namık kemal üniversitesi proje özetleri kitabı - E

NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ
PROJE ÖZETLERİ
KİTABI
(2008-2013)
Tekirdağ
Mayıs 2014
toprak grafik
Adres
Ortacamii Mah. Çınarlıçeşme Sk. No:6
Süleymanpaşa / Tekirdağ
Tel
0 282 263 58 49
0 541 683 61 23
e-posta
[email protected]
[email protected]
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
7
1.
Ziraat Fakültesi / Tarla Bitkileri .................................................................................................
Faculty of Agriculture / Field Crops
9-25
2.
Ziraat Fakültesi / Tarım Ekonomisi ..........................................................................................
Faculty of Agriculture / Agricultural Economics
27-35
3.
Ziraat Fakültesi / Bahçe Bitkileri ...............................................................................................
Faculty of Agriculture / Horticulture
37-49
4.
Ziraat Fakültesi / Biyosistem Mühendisliği ..........................................................................
Faculty of Agriculture / Biosystem Engineering
51-75
5.
Ziraat Fakültesi / Gıda Mühendisliği ......................................................................................
Faculty of Agriculture / Food Engineering
77-105
6.
Ziraat Fakültesi / Zootekni ........................................................................................................ 107-135
Faculty of Agriculture / Animal Sciences
7.
Ziraat Fakültesi / Toprak Bilimi ve Bitki Besleme ............................................................... 137-149
Faculty of Agriculture / Soil Sciences And Plant Nutrition
8.
Ziraat Fakültesi / Bitki Koruma ................................................................................................. 151-177
Faculty of Agriculture / Plant Protection
9.
Tıp Fakültesi / Faculty of Medicine ......................................................................................... 179-189
10. Çorlu Mühendislik Fakültesi / Makine Mühendisliği ........................................................ 191-195
Çorlu Faculty of Engineering
11. Çorlu Mühendislik Fakültesi / Çevre Mühendisliği ........................................................... 197-225
Çorlu Faculty of Engineering
12. Fen Edebiyat Fakültesi / Kimya ................................................................................................. 227-249
Faculty of Arts and Sciences / Chemistry
13. Fen Edebiyat Fakültesi / Fizik .................................................................................................... 251-261
Faculty of Arts and Sciences / Physics
14. Fen Edebiyat Fakültesi / Biyoloji ............................................................................................. 263-267
Faculty of Arts and Sciences / Biology
15. Fen Edebiyat Fakültesi / Arkeoloji .......................................................................................... 269-273
Faculty of Arts and Sciences / Archaeology
16. Fen Edebiyat Fakültesi / Türk Dili ve Edebiyatı ................................................................... 275-277
Faculty of Arts and Sciences / Turkish Language and Literature
17. Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi / Peyzaj Mimarlığı ................................ 279-295
Faculty of Arts, Designnd Architecture
18. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi / Faculty of Economics and ..................................... 297-307
Administrative Sciences
19. Meslek Yüksekokulları ................................................................................................................. 309-319
Vocational Schools
Namık Kemal Üniversitesinde ARGE
Potansiyeli Harekete Geçiyor
2006 yılında kurulan Namık Kemal Üniversitesi bugün gelinen noktada 8 Lisans 14 ön
lisans programı, 27000 öğrencisi ve 1000’e yakın akademik personel ile üniversitede ARGE
potansiyelini harekete geçirmek için çalışmaktadır. Üniversitemiz Bilimsel Araştırma Projeleri
Koordinasyon birimi tarafından mali veya teknik destek verilen proje sayısı toplamda 500’ü
bulurken, destek miktarı 5 milyon liraya ulaşmıştır.
Üniversitemiz, bilimsel araştırma proje desteklerinin yanı sıra, üniversiteler, yerel yönetimler,
kamu kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdüm sağlamakta, işbirliğini
geliştirecek platformlar oluşturmaktadır.
Ayrıca, Namık Kemal Üniversitesi bilim ve teknoloji üretebilen, ürettiği bilim ve teknolojiyi
toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürebilen, dünya bilim ve teknolojisine katkıda
bulunan saygın bir Üniversite olma yolunda emin adımlarla yürümektedir. Bu amaçla; bilim
ve teknoloji alanındaki uluslararası ilişkilerimizi geliştirerek, ülkemizin araştırma ve yenilik
kapasitesinin tanınmasına, dolaylı olarak da ülkemizin uluslararası ilişkilerde hak ettiği
yeri almasına katkı sağlamaktadır. Bu ilişkiler, özellikle AR-GE çalışmalarımızın uluslararası
pazarlara açılması, teknolojik yetkinliklerini artırması ve rekabetçi üstünlük kazanmaları için
önem arz etmektedir.
Öncelikle Araştırma Geliştirme ve Proje Günleri Etkinliğinin ve Proje Özetleri kitabının bu denli
zengin olmasını sağlayan tüm AR-GE Proje sahiplerine ve BAP Komisyonuna teşekkürlerimi
sunuyorum.
Araştırma Geliştirme ve Proje Günleri Etkinliğinin ve bu kitabın sürdürülebilir üretime yönelik
yeni işbirlikleri ve AR-GE odaklı gelişimler için iyi bir örnek ve başlangıç olmasını diliyorum.
Proje kitabında üniversite/Bilimsel Araştırma Proje koordinasyon biriminin yanı sıra çok
sayıda diğer kamu kuruluş (TUBİTAK, TAGEM, SANTEZ ve Kalkınma Ajansı) projelerine de yer
verilmektedir. Bu kitapta üniversitemizde yürütülmüş olan projelerin kısa özetlerine ve proje
sahiplerine ilişkin bilgiler yer almaktadır.
Araştırma Geliştirme ve Proje Günleri Etkinliğinin ve bu proje özetleri kitabının pek çok
farklı sektörü ve disiplini bir araya getirdiği görülmektedir. Bu çeşitlilik farklı mühendislik ve
teknoloji alanları (inşaat, malzeme, ziraat, çevre, nanoteknoloji, biyoteknoloji, kimya) kadar
mimarlık, peyzaj ve güzel sanatlar gibi farklı alanları da içermektedir. Bu etkinliğin bölgesel ve
ulusal bazdaki potansiyeli ve bazı odak alanlarını ortaya koyması açısından da önemli bir araç
olduğunu düşünüyorum.
Prof.Dr.Osman ŞİMŞEK
Namık Kemal Üniversitesi Rektörü
Ziraat Fakültesi
Tarla Bitkileri
Faculty of Agriculture / Field Crops
9
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ SAHİL KUŞAĞINDA BAZI BUĞDAYGİL ÇİM BİTKİLERİ VE
KARIŞIMLARININ YEŞİL ALAN PERFORMANSLARININ BELİRLENMESİ
Bu araştırma,Tekirdağ sahil kuşağında bazı buğdaygil çim bitkileri
ve karışımlil alan performanslarının belirlenmesi amacı ile yapılmıştır.
İngiliz çimi (Lolium perene L.), çayır salkım otu (Poa pratensis L.), kamışsı
yumak (Festuca arundinacea L.), rizomlu kırmızı yumak (Festuca rubra L.
subsp. rubra) rizomsuz kırmızı yumak (Festuca rubrasubsp. commutata)
gibi beş buğdaygil çim bitkisi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma
2008-2009 yılları arasında Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Tarla Bitkileri Bölümü deneme alanında yürütülmüştür. Deneme tesadüf
blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur.
Araştırmada, çıkış hızı, kaplama hızı, kaplama derecesi, kıklılık,
yaprak rengi, yenilenme gücü, kardeş sayısı, genel görünüm, yabancı ot
oranı, seyrekleşme derecesi tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, Tekirdağ sahil kuşağında çim alan tesisinde;
-L. perenne (%40)+F. rubra var. commutata(%30)+F. rubra var. rubra(%30)
-L. perenne (%40)+F. arundinacea (%30)+F. rubra var. commutata (%30)
L. perenne (%40)+F. rubra var. rubra (%40)+P. pratensis (%20)
F. rubra var. rubra (%40)+F. arundinacea (%40)+P. pratensis (%20)
L. perenne (%40)+P. pratensis (%20)+F. arundinacea (%40)
L. perenne (%40)+F. rubra var. commutata (%40)+P. pratensis (%20)
karışımları ve yalın Lolium perenne (çok yıllık çim)’in kullanılması uygun
olacaktır.
Anahtar Kelimeler: çıkış hızı, kardeş sayısı, kışa dayanıklılık, kaplama
derecesi, yabancı ot oranı, yeşil alan.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
10
2008-2009
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. ADNAN ORAK - Deniz ARSLAN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarla Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2131
[email protected]
Project Name
DETERMİNATİON OF TURF PERFORMANCE OF SOME PERENNİAL
TURF GRASSES AND MİXTURES İN TEKİRDAG COAST CONDİTİONS
The aim of the experiment was to determine turf performance
of some perennial turf grasses and mixtures in Tekirdag coast conditions.
Five perennial turf grasses which are perennial ryegrass (Lolium perenne
L.), Kentucky bluegrass (Poa pratensis L.), tall fescue (Festuca arundinacea
L.), creeping red fescue (Festuca rubra L. subsp. rubra) chewings redfescue
(Festuca rubra L. subsp. commutata) are used as materials. This study was
carried out at experimental area of department of Field Crops, faculty of
Agriculture, University of Namık Kemal during 2008-2009 years.
The experiment was designed as randomised complate block
design with 3 replications. In the research was determined speed of
establishment, ground cover speed, ground cover rate, cold tolerance,
leaf color, regeneration power, tiler er, general appearence, ratio of weed,
Project Description
and infrequency degree.
The results of the study indicate that;
-L. perenne (%40)+F. rubra var. commutata(%30)+F. rubra var. rubra(%30)
-L. perenne (%40)+F. arundinacea (%30)+F. rubra var. commutata (%30)
L. perenne (%40)+F. rubra var. rubra (%40)+P. pratensis (%20)
F. rubra var. rubra (%40)+F. arundinacea (%40)+P. pratensis (%20)
L. perenne (%40)+P. pratensis (%20)+F. arundinacea (%40)
L. perenne (%40)+F. rubra var. commutata (%40)+P. pratensis (%20)
mixtures and perennial ryegrass can used for turf establishment in
Tekirdag coast conditions.
Key Words: speed of establishment, tiller number, cold tolerance, ground
cover rate, ratio of weed, green area.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2008-2009
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof.Dr. ADNAN ORAK - Deniz ARSLAN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Field Crops Department
Phone, E-Mail
(282) 250 2131
[email protected]
11
Proje Adı
Proje Açıklaması
YAZLIK EKİLEN BAZI YAYGIN FİĞ ÇEŞİTLERİNİN VERİM VE
VERİM UNSURLARININ BELİRLENMESİ
Bu araştırmada; bazı yaygın fiğ (Vicia sativa L.) çeşitlerinin tohum
verimi ve bazı bitkisel özellikleri tespit edilmiştir. Araştırma, Uzunköprü
İlçesi Çakmak ve Saçlımüsellim köylerinde 2008 yılında yürütülmüştür.
Denemede 6 yaygın fiğ çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Deneme,
tesadüf bloklarına deneme deseninde üç tekrarlamalı olarak
yürütülmüştür.
Araştırma sonuçlarına göre, Saçlımüsellim ve Çakmak Köylerinde
yaygın fiğ çeşitlerinin tohum verimi ortalama 139.33-172.00 kg/da olarak
saptanmıştır. En yüksek tane verimi Orakefe ve Selçuk çeşitlerinde
belirlenmiştir. Yaygın fiğ çeşitlerinin tohumlarındaki ham protein oranı %
22.56-29.08, selüloz oranı % 5.14-5.81, kül oram ise % 3.08-3.50 arasında
değişmiştir. En yüksek ham protein oranı Kadmos çeşidinde, en düşük ise
Selçuk çeşidinde saptanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Yaygın fiğ, Vicia sativa L., tohum verimi, ham protein
oram, selüloz oranı
12
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2008-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. ADNAN ORAK - Doç. Dr. İlker Nizam, Fatma Çiğdem DÜNDAR
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarla Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2131
[email protected]
Project Name
DETERMINATION OF YIELD AND YIELD COMPONENTS OF SOME
COMMON VETCH CULTIVARS IN SUMMER SOWING
In this research determined the seed yield and some plant
characters of some common vetch (Vicia sativa L.) cultivars. The study was
conducted at Cakmak and Saclimiisellim villages of Uzunkopru province
during 2008 years. In the experiment, six common vetch cultivars used
as a material. Experimental design was randomized complete block with
three replications.
As a result of this research, seed yield of common vetch cultivars
were changed between 139.33-172.00 kg/da. High seed yield was
determined Orakefe and Selcuk varieties, crude protein ratio, fiber ratio
and ash ratio of common vetch seeds were changed between 22.5629.08 %, 5.14-5.81 %, 3.08-3.50 %, respectively. While high crude protein
ratio of common vetch seeds was determined Kadmos cultivar, lowest
Project Description
crude protein ratio was determined Selcuk cultivar.
Keywords: Common vetch, Vicia sativa L., seed yield, crude protein ratio,
fiber ratio
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2008-2010
Namık Kemal University
Manager of Project Prof. Dr. ADNAN ORAK - Assoc. Prof. Dr. İlker Nizam,
and Researchers
Fatma Çiğdem DÜNDAR
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Field Crops Department
Phone, E-Mail
(282) 250 2131
[email protected]
13
Proje Adı
Proje Açıklaması
14
BİTKİSİNDE İNORGANİK VE ORGANİK GÜBREUYGULAMALARININ
VERİM VE BAZI KALİTE UNSURLARINA ETKİLERİ
Araştırmada; sater (Satureja hortensis L.) bitkisinde organik
ve inorganik gübre uygulamalarının, verim ve bazı kalite unsurlarına
etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Organik gübre olarak; solucan
gübresi ve leonardit, inorganik gübre olarak; 20:20:0 kompoze gübre
kullanılmıştır. Sater bitkisinin bitki boyu, bitkide dal sayısı, yeşil
herba verimi, drog herba verimi, uçucu yağ oranı, uçucu yağ verimi
ve GC-MS ile uçucu yağ bileşenleri incelenmiştir. Solucan gübresi
uygulaması; yeşil herba verimi ve drog herba verimlerinde 20:20:0
uygulaması ile birlikte, uçucu yağ oranı ve veriminde ise tek başına
en yüksek değerleri vermiştir.
Anahtar kelimeler: Sater (Satureja hortensis L.), Leonardit, Solucan
Gübresi, Verim Kriterleri, Uçucu Yağ
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2013-2014
Destekleyen
Kuruluş
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Namık Kemal Üniversitesi
Prof. Dr. A. Canan SAĞLAM - Ezgi DİNÇ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarla Bitkieri Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2141 - [email protected]
Project Name
Project Description
EFFECTS OF INORGANIC AND ORGANIC FERTILIZER APPLICATIONS
ON YIELD AND SOME QUALITY COMPONENTS İN
SATER (SATUREJA HORTENSİS L.)
In this research, effects of inorganic and organic fertilizer
applications on yield and some quality components aimed to
determine in Summer savory (Satureja hortensis L.) As organic
fertilizer; vermicompost and leonardit, and inorganic fertilizer;
20:20:0 was used. At Satureja hortensis L. determined plant height,
number of branches per plant, green herb yield, drug herb yield,
essential oil content and essential oil components were analyzed
by GC-MS. The applications of vermicompost and 20:20:0 granted
the highest values on green herb yield and drug herb yield; while it
granted the highest values alone on essential oil content and yield
Key words: Satureja hortensis L., Leonardit, Vermicompost, Yield
components, Essential oil
Start and
Finish Date
of Project
2013-2014
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. A. Canan SAĞLAM - Ezgi DİNÇ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Field Crops Department
Phone, E-Mail
(282) 250 2141 - [email protected]
15
Proje Adı
Proje Açıklaması
EKMEKLİK BUĞDAYDA(TRİTİCUM AESTİVUM L.)KURAĞA
DAYANIKLILIKLA İLİŞKİLİ MORFOLOJİK VE FİZYOLOJİK
ÖZELLİKLERİN SAPTANMASI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR
Bu araştırma, kuraklık stresine yanıtları farklı 8 ekmeklik buğday çeşidi
(dayanıklı olarak; Kate A1, Karahan 99, Tosunbey, orta dayanıklı olarak; Golia,
hassas olarak; Alpu 2001, Sultan 95, Konya 2002, Eser) ile tarla, saksı ve laboratuar
denemeleri şeklinde yürütülmüştür. Çalışmada, ele alınan çeşitlerin çimlenme, fide
gelişme ve olgunlaşma dönemlerinde kuraklık stresine yanıtlarının belirlenmesi
ve buğdayda kurağa dayanıklılık ıslahı çalışmalarında kullanılabilecek morfolojik
ve fizyolojik seleksiyon parametrelerinin saptanması amaçlanmıştır.
2007-2008 ve 2008-2009 yetiştirme dönemlerinde yürütülen tarla denemelerinde,
çeşitlerin başaklanmasından 14 gün sonra bitkilere kimyasal desikant (% 4’lük
potasyum klorat) uygulanarak fotosentez ürünlerinin taşınımı (translokasyon)
belirlenmiştir. 2008-2009 yetiştirme döneminde, tarla kapasitesi üzerinden
yaratılan 4 farklı kuraklık stresi (% 100, % 75, % 50, % 25) altında yürütülen saksı
denemesinde, kuraklık stresinin çeşitlerin fide gelişme, başaklanma ve olgunlaşma
dönemlerindeki morfolojik ve fizyolojik özelliklerine etkisi incelenmiştir. 20092010 yetiştirme döneminde, polietilen glikol ile oluşturulan 4 farklı osmotik
basınç çözeltisinde (0 MPa., -0.5 MPa., -1.0 MPa., -1.5 MPa.) yürütülen laboratuar
denemesinde, kuraklık stresinin çeşitlerin çimlenme-erken fide gelişme
dönemindeki morfolojik ve fizyolojik özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır.
Tarla, saksı ve laboratuar denemeleri birlikte değerlendirildiğinde,
Kate A1, Karahan 99 ve Tosunbey çeşitlerinin kuraklık stresine yanıtlarının diğer
çeşitlerden daha iyi olduğu; Sultan 95 ve Eser çeşitlerinin ise kurağa en hassas
çeşitler olduğu belirlenmiştir.
Ekmeklik buğdayda çimlenme-fide gelişme döneminde, çimlenme
oranının, çim kını uzunluğunun, kök uzunluğunun, fide boyunun, kök kuru
ağırlığının, toprak üstü yaş ve kuru ağırlığının, yaprak alanının, klorofil içeriğinin,
yaprak su kayıp oranının, stoma sayısı, eni ve boyunun; başaklanma döneminde,
başaklanma gün sayısının, yeşil yaprak sayısının, bayrak yaprak açının, bayrak
yaprak klorofil içeriğinin, mumsuluğun, yaprak su kayıp oranının, oransal nem
içeriğinin, stoma eni ve boyunun, translokasyon miktarı ve oranının; olgunlaşma
döneminde ise, olgunlaşma gün sayısının, tane veriminin, başakta tane sayısının,
başakta tane ağırlığının, bin tane ağırlığının, hasat indeksinin, kök uzunluğunun
ve kök kuru ağırlığının kurağa dayanıklılık yönünden etkili morfolojik ve fizyolojik
parametreler olduğu saptanmıştır. Ayrıca, buğdayda kurağa dayanıklılık ıslahı
çalışmalarında, çimlenme-erken fide gelişme döneminde polietilen glikol gibi
kimyasallarla yaratılan osmotik basınç uygulamalarının; başaklanmadan sonraki
dönemde ise, potasyum klorat gibi kimyasal desikant uygulamalarının özellikle
erken generasyonlarda genotiplerin kurağa dayanıklılıklarını test etmede hızlı ve
etkili yöntemler olabileceği belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Ekmeklik buğday, kuraklık stresi, morfolojik ve fizyolojik
özellikler.
16
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2008-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Temel GENÇTAN - Dr. Alpay BALKAN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarla Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2133 [email protected]
Project Name
Project Description
RESEARCHES ON DETERMINATION OF MORPHOLOGICAL AND
PHYSIOLOGICAL TRAITS ASSOCIATED WITH DROUGHT
RESISTANCE IN BREAD WHEAT (Triticum aestivum L.)
This research was carried out as the experiments of field, pot and laboratory using 8 bread wheat cultivars with different response to drought (Kate A1,
Karahan 99, Tosunbey as resistant cultivars; Golia as moderate-resistance cultivar;
Alpu 2001, Sultan 95, Konya 2002, Eser as sensitive cultivars). The aim of study
was to obtain the cultivar’s response to drought stress at germination, seedling
growth and maturing stages, and to determine the morphological and physiological selection parameters for the studies of drought resistance breeding in
wheat.
In field experiments conducted in 2007-2008 and 2008-2009 growing seasons,
was applied chemical desiccant (4 % potassium chlorate) to plants on 14th day
after heading of cultivars for determination of accumulation of photosynthesis
products to grains (translocation). The pot experiment was conducted under the
4 different drought stress created through field capacity (100 %, 75 %, 50 %, 25
%) to investigate the effect of drought stress on morphological and physiological
traits of cultivars at seedling growth, heading and maturing stages in 2008-2009
growing season. The laboratory experiment was set up under the 4 different osmotic pressure solutions (0 MPa., -0.5 MPa., -1.0 MPa., -1.5 MPa.) having polyethylene glycol for study of the effect of drought stress on morphological and physiological traits of cultivars at germination-early seedling growth stage in 2009-2010
growing season.
The simultaneous assessments of results of field, pot and laboratory experiments
showed that responses of Kate A1, Karahan 99 and Tosunbey cultivars to drought
stress were better than the other cultivars, and Sultan 95 and Eser were the most
sensitive cultivars to drought stress.
The morphological and physiological traits such as germination rate,
coleoptiles length, root length, seedling height, root dry weight, shoot fresh and
dry weight, leaf area, chlorophyll content, leaf water loss rate, number of stomata,
width and length of stomata for germination-seedling growth stage; number of
days to heading, number of green leaf, flag leaf angle, chlorophyll content of flag
leaf, waxiness, leaf water loss rate, relative water content, width and length of stomata, amount and rate of translocation for heading stage, and number of days to
maturing, grain yield, number of grain per spike, weight of grain per spike, thousand grain weight, harvest index, root length and root dry weight for maturing
stage, were found as effective selection parameters in bread wheat drought resistance breeding. In addition to this, it was concluded that technique of osmotic
pressure solution created by chemicals such as polyethylene glycol at germination-early seedling growth stage and applications of chemical desiccant such as
potassium chlorate after heading stage can be used for rapid and effective testing
in early generations of drought resistance breeding of wheat.
Keywords: Bread wheat, drought stress, morphological and physiological traits.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2008-2011
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Temel GENÇTAN - Dr. Alpay BALKAN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Field Crops Department
Phone, E-Mail
0282 250 2133 [email protected]
17
Proje Adı
Proje Açıklaması
TRİTİKALENİN FARKLI TOPRAK KOŞULLARINAUYUM YETENEĞİNİN
BELİRLENMESİ VE DİĞER SERİN İKLİM TAHILLARIİLE VERİM VE
KALİTE YÖNÜNDEN KARŞILAŞTIRILMASI
Çalışmada 7 tritikale, 3 ekmeklik buğday, 2 arpa, 2 yulaf ve 1
çavdar çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Denemeler toprak özellikleri
yönünden farklı dört lokasyonda tesadüf blokları deneme desenine
göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Ekimler 6 m uzunluğunda 1 m
genişliğindeki (17cm sıra arası ve 6 sıra) parsellere metrekarede 500 tohum
bulunacak şekilde el ile yapılmıştır. Çalışmada, bitki boyu, başak uzunluğu,
başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, başak ağırlığı,
başak hasat indeksi, tane verimi, yeşil ot verimi, kuru ot verimi, gluten
oranları, gluten indeksi, sedimantasyon değerleri, ham kül, ham selüloz,
ham protein, kuru madde, protein oranı, bin tane ağırlığı ve hektolitre
ağırlığı özellikleri incelenmiştir. Ortalama tane verim sonuçlarını göre ITYN
818, TT 201 ve ITYN 819 tritikale çeşitlerinin verimlerini en yüksek verimi,
Presto 2000 ve Tatlıcak 97 tritikale çeşitlerinin ise en düşük verim verdiği
belirlenmiştir.Farklı toprak yapıları dikkate alındığında iki yıllık tane verim
sonuçlarını incelediğimizde, Ziraat Fakültesi lokasyonunda TT 201 ve
ITYN 818 tritikale çeşitlerini, su tutan arazide (Ortaca köyü lokasyonunda)
TT 201, ITYN 818 ve TR 2201 tritikale çeşitleri, kıraç arazilerde (Kılavuzlu
köyü lokasyonunda) TT 201, ITYN 818 ve ITYN 819 tritikale çeşitleri ve
taban arazide (Selçuk köyü lokasyonunda) TT 201 ve Tatlıcak 97 tritikale
çeşitleri en yüksek değerleri vermiştir.
İki yıllık yeşil ot verimine göre TR 2201, Tatlıcak 97 ve Karma 2000 tritikale
çeşitlerinin ise en yüksek yeşil ot verimi verdiği belirlenmiştir. Presto, TT
201 ve ITYN 819 tritikale çeşitlerinin ise en düşük yeşil ot verimi verdiği
belirlenmiştir. Ortalama kuru ot verim sonuçlarını göre ITYN 819, Karma
2000 ve TR 2201 tritikale çeşitlerinin ise en yüksek değeri verirken, TT
201, Presto ve Tatlıcak 97 tritikale çeşitlerinin ise en düşük değerleri
vermişlerdir. 2008-2009 yılında Tritikale çeşitleri ekmeklik buğdaylardan
ortalama 100 kg/da, arpadan 200 kg/da, çavdardan 300 kg/da ve yulafdan
ise 400 kg/da fazla verim verdiği tartılmıştır. 2009-2010 yılında ise tritikale
çeşitleri ekmeklik buğdaylardan ortalama 40 kg/da, arpadan 100 kg/
da, çavdardan 110 kg/da, yulafdan ise 110 kg/da fazla verim verdiği
belirleniştir. Tritikale çeşitleri ekmeklik buğdaylardan ortalama 1,00 ton/
da, arpadan 1,00 ton/da, çavdardan 1,00 ton/da, yulafdan ise 0,40 ton/
da fazla yeşil ot verimi verdiği belirlenmiştir. Tritikale çeşitleri ekmeklik
buğdaylardan ortalama 0,25 ton/da, arpa çeşitlerinden 0,25 ton/da,
çavdar çeşidinden 0,05 ton/da, yulaf çeşitlerinden ise 0,25 ton/da fazla
kuru ot verimi verdiği gözlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Tritikale, yeşil ot verimi, kuru ot verimi, tane verimi
18
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012 – 2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi -NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. İsmet BAŞER - Samet DUĞAN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarla Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2002 [email protected]
Project Name
Project Description
ADAPTATION ABILITY OF TRITICALES GENOTYPES FOR DIFFERENT
SOILCONDITIONS, AND COMPARISON WITH OTHER COOL CLIMATE CEREALS IN TERMS OF YIELD AND QUALITY
In the study, 7 triticale, 3 bread wheat, 2 barley, oats and 1 rye
varieties were used as material. Experiments were established in four different locations in terms of soil properties as a randomized block design
with three replications. Sowing were made by hand on a length of 1 m
to 6 m wide (17cm row spacing and 6 lines) 500 seeds per square meter plots. In the study, plant height, spike length, spikelet number, grain
number per spike, grain weight per spike, spike weight, spike index, grain
yield, forage yield, hay yield, gluten content, gluten index, sedimentation
value, crude ash, crude fiber, crude protein, dry matter, protein content,
thousand grain, weight and test weight were investigated. According to
the results of average grain yield, ITYN 818, TT 201 and ITYN 819 triticale
varieties were the highest grain yield while Presto 2000 and Tatlıcak 97
triticale varieties were determined the lowest yield. As given the results
of a two-year grain yield, TT 201 and ITYN 818 triticale varieties in Agriculture Faculty location, TT 201, ITYN 818 and TR 2201 triticale varieties
in Ortaca village location (water holding land), TT 201, ITYN 818 and ITYN
819 triticales varieties in Kılavuzlu village lokasyon (arid lands) and TT 201
and Tatlıcak 97 varieties of triticale in Selçuk village lokasyonunda (land
base) gave the highest yield. ivAccording to average green grass yield,
Tatlıcak 97 and Karma 2000 triticale varieties were the highest yield of
green grass and TT 201 and ITYN 819 triticale varieties were determined
from the lowest green herbage yield. In terms of the average dry matter
yield, the average dry matter yield, the average dry matter yield, ITYN 819,
Karma 2000 and TR 2201 were found the highest dry matter yield, while
the TT 201, Presto 2000 and Tatlıcak 97 triticale varieties gave the lowest
values. Triticale varieties were given more than the grain yield from 100
kg/da of bread wheat 200 kg/da of barley, 300 kg/da of rye and 400 kg/
da of oat in 2008-2009 year. Triticale varieties were given more than the
grain yield from 40 kg/da of bread wheat 100 kg/da of barley, 110 kg/
da of rye and 110 kg/da of oat in 2009-2010 year. Triticale varieties were
given more green herbage yield from 1,00 ton/da of bread wheat, barley
and rye varieties, 0,40 ton/da of oat vareties. Triticale varieties were given
more dry matter yield from 0,25 ton/da of bread wheat, barley and oat
varieties, 0,05 ton/da of rye vareties.
Key words: Triticale, green herbage yield, dry matter yield, grain yield
Start and
Finish Date
of Project
2012 – 2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. İsmet BAŞER - Samet DUĞAN
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Field Crops Department
Phone, E-Mail
0282 250 2002 [email protected]
19
Proje Adı
IŞIKLAR DAĞI’NDA (GANOS-TEKİRDAĞ) HYPERİCUM L.
(CLUSİACEAE) TÜRLERİNİN TEŞHİSİ VE ÖRNEKLENDİRİLMESİ
Bu araştırma Işıklar Dağı’nda (Ganos-Tekirdağ) Hypericum L.
türlerinin toplanması, teşhisi ve örneklenmesi amacıyla 2012 yılında
yapılmıştır.
Proje Açıklaması
Hypericum türlerinin doğal alanlardan toplanması için
Kumbağ-Yeniköy, Yeniköy-Nişantepe, Uçmakdere, Bakacak Tepe,
Ormanlı (Dolapdere), Güzelköy-Gaziköy, Işıklar köyü-Yenice ve Palamut
mevkiilerine iki kez (16-22 Temmuz 2012 ve 6-30 Ekim 2012) materyal
toplama seyahatleri yapılmış ve her bölge 1 gün boyunca taranmıştır.
İlk seyahatler çiçeklenmede ikincisi ise türlerin meyve ve tohum
olgunlaştırma dönemlerinde olmuştur. İklim ve bölgeye göre farklılıklar
göstermekle beraber ilk seyahat Temmuz, ikinci seyahatler Ekim ayları
içinde yapılmıştır. Birinci seyahatte her bir türün yerleri GPS ile tespit
edilerek, teşhis için herbaryum örnekleri toplanmış ve her bir türden
sekonder metabolit analizleri için yeterli miktarda örnek (en az 10
bitki) alınmıştır. İkinci seyahatte ise ileriki çalışmalarda materyal olarak
saklanmak üzere her bir tür için tohum temin edilmiştir.
Araştırma kayıtlarında; bitki numarası, bitki ismi, kordinat,
yükseklik, lokalite, habitat, bitki sosyolojisi, toplanma tarihi ve tür ismi
belirtilmiştir.
Araştırma sonuçlarına göre; Işıklar Dağı’nın (Ganos-Tekirdağ)
doğu-batı ve kuzey-güney yönlerinde olmak üzere 8 lokasyonda. sadece
Hypericum perforatum L. türü görülmüştür. H. perforatum türü; 68
numaralı, rakımı 13 m olan Kumbağ ile 31-36 numaralı yine rakımı 932 m
olan Işıklar Dağı’nın zirve noktası olan ve Bakacak Tepe olarak adlandırılan
lokasyonda bulunmuştur. Bu türün, yaklaşık deniz seviyesinden zirve
noktasına kadar ki geniş bir alanda yayıldığı tespit edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Tekirdağ, Işıklar Dağı, Ganos, Hypericum, Sarı
kantaron
20
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi -NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Burhan ARSLAN - Dr. Aziz ŞATANA, Yrd. Doç. Dr. Ertan ATEŞ,
Yrd. Doç. Dr. Erdal ÜZEN, Doç. Dr. Cüneyt ÇIRAK
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarla Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2137 [email protected]
Project Name
IDENTİFİCATİON AND EXEMPLİFİCATİON OF
HYPERİCUM L. SPECİES ON MOUNT IŞIKLAR (GANOS-TEKİRDAĞ)
This research was done in 2012 with the aim of gathering,identification and exemplification of Hypericum L. species.
Project Description
In order to gather Hypercium species from the natural areas, the
travels of collecting material were carried out twice to Kumbağ-Yeniköy,
Yeniköy-Nişantepe, Uçmakdere, Bakacak Tepe, Ormanlı (Dolapdere), Güzelköy-Gaziköy, Işıklar village-Yenice and Palamut (16-22 July 2012 and
6-30 October 2012), and each area was screened during a day. The initial
travels were in flowering while the second was in the periods of ripening
of seed and fruit of the species. Although it differs according to climate and region, the first travel was in July, and the second ones were in
October. In the first travel, the examples of herbarium were collected for
diagnosis by determining the places of each species with GPS, and the
sufficient amount of example (at least 10 plants) was taken for secondary
metabolite analyses. But in the second travel, seed was supplied for each
species in order to preserve for the next studies.
In the research records, the name of plant,the number of plant,coordinate,height,locality,habitat,phytosociology, collecting date and
species name were remarked.
According to the research results,only Hypericum perforatum L.
Species was seen in 8 locations, particularly in the east-west and northsouth of Mount Işıklar. H. Perforatum species was found in Kumbağ whose elevation is 13 m with number 68 m and in the location that is called
Bakacak Tepe, the peak point of Mount Işıklar, whose elevation is 932 m
with number 31-36. It was determined that this species spreads in such a
wide area as to be from the sea level to the peak point.
Key Words: Tekirdağ, Mount Işıklar, Ganos, Hypericum, St. John’s wort
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. Burhan ARSLAN - Dr. Aziz ŞATANA, Asist. Prof. Dr. Ertan ATEŞ,
Asist. Prof. Dr. Erdal ÜZEN, Assoc. Prof. Dr. Cüneyt ÇIRAK
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Field Crops Department
Phone, E-Mail
0282 250 2137 [email protected]
21
Proje Adı
Proje Açıklaması
FLOW SİTOMETRİ İLE BROMUS CATHARTİCUS VAHL
AKSESYONLARININ ÇEKİRDEK DNA İÇERİKLERİNİN BELİRLENMESİ
Bu yüksek lisans tezinde amaç, yurt dışından sağlanmış olan
83 Bromus catharticus aksesyonunun çekirdek DNA içeriklerini flow
sitometri ile ilk defa belirlemek ve elde edilen çekirdek DNA bilgisinden
yararlanarak aksesyonların ploidi düzeyleri ile varsa akseyonlarda tür ve
varyete karışıklıklarını saptamaktır.
Elde edilen sonuçlara göre araştırmada kullanılan B. catharticus
aksesyonları arasında 2C çekirdek DNA içeriği 2 aksesyon (PI 138221 ve
PI 655178) hariç 11.79 (PI 595116) pg ile 13.72 pg (PI 273869) arasında
değişim göstermiştir. Yukarıda anılan iki aksesyonun
çekirdek DNA içeriğinin (19.66 ve 19.41 pg) bariz olarak diğerlerinden
farklı olması bu iki aksesyonu oluşturan bitkilerin B. catharticus türüne
ait olmayıp başka bir Bromus türüne ait olduğunun göstergesidir. Her
bir aksesyon için analiz edilen 8 bitkinin çekirdek DNA içerikleri genelde
0.04 ile 0.2 lik bir standart sapma ile bir birine oldukça yakın olduğu
gözlenmiştir. Elde edilen bu sonuçlardan populasyonların saf olup, başka
tür ve varyeteye ait bitki içermediği anlaşılmaktadır.
Çekirdek DNA içeriği bakımından farklılık gösteren bazı bitkilerin
kromozom sayıları 2n=42 olarak saptanmış ve dolayısıyla heksaploid
oldukları belirlenmiştir. Bu nedenle çalışmada kullanılan aksesyonların
tamamının heksaploid olduğu kabul edilmiştir.
Anahtar kelimeler: Parlak Brom, Bromus catharticus, çekirdek DNA
içeriği, Flow sitometri, ploidi
22
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2008-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Metin TUNA - Araş. Gör. Eyüp Erdem TEYKİN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarla Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2139 [email protected]
Project Name
Project Description
DETERMİNATİON OF NUCLEAR DNA CONTENT OF BROMUS C
ATHARTİCUSVAHL ACCESSİONS BY FLOW CYTOMETER.
The objective of this study is to determine nuclear DNA content
of 83 Bromus catharticus Vahl accessions obtained from gene banks by
flow cytometer and use the information to determine ploidy and purity
of the accessions.
Based on the results of the study, 2C nuclear DNA content of the
B. catharticus accessions, except two accessions (PI 138221 ve PI 655178)
varied between 11.79 (PI 595116) pg and 13.72 pg (PI 273869). Nuclear
DNA content of the two accessions mentioned above were clearly higher
(19.66 and 19.41 pg) than the rest of the accessions.
Therefore, the plants included by these two accessions (PI
138221 and PI 655178) should belong to a different Bromus species.
Standart deviation of the accessions were quite low (generally between
0.04 and 0.2) and therefore, indicates that B. catharticus accessions are
highly pure and they don’t include any plants belong to any other species
or variety.
Chromosome numbers of the B. catharticus plants with different DNA
content determined to be 2n=42 by using light microscope. Therefore,
ploidy of all the accessions accepted as hexaploid.
Key words: Paire Grass, Bromus catharticus, nuclear DNA content, Flow
cytometry, ploidy
Start and
Finish Date
of Project
2008-2010
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. Metin TUNA - Res. Asist. Eyüp Erdem TEYKİN
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Field Crops Department
Phone, E-Mail
0282 250 2139 [email protected]
23
Proje Adı
Proje Açıklaması
MISIR BİTKİSİNDE ANTER KÜLTÜRÜ OLANAKLARI
ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR
Bu çalışmanın içeriği bazı kendilenmiş mısır hatlarında in vitro
androgenesisi anter kültürü yolu ile aktarılması ve 7–10 gün sürecek ön
soğuk uygulaması yaptıktan sonra anterlerin kombine edilen dört embriyo
indüksiyon ortamına (IMSS & YPm &N6&P II Besi Ortamı) aktarılmasıdır.
Ön soğuk uygulanmasından sonra, anterleri kallus oluşturması için
indüksiyon ortamına transfer edilmiştir. Bu üç faktörlü bir deneme olup
üç tekrarlamalı olarak tamamıyla şansa bağlı deneme planına göre dizayn
edilmiştir. Her bir tekrarlamadaki petri kabı 30 anter içermektedir. Her biri
28oC sıcaklıkta 3–4 hafta tutulduktan sonra TARİST istatistik programında
(ANOVA) varyans analizi yapılmıştır. Sonuçlara göre mısır hatlarının anter
kültürüne yanıtlarının kullanılan besi ortamına göre değişebileceği,
hatların en iyi yanıt gösterdikleri besi ortamlarının YPI ve MS olup, en
yüksek yanıtı SM-53 genotipinden ve en yüksek interaksiyonu SM-53
hattı ve YPI (2,4-D + IBA) besi ortamının verdiği sonucuna varılmıştır.
Anahtar kelimeler: Androgenesis, haploid, besi ortamı, kallus, anter
kültürü
24
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011 – 2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi -NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Kayıhan Z. KORKUT - Soner Yiğit SARIER
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarla Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2136 [email protected]
Project Name
Project Description
STUDİES ON ANTHER CULTURE POSSİBİLİTİES İN MAİZE
This study involves in vitro androgenesis of Zea mays L. some
inbred lines via anther culture. combination of four embryo induction
media (MS & YPI &N6&P II Media) and cold pretreatment duration (7 to 10
days). After cold pretreatment, anthers were transferred to theinduction
media to induce of callus. The experiment was carried out in a 3-factorial
experiment (based on a completely randomized design) with 3 replications. Each replication consisted of one petri-dish containing 30 anthers.
They were grown in a growth chamber at 28°C at 3–4 weeks. And then
analysis of variance (ANOVA) was carried out using the TARİST statistical
software. Accordining to result, anther culture responses of maize lines
was varied accordining to the used plant media. The highest anther culture responses of maize lines were obtained from YPI and MS medium .
SM-53 line between maize genotypes was gave the best response. The
highest response for anther culture was obtained in SM-53 line and in YPI
media (2,4- D + IBA).
Keywords: Androgenesis, haploidy, medium, callus, anther culture
Start and
Finish Date
of Project
2011 – 2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. Kayıhan Z. KORKUT - Soner Yiğit SARIER
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Field Crops Department
Phone, E-Mail
0282 250 2136 [email protected]
25
Ziraat Fakültesi
Tarım Ekonomisi
Faculty of Agriculture
Agricultural Economics
27
Proje Adı
Proje Açıklaması
28
KIRSAL ALANDA KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ETKİ EDEN FAKTÖRLER
VE TEKİRDAĞ İLİNDE MEVCUT DURUMUN BELİRLENMESİ
Namık Kemal Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Bilimsel Araştırma
Projeleri, NKUBAP.00.24.YL.12.13’ nolu proje olarak desteklenen “Kırsal Alanda
Kadın Girişimciliğine Etki Eden Faktörler ve Tekirdağ İlinde Mevcut Durumun
Belirlenmesi” isimli bu araştırmada Tekirdağ kırsalında kadın girişimciliğine etki
eden etmeler irdelenmiştir.
Bu bağlamda elde edilen verilere göre ilin kara, demir, deniz ve hava
yolu bağlantısı girişimcilik potansiyelini olumlu yönde etkilemektedir. İl, genç ve
dinamik bir nüfusa sahiptir. Verimlilik ve girişimcilik açısından nüfusun yarıdan
fazlası 39 yaş ve daha gençtir. İl nüfusunun % 34,7’sinin lise ve yüksek okul
mezunu olması pozitif bir durumdur. İl gerek coğrafi konumu, gerek tarımsal yapı
ve gerekse sanayi ve tarıma dayalı sanayi açısından girişimcilik potansiyeli yüksek
illerimizden biri olup, girişimcileri teşvik edici konumdadır.
Tekirdağ kırsalında kadın girişimciliğinin irdelenmesi sonucu verimlilik çağındaki
kadın oranının % 34,4 olduğunu saptanmıştır. Bu kırsal kalkınma ve girişimcilik
açısından önemli pozitif bir durumdur. Kırsal kadınların yaklaşık ¾’ü (% 70,8)
ilköğretim mezunudur ve % 98,0’i ise okul dışı bir eğitim almamışlardır. Bu da
eğitim özelliklerinin kırsal kadın girişimciliğini olumsuz yönde etkileyen bir
etmendir. Kırsal kadınların yarıdan fazlası (%51,5) tarımsal üretim ile ilgili bilgileri
Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ile iletişim kurarak almaktadır. Bu tarımsal
girişimcilik açısında önem arz ederken, Kooperatif vb. çiftçi örgütleriyle iletişimin
yok denecek kadar az olması kırsalda kadın girişimciliğini olumsuz yönde
etkilemektedir. Kırsal kadınların yarıdan fazlası (% 56,4) tarım dışı bilgileri TV vb.
görsel yayınlardan edinmektedirler. Bu da tarım dışı girişimciliği teşvik ederken,
kırsaldan kente göçü desteklemektedir. Kırsal kadınların yarıdan fazlasının (%
57,0) tarımın geleceğini belirsiz ve % 37,7’si ise çok kötü görmektedir. Bu durum
tarım sektöründe istihdamı ve aynı zamanda tarımsal girişimciliği olumsuz
etkilemektedir. Kadınların yaklaşık ¾’ü (% 70,5) aylıkçı olarak istihdam olmak
istiyorlar. Serbest iş kurmak isteyenler, yani bir girişimcilik eğiliminde olanların
oranı % 28,5’dir. Ancak bunlarında daha ziyade tarım dışı alanlara ilgi duydukları
gözlem ve mülakatlarla saptanmıştır. Tekirdağ ilinde kırsal kadın girişimciliğini
olumsuz etkileyen etmenler içerisinde kadının sermayesinin olmaması (% 93,4)
ilk sırada yer alırken, bunu ev ve çocuklar ile ilgilenme (% 90,8), destek, teşvik vb.
politikaların geliştirilmemiş olması (% 89,8), örgütlenmemiş olmaları (% 88,5)
izlemektedir. Tekirdağ kırsalda kadın girişimciliğine en az engelin geleneksel
inanç ve baskının olduğu (% 41,o) saptanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Tekirdağ, Kırsal Kadın, Trakya, Kırsal Girişimcilik
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. AYDIN GÜREL- Emine Umay ÜLKER
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarım Ekonomisi Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2103 - [email protected]
Project Name
Project Description
FACTORS AFFECTING WOMEN IN RURAL ENTREPRENEURSHIP
AND DETERMINATION OF THE CURRENT SITUATION
IN THE CITY TEKİRDAĞ
Namik Kemal University, Graduate School of Science , Scientific
Research Projects, NKUBAP.00.24.YL.12.13’ The project supported “Rural Women
Entrepreneurship Factors Affecting and in Tekirdağ Current Status Determination”
named in this study Tekirdag in rural women’s entrepreneurship affecting not
have been examined.
According to the data obtained in this context provincial road, rail,
sea and air links are a positive impact on the entrepreneurial potential. The
province has a population of young and dynamic . In terms of productivity and
entrepreneurship of the population and more than half are younger than 39 years
. Of the provincial population 34.7% of the high school and graduated from high
school there is a positive situation . City its geographical position and its agricultural
structure and in terms of both industry and agriculture-based industries is one of
our cities with a high potential for entrepreneurship , encouraging entrepreneurs
is located .
Examination of the results of women’s entrepreneurship in rural Tekirdag
efficiency is 34.4 % of women in the age is determined. This is important in terms
of rural development and entrepreneurship is a positive situation. Rural women
about ¾ (70.8%) are primary school graduates and 98.0% were receiving an
education outside the school. It also features rural women’s entrepreneurship
education is a factor adversely affecting. More than half of the rural women
(51.5 %) of agricultural production related information by communicating with
the Provincial Directorate of Food, Agriculture and Livestock is located. While
these are important in terms of agricultural entrepreneurship, cooperatives
and so on. there is almost no communication with farmers’ organizations to be
less negatively affects women’s entrepreneurship in rural areas. More than half
of the rural women (56.4%) non-farm information, etc. TV. of visual acquire. This
non-agricultural entrepreneurship, while promoting rural-to- urban migration
is supported. More than half of rural women ( 57.0 % ) of the uncertain future
of agriculture and 37.7% are in the very poor. This state of employment in the
agricultural sector and also negatively affects agricultural entrepreneurship.
Women’s approximately ¾ (70.5%) want to be employed as monthly income.
Those who want to freelance work, ie 28.5 % of those in an entrepreneurial
orientation is. However, in these rather they are interested in non-agricultural
areas were determined by observation and interview. In the province of Tekirdag
factors that negatively affect women’s entrepreneurship in rural women’s lack of
capital ( 93.4 % ) in the first place , while at home, and dealing with children (90.8
%), support, encouragement, and so on. policies have not been developed (89.8
%), to be unorganized (88.5 % ) are followed. Tekirdag minimizes disruption to
women’s entrepreneurship in rural and oppression that traditional beliefs (41%
o) were determined.
Keywords: Entrepreneurship, Tekirdag, Rural Women, Thrace, Rural
Entrepreneurship
Prof. Dr. Aydın Gürel
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Prof. Dr. AYDIN GÜREL - Emine Umay ÜLKER
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Agricultural Economics
Phone, E-Mail
(282) 250 2103 - [email protected]
29
Proje Adı
Proje Açıklaması
YÜKSEK ÖĞRETİME YENİ BAŞLAYAN ÖĞRENCİLERİN UYUM
BECERİLERİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu araştırmanın amacı, yüksek öğretime yeni başlayan
öğrencilerin uyum becerilerinde etkili olan faktörleri belirlemektir. Bu
çalışma 2009-2010 eğitim yılında Namık Kemal Üniversitesini kazanıp
kayıt yaptıran öğrenciler arasında 15 birimde öğrenim gören 799 kız, ve
865 erkek toplam 1664 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir.
Elde edilen veriler istatistiksel olarak tanımlayıcı ve çıkarımsal
istatistik açısından bilgisayar ortamında PASW 18.0 programı kullanılarak
analiz edilmiştir. Ayrıca üniversite tarafından sunulan sosyal hizmetlerin
öğrencilerin dört yıllık birimlere tercihlerindeki etkisi Binary Logit Model
yardımıyla ortaya konmuştur.
Araştırmanın sonucunda; elde edilen bulgulara göre kız
öğrencilerin erkek öğrencilerden, birimin konumuna göre kampus
dışındaki öğrencilerin kampus içindeki öğrencilere göre ve önlisansta
okuyan öğrencilerin lisans programlarında okuyan öğrencilere göre
önemli (p<0.01 ve p<0.05) düzeyde beklentilerin karşılanmadığı
görülmüştür. Ayrıca binary logit model sonucuna göre üniversitenin
sağladığı kütüphane ve bilgisayar olanaklarına önem veren bir öğrencinin
üniversitenin dört yıllık bir biriminde eğitim görme olasılıkları sırasıyla 2
kat ve 1,5 kat daha fazla olduğu dikkat çekicidir.
Anahtar kelimeler: Oryantasyon, uyum sorunları, beklentiler, üniversite
öğrencisi
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
30
2010-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Yasemin ORAMAN - Emine KAFALI
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarım Ekonomisi Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2109
[email protected]
Project Name
EVALUATION OF THE FACTORS AFFECTING HIGHER EDUCATION
SKILLS COMPLIANCE OF NEW STUDENTS
The aim of research carried out is to determine the factors affecting the compliance skills of new students at higher education programmes. This study has been carried out using subjects of 1664 students consisting of 799 female and 865 male students attending 15 departments
in 2009-2010 academic years at Namik Kemal University. The study being
a descriptive type has been conducted to determine the expectation on
services and personal information through PASW 18.0 computing programme in order to evaluate the statistics as descriptive and inferential.
In addition, the effect of the preference of four year programmes of the
students, considering the social services provided by the university, has
been determined using Binary Logic Model.
As a result of the research, it has been found out that the expeProject Description ctations were not fulfilled significantly (p<0,01 and p<0,05) according to
the rate of female to male student, the location of the department being
in or out of the campus, the associate degree to undergraduate degree
students.
Besides it is remarkable that according to the Binary Logic Model results,
it has been found out that the possibility of a student who minds library
and computing facilities becoming a student at a four-year programme is
2 and 1,5 fold relatively.
Key words: Orientation, compliance problems, expectations, university
student.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2011
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Yasemin ORAMAN - Emine KAFALI
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Agricultural Economics
Phone, E-Mail
(282) 250 2109
[email protected]
31
Proje Adı
TRAKYA BÖLGESİNDE KANOLA ÜRETİMİNİN
EKONOMİK ANALİZİ
Proje Açıklaması
Türkiye’deki kanola üretiminin %34’ü Trakya bölgesinde
yapılmaktadır. Bu nedenle çalışma sahası olarak Trakya Bölgesinin seçilmiş
olması Türkiye’deki üretim hakkında bilgi sahibi olmamıza yardımcı
olmaktadır. Çalışmanın amacı, yüksek verimli ve kaliteli bir yağlı tohum
olan kanolanın Trakya Bölgesindeki gelişimini incelemek ve üretim
ekonomisi açısından ürünün girdi-çıktı analizini ortaya koyabilmektir.
Bu amaca yönelik esnek bir maliyet fonksiyonu olan Translog maliyet
analizinden faydalanılmıştır. Değişken faktör analizinde kullanılan veri
seti yatay kesit verilerinden oluşmaktadır. Bu veri seti Trakya bölgesinde
faaliyet gösteren 100 kanola üreticisi ile yapılan anket çalışması yardımıyla
elde edilmiştir. Tahmin edilen model yardımıyla fiyat-talep, çapraz
fiyat-talep ve Morishima teknik ikame ve Allen kısmi ikame esneklikleri
hesaplanmıştır.
Translog maliyet fonksiyonu yardımıyla hesaplanan en yüksek girdi fiyattalep esnekliğinin -2.15 ile yabancı ot ilacına ait olduğu görülmüştür.
Buna göre üreticilerin ilaç fiyatlarına diğer girdilere nazaran daha
duyarlı oldukları görülmektedir. En düşük fiyat-talep esnekliği ise -0,16
ile gübreye aittir. Morishima teknik ikame katsayılarının pozitif olması
girdiler arasında kısmi ikame olduğu anlamına gelmektedir. En yüksek
esneklik 2,31 ile ilaç-işgücü arasında hesaplanmıştır.
Çalışmada Trakya Bölgesinde üretimi yapılan üç önemli ürünün
karşılaştırmalı birim maliyet unsurları ayrıntılı olarak verilmiş ve net gelir
hesabı yapılmıştır. En yüksek getirili ürünün 137,50 TL/da ortalama net
gelir ile kanola olduğu görülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Kanola, translog maliyet fonksiyonu, üretim fiyat
esnekliği, Morishima teknik ikame esnekliği, Allen kısmi ikame esnekliği
32
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2008-2009
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Gökhan UNATIKAN - Nihal KUMBAR
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarım Ekonomisi Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2109
[email protected]
AN ECONOMİC ANALYSİS OF CANOLA
PRODUCTİON İN TRAKYA REGİON, TURKEY
Project Name
Thirty-four percent of canola production in Turkey provided by
Trakya region. For this reason, we choose this region as a research frame
for better information on Turkish canola production. The aim of this study
is to investigate the situation of canola production which yields high quality and high yield vegetable oil seed in Trakya region. As a result of study
we obtained input-output analysis as a production economics. For this
purpose, we used flexible cost function Translog model. Data was collected by surveys from 100 canola producer in Trakya region. The translog
cost function was used to determine the relations among the production
factors for canola. Price-demand, cross price-demand and Morishima technical substitution elasticities and Allen partial substitution elasticities
were calculated by translog cost function.
Project Description The highest input price-demand elasticity is equal to -2,15 for pesticide
which was calculated by translog cost function. Canola producers are
more sensitive to pesticide prices than the other input prices. Also, the
lowest input price-demand elasticity is equal to -0,16 for fertilizer cost.
The positive coefficient of Morishima technical substitutions indicate that
there is a missing substitution relation between the production factors.
The highest elasticity is equal to 2,31 between the pesticide and labour
cost.
In addition, we calculated net profit with relative unit cost for important
products as wheat, sunflower and canola in Trakya region. It was found
that net profit of canola is higher than other products with 137,50 TL/da.
Keywords : Canola, translog cost function, production price elasticity,
Morishima technical substitution elasticity, Allen partial substitution elasticity.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2008-2009
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Gökhan UNATIKAN - Nihal KUMBAR
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Agricultural Economics
Phone, E-Mail
(282) 250 2109
[email protected]
33
TEKİRDAĞ İLİNDE KIRMIZI ET TÜKETİM
ALIŞKANLIKLARININ ANALİZİ
Proje Adı
Proje Açıklaması
Bu çalışmada Tekirdağ ilinde hane halklarının kırmızı et tüketim
davranışları, ailelerin sosyo-ekonomik özellikleri ve kırmızı et satın alım yer
tercihlerinin ekonomik olarak analizi amaçlanmış ve Tekirdağ İli kentsel
alanda yaşayan 166 hane halkıyla yüz yüze anket çalışması yapılarak,
kırmızı et tüketim alışkanlıkları analiz edilmiş ve kırmızı et satın alırken
dikkat edilen hususlara değinilmiştir.
Araştırma sonuçlarına göre tüketicilerin %40,4 gibi büyük
bir kısmı haftada 1 ile 3 defa, %25,3’ünün ise ayda 1 ile 3 defa kırmızı
et tükettikleri belirlenmiştir. Tekirdağ ilinde yıllık kişi başına kırmızı et
tüketimi 18,2 kg’dır. Türkiye’de ise yıllık kişi başına kırmızı et tüketimi 12
kg civarındadır. Tekirdağ ilindeki kırmızı et tüketiminin %88,11’lik kısmını
dana eti oluşturmaktadır. Ayrıca kırmızı et tüketim şekli olarak %51,89’luk
pay ile kıyma, %26,12’lik pay ile parça et ve %22,09’luk pay ile de kuşbaşı et
oluşturmaktadır. Tüketicilerin satın alım yeri olarak tercihleri %52’lik oranla
kasaplardır. Tekirdağ ilinde son bir yılda kırmızı et tüketimi %32 azalmıştır.
Bunun başlıca nedeni ise ekonomik krizin tüketiciler üzerindeki olumsuz
etkisi olarak belirlenmiştir. Tüketicilerin %79’u ithal et tüketmeyi tercih
etmedikleri, %21’inin ise ithal et tüketmeyi tercih ettikleri belirtmişlerdir.
Anahtar kelimeler: kırmızı et, et üretimi, et tüketim, dış ticaret
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
34
2010-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Gökhan UNAKITAN -Gözde MECO
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Tarım Ekonomisi Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2109
[email protected]
Project Name
Project Description
AN ANALYSİS OF RED MEAT CONSUMPTİON
PREFERENCES İN TEKİRDAĞ
In this study, red meat consumption behaviour of households in
the province of Tekirdag, socio-economic characteristics of families and
the analysis of economic preferences in the intended purchase of red
meat and 166 households living in urban areas of the province of Tekirdag survey by face to face with the people, red meat consumption patterns were analyzed and red be careful when buying meat of the issues
mentioned.
According to the survey 40.4% of consumers between 1 to 3 times a week
as part of a large, 25.3% third of 1 to 3 times per month by the red meat
consumed were determined. The annual per capita consumption of red
meat is 18.2 kg in the Tekirdag. In Turkey, the annual per capita consumption of red meat is around 12 kg. 88.11% of red meat consumption is such
as beef in the Tekirdag. In addition, 51.89% of red meat consumption as a
form of hood with a share of meat, 26.12%, 22.09% with a share of meat
and ‘hood with a share of the meat is cubed. 52% of consumers have
been buying from butchers. Red meat consumption decreased by 32%
over the last year in Tekirdag. The main reason for this negative impact
on consumers is determined as the economic crisis. 79% of consumers
do not eat prefer to imported meat, have it reported that 21% of the imported meat.
Keywords : red meat, meat production, red meat consumption, foreign
trade
2011 , 53 pages
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2010-2011
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Gökhan UNAKITAN -Gözde MECO
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Agricultural Economics
Phone, E-Mail
(282) 250 2109
[email protected]
35
Ziraat Fakültesi
Bahçe Bitkileri
Faculty of Agriculture
Horticulture
37
CİBRE VE FARKLI MİNERAL GÜBRELERİN
MARULDA VERİM VE UÇ YANIKLIĞI
ÜZERİNE ETKİLERİ, NKÜBAP.00.24.YL.10.20
Proje Adı
Proje Açıklaması
Bu araştırmada, soğuk serada, sonbahar-kış ve kış-erken ilkbahar
olmak üzere iki farklı dönemde ve değişik temel ve üst gübreleme
rejimlerinde yetiştirilen marulda, verim ve uç yanıklığı üzerine beslenme
rejimlerinin etkisini araştırmak amacıyla; cibre, çeşitli mineral gübreler
ilave edilerek oluşturulan cibre karışımları ve farklı kalsiyum kaynakları
temel gübreleme olarak, farklı seviyelerde mineral gübreler ise üst gübre
olarak kullanılmıştır. Sonuçlar üzüm cibresi ve farklı mineral gübrelerin
marulda verim ve kalite ile toprak fiziksel ve kimyasal yapısı üzerine etkisi
olduğunu göstermiştir. Ölçülen kriterler bakımından tepkiler sezona göre
değişmekle birlikte, üzüm cibresinin tek başına veya mineral gübrelerle
beraber kullanılması durumunda verim, kalite ve toprak özelliklerinin
olumlu etkilendiği gözlenmiştir.
Anahtar kelimeler: Üzüm cibresi, mineral gübre, verim, uç yanıklığı,
marul.
38
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. SÜREYYA ALTINTAŞ - Gülistan DEMİRCİ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bahçe Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2058
[email protected]
Project Name
EFFECTS OF GRAPE MARC AND VARİOUS
MİNERAL FERTİLİZERS ON YİELD AND
TİPBURN INCİDENCE OF LETTUCE ALTINTAŞ S. (2012).
This study was conducted to evaluate the effects of grape
marc and various mineral fertilizers on yield and tipburn incidence of
cos lettuce grown in an unheated glasshouse in 2010-2011 fall-winter
and winter-early spring growing period. Results showed that effects
of grape marc and various mineral fertilizers on plant growth and yield
and chemical and physiological characteristics of soil were significant.
Although responses to fertilizers varied between seasons, grape marc
gave similar results to the mineral fertilizers. Our results suggest that, by
statistical means, grape marc, either alone or together with the various
mineral fertilizers, affected plant growth and yield of cos lettuce and
chemical and physiological characteristics of soil.
Project Description
Keywords: Grape marc, Mineral fertilizer, yield, tipburn, lettuce
Start and
Finish Date
of Project
2010-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. SÜREYYA ALTINTAŞ - Gülistan DEMİRCİ
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Horticultere
Phone, E-Mail
(282) 250 2058
[email protected]
39
Proje Adı
Proje Açıklaması
SYRAH ÜZÜM ÇEŞİDİNDE FARKLI TOPRAK İŞLEME VE YAPRAK
ALANI/ÜRÜN MİKTARLARININ SU STRESİ, VERİM VE
KALİTE ÜZERİNE ETKİLERİ
Bu araştırma Syrah üzüm çeşidinde farklı toprak işleme
ve yaprak alanı/ürün miktarlarının tanelerin büyüme dönemlerine
bağlı olarak su stresi, verim ve kalite üzerine etkilerini belirlemek
amacıyla2010 yılı vegetasyon periyodunda 40°56’7.46’’ K ve
27°27’7.11’’ D enlem ve boylamlarında, 150-200m rakımda bulunan
üretici bağında yürütülmüştür. Doğu-batı yönündeki sıralarda 2.6m
x 1m aralık ve mesafelerle dikilmiş omcalara, modifiye edilmiş Lyre
Sisteminde 80 cm gövde yüksekliği ve çift kollu kordon terbiye şekli
verilmiştir. Araştırmada, 110R (Berlandieri Rességuier No. 2 x Rupestris
Martin) anacı üzerine aşılı Syrah üzüm çeşidine ait 5 yaşındaki
omcalar kullanılmıştır. Bölünmüş parseller deneme desenine göre 3
tekerrürlü olarak kurulmuş olan araştırmada bloklar, 5’er ana parsele
ve 3’er alt parsele ayrılmış ve her bir ana parsel bir toprak işleme
konusunu; her alt parsel de bir yaprak alanı/ürün miktarı [YA (m2)/
ÜM (kg)] alt uygulamasını oluşturmuştur. Denemede toplam 90 omca
kullanılmıştır. Ana parsel uygulamalarında her bir parsel bir toprak
işleme konusunu Korumalı Toprak İşleme (KTİ), Korumalı Toprak
İşleme + Yağış Uzaklaştırma Uygulaması (KTİ + YUU), Korumalı Toprak
İşleme+Geleneksel Toprak İşleme (KTİ kuzey + GTİ güney), (Korumalı
Toprak İşleme + Yağış Uzaklaştırma Uygulaması) + Geleneksel Toprak
İşleme [(KTİ + YUU) kuzey + GTİ güney] ve Geleneksel Toprak İşleme
(GTİ) her alt parsel de bir Yaprak Alanı (YA)/Ürün Miktarı(ÜM) [(K: YA/
ÜM= 0,94 ~1 ), (%33 SS: YA/ÜM= 1,41 ~1,5, (%66 SS: YA/ÜM= 2,34
~2,5)] konusunu oluşturulmuştur. Araştırmada farklı toprak işleme
ve salkım seyreltme uygulamalarının yaprak su potansiyelleri,
sürgün, salkım, tane, şıra ve yaprak alanı/verim oranları üzerine
etkileri incelenmiştir. Yaprak su potansiyelleri toprak işleme ve salkım
seyreltme uygulamalarına bağlı olarak farklılık göstermişler ancak
elde edilen değerler olması gereken sınırların içerisinde kalmıştır.
Sürgün, salkım, tane, şıra özellikleri ile yaprak alanı/verim oranları
ise yaprak su potansiyelleri, toprak işleme ve salkım seyreltme
uygulamalarına bağlı olarak farklı etkilenmişlerdir. Sonuç olarak
mevcut koşullarda salkım seyreltme uygulamalarının yaprak alanı/
verim oranlarını değiştirmeleri ve korumalı toprak işlemelerin de
sürgün, salkım, tane ve şıra özelliklerini etkilemek suretiyle şaraplık
üzüm kalitesi üzerine etkili oldukları söylenmesi mümkündür.
Anahtar kelimeler: Syrah, yaprak su potansiyeli, toprak işleme,
salkım seyreltme, yaprak alanı/verim oranı
40
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. ELMAN BAHAR - Canel KURT
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bahçe Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2056
[email protected]
Project Name
DİFFERENT SOİL TİLLAGES AND LEAF AREA / YİELD RATİOS
EFFECT ON WATER STRES, YİELD AND QUALİTY İN CV. SYRAH,
This research was established to find different soil tillages and
leaf area / yield ratios effect on water stress, yield and quality in cv. Syrah
(Vitis vinifera L.), in 2010 vegetation period. The growers vineyard in
40°56’7.46’’ N ve 27°27’7.11’’ E latitude and longitude, 150-200m altitude.
The rows were in East-West direction, grapevines 2.6m x 1m spaced
and in modified Lyre system, the trunk had a 80cm height and double
cordon royat. Syrah cv. was grafted onto 110R (Berlandieri Rességuier
No. 2 x Rupestris Martin) roootstock and 5 years old. The experiment
was established a split parcel design including 3 replicates, blocks
were divided 5 main parcels and 3 sub parcels. Each main parcels were
included soil tillages subject and each sub parcels were included leaf area
/ yield quantity [LA (m2) / YQ (kg)] sub applications. Totally 90 grapevines
Project Description
were used in experiment. Main parcel applications involved different soil
tillages; Conservative Soil Tillage (CST), Conservative Soil Tillage + Rain
Removal Application (CST+RRA), Conservative Soil Tillage + Conventional
Soil Tillage (CST North + CNST South), (Conservative Soil Tillage + Rain
Removal Application) + Conventional Soil Tillage [(CST + RRA) North +
CNST South] and Conventional Soil Tillage (CNST). Each sub parcels were
included these LA/YQ ratios; Leaf Area (LA)/Yield Quantity (YQ) [Control
(C): LA/YQ=0,94~1), (33% Cluster Thinning (CT): LA/YQ=1,41~1,5) and
(66% Cluster Thinning (CT): LA/YQ=2,34~2,5). In this experiment the
different soil tillages and cluster thinning applications effects on leaf
water stress, shoot, cluster, berry, must and LA/Y was researched. Leaf
water potentials were differentiated according to soil tillage and cluster
thinning applications, but the values limited what were expected. Shoot,
cluster, berry, must qualifications and also the Leaf Area/Yield ratios were
different affected which were depend on leaf water potential, soil tillage
and cluster thinning applications. As a result cluster thinning applications
were changed Leaf Area/Yield ratios and also the CST treatment effected
shoot, cluster, berry and must qualification, hence it was also possible to
said that the CST influenced wine grape quality.
Keywords : Syrah, leaf water potential, soil tillage, cluster thinning, leaf
area/yield ratio.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. ELMAN BAHAR - Canel KURT
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Horticultere
Phone, E-Mail
(282) 250 2056
[email protected]
41
Proje Adı
Proje Açıklaması
BAZI ELMA ÇEŞİTLERİNDE ÇİÇEK TOZU CANLILIK DÜZEYİ,
ÇİMLENME YETENEĞİ VE ÇİÇEK TOZU ÜRETİM
MİKTARININ SAPTANMASI
Bu çalışma, 2011 yılı vegetasyon dönemi içerisinde Tekirdağ
ekolojisinde yetiştirilen M 9 anacı üzerine aşılı Braebeurn, Golden
Reinders, Mitch Gala ve Red Chief elma çeşitlerinde çiçek tozu canlılık
düzeyleri, çimlenme yetenekleri ve çiçek tozu üretim miktarları saptanarak
tozlayıcılık yeteneklerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çiçek tozu
canlılığının tespitinde 2, 3, 5 Triphenyl Tetrazolium Cloride (TTC), İyotlu
Potasyum İyodür (IKI), Safranin ve Asetokarmin çözeltileri; çiçek tozlarının
çimlenme yeteneklerinin saptanmasında % 0, 5, 10, 15, 20’lik sakkaroz
dozlarında asılı damla ve petride agar yöntemi kullanılmıştır. Çiçek tozu
üretim miktarları ise hemasitometrik yöntem ile saptanmıştır.
Deneme sonunda; en yüksek çiçek tozu canlılık düzeyi ve
çimlenme yeteneği Mitch Gala ve Red Chief elma çeşitlerinde elde
edilmiştir. Sakkaroz konsantrasyonlarının tamamında petride agar
yönteminde elde edilen çiçek tozu çimlenme düzeyleri, asılı damla
yönteminden elde edilen çiçek tozu çimlendirme düzeylerinden daha
yüksek bulunmuştur. Çiçek tozu üretim miktarı ve morfolojik homojenlik
bakımından Mitch Gala elma çeşidinin en yüksek değere sahip olduğu
tespit edilmiştir.
Anahtar kelimeler: Elma, döllenme biyolojisi, çiçek tozu, çimlenme
42
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Mustafa BÜYÜKYILMAZ - Çağlar SANŞİLİ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bahçe Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2053
[email protected]
DETERMİNATİON OF POLLEN VİABİLİTY,
GERMİNATİON CAPABİLİTY AND POLLEN
PRODUCTİON İN SOME APPLE CULTİVARS
Project Name
This research was carried out to determine pollen viability,
germination capability and the pollen production of Braeburn, Golden
Reinders, Mitch Gala and Red Chief apple cultivars on M 9 rootstocks grown
in Tekirdağ ecology in the vegetation period of 2011. 2, 3, 5 Triphenyl
Tetrazolium Cloride (TTC), Iodine-Potassium Iodide (IKI), Safranine ve
Acetocarmine testing methods were used to determine pollen viability.
Hanging drop and agar-plate in vitro tests were used at 0-5-10-15-20%
sucrose solution in order to determine germination capability. Pollen
production was determined by hemacytometric method.
As a result of the experiment, the highest level of pollen viability and
germination capability were found in Mitch Gala and Red Chief apple
cultivars. The levels of pollen germination obtained in all agar-plate tests
Project Description
were higher than in hanging drop tests. The highest quantity of pollen
production and morphological homogenity were found in Mitch Gala
apple cultivar.
Keywords: Apple, biology, pollination, pollen, germination
Start and
Finish Date
of Project
2010-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Mustafa BÜYÜKYILMAZ - Çağlar SANŞİLİ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Horticultere
Phone, E-Mail
(282) 250 2053
[email protected]
43
Proje Adı
Proje Açıklaması
FARKLI ORTAMLARDA YETİŞTİRİLEN ISPANAĞIN (SPİNACİA OLERACEA
L.) BAZI GELİŞME DÖNEMLERİNDEKİ MAKRO-MİKRO BESİN ELEMENTLERİ
İLE FENOLİK MADDE İÇERİKLERININ BELİRLENMESİ,
Bu araştırma, 2009 yılında Namık Kemal Üniversitesi Ziraat
Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme arazisi, ısıtmasız cam serası
ve iklim odası imkanlarıyetiştirilen ıspanağın (Spinacia oleracea var.
Matador) kotiledon, 5 gerçek yaprak ve hasat olgunluğu gibi üç değişik
gelişme döneminde meydana gelen bitki gelişimi, makro mikro besin
elementleri ile toplam fenolik madde ve klorofil değişimleri tespit
edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar neticesinde farklı yetiştirme
ortamları bakımında ele alınan tüm kriterlerde erken ilkbahar ıspanak
yetiştiriciliğinde sera ortamı en yüksek ortalamayı vermiş bunu açıkta
arazi ve iklim odası izlemiştir. Üç farklı ortamda yetiştirilen ıspanağın
gelişme dönemleri kıyaslandığında fosfor, magnezyum, mangan, bakır,
demir gibi besin elementlerinin yapraklarda birikimi bitki olgunlaşmasına
paralel olarak artmış, en yüksek birikime hasat olgunluğu döneminde
ulaşılmıştır. Oysa toplam azot, potasyum, kalsiyum ve çinkoda çeşidimizin
beş yapraklı döneminde en üst seviyelere ulaşılmış, en düşük seviye ise
potasyum hariç hasat döneminde oluşmuştur. Toplam fenolik madde,
toplam klorofil, klorofil a ve klorofil b oranlarında ise bitkinin en olgun
ve yaşlı dönemi olan hasat dönemine gidildikçe bu maddelerin miktarı
artmış yani bitki gelişimine paralel birikim söz konusu olmuştur.
Anahtar kelimeler: Ispanak, yetiştirme ortamı, gelişme dönemi, besin
elementleri, fenolik madde
44
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2008-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Murat Deveci - Emine UZUN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bahçe Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2057
[email protected]
Project Name
DETERMİNATİON OF PHENOLİC COMPOUNDS AND
MACRO-MİCRO NUTRİENTS OF SPİNACH (SPİNACİA OLERACEA L.)
ON DİFFERENT GROWİNG PERİOD İN DİFFERENT ENVİRONMENT
This research which was conducted, in 2009, tries to find out
the changes in plant growth, total phenolic substances and chlorophyll
changes with macro and micro nutrients which occur during three
different stages of cotyledons, five real leaves maturity and harvest
maturity of spinach (Spinacia oleracea var. Matador) grown under the
conditions of unheated glasshouse and climate room facilities, at the trial
fields of Namık Kemal University, Faculty of Agriculture, Department of
Horticulture. The results obtained as a result of different spaces of growth
when all the criteria are taken into account are in this way: in growing early
spring spinach, the greenhouse environment gave the highest average
and open terrain and climate room followed it. When the development
stages of spinach grown under three different environments are
Project Description compared, the accumulation of nutrients like phosphorus, magnesium,
manganese, copper and iron in leaves increases in parallel to plant
ripening and the highest accumulation are achieved during the harvest
period. However, total nitrogen, potassium, calcium, and zinc reaches the
highest level in our plant’s five-leaved period and apart from potassium
the lowest level occurred during the harvest period. Total phenolic
content, total chlorophyll, chlorophyll a and chlorophyll b ratios of the
plant increases while the harvest period gets closer which is the most
mature and the oldest period of the plant, namely, there has been an
increase in the accumulation of these contents in parallel to the growth
of the plant.
Keywords : Spinach, growth environment, relative groth period, mineral
nutrients, phenolic compounds
Start and
Finish Date
of Project
2008-2010
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Murat Deveci - Emine UZUN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Horticultere
Phone, E-Mail
(282) 250 2057
[email protected]
45
Proje Adı
Proje Açıklaması
DEĞİŞİK VEJETASYON DÖNEMLERİNDE FARKLİ SU KİSİTLARİNİN
ISPANAKTA MEYDANA GETİRDİĞİ FİZYOLOJİK, MORFOLOJİK
VE KİMYASAL DEĞİŞİKLİKLERİN BELİRLENMESİ,
Bu araştırmada materyal olarak Türkiye’de yaygın olarak
yetiştiriciliği yapılan Trakya Bölgesine de iyi adapte olmuş Matador
(Spinacia oleracea var. Matador) çeşidi kullanılmıştır.
Deneme kontrollü koşullar altında sıcaklığı +40°C ile –20°C arasında
ayarlanabilen iklim odasında kurulmuştur. Yetiştirme dönemi boyunca
iklim odası 22/18 ±1 °C (gündüz/gece) sıcaklıkta, 10/14 saat (ışık/karanlık)
fotoperiyodik düzende, % 65 nemli ortamda ve 400 µmol m-2s-1 ışık
şiddetinde tutulmuştur.
Yetiştirme odasında çıkış ve farklı vejetasyon dönemlerine
kadar damla sulama ile normal su ihtiyacı giderilmiş, daha sonra yapay
kuraklık stresi uygulamalarına başlanmıştır. Bu amaçla ıspanağın üç
farklı vejetasyon döneminin başında (iki gerçek yapraklı dönem, beş
gerçek yapraklı dönem ile hasat olgunluğu başlangıcında) beş farklı su
kısıtlamasına (kontrol, % 0, % 25, % 50 ve % 75) gidilmiştir.
Deneme süresince yaprak sayısı (adet), yaprak ağırlığı (g), yaprak
kalınlığı (mm), yaprak alanı (cm2), yaprak oransal su içeriği (%), yaprak
su potansiyeli (MPa), yaprak hücrelerinde membran zararlanması (%),
yaprak sıcaklığı (°C), nisbi büyüme oranı (mg/KA), toplam fenolik madde
(mg/100 g), toplam klorofil (mg/l), serbest prolin (µmol/g TA), sistein
(µmol/g TA), askorbik asit (mg/100 g), lipit peroksidasyon (mmol/g TA) ile
yapraklardaki makro ve mikro besin elementleri miktarları ölçülmüştür.
Ispanağın gelişim dönemleri bakımından, erken döneme
denk gelen kuraklık daha düşük stres seviyelerinde atlatılırken,
ilerleyen dönemlerde stres seviyesi gittikçe artmış, buna rağmen genç
dönemde atlatılan kuraklık stresi bitki büyüme ve gelişmesini olumsuz
etkilemiştir. Hasat döneminde oluşacak bir su stresinde ise stres sonrası
bitkilerin sadece kontrol ve % 75 sulama oranında sulananların stresten
etkilenmediği % 0, % 25 ve % 50 oranında sulanan bitkilerin ise stresi
atlatamadığı büyüme ve gelişmesine devam edemediği tespit edilmiştir.
Anahtar kelimeler: Ispanak, vejetasyon dönemi, kuraklık stresi, yaprak
su potansiyeli, yaprak oransal su içeriği
46
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Murat Deveci
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bahçe Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2057
[email protected]
Project Name
THE EFFECTS OF DİFFERENT WATER DEFİCİTS ON
PHYSİOLOGİCAL, MORPHOLOGİCAL AND CHEMİCAL
CHANGES İN DİFFERENT GROWTH PHASE OF SPİNACH
Cv.Matador (Spinacia oleracea var. Matador) which is widely
grown in Turkey and adapted well in Thrace region was used in this
research.
The experiment was conducted in the growth room which had
temperature adjustments from +40 °C to -20°C. The growth room was
kept at 22/18 ± 1 C (day/night) temperature 10/14 hours (light/dark)
photoperiods, 65 % humidity and 400 mmolm-2s-1 light intensity.
The irrigation was done with drip irrigation according to normal watering
requirement for growing, emergence and different vegetation periods.
After that water stress conditions applied. Five water stress (control, 25, 50
and 75% ) regimes were applied in three different vegetation period (two
true leaves, five true leaves and harvesting period).
Project Description
In the experiment number of leaves, leaf weight (g), leaf thickness (mm),
leaf area (cm2), leaf relative water content, leaf water potential (MPa), the
leaf membrane damage (%), leaf temperature (°C), relative growth rate
(mg DW/day), total phenolics (mg/100 g), total chlorophyll (mg/ l), free
prolin (µmol/g FW-1), sistein (µmol/g FW-1 ) ascorbic acid (mg/100 g),
lipid peroxidase, macro and micro nutrient content of leaf .
According to different vegetation period, the plants which had early
water stress were not affected at low water stress conditions but late
water stress although increased stress levels, the plants had early water
stress were more affected in their growth and development. In harvesting
period the plants were not affected at control and 75 % water levels but
0 %, 25 % and 50 % water levels affected and stopped the growth and
development of the plants.
Keywords : Spinach, growth phase, relative growth period, mineral
nutrients, phenolic compounds
Start and
Finish Date
of Project
2010-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Murat Deveci
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Horticultere
Phone, E-Mail
(282) 250 2057
[email protected]
47
Proje Adı
Proje Açıklaması
ASMADA AŞI KAYNAŞMA ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE BAZI
SİTOKİNİN UYGULAMALARININ ETKİSİNİN BELİRLENMESİ.
Bu araştırma, 2009 yılı bahar döneminde yürütülmüştür.
Araştırmada bitkisel materyal olarak SO4 anacı çelikleri ve Cabernet
Sauvignon üzüm çeşidi tek gözlü kalemleri kullanılmıştır. Aşıdan önce
sürdürülmüş olan çelikler üzerine; Sürmemiş Kalem, Sürmüş Filizi Kesilmiş
ve Sürmüş Filizi Kesilmemiş Kalem Masabaşı Omega Aşısı ile aşılanmıştır.
Aşıdan hemen sonra Kontrol (saf su), Zeatin, Kinetin ve Benziladenin
250mg/L olacak şekilde uygulanmıştır. 21 günün sonunda kaynaştırma
odasından çıkarılan aşılı çeliklerde; ıskarta aşılı çelik oranı , gözün
sürme ve tekrar sürme oranı , sürgün uzunluğu (cm), köklenme oranı ,
dip kısmında çürüme olan çelik oranı , çepeçevre kallus oluşum oranı ,
çeliğinde kallus oluşan aşılı çelik oranı , kaleminde kallus oluşan aşılı çelik
oranı , aşı bölgesinde toplam kallus miktarı (mg), çelik üzerinden alınan
kallus miktarı (mg) ve kalem üzerinden alınan kallus miktarı (mg) kriterleri
incelenmiştir. Benziladenin; ıskarta çelik oranı (%33,75), gözün sürme ve
tekrar sürme oranı (%23,43), sürgün uzunluğu (4,976cm), kaleminde kallus
oluşan aşılı çelik oranı (%63,50), kalem üzerinden alınan kallus miktarını
(34,071mg) artırmıştır. Zeatin ve Kinetin istatistiki olarak aynı grupta
yer alarak; çepeçevre kallus oluşum oranı (%98,230) (%97,396), çelik
üzerinden alınan kallus miktarı (254,937mg) (228,280mg), aşı bölgesinde
toplam kallus miktarını (258,007mg) (233,925mg) olumlu etkilemiştir.
Kontrol uygulaması ise sadece çeliğinde kallus oluşan aşılı çelik oranını
(%95,831) artırmıştır. Yapılan Sitokinin uygulamaları sonucunda; çeliklerde
köklenme ve dip kısmında çürüme olmadığı saptanmıştır. Sonuç
olarak Sürmüş Çelik X Sürmemiş Kalem kombinasyonu kaynaştırma
odasında kallus oluşumunu artırmıştır. Sitokininlerin incelenen kriterler
üzerine etkilerinin sırasıyla; Benziladenin, Zeatin ile Kinetin ve Kontrol
şeklinde olduğu belirlenmiştir. Sürmemiş Kalem durumu ile birlikte
Sitokininlerden öncelikle Benziladenin ve Zeatin-Kinetin kullanılması
önerilebilir, ancak Zeatin pahalı bir bitki büyüme düzenleyici olduğundan
Kinetin kullanılması daha yerinde olacaktır.
Anahtar Kelimeler: Zeatin, Kinetin, Benziladenin, Vitis vinifera L.,
kaynaşma.
48
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. İlknur KORKUTAL
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bahçe Bitkileri Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2059
[email protected]
Project Name
DETERMİNATİON OF EFFECT OF SOME CYTOKİNİN
APPLİCATİONS ON GRAFTİNG COMBİNATİON CHARACTERİSTİCS
This research was carried out in spring period of 2009. In this
research canes of SO4 rootstock and one budded scion of Cabernet
Sauvignon cultivar were used. Burst cutting + Unburst scion, Burst cutting
+ Burst scion (tendril cut) and Burst cutting + Burst scion (tendril uncut)
were grafted using Omega Grafting Method. Immediately after grafting;
grafted cutting were dipped into Control (distilled water), Zeatin, Kinetin
and Benzyladenine (250mg/l for every each of PGRs) for 20 second. At the
end of the experiment (21 days afterwards): discarded cutting ratio , bud
burst and reburst ratio ,tendril lenght (cm), rooting ratio ,basal area roting
ratio, callus formation ratio , callus formation on rootstock ratio , callus
formation on scion ratio , total callus weight in grafting area (mg), callus
weight on cutting (mg) and callus weight on scion (mg) were evaluated.
Project Description
Benzyladenine application increased discarded cutting ratio (33,75%),
bud burst and reburst ratio (23,43%), tendril lenght (4,976cm), callus
formation on scion ratio (63,50%), callus weight on scion (34,071mg).
Statistically, Zeatin and Kinetine were in same group and affected callus
formation ratio (respectively 98,230 and 97,396%), callus formation on
rootstock ratio (respectively 254,937 and 228,280mg), total callus weight
in grafting area (respectively 258,007 and 233,925mg) positively. Control
application only affected callus formation on rootstock ratio (95,831%)
positively. In all cytokinin applications, rooting in cuttings and rotting on
bottom area were not observed. In conclusion, Burst cutting + Unburst
scion combination increased callus formation. In respect of Cytokinin
main effect, best results were obtained from Benzyladenine, Zeatin,
Kinetine and Control respectively. In all evaluated criteria; Considering
scion status main effect, Unburst scion status, as for that Cytokinin main
effect, all PGRs gave best results in comparison with control, but because
of cost of Zeatin and Kinetine, Benzyladenine can be recommended.
Key words: Zeatin, Kinetine, Benzyladenine, Vitis vinifera L., callusing.
Start and
Finish Date
of Project
2009-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. İlknur KORKUTAL
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Horticultere
Phone, E-Mail
(282) 250 2059
[email protected]
49
Ziraat Fakültesi
Biyosistem Mühendisliği
Faculty of Agriculture
Biosystem Engineering
51
Proje Adı
Proje Açıklaması
TOPRAKALTI DAMLA SULAMA YÖNTEMİNDE LATERAL
DERİNLİĞİ ve SULAMA DÜZEYLERİNİN SOĞANDA GELİŞME,
VERİM VE KALİTE ÜZERİNE ETKİLERİ
Toprakaltı damla sulama yöntemi altında farklı lateral derinlikleri
ve sulama suyu uygulamalarının soğan bitkisine olan etkilerinin
araştırıldığı çalışma, 2009 ve 2010 yıllarında Tekirdağ koşullarında
yürütülmüştür. Araştırmada 0, 10 ve 20 cm olmak üzere üç farklı lateral
derinliği ve A sınıfı buharlaşma kabından ölçülen buharlaşma değerlerinin
% 50, 75, 100 ve 125’ inin uygulandığı dört farklı sulama suyu uygulaması
gerçekleştirilmiştir.
Araştırma sonucunda, deneme konularında ölçülen bitki su
tüketimi değerleri 2009 yılında 337.14 ile 715.39 mm, 2010 yılında ise
388.79 ile 579.26 mm arasında uygulanan sulama suyu miktarlarına bağlı
olarak değişmiştir. En yüksek soğan verimleri, her iki yılda da 25.99 ve 32.31
t/ha ile laterallerin 20 cm derinliğe yerleştirildiği ve A sınıfı buharlaşma
kabından ölçülen buharlaşma değerlerinin % 125’ inin uygulandığı
deneme konusundan elde edilmiştir. Deneme konularından elde edilen
su kullanım randımanı değerleri ise denemenin birinci yılında 2.61 ile 4.49
kg/m3, ikinci yılında 4.29 ile 6.86 kg/m3 arasında değişmiştir. Su kullanım
randımanları değerlendirildiğinde, laterallerin 20 cm’ ye yerleştirildiği ve
A sınıfı buharlaşma kabından ölçülen buharlaşma değerlerinin % 50’ sinin
uygulandığı deneme konusunun ön plana çıktığı belirlenmiştir.
Anahtar kelimeler: Sulama yöntemi, bitki su tüketimi, su kullanım
randımanı (WUE)
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
52
2009-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Tolga ERDEM - Ali KAYHAN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2264
[email protected]
Project Name
The EFFECT of DRIP TAPE PLACEMENT DEPTH and IRRIGATION
REGIMES under SUBSURFACE DRIP IRRIGATION METHOD on
ONION GROWTH, YIELD and QUALITY
This research was conducted during the growing seasons
of 2009 and 2010 in Tekirdağ conditions to determine of the different
lateral depth and irrigation water applied with subsurface drip irrigation
method on onion. Three different lateral depths as 0, 10 and 20 cm and
four different irrigation water amounts applied based on a ratio of Class A
pan evaporation as 50, 75, 100 and 125 % were created in the research.
As a result of this study, the seasonal evaporatranspiration in the
treatments varied from 337.14 and 715.39 mm in 2009 and from 388.79
and 579.26 mm in 2010 depend on irrigation water applied. The highest
onion yield was obtained in the treatment which lateral was buried in
20 cm depth and the amount of irrigation water was applied based on
125 % of Class A pan evaporation. The water use efficiency (WUE) ranged
Project Description
from 2.61 to 4.49 kg m-3 in 2009 and 4.29 to 6.86 kg m-3 in 2010. The
evaluation of WUE, the treatment which lateral was buried in 20 cm depth
and irrigation was applied based on 50 % of Class A pan evaporation can
be recommended.
Key words: Irrigation method, evapotranspiration, water use efficiency
(WUE)
Start and
Finish Date
of Project
2009-2011
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Tolga ERDEM - Ali KAYHAN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2264
[email protected]
53
Proje Adı
Proje Açıklaması
HAFİF BETON ÜRETİMİNDE ORGANİK ATIKLARIN
(AYÇİÇEĞİ SAPI) KULLANILABİLME OLANAKLARI
Tarımsal yapılardan beklenen en önemli özellikler
depolanacak ürünler veya içerisinde yaşayacak canlılar için
en uygun çevre koşullarının yaratılması ve uzun süre güvenle
kullanılabilmeleridir. Tarımsal yapıların inşasında mümkün olan en
ucuz, güvenli ve arzu edilen optimum çevre koşullarını yaratabilen
malzemeler kullanılmalıdır. Seçilecek malzemeler yeterli dayanım
ve dayanıklılığa sahip, ısı ve ses yalıtımı yüksek ve hafiflik gibi
niteliklerde olmalıdır. Tarımsal yapıların genellikle tek katlı olmaları
ve fazla yük etkisinde kalmamaları sebebiyle malzeme seçimlerinde
ısı yalıtımlarının yüksek olması ve hafif olması önem kazanmaktadır.
Dünyada yapı malzemesi olarak betonun kullanımının
yaygınlaşmasından beri, betonun hafif, ucuz ve daha iyi yalıtım
özelliğine sahip olmasına yönelik çalışmalar önem kazanmıştır.
Uygulama kolaylığına sahip hafif beton son yıllarda önemli bir
yapı malzemesi olmuştur. Hafif betonun yapı malzemesi olarak
kullanılması ile yapı yükünün azaltılması dolayısıyla malzeme
yönünden ekonomi, depreme karşı dayanıklılık, ısı ve ses yalıtımı
için ikinci bir yalıtım malzemesi kullanımının ortadan kalkması gibi
yararlar sağlanabilmektedir.
Bu araştırmada bitkisel bir atık olan ayçiçeği saplarının beton
üretiminde agrega olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla
300 ve 400 dozajda 12 konu oluşturulmuş ve beton örnekleri
hazırlanmıştır. Hazırlanan örneklerinin fiziksel ve mekanik özellikleri
ile termal özellikleri belirlenerek ayçiçeği sapının agrega olarak
kullanılabilirliği araştırılmıştır.
Araştırmamızın sonucunda beton üretiminde karışıma
girecek ayçiçeği sapı miktarının kullanım amacına ve dozaja bağlı
olarak %20 ile %40 arasında olması tavsiye edilmektedir.
Anahtar kelimeler: Beton, Ayçiçeği sapı, Dayanım.
54
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Can Burak ŞİŞMAN - Şencan ÜNER ALKAYA
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2271
[email protected]
Project Name
THE POSSIBILITIES THAT CAN BE USED OF ORGANIC WASTES
(SUNFLOWER STEM) AT THE LIGHT CONCRETE PRODUCING
The most important characteristics of agricultural constructions
are being created the most suitable environment conditions for existences
who live in agricultural constructions and being used for a long time in
confidence.The chosen materials must have resistantness and
lightness.The heat and sound isolations of the chosen materials must
be high.Usually the agricultural constructions have got single flor and
don’t carry extra weight.For this reason the lightness and heat isolation
highness of the chosen materials obtain importance.
In the world concrete use spread.The concrete must be light,cheap
and good isolation.For this reason the concrete workings obtained
importance.The light concrete using for construction materials.Therefore
construction weight decreasing,economy being driven on the right.
Project Description
The constructions being strong for earthquake.For the heat and
sound isolation using the second isolation material being annihilated.
Consequently advantages being driven on the right.
In this investigation, the possibilities that can be used of organic
wastes (sunflower stems) at the light concrete producing been searched.
For this reason twelve subjects with three hundred and four hundred
dosages been taken form and concrete models prepared.The physical
and mechanical characteristics of concrete models been defined.
The end of the investigation at the concrete production join a
quantity of the sunflower stems in mixture.This mixture must be adviced
between twenty percent and forty percent in dependent on use objective
and dosages.
Start and
Finish Date
of Project
2011-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Can Burak ŞİŞMAN - Şencan ÜNER ALKAYA
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Biosystem Engineering
Phone, E-Mail
(282) 250 2271
[email protected]
55
Proje Adı
Proje Açıklaması
HAREKET HALINDEKİ BİR BANT KANTARI ÜZERİNDE YUMRU
BİTKİLERİNE AİT AĞIRLIK ÖLÇME SİSTEMİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Bu araştırmada, yumru bitkilerinin hareketli bir bant
kantarı üzerinde ilerlerken ağırlıklarını anlık ve toplam olarak ölçen
bir sistemin tasarımı ve üretimi yapılmıştır. Bant kantarının şasisi
köşebent profilden imal edilmiştir. Sistemde PVC bant kullanılmış
ve bandın dönüş hareketi bir elektrik motoru ile sağlanmıştır. Bant
hızı bir takometre ile anlık olarak ölçülmüştür. Düşey yükleri taşımak
için bant altında rulolar kullanılmıştır. Bu rulolardan biri ağırlık
ölçmek için yük hücresine bağlanmıştır. Yük hücresinden gelen birim
metredeki ağırlık bilgisi ile takometreden gelen hız bilgisi kullanılarak
bir elektronik devre yardımı ile birim zamanda geçen yük miktarı
hesaplanmıştır. Bu bilgiler LCD ekranda anlık olarak gösterilmiştir.
Yapılan denemeler sonucunda %96.4 - %97.5 arasında doğruluk
payıyla ağırlık hesabı yapılmıştır.
Anahtar kelimeler: Bant kantarı, yük hücresi, ağırlık ölçümü, yumru
bitkileri, hassas tarım
56
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Bahattin AKDEMİR - Bülent ALBAYRAK
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2257
[email protected]
Project Name
DEVELOPING A WEIGHT MEASUREMENT SYSTEM
FOR TUBER CROPS ON A BELT SCALE
In this study, a specific design and production of a weight
measurement system for tuber crops on a belt scale is conducted. The
chassis of the belt scale is constructed by equal legs steel profile. The belt
material is PVC. The rotational motion of the belt scale is obtained by a AC
electric motor. The speed of the belt is measured by a tachometer. Several
rollers are used to support the vertical loads on the belt. One of the roller
is connected directly to load cell to measure the weight of the tuber crops.
In order to obtain the mass flow on the belt, the data of weight per unit
meter from load cell and the speed data from tachometer are transmitted
to an electronical board. Multiplication of these two data gives the unit
mass flow rate of the tuber crops on the belt scale. The unit mass flow rate
and total mass flow rate is displayed on an LCD display. The study showed
Project Description
that this system gives between 96.4% - 97.5% accuracy for measuring of
weight on a moving belt scale.
Start and
Finish Date
of Project
2009-2010
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Bahattin AKDEMİR - Bülent ALBAYRAK
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2257
[email protected]
57
Proje Adı
Proje Açıklaması
UZAKTAN ALGIMA ve COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ DESTEKLİ
ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ : HAYRABOLU
SULAMA PROJESİ ÖRNEĞİ
Bu çalışma, Karaidemir Barajı Sulama Kooperatifi tarafından
işletilen Hayrabolu Sulama Şebekesi’ nin Uzaktan Algılama (UA)
ve Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS)’ nden yararlanılarak, Çevresel Etki
Değerlendirme (ÇED)’ sini yapmak amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Yapılan anket çalışmasında, özellikle çeltik gibi su ile çokça temasta
bulunan çiftçilerin sulama suyu kalitesi nedeniyle ciltlerinde problem
olduğu belirtilmiştir. Su kaynağı ve ana tahliye kanalından alınan
örneklerde su kalitesi C3S1 olarak saptanmıştır. Şebekeye ait 20002009 yıllarına ilişkin taban suyu seviyeleri ve tuzluluk değerleri
incelenmiş ve en kritik taban suyu seviyesi 2006 yılı Haziran ayında %
28.8 olarak saptanmıştır. Tuzluluk açısından ise en kritik değer 2008
yılında 6850 mhos/cm olark bulunmuştur. Sulama şebekelerinde
yapılan ÇED çalışmaları, şebekenin sağlıklı bir şekilde çalıştırılması,
bölge toprağı ve insanına zarar vermeden öngörülen hizmetlerin
yerine getirilmesi açısından son derece önemli olması nedeniyle
bu tür çalışmalara sulama kooperatifi ve devlet tarafından destek
verilmesi gerekmektedir.
Anahtar kelimeler: Sulama yöntemi, bitki su tüketimi, su kullanım
randımanı (WUE)
58
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Mehmet ŞENER - Önder ERGÜVEN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2272
[email protected]
Project Name
DEVELOPING A WEIGHT MEASUREMENT SYSTEM FOR
TUBER CROPS ON A BELT SCALE
Environment Impact Assessment Supported with Remote
Sensing and Geographical Information Sysytems. A Case Study of:
Hayrabolu Irrigation Project This study was carried out to determinate
Environmental Impact Assessment (EIA) with using Remote Sensing (UA)
and Geographical Information Systems (GIS) of Hayrabolu Ġrrigation
Scheme that is operated by Karaidemir Dem Ġrrigation Cooperation.
In the study, rice farmers who are highly exposed to water seem to have
some dermatological problems because of the quality of water. From the
samples that was taken from both water source and drainage channel,
the quality of water has been identified as C3S1. Ground water levels
and salinity values of the years 2000-2009 have been examined and the
crucial ground water level has been found determined as % 28.8 in June,
Project Description
2006. For salinity, the crucial value has been found as 6859 μhos/cm in
2008. During the study, in order to use either in EIA application or other
researches, Scheme Information System based on GIS which is supported
by RS has been prepared.
Since EIA studies on irrigation schemes are very important for scheme
service provided without damaging to people and soil of that region, these
studies must be supported by goverment and irrigation cooperatives.
Keywords : Irrigation scheme, Envirinment Impact Assessment,
Geographical Information Systems, Remote Sensing
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2010-2010
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Mehmet ŞENER - Önder ERGÜVEN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2272
[email protected]
59
Proje Adı
Proje Açıklaması
ELMA VE KİVİ ÇEŞİTLERİNİN HASADA YÖNELİK
ÖZELLİKLERİNİN SAPTANMASI VE ROBOTLA HASAT OLANAKLARI
Bu araştırmada, meyve hasatında robotik sistemlerin
kullanılması ve sistemin kurulması aşamasında ortaya çıkabilecek
sorunların bulunması, çözüm yollarının belirlenmesi amaçlanmıştır.
Araştırmada, aşağıdaki sonuçler elde edilmiştir.
Araştırma sonucunda robotik meyve hasadında meyvenin
fizikomekanik özelliklerinin hasata etkilediği görülmüştür. Ağırlık,
yükseklik, genişlik, kalınlık değerleri ve yüzey alanının robotik meyve
hasadında en önemli girdi değerleri olduğu gözlenmiştir. Robotik meyve
hasadında görüntü işleme tekniklerinin robotik sistemin çalışmasını
etkilediği gözlenmiştir. Görüntü işleme tekniği kullanılarak yapılan
denemelerde görüntü işleme sonuçlarının robotik hasada doğrudan
etkisi olduğu anlaşılmıştır. Robotik hasadın doğru ve hızlı yapılması için
görüntü işleme tekniklerinin doğru seçilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Robotik meyve hasadında kullanılan yazılımın sistem ve görüntü işleme
ile paralel çalışmasının önemi ortaya çıkmıştır. Yazılım yapılırken robotik
sistemin dönüşüm kinematik hesaplarının düzgün hesaplanması,
parametrelerin ve sabit değerlerin sisteme tam uygun olarak verilmesi
gerektiği gözlenmiştir. Prototip çalışması için hobi tipi robot parçalarının
kullanımı kısa ve anlaşılır sonuçların elde edilmesi açısından yeterlidir.
Ancak sistemin pratikte daha verimli ve sorunsuz çalışması için sanayi
tipi büyük robotların veya daha güçlü servo motorların kullanılmasının
daha uygun olacağı görülmüştür. Meyvenin dal üzerinden kopartılması
sırasında koparma işlemini yapacak gripper’ın tasarımının meyvenin
fizikomekanik özelliklerine göre yapılması gerektiği görülmüştür. Sistemin
çalışmasını sağlayan motorların kuvvetli, kesme işlemin yapacak sistemin
uygun olması sonucuna varılmıştır.
Anahtar kelimeler: Robotik sistem, görüntü işleme, hasat, kivi,elma
60
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. SELÇUK ARIN - Erhan KAHYA
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2253
[email protected]
Project Name
DETERMINATION OF HARVESTING PROPERTIES OF APPLE AND
KIWI TYPES AND ROBOTIC HARVESTING OPPORTUNITIES
In this study, it is aimed to find the possible problems and
determine the solutions in the process of establishing the system
and using the robotic systems an fruit harvest.
Here are the results of the study.
According to result of research, it?s shown that at the robotic
fruit harvest physicomechanical properties of the fruit have an effect
on the harvest. Weight, height, width, thickness and surface area
are observed as the most important input values at the robotic fruit
harvest. It is observed that image processing techniques affect the
operation of the robotic system at the harvest. It is understood that
using image proceesing technique have a direct effect on the results
of the robotic harvest. It is also understood that image processing
Project Description
techniques must be chosen correctly to make the robotic harvest in
an accurate and quickly way. It is emerged that the software used in
the harvest should be paralel with the system and image processing
at the robotic fruit harvest. During the software, it is observed that
the conversion of kinematic calculation, parametres and constant
values must be put in properly. Using hobby-type parts of robot for
the prototype study will be enough for results. However, to make the
system work fuctionally, industrial robots and servo engines should
be used. It is also observed that when picking up the fruit from
the branch, the gripper, which is used to pick the fruit up, must be
made considering the physicomechanical properties of the fruit. The
engines that make the system work should be strong and the cutting
system should also be appropriate.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. SELÇUK ARIN - Erhan KAHYA
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2253
[email protected]
61
Proje Adı
Proje Açıklaması
SÜREKLİ SOLMA NOKTASININ TAYİNİNDE YENİ BİR YAKLAŞIM:
DİFÜZYON- TOPRAK NEM İLİŞKİSİ
Bu çalışmanın amacı difüzyon-toprak nem ilişkisine
bağlı olarak toprakların sürekli solma noktası (PWP) değerlerini
matematiksel olarak açıklamak ve model ile simüle edilen PWP
verilerini, biyolojik yöntemle (denemelerle sonuçları) ve laboratuar
yöntemiyle (basınç levhasında -15Atm’e karşılık gelen nem içeriği)
ölçülen PWP değerlerleri ile karşılaştırarak modeli test etmektir.
Modelleme çalışmalarında, toprak nem içeriğine karşı, i) toplam nem
difüzyonu (D), ii) sıvı (Dl)-buhar (Dv) fazları nem difüzyonu ve iii) Dv/D
eğrileri oluşturulmuştur. Bu grafikler üzerinde, D eğrisinde rölatif
minimum nokta, Dl-Dv eğrilerinin kesişim noktası ve Dv/D eğrisinde
oranın 1 olduğu minimum nem içeriği PWP olarak. Yıl 2011’de killi tın
(CL) ve kumlu killi tın (SCL) toprak ile, buğdayda kardeşlenme sonrası
ve sapa kalkama sonrası; ayçiçeği bitkisinde ise vejetatif gelişme
sonrası ve tabla oluşumu sonrası dönemlerde bitkilere su stresine
maruz bırakılmış ve ölümlerin gerçekleştiği PWP’ler saksılarda klorofil
ölçümleri ile belirlenmiştir. Deneysel yöntemle elde edilen solma
noktası değerleri killi tın toprakta her iki bitki için de % 7,5; kumlu
killi tın toprakta ise buğdayda her iki gelişme periyodunda da %
5,5; ayçiçeğinde ise vejetatif gelişme sonrasında % 6, tabla oluşumu
sonrasında % 6,8 olarak belirlenmiştir. Simülasyon sonuçlarına
göre, D eğrisindeki rölatif minimum değer ile Dl-Dv eğrilerinin
kesişim noktası değerleri aynı olup CL için %7, SCL için %5; Dv/D
eğrisindeki maksimum değer ise CL ve SCL için sırasıyla %4 ve %3
olarak tespit edilmiştir. Buna göre D’deki rölatif minimum değer veya
Dl-Dv eğrilerinin kesişim noktası ölçülen biyolojik verilerle çok iyi bir
uyum göstermiştir. Laboratuarda bulanan PWP değerleri (CL: 21,35;
SCL: 15,74) ise hem biyolojik hem de simülasyon değerlerinden çok
büyüktür.
Anahtar kelimeler: Biyolojik yöntem,
matematiksel modelleme, buğday, ayçiçeği
62
laboratuar
yöntemi,
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Fatih KONUKCU - Dr. Erhan GEZER- Dr. Cüneyt BAHTATLI,
Dr. Alpay BALKAN - Kübra TASMA
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2261
[email protected]
Project Name
A NEW APROACH IN THE DETERMINATION PERMANENET WILTING
PIONT: SOIL WATER DIFFUSION RELATIONSHIP
The objectives of this research were to define the permanent
wilting point (PWP) theoretically from diffusion-soil moisture
relationship and to test the MODEL with the biological (real field trail)
and laboratory (corresponding moisture content at pressure plate
value of -15 Atm) methods. In modelling studies, against soil moisture
i) total water diffusion (D), ii) liquid (Dl) versus vapour (Dv) diffusion
and iii) Dv/D curves were formed. The relative minimum point on D,
crossing point on Dl-Dv and minimum moisture content point where
Dv/D became 1 were accepted as PWP. As for the biological method,
PWP were observed in 2011 by pot trails in clay loam and sandy clay
loam soils for wheat (following tillering and stem elongation stages)
and sunflower (following miniature terminal bud and %50 flowering
Project Description
stages) by chlorophyll measurements. Experimental PWP values for
CL were the same for both plants, 7,5% whereas they were 5,5% for
both stages of wheat and 6% and 6,8% for miniature terminal bud
and %50 flowering stages of sunflower, respectively, in SCL soils.
As for the simulation results, the relative minimum point on D and
crossing point on Dl-Dv curves were the same, 7% and 5% for CL and
SCL, respectively while the maximum water contents on Dv/D curves,
where the ratio became 1, were 4% and 3%, respectively for CL and
SCL. This showed that the relative minimum point on D or crossing
point on Dl-Dv curves could be accepted as PWP since they were in
good agreement with the biological results. However, the laboratory
results of 21,35% and 15,74% for CL and SCL were significantly
greater that of both simulation and biological methods.
Keywords :Biological method, laboratory method, mathematical
modelling, wheat, sunflower
Start and
Finish Date
of Project
2010-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Prof. Dr. Fatih KONUKCU - Dr. Erhan GEZER- Dr. Cüneyt BAHTATLI,
and Researchers
Dr. Alpay BALKAN - Kübra TASMA
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2261
[email protected]
63
OTOMATİK TOPRAK ÖRNEKLEME
MAKİNESİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Proje Adı
Bu çalışmada, otomatik bir toprak örnekleme makinesi
geliştirilmesi hedeflenmiştir. Geliştirilen makine traktöre üç nokta
askı sistemi ile bağlanmakta ve 30 cm derinlikten toprak örneği
alabilmektedir. Makine, toprak numunesi alımı için mekanik, hidrolik
ve elektronik sistemlerden oluşmaktadır. Ayrıca sistemde örnek alınan
yerin konumunu belirlemek amacıyla GPS modülü bulunmaktadır.
Tarla testleri sonucunda; makinenin toprak örnekleme amacıyla
kullanılabileceği saptanmıştır. Ayrıca, GPS modülü yardımıyla coğrafi
konum belirlenerek örnekleme yapıldığı için veriler kullanılarak
yersel değişkenlik haritalanarak incelenebilir.
Proje Açıklaması
64
Anahtar Kelimeler: Toprak örnekleme makinesi, Hassas tarım, GPS.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof.Dr. Bahattin AKDEMİR - Nail TÜREN,
Yard.Doç.Dr. İbrahim SAVAŞDALMIŞ, Yard. Doç. Dr. Korkmaz BELLİTÜRK
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2257
[email protected]
DEVELOPMENT OF AUTOMATIC
SOIL SAMPLING MACHINE
Project Name
Objective of this research is to develop an automatic soil
sampling machine. The developed machine can be mounted to the
tractor three-point linkage system and takes soil samples from a depth of
30 cm. The machine consist of mechanic, hydraulic and electronic control
system to take soil samples from desired area. In addition, There is a GPS
module to determine position of the soil sampling point. The developed
machine can be used for taking of soil samples according to the field tests
results. Also, data can be used for precision farming applications such as
determining and evaluating of field spatial variability because position of
sampling points can be determined by GPS module.
Project Description
Start and
Finish Date
of Project
2010-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Prof. Dr.Bahattin AKDEMİR - Nail TÜREN
and Researchers
Assist.Prof.Dr. İbrahim SAVAŞDALMIŞ, Assist.Prof.Dr. Korkmaz BELLİTÜRK
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2257
[email protected]
65
Proje Adı
Proje Açıklaması
66
TEKİRDAĞ İLİ MARMARA KIYI HAVZA KARAKTERİSTİKLERİ VE
TAŞKIN RİSK FAKTÖRLERİNİN BELİRLENEREK COĞRAFİ BİLGİ
SİSTEMLERİ (CBS) VERİ TABANININ OLUŞTURULMASI
Ülkemizde son yıllarda yaşanan depremlerin yanında dere yataklarında
oluşan taşkınlarında önemi afet yönetiminde göz ardı edilmeyecek konulardan
biri haline gelmiştir. Bilhassa imar sahaları kapsamında meydana gelen taşkınlar
büyük can ve mal kayıplarına neden olmuştur. Son yıllarda Trakya Bölgesinde
önemli taşkın ve heyelanlar sıklıkla meydana gelmiş ve bu konuda risk oluşturan
bölgelerde yeterli önlemlerin alınmadığı meydana gelen afetler sonucunda aşikar
olarak görülmüştür. Dere yataklarında meydana gelen taşkınların yerleşim yerleri
üzerinde oluşturduğu risklerin minimum düzeyde tutulması için ilgili kurumlar
bazında gerekli araştırmaların yapılarak yapısal önlemlerin alınması kaçınılmaz
olmaktadır.
CBS ve UA ile taşkınların tahmini ve risk analizlerinde gerekli olan verilerin
temini daha hızlı, daha doğru ve güncellenebilir şekilde olmaktadır. Özellikle CBS ve
UA ile hidrolojik model sonuçlarının da değerlendirilebildiği bir teknoloji olmasından
dolayı, sahip olduğu özelliklerle birlikte taşkınla ilgili çalışmaların her bir aşamasında
kullanılmaktadır. Bundan dolayı taşkın risk yönetimi ve planlamalarında, önemli yeri
olan ve temel altlığı oluşturan taşkın tahmini ve risk analizinde bu teknolojilerin
kullanılmasıyla, taşkınlara karşı daha etkili yapısal ve yapısal olmayan önlemler
alınabilecektir.
Bu çalışmayla; Marmara Havzası içerisinde yer alan Tekirdağ merkez
ilçe sınırları dahilinde Marmara Denizine kıyısı olan dere yatakları ve bunlara
ilişkin havza alanlarının CBS teknikleriyle havza karakteristiklerinin belirlenmesi
ve oluşabilecek taşkın risk faktörlerinin ortaya konularak alınabilecek önlemlere
ilişkin risk yönetiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma sahasının imar sınırları
dahilinde olması ve yapılaşmaya açılacak bölgelerde dere yataklarında oluşabilecek
risklerinde göz önüne alınmasına dikkat çekilecek olan bu çalışmayla Merkezi
Yönetim birimlerine planlama aşamalarında konuya ilişkin olarak destek sağlayacak
bir CBS veri tabanı oluşturulmuştur. Araştırma sahasına ilişkin olarak bilgisayar
destekli simülasyonların ortaya konulmasıyla veri akışında güncellemelerin ve bilgi
alış verişinin sağlanması bu çalışmanın amaçlanan hedefler arasında yer almaktadır.
Ayrıca yapılacak olan bu çalışmanın Trakya Bölgesi için emsal teşkil etmesi ve diğer
taşkın riski oluşturan havzalar bazında da değerlendirilerek ileride tüm Trakyayı
kapsayacak şekilde geliştirilmesi düşünüldüğünde konun örnek bir çalışma olacağı
kaçınılmaz olacaktır.
Bu araştırmada Belediye imar sahası içerisinde bulunan dere yataklarına
ilişkin havza karakteristik özellikleri ve taşkın risk faktörleri ortaya konulmuştur.
Havza karakteristik özelliklerinin belirlenmesinde 1/25000 ölçekli sayısal topoğrafik
haritalar, uydu görüntüleri ve toprak haritaları kullanılmıştır. Merkez ilçe sınırları
dahilinde yeralan dere yataklarına ilişkin havza karakteristik özellikleri Arc GIS yazılımı
yardımıyla belirlenmiştir. Alana ilişkin bitiki örtüsü ve arazi kullanım kabiliyetleri ise
Aster uydu görüntüleri ve GPS destekli arazi çalışmalarının ERDAS görüntü analizi
yazılımına aktarılarak sınıflandırılması suretiyle ortaya konulmuştur. Havza alanında
meydana gelecek yüzey akışlar ve bunun dere yatakları üzerinde oluşturacağı taşkın
riskinin boyutu günlük yağış verilerinin hidrolojik model hesaplamaları sonucunda
belirlenmiştir.
Anahtar kelimeler: Tekirdağ, Havza Karakteristikleri, Marmara Kıyı
Havzaları, Taşkın Risk Faktörleri, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), Uzaktan Algılama (UA),
CBS Veri Tabanı
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Selçuk ALBUT - Dr. Cüneyt BAHTATLI
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2259
[email protected]
Project Name
CHARACTERISTICS OF MARMARA SEA COASTAL WATERSHED AND FLOOD
RISK FACTORS IN TEKIRDAG PROVINCE DETERMINED GEOGRAPHIC
INFORMATION SYSTEMS (GIS) ESTABLISHMENT OF A DATABASE
In our country beside earthquakes, being among the most destructive
disasters, investigation of floods in order to provide principle information for flood
risk management has recently become a prominent subject. Floods occurred
particularly within the residential area has cost many lives and properties. Recently,
floods and landslides have often been occurred in the Thrace Region and because
the measures are not taken as required the consequences have been seen clearly. It
is obvious that this issue should carefully be considered by all related institutes and
necessary investigations should be done in order to improve infrastructure against
flood and minimize the risks.
Geographical Information Systems (GIS) and Remote Sensing (RS) is
becoming more popular every day. Obtaining flood forecasting and risk analysis
data using GIS and RS technologies are fast, accurate and rapidly updatable.
GIS and RS can be used at every stage of flood process since these technologies
are also used in the evaluation of hydrologic modelling. Therefore using these
Project Description technologies will enable us to get more accurate background information, to
produce infrastructural and non-infrastructural measures and ultimately come to
a right decision.
The objectives of this study are to investigate the characteristics and risk
factors of Marmara River Basin watersheds and produce background information
and database for flood risk management using GIS and RS. There are numerous
small watersheds in Marmara River Basin, located within the border of Tekirdag
province, running into the Marmara Sea and causing flood risks to Tekirdağ vicinity.
By this study, computer aided database information and flood simulation results
will be prepared for the city planners so that those planners update the database
easily when changes are made in the flood plain since the watersheds are located
in the infrastructural growth area. Additionally, this study will be a sample and its
results can be extrapolated to the other risky watersheds in the Tharece Region,
which is considered a crucial issue for the region.
In the study, satellite images of flood plains in the constructional growth
area of the municipal, digital topographical maps (1/25000 scale), land maps
and precipitation data will be used to investigate characteristics of proposed
watersheds in municipal growth area. with the aid of ArcGIS software. Land cover
and land use will be determined from ASTER satellite images using ERDAS image
analyser and GPS supported field investigations. Surface flow and its flood risks will
be evaluated using a hydrologic models based on daily rainfall data.
Keywords: Tekirdag, Watershed Characteristics, Marmara Coastal Watersheds,
Flood Risk Factors, Geographical Information Systems (GIS), Remote Sensing (RS),
GIS Database
Start and
Finish Date
of Project
2010-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Selçuk ALBUT - Dr. Cüneyt BAHTATLI
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2259
[email protected]
67
Proje Adı
Proje Açıklaması
HAFİF BETON ÜRETİMİNDE BOR ATIKLARININ PUZZOLAN
MATERYAL OLARAK KULLANILABİLİRLİĞİNİN ARAŞTIRILMASI
Günümüzde sürdürülebilir gelişme için enerji, doğal kaynaklar
ve çevrenin korunması üç önemli olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dünyada toplam CO2 emisyonunun yaklaşık %7 si portland çimentosu
üretimi esnasında meydana gelmektedir. Bugün küresel ısınmada en
önemli rolü oynayan CO2 gazı emisyonun azaltılması amacıyla birçok
araştırma devam etmektedir.
Dünyada bor mineralleri ve bileşikleri çeşitli endüstri dallarında
çok farklı malzeme ve ürünlerin üretiminde kullanılmaktadır.
Bu çalışmada, bor atığı ve zeolit gibi zengin yer altı kaynaklarına
sahip olduğumuz minerallerin beton üretiminde değerlendirilmesi ve
betonun dayanım ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu
amaçla bağlayıcılar üzerinde kimyasal, fiziksel, mekanik, mineralojik
analizler gerçekleştirilmiştir. Üretilen her bir beton türü üzerinde çökme
gibi taze beton deneyleri yapılmış, daha sonra 150x150x150 mm’lik
küp şeklindeki kalıplara yerleştirilmiştir. 24 saat kalıpta tutulduktan
sonra kalıptan çıkarılarak 23±2 °C kirece doygun suda 7, 28 ve 56 gün
bekletilmiştir. Daha sonra sudan çıkarılan beton numuneleri üzerinde
basınç, yarma, ultrases, su emme ve donma-çözülme deneyleri ile
dayanım ve dayanıklılık özellikleri araştırılmış ve betonda ve hafif
betonda bor atığı katkısının etkisi araştırılmıştır. Sonuç olarak; bor atığı
üretilebileceği görülmüştür.
Anahtar kelimeler: Beton, Bor atığı, Dayanım, Katkı, Zeolit
68
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr. Can Burak ŞİŞMAN - Yrd.Doç.Dr. Aylin AKYILDIZ,
Dr. Erhan GEZER
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2271
[email protected]
Project Name
INVESTIGATION OF USABILITY OF BORIC WASTE AS A
POZZOLANIC MATERIAL IN PRODUCTION OF CONCRETE
Nowadays, there has been development in the industrial fields.
Thus with development, industrial waste management policy such as
recycle of wastes, using waste as new raw materials etc. becomes very
important. In the civil engineering field, the use of waste materials
partically or totally, instead of conventional materials has increased due
to the economical and environmental reason. In this field concrete is one
of the most important materials. Boron minerals and components are
used in the production of different materials and products in different
industrial applications.
In this research utilization of minerals that are highly available in
our country such as boron waste inproduction of concrete and effect of
these minerals on strength and durability of concrete were investigated.
Project Description
For this purpose chemical, physical, mechanical, mineralogical, molecular,
electrokinetic?s, and simultaneous thermal analyses were performed
on the binders. Concrete have been produced with the constituent
combinations of normal concrete. Several fresh concrete tests have
been performed on the produced concrete types and then fresh
concrete was placed to 150x150x150 mm cubic moulds. After keeping
in the mould for 24 hours, the concrete samples have been taken out
of the moulds and placed in lime saturated water bath for duration of
28 days under a temperature of 23±2°C. After the end of 7, 28 and 56
days periods, on each of the concrete types particular characteristics
of concrete and lightweight concrete strength and durability were
investigated. As a result of experiments, compressive strength of boron
waste added normal concretes, with ascending ratio of waste content
3% is found 13.69 MPa in 7 days, 25.73 MPa in 56 days respectively. 56
days compressive strength increased by 88%. Compressive strength of
boron waste added lightweight concretes, with ascending ratio of waste
content 3% is found 9.40 MPa in 7 days, 15.02 MPa in 56 days respectively.
56 days compressive strength increased by 59%. The results of the
compressive and splitting strength tests showed that 3% boron waste
additives improves the strength characteristics of the concrete in long
terms. In conclusion, results of analyses have shown that using binders
like boron concrete could be produced.
Start and
Finish Date
of Project
2011-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assoc. Prof. Dr. Can Burak ŞİŞMAN - Assist. Prof. Dr. Aylin AKYILDIZ,
and Researchers
Dr. Erhan GEZER
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2271
[email protected]
69
Proje Adı
Proje Açıklaması
KOLZA (Brassica napus L.) BİTKİSİNİN TOPRAK-SUATMOSFERİLİŞKİLERİNİN BELİRLENMESİ
ÖZET: Bu çalışmada, kolza (Brassica napus L.) bitkisinin, çizgi
kaynaklı yağmurlama sulama sistemi altında, verim ve verim bileşenlerinin
ve su-üretim fonksiyonlarının belirlenmesi, bitkinin suya en çok ihtiyaç
duyduğu dönemlerde yapılacak olan destekleme sulama uygulamalarının
etkilerinin belirlenmesi ve bitkiye dayalı ölçüm tekniklerinden
yararlanılması amaçlanmıştır. Araştırma, 2010-2012 yıllarında yürütülmüş,
bitkinin farklı yetişme dönemleri dikkate alınarak tam sulama (III, her üç
dönemde de sulanan konu), vejetatif (I00), çiçeklenme (0I0) ve olgunlaşma
(00I) dönemlerinde sulama yapılan ve sulama suyu uygulanmayan (000)
konular olmak üzere deneme oluşturulmuştur. Tekil lateralin karakteristik
özelliği olan lateralden uzaklaştıkça su düzeylerinin yaklaşık doğrusal olarak
azalması ilkesinden yararlanarak beş farklı sulama düzeyi (I1 - I5) oluşmuştur.
Her bir deneme yılında gerçekleşen mevsimlik bitki su tüketimi değerleri
tam su alan (III) konunun laterale en yakın I1 sulama düzeyinde en yüksek
değere ulaşmış ve sırasıyla 941, 923 ve 730 mm olarak hesaplanmıştır. En
düşük değerler ise su uygulanmayan susuz (000) konuda sırasıyla 699, 698
ve 465 mm olarak gerçekleşmiştir. Araştırma sonucunda, en yüksek kolza
verimi, III-I1 düzeyinden araştırma yıllarında sırası ile 484, 491 ve 477 kg da-1
olarak elde edilmiştir. Genel olarak farklı sulama uygulamalarının verim ve
verim bileşenleri üzerine istatistiksel açıdan önemli düzeyde etkileri olduğu
görülmüştür.
En yüksek sulama suyu kullanım randımanları (IWUE) sırasıyla
2,21, 2,57 ve 2,36 kg m-3 olarak olgunlaşma döneminde sulanan en
düşük sulama düzeyinde elde edilmiştir. Su kullanım randımanları (WUE)
ise, araştırmanın ilk yılında 0,44 – 0,58 kg m-3, ikinci yılında 0,34 – 0,63
kg m-3 ve son yıl 0,65 – 0,80 kg m-3 arasında değişmiştir. Ayrıca, farklı
sulama konularından elde edilen net gelirler incelendiğinde, çiçeklenme
periyodunda su uygulaması yapılan 0I0 konusunda bu değerin 4500 TL
ha-1 yıl-1 olarak en yüksek olduğu görülmektedir. Bu bakımdan tam su alan
ve 3 sulama uygulaması yapılan konuya göre tek sulama gerçekleştirilen
0I0 konusu ön plana çıkmaktadır ve ilk olarak önerilebilir. Çalışmada, verim
değerleri ile ortalama bitki su stresi indeksi (CWSI) değerleri arasında verim
tahmininde kullanılabilecek “Y = -1762,5 CWSI + 717,6” doğrusal eşitliği elde
edilmiştir. Sonuçta, bitki su stresi indeksi değerlerinden sulama zamanının
belirlenmesinde ve kolzanın verim tahmininde yararlanılabileceği
belirlenmiştir.
Anahtar kelimeler: Kolza (Brassica napus L.), çizgi kaynaklı yağmurlama
sistemi, su-üretim fonksiyonları, kalite parametreleri, bitki su stresi indeksi
(CWSI), maliyet analizi
70
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Yeşim AHİ - Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Tevfik GÜLTAŞ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2263
[email protected]
Project Name
DETERMINATION of SOIL-WATER–ATMOSPHERIC RELATIONS
for RAPESEED (Brassica napus L.)
The primary objectives of this study are to determine yield, yield
components and water-yield production function, under line source
sprinkler irrigation method on rapeseed (Brassica napus L.) plants, and to
evaluate the effect of supplemental irrigation at water sensitive growth
stages along with employing plant based irrigation scheduling for this
crop. This study was conducted during the 2009 through 2012, a field
experiment was setup taking into consideration the different growing
periods of the plant, and treatments were established as following: full
irrigation (treatment that is irrigated in all three periods) (III), vegetative
stages (I00), irrigating during flowering (0I0), early ripening (00I) periods and
also non irrigated treatment (000). Using the principle of water distribution
pattern, line source sprinkler irrigation method was used and, five different
Project Description
irrigation levels (I1 - I5) was established for each treatment. Seasonal crop
water use values in each trial year were found to be the highest in the fully
irrigated treatment, and were estimated as 941, 923, 730 mm, respectively.
The lowest values were measured in the non-irrigated (000) treatment as
699, 698, and 465 mm, respectively.
As a result of the study, highest rapeseed yield was obtained from III-I1 level
as 484, 491, and 477 kg da-1, respectively. Generally, different irrigation
treatments and irrigation levels resulted in significiantly different effect
on yield and yield components. The highest irrigation water use efficiency
(IWUE) was obtained from non-irrigatied treatment (000) level as 2,21,
2,57, and 2,36 kg m-3, respectively. Water use efficiency values ranged
between 0,44-0,58 kg m-3 in the first experimental year, 0,34-0,63 kg m-3
the second, and 0,65-0,80 kg m-3 the third. In addition, considering the
net benefits obtained from the irrigation treatments, irrigation at flowering
stage resulted in greatest net benefit of 4500 per hectar annually. In this
regard, implementation of single growth stage irrigation instead of the
fully irrigated treatment (three irrigation application) results in greatest net
benefit so that 0I0 can be recommended. From this study, a linear equation
of “Y = -1762,5 CWSI + 717,6” was obtained that can be used to predict
yield values from average CWSI values. As a result, it was found that crop
water stress index values can be used to determine irrigation time, and the
estimation of rapeseed crop yield.
Key words: Rapeseed (Brassica napus L.), line source sprinkler irrigation,
water - yield production, quality parameters, crop water stress index
(CWSI), economical analysis
Start and
Finish Date
of Project
2011-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Yeşim AHİ - Assist. Prof. Dr. Hüseyin Tevfik GÜLTAŞ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2263
[email protected]
71
Proje Adı
Proje Açıklaması
HAYVANSAL İŞLETMELERİN COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ
YARDIMIYLA MEKÂNSAL KONUMLARININ BELİRLENMESİ ÜZERİNE BİR
ARAŞTIRMA: TEKİRDAĞ İLİ MALKARA İLÇESİ PİLOT UYGULAMASI
Bu çalışmada Tekirdağ ili Malkara ilçesinde yer alan büyük
hayvancılık işletmelerinin konumsal durumlarının ortaya konması ve
hayvancılık işletmelerinin veri yönetiminde Coğrafi Bilgi Sistemleri’ nin
(CBS) kullanımının sağlanması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında 62
adet büyükbaş hayvancılık işletmesinin mekânsal ve yapısal durumları
belirlenmiş, literatürde önerilen değerlere göre uygunluğu tespit
edilmiştir. İşletmelerle ilgili bilgilerin toplanması için anket çalışmaları
ve ölçümler yapılmış, konumsal özelliklerin belirlenmesinde GPS
noktalarından yararlanılmış ve Coğrafi Bilgi Sistemleri’nde veri tabanı
oluşturulmuştur.
Bu çalışma sonucunda büyükbaş hayvancılık işletmelerinin
% 67.74’ünün yerleşim yeri içerisinde bulunduğu, % 9.67’sinin nehir ve
derelere, % 1.16’sının göl ve benzeri su kaynaklarına olan konumunun
uygun olmadığı ve % 48.39’unun ise mer’a alanlarına olan uzaklıklarının
1000 m veya üzeri olduğu saptanmıştır. İşletmelerin % 88.71’inde
gübre depolama yapısı bulunmadığı ve işletmelerin bir çoğunun
gübre yönetimini önemsemediği belirlenmiştir. İşletmelerinin sadece
% 11.29’unun projeli olarak planlandığı ve bir çok işletmenin yapısal
durumlarının uygun olmadığı tespit edilmiştir
Sonuç olarak yoğunlaşan hayvancılık işletmelerinin coğrafi tabanlı veri
yönetimi ile konumsal durum takiplerinin etkin hale getirilmesi ve bu
amaçla Coğrafi Bilgi Sistemleri’nin kullanılması önerilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Hayvancılık işletmeleri, mekânsal analizler, coğrafi
bilgi sistemleri
72
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. İsrafil KOCAMAN - Araş. Gör. H. Cömert KURÇ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2269
[email protected]
Project Name
DETERMİNATİON OF ANİMAL FARM’S SPATİAL POSİTİONS BY
USİNG GEOGRAPHİC INFORMATİON SYSTEM: A CASE STUDY OF
MALKARA DİSTRİCT İN TEKİRDAĞ PROVİNCE
Determination of Animal Farm’s Spatial Positions By Using
Geographic Information System: A Case Study of Malkara District in
Tekirdağ Province
The objectives of this study were to reveal the spatial situtations
of animal farm which were located in Malkara district of Tekirdağ
Province and enable the usage of Geographic Information System
(GIS) on data management of animal farms. In the scope of this study,
spatial and structural conditions of 62 animal farms were determined
and their situtations were compared with the suggested values in the
literature. Survey and measurement studies were implemented to collect
information about animal farms, GPS points were utilized to determine
spatial situations of animal farms and database was created in Geographic
Project Description
Information System.
In the result of this study, it were determined that 67.74 % of cattle animal
farms was located inside settlement area, 9.67 % and 1.16 % of farms
had not suitable distance between stream and surface water resource,
respectively and the distance of farms (%88.71) to pasture were 1000 m
or more. It was revealed that 88.71 % of farms had not storge structure
for accumulating manure and most of these farms neglected manure
management. It was confirmed that only 11.29 % of animal farms were
built as projected and most of these farms had no proper structural
conditions
As a result it was suggested that enabling spatial position tracking of
animal farms using geographic based data management and integration
of Geographic Information System to animal farm’s data management
should be activated.
Keywords: animal farms, spatial analysis, geographic information system
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2012-2013
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. İsrafil KOCAMAN - Res. Asist. H. Cömert KURÇ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2269
[email protected]
73
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ İLİNDE ÜRETİLEN ÜZÜMÜN KURUTULMASI ve OZON
UYGULAMASININ DEPOLAMA BOYUNCA KURU ÜZÜMDE
KALİTE DEĞİŞİMİ ÜZERİNE ETKİSİ
Bu çalışmada üzümün kurutulması ve kurutmadan önce uygulanan
önişlemlerin depolama boyunca kuru üzümde kalite değişimi üzerine etkisi saptanmıştır.
Araştırmada bitkisel materyal olarak Tekirdağ’da üretilen çekirdeksiz 2B-56 siyah üzüm
çeşidi kullanılmıştır. Denemede üzümler 60 °C sıcaklıkta ve 1.5 m/s hava hızında, sıcak havalı
kurutucu ile kurutulmuş ve kurutma işleminden önce 4 farklı önişlem (önişlemsiz kontrol,
ozon uygulaması (OU), %5 K2CO3 ve % 1 zeytinyağından oluşan çözeltiye bandırma
uygulaması (BU), ozon ve bandırma uygulaması (BOU)) uygulanmıştır. Bu araştırmanın
temel amaçları; kurutmadan önce uygulanan önişlemlerin kurutma süresi üzerine etkisini,
önişlemlerin 1 yıllık depolama boyunca ürünlerin kalite özellikleri (su aktivite değeri, renk
ölçümleri, maya-küf oranı, HMF yani Hidroksimetilfurfural miktarı, toplam fenolik madde
miktarı, indirgen şeker oranı, askorbik asit miktarı) üzerine etkilerini saptamaktır. Kurutma
denemeleri sonuçlarına göre, ozon ve bandırmanın beraber uygulandığı örneklerde
kuruma hızlarının en yüksek olduğu saptanmıştır. 12 aylık depolama süresi sonucunda
örneklerde Aspergillus niger, Penicillium sp., Fusarium sp. fungusları oluşmuştur. Mayaküf oranı bakımında en temiz örnekler ozon uygulanmış örnekler olurken, maya-küf
yoğunluğu en fazla olan örneklerin ise bandırma uygulanmış örnekler olduğu tespit
edilmiştir. Bandırma ve ozonun beraber uygulandığı örneklerde, bandırma uygulanan
örneklere göre daha az maya-küf oluşumu saptanmış ve ozon uygulaması bandırma
uygulamasının olumsuz etkisini azaltmıştır. Renk parlaklığındaki sapma (∆L) önişlem
uygulanmış tüm örneklerde 9. aya kadar stabil kalmış, en yüksek renk parlaklığı sapma
değerleri 3. ve 6. ay ölçümleri sonucunda önişlem uygulanmadan kurutulmuş örneklerde
oluşmuştur. Önişlem uygulanmış olan örneklerin parlaklığında 9. aydan itibaren artış olmuş
ve bu sapma hem ozon uygulanmış örneklerde hem de bandırma uygulanmış örneklerde
kombine uygulamaya kıyasla daha küçük olmuştur. Toplam renk sapması değeri (∆E)
parlaklıktaki sapma değerlerine benzer şekilde ilk 6 aylık depolama süresince önişlem
uygulanmış örneklerde daha düşükken, özellikle 12. ayda bütün örneklerde oldukça yüksek
bulunmuştur. 12 aylık depolama sonucunda renk değerlerindeki sapma genel olarak en
fazla ozon ve bandırma işleminin beraber uygulandığı örneklerde (BOU) görülmüştür.
Depolama süresi ile su aktivite değerleri her örnek için yükselmekle beraber 12 aylık periyot
sonunda en düşük su aktivite değeri ozon uygulanmış örneklerde, en yüksek değer ise
bandırma uygulanarak kurutulmuş olan örneklerde saptanmıştır. Tüm önişlemler kurutma
işleminin HMF oluşumundaki olumsuz etkisini oldukça düşürmüştür.
Kurutma sonunda ve depolama süresince en yüksek HMF oluşumu önişlemsiz
olarak kurutulan üzüm örneklerinde saptanırken en düşük oluşum bandırma önişleminin
uygulandığı örneklerde (BU) saptanmıştır. Tüm örneklerin askorbik asit içeriğinde kurutma
işleminden sonra ve depolama boyunca bir düşüş olmuştur. Ozon uygulamasının diğer
önişlemlere göre askorbik asit içeriğini daha iyi koruduğu saptanmış fakat tüm örneklerde
9. ve 12. ayda yapılan analizler sonucunda askorbik asit belirlenememiştir. 12. ay sonunda
en düşük fenolik madde içeriği bandırma işlemi uygulanmış olan örneklerde (BU), en yüksek
içerik ise ozon uygulanmış örneklerde (OU) saptanmıştır. En yüksek indirgen şeker içeriği
12 ay depolama sonunda ozon önişlemi uygulanan örneklerde (OU) saptanırken en düşük
içerik ise bandırma önişlemi uygulanmış örneklerde (BU) saptanmıştır. Bu araştırmanın
sonuçları, üzüm kurutma işleminden önce önişlem olarak ozon gazının uygulanmasının
etkili bir yöntem olduğunu göstermiştir. İleriki çalışmalarda bu yöntemin optimizasyonuna,
depolama boyunca da uygulanmasına,
ve ozon önişleminin benzer şekilde veya
farklı önişlemlerle kombine edilerek diğer meyvelerin ve sebzelerin kurutulmasına ve
depolanmasına da ne ölçüde uygun olacağının saptanmasına yönelik araştırmaların
yapılması önerilmiştir.
Anahtar kelimeler: Üzüm kurutma, ozon, önişlem, depolama, kalite değişimi
74
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Türkan AKTAŞ- Gökhan ONAR
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Biyosistem Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2262
Project Name
Project Description
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
DRYING OF GRAPE PRODUCED IN TEKIRDAG CITY AND EFFECT OF
OZONE APPLICATION ON QUALITY CHANGING OF
DRY GRAPE DURING STORAGE
In this research, effect of pretreatments on the drying kinetics of grape and
changing of quality properties during storage were determined. As experimental material,
2B-56 variety grape that is grown in Tekirdag City was used. Grape samples were dried using
60 °C drying temperature and 1.5 m/s air velocity by hot air dryer. Four different samples
including noterated control, ozone applied (OU), dipped into solution (5% K2CO3 and
1% olive oil) (BU) and pretreated of both ozone and dipping solution (BOU) combination
were used for experiments. Main objectives of this research were to determine effect of
pretreatments on drying time, and quality properties during 1 year storage period (water
activity values, color parameters, yeast-mold ratios, HMF namely Hydroxymethylfurfural
values,total phenolic contents, reduced sugar contents, ascorbic acid contents). For ozone
pretreatment, samples were treated using ozone gas generated by a ozone generator that
has capacity of 2 g/h for 30 minutes and treated samples were kept waiting for 1 hour before
drying. For dipping pretreatment, samples were dipped into solution that contain 5% K2CO3
and 1% olive oil 10 times. For pretreatment of combination of ozone and dipping, firstly
samples were dipped into solution and then ozone treatment was applied. According to
drying experiments results, the lowest drying time were determined for pretreatment that
was combination of ozone and dipping into solution applications. After 12 months storage
period, funguses of Aspergillus niger, Penicillium sp.and Fusarium sp. were growth on the
dry grape samples. While the cleanest samples in respect of yeast-mold rate were found
as ozone pretreated samples, the biggest yeast-mold rate was determined on the samples
pretreated by dipping solution (K2CO3+olive oil). Less yeast-mold ratio was found in the
samples pretreated by ozone+solution compared to samples pretreated by dipping into
solution. Ozone treatment decreased the negative effect of solution treatment on growth
of funguses. Deviation of color brightness (∆L) stayed rather stabil for all pretreated samples
until 9th months and maximum deviation was determined for notreated samples in the first
6 months. Deviation of brightness for pretreated samples highly increased after 9th month.
This increase was found smaller in the samples pretreated by ozone gas and pretreated by
dipping into solution compared to samples pretreated ozone+solution. Similarly, smaller
total color deviation value (∆E) occurred on the all pretreated samples in the first 6 months
while high color deviation occurred in all samples especially on 12th month. Generally
higher deviations in color properties were determined in the samples that were pretreated
by ozone+solution (BOU). However water activity values for notreated and all pretreated
samples increased during storage period, minimum and maximum water activity values
determined at 12th
2012-2013
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Türkan AKTAŞ - Gökhan ONAR
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Biyosystem Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2262
75
Ziraat Fakültesi
Gıda Mühendisliği
Faculty of Agriculture
Food Engineering
77
Proje Adı
Proje Açıklaması
ÜLKEMİZDE ÜRETİLEN ÇEŞİTLİ ÇİKOLATALARDA TRANS YAĞ
ASİTLERİNİN BELİRLENMESİ
Yağlar, insan vücudundaki hücre, doku ve organların yapılarında
yer aldıklarından, yaşamın sürdürülebilmesi ve vücudun değişik işlevlerini
sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için, mutlaka alınması gereken
besin öğeleridir. Günlük yağ tüketiminde dikkat edilmesi gereken önemli
bir konu yağda bulunan yağ asitlerinin doymuşluk ve doymamışlık
durumlarıdır. Son yıllarda birçok gıdadaki trans yağ asitlerinin biyolojik
kullanımı ve insan sağlığı üzerine etkileri konusunda çalışmalar yapılmış,
başta koroner kalp hastalığı ve kanser olmak üzere çeşitli hastalıklarla olan
ilişkileri tespit edilmiştir. Bu çalışmada ülkemizde tüketiciler tarafından en
çok tercih edilen beş farklı çikolata firmasının ürünleri marketlerden satın
alınmıştır. Satın alınan çikolatalar Türk Gıda Kodeksi Çikolata ve Çikolata
Ürünleri Tebliğine göre tasnif edilmiş ve sade bitter, fındıklı bitter, sütlü
çikolata, beyaz çikolata olmak üzere dört farklı gruba ayrılmıştır. Her bir
gruptaki çikolataların toplam yağ ve trans yağ asitleri olmak üzere diğer
doymuş ve doymamış yağ asitleri içerikleri belirlenmiştir. Araştırma
sonucunda çikolata çeşitlerindeki toplam yağ oranlarının % 26,10 ile %
41,90, toplam trans yağ asit oranlarının % 0,44 ile % 0,98, toplam doymuş
yağ asiti oranlarının % 53,84 ile % 64,04 ve toplam doymamış yağ asit
oranlarının da % 35,15 ile % 49,93 arasında değiştiği belirlenmiştir.
İncelenen tüm çikolata örneklerinde trans yağ asit oranlarının % 1’in
altında çıkması olumlu bir sonuç olarak değerlendirilmiştir.
Anahtar kelimeler: Çikolata, sağlık, trans yağ
78
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Ümit GEÇGEL - Zeynep SELÇUK
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Gıda Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2164
[email protected]
Project Name
DETERMINATION OF TRANS FATTY ACIDS OF VARIOUS
CHOCOLATES PRODUCED IN TURKEY
Oils in human body cells, tissues and organs involved in the
structures they sustain the body’s various functions of life in a healthy way
to carry, are nutrients that need to be sure. Daily fat consumption should
be considered an important topic in oil saturation and unsaturation of
fatty acids of situation. In recent years, many of trans fatty acids in food
handling and biological effects on human health have been conducted
on, especially coronary heart disease and its relationship with various
diseases including cancer have been identified. In this study, our most
preferred by consumers in five different chocolate firm’s products were
purchased from markets. Purchases of chocolates and chocolate products
chocolate Turkish Food Codex Communiqué were classified according
to the plain bitter, bitter nuts, milk chocolate, white chocolate, divided
Project Description
into four different groups. Of chocolate in each group to total fat and
trans fatty acids and other saturated and unsaturated fatty acid content
was determined. In conclusion chocolate varieties in the total fat ratio
26,10% to 41,90%, the total trans fatty acid ratio of 0,44% and 0,98%, total
saturated fatty acid ratio 53,84% to 64,04% and a total unsaturated fatty
acid ratio in35,15% to 49,93% between was determined. Trans fatty acids
in chocolate samples all examined the rate below 1% of their emergence
in terms of product quality can be considered a positive result.
Key words: chocolate, health, trans fat
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2010-2011
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Ümit GEÇGEL - Zeynep SELÇUK
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Food Enginering
Phone, E-Mail
(282) 250 2164
[email protected]
79
Proje Adı
Proje Açıklaması
IŞINLAMA İŞLEMİ UYGULANMIŞ AYÇİÇEĞİ VE KOLZA (KANOLA)
TOHUMLARININ YAĞ KALİTESİ ÖZELLİKLERİNDE MEYDANA GELEN
BAZI DEĞİŞİKLİKLERİN BELİRLENMESİ
Bu araştırmada ışınlama işlemi uygulanmış orta oleik asit
(Armada), yüksek oleik asit (Oleko) ve linoleik asit (Califa) içerikli ayçiçeği
tohumları ile kanola (Elvis) tohumlarının yağ kalitesinde meydana
gelen bazı değişiklikler incelenmiştir. Araştırmada kullanılan ayçiçeği
ve kanola tohumları Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden (Edirne)
temin edilmiştir. Tohumlar laboratuara getirildikten sonra 250 g’lık beş
eşit parçaya ayrılmış ve polietilen filmler ile birlikte ambalajlanması
yapılarak ışınlama işleminin uygulanacağı Çerkezköy-Tekirdağ’da
bulunan GAMMAPAK Sterilizasyon Tic. A.Ş. ışınlama tesisine ulaştırılmıştır.
Işınlama işlemi 60Co gamma ışını (MDS, Nordion, Kanada) kullanılarak
sırasıyla 52, 156, 260 ve 364 dakika süre ile 2,5 kGy, 5,0 kGy, 7,5 kGy ve
10 kGy olarak ifade edilen dozlara tabi tutulmuştur. Kontrol numunesi
ile birlikte ışınlama işlemi uygulanmış diğer örneklerin yağları petrol eter
solventi kullanılarak ekstraksiyon cihazında çıkarılmıştır. Tohumlardan
ekstrakte edilen yağların % asitlik, peroksit sayısı, yağ asitleri bileşimi ile
tokoferol ve sterol kompozisyonları belirlenmiştir. Doz oranındaki artışa
paralel olarak tüm örneklerin % asitlik ve peroksit sayılarında belli oranda
artışlar meydana gelmiştir. Örneğin; orta oleik asit içerikli ayçiçeğinde
başlangıçta % 0,82 olan serbest asitlik oranı 10 kGy ışınlama dozu
sonucunda % 0,87; 17,92 meqO2/kg olan peroksit sayısı miktarı da 18,44
meqO2/kg olarak tespit edilmiştir. Yağ asitleri bileşimleri incelendiğinde;
tüm tohum örneklerinin yağlarında ışınlama dozu artışına paralel olarak
önemli doymuş yağ asitlerinden olan palmitik (C16:0) ve stearik (C18:0)
asit miktarlarının arttığı, doymamış yağ asitlerinden olan oleik (C18:1)
ve linoleik (C18:2) asit miktarlarının da azaldığı görülmüştür. Ayçiçeği ve
kanola örneklerindeki alfa tokoferol miktarlarının kontrol numunesinden
itibaren artan ışınlama dozuna bağlı olarak belirgin oranlarda düştüğü
görülmüştür. Sterol kompozisyonları açısından ele alındığında ise; tüm
örneklerde en yüksek düzeyde sitosterol oranı tespit edilmiş, orta oleik
ve yüksek oleik asit içerikli ayçiçeği örneklerinde ışınlama dozu artışına
paralel olarak % sitosterol oranı artarken; linoleik asit içerikli ayçiçeği
ve kolza tohumlarındaki % sitosterol oranlarının ışınlama dozu arttıkça
azaldığı görülmüştür.
Anahtar kelimeler: Işınlama, ayçiçeği, kanola, kimyasal özellikler
80
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Ümit GEÇGEL
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Gıda Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2164
[email protected]
Project Name
DETERMINATION OF SOME CHANGES IN OIL QUALITY
CHARACTERISTICS OF IRRADIATED SUNFLOWER AND
RAPE (CANOLA) SEEDS
In this study, some changes in the quality of canola seeds and
sunflower seeds containing irradiation treated middle oleic acid (Armada),
high-oleic acid (Oleko), linoleic acid (Califa) were examined. Sunflower
and rape seeds used in the study were obtained from Thrace Agricultural
Research Institute at Edirne. Upon arrival to the lab, 250g seeds were:
divided into five equal parts, applied polyethylene packaging films,
and delievered to GAMMAPAK Sterilization facility located in Tekirdag
Cerkezkoy, for irradiation sterilization process to be administered. 60Co
gamma-ray irradiation process (MDS, Nordion, Canada) was respectively
applied for 52, 156, 260 and, 364 minutes at, 5.0 kGy, 7.5 kGy and 10 kGy
dosages. Using samples, other samples of irradiation treated seeds?
oil were extracted using petroleum ether based solvent extraction
Project Description
apparatus. Of the extracted oil, acidity percentage, number of peroxide,
composition of fat acids, tocopherol and sterol compositions were
determined. In parallel with the increase in dosage, there has been an
increase in the acidity percentage and number of peroxide on all samples.
For example, the 0.82% acidity ratio of free fat acids was observed as
0.87% upon 10kGy irradiation administration. Likewise, while the number
of peroxide was determined as 17,92 meqO2/kg prior to the process, it
was observed as 18,44 meqO2/kg upon irradiation administration. Fatty
acid composition analysis shows: in all of the seed samples oil, palmitic
(C16:0) and stearic acid (C18:0), which are among the major saturated
fat acids, acidity levels have increased parallel to the increase in the
applied irradiation dosage whereas decrease has been observed on the
unsaturated oleic and linoleic acids level. The level of alpha-tocopherol
on sunflower and canola samples has decreased significantly due to
increasing irradiation treatment. With respect to sterol composition, the
highest level of sitosterol has been observed on all samples. While, the
sitosterol percentage on sunflower seeds with mid-oleic and high oleic
acid content have increased in parallel with the irradiation increase, the
percentage has decreased on sunflower and rape seeds with high linoleic
acid content.
Key words: irradiation, sunflower, canola, chemical characteristics
Start and
Finish Date
of Project
2010-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Ümit GEÇGEL
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Food Engineering
Phone, E-Mail
(282) 250 2164
[email protected]
81
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ İLİ SAHİLLERİNDE AVLANAN SU ÜRÜNLERİNİN
AĞIR METAL İÇERİKLERİNİN BELİRLENMESİ
Marmara Denizi ve Tekirdağ sahillerinin sanayi atıkları, ev
ve şehir suları ile derelerden kaynaklanan kirlilik yükü gün geçtikçe
artmaktadır. İnsan sağlığı üzerinde olumsuz etki yapabilecek kirlilik
maddeleri bu kirliliğe maruz kalmış su ürünlerinin tüketimi sonucu insan
vücuduna alınmaktadır. İnsan vücuduna alınan bu kirlilik maddeleri
arasında çok ağır klinik tablolar oluşturacak ağır metallerin araştırılması
tüketiciler ve işletmelerin bilgilendirilmesi bakımından önemli olduğu
düşünülmektedir. Gıda güvenliği önlemleri, tüketicinin istenmeyen
risklere karşı korunmasını amaçlamaktadır. Bu riskler, daha ziyade
mikrobiyolojik ve ağır metal bulaşmalarını, veteriner ve zirai mücadele
ilaçları ile gıda katkı maddeleri kalıntılarını içermektedir. Çalışmanın
ana materyalini Tekirdağ İlinde sıklıkla avlanılan ve Marmara Denizine
özgü balık türlerinden Tekir (Mullus surmuletus), İstavrit (Trachurus
mediterraneus), ve Mezgit (Merluccius merluccius) ile kabuklu su
ürünlerinden Midye (Mytilus galloprovincialis) oluşturmuş olup iki farklı
mevsimdeki farklılıkları da değerlendirmeye katılmak üzere kurşun (Pb),
kadmiyum(Cd) ve civa (Hg) analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda 4
farklı tür ile 2 farklı mevsimde oluşturulan 64 örnekte atomik absorpsiyon
spektrofotometresi (AAS)’nde yapılan toplam 192 adet ağır metal analizi
sonucuna göre kurşun (Pb) değerleri 0,011-0,413 mg/kg, kadmiyum(Cd)
değerleri <0,0001-0,132 mg/kg ve civa (Hg) değerleri 0,011-0,167 mg/kg
arasında tespit edilmiş olup Türk Gıda Kodeksi ve Avrupa Birliği tarafından
belirlenen limit değerlerin altında olduğu tespit edilmiştir.
Anahtar kelimeler: Su Ürünleri, Gıda Güvenliği, Ağır Metal, Kurşun, Civa,
Kadmiyum
82
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ - Berna YILDIRIM
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Gıda Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282)250 21 51 - [email protected]
Project Name
DETERMINATION OF HEAVY METAL CONTENTS OF
FISHERIES CAUGHT FROM COAST OF TEKIRDAG
Industrial waste load in coast of the Marmara Sea and Tekirdağ
and the pollution load from house, the city and streams are increasing
day by day. Humans get contaminants that could adversely affect human
health into body by consuming fishery products that are exposed
by contaminants. It is thought to be important in terms of informing
consumers and companies about studies on contaminants, especially
heavy metals causing severe clinical picture. Food safety protections
are aimed to protect consumers from adverse risks. These risks include
mainly microbiological and heavy metal contaminants with veterinary
medicines and pesticides. The main materials of study are fish species
and crustacean caught often in Tekirdağ and special to Marmara Sea;
striped red mullet (Mullus surmuletus), Horse mackerel (Trachurus
Project Description
mediterraneus), and Whiting (Merluccius merluccius) with crustacean
Mussel(Mytilus galloprovincialis). They are analyzed to determine
the amount of lead (Pb), cadmium (Cd), mercury (Hg) content with
comparison between two different seasons. According to result of this
study, 4 different species in the 2 different seasons totally 64 samples
has been analyzed with atomic absorption spectroscopy (AAS) and
according to totally 192 heavy metal analysis results that were lead (Pb)
values between 0.011 and 0.413 mg / kg, cadmium (Cd) values between
<0.0001 and 0.132 mg / kg and mercury (Hg) values between 0.011 and
0.167 mg / kg were below the legal limit values stated in Turkish Food
Codex and EC regulations.
Keywords: Fishery products, food safety, heavy metal, lead, mercury,
cadmium
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2011-2013
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ - Berna YILDIRIM
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Food Engineering
Phone, E-Mail
(282)250 21 51 - [email protected]
83
Proje Adı
Proje Açıklaması
MANDA VE İNEK SÜTLERİ İLE BUNLARIN KARIŞIMININ
MOZZARELLA BENZERİ PEYNİRİN FİZİKOKİMYASAL
ÖZELLİKLERİ VE AROMA PROFİLİNE ETKİSİ
Bu çalışmada Mozzarella benzeri peynirin zamana bağlı
olgunlaşma seyri ile olgunlaşma sırasında meydana gelen kimyasal ve
mikrobiyolojik değişmeler ve aroma profili incelenmiştir. Çalışmamızda
kullanılan peynirler; %100 inek, %100 manda ve %50 inek sütü + %50
manda sütü karışımından yapılmış olup, %1,5 oranında termofilik
kültür (Streptococcus thermophilus, Lactobacillus debrueckii ssp.
bulgaricus, Lactobacillus helveticus) ilave edilmiştir. Kültüre ilave olarak
kimosin/pepsin oranı 85/15 olan hayvansal peynir mayası (1/16000
kuvvetinde) 2 ml / 10 L süte ölçeğinde kullanılmıştır. Üretilen peynirler
4oC`de depolanarak 7, 30 ve 60. günlerde numune alınıp fizikokimyasal,
mikrobiyolojik ve aromatik bileşenleri incelenmiştir. Depolama süresince
peynir örneklerinin pH, kuru madde, yağ, titrasyon asitliği, kül, protein,
tuz, erime oranları, renk ve tekstür değerleri arasındaki farklılıklar önemli
çıkmıştır (P<0,01). Yedinci günden altmışıncı güne doğru Laktobasillerin
sayısı inek sütünden yapılan Mozzarella benzeri peynirde 1,9x104-7,2x104
kob/g arasında, manda sütünden yapılan Mozzarella benzeri peynirde
9x101-3x103 kob/g arasında, karışım sütünden yapılan Mozzarella
benzeri peynirde ise 2,4x104 ile 3,2x105 kob/g arasında değişirken,
Streptekokların sayısı ise sırayla 3,4x102-9x104, 7,1x103-5x104, 1,62x1041,5x105 kob/g arasında bulunmuştur. Duyusal özellikleri bakımından
örnekler arasındaki farklılıklar, görünüş, doku ve lezzet açısından (P<0,01)
önemli çıkmıştır. Altmış günlük depolama sonucu en çok beğenilen,
manda sütünden yapılan Mozzarella benzeri peynir olmuştur. Pizza
örnekleri değerlendirildiğinde örnekler arasındaki erime, uzama ve
lezzet açısından farklılıklar P<0,01 düzeyinde önemli bulunmuştur.
İnek sütünden yapılan Mozzarella benzeri peynir pizza üzerinde en çok
beğenilen peynir çeşidi olmuştur. Aroma bileşenleri incelendiğinde
toplam 26 bileşen tanımlanmıştır. Bunlar hidrokarbonlar, asitler, esterler,
aldehitler, ketonlar, alkoller olarak belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Mozzarella benzeri peynir, fizikokimyasal özellikler,
mikrobiyolojik özellikler, duyusal özellikler, aroma profili
84
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2008-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ - Yrd. Doç. Dr. Binnur KAPTAN
Çalıştığı Kurum
Ziraat FAKÜLTESİ
Bölüm
Gıda Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2151 [email protected]
Project Name
THE EFFECT OF MIXTURE WITH WATER BUFFALO AND COW MILK
TO MOZZARELLA LIKE CHEESE IN PHYSICOCHEMICAL
PROPERTIES AND AROMA PROFILE
In this study, the time-dependent ripening physicochemical,
microbiological properties and aroma profile during ripening of
Mozzarella like cheese were investigated. The cheeses used in our
study were manufactured from 100% water buffalo milk, 100% cow
milk, combination of 50% water buffalo milk and 50% cow?s milk.
Thermophilic culture (Streptococcus salivarius ssp.thermophilus,
Lactobacillus debrueckii ssp. bulgaricus, Lactobacillus helveticus ) used
were as 1,5 %. In addition of these cultures, a liquid cheese rennet with
a power of 1/16.000 was used in 2 ml / 10 L concentration. The cheeses
produced were ripened at 4 oC and 7th, 30th and 60th days, the samples
were analyzed to obtain the time-dependent values of physicochemical,
microbiological properties and aroma profile. During the storage period,
Project Description
the difference among the pH, dry matter, fat, acidity, ash, protein, salt,
melt rates, colour, texture values of the cheese samples were found
statistically significant (P<0.01). The average Lactobacillus bacteria
numbers have changed between 1.9x104-7.2x104 cfu/g in the cow
Mozzarella like cheese, 9x101-3x103 cfu/g in the water buffalo Mozzarella
like cheese, 2.4x104-3.2x105cfu/g in the mixed Mozzarella like cheese.
Numbers of Streptecoccus bacteria have changed between 3.4x1029x104, 7.1x103-5x104, 1.62x104-1.5x105cfu/g respectively. According
to the sensory evaluation, difference among the cheese samples were
found statistically significant (P<0.01) for appearance, structure, taste and
water buffalo Mozzarella like cheese has got the highest score at the end
of storage. In the sensory evaluation of pizza samples, differences among
the samples were found statistically significant at the level of P<0.01 and
cow Mozzarella like has the highest score. A total of 26 compounds were
positively quantified during storage times, including hydrocarbons, fatty
acid, alcohols, aldehydes, ketones, , esters.
Key Words: Mozzarella like cheese, physicochemical properties,
microbiological properties, sensory properties, aroma profile
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2008-2011
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ - Assit. Prof. Dr. Binnur KAPTAN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Food Engineering
Phone, E-Mail
0282 250 2151 [email protected]
85
Proje Adı
Proje Açıklaması
SIVI BESİYERİNDE MONASCUS PURPUREUS’UN KIRMIZI PİGMENT
ÜRETİMİNİN YAPAY SİNİR AĞLARI KULLANILARAK OPTİMİZASYONU VE
PİGMENTİN STABİLİTESİNİN BELİRLENMESİ PROFİLİNE ETKİSİ
Gıda endüstrisinde doğal renklendiricilere olan talep giderek
artmaktadır. Monascus pigmentleri de özellikle Doğu Asya’da kullanılan
doğal renklendiricilerdendir. Bu çalışmada, besin ortamı olarak süne
hasarlı buğday kullanılarak Monascus purpureus (M. purpureus) went
DSM1604 suşunun kırmızı pigment üretimi yapay sinir ağları (YSA) ile
modellenmiştir. Besin ortamı olarak ülkemizde oldukça fazla miktarda
bulunan bir tarım endüstrisi atığı olan süne hasarlı buğday kullanılarak
27, 30, 32, 35 ve 37ºC fermentasyon sıcaklıklarında ve 0, 50, 100, 150, 200,
250 devir/dak çalkalama hızlarında, ışıklı ve ışıksız ortam koşullarında
toplam 60 farklı deneme gerçekleştirilmiştir. Bu koşullarda üretilen
pigment miktarları belirlenmiş, M. purpureus’un pigment üretiminin
optimizasyonu YSA kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen YSA’nın
eğitim, validasyon ve test veri setleri için R2 değerleri 0,993, 0,961 ve
0,944 olarak belirlenmiştir. Elde edilen modele göre, en yüksek pigment
üretimi (1,874 A510nm), 29ºC sıcaklık ve 150 devir/dak çalkalama hızında,
ışıklı ortamda gerçekleşmektedir. Belirlenen optimum şartlarda üç deney
daha gerçekleştirilmiş ve sonuç olarak 1,787 ± 0,072 A510nm değeri elde
edilmiştir. Optimum şartlarda gerçekleştirilen üretimde elde edilen bu
değer, 35,740 A510nm birim/g pigment verimine karşılık gelmektedir.
Son üründeki kırmızı pigment ve sitrinin analizinde LC-MS, görünür
bölge spektrofotometrisi ve HPLC yöntemleri kullanılmıştır. Örnekte
yapılan sitrinin analizi sonucunda Teşhis Limitinin (10 ng/mL) üzerinde
sitrinin belirlenememiştir. Ayrıca üretilen renk maddesinin stabilitesinin
ısı, UV ışık, pH ve süre ile değişimi belirlenmiş ve renk maddesi kullanılarak
salam üretimi gerçekleştirilmiştir. Stabilite sonuçlarına göre, Monascus
pigmentlerinin, çok yüksek olmayan sıcaklıklarda ısıl işlem gören,
hafif asidik veya hafif bazik gıdalarda kullanılabileceği tespit edilmiştir.
Araştırma sonucunda endüstriyel anlamda düşük değeri olan süne
hasarlı buğdayın, M. purpureus kullanılarak kırmızı pigment üretiminde
değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: M. purpureus, kırmızı pigment, süne hasarlı buğday,
yapay sinir ağları
86
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. OSMAN ŞİMŞEK - Doç. Dr. Tuncay GÜMÜŞ,
Yrd. Doç. Dr. Serap DURAKLI VELİOĞLU
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Gıda Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2152
[email protected]
Project Name
OPTIMIZATION OF RED PIGMENT PRODUCTION BY SUBMERGED
CULTURE OF MONASCUS PURPUREUS USING ARTIFICIAL NEURAL
NETWORKS AND DETERMİNATION OF PIGMENT STABILITY
There is an increasing demand for natural food colorants in the
food industry. Monascus pigments are used as natural colorant especially
in East Asia. In the present study, red pigment production of Monascus
purpureus (M. purpureus) went DSM1604 on a medium composed
of bug damaged wheat was modelled using artificial neural networks
(ANN). Sixty different experiments were carried out using bug damaged
wheat, an agricultural waste product, as a medium at fermentation
temperatures of 27, 30, 32, 35 and 37°C, and at agitation speeds of
0, 50, 100, 150, 200 and 250 rpm, under light and dark conditions. The
amounts of pigment produced in these conditions were determined
and the information retrieved from the ANN was used to determine the
optimal operating conditions for pigment production of M. purpureus.
Project Description
The developed ANN had R-square values for training, validation, and
testing data sets as 0.993, 0.961, and 0.944, respectively. According
to the model, the highest pigment production, 1.874 A510nm, was
achieved at 29 °C and 150 rpm under light conditions. Three additional
experiments were performed in the optimum conditions and the mean
value of the experimental results obtained was 1.787 ± 0.072 A510nm.
This value corresponds to a pigment yield of 35.740 A510nm units/g.
The red pigment and the citrinin analysis of the coloring agent were
performed using LC-MS, visible spectrophotometry and HPLC methods.
Citrinin could not be detected over the limit of quantification (10 ng/
mL). The heat, UV light, pH and storage stability of the colorant was also
determined and the product was used for the production of a model food
product, salami. According to the stability test results, it was determined
that the Monascus pigments can be used in slightly acidic and slightly
basic foods which are not processed at very high temperatures. The study
showed that bug damaged wheat, a low priced agro-industrial product,
can be used as a substrate for red pigment production of M. purpureus.
Key words: M. purpureus, red pigment, bug damaged wheat, artificial
neural networks
Start and
Finish Date
of Project
2009-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Prof. Dr. OSMAN ŞİMŞEK - Assoc. Prof. Dr. Tuncay GÜMÜŞ,
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Serap DURAKLI VELİOĞLU
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Food Engineering
Phone, E-Mail
(282) 250 2152
[email protected]
87
Proje Adı
Proje Açıklaması
FARKLI FORMÜLASYONLARDA ÜRETİLEN BEBEK MAMALARININ
BİLEŞİMİ, BAZI MİKROBİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ VE ENTEROBACTER
SAKAZAKİİ VARLIĞININ BELİRLENMESİ
Bu araştırmada tesadüfi örnekleme yöntemine göre seçilen
toplam altmış iki adet toz bebek maması, Toplam Mezofilik Aerobik Bakteri
sayısı (TMAB), Toplam Termofilik Bakteri (TTB) sayısı, Toplam Psikrofilik
Bakteri (TPB) sayısı, Koliform Bakteri sayısı ve E.sakazakii varlığı bakımından
incelenmiştir. İncelenen bebek maması örneklerinin Toplam Mezofilik
Aerobik Bakteri (TMAB) sayısı ortalama 4,67x102 kob/g; Toplam Termofilik
Bakteri (TTB) sayısı ortalama 61 kob/g; Koliform Bakteri sayısı ortalama 30
kob/g olarak belirlenmiştir. İncelenen örneklerin sekizinde Mezofilik Aerobik
Bakteri bulunamamış, on bir örnekte Termofilik Bakteri ve sekiz örnekte
Koliform Bakteri bulunmuştur. Örneklerin hiç birinde Psikrofilik Bakteri
bulunamamıştır. Örneklerin üçünden izole edilen izolatlar E.sakazakii olarak
tanımlanmıştır. Örneklerde bulunan Toplam Mezofilik Bakteri sayısı Türk
Gıda Kodeksinin Mikrobiyolojik Kriterler Tebliğinde yer alan sınır değerleri
içerisinde belirlenirken, örneklerin ikisinde Koliform Bakteri sayısı tebliğ
sınır değerinin üstünde bulunmuştur. Örneklerin ortalama fizikokimyasal
analiz sonuçları; İnvert şeker % 32,36; toplam şeker % 49,12; protein %
11,24 olarak belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Bebek mamaları, bileşimi, E.sakazakii
88
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Muhammet ARICI - Nazan TOKATLI
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Gıda Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
[email protected]
Project Name
DETERMINATION SOME MICROBIOLOGICAL PROPERTIES,
PRESENT ENTEROBACTER SAKAZAKII AND COMPOSITION IN
INFANT FORMULA PRODUCTED DIFFERENT FORMULATION
In this study, sixty two infant formula samples were chosen
according to casual sampling method; Total Mesophilic Aerobic Bacteria
count, Total Thermophilic Bacteria count, Total Psychrophilic Bacteria
count, Coliform Bacteria count and the present of Enterobacter sakazakii
was examined. In the studied formulas, the average Total Mesophilic
Aerobic Bacteria (TMAB) numbers were 4.67x102 cfu/g, the average Total
Thermophilic Bacteria (TTB) was 61 cfu/g and 30 cfu/g Coliform Bacteria
was identified. Total Mesophilic Aerobic Bacteria was not found in eight
samples, Total Thermophilic Bacteria was found in eleven samples and
Coliform Bacteria was found in eight samples. Psychrophilic Bacteria
was not found in any sample. E.sakazakii was identified on three isolated
samples. In the samples present the Total Mesophilic Bacteria numbers
Project Description
were in the accepted ranges provided in the Turkish Food Codex under
Microbiological Criteria section. However in two of the Coliform Bacteria
numbers were found to be higher than those in the cut off ranges.
Physicochemical analysis results on the examples were noted to be; invert
sugar 32.36%; total sugar 49.12%; protein 11.24%.
Key words: Infant formula, composition, E.sakazakii
Start and
Finish Date
of Project
2009-2010
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Muhammet ARICI - Nazan TOKATLI
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Food Engineering
Phone, E-Mail
(282) 250 2152
[email protected]
89
Proje Adı
Proje Açıklaması
TRANSGLUTAMİNAZ İLAVE EDİLEREK ÜRETİLEN PİLİÇ
BURGERLERİNKALİTE ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ
ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Transglutaminazlar, peptidler veya proteinler arasında çapraz
bağ oluşumunu katalizleyen enzimlerdir. Geniş bir pH ve sıcaklık aralığında
aktivite göstermeleri nedeniyle birçok gıdada kullanılabilmektedirler.
Amino asitler veya peptidler arasında izopeptid bağlarını katalizleyerek
molekül içi ve moleküller arası çapraz bağlar oluşturup, proteinlerin
fonksiyonel özelliklerini geliştirmektedirler. Proteinlerin termal stabiliteleri,
jel oluşturma kabiliyetleri, su tutma kapasiteleri, emülsifikasyon özellikleri
ve besinsel özellikleri üzerinde önemli rol oynayabilmektedirler. Son yıllarda
transglutaminaz ilavesiyle üretilen birçok ürün mevcut olmakla birlikte,
özellikle et ürünlerinin üretiminde daha fazla kullanıldığı görülmektedir.
Bağlayıcı özelliklerinden dolayı çeşitli et ürünlerinin kullanımında tercih
edilmektedirler. Bu noktadan hareketle araştırmamızda ülkemizde artan
bir tüketim potansiyeline sahip tavuk eti kullanımı ve ürün çeşitliliği adına
da burger üretimi tercih edilmiştir. Araştırmamızda esas konuyu oluşturan
transglutaminaz enzimi ilavesi ve diğer katkı maddelerinin eklenmesiyle
piliç burger üretilmiştir. Enzim 5 farklı konsantrasyonda katılmış (% 0.2,
% 0.4, % % 0.6, % 0.8 ve % 1) ve burger üretiminde uygulanan diğer
işlemler sırası ile izlenmiştir. Ürün oluşturulduktan sonra bir müddet
soğukta bekletilmesinin ardından analizlere geçilmiş ve çeşitli özellikleri
bakımından incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre enzim katkısı, ürün
gruplarının besin öğelerinde (kül, yağ, protein) değişime neden olmamıştır
(P>0.05). Yine enzim miktarının arttığı gruplarda pişirme kaybında önemli
oranda azalma (P<0.05) ve tekstür değerlerinde de önemli ölçüde artış
(P<0.01) saptanmıştır. ii Duyusal analiz sonuçlarına göre örnekler arasında
fark olmadığı (P>0.05) gözlenmiştir. Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM)
görüntüleri ise, tekstür değerlerindeki artışı desteklemiş, örneklerde
enzim miktarındaki artışın çapraz bağlanmaları arttırdığı gözlenmiştir.
Anahtar kelimeler: Transglutaminaz, piliç burger, kimyasal ve duyusal
kalite
90
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. İsmail Yılmaz - Harun URAN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Gıda Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2157
[email protected]
Project Name
A RESEARCH ON THE DETERMINATION OF QUALITY
CHARACTERISTICS OF CHICKEN BURGERS PRODUCED
BY THE ADDITION OF TRANSGLUTAMINASE
Transglutaminases are enzyme capable of catalizing crosslinks between peptides or proteins. They are widely used in many foods,
because of their activity in a wide range of pH and temperatute. They
catalize inter- or intramoleculer cross-linking throught the formation
of isopeptide bonds between aminoacids or peptides to improve
functional properties of proteins. They play an important role in heat
stability, gel-formation capability, water-holding capacity, emulsification
and nutritional properties of proteins. Although there are many products
produced by the addition of transglutaminase in recent years, especially
in the production of meat products were used more. They are preferred in
the use of a variety of meat products due to the binding properties. From
this point, because of consumption of chicken meat more and more
Project Description
increased in our country chicken burger was preferred for our research.
Our study is based on the addition of the enzyme transglutaminase that
make up this topic and chicken burgers made with the addition of other
additives. Enzyme added at 5 different concentrations (0.2%, 0.4, 0.6,
0.8 and 1) and followed by other operations applied in the production
of burger. After the product created, cold soaked for a while and then
analysis was started. According to the results, the contribution of the
enzyme did not cause a change in the nutrients (ash, fat, protein) of the
product groups (P>0.05). However, the transglutaminase treatments
were significantly (P<0.05) affected in reducing the cooking loss and
significantly improved the textural properties of the burger samples
(P<0.01). According to sensory analysis, the transglutaminase treatment
did not effect (P>0.05) sensory parameters compared iv to the control
samples. Scanning Electron Microscope (SEM) images was supported
to the texture values of samples with the increase of cross-linking was
observed.
Keywords: Transglutaminase, chicken burger, chemical and sensory
quality
Start and
Finish Date
of Project
2009-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assoc. Prof. Dr. İsmail Yılmaz - Harun URAN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Food Engineering
Phone, E-Mail
(282) 250 2157
[email protected]
91
Proje Adı
Proje Açıklaması
TOMAS PEYNİRİNDEN İZOLE EDİLEN LAKTİK
ASİT BAKTERİLERİNİN TANIMLANMASI
Bu çalışmada Elazığ yöresinde mahalli olarak üretilen ve yöre
pazarlarında satışa sunulan bir süt ürünü olan Tomas peynirlerinin bazı
fizikokimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri belirlenmiştir. Tesadüfi olarak
seçilen 16 farklı peynir örneğinde ortalama % kurumadde %42,45 ± 0,08,
yağ %18,97 ± 0,23, tuz %4,42 ± 0,10, kül %5,90 ± 0,10, asitlik % 1,34 ±
0,07, protein % 16,34 ± 0,16 ve son olarak pH sonuçları 4,90 ± 0,04 olarak
belirlenmiştir. İncelenen Tomas peynir örneklerinde ortalama Toplam
Mezofilik Aerobik Bakteri (TMAB) sayısı 7,60 ± 0,68 log kob/g, maya-küf
sayısı 7,28 ± 0,87log kob/g, koliform grubu bakteri sayısı < 1 log kob/g,
MRS Agarda gelişen laktik asit bakterileri sayısı 7,46 ± 0,75 log kob/g
ve M17 Agarda gelişen laktik asit bakterileri sayısı ise 7,74 ± 0,75 log
kob/g olarak belirlenmiştir. Tomas peynir örneklerinden 20 adet çubuk
ve 25 adet kok şeklinde laktik asit bakterisi izole edilmiştir. Tanımlama
sonuçlarına göre toplam 16 izolat Enterococcus faecium olarak, 8 izolat
Lactococcus lactis subsp. lactis olarak, 6 izolat Lactobacillus paracasei
subsp. paracasei olarak, 5 izolat Lactobacillus plantarum olarak, 5 izolat
Lactobacillus brevis olarak, 2 izolat Lactobacillus collioides olarak, 2 izolat
Lactobacillus curvatus olarak ve 1 izolat da Lactobacillus salivarius olarak
tanımlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Tomas Peyniri, Laktik Asit Bakterileri, Yöresel Peynirler
92
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010 - 2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi -NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Fatma COŞKUN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Gıda Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2162 - [email protected]
IDENTIFICATION OF LACTIC ACID
BACTERIA ISOLATED FROM TOMAS CHEESE
Project Name
Project Description
In this research some physicochemical and microbiolagical
properties were determined from Tomas cheese, a dairy product
special to Elazığ province and also sold in local markets. Randomly
selected from 16 different cheese samples the average values of the
ratio of dry matter, fat, NaCl, ash, titratable acidity, total nitrogen and
pH value were determined as 42,45 ± 0,08%, 18,97 ± 0,23%, 4,42 ±
0,10%, 5,90 ± 0,10%, 1,34 ± 0,07%, 16,34 ± 0,16% and 4,90 ± 0,04
respectively. The average values of Total Mesophilic Aerobic Bacteria
(TMAB), mold &yeast, total coliform, lactic acid bacteria in MRS agar
and in M17 agar were as 7,60 ± 0,68 log cfu/g, 7,28 ± 0,87log cfu/g,
< 1 log cfu/g, 7,46 ± 0,75 log cfu/g and 7,74 ± 0,75 respectively. 20
different bacilli and 25 different cocci were isolated from Tomas
cheese samples. The identification results show that 16 Enterococcus
faecium isolates, 8 Lactococcus lactis subsp. Lactis isolates, 6
Lactobacillus paracasei subsp. paracasei isolates, 5 Lactobacillus
plantarum isolates, 5 Lactobacillus brevisisolates, 2 Lactobacillus
collioides isolates, 2 Lactobacillus curvatus isolates, 1 Lactobacillus
salivarius isolates were determinated.
Keywords: Tomas Cheese, Lactic Acid Bacteria, Local Cheese
Start and
Finish Date
of Project
2010 - 2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Fatma COŞKUN
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Food Engineering
Phone, E-Mail
0282 250 2162 - [email protected]
93
Proje Adı
Proje Açıklaması
FARKLI HAMMADDELERDEN MONASCUS PURPUREUS KULLANILARAK
DOĞAL GIDA RENKLENDİRİCİSİ ÜRETİMİ OLANAKLARI
Gıdalarda renk maddeleri renk kayıplarını düzeltmek ve
ürünün görünümünü geliştirmek için endüstride yaygın şekilde
kullanılmaktadır. Renk maddelerinin kullanımında yapay boyalar yerine
doğal renklendiricilerin kullanılması tüketici sağlığı açısından önem
arzetmektedir.
Bu araştırmada farklı hammaddelerden (pirinç, yabani kırmızı
pirinç, patates, ve buğday) Monascus purpureus küfleri kullanılarak
doğal boya üretim olanakları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen boya
maddelerinin farklı sıcaklık (30, 45, 60 ve 90ºC) ve pH’da (3, 4, 5, 6, 7, 8,
9) Hunter Lab’de L, a ve b renk değerleri belirlenmiş ve renk stabilitesi
ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kırmızılık (a) özelliği bakımından en yüksek
değere kırmızı pirinç ve patatesten üretilen boyaların, en düşük kırmızılık
(a) değerine ise buğdaydan üretilen boyanın sahip olduğu belirlenmiştir.
Bu boyalar ile üretilen salamların renk değerleri ticari ve kontrol örnekleri
ile karşılaştırılmıştır. Kırmızı pirinçten üretilen boyanın kullanıldığı
salam örneklerinin ticari boya kullanılarak üretilen salamlardan yüksek
“a” kırmızılık değerine sahip olmasına rağmen patatesten üretilen
boya ile yapılmış salam örneklerinde renk stabilitesi sağlanamamıştır.
Bu çalışmada ayrıca ürettiğimiz boyalarda ve pirinçten elde edilen,
ticari olarak da “ferma” ismiyle piyasada satılan örneklerde sitrinin
varlığı araştırılmıştır. Piyasada satılan 8 adet fermente pirinç boyasının
tamamında en az 0,104 µg/g ile en fazla 18,735 µg/g ortalama 5,76 µg/g
düzeyinde sitrinin tespit edilmiştir. Bizim ürettiğimiz boyalarda sitrinin
oranı M.purpureus NRRL 1596 için ortalama 0,30 µg/g iken, M.purpureus
DSM 1603 ve M.purpureus DSM 1604’te tespit edilebilir düzeyde sitrinin
belirlenememiştir.
Sonuç olarak farklı hammaddelerden elde edilen boyaların diğer
boyalara alternatif olarak kullanılabileceği, işletmelerde kırık pirinç, yabani
pirinç, patates ve süneli buğday gibi bazı düşük maliyetli hammaddelerin
boya üretiminde değerlendirilebileceği düşünülmektedir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Tuncay Gümüş
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Gıda Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
94
Project Name
PRODUCTİON POSSİBİLİTİES OF THE NATURAL
FOOD COLOURİNG FROM DİFFERENT RAW MATERİALS
BY USİNG MONASCUS PURPUREUS
Coloring agents are widely used in food industry in order to
improve the product color or offset color loss. The usage of natural
colorants instead of artificial colorings is an important issue in terms of
consumer safety.
The aim of this research was to determine the production
possibilities of the red fermented rice dye not only from rice but also from
different raw materials including wild rice (Oryza sativa L.), potato, wheat
bug damaged wheat by Monascus purpureus. The Hunter Lab L, a and
b values of the dye solutions having different pH (3, 4, 5, 6, 7, 8, 9) and
temperature (30, 45, 60, 90ºC) values, and the stability of the dyes produced
were determined. The colorants produced from wild rice and potato
Project Description presented the highest a values in HunterLab color system, indicating the
intensity of the red color. The colorant produced from wheat presented
the lowest a value. The colorants were used in salami production and the
colour values of the salami products were also determined and they were
compared with the colorants produced using commercial equivalents.
The food colorant produced using wild rice presented the highest a value
in the salami products. However, the colorant produced using potato
showed lowest stability in salami products. In this research, the citrinin
levels of the colorants produced and the commercial colorants were
determined. 8 commercial Monascus rice samples were analysed and
the average value of citrinin were determined to be 5,76 μg/g (minimum
0,104 μg/g and maximum 18,735 μg/g). Citrinin was not detected in the
colorants produced using M. purpureus DSM 1603 and M. purpureus
DSM 1604, whereas 0,30 μg/g citrinin was detected in the colorants
produced using M. purpureus NRRL 1596.
As a result, the food colorant produced using different raw
materials can be an alternative of the artificial food colorants, and the
materials including wild rice, potato, wheat bug damaged wheat can be
suitable raw materials in the natural food colorant production.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. Tuncay Gümüş
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Food Engineering
Phone, E-Mail
95
Proje Adı
Proje Açıklaması
GEZİCİ BİLİM MERKEZİ
Trakya Bölgesi’nde bulunan iller devlet ve özel sektörün birçok
uygulamasında pilot bölge olarak seçilmiştir. Eğitim, sağlık, tarım,
bayındırlık işleri ve değişik sosyal projelerin bölgemizde yapılan deneme
uygulamaları tüm Türkiye genelinde yayılmıştır. Bilim kavramının etkin
bir şekilde tanıtımının yapılabilmesi ve gelecek kuşaklara farklı bakış açısı
kazandırılması için Tekirdağ İli uygun bir merkezdir. Tekirdağ İli gerek
halkın sosyo-ekonomik durumu gerekse şehrin İstanbul gibi önemli bir
eğitim merkezine yakın oluşu sebebiyle, eğitim-öğretim konusunda
avantajlı durumdadır. Ancak merkezdeki birkaç okul ve merkeze bağlı köy
okullarında aynı başarı mevcut değildir. İl merkezinde bulunan okulların
ilköğretim ve lise sonrası sınavlarda gösterdiği başarı genel ortalamayı
yükseltmekte ve bu ortalamada köy okullarının durumu dikkatten
kaçmaktadır.
Proje kapsamında Tekirdağ İli merkezine bağlı 20 köyde yaşayan
9–12 yaş arası çocuklarla bilimsel deney yapılması planlanmıştır. Proje
bütçesi ile satın alınacak ve yeniden tasarımı yapılacak aracın 18 ay
içerisinde her köye 3 sefer uğraması planlanmıştır. Araç, ilgili bölümde
ayrıntılı olarak açıklanan deney ve sunumların yapılacağı özellikte
olacaktır. Deneyler ve sunumlar çocukların anlayabileceği basitlikte ve
onların bilimsel düşünme kabiliyetlerini artırıcı nitelikte planlanmıştır.
Köylere yapılacak ziyaretlerden belirli bir süre önce Tekirdağ Valiliği’nin
yardımları ve Köy Muhtarlıkları’nın ve öğretmenlerin işbirliği ile bu
ziyaretler duyurularak katılımın en üst seviyede olması sağlanacaktır.
Programdaki köye Pazar günü saat 09.00’da ulaşacak olan araç köyün
merkezi bir noktasına park edilerek iki ya da üç kişiden oluşan proje
ekibi tarafından deneyler için hazırlanacaktır. Gün içerisinde yaklaşık 10
saat hizmet vermesi ve çocuk kabul etmesi planlanan araç saat 19.00’da
köyden ayrılacaktır. Her ziyarette 4 farklı ve çocukların katılabileceği
deney yapılırken, bunlara ilaveten 1 görsel-işitsel sunum da yapılacaktır.
Sunumların doğru ve dengeli beslenme, çocuklarda obezite ve temel gıda
hijyeni konularında yapılması planlanmış ve detayları ilgili bölümlerde
açıklanmıştır.
Proje tamamlandığında Tekirdağ’a bağlı 20 büyük köyde
yaşayan 9-12 yaş grubu çocukların %90’ına ulaşılmış ve bilim genelinde,
deney, gözlem, araştırma, soru sorma, merak etme yetkinlikleri uyarılmış
ayrıca yapılan sunumlarla çocuklar aracılığı ile ailelere, doğru ve dengeli
beslenme, çocuklarda obezite ve temel gıda hijyeni konularında etkili
mesajlar verilmiş olacaktır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Murat VELİOĞLU
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Gıda Mühendisliği
Telefon,E-Posta
96
Project Name
MOBİLE SCİENCE CENTER
The cities in Thrace Region have been selected as pilot area for several
applications of government and private sector. Experimental applications of
education, health, agriculture, public works and different social projects that
were done in our region have been broadcasted to all over the country. Tekirdağ
City is suitable center for bringing a different sight of view on science to new
generations and effective presentation of science. Tekirdağ city has an advantage
in the meaning of education because of either social-economic situation of public
or the close location to İstanbul which is an important education center. However
the same success is not exist in village schools. Although the performance of
schools located in city center is quite good, this situation caused the situation of
village schools has been escaped of notice.
Project Description
In the project, the children between the ages of 9-12 who lives in 20
different villages of Tekirdag are chosen as target. It’s planned that the vehicle
which will be bought with project budget and designed will visit every village 3
times in 18 months. The vehicle will be simply designed for the experiments and
datashows that explained in related sections of this project plan. The visits will be
anounced with the cooperations of Tekirdağ Governership, villages mukhtars and
the teachers. When the vehicle reachs the village it will be parked in the central
point of region and it will stay in village from 9 am to 19 pm. In every visit we
will organize 4 different experiments and one data show. In data shows, nutrition,
obesity in childhood and basic food hygene topics will be presented as explained
in related parts of this project.
It’s aimed that at the end of the project, we will reach 90% of children
with the ages of between 9-12 who lives in these 20 villages of Tekirdağ. Generally
science and especially experiment, observation, research, questioning, interesting
perfections will be awaken. Also by the children, the families will be informed
about nutrition, obesity and hygene.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. Hüseyin Murat VELİOĞLU
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Food Engineering
Phone, E-Mail
97
Proje Adı
Proje Açıklaması
XANTHOMONAS CAMPESTRİS KULLANILARAK PEYNİRALTI
SUYUNDAN XANTHAN GUM ÜRETİMİ
Ksantan gamı 1967’den beri ticari olarak Xanhamonas
campestris’lerin glikoz, sakkaroz, nişasta, mısır şurubu, distile edici
çözünürler veya peyniraltı sularında gelişmesi ile elde edilmektedir.
Bu polianiyonik polimer; D-glikoz, D-mannoz ve iki çeşit karboksilik
grup (asetat, pürüvat) ile 2:2:1 molar oranındaki D-glukoronik asit ve
kafes yapısından oluşur. Tekrarlanan birim pentasakkarittir. Bunlar
β-1,4 glikoz bağı ile bağlanmaktadır. Mannoz- β -1,4-glukoronik
asit β -1,1-mannoz-α-1,3-trisakkarit dallanmayı oluşturmaktadır.
Karbon kaynağı olarak ticari D-glukoz kültüründen 25 g/L ürün elde
edilmektedir.
Ticari bir polimer olarak ksantan gamının en büyük
avantajı üretimde yüksek verim, düşük gam konsantrasyonunda
yüksek viskoziteli çözelti, yüksek psödoplastik akış karakteri ve tuz
konsantrasyonu; sıcaklık ve pH de geniş aralık ve tabi stabilitesidir.
1969 yılında bu gelişmenin gıda sanayinde kullanılması uygun
görülmüştür. Viskozite sağlayışı, süspansiyon ajanı, emülsiyon
stabilizörü ve çökertme ajanı olarak kullanılmaktadır. Özel gıda
uygulamaları olan meyve aromalı içeceklerde, konserve gıdalarda,
unlu mamüllerde, dondurmalarda, kuru karışımlarda, instant
donmuş gıdalarda, işlenmiş peynirlerde, aromalı içeceklerde, sosis
ve soslarda kullanılmaktadır
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Muhammet ARICI
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Gıda Mühendisliği
Telefon,E-Posta
98
Project Name
XANTHAN GUM PRODUCTİON BY XANTHOMONAS
CAMPESTRİS FERMENTATİON FROM WHEY
Xanthan gum has been produced commercially since 1967
by means of the growth of Xanthamonas campestris on glucose,
sucrose, starch, corn sugar, distillers’ solubles or acid whey. This
polyanionic polymer is composed of D-glucose, D-mannose and D
glucuronic acid in molar ratio of 2:2:1 with two types of carboxyl group
(acetate and pyruvate) and an allulose backbone. The repeating unit
is a pentasaccharide consisting of β-1,4- linked glucose backbone
with branches consisting of a mannose- β-1,4 glucuronic acid β-1,2mannose α-1,3 linked trisaccharide. It is produced with yields of 25
g/L in batch culture using commercial D-glucose as a carbon source.
The major advantages of xanthan gum as a commercial
Project Description polymer include high yield of production, high viscosity solutions
at low gum concentrations, high pseudoplastic flow behavior, and
stability over wide ranges of pH, temperature and salt concentration.
This polymer was approved for use in the food industry in 1969,
and it is used as a viscosifier, suspending agent, emulsion stabilizer,
and settling agent. Specific food applications include uses in fruitflavored beverages, canned foods, bakery fillings, ice cream, dry
mixes, instant frozen foods, processed cheeses, flovored beverages,
sauces and gravies.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Muhammet ARICI
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture,
Department
Food Engineering
Phone, E-Mail
99
100
Proje Adı
ÜZÜM CİBRESİNİN BAZI KALİTE DEĞERLERİ ÜZERİNE
FARKLI KURUTMA YÖNTEMLERİNİN ETKİSİ
Proje Açıklaması
Üzüm ürünleri işletmelerinde, işleme sonucunda salkım sapları,
üzümün kabuğu ve çekirdeği vb. kısımlarından oluşan posa ortaya
çıkmaktadır. Bu posa üzüm miktarının yaklaşık % 17-20’si oranındadır.
Üretimden üzüme bağlı olarak çıkan bu atıklardan, üzümün tane eti,
kabuk ve çekirdeklerini de içeren kısmına cibre adı verilmektedir.
Cibredeki üzüm çekirdeği sahip olduğu yüksek biyolojik aktivite,
antioksidan içeriği ve anti bakteriyel özelliği ile gıda sanayi, ilaç sanayi
ve kozmetik sanayinde hammadde olarak değerlendirilebilmektedir.
Üzüm çekirdeğinden ekstrakt, yağ vb. ürünlerin elde edilmesi amacıyla
cibreden üzüm çekirdeğinin ayrılması önem kazanmaktadır. Bu ayırmayı
gerçekleştirmek için cibrenin mikrobiyal bozulma başlamadan hemen
kurutulması ve kuruyan cibredeki kabuk ve çekirdeklerin birbirinden bir
makine ile ayrılması gerekmektedir.
Bu projede, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsünde bulunan
üzüm ürünleri işleme tesisinde üzüm suyu ve pekmez üretimi için işlenen
üzümlerden arta kalan üzüm cibrelerindeki çekirdeklerin ayrılması
için, farklı kurutma teknikleri (açık alanda kurutma, güneş enerjisi
sistemli kurutma) uygulanacaktır. Güneş enerjili sistemde kurutma
yapılırken kurutma havası hızı 1.2 m/s olarak alınacaktır. Bu yöntemlerle
cibrenin kurutulmasından sonra bir makine vasıtasıyla ayrılan çekirdek
ve kurumuş kabukta su aktivite değişiminin yanı sıra toplam fenolik
madde, antioksidan aktivite, ham protein, ham yağ miktarı, ham selüloz,
şeker ve mikrobiyolojik özellikleri tespit edilecektir. Test edilen kurutma
yöntemleri, ürün kalitesi ve teknik açıdan değerlendirilecektir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2015
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Dr. Levent Taşeri
Çalıştığı Kurum
Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü
Bölüm
Gıda Teknolojileri Bölümü
Telefon,E-Posta
[email protected]
Project Name
EFFECT OF DİFFERENT DRYİNG METHODS ON SOME
QUALİTY VALUES OF GRAPE MARC
Grape pomace is the solid waste product left over from grape
processing products and generally consists of pulp, skins, stems and seeds. Grape pomace accounts for approximately 17-20 % of the weight of
the annual crush each vintage.
Grape mark consists of grape seeds, skin and pulps, and it is an
important by-product of grape processing production. The grape mark
rich in polyphenols such as proanthocyanidins has strong antioxidant
and antiradical activities. Grape marc represents a rich source of various
high-value products such as grape seed oil, and dietary fiber. Especially
grape seed in grape marc can be used food, cosmetic and drug industrial.
For using of grape seed in these industries, it should be removed from
grape mark. For this aim, firstly grape marc should be dried to prevent the
Project Description starting of microbiological spoilage. After the drying process, seed and
grape skin in dried marc must be seperate via a machine.
In this project, freshly generated grape marc will be provided
from Vineyard Research Institute, Grape Products Plant in Tekirdağ. Two
different drying methods (open sun drying and solar drier) will be used
for drying grape marc. Drying air velocity will be taken as 1.2 m/s in sun
drier tests. After grape mark is dried with drying these methods, grape
seed will be removed from grape skin via a machine. Some nutritional values of these grape seed and skin including total phenolic matter, antioxidant activity, crude protein, crude cellulose, crude grape seed oil content,
sugar level and microbiological properties will be determined in addition
to changing of water activity values. Drying methods will be consider in
according to product quality.
Start and
Finish Date
of Project
2012-2015
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Dr. Levent Taşeri
and Researchers
Faculty
Tekirdag Viticulture Research Institute
Department
Food Technologies
Phone, E-Mail
[email protected]
101
Proje Adı
Proje Açıklaması
102
FARKLI MUHAFAZA YÖNTEMLERİNİN ASMA YAPRAKLARININ
KİMYASAL, MİKROBİYOLOJİK VE DUYUSAL ÖZELLİKLERİ
ÜZERİNE ETKİSİNİN İNCELENMESİ
Bu çalışmada; asma yaprağı üretimi endüstrisine bir katkıda
bulunmak amacıyla, Narince, Yapıncak ve Trakya İlkeren üzüm çeşidine
ait taze yapraklara farklı muhafaza yöntemleri uygulanarak üretilen
yemeklik asma yaprakları üzerinde fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik
ve duyusal analizler gerçekleştirilmiş, uygulanan tekniklerin yemeklik
asma yaprağının kalite özellikleri üzerine etkisi incelenerek, ürünlerin raf
ömürleri ve en uygun muhafaza koşulları tespit edilmeye çalışılmıştır.
Bu amaçla, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü’ nde Trakya
İlkeren, Yapıncak ve Narince çeşitlerinden toplanan taze asma yaprakları;
1- Yüksek tuz konsantrasyonlu (% 14.5 tuz) salamura yaprak, 2- Starter
kültür (Lactobacillus plantarum) ilave edilmiş salamura yaprak, 3Konserve asma yaprağı, 5- Azot gazı (N2) atmosferinde paketlenmiş asma
yaprağı, 6- Dondurulmuş asma yaprağı olmak üzere değişik muhafaza
metotları uygulanarak işlenmiştir.
Çalışmada bitkisel materyal olarak kullanılan Trakya İlkeren,
Yapıncak ve Narince çeşitlerine ait taze yaprakların bazı fiziksel ve kimyasal
özellikleri belirlenmeye çalışılmış, ayrıca salamurada fermentasyon
süresince asit ve pH değişimi takip edilmiştir. Daha sonraki dönemde iki
ayda bir olmak üzere periyodik olarak asma yapraklarında bazı fiziksel (L*,
a*, b*, iy* renk değerleri ölçümü), kimyasal (toplam asit, pH, toplam kuru
madde, indirgen şeker, ham selüloz) ve mikrobiyolojik (toplam mezofilik
aerob bakteri, toplam koliform bakteri, maya-küf, laktik asit bakterisi ve
enterekok bakteri sayımı) analizler yapılmış, ayrıca depolamanın 4. ve 8.
ayında olmak üzerede iki defa duyusal değerlendirme yapılarak veriler
alınmıştır.
Bir yıllık depolama süresince iki ayda bir tekrarlanan kalite
analizleri ile depolama sürecinde yemeklik asma yapraklarında meydana
gelen değişimler izlenmeye çalışılmıştır. Proje kapsamında elde
edilen bulgular ışığında ortaya çıkan kalite değerleri dikkate alınarak,
hammadde özellikleri ve seçilen çeşitlerin yemeklik asma yaprağı olarak
değerlendirmeye uygunluğu, depolama sürecinde kalite özelliklerinde
meydana gelen değişimler ve uygun muhafaza teknikleri tespit edilmeye
çalışılmıştır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Mehmet GÜLCÜ
Çalıştığı Kurum
Tekirdağ Bağcılık Araştırma İstasyonu Müdürlüğü
Bölüm
Gıda Teknolojileri
Telefon,E-Posta
(0 282 ) 261 20 41 - [email protected]
Project Name
THE EFFECTS OF DİFFERENT STORAGE METHODS ON
THE CHEMİCAL, MİCROBİOLOGİCAL AND SENSORİAL
FEATURES OF THE VİNE LEAVES
Project Description
Grape pomace is the solid waste product left over from grape
processing products and generally consists of pulp, skins, stems and seeds. Grape pomace accounts for approximately 17-20 % of the weight of
the annual crush each vintage.
Grape mark consists of grape seeds, skin and pulps, and it is an
important by-product of grape processing production. The grape mark
rich in polyphenols such as proanthocyanidins has strong antioxidant
and antiradical activities. Grape marc represents a rich source of various
high-value products such as grape seed oil, and dietary fiber. Especially
grape seed in grape marc can be used food, cosmetic and drug industrial.
For using of grape seed in these industries, it should be removed from
grape mark. For this aim, firstly grape marc should be dried to prevent the
starting of microbiological spoilage. After the drying process, seed and
grape skin in dried marc must be seperate via a machine.
In this project, freshly generated grape marc will be provided
from Vineyard Research Institute, Grape Products Plant in Tekirdağ. Two
different drying methods (open sun drying and solar drier) will be used
for drying grape marc. Drying air velocity will be taken as 1.2 m/s in sun
drier tests. After grape mark is dried with drying these methods, grape
seed will be removed from grape skin via a machine. Some nutritional values of these grape seed and skin including total phenolic matter, antioxidant activity, crude protein, crude cellulose, crude grape seed oil content,
sugar level and microbiological properties will be determined in addition
to changing of water activity values. Drying methods will be consider in
according to product quality.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2009-2011
Namık Kemal University
Manager of Project Mehmet GÜLCÜ
and Researchers
Faculty
Tekirdag Viticulture Research Institute
Department
Food Technologies
Phone, E-Mail
(0 282 ) 261 20 41 - [email protected]
103
Proje Adı
Proje Açıklaması
104
BAZI ÜZÜM ÇEŞİTLERİNİN ÜZÜM SUYUNA UYGUNLUK
DERECELERİNİN BELİRLENMESİ
Bu çalışmada, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü, bağlarında
yer alan bazı üzüm çeşitlerinden üzüm suyu üretimine uygun olanları
tespit etmek ve bu çeşitlerden elde edilecek üzüm sularının kalite
değerlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu şekilde kalite değerleri
belirlenen çeşitlerin, üretici ve gıda sanayine tavsiye edilerek meyve suyu
sanayine ve ekonomiye bir katkı sağlanması hedeflenmiştir.
Bu amaçla, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü’nde mevcut
Milli Koleksiyon, deneme ve üretim bağlarından seçilen toplam 39
çeşit üzüm proje kapsamında üzüm suyuna işlenmiştir. Çeşitlerin
belirlenmesinde; üzümlerin kabuklarının ince, tane içinin sulu ve aromatik,
asit ve şeker miktarlarının uyumlu olması gibi özelliklere bakılmıştır. Hasat
öncesi dönemde, arazide yapılan gözlem ve duyusal analizler neticesinde
üzümlerin, tane rengi, tane suyu rengi, tadı, koku ve aroması, çekirdeklilik
durumu, kabuk kalınlığı, şıra randımanı özellikleri incelenmiştir. Üzüm
suyu üretiminde kullanılan çeşitlerin hasat tarihleri, olgunlaşma
sürecinde S.Ç.K.M ve Asit değişimleri takip edilerek belirlenmiştir.
Hasat edilen üzümler kasalar içerisinde laboratuara taşınmış ve proje
kapsamında enstitü laboratuarımızda oluşturulan üzüm suyu pilot üretim
düzeneğinde üzüm suyuna işlenmiştir. Elde edilen üzüm sularının; fiziksel
ve kimyasal (S.Ç.K.M, Toplam asitlik, pH değeri, İnvert şeker, Kül, Vitamin
C, Hacim alkol, Uçar asit, HMF, Toplam fenolik bileşik, Toplam antosiyanin,
Toplam tanen, Renk (Lab) değerleri ve Mineral maddelerden K, Na, Mg,
Ca, P, S, Fe miktarları) özellikleri incelenmiştir. Üzüm suyu örneklerinde
duyusal değerlendirme TS 3632 Üzüm Suyu standardındaki değerler
dikkate alınarak 9 panelist tarafından yapılmıştır.
Üzüm suyuna uygun çeşitlerin belirlenmesi amacıyla, proje
kapsamında yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları ile edinilen
tecrübeler ışığında; şıra randımanı, S.Ç.K.M/Asit, duyusal puanlar,
vitamin C, renk özellikleri ve toplam antosiyanin miktarı gibi özellikler
ele alınarak, Beyaz ve Siyah üzüm suyuna işlenen çeşitler için ayrı ayrı
“Tartılı Derecelendirme Skalası” oluşturulup çeşitlerin kendi aralarında
üzüm suyuna uygunluk dereceleri bu skalaya göre aldıkları puanlara göre
belirlenmiştir.
Yine proje kapsamında üretilen üzüm sularında başlangıçta
ve depolamanın 6. ayı sonunda yapılan kimyasal analizler neticesinde
depolama esnasında üzüm suyunun bazı özelliklerinde meydana gelen
değişimler incelenmiştir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2006-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Mehmet GÜLCÜ
Çalıştığı Kurum
Tekirdağ Bağcılık Araştırma İstasyonu Müdürlüğü
Bölüm
Gıda Teknolojileri
Telefon,E-Posta
(0 282 ) 261 20 41 - [email protected]
Project Name
DETERMİNATENESS OF APPROPRİATENESS GRADES TO
GRAPE JUİCE OF SOME GRAPE VARİETİES
The aim of this study was to determine grape varieties favorable
for grape juice production and evaluate the quality of grape juices produced using these grapes. Recommendation of these quality parameters
evaluated grapes to producers and food industry will contribute to grape
juice industry and economy.
With this purpose 39 selected grape varieties from National Collection Vineyard of Tekirdag Viticulture Research Institute were processed
to grape juice. Criterias such as thin berry skin, aromatic and juicy pulp, favorable sugar and acid content were taken into consideration for the evaluation of the varieties. Pre-harvest field observations and flavor analysis
were conducted to detect color of berry, color of berry juice, flavor, aroma
and odor, seed status, skin thickness and yield of must. Harvest dates of
Project Description this grapes and soluble solid- acid differentiatios during ripening were
determined. These harvested grapes were processed to juice in the laboratory using grape juice pilot production system. Physical an chemical
characteristics (soluble solid, pH value, invert sugar, volatile acid, vitamic
C, alcohol, HMF, total acid, total phenolic compound, total antochyanine,
total tanin, color, K, Na, Mg, Ca, P, S, Fe minerals) were measured. Flavor
determineation of the juices were conducted by 9 panelist considering
TS 3632 Grape Juice Standard Criterias.
According to the results of all analysis, considering characteristics such as
soluble solids, acid, flavor points, vitamin C, total anthocyanine, Tartılı derecelendirme Scale was established seperately for
White and Black Grape varieties. The favorability level of these varietis
were determined through points given using this scale.
Moreover the difference in the grape juice during storage were
observed by chemical analysis conducted at first and 6. month of storage.
Start and
Finish Date
of Project
2006-2010
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Mehmet GÜLCÜ
and Researchers
Faculty
Tekirdag Viticulture Research Institute
Department
Food Technologies
Phone, E-Mail
(0 282 ) 261 20 41 - [email protected]
105
Ziraat Fakültesi
Zootekni
Faculty of Agriculture
Animal Sciences
107
Proje Adı
Proje Açıklaması
KEKIK VE TARÇIN UÇUCU YAĞLARININ YEM BEZELYESI SILAJLARINDA
ALTERNATIF KATKI MADDESI OLARAK KULLANIMININ ARAŞTIRILMASI
Bu araştırma, kekik ve tarçın uçucu yağlarının organik asit
alternatifi olarak yem bezelyesi silajlarında kullanım olanaklarını
belirlemektir. Araştırmada kullanılan yem bezelyesi bakla oluşum
döneminde hasat edilmiş ve yaklaşık 1.5-2.0 cm boyutunda parçalanmıştır.
Parçalanan taze materyale 5g/kg düzeyinde organik asit, 400 mg/kg kekik
uçucu yağı, 400 mg/kg tarçın uçucu yağı ve 400+400 mg/kg kekik+tarçın
uçucu yağı katılmıştır. Yaklaşık 2 kg örnek plastik torbalara konulup
vakumla içindeki hava alınmıştır. Silolamadan 90. ve 120. gün sonra açılan
silajlarda kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmış, silajlara7 gün süre
ile aerobik stabilite testi uygulanmıştır.
Sonuç olarak, bezelyeye katılan organik asit silajlarda yüksek
düzeyde bir antimikrobiyal aktivite göstererek maya, küf ve enterobacteria
gelişimini engellemiştir. Tarçın uçucu yağı ilavesi bezelye silajlarının
karbondioksit üretimini azaltmış ve aerobik stabilitesini geliştirmiştir.
Ayrıca bu konuda yapılan ilk çalışmalar arasında olmasından dolayı
bundan sonra yapılacak çalışmalara yol gösterecektir.
Anahtar kelimeler: Yem bezelyesi, silaj, uçucu yağ, aerobik stabilite
108
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2013-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr. Sibel SOYCAN ÖNENÇ - Doç.Dr. Levent COŞKUNTUNA,
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2186
Doç.Dr. Fisun KOÇ, Doç.Dr. M.Levent ÖZDÜVEN Doç.Dr. Tuncay GÜMÜŞ
[email protected]
Project Name
Project Description
INVESTIGATION OF THE USE OREGANO AND CINNAMON ESSENTIAL OILS AS ALTERNATIVE ADDITIVES IN PEA SILAGE
This research was carried out to determine the effects of
inclusion of oregano and cinnamon essential oils as an alternative
to organic acids on the possibilities using of whole crop pea silages.
Whole crop pea was harvested at full pod stage and chopped about
1.5-2.0 cm. Organic acid, oregano essential oil, cinnamon essential
oil and oregano+ cinnamon essential oil were applied to chopped
fresh material at 5.0 g/kg, 400 mg/kg, 400 mg/kg and 400 +400 mg/
kg, respectively. Silage materials were placed in approximately 2
kg plastic bags by pressing, unless airlessness were obtained, and
covered strictly. Silages were sampled for chemical and microbiologic
a analyses on day 90 and 120 after ensiling and subjected to aerobic
stability test for 7days. As a result, organic acid that applied to whole
crop pea showed a high antimicrobial activity on the silages and
prevented yeast, mould and enterobacteria growth in the silages.
Under aerobic conditions, cinnamon essential oils decreased CO2
production and improved the aerobic stability of silages. Due to the
addition of the first studies on this issue after that will guide future
studies.
Keywords: Whole crop pea, silage, essential oil, aerobic stability
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2013-2013
Namık Kemal University
Manager of Project Assist.Prof.Dr. Sibel SOYCAN ÖNENÇ - Assoc. Prof. Dr. Levent COŞKUNTUNA,
Assoc.Prof.Dr. Fisun KOÇ, Assoc.Prof.Dr. M.Levent ÖZDÜVEN Assoc.Prof.Dr. Tuncay GÜMÜŞ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Animal Sciences
Phone, E-Mail
(282) 250 2186
[email protected]
109
Proje Adı
Proje Açıklaması
AROMATİK YAĞLAR İLE E VİTAMİNİN YEMLERDE KULLANIMININ
ETLİK PİLİÇLERDE BAĞIRSAK MİKROBİYOLOJİSİ VE OKSİDATİF
STABİLİTE ÜZERİNE ETKİLERİ
Aromatik yağlar veya bitki ekstraktları son yıllarda rapor
edilen antioksidan ve antibakteriyel etkileriyle 2006 yılı başına kadar
büyütme faktörü olarak kullanılan antibiyotiklerin yerine geçme
potansiyeli olan yem katkılarıdır.
Bu çalışmada, aromatik yağların ve E vitamini ilavesinin etlik
piliçlerde performans, et kalitesi ve raf ömrü üzerine olan etkileri
araştırılmıştır. Bu amaçla 5 muameleden oluşacak şekilde deneme
düzenlenmiştir. Muamele grupları; 1) Kontrol, 2) Üzüm çekirdeği yağı
(200 mg/kg), 3) Defne yaprağı yağı (200 mg/kg), 4) Kişniş yağı (200
mg/kg), 5) E Vitamini (200 mg/kg)’ dir.
Denemedeki performans sonuçları incelendiğinde 21 günlük yaşta
bir farklılık gözlenmezken, 42 günlük yaşta en düşük Yem Dönüşüm
Oranı (YDO) E vitamini tüketen gruplarda görülmüştür (P<0,01), diğer
muameleler arasında ise fark bulunmamıştır.
42 günlük yaştaki hayvanlardan alınan ileum örneklerinde,
en düşük pH üzüm çekirdeği yağı tüketenlerde gözlenmiş ve farklılık
istatistiki olarak önemli bulunmuştur (P<0,05). Buna bağlı olarak,
patojen mikroorganizmalardan enterobakteri ve koliform grubu
sayısı en düşük üzüm çekirdeği yağı tüketenlerde saptanmıştır
(P<0,01). Yararlı mikroorganizmalardan LAB’nde ise en yüksek değer
üzüm çekirdeği yağı tüketenlerde görülmüştür.
Göğüs etlerinin yağ asiti bileşimleri incelendiğinde ise, doymuş ve
tekli
doymamış yağ asitleri oranlarının yaşla birlikte düştüğü,
çoklu doymamış yağ asitlerinin ise arttığı görülmüştür (P<0,05).
Çalışmanın sonucunda E vitamini ilavesi performans üzerinde olumlu
etki ortaya koyarken, üzüm çekirdeği yağı verim dönemi sonunda
pH’nın düşmesine bağlı olarak ileum mikroorganizma içeriğini yararlı
bakterilerin lehine olacak şekilde etkilemiştir. Elde edilen sonuçlar,
aromatik yağların bağırsak sağlığı ve ürün kalitesi üzerinde olumlu
etkileri olabileceğini ortaya koymaktadır. Fakat, etkilerini daha iyi
anlayabilmek için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.
Anahtar kelimeler: Aromatik yağlar,
mikrobiyolojisi, yağ asitleri profili, raf ömrü
vitamini,
bağırsak
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2008-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Nizamettin ŞENKÖYLÜ - Yrd. Doç. Dr. Aylin AĞMA OKUR
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
110
E
Project Name
EFFECTS OF ESSENTİAL OİLS AND VİTAMİN E SUPPLEMENTATİON
ON GUT MİCROBİOLOGY AND OXİDATİVE STABİLİTY
OF BROİLER MEAT
Essential oils or plant extracts have recently been reported
to have antioxidant and antibacterial effects in broilers and they may
be alternative to the feed additives for antibiotics since their ban in
poultry feeds as growth promoters from the beginning of 2006.
The effects of various essential oils and vitamin E supplementation
on broiler performance, meat quality and shelf life were examined
in the present study. By these purposes, the experimental trial was
conducted on 5 dietary treatments. Dietary treatments were as the
following; 1) Control, 2) Grape Seed Oil (200 mg/kg), 3) Laurel Leaves
Oil (200 mg/kg), 4) Coriander Oil (200 mg/kg) and, 5) Vitamin E (200
mg/kg).
In the recent study, there was no difference between
Project Description treatments in 21 days of age. However, feed conversion ratio (FCR)
improved only in Vitamin E fed groups at the age of 42 day (P<0.01).
The lowest ileum pH levels were found in the grape seed oil fed groups
at the age of 42 d (P<0.05). Because of that, pathogenic bacteria such
as Enterobacteriaceae and coliform counts were found the lowest in
the grape seed oil group when compared to the other treatments
(P<0.01). Non-pathogenic bacteria such as lactic acid bacteria counts
were increased at the same treatment.
While saturated and monounsatureted fatty acids’ levels
were decreased by aging, polyunsturated fatty acids’ were increased
in breast meats (P<0.05).
In conclusion, as vitamin E supplementation had positive
effects on the performance, ileum microflora of grape seed oil
supplemented groups changed for the benefit of non-pathogenic
bacteria, due to the decrease in pH levels of ileum. These results
indicate that the essential oils can improve gut health and product
quality. However, further researches may be useful to understand
their effects better.
Keywords: Essential oils, vitamin E, gut microbiology, fatty acid
profile, shelf life
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2008-2010
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Nizamettin ŞENKÖYLÜ-Assist. Prof. Dr. Aylin AĞMA OKUR
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Animal Sciences
Phone, E-Mail
111
Proje Adı
Proje Açıklaması
BITKISEL KAYNAKLI KAROTENOIDLERIN (KIRMIZIBIBER,
HAM HURMA YAĞI, HAVUÇ) JAPON BALIĞININ
PIGMENTASYONU VE BÜYÜMESI ÜZERINE ETKILERI
Bu çalışmada, Japon Balığının (Carassius auratus) rasyonlarına
ilave edilebilecek sentetik renklendirici (astaxhantin-zeaksantin) ve
çeşitli bitkisel kaynaklı karotenoidlerin (Kırmızıbiber, Ham Hurma Yağı,
Havuç) Japon balığının pigmentasyonu ve büyümeleri üzerine etkilerini
araştırılmıştır.
Bu amaçla, NKU Zootekni Anabilim Dalı Laboratuarında kurulan
çalışmada toplam boyları ortalama 4,91 cm, ortalama ağırlıkları 2.202 g ve
ortalama karotenoid miktarları 22.104 µg/g olan 504 adet japon balıkları
(carrasius auratus) 110 litrelik 21 akvaryuma stoklanmıştır.
Japon balıklarının 7 farklı yemleme rejimi uygulanarak
beslenmeleri sonucunda elde edilen çeşitli büyüme parametreleri
(Ortalama Canlı Ağırlık, Bireysel Canlı Ağırlık Artışı, Canlı Ağırlıkça Büyüme,
Spesifik Büyüme Oranı, Yaşama Oranı ve Yem Değerlendirme Oranı)
araştırma sonunda kullanılarak ilgili veriler diğer araştırma bulguları ile
karşılaştırılmıştır.
Deneme sonunda K0 grubunda 3,640 g, K1 grubunda 4,143 g,
KB1 grubunda 3,720 g, KB2 grubunda 3,630 g, HHY1 grubunda 4,105 g,
HHY2 grubunda 4,395 g, H grubunda 3,548 g ortalama canlı ağırlık ve
karotenoid miktarları K0 grubunda 26,880 µg/g, K1 grubunda 40,840
µg/g, KB1 grubunda 33,760 µg/g, KB2 grubunda 37,080 µg/g, HHY1
grubunda 34,640 µg/g, HHY2 grubunda 39,740 µg/g ve H grubunda
30,187 µg/g olarak bulunmuştur.
Araştırmamızda, pigmentasyon bakımından istatiksel olarak K1
ile HHY2 ve KB1 ile HHY1 grupları arasında fark önemsiz bulunurken diğer
gruplar H, K0, KB2 ile K1-HHY2 ve KB1-HHY1 arasındaki farklar istatistiksel
olarak önemli bulunmuştur (p < 0,01).
Anahtar kelimeler: Japon Balığı, Carassius auratus, havuç, kırmızıbiber,
ham hurma yağı, pigmentasyon
112
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. CEMAL POLAT - Dr. Çetin YAĞCILAR
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2177
[email protected]
Project Name
PLANT-DERİVED CAROTENOİDS (RED PEPPER,
CRUDE PALM OİL, CARROT) EFFECTS ON GROWTH
AND PİGMENTATİON OF GOLDFİSH
In this study, goldfish (carrassius auratus) can bu added to
the rations of synthetic colorants (astaxhantin-zeaksantin), various
plant-derived carotenoids (red pepper, CPO and carrot) investigated
the effects on growth and pigmentation of goldfish.
Fort this purpose, established NKU Department of Animal
Science Laboratory, stocked the average length of 4.91 cm, mean
weight 2.202 g and the average amount of carotenoid 22.104 µg/g of
504 pieces of goldfish 110 liter in 21 aquarium
As a result of applying the feding of goldfish obtained from
seven different feding regime, variousgrowth parameters (average
live weight, individual live, weight gain, live weigth growth, specific
growth rate, survival rate and feed conversion ratio) using the data
Project Description on the end of the research compared with other research findings.
At the end of the experiment K0 3.640 g, K1 4.143 g, KB1
3.720 g, KB2 3.630 g, HHY1 4.105 g, HHY2 4.395 g, H 3.548 g average
live weigth and carotenoids amounts of K0 26.880 µg/g, K1 40.840
µg/g, KB1 33.760 µg/g, KB2 37.080 µg/g, HHY1 34.640 µg/g, HHY2
39.740 µg/g, H 30.187 µg/g respectively.
In our research, in terms of pigmentation, with K1 statistically
in significant difference between the groups of HHY1, HHY2 and KB1,
but between the other groups with H, K0, K1-HHY2 with KB2 and
KB1-HHY1 were statistically significant differences (p<0,001).
Keywords : Goldfish, Carassius auratus, plant-derived carotenoids,
pigmentation
Start and
Finish Date
of Project
2009-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. CEMAL POLAT - Dr. Çetin YAĞCILAR
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Animal Sciences
Phone, E-Mail
(282) 250 2177
[email protected]
113
Proje Adı
Proje Açıklaması
ETLİK PİLİÇLERDE ARI SÜTÜNÜN YUMURTA İÇİ
YEMLEME İLE VERİLMESİNİN SİNDİRİM KANALI HİSTOLOJİSİ VE
MİKROBİYOLOJİSİNE OLANETKİLERİ
Bu çalışma döllenmiş Ross 308 etlik piliç yumurtalarına arı sütü
enjeksiyonunun performans, ileum histomorfolojisi, ileum mikrobiyotası,
eritrosit mikrobiyolojisi, organ ağırlıklarına olan etkilerinin belirlenmesi
amacıyla yürütülmüştür. Döllenmiş Ross 308 yumurtalara 4 farklı solüsyon
enjekte edilmiştir. A) kontrol solusyonu (saf su), B) saf su+8mg/ml arı sütü,
C) saf su+12mg/ml arı sütü, D) saf su+16mg/ml arı sütü. Denemenin 14. ve
21. günlerinde canlı ağırlık artışı, yem tüketimi yem dönüşüm oranı, ileum
histomorfolojisi, ileum mikrobiyotası ve organ ağırlıkları kaydedilmiştir.
Araştırmanın sonunda 14. gün canlı ağırlık artışı, yem tüketimi ve
yem dönüşüm oranlarında gruplar arasında önemli bir fark oluşmamıştır
(P>0,05). Denemenin 21. gününde C grubunun canlı ağırlık artışı diğer
gruplara oranla daha yüksek olduğu saptanmıştır (P<0,05). İleumda
ki laktik asit bakteri kolonizasyonu sırasıyla 3,063, 2,320, 1,830 ve 3,016
cfu/g olarak tespit edilmiş ve diğer gruplarla karşılaştırıldığında en düşük
Laktik asit bakteri kolonizasyonu C grubunda görülmüştür (P<0,001).
Arı sütü ilave edilmiş grupların villus boyları kontrol grubundan daha
yüksek bulunmuştur (P<0,001). Villus genişlikleri, kript enleri ve lamina
muscularis mukozaların da gruplar arasında farklılık tespit edilememiştir
(P>0,05).
Denemenin sonunda eritrosit boyları sırasıyla 11,82, 11,57,
12,19 ve 12,60 mikron olarak tespit edilmiş, en yüksek eritrosit boyu D
grubunda bulunmuştur (P<0,001). Eritrosit enlerinde de benzer sonuçlar
gözlemlenmiştir (P<0,001).
Anahtar Kelimeler: İn ovo enjeksiyon,arı sütü, broiler, performans
114
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Hasan Ersin ŞAMLI - Ögr. Gör. Dr. Emre TAHTABİÇEN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2176
[email protected]
Project Name
Project Description
THE EFFECTS OF IN OVO INJECTION OF ROYAL JELLY
TO CHICKEN EGGS ON PERFORMANCE, İLEAL
HISTOMORPHOLOGY AND GUT MICROBIOTA
The aim of this research was to determine the effects of
in ovo injection of royal jelly to fertile Ross 308 chicken eggs on
performance, ileal histomorphology, ileum microbiota, morphology
of erythrocytes and organ weigths. Fertile Ross 308 eggs were
injected with four different solutions, A) control sollution (distilled
water), B) distilled water+8 mg royal jelly/ml, C) distilled water+12
mg royal jelly/ml, D) distilled water+16 mg royal jelly/ml. Weight gain,
feed intake, feed conversation ratio and ileal histomorphology, ileum
microbiota, organ weight was recorded on 14th days and 21th days of
trial. At the end of the research, live weight gain, feed consumption,
feed conversion ratio were not different among the groups on
14th (P>0,05). At the 21th day of trial, weight gain was higher in
C group compared to other groups, (P<0,05). Lactic acid bacteria
(LAB) colonization in ileum was 3,063, 2,320, 1,830 and 3,016 cfu/g
respectively and LAB colonization was lower in C group compared to
other groups (P<0,05). Villus heigths were higher in royal jelly groups
than control group (P<0,05). Villus width, crypt depth and thickness
of lamina muscularis mucosae were not different among the groups
(P>0,05).At the end of the experiment, erytrocyte length were 11,82,
11,57, 12,19 and 12,60 micron respectively and the highest erytocyte
height found in D group (P<0,001). The results were observed as
similarly for erytrocyte width (P<0,001).
Keywords: In ovo injection, royal jelly, broiler, performance
Start and
Finish Date
of Project
2011-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Hasan Ersin ŞAMLI - Lec. Dr. Emre TAHTABİÇEN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Animal Sciences
Phone, E-Mail
(282) 250 2176
[email protected]
115
Proje Adı
Proje Açıklaması
116
ETLIK PILIÇ YEMLERINDE KAYISI ÇEKIRDEĞI KÜSPESI
KULLANIMININ PERFORMANS DEĞERLERINE VE
BAĞIRSAK MIKROBIYOTASI ÜZERINE ETKILERI
Bu çalışmada etlik piliçlerde kayısı çekirdeği küspesi
kullanımının performans üzerine etkileri, etin vitamin E içeriği ve bağırsak
mikrobiyotası saptanmıştır. 120 adet etlik piliç birbirine komşu olan tel
kafeslerde beslenmişlerdir. Deneme 21 gün sürmüştür. Denemede, farklı
seviyelerde ( % 0, 5, 10, 20) kayısı çekirdeği küspesi kullanımının etkileri
saptanmıştır. %20 oranında kayısı çekirdeği küspesi verilen grupta canlı
ağırlık artışı %0 ve %5 oranında kayısı çekirdeği küspesi verilenlerden
önemli şekilde daha yüksek bulunmuştur. Buna rağmen; %0, 5 ve 10
oranlarında kayısı çekirdeği küspesi ile beslenen grup, %20 oranında
kayısı çekirdeği ile beslenenlere göre daha az miktarda yem tüketmişlerdir.
İleum mikrobiyotası muamelelerden önemli ölçüde etkilenmiştir. İleuma
ait içeriklerin laktik asit bakterileri sayımları incelendiğinde, %10 oranında
kayısı çekirdeği küspesi ile yemlenen gruplar için diğer gruplardan önemli
şekilde daha düşük olduğu saptanmıştır. Çalışmada kayısı çekirdeği
küspesi ilavesinin alfa-tokoferol içeriğini arttırdığı görülmüştür.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2008-2009
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Hasan Ersin ŞAMLI - Merve TERZİOĞLU
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2176
[email protected]
Project Name
EFFECTS OF APRICOT KERNEL MEAL ON PERFORMANCE
PARAMETERS AND INTESTINAL MICROBIOTA IN BROILER DIETS
This study was carried out to determine the effects of apricot
kernel meal (AKM) on performance, vitamin E content of meat and
intestinal microbiota in broiler chickens. One hundred twenty broiler
chickens raised in contiguous wire cages were used. The duration of the
experiment was 21 days. In the trial, four diets containing different levels
of AKM (0, 5, 10, and 20%) were utilized as the treatments. Birds fed with
20% AKM diets from 1 to 21 days had significantly better weight gain
than those given the 0 and 5% AKM diets. However, birds fed the 0, 5 and
10% AKM diets consumed significantly less feed intake than did those fed
the 20% AKM diet. Ileum microbiota were significantly affected by dietary
treatment. Respective counts of lactic acid bacteria in the ileal contents,
for the 10% AKM fed groups were significantly lower than those of the
Project Description other groups. Supplementation of AKM increased the alpha- tocopherol
content in the all examined products.
Start and
Finish Date
of Project
2008-2009
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Hasan Ersin ŞAMLI - Merve TERZİOĞLU
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Animal Sciences
Phone, E-Mail
(282) 250 2176
[email protected]
117
Proje Adı
KIVIRCIK KOYUNLARINDA BETA LAKTOGLOBULİN POLİMORFİZMİNİN PCR-RFLP YÖNTEMİ İLE BELİRLENMESİ
Bu tezin amacı yerli koyun ırklarımızdan biri olan saf Kıvırcık
koyununda β-laktoglobulin polimorfizminin belirlenmesidir. Bu amaçla
yerli koyun ırklarımızdan ve saf olduğu bilinen 48 baş Kıvırcık koyun
kullanılmıştır. Çalışma PCR-RFLP tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca araştırmada bu ırk için β-laktoglobulinin iki farklı alleline ait ( A
ve B) ile üç farklı genotip (AA, AB ve BB) belirlenmiştir. Bu gen lokusuna
ilişkin allel gen frekansları ise β-Lg A ve B için 0.468 ve 0.532 olarak
hesaplanmıştır. Sürünün, Hardy-Weinberg yasasına göre genetik
dengede olduğu bulunmuştur. Bu sayede Kıvırcık koyun ırkının bu özellik
için genotipik yapısı belirlenmiştir.
Proje Açıklaması
118
Anahtar Kelimeler: Kıvırcık, Beta Laktoglobulin, PCR-RFLP
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr .Eser Kemal GÜRCAN - Doç. Dr. Özden ÇOBANOĞLU, Elif BULUT
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2183
[email protected]
Project Name
DETERMINATION OF BETA LAKTOGLOBULIN POLYMORPHISM
USING BY PCR-RFLP IN KIVIRCIK SHEEP
The aim of this study is to determine the genetic
polymorphism of the β-laktoglobulin gene in Kıvırcık pure breed. 48
pure breed that isone of native sheep breeds of Turkey was used for
this study . The study was carried out by means of PCR-RFLP technics.
Also, two genetic variants (A and B) and three genotypes (AA, AB and
BB) were determined for this breed. The gene frequencies of β-Lg A
and B were calculated as 0.468 and 0.532 in Kıvırcık. The populations
of this breed was in equilibrium according to Hardy-Weinberg rule.
The genetic structure of this breed was exemined in the present
study revealed polymorphism at β-laktoglobulin gene locus.
Project Description
Key Words: Kıvırcık, Beta Laktoglobulin, PCR-RFLP
Start and
Finish Date
of Project
2011-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assoc. Prof. Dr. Eser Kemal GÜRCAN
Assoc. Prof. Dr. Özden ÇOBANOĞLU, Elif BULUT
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Animal Sciences
Phone, E-Mail
(282) 250 2183
[email protected]
119
Proje Adı
SAANEN X MALTA MELEZİ KEÇİLERDE ALYUVAR İÇİ
GLUTATYON VE POTASYUM POLİMORFİZMİNİN BELİRLENMESİ
Proje Açıklaması
Bu çalışmada Saanen x malta Melezi keçilerde alyuvar içi
potasyum ve glutatyon tipleri bakımından genetik yapısının belirlenmesi
amaçlanmıştır. Çalışmada Tekirdağ Malkara İlçesinde bulunan 42
başlık Saanen x malta Melezi keçileri kullanılmıştır. Hayvanların boyun
toplardamarından kan örneklerinde alyuvar içi potasyum ve glutatyon
tiplendirmesi yapılarak çeşitli alınan kan parametreleri hesaplanmıştır
(Nawb, Nap, Nae, Kwb, Kp, Ke). Bu kan parametrelerinin alyuvar içi
potasyum tipine göre kan parametreleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir.
Saanen melezi keçilerde alyuvar içi potasyum polimorfizmi bakımından
fenotipik frekansları % 11 LK tipli ve % 89’u HK tipli olarak tespit edilmiştir.
Alyuvar içi potasyum polimorfizmi bakımından allel gen frekansı ise KH
gen frekansı 0,93 ve KL gen frekansı 0,07 olarak bulunmuştur. Ayrıca
sürünün Hardy-Weinberg yasasına göre genetik dengede olduğu c2
analizi sonucunda anlaşılmıştır. Alyuvar içi potasyum tiplerinin (LK, HK)
bazı kan parametreleri (Nawb, Kwb, Ke) üzerine etkisi önemli bulunmuştur
(p<0,05). İncelenen kan parametreleri arasındaki korelasyon katsayıları
hesaplanmış olup Ke ile Nae arasındaki korelasyon katsayısı -0,34* olarak
bulunmuştur. Kan parametre değerleri ile hematokrit (%) değerleri
arasında ise anlamlı bir korelasyon katsayısı bulunmamıştır. Çalışmada
glutatyon polimorfizmi ise polimorfik bulunmuştur. Hayvanların fenotipik
frekansları %19’u düşük glutatyon ve %81’i ise yüksek glutatyon tipinde
olmuştur. Glutatyon allel gen frekansları ise GSHH ve GSHh genleri için
sırasıyla 0.57 ve 0.43 olarak hesaplanmıştır. Alyuvar içi glutatyon ortalaması
düşük tipte 18.47 mg/dl ve yüksek tipte ise 23.32 mg/dl eritrosit olarak
hesaplanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Alyuvar içi potasyum, glutatyon polimorfizmi,
Saanen x Malta melezi, hematokrit
120
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2008-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr .Eser Kemal GÜRCAN - Merve KÖSE
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2183
[email protected]
Project Name
DETERMİNATİON OF ERYTHROCYTE POTASSİUM AND
GLUTATHİONE TYPES İN SAANEN X MALTA CROSSBRED GOAT
This research was aimed to determine erythrocyte potassium
and glutathione types in Saanen x Malta crossbreeds. Present study
was realized only 42 animals. All animal was obtained from TekirdağMalkara raised special farm. Samples of blood were taken from the
V. Jugularis of goat. This blood samples were used to determine
erythrocyte potassium, glutathione and some blood parameters
(Nawb, Nap, Nae, Kwb, Kp, Ke). The phenotipic frequencies were
determined to erythrocyte potassium types for animal such as 11
% LK types and 89 % HK types. The gene frequency of KH and
KL loci were found as 0,93 and 0,07 respectively. Furthermore, the
observed and expected genotype frequencies were suitable in terms
of Hardy-Weinberg equlibrium. There were found some significant
Project Description relationships with erythrocyte potassium types (LK, HK) with blood
parameters (Nawb, Kwb, Ke) (p<0,05). At the same time correlation
coefficienth were calculated among blood parameters such as Ke with
Nae was calculated -0,34*. But correlation coeffcienth were calculated
non significant between blood paraemeters with hematocrit value
(%). Glutathione polymorphism was found as polymorphic in this
study. Animals were observed % 19 glutathione low type (GSHh) and
% 81 glutathione high type (GSHH) as phenotypic frequencies in this
study. The gene frequency of GSHh and GSHH were calculated 0.43
and 0.57 respectively. The erythrocyte glutathione levels in the sheep
was determined 18.47 mg/dl in GSH low type and 23.32 mg/dl in GSH
high in red blood cell.
Key Words: Eriytrocyte potassium and glutathione polimorphism,
Saanen x Malta crossbreds, hematocrit
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2008-2010
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. .Eser Kemal GÜRCAN - Merve KÖSE
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Animal Sciences
Phone, E-Mail
(282) 250 2183
[email protected]
121
Proje Adı
Proje Açıklaması
TRAKYA BÖLGESİ BALARISINDA (APİS MELLİFERA L.)
GEOMETRİK MORFOMETRİK ÇALIŞMALAR
Gelecekte gerçekleşmesi beklenen koşullarda en ekonomik
verimi sağlayacak genotiplerin elde edilmesi ve yetiştirilmesi ıslahın
başlıca amaçlarındandır. Bu araştırmada, Trakya Bölgesindeki bal
arıları (Apis melliefa L.) geometrik morfometrik yöntem kullanılarak
incelenmiştir. Bu amaçla erkek ve işçi arılardaki sağ ön kanat örnekleri
il bazında gruplandırılarak kullanılmıştır. Çalışmamızda diğer
araştırmalardan farklı olarak erkek arı örnekleri de kullanılmıştır. İşçi
arılarda yapılan MANOVA analizi sonucunda kontrol grubu Kafkas arısı
(A.m. caucasica ) ve iller bazında bütün gruplar arasındaki fark istatistiksel
olarak anlamlı bulunmuştur (P<0,001 ve P<0,002). Erkek bireylerde ise,
Çanakkale (G.Ada) ve Kafkas grubunun tüm gruplardan farklı olduğu
(P<0,001, P<0,002, P<0,006), bununla birlikte Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli
grupları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür
(P>0,05). Yukarıda elde ettiğimiz bulgular çerçevesinde Trakya Bölgesi bal
arısının morfometrik olarak genetik varyasyon gösterdiğini söyleyebiliriz.
Anahtar kelimeler: Bal arısı, Geometrik morfometri, Trakya Bölgesi, Erkek
arı
122
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Yahya Tuncay TUNA -Hakan TURAN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2179
[email protected]
Project Name
GEOMETRIC MORPHOMETRIC STUDİES TRAKYA REGION
HONEYBEES (APİS MELLİFERA L.)
Getting and rearing the genotypes which will provide the
most economic efficiency in the conditions which is anticipated in the
future is one of the main aims of breeding. In this study, honey bees
(Apis melliefa L.) of Trakya Region were examined by using geometric
morphometric methods. With this purpose, the samples of right
forewings of drones and worker bees have been analyzed separately
by grouping on provincial basis. In our study, drone samples have
also been used as distinct from other researches. In the result of
MANOVA analysis applied to worker bees, the difference between
control group Kafkas honeybee (A.m. caucasica ) and all groups on
provincial basis has been reached statistically significant(P<0,001 and
P<0,002). As to drones, it has been reached that Çanakkale(G.Ada)
Project Description and Kafkas groups are different from other groups(P<0,001, P<0,002,
P<0,006),on the other hand, the difference between Edirne, Tekirdağ
and Kırklareli groups are statistically insignificant(P>0,05). Above,
within the framework of our findings showing genetic variation in
morphometric say Honeybee Thrace Region.
Keywords : Honeybee, Goemethric Morphometric, Trakya Region,
drone
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2009-2011
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. Yahya Tuncay TUNA- Hakan TURAN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Animal Sciences
Phone, E-Mail
(282) 250 2179
[email protected]
123
Proje Adı
SAF KIVIRCIK KOYUNLARININ ALYUVAR İÇİ POTASYUM VE GLUTATYON
TİPLERİ BAKIMINDAN GENETİK YAPISININ BELİRLENMESİ
Proje Açıklaması
Bu çalışmada saf Kıvırcık ırkının alyuvar içi potasyum ve glutatyon
tipleri bakımından genetik yapısının belirlenmesi amaçlanmıştır.
Çalışmada Kırklareli ilinde bulunan ve özel olarak koruma altına alınmış 50
başlık Kıvırcık koyunu kullanılmıştır. Hayvanların boyun toplardamarından
alınan kan örneklerinden yararlanarak alyuvar içi potasyum ve glutatyon
tiplendirmesi yapılarak çeşitli kan parametreleri hesaplanmıştır (Nawb,
Nap, Nae, Kwb, Kp, Ke). Bu kan parametrelerinin cinsiyet ve alyuvar içi
potasyum tipine göre kan parametreleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir.
Kıvırcık koyunlarının alyuvar içi potasyum polimorfizmi bakımından
fenotipik frekansları % 68 LK tipli ve % 32 si HK tipli olarak tespit edilmiştir.
Alyuvar içi potasyum polimorfizmi bakımından allel gen frekansı ise KH
gen frekansı 0,56 ve KL gen frekansı 0,44 olarak bulunmuştur. Ayrıca
sürünün Hardy-Weinberg yasasına göre genetik dengede olduğu c2
analizi sonucunda anlaşılmıştır. Cinsiyet faktörünün hematokrit yüzdesi
ve kan parametreleri üzerine etkisi önemsiz bulunmuştur (p>0,05).
Alyuvar içi potasyum tiplerinin (LK, HK) bazı kan parametreleri (Nawb,
Nae, Kwb, Kp, Ke) üzerine etkisi önemli bulunmuştur (p<0,05). Kıvırcık
koyunlarının incelenen kan parametreleri arasındaki korelasyon
katsayıları hesaplanmış olup Ke ile Nae arasındaki korelasyon katsayısı
-0,58** olarak bulunmuştur. Kan parametre değerleri ile hematokrit (%)
değerleri arasında ise anlamlı bir korelasyon katsayısı bulunmamıştır.
Çalışmada glutatyon polimorfizmi ise monomorfik bulunmuştur.
Koyunların tamamı düşük glutatyon tipinde (GSHh) olmuştur. Buna göre
GSHh gen frekansı 1.00 ve alyuvar içi glutatyon ortalaması 29.79 mg/100
ml eritrosit olarak hesaplanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Alyuvar içi potasyum ve glutatyon polimorfizmi,
Kıvırcık koyunu, hematokrit
124
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr .Eser Kemal GÜRCAN - Dr. Cengizhan ERBAŞ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2183
[email protected]
Project Name
DETERMİNATİON OF ERYTHROCYTE POTASSİUM AND
GLUTATHİONE TYPES İN PURE KİVİRCİK SHEEP
This research was aimed to determine erythrocyte potassium
and glutathione types in pure Kıvırcık breeds. Present study was
realized only 50 pure Kıvırcık breed. All animal was obtained from
Kırklareli raised special farm. Samples of blood were taken from the
V. Jugularis of sheep. This blood samples were used to determine
erythrocyte potassium, glutathione and some blood parameters
(Nawb, Nap, Nae, Kwb, Kp, Ke). The phenotypic frequencies were
determined to erythrocyte potassium types in pure Kıvırcık breeds
such as 68 % LK types and 32 % HK types. The gene frequency of KH
and KL loci were found as 0,56 and 0,44 respectively. Furthermore,
the observed and expected genotype frequencies were suitable
in terms of Hardy-Weinberg equilibrium. There were no found any
Project Description relationship between sex factor with blood parameters (p>0,05). But
significant relation were obtained from erythrocyte potassium types
(LK, HK) with blood parameters (Nawb, Nae, Kwb, Kp, Ke) (p<0,05).
At the same time correlation coefficient were calculated among
blood parameters such as Ke with Nae was calculated -0,58**. But
correlation coefficient were calculated non significant between blood
parameters with hematocrit value (%). Glutathione polymorphism
was found as monomorphic in this study. All animal was observed
glutathione low type (GSHh) in this study. The gene frequency of
GSHh was calculated 1.00. The erythrocyte glutathione levels in the
sheep were determined 29.79 mg/100 ml in red blood cell.
Key Words: Erythrocyte potassium and glutathione polymorphism,
Kıvırcık breeds, hematocrit
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2009-2010
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. Eser Kemal GÜRCAN - Dr. Cengizhan ERBAŞ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Animal Sciences
Phone, E-Mail
(282) 250 2183
[email protected]
125
Proje Adı
Proje Açıklaması
FARKLI ORTAM SICAKLIKLARINDA ORGANIK ASIT KULLANIMININ MISIR,
FIĞ-TAHIL, YAŞ BIRA POSASI SILAJLARINDA FERMANTASYON
GELIŞIMI VE AEROBIK STABILITE ÜZERINE ETKILERI
Bu araştırma, organik asit kullanımının farklı ortam sıcaklıklarında,
mısır, fiğ-tahıl ve yaş bira posası silajlarında fermantasyon gelişimi ve aerobik
stabiliteleri üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada
katkı maddesi olarak Farmavet firmasından temin edilen SİLOFARM® LIQUID isimli
silaj katkısından yararlanılmıştır. Araştırma materyalleri kontrol ve organik asit
uygulaması içeren grup olmak üzere iki deneme grubuna bölünmüştür. Firma
önerileri doğrultusunda organik asit ilavesinden sonra, materyaller yalnızca gaz
çıkışına olanak tanıyan 1.0 litrelik (Weck, Wher-Oftlingen, Germany) anaerobik
kavanozlarda silolanmıştır. Her muameleye ait 3’er silo kabının kullanılacağı
çalışmada, silo kaplarının doldurulmasından sonra materyaller laboratuar
koşullarında (20 oC, 30oC ve 37oC) depolanmıstır. Fermantasyonun 2., 5., 14., 21.
ve 45. günlerinde açılan örnekler üzerinden pH, kuru madde, ham protein, NH3-N,
suda çözünebilir karbonhidrat ve laktik asit analizleri gerçekleştirilmiştir. Laktik asit
bakterileri, enterobakteri ve maya ve küf sayımları için mikrobiyolojik analizlerin
yapıldığı çalışmada, aerobik stabiliteye ilişkin özellikleri ana fermantasyon dönemi
sonrası 5 günlük dönemde izlenmistir. 45. günde kontrol ve deneme gruplarında
pH, SÇK, NH3-N, suda çözünebilir karbonhidrat içerikleri, laktik ve asetik asit
içerikleri sırası ile mısır silajı için 20oC da, 4.05, 4.10; 11.91, 17.43 g/kg KM; 0.28,
0.16 g/kg KM; 2.77, 3.47 %KM; 2.17, 1.57 %KM; 30oC da 4.08, 4.21; 17.12, 18.21
g/kg KM; 0.21, 0.16 g/kg KM; 2.54, 3,61% KM; 2.79, 2.39 %KM; 37oC da 4.30, 4.22;
16.17, 19.35 g/kg KM; 0.20, 0.18 g/kg KM; 4.47, 3.82 %KM; 1.55, 1.35g/kg KM. Fiğtahıl silajı için 20oC da 4.11, 4.16; 24.84, 25.74 g/kg KM; 1.72, 1.23 g/kg KM; 4.96,
3.98 %KM; 2.97, 1.97 %KM; 30oC da 5.34, 4.21; 17.37, 16.14 g/kg KM; 2.39, 1.47 g/
kg KM; 4.96, 3.98 %KM; 3.47, 1.90% KM; 37oC da 8.53, 5.34; 18.10, 16.22 g/ kg KM;
2.79, 1.12 g/kg KM; 4.67, 6.54 % KM; 3.63, 2.70 g/ kg KM. Yaş bira posası silajlarında
20oC da 4.29, 3.92; 16.97, 17.43 g/kg KM; 0.25, 0.35 g/kg KM; 0.59, 0.58 %KM; 0.32,
0.34 %KM; 30oC da 4.11, 3.78; 14.22, 14.67 g/kg KM; 0.27, 0.44 g/kg KM; 0.56, 0.49
%KM; 0.56, 0.28 %KM; 37 oC da 4.39, 3.73; 12.38, 13.16 g/kg KM; 0.24, 0.41 g/kg
KM; 0.33, 0,32 %KM; 0.39, 0.46 %KM. Araştırmada mısır silajında NH3-N; suda
çözünebilir karbonhidrat içerikleri (p<0.01); fiğ-tahıl silajlarında pH, ham protein,
NH3-N; suda çözünebilir karbonhidrat içerikleri laktik asit, asetik asit, (p<0.01);
kuru madde (p<0.05); yaş bira posası silajlarında ham protein, NH3-N, suda
çözünebilir karbonhidrat içerikleri (p<0.01) içerikleri bakımından gruplar arasında
gözlenen farklılıklar önemli bulunmuştur. Organik asit kullanımı çalışmada ele
alınan silajların aerobik bozulmaya direnç özelliklerini etkilememiştir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
126
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Fisun KOÇ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2180, [email protected]
Project Name
Project Description
THE EFFECT OF ORGANIC ACID USAGE AT VARIOUS
TEMPERATURES ON FERMENTATION AND AEROBIC STABILITY OF
CORN, VETCH-GRAIN AND WET BREWERS GRAIN SILAGES
The purpose of current study was to extend the effect of different
temperatures on the ensiling fermentation with or without organic acid, and on
the aerobic stability of corn, vetch-grain, wet brewers grain silages. SILOFARM®
LIQUID silage additive which would be produced by Farmavet firm was used in
this investigation. Silage materials were divided in two trial groups for the control
and organic acids treatments. After organic acid was applied, silage materials
were ensiled in 1.0 l anaerobic jars (Weck, Wher-Oftlingen, Germany) equipped
with a lid that enabled gas release only. The jars were stored under the following
temperature regimes; 20 oC, 30 oC, 37oC. Three jars per treatment from every
temperature were sampled on days 2, 5, 14, 21 and 45 days of fermentation and
samples are analyzed to determine their pH, dry matter (DM), crude protein,
NH3-N, water soluble carbohydrates, lactic acid contents. Microbiological
analyses were also enumeration of the lactic acid bacteria, enterobacteria, mould
and yeast. Aerobic stability characteristics were monitored during 5 days after the
main fermentation periods. At 45 days pH, NH3-N, water soluble carbohydrates,
lactic and acetic acid contents of treatments were found as; at 20oC, 4.05, 4.10;
11.91, 17.43 g/kg DM; 0.28, 0.16 g/kg DM; 2.77, 3.47 %DM; 2.17, 1.57 %DM; at
30oC 4.08, 4.21; 17.12, 18.21 g/kg DM; 0.21, 0.16 g/kg DM; 2.54, 3,61% DM; 2.79,
2.39 %DM; at 37oC 4.30, 4.22; 16.17, 19.35 g/kg DM; 0.20, 0.18 g/kg DM; 4.47, 3.82
%DM; 1.55, 1.35 g/kg DM for the corn silage. At 20oC 4.11, 4.16; 24.84, 25.74 g/
kg DM; 1.72, 1.23 g/kg DM; 4.96, 3.98 %DM; 2.97, 1.97 %DM; at 30oC 5.34, 4.21;
17.37, 16.14 g/kg DM; 2.39, 1.47 g/kg DM; 4.96, 3.98%DM; 3.47, 1.90% DM; at 37oC
8.53, 5.34; 18.10, 16.22 g/ kg DM; 2.79, 1.12 g/kg DM; 4.67, 6.54 % DM; 3.63, 2.70
g/ kg DM for the vetch-grain silage. At 20oC 4.29, 3.92; 16.97, 17.43 g/kg DM; 0.25,
0.35 g/kg DM; 0.59, 0.58 %DM; 0.32, 0.34 DM; at 30oC 4.11, 3.78; 14.22, 14.67 g/
kg DM; 0.27, 0.44 g/kg DM; 0.56, 0.49%DM; 0.56, 0.28 %DM; at 37oC 4.39, 3.73;
12.38, 13.16 g/kg DM; 0.24, 0.41 g/kg DM; 0.33, 0,32 %DM; 0.39, 0.46 %DM for
the wet brewer’s grain silage. Differences between the NH3-N, water soluble
carbohydrates contents of the corn silage groups (p<0.01); dry matter (p<0.05),
pH, crude protein, NH3-N, water soluble carbohydrates, lactic and acetic acid
contents (p<0.01) of the vetch-grain silage treatments; crude protein, NH3-N,
water soluble carbohydrates contents (p<0.01) of the wet brewer’sgrain silage
treatments were significantly important. Organic acid treatment did not affect
aerobic stability of the trial silages.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assist. Prof. Dr. Fisun KOÇ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture,
Department
Department of Animal Science
Phone, E-Mail
0282 250 2180, [email protected]
127
Proje Adı
Proje Açıklaması
BAZI ADAY GENLERIN JERSEY, SIYAH ALACA VE YERLI SIĞIR
IRKLARINDA POLIMORFIZMININ BELIRLENEREK, GÖZLENEN SÜT
VERIMI VE BILEŞENLERI ÜZERINE ETKILERININ ARAŞTIRILMASI
Süt sığırcılığı ülkemiz hayvancılığında önemli bir yere sahiptir. Süt
en önemli çiftlik ürünlerinden biri olup süt ve süt ürünleri tüketiminin büyük
kısmı büyük baş hayvanlardan karşılanmaktadır. Ülkemizde süt üretimi
maksadıyla en yaygın yetiştiriciliği yapılan süt sığır ırkı Siyah Alaca Sığır ırkı
olarak bilinen Holstein Friesian ve özellikle Karadeniz Bölgesinde yetiştirilen
Jersey kültür ırkı ineklerdir. Hayvan ıslahında temel esas yüksek verim kapasiteli
hayvanların seçilmesi ve bu üstün verim özelliklerinin bir generasyondan diğer
generasyona aktarılması; böylelikle hayvan başına düşen birim verim düzeyinin
yükseltilmesidir. Bu ise ancak gerek klasik gerekse de moleküler temele dayalı
ıslah programları yoluyla hayvanın genetik yapılarının iyileştirilmesi ve aynı
zamanda da hayvanın verimi üzerine etkisi olan her türlü çevre faktörlerinin
uygun hale getirilmesi ile mümkün olacaktır. Büyüme özellikleri, et kalitesi, döl
verimi, süt verimi ve süt bileşenlerinin miktarı gibi özellikler kantitatif özelliklerdir.
Bu tür özelliklerin iyileştirilmesinde verim özellikleri üzerine etkisi olan gen
veya marker allellerini kapsayarak hazırlanan seleksiyon programları, yalnızca
fenotipik karekterlere bağlı olarak yapılan klasik seleksiyon uygulamalarından
elde edilecek ilerlemelerden daha hızlı ve maddi olarak da daha etkin olacaktır.
Bu sebeple planlanan bu çalışma da öncelikle Samsun’da bulunan TİGEM e bağlı
Karaköy Tarım İşletmesi’nde yetiştirilen Jersey inekleri ve Şanlıurfa’ da ki TİGEM
Ceylanpınar Tarım İşletmesindeki Siyah Alaca süt sığır ırkı inekleri ile Samsun
Damızlık Hayvan Yetiştiricileri Birliğine kayıtlı olarak yetiştiriciliği yapılan Siyah
Alaca sığırları için süt verimi ve süt bileşenleri üzerine etkisinin olduğu düşünülen
Acyl-coAdiacylglycerol acyltransferase1 (DGAT1), Büyüme Hormonu Reseptörü
(GHR) ve Signal transducer and activator of transcription factors (STAT) ailesine
üye bazı aday genlerin Türkiye’de yetiştiriciliği yapılan bu ırklar için sahip oldukları
genetik yapının belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca bazı yerli ırklarımızda da
(Boz Irk, Yerli Kara ve Doğu Anadolu Kırmızısı) bu genlere yönelik polimorfizm
incelenerek, moleküler tanımlamalar yapılacaktır. Böylelikle sürülerde gözlenen
varyasyon ve polimorfizm yardımıyla, bu aday genlerin süt verimi özelliği
üzerindeki etkilerinin belirlenmesi planlanmaktadır. Süt verimi üzerinde olumlu
etki yaptığı tespit edilen genlerin allellerininde dahil edildiği bir seleksiyon
programı ile gerek TİGEM e bağlı tarım işletmelerinde yetiştirilen hayvanların,
gerekse de damızlık birliğine kayıtlı olup yetiştiriciliği yapılan Siyah Alaca ve Jersey
ırkı ineklerin verim seviyelerini arttırarak yetiştiricilerinde üstün verimli damızlık
hayvan temin edebilmesine olanak verilmiş olacaktır. Ayrıca bu çalışma da elde
edilecek bulgular ve sonuçlar ülkemizde yetiştiriciliği yapılan gerek kültür, melez
gerekse de verim seviyeleri düşük yerli ırklarımızın verim seviyelerini arttırmaya
yönelik çalışmalar içinde bir örnek teşkil edecektir. Dolayısıyla elde edilen bulgular
ve sonuçlar ülke ekonomimize fayda sağlamış olacaktır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Özden Çobanoğlu
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
128
Project Name
INVESTIGATION THE EFFECTS OF SOME CANDIDATE GENES ON
OBSERVED MILK PRODUCTION AND MILK COMPOSITION TRAITS BY
IDENTIFYING THE POLYMORPHISM IN JERSEY AND BLACK
WHITE AND NATIVE CATTLE BREEDS.
Dairy cattle husbandry has an important role on animal husbandry in
our country. Milk is one of the major farm products and the national consumption
of milk and milk products is obtained mostly from dairy cows. Most common
dairy cattle breed at present is Holstein Friesian; known as Black and White cow
breed and spread out all over the country, Jersey cattle breed is also common
breed as adapted to the regional environmental conditions in the coast of Black
Sea Region. The basic principle in animal improvement is to select the genetically
superior individuals and to transfer this superiority from one generation to next,
therefore to increase the production level per head of animal in population. This
target could only so obtained by the improvement program based on either
classical or molecular genetics principles and also include the improvement of
environmental conditions capable of manifesting genetic content. In general
some characteristics such as growth traits, meat quality, ovulation rate and the
Project Description amounts of milk yield and milk components are shown a quantitative nature.
Hence the selection program based on selection criteria by means of selecting
phenotypes of molecular genetics contents determined by the alleles or markers
related with such production traits would be much faster and economically
more efficient than those of practiced conventional selection applications. In
this reason, this study is planned to evaluate some candidate genes of AcylcoAdiacylglycerol acyltransferase1 (DGAT1), growth hormone receptor (GHR)
and the member of signal transducer and activator of transcription factor
family (STAT) which might have an effect on some milk production and milk
component traits in the population consisted of Jersey cattle raised in Karaköy
Public Intensive Farm belong to General Directorate of Agricultural Enterprised of
Ministry of Agriculture and Rural Affairs (TIGEM) in Samsun and Siyah Alaca (Black
and White) cows reared in TIGEM Ceylanpinar Public Intensive Farm in Şanliurfa
and also Black and White cows owned by the members of Dairy Cattle Breeds
Organization in Samsun province of Turkey. In addition, the molecular structures
will be ascertained by the determining the polymorphism of these genes in some
of the local Turkish breeds (Boz Irk, Yeli Kara and Dogu Anadolu Kirmizisi). Thus
it is aimed to determine the effect of these candidate genes on milk production
traits based on observed variation and polymorphism in these herds. Selections
program including such candidate genes which have positive effect on milk
production traits would play a great role for increasing production level and
providing superior breeding stuck of Black and White and Jersey Breeds at both
the public intensive farms managed by TIGEM and an individual farms registered
by the breeder association. In addition information and results obtained from this
study will be a good model in improvement program not only for imported and
crossed breeds but also local cattle or sheep breeds of Turkey in general. Therefore
all the findings and results will have benefits to our economy.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Asoc. Prof. Dr. Özden Çobanoğlu
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture,
Department
Department of Animal Science
Phone, E-Mail
129
Proje Adı
Proje Açıklaması
TÜRKİYE VE PAKİSTAN YERLİ KOYUN IRKLARINDA
PRİON GENİ POLİMORFİZMLERİ TARANMASI
Koyun ve keçilerin inkübasyon süresi uzun, ölümcül, merkezi
sinir sistemini etkileyen (nörodejeneratif) bir hastalığı olan skrapi;
birçok memeli türünü etkileyen bulaşıcı süngerimsi ensefalopatilerden
(Transmissible Spongyform Encephalopathy -TSE) yani prion protein
hastalıklarından biridir. Koyunda üç ekzon ve iki introndan oluşan prion
protein geninde üçüncü ekzon bölgesinde halen 50’den fazla nokta
mutasyonu polimorfizmi (TNP) gözlenmiştir. Ancak, skrapiye direnç /
hassasiyeti belirleyen prion protein gen bölgesindeki mutasyonların 136,
141, 154 ve 171. kodonlarına dayalı genotiplerin olduğu bildirilmektedir.
Avrupa-Asya yelpazesinde birikmiş verilerin çoğunlukla Avrupa’dan
olduğu dikkat çekicidir. Halbuki arkeolojik ve genetik veriler Orta
Doğu’nun koyun evcilleştirme merkezi olduğunu göstermektedir. Ancak,
yapılan çalışmalar incelendiğinde bu bölgeden verilerin daha sınırlı
olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, skrapi vakasının rapor edilmediği
Türkiye yerli koyun ırklarında prion protein gen polimorfizminin 15
farklı populasyonda incelemesi yapılmıştır. Çalışmada prion protein gen
bölgesinin 3’üncü ekzon bölgesine ait 745 bç (baz çifti) uzunluğundaki
bölgesi 655 bireyde sekanslanarak çalışılmıştır. Elde edilen veriler,
Türkiye’de skrapiyi önlemeden sorumlu otoriteler, hayvan yetiştirme
birlikleri ve üniversitelerin araştırma birimlerince kullanılması açısından
yararlıdır. Ayrıca veriler, Dünya’daki PrP protein polimorfizm verilerinin
coğrafi dağılımındaki büyük boşluğu önemli ölçüde doldurmuştur.
Çalışmada elde edilen detaylı veriler fonksiyonu tam olarak bilinmeyen
PrP protein bölgesinin hangi evrimsel güçler etkisinde olabileceği ile ilgili
bilgilere katkılarda bulunmaktadır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. İnci Z. TOGAN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
130
Project Name
Project Description
SURVEİLLANCE OF PRİON PROTEİN GENE POLYMORPHİSMS İN
PAKİSTANİ AND TURKİSH NATİVE SHEEP BREEDS
Scrapie is an infectious fatal disease of sheep and it is a member
of Transmissible Spongiform Encephalopathies (TSE) (or a prion disease)
and affects the central nervous system. Susceptibility to scrapie is
associated with polymorphisms in sheep prion protein (PrP) gene,
based on their genotypes at codons 136, 141, 154 and 171. In EuropeAsia spectrum, accumulated data is mostly from Europe. Whereas,
archeological and genetic evidences indicated that Middle East is the
heart of sheep domestication and all of the sheep breeds must have went
out from this region. Yet, data from this region is preliminary. The main
purpose of the study is to collect an extensive data,covering 14 breeds
15 different populations represented by 655 individuals where each of
which are sequenced for 745 base pairs of PrP 3rd exon region. It will be
a data where individuals were from Turkey from which scrapie incidence
was not reported.
This data is important and useful for the authorities responsible
from the risk management of scrapie in Turkey, for animal breeders
association and for research units of universities. At the same time,
it will, considerably, fill the big gap which is present in the data of
geographic distribution of PrP polymorphisms in the world. The detailed
data obtained by the study will contribute to the understanding of
evolutionary mechanisms operating on the PrP gene of which the
function is unknown.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Prof. Dr. İnci Z. TOGAN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture,
Department
Department of Animal Science
Phone, E-Mail
131
Proje Adı
Proje Açıklaması
TÜRKİYE YERLİ EVCİL HAYVAN GENETİK KAYNAKLARINDAN
BAZILARININ IN VITRO KORUNMASI VE ÖN MOLEKÜLER
TANIMLANMASI - I (TÜRKHAYGEN - I)
Değişen çevre koşulları (hızlı nüfus artışı, küresel ısınma,
düzensiz yapılaşma, çevre kirliliği) önüne geçilmez bir şekilde dünya
fauna ve florasını olumsuz şekilde değiştirmektedir. Yapılan araştırmalar
yılda 27.000 bitki ve hayvan türünün dönüşümsüz olarak doğadan
silindiğini göstermektedir. Son yıllarda artan bu hızlı değişim dünyada
büyük bir kaygıyla izlenmekte ve bu değişimin etkilerini en aza indirmek
için çözümler üretilmeye çalışılmaktadır. Biyoçeşitliliğin sürdürülebilmesi
bir çok yönüyle hayati bir önem taşırken sadece gıda olarak bile ele
alınması durumun ciddiyetini açıkça göstermektedir. Bugün bir çok
verim özelliği yönünden yararlandığımız çiftlik hayvanları dünyada
yüksek verim özellikleri yönünden seleksiyona dayalı birörnek üretime
doğru gitmektedir. Kültür ırkı olarak isimlendirilen bu ırklar sadece
verim özellikleri iyileştirilmiş hayvanlardır. Ancak bu ırkların ne çevre
koşullarına dayanıklılıkları ne de hastalıklara dirençlilikleri üzerinde
durulmuştur. Değişen çevre koşullarının yanı sıra bioterorizm sadece
direkt olarak insan hayatını değil aynı zamanda hayvan hayatını da
hedef almaktadır. Bu olumsuz faktörler birçok tür ve ırkın geleceğini
ciddi şekilde tehdit etmektedir. Oysa genetik varyasyonu hala muhafaza
eden yerli evcil hayvanlar, genetik kaynak olmaları bakımından geleceğin
sigortaları olarak kabul edilmektedir. Ülkemiz bu yönden oldukça
zengin bir ülkedir. Gerek moleküler gerekse arkeolojik çalışmalar birçok
evcil hayvan türünün Anadolu’dan evcilleştirildiğini göstermektedir.
Topraklarımızda mevcut bu doğal mirası korumak hepimizin en önemli
görevidir. Bu projenin konusu ülkemizde uzun yıllardan beri değişik
platformlarda tartışılmış, öncelikli alan olarak ilan edilmiş, eylem planları
hazırlanmış, kalkınma programlarında yer almış ancak bu güne kadar
hala çözümlenmemiş bir problem olarak karşımıza gelmiştir. Bu çok acil
çözümlenmesi gereken ulusal konu Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
(Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı), TÜBİTAK, ve ülkemizin her bölgesinden
üniversitelerin katıldığı büyük bir proje ile nihayet bir ölçüde çözüme
kavuşturulabilecektir. Bu proje hayvan genetik kaynaklarımızı koruma
altına alacak bankaların oluşturulmasını, yerli evcil hayvan ırklarımızın
genetik karakterizasyonuna başlanarak, sonuçlardan tescil çalışmalarında
yararlanılmasını, hayvan genetiği ve biyoteknolojisi alanında kritik
araştırmacı kitlesinin oluşturulmasını, bilgilerin bütünleştirilmesi ve
yaygınlaştırılmasını hedeflemektedir. Bu bankalar ülkemizin gelecek beş
yılını değil yüz yılını garantiye alacaktır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Okan ERTUĞRUL
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
132
Project Name
Project Description
IN VİTRO CONSERVATİON AND PRELİMİNARY MOLECULAR
IDENTİFİCATİON OF SOME TURKİSH DOMESTİC ANİMAL
GENETİC RESOURCES-I (TURKHAYGEN-I)
Changing environmental conditions such as the rapidly
increasing population, global warming, unplanned development, and
environmental pollution have a negative impact on the flora and fauna
around the world. Studies have shown that 27.000 animal and plant
species become extinct each year. The increasingly evident changes in
global environmental conditions in these past few years have created
concern, and solutions are being sought to minimize the efects of these
changes. Preserving biodiversity is of vital importance in many respects,
and its effect on our foodsupply clearly demonstrates its significance.
Today the business of raising farm animals is moving toward a uniform
form of production globally. These breeds known as cultural breeds
are just animals with high yield properties, however their resistance to
environmental conditions or disease have not been emphasized. Genes
related to resistance to these factors may not be present in these animals,
and this demonstrates that exotic breeds are in fact highly unprotected.
Changing environmental conditions and bioterrorism does not only
target the lives of people but also that of animals. These unfavorable
factors have seriously threatened the existence of many species. However,
native domestic and wild animals which preserve genetic variation are
sources of genes and therefore constitute a form of ‘insurance’ to preserve
the future of genetic biodiversity. Our country is very rich in genetic
variation. Molecular and archeological studies have shown that many
animal species were domesticated in or near Anatolia . Protection of this
natural heritage which is present in our lands is our primary objective.
The subject of this project has been discussed on various platforms in
Turkey for some time now, and has been declared a priority in research.
A number of action plans have been prepared and put into national
development plans, but this issue has not yet been solved. However as
this is an issue that has high priority on a national level, therefore this
project will finally be carried out by the contribution of Ministry of Food,
Agriculture and Animal Breeding (former Ministry of Agriculture and
Rural Affairs), TUBITAK, and a number of universities from all over Turkey.
This project aims to establish gene banks which preserve animal genetic
resources, to characterize and facilitate registration process of our local
breeds, to build national researcher capacity in animal genetics and
animal biotechnology, and to combine and disseminate knowledge.
These banks will guarantee not just five years but a hundred years of the
genetic biodiversity of our country.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Prof. Dr. Okan ERTUĞRUL
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture,
Department
Department of Animal Science
Phone, E-Mail
133
Proje Adı
Proje Açıklaması
MIKROBIYAL İNOKULANTLAR VE HÜCRE DUVARINI PARÇALAYICI
ENZIMLERININYONCA SILAJINDA FERMANTASYON ÖZELLIKLERI
VE AEROBIK STABILITE ÜZERINE ETKILERI
Bu çalışma laktik asit bakteri inokulantları ve/veya enzimlerin,
yonca silajlarının fermantasyon, aerobik stabilite, hücre duvarı kapsamı
ve in vitro organik madde sindirilebilirliği özellikleri üzerindeki etkilerinin
saptanması amacı ile düzenlenmiştir. Araştırmada kullanılan yonca
hasılları çiçeklenme başlangıcı, çiçeklenme ortası ve çiçeklenme
sonu dönemlerinde hasat edilmiştir. Laktik asit bakteri inokulantı
olarak Inoculant-1188 (Pioneer®, USA) ve Enzim (Global Nutritech,
TR) kullanılmıştır. İnokulantlar silajlara 6.00 log10 koloni form ünite/g
düzeyinde katılmışlardır. Yonca hasılları yalnızca gaz çıkışına olanak
tanıyan 1,0 litrelik özel kavanozlara silolanmıştır. Kavanozlar laboratuvar
koşullarında 25±2°C’de depolanmışlardır. Silolamadan sonraki 45. günde
her bir gruptan 4 adet kavanoz açılarak silajlarda kimyasal ve mikrobiyolojik
analizler yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda açılan tüm silajlara 5
gün süre ile aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Ayrıca bu silajların, in vitro
organik madde sindirilebilirliği saptanmıştır. Sonuç olarak LAB inokulantı
ve enzimler, yonca silajlarının fermantasyon özelliklerini artırmış, hücre
duvarı bileşenlerini azaltmışlardır. Ancak aerobik stabilitelerini ve in vitro
organik madde sindirilebilirliğini etkilememişlerdir.
Anahtar kelimeler: Yonca, Laktik asit bakteri inokulantları, Enzim,
Fermantasyon, Aerobik stabilite, Hücre duvarı kapsamı, in vitro organik
madde sindirilebilirliği
134
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Mehmet Levent ÖZDÜVEN - Arzu ÇELEBİ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Zootekni Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2184
[email protected]
Project Name
THE EFFECTS OF BACTERIAL INOCULANTS AND/OR
ENZYMES ON THE FERMENTATION CHARACTERISTICS
AND AEROBIC STABILITY OF ALFALFA SILAGES
This study was carried out to determine the effects of lactic
acid bacteria (LAB) inoculants and/or enzymes on the fermentation,
aerobic stability and in vitro organic matter digestability
characteristics of alfalfa silages. Alfalfa was harvested at early bloom,
middle bloom and late bloom stage. Inoculant-1188 (Pioneer®, USA),
and enzyme (Global Nutritech, TR) were used as lactic acid bacteria,
enzyme and lactic acid bacteria+enzyme mixture inoculants.
Inoculants were applied to silages at 6.00 log10 cfu/g levels. After
treatment, the chopped alfalfa was ensiled in 1.0 liter special
anaerobic jars, equipped with a lid enabling gas release only. The jars
were stored at 25±2°C under laboratory conditions. Four jars from
each group were sampled for chemical and microbiological analysis
Project Description 45th day after ensiling. At the end of the ensiling period all silages
were subjected to an aerobic stability test for 5 days. In addition, in
vitro organic matter digestibility of these silages was determined. LAB
and/or enzymes increased characteristics of fermentation, decreased
cell wall content and not effect aerobic stability and in vitro organic
matter digestibility of alfalfa silages.
Keywords : Alfalfa, Lactic acid bacterial inoculants, Enzyme,
Fermentation, Aerobic stability, Cell wall content, in vitro
organicmatter digestability
Start and
Finish Date
of Project
2009-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Mehmet Levent ÖZDÜVEN - Arzu ÇELEBİ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Animal Sciences
Phone, E-Mail
(282) 250 2184
[email protected]
135
Ziraat Fakültesi
Toprak Bilimi ve
Bitki Besleme
Faculty of Agriculture
Soil Sciences And
Plant Nutrition
137
Proje Adı
Proje Açıklaması
YENİ BİR TOPRAK LABORATUARI EKİPMANI:
BİLGİSAYAR KONTROLLÜ PERMEABİLİTE CİHAZI
Bu çalışma, toprakların doygun koşullardaki hidrolik
iletkenliklerini (Ksat) ölçmede, zaman kazanmak ve ölçüm güvenilirliğini
artırmak için geliştirilen bir aygıtı tanımlamak amacıyla yapılmıştır.
Toplam 72 saat süren Ksat deneyinde kullanılan analog sistemlerde
sürekli makinanın başında beklenemediğinden, elektrik veya su kesintisi
sonucu hatalı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Bu cihazda bunların önüne
geçmek için su tankı ve kesintisiz güç kaynağı ilave edilmiştir. Cihaz
topraktan geçen suyun yönünü elektronik valflerle değiştirerek istenilen
saatlerde terazilere yönlendirmektedir. Topraktan geçen su miktarını
sistemin altına koyulan elektronik tartılarla ölçerek anında bilgisayara
aktarmaktadır. Bilgisayara aktarılan bu veriler yazılım programı tarafından
rapor halinde çıktı alınabilecek duruma getirilmektedir. Bunun yanı sıra
cihaza monte edilen iki adet kamera ile sisteme internet olan her yerden
ve her an bağlanarak müdahale edilip gözlemlenebilmektedir.
Anahtar kelimeler: Permeabilite, Hidrolik iletkenlik, Laboratuar ekipmanı
138
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. M.Turgut SAĞLAM
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Toprak ve Bitki Besleme Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2201
[email protected]
Project Name
A NEW SOİL LABORATORY EQUİPMENT: PERMEABİLİTY
APPARARUS WİTH COMPUTER CONTROLLED
This study was conducted to with the aim of gaining time
in measuring hydrolic conductivity (Ksat) of soils under saturated
conditions and identifying an apparatus that was improved in order
to enhance reliability of measurement. As the macine was not waited
by in the analogue systems used in Ksat experiment lasting for totally
72 hours, misleading results can emerge as a result of electricity and
water cut. In this apparatus, water tank and uninterrupted power
supply were added. The apparatus is able to direct the direction of
the water passing through the soil to scales by changing electronic
valves in the desired hours. It can instantly transfer the amount of
water passing through the soil to the computer with the electronic
weighers put under the system. These data transferred to the
Project Description computer are brought into the state of being able to be printed out
by software in the form of a report. In adddition, the system can be
observed and intervened by means of two cameras mounted to the
apparatus by connecting to internet from whereever it is present and
wheneever it is present.
Key words: Permeability, Hydrolic conductivity, Laboratory
equipment
Start and
Finish Date
of Project
2010-2011
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. M.Turgut SAĞLAM
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Soil Science and Plant Nutrition
Phone, E-Mail
(282) 250 2201
[email protected]
139
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ YÖRESİNDE FARKLI PH DEĞERLERİNE SAHİP
TOPRAKLARDA YETİŞEN MISIR BİTKİSİNDE ÇİNKO-KADMİYUM
ETKİLEŞİMİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Bu araştırmanın amacı, Tekirdağ ili sınırları içinde üç farklı yerden
alınmış topraklara uygulanan çinko ve kadmiyum elementlerinin, bu
topraklarda yetiştirilen mısır (Zea mays L.) bitkisinde birbirinin alımına
etkisini araştırmaktır. Topraklar alkalin, asit ve nötr olmak üzere farklı pH
değerlerine sahiptir. Her toprağa dört doz kadmiyum (Cd0=0 ppm Cd,
Cd1=2,5 ppm Cd, Cd2=5 ppm Cd ve Cd3=10 ppm Cd) CdCl2 şeklinde
ve dört doz çinko (Zn0=0 ppm Zn, Zn1=10 ppm Zn, Zn2=20 ppm Zn
ve Zn3=40 ppm Zn) ZnSO4 şeklinde üç tekerrürlü olarak uygulanmıştır.
Bitkiler gelişiminin 45. gününde hasat edilip, kök ve saplarında ayrı ayrı Cd
ve Zn miktarları analiz edilmiştir.
Çinko miktarları sabit tutulduğunda her üç toprakta da artan
dozlarda kadmiyum uygulanmasıyla hem sap hem de köklerde kadmiyum
miktarları artış göstermiştir. Benzer şekilde, kadmiyum miktarları sabit
tutulduğunda her üç toprakta da artan dozlarda çinko uygulamasıyla
hem sap hem de köklerde çinko miktarları artış göstermiştir. Artan
dozlardaki çinko uygulaması alkalin ve nötr toprakta bitkinin sap ve
köklerindeki kadmiyum miktarlarını arttırmıştır. Asit toprakta Cd3 dozu
hariç, bitkideki kadmiyum içeriğinde bir miktar düşüşe neden olsa da bu
durum istatistiksel olarak önemli bulunmamış olup yüksek doz kadmiyum
seviyesinde çinko uygulaması saplardaki ve köklerdeki kadmiyum
miktarlarını arttırmıştır. Farklı topraklara farklı dozlarda uygulanan
kadmiyumun çinko alımı üzerine etkisi farklılıklar göstermekle birlikte,
çinko miktarları belli aralıklarda sınırlanmıştır. Alkalin toprakta, yüksek
doz kadmiyum ve yüksek doz çinko uygulandığında saplardaki çinko
içeriğinde istatistiksel olarak önemli olmayan artışlar bulunmuş, köklerde
ise genel olarak çinko miktarlarında düşüş tespit edilmiştir. Nötr toprakta
kadmiyum uygulaması bitkinin saplarındaki çinko içeriğinde kadmiyum
uygulanmamış duruma göre istatistiksel olarak önemli olmayan artışa,
köklerinde ise istatistiksel olarak önemli olmayan azalışa neden olmuştur.
Çinko miktarları yalnızca asit toprakta ve en yüksek çinko dozu olan Zn3
uygulamasında bitkide bulunması gereken sınırı aşmış ve 87,627 ppm
seviyelerine kadar çıkmıştır.
Anahtar kelimeler: Çinko, kadmiyum, mısır, toprak
140
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2010
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. M.Turgut SAĞLAM
Yrd. Doç. Dr. Korkmaz BELLİTÜRK, Ögr. Gör. Dr. Bahar SÖZÜBEK
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Toprak ve Bitki Besleme Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2201
[email protected]
Project Name
A RESEARCH ON ZİNC-CADMİUM INTERACTİON IN MAİZE GROWN
IN SOİLS WITH DİFFERENT PH VALUES IN TEKİRDAG REGİON
The aim of this research is to investigate the interactions of
zinc and cadmium elements applied to the soils in maize (Zea mays L.)
plant which was grown in the soils taken from three different places in
Tekirdag region. The soils have different pH values including alkaline,
acid and neutral. Four doses cadmium (Cd0=0 ppm Cd, Cd1=2,5 ppm
Cd, Cd2=5 ppm Cd and Cd3=10 ppm Cd) in the form of CdCl2 and
four doses zinc (Zn0=0 ppm Zn, Zn1=10 ppm Zn, Zn2=20 ppm Zn
and Zn3=40 ppm Zn) in the form of ZnSO4 have been applied to the
soils with three repetitions. Plants have been harvested at the 45th
day of their developments and zinc and cadmium amounts in the
shoots and the roots have been analyzed separately.
Project Description
The amounts of cadmium in both shoots and roots increased
with increasing doses of cadmium application in all three soils when
the zinc amounts kept fixed. Similarly, the amounts of zinc in both
shoots and roots increased with increasing doses of zinc application
in all three soils when the cadmium amounts kept fixed. Increasing
doses of zinc application increased the amount of cadmium in both
shoots and roots of maize grown in alkaline and neutral soils. In the
acid soil, at the high levels of cadmium, zinc application increased
the amount of cadmium in both shoots and roots of maize although
caused a decrease in cadmium content of the plant except for Cd3
doses which is not statically significant. Although the effects of
cadmium with different doses applied to different soils on zinc
uptake of maize vary, zinc amounts were restricted in definite limits.
In the alkaline soil, the application of high doses of cadmium and
high doses of zinc cause a statistically non significant increase in zinc
content of the shoots whereas generally caused a decrease in zinc
content of the roots. Cadmium application to the neutral soil caused
a statistically non-significant increase in zinc content of the shoots
and caused a statistically non-significant decrease in zinc content of
the roots. Zinc amounts of the plant exceeded the limit only in acid
soil with Zn3 application and reached the level of 87.627 ppm.
Key words : Zinc, cadmium, maize, soil
Start and
Finish Date
of Project
2009-2010
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. M.Turgut SAĞLAM Assist. Prof. Dr. Korkmaz BELLİTÜRK , Lec. Dr. Bahar SÖZÜBEK
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Soil Science and Plant Nutrition
Phone, E-Mail
(282) 250 2201
[email protected]
141
Proje Adı
Proje Açıklaması
KIRKLARELİ SINIRLARI İÇERİSİNDEKİ OTOBAN
KENARLARINDA BULUNAN TARIM ARAZİLERİNDE
BAZI AĞIR METAL KİRLİLİĞİNİN ARAŞTIRILMASI
Bu araştırma, Kırklareli il sınırları içerisinde kalan TEM
Otoyolunun kenarlarındaki tarım arazilerinin bazı ağır metallerin
kirliliğinin belirlenmesi amacıyla yapılıştır. Bunun için Kırklareli’nin
Lüleburgaz ve Babaeski ilçelerinden 50 farklı tarım arazisinden toprak
örnekleri alınmıştır. Elde edilen sonuçlara göre toprak örneklerinin
hafif alkali pH’da olduğu saptanmıştır. Toprakların tekstürleri genellikle
“Kil” tekstür sınıfında olup, kireçleri bakımından “Orta Kireçli” sınıfına
girmektedir. Toprakların organik madde kapsamları “Az” düzeydedir.
Toprakların yarayışlı P kapsamları “Az” sınıfındadır. Toprakların değişebilir
K kapsamları ise “Yeterli” düzeydedir. Toprakların bitkilere yarayışlı Fe,
Zn, ve Mn kapsamları “Yetersiz” düzeydedir. Toprakların Cu kapsamları
ise “Yeterli” düzeydedir. Topraklarda şimdilik Cd, Co, Cr ve Ni kirliliği
belirlenememiştir. Ancak topraklarda Pb kirliliği saptanmıştır. Toprakların
bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri ile ağır metal içerikleri arasında önemli
bazı istatiksel ilişkiler belirlenmiştir.
Anahtar kelimeler: Kırklareli, toprak, otoban, ağır metal, kirlilik, Cd, Co,
Cr, Ni, Pb.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
142
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Aydın ADİLOĞLU
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Toprak ve Bitki Besleme Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2202
[email protected]
Project Name
Project Description
AN İNVESTİGATİON OF SOME HEAVY METAL POLLUTİON ALONG
THE TEM MOTORWAY SOİLS İN KIRKLARELİ
The aim of this research was to determine the heavy metal
pollution of near the motorway soils in Kırklareli province. For this
purpose, soil samples were taken from 50 different agricultural lands
near the motorway in Lüleburgaz and Babaeski district in Kırklareli.
According to the results, the soils were slighty alkaline pH. The texture
of soils was generally Clay and medium lime as classified. Organic
matter amount is insufficient in soils. The available P contents of soils
are insufficient but, axchangeable K contents are sufficient. Available
Cu contents of soils are sufficient, but available Fe, Zn and Mn
contents are insufficient. Cadmium, Cr, Co and Ni pollution were not
determined in the soils, presently. But Pb pollution was determined
in the soil samples. Between some physical and chemical properties
of soils and heavy metal contents of the soils were found important
statistical relatins.
Key words: Kırklareli, motorway, soil, heavy metal, pollution, Cd, Co,
Cr, Ni, Pb.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. Aydın ADİLOĞLU
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Soil Science and Plant Nutrition
Phone, E-Mail
(282) 250 2202
[email protected]
143
Proje Adı
Proje Açıklaması
BAZI AĞIR METALLER (PB, CD, CO) İLE KİRLENMİŞ TOPRAKLARIN
KANOLA (BRASSİCA NAPUS L.) BİTKİSİ KULLANILARAK BİTKİSEL
ARITIM (FİTOREMEDİASYON) TEKNİĞİ İLE ISLAHI
Bu çalışmada, EDTA’ in Pb, Cd ve Co alınabilirliliği üzerine etkisi ve
kanolanın Pb, Cd, Co ile kirlenmiş topraklardaki fitoremediasyon yeteneği
araştırılmıştır Deneme kontrollü şartlarda tam şansa bağlı deneme
desenine göre; 3 şelat dozu (0, 5, 10 mmol kg-1) ve 3 tekerrür olarak 27
saksıda yürütülmüştür. Her saksıya 100 mg kg-1 Pb, Cd ve Co ağır metalleri
uygulanmıştır. Saksılar 1 ay süreyle inkübasyona bırakılmıştır. Tohumların
ekiminden 30 gün sonra EDTA 3 doz (0, 5, 10 mm kg-1) olarak saksılara
uygulanmıştır.75 günlük büyüme periyodunun sonunda bitkiler hasat
edilerek kök ve gövde aksamında kimyasal analizler yapılmıştır. Deneme
sonunda, toprağa uygulanan EDTA (0, 5 10 mmol kg-1) dozları kanola
bitkisinin Pb, Cd, Co içeriklerni kontrole göre 5 ve 10 mmolkg-1 dozları
için sırasıyla, kök aksamı için % 34,59- % 60,03; % 119,38- % 235,82; %
34,47- % 64,80 gövde aksamı için % 80,12- % 136,33; % 77,28- % 264,88;
% 40,81 -% 99,79 oranlarında artırmıştır.
Anahtar kelimeler: Toprak, fitoremediasyon, ağır metal, EDTA, Brassica
napus
144
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Aydın ADİLOĞLU - Araş. Gör. Özlem KARAKAŞ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Toprak ve Bitki Besleme Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2202
[email protected]
Project Name
Project Description
PHYTOREMEDİATİON OF SOME HEAVY
METALS (PB, CD, CO) CONTAMİNATED SOİLS WİTH C
ANOLA (BRASSİCA NAPUS L.) PLANT
In this study, the phytoremediation of Pb, Cd and Co polluted
soils and effect of EDTA on Pb, Cd and Co accumulation in canola was
investigated. The experiment was made under controlled conditions.
3 EDTA doses (0, 5, 10 mmolkg-1) were used as plant materials and
application doses.100 mg kg -1 Pb, Cd, Co were applied to the each
pots. Pots was incubated 30 days for absorbing heavy metals in soil.
Doses of EDTA (0, 5, 10 mmol kg-1) were applied to the pots after 30
days seed planting in order to facilitate the plants taking heavy metal
from applications. The plants were harvested after 75 days planting
and chemical analysis was made on the plant samples. Results show
that, treatments with EDTA doses were increased Pb, Cd, and Co
uptake by canola, compared with the unamended control, for 5 and
10 mmolkg-1 EDTA doses % 34,59- % 60,03; % 119,38- % 235,82; %
34,47- % 64,80 for root and % 80,12- % 136,33; % 77,28- % 264,88; %
40,81 -% 99,79 for shoot, respectively.
Key words: Soil, phytoremediation, heavy metal, EDTA, Brassica
napus.
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Aydın ADİLOĞLU - Res. Asist. Özlem KARAKAŞ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Soil Science and Plant Nutrition
Phone, E-Mail
(282) 250 2202
[email protected]
145
Proje Adı
Proje Açıklaması
UYGUN OLMAYAN FİZİKSEL KOŞULLARA SAHİP
TOPRAKLARIN TOPRAK DÜZENLEYİCİLERİ İLE
İYİLEŞTİRİLMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Tarım topraklarında yaşanan sorunların giderilebilmesi
için çeşitli toprak düzenleyicilerin uygulanması son yıllarda giderek
yaygınlaşmıştır. Toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerine bağlı olarak
hangi tip toprağa hangi düzenleyicinin uygulanmasının gerekliliği ortaya
konulmalıdır. Bu amaçla yapılan çalışmada; farklı tekstür sınıfındaki 8 adet
toprağa tarımda ağırlıklı olarak kullanılan zeolit (% 1,25-2,5-5), pomza (%
5-10-20) ve son yıllarda tarımda kullanılması gündeme gelen diatomit
(% 0,5-1-2)’in kontrol dâhil 4 farklı dozu hacimsel olarak karıştırılmış ve
tesadüf blokları deneme desenine göre 2 tekerrürlü saksı denemesi
olarak yürütülmüştür. Çalışma sonucunda, uygulanan düzenleyici ve
farklı dozlarının toprağın tarla kapasitesi, solma noktası, hidrolik iletkenlik,
hacim ağırlığı, tane yoğunluğu, porozite özelliklerine ve bitki kök
uzunluğu, bitki kuru ağırlığı üzerine etkileri irdelenmiştir. Geçirgenlikleri
yavaş geçirgen sınıfında olan ince tekstürlü N1, N2 ve N4 topraklarının
geçirgenliğini arttırmak için pomzanın % 5 dozu önerilmektedir. Siltli
kil tın tekstür sınıfındaki N5 toprağının geçirgenliğinde ise zeolitin % 5
dozu etkili olmuştur. Tarla kapasitesi ve solma noktası nem değerlerinden
incelenen faydalı su kapasitesi nem değerleri N2, N3, N4, N5, N6 ve N7
toprakları için artışı sağlayan düzenleyici zeolit olmuştur. Hacim ağırlığı
1,19 g/cm3 olan N3 toprağının hacim ağırlığında en fazla artışı diatomitin
% 2 dozunun sağladığı bulunmuştur. Yüksek kum fraksiyonuna sahip
N7 gibi toprakların geçirgenliğinin düşürülmesi için zeolit ve pomzanın,
N8 toprağının geçirgenliğinde ise pomzanın % 20 dozunun kullanılması
uygundur. Orta ince N3 ve N5 toprakları ve ince bünyeli topraklardan olan
N1, N4 ve N6 topraklarında bitki kök uzunluğunu ve bitki kuru ağırlığını
en fazla etkileyen düzenleyicinin pomza olduğu bulunmuştur. Orta kaba
bünyeli toprak olan N8 toprağında ise bitki kök uzunluğunu arttıran
düzenleyicinin pomza olduğu bulunmuştur. Yine aynı toprakta bitki kuru
ağırlığını arttıran düzenleyicinin zeolit olduğu saptanmıştır.
Anahtar kelimeler: Toprak düzenleyicileri, zeolit, diatomit, pomza, tarla
kapasitesi, toprak tekstürü, bitki kuru ağırlık, bitki kök uzunluğu
146
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Duygu BOYRAZ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Toprak Bilimi ve Bitki Besleme
Telefon,E-Posta
0282 250 2203 [email protected]
Project Name
Project Description
A RESEARCH ON IMPROVİNG WITH THE SOIL CONDİTİONERS OF
THE SOİL HAVİNG UNSUİTABLE PHYSİCAL CONDİTİONS
In recent years, the use of soil conditioners has become
increasingly commonly for the on improving of various problems in
agricultural soils. Depending on the physical character of the soil, which
improver is suitable for which type of soil must be revealed. In this study,
4 different doses (0, 1,25, 2,5, and 5 %), (0, 5, 10 and 20 %) and (0, 0,5, 1
and 2 %) including commonly used of agriculture zeolite, pumice and not
commonly used of agriculture diatomite control, mixed volumetrically
into 8 pieces of different soil texture class, and 2 replications pot
experiment was carried out according to randomized block design. As
a result, the conditioners and different doses of the soil field capacity,
wilting point, hydraulic conductivity, bulk density, particle density,
porosity characteristics and plant root length, seedling dry weight effects
were examined. Slow permeability of the coarse textured soil permeable
class in soil which have been N1, N2 and N4 recommended dose is 5% of
the soils of pumice in order to increase their permeability. Silty clay loam
soil texture class which has been N5 zeolite 5 % of the dose was effective
permeability. Field capacity and wilting point moisture investigated
available water content values for N2, N3, N4, N5, N6 and N7, conditioner
zeolite which has been increased to the territory. Which is N3 soil volume
weighing up to increase diatomite 2 % of the dose to be provided to
respectively by 1,19 g/cmriate 3. High sand fractions have N7, such as
the permeability of the soils and to reduce the use of zeolite and pumice,
N8 soil is permeability to the pumice is 20 % of the dose to be used, it is
appropriate. Pumice was identified as the soil conditioner that resulted in
the greatest increase in plant root length and dry mass in medium-fine N3
and N5 soils and in fine textured N1, N4 and N6 soils. In medium-coarse
textured N8 soils, pumice was also identified as the soil conditioner that
resulted in the greatest increase in plant root length, while zeolite was
found to be the soil conditioner that led to the greatest increase in plant
dry mass.
Key words: Soil conditioners, zeolit, diatomite, pumice, field capacity, soil
texture, the plant dry mass, plant root length
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2010-2013
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. Duygu BOYRAZ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Soil Science and Plant Nutrition
Phone, E-Mail
0282 250 2203 [email protected]
147
Proje Adı
Proje Açıklaması
EKMEKLİK BUĞDAYDA YAPRAK GÜBRESİ UYGULAMALARININ
VERİM VE KALİTE ÜZERİNE ETKİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Bu çalışma 2010-2011 yıllarında Tekirdağ Ziraat Fakültesi üretim
alanlarında, Esperia, Krasnia Odes’ ka, Nina, Gelibolu ve Flamura-85
ekmeklik buğday çeşitleri üzerinde yürütülmüştür.
Buğday çeşitlerine uygulanacak yaprak gübresinin besin elementi
derişimini belirlemek amacıyla, uygulamalardan önce yaprak analizler
yapılmıştır. Birinci uygulama sapa kalkma başlangıcında, ikinci uygulama
gebeleşme (henüz başak bayrak yaprağından çıkmadan) döneminden
önce buğday yaprağında olması gereken bitki besin elementlerinin sınır
değerleri dikkate alınarak yapraklarda eksikliği belirlenen bitki besin
elementleri ile birlikte bor ve üre uygulamaları yapılmıştır.
Yapılan yaprak gübresi uygulamalarının Esperia, Flamura-85, Gelibolu,
Krasnia Odes’ ka ve Nina çeşitlerinde; verim (kg/da), tanedeki gluten
oranı (%), gluten indexi (%), tanedeki protein oranı (%), hektolitre
ağırlığı (kg/100L), normal sedim (ml), beklemeli sedim (ml) özellikleri
incelenmiştir.
Araştırmada çeşitlerin kendi içinde uygulanan dozlara karşı ve dozların
çeşitler içinde verim, gluten, index, protein, hektolitre, normal sedim ve
beklemeli sedim üzerine etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuştur.
Anahtar kelimeler: Yaprak gübresi, buğday, verim, kalite
148
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Nureddin ÖNER - Nurcan TENİKECİER
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Toprak ve Bitki Besleme Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 22 03
Project Name
A RESEARCH ON THE EFFECT OF FOLİAR FERTİLİZERS
APPLİCATİONS ON YİELD AND QUALİTY OF BREAD WHEAT
This study was carried out in Tekirdağ Agricuture Faculties’
production areas Esperia, Krasunia Odes’ ka, Nina, Gelibolu and
Flamura-85 which are bread wheat in 2010-2011 .
Leaf analyses have been made in order to determine the molality of
leaf fertilizer’s nutrient which is going to be applied to wheat varities.
First aplication at the beginning of stem elongation period and second
aplication at before tillering period(before leaf spike) were perfomed by
taking into account of the limit values of plant nutrients in wheat leaf to
determine the lack of plant nutrients. After determination of lack of plant
nutrients, those nutrients have been applied with boron and üre.
In application of bread wheat, the properties; efficiency (kg/da), gluten
ratio (%), gluten index (%), protein ratio, hectolitre weight (kg/100L),
Project Description normal sedimentation (ml), wait sedimentaion(ml) have been examined
on varities of Esperia, Flamura-85,Gelibolu, Krasnia Odes’ ka and Nina.
In this research, it has been statisticaly found that doses applied against
their own varities and doses in varities have significant effects on yield,
gluten,protein,hectolitre, normal sedimentation and wait sedimentation..
Key words: Foliar fertilizer, wheat, yield, quality
Start and
Finish Date
of Project
2010-2011
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Nureddin ÖNER - Nurcan TENİKECİER
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Soil Science and Plant Nutrition
Phone, E-Mail
(282) 250 22 03 149
Ziraat Fakültesi
Bitki Koruma
Faculty of Agriculture
Plant Protection
151
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKIRDAĞ İLINDE TAHIL ÜRETIM ALANLARINDAKI
YABANCI OTLARDA GÖRÜLEN VIRÜSLERIN
SAPTANMASI ÜZERINE ARAŞTIRMALAR
Bu çalışma Trakya Bölgesi’nin Tekirdağ ilinde tahıl üretiminin
yoğun olarak yapıldığı 9 ilçe ve bu ilçelere bağlı 30 yerleşim biriminde
gerçekleştirilmiştir. 2008 yılında Tekirdağ ili tahıl üretim alanlarındaki tek
ve çok yıllık yabancı otlarda karakteristik virüs simptomları sergileyen 150
adet yaprak örnekleri toplanmıştır. Yapraklarda kloroz, sarılık, mozayik,
cücelik, klorotik lekeler gözlenen yabani yulaf (Avena barbata Brot.),
adi kamış (Phragmites communis Trin), sinir otu (Plantago lanceolata
L.), yabani hıyar (Cucumis hardwickii L.), şahtere (Fumaria officinalis L.),
ballıbaba (Lamium amplexicaule), yabani marul (Lactuca canescens
Fisch) ve sirken (Chenopodium album L.)’de tahıl virüslerinden Barley
yellow dwarf virus-PAV (BYDV-PAV), Cereal yellow dwarf virus-RPV (CYDVRPV) ve Wheat dwarf virus (WDV)’lerinin varlığı araştırılmıştır. Simptom
sergileyen yabancı ot yaprak örnekleri serolojik testlerden DAS-ELISA
(Double antibody sandwich enzyme linked immunosorbent assay) ve
TAS-ELISA (Triple antibody sandwich enzyme linked immunosorbent
assay) yöntemlerine tabi tutulmuşlardır. Çalışma sonucunda 150 örneğin
21’inde BYDV-PAV görülürken 8 örnekte CYDV-RPV saptanmıştır. WDV
örneklerin hiçbirinde saptanmamıştır. Bunlardan 4 adet kamış örneğinde
BYDV-PAV, 2 adet kamış örneğinde CYDV-RPV, 16 yabani yulaf örneğinde
BYDV-PAV, 6 yabani yulaf örneğinde CYDV-RPV, 1 adet sirken örneğinde
BYDV-PAV saptanmıştır. En çok virüs içeren yabancı otun yabani yulaf
olduğu ve en yaygın görülen virüsün BYDV-PAV olduğu saptanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Yabancı ot, ELISA, BYDV-PAV, CYDV-RPV, WDV
152
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2008-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Havva İLBAĞI - Gözde ÇIKIKÇI
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2080
[email protected]
Project Name
IDENTIFICATION OF VIRUSES ON WEEDS AROUND THE
CEREAL FIELDS IN TEKIRDAĞ PROVINCE
This study was conducted at 30 locations in 9 districts of
Tekirdağ province where cereal productions have been made. Extensively
symptomatic 150 weed samples around the cereal fields were collected
in 2008. Those weeds exhibited chlorosis, yellowing, mosaic, dwarfing,
chlorotic leaf spots on their leaves were evaluated for their virus content.
From those collected weed species wild host (Avena barbata Brot.), reed
common (Phragmites communis Trin), broad-leaved plantain (Plantago
lanceolata L.), fructus elateri (Cucumis hardwickii L.), fumitory (Fumaria
officinalis L.), dead nettle (Lamium amplexicaule), acrid lettuce (Lactuca
canescens Fisch) ve white goosefoot (Chenopodium album L.) of Barley
yellow dwarf virus-PAV (BYDV-PAV), Cereal yellow dwarf virus-RPV
(CYDV-RPV) and Wheat dwarf virus (WDV) were investigated. In order to
Project Description
identify those viruses in symptomatic weed samples DAS-ELISA (Double
antibody sandwich enzyme linked immunosorbent assay) and TAS-ELISA
(Triple antibody sandwich enzyme linked immunosorbent assay) tests
were applied. As a result of this study 21 out of 150 samples contained
BYDV-PAV, 8 out of 150 samples contained CYDV-RPV. None of those
samples contained WDV. 4 reed samples contained BYDV-PAV as 2 of
them had CYDV-RPV, 16 wild oat samples contained BYDV-PAV. 6 of them
infected with CYDV-RPV. Beside those 1 white goosefoot sample however
contained BYDV-PAV. Wild oat was identified on the most important
overwintering host of BYDV-PAV.
Key words: Weed, ELISA, BYDV-PAV, CYDV-RPV, WDV
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2008-2011
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Havva İLBAĞI - Gözde ÇIKIKÇI
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Plant Protection
Phone, E-Mail
(282) 250 2080
[email protected]
153
Proje Adı
Proje Açıklaması
KIRKLARELI VE TEKIRDAĞ’ DA BUĞDAY EKILIŞLERINDE BULUNAN
KIMIL (AELIA F.) (HETEROPTERA, PENTATOMIDAE) TÜRLERI,
YAYILIŞLARI VE DOĞAL DÜŞMANLARI ÜZERINDE ARAŞTIRMALAR
Tekirdağ ve Kırklareli illeri buğday tarlalarındaki Kımıl türleri
ve doğal düşmanlarını saptamak amacıyla bir survey çalışması
yürütülmüştür. 2009 yılında toplanan yeni örnekler ve 1989-1997
yılları arasında toplanmış örnekler birlikte değerlendirilmiştir. Çalışma
sonucunda, iki tür, Aelia rostrata Boh. ve A. acuminata (L.) türleri
bulunmuştur. Bu türlerden Tekirdağ’da A. acuminata türü, Kırklareli’de
A. rostrata türü yaygın tür olarak belirlenmiştir. Ergin parazitoiti olarak
Cylindromyia auriceps (Meigen) ve Ectophasia oblonga (R.D.) (Diptera,
Tachinidae) türleri; yumurta parazitoiti olarak Trissolcus semistriatus
(Nees.) (Hymenoptera: Scelionidae) türü elde edilmiştir. Survey alanında
Aelia türlerinin populasyonunu düşüktür, ancak A. rostrata türünün daha
zararlı olması ve Kırklareli’de bu türün yaygın tür olması nedeniyle dikkatle
izlenmesi gerektiği kanısına varılmıştır.
Anahtar kelimeler: Aelia türleri, buğday, Pentatomidae, egin parazitoiti,
yumurta parazitoiti.
154
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Müjgan KIVAN - Sezgin KONUKÇU
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2079
[email protected]
Project Name
RESEARCHES ON WHEAT SHIELD BUG SPECIES (AELIA F.) (HETEROPTERA, PENTATOMIDAE), DISTRIBUTIONS AND THEIR NATURAL
ENEMIES IN THE WHEAT CULTIVARS IN TEKIRDAĞ AND KIRKLARELI
A survey study was conducted to determine wheat shield
bug species and their natural enemies in the wheat fields in Tekirdağ
and Kırklareli. It was examined the new specimens collected in 2009
and together old collected ones between 1989-1997 years. As a result
of the study, two species, Aelia rostrata Boh.and A. acuminata (L.) were
recognized. From these species, A. acuminata was common species
in Tekirdağ while A. rostrata was common in Kırklareli. Cylindromyia
auriceps (Meigen) and Ectophasia oblonga (R.D.) (Diptera, Tachinidae)
were deternined as adult parasitoids and Trissolcus semistriatus (Nees.)
(Hymenoptera: Scelionidae) was reared as egg parasitoid. The population
of Aelia species was low in survey area, however, it was suggeted that A.
rostrata should be carefully monitored, because of A. rostrata was more
Project Description harmful and the common species in Kırklareli.
Key words: Aelia species, wheat, Pentatomidae, adult parasitoid, egg
parasitoid.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2009-2011
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Müjgan KIVAN - Sezgin KONUKÇU
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Plant Protection
Phone, E-Mail
(282) 250 2079
[email protected]
155
Proje Adı
Proje Açıklaması
BAZI MONOTERPENOID BILEŞIKLERININ LAHANA UNLU
YAPRAKBITI,BREVICORYNE BRASSICAE
(L.)’YE ETKILERI ÜZERINE ARAŞTIRMALAR
Bu çalışmada Limonene, Linalyl acetate, p-cymene, β-Pinene,
Allylisothiocyanate monoterpenoid bileşiklerinin lahana unlu yaprakbiti
Brevicoryne brassicae’nın kanatsız ergin dişilerine karşı fumigant etkileri
araştırılmıştır. Bütün testler her biri 55 mm çapında 12 mm yüksekliğinde
petri kaplarına yerleştirilmiş 10’ar yaprakbiti üzerinden 3 tekerrürlü olarak
yapılmıştır. 50 μl/l dozunda 24, 48 ve 72 saat süreli ön denemeler sonucunda
Limonene, p-cymene, β-Pinene, Allylisothiocyanate monoterpenoid
bileşikleri Letal Konsantrasyon (LC50 ve LC90) değerlerinin hesaplanması
için 6 - 7 farklı alt doz denemelerine yine 24, 48 ve 72 saatlik sürelerle
tabi tutulmuştu. Yaprakbitlerinde en düşük öldürücü etkiyi gösteren
Linalyl acetate bileşiği ise 24, 48 ve 72 saat süre ile bileşiklere maruz
bırakılarak Letal Süre (LT50 ve LT90) denemeleri yapılmıştır. Bu denemeler
sonucunda, bileşiklerden doz ve süre uygulamaları göz önüne alındığında
en yüksek etkiyi Allylisothiocyanate’ın, en düşük etkiyi ise Linalyl acetate’ın
gösterdiği belirlenmiştir.
Anahtar kelimeler: Brevicoryne brassicae, monoterpenoid bileşik,
fumigant etki, letal konsantrasyon (LC), Letal süre (LT)
156
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Nihal ÖZDER - Tuğba Hilal ÇİFTÇİGİL
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2076
[email protected]
Project Name
INVESTIGATIONS ABOUT THE FUMIGANT EFFECTS OF SOME
MONOTERPENOID COMPOUNDS AGANIST TO CABBAGE APHID,
BREVICORYNE BRASSICAE
In this study, we tested fumigant effect of Limonene, Linalyl
acetate, p-Cymene, β-pinene, Allylisothiocyanate monoterpenoid
compounds against to apterous female adults of Brevicoryne brassicae. All
the tests were applied on 10 aphids, placed on a leaf disc in a plastic petri
dish which is 55 mm diameter and 12 mm height, as a three replicated. 50
ml/l at a dose of 24, 48 and 72 hours of pre-trials as a result of Limonene,
p-cymene, β-pinene, Allylisothiocyanate monoterpenoid compounds
Lethal Concentration (LC50 and LC90) values for the calculation of 6 to 7
different sub-dose trials again at 24, 48 and subject to a 72 hour periods
of time were involved. Lethal effect of the compound showing the lowest
on aphids Linalyl acetate 24, 48 and 72 hours exposed to compounds
with Lethal Time (LT50 and LT90) were carried out. As a result of these
Project Description trials, doses of compounds and have maximum impact while considering
applications Allylisothiocyanate, Linalyl acetate showed the lowest effect.
Keywords : Brevicoryne brassicae, monoterpenoid compound, fumigant
effect, lethal concentretion (LC), Lethal time (LT)
Start and
Finish Date
of Project
2009-2011
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Nihal ÖZDER - Tuğba Hilal ÇİFTÇİGİL
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Plant Protection
Phone, E-Mail
(282) 250 2076
[email protected]
157
Proje Adı
Proje Açıklaması
BAZI MONOTERPENOİD BİLEŞİKLERİNİN KIRMA BİTİ TRİBOLİUM
CONFUSUM DUV.’A FUMİGANT ETKİLERİ ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR
Bu çalışmada, önemli bir depo zararlısı olan Kırma Un Biti
(Tribolium confusum Duv.)’nin tüm gelişme dönemlerine karşı, bazı
monoterpenoid bileşiklerinin (α-Pinene (80-56-8), p-Cymene (99-87-6),
Eugenol (97-53-0), Cuminaldehyde (122-03-2), Linalyl acetate (115-95-7),
Linalool (78-70-6), α-Terpinene (99-86-5), γ-Terpinene (99-85-4), Limonene
(5989-27-5), β-Pinene (18172-67-3) ), Allyl isothiocyanate (57-06-7) ve
Diallyl disulfide (2179-57-9)) fumigant etkisi araştırılmıştır. Ön denemeler
(100 µl/l) sonucunda uygulanan 12 adet bileşikten; yumurta dönemine
karşı Cuminaldehyde, Allyisothiocynate ve Diallydisülfid bileşikleri etkili
bulunmuştur. Larva, pupa ve ergin dönemlerine ise Allyisothiocynate
ve Diallydisülfid bileşikleri etkili olmuştur. Uygulanan 12 adet bileşikten
Yumurta dönemi için LC90 değerine göre allyisothiocyanete <
diallydisülfid < cuminaldehyde şeklinde sıralanmışlardır. Larva, pupa
ve ergin dönemlerinde ise sıralama allyisothiocyanete < diallydisülfid
şeklinde olmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, yumurta dönemine etkili
bulunan cuminaldehyde, ürünlü ortam denemelerinde beklenen etkiyi
göstermemiş ve ürün içerisindeki penetrasyonu zayıf bulunmuştur.
Allyisothiocyanete ise hem ürünün üstüne yerleştirilen T.confusum ’un
bütün dönemlerinde, hemde ürünün alt kısmına yerleştirilen böcek
dönemlerinde yüksek öldürücü etki gösterdiği belirlenmiştir.
Anahtar kelimeler: Monoterpenoid bileşikler, fumigant toksisite,
Tribolium confusumDuv.
158
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Nihal ÖZDER - Yrd. Doç. Dr. Özgür SAĞLAM
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2076
[email protected]
Project Name
INVESTİGATİON ON FUMİGANT EFFECT OF SOME MONOTRPENOİD COMPOUNDS AGAİNST CONFUSED FLOUR BEETLE,
TRİBOLİUM CONFUSUM DUV.
This study was carried out to determine fumigant toxicity of
monoterpenoid components (α-Pinene (80-56-8), p-Cymene (99-876), Eugenol (97-53-0), Cuminaldehyde (122-03-2), Linalyl acetate (11595-7), Linalool (78-70-6), α-Terpinene (99-86-5), γ-Terpinene (99-85-4),
Limonene (5989-27-5), β-Pinene (18172-67-3) ), Allyl isothiocyanate
(57-06-7) ve Diallyl disulfide (2179-57-9) against life stages of Tribolium
confusum duVal. at different dosages monoterpenoid components had
different fumigant toxicity against life stages of T. confusum. Result of
primilary bioassay used 12 monoterpenoid compenents indicated that
effect of egg stage 3 monoterpenoids; Cuminaldehyde, Allyisothiocynate
and Diallydisülfid. Larval, pupal adult stages effected by Allyisothiocynate
and Diallydisülfid componenets. On the basis of LC90 values, toxicity of
Project Description vapour of treatments than 12 monoteroenoids componenets to eggs of
T. confusum in descending order was: allyisothiocyanete < diallydisülfid <
cuminaldehyde. Results shown that Cuminaldehyde was effected on egg
stage but was not effected as an estimated effect on material and also
results shown low penetration. Component of Allyisothiocyanete which
were in material was high deadly effected on both of top and bottom
position of T.confusum in all life stage.
Key words: Monoterpenoids components, fumigant toxicity, Tribolium
confusum Duv.
Start and
Finish Date
of Project
2009-2011
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Nihal ÖZDER - Assist. Prof. Dr. Özgür SAĞLAM
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Plant Protection
Phone, E-Mail
(282) 250 2076
[email protected]
159
Proje Adı
Proje Açıklaması
FARKLI ELMA ÇEŞİTLERİNİN PANONYCHUS ULMİ (KOCH)
(ACARİNA: TETRANYCHİDAE)’ NİN BAZI BİYOLOJİK
PARAMETRELERİNE ETKİLERİ
Panonychus ulmi (Koch) elma ağaçlarında en çok zararlı olan
akar türlerinden birisidir. Bu çalışmada 25 ± 1°C, % 65 ± 5 orantılı nem
ve 16 saat aydınlatma koşullarında 4 elma çeşiti (Golden Delicious,
Granny Smith, Starking Delicious and Starkrimson Delicious) üzerinde P.
ulmi’nin gelişme süreleri, üreme kapasitesi ve bazı populasyon gelişim
parametreleri incelenmiştir. Dişilerin ergin öncesi toplam gelişim süreleri
elma çeşitlerinde 12.47-15.25 gün arasında varyasyon göstermiş ve en
kısa süre Starking Delicious üzerinde gözlenmiştir. En yüksek günlük
ve toplam yumurta verimi Starking Delicious’da sırasıyla 3.92 ve 45.80
yumurta olarak belirlenirken en düşük ortalamalar Golden Delicious’da
(1.74 ve 8.58 yumurta) saptanmıştır. Net üreme gücü (R0) ve kalıtsal üreme
yeteneği (rm) Starking Delicious’da sırasıyla 53.58 dişi/dişi/ömür ve 0.2195
dişi/dişi/gün olarak belirgin biçimde yüksektir. Bu sonuçlar, kontrollü
koşullarda P. ulmi’nin populasyon gelişimi bakımından incelenen elma
çeşitleri arasında en hassas olanın Starking Delicious, en dayanıklı çeşidin
ise Golden Delicious olduğunu göstermektedir.
Anahtar sözcükler: Panonycus ulmi, elma çeşiti, yumurta verimi, net
üreme gücü, kalıtsal üreme yeteneği.
160
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009-2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yard. Doç. Dr. Nihal KILIÇ - Özlem ABİŞ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2082 [email protected]
Project Name
Project Description
EFFECTS OF DİFFERENT APPLE CULTİVARS ON SOME
BİOLOGİCAL PARAMETERS OF
PANONYCHUS ULMİ (KOCH) (ACARİNA: TETRANYCHİDAE) 1
Panonychus ulmi (Koch) is one of the most harmful mite species
on apple trees. In this study development times, reproductive rates, and
some population growth parameters of P. ulmi on four apple cultivars
(Golden Delicious, Granny Smith, Starking Delicious and Starkrimson
Delicious) were carried out at 25 ± 1°C, 65 ± 5 % RH and 16:8 L:D. Total
immature developmental time of females resulted ranging between
12.47 and 15.25 days among the apple cultivars and the shortest period
was observed on Starking Delicious. The highest daily and total number
of eggs were determined from Starking Delicious with 3.92 and 45.80
eggs, respectively; whereas the lowest means were obtained on Golden
Delicious (1.74 and 8.58 eggs). Net reproductive rate (R0) and the intrinsic
rate of increase (rm) are determined considerably higher on Starking
Delicious as 53.58 female/female/life and 0.2195 female/female/day,
respectively. The results indicated that among examined apple cultivars
Starking Delicious is the most sensitive one while Golden Delicious is the
most resistant cultivar for population growth of P. ulmi under controlled
conditions.
Key words: Panonycus ulmi, apple cultivars, fecundity, net reproductive
rate, intrinsic rate of increase.
Start and
Finish Date
of Project
2009-2011
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. Nihal KILIÇ - Özlem ABİŞ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Plant Protection
Phone, E-Mail
0282 250 2082 [email protected]
161
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKIRDAĞ İLI BUĞDAY EKIM ALANLARINDA EKMEKLIK BUĞDAY
(TRITICUM AESTIVUM L.) ÇEŞITLERINDE GÖRÜLEN TAHIL VIRÜS
HASTALIKLARININ BUĞDAY KALITESI ÜZERINE ETKILERININ ARAŞTIRILMASI
Tekirdağ İlinin Merkez Karaevli ve İnecik Köyleri ile Yarapsan
Çiftliğinde kurulan tarla denemelerinde 8 farklı kışlık ekmeklik buğday
çeşitlerinde tahıl virüs hastalıklarının kalite üzerine etkilerinin saptandığı
bu çalışma 2011-2012 yılı üretim döneminde gerçekleştirilmiştir. Üç farklı
lokasyonda, farklı ekim tarihlerinde ekimi gerçekleştirilen 8 farklı kışlık
ekmeklik buğday çeşitlerinden; Tina, Esperia, Guadalupe, Flamura-85,
Albatros, Krasunia, Syrena, Sagittario çeşitlerinden toplanan 200 adet
buğday yaprak örnekleri DAS-ELISA testine tabi tutulmuşlardır. Testlenen
200 adet yaprak örneğinden 60 adedinde Barley yellow dwarf virusPAV (BYDV-PAV), Barley yellow dwarf virus-MAV (BYDV-MAV), Cereal
yellow dwarf virus-RPV (CYDV-RPV), Wheat streak mosaic virus (WSMV),
Wheat dwarf virus (WDV) ve Brome mosaic virus (BrMV)’lerinin varlığı
saptanmıştır. Testlenen buğday yaprak örneklerinde Maize dwarf mosaic
virus (MDMV) ve Sugarcane mosaic virus (SCMV)’leri tespit edilmemiştir.
Virüs enfeksiyon oranları açısından ikinci ekimlerin gerçekleştirildiği Kasım
ve Aralık aylarındaki ekimlerde düşük enfeksiyon oranları buğdayda geç
ekim tarihinin önemini ortaya koymuştur. Deneme alanlarındaki 8 farklı
kışlık ekmeklik buğday çeşitlerinden toplanan 200 farklı dane örnekleri
9 ayrı kalite analiz testlerine tabi tutulmuşlardır. Kalite analiz testleri
sonucunda tahıl virüs hastalıklarının özellikle danenin yapısını doğrudan
etkilediği gibi bin dane, hektolitre ağırlıklarında önemli düşüşlere
neden olmuştur. Gluten ve toplam protein miktarlarında ise artışlar
kaydedilmiştir. Ancak protein miktarlarındaki artışın aksine protein
kalitesini belirleyici sedimantasyon ve hamur enerji değerleri ise virüs
hastalıklarından olumsuz etkilenmiştir.
Anahtar kelimeler: Buğday, tahıl virüsleri, ekim tarihi, kalite parametreleri
162
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Havva İLBAĞI - Sabri Sercan DAYAN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma
Telefon,E-Posta
0282 250 2080 [email protected]
Project Name
PRIMARY INVESTIGATION OF CEREAL VIRUS DISEASES EFFECTS ON YIELD
AND QUALITY OF WINTER BREAD WHEAT (TRITICUM AESTIVUM L.) CULTIVARS IN THE WHEAT GROWING AREAS IN TEKIRDAĞ
Project Description
In order to determine the effects of cereal virus diseases on the
yield quality of 8 winter bread wheat cultivars, field trails were established
in Karaevli, Inecik villages and Yarapsan Farm located in Central district
of Tekirdağ during the growing season of 2011-2012. Field experiments
were established in three different locations by sowing the winter
bread wheat cultivars of Tina, Esperia, Guadalupe, Flamura-85, Albatros,
Krasunia, Syrena and Sagittario at different sowing dates. 200 wheat leaf
samples were collected from plots and tested for the diagnosis of 8 cereal
viruses by employing DAS-ELISA method. As a result of DAS-ELISA tests,
Barley yellow dwarf virus-PAV (BYDV-PAV), Barley yellow dwarf virus-MAV
(BYDV-MAV), Cereal yellow dwarf virus-RPV (CYDV-RPV), Wheat streak
mosaic virus (WSMV), Wheat dwarf virus (WDV) and Brome mosaic virus
(BrMV) were identified in 60 out of 200 samples. There were no Maize
dwarf mosaic virus (MDMV) and Sugarcane mosaic virus (SCMV) infected
samples. Late sowing dates in November and December revealed the low
virus infection rates display the importance of this measure for the control
of cereal virus diseases. Totally 200 different grain samples collected from
8 winter bread wheat cultivars in the field were tested for the 9 different
quality parameters. The quality analysis tests revealed that virus diseases
affected the structure of grain directly by reducing 1000 grain weight
and hectoliter weight significantly. The content of gluten and the total
amount of protein were increased. Because of virus infection increases
in protein amount on the contrary protein quality, sedimentation values
and dough energy values were reduced.
Key Words: Wheat, cereal viruses, sowing date, quality parameter
Start and
Finish Date
of Project
2010-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Havva İLBAĞI - Sabri Sercan DAYAN
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Plant Protection
Phone, E-Mail
(282) 250 2080
[email protected]
163
Proje Adı
Proje Açıklaması
TRAKYA BÖLGESİ’NDE BAZI BUĞDAY ÇEŞİTLERİNİN
FUSARİUM SPP. İZOLATLARINA
DAYANIKLILIĞININ TESPİT EDİLMESİ
Trakya bölgesinde yetiştirilen buğday çeşitlerinde kök ve kök
boğazı hastalıkları yaygındır. Bu hastalıklara neden olan patojenlerden
Fusarium spp. 2009 ve 2010 yıllarında yapılan survey çalışmaları sonucu
elde edilmiştir. 40 Fusarium spp. izolatın Pehlivan ve Flamura 85 ekmeklik
buğday çeşitlerinde patojenisite testleri yapılmıştır. Bu testler sonucunda
Fusarium culmorum, Fusarium tricinctum ve Fusarium acuminatum
patojenisitesi en yüksek izolatlar olarak saptanmıştır. Bu izolatların
testlenen çeşitlerde meydana getirdiği hastalık şiddetleri % 40-100
arasında bulunmuştur. Patojen olarak tespit edilen bu izolatlarGelibolu,
Esperia, Nina, Krasunya, Golia, Sagittario ve Sana ekmeklik buğday
çeşitlerinin dayanıklılık testleri için kullanılmıştır. Dayanıklılık testlerinde
çeşitlerde en patojen izolat Fusarium culmorum izolatlarından 13
numaralı izolat olarak tespit edilmiştir. Bütün çeşitlerde bu izolatın
meydana getirdiği hastalık şiddeti % 64-87 olarak belirlenmiştir. F.
tricinctum ve F. Acuminatum izolatlarıise buğday çeşitlerinde daha az
patojen izolatlar olarak belirlenmiştir. Çeşitler arasında ise Golia en hassas
çeşit olarak tespit edilmiştir.
Anahtar kelimeler: Buğday, Fusarium spp., kök çürüklüğü
164
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. N. Desen KÖYCÜ
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2085 [email protected]
Project Name
Project Description
DETERMİNATİON OF RESİSTANCE İN SOME WHEAT CULTIVARS
AGAİNST FUSARİUM SPP. ISOLATES İN TRAKYA REGİON
Root and foot-rot diseases are common on wheat cultivars in
the Trakya Region. As the causal agent of these diseases, Fusarium spp.
was collected in the years of 2009 and 2010. Pathogenicity tests of 40
Fusarium isolates were implemented on Pehlivan and Flamura 85 wheat
cultivars. As a result of those pathogenicity tests Fusariumculmorum, Fusarium tricinctum and Fusarium acuminatum isolates were determined
the most pathogenic isolates. The disease severity was found 40-100%
in both cultivars. Besides those pathogenic isolates were employed for
the resistance tests of the bread wheat cultivars of Gelibolu, Esperia, Nina,
Krasunya, Golia, Sagittario and Sana. The number 13 isolates F. culmorum
was determined the most pathogenic isolate for all resistance tests of
wheat cultivars. The disease severity by this isolates was measured 6487% for all cultivars. On the other hand F. tritinctumand F. acuminatum
isolates were determined less pathogenic on all tested cultivars. The Goliacultivar was determined as sensitive among the wheat cultivars.
Keywords: Wheat, Fusarium spp.,root rot
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2012-2013
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. N. Desen KÖYCÜ
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture
Department
Department of Plant Protection
Phone, E-Mail
0282 250 2085 [email protected]
165
Proje Adı
Proje Açıklaması
ÖRTÜALTINDA YETİŞTİRİLEN MARULDA KURŞUNİ KÜF
(BOTRYTİS CİNEREA PERS.) HASTALIĞINA KARŞI MÜCADELE
İMKANLARININ ARAŞTIRILMASI
Bu araştırma Yalova, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma
Enstitüsü’ nde marul üretimi yapılan serada yürütülmüştür. Bu denemede
farklı fungisit uygulamalarının (2 test fungisiti: cyprodinil+fludioxanil
ve boscalid+pyraclostrobin, 2 biyofungisit: Trichoderma harzianum
Rifai ırk KRL-AGZ ve Bacillus subtilis QST 713 ırk ve biyofungisitler + test
fungisitleri (1/2 doz) marulda (Yedikule çeşidi) kurşuni küf üzerindeki
etkileri araştırılmıştır.
Bitkiler ilk fungisit uygulamasından 1 gün sonra B. cinerea’ nın 5x
105 konidi/ ml spor süspansiyonu ile inokule edilmişlerdir. T. harzianum
ve B. subtilis’in test fungisitleri ile kombinasyonları hastalığı etkili bir
şekilde kontrol altına almıştır (% 97-100). Ancak, T. harzianum ve B.
subtilis içerikli biyofungisitlerin tek başlarına uygulamalarındaki etkileri,
diğer fungisitlerle karışım halinde yapılan uygulamalardan daha düşük
olmuştur (% 28). Denemelerde biyofungisitler, hastalık görülmeden on
gün önce atıldıklarında daha etkili sonuçlar vermiştir(%63,34-% 82,62).
Tüm fungisitlerin ticari dozlarında yapılan 4 uygulama, marulda kurşuni
küfün hastalık şiddetini önemli bir oranda azaltmıştır.
Sonuç olarak, uygulamalar içinde biyofungisitler ile cyprodinil+fludioxanil
ve boscalid+pyraclostrobin (1/2 dozları) etkili maddeli fungisitlerin
kullanımı, hem kurşuni küfü önlemede hem de çevre dostu bir etki
sağlamıştır.
Anahtar kelimeler: Botrytis cinerea, marul, kimyasal kontrol, biyolojik
kontrol
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Zühtü Polat
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma
Telefon,E-Posta
166
Project Name
Project Description
“PATERNİTY ANALYSİS USİNG MİCROSATELLİTE MARKERS SOME
OF THE INDİGENOUS SHEEP BREEDS.
This research was carried out in greenhouse grown lettuce
Atatürk Central Horticultural Research Institute-Yalova. In the trial different
fungicides applications (two test fungicide: cyprodinil+fludioxanil
and boscalid+pyraclostrobin, two biological fungicide: Trichoderma
harzianum Rifai strain KRL-AGZ and Bacillus subtilis QST 713 strain and
biological fungicides + test fungicides (1/2 dosage)were evaluated for
their effects on Botrytis cinerea (Pers) in Yedikule cultivar of lettuce.
The plants inoculated with B. cinerea conidial suspansion
5x105conidia ml-1 after one day first fungicides sprayed. T. harzianum
and B. subtilis in combination with the test fungicides were effectively
controlled the disease (%97,6-100). However, when used alone, included
T. harzianum and B. subtilis were less effectively than mixture applications
(% 28). When the biological fungicides were sprayed before the disease
symptom not appearing have more effective results(%63,34-% 82,62).
Four applications of all fungicides at a rate of commercial dosage
significantly reduced the disease incidence of gray mould on tested
lettuce.
As a result of, the use of biological fungicides with
cyprodinil+fludioxanil and boscalid+pyraclostrobin (1/2 dosages)
was enable to effective both prevention of gray mould and friendly
environmentally in all applications.
control
Keywords : Botrytis cinerea, lettuce, chemical control, biological
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Zühtü Polat
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture,
Department
Plant Protection
Phone, E-Mail
167
Proje Adı
Proje Açıklaması
Armut kaplanı, Stephanitis pyri (F.) (Heteroptera: Tingidae),
yaygın olarak Akdeniz ülkeleri ile palearktik bölgede bulunan, taş ve
yumuşak çekirdekli meyve ağaçlarıyla Rosaceae familyasına bağlı
süs bitkilerinde zararlı bir türdür. Bu çalışmanın amacı, laboratuvarda
sıcaklığın ve elma, kiraz, ateş dikeni gibi bazı konukçu bitkilerin Armut
kaplanı üzerindeki etkilerini saptamak, farklı sıcaklıklarda yetiştirilen
Armut kaplanının gelişme eşiği ve termal konstant değerini belirlemektir.
Elma yaprakları üzerinde yetiştirilen S. pyri’ nin bıraktığı yumurta sayısı ve
gelişmesi 5 sabit sıcaklık (20, 23, 26, 29 ve 32±1oC), % 60-70 orantılı nem
ve 16:8 aydınlık koşullarında incelenmiştir. Yumurtadan ergine gelişme
süresi 32oC’ de 19.0 gün ile 20oC’ de 46.6 gün arasında değişmiştir. Ergin
dişi ömrü 32oC’ de 12.6 gün, 20oC’ de 58.7 gün iken erkek ömrü 32oC’
de 9.7 gün ve 20oC’ de 37.7 gün bulunmuştur. Dişinin ömrü boyunca
bıraktığı yumurta sayısı 32oC’ de büyük oranda düşmüş (40.0 yumurta/
dişi) ve 26oC’ de en yüksek seviyeye (186.9 yumurta/dişi) ulaşmıştır.
Yumurta açılma süresi en kısa 8.9 gün olarak 32oC’ de ve yumurtaların
açılma oranı en yüksek % 91.6 olarak 23oC’ de saptanmıştır. Net üreme
gücü (Ro) en yüksek 26oC’ de ve kalıtsal üreme yeteneği (rm) en yüksek
32oC’ de gerçekleşirken, ortalama döl süresi (G) 20 ve 32oC’ lerde sırasıyla
27.2 ve 78.4 gün olarak bulunmuştur. S. pyri’ nin gelişme eşiği 9.7oC ve
termal konstant değeri 517.3 gün-derece olarak bulunmuştur. Teorik
olarak S. pyri’ nin Tekirdağ’ da 3.8 döl verdiği hesaplanmıştır.
Farklı konukçular üzerindeki denemelerde, S. pyri’ nin elma
üzerinde daha hızlı gelişme gösterdiği ve daha fazla yumurta bıraktığı
gözlenmiştir. Bunu sırasıyla kiraz ve ateş dikeni izlemiştir.
Sonuç olarak, S. pyri için optimum sıcaklık koşullarının
26oC olduğu ve konukçu olarak elma elma yapraklarını tercih ettiği
belirlenmiştir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Müjgan KIVAN - Araş. Gör. Tolga AYSAL
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma
Telefon,E-Posta
168
SICAKLIK VE BESİNİN ARMUT KAPLANI, STEPHANİTİS PYRİ (F.)
(HETEROPTERA: TİNGİDAE) ÜZERİNE ETKİLERİ
Project Name
Project Description
EFFECTS OF TEMPERATURE AND FOOD ON
STEPHANİTİS PYRİ (F.) (HETEROPTERA, TİNGİDAE)
Pear lace bug, Stephanitis pyri (F.) (Heteroptera: Tingidae)
is a pest of apple, pear trees and ornamental plants of Rosaceae in
Mediterranean countries and palearctic region. Aim of this study is to
determine the effects of temperatures and host plants, such as apple,
cherry, firethorn, on S. pyri in the laboratory and the lower developmental
threshold and thermal constant of S. pyri when they are reared at the
different temperatures. The development and fecundity of S. pyri reared
on apple leaves were investigated at five constant temperatures (20, 23,
26, 29 ve 32±1oC), 60-70 % RH and a 16L:8D photoperiod. The duration
of immature development, egg to adult stage ranged from 19.0 days at
32oC to 46.6 days at 20oC. Female longevity was determined 12.6 days
at 32oC, 58.7 days at 20oC and, it was 9.7 days and 37.7days for male.
Incubation of eggs was the shortest as 8.9 days at 32oC and hatchability
of eggs was the highest as 91.6 %. Female lifetime fecundity was greatly
reduced at 32oC (40.0 eggs/per female) and reached a maximum at 26oC
(186.9 eggs/per female). While the net reproductive rate (R0) was the
highest at 26oC and the intrinsic rate of natural increase (rm) were the
highest at 32oC, the mean generation time (G) was estimated 27.2 to 78.4
days at 20 and 32oC, respectively. The lower developmental threshold
was 9.7oC and the thermal constant was 517.3 day-degree for S. pyri. It
was calculated that it has theoretically 3.8 generations in Tekirdağ.
The examinations on different host plants, it was obseved that
S. pyri developed faster and has high fecundity on the apple leaves. It was
followed by cherry and firethorn.
As a result, it was estimated that the optimum temperature was
26oC for S. pyri and it preferred the apple leaves as a host.
Start and
Finish Date
of Project
2012-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Prof. Dr. Müjgan KIVAN - Res. Asist. Tolga AYSAL
and Researchers
Faculty
Faculty of Agriculture,
Department
Plant Protection
Phone, E-Mail
169
Proje Adı
TEKİRDAĞ İLİNDE TAHILLARDA VERİM VE KALİTEYİ DÜŞÜREN VİRUS
HASTALIKLARININ SAPTANMASI VE MÜCADELE YÖNTEMLERİNİN ARAŞTIRILMASI.
TEKİRDAĞ VALİLİĞİ, TEKİRDAĞ İL ÖZEİ İDARESİ DESTEKLİ TEKİRDAĞ
MERKEZ İLÇE KÖYLERE HİZMET GÖTÜRME BİRLİĞİ PROJESİ
Bu proje ile faaliyet yılı çalışmalarında üreticilerin beğenisini
kazanmış kışlık ekmeklik buğday çeşitlerinden 8 adedinde verimi ve
kaliteyi düşüren virüsler saptanarak mücadele için değişik metotlar
sınanmıştır. Bunlardan ekim tarihi, vektörlere karşı tohum ilaçlanması,
yine vektörlere karşı insektisit uygulaması Tekirdağ’ın 3 ayrı lokasyonunda
kurulan tarla denemeleri ile araştırılmıştır. Proje halen devam etmektedir.
Proje Açıklaması
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Tekirdağ Valiliği, Tekirdağ İl Özel İdaresi Destekli
Tekirdağ Merkez İlçe Köyleri Hizmet Götürme Birliği
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Havva İLBAĞI
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma
Telefon,E-Posta
170
Project Name
DESCRİPTİON OF VİRUS DİSEASES WHİCH REDUCE YİELD AND
QUALİTY OF CEREALS AND DETERMİNATİON OF THEİR CONTROL
MEANS İN TEKİRDAĞ PROVİNCE OF TURKEY
In this project winter bread wheat varieties were tested for the
susceptibility to viruses and the effect of control means ofg virus diseases
on disease rate and the quality of yields. By employing some criterid
like, sowing date seed treatment against vektor aphids and the location
of field trails were analized. The project was completed at the end of
October 2012.
Project Description
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Tekirdağ Valiliği, Tekirdağ İl Özel İdaresi Destekli
Tekirdağ Merkez İlçe Köyleri Hizmet Götürme Birliği
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Havva İLBAĞI
Faculty
Faculty of Agriculture,
Department
Plant Protection
Phone, E-Mail
171
Proje Adı
SÜS BİTKİLERİNDE BAKTERİYEL HASTALİK ETMENLERİNİN TANİSİ,
FENOTİPİK, GENOTİPİK KARAKTERİZASYONUNU VE ÖNEMLİ BAKTERİYEL
ETMENLERİN HİZLİ TANİ YÖNTEMLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Proje Açıklaması
Bu projede, çeşitli süs bitkilerindeki bakteriyel hastalık etmenleri
saptanmıştır. Saksılı süs bitkilerinden (Primula sp., Kalanchoe sp.,
Diffenbachia spp., Cactus sp., Anthrium sp, Yucca aloifolia, Ficus elastica,
Hibiscus rosasinensis, Schefflera actinophylla ve Senecio cruentus) Erwinia
carotovora subsp. carotovora; Anthurium andraeanum’dan Xanthomonas
axonopodis pv. dieffenbachiae; Hibiscus rosa-sinensis’den tür düzeyinde
tanılayamadığımız bir Xanthomonas sp., Begonia spp.’den Xanthomonas
axonopodis pv. begoniae; Pelargonium peltatum’dan Xanthomonas
axonopodis pv. pelargonii; Hedera helix’den Xanthomonas axonopodis
pv. hederae; Schefflera actinophylla’dan Pseudomonas cichorii; Ficus
benjamina, Euonymus japonica ve Rosa sp.’den Agrobacterium
tumefaciens ve Nerium oleander, Jasminium officinale, Myrtus communis
ve Fontonesia phillyreoides’den Pseudomonas savastanoi izole edilmiştir.
İzolatların tanısında klasik yöntemler, BIOLOG, MIS, ELISA, Immunostrip
ve türe spesifik PCR kullanılmıştır. İzolatların genotipik olarak farklılıkları
araştırılırlen BOX-PCR yöntemi kullanılmıştır. Bu projeyle, ülkemizde
yetiştirilen veya ithal gelip satışı yapılan süs bitkilerindeki bakteriyel
hastalıkların durumu ortaya konmuştur.
En yaygın türün, örtü altında yetiştirilen saksılı bitkilerde yumuşak
çürüklüğe neden olan Erwinia carotovora subsp. carotovora olduğu
belirlenmiştir. Bu patojenin difenbahya ve domatesten hızlı tanısında
seçici besi yeri olan CVP’ye izolasyon ve türe spesifik PCR yöntemi kombine
olarak kullanılmıştır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Yeşim AYSAN
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma
Telefon,E-Posta
172
Project Name
Project Description
IDENTİFİCATİON OF BACTERİAL DİSEASES ON ORNAMENTAL PLANTS,
PHENOTYPİC AND GENOTYPİC CHARACTERİZATİON OF THE STRAİNS AND
DEVELOPMENT OF DETECTİON METHODS OF IMPORTANT
PATHOGENS FROM PLANT MATERİALS
In the project, bacterial pathogens of some ornamental plants
were identified. Erwinia carotovora subsp. carotovora from potted
ornamental plants (Primula sp., Kalanchoe sp., Diffenbachia spp., Cactus
sp., Anthrium sp, Yucca aloifolia, Ficus elastica, Hibiscus rosasinensis,
Schefflera actinophylla ve Senecio cruentus); Xanthomonas axonopodis
pv. dieffenbachiae from Anthurium andraeanum; un-identified
Xanthomonas sp. from Hibiscus rosa-sinensis; Xanthomonas axonopodis
pv. begoniae from Begonia spp.; Xanthomonas axonopodis pv. pelargonii
from Pelargonium peltatum; Xanthomonas axonopodis pv. hederae
from Hedera helix; Pseudomonas cichorii from Schefflera actinophylla;
Agrobacterium tumefaciens from Ficus benjamina, Euonymus japonica
and Rosa sp.; Pseudomonas savastanoi from Nerium oleander, Jasminium
officinale, Myrtus communis and Fontonesia phillyreoides were isolated.
Classical methods, BIOLOG, MIS, ELISA, Immunostrip and specificPCR were used for identification of the bacterial strains. Genotypic
characterization of the strains was performed by BOX-PCR. Bacterial
diseases of ornamental plants in Turkey were investigated by the Project.
Bacterial soft rot disease caused by Erwinia carotovora subsp. carotovora
on potted ornamental plants was the most spread pathogen. Isolation
on CVP as semi selective medium and specific-PCR were used as
combined fastly identification methods of the pathogen from tomato
and diffenbachia.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Yeşim AYSAN
Faculty
Faculty of Agriculture,
Department
Plant Protection
Phone, E-Mail
173
Proje Adı
Proje Açıklaması
174
TEKİRDAĞ VE ÇEVRESİNDE ZEYTİN ÜRETİM ALANLARINDAN
PSEUDOMONAS SAVASTANOİ PV. SAVASTANOİ İZOLATLARININ ELDE EDİLMESİ,
İZOLATLARININ KAREKTERİZASYONLARI VE FARKLI BİTKİLERDEN İZOLE EDİLEN
İZOLATLARLA FENOTİPİK VE GENOTİPİK OLARAK KARŞILAŞTIRILMASI
Marmara Bölgesinde Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir, Bursa
ve Yalova illerindeki zeytin üretim alanları ziyaret edilerek, dal kanseri
hastalığının varlığı açısından incelenmiştir. Çanakkale’de ziyaret edilen
bahçelerin tümünde (%100), Tekirdağ’da % 66’sında, Balıkesir’de %
81’inde, Bursa’da % 4’ünde bu hastalığa rastlanılırken, Yalova’da incelenen
zeytinliklerin hastalıksız olduğu tespit edilmiştir. Hastalığın bahçe
içindeki yayılış oranının Çanakkale’de % 73, Balıkesir’de % 56, Tekirdağ’da
% 30 ve Bursa’da % 0.6 olarak tespit edilmiştir. Marmara Bölgesinden
toplanan 104 bitki örneğinden King B yerine PVF1 besi yerine yapılan
izolasyonlarda 208 bakteri izole edilmiştir. Seçilen 38 izolat ve CFPB
1672 kodlu referans yapılan patojenite testlerinde, bir yaşındaki Edremit
çeşidi zeytin fidanlarında tüm izolatların patojen olduğu saptanmıştır.
Urlardan yapılan re-izolasyonlarda 88 adet re-izolat elde edilmiş ve tanı
çalışmalarında kullanılmıştır. İzolatlarımızın hepsi gram negatif, oksidaz
negatif, patates dilimlerinde pektolitik aktivite negatif, SNA besi yerinde
levan olmayan tipte koloniler üretmişler, arginin dehidrolaz aktivitesinin
negatif ve tütünde aşırı duyarlılık reaksiyonu pozitif olarak belirlenmiştir.
Bu test sonuçlarına göre izolatlarımızın LOPAT 1b grubunda yer aldığı
saptanmıştır. İzolatların tanısı BIOLOG, spesifik PCR ve yağ asit analizlerine
dayanan mikrobiyal tanı isitemine (MIS) göre teyit edilmiştir. Ayrıca, beş
farklı konukçudan (zeytin, zakkum, sarı yasemin, mersin ve cılbırtı çalısı)
izole edilen Pseudomonas savastanoi izolatları tüm hücre yağ asitleri
komposizyonuna göre karşılaştırıldığında, izolatların fenotipik olarak
% 96.7, BOX-PCR’a dayanan küme analizlerine göre genotipik olarak %
97.4 oranında birbirine benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Beş farklı
konukçudan (zeytin, zakkum, sarı yasemin, mersin ve cılbırtı çalısı) izole
edilen Pseudomonas savastanoi izolatlarının tümü bir yaşındaki Edremit
çeşidi zeytin fidanlarında ur oluşturarak hastalık yapma yeteneğinde
oldukları patojenite çalışmalarıyla da saptanmıştır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2006-2009
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Mustafa MİRİK
Çalıştığı Kurum
Ziraat Fakültesi
Bölüm
Bitki Koruma
Telefon,E-Posta
0282 250 2084 [email protected]
Project Name
IDENTİFİCATİON OF PSEUDOMONAS SAVASTANOİ PV. SAVASTANOİ
STRAİNS İSOLATED FROM MARMARA REGİON AND PHENOTYPİC AND
GENOTYPİC CHARACTERİZATİON OF THE STRAİNS
Project Description
Olive growing areas in Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir, Bursa,
and Yalova cities of Marmara region were visited and prevalence and
incidence of olive knot disease were noted. Disease prevalence was
recorded as 100, 81, 66, 4 and 0 % in Çanakkale, Balıkesir, Tekirdağ, Bursa
and Yalova, respectively. Disease incidence was 73, 56, 30 and 0.6 % in
Çanakkale, Balıkesir, Tekirdağ and Bursa, respectively.
Totaly 208 bacterial strains were isolated from 104 diseased plants on
King’s medium B and PVF1 medium in Marmara region. Pathogenicity
tests were performed by selected 38 strains and a reference strain (CFPB
1672), and all strains were pathogenic on olive plants cultivar Edremit.
Totally 88 strains were re-isolated and used in identification tests. All
strains were gram-, oxidase-, pectolytic activity-, levan-, and arginin
dehydrolase- negative, but hypersensitive reaction on tobacco leaves
was positive. According to the test results, the strains were belonged to
LOPAT 1b. The identification of the strains were confirmed by BIOLOG,
spesific-PCR and microbial identification system (MIS) based on whole
cell fatty acids.
Pseudomonas savastanoi strains, isolated from five
different hosts (olive, oleander, jasmine, myrtle and fontenesia), were
phenotypically differentiated as a ratio of 96.7 % by whole cell fatty acid
compositions. The stains were genotypically differentiated as a ratio of
97.4 % by polymorphism in BOX-PCR.
In pathogenicty tests, Pseudomonas savastanoi strains, isolated from
five different hosts (olive, oleander, jasmine, myrtle and fontenesia), were
pathogenic on olive plants cv. Edremit.
Start and
Finish Date
of Project
2006-2009
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Mustafa MİRİK
Faculty
Faculty of Agriculture,
Department
Plant Protection
Phone, E-Mail
0282 250 2084 [email protected]
175
Proje Adı
Proje Açıklaması
BAZI BITKI AKTIVATÖRLERININ TEKIRDAĞ ÇEKIRDEKSIZI ÜZÜM
ÇEŞIDINDE KÜLLEME (ERYSIPHE NECATOR (SCHW.) BURR.)
HASTALIĞINA KARŞI ETKILERININ ARAŞTIRILMASI
Bağ alanlarında görülen külleme (Erysiphe necator (Schw.) Burr.)
çok tahripkar ve büyük ürün kayıplarına yol açan fungal bir hastalıktır.
Bu hastalıkla mücadelede çok fazla sayıda ve miktarda fungisit
tüketilmektedir.Özellikle, fungisitlerin bilinçsiz ve kontrolsüz uygulanmaları
sonucunda çevre kirliliği ve kalıntı sorunları da artmaktadır. Dünyada
ve ülkemizde hastalık etmenlerine karşı alternatif mücadele yöntemleri
konusundaki çalışmalar ise gün geçtikçe ağırlık kazanmaktadır.
Bu nedenle bu çalışmada bölgemize özel bir çeşit olan Tekirdağ
Çekirdeksizi üzüm çeşidinde, önemli bir sorun olan külleme hastalığı
ile mücadelede, ilaçlama sayısını azaltmayı ve kalıntı miktarını en aza
indirmeyi hedefleyen, doğa ile dost bir mücadele yöntemini pratiğe
aktarmak amaçlanmıştır.
Araştırmada, farklı etki mekanizmasına sahip bitki aktivatörlerinin ve bitki
aktivatörü + fungisit kombinasyonlarının külleme hastalığına etkileri
incelecektir.
Anahtar Kelimeler: Bağ, Külleme, Erysiphe necator (Schw.) Burr., bitki
aktivatörü, fungisit.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Ümit Eser
Çalıştığı Kurum
Karadeniz Tarımsal Araştırma
Bölüm
Bitki Koruma
Telefon,E-Posta
176
Project Name
Project Description
Powdery mildew (Erysiphe necator (Schw.) Burr.) is serious and
most destructive fungal diseases of vine yards.
Management of these diseases depends on the application of so many
fungicides and this intense utilization leads to environmental pollution
and increases pesticide residue. Studies on the alternative methods to
manage these diseases are coming in to prominence these days.
This study will be conducted in Tekirdağ Çekirdeksizi grape
variety and aims to manage powdery mildew through environmentally
friendly alternative method that decreases spraying and amount of
residues.
The effect of different plant activators and activator+fungicide
combinations to powdery mildew will be assessed. The influence of the
application of these products on quality and yield will be determined.
Key words: Vineyard, Powdery Mildew (Erysiphe necator), Plant
Activator, Fungicide
Start and
Finish Date
of Project
2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Ümit Eser
Faculty
Karadeniz Agriculture Research
Department
Plant Protection
Phone, E-Mail
177
Tıp Fakültesi
Faculty of Medicine
179
Proje Adı
Proje Açıklaması
NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ BİRİNCİ, SINIF ÖĞRENCİLERİNE
İLK YARDIM EĞİTİMİ PROJESİ
Toplum sağlığının önemli bir kısmını “ilkyardım” uygulamaları
oluşturur. Bu uygulamalar ön bilgiye sahip kişilerce yapılmazsa; sağlığı
tehlikeye girmiş kişiye yardım etmenin aksine, zarar veren hatta yaşamı
tehdit eden ya da kalıcı hasarlara yol açan durumlar olabilecektir.
Görüldüğü gibi; “ilk yardım” konusu önceliklidir ve bu konuda ayrıntıdan
uzak bilgilerin verilmesi gereklidir. Bu projenin ilk aşamasında Sağlık
Yüksekokulu Hemşirelik birinci sınıf öğrencilerinden 53 kişiye akademik
eğiticiler tarafından Temel İlkyardım eğitimi verilerek “öğrenci ilkyardımcı”
olarak eğitilmişlerdir. İkinci aşamada ise İl Sağlık Müdürlüğü tarafından
yazılı ve sözlü Temel İlkyardım sınavı yapılmıştır. Yazılı sınavda 31 kişi
başarılı, 10 kişi başarısız, 12 kişi katılmamıştır. Başarılı olan öğrencilere
hem ülkemizde hem de uluslararası geçerliliği olan ilkyardımcı sertifikası
verilmiştir.
Anahtar kelimeler: Sağlık Yüksekokulu, İlk Yardım eğitimi, Sertifika
programı, İlkyardımcı
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr.Ayşe Handan DÖKMECİ - Yrd.Doç.Dr.Tülin YILDIZ
Çalıştığı Kurum
Sağlık Yüksekokulu
Bölüm
Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölümü
Telefon,E-Posta
180
Project Name
FIRST AID TRAINING PROJECT FOR THE FIRST YEAR
STUDENTS OF NAMIK KEMAL UNIVERSITY
An important part of public health “first aid” applications forms.
These applications are done by people with prior knowledge, as opposed
to aid the person’s health in jeopardy, damaging or even life-threatening
conditions that may lead to permanent damage. As we have seen, “first
aid” away from detail information about this issue, and should be given
priority. The first phase of this project is the first year students of Nursing
Basic First Aid training given to 53 people by academic educators’ student
paramedic as “trained. In the second stage by the Provincial Directorate of
Health made written and oral exam Basic First Aid. 31 student successful
in the written examination,10 student fail, 12 student did not attend.
Students who are successful are both in Turkey and internationally
recognized paramedic certification.
Project Description
Key words: School of Health, First Aid training, certification programs,
First Aid
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Ayşe Handan DÖKMECI - Yrd.Doç.Dr.Tülin YILDIZ
Faculty
School of Health
Department
Emergency and Disaster Management Department
Phone, E-Mail
181
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ KIYI SULARINDAN TOPLANAN KARİDESLERDE
AĞIR METAL SEVİYESİNİN BELİRLENMESİ VE İNSAN SAĞLIĞINA
OLAN TOKSİK ETKİLERİ
Su ortamında kirliliği izlerken organizmaların kullanılması,
günümüzde en çok tercih edilen hem su kirliliği hem de biyolojik etkiler
üzerine su kirliliğini değerlendirmede önemli rol oynar. Her ne kadar
organizmaların bünyelerinde biriktirdikleri konsantrasyonlar önemli
derecede toksik olmasa da besinlerle birlikte düşük düzeylerde ama
sürekli olarak alınan bu metal kalıntıları çevre ve insan sağlığını önemli
derecede etkilemektedir. Çalışmamızda Marmara Denizi Tekirdağ kıyı
şeridinden, deniz suyundan önemli miktarda bünyelerinde kirletici
biriktirdiklerinden dolayı, kirlilik düzeyinin belirlenmeside “indikatör
organizma” olarak kabul edilen karidesin (Parapenaeus longirostris)
yenebilir etinde Zn, Cd, Cr, Hg, As, Cu, Pb ve Ni ölçümleri mevsimsel olarak
yapılmıştır. Tespit edilen konsantrasyonlar ulusal ve uluslararası limitlerle
karşılaştırılmıştır.
Anahtar kelimeler: Karides, ağır metal, Marmara Denizi, halk sağlığı.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr.Ayşe Handan DÖKMECİ - YRD.DOÇ.DR.TÜLİN YILDIZ
DOÇ.DR.NÜKET SİVRİ, ÖĞR.GÖR.ATAKAN ÖNGEN
Çalıştığı Kurum
Sağlık Yüksekokulu
Bölüm
Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölümü
Telefon,E-Posta
182
Project Name
DETERMINATION OF HEAVY METAL LEVEL IN SHRIMP MEAT AND
EVALUATION OF TOXIC EFFECT ON PUBLIC HEALTH :
TEKIRDAG CASE
The use of aquatic organisms to monitor the level of water
pollution is one of the methods often preferred. Continuous exposure
to heavy metals by food chain may cause environmental and health
problems, even the toxicity potential of a pollutant accumulated in the
living organism (food material) is relatively low.
The shrimps are found in any water bodies in the world and have
thousands of different varieties. Approximately, 300 of them have
commercial importance. It is reported that 61 types of those species were
found in seas of Turkey and 7 shrimp types (Penaeus japonicus, Penaeus
semisulcatus, Metapenaeus monoceros, Metapenaeus stebbingi,
Trachypenaeus curvirostris, Penaeus kerathurus ve Parapenaeus
longirostris) of those are commercially valuable.
Project Description
In the study, Zn, Cd, Cr, Hg, As, Cu, Pb and Ni levels accumulated in
the shrimp meat, which was accepted as indicator organism, were
analysed seasonally in order to monitor the level of pollution in aquatic
environment. The shrimps were collected from Tekirdag sea coast at
Marmara Region. The results of heavy metal analysis were compared to
both national and international standarts.
Key words: Shrimp, heavy metal, The Marmara Sea, public health.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assist. Prof. Dr.Handan DÖKMECİ - YRD.DOÇ.DR.TÜLİN YILDIZ
and Researchers
DOÇ.DR.NÜKET SİVRİ, ÖĞR.GÖR.ATAKAN ÖNGEN
Faculty
School of Health
Department
Emergency and Disaster Management Department
Phone, E-Mail
183
Proje Adı
RATLARDA DENEYSEL OLARAK OLUŞTURULAN ALZHEİMER
HASTALIĞINDA EBSELENİN BEYİN ANTİOKSİDAN KAPASİTESİ VE
NÖRONAL APOPTOZİSİ ÜZERİNE NÖROPROTEKTİF ETKİLERİ
Proje Açıklaması
Bu çalışmada, sıçanlarda intraserebroventriküler streptozotosin
(ICV-STZ) ile oluşturulan nöronal apoptozis ve oksitatif strese karşı
ebselen’in nöroprotektif etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. 30 erkek
Sprague–Dawley türü sıçan herbir grupta 10 tane sıçan olacak şekilde;
kontrol, ICV-STZ ve ebselen ile tedavi edilen ICV-STZ gruplarına rastgele
seçilerek ayrıldı. 1. ve 3. günlerde ICV-STZ ve ebselen ile tedavi edilen ICVSTZ gruplarındaki sıçanlara bilateral ICV-STZ (3 mg/kg) enjekte edildi ve
ebselen tedavisi 1. günden başlanarak 14 gün boyunca uygulandı. 14.
günün sonunda sakrifiye edilen sıçanların beyin dokusu histopatolojik
ve biyokimyasal olarak incelemeler için alındı. Bizim sonuçlarımızda,
sıçanlarda oluşturulan Alzheimer hastalığı modeli üzerine ebselen’in
nöroprotektif etkisi ilk olarak gösterildi. Çalışmamızda, ICV-STZ
grubunda frontal korteks incelendiğinde önemli derecede artmış doku
malondialdehit seviyesi ve önemli derecede azalmış süperoksit dismutaz
ve glutatyon peroksidaz antioksidan enzim seviyeleri görülmüştür.
Sıçan beyni ile ilgili histopatolojik çalışmalarda, ebselen’in; ICV-STZ’nin
oluşturduğu histopatolojik değişiklikleri önemli derece azalttığı ve
frontal korteksin normal histolojik yapısını koruduğu görülmüştür. ICVSTZ verildikten sonra frontal korteks dokusunda apoptotik nöronların
sayısı artmıştır. Ebselen tedavisi ile dejenere apoptotik nöronların sayısı
azalmıştır. Çalışmada güçlü bir antioksidan olan ebselen’in efektif etkisi;
ICV-STZ’nin oluşturduğu oksidatif hasarı ve morfolojik değişiklikleri
önlediği sıçanlarda gösterilmiştir. Bu nedenle, ebselen Alzheimer hastalığı
tedavisi için terapötik bir değere sahip olabilir.
Anahtar kelimeler; Intraserebroventriküler streptozotosin, ebselen,
oksitatif stres, nöronal hasar, nöronal apoptozis, sıçan.
184
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr. Cüneyt ÜNSAL - Doç.Dr. Cevat Aktaş, Yrd.Dr. Birol Topcu,
Çalıştığı Kurum
Tıp Fakültesi
Bölüm
Psikiyatri Ana Bilim Dalı
Telefon,E-Posta
[email protected]
Yrd.Doç.Dr Fethi Tülibaş -Yrd.Doç. Ramazan UYGUR DOÇ Dr Özkan Ateş- Prof Dr Oğuz Aslan Özen
Project Name
NEUROPROTECTİVE EFFECTS OF EBSELEN ON BRAİN
ANTİOXİDANT CAPACİTY AND NEURONAL APOPTOSİS İN RAT
MODEL FOR ALZHEİMER’S DİSEASE
The goal of this study was to examine the neuroprotective
effect of Ebselen against intracerebroventricular streptozotocin (ICV-STZ)
induced oxidative stress and neuronal apoptosis in rat brain. Thirty adult
male Sprague–Dawley rats were randomly divided into three groups of
10 animals each: control, ICV-STZ and ICV-STZ treated with Eb. The ICVSTZ group rats were injected bilaterally with ICV–STZ (3 mg/kg) on day 1
and 3 and Ebselen (10 mg/kg/day) was administered for 14 days starting
from day of 1st ICV-STZ injection to day 14. Rats were sacrificed at the
end of the study and brain tissues were removed for biochemical and
histopathological investigation. Our results demonstrated, for the first
time, the neuroprotective effect of Ebselen on AD model in rats. Our present
study, in ICV-STZ group, significantly increased tissue malondialdehyde
Project Description
levels, and significantly decreased enzymatic antioxidants superoxide
dismutase and glutathione peroxidase in the frontal cortex tissue. The
histopathological studies in the brain of rats also supported that Ebselen
markedly reduced the ICV-STZ induced histopathological changes and
well preserved the normal histological architecture of the frontal cortex
tissue. The number of apoptotic neurons was increased in frontal cortex
tissue after ICV-STZ administration. Treatment of Ebselen markedly
reduced the number of degenerating apoptotic neurons. The study
demonstrates the effectiveness of Ebselen, as a powerful antioxidant, in
preventing the oxidative damage and morphological changes caused
by ICV-STZ in rats. Thus, Ebselen may have a therapeutic value for the
treatment of AD.
Keywords: Intracerebroventricular streptozotocin, ebselen, oxidative
stress, neuronal damage, neuronal apoptosis, rats.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assist. Prof. Dr.Cüneyt ÜNSAL - Doç. Dr. Cevat Aktaş - Yrd. Birol Topcu,
Yrd. Doç.Dr Fethi Tülibaş -Yrd. Doç. Ramazan UYGUR Doç. Dr. Özkan Ateş- Prof .Dr. Oğuz Aslan Özen
and Researchers
Faculty
Medicine
Department
Department of Psychiatry
Phone, E-Mail
[email protected]
185
Proje Adı
Proje Açıklaması
SIÇANLARDA DOKSORUBİSİNİN SEBEP OLDUĞU
KARDİYOTOKSİSİTEDE OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİNİN
KARDİYOPROTEKTİF ETKİLERİ
Doksorubisin kanser tedavisinde kullanılmaktadır. Bununla
birlikte doza bağımlı kardiyomiyopatiden dolayı klinik kullanımı
kısıtlı hale gelmiştir. Çalışmanın amacı doksorubisinin neden olduğu
kardiyotoksisite üzerine balık omega-3 yağ asitlerinin antioksidatif ve
antiapopitotik etkilerini incelemektir.
Gereç ve Yöntem
Yirmi dört erkek sıçan üç deneysel gruba ayrıldı: kontrol,
doksorubisin verilen ve doksorubusinle birlikte balık omega-3 yağ asitleri
verilen grup. Her bir grup sekiz sıçan içeriyordu. Kontrol grubuna 0,4 ml/kg
serum fizyolojik intragastrik olarak verildi. Balık omega-3 yağ asitleriyle ön
tedavi yapılan gruptaki sıçanlara günde bir doz 400 mg/kg balık omega-3
yağ asitleri otuz gün boyunca intragastrik olarak verildi. Kardiyotoksisiteye
neden olmak için doksorubisin (30 mg/kg) intraperitoneal olarak tek doz
enjekte edildi ve 48 saat sonra sıçanlar sakrifiye edildi.
Bulgular
Kontrol grubunun histopatolojik incelemesinde, kalp
dokularında normal yapılı miyokard lifleri ve miyokard hücrelerinin
düzenli morfolojisini gözlendi. Doksorubisin muamelesi kalp dokularında
şiddetli hasarlara sebep oldu. Miyokardiyal kas liflerinin disorganizasyonu,
miyofibril kaybı ve sitoplazmik vakuollü kardiyotoksik miyokard lifleri
görüldü. Doksorubisin muamelesi ile birlikte balık omega-3 yağ asitleriyle
tedavi edilen ratlarda histolojik görünümde bir iyileşme görüldü. Balık
omega-3 yağ asitlerinin tedavisiyle birlikte doksorubisin muamelesi
yapılan grubun kardiyomiyositlerinde TUNEL kullanılarak belirlenen
apopitozis aktivitesinde anlamlı bir azalma gözlendi. Doksorubisin
muamelesi ile birlikte balık omega-3 yağ asitlerinin verildiği grupta
doksorubisin muamelesi yapılan grupla karşılaştırıldığında MDA
seviyelerinde anlamlı derecede azalma, SOD ve GSH-Px aktivitelerinde ise
anlamlı derecede artma olduğu saptandı.
Sonuç
Bu çalışma doksorubisinin toksik etkilerine karşı balık omega-3
yağ asitlerinin uygun bir kardiyoprotektör olabileceğini göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: Doksorubisin, balık omega-3 yağ asitleri, kalp,
apopitozis.
186
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Birol TOPÇU
Çalıştığı Kurum
NKU Tıp Fakültesi
Bölüm
Temel Tıp Bilimleri
Telefon,E-Posta
0 282 250 55 41, [email protected]
Project Name
CARDİOPROTECTİVE EFFECTS OF FİSH OMEGA-3 FATTY ACİDS ON
DOXORUBİCİN-İNDUCED CARDİOTOXİCİTY İN RATS
Doxorubicin (DOX) has been used in cancer treatment. However,
its clinical use became restricted because of the dose-dependent
cardiomyopathy. The aim of this study was to investigate the antioxidative
and anti-apoptotic effects of fish omega-3 fatty acids on DOX-induced
cardiotoxicity.
Material and Method
24 male rats were divided into three experimental groups:
control, DOX treated and DOX treated with fish omega-3 fatty acids. Each
group contains 8 rats. Control group received 0,4 ml/kg of saline by intragastric intubation. The rats in the fish omega-3 fatty acids-pretreated
group were given a daily dose of 400 mg/kg fish omega-3 fatty acids
for 30 days by intra-gastric intubation. To induce cardiotoxicity, DOX (30
Project Description
mg/kg) was injected intraperitoneally by a single dose and the rats were
sacrificed after 48 hours.
Results
On histopathological examination of controls, heart tissues
showed myocardium fibers with normal architecture and regular
morphology of myocardial cell. DOX treatment caused severe damage
in the heart tissues. Disorganization of myocardial muscle fibers,
myofibrillar loss and cardiotoxic myocardial fibers with cytoplasmic
vacuoles were seen. Fish omega-3 fatty acids-treated rats showed an
improved histological appearance in the DOX-treated group. Our data
indicate a significant reduction in the activity of in situ identification of
apoptosis using TUNEL in cardiomyocytes of the DOX-treated group with
fish omega-3 fatty acids therapy.
DOX treated with fish n-3 fatty acids groups induced a significant
decrease in malondialdehyde (MDA) levels, and increased the activities
of superoxide dismutase (SOD) and glutathione peroxidase (GSH-Px) in
comparison with the DOX treated group.
Conclusion
The present study showed that fish omega-3 fatty acids may be
a suitable cardioprotector against toxic effects of DOX.
Keywords: Doxorubicin, fish omega-3 fatty acids, heart, apoptosis.
Start and
Finish Date
of Project
2011-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Birol TOPÇU
Faculty
NKU Faculty of Medicine
Department
Basic Sciences Division
Phone, E-Mail
0 282 250 55 41, [email protected]
187
Proje Adı
SIÇAN TESTİSLERİNDE ARSENİĞİN SEBEP OLDUĞU APOPİTOZİS VE
OKSİDATİF STRESE KARŞI MELATONİNİN KORUYUCU ETKİLERİ
Çalışmamızda sıçan testislerinde arsenik toksisitesi üzerine
güçlü bir antioksidan olan melatoninin antiapoptotik ve antioksidan
etkilerinin araştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem
Çalışmamızda 27 adet Wistar-Albino cinsi erkek sıçan üç gruba
ayrıldı. Gruplar sırası ile 1) Kontrol (5 ml/kg/gün SF, intragastrik) grubu,
2) Arsenik (5 mg/kg/gün sodyum arsenit, intragastrik) grubu, 3) Arsenik
+ melatonin (25 mg/kg/gün melatonin, intraperitoneal) grubu olarak
oluşturuldu. 30 günlük deney süresi sonunda sıçanlar sakrifiye edildi ve
testisleri alındı.
Proje Açıklaması
Bulgular
Arsenik uygulaması sonucunda, testisteki seminifer tübül
yapılarında düzensizlik, spermatogenik seriye ait hücre sayısında azalma
ve seminifer tübüllerin bazılarının duvarında vakuolizasyon gözlendi.
Testisteki bu yapısal bozulmaların melatonin tedavisi sonrasında
hafiflediği görüldü. Ayrıca arsenik uygulaması sonucunda seminifer
tübüllerin duvarında çok sayıda TUNEL pozitif apoptotik hücre izlendi.
Melatonin tedavisinin ise TUNEL pozitif hücre sayısını düşürdüğü
görüldü. Arsenik testiste PCNA pozitif hücre sayısını azaltırken melatonin
uygulamasının PCNA pozitif hücre sayısını arttırdığı tesbit edildi.
Biyokimyasal olarak arsenik maruziyetinin testis dokusunda SOD, CAT
ve GSH-Px aktivitelerinde azalmaya, MDA düzeyinde ise artmaya neden
olduğu saptandı. Melatonin uygulamasıyla arseniğin olumsuz etkilerinin
azaldığı görüldü. Arsenik + melatonin grubunda arsenik grubuyla
karşılaştırıldığında SOD, CAT ve GSH-Px aktivitelerinde artış, MDA
düzeyinde ise azalma tespit edildi.
Sonuç
Melatoninin antiapoptotik ve antioksidan etkileri ile arseniğin
sıçan testislerinde neden olduğu histopatolojik değişiklikler, apoptozis,
oksidatif stres ve lipid peroksidasyonunu önlediği görüldü.
Anahtar Kelimeler: Arsenik, melatonin, testis, apopitozis, oksidatif stres.
188
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Ramazan UYGUR
Çalıştığı Kurum
Tıp Fakültesi
Bölüm
Anatomi Bilim Dalı
Telefon,E-Posta
(282 250 55 22 ) [email protected]
Yrd.Doç.Dr.Cevat AKTAŞ- Öğr.Gör.Veli ÇAĞLAR
Öğr.Gör.Emine UYGUR- Doç.Dr.Hasan ERDOĞAN
Prof.Dr.Oğuz Aslan ÖZEN
Project Name
CARDİOPROTECTİVE EFFECTS OF FİSH OMEGA-3 FATTY ACİDS ON
DOXORUBİCİN-İNDUCED CARDİOTOXİCİTY İN RATS
The present study was aimed to invastigate the protective effects of melatonin against arsenic-induced apoptosis and oxidative stress
in rat testes.
Material and Method
27 male rats were divided into three groups: control (saline, 5
ml/kg/day, intragastrically), arsenic (sodium arsenite, NaAsO2, 5 mg/kg/
day, intragastrically), and arsenic+melatonin (sodium arsenite, NaAsO2, 5
mg/kg/day, intragastrically and melatonin, 25 mg/kg/day, intraperitoneally) group. At the end of 30 days, the rats were sacrificed under anesthesia.
Project Description
Results
Histopathological examination showed that testicular injury
mediated by arsenic was ameliorated by the administration melatonin.
The number of apoptotic germ cell was increased and the number of proliferating cell nuclear antigen (PCNA)-positive germ cell was decreased
in testis after arsenic administration. Our data indicate a significant reduction in the activity of terminal deoxynucleotidyl transferase mediated
dUTP nick end labeling and there was a rise in the expression of PCNA in
testis tissues of the arsenic+melatonin group. The decreased superoxide
dismutase, catalase, and glutathione peroxidase activities as well as increased malondialdehyde levels in testis due to arsenic administration were
also counteracted by melatonin.
Conclusion
These data suggested that melatonin has beneficial effects against arsenic-induced testicular damage by decreasing morphological damage, germ cell apoptosis, lipid peroxidation, and oxidative stress. Our
results suggest that melatonin plays a protective role against arsenic-induced testicular apoptosis and oxidative stress.
Keywords: Arsenic, melatonin, testis, apoptosis, oxidative stress
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2012-2013
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr.Ramazan UYGUR
and Researchers
Assist.Prof.Dr.Cevat AKTAŞ- Öğr.Gör.Veli ÇAĞLAR
Öğr.Gör.Emine UYGUR- Assoc. Prof. Hasan ERDOĞAN
Prof.Dr.Oğuz Aslan ÖZEN
Faculty
Faculty of Medicine
Department
Anatomy
Phone, E-Mail
(282 250 55 22 ) [email protected]
189
Çorlu Mühendislik Fakültesi
Makine Mühendisliği
Çorlu Faculty of Engineering
191
Proje Adı
MAKİNE İMALATI SEKTÖRÜ İÇİN PROTOTİP BİR
ATÖLYE GÜVENLİK SİSTEMİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Bu araştırmada, atölye koşullarında meydana gelen iş
kazalarının önlenebilmesi amacı ile örnek bir atölye güvenlik otomasyonu
tasarlanmıştır. Geliştirilen sistem, PLC ve HMI kontrollü özel bir iş güvenliği
sistemidir. Sistem, makinelerde çalışan işçileri ve ortam aydınlatma ve
sıcaklık parametrelerini denetlemek için kullanılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: İş güvenliği, iş güvenliği otomasyonu, makine
çalışma güvenliği, PLC, HMI
Proje Açıklaması
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2013-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr. İbrahim Savaş DALMIŞ ,
Öğr.Gör.Figen DALMIŞ, Yrd.Doç.Dr.Nina ROPSON
Çalıştığı Kurum
NKÜ Çorlu Mühendislik Fakültesi
Bölüm
Telefon,E-Posta
192
Makine Mühendisliği
0 282 250 23 45, [email protected]
Project Name
DEVELOPMENT OF A PROTOTYPE WORKSHOP JOB SECURİTY
SYSTEMS FOR MANUFACTURİNG INDUSTRY
In this research, an exemplary job security automation system is
designed with the aim of prevention of work-related accidents occurring
in the machine shops. The developed system is a special safety system
with PLC and HMI control. System is used to control workers while they
are working with machines and the ambient lighting and temperature
parameters.
Keywords: Job security, job security automation, operational safety of
the machine, PLC, HMI
Project Description
Start and
Finish Date
of Project
2013-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assist. Prof. Dr.İbrahim Savaş DALMIŞ,
and Researchers
Öğr.Gör.Figen DALMIŞ, Assist.Prof.Dr.Nina ROPSON
Faculty
NKU Corlu Engineering Faculty
Department
Department of Mechanical Engineering
Phone, E-Mail
0 282 250 23 45, [email protected]
193
Proje Adı
Proje Açıklaması
TERMOPLASTİKLERİN EKSTRÜZYONUNDA KALIP YÜZEY
PÜRÜZLÜLÜĞÜNÜN AKIŞ HIZI VE BASINÇ DÜŞÜMÜNE ETKİSİ
Bu çalışmada termoplastik hammaddelerin ekstrüzyonunda
kullanılan ekstrüder profil kalıplarının yüzey pürüzlülüğünün basınç,
akış hızı ve enerji maliyeti ile ilgisi araştırılmıştır. Ekstrüder makinesine
aynı geometride, farklı pürüzlülük değerlerine sahip dikdörtgen kesitli
kalıplar bağlanarak deneysel çalışma yapılmış ve bir öngörü oluşturulmak
istenmiştir. Yüzey pürüzlülük değerleri dışında kalan bütün parametreler
sabit tutularak yüzey pürüzlülük değerinin etkisi gözlemlenmiştir. Ekstrüder
profil (boru, levha, hortum, çubuk v.s) kalıplarının, akışkana temas eden
yüzeylerinde ne kadarlık bir yüzey pürüzlülüğüne ihtiyacı olduğu, optimum
değerin ne olması gerektiği irdelenen bu deneysel çalışma ile daha az
enerji harcanarak, daha yüksek hızlarda profil üretmek için farklı kalıp yüzey
pürüzlülük şartlarının üretime olan etkisi belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Termoplastik ekstrüzyonu, plastik ekstrüzyon kalıpları,
yüzey pürüzlülüğü parametreleri, yüzey düzensizliği
194
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr. İbrahim Savaş DALMIŞ - Ümit GÜLER
Çalıştığı Kurum
NKÜ Çorlu Mühendislik Fakültesi
Bölüm
Makine Mühendisliği
Telefon,E-Posta
0 282 250 23 45, [email protected]
Project Name
Project Description
THE EFFECT OF THERMOPLASTIC EXTRUSION DIE SURFACE
ROUGHNESS ON PRESSURE LOSS AND FLOW VELOCITY
In this study, relation between the surface roughness of the
extrusion dies, which are used in the extrusion of thermoplastic materials,
and pressure, flow velocity and energy costs. An experimental study has
been made with connection of dies which has rectangular cross section in
same geometry but with different surface roughness to have a prediction
in this aspect. The effect of surface roughness is observed with constant
extrusion parameters except the surface roughness. It is examined that
the amount of surface roughness of wetted surfaces of extrusion profile
(pipe, plate, bar, etc) dies should have and it is tried to decide the optimum
value of it. In this experimental study, it is tried to find the required working
conditions to produce profiles with less energy consumption and faster
production speed.
Keywords: Thermoplastic extrusion, plastic extrusion dies, surface
roughness parameters, surface instabilities.
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. Ibrahim Savas DALMIS- Ümit GÜLER
and Researchers
Faculty
NKU Corlu Engineering Faculty
Department
Department of Mechanical Engineering
Phone, E-Mail
0 282 250 23 45, [email protected]
195
Çorlu Mühendislik Fakültesi
Çevre Mühendisliği
Çorlu Faculty of Engineering
197
Proje Adı
Proje Açıklaması
TESİS İÇİ GERİ KAZANIM-YENİDEN KULLANIM
ALTERNATİFİ SONRASINDA DENİM YIKAMA ATIK
SULARININ İNERT KOİ’SİNİN BELİRLENMESİ
Tekstil endüstrisi, su tüketiminin yüksek olduğu sanayi
kuruluşlarından biri olup, üretimden kaynaklanan atıksu karakteristiği
olarak yüksek miktarda kolektif kirletici parametre içermektedir. KOİ
parametresi atıksu karakteristiklerinin tanımlanmasında en çok kullanılan
kolektif parametre özelliğini taşımasına karşın, biyolojik olarak ayrışamayan
ve ortamda kalan kalıcı (inert) kısım başlangıçta ayırt edilememektedir.
Dolayısı ile biyolojik arıtma tesislerinin değerlendirilmesinde KOİ’nin
bileşenlerinin belirlenmesi yararlıdır. KOİ’nin bileşenlerine ayrılması
inert ve biyolojik olarak parçalanabilen KOİ’nin belirlenmesidir. Biyolojik
olarak ayrışamayan inert kısım da çözünmüş (SI) ve partiküler (XI) olmak
üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Bu çalışmada tekstil endüstrisi
kapsamında denim yıkama endüstrisinden kaynaklanan ve tesisin
genel atıksu karakteristiğini temsil eden alt prosesler incelenmiştir.
Belirlenen rinse yıkama, taş yıkama, lokal yıkama, ağartma yıkama ve
tint boyama prosesleri karakterize edilmiştir. Geri kazanım-yeniden
kullanım alternatifleri kapsamında yeniden kullanıldığında ürün kalitesini
etkilemeyecek atıksu akımları belirlenmiştir. Buna göre, biri toplam
akımlar diğeri geri kazanım sonrası kalan akımlar olmak üzere debi
orantılı iki adet kompozit numune hazırlanmış ve bu numunelerin inert
KOİ bileşenlerinin belirlenmesi deneyleri yapılmıştır. Geri kazanım öncesi
ve sonrası atıksu karakteri bazında bir değerlendirme yapıldığında, geri
kazanım sonrası toplam ve çözünmüş KOİ değerinin sırasıyla yaklaşık
%45 ve %52 oranında arttığı tespit edilmiştir. Deneysel verilere göre,
geri kazanımsız kompozit atıksuların çözünmüş inert KOİ (SI)’si 33 mg/
lt, partiküler inert KOİ (XI)’si 20 mg/lt, geri kazanımlı kompozit atıksuların
çözünmüş inert KOİ (SI)’si 26 mg/lt, partiküler inert KOİ (XI)’si 13 mg/l
olarak hesaplanmıştır. Deneysel çalışma sonunda aerobik şartlar altında
biyolojik giderim verimi %90-93 olmuştur.
Anahtar kelimeler: İnert KOİ, biyolojik arıtma, denim endüstrisi, tesis içi
atıksu kontrolü
198
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2009/2010
Destekleyen
Kuruluş
NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ, BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELER BİRİMİ
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç.Dr. Günay YILDIZ TÖRE - RUKİYE GÜNGÖR
Çalıştığı Kurum
NKU ÇORLU MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
Bölüm
ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ
Telefon,E-Posta
+90 282 250 23 20, [email protected]
Project Name
Project Description
DETERMINATION OF INERT COD VALUE OF DENIM WASHING
WASTEWATER AFTER IN-PLANT RECOVERY-REUSE ALTERNATİVE
Textile industry is one of the high water-consuming sectors.
Textile industry wastewater contains high amounts of collective
pollutant parameter. The most widely used parameter to define
the characteristics of wastewater COD is the collective property
of the parameter. But non-biodegradable inert portion can not be
distinguished initially. Therefore, determination the components
of COD is helpful for the evaluation of biological treatment plants.
The seperation component of COD is the determination of nonbiodegradable or inert COD and biodegradable COD. The inert COD
is defined in two subgroups as soluble inert COD (SI) and particulate
inert COD (XI). In this study, the representing the general character
of the wastewater of denim washing facilities within the scope of
the textile industry were examined sub-processes. Determined
rinse washing, stone washing, local washing, bleaching and tint
dyeing processes have been characterized. When re-used within the
scope of the recovery-reuse alternatives, wastewater currents will
not change the quality of products were determined. Accordingly,
flow rate proportional two composite samples as total currents and
after recovery remaining currents were prepared and these samples
were analyzed to determine the components of inert COD. After
recovery, the value of total COD and dissolved COD were increased
by respectively 45% and 52%. According to the experimental data,
before recovery, the initial inert soluble COD (SI) and the initial
inert particulate COD (XI) of the composite wastewater have been
obtained as 33 mgl-1 and 20 mgl-1, respectively. And after recovery,
the initial inert soluble COD (SI) and the initial inert particulate COD
(XI) of the composite wastewater have been obtained as 26 mgl-1
and 13 mgl-1, respectively. At the end of this experimental study,
biological removal efficiency under aerobic conditions has been 9093%.
Keywords : Inert COD, biological treatment, denim industry, in-plant
wastewater control
Start and
Finish Date
of Project
2009/2010
Financial
Supporter of
project
NAMIK KEMAL UNIVERSITY, Scientific Research Council
of Namık Kemal University via Grant No
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Günay YILDIZ TÖRE - RUKİYE GÜNGÖR
Faculty
NKU ÇORLU ENGINEERING FACULTY
Department
ENVIRONMENTAL ENGINEERING DEPARTMENT
Phone, E-Mail
+90 282 250 23 20, [email protected]
199
Proje Adı
Proje Açıklaması
BAKIR SİKLO HEKZAN MONO KARBOKSİLAT (BAKIR NAFTENAT)
BİLEŞİĞİNİN TEKSTİL BOYAR MADDE OLARAK
KULLANILABİLİRLİĞİNİN ARAŞTIRILMASI
Bu projede petrolün işlenmesinden elde edilen yağın kimyasal
bileşiminde bulunan doymuş hidrokarbonlar olarak bilinen naftenlerin
tekstil sektöründe boyarmadde olarak kullanılabilirliliği araştırıldı. Bu
amaç doğrultusunda ilk olarak, petrolün yan fraksiyonlarından elde edilen
naften asidi ile bakır tuzunun reaksiyonundan mavi renkli bakır naftenat
kompleksi (metal içerikli boyar madde) elde edildi. Bu bileşiğin kimyasal
yapısı spektrofotometrik yöntemlerle (IR, NMR ve ESR) ispat edildi.
Daha sonra elde edilen boyarmaddenin çözünürlüğü için
optimum koşulu saptamak amacıyla 5 farklı boya konsantrasyonu
(2-4-6-8-10 g/L), 5 farklı pH (1-4-7-10-13) ve 5 farklı dispergatör
konsantrasyonunda (0.5-1-1.5-2.0-2.5 g/L) ultrasonlu ve ultrasonsuz
ortamda çözeltiler hazırlanmıştır. Daha sonra bu çözeltilerin absorbans
değerleri ölçülmüş ve filtreleme işlemi yapılarak çözünen madde miktarı
tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda pH 7’de 1 g/l dispergir
madde kullanılarak ultrasonik banyoda hazırlanan
çözeltide en iyi
çözünürlüğün elde edildiği saptandı.
Son olarak elde edilen boyarmadde ile optimum koşullarda
çeşitli liflerin (pamuk, yün, poliamid, poliester, poliakrilnitril) boyanabilirliği
saptandı. Hem düzgünlük hem renk verimi açısından en iyi sonuçlar yün
ile elde edildi. Bu nedenle çalışmalara yünle devam edildi ve boyalı kumaş
numunesi üzerinde haslık testleri yapıldı. Son olarak ise boyarmaddenin
kanserojen ve/veya alerjik etkisi olup olmadığını saptamak için testler
yapıldı. Elde edilen sonuçlara göre bu yönde herhangi bir tehlike
bulunmadığı görüldü. Bu proje kapsamında elde edilen sonuçlar
doğrultusunda, bakır naftenat bileşiğinin yün liflerinin boyanmasında
kullanılabileceği sapandı.
Anahtar kelimeler: petrol, naften asidi, boyarmadde, pH, ultrason
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr.Aylin YILDIZ - ARAŞ.GÖR.Z.EVRİM KANAT
Yrd.Doç.Dr.Rıza ATAV, ÖĞR.GÖR.A.ÖZGÜR AĞIRGAN
Çalıştığı Kurum
NKU ÇORLU MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
Bölüm
ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ
Telefon,E-Posta
200
Project Name
Project Description
THE INVESTIGATION OF USABILITY AS TEXTILE DYE OF COPPER
CYCLO HEXANE MONO CARBOXYLATE (COPPER NAPHTHENATE)
In this study,usagepossibility of naphthenates, which is known
as saturated hydrocarbons present in the chemical composition of grease obtained from the handling of petrol, as a dyestuff in textileindustrywasinvestigated. For this aim,firstly the naphthenate copper complex (a
dyestuff containing metal) with blue color is obtained from the reaction
of naphthenate acid and copper salt obtained from the side fraction of
petrol. Chemical composition of this compound was proved by using
spectrophotometric methods (IR, NMR and ESR).
Furthermore, solutions in the presence and absence of in 5
different dye concentration (2-4-6-8-10 g/L), 5 different pH (1-4-7-10-13)
and 5 different dispersing agent concentration (0.5-1-1.5-2.0-2.5 g/L)
were prepared in order to determine the optimum condition for solubility of synthesized dyestuff. Then absorbance values of these solutions
were measured and amount of solubilized compound was determined
via filtration. As a results of these studies it was determined that the best
solubility was obtained for the solution prepared in ultrasonic bath at pH
7 and 1 g/L dispersing agent concentration.
Furthermore, dyeability of various fibers (cotton, wool, polyamide, polyester, polyacrylnitrile) with synthesized dyestuff was determined.
Bothin terms oflevelnessandcoloryieldthe bestresultswere obtainedwithwool. For this reason the workwas continuedwith wool and fastness
tests were carried out on dyed fabric sample. Finally, tests were performed in order to determine whether the dyestuff has carcinogenic and/or
allergy effect. According to the results, it was seen that there is no danger
in this direction. According to the results obtained in this Project, it was
determined that copper naphthenate compound can be used in dyeing
of wool fibers.
Anahtar kelimeler:Petroleum, Naphthenacid, dyestuff, pH, ultrasound
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Yrd.Doç.Dr.Aylin YILDIZ - Asisst. Res. Z.EVRİM KANAT
Assist. Prof. Dr.Rıza ATAV, ÖĞR.GÖR.A.ÖZGÜR AĞIRGAN
and Researchers
Faculty
NKU ÇORLU ENGINEERING FACULTY
Department
ENVIRONMENTAL ENGINEERING DEPARTMENT
Phone, E-Mail
201
Proje Adı
Proje Açıklaması
GÜMÜŞ KARBOKSİLATLARIN ELDESİ VE TEKSTİLDE
ANTİBAKTERİYAL ETKİNLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI.
Bu çalışmanın amacı sentezlenmiş olan gümüş naftenatlı
pamuklu kumaşların antimikrobiyal etkilerini araştırmaktır..Antibakteriyal
madde olarak sentezlenen bu bileşiğin yapı analizleri incelenmiş, IR
ve NMR görüntüleri çekilmiştir. Daha sonra ise elde edilen bu gümüş
dikarboksilat çözeltisi emdirme yöntemine göre %100 pamuklu
dokuma kumaşa aplike edilmiştir. Emdirme işlemi yapılmış kumaşa
antibakteriyal testin uygulanması için gram negatif bakteriler olarak
Escherichiacoli(ATCC29212),
Klebsiellapneumoniae
(ATCC13883),
Pseudomonasaeruginosa (ATCC27853), gram pozitif bakteriler olarak ise
Staphylococcusaureus (ATCC29213), Bacillussubtilis (NRRL NRS744) ve
Enterococcusfaecalis (ATCC29212 )seçilmiştir. Seçilen optimum koşul ile
antibakteriyal özellik kazandırılan pamuklu dokuma kumaşların 1, 5, 10, 15
ve 20 yıkaması yapılarak antibakteriyal aktiviteleri gözlemlenmiştir. 40g/L
gümüş naftenat aplike edilen pamuklu kumaşların 20 yıkama sonunda
bile antibakteriyel aktivitelerinin halen devam ettiği görülmüştür. Bu
sonuçlar atıktan elde edilen gümüş naftenatların tekstilde antibakterial
çalışmalar için umut verici olduğunu göstermiştir.
Anahtar kelimeler: Gümüş, naftenik asit, pamuk, antibakteriyel, yıkama
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr.Aylin YILDIZ Öğrenci Yasemen Kuzucuoğlu - Merve ÖZTAŞ
Yrd.Doç.Dr.Dumrul GÜLEN Öğr.Gör.Ahmet Özgür AĞIRGAN
Çalıştığı Kurum
Bölüm
Telefon,E-Posta
202
Project Name
Theaim of thisstudywastoexaminetheantimicrobialefficiency
of cottonfabricsloadedwithsilvernaphthenates, whichweresynthesized.
After the synthesis of silvernaphthenate, the chemical structure was
analyzed with spectrophotometric methods (IR and NMR). Thentheusagepossibility of AgNaphthenate as an antibacterialagent in finishing
of cottonfabricswasinvestigated. Itsantimicrobialactivityagainstthree
gram-negative (Escherichiacoli,KlebsiellapneumoniaeandPseudomonasaeruginosa) andthree gram-positive (Staphylococcusaureus, Bacillussubtilis, Enterococcusfaecalis)bacteriawerestudied.Thestability of antibacterialeffectafterrepeatedwashings (1-5-10-15-20) wasalsotested.
Theapplication of 40 g/L AgNaphthenatein theantimicrobialfinishing
of cottonfabricswasfoundto be advantageousduetotheirhighstabilityaProject Description gainsteven 20 washings. These results indicated that, silver naphtenats,
from waste recycling are promising in antibacterial applications, in textile.
Keywords :Silver, naphthenaticacid, cotton,antibacterial, washing
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assist.Prof.Aylin YILDIZ Students Yasemen Kuzucuoğlu - Merve ÖZTAŞ
and Researchers
Assist.Prof. Dumrul GÜLEN Öğr. Lect. Ahmet Özgür AĞIRGAN
Faculty
Department
Phone, E-Mail
203
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKSTİL ENDÜSTRİSİ ATIKSULARININ ARITIMINDA KIRMIZI
ÇAMURUN KOAGÜLANT OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ VE ELDE
EDİLEN KATI VE SIVI ATIKLARIN TEKRAR KULLANILABİLİRLİĞİ
Bayer prosesi ile alüminyum üretimi sırasında kırmızı çamur
olarak da bilinen bir atık ortaya çıkmaktadır. Kullanılan boksitin
kalitesine bağlı olarak bir ton alüminyum üretimi sırasında 0.3-2.5 ton
atık oluşmaktadır. Söz konusu bu atıklar, halihazırda atık barajlarında
biriktirilmektedir. Çevresel açıdan riskler de taşıyan bu durumun
ortadan kaldırılması için son yıllarda kırmızı çamurun değerlendirilmesi
ile ilgili çalışmalara hız verilmiştir. Kırmızı çamurun potansiyel kullanım
alanlarından bir tanesi de çevre sektörüdür. Literatürde kırmızı çamurun
adsorbant veya koagülant olarak kullanımı ile ilgili çalışmalar mevcuttur.
Çeşitli safsızlaştırma teknikleri kullanılarak söz konusu atıktan demir veya
alüminyum tabanlı koagülant üretimi de mümkündür.
Bu projede, Seydişehir Alüminyum İşletmelerinde, alüminyum
üretimi sırasında ortaya çıkan kırmızı çamurun endüstriyel atıksuların
arıtılmasında koagülant olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Isıl işlem
gerektirmeyen, basit ve ucuz bir yöntemle kırmızı çamurun aktifleştirilerek
endüstriyel atıksuların arıtılmasında koagülant olarak kullanılmasını
sağlamak suretiyle bu atıkların ekonomiye yeniden kazandırılması
projenin temel hedefini oluşturmuştur. Çalışma Tekirdağ Çorlu’da bulunan
bir tekstil endüstrisinden alınan atıksular ile yürütülmüştür. Aktifleştirilmiş
kırmızı çamurun koagülant olarak etkinlik çalışmaları yapıldıktan sonra,
oluşan çamuru inşaat sektöründeki kullanılabilirliği ve oluşan arıtılmış atık
suyun da tekstil boyamada tekrar kullanılabilirliği araştırılmıştır.
Anahtar kelimeler: Kırmızı çamur,koagülant, tekstil, atıksu, geri kazanım,
beton üretimi
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr Aylin Yıldız Yrd.Doç.Dr.Can Burak ŞİŞMANYrd.Doç.Dr.Esra TINMAZ KÖSE -Arş.Gör.Gül KAYKIOĞLU
Çalıştığı Kurum
Bölüm
Telefon,E-Posta
204
Project Name
Redmud, which is also known as awaste,occurs during the production ofaluminumbythe Bayer process.Depending on the qualityof
bauxiteused, 0.3-2.5tons of waste are composed during one tonof aluminum production. These said wastes are stored in red mud ponds. In
recent years, researches about utilization of the red mud have been increased considerably to eliminate environmental risks of these materials.
One of the possible usage areas of red mud is the environment. In the
literature, there are studies on using red mud as an adsorbent or a coagulant. It is also possible to produce iron or aluminum-based coagulant
from red mud usinga variety of refinement techniques.
Project Description
In this project, the possibility of using red mud, which was obtained from aluminium production in SeydisehirAluminium Industry, as
a coagulant in industrial wastewaters treatment has been investigated.
The main aim of the project was to re-gaine these wastes to economy by
using them as a coagulant in industrialwastewater treatment via a simple
and inexpensive activation method which does not requireheat treatment. Researches were carried out by using textile wastewater obtained
from a textile industry in Çorlu, Tekirdag. The possibility of using obtained
mud in construction industry and treated wastewater in textile dying industry was investigated after the efficiency of the activated red mud as a
coagulant had been studied.
Keywords: Redmud, coagulant, textile, wastewater, reuse, concreteproduction
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assist. Prof. Dr. Aylin Yıldız Asist.Prof.Dr. Can Burak ŞİŞMAN
Asist.Prof.Dr. Esra TINMAZ KÖSE -Asist. Res. Gül KAYKIOĞLU
and Researchers
Faculty
Department
Phone, E-Mail
205
Proje Adı
Proje Açıklaması
ENDÜSTRİYEL ARITMA ÇAMURLARININ OZONLA
MİNİMİZASYONU ve BERTARAF MALİYETİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Atıksu arıtma tesisi çamurlarının arıtımı ve bertarafı tüm
dünyada olduğu gibi çevreseli ekonomik ve sosyal faktörlerden dolayı
temel problemdir. Bunun yanında, endüstriyel atıksu arıtma tesisi
çamurlarının genellikle tehlikeli atık niteliğinde olduğu göz önünde
bulundurulduğunda, bu çamurlar düzenli depolama alanlarında bertaraf
edilmeden önce yeterince stabilize edilmek zorundadır. Bu yüzden,
endüstriyel arıtma çamurlarının yönetimi de Türkiye’de hem çevresel
açıdan hem de teknik uygulamalar açısından en önemli problemdir.
Özellikle Türkiye’de tüm dünyada olduğu gibi endüstriyel atıksu
arıtımında Aktif Çamur Prosesleri kullanılmaktadır. Fakat bu proseslerin
en temel problem yüksek miktarda ve çoğunlukla tehlikeli çamur
üretimidir. Böylece, bu prosesten oluşan atık çamur, neredeyse atıksu
arıtma tesislerinin işletme maliyetinin yarısını oluşturan çamur bertaraf
maliyetini azaltmak için, düzenli depolama alanlarına gönderilmeden
önce ilave bir arıtma gerektirir.
Bu yüzden bu çalışmada, bir karışık Organize Sanayi Bölgesi
endüstriyel atıksu arıtma tesisinden oluşan arıtma çamurlarının ozonla
aerobic stabilizasyonu değerlendirilmiştir. Farklı ozon temas süreleri
uygulanan 5 çamur reaktörü (R1=0, R2=8, R3=10, R4=20, R5=26 mg
O3/gr TSS) işletilmiş ve bütün reaktörlerde yaklaşık 29 gün boyunca
aerobic stabilizasyon değerlendirilmiştir. En iyi sonuç 30 dk ozon temas
süresine sahip olan R5’te elde edilmiştir. Bu reaktörde Uçucu Askıda Katı
Madde (UAKM), Askıda Katı Madde (SS) ve Toplam KOİ konsantrasyonları,
endüstriyel arıtma çamurları için literatürde yapılan diğer çalışma
sonuçları ile uyumlu bulunmuştur. Diğer yandan, bu sonuçlar ilk yatırım
maliyeti açısından değerlendirildiğinde, bu arıtma çamurunun aerobic
stabilizasyonu için tatmin edici bulunmamıştır.
Anahtar Kelimeler : Aktif Çamur, Ozonlama, Dezentegrasyon, Maliyet
206
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
01/11/2009- 01/11/2010
Destekleyen
Kuruluş
NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ, BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELER BİRİMİ,
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç.Dr. Günay YILDIZ TÖRE - NİHAN ZAFER CEBECİ
Çalıştığı Kurum
NKU ÇORLU MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
Bölüm
ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ
Telefon,E-Posta
+90 282 250 23 20, [email protected]
Project Name
MINIMIZATION OF INDUSTRIAL TREATMENT SYSTEM SLUDGE
WITH OZONATION AND DISPOSAL COST EVALUATION
The treatment and disposal of excess wastewater sludge
is the main problem all over the world because of environmental,
economical, social and legal factors. Besides, because industrial
wastewater treatment plant’s sludges are generally considered as
hazardous waste they must sufficiently stabilized before disposal
to the landfills. So, management of industrial wastewater treatment
sludge is also the most important subject in Turkey in terms of both
environmental and technical implementations. Especially, Activated
Sludge Processes are widely used biological processess in Turkey
same as all over the world for industrial wastewater treatment But,
one of the main important problem of these processes is the high
and mostly hazardous sludge production. Thus, waste sludge from
Project Description this process requires additional tretament prior to its’ final disposal
to decrease the cost of sludge disposal which makes up nearly half of
the total operational costs of WWTP.
So, in this study, aerobic stabilization of industrial
wastewater sludge, occuring from an Organised Industrial District,
with ozone were assessed. 5 sludge reactors which was applied
different ozon contact time (R1=0, R2=8, R3=10, R4=20, R5=26 mg
O3/gr TSS) were run and aerobic sludge stabilization was assessed
after approximately 29 days for all reactor. The best results were
obtained at fifth reactor (R5) which have approximately 30 minute
ozon contact time (R5=26 mg O3/gr TSS). The changes in the VSS,
SS and Total COD concentrations in R5 were found cosistent with
in literature studies carried out for industrial sludges. On the other
hand, when these results were assessed in terms of investment cost,
the effect of the ozonation on aerobic stabilization of this industrial
sludge was not found satisfactory.
Key words; Sludge, disintegration, ozonation, aerobic stabilization
Start and
Finish Date
of Project
18/03/2011-07/08/2012
Financial
Supporter of
project
NAMIK KEMAL UNIVERSITY, Scientific Research Council
of Namık Kemal University via Grant No.
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Günay YILDIZ TÖRE - NİHAN ZAFER CEBECİ
Faculty
NKU ÇORLU ENGINEERING FACULTY
Department
ENVIRONMENTAL ENGINEERING DEPARTMENT
Phone, E-Mail
+90 282 250 23 20, [email protected]
207
Proje Adı
Proje Açıklaması
ATIKLARIN GAZİFİKASYONUNU YAPAN BİR TESİSTE; ENDÜSTRİYEL
ARITMA ÇAMURLARININ ENERJİ VERİMLİLİĞİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu çalışmada, Trakya bölgesinde faaliyet gösteren Tekstil, Süt ve
Süt ürünleri, Bitkisel ve Bitkisel olmayan yağ, Cam ve Metal sektörlerinin
kaynağına bağlı olarak (fiziksel, kimyasal, biyolojik, vb.) atık su arıtma tesisi
susuzlaştırma ünitesi çıkışından alınan arıtma çamuru numunelerinin
nem, kül ve ısıl değer parametrelerinin ölçümleri yapılmış ve gazifikasyon
verimliliği açısından önemli olan parametreler bazında en uygun besleme
kombinasyonları tanımlanmıştır. Ardından, bu kombinasyonların
gazifikasyonu sonucu oluşan çar(char) ve siklon tozu atıklarında da nem,
kül ve ısıl değer parametrelerinin ölçümü yapılarak enerji verimliliği tespit
edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, ısıl değeri yüksek olan maddelerde
düşük kül oranı gözlenmiştir. Ancak, heterojen maddelerle çalışıldığı için
bazı numunelerin analizinde yüksek ısıl değer, yüksek kül oranı ya da
düşük ısıl değer, düşük kül oranı gibi sonuçlarla da karşılaşılmıştır. Diğer
yandan, arıtma çamurlarının ısıl değerleri 800-13.000 kcal/kg arasına iken
çar(char) örneklerinin ısıl değerleri 800-3500 kcal/kg ve siklon tozlarının
ise 500-900 kcal/kg arasında değiştiği görülmüştür. Çar(char) numuneleri
ısıl değere sahip oldukları için düzenli depolamaya gönderilmeden önce
tekrar termal bir proseste işlenmesi mümkündür. Ayrıca, kalorifik değeri
yüksek ve kül oranı düşük arıtma çamurlarından oluşturulan çamur
kombinasyonun diğer kombinasyonlara göre gazifikasyon sistemindeki
enerji veriminin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bu sonuç,
bölgede oluşan arıtma çamurlarının özellikle tekstil ve gıda sektöründen
oluştuğu göz önünde bulundurulduğunda arıtma çamurlarının düzenli
depolama tesislerinde bertarafı öncesi hem miktarının azaltılması hem de
bünyesinde var olan enerjinin geri kazanılması açısından gazlaştırıcıların
kullanımının yaygınlaştırılmasının gerekli olduğunu göstermektedir.
Ayrıca gazlaştırma tesislerinde çamur kurutma ünitelerinde sentez
gazının kullanılması da göz önünde bulundurulduğunda ayrıca yakıt
tüketilmemesi maliyetlerin düşürülmesi açısından çevreci bir yaklaşımdır.
Key words : Gazifikasyon,enerji verimliliği,endüstriyel çamur, çar(char),
siklon tozu
208
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
01/01/2013- 31/02/2014
Destekleyen
Kuruluş
NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ, BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELER BİRİMİ,
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr. Günay YILDIZ TÖRE -Yıldırım Beyazıt KAR
Çalıştığı Kurum
NKU ÇORLU MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
Bölüm
ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ
Telefon,E-Posta
+90 282 250 23 20, [email protected]
Project Name
ENERGY EFFICIENCIY ASSESMENT OF A GASIFICATION
PLANT USING INDUSTRIAL SLUDGE
In this study; humidity, ash and calorific values of wastewater treatment plant sludge samples taken from textile, dairy, vegetable and non-vegetable oil, glass and metal industries located in
Thrace region of Turkey, had been measured and the most proper
feeding combinations, on the basis of significant parameters in terms
of gasification yields, had been identified. Then, the same measurements had been performed on the char and cyclone dust samples
occured from gasification process and energy yields of the combinations had been determined. As a result of these analysis, low ash was
observed in high calorific value samples. However , since heterogeneous materials were worked, high heating values and ash contents
or high heating value and low ash content were measured at some
Project Description samples. On the other hand, industrial sludge heating values were
found between 800 to 13,000 kcal / kg , while calorific values of the
char samples were found between 800-3500 kcal / kg and the cyclone dust was observed to vary between 500-900 kcal / kg. Since char
samples have got a calorific value, before being sent to the landfill, it can be re-processed in a thermal process . Furthermore, it had
been observed that sludge combination composed from industrial
wastetwater treatment plant sludges with high calorific value and
low ash content has higher energy efficiency in gasification system
according to the other sludge combinations. This result show that
when considering industrial sludge production in the region comes
especially from the textile and food industries, before disposal in landfill sites of these sludges, it is necessary to generalize the gasification system usage in terms of both to reduce the amount and increase
the energy recovery. In addition, when it is consider that synthesis
gase occurred from gasification process can be used for sludge drying units of the gasification plant and also in terms of reducing the
costs of fuel exhaustion, it can be said that gasification system is an
environmentally friendly approach for industrial sludge disposal.
Start and
Finish Date
of Project
01/01/2013- 31/02/2014
Financial
Supporter of
project
NAMIK KEMAL UNIVERSITY, Scientific Research Council
of Namık Kemal University via Grant No.
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Günay YILDIZ TÖRE - Yıldırım Beyazıt KAR
Faculty
NKU ÇORLU ENGINEERING FACULTY
Department
ENVIRONMENTAL ENGINEERING DEPARTMENT
Phone, E-Mail
+90 282 250 23 20, [email protected]
209
Proje Adı
Proje Açıklaması
210
ADSORBAN OLARAK KULLANILAN AKTİFLEŞTİRİLMİŞ PİRİNÇ
KABUĞU KÜLLERİ İLE RENK GİDERİMİ
Çalışmada, modifiye edilmiş pirinç kabuğu külleri ile metilen
blue (MB) adsorpsiyonu denemelerinin kesikli şartlarda değerlendirilmesi
ve granül aktif karbon (GAC) ile mukayesesi yapılmıştır. Farklı sıcaklıklarda
yakılmış (300 oC ve 550 oC) ve H2SO4 ile aktifleştirilmiş pirinç kabuğu
küllerinin fiziksel ve kimyasal karakteristikleri belirlenmiştir. BET yüzey
alanları ARHA300 için 142,982 m2/g ve ARHA550 için 68,308 m2/g
bulunmuştur. Bu sonuçlara göre, aktifleştirme metodunun spesifik yüzey
alanının artması yönünde (özellikle ARHA 550) olumlu bir etki yaratmadığı
tespit edilmiştir. Adsorpsiyon çalışmaları sentetik atıksu ile ve kesikli
deneme şartlarında, pH (4, 7, 9 ve 11), başlangıç boya konsantrasyonu
(5, 10, 15, 20, 25, 50 mg/L) ve temas süresi (0, 1, 5, 15, 30, 45, 60, 90,120
dakika) gibi farklı deney parametreleri altında gerçekleştirilmiştir.
GAC ve ARHA300 tarafından boya adsorpsiyonunda pH’ya bağlı
olarak önemli bir değişiklik gözlenmezken, ARHA550 tarafından boya
adsorpsiyonu pH artışıyla 4,63 mg/g’dan 16,83 mg/g’a artış göstermiştir.
Temas süresinin artmasına bağlı olarak boya alımının hızlandığı ve
adsorpsiyonda artış olduğu tespit edilmiştir. Genellikle, boya gideriminin
büyüklüğünün boya konsantrasyonuna güçlü bir şekilde bağlı olduğu
belirlenmiştir. ARHA300, ARHA500 ve GAC kullanılarak MB’nun
adsorpsiyonu için Langmuir modelinin (sırasıyla, R2= 0.9213; R2= 0.9841;
R2=0.9983) Freundlich modelinden (R2= 0.9045; R2= 0.8905; R2=0.9002)
daha uyumlu olduğu görülmüştür. Tek tabakalı, uniform ve sınırlı
adsorpsiyon alanlarını temel alan Langmuir modeli deneysel verileri iyi
bir şekilde temsil etmektedir. ARHA300 için maksimum adsorpsiyon
kapasitesi (qmax), 44.25 mg/g ile en yüksek değere sahip olmuştur.
ARHA300 ve ARHA550’de MB adsorpsiyonu için pseudo second order
kinetik modeli ve GAC için ise pseudo first order kinetik modele en
uyumlu bulunmuştur.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
20 Mayıs 2011- 20 Mayıs 2012
Destekleyen
Kuruluş
NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Dr. Gül KAYKIOĞLU - YRD.DOÇ.DR.ELÇİN GÜNEŞ
Çalıştığı Kurum
Çorlu Mühendislik Fakültesi
Bölüm
Çevre Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 23 69- [email protected]
Project Name
COLOR REMOVAL FROM AQUEOUS SOLUTİON WİTH USİNG
ACTİVATED RİCE HUSK ASHES AS ADSORBENT
In this study, experiments of methylene blue (MB) adsorption
on the activated rice husk ash samples were conducted using batch technique and a comparative study was made with granule active carbon.
Physical and chemical characteristics of rice husk ashes which are burned
at different temperatures (300 oC ve 550 oC) and activated with H2SO4
were determined. The BET surface areas for ARHA300 and ARHA550 were
obtained as 142,982 m2/g and 68,308 m2/g, respectively. According to
these results, the activation method for increasing the spesific surface
area does not make a positive effect (particularly ARHA550) was determined. Batch studies were performed to evaluate the influences of various
experimental parameters like pH (4, 7, 9,11), initial concentration (5, 10,
15, 20, 25, 50 mg/L) and contact time (0, 1, 5, 15, 30, 45, 60, 90,120 min).
Project Description It was observed that the dye uptake by GAC and ARHA300 were not
changed significantly depending on pH. However, the dye adsorption
by ARHA550 with increased pH is gradually increased from 4.63 mg/g
to 16.83 mg/g. Uptakes of dye were rapid and the adsorption increased
with increasing contact time. Langmuir model yields better fit than the
Freundlich model for the adsorption of MB on ARHA300, ARHA500 and
GAC. So The Langmuir model which based on monolayer, uniform and
finite adsorption site assumptions, represent the experimental data well.
The maximum adsorption capacity, qmax of ARHA300 which has qmax
value of 44.25 mg/g has the biggest value. It is found that the adsorption rates of MB using ARHA300 and ARHA550 fit to pseudo second-order
kinetic model well while the adsorption rate of MB on GAC is found to fit
pseudo first-order kinetic model.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
20 May 2011- 20 May 2012
NKÜBAP
Manager of Project Dr. Gül KAYKIOĞLU - Assist.Prof.Dr. ELÇİN GÜNEŞ
and Researchers
Faculty
Çorlu Engineering Faculty
Department
Department of Environmental Engineering
Phone, E-Mail
0282 250 23 69- [email protected]
211
Proje Adı
Proje Açıklaması
DENİZ DİP TARAMA UYGULAMALARI VE
TARAMA MALZEMESİNİN ÇEVRESEL YÖNETİMİ
Liman, marina ve dere agızları gibi kıyı alanlarında zaman
içerisinde biriken sediment tabakasının taranarak bu yerlerin
derinlestirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Deniz taraması sonucu çıkan
malzemenin insan aktiviteleriyle kirlenmis oldugu gerçegi göz önünde
tutuldugunda, bu malzemenin kontrolsüz sekilde denize bırakılması da
kirletici faaliyet olarak nitelendirilmektedir. Ülkemizde bugüne kadar
tarama malzemesinin yönetimi konusunda karar vermeyi yönlendiren
tek ulusal mevzuat olan ÇED yönetmeligi, alıcı ortamın korunması
konusunda yetersiz kalmaktadır; bosaltım için kirlilik sınır degerleri ile
alıcı ortam özellikleri ve izlenmesine yönelik kriterler belirtilmemistir.
Liman ve marina faaliyetlerin belirgin artıs gösterdigi son yıllarda, bu
bölgelerdeki dip tarama ve bosaltım faaliyetlerinin hangi kriterler
çerçevesinde yönetilecegi konusunda önemli eksiklikler ve belirsizlik
vardır. Bu nedenlerle, kıyısal bölge dip tarama faaliyetlerinin sonucunda
ortaya çıkan malzemenin (sediment) ne sekilde bertaraf edilecegi (karada
bertaraf ya da denizde bosaltım), bunun hangi kriterlere ve yöntemlere
göre yapılması ve yönetilmesi gerektiginin bilimsel esaslara dayalı olarak
ortaya koyulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Önerilen bu çalısma, söz
konusu eksiklerin giderilmesini ve Çevre ve Orman Bakanlıgı tarafından
hazırlanmakta olan “ulusal taslak” yönetmeginin temelini olusturacak
esaslar için gerekli veri ve bilgiyi, AB kriterlerini de dikkate alarak
saglamayı hedeflemektedir. Bu sürecin saglıklı bir sekilde isleyebilmesi
için gerekli veri ve kantitatif bilgiler, literatürden (bilimsel yayınlar, teknik
raporlar) ve potansiyel tarama bölgelerinde yeni ölçüm ve analizlerle
(sediment toksistesi vb) saglanacaktır. Kıyı sularımızdaki mevcut ve yeni
veriler, AB mevzuatı ile birlikte degerlendirilerek dip tarama malzemeleri
için ulusal bosaltım/bertaraf kriterleri belirlenecektir. Bu kapsamda,
üç boyutlu sediment tasınım model uygulamaları (pilot alanlarda) ve
cografi bilgi sistemi gibi araçlar ile denizlerimizde en uygun bosaltım,
karada ise bertaraf alanları belirlenecektir. Ayrıca bosaltım alanlarındaki
potansiyel etkiler ile bu alanların izleme stratejileri olusturulacaktır.
Tarama malzemesinin sürdürülebilir yönetimi için geri kazanım ve
faydalı ullanımına iliskin uygulamalar yapılacaktır. Bu kapsamda tarama
malzemelerinin sürdürülebilir sekilde yönetilmesini saglayacak ekosistem
temelli yönetim süreci (karar agacı) belirlenecek ve farklı denizcilik
faaliyetlerinin oldugu pilot alanlarda test edilecektir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Çalıştığı Kurum
Çorlu Mühendislik Fakültesi
Bölüm
Çevre Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
212
Project Name
Project Description
DREDGİNG APPLİCATİONS AND ENVİRONMENTAL
MANAGEMENT OF DREDGE MATERİAL
Dredging of the excess sediment accumulated in time at
locations like ports, harbors, marinas and river mouths might be required.
Uncontrolled dumping of these dredged materials might create
contamination based on the assumption that this material is somehow
polluted with the human activity related to the
location. Environmental Impact Assessment (EIA) legislation which is the
only national legislation for the management of the dredge material for
our country is simply inadequate since it does not include any criteria for
the limits of contamination, properties of the dumping and monitoring of
the dumping region . It is clear that the EIA legislation is neither suitable
nor enough for the management of the dredge materials considering
the significant increase in the port and marina activities lately. Therefore
there is a need for the determination of according to which criteria
and methods the dredge material (sediment) from the coastal regions
will be managed and disposed (disposed over land, or dumping in the
sea) based on the scientific facts. The aim of the proposed study is to
remedy the pointed deficiencies and provide Ministry of Environment
and Forestery in the preparation of the “National Framework” with the
required information and data, considering the criteria used by EU. Data
and quantitative information required for this process to move forward
smoothly will be obtained from the literature (scientific publications,
technical reports) and new monitoring and analysis (sediment toxicity)
studies will be performed at the potential dredge locations. The existing
and new data for our coastal waters will be evaluated in conjunction with
the EU legislation to determine the criteria for the disposal/dumping of
the dredge material. Using tools and applications like three-dimensional
hydrodynamic models with sediment transport (in pilot areas) and
geographical information systems (GIS) suitable locations for the
dumping in the sea and disposal over land will be determined. In addition,
potential impacts created by dumping and the monitoring strategies for
the dumping regions will be formed. Recycling and beneficial utilization
applications will be used for the sustainable management of dredge
material. An ecosystem based management procedure (decision tree)
will be formed and applied to pilot regions with different marine activities
in order to provide the sustainable management of the dredge materials.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Faculty
Çorlu Engineering Faculty
Department
Department of Environmental Engineering
Phone, E-Mail
213
Proje Adı
Proje Açıklaması
TİO2 VE METAL DOPİNGLİ TİO2 NANO PARTİKÜL KAPLAMA İLE PAMUKLU
TEKSTİL YÜZEYLERİNDE EKOLOJİK ÇOK FONKSİYONLU KARAKTERLERİN
OLUŞTURULMASI, OLASI ÇEVRESEL ETKİLERİ VE ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ
Tekstil endüstrisi gerek dünyada gerekse Türkiye’de ekonomik ve stratejik
açıdan önemini koruyan bir sektör oluşturmaktadır. Gıda, tarım, tıp, malzeme gibi
pek çok sektörü etkisi altına alan disiplinler arası nano teknoloji bilimi kirlenmeyen,
toz iten, kırışmayan, antibakteriyel gibi nano boyutta sağladığı kusursuz yeni
fonksiyonlar ile tekstil sektörünün de geleceğini belirlemeye başlamıştır. Diğer
taraftan nano partiküller (NP) çevreye kontrolsüz bir biçimde ürün ve atık su
yoluyla girerek çok ciddi çevre ve sağlık riskleri getirmiştir. Nano teknolojinin
tekstil sektörü için araştırılması ve bu teknolojilerin yaratacağı çevresel sorunların
belirlenmesi ve kaynak bazında ve sürdürülebilir kalkınma doğrultusunda bu
sorunların çözümlenmesi sektörün ekonomik geleceği ile doğrudan ilişkilidir.
Bundan dolayı son yıllarda pek çok çalışma ekolojik ve çok fonksiyonlu nano
teknolojik tekstil ürünlerinin geliştirilmesine yoğunlaşmıştır. Bu disiplinler
arası çalışmada, TiO2 NP’nin tekstil yüzeyinde kullanılması ile kirlenmeyen,
antibakteriyel ve UV koruyucu ekolojik özelliklere sahip pamuklu tekstil ürünlerinin
sürdürülebilir bir çevre ile beraber geliştirilmesi hedeflenmektedir. Beyaz toz
halindeki Titanyum dioksit (TiO2) pigmenti çok yüksek kapasiteli parlak-beyaz
görünümdedir. Bu özellikleri ile çok değerli bir pigment olarak yaygın bir kullanım
alanı bulmuştur: boyalar, plastik eşyalar, kâğıt gibi. TiO2 ayni zamanda pek çok
beyaz ve renkli ürünlerde katkı malzemesi olarak kullanılmaktadır. Bunlar arasında
besin malzemeleri, kozmetikler, UV-cilt koruma ürünleri, seramikler, kauçuk
malzemeleri yer almaktadır. Çalışmada nano film özellikleri, tekstil üzerindeki yeni
akıllı fonksiyonların performansları, tekstil ana fonksiyonlarındaki değişimler, ve
NP’in olası çevresel etkilerinin kontrolü bir biri ile ilişkili olarak araştırılacak olup bu
kapsamda;
(i)Sol-gel bazlı hidro termal yöntem ile TiO2 nano partikül kaplama ve
filmlerin fotokatalitik (FK), fotoelektrokatalitik (FEK), optik, morfolojik ve yapısal
özelliklerinin belirlenmesi ve kaplama koşullarının optimizasyonu,
(ii)TiO2 NP’inin metal iyonları ile doping edilmesi, metal dopingin film
özelliklerine etkisi,
(iii)TiO2 ve metal doping edilmiş TiO2 NP’in pamuklu tekstil yüzeylerine
kaplanması ve nano partikül kaplı tekstil yüzeylerinin antibakteriyel, UV engelleyici
ve kendini temizleme performanslarının belirlenmesi, bu performansların filmlerin
morfolojik, yapısal, optik, FK, FEK film özellikleri ve pamuklu tekstil ana kalite
parametreleri ile ilişkilendirilmesi,
(iv)Nano film kaplama işleminin ürünün ana fonksiyonu üzerine
etkilerinin belirlenmesi ve farklı kullanım koşullarının üründeki NP’in stabilitesine
ve ürünün kendini temizleme ve antibakteriyel performansına etkileri,
NP’in ürün veya atık su yolu ile taşınması, çevreye ve arıtma proseslerine olası
toksik etkilerinin belirlenmesi ve konvansiyonel arıtma sistemlerine entegre
edilmiş hibrit FK arıtma sistemleri ile NP’in kontrolü çalışmaları gerçekleştirilecektir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Hüseyin Selçuk
Çalıştığı Kurum
Çorlu Mühendislik Fakültesi
Bölüm
Çevre Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
214
Project Name
Project Description
DEVELOPMENT OF ECOLOGİCAL CHARACTERS ON THE COTTON TEXTİLE
BY DEPOSİTİON OF TİO2 AND METAL DOPED TİO2,
POSSİBLE EFFECTS İN THE ENVİRONMENT AND SOLUTİON POTENTİALS
Textile industry economically and stragically an important sector on the
world and also in Turkey. The Nanotechnology is an emerging interdisciplinary
technology, creating structures that have excellent properties by controlling atom
and molecules with at least one dimension of nanometer size which provides
new properties and applications in many areas. The unique and new properties
of nano-materials have also attracted textile industry. The development of
nanotechnology and the manufacture of new organic and inorganic nano-sized
materials may result in the release of significant amounts of these materials and
their additives into the environment. Titanium dioxide pigment (TiO2) is a white
powder with high opacity and brilliant whiteness. These properties have made it a
valuable pigment and opacifier for a broad range of applications in paints, plastic
goods, inks and paper. Titanium dioxide is also used in many white or coloured
products, including food, cosmetics, UV skin protection products, ceramics and
rubber. The use of nano-particles makes it likely that increasing environmental
exposure to NPs will occur. This interest has come a warning, because NPs may
be more biologically reactive and cause more serious environment and health
problems than the larger particles. The determination of the fate, transport,
effects and controls in the resources is important for sustainable development of
textile sector in the future. The development of environmentally safe, long-term
stable and self-cleaning, low cost multi-functional nano-textile together with the
fate, transport, effects and control potential of NPs in the environment is the main
aim of this study. For this propose this multidisciplinary investigation includes
following phases:
(i)Application of sol-gel based hydrothermal methods for the
deposition of TiO2 nano particles and morphological, structural, optical, PC and
photoelectrocatalytic (PEC) characterizations of films;
(ii)Doping of TiO2 with metal, film characterization as mentioned above
and optimization of coating process,
(iii)Coating of TiO2 and metal doped TiO2 nano particles on the cotton
textile, determination of the self-cleaning and antibacterial performances,
conduction new function properties to the optical, structural, morphological,
PC, PEC parameters and optimization of coating under different experimental
conditions, (iv)Investigation of how the main functions of cotton textile products
are affected by the coating and NPs, examination of the stability of films,
Determination of fate, transport and toxicological effects of NPs through
conventional chemical and biological textile treatment processes, and
investigation of hybrid PC system integrated chemical and biological processes
for the removal of wastewater containing NPs.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assoc. Prof. Dr. Hüseyin Selçuk
and Researchers
Faculty
Çorlu Engineering Faculty
Department
Department of Environmental Engineering
Phone, E-Mail
215
Proje Adı
TEKSTİL ENDÜSTRİSİ ARITILMIŞ ATIKSULARINDA RENK VE ÖNCELİKLİ
KİRLETİCİLERİN OZON TEKNOLOJİSİ İLE GİDERİMİNİNİN ARAŞTIRILMASI
Tekstil endüstrisi atıksuları genel olarak üretim, hammadde,
su kullanımı ve kullanılan teknolojiler yönünden farklılık gösterir.
Tekstil endüstrisinden kaynaklanan atıksular yüksek konsantrasyonda
organik ve inorganik kimyasallar ile oldukça kuvvetli renk ve
kalıntı KOI’ye sahiptirler. Tekstil endüstrisi atıksularından renk ve
KOİ giderimi özellikle kullanılan boyalar, veya hazırlanan reçeteler
üzerinde yürütülen çalışmalar ile yoğunluk kazanmıştır. Renk ve KOİ
gideriminde yüksek verimliliği ile kimyasal oksidasyon prosesi olan
ozonlama ile ileri oksidasyon teknikleri bu çalışmaların çok büyük
bölümünü oluşturmaktadır.
Proje Açıklaması
Ozon ile renk ve KOİ giderimi çalışmalarının çok az bir
bölümü arıtılmış atıksular üzerinde olup öncelikli kirleticilerin de
ayrıca irdelenmesini içermemektedirler. Bu konuda bölgemizde bir ilk
oluşturmayı hedefleyen bu tez kapsamında, iki farklı tekstil endüstrisi
arıtılmış atıksularında atıksularında ozon teknolojisi ile renk ve KOI
giderimi ile öncelikli kirleticilerin giderimi izlenmiştir.
İlk atıksu kaynağı Dokunmuş Kumaş Endüstrisi Alt
Kategorisinde yer alan bir denim yıkama fabrikası olup tesiste
kimyasal ve biyolojik arıtma çıkışından 4 kez numune alınmıştır. Bu
endüstride pH ayarı yapılmadan 0,96 mg/Ldk ozon debisi ile %37 KOI
giderimi ve %75 renk giderimi elde edilmiştir. İkinci atıksu kaynağı ise
Sentetik Tekstil Terbiyesi alt kategorisine giren bir pamuk ve polyester
boyama yapan tekstil fabrikası olup bu tesisten biyolojik arıtma
girişi ve çıkışından farklı zamanlarda 3 kez numune alınmıştır. Bu
endüstride atıksuların pH ayarı yapılmadan 10,8 mg/Ldk uygulanan
ozon debisi ile %63,9 KOI giderimi, %99 renk giderimi elde edilmiştir.
Ayrıca tekstil endüstrisinde bulunan nonilfenol, nonilfenol etoksilat,
oktilfenol ve oktilfenol etoksilat gibi öncelikli kirleticilerin oluşumu
ve giderimi GC-MS analizi ile incelenmiştir. Ozonlama sonucu oluşan
sülfat, nitrat, asetat, okzalat gibi iyonlar İyon kromatografı (IC) ile
ölçülmüştür. Ayrıca ozonlama süreci Daphnia magna toksisite testi ile
irdelenmiş olup, atıksuya bağlı ozonlama öncesi ve sonrası toksisite
belirlenmiştir.
216
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Mart 2012-Ağustos 2012
Destekleyen
Kuruluş
NKUBAP (NKU Bilimsel Araştırma Projeleri Birim, ARGE projesi)
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Süreyya MERİÇ PAGANO
Çalıştığı Kurum
Namık Kemal Üniversitesi, Çorlu Mühendislik Fakültesi
Bölüm
Çevre Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
02822502306/05343800681; [email protected]
Project Name
AN İNVESTİGATİON ON COLOR, COD AND PRİORİTY POLLUTANTS
REMOVAL WİTH OZONE TECHNOLOGY İN TREATED EFFLUENTS FROM
TWO TEXTİLE İNDUSTRİES
Textile industry is, in general, represented by high water usage
and vary interms of Technologies, raw material used in the process.
Wastewaters from textile industry with a high concentration of organic
and inorganic chemicals have strong color and residual COD. Chemical
oxidation, ozonation process techniques constitute a large propotion this
studies conducted on textile wastewater to remove COD and color.
Project Description
This thesis aims to create a first in this manner with the scope
of that the treated effluents of two textile industry effluents were
submitted to ozonation to remove COD, color and priority pollutants. The
first source of wastewater was a denim factory characterised in woven
fabcic subcategory. Four samplings were performed in this factory
from chemical and biological treatment units. The second factory was
processing cotton and polyester dyeing subcategorized in synthetic
textile finishing. Three samples were taken from pre- and after biological
treatment of this factory. The samples were submitted to ozone reactions
without pH adjustment.
A 0,96 mg/L-dk ozone dose proved a 37% of COD and a 75%
colour removal for the first factory while a 10,8 mg/Ldk ozone flow rate
proved 63,9 and 99% of COD and color removals, respectively for the
second factory. In addition, priority pollutants such as nonylphenol,
nonylphenol ethoxlate, octyl phenol and octyl phenol etoxylate
were analysed by GC-MS analysis in raw and ozonated samples.
Sulphate, nitrate, acetate and oxalate ions were measured using ion
chromatography. Ozone dose was optimized on the based of colour and
toxicity removal which was tested using Daphnia magna.
Start and
Finish Date
of Project
March 2012-August 2012
Financial
Supporter of
project
NKUBAP (NKU Scientific Research Projects Office)
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. Süreyya MERİÇ PAGANO - Elif Burcu BAHADIR
Faculty
March 2012-August 2012
Department
Çorlu Engineering Faculty Environmental Engineering
Phone, E-Mail
02822502306/05343800681; [email protected]
217
Proje Adı
Proje Açıklaması
218
BİR METAL SON İŞLEMLERİ ENDÜSTRİSİ ATIKSULARINDA
EN UYGUN ARITMA TEKNOLOJİLERİNİN VE ATIKSU
GERİ KAZANMANIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Metal son işlemleri sırasında; kesimi tamamlanmış metallerin
yüzeyinde kalan yağın alınması için uygulanan yağ alma işlemlerinden,
metal yüzeyinin korozyona karşı dayanıklılığını güçlendirmek ve boyanın
metal yüzeyine tam olarak tutunmasını sağlamak için uygulanan metal
yüzey kaplama işlemlerinden ve bu proseslere ait durulama işlemlerinden
atıksu oluşmaktadır. Metal son işlemlerinden kaynaklanan atıksuların
yüksek kirliliğe neden olması, içeriğinde çevre için toksik özellik gösteren
ve birikime neden olan ağır metaller bulunması, arıtma ihtiyacını, uygun
arıtım yöntemlerinin seçilmesinin gerekliliğini ve arıtma verimi çalışmaları
ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Bununla birlikte doğal kaynak tüketimini
azaltma yönünde gelişen ülke ve sektör vizyonları doğrultusunda suyun
kaynağında azaltımı, yeniden kullanımı ve geri kazanımını da önem
kazanmaktadır.
Atıksuların alıcı ortama veya kanala deşarj edilebilecek şekilde
arıtılmasının ardından bile deşarj edilen suyun kalitesi proseste kullanıma
uygun seviyede olmamaktadır. Bu da arıtılmış atıksularda ileri arıtma
teknikleri kullanılmasını gerektirmektedir.
Bu çalışmada; Tekirdağ Çerkezköy’de faaliyet gösteren beyaz eşya
sektöründe metal son işlemlerinden kaynaklanan atıksuların
arıtılabilirliği, kimyasal koagülasyon sisteminin optimizasyonu ve nano
kompozit uygulamaları ile atıksudan su geri kazanımının uygulanabilirliği
araştırılmıştır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Mart 2013-Temmuz 2013
Destekleyen
Kuruluş
NKUBAP (NKU Bilimsel Araştırma Projeleri Birim, YL projesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Süreyya MERİÇ PAGANO - Şeyma ÇAY
Çalıştığı Kurum
Namık Kemal Üniversitesi, Çorlu Mühendislik Fakültesi
Bölüm
Çevre Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
02822502306/05343800681; [email protected]
Project Name
Project Description
AN INVESTİGATİON ON THE MOST EFFECTİVE TREATMENT
TECHNOLOGİES AND ASSESSMENT OF RECOVERY FOR METAL
FİNİSHİNG INDUSTRY WASTEWATER
During metal finishing processes, wastewater is produced
from oil removal process from cutted metal surfaces, metal coating for
corrosion resistance and painting efficiency; and the rinsing application
of these processes. Metal finishing industry wastewater needs treatment,
applicable treatment methods selection and treatment efficiency
because it contains high pollution and accumulative heavy metals that
are toxic to the environment. In addition, water reduce, reuse and recovery
are getting high importance with the improving country and industry
visions which are through reduction of natural resources consumpiton.
After treatment of wastewater to discharge to the receiving water or
channel, it s quality is not enough to be reused in process. Because of that,
waste water advanced treatment techniqes are needed to be applied.
In this resaerch; the metal finishing industry wastewater treatability,
chemical coagulation system optimization, wastewater recovery with
nano composite applications are studied fort he plant which is located
inTekirdağ, Çerkezköy and processing white goods.
Start and
Finish Date
of Project
March 2013-July 2013
Financial
Supporter of
project
NKUBAP (NKU Scientific Research Projects Office, MSc project-
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. Süreyya MERİÇ PAGANO - Şeyma ÇAY
Faculty
Namık Kemal University, Çorlu Engineering Faculty
Department
Environmental Engineering
Phone, E-Mail
02822502306/05343800681; [email protected]
219
220
Proje Adı
YAĞMUR SUYU İLE YÜZEYSEL VE YERALTI SU KAYNAKLARINA
GELEN KİRLENMENİN DOĞAL ARITMA YÖNTEMLERİ
İLE KONTROLÜ (YAĞMUR)
Proje Açıklaması
Su ihtiyacının artması, mevcut kaynakların kirlenerek
kullanılamaz duruma gelmesi ve/veya ihtiyacı karşılayamaması ve
periyodik kuraklıklar alternatif su kaynakları konusunda yapılan
çalışmaları hızlandırmıştır. Bu çalışmada alternatif su kaynakları ile
detaylı bilgi sunularak yağmur suyunun değerlendirilmesi yapılmıştır.
Buna göre, yağmur suyunun mevcut durumu, toplanım sistemleri,
geri kazanımı, kirlilik yükü, kirlilik giderim yöntemleri araştırılmış ve
irdelenmiştir.
Yağmur suyunun kalitesi yağışın süresine, yağdığıortamın
mevcut durumu ile bağlantılıdır. Şiddetliyağışlar daha kısa süreli olup
düştüğü ortamın kalitesinden çok etkilenmektedir. Yağmur suları,
trafik (tekerlekler, fren sistemleri, akaryakıt depoları vb.), endüstriyel
faaliyetler,atmosferik taşınım gibi sebeplerle kirlenebilmektedir.
Yollarda biriken çok yoğun ve kanserojen etkili olduğubilinen
poliaromatik hidrokarbonlar (PAH) veya tarımalanlarından gelen
pestisitler ağır metaller (Zn, Cd, Cu,Ni, Pb, Cr, Mn, Fe, As,Co, Al, Hg)kısa
süre içerisindeyağmur suyuna karışabilmektedir.
Bu çalışmada Tekirdağ’ın farklı ilçelerinde ve Silivri’de yağmur
suları uygun şekilde toplanmış, yağmur sularının karakterizasyonu
yapılmış ve toksisiteleri ölçülmüştür. Yağmur suları farklı tarih
ve mevsimlerde toplanan numuneler farklı sonuçlar verirken
numunelerde çok yoğun toksisite ölçülmemiştir. Daha sonra elde
edilen veriler SPSS 15. 0 veri değerlendirme programı kullanılarak
değerlendirilmiştir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Temmuz 2011-Ekim 2013
Destekleyen
Kuruluş
NKÜ BAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Süreyya MERİÇ PAGANO
Çalıştığı Kurum
Namık Kemal Üniversitesi, Çorlu Mühendislik Fakültesi
Bölüm
Çevre Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
02822502306/05343800681; [email protected]
Project Name
CONTROL OF DIFFUSE POLLUTION FROM RAINWATER
BY NATURAL TREATMENT PROCESSES
A survey of inorganic chemicals and ecotoxiciological
parameters in a set of rain water samples is presented in this study.
Samples were collected from 3 types of origin as surface contact (SC),
non contact (NSC) and roof-top. Both chemical and ecotoxicological
results varied from one to another sample (Location) as well as through
the origins. Most of the samples displayed any significant toxicity to
Daphnia magna.
All samples were found to be different from each other
statistically (100% variance). Some of the parameters such as electric
conductivity, ecotoxicity displayed dependence to others (pH, EC)
significantly. Statistics showed that there was significant relationship
between toxicity and metals or ammonia in some of the samples.
Project Description
Results obtained from this study indicates the necessity of
other chemicals and microbiological measurements as well as chronic
ecotoxicological tests to assess the risk and take mitigation strategies
to water quality control.
Start and
Finish Date
of Project
Temmuz 2011-Ekim 2013
Financial
Supporter of
project
NKÜ BAP
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. Süreyya MERİÇ PAGANO
Faculty
Namık Kemal University, Çorlu Engineering Faculty
Department
Environmental Engineering
Phone, E-Mail
02822502306/05343800681; [email protected]
221
Proje Adı
Proje Açıklaması
222
RÜZGAR ENERJİ POTANSİYELİNİN BELİRLENMESİNDE VE ENERJİ
PLANLAMASINDA BİR ÖNGÖRÜ MODELİ: ÇORLU ÖRNEĞİ
Hızla artan dünya nüfusu ve tüketilen enerji miktarı insanları bu kaynakların daha
verimli kullanılması konusunda yeni arayışlara itmiş ve alternatif enerji kaynakları detaylı
olarak incelenmeye başlanmıştır. İnsanoğlu yüzyıllardır enerji ihtiyacını karşılayabilmek
için çeşitli kaynaklardan yararlanmıştır. Sanayi devriminin de etkisi ile enerjiye olan ihtiyaç
daha da artmış ve bilim insanlarını çeşitli arayışlara yöneltmiştir. Enerji konusunun önemi,
son günlerde çokça bahsedilen küresel ısınma ve enerjinin temizliği döngüsünün de
katılımı ile bir kat daha artmıştır. Bu sebeple dünyada yenilenebilir enerjilere yönelimler
olmuş, ülkeler sadece fosil kaynaklı enerji türlerinden yararlanmaya değil, fosil kaynaklara
oranla birçok avantajı beraberinde getiren yenilenebilir enerji kaynaklarından da en verimli
şekilde yararlanmaya başlamışlardır. Bu konu ile ilgili de; ülkemiz açısından en ilginç ve
dikkat çekici olan yenilenebilir enerji kaynağı olarak rüzgar enerjisi konusunda yapılan
çalışmaların son yıllarda hız kazanmış olmasıdır. Bugün tüm dünya üzerinde milyonlarca
insana elektrik sağlayan, milyarlarca dolarlık iş hacmi olan ve on binlerce insana iş olanağı
sunan genç bir endüstri olarak rüzgar enerjisi; hızlı bir gelişime göstermektedir. Ülkelerin
enerji taleplerini hassas ve gerçeğe yakın bir şekilde ortaya koymaları, özellikle enerji
fiyatlarının giderek arttığı yüzyılımızda daha da önem kazanmaktadır. Özellikle son
günlerde tartışılan fosil kaynaklı enerji politikalarının çevreye olan etkisi ve küresel ısınmanın
gün geçtikçe büyük bir hızla artış göstermesi rüzgar enerji potansiyelinin en iyi şekilde
değerlendirilmesini mecbur kılmaktadır. Türkiye ‘de enerji politikasının kısa bir süre içersinde
birden değiştirilmesi mümkün olmayacağından, rüzgar potansiyeli yüksek bölgelerin tespit
edilmesi kapasitelerinin belirlenmesi konusundaki çalışmaların ivedilikle yapılarak, yeni bir
enerji politikası dahilinde bu sorunun çözülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda yenilenebilir
enerjilerin gelişimi çok önem kazanmaktadır. Yapılan tahminler ve ülkelerin uluslar arası
şirketlerle birlikte giriştikleri kurulum çalışmaları göstermektedir ki; 2020 yılında dünyada
üretilen elektriğin yüzde 50’sinin yenilenebilir kaynaklardan oluşacaktır. Yenilenebilir
enerjiler tükenmeme avantajına sahiptir. Fosil enerjilerle karşılaştırıldığında çevreye daha
dost oldukları ve çok daha düşük sera etkisine sahip oldukları görülür.Bu çalışmada,
tükenmekte olan fosil kökenli enerji kaynaklarına alternatif olarak kullanılmaya başlanan
yenilenebilir enerji türlerinden, rüzgar enerjisinin daha verimli kullanılabilmesi amacıyla
Çorlu bölgesinde pilot ölçüm istasyonları seçilecek ve seçilen bölgelerin rüzgar potansiyel
değerleri ölçülecektir. Elde edilen veriler için WASP paket program aracılığıyla istatistiksel
analizler uygulanacak olup, incelenen bölgeler için rüzgar istatistikleri elde edilecektir.
Verilerin elde edilme aşamasından sonra, MATLAB paket program yardımıyla rüzgar enerji
potansiyeli yüksek olan bölgeler için tahmin modelleri oluşturulacaktır. Tahmin modellerinin
kurulmasında yapay sinir ağları yöntemi kullanılacak olup, iki farklı tahmin modeli elde
edilecektir. Elde edilecek yapay sinir ağları tahmin modellerinin model performansları
hesaplanıp rüzgar potansiyelini tahmin etmek için en uygun yapay sinir ağı tahmin modeli
belirlenecektir. Literatür incelendiğinde, yapay sinir ağları modelleri ile rüzgar potansiyelini
tahmin etmeye yönelik az sayıda çalışmaya rastlanmış olup, Çorlu bölgesinin potansiyelini
belirlemeye yönelik bir çalışmaya rastlanmamıştır. Literatürde Çorlu bölgesi rüzgar
potansiyelini tahmin etmeye yönelik bir çalışma olmaması ve yapılacak çalışmada yapay
sinir ağı öngörü modelinin kullanılacak olması çalışmanın önemli bir özelliğidir.Günümüzde
enerjiye olan ihtiyacın sürekli artması ve enerji kaynaklarının sınırlı olması rüzgar enerjisinin
verimli kullanımının önemini ortaya koymaktadır. Yapılacak çalışmanın, rüzgar enerjisi
sektöründeki yatırımcılar ve özellikle Çorlu Bölgesinde yatırım planı olan şirketler için önemli
bilgiler sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca, yapılacak fizibilite çalışmaları ile rüzgar enerjisi
kaynaklarının verimli kullanımı da sağlanmış olacaktır. Ayrıca, araştırmanın yapılacağı Çorlu
bölgesinde rüzgar potansiyelinin analizi için istatistik yöntemler kullanılarak, geleceğe
yönelik enerji planlamaları için gerekli rüzgar tahminlerinin başarımları araştırılacaktır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
06-06- 2012/06-12-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Birimi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr. Aysun SAĞBAŞ - Erdinç UZUN
Çalıştığı Kurum
Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi
Bölüm
Endüstri Mühendisliği Bölümü
Telefon,E-Posta
0 282 250 23 09, [email protected]
Project Name
Project Description
A PREDİCTİON MODEL İN DETERMİNATİON OF WİND ENERGY
POTENTİAL AND ENERGY PLANNİNG: THE CASE OF CORLU
With rapidly growing world population and the amount of energy consumed,
researchers try to search new findings in a more efficient use of these resources and has
started to be investigated alternative energy resources in detail. In order to meet the
energy needs of humankind for centuries has benefited from various sources. With the
impact of the industrial revolution, the need for energy has increased even more and
scientists has led to discover new findings. The importance of energy issues, global warming
and energy in recent days, said a lot of cleaning a floor with the participation of the cycle has
increased. For this reason in the world to renewable energy has been orientations: the only
countries not only to take advantage of the types of fossil energy, but also brings several
advantages compared to fossil fuels from renewable energy sources have begun to exploit
the most efficient way. Dealing with this subject in our country, in recent years it has gained
momentum in the most interesting and attention-grabbing as a source of renewable
energy studies about wind energy. Providing electricity to millions of people all over the
world today, with billions of dollars of business volume and offering job opportunities
to tens of thousands of wind energy as a young industry: shows a rapid development.
Country’s energy demands precision and lifelike put forward in a way, especially energy
prices is becoming an increasingly more important in our century. Especially in recent days
discussed the environmental impact of fossil-based energy policy and global warming
rapidly increase day by day a great wind energy potential is the best way to evaluate oblige.
Turkey ‘s energy policy shortly within one replaced will not be possible, wind regions with
high potential identification of capacity on the determination of the work promptly made
new energy policy within the this problem must be solved. In this context, the development
of renewable energy has become very important. Estimates made with the input of
countries and international companies that installation work shows that, in 2020, 50 percent
of the electricity produced in the world will occur from renewable sources. Renewable
energy has the advantage of my exhaustion. When greener compared to fossil fuels, they
are more environmentally friendly and found to have much lower in greenhouse. In this
study, wind energy, endangered fossil-based energy sources as an alternative to start using
renewable energy types, is used more efficiently in order to Corlu in the pilot measurement
stations will be chosen and selected regions of the wind potential values will be measured.
WASP software package for data obtained through statistical analysis will be applied and
wind statistics will be obtained for the region. After obtaining the data from the stage, with
the help of MATLAB software with high potential regions for wind energy forecasting model
will be generated. Prediction method is used for constructing of models utilizing artificial
neural network, two different forecasting model will be obtained. The resulting artificial
neural network to model the performance of prediction models for estimating the wind
potential is calculated and the most suitable artificial neural network forecasting model will
be determined. When examining literature, there are few studies for predicting the potential
for wind using artificial neural network models, there is not a study for determining the
potential of the region of Corlu. In the literature, there is not a study in Corlu to estimate the
potential of wind and in the absence of an artificial neural network prediction model to be
used, it is an important feature of the study. Nowadays, the need for a continued increase in
energy and wind energy resources are finite reveals the importance of the efficient use of
energy. Especially in the wind energy industry and the investors who plan to invest in Corlu
is thought to provide important information for companies. Moreover, the efficient use of
wind energy resources with a feasibility study will be provided. In addition, wind potential
using statistical methods for the analysis of future-oriented energy planning required for
the performance of wind forecast will be investigated for Corlu region.
Start and
Finish Date
of Project
06-06- 2012/12-06-2013
Financial
Supporter of
project
Namik Kemal University Scientific Research Projects Unit
Manager of Project
and Researchers
Associate Prof.Dr. Aysun SAGBAS - Erdinç UZUN
Faculty
Namik Kemal University Çorlu Engineering Faculty
Department
Department of Industrial Engineering
Phone, E-Mail
0 282 250 23 09, [email protected]
223
Proje Adı
Proje Açıklaması
224
TRAKYA BÖLGESİ TEKSTİL SEKTÖRÜ: 2010 YILI
DURUM ANALİZİ VE BEKLENTİLER
Bu çalışmada, ülkemizin önemli tekstil üretim üslerinden
Trakya Bölgesi’nde yürütülen bir anket çalışmasının verileri ışığında
bölge tekstil işletmelerinin Ar-Ge çalışmaları ve Üniversitelerle işbirliği
konusunda mevcut durumu ve beklentileri incelenmektedir. Bu
kapsamda, Trakya bölgesinde tekstil işletmelerinin yoğun olarak yer
aldığı Tekirdağ ili Çorlu ve Çerkezköy ilçeleri ile Kırklareli ili olmak üzere
belirlenen üç ayrı bölgede yer alan işletmelere karma yöntem ile dört
farklı bölüm ve 47 adet sorudan oluşan anket soruları yöneltilmiştir.
Bu bölgelerde kayıtlı 312 adet kuruluşun 91’inden alınan verilere
dayanarak, bölge tekstil sektörünün genel yapısı, istihdam büyüklüğü,
faaliyet alanları, yürütülen Ar-Ge çalışmaları, Teknoparklar hakkında
yaklaşımları, ve işletmelerin Üniversitelerden ve lisans/lisansüstü
eğitimden beklentileri detaylı bir şekilde analiz edilmektedir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2012
Destekleyen
Kuruluş
NKÜ BAP (Proje No: NKU.BAP.00.17.YL.10.32)
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof.Dr. Fatma Göktepe
Çalıştığı Kurum
NKÜ Çorlu Müh. Fakültesi
Bölüm
Tekstil Müh. Bölümü
Telefon,E-Posta
282 250 23 03, [email protected]
THE TEXTILE SECTOR IN THRACE REGION:
SECTORAL ANALYSIS AND EXPECTATIONS
Project Name
In this work, the current state of the textile sector in the Thrace
region, which is one of the important textile manufacturing centres of
Turkey, and the expectations from the Universities was investigated
based on a questionnaire survey carried out in the region. For this aim,
a questionnaire of 47 questions in four different parts was applied to
312 textile companies registered in the region of Tekirdağ (Çorlu and
Çerkezköy) and Kırklareli towns, and the results were analysed. Having
response from 91 companies in total to this survey, the general structure
of textile sector in the region, manufacturing fields, production capacities,
educational level of employees and other important characteristics are
all investigated. Also, the level of R&D works carried out by the regional
sector companies and their approach towards Technoparks as well as
Project Description their cooperation levels with Universities are analysed in detail including
the expectations from the Universities and undergraduate/postgraduate
education.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2012
Financial
Supporter of
project
NKÜ BAP (Proje No: NKU.BAP.00.17.YL.10.32)
Manager of Project Prof.Dr. Fatma Göktepe
and Researchers
Faculty
Namik Kemal University Çorlu Engineering Faculty
Department
Phone, E-Mail
282 250 23 03, [email protected]
225
Fen Edebiyat Fakültesi
Kimya
Faculty of Arts and Sciences Chemistry
227
Proje Adı
BAZI TIYOFEN BAZLI MONOMERLERIN ELEKTROKIMYASAL
OLARAK POLIMERLEŞTIRILMELERI, KARAKTERIZASYONLARI,
KAPASITIF DAVRANIŞLARININ INCELENMESI VE DEVRE ANALIZLERI
Proje Açıklaması
Son yıllarda iletken polimerler konusundaki gelişmeler
çok hızlı olarak artmaktadır. İletken polimerler, elektronik ve optik
özelliklerinin yüksek olması, esneklik kabiliyetleri, kolay işlenebilme,
ucuz maliyetleri, aşınmaya karşı gösterdikleri direnç, çevreye karşı
dayanıklı olmaları ve uygun sentez edilebilmelerinden dolayı
yalıtkan polimerlere göre büyük üstünlükler sağlamışlardır. Bu
amaçla hedeflenen 5 farklı Tiyofen temelli monomerin 3-Metiltiyofen
(3MTh), 3-Hekziltiyofen (3HTh), Etilendioksitiyofen (EDOT),
3-(2-Aminotiyofen) (3ATh) ve 3-Oktiltiyofen (3OTh) camsı karbon
elektrot (GCE) üzerine 4 farklı elektrolitle (lityumperklorat (LiClO4),
sodyum perklorat (NaClO4), tetrabutil amonyumtetra floroborat
(TBABF4), tetraetil amonyumtetra floroborat (TEABF4), asetonitril
çözücüsünde elektrokimyasal yöntemle (Döngülü Voltametri) (DV)
polimerleştirildi. Polimer elektrot film karakterizasyonları DV, Fouriertransform infrared reflektans spektroskopisi (FTIR-ATR), Taramalı
elektron mikroskobu-Enerji dağılımlı X-ışınları analizi (SEM-EDX),
Elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EES) gibi yöntemlerle
gerçekleştirilip kapasitif davranışları incelenerek devre analizleri
empedans sonuçları ile birlikte araştırıldı.
Sonuç olarak, bu projede 5 farklı monomerin sistematik olarak 4
farklı elektrolit çözeltisi üzerindeki redoks davranışları ve empedans
sonuçları karşılaştırılarak, devre modelleme ile optimum şartlarda
yük depolama boşaltma kapasiteleri detaylı olarak incelenmiştir.
AnahtarKelimeler:3-Metiltiyofen;3-Hekziltiyofen;3,4Etilendioksitiyofen;3-(2-Aminotiyofen);3-Oktiltiyofen;
Elektrokimyasal empedans spektroskopisi; Elektrolit.
228
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr. Murat ATEŞ
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2607 ,
[email protected]
Project Name
Project Description
2,2’-BİTİYOFEN İLE N-METİL PİROL MONOMERLERİNİN ELEKTROPOLİMERİZASYONLARI, ELEKTROKİMYASAL EMPEDANS
SPEKTROSKOPİSİ VE EŞDEĞER DEVRE MODELLERİ
Recently, new advances in conducting polymers have rapidly
been increased. Conducting polymers have many advantages than
insulating polymers due to their highly electronic, optic, and flexible
properties, easy processability, cheap cost, resistance to corrosion, stability,
and synthesized by convenient methods. The aim in this project has been
electropolymerized 5 different thiophene monomers (3-Methylthiophene
(3MTh), 3-Hexylthiophene (3HTh), Ethylenedioxythiophene (EDOT),
3-(2-Aminothiophene) (3ATh) and 3-Oktiltiyofen (3OTh)) on glassy
carbon electrode with 4 different electrolytes in solvent of acetonitrile by
cyclic voltammetry.
Polymer electrode film characterizations have been obtained by CV,
Fourier-Transform Infrared Attenuated-Reflection spectroscopy (FTIRATR), Scanning electron microscopy-Energy dispersive X-ray analysis
(SEM-EDX) and Electrochemical impedance spectroscopy (EIS). Capacitive
behaviours of modified electrodes were examined via circuit analysis.
As a result, 5 different monomers and 4 different electrolytes have been
studied comparison with redox behaviours and also impedance results.
Circuit modelling and charge-discharge capabilities have been examined
in optimum conditions.
Keywords:3-Methythiophene;3-Hexylthiophene;
Ethylenedioxythiophene; 3-(2-Aminothiophene); 3-Octylthiophene;
Electrochemical impedance spectroscopy; Electrolyte.
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Associate Prof.Dr. Murat ATEŞ
Faculty
Faculty of Science,
Department
Department of Chemistry
Phone, E-Mail
(282) 250 2607 ,
[email protected]
229
Proje Adı
Proje Açıklaması
YENİ BİR KOMONOMER SENTEZİ, ELEKTROKOPOLİMERİZASYONU VE
HAZIRLANAN KOPOLİMERLERİN GIDA KATKI MADDESİ SİTRATIN
ANALİZİNE YÖNELİK BİYOSENSÖR UYGULAMALARINDA KULLANILMASI
Polimerler, günümüzde çok çeşitli amaçlarla kullanılan
ve büyük bir kısmı elektriksel olarak yalıtkan malzemelerdir. Son
yıllarda hetero-atom temelli iletken polimerler konusundaki
gelişmeler çok hızlı meydana gelmektedir. Örneğin, elektronik
ve optik özelliklerinin yüksek olması, esneklik kabiliyetleri, kolay
işlenebilme, ucuz maliyetleri, aşınmaya karşı gösterdikleri direnç,
çevreye karşı dayanıklı olmaları ve uygun sentez edilebilmelerinden
dolayı yalıtkan polimerlere göre büyük üstünlükler sağlamışlardır.
Fonksiyonel polimerler, redoks polimerleri, iletken polimerler bazı
nörotransmitter’lere ve kimyasallara karşı seçicilik göstermeleri,
uygun katalitik, elektriksel, optik ve manyetik özelliklere sahip
olmaları açısından elektrokimyasal, optik, kütle duyarlı sensör, yakıt
pili, ışık yayan diyod vb. yapımında kullanılmaya başlanmışlardır.
Özellikle bu gibi polimerlere yeni ve üstün özellikler kazandırılması
amacıyla bunların farklı türevlerinin elde edilmesine yönelik
araştırmalara gerek duyulmaktadır. Dolayısıyla yeni sentezlenen
fonksiyonel monomer ve komonomerler ile bunların polimerleri
biyosensör uygulamaları açısından son derece önemlidir.
Elektropolimerizasyon sırasında, heterosiklik monomerlerle
elde edilen polimerler, KFME (Karbon fiber mikro elektrot)
yüzeyinde birikmeye başlar. Tiyofen gibi monomerler diğerlerine
göre oksitlenme potansiyelleri oldukça yüksektir (01,7 V). Yüksek
oksitlenme potansiyelinin uygulanmasından dolayı polimerde
zamanla deformasyonlar ve kırılmalar olabilir. Bu durumu engellemek
için farklı monomerlerle konjugasyonu arttırıp, oksitlenme
potansiyelleri düşürülebilmektedir. Sonuçta, literatürde ilk defa
sentezlenmiş alternating konjuge kopolimer elde edilmiştir.
Bu projede, ilk defa sentezlenecek olan 2 farklı komonomer,
elektrokopolimerizasyonu ve karakterizasyonları ile biyosensör
sistemleri dizayn edilmesi planlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak
gıda katkı maddesi olarak çok sık kullanılmakta olan sitrat’ın spesifik,
pratik ve ekonomik tayini için bienzimatik elektrokimyasal biyosensör
dizaynı gerçekleştirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Elektrokopolimer; Komonomer; Elektrokimyasal
empedans spektroskopisi; Biyosensör; Sitrat; Gıda katkı maddeleri.
230
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2011
Destekleyen
Kuruluş
TÜBİTAK
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr. Murat ATEŞ
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2607 ,
[email protected]
Project Name
Project Description
YENİ BİR KOMONOMER SENTEZİ, ELEKTROKOPOLİMERİZASYONU VE
HAZIRLANAN KOPOLİMERLERİN GIDA KATKI MADDESİ SİTRATIN
ANALİZİNE YÖNELİK BİYOSENSÖR UYGULAMALARINDA KULLANILMASI
Nowadays the polymers have been extensively used for
many purposes and as insulator materials. Recently, new advances
in conducting polymers based on heteroatomic compounds have
rapidly been emerged. Conducting polymers have many advantages
than insulating polymers, for example conducting polymers are highly
electronic, optic, and flexible properties, easy machinability, cheap
cost, resistance to corrosion, stability, and synthesized by convenient
methods. Functional, redox and conducting polymers are used for
production of electrochemical, optic, mass sensitivity sensors, fuel
cells, light emitting diodes etc. because of their selectivity against
chemicals and some neurotransmitters. Researchers need many
scientific efforts to obtain different conducting polymers which
have new and superior properties. Consequently new synthesized
functional monomers and co-monomers with their (co)/polymers are
critically important in terms of biosensor applications.
During the electropolymerization process, the polymers obtained
from heterocyclic monomers, have been coated on carbon fiber
micro electrodes. Monomers such as thiophene have higher
oxidation potentials (0 1.7 V) than many others. Due to its higher
oxidation potential it is possible to take place some deformations and
cleavages. In order to prevent to this situation, it could be increase
conjugation capabilities by the help of the decrease of oxidation
potentials. Finally, one of the main aims of this project is to originally
synthesize alternating co-polymers.
In this project, newly synthesized two different co-monomers,
their electrocopolymerization processes and characterizations, and
application to biosensor constructions have been planned. For this
purposes, specific, practice and economical detection of citrate which
is used as food additive by bienzymatic electrochemical biosensor
system have been projected.
Keywords:Electrocopolymer;
comonomer;
Electrochemical
impedance spectroscopy; Biosensor; Citrate; Food Additives.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2011
Financial
Supporter of
project
TÜBİTAK
Manager of Project Assoc. Prof. Dr. Murat ATEŞ
and Researchers
Faculty
Faculty of Science
Department
Chemistry department
Phone, E-Mail
(282) 250 2607 ,
[email protected]
231
Proje Adı
Proje Açıklaması
SÜPERKAPASİTÖR ELEKTROT MATERYALİ OLARAK FONKSİYONEL
YENİ KOMONOMER VE KOPOLİMER SENTEZLERİ VE
DEVRE ANALİZLERİ
Temiz enerjiye olan talep dünyada hızla artmaktadır ve enerji alanında
en önemli çözümlerden biri yakıt hücreleri tarafından üretilen temiz enerjidir.
Süperkapasitörler, elektriksel cihazlarda, güç kaynaklarında, bilgisayarların
hafızalarının korumasında, mikroçiplerde, yakıt hücreleri ve pillerde teknik ve
ekonomikavantajasahip olanenerji ve güç depolama aygıtlarıdır. Süperkapasitörler
anlık süreler boyunca yüksek oranda güç boşaltan kapasitelerinden dolayı gücü
depolama ve boşaltmada kısa zamanlı güç arzını talep etmek için hâlihazırda
elektriksel enerji depolama aygıtları olarak kullanılırlar. Süperkapasitörler, piller
ve konvansiyonel kapasitörler arasındaki boşluğu spesifik enerjileri ve spesifik
güçleri bakımından doldurur. Süperkapasitörler pillere birçok açıdan benzerdir.
Örneğin, kullanılan elektrotlar ve elektroaktif elektrot materyalinde yük depolama
gibi. Ancak süperkapasitörler piller ve konvansiyonel kapasitörlerden 20-200
kez daha fazla kapasitans özelliği gösteren üstün cihazlardır. Süperkapasitörler,
elektrokimyasal kapasitör ve ultra-kapasitör olarak isimlendirilebilmektedirler. Bu
isimlendirme, depoladıkları ve boşalttıkları anlık enerjiye göre verilir.
Elektrokimyasal kapasitörün, çift katmanlı kapasitör ve pseudokapasitor olarak adlandırılan iki tür hali geliştirilmektedir. Birincisinde, enerji
depolama başlıca yüksek spesifik alan ve elektrolit çözeltiler ile elektrot materyali
arasında ara yüzeydeki elektronik ve iyonik yükün ayrımından yükselir. İkincisinde,
hızlı Faradik reaksiyonlar karakteristik potansiyelde elektrot materyalinde oluşur.
Bu sistemler tarafından gösterilen büyük kapasitans değeri yüzeye redoks tipi
reaksiyonlarda adsorbe edilmiş ara ürünün katılması ile ilişkili çift katmanlı
kapasitans (Cdl) ve pseudo-kapasitansın (Csp) kombinasyonundan ileri geldiğine
işaret etmiştir. Ultra-kapasitörler ise süperkapasitörlerden daha yüksek güç
depolayan cihazlardır. Uzun raf ömrü ve kullanılabilirlik süreleri oldukça yüksektir.
Proje kapsamında, süperkapasitör elektrot materyali olarak kullanılmak
üzere fonksiyonel karbazol temelli monomerler ile 3,4-etilendioksitiyofen
monomerinin kombinasyonundan sentezlenecek olan 3 yeni komonomerin
kopolimerleştirilmesi ve detaylı karakterizasyonları yapılması yapılmıştır. Polimer
film karakterizasyonu için FTIR-ATR reflektans spektrofotometre, döngülü
voltametri (DV) ve elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EES), taramalı
elektron mikrokobu (SEM-EDX), atomik kuvvet mikroskobu (AKM) ölçüm yöntemi
olarak kullanılacak, kopolimerlerin EES ile toplam kapasitans ve ara yüzey
kapasitans değerleri belirlenmiştir. 3,4-etilendioksitiyofen (EDOT) monomeri
düşük band genişliği ve düşük oksitlenme potansiyeli ile yüksek kararlılığa
sahiptir. Buna karşın düşük çözünürlüğü bu monomerin elektrik ve optik cihaz
yapımında kısıtlamalara neden olur. Bu problemi aşmak için, fonksiyonel karbazol
monomeri ile EDOT’ ın komonomer yapılması ve elde edilecek yüksek doplama
ve konjugasyona sahip kopolimerlerin, süperkapasitör elektrot materyali olarak
kullanılabileceği bulunmuştur. Ayrıca sentezlenecek fonksiyonel kopolimerin
eşdeğer devre modellemeleri ve analizleri yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Süperkapasitör; Elektrokimyasal Empedans Spektroskopi;
Devre Analizi, Komonomer; Kopolimer; Elektrot Materyali; Karbon Nanotüp;
Pseudo-kapasitans; Stabilite; Fonksiyonel Polimer; Elektropolimerleşme.
232
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
TÜBİTAK
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr. Murat ATEŞ
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2607 ,
[email protected]
Project Name
Project Description
SÜPERKAPASİTÖR ELEKTROT MATERYALİ OLARAK
FONKSİYONEL YENİ KOMONOMER VE KOPOLİMER
SENTEZLERİ VE DEVRE ANALİZLERİ
The demand for clean energy is rapidly expanding worldwide and one
of the most promising solutions proposed is non-polluting energy production
by fuel-cells. Supercapacitors, having technical and economic advantages in
electrical appliances, power supplies, protection of computer memory, microchip,
fuel cells and batteries energy, are power storage devices. Supercapacitors, due
to their capability to deliver during high momentary periods, are presently using
as the electrical energy storage devices. Supercapacitors fill the gap between
batteries and conventional capacitors in terms of their specific energy and specific
power. Supercapacitors and batteries are similar in many respects. For example,
such as used electrode and electro active electrode material, but supercapacitors
are unique devices exhibiting 20-200 times greater capacitance than batteries
and conventional capacitor. Supercapacitor are called electrochemical capacitors
and ultra-capacitor. This naming, according to high momentary energy they can
retain and they can deliver.
Two type of electrochemical capacitor named as double-layer
capacitor and pseudo-capacitor are currently under development. In the former,
energy storage arises mainly from the separation of electronic and ionic charges
at the interface between electrode materials with a high specific area and the
electrolytic solutions. In the latter, fast faradic reactions occur in the electrode
materials at characteristic potentials. The large capacitance exhibited by these
systems has been demonstrated to arise from a combination of the double-layer
capacitance (Cdl) and pseudo-capacitance (Csp) associated with the participation
of adsorbed intermediates in the surface redox-type reactions. Ultra-capacitors
are device storage greater energy than supercapacitor. Long shelf times and cycle
life of availability are very high.
In the scope of this project, to be used as electrodes supercapacitor
material functional karbazol based monomers to be synthesized from
3,4-ethilenedioxythiophene monomer combinations and upgrading copolymer
the three new comonomer is expected to make a detailed characterization.
For polymer film characterization, as a method FTIR-ATR, scanning electron
microscopy (SEM), atomic force microscope (AFM), cyclic voltametry and
electrochemical impedance spectroscopy (EIS) measurements to be used.
The total capacitance and interfacial capacitance values with electrochemical
impedance spectroscopy (EIS) to be determined for copolymers. Monomer of
3,4-ethylenedioxythiophene (EDOT) has low bandwidth, low oxidation potential
and high stability. However, low-resolution of this monomer leads to restrictions
design of electrical and optical equipment. To overcome this problem, make
functional comonomer EDOT with karbazol monomer, and copolymers obtained
with high doping and conjugation, thus, to be used as the supercapacitor
electrode material is found. Moreover, obtained functional copolymers made of
the equivalent circuit modeling and analysis.
Keywords: Supercapacitor; Electrochemical Impedance Spectroscopy; Circuit
modeling; Comonomer; Copolymer; Electrode material; Carbon Nanotube;
Pseudo-capacitance; Stability; Functional Polymer; Electropolymerization.
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
TÜBİTAK
Manager of Project Assoc. Prof. Dr. Murat ATEŞ
and Researchers
Faculty
Faculty of Science
Department
Chemistry department
Phone, E-Mail
(282) 250 2607 ,
[email protected]
233
Proje Adı
Proje Açıklaması
234
BAZI KARBAZOL TÜREVLERININ MONTMORILONITE NANOKILLERI VE
ÇINKO NANOPARTIKÜLLERI İLE POLIMER NANOKOMPOZITLERININ
SENTEZLENMESI VE ANTIKOROZYON ÖZELLIKLERININ ARAŞTIRILMASI
Literatürde polianilin, polipirol, gibi bir çok iletken polimerler
için antikorozif kaplamalar üretilmiştir. Diğer iletken bir polimer
türü olan polikarbazoller ise iyi termal, elektriksel, fotoaktif ve
elektrokromik özelliklerinden dolayı son yıllarda önem kazanmıştır.
Sensör, elektrokromik aygıtlar gibi uygulamada yaygınca
kullanılmışlardır. Bununla birlikte, polikarbazol ve türevlerinin
hatta kompozitlerinin antikorozyon kaplama özellikleri literatürde
yeterince araştırılmamıştır.
Proje kapsamında karbazol ve türevlerinin (9-vinil-9H-karbazol,
9-metil-9H-karbazol) nano malzemeler (Montmorillonite nanokilleri
ve çinko nano partikülleri) ile hem polimer hem de polimer/nano
kompozitlerinin ince filmleri paslanmaz çelik üzerine (SS304) korozyon
önleyici kaplamalar olarak araştırılmıştır. Polimer ve polimer/nano
kompozitleri elektrokimyasal kimyasal yöntemler ile sentezlenerek
paslanmaz çelik üzerine kaplanıp bu kaplamaların tuzlu su ortamında
(%3.5 NaCl) korozyondan koruma özellikleri detaylıca araştırılmıştır.
Projede elde edilen kaplamalar, döngülü voltametri (DV),
elektrokimyasal empedans spektroskopsi (EES), Fourier transform
İnfrared spektroskopisi (FTIR-ATR), ve taramalı elektron mikroskobuenerji dispersiyon X-ışınları (SEM-EDX) optik mikroskop, 4 nokta
probe gibi teknikler ile karakterizasyonları yapılmıştır. Malzemenin
korozyon davranışı potansiyodinamik polarizasyon ölçüm metodları
(Tafel Polarizasyon eğrisi) ve EES ile yapılmış ve kaplamaların
korozyondan korunma özellikleri çalışılmıştır. Sonuçlar ve Tartışma
bölümünde ise elektrokimyasal ve kimyasal yöntemlerle elde edilen
polimer ve polimer nano kompozit filmlerinin sentez yöntemine göre
korozyondan koruma performanslarının karşılaştırılması yapılmıştır.
Proje polikarbazol ve türevlerinin özellikle polimer/
nanokompozitlerinin korozyondan korunma özelliklerinin literatürde
çok az çalışılmış olması ve bunların literatüre kazandırılması
bakımından önemlidir. Özellikle projede kullanılacak çeliğin
(SS304) endüstride kullanılan bir paslanmaz çelik türü olması
ve bu kaplamaların korozyona karşı iyi performans göstermesi
halinde başka çalışmalarla ticarileştirilebilir ise ekonomiye katkı
sağlayabilmesi bakımından oldukça önemlidir.
Anahtar Kelimeler: Anti-korozyon, Polikarbazol, Poli(N-metil
karbazol), Poli(N-Vinil karbazol) Nano-kompozit, Montmonorilit,
Çinko nanoparçacık, empedans, paslanmaz çelik, SS304.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
TÜBİTAK
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr. Murat ATEŞ
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2607 ,
[email protected]
Project Name
Project Description
Many conducting polymers, such as polyaniline, polypyrrole are
manufactured for anti-corrosive coatings. The other conductive polymer type of
polycarbazoles gained prominence in recent years due to good thermal, electrical
and photo-active and electrochromic properties. Polycarbazoles are common
used in application of sensor and electrochromic devices. However, the anticorrosion coating properties of the polycarbazole and derivatives and of their
composites have not been sufficiently researched in literature.
In the scope of the present project, carbazole and derivatives (9-vinyl-9Hcarbazole, 9-Methyl-9H-carbazole) and nano-materials (Montmorillnite nanoclay
and zinc nanoparticules) with both polymer and polymer/nanocomposite
thin films on stainless steel (SS304) have been examined as the anti-corrosive
coatings. Polymer and polymer / nanocomposites have been synthesized by
electrochemical method and chemical methods are performed on stainless steel.
Coated films corrosion protection features have been studied in detail in salt
water media (3.5 % NaCl). Coated films were characterized by cyclic voltammetry
(CV), electrochemical impedance spectroscopy (EIS), Fourier transform infrared
spectroscopy (FTIR-ATR), Scanning electron microscopy-energy dispersion
X-ray analysis (SEM-EDX), and optic microscopy. Corrosion behavior of materials
were held with potentiodynamic polarization measurement methods (Tafel
polarization curve) and EIS. And coatings corrosion protection properties were set.
In the Result and Discussion section, electrochemical and chemical synthesized
polymer and polymer nanocomposites according to synthesis methods were
targeted by comparison of corrosion protection performance.
Since there is a lack of research on this matter, the project aims to overcome this
problem by studying the properties of polycarbazole and derivatives, especially
of polymer / nanocomposite, to achieve the protection against corrosion. In
particular, stainless steel (SS304) is used in industry, this type of stainless steel
showing good performance against corrosion, and, as it has this concern, our
project is very important with regards to commerce and the country’s economy
on the whole.
Keywords: Anti-corrosion, Polycarbazole, Poly(N-methyl carbazole), Poly(N-Vinyl
carbazole), Nano composite, Montmonorillite, Zinc nano particules, impedance,
stainless steel, SS304.
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
TÜBİTAK
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Murat ATEŞ
and Researchers
Faculty
Faculty of Science
Department
Chemistry department
Phone, E-Mail
(282) 250 2607 ,
[email protected]
235
Proje Adı
Proje Açıklaması
236
TSH RESEPTÖRÜNDEKİ MUTASYONLARIN TAYİNİ İÇİN
ELEKTROKİMYASAL BİYOSENSÖR SİSTEMLERİ
GELİŞTİRİLMESİ VE UYGULAMALARI
Tiroid stimüle edici hormon (TSH), belirli fizyolojik şartlar
altında tiroid hormon sentezinin stimülasyonu, salınımı ve büyüme
gibi tiroid bezinin işlevlerinin kontrolünde rol oynayan en önemli
faktördür. TSH bu işlevini, G proteinine bağlı reseptör (GPCR) süper
ailesinin bir üyesi olan tirotropin reseptörüne (TSHR) bağlanarak
gerçekleştirir. TSH’ın reseptöre bağlanmasından sonra reseptör,
G protein kompleksi ile etkileşir. Etkileşim sonrası aktive olan Gsα
proteini adenilat siklaz yolunu uyarır ve siklik adenozin monofosfat
(cAMP) oluşumuna yol açar. cAMP sırasıyla protein kinaz A (PKA)
ve diğer sinyal ileti moleküllerini aktive eder. Bu iletim sürecinin
sonunda tiroid spesifik genlerin mRNA transkripsiyonu aktive olur.
TSHR gen dizisi ürününün 3. hücre içi kıvrımı ve 6. transmembran
segmenti üzerinde yer alan aktive edici mutasyonlar en sık görülen
mutasyonlardır. Bugüne kadar tiroid nodüllerinde 47 farklı (29
somatik, 19 germline) TSHR gen mutasyonu tespit edilmiştir. TSH
normal tiroid dokusunda, iyot alımı ve metabolizmasından tiroid
hormon sentezi ve salınımına kadar tüm fizyolojik olayları uyarır.
Dolayısıyla TSH reseptörü üzerinde meydana gelen aktive edici bir
mutasyon, tiroid foliküler hücrelerinin otonom çalışmasına neden
olmaktadır. Böyle bir durumda ise nodüler büyüme, toksik adenom,
toksik multinodüler guatr, gibi ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır.
Biyosensörler, biyokimyasal bir mekanizmayı temel almış
bir tanıma sistemi içeren kimyasal sensörlerdir.. Bir biyosensör
entegre bir reseptör-transduser aygıtıdır ve biyolojik tanıma sistemi
sayesinde kantitatif yada yarı-kantitatif analitik bilgi sağlamaktadır.
Bir elektrokimyasal biyosensör, elektrokimyasal bir transduserden
oluşmaktadır ve moleküler tanıma sistemlerinin ve elektrokimyasal
transduserlerin entegrasyonu ile oluşturulabilecek biyosensör
sistemlerinin sayı ve çeşidi son derece fazladır.
Bu proje kapsamında yukarıda bahsedilen ve öneminden
dolayı, TSH reseptöründeki mutasyonların hızlı, ekonomik ve duyarlı
tayini ve analizi için elektrokimyasal biyosensör sistemlerinin
geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu amaca yönelik, sentetik olarak
sağlanacak, mutasyonların olduğu bölgelerin mutant olmayan
küçük oligonükleotid dizileri, prob DNA dizileri olarak kullanılacak
ve bu diziler, projenin de en önemli kısmını oluşturacak olan,
uygun immobilizasyon yöntemleriyle uygun elektrot yüzeylerinde
immobilize edileceklerdir. Ardından mutant ve mutant olmayan
komplementer hedef dizilerin farklı hibridizasyon sinyalleri sayesinde
TSH reseptöründeki mutasyonlar belirlenebilecektir. İmmobilizasyon
ve hibridizasyon aşamalarında elektrokimyasal impedans
spektroskopisi ve yanı sıra farklı elektroimyasal yöntemlerden
faydalanılacaktır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2011
Destekleyen
Kuruluş
TÜBİTAK
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Mustafa Kemal SEZGİNTÜRK
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2605 , [email protected]
Project Name
Project Description
DEVELOPMENT OF ELECTROCHEMICAL BIOSENSOR
SYSTEMS FOR THE DETERMINATION OF TSH RECEPTOR
MUTATIONS AND THEIR APPLICATIONS
Under physiological circumstances, thyroid stimulating
hormone (TSH) is the main factor that controls thyroid function and
growth. TSH acts by binding to its receptor which is a member of the large
family of G protein-coupled receptors. After binding of TSH to receptor, it
interacts with G protein complex. Gsα protein that activated by the latest
interaction stimulates adenylyl cyclase pathway and lead to produce
cAMP. It activates protein kinase (PKA) and other messenger molecules.
At the end of this cascade mechanism, mRNA transcription of thyroid
specific genes is activated. Mutations on intracellular third bending and
sixth transmembrane segment of TSH receptor gene are frequently seen
as mutations. Since the first description of mutations in TSH receptor
gene totaling 47 (29 somatic, 19 germline) different mutations have
been identified. In normal thyroid tissue TSH stimulates all aspects of
thyroid physiology, i.e. iodine uptake and metabolism, thyroid hormone
synthesis, and release. An activating mutation in TSH receptor gene
causes the autonomy of thyroid follicular cells. This situation resulted in
nodular growth, toxic adenoma and toxic multinodular goitre.
Biosensors are chemical sensors in which the recognition system utilizes
a biochemical mechanism. A biosensor is an integrated receptortransducer device, which is capable of providing selective quantitative
or semi-quantitative analytical information using a biological recognition
element. An electrochemical biosensor is a biosensor with an
electrochemical transducer and there are a lot of biosensor combinations
based on different molecular recognition systems and electrochemical
transducers.
The aim of this project to develop new electrochemical biosensor
technologies for the determination of TSH receptor mutations rapidly,
economically and accurately. For this purposes, short oligonucleotid
sequences as prob will be immobilized on suitable electrode surfaces
via different immobilization processes. In following steps hybridization
signals will be analyzed by the help of the electrochemical methods
especially electrochemical impedance spectroscopy.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2011
Financial
Supporter of
project
TÜBİTAK
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Mustafa Kemal SEZGİNTÜRK
and Researchers
Faculty
Faculty of Science
Department
Chemistry department
Phone, E-Mail
(282) 250 2605 , [email protected]
237
MEME KANSERİ BİYOMARKERLARI İÇİN
ELEKTROKİMYASAL BİYOSENSÖR SİSTEMLERİ
Proje Adı
Proje Açıklaması
238
Meme kanseri meme hücrelerinde başlayan kanser türüdür. Akciğer
kanserinden sonra, dünyada görülme sıklığı en yüksek olan kanser türüdür. Her
8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı
bildirilmektedir. Erkeklerde de görülmekle beraber, kadın vakaları erkek vakalarından
100 kat fazladır. 1970lerden bu yana meme kanserinin görülme sıklığında artış
yaşanmaktadır ve bu artışa modern, Batılı yaşam tarzı sebep olarak gösterilmektedir.
Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde görülme sıklığı, dünyanın diğer bölgelerinde
görülme sıklığından daha fazladır. Meme kanseri, yayılmadan önce, erken tesbit
edilirse,hasta %96 yaşam şansına sahiptir. Meme kanserinin birçok tipi vardır. En sık
rastlanan duktal karsinoma, memenin süt kanallarında başlar. Meme kanseri memenin
dışına yayıldığında koltuk altındaki lenfatik nodüller en sık görülen yayılım yerleridir.
Kanser hücreleri memenin diğer Lenf Nodlarına, Kemiğe, Karaciğer ve Akciğere
yayılabilir. Her kadın meme kanseri gelişme riskine sahiptir. Gerçekte meme kanseri
gelişen kadınların çoğunda risk faktörleri belli değildir. Günümüze kadar kalıtıma bağlı
meme kanserleri iki gen ile ilişkilendirilmiştir. Meme kanseri geni 1 anlamına gelen
BRCA1 ve meme kanseri geni 2 anlamına gelen BRCA2 genleri. Bu genlerin görevi
meme hücrelerinin normal olarak gelişmelerini sağlamak ve kanser hücrelerinin
çoğalmasını engellemektir. Ancak bu genlerde bozukluk veya mutasyonlar olursa
meme kanseri riskinde artış meydana gelir. Anormal BRCA1 ve BRCA2 genleri tüm
meme kanserlerinin yaklaşık %10’undan sorumludur. Anormal BRCA1 veya BRCA2
geni taşıyan meme kanserli hastaların aile öykülerinde meme kanseri, yumurtalık
kanseri veya her ikisi yer alır. Ancak, meme kanserli kadınların çoğunun aile öyküsünde
meme kanserinin bulunmadığının da unutulmaması gerekir. BRCA1 ve BRCA2’nin
tanımlanmasıyla meme kanseri tarama ve tedavisinde yeni teknikler geliştirilmiş ve
hastalık riski azaltılmıştır.
Tümör markerları kanserin biyokimyasal indikatörleridirler. Hücre yüzeyi
antijenleri, enzim ve hormonlar gibi sitoplazma proteinleri kanser markerları olabilirler.
Klinik uygulamalarda, marker terimi plazma, vücut sıvıları, katı tümörler, tümör
hücreleri, lenf nodları ve kemik iliğinde tayin edilebilen bir molekülü tanımlamaktadır.
Bazı tümör markerları sadece bir kanser tipine spesifik iken bazıları birçok kanser
türünde ortaya çıkabilen moleküllerdir. Tümör hücreleri tarafından üretilen antijenler
de spesifik tümör markerları arasında bulunurlar ve bu hücreler, normal hücrelerden
antijenik olarak farklandırılabilirler. Tümör hücrelerinin herhangi bir proteini potansiyel
bir antijen olabilir. Bu antijenler spesifik olarak diagnoz, prognozun belirlenmesi,
tedavinin şekillenmesi ve izlenmesi gibi çok önemli noktalarda kullanılabilirler. Bu proje
kapsamında meme kanserinin erken teşhisi hayati derecede öneme sahip olduğundan
dolayı meme kanseri biyomarkerlarının düzeylerinin belirlenmesine yönelik olarak
hızlı, pratik ve duyarlı sonuçlar verebilecek biyosensör sistemlerinin geliştirilmesi
hedeflenmiştir. Bu kapsamda reseptör-ligand gibi katalitik etkileşim olanağı sınırlı
moleküllerin tayini Elektrokimyasal İmpedans Spektroskopisi (EIS) esaslı biyosensörler
ile geliştirilecektir. EIS son yıllarda çok çeşitli fiziksel ve kimyasal özelliklerin
belirlenmesinde çok duyarlı bir belirteç olarak ortaya çıkmıştır. EIS, analitik çözümler
sunmasının yanı sıra membran özelliklerinin belirlenmesi, biyosensör karakterizasyonu
ve fabrikasyonu amaçlı araştırmaların yapılmasına olanak sağlamaktadır. EIS, affinite
etkileşimlerinden sonra meydana gelen yük transfer değişimleri yoluyla söz konusu
etkileşim hakkında analitik bilgi sağlayabilmektedir. Bu proje kapsamında meme
kanseri biyomarkerlarının, spesifik reseptörleriyle etkileşimleri temel alınarak, EIS
esaslı biyosensör sistemlerinin geliştirilmesi ve bu biyosensörlerin meme kanseri
biyomarkerlarının analizlerinde kullanımı tasarlanmıştır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2013
Destekleyen
Kuruluş
TÜBİTAK
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Mustafa Kemal SEZGİNTÜRK
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2605 , [email protected]
ELECTROCHEMICAL BIOSENSOR SYSTEMS
FOR BIOMARKERS IN BREAST CANCER
Project Name
Project Description
Breast cancer is a kind of cancer which thrives in the breast cells. It is a type
of cancer which is most commonly seen in the world excluded lung cancer. It is stated
that every woman out of 8, will catch breast cancer some period in her life. Although
it is seen on people , women cases are 100 times more than man cases. The density
of breast cancer has increased since 1970 , it has been claimed that western style of
life caused the rise of cancer. The rate of breast cancer in North America and Europe is
more than other parts of the world. If the breast cancer is diagnosed before it spreads,
the patient has a chance to survive % 96.There are various kinds of breast cancer. The
common one, ductile carcinoma, occurs in the milk channels of the breast. When
breast cancer spreads outer part of the breast, lymph nodule can occur in the armpit
where they are seen commonly. Cancerous cells may spread to other lymph nodules
of breast, bone, liver and lungs. Every woman has risk of developing breast cancer. The
risk factor is not determined on most of the women who develop breast cancer. Up
to now, genetically transmitted breast cancer has been related to two genes: BRCA1
which means breast cancered gene 1 and BRCA 2 meaning breast cancer gene 2 The
function of these genes is to provide with the development of the breast cells and to
block the increase of cancerous cells. On the other hand, if these genes are subject
to deformation or mutation, the risk of breast cancer increases. Abnormal BRCA1
and BRCA2 genes are responsible of % 10 of all the breast cancer. The breast cancer
victims with BRCA1 and BRCA2 genes have breast cancer, ovarian cancer, or both in
their generation. On the other hand, it should be kept in mind that most of the breast
cancered women have no breast cancer in their generation. By the definition of BRCA1
and BRCA2, the new techniques have been developed in the diagnosis and treatment
of the breast cancer and the risk of the illness has been reduced.
Tumor markers are the biochemical indicators of the cancer. Cytoplasm
proteins such as cell surface antigen enzymes and hormones may be cancer markers.
In the clinical applications the term marker defines a molecule which can be identified
in the plasma, body liquids, solid tumors, tumor cells, lymph nodules and bone
marrow. While some tumor markers are specific only in one type of cancer, some
are the molecules which can occur in many types of cancer. The antigens which are
produced by the tumor cells take place among the specific tumor markers as well
and these cells are antigenically different from normal cells. Any of the protein of the
tumor cells can be a potential antigen. These antigens can be used in many important
fields such as, determination of diagnosis and prognosis specifically, determination of
treatment and process
As the early diagnosis of the breast cancer is vital importance, with this project it is
aimed at developing biosensor systems which can give quick, practical and sensitive
outcomes in the field of determining the level of breast cancer biomarkers. In this
direction, electrochemistry impedance spectroscopy (EIS)based biosensors will
be developed to determine the molecules such as receptor legend whose catalytic
interaction is limited. In recent years, EIS has been introduced as a very sensitive
marker to determine various physical and chemical characteristics. EIS, besides
offering analytical solutions it also enables to realize investigations aiming at
determining membrane characteristics, biosensor characteristics and fabrication.
EIS is able to provide analytical information about so called interaction by means of
charge transfer alternation which occurs after affinite interactions. The aim of this
project is to develop EIS based biosensor systems regarding the interaction of breast
cancer biomarkers with specific receptors and to use biosensors in the analysis of the
breast cancer biomarkers.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2013
Financial
Supporter of
project
TÜBİTAK
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Mustafa Kemal SEZGİNTÜRK
Faculty
Faculty of Science
Department
Chemistry department
Phone, E-Mail
(282) 250 2605 , [email protected]
239
Proje Adı
Proje Açıklaması
POLİPİROL, POLİANİLİN VE POLİ(3-OKTİLTİYOFEN)’İN
ELEKTROKİMYASAL SENTEZİ KARAKTERİZASYONU VE KOROZYON
ÖNLEME ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ
Pirol, anilin ve 3-Oktiltiyofen monomerleri Al1050, CKE ve
KFME gibi birçok elektrot sistemine elektrokimyasal tekniklerle farklı
çözelti ortamlarında kaplandı. Modifiye polimer filmlerin redoks
davranışları (ince film ve difüzyon kontrollü) olup olmadıkları araştırılıp,
çok çeşitli metodlarla karakterizasyonları (DV, SEM-EDX, EIS, FTIR-ATR)
gibi tekniklerle gerçekleştirilmiştir. Elde edilen modifye filmlerin düşük
frekanslı kapasitans ve çözeltideki çift katmanlı kapasitans değerleri
tespit edilmiştir.
Ayrıca polimerlerin ve polimer/TiO2 nano-partikül kompozit filmlerin
anti-korozyon performanslarının incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Her
bir malzeme için Tafel ekstrapolasyon eğrileri alınarak, %3.5 lik NaCl
ortamında korozyon koruma özellikleri araştırılmıştır. Potansiyodinamik
polarizasyon ölçüm metodları kullanılarak korozyon potansiyelleri
(Ekor), korozyon akımları (Ikor), anodik Tafel eğimleri (βa), katodik Tafel
eğimleri (βc) elde edilerek, polarizasyon direnci (Rp), korozyon hızı (mm.
yıl-1), yüzde koruma etkinliği (% KE) hesaplanmıştır. Ayrıca kaplamaların
korozyon takipleri kaplamaya zarar vermeden inceleme yapabilen
kullanışlı ve hassas bir teknik olan EES ile izlenmiştir. Elde edilen deneysel
empedans dataları uygun eşdeğer devre modelleri ile fit edilerek elektrolit
direnci (Rs), por direnci (Rpor), yük transfer direnci (Rct), çift katmanlı
kapasitans (Cdl) gibi parametreler elde edilerek ve % KE hesaplanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Polipirol, polianilin, poli(3-oktiltiyofen), korozyon, Al
1050.
240
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr. Murat ATEŞ Nuri EREN -Ayşegül DOLAPDERE
Okan KALENDER - Arş.Gör.Tolga KARAZEHİR
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2607 ,
[email protected]
Project Name
POLİPİROL, POLİANİLİN VE POLİ(3-OKTİLTİYOFEN)’İN ELEKTROKİMYASAL SENTEZİ KARAKTERİZASYONU VE KOROZYON ÖNLEME
ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ
Project Description
Pyrrole, aniline and 3-Octylthiophene monomers were
electrocoated on various electrodes such as Al1050, glassy carbon
electrode (GCE) and carbon fiber microelectrode (CFME) in different
solution medium. Modified polymer film’s redox behaviours (thin layer
or diffusion controlled processes) were investigated and characterized
by many techniques such as cyclic voltammetry (CV), scanning electron
microscopy-energy dispersion X-ray (SEM-EDX), electrochemical
impedance spectroscopy (EIS), and fourier transform infrared-attenuated
transmission reflectance (FTIR-ATR) etc. Modified polymer film’s low
frequency capacitance (Clf) and double layer capacitance (Cdl) values
were obtained in comparison results.
In addition, polymer and polymer/TiO2 nano-particule composite film’s
anti-corrosion performance were taken in more detail. Tafel extrapolation
curves were taken in 3.5% NaCl solution and investigated corrosion
efficiency for every material. Corrosion potentials (Ecor), corrosion
currents (Icor), anodic Tafel slope (βa), cathodic Tafel slope (βc) were
obtained by potentiodynamic polarization measurement methods.
And also polarization resistance (Rp), corrosion rate (mm.year-1), and
protection efficiency ( P / %) were calculated from Tafel extrapolation
curve measurements. Moreover, corrosion performance were followed
by EIS technique, which is very sensitive and usage method for
corrosion experimets. Obtained experimental impedance data were
fitted by equivalent circuit model to calculate electrolyte resistance (Rs),
porous resistance (Rpor), charge transfer resistance (Rct), double layer
capacitance (Cdl) and protection efficiency (%).
Keywords: Polypyrrole, polyaniline, poly(3-octylthiophene), corrosion, Al
1050.
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Murat ATEŞ Nuri EREN -Ayşegül DOLAPDERE
Okan KALENDER - Assist. Res.Tolga KARAZEHİR
Faculty
Faculty of Science
Department
Chemistry department
Phone, E-Mail
(282) 250 2607 ,
[email protected]
241
Proje Adı
Proje Açıklaması
2,2’-BITIYOFEN ILE N-METIL PIROL MONOMERLERININ ELEKTROPOLIMERIZASYONLARI, ELEKTROKIMYASAL EMPEDANS
SPEKTROSKOPISI VE EŞDEĞER DEVRE MODELLERI
N-Metilpirol (N-MPy), 2,2”-Bitiyofen (BTh) ve 3-(Oktiltiyofen)
(OTh) döngülü voltametri (DV) ile camsı karbon elektrot (CKE) üzerine
elektrokimyasal yöntemle polimerleĢtirildi. Farklı konsantrasyonlardaki
N-MPy, BTh ve OTh0in homopolimerler, [N-MPy]0/[BTh]0, [BTh]0/
[N-MPy]0, [N-MPy]0/[OTh]0 ve [BTh]0/[OTh]0 = 1/1, 1/2, 1/5 ve 1/10
farklı başlangıç oranlarındaki kopolimerler ve [N-MPy]0/[BTh]0/[OTh]0
terpolimerler DV, Fourier Dönüşümlü Kızılötesi spektroskopi (FTIR-ATR),
taramalı elektron mikroskopu (SEM), enerji dağılımlı X-ışını analizi (EDX)
ve elektrokimyasal empedans spektroskopi (EES) ile karakterize edildi.
Modifiye elektrotların kapasitif davranışları Nyquist, Bode - magnitut,
Bode – faz, admitans ve kapsitans grafikleriyle bulundu. Rs(Cdl1(R1(QR2)))
(Cdl2R3) eşdeğer devre modeli ile teorik ve deneysel dataların çakışması
gösterildi. 50 mM başlangıç monomer konsantrasyonlarında en yüksek
düşük-frekanslı kapasitans (CLF), P(N-MPy) için CLF= 2.34×10-4 mFcm2, P(BTh) için CLF= 5.06×10-4 mFcm-2 ve P(OTh) için 75 mM başlangıç
monomer konsantrasyonunda, CLF= 6.96 mFcm-2, terpolimer için ise
[N-MPy]0/[BTh]0/[OTh]0 = 1/1/1 CLF= 3.78 mFcm-2 olarak elde edildi.
Anahtar kelimeler: N-Metilpirol, 2,20-bitiyofen, 3-(Oktiltiyofen),
Elektrokimyasal empedans spektroskopi, İletken polimerler, Devre
modeli.
242
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç.Dr. Murat ATEŞ - Fatih ARICAN
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2607 ,
[email protected]
Project Name
Project Description
2,2’-BITIYOFEN ILE N-METIL PIROL MONOMERLERININ
ELEKTROPOLIMERIZASYONLARI, ELEKTROKIMYASAL EMPEDANS
SPEKTROSKOPISI VE EŞDEĞER DEVRE MODELLERI
N-Methylpyrrole (N-MPy), 2,2’-bithiophene (BTh) and
3-(Octylthiophene) were electrocopolymerised on glassy carbon
electrode (GCE). The resulting homopolymers of N-MPy, BTh and OTh
in different concentrations, copolymers in different initial feed ratios of
[N-MPy]0/[BTh]0, [BTh]0/[N-MPy]0, [N-MPy]0/[OTh]0 and [BTh]0/[OTh]0 =
1/1, 1/2, 1/5 and 1/10 and terpolymers of [N-MPy]0/[BTh]0/[OTh]0 were
characterised by CV, Fourier-transform infrared reflectance attenuated
transmittance (FTIR-ATR), scanning electron microscopy (SEM), energy
dispersive X-ray analysis (EDX), and electrochemical impedance
spectroscopy (EIS). The capacitive behaviours of the modified electrodes
were defined via Nyquist, Bode-magnitude, Bode-phase, Admittance
and Capacitance plots. The equivalent circuit model of Rs(Cdl1(R1(QR2)))
(Cdl2R3) was performed to fit the theoretical and experimental data.
The highest low-frequency capacitance (CLF) were obtained from initial
monomer concentrations of 50 mM as CLF= 2.3410-4 mFcm-2 for P(NMPy), CLF=05.06010-4 mFcm-2 for P(BTh), CLF= 6.96 mFcm-2 for P(OTh)
initial monomer concentration of 75 mM, and CLF= 0 3.78 mFcm-2 for
terpolymer in the inital feed ratio of [N-MPy]0/[BTh]0/[OTh]0 = 1/1/1.
Keywords: N-Methylpyrrole, 2,2’-Bithitiophene, 3-(Octylthiophene),
Electrochemical impedance spectroscopy, Conducting polymers, Circuit
model
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assoc. Prof. Dr. Murat ATEŞ - Fatih ARICAN
and Researchers
Faculty
Faculty of Science
Department
Chemistry department
Phone, E-Mail
(282) 250 2607 ,
[email protected]
243
Proje Adı
Proje Açıklaması
SUDAKİ AROMATİK KİRLETİCİLERİN HİDROKSİL RADİKALLERİ İLE
REAKSİYONLARININ KİNETİĞİNİN TEORİK OLARAK İNCELENMESİ
Piridazin ve piridin endüstriyel açıdan yaygın olarak kullanılmakta
olan bir çözücüdür. Ayrıca, türevleri pek çok pestisidin yapısında bulunur.
Canlı organizmaların zararlı etkileri, sulara kötü bir koku vermeleri,
dayanıklı oluşları ve çözünürlükleri nedeni ile, piridazin ve türevleri
önemli bir su kirletici grubunu oluşturmaktadır. Bu maddeleri sulardan
uzaklaştırmak için kullanılmakta olan pek çok yöntem bulunmakla
birlikte, her yöntemin kendine göre bir sakıncası vardır.
Bu çalışmada, piridazin, piridin ve hidroksi türevlerinin
degradasyon reaksiyonunun kinetiği teorik olarak incelenmiştir.
Piridazinin ve piridinin degradasyon reaksiyonunda oluşan
ara ürünlerin belirlenebilmesi amacı ile, reaktan ve geçiş konumu
komplekslerinin geometrik optimizasyonları yarı-ampirik AM1 ve PM3, ab
initio Hartree-Fock HF/3-21G ve HF/6-31G* yöntemi ile gerçekleştirilmiştir.
Kuantum mekaniksel hesaplama sonuçlarına dayanılarak, olası tüm
reaksiyon yollarının hız sabitleri Geçiş Konumu Teorisi’nin kullanımı ile
hesaplanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Piridazin, piridin, PM3, AM1, HF/3.21G, HF/6.31G,
hidroksil radikal
244
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr. Yelda YALÇIN GÜRKAN Alkan GÜLSEN -Gülcan ÇOLAKOĞLU
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2621 ,
Tufan TEKPETEK - Bahar EREN
[email protected]
Project Name
Project Description
SUDAKİ AROMATİK KİRLETİCİLERİN HİDROKSİL RADİKALLERİ İLE
REAKSİYONLARININ KİNETİĞİNİN TEORİK OLARAK İNCELENMESİ
Pyridazine and pyridine is a widely used industrial solvent.
In addition, its substituted derivaties are present in a great number of
pesticidies. Due to their harmful effects to living organisms, unpleasant
smell , stability and solubility in water, pyridazine and its derivates
constitute an important class of water contaminants. There are many
conventional methods to destroy such compouds, but each method has
its shortcomings.
In this study, the kinetics of pyridine, pyridazine and its hydroxy
derivaties have been investigated theoretically.
With the intention of predicting intermediates forming in
the degradation reaction of pyridazine, geometry optimizations of the
reactants and the transition state complexes have been performed with
the semiempirical PM3, AM1, Hartree-Fock 3.21 ve Hartree-Fock 6.31G
methods. Based on the results of the quantum mechanical calculations,
the rate constants of all the possible reaction paths have been calculated
by means of the Transition State theory.
Keywords: Pyridazine, Pyridine, PM3, AM1, HF-3.21, HF-6.31G, hydroxyl
radicals
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assist. Prof. Dr.Yelda YALÇIN GÜRKAN Alkan GÜLSEN -Gülcan ÇOLAKOĞLU
and Researchers
Tufan TEKPETEK - Bahar EREN
Faculty
Faculty of Science
Department
Chemistry department
Phone, E-Mail
(282) 250 2621 ,
[email protected]
245
Proje Adı
Proje Açıklaması
BİYOSENSÖR TEKNOLOJİSİNİN GIDA KATKI MADDELERİNİN
TAYİNİ AMACIYLA GELİŞTİRİLMESİ
Kimyasal maddelerin duyarlı ve spesifik analizi her zaman önem
taşımıştır. Her geçen gün kullanılan kimyasal ve biyokimyasal maddelerin sayısı
artmaktadır. Ayrıca teknolojinin gelişmesi paralelinde, üretilen ürünlerin bileşimi
çeşitli katkılar yoluyla karmaşıklaşmaktadır. Buna ilaveten biyolojik kökenli
gıda veya ürünlerin doğasından gelen bir komplekslik de vardır. Bu karmaşık
ortamda belirlenmesi istenilen maddelerin spesifik ve duyarlı analizleri için klasik
yöntemler yerine uzun yıllardan beri enzimatik yöntemler tercih edilmektedir.
Ancak ürün çeşit ve sayısının artması çok sayıda analizin kısa sürede pratik bir
şekilde yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu amaç çerçevesinde uygun bir iletim ve
algılama sistemi üzerinde enzim immobilizasyonuyla biyosensörlerin en yaygın
yararlanılan türü olan enzim elektrodları geliştirilmektedir. Böylece karmaşık
bileşimdeki örneklerde, belirlenmesi istenilen maddelerin duyarlı ve spesifik
analizi, pratik ve ekonomik bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
Bu projede biyosensör teknolojisine katkı sağlayacak nitelikte gıdalara katkı
maddesi olarak katılan nitrat ve sülfitlerin analizine yönelik biyosensörler
geliştirilmiştir. Bilindiği gibi özellikle bazı kurutulmuş et ürünlerine , kırmızı
rengin korunması amacıyla nitritler katılmaktadır. Çoğu durumda zamanla
nitritlere dönüştüğü için nitratlar katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Nitratlar
nitritlere dönüşerek nitritlerde kanserojen nitrozaminlerin oluşumuna yol
açarak potansiyel bir risk oluştururlar. Sülfitler ise kurutulmuş veya dondurulmuş
gıdalarda renk kaybolmasını ve özellikle şarapta bakteriyel üremeyi önlemek
amacıyla kullanılırlar. Sülfitler astmatik ve allerjik bünyeli kişiler için potansiyel
tehlike oluştururlar.
Nitrat tayini için nitrat redüktaz ve sülfit tayini için sülfit oksidaz enzimleri kullanılarak
hazırlanan biyosensörler ile nitrat için (5x10-9–90x10-9 M; pH:7,5, 50 mM fosfat
tamponu (100mg/l metil violojenli), T:350C) nitrat ve sülfit için (200-2800 mM;
pH:7,0, 50 mM fosfat tamponu, T:400C) sülfit konsantrasyon aralığında doğrusal
sonuçlar alındı. Geliştirilen her iki biyosensörün optimizasyonu amacıyla biyoaktif
tabaka bileşenlerinin (enzim, immobilizasyon materyalleri) ve çalışma koşullarının
(opt. pH, opt.sıcaklık,en uygun tampon konsantrasyonu, en uygun mediyatör
türü v.b) optimizasyonu gerçekleştirildi. Optimizasyon sonrası her iki biyosensöre
yönelik biyosensör kararlılığı, substrat spesifikliği, termal kararlılık, depo kararlılığı,
tekrarlanabilirlik gibi parametreleri içeren karakterizasyon çalışmaları yapıldı.
Nitrat redüktaz temelli biyosensörle 47x10-9 M nitrat konsantrasyonunda (n=7)
deneme için ortalama değer x, standart sapma (SS) ve % varyasyon katsayısı
(%VK) sırasıyla 47,05x10-9 M , 0 0,5740x10-9 ve % 1,219 olarak bulunurken, sülfit
oksidaz temelli biyosensörle 1600 mM sülfit konsantrasyonunda (n=10) deneme
için ortalama değer x, standart sapma (SS) ve % varyasyon katsayısı (%VK) sırasıyla
1631 mM, ±0,0673 ve % 4,126 olarak bulundu.
Projenin son aşamasında geliştirilen biyosensörlerle bazı gıda örneklerinde nitrat
ve sülfit analizleri gerçekleştirilerek elde edilen sonuçlar referans yöntemlerle elde
edilenlerle kıyaslandı
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
246
Destekleyen
Kuruluş
TÜBİTAK
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof.Dr.Erhan DİNÇKAYA
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2605 , [email protected]
Project Name
Project Description
DEVELOPMENT OF BİOSENSOR TECHNOLOGY FOR
ANALYSİS OF FOOD ADDİTİVES
In analytical chemistry, the development of sensitive and selective
analysis of chemical sensors is of great importance. In parallel to the
technological developments, the composition of the products becomes
more and more complex. Food product with biological origin also introduces
natural complexity. Enzymes are proteins that speed up the chemical
equilibria and the selectivity in this catalysis makes the enzymes suitable
reagents for chemical analysis. Methods based on enzymatic reactions offer
a selective and sensitive method for the determination of some chemicals
due to the mass production of the food product requires rapid and cheap
analysis techniques. The use of enzyme electrodes immobilised on a
suitable substrate would maintain sensitive and selective analysis of certain
compounds for routine analysis purposes.
In this project biosensors, that will contribute to the biosensor
technology, were developed for nitrate and sulfite analysis that are used as
food additivies. As well known, nitrate is added to dried meat products for
colour protection. Nitrate introduces a potential risk for human health due
to the carcinogenic effects of nitrozamines. Sulfite is widely used in food and
pharmaceutical preparations as an antioxidant. It is added into wines for
prevention of bacteriological growth. Sulfite also introduces a potential risk
for asthmatic patients.
By using the nitrate reductase and sulfite oxidase based biosensors
developed linearities (5x10-9-90x10-9 M, pH:7.5, 50 mM phosphate buffer
contain 100mg/l methyl viologen, T:350C) for nitrate and (200-2800 mM,
pH:7.0, 50 mM phosphate buffer T:400C) for sulfite were carried out. For the
optimization studies of the biosensors, bioactive surface components such
as enzyme and immobilization materials and working conditions such as
opt.pH, opt.temperature, the most suitable buffer concentration, the most
suitable mediator type, etc. were determined. After optimization studies, for
the determination of the biosensor characterization some parameters such
as biosensor stability, substrate specificity, thermal stability, storage stability,
reproducibility were investigated. In the reproducibility experiments for
47x10-9 M nitrate (n=7) the average value (x), standard deviation (SD), and
variation coefficient (CV%) were found as 47.05x10-9 M, 0,5740x10-9 ,and
% 1.219 and for 1600 mM sulfite (n=10) ) the average value (x), standard
deviation (SD), and variation coefficient (CV%) were found as 1631 mM,
0,0673 ,and % 4.126.
In the last part of the project by using the biosensors nitrate and
sulfite determination for the some food samples were realised and results
obtained were compared to the results of the reference methods.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
TÜBİTAK
Manager of Project
Prof.Dr.Erhan DİNÇKAYA
and Researchers
Faculty
Faculty of Science,
Department
Department of Chemistry
Phone, E-Mail
(282) 250 2605 , [email protected]
247
Proje Adı
Proje Açıklaması
NÜKLEİK ASİTLERİN TAYİNİNDE KULLANILABİLECEK YENİ
FLORESANT UÇLARIN SENTEZLENMESİ VE ETKİLEŞİMLERİN
SPEKTROFLORİMETRİK YÖNTEMLE İNCELENMESİ
Nükleik asitlerin nicel analizleri moleküler biyoloji, biyoteknoloji
ve tıbbi teşhis başta olmak üzere birçok alanda büyük önem taşımaktadır.
DNA’nın diğer biyolojik bileşiklere oranla yüksek kimyasal kararlılığı,
nükleik asit tayini için hızlı, hassas ve kolay analitik metotlar geliştirilmesine
olanak sağlamaktadır. Literatürde nükleik asit tayini için spektrofotometri,
kemiluminesans, ışık saçılması, elektrokimya ve kromatografi gibi birçok
yöntem önerilmiştir Bununla birlikte, son yıllarda florimetrik yöntemlere
büyük ilgi gösterilmektedir. Nükleik asitler oldukça düşük şiddetli floresans
emisyonuna sahiptir ve spektral özelliklerinin doğrudan incelenmesi
çok zordur. Dolaylı olarak spektroflorimetrik yöntemde floresant uçlar
örneğin floresant boyar maddeler, metal iyonları ve metal kompleksleri
kullanılmaktadır. Nükleik asitler ile floresant ucun etkileşimi üç temel
bağlanma modeli üzerinden gerçekleşmektedir. Bunlar interkelasyon,
groove bağlanma ve elektrostatik etkileşimlerdir.
Fluoresant uçlar (boyar madde, prob diğer kullanılan
isimlendirmeler) floresans özellik göstermeyen veya az gösteren
biyomoleküle bağlandığında, ona floresans özellik kazandırır veya
spektral özelliğini değiştirir ve biyomolekülün yapı ve fonksiyonlarının
incelenmesine, izlenmesine olanak sağlar. Bu uçlar, protein, nükleik asit,
hormon, büyüme faktörü vb. gibi birçok biyomoleküllerle etkileşerek
bu türlerin yapı ve fonksiyonlarının incelenmesine olanak sağlarlar.
Etidinyum bromür (EB) karakteristik bağlanma özellikleri ile en hassas
floresans uçlardan biridir ve DNA’ya bağlandığı zaman floresans
şiddetinde artma ile uyarılma dalgaboyunda kırmızıya kayma gözlenir.
Aromatik halkada katyonik uçlar veya katyonik kuarterner azot içeren
düzlemsel heterosiklik aromatik bileşikler, DNA boyamasında kullanılan
EB gibi interkelatör olarak kullanılırlar.
Bu çalışmada, EB türevlerinden oluşan nükleik asite (özellikle DNA)
duyarlı floresant uçların sentezlenmesi önerilmektedir. Bilindiği gibi boyar
maddenin içerdiği kuarterner amonyum (-N+) (spermine like) grupları,
DNA ile etkileşiminde aktiviteyi artırmaktadır. Bu nedenle etidinyum
monomer boyar maddelerinin DNA’ya duyarlı pozitif yüklü köprü veya
uç gruplarını içeren türevleri sentezlenecektir. Bu çalışmanın amacı elde
edilen boyar maddelerin DNA, RNA ve oligonükleotidler ile etkileşimleri
spektroflorimetrik yöntemle incelenecektir. Ayrıca bu yöntemle BSA, HSA,
tiroksin ve insulin gibi biyolojik maddelerle de etkileşimleri incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: Spektroflorimetri, floresant uç, boyar madde, nükleik
asit, DNA, RNA, çift sarmal (ds), tek sarmal (ss), söndürücü, interkelasyon.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
248
Destekleyen
Kuruluş
TÜBİTAK
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Elmas Gökoğlu
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Kimya Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2619 , [email protected]
Project Name
NÜKLEİK ASİTLERİN TAYİNİNDE KULLANILABİLECEK YENİ
FLORESANT UÇLARIN SENTEZLENMESİ VE ETKİLEŞİMLERİN
SPEKTROFLORİMETRİK YÖNTEMLE İNCELENMESİ
Determination of nucleic acids is required in many fields,
such as molecular biology, biotechnology and medical diagnosis. The
high chemical stability of DNA relative to other biological compounds
favors the possibility of developing rapid, sensitive and easy to use
analytical methods for nucleic acid quantification. Several methods
have been reported for determining nucleic acids over the last
few years, such as spectrophotometry, chemiluminescence, light
scattering, electrochemistry and chromatography. However, the
fluorimetric methods have attracted more attention. Because of the
weak fluorescence emission of nucleic acids, any direct attempt to
investigate their biological properties by spectrofluorimetry is limited.
At present, indirect investigations of them by spectrofluorimetry have
involved the use of fluorescent probes, such as dyes, metal ions and
Project Description metal complexes. In terms of the mechanism, there are three primarily
binding modes concerning the interaction of probe with nucleic acids:
intercalation, groove binding and electcrostatic interactions.
Fluorescent probes are bonded to the biomolecule to provide
fluorescence when none exists or to change the spectral properties of
the molecules such as protein, nucleic acid, hormone, growth factor
etc. Ethidium bromide (EB) is one of the most sensitive fluorescent
probes with the binding characteristics. While binding the DNA it
can be enhanced fluorescence with significant bathochromic shift of
the excitation wavelength. Planar heterocyclic aromatic compounds
bearing cationic side arms or cationic quaternary nitrogen in the
aromatic ring such as EB which is used for staining of DNA are
employed as an intercalator.
In this study, we propose to design the nucleic acid (especially
DNA)- sensitive fluorescent dyes using EB derivatives. As is well
known, the presence of spermine-like groups (containing charged
quaternary nitrogen) in dye molecule could significantly increase its
affinity to DNA. Thus we will synthesized positively charged linkage
or tail group to design series of DNA sensitive monomer EB dyes. The
presented work is aimed to investigate interaction between DNA, RNA
and oligonucleotides and these dyes using spectrofluorimetry. Also
this method will be applied to the other biological molecules such as
HSA, BSA, thyroxine and insulin.
Keywords: Spectroflorimetry, fluorescent probe, dye, nucleic acid,
DNA, RNA, double stranded (ds), single stranded (ss), quencher,
intercalation
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
TÜBİTAK
Manager of Project
Prof. Dr. Elmas Gökoğlu
and Researchers
Faculty
Faculty of Science,
Department
Department of Chemistry
Phone, E-Mail
(282) 250 2619 , [email protected]
249
Fen Edebiyat Fakültesi
Fizik
Faculty of Arts and
Sciences Physics
251
Proje Adı
İKİ BOYUTLU SÜREKLİ DALGACIK DÖNÜŞÜMÜ KULLANILARAK
CİSİMLERİN PROFİLLERİNİN BELİRLENMESİ
Bu projede, bir dijital projektör ve bir CCD kameradan oluşan
standart ızgara yansıtma tekniği ile iki boyutlu sürekli dalgacık dönüşümü
(2D-SDD) kullanılarak cisimlerin üç boyutlu profillerinin belirlenmesi
amaçlanmıştır. Hedef cismin yüzey profili, çapraz optik eksen geometrisi
ile deneysel olarak ele alınmıştır. Bir ızgara deseni oluşturularak elde
edilen hedef cismin görüntüleri, cismin üç boyutlu görüntüsüne ulaşmak
için, 2D-SDD ile analiz edilmiştir. İki boyutlu Fourier dönüşümü ile aynı
hesaplar tekrarlanarak, elde edilen profiller karşılaştırılmıştır. Ayrıca 1D
SDD ile iki farklı yönde faz hesaplanarak iki boyutlu ızgara deseni için
faz ve faz-gradyan teknikleri denenmiş ve karşılaştırılmıştır. Sonuçta, bu
tekniklerin benzeşim ve deneysel uygulamaları sunulmaktadır.
Proje Açıklaması
252
Anahtar Kelimeler: Dalgacık dönüşümü profilometrisi, ızgara yansıtma
tekniği, faz hesaplama, ızgara deseni.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Özlem KOCAHAN YILMAZ - PEYKAN DEMİR
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Fizik Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2617 ,
[email protected]
Project Name
İKİ BOYUTLU SÜREKLİ DALGACIK DÖNÜŞÜMÜ KULLANILARAK
CİSİMLERİN PROFİLLERİNİN BELİRLENMESİ
In this project, fringe projection technique by the 2 dimensional
(2D) continuous wavelet transform (CWT) phase gradient method is
presented. Profile measurement of an object is made experimentally by
cross optical axis geometry. Image of the object taken from this setup is
analyzed with 2D CWT and results are compared with Fourier transform.
In addition, profiles which are calculated by using 1D CWT, have been
applied to image rows and columns one by one and then added to find
the final phase distribution, with phase and phase gradient methods.
Numerical simulations and actual experiments are carried out to show
the validity of this technique for finding the phase distributions.
Project Description
Keywords: Wavelet transforms profilometry, fringe projection technique,
phase calculation, fringe pattern.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr.Özlem KOCAHAN YILMAZ - PEYKAN DEMİR
Faculty
Faculty of Science
Department
Chemistry department
Phone, E-Mail
(282) 250 2617 ,
[email protected]
253
Proje Adı
Proje Açıklaması
p-CuPc ORGANİK YARIİLETKEN İNCE FİLMLERİN a-Si ALTLIKLAR ÜZERİNE
KİMYASAL SPREY PÜSKÜRTME TEKNİĞİ İLE BÜYÜTÜLMESİ VE
ELEKTRİKSEL VE OPTİK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ
Son yıllarda organik yarıiletken malzemelerdeki gelişmelere
paralel olarak bunların opto-elektronik teknolojisindeki kullanımı da
artmıştır. Elektronik teknolojisinin temel taşı olan silisyuma uyumlulukları,
düşük maliyetli olması ve kolayca uygulanabilmesi sayesinde organik
malzemeler oldukça dikkat çekici özelliklere sahiptirler. Bu doğrultuda, bu
çalışmada organik-inorganik hibrid heteroeklem yapılması amaçlanmış
ve heteroeklemin organik kısmı p-CuPc organik yarıiletken, inorganik
kısmı için ise a-Si kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle p-CuPc
organik yarıiletkenine altlık olarak kullanılacak olan düz ve eğik a-Si
ince filmler, n-Si(100), p-Si(111) ve ITO altlıklar üzerine yüksek vakum
elektron demeti buharlaştırma sistemi ile büyütülmüştür. Hazırlanan
a-Si ince filmlerin yapısal ve yüzeysel özellikleri XRD, Raman ve FEG-SEM
analizleriyle ayrıntılı olarak incelenmiştir. Düz ve eğik a-Si ince filmlerin
heteroeklem yapısına getireceği katkıyı ve p-CuPc organik yarıiletkeni ile
uyumunu incelemek amacı ile; elektriksel özellikleri ve fotoduyarlılıkları,
UV-VIS-NIR spektrofotometre ile optik özellikleri belirlenmiştir. p-CuPc
organik yarıiletkeni a-Si altlıklar üzerine kimyasal sprey püskürtme tekniği
ile büyütüleceğinden bu altlıkların temas açısı tayinleri ve hidrofilik/
hidrofobik özellikleri optik gonyometre kullanılarak belirlenmiştir.
Bir sonraki adımda ise p-CuPc organik yarıiletkeni düz ve eğik a-Si altlıklar
üzerine atmosferik ortamda kimyasal sprey püskürtme tekniği kullanılarak
büyütülmüştür. Böylece düz ve eğik a-Si katmanlara sahip p-CuPc/a-Si/c-Si,
p-CuPc/a-Si/ITO organik-inorganik hibrid heteroeklemleri elde edilmiştir.
Kimyasal sprey püskürtme tekniği kolay uygulanabilir ve düşük maliyetli
bir tekniktir ve ilk defa bu çalışmada organik yarıiletken malzemenin a-Si
altlıklar üzerine büyütülmesi amacı ile kullanılmıştır. p-CuPc ince filminin
yapısal ve yüzeysel analizleri için XRD, Raman ve SEM analizleri ile detayli
incelemesi yapılmıştır. Hibrid heteroeklemlerin elektriksel özelliklerinin
belirlenmesi için akım-gerilim ölçümleri alınmıştır.
Anahtar Kelimeler: Bakır Ftalosiyanin, Şekilli İnce Film, Kimyasal Sprey
Püskürtme, Yapısal ve Morfolojik Özellikler, Elektriksel ve Optik Ölçüm
254
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Beyhan TATAR - HALİL KALEM
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Fizik Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2618,
[email protected]
Project Name
Project Description
INVESTİGATİON of ELECTRİCAL and OPTİCAL PROPERTİES of
p-CuPc ORGANİC SEMİCONDUCTOR THİN FİLMS GROWTH ONTO
a-Si SUBTRATES via THE CHEMİCAL SPRAY PYROLSİS TECHNİQUE
In recent years organic semiconductor (OSC’s) materials have a
significant role in optoelectronic industry. Organic semiconductırs have
attractivefeatures of compatible with silicon, low costs and easily applied
materials. İn this manner, this investigation refers to produce an organicinorganic hybrid heterojunction to formed with p-CuCp as organic part
and a-Si as inorganic part. For that purpose, smooth and slanted a-Si thin
films were deposited onto n-Si(100),p-Si(111) and ITO glass substrates via
ultra high vacuum electron beam deposition technique, for using p-CuPc
organic semiconductors substrate.We were investigated morphological
and structural features with XRD, Raman and SEM analysis. For
determininh the a-Si contribution on hybrid-heterojunction’s structure
and compatible with p-CuPc organic semiconductor, electrical features
and photosensitivity of a-Si/c-Si and a-Si/ITO were investigated. Optical
properties were determined by UV-VİS-NIR spechtrofotometer. The
wettability features and contanct angles were determined by optical
goniometer because of the p-CuPc organic semiconductor deposited on
a-Si subtrates via chemical spray pyrolsis technique.
At the next step, p-CuPc thin films were deposited onto a-Si/c-Si
heterojunctions via chemical spray pyrolsis technique at atmospheric
conditions. So we produce p-CuPc/a-Si/c-Si, p-CuPc/a-Si/ITO organicinorganic heterojunctions. The chemical spray pyrolsis technique is
a low cost technique as applied easily, and in the first time by using
us to deposite organic semiconductır material onto a-Si substrates.
Morphological and structural analysis were determined with XRD, Raman
and SEM analysis. Electrical measurements were determined under dark
and illumination conditions.
Key words: Copper phthyalocyanine, Sculptured Thin Films, Chemical
Spray Pyrolsis technique, Structural and Morphological Analysis, Electrical
and Optical Measurements.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr.Beyhan TATAR - HALİL KALEM
and Researchers
Faculty
Faculty of Science
Department
Department of physics
Phone, E-Mail
(282) 250 2618,
[email protected]
255
Proje Adı
Proje Açıklaması
KİMYASAL SPREY PÜSKÜRTME TEKNİĞİ İLE ÜRETİLEN FEPC VE
CUPC ORGANİK YARIİLETKEN FİLMLERİN SENTEZLENMESİ VE ELEKTRİKSEL ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ
Elektronik uygulamalarda özellikle fotovoltaik aygıtlar için organik
yarıiletken malzemeler son yıllarda oldukça önem kazanan bir malzeme
grubudur. Güneş pilleri, gaz sensörleri, transistörler ve LED uygulamalarında
kullanılan metal-Ftalosiyanin (M-Pc) bileşikleri p-tipi bir yarıiletken olup, yüksek
derecede ısıl ve kimyasal dayanıklılığa sahip, farklı altlıklar üzerine kolayca ince
film olarak büyütülebilen malzemelerdir. Karışım Metal-Ftalosiyanin (Mix M-Pc)
organik yarıiletken ince filmler kristal Silisyum (c-Si) ve Corning camlar üzerine
150˚C altlık sıcaklığı ile kimyasal sprey püskürtme tekniği ile hazırlanmıştır. Mix
M-Pc ince filmler hazırlandıktan sonra numunelere 473˚K ve 573˚K sıcaklıklarında
ısıl işlem uygulandı. İnce filmlerin yapısal özellikleri X-Işınları difraksiyonu (XRD) ve
Raman spektroskopisi ile araştırıldı. XRD paternlerinde α fazına ait olan 6.89˚ deki
karakteristik pik belirlenmiştir. Raman analizleri sonucunda ise yapıya ait olan 18
adet aktif Raman piki belirlenmiştir. XRD ve Raman analizleri Mix M-Pc ince filmlerin
CSP tekniği ile başarılı bir şekilde büyütüldüğünü göstermektedir. Yüzey özellikleri
ise FE-SEM yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Sonradan yapılan ısıl işlemin
yüzeyin homojenliğini arttırdığı ve yüzey üzerindeki partiküllerin boyutunu
küçülttüğü görülmüştür. Organik-inorganik Mix M-Pc/c-Si heteroeklemlerin
elektriksel özellikleri ise karanlık durumda akım-gerilim ölçümleri ile incelenmiştir
ve heteroeklemlerde akım mekanizması olarak SCLC mekanizmasının baskın
olduğu belirlenmiştir. Ayrıca inversiyon bölgesinde tünelleme akım mekanizması
ile difüzyon akım mekanizmasının baskın olduğu gözlenmiştir. Ters yönde
alınan I-V ölçümleri heteroeklemlerin iyi derecede doğrultma özelliği olduğunu
göstermektedir. I-V ölçümlerinden hesaplanan ve diyot parametleri olan bariyer
yüksekliği (ΦB), idealite faktörü(η) sırası ile 0.79 ve 10.45 olarak; seri direnç(Rs)
ve shunt dirençleri (Rsh) ise 94,1 and 0.159 olarak hesaplanmıştır. Isıl işlem
sonrasında diyot parametleri ile direnç değerlerinde artış görülmüştür. Akımgerilim ölçümleri A.M 1.5 aydınlanma altında tekrarlanarak heteroeklemlerin
fotoduyarlılık özellikleri 100x olarak kbelirlenmiştir, ısıl işlem sonucunda ise
fotoduyarlılığın 1000x olduğu görülmüştür. Ayrıca, oda sıcaklığında yapılan
Hall Etkisi ölçümleri ile Mix M-Pc ince filmlerin taşıyıcı konsantrasyonu, iletkenlik,
direnç, mobilite ve Hall katsayısı değerleri belirlenmiştir. İletkenlik, menyetikdirenç ve mobilite değerlerinde ısıl işlem sonrasında azalma görülürken; taşıyıcı
konsantrasyonu, direnç ve Hall katsayısı değerleri artmıştır. Ayrıca Mix M-Pc ince
filmlerin p-tipi iletkenlik gösterdiği Hall ölçümleri ile ispatlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Bakır Ftalosiyanin, Demir Ftalosiyanin, Kimyasal Sprey
Püskürtme, Yapısal ve Morfolojik Özellikler, Elektriksel Ölçüm, Hall Etkisi
256
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2014
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Beyhan TATAR
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Fizik Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2618,
[email protected]
Project Name
Project Description
ELECTRİCAL PROPERTİES OF FEPC AND CUPC ORGANİC SEMİCONDUCTOR THİN FİLMS SYNTHESİZED WİTH CSP TECHNİQUE
Organic semiconductor materials are remarkable materials for
electronic applications especially photovoltaic devices in last decades. MetalPhthalocyanines (M-Pc) are a class of p-type organic semiconductor materials,
having very high thermal and chemical stability, quite easily deposited as thin
film on various substrates, for potential applications in solar cells, light emitting
diodes, gas sensors and transistors. Mix Metal-phthalocyanine (Mix M-Pc) organic
semiconductor thin films was prepared on Corning glass and c-Si substrates at
a substrate temperature of 150 ºC by chemical spray pyrolysis (CSP) technique.
After the deposition process, samples were annealed at 473˚K and 573˚K.The
structural properties of the Mix FePc and CuPc organic semiconductor thin
films were determined by XRD and Raman Spectroscopy. XRD and Raman
analysis showed that these Mix M-Pc organic semiconductor thin films were
successfully produced via csp technique. Characteristic α-phase peak, at 6.89˚,
in XRD pattern and 18 active Raman peak determined for Mix M-Pc thin films.
Surface morphology of the Mix M-Pc thin films were determined by FE-SEM.
Post-annealing treatment enhance the surface homogeneity and decreased the
particle size. Electrical properties of the Mix M-Pc/n-Si and Mix M-Pc/p-Si organicinorganic hybrid heterojunctions were worked out through current-voltage (I-V)
measurements studied in dark condition and SCLC mechanism is dominated
these hybrid heterojunctions; tunneling current mechanism and diffusion
current mechanisms are determined at inversion region. The reverse biased
I-V measurement showed exhibited that these junctions have high rectifying
property. The Diode parameters such as barrier height (ΦB), diode ideality
factor (n) were determined 0.79 and 10.45 respectively. Also series resistance
Rs and shunt resistance Rsh were determined as 94,1 and 0.159 from the I–V
characteristic. Post-annealing treatment enhanced the rectification ratio and
diode parameters (η and ΦB) and resistance values of hybrid heterojunctions. The
I-V measurements which were taken in light conditions showed that Mix M-Pc/
c-Si hybrid heterojunctions have good photosensitivity, such as 100x and post
annealing treatment enhanced photosensitivity to 1000x. Additionally Hall Effect
measurements of the mix FePc and CuPc organic thin films were investigated
by using Ecopia HMS5500 system. The electrical parameters of FePc films such
as Carrier concentrations, Conductivity (σ), Resistivity (ρ), Mobility (µ) and Hall
coefficient were determined from the Hall measurements at room temperature.
Carrier concentration, resistivity and Hall coefficient were increased after postannealing. Conductivity, magneto-resistance and mobility were decreased
with post-annealing treatment. The p-type conductivity of Mix M-Pc thin flim
demonstrated with Hall measurements.
Key words: Copper phthyalocyanine, Iron phthyalocyanine, Chemical
Spray Pyrolsis technique, Structural and Morphological Analysis, Electrical
Measurements, Hall Effect
Start and
Finish Date
of Project
2012-2014
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr.Beyhan TATAR
Faculty
Faculty of Science
Department
Department of physics
Phone, E-Mail
(282) 250 2618,
[email protected]
257
258
Proje Adı
EDİRNE İLİNİN ÇEVRESEL RADYOAKTİVİTESİNİN BELİRLENMESİ
Proje Açıklaması
Bu çalışmada genel olarak Edirne İli ve çevresindeki doğal
kaynaklarda bulunan doğal radyoaktivite değerlerinin veya radyonüklit
konsantrasyonlarının tayin edilmesi ve bu kaynaklardan yayılan farklı
tipteki radyasyonların ölçülmesi ile Edirne İlini kapsayan bölgenin doğal
temel radyasyon seviyelerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç
doğrultusunda, yüzeye yakın atmosferde portatif gama dedektörü ile
havada soğurulmuş gama doz oranları; gama spektrometrik analiz sistemi
ile ölçüm alınan noktalardaki toprakta bulunan nüklitlerin radyoaktivite
konsantrasyonları; alfa ve beta sayım sistemi ile içme sularındaki (şebeke)
toplam alfa ve beta radyoaktivite konsantrasyonları ölçülmüştür.
Edirne il sınırları içerisinde bulunan 9 farklı ilçeye ait çeşitli toprak ve su
numuneleri analiz edilmiştir. Bu analizde direkt gama ölçümleri yapılmış
ve toprak örnekleri için de alan örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Toplam
alfa ve beta aktifliklerinin belirlenmesinde, LB770-PC 10 kanallı düşük
seviyeli alfa-beta sayım sistemi kullanılmıştır. Toplanan musluk suyu
örneklerinde doğal aktiflik konsantrasyonlarının WHO ve TSE’nin limit
değerlerinin birkaçının aştığı gözlendi. Topraktaki 226Ra radyoaktivite
konsantrasyonları 11.3±0.4 Bq/kg `den 37.5±1.4 Bq/kg `e kadar, 232Th
radyoaktivite konsantrasyonları 17.7±0.6Bq/kg `den 56.1±1.7Bq/kg
`e kadar, 137Cs radyoaktivite konsantrasyonları 0.9±0.05 Bq/kg `den
22.0±0.4 Bq/kg `e kadar, 40K radyoaktivite konsantrasyonları 293.8±11.6
Bq/kg `den 822.2±27.7 Bq/kg `e kadar değişim gösterdi. Bu çalışmada
elde edilen tüm sonuçlar uluslararası önerilen değerlerle karşılaştırılmıştır.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. İskender Atilla REYHANCAN - ELİF GÖNEN
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi (İTÜ)
Bölüm
Fizik Bölümü
Telefon,E-Posta
0212 2853010(235),
[email protected]
Project Name
DETERMİNATİON OF ENVİROMENTAL NATURAL R
ADİOACTİVİTY İN THE CİTY OF EDİRNE
Project Description
Natural radioactivity originates from extraterrestrial sources
as well as from radioactive elements in the earth crust The radioactivity
of the earth includes the primordial radionuclides such as 238U, 235U,
232Th and 40K. The main objective of this study is to evaluate Edirne
region from the point of natural radiological view. For this purpose, it
was determined natural concentration of radionuclides in soil samples
taking from different areas of the Edirne region and like water around
Edirne region, water which supply drinking water to the city and villages,
the atmosphere near to the surface of the region. In this research, soil
and water samples obtained from 9 towns located in the city of Edirne
have been analyzed. In this analysis, the direct gamma measurements
were done; for the soil samples, the area sampling method was used.
In order to clarify the measurements of the total alpha and the beta
activities in environmental samples, the low background natural alpha/
beta proportional counting system (The Berthold LB770-PC 10-Channel
Low-Level Planchet Counter) has been used. Some of the gross alpha
and gross beta radioactivity levels in drinking water samples were found
above limits determined by the international organizations ICRP and
WHO. 226Ra radioactivity concentrations in soil ranged from 11.3±0.4
Bq/kg to 37.5±1.4 Bq/kg, 232Th radioactivity concentrations ranged from
17.7±0.6Bq/kg to 56.1±1.7Bq/kg , 137Cs radioactivity concentrations
ranged from 0.9±0.05 Bq/kg to 22.0±0.4 Bq/kg and 40K radioactivity
concentrations ranged from 293.8±11.6 Bq/kg to 822.2±27.7 Bq/kg.
The results obtained in this study were compared with the international
recommended values.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. İskender Atilla REYHANCAN - ELİF GÖNEN
Faculty
Faculty of Science
Department
Department of physics
Phone, E-Mail
0212 2853010(235),
[email protected]
259
Proje Adı
Proje Açıklaması
260
TERMİYONİK VAKUM ARK YÖNTEMİ İLE ÜRETİLEN FE- CO ESASLI
METALİK CAM İNCE FİLMLERİN MANYETİK ÖZELLİKLERİ
Bu çalışmada Fe-Co esaslı metalik cam ince filmlerin yapısal ve
manyetik özellikleri incelenmiştir. Fe36Co36B19.2Si4.8Mo2W2 kimyasal
kompozisyonuna sahip olan alaşımlar ark eritme tekniği ile homojen hale
getirilmiştir. Üretilen bu alaşımlar cam alttabakalar üzerine termiyonik
vakum ark yöntemi kullanılarak 200, 240, 260, 290, 425, 700 nm
kalınlıklarında ince film şeklinde büyütülmüştür. Malzemelerin yapısal
özelliklerinin incelenmesi için X-ışını kırınım cihazı ve atomik kuvvet
mikroskobu kullanılmıştır. İnce filmlerin X-ışını kırınım analiz sonuçlarına
göre, 200 nm, 240 nm, 260 nm ve 290 nm kalınlığa sahip ince filmlerin
tam amorf yapıda, 425 nm ve 700 nm kalınlıktaki ince filmlerin ise parçalı
amorf yapıda oldukları görülmüştür. 200 nm, 240 nm ve 260 nm kalınlıklı
ince filmlerin atomik kuvvet mikroskobu analizleri sonucunda, filmlerin
ortalama yüzey pürüzlülüklerinin 3.629 nm ile 6.013 nm arasında değiştiği
tespit edilmiştir. İnce filmlerin manyetik özelliklerinin incelenmesi için
titreşimli örnek manyetometresi kullanılmıştır. Ölçüm sonuçlarında
sıfırlayıcı alan değerlerinin 5.7 kA/m ile 12 kA/m arasında değiştiği
saptanmıştır. Son olarak 300 sıcaklığında ısıl işlem uygulanarak, üretilen
ince filmlerin manyetik özelliklerinin değişimi incelenmiştir. Bunun
sonucunda sıfırlayıcı alan değerlerinin 5.7 kA/m ile 9.0 kA/m arasında
olduğu bulunmuştur.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Kadir ERTÜRK - DOÇ.DR.İLKER KÜÇÜK -FATİH PERİNÇEK
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Fizik Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2613, [email protected]
Project Name
Project Description
MAGNETİC PROPERTİES OF FE-CO BASED METALLİC GLASS THİN
FİLMS PRODUCED BY THERMİONİC VACUUM ARC
In this study, the structural and magnetic properties of FeCo based metallic glass thin films have been investigated. Alloys with
chemical composition of Fe36Co36B19.2Si4.8Mo2W2 are homogenized
by arc melting technique and grown on the glass substrates with
thicknesses of 200, 240, 260, 290, 425 and 700 nm in the form of a thin
film using TVA method. In order to examine the structural properties
of materials, the X-ray diffraction device and atomic force microscope
was used. According to the X-ray diffraction analysis it is obtained that
structures of the thin films with the thicknesses of 200, 240, 260 and 290
nm are totally amorphous while the structures of the other films partially
amorphous. The atomic force microscopy of thin films with thicknesses
of 200, 240 and 260 nm showed that the average surface roughnesses of
them are between the ranges of 3.629 nm and 6.013 nm. Vibrating sample
magnetometer had been utilized for investigations of the magnetic
properties of thin films. Measurement results showed that the values of
the coercivity varied between 5.7 kA/m and 12kA/m. Finally, the change
in the magnetic properties of thin films had been investigated after heat
treatment of 300 temprature. As a result, the values of the coercivity were
found to be between 5.7 kA/m and 9.0 kA /m.
Start and
Finish Date
of Project
2010-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Kadir ERTÜRK - DOÇ.DR.İLKER KÜÇÜK -FATİH PERİNÇEK
Faculty
Faculty of Science
Department
Department of physics
Phone, E-Mail
(282) 250 2613, [email protected]
261
Fen Edebiyat Fakültesi
Biyoloji
Faculty of Arts and Sciences Biology
263
Proje Adı
TEKİRDAĞ İLİNDE DOĞAL OLARAK YETİŞEN BUĞDAYGİLLER
(POACEAE BARN.) FAMİLYASI ÜZERİNE FLORİSTİK ARAŞTIRMALAR
Bu araştırma, Tekirdağ ilinde yetişen Buğdaygiller familyasına
ait türleri içermektedir. Türkiye Florasında kullanılan kare sistemine
göre araştırma alanı A1(E) karesinde yer almaktadır. İlimizden yaklaşık
olarak 300 kadar bitki örneği toplanmıştır. Bu örnekler üzerinde yapılan
araştırmalar sonucunda 48 cinse ait 98 tür (106 takson) saptanmıştır.
İçerdikleri tür sayılarına göre araştırma alanında en büyük cinsler sırasıyla:
Bromus L. 10, Aegilops L. 5, Hordeum L. 4, Melica L. 4, Phalaris L. 4, Poa L. 4,
Vulpia L. 4 tür Araştırma alanındaki fitocoğrafik elementlerin dağılımı ise
şöyledir: Akdeniz 23, Avrupa-Sibirya 25, İran-Turan 4, Bilinmeyen ise 52 dir.
Anahtar Sözcükler: Tekirdağ, Buğdaygiller, Floristik Araştırmalar
Proje Açıklaması
264
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Evren CABİ - Yrd.Doç.Dr. Ersin KARABACAK - Burçin ÇİNGAY
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Biyoloji Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2670 , [email protected]
Project Name
FLORISTIC INVESTIGATIONS ON THE GRASS FAMILY
(POACEAE BARN.) NATURALLY GROWING IN TEKİRDAĞ
This study includes species of Poaceae Barn. growing in Tekirdağ
province. According to the grid system used in the Flora of Turkey, the
research area is situated in the A1E square. Approximately 300 plant
specimens were collected from the area. At the end of the study 98
species (106 taxa) belonging to 48 genera were identified. Species totals
of the larger genera in the study area as follows: Bromus L. 10, Aegilops
L. 5, Hordeum L. 4, Melica L. 4, Phalaris L. 4, Poa L. 4, and Vulpia L. 4. The
phytogeographic elements represented in the study area are as follows:
Mediterranean 23, Euro-Siberian 25, Irano-Turanian 4 and Unknown 52.
Key Words: Tekirdağ, Poaceae (Gramineae), Floristic Investigations
Project Description
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assist.Prof.Dr. Ersin KARABACAK, Burçin ÇİNGAY
Faculty
Faculty of Science
Department
Department of Biology
Phone, E-Mail
(282) 250 2670 , [email protected]
Assist. Prof. Dr. Evren CABİ -
265
Proje Adı
Proje Açıklaması
266
ERİŞKİN AKUT LÖSEMİ’DE ETS-LİKE TRANSCRİPTİON FACTOR-1
(ELK-1) GEN EKSPRESYON DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ
Akut lösemi klinik ve biyolojik heterojenite gösteren malign
ve klonal bir hematopoetik kök hücre hastalığıdır. Ülkemizde her yıl
binlerce insanda görülen akut löseminin hücresel kökeninin ve hücrelerin
malignant değişimini tetikleyen genetik mekanizmaların anlaşılması için
özellikle moleküler genetik çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Oligo-Array
temelli Karşılaştırmalı Genomik Hibridizasyon (oaKGH), konvansiyonel
sitogenetik, FISH veya RT-PCR gibi standart rutin diagnostik metotlar
ile saptanamayan kopya sayısı değişimlerinin saptanmasında yüksek
çözünürlük ve özgüllükte tüm genomun analizini sağlamaktadır. Daha
önce oaKGH yöntemi kullanılarak yaptığımız çalışmada literatürle
uyumlu birçok bulgunun yanı sıra Ets-like transcription factor-1 (Elk1) onkogeninin duplikasyonu hem Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL),
hem de Akut Myeloblastik Lösemi (AML) olgularında ilk defa olarak
saptanmıştır [1]. Transkripsiyon faktörü olarak fonksiyon gören ELK-1
proteininin miyojenik farklılaşmadaki rolü iyi bilinmektedir [2] ancak
yaptığımız literatür taramasında Elk-1 aşırı ekspresyonu ile hematolojik
malignansiler arasında ilişki bildiren bir yayına rastlanmamıştır. oaKGH
analizi gerçekleştirilen 41 akut lösemi olgusundan beşinde gözlenen
bu yeni bulgunun daha detaylı araştırılması için bu projede öncelikli
olarak akut lösemi olgularında Elk-1’in gen ekspresyonundaki olası
değişimlerin belirlenmesi; Projenin ikinci basamağında ise Elk-1’in akut
lökomogenezdeki rolünün aydınlatılabilmesi için beraber fonksiyon
gördüğü düşünülen diğer genlerin (MCPIP, MCL-1, BCL-10, CEBPB ve
SRF) ekspresyon düzeylerinin dolayısıyla Elk-1 ve hedef genlerinin akut
lösemi prognozu ile ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmada 56 ALL olgusu, 16
AML olgusu Akut lösemi araştırma grubunu, 9 KML olgusu ve 24 sağlıklı
birey kontrol grubu olarak geğerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda Elk-1
gen ifadesinin artışına dair bir bulguya rastlanmamıştır ancak 3 KML, 3
AML ve 3 ALL olgusunda CEBPB ve/veya SRF genlerinin aşırı ekspresyonu
gözlenmiştir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Duygu YAŞAR ŞİRİN - Yrd.Doç.Dr.Cenk ARAL Yrd.Doç.Dr.Rıfat BİRCAN
Arş.Gör.Hande AKALAN -Prof.Dr.Sibel BERKER KARAÜZÜM Prof.Dr.İhsan KARADOĞAN
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Biyoloji Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2634 , [email protected]
Project Name
Project Description
DETERMİNATİON OF ETS-LİKE TRANSCRİPTİON FACTOR-1 (ELK-1)
GENE EXPRESSİON İN ADULT ACUTE LEUKEMİA
Acute leukemia is a malignant clonal hematopoietic stem
cell disease with clinical and biological heterogeneity. In our country,
every year thousands of people suffer from acute leukemia and more
molecular genetic studies are needed especially for the understanding
of genetic mechanisms that trigger malignant changes of cells and the
cellular origins of leukemia. Oligoarray -based Comparative Genomic
Hybridization (oaCGH) provides whole genome analysis of copy number
changes with high resolution and specificity which are undetectable with
standard routine diagnostic methods as conventional cytogenetics, FISH
or RT-PCR. In our previous study Ets -like transcription factor -1 (Elk-1)
oncogene duplication were identified in Acute Lymphoblastic Leukemia
(ALL) and acute myeloid leukemia (AML) patients for the first time with
oaCGH [1]. ELK-1 protein functions as a transcription factor plays an
important role in myogenic differentiation [2]. As far as we know there
are no publications indicating relationship between overexpression of
Elk-1 and hematological malignancies. In the present study for a further
investigation of Elk-1 gene expression profile in acute leukemia cases
Elk-1 and candidate target genes (MCPIP, MCL-1, BCL-10, CEBPB and SRF)
expression levels were investigated using Real Time Polymerase Chain
Reaction. This study were performed to 56 ALL patients, 16 AML patients
and as a control group 9 CML patients and 24 healthy individuals. As a
result no evidence of increase in Elk-1 gene expression was found but in 3
CML, 3 AML and 3 ALL patients in CEBPB and/or SRF genes overexpression
were observed.
1. Yasar D., Karadogan I.,Alanoglu G.,Akkaya B.,Luleci G.,Salim
O.,Timuragaoglu A.,Toruner G. A.,Berker-Karauzum S.,Array comparative
genomic hybridization analysis of adult acute leukemia patients. Cancer
Genet Cytogenet, 197(2): p. 122-9, (2010).
2. De Alvaro C., Nieto-Vazquez I., Rojas J. M., Lorenzo M., Nuclear exclusion
of forkhead box O and Elk1 and activation of nuclear factor-kappaB are
required for C2C12-RasV12C40 myoblast differentiation. Endocrinology,
149(2): p. 793-801, (2008).
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assist. Prof. Dr.Duygu YAŞAR ŞİRİN Assist.Prof.Dr.Cenk ARAL- Assist.Prof.Dr.Rıfat BİRCAN
Assist.Res. Hande AKALAN -Prof.Dr.Sibel BERKER KARAÜZÜM Prof.Dr.İhsan KARADOĞAN
and Researchers
Faculty
Faculty of Science
Department
Department of Biology
Phone, E-Mail
(282) 250 2634 , [email protected]
267
Fen Edebiyat Fakültesi
Arkeoloji
Faculty of Arts and Sciences Archaeology
269
TEKİRDAĞ KARAEVLİALTI ANTİK HERAİON
TEİKHOS TAPINAK KAZISI
Proje Adı
Proje Açıklaması
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Neşe ATİK
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Telefon,E-Posta
270
Bir Trak yerleşimi olan Heraion Teikhos antik kentinin
Akropolü’nün kuzey doğusunda gerçekleştirilen kazılar, söz konusu
alanın M.Ö. 3. Bin’den itibaren iskan edildiğini, ancak M.Ö. 7. yüzyılda
bu alanın bir kutsal alan halini aldığını göstermiştir . Söz konusu kutsal
alanının M.Ö. 6.ve 5. yüzyıllarda da benzer bir işleve sahip olduğu
pişmiş toprak kap parçalarından ve ana tanrıça heykelciklerinden
anlaşılmaktadır. M.Ö. 4. yüzyılda kutsal alanda üç evreli bir mimari
yapılaşma görülmektedir. Çok sayıdaki pişmiş toprak kaplar ise, söz
konusu alanda yemek pişirildiğini ve içki dağıldığını göstermektedir.
Burada bulunan kapların bir kısmı ithal Hellen kaplardır. Bu kaplar
çift kulplu şarap kapları ve ortasında çukur sosluğu olan balık
tabaklarından oluşturmaktadır. Balık tabaklarının içinde çok miktarda
istridye kabukları ele geçmiştir. Kapların bir kısmı ise, siyah/koyu gri
renkli testi biçimli Trak kaplarıdır. M.Ö. 4. yüzyıla ait pişmiş toprak ana
tanrıça heykelciklerinin de gün ışığına çıkartıldığı bu alanda “L” planlı
sunu sekileri ve tapınağın bağımsızlığının simgesi olan kutsal ateşi
yakmak için kullanılmış bir ocak da bulunmuştur. M.Ö. 2. yüzyılda, eski
kült alanının üzerine görkemli bir tapınak inşa edilmiştir. Döşemenin
altında bulunmuş olan yapı adak sikkeleri bu tapınağın Trak Kralı II.
Mostis zamanında yapılmış olduğunu göstermiştir.
Tapınak alanında bulunan ve M.Ö. 7. - 2 yüzyıllar arasına tarihlenen
pişmiş toprak heykelciklerin neredeyse hepsinin ana tanrıça HeraKybele kültüne ilişkin olmasına rağmen, M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren
savaş tanrısı Ares’in Kalkanı tapınağın süslemesi olmuş, Eros, Afrodite
heykelcikleri ve Traklar’ın kutsal hayvanı olan köpek figürinleri de
Tapınak’a sunulmuştur. Bu tapınağın bir yangınla tahrip olmasının
ardından ise, M.S. 1. yüzyılda Trak Kralı 1. Rhoimetalkes zamanında,
Akropol’ün ortalarında yer alan sağlık tanrısı Asklepios’un “Kült
ve Sağlık Merkezi’nin” yayılım alanına girdiği, tapınağın çeşitli
mekanlarında kazılarla gün ışığına çıkartılmış olan ilaç fırınlarından
(Murex Brandaris= Dikenli Deniz Salyangozu’nun kabuklarının eritildiği
fırınlar) ve muhtemelen ilaç yapımı için gerekli olan su sisteminden
(Pişmiş topraktan su boruları, su dinlendirme küpleri) anlaşılmaktadır.
Ayrıca temiz su kanallarının başlangıcında olan, taştan bir su yalağı ve
onun önündeki sekide bulunan Aphrodite tipinde muhtemelen sağlık
tanrıçası Hygieia’yı betimleyen mermer baş da, Asklepios Kültü’nün,
bu tapınağın yıkıntılarını da kapsadığına işaret etmektedir.
Kazı çalışmalarının sonunda hedeflenen bilgilere ulaşılmış tapınağın
hangi kültlere hizmet etmiş olduğu ve tapınağın yapım evreleri tespit
edilmiştir
Arkeoloji Bölümü
(282) 250 2667,
[email protected]
Project Name
ANCİENT HERAİON TEİKHOS TEMPLE EXCAVATİON
İN TEKİRDAĞ KARAEVLİALTI
Excavations which have been carried out in the north-east of
the Acropolis of the ancient city Heraion Teikhos - a Thracian settlement
- showed that the area was inhabited from the 3rd millennium BC but
it took the form of sacred place in the 7 th century BC. It is understood
from terracotta fragments and mother goddess figurines that this sacred
area had a similar function in the 6th and 5th centuries BC. A three-phase
architectural construction is seen in the sacred area in the 4th century BC.
Some of the pots found in the area are imported Hellen pots. These are
double-handled wine cups and fish plates which have a dip in the middle
for sauce. So much oyster shells have been found in fish plates. Some of
the pots are black / dark gray and jug shaped Thracian. In this area where
terracotta Mother Goddess figurines from the 4 th century BC were found
Project Description and “L” planned forms of places to give gifts to Gods and a furnace used
to light the sacred fire which is the symbol of the independence of the
temple also were found. In the 2 century BC a magnificent temple was
built on the ancient cult site. Votive coins found under the floor showed
that this temple had been built at the time of the Thracian King Mostis II.
Although most of the terracotta Mother Goddess figurines dating back
to the 7th - 2nd centuries BC related to Hera - Cybele cult, shield of War
God Ares decorated the temple, Eros and Aphrodite figurines and dog
figurines as sacred animal of Thracians also gifted to the temple. After the
temple destroyed in a fire, at the time of Thracian King Rhoimetalkes in
the 1st century AD, medicine furnaces found by excavations in various
places of the temple (Murex Brandaris = Furnaces in which Murex
shells were melted) and water system which was necessary for making
medicines (terra-cotta water pipes and water settling cubes) showed that
spreading influence of the Health God Asklepios’s Cult and Health Center
in the middle of the Acropolis. Besides at the beginning of the fresh water
canals a stone water basin and a marble head in Aphrodite style probably
depicting the Health Goddess Hygieia on the platform in the front of the
basin indicates that the Asclepius cult covers ruins of the temple.
At the end of the excavations, targeted information was reached, which
cults that the temple served and construction phases of the temple were
identified.
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Prof. Dr. Neşe ATİK
and Researchers
Faculty
Faculty of Arts,
Department
Department of Archaeology
Phone, E-Mail
(282) 250 2667,
[email protected]
271
TEKİRDAĞ KARAEVLİALTI ANTİK
HERAİON TEİKHOS TAPINAK KAZISI
Proje Adı
Proje Açıklaması
272
Bir Trak yerleşimi olan Heraion Teikhos antik kentinin Akropolü’nün
kuzey doğusunda gerçekleştirilen kazılar, söz konusu alanın M.Ö. 3. Bin’den
itibaren iskan edildiğini, ancak M.Ö. 7. yüzyılda bu alanın bir kutsal alan halini
aldığını göstermiştir . Söz konusu kutsal alanının M.Ö. 6.ve 5. yüzyıllarda da
benzer bir işleve sahip olduğu pişmiş toprak kap parçalarından ve ana tanrıça
heykelciklerinden anlaşılmaktadır. M.Ö. 4. yüzyılda kutsal alanda üç evreli bir
mimari yapılaşma görülmektedir. Çok sayıdaki pişmiş toprak kaplar ise, söz
konusu alanda yemek pişirildiğini ve içki dağıldığını göstermektedir. Burada
bulunan kapların bir kısmı ithal Hellen kaplardır. Bu kaplar çift kulplu şarap
kapları ve ortasında çukur sosluğu olan balık tabaklarından oluşturmaktadır.
Balık tabaklarının içinde çok miktarda istridye kabukları ele geçmiştir. Kapların bir
kısmı ise, siyah/koyu gri renkli testi biçimli Trak kaplarıdır. M.Ö. 4. yüzyıla ait pişmiş
toprak ana tanrıça heykelciklerinin de gün ışığına çıkartıldığı bu alanda “L” planlı
sunu sekileri ve tapınağın bağımsızlığının simgesi olan kutsal ateşi yakmak için
kullanılmış bir ocak da bulunmuştur. M.Ö. 2. yüzyılda, eski kült alanının üzerine
görkemli bir tapınak inşa edilmiştir. Döşemenin altında bulunmuş olan yapı
adak sikkeleri bu tapınağın Trak Kralı II. Mostis zamanında yapılmış olduğunu
göstermiştir.
Tapınak alanında bulunan ve M.Ö. 7. - 2 yüzyıllar arasına tarihlenen pişmiş
toprak heykelciklerin neredeyse hepsinin ana tanrıça Hera-Kybele kültüne ilişkin
olmasına rağmen, M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren savaş tanrısı Ares’in Kalkanı tapınağın
süslemesi olmuş, Eros, Afrodite heykelcikleri ve Traklar’ın kutsal hayvanı olan köpek
figürinleri de Tapınak’a sunulmuştur. Bu tapınağın bir yangınla tahrip olmasının
ardından ise, M.S. 1. yüzyılda Trak Kralı 1. Rhoimetalkes zamanında, Akropol’ün
ortalarında yer alan sağlık tanrısı Asklepios’un “Kült ve Sağlık Merkezi’nin” yayılım
alanına girdiği, tapınağın çeşitli mekanlarında kazılarla gün ışığına çıkartılmış olan
ilaç fırınlarından (Murex Brandaris= Dikenli Deniz Salyangozu’nun kabuklarının
eritildiği fırınlar) ve muhtemelen ilaç yapımı için gerekli olan su sisteminden
(Pişmiş topraktan su boruları, su dinlendirme küpleri) anlaşılmaktadır. Ayrıca temiz
su kanallarının başlangıcında olan, taştan bir su yalağı ve onun önündeki sekide
bulunan Aphrodite tipinde muhtemelen sağlık tanrıçası Hygieia’yı betimleyen
mermer baş da, Asklepios Kültü’nün, bu tapınağın yıkıntılarını da kapsadığına
işaret etmektedir.
Kazı çalışmalarının sonunda hedeflenen bilgilere ulaşılmış tapınağın hangi
kültlere hizmet etmiş olduğu ve tapınağın yapım evreleri tespit edilmiştir
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Neşe ATİK
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Arkeoloji Bölümü
Telefon,E-Posta
(282) 250 2667,
[email protected]
ANCİENT HERAİON TEİKHOS TEMPLE
EXCAVATİON İN TEKİRDAĞ KARAEVLİALTI
Project Name
Project Description
Excavations which have been carried out in the north-east of
the Acropolis of the ancient city Heraion Teikhos - a Thracian settlement
- showed that the area was inhabited from the 3rd millennium BC but
it took the form of sacred place in the 7 th century BC. It is understood
from terracotta fragments and mother goddess figurines that this sacred
area had a similar function in the 6th and 5th centuries BC. A three-phase
architectural construction is seen in the sacred area in the 4th century BC.
Some of the pots found in the area are imported Hellen pots. These are
double-handled wine cups and fish plates which have a dip in the middle
for sauce. So much oyster shells have been found in fish plates. Some of
the pots are black / dark gray and jug shaped Thracian. In this area where
terracotta Mother Goddess figurines from the 4 th century BC were found
and “L” planned forms of places to give gifts to Gods and a furnace used
to light the sacred fire which is the symbol of the independence of the
temple also were found. In the 2 century BC a magnificent temple was
built on the ancient cult site. Votive coins found under the floor showed
that this temple had been built at the time of the Thracian King Mostis II.
Although most of the terracotta Mother Goddess figurines dating back
to the 7th - 2nd centuries BC related to Hera - Cybele cult, shield of War
God Ares decorated the temple, Eros and Aphrodite figurines and dog
figurines as sacred animal of Thracians also gifted to the temple. After the
temple destroyed in a fire, at the time of Thracian King Rhoimetalkes in
the 1st century AD, medicine furnaces found by excavations in various
places of the temple (Murex Brandaris = Furnaces in which Murex
shells were melted) and water system which was necessary for making
medicines (terra-cotta water pipes and water settling cubes) showed that
spreading influence of the Health God Asklepios’s Cult and Health Center
in the middle of the Acropolis. Besides at the beginning of the fresh water
canals a stone water basin and a marble head in Aphrodite style probably
depicting the Health Goddess Hygieia on the platform in the front of the
basin indicates that the Asclepius cult covers ruins of the temple.
At the end of the excavations, targeted information was reached, which
cults that the temple served and construction phases of the temple were
identified.
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof. Dr. Neşe ATİK
and Researchers
Faculty
Faculty of Science
Department
Department of Archaeology
Phone, E-Mail
(282) 250 2667,
[email protected]
273
Fen Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı
Faculty of Arts and Sciences
Turkish Language and Literature
275
276
Proje Adı
“YAŞAMI VE DÜŞÜNCE DÜNYASI İLE NAMIK KEMAL”
PRESTİJ KİTABI PROJE ÖZETİ
Proje Açıklaması
Türk düşünce dünyasında olduğu gibi edebiyat tarihinde de
yaşadığı günden bugüne kadar kesintisiz izler bırakan kişilerden biri hiç
şüphesiz Namık Kemal’dir. Çok cepheli bir şahsiyet olan Namık Kemal,
şiirleri, tiyatroları, romanları, edebiyat eleştirileri, dil, siyaset, sosyal yapı,
eğitim, ekonomi, şehircilik gibi alanlarda yazdıkları ile hem döneminin
hem de sonraki dönemlerin ihtiyaçlarına cevap vermiştir.
İlk şöhretini şiirleri ile sağlamış olan Namık Kemal’in en çok eser verdiği
edebiyat türü tiyatrodur. Namık Kemal, roman türünde de eserler verir.
Edebiyatımızın ilk edebî romanı İntibah ve yine edebiyatımızın ilk tarihî
romanı Cezmi, Namık Kemal’in kaleminden çıkmıştır. Namık Kemal’in
kalem oynattığı çok önemli bir saha da edebiyat eleştirisidir.
Namık Kemal, edebiyatın dışında da yazılar yazar. 500’den fazla gazete
yazısı ile hemen her alanda kalem oynatmış olan Namık Kemal,
döneminde pek çok edebiyatçının yetişmesinde rol oynamakla birlikte,
“hürriyet, vatan, millet, milliyet, istiklal, hak, adalet, hukuk” kavramları,
Türk milletinin hafızasına onun yazı ve eserleri ile yerleşmiştir.
Osmanlı-Türk aydınlanma ve modernleşme tarihinde öncü bir aydın olan
Namık Kemal, 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da doğdu. Aralık 2012
tarihi Namık Kemal’in doğumunun 172., ölümünün 124. Yıldönümüdür.
Bu tarihler esas alınmak üzere bu büyük edebiyatçımızın adını verdiği
üniversitemizde, Bap projesi olarak bu sorumluluk bilinci ile böyle bir
şahsiyetin çeşitli yönlerinin ele alınıp yeni bilgilerle, yeni bakış açılarıyla
ortaya konacağı bir kitabın hazırlanması sağlanmış oldu.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Tevfik SÜTÇÜ
Çalıştığı Kurum
Fen-Edebiyat Fakültesi
Bölüm
Türk-Dili ve Edebiyatı
Telefon,E-Posta
0282-250-2639, [email protected]
Project Name
“LIFE AND THOUGHTS WITH NAMIK KEMAL”
PRESTIGE BOOK PROJECT SUMMARY
Project Description
Turkish literature in the history of thought as in the world live
without interruption until the present day is undoubtedly one of the
people left traces are Namık Kemal. Multi-faceted personality that Namık
Kemal, poetry, theater, novels, literary criticism, language, politics, social
structure, education, economics, urban areas such as written both with
period as well as subsequent periods need has responded.
Who provided initial fame with his poems Namık Kemal literary genre that
gave the most work is theater. Namık Kemal, the novel gives the works.
The first literary novel İntibah our literature and our literature still Cezmi
first historical novel, Namık Kemal came from the pen. Namık Kemal’s play
pen in the field of literary criticism that is very important.
Namık Kemal, outside of literature articles writer. More than 500 newspaper
articles and in almost every area manipulator who proclaimed, during the
many letters in the training role, although “freedom, homeland, nation,
nationality, independence, rights, justice, law concept of” the Turkish
nation to the memory of his writings and works with is settled.
Enlightenment and modernization in the Ottoman-Turkish history that an
intellectual vanguard, Namık Kemal was born in Tekirdağ on December
21, 1840. 172th of December 2012, Namık Kemal’s birth, death, 124th is
the anniversary. These dates are based to this great man of letters of the
name given in our university, Bapu as a project this sense of responsibility
with such a personage of the various aspects addressed and with new
information, new perspectives will be introduced in a book preparation
is provided.
Start and
Finish Date
of Project
2011-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Tevfik SÜTÇÜ
Faculty
Faculty of Science
Department
Turkish-Language and Literature
Phone, E-Mail
0282-250-2639, [email protected]
277
Güzel Sanatlar Tasarım ve
Mimarlık Fakültesi
Peyzaj Mimarlığı
Faculty of Arts, Design and Architecture
279
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ ATATÜRK ORMANI TABİAT PARKININ SICAKLIK
DAĞILIMI VE ÇEVRESEL ETKİSİ
Bu araştırma, Tekirdağ Atatürk Ormanı Tabiat Parkı ve çevresinde
yapılmıştır. Yeşil alanların çevresine ve kent iklimine etkilerinin belirlenmesi
amacıyla yapılan bu çalışmada, öncelikli olarak açık ve yeşil alanların
tanımını, işlevleri ve sınıflandırılması gibi temel kavramlar araştırılmıştır.
Daha sonra yeşil alanlarda sıcaklık ölçümleri ve değerlendirmeleri ile ilgili
literatürler incelenmiştir. Yapılan bu ön çalışmalar neticesinde, öncelik
araştırma alanının içindeki 30 noktadan sıcaklık değerleri toplanmıştır.
Bu verilerin değerlendirilmesi sonucu, proje konusuna temel olan
araştırma alanı ve yakın çevresinde yapılacak ölçüm noktaları ve
uzaklıkları belirlenerek 41 noktada ölçüm yapılarak, yardımcı programlar
vasıtası ile bu ölçümlerin istatistiksel değerlendirmeleri yapılmıştır.
Yapılan değerlendirmeler sonucunda, Atatürk Ormanı Tabiat Parkının
merkezinden dışına doğru bir sıcaklık azalması olarak görülebilmektedir.
Anahtar kelimeler: Açık ve yeşil alan, sıcaklık, jeoistatistik, peyzaj
planlama
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Murat ÖZYAVUZ , -Yrd. Doç. Dr. Bayram Cemil BİLGİLİ,
Araş.Gör. Gülşah ELKIRAN Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar,
Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Çalıştığı Kurum
280
Bölüm
Peyzaj Mimarlığı Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2903/2922 , [email protected]
Project Name
Project Description
TEMPERATURE DİSTRİBUTİON AND ENVİRONMENTAL IMPACT OF
TEKİRDAG ATATURK FOREST NATURE PARK
This research was conducted in and around Tekirdag Atatürk
Forest Nature Park. Green areas and urban environment in order to
determine the effects of the climate in this study, open and green areas
as a priority, description and classification of basic concepts such as
functions are investigated. Then, the green areas are examined in the
literature on temperature measurements and assessments. As a result
of this preliminary work, the temperature values were collected 30
points in the priority area of research. Based on the evaluation of the
data, which is the base for the project to the research area in and around
the measurement points and the distances determined by making
measurements at 41 locations, utilities, through the statistical evaluation
of these measurements were made. As a result of these evaluations, the
Atatürk Forest Natural Park can be seen as a reduction in temperature
from the center towards the outside.
Keywords: Open and green area, temperature, geostatistical, landscape
planning
Start and
Finish Date
of Project
2012-2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
NKUBAP
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Murat ÖZYAVUZ,-Assist. Prof. Dr. Bayram Cemil BİLGİLİ,
Res. Assist. Gülşah ELKIRAN
Faculty
Namık Kemal University Faculty of Fine Arts, Design and Architecture
Department
Landscape Architecture
Phone, E-Mail
0282 250 2903/2922 , [email protected]
281
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ KENT MERKEZİ KIYI ŞERİDİNİN GÖRSEL
PEYZAJ KALİTESİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu yüksek lisans tez çalışmasında; Tekirdağ ili kıyı bandının,
çeşitli değişkenler doğrultusunda irdelenerek görsel peyzaj kalite
analizi yapılması ve analiz ve değerlendirmeler sonucunda ileride
yapılması düşünülen planlama ve tasarım çalışmalarına altlık oluşturması
amaçlanmıştır.
Tez çalışmasının ana materyalini; Tekirdağ ili Değirmenaltı
Mahallesi ile Altınova Mahallesi sınırları içerisinde yer alan kıyı bandına
ait 45 adet fotoğraf ve bu fotoğraflar ile yapılan foto-anket oluşturmuştur.
Anket çalışması kullanıcı ve uzman olmak üzere iki gruba uygulanmıştır.
Kullanıcı grubunu Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve
Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı bölümü öğrencileri, uzman grubunu
ise öğretim üyeleri ve öğretim elemanları oluşturmuştur. Kullanıcı grubu
ile uzman grubu arasında kullanımlara bağlı olarak mekan tercihinde
farklılık olup olmadığını tespit etmek için her iki gruba da aynı anket
çalışması uygulanmıştır. Anket çalışmasında her bir fotoğraf doğallık,
uyum, bakım, açıklık, düzen, güven ve manzara güzelliği parametreleri
bakımından Likert ölçeğinde 1, 2, 3, 4, 5 (5 en yüksek, 4 yüksek, 3 orta, 2
düşük ve 1 en düşük) puan aralığında değerlendirilmiştir.
Tanımlayıcı istatistikler yolu ile elde edilen araştırma bulgularına
dayanarak çalışma alanı sınırları içerisinde kalan kıyı bandının kullanım
açısından tercih sebepleri ile parametreler arasında ilişki kurulmuştur.
Daha önce belirlenen yedi parametreden beş parametrenin (uyum,
bakım, düzen, güven, manzara güzelliği) mekan tercihlerini olumlu
veya olumsuz yönde etkiledikleri sonucuna varılmıştır. Uzman grubuna
uygulanan anket çalışması sonucunda yeşil alanın veya doğanın hakim
olduğu fotoğrafların en çok tercih edildiği görülürken; kullanıcı grubunda
ise yapısal elemanların hakim olduğu fotoğrafların da tercih edildiği
görülmüştür.
Anahtar kelimeler: Görsel peyzaj kalitesi, mekan tercihi, kıyı, Tekirdağ
282
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011 – 2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Elif Ebru ŞİŞMAN, Arş. Gör. Pınar GÜLTÜRK
Çalıştığı Kurum
Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar,
Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Bölüm
Peyzaj Mimarlığı Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2904/2923 , [email protected]
Project Name
Project Description
EVALUATION OF TEKIRDAG CITY CENTER COASTLINE İN
TERMS OF SCENIC VISUAL LANDSCAPE QUALITY
This MSc. Thesis aims to analyse Tekirdag coastline visual
landscape quality by using a variety of variables and to create a base for
the future planning and design work as a result of analysis and evaluation.
45 photograps which belong to Tekirdag coastline between Degirmenalti
District and Altınova District and foto-questionnaire by using these
photograps are the main materials. Questionnaire was applied two
groups named users and experts. User group is consists of Namık Kemal
University Faculty of Fine Arts, Design and Architecture Department of
Landscape Architecture students, experts group is consist of teaching
staffs of the same departments. The same questionnaire was applied
to both groups to determine whether differences depending on
space preference. Each photographs were rated from 1 to 5 in terms of
naturalness, coherence, maintenance, spaciousness, order, confidence
and scenic beauty on Likert scala.
The relationship between the parameters and the reason
of space preference of research area were established through the
descriptive statistics. Five parameters of seven parameters determined
previously affect the space preference by positively or negatively is
concluded. As a result of questionnaire; dominated by green areas
pictures are most preferred by experts, users also preferred the pictures
which have been dominated structural elements.
Keywords : Visual landscape quality, space preference, coastline, Tekirdag
Start and
Finish Date
of Project
2011 – 2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
NKUBAP
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Elif Ebru ŞİŞMAN,
Res. Assist. Pınar GÜLTÜRK
Faculty
Namık Kemal University Faculty of Fine Arts, Design and Architecture
Department
Landscape Architecture
Phone, E-Mail
0282 250 2904/2923 , [email protected]
283
Proje Adı
TEKİRDAĞ KENT MERKEZİNDE BULUNAN PARKLARIN
MEVCUT DURUMUNUN BELİRLENMESİ VE ÖNERİ
BİR PARK PROJESİNİN HAZIRLANMASI
Yapılan bu çalışma ile Tekirdağ kent merkezinde bulunan
parkların mevcut durumları belirlenerek, örnek bir park için öneri
peyzaj projesi hazırlanmıştır. Parkların mevcut durumları incelendiğinde
mahalle ölçeğinde parkların gerek alan olarak gerekse içerdikleri
kullanımlar bakımından yetersiz oldukları görülmüştür. Okul bahçeleri,
çocuk oyun alanları, park olarak isimlendirilmiştir. Kullanım açısından
değerlendirildiğinde kent merkezinde sahilde yer alan Barış ve Özgürlük
parkı, 19.Fırka Parkı ve Hürriyet mahallesinde yer alan Süleyman Paşa
Parkları en iyi özelliklere sahip parklar olarak değerlendirilmiştir.
Anahtar kelimeler: Park, açık yeşil alanlar, peyzaj tasarım, Tekirdağ
Proje Açıklaması
284
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012 – 2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Elif Ebru ŞİŞMAN, Arş. Gör. Pınar GÜLTÜRK
Çalıştığı Kurum
Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar,
Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Bölüm
Peyzaj Mimarlığı Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2904/2923 , [email protected]
Project Name
DETERMİNATİON OF PRESENT STATUS OF PARKS İN
TEKİRDAG CİTY CENTER AND DESİGN OF PROPOSAL
PROJECT FOR A SAMPLE PARK
In this study the current status of parks in the Tekirdag city
center determined and a landscaping project was designed for a
proposal park. While the current status of parks were determining, it was
seen that they were inadequate in terms of uses they contain. School
gardens, playgrounds are called as parks. Evaluating in terms of uses,
Barış and Özgürlük Park, 19. Fırka Park on the coastline in the city center
and Süleyman Paşa Park in Hürriyet District have the best features.
Key words: Parks, open-green areas, landscape design,Tekirdag
Project Description
Start and
Finish Date
of Project
2012 – 2013
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
NKUBAP
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Elif Ebru ŞİŞMAN,
Res. Assist. Pınar GÜLTÜRK
Faculty
Namık Kemal University Faculty of Fine Arts, Design and Architecture
Department
Landscape Architecture
Phone, E-Mail
0282 250 2904/2923 , [email protected]
285
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ [KUMBAĞ]-ŞARKÖY ARASI KIYI ŞERİDİNDEKİ DOĞAL
ÖRTÜDE BULUNAN BAZI BİTKİLERİN SAPTANMASI VE PEYZAJ
MİMARLIĞINDA KULLANIM OLANAKLARI
Türkiye orta enlemlerin biyolojik çeşitlilik açısından en zengin
ülkesidir. Bu zenginliğin en önemli sebepleri, iklim çeşitliliği, jeomorfoloji,
toprak çeşitliliği ve ülkemizin üç floristik bölgenin kesişme noktasında
yer almasıdır (Euro-Siberian, Mediterranean and Irano-Turanian). Bütün
bu faktörlerin birleşmesi, bitkilerin büyümesi için çok farklı bir özelliktir.
Türkiye florası oldukça zengindir (yaklaşık 12 000 tür) ve hala çok sayıda
tür tanımlamaktadır. Peyzaj planlama çalışmalarında bu türlerin kullanımı
oldukça önemlidir. Özellikle klasik peyzaj düzenlemelerinin yerine yavaş
yavaş kurakçıl peyzaj düzenlemelerinin yapılması, doğal bitki örtüsü bitki
türlerinin kullanımını zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmada, Tekirdağ
(Kumbağ – Şarköy) kıyı şeridinde doğal örtüde yer alan ve peyzaj mimarlığı
çalışmalarında kullanılabilecek bitki türleri saptanmıştır. Bu amaçla,
öncelikli olarak literatür çalışması yapılmış, arazi çalışmaları ile örnek
bitkiler toplanmış ve toplam 50 bitkinin teşhisi yapılmış/yaptırılmıştır.
Daha sonra bu bitkilerin peyzaj planlama ve tasarım çalışmalarında
kullanım olanakları araştırılmıştır.
Anahtar kelimeler: Doğal Bitki Örtüsü, Tekirdağ, Kurakçıl Peyzaj
286
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Aslı KORKUT, Uzman Ayten ÖZYAVUZ
Çalıştığı Kurum
Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar,
Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Bölüm
Peyzaj Mimarlığı Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2901/2921 , [email protected]
Project Name
Project Description
DETERMİNATİON OF SOME PLANTS GROWN AT THE COASTLİNE
BETWEEN TEKİRDAG (KUMBAG)-SARKOY AND USE
OPPORTUNİTİES İN LANDSCAPE ARCHİTECTURE
Turkey is one of the richest areas in the middle latitudes in
terms of biodiversity. The main reasons for this are; climates varieties,
geomorphological and soil diversities, and the situation of the area at
the junction of three flora region (Euro-Siberian, Mediterranean and
Irano-Turanian). When all these factors are combined, it provides many
properties for the plants to grow up. The flora of Turkey is relatively
rich (about 12 000 species) and still a great number of new species are
being described. these species are very important used to landscape
planning studies. Especially, instead of classic landscape design, has
made gradually for Xeriscape Landscape design, the use of natural
vegetation has become mandatory. In this study, plant species in Tekirdağ
(Kumbağ – Sarköy) coastal and may be used landscape architecture
have been determinate. To this aim, firstly, has been to work a literature.
Sample plants were collected by field studies and totally fifty plants are
identification/identificated. Then, use these plants in landscape planning
and design studies investigated the possibilities.
Keywords : Natural vegetation, Tekirdağ, xeriscape
Start and
Finish Date
of Project
2010-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
NKUBAP
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. Aslı KORKUT, Uzman Ayten ÖZYAVUZ
Faculty
Namık Kemal University Faculty of Fine Arts, Design and Architecture
Department
Landscape Architecture
Phone, E-Mail
0282 250 2901/2921 , [email protected]
287
Proje Adı
TEKİRDAĞ KENTİ KONUT VE SİTE ALANLARININ
YEŞİL ALAN DURUMLARININ SAPTANMASI
Bu araştırma,Tekirdağ kentindeki site ve toplu konut bahçelerinin
mevcut durumunu ve peyzaj tasarımına göre yeterliliğini belirlemek
amacıyla yapılmıştır. Yapılan bu çalışma kapsamında seçilen site ve toplu
konutlar konut alanları tasarım ilkelerine göre değerlendirilmiştir.
Konutlarda uygulanmış herhangi bir yeşil alan standardının
olmadığı, ayrıca konut bahçelerinde genellikle otopark, yol gibi amaçlarla
yapılan sert zeminin toprak zemine baskın olduğu görülmüştür.
Bahçelerde kullanılan bitkisel materyallerin amaca uygun olacak şekilde
değil de, çoğunlukla konut sahiplerinin bilinçsizce ve ekonomik düzeyi
doğrultusunda kullanıldığı; ancak son yıllarda sınırlı da olsa bazı konut
bahçelerinin bilinçli bir şekilde düzenlendiği gözlenmiştir.
Proje Açıklaması
288
Anahtar Kelimeler: Bitki Materyali, Peyzaj Tasarım, Tekirdağ, Toplu Konut
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Murat ÖZYAVUZ
Çalıştığı Kurum
Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar,
Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Bölüm
Peyzaj Mimarlığı Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2903/2922 , [email protected]
Project Name
Project Description
DETERMİNATİON OF TEKİRDAG HOUSE AND MASS
HOUSİNG GREEN FİELD STATUS
This study was carried out with the purpose of determining the
present situation of house and mass housing-gardens and the adequacy
of them according to landscape architecture in Tekirdağ city.The existing
areas housing areas within the scope of this study were evaluated
according tothe principles ofdesign.
The results of this study led to the following conclusions: there
is no any distinguish standards for utilization of home gardens. However,
many of gardens had prepared as hard layer for utilizing as parking
lot, road. But the proportion between land use and planting were not
carefully considered. The home gardens had usually utilized as randomly
laid plantsand economically some benefits achieved with planting
fruit and vegetables on areas. But in recent years, it has become some
conscious planting and garden arrangement for limited home gardens.
Keywords: Plant Material, Landscape Design, Tekirdağ, Mass Housing
Start and
Finish Date
of Project
2011-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
NKUBAP
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Murat ÖZYAVUZ
Faculty
Namık Kemal University Faculty of Fine Arts, Design and Architecture
Department
Landscape Architecture
Phone, E-Mail
0282 250 2903/2922 , [email protected]
289
Proje Adı
Proje Açıklaması
SERA KOŞULLARINDA KARANFİL (DİANTHUS CARYOPHYLLUS L.)
YETİŞTİRİCİLİĞİNDE FARKLI DOZLARDA DEMİR (FE)
UYGULAMALARININ ETKİSİ
Bu araştırmada; kesme çiçek türlerinden ülkemizde en
çok üretimi yapılan karanfil (Dianthus caryophyllus L) bitkisinin sera
koşullarında farklı dozlarda mikro besin elementi (Fe) 0 ppm, 20 ppm, 40
ppm, 60 ppm) uygulamaları ile bazı bitki besin elementi (N, P, Ca, Mg, Zn,
Cu, Mn) içeriklerine etkisi incelenmiştir. Yetiştiricilik sonunda artan dozda
demir uygulaması yapılan karanfil bitkisinde uygulanan Fe dozlarında
demir gübrelemesinin olumlu cevap verdiği ve verileri etkilediği
görülmüştür. Artan dozda demir uygulaması yapılan karanfil bitkisinde
uygulanan Fe dozlarında demir gübrelemesi N, P, Ca, Mg, Zn ve Cu besin
elementleri dikkate alındığında istatistiksel olarak önemsiz bulunmasına
rağmen N, P, Zn ve Cu Fe dozda uygulanan demir gübrelemesinden
olumlu etkilenmiştir. Gövdedeki Potasyum içeriği karanfil çeliklerinin
depolanma durumuna göre %5 düzeyinde farklılık gösterirken, Mangan
içeriği karanfil çeliklerinin depolanma durumuna göre %1 düzeyinde
farklılık göstermiştir.
Anahtar kelimeler: Karanfil, demir gübrelemesi, makro element, mikro
element.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
NKÜBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Tuğba KİPER, Prof. Dr. Aslı KORKUT, Uzman Sevinç ADİLOĞLU,
Arş. Gör. Özlem KARAKAŞ
Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar,
Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Çalıştığı Kurum
290
Bölüm
Peyzaj Mimarlığı Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2924 , [email protected]
Project Name
Project Description
THE EFFECT OF DİFFERENT DOSES IRON APPLİCATİONS
ON CARNATİON GROWİNG İN GREENHOUSE CONDİTİONS
In this study; the impact of carnation (Dianthus caryophyllus
L), the most commonly produced type of cut flower segment in Turkey,
on components of several plant nutrient elements after the application
of micro nutrient elements in various doses (Fe) (0 ppm, 20 ppm, 40
ppm, 60 ppm) on greenhouse conditions. In the case of carnation
undergoing ferrum application after cultivation, ferrum fertilization
at Fe dose exhibited positive reaction and influenced the data. In the
case of carnation undergoing ferrum application with an increasing
dose, ferrum fertilization at Fe dose displayed an insignificant statistical
effect regarding N, P, Ca, Mg, Zn and Cu nutrient elements while being
positively influenced by N, P, Zn and Cu Fe doses. Potassium component
in the stem diversified at 5% with reference to the storage of carnation
layer whereas manganese component diversified at 1% rate concerning
the same condition.
Keywords: Cornation, iron fertilization, macro-elements, micro-elements
Start and
Finish Date
of Project
2011-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
NKUBAP
Manager of Project
and Researchers
Assoc. Prof. Dr. Tuğba KİPER, Prof. Dr. Aslı KORKUT, Proficient Sevinç
ADİLOĞLU, Res. Assist. Özlem KARAKAŞ
Faculty
Namık Kemal University Faculty of Fine Arts, Design and Architecture
Department
Landscape Architecture
Phone, E-Mail
0282 250 2924 , [email protected]
291
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ İLİ ŞARKÖY İLÇESİ KIRSAL TURİZME YÖNELİK
ALAN KULLANIM PLANLAMASI
Çalışma “Tekirdağ İli Şarköy İlçesinin doğal ve kültürel peyzaj
değerleri ile birlikte çeşitlendirilerek kırsal turizm faaliyetleri içerisinde
yerini alabilmelidir” savından hareketle bütüncül bir kalkınma için kırsal
turizmin önemini vurgulamaktadır.
Bu amaçla; öncelikle araştırma alanının doğal ve kültürel
özellikleri CBS ortamında işlenerek veri tabanı oluşumu sağlanmış ve Hızlı
Kırsal Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirilmiştir. Literatür taramaları,
Hızlı Kırsal Değerlendirme Toplantısı sonuçları ve veri tabanı oluşumundan
sonra iki farklı (tarımsal turizm, doğa turizmi) alan kullanım tipi seçilmiştir.
Daha sonra her bir kullanım alternatifi için yapılan çalışmalardan
ve her biri için seçilmiş farklı uzman görüşlerinden yararlanılarak
değerlendirme faktörleri ve uygunluk katsayıları önem sıralarına göre
derecelendirilmiştir. En uygun (3), uygun (2) ve uygun olmayan (1) olacak
şekilde puanlandırılmıştır. Elde edilen uygunluk değerleri CBS ortamında
sorgulanarak uygunluk haritaları oluşturulmuştur. Gerçekleştirilen
değerlendirmeler sonucunda da, araştırma alanı için seçilen iki
kullanım tipinin (Hızlı Kırsal Değerlendirme sonuçları doğrultusunda
öncelendirilerek) bir arada yer aldığı sentez paftası oluşturularak, yerel
halk ve katılımcı boyutunda öneriler geliştirilmiştir.
Çalışma sonucunda; İlçenin genel alanının % 22,59’u tarımsal
turizm ve %54,59’u da doğa turizmi açısından en uygun alanlar olarak
saptanmıştır. Bu da İlçenin kırsal turizme yönelik önemli bir potansiyele
(% 76,94) sahip olduğunu ve bu açıdan doğal, kültürel ve tarımsal
değerlerini bir arada tutan uygulamaların gerçekleştirilmesi gerektiğini
göstermektedir.
Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemi, tarımsal turizm, doğa turizmi,
kırsal turizm, uygunluk haritası, Şarköy
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2010– 2011
Destekleyen
Kuruluş
TUBİTAK
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Tuğba KİPER, Prof. Dr. Aslı KORKUT,
Yrd. Doç. Dr. Murat ÖZYAVUZ, Arş. Gör. Dr. Emine YILMAZ
Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar,
Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Çalıştığı Kurum
292
Bölüm
Peyzaj Mimarlığı Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2924 , [email protected]
Project Name
Project Description
LAND USE PLANNİNG FOR RURAL TOURİSM İN SARKOY
DİSTRİCT İN TEKİRDAG CİTY
The article emphasizes the importance of rural tourism for a
holistic development, originating from the assertion ‘’Tekirdağ province
should be able to participate in rural tourism activities by the contribution
of natural and cultural landscape assets of Şarköy district’’.
For this purpose, database is formed as a first step by introducing
natural and cultural features of the research area into GIS medium, and
Rapid Rural Appraisal Meeting was conducted. Two types of land use
(agro-tourism, nature-tourism) were chosen after literature survey, Rapid
Rural Appraisal Meeting outcomes and database formation. In the next
step, based on the view points of expert assessment and suitability factors
for each individual land use type were ranked. The ranks were defined as
the most suitable (3), suitable (2) and not suitable (1). With the use of GIS
software, defined suitability values were questioned and suitability maps
were developed for each case. As a result of the assessments, synthesis
map was developed which includes all three types of land use in the
research area. Suggestions are developed with participants from local
community based on the final sheet in which both land use types were
included (prioritized according to Rapid Rural Appraisal outcomes).
As a result, 22,59% of the district’s land was determined as most
suitable for agrotourism and 54,59% of the district’s land was determined
as most suitable for eco-tourism. This result indicates that the district
has an important rural tourism potential (76, 94%) and that applications
blending natural, cultural and agricultural assets need to be carried out.
Key Words: GIS, agro tourism, naturel tourism, rural tourism, suitability
map, Şarköy
Start and
Finish Date
of Project
2011-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
NKUBAP
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Tuğba KİPER, Prof. Dr. Aslı KORKUT
Assist. Prof. Dr. Murat ÖZYAVUZ, Res. Assist. Dr. Emine YILMAZ
Faculty
Namık Kemal University Faculty of Fine Arts, Design and Architecture
Department
Landscape Architecture
Phone, E-Mail
0282 250 2924 , [email protected]
293
Proje Adı
Proje Açıklaması
İĞNEADA-DEMİRKÖY ARASINDA YER ALAN YILDIZ
DAĞLARININ BİYOSFER REZERVİ OLARAK PLANLANMASI
Biyosfer Rezervleri UNESCO’nun 1970’ten beri biyolojik
çeşitliliğin korunması ve katılımcı yaklaşımla sürdürülebilir alan yönetimi
konusunda uyguladığı uluslar arası bir programdır. Programın temel
hedefi; sürdürülebilir kaynak yönetiminde katılımcı yaklaşımın etkin
kılınmasıdır. Biyolojik çeşitliliğin korunması, eğitim, izleme, bilgi ve
deneyimlerin küresel ölçekte paylaşımı bu programın temel unsurlarıdır.
Istranca Dağları ve İğneada bulundurdukları farklı ekosistemler
ile ulusal ölçekte olduğu kadar uluslar arası ölçekte ender ve çeşitlilik
gösteren alanlardır. Ancak bu alanlar için biyoçeşitliliğin korunması ve
halkın bu kaynakların yönetiminde etkin rol alması gibi faaliyetlerin
gerçekleştirileceği doğa koruma çalışmaları tam anlamıyla yapılmamıştır.
Bu çalışma kapsamında, ana kaynak değerleri için enderlik ve çeşitlilik
sınıflaması yapılmış, bu sınıflama sonucu, bölgesel, ulusal ve uluslar arası
ölçekte ender ve çeşitli alanlar, doğa koruma alanları planlama kriterlerine
göre tekrar sınıflandırılmıştır. Daha sonra bir bölgeleme sistemi
geliştirilerek her bir bölge için kullanım ilkeleri belirlenmeye çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler; Biyosfer Rezervleri, Biyosfer Rezervi Planlaması
Longoz Ormanları, Doğa Koruma, İğneada, Yıldız Dağları
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2005-2008
Destekleyen
Kuruluş
TUBAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof.Dr. Aslı B.KORKUT - Prof. Dr. Murat Ertuğrul YAZGAN,
Arş. Gör. Murat ÖZYAVUZ
Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar,
Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Çalıştığı Kurum
294
Bölüm
Peyzaj Mimarlığı Bölümü
Telefon,E-Posta
0282 250 2903/2922 , [email protected]
Project Name
Project Description
PLANNİNG OF IGNEADA-DEMİRKOY PART OF ISTRANCA
MOUNTAİNS AS A BİOSPHERE RESERVE
Biosphere reserves is an international programme implemented
on conservation of biological diversity and sustainable land management
with participatory approach by UNESCO since 1970. Main goal of this
programme is effectiveness of participatory approach on sustainable
resources management. Conservation of biological diversity, training,
monitoring, information sharing and experience exchanging as a global
level are fundamental elements of this programme.
Istranca Mountains and İğneada are rare and biologically
diverse places in both national and international scale due to the variety of
ecosystem types they have. However nature conservation activities, such
as conservation of biodiversity and participation of local communities
to resource management, have not been organized and implemented
yet in these places. In this study, main resources have been classified in
terms of rareness and diversity. As a result of this classification, rare and
biologically diverse araes in both national and internatonal scales are
reclassified according to the planning principles of nature conservation
areas. Accordingly, a regioning system has been developed and the study
area has been divided into different regions. Finally, land use principles
have been determined for each region.
Key Terms; Biosphere Reserves, Planning of Biosphere Reserve, Longoz
Forests, Nature Conservaiton, İğneada, Yıldız Mountains
Start and
Finish Date
of Project
2011-2012
Financial
Supporter of
project
TUBAP
Manager of Project
and Researchers
Prof.Dr. Aslı B.KORKUT - Prof. Dr. Murat Ertuğrul YAZGAN,
Res. Assist. Murat ÖZYAVUZ
Faculty
Namık Kemal University Faculty of Fine Arts, Design and Architecture
Department
Landscape Architecture
Phone, E-Mail
0282 250 2903/2922 , [email protected]
295
İktisadi ve İdari
Bilimler Fakültesi
Faculty of Economics and
Administrative Sciences
297
SAĞLIK İŞLETMELERİNDE BÜRO
YÖNETİMİ:ÇORLU ÖRNEĞİ
Proje Adı
Proje Açıklaması
İnsanların sosyal ve ekonomik yönden refah içinde yaşamaları
ve yüksek sağlık düzeyine ulaşmalarında en önemli göstergelerinden
biri “Temel Sağlık Hizmetleridir.” Toplumun bu hizmetlere ulaşma ve
yararlanma yaygınlığı, Temel Sağlık Hizmetleri kapsamında ele alınan
hasta sevk ve sonuçlarını izleme bu bütün içinde analiz edilmelidir.
Son yıllarda her sektörde olduğu gibi sağlık sektörü de bir
değişim içindedir. Bu değişim; yalnız teknoloji konusunu değil; sağlık
kurumlarında çalışan personelin eğitimi, yetkinliği ve hizmet sunumuna
ilişkin bir takım düzenlemeleri de gündeme getirmiştir. Çünkü
hizmetin özünde insan sağlığı ve insana hizmet olması; kaliteli hizmeti,
hasta memnuniyetini zorunlu kılmaktadır. Hasta memnuniyeti çeşitli
faktörlerden etkilenen karmaşık bir kavram olup hizmet kalitesinin en
önemli göstergelerindendir.
Sağlık kurumları arasındaki rekabet; kurumların teknik ve
personel yatırımlarının biçimlenmesinde, hasta memnuniyeti ön plana
çıktıkça; Gerek bu planları yapma gerekse hizmet kalitesinin devamlılığını
sağlama anlamında büro yönetiminin önem artmıştır. Hasta memnuniyeti
için öncelikle hizmet verilecek müşterinin tanınması gerekmektedir. Ayrıca
sağlık işletmelerinin rekabet üstünlüğü kazanabilmeleri ve sürekliliği
için hizmet kalitesinin tanımlanması, ölçülmesi, değerlendirilmesi
büyük önem taşımaktadır.Bu sebeple Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde yapılan
araştırma sağlık kurumlarının ön büro ve yönetim hizmetlerine daha fazla
önem vermeye başladıklarını göstermiştir. Bu konuda eğitimli kadrolara
olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Pek çok üniversite bu ihtiyacı
karşılamak amacıyla bölümler açmış ve açmaktadır.
Anahtar kelimeler: Sağlık, sağlık sektörü, sağlıkta büro yönetimi, sağlık
çalışanları, hasta memnuniyeti
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
298
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
PROF . DR. AHMET KUBAŞ - MÜGE YILDIZ
Çalıştığı Kurum
İktisadi Bilimler ve İşletme Fakültesi
Bölüm
İşletme
Telefon,E-Posta
0 282 250 28 03 - [email protected]
Project Name
OFFICE MANAGEMENT OF HEALTH
BUSINESS: ÇORLU CASE
The basic health services is one of the most important issues
to reach high standards in social and economical life. For the related
services, accessibility and utilization commonness of the society, patient
administration and results traceability that is approached with scope of
the basic health services should be examined completely under these
topics.
In recent years as it is the case with every sector, the health sector
also has gone into a conversion period. This conversion is not providing
only the technological issues, but also bringing forward some regulations
related with training and qualification of the personal and service
concept. Fundamentally this service treatmentincludes human health
and medical benefits, its making service quality and patient satisfaction
Project Description
necessary. Patient satisfaction is the most important indicator of service
quality which is complicated issue and under attraction of several factors.
The competition idea between health providers enables
technical and personal qualification investments to the providers with
the expectation of patient satisfaction and underlines the importance
ofoffice services to realize both the planning of satisfaction and observing
continuous service quality. To ensure patient satisfaction, first of all, the
patients should be well identifiedthe health services. Furthermore for
the providers’ earnings about competitive advantage and sustainability,
is rising the importance about definitions, measuring methods and
evaluations of service quality, Due to the that reason, Health providersin
Tekirdağ province Çorlu district have really started to give more
importance for the management of officeservices andthe necessities
about qualified and trained staff are increased with each passing day. To
meet with the required personal need, several universities has established
and continuing to open from the related departments.
KeyWords: Health, Health Sector, Office Services relatedwith
Health Business, Health Corporation Personal, PatientSatisfaction
SectorDescription: : HealthSector, Office Services
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
PROF . DR. AHMET KUBAŞ - MÜGE YILDIZ
Faculty
Faculty of Economics and Administrative Sciences
Department
Business Administration
Phone, E-Mail
0 282 250 28 03 - [email protected]
299
Proje Adı
Proje Açıklaması
300
TRAKYA BÖLGESİ TEKİRDAĞ YOKSULLUK HARİTASI PROJESİ
Araştırmanın amacı Tekirdağ merkez ve ilçelerinin yoksulluk
haritasını çıkarmak ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı
yardımlarının ve İl Özel İdaresi mikro kredilerinin yoksul hane halkları
üzerindeki etkilerini belirlemektir.
Araştırmada kalitatif ve kantitatif yöntemler bir arada kullanılmıştır.
Kantitatif çalışma kapsamında, Tekirdağ ili ve ilçelerinde Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yardımlarından yararlanan ve basit
tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 1.557 kişiye ve Tekirdağ İl Özel
İdaresinden mikro kredi kullanan 41 kişiye hane halkı ortamında yüz yüze
anket uygulanmıştır.
Ampirik çalışmamızın sonuçları, Tekirdağ merkez ve ilçelerinde
hane-halkı reisinin kadın olduğu, göreli olarak genç olduğu (40 yaşın altı),
dul-bekar ve eşlerinden ayrı yaşayan hane reislerinin bulunduğu, düşük
eğitim düzeyine sahip hane-reislerinin bulunduğu, hane halkı sayısının
yüksek olduğu, hane-halkı reisinin sosyal güvencesinin bulunmadığı,
hane halkında ekonomik olarak aktif bireylerin sayısının az olduğu,
hanede çalışanın olmadığı, hane-halkı reisinin iflas ettiği, kırsal kesimde
yaşayan, hane-halkı reisinin göç ettiği, kentin yoksul mahallelerinde
yaşayan, hane-halkı reisinin babasının ekonomik durumu kötü olan,
hane halkında engelli, bakıma muhtaç ve sürekli tedavi gerektiren
kişi/kişilerin bulunduğu hane halklarının yoksulluk riski diğerlerinden
daha fazla olduğu görülmektedir. Bu durumda yoksullukla mücadele
yöntemlerinden yoksul hane-halklarına temel eğitim verilmesi,
mesleki eğitim verilmesi, mikro kredi/proje kredileri sağlanması yoluyla
girişimciliğin özendirilmesi, sağlık hizmetlerine önem verilmesi, evde
sağlık hizmeti verilmesi, sosyal konut hizmetlerine önem verilmesi
yöntemlerinin uygulanması daha uygun gözükmektedir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Trakya Kalkınma Ajansı
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof. Dr. Rasim YILMAZ - Prof.Dr.Ahmet KUBAŞ
Çalıştığı Kurum
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Bölüm
İktisat
Telefon,E-Posta
[email protected] - [email protected]
Project Name
Project Description
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
TEKİRDAĞ POVERTY MAP PROJECT
The aim of the research is to construct poverty mapping of
center and the districts of Tekirdağ and to determine the impact of Social
Assistance and Solidarity Foundation’s aids and micro credits of Secretary
General of Special Provincial Administration on poor households.
In the study, a combination of both qualitative and quantitative methods
were used. Under the quantitative study, questionnaire was administered
to 1,557 randomly selected people supported by Social Assistance and
Solidarity Foundation and 41 people who barrowed micro credit from
Secretary General of Special Provincial Administration.
The empirical results of the study indicates that poverty risk of the
following households are higher than others in district of Tekirdağ:
households headed by females, households headed by person under
40 years old, households headed by widow, single and spouses live
apart from, households headed by person with a low educational level,
households with high number of households, households headed by
person who lacks of social security, households with low number of
economically active members, households without working person,
households headed by bankrupted person, households who live in
rural areas, households headed by person immigrated from other
regions, households who live in poor neighborhood, households
headed by person having got poor parents, households having people
with disabilities and require continuous treatment. Thus, the following
methods of combating poverty are more suitable in district of Tekirdağ
to fight against poverty: supporting entrepreneurship by providing
micro credit with poor households, giving basic education and vocational
training to poor households, giving importance to health services, home
health care and social housing.
2012-2013
Trakya Development Agency
Manager of Project
and Researchers
Prof. Dr. Rasim YILMAZ - Prof.Dr.Ahmet KUBAŞ
Faculty
Faculty of Economics and Business Administration
Department
Economics
Phone, E-Mail
[email protected] - [email protected]
301
Proje Adı
Proje Açıklaması
302
TEKİRDAĞ İLİNDE FAALİYET GÖSTEREN KÜÇÜK,
ORTA VE BÜYÜK ÖLÇEKLİ FİRMALARIN YABANCI VE ULUSAL
BANKALARDAN KREDİ KULLANMA EĞİLİMLERİ
Bu araştırmada Türkiye’deki yabancı ve ulusal bankaların küçük,
orta ve büyük ölçekli işletmelere kredi kullandırma eğilimleri ve finansal
kriz dönemlerindeki davranışları Tekirdağ ili özelinde analiz edilmiştir.
Anket verilerinden yararlanılarak a) Tekirdağ ilinde faaliyet gösteren
küçük, orta ve büyük ölçekli firmaların yabancı ve ulusal bankalardan
kredi kullanma eğilimleri ve b) Finansal kriz zamanlarında yabancı ve
ulusal bankaların küçük, orta ve büyük ölçekli firmalara kredi kullandırma
eğilimleri incelenmiştir.
Ekonometrik çalışmanın sonuçları göstermektedir ki Tekirdağ
merkez ve ilçelerinde orta ve büyük ölçekli, yabancı ortaklı ve ihracat
yapan işletmelerin yabancı banaklardan kredi bulma olasılıkları (yabancı
bankaların bu tür firmaları kredi sunmak için tercih olasılıkları) artmaktadır.
Diğer yandan mikro ve küçük ölçekli, ihracat yapmayan ve yabancı ortağı
bulunmayan işletmelerin yabancı bankalardan kredi kullanma olasılıkları
düşmektedir.
Firma önyargılarına dayanan faktör analizi sonuçları, yabancı
bankaların daha çok kısa vadeli kredi kullandırdıkları, küçük işletmelere
kredi vermekten kaçındıkları, orta ve büyük ölçekli saygın firmalara kredi
kullandırdıkları, kriz zamanlarında sadece büyük ve saygın işletmelere
kredi vermekte olduklarına işaret etmektedir. Bunun yanında, yabancı
bankaların sayısının artmasıyla birlikte ulusal bankaların kredi faiz
oranlarını düşürdüğü, prosedürlerini azalttığı ve müşteri ilişkilerine daha
fazla önem verdiğinin yanı sıra firma kredisi ve bireysel kredi bulmanın
kolaylaştığına işaret etmektedir.
Ampirik bulgular bir bütün olarak incelendiğinde, sonuçlar
yabancı bankaların etkileri literatüründeki “yabancı bankalar piyasadaki
kaymak tabaka denilebilecek en karlı ve kredibilitesi yüksek müşterileri
seçebilir.” ve “yabancı banka girişi ile birlikte piyasadaki tüm firmaların
borçlanma maliyetleri düşecek ve krediye ulaşım olanakları artacaktır.”
hipotezlerini destekler niteliktedir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2012-2013
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Prof.Dr.Rasim YILMAZ
Çalıştığı Kurum
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Bölüm
İktisat
Telefon,E-Posta
[email protected]
Project Name
BORROWING TENDENCIES OF SMALL, MEDIUM AND LARGE SIZED
ENTERPRISES IN TEKIRDAĞ REGION FROM FOREIGN OWNED
BANKS AND DOMESTIC BANKS
In this study we examine the lending tendency of foreign and
domestic banks in Turkey to small, medium and large sized enterprises
and their behavior towards these type of enterprises in times of financial
crisis in the case of Tekirdağ region. Using firm level data from Tekirdağ
region we analyzed a) borrowing tendency of small, medium and large
sized enterprises from foreign and domestic banks b) lending tendency of
foreign and domestic banks to small, medium and large sized enterprises
in times of financial crisis.
Result of econometric study indicates that possibility of medium
and large sized, foreign owned and exporter enterprises accessing credit
from foreign banks is more than small and micro sized, non-exporter,
non-foreign owned enterprises in Tekirdağ region. Foreign banks are less
Project Description likely to lend small and micro sized, non-exporter, non-foreign owned
enterprises
Factor analysis results using perception-based measures shows
that foreign banks lend short term credit, retreat from lending to smallsized firms, lend credible medium and large sized firms, lend only large
and credible (transparent) firms in times of financial crisis. Firms report
that domestic banks lower lending rates and procedures, and more focus
on customer relations with higher participation of foreign banks, The
results also suggest that higher foreign bank participation improves the
accessibility of both firm and individual credit.
Our results provide support to the hypotheses in literature of
effects of foreign bank entry that “Foreign bank entry can cause cream
skimming whereby Foreign banks may concentrate on profitable and
large borrowers.” and “Higher foreign bank participation can lead to an
overall decrease in lending rates of all enterprises, including small and
medium-sized ones, and improve the accessibility of external financing of
firms.”
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2012-2013
Namık Kemal University
Manager of Project
Prof.Dr.Rasim YILMAZ
and Researchers
Faculty
Faculty of Economics and Business Administration
Department
Economics
Phone, E-Mail
[email protected]
303
ELEKTROKİMYASAL OKSİDASYON YÖNTEMİNİN TEKSTİL
ATIKSULARININ ARITILABİLİRLİĞİNE ETKİLERİNİN
TAM ÖLÇEKLİ ARAŞTIRILMASI
Proje Adı
Proje Açıklaması
Tekstil sektöründe su kullanımının minimize edilmesi
sürdürülebilir çevre yönetimi açısından önemlidir. Bu çalışmada seçilmiş
olan işletme faktörlerinin Elektro Kimyasal Oksidasyon (EKO) süreci
üzerindeki tekil ve birleşik etkileri tam ve laboratuvar ölçekli çalışmalarla
araştırılmıştır. Akım yoğunluğu, atıksu pH’ı ve iletkenliğinin renk
giderimi üzerine etkileri The Box- Behnken tasarım metodu kullanılarak
araştırılmıştır. Renk giderim çalışmalarına ilave olarak, EKO arıtımının
öncesi ve sonrası atıksu organik madde kompozisyonundaki değişikler
de bilimsel olarak araştırılmıştır. Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ), Toplam
Organik Karbon (TOK), Azot gibi konvansiyonel parametrelerin yanı sıra,
insan ve çevre sağlığını tehdit eden 22 farklı poli-aromatik hidrokarbonlar
(PAH) türünün konsantrasyonları EKO öncesinde ve sonrasında çeşitli
işletme koşullarında izlenmiştir. EKO çıkış sularının konvansiyonel aktif
çamur süreci ile arıtılabilirliği tam ölçekli ve laboratuvar ölçekli kesikli
nitrifikasyon testleri ile irdelenmiştir. Ham, ozonlanmış ve EKO ile arıtılmış
atıksuların nitrifikasyon bakterileri üzerindeki toksik etkileri belirlenerek
birbirleri ile karşılaştırılmıştır. EKO çıkış suyundan su ve tuz geri kazanım
alternatifleri nanofiltrasyon ve ters ozmozdan oluşan membran
süreçlerinden oluşan bir pilot tesis üzerinden araştırılmıştır. EKO’nun
bir ön arıtım olarak membran tabanlı veya biyolojik yöntemlerden
önce kullanılabilirliği bilimsel olarak irdelenmiştir. Elde edilen sonuçlar
neticesinde membran süreçlerinde akı ve geçirgenlik değerlerinde
önemli değişikler olduğu görülmüştür. Çalışma sonuçlarında elde
edilen diğer önemli bir buldu ise naphthalene, acenaptylene, antracene,
benzo(a) antracene, benzo (g, h, i) perylene gibi bazı PAH türlerinin
işletme sonuçlarına ek olarak EKO süreçlerinde oluşabildiği görülmüştür.
Yapılan çalışmada EKO kullanılarak yapılan atıksu artımında KOİ, TOK, renk
parametrelerinin verimleri sırası ile %40±4 , %50±7 , %98±1olarak tespit
edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Elektro Kimyasal Oksidasyon, Tekstil Atıksuyu, Su ve
Tuz Geri Kazanımı, Tersozmoz, Zehirlilik
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
304
Destekleyen
Kuruluş
NKU BAP
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Doç. Dr. Tolga TUNÇAL - TOLGA KAYGUSUZ
Çalıştığı Kurum
NKU
Bölüm
Çevre Müh.
Telefon,E-Posta
+90 282 250 23 44 – [email protected]
Project Name
IMPACT OF ELECTROCHEMİCAL OXİDATİON METHOD ON
TREATABİLİTY OF TEXTİLE WASTEWATERS: A FULL SCALE STUDY
Decreasing water demand in textile sector is one of the
important environmental concerns. In this study, individual and
combined effects of selected operational parameters on a fullelectrochemical oxidation (ECO) process treating dyehouse effluent
were investigated experimentally. Combinations of variables
including current density, wastewater pH and conductivity resulting
in maximum color removal efficiency were determined using The
Box- Behnken design method. In addition to color removal, variations
in wastewater organic composition before and after ECO were
also examined critically. Removal and/or generation of 22 PAH(s)
before and after ECO were investigated under variable operational
conditions. Treatability of ECO effluent using conventional activated
Project Description sludge process was investigated by both full-scale monitoring studies
and batch scale nitrification tests. Toxicity impact of raw, ozonized
and electrochemically treated wastewaters on nitrifiers were also
determined and compared with each other. Water reuse and salt
recovery alternatives were assessed by full-scale tests in a pilot plant
with ECO and membrane processes, composing of nano filtration
(NF) and reverse osmosis (RO). Advantages and disadvantages of
applying ECO process as a pretreatment prior to membrane–based
or biological methods successfully determined. Another important
observation was formation of some PAHs including naphthalene,
acenaptylene, antracene, benzo(a) antracene, benzo (g, h, i) perylene
as a function of operational conditions maintained in ECO process.
Keywords: Electrochemical oxidation, PAH removal-generation,
nano-filration, reverse osmosis, membrane fouling
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
NKU
Manager of Project Associate Prof. Dr. Tolga TUNÇAL - TOLGA KAYGUSUZ
and Researchers
Faculty
Çorlu Engineering Faculty
Department
Environmental Engineering
Phone, E-Mail
+90 282 250 23 44 – [email protected]
305
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ İLİNDEKİ YER ALTI SULARINDA BULUNAN
İZ ELEMENTLERİNİN TESPİTİ VE İNSAN SAĞLIĞI
ÜZERİNE TOKSİK ETKİLERİ
Bazı elementler canlılar için eser miktarlarda önemli iken bazıları
ise belirli bir konsantrasyondan sonra toksik etki göstermektedirler.
Çalışmamızda Tekirdağ içme suyu kaynaklarında florür, iyodür, çinko,
kadmiyum, mangan, bakır, krom(toplam), kobalt, kurşun ve nikel
konsantrasyonları mevsimsel olarak belirlenerek halk sağlığına olan
etkileri araştırılmıştır. Ağır metallerden Fe, Zn, Cd, Cr, Ni ve Pb tespit
edilememiştir. Mn ve Cu ise hem TS 266 hem de Dünya Sağlık Örgütünün
içme suyu standartlarına göre uygun bulunmuştur. Flor ve iyot tespit
edilememiştir. İçme sularında insan sağlığı açısında florür oranının eksik
olduğu bölgelerde diş çürükleri ve diş hastalıkları daha sık görülmektedir.
İyot eksikliği ise guatr rahatsızlığının tetikleyicisidir ve önemli bir halk
sağlığı problemidir. İyot eksikliği hastalıklarının en yoğun görüldüğü
yerler, özellikle yılın uzun döneminde karlarla kaplı dağlık yöreler ile
kıtaların denize uzak orta bölgeleridir. Ancak Tekirdağ deniz kıyısında bir
şehir olmasına rağmen iyot konsantrasyonun düşük çıkması şaşırtıcıdır.
Avrupa’da Avusturya, Finlandiya, İsveç, Norveç ve İsviçre’de iyot eksikliği
kontrol altına alınmış olmasına karşılık; Romanya, İtalya, Almanya,
İspanya, Yunanistan gibi birçok ülkede iyot eksikliği halen ciddi bir sorun
oluşturmaktadır. Türkiye de bu iyot eksikliği olan ülkeler arasındadır. En
fazla risk altında olan gruplar; gebe ve laktasyon döneminde olan kadınlar,
fetüs, yenidoğan ve süt çocuklarıdır.
Anahtar Kelimeler: İçme suyu, ağır metal, flor, iyot, halk sağlığı.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr.Tülin YILDIZ- YRD.DOÇ.DR.HANDAN DÖKMECİ
UZM.SEVİNÇ ADİLOĞLU
Çalıştığı Kurum
Bölüm
Telefon,E-Posta
306
Project Name
Project Description
DETERMINATION OF TRACE ELEMENTS IN THE FACTORS IN
TEKİRDAĞ GROUNDWATER AND TOXIC EFFECTS
ON HUMAN HEALTH
While it is important for living organisms in trace amounts in
some elements and some shows toxic effects after a certain concentration. Study of drinking watersources in Tekirdag fluoride, iodine, zinc,
cadmium, manganese, copper, chromium(total), cobalt, lead and nickel
concentrations to determine the effects on public health is determined
as seasonal. Heavy metals, Fe, Zn, Cd, Cr, Ni and Pb were not detected.
Mn and Cu in both the TS 266 was approved by the World Health Organization drinking water standards. Fluorine and iodine were not detected.
The rate of fluoride in drinking water is lacking in terms of human health,
dental caries and dental disease is more common in regions. Goiter and
iodine deficiency disorder is a major public health problem is the trigger.
Iodine deficiency diseases where it is most intense, especially in mountainous regionscovered with snow year, with a long period away from the
middle regions of the continents to the sea. However, despite a city of
Tekirdag coast is surprisingemergence of iodine at low concentrations.
Europe, Austria, Finland, Sweden, Norway and Switzerland have been
brought under control for iodine deficiency,Romania, Italy, Germany,
Spain, Greece is a serious problem in many countriesare still iodine deficient. Turkey is among countries with iodine deficiency in this.The groups
most at risk, pregnant and lactating women, fetuses, newborns andinfants.
Keywords: Drinking water, heavy metals, fluoride, iodine, public health.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project Assist. Prof. Dr. Tülin YILDIZ YRD.DOÇ.DR.HANDAN DÖKMECİ
UZM.SEVİNÇ ADİLOĞLU
and Researchers
Faculty
Department
Phone, E-Mail
307
Meslek Yüksekokulları
Vocational Schools
309
Proje Adı
Proje Açıklaması
ARTAN DOZLARDA AZOT UYGULAMASININ KOMATSUNA
(BRASSİCA RAPA VAR. PERVİRİDİS) BİTKİSİNİN BAZI BESİN ELEMENTLERİ,
C VİTAMİNİ, PROTEİN VE BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE ETKİSİ
Bu araştırma ülkemiz için yeni bir sebze olan komatsunanın
yetiştiriciliği üzerine artan dozda azot uygulamasının bitkinin bazı
besin elementleri, C vitamini, protein ve biyolojik özellikleri üzerine
etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Denemede gübre olarak
NH4NO3 dört doz ve çözelti halinde N0: 0 kg/da, N1: 10 kg/da, N2: 15
kg/da ve N3: 20 kg/da olarak uygulanmıştır.
Artan dozda azot uygulaması yapılan komatsuna bitkisinde
C vitamini içeriği doz arttıkça azalma göstermiştir. N0 için C vitamini
29,28 mg/100g olurken, N2 dozda uygulanan azot gübrelemesinde
21,54 mg/100g C vitaminine ulaşılmıştır. Komatsuna protein
bakımından N2 dozda uygulanan azot gübrelemesine olumlu cevap
vermiştir ve protein miktarı % 32,97 olmuştur.
Artan dozda azot uygulaması yapılan komatsuna bitkisinde
N2 dozda uygulanan azot gübrelemesi Potasyum (K), Kalsiyum (Ca),
Magnezyum (Mg), Demir (Fe) ve Bakır (Cu) besin elementleri dikkate
alındığında istatistiksel olarak önemsiz bulunmasına rağmen, Azot
(N) % 5,85, Fosfor (P) % 0,81, Çinko (Zn) 50 ppm ve Mangan (Mn)
71,6 ppm ile N2 dozda uygulanan azot gübrelemesinden olumlu
etkilenmiştirler. Artan dozda azot uygulaması yapılan komatsuna
bitkisinde N2 dozda uygulanan azot gübrelemesi ile bitki boyu 42
cm, bitki yaş ağırlığı 368,60 g ve bitki kuru ağırlığı 69,27 g olarak
tespit edilmiştir. Bu araştırma projesinin sonucunda yukarıdaki
veriler dikkate alındığında komatsuna bitkisine dekara 15 kg azot
uygulaması önerilebilir. Komatsuna Marmara bölgesinde ısıtmasız
seralarda çoğunlukla salata-marul, tere, roka, taze soğan, sarımsak,
pırasa gibi hızlı gelişme periyoduna sahip sebzelere geç sonbahardan
erken ilkbahara hatta yaz başına kadar olan aylarda alternatif bir ürün
olabilir.
Anahtar kelimeler: Komatsuna, Artan Azot Gübrelemesi, Bazı Besin
Elementleri, C Vitamini, Protein ve Biyolojik Özellikleri
310
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Funda ERYILMAZ AÇIKGÖZ
Çalıştığı Kurum
Çorlu MYO
Bölüm
Seracılık
Telefon,E-Posta
[email protected]
Project Name
THE EFFECT OF INCREASING DOSES OF N APPLICATION OF SOME
NUTRIENT ELEMENTS, VITAMIN C, PROTEIN AND BIOLOGICAL
PROPERTIES OF KOMATSUNA (Brassica rapa var. Perviridis) PLANT
This study was conducted in order to determine the effect of
increasing doses of N practice on some nutrient elements, Vitamin C,
protein and biological specifications in growing of komatsuna which is a
new vegetable for our country. In the experiment four doses of NH4NO3
in solutions of N0: 0 kg/da, N1: 10 kg/da, N2: 15 kg/da and N3: 20 kg/da
were applied as fertilizer.
The content of Vitamin C diminished as the dose rises in the
practice of increasing doses of N for the komatsuna plant. Vitamin C
for N0 dose was obtained as 29.28 mg/100g, for N2 21.54 mg/100g of
Vitamin C was reached in N fertilizing. Komatsuna positively responded
in protein for N2 dose of N fertilizing and the protein amount was found
32.97 %.
Project Description
Although the considerations of Potassium (K), Calcium (Ca),
Magnesium (Mg), Iron (Fe) and Copper (Cu) nutrient elements were
found statistically insignificant for N2 dose of fertilization in komatsuna
plant which was subject to increasing dose of N practice, Nitrogen (N) as
5.85 %, Phosphorus (P) 0.81 %, Zinc (Zn) 50 ppm and Manganese (Mn)
71.6 ppm were positively affected in N2 dose of increasing N fertilizing
practice. For N2 dose of fertilization in komatsuna plant which was subject
to increasing dose of N practice, plant height was determined as 42 cm,
fresh weight as 368.60 g and dry weight as 69.27 g. At the end of this
research project, considering the above given data, a fertilization practice
of 15 kg/da can be suggested for komatsuna plant. Komatsuna can be
an alternative product rather for vegetables which have rapid growth
periods such as lettuce, cress, rocket, fresh onion, garlic, and leek from the
months of late fall to early spring even until the beginning of summer for
unheated greenhouses in Marmara region.
Key words: Komatsuna, Increasing N Fertilizing, Some Nutrient Elements,
Vitamin C, Protein and Biological Specifications.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
2011
Namık Kemal University
Manager of Project Assist. Prof. Dr. Funda ERYILMAZ AÇIKGÖZ
and Researchers
Faculty
Corlu vocational college
Department
Greenhousing
Phone, E-Mail
[email protected]
311
Proje Adı
Proje Açıklaması
TEKİRDAĞ YÖRESİNDE YETİŞTİRİLEN AYÇİÇEĞİ
(HELİANTHUS ANNUUS) TOHUMLARININ ANTİOKSİDAN
KAPASİTESİNİN ARAŞTIRILMASI
Yaşadığımız yüzyılda gelişmekte olan teknoloji, çevre kirliliği,
sera etkisi, petrokimya ürünleri, ilaçlar, sigara gibi pek çok faktör sürekli
olarak çeşitli oksidatif stres oluşturan maddelerle karşı karşıya kalmamıza
sebeplerindendir. Bu etkiler kendini serbest radikal oluşumuyla
göstermektedir. Serbest radikaller hücrelere ve bağışıklık sistemine
saldıran moleküllerdir. Antioksidanlar ise serbest radikallerin yıkıcı
etkilerini engelleyen, pek çok hastalığa ve erken yaşlanmaya neden
olabilecek zincir reaksiyonları önleyen moleküllerdir. Antioksidan özellik
gösteren flavonoidler, serbest radikal toplayıcı özellik göstermektedir
(Labuza,1971).
Antioksidan açısından önemli bir bitki olan ayçiçeği dünyada ve
ülkemizde en önemli yağ bitkilerinden biri olup, ülkemizde çoğunlukla
yağlık olarak yetiştirilir. Dünya ayçiçeği üretimi son yıllarda 23 milyon
ton civarında olup, Türkiye üretimde ve ekim alanlarında ilk on ülke
arasında yer almaktadır. Ülkemizde yağlık ayçiçeği üretimi, genelde
Trakya-Marmara Bölgesinde yoğunlaşmış iken, çerezlik üretimi ise,
çoğunlukla İç ve Doğu Anadolu Bölgesinde, az miktarda diğer bölgelerde
de ekimi yapılmaktadır. Sıvı olarak ve margarin hammaddesi katı yağ
üretiminde yaygın kullanım alanı bulan ayçiçek yağı açık sarı renkli, rafine
edilerek kullanılabilen bir yağdır. Ayçiçeği bitkisinden elde edilen yağın
antioksidan miktarı ve tipi; çeşit, olgunluk, yağış miktarı, yükseklik, toprak
koşulları, sıcaklık vb. etkenlere bağlıdır. Bu yağ bitkilerinden elde edilen
yağ tüketimi kanser riskini azaltmakta zararlı serbest radikallere karşı
koruma sağlamaktadır.
Bu çalışmada Ayçiçeği bitkisinde Tekirdağ yöresinin farklı
bölgelerinde yetiştirilen ayçiçeği tohumlarının toprak, iklim ve bölgeleri
de göz önünde bulundurularak antioksidan kapasiteleri karşılaştırılmıştır.
Bu araştırmanın yürütülmesi için Namık Kemal Üniversitesi Muratlı MYO,
Kimya Programı uygulama alanından ve bazı analizlerin yapılabilmesi
içinde Tekirdağ Ticaret Borsası’nın Toprak Analiz Laboratuarlarından
yararlanılmıştır. Projenin yapılmasını destekleyen Namık Kemal
Üniversitesi Rektörlüğüne içten teşekkürlerimizi sunarız.
Anahtar kelimeler: Antioksidan,DPPH,CUPRAC, Ayçiçeği tohumu,
Tekirdağ.
312
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
2011-2012
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd. Doç. Dr. Ayşe AFACAN Prof. Dr. Canan SAĞLAM, Uzman Sevinç Adiloğlu
Çalıştığı Kurum
Muratlı Meslek Yüksek Okulu
Bölüm
Kimya Teknolojisi
Telefon,E-Posta
0282 250 3904 [email protected]
Project Name
ABSTRACT SEARCHİNG FOR THE ANTİOXİDANT CAPACİTY OF
SUNFLOWER (HELİANTHUS ANNUUS) SEEDS WHİCH ARE GROWN
İN TEKİRDAG AND SURROUNDİNG AREAS.
In this century, a number of factors, such as developing
technology, environmental pollution, the green house effect, Petrochemical products, some drugs or medicine and smoking bring us to
continually faced with a variety of substances that make up oxidative
challenges. These effects show themselves in the formation of free radicals.
Free radicals are the molecules that attack cells and immune system in
human body. However, antioxidants are the molecules that prevent the
destructive effects and chain reactions of free radicals, which can cause
many diseases and early aging. Flavonoids, which have antioxidant
characteristics, show the characteristics of free radical scavenger(Labuza,
1971).The sunflower plant, which is one of the most important oil crops
in terms of antioxidant in our country and in the world, is mostly used as
Project Description
oilseed. Sunflower production is around 23 million tons in recent years
all over the world, and Turkey is among one of the top ten countries in
the production and planting. Production of sunflower oilseed in our
country is usually done in Thrace-Marmara region, While the production
of snack is mostly done in Central and Eastern Anatolia. A small amount of
cultivation is carried out in the other regions of Turkey. As a raw material
in liquid form and margarine, sunflower oil which is widely used in the
production of solid fat is yellow in color and used in refined form. The
amount and type of antioxidant of the oil extracted from the sunflower
plant depends on factors, such as species, ripeness, rainfall, elevation, soil
conditions and temperature. The consumption of oil extracted from oil
plants reduces the risk of cancer and protects from harmful free radicals.
In this study, the antioxidant capacity of the sunflower seeds grown in
different regions in Tekirdağ was compared by taking into account soil,
climate and regions. To conduct this research, Namık Kemal University,
the application area of chemistry program of Muratlı Vocational School
and for some analysis, Soil Analysis Laboratory of Tekirdag Trade and
Exchange Market were utilized. We thank the Rectorate of Namık Kemal
University in supporting this Project.
Key words: Antioxidant, DPPH, CUPRAC, Sunflower seeds, Tekirdag.
Start and
Finish Date
of Project
2011-2012
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
and Researchers
Assist. Prof. Dr. Ayşe AFACAN
Prof. Dr. Canan SAĞLAM, Uzman Sevinç Adiloğlu
Faculty
Muratlı Vocational School
Department
Chemical technology
Phone, E-Mail
0282 250 3904 [email protected]
313
Proje Adı
Proje Açıklaması
SOĞUK HAVA DEPOLARINDA YERSEL DEĞİŞKENLİĞİN
DEPOLANAN ÜRÜNLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ AZALTMA
YÖNTEMLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
1.Bu araştırmanın gerekçesi soğuk hava depolarında ortam
sıcaklığı, bağıl nem ve hava hızındaki dağılım düzensizliklerinin depolanan
ürün kalitesi üzerinde olumsuz etkisidir. Ortam sıcaklığı ve bağıl nemin
depo içinde her yerde aynı olmaması, depolanan ürünlerde kalite ve
miktar kayıplarına neden olmaktadır.
2.Soğuk hava depolarında otomatik nemlendirme sistemleri
ya çok az kullanılmakta ya da kullanılmamaktadır. Nemlendirme basit
yöntemlerle (nemlendirilmiş çuvallar, ürünlerin üzerine su püskürtülmesi
veya ortama kaplar içinde su bırakılması) sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu
uygulamalar, bağıl nemin deponun her tarafında aynı olmamasına ve
sonuçta üründe kalite kaybına ve çeşitli hastalıklara neden olmaktadır.
3.Soğuk hava depolarının içine soğuk hava evaporator tarafından
sağlanmaktadır. Depolama sırasında soğuk hava deposundaki ortam
sıcaklığı ve bağıl nem yüzdesi ile depolanan üründeki kalite kayıpları
arasında doğrudan ilişki vardır. Bu nedenle soğuk hava depolarında
nemlendirmenin ve hava dolaşımının homojenliği önemlidir.
Bu araştırmanın amacı; yersel değişkenlik olarak adlandırılan
depo iç sıcaklığı, bağıl nem ve hava hızındaki konuma bağlı farklılıkları
azaltacak çözümleri saptamaktır. Bunun için özel olarak tasarlanmış
şartlandırılmış havayı depo içinde mümkün olabildiğince homojen
olarak dağıtan bir sistemi içeren soğuk hava deposu tasarlanacaktır.
Araştırma iki farklı depoda aynı ürünlerin aynı zamanda depolanması
şeklinde yürütülecektir. Depolardan birinde klasik soğuk hava deposu
işletmecilik sistemleri, diğerinde ise tasarlanan sistem bulunacaktır.
Araştırmada elma ve şeftali 2 yıl boyunca depolanacaktır ve ürünlerdeki
kalite değişimleri gözlemlenecektir. Ayrıca soğuk depolarda sıcaklık,
hava hızı ve bağıl nem oranındaki değişim farklı konumlarda ölçülecek
ve sonuçlar karşılaştırılacaktır. Elde edilen veriler hesaplamalı akışkan
dinamiği ile modellenecektir. Bu ölçümler boş ve dolu depo için
gerçekleştirilecektir.
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr.Serap AKDEMİR
Çalıştığı Kurum
Teknik Bilimler MYO
Bölüm
Makine
Telefon,E-Posta
314
Project Name
MODELLİNG OF SPATİAL VARİABİLİTY OF ENVİRONMENTAL
FACTORS İN COLD STORE AND DETERMİNATİON
OF İTS EFFECT ON STORED PRODUCT LOSSES
Reason of this research is negative effect of spatial and temporal
variability of ambient temperature, relative humidity and airflow on stored
products quality. Spatial variability of the relative humidity and ambient
temperature in a cold store cause loosing of the quality and quantity of
stored products.
Automatic humidification system is not generally used in cold
stores. The humidification is realized by using simple methods such as
wet sacks, water spraying with hose on stored products, putting buckets
contain water in cold store. These applications cause spatial variability for
relative humidity in cold stores and loosing quality of stored products and
creating some diseases.
Evaporator determines ambient temperature. There are direct correlations
Project Description between ambient temperature, relative humidity and quality loss of
product during storage. For this reason, it is important homogeneity of
uniform distribution of airflow and humidification in cold stores.
Aim of this research is to determine suitable solutions for
decreasing spatial variability of ambient temperature and relative
humidity in cold stores. A cold storage which includes a special system
to distribute humidified air as homogenous as possible inside of the
cold storage will be designed. Research project will be carried out in
two different cold room stored same fruits at same period. There will be
conservative management techniques in one of the cold store; the other
contains automatic humidification system and evaporator speed control
system. Peaches and apples will be stored in both cold stores for 2 years.
Ambient temperature, relative humidity and air velocity will
be determined for top, medium and bottom level of the cold stores and
results will be compared. Ambient conditions will be measured for empty
and full cold store. In addition, quality criteria of stored products will be
observed. Computational fluid dynamic techniques will be used for
modeling of ambient temperature, relative humidity and airflow.
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. Serap AKDEMİR
and Researchers
Faculty
Technical Sciences
Department
Machine
Phone, E-Mail
315
Proje Adı
Proje Açıklaması
SOĞUK HAVA DEPOLARINDA ORTAM KOŞULLARININ HESAPLAMALI AKIŞKANLAR DİNAMİĞİ (CFD) İLE MODELLENMESİ
Bu araştırmanın amacı, bir test odasında sıcaklık ve nem
dağılımının incelemek ve tarımsal ürünlerin daha uzun sürelerle ekonomik
olarak saklanabilmesi için önerilerde bulunmaktır. Araştırmada, deneysel
ölçümleri ve hesaplamalı akışkanlar dinamiği analizleri (CFD) yapılmıştır.
Hesaplamalı analizler, geometrik ve fiziksel modelleme açısından artan
karmaşıklık ve ayrıntıda çalışma aşamalarında gerçekleştirilmiştir. Elde
edilen sonuçlar her aşamada deneysel verilerle karşılaştırılarak sağlama
yapılmıştır. Hesaplamalı yöntemler ile elde edilen ayrıntılı sonuçlar,
havalandırma şartları ve oda yerleşiminin sıcaklık ve nem dağılımı
açısından etkilerini belirlemede kullanılmıştır. Araştırmada; soğuk oda
depolama performansını etkileyen sıcaklık ve nem dağılımının soğuk oda
konfigürasyonu ile ilişkisinin belirlenmesine yönelik esaslar belirlenmiştir.
Ayrıca ekonomik bir tasarım aracı olan Fluent sonlu hacimler yöntemini
kullanan bir Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği yöntemlerinin soğuk
depo tasarımı ve iyileştirilmesinde kullanımını değerlendirme olanağı
bulunmuştur. Sonuçlar evaporatör yüzey alanının oluşturduğu hava
kanalı boyunca incelenmiştir. Depo set değeri olan +20C ve %90 bağıl
nemde alınan havanın sıcaklık ve bağıl nem kontur değerlerinin odanın
yarısında tolerans değerlerinde olduğu saptanmıştır. Ancak diğer
kısımlarında +50C sıcaklıkta ve %70 bağıl nemde olduğu görülmüştür.
Anahtar kelimeler: Sıcaklık, nem, soğuk hava deposu, Hesaplamalı
Akışkanlar Dinamiği , Fluent sonlu hacimler yöntemi
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
316
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr.Serap AKDEMİR - Fırat Oğuz Edis
Çalıştığı Kurum
Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu
Bölüm
İklimlendirme ve Soğutma Programı
Telefon,E-Posta
e-mail:[email protected]
Project Name
Project Description
MODELLİNG OF AMBİENT FACTORS BY COMPUTATİONAL FLUİD
DYNAMİC (CFD) İN COLD STORAGE
Objective of this research is to investigate distribution of temperature and relative humidity in an experimental cold storage and determine suggestions for long and economic cold storage of agricultural
products. Experimental measurements and computational fluid dynamics (CFD) analysis were realized. Complexity and details of the computational fluid dynamics (CFD) analysis increased. Results of CFD analysis
were compared with experimental results for each stage of the research.
Detailed CFD results were used to determine effect of ventilation conditions and location of cold storage on spatial variability of temperature
and relative humidity. Essentials of relationship between distribution of
temperature and relative humidity affect cold storage performance and
cold storage configuration were determined. In addition, using of Fluent software which is one of economic design tools and based on finite
volumes in computational fluid dynamic, evaluated for cold storage design and improvement of design. The results were investigated along air
channel created by evaporator surface area in cold storage. Temperature
and relative humidity contour values of cold air taken at cooling system
set values as 2oC and %90 was determined approximately at tolerance
values of temperature and relative humidity for half of these air channel
in the cold storage. But these values were determined as +5oC and 70%
RH for other part of the experimental cold storage.
Key words: Temperature, relative humidity cold storage, computational
fluid dynamics
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. Serap AKDEMİR - Fırat Oğuz Edis
and Researchers
Faculty
Technical Sciences
Department
Phone, E-Mail
e-mail:[email protected]
317
Proje Adı
SOĞUK HAVA DEPOLARINDA KASA İÇI BAĞIL NEM VE SICAKLIK
DAĞILIMININ HESAPLAMALI AKIŞKANLAR DINAMIĞI
İLE MODELLENMESI
Proje Açıklaması
Bu araştırmanın amacı; şeftali depolanan bir soğuk depoda kasa
içindeki sıcaklık ve bağıl nem farklılıklarının ortam özellikleri üzerindeki
etkisini saptamaktır. Araştırma Çiller ünitesine sahip deneysel bir soğuk
odada yürütülmüştür. Soğutma sistemi +1oC’ye ve % 90 bağıl neme
ayarlanmıştır. Ölçümler Testo 177H1 sensörü ile yapılmıştır. Modelleme
için Ansys Fluent programı kullanılmıştır. Araştırmada, kasa içindeki ortam
özelliklerinin konuma göre değişimi hesaplamalı akışkanlar dinamiği ile
modellenmiştir. Ayrıca, farklı konumlarda yer alan kasaların içinde sıcaklık
ve bağıl nem değerleri sensörlerle ölçülmüştür. Modelin geçerliliği için
modelden elde edilen değerler ile ölçüm sonuçları karşılaştırılmıştır.
Ayrıca depolama süresince Ürün kalitesindeki değişimler belirlenmiştir.
Modelleme ile ölçüm sıcaklıkları arasındaki fark ortalama 0.35 0C
olarak saptanmıştır. Model %17.1 hata ile sıcaklık ölçüm sonuçlarını
tahmin etmiştir. Modelleme ile ölçülen bağıl nem değerleri arasındaki
fark ortalama % 1.96 olarak saptanmıştır. Model % 2.56 hata ile bağıl
nem ölçüm sonuçlarını tahmin etmiştir. Muhafaza süresinde şeftalide
meydana gelen meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde miktarı,
titre edilebilir asit miktarı, pH değerleri, solunum hızı, nişasta üzerindeki
değişimler ve tat üzerindeki etkileri önemli bulunmuştur. Ancak
depo içinde alt, orta ve üst seviyelerin kalite kriterleri üzerindeki etkisi
istatistiksel açıdan farklı bulunmamıştır. Model ve ölçüm sonuçlarından
da görüleceği gibi depolama koşuları açısından farklı seviyelerde
farklılıklar olmasına rağmen bu durum kalite kriterleri üzerinde olumsuz
etki yaratmamıştır.
Anahtar kelimeler; soğuk depo, hesaplamalı akışkanlar dinamiği, şeftali,
sıcaklık, bağıl nem
Proje Başlangıç
Bitiş Tarihi
318
Destekleyen
Kuruluş
Namık Kemal Üniversitesi
Proje Yöneticisi
Araştırmacılar
Yrd.Doç.Dr.Serap AKDEMİR -Yrd.Doç.Dr.Erdinç BAL
Çalıştığı Kurum
Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu
Bölüm
İklimlendirme ve Soğutma Programı
Telefon,E-Posta
e-mail:[email protected]
Project Name
Project Description
CFD MODELLING OF AMBIENT FACTORS IN BOXES
FOR PEACH COLD STORAGE
Objective of this study is to determine the impact of the differences observed in ambient temperature and relative humidity for peach
boxes in cold storage. The study was implemented in an experimental
cold store having a Çiller unit located. The cooling system was adjusted at
+1oC with 90 % of relative humidity. The measures were carried out by
Testo 177H1 sensor and Ansys Fluent Program was used for modelling.
For the study, the changes in ambient factors inside the box with regards
to its differing positions were modelled via computational fluid dynamics. Moreover, temperature and relative humidity of boxes with various
positions were measured through sensors. In order to provide with the
validity of the model, the scores acquired from that model were compared to the measurement results. Changes in the quality of the product
were also identified during the storage period. Comparisons displayed
that the mean variation between the model estimation and the measured temperature was 0.35 0C. The model predicted the temperature measurement results in a margin of error of 17.1%. while the mean score of
variation between the model estimation and the relative humidity was
1.96%. This means the model predicted the relative humidity measurement results in a margin of error of 2.56%. Fruit hardness on peach during
storage, soluble solid amount, titratable acid amount, pH values, respiration speed, changes on the starch and its impact on the flavour were
found to be significantly meaningful. However, its effects on the quality
criteria on top, medium and base levels inside the store were considered
statistically insignificant. The model estimations and measurement results showed that there were some differences among various levels with
regards to storage conditions though they had no significant negative
effect on quality criteria.
Keywords: cold store, Computational Fluid Dynamics, peach, storage
box, temperature, relative humidity
Start and
Finish Date
of Project
Financial
Supporter of
project
Namık Kemal University
Manager of Project
Assist. Prof. Dr. Serap AKDEMİR - Assist. Prof. Dr. .Erdinç BAL
and Researchers
Faculty
Technical Sciences
Department
Phone, E-Mail
e-mail:[email protected]
319