama şartları ve form verme yöntemleri
çorapların kullanım performansını dolayısıyla kalitesini etkileyebilecek parametrelerdir.
Bununla birlikte genelde çorap kalitesini belirleyen faktörler denildiğinde ölçüler, esneklik,
gramaj, özelliklerinde kalıcılık ve dayanıklılık ile estetik ön plana çıkmaktadır [1] Bunların
yanında çoraplarda aranan en önemli özelliklerden biri de termofizyolojik konfor ve buna
bağlı olarak hava ve nem geçişinin sağlanmasıdır. Ayrıca sağlanan bu kalite parametrelerinin
yıkama sonrasında korunması da üreticilerin ana amaçlarından biridir. Bu çalışmada ardışık
yıkamaların farklı hammaddelerden üretilmiş çorapların hava geçirgenliğine etkisi incelenmiş,
yapılan testler sonucu çıkan sonuçlar yorumlanmıştır.
2. Materyal ve Metot
Bu çalışmada organik pamuk, pamuk, modal, bambu ve akrilik liflerinden Ne 20/1 ve Ne 30/1
numaralarında 10 farklı ring ipliği kullanılarak çoraplar üretilmiştir. Çoraplardan bir bölümü
ev tipi çamaşır makinesinde yıkanmış ve düz zeminde kurutulmuştur. Numune çoraplardan üç
ayrı grup oluşturulmuştur. İlk grup yıkanmamış, ikinci gruba beş ardışık yıkama ve üçüncü
gruba da on beş ardışık yıkama yapılmıştır. Elde edilen otuz farklı çorap numunesi laboratuar
şartlarında standartlara uygun olarak kondüsyonlanmıştır. Sonrasında tüm numunelerin hava
geçirgenliği M021A SDL ATLAS hava geçirgenliği test cihazında ISO 9237 standartına
uygun olarak ölçülmüştür.
124
3. Bulgular
Numune çorapların hava geçirgenlikleri mm/s cinsinden Şekil 1’de grafik olarak
verilmektedir.
Yıkanmamış
5 Yıkama
15 Yıkama
Şekil 1. Numune çorapların ardışık yıkamalar sonrasındaki hava geçirgenlikleri
Şekil 1 incelendiğinde, yıkama sayısı arttıkça kumaşların hava geçirgenliğinde düşüş olduğu
saptanmıştır. Beş yıkama sonunda gerçekleşen değişim büyük oranda olmasına rağmen on
yıkama sonunda hava geçirgenliğinde büyük bir değişim görülmemiştir. Ne 30/1 ile örülen
çorap numunelerinin hava geçirgenliği Ne 20/1 ile örülen numunelere göre daha yüksektir. Bu
sonuçla iplik inceliği arttıkça hava geçirgenliğinin arttığı söylenebilir. Modal iplikten üretilen
çorap numunelerinin hava geçirgenliği, diğer ipliklerle üretilen çorap numunelerinden daha
yüksektir. Akrilik iplikten üretilen çorap numunelerinin hava geçirgenliği en düşük olmasına
rağmen yıkama sonrası en az değişime uğrayan iplik cinsi olmuştur.
4. Değerlendirme
Numune çorapların have geçirgenlikleri yıkama sonrasında kumaş içeriğini oluşturan lif
cinsine, iplik numaralarına ve uygulanan yıkama tekrar sayısına göre farklılık göstermiştir.
Ancak genel olarak liflerin selüloz kökenli olması şişmelerine ve ilmek alanlarının
genişlemesine ve gözeneklerin küçülmesine neden olmuştur. Kumaşların birim alanlarının ve
kalınlıklarının farklı olması ise bireysel farklılıkları arttırmaktadır.
5.Kaynaklar
1. CIMILLI DURU S., CANDAN C.2013.Effect of repeted laundering on wicking and drying properties of
fabrics of seamless garments, Textile Research Journal, 83(6), 591-605
2.DEĞİRMENCİ Z., (2013), İndigo Boyalı Pamuk İpliğinden Örme Denim Kumaş Özelliklerinin Araştırılması,
PhD Thesis, University of Çukurova, Institute of Science, Department of Textile Engineering, Adana.
3.CANDAN C., ve ÖNAL L., 2002. Dimensional, Pilling and Abrasion Properties of Weft Knits Made from
Open-end and Ring Spun Yarns, Textile Research Journal, 72(2), 164-169.
125
PAMUĞUN KİMYASAL MODİFİKASYONU YOLUYLA
PES/CO KARIŞIMLARININ DİSPERS/REAKTİF
BOYARMADDE KOMBİNASYONUYLA TEK BANYO TEK
ADIMLI BOYANMASI
Atav, Rıza1, Kazan, Canan2, Alp, Ruşen3, Taşçı, Ali Murat3, Can, Tolga1
1
Namık Kemal Üniversitesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Çorlu-Tekirdağ, Türkiye
Kırklareli Üniversitesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu, Kırklareli, Türkiye
3
Nil Örme A.Ş., Velimeşe-Tekirdağ,Türkiye
2
Özet
Bu çalışmanın amacı Dispers/Reaktif boyarmadde kombinasyonu ile PES/CO karışımlarını
tek banyoda boyayabilmek için pamuk liflerine boyama öncesi katyonikleştirme işlemi
uygulayarak özel reaktif boyalara gereksinim kalmadan konvansiyonel reaktif boyalarla lifleri
asidik ortamda (pH 4,5-5,5) ve tuz kullanmadan boyanabilir hale getirmektir. Yapılan
çalışmalar sonucunda PES/CO karışımı kumaşlara %5 polietilenpoliamin bileşiği esaslı ürünle
pH 7 60°C’da 15 dak. süreyle katyonikleştirme işlemi uygulanması durumunda
Dispers/Reaktif boyalarla orta tonlarda tek banyolu boyama yapılabileceği saptanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Poliester/Pamuk, dispers, reaktif, tek banyo, boyama
1. Giriş
Poliester lifleri su emicilik ve giysi konforu sağlamak amacıyla özellikle selülozik liflerle
karışım halinde kullanılmaktadır. Bu nedenle, PES/CO karışımlarının endüstriyel anlamda
önemi büyüktür [1]. PES/CO karışımı mamüller genellikle; dikiş ipliği, dokuma kumaş olarak
gömleklik, elbiselik, dış giyim, iş elbisesi ve çarşaf, örme kumaş olarak tişört ve elbiseliklerde
kullanılmaktadır [2]. Normalde bilindiği gibi dispers boyarmaddelerin asidik ortam (pH 4,55,5), reaktif boyarmaddelerin ise bazik ortam (pH 10,5-11,5) gerektirmesi nedeniyle PES/CO
karışımlarının Dispers/Reaktif boyarmadde kombinasyonu ile tek banyo tek adımlı olarak
boyanması mümkün değildir. Ancak alkali ortama dayanıklı dispers boyarmaddeler veya
asidik-nötr ortamda fikse olabilen reaktif boyarmaddeler kullanılarak tek banyolu boyamanın
mümkün olabileceği literatürde belirtilmektedir [3].
Bu çalışmanın amacı Dispers/Reaktif boyarmadde kombinasyonu ile PES/CO karışımlarını
tek banyoda boyayabilmek için pamuk liflerine boyama öncesi katyonikleştirme işlemi
uygulayarak özel reaktif boyalara gereksinim kalmadan konvansiyonel reaktif boyalarla lifleri
asidik ortamda (pH 4,5-5,5) ve tuz kullanmadan boyanabilir hale getirmek ve böylece
PES/CO karışımlarını tek banyo tek adımlı olarak boyayabilmektir.
2. Materyal ve Metot
Tüm denemeler laboratuvar koşullarında saf su ile 1:15 flotte oranında yapılmıştır.
Poliester/pamuk karışımı kumaşlara, yapılan ön denemelerle optimum koşulları saptanmış
olan katyonikleştirme işlemi uygulanmıştır. Katyonikleştirme işlemi %5 polietilenpoliamin
bileşiği esaslı ürün (Albafix ECO) ile pH 7 60°C’da 15 dak. süreyle yapılmıştır. %50/50
PES/CO karışımı kumaşlar katyonikleştirme maddesi ile optimum koşullarda ön işlem
sonrası Dispers/Reaktif boyarmadde kombinasyonu ile mavi renge boyanmıştır. Ardından bu
mavi renk referans alınarak aynı renk iki banyolu yönteme göre tutturulmuştur. Daha sonra
tek ve iki banyolu yöntemlere göre aynı renge boyanmış kumaş numunelerinin K/S ve
CIEL*a*b* değerleri ile yıkama, sürtme ve ışık haslığı değerleri karşılaştırılmıştır.
126
3.Bulgular
Tek ve iki banyolu yönteme göre mavi renge boyanmış kumaşlara ait K/S ve CIEL*a*b*
değerleri Tablo 1’de verilmektedir.
Tablo 1. %50/50 PES/CO karışımı kumaşların Dispers/Reaktif boyarmadde kombinasyonuyla tek ve banyolu
boyanmasına ilişkin K/S ve CIEL*a*b* değerleri
Boyama Yöntemi
Numune Fotoğrafı K/S L*
a*
b*
C
H
2,19 43,31 -1,49 -23,58 23,63 264,39
Tek Banyolu
İki Banyolu
Tablo 1 incelendiğinde denemelerde kullanılan reaktif boyarmaddeyle HT koşullarında
boyama yapılması durumunda elde edilen rengin veriminde çok önemli bir kayıp olmadığı ve
ayrıca rengin nüansının da önemli ölçüde değişmediği dikkati çekmektedir. Yapılan
boyamalara ait haslık testi sonuçları ise Tablo 2’de verilmektedir.
Tablo 2. %50/50 PES/CO karışımı kumaşların Dispers/Reaktif boyarmadde kombinasyonuyla tek ve banyolu
boyanmasına ilişkin haslık testi sonuçları
Yıkama Haslığı
Sürtme Haslığı
Işık
Boyama Yöntemi Haslığı CA CO PA PES PAN WO Kuru
Yaş
Tek Banyolu
4
4-5 4 3-4 4-5
5
5
4-5
2
İki Banyolu
4
5
4-5 4-5
5
5
5
4-5
3-4
Tablo 2 incelendiğinde tek banyolu boyama yönteminin iki banyolu yönteme kıyasla yıkama,
yaş sürtme ve ışık haslıklarında düşüşler olduğu görülmektedir. Ancak genel olarak tek
banyolu boyamanın haslıklarının orta-iyi seviyede olduğu söylenebilir.
4. Değerlendirme
Yapılan çalışmalar sonucunda PES/CO karışımı kumaşlara %5 polietilenpoliamin bileşiği
esaslı ürün ile pH 7 60°C’da 15 dak. süreyle katyonikleştirme işlemi uygulanması durumunda
Dispers/Reaktif boyarmaddelerle orta tonlarda (%1 gibi) tek banyolu boyama yapılabileceği
saptanmıştır. Tek banyolu boyamalarda elde edilen haslık değerleri iki banyolu boyamalara
göre bir miktar daha düşük olmakla birlikte orta-iyi seviyelerdedir. Ancak iki banyolu
yönteme göre yaş sürtme haslığındaki düşüş dikkat çekicidir. Bu nedenle, söz konusu haslık
kayıplarının çeşitli ard işlemlerle telafi edilebilme olanağı üzerine çalışmalar yapılması
gerekmektedir.
Teşekkür
TÜBİTAK’a Nil örme A.Ş.’de gerçekleştirilen 3120101 nolu TEYDEB projesi kapsamında
vermiş oldukları destekten ötürü teşekkürü bir borç biliriz.
6. Literatür
[1] Aniş, P., Eren, H.A., Poliester/Pamuk Karışımlarının Boyanması: Uygulamalar ve Yeni Yaklaşımlar, Uludağ
Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi, Cilt 8, Sayı 1, 2003
[2] Shore, J., Blends Dyeing, Society of Dyers And Colourists Publication, Manchester-UK. 1998
[3] Atav, R., Sentetik Lif Boyamacılığı Ders Notları, 2011
127
FARKLI TİPTEKİ POLİESTER LİFLERİNDEN DOKUNMUŞ
KUMAŞLARIN BAĞIL SU BUHARI GEÇİRGENLİKLERİNİN
İNCELENMESİ
Kanat, Z. Evrim1, Taşkın, Cankut2
1
Namık Kemal Üniversitesi, Çorlu Mühendislik Fakültesi, Tekirdağ, Türkiye
2
SAURER.Schlafhorst GmbH & Co. KG, Almanya
Özet
Günümüzde giysi konforunun bir beklenti haline gelmesi ile birlikte bu konu ile ilgili
çalışmalar da önem kazanmıştır. Giysi konforu ile ilgili yapılan çalışmalar kumaşların su
buharı geçirgenlik özelliklerinin konfor açısından en önemli parametrelerden biri olduğunu
göstermektedir. Poliester lifleri yüksek mukavemet, boyutsal stabilite, kolay bakım ve
buruşmazlık gibi özellikleri nedeniyle oldukça fazla tercih edilmesine rağmen, hidrofob bir lif
olması konfor açısından kullanımını sınırlandırmaktadır. Poliester liflerinin bu özelliğinin
geliştirilmesi için farklı enine kesite sahip lifler ve mikro incelikte lifler geliştirilmiştir. Bu
çalışmada farklı tipteki poliester lifleri, konvansiyonel poliester lifleri ile su buharı
geçirgenliği açısından karşılaştırılmıştır. Sonuçlar mikroliflerin artan yüzey alanı ve kapilar
boşluklar sayesinde daha iyi su buharı geçirgenliğine sahip olduğunu göstermektedir.
Anahtar Kelimeler: Altı kanallı poliester, mikro poliester, su buharı geçirgenliği
1. Giriş
Giysi konforu, insanların yaşam standartlarının da yükselmesi ile birlikte bir beklenti haline
gelmiştir. Bu sebeple de son yıllarda giysi konforu ile ilgili çalışmalar önem kazanmıştır.
İnsan vücudunun çevresi ile fizyolojik, psikolojik ve fiziksel uyumunun memnuniyet verici
olması olarak tanımlanabilen konforun en önemli parametrelerinden birisi de termofizyolojik
konfordur. Termofizyolojik konfor giysilerin ısı, nem ve hava geçirgenlikleri ile ilgilidir [1,2].
İnsan, fiziksel aktivite sırasında artan vücut sıcaklığını düşürmek için terlemektedir. Bu sırada
konforun sağlanabilmesi için terin buharlaşarak vücuttan uzaklaşması gerekmektedir. Bu
sebeple giysilerin su buharı geçirgenlik özellikleri konfor açısından önemli olmaktadır.
Kumaşların konfor özellikleri lif, iplik ve kumaş özelliklerinden etkilenmektedir. Lif tipi,
eğirme teknolojisi, iplik numarası ve bükümü, iplik tüylülüğü, kumaş kalınlığı, kumaş örtme
faktörü, gözeneklilik ve bitim işlemleri kumaşların konfor özelliklerinin belirlenmesinde
önemli bir rol oynamaktadır [3].
Günümüzde poliester yüksek mukavemet, boyutsal stabilite, kolay bakım ve buruşmazlık gibi
özellikleri nedeniyle oldukça fazla tercih edilen bir lif olmasına rağmen, hidrofob yapısı
nedeni ile poliester kumaşların kullanımı konfor açısından tercih edilmemektedir [4]. Poliester
liflerinin konfor özelliklerinin geliştirilmesi için profilli lifler ya da mikro incelikteki liflerin
kullanılması yaygınlaşmıştır.
Ramakrishnan ve ark. mikro viskon liflerinin kapilarite özelliklerini normal incelikteki
viskon lifleri ile karşılaştırmışlar ve mikro incelikteki viskon liflerinden üretilen kumaşların
nem iletim özelliklerinin daha yüksek olduğunu belirtmişlerdir [5]. Özdil ve ark. farklı
incelikte poliester liflerinden aynı iplik numarasında üretilmiş ipliklerin nem iletim
özelliklerini incelemişler ve ince liflerden üretilen kumaşların nem iletim özelliklerinin daha
iyi olduğunu ifade etmişlerdir [6]. Varshney ve ark. dairesel kesitli poliester yerine farklı
kesit yapılarındaki poliester liflerin kullanımının su buharı geçirgenliğini arttırdığını
göstermişlerdir [4].
128
Bu çalışmada konvansiyonel, altı kanallı ve mikro incelikteki poliester liflerinden üretilen
farklı sıklık ve doku tipindeki dokuma kumaşların su buharı geçirgenlik özellikleri
karşılaştırılmıştır.
2. Materyal ve Metot
Çalışmada 167 dtex inceliğinde konvansiyonel (48 filament), altı kanallı (48 filament) ve
mikro poliester (288 filament) iplikler seçilmiştir. Bu ipliklerden iki farklı atkı sıklığı (23 ve
27 tel/cm) ve iki farklı doku tipinde (bezayağı ve 1/3 dimi) dokuma kumaşlar üretilmiştir.
Kumaşlar 1 g/L noniyonik yıkama maddesi ile 60C’da 30 dakika yıkanmış ve ardından
durulama işlemi gerçekleştirilmiştir. Kumaşlara yıkama işlemi sonrası ramözde termofiksaj
(180C’da) ve avanslı kurutma yapılmıştır [7]. Çalışmada kullanılan kumaş tipleri Tablo 1’de
gösterilmektedir.
Tablo 1. Kumaş tipleri
Sıklık
Lif Tipi
23
Altı kanallı PES


Mikro PES

Konvansiyonel PES
Doku
27

Bezayağı

1/3 Dimi







Kumaş gramajları TS 12127 standardına göre ölçülmüş, kumaş kalınlıkları Alambeta cihazı
ile tespit edilmiştir. Kumaşların bağıl su buharı geçirgenliği testleri ISO 11092 standardına
benzer bir prosedür ile PERMETEST cihazında gerçekleştirilmiştir. Kumaşların gözeneklilik
değerleri ise aşağıdaki formüle uygun olarak hesaplanmıştır.
Burada, ρa kumaş yoğunluğunu (g/cm3) ve ρb lif yoğunluğunu (g/cm3) ifade etmektedir.
Kumaş yoğunluğu, m2 ağırlığının (gramajının) kumaş kalınlığına oranı ile bulunmaktadır.
3.Bulgular
Çalışmada kullanılan kumaşların gramaj ve kalınlık değerleri Tablo 2’de verilmektedir.
Tablodaki gramaj değerleri incelendiğinde altı kanallı poliester ve mikro poliester kumaşların
gramajlarının birbirine yakın ve konvansiyonel poliester kumaşlardan daha yüksek olduğu
görülmektedir. Ayrıca beklenildiği gibi sıklık arttıkça kumaşların kalınlığının azaldığı ve dimi
kumaşların kalınlığının bezayağı kumaşlardan daha yüksek olduğu görülmektedir. Mikrolif
poliester kumaşların kalınlığının diğerlerinden daha yüksek olduğu ve bunu altı kanallı
poliester ve konvansiyonel poliesterin izlediği belirlenmiştir.
Tablo 2. Kumaş özellikleri
Lif Tipi
Sıklık
Doku
Gramaj (g/m2)
Kalınlık (mm)
Konvansiyonel PES
23
Bezayağı
138
0,94
Altı kanallı PES
23
Bezayağı
143
1,00
Mikro PES
23
Bezayağı
150
1,12
Konvansiyonel PES
27
Bezayağı
148
0,92
Altı kanallı PES
27
Bezayağı
155
0,99
129
Mikro PES
27
Bezayağı
155
1,12
Konvansiyonel PES
23
1/3 Dimi
135
1,04
Altı kanallı PES
23
1/3 Dimi
144
1,11
Mikro PES
23
1/3 Dimi
141
1,24
Konvansiyonel PES
27
1/3 Dimi
145
1,02
Altı kanallı PES
27
1/3 Dimi
151
1,08
Mikro PES
27
1/3 Dimi
150
1,23
Şekil 1’de kumaşların gözeneklilik değerleri gösterilmektedir. Beklendiği gibi dimi dokuların
gözeneklilik değerleri bezayağı dokulardan daha yüksektir ve sıklığın artması ile gözeneklilik
değerleri azalmaktadır. Mikro poliester kumaşların kalınlık değerlerinin diğer kumaşlardan
çok daha yüksek olması nedeni ile kumaşların gözeneklilik değerleri diğer kumaşlardan daha
yüksek bulunmuştur.
Şekil 1. Gözeneklilik değerleri
Şekil 2’de kumaşların bağıl su buharı geçirgenlikleri gösterilmektedir. Mikro poliesterden
üretilmiş kumaşların bağıl su buharı geçirgenliklerinin diğer kumaşlardan daha yüksek olduğu
görülmektedir. Mikro poliester kumaşların, yüksek gözenekliliğinin yanında mikro incelikteki
lifler ile arttırılmış yüzey alanı ve kapilar boşlukları sebebi ile su buharı geçirgenliğinin daha
yüksek çıktığı düşünülmektedir. Altı kanallı poliester kumaşlar ile konvansiyonel poliester
kumaşların bağıl su buharı geçirgenliği değerleri arasında önemli bir fark görülmemesi altı
kanallı poliester kumaşların kalınlık değerlerinin daha yüksek olmasından kaynaklanmaktadır.
Şekil 2. Bağıl su buharı geçirgenlikleri (%)
130
4. Değerlendirme
Bu çalışmada konvansiyonel, altı kanallı ve mikro incelikteki üç farklı poliester lifi ile farklı
sıklıkta ve doku tipinde dokuma kumaşlar üretilmiş ve bu kumaşların bağıl su buharı
geçirgenlik özellikleri değerlendirilmiştir.
Poliester kumaşların hidrofob olmasından dolayı konfor açısından kullanımı sınırlıdır.
Kumaşların kapilarite özelliğinin geliştirilmesi için farklı enine kesite sahip lifler ve mikro
incelikteki lifler geliştirilmiştir.
Çalışmada kullanılan mikro poliester kumaşların gözeneklilik değerleri diğer kumaşlardan
daha yüksek bulunmuştur. Bu kumaşların bağıl su buharı geçirgenlik değerleri de arttırılmış
yüzey alanı ve kapilar boşlukların etkisi ile diğer kumaşlardan daha yüksektir. Kumaşların su
buharı geçirgenlikleri için önemli olan bu özellikler yanında kumaşın kalınlık, gramaj ve
konstrüksiyon özelliklerinin de göz önünde bulundurulması gerektiği belirlenmiştir.
5. Kaynaklar
[1] Marmaralı, A., Dönmez Kretzschmar, S., Özdil, N., Gülsevin Oğlakçıoğlu, N., 2006,”Giysilerde Isıl Konforu
Etkileyen Parametreler”,Tekstil ve Konfeksiyon,4
[2] Oğlakçıoğlu, N., Marmaralı, A., 2010, “Thermal Comfort Properties of Cotton Knitted Fabrics in Dry and
Wet States”, Tekstil ve Konfeksiyon, 3.
[3] Majumdar, A., Mukhopadhyay, S., Yadav, R., 2010, “Thermal properties of knitted fabrics made from cotton
and regenerated bamboo cellulosic fibres”, International Journal of Thermal Sciences, 49.
[4] Varshney, R. K., Kothari, V. K., Dhamija, S., 2010, “A study on thermophysiological comfort properties of
fabrics in relation to constituent fibre fineness and cross-sectional shapes”, The Journal of The Textile Institute,
Vol. 101, No. 6,
[5] Ramakrishnan G., Dhurai B., Mukhopadhyay, S., 2009, An Investigation into the properties of knitted fabrics
made from viscose microfibers, Journal of Textile and Apparel, Technology and Management, Volume 6,
Issue1.
[6] Özdil, N., Süpüren, G., Özçelik, G., 2009, Moisture Management Properties of Fabrics Knitted With
Different Materials, Tekstil Teknoloji, Vol. 14, Issue 156, 179-186 (Part I); Issue 157, 118-121 (Part II).
[7] Kanat, Z. E., Taşkın C., 2007, “Farklı İpliklerden Dokunan Kumaşların Konfor Özelliklerinin
Karşılaştırılması, Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, İzmir
131
HAZIR GİYİM SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
ANLAYIŞI VE UYGULAMA ALANLARI
Ofluoğlu, Pelin
Arş.Gör.Yük.Müh., Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Sürdürülebilir moda; çevre ve tüketici dostu, geri dönüştürülebilir ve yüksek kaliteli ürünleri
kapsayan bir kavramdır. Literatürde slow fashion (yavaş moda) olarak da geçen bu yeni moda
akımı, tüketime endeksli moda endüstrisini çevre ve insan hassasiyetleri ile “yavaşlatmayı”
hedeflemektedir. Bu çalışmanın amacı, büyük ölçekli firmaların sürdürülebilir
uygulamalarının yanında, Türk ekonomisine önemli katkılar sağlayan KOBİ niteliğindeki
firmaların da hazır giyim alanında sürdürülebilir yaklaşımlarla adım atabileceğini bu ölçekte
bir firmanın analizini yaparak yansıtmayı hedeflemektedir.
Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, hazır giyim sektörü, tekstil, çevre, slow fashion
1.Giriş
Bir ülkenin çevresel ilerleyişini anlamak için faydalanılabilecek en iyi hareket noktası, o
ülkedeki tüketicilerin yeşil konulardaki tüketici davranışlarını incelemektir (1). Tüketici
davranışları ise üretici firmaların yöntem ve standartlarını yeniden gözden geçirme ve onları
düzenleme yoluna gitmelerini tetiklemektedir. Aynı zamanda, uluslararası ticaretin önündeki
engellerin her geçen gün azaldığı yeni ticaret düzeninde, iş gücü maliyeti ve üretim hacmine
bağlı olarak sağlanan avantajlar önemini yavaş yavaş yitirirken, sosyal ve çevresel
standartlara uyum gibi unsurlar, yeni rekabet avantajları olarak karşımıza çıkmaktadır (2).
Gerek ülkemizde gerekse dünyadaki toplumların ekonomik, teknolojik ve politik gelişmelere
bağlı olarak refah düzeylerinin ve farkındalıklarının artması “sürdürülebilirlik” kavramını da
beraberinde getirmiştir.
Literatür incelendiğinde sürdürülebilirlik kavramı; çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla
bir bütün halinde incelenmektedir. Bu çalışmada da tekstil ve hazır giyim sektöründe
sürdürülebilirlik uygulamaları bahsi geçen üç boyut çerçevesinde incelenecektir.
1. Çevresel Sürdürülebilirlik: Çevresel sürdürülebilirlik ile hedeflenen çevrenin gelecek
nesiller için korunması ve bu amaçla toksik olmayan, çevre dostu ve dönüştürülebilir
kaynakların kullanılmasıdır. Burada, gerek üretim esnasında kullanılan tekstil hammadde,
kimyasal ve proseslerin çevre dostu anlayışıyla seçilmesi ve çevreci bir anlayışla proseslerin
tamamlanması ve gerekse de üretim sonrası oluşan tekstil atıklarının sürdürülebilirlik anlayışı
ile yeniden üretime kazandırılması veya geri dönüştürülmesidir.
2. Ekonomik sürdürülebilirlik: Ekonomik sürdürülebilirlik ile amaçlanan, hammadde, enerji
ve insan gücü gibi ekonomik kaynakların ihtiyaç fazlasının tüketiminin önüne geçilmesini
sağlamaktır.
3. Sosyal sürdürülebilirlik: Sosyal sürdürülebilirlik, insan hakları ve firmalarda çalışan
işçilerin hakları göz önünde bulundurularak sağlanan sürdürülebilirliktir. Bu boyut aynı
zamanda insan vücut sağlığına zarar vermeyen ürünlerin üretilmesi için, hammadde, kimyasal
ve üretim süreçlerinin bu amaçla yeniden gözden geçirilmesini de hedeflemektedir.
Çevreye duyarlı ürün ve hizmetlerin genel olarak sahip olması gereken özellikleri şu şekilde
sıralamak mümkündür: Su ve enerji tasarrufu sağlayan, atık üretimi sınırlı ve çevresel
kirliliğe yol açan maddelerin daha az salınımına olanak veren, geri dönüştürülebilir
materyallerden yapılarak yeniden kullanım veya geri dönüşüme olanak veren, üretiminde
biyolojik yakıtlar, güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı
ürünlerdir (3). Tüm bu faktörler ve tüketicilerin talepleri doğrultusunda şirketler, üretim ve
tedarik süreçlerini bu yeni anlayış çerçevesinde yeniden şekillendirmeye başlamıştır. Üretim
132
ve hizmet proseslerinin daha “yeşil” bir hale büründürülmesi tedariği yapılan ürün ve
materyallerin çevresel özellikleri ile yakın ilişki içindedir. (4).
Türkiye ekonomisi ve sanayisi içinde önemli bir yere sahip olan tekstil ve hazır giyim sektörü
uzun ve karmaşık bir tedarik zincirine sahiptir. Bu karmaşık zincire ilaveten hızlı moda akımı;
birçok telefin oluşması, enerji sarfiyatı ve kaynakların kullanımında artış yaşanması gibi bir
çok problemi de beraberinde getirebilmektedir. Hızlı modanın yarattığı çevresel, sosyolojik ve
ekonomik zararların azaltılması ise bir anlamda moda akımlarının yavaşlatılması ve
sürdürülebilirliğin tekstil ve moda alanında sağlanması ile mümkündür (5).
Literatüre bakıldığında büyük ölçekli firmaların yeşil tedarik zincirleri ve sürdürülebilirlik
anlayışlarının çok sayıda araştırmacı tarafından incelenmiş olduğu görülmektedir. Ancak
KOBİ olarak tabir edilen küçük ve orta ölçekli ve özellikle hazır giyim alanında faaliyet
gösteren işletmelerin sürdürülebilirlik çalışmalarının oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Bu
tip işletmeler büyük ölçekli rakipleri ile kıyaslandığında sınırlı kaynak ve teknolojik altyapı
ile sınırlı müşteri ve tedarikçi sayısına sahip olma gibi çeşitli dezavantajları mevcuttur (6). Bu
olumsuzluklara rağmen bu ölçekteki firmalar; hızlı karar alabilme, değişen koşul ve tüketici
taleplerine daha kolay uyum sağlayabilme, alıcı ve satıcılarla daha yakın ilişkiler kurabilme,
konjonktürel dalgalanmalardan ve finansal darboğazlardan büyük işletmelere nispeten daha
az etkilenebilme gibi önemli avantajlara da sahiptir. Bunun yanında bulundukları ülke
ekonomisine dinamizm kazandırma, dış ticarete katkıda bulunma, istihdam sağlama gibi
çeşitli makro ölçekli avantajları da bulunmaktadır. KOBİ’lerin istihdam ve katma değer
yaratma kapasitelerini artırabilmeleri için dünya pazarlarında daha aktif olarak yer almaları ve
globalleşme sürecine uyum sağlayabilmeleri için de KOBİ’lerin ürün kalitelerini arttırıcı,
üretim ve işletme yönetiminde rekabet edebilirliklerini geliştirici politikalar uygulanmalı ve
desteklenmelidir (7).
Kobilerin Türkiye ekonomisindeki pozisyonu ve hazır giyim alanında yürütülebilecek
sürdürülebilir uygulamalar dikkate alınarak, bu çalışma ortaya konulmuştur. Çalışmanın
amacı, büyük ölçekli firmaların sürdürülebilir uygulamalarının yanında, Türk ekonomisine
önemli katkılar sağlayan KOBİ niteliğindeki firmaların da hazır giyim alanında sürdürülebilir
yaklaşımlarla adım atabileceğini bu ölçekte bir firmanın analizini yaparak yansıtmayı
hedeflemektedir.
2. Materyal ve Metot
Çalışma kapsamında İstanbul ilinde yer alan KOBİ niteliğindeki bir hazır giyim firmasıyla
görüşülmüştür. Analizi yapılan firmanın üretim ve hizmet süreçlerinin sürdürülebilirlik
anlayışı farklı boyutlarıyla incelenmiştir. Bu kapsamda hazır giyim firmalarının sürdürülebilir
uygulamaları neticesinde gerek firmaların ve gerekse de çevrenin kazanımları yansıtılmaya
çalışılmıştır.
3. Bulgular
Çalışma kapsamında sürdürülebilirlik boyutları ele alınan firma İstanbul ilinde faaliyetlerini
sürdüren ve 2007 yılında kurulan SAFİKDN Organik ve Doğal Ürünler firmasıdır. Firma
%100 organik ve el yapımı ürünlerin hem üretimi ve hem de pazarlamasını (bünyesinde
üretmediği organik ürünlerin tedarik edilmesi ve satışı) gerçekleştirmektedir. Ürün
yelpazesine bakıldığında; organik bebek – çocuk, erkek, kadın ve hamile kıyafetleri, organik
ev ve bebek odası tekstil ürünleri, organik oyuncaklar, organik aksesuarlar, organik kurumsal
hediye ürünleri, organik el örgü ipleri ve organik özel el dokuma kumaşlardan oluştuğu
görülmektedir. Firmanın faaliyet alanına bakıldığında sadece hazır giyim değil, aynı zamanda
tekstil ve ev tekstili alanlarında da aktif olduğu görülmektedir.
Firmanın yukarıda da açıklanan sürdürülebilirlik boyutları çerçevesinde analizi yapıldığında,
aşağıdaki değerlendirmelerle karşılaşılmaktadır.
133
1. Çevresel Sürdürülebilirlik
Firma, ürünlerinin üretiminde yalnızca organik materyallerden faydalanmaktadır. Firma ile
yapılan görüşmeler neticesinde bu durumun nedeni olarak; pamuk yetiştirilirken ve işlenirken
yapılan her işlem dolayısıyla pamuk lifi üzerinde bırakılan zararlı kalıntıların, üretici
firmaların ürettiği pamuk esaslı ürünler üzerinden insan cildi ile temas etmesi, cilt tarafından
emilmesi ve sağlığa olumsuz olan etkileri gösterilmiştir. Pamuk üretimindeki yanlış tarım
uygulamaları sonucu ise, yaşadığımızın dünyanın toprağı, havası, suyu kirlenmekte, bu durum
ise sağlığımızı ve gelecek nesiller için dünyamızı tehlike altına sokmaktadır. Organik pamuk
üretiminde ise çevrenin kirletilme oranı çok daha düşük düzeylerdedir. Bununla birlikte firma,
Organik Alışveriş (Organic Exchange-OE) ve Global Organik Tekstil Standardı (GOTS)
standartlarına uygun bir şekilde üretimlerini gerçekleştirmekte ve standartların belirlediği
çerçevede organik materyalleri üretim aşamasında nihai ürüne dönüştürmektedir. Bu
standartların amacı; çevreye saygılı ve sosyal sorumluluk bilinci doğrultusunda hareket
edilerek hammaddelerin elde edilmesi ve üretim anlayışının da bu felsefeyle yürütülmesini
sağlamaktır. Ayrıca bu standartlar, gerek süreçlerin gerekse de nihai ürünlerin dünya çapında
tanınmış gerekliliklerini ortaya koymakta, tüketiciye güvenilir bir garanti sunmakta ve
firmaların organik ürün ihracatı için temel oluşturmaktır. Firma, sipariş temelli çalışarak fazla
üretimin ve dolayısıyla gereğinden fazla kumaş, aksesuar, paketleme malzemesi, enerji,
zaman ve insan gücü kullanımının önüne geçmeyi hedeflemektedir. Ürünlerin ambalaj ve
etiketlerinde de geri dönüşümlü kağıtlar, kumaşlar ve kutular kullanılarak çevreye verilen
zarar en aza indirilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca, firmanın birlikte çalıştığı toplamda yedi adet
tedarikçisi bulunmaktadır. Tedarikçilerin seçiminde, firmanın kuruluş felsefesiyle paralel
olarak çevresel sertifikalarının olmasına da en az mali boyutlar kadar dikkat edildiği bilgisi
alınmıştır.
2. Ekonomik Sürdürülebilirlik
Firma, sipariş temelli çalışarak fazla üretimin ve dolayısıyla gereğinden fazla kumaş,
aksesuar, paketleme malzemesi, enerji, zaman ve insan gücü kullanımının önüne geçmeyi
hedeflemektedir. Ayrıca bu kapsamda firma, üretim faaliyetlerinde çalışan personeli de
eğitmekte ve bilinçlendirmektedir. Sipariş temelli çalışmanın yanında kendi ürün gruplarında
sürekli bulunan ve perakende satışa yönelik olarak bulundurulan ürünler modaya ve sezona
yönelik olmadığından farklı dönemlerde de satılabilmektedir. Bu ürünler uygun ambalaj ve
koşullarda saklanmakta ve nihai ürünlerin telef olmaları veya elden çıkarılma gerekliliği
önlenmektedir. Ayrıca üretim esnasında ortaya çıkan her bir telef ve atık farklı tasarımlarla
başka ürünlere dönüştürülmekte ve hammadde kullanımında süreklilik sağlanmaktadır.
3. Sosyal Sürdürülebilirlik
Safikdn, ürünlerinin üretiminde ve ambalajlanması sürecinde yalnızca organik materyallerden
faydalanarak, insan sağlığı ve çevreye verilecek zararı en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Bu
durum çevresel olduğu kadar aynı zamanda firmanın sosyal bir sürdürülebilirlik boyutudur.
Firma, bünyesinde çalışan personelin iş sağlığı ve güvenliğini de dikkate almakta ve belirli
aralıklarla iyileştirmeler yapmaktadır. İnsan sağlığı ve çevrenin gözetilmesini ön planda
tutarak pazarlanan ürünlere ek olarak firma, üretim aşamasında kadınların iş yaşamına
kazandırılmasına da katkıda bulunmaktadır. 2011 yılında, bir sosyal sorumluluk projesi
kapsamında kadınlarla daha sağlıklı iletişim kurmak ve bu amaçla bir merkez oluşturmak için
Safikadın Üretken Mutlu Kadınlar Atölyesi kurulmuştur. Kadın emeğini değerlendirmek ve
onlara maddi kazanç sağlamak amacıyla amacıyla fiziki anlamda bir atölye kurulmuştur. Bu
projeye ilaveten, iş yaşamında doğrudan aktif olmayan ev hanımları, el emeklerini kullanarak
yaptıkları ürünlerle firmanın bir anlamda tedarikçisi veya çalışanı olmaktadır. Bu durumda ev
hanımlarının kendi evleri birer üretim atölyesi haline gelmekte, hobilerini maddi kazanca
döndürerek ev ekonomisine katkıda bulunabilmeleri için onlara fırsat verilmektedir. Buna
ilaveten, firmanın kuruluş hikayesi de Türkiye'de yürütülen bir sosyal sorumluluk projesinin
134
parçası niteliğindedir. Firma kurucusu Dt.Funda Kudunoğlu Çobanoğlu, 2007 yılında
Kagider'in desteklediği dört kadın girişimciden biri olarak proje fikri desteklenmiş, bu konuda
eğitimler almış ve projesi olan organik temalı firmasını hayata geçirmiştir.
4. Değerlendirme ve Öneriler
Hazır giyim sektöründe sürdürülebilirlik yaklaşımı ile sağlanmak istenen hızlı moda
akımlarının neden olduğu hızlı tüketim eğiliminin yavaşlatılması ve böylece ekolojik, sosyal
ve ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır. Sürdürülebilir uygulamalar kısa vadede
firmaların maliyetlerini arttırsa da uzun vadede kaynakların kullanımının sınırlandırılması ile
maliyetler azalabilecek, uluslararası düzeyde kabul gören çevre sertifikaları sayesinde
firmaların yurtiçi ve yurtdışı ticaret yapma olanağı artabilecek, rakip firmalara rekabet
üstünlüğü sağlanabilecek ve kurum imajının güçlendirilmesi sağlanabilecektir.
Bu nedenle hazır giyim firmalarının tedarik zinciri ve pazarlama fonksiyonlarını
sürdürülebilirlik temeli üzerine kurmaları gerek çevrenin, gerekse insanlığın uzun vadeli ve
gelecek nesiller için önemli kazanımlar elde etmesini sağlayabilecektir. Yukarıda da
bahsedildiği gibi yerli firmaların organik ürünlerinin uluslararası arenada kabul görebilme ve
ticaret yapabilme olasılığını arttırmada, elde edilecek sertifikalar ve standartlar doğrultusunda
süreçlerin devamlılığının sağlanması etkili olabilecektir.
Bununla birlikte, dünyada ortaya çıkan yeni moda anlayışlarından birisi olan "slow fashion"
sürdürülebilir ürün üretimi ve sürdürülebilir süreçlere sahip olma ile yakından ilişki
halindedir. Çevre duyarlılığı ile hazır giyim alışverişi yapmak ve hızlı modanın hızlı değişen
ürün çeşitliliğine ayak uydurmadan kendi tarzını ortaya koymak isteyen tüketicileri hedef
alma ve bu hedef kitleye satış yapma anlamında sürdürülebilir ürünler önemli bir değere
sahiptir.
Büyük ölçekli firmaların sahip olduğu geniş yatırım ve altyapı imkanlarına sahip olmayan
orta ve küçük ölçekli firmalar yukarıda da bahsedildiği gibi hızlı karar alabilme, değişen koşul
ve tüketici taleplerine daha kolay uyum sağlayabilme, alıcı ve satıcılarla daha yakın ilişkiler
kurabilme, finansal darboğazlardan büyük işletmelere nispeten daha az etkilenebilme gibi bir
çok avantajı da elinde bulundurmaktadır. Buna ilaveten, kadın girişimcilerin iş yaşamına
kazandırılması ve makro ölçekte ülke istihdamı ve sektörel bazda da yaratılan katma değerin
arttırılması açısından KOBİ'ler önemli bir değere sahiptir. Bu çalışmanın da vurgulamaya
çalıştığı gibi, küçük ve orta ölçekli firmalar da ekonomik amaç ve çıkarlarından taviz
vermeden sürdürülebilirlik faaliyetlerinde bulunabilmektedir. Bu uygulamalar neticesinde ise
firmalar, hem insan ve çevreye ve hem de kendi markalarına olumlu kazanımlar
sağlayabilecektir.
5. Kaynaklar
1. Chan, Ricky Y.K. and Lorett B.Y. Lau (2000), “Antecedents of Green Purchases: a
Survey in China”, Journal of Marketing, Vol.17, N.14, pp.338-357
2. Halkbank Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi, 2010, “Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Raporu”
3. Kumar R. and Chandrakar R., “Overview of Green Supply Chain Management: Operation and Environmental
Impact at Different Stages of the Supply Chain”, International Journal of Engineering and Advanced Technology
(IJEAT), Volume 1, Issue 3, February 2012, pp.1-6
4. Min, H. and Galle, W.P. 1997, “Green Purchasing Strategies: Trends and Implications”, International Journal
of Purchasing and Materials Management, Summer 1997, pp.10-17
5. Gürcüm, B.H. ve Yüksel C. 2012, “Moda Sektörünü “Yavaşlatan” Eğilim: Eko Moda ve Moda’da
Sürdürülebilirlik”, 1. Uluslar arası Moda ve Tekstil Tasarımı Sempozyumu, s.48-51
6. Badger, I.C., Mangles, T. and Sadler-Smith, E. 2001, “Organizational learning styles,
competencies and learning systems in small, UK manufacturing firms”, International
Journal of Operations & Production Management, Vol. 21, pp. 1417-32
7. Çatal, F.M. 2007, "Bölgesel Kalkınmada Küçük ve Orta Boy İşletmelerin (Kobi) Rolü", Atatürk Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 10, Sayı 2, s. 333-352
135
PAMUKLU KUMAŞ ÜZERİNDEKİ AZO GRUPLARI İÇEREN
SUDA ÇÖZÜNÜR METALLOFTALOSİYANİNİN (M: Zn)
ANTİBAKTERİYEL ETKİSİ
Özdemir S., Pınar1, Özgüney, Arif T.2, KantarK., Günay3, Şaşmaz, Selami3
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Tekstil Teknolojisi Bölümü, Rize, Türkiye
2
Ege Üniversitesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
3
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi,Kimya Bölümü, Rize, Türkiye
1
Özet
Araştırmanın temel amacı,azo grupları içeren suda çözünür çinko ftalosiyanin ile boyanmış
pamuklu kumaşın; boyanma özelliklerinin, renk haslıklarının (ışık, su, ter, klorlanmış su,
sürtme, yıkama) ve antibakteriyel aktivitesinin incelenmesidir.
Anahtar Kelimeler:Metalloftalosiyanin, pamuk, antibakteriyel
1. Giriş
Endüstriyel olarak sentezlenmiş organik bileşiklerin en geniş sınıflarından birisi olan azo
bileşikleri;antibakteriyel ve pestisidal aktiviteleri içeren ilginç biyolojik aktivitelerde çeşitlilik
gösterirler [1]. Çinko, bakır, gümüş…gibi metal iyonları antimikrobiyal madde olarak
kullanılmaktadır [2]. Azo gruplarının ve çinko metal iyonunun antibakteriyel özelliklerinin
bir ftalosiyanin yapısında kombine olabileceği düşünülmüştür.
2. Materyal ve Metod
Bu çalışmada, azo grupları içeren suda çözünür metalloftalosiyanin (M:Zn) (ZnPc), Şaşmaz
ve ark. [3]’a göre sentezlenmiştir. Pamuklu kumaş, bir katyonikyardımcı madde ile modifiye
edilmiş ve daha sonra ZnPc boya ile sodyum karbonat varlığında çektirme prosesi ile
boyanmıştır. Son olarak, renklendirilmişkumaşların; ISO standartlarına göre renk haslıkları (
su, ev ve ticari yıkama, sürtme, klorlu su, ter,ışık) ve AATCC 147-1998 ve AATCC 100 test
metodlarına göre antibakteriyel özellikleri incelenmiştir. Ağartılmış, hidrofilik, basit süprem
örgü yapısından oluşan %100 pamuklu kumaş kullanılmıştır.
3. Sonuçlar ve Tartışma
ZnPc yapısı şekil 1’de görülebilinmektedir. Moleküldeki sodyum sülfonat grupları yapıyı,
suda yüksek derecede çözünür yapmaktadır. Alkali ortamda boya, katyonik pamuğa; boyanın
sülfo grupları ile pamuğun katyonik grupları arasındaki elektrostatik etkileşimler sayesinde
bağlanmıştır. Boyama prosesinden sonra, pamuklu kumaş; homojen biçimde yeşil
renklendirilmiş yüzeye sahip olmuştur.Su, yıkama ve ter haslık değerleri mükemmeldir.
Boyanmış kumaşlar; zayıf ışık haslığı, iyi kuru sürtme, orta derecede yaş sürtme ve
klorlanmış su haslığı sonuçları göstermiştir.Boyanmış kumaşın,patojenik S. Aureus ve
K.Pneumoniae bakterilerine karşımükemmel antibakteriyel etkiye sahip olduğu
gözlemlenmiştir (Tablo 1).
136
Şekil 1. Azo grupları içeren suda çözünür çinko ftalosiyaninin yapısı.
Tablo 1. Pamuk üzerindeki ZnPc’ninantibakteriyel aktivite test sonuçları
Mikroorganizmalar
Yüzeyde Üreme Varlığı
S. Aureus (Gr +)
K. Pneumoniae ( Gr -)
Görülmedi
Görülmedi
Mikroorganizmalardaki Azalma
Yüzdesi %
99.99
99.74
4. Sonuçlar
Azo gruplarının ve metal iyonlarınınkendilerinin antibakteriyel yeteneğe sahip oldukları
bilinmektedir, fakat ilk olarak bu çalışmada; pamuklu kumaş üzerindeki azo grupları içeren
suda çözünür çinko ftalosiyanin S. Aureus ve K. Pneumoniae bakterilerine karşı mükemmel
antibakteriyel aktiviteye sahip olduğu kanıtlanmıştır. Bu boya, ilk kez renklendirme
içintekstilde kullanılmıştır. Potansiyel antibakteriyel kumaş gelecekte; askeriye, sağlık, iş
üniformaları, ev ürünleri ve spor hazır giyimlerinde, özellikle medikal tekstillerde
kullanılabilir.
5. Referanslar
[1] H M Hamid, N M Zeinaband M A Istabraq, Journal Of KerbalaUniversity, 9(2011)75.
[2] S Landageand A Wasif, International Journal of EngineeringSciences&Emerging Technologies, 4 (2012)66.
[3] C Kantar, E Atacı and S Şaşmaz, TurkishJournal of Chemistry, DOI: 10.3906/kim-1404-35 (in press).
137
KÖPÜK APLİKASYON VE FULARD APLİKASYON
TEKNİĞİYLE BURUŞMAZLIK İŞLEMİ GÖRMÜŞ PAMUKLU
KUMAŞLARIN ELEKTRİK İLETKENLİKLERİ
Kapar, Çeliktürk, Bilgen, Güneşoğlu, Cem
Gaziantep Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Gaziantep, Türkiye
Özet
Köpük aplikasyon emdirme sistemine alternatif olarak ortaya çıkmış bir sistem olmakla
birlikte emdirme prosesinin bir çok dezavantajını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Bu
çalışmada ise köpük aplikasyon tekniğinin farklı bir uygulanış biçimi olan CFS (Chemical
foam system) tekniği ile çalışılmıştır. Buruşmazlık apresi hem fulard tekniği ile hem de CFS
tekniği ile %100 pamuklu kumaşa uygulanmış ve elektrik iletkenlikleri ölçülüp
karşılaştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Köpük aplikasyon, buruşmazlık, elektrik iletkenliği
1. Giriş
Köpük aplikasyonun en önemli özelliği, konvensiyonel emdirme işleminde olduğu gibi
kimyasalların seyreltik çözelti halinde aplikasyonunun aksine kimyasalların köpük formuna
getirilip uygulanmasıdır. Kimyasalları kumaş yüzeyine taşımada su yerine hava kullanılmakta
ve bu sayede kurutma adımında ve su kullanımında enerji kazanımı sağlanmaktadır. Bu
noktada Amerika’nın Kuzey Karolayna eyaletinde bulunan Gaston System Laboratuarı
ekibinin geliştirdiği CFS büyük başarılar sergilemektedir. Sistemin önemli avantajları ;
uygulanan kimyasalların yüksek konsantrasyonda olması, su ve enerji tüketiminde önemli
azalmalara neden olması (su tüketiminde % 80’e kadar bir azalma), tekstil mamülüne hızlı
nüfuziyet ve ıslanma oranları sağlaması, tek ya da çift taraflı uygulanıyor olması.
2. Materyal ve Metot
Bu çalışmada iki farklı boyuttaki çapraz bağlayıcı (Nanolink/DMDHEU) içeren Reçete 5
Gaston Systems Laboratuarında, Charlotte-USA, hem CFS köpük aplikasyon tekniğiyle hem
de fulard tekniğiyle 100% pamuklu dokuma numune kumaşlara uygulanmıştır. Reçete 5; 40
g/L DMDHEU/Nanolink çapraz bağlayıcı, 20 g/L makrosilikon yumuşatıcı ve 10 g/L MgCl2
katalizör olmak üzere pH 11’de uygulanmıştır. Köpük aplikasyon tekniği ile numune
kumaşlara %30 wpu, fulard aplikasyon tekniği ile 75%wpu buruşmazlık apresi uygulanmıştır.
Ardından numune kumaşlar laboratuar şartlarında, 130 ⁰C ‘de 5 dakika süreyle kurutulup, 170
⁰C ‘de 70 saniye kondenze edilmiştir.
Elektrik iletkenliği
Numune kumaşların elektrik iletkenliği ölçümü Charleswater 99105 Yüzey İletkenlik cihazı
ile ASTM-F-150 standardına uygun olarak yapılmıştır. (Şekil 1). Problar (1) numunenin
üzerinde birbirlerine ‘s’ kadar uzaklıkta yerleştirilmiş ve ölçüm yapılmıştır (3). Yüzey
V  2
özdirenci
bağıntısı ile hesaplanmıştır burada ‘V’ problar arasındaki potansiyel

1
 
I  
s
Şekil 1. Charleswater yüzey iletkenlik
cihazı
farktır, ‘I’ ise geçen elektrik akımıdır, ‘s’ ise iki prob arasındaki
mesafedir (25 cm). Elektrik iletkenliği için her bir numuneden
5 tane ölçüm alınmış ve daha sonra bu ölçümlerin ortalamaları
hesaplanarak numune kumaşların yüzey elektrik dirençleri elde
edilmiştir. Numunemiz tekstil mamülü olduğu için Rv (bulk
özdirenci) hesaplanmıştır.
138
Daha sonra
edilmiştir.
Rv
değerinin
çarpmaya
göre
tersi
alınarak
iletkenlik
elde
3. Bulgular
Buruşmazlık apresi uygulanmış %100 pamuklu dokuma kumaşların elektrik iletkenlikleri
incelenmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Burdaki esas amaç köpük aplikasyon ve fulard
aplikasyonla uygulanan iki farklı boyuttaki çapraz bağlayıcının elektrik iletkenliği üzerine
etkisidir.
Tablo 1. Numune kumaşların kitle dirençleri
Tablo
1
incelendiğinde
DMDHEU
çapraz
bağlayıcı hem
9
Reçete 5 köpük aplikasyon DMDHEU
3.08 * 10
köpük aplikasyonda hem fulard
9
Reçete 5 fulard aplikasyon DMDHEU
2.87 * 10
aplikasyonda benzer sonuçlar
Reçete 5 köpük aplikasyon Nanolink
5.59 * 109
vermiştir.
Nanolink
çapraz
Reçete 5 fulard aplikasyon Nanolink
4.26 * 109
bağlayıcı
hem
köpük
aplikasyonda hem de fulard aplikasyonda yine benzer sonuçlar vermiştir. Aynı aplikasyon
tekniği için DMDHEU ve Nanolink çapraz bağlayıcılar karşılaştırıldığında kitle dirençleri
arasında daha farklı sonuçlar vermiştir. Nanolink çapraz bağlayıcı kullandığımız zaman
DMDHEU çapraz bağlayıcıya oranla kitle direnci, Rv, daha büyük katsayıya sahiptir.
Numune Kumaş
Kitle Direnci (Rv)(Ω.cm)
Tablo 2. Numune kumaşların elektrik iletkenlikleri
Tablo 2 incelendiğinde elektrik
dirençleri arasında büyüklük
Reçete 5 köpük aplikasyon DMDHEU
3.25 * 10
olarak
çok
farklılık
Reçete 5 fulard aplikasyon DMDHEU
3.48 * 10-10
gözlenmemekte
ama
köpük
Reçete 5 köpük aplikasyon Nanolink
1.79 * 10-10
aplikasyonda
çapraz
bağlayıcı
Reçete 5 fulard aplikasyon Nanolink
2.35 * 10-10
değiştiği zaman katsayılarda
farklılık belirginleşmektedir. Küçük boyutta çapraz bağlayıcı kullanıldığı zaman katsayının
düştüğü gözlenmektedir.
Numune Kumaş
-1
İletkenlik ( s.cm )
-10
4. Değerlendirme
Köpük aplikasyon ve fulard aplikasyonda sonuçlarda farklılık gözlenmemekte, köpük
aplikasyonun avantajları göz önünde bulundurulduğunda köpük aplikasyonun tercih edilmesi
önerilmektedir.
5. Kaynaklar
[1] Gunesoglu, C., Kut, D. And Orhan, M., Textile Research Journal, Vol. 80, No.2, 2010, pp.106-115.
[2] CFS Foam Application Technology (2004) Industrial Fabric Bulletin, p.45
[3] Can, Y., Akaydin, M., Turhan, Y. and Ay, E. (2009). Effect of wrinkle resistance finish on cotton fabric
properties. Indian Journal of Fiber& Textile Research, 34, 183-186
[4] Elbadawi, A.W. and Pearson, J.S. , 2003. Foam Technology In Textile Finishing. Textile Progress, 33, 1-31
139
TERSİNE LOJİSTİK KAVRAMININ TEDARİK ZİNCİRİ
İÇERİSİNDEKİ YERİ VE KONFEKSİYON FİRMALARI İÇİN
ÖNEMİ
Küçük, Mehmet1, Güner, Mücella1
Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Tersine Lojistik, en basit şekliyle ürünlerin satıcı firmalara geri dönüşü olarak söylenebilir.
Sadece hatalı ya da tüketici tarafından kabul görmeyen ürünlerin değil; miadını doldurmuş ya
da atıl kalmış artık kullanılmayan ürünlerin de geri dönüşümü bu noktada incelenen bir diğer
konudur. Tersine lojistik maliyetleri düşürmek, müşteri hizmet düzeyini artırmak, yasalara
uymak veya sosyal sorumluluğu yerine getirmek gibi ihtiyaçlar sebebi ile işletme için pazarda
rekabet avantajı sağlamanın yollarından biridir.
Tüketicilerin daha fazla miktarda ve çeşitte ürün talep etmesi, ürün yaşam sürelerinin
kısalması ve özellikle konfeksiyon ürünlerinde satın alma sebebinin “öncekinin iş
görmemesi” değil, “modasının geçmesi/değişiklik ihtiyacı” olması durumu, ürünlerin yeniden
değerlendirilmesini eskiye oranla daha fazla gereklilik haline getirmektedir. Çevreci
kaygıların önemli hale gelmesi ve sürdürülebilirliğe verilen önemin artması da ürün geri
kazanımı kavramının daha sık duyulmasına sebep olmaktadır. Bu sebeple tersine lojistik, tüm
tedarik zinciri için, ileri yöndeki lojistik kadar önemli hale gelmektedir.
Bu çalışmada tersine lojistik yönetiminin, tedarik zinciri yönetimindeki yeri anlatılmakta ve
bunun tekstil ve konfeksiyon firmaları için öneminden bahsedilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri, Yeşil Tedarik Zinciri, Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü,
Lojistik, Tersine Lojistik
1. Lojistik Nedir?
Lojistik Yönetimi Derneği (Council of Logistics Management) işletmelerin lojistik
faaliyetlerini tedarik zincirinin bir parçası olarak değerlendirmektedir. Derneğe göre lojistik
hammadde, yarı mamul, mamul ve ilgili bilgilerin üretim noktasının başından tüketim
noktasına kadar, müşteri gereksinimlerini karşılamak amacıyla, etkin ve düşük maliyetli bir
şekilde akış ve depolanması süreçlerinin planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesidir. Bu
tanımdan da anlaşılacağı gibi lojistik öncelikli olarak müşteri gereksinimlerini karşılamaya
dönük bir yönetim sürecidir (Rushton vd. 2006).
Bununla birlikte, lojistik farklı örgütler için farklı anlamlara gelebilmektedir. Bazı işletmeler
lojistiği yalnızca hammaddenin üretim sürecine akışının sağlanması olarak değerlendirmekte
ve yönetim anlayışlarında mamulün müşteriye ulaştırılması boyutunu göz ardı etmektedirler.
Bazı işletmeler ise ürün tamamlandıktan sonra lojistik faaliyetlerine önem vermektedirler.
Diğer bir deyişle; bu işletmeler lojistiği tamamlanmış mamullerin nihai tüketiciye
ulaştırılması; yani fiziksel dağıtım olarak algılamaktadırlar. Bu iki gruptaki işletmelere ek
olarak sayıları yadsınamayacak kadar fazla olan işletmelerin de lojistik faaliyetlerini hem
hammadde yönetimi hem de fiziksel dağıtım olarak sürdürdüklerini görmekteyiz. Bu tip
işletmeler lojistiği müşteri gereksinimlerini karşılamaya yönelik bir yönetim anlayışı olarak
görmekte ve entegre bir lojistik süreci ortaya koymaktadırlar. Şekil 1-1’de görüldüğü gibi bu
derin lojistik anlayışı hammadde yönetimini ve fiziksel dağıtımı işletmeyi müşteriyle
buluşturan bir tedarik zincirine entegre etmektedir. Dolayısıyla geniş anlamıyla lojistik;
hammadde tedarikinden nihai mamulün tüketiciye kadar ulaştırılması sürecindeki faaliyetleri
optimize etme sanatıdır (Rushton vd. 2006).
Son yıllarda ticaretin uluslar arası boyut kazanması ve işletmelerin dışa dönük stratejilere
odaklanması lojistik anlayışının değişmesine ve bazı lojistik fonksiyonlarının öne çıkmasına
140
neden olmuştur. Çokuluslu işletmelerin ürünlerini farklı bölgelerdeki üretim noktalarından
farklı bölgelerdeki tüketim noktalarına ulaştırma zorunlulukları lojistik fonksiyonlarından
taşıma fonksiyonunun diğerlerine göre daha önemli görülmesini sağlamıştır.
Tedarik kaynağından müşteriye kadar oluşan kanal süresince birçok lojistik faaliyet
gerçekleştirilmektedir. Her bir lojistik fonksiyon maliyet merkezi olmakla birlikte müşteri
hizmet düzeyinin arttırılmasında önemli bir yere sahiptir.
1.1. Lojistiğin Ana Fonksiyonları
Lojistik, müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere her türlü ürün, servis hizmeti ve bilgi
akışının başlangıç noktasından (kaynağından) , tüketildiği son noktaya (nihai tüketici) kadar
olan tedarik zinciri içindeki hareketinin etkili ve verimli bir biçimde planlanması,
uygulanması, taşınması, depolanması ve kontrol altında tutulması hizmetidir.Lojistik
yönetimini gerçekleştirmenin amacı firma aktivitelerinin, hizmet ve kalitenin en düşük
maliyetle en iyileştirilmesi yönünde koordinasyonun sağlanmasıdır. Aynı zamanda lojistik
aktivitesi pazarla, firmanın operasyonel iş süreçleri arasında bir bağlantı kuran unsur olarak da
görülebilir. Hammaddeden, son ürünün dağıtımına kadar olan bu sürece lojistik yönetimi
süreci olarak adlandırabiliriz.Lojistik yönetimi; tedarikçiden son kullanıcıya kadar uzanan ki
buna tedarik zinciri denir,planlı bir şekilde içten dışa veya dıştan içeri veya her iki yönlü
satınalma, taşıma, depolama, dağıtım gibi aktivitelerin verimli bir şekilde organize edilmesi
ve planlanmasıdır. Depolama, taşıma, dağıtım gibi ağlar malzeme akışının sürekliliğini sağlar.
Ancak projelerin sonuçlanması için kaynak zincirlerinin koordine edilmesi ve
planlanması şarttır.Lojistik yönetiminin ana fonksiyonları,
•
Satın Alma
•
Taşıma
•
Depolama
•
Envanter girişi
•
Doğru bilgi akışının sağlanması
•
Organizasyon Planlama’ dır.
Bu demektir ki lojistik aktiviteleri sanıldığının aksine sadece ürünlerin bir yerden başka bir
yere nakliyesi değil, o ürünlerin satın alınma anından itibaren başlayan, taşınması,
depolanması ve kayıtlarıyla ilgili doğru bilgi akışının sağlanması ile devam edip, bu konuda
tüm organizasyonunun yapılması ve planlaması ile tamamlanan bir sistematiktir.
Tedarik zinciri ile lojistik eş anlamlı olarak düşünülmektedir. Ancak tedarik zinciri kavramı
lojistik unsurunu oluşturan sistematiğin genişletilmesiyle elde edildiği söylenebilmektedir.
Lojistik yönetiminin temel amacı, firmanın organizasyonundaki süreçleri azaltmak iken,
tedarik zinciri yönetiminde iç organizasyonun ve bundaki düzenlemelerin yeterli olmadığı
savunulmaktadır. Tedarik zinciri yönetimi, tedarikçilerin ve müşterilerin kendine özgü
süreçleri arasında bir bağlantı ve koordinasyon sağlamayı ve aynı zamanda organizasyonu da
koordine etmeyi amaçlamaktadır. Buna karşılık, lojistik yönetimi, iş yapış süreci boyunca
ürünün ve bilginin akışının tek bir plan üzerinden yürütülmesini öngören bir anlayıştır(URL
1).
2. Tersine Lojistik Nedir?
İşletmeler açısından lojistik süreçleri değerlendirilirken temel olarak 4 başlık altında
incelenmektedir. Bunlar; Tedarik Lojistiği, Üretim Lojistiği, Dağıtım Lojistiği ve Geri Dönüş
Lojistiği yani Ters Lojistiktir. Üretim yapan işletmeler; bu dört ayrı süreçte ürünlerini hazır
hale getirerek satışını gerçekleştirmektedirler. Tersine lojistiğin anlaşılabilinmesi için de
öncesinde gerçekleşen diğer aşamaları bilmek gerekmektedir.
İlk aşamada üretim için gerekli olan materyallerin tedarikçilerden alınarak üretim tesislerine
ya da üretimde kullanılmak üzere depoya taşınmasına tedarik lojistiği denilmektedir. Bu
141
aşama tamamı ile üretim öncesinde gerçekleşir ve lojistiğin; taşıma, tasarım, geliştirme,
imalat ve üretim ile ilgilenen koludur (Mau, 2004).
Üretim lojistiği olarak adlandırılan ikinci aşama ise daha çok endüstriyel işletmelerde
kullanılan ve ürünlerin üretim hattındaki işlemleri tamamlandıktan sonra, depolanması
gerekiyorsa depolanması, diğer durumlarda ise dağıtım ve ilgili yerlere ulaştırılması sürecidir.
Başka bir ifade ile nihai malların stoklandıktan sonra tüketicilerin kullanımına sunulacağı
yerlere ulaşmasıdır. Ayrıca üretim hatları arasında gerçekleşen yatay ve dikey
hareketlerde üretim lojistiğinin önemli bir bölümüdür.Son yıllarda üretilen ürünlerin çok az
bir kısmı üretildikleri yerde tüketilmektedir. Bu nedenle ürünlerin talebin oluştuğu noktalara
farklı yollarla hareketi söz konusudur. Bu noktada da dağıtım kavramı ürünlerin son
kullanıcıya ulaşana kadar geçirmiş olduğu bütün safhaları ifade eder(Mau, 2004).
Son aşama olan tersine lojistik ise genel anlamıyla ürünlerin satıcı firmalara geri dönüşü
olarak tanımlanmaktadır. Ancak tabii ki de ürün çeşitliliği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Çünkü her ürün grubu için bu işleyişin aynı şekilde gerçekleştiğini söylemek doğru değildir.
Kaldı ki sadece hatalı ya da tüketici tarafından kabul görmeyen ürünlerin değil; miadını
doldurmuş ya da atıl kalmış artık kullanılmayan ürünlerin de geri dönüşümü bu noktada
incelenen bir konudur. Tersine lojistik ve ileri lojistik arasındaki fark şekil 1’ de daha net bir
şekilde vurgulanmaktadır. Tablo 1’ de ise bu iki süreç arasındaki fark açıklanmaktadır.
Şekil 1:İleri ve tersine lojistik süreçleri
Tersine lojistik ileri lojistiğin tam tersi algısı yanlıştır ve ileri lojistiğin simetrik bir yansıması
olmayabilir. Tersine lojistik farklı kanallara, toplama noktalarına, kararalanlarına, ürün
karakteristiklerine, vb. sahip olabilir. İleri lojistikte “nerede üretelim”, “nerede ve nasıl
stoklayalım”, “müşterilere ürünleri nasıl dağıtalım” soruları doğrultusunda hareket edilirken;
tersine lojistikte “kullanıcıdan ürünleri nasıl toplayalım”, “test/ayıklama/sınıflandırmayı
nerede yapalım”, “toplanan ürünleri yeniden nerede işleyelim”, “geri kazanılmış ürünleri yeni
müşterilere nasıl dağıtalım” gibi sorulara cevap aranmaktadır (Dirik, 2012).Tersine lojistik ile
ileri lojistiğin bazı özellikleri açısından karşılaştırılması Tablo 1’ de açıklanmıştır.
Tablo 1: İleri ve tersine lojistik karşılaştırması(Dirik, 2012)
İleri Lojistik
Tersine Lojistik
Tahminler göreceli olarak açık/belirgindir.
Tahminler daha zordur.
Nakliye “birden çoka doğru”dur.
Nakliye “çoktan bire doğru”dur.
Ürün kalitesi standarttır.
Ürün kalitesi standart değildir.
Ürün paketleme bir örnektir.
Ürün paketi çoğunlukla zarar görmüştür.
Gidilecek yer/rotalama belirlidir.
Gidilecek yer/rotalama belirli değildir.
Kanallar standartlaştırılmıştır.
İstisnalarla yönlendirilir.
Fiyat genellikle standarttır.
Fiyatlama birçok faktöre bağlıdır.
İleri dağıtım maliyetleri muhasebe sistemi ile Tersine lojistik maliyetleri daha az belirgindir.
yakından takip edilir.
142
Stok yönetimi tutarlıdır.
Taraflar arası anlaşmalar açık ve anlaşılırdır.
Pazarlama metotları belirlidir.
Ürünü izlemek için gerçek
ulaşılabilir.
zamanlı
bilgilere
Stok yönetimi tutarlı değildir.
Taraflarla anlaşmalar ilave varsayımlar sebebi ile
karmaşıktır.
Pazarlama, pek çok faktörün etkisiyle daha karmaşıktır.
Süreçlerin izlenebilirliği daha azdır.
Tersine lojistik Tedarik Zinciri Yöneten Profesyoneller Konseyi (CSCMP) tarafından,ham
maddelerin, halen süreçte bulunan envanterlerin, bitmiş malların ve bunlar hakkındaki
bilginin tüketim noktasından üretim noktasına tekrar değer elde etme veya düzgün bir şekilde
elden çıkarma amacıyla verimli ve maliyet avantajlı akışını planlama, yürütme ve kontrol
etme süreci olarak tanımlanmaktadır(URL 2).
Tersine lojistik kavramı bu derece önemli bir konu olmasına rağmen firmalar genellikle ilk
başta bahsedilen üç sürecin üzerinde çok daha fazla durmaktadırlar.Aslında müşteri
memnuniyeti açısından değerlendirildiğinde tersine lojistiğe önem veren ve bu konu da
müşterilerine zaman kaybetmeden geri dönüş yapabilen firmalar, tüketiciler tarafından daha
fazla benimsenmektedirler. Son yıllarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, ABD’de Tersine
Lojistik maliyetlerinin, toplam ABD gayrisafi milli hasılasına oranı %0.5 civarındadır (Orhan,
2003). Bu bilgi bile tek başına Tersine Lojistiğin hiç de azımsanmayacak bir paya sahip
olduğunun göstergesidir.
Günümüzde internet ve internet teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte firmalar ürünleri
çok farklı kitlelere ve pazarlara sunabilmekteler. İnternet üzerinden yapılan satışlarda müşteri
ürüne dokunamadığı için; ürün eline ulaştığında ya beklediği gibi gelmediğinden ya da bir
hatasından ötürü üründen memnun kalmayınca; ürünü iade etmesi de bir tersine
lojistik işlemidir. Bunun dışında, bir ürün satıldıktan sonra tamir için geri gönderilmesi ya da
iade edilmek istenen ürünün denetlenmesi için servise gönderilmesi veya üretimin bir
aşamasında yapılan hatanın düzeltilmesi için ürünün geri gönderilmesi gibi uygulamalar da
tersine lojistik için örnek olarak verilebilmektedir (Şengül, 2011).
Tersine lojistikte üreticisine geri dönen ürünler ile ilgili işlemler ve olası senaryolar, genel
olarak tablo 2’de belirtilmiştir. Sektörden sektöre farklılık gösteren tersine lojistik
uygulamalarında, ürünün yapısına, zaman duyarlı veya zaman duyarsız ürün olmasına göre
uygulananişlemler değişebilmektedir.
Tablo 2. Tersine Lojistikte İşlemler ve Tanımları (Nabıkoğlu, 2007)
İŞLEMLER
UYGULAMALAR
Ürün geliştirme
Ürünün fonksiyonlarını artıran işlemler
(Upgrade)
Yeniden işleme
Ürünü iyileştirme, geliştirme ve yeniden üretme esnasındayapılan değer katıcı
(Reprocessing)
işlemler
Kullanılmışürünün, yeni ürün düzeyinde veya daha yüksekdüzeyde kalite,
Yeniden üretim
güvenilirlik ve performans özelliklerine sahipolmasını sağlayan işlemlerden
(Remanufacturing)
geçirilmesi süreci
Ürün yenileştirme
Ekipmanın özelliklerinin istenen sınırlar arasına minimummaliyetle
(Refurbishment)
ulaştırılmasını sağlayan yeniden isleme süreci
Yenileme (Recondition)
Yeniden üretim içinde yer alan ve kullanılmışürünündurumununyenisi kadar iyi
hale getirilmesini sağlayan süreç
Geri dönüşüm (Recycle)
Ürünün ıskartaya atıldıktan sonra materyallerinin geridönüştürülmesi süreci
Yeniden değerlendirme
(revalorization)
Iskartaya atılmışürün veya materyalin içindeki değerinkazanılmasını amaçlayan
her bir süreç
Yeniden kullanım
(reuse)
Önceki kullanıcısının artık kullanmadığı ürünü geridönüştürülmesi veya ortadan
kaldırılması yerine kullanımınadevam edilmesi
143
Ürün yamyamlaştırma
(cannibalization)
Başka bir ürünün tamir, yenileme ve yeniden üretimindedeğerlendirilmek üzere
ürünün bazı kısımlarının yenidenkullanılması
Olduğu gibi yeniden
kullanma (reuse “as is”)
Ürünün, minimum yeniden isleme ile yeniden kullanılması
Tamir (Repair)
Ürünün hizmet süresi boyunca fonksiyonlarının devam etmesiiçin veya ömrü
sonunda geri dönmüşürünün fonksiyonlarınadevam etmesi için alınan önlemler
3. Tekstil Sektöründe Tersine Lojistik Uygulamaları
Bu çalışma kapsamında, konfeksiyon sektöründe yeşil tedarik zinciri ve tersine lojistik
uygulamalarında öncü firmalardan olan Marks&Spencer ve H&M firmalarının yaptıkları
uygulamalar vurgulanmaktadır. Bu firmaların yeşil tedarik zinciri adı altında yaptıkları
çalışmalardan biri olan tersine lojistik aktiviteleri incelenmektedir. Firmalar, konfeksiyon
sektöründe kullanılan ana hammadde ve diğer materyallerin yaşam eğrisi sona ermiş olanların
toplanması, çeşitli test ve muayenelerden geçirilerek kabulü ya da reddi, kabul edilen
ürünlerin yeniden işlenmesi ve yeni bir ürün olarak tekrar kullanımının sağlanması gibi
faaliyetlerde bulunularak tersine lojistik uygulamalarını yürütmektedirler. Bu çalışma Türk
konfeksiyon ve hazır giyim işletmelerine kendi alanlarındaki Avrupa örnekleri vasıtasıyla,
tersine lojistik aktiviteleri açısından farkındalık kazandırmayı hedeflemektedir.
Bu çalışmada, Marks&Spencer ve H&M gibi tüm dünyada ürünlerinin tanıtımını
gerçekleştiren firmaların yaptıkları tersine lojistik çalışmalarının incelenmesi soncunda elde
edilen bulgulardan bahsedilmiştir.
3.1. Marks&Spencer Firması
Marks&Spencer firması bilindiği üzere konfeksiyon ürünlerinin yanı sıra gıda ürünleri (balık,
sebze, meyve, tatlı, şarap) ve hediyelik eşya ürünleri (çiçek, çikolata) satışı da yapan bir
firmadır. Bu nedenle firma hem tekstil sektörü hem de gıda sektörü için tedarik zincirini
doğaya duyarlı bir şekle büründürmek adına çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalardan
biri de tersine lojistik çalışmalarıdır. Tersine lojistik çalışması, sektörler arasında öncelik ve
uygulama açısından farklılık göstermektedir.
Marks&Spencer markası 2007 yılında 5 yıllık bir takvim içinde önüne koyduğu 100 hedefle
yeni bir proje başlatmıştı. Bu projenin küresel olarak hedefi markayı dünyanın en
sürdürülebilir ve tedarik zinciri en ekolojik perakendeci organizasyonu haline getirmekti.
2012 yılına gelindiğinde hedeflerinin yarısından fazlasını yerine getiren firma, hedeflerini
daha da kapsamlı hale getirerek,projeyi toplamda180 hedefle2015 yılına uzattı (URL 3).
Projenin ismi A planı (Plan A, doing the right thing) olarak seçildi. Bunun nedeni firma olarak
düşüncelerinin “Plan A, çünkü yaşadığımız bu tek gezegen üzerinde bir B planı şansımız yok”
olduğunu vurgulamak istemek olmalarıydı.Bu etkileyici slogan üzerine kurulan proje, sadece
ürün geri dönüşümüyle kalmıyor, tüm tedarik zincirinin adil ticaret yapılması, evsiz ve zor
durumdaki insanlara iş verilmesi gibi etik taraftan da birçok konuyu kapsıyor.Projenin tersine
lojistik uygulaması olarak detayına bakılacak olursa, öncelikle firma kendi web sitesi
üzerinden kişi tarafından artık kullanılmayacak çeşitli ürün modellerinin kendilerine
getirilmesi durumunda firmanın ne kazanacağı ve bu kazancın nereye harcanacağı üzerine
bilgi vermektedir. Şekil 2’ de gösterilen resim, firmanın web sitesinden alıntıdır. Asılı halde
duran ürünlerin kutuya atılması ile bu ürünlerin geri getirilmesi karşılığında kaç insan
doyurulacak, kaç ağaç dikilecek gibi bilgiler verilmektedir. Web sitesi üzerinden yapılan bu
animasyonmüşterileri tamamıyla ürün geri getirmesi konusunda heveslendirmektedir.Bu
projede M&S firması OXFAM (bir İngiliz yardım kuruluşu) ile çalışmaktadır. Kişinin artık
kullanmayacağı ürünleri firmaya getirmesi (bu işleme “SWHOP” adını vermişler) ile
OXFAM kuruluşu bu ürünleri tekrar satarak (yeniden kullanım veya olduğu gibi yeniden
kullanım) ücreti yardıma muhtaç Afrika veya Doğu Avrupa ülkelerine göndermektedir.
Tekrar satılamayan veya satılamayacak durumda olan ürünleri, ürün durumuna göre, yeniden
144
işleme, ürün yenileştirme, yenileme, geri dönüşüm veya yeniden değerlendirme işlemleri ile
ilgili veya benzer alanlarda örneğin, geri getirilen konfeksiyon ürününün başka bir tekstil
materyali olan yalıtım maddesi olarak veya araç koltuğu iç kısımlarında dolgu maddesi olarak
kullanılması sağlanmaktadır (URL 3).
Şekil 2. M&S web sitesi üzerindeki ürün geri getirme animasyonu (URL 3)
3.2. H&M (Hennes & Mauritz) Firması
Üretim, lojistik ve ürün paketleme, alışveriş çantaları, mağaza içi ve yeni mağazaların
inşasında arda kalan telefler, H&M tedarik zincirine dahil edilmektedir. Kendi firmasıyla
sınırlı kalmak istemeyen H&M tedarikçileri ve müşterilerinin de daha az telef meydana
getirmeleri için çalışmalarda bulunmaktadır.
- Sürdürülebilir Materyallerin Kullanımı: H&M üretimde kullanılan materyallerin doğaya
ve kişilere zarar vermemesi adına bir takım önlemler almakta ve uygulamalar yürütmektedir.
Aşağıdaki şekilde bu uygulamalar özetlenebilir.
-Geri dönüştürülmüş polyester: Polyester hazır giyim alanında sıklıkla kullanılan lif
çeşitlerindendir. H&M plastik PET şişeler ve onların üretimlerinden arta kalan materyallerin
geri dönüşümüyle oluşturulan polyesterleri üretimine dahil etmektedir.
-Geri dönüştürülmüş poliamid: İççamaşırı ve dokuma kumaşlarda kullanımı yaygın
olan poliamid, bu tekstil ürünlerinin üretiminden elde edilen telefler ile, balık ağları ve halı
üretimleri için geridönüştürülmektedir.
-Geri dönüştürülmüş plastik: Saç aksesuarları ve takılarda kullanılmak üzere geri
dönüştürülmüş plastiği tercih ettiklerini belirten H&M, aynı zamanda alışveriş çantalarında da
çoğunlukla geri dönüştürülmüş plastikleri kullanmaktadırlar.
-Geri dönüştürülmüş pamuk: Üretimde oluşan tekstil atıklarından yararlanılarak elde
edilen pamuk, önce liflere, ardından ipliğe ve sonrasında da kumaş haline gelerek tekstil ve
hazır giyim zincirine yeniden dahil olmaktadır. Geri dönüştürülen pamuk aynı zamanda farklı
kumaş efektleri yaratılması amacıyla lif karışımlarında da kullanılabilmektedir.
-Geri dönüştürülmüş yün: Eski yünlü giysiler ve yünlü kumaş teleflerinden
yararlanılarak yün geri dönüştürülmektedir. H&M, geri dönüştürülen yünün mukavemetinin
artması amacıyla, doğal yün ve diğer materyallerle karıştırılarak desteklendiğini
belirtmektedir.
Tüm bu materyallerin geridönüştürülerek tekstil ve hazır giyim zincirine yeniden
sokulmalarının amacı hem doğal kaynakların tüketimlerini azaltmak, hem toplam üretim
proseslerinde ekstra enerji sarfiyatı yapılmasının önüne geçmek ve hem de daha düşük
seviyelerde sera gazı emisyonu yaparak çevreye verilen zararı sınırlamaktır (URL 4).
145
- Kıyafet Toplama: H&M uluslararası bir girişimde bulunarak “Kıyafet Toplama (Garment
Collecting)” adı altında bir çalışma başlatmıştır. Müşteriler, markası ve durumu ne olursa
olsun eski buldukları kıyafetleri H&M’e götürmüşlerdir. Her yıl tonlarca tekstil maddesinin
çöpe gittiğini ve H&M’e göre neredeyse bunların %95’inin tekrar giyilmek, tekrar üretime
sokulmak ya da geri dönüştürülmek suretiyle kullanılabileceği düşünüldüğünde projenin
önemi kavranabilmektedir. Bu girişimi hayata geçiren ilk hazır giyim markası H&M
olmuştur. Toplanan kıyafetler eski liflerin yeni ipliklere dönüşmesini sağlamış ve yeni lif
üretimi için kullanılacak su ve yağ gibi doğal hammaddelerin kullanımını da bu sayede
sınırlandırmıştır.
Toplanan bu kıyafetler H&M tarafından 3 bölüme ayrılmaktadır. Bunlar; yeniden giyim,
yeniden kullanım ve geri dönüşüm bölümleridir. Yeniden giyilebilir kıyafetler dünya çapında
ikinci el kullanılabilir şekilde satılmaktadır. Elde edilen gelir, hem tekstilde geri dönüşümü
destekleyen teknoloji yatırımlarında ve hem de sosyal projelerde kullanılmaktadır. Yeniden
kullanılabilir tekstil materyalleri giyime uygun olamayan ancak farklı ürünlere
dönüştürülebilen yüzeyleri oluşturmaktadır. Temizlik bezlerinin oluşturulması bu gruba örnek
olarak verilebilir. Geridönüşüme tabi tutulacak yüzeyler tekstil lifi oluşumunda ya da örneğin
otomobil endüstrisinde yalıtım materyali olarak tekstil liflerinin kullanımı farklı sektörlerde
kullanılmak üzere yeniden hayata kazandırılmalarına örnek olarak verilebilir (URL 5).
-Paketleme uygulamaları: Daha az enerji sarfiyatı ve telefi sağlayan paketleme sistemleri
hem ürün paketlemeleri, hem lojistikte kullanılan paketlemeleri ve hem de online servislerde
önem arz etmektedir. Markaürünlerin paketlenmesinde sürdürülebilir seçimlerin yapılması
amacıyla 2010 yılındabazı kılavuzlar geliştirmiştir. Bu kılavuzlar hammadde seçiminden
üretime dek olan bütün paketleme zincirini kapsamaktadır.
-Ürün paketlemede dikkat edilen hususlar; fonksiyondan ödün vermeden paketlerde minimum
materyal bulundurmak, geridönüşümlü materyaller kullanmak, sertifikalı materyaller
kullanmak (Örneğin; FSC sertifikalı kağıtlar), karışımdan ziyade geridönüşümü
kolaylaştırmak için tek materyal kullanmak, üretimde yaşanabilecek telefleri engellemek için
standart paket şekilleri seçmek, ürünlerin nakliyelerini daha verimli kılmak amacıyla etkin
alan kullanımını ön plana çıkaracak paket tasarımları yapmak olarak sıralanabilir.
-Lojistik amaçlı paketlemelerde de dikkat edilmek üzere H&M tarafından hazırlanmış
birtakım kriterler bulunmaktadır. Bu kriterler üretim yapılan ülkelerden dağıtım merkezlerine
ürünlerin teslimatı sırasında kullanılan paketlemelerin hem kalitesi hem de çevresel faktörlere
uygunluğunu kapsamaktadır. H&M üreticilerden dağıtım merkezlerine ürünlerin nakliyesinde,
minimum düzeyde tek ürünlerin paketi kullanmaya dikkat ederken, dağıtım merkezlerinden
mağazalara ürünlerin nakliyeleri sırasında ise tekrar kullanılabilir nakliye kutularını tercih
etmektedir. Bu kutular mağazalara ürünlerin teslimatı yapıldıktan sonra dağıtım merkezlerine
tekrar kullanılmak üzere geri gönderilmektedir. Bu uygulamalar sayesinde mağazalarda
birikecek olan nakliye teleflerinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
-Online siparişlerin paketlemesinde en az %60’ı geridönüşümlü materyalden oluşan karton
kutular kullanılmaktadır (URL 6).
-Alışveriş çantaları:2010 yılından itibaren plastik H&M müşteri çantalarının hepsi
geridönüşümlü materyalden yapılmış çantalara dönüşmüştür. Bu çantalar %50 oranında
tüketici tarafından elden çıkarılmış ve %50 oranında müşteriye ulaşmadan geridönüşüme
ulaşan polietilen (PE)’den oluşmaktadır. Geridönüşümlü PE’nin kullanılma amacı ise natürel
yağın kullanımını azaltarak, plastik artıklarının geridönüşümüne olanak verilerek yeniden
kullanılmalarını sağlamaktır. Unutulmamalıdır ki, polietileni geridönüştürmek için kullanılan
enerji, plastiği yeniden üretmek için kullanılan enerjinin yaklaşık olarak yarısına denk
gelmektedir ve geridönüştürülen plastik, sonrasında yeniden geridönüştürülerek kullanılma
olanağına da sahiptir. Geridönüştürülmüş plastik tüketici çantaları, daha önce
146
geridönüştürülmemişler kadar sağlam bir yapı sunabildiği için tüketiciler tarafından pekçok
kez kullanılma olanağına sahiptir (URL 7).
-Telef yönetimi:H&M, mağazalarda ve dağıtım merkezlerinde toplanan her türlü telefin
minimum seviyeye indirilmesini ve bunların yeniden kullanımla değerlendirilmeleri
gerektiğini düşünmektedir. Geri dönüşüm olanakları ve buna elveren hukuki altyapı ülkeden
ülkeye farklılık göstermektedir. 53 ülkede faaliyet gösteren ve mağazaları bulunan firmanın
bu olanakları göz önünde bulundurarak bu alanda adım atması gerekmektedir. Kimi
ülkelerdeki mağazaların yer aldığı alışveriş merkezlerinin kendi özel geri dönüşüm sistemleri
bulunurken, kimileri ise atık yönetimi anlaşmaları çerçevesinde çeşitli firmalar ile çalışırken,
kimileri de mağazada toplanan atıkları dağıtım merkezlerine yeniden kullanılmak üzere
göndermektedir.
H&M hedeflediği atık yönetimi stratejisine göre, her bir telef yeniden kullanılmalı ya da geri
dönüştürülmelidir. Lojistikte kullanılan paketleme ve askılar da dahil olmak üzere her bir
detay ve olabilecek her türlü telef bu konsept çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu amaçla
H&M, bugün itibariyle 3,100 adet olan mağazalarında çalışan elemanlarına ve toplamda
yaklaşık 116,000 adet olan mağaza, dağıtım merkezleri, depo ve ofislerinde yer alan
çalışanlarına bu konudaki öncelikli prensipler hakkında bilgilendirmelerde bulunmaktadır
(URL 8).
4. Sonuç ve Öneriler
Günümüz iş dünyasında işletmeler açısından, çevreye duyarlı olunması, çevreci bir firma
imajının sağlanması, müşteri memnuniyetinin sağlanması açısından önemli bir rekabet unsuru
haline gelmiştir. Bunun paralel olarak, çevreye duyarlı yasaların varlığı,ürünlerin kullanım
sonuna kadar olan sorumluluklarının üreticilere ait olması ve çeşitliekonomik faktörlerden
dolayıürünlerin geri kazandırılması, hem çevreye duyarlı olmak adına, hem müşteri
memnuniyetinin sağlanması adına ve hem de çeşitli yasal sorumlulukların yerine getirilmesi
adına oldukça önemli bir hâl almıştır.Bunun yanında ekolojik dengenin gün geçtikçe
bozulması, atık arazilerinin kapasitelerinin dolup taşmaya başlaması, ayrıca tüketicilerin
çevresel açıdan daha bilinçli hale gelmesi, gerekkamu gerekse özel sektörü tersine lojistik
faaliyetlerini daha iyi ve detaylı bir şekilde inceleme ve uygulama zorunluluğuna
yöneltmektedir.
Tersine lojistik faaliyetleri aracılığı ile kullanım ömrünü tamamlamış fakatekonomik açıdan
kaynak olarak değerlendirilebilecek malzemelere yeniden üretim vekısmi kullanım gibi
işlemlerle tekrar değer katılabilmektedir. Bunun yanında işletmelerinsürdürülebilir varlıklarını
devam ettirebilmeleri için üretimi sürekli arttırmaları, doğalkaynakların hızlı bir şekilde
azalmasına, atık üretiminin artmasına ve çevrenin büyükölçüde zarar görmesine neden
olmaktadır. Bu açıdan çevreye zararlı atıkların sağlıklı veekonomik şekilde uzaklaştırılması,
atık içerisindeki ekonomik değere sahip maddeleringeri dönüştürülerek ekonomiye katkı
sağlanması da işletmeler ve çevre için önemlidir.
Bugün tersine lojistik faaliyetleri otomotiv, demir çelik, havacılık sektörü,bilgisayar ve
kimyasal ürünler gibi birçok alanda uygulanmaktadır. Bunların yanında konfeksiyon imalatı
yapan firmaların üretim esnasında ve ürünlerin müşteriler tarafından kullanımı sonunda çeşitli
şekillerleatık konumuna gelen malzemeler geri dönüşüm sürecine girmekte ve süreç
sonucunda bu ürünler tekrar değerlendirilmektedir.
Bahsi geçen firmaların yukarıda bahsedilen çevreci uygulamaları hayata geçirmeleri ve
çevreye olan duyarlılıklarının müşteri kitleleri tarafından fark edilmesi ile hem müşteri
sadakatinin kazanılması ve geliştirilmesi sağlanabilirken, bu durum artan satışlara da
yansıyabilecektir. Ülkemizde de gittikçe artan eğitim seviyesi dolayısıyla da tüketicilerin daha
bilinçli marka seçimleri yaptığı bilinmektedir. Bu seçimlere temel oluşturan önemli
etmenlerden birisi de firmaların çevreye ve topluma karşı olan saygıları ve tutumlarıdır.
147
Bunun yanında çevreci uygulamalar müşterilerle birlikte çalışanların da firmaya daha fazla
güven duymasını sağlayacak ve çalışanların motivasyonlarının da artarak daha verimli
çalışmalarına sebebiyet verebilecektir.
Bu çalışma, uluslar arası arenada faaliyetlerini sürdüren hazır giyim firmalarından olan Marks
and Spencer ve H&M firmalarının tersine lojistik çerçevesinde hayata geçirdikleri
uygulamaların analizine dayanmaktadır. Çalışma kapsamında bahsedilen firmaların
ürünlerinin gerek üretim, gerekse lojistik anlamda son aşama olan satış mağazalarından geri
kullanım ve geri dönüşüme nasıl kazandırıldıkları özetlenmeye çalışılmıştır. Çevre duyarlılığı
anlamında üretimde yaşanabilecek teleflerin önüne geçmenin yanında, tüm lojistik faaliyetleri
ve nihai tüketiciyi de kapsayan uygulamalara da önem verilmeli ve gerekli tedbirler
alınmalıdır. Ülkemizde son yıllarda uygulama alanı bulmaya başlamış olan tersine lojistik
aktiviteleri, geçen zaman içerisinde önemli adımlar atmakla birlikte, dünya örneklerine
bakıldığında gerek hazır giyim gerekse diğer sektörlerde kat edilebilecek çok mesafenin
olduğu ve bu alanın gelişmeye açık olduğu görülmektedir.
Kaynaklar
Mau M.(2004), “Logistik: Mit Übungsaufgaben und Lösungen”, WRW-Vlg.
Nabıkoğlu G., “Tersine Lojistik: Önemi ve Dünyadaki Uygulamaları”, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari
Bilimler Fakültesi Dergisi 9/2, pp. 181 – 196, 2007
Orhan Z. O. (2003), “Dünyada ve Türkiye’de Lojistik Sektörünün Gelişimi”, İstanbul Ticaret Odası Yayınları
Şengül Ü., “ Tersine Lojistik Kavramı ve Tersine Lojistik Ağ Tasarımı”, Atatürk Ü. İİBF Dergisi, 10.
Ekonometri ve İstatistik Sempozyumu Özel Sayısı, pp. 407-429, 2011
Rushton A., Crouncher P. and Baker P. (2006),“The Handbook of Logistics and Distribution Management” 3rd
ed. London:Kogan Page
Dirik M., “Tersine Lojistik Ve Karaman Organize Sanayi Bölgesinde Gıda Sektöründe Tersine Lojistiğin
Değerlendirilmesine Yönelik Bir Uygulama”, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
2012
URL 1, Rota Kurumsal Hizmetler web sitesi, 2014,http://www.rota-egitim.com/, 04.01.2014
URL 2, Council of Supply Chain Management Professionals internet sitesi, 2014, http://cscmp.org/, 20.10.2013
URL
3,
Marks
and
Spencer
internet
sitesi,
2014,
http://plana.marksandspencer.com/about/partnerships/oxfam/shwopping, 24.12.2013
URL 4, H&M Fiması internet sitesi – sustainability, 2014, http://about.hm.com/en/About/Sustainability.html,
05.01.2014
URL
5,
H&M
Fiması
internet
sitesi
–
conscious
materials,
2014,http://about.hm.com/en/About/Sustainability/Commitments/Use-Resources-Responsibly/RawMaterials/Conscious-Materials.html, 05.01.2014
URL
6,
H&M
Fiması
internet
sitesi
–
packaging,
2014,
http://about.hm.com/en/About/Sustainability/Commitments/Reduce-Reuse-Recycle/Packaging.html, 05.01.2014
URL
7,
H&M
Fiması
internet
sitesi
–
shopping
bags,
2014,
http://about.hm.com/en/About/Sustainability/Commitments/Reduce-Reuse-Recycle/Shopping-Bags.html,
05.01.2014
URL
8,
H&M
Fiması
internet
sitesi
–
waste
handling,
2014,
http://about.hm.com/en/About/Sustainability/Commitments/Reduce-Reuse-Recycle/Waste-Handling.html,
05.01.2014
148
BARKOD VE RFID SİSTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
VE TEKSTİL SEKTÖRÜNDE UYGULAMA ÖRNEKLERİ
Güner, Mücella1, Küçük, Mehmet1
Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Günümüzde, ürün hayat döngüleri git gide kısalıp müşteri beklentileri sürekli artarken arztalep dengesini sağlamak, firmalar için giderek zorlaşmaktadır. Bu değişime, iletişim ve
ulaşımdaki teknik gelişmeler de eklenince tedarik zincirinin halkaları çoğalmakta ve bu
halkaların yönetimi ise gittikçe karmaşıklaşmaktadır. Özellikle teknoloji tabanlı yenilikler
rekabet üstünlüğü elde etmek isteyen firmalar için çok önemlidir. Gün geçtikçe artan sayıda
işletme, otomatik tanıma sistemlerinin sağladığı güvenli veri saklama ve artan verimliliği fark
etmekte ve süreçlerinde uygulamaktadır. Çünkü çağı yakalayabilmek için verilerin artık daha
kesin, daha detaylı ve daha hızlı akışı bir zorunluluktur.
Bu çalışmanın ilk bölümde otomatik tanımlama sistemlerinden bahsedilecek olup, daha sonra
bu sistemlerden olan barkot ve RFID teknolojilerinin karşılaştırması yapılarak, firmalara
sağladıkları avantajlar, kolaylıklar ve getirileri konularında karşılaştırmalı analizler
yapılacaktır.
Anahtar Kelimeler: RFID teknolojisi, barkod sistemi, otomatik kimlik tanıma sistemleri,
konfeksiyon sektörü
1. Giriş
Hızla değişen rekabet ortamında firmaların ürünlerini, hizmetlerini ve iş yapış yöntemlerini
sürekli olarak değiştirmeleri, farklılaştırmaları ve yenilemeleri gerekmektedir. Süreçlerini
sürekli olarak geliştirmeyi amaçlayan firmaların gerçekleştirmesi gereken faaliyetlerin
başında yeni teknolojilerin değerlendirilmesi bulunmaktadır.
Tesco’ nun bilgi yöneticisi olan Colin Cobain’e göre “20 yıl önce, barkod teknolojisi
müşterilerin alışveriş alışkanlıklarında önemli değişikliklere neden olmuştur. Barkod elde
edilebilirliği ve fiyatların belirlenmesinde doğruluğu sağlamış, sonuç olarak etkinliğin artması
fiyatların düşmesini sağlamıştır. Barkod çalışanlar açısından da önemli avantajlar sağlamış, ve
çalışanların müşterileriyle daha fazla ilgilenmesini sağlamıştır. RFID ise gelecek 5-10 yıldaki
en önemli değişim olarak görülmekte ve perakendeciliğin geleceği ile ilgili önemli ipuçları
vermektedir”
RFID ve Barkod teknolojileri avantaj ve dezavantajları açısından sürekli olarak birbirleriyle
karşılaştırılan teknolojiler olup, RFID teknolojisinin Barkod teknolojisine kıyasla önemli bir
atılım yarattığı belirtilmektedir. Amerika’da yayınlanan profesyonel bir dergi RFID ve
Barkodları “telgraf’dan internet’e geçiş” olarak tanımlamıştır [1].
Barkodun faydasını müşteriler için doğru fiyatlandırmayı ve kasa işlemlerinin hızlandırılması,
RFID’ nin faydasını ise müşteri açısından istenen bir ürünün rafta bulunmasının garanti
edilmesi olarak belirtilmektedir. Bunun nedeni ürünlerin minimum stok seviyesinin altına
düştüğü koşulların belirlenebilmesidir [2].
1.Otomatik Kimlik Tanima Sistemleri
Gelişen teknoloji insanların hayatlarını kolaylaştırıcı sistemleri de beraberinde geliştirmiştir.
Kimlik tanıma işlemlerinin otomatik olarak gerçekleşmesi hayatı kolaylaştırıcı adımların
başında gelmekte olup, bunun için günümüze kadar pek çok sistem tasarlanmıştır.
149
Otomatik kimlik tanıma sistemleri (Auto-ID) incelendiğinde kendi içinde farklı teknolojileri
içermekte olduklarını görülmektedir. Şekil 1’de gösterilen bu sistemler çeşitli sektörlerde
birçok uygulamada hayat bulmuştur [3].
Şekil 1. Otomatik Kimlik Tanıma Sistemleri Auto- ID [4]
Optik karakter tanıma sistemi, bir yazının bilgisayar ortamında düzenlenebilir bir formata
aktarılmasında kullanılmaktadır. Biyometrik sistemler, insan kimlik bilgisinin yüz, ses veya
göz gibi biyolojik özellikler ile ortaya çıkarılmasında kullanılmaktadır. Barkod sistemleri ise
ürün veya malzeme tanıma amaçlı olarak günümüzde en fazla kullanılan otomatik tanıma
sistemidir. Bu sistemler ucuz olmakla birlikte, veri depolama kapasitesi yetersiz ve
programlanabilir değildir. Çipli kartlarda bu yetersizlikler biraz olsun ortadan kalkmakla
beraber, mikroçip ve okuyucu arasında mekanik temasın gerekliliği bazı dezavantajlar
taşımaktadır. Zaman içindeki aşınma ve kirlenme okuyucunun kartı tanımasında sorun
çıkarabilir. RFID sistemleri otomatik tanıma sistemleri arasında en fazla çipli kartlar ile
benzerlik göstermektedir [3].
Bu sistemlerin karşılaştırılması Tablo 1’de gösterilmiştir.
Tablo 1. Otomatik Tanıma Sistemlerinin Karşılaştırılması [3]
150
Maliyetinin düşük olması sebebi ile barkod kullanımda en yaygın olan teknoloji olarak
görüşmektedir. Ancak verimlilik açısından bakılırsa RFID teknolojisinin önemi daha açık ve
net bir şekilde görülebilmektedir. Bu sistemler incelendiğinde iki sisteme ait özellikler
aşağıda belirtildiği şekildedir.
1.1. Barkod Sistemleri
Modern anlamda ilk barkod uygulaması 1948 yılında, Drexel Teknoloji Enstitüsü’nde bir
yemek zinciri sahibinin önerisi üzerine Joseph Woodland ve Bernard Silver tarafından
başlatılmıştır. Daha sonra bugün kullanılan sisteme benzeyen şerit tipi barkod sistemi
kendileri tarafından geliştirilmiş ve patenti alınmıştır. Bu yöntem siyah zemin üzerinde 4
beyaz çizgi içermekte ve bu çizgilerin bir veya birkaçının olmamasına dayanmaktaydı. Bu da
7 farklı barkoda olanak vermekteydi.
1969 yılında NAFC (Milli Yemek Zincirleri Birliği) Logicon şirketine endüstri standardı
geliştirmesi için başvuruda bulunmuş ve 1973 yılında UPC (Universal Product Coding) adıyla
bugün de kullanılan sistem geliştirilmiştir. İlk UPC tarayıcı 1974 de Ohio’da bir markette
kurulmuştur. 10 Paket wrigley sakız kutusunun barkod’ları okutulmuş ve bu yenilikte ilk fiili
adım atılmıştır [5].
1.1.1. Barkod Nedir? Nasıl Çalışır?
Barkod; değişik kalınlıktaki dik çizgi ve boşluklardan oluşan ve verinin otomatik olarak ve
hatasız bir biçimde başka bir ortama aktarılması için kullanılan bir yöntemdir.
Şekil 2. Barkod Etiketi
Barkod teknolojisi “Line-of-sight” sistemi ile çalışır, yani bir okuyucuya ihtiyaç duymaktadır.
Barkod uygulayıcılarında, ışık kaynağı, ışıkölçer ve kod çözümleyici bulunmaktadır.
Buradaki işlem, tarayıcının hareketi sırasında yansıyan ışığın ölçülmesiyle, şifrelenmiş
mesajların çözülmesidir. Siyah çizgiler ışığı absorbe etmekte, beyazlar ise yansıtmaktadır. Işık
kaynağı, barkodların üzerine ışın demeti göndermektedir. Işınlar bilgisayara ulaşır, bilgisayar
ise ürünle ilgili bilgileri barkod tarayıcının belleğine veya ana makineye göndermektedir.
Böylece barkod etiketindeki ürün bilgileri toplanmış olur. Bilgisayar ise bu karakterlere
karşılık gelen ve daha önceden girilmiş bilgileri ekrana getirmektedir [6].
Bir barkoddaki bilgi, bar ve boşlukların kendileri tarafından (barlar 1 ve boşluklar 0)
gösterilebildiği gibi, bar ve boşlukların genişlikleri ile de kodlanabilmektedir. Bu durumda,
genişler 1 ve dar bar ve boşluklar ise 0 olarak kabul edilmektedirler. Bu tekniklerden ilki
sıfıra geri dönmeyen (Non Return to Zero – NRZ) tekniği, diğeri ise modül genişliği
kodlanmasıdır (Module Width Encoding). Modül genişliği kodlanmasında 1’e karşılık gelen
geniş elemanın genişliği, 0’a karşılık gelen dar elemanın iki veya üç katı genişliğindedir. Bu
durumda, bu kodlama tekniğinde kullanılan dar ve geniş elemanlar olduğu için bu tekniğe iki
düzeyli kodlarda denmektedir. NRZ tekniğinde, 1 veya 0’lardan oluşan bir dizi yansıtan veya
yansıtmayan tek bir elemanın genişliği tarafından gösterilebilmektedirler. UPC ve EAN
kodları, aynı mantık değerine sahip dört bitin tek bir yansıtan veya yansıtmayan bir
elemanında bulunabilmesinden dolayı dört düzeyli kodlar olarak bilinmektedirler [5].
151
Barkod bir otomatik tanıma teknolojisidir. Barkodlar belirli kalıplar içinde ifade edilebilen
verilerin doğru ve çabuk olarak toplanmasına olanak tanır, ama barkodlar ancak uygun bir
bilgisayar sistemi ve uygulama yazılımı ile birlikte performansı, verimliliği ve karlılığı
artırma potansiyeli oluşturabilmektedir. Barkod teknolojisi, önemli ölçüde üretim ve ticaret
sektörlerinde kullanılmaktadır. Stok kontrolünde, stok seviyelerini görme, üretim
kontrolünde, üretimdeki parçaların üretim sürecindeki durumunu, malzemenin
ulaşılabilirliğini, teslimat detaylarını öğrenme gibi faydalar sağlamaktadır. Barkodlar aynı
zamanda malzeme tanımlama veya malzemenin depodaki yerini bildirme gibi bilgiler de
sunar. Üretim dışında, otomotiv, kargo, nakliye, elektronik, gıda, sigorta, sağlık, posta,
yayıncılık, perakende vb. birçok alanda kullanılmaktadır [7].
1.1.2. Barkod Sisteminin Faydaları
Barkodlar, milyonlarca ürünü birbirinden ayırabilme özelliğine sahip matematiksel bir
sistemdir. Böylece firma, gerek işletme dışındaki resmi organlara, tüketicilere ve rakiplere
dönük, gerekse firma içi oto kontrole yönelik maliyet, üretici, seri numarası, ağırlık, ürünün
ait olduğu sınıf, renk, beden, boyut vb. gibi çok yararlı bilgiler sağlamaktadır. Barkod sistemi
ile üretimden tüketime kadar olan tüm süreçlerde birlik sağlanmaktadır. Böylece mamuller
herhangi bir kodlama ve standart sorunuyla karsılaşmadan alım ve satış imkanına kavuşmuş
olmaktadırlar [7].
Üreticiye Faydaları

İşletme içi ve dışı bilgi akışının sağlanması,

Mamul stok hareketlerinin kolayca izlenilmesi,

İyi bir ambar ve satış denetiminin yapılması,

Malların kolay ve çabuk sevk edilmesi,

Üretici, toptancı ve perakendeciler arasındaki haberleşmenin kolaylaştırılması,

İşletmede işgücü ve yerden tasarruf edilerek maliyetlerin azaltılması,

İşletmede verimliliği artırması.

Barkod teknolojisi kullanılarak gerçek zamanlı ürün denetimi sağlanmakta ve zaman zaman
yaşanan ürün karmaşasını son verilmektedir, bu da sağlıklı stok takibi mümkün kılmaktadır.
Stokları doğru takibine bağlı olarak, stoklarda elde bulundurma ve elde bulundurmama
maliyetleri konusunda daha doğru bilgilere ulaşılabilmektedir. Planlama ve Pazarlama
açısından ise; stoklar, ürün detayı bazında gerçek zamanlı olarak izlenebildiği için müşterilere
karsı ürün yokluğu gibi bir problem ile karşılaşılması durumu ortadan kaldırılmakta, daha
etkin ve verimli planlama ile üretim sağlanmaktadır.
1.2. RFID Sistemleri
RFID’ nin tarihçesi incelendiğinde ilk kullanımın 1926 yılında ve askeri amaçlı olduğu
görülmektedir. İngiltere 2. Dünya Savaşı esnasında RFID’ den düşman ve müttefik uçakların
belirlenmesinde faydalanmıştır. RFID’ nin ilk ticari kullanımı ise 1984 yılında General
Motors tarafından gerçekleştirilmiştir. General Motors otomobillerin gövdelerine yerleştirdiği
RFID etiketlerle her gövdede doğru ekipmanların kullanıldığını kontrol etmeyi
amaçlamaktaydı. Günümüzde ise RFID artık birçok sektörde kullanılmaktadır [8].
1.2.1. RFID Nedir? Nasıl Çalışır?
RFID (Radio Frequency Identification-Radyo Frekanslı Tanıma sistemi), insan etkisi
olmaksızın bilginin oluşturulması ve toplanması amacını güden, üzerinde mikroişlemci ile
donanmış bir etiketin taşıdığı özel kimlik yapısı ile hareketlerinin güvenli biçimde
152
izlenebilmesine imkan veren radyo frekansları ile çalışan takip/kontrol sistemleri
teknolojisidir.
Şekil 3. RFID Etiketi
Barkodlardan farklı olarak ürünle ilgili bilgilerinin, herhangi bir manuel operasyona gerek
olmadan okunabilmesi ve üzerindeki anten vasıtasıyla bir RFID alıcısına iletebilmesidir.
Temel prensip, mikroçiplerin ürünlere yerleştirilerek, fiziksel irtibat yerine, ürünlerin
kimliklerinin radyo dalgalarıyla okunabilmesine dayanmaktadır. Etiket, okuyucu tarafından
gönderilen elektromanyetik alana girdiğinde aktif olmaktadır. Aktif olan etiket, sadece
kendisine ait olan programlanmış kimlik bilgisini okuyucuya göndermektedir. Okuyucu, alıcı
anteni yoluyla etiketin göndermiş olduğu bilgiyi alır, haberleşme için geliştirilmiş yazılımı
kullanarak bilgiyi depolanmak üzere gerekli veri tabanına iletmektedir [3].
Barkodların aksine, nesnelere temas etmeye ve görsel kontrole gerek olmamaktadır. 70
santimetre mesafeden nesnelerin kimlikleri belirlenebilmektedir. Etiket, anten, okuyucu ve ara
yüz olarak RFID Sistemin dört bileşeni olması gerekmektedir. RFID etiketinin farklı şekilleri
ve boyutları olmakla birlikte, genelde bu teknoloji kağıt, plastik veya seramik içine
yerleştirilmiş, boyutları 1.5 santimetrekareden küçük ve sadece 0.3 milimetre kalınlığında bir
çipten oluşmaktadır.
Bir RFID uygulamasına başlarken öncelikle, yapılacak uygulama için;
• Doğru frekansın belirlenmesi,
• Doğru etiketin belirlenmesi,
• Doğru okuyucunun belirlenmesi,
• Kullanılacak yazılım programının belirlenmesi ve bu malzemelerin tedariki gerekmektedir
[3].
RFID, şu anda mevcut olan teknolojilere göre daha fazla otomatikleşmiş takip kabiliyeti
sağlamaktadır. Böylece iş gücü ihtiyacının azaltılması, envanter yönetiminin artırılması ve
pazar/piyasa hakkında daha fazla bilgi alınması ile daha az faaliyet giderlerine tahammül
edilmesi ve gelirlerin de artırılması mümkün olmaktadır. RFID birçok farklı alanda
kullanımının yanı sıra, günümüzde, tedarik zincirinde takip ve zincir performansının
arttırılarak, maliyetin düşmesi ve müşteri servis seviyesinin yükselmesini sağlamaktadır.
RFID ile desteklenen tedarik zinciri uygulamalarında, zincirde verimlilik, doğruluk,
görünürlük ve güvenlik sağlanabilmektedir. Gerçek zamanlı stok ve lojistik bilgisi üretici,
tedarikçi, dağıtıcı ve perakendeciler tarafından zincirin her aşamasında paylaşılmaktadır [3].
1.2.2. RFID Sistemlerinin Yararları
RFID ile elde edilen faydalar:
 Teslimat zamanlarının azalması ve önceden belirlenmesi,
 Tekrarlanan işlerin azaltılması (ör. Ürün kontrolü),
 İşgücü ile gerçekleşen işlemlerin otomasyonla gerçekleşmesi sonucunda hataların
azalması ve işgücü maliyetlerinde azalma,
153
 Üretimden satış noktasına kadar ürünle ilgili detaylı bilginin elde edilmesiyle tedarik
zincirinde oluşabilecek problemlere karşı önlem alınabilmesi,
 Tedarik zincirindeki değişime hemen cevap verebilme, sonuç olarak tedarik zinciri
kontrolü ve yönetiminin etkinleşmesi,
 Ürünlerin depo ve dağıtım alanlarında yerleşimin etkin biçimde gerçekleşmesinin
sağlanması,
 Ürünlerin çıkış/giriş kontrol sürelerinin azalması, ürün satışlarının anında belirlenmesi
nedeniyle rafların etkin düzenlenmesi,
 Hırsızlığın azaltılması,
 Son kullanım tarihlerinin izlenebilmesi şeklindedir.
Bütün bu sayılan faydaların sonucunda ürünleri izleme için geçen zamanın azalması, müşteri
hizmetlerinin geliştirilmesi, müşterilerin satın alma davranışlarının izlenmesi sonucu hedef
müşterilerin belirlenmesinde sağlanan kolaylıklar ve müşteriye ilgilenmek için daha fazla
zaman ayrılması olarak açıklanabilir [8].
1.2.3. Barkod ve RFID Sistemlerinin Karşılaştırılması
Tablo 4. Barkod ve RFID Teknolojilerinin Karşılaştırması [9]
ÖZELLİK
BARKOD
RFID
Barkod etiket sadece düz bir RFID
etiket
okuyucuya
yeterli
mesafeye
Okuma Yeterliliği
şekilde,
yeterince
yakın getirildiğinde (2 cm- 200 m) herhangi bir şekilde
mesafeden (2-3 cm) okutulduğu okunabilir.
zaman çalışabilir.
Genelde 2-3 cm mesafeler ile Sunduğu çeşitli iç teknolojileri sayesinde isteğe göre
Okuma Mesafesi
çalışabilir. İsteğe göre bu mesafe 2 sm ile 200 m arasında okuma mesafesi sunar.
arttırılamaz.
Dış
Şartlara Dış ortamdan (nem, soğuk, toz Dış ortamdan kolay bir şekilde etkilenmezler. Proje
vs.)
etkilenir.
Sonrasında zor bir ortam ise (sıvı, soğuk), uygun bir korumanın
Dayanıklılık
kullanılamaz hale gelir.
içine konulabilir. Bu sayede %100 koruma sağlanır.
Üzerlerine sadece 1 kez bilgi Birden çok bilgi yazılıp, güncellenebileceği için
Tekrar
yazılabilir. Bu nedenle sadece 1 birçok defa kullanılabilir.
Kullanılabilme
kez kullanılabilirler.
İçerdiği bilgi her türlü okuyucu Etiket ile okuyucu arasında bir protokol yazılması
Güvenlik
ile okunabilir ve kopyalanabilir. ile etiket üzerindeki bilgi istenmeyen bir okuyucu
Dolayısıyla
güvenlik
tarafı tarafından okunamaz ve kopyalanamaz. Dolayısıyla
zayıftır.
güvenlik seviyesi oldukça yüksektir.
Etiket başına fiyatı düşüktür İlk maliyeti daha pahalıdır. Ancak tekrar
Maliyet
ancak tekrar kullanılamadığı için kullanılabilme ve yarattığı katma değer sayesinde
süreç içerisinde pahalı hale süreç içerisinde yatırım maliyetini kısa zamanda
gelmektedir.
amorti etmektedir.
RFID; sürat, daha uzun okuma menzili ve daha güvenilir bir sistem olması ile barkod
teknolojisinin önüne çıkmaktadır. Ayrıca RFID etiketleri uygulamalarda barkod etiketlerine
kıyasla üstün özelliklere sahiptir. Nesne hareket halinde iken veya etiket ile okuyucu arasında
(metal olmadığı sürece) engelleyici bir katman olsa bile okuma gerçekleşmektedir. Bu sebeple
kutulanmış ve paketlenmiş ürünler dahi okunabilmektedir [3].
Barkodların başka dezavantajları da bulunmaktadır; eğer barkod etiketi kazara çizilir, darbe
alır ya da yırtılırsa bir daha onu okumak imkansız hale gelir. Ayrıca standart barkodlar sadece
üreticiyi ve ürünü tanımlar. Nesnenin kendisini tanımlamamaktadırlar. Yani taranan ürün
hakkında detaylı bilgi vermemektedirler. RFID etiketleri tüm bu isteklere cevap
verebilmektedir [3].
Barkod sistemi, her ne kadar operatörün yükünü geleneksel yönteme nazaran hafifletse de
insan eliyle okutma işlemi, azımsanmayacak bir işçilik maliyetini de beraberinde
getirdiğinden ürün/personel takibi yarı-otomatik olarak gerçekleşebilmektedir. RFID
sisteminin her ürüne birim bazında ürün kodu tahsis etme özelliği, ürünün tedarik zinciri
154
boyunca tasarım aşamasından geri dönüşüm aşamasına kadar takip ve kontrolüne imkan
vermektedir.
40000 bavul ile gerçekleştirilen testte RFID ile okuma oranı en kötü durumda %96.7 en iyi
durumda ise %99.8’dir. Barkodun okuma oranı ise en kötü durumda %80 iken en iyi durumda
%85 olarak gerçekleşmektedir. Testte elde edilen sonuçlardan görüldüğü gibi RFID’ nin
okumalarda başarını oranı Barkoddan daha yüksektir [1].
1.2.4. RFID Kullanımına Örnek Uygulamalar
 İsmi tekstil sektörüyle bütünleşen, Damat ve Tween markalarının sahibi Süleyman
Orakçıoğlu’nun, Orka Group bünyesinde kurduğu 5'inci şirket olan ve teknolojinin tekstil ile
entegrasyonu üzerinde çalışmalar yapan Ordisc Technology, Türkiye'de ilk kez tekstil
sektöründe RFID (Radio Frequency Identification-Radyo Frekansı ile Tanımlama) etiketleme
yapmaya başlamıştır. Henüz yalnızca 8 bin parçalık özel bir koleksiyonda kullanılan bu
sistemde, etiketlerin üzerindeki küçük çipe aktarılan yazılım, her ürüne bir kimlik numarası
vermektedir. Etiketlerde ürünün renginden bedenine, kumaşının üretim yerinden cinsine kadar
pek çok bilgiyi içeren, 255 karaktere kadar uzayabilen kodlar oluşturulmaktadır. Depolara da
yerleştirilen bu sistem, ürünlerin yaydığı radyo dalgalarını algılayan okuyucular sayesinde, 15
dakikada depodaki tüm etiketli ürünleri saymakta, bilgileri sisteme aktarmaktadır [10].
 9 Avrupa ülkesindeki 29 firma arasından seçilen Throttleman, 2008 Perakende Teknolojisi
Ödülü’nü, hazır giyim firmasının tedarik zincirini daha etkin bir hale getirmek amacıyla
Avery Dennison, Sybase, Tagsys ve Creative Systems tarafından tasarlanmış olan RFID
çözümü ile kazanmıştır. Firma ilk olarak Mart 2007’de pilot uygulamalara başlamıştır.
Hindistan’daki tedarikçisinde üretilen ürünler RFID etiketleri ile etiketlenerek paketlenmekte
ve Portekiz’deki genel dağıtım merkezine getirilmektedir. Burada kutuların içindeki RFID
etiketleri birkaç dakikalık sürede aynı anda okunarak; miktar, çeşit, beden ve renk bilgileri
sisteme aktarılarak kontrolü yapılamakta ve zincir boyunca dağıtım mağazalarına doğru
yoluna devam etmektedir. Firma şu an koleksiyonunun %60’ını, 371.234 parçayı, RFID
etiketleriyle takip etmektedir [11].
2.
Sonuç
Tedarik zinciri uygulamalarında verimlilik, doğruluk, yalınlık (açıklık) ve güvenlik önemlidir.
Gerçek zamanlı stok ve lojistik bilgileri üretici, tedarikçi, dağıtıcı ve perakendeci tarafından
zincirin her aşamasında paylaşılmalıdır.
Tekstil ve hazır giyimde, firma için üretim takiplerinde barkod sistemleri yeterli gelmekte ise
de tedarik zinciri boyunca etiketin ürünle ilgili tüm bilgileri taşıması söz konusu değildir.
RFID teknolojisi ile birçok bilginin depolanabilmesi ve radyo dalgaları ve RFID okuyucuları
aracılığı ile bu bilgilerin ilgili merkezlere iletilebilmesi, barkodlama sisteminden daha farklı
ve kapsamlı olan RFID sisteminin lojistik sektöründe daha hızlı ve verimli çalışmaya imkan
vermesi sebebiyle, özellikle lojistik sektöründe kullanımını yaygınlaşmaktadır.
Günümüzde çok hızlı değişmesi itibari ile iyi yapılandırılmış bir lojistik zincirine ihtiyacı olan
moda ve tekstil sektörü RFID’ nin lojistikte kullanılması ile birlikte “bekleme sürelerini”
minimuma ve verimliliğini de maksimuma çıkarabilmektedirler.
Kaynaklar
[1] David C. Wyld Michael A. Jones Jeffrey W. Totten, (2005),"Where is my suitcase? RFID and airline
customer service", Marketing Intelligence & Planning, Vol. 23 Iss 4 pp. 382 - 394
[2] Reid, Keith (2003), “The Barcode of the 21st Century”, National Petroleum News, ss. 36-42
[3] Tugaç Burcu, (2007), “Radyo Frekansı İle Kimlik Tanıma, RFID”, Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik ve
Haberleşme Mühendisliği, Yüksek Lisans Tezi
[4] Finkenzeller Klaus, (2010), “RFID Handbook Fundamentals And Applications In Contactless
Smart Cards, Radio Frequency Identification And Near-Field Communication, Third Edition”, John Wiley and
Sons, Ltd., Publication.
155
[5] Polat Güven, (2006), “Hazır Giyim İşletmesinde Yüksek Verimlilik İçin Varyans Analizi ve Barkod
Uygulaması”, Kocaeli Üniversitesi Endüstri Mühendisliği, Yüksek Lisans Tezi
[6] E-Kent Kurumsal Yazılım Destek Hizmetleri, “Barkod Sistemi ve Avantajları Nedir? Barkod Nerden
Alınır?”,
http://www.ekent.com/content/destek/destekkb_view.asp?kbid=71&cat_name=BARKOD%20S%DDSTEM%DD%20ve%20
AVANTAJLARI%20%20NED%DDR?%20BARKOD%20NERDEN%20ALINIR? (Erişim Tarihi: 22.08.2014)
[7] Erpulat Ahmet, (2007), “Tekstil Sektöründe Kullanılan Barkod Teknolojisinin Stok Yönetimine Etkileri ve
Bir Uygulama”, Maltepe Üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi
[8] Saatçioğlu Y. Ömer , RFID Teknolojisi: Fırsatlar,Engeller ve Örnek Uygulamalar, Ege Akademik Bakış ,
Cilt6 Sayı1 Ocak 2006
[9] Barkoddestek, “Barkod mu? RFID mi?”, http://barkoddestek.com/barkod-mu-rfid-mi/ (Erişim Tarihi:
22.08.2014)
[10] Ordisc Teknology, http://www.ordisc.com/, (Erişim Tarihi: 22.08.2014)
[11] Liwastores, http://www.liwastores.com/page/throttleman, (Erişim Tarihi: 22.08.2014)
156
BAZI HAYVANSAL LİFLERİN SINIFLANDIRILMASINDA
KULLANILAN YENİ ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ
Sarı, Burak, Üzümcü, Memik Bünyamin, Çelik, Pınar
Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Tarihin başlangıcından beri, örtünme ihtiyacı bakımından insanoğlunun en çok kullandığı
ürünlerin başında hayvansal kaynaklı lifler gelmektedir. Günümüzde eskiden olduğu kadar
önemli olmasa da sektörün temel hammadde gruplarında birisini oluşturmaktadır. Özellikle
sahip oldukları doğal yetenekler ve şık görünüm, hayvansal lifleri bir cazibe kaynağı haline
getirmiştir. Birçok tipi bulunan bun lif grubunun doğru bir şekilde sınıflandırma edilmesi hem
fiyatlandırma hem de ürün geliştirme açısından oldukça önemlidir. Artan teknolojik yenilikler
ile geleneksel yöntemlerden çok farklı lif analiz yöntemleri geliştirilmiştir. Bu çalışmada,
günümüzde kullanılan veya geliştirilme aşamasında olan özellikle hayvansal kaynaklı lifler
için tasarlanmış lif sınıflandırma yöntemleri hakkında bilgisel alt yapı oluşturmak
hedeflenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Hayvansal lifler, lif sınıflandırması, lif morfolojisi.
1.Giriş
Tekstil sektörünün temelini oluşturan liflerin özelliklerinin bilinmesi, son kullanım alanına en
uygun ürünün geliştirilmesi sürecinin doğrululuğunu garanti altına almaktadır. Bu nedenle,
liflerin sınıflandırılması ve özelliklerinin tespit edilmesi için uzun zamanlardan beri çeşitli
yöntemler geliştirilmiştir. Basit görsel farklardan, ayrıntılı analiz yöntemlerine kadar birçok
sistem bu nedenle kullanılmaktadır.
Bilindiği üzere tekstil lifleri, doğal ve sentetik olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır ve
hayvansal lifler doğal lifler içerisinde önemli bir grubu oluşturmaktadır. Pek çok çeşidi
bulunan hayvansal liflerin özellikleri, içerdikleri yapı taşları ve bunları bir arada tutan
kuvvetlerle belirlenmekte ve lifler bu bilgilerin oluşturduğu sonuçlar analiz edilerek
kategorize edilmektedir. Hayvansal liflerin en büyük sorunlarından birisi, sentetik lifler gibi
bir birinin aynısı olacak şekilde kontrollü olarak üretilememektedir. Aynı lif içerisinde bile, lif
kaynağı canlının; yaşam koşulları, beslenme tipi, ırksal özellikleri gibi nedenlerle “tek tip”
yapıdan uzaklaşılmaktadır. Dünyanın en pahalı lif grubunu oluşturan bu liflerin doğru bir
şekilde tespit edilmesi ekonomik açıdan da sektör için büyük önem arz etmektedir.
Bu çalışma, günümüzde gelişen teknolojik alt yapı ile hayvansal liflerin ayrıntılı
sınıflandırılmasının yapılmasına olanak sağlayan bazı son nesil yöntemler hakkında bilgi
vermektedir.
2.Literatür
Shi ve Yu (2008) yılında geliştirdikleri görüntü analiz yöntemi ile elde edilen lif çapı, pul
aralıkları, pul çevreleri ve pul alanı gibi verileri Yapay Sinir Ağı yöntemiyle inceleyerek
kaşmir ve ince yün liflerini (70s) %91’ den daha iyi bir başarı oranıyla tespit edebilmişlerdir.
40X büyüten kamera sistemi ile elde edilen lif fotoğrafları, özel filtreleme ve derinlik
ayarlama yöntemleri ile lif yüzeyindeki detaylar daha belirgin hale getirilmiştir ve LVQ
Yapay Sinir Ağı kullanılarak morfolojik yapı irdelenmiştir (1).
Shi ve arkadaşları (2008) benzer bir çalışmayı Bulanık Sinir Ağı yöntemi ile de
gerçekleştirmişlerdir. Kaşmir ve ince yün liflerinin farklarını yakalayabilmek için CCD
kameralları ile görüntüler kaydedilmiştir ve çeşitli görüntü işleme yöntemleri ile tek piksel
genişliğinde ve pulcuk tabakasının ayrıntılarını içeren görüntüler elde edilmiştir. SEM
157
tekniğine göre çok daha ucuz bu teknik ile % 90 oranlarında sınıflandırma başarısı elde
edilmiştir (2).
Shang ve arkadaşları (2010) uyguladıkları yeni bir yöntemde, iki farklı kaşmir ve yün liflerine
ait lif çapı, pul boyu, pul iz düşüm genişliği, belirli açılardaki pul kalınlığı, pul çapı farkları
gibi verileri Bayesian modelinde kullanarak tespit işlemleri gerçekleştirmişlerdir. 200 adet
kaşmir 1, 200 adet yün, 200 adet kaşmir 2 ve 200 adet te gerdirilmiş haldeki yün lifleri
incelenmiş ve yapılan denemeler sonucunda %99 başarı oranında kaşmir 1 ve yün lifleri
birbirinden ayırt edilmiştir. Yün ile gerdirilmiş yün arasında bu oran %96, kaşmir 2 ve
gerdirilmiş yün arasında ise %86 oranında başarılı tanımlamalar yapılmıştır (3).
Tonetti ve arkadaşları (2012) yapmış oldukları çalışma ile monoklonal antikorların
uygulanmasına dayanan yeni bir hayvansal lif belirleme metodunu geliştirmişlerdir.
Metabisülfit/üre, ditiyotretol/üre ve tiyoüre/üre/ditiyotretol olmak üzere üç ekstraksiyon
yöntemi yün ve kaşmir liflerinden keratinin ekstrakte edilmesinde etkinlikleri ve tekrar
edilebilirlikleri açısından karşılaştırılmıştır. Kaşmirden ekstrakte edilen tip II orta filament
proteinleri ile farelere bağışıklık kazandırılarak “anti-kaşmir” monoklonal antikorları
üretilmiştir. İki monoklonal antikor (P21 ve I6) yün ve kaşmir karışımlarında nitel ve nicel
analiz için test edilmiştir. P21 ve I6 antikorlarının etkileşimleri immunoblot methoduyla
çalışılmıştır. Yöntem bilinmeyen yün/kaşmir karışımlarına uygulandıktan sonra, yeterliliğinin
incelenmesi için SEM analizi yapılmıştır. Yöntem tatmin edici sonuçlar vermiştir ancak
hazırlık aşamasındaki karmaşıklığı nedeniyle tekstilde kullanımı için işlemin basitleştirilmesi
ihtiyacı mevcuttur (4).
Lu ve arkadaşları (2013), alt yak lifi ve kahverengi kaşmir liflerinin kimyasal işlemler
sonrasında bile görünüm ve morfolojik açıdan birbirlerine benzediğini ve kaşmir ürünler
açısından bu durumun ekonomik yönden riskli olduğunu tespit etmişlerdir. Bu iki lifi doru
şekilde sınıflandırmak için yak lifine ait 12S ribozomal ribonükleik asit geni ile tepkime veren
Taqman polimeraz zincir reaksiyonunu kullanmışlardır. Kaşmir ve alt yak lifi karışımları için
geleneksel PCR analiz yöntemine göre yeni geliştirilen PCR esaslı Taqman DNA analiz
yöntemi, %1 hassasiyet ile yak liflerini tespit edebilmiştir (5).
Kerkhoff ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmada (2009), hayvansal lif talebinin giderek arttığı
ancak bununla birlikte yüksek maliyet ve kısıtlı elde edilebilirlikleri nedeniyle ürünlerde hile
ve yanlış beyanların da arttığı belirtilmiştir. Genellikle SEM ile lif analizlerinin yapıldığı
ancak bu işlemin zaman alıcı ve yüksek maliyetli olduğu ayrıca sonuçların mikroskopu
kullananın uzmanlığına bağlı olduğu belirtilmiştir. Çalışma ile işlem görmüş/görmemiş
kaşmir/kaşgora, ince yün, yak ve deve liflerinin analizinde kullanılabilecek ve kesin sonuçlar
verecek bir DNA-analitik metot sunulmuştur. Yöntemin uygulanması için farklı yerlerden ve
hayvanlardan lif numuneleri elde edilmiş ve bunlara sanayide uygulanan işlemler
uygulanmıştır. Lifler farklı oranlarda karıştırılarak referans numuneleri hazırlanmıştır. Bu
numunelerin SEM analizleri yapılarak bu numuneler geliştirilecek PCR (polimeraz zincir
reaksiyonu) metodu için kalibrasyonda kullanılmıştır. DNA ekstraksiyonu sonrasında
prosedür gerçekleştirilmiş ve sonuçlar elde edilmiştir. Sonuç olarak tatmin edici verilerin elde
edildiği, ancak sınırlayıcı faktörlerin bulunduğu dolayısıyla yöntemin geliştirilmesi gerektiği
belirtilmiştir. SEM ile birlikte kombine edilirse yalnızca SEM analizi yapmaktan daha hızlı ve
ekonomik ayrıca daha iyi sonuçlar elde edilebilecek bir analiz yapılabileceği belirtilmiştir (6).
Zhang ve arkadaşlarının yapmış oldukları çalışma ile (2010), kaşmir ve süper ince merinos
yün liflerinin sınıflandırılması için yüzey doku özelliklerinin dalgacık-dalgacık dönüşümü ile
158
belirlenmesini gerçekleştirmişlerdir. Kutikular pul yüksekliği, şekli ve aralığının neden
olduğu parlaklık varyasyonlarıyla bilgi edinmenin, farklı hayvansal liflerin
karakterizasyonunda ve gruplandırılmasında kullanılmasının etkin bir yöntem olduğu
belirtilmiştir. Bu sayede, hayvansal liflerin belirlenmesinde tamamen otomatik ve objektif bir
yöntem geliştirilmesinin sağlanabileceği ifade edilmiştir (7).
Kurabayashi ve arkadaşları, Terahertz (THz) transmitans spektroskopisi kullanarak çoğu
tekstil liflerinin birbirinden ayrımının yapılmasının sağlayan yeni bir teknik geliştirmişlerdir.
Değişik tiplerde bitkisel, hayvansal ve sentetik lifler Terahertz spektrografisi ile 0.5-6.2 THz
aralığında incelenmiştir. Tekstil liflerinin soğurum görüngeleri, lifler aynı kategori ve cinste
olsalar bile, Terahertz spektrografisi ile fark edilebilir şekildedir. Bu tekniğin avantajı; lifler
her ne kadar büyük oranda aynı bileşenleri içeriyor olursa olsun, tekstil liflerinin yapısal
farklılıklarına duyarlı olmasıdır (8).
3. Değerlendirme
Tekstil lifleri içerisinde en pahalı hammadde gruplarından birisini oluşturan hayvansal lifler,
hem sahip olduğu doğal özellikler hem de zarafet ve şıklık sembolü olmaları nedeniyle halen
tercih edilmektedirler. Birçok tipi bulunan bu lifleri sadece görünüşleri ya da basit fiziksel
işlemler ile sınıflandırmak oldukça zordur. Ayrıca bu lifler canlı hayvan kaynaklı olmaları
nedeniyle ırk, beslenme ve iklimsel koşullar gibi birçok etkenden de doğrudan etkilenmekte
ve yapıları değişmektedir. Üretilen ürünlerin kar marjının çok yüksek olması nedeniyle sahte
ya da birbiri yerine ikame edilebilen lifler kullanımı da kaliteli bir üretim için sorun teşkil
etmektedir. Bu çalışmada özellikle hayvansal lifleri sınıflandırmak için geliştirilmiş yeni nesil
yöntemler hakkında bilgi verilmiştir. SEM görüntüleme gibi hazırlık işlemleri çok ve
karmaşık sistemler yerine, uygulanabilirliği yüksek sistemler sektörün geleceğini
oluşturmaktadır. Bu yöntemler sayesinde hem ürün kalitesi ve saflığı artacak hem de
fiyatlandırma daha sağlıklı bir şekilde yapılabilecektir.
4. Kaynaklar
[1] Shi, X.,Yu, W., 2008, “Identification of Animal Fiber Based on Scale Shape”, Congress on Image and Signal
Processing, Sanya, Hainan, China
[2] Shi, X., Yuan, Z., Liu, G., Yu, W., 2008, “Animal Fiber Classification based on Fuzzy Neural Network”, 5th
International Conference on Fuzzy Systems and Knowledge Discovery, Shandong, China
[3] Shang, S., Liu, Y., Yi, H., Zhang, Y., 2010, “The Research on Identification of Wool or Cashmere Fibre
Based on The Digital Image”, 9th International Conference on Machine Learning and Cybernetics, Qingdao,
China
[4] Tonetti, C., Vineis, C., Aluigi, A., Tonin, C., 2012, “Immunological method for the
identification of animal hair fibres”, Textile Research Journal, Vol: 82, Issue: 8, 766-772 pp
[5] Lu, W., Fei, J., Yang, J., Tang, M., Dong, Z., Zhou, Z., Ye, J., Wu, H., 2013, “A novel method to identify
yak fiber in textile”, Textile Research Journal, Vol: 83, Issue: 8, 773-779 pp
[6] Kerkhoff, K., Cescutti, G., Kruse, L., Müssig, J., 2009, “Development of a DNA-analytical Method for the
Identification of Animal Hair Fibers in Textiles”, Textile Research Journal, Vol: 79, Issue: 1, 69-75 pp
[7] Zhang, J., Palmer, S., Wang, X., 2010, “Identification of Animal Fibers with Wavelet Texture Analysis”,
Proceedings of the World Congress on Engineering 2010 Vol I., London, U.K.
[8] Kurabayashi, T., Saitoh, F., Watanabe, N., Tanno, T., 2010, “Identification of Textile Fiber by Terahertz
Spectroscopy”, 35th International Conference on Infrared Millimeter and Terahertz Waves (IRMMW-THz),
Rome, Italy
159
DENİM KUMAŞTA BİR TASARIM BİLEŞENİ:
TERMOFİZYOLOJİK KONFOR
Kaplan Sibel1, Kılıç Gamze2, Güneş İbrahim3
1
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
2
Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kayseri, Türkiye
3
Orta Anadolu Tic. A.Ş., Kayseri, Türkiye.
Özet
Denim kumaşlar, sınırlı desen raporuna sahip olmalarına rağmen uygulanan bitim işlemleri ile
her geçen gün farklı görsel efektler ve fonksiyonel özelliklerle karşımıza çıkmaktadırlar. Bu
çalışmada, seçilen örnek gruplar üzerinden hammadde farklılığının ve fonksiyonellik adına
uygulanan bitim işlemlerinin kumaşın termofizyolojik konfor özellikleri üzerindeki en etkili
parametrelerden biri olan su buharı direnci üzerindeki etkileri değerlendirilerek, elde edilen
anlamlı farklara dayanılarak kumaş tasarımında termofizyolojik konfor parametrelerinin
dikkate alınmasının gerekliliği vurgulanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Denim kumaş, termofizyolojik konfor, bitim işlemleri
1. Giriş
Günümüzde denim ürün kullanımının artışında, denim kumaş üretimindeki farklı bitim
işlemlerinin ve farklı hammadde kullanımının ürüne kazandırdığı yeniliklerin etkileri
büyüktür [1]. Ancak denim kumaşlara uygulanan bitim işlemleri, mekanik ve termofizyolojik
özelliklerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir [2]. Günümüzde çevre şartlarına göre kişinin
üzerindeki giysiden memnuniyet duyması, yani konforlu olması özellikle serbest zamanlarda
ve artan çalışma saatlerinde daha önemli hale gelmiştir. Kişiler artık iyi görünme dışında iyi
hissetmeyi de talep etmekte ve iletişim yöntemlerinin artışıyla bu beklentiler hızla yayılmakta
ve artış göstermektedir. Değişen tüketici beklentileri arasında ön planda olan bir parametre
olarak konfor, çok sayıda araştırmaya da yön vermiştir [3]. Bu çalışmada, piyasada kullanılan
konforu iyileştirme amaçlı hammadde değişiminin (atkıda Litrax® [%94 PET- %6 bambu]
kullanımı) ve kumaştan istenen fonksiyonel özellikler için uygulanan iki bitim işleminin
(kaplama, su iticilik apresi) kumaşların su buharı geçirgenliği üzerindeki etkileri seçilen
kumaşlar için incelenmiştir.
2.Materyal ve Metot
3 farklı test grubu üzerinden su iticilik apresinin, kaplama işleminin ve kumaşta kullanılan
farklı atkı tipinin termofizyolojik konfor parametrelerinden su buharı direnci (Pam2W-1) ve
bağıl su buharı geçirgenliği (%) üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Testler ISO 11092
Standartına göre Permetest cihazında yapılmıştır. Çalışmada kullanılan kumaş numunelerinin
detayları Tablo 1’ de özetlenmiştir.
160
Kod
Atkı İpliği
K0
Ham
Ne 30 Pamuk
K1Kaplamalı
Ne 30 Pamuk
A0
Ne 14 Core-spun
(Pamuk/Elastan)
A1
Su itici apre
uyg.
Ne 14 Core-spun
(Pamuk/Elastan)
3.Test Grubu
2.Test
Grubu
Grup
1.Test Grubu
Tablo 1. Kumaş özellikleri
B0
B1
Atkıda Litrax
Ne 18 Dual-Core
(Pamuk;55dtex PET;
44dtex Elastan)
Ne 18 Core-Spun
(%42LITRAX;%51
Pamuk;%7 Elastan)
Grama
j (g/m2)
Bağıl Su Buharı
Geçirgenliği (%)
Su Buharı Direnci
(m2Pa/W)
222
59,8
3,9
258
16,6
27,7
Ne 9,5 Pamuk
368
58,3
4,37
Ne 9,5 Pamuk
340
53,0
5,07
Ne 11 Pamuk
346
52,9
5,07
Ne 11 Pamuk
331
56,04
4,43
Çözgü İpliği
Ne 30
(PET-Elastan
gipe)
Ne 30
(PET-Elastan
gipe)
3.Bulgular
Su buharı direnci ve bağıl geçirgenlik ölçüm sonuçlarının istatistiksel analizine göre; denim
kumaşta atkıda kullanılan Litrax elyafı ile dokunan kumaşların (B0 ve B1 kodlu) bağıl su
buharı geçirgenliği (p=0,571) ve su buharı direnç değerleri (p=0,271) arasında istatistiksel
olarak anlamlı farklar tespit edilmemiştir. Su itici apre uygulaması, kumaşların (A0 ve A1
kodlu) bağıl su buharı geçirgenliği (p=0,018) ve su buharı direnci (p=0,007) değerlerinde
anlamlı farklar oluşturmuştur. Kumaşa kaplama uygulanması ise (K0 ve K1 kodlu kumaşlar)
Tablo 1’de görülen verilerden de anlaşıldığı gibi istatistiksel analize gerek bırakmayacak
şekilde kumaşı nefes almayan bir forma sokmuştur.
4.Değerlendirme
Denim işletmelerinde pazarda fark yaratmak için kullanılan çok çeşitli hammaddeler ve bitim
işlemleri denim kumaşların termofizyolojik konfor özelliklerini etkilemektedir. Denim kumaş
tasarımında termofizyolojik konfor özellikleri bir tasarım bilgisi/bileşeni olarak
kullanılmalıdır.
5.Kaynaklar
[1] SULAR, V., KAPLAN, S., 2011, Effects Of Different Finishing Processes On Some Performance
Characteristics Of Denim Fabrics, Industria Textila, vol.62, p.6.
[2] CARD, A., MOORE, M. A., ANKEY, M., 2006, Garment Washed Jeans: Impact of Launderings on Physical
Properties, International Journal of Clothing Science & Technology, issue 18, p. 43.
[3] GÜNEŞOĞLU, S., 2005, Sportif Amaçlı Giysilerin Konfor Özelliklerinin İncelenmesi, Doktora Tezi, Uludağ
Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü.
161
GERİ DÖNÜŞÜMDEN ELDE EDİLEN POLYESTERİN
YÜKSEK SÜBLİMASYON HASLIKLI YENİ DİSPERS
BOYARMADDELERLE BOYANMASI
Çınarlı Adem 1, GürbüzDemet 1, Solak Samet 2,Yakın İsmail 2, TavmanAydın 1, Öztürk
Evrim Aslı 2
İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Bölümü, 34320, Avcılar, Istanbul.
2
Setaş Kimya San. ve Tic. A.Ş. Çerkezköy, Tekirdağ
1
Özet
AnahtarKelimeler: Polyester, DispersBoyarmadde, Alkali boyama.
1.Giriş
Günümüz koşullarında doğal kaynakların hızla tükenmeye başlaması, buna paralel olarak
hammadde ve enerji maliyetlerinin giderek artması, tüm üretim yapan sektörleri yeni ve
sürdürülebilir kaynak arayışına itmiştir. Bunun paralelinde geri dönüşüme olan ilgi de üst
seviyelere çıkmıştır.
Bu çalışmada amacımız günlük hayatta en çok kullanılan elyaflardan biri olan polyesterin,
geri dönüşümden eldesi nedeniyle boyanma aşamasında karşılaşılan kalite ve verim kaybının
tolere edilmesi için, bilinenden farklı özellikte yeni boyarmaddelerin elde edilmesidir.
Geri dönüşümlü polyester elyafların boyanmasında kullanılabilecek, alkaliye dayanıklı
dispers boyalar bilinmekle birlikte bu boyaların özellikle ışık ve süblimasyon haslıkları
düşüktür. Alkali ortamda yüksek verimde boyama proseslerinin geliştirebilmesi için öncelikle,
alkaliye dayanıklı boyaların süblimasyon haslıklarının geliştirilmesi gerekmektedir. Mevcut
yüksek sublimasyon haslıklı boyaların ise alkali dayanımı yoktur. Anilin, akrilonitril,
benzilklorürden giderek (commodity ürünlerden başlayıp) düşük maliyetli bir kenetleme
maddesi elde edilmesi, bu kenetlemeyi değişik diazo maddeleri ile disperse boya sentezinde
kullanarak yüksek sublimasyon haslığı ve alkali dayanımını aynı anda sağlayan, ekonomik
boyalar elde edilmesi planlanmaktadır (1-7).
2.Materyal ve Metot
Anilin, akrilonitril, benzilklorürden giderek düşük maliyetli bir kenetleme maddesi elde
edilmesi, bu kenetlemeyi değişik diazo maddeleri ile dispers boya sentezinde kullanarak
yüksek sublimasyon haslığı ve alkali dayanımını aynı anda sağlayan, ekonomik boyalar elde
edilmesi planlanmaktadır. Boyarmadde üretimi “azo sentezi” olarak da bilinen diazolama
yöntemine göre gerçekleştirilecektir. Bu yöntemde, azo boyarmaddeyi oluşturacak kenetleme
bileşenleri elde edilecek, elde edilen bileşenler diazo oluşturmak üzere 0-5 0C sıcaklık
aralığında kenetleme yapılarak boyarmadde sentezi tamamlanacaktır. Daha sonra saf
boyarmadde elde etmek için kristallendirme işlemi yapılacaktır. Elde edilecek ekonomik,
aynı anda alkali dayanımı ve yüksek süblimasyon haslığı sağlayan dispers boyarmaddeler ile,
geri dönüşüm yolu ile elde edilmiş PET elyafın tekstil ve otomativ sektöründe kullanılan
tekstil mataryellerinin asidik ortam alkali ortamda çektirme yöntemi ile yüksek verimde ve
yüksek haslıkta boyanabilmesi sağlanacaktır.
4.Değerlendirme
İlk olarak elde edilecek boyarmaddelerinyapıları çeşitli spekstroskopik analiz yöntemleri ile
aydınlatılacaktır.Daha sonra elde edilen bu boyarmaddeler ile geri dönüşümden elde edilen
polyester boyanacaktır. Ayrıca boyama optimizasyonları gerçekleştirilecektir. Boyama
162
sonrası; boyarmadde alımı, boyama düzgünlüğü ve haslıklar incelenip değerlendirilecektir.
Boyama sonrası numunelerin TS EN ISO 105-C06’ya göre yıkama haslığı, TS 1008 EN ISO
105-B02 ve TS 867 EN ISO 105-B01’e göre ışık haslığı (yapay ve gün ışığına), TS EN ISO
105-X16’ya göre sürtünme haslığı, TS EN ISO 105-E04’e göre ter haslığı ve TS EN ISO 105P01 göre süblimasyon haslıkları saptanacaktır.
Kaynaklar
1Tarakçioglu, I., 1986, Tekstil Terbiyesi ve Makineleri Cilt III. Ege Üniversitesi, Tekstil-Danis
Yayinlari, No:1, 554. Izmir
2Akkurt F., Benli S., Alıcılar A., 2005, Investıgatıon of Characterizatıon And Applicability of Disperse
Red 1 Textile Dyestuff, J. Fac. Eng. Arch., Vol 20, No 4, 429-432
3Annen O., Egli R., Hasler R., Henzi B., Jakob H., Matzinger P., 1987, Rev. Prog. Coloration, 17, 72.
4Aspland, J.R., 1992. Disperse Dyes and Their Apllication to Polyester, Textile Chemist and Colorist,
24 (2), 19-23.
5Nunn, D.M., 1979. The Dyeing of Synthetic-Polymer And Acetate Fibers, Univercity of Bradford,
Dyers Company Publications Trust, 358, England.
6Georgiadou, K.L., Tsatsaroni, E.G., 2002, Hetarylazo Disperse Dyes Derived from Substituted N,NBis-Acetoxy-Ethylaniline, Dyes and Pigments, 53(1), 73-78
7Halas, G., Choi, J., 1999, Synthesis And Spectral Properties of Azo Dyes Derived From 2Aminothiophenes and 2-Aminothiazoles, Dyes and Pigments, 42(3), 249-265
Bu çalışma Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklenmiştir.
163
SANDWICH COMPOSITES REINFORCED THROUGH THE
THICKNESS WITH TEXTILES FOR MARINE
APPLICATIONS
Alpyildiz, Tuba 1 , Icten, Bulent Murat 2 , Yalkin, Huseyin Erdem 3
1
Dokuz Eylul University, Department of Textile Engineering, Buca, Izmir, Turkey
Dokuz Eylul University, Department of Mechanical Engineering, Buca, Izmir, Turkey
3
Dokuz Eylul University, The Graduate School of Natural and Applied Science, Izmir, Turkey
2
Abstract
Compression and bending performances of the sandwich composites reinforced with textiles
are investigated in this study with the aim of understanding the effect of reinforcing the core.
Sandwich composites with non-perforated core, perforated core and perforated-stitched core
have been compared in terms of flatwise compression and bending performances. The effect
of roving count on the composite performance by stitching the core with different counts of
filaments is also investigated. The results indicate that perforated-stitched core enhances the
compression and bending performances of the sandwich composites reinforced with textiles.
Key Words: sandwich composite, foam core, glass fibre, bending, compression
1. Introduction
Sandwich composites are popularly preferred in marine applications, wind turbines, and
aircraft vehicles due to their lower weight to higher bending rigidities. They are composed of
the core, which is lighter but thicker and has lower strength, and the facesheet (textile
reinforcement), which is rigid and stronger. But most common disadvantages of using
sandwich composite is their lower strength against out-of-plane compression loadings as in
this direction there is no resisting material against the loading. For a properly designed
sandwich composite, facesheet withstands axial and flexure loadings while the core carries
shear loading and, in many studies, to strengthen the interface between them stitching has
been performed which also means placement of resisting material in the thickness direction
prior to composite manufacturing. In these studies, the properties of the facesheet layer
(reinforcing structure and material), the parameters of stitching process associated with the
stitch density (stitching steps, stitching sequence spacings), stitching thread characteristics
(yarn count, yarn material) and stitch angle have been investigated to determine their effects
on the performances of sandwich composites [1-8]. So far stitching has been applied to unite
the facesheet and the core but it will be also interesting to investigate the effects of reinforced
core (when only the core is reinforced) on the performances of sandwich composites. In this
way it will be possible to manufacture sandwich composites with optimum properties but
better price and ease of process-ability. With this point of view, in this study it is aimed to
analyze flatwise compression and bending behaviour of sandwich composites with reinforced
and non-reinforced foam cores.
2. Material And Method
Airex C71.55 PVC with 0.06 g/cm3 density and 15 mm thickness was used as the core
material which was drilled to have 0.5 hole/cm2. Six different kinds of core types were
prepared as nonperforated (reference - R), perforated (P), perforated-600 tex stitched (S1),
perforated-1200 tex stitched (S2), perforated-1800 tex stitched (S3) and perforated-2400 tex
stitched (S4). For stitching glass rovings are used. Unidirectional E-glass fabric (300 g/m2)
was used as the reinforcing material in the facesheet. The stacking sequence of the sandwich
was [+45/-45/(0/90)2/CORE/(90/0)2/-45/+45]. Momentive L160 epoxy and its hardener H160
164
were used as resin. Sandwich composites were manufactured by vacuum-assisted resin
infusion process.
Three point bending tests were performed according to the recommendations of the ASTM
C393/393M and flatwise compression tests are performed according to ASTM C365 for all
types of specimens. The tests are done on Shimazdu AG-X 100kN universal equipment. For
all types of specimens five tests were performed, mean values were calculated.
3. Results And Discussion
It can be seen that the compression strength of the perforated and perforated-stitched
composites are higher than the nonperforated (Figure 1a). Especially the sandwich composites
with glass rovings in the perforated core have the highest compression strength however the
increase in the strength of the composites is not observed to be proportional with the increase
in the count of the glass rovings used in hand stitching [9]. In terms of bending performances
(Figure 1b); maximum force values of perforated specimens are significantly higher.
Perforated specimens are found to be stiffer than the non-perforated specimen. Even though
minor changes are observed in the specimens’ weight with perforation and stitching, with the
increase in the roving count an increase is clearly observed in the values of maximum forces
and thus bending stiffness of the specimens [10].
2,50
1,20
1,00
1,00
1,00
0,60
1,00
1,06
1,08
1,09
1,12
1,13
1,00
1,57
1,61
1,66
1,70
1,80
0,80
2,00
1,50
1,00
1,40
0,71
0,67
0,67
0,69
0,63
2,17
3,00
1,80
1,00
3,50
2,00
1,60
2,47
4,00
2,20
1,00
1,21
1,24
1,25
1,27
1,30
3,35
3,60
4,50
4,14
5,00
increase
amount
1,00
1,06
1,08
1,09
1,12
1,13
5,50
4,79
4,84
4,88
6,00
4,29
4,76
increase
amount
0,40
0,20
0,50
0,00
0,00
Weight
R
P
Modulus of
elasticity
S1
S2
Compressive
strength
S3
S4
Weight
R
P
Bending
stiffness
S1
Maximum force
S2
S3
Maximum
deflection
S4
Figure 1. Increase amount: Comparison between the reference composite (value as “1”) and the others (a) in compression
test, (b) in bending test (where R: nonperforated, P: perforated; S1: perforated-600 tex stitched, S2: perforated-1200 tex
stitched, S3: perforated-1800 tex stitched, S4: perforated-2400 tex stitched)
4. Conclusion
In this study it was aimed to investigate the effects of core perforation and core stitching
though these holes on the flatwise compression and bending performance of sandwich
composites, which are composed of glass fabric facesheets and foam core. With a slight
increase (max. 13%) in the weight of the composite due to perforation and stitching,
compression and bending performance of sandwich composites were enhanced. As the future
work, it is planned to investigate the shear and impact properties of the sandwich composites
with reinforced cores.
Acknowledgement
The authors are greatly indebted to the TUBITAK Research Foundation for providing financial support (Project
Number: 213M603) to realize this study.
5. References
1. Henao A., Carrera M., Miravete A. Castejon L.,“Mechanical performance of through thickness tufted
sandwich structures”, Composite Structures, 92, 2052-2059, 2010
2. Lascoup B., Aboura Z., Khellil K., Benzeggagh M., “ Impact response of three-dimensional stitched sandwich
composite”, Composite Structures, 92, 347-353, 2010
3. Mitra N., Raja B.R., “ Improving delamination resistance capacity of sandwich composite columns with
initial face/core debond”, Composites: Part B, 43(3), 1604-1612, 2012
165
4. Potluri P., Kusak E. Reedy T.Y., “Novel stitch-bonded sandwich composite structures” Composite
Structures, 59, 251-259, 2003
5. Stanley L. E., Adams D.O., “Development and evaluation of stitched sandwich panels”, NASA/CR-2001211025
6. Sok T. Effects of Angled Stitch Reinforcement on Foam Core Sandwich Structure” Master of Science, Thesis,
Department of Mechanical Engineering Utah University, 2010
7. Xia F., Wu X.Q., “Work on impact properties of foam sandwich composites with different structure.”, Journal
of Sandwich Structures and Materials, 12(1), 47-62, 2010
8. Wang B., Wu L., Jin X., Du S., Sun Y., Ma L., “Experimental investigation of 3D sandwich structure with
core reinforced by composite columns” Materials and Design 31(1), 158-165, 2010
9. Icten B.M., Alpyildiz T., Yakin Y., Bending performances of Foam Core Sandwich Composites With
Through the thickness reinforcement, IMSP 2014, 15-17 October, Denizli, 2014
10. Icten B.M., Alpyildiz T., Yakin Y., Enhancement of Compression Performance of Foam Core Sandwich
Composites, THERMAM 12-15 June pp 96, Çeşme, 2014
166
KNITTED FABRICS FOR PROTECTION AGAINST STAB
AND CUT
Alpyıldız, Tuba1, Rochery, Maryline2, Kurbak, Arif 1, Flambard, Xavier 2
1
Dokuz Eylul University, Textile Engineering Department, Buca, Izmir, Turkey
ENSAIT Ecole Nationale Supérieure des Arts et Industries Textiles, GEMEX 59100 Roubaix FRANCE & Univ Lille Nord de France, F59000 Lille, FRANCE
2
Abstract
In this study knitted structures have been designed with stab and cut resistance. Designed
structures were manufactured on flat knitting machines using kevlar yarns and compared with
plain and plush knit structures. The results show that newly derived structure with inlay yarns
has the best cut and stab performances when a comparison is made between the samples of
different structures with the same mass per unit area and thickness values.
Key Words: stab, cut, knitted, inlay, aramid
1. Introduction
Flexibility and comfort are required while protection must be provided by the armor for the
law enforcement and security personnel against stab attacks. Thus textile reinforcements have
been popularly used as they provide flexibility, comfort and the protection as flexible stab
resistant materials. In addition to a number of commercial stab resistant fabrics, studies on
improvements still continue. By the previous studies [1-4], various knitted structures
including jersey, plush, 1x1 rib, fleece and special structures with tuck stitches have been
studied but the effect of the inlay yarns have never been examined.
In this study newly derived structure which is composed of tuck stitches and has the same
back and front faces will be manufactured with and without inlay yarns and will be compared
in terms of cut and stab performances with the most popular structures (jersey and plush)
preferred when cut resistance is aimed.
2.Material And Method
Two structures are designed named as Doubleface and DoublefaceInlay. Fabrics of these
newly derived knitted structures, Jersey and Plush fabrics were knitted using six plies of 28
Nm Kevlar spun yarns on 7 Gauge V Bed Flat Knitting Machine (Shima Seiki SES12FF).
Knit notations of the structures are given in Figure 1.
(a)
(b)
1
(c)
1
(d)
1
2
2
Figure1. Knit notations
of the structures
(a) Plain knit
(b) Plush
(c) Doubleface
(d) DoublefaceInlay
2
3
3
4
3
4
5
4
5
6
6
7
5
6
7
7
8
8
9
9
8
10
10
11
12
167
The thickness and mass per unit area values of the samples were measured according to
ASTM D 1777-96 and ASTM D 3776-07, respectively. For stab resistance measurements the
knife, with the dimensions indicated in the reference [5], was mounted on the equipment
(developed by GEMTEX) which has the principle of drop-weight impact (knife fall under the
influence of gravity). Plastilina clay was used as the backing material and trauma is measured
on the backing material after each test. During the measurements the drop weight was kept
constant as 2.1 kg and the drop height was changed to maintain different levels of impact
energy. Cut resistance tests were realized according to EN388:1993 with the device
“Couptest”.
3. Results And Discussion
In order to see the effect the structure, the samples with closer mass per unit area were
compared (Table 1). In terms of trauma, Doubleface and DoublefaceInlay samples behave
very similar which is better than Jersey samples. Plush samples have the highest trauma
values, which means they have the worst performance. When the perforation performances
are examined, all of the samples have very close perforation values. Jersey and
DoublefaceInlay samples have better performances whereas they are very closely followed by
Plush and Doubleface samples. When the perforation and total trauma values are examined
together, although perforation performances of the samples are very close to each other it is
clear that Doubleface and DoublefaceInlay samples have lesser trauma depths than Plush and
Jersey samples. In terms of cut resistance (Table 2), DoublefaceInlay samples have the best
cut resistance [6].
Table 1. Stab resistance of the specimen with closer mass per unit area
4 Joules
6 Joules
Fabric Type
Perforation (mm) Trauma (mm)
Perforation (mm) Trauma (mm)
10 layers of Jersey
4 layers of Plush
3 layers of Doubleface
3 layers of DoublefaceInlay
8.3
9.3
10.6
9.3
Table 2. Cut Resistance of the Structures
Structure
Thickness(mm)
Jersey (2 layers)
3.9
Plush
4.0
Doubleface
4.39
DoublefaceInlay
4.41
19.3
21.6
17
17
9.5
9.6
9.6
8
22.5
23.2
20.6
21.3
Cut Coefficient; CCS
9.96
9.48
14.95
16.87
4. Conclusion
DoublefaceInlay structure is found to have better cut and stab performances when compared
with Jersey, Plush and Doubleface structures of samples with similar mass per unit area and
thickness values. However this is a comparative study and the results shall not be considered
as the possible performances of the structures but only used for comparison within this study.
In order to achieve higher test results and compare with other studies done previously, paramide yarns which have been recently bought or some other high performance fibres shall
be used in the manufacturing processes. Also the knife used during the stab tests shall be
taken into consideration when to be compared with previous studies.
5. References
[1] Shin H-S, Erlich DC, Simons JW, and Shockey DA., “Cut resistance of high-strength yarns”, Textile
Research Journal, 2006,76(8),607–13.
168
[2] Termonia Y, “Puncture resistance of fibrous structures”, International Journal of Impact Engineering,
2006,32(9),1512–20.
[3] Flambard X, “Résistance à la coupure, à la perforation et au feu de structures textiles maillées”, PhD Thesis,
Universite des Sciences et Technologies de Lille I, 2000.
[4] Flambard X, Polo J. Stab resistance of multi-layers knitted structures: comparison between para-aramid and
PBO fibers. J Adv Mater 2004;36(1):30–5.
[5] Croft J and Longhurst D, “HOSDB Body Armor Standard (2007) Part 3: Knife and Spike Resistance”,
Publication No. 39/07/C.
[6] Alpyildiz T., Rochery, M., Kurbak, A. And Xavier, F., “Stab and cut resistance of knitted structures: a
comparative study”, Textile Research Journal, 2011, 81(2), 205-14.
169
KUMAŞLARIN KAPLAMA YÖNTEMLERİ İLE
ÖZELLİKLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Asker, Gassan
1
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
Özet
Kaplama, kumaşa normal terbiye prosesleriyle kazandırılamayan özel efektler için uygulanan
bir işlemdir. Bu çalışmanın amacı; doğal ve sentetik liflerden dokunmuş kumaşlar üzerine,
farklı kimyasal bağlayıcılarla kaplama yapılarak kumaşların performans özelliklerinin ve
nefes alabilirlik özelliğinin incelenmesidir. Kaplama için; % 100 polyester, %100 pamuk ve
pamuk /polyester karışımı kumaşlar kullanılmıştır. Kimyasal olarak 3 farklı bağlayıcı
hazırlanmıştır. Bunlar; akrilik esaslı bağlayıcılar, poliüretan esaslı bağlayıcılar, nefes alabilen
poliüretan bağlayıcılardır. Kaplama işlemi yapılırken 3 farklı bağlayıcı için 3 farklı parametre
kullanılmıştır. Bunlar;
•
Kaplama pasaj sayısı ( tek kat- çift kat)
•
Kaplama tipi (silindir arası bıçak- silindir üstü bıçak)
•
Yıkama Dayanımı
Kaplama yapılmış kumaşlar sonrasında belirli testlere tabi tutulmuştur. Sonuç olarak kaplama
işleminin kumaşın fiziksel özelliklerini iyileştirdiği gözlemlenmiştir. Bu tür çalışmalar daha
çok spor giysilikler ve askeriyede kullanılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: kaplama, hava geçirgenliği, su iticilik
1. Giriş
Kaplama kumaş; dokuma, dokusuz yüzey ve örme yüzeyden oluşmuş bir taban kumaşın bir
yüzünü veya her iki yüzünü kimyasal bir madde ile kaplamak (sürme, püskürtme, aktarma
vb.) suretiyle oluşturulan kumaştır. Kaplama kumaşın niteliği, tekstil lifi veya kumaş yapısı
bazındaki özelliklere değil, kaplama maddesi tarafından kumaşa kazandırılan özelliklerin
istenilen düzeyde olmasına bağlıdır. Kaplanacak tekstil malzemelerinin üzerine (kâğıt
kumaşlar ve tuftingler) sıvı veya plastik maddeler sürülür. Sürülen bu tabaka, fiziksel veya
kimyasal metotlarla sabitleştirilir. Bu kaplama sonucunda, yeni özelliklere sahip bir malzeme
oluşur. Bu özellikler:
Her iki komponentin (taşıyıcı tabaka ve sentetik madde tabakası) cinsine ve miktarına,
bağlantısına, kullanılan kaplama metoduna bağlıdır.
Taşıyıcı (zemin) tabakası üzerinde bulunan sentetik kaplama maddesi (akrilik=AC, poliüretan
= PU, nefes alabilen Poliüretan=NPU); sıvı, macun, eriyik, toz veya granül şeklinde
kullanılabilir.
Zeminde kullanılan kumaşlar son üründe; kopma, yırtılma ve uzama gibi özellikleri sağlarken,
kaplama maddesi; gözeneklilik, kumaşın kimyasal ve çevresel etkilerden korunması ve bazı
durumlarda görünüm iyileştirmesi sağlamaktadır. Tekstil materyalinden beklenen su
geçirmezlik, ısı yalıtım, estetik görünüm gibi bazı özellikler kumaşların polimer ile
kaplanmasıyla sağlanabilmektedir.
Kaplama kumaşlar genellikle çeşitli viskoz sıvı polimerlerin tekstil yüzeyine uygulanmasını
içerir. Uygulanan filmin inceliği veya kalınlığı aplikasyonun bir bıçak yoluyla veya benzer bir
aparat ile kontrol edilmektedir.
170
2.Materyal ve Metot
Kaplama için; % 100 polyester, %100 pamuk ve pamuk /polyester karışımı kumaşlar
kullanılmıştır. Kimyasal olarak 3 farklı bağlayıcı hazırlanmıştır. Bunlar; akrilik esaslı
bağlayıcılar, poliüretan esaslı bağlayıcılar, nefes alabilen poliüretan bağlayıcılardır. Kaplama
işlemi yapılırken 3 farklı bağlayıcı için 3 farklı parametre kullanılmıştır. Kaplama işleminde
ATAÇ RGK-40 tipi makine kullanılmıştır. Kumaş makinenin iki tarafında bulunan iğnelere
gergin bir şekilde geçirilir. Daha sonra tek veya çift silindirle çalışma durumuna göre
silindirler yerleştirilir. Eğer tek silindirle bıçak üstü çalışılacaksa silindir orta kısma
yerleştirilir (SÜB).
Bıçak takıldıktan sonra ayar kolu vasıtasıyla bıçak mesafesi
ayarlanır(0.15 mm). Eğer silindir arası bıçak ile çalışılacaksa iki silindir takılarak kullanılır
(SAB).
Kaplama işlemi gerçekleştirildikten sonra kumaşlar 110 ºC de 1 dakika kurutma işlemine tabi
tutulmuştur. Ardından 165 ºC 2 dakika fikse işlemi uygulanmıştır.
3.Bulgular
Şekil 1. Hava geçirgenlik test sonuçları
4.Değerlendirme
Hava geçirgenliği metodu uygulanması sonuçlarında ise azalma görülmektedir. Sebebi ise
kaplama maddesinin yüzeyi kaplamış olması veya istenilen özellik doğrultusunda kullanılan
reçetelerden kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Yüzeyin tamamen belirtilen reçeteler
doğrultusunda kaplanması sonucu kalınlık değerlerinin de arttığı gözlemlenmiştir.
5.Kaynaklar
[1] Bulut, Y.,Sezer, V.,”Kaplama ve Laminasyon Teknikleri Üretilen Kumaşların Genel Özellikleri ve
Performans Testleri”,Dokuz Eylül Üniv,İzmir(TMMBO) ,
[2] INTERNATİONAL DYER
171
ENZİM - ULTRASON KOMBİNASYONU İLE PAMUKLU
MATERYALLERİN ÖN TERBİYESİ
Öntemel, Şule
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
Özet
Bu çalışmada amilaz enziminin 4 farklı çeşidini 4 farklı değişkenle pH, sıcaklık,
konsantrasyon ve süreyi kullanarak hangisinin kumaş üzerindeki haşıl maddesinin
uzaklaştırılmasında daha verimli olduğunu ve aynı işlemleri ultrasonik banyo ve ultrasonik
homojenizatör kullanıldıktan sonra ki kumaş üzerindeki % haşıl kalıntısı değerlerini,
uygulama koşulları ve enzim tipleri arasında kıyaslayarak, en uygun değere sahip enzim tipi
ve çalışma koşulları belirlenmeye çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Ultrasonik banyo, ultrasonik homojenizatör, enzim, haşıl
1.Giriş
Günümüzde enzimlerin tekstil endüstrisinde kullanımı yaygınlaşmaktadır. Pamuk, yün, keten
gibi doğal elyafın enzimler kullanılarak ekolojik yöntemlerle işlem görmesi önem
kazanmaktadır. Doğal selüloz esaslı pamuk lifinin ön terbiyesinde çevreye zarar vermeyen,
ılımlı şartlar altında kullanılabilen, uygulanması diğer kimyasallara oranla daha kolay ve
sağlıklı olan enzim kullanımının artması doğaldır. Tekstilde enzimlerin kullanılmasıyla işlem
tipine bağlı olarak su tüketiminin %17-50, hava emisyonunu %50-60 oranında azaltmak
mümkündür, böylece maliyetlerde azalma olmaktadır [1].
Tekstil terbiyesinde enzimler genel olarak, selüloz esaslı materyallerde kullanılmaktadır.
Enzim kullanımı, özellikle selüloz esaslı liflerden en yaygın kullanıma sahip olan pamuklu
materyaller üzerine yoğunlaşmıştır. Pamuklu ve pamuklu karışım materyallerinin terbiyesinde
genel olarak kullanılan enzimler; amilaz, proteaz, selülaz, pektinaz, lipaz, katalaz ve
lakkazdır. Kullanılan bu enzimler, materyalde, haşıl sökme, hidrofilleştirme, yumuşatma,
bioparlatma, denim yıkama ve diğer çeşitli etkileri sağlamak amacıyla kullanılmaktadır.
Ultrason teknolojisi endüstrinin farklı alanlarında çeşitli fiziksel ve kimyasal reaksiyonlarda
uzun yıllardan beri kullanılmaktadır. Tekstil sanayinde yaş terbiye işlemlerinin
geliştirilmesinde kullanımı oldukça yenidir. Pamuklu kumaşların enzimatik işlemi sırasında
ultrason kullanımı, işlem verimliliğini önemli ölçüde arttırmaktadır [2].
Ultrason tekstil endüstrisinde, tekstil materyali üzerinde yabancı maddelerin iyi bir şekilde
uzaklaştırılmasında kullanılabilecek ayrıca enzimlerle kombine edilerek, enzimlerin büyük
moleküllü olması nedeniyle hareket kabiliyetlerinin düşük olması dezavantajlarını gidererek
enzimden istenilen etkiyi gerçekleştirmesinde ona destek olacaktır [2].
2.Materyal ve Metot
Çalışmada %100 pamuklu, 3/1 S dimi dokusunda ham dokuma kumaş kullanılmıştır. Ham
kumaş üzerindeki nişasta esaslı haşıl maddesi 168 farklı proses ile uzaklaştırılmıştır. Bu
kapsamda 4 farklı enzimle; süre, konsantrasyon ve pH değerlerinde ultrasonun kumaş
üzerindeki nişasta esaslı haşıl maddesini uzaklaştırma etkisini araştırmak için ultrasonun
varlığında ve yokluğunda çalışmalar yapılmıştır.
172
Haşıl sökümü sonrası, elde edilen deney sonuçlarına göre en optimum proses uygulanmış ve
pektinaz enzimi ile, ultrasonun varlığında ve yokluğunda işleme tabi tutularak
biohidofilleştirme adımı gerçekleştirilmiştir.
Biohidrofilleştirme sonuçlarına bakılarak en optimum sonuç alınan numune üzerindeki
safsızlıkları gidermek amacı ile ağartma işlemi yapılmıştır.
3.Bulgular
Tegewa Değerlendirmesi
10
Tegewa Değerlendirmesi
9
8
7
6
5
4
E1
3
E2
2
1
1_
9
57
_6
11 5
3_
12
1
2_
10
58
_6
11 6
4_
12
2
3_
11
59
_6
11 7
5_
12
3
4_
12
60
_6
11 8
6_
12
4
5_
13
61
_6
11 9
7_
12
5
6_
14
62
_7
11 0
8_
12
6
7_
15
63
_
11 71
9_
12
7
8_
16
64
_
12 72
0_
12
8
0
Deney No
Şekil 1. E1 ve E2 enzim tiplerinin aynı sıcaklıkta ve pH değerinde haşıl sökümü üzerine
etkisinin kıyaslanması
4.Değerlendirme
Amilaz enzimlerinden E1 enziminin yüksek sıcaklıklarda daha iyi çalıştığını, diğer enzim
çeşitlerinin ise sadece ultrasonik banyoda daha verimli haşıl sökme işlemi gerçekleştiği
gözlemlenmiştir. Her enzim çeşidi için konsantrasyonun düşürerek yapılan deneylerde
ulaşılan sonuç ise konsantrasyonun düşürülmesi ile enzimin aktivasyonunu azaltıcı yönde
olduğudur.
5.Kaynaklar
[1] İnkaya, T., Pamuklu Mamüllerin Ağartılmasında Enzim Kullanımı, Uludağ Üniversitesi, Fen Bilimleri
Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Tekstil Mühendisliği Ana Bilim Dalı, Bursa, 2006,
[2] Erişmiş, B., Eren, H.A. Tekstil Terbiye İşlemlerinde Ultrason Kullanımı, Uludağ Üniversitesi, Tekstil
Mühendisliği Bölümü, Bursa/TÜRKİYE
173
FARKLI PARTİKÜL BOYUTLARINA SAHİP DİSPERS
BOYARMADDELER İÇEREN ATIK SULARIN OZONLAMA
İLE RENKSİZLEŞTİRİLMESİ
Demir, Ertuğrul, Sancar Beşen, Burcu
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş,Türkiye
Özet
Bu çalışmada, farklı partikül boyutlarına (küçük, orta, büyük) ve kromofor gruplarına (sarı,
kırmızı, mavi) sahip dispers boyarmaddeler içeren sentetik atık suların ozon gazı ile
renksizleştirilme olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla, hazırlanan sentetik atık sular 5, 10, 15
ve 20 dakika olmak üzere 4 farklı süre ile ozonlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Ozon, dispers boyarmadde, atık su, renksizleştirme
1.Giriş
Terbiye dairelerinde boyarmadde sadece boyama işleminde değil, boyamayı takip eden
yıkama işlemlerinde de atık su yükü getirmektedir. Tekstil atık sularının renginin giderilmesi
için tek kaygı, sadece atık suyun deşarj edildiği ırmak, göl, deniz vb. alıcı ortamların
görünümünün bozulması değil, aynı zamanda bu ortamlardaki farklı bitki ve hayvan kökenli
organizmaların da durumdan olumsuz etkilenerek, toplam ekosistemin zarar görmesinden
kaynaklıdır [1-4]. Bu gibi kaygılar nedeniyle atık suların renksizleştirilmesi için ilave
önlemler alınması gerekmiştir ve bu amaçla ozon gazı atık suların renksizleştirilmesinde en
umut verici yöntemlerden biri olmuştur [5].
2.Materyal ve Metot
Çalışmada sentetik boyama çözeltilerini hazırlamak için, küçük, orta ve büyük partikül
boyutlarında sarı, kırmızı ve mavi kromofor gruplarına sahip 9 farklı boyarmadde
kullanılmıştır. Boyama çözeltileri herhangi bir poliester kumaşı boyuyormuş gibi 1:10 flotte
oranında ve 1 g/l dispergatör kullanılarak hazırlanmıştır. Ozon gazının farklı konsantrasyonda
boyarmadde içeren atık suların renksizleşmesi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla, bu
boyarmaddeler ile %0.025, %0.05, %0.1 olmak üzere 3 farklı konsantrasyondaboyarmadde
çözeltileri hazırlanmıştır. Sonuçta 27 farklı boyarmadde çözeltisi hazırlanmıştır. Hazırlanan
sentetik boyama çözeltileri saatte 12 gram ozon üreten bir ozon jeneratörü ile (Şekil 1),
ozonlama süresinin renksizleşme verimliliği üzerindeki etkisini incelemek amacıyla 5, 10, 15
ve 20 dakika olmak üzere 4 farklı sürede ozonlanmıştır. Üretilen ozon gazı bir taş difüzör
vasıtasıyla içerisinde hazırlanan atık su bulunan reaksiyon tankı (Şekil 2) içerisine verilmiştir.
Şekil 1. Ozon Jeneratörü
Şekil 2. Reaksiyon Tankı
3.Bulgular
Ozon gazının atık suların renksizleşmesi üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla, ozonlama
sonrası atık suların 400-700 nm arasındaki absorbans değerleri spektrofotometre ile
ölçülmüştür. Maksimum absorbansdaki dalga boyları her boyarmadde için farklı olduğundan;
sarı boyarmadde için 410 nm, kırmızı boyarmadde için 530 nm, mavi boyarmadde için 590
174
nm olarak seçilmiştir. Sarı, kırmızı ve mavi boyarmaddeler ile hazırlanan boyarmadde
çözeltilerinin ozonlama öncesi ve sonrası absorbans değerleri Şekil 3-5’de sırasıyla
verilmiştir.
Şekil 3. Sarı boyarmadde içeren atık suların farklı sürelerde ozonlanması ile suların absorbans değerlerinin
değişimi
Şekil 4. Kırmızı boyarmadde içeren atık suların farklı sürelerde ozonlanması ile suların absorbans değerlerinin
değişimi
Şekil 5. Mavi boyarmadde içeren atık suların farklı sürelerde ozonlanması ile suların absorbans değerlerinin
değişimi
Sonuçlar, her boyarmadde için ozonlama süresi ve boyarmadde partikül boyutunun artmasının
renksizleştirme verimliliğini arttığını; artan boyarmadde konsantrasyonunun ise
renksizleştirme verimliliğini azalttığını göstermiştir. Ayrıca en etkili renksizleşmenin mavi
boyarmaddeler ile yapılan çalışmalarda elde edildiği gözlenmiştir.
4.Değerlendirme
Yapılan çalışma sonucu, dispers boyarmadde içeren atık suların ozon gazı ile
renksizleştirilebildiği ve renksizleştirme sonuçları üzerinde boyarmaddenin partikül
büyüklüğü ve kromofor grubunun etkili olduğu görülmüştür.
5. Kaynaklar
[1] Güneş, Y.,¸ Atav, R., Namırtı, O., Effectiveness of Ozone in Decolorization of Reactive Dye Effluents
Depending on the Dye Chromophore, Textile Research Journal, (2011), DOI; 10.1177/0040517511429611
[2] Sancar, B., and Balcı, O., Decolorization of Different Reactive Dye Wastewaters by O3 and O3/Ultrasound
Alternatives Depending on Different Working Parameters, Textile Research Journal, Cilt. 83, (2012), No.6
pp.574-590
[3] Al-Degs, Y., Khraisheh, M. A. M., Allen, S. J., Ahmad, M. N., Effects of carbon surface chemistry on the
removal of reactive dyes from textile effluent, Wat. Res., Cilt. 34 (2000), No.3, pp.927-935
[4] Sancar Beşen, B., Tekstil terbiyesinde ozon uygulamaları ile sürdürülebilir, ekonomik ve inovatif proseslerin
geliştirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Tekstil Mühendisliği pp. 3,35
(2012)
[5] Gottlieb A, Shaw C, Smith A, et al. The toxicity of textile reactive azo dyes after hydrolysis and
decolourisation. J Biotechnol 2003; 101: 49–56.
175
HİDROTERMAL YÖNTEMİ İLE NANO ÇİNKO OKSİT TOZ
ELDESİ, KARAKTERİZASYONU VE TEKSTİL
TERBİYESİNDE UV KORUMA VE ANTİBAKTERİYEL
MALZEME OLARAK KULLANIMI
Sancar Beşen, Burcu
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
Özet
Önceki çalışmalarda; çalışma sıcaklığı, işlem süresi, kurutma sıcaklığı, çinko tuzu cinsinin
sentezlenen tozlar üzerindeki etkisi incelenmiş ve optimum işlem şartlarında gümüş takviyeli
çalışmalara geçilmiştir. Bu sistemde hidrotermal sentez yöntemiyle nanopartikül mertebesine
sahip çinko oksit ve gümüş tuzları kullanılarak kompozit toz elde edilmiştir. Elde edilen tozlar
da kaplama yöntemi ile %100 pamuklu dokuma kumaşlara aplike edilmiştir. Çalışma
sonuçlarını değerlendirmek için tozlara ve kumaşlara SEM, EDX, XRD analizleri yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Hidrotermal, ZnO, gümüş, nanopartikül
1.Giriş
Son zamanlarda en çok üretilen ve uygulamaları çalışılan nano materyaller metal oksit nano
materyalleridir. Metal oksit nanomateryaller, yüksek reaktiviteleri ve spesifik yüzey
alanlarından dolayı sensör, katalizör, antibakteriyel uygulamalar, kişisel bakım ürünleri gibi
birçok alanda kullanılmaktadır.
2.Materyal ve Metot
Gümüş takviyeli çalışmalarda sentezlenen sekiz nihai toz, kaplama yöntemiyle %100
pamuklu dokuma kumaşlara kaplama yöntemi ile aplike edilmiştir. Sentezlenen tozlar SEM,
EDX, XRD analizleriyle karakterize edilmiştir. Toz aplike edilmiş kumaşlara SEM, EDX
analizleri yapılmış ve UV koruma, antibakteriyel, antifungal özellikleri incelenmiştir. Tüm toz
sentezleri 98 ᵒC’de 120 dakika süre ile yapılmıştır.
Tablo 1. Deney planı
3.Bulgular
Sentezlenen tozların XRD analizi sonuçları Şekil 1ve 2’de katkısız ZnO’nun XRD grafiği ise
Şekil 3’de verilmiştir.
Counts
Counts
DG-XRD.02459
1000
DG-XRD.02463
1000
500
500
0
0
20
30
40
50
60
Position [°2Theta] (Copper (Cu))
Şekil 1.8 nolu tozun XRD
grafiği
20
30
40
50
60
Position [°2Theta] (Copper (Cu))
Şekil 2. 8_3 nolu tozun XRD
grafiği
176
Şekil 1 ve 2, şekil 3 ile karşılaştırıldığında benzer piklerin bulunduğu gözlemlenmiştir. Sadece
şekil 2’deki farklı pikler gümüş takviyesi sebebiyle gerçekleşmiştir. Bu da sentezlenen
tozların elde edilmek istenen ZnO olduğunu doğrulamıştır.
Sentezlenen tozların SEM görüntüleriŞekil 4-5, EDX sonuçları 6-7’de verilmiştir.
Şekil 4.8 nolutozunSEM
görüntüsü
Şekil 5. 8_3 nolu tozun
SEM görüntüsü
Şekil 6. 8 nolu tozun EDX
görüntüsü
Şekil 7. 8_3 nolu tozun
EDX görüntüsü
Şekil 4 ve 5 incelendiğinde sentezlenen partiküllerinhomojen ve düzgün olduğu ve istenilen
nano boyutta olduğu görülmüştür.
Kaplama yöntemi ile toz aplike edilmiş kumaşların EDX-map sonuçları Şekil 8’de;
antibakteriyel test sonuçları Tablo 2’de ve UV geçirgenlik sonuçları Tablo 3’de verilmiştir.
Tablo 2. % 10’luk kaplama olmuş kumaşların antibakteriyel test
sonuçları
Şekil 8. % 10’luk kaplama olmuş kumaşların EDXmapgörüntüleri
Başlangıç
bakteri
sayısı
adet/ml
4 saat sonra
bakteri sayısı
adet/ml
Düşüş %
Ç
8
0,3
96,25
G
3
0,4
86,66
Tablo 2 incelendiğinde, elde edilen
tozların ve toz aplike edilmiş kumaşların
antibakteriyel özelliğe sahip olduğu
görülmektedir. Tablo 3 incelendiğinde,
UV dayanımı sonuçları incelendiğinde
ise elde edilen kumaşların UV dayanım
özelliğine sahip olduğu görülmüştür.
Tablo 3. Kaplama olmuş kumaşların UV geçirgenlik sonuçları
4.Değerlendirme
Çalışma sonucunda sentezlenen çinko ve çinko-gümüş nano kompozit tozların ve toz aplike
edilmiş kumaşların, antibakteriyel, antifungal ve UV koruma özelliklere sahip olduğu
görülmüştür.
177
TEKSTİL KUMAŞLARININ ZEOLİT YATAKLI RAMÖZ
KURUTUCUDA KURUTULMASINDA ZEOLİT YATAĞININ
KURUTMA VERİMİNE ETKİSİ
Akay, Orhan Erdal1, Beşen Sancar, Burcu2
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Avşar Kampüsü,
Kahramanmaraş, TÜRKİYE
2
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Avşar Kampüsü,
Kahramanmaraş, TÜRKİYE
1
Özet
Bu çalışmanın amacı; konveksiyon prensibi ile kurutma yapan ramöz için tasarlanmış olan
zeolit yatakları kullanarak, bu yatakların kurutma verimine etkisini araştırmaktır. Böylece
yüksek enerji tüketilen kurutma işlemlerinde daha az enerji kullanarak kurutma yapma
olanakları araştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Kurutma, zeolit, kurutma verimi
1.Giriş
Yaş bir işleme tabi tutulmuş veya yıkanmış bir tekstil mamulü, banyodan hiç sıkılmadan
çıkarıldığında üzerinde ağırlığının %200-300’ü kadar su bulunmaktadır. Bu suyun ısı ile
kurutulması, çok yüksek bir enerji tüketimi ve maliyet demektir. Bu nedenle suyun mümkün
olduğu kadar mekanik etkilerle uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu mekanik işlemlere ön
kurutma denir. Mekanik etkilerle mamulden uzaklaştırılmayan su ise, ısı veya elektrik enerjisi
yolu ile uzaklaştırılır. Bu yöntem de esas kurutma olarak tanımlanmaktadır. Esas kurutmada
yüksek enerji tüketimi, bu enerji sarfiyatını azaltma gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.
Doğal zeolitlerin önemli derecede nem çekme eğilimi
bulunmaktadır. Bu nedenle, kolaylıkla su absorbe
edebilmektedir. Ayrıca, kristal yapıları ve nem çekme
özellikleri bozulmadan absorbladıkları suyu geri
verebilmektedirler. Bu özellikleri nedeniyle aktifleştirilmiş
doğal zeolitler, desikant (nem çekici) olarak yaygın bir
şekilde kullanılmaktadır.
Şekil 1. Zeolit
Bu nedenle bu çalışmada, laboratuar tipi bir ramöz makinesine zeolit yatak entegre edilerek,
kurutma sırasında zeolit yatağın varlığı ile enerji tasarrufu sağlama olanakları araştırılmıştır.
2.Materyal ve Metot
Çalışmada % 100 pamuklu dokuma kumaş kullanılmıştır. Kullanılan kumaş işletme
şartlarında haşılı giderilmiş, hidrofilleştirilmiş, ağartılmış ve boyanmıştır. Kumaş, makine
girişinde içinde su bulunan fularddan geçirilerek silindirlerde sıkılmadan kurutma bölümüne
girmiştir.
Kurutma denemeleri karşılaştırma yapabilmek amacıyla, zeolit yataklı ve yataksız olmak
üzere 2 şekilde yapılmıştır. Her iki durumda da kurutma şartları ve kumaşın sahip olduğu nem
miktarı aynı şekilde ayarlanmıştır. Kurutmalar 130 °C’de kumaş kurutma kabininde 10 dakika
süreyle kalacak şekilde gerçekleştirilmiştir.
178
Çalışmada, zeolit yataklı denemelerde, içindeki nemi atıp tekrar nem alabilecek hale
gelebilmesi için zeolit desorbe edilmiştir. Desorbsiyon 250 °C’de 90 dakika süreyle
yapılmıştır.
SICAKLIK
3.Bulgular
Zeolit yataklı ve yataksız olarak yapılan kurutma uygulamaları sonrası zeolit yatak
sıcaklığının süre ile değişim sonuçları Şekil 2’de verilmiştir.
SÜRE
Şekil 2. Klasik ve zeolit yataklı kurutmada yatak sıcaklığının süre ile değişimi
Şekil 2 incelendiğinde, zeolit yatağı kullanılarak yapılan kurutma uygulaması sırasında
yatağın sıcaklığının birden yükseldiği görülmüştür. Bu durum da makinenin istenilen
sıcaklığa gelmesi için gerekli enerji tüketimini azaltmıştır.
4.Değerlendirme
Bu çalışmada klasik yataklı ve zeolit yataklı kurutma yöntemlerinin karşılaştırılması
yapılmıştır. Karşılaştırmanın sonucunda, zeolit yataklı kurutma yönteminde daha az enerji
harcandığı görülmüştür. Bu da zeolit yataklı bir kurutma makinesinde daha düşük sıcaklıkta
veya daha kısa sürede kurutma yapabilmenin mümkün olduğunu göstermiştir.
179
MODAL VE PENYE PAMUK KARIŞIMI SÜPREM VE
LAKOST KUMAŞLARIN MUKAVEMET ÖZELLIKLERININ
INCELENMESI
Çoruh, Ebru
Gaziantep Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü, Gaziantep, Türkiye
Özet
Modal'ın karışıma kattığı narin, konforlu tutum, parlaklık ve yüksek yaş ve kuru mukavemet
özellikleri ile pamuğun bilinen davranışları birleşerek iplik özelliklerini oluşturmaktadır.
Modal iplikle örülen kumaslar, yumusak tuseye, çok iyi nem transfer özelligi nedeniyle sıcak,
rutubetli iklimlerde dahi giyim konforu sunar[1]. Bu çalışmada, %50 Modal / %50 Penye
Pamuk karışımından oluşan süprem ve lakost örme kumaşların mukavemet özellikleri
incelenmiştir. Kumaşlar üç farklı sıklıkta örülmüştür. Kumaşlara James Heal Trubust Patlama
mukavemeti test cihazı ile patlama mukavemeti uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda süprem
kumaşlarda daha yüksek patlama mukavemeti elde edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: modal/penye pamuk karışımı, süprem, lakost kumaş, patlama
mukavemeti.
1.Giriş
Modal pamuk karışımı, her iki elyaf tipinin de selülozik esaslı ve doğal olması nedeniyle
kullanımında % 100 doğallık sunmaktadır. Modal’ın karışımına kattığı narin, konforlu tutum,
parlaklık, yüksek yaş ve kuru mukavemet özellikleri ile pamuk bilinen davranışları birleşerek
iplik özelliklerini oluşturmaktadır. Modal ve pamuğun boya alma özelliklerindeki benzerlik,
elde edilen ipliklerde uni görünümü sağlamaktadır [2].
Spor kıyafetleri, denim kumaşlar, günlük giyim ve iç çamaşırı gibi tenle doğrudan temas
gerektiren kumaşlar için ideal yapıya sahiptir. Ayrıca yatak takımları ve havlular gibi
doğrudan ciltle temas halinde olan ev tekstili kumaşları için de kullanılmaktadır. Modal
pamuk penye karışımı konfor ve estetiğin parlaklık ve doğallığın arandığı tekstil ürünlerinde
tercih edilmektedir. Bu çalışmada %50 Modal / %50 Penye Pamuk karışımından oluşan üç
farklı sıklıkta örülmüş süprem ve lakost örme kumaşların mukavemet özellikleri
incelenmiştir.
2.Materyal ve Metot
Çalışmada %50 Modal/ %50 penye pamuk karışımından örülmüş süprem ve lakost kumaşlara
mukavemet testi yapılmıştır. Modal elyafı 1,2 denye ve 38 mm uzunluğundadır. Süprem ve
Lakost örgü kumaşlar makine inceliği 28E 30 inç çapında 96 sistem sayısına sahip Terrot
marka yuvarlak örme makinesinde örülmüştür. Tablo 1 de kullanılan ipliklerin özellikleri
verilmiştir.
%50 Modal / %50 Penye Pamuk
28/1
790
Büküm sayısı (rpm)
9,35
Düzgünsüzlük(% Um)
11,81
Kütlesel değişim katsayısı (% CVm)
0
İnce yerler (-% 50/ km)
15
Kalın yerler (+% 50/ km)
26,5
Neps (+% 200/ km)
15,3
180
Mukavemet
kgf  Nm
226
Kopma mukavemeti (gf)
6,12
Uzama (%)
6,47
Uster tüylülük indeksi (H)
Her numune 3 farklı sıklıkta gevşek, sıkı, orta örülmüştür. Tüm deneyler standart atmosfer
koşullarında ISO 139’a göre yapılmıştır. Patlama mukavemeti testleri BS EN ISO 12945-2 ye
gore James Heal TruBurst patlama mukavemeti test cihazında yapılmıştır.
3.Bulgular
Numune kumaşların patlama mukavemeti kPa cinsinden Şekil 1’de grafik olarak
verilmektedir.
İlmek uzunluğu (mm)
Patlama mukavemeti (kPa)
250
200
150
100
50
0
Gevşek
Orta
Sıkı
Gevşek
Orta
Sıkı
28
28
28
28
28
28
Şekil 1. Süprem ve lakost kumaşların patlama mukavemeti test sonuçları
Şekil 1 incelendiğinde, patlama mukavemeti sonuçlarına göre ilmek uzunluğu arttıkça yani
kumaş gevşedikçe patlama mukavemeti değerinin düştüğü gözlemlenmiştir[2].
4.Değerlendirme
Bu çalışmada modal penye pamuk karışımı Ne 28/1 iplikten örülmüş süprem ve lakost
kumaşların mukavemet özellikleri incelenmiştir. Kumaşlarda ilmek uzunluğu arttıkça
mukavemet değerinin düştüğü tespit edilmiştir. Aynı zamanda kumaşın örgü türünün süprem
veya lakost olmasının mukavemet değeri üzerinde önemli bir etkisi tespit edilememiştir.
5.Kaynaklar
1. http://en.wikipedia.org/wiki/Modal_(textile)
2.http://www.karsu.com.tr/pxp/tr/ueruenler/iplik/ring-iplik/modal-ve-karisimlari.php
3.Ahu Demiröz Gün, 2011 “Dimensional, Physical and Thermal Properties of Plain Knitted Fabrics Made from
50/50 Blend of Modal Viscose Fiber in Microfiber Form with Cotton Fiber” Fibers and Polymers 2011, Vol.12,
No.8, 1083-1090.
181
ÇAMAŞIR MAKİNELERİNDE KETEN ÜRÜNLER İÇİN
GELİŞTİRİLEN YIKAMA ALGORİTMASININ
DOĞRULANMASI
İlkan Erdem1, 2, İkilem Göcek3, Umut Kıvanç Şahin3, Hatice Açıkgöz3
İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Nano-bilim ve Nano-mühendislik Bölümü, Maslak Istanbul, TÜRKİYE,
ARÇELİK Çamaşır Makinesi Üretim İşletmeleri, Ürün Geliştirme Departmanı, Sistem Tasarımı & Geliştirme Bölümü, Istanbul, TÜRKİYE,
3
İstanbul Teknik Üniversitesi, Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Gümüşsuyu-Beyoğlu Istanbul,
TÜRKİYE
1
2
Özet
Bu çalışmada, piyasadan alınan keten ürünlerin yıkama sırasında karşılaştığı kırışma ve
çekme probleminin çamaşır makinesindeki özel bir algoritmayla iyileştirilmesi ve bu
programın doğrulanması üzerine çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Keten kumaş, kırışma davranışı, çamaşır makinesi, çekme, yıkama
prosesi
1. Giriş
Teknolojideki gelişmelerle yıkama sırasındaki kırışma problemini çözmek üzere yeni nesil
çamaşır makineleri üretilmektedir. Böylece yıkama sonrasındaki ütü adımı da oldukça
kısaltılabilmektedir. Buna yıkama sırasında ketenin kırışma davranışını iyileştirerek ulaşmak
mümkündür. Kırışma eğilimi yüksek olan keten ürünler, yaz mevsiminde çokça
kullanılmaktadırlar ve sık sık yıkanmaları gerekmektedir. Kırışmazlık apresi üzerine yapılan
çalışmalar büyük çoğunlukla selülozik liflerin çapraz bağlanmasıyla sağlanmaktadır, bunun
için kimyasal reaksiyonlar, nanoteknoloji ve biyoteknoloji metotları uygulanabilmektedir [14].
2. Malzeme ve Metot
Kullanılan keten kumaşlar ve gömlek, pantolon, elbise gibi keten ürünler 100% keten lif
içeriğine sahip olup üretilen yeni keten programını değerlendirmek ve doğrulamak için
kullanılmıştır. Deterjan olarak IEC60456 standart deterjan kullanılmıştır.
Önceki çalışmaların test sonuçlarına göre, durulama aşamasında ısıtma, orta seviyede sıkma
ve son sıkma öncesi ve sonrası buharlama kombinasyonu içeren algoritmaya sahip özel keten
programı geliştirilmiştir. Bu çalışmada; önceden geliştirilmiş olan bu keten programı, hassas
program ile karşılaştırılmıştır. Kullanılan numunelerin çekme ve kırışma davranışları
değerlendirilmiştir.
3. Bulgular
Bu çalışmada, buhar jeneratörlü çamaşır makinelerinde geliştirilen keten programında keten
kumaşların ve giysilerin yıkama sırasında kırışma davranışının iyileştirilmesinin gösterilmesi
ve geliştirilen keten programının uygulanabilirliğinin doğrulanması amaçlanmaktadır. Yıkama
sonrasında ölçülen kırışma davranışı ve çekme test sonuçlarının değerlendirilmesi MiniTab®
paket programında t-test analiz yöntemi ile sağlanmıştır (Tablo 1 – Şekil 1). Keten programı
ile yıkanan 100% keten ürünlerden elde edilen çekme değerlerinin %3’ün altında olduğu
gözlenmiştir.
182
Tablo 1 Hassas programla ve oluşturulan keten programı ile yıkanan keten ürünlerin yıkama sırasındaki kırışma
seviyeleri
Ürün Tipi
Hassas Program
Keten Programı
Mavi Keten Gömlek
2.1
3.1
Siyah Keten Elbise
2.0
3.1
Lacivert Keten Pantolon
2.0
2.8
Beyaz Keten Gömlek
2.1
2.8
Siyah Keten Kumaş Parçaları
2.1
2.8
Şekil 1 Aynı keten kumaş parçalarının yıkama sonrasında kırışıklık seviyeleri
a)
hassas program b) keten programı
Tüm bu sonuçlar değerlendirildiğinde, oluşturulan keten programı çamaşır makinelerinde
kullanılabilir, uygulanabilir ve üretilebilir bulunmuştur.
4. Değerlendirme
Boyutsal dayanımdan ödün vermeksizin yıkama sırasında kırışma davranışını iyileştirdiği için
yeni geliştirilen keten programının, keten ürünlerin yıkanmasında kullanılabilecek olağanüstü
bir program olduğu açıktır.
Teşekkür
Bu çalışma, ARÇELİK Çamaşır Makinesi Üretim İşletmeleri, İstanbul, TÜRKİYE tarafından
desteklenmiştir.
5. Kaynaklar
[1] Harifi T., Montazer M., Past, Present And Future Prospects Of Cotton Cross-Linking: New Insight into
Nano Particles, Textile Department, Amirkabir University of Technology, Center of Excellence in Textile, Hafez
Avenue, Tehran, Iran
[2] Hashem M., Refaie R., Hebeish A., Crosslinking of partially carboxymethylated cotton fabric via
cationization, 2005, Textile Division, National Research Centre, Dokki, Cairo, Egypt
[3] Fouda M. M. G., Shafei A., Sharaf S. and Hebeish A., 2009, Microwave curing for producing cotton fabrics
with easy care and antibacterial properties, Textile Research Division, National Research Center, Dokki, Cairo,
Egypt
[4] Chyung-Chyung Wang a, Cheng-Chi Chen b,*, 2005, Physical properties of the cross-linked cellulose
catalyzed with nanotitanium dioxide under UV irradiation and electronic field, Elsevier B.V., a Department of
Textile Engineering, Chinese Culture University, Taipei, Taiwan 11114, ROC, b Department of Chemical
Engineering, Nanya Institute of Technology, 414 Chung-Shang E. Road, Sec. 3,Jhongli, Taoyuan, Taiwan
32091, ROC.
183
YIKAMA SIRASINDA KETEN ÜRÜNLERİN
ÖZELLİKLERİNİ İYİLEŞTİRMEK İÇİN FARKLI
BUHARLAMA KOMBİNASYONLARI KULLANIMI
İ
İkilem Göcek1, İlkan Erdem2, 3, Umut Kıvanç Şahin1, Hatice Açıkgöz1
İstanbul Teknik Üniversitesi, Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Gümüşsuyu-Beyoğlu Istanbul,
TURKEY,
2
İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Nano-bilim ve Nano-mühendislik Bölümü, Maslak Istanbul, TURKEY,
3
ARÇELİK Çamaşır Makinesi Üretim İşletmeleri, Ürün Geliştirme Departmanı, Sistem Tasarımı & Geliştirme Bölümü, Istanbul, TURKEY
Özet
Bu çalışmanın amacı yıkama programına buharlama adımları eklenerek oluşturulmuş bir
algoritma yardımıyla keten kumaşların yıkama sırasında çekme ve kırışma davranışını
iyileştirmektir.
Anahtar Kelimeler: keten kumaş, kırışma davranışı, çamaşır makinesi, buhar etkisi, yıkama
prosesine buharlama kombinasyonları eklenmesi
1. Giriş
İnsanlar için zamanın her geçen gün daha önemli bir kavram haline gelmesi nedeniyle,
yıkama sırasında iyileştirilen kırışma davranışı ile yıkama sonrası gerekli olabilecek ütü
aşaması büyük ölçüde kısaltılabilir. Kolay kırışabilen keten lifi yazları en çok tercih edilen
giysiler arasındadır ki bu mevsimde sıkça keten giysilerin yıkanması gerekmektedir. Bu
nedenle yapılan birçok çalışmada kırışmazlık için selülozik liflerin çapraz bağlanması üzerine
çalışılmıştır. Bunu sağlayabilmek için kimyasal reaksiyonlar, bazı nanoteknoloji ve
biyoteknoloji metotları kullanılmaktadır [1-5].
2. Malzeme ve Metot
Testlerde kullanılan kumaş ve gömlek keten numuneleri 100% keten içerikli olup bezayağı
örgüye sahiptir. Makinedeki yeterli yükü sağlamak amacıyla beyaz etamin pamuklu kumaşlar
kullanılmıştır. Deterjan olarak IEC60456 standart deterjan kullanılmıştır.
Bu çalışmada önceden etkisi belirlenmiş en iyi dört buharlama profiline ait kombinasyonların
etkisi, durulama ve yumuşatma sırasında kullanılan ısıtmanın etkisi ve düşük, orta ve yüksek
seviyedeki sıkma profillerinin etkisi incelenmiştir. Tam faktöriyel deney tasarımı ile on sekiz
adet profil belirlenmiştir (Tablo 1). Her bir profil iki eş çamaşır makinesinde iki kez
tekrarlanmıştır. Çekme ve kırışma davranışları incelenmiştir.
3. Bulgular
Bu çalışma sonucunda çekme ve kırışma davranışı açısından en iyi profil seçilmiştir. Bütün
test sonuçları MiniTab® paket programı kullanılarak ANOVA analizi ile değerlendirilmiştir.
Kullanılan bütün parametreler çekme ve kırışma davranışı göz önünde bulundurularak
incelenmiştir. Durulama ve yumuşatma sırasında ısıtmanın etkisi incelendiğinde, durulama
sırasındaki ısıtmanın çekme üzerinde daha az etkisi olduğu belirlenmiştir. Buharlama
kombinasyonlarının çekme üzerindeki etkisi Şekil 1 de görülmektedir.
184
Şekil 1. Çekme üzerinde ikinci yıkama sonrası
buharlama kombinasyonlarının etkisi
Profiller
Isıtma
Sıkma
Buharlama
1
Durulama
Düşük
7-6
Kombinasyo
2
Durulama
Düşük
7-5
noları
3
Durulama
Düşük
7-4
4
Durulama
Orta
7-6
5
Durulama
Orta
7-5
6
Durulama
Orta
7-4
7
Durulama
Yüksek
7-6
8
Durulama
Yüksek
7-5
9
Durulama
Yüksek
7-4
10
Yumuşatma
Düşük
7-6
11
Yumuşatma
Düşük
7-5
12
Yumuşatma
Düşük
7-4
13
Yumuşatma
Orta
7-6
14
Yumuşatma
Orta
7-5
15
Yumuşatma
Orta
7-4
16
Yumuşatma
Yüksek
7-6
17
Yumuşatma
Yüksek
7-5
18
Yumuşatma
Yüksek
7-4
Tablo 1. Buharlama kombinasyonları, farklı
seviyelerdeki sıkma değerleri ile durulama ve
yumuşatmadaki ısıtma parametreleri ile oluşturulan
profiller
4. Değerlendirme
Bu çalışmada, buhar jeneratörlü çamaşır makinelerinde yıkama sırasında keten kumaşların
kırışma davranışlarının iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için hazırlanan on sekiz farklı
profilden en başarılı sonuçlar; durulamada ısıtma, orta seviyede sıkma ve son sıkma öncesine
ve sonrasına yerleştirilen buharlama kombinasyonunda alınmıştır.
Teşekkür
Bu çalışma, ARÇELİK Çamaşır Makinesi Üretim İşletmeleri, İstanbul, TÜRKİYE tarafından
desteklenmiştir.
5. Kaynaklar
[1] Harifi T., Montazer M., 2012. Past, present and future prospects of cotton cross-linking: new insight into
nano particles. Carbohyd. Polym. 88, 1125–1140.
[2] Hashem M., Refaie R., Hebeish A., 2005. Crosslinking of partially carboxymethylated cotton fabric via
cationization. J. Clean. Prod. 13, 947-954.
[3] Fouda M. M. G., Shafei A., Sharaf S., Hebeish A., 2009. Microwave curing for producing cotton fabrics with
easy care and antibacterial properties, Carbohyd. Polym. 77, 651–655.
[4] Wang C.C. and Chen C.C., 2005b. Physical properties of the crosslinked cellulose catalyzed with nanotitanium dioxide under UV irradiation and electronic field, Appl. Catal. A: Gen. 293, 171–179.
[5] Nazari A., Montazer M., Rashidi A., Yazdanshenas M., Anary-Abbasinejad M., 2009. Nano TiO2 photocatalyst and sodium hypophosphite for cross-linking cotton with poly carboxylic acids under UV and high
temperature, Appl. Catal. A: Gen. 371, 10–16.
185
HİDROFİL PAMUK ÜRETİMİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR
YÖNTEMLER
Paksoy, Navruz
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Avşar Kampüsü,
Kahramanmaraş/TÜRKİYE
Özet
Çalışmada, 2 farklı menşeiden alınmış, PİMA ve YÖRE liflerinden ham ve penye şerit
kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, liflere konvansiyonel yöntem ve yeni prosesler sırası ile
uygulanmıştır. Konvansiyonel yöntem kapsamında sırasıyla alkali hidrofilleştirme +
hidrojenperoksit ağartma işlemi, alternatif prosesler kapsamında ise biyohidrofilleştirme ve
ozon ağartma işlemleri yapılmıştır. Ön terbiyesi yapılmış tüm liflere boyama işlemi
uygulanmıştır. Ozon ile ağartma işleminde süre ve ozon kapasitesi arttıkça beyazlığın arttığı
görülmüştür. HVI sonuçlarına bakıldığında STR (Mukavemet) değerinin değişmediği, SCI
(Eğrilebilirlik İndeksinin) azaldığı görülmüştür. Ozonla yapılan denemeler sonucunda süre
arttıkça zemin renginin beyazlık değerlerinin artmasından dolayı renk farklılıklarının (ΔE)
arttığı görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Pamuk, ozonlama, ağartma, boyama
1.Giriş
Tekstil terbiye işlemlerinde, kumaş hazırlık işlemlerinden bitim işlemlerine kadar, üretimin
her aşamasında çok fazla kimyasal madde kullanımı söz konusudur. Çevre yükünü azaltmak
ve çevre dostu bir üretim gerçekleştirmek için, üretimde kullanılan maddelerin seçilmesi,
bilinçli ve dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Bu tez çalışması, tekstil terbiye sektöründeki bu
gibi problemlere çözüm getirmek amacıyla yapılmıştır ve kuvvetli bir oksidan olan ve hiçbir
zararlı kalıntı bırakmayan ozon gazı ile elyaf formundaki materyalin ağartma işlemi
amaçlanmıştır [1]. Yapılan ön terbiye işlemlerinin ardından liflerin boyanılabilirliğine
bakılması için liflerin boyanması amaçlanmıştır.
2.Materyal ve Metot
Bu çalışmada, 2 farklı menşeiden alınmış, PİMA ve YÖRE liflerinden ham ve penye şerit
kullanılmıştır. Hammadde İSKUR Tekstilden temin edilmiştir. Çalışma kapsamında, liflere
konvansiyonel yöntem ve yeni prosesler sırası ile uygulanmıştır. Konvansiyonel yöntem
kapsamında sırasıyla alkali hidrofilleştirme + hidrojenperoksit ağartma işlemi, alternatif
prosesler kapsamında ise biyohidrofilleştirme ve ozon ağartma işlemleri yapılmıştır. Ön
terbiyesi yapılmış tüm liflere boyama işlemi uygulanmıştır. Çalışmada (12gr/saat) ozon
jeneratörü ile farklı konsantrasyon (5 ppm ve 7 ppm), pH (5 ve 7) ve sürelerde (60 dk, 90 dk
ve 120 dk) ağartma işlemi gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ön terbiye işlemleri yapılmış
numunelerin boyama işlemleri ATAÇ marka laboratuar tipi HT boyama makinesinde
gerçekleştirilmiştir.
3.Bulgular
Ozon ile ağartma işleminde süre ve ozon kapasitesi arttıkça beyazlığın arttığı görülmüştür.
HVI sonuçlarına bakıldığında STR (Mukavemet) değerinin değişmediği, SCI (Eğrilebilirlik
İndeksinin) azaldığı görülmüştür.
186
Şekil 1. Pima Ham ve Yöre Ham Beyazlık (Berger) Değeri Kıyaslaması
Şekil 2. Pima Penye Şerit ve Yöre Penye Şerit Beyazlık (Berger) Değeri Kıyaslaması
Şekil 3. STR (Mukavemet) Değeri
Şekil 4. SCI (Eğrilebilirlik İndeks) Değeri
4.Değerlendirme
Sonuç olarak, renk testi sonuçlarına bakıldığında ozon kapasitesi ve süre arttıkça beyazlık
değerinin arttığı görülmüştür. HVI test sonuçlarına bakıldığında, hidrojenperoksit ağartma
sonucu liflerin mukavemeti çok sağlam iken ozonlama olmuş numunelerin ozon kapasitesi ve
süre arttıkça liflerde mukavemet değerinin hidrojenperoksite oranla bir miktar düştüğü
görülmüştür. Ozon kapasitesi ve süre arttıkça eğrilebilirlik indeksinin azaldığı,
hidrojenperoksit ağartma işlemi ile ozonlanmış liflerin kıyaslaması sonucunda kısa lif indeks
değerlerinin birbirine yakın olduğu görülmüştür. Ozonla yapılan denemeler sonucunda süre
arttıkça zemin renginin beyazlık değerlerinin artmasından dolayı renk farklılıklarının arttığı
görülmüştür.
5.Kaynaklar
[1] Öztürk, D. ve Eren, H.A., Tekstil Terbiyesinde Ozon Kullanımı, Uludağ Üniversitesi Mühendislik- Mimarlık
Fakültesi Dergisi, 2, 15, 37-51, 2010
187
İPLİK ÖN TERBİYE VE BOYAMA PROSESLERİNİN
BELİRLENMESİ
Gençer, Uğur
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Avşar Kampüsü,
Kahramanmaraş/TÜRKİYE
Özet
Çalışmada %100 pamuklu ipliklerin ozon gazı ile ağartılabilirliği ve boyama üzerine etkisi
incelenmiştir. Bu çalışmada farklı süre ve konsantrasyonlarda ozon gazının beyazlık üzerine
etkisi araştırılmıştır. Ozon gazı ile ağartma işleminden sonra ipliğin boyanabilirliği
incelenmiştir. Sonuç olarak konvansiyonel yönetme yakın beyazlık değerleri elde edilmiştir.
Konsantrasyon ve süre arttıkça beyazlık değerinin arttığı görülmüştür. Bazı denemelerde renk
farkı değerlerinin istenilen limitin altında olduğu görülmüştür. Zemin renginin renk üzerinde
etkili olduğu görülmüştür. İplik inceliği ve harmanı, ağartma ve boyama üzerinde farklı
etkiler göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: İplik, ozon, boyama
1.Giriş
Ağırlaşan rekabet koşulları üreticileri daha ucuza ve daha temiz ürün üretmeye itmektedir. Bu
koşullar altında firmaların hayatta kalmaları için gelişen teknolojiyi iyi takip ederek tekstile
uyarlamaları daha da önem kazanmaktadır [1]. Hem atık yükünün azaltılması ve kontrolü hem
de küresel ısınmanın önüne geçebilmek için bir çok uluslararası anlaşma ve protokoller zaman
içersinde devreye girmiş ve bu konuda yaptırımlar hedeflenmiştir [2].
Ozonla çalışma kimyasal madde kullanımı ve atık su yükünün azaltılmasının yanında soğukta
uygulandığı için terbiye proseslerinde kullanılan suyun ısıtılması sonucunda çevreye salınan
karbondioksit yükünün düşürülmesinde de önemli bir proses alternatifidir [3].
2.Materyal ve Metot
Bu çalışmada 4 farklı incelikte ve harmanda iplik kullanılmıştır. Ozonlama işlemi farklı
konsantrasyon (1 ve 3 ppm) ve sürede (15-30-45 dk) gerçekleştirilmiştir. Ozon gazı ile
ağartma işlemini kıyaslamak amacıyla konvansiyonel ağartma işlemi yapılmıştır. Ağartma
işleminden sonra laboratuar tipi HT boyama makinasında boyama işlemi gerçekleştirilmiştir.
Boyama işlemi C.I. Reaktive Black ile %1,5 konsantrasyonda, 40 gr/lt tuz ve 20 gr/lt soda
kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
3.Bulgular
Çalışma sonucunda ipliklerin beyazlık ve sarılık değerleri ölçülmüştür. İplikler ağartıldıktan
sonra boyama işlemleri yapılmıştır. Boyama sonrası numunelerin konvansiyonel yönteme ile
kıyaslanmıştır.
Şekil 1. Berger Sonuçları
188
Şekil 2. Sarılık Sonuçları
Şekil 3. ∆E Sonuçları
4.Değerlendirme
Çalışma sonucunda konvansiyonel yöntem ile elde edilen beyazlık değerlerine yakın sonuçlar
elde edilmiştir. Ozonlama süresinin ve konsantrasyonun beyazlık üzerinde etkili olduğu
görülmüştür. Konsantrasyon ve süre artıkça beyazlık değerleri de artmıştır. Boyama sonrası
numuneler konvansiyonel ağartma ile ağartılmış numune ile kıyaslanmıştır. Renk farkı
değerlerinin genel olarak yüksek çıktığı görülmüştür. Bazı denemelerde renk farkı
değerlerinin istenilen limitin altında olduğu görülmüştür. Zemin renginin renk üzerinde etkili
olduğu görülmüştür. İplik inceliği ve harmanı, ağartma ve boyama üzerinde farklı etkiler
göstermiştir.
5.Kaynaklar
[1] Perincek Dereli, S., Ozon, UV, Ultrason Teknolojileri ve Kombinasyonlarının Ön Terbiye İşlemlerine
Uygulanabilirliğinin Araştırılması. Yüksek Lisans Tezi. Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü. İzmir. S.3-38
(2006).
[2] Bahtiyari, M., İ., Çevre Dostu Yeni Yöntemlerin Tekstil Ön Terbiyesindeki Bazı Kullanım Alanlarının
Araştırılması, Doktora Tezi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Ege Üniversitesi, Bornova-İzmir, s. 19-49 (2009).
[3] Uysal, P., Ozonun Polilaktik Asit (PLA) Liflerine Etkisi ve PLA Terbiyesinde Ozon Kullanımı, Yüksek
Lisans Tezi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Uludağ Üniversitesi, Bursa, s. 20-36
189
P(AN-ko-VAc)/Ag KOMPOZİT NANOLİF MORFOLOJİK
ÖZELLİKLERİ
Suat Çetiner1, Beyda Taşcı2, Mustafa Dolaz3
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
2
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
3
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
1
Özet
Bu çalışmada, yapısında belirli oranlarda gümüş nanopartikülleri içeren Poli(akrilonitril-kovinil asetat) [P(AN-ko-VAc)] kompozit nanolifleri üretimiş; morfolojik özellikleri taramalı ve
geçirimli elektron mikroskobu ile araştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Dielektrik, PAN, gümüş nanopartikül, nanolif
1.Giriş
Günümüzde polimerik nanolifler içerisinde dağılmış metal nanopartiküllerini hazırlama [1];
bu tür nanokompozitlerin metal nanopartiküllerden gelen eşsiz özellikleri (örneğin; kuantum
boyut etkisi ve yüzeydeki atomların daha içteki atomlara göre yüksek oranı vb) [2] ile polimer
nanoliflerin dikkat çekici özelliklerini (örneğin; yüksek spesifik yüzey alanı, diğer materyaller
içerisinde yüksek penetrasyon kabiliyeti vb) [3] kombine etmek açısından büyük önem
kazanmıştır. Herhangi bir polimer film içerisinde oluşturulan metal nanopartiküller arasında,
gümüş nanopartikülleri yüksek elektriksel iletkenlik, optik özellikler ve antibakteriyel aktivite
özellikleri göstermesinden dolayı dikkat çekicidir [4].
2.Materyal ve Metot
Bu çalışmada, ticari P(AN-ko-VAc)-Ag kompozit nanolifleri elektro çekim yöntemi ile
üretilmiş ve morfolojik özellikleri araştırılmıştır. Çözücü olarak DMF, gümüş nitrat (AgNO3)
ve indirgeyici ajan olarak hidrazin hidroksit kullanılmıştır. Kimyasal maddeler Sigma Aldrich
firmasından temin edilmiştir. Nanolif üretimi elektro çekim yöntemi ile gerçekleştirilmiştir.
3.Bulgular
Yapısında kütlece %30 oranında gümüş iyonu içeren P(AN-ko-VAc) homojen çözeltisinin
oda sıcaklığı koşullarında bekletilerek belirli zaman dilimlerinde meydana gelen renk
değişimleri Şekil 1 de gösterilmiştir.
Şekil 1. Gümüş iyonu içeren P(AN-ko-VAc) homojen çözeltisinin oda sıcaklığında bekletilmesiyle gözlenen
renk değişimleri (a. 1 saat, b. 4 saat, c. 12 saat, d. 24 saat)
Zamana bağlı olarak DMF etkisiyle gümüş iyonları indirgenerek çözeltide gümüş
nanopartikülleri oluşturulmuştur (Şekil 1).
190
Şekil 2. Yapısında gümüş NP içeren P(AN-ko-VAc)-Ag kompozit nanoliflerin SEM görüntüleri (a. P(AN-koVAc), b. %30 gümüş NP).
Şekil 3. Yapısında %30 oranında gümüş NP içeren P(AN-ko-VAc)-Ag kompozit nanoliflerin TEM görüntüleri
(a. P(AN-ko-VAc), b. %30 gümüş NP).
Şekil 2 ve Şekil 3 incelendiğinde, P(AN-ko-VAc) nin oldukça düzgün bir yüzey yapısına
sahip olduğu; P(AN-ko-VAc)-Ag kompozit nanoliflerinin ise yüzeyinde küresel gümüş
nanopartiküllerin homojen dağıldığı ve ortalama çaplarının 5-10 nm arasında olduğu tespit
edilmiştir.
4.Değerlendirme
SEM ve TEM analizi sonucu, P(AN-ko-VAc) nanolifinin ortalama 300 nm çaplı oldukça
düzgün bir yüzey yapısına sahip olduğu; P(AN-ko-VAc)-Ag kompozit nanoliflerinin ise
üzerinde belirli boyutlarda ve homojen dağılım gösteren gümüş NP içerdiği tespit edilmiştir.
Üretilen P(AN-ko-VAc)-Ag kompozit nanolifleri belirli frekans aralığında iyi elektriksel
özellikler gösterdiği takdirde kapasitör uygulamalarında tercih edilebilir.
Teşekkür
Bu çalışma TÜBİTAK tarafından (Proje No:112M562) desteklenmiştir.
5.Kaynaklar
[1] Okamoto M., Morita S., Taguchi H., Kim Y.H., Kotaka T., Tateyama H., Synthesis and structure of smectic
clay/poly(methyl methacrylate) and clay/polystyrene nanocomposites via in situ intercalative polymerization,
Polymer, 41,3887-90, (2000).
[2] Niu Y.H., Crooks R.M., Dendrimer-encapsulated metal nanoparticles and their applications to catalysis,
Comptes Rendus Chimie, 6, 1049-59, (2003).
[3] Huang Z.M., Zhang Y.Z., A review on polymer nanofibers by electrospinning and their applications in
nanocomposites, Composites Science and Technology, 63, 2223–53, (2003).
[4] Miranda M.M., Neto N., Surface-enhanced Raman scattering of π-conjugated “push–pull” molecules: Part I.
p-Nitroaniline adsorbed on silver nanoparticles , Colloids and Surfaces. A, Physicochemical and Engineering
Aspects, 249, 79-84, (2004).
191
KÜTLÜ PAMUK TEMİZLEME SİSTEMİ TASARIMI VE
LİF PAMUK TEMİZLEME, SINIFLANDIRMA VE
AMBALAJLAMA SİSTEMİ TASARIMI
Korkmaz, Yasemin1, Özel, Erkan2
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü,
Kahramanmaraş, Türkiye
2
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Pamuk Eksperliği Anabilim Dalı,
Kahramanmaraş, Türkiye
1
Özet
Bu projeyle; kütlü pamukların hasadıyla başlayan süreçte, lif pamuğun temizlenmesi, rengine
göre sınıflandırılması ve standart ağırlıklarda ambalajlanarak balyalanması aşamaları, tek bir
makine sistemiyle gerçekleştirilecektir. Böylece iplik fabrikalarına temizlenmiş ve standardize
edilmiş ham madde sunulmasıyla, kaliteli ve istenilen özelliklerde iplik imalatı yapılacak,
kontaminasyon nedeniyle yaşanılan sorunlar ve ürün kayıpları önlenebilecek ve kalite de
süreklilik sağlanmış olunacaktır.
Anahtar Kelimeler: Pamuk, Kirlilik, Temizleme, Sınıflandırma, Makine.
1.Giriş
Pamuğun fiyatı; rengi, lif uzunluğu, mukavemeti (dayanıklılığı) ve en önemlisi
kontaminasyon (yabancı madde, kirlilik) oranı dikkate alınarak belirlenir. Pamuk sektörünün
en önemli sorunlarından biri, kontaminasyon (kirlilik) sorunudur. Kirlenme (kontaminasyon);
kütlü pamukların toplanması, taşınması, muhafazası ve depolanması esnasında pamuk
bitkisine ait yaprak, yaprak sapı, kabuk parçaları, çiçek, sap kırıntıları gibi bitkiye ait kırıntılar
ve tozlar haricinde kalan başka maddelerin elyafa bulaşmasıdır. Buradaki yabancı maddeler,
pamuk lifinde pamuğun (elyaf veya kütlü) kendisi dışındaki tüm maddeler yabancı madde
olarak adlandırılır.
2.Materyal ve Metot
2.1 Kütlü Pamuk Temizleme Sistemi Tasarımı
Kütlü pamukların toplanması, taşınması, muhafazası ve depolanması esnasında pamuk
bitkisine ait yaprak, yaprak sapı, kabuk parçaları, çiçek, sap kırıntıları gibi bitkiye ait kırıntılar
ve tozlar, naylon, ip gibi maddelerin temizlenerek asgariye indirilmesi, kütlü pamuğun
rengine göre sınıflandırılması, rutubeti yüksek olan pamuğun ayrılması ve pamuğun
havalandırılmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
Şekil.1-Kütlü pamuk temizleme sisteminin çalışma prensibi
192
2.2 Lif Pamuk Temizleme, Sınıflandırma ve Ambalajlama Sistemi Tasarımı
Kütlü pamuğun çırçırlanması sonrası elde edilen lifin, ambalajlamadan önce son temizliğinin
yapılması, rutubetinin %8,5 civarında tutulması, rengine uygun olarak beyaz, benekli ve
renkli olarak sınıflandırılması, lif karakter özelliklerinin tespiti için alınacak numunenin
ambalajlanma aşamasında otomatik alınması, ambalajlamada standart ambalajın sağlanması
ve makine çıkışında balyanın ilk barkodlanmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
Şekil.2- Lif pamuk temizleme, sınıflandırma ve ambalajlama sisteminin çalışma prensibi
3.Bulgular
Kütlü pamuk ve lif pamukta kurulacak bu makine sistemleriyle; kütlü pamuğun toplanması
sırasında gübre çuvallarının kullanılması ve bu çuvallardan kütlüye geçen her türlü naylon,
plastik, polipropilen gibi malzemelerin temizlenmesi, pamuktaki kontaminasyon oranı
azalacağından pamuğun daha iyi fiyatla satılabilmesi, pamukta kirliliğin azaltılması ile iç
pazarda ve ihracattaki gelir kaybının azaltılması, üretici, çırçır fabrikası ve iplik fabrikası
ayaklarında üretim ve imalat kalitesinin yükseltilmesi, sentetik iplerle balyaların kapaklarını
dikmek veya bağlamak için kullanılan iplerin kontaminasyonunun önlenmesi, balya içesinde
naylon gibi maddelerin kullanılmasının önlenmesi, barkodlu etiketleme sayesinde pamuk
balyalarındaki boyaların pamuğa bulaşmasının önlenmesi, balya ambalajlarından numune
alımı işlemleri ambalajlanmadan önce yapılacağından, ambalajların daha sonradan yırtılması,
bozulması gibi sorunların ortadan kaldırılması sağlanacaktır.
4.Değerlendirme
Tekstil sektörüne kaliteli Türk pamuğu arz edilmesi ve kalitede sürekliliğin sağlanması ile
kaliteli iplik ve kaliteli kumaş elde edilmesi gerçekleştirilecektir.
5.Kaynaklar
Anonim, 2007,Tekstil, Deri ve Giyim Sanayii, Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Devlet Planlama Teşkilatı, 2007,
Ankara
Anonim, 2007, Pamuk Mekanizasyonu ve Çırçır Makineleri, TKB, Adana Zirai Üretim İşletmesi ve personel
Eğitim Merkezi Müdürlüğü, 2007, Adana
Anonim, 2012, 2012 Yılı Pamuk Raporu, Gümrük Ve Ticaret Bakanlığı Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü,
Ankara, 2013
Mert,M.,Çopur,O.,2008,
Lif
Bitkilerinin
Üretiminin
Artırılması
Olanakları,
ww.zmo.org.tr/resimler/ekler/f810ebd27f4dbcf_ek.pdf, Aralık, 2012
Sabır,C., Güzel, G., 2010, Türkiye’de ve Dünyada Pamuğun Balyalama Standardizasyonu: Genel Bakış ve Son
Durum, Ç.Ü.MÜH.MİM.FAK.DERGİSİ, Haziran-Aralık 2010, Adana
193
TRAKTÖRE BİNDİRİLİR TİPTE KÜTLÜ PAMUK
TOPLAMA MAKİNESİ TASARIMI
Korkmaz, Yasemin1, Özel, Erkan2
1
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü,
Kahramanmaraş, Türkiye
2
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Pamuk Eksperliği Anabilim Dalı,
Kahramanmaraş, Türkiye
Özet
Pamuk üretiminde hasat, bitkinin pazar değeri olan kısımlarının uygun yöntemlerle
toplanması ve tarladan kaldırılması anlamına gelen üretiminin son basamağıdır. Pamukların
makineli hasadında, günde 400-500 işçinin elle topladığı miktarda pamuğu toplayabilmesi
(40-50 ton), yağmur vb. olumsuz hava koşullarından etkilenme ihtimalinin azaltılarak erken
hasada imkân tanınması, elle toplanan istenmeyen yabancı maddelerin makineli hasatla
pamuğa karışma ihtimalinin azaltılması, elle toplama maliyetinin çok altında maliyetlerde
hasatın yapılması gibi çok önemli avantajları bulunmaktadır.
Bu projede; ilk etapta traktöre bindirilir tipte, basit yapılı, her üreticinin alabileceği fiyat
maliyetlerinde, her türlü arazi koşullarında çalışabilen, iş genişliği ve sıra arası mesafelere
göre ayarlanabilen, yerli imalat kütlü pamuk hasat makinesi tasarımının yapılması
planlanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Yerli İmalat Pamuk Toplama Makinesi
1.Giriş
Tekstil ve tarım sektörümüz için değerli ve stratejik bir hammadde olan kütlü pamuğun
makineli hasadı, son yıllarda ülkemizde hızla artmaktadır. Fakat hasatta kullanılan
makinelerin ithal edilmesi ve bu makinelerin fiyatlarının ise 100 bin ile 350 bin dolar arasında
olduğu düşünüldüğünde, hem ülkemiz ekonomisine hem de üreticiye büyük maliyet yüklediği
açık ve net bir şekilde görülmektedir.
Bu projede; gerek ülkemiz kaynaklarının yurtdışına gitmemesi, gerekse üreticilerimizin düşük
maliyetli makineye sahip olabilmesi bakımından, Türkiye’de üretimi yapılan, çiftçimizin
tercih edeceği, tüm arazi koşullarında rahatlıkla kullanılabilen, basit yapılı, olgunlaşmış
pamukları yere dökmeden toplayabilen, kütlü pamuğa zarar vermeyen ve kütlü pamuk
içerisindeki çepel oranını düşük olarak hasat yapabilen, yerli imalat kütlü pamuk toplama
makinesinin tasarımı ve prototipinin yapılarak, hasat mevsiminde gerçek performansının
ortaya konulması hedeflenmektedir.
2.Materyal ve Metot
Tasarımı yapılacak traktöre bindirilir tipte mekanik-pnömatik pamuk hasat makinasının, temel
tasarım parametrelerinin oluşturulması için laboratuvar ortamında ve performans belirleme
çalışmalarını oluşturan tarla denemelerinde, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yetiştiriciliği
yaygın olarak yapılan, 5 farklı bölgede 5 farklı çeşit pamuk kullanılacaktır. Tasarlanan
makinenin, her türlü koşullarda ve pamuk çeşiti özelliklerine göre çalışması belirlenecektir.
Prototip imalatı yapılacak pamuk toplama makinesi, aşağıdaki Şekil 1’de verildiği üzere,
Kütlü deposu ve boşaltma düzeneği, ayırıcılar, basınç kaynağı (fan), tekerlek düzenekleri,
kütlü taşıcı borular, ön temizleme düzeneği, güç iletim düzenekleri, makine ana çatısı,
194
toplama düzenekleri, sensörler ve traktöre montaj düzeneği olmak üzere 11 ana organdan
oluşması planlanmaktadır.
Şekil 1. Tasarımı planlanan pamuk hasat makinesi prototipi
3.Bulgular
Ülkemizde, pamuk üretimiyle uğraşan büyük-küçük tüm çiftçilerimizin kolaylıkla sahip
olabileceği ve kullanabileceği, her türlü koşulda kolaylıkla çalışabilen, basit yapılı ve düşük
maliyette bir pamuk toplama makinesinin tasarımı ve projelendirilmesi ile yerli imalat tarım
makineleri sanayisine yenilik katılması amaçlanmaktadır.
Çizelge 1. İthal ve yerli imalat makinelerin karşılaştırılması
Makine tipi
Ünite Sayısı
Maliyeti(000 Dolar)
İthal Makine-1
4-5-6
250-400
İthal Makine-2
2
100-150
Yerli İmalat-1
2
85-100
Yerli
İmalat-22
50
Tasarlanacak
Makine
Kullanım
Bağlantı
Kendi Yürür
Kolay
Kolay
Kolay
Traktör
Traktör
Traktör
4.Değerlendirme
Bu proje; ülkemiz kaynaklarının yurtdışına gitmemesi, pamuk üreticilerimizin düşük maliyetli
yerli imalat makineye sahip olabilmesi, yerli makine sanayinin geliştirilmesi ve desteklenmesi
açısından ilgili sektörlere büyük fayda sağlayabilecektir.
5.Kaynaklar
Anonim, 2007, Pamuk Mekanizasyonu ve Çırçır Makineleri, TKB, Adana Zirai Üretim İşletmesi ve personel
Eğitim Merkezi Müdürlüğü, 2007, Adana
Anonim, Tarım Makineleri için Mühendislik El kitabı, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Eylül 2004,
İstanbul
Anonim, 2012, 2012 Yılı Pamuk Raporu, Gümrük Ve Ticaret Bakanlığı Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü,
Ankara, 2013
Isık, A. ve Sabancı, A. 1988. Pamuk hasat makinaları ve çalısma esasları, III. Ulusal Makina Teorisi
Sempozyumu Bildiri Kitabı. 424 -433.
Kılıçkan, A. 2007. Pamuk hasat mekanizasyonunda uygulamalar, Doktora Semineri, Ankara Üniversitesi, Fen
Bilimleri Enstitüsü, 47 s., Ankara.
Kılıçkan , A. 2008. Pnömatik Bir Pamuk Hasat Makinası Tasarımı, Doktora Tezi, Ankara, 2008
Oğlakçı, M. 2012. Pamuk Bitkisel Yapısı, Yetiştirilmesi, Islahı ve Lif Teknolojisi, 2012, Kahramanmaraş
Ören, M. Ve Yasar, B. 2003. Türkiye’de pamuk hasat makinasının kullanımı, Türkiye VI. Tarım ekonomisi
Kongresi (16-18 Eylül 2004), Tokat. Tuncer, 6. K. ve Işık, A. 1999. Makinalı pamuk hasadı ve Türkiye’deki
gelişmeler. Türk Dünyasında Pamuk Tarımı Lif Teknolojisi ve Tekstil I. Sempozyumu, Bildiri Kitabı, s., 209
Kahramanmaraş.
195
TEKSTİL TERBİYESİNDE BURUŞMAZLIK BİTİM
İŞLEMLERİNİN UYGULANMASI
Küçük, Demet
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Avşar Kampüsü,
Kahramanmaraş/TÜRKİYE
Özet
Bu çalışmada, iki farklı harmanda, iki farklı reçine kullanılarak (az formaldehit içeren/sıfır
formaldehit içeren), yüksek yardımcı kimyasal ve düşük yardımcı kimyasal (makrosilikon ve
polietilen) kullanılarak, dört farklı örgü yapısında buruşmazlık bitim işlemi varyasyonları
(buruşmazlık, katlama-geri dönüşüm açısı, eğilme dayanımı, kopma dayanımı, yırtılma
mukavemeti) incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Kumaş,Apre, Buruşmazlık
1.Giriş
Buruşmazlık bitim işlemi buruşma direncini geliştirmek için yapılan kimyasal bir prosestir
(Kittinaovarut, 1998). Buruşmazlık işlemiyle, istenilen derecede buruşmayan, biçimini
koruyabilen, çekmeyen ve pillinglenmeye karşı olan isteği azaltılmış tekstil mamulleri elde
etmek amaçlanmaktadır. Buruşmazlık işlemi yapay ve doğal selüloz esaslı liflerden ve
sentetiklerle karışımlarından elde edilen mamullere uygulanmaktadır (Gürsakal, 2003).
2. Materyal ve Metot
Çalışmada Giza – 86 (A) ve Ege harmanı (B) olmak üzere iki farklı pamuk kullanılarak
KİPAŞ A.Ş.’de iplik üretimi yapılmıştır. Bu çalışmada, buruşmazlık bitim işlemlerinde
kullanılan reçinelerin kimyasal yapısının kullanım miktarının ve reçetede kullanılan yardımcı
kimyasalların kumaşın bazı seçilen performans kriterleri üzerinde etkisi incelenmiştir. Bu
bağlamda iki tip buruşmazlık kimyasalı seçilmiş ve polietilen/makrosilikon yüksek-düşük
derişimde olmak üzere iki tip seçilmiştir. Aynı zamanda kullanılan reçinede düşük-ortayüksek olmak üzere 3 farklı seviyede çalışılmıştır.
3. Bulgular
Grafikler incelendiğinde genelleme yapacak olursak bütün tiplerde buruşmazlık test sonucu
açısından reçinelerin herhangi bir etkisinin olmadığı görülmektedir.
Şekil 1. Tip 1 İçin Buruşmazlık Sonuçları
Şekil 2. Tip 2 İçin Buruşmazlık Sonuçları
Şekil 3. Tip 3 İçin Buruşmazlık Sonuçları
Şekil 4. Tip 4 İçin Buruşmazlık Sonuçları
196
Şekil 5. Tip 5 İçin Buruşmazlık Sonuçları
Şekil 6. Tip 6 İçin Buruşmazlık Sonuçları
Şekil 7. Tip 7 İçin Buruşmazlık Sonuçları
Şekil 8. Tip 8 İçin Buruşmazlık Sonuçları
4.Değerlendirme
Sonuç olarak 8 tip kumaşa uygulanan 2 farklı buruşmazlık apresinin uygulanmasında
yardımcı kimyasallar kullanılmadan uygulamalar yapılmalı ve reçine farklılıkları açısından
mukavemete bağlı sonuçlar değerlendirilmelidir. Çünkü test sonuçlarında literatürde yer
almayan anlamsız kopma dayanımı değerleri çıkmıştır.
5.Kaynaklar
Kittinaovarut, S., 1998, polymerization-crosslinking fabricfinishing, withpad-drycure, usingnonformaldehyde
BTCA/IA/AA combinationstoimpartdurablepressproperties in cottonfabric, Faculty Of The Virginia
PolytechnicInstituteandStateUniversity, 175s.
Gürsakal., S., 2003, Buruşmazlık Bitim İşlemindeki Yenilikler Üzerine Bir Araştırma, Ege Üniversitesi
Kütüphanesi, İzmir, 53s.
197
GRAMAJ VE İPLİK CİNSİNİN PAMUKLU SÜPREM
KUMAŞLARDA MAY DÖNMESİNE ETKİSİ
Yener, Ayşe, Korkmaz, Yasemin
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
Özet
Bu araştırmada yuvarlak örme makinelerinde üretilen süprem örme kumaşlarda iplik cinsi ve
kumaş metrekare ağırlıklarının may dönmesine olan etkileri deneysel olarak incelenmiştir. Bu
amaçla, 15” 28E 48 sistemli yuvarlak örme makinesinde; %100 pamuk (30 Ne) open-end,
penye S büküm, karde Z büküm ve penye Z büküm cinsinde iplikler kullanılarak 100 g/m²,
120 g/m² ve 133 g/m² ağırlıkta süprem kumaşlar üretilmiştir. Kumaş numunelerinin kuru
relakse, yaş relakse ve yıkama relaksesi aşamalarında göstermiş oldukları may dönmesi
değerleri giysi örnekleme metoduna göre incelenmiştir. Araştırmada kullanılan iplikler
arasında yapılan ölçümler sonucunda may dönmesi küçükten büyüğe doğru open-end, penye
S büküm, karde Z büküm ve penye Z büküm şeklindedir. Kumaşın metrekare ağırlığı arttıkça
may dönmesi değerinin azaldığı ve en yüksek may dönmesi değerlerinin ise yıkama relaksesi
işleminde olduğu bulunmuştur.
Anahtar Kelimeler: Süprem örme, relakse işlemleri, may dönmesi.
1.Giriş
Örme kumaştaki dönme derecesinin değeri, kullanılan liflerin çeşidine bağlıdır. Farklı lifler
farklı modüllere (mukavemet, eğilme ve kesme), ve farklı kesit yapılarına sahiptirler. Bu
durumda sentetik elyafla örülen kumaşlarda rastlanılan may dönmesinin pamuk, yün gibi
doğal elyafla üretilen kumaşlara göre daha düşük olduğu bildirilmiştir. Çünkü ştapel iplik
eğirme işlemlerinden kaynaklanan gerilimler tekstüre edilmiş filament liflere kıyasla daha
fazla may dönmesine zemin hazırlamaktadırlar.
Şekil 1.Örme dönmesi
Bu çalışmanın amacı süprem yuvarlak örme kumaşlarda may dönmesine iplik cinsi ve kumaş
metrekare ağırlıklarının etkilerinin deneysel olarak incelenmesidir. Literatürde makine dönüş
yönü, inceliği, çapı ve relakse işlemlerinin may dönmesine etkilerinin incelenmiş olduğu
mevcuttur. Ancak dört farklı iplik cinsi ile üç farklı gramajda ve boyama sonrası relakse
işlemleriyle on bir farklı noktada ölçümün gerçekleştirildiği bir çalışma bulunamamıştır. Bu
nedenle iplik cinsi ve kumaş metrekare ağırlıkları bu çalışmada ana faktör olarak kabul
edilmiş ve etkileri araştırılmıştır.
2.Materyal Ve Metot
Araştırmada iplik cinsinin may dönmesine etkisini incelemek amacıyla kullanılan % 100
pamuk ipliklerinin (30 Ne) özellikleri Tablo 1`de belirtilmiştir.
198
Tablo.1 Giysi Örnekleme Metoduna Göre May Dönmesi Değerinin Belirlenmesi
İplik Özellikleri
Numara (Ne)
Numara Varyasyonu (CV%)
Büküm Miktarı (T/m) ve Yönü
Büküm Katsayısı (αe)
Düzgünsüzlük (U%)
Standart
30± 1,5%
1.6 max
809± 5%
3.75± 5%
Open-End
29,7
0,69
800
3,74
11,76
Penye S
29,98
1,41
835 "S"
3,7
9,52
Karde Z
29,8
1,3
841 "Z"
3,75
11,68
Penye Z
29,6
1,17
826 "Z"
3,72
9,7
Çalışmada normal yıkama koşullarındaki boyut değişmesinin tayini için ev tipi yıkama
makinesi kullanılmıştır. Yıkama testi için deney numunesi 60 cm eninde ve boyunda
kesilerek, kondüsyonlandıktan sonra gerilimsiz olarak enden ve boydan 50’şer cm
işaretlenmiştir. İşaretler renkli iplikle dikilerek yıkama sırasında işaretlerin kaybolması
önlenir. Yıkamadan sonra kumaş uygun bir yöntemle kurutulup ütülenmiştir. Tekrar ölçülerek
bu değerler önceki değerlerle karşılaştırılacak ve formül ile çekme yüzdeleri belirlenmiştir.
İstatistik Analiz Metotları
Giysi örnekleme metoduna göre ölçülen ve hesaplanan may dönmesi değerlerinin istatistiksel
analizinde SAS istatistik paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel analiz, 4 iplik ceşidi ve 3
farklı kumaş metrekare ağırlığından oluşan 2 bağımsız parametrenin 4x2 faktoriyel varyans
analiz(ANOVA) yöntemine göre yapılmıştır.
4.Bulgular
Süprem kumaşlarda may dönmesine iplik cinsi ve kumaş metrekare ağırlığı faktörlerinin
etkileri incelenmiştir. Kullanılan numunelerin üretiminde dönüş yönü, pus ve makine inceliği
eşit olan ve saat yönünde dönen makine tercih edilmiştir. Numune üretimlerinde %100 pamuk
(30 Ne) open-end, karde Z büküm, penye S büküm ve penye Z büküm cinsinde iplikler
kullanılarak, 100 g/m², 120 g/m² ve 133 g/m² ağırlıkta süprem kumaşlar üretilmiştir. giysi
örnekleme metoduna göre farklı relakse aşamalarında ölçülüp analiz edilmiştir. Dört farklı
iplik cinsinde ve üç farklı gramajda üretilen süprem numunelerinde ölçülen dönme açısı
değerlerinin ANOVA sonuçları Tablo 1`de gösterilmektedir.
5.Değerlendirme
Süprem kumaşlarda iplik cinsi ve kumaş metrekare ağırlığı faktörlerinin may dönmesine
etkilerinin deneysel olarak incelenmesi sonucunda bu ana faktörlerin may dönmesi üzerinde
istatistiki öneme sahip etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmada kullanılan iplikler
arasında yapılan ölçümler sonucunda may dönmesi saat ibresi yönünde dönen makinelerde
küçükten büyüğe doğru OE, penye S büküm, karde Z büküm ve penye Z büküm şeklindedir.
Kuru, yaş ve yıkama relaksesinde de aynı sonuçlar oluşmaktadır. Bu nedenle örme
kumaşlarda OE ve karde ipliklerin kullanılması may dönmesi değerini azaltarak kumaş
kalitesini olumlu yönde etkileyecektir ve Z bükümlü ipliklerin saat ibresi veya tersi yönlü
makinelerde sıralı olarak kullanılması dönme yönleri farklı olduğu için may dönmesini
199
azaltacak bir yöntemdir. Kumaş metrekare ağırlıklarının may dönmesi üzerinde önemli
etkileri olduğu tespit edilmiştir. Birim alana düşen ilmek sayısı azaldıkça ilmeği oluşturan
iplikler dönmek için daha fazla alan bulmakta ve kumaşın relakse hale gelmesi ile may
dönmesi oluşmaktadır. May dönmesi değerinin azaltılması için daha yüksek gramajda kumaş
üretilmesi etkili bir yöntemdir.
200
ÖRME KUMAŞLARDA MAY DÖNMESİNİN ÇEŞİTLİ
ÖLÇÜM METOTLARI İLE İNCELENMESİ
Yener, Ayşe, Korkmaz, Yasemin
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
1
Özet
Bu araştırmada süprem yuvarlak örme kumaşlarda may dönmesine iplik cinsi faktörlerinin
etkileri deneysel olarak farklı may dönmesi ölçüm yöntemleri ile incelenmiştir. Bu çalışmada,
15” 28E 48 sistemli çift furnisör sıralı yuvarlak örme makinesinde; %100 pamuk (30 Ne)
open-end, karde Z büküm ve penye Z büküm cinsinde iplikler kullanılarak eşit metrekare
ağırlıkta süprem kumaşlar üretilmiştir. Kumaş numunelerinin ham ve boya-terbiye işlemleri
sonrasında kuru relakse, yaş relakse ve yıkama relaksesi aşamalarında göstermiş oldukları
may dönmesi incelenerek relakse işlemlerinin may dönmesine etkileri irdelenmiştir.
Araştırmada açısal, köşegenel, giysi örnekleme olmak üzere üç farklı metotla may dönmeleri
ölçümü yapılmış ve işletmelerde uygulama kolaylığı ve sonuca ulaşmada etkinliği
incelenmiştir. Araştırmada kullanılan iplikler arasında yapılan ölçümler sonucunda may
dönmesi küçükten büyüğe doğru open-end, karde Z büküm ve penye Z büküm şeklindedir.
May dönmesinin ölçülmesinde açısal, köşegenel, ve giysi örnekleme metotlarının kullanıldığı
çalışmada, işletme ortamında en hızlı ve en doğru sonuca ulaştıracak olan yöntemin giysi
örnekleme metodu olduğu saptanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Süprem örme, may dönmesi ölçüm yöntemleri, relakse işlemleri, may
dönmesi.
1.Giriş
Örme kumaşı oluşturan ilmek yapıları kumaşın esneme ve geri toplanma davranışlarında
önemli rol oynar. Ancak avantaj gibi görünen bu durum üreticiyi ve nihai tüketiciyi özellikle
süprem kumaşlarda may dönmesi olarak isimlendirilen problemle karşı karşıya bırakmaktadır.
Böyle bir çalışmanın amacı süprem kumaşlarda iplik cinsininrelakse işlemleri sürecinde may
dönmesine etkileri deneysel olarak farklımay dönmesi ölçüm yöntemleri ile incelenmesidir.
Literaturde may dönmesi ölçüm yöntemlerinin işletmelerde uygulama kolaylığı ve etkin
sonuca ulaşılması etkisi konusunda bir araştırma bulunamamıştır. Bu nedenle açısal,
köşegenel ve giysi örnekleme olmak üzere may dönmesinde kullanılan üç farklı ölçüm
yöntemi iplik cinsi ile birlikte bu çalışmada ana faktör olarak kabul edilmiş ve etkileri
araştırılmıştır. Çalışmada %100 pamuk (30 Ne) open-end, karde Z büküm ve penye Z büküm
cinsinde iplikler kullanılarak eşit metrekare ağırlıkta süprem kumaşlar üretilmiştir. Numune
üretimlerinde farklı karakterde ipliklerin dönme eğilimleri incelenmiştir.
Şekil 1.Örme dönmesi
2.Materyal Ve Metot
Araştırmada iplik cinsinin may dönmesine etkisini incelemek amacıyla kullanılan % 100
pamuk ipliklerinin (30 Ne) ve makinenin özellikleri Tablo 1`de belirtilmiştir.
201
Tablo 1. Giysi Örnekleme Metoduna Göre May Dönmesi Değerinin Belirlenmesi
İplik Özellikleri
Numara (Ne)
Numara Varyasyonu (CV%)
Büküm Miktarı (T/m) ve Yönü
Büküm Katsayısı (αe)
Düzgünsüzlük (U%)
Standart
30± 1,5%
1.6 max
809± 5%
3.75± 5%
Open-End
29,7
0,69
800
3,74
11,76
Penye S
29,98
1,41
835 "S"
3,7
9,52
Karde Z
29,8
1,3
841 "Z"
3,75
11,68
Penye Z
29,6
1,17
826 "Z"
3,72
9,7
Tekstil materyalinin, özellikle kumaşın ısı, nem, su, temizleme işlemlerinin etkisiyle eninin
veya boyunun ya da her ikisinin birden kısalması olayına çekme adı verilir. Kumaşın yıkama
sonunda renk, görünüm ve özellikle boyutsal değişimlerinin tayini için gereklidir.Çalışmada
normal yıkama koşullarındaki boyut değişmesinin tayini için ev tipi yıkama makinesi
kullanılmıştır. Yıkama testi için deney numunesi 60 cm eninde ve boyunda kesilerek,
kondüsyonlandıktan sonra gerilimsiz olarak enden ve boydan 50’şer cm işaretlenmiştir.
İşaretler renkli iplikle dikilerek yıkama sırasında işaretlerin kaybolması önlenir. Yıkamadan
sonra kumaş uygun bir yöntemle kurutulup ütülenmiştir. Tekrar ölçülerek bulunan değerler
önceki değerlerle karşılaştırılacak ve formül ile çekme yüzdeleri belirlenmiştir. Her relakse
işlem basamağında 5 er kez numune alınarak ortalamaları dönme değeri olarak belirtilmiştir.

Köşegenel Metot
Numunelere yıkama ve kurutma işlemi uygulandıktan sonra % dönme miktarı X(% Dönme
Miktarı)(formül 2)=100x(AA’+DD’)/(AB+CD) formülünden hesaplanmıştır.

Açısal Ölçüm Metodu
Bu metotta kumaş numunelerinin yüzeyine, açıölçer ilmek sıralarına paralel olacak şekilde
yerleştirilerek, ilmek çubuklarının 90º’lik açıdan sapma miktarları ölçülecektir. Her bir
numunede 10’ar adet ölçüm yapılacaktır. Bu metoda göre belirlenen değerler % dönme
miktarı olarak S=α-β/α*100 (formül 3) ifadesinden hesaplanacaktır. Burada S: Her bir işlem
sonrası % dönme değişimi, α: Asıl dönme açısı,β: Her bir işlem sonrası dönme açısıdır.
4.Değerlendirme
Bu araştırmada süprem yuvarlak örme kumaşlarda may dönmesine iplik cinsi faktörlerinin
etkileri deneysel olarak farklı may dönmesi ölçüm yöntemleri ile incelenmesi sonucunda bu
ana faktörlerin may dönmesi üzerinde istatistiki öneme sahip etkilerinin olduğu ortaya
çıkmıştır.
Araştırmada kullanılan iplikler arasında yapılan ölçümler sonucunda may dönmesi saat ibresi
yönünde dönen makinelerde küçükten büyüğe doğru OE, karde Z büküm ve penye Z büküm
şeklindedir. Kuru, yaş ve yıkama relaksesinde de aynı sonuçlar oluşmaktadır. Bu nedenle
örme kumaşlarda OE ve karde ipliklerin kullanılması may dönmesi değerini azaltarak kumaş
kalitesini olumlu yönde etkileyecektir.
5.Kaynaklar
1.Yener A.; Korkmaz Y.; İplik Tipi Ve İplik Sevk Sisteminin %100Pamuklu Süprem Kumaşlarda May
Dönmesine Etkisi; Tekstil ve Mühendis; Ekim 2011.
2.Mezarcıöz S.; Oğulata R.; Farklı İpliklerden Üretilen Süprem Kumaşlarda May Dönmesi Değerlerinin
İncelenmesi; Ç.Ü. Müh. Mim. Fak. Dergisi; Aralık 2009.
3. Bhavan M.; Marg B.; Determination Of Spirality After Laundering. Percentage Of Wale Spirality Change In
Knitted Garments; Bureau of Indian Standards; Temmuz 2009.
202
PROJE
ÖNERİLERİ
203
GİNSENG VE LAVANTA ÖZLÜ MİKROKAPSÜL YÜKLÜ
KUMAŞ
Saltik, Derya1, Özyazgan, Vedat2, Çirkin, Ahmet3
1
İstanbul Aydin Üniversitesi, 2istanbul Aydin Üniversitesi, 3 İstanbul Aydin Üniversitesi
Özet
Ginseng, stres ve kas ağrılarını azaltmaya yarayan özelliği ile bilinen bir bitkidir. Lavanta da
rahatlatma ve sakinleştirme özelliğine sahip bir bitkidir. Ginseng ve lavanta özlü mikrokapsül
yüklü kumaş yüzeyi ile vücut temas ettiğinde rahatlık ve sakinlik vermesi mümkündür. Bu
yöntem iş hayatında, günlük yaşantısında ya da strese neden olan olaylar yaşayan kişiler için
kolay ve bitkisel bir uygulama şeklidir. Sakinleştirici ilaç kullanımından ise kullanımı kolay
ve bitkisel bir çözüm daha iyidir.
Anahtar Kelime : Stres, ginseng, lavanta özü, mikrokapsül yüklü kumaş
GINSENG AND LAVENDER EXTRACT MICROCAPSULE
LOADED FABRİC
Abstract
Ginseng is a plant known by the property which helps reducing stress and muscle pain.
Lavender has comforting and calming properties which is a plant. Ginseng and lavender
extract microcapsule loaded fabric surface is possible to provide comfort and quiet in contact
with the body. This method is easily applicable because of it’s herbal for people living the
events that cause stress, at work or in everyday life. The easy herbal solution is better than use
of ataractic drugs.
Key Words : Stress, ginseng, lavender extract, microcapsule loaded fabric
Tahmini Proje Süresi
8 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
65.000 TL
1.Projenin Amacı
Bu projenin amacı ginseng ve lavanta özü yüklenmiş mikrokapsül elde etmek ve bu
mikrokapsülleri nonwoven, dokuma ve örme yüzeye emdirerek kumaş ve bu kumaşlardan
giysi üretiminin geliştirilmesidir. Mikrokapsüllerdeki ginseg ve lavanta özü stresli zamanlarda
temas ile kişiyi sakinleştirecektir.
2.Uygulanacak Yöntem
Stres, insanlığın ilk ortaya çıktığı zamanlardan beri var olmasına karşın özellikle son yıllarda
evrensel bir ilgi odağı haline gelmiştir. Bu ilginin nedenleri arasında insan sağlığını ve
insanların iş hayatındaki performansını olumsuz yönde etkilemesi sayılabilir(1). Bu
durumların düzeltilmesinde kullanılacak ilaçlar kişiye zarar verebilir. Kişiler ne kadar stresi
hayatından uzaklaştırmak istese de stressiz bir yaşamın mümkün olamayacağını herkes
bilmektedir. Stresin, tüm vücuttaki çeşitli sistemler, organlar ve dokular üzerinde de aynı
derecede önemli olan ama genellikle yeteri kadar önem gösterilmeyen etkileri vardır(2). Bu
konuda yayınlanan bir yazıda ginsengin stres ve kas ağrılarını azaltma, lavanta özünün
rahatlatma ve sakinleştirme sağladığından bahsedilmiştir(3). Ginseng stres gidericidir.
Ginsengin tüm şifalı bitkiler içerisinde en etkili adaptogen (strese karşı direnci arttıran bir
ajan) olduğu düşünülür. Ginseng çay olarakta tüketilebilmektedir(4). Lavanta yatıştırıcı ve
204
yorgunluğu atmaya yardımcı bir bitkidir. Lavanta çayının kokusu ve buharı depresyona,
kaygıya ve uykusuzluğa iyi gelir. Lavanta yağ ve kurutulmuş bitki olarak kullanıldığında
sakinleştirici etki verir(5).
3.Yenilikçi Boyut
Stabilitesi yüksek homojen ve eşit parçacık boyutunda mikrokapsüllerin elde etmek. Elde
edilen mikrokapsüllerin içlerine ginseng ve lavanta özü yüklemek. Uygun mikrokapsüller
hazırlandıktan sonra nonwoven, dokuma ve örme kumaş yüzeyine basmak veya kaplamak. Bu
kumaş yüzeylerine emdirilen mikrokapsüllerin mekanik etkiler sonucu uzaklaşmaması, kumaş
yüzeyinde stabilitesi ve maksimum emdirme verimine ulaşmaktır.
4.Somut Çıktılar
Geliştirilecek olan ginseng ve lavanta özlü mikrokapsül yüklü kumaş ve üretilecek giysi stres
yaşayan kişiler için onlara anında etki ederek sakinleme, rahatlama hissi verecektir. Anında
etki etmesi nedeniyle tercih edilme potansiyeli yüksek olacaktır.
5.Kaynakça
[1]http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/19/05/975418/icerikler/stres-ve-stresle-basa-cikabilmeyollari_1213887.html (Son erişim tarihi : 29.09.2014)
[2] http://www.sagliksifa.com/458-Stresin-Etkileri.html (Son erişim tarihi : 29.09.2014)
[3] Peker, Ekrem H., Akıllı giysiler (files.ticiz.com/5936_akilligiysiler.pdf , Son erişim tarihi : 29.09.2014)
[4] http://www.koreginsengi.com/ginseng-faydalari.html (Son erişim tarihi : 29.09.2014)
[5] http://www.bitkiblog.com/depresyon-ve-stres-icin-bitki-caylari.html (Son erişim tarihi : 29.09.2014)
205
ÇOK KRİTERLİ KARAR VERME YÖNTEMLERİ İLE HAVA
JETLİ İPLİK EĞİRMEDE İŞLEM PARAMETRELERİNİN
OPTİMİZASYONU
Aydoğan Kızılkaya, Emel1, Akgül, Esra2
Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü, Kayseri, Türkiye
Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Endüstriyel Tasarım Mühendisliği Bölümü, Kayseri, Türkiye
1
2
Özet
Hava jetli eğirme teknolojileri, mevcut eğirme sistemleri ile karşılaştırıldıklarında öncelikle
yüksek üretim hızları ile dikkat çekmektedirler. Yeni iplikçilik sistemleri için yüksek üretim
hızı kadar önemli bir diğer husus da, eğirme parametrelerinde değişiklikler yaparak ürün
özelliklerinin değiştirilebilir olmasıdır. Bu proje kapsamında, hava jetli iplik eğirme
teknolojilerinin işlem parametrelerinin optimizasyonu, çok kriterli karar verme yöntemleri ile
incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: Çok kriterli karar verme, hava jetli iplik eğirme.
Abstract
Air-Jet spinning systems draw attention firstly with their high delivery speed when they are
compared with ring and oe-rotor spinning systems. For new spinning systems changeable of
product properties with modification on spinning parameters are as important as high
production speed. In this project, the process parameters optimization of air jet spinning
technologies will be discussed with multicriteria decision-making methods.
Key Words: Multicriteria decision making, air jet spinning.
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
20.000 TL
1.Projenin Amacı
Hava jetli eğirme teknolojisi, yüksek üretim hızına ve farklı ürün yapısıyla gerek iplik gerekse
kumaş üreticileri tarafından ilgiyle izlenmektedir. Zorlaşan rekabet koşullarında var olabilmek
için iplik üreticisi firmalar bu tip yeni eğirme teknolojilerine yatırım yapmak zorundadırlar.
Öte yandan yeni eğirme teknolojileri ile iplik üretebilmek için firmaların belli bir bilgi
birikimi (know-how) oluşturmaları da gerekmektedir. Bu projede hava jetli iplik eğirme
teknolojilerinin işlem parametrelerinin optimizasyonu, çok kriterli karar verme
yöntemlerinden MOORA algoritması, Gri İlişkisel Analiz Yöntemi ile ele alınacak ve
sonuçlar karşılaştırılacaktır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Günümüzde kararların hızlı ve etkin bir şekilde verilebilmesi, rekabet ortamında işletmelerin
en önemli hedeflerinden biri olmuştur. İşletmelerin değişen çevresel koşullara hızla uyum
sağlamaları ve bu değişime paralel olarak etkin kararlar alabilmeleri, karar verme sürecinde
çok sayıda nitel ve nicel faktörü bir arada değerlendirebilen bilimsel yöntemleri kullanmaları
ile mümkündür. Bu süreçte kullanılabilecek yöntemlerin başında Çok Kriterli Karar Verme
yöntemleri yer almaktadır (Belton and Stewart, 2002). Literatürde çok kriterli karar verme
yöntemlerinin kullanıldığı birçok çalışma yer almaktadır. Bu yöntemlerden bazıları analitik
hiyerarşi prosesi, TOPSİS, ELECTRE, PROMETHEE, MOORA algoritması, Gri İlişkisel
Analiz yöntemleridir. Tüm amaçları dikkate ve değerlendirmeye alması, alternatifler ve
206
amaçlar arası tüm etkileşimleri parça parça değil, aynı anda göz önüne alması, sübjektif
ağırlıklı normalleştirme yerine sübjektif olmayan yönsüz değerler kullanması sebebiyle
MOORA algoritması, sonuçların orjinal verilere dayanması, hesaplamaların basit ve kolay
anlaşılabilir olması ve işletmenin bulunduğu çevrede karar vermek üzere en iyi yöntemlerden
birisi olması açısından Gri İlişkisel Analiz yöntemleri kullanılacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Hava jetli iplik eğirme teknolojisiyle ilgili iplik özellikleri açısından önemli işlem
parametreleri; düze basıncı, üretim hızı, çekim sistemi manşonlarının sertliği, kullanılan
spindle tipi, çekim sistemi-spindle arası mesafe şeklinde sıralanmaktadır (Ortlek and Ülkü,
2005, Pei and Yu, 2011). Bu çalışmada, bu işlem parametrelerinin müşteri isteklerine göre
optimizasyonu çok kriterli karar verme yöntemlerinden MOORA algoritması ve Gri İlişkisel
Analiz yöntemleri ile ele alınacaktır. Literatürde yapılan çalışmalar incelendiğinde hava jetli
iplik eğirme teknolojilerinin işlem parametrelerinin optimizasyonu ile ilgili bir çalışmaya
rastlanılmamıştır.
4.Somut Çıktılar
Son dönemde ülkemiz iplik üreticileri arasında hava jetli eğirme sistemlerine yatırım yapan
firma sayısının arttığı gözlemlenmektedir. Sistem çok yeni olduğu için işlem parametrelerinin
istenen ürün özelliklerine göre ne şekilde optimize edileceği tam olarak bilinmemektedir.
Hava jetli iplik eğirme sistemlerinde, farklı hammadde grupları ile çalışma sırasında en uygun
işlem parametrelerinin belirlenmesi, firmaların bu sistemle ilgili kendi know-how’larını
oluşturmaları, gün geçtikçe zorlaşan pazar koşullarında önem arz etmektedir. Değişen pazar
koşulları, yığın üretim esaslı tasarlanıp kurulmuş işletmelerimizi, kendi know-how ve
markalarına sahip, esnek ve dinamik hale getirmemizi zorunlu kılmaktadır.
5.Kaynaklar
BELTON V. VE STEWART T.J., 2002, ”Multiple Criteria Decision Analysis”, Kluwer Academic Publishers.
MUNOZ A.A.,SHENG P.,1995, An Analytical Approach for Determining The Environmental Impact of
Machining Processes, Journal of MaterialsProcessing Technology, 53, 736-758.
ORTLEK, H.G., ÜLKÜ, Ş., 2005, Effect of SomeVariables on Properties of 100 % CottonVortexSpunYarn,
Textile Research Journal, 75 (6), 458-461.
PEI Z., YU C., 2011, Prediction of the Vortex Yarn Tenacity From Some Process and Nozzle Parameters Based
on Numerical Simulation and Artificial Neural Network, Textile Research Journal, 81(17), 1796-1807.
WANG, X., TRIANTAPHYLLOU, E., 2006, Ranking Irregularities when Evaluating Alternatives by using
Some ELECTRE Methods, OMEGA, in pres.
207
İGNESİZ ELEKTROSPİNNİNG YONTEMİYLE
OLUSTURULMUS ANTİBAKTERİYEL
NANOLİF/NANOPARTİKUL KAPLİ İPLİKLERİN KUMAS
HALİNE GETİRİLMESİ
Yalcinkaya, Fatma1, Maryska, Jiri1
1
Centre for Nanomaterials, Advanced Technologies and Innovation,Technical University of Liberec, Czech Republic
Özet
Araştırmalar göstermiştir ki, nanopartiküllerin çoğu, doğada çok fazla bulunması, toksik
olmayışları, stabil ve uygun fiyatta olmalarından dolayı çevresel ve ekolojik iyileştirmede
kullanılabilir. Bu çalışmanın amacı, nanolif/nanopartikül kaplı ipliğin kumaş haline
getirilmesi ve filtrasyon, yara bandı, elektromagnetik kalkan vb. alanlarda kullanılır hale
getirilmesidir. Bu amaçla, modifiye edilmiş Nanospider makinesi kullanılmıştır ve
nanolif/nanopartikül kaplı iplik üretim hızı 200 metre/dak. Bu çalışmada, ön çalışma olarak
farklı nanopartikül kullanılarak anti bakteriyellik verimi ölçülmüştür. Yapılan çalışmalar
nanolif/nanopartikül kaplı ipliğin anti bakteriyel özellikli halı üretimi için de ideal bir aday
olacağını göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: Nanopartiküller, nano lifler, anti bakteriyel özellik
Abstract
Many studies show that most of nanoparticles (NPs) can be widely applied in environmental
remediation because of their availability, nontoxicity, stability, low cost and efficiency. The
aim of the present project is to fabricate nanofibers/NPs covered hybrid yarn for the
application area such as, filtration, wound dressing, electromagnetic shielding and so on. By
using modified Nanospider electrospinning system, we are able to produce nanofiber covered
yarn with a speed of 200 m/min. Herein, we used various NPs as prestudy to measure
antibacterial efficiency of nanofibers. Nanofiber/NPs covered hybrid yarn is good candidate
for antibacterial carpets.
Key Words: Nanoparticals, nanofiber, antibacterial efficiency
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
150.000 TL
1.Projenin Amacı
Birçok araştırmacı nanopartikül kompozitli nanoliflerin filtrasyon ve anti bakteriyel özellikleri
üzerine durmuştur. Mikrobiyolojik kalıntıların önlenmesi sağlık açısından en önemli
şartlardan biridir. Bu sebeple anti mikrobiyolojik özellikli malzeme üretimi önem kazanmıştır.
En büyük problem ise nanopartikül içerikli nanolif üretiminin yavaş olmasıdır. Bu çalışmada,
anti bakteriyel uygulaması için essiz hibrid nanomateryal üretilmiştir. Bu amaçla, modifiye
edilmiş Nanospider [1] cihazı kullanılarak nanolif/nanopartikül kaplı iplik üretimi yapılmıştır
(Sekil 1,3). On çalışma olarak nanopartiküller/polivinil butiral nanoliflerinin gram-negatif
(E.Coli) bakterisine karşı performansını ASTM E2149-01 testi uygulanarak ölçülmüştür.
Titanyum dioksit, çinko oksit ve bakir oksit partikülleri kullanarak oluşturulan yara bantları
bakteri oldurucu, iltihap azaltıcı ve tedavi edici özelliktedir. Bu projenin amacı anti bakteriyel
özellikli nanolif/nanopartikül kaplı ipliklerin kumaş haline getirilmesidir. Bu kumaşlar yara
bandı uygulaması için idealdir. Dahası anti bakteriyel özellikli nanolif/nanopartikül kaplamalı
hibrit lifler, anti bakteriyel özellikte halılar için de kullanılabilir.
208
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Bu çalışmada çeşitli polimerler kullanılacaktır: PVB, PU, PVA, PCL. Ön çalışma olarak PVB
kullanılmıştır. Partikül olarak ise CuO,ZnO, TiO2 veTiO2/ZnO kullanılmıştır. Sekil 1 de
gösterilen modifiye edilmiş Nanospider [2-3] cihazı 200metre/dak. kaplama iplik hızıyla
çalışmıştır. Teksture polyester ipliği Nanospider elektrospinning cihazı içerisinde toplayıcı
olarak kullanılmıştır. Oluşan nanolifler, ipliğin etrafında tutunmaktadır. Nanolif kaplaması
yapıldıktan sonra iplikler bir sepet içerisine toplanmıştır. Destekleyici iki polyamid ipi,
nanolif kaplı ipliğin yüzeyine çapraz şekilde kaplama yaparak, liflerin mukavemetini ve
yüzey aşınmasını engellemiştir.
Sekil 1. Seri üretim cihazının şematik gösterimi A: taban iplik, B: iletken solüsyonun uygulanması, C:
Nanospider, D: koruyucu ipliklerin uygulanması, E: iplik sarma [2].
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Bu çalışma nano dünyasına büyük bir adim sunmaktadır. Bugüne kadar sadece bir kaç firma
nanolifleri günlük uygulamaya sunmuştur. Diğer taraftan birçok üniversite nanoliflerin
bilimsel özelliğine değinmiştir. Lakin bu çalışma ile üniversitelerin bilimsel yanını
nanoliflerin kullanım alanları ile birleştirmiş bulunmaktayız.
4.Somut Çıktılar
On çalışmamız gösteriyor ki, CuO, ZnO ve TiO2/ZnO karımışı nanopartikül/nanolifler
olağanüstü anti bakteriyel özellik sergilemişlerdir (Sekil 2). Bu partiküller anti bakteriyel
özellikli kumaş üretimimiz için ideal seçilebilir. Nanopartikül/nanolif kaplı ipliğin çevresine
koruyucu lifler sararak Sekil 3’teki gibi kumaş hale getirilmesi mümkün olmuştur.
Sekil 2. Nanopartiküllerin inhibisyon etkisi.
(A)
(B)
Sekil 3. (A) Nanopartikül/nanolif kaplı hibrit iplik, (B) hibrit ipliği koruyucu bir iplik ile kapladıktan sonra
5.Kaynaklar
[1] Jirsak O, Sanetrnik F, Lukas D, Kotek V, Martinova L, Chaloupek J, CZ Patent, CZ294274 (B6), WO
2005024101, 2005.
[2] Jirsak O., Sanetrink F., Chaloupek J., Nanofiber-covered yarns. Chemical Fibers International, 2011. 61(2):
p. 84-85.
[3] Jirsák O., Sanetrník F., Komárek M., Nanofiber coated yarns, In: Proceedings of the 51st DORNBIRN
MAN-MADE FIBERS CONGRESS, 19 -21- September 2012, Dornbirn, Austria.
209
YENİDOĞANLARDA HİDROSEFALİ HASTALIĞININ
ERKEN TANISINA YARDIMCI BAŞLIK TASARIMI
Üzümcü, Memik Bünyamin, Kadoğlu, Hüseyin
Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Tekstilin medikal alanda kullanımının artışı ile ortaya çıkan ürünlerin hayatı kolaylaştırdığı,
hatta değiştirdiği bilinen bir gerçektir. Kontrollü ilaç salınımı yapan tekstil yüzeylerinden,
hijyen alanında kullanılan nonwovenlara kadar geniş bir ürün yelpazesi, tekstil sektörü için
yeni ufuklar açılmasını sağlamaktadır. Projede “Hidrosefali” olarak bilinen; beyin-omurilik
sıvısı (BOS) ’nın beyin içerisinde miktarının çeşitli nedenlerle artmasından kaynaklanan ve
farklı yaş gruplarında değişik belirtilerle ortaya çıkan bu hastalık hedef alınmaktadır.
Yenidoğanlarda başın anormal büyümesiyle kendini ele veren hastalığın erken teşhisi, hayati
önem taşımaktadır. Bu çalışmada yenidoğanlar için hazırlanan özel başlık ile hastalığın erken
teşhisine yardımcı olmak amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Medikal tekstiller, hidrosefali, yenidoğan
HAT DESIGN FOR HELPING EARLY DIAGNOSIS OF
HYDROCEPHALUS ON NEWBORNS
Abstract
It is a well known fact that life’s gotten easier and even changed with the increase in
utilization of textiles in medical field. A wide range of new products, from fabrics which can
do controlled drug release to hygienic nonwovens open new horizons for textile industry.
Project targets “Hydrocephalus”, which is caused by the increase of cerebrospinal fluid in
ventricules and has different symptoms for different age groups. The unnatural growth of
head gives away the disease for newborns and early diagnosis is crucial. In this study, a
special hat is aimed to be developed for easing the early diagnosis.
Key Words: Medical textiles, hydrocephalus, newborn
Tahmini Projesi Süresi
18 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
100.000 TL
1.Projenin Amacı
Yunanca bir kelime olan hidrosefali, “hydros” =su ve “cephalus” = kafa kelimelerinin
birleşiminden oluşmakta ve “su kafa” anlamını taşımaktadır [1,2]. Kaynaklarda,
hidrosefali’nin Hipokrat ve Galen zamanından beri bilindiği ve bin doğumdan üçünde
konjenital hidrosefali görüldüğü belirtilmektedir [3]. Hastalık, beyin omurilik sıvısı
(BOS)’nın beyinde, ventrikül adı verilen boşluklarda anormal bir şekilde toplanmasından
oluşmaktadır [1].
Hastalık farklı yaş guruplarında farklı belirtilerle ortaya çıkmaktadır. Yenidoğanlarda
bulgular; Başın normalden fazla büyümesi, kafa derisinin incelmesi, kafadaki damarların
belirginleşmesi, kusma, huzursuzluk, gözlerin aşağıya kayması, nöbetler veya iletişim
kurulamaması şeklindedir [4]. Hastalığın çocuklarda erken teşhisi sonucunda beyin ameliyatı
yapılabilmekte ve şant adı verilen sistemlerle beyin omurilik sıvısı beyinden
uzaklaştırılabilmektedir [1,4].
210
Yapılacak olan projenin amacı, yenidoğanlarda hastalığın en önemli belirtisi olan “başın
normalden fazla büyümesi” ni tespit edecek bir başlığın geliştirilmesidir. Bu sayede erken
tanıya bir tekstil ürünü ile yardımcı olunması amaçlanmaktadır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Projenin ilk bölümünde başlık üretimi için uygun lif ve lif karışımlarından iplikler
yapılacaktır. İplik üretiminin ardından uygun elastisitede yüzey elde edebilmek için farklı
yapılarda kumaşlar denenecektir. Üretilen kumaşların fiziksel/mekanik testlerinin ardından
bebeklerin kullanımı için optimum konfor seviyelerinin belirlenmesi açısından konfor testleri
yapılacaktır. Bu şekilde testler sonucunda en iyi sonuçlara ulaşılan iplik/yüzey parametreleri
kullanılarak prototip başlık üretimi gerçekleştirilecektir.
Başlıkların yenidoğanların ilk baş büyüklerine göre farklı bedenlerde üretilmesi
planlanmaktadır. Bebeklerin normal gelişim düzeyleri incelenecek ve her beden için büyüme
seviyelerine göre normal ve tehlike durumları belirlenecektir. Bu şekilde başlığın esneme
oranına göre baş büyüklüğü ve herhangi bir tehlike olup olmadığı başlık üzerindeki basit bir
gösterge ile takip edilebilecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Üretiminin yapılması planlanan başlık ile “Hidrosefali” hastalığının erken teşhisinin
yapılabilmesi için kolay ve kullanışlı bir yöntem oluşturulacaktır. Üretilecek olan başlık
sayesinde yalnızca hastalığın erken teşhisine yardımcı olunmayacak, bebeğin gelişiminin bir
parçası olan baş büyüklüğünün ölçümü ebeveyn tarafından kolaylıkla yapılabilecektir.
4.Somut Çıktılar
Bu çalışma sayesinde; olası hastalık durumu, bebeğin baş büyüklüğünün başlık vasıtasıyla
kontrol edilmesi sonucunda kolay bir şekilde belirlenebilecektir. Böylelikle bebekte hayatının
ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabilecek problemler erken teşhis konulduğu durumlarda
yapılan cerrahi müdahale sonucunda engellenmiş olacaktır. Başlık bu durumda önemli bir
yardımcı faktör olacaktır.
5.Kaynaklar
1. Hydrocephalus Association web sitesi, www.hydroassoc.org/hydrocephalus/, Erişim tarihi: 23.09.2014
2. Elshani, B., Lenjani, B., 2014, “Surgical treatment of hydrocephalus and spinal dysraphism”, Journal of Acute
Disease, 41-45 pp
3. Da Silva, M.C., 2005,“Pathophysiology ofHydrocephalus”, Pediatric Hydrocephalus, Edited by:Cinalli, G.,
Maixner, W.J., Sainte-Rose, C., Springer-Verlag Italia, Milano, 65-78 pp
4. Prof. Dr. Orhan Şen Kişisel websitesi, www.orhansen.com/hidrosefali.html, Erişim tarihi: 23.09.2014
211
TEKSTİL YÜZEYLERİNİN ELEKTROMANYETİK
DALGALARI KALKANLAMA ETKİNLİĞİNİN ÖLÇÜMÜ
İÇİN TEST APARATI GELİŞTİRİLMESİ
Türksoy, E. Seza1, Saraçoğlu, Ö. Galip2, Çetinkaya, M. Bahadır3
1-3
Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü, Kayseri, Türkiye
Özet
Bu proje kapsamında tekstil ve kompozit malzemelerinin kalkanlama etkinliğini ölçümünde
kullanılabilecek koaksiyel tutucu metodu esaslı yeni bir test aparatı geliştirilmeye
çalışılacaktır. Çalışmalar sonucunda geliştirilecek olan cihazın, mevcutta kullanılan ölçüm
cihazlarının dezavantajlarını ortadan kaldıracak yapıda olması hedeflenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Elektromanyetik kirlilik, Kalkanlama Etkinliği (SE), Koaksiyel tutucu
metodu.
Abstract
In this project proposal, a new apparatus based on coaxial holder method will be developed
for measuring electromagnetic shielding effectiveness of textiles and composite materials. It
is aimed that the device which is developed as a result of studies, has ability to eliminate the
disadvantages of existing measurement devices.
Key Words: Electrosmog, Shielding Effectiveness, Coaxial holder method.
Tahmini Projesi Süresi
18 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
35.000 TL
1.Projenin Amacı
Günlük hayatımızda elektrikli ve elektronik cihazların kullanımı arttıkça, elektromanyetik
alanların olumsuz etkileri de, yaygınlaşmaktadır [1-4]. Artan sağlık ve çevre bilinci ile
elektromanyetik alanların olumsuz etkilerinden korunmak için ulusal ve uluslararası alanda
yapılan çalışmaların sayısı da sürekli artmaktadır. Elektromanyetik ışımadan korunmada
kullanılan başlıca yöntemlerden birisi kalkanlamadır. Elektromanyetik kalkanlama,
elektromanyetik dalgalanın bir materyal tarafından soğrulması ve/veya yansıtılması ile
dalganın içeri girmesine engel olunmasına denir. Günümüzde elektromanyetik ışımayı
kalkanlama amacı ile kullanılan klasik metal malzemelerin yerine esneklik ve hafiflik gibi
özelliklere sahip olan çeşitli tekstil malzemeleri tercih edilmektedir [5]. Bu proje önerisinde,
tekstil malzemelerinin kalkanlama etkinliğini ölçmede kullanılabilecek yapıda 4.5 GHz
frekans değerine kadar ölçüm yapabilen, zaman ve uygulama kolaylığı açısından avantajlara
sahip bir test aparatının geliştirmesi hedeflenmektedir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Elektromanyetik dalgaları kalkanlama özelliğine sahip tekstil yüzeylerinin geliştirilmesi
çalışmalarında yaygın olarak kullanılan ASTM D 4935 standardında (Koaksiyel tutucu
metot), test aparatı boyutları, test sırasında numunelerin yerleştirilmesi ve test edilebilen en
yüksek frekans değeri bakımından birçok dezavantaj bulunmaktadır [6-8]. Ön çalışmalarda,
bu test aparatına alternatif, göreceli olarak kullanım kolaylığına sahip bir test aparatı ortaya
konulmuştur (Şekil 1).
212
Şekil 1. Ön çalışmalar sonucu geliştirilen test aparatı
Bu proje önerisi, yeni bir test aparatının geliştirilmesi ve geliştirilen test aparatından elde
edilen sonuçların, mevcutta yaygın kullanılan yankısız oda ve ASTM D 4935 standardı esaslı
test yöntemlerinin sonuçları ile benzetimi çalışmalarını içermektedir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Ülkemizde mevcut üniversitelerin tekstil ve malzeme bölümlerinde, elektromanyetik dalgaları
kalkanlama kabiliyetine sahip çeşitli yüzey ve kompozit malzemelerin geliştirilmesi ile ilgili
birçok çalışma yürütülmektedir. Bu çalışmalarda kullanılabilecek yapıda, hızlı, tekrarlanabilir,
güvenilir sonuçlar veren bir test aparatının geliştirilmesi son derece önemlidir.
4.Somut Çıktılar
Elektromanyetik radyasyona karşı koruyucu tekstillerin SE değerlerinin ölçümü yankısız oda
metodu ile ülkemizde çeşitli özel ve kamu kuruluşlarında yapılabilmektedir. Ancak, yankısız
oda metodu ile yapılan ölçümler bu konuda çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlar için zaman ve
maliyet noktalarında büyük sorunlar çıkarmaktadır. Proje kapsamında geliştirdiğimiz cihazın
bu sorunların önüne geçeceği düşünülmektedir. Ayrıca koaksiyel tutucu (ASTM D 4935)
metottaki olumsuzlukları girecek şekilde tasarlanan cihaz ile ideal davranışa uygun, kullanıcı
dostu, güvenilir ve tekrarlanabilir sonuçlar elde edilebileceği düşünülmektedir. Bu durumlar
göz önüne alındığında elektromanyetik radyasyona karşı koruyucu tekstil ve kompozit
malzemelerin geliştirilmesi ile uğraşan kişi ve kuruluşların, özellikle ön değerlendirmelerde
kullanabilecekleri yapıdaki ölçüm aparatına ilgi gösterecekleri düşünülmektedir.
5.Kaynaklar
1. Chen, H. C., Lee, K. C., Lin, J. H., 2004. Composites Part A: Applied science and manufacturing, vol. 35, pg.
1249-1256.
2. Aniolczyk, H., Koprowska, J., Mamrot, P., Lichawska, J., 2004. Fibres&Textiles in Eastern Europe, Vol. 12,
No. 4 (48), pg.47-50.
3.Ersoy, M.S., Önder, E., 2008. , International Nonwoven Technical Textiles Technology Magazine, 1. çeyrek,
sayı 18, s. 52-61.
4. Kılıç, G., Örtlek, H.G., Saraçoğlu, Ö. G., 2009. Tekstil ve Mühendis, sayı 67, s. 23-35.
5. Chen H.C., Lee K.C., Lin J.H., Koch M., 2007. Journal of Materials Processing Technology, 192-193, pg.
549-554.
6. Donohoe, J. P., Jun Xu, Pittman C.u., Jr., 2005. Electromagnetic Compatibility, International Symposium,
vol.1, pg.190-194.
7. Su, C. I., Chern T. T., 2004.Textile Research Journal, 74-1, pg. 51.
8. ASTM D 4935-99, 2001. Standard Test Method for Measuring the Electromagnetic Shielding Effectiveness of
Planar Materials.
213
DEPREME KARŞI YAPILARIN GÜÇLENDİRİLMESİ İÇİN
TEKSTİL MALZEMELERİNİN KULLANIMINDA YENİ BİR
YAKLAŞIM
Özdamar, Mesut1, Adıgüzel Hilal2
1-2
Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kayseri, Türkiye
Özet
Mevcut yapıların deprem güvenliğinin incelenmesi ve güçlendirilmesi, can ve mal
kayıplarının minimuma indirilmesi bakımından son derece önemlidir. Geleneksel güçlendirme
sistemlerine nazaran birçok avantaja sahip olan tekstil yapılarının bu alanda kullanımı
yaygınlaşmaktadır. Bu proje önerisinde yapı elemanlarının güçlendirilmesi için yüksek
performanslı liflerin, saç örgü ve benzeri değişik sarım teknikleri ile kullanımı
hedeflenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Deprem, Karbon, kevlar, cam lifleri, Saç örgü.
Abstract
Studies on earthquake safety and strengthening of existing structures are highly important in
terms of minimizing loss of life and property. Using of textile structures which has many
advantages compared to traditional reinforcement systems, has grown up in this area. With
this project proposal, it is aimed to use of high performance fibres to strengthen the structural
elements by using braiding and different wrapping techniques.
Key Words: Earthquakes, Carbon, kevlar, glass fibers, braiding.
Tahmini Projesi Süresi
18 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
85.000 TL
1.Projenin Amacı
Bu projede, yüksek performanslı lifler kullanılarak, saç örgü ve benzeri değişik sarım
teknikleri ile yapı elemanlarının güçlendirilmesi konusunda maliyet ve performans açısından
optimum sonuçlara ulaşılması hedeflenmektedir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Proje önerisi hazırlık aşamasında proje ekibi tarafından bazı ön çalışmalar gerçekleştirilmiştir.
Bu çalışmalar kapsamında yalın tahta numunelerin eğilme performansları üzerinde çeşitli
sarım tekniklerinin ve hammaddelerin etkisi incelenmiştir. Karbon ve kevlar filamentler
kullanılarak örgü ve açısal sarım olmak üzere iki farklı sarım tekniği uygulanmıştır. Bu sarım
tekniklerinde filamentler tahta çıtanın boyunca açılar yaptırılarak sarılmıştır.
Numunelerin farklı hammaddeler ile değişik şekillerde sarılmış hallerinin, üç nokta eğilme
testleri Zwick/Z50 test cihazında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar yalın çıtanın eğilme
performansı ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Ön çalışma sonuçları, hem uygulanan
sarım tekniğinin hem de kullanılan hammaddenin numunelerin eğilme dayanımı üzerinde
etkili olduğunu göstermiştir. Projede daha farklı hammadde ve teknikler denenerek, mekanik
performans, maliyet ve uygulama kolaylığı açısından en uygun hammadde ve sarım
tekniğinin belirlenmesine çalışılacaktır.
214
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Yapı elemanlarında güçlendirme amaçlı tekstil takviyeli kompozit malzemelerin kullanımı
piyasada mevcutta uygulanan ancak hala oldukça yeni ve geliştirmelere/araştırmalara muhtaç
bir konudur [1-5]. Lif takviyeli kompozit malzemeler, mevcut uygulamalarda, kumaş
formunda çeşitli epoksilerle birlikte kolonlara yapıştırılarak uygulanmaktadır. Mevcut
uygulamaların gerek maliyet, gerekse uygulama kolaylığı açısından mahsurlu birçok yönü
bulunmaktadır [5-8]. Bu proje önerisi, binaların depreme karşı güçlendirilmesi için, saç örgü
ve benzeri değişik sarım teknikleri ile uygun maliyetli çözüm üretmekle ilgilidir.
4.Somut Çıktılar
Bu proje ile farklı malzemeler ve sarım teknikleri kullanılarak inşaat sektöründe yapı
elemanlarının yük ve darbelere karşı dayanımlarının güçlendirilmesi için maliyet ve
performans açısından en uygun malzeme seçimi ve sarım tekniğin geliştirilmesine imkan
tanınacaktır. Önerilen sarım teknikleriyle elyaf sürekliliği sağlanacak ve farklı
oryantasyonlarda (farklı sarım açılarıyla) lifin kontrollü bir şekilde yerleştirilmesi mümkün
olacaktır.
Sarım tekniği doğrudan yapı elemanı üzerine uygulanabileceği için mevcut uygulamalardaki
matris kullanımının ortadan kalkacağı, yüksek performanslı liflerin önceden yüzey haline
getirilmeden kullanılmasından dolayı maliyet avantajı sağlanacağı düşünülmektedir.
5.Kaynaklar
1. Güzel, N., Öncü, G., 2012, Mevcut Betonarme Yapılarda Uygulanan Güçlendirme Ve Onarım Yöntemleri Ve
Kullanılan Malzemeler, Türk Bilim.
2. Nordin, H., 2003, Fibre Reinforced Polymers in Civil Engineering, Thesis (PhD), Lulea University of
Technology.
3. http://www.basf-yks.com.tr, BASF Katalog, Şubat 2014.
4. Pellegrino, C., Maiorana, E., Modena, C., 2009, FRP Strengthening Of Steel and Steel-Concrete Composite
Structures: An Analytical Approach, Materials and Structures, 42(3), 353-363.
5. Zhao, X. L., Zheng, L., 2007, State-Of-The-Art Review on FRP Strengthened Steel Structures, Eng Struct, 29,
1808–1923.
6. Schnerch, D., Rizkalla, S., 2008, Flexural Strengthening of Steel Bridges With High Modulus CFRP Strips, J
Bridge Eng, 13(2), 192–201.
7. Özcan, O., Binici, B., Özcebe, G., 2010, Yetersiz Betonarme Kolonlar için Lifli Polimer Güçlendirme Tasarım
Kurallarının İrdelenmesi, İMO Teknik Dergi, 339, 5219-5239.
8. Cozmanciuc, C., Oltean, R., Munteanu, V., 2009, Strengthening Techniques of RC Columns Using Fibre
Reinforced Polymeric Materials, Buletinul Institutului Politechnic DIN IAŞI Tomul LV (LIX), Fasc.3,85-92.
215
TEK KULLANIMLIK TEKTİL ÜRÜNÜ İLE BEBEKLERDE
İNFANTİL KOLİK TEDAVİSİ
Bilgiç, Mevlüde1, Uğur, Şule S.1
1
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Yapılan araştırma sonuçları incelendiğinde bebeklerin büyük çoğunluğunda halk arasında gaz
sancısı olarak bilinen infantil koliğin olduğu belirtilmektedir. Annelerin gaz sancısını
gidermek için kullandıkları tedavi modelleri incelendiğinde bunların davranışsal tedavi, ilaçla
tedavi ve doğal tedavi yöntemleri oldukları tespit edilmiştir. Bu çalışmada, 0-12 aylık
bebeklerdeki infantil koliği dindirme amaçlı acı elma yağı transfer edilmiş ayak pedi
üretilmesi planlanmaktadır. Tek kullanımlık üretilecek olan ayak pedlerinin bebeklerin gaz
sancılarını gidermede kullanılacak alternatif ve pratik bir yöntem olacağı düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler: İnfantil kolik, acı elma yağı, ayak pedi, süt çocuğu
Abstract
Analyzing the results of research, gas pains that is seen in the majority of babies is known as
infantile colic among the people. When examined the treatment model used by mothers to
troubleshoot gas pains, these models are behavioral therapy, medication and natural treatment
models. In this study it is planned to produce textile based foot pad which apple oil extract is
transferred on to eliminate pain in infants. Disposable foot pads will be used for
troubleshooting babies gas pains can be considered as a choose for practical and alternative
method.
Key Words: İnfantile colic, apple oil, foot pad, infant
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
80.000 TL
1.Projenin Amacı
Süt çocukluğu döneminin en sık yaşanan rahatsızlığı olan gaz sancısı, 2 hafta ile 4 ay arası
diğer yönlerden sağlıklı bebeklerde daha çok akşam saatlerinde görülen paroksismal özellikte
belli bir nedene bağlanamayan, bacakları karına çekme, yumruklarını sıkma, gaz çıkarma ile
birlikte olan ve tüm çabalara rağmen durdurulması zor, aşırı ağlama ile karakterize
davranışsal bir sendromdur (1). Acı elma yağı, adaçayının yapraklı ve çiçekli dallarından su
buharı distilasyonu ile elde edilen uçucu yağdır. Gaz gidermesi amacıyla topikal kullanılması
önerilmesine karşın, elma yağının aileler tarafından oral yolla kullanıldığı görülmektedir.
Oysaki tüm uçucu yağlarda hidrokarbon ortak olarak bulunan bir monoterpendir ve
hidrokarbonlar düşük viskoziteleri nedeniyle ağız içinde hemen buharlaşarak aspirasyona
neden olabilmektedir (2). Bu nedenle geliştirilmesi planlanan ayak pedinin, elma yağının oral
yolla kullanımlarda özellikle karaciğer ve böbrek fonksiyonları iyi gelişmemiş olan
bebeklerdeki zararlı yan etkilerinin ortadan kaldırılabilineceği düşünülmektedir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Nonwoven esaslı ürünler farklı hammaddelerden ve katmanlı yapılardan oluşmaktadır.
Üretilecek ped ayakla temas eden ön tabaka, ve bir dış tabakadan oluşturulacaktır. Ön
tabakada nonwoven malzemelerin temel hammaddelerinden olan pamuklu yüzey
kullanılacaktır. Deriyle temas edecek olan pamuklu yüzeye aktif madde olarak kullanılacak
216
olan elma yağı spreyleme metodu ile transfer edilecektir. Ön tabaka deride oluşabilecek
kaşıntı, kızarıklık ve tahriş gibi olumsuz durumlara karşı test edilecektir. Ayak pedinin üst
yüzeyine kulanım kolaylığı sağlayabilmek için bir bant eklenecektir. Böylece tasarım
özelliğinden dolayı kullanımı kolay ve tek kullanımlık özelliğiyle de alternatif bir çözüm
getirmesi planlanmaktadır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Gaz sancısı ileriki aylarda spontan çözülen bir durum olmasına rağmen aileleri zaman zaman
gerilim ve strese sokmaktadır. Gaz sancısı küçük bir sorun gibi görülse de, gaz sancılı ağlayan
bir bebek, ebeveynlerin bebeklerinde bir hastalıktan şüphelenmesine neden olmaktadır.
Ailelerin bebeklerindeki durdurulamayan ağlama nöbetlerini sabırla karşılayamama
durumlarında ilaç tedavi yöntemlerine başvurulmaktadır. İlaç tedavisi çoğunlukla gaz
sancısını dindirse de bebekte meydana getirdiği yan etkilerden ötürü kullanımı tercih
edilmemektedir. Diğer tedavi yöntemlerinden biri olan bitkisel tedavi yöntemi ise bitkisel
çayların kullanımıdır. Özellikle halk arasında gaz sancısını dindirdiği bilinen rezene çayının
kullanımı yaygındır. Fakat bu kullanımda özellikle ilk aylarda bebeklerde günlük kalori
alımını azaltacağı için uzmanlar tarafından önerilmeyen tedavi yöntemlerindendir. Bebeği
sallama, kucağa alma gibi davranışsal tedavi modeli ise hem çözüm olmamakta hem de
bebeğin fiziksel ve psikolojik gelişimi açısından önerilmemektedir. Önemli olan ağrıyı bebeği
rahatlatacak şekilde azaltabilmektir.
Adaçayı
bitkisinden Acı
elma yağı
ekstraksiyonu
Acı elma yağı
ekstraksiyonunun
tekstil materyaline
püskürtme ile
aplikasyonu
Şekil1. Uygulanacak yöntemin şeması
4.Somut Çıktılar
İnfantil kolik tedavisinde alışılagelmiş tedaviler yetersiz kaldığında ebeveynler doğal yollara,
örneğin bitkisel tedavilere (bitkisel çaylar; papatya, adaçayı, elma yağı, güvercin otu, meyan
kökü, rezene, oğulotu ve nane) başvurabilmektedir. Önerilen normal dozlarda genellikle yan
etkiler görülmez. Ancak yüksek dozda veya topikal kullanım için hazırlanmış formların, oral
yoldan kullanılması sonucu oluşan intoksikasyon olguları bildirilmiştir. Harmancı ve ark,
yayınladıkları olgu sunumunda kırk günlük bebekte, elma yağının gaz sancısını önlemek
amacıyla iki çay kaşığı miktarında içirilmesiyle bebekte meydana gelen ani solunum sıkıntısı
bulgusunu bildirmişlerdir. Bu nedenle acı elma yağının doğru kullanım şekli ile tek
kullanımlık tekstil ayak pedlerinin bebeklerin gaz sancısı sorunu için yenilikçi bir çözüm
olacaktır.
5.Kaynaklar
1. Çiftçi. E.K.1-3 aylık bebeklerde gaz sancısı, etkileyen faktörler ve annelerin bu konudaki uygulamaları,
Atatürk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı,
Yüksek Lisans Tezi, Erzurum, 2005.
2.Harmancı, K., Eren, M., Koçak, K.A., İpar, N., Şahin, S., Elma Yağının Yanlış Kullanımına Bağlı Gelişen
Kimyasal Pnömöli Bir Olgu, Astım Allerji İmmünoloji, 9, 101-104,2011.
3. Alagöz, H.,İnfantil Kolik: Etyoloji ve Tedavi Seçenekleri, Çağdaş Tıp Dergisi,3 (2),148-154,2013.
217
KONFEKSİYON ÜRÜNLERİNİN ELEKTROMANYETİK
DALGALARI KALKANLAMA ETKİNLİĞİNİN ÖLÇÜMÜ
İÇİN SİSTEM TASARIMI
Yıldırım, Nida1, Akgül, Esra2
Ordu Üniversitesi, Fatsa Meslek Yüksek Okulu ,Moda Tasarım Bölümü , Ordu, Türkiye
Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Endüstriyel Tasarım Mühendisliği, Kayseri, Türkiye
1
2
Özet
Çevremizde mevcut olan elektromanyetik dalgaların yoğunluğu ile “elektrosmog” olarak da
adlandırılan elektromanyetik çevre kirliliği sorunu ortaya çıkmıştır. Elektromanyetik ışımadan
korunmada kullanılan başlıca yöntemlerden birisi kalkanlamadır. Kalkanlama amacı ile tekstil
yapılarının kullanımı pratik, estetik ve düşük maliyetli çözümler sunmaktadır.
Elektromanyetik dalgaları kalkanlama özelliğine sahip tekstil yüzeylerinin geliştirilmesinde
kalkanlama etkinliğinin ölçümü kritik öneme sahiptir. Günümüzde kullanılan ölçüm sistem ve
metotları, tekstil yapılarını ürün (tişört, battaniye v.b) haline getirilmeden önce yüzey
formunda iken ölçüme imkân tanımaktadır. Proje kapsamında geliştirilmesi planlanan ölçüm
sistemi ile elektromanyetik dalgaları kalkanlama amacıyla geliştirilen tekstil yüzeylerinin
konfeksiyon ürünü olarak ne ölçüde kalkanlama yapabildiği test edilebilecek ve bu şekilde
giyime sunulacak konfeksiyon ürünlerinin doğru şekilde tasarlanıp üretimine katkıda
bulunulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Elekromanyetik Kirlilik, Kalkanlama Etkinliği,Ölçüm Metodu
Abstract
Electromagnetic environmental pollution problem called as "electrosmog" with the intensity
of electromagnetic waves that exist in our environment has emerged. One of the main
methods used in protection from electromagnetic radiation is shielding. Using of textile
constructions with aim of shielding offers solutions with practical, esthetic and low cost.
Shielding effectiveness measurement is critical in development of textile surface having
electromagnetic waves shielding property. The current measurement systems and methods can
measure shielding effectiveness of textile surface form, but its can’t measure shielding
effectiveness of apparel products (t-shirts, blankets, etc.). Shielding effectiveness of apparel
product manufactured from fabric developed for electromagnetic waves shielding will be
measure with measurement system which will be developed in this project. Thus it will
contribute to the design and production of apparel products properly.
Key Words Electrosmog, Electromagnetic Shielding Effectiveness
Tahmini Projesi Süresi ve Bütçesi
18 Ay ve 100.000 TL
1.Projenin Amacı
Çevremizdeki elektromanyetik alanların yoğunluğunun her geçen gün artması, “elektrosmog”
olarak da adlandırılan elektromanyetik çevre kirliliği sorununu ortaya çıkarmıştır [1].
Elektromanyetik çevre kirliliğine maruz kalan insanlarda farklı olumsuz etkilerin ortaya
çıktığı ifade edilmektedir [1, 2]. Elektromanyetik ışımadan korunmada kullanılan başlıca
yöntemlerden birisi kalkanlamadır. Kalkanlama amacı ile klasik metal yapıların yerine özel
tekstil yüzeylerinin kullanımı, metal yapılara oranla daha pratik, daha estetik ve daha düşük
maliyetli çözümler sunmaktadır. Literatürde elektromanyetik dalgaları kalkanlama özelliğine
sahip tekstil yüzeylerinin geliştirilmesi ile ilgili birçok çalışma bulunmaktadır. Bu
çalışmaların hemen hemen tamamında ölçüm çeşitli yöntemlerle yüzey formunda
218
gerçekleştirilmekte bu yüzeylerin kullanıldığı özellikle giyim ürünlerinde ölçüm
yapılmamaktadır. Ölçüm sonuçları kumaşın kullanım yerindeki (korse, tişört, battaniye, v.b)
kalkanlama etkinliği hakkında bilgi verememektedir. Bu durumun sağlıksız olduğunu
düşünüyoruz.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Proje kapsamında geliştirilmesi planlanan ölçüm yöntemi ile kumaşlar ürün haline getirilerek
kalkanlama etkinliği ölçümleri yapılabilecektir. Geliştirilecek olan ölçüm cihazında
elektromanyetik dalga, yüksek frekanslı güç jeneratörü tarafından üretilecek ve ölçüm
mankenine bir verici anten ile iletilecektir. Ölçüm cihazı manken vücudunun içine
yerleştirilerek, konumlandırma sistemi ve kontrol bilgisayarı gelen elektromanyetik dalganın
değerini ölçmek için ayarlanacaktır. Kalkanlama özelliğine sahip kumaşlardan üretilecek
farklı konfeksiyon ürünleri mankene giydirilerek ölçümler yapılacak ve giysilerin kalkanlama
etkinliği belirlenecektir (Resim 2).
Şekil 2. Kalkanlama özelliğine sahip kumaşlardan üretilebilecek farklı konfeksiyon ürünleri
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Proje kapsamında geliştirilmesi planlanan ölçüm yöntemi ile kumaşlar ürün halinde iken
kalkanlama etkinliği ölçümleri yapılabilecektir. Bu durum elektromanyetik dalgaları
kalkanlama özelliğine sahip kumaşların geliştirilmesine yenilikçi bir yaklaşımdır.
4.Somut Çıktılar
Kalkanlama etkinliği gösteren tekstil yüzeylerinin son ürün haline dönüştürüldüklerinde
kalkanlama etkinliklerinin ne kadarını gösterebildikleri hakkında bilgi sahibi olunacaktır. Bu
şekilde elektromanyetik dalgaları kalkanlama amacıyla kullanılacak konfeksiyon ürünlerinin
tasarım ve geliştirme çalışmalarına katkı sağlanacaktır.
5.Kaynaklar
1. Bilgin, S.,2012. Geliştirilen Yuvarlak Örme Sandviç Kumaşların Elektromanyetik Kalkanlama Ve
Termofizyolojik Konfor Özelliklerinin İncelenmesi, Erciyes Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek
Lisans Tezi, Kayseri.
2.Kılıç, G., Örtlek G.H., Saraçoğlu, 1.Ö.G., 2009. Elektromanyetik çevre kirliliği ve bu
kirlilikten
korunmada tekstil çözümleri. Tekstil ve Mühendis, 67: 23-35.
3. Vojtech,L., Neruda,M.,2013. Design of Radiofrequency Protective Clothing Containing Silver Nanoparticles,
Fibres&Textiles in Eastern Europe, 21,5(101):141-147.
219
DEKATÜRLERLEME MAKİNELERİ İÇİN FARKLI
YAPILARDA TAŞIMA BEZLERİ GELİŞTİRİLMESİ
Üstüntağ, Sümeyye1, Altınışık, Merve2
Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kayseri, Türkiye
1-2
Özet
Tekstil yapılarının istenilen tuşe ve görünüme ulaşması için uygulanan dekatürleme işlemi,
Türkiye’de birçok terbiye işletmesinde uygulanmaktadır. Dekatür makinelerinde kullanılan
taşıma bezinin (kade bezi), kumaşlara kazandırılmak istenen özellikler üzerinde önemli etkisi
vardır. Bu proje önerisi, farklı yapılarda kade bezleri geliştirme çalışmalarını kapsamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Dekatürleme, bitim işlemleri, kade bezi.
Abstract
Decatizing process applied for appearance and handling properties of fabrics, is used in many
dyeing/finishing textile companies of Turkey. Decatizing wrapper used in the decatizing
machine is a key factor for the efficiency of decatizing process. In this Project proposal, we
will try to develop different kinds of decatizing wrappers.
Key Words: Decatizing, finishing process, decatizing wrappers.
Tahmini Projesi Süresi
18 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
65.000 TL
1.Projenin Amacı
Dekatürleme, tekstil yapılarının istenilen tuşe ve görünüme ulaşması için uygulanan bir bitim
prosesidir. İşlemin adı Fransızca kökenli “décatir” kelimesinden gelmektedir. Temelde yünlü
kumaşlara uygulanan bir işlem olsa da günümüzde pamuk, keten, polyester, viskon ya da
karışım kumaşlara da çeşitli şekillerde uygulanmaktadır [1]. Literatürde, dekatürleme işlem
esası olarak kuru ve yaş dekatürleme şeklinde iki temel başlık altında incelenmektedir. Kuru
dekatürlemede, kumaş içerisinden önce buhar, sonra soğuk hava emilerek geçirilmektedir.
Yaş dekatürlemede ise kumaş içerisinden önce sıcak su, sonra soğuk su emilmektedir.
Dekatürleme işleminin amacı, kumaşı dikime hazır hale getirmek; kumaşa boyut
değişmezliği, istenen oranda parlaklık ve tutum özellikleri kazandırmaktır [2, 3]. Bu projenin
amacı, terbiye proseslerinde yaygınlaşan dekatürleme makinelerinde taşıma bezi olarak
kullanılan, halihazırda büyük oranda ithal edilen kade bezlerinin geliştirilmesi ve ülkemizde
üretiminin sağlanmasıdır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Kazan ve bitim dekatür makinelerinde kullanılan taşıma bezleri (kade bezi) hammadde olarak
pamuk, polyester ve pamuk/polyester karışımı olabilmektedir. Örgü yapısı olarak ise düz ve
parlak bir yüzeye sahip saten ya da şardonlanmış ve hacimli bir yapıya sahip “molton” adı da
verilen kumaşların piyasada kullanıldığı görülmektedir. Kade bezi tipinin, dekatürleme işlemi
sonucu kumaşa kazandırılan parlaklık ve tutum özellikleri üzerinde oldukça önemli etkisi
vardır [2]. Genel olarak saten örgüdeki kade bezleri, diri, sert ve parlak görünüm istendiğinde,
molton kade bezi ise daha yumuşak bir tutum ve mat bir görünüm istendiğinde tercih
edilmektedir. Avrupa ülkelerindeki kade bezi üreticilerinin mevcut ürünleri incelendiğinde,
üreticilerin müşterilerine hammadde, gramaj, kalınlık, hava geçirgenliği özellikleri ile
farklılaşan ürün seçenekleri sundukları gözlemlenmiştir [4, 5]. Gözlemlenen bir diğer konu ise
220
genel olarak çok yüksek atkı sıklıklarına ve 350-450 g/m2 arasında değişen gramaja sahip
kade kumaşlarının üretiminde, dekatür makinelerinin marka modeline göre değişmekle
birlikte, minimum 600 metre kesintisiz üretim zorunluluğudur. Bu proje kapsamında dokuma
makinesine adapte edilecek dok sarma tertibatı ile yüksek metrajlardaki kesintisiz kumaş
üretimi probleminin kolaylıkla aşılabileceği düşünülmektedir. Hammadde olarak mevcut
ürünlerdeki çeşitliliğin dışına çıkılmamakla beraber, atkı ve çözgüde kullanılan ipliklerin
eğirme metotları, numarası değiştirilecek ve farklı dokuma örgüleri denenerek farklı yüzey
özelliklerine sahip kade bezleri geliştirilecektir. Geliştirilen kade bezlerinin dekatürleme
işleminden geçirilen kumaşların parlaklık ve tutum özellikleri üzerindeki etkileri ortaya
konularak, müşteri isteklerini karşılayabilecek geniş bir ürün gamı oluşturulmaya
çalışılacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Türkiye genelinde farklı terbiye işletmelerinde kullanılan ve ithal bir ürün olan kade bezinin
üretimi başlı başına özgün değer niteliğindedir. Ayrıca proje kapsamında, kade bezinin
üretiminde kullanılacak ipliklerin eğirme metotları, numarası değiştirilerek ve farklı örgü
yapıları denenerek mevcut ürün gamının dışına çıkılacaktır. Bu anlamda projede kapsamında,
farklı yüzey özelliklerine sahip kade bezlerinin geliştirilecek olması projenin yenilikçi
yönüdür.
4.Somut Çıktılar
Türkiye genelinde özellikle polyester/viskon karışımı kumaşların bitim işlemleri için
dekatürleme işleminin uygulandığı bilinmektedir. Genel olarak her 1 milyon metre kumaşta
makine üzerindeki kade bezleri yenilenmektedir. Endüstriyel tekstil ürünü olan ve ithal edilen
bu kumaşların günümüzde metre tül fiyatlarının 12-18 Euro arasında değiştiği düşünülürse,
tüm ülke genelinde kade bezi pazarının büyüklüğü daha net anlaşılabilir. Terbiye dairelerinde
kullanılan endüstriyel tekstil ürünlerinden olan kade bezlerinin geliştirilmesi ile ilgili bu proje,
ithalatı önleme yönünün yanı sıra ihracat potansiyeli de olan bir yapıdadır. Ayrıca
geliştirilecek olan farklı yüzey özelliklerine sahip yeni kade bezleri ile farklı tuşe ve parlaklığı
sahip kumaşlar üretilebilinecektir. Bu yönüyle proje tamamlandığında, ürün özelliklerindeki
çok küçük farklılıkların zorlaşan rekabet koşullarında çok büyük anlamı olduğu üst giyime
dönük kumaş üretim sektörüne de fayda sağlanmış olunacaktır.
5.Kaynaklar
http://www.belgeler.com/blg/2eip/yunlu-malzemelerin-apresi, 2013.
ANİŞ, P., 2005, Tekstil Ön Terbiyesi, Alfa Aktüel, 161-164.
COOKA, J. R., FLEISCHFRESSERA, B. E., 1989, Dimensional Changes Resulting from Pressuredecatizing of Wool Fabric, Journal of the Textile Institute, 80 (1), 120–128.
http://www.hocks.de/decatising_wrappers/decatising_wrappers.html, 2013.
http://www.kd-biella.com/, 2013.
221
ELEKTROKİNETİK PÜSKÜRTME YÖNTEMİ İLE
TEKSTİLLERİN YÜZEY MODİFİKASYONU
Uğur, Şule S.1, Sarıışık, Merih2
1
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
2
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Elektrokinetik püskürtme yöntemi, anyonik ve katyonik moleküllerden oluşan çözeltilerin bir
materyalin üzerine art arda püskürtülmesini içermektedir. Bu çalışmada, tekstil
materyallerinin fonksiyonel bitim işlemleri elektrokinetik püskürtme yöntemi ile
gerçekleştirilmeye çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Elektrokinetik püskürtme, nanofabrikasyon, fonksiyonellik.
Abstract
Electrokinetic spreying method includes sequentially spreying of the solutions composed of
anionic and cationic molecules on to the materials. In this project work, functional finishing
processes of the textile materials will be applied by the electrokinetic spreying method.
Key Words: Elektrokinetic spraying, nanofabrication, functionalization.
Tahmini Projesi Süresi
24 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
250.000 TL
1.Projenin Amacı
Tekstil materyallerine nano partiküllerin uygulanmasıyla tekstil ürünleri çok fonksiyonlu hale
gelmektedir. Daha büyük ölçekli partiküller ile yapılan bitim işlemlerinde tekstil
materyallerinin görünüşü, tutumu ve rengi değişirken, nanoteknoloji ile kumaş özellikleri
korunabilmekte ve daha fazla kaplama alanı sayesinde daha etkin kullanılabilmektedir. Son
yıllarda nanoteknoloji çalışmalarının hız kazanması ile fonksiyonellik sağlayan
nanopartiküllerin tekstil materyallerine aktarılması ve bu sayede de piyasaya yeni fonksiyonel
tekstil ürünlerinin kazandırılması için farklı nanofabrikasyon yöntemleri ile çalışmalar
yapılmaktadır. Bu proje kapsamında da elektrostatik kuvvetlerin etkin olduğu kendiliğinden
düzenlenen film tabakalarının püskürtme yöntemi ile tekstil materyallerinin üzerine
kaplanması amaçlanmaktadır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Elektrokinetik püskürtme yöntemi ile tekstil materyalinin yüzeyinde elektrostatik çekim
kuvvetleri ile bağlanan film tabakaları oluşturulabilmektedir. Elde edilmek istenilen
fonksiyonel özelliğe uygun olarak polielektrolitler, nanopartiküller, boyarmaddeler,
mikrokapsüller, zeolit kristalleri ve karbon nanotüpler gibi geniş bir kimyasal grup ile bütün
tekstil elyaflarına uygulanabilecektir.
Şekil 1 (a) klasik daldırma metodu ile gerçekleştirilen yöntemi, Şekil 1 (b) ise tekstil
materyalleri için projemizde kullanımını öngördüğümüz püskürtme yöntemini temsil
etmektedir. Elektrostatik çok tabakalı kaplama işlemi, zıt olarak yüklenmiş polielektrolit
çözeltilerinin ardışık adsorpsiyonları ile geçekleşir ve işlem sonunda üzerinde polimer
filmlerden oluşan nano tabakalar içeren materyaller elde edilerek işlem sonuçlanır [1].
222
(a)
(b)
Şekil 1. (a) Daldırma yöntemi ile çok tabakalı kaplama, (b) Püskürtme yöntemi ile çok tabakalı kaplama
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Proje çalışmasının özgün değerini ülkemizde ve yurtdışında tekstil sektöründe fonksiyonel
özelliklerin geliştirilmesi amacıyla bir nanofabrikasyon yöntemi olan elektrokinetik
püskürtme yönteminin kullanılabilirliğinin araştırılması oluşturmaktadır.
4.Somut Çıktılar
Çok tabakalı kaplama yöntemini daldırma-çıkartma metoduna göre uygulayarak daha önce
gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda genel olarak yöntemin tekstil materyallerinin fiziksel
özelliklerini olumsuz yönde etkilemediği, fonksiyonel özelliklerin kaplama işlemi sonucunda
iyi derecelerde elde edilebildiği belirlenmiş ve pamuklu kumaşlara TiO2, ZnO ve Al2O3 yarı
iletken bileşenlerin nanopartikülleri ile fonksiyonel özellikler kazandırılmış, elde edilen bazı
sonuçlar Tablo 1'de gösterilmektedir [2,3] .
Tablo1. Daldırma-çıkartma yöntemi ile elde edilen test sonuçları
Kaplanan
numune
Test işlemi
TiO2/TiO2 10
tabakalı
kaplama
TiO2/TiO2 16
tabakalı
kaplama
ZnO/ZnO 10
tabakalı
kaplama
ZnO/ZnO 16
tabakalı
kaplama
UV'ye karşı
koruma
(UPF değeri AS/NZS
4399:1996
Standardı)
Antibakteriyel
etkinlik (ISO
20645 Standardı)
Kaplama
10 yıkama
20 yıkama
50+
50+
40
50+
50+
45
1,5 cm
1,3 cm
kontakt zonu
1,8 cm
1,2 cm
kontakt zonu
SEM
görüntüleri
5.Kaynaklar
1. Decher G., 1997. Fuzzy Nanoassemblies : Toward Layered Polymeric Multicomposites. Science, 277, 12321237.
2. Uğur Ş.S., Sarıışık M., Aktaş A.H., Uçar M.Ç., Erden E., 2010. Modifying of Cotton Fabric Surface with
Nano-ZnO Multilayer Films by Layer-by-Layer Deposition Method, Nanoscale Research Letters, 5:1204–1210.
3. Şule S. Uğur, Merih Sarıışık, A. Hakan Aktaş, 2010. Fabrication of Nanocomposite Thin Films with TiO 2
Nanoparticles by Layer-by-Layer Deposition Method for Multi-functional Cotton Fabrics, Nanotechnology 21
(2010) 325603.
223
KUMAŞ ÜRETİMİ VE PAZARLAMASINDA QR KOD
KULLANIMI
Abdulova, Vassilya¹, Özyazgan, Vedat², Bilgin, Sami³
¹İstanbul Aydın Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, İstanbul, Türkiye
² İstanbul Aydın Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İstanbul, Türkiye
³İstanbul Aydın Üniversitesi, Uzaktan Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi, İstanbul, Türkiye
Özet
Ticari faaliyet gösteren bir işletmenin piyasa şartlarında varlığını sürdürebilmesi için üretmiş
olduğu veya ticaretini sürdürdüğü ürünün ar-ge bilgilerini ve birim maliyetini bilmesi gerekir.
Kumaş üretimini ve pazarlamasını yapan firmalar, yaptıkları kumaşların bir arşivini
oluştururlar. Bu arşivde kumaşın tüm bilgileri yer alır. Bu bilgiler, kumaş için gerekli olan
ipliğin markası, nereden alındığı, fiyatı, hangi firmada fason yaptırıldığı ve hangi makinede
kumaşın üretiminin yapıldığı, kumaşın ham gramajı, kumaş fason ücreti, hangi boyahanede
boyandığı, boya fiyatı, kumaşın hangi boya ve bitim işlemlerinden geçtiği, kumaşın boya
firesi ve kumaşın maliyeti bulunur. Müşteriye ne kadar fiyattan satıldığı belirtilir. O günkü
kura göre Usd ve Euro fiyatları bu arşivde yer alır. Bu arşiv kumaş üreticileri için çok
önemlidir. Yapılan kumaştan,tekrar üretim yapılınca arşivdeki bilgiler referans olarak alınır.
Yeni yapılacak kumaşta tekrardan bir ar-ge çalışması yapmaya gerek kalmayacaktır. Yapılan
kumaşlardan kartela yapılarak arşiv dosyasında bulundurmak gerekmektedir. Müşteri kumaşı
görmek istediğinde, kumaşın tuşesini görerek sipariş vermeye daha sağlıklı karar verebilir.
Anahtar Kelimeler: Örme Kumaş, Dokuma Kumaş, QR Kod, Kumaş Pazarlama
Abstract
Alltextilecompanieskeeparchiveof information related to sales, prices, customers, type of
cloth, production factory etc. Wepropose a system in whichallthisinformation is
digitalizedandeasilyaccessiblebytheusers. The QR codewill be placed on thecartel of
thefabricused in theproduction. Thecodegrantsaccesstoallthevitalinformation. Whenthe QR
code is scannedby a Smartphone oranyelectronicdevicewith a scanningcapability, the link
willopentothenecessarryinformation.
Keywords: knittedfabric, wovenfabric, qrcode, fabricmarketing
Tahmini Proje Süresi
4 ay
Tahmini proje Bütçesi
25.000 TL
1.
Projenin Amacı
Kumaşla ilgili tüm bilgilerin dosyalarda toplanması ve dosyalanması çok vakit almaktadır. Bu
dosyalar yer olarak da çok yer tutmaktadır. Belli bir süre sonra o dosyalar çok yer kapladığı
için tasnif edilmektedir. Bu tasnif olayını, fazla dosyalama olayını ortadan kaldırmak için QR
kod uygulaması devreye sokulmuştur. Bu uygulama ile veriler daha sağlıklı olarak
işlenebilecektir. Dosyaların kalabalıklığı ve dosyayı bulamama gibi durumlar ortadan
kalkacaktır. İstenilen verileri, daha kolay bir şekilde telefonumuzdan veya bilgisayarımızdan
elde edebileceğiz.
2.Uygulanacak Yöntem
Kumaş üstünde bir QR kod olacaktır. Bu qr kodu okutulduğunda karşımıza bir web
uygulaması açılacaktır. Bu yüzden uygulamayı okuyacak akıllı telefon, tablet yani kısacası
224
kamerası ve internet bağlantısı olan android, ios veya Windows mobile işletim sistemi olan
bir cihaz sayesinde uygulama çalışacak ve gerekli olan bütün bilgileri gösterecek.
3. Özgün Değer
Bu uygulama ile kumaş imalatı ve pazarlaması yapan firmalar, bilgi kirliliğinden
kurtulacaklar. İstedikleri kumaşın bilgilerine, daha rahat erişme imkânı bulacaklardır.
4. Somut Çıktılar
Sadece yapılan kumaşları düzgün bir şekilde kartela yapıp muhafaza edeceğiz. Bu kartelaların
üzerindeki QR kod vasıtasıyla istenilen bilgilere ulaşmış olacağız. Bu bilgilerde kumaşın tüm
geçmişi olacağı için, bunda maliyetlerde bulunacağından bu uygulama tamamen firma içinde
kalacaktır. Hiçbir müşteri bu bilgilere ulaşamayacaktır. Bu uygulama ile kumaş üretimi ve
satışı yapan firmalar, müşterilerine daha sağlıklı hizmet sunmuş olacaklardır.
5. Kaynaklar
Tolliver-Walker, Heidi (2011). "Making Best Use of QR codes: GleaningLessonsfromtheLatest Data". Seybold
Report: Analyzing Publishing Technologies 11 (23): 2–7.
http://articles.timesofindia.indiatimes.com/2013-10-19/job-trends/43198946_1_qr-code-website-business-card
"QR Code — About 2D Code". Denso-Wave. Archivedfrom theoriginal on 2012-09-15. Retrieved 3 October
2011.
225
DENİM KUMAŞ ÜRETİMİ İÇİN YENİLİKÇİ HİBRİT
İPLİKLERİN GELİŞTİRİLMESİ
Kılıç, Gamze1, Altınışık, Merve2, Bulut, Aylin3
1-2
Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kayseri, Türkiye
Özet
Günümüzde denim kumaşa farklı renk, görünüm ve performans özellikleri kazandırmak için
çeşitli hibrit iplikler kullanılmaktadır. Bu proje önerisinde denim kumaş üretiminde
kullanılabilecek yapıda, hammadde ve üretim tekniği bakımından yenilikçi hibrit ipliklerin
geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Geliştirilen hibrit ipliklerin kullanımı ile daha üstün fiziksel
özelliklere ve farklı görünüm/tutum efektlerine sahip denim kumaşlar elde edilecektir.
Anahtar Kelimeler: Denim, Hibrit iplik, Konfor, Dayanıklılık.
Abstract
Nowadays, different hybrid yarns are used to add different colors, appearance and
performance characteristics to denim fabric. In this project proposal, it is aimed to
development of innovative hybrid yarns that can be used in the production of denim fabric in
terms of raw material and manufacturing techniques. Denim fabrics which have superior
physical properties and different appearance/handle variants will be produced by using these
hybrid yarns.
Key Words: Denim, Hybrid yarn, Comfort, Durability.
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
35.000 TL
1.Projenin Amacı
Denim kumaş, hem tasarım hem de üretim aşamalarında yoğun emek gerektiren bir üründür.
Denim ürünlerine olan yoğun talebe bağlı olarak üreticiler sürekli yeni arayışlara yönelmekte
ve değişen tüketici taleplerine cevap verebilmek için sektörde yoğun çalışmalar yapılmaktadır
[1,2]. Zorlaşan rekabet koşullarında denim üretimi yapan firmalar, denim kumaşa farklı renk,
görünüm ve performans özellikleri kazandırmak amacıyla, üretimlerinde çeşitli hibrit iplikler
kullanmaktadırlar. Hibrit iplik, iki veya daha fazla farklı bileşenin özelliklerinden aynı anda
optimum ölçüde yararlanabilmek için geliştirilmiş bir iplik yapısıdır [2]. Hibrit iplik üretim
yöntemlerini; özlü (core-spun), kaplama (cover), havalı sistem (intermingled) ve büküm
metodu ile hibrit iplik üretimi şeklinde dört ana gruba ayırmak mümkündür.
Piyasada denim üretiminde yaygın olarak core-spun ve core-spun üretim tekniğinin alt
versiyonları (dual core, siro-core, kompakt-core gibi) ile üretilen hibrit ipliklerin
kullanıldığını görmekteyiz. Denim kumaş üretiminde kullanılan core-spun iplikleri özde
kullanılan hammadde farklılığına göre sınıflandırmak istediğimizde ise, PET, PA içerikli
(Hard core), Elastan içerikli (Soft core), PET, PA+Elastan (Gipe) içerikli olmak üzere üç ana
başlık ortaya çıkmaktadır.
Bu proje önerisinde, farklı üretim yöntemleri ve hammaddeler kullanılarak yüksek dayanım
ve konfor özelliklerine sahip yenilikçi hibrit ipliklerin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.
226
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Önerilen projede, hibrit ipliklerin üretiminde tek iplikle klasik büküm (a), çift iplikle klasik
büküm (b), çift iplikle çapraz kaplama (c), tek iplikle tek yönlü kaplama (d) ve çift iplikle tek
yönlü kaplama (e) yöntemleri kullanılacaktır (Şekil 1). Hibrit ipliklerin üretiminde Twaron,
Kevlar, Nomex gibi yüksek performanslı filament iplikler; Modal, Tencel, Coolmax gibi
konfor sağlayıcı ipliklerle birlikte yapıda kullanılacaktır. Geliştirilen hibrit ipliklerin
kullanıldığı denim kumaşların günlük giyimin yanı sıra risk gerektiren spor alanlarında ve iş
yerlerinde koruyucu giysi olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Projede, kullanım yerine
göre denim kumaşlardan beklenen performans göz önüne alınarak en uygun üretim yöntemi
ile en uygun hammadde kombinasyonu tespit edilmeye çalışılacaktır.
(a)
(b)
(c)
(d)
(e)
Şekil 1. Hibrit ipliklerin üretiminde kullanılacak yöntemler
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Bu proje önerisinde denim kumaş üretiminde hâlihazırda kullanılmakta olan hibrit ipliklere
alternatif olabilecek, üretim tekniği ve hammadde açısından yenilikçi hibrit iplikler üretilmeye
çalışılacaktır. Proje kapsamında denenen teknikler içerisinde uygun bulunan bir üretim
tekniğinde, mevcutta yaygın kullanılan hammaddelerin dışında çeşitli hammaddeler
(merkezde Nomex, Twaron v.b, çevresinde Modal, Viloft vb.) kullanılarak, özgün yenilikçi
hibrit iplikler geliştirilecektir. Bu projede geliştirilmesi planlanan yenilikçi hibrit iplikler,
denim kumaş pazarında karlılığı arttıracak, hazır giyim ürünlerine katma değer ekleyecek
yapıda yenilikçi ürünler olacağı düşünülmektedir.
4.Somut Çıktılar
Ülkemiz tekstil sektörü, mevcut durumda kendisine bir çıkış yolu aramaktadır. Yalnızca
geleneksel denim kumaş üretimi, ucuz iş gücü desteğini arkasına alan ülkelerle rekabette
yeterli olamamaktadır. Üretici firmalar, kullanıcıların konfor ve zevklerine uygun yeni ürün
arayışlarına girmişlerdir. Geliştirilen hibrit ipliklerin, günlük giyimin yanı sıra spor
alanlarında ve iş yerlerinde koruyucu giysi olarak kullanılabilecek yapıda performans denim
kumaşların üretiminde kullanılabileceği düşünülmektedir.
5.Kaynaklar
1. Sular, V., Kaplan, S., 201. Effects of different finishing processes on some performance characteristics of
denim fabrics. Industria Textila, 62 (6): 283-288.
2. Özdemir, Ö., Aydın, N., 2002. Ring iplik makinesinde core iplik eğrilmesi üzerine deneysel çalışmalar.
Tekstil ve Hazır Giyim Araştırma Dergisi, (13): 21-26.
227
RA 14 ARMÜRÜNÜN KONSTRÜKSİON
PARAMETRELERİNİN ARAŞTIRILMASI VE
İYİLEŞTİRİLMESİ
Rıhtım, Bilal, SERDAR, Serap Gamze, Abdulla, Gabil
1
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Tek boyutlu iplikten iki boyutlu tekstil yüzeyine geçişteki en önemli yöntem dokumadır. Bu
basit yöntem, önceleri elle yapılmakta iken ürüne olan ihtiyacın ve kalite beklentilerinin
artması sonucu önce mekanik sonra tam otomatik tezgahlar ile günümüzde oldukça
gelişmiştir.
Armür makineleri üzerine daha önce yapılmış ve devamında Süleyman Demirel Üniversitesi
Tekstil Mühendisliği bölümünde gerçekleştirilmiş araştırmalar sonucu Staübli armürleri ile
rekabet edebilecek yeni bir prensiple çalışan 14 çerçeveli RA14 rotatif elektronik armür
makinesi geliştirilmiştir. Makinenin 1:1 ölçekte üretilmiş deney prototipi üzerinde yapılmış
çalışmalar ile önerilen prensibin başarıyla çalışabilirliği kanıtlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Armür, dokuma makinesi, ağızlık açma mekanizması, kumaş
Abstract
The best way to create two dimensional fabric which made of one dimensional yarns is
weaving. This process was made by hand at old ages, and then mechanic and full automatic
dobbies are created to weave faster and better quality.
Dobby machines on the previous studies and as a result of research conducted at Suleyman
Demirel University Textile Engineering Department, RA 14 rotary electronic dobby
developed. This dobby can compete with Staubli dobby and it has new working principle with
14 frames. RA 14 produced in 1:1 scale and some studies were conducted on the dobby.
These studies have been proven to work successfully with the proposed principle.
Key Words: Dobby, weaving machine, shedding mechanism, fabric
Tahmini Projesi Süresi
6 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
20.000 TL
1.Projenin Amacı
Projenin amacı, yerli koşullarda üretilebilir ve Staübli armürleri ile rekabet edebilecek armür
makinesi tasarlamak ve üretmektir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Araştırmada şuanda var olan armürlerin çalışma prensipleri ve teknik parametreleri
incelenerek yeni tasarımın oluşturulmasında göz önünde bulundurulacaktır. Çalışmanın bu
bölümünde, geliştirilecek olan yeni rotatif armürün tasarımı için öncelikle tasarıma etki eden
parametrelerin analizi ve hesaplamaları yapılmıştır. Bu analizlerden elde edilen verilerle,
rotatif armürün makine elemanları belirlenerek üretilmiş ve montajı yapılmıştır. Böylece
rotatif armürün deney setinin üretimi gerçekleştirilmiştir. Tasarlanan armürün rulman,
pnömatik pistonlar, idare etme sistemleri gibi standart parçaları piyasadan temin edilecektir.
228
Yeni yapılacak parçalar ve montaj işlemlerinin Isparta ve Antalya Sanayii’sinde
gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Proje sonunda Türkiye’de var olan teknoloji ile üretilebilecek maliyeti benzerlerinden daha
düşük bir armürün tasarlanıp geliştirilmesi için gerekli araştırmalar yapılacaktır. Projenin
özgün değeri yeni bir prensiple çalışması ve tasarımda standart parçaların kullanım yüzdesinin
artırılmasıdır. Literatüre yeni bir armür mekanizması çalışma prensibi kazandırılacaktır.
4.Somut Çıktılar
Tasarlanıp deney seti üretilen armür, çift stroklu, açık ağızlık oluşturan ve 14 çerçeve
kapasiteli bir rotatif armürdür. Armürün tahrik mekanizmasında; sekiz uzuvlu eşit ve çift
beklemeli 1800’de salınım hareketi yapan yeni bir mekanizmanın tasarımı ve sentezi
gerçekleştirilmiştir.
Mekanizmanın SAM 6.1® programı yardımıyla ve deney seti üzerinde yapılan araştırmalar
sonucunda, mekanizmanın giriş mili 250 – 800 ve 2050 – 2600 aralığında hareket ederken çıkış
milinin bekleme yaptığı gözlemlenmiştir. Rotatif armürün seçim mekanizmasında, program
okuma ünitesi, elektrik sinyalleriyle çalışan mekanik bir desen çarkı, kilitlerin zamanında
çalışabilmesi için özel tasarlanmış kamlar ve kilitlerin program okuma ünitesinden gelen
sinyallere göre itilip tutulmasını sağlayan ve kamlara yardımcı olan pnömatik pistonlardan
oluşmaktadır.
Armürün hassas ayarlamaları ve sabit montajı da yapıldıktan sonra armürün hız ayarlı elektrik
motoruyla ve elektronik kumandayla otomatik olarak 70 dev/dak’da çalıştırılması
sağlanmıştır.
Armürün tüm hız kademelerinde yapılan gözlemlerde, armür tahrik mekanizmasının bekleme
açılarının teorik açılarla uyum sağladığı belirlenmiştir.
5.Kaynaklar
1. Gabil Abdulla , ‘Dokuma Makinelerinde Ağızlık Açma Sistemlerinin Araştırılması ve Modernizasyonu’,
Proje no 2003 K120950 - D.P.T. Projesi 2005;
2. Gabil Abdulla, Barış Hasçelik, Sema Palamutçu, Ali Serkan Soydan, ‘ Synthesis Work About Drivinng
Mechanism of a Novel Rotary Dobby Mechanism’. Tekstil ve Konfeksiyon, Temmuz-Eylül 2010 Sayı 3, Sayfa
218).[2]
3. İ.İ Artobolevskiy Mexanizmı v sovremennoy mexanike , v 3-x t. T 1-3, M., ‘Nauka’, 1970-1973.
4. S.N. Kojevnikov., Y.İ Esipenko., Y.M Raskin. Mexanizmı. Spravoçnoe posobiye, M., ‘Maşinostoeniye’
1976 .
5. G. Abdulla, D. Yürik., Rotatif Armür Makinesi İçin Beklemeli 180o Salınım Hareketi İleten Kol
Mekanizmasının Sentezi, UMTİK 2006, Kuşadası 05-09/ 09/ 2006.
6. G. Abdulla., K. Akçalı, R.Abdulla, ‘Analysis and synthesis of gear-lever mechanism, which makes an
oscillation movement below 180 degrees, for rotary dobbies’, İnternational symposium on engineering and
architectural sciences of balkan, caucasus and turkic republcs. 22-24 Oktober 2009, İsparta, Turkey 148-155
229
DOKUMA KUMAŞ KALİTE KONTROLÜNDE
İSTATİSTİKSEL TEKNİKLER KULLANARAK KALİTE
SEVİYESİNİ KONTROL EDEN BİR PAKET PROGRAM
GELİŞTİRİLMESİ
Dardağan, Anıl1, Ala, Deniz Mutlu1
1
Çukurova Üniversitesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Tekstil Giyim Ayakkabı ve Deri Bölümü, Adana, Türkiye
Özet
Bu projede kumaş kontrolü sonucunda görülen hata sayılarını istatistiksel proses kontrol
yöntemleriyle inceleyen, en fazla karşılaşılan hataları tespit eden, günlük üretim miktarlarına
bağlı olarak kontrol grafikleri oluşturan, kalitenin kontrol dışında olması durumunda bir uyarı
sinyali veren, kalitenin kontrol dışı olduğu günlerdeki hataların nedenlerini ve hedeflenen
ürün kalitesine ulaşmak için yapılması gereken düzenlemeleri gösteren bir paket program
hazırlanacaktır.
Anahtar Kelimeler: Kumaş, Hata, Kalite Kontrol, İstatistiksel Proses Kontrol, Yazılım
Abstract
The aim of this project is preparing a software which will investigate the number of fabric
defects with statistical methods, determine most common fabric defects and create control
charts depending on daily production amount. If quality is out of control the software will
give a warning signal, show causes of defects and regulations to achieve target quality level.
Key Words: Fabric, Defect, Quality Control, Statistical Process Control, Software
Tahmini Proje Süresi
18 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
70.000 TL
1.Projenin Amacı
İmalat sektöründe, üretimi yapılan her üründe olabileceği gibi dokuma kumaşların üretiminde
de hata oluşumu kaçınılmazdır. Hatalı üretimden kaynaklanacak maddi kayıp kaygıları
nedeniyle, oluşabilecek bu hataların tespiti oldukça önemlidir. Kumaş istenen kalitede
üretilmemişse, bunun tüketici tarafından tespit edilmesi halinde hangi kurallar uygulanırsa
uygulansın problemin gerçek çözümü olmamaktadır. Bu nedenle kumaş dokuma
işletmelerinde ortaya çıkan dokuma kumaş hatalarının sürekli izlenmesi, sorunların ortaya
konulması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi konularında yardımcı olacak istatistiksel
proses kontrol teknikleri kullanılmalıdır. Bu çalışmanın amacı kumaş kalite kontrolü sırasında
tespit edilen hataları pareto analizi, neden-sonuç diyagramı ve p kontrol grafiği kullanarak
inceleyen bir paket program hazırlamaktır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Bu çalışmada bir dokuma işletmesinde kumaş üretiminde karşılaşılan dokuma hataları
belirtilip tanımları yapılacak ve tespit edilen kumaş hataları belirlenen sınıflar dikkate alınarak
kalite kontrol kartlarına işlenecektir. Kumaş kontrolü sonucunda görülen hata sayılarının
istatistiksel değerlendirilmesinin yapılması amacıyla bir bilgisayar programı hazırlanacaktır.
Hazırlanacak paket program en fazla karşılaşılan hataları istatistiksel proses kontrol
yöntemlerinden pareto analizi ile tespit edecek ve günlük üretim miktarına bağlı olarak
kontrol grafikleri oluşturacaktır. Yakalanan kalite seviyesinin devamlılığını kontrol etmek
230
amacıyla kullanılan kontrol grafikleri sayesinde; kalitenin kontrol dışı olduğu günlerdeki
hataların nedenleri ve hedeflenen ürün kalitesine ulaşmak için yapılması gereken
düzenlemeler görülebilecektir. Hazırlanacak yazılım kalite bilgilerinin istatistiksel olarak
incelenmesine ve veritabanı üzerinden ağdaki diğer bilgisayarlarla paylaşılmasına imkan
tanıyacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Gözleme dayanan bir sistemden önlemeye dayalı bir sisteme geçmek için, zaman içerisinde
proses çıktısındaki varyasyonu görmek ve kontrol altına almak gerekmektedir. Hazırlanacak
paket program sayesinde yakalanan kalite seviyesinin devamlılığı kontrol edilecek; kalitenin
kontrol dışı olduğu günlerdeki hataların nedenleri ve hedeflenen ürün kalitesine ulaşmak için
yapılması gereken düzenlemeler görülebilecektir.
4.Somut Çıktılar
Bu çalışmada hazırlanacak paket program dokuma kumaşların en ekonomik ve en yararlı bir
şekilde üretilmesini sağlayacak, önceden belirlenmiş kalite özelliklerine uygunluğunu
denetleyecek, prosesin kontrol dışında olması durumunda uyarı sinyali verebilecek ve kusurlu
ürün üretimini en düşük seviyeye indirmek amacıyla prosesin kontrol altına alınmasını
sağlayacaktır. Hatalı üretimin azalması sayesinde istenilen ürün kalitesine ulaşılmasının yanı
sıra işletme maliyetleri de önemli ölçüde azalacaktır.
5.Kaynaklar
İzbudak, H., Alkan, A., 2010, “Denim Kumaşlarda Korelasyon Yöntemi ile Hata Tespiti”, 2010 National
Conference on Electrical, Electronics and Computer Engineering, 638-642.
Dorrity, J.L., Vachtsevanos, G., Jasper, W., 1996, “Real-Time Fabric Defect Detection and Control in Weaving
Processes”, National Textile Center Annual Report, G94-2, 113-122
Yücel, M., 2007, “Toplam Kalite Kontrolü Açısından İstatistiksel Süreç Kontrol Tekniklerinin Önemi”, 8.
Türkiye Ekonometri ve İstatistik Kongresi, Malatya, Türkiye, 1-21.
Ertuğrul, İ., Karakaşoğlu, N.,2006, “Kalite Kontrolde Örneklem Büyüklüğünün Değişken Olması Durumunda p
Kontrol Şemalarının Oluşturulması”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Fen Bilimleri Dergisi, Yıl:5, Sayı:10, 65-80,
2006/2
Kısaoğlu, Ö. D., 2010, “Orta Büyüklükte Bir Dokuma İşletmesinde İstatistiksel Proses Kontrol Sistemi: II.
Duruşların Kontrolü”, Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi, Cilt 16, Sayı 3, 303-313
Bircan, H., Gedik, H., 2003, “Tekstil Sektöründe İstatistiksel Proses Kontrol Teknikleri Uygulaması Üzerine Bir
Deneme”, Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, 69-79, 2003
231
NANOLİF ESASLI KOMPOZİT YÜZEYLERLERİN SIVI
FİLTRASYONUNDA KULLANIMI: TUZ GİDERİMİ
Yalçınkaya, Baturalp , Jiri Chaloupek
1
Department of Nonwovens and Nanofibrous Materials, Textile Faculty,Technical University of Liberec, Czech Republic
Özet
Küresel ısınmanın ve yüksek miktarda tüketimin artması nedeniyle, doğal su kaynaklarında
ciddi bir şekilde azalma meydana gelmiştir. Ayrıca sanayileşmenin hızına oranla doğal su
kaynaklarında oluşan kirlilik aynı oranda seyretmekte ve içilebilir su miktarını ve kalitesini
düşürmektedir. Çoğu kıyı ülkeleri, içilebilir su sorununu çözebilmekiçin deniz suyunun içinde
bulunan çözünmüş tuz ve katı parçacıkları arındırma yöntemi ile temiz su elde etmektedir.
Nanolif esaslı kompozit yüzeylerin (membranların) deniz suyu içinde çözünmüş bulunan
tuzlarının giderilmesinde büyük rol oynayacağı düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Nano lifler, kompozit yüzeyler, deniz suyu tuzu giderimi.
Abstract
Natural water sources is gradually decreased due to the global warming and high consume. In
addition,
water
pollution
increaseswith
increasing of
industrialisation,
in
consequence,pollution causesto decrease of quality and amount of drinkable water. Most
countries built desalination plant and produce drinkable water from sea water. Filtration
membranes based on nanofibers and nonwoven fabrics are under consideration for taking part
of desalination of sea water.
Key Words: Nanofibers,Composite membranes, desalination of sea.
Tahmini Projesi Süresi
24 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
100.000 TL
1.Projenin Amacı
Azalan doğal su kaynakları ile deniz suyunun içilebilir suya dönüştürme fikri birçok gelişmiş
ülke tarafından uygulanan bir işlem haline gelmiştir. Fakat, hem işlem maliyetinin yüksekliği
hem de deniz suyu içinde bulunan çözünmüş tuz giderilmesinin zorlu bir süreç olmasından
dolayı, her ülke bu teknolojiye ayak uyduramamıştır. Tuz giderilmesi esnasında kullanılan
filtrelerin fiyatları pahalı, seçiciliği düşük, tıkanmaya meyilli olması da ayrıca çözülmesi
gereken sorunlar arasında bulunmaktadır. Proje kapsamında; nanolif esaslı yüzeyler
kullanılarak,üretim ücreti olarak düşük, tıkanma sorunu minimuma indirilmiş, yüksek
miktarda içilebilir su ve tuz giderimi elde edilmesi planlanmaktadır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Çalışma kapsamında, nanolif üretim verimi en yüksek olan Nanospider [1] cihazı kullanılarak
poliamid nanolif üretimi gerçekleştirilecektir. Nanolifler yeterli mukavemete sahip
olmadıkları için nanolif esaslı yüzeyler ticari dokusuz yüzeylerle birleştirilecektir (Bkz şekil
1a). Oluşturulan dokusuz yüzey ve poliamid nanolifler destekleyici katman olarak
kullanılacaktır. Destekleyici katmanın üzerine ise arayüz polimerizasyonu (interfacial
polymerization) yöntemi ile yüzeyin üzerine üçüncü bir kompozit ince filmle kaplanması
hedeflenmektedir (Bkz şekil 1b). Tuz giderilmesinde kullanılmak amacıyla üretilecek olan
filtre özelliği kazanmış yüzeylerin, laboratuar ortamında hazırlanan farklı tuz (MgSO4, CaCl2,
NaCl2) çözeltiler ile testleri yapılacaktır.
232
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Her ne kadar nanolif esaslı yüzeylerin tuz giderimi konusu birçok araştırmacı tarafından
çalışılmış olsa da, şu anda üretimini gerçekleştirdiğimiz poliamid nanolif esaslı yüzeyler, lif
inceliği (nanometre) ve yüzey düzgünlüğü açısından nano tekstil alanında en kaliteli kumaş
konumunda bulunmaktadır. Kendi uzmanlık (know how) alanımız altında gerçekleştirilen
dokusuz yüzeylerin nanolif esaslı yüzeylere laminasyonu yumuşak ve nazikçe
gerçekleştirilmektedir. Bu yontem şu ana kadar herhangi bir araştırmacı ve ya kuruluş
tarafından yapılabilmiş değildir.
4.Somut Çıktılar
Yapılan ilk çalışmalar göstermiştir ki, sıvı filtrasyonunda kullanılan, dokusuz yüzeyler
nanoliflerin düşük mukavemet sorunu çözmüş ve 5 bar basınç altında hiç bir yapısal
deformasyona uğramamıştır. Kompozit ince film kaplama ile birlikte test edilen destek yüzey,
magnezyum sülfat (2000ppm) sulu çözeltisiyle yapılan filtrasyon testinde ticari membranlara
kıyasla yüksek su akış verimi sergilemiştir. İlk çalışmalar sonucunda ticari membranların tuz
giderim kapasitesine ulaşılamasa da, nanolif esaslı yüzeylerin sıvı filtrasyonunda, tuz
giderilmesinde kullanımı ümit veren sonuçlar sergilemiştir. Üretilmiş olan filtre 'Örnek 1'
olarak adlandırılmıştır (Bkz Şekil 2).
A
Nano
Dokusuz
lif
yüzey
B
Şekil 1. Destek yüzey olarak kullanılacak nanolif ve dokusuz yüzey (a), kompozit ince film kaplanmış destek
yüzeyi (b).
Şekil 2.İlk çalışmalarda üretilen nanolif esaslı kompozit filtrenin tuz giderilmesinde ticari filtrelerle
kıyaslanması.
5.Kaynaklar
[1] Jirsak O, Sanetrnik F, Lukas D, Kotek V, Martinova L, Chaloupek J, CZ Patent, CZ294274 (B6), WO
2005024101, 2005.
233
MİSVAK AĞACININ LİFLERİNDEN ÇEVRE DOSTU VE
TERAPÖTİK DİŞ İPLİĞİ ÜRETİMİ-MISFLOSSWAK
Sivri, Çağlar1
1
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Ağız ve diş sağlığı faaliyetleri, modern bir toplumun yeme-içme gibi en üst düzeydeki
ihtiyaçları arasında yer almaktadır. Ağız temizliği için periyodik diş fırçalamanın yanında
kürdan kullanımı, anti-bakteriyel ağız yıkama solüsyonları kullanımı ve diş ipliği kullanımı
sık başvurulan yöntemler arasındadır. Bunlar içerisinde gerek diş hekimleri tarafından tavsiye
edileni ve gerekse en yaygın olanı diş ipliği kullanımıdır. Diş ipliği üretimi için kullanılan
malzemelerin başında naylon ve PTFE polimeri gelmektedir. Bu polimerler üretim
aşamasından dolayı çevreye zararlı olduğu gibi, ağız içi kullanımda toksik etki
yaratabilmektedir. Projede, bahsi geçen problemden yola çıkılarak, birçok tedavi edici ve
koruyucu fonksiyona sahip misvak ağacının liflerinden ekolojik, katma değerli, biyo-bozunur
ve biyo-uyumlu diş ipliği üretimi hedeflenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Diş ipliği, Misvak, Terapötik, Biyo-bozunur, Çevre Dostu
Abstract
Mouth and dental health activities are situated in top level needs of a society like food &
beverage. In addition to periodical tooth brushing for oral cleaning, use of toothpick, use of
anti-bacterial mouthwash solutions and use of dental floss are commonly applied methods.
Among these methods, dental floss use is ranked as the most common one and the one which
is advised by dentists. Nylon and PTFE polymers are main materials that are used in dental
floss production. These polymers are environmentally hazardous due to their production stage
as well as they may create toxicological effect in oral use. Inspired by this problem, In this
project, it was aimed of ecological, value added, bio-degradable and bio-compatible dental
floss production from the fibers of Peelu having many therapeutic and protective functions.
Key Words: Dental floss, Miswak, Therapeutic, Biodegradable, Eco-friendly
Tahmini Projesi Süresi
18 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
200.000 TL
1.Projenin Amacı
Bu projede misvak ağacının liflerinden çevre dostu ve terapötik diş ipliği üretilmesi
hedeflenmektedir. Projenin tamamlanmasıyla birlikte, piyasada mevcut olan diş ipliklerinden
daha iyi performans göstermesi yanında tedavi edici/iyileştirici etkisi bulunan yenilikçi bir
ürün geliştirilmesi amaçlanmaktadır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Bu projede piyasada mevcut olan sentetik esaslı diş ipliklerinin aksine, misvak ağacının
liflerinden diş ipliği üretilecektir. Proses açısından, tıpkı lyocell lifinin üretiminde olduğu
gibi, misvak ağacının (peelu) odun hamurunun içerisinden selüloz lifleri organik bir çözücü
yardımıyla alınarak daha sonrasında iplik üretimi gerçekleştirilecektir. Odun hamurunun
eldesinde çevre dostu kimyasal yöntem uygulanacaktır. Kimyasal yöntemde odun hamuru,
odunun gövdesinden delignifikasyon yöntemiyle ayrılır. Odun içerisindeki lifler birbirine
lignin vasıtasıyla yapışıktır. Dolayısıyla bu liflerin hamurdan alınıp işlenebilmesi için ligninin
234
belirli organik kimyasallarla işlem görüp uzaklaştırılması gereklidir [1]. Daha sonra hamurdan
kalan kısım lif üretimi için uygun hale gelir. Prosesin esası organik bir çözücü yardımıyla
selülozu rejenere etmeye dayanmaktadır. Bu proseste yan ürün meydana gelmediği için çevre
dostudur. Burada, selüloz odun hamurundan alınarak organik bir çözücüde çözülmektedir.
Burada dikkat edilecek hususlar, çözelti sıcaklığı, karışımın su miktarı ile selülozun
konsantrasyonu ve polimerleşme (polymerization) derecesidir. Elde edilen lifler, open-end ya
da ring iplik eğirme sistemi ile iplik haline dönüştürülerek prototip haline getirilecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Misvak kullanımının profesyonel talimatlarına uygun olarak yapıldığında, diş fırçasına göre
plağı azaltma ve önleme ile diş iltihabının azaltılmasında diş fırçasından daha etkili olduğu
araştırmalarca kanıtlanmıştır [2]. Proje ilhamını bu araştırmaların sonuçlarından almaktadır.
Daha önce de bahsedildiği üzere, piyasada mevcut diş iplikleri çoğunlukla naylon ve PTFE
polimerinden üretilmiştir. Gerek naylon, gerekse PTFE, sağlık ve üretimi açısından çok da
parlak olmayan bir doğaya sahiptir. Özellikle PTFE bir floro-polimer olmasından dolayı vücut
ve dokuları üzerinde toksik etkiye sahiptir. Ayrıca bu polimerlerin doğaya geri dönüşümü
yoktur. Oysa bu projede geliştirilecek olan diş ipliği, misvak ağacının odun hamurunun
içerisindeki selülozdan çevreye zararı olmayan kimyasal hamur işleme yöntemiyle alınıp, lif
haline dönüştürüleceğinden, üretim süreci baştan sona çevre dostu olacaktır. Selüloz esaslı
olacağı için biyo-uyumludur ve sağlığa zararı/toksik etkisi yoktur. Biyo-bozunur olduğu için
kullanılıp atıldıktan sonra tamamen doğaya dönecektir. Misvaktan elde edileceği için ağız
içindeki yara ve diş etini tedavi edici özelliğe sahip olacaktır. Dünya genelinde ilk defa,
misvaktan üretilmiş bir diş ipliği ağız bakım alanına yeni bir ürün olarak sunulacaktır. Misvak
ucuz bir malzeme olduğu için üretim maliyet efektif gerçekleşirken, sahip olduğu üstün
korucu ve iyileştirici özelliklerden dolayı son ürün iyi derecede katma değere sahip olacaktır.
4.Somut Çıktılar
Misvak ağacından elde edileceği için tedavi edici ve koruyucu özellikte olacaktır. Misvakın
maliyetinin uygun olmasından dolayı ekonomik olacaktır. Piyasada yaygın olarak
kullanılanların aksine doğaya ve insan sağlığına zarar vermeyecektir. Biyo-bozunur olduğu ve
üretimi çevre dostu için ekolojik ve sürdürülebilir niteliğe sahiptir. Uygun yatırım maliyeti ve
çok fonksiyonel olmasıyla yüksek katma değer sunmaktadır. Dünyada ilk kez bu proje ile
geliştirilip, prototipleneceğinden ötürü ülke ekonomisi/yerli sermayeye katkısı ve rekabeti
geliştirme açısından önemlidir. Tüm bu özelliklerinden dolayı yenilikten çok “inovasyon”
vadetmektedir.
5.Kaynaklar
1. Ek, M., Gellerstedt, G., Henriksson, G., “Ljungberg Textbook: Pulp and Paper Chemistry and Technology”,
KTH Fiber & Polymer Technology, Stockholm, 2007:47, ISSN: 1654-1081.
2. Hooda, A., Rathee, m., Singh, J., “Chewing Sticks In The Era Of Toothbrush: A Review”. The Internet
Journal of Family Practice, 2009, 9(2).
235
DOMATES GÜVE KOVUCU DOĞA DOSTU DOKUSUZ
YÜZEY ÜRETİMİ
Bila, Ekrem
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü. Isparta Türkiye
Özet
Domates güvesi (Tuta absoluta), Türkiye'ye 2009 yılında giriş yapmış olup, karantina zararlı
listesine dâhildir. Ülkenin hemen hemen tüm bölgelerine çok hızlı bir şekilde yayılmıştır. T.
absoluta domates meyve verim ve kalitesini düşürmekte, çok yüksek oranda verim kayıplarına
neden olmaktadır. T. absoluta larvaları biyolojileri gereği açtıkları tünel ve galerilerde
korunaklı olduklarından kimyasal ilaçların etkisi düşüktür ve ilaca karşı direnç oluşturmaları
nedeniyle de etkin bir mücadele yapmak güçtür. Bu projede de biyolojik yollar ile domates
güvesini domates seralarından ve açık domates alanlarından uzaklaştırmayı düşünüyoruz.
Anahtar Kelimeler: Biyolojik mücadele, Nanolif, Elektrostatik lif çekimi
Abstract
Tomato moth (Tuta absoluta), Turkey in 2009 is logged, is included in the list of quarantine
pests. Almost all regions of the country were spread very quickly. T. absoluta tomato reduces
fruit yield and quality, has resulted in a very high rate of yield losses. Biology of T. absoluta
larvae tunnels and galleries are open should be protected because the effects of chemical
drugs is low and due to the creation of drug resistance is difficult to make an effective fight.
In this project the biological pathways and open greenhouse with tomato tomatoes tomato
moth is considered for removal from the field.
Key Words: Biological control, Nanofibers, Electrostatic spinning
Tahmini Proje Süresi
18 ay
Tahmini Proje Bütçesi
200.000 TL
Projenin Amacı
Domatesin ekimin den hasat'a kadar olan sürede domates güvelerinden alabileceği zararlara
karşı korumak. Domates güvelerine karşı uygulanan kimyasal mücadeleyi önleyerek
halkımızın en sağlıklı şekilde domates tüketmesine yardımcı olmak. Domates ithalatını
düşürüp ihracatı artırıp ekonomiye destek vermek gibi amaçları hedeflenmektedir. Bunlara ek
olarak bu uygulama ile domatesleri ve domates fidelerini tarla veya sera gibi açık,kapalı tüm
alanlarda elimizden geldiği kadar domatesleri koruyarak fidenin vereceği bütün domatesleri
yetiştirmeyi ve hasatını yapmayı amaçlanmaktadır.
Uygulanacak Yöntemler
Nanolif ve nano kapsülleme
Özgün Değer
Projede diğer çalışmalardan farklı olarak domates güvesinin sevmediği kokuları nanoliflerin
bünyesine nüfus ettirerek domates güvesini uzaklaştırmaya çalışılacak. Electrospinning
tabancası ile domatesin dış yüzeyini kaplayarak güvelerden korumaya çalışılacak.
236
Somut Çıktılar
Koku lavanta bitkisinden çıkartılacağı için ekonomik olacaktır. Kumaşta kimyasal
kullanılmayacağı için çevre ve kişilere zarar vermeyecektir. Biyo-bozunur olduğu ve üretimi
çevre dostu için ekolojik ve sürdürülebilir niteliğe sahiptir.
Kaynaklar:
Tekstil ve Mühendisler / Tekstil Dergisi Mühendis Ettik. Temmuz 2013, Vol. 20 Sayı 90, p1-16. 16p.
Tekstil ve Mühendisler / Tekstil Dergisi Mühendis Ettik. 2013, Cilt. 20 Sayı 91, p35-49. 15p.
Karabüyük, F., M. Portakaldalı ve M. R. Ulusoy., 2011. “Doğu Akdeniz Bölgesi Sebze Alanlarında Domates
Yaprak Galeri Güvesi (Tuta absoluta (Meyrick))’nin Yayılışı Ve Konukçuları, 225”.
Türkiye IV. Bitki Koruma Kongresi (28-30 Haziran 2011, Kahramanmaraş) Bildirileri, 554s.
Karut, K., C. Kazak, İ. Döker ve M. R. Ulusoy, 2011. Mersin İli Domates Seralarında Domates Yaprak Galeri
Güvesi Tuta absoluta (Meyrick, 1917) (Lepidoptera: Gelechiidae)’nın Yaygınlığı Ve Zarar Durumu. Türk.
entomol. Derg., 2011, 35(2): 339-347.
Kılıç¸ T., 2010. First Record Of Tuta Absoluta ın Turkey. Phytoparasitica Vol. 38, Iss.3; p. 243.
Mamay, M. ve E. Yanık, 2012. Şanlıurfa’da Domates Alanlarında Domates güvesi [Tuta absoluta (Meyrick)
(Lepidoptera: Gelechiidae)]’nin Ergin Popülasyon Gelişimi. Türk. Entomol. Bült., 2(3): 189-198.
Ünlü, L., 2011. Domates Güvesi, Tuta Absoluta (Meyrick)’nın Konya İl’inde Örtüaltında Yetiştirilen
Domateslerdeki Varlığı Ve Popülasyon Değişimi. Selçuk Tarım ve Gıda Bilimleri Dergisi, 25(4):27-29s
Abak K. , F. Düzyaman, V. Şeniz, H. Gülen, A. Pekşen & H. Ç. Kaymak 2010. Sebze Üretimini Geliştirme
Yöntem ve Hedefleri. VII. Ziraat Kongresi, 11-15 Ocak 2010, Ankara, 477-492 s.
Demirbağ Z. 2008. Entomopatojenler ve biyolojik Mücadele. Esen Ofset Matbaacılık, Trabzon, 325 s
http://www.bzmae.gov.tr/dosyalar/files/Dosya_13116839141.pdf
http://batem.gov.tr/yayinlar/bilimsel_makaleler/bitki_koruma/4-2domatesguvesi-tutaabsoluta-mucadelesi.pdf
http://www.tarimkutuphanesi.com/Domates_guvesiTuta_absoluta_(Meyrick,1917)_00987.html
237
DOKUSUZ YÜZEY TEKNOLOJİSİ İLE ÜRETİLMİŞ
ANTİSTATİK, ISIL DENGE SAĞLAYICI, RAHATLATICI
ÖZELLİKTE TERLİK-ÇORAP
Canbolat, Mehmet Fatih1, Yeşilyurt, Mahmut 2
1
2
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Ayak sağlığına yönelik olarak bilinçli ayakkabı ya da terlik seçimi, ayakların ısıl dengesinin
sağlanması, topuklular yerine düz ayakkabıların tercih edilmesi, doğal malzemeden elde
edilen ürünlerin kullanımı ve ayak masajı gibi birçok konu dikkat edilmesi gereken birkaç
husustur. Bu proje çalışmamız ile evde ya da ofis ortamında kullanılabilecek, rahatlatıcı masaj
etkisine sahip, ayakları sıcak tutmaya yarayan terlik-çorap adında bir ürün geliştirilmesi
planlanmaktadır. Dokusuz yüzey doğal lif karışımlarından elde edilecek, özel tabanlıklı ve
çorap gibi ayağa giyilebilen terlik-çorap ürünü birkaç ihtiyaca birden cevap verebilecek
nitelikte tasarlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Antistatik,reflekseloji,statik
Abstract
Conscious selection of shoe or slippers, ensuring thermal stability of feet, preference of flat
shoes instead of high heels shoes, use of natural origin products, and regular foot massage can
be counted as some of the significant issues towards foot health. It is intended to develop a
new product with slipper-sock trade name for home or office environment use which will
have relaxing massage effect and capability of keeping feet warm. Slipper-sock is designed to
have couple of advantages when compared to a slipper by its nonwoven manufacturing
technology, natural fibers blend composition, special insock invention and sock like wearing
capability.
Key Words: Antistatic, reflexology, static
Tahmini Projesi Süresi
10 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
80. 000 TL
1.Projenin Amacı
Soğuk havalarda ayakların ev ya da ofis ortamında üşemesi istenmeyen bir durumdur. Bazı
insanlarda ayakta belli sure durmak, ayaklarda ağrı ve şişmeye neden olmaktadır. Ayaklardaki
üşümeye son vermek, statik elektriği almak ve masaj etkisiyle ayakları rahatlatmak amacıyla
terlik-çorap fikri ortaya çıkmıştır. Dokusuz yüzey teknolojisi kullanarak yapmayı
düşündüğümüz terlik-çorap aynı zamanda doğal katkılı ve ucuz bir ürün olacaktır. Terliğin
tabanlık kısmına yerleştirilecek olan içi yarısına kadar sıvı dolu olan kabarcık yapılar,
yürüdükçe ayağa masaj etkisi yaparak kan dolaşımını ayağı rahatsız etmeden sağlayacaktır.
Kabarcılar içine yerleştirilecek olan antisatik iyonlar ve faz değiştiren malzemeler sayesinde
ayakların sıcak tutulması ve vücuttan fazla elektriğin alınması da mümkün olacaktır.
Ayakların tüylü dokusuz yüzey yapılar tarafından ilave ısınması, terlik şeklinde dizayn edilen
ürünümüzün çorap şeklinde bacaklara giyilmesiyle ısı kaybının engellenmesini ve terliğin
rahatça ayakta durmasını mümkün kılacaktır.
238
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Çalışma birkaç aşamada gerçekleştirilecek olup, ilk aşamada tabanlık kısmı ve içi yarıya
kadar dolu esnek kabarcıkların üretimleri yapılacaktır. Güzel yaylanma özelliği ve dayanım
özelliği olan elastomer polimerler kabarcık ve taban yapımı için düşünülecektir [De ve diğ.,
2001]. Kabarcıklardan bazısı içerisine yarıya kadar sıvı ortamda antistatik iyonlar, diğer bir
kısmına da parafin benzeri faz değiştiren malzemeler konulacaktır. Sonraki aşamada terlikçorabın terlik kısmı için uygun dokusuz yüzey kumaş yapı belirlenecek ve diğer yandan da
yapıya eklenecek çorap boğaz kısmı örülecektir. Son aşamada dokusuz yüzey terlik, çorap
boğaz kısmı ve tabanlık birleştirilip, ürün deneme kontrolleri yapılacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Projemiz ile ortaya çıkacak olan nihai ürünümüzde gündelik kullandığımız çorap ve terliklerin
özelliklerini aynı yapı altında toplayacağımız için ürünümüzde bir özgünlük havası baştan
esecektir. Aynı zamanda yaylanma ve dayınım özelliğine sahip elastomer polimer kabarcıklar
gündelik kullanımda insan hayatı içerisindeki konfor oranını bir hayli arttıracak ve
beğenilmesi mümkün bir ürün olmasını sağlayacaktır. Dokusuz yüzey teknolojisi ile
üretilecek olan (terlik kısmı) kumaş üretim teknolojisi açısından da farklılık yaratacaktır.
4.Somut Çıktılar
Elde etmeyi amaçladığımız ürün ayak sağlığını ve rahatını ön planda tutan, evde, ofiste,
hastanede, otelde ve daha birçok yerde kullanılabilecek doğal bir terliktir. Normal terliklerden
farklı olarak çorap ya da çizme benzeri, bacaklara da geçirilebilmesi nedeniyle ürünümüz
terlik-çorap olarak adlandırılmıştır. Ürünümüz sayesinde ayaklarda kan dolaşımı
dengelenecek, ayakların üşümesi engellenecek ve vücuttaki statik gerilim ortadan kalkacaktır.
Kullanılacak malzemelerin özel seçimi ile üretim maliyeti de düşürülecektir.
5.Kaynaklar
[1] Miller, J., E., Nigg, B., M., Liu, W., Stefanyshyn, D., J., Nurse, M., A., Influence of Foot, Leg and Shoe
Characteristics on Subjective Comfort, Foot & Ankle International, 2000, Vol: 21, 759-767
[2] Lipton, L., 2001, Reflexology Sandals Provide Feet with Good Pain Feeling [online], The Wall Street
Journal, online.wsj.com/news/articles/SB983480500801835198, [Ziyaret Tarihi: 5 Şubat 2014]
[3] De, S., K., White, J., R., 2001, Rubber Technologist’s Handbook, Smithers Rapra Publishing, Shawbury, 185957-262-6
239
GÜL POSASINDAN ELDE EDİLMİŞ DOĞAL BOYA, DOĞAL
GÜL KOKUSU VE HAFIZA GÜÇLENDİRİCİ ÖZELLİKTE
BEBE EL ÖRGÜ İPLİĞİ
Ersöz Nilay1, Yeşilyurt Mahmut 2
1
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Bu çalışmamızda Isparta şehrinde fazlasıyla üretimi yapılan ve dünyaya açılmış bir kapı olan
gülün posasının geri dönüşümü ile ilgili olan sağlıklı bir tekstil ürününün meydana getirilmesi
ele alınacaktır.Gül yağı üretiminden arta kalan ve genelde tarımsal alanlarda gübre olarak
kullanılan gülün posasından ekstrakte yöntemi ile doğal boya elde edilecek ve aynı zamanda
yapıya gülün doğal hoş kokusu entegre edilecek. Bu sayede gülün hoş kokusu ile kullanan
insanların hafızalarını canlandıracak ve güçlendirecektir. Bu yapıyı özellikle yün
hammaddeleri ile üretilmiş bebe el örgü ipliklerinde kullanılması düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Posa,ekstrakte,gül
Abstract
In this study, the city of Isparta greatly in the production of the world and opened a door that
rose pulp recycle those related to a healthy textile products forming the handle pick up.Rose
oil production from the residual and often in agricultural fields as fertilizer use rose pulp
extracted from the method and natural dyes to be obtained and also the structure of the natural
fragrance of roses will be integrated. In this way, with the fragrance of roses will revive
memories of the people who use and will strengthen. This structure produced with raw
materials, especially wool hand knitting yarn for use in babies is considered.
Key Words: Posada, extract, rose.
Tahmini Projesi Süresi
14 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
65.000 TL
1.Projenin Amacı
Projemin esas amacı tonlarca üretimi yapılan gül posasının geri dönüşümünü
sağlayabilmektir. Aynı zamanda hem çevre kirliliğini önlemiş bulunacağız hemde insan
sağlığına yararlı bir ürün üretmiş olacağız. Proje sayesinde el örgü ipliği sanayisi yeni bir
canlılık yaşayacaktır. Özellikle yeni doğmuş yada gelişimini henüz tamamlamamış bebeklerin
giysilerinde kullanılacak olan yün el örgü ipliklerine uygulandığında hem hafızayı
güçlendirme etkisi bulunan gül kokusundan hemde cilde zarar vermeyen doğal gül
boyasından verim alınacaktır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Bu üretim yönteminde ise gül yağı fabrikalarından alınacak olan atık gül posaları çeşitli
enzimlerle işleme sokularak ekstrakte yöntemi ile gülün kendine has rengi ve kokusundan
yararlanılacaktır. Sonrasında çeşitli boyama kazanlarında el örgü iplikleri bu doğal boya ile
boyanacaklardır. Bu sayede hem kendine has bir renk kazanacak olan iplikler aynı zamanda
gülün hoş kokusuna da sahip olacaklardır.
240
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Bu proje ile mevcut tüm problemler ve yeni uygulamalar dikkate alınarak mümkün olduğunca
minimum maliyette, geri dönüşümlü, doğal ve efektif bir el örgü ipliği üretimi
planlanmaktadır.
4.Somut Çıktılar
Proje sayesinde çağımızın hastalıklarından birisi olan unutkanlığa bir nebze de olsa çözüm
bulunmuş olunacaktır. Aynı zamanda gül yağı üretimi yapılan yerleşkelerde ki atık gül
posasından doğan çevre zararlarının önüne geçilmiş olunacaktır.
Sentetik boyalar, başlıca kozmetik, gıda ve tekstil sanayi olmak üzere birçok alanda geniş
kullanım potansiyeline sahiptir (Aksu, 2005). Özellikle tekstil atıksularının yüksek oranda
sentetik boya içermelerinden dolayı, bu boyaların ışık geçirimini azaltması sonucu sucul
yaşamdaki fotosentetik aktivite de olumsuz yönde etkilemekte, bu durum canlı topluluklarına
oldukça toksik etki yapmaktadır (Aksu, 2005). Ticari olarak kullanılan sentetik boyaların
büyük bir kısmını toksik, karsinojenik ve mutajenik özelliklere sahip olan azo boyalar
oluşturmaktadır (Seesuriyachana vd, 2007).
Gül çiçeğinin işlenmesi esnasında, Gül çiçeği miktarının yaklaşık iki katı kadar posa, iki katı
kadar da atıksu üretilmektedir. Posa ve atıksu yılın toplam 45 günü boyunca oluşmaktadır.
Isparta’da gül çiçeği üretimi ortalama olarak 12 000 ton/yıl olmuştur. Türkiye’deki üretim en
çok Isparta’da olup, bunu Afyon, Burdur ve Denizli izlemektedir. Proses sonrası açığa çıkan
posa miktarı, yaş ağırlık bazında gül çiçeği miktarının yaklaşık olarak iki katıdır.
Bu atıkların çevreye bırakıldığında Tesislerde oluşan gül posalarının depolandığı çukurlarda
anaerobik ayrışma sonunda koku meydana gelmektedir. Gül posasındaki su muhtevasının
fazla olması anaerobic şartların oluşmasına neden olmaktadır. Depolama çukurlarında gül
posasının sezon boyunca(40-45 gün) ve su muhtevasının buharlaşma ve sızma yoluyla
azalması için bekletilmesi esnasında çevreyi rahatsız edici kokular oluşmaktadır.
5.Kaynaklar
Baydar,H.., Kazaz, S., 2010 Organik Gülcülük. SDÜ Gül ve Gül Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi,
yayın no:1,40s. Isparta
Çoban,S.,1997. Tekstil Terbiyesinde Enzim Kullanım Durumları. Tekstil ve Konfeksiyon,3,229-231
Ertuğrul,S..,Dönmez,G.., 2010 Tekstil Atıksuyu Kaynaklı Bakterilerin Boya ve Boyar Madde Arıtımında
Kullanımı. Ankara
Tosun,İ.., Gönüllü, T.., Arslankaya, E.., 2010 Gül Yağı Sanayi Proses Atıkları Özelliklerinin Belirlenmesi
241
GÜNDELİK YAŞAMDA KULLANIMA UYGUN GİYSİLİK,
SERİNLETİCİ, ORGANIK KUMAŞ TASARIMI
Yılmaz, Sevim 1 Güler, Nevin 2 , Özpolat, Füsun 3
Pamukkale Üniversitesi, Denizli Teknik Bilimler Meslek ;Yüksekokulu Tasarım Bölümü, Denizli, TURKIYE
2
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Fen Fakültesi, İstatistik Bölümü, Muğla, TURKIYE
3
Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü, İzmir, TURKIYE
1
Özet
Küresel ısınmaya bağlı olarak Avrupa kıtasında ve Dünya pazarında giyim tüketiminde talep
değişimleri gözlenmektedir. Giysi ve tekstil pazarında organik moda trendleri gelişmiş
ülkelerden başlayarak son 10 senedir yavaştan ortaya bir hızla çapını genişletiyor.
Son 5 yılda tekstil mamullerinin, çevre ve insan sağlığına zarar vermeden, ekolojik olarak
üretilmelerinden çok organik olarak üretilmeleri önem kazanmıştır ama ülkemiz henüz mevcut
imkanlarını ve pazar olanakları ile buna bağlı kar marjlarını, kayda değer seviyede arttıramamıştır. Bu
organik tekstillerin üretimi için ülkemizin batı bölgelerinde girişimler mevcut olmakla beraber
tekstil yatırımlarının artmakta olduğu Kahramanmaraş gibi illerimizde de yaygınlaştırılması
sektördeki üreticilerin rekabet gücünü arttıracaktır.
Ülkemizde ve dünyada önemi giderek artan bir başka konu konforlu tekstil ürünlerinin
üretilmesi ve test edilmesine dönüktür. Bu proje ile elyaftan doku tasarımına ve terbiye
işlemlerine kadar tüm aşamalarda profesyönel araştırmacılarla sanayi kuruluşlarının bir arada
çalışarak, gelecek yıllarda öneminin artması kaçınılmaz olacak serinletici özellikteki
kumaşların üretilmesine dönük bir örnek çalışma yapılabilecektir.
Anahtar Kelimeler: Sıcaktan korunma, Isı ve nem konforu, Organik kumaş tasarımı.
Abstract
Depending on global warming, demand changes in the consumption of clothing on the
European continent and in the world market are observed. With a slow speed increasing to a
fast one, organic fashion trends in clothing and textile markets have expanded their diameter
starting from developed countries for the last ten years. It gained importance that textile
products have been manufactured in organic ways rather than in ecological ways without
giving damage to environment and human health for the last 5 years but our country couldn't
increase its present opportunities and market opportunities associated with profit margins at a
significant level yet. While there have been attempts for the production of these organic
textiles in the western regions of our country, expanding them in our provinces like
Kahramanmaraş where textile investments are increasing will stimulate the competitiveness
of manufacturers in the industry.
Another issue importance of which increases gradually in our country and in the world is
about the manufacturing and testing of comfortable textile products.
With this project, professional researchers and industrial organizations will work together at
all the stages from fiber to texture designs and to finishing operations and a case study on the
production of refreshing fabrics whose importance will inevitably increase in the forthcoming
years could be carried out.
Key Words: Protection against heat, Heat and moisture comfort, Design of organic fabric
242
Tahmini Projesi Süresi
18 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
51.000 TL
1.Projenin Amacı
Bu projenin amacı Kahramanmaraş ilinin tekstil sanayisinin potansiyelinin geliştirilmesine,
yenilikçi proje uygulamasıyla destek çıkmak. Bu kapsamdaki proje ile elyaftan doku
tasarımına ve terbiye işlemlerine kadar tüm aşamalarda profesyönel araştırmacılarla sanayi
kuruluşlarının bir arada çalışarak, serinletici özellikteki kumaşlar tasarlayıp üretmektir. Isı ve
nem konforu denemeleri sonucunda en uygun kumaşı, Türkiye ve AB ülkelerinde patentleyip,
pazarlanabilecek halde getirmektir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Farklı elyaflardan üretilmiş ipliklerle ısı yalıtımına uygun dokuma kumaş tasarımları
yapılacaktır.
Uygun organik apre maddeleri ile ve kısa flötte aplikasyon yöntemlerinden bazıları
uygulanarak kumaşların termal konfor özellikleri iyileştirilebilecektir .
Kumaşların ısı ve nem konforu denemeleri Sevim Yılmaz’ın geliştirdiği cihaz ve yöntemle
yapılacaktır.
Geliştirilen dokumalara ilişkin deneysel sonuçlar istatistiksel olarak analiz edilecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Bu çalışmayla küresel ısınmanın sonucu ortaya çıkmakta olan yeni iklim şartlarına bağlıortaya
çıkan, sıcaktan korunma gereksinimini karşılayacak giysilik kumaşlar tasarlanacaktır. Bu
çalışmada insan sağlığına zararlı hiçbir elektronik ek donanım veya işlenti kullanmadan
geleneksel dokumalardan da istifade ederek organik giyim giysilik bir kumaş tasarlanacaktır.
4.Somut Çıktılar
Bu çalışmanın sonucunda bazı doğal apre maddelerinin isi ve nem konforuna etkisi
incelenebilecektir. Bir grup organik elyaf ihtiva eden giysilik kumaş tasarlanıp ısı ve nem
transferi bakımından vücut ısısının üzerindeki iklim şartlarında en uygunu seçilebilecektir.
Seçilen kumaş patentlenip değeri uluslararası korunacaktır.
5.Kaynaklar
Eser S. v e Karaaslan U., 2008,Tarimdan Tekstile Organik Üretim, Gemsan A.Ş., İstanbul
L. Benisek , G.K. Edmondson, W.A. Phillips, 1979 , Protective Clothing-Evaluation of Wool and Other Fabrics ,
Textile Research Journal, Vol. 49, No. 4,p.212-221
N. Mao1 and S. J. Russell, 2007,The Thermal Insulation Properties of Spacer Fabrics with a Mechanically
Integrated Wool Fiber Surface, Textile Research Journal ,vol: 77, p.914
Ünal, Z. B., Yilmaz, S., 2010 , Environmental Damages Of Textile Industry And Its Role In The Global Climate
Change, XIIth International Izmir Textile and Apparel Symposium, Oct 28 – 30
Yılmaz S., Atılgan T., 2010, Impacts Of Global Warming On Apparel Industry, International Conference of
Aplied Research of Textile, CIRAT-4, Monastir, Tunisia
243
DOKUSUZ YÜZEY TEKNOLOJİSİ İLE ÜRETİLMİŞ
ZERDEÇAL ÖZLÜ, ANTİMİKROBİYALVE
ANTİKANSEROJEN ÖZELLİKTE GALOŞ ÜRETİMİ
Ünal Sezai1, Yeşilyurt Mahmut2
1
2
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Projemin kısa özetine değinecek olursak; bu üretilecek olan yeni tür galoşların hem kullanım
haslığı açısından hemde fabrikasyon haslıklar bakımından birçok avantajları olacaktır.
Özellikle hastalıkların bol bol dolaştığı ortamlarda ayakkabılarımız bütün mikroorganizmaları
gezme yolu ile taşıyabilmektedir. Bu noktada kullanılması hayati önem taşıyan ürünlerden
birisi de galoşlardır. Üretecek olduğumuz galoş çeşidi üretildikten sonra doğal boyalarla
boyanacak olduğundan hem yeni özellikler kazanacaktır, hemde çevre dostu, geri dönüşümlü
bir ürün olacaktır. Zerdeçal bitkisi ipek kumaşlar ve ince derilerin boyanmasında ve kına
yakmada da renklendirici olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda zerdeçal bitkisinin çeşitli
araştırmalar sonucunda antimikrobiyal ve antikanserojen olduğu da kanıtlanmıştır. Bizim bu
projemizde ise doğal ekstrakt ile boyama yapılarak hem kimyasal kullanımını elemine etmiş
olurken hemde aynı zamanda antimikrobiyal özellik kazanan yapı mikropları yok etme
noktasında daha da güçlü bir hale gelecektir.
Anahtar Kelimeler:Antikanserojen,zerdaçal,galoş
Abstract
Short summary of the project will be addressed; galoshes and use of this new species, which
will be produced both in terms of fastness and fastness in terms of fabrication will have many
advantages. Plenty around, especially in environments where disease organisms roam through
all of our shoes can carry. At this point, use one of the vital items are the galoshes. We will
produce a type of shoe covers will be painted with natural dyes is then produced and will gain
new features, and environmentally friendly, recyclable product will be. Turmeric plants and
fine silk fabric in the dyeing of leather and are used as colorants in henna. At the same time as
a result of various studies of turmeric plant that has proven antimicrobial and anticancer.
About this project we made the painting with natural extracts to eliminate the use of the
chemical has antimicrobial properties, while at the same time as the winner in the structure at
the point of destroying microbes will become even stronger.
Key Words: Anticarcinogenic, turmeric, overshoes
Tahmini Projesi Süresi
16 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
50.000 TL
1.Projenin Amacı
Bu projedeki amacımız, özellikle de hastaneler, anaokulları ve kreş gibi mikrobik etkenlerin
devamlı var olduğu ve tehlikeler saçtığı ortamlarda günümüze kadar kullanılmış olan ve
sadece bir noktadaki mikrobu başka bir noktaya taşımaya yarayan ayak galoşlarının
geliştirilmesidir. Günümüzde kullanılan galoşlar hem çok mukavemetsiz hemen yırtılabilen
cinstendir, hemde mikroplarla savaşma noktasında ekstra bir özelliğe sahip değillerdir.
Kullanılan kimyasal tepkimeler ile üretilmiş olan galoşların geri dönüşümü noktasında hem
doğada 400 yıl gibi bir sürede çözünme olayı var olduğu gibi hemde gerçek bir dönüşüm
244
düşünüldüğünde fabrika koşullarında hem çevreyi hemde insan sağlığını tehdit etmektedir.
Üretecek olduğumuz yeni nesil galoşlar bütün bu negatif özellikleri geride bırakıp yerine
mikrop ve bakteriler ile mücadele eden, doğada çözünebilen ve doğal yollarla boyanıp
spesifik özellikler kazandırılabilen mamuller olacaklardır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Bu üretim tekniğinde dokusuz yüzey ile üretim teknolojisi kullanılacaktır. Zararlı kimyasal
maddelerden yapılan galoşların yerine doğal elyafların kullanıldığı ve aynı zamanda doğal
zerdaçal özü ile boya işlemine sokulacak olan ürünümüz bu sayede antimikrobiyal ve
antikanserojen özelliği bünyesinde bulunduracaktır. Bu noktada çeşitli dokusuz yüzey üretim
teknolojilerinden herhangi bir tanesi tabi uygun olanı olması koşulu ile seçilebilir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Projemizin özgün değerine gelecek olursak, bu projemiz hem ülkemizdeki hastalıkların
artmasını engellemek adına hemde dünyada ki bütün bu gibi malzemelerin kullanıldığı
alanlarda çığır açacak cinstendir. Üretilecek olan yeni nesil galoşlar hem insan hayatını tehdit
etmeyecek hemde hijyen konusunun ne kadar önemli olduğunu bir kere daha gündeme
getirebilecek cinstendir. Bu projenin hayata geçmesi ile birçok kurum ve kuruluş bu yönde bir
açığın olduğunu ve bu yönde yapılan çalışmaların değerlendirilmesi gerektiğini de
anlayacaklardır. Ayrıca birçok hastalıkta enfeksiyon kapma riskinin büyük olması ve Türk
gelenek göreneklerine göre de hasta ziyaretlerinin sayısının fazla olması bu inovatif
düşüncenin bir an önce hayata geçmesini ortaya çıkarmaktadır.
4.Somut Çıktılar
Bu projeden aslında uzun vadede çok çok iyi faydaların görüleceği kesindir. Çünkü hastaların
enfeksiyon kapma riskinin ve özelliklede gün içerisinde gezdiğimiz bütün yerlerden
taşıyabilecek olduğumuz hastalık yada mikropların insanlara ulaşmasının çok kolay olduğu
bu durumlarda bu gibi maliyeti ve üretim şekli makul olan ürünler hayatımızda önemli yer
kaplamaktadır. Bu projenin hayata geçmesi ile yaşanılan mikrobik ve semptomik hastalıkların
gelişmesini önleyici metotlar geliştirilecektir. Aynı zamanda ülke ve dünya bazında kullanılan
kimyasalların oranını azaltma noktasında çeşitli faydalar sağlayacaktır. Ve son olarak da galoş
kullanılması gereken yerlerde yeni nesil galoşların kullanılması ile hem insanımız
bilinçleneceği gibi hemde hastalıklarla mücadele konusunda önemli adımlar somut bir şekilde
atılmış olacaktır.
5.Kaynaklar
Özsüt H. Yoğun bakım ünitesinde infeksiyon sorunu. Hastane İnfeksiyonları Dergisi 1998;1:5-14.
Garner JS, Jarvis WR, Emori TG, Horan TC, Huge JM. CDC definitions for nosocomial infections, 1988. Am J
Infect Control 1988;16:128-40.
Parlar S, Ovayolu N, Bozkurt Aİ. Yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin el hijyeni, eldiven giyme ve
antiseptik kullanımı konusundaki bilgi, tutum ve uygulamaları. Hemşirelik Forumu 2003;6: 60-9.
245
KARBON ELYAFIN ‘İNŞAAT SEKTÖRÜNDE’
UYGULANMASI VE İNSAN YAŞAMINA YARARLARININ
İNCELENMESİ
Kazanasmaz, Cem
Süleyman Demirel Üniversitesi-Mühendislik Fakültesi-Tekstil Mühendisliği-Isparta, Türkiye
Özet
Karbon Elyaf, Performans/fiyat oranının değişimi ile karbon lifleri hızla kompozit
materyallerde kullanılan metallerin yerini almaya başlamıstır. Çünkü Karbon Elyaf; betona
çok iyi tutunur, betonun uzun sureli mukavemetli ve düşük yoğunlukta olmasını sağlar. Bu
nedenle, Karbon Elyaf yaygınlaştırılmasıyla İnşaat sektöründe daha sağlıklı yapılar olup insan
hayatı daha korunma altına alınmış olunacaktır.
Anahtar Kelimeler: Karbon elyaf, İnşaat sektöründe karbon elyaf, Karbon Elyafın özellikleri
Abstract
Carbon Fiber, Performance/price rate of change of the carbon fibers of the composite material
used in the metal. Beacause Carbon Fiber; clings very well to the concrete, the concrete
strength and long-term low-intensity provides,therefore, that the Carbon Fiber in the
Construction sector, through the wide dissemination of more healthy structure of human life is
going to be protected.
Keywords: Carbon fiber, carbon fiber in the Construction sector, the properties of the Carbon
Fiber
Tahmini Proje Süresi
24 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
200.000 TL
Projenin Amacı
İnşaat sektöründe ki dayanıksız ve çürük binaların mukavemetini artırarak binaların
güçlenmesini sağlanarak binaların yıkılma riskini en aza indirerek, insan sağlını korumak ve
Türkiye'nin deprem bölgesi olduğundan binaların yıkılmasını en aza indirgeyerek insan
hayatını korumak amaçlanmaktadır.
Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Karbon lifleri ile tamir metodunun en bariz avantajı yapının içerisinde ancak birkaç
milimetrelik bir kalınlık eklemesine rağmen klasik metotlarla elde dilecek sağlamlığın kat ve
kat fazlası elde edilecektir. Karbon lifleri az da olsa birçok uygulamada kullanılsa da inşaat
sektörüne uygulanması özel bir ekoloji gerektirmektedir. İnşaat tamiratı için kullanılan karbon
liflerinin özel bir şekilde örülmesiyle daha dayanıklı olması planlanmaktadır. İnşaatlarda
beton olan yüzeylerin üzerine kaplanmasıyla ağırlıklı olarak da kiriş ve kolonların üzerine
kaplanarak mukavemeti güçlendirme düşünülmektedir.
Özgün Değer / Yenilikçi Boyut:Karbon elyaf inşaat sektörüne az da olsa girmiş bulunmakta.
Fakat bizim taleplerimizi karşılamış değil. Bu nedenle, Karbon elyafı binalarda kullanımını
artırarak dayanıklı yapılara insanlar teşvik edilecek. Dünya da en çok karbon elyafı çıkaran
ülkelerden bir tanesi Japonya. Japonlarında karbon elyafla çok büyük araştırmaları olup,
inşaat sektöründe uygulamaya başladılar. Karbon elyafın bir çok özelliği olup diğer
sektörlerde de kullanılmasıyla çok yönlü kompozit yapılar denilebilir.
246
Somut Çıktılar
Binada oluşacak çatlaklara, beton kırılmalarına, yangınlara, binaların çökmesine vb.
durumlara engel olunacaktır. İnsanların can güvenliğini artacak, refah ve huzurun sağlanması
beklenmektedir. Bu sonuçlar itibariyle Karbon Elyafın daha çok yayılması gerçekleşicektir.
Kaynaklar:
http://tekstilsayfasi.blogspot.com.tr/2013/01/akilli-tekstiller-ve-kullanimalanlari www.kompozit.com.tr
www.aksaca.com
Walsh P.J., Carbon Fibers, ASM Handbook, 2001, 21, 35-40
Seventekin, N., Kimyasal Lifler, 2001, İzmir, s: 136
Şimşek O. 2004. Beton ve Beton Teknolojisi, Seçkin Yay. San. ve Tic. A.Ş, Ankara, 242s.
247
HALI HAV İPLİKLERİ İÇİN FONKSİYONEL FİLAMENT
ÜRETİMİ
Erdoğan, Ümit Halis, Erkan, Gökhan
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Günümüzde hammadde teknolojilerinde Ar-Ge çalışmaları sonucu gerçekleşen yenilikler ÜrGe çalışmaları sonucunda tasarımcıların da katkıları ile katma değeri yüksek ürünlere
dönüşmektedir. Tekstil sektöründe hammadde alanındaki yenlikler polimer ve filament üretim
teknolojileri üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda anti-bakteriyel, güç tutuşur,
yüksek mukavemetli vb. fonksiyonları ve/veya özellikleri olan yeni lifler elde
edilebilmektedir. Fonksiyonel liflerin üretiminde yeni polimerlerin kullanımının yanı sıra
mevcut liflerin modifikasyonu da önem taşımaktadır. Bu proje önerisinde günümüz tekstil
teknolojisi için önemli birer yenilik olan mikrokapsülasyon uygulamaları ve kompozit
filament üretim teknolojisi birleştirilerek halı hav ipliklerinde kullanılmak üzere fonksiyonel
özellikler taşıyan filamentlerin üretilmesi hedeflenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Filament, mikrokapsül, halı, bitim yağı
Abstract
Recent research and developments in raw material technologies expand to value added
products via product development studies and the aid of designers. Innovations in textile raw
material field concentrate on new technologies in polymer and filament production. As a
result of these innovations, filaments having functions such as anti-bacterial, flame retardant,
high tenacity can be obtained. Besides using new polymers in fiber production, modification
of existing fibers is an important tool for the product development. This proposal aims to
develop functional filaments for carpet piles by combining the microencapsulation
applications and composite filament production, which are the two new important processes
of textile technology.
Key Words: Filament, microcapsule, carpet, spin-finish
Tahmini Projesi Süresi
24 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
120.000 TL
1.Projenin Amacı
Bu proje önerisinin amacı günümüz tekstil teknolojisi için önemli birer yenilik olan
mikrokapsülasyon uygulamaları ve kompozit filament üretim teknolojisi birleştirilerek halı
hav ipliklerinde kullanılmak üzere fonksiyonel özellikler taşıyan filamentlerin üretilmesidir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Bu proje önerisi kapsamında öncelikle halı havında kullanılacak filamentlerin üretilmesi
planlanmıştır. Hammadde olarak halı havında en çok kullanılan iplikler içerisinde olan
polipropilen filamentler ile çalışılacaktır. Filament üretim aşamasının çeşitli süreçlerinde
polimer fonksiyonel mikrokapsüller ile muamele edilecektir. Elde edilen filamentlerin
öncelikle yapısal özellikleri incelenecek, daha sonra kullanım alanındaki fonksiyonu
değerlendirilecektir. Uygulanacak yöntem aşamaları aşağıda başlıklar halinde verilmiştir.
248
-
Toz halinde mekanik karışım (PP + Mikrokapsül)
Eriyikte karıştırma ve masterbatch eldesi (PP + Mikrokapsül)
Eriyikten lif çekimi ve filament eldesi
Mikrokapsül içeren spin-finish uygulaması
Tekstüre ve germe-çekme işlemleri
Fonksiyonel filamentlerin yapısal analizleri
Numune halı üretimi ve ürün üzerinde fonksiyon analizi
3. Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Bu proje önerisinde günümüz tekstil teknolojisi için önemli birer yenilik olan
mikrokapsülasyon uygulamaları ve kompozit filament üretim teknolojisinin birleştirilerek
uygulanacak olması proje önerisinin en önemli yenilikçi boyutludur.
Mikrokapsüller tekstil mamüllerine emdirme, çektirme, kaplama vb yöntemler ile
aktarılmaktadır. Bilindiği üzere polipropilen polimerinin reaksiyona girme kapasitesi oldukça
sınırlıdır. Bu nedenle polipropilenden üretilmiş tekstil malzemelerine ancak kaplama ile
mikrokapsüller uygulanabilmektedir. Bu projede konvansiyonel aktarma yöntemleri dışında
filament oluşum aşamasında ve bitim yağı uygulanması sırasında mikrokapsüllerin
aktarılmasının gerçekleştirilecek olması projenin özgün değeridir.
4.Somut Çıktılar
Proje önerisinde öngörülen ürünün elde edilmesi durumunda:
-Kimyasal olarak aktif grupları olmayan polipropilen liflerine fonksiyonel özellikler
kazandırılması için efektif bir yöntem geliştirtmiş olacaktır.
-Yatırım maliyeti gerektirmeyen bir üretim süreci ile fonksiyonel ürün eldesi sağlanacaktır.
-Halı hav ipliği fonksiyonun kalıcılığının artması ön plana çıkartılarak, katma değeri yüksek
ürünler için pazarlama stratejileri geliştirilebilecektir.
5.Kaynaklar
-Ümit Halis Erdoğan, Effect of pile fiber cross section shape on compression properties of polypropylene carpets,
The Journal of The Textile Institute, Volume 103, Issue 12, 2012.
-Gökhan Erkan, Merih Sarıışık, Nurdan Kaşıkara Pazarlıoğlu, The microencapsulation of terbinafine via in situ
polymerization of melamine-formaldehyde and their application to cotton fabric, Journal of Applied Polymer
ScienceVolume 118, Issue 6, 2010.
-Nilufer Erdem, Aysun A. Cireli, Umit H. Erdogan, Flame retardancy behaviors and structural properties of
polypropylene/nano-SiO2 composite textile filaments, Journal of Applied Polymer Science, Volume 111, Issue 4,
2009.
249
ANTIPILLING ENZİMİNİN PAMUKLU ÖRME KUMAŞLARA
UYGULANMASINDA UYGUN PROSES VE KUMAŞ
KONSTRÜKSİYON ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ
Ala, Deniz Mutlu1, Gülşen, Gamze1
1
Çukurova Üniversitesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Tekstil Giyim Ayakkabı ve Deri Bölümü, Adana, Türkiye
Özet
Üç farklı numaradaki %100 pamuklu iplikler ile iki farklı ilmek sıra sıklığında örülen süprem
kumaşlara iki farklı metot kullanılarak antipilling enzimi uygulanacaktır. Ön terbiye ve boya
işlemleri sırasında uygulanacak antipilling enziminin, kumaşın renk, pilling, hava geçirgenlik
ve kalınlık özelliklerine etkileri araştırılacak ve sonuçlar karşılaştırılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Antipilling, Enzim, Örme, Renk
Abstract
Pilling enzyme using two different methods will be applied to jersey knit fabrics knitted with
two different loop density. Fabrics will be knitted with 100% cotton yarn in three different
sizes. Effects of antipiling enzyme applied during pre-treatment and dyeing process on fabric
color, pilling, air permeability and thickness characteristics will be investigated and the results
will be compared.
Key Words: Antipilling, Enzyme, Knitting, Colour
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
10000 TL
1.Projenin Amacı
Enzim kullanımı, tekstil terbiyesinde kimyasal yöntemlerin dezavantajlarını ortadan
kaldırmak amacıyla geliştirilen alternatif yöntemlerden biridir. Enzimler tekstil endüstrisinde
elyaf, kumaş hatta giysi imalatı sırasında kullanılabilmektedir. Enzimatik prosesler geleneksel
kimyasal maddeler kullanılarak oluşturulan proseslere kıyasla daha düşük sıcaklık ve basınç
altında reaksiyonlar vermekte, zaman ve enerji tasarrufu sağlanmaktadır. Doğal protein olan
enzimler, çok kolay ve hızlı bir şekilde biyolojik olarak parçalanmakta ve atık su yükü
oluşturmamaktadır. Terbiye işlemlerinde kumaş yüzeyine çıkmış lif uçlarını yok etmek
amacıyla antipilling enzimi kullanılmaktadır. Enzimlerin kullanılmasıyla daha düşük
tüylülükte temiz bir yüzey, pilling oluşma eğiliminde azalma, daha iyi bir tutum ve
yumuşaklık elde edilmektedir. Bu çalışmanın amacı; %100 pamuklu süprem örme kumaşlara
ön terbiye ve boya işlemleri sırasında uygulanacak antipilling enziminin, kumaşın renk,
pilling, hava geçirgenlik ve kalınlık özelliklerine etkilerinin araştırılması ve
karşılaştırılmasıdır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Bu çalışmada %100 pamuklu, süprem örme kumaşlar kullanılacaktır. Örme işleminde aynı
pamuk harmanından üretilen 12/1, 16/1 ve 20/1 karde ring iplikler kullanılacaktır. Üç farklı
numaradaki iplikler ile iki farklı ilmek sıra sıklığında süprem kumaşlar üretilecektir. Bu
sayede altı farklı konstrüksiyonda örülen kumaşın hepsinin hammaddesi aynı olacaktır.
Çalışmada kullanılan antipilling enziminin uygulanmasında iki farklı metot kullanılacaktır. İlk
metot; antipilling enziminin ön terbiye işlemi sırasında uygulanıp ardından boyama işleminin
yapılması şeklinde, ikinci metot ise; antipilling enziminin ön terbiye işleminin ardından
250
yapılacak boyama prosesinde boya banyosuna ilave edilmesi suretiyle gerçekleştirilecektir.
Antipilling enziminin uygulanmadığı referans kumaşlar ile farklı metotlar kulanılarak
antipilling enzimi uygulanmış kumaşlar, renk, pilling, hava geçirgenlik ve kalınlık özellikleri
bakımından kıyaslanacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Antipilling enzim kumaşlara yaygın olarak ön terbiye aşamasında uygulanmaktadır. Bu
çalışmada, antipilling enzimi boyama banyosuna ilave edilecektir. Bu sayede kumaşlara aynı
banyoda boyama ve antipilling özelliği kazandırılacaktır.
4.Somut Çıktılar
Antipilling enziminin uygulanmadığı referans kumaşlar ile farklı metotlar kulanılarak
antipilling enzimi uygulanmış kumaşların renk ölçümü, boncuklanma, hava geçirgenlik ve
kalınlık testleri yapılacaktır. Bu sayede antipilling enziminin uygulanmasında uygun proses ve
kumaş konstrüksiyon özellikleri hakkında öneriler sunulacaktır.
5.Kaynaklar
Karahan A. H., Demir A., Özdoğan E., Öktem T., Seventekin N., 2007, “Tekstil Malzemelerinin Yüzey
Modifikasyonlarında Kullanılan Bazı Yöntemler”, Tekstil ve Konfeksiyon, 4/2007, 248-255
Mavruz S., Oğulata R., 2008 , “Tekstil Terbiyesinde Biyoparlatma Uygulamaları ve Pamuklu Örme Kumaşların
Bazı Fiziksel ve Kimyasal Özelliklerine Etkisi”, Tekstil ve Mühendis, Yıl:14, Sayı:66, Sayfa:15-22
Balcı O., Saker G., Kurtoğlu N., 2010, “Biyoparlatma ve Reaktif Boyama İşlemlerinin Kombine Uygulanması
İle Hızlı Boyama Prosesi”, Mühendislik Bilimleri ve Tasarım Dergisi, Cilt:1, Sayı:1, S:39-48
Çoruh E., Çelik N., 2014, “Boya Terbiye İşletmesinde Süprem Örme Kumaş Maliyet Analizi”, Tekstil
Teknolojileri Elektronik Dergisi, Cilt:8, No:1, Sayfa: 23-36
Mavruz S., Oğulata R., 2009, “Biyoparlatma Uygulanmış Örme Kumaşlara Tekrarlı (Çoklu) Yıkamaların
Etkisinin İncelenmesi”, Tekstil ve Konfeksiyon, 3/2009, S:224-230
251
KOMPRESYON ÇORAPLARININ KONFOR
ÖZELLİKLERİNİN ÖLÇÜMÜNDE KULLANILMAK ÜZERE
YENİ BİR SİSTEM TASARIMI
Sarı, Burak, Oğlakcıoğlu, Nida
Ege Üniversitesi, MühendislikFakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Özet
Kompresyon ürünleri arasında önemli bir yere sahip olan kompresyon çorapları; toplardamar
kan dolaşım sistemindeki kan akışını düzenlemek amacıyla geliştirilmiştir. Başarılı bir tedavi
süreci için çorapların sürekli kullanılması olmazsa olmaz bir şarttır. Özellikle mevsimsel
sıcaklık değişimleri ya da zor günlük aktiviteler tedavinin uygulanabilirliğini azaltmaktadır.
Konforsuzluk hissi her hasta için büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bu projede, kompresyon
çoraplarının ısıl konfor özelliklerinikullanım anını simule eden ve klasik test yöntemlerine
entegre edilebilen bir test düzeneği tasarımı amaçlanmaktadır. Oluşturulacak bu ölçüm sistemi
ile çorapların gerçek kullanım koşullarında vereceği konfor hissibelirlenebilecektir.
Anahtar Kelimeler: Kompresyon çorapları, ısıl konfor, hava geçirgenliği, su buharı
geçirgenliği, ısıl iletkenlik.
Abstract
Compression stockings, which constitute one of the most important groups of compression
garments, are engineered to regulate blood flow in venous system. For a successful treatment
process, the stockings have to be used permanently. Especially seasonal temperature changes
or difficult daily activities decrease the practicability of the treatment. Discomfort feeling of
compression stockings is a big problem for every patient. In this project, developing a new
test system for air and water permeability of compression stockings is aimed. This is an
integrated system which can be used with classic testing methodsand simulates the using time.
The comfort feeling of compression stockings at the real using conditions can be determined
with new developed system.
Key Words: Compression stockings, thermal comfort, air permeability,water vapour
permeability, thermal conductivity.
Tahmini Projesi Süresi
12Ay
Tahmini Proje Bütçesi
25.000 TL
1.Projenin Amacı
Kompresyon tedavisinde oldukça fazla kullanılan kompresyon çorapları, özellikle
toplardamar düzensizlikleri sonucu bacaklarda oluşan hastalıklar için uygulanan ameliyatlara
alternatif medikal ürünlerdir [1,2]. Kompresyon çorapları, bu tedavi sürecinde hastaya uygun
bir biçimde kol ya da bacağın belirli bölgelerinde değişen basınç etkisi uygulayarak
toplardamarlardaki kanın kalbe dönüşüne yardımcı olmaktadır [3]. Günümüzde gelişmiş
ülkelerin yaşlanan nüfus popülasyonu ve benimsedikleri sağlıklı yaşam felsefesi nedeniyle
medikal kompresyon çoraplarının kullanımı giderek artmaktadır.
Çoraplar kompresyon etkisini, istenilen vücut parçasından daha dar bir çapta üretilmesi
sonucu oluşan gerilme ile gerçekleştirmektedirler [4]. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda
hastalar için bu ürünleri kullanmak giysi konforu açısında dayanılmaz boyutlara ulaşmaktadır.
252
Isı, hava ve su buharı geçirgenlikleri açısından iyi özelliklere sahip ürünler bu sorun için bir
çözüm oluşturmaktadır. Fakat günümüzde bu testler, kullanım anındaki etmenlerden bağımsız
olarak statik durumda ölçüm almaktadır. Bu ölçüm verileri ise son ürünün sahip olduğu
özellikleri tam olarak yansıtmamaktadır. Proje kapsamında geliştirilecek sistem ile klasik test
cihazlarına kolaylıkla entegre olabilen parçalar yardımıyla gerçek kullanım anındaki kumaş
yapısı kolayca oluşturulabilecektir. Böylece önceden yatırım yapılmış test cihazları daha etkin
bir şekilde kullanılabilecek,son kullanım alanına ve de standartlara uygun üretim mümkün
olacaktır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Projede ilk olarak standartlarda belirtilen bacak ölçüleri kullanılarak çeşitli bacak modelleri
hazırlanacaktır. Bu modeller ile gerçek kullanımda oluşan gerilme oranları tespit edilecektir.
Elde edilen veriler ışığında, çorap numunelerinin en ve boy miktarı kontrollü olarak
değiştirilebildiği, yapısındaki sensörler ile kumaştaki yük miktarının ölçülebildiği ve bacağı
simule edebilenbir gerdirme tertibatı geliştirilecektir. Bu sistemler ile kompresyon
çoraplarının ısıl konfor özelliklerigerçek kullanım şartlarında belirlenebilecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Dinamik ölçüm sistemleri genel olarak maliyeti yüksek sistemlerdir vestatik ölçüm yapan
sistemlerle karşılaştırıldığında gerçeğe daha yakın sonuçlar vermektedir. Geliştirilmesi
planlanan yeni tasarım ile kompresyon çoraplarının konfor özellikleri gerçekçi şartlarda tespit
edilebilecektir.Bu sistem sadece ısıl konfor özelliklerinde değil kalınlık, boncuklanma gibi
diğer fiziksel ölçüm yöntemleri için de uygulanabilecektir. Ayrıca kompresyon çorapları yanı
sırabandaj, korse gibi diğer kompresyon ürünleri içindekullanılabilecektir.
4.Somut Çıktılar
Bu proje kapsamında, kompresyon çoraplarının kullanım anındaki ısıl konfor özelliklerinin
tespitini mümkün kılan yeni bir sistem geliştirilecektir.Bu sistem ile yapılan
ölçümlersonucunda kullanım şartlarına bağlı olarak optimum özelliklere sahip ürünleri elde
etmek mümkün olacaktır. Böylece hastaların her durumda rahatlıkla kullanabileceği, yüksek
giyim konforusağlayan çoraplar üretilebilecektir. Dünyada oldukça yaygın olan toplardamar
rahatsızlıklarının tedavilerinin sürdürülebilirliği için önemli bir adım atılmış olacaktır.
5.Kaynaklar
1. Agu, O., Hamilton, G. and Baker, G., 1999, “Graduated compression stockings in the prevention of venous
thromboembolism, British Journal of Surgery, 86: 992-1004 pp.
2. Dai, X.Q., Liu, R., Li, Y., Zhang, M. and Kwok, Y.L., 2007, Numerical simulation of skin pressure
distribution applied by graduated compresion stockings, Studies in Computational Intelligence, 86: 301-309 pp.
3. Wang L., Felder, M. and Cai, J., Study of properties of medical compression fabrics, Journal of Fiber
Bioengineering & İnformatics, 4: 15-22 pp.
4. Oğlakcıoğlu N. ve Marmaralı, A., 2010, Rejenere selüloz liflerinin kompresyon çoraplarının ısıl konfor
özelliklerine etkisi, Tekstil ve Mühendis Dergisi, 17: 6-12 s.
253
KUMAŞ HATA BİLGİLERİNİ SES KOMUTLARI İLE
KAYDEDEN KUMAŞ KALİTE KONTROL MAKİNESİ
TASARIMI VE PROTOTİP İMALATI
Aytuç, Selçuk1, Ala, Deniz Mutlu1
1
Çukurova Üniversitesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, Tekstil Giyim Ayakkabı ve Deri Bölümü, Adana, Türkiye
Özet
Bu projede, manuel kumaş kalite kontrol makinesinde kalite kontrol elemanı tarafından tespit
edilen hataları ses komutları ile bilgisayar ortamına aktaracak, hata bilgilerini otomatik olarak
kumaş rulosunun kalite kartına işleyecek, belirlenen hatalar hakkında istatistiksel bilgi
sunacak ve kumaş rulosunun kalitesini otomatik olarak belirleyecek bir sistem tasarlanacak ve
prototip imalatı gerçekleştirilecektir.
Anahtar Kelimeler: Kumaş, Hata, Kalite Kontrol, İstatistik
Abstract
This project will contain studies of designing and production of a quality control system
which will transmit defect information to computer with voice commands of operator, process
defect information automatically to the quality control card of fabric roll, present statistical
information of defects and automatically identify the quality of fabric roll.
Key Words: Fabric, Defect, Quality Control, Statistics
Tahmini Proje Süresi
24 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
150.000 TL
1.Projenin Amacı
Manuel kumaş kalite kontrol yönteminde, üretilen kumaşların kalite kontrolü ışıklı bir pano
üzerinde hareket eden kumaşın insan gözü ile kontrolü şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Kumaşın geçtiği yüzey alt ve üst kısımlardan farklı ışık kaynakları ile aydınlatılabilmektedir.
Kalite kontrol operatörü eğimli yüzeyin ön tarafında durarak, yaklaşık 2 m genişliğindeki
eğimli alandan geçerek sarılan kumaşı gözle takip eder ve kumaş hatalarını tespit eder. Bu
süreçte iyi bir kalite kontrol elemanı kumaş üzerindeki hataların ancak %70’ini tespit
edebilmektedir. Işıklı pano üzerinde dakikada 8-20 metre arasındaki bir hızla hareket eden
kumaşın kalite kontrolünü gerçekleştiren operatör, herhangi bir hatayı fark ettiği anda kumaş
hareketini durdurarak, hatanın kumaş üzerindeki yerini işaretlemekte ve hata bilgilerini kalite
kontrol kartına işlemektedir. Bu esnada kalite kontrol elemanının dikkati dağılmakta,
konsantrasyonu bozulmakta ve verimliliği azalmaktadır. Kumaşın tamamı denetlendikten
sonra, birim uzunluktaki hata sayısına göre kumaş sınıflandırılmaktadır. Bu çalışmanın amacı,
kalite kontrol elemanı tarafından tespit edilen hataları ses komutları ile bilgisayar ortamına
aktaracak, hata bilgilerini otomatik olarak kumaş rulosunun kalite kartına işleyecek, kumaş
hataları hakkında istatistiksel bilgi sunacak ve kumaş rulosunun kalitesini otomatik olarak
belirleyecek bir sistem geliştirmektir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Bu çalışmada kumaş sarma ve sağma mekanizmalarına sahip bir ışıklı kalite kontrol makinesi,
bilgisayar, ses alma ve işleme donanımı ve yazılımından oluşan bir sistem tasarlanacaktır.
Yazılım sayesinde, tespit edilen hata isimleri kalite kontrol elemanı tarafından mikrofona
söylenerek, kumaş hatasının bilgisayar ortamında kumaş rulosunun kalite kartına işlenmesi
254
sağlanacaktır. Elektronik metre sayıcı sayesinde kumaş hatasının kumaş rulosunun kaçıncı
metresinde olduğu bilgisi ile kaydedilecektir. Hazırlanacak yazılım kumaş rulosunun kalite
bilgilerinin istatistiksel olarak incelenmesine ve veritabanı üzerinden ağdaki diğer
bilgisayarlarla paylaşılmasına imkan tanıyacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Manuel kumaş kalite kontrol yönteminde kalite kontrol elemanı tarafından tespit edilen
hatalar kontrol işlemine ara verilerek veya kumaş rulosunun tamamlanmasının ardından kalite
kontrol kartlarına işlenir. Bu çalışmada tasarlanacak sistemde kumaş hataları kalite kontrol
işlemine ara vermeden ses komutları ile kumaş rulosunun kalite kartına işlenecektir. Bu
sayede kalite kontrol elemanının konsantrasyonu bozulmayacak, verimliliği artacak ve kumaş
kalite kontrol işlemi hızlanacaktır. Gerçek zamanlı olarak bilgisayar ortamına aktarılan kalite
kontrol verileri sayesinde üretilen kumaşların hata istatistikleri ve hataların oluşum
nedenlerinin istatistik olarak değerlendirilmesi yapılabilecek ve işletmenin genel kalite düzeyi
takip edilebilecektir.
4.Somut Çıktılar
Geliştirilecek olan bu sistem sayesinde kumaş kalite verileri gerçek zamanlı olarak bilgisayar
ortamında kaydedilecek, kumaş kalite kontrol işlemleri hızlanacak ve kontrol elemanlarının
verimliliği artacaktır.
5.Kaynaklar
Çelik, H.İ., Dülger, L.C., Topalbekiroğlu, M., 2012, “Görüntü İşleme Teknikleri Kullanarak Kumaş Hatalarının
Belirlenmesi”, Tekstil Teknolojileri Elektronik Dergisi, Cilt:6, No:1, 22-39
Bona, M., 1994, “Textile Quality”, Texilia
Hu, M.C., Tsai, I.S.,1991, “The ınspection of Fabric Defects by Using Wavelet Transform”, Journal of Textile
Institute, 91:3, 420-433
Kısaoğlu, Ö., 2006, “Kumaş Kalite Kontrol Sistemleri”, Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi,
Cilt 12, Sayı 2, 233-241
255
OTOMATİK ÇÖZELTİ HAZIRLAMA VE PİPETLEME
FONKSİYONLU NUMUNE APLİKASYON MAKİNESİ
Balcı, Onur1, Akar, Halil2, Ataç, Birol2
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş
2
ATAÇ Elektrik – Makine Sanayi, Çerkezköy/Tekirdağ
1
Özet
Konu, şu an konvansiyonel olarak iki servis istasyonu şeklinde kesiksiz olarak çalışan,
otomatik çözelti hazırlama (otomatik pipetleme) ve numune boyama makinelerinin, tek bir
sistem altında toplanması fikriyle oluşturulmuş bir Ar-Ge projesini içermektedir.
SAMPLE APPLICATION MACHINE SUPPORTED BY
AUTOMATIC SOLUTION PREPARATION AND TRANSFER
FUNCTION
Abstract
The issue involves the R&D project idea of combining the automatic sample preperation and
dyeing machine, which work individually and discontinue, in one station.
Tahmini Projesi Süresi ve Bütçesi
18 Ay ve 300.000 TL
Projenin Amacı
Proje, hemen hemen bütün boyahanelerde bulunan otomatik pipetleme ve numune boyama
makinelerinin kesiksiz ve insan faktöründen bağımsız olarak çalışabilmesi için uygun bir
sistem-otomasyon tasarımını ve imalatını amaçlamaktadır.
Giriş
Bilindiği gibi konvansiyonel uygulamalarda çoğu boyahane, işletmesinin laboratuarında,
reçete çıkartmak, renk koleksiyonu oluşturmak, işletmenin reçete düzeltme faaliyetlerine
destek vermek amacıyla en az bir otomatik çözelti hazırlama ve pipetleme makinesi ile
numune boyama makinesi bulunmaktadır. Ancak bunlar kesikli olarak çalışmaktadır. Yani
hazırlanan reçeteye göre, pipetleme makinesi çözeltiyi hazırlamakta, daha sonra bu çözeltiyi
numune boyama makinesinin tüpünde birleştirmektedir. Daha sonra operatör, bu tüpü alarak
numune boyama makinesine takmak ve boyama prosesine başlamaktadır. İlave yapılacak ise,
operatör makineyi durdurmak, ilaveleri yapmak ve sonrasında makineyi tekrar çalıştırmak
zorundadır. Boyama ardına çoğu zaman, devam eden yıkama, nötralizasyon ve apre
uygulamaları, makine dışında harici olarak yapılmaktadır (örneğin bir beher veya tas içinde).
Tüm bu kesikli sistematik, zaman kaybı, yoğun işçilik, insan kaynaklı hatalar ve laboratuarişletme uyumsuzluğu sorunlarını beraberinde getirmektedir.
Yaklaşım
Projede, konu ile ilgili yaşanan bu sıkıntılara çözüm bulmak için üç yeni yaklaşım
geliştirilmiştir. Bu projenin inovatif bir proje olmasını sağlayan bu üç yaklaşımdan biri, iki
istasyonlu ve birbiri ile senkron/kesiksiz çalışabilen bir sistem, diğeri bu sistem içinde yer
alan istasyonlardan biri olan numune boyama makinesi kısmındaki boyama tüpünün inovatif
tasarımı ve çalışma prensibi, sonuncusu ise sistemin çalışması için hazırlanacak otomasyon
programı ile ilgilidir. Şekil 1’de ana şema, Şekil 2’de ise tüp tasarımı şematik olarak
256
gösterilmiştir. İstasyon 1 olarak adlandırılan, çözelti hazırlama kısmında, ön terbiye-boyamayıkama-apre vb.. yaş işlemlerden hangileri yapılacak ise, o proseslerde kullanılacak
kimyasallardan stok çözeltiler bulunacaktır. Dolayısıyla, bu istasyonda bir robot bulunacak
ve robot otomasyona kaydedilen reçeteye bağlı olarak, kimyasalı gerekli miktarda pipetleyip,
direkt olarak makine içindeki ilgili tüpe enjekte edecektir. İstendiği taktirde ön terbiye,
boyama, yıkama, apre gibi sıralı işlemler, kesiksiz olarak makinenin tüpü dahi açılmadan
yürütülebilecektir. Numune boyama makinesindeki her tüpün kendine ait ayrı ısıtma,
soğutma, devir, pH, sıcaklık kontrolü-ayarı ve program yürütme kabiliyeti olacaktır. Böylece
aynı anda bir makinede makinesinde farklı işler yürütülebilecektir. Materyalin hareketi
tüplerin dönmesi ile değil, tüp içindeki delikli eleklerin dönmesi ile sağlanacaktır. Her tüpün
kendi kendini temizleme opsiyonu da bulunacaktır. Biten prosesler sonrası makine, oluşan
atığı direkt olarak deşarj edecektir. Dozajlamalı proseslerde, makine veya tüp hiç
açılmayacak, otomasyon sistemine bağlı olarak dozajlamayı robot ve tüpteki ara depo sistemi
yürütecektir. Böylece numune işlemlerde abraj, bekleme, zaman kaybı gibi sorunlarla
karşılaşılmayacaktır.
Pipetleme
Robotu
Boşaltma
Hattı
Besleme Hattı
İstasyon
İstasyon 2
Çözelti
Aplikasyon
1
Hazırlama
Şekil 1. Ana şema
Pomp
a
Dozajlama ve yıkama
kanalı
Kapa
k
Depo
Ara
İlave Kısmı
–
Isıtma Sistemi
Tekstil
Materyali
Statik
Mikser
Isıtma Sistemi
pH ve sıcaklık kontrol
probu
Dönebilen
aplikasyon eleği
Şekil 2. Aplikasyon tüpü tasarımı
Ana Tüp
Beklenen Sonuç
Bu projeden daha az işçilik, daha az hata ve işletme şartlarına en yakın laboratuar
çalışmalarını yapabilecek bir boyama sisteminin elde edilmesi beklenmektedir.
257
SOL- JEL YÖNTEMİ KULLANILARAK KAPLANAN
PAMUKLU KUMAŞLARIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN
GELİŞTİRİLMESİ
Akçalı, Kadri1, Oktav Bulut, Meliha2
1
BartınÜniversitesi,Bartın Meslek Yüksekokulu , Tekstil, Giyim, Ayakkabı ve Deri Bölümü, Bartın, Türkiye
2
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Bu projede; kolemanit, amorf silika ve pomza ile kaplanan pamuklu kumaşların fiziksel
özelliklerinin geliştirilmesi incelenecektir. Pamuklu kumaşların pomza, amorf silika ve
kolemanit katkı malzemeleri kullanılarak hazırlanan sol-jel çözeltileri ile daldırmalı kaplama
metodu kullanılarak kaplanması gerçekleştirilecektir. Kaplanan kumaşların kumaş
ağırlıklarındaki değişim, kapilarite tayinleri, kopma, yırtılma mukavemetlerinde, aşındırma
dirençlerinde meydana gelen değişimler, hava ve su geçirgenlik değerleri, güç tutuşurluk
özellikleri incelenecek. SEM, XPS ve FTIR yöntemleri kullanılarak yüzey morfolojileri ve %
element analizleri yapılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Sol-Jel Kaplama, Pamuklu Kumaş, Pomza, Amorf Silika, Kolemanit
Abstract
In this study, cotton fabric was coated with colemanite, amorphous silica and pumice and then
its physical properties were investigated. The cotton fabrics will be carried out dip coating
method with sol-gel solution prepared using additives pumice, amorphous silica and
colemanite. Changes in the weight of the fabric, capillarity determination, break, tear strength,
in the changes that occur in abrasion resistance, air and water permeability values, flame
retardant properties of coated fabric will be examined. The surface morphology and %
elementary analysis of fabric samples will be conducted with SEM, XPS and FTIR analysis.
Key Words: Sol-Gel Process, Cotton Fabric, Pumice, Amorphous Silica, Colemanite
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
25.000 TL
1.Projenin Amacı
Projenin amacı; sol-jel kaplama metodu kullanılarak, pomza, amorf silika ve öğütülmüş
kolemanit maddeleri kullanılarak kaplanması sonucu pamuklu kumaşlarının fiziksel
özelliklerinin geliştirilmesidir.
Yeni tekstil aplikasyon yöntemlerinin geliştirilmesi üzerine yapılan çalışmalarda kullanılan
önemli bir yöntemde sol-jel metodu kullanılarak tekstil materyallerinin fiziksel özelliklerinin
iyileştirilmesi olarak göze çarpmaktadır. Özellikle sol-jel teknolojisinin tekstil sanayinde
kumaş haslıklarının geliştirilmesi, bariyer etkisi eldesi ve kumaş dayanım özelliklerinin
geliştirilmesi konusunda kullanımı büyük önem taşımaktadır (Alongi and Malucelli, 2013;
Ferrero and Periolatto, 2013).
Proje çalışması kapsamında ticari kullanım oranı yüksek olan pamuklu kumaşların tamamen
doğal pomza ve amorf silika ve periyodik cetvelin tek metal olmayan elementi öğütülmüş
kolemanit ile sol-jel metodu kullanılarak kaplanması ve fiziksel özelliklerinin ve buna paralel
olarak kullanım özelliklerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir.
258
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Proje kapsamında pamuklu kumaşların sol-jel kaplama yöntemi kullanılarak haşılı sökülmüş,
kasarlanmış ve ağartılmış dokuma pamuklu kumaş numunelerinin, amorf silika, pomza ve
öğütülmüş kolemanit malzemeleri ile kaplanması ve kaplama sonrası kumaş numunelerinde
meydana gelen fiziksel özelliklerdeki değişimlerin ölçülmesi gerçekleştirilecektir.
Nanosol çözeltisinin hazırlanması için; çözücü madde olarak Etanol ve distile su, asidik
hidroliz için pH düzenleyici olarak 0,01 N HCl çözeltisi, bazik hidroliz için pH düzenleyici
olarak ise 0,1 N NaOH çözeltisi kullanılacaktır. Sol-jel çözeltisi hazırlamada başlatıcı madde
olarak ise TEOS kullanımı ön görülmektedir. Sol- jel çözeltileri içerisine katkı maddesi olarak
ise pomza, amorf silika ve öğütülmüş kolemanit partikülleri eklenecektir.
Pamuklu kumaş numuneleri hazırlanan farklı sol-jel çözeltileri içerisine belirlenen sürelerde
daldırılarak çözeltinin kumaş tarafından emilmesi sağlanacaktır. Çözelti içerisine daldırılmak
suretiyle kaplanan kumaşlar laboratuar tipi fulard makinesinden belirli basınç ve hız altında
geçirilerek etüv cihazı içerisinde kurutma işlemi ve sonrasında laboratuar fiksaj cihazı ile
fiskeleme işlemine tabi tutulacaktır.
Yapılacak kaplama işlemi sonucunda kumaş numuneleri; ağırlık tespiti, kapilarite tayini,
kopma ve yırtılma mukavemeti, aşındırma direnci tayini, hava ve su geçirgenliği tayini, güç
tutuşurluk, yüzey morfolojilerinin, nitel ve % element analizlerinin tespiti, antibakteriyel
aktivite tayini, UV geçirgenlik ve koruma faktörünün tespiti ve radyoaktivite tayini
testlerinden geçirilecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Sol-jel kaplama teknolojisi yeni alternatif yöntemlerin arandığı günümüzde tekstil literatürün
de yerini almış ve değerini göstermiştir.
Literatür taraması sonucunda kullanılan kaplama malzemelerinin birbiri ile benzerlik
gösterdiği alternatif malzeme kullanımının belli oranlar dışında çeşitliliğe sahip olmadığı göze
çarpmaktadır. Kullanılması planlanan pomza, amorf silika ve öğütülmüş kolemanit maddeleri
ile yapılan çalışmalara ayrı bir yön ve sektörel olarak alternatif malzeme kullanım
olanaklarının geliştirilmesi sağlanacaktır.
Kumaşlarda meydana gelmesi ön görülen fiziksel özellik gelişimi ile kumaşların kaplama
sonrası farklı kullanım alanlarında değerlendirilmesi sağlanacaktır.
Teknoloji geliştirmeye ve uygulamaya yönelik proje ile elde edilecek sonuçlar ve işlem
basamakları hem Türk tekstil sektöründe firmaların rekabet gücünü arttıracak, hem de Türk
maden sektörüne hizmet edecektir. Yapılacak olan çalışma sonucu ortaya çıkarılacak bilginin
ticari hayata geçirilmesi sağlanacaktır.
4.Somut Çıktılar
Proje ekibi tarafından gerçekleştirilen ön çalışmalar sonucunda kolemanit, amorf silika ve
pomza ile kaplanan pamuklu kumaş numunelerinde mukavemet, güç tutuşurluk, su iticilik ve
hava geçirgenliği özelliklerinin yapılan testler sonucunda geliştiği gözlemlenmiştir. İşletme
şartlarında yapılan kaplamalar sonucu numunelerin bahsedilen fiziksel özelliklerinin geliştiği
sonucuna varılmıştır.
5.Kaynaklar
1. Alongi, J., Malucelli, G., 2013. Heat and Moisture Transfer in Sol-Gel Treated Cotton Fabrics. Journal of
Thermal Analysis and Calorimetry, 111, 459 – 465.
2. Ferrero, F., Periolatto, M., 2013. Application of Fluorinated Compounds to Cotton Fabrics via Sol-Gel.
Applied Surface Science, 275, 201 – 207.
259
YÜKSEK KATMA DEĞERLİ EKOLOJİK HALI ÜRETİMİ
İÇİN ENDÜSTRİYEL DOĞAL BOYA PROSESLERİNİN
GELİŞTİRİLMESİ
Karaboyacı, Mustafa1, Kayahan, Enfal2
1
2
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Günümüz dünyasında gelişmekte olan çevre bilinci ve sağlıklı yaşam eğilimiyle birlikte,
tekstil sektöründe de organik ürünler gün geçtikçe daha fazla ilgi görmektedir. Tekstil
sektöründe özellikle boyama işlemleri sırasında kullanılan birçok yardımcı kimyasal madde
ve sentetik boyarmaddeler, insan ve çevre üzerinde yüksek tehlikeler ortaya çıkarmaktadır. Bu
nedenle doğal dengeyi koruyan ürünlere olan talep ile birlikte doğal boyarmadde gereksinimi
de artmıştır. Fakat klasik kök boyama teknikleri genel kullanıma uygulanamayacak kadar
yüksek maliyetli ve fabrikasyon üretime elverişli değildir. Makine halısı ihracatımız uzun
yıllardan beri artış gösteren sektörlerimiz arasında yer almaktadır. Son üç yılın makine halısı
birim ihraç fiyatları incelendiğinde yaklaşık 3,5 dolar/kg olduğu görülmektedir. El halısında
ise bu değer 40 dolar/kg civarındadır. Bu projenin amacı sentetik boyama fiyatına doğal
boyama yaparak, ekolojik yönü ön plana çıkartılmış yüksek katma değerli makine halılarının
üretimidir. Bu amaçla endüstriyel bitkisel atıklar doğal boyarmadde kaynağı olarak
kullanılacak ve bu atıklarla endüstriyel boyama prosesleri oluşturularak elde edilen ürünlerin
yıkama, sürtme ve ışık haslıkları test edilerek uygun bir renk kartelesı oluşturulacaktır. Bu
kartela aynı zamanda her tür tekstil ürünü için de bir kaynak olacaktır.
Anahtar Kelimeler: Halı, doğal boya, ekoloji, katma değer
Abstract
In today's world with the developing tendency of environmental awareness and healthy living,
organic products in the textile industry see more and more interest. In the textile sector,
especially auxiliary chemicals and synthetic dyes used during the dyeing process have high
hazards on human and environment. Therefore, with the demand for products that protect the
natural balance, requirement of natural dyes is increased. But the classical root dyeing
techniques could not be applied because of the high cost of dyeing and it is not conducive for
industrial production. Machine made carpet exports are located in increased indus The aim of
this project is producing the machine made carpets which have ecological aspect in the
foreground and with high added value by dyed with natural dyes to the price of synthetic
dyes.tries for many years. When the unit export price of the machine-made carpets
investigated for last three years, seems to be about 3.5 dollars / kg. This value is is around. 40
dollars / kg in hand made carpets. For this purpose industrial food wastes will be used as a
source of natural dyes. Industrial dyeing processes will design for these wastes and a color
chart will be obtain by testing obtained product in the terms of rubbing, washing and light
fastness.This color chart will be a source for all kind of tekstile materials
Key Words: Carpet, natural dye, ecology, added value
Tahmini Projesi Süresi
6 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
25.000 TL
260
1.Projenin Amacı
Bu projenin amacı düşük maliyetli doğal boyarmaddeler ile yün, pamuk, bambu, soya gibi
doğal elyafların boyanması ve bu elyaflardan elde edilen ipliklerin makine halısı üretiminde
kullanılmasıdır. Doğallığın ürüne katma değer katığı ve klasik kök boyamacılığın pahalı oluşu
göz önüne alındığında, ortaya çıkan ekolojik halıların ekonomik değerinin daha yüksek
olması kaçınılmazdır.
Kızıl kök, indigo gibi boyarmadde bitkilerinin tarımsal olarak üretimi de yüksek maliyetler
oluşturmaktadır (Bechtold ve ark. 2007). Bu yüksek maliyetler, doğal boyarmadde
kullanımının yaygınlaşmasının ve endüstriyel uygulamalarının önüne geçmektedir. Bu
nedenle ucuz bitki boyarmaddelerine ve bunların endüstriyel olarak kullanılabilmesi için yeni
yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Yiyecek, içecek ve kozmetik endüstrileri doğal
boyarmadde içeren büyük miktarlarda atık üretmektedirler. Bu atıklar, tekstil boyama
işlemleri için doğal boyarmaddelerin ekstraksiyonuna kaynak sağlayabilmektedir. Bazı
araştırmacılar meyve veya çay yapraklarının kullanımı ile parlak sarı ve kırmızı renkte
boyarmaddelerin ekstraksiyon ile meyve ve sebzelerden elde edilebilirliği üzerine araştırmalar
yapmıştır (Deo ve Desai 1999, Vankar ve ark. 2007).
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Projenin ilk aşaması boyamanın yapılacağı boyahane civarında kolayca bulunabilecek
endüstriyel bitkisel atıkların tespitidir. Çünkü bölgelere göre endüstriyel atıklar farklılık
göstermektedir. Örneğin daha önce Isparta bölgesinde yaptığımız çalışmada standart bobinelyaf boyama makinelerinde hiçbir değişiklik yapmadan endüstriyel bir bitkisel atık olan gül
posası ile boyama yapılabileceğini gördük. Hatta bu yeni proses ile tafting halı üretimi yapan
bir firma tamamen gül posasından boyanmış iplikler ile “Infusion” adında bir koleksiyon
oluşturmuştur. Doğal boya kaynaklarının tespitinden sonra her bir atık için doğal boyarın
bitkisel atıktan optimum ektraksiyon süresi ve sıcaklığı, optimum boyama süresi ve sıcaklığı
saptanacaktır. Bu verilerden boyama prosesi elde edilecek ve farklı ekolojik mordanlar ile
renk kartelası oluşturulacaktır. Elde edilen renklerin yıkama, yaş ve kuru sürtme ve ışık
haslıkları analiz edilerek endüstriyel kullanıma uygun olanları belirlenecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Proje sonunda doğal kaynaklı elyafların, ucuz doğal boyarmaddeler ile boyanmasında
kullanılacak endüstriyel proses elde edilecektir. Önceki çalışmalardan elde ettiğimiz verilere
göre bu boyamanın maliyeti sentetik boyarmaddeler ile hemen hemen aynı olacaktır. Makine
halısı üretiminde bu ipliklerin kullanılması yenilikçi ve değerli bir ürün grubunun oluşmasına
olanak sağlayacaktır.
4.Somut Çıktılar
Proje sonunda ucuz boyarmaddelerle boyanmış yün, pamuk, soya, bambu elyaflar için bir
renk kartelası, endüstriyel boyama prosesi ve bu iplikler ile boyanmış ekoloji yüksek katma
değerli makine halıları elde edilecektir. Elde edilen renk kartelası diğer tekstil ürünlerinin
üretiminde de kullanılabilir.
5.Kaynaklar
Bechtold T, Mahmud-Ali A, Mussak RAM (2007) Natural dyes for textile dyeing a controversial field offering
opportunities. Renewable Resources and Biorefineries, 3 Ghent.
Deo HT, Desai BK (1999) Dyeing of cotton and jute with tea as a natural dye. Journal of Society Dyers and
Colorist 115:224–227
Vankar PS, Shanker R, Srivastava J (2007) Ultrasonic dyeing of cotton fabric with aqueous extract of Eclipta
alba. Dyes Pigments 72: 33–37
261
PORTAKAL POSASINDAN ELDE EDİLMİŞ
MİKROKAPSÜLLERDEN ÜRETİLEN ANTİSELÜLİT
ÖZELLİKTE BAYAN ÇORABI
Dalkıran,Gülşah1, Yeşilyurt, Mahmut2
1
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Portakal ekonomik değeri yüksek olan Citrus cinsi meyve ağacı türünden olan bir bitkidir.Bu
bitkinin meyvelerinden gıda olarak faydalanıldığı gibi kabuklarından da uçucu yağlar elde
edilmektedir. Ülkemizde özellikle de Akdeniz Bölgesinde yoğun olarak üretimi ve hasadı
yapılan portakalın fabrikalarda meyve suyu üretimi sonucunda yaş meyvenin %40-65’lik
kısmı atık olarak çıkmaktadır. Portakal kabuğu, portakal yağını taşıyan bezelere sahiptir.
Portakal suyu üretimi sırasında, bu yağ su buharı destilasyonu yoluyla bir yan ürün haline
getirilir. Bu ekstraksiyon süreci portakal hasadından sonra başlar. Bu posadan ekstrakte
edilerek elde edilecek olan portakal yağının mikrokapsülasyon yöntemi ile sık örülmüş bayan
çoraplarına entegre edilmesi ile antiselülit özelliğine sahip ürünler elde edilecektir. Portakal
yağındaki etken madde, deri altındaki kan ve lenfatik dolaşımı hızlandırıyor, oradaki
metabolizmayı artırarak lokal yağ yakımını hızlandırıyor. Ayrıca çok kuvvetli bir antioksidan,
oksijenin toksik yan ürünlerini dokudan uzaklaştırıyor.Böylelikle selülit tedavisinin olmazsa
olmazı olan masajın etkisini de arttırıyor.
Anahtar Kelimeler: Portakal,posa,ekstrakte,mikrokapsül,
Abstract
Orange is the fruit of the species of Citrus Tree that has a high economic value. Full of
nutritional values oli might be obtained from the Orange peel. Orange juice is used to make
orange of %45-60 partial waste which are harvested and produced around Mediterranean
Region. Orange peel contains the orange oil. During the production of orange juice, the byproduct which is the oil vapor is accumulated by destilation. This extraction process begins
after harvest. Orange oil micro capsules method with frequent knit socks to be integrated and
anti-cellulite products will be obtained.Some active ingredients contained in the orange peel
oil accelerate a blood and lymphatic circulation as well as speed up metabolism and fat
burning.The oil is also a very strong antioxidant that helps to expel toxins (by-product of
oxygen) from the human tissue. The orange oil used with the massage as a treatmet of the
cellulite may increase the effect of therapy.
Key Words: Orange, pulp, extracted,microcapsules,
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
65.000 TL
1.Projenin Amacı
Türkiye narenciye üretimi ve ihracatı açısından önemli bir yere sahip olup dünyadaki talebin
%2’sini karşılamaktadır. Akdeniz Bölgesi narenciye üretiminde Türkiye’de ilk sırayı almakta
ve üretimin büyük bir kısmını portakal oluşturmaktadır. Narenciyenin çoğu taze olarak
tüketilmekte, kalan kısmı ise meyve suyu, şekerleme, reçel v.b amaçlar için kullanılmaktadır.
Özelliklede meyve suyu üretiminden sonra açığa çıkan portakal posası genelde hayvan yemi
üretiminde kullanılmaktadır. Bu projede esas amaç atık olarak açığa çıkan portakal
posasından elde edilebilecek portakal yağından mikrokapsüller üretilerek bayan çoraplarına
262
entegre edilecektir. Akdeniz Bölgesinde yoğun üretimi yapılan portakal, hem ülke içi
kullanımı hem de ihracat açısından diğer meyvelerden daha önemli bir yere sahiptir. Bu
durum atık potansiyelini arttırmaktadır. Atık potansiyeli yüksek olan bir atığın hem proteince
zengin biyokütle oluşturulması hem de portakal kabuğunda ki bezelerde bulunan d-limonene
sayesinde metabolizmanın çalışma etkinliğini arttırarak yağ yakımında etkili olması açısından
özellikle de insan sağlığına değerli ürünler oluşturabilmesinden oldukça uygundur.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Atık olarak açığa çıkan portakal posası tekrar bir işleme sokularak özellikle de portakal
kabuklarında bulunan etkili maddelerin meydana getirilmesi ile bu maddelerin mikrokapsüller
halinde örme kumaş dokusuna özel bir yöntem ile nüfus ettirilecektir. Bu çalışmanın ayrı bir
özel noktasıda mikrokapsüllerin olabildiğince fazla sayıda dokuya yerleştirilmesi ve uzun
yıkamalar sonucunda yapıdan ayrılmaması özelliği olacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Birçok kadının en büyük sorunları arasında olan selülitin yok edilebilmesi için günümüzde
birçok kozmetik ürünler ve çeşitli yöntemler hali hazırda kullanılmaktadır. Ama bütün bu
yöntemler ya maddi bir külfete uğratarak ve aynı zamanda kimyasal maddelerin direkt olarak
vücut ile teması ile yada zaman alıcı, yorucu ve sabır gerektiren bir süreçtir. Bu nedenlerden
dolayı ve aynı zamanda atık bir maddenin geri dönüşümü yapılarak insan sağlığına yarar
sağlaması projenin yenilikçi boyutunu ortaya koymaktadır.
4.Somut Çıktılar
Narenciye posaları ile ilgili birçok çalışma vardır. Bu çalışmalar narenciye posalarını
değerlendirme gereksinimini ortaya koymaktadır. Basınçlı özel örgüsü sayesinde kan
dolaşımını hareketlendirirken, kan akışı hızlandıracak, selülite neden olan yaş katmanlarını
eritecektir. Giyildiği andan itibaren özel örgü tekniğinden dolayı mikro masaj tekniği ile
vücuttaki yağların erimesine ve şekil almasına olanak tanır. Kumaştan imal edilen ürün
giyildiğinde ekstra egzersize gerek kalmadan, günlük hareketler sonucunda mikrokapsüller
patlayarak içindeki portakal yağı özütü vücuda nüfuz edecektir.
5.Kaynaklar
[1] Yalçınkaya,Y,M., Baytok,E., Yörük, A, M., Değişik Meyve Posası Silajlarının Bazı Fiziksel ve Kimyasal
Özellikleri, Erciyes Üniv Vet Fak Derg 9(2) 95-106, 2012
[2]Deveci,Ü,E., Özyurt,M., Portakal Hidrolizatı ve Melas İçerikli Besiyeri Ortamında Sitrik Asit Üretimine
Başlangıç Toplam Şeker Derişiminin Etkisi, Biyoloji Bilimleri Araştırma Dergisi 4 (2): 43-47, 2011 ISSN: 13083961, E-ISSN: 1308-0261,
263
3D NEŞELİ KARAKTERLER ŞAPKA TASARIMLARI İLE
ÇOKUKLARA HAYVAN SEVGİSİ KAZANDIRMA
Özdemir, Agah Oktay1, Yılmaz, Mesut Çağrı2
Erzincan Üniversitesi, Erzincan MYO, Erzincan/Türkiye
Erzincan Üniversitesi, Erzincan MYO, Erzincan/Türkiye
1
2
Özet
Türkiye Avrupa’nın en genç nüfusa sahip ülkesidir. Konfeksiyonda üç önemli trend; fiyat,
yaratıcılık ve kalitedir. Çocuklar, yaşları ve güncel yaşamın getirdiği koşullar gereği eğlenceli
ve dinamik görünüme odaklanmıştır. Sanal oyun kahramanları, medya ve popüler artistler
çocukların tüketim alışkanlıklarına doğrudan etkili olmaktadır. Proje önerimizde, Photoshop
programında yapılan tasarımların Tetra Cad bilgisayar destekli kalıp hazırlama programında
kalıpları hazırlanacaktır. Hazırlanan kalıplara göre kesilen kumaşlardan dikim işlemine
geçilecektir. Bu proje ile özellikle çocuklara “hayvan sevgisi” aşılamak üzere kendi
tasarladığımız 3D karakterleri şapka formunda üretmeyi hedeflemekteyiz.
Anahtar Kelimeler: Şapka Tasarımı, 3D Tasarım, Şapka Üretimi
GAINING ANIMAL LOVE TO CHILDREN WITH 3D FUN
CHARACTER HAT DESIGNS
Abstract
Turkey is the country which has the youngest population in Europe. In garment industry, three
important trends are; price, creativity and quality. Children, because of their age and daily life
requirement focused on funy and dynamic appearance. Virtual game heroes, media, and
popular artists are direct impacts on children's consumption patterns. In our Project proposal,
design of patterns which is made with photoshop, will be prepared in Tetra CAD computeraided pattern preparation programs. According to the prepared pattern will cut of according to
the process of planned. With this project, we aim to produce 3D characters in the form of hats
in order to instill “animal love” to children.
Key Words: Hat Design, 3D Design, Hat Manufactoring
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
100000 TL
1.Projenin Amacı
TUİK verilerine göre Türkiye nüfusunun % 41.1’ ini çocuk ve gençler oluşturmaktadır.
Türkiye nüfusunun %24.6’ sı ise çocuk (0-14 yaş) yaş grubundadır. Türkiye Avrupa’nın en
çok genç nüfusa sahip ülkesidir.
Konfeksiyonda üç önemli trend; fiyat, yaratıcılık ve kalitedir. Bu trendlerin yakalanması için,
Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarına önem verilerek yeni markaların yaratılması ve farklı
tasarımların piyasaya sunulması gerekmektedir.
Çocuklar, yaşları ve güncel yaşamın getirdiği koşullar gereği eğlenceli ve dinamik görünüme
odaklanmıştır. Sanal oyun kahramanları, medya ve popüler artistler çocukların tüketim
alışkanlıklarına doğrudan etkili olmaktadır.
264
Giyim sözsüz iletişimin “anlam ifade etme” işlevinde son derece önemli rol oynamaktadır.
Renklerin dili ve giyim - kuşam dili, özellikle toplumsal kimlik ve statülerin belirlenmesi ve
duyguların dile getirimi açısından yadsınamaz bir öneme sahiptir.
Bu proje ile 3D Neşeli Karakterlerle şapka tasarımı yaparak bunların üretimlerinin
gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Photo Shop programında yapılan tasarımların Tetra Cad bilgisayar destekli kalıp hazırlama
programında kalıpları hazırlanacaktır. Hazırlanan kalıplara göre kesilen kumaşlardan dikim
işlemine geçilecektir. Projede üretilecek şapkalar pelüş kumaşlardan üretilecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Bu proje ile özellikle çocuklara “hayvan sevgisi” aşılamak üzere kendi tasarladığımız 3D
karakterleri şapka formunda üretmeyi hedeflemekteyiz.
4.Somut Çıktılar
Proje çalışmaları ile aşağıdaki sonuçlara ulaşılması planlanmaktadır:
- Tüketiciye tasarım ürünlerinin sunulabilmesi
- Sektörde marka oluşturulabilmesi
- Üniversite – Sanayi işbirliği içerisinde Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerine destek olabilmek
- Projede hazırlanan ürünler ile çocuklara eğlenceli bir şekilde hayvan sevgisi aşılamak
5.Kaynaklar
Yurdakul, S., Ural, Ö., İletişimde Giyimin Yeri, Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi Dergisi,
Ankara, 2008, Sayı: 23, s.44-54
ÇEĞİNDİR, N., Neşeli Giysi Tasarımları Projesi, UİB Tekstil ve Konfeksiyon Sektöründe AR-GE Proje Pazarı,
Bursa 2009, s.
http://www.aksam.com.tr/ekonomi/avrupanin-en-genc-nufuslu-ulkesi-turkiye/haber-323802 Tarih: 11 Temmuz
2014
265
DENEYSEL VE İSTATİSTİKSEL ÇALIŞMALAR İLE
REAKTİF BOYAMA ŞARTLARININ OPTİMİZASYONU
Tutak, Mustafa1, Özdemir, Agah Oktay2
Erciyes Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kayseri/Türkiye
2
Erzincan Üniversitesi, Erzincan MYO, Erzincan/Türkiye
1
Özet
Bu proje, selülozik liflerin renklendirilmesinde kullanılan reaktif boyalar için boyama
kinetiğini ve renk sonuçlarının istatistiksel olarak değerlendirmesini kapsamaktadır. Seçilen
reaktif boya farklı boyama şartlarında her 10 dakikada bir boya banyosu rengi ölçülerek
kinetik çalışması, boyama sonrası yıkama ve haslık çalışmaları ile tamamlanması
düşünülmüştür. Elde edilen sonuçlar, Design expert istatistik yazılımı ile detaylı olarak analiz
edilecektir. Hangi boyama şartının ne seviyede sonuçlara etki ettiği, boyama süresinin yeterli
ya da fazla olduğu belirlenecektir. Proje önerisi desteklendiği takdirde; tekli, ikili ve üçlü
reaktif boya karışımları ile boyama yapılarak sonuçları analiz edilecektir.
Anahtar Kelimeler: Reaktif boyama, Design Expert, boya çekimi, selülozik lif.
OPTIMIZATION REACTIVE DYEING PARAMETERS WITH
EXPERIMENTAL AND STATISTICAL STUDIES
Abstract
This project covers dyeing kinetics of reactive dyes which is used on dyeing cellulosic fibers
and statistical evaluation of the color results. The selected reactive dye was considered to be
done kinetic study with dye bath color measuring every 10 minutes in different dyeing
parameters, as to after dyeing try to complate the experiment with washing and fastness
studies. The results obtained will be analysed in detail with statistics software Design expert.
Dyeing conditions which results to influence what level, dyeing time which is to be enough or
more than determined. If the project proposal is supported the results which to be dyed with
single, double and triple dye mixtures will be analyzed.
Key Words: Reactive dyeing, Design Expert, exhaustion, cellulose fibre
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
100000 TL
1.Projenin Amacı
Boyama, boya bileşenleri ve lifler arasındaki arafazda yer alan, heterojenik bir süreçtir.
Boyanın ilerlemesi, likit fazdaki boyanın difüzyonu, liflerdeki difüzyon ve liflerin iç
yüzeyindeki adsorbsiyonu içerir. Fiksaj sürecinde olduğu gibi reaktif boyalarla boyama, boya
molekülleri ve lifin aktif bölgeleri arasındaki kimyasal etkileşimle tamamlanır. Boyama
koşullarına bağlı olarak, bu adımların her biri sınırlayıcı ve bu yüzden de sürecin kinetik
ilişkilerini ve oranlarını belirleyici olabilir.
Bu çalışmasının amacı, pamuk renklendirme süreçlerinde önemli işlem aşamalarından olan
boyama veriminin boyama kinetiğine bağlı olarak, istatistiksel açıdan değerlendirilmesi temel
amacıdır.
266
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Projede boyanacak ürün olarak %100 pamuklu örme kumaş kullanılacaktır. % 100 pamuklu
örme kumaş reaktif boya ile çektirme yöntemine göre boyanacaktır. Boyama yapmadan boya
çözeltileri hazırlanarak boyanın absorbans değerleri hesaplanacaktır. Boyama işlemi çektirme
yöntemine göre, numune boyama makinesinde yapılacaktır. Boyama sürecinde makineden
belirli zaman aralıklarında makine içerisindeki deney tüplerinden flotte pipetleme yöntemiyle
alınarak içerisindeki boyarmadde konsantrasyonu UV-Vis spektrofotometre ile
belirlenecektir.
Her bir boyama işlemelerinde yapılacak boyanmış kumaşların renk ölçümleri ve haslık
çalışmaları ile birlikte boyama banyosunda bulunan boyarmadde miktarı optik yoğunluk
ölçüm prensibine göre belirlenecektir. Elde edilen veriler ışığında lif tarafından alınan boya
çekim eğrileri çıkarılarak sonuçlar karşılaştırılacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Bizim bu proje çalışmasındaki amacımız, boyama kinetiğini inceleyerek ideal reaktif boyama
şartları olan sıcaklık, yardımcı kimyasal oranlarını ve boyama sürelerini tespit ederek boyama
verimini maksimum seviyeye taşımaktır. Böylece boyama verimi artırılarak atık boya
miktarları azaltılması dolayısıyla boyama maliyetlerinin düşürülmesi hedeflenmektedir.
4.Somut Çıktılar
Proje çalışmaları ile aşağıdaki sonuçlara ulaşılması planlanmaktadır:
-Boyama süresinin kısaltılabilecek ve sonucunda da zaman ve enerji tasarrufu sağlanacaktır.
-Boyama verimi artırılabilecek dolayısıyla atık boyarmadde miktarı düşürülecektir.
-Boyama kinetiğine bağlı olarak K/S ve haslık sonuçları istatistiksel olarak karşılaştırılacaktır.
-Seçilen boya için renklendirme koyuluğuna göre ideal boyama şartları ortaya belirlenecektir.
-Boyama maliyetleri için en ekonomik şartlar belirlenecektir.
5.Kaynaklar
Broadbent A. D., Basic Principles of Textile Coloration, Society of Dyers and Colourists, Canada, 2001.
Özdemir A., Selülozik Tekstil Materyallerinde Renklendirme Veriminin Artırılması İçin Katyonikleştirme
Şartlarının Araştırılması, Yüksek Lisans Tezi, Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Kayseri, Haziran
2009.
Özdemir A.O., Tutak M., "Pamuklu Örme Kumaşların Reaktif Boya Ile Boyanması Esnasında Tuz Ve
Boyarmadde Miktarına Bağlı Olarak Boyama Kinetiğinin incelenmesi", Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri
Enstitüsü Dergisi, cilt.29, no.3, ss.200-205, 2013.
Gemci, H.F., Türkiye’ de Tekstil Piyasası ve Dünyadaki Yeri, Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi,
İstanbul, 2007.
ÖZTOP, M., Taguchi Deney Tasarımı Yöntemi İle Alüminyum Ekstrüzyon Prosesinin İyileştirilmesi, Erciyes
Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, 2009.
267
PAN ÜRÜNLERİN BOYANMASINDA LİPOZOMLARIN
KULLANIM OLANAKLARININ İNCELENMESİ
Sariişik, A.M.1, Kartal, G.E. 1, Erkan, G.1
1
Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü 35397 Tınaztepe Kampüsü Buca / İzmir
Özet
Lipozomlar, aktif maddenin kapsüllenerek, hücre zarının bir ucundan öbür ucuna taşınmasına
olanak tanıyan taşıyıcı sistemlerdir. Sulu bir bölgenin içi kapalı vezikülleridir ve 10 nm - 10
mm arasında değişen çapa sahip küre şeklinde çift katmanlı fosfolipidlerden oluşmaktadır1.
Lipozomların hidrofilik kısmı fosfat ve kolin gruplarından; hidrofobik kısım ise iki
hidrokarbon zincirinden oluşmaktadır2,3. Lipozomlar boyutlarına göre küçük ve büyük,
katmanlarına göre tek katmanlı, çift katmanlı ve çok katmanlı olarak
sınıflandırılabilmektedir4. Lipozom teknolojisi; kapsüllenmiş materyalin yavaş yavaş serbest
bırakılmasının önemli olduğu eczacılık, kozmetik, deterjan, tekstil ve bunun gibi çok çeşitli
alanlarda uygulanabilmektedir. Tekstil materyallerinin boyama işleminde lipozomların
kullanım alanı giderek yaygınlaşmaktadır2-7. Bu çalışmada, Çeşitli yöntemlerle elde edilen
lipozomlar kullanılarak boyama işlemleri gerçekleştirilecek ve haslık özellikleri ile renk
verimleri karşılaştırılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Lipozom, poliakrilonitril, boyama
Abstract
Liposomes encapsulating the active substance, from one end to the other side of the cell
membrane delivery systems that are available for carrying. An aqueous solution of closed
vesicles within the region and they are spherical with diameters ranging from 10 nm to 10 mm
consist of phospholipid bilayers1. Liposomes of hydrophilic group consist portion and choline
phosphate and hydrophobic consists two parts of hydrocarbon chain2,3. Liposomes can be
classifiedaccording to the size of small and large, according to layer monolayer, bilayer and
multilayer structure4. Liposome technology is important for slow release of the encapsulated
material which are pharmaceuticals, cosmetics, detergents, textiles and the like can be applied
in several areas. Dyeing of textile materials, the use of liposomes in the area is becoming
increasingly common. In this study, acrylic fabrics fastness properties of dyeings of
performing examination will be provided with different liposome production methods.
Key Words: Liposome, polyacrylonitrile, dyeing
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
60.000 TL
1.Projenin Amacı
Tekstil ürünlerinin katma değerini artıran en önemli işlem basamağı terbiye işlemleridir. Son
yıllarda, fosfolipitlerden üretilen lipozomların, uygun maliyetli ve çevreye duyarlı bir şekilde
tekstil üzerine boyarmaddelerin aktarılmasında taşıyıcı olarak kullanılması üzerine
araştırmalar sürmektedir. Bu yeni temiz teknoloji çeşitli lif ve lif karışımlarının boyama
işlemlerinin optimizasyonunda kullanılmaktadır. Proje, farklı yöntemler ve lipidik bileşikler
kullanılarak lipozom elde etmeyi ve elde edilen lipozomların poliakrilonitril esaslı ürünlerin
boyama işleminde kullanımının araştırılmasını ve geliştirilmesini amaçlamaktadır. Proje
268
kapsamında PAN ürünlerin boyanmasında düzgünsüzlük sorununa çözüm bulmaya yönelik
çalışmalar da yapılacaktır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji

Farklı fosfolipit bileşenlerinden farklı boyutlarda lipozomların üretimi
gerçekleştirilecektir.

Lipozom üretimi “ince lipit tabaka” (Bangham yöntemi) olarak da bilinen hidratasyon
yöntemine göre gerçekleştirilecektir.

Lipit bileşenlerinin asetilasyonunun gerçekleştirilmesi ve hazırlanan boya çözeltileri
ile karıştırılması sonucu lipit süspansiyonları elde edilecektir.

Boyarmadde içeren lipit süspansiyonlarının sonikasyona tabi tutulması sonucunda
oluşan boya çözeltileri, boyama işlemlerinde kullanılacaktır.

Boyama sonrası, boyarmadde tüketimi saptanacak ve numunelerin yıkama haslığı, ışık
haslığı (yapay ve gün ışığına), sürtünme haslığı ve ter haslığı gibi haslık özellikleri
incelenecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Proje kapsamında, laboratuvar ortamında lipozom üretim optimizasyon çalışmalarının
gerçekleştirilmesi ve lipozomların boyama işlemlerinde optimizasyon amaçlı
kullanılabilirliğinin araştırılması; hem ürün yeniliği hem de üretim yöntemlerinin
geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Bütün bu çalışmalar yeni, temiz ve etkili bir
teknoloji olan lipozom teknolojisinin ülkemizde uygulanabilirliğinin geliştirilmesine katkıda
bulunacaktır.
4.Somut Çıktılar
Tekstil işlemlerinin ekolojik olarak gerçekleştirilmesinde fosfolipitler gibi doğal ürünlerin
kullanımına ilgi giderek artmaktadır. Araştırmalar, lipozomların boyamada yaygın olarak
kullanılan çeşitli sentetik yardımcı maddelere alternatif bir araç olarak kullanılabileceğini
göstermektedir. Lipozom kullanılarak düşük boyama sıcaklığında boyama yaparak hem enerji
tasarrufu sağlanmakta hem de boyama sırasında sıcaklığın sınırlandırılmasıyla lifler
korunmaktadır.
5.Kaynaklar
[1] Altay, P., Sarıışık, A.M. (2012). Tekstil Boyama İşlemlerinde Lipozomların Kullanımı, Tekstil ve Mühendis, 19: 86,
56.
[2] http://www.lyposphericnutrients.co.uk/reasearchanddevelopment.aspx
[3] Barani, H., Montazer, M. (2008). A Review on Applications of Liposomes in Textile Processing, Journal of Liposome
Research, 18:249.
[4] Yurdakul, A., Atav, R., (2007). Lipozomların Yapısı ve Sınıflandırılması, Tekstil ve Konfeksiyon, 4243.
[5] De La Maza, A., Coderch, L., Serra, S., Parra, J.L., (1997). Phosphatidylcholine Unilamellar Liposomes as Vehicles
for a 1:2 Metal Complex Dye in Wool Dyeing, Journal of the Society of Dyers and Colourists, 113,165-169.
[6] Nelson, G. (2002). Application of Microencapsulation in Textiles, Int. J. Pharm., 242, 55.
[7] Baptista, A.L.F., Coutinho, P.J.G., Real Oliveira, M.E.C.D., Rocha Gomes, J.I.N. (2003). Effect of Temperature
and Surfactant on the Control Release of Microencapsulated Dye in Lecithin L,posomes. I, Journal of Liposome
Research,13,2, 111–121
[8] G.E. Kartal, A.M. Sarıışık, G. Erkan, A. Öztürk, B. Öztürk (2014). The Usage of
Liposome in
Wool/PET
Dyeing
Process,
14th
AUTEX
Dünya
Tekstil
Konferansı,
26-28 Mayıs 2014, Bursa, Türkiye.
[9] G.E. Kartal, A.M. Sarıışık, G. Erkan, A. Öztürk, B. Öztürk (2013). The Application Possibilities of
Liposomes in Textile Finishing Process, TexTeh VI Uluslararası Konferansı, 17 -18 Ekim 2013, Bükreş,
Romanya.
269
DOĞAL ESASLI ANTİBAKTERİYEL POLİMER
MATRİKSLERİ İLE HALI VE EV TEKSTİLİ ÜRÜNLERİNİN
MODİFİKASYONU
Kaplan Sibel, AslanSelçuk, Oral Ayhan1, Ulusoy Seyhan2
Süleyman DemirelÜniversitesi, MühendislikFakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü1
Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü2
Özet
Bu projede,antibakteriyel özelliğe sahip bitkisel esaslı maddeler (sinamaldehit, geraniol, vb.)
içeren polimer matrikslerin, polipropilen ipliklere veya kumaş yüzeylerine uygulanmasıyla
antibakteriyel halı ve ev tekstiliürünlerinin üretimi planlanmaktadır. Seçilen bitkisel esaslı
antibakteriyel maddelerle farklı polimerizasyon yöntemlerine(katyonik monomer aktivasyonu,
fotokatyonik polimerizasyon)göre elde edilen polilaktik asit ve Poli(siklohegzanoksid)polimer
matrikslerin ortama salınmadan life bağlandıkları ve yeterli antibakteriyel aktiviteye sahip
oldukları, polipropilen dokusuz yüzeylerin antibakteriyel modifikasyonu konusunda devam
etmekte olan bir TÜBİTAK Projesi kapsamında tespit edilmiştir. Farklı polimerizasyon
metotları ve polimerlerle elde edilen ve polipropilen yüzeyine kimyasal olarak bağlanan doğal
hoş kokulu antibakteriyel polimer matrikslerin potansiyel mikroorganizma yaşam
ortamlarında kullanılan halı ve diğer ev tekstili ürünlerinin antibakteriyel hale getirilmesinde
kullanılması planlanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Halı,doğal antibakteriyel madde, biyopolimer, polipropilen.
ANTIBACTERIAL MODIFICATION OF CARPETS AND
HOME TEXTILE PRODUCTS WITH NATURAL BASED
ANTIBACTERIAL POLYMER MATRIXES
Abstract
In this project, antibacterial carpets and other home textile products are planned to be
produced by polymer matrixes including selected herbal antibacterial agents
(cinnamaldehyde, geraniol, etc.). Polymer matrixes may be applied on yarns or fabrics.
Chemical structures and antibacterial performances of the polymers produced from PCHO
and PLA including selected herbal antibacterial agents (produced according to cationic
monomer activated and photocationic polymerization methods) were analyzed and approved
within a TUBITAK Project about antibacterial modification of polypropylene nonwoven
fabrics. Antibacterial polymer matrixes produced by two different polymerization methods
and bonded chemically on polypropylene fabrics have also natural fragrances and it is thought
that they can be used for modification of carpets and other home textile coverings used in
environments where is suitable for growth of microorganisms.
Key Words: Carpet, natural-based antibacterial agents, biopolymer, polypropylene.
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
30.000 TL
270
1.Projenin Amacı
Kir iticilik ve antistatik özellikler yanında halılara kazandırılan antibakteriyellik, özellikle
bebek odaları, ıslak zeminler gibi uygulamalar için gereklidir. Genellikle kimyasal esaslı
maddeler veya mikro/nano partikül halindeki gümüş kompozit maddeleriyle (Montazer ve
ark., 2012) antibakteriyel hale getirilen sentetik havlı makina halılarının, çevreye ve insan
sağlığına duyarlı bir yaklaşımla,antibakteriyel etkileri kanıtlanmış, polimer formunda da
devam eden bir TÜBİTAK Projesi'nde tespit edilen (Aslan ve ark., 2014) bitkisel esaslı
antibakteriyel madde içeren polimer matriksleri ile modifikasyonu planlanmaktadır. Farklı
polimerlerin bitkisel esaslı antibakteriyel maddelerle bir araya getirilip sentezlenmesiyle elde
edilen antibakteriyel polimer matrisklerinin uygun yöntemlerle polipropilen iplik veya kumaş
yüzeylerine uygulanmasıyla halı ve benzeri ev tekstili ürünlerinin modifikasyonu
amaçlanmıştır. Çevre ve insan sağlığı açısından bakıldığında, ortama salınmadan life
bağlanarak bir bariyer oluşturan polimer bazlı yapılar salınım yapmadıkları için ekonomik ve
çevresel açılardan daha avantajlıdırlar (Stawski, 2013).
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Bitkisel esaslı antibakteriyel maddenin uygun polimerlere bağlanabilmesi için kullanılan
'katyonik monomer aktivasyonu'yönteminde, laktit gibi halkalı bir monomere uygun katalizör
ve deney koşullarında belirli bir miktar alkol varlığında halka açılması polimerizasyonu
gerçekleştirilmiştir (Averett ve ark., 2011). 'Fotokatyonik polimerizasyon' yönteminde ise,
UV ışık kullanılarak daha önceden aktif hale getirilen başlatıcı, halka açılma yöntemi ile
monomeri polimerleştirmekte ve ortamda bulunan alkol gurubu zincire bağlanmaktadır
(Wojtania ve ark., 1986). İşlem uygulanan iplik veya kumaşların antibakteriyel performans
testleri kalitatif (AATCC 147) ve dinamik şartlarda kantitatif (ASTM E2149–01) olarak test
edilecektir. Ayrıca yapıların yıkama dayanımlarının testi de son kullanım alanına uygun
standart yıkamalar sonucunda tekrarlanacak antibakteriyel aktivite testleri ile belirlenecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Bu çalışmada kullanılan antibakteriyel etken maddelerin bitkisel esaslı (gıda maddesi olarak
da kullanılabilecek düzeyde vücuda yararlı, çevreyle dost)olmaları ve düşük maliyetle hoş
kokuya sahip kalıcı bir antibakteriyel etkinin vücutla yakın temasta olacak ev tekstili ürünler
için elde edilebilmesinin diğer uygulamalara göre fark yaratacağı düşünülmektedir.
4.Somut Çıktılar
Bitkisel esaslı antibakteriyel madde içeren polimer matrikslerin daha önceki çalışmada (Aslan
ve ark., 2014) belirlendiği şekilde kumaş yapısını bozmadan, film tabakası halinde iplik veya
kumaş yüzeylerini kaplamasının kir iticilik açısından da avantaj olabileceği düşünülmektedir.
5.Kaynaklar
1) Aslan, S., Kaplan, S., Ulusoy, S., Oral, A., 2014. An Investigation about Antibacterial Sweat Pads Modified
by Biopolymers, 2nd Egemeditex International Congress on Healthcare and Medical Textiles, September 25-26,
2014, İzmir, Türkiye.
2) Averett, R.D., Reallf, M.L., Jacob, K., Cakmak, M., Yalcin, B., 2011. The Mechanical Behavior of Poly(lactic
acid) Unreinforced and Nanocomposite Films Subjected to Monotonic and Fatigue Loading Conditions, Journal
of Composite Materials,45(26): 2717-2726.
3) Montazer, M., Hajimirzababa, H., Rahimi, M.K., Alibakshi, S., 2012. Durable Anti-bacterial Nylon Carpet
Using Colloidal Nano Silver. FTEE, 20, 4(93), 96-101.
4) Stawski, D., Sarkar, A.K., Polowinski, S., Banerjee, A., Ranganath, A., Puchalski, M., Stanczyk, K., 2013.
Antibacterial Properties of Polypropylene Textiles Modified by Poly(2-(N,N-dimethyloamino ethyl)
methacrylate). Journal of the Textile Institute, 104(8), 883-891.
Wojtania, M., P. Kubisa, Penczek, S., 1986. Polymerization of Propylene-Oxide by Activated Monomer
Mechanism - Suppression of Macrocyclics Formation. Makromolekulare Chemie-Macromolecular Symposia, 6:
p. 201-206.
271
FONKSİYONEL NANOLİF YAPILARLA FOTOKATALİTİK
SU FİLTRASYONU
Çalışır Mehmet1, Erol Musa1, Şimşek Ramazan1, Kılıç Ali1, Pampal Esra Şerife1, Polat
Yusuf1, Demir Ali1
1
İstanbul Teknik Üniversitesi, Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi, Temag Laboratuarı, İstanbul, Türkiye
Özet
Bu çalışmada fonksiyonel nanolif malzemeler kullanarak fotokatalitik yöntemle su kirliliğinin
giderilmesi ve suda oluşan patojen bakterilerin yok edilmesi amaçlanmıştır. Titania gibi
maddeler uygun ışık altında elektron üretip, sudaki toksikleri dekompoze etmektedir. Bu
literatürde fotokatalitik etki olarak geçmektedir. Diğer yandan üretilecek olan filtre
elektrospinning yöntemiyle hazırlanacak ve nano yapıda olacak, böylece düşük lif çapından
ötürü liflerin yüzey alanları en yüksek seviyeye gelecektir. Yüksek yüzeye dağıtılmış
nanopartiküler TiO2 (titania) veya ZnO (çinkooksit) gibi fotokatalitik kimyasallar filtre
etkinliğinin artırılmasını sağlayacaktır.
Anahtar Kelimeler: Nanolifler, Fotokatalitik su filtrasyonu
Abstract
In this study, functional nanofibers exhibiting photocatalytic properties will be used in order
to sterilize water and disinfect pathogenic bacteries. Materials such as titana produce electrons
under proper radiation, which decomposes toxic contaminants in water. This phenomena is
named as photocatalytic effect in the literatüre. Electrospinning will be used to produce fibers
with the lowest diameter. Due to low fiber diameter larger surface area webs will be obtained,
which is important for Photocatalytic efficiency. Active nanomaterials such as TiO2 or ZnO
will be spreaded using electrospraying over the largest surface area possible, which will
enhance the Photocatalytic efficiency.
Key Words: Nanofiber, Photocatalytic water filtration
Tahmini Projesi Süresi
36 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
75.000 TL
1.Projenin Amacı
Su canlı yaşamı için en önemli unsurlardandır. Teknolojik ve insani faaliyetler yeryüzünün
zaten çok az kısmında bulunan tatlısu kaynaklarını yer yer geri dönülemez ölçüde kirletmiştir.
Bu kirleticiler partiküler boyuttai biyolojik veya kimyasal olabilir. Partikül filtrasyonu için
koagülasyon, çöktürme gibi yöntemler bilinse de özellikle su içinde çözünmüş kimyasalların
giderimi oldukça zorlu bir problemdir. Örneğin tekstil boyahanelerinden çıkan atıksuyun
giderimi için hali hazırda kullanılan adsorbsiyon teknolojileri çok miktarda çamur
üretmesinden ötürü yüksek maliyetli ve yan etkilidir. Bu projede bu tip bir yan etki
oluşturmayan fotokatalitik bazlı kimyasal giderimi yapılacaktır(1). Fotokatalitik etkinliğe
sahip nanoparçacık ve kaplamalar lifler üzerine uygulanacak, fotokatalitik aktivasyonları ve
kirletici giderim performansları incelenecektir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Bu çalışmada klasik süzme yöntemine dayalı -ki bu yöntemde sadece parçacıklar filtre
edilebilmekte ve suya karışmış kimyasallar yine çevreye karışmaktadır – yaklaşımlar yerine
bir üst teknik olarak ışık etkisiyle kimyasalların da yapısının bozunarak, çevreye zararsız basit
272
bileşikler haline getirilmesi amaçlanmaktadır. Lif ve nanolif yapıları fotokatalitik açıdan
etkinliği ispat edilmiş titanium dioksit, çinkooksit gibi bileşenlerle kaplanacaktır. Üretilen
filtre yapılarının UV ve görünür ışık altında kirletici giderim performansları incelenecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Sanayileşmenin getirisi olarak, insan için çok büyük önem taşıyan en önemli kaynaklardan
biri olan suyun kalitesindeki düşüş, canlı sağlığını olumsuz etkilemektedir. Hali hazırda
1,5milyar insan güüvenli suya ulaşamamaktadır (2). Canlı yaşamının sürdürülebilirliği ve
fonksiyonlarının düzgün işlemesi bakımından suyun kimyasallardan ve hastalık yapıcı
bakterilerden arındırılması gerekmektedir. Her ne kadar sanayi ve evsel atıkların suya
karışmasını engellemek adına önlemler alınsa da istenilen seviyeye henüz ulaşılamamıştır. Bu
noktada filtrasyon son derece önem kazanmaktadır. Fotokatalitik su filtrasyon sistemi, nanolif
membran, ve ışık kaynağından oluşmaktadır. Kirletici (boya, kimyasal atıklar, bakteriler)
arıtım yapılacak hazneye koyulur, filtre üzerine yerleştirilir ve yukarıdan ışık kaynağıyla filtre
üzerindeki nanopartiküllerin aktive edilerek, elektron ve radikal iyon üretmesi sağlanır. Bu
parçacıklar da sudaki istenmeyen kimyasalı dekompoze eder ya da patojeni dezenfekte eder.
Bu noktada membranın yapısında kullanılan nanolif ve etkin nanopartikül seçimi önemlidir ve
seçilen materyale göre özellikler değiştirilebilir ki bu konuda geliştirme üzerine çalışmalar
sürmektedir.
4.Somut Çıktılar

Partiküler ya da film olarak liflere kaplanacak aktif maddelerin filtre üzerinde
dayanımı analiz edilecektir.

Üretilen filtrelerin kirletici giderim performansı incelenecektir. Gerek sistem
verimliliği, gerek sistem ekonomisi ve çevre açısından çok daha etkin bir sistem olması
beklenmektedir.

Filtrelerin özellikle tekstil boyahane atıksu arıtmasında etkinlğinin yüksek olması
beklenmektedir.
5.Kaynaklar
Point of use household drinking water filtration: a practical, effective solution for providing sustained access to
safe drinking water in the developing world. Sobsey MD, Stauber CE, Casanova LM, Brown JM, Elliott MA.
Environ Sci Technol. 2008 Jun 15;42(12):4261-7.
A review on non metal ion doped titania for the photocatalytic degradation of organic pollutants under UV/solar
light: Role of photogenerated charge carrier dynamics in enhancing the activity. L. Gomathi Devi R. Kavitha
Applied Catalysis B: Environmental 2013, 140-141, 559-587
273
PES ESASLI KUMAŞLARDA HİDROFİLİTENİN
ARTTIRILMASI
Oktav Bulut, Meliha1, Koyutürk, Ahmet2
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
1,2
Özet
Bu proje kapsamında PES esaslı kumaşlarda önemli bir problem olarak göze çarpan
hidrofilitenin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda %100 PES ve değişik oranlarda
PES içeren kumaşlarla çalışılacaktır. Numunelerin yıkamaya dayanımı test edilecektir.
Anahtar Kelimeler: PES, yumuşatıcı, silikon, hidrofilite, yıkama dayanımı
Abstract
The aim of this project is to increase hydrophility of fabrics based on PET which are the main
problems. In this context, %100 PET and its blended with different proportions will be used.
The washing resistance of samples will be evaluated.
Key Words: PET, softener, silicone, hydrophility, washing resistance
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
30.000 TL
1.Projenin Amacı
Yumuşatıcı maddeler tekstil terbiyesinde büyük bir öneme sahiptir. Pratik olarak tüm tekstil
mamulleri yumuşatıcı ile işlem görmeden terbiye dairesini terk etmemektedir. Yumuşatıcı
maddeler tekstil mamulüne istenen tutum özelliğini kazandırmaktadır. Bunun yanında
antistatik, hidrofilite, elastikiyet, dikiş kayganlığı, sürtünme dayanımı gibi özellikler
kazandırabilirler.(Schindler ve Hauser, 2004)
1.nesil yumuşatıcılar; anyonik, katyonik ve non-iyonik yumuşatıcılardır. Daha sonra müşteri
isteklerini karşılayabilmek için 2. nesil olan silikon yumuşatıcılar geliştirilmiştir. Yumuşatıcı
kullanımında kumaş hidrofilitesi sonradan önem kazanmıştır. Hidrofilite önem kazandıkça
hidrofil silikonlar gündeme gelmiştir. Bu yumuşatıcılarda 3. nesil yumuşatıcılar olarak
bilinmektedir. Hidrofil silikonlar genellikle bornoz ve havlu gibi hidrofilitenin önemli olduğu
materyallerde kullanılır. Günümüzde penye iplikten elde edilen kumaşın maliyetinin fazla
olması OE-rotor iplik kullanımını arttırmıştır. Bunun sonucunda homojen olmayan bir
yüzeyle çalışıldığı için de yumuşatıcılara olan gereksinim de artmıştır.
Son zamanlarda tekstil sektöründe doğal lif kullanımı giderek azalmaktadır. Doğal liflerin
üretim maliyetinin yüksek olması bu sonucun oluşmasında en büyük etkendir. Sentetik lifler
içinde önemli bir yere sahip PES, kullanım yelpazesinin geniş olması, yüksek mukavemeti,
giysi ve ısı stabilitesi, yıka-giy özelliği nedeniyle ütüleme gerektirmeyen ve düşük maliyeti ile
geniş bir kullanım alanına sahiptir. En önemli dezavantajı hidrofilitesinin düşük olmasıdır.
Kullanım özelliklerini geliştirmek için hidrofilik ve antistatik bitim işlemleri uygulanmak
zorunludur(Yen ve Huang, 2007).
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Yumuşatıcıların kumaşa aplikasyonu çektirme ve emdirme yöntemine göre yapılacaktır.
Ayrıca plazma yöntemi de kullanılabilecektir. Yapılacak yumuşatma işlemi sonucunda kumaş
274
numunelerinin
kapilarite tayini, kopma ve yırtılma mukavemeti, aşındırma direnci
saptanacaktır. Ayrıca yumuşatıcı sonrası mamulün renk değişiminin en az olması
sağlanacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
PES %0.4 hidrofilite değeriyle en az hidrofil özelliğine sahip olan liftir. Bu özellik
kullanımını kısıtlayan en önemli problemdir. Bu problem çözülmeye çalışılacak, etkinin
yıkamaya dayanıklı olması hedeflenecek böylece PES doğal lifllerke rekabet eder hale
gelebilecektir.
4.Somut Çıktılar
Proje ekibi tarafından ilgili konu daha önce çalışılmış, laboratuvar bazında yapılan
çalışmalarda numunelerin kapilarite değerlerinde iyileşmeler gözlenmiştir. Amaç yıkamaya
dayanımlı işletme çalışmaları yapmak ve bunu seri üretime yansıtabilmektir.
5.Kaynaklar
1. Schindler, W. D., Hauser, P. J. Chemical Finishing of Textiles Softening Finishes The Textile Institute,
Woodhead Publishing Limited, Cambridge, England, ISBN 1 85573 905 4, pp. 29 – 42, 2004.
2. Yen M-S , Huang C-N., Aqueous Reactive PU Prepolymer Containing Sulfoisophthalate Sodium for
Hydrophilic Finishing and Antistatic Finishing of Poly(ethylene terephthalate) Fabrics, Journal of Applied
Polymer Science, Vol. 106, 599–610, 2007
275
DEFNE YAPRAĞI EKSTRATIYLA FONKSİYONEL HAVLU
ÜRETİMİ
Kalkanlı, Ece, Zervent Ünal, Belkıs
Çukurova Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü,Adana, Türkiye
Özet
Çalışma kapsamında; kişisel bakım amaçlı kullanılacak havlu ve bornozlara defne tohum yağı
ve defne yaprağıekstratından elde edilen mikrokapsüllerin yerleştirilmesiyle fonksiyonel bir
ürün tasarımı amaçlanmaktadır. Ayrıca üretimi gerçekleştirilecek fonksiyonel havlu ve
bornozlara çeşitli performans testleri uygulanarak hem sağlanan etkinin kalıcılığı hem de
aplike edilen maddenin havlunun temel bazı özelliklerine etki şekli belirlenmeye
çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Havlu, defne yağı, mikrokapsülasyon
Abstract
Scope of this work, it is aimed that functional towels and bathrobes to be used for personal
care by placing microcapsules which obtained from bay oil and laurel leaf seed. Further, by
applying a variety of performances test for will produce functional towels and bathrobes will
be studied not only retention of provided effects but also influence of the applique material for
some basic properties of the towel.
KeyWords: Towel, bay oil, microcapsulation
Tahmini Projesi Süresi
18 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
50.000 TL
1.Projenin Amacı
Bu çalışmada kozmetik özellikleri ve sağlık açısından çok sayıda faydası olan defne yağı
ekstratındanmikrokapsüleldesi ve oluşturulan mikrokapsüllerinçektirme yöntemi ilehavlu
kumaşlarauygulanması amaçlanmaktadır.Ayrıca gerçekleştirilen uygulamanın kalıcılığı ve
havlunun çeşitli özelliklerine etkisi de tespit edilmeye çalışılacaktır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Sağlıklı yaşamla ilgili olarak son zamanlarda gündemde olan wellness,vücut bakımı, dengeli
beslenme, egzersiz ve tekstil giyim ürünleri ile sağlanmaktadır. Kozmetik tekstiller, bu giyim
ürünlerine verilebilecek en iyi örneklerden biri olarak kabul edilmektedir [1].
Kozmetik tekstiller, insan vücuduna, özellikle deriye belirli zaman aralıklarında belirli bir
madde veya çözelti salımı yapan ve parfüm etkisi, görünüm değiştirme, vücut kokularının
iyileştirilmesi gibi özellikleri olduğu öne sürülen tekstil ürünleridir [2].Kozmetik tekstillerde
kullanılan içerikler sentetik ve inorganik bileşikler, hayvansal ve bitkisel içeriklerden elde
edilmektedir [1]. Birçok tıbbi ve bilimsel araştırma bitkisel içeriklerin, kimyasal ve hayvansal
içeriklerden güvenli olduğunu göstermektedir [2].
Kozmetik tekstillerdeki gelişmeler kozmetik içerikli mikrokapsüllerin fiziksel veya kimyasal
olarak elyaf yüzeyine bağlanması ile gerçekleşmiştir. Kozmetik tekstillerin gelişiminde
önemli rol oynayan mikrokapsülasyon, katı, sıvı veya gaz haldeki aktif maddelerin çevreden
korunması amacıyla ikinci bir madde içine paketlenmesi tekniğidir [1].
276
Defne sabunu ve defne yağı uzun yıllardır kozmetik sektöründe saç ve cilt bakımında yaygın
olarak kullanılan geleneksel bir üründür. Defne sabunu vücutta oluşan egzama, parazit ve
mantar hastalığına iyi gelir, varisleri rahatlatmaya yarar, kepeklenme ve saç dökülmesini
önler, ciltteki gözenekleri genişletir ve cildin nefes almasını sağlar, sivilce oluşumunu
önler.Mikrop öldürücü özelliği vardır, ateş düşürücüdür.Bedeni uyarır, zindeleştirir ve spazm
çözücüdür[3].
Çalışma kapsamında yukarıda faydaları sayılan defne yaprağıekstraktındanmikrokapsüleldesi
gerçekleştirilecek ve havlu kumaşlara uygun bir yöntem olması nedeniyle çektirme
yöntemiyle mikrokapsüllerinkumaşa aplike edilmesi sağlanacaktır.
Kumaşların üretimi gerçekleştirildikten sonra öncelikle uygulanan işleminin havlunun
hidrofilite ve yumuşaklık özelliklerine etki şeklini belirlemek amacıyla ilgili testler
gerçekleştirilecek ve ardından belirli sayıda yıkama ve sürtünme işlemleri uygulanarak
sağlanan etkinin kalıcılığı kontrol edilecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Yapılan literatür taraması sonucu tekstil mamullerine mikrokapsülasyon yöntemiyle
fonksiyonellik kazandırmaya yönelik çok sayıda çalışmaya rastlanmıştır
[4,5, 6, 7, 8].
Ancak defne yağı ekstratı ile ilgili herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Ayrıca havlu
kumaşlarla ilgili olarak da sadece üzüm çekirdeği yağı, E-vitamini ve lavanta yağı
aplikasyonunun deneneceği bir proje bulunmaktadır. Bu nedenle çalışmanın literatüre katkı
sağlamanın yanısıra hem güzellik merkezlerinde kozmetik amaçlı hem de sağlık
merkezlerinde tedavi amaçlı kullanılabilecek fonksiyonel bir havlu üretimi
gerçekleştirilmesini sağlayacağı açıktır.
4.Kaynaklar
[1] Yılmaz E.,Öndoğan Z., Fonksiyonel Tekstillerde Yükselen Trend “Kozmetik Tekstiller”, Türkiye Xııı.
Uluslararası İzmir Tekstil Ve Hazır Giyim Sempozyumu 2 – 5 Nisan 2014.
[2]Singh, M.K., Varun, V.K. And Behera, B.K., 2011, Cosmetotextiles: State Of Art, Fibresandtextiles In
Eastern Europe, Vol. 19, No. 4(87), P. 27-33.
[3] Www.Medicalife.Net, 2014.
[4] Sariişik A. M.,Okur S., Asma Ş., Aromaterapide Kullanılacak Fonksiyonel Bir Havlu Tasarımı,Utib Iii. ArGe Proje Pazarı,10-11 Şubat 2011.
[5] Göde F.,Kaya K., Alay S., Koku İçeren Mikrokapsüllerin Sentezi, Karakterizasyonu Ve Tekstile
Uygulanması, Akıllı Tekstil Teknolojileri Ar-Ge Proje Pazarı, 21-22 Ekim 2010, Gaziantep.
[6] Kaş, S. 2002, İlaç Taşıyan Sistemler, Kontrollü Salım Sistemleri, Kontrollü Salım Sistemleri Derneği
Yayınları, No:1, İstanbul.
[7] Aydinn.,Öztürk G.C., Karaboyacim., Alays., 2011, Koku İçeren Mikrokapsül Uygulanmış Akrilik El Örgüsü
İpliklerden Örülen Kumaşların Karakterizasyonu, Sdü Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 15(1), 67-74.
[8] Demirbağ, S., Alay Aksoy, S., 2013, Isı Depolama Özellikli Jelatin-Nanokil/N-Eykosanmikrokapsüllerin
Üretimi Ve Karakterizasyonu, Teknolojik Araştırmalar Dergisi, Cilt 7 Sayı 3.
277
FLOROGAZ VAKUM PLAZMASIYLA DAYANIKLI
SÜPERHİDROFOB TEKNİK TEKSTİL YÜZEY
MODİFİKASYONU
Kılıç Ali1, Şimşek Ramazan1, Pampal Esra Şerife1, Stojanovska Elena1, Büyük Mahmut
O1., Cığal Serkan1, Gökçe Ahmet Y1., Demir Ali1
1
İstanbul Teknik Üniversitesi, Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi, Temag Laboratuarı, İstanbul, Türkiye
Özet
165°’den yüksek temas açısı ve 5°’den düşük yuvarlanma açısı ile süperhidrofobik yüzeyler
gerek akademik, gerek ticari dünyada ilgiyle izlenmektedir. Nanomalzemelerin ve
teknolojilerin 2000’ler sonrası artan arzı ile çok değişik proseslerle süperhidrofob tekstil
yüzey eldesi mümkün hale gelmiştir. Fakat bu proses ve kimyasalların kanserojen etkisi ve
vücutta toplanması ihtimalinden ötürü halihazırda birçok soru işareti bulunmaktadır (Handy,
2007; oecotextiles.com). Bu çalışmada yüksek gizlilikte araştırılan vakum plazması
kullanarak, florogazlar yüzeyler üzerine bağlanacaktır. Elde edilecek ürünlerin filtrasyondan
su hasadına değişik alanlarda kullanılması planlanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Süperhidrofob tekstiller, vakum plazma, florogaz
Abstract
Superhydrophobic surfaces with a contact angle of 165° and a tilting angle of 5° are point of
interest both in academic and industrial world. There are variety of methods developed for
that purpose especially since the appearence of nanomaterials in the market. However there
are still some questions regarding the carciogenic effects of those processes and chemicals
(Handy, 2007; Oecotextiles). In this study we are planning to investigate flurogas treatment
using vacuum plasma whihc is investigated under strict confidentiality. Those of the products
will be investigated for filtration and water harvesting purposes.
Key Words: Superhydrophobic surfaces, vacuum plasma, flurogas treatment
Tahmini Projesi Süresi
36 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
250.000 TL
1.Projenin Amacı
Süperhidrofob yüzey eldesi için en ekonomik, stabil, sağlıklı ve çevreci yöntemin
geliştirilmesi ve bu yüzeylerin hava filtrasyonu ve su hasadı çalışmalarında kullanımı
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Hayvan, bitki ve cansız doğanın tasarımındaki mükemmelliği referans alarak teknoloji ve
ürün geliştirilmesi olarak özetleyeceğimiz biomimik yaklaşımla yüzey işlemleri yapılacaktır.
Lotus yaprağı (Koch, 2009) ve Namibia böceği (asknature.org) derisinin özellikleri
incelenerek son ürün tasarlanacaktır.
278
Doğadaki süperhidrofobik yüzey: Lotus yaprağı (Koch, 2009)ve su hasat eden bir Namibia böceği
(asknature.org)
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Süperhidrofobik kumaşların eldesi suyun ve kirin istenmediği durumlarda özellikle önemlidir.
Bugüne kadar yapılan çalışmalarda ıslak ve kuru litografiden, mikrodalga bazlı graftinge
birçok yöntem geliştirilmiştir. Yapılan pazar ve kullanıcı araştırmasında geleneksel işlemlerle
uygulanan birçok kimyasalın kullanımından özellikle kaçınılması gerektiği gözlenmiştir. Bu
sebepten ticari boyutta vakumlu plazma sisteminin tasarımı ve sisteme etken parametrelerin
analizi zaruridir
4.Somut Çıktılar
Kuru bir işlem olan vakum plazma sistemi kullanılarak en düşük miktarda florogaz kullanımı
hedeflenmektedir. Bunun yanında aynı sistemde yüzeyin topolojik modifikasyonu da
sağlanacaktır. Özgün bir uygulama olarak bu yüzeyler yüksek su ve yağ itici olduğundan
elektrostatik filtrelerin ve yüz maskelerinin ömrünü uzatacak; su hasadında da suyun daha
rahat transferini sağlayacaktır.
5.Kaynaklar
KILIÇ, ALİ, Improving Efficiency Of Fibrous Webs Using Melt Additives, Doktora Tezi, NCSU, 2012.
Toxic Effects Of Nanoparticles And Nanomaterials: Implications For Public Health, Risk Assessment And The
Public Perception Of Nanotechnology, R. D. Handy & B. J. Shaw Health, Risk & Societyvolume 9, Issue 2,
2007
Http://Oecotextiles.Wordpress.Com/Tag/3m/
KERSTIN, KOCH And WILHELM, BARTHLOTT, PHIL TRANS
2009 Superhydrophobic And
Superhydrophilic Plant Surfaces: An İnspiration For Biomimetic Materials R. Soc. A 367, 1487–1509
Http://Www.Asknature.Org
279
NEEDLECTRET: YÜKSEK PERFORMANS
ELEKTROSTATİK KABİN FİLTRELERİ
Kılıç Ali1, Çalışır Mehmet1, Yalçın Harun1, Akgül Yasin1, Şimşek Ramazan1, Pampal
Esra Şerife1, Elena Stojanovska1, Demir Ali1
1
İstanbul Teknik Üniversitesi, Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi, Temag Laboratuarı, İstanbul, Türkiye
Özet
Taşıt kabin filtrelerinden beklenen performansın karşılanamaması her yaşta insanı özellikle
çocuk ve hastaları ciddi seviyede etkilemektedir. Uzun yıllardır değişik yapıda dokusuz
yüzeyler bu amaçla kullanılagelmektedir. Çok küçük gözeneklere sahip nanolifli hava
filtreleri oldukça çabuk tıkanmakta, ve sonuçta sıklıkla değiştirilmektedir. Daha geniş
gözenekli dokusuz yüzeylerde (spunbond gibi) ise daha zor tıkanmakta fakat filtre verimliliği
0.3µm çaplı parçacıklar için %20-25 aralığına kadar düşmektedir (Kılıç, 2012). Diğer yandan
bu tip kumaşlar elektrostatik şarj edildiklerinde filtre verimliliği aynı çapta parçacıklar için
%95’e yükselmekte, filtre temel yapısında değişiklik yapılmadığından hava akımı rezistansı
artmamaktadır. Dokusuz yüzeylerin şarj etmek için korona deşarjı, taraklama ve
hidroiğneleme yöntemleri kullanılmaktadır (Tsai, 2002). Bu calışmada iğneleme yöntemi
diğer yöntemlerle kombine edilerek kullanılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Filtrasyon, Elektrostatik, Kabin filtre
Abstract
Air quality inside vehicle cabins is critical since people spend significant time during travels.
Low cabin filter performance particularly affects health of children and seniors. For decades
nonwoven structures are being used to reduce such contamination in vehicle cabins.
Nanofibrous webs exhibit high efficiency at an expense of high flow resistance and frequent
replacement requirement. On the other side spunbond webs with larger pore diameters
provide longer durability but an efficiency around 20-25% (Kılıç, 2012). However when those
large pore webs are charged electrostatically, efficiency can reach up to 95%. Nonwovens can
be charged vıa eıther corona discharge, carding or hydroentanglement (Tsai, 2012). In this
study needlepunchıng will be used eıther solely or combined with other processes.
Key Words: Filtration, Electrostatic, Cabin filter
Tahmini Projesi Süresi
24 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
250.000 TL
1.Projenin Amacı
Bu projede değişik polimerlerden üretilen dokusuz yüzeylerin iğneleme ve korona yöntemleri
ile şarj edilmesi, elektrostatik ve filtrasyon verimliliğinin analizi amaç edinilmektedir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Açık gözenekli filtre yapılarının verimliliği elektrostatik yükleme ile artırılacak, akım
rezistansı artırılmadan daha uzun süreli kabin filtresi üretimi için gerekli şartlar
belirlenecektir.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Modern insan hayatının önemli bir kısmı yollarda geçmektedir. Bu süre içinde taşıt içi
havanın kalitesi özellikle önemlidir. Bu çalışmada iğneleme metodunun meltblown ve
280
spunbond kumaşların filtre verimliliği üzerinde etkisi araştırılacaktır. İğne boyutu ve şekli,
iğneleme frekansı ve sayısı, kumaş özelliklerinin filtrasyona etkisi, değişik polimerlerden
üretilecek filtrelerin elektrostatik ve filtrasyon performansına etkisi incelenecektir.
4.Somut Çıktılar
Değişik şekillerde şarj edilmiş filtrelerin veimlilik değerleri
Basit ön çalışmaların verildiği yukarıdaki figürde de görüldüğü üzere filtrasyon verimliliği
akım rezistansını artırmaksızın %90 seviyelerine getirilmiştir. Yapılacak modifikasyonlarla
verimliliğin HEPA seviyelerine ulaştırılması hedeflenmektedir.
5.Kaynaklar
KILIÇ, Ali, Phd Thesis Dissertation, NCSU, USA.
Different Electrostatic Methods For Making Electret Filters, Peter P. Tsai, Heidi Schreuder-Gibson, Phillip
Gibson, Journal Of Electrostatics Volume 54, Issues 3–4, March 2002, Pages 333–341.
281
YÜKSEK YÜZEY ALANLI LİFLER
Kılıç Ali1, Pampal Esra Şerife1, Stojanovska Elena1, Şimşek Ramazan1, Polat Yusuf1,
Agma Onur1, Erol Musa1, Canbay Emine1, Demir Ali1
1
İstanbul Teknik Üniversitesi, Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi, Temag Laboratuarı, İstanbul, Türkiye
Özet
Değişik kesitlere sahip lifler ve nonwovenları yüksek yüzey alanları, sıvı akışına, kumaş
tutumu ve parlaklığına etkileri sebebiyle sıklıkla aranmaktadır. Bugune değin sıvı
kromotografisinden (Nelson,2003; Marcus 2003), ses yalıtmına (Xu, 1993; Taşcan, 2008),
hava filtrasyonundan (Cox,2008; Yeom,2009), doku mühendisliğine (Lu,2005) ve ipeksi
parlak ipliklere (Ando,1974; Riley, 1974) birçok ticari üründe kullanılmıştır. Tanner’in
1960’larda yaptığı çalışmalara (1968) dayansa da bugün hala endüstride birkaç firmanın
dışında başarılı ürün geliştirilememiştir. Bu çalışmada patentli çalışmaların ötesinde lif
dizaynı yapılacak, işlem üzerine etken proses parametreleri incelenecek, ürünlerin kılcal
ıslanma özellikleri ve filtrasyon özellikleri araştırılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Yüksek yüzey alanlı lifler, nonwoven, filtrasyon
Abstract
Nonwovens with fibers of various cross-sections are point of interest, because of their high
surface area, effect on fluid flow, fabric hand and luster. Such fibers were investigated for
capillary-channeled stationary phase for liquid chromatography(Nelson,2003; Marcus 2003),
sound insulator for acoustics (Xu, 1993; Taşcan, 2008), air filtration(Cox,2008; Yeom,2009),
and scaffold for tissue engineering applications (Lu,2005), modified luster(Ando,1974; Riley,
1974). Such studies goes back to tipped multilobal fibers of Tanner(1968) and triangular
sheath/core fibers of Matsui in late 1960s. Today thousands of hits would appear in a simple
search engine research with a broad range of fiber shapes, component polymers and process
technique. İn this study we will investigate the processing parameters of such fibers and
nonwovens.
Key Words: High surface area fibers, nonwoven, filtration
Tahmini Projesi Süresi
36 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
350.000 TL
1.Projenin Amacı
Bu projede değişik polimerler ve düzeler kullanılarak üçgen loblu, 4DG ve winged liflerden
daha yüksek yüzey alanlı lifler eldesi hedeflenmektedir. Bu liflerden oluşan nonwoven
kumaşların filtrasyon ve ıslanma özellikleri incelenecektir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Biomimik yaklaşım esas alınarak bugüne kadar üretilen en yüksek yüzey alanlı liflerin
(şekilde verilen) ekonomik endüstriyel bir şekilde üretilmesi planlanmaktadır.
282
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Yaklaşık 5000 sene öncesinde ilk ipeğin eğrilmesinden bu yana değişik kesit alanına sahip
liflerin eldesi ve ipek parlaklığının yakalanması istenmiştir. 20. asrın ikinci çeyreğinde
sentetik liflerin ortaya çıkması ile bu hedefe daha çok yaklaşılmıştır. Hali hazırda liflerin kesit
geometrileri değiştirilerek bu hedefin yakalandığı söylenebilir. Tropik bir balık türü olan
boxfish in değişik geometrisi yüzerken önemli avantajlar sağlamış, minimum su direnci
sağlamıştır. Bu balıktan esinlenen Mercedes Benz firması Bionic Car’ı geliştirmiş, bu şekilde
gaz emisyonu ve yakıt tüketimini düşürmüştür. Bunun dışında özellikle liflere fonksiyonalite
kazandırılan işlemlerde yüksek yüzey alanı bu fonksiyonun çok daha hızlı işlenebilmesi
imkanını getirmektedir.
4.Somut Çıktılar
Yüksek yüzey alanlı, değişik kesit geometrisine sahip lifler düşük basınçta daha uzun
kullanımlı filtre ve membran üretimine olanak sağlayacak; kumaşların ıslanma davranışını
hızlandıracaktır.
5.Kaynaklar
Nelson, D. K. & Marcus, R. K. A Novel Stationary Phase: Capillary-Channeled Polymer (C-Cp) Fibers For Hplc
Separations Of Proteins. J Chromatogr Sci 41, 475–479 (2003).
Marcus, R. K. Et Al. Capillary-Channeled Polymer Fibers As Stationary Phases İn Liquid Chromatography
Separations. Journal Of Chromatography A 986, 17–31 (2003).
Xu, B., Pourdeyhımı, B. & Sobus, J. Fiber Cross-Sectional Shape Analysis Using Image Processing Techniques.
Textile Research Journal 63, 717–730 (1993).
Tascan, M. & Vaughn, E. A. Effects Of Total Surface Area And Fabric Density On The Acoustical Behavior Of
Needlepunched Nonwoven Fabrics. Textile Research Journal 78, 289–296 (2008).
Cox, C. L., Brown, P. J. & Larzelere, J. C. Simulation Of C-Cp Fiber-Based Air Filtration. Journal Of
Engineered Fibers And Fabrics Specıal Issue 2008–Fıltratıon
Yeom, B. Y. & Pourdeyhımı, B. 2009 Aerosol Filtration Properties Of Pa6/Pe İslands-İn-The-Sea Bicomponent
Spunbond Web Fibrillated By High-Pressure Water Jets. Journal Of Materials Science 1–7
Lu, Q., Sımıonescu, A. & Vyavahare, N. Novel Capillary Channel Fiber Scaffolds For Guided Tissue
Engineering. Acta Biomaterialia 1, 607–614 (2005).
Ando, S. Spinneret For Spinning Composite. (1974).At <Http://Www.Google.Com/Patents?İd=Vh4taaaaebaj>
Rıley, J. L. Pentagrooved Spıhnerette Orıfıces And Process. (1974).
Tanner, D. Splittable Composite Filament. (1968).At <Http://Www.Google.Com/Patents?İd=Jczqaaaaebaj>
283
RAHAT NEFES ALMAYI SAĞLAYAN VE HAFIZAYI
GÜÇLENDİREN GÜL KOKULU BURUN BANDI
Akbaba,Erdi1, Gözütok,Fatma2
1
2
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Projemizin kısaca özetlenmesi gerekirse bu proje hem Isparta yöremizin altını gibi görülen
gülün katma değerini arttıracağı gibi unutkanlık gibi büyük ve sıkıntılı bir sağlık sorununu da
azaltmak noktasında büyük avantajlar sağlayacaktır. Son dönemlerde özellikle de interaktif
satış yolu ile insanlara satılan rahat uyumaya ve horlamayı bitirme özelliğine sahip olan burun
bantlarının gül kokusu özelliğini de alarak yeni bir inovatif düşüncenin hayata geçmesi
sağlanacaktır. Aynı zamanda dokusuz yüzeyler teknolojisi ile üretilecek olan bu burun bant
yüzeyi bu yöntem ile birçok prosesten geçmeyerek ucuz yöntem ve hammadde olgusu ile
birçok alanda öncü proje konumuna gelecektir.
Anahtar Kelimeler: gül, burun bandı, hafıza
Abstract
Our project summarized these projects needs to be seen as the golden rose of the Isparta
region will increase the added value of such a large and troublesome health problems, such as
forgetfulness also will provide great advantages in reducing point. In recent years, especially
with the way sales people sold interactive sleep and snoring Nasal Strips which are capable of
finishing the smell of roses, taking a new feature will be the realization of innovative ideas. At
the same time, which will be produced with the technology of nonwoven surface of the nose
band with this method cheapest method and pass through many processes and raw materials
with the phenomenon of the project will become a pioneer in many fields.
Key Words: rose, nose band, memory
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
75.000 TL
1.Projenin Amacı
Bu projenin amacı,daha önce yapılmış olan çalışmalarda gül kokusunun özellikle hafızayı
güçlendirdiği ve sabahın ilk saatlerinde gül kokan bir odada güne uyanan insanların gün
boyunca hafızalarına aldıkları bilgilerin diğer bilgilere göre daha taze kaldığı kanıtlanmıştır.
Ayrıca 5 duyu organımızın içerisinde bulunan burnumuzun beynimize gönderdiği sinyaller
bakımından diğerlerine göre en kısa yoldan ve en hızlı şekilde gittiği de bilinmektedir. Bu
bilgilerden yola çıkılarak rahat nefes almayı sağlayan burun bantlarının dokusuz yüzey
teknolojisi ile üretilip üretimi sırasında da gül kokusunun entegre edilmesi ile hem rahat nefes
almayı sağlayacak, hemde gül kokusu ile hafızayı güçlendirici özelliğe sahip olması üzerine
çalışılacaktır. Burada Isparta yöresinde yetiştirilen güller kullanılarak mikrokapsülasyon
yöntemi ile yapıya entegre edilecektir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Dokusuz yüzey teknolojisi ile üretimi yapılacak olan burun bantlarının hava geçirgenliği
maksimum seviyede olacaktır. Bu teknoloji ile burun bandına üretiminden sonra çeşitli
işlemlere sokularak öncesinde üretilmiş olan ve içerisinde Isparta gülünün has kokusu
bulunan mikrokapsüller yapıya entegre edilecektir.
284
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Projemizin özgün değerine bakıldığında bu zamanda kadar hafızayı güçlendiren gül kokusu
alanında şu ana kadar yapılmış tek çalışma olacaktır. Bu çalışmadan çıkacak olan sonuç ile
hemen üretimine geçilebilecek olan bir ürün ile karşı karşıya kalınacaktır.
4.Somut Çıktılar
Projeden beklenilen faydalar hem bölgesel hem ulusal hemde uluslarası alanlarda
ekonomimizi bir çok avantajlar sağlayacaktır. Özellikle de son dönemlerde insanların horlama
ve rahat uyuyamama gibi sağlık sorunlarını ortadan kaldıracaktır. Ve hafızayı geliştirici
özellikte olmasından dolayı da son yıllarda hasta sayısı gittikçe artış gösteren ''unutkanlık''
konusunda pozitif girdiler sağlayacaktır.
5.Kaynaklar
[1]Demircan,V.,Isparta İlinde Gülün Üretim Giderleri, Maliyeti ve Karlılığının Belirlenmesi, Süleyman Demirel
Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 9-3 (2005) Vol:1-5
[2] Baydar,H.., Kazaz, S., 2010 Organik Gülcülük. SDÜ Gül ve Gül Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi,
yayın no:1,40s. Isparta
285
KETEN TOHUMU YAĞININ MİKROKAPSÜLE EDİLMESİ
İLE ÜRETİLMİŞ,SAÇ BESLEYİCİ VE UZATICI ÖZELLİKTE
BAYAN EŞARPLARI
Pekdemir,Gülüş1, Erdoğan, Uğur Nail2 ,Kurtulmuş,Burçe3
1
2
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
3
Süleyman Demirel Üniversitesi,Mühendislik-Mimarlık Fakültesi,Tekstil Mühendisliği,Isparta,Türkiye
Özet
Projemizin kullanıcı kitlesi olan bayanların kullanmış olduğu eşarpların kullanımı sırasında
saç besleyici ve uzatıcı özellikte olması için keten tohumu yağının ürüne entegre edilmesi
düşüncesinden oluşmaktadır. Özellikle tekstil sektöründe keten lifinden iplik üretimi sırasında
açığa çıkan keten tohumlarından elde edilecek olan keten tohumu yağını mikrokapsülasyon
yöntemi ile kumaş yapısına entegre edilecek olmasından dolayı geniş bir üretim alanına sahip
olacaktır. α-linolenik asit ve iyi kaliteli protein açısından zengin olan keten tohumu flavonoid,
lignan ve fenolik asitler gibi fitokimyasalların da doğal kaynağıdır. Özellikle de eşarp ve bone
kullanan bayanların saçlarına masaj etkisi ile birlikte saç uzatma etkisi yaratacak olan bu
eşarplar geniş bir tüketici kitlesine hitap edecektir.
Anahtar Kelimeler: Keten tohumu yağı, mikrokapsülasyon, linolenik asit
Abstract
Of women with the masses of our project users had used during the use of scarves and hair
nourishing properties extender flaxseed oil to be integrated into the product consists of
thoughts. In the textile industry which are released during production of flax yarns to be
obtained from flax seed oil, flaxseed is integrated into the fabric structure by the method of
microencapsulation because that will have a large production areas. α-linolenic acid, flax seed
is rich in good quality protein, flavonoids, lignans and phytochemicals, such as phenolic acids
are also natural resources. In particular, scarves and caps for women using hair extensions to
your hair with massage effect, which will have the effect of this scarf will appeal to a broad
consumer audience.
Key Words: Linseed oil, microencapsulation, linolenic acid
Tahmini Projesi Süresi
8 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
45 000 TL
1.Projenin Amacı
Projemizin esas amacı tesettürlü bayanların saç kırılmaları, saç dökülmeleri, yıpranmış saçlar
ve uzamayan saçları için üretilecek olan keten tohumu yağı katkılı eşarpların üretilmesidir.
Özellikle de protein yönünden bünyesinde linolenik asit bulunduran keten tohumu yağının
saçları beslemesi ve uzatması öngörülmektedir. Bu sayede sıcak yaz günlerinde hava
alamayan ve bu nedenle de bakımsız kalan saçların daha canlı ve daha sağlıklı olması
sağlanılacaktır. Projenin hitap ettiği lokasyondaki insan sayısının da yeterince fazla olması bu
ürünün üretilmesindeki gerekliliği daha da belirgin hale getirmektedir.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Tekstil iplik üretim sanayisinde keten lifinin yoğun olarak üretilmesi ve bu üretim esnasında
liflerden ayrıştırılan tohumlar işlenerek yağ eldesi yapılacaktır. Ardından tohum yağından
286
elde edilen mikrokapsüller bayan eşarplarının üretimi sırasında fulard banyolarına eklenecek
ve yapıya kimyasal etkileşimler ile bağlanılacaktır. Özel bir yöntem ile de kumaşa binlerce
mikrokapsülün bağlanabilmesi sağlanılacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Bu güne kadar kullanılagelmiş olan eşarp ve bonelerin haricinde saç bakımı ve uzaması için
bayanların ekstradan bir ürüne yada işleme ihtiyaç duymayacak olmaları projeye özgün değer
katacaktır. Aynı zamanda bu sektörde üretimlerini gerçekleştiren firmalara da ayrı bir tüketici
sahası açacaktır. Mikrokapsüller hava ile temasından sonra kendi içlerinde patlayarak bu
ürünleri kullanan kişilerin saçlarının daha hızlı uzamasını ve içeriğinde bulunan Omega-3 yağ
asitleri sayesinde saçlarının beslenmesini sağlayacaktır.
4.Somut Çıktılar
Saç güçlendirici özellikte üretilmiş berelerden ilham alınarak geliştirilen projemizde
kullanılacak olan keten tohumu yağının aslında bu zamana kadar bayanların kürler halinde
saçlarına uyguladıkları bilinmektedir. Bu ürünün üretilmesi ile böyle bir işleme gerek
duyulmayacağı gibi tehlikeli asitlerle bilinçsizce kullanılan bu karışımların insan sağlığı
üzerindeki negatif etkileri de yok edilecektir. Keten tohumu ile aynı miktardaki,ceviz ve
brokoliden 10 kat daha fazla Omega-3(Alfa-linolenik asit) yağ asidini bünyesinde bulundurur.
Bu yüzden özellikle de protein yönünden zengin olan bu mikrokapsüller insan saçının
beslenmesinde ve gelişiminde etkili olacaktır.
5.Kaynaklar
[1]İşleroğlu, H., Yıldırım, Z., Yıldırım, M., Fonksiyonel Bir Gıda Olarak Keten Tohumu, GOÜ. Ziraat Fakültesi
Dergisi, 2005, 22 (2), 23-30
[2] Mert, M., Çopur, O., Lif Bitkileri Üretiminin Artırılması Olanakaları, Mustafa Kemal Üniversitesi –Ziraat
Fakültesi
[3]Coskun,T., Fonksiyonel Besinlerin Sağlığımız Üzerine Etkileri, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi 2005;
48:69-84
287
AĞARTMADA ULTRASONİK ENERJİ KULLANIMI VE
ENZİMATİK AĞARTMA İLE KARŞILAŞTIRILMASI
Akarslan, Feyza1, Pınarcı, Ahmet1
1
Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Isparta, Türkiye
Özet
Ultrasonik uygulamaların kullanım alanları giderek artmakla birlikte bilim ve teknolojide
ultrason teknolojisi uzun zamandır kullanılmaktadır. Ultrasonik insanın duyma limitinin
üzerindeki ses dalgalarının bilimidir. Ultrasoniğin endüstrideki en yaygın kullanım amacı ise,
ultrasonik kavitasyondan yararlanılarak yapılan temizlik işlemidir. Kirlenmiş makine
parçalarının, tıbbi gereçlerin, elektronik komponenetlerin ve klasik yöntemlerle temizlemenin
zor olduğu ince girinti ve çıkıntılara sahip yüzeylerin temizliğinde alternatif olarak ortaya
çıkmaktadır. Tekstil sanayinde kullanımı yönündeki çalışmalar ise yenidir. Ultrason, tekstil
endüstrisinde gerek tekstil materyali üzerindeki yabancı maddelerin iyi bir şekilde
uzaklaştırılmasında
gerekse
de
enzimlerin
hareketliliklerinin
arttırılmasında
kullanılabilmektedir. Bu çalışma ultrasoniğin tekstil ve diğer alanlardaki kullanımına ışık
tutacaktır.
Bu çalışmada, pamuklu tekstil mamullerinin ağartma işleminde işletmelerde yaygın olarak
kullanılan ve enerji kullanımının yüksek olduğu hidrojen peroksit ağartmasının yerine
alternatif olarak uygulanan ultrasonik enerji kullanımı ve enzimatik ağartma yöntemleri
karşılaştırılacaktır. Saf lakkaz enziminin tek başına kullanılmasıyla ve iki farklı mediatör
sistem ile yapılan çalışmalar ile ultrasonik enerji kullanılması durumundaki beyazlık
dereceleri karşılaştırılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Enzimatik ağartma, iplik, ultrasonik enerji
Abstract
The field of ultrasonic is still making strides towards perfection, but already many
applications of ultrasonic energy have been found in science and technology. Ultrasonic is the
science of sound waves above the limits of human audibility. The most common usage area of
ultrasonic in industry is cleaning with help of cavitation. Ultrasonic arises as an alternative
procedure for cleaning of contaminated machine parts, medical and electronical materials or
materials which have small bulges and indents. The ultrasound in textile industry is a new
method. It can be used for removing undesirable materials on textiles and improving
effectiveness of enzyme molecules. This study is thrown a light on usage fields of ultrasound
at textile and other industries.
Enzymes should be used in every step of pretreatment of cotton textiles in order to minimize
energy and water consumption while keeping the effluent control within the tolerable
standards. It has been investigated whether enzymatic bleaching of cotton yarns could be
replaced with hydrogen peroxide bleaching, which is a water and energy consuming step. In
this study, fungal laccase, laccase moderator systems and useing ultrasonic energy have been
compared.
Key Words: Enzymatic bleaching, Yarn, Ultrasonic energy
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
80 bin TL
288
1.Projenin Amacı
İyi bir ağartma işlemi ile yüksek beyazlık derecesi, elde edilen beyazlığın kalıcı olması,
kumaşın sonuçta iyi bir emme yeteneğine sahip olması, kumaşı oluşturan liflerin bu işlemde
zarar görmemeleri veya mümkün olan en az zararla çıkmaları, işlemin ekonomik olması gibi
hususlar önemlidir.
Ultrasonik enerjinin tekstil sanayinde kullanımı yönündeki çalışmalar oldukça yeni olmakla
bilrlikte ultrason, tekstil endüstrisinde gerek tekstil materyali üzerindeki yabancı maddelerin
uzaklaştırılmasında gerekse de enzimlerin hareketliliklerinin arttırılmasında kullanılmaktadır.
Ultrasonik yöntem ile kumaşların temizlenmesinde daha az lif hasarı gözlenmiş, ağartma
hızının arttığı, işlem süresinin azaldığı gözlenmiştir. Kumaşın beyazlığının konvansiyonel
yönteme kıyasla daha iyi olduğu tespit edilmiştir (Duran, 2007). Bu çalışma ile ağartma
işleminde ultrasoniğin tekstil endüstrisindeki ağarta işleminde kullanımına ışık tutacaktır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Ağartma işlemine alternatif olarak uygulanan ultrasonik enerji kullanımı ve enzimatik
ağartma yöntemleri saf lakkaz enziminin tek başına kullanılmasıyla ve iki farklı mediatör
sistem ile (oksijen ve ozon ilaveli) yapılan çalışmalar ile ultrasonik enerji kullanılması
durumundaki beyazlık dereceleri spektrofotometry ile ölçülerek karşılaştırılacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
Ultrasonik yöntemin ağartma işleminde kullanımı ile daha az lif hasarı, ağartma hızının
artması, işlem süresinin azalması ve beyazlığının konvansiyonel yönteme kıyasla daha iyi
olduğu gözlenmektedir. Enzimatik yöntem ve ultrasonik enerji kullanılması durumundaki
spektrofotometrik ölçüm sonuçları karşılaştırılarak utrasonik enerjinin ağartma işleminde
kullanım olanakları araştırılacaktır.
4.Somut Çıktılar
Bu çalışma ile ağartma işleminde ultrasonik enerjinin tekstil endüstrisindeki ağarta işleminde
kullanımı araştrılacaktır.
5.Kaynaklar
1) Duran, K., Körlü, E., A., Perincek, S., D., Bahtiyari, İ., Ultrason Teknolojisinin Tekstilde Kullanim
Olanaklari. Tekstil ve Konfeksiyon, 3/2007.
2) Mistik, İ., Yükseloğlu, M., Hydrogen peroxide bleaching of cotton in ultrasonic energy, Faculty of Technical
Education, Department of Textile Education, Marmara University, 2005.
3) İNKAYA,T., EREN,H.,A., ANİŞ.,P., (2008). Pamuk Ağartilmasinda Lakkaz/Mediatör Sistemlerinin Oksijen
Ve Ozon İle Kombine Edilmesi, Mühendislik bilimleri dergisi,14/1, 77-82.
4) Koçak, D., Merdan, N., (2002). Sonokimya ve Ultrasonik Enerjinin Tekstil Sektöründe Kullanımı, Kimya
Teknolojileri, Sayı: 17.
5) Perincek, S.D., (2006). Ozon, UV, Ultrason Teknolojileri ve Kombinasyonlarının Ön Terbiye İşlemlerinde
Uygulanabilirliğinin Araştırılması, Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi, 176-178.
289
GÜÇ TUTUŞUR HALI ELDESİNDE YENİ BİR TEKNOLOJİ
Akşit Aysun1, Onar Nurhan2, Topel Esra1
1
2
Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, İzmir, Türkiye
Pamukkale Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Denizli, Türkiye
Özet
Güç tutuşurluk özelliği kazandırmak için kullanılan kimyasallar yangınları azaltmada küresel
ölçekte önemli bir rol oynamaktadır. Elektronik, tekstil ve mobilya gibi günlük kullanım
ürünlerinde güç tutuşurluk için kullanılan maddelerin yangın riskini azalttığı görülmektedir.
İstatistikler yangın ölümlerinin en az %90’ ının evlerde ve binalarda meydana geldiği
göstermektedir [1]. 2005-2009 yılları arasında, ev yangınlarında yılda ortalama 7.040
yangının döşemeli mobilya kaynaklı olduğu bildirilmiştir [2]. İstatistikler 1999-2002 yılları
arasında ABD'de sigaradan kaynaklı yangınların her yaş için yangın ölümlerinin yaklaşık %
23’ ünü oluşturduğunu göstermektedir. 2011 yılında ise, ABD'de tahminen 90.000 sigara
kaynaklı yangın meydana geldiği belirtilmiştir [3,4]. Güç tutuşurluk için kullanılan maddeler,
yayılma ve ısıya bağlı olarak yangın riskini azaltmak ve yangın reaksiyon özelliklerinin
geliştirilmesinde önemli rol oynamaktadır [4]. Bu nedenle evsel yangınlarda döşemelikler,
yataklar, perdelerin yanı sıra halıların da alev geciktirici özelliklere sahip olmaları önem
göstermektedir. Onar ve Akşit (2009)’da yaptıkları güç tutuşur kimyasal ürün eldesi
çalışmalarında; amonyum fosfat bileşikleri ile hazırlanan nanosol ile kaplanan tekstil
materyallerinin güç tutuşurluk özelliğini geliştirmişler ve LOI (34) değerine ulaşmışlardır [5].
Bu projede ise halılara güç tutuşurluk özelliği; ticari olmayan kimyasallar ile hazırlanan
nanosol ile sağlanacaktır. Sol-jel teknolojisi ile hazırlanan solun halılara aktarılması
püskürtme (bitmiş mamul) ve dip-coating (ipliklere) yöntemleri ile gerçekleştirilecektir. Güç
tutuşurluk özelliği kazandırılmak üzere kullanılacak olan halıların yün ve sentetik (poliamid,
poliester ve poliakrilonitril) karışımı olması ve güç tutuşurluk performans analizlerinin uygun
standartlara göre yapılması planlanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: sol-jel yöntemi, halı, güç tutuşurluk, ev yangınları
Abstract
Flame retardants play an important role in reducing the rate of fire on a global scale. The uses
of flame retardants reduce the risk of fires in everyday use products such as electronics,
textiles and furniture. At least 90% of fire deaths occur in homes and buildings according to
fire statistics [1]. During 2005-2009, upholstered furniture was the item first burned in an
average of 7,040 reported home fires per year [2]. Between 1999 to 2002 fires caused by
smoking materials in the U.S. represent about 23% of deaths from fire for all ages. In 2011,
90,000 smoking-material fires were reported in the U.S. [3, 4]. Materials which use as the
flame retardants play an important role to reduce the fire risk due to propagation and heat
release, and improve the fire reaction properties [4]. Therefore in domestic fires, the presence
of flame retardant properties of carpets is significant as well as upholstery, mattresses, and
curtains. Onar and Aksit (2009), were coated the textile materials with nanosol prepared by
sol-gel method and used ammonium phosphate compounds, obtained high LOI (34) value [5].
In this study, flame retardant properties of carpets will be provided by nanosol prepared with
non-commercial chemicals. Nanosol prepared by sol-gel technology to be transferred to the
carpet by the spray (finished goods) and dip-coating (yarns) methods. Wool and synthetic
blend carpets will be used in the study and flame retardant properties of the carpets will be
analyzed according to the suitable test methods for carpets.
Key Words: sol-gel technique, flame retardant, carpet, home fire
290
Tahmini Projesi Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
120.000TL
1.Projenin Amacı
Bu proje ile evlerde kullanımı olan halılara üretim sırasında veya son işlem olarak sol-jel
yöntemi ile hazırlanacak olan güç tutuşur özellik kazandırılması amaçlanmaktadır.
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
Güç tutuşur özellik için ticari olmayan kimyasallar ile sol-jel yöntemine göre nanosol
hazırlanacak ve hazırlanan bu nanosol halı üretimi sırasında veya son işlem olarak mamule
aktarılacaktır. Güç tutuşur nanosolun halılara aktarılmasında püskürtme ve dip-coating
yöntemleri kullanılacaktır. Püskürtme yöntemi; dokunmuş halının arka yüzüne, dip-coating
yöntemi halı ipliklerine uygulanacaktır. Güç tutuşurluk reçetesi için 3-amino propil
trietokssilan, diguanidin hidrojen fosfat veya mono guanidin dihidrojen fosfat ve fosforik asit
kullanılacaktır.
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut
İstatistiklere göre elde edilmiş verilerde evsel yangınların çoğunda tekstil materyallerinin
sebep olduğu görülmektedir. Yangınları önlemek amacı ile ev tekstili olarak halıların güç
tutuşur yapılması ve bu amaç için ticari ürün içermeyen nanosolün sol-jel yöntemine göre elde
edilmesi ve mamule aktarılması projenin özgün yönünü oluşturmaktadır.
4.Somut Çıktılar
Diguanidin hidrojen fosfat ve fosforik asit kullanılarak elde edilen nanosol %100 pamuklu
kumaşa aktarıldığında LOI 34 değeri elde edilmiştir.
5.Kaynaklar
[1] Center of Fire Statistics of CTIF, “World Fire Statistics, Report No.10”, 2006,
http://ec.europa.eu/consumers/cons_safe/presentations/21-02/ctif.pdf
[2] (National Fire Protection Association) NFPA's "Home Fires That Began with Upholstered Furniture", Marty
Ahrens, August 2011
[3] C. Chivas, E. Guillaume, A. Sainrat, V. Barbosa, Assessment of risks and benefits in the use of flame
retardants in upholstered furniture in continental Europe, Fire Safety Journal 44 (2009) 801–807
[4] (National Fire Protection Association) NFPA's "The Smoking-Material Fire Problem", John R. Hall, Jr.,July
2013
[5] N.Onar ve A.Akşit, Using Sol-gel Technology for Production of Flame Retardant Cotton Fabrics,
International Symposium on Engieering and Architectural Science of Balkan, Caucasus and Turkic Republics,
Süleyman Demirel University, October 22-24, 2009 Isparta, Turkey
291
ELEKTRONİK TEKSTİL TABANLI BASINÇ SENSÖRÜ:
BASINÇ ÜLSERİNİ ÖNLEYEN AKILLI YATAK KUMAŞI
Suat Çetiner
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
Özet
Yatağa ya da sandalyeye bağımlı olan hastaların en önemli sağlık sorunlardan biri yatak (bası)
yaralarıdır. Yatak yaralarının oluşmasında en önemli faktör basınçtır. Yatağa bağımlı olan
kişilerde, uzun süre aynı pozisyonda kalmak, vücut ağırlığının hep aynı bölgelere basınç
uygulamasına neden olur. Vücut ağırlığının sebep olduğu basınç sebebiyle bu bölgelerde kan
dolaşımı bozulur. Kan dolaşımındaki bu bozuklukla deri ve deri altı dokusu hasarı sonucu
yatak yaraları oluşmaya başlar.
Bu projede, elektronik tekstil uygulamalarına yönelik esnek kumaş basınç sensörü üretilecek
ve yatağa bağımlı hastalarda yatak yaralarını (basınç ülseri) önleme amacıyla üretilen basınç
sensörlerini ihtiva eden akıllı yatak (kumaşı) geliştirilecektir.
Anahtar Kelimeler: Kumaş basınç sensörü, iletken iplik, iletken polimer, basınç ülseri, akıllı
yatak
Abstract
One of the important health problem of patients who are subject to beds or chairs is bedsores.
The significant factor on occurring of bedsores is pressure. To stay on the same position for a
long time causes the pressure apply to the same regions of body weight at the people who are
subject to bed. At those regions, blood flow spoils for the pressure which is caused by body
weight. The bedsores start to occur as a result of derm and epiderm damage by those blood
flow spoil.
At this project, a flexible fabric pressure sensor will be produced intended to electronic
textile applications, and a smart bed (fabric) including pressure sensor will be developed for
preventing the bedsores (pressure ulcer) who are subject to the bed.
Key Words: Fabric pressure sensor, conductive yarn, conductive polymer, pressure ulcer,
smart bed
Tahmini Projesi Süresi
24 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
200.000 TL
1.Projenin Amacı

İletken polimer ve/veya iletken iplik kullanılarak esnek ve yumuşak dokuma/örme
kumaş basınç sensörleri üretmek,

Belirli sayıda basınç sensörü içeren dokuma/örme kumaşları, yatak kumaşında
kullanarak akıllı yatak geliştirmek,

Yatağa bağımlı hastaların vücutlarında oluşabilecek yatak yaralarını bu akıllı kumaşlar
sayesinde önlemek, hastanın yaşam kalitesini artırmak,

Belirli periyotlarda hastanın pozisyonunu değiştirmek zorunda olan hemşirelere akıllı
yatak kumaşı vasıtasıyla, algılanan sorunlu bölgelere hızlı bir şekilde müdahale etme olanağı
vermek, sadece sorunlu bölgelere yapılan müdahaleyle (hastanın konum değiştirmesi)
hemşirelerin iş yükünü azaltmak ve verimliliğini artırmak,
292

Katma değeri yüksek tekstil ürünleri üretimi ve pazarlanması yoluyla ülke
ekonomisine katkıda bulunmak,

Bu kumaşı üretecek firmanın ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilirlik
seviyesini yükseltmek,

Elektronik ve bilgisayar mühendisliği bölümü uzman katkılarıyla multidisipliner bir
çalışma gerçekleştirmek
2.Uygulanacak Yöntem / Metodoloji
a)
İletken polimerler varlığında çeşitli üretim yöntemlerine göre hollow poliester iletken
iplik ve/veya şeritler üretilecek,
b)
Üretilen bu şeritler atkı ve çözgü yönlerinde dokuma kumaş yapısına dahil edilecek,
c)
Üretilen dokuma kumaşın basınç sensör özelliği tespit edilecek,
d)
Basınç sensör özelliği gösterecek kumaşlar yatak kumaşı olarak dizayn edilecek,
e)
Gerçekleştirilecek yazılım ile hastanın kumaş üzerine uyguladığı ağırlığa bağlı olarak
basınç değişimi tespit edilecek,
f)
Kablosuz bağlantı yardımıyla tespit edilen bu noktalar bilgisayara gönderilecek,
g)
Böylece hastaların basınç ülseri (yatak yarası) oluşturabilecek potansiyel bölgelerine
hemşirelerin hızlı bir şekilde müdahale etmesi sağlanacak
3.Özgün Değer / Yenilikçi Boyut

İletken polimerler kullanılarak üretilecek esnek ve yumuşak dokuma kumaş basınç
sensörü içeren yatak kumaşı geliştirmek projenin özgünlüğüdür.

Tekstil mühendisliği alanında üretilen bilginin elektronik ve yazılım mühendislerinin
destek vermesiyle geliştirilecek olması, gerçekleştirilecek elektronik tasarımları ve yazılımları
yoluyla akıllı medikal tekstil ürünlerinin basınç ülseri oluşumunu önlemek amacıyla
kullanılması projenin bir diğer özgünlüğüdür.

Laboratuvarda üretilen bilimsel bilginin konvansiyonel tekstil üretim yöntemleriyle
kombine edilmesiyle ortaya çıkan katma değeri yüksek ürünlerin medikal tekstil sektöründe
kullanılmasıyla hastaların yaşam kalitesini artıracak nitelikte akıllı yatak kumaşı ve yatak
üretmek projenin yenilikçi boyutudur.
4.Somut Çıktılar

Basınç sensör özelliği gösteren dokuma kumaş ve bu kumaşın kullanılmasıyla
üretilecek fonksiyonel akıllı yatak
5.Kaynaklar
Yu C.H., Chou T.Y., Chen C.H., Chen P., Wang, F.C, Development of a Modularized Seating System
to Actively Manage Interface Pressure, Sensors, 14, 14235–14252, (2012).
Ostadabbas S., Nourani M., Tamil, L., A Resource-Efficient Planning for Pressure Ulcer Prevention,
IEEE Transactions on Information Technology in Biomedicine, 16(6), 1265-1273 (2012).
Liu J.J., Huang M.C., Xu W., Sarrafzadeh M., Bodypart Localization for Pressure Ulcer Prevention,
IEEE, 766-769, (2014).
293
PAMUĞU; TUZ-SODA VE FIKSATÖRE İHTİYAÇ
DUYMADAN BOYAMAYA NE DERSINIZ?
Özdemir Hüseyin1, Kurtoğlu Nurcan2
Gaziantep Üniversitesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu, Tekstil Bölümü Gaziantep, Türkiye
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş, Türkiye
1
2
Özet
Bu çalışmada normal pamuk ile katyonize pamuğun terbiye işlemlerindeki davranışları,
yıkama haslıkları, katyonik pamuğun normal pamuğa göre boya tüketimi ve sabitlemesi
değişik pH, sıcaklık ve sürelerde incelenmiştir. Bu çalışmalar sonucunda katyonik pamukla
normal pamuk karşılaştırılarak avantaj ve dezavantajları ortaya konulmuştur. Katyonize
pamuğun önemli avantajları; çok fazla durulama yapmadan elektrolit (tuz, Soda) ve fiksatöre
ihtiyaç duyulmadan çok iyi kullanım haslıklar ve renk ürünleri elde edilmiştir. Bu durumda
terbiyelenmiş katyonize pamuk ile pamuğun boyama maliyeti düşürülmüş, kimyasal madde
kullanımında tasarruf sağlamış ve berrak boyama atık sularının eldesi ile çevre dostu
boyamaların yapılması mümkün olmuştur.
Anahtar Kelimeler: Katyonik pamuk, tuzsuz boyama, ekolojik tekstil
Abstract
In this study, the behaviour of cationized cotton and normal cotton in the treatment proceses,
wet-fastnesses, dye-exhaustion, dye-fixages of normal cotton with respect to cotionized
cotton, will be examined in various pH values, temperature and durations. In the results of
these studies, the advantages and disadvantages of normal and cationized cotton will be tried
to be exibited by comparing the two stuffs using the results of the above studies. Important
advantages of cotionized cotton are that; very good usage, fastnesses and color yield will be
obtained without much rinsing and without need of fixater and electrolyles (salt and soda ). In
this case, with the help of cotionized cotton and cotton, dyeing cost has been decreased on the
other hand, this technique saves much usage of chemical substances resulting in dye waste
water allowing to make dyes with enviroment friendly.
Key Word: Cationic cotton, saltless- dye, ecological textile
Tahmini Proje Süresi
12 Ay
Tahmini Proje Bütçesi
200 bin TL
1. Projenin Amacı
Bazı araştırmacılar Tekstil endüstrisinde kullanılan işlenmemiş pamuk yerine daha az
maliyetle boya-lif etkileşimini artırmak mevcut ticari boyarmaddelerin pamuğa olan affinite
azlığının üstesinden gelmek için katyonik yükleri destekleyici birçok kimyasal madde
kullanarak katyonik pamuk hazırlamışlardır. Direk ve reaktif boyarmaddeler anyonik yükler
taşıdıklarından katyonize pamuk bünyesindeki katyon grupları boyarmaddeler için yüksek
affinite taşımaktadır. Ayrıca lif-boya arasındaki bağlara elektrostatik çekimde eklenerek boya
tüketiminde ve sabitlenmesinde olumlu gelişmeler meydana getirmektedir. Dolayısıyla bu
çalışmada normal pamuk ile katyonize pamuğun terbiye işlemlerindeki davranışları, yıkama
haslıkları, katyonik pamuğun normal pamuğa göre boya tüketimi ve sabitlemesi değişik pH,
sıcaklık ve sürelerde incelenmiştir. Bu durumda terbiyelenmiş katyonize pamuk ile pamuğun
boyama maliyeti düşürülmüş, kimyasal madde kullanımında tasarruf sağlamış ve berrak
boyama atık sularının eldesi ile çevre dostu boyamaların yapılması mümkün olmuştur.
Çalışmamız destek bulduğu taktirde sanayide de uygulamaya konulacak, terbiyelenmiş
294
katyonize pamukla yapılan boyamalarda yukarıda saydığımız sorunlara çözüm getirilecek,
maliyet düşürülüp rekabet etme gücünün artırılması sağlanmış olacaktır.
2.Uygulanacak Yöntem/Metolodoji
Bu çalışmada boyama işlemlerinde ithal olarak getirtilen katyonik pamuk ve Gaziantep
bölgesinden sağladığımız normal pamuk kullanılmıştır. Ticari olarak kullanılan çeşitli reaktif,
ve direkt boyarmaddeler, bunun yanı sıra iyon tutucu, katyonik sabun, ıslatıcı, kostik, hidrojen
peroksit tiyosülfat, sodyum sülfat standart gibi kimyasallar kullanılacaktır. Çalışmalarda cihaz
olarak Gyrowash Boyama Makinesi (James H.Heal Co.Ltd. Halifax England), Roaches
Boyama Makinesi (Engineering Ltd.), etüv ( Lindberg/Blue), ışık kabini (Verivide CAC 60),
Comeureg Tentolab (Dr. J. CARBONELL—CARBOTEX) ve yıkama haslığını
değerlendirmek için Gri skala ISO 105-AO3 kullanılacaktır.
Katyonik pamuk boyamada tuz ve soda kullanmadan boyama yapılmıştır. Katyonik pamuğun
boya çekimi ve boyarmaddenin life bağlanması asidik ortamda daha iyi olduğu için
boyamalar asidik ortamda gerçekleştirilmiştir. Boyama banyosunun pH’ı asetik asit ile
ayarlanmıştır. Boyamalarda boya tüketimi ve sabitlemesi de zaman ve sıcaklığa bağlı olarak
değişim tentolab makinesinde değerlendirilmiştir. Katyonize pamuğun boya tüketiminin çok
iyi olduğu rakamsal ve grafiksel olarak tespit edilmiştir.
3.Özgün Değer/Yenilikçi Boyut
Yapılan literatür çalışmaları katyonik reaktifler kullanılarak elde edilen katyonize pamuğun
normal pamuğa kıyasla farklı terbiye işlemleri gösterdiğini ortaya koymuştur. Özellikle
boyama davranışlarındaki farklılıklar kayda değer bulunmuştur. Katyonizasyon işlemi,
katyonik reaktiflerle pamuklu kumaşların sulu ortamda , hafif anyonik olan yüzeyini katyonik
hale dönüştürmekte ve böylece anyonik boyarmaddelere affiniteyi ve substantiviteyi
artırmaktadır. Bu projede ulaşılması istenen hedeflerden biri daha az maliyetle boya-lif
etkileşimini artırmak mevcut ticari boyaların pamuğa olan affinite azlığının üstesinden
gelmek üzerinde duracağımız önemli bir konudur. Geliştireceğimiz prosesle renk haslığı
özelliklerini, boya ürünlerini geliştirmeyi ve tek adımda karışım elyafını boyamayı
kolaylaştırmayı sağlamak bunların getirisi olarakta çevre dostu ürünler elde etmektir.
4. Somut Çıktılar
Katyonik ve normal pamuğun çeşitli formlarda reaktif ve direkt boyalarla boyama davranışları
incelenmiş. Elyaf, iplik ve örme kumaş formundaki katyonik ve normal pamuğun reaktif ve
direkt boyalarla asidik ve bazik ortamlarda yapılan boyama verileri not edilmiştir. Reaktif ve
direkt boyaların asidik ortamlarda tuzsuz boyamalarında normal pamukta boyama
yapılamadığı gibi asidik ortam normal pamuğa zarar vermiştir. Katyonik pamuk
boyamalarında ise boya tüketiminin oldukça iyi olduğu herhangi bir zararında olmadığı
görülmüştür. Çalışmamızda ortaya çıkan bulgu reaktif ve direkt boyalarla alışılmışın dışında
katyonize edilmiş pamuğun asidik ortamlarda da boyanabilirliğinin ortaya çıkmasıdır.. Direkt
ve reaktif boyarmaddelerle katyonize pamuk mamüllerin haslıklarının değerlendirilmesi
yapıldığında normal pamuğun direkt boyalarda orta düzeyde olan yıkama haslıkları katyonik
pamuk ile oldukça yüksek değerlere çıktığıdır.
5. Kaynaklar
1. Aksoy, E. ,Dölekoğlu, T. ,2003, Dünyada Ve Türkiye’de Organik Pamuk Üretimi Ve Ticareti, Türkiye
6.Pamuk Tekstil Ve Konfeksiyon Sempozyumu Bildirileri, Yayın No. 107, Antalya.
2. Başer, İ. , İnanıcı, M. , 1990. Boyarmadde Kimyası, Marmara Üniversitesi Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 217s.
3. Bilgen, M. , 2005, Wrinkle Recovory For Cellulosic Fabric By Means Of Ionic Crosslinking, Msc Thesis,
Northcarolina State University.
295
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
3
File Size
8 298 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content