close

Enter

Log in using OpenID

ALABİLİRSİNİZ

embedDownload
ALABİLİRSİNİZ
SAYI: 31
www.ngdergi.com
Kadının en büyük vazifesi analıktır! İlk terbiye verilen yerin ana kucağı
olduğu düşünülürse, bu vazifenin ehemmiyeti layıkiyle anlaşılır.
EDİTÖR
Yeniliklerimiz ve
ödüllü koleksiyonlarımız
NG Kütahya Seramik, 26 Şubat–2 Mart tarihleri arasında
gerçekleşen UNICERA 26. Uluslararası Seramik Banyo
Mutfak Fuarı’ndaki görkemli standında tüketiciler ve sektör
profesyonelleriyle buluştu. Bu büyük buluşmada ilk kez
seramik meraklılarına sunulan bir yeniliğe daha imza atıldı:
İspanya’nın seramik devi TAU Ceramica ile yapılan işbirliği
sonucu 2013 yılında Türkiye’de kurulan TAU Ceramica
Turkey’in deneyim ve inovasyon yeteneği ile seramiğe
olan tutkuyu birleştiren tasarımları NG Kütahya Seramik
güvencesiyle bir araya getirildi. Bu yeni ürünler ahşap, taş ve
mermer görünümlü seramikleriyle mekanlara doğayı taşıyan
inovatif ürünler, teknik ve estetik karakteristikleriyle evlerden
Gülden GÜRAL
otellere kadar pek çok mekanda tercih ediliyor.
Yenilikleri, benzersiz tasarımları ve ödüllü koleksiyonlarıyla
tanınan NG Kütahya Seramik’in 30x90 cm ebadındaki ürünleri
de ilk kez fuar kapsamında tanıtılan tasarımlar arasında yer
aldı. Özel formlu, 15x42,5 cm ve 16,5x49,5 cm gibi yeni
boyutlarda tasarlanan ürünler ve Red Dot Design Award Best
Of The Best ödüllü ve Yiğit Özer imzalı ‘Element’ koleksiyonu
da bu fuara damgasını vurdu.
Sadece seramikte değil, porselende de yepyeni ürünlerle
kendimizi yenilemeye devam ediyoruz. İlk kez Ambiente
2014 fuarında porselen severlere sunduğumuz yeni
koleksiyonlarımız, genç ve dinamik yüzümüzün en önemli
göstergeleri.
NG dergimizi elektronik ortamda Turkcell Dergilik (iPhone, iPad
ve Android işletim sistemli cihazlardan) ayrıca Samsung eKitap ve
www.ngdergi.com adlı internet sitemizden de takip edebilirsiniz.
4
İÇİNDEKİLER
12
32
6 SANAT GÜNCESİ Vehbi Koç Vakfı
52 KÜLTÜR MİRASI Ayvalık’ta yıkılmaya yüz
Sadberk Hanım Müzesi’nden ve İstanbul
tutan eski yapıların hüznü ve bu kente gönül
Modern’den iki ilginç sergi
veren yeni sakinlerinin umudu yeşeriyor
8 RÖPORTAJ Kütahya Porselen’in
56 İÇ MİMAR Şafak Aliçavuşoğlu’nun iç
Yönetim Kurulu Üyesi Gülsüm Güral ile
mekan tasarımlarının her biri ilginç bir hikaye
anneliğe ve iş hayatına dair sıcak bir röportaj
anlatıyor
12 YENİ SERİ SERAMİK TAU Ceramica
60 ALIŞVERİŞ Kütahya Porselen ürünleriyle
Turkey’in 2014 koleksiyonları
hediye seçenekleri
16 YENİ SERİ PORSELEN Kütahya
66 KEŞİF Ünlü gezginlere en güzel tatil
Porselen’in Leonberg ve Bone China serileri
beldelerini sorduk
18 GÜRAL SAPANCA NG Güral
70 RÖPORTAJ PTT Pul Müzesi’nin mimarı
Sapanca’dan kış aylarının stres ve
Güzen Erkan’dan bir proje hikayesi
yorgunluğunu geride bırakacak yenilenme
74 KÜTAHYA AMBALAJ Türkiye’nin en
yöntemleri
büyük ambalaj üreticisi Kütahya Ambalaj
20 MÜZİK Kıraç’la birbirinden güzel
76 PORSELEN SEPETİ Ünlüler
bestelerini ve özel hayatındaki mesafeli
porselensepeti.com’dan hediye seçti
duruşunu konuştuk
80 SANAT VE PORSELEN Ressam
24 TREND NG Kütahya Seramik ve
Setenay Özbek Kütahya Porselen tabaklarına
Kütahya Porselen şehir temasını
sanatını yansıttı
koleksiyonlarına taşıdı
82 VÜCUT BAKIMI NG Güral Sapanca Aliva
26 TASARIM Hollanda ve Finlandiya’dan
Spa’dan yaza hazırlık
şakacı tasarımlar
84 SAĞLIK Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr
30 GÜRAL AFYON NG Güral Afyon
Özcan Çakmakçıoğlu ile estetik gülüşlerin sırrı
Wellness&Convention, termal tatil geleneğini
86 SAĞLIK Dr Yavuz Dizdar’ın doğaya ve
modernize ediyor
tıbba yeni yorum getirdiği ‘Yemezler’ adlı kitabı
32 STİL Kütahya Porselen ve Mitterteich’in
88 TERMAL Kaplıca kullanımının en doğru
beyaz ve bej sadeliği
mevsimlerini Prof. Dr. Zeki Karagülle anlattı
36 SİNEMA Lale Mansur’un İstanbul’u
89 BESLENME Yaz öncesi diyet telaşında
40 MALZEME Binlerce yıllık hikayesiyle
doğru adımları atmanın yollarını Ali Dereli’den
porselen
dinledik
42 STİL Kütahya Porselen Naturaceram’dan
90 GURME NG Güral Sapanca
cesur renkler
Wellness&Convention’dan hem göze hem
44 ÇİKOLATA Yüzyıllardır vazgeçilmeyen
damağa hitap eden lezzetler
lezzet çikolatanın dünü ve bugünü
94 MAGAZİN Ünlülerin kişisel astroloji
46 KİTAP Murat Menteş’in son kitabı ‘Ruhi
haritalarına baktık ve geçmişte hangi meslekleri
Mücerret’
yaptıklarını tespit ettik
50 ATÖLYE İlginç kuklalara yeniden hayat
98 BİZDEN HABERLER
veren bir ustanın ilham kaynağı mekanı
114 BULMACA
SAYI: 31
MART 2014
İmtiyaz Sahibi
Nafi Güral Yatırım A.Ş. adına
Eser Çetintaş
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Ahmet Öz
Görsel Danışman
Harun Topuz
İletişim Adresi
Atatürk Bulvarı, Çalça Mah. Kütahya
Tel: (0274) 225 12 00 Faks: (0274) 225 12 13
www.ngdergi.com
facebook.com/ngdergi
twitter.com/ngdergi
NG Dergisi Nafi Güral Yatırım A.Ş.
tarafından 3 ayda bir
yayınlanır ve ücretsiz dağıtılır.
Füsun Gümeli, Serkan Şentürk,
Yayına Hazırlayanlar
İsa Arslan
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş
Yazışma Adresi: Turkuvaz Dergi
Grubu, Barbaros Bulvarı, Cam Han,
Yayın Direktörü Aslıhan Sarp İşman
No:153, Balmumcu, Beşiktaş
Yayın Yönetmeni Fatma Özel
Tel: (0212) 354 30 00
Yazı İşleri Müdürü Şebnem Yıldız
Basımcı: Turkuvaz Matbaacılık
Görsel Yönetmen Nazlı Sarı
Yayıncılık A.Ş.
Editörler Çiğdem Hasanoğlu
Basıldığı Yer: Akpınar Mah.
Zeliha Köşlü, Ayşegül Gürsel
Hasan Basri Cad. No: 4, Sancaktepe
Fotoğraflar Agim Can, Ergun Candemir
İSTANBUL, Tel: (0216) 585 90 00
5
SANAT
GÜNCESİ
Kadim çağlara ait
kadim izler
Sadberk Hanım Müzesi yeni sergisiyle hem kuruluş
yıldönümünü kutluyor hem de eski medeniyetlere
kronolojik bir bakış açısı sunuyor. Yapım Ayşegül Gürsel
ehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi geçici sergi programı dahilinde,
V
25 Mayıs’a dek ‘Kadim Çağlardan İzler, Sadberk Hanım Müzesi Kolek-
siyonu’ sergisiyle ziyaretçilerini ağırlıyor.
14 Ekim 1980’de Türkiye’nin ilk özel müzesi olarak açılan Sadberk Hanım Müzesi bu yıl 33. yılını tamamlıyor. Sadberk Koç’un özenle Türk ve İslam
eserlerini bir araya getirmesi ile oluşan koleksiyon, başlangıçta müze koleksiyonunun nüvesini oluşturmuş ve zaman içerisinde hibe veya satın alma yoluyla müze envanterine giren eserlerle birlikte gayet zenginleşmiş. 1983’te satın
alınan Hüseyin Kocabaş koleksiyonu ile müze envanterine Türk ve İslam dönemlerine ait eserlerin yanı sıra arkeolojik eserler de dahil edilmiş. Türk ve İslam
eserleri, 19. yüzyıl sonlarında inşa edilmiş olan ve Azaryan Yalısı alarak adlandırılan tarihi yalıda, arkeolojik eserler ise bu yalının bitişiğinde yer alan ve başarılı
bir restorasyondan sonra 1988 yılında ziyarete açılan ‘Sevgi Gönül Binası’nda
sergilenmeye başladı. 25. kuruluş yıldönümünü kutlayan Arkeoloji Bölümü’nün
yaklaşık 7.000’e yakın eserden oluşan koleksiyonu, Geç Neolitik Çağ’dan Bizans Dönemi sonuna kadar Anadolu’da birbiri ardına yaşamış uygarlıklara ait
maddi kültür varlıklarının kronolojik olarak izlenmesine imkan sağlıyor. Sadberk
Hanım Müzesi Arkeoloji Bölümü, bu vesileyle koleksiyonları arasından seçtiği
ve yapılmış oldukları dönemlere ışık tutan 150 taşınabilir kültür varlığını, ‘Kadim
Çağlardan İzler’ adlı sergiyle bir araya getirerek kuruluş yıldönümünü kutluyor.
Bu sayede; Hacılar kültürüne ait kaplar, taş aletler ve heykelcikler ile Geç Neolitik ve Erken Kalkolitik Çağ’da Göller Bölgesi; idoller, gaga ağızlı testiler ve
tunç silahlar ile Erken Tunç Çağı’nda Batı ve Orta Anadolu’nun Yortan, Troia,
Alacahöyük kültürleri; çivi yazılı tabletler, mühürler ve sunu kapları ile Orta ve
Son Tunç Çağı’nda Asur Ticaret Kolonileri, Hitit ve Miken kültürleri; çömlekçilik
ve kuyumculuk sanatının örnekleri ile Demir Çağı’nda Urartu, Frig ve Lidya krallıkları; zengin form ve bezeme çeşitleriyle Geometrik Dönem’de Karia kültürü;
mitoloji ve kahramanlık konularının işlendiği siyah ve kırmızı figürlü Attika çömlekleri ile Arkaik ve Klasik Dönem kültürleri; altın takıları, pişmiş toprak figürinleri, kalıp yapımı kırmızı astarlı çömlekleri ile Hellenistik Dönem kültürleri; heykel
sanatı, cam kapları ve takıları ile Roma Dönemi ve son olarak Ortaçağ Hıristiyanlık inancı ile Roma sanatının geleneklerini harmanlayarak kendine özgü bir
sanat anlayışı geliştirmiş ve maden eserleri ile öne çıkan Bizans kültürü inceleniyor. Sergi, 25 Mayıs’a kadar Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde
görülebilir. www.sadberkhanimmuzesi.org.tr
6
Komşular bir arada
İstanbul Modern, güncel sanat eserlerinden oluşan kapsamlı bir sergiyle karşımızda.
Komşular, bölgenin toplumsal yaşamında karşımıza çıkan gösteri, tiyatro,
seyahat ve kutlamalar gibi köklü adetlerin görsel sanatlara yavaşça nasıl
sızdığına ve bu farklılaşmış fakat tarihsel açıdan ilişkili bölgede çalışan
güncel sanatçıları günümüzde nasıl etkilediğine yoğunlaşıyor.
stanbul Modern, kuruluşunun 10. yılında ‘Komşular-Türkiye
karşımıza çıkan gösteri, tiyatro, seyahat ve kutlamalar gibi köklü
ve Çevresinden Güncel Anlatılar’ başlıklı yeni sergisiyle,
adetlerin görsel sanatlara yavaşça nasıl sızdığına ve bu farklılaş-
Türkiye’nin içinde bulunduğu geniş coğrafyadaki güncel sanat
mış fakat tarihsel açıdan ilişkili bölgede çalışan güncel sanatçıları
çalışmalarından kapsamlı bir seçki sunuyor. Sergide, 17 ülkeden
günümüzde nasıl etkilediğine yoğunlaşıyor. Sergi, bölge kültür ve
35 sanatçının yapıtlarıyla Türkiye’nin ve çevresindeki bölgenin
sanatında öne çıkan hikaye anlatımını ve yolculuğu konu alıyor. Bu
görsel kültürüne yönelik ortak yaklaşımları araştırılıyor. Komşular
iki tema pek çok yapıtta iç içe geçerek hareketlilik, göçmenlik, gö-
Türkiye’nin yanı sıra birbiriyle tarihi, siyasal ve kültürel bağları olan
çebelik ve gezginlik, dil, çeviri, kültürel aktarım ve benzeri kavram-
Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu gibi komşu coğrafyalardan
lara dönüşüyor. Kültür ve medeniyetin en önemli unsurlarından biri
günümüz sanatının öncü sanatçılarını ve yapıtlarını bir araya geti-
olan anlatı ya da hikaye anlatımı, insan yaratıcılığının ve sanatın her
riyor. Günümüz sanatı ve sanatçılarını sadece bölgesel ya da ulu-
biçiminde görülebiliyor. Komşular sergisinde de genellikle çeşitli
sal kimlikler üzerinden tanımlamanın geçersizliğinden yola çıkan
alanlarda araştırma yapan ve üreten sanatçılar, yapıtlarında çoğul
sergi, sanatçıların bu bölgeye özel deneyimlerine çalışmalarında
anlatı ruhuna ve anlatanlara odaklanan ‘çok sesli bir anlatılar kum-
nasıl yer verdiğiyle ilgileniyor.
panyası ya da orkestrası’ sunuyor. Sanatçıların gezgin ve göçebe
İ
Küratörlüğünü İstanbul Modern’den Çelenk Bafra ve Paolo
doğasının yapıtlara yansıması ve anlatıların gezici ve yer değiştirici
Colombo’nun üstlendiği sergiye bölge sanatının önemli uzman-
özelliğiyle bölge kültür ve toplumlarının genel olarak kaderi yolcu-
larından Negar Azimi, Zdenka Badovinac ile Magda Guruli danış-
luklarla çizildiği için ‘yolculuk’, serginin temalarından biri. Komşu-
manlık yapıyor. Sergi günümüz sanat pratiğindeki dilleri, özellikle
lar, bir yandan bölge sanatında belirgin bir biçim olan performans
de anlatı, sözlü gelenek ve halk tiyatrosu gibi formları kullanan
ve gösteriye alan açarken, diğer yandan akademik sanat çevreleri
veya onlarla ilişki kuran çalışmalara odaklanıyor. Toplumsal etki-
dışında gelişen karikatür ve halk sanatı gibi dalların uzantısına da
leşimin merkezinde yer alan bu formlar, kamusal alanda bireyin
güncel sanat bağlamında yer veriyor. Sergi 8 Mayıs’a kadar İstan-
sesini ortaya koyuyor. Komşular, bölgenin toplumsal yaşamında
bul Modern’de görülebilir. www.istanbulmodern.org
7
RÖPORTAJ
GÜLSÜM GÜRAL
8
Ben her şeyden
önce bir anneyim!
NG Kütahya Porselen’in Yönetim Kurulu Üyesi, şirketin kurucusu Nafi Güral’ın hayat
arkadaşı, dört çocuk annesi, dekorasyon meraklısı koleksiyoner ve Nafi Güral Eğitim Vakfı
Başkanı Gülsüm Güral ile anneliğe ve iş hayatına dair sıcak bir röportaj gerçekleştirdik.
Yazı Çiğdem Hasanoğlu, Fotoğraflar Serkan Şentürk
ülsüm Güral son derece pozitif ve neşeli bir kadın.
Ben yıllardır fincan koleksiyonu yapıyorum. Kızım kolek-
Yaşı ilerledikçe gençleşiyor adeta. Bunda torunla-
siyon yapmamı tavsiye etmişti yıllar önce. O sıralar seramik
rının da katkısı büyükmüş. Senede bir kez bütün
ve fincan üzerine yüksek lisan tezi yapıyordu. Onunla birlikte
torunlarını bir araya getirip Nafi Bey’i de alarak tatile giderler,
ben de fincanlara dair araştırmalar yapmaya başladım. Bir-
çok keyifli vakitler geçirirlermiş. “Zamane çocukları inanılmaz.
likte fincan toplamaya başladık. Yurt içi ve yurt dışında yap-
Ellerinde akıllı telefonlar, sürekli yeni şeyler öğreniyorlar. Saye-
tığımız seyahatlerde çok ilginç parçalar bulduk. Sonra tabii
lerinde ben de öğreniyorum” diyor Gülsüm Hanım. Elindeki te-
koleksiyon yaptığımı bilen arkadaşlarım da benim için nadide
lefonundan bir arkadaşının kızının dans videosuna bakıyor bir
parçalar topladılar. Koleksiyon yapmak çok tutkulu bir iş…
yandan da. Sohbete başlıyoruz…
Bir kere başladığınız zaman sonu gelmiyor. Biriktirme hali
G
Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Hayatınız
nasıl geçiyor?
bir tutkuya dönüşüyor. Bende de öyle oldu. Biblo ayakkabı,
kutu, tespih derken pek çok koleksiyonum var şimdi. Açıla-
Çok keyifli geçiyor. Kütahya ve İstanbul arasında geçen
cak olan müzede de porselen ağırlıklı olmak üzere pek çok
bir hayatım var. Ben Kütahya’da doğdum ve büyüdüm. Genç
şey sergilenecek. Mimarımızla birlikte müzenin dekorasyonu
yaşta anne oldum. Dört tane pırlanta gibi evladım var. Onlar
ile de ilgileniyorum.
büyüdükten ve kendi ailelerini kurduktan sonra eşimle baş
başa kaldık. Bir yandan çalışıyor diğer yandan torunlarımızla
vakit geçiriyoruz.
Kütahya ve İstanbul arasında gidip geliyor olmak
yorucu olmuyor mu?
Dekorasyona olan ilginizi biliyoruz. Nereden kaynaklanıyor bu?
Aslında eşimin önerisiyle dekorasyon işleriyle ilgilenmeye
başladım. Nafi Bey de ben de mobilyalara ve aksesuarlara çok
meraklıyız. Çocuklarım büyüdükten sonra Nafi Bey, “Gülsüm,
Aslına bakarsanız çocuklarım ve torunlarım burada diye
sen bu işlere çok meraklısın. Neden otellerimizin dekorasyonu
İstanbul’la da bir bağ kurduk. Gidip geliyoruz sürekli. Bu
ile ilgilen miyorsun?” diye sordu. Biliyorsunuz Güral Sapanca ve
bizim için bir yaşam tarzına dönüştü. Keyifli bir tarafı da var
Afyon Otellerimiz var. Mimarlarımızla birlikte otelin iç mimarisiyle
sürekli hareket etmenin. Sizi daha dinamik yapıyor. Zaten
ilgilendim. İş yerlerimizdeki ofisler, yaşadığımız ev derken birden
eşim de ben de gezmeyi severiz. Tatillerde bütün torunları-
çok zevk aldığım bir iş ile meşgul olurken buldum kendimi.
mızı alır bir yerlere gideriz.
Şimdilerde zamanınızın büyük bir bölümünü heyecan verici bir projeye ayırdığınızı öğrendik.
Nafi Bey ile uzun yıllardır birliktesiniz. Mutluluğunuzun sırrı nedir?
Anlayış, şefkat ve hoşgörü olarak özetleyebilirim. Ben her
Evet, bu aralar çok heyecanlıyım çünkü Kütahya’da bir
zaman eşimin yanında oldum. İş dünyasında pek çok zorlukla
müze kurma projemiz var. Vaktimin çoğu müze ile ilgilenerek
karşılaşmanız mümkün. Bütün yaşanan gerginliklerle hep anla-
geçiyor bu aralar.
yışlı taraf oldum. Susmam gerektiği yerde sustum. Konuşmam
Nasıl bir müze olacak bu müze?
gerektiğinde konuştum. Bence kadınların eşlerinin yanında güçlü
9
RÖPORTAJ
GÜLSÜM GÜRAL
Kütahya’da
açılacak olan
müzenin
heyecanı içinde
olan Gülsüm
Güral, anne
olmayı hayatının
önceliği yapmış.
Kocaman
bir aileye
sahip olmayı
dünyadaki
hiçbir şeye
değişmeyeceğini
özellikle
belirtiyor.
durması ve sinirlenmeden olayları sakince yorumlaması gereki-
okudu. Onlarla birlikte yapamadığım şeyleri kısmen de olsa
yor. Mutlu bir ailenin en önemli dayanağı karşılıklı güvendir.
deneyimleme şansım oldu. İnsanların hayatta bazı tercihleri
Bütün vasıflarınız arasında kendinizi en çok ne olarak
tanımlıyorsunuz?
Kendimi bir anne olarak tanımlıyor ve bunla gurur duyuyo-
vardır. Ben erken yaşta anne olmak istedim. İyi ki de öyle
yapmışım.
Eşiniz annelik sürecinizde size nasıl destek oldu?
rum. İlk çocuğumu on yedi yaşımdayken kollarıma aldım. Sonra
Nafi Bey her zaman çok çalışır. Başarının temelinde ça-
üç tane daha evladım oldu. Gençliğimi annelik yaparak geçir-
lışmanın yattığını söyler. Bizim ailemizin temellerinde de ça-
dim. Çocuklarımla birlikte ben de büyüdüm. Şimdi yedi tane
lışkanlık ve sevgi var. Biz hiçbir zaman birbirimize küsmedik,
torunum var. Onlarla birlikte tekrar çocukluğuma döndüm.
kötü davranmadık. Nafi Bey prensipleri olan sevgi dolu bir
Genç anne olmak nasıl bir duygu?
eş ve babadır. Şu an kocaman bir ailemiz var. Memleketimiz
Muhteşem bir duygu… Şu an çocuklarımla arkadaş gi-
Kütahya’dan bağlarımızı asla koparmadık. Yaşadığımız top-
biyiz. Ben üniversite okuyamadım ama evlatlarımın hepsi
10
raklara da sevgimiz sonsuz.
YENİ SERİ
SERAMİK
MIRAGE
Kahverengi ve yeşilin taştaki uyumu
30x75cm ebadında olan Mirage serisi, yeşil ve
kahverenginin doğal taş üzerindeki birlikteliğiyle
oluşturduğu uyumu vadediyor. Seri, birbirinden farklı
yüzey görünümünün yanında, benzersiz dekorlarıyla
farklı uygulamalara olanak tanıyor.
12
İspanya rüzgarı
NG Kütahya Seramik ve İspanya’nın seramik devi TAU Ceramica arasında
yapılan iş birliği sonucu, 2013 yılında Türkiye’de kurulan TAU Ceramica
Turkey’in benzersiz ürünleri, yaşam alanlarına kazandırdığı inovatif ürünler
ile ister modernliği, isterseniz İspanyol esintilerini mekanlarınıza taşıyor.
13
YENİ SERİ
SERAMİK
KRIPTON
Bir kayanın olamayacağı kadar parlak
Seramikte modernliğin kaya görünümünde yaşam
bulduğu Kripton, kahverengi ve gri seçenekleriyle,
50x100 cm ebadında sunuluyor. Parlak yüzeye sahip seri,
uygulandığında verdiği his ile büyüleyici bir haz yaratıyor.
ONICE
Duru ve özel bir taş, Onice
30x90cm, 60x60cm, 50x100cm gibi zengin ebat
seçeneklerine sahip seri, “Onice” taşının gris, marfil
ve perla olarak adlandırılan renkleriyle, mekanlara
eşsiz bir sadeliği ve güzelliği taşıyor.
14
VINTAGE
Ahşap dokusu ve seramik sağlamlığı
Vintage Serisi, 16,5x100 cm ebadında, bej, gri ve karamel
renkleriyle mekanlara ahşabın sıcaklığını taşıyor. Yaşam
alanlarına sırlı porselenin getirdiği sağlamlık ile ahşaptan
daha uzun ömürlü kullanıma olanak tanıyor.
METALICA
Mekanlara metalik efekt
Görünümünde verdiği metal hissi, dokusundaki matlık,
Metalica’da bir arada. 50x100 cm ölçülerindeki Metalica,
yüzeyindeki metalik efektler ile mekanlara ışıltı kazandırıyor.
15
YENİ SERİ
PORSELEN
Bahar
ışığı
Kütahya Porselen’in ‘Leonberg’ ve
‘Bone China’ serileri sımsıcak yaz
günlerinin yaklaştığını müjdeliyor.
Yapım Harun Topuz, Fotoğraflar Agim Can
16
Bu sayfada LB82YT430147771 ‘Leonberg’
krem yemek takımı, (82 parça) 639,00 TL.
Yan sayfada BC44KH34065100 ‘Bone China’,
(44 parça) 875,00 TL.
17
NG GÜRAL
SAPANCA
NG Güral Sapanca’da
yenilenin, tazelenin
NG Güral Sapanca kış aylarının getirdiği stres ve yorgunluğu
geride bırakmak için, sizi yenilenme ve tazelenmeye davet ediyor.
18
edenimizi ve ruhumuzu rahatlatacak masajlar, bahar
yatağında uygulanan yosun bakımı, içinde bulunan bol miktar-
B
aylarına özel bakım alternatifleri, Aliva SPA’da… NG
da vitamin ve mineraller sayesinde ödem atmaya yardımcı olan
Güral Sapanca’da doğa ile iç içe geçireceğiniz tatille, evinize
bir bakım. Kür şeklinde alındığında vücudu şekillendirmenin
yenilenerek dönebilirsiniz. Muhteşem bir doğa içinde tatil ya-
yanı sıra, yağ dengeleyici ve dezenfekte etme özelliği sayesinde
parken kral ve kraliçelere layık masajlar ve bakım kürleriyle yeni-
sivilce kurutucu özelliği de bulunuyor.
lenmek, kış aylarının yükünü üzerinizden atmanızı sağlayacak.
NG GÜRAL SAPANCA’DAN TAZELEYICI ÖNERILER
• Ayak detoksu Eklem, kas, yağlı dokular ve beyinde
depolanan toksinlerin atılımını sağlayan bir diğer bakım, ayak
• Doğa yürüyüşü NG Güral Sapanca’nın orman ile iç içe
detoksudur. 2003’te Nobel bilim ödüllü iki Japon araştırmacı
bahçesinde, zorluk derecelerine göre sınıflandırılmış üç farklı
tarafından icat edilen ve yüzde 100 doğal olduğu dile getirilen
yürüyüş parkuru bulunuyor. Bu parkurlardan size uygun olanını
bu cihaz sayesinde, birkaç uygulamanın ardından sabah ne-
seçerek bahar aylarının keyfini çıkarırken, temiz havada yapa-
den halsiz kalktığınızın cevabını da alıyorsunuz. Burada ilginç
cağınız yürüyüşlerle yenilenmeniz mümkün.
olan, seans sonrasında suyun renginin denilene göre, bedeni-
• Aliva Wellness’tan sağlıklı içecek önerileri Aliva
nizden çıkan toksinlerin niteliğine bağlı olarak değişmesi. Ayak
Wellness Sağlıklı Yaşam Merkezi Yöneticisi Diyetisyen Ali De-
detoksu herhangi bir hastalığı tedavi etmiyor, ancak bedenin
reli tarafından içerikleri belirlenen birbirinden lezzetli ve sağlıklı
biyoenerji bölgelerinin dengelenmesini ve arınmayı sağlıyor.
sebze ve meyve suyu karışımlarını, NG Güral Sapanca’da her
• Thai bitkisel kompres masajı Thai bitkisel komp-
öğünde taze sıkılmış olarak tatmanız mümkün. Aşağıda örnek
res masajı; içinde zencefil, zerdeçal, demirhindi, kafur, si-
iki karışımı ve faydalarını bulabilirsiniz.
nameki, Hint kamışı gibi 11 bitkinin bulunduğu bir keseden
• Pancar, lahana, havuç, elma, nane Mide ve ka-
oluşuyor. Isıtılmış yağ içerisinde bekletilen Thai bitkisel kese-
lınbağırsak rahatsızlıklarının giderilmesine yardımcı olur. Günlük
cikleri ile yapılan bu masaj, kas ağrılarını, stres ve halsizliği
C vitamini ihtiyacınızın yüzde 92’sini karşılar (eğer sigara içiyor-
önlüyor; aynı zamanda hoş kokular eşliğinde ruhunuzu din-
sanız, günlük ihtiyacınız 2,5 kat artar). A vitamini(beta-karoten)
lendirip tazelenmenize de yardımcı oluyor. ihtiyacınızın yüzde 100’ünü karşılar.
• Kereviz, salatalık, elma, limon, maydanoz, yarım çay kaşığı toz tarçın Kolesterole karşı etkilidir, diüretik ve sakinleştirici özelliktedir. Günlük B grubu vitaminleri sinir
sitemi üzerinde etkilidir, B1 vitamini (Tiamin) ihtiyacının yüzde
45’ini, B2 vitamini (riboflavin) ihtiyacının yüzde 55’ini ve Niasin
ihtiyacının yüzde 14’ünü karşılar.
BAHAR AYLARINA ÖZEL BAKIM
VE MASAJLARLA YENILENIN
• Yosun Bakımı Renk ve su terapisi özellikli sarmalama
19
MÜZİK
KIRAÇ
Sanatçılar
tek bir karakterdir
Birbirinden
güzel
besteleriyle, özel
hayatındaki
mesafeli
duruşuyla,
dünyaya
bakışıyla,
tepeden tırnağa
gerçek bir
sanatçı Kıraç…
Sanatçı ile
çalışmaları,
hayat görüşü
ve projeleri
ile ilgili keyifli
bir sohbet
gerçekleştirdik.
20
zel ve güzel bir insan Kıraç… Kısa bir süre önce
Müzik, hayatınıza ne zaman girdi?
Kütahya’ya gelen sanatçı, oradan Eskişehir’e
Çok küçük yaşlarda… Herhalde iki-üç yaşımda şarkı söyle-
geçip muhteşem bir konser verdi. Çok yoğun ol-
meye başlamıştım. Ortaokulun sonuna doğru müziğe eğilimim
masına rağmen bize de vakit ayırabildi ve röportajımızı Kıraç’ın
artmaya başladı. Her zaman müzikle ilgiliydim ama o yıllarda
albüm hazırlıklarını yaptığı stüdyoda gerçekleştirdik.
hayatımın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Lise ikinci sınıfta
Ö
Hayatı müzikle şekillenmiş, öyle ki ‘Endamın Yeter’ şarkısı
ona rüyasında söylenmiş. Ve sabah kalkıp bestelemiş.
da bir gitarım oldu ve beste yapmaya başladım. Sonrasında,
1990 yılında Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü’ne girdim.
Çocuklarıyla hayata bağlanıyor, ‘çocukların dünyayı daha
Bu, müzik hayatımda bir aşamadır ama asıl aşama 1992 yılında
yaşanır bir hale getirdiğini düşünüyor. Ben de bu konuda ken-
barlarda çalışmaya başlamam oldu. Müziği artık bir hobi değil,
disine katılıyorum. Türkiye’nin ilk çizgi sinema filmi Ayas’ın
iş olarak yapmaya ve para kazanmaya başladım. Sonra müzik
yapımcısı eşi Ayşe Şule Bilgiç, kızları Iraz ve oğulları Yağız ile
hayatımın bir parçası olmaktan çıkıp kimliğim haline geldi.
mutlu bir yaşantısı var. Ayas filminin müzikleri de yine ona ait.
Bütün dizilerde sizin müziklerinizi duyuyoruz. Bana
Kıraç’ın hayranlarına hediyesi ise yakında çıkarmayı planladığı
göre diziyi ön plana çıkaran da müziğidir. Nasıl yapıyor-
albümü olacak… En çok albüme ismini verecek şarkıyı merak
sunuz bu bestelerinizi?
ediyorum.
Bir insanın kendisi için bunları söylemesi ne kadar doğru bilmi-
Sizi hep müziğinizle, bestelerinizle tanıdık. Özel hayatı-
yorum ama ben sanatçıyı ‘tek’ olarak tanımlarım. Sanatçılar tek bir
nızı gözlerden uzak yaşıyorsunuz. Kendi tercihiniz mi bu?
karakterdir; kimisi şarkı söyler, kimisi resim yapar ama hepsi aynı
Saklamaktan ziyade özel hayatımı göz önüne sermek için
yolda yolcudur. Gerçek bir sanatçının da bunun farkında olup, sa-
özel bir gayret sarf etmedim. Malum, şov dünyasında olan in-
natın her dalına ilgi duyması gerekir. “Ben müziği çok seviyorum,”
sanlar gündemde ne konuşuluyorsa, ne prim yapıyorsa, özel
diyen bir sanatçı “Resimden anlamam,” dememeli; sanatın kıyme-
hayatlarına varana kadar kullanıyorlar. Ben bunu yapmıyorum.
tini bilmesi gerek. Çocukluk yıllarımdan beri sanatın her türüyle ilgi-
Bu tutumlarını örnek aldığım insanlar var tabii.
liyim, şiir ve sinema da bunların arasında. Ben seçimimi müzikten
Kimi örnek aldınız?
yana yaptım. 2002’de bir dizi müziği için bana teklif geldiğinde, sa-
Benim çok önemsediğim insanlar var: Cem Karaca bunların
dece müzisyen kimliğimle yaklaşmadım teklife; bir sinemacı olarak
başında geliyor.
da baktım. Dizi denince basit gelebilir kulağa, alt tarafı haftada bir
Cem Karaca ile olan bağınızı anlatır mısınız?
kez yayınlanacak ama Türkiye’de olağanüstü bir tempoyla, inanıl-
Cem Karaca ile 2002 yılında tanıştık ve birlikte aynı mekan-
maz uğraşlarla diziler çekiliyor. Her ne kadar eleştirsek de dizi sek-
da şarkı söyledik. Taksim’de Yaga isminde bir mekan vardı
törü büyük. Ben dizileri izlerken ‘Aa buraya nasıl bir müzik gider?’
o zamanlar, artık yok tabii. Çarşamba akşamları Cem Kara-
demekten ziyade ‘Bu nedir? Nereye varılmak isteniyor?’ diyerek
ca, perşembe akşamları da ben çıkıyordum konser vermeye.
diziyi analiz ettiğimi düşünüyorum. Ondan sonra o diziye müzikle
Dostluğumuz orada başladı ve çok özel sohbetlerimiz oldu. Bir
katkıda bulunuyorum. Önemli olan güzel müzik değil, o diziye ya
Avustralya konserimize Cem Karaca’yı da konuk olarak davet
da filme uygun olan, yönetmenin anlatmak istediğini destekleye-
etmiştik, bizi kırmayıp gelmişti. Özel bir insandı Cem Karaca,
cek bir müzik ortaya çıkarmak. Dizi ya da film müziği ‘Ben çok iyi
türünün son örneğiydi diyebiliriz. Öyle bir insanı tanımış, onunla
müzik yapıyorum’ diye yapılacak bir iş değil aslında. Bir de sanat-
zaman geçirmiş olmak ayrıcalıklı bir duygu.
çının bulunduğu ortamı iyi tanıması gerekiyor. Dünyayı tanımadan
Repertuarınızda Cem Karaca’nın şarkılarına da yer
verir misiniz?
Sahnede pek söylemiyorum açıkçası. Bende şöyle bir
yaklaşım vardır: Söylediğim bir şarkıyı fazlasıyla sahiplenirim.
önce kendi çevresini, doğduğu yeri, kültürünü, tarihini özümsemiş
olması gerekiyor. İyi müzik yapmanın bunlarla ilgili olduğunu ve
halkımı iyi tanıdığımı düşünüyorum. Onlarla nasıl bir kontakt kuracağımı da iyi biliyorum diye düşünüyorum.
İyi söyleyebildiğimi düşündüğüm için o şarkıyı söylerim. Tabii
Türk halkı özel hayatla sanat hayatını bir bütün olarak
ki Cem Karaca şarkılarını da söylediğim oluyor, ‘Resimdeki
düşünür. Sizin o yönünüzü de çok seviyorlar. “Aa Kıraç
Gözyaşları’nı mesela, fakat genel olarak o şarkıları dinlemek
çok düzgün çocuk,” diyorlar sizin için.
istediğimde Karaca’dan dinlemeyi tercih ediyorum. Çünkü şar-
Halk dediğimiz çok büyük bir kitle; farklı kültürler, farklı eğitim
kılarını o kadar benimseyerek, o kadar farklı söylüyor ki kendim
seviyeleri, farklı bakış açılarını içinde barındırır. Sosyolojik olarak
de dahil bir başkasından dinlemek aynı etkiyi yaratmıyor. Cem
bakarsak zaman zaman çok çeşitli şeyleri de alkışlayabilir. Örne-
Karaca’yla ilgili özel bir çalışma yapabilirim.
ğin 80’lerin modası, estetik olarak korkunçtu; fakat insanlar 10 yıl
21
MÜZİK
KIRAÇ
boyunca benimsedi. Bu bütün dünyada aynıdır. Şarlatanlar da,
için. Yalnızca Fenerbahçe maçlarını seyrediyorum. Hani bazıları
bilim adamları da, sanatçılar da dönem dönem tercih edilebilir.
der ya “Televizyonu sadece belgesel izlemek için açıyorum,”
Genel olarak sesini yüksek çıkaran kendini halka dinletir, bu da
diye. Ben onu bile yapmıyorum.
işin kolay yöntemidir. Söylemek istediğim şu; halk herkesi yaşatmaz, belirli bir dönem kullanıp atar. Neşet Ertaş, Cem Karaca,
Fenerbahçe’nin marşını da siz bestelemiştiniz. Böyle
birşeyi hayal eder miydiniz?
Barış Manço gibi sanatçıların cenaze törenlerindeki kalabalığı ve
Çok… Kesinlikle bir hayalim gerçekleşti diyebilirim. Fe-
sevgi selini gördünüz. Orada şunu gördük: Halk gerçek sanatçı-
nerbahçe için bir şey yapabilmek harika bir olay bana göre.
ları ne kadar çok seviyor. Tabii ölüm bir gösterge olmamalı ama
Çocukluğumuzda tribünler ikiye ayrılırdı: Ali Sami Yen’de bir
onları öldükleri zaman daha iyi anlarız, sonra aradan 100 yıl ge-
maç olduğunda bir taraf sarı-lacivert, diğer taraf sarı-kırmızıya
çer; o sanatçıdan bir sözü, bir davranışı örnek göstermeye baş-
boyanırdı. Kavga, dövüş o zamanlarda da olurdu. Ben de o
larız. Bunu yakalamak kolay değil. Ha, şov dünyasındaki isimlerin
fanatik gruplar arasına girdim bir dönem açıkçası. Bir polisin to-
kaygısı da bu değildir zaten. Onların derdi daha çok kaç konser
kadıyla kendime geldim. O dönem biz bir gece önceden maça
verip, kaç para alacağıdır. Halkımız sanatçı sözünün içini farklı bir
giderdik, sabah oluyor ama maç gece oynanacak düşünün.
anlamla doldurdu, ünlü insana ‘sanatçı’ diyorlar. Bir şey diyeme-
Maç esnasında şarkılar, türküler söyleniyor. Ben o zaman çok
yiz tabii. Fakat yeni bir ihtiyaç doğdu: Sanatçının hakkını vermek
düşünmüşümdür günün birinde seslendirdiğim bir şey burada
için önüne ‘gerçek’ kelimesini getirmek zorunda kaldık. Mesela
söylenir mi diye. Zaman geçti, insanlar şarkılarımı çok sevdi ve
biri çıkıyor youtube’dan bir video paylaşıyor, bütün dünyayı bu-
Aziz Yıldırım beni aradı, ben de suratına kapattım telefonu -na-
nunla sarsabiliyor. Tamamen tesadüfi bir olay sayesinde ünlü
zik bir adamdır bu arada, başkaları nasıl tanıyor bilmiyorum.
oluyor. İnsanların kendisiyle baş başa kalıp dünyayı sorgulama,
Belki bulunduğu konum itibariyle kamera karşısında agresif bir
hayatı gerçekten yaşama gibi şeylerden uzaklaştıran bir yapı var.
duruş sergiliyor olabilir ama gerçekten çok nazik bir beyefen-
Sürekli yönlendirme ve dayatmalarla yaşamak zorunda kalıyoruz.
didir- Tekrar asistanına arattı, kendisine bağladılar, “Bendim
Kitle iletişim araçları burada büyük bir rol oynuyor. Bütün bu mut-
biraz önce arayan. Seni çok seviyorum ve Fenerbahçeli oldu-
suzluğun içinde bir taraftan da internet olgusu var. Evet, bir takım
ğunu da biliyorum. Fenerbahçe için sevgi dolu bir marş yazar
bilgileri sunuyor. Belki bu şaklabanlığı, bu tüketim çılgınlığını aşa-
mısın?” dedi. Hayhay dedim. Aslında bunu çok daha önceden
bilen insanlar da var.
yapabilirdim, fakat bu tür konularda en önemli şey, taraftar ka-
Fanatik Fenerbahçelisiniz…
bul etmeyince bu iş hiçbir şey ifade etmiyor. Hayatımda en zor-
Evet, 3 Temmuz olayından sonra futboldan soğumaya baş-
landığım bestedir o marş.
lamıştım ama Fenerbahçe sadece bir futbol takımı değil benim
22
Ne kadar zamanda yaptınız?
“
Müzik benim için çok kutsal bir şeydir. Nerede değer buluyorsa,
orada olmalıdır şarkı. O yüzden diyorum Cem Karaca şarkısı
söylemem diye, Tamirci Çırağı’nı benim söylememe gerek var mı?
Karaca muhteşem söylemiş zaten. Müzikte egom yoktur, herhalde
o yüzden Allah benim karşıma çıkarıyor bu tür şarkıları. Böyle
başka şarkılar da var: Mesela ‘Bulamazsın’ inanılmaz bir örnek.
Neden biliyor musunuz? Cem Karaca’dan önce bana doğru şarkı
söylemeyi öğreten insan Zeki Müren’dir. Dünyanın gelmiş geçmiş
en doğru şarkı söyleyen insanıdır, hangi tarzda söylediği önemli
“
değil. Artikülasyonu, nota, sunma biçimi her şeyi mükemmel.
Hakkari’nin köyünde de dinlenir, metropolde gökdelenin en üst
katında da... Ondan aldım şarkı söyleme eğitimimi. Söylediği her
şey inanılmaz değerlenirken, ‘Bulamazsın’ gibi bir şarkı gereken
değeri görmemiştir. O da bana kısmetmiş. Bazı şarkılar hak ettiği
yeri bulamıyor, Zeki Müren söylese bile…
Altı ay uğraştım. Neredeyse geceli gündüzlü… Normalde
luk yapamam diye bir şey yok; yaparım, çünkü orada da oyna-
bu kadar büyütülecek, uğraştıracak bir şey değildir. Fakat konu
ma sebebim benim yapmış olduğum bir dizi olmasıydı. TRT’de
futbol olunca daha stresli bir durum çıkıyor ortaya, çünkü fana-
yapımcılığını üstlendiğim bir diziydi. Oyuncuların psikolojisini
tizm, karşı takımın zayıflığı gibi çok negatif konular üzerinden
anlamak için oynamıştım, anladım da. Korkunç derecede zor
yürüyen bir spordur. Taraftar ve kulüp yöneticileri oradan bakar
bir iş! Yönetmenlik daha da zor.
konuya. Kıraç’ın farklı takımlardan da hayranları var, bu ayrı bir
Önümüzdeki yıl projeniz ne?
konu ve beni ilgilendirir. Benim hedefim şuydu: Öyle bir şarkı
Şu an albüm hazırlığındayım, mix aşamasına geldim.
yapayım ki, kimseyi incitmesin, rencide etmesin. Marşın güzel
Ne zaman çıkacak?
olması yetmiyor, coşturabilmesi de lazım. İşte bu çok uğraş-
Çok yakında çıkar diye planlıyorum.
tırdı beni. Galatasaraylılar da Beşiktaşlılar da bizim insanımız.
İsmi hazır mı albümün?
2007’de yaptım ben bu marşı ve futbolun biraz güzellik üzerine yürümesi gerekiyordu. Diğer takımların taraftarları da sevdi
marşı, bunu çevremden biliyorum.
Bir besteniz var ben çok seviyorum onu, ‘Endamın
yeter’. İlk duyduğumda öyle kalakalmıştım, kim için bestelemiştiniz o şarkıyı?
Benim yaptığım en özel şarkıdır o. Birkaç yerde bahsetmiş-
Değil, dokuz şarkı olacak; şarkılardan birinin adını veririm
albüme. İsim koymak zaten en son aşama.
Aşk şarkıları duyabilecek miyiz bu albümde?
Çoğunlukla soft, duygusal şarkılar hakim ama iki şarkım biraz daha hızlı; özel şarkım da var.
Eskişehir’de bir konseriniz vardı, fakat hemen öncesinde Kütahya’daydınız. Konser için mi oradaydınız?
tim, belki es geçilmiştir. O şarkıyı ben yapmadım. ‘Endamın
Kütahya Porselen’den davet gelmişti. Kütahya’yı uzun za-
Yeter’i bana bir kadın rüyamda söylemişti. Nakarat kısmını de-
mandır merak ediyordum. Eskişehir’e gitmişken oraya da uğ-
ğil ama girişini... Tam bir ilham perisi!
ramak istedim. Kütahya Porselen’i gezme fırsatı buldum ve
Nasıl bir kadın olduğunu hatırlıyor musunuz?
çok beğendim. Çok temiz, çok steril bir yerdi; hele ki seramik
Sadece sesini duydum ve uyandım. ‘Ne güzel, bu kimin şarkı-
işi yapılan bir ortam için fazlasıyla hijyenikti. Çalışanlar mutlu
sı acaba?’ dedim. Baktım, kimsenin değilmiş. Hemen söylemeye
görünüyordu, en önemli konu bu. Kütahya için çok değerliy-
başladım. Özel bir keyif alırım onu söylerken. Her şarkım çok özel
miş Kütahya Porselen, orada gezerken bunu çok iyi anladım.
ama o tam bir aşk şarkısı. Bir de endam önemli bir şey tabii.
Ekonomik ve manevi açıdan şehre çok fazla şey katmış belli ki.
Çok kısa bir oyunculuk deneyiminiz var. Tekrar yapmak ister misiniz?
Gerçekten benim için bir değeri olması gerekiyor. Oyuncu-
Konumunu fazlasıyla hak ettiği çok açık.
Eskişehir’deki konseriniz nasıl geçti?
Hava biraz soğuktu ama konser iyiydi, çok eğlendik. 23
TREND
ŞEHİR TEMASI
Kent-TAU Ceramica Turkey.
Kent silüetleri
Dijital ile birebir görünümleriyle
seramiğe yansıyan manzaralar ve
porselenden oluşan tarihi yapılar…
Her biri şehirlerden ilham aldı,
mekanlara ve sofralara taşındı.
24
Pino-NG Kütahya Seramik.
Dijital baskı teknolojisi, Ortaköy Camii gibi eşsiz
manzaraları karo üstüne uygulayıp, dev bir fotoğrafı
eşsiz bir sunum ile mekanlara taşıyabiliyor.
Bir TAU Ceramica Turkey koleksiyonu olan ‘Kent’
serisinde New York Times Meydanı’nın silueti yer
alırken; NG Kütahya Seramik ‘Pino’ serisinde ise,
Eiffel Kulesi, Pisa Kulesi ve Big Ben, dijital baskı
teknolojisi ile mekanlarda var oluyor.
Kütahya
Porselen ‘Galata’
altı kişilik çay
takımı, Galata
Kulesi şeklindeki
çaydanlık
ve Dikilitaş
formundaki
toz şekerlik ile
İstanbul’un tarihi
mekanlarını
sofralara taşıyor.
25
TASARIM
DÜNYASI
Basit ve esprili
Tasarım toplumunun aynasıdır. Kendileri ile dalga geçmekten hoşlanan Hollanda insanları, tıpkı
hayata baktıkları gibi tasarıma da esprili bakışlarını katıyorlar. Asla bir arada kullanılmayan
malzemeleri harmanlıyorlar ve ortaya şakacı tasarımlar çıkıyor. Yapım Çİğdem Hasanoğlu
Maarten Baas
Eindhoven Design Academy’den çıkan önemli
isimlerden biri de Maarten Baas. Mezuniyet projesi
olarak tasarladığı ‘Smoke’ serisinde yer alan yanmış
sandalyeleri ile dikkatleri hemen üzerine çekti. Moooi markası da Baas’ın tasarımını kendi koleksiyonuna katmakta gecikmedi. Baas, aynı seriden avizesi
ile Victoria&Albert Museum’un ‘Brilliant’ sergisine
davet edildi. 2009 yılında Design Miami’de yılın tasarımcısı seçilen Baas tasarımlarının hepsini el yapımı
ve tek parça olarak üretiyor. 2012’den beri ürettikleri
tasarımlar, Den Herder Production House adı altında satışa çıkıyor. www.maartenbaas.com
WIekI Somers
İkinci nesil Hollandalı tasarımcılardan Wieki Somers,
Studio Wieki Somers’te tasarımcı Dylan van den Berg ile
üretimlerine devam ediyor. Somers sadece işlev ile değil,
form ve estetik ile üreten genç Hollanda tasarımının en
önemli isimlerinden ve Eindhoven Design Academy’den
mezun. Halen aynı okulda dersler de veren Somers’in sayısız ödülü bulunuyor. www.wiekisomers.com
26
RIchard Hutten
Hayatı boyunca sürekli bir şeyler tasarlayan Richard
Hutten, tasarım yapmanın bir meslek olduğunu öğrendiğinde tasarımcı olmaya karar vermiş. 1991 yılında mezun olduktan sonra kendi stüdyosunu kuran Hutten’in
felsefesi, tasarımlarda herhangi bir tasarım izinin olmaması. Kadrolu Droog Design tasarımcısı olarak da işler
üreten Hutten’in tasarımları dünyanın en önemli müzelerinde sergileniyor. www.richardhutten.com
Marcel Wanders
1996 yılında Droog markası için tasarladığı ‘Knotted’ sandalye ile yıldızı parlayan Marcel Wanders, dünya çapında tanınan bir ürün ve mekan tasarımcısı. Aynı zamanda Moooi
markasının kurucularından biri. Boxtel kentinde doğup büyüdükten sonra Eindhoven Design Academy’de eğitimini tamamlayan Wanders, ortağı olduğu Moooi, Alessi, B&B Italia,
Cappellini başta olmak üzere önemli markalar için üretmeye
devam ediyor. www.marcelwanders.com
27
TASARIM
DÜNYASI
Timo Sarpaneva
Aynı zamanda bir eğitimci ve heykeltıraş
da
olan
Timo
Sarpaneva,
Finlandiya’nın en önemli tasarımcılarından
biri olarak pek çok insana ilham kaynağı
olmuş. Bilhassa sanat eseri kategorisinde
değerlendirilen, cam malzemeden ürettiği
objeler ile tanınan Sarpaneva’nın ahşap,
tekstil ve metal kullanarak ürettiği tasarımlar da mevcut. Helsinki’de Sanat ve Tasarım Üniversitesi’nde eğitimini tamamlayan Timo Sarpaneva’nın kariyerindeki ilk
önemli başarısı, iittala’nın düzenlediği yarışmayı kazanması ve firma tarafından işe
alınmasıyla değişiyor. 1954 yılında Milano
Trienali’nde ‘Grand Prix’ ödülünü kazandıktan sonra ise tasarım dünyasında kendine önemli bir yer ediniyor. Aynı zamanda
İngilizce öğretmenliği de yapan tasarımcı,
hayatının son yıllarını sadece heykeltıraş
olarak geçirmiş. Pek çok malzeme ile
yaptığı son derece avangart tasarımların
ardından, camın asıl medyumu olduğunu
anlayan Sarpaneva’dan öğrenecek çok
şey var! www.sarpanevadesign.com
Klaus Haapaniemi
33 yaşında genç tasarımcı Klaus Haapaniemi, sadece Finlandiya değil,
uluslararası tasarım dünyasının yükselen yıldızlarından biri olarak nitelendiriliyor.
Finlandiya’nın grafik tasarımı eğitimi aldıktan sonra İtalya’ya giden ve orada Bantam için kreatif direktörlük görevinde bulunan Haapaniemi, Diesel, Levis, Marimekko, Dolce&Gabbana ve Cacharel gibi markalar için pek çok iş üretmiş. Tasarımlarında Finlandiya tarihinden ve geleneklerinden izler bulunuyor. Klaus Haapaniemi,
2010 yılında tasarımcı arkadaşı Mia Wallenius ile Haapaniemi’nin adını taşıyan bir
tasarım stüdyosu kurdu. İkili burada farklı isimlerle birlikte çalışarak moda, mobilya, kitap, sergi ve özel parti tasarımları yapıyor. www.klaush.com
28
NG GÜRAL AFYON
WELLNESS&CONVENTION
Termale geç kalmayın, genç kalın
NG Güral Afyon Wellness&Convention, bildiğimiz termal tatil geleneğini
modernize edip, yepyeni bir hizmet sunuyor.
ermal tatili yeni bir anlayışla sunarak ülkemizde ve
kokusuz, mineral bakımından zengin, normal su ilave ederek
dünyada daha geniş kitlelere yayılmasını sağlayacak
ılıştırılmasına fazla gerek olmayan, böylece mineral yapısı fa-
özelliklere sahip NG Güral Afyon’da çocuklu ailelerin rahatı için
kirleşmeyen, doğanın benzersiz hediyesi NG Termal Suyu
özel aile odaları, açık ve kapalı havuzlar, su kaydırakları, çocuk
kullanılıyor. Termal suların binlerce yıldan bu yana bilindiği ve
restoranı ve çok büyük bir eğlence merkezi bulunuyor. Termal
kullanıldığı literatürde yer alır. Türkiye termal su kaynakları ba-
Spa merkezinde ise yok yok! Termal jakuziler, Türk hamamı,
kımından Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada olmasına
aile hamamları, saunalar, buhar odaları, buz çeşmesi, dinlenme
rağmen, termal sular hep şifa arayışları olarak algılanmış ve
alanları, macera duşları, su kaydırakları, dışa açılabilen sıcak su
hastalık geldiğinde hatırlanmış. Bu nedenle ülkemizde termal
havuzu gibi alanlar bunlardan sadece bir kısmı.
kültürü yanlış yönde gelişmiş. Oysaki termal sular, Japonya
T
Benzeri olmayan çok özel bir termal su Sadece NG
Güral Afyon’da
NG Güral Afyon’da otelin arazisi içerisinden çıkan; renksiz,
30
ve Avrupa başta olmak üzere pek çok ülkede, hastalık gelmeden, koruyucu ve düzenleyici olarak kullanılıyor. Bir başka
ifade ile hastalığın gelmeden önlenmesi hedefleniyor. Bu ne-
denle ergenlik çağından başlamak üzere, özellikle gençlerin erken yaşlarda
Platinium paket
termal kürlerine başlamaları öneriliyor. Termal sular her ne kadar hastalıkla-
Paket içeriği: Bir gece Afyon Brasserie Alakart Restoran’da
rın tedavilerinde etkili oluyorsa da, unutulmamalıdır ki, termal sular hastalık
canlı müzik eşliğinde akşam yemeği, iki adet Bali masajı
Konaklama Tipi: İki kişi-Dubleks Suite odaya upgrade
gelmeden önce daha çok gereklidir. Sağlık, güzellik, zindelik, stressiz hayat
Paket Süresi: Üç gece
için ilaç yerine düzenli termal kür, bedenimizin ve ruhumuzun vazgeçileme-
Gold Paket
yecek ihtiyacıdır.
canlı müzik eşliğinde akşam yemeği, iki adet bölgesel
‘Luxury Wellness’ paketleri ile tazelenin, yenilenin...
Paket içeriği: 1 gece Afyon Brasserie Alakart Restoran’da
klasik masaj
Konaklama Tipi: İki kişi-Corner Deluxe odaya upgrade
NG Güral Afyon’da benzersiz özelliklere sahip NG Termal Suyu, ruhunu ve
bedenini şımartmak isteyenler için Aliva Spa Merkezi, her yaşa hizmet veren
eğlence alanlarıyla termalin keyfini doyasıya yaşamak mümkün. Üstelik şimdi
Luxury Wellness Paketleri ile bu keyfi çok özel fırsatlarla yaşayabilrisiniz. guralafyon.com, facebook.com/guralafyon
Paket Süresi: İki gece
Silver Paket
Paket içeriği: Bir adet bölgesel klasik masaj, bir adet
harem ritüeli
Konaklama Tipi: İki kişi- Deluxe Odaya upgrade
Paket Süresi: İki gece
31
STİL
PORSELEN
Sadeliğin
zarafeti
Kütahya Porselen ve Mitterteich’ın içinde tüm
renkleri barındıran beyaz ve sadeliğin simgesi
krem renk uygulamalı porselen tasarımları,
çağdaş sofraların vazgeçilmezleri olmaya aday.
Yapım Harun Topuz, Fotoğraflar Agim Can
32
Bu sayfada FLY24Y20014 (Filesiz) ‘Fulya’ krem
yemek takımı, (24 parça) 85,00 TL. FLY24Y252014
(Fileli), (24 parça) 139,00 TL.
Yan sayfada MLN24Y20014 (Filesiz) Mitterteich
‘Milena’ krem yemek takımı, (24 parça) 99,00 TL.
MLN24Y252014 (Fileli), (24 parça) 169,00 TL.
33
STİL
PORSELEN
Dalgalı formları ve hissedilebilen
rölyefleriyle bu seriler, hem klasik
hem de modern sevenler için ideal.
CPR81YT0014 ‘Caprice’ krem
yemek takımı, (81 parça) 449,00 TL.
34
SİNEMA
LALE MANSUR
“İstanbul’un tarihi güzelliğini
okuyarak, araştırarak keşfettim”
Yerli ve yabancı pek çok
filme fon olan İstanbul’u
Türk sinemasının değerli
oyuncusu Lale Mansur
ile konuştuk.
Yazı Tuba Kalçık
Fotoğraflar Serkan Şentürk
36
İstanbul doğumlusunuz ve yaşamınızın
“Ben seninle siftahımı yaptım öbürünü de gidip diğer
önemli bir bölümünü burada geçirdiniz. Ço-
bakkaldan al, o da siftahını yapsın” demiş. Eskiden
cukluğunuzdaki İstanbul deyince aklınıza ilk
adada bu denli paylaşımcı bir ortam varmış.
ne geliyor?
Peki, adanın sizi en çok cezbeden özelliği
Erenköy’de iki katlı bahçeli bir evde doğmuşum, ancak babamın işinden dolayı çocukluğumun bir bölümü Türkiye’nin değişik
ne? Yemekleri mi, doğası mı, insanları mı?
Eşim sağ olsun müthiş bir aşçı olduğu için ada-
yerlerinde
daki en güzel yemekler bizde yapılıyor. Ama adada
geçti. O süreçte Erenköy’de oturan dedemi sık sık
kurutmadan tam dozunda balık yapan çok güzel
ziyarete gittiğimiz için İstanbul deyince aklıma ilk
yerler de var. Genel olarak atmosferini çok seviyo-
olarak Erenköy geliyor. Orada gördüğüm köşkler,
rum. Rahat, sakin, huzurlu, gürültü patırtı yok. Ayrı-
bahçeler, tramvay çocukluğumun İstanbul’unda
ca adada birçok arkadaşımız var. Küçük bir tekne
bana iz bırakan şeyler.
de aldık, adaların etrafında dolaşıyoruz; bu bana
Peki, o dönemdeki insan dokusunu nasıldı?
büyük bir özgürlük verdi. İnsanlar size sormadan
Çok farklıydı tabii. O dönemde daha kozmopolit
cep telefonu ile fotoğraf çektiği için yedi-sekiz se-
ve samimi bir ortam vardı. Birçok semtte bu ortam
nedir rahatça denize giremiyordum. Şimdi ise tekne
değişse de eski İstanbul’un mahalle sıcaklığını ya-
ile adanın boş olan arka tarafına gidiyoruz, orada
şatan yerler hala mevcut. Mesela, şu anda yaşadı-
rahatça denize girebiliyorum. Bundan dolayı da çok
ğım Arnavutköy, eski İstanbul’un mahalle sıcaklığını
mutluyum...
devam ettiren bir semt. İnsanlar birbirlerini tanımasa
da selamlaşıyor, birbiriyle konuşuyor. Kuzguncuk
da aynı şekilde.
Uzun süredir yaz aylarını Burgazada’da geçiriyorsunuz. Bodrum, Marmara, Kemer gibi
popüler tatil mekanlarına gitmek yerine neden
Burgazada’yı tercih ediyorsunuz?
İSTANBUL VE BEYAZPERDE
İstanbul sinematografik malzeme açısından çok zengin bir şehir. Sinemacı gözüyle
sizce İstanbul’un bu yönü beyaz perdeye yeterince yansıtılıyor mu?
Nuri Bilge Ceylan, Fatih Akın zaman zaman filmlerinde İstanbul’u kullanıyor ama mesela bir Woody
Burgazada’yı bir tatil mekanı olarak görmüyo-
Allen gibi değil. Allen yıllarca New York üzerine bir
rum. Evimiz var, kedilerimizi de alıp yazın orada ya-
sürü film çekti. Onun gibi filmlerinde İstanbul’a yer
şıyoruz. Boğaz’daki müzik sesinden dolayı yazlarımı
veren bir yönetmen yok.
Arnavutköy’deki evimde geçirmek imkansız hale
geldi benim için. Türkiye’nin birçok tatil mekanında
İstanbul’u anlatan bir film çekseydiniz öncelikle hangi mekanları kullanırdınız?
aynı şekilde bangır bangır müzik sesi var. Bu ses
Beş sene önce Taksim’i anlatan ve sadece ka-
beni mahvediyor. Buna maruz kalmamak için tatil-
dınların rol alacağı bir proje vardı. Farklı kesimler-
lerimi yurt dışında İtalya veya Provence gibi yerlerde
den oluşan kadınların Taksim’i nasıl kullandıklarını
geçirmeyi tercih ediyorum.
ele almak istemiştim. Proje için iki kadın buldum
Burgazada’daki yaşamınızdan bahseder
misiniz?
ama diğerlerini bulamadığım için hayata geçiremedim. Taksim’in benim hayatımda önemli bir yeri var.
Adada çok sakin bir hayat var. Her şey yeteri
Konservatuvara giderken aynı zamanda AKM’de de
kadar. Lokanta da, fayton da, insan sayısı da ye-
sahneye çıkıyordum. Dolayısıyla 14 yaşımdan itiba-
teri kadar... Çok kozmopolit bir yer hala. Rumlar
ren Taksim çok kullandığım bir mekan oldu. Uzun
geçmişte sürülmüş adadan ama şimdi yavaş yavaş
bir süre de Ayaspaşa ve Gümüşsuyu’nda oturdu-
dönüyorlar. Dokümanlardan gördüğüm kadarıyla
ğum için hayatımın önemli bir bölümü Taksim’de
eskiden bambaşka bir yaşam varmış. Mesela bir hi-
geçti. Taksim’in dokusunu yakından bildiğim için
kaye beni çok etkiledi. Adamın biri bakkaldan peynir
bu projeyi yapmayı çok istemiştim, yapmadığım için
ve şimdi ismini unuttuğum bir yiyecek daha istemiş.
çok pişmanım.
Bakkal peyniri verip diğerini vermeyince adam; “Niye
sadece peyniri veriyorsun?” diye sormuş. Bakkal da
İstanbul’da gitmekten keyif aldığınız yerler
var mı?
37
SİNEMA
LALE MANSUR
38
Çok
yer
var.
Boğaz’ın
ve
Adalar’ın yeri ayrı benim için ama
saydım” dediğiniz yönetmenler
var mı?
Sultanahmet’e gitmeyi de çok sevi-
Çok var. Nuri Bilge Ceylan,
yorum. Buradaki insan dokusu çok
Reha Erdem, Çağan Irmak, Zeki
hoşuma gidiyor. Günümüzde fark-
Demirkubuz. Aklıma ilk gelen isim-
lı statülerden insanların bir araya
ler bunlar...
geldiği yerler çok azaldı. Bir stadyumlarda bir de Sultanahmet’te her
Keşke ben de rol alsaydım
dediğiniz film var mı?
kesimden insanı bulabiliyorsunuz.
Benim öyle “Niye ben oyna-
Mesela Sultanahmet’te zengin, fa-
madım?” gibi hırsım ve kıskançlı-
kir, öğrenci, turist yani farklı kesim-
ğım yok. Hayata karşı da öyleyim.
lerden insanlara rastlayabilirsiniz,
Sadece “Ne güzelmiş, keşke bana
bu yönünü çok seviyorum. Bunun
da böyle bir rol gelse” diye gıpta
yanı sıra çok özel bir tarihi dokusu
ediyorum.
da var. Bütün yok edilme çabasına
rağmen Bizans dönemini de bura-
O zaman gıpta ettiğiniz bir
film var mı?
da görebiliyorsunuz. Ben hangi şe-
Meryl Streep’in “Sophie’nin Seçi-
hirde yaşadığımı çok sonra öğren-
mi” filmi var. Olağanüstü, dolu dolu
dim. Tahsil hayatım boyunca bana
bir senaryosu var. Soykırımı anlatan
Bizans’la ilgili bir şey öğretilmedi.
birçok film izledim ama beni onun
Bizans’ı ancak tarih kitapları oku-
kadar etkileyen olmamıştı. Bu filmde
yarak öğrenebildim. İstanbul gibi bir
oynamayı çok isterdim mesela.
şehirde yaşıyoruz ama neyin üze-
Genç oyuncular ve yönet-
rinde oturduğumuzun çok da far-
menler arasında başarılı buldu-
kında değiliz. Tarihini sadece bize
ğunuz isimler hangileri?
anlatıldığı kadarıyla biliyoruz. Ben
Birçok isim var. Yönetmenler-
bu şehrin tarihi güzelliğini okuyarak,
den “Sonbahar”ın yönetmeni Özcan
araştırarak keşfettim.
Alper ve İlksen Başarır’ı çok beğe-
“OYUNCUNUN YERİ TİYAT-
niyorum. Oyunculardan “Eğreti Gelin” ve İlksen Başarır’ın filminde de
RODUR”
boyunca
rol alan Onur Ünsal ve “Kelebeğin
birçok sinema filminde rol aldı-
Rüyası”nda oynayan Farah Zeynep
nız. Geriye dönüp baktığınızda
Abdullah’ı ve “Başka Dilde Aşk” fil-
çalışmaktan en keyif aldınız yö-
minde birlikte rol aldığım Saadet Işıl
netmen veya yönetmenler han-
Aksoy’u çok beğeniyorum, hepsinin
gisiydi?
de önü çok açık.
Sanat
yaşamınız
Atıf Yılmaz’ın bendeki yeri çok
Birçok tiyatro oyunu da sah-
ayrı çünkü bana ilk güvenen yönet-
nelediniz. Tiyatroya ara vermeyi
mendir. “Düş Gezginleri” filminde
düşünüyor musunuz?
başrol emanet etti. Bu film bana
Asla. Oyuncunun yeri tiyatro-
Altın Portakal’ı kazandırmıştı. Ayrıca
dur. Tiyatroda bir oyunu 100 kere
Barış Pirhasan, Ömer Kavur da çok
oynayıp, o rolün derinliğine iniyor-
keyif alarak çalıştığım yönetmenler.
sunuz ve sürekli kendinizi yenileye-
Bir de Şerif Gören var tabii. “Ameri-
biliyorsunuz. Tiyatro bambaşka bir
kalı” filminde oynamıştım.
şey benim için hiçbir şeyle kıyas-
“Keşke bir filminde oyna-
lanmaz. 39
MALZEME
PORSELEN
Porselen
kullanırken
Porselen;
P
orselen; k
kil,
il, k
kaolen
aolen ffeldspat
eldspat ggibi
ibi h
hammaddelerle
ammaddelerle yyapılan,
apıl
beyazlığını bu hammaddelerin özelliklerinden alan, pişirildiğinde
sertleşen yarı saydam beyaz ürün olarak tanımlanır. Porselen
sözcüğü, Latincede istiridye anlamına gelen ‘porsella’dan almıştır.
orselenin üretiminde birleşim oranları titiz çalış-
P
malar sonucunda belirlenen hammaddeler karış-
tırılarak önce çamur hazırlanır. Değişik şekillendirme yöntemleri kullanılarak ürünler şekillendirilir. Ön pişirme işlemi
yapılan şekillendirilmiş mamuller sırlanarak daha yüksek
sıcaklıkta pişirilir. Sırlama işlemi mamulün bir nevi cilalanmasıdır. Porselen ürüne parlak, camsı yüzeyi ve hijyenik
özelliğini veren aslında cila vazifesini gören sır tabakasıdır.
Krem renkli ‘Fine Porselen’ ürünler de beyaz porselenlerle benzer özelliktedir. Krem rengi, pişirme yöntemi ve
fırın atmosferi ile sağlanır. Bone China/Kemik Porselen
ürünlerin en önemli özelliği, bünyelerinde yüksek oranda
kemik külü kullanılmasıdır. Bu sebeple bu ürünlerin saydamlığı yüksektir. ‘Naturaceram’ Kütahya Porselen Grubunun ürettiği fine earthenware (su emmesi yüzde 6-7)
sınıfında renkli seramik sofra eşyasıdır. 40
Naturaceram
Naturaceram’ı diğer
seramiklerden ayıran
farklar nelerdir?
• ‘Naturaceram’ın pişirim sıcaklığı
(1120-1150 derece) diğer seramik
malzemelerden (950-1050 derece)
yüksektir.
• Naturaceram sırları daha serttir.
• Naturaceram’ın su emme miktarı
yüzde 7 civarında iken, diğer
seramik malzemelerin yüzde
15-25 aralığında değişir.
• Naturaceram ürünlerinde diğer
seramiklerde olduğu gibi sağlığa
zararlı olan kurşun kullanılmaz.
• Naturaceram ürünlerin çok geniş
renk yelpazesi bulunur.
• Naturaceram diğer seramiklere göre
çok daha hijyeniktir. Diğer seramikler
yüksek su emme özelliklerinden
dolayı zamanla çatlar ve bu çatlaklar
içerisine zamanla bakteriler yerleşir,
çatlak ürünlerin kullanımları sağlıklı
değildir. Naturaceram sofra eşyası
kullanımında zamanla çatlamaz,
mikrop barındırmaz.
Porselen kullanırken nelere
dikkat etmeliyiz?
• Porselen, dondurucuda kullanılabilir.
Ancak dondurucudan çıkarılan porselen
hemen fırına konulmamalıdır. Bu durum ani ısı
değişikliği nedeniyle porselenin zarar
görmesine neden olur.
• Porselenler fırınların ısıtıcı bölümlerinde ve
mikrodalga fırınlarda kullanılabilir. Ancak sır üstü
dekorlu ve özellikle altın/platin yaldızlı mamuller
mikrodalga fırına kesinlikle konulmamalıdır.
• Porselen çıplak ateşin üstüne konulmamalıdır.
Ateşle direk temas porselenlerin şok etkisiyle
kırılmasına neden olur.
• Porselenler sert temizleme malzemeleri ve tel
ile ovularak temizlenmemelidir.
• Suyu sert olan bölgelerde porselen üstünde
zamanla beyaz lekeler görülebilir.
Bu tür lekeler sirke ile yok edilebilir.
• Çay ve kahve lekeleri; metal çizikleri, diş
temizleme tozu ile temizlenebilir.
Porselenleri yıkarken nelere dikkat
etmeliyiz?
El ile yıkamada:
• Piyasada bulunan tüm krem ve sıvı
deterjanlar kullanılabilir.
• Yıkama kabı alüminyum olmamalıdır.
• Porselenlerin yanında, tava ve tencere gibi
porselen dışı eşyalar bulunmamalıdır.
• Sert temizlik maddeleriyle ve telle ovularak
temizlenmemelidir.
• Yıkandıktan sonra bol su ile durulanmalı ve
mutlaka kurulanmalıdır.
Makine ile yıkamada:
• Kullanılacak deterjana dikkat edilmelidir.
Yüksek alkali içeren deterjanlar özellikle sır üstü
dekorlara zarar verebilir.
• Sır üstü dekorlar ve özellikle altın/platin
yaldızlı dekorların bulaşık makinasında
yıkanmaması önerilir.
• Bulaşık makinesine özel tuzlar mutlaka
kullanılmalıdır. Aksi takdirde zamanla altın
yaldızda kararmalar gözlenir. Bu kararmalar
altın yaldızın üstünü temiz bir bez ile silmek
suretiyle yok edilebilir.
• Bulaşık makinesinin sıcaklığı maksimum
60 °C olmalıdır.
• Porselenler makineden tam kurutulmuş
olarak alınmalıdır.
• Makinede porselen ve metal eşyalar
aynı anda yıkanmamalıdır.
• Makineye yerleştirmede porselen
eşyaların birbirleriyle temas halinde
olmamasına dikkat edilmelidir.
41
STİL
PORSELEN
Renklerin
cazibesi
Kütahya Porselen Naturaceram Lar
serisi cesur renkleri sofralara taşımak
isteyenler için şık alternatifler sunuyor.
Yapım Harun Topuz, Fotoğraflar Agim Can
42
Bu sayfada LR2424YS142616 ‘Lar’
pembe yemek takımları, (24 parça) 110 TL.
Yan sayfada LR2424YS142609 ‘Lar’ gri
yemek takımı, (24 parça) 110 TL.
43
LEZZET
ÇİKOLATA
Doyulmaz lezzet
Gizli güçlerin, afrodizyak etkisinin, zihin açıcı, enerji verici kahramanı çikolata,
tutkunlarının yakın takibinde yaşamımıza keyif katmayı sürdürüyor. Yapım Zeliha Köşlü
atince ‘Tanrıların Besini’ anlamına gelen ‘The-
miş. Bir asır sonrasında ise İngiltere’de içecek yapılmak
obromocacao’ ağacından elde edilen kakao-
üzere katı çikolata satılmaya başlanmış. 18. yüzyılda
nun geçmişi 2600 yıl öncesine dayanıyor. Mayalar M.S.
İngilizler bu içeceğe süt katınca, farklı çikolata türleri-
600’lü yıllarda çikolatalı bir içecek yaparlar. Bu öğütül-
nin oluşmasının da yolu açılmış. Türkiye’deki üretimi ise
müş kakao çekirdeğinin su ile karıştırılmasından elde
Cumhuriyet döneminde, 1927 yılında, Feriköy’deki ilk
edilen bir içecektir. Mayaların ve Azteklerin daha çok
çikolata fabrikasında başlamış. Ham maddesi kakao
kraliyet aileleri için uygun gördüğü bu içecek, özel kişi-
olan çikolatanın dünya üzerinde çok büyük kısmı Batı
leri, rahipleri, misafirleri ve tüccarları onurlandırmak için
Afrika, Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint Adalarında
ikram edilirmiş. O dönem sıradan insanların uzağında
üretiliyor. Kakao ağacı dört yaşından sonra meyve ver-
kalan bir içecek olan çikolatayı Aztekler, ülkelerine do-
meye başlıyor. Akla ilk bitter, sütlü ve beyaz çikolata
ğudan gelen ilk beyaz tenli adamı gördüklerinde onu
çeşitleriyle gelen çikolatanın ismi dahi kokusunu ve lez-
tanrı sanarak ikram etmişler. İspanyol asıllı bu beyaz
zetini hissetmeye yetiyor.
L
44
adamın adı Cortès imiş ve henüz şekerle buluşmamış
Çikolata konusunda şüphesiz en çok öne çıkan ülke
bu içeceği İspanya’ya tanıtan kişi olmuş. 16. yüzyılda
İsviçre. Ülkemizde bu lezzet ile ilgili pek çok marka ara-
Kristof Kolomb Amerika’yı keşfederken Cortès vasıta-
sında çikolata sektörüne hızlı bir giriş yapan NG Çikolata,
sıyla Avrupa da çikolatanın vazgeçilmez tadını keşfet-
Mild markalı çikolatalarıyla sektörde fark yaratıyor. Müşte-
Dilin üzerine
yerleştirilen
çikolata erimeye
başlarken nefes
almak, çikolatanın
içindeki aromaların
güçlenmesini sağlıyor.
rilerine yepyeni tatlar sunmayı hedefleyen NG Çikolata, dün-
değil erkekler üzerinde de psikolojik olarak olumlu etkiler
yanın en büyük çikolata üreticilerinde görev yapmış uzmanların
sağlıyor. Çünkü stresle mücadelede etkili potasyumu bün-
İsviçre’de oluşturduğu Mild-Switzerland ile imzalamış olduğu
yesinde barındıran çikolataya her iki cinsin verdiği tepkiler
özel bir lisansa sahip. Sapanca‘da 3.500 metrekarelik alana
aynı oluyor. İçeriğindeki antioksidanlar ile sağlık kaynağı
kurulu üretim tesislerinde üretilen tüm ürünler, gıda şartlarına
olarak bilinen yeşil çaya oran ile üç kat daha fazla antiok-
uygun olarak gerçek kakao yağı, kakao kütlesi ve kaliteli şe-
sidan madde içeren çikolata, aynı zamanda zengin bir kal-
ker kullanılarak üretiliyor. cikolatasepeti.com ise, Türkiye’de
siyum kaynağı olduğundan, güçlü kemik yapısına yardımcı
çikolata ve çikolatalı ürünler ile ilgili olan her ürünün satın alma
oluyor. Son yıllarda görünümü ve yemesi kadar yapmasının
anlayışını bir adım ileriye götürmek, bunu da en ekonomik ve
da keyfine varanlar, katkı maddesi içermeyen el yapımı çiko-
en kolay, aynı zamanda da en geniş ürün yelpazesi ile ger-
latalarıyla tanınan çikolatasepeti.com’un ürünleriyle damak
çekleştirmek amacıyla kurulmuştur. Türkiye’nin dört bir yanına
zevkini doruğa çıkartabilirler. Ürünlerine internet üzerinden
hizmet verebilen, ülkenin en büyük çikolata üretim fabrikası.
ulaşabileceğiniz cikolatasepeti.com’u; şirketlerinizin özel
Kokusu mutluluk hormonu endorfinini harekete geçiren
günleri, toplu bayram ve yılbaşı siparişleri, çikolata ve çi-
çikolata için yapılan onlarca araştırma onun yararlı mı, yoksa
kolatalı ürünler satan mağazalarınız ve stantlarınız, eviniz,
zararlı mı olduğu, kilo yapıp yapmadığı konularını araştırır-
profesyonel mutfaklarınız ve satış noktalarınız için kullana-
ken, varılan en güçlü sonuç insanları mutlu ettiği, beyni ve
bilirsiniz. NG Çikolata TS EN ISO 9001 Kalite Yönetim Sis-
kalbi koruduğu yönünde olmuş. Dilimizde erittiğimizde etkisi
temi ve TS EN ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi
artan çikolata bilindiğinin aksine sadece kadınlar üzerinde
belgelerine sahip. 45
RÖPORTAJ
MURAT MENTEŞ
“Geçmiş ve gelecekle
uğraşırken ‘şimdi’yi kaybettik”
Yazar, şair, “köşe
erbabı” ve dahi
memleketin sıkı humor
adamlarından Murat
Menteş, başrolünde 100
yaşında bir İstiklal Harbi
gazisini oynattığı
“Ruhi Mücerret”te, yine
akıcılığın, absürdün,
“buralı aksiyon”un ve
mizahın sınırlarını
zorluyor…
Yapım Göksan Göktaş
Fotoğraflar Leyla Yaman
46
ağınızın en kıvrak kalemli ve hatta en geniş muhay-
Ç
kazanmak için kesinlikle daha ciddi bir efor sarf etmelisin.
yileli romancılarından, yazarlarından biri karşınızda
Romanın tabii ki pek çok teması var. Bizimki sadece,
oturuyor ve sizden soru bekliyorsa işiniz zordur…
“bizce” bir girizgahtı. Bir de romanda öyle bölümler var
Onun çağdaşı bir gazeteci olarak karşısına çıkıp, hasbihal et-
ki, bazen Ruhi Mücerret’in filozof dostu Avni Vav’ın söz-
mek talihin size tahsis ettiği önemli bir ayrıcalıktır aslında; far-
leri ve saptamalarıyla Tanpınar’ın deruni ikliminde gezi-
kında olsanız da olmazsınız da… Bu durumda ya gazeteciliğin
niyoruz, bazen ışık hızıyla Tarantino’nun absürt aksiyon
konforlu, klişe sorularına sırtınızı yaslayarak durumu kurtarma-
dünyasına geçiş yapıyoruz… Bu nasıl bir terkiptir?
ya çalışırsınız ya da “ben de fena değilim, zeki adamım aslında”
Bu tespitiniz için çok teşekkür ediyorum. Tanpınar da Ta-
kabilinden, cevaplardan uzun, ahret sualleri sıralarsınız ardı ar-
rantino da benim için önemli isimler ama ikisi bir arada ilk defa
dına… Biz, yazar, şair, köşe yazarı ve dahi sıkı bir humor ada-
anılıyor… Geçenlerde, Selman Bayer, bir konferansında be-
mı Murat Menteş’le yeni romanı “Ruhi Mücerret”i konuşurken,
nim, Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”ndeki yaklaşımını
zahiri bir sözleşme olmaksızın, bir “hâl” dilinde karar kaldık ve
devam ettirdiğimi söylemiş. Benim için Tanpınar’ın dil hassasi-
muhabbeti seçtik…
yeti ve anlatım titizliği çok önemlidir. Bir örnek vereyim, “Huzur”
Başrolde, bütün absürtlüğü, zihin açıcıcılığı ve hazır cevap-
romanında şöyle der: “Bu sansür ve tahdit…” Sansür demekle
lığıyla halis muhlis bir Menteş karakteri olan, İstiklal Harbi’nin,
yetinebilirdi. Sansürün ve tahdidin yan yana kullanılması, kritik
100 yaşındaki son gazisi Ruhi Mücerret’in oynadığı roman;
bir anlam inceliği gözettiğinin ifadesi. Tahdit, sınırlandırma de-
yine üstadın diğer işlerindeki gibi her satırında çarpıyor… Ta-
mek… Ben bu anlamda Tanpınar’ı çok önemli buluyorum.
mamı “altı çizilecek” satırlardan oluşan roman, Ruhi Mücerret’in
Romanda bahsi geçen “tüketim kültürü ve reklam
ölümle tatlı tatlı cilveleşmesiyle, “öbür dünya-dünya kankalığı”nı,
bombardımanı altındaki insanın durumu” konusuna da
eserin kötü adamı Masum Cici’nin icraatlarıyla, klişeye mahal
değinmek isteriz. Bugünün insanı artık bir “müşteri”ye
vermeden “tüketim kültürü” eleştirisini, gazimizin genç arka-
mi dönüştü?
daşı Civan Kazanova üzerinden “kahraman-anti kahraman”
Müşteri olsak iyi. Tüketiciyiz biz. Müşteri kötü bir şey değil.
mevzusunu, müziğin klasiğini, arabeskini, Rahmaninov’u, Or-
Ahi kültürünün yaygın olduğu dönemlerde, neredeyse 600 yıl
han Gencebay’ı, Kızılmaske’yi, Zincirlikuyu’da mukim “bizden”
boyunca; esnafımızın büyük çoğunluğu mutasavvıf idi. Dolayı-
zombileri ve daha iç içe geçmiş pek çok sürprizi ihtiva ediyor…
sıyla ölçü tartıdaki hassasiyetten tutun, haram helal hassasiye-
Yine Menteş’çe, yine akıcı ötesi, yine çıktığı an itibariyle, ışık
tine; ifade zenginliği, başkasının hakkını gözetme, “Ben yeterin-
hızıyla “kült” tahtına oturan bir romanla karşı karşıyayız yani…
ce iş yaptım lütfen komşumdan alışveriş yapın” inceliğine kadar
Murat Menteş’le yeni romanında değindiği mevzuların bir
hayatımızda stilize bir esnaf-müşteri ilişkisi vardı.
kısmından ve İstanbul’un hallerinden start alıp demli bir mu-
Müşteriden tüketiciye geçiş nasıl oldu peki?
habbet koyulttuk…
Ben insanların temel ya da günlük ya da acil ihtiyaçları oldu-
Romanın başrol kahramanı Ruhi Mücerret 100 yaşın-
ğu gerçeğinden çok rahatsız oluyorum. Bir insanın ihtiyacının
da bir İstiklal Harbi gazisi… Ölümle arasında tatlı bir cilve-
olması, muhtaç olması bana çok onur kırıcı geliyor. Hiçbirimiz
leşme, bir espri var… Konuya buradan, basit ve insani bir
Tanrı değiliz, hepimiz muhtacız aslında. Ama o muhtaçlığın bu
girizgâh yapsak nasıl olur bilmem ama romanda da, ha-
kadar şişmesi, her şeye uyarlanması tuhaf. Ojeye muhtaçsın,
yatta da herkesin kendi kurtuluş savaşı mücadelesi var…
beyzbol şapkasına da, spor ayakkabıya, viskiye, bulgura, mü-
Benim bir şiirimde şu mısralar geçer: “Bireysel kurtuluş
cevhere de. Terbiye ve kültür, insanı muhtaç ve tüketici dere-
savaşı başlamıştır / Mahrumiyete kibir, merhamete kıskançlık,
kesine düşmekten korur. Tüketici, terbiyesizdir. Tüketim kültü-
mahremiyete kin karışmıştır” … İnsanların bireysel kurtuluş mü-
rü diye bir tabir var. Halbuki, muhtaç kimsenin kültürü olmaz. O
cadelesi, kurtuluş gayreti diye bir şey hakikaten var. Savaş ol-
yol, insanlıktan uzaklaşmanın yoludur.
mazsa kurtuluş imkanı kendiliğinden belirir diye düşünüyorum
Buradan ani bir zıplamayla İstanbul’a geçsek… Ro-
aslında. Savaş, adı üstünde karşılıklı birbirini savmak, ortadan
manın zemininde, Kadıköy, Moda, Kalamış gibi mıntıka-
kaldırmak, defetmek, gerekirse öldürmek demek. Gelgelelim,
lar var… Belli ki “karşı”nın çocuğusunuz…
bir başkasını öldürdüğünde kendisinin kurtulacağını sanmak
Kozyatağı’nda oturuyorum. İnsan kendi meskenini, muhitini
insanlık dışı. Barış için sarf edilmesi gereken enerji ve çaba, sa-
çok da tercih edemiyor. Sadece alışıyor. Çok yakın muhitleri
vaş için sarf edilenden daha fazla. Yani bir insanı eline tüfek alıp
bile bilmiyor olabilirsin… Kadıköy’ün merkezinde değilim. Ama
tararsın, kolay ve basit görünüyor… Ama bir insanın gönlünü
evden çıkınca Kadıköy’e iniyorum otomatik olarak.
47
RÖPORTAJ
MURAT MENTEŞ
Kadıköy sizin için ne ifade ediyor?
daha ziyade otopark için düşünülen bir alan. Çünkü otomobil-
Kadıköy, Cumhuriyet döneminde şekillenmiş daha ziyade.
lerimiz daima bizden daha değerli. Arabalar, içindeki adamdan
Kimliğini bu döneminde bulmuş. Benden çok önce Kaybeden-
değerli. Sen bir adamın yüzüne tükür, bir de arabasına tükür ve
ler Kulübü bir Kadıköy esprisi üretmişti…
verdiği tepkileri ölç.
Hatta müzikte de Kadıköy Sound esprisi vardır…
Bahçeye dönecek olursak…
Evet. 6.45 Yayınları 20 yıldır bu vurguyu yapıyor. Kadıköy
Bahçe bir evin asıl manzarasıdır. Evin senin dünyanı, bah-
Felsefesi’ne Giriş adında, Şahin Uruk imzalı bir kitap yayınla-
çen de senin ahiretini temsil eder. Yani sen bahçe eken biri
dılar… Radyo programlarında 20 yıl boyunca “Hayatı ve ka-
olarak, istikbale bakan bir konum seçmiş olursun.
dınları öğrendiğimiz Kadıköy sokakları” gibi anonslar yaptılar ve
Romandaki binlerce güzel saptamanızdan, ifadenizden
Kadıköy’e bence son 20 yılda başka bir ruh üflediler. Cool bir
biri de “Daima acele edip hep kaç kalanların şehri” diye kod-
hava esiyor Kadıköy’de.
ladığınız İstanbul… Nedir bu şehir insanın acelesi sizce?
Moda biraz daha asık yüzlü ama sanki…
Çünkü içinde bulunduğumuz an değer taşımıyor. Etrafta
Moda havalisini muhafazakar buluyorum. Memuriyet atmos-
görülmeye değer bir şey yok. İnsanlar ancak trafik kazası gör-
feri hakim. Çarşı cıvıltısından ziyade… Sanırım Süleymaniye Yeni
düklerinde yavaşlıyor, durup bakıyorlar. Öyle bir duruma geldik
Cami’den esen rüzgarlar, Moda’yı seküler muhafazakar bir mu-
ki, etrafımızda çiçekler, kelebekler, mimari şaheserler olsa bile
hit haline getirdi. Başlangıçta Kadıköy’ü sahaflardan ötürü sevi-
görecek durumda değiliz. Yozlaştık birader. Geçmiş ve gele-
yordum. Zira, orada çok ucuza harika kitaplar buluyordum.
cekle uğraşırken şimdiyi kaybediyoruz.
Zaten romanda da Müteferrika Sahaf’ın sahibi Lütfü
Konuyu
değiştirmeme
müsaade
ederseniz…
Seymen görünüyor bir ara… “Korkma Ben Varım”da da
İstanbul’da, “her an her şey olabilir” hissi veren, ruh hali
görünüyordu…
ve zemin olarak “aksiyona en meyilli” semt, mekan ya da
Bana “Kadıköy’de birinin heykelini dikeceksin” deseler, Lütfü Seymen’in heykelini dikerim. Benim nazarımda Kadıköy’ün
en büyük sembolüdür.
Kitaplarınızda bazı yazarlarda olduğu gibi “İstanbul
güzellemeleri” yok…
mıntıka neresi sizce? Ve tabii ki neden?
James Bond’un son filmi ve “Taken 2” İstanbul’da çekildi.
İstanbul, aksiyon için uygun bir mekan. Fakat övünülecek bir
nedenden ötürü mü? Bence, maalesef hayır. Saklanmaya elverişli, dar, ışığın değerlendirilemediği ve buna karşılık tarihi ya-
İstanbul aşığı insanlar vardır. İstanbul’la ilgili kitaplar yazar-
pıların egzotik kıldığı mekanlarımız ilgi çekiyor. İstanbul’un he-
lar, İstanbul’un tarihi, müzeleri falan… Ben onlardan değilim.
men her muhiti aksiyon mekanı olabilir: Kadıköy, Fatih, Taksim,
İstanbul’u çok seviyorum ama İstanbul’da oluşturduğumuz
Üsküdar, Beşiktaş, Sultanahmet, Arnavutköy… Romanlarda
kültürel görünümleri beğenmiyorum. İstanbul’daki doğa ha-
biz İstanbul’u temize çekiyoruz. Bu, edebiyatımızın geleneksel
rikalarını dengeleyecek oranda medeniyet harikaları yok. Sü-
tutumuna bilerek veya bilmeyerek sadık kalmamızla ilgili.
leymaniye ile Ayasofya arası saçma sapan şeylerle doludur…
Kapalıçarşı’nın çevresi de öyle.
İstanbul’un iki yakaya ayrılması, yazar muhayyilenizde size neler çağrıştırıyor, düşündürüyor? “Kadıköy
Hep güzel bir kadına benzetirler ya edebiyatçılar
Sound”un önemli temsilcilerinden Kesmeşeker, “İstan-
İstanbul’u, o kadına etmediğimizi bırakmadık galiba en
bul İstanbul” şarkısında, “Ne doğuda ne batıda / Sen
edepli ifadeyle…
Asya’dayken Ben Avrupa’da” diyor misal…
Biz bu çok güzel kadının bir gözünü çıkardık kesin, bir elin-
Kesmeşeker’in şarkısı, belli bir durum için anlamlı, ge-
den iki, diğerinden dört parmağı kestik, sonra bu kadının derisi-
çerli, uygun. Fakat ben Avrupa yakası, Asya yakası ayrımını
nin bir kısmını yüzdük, bir bacağını paslı testereyle kestik… Onu
bilinçli olarak kenara itmekten yanayım. Farkları araştırmak
bir kafese kapattık. Delirttik. Ve yalnızca bayat ekmekle besledik.
bizim düşünme alışkanlığımızın bir önceliği. Halbuki, benzer-
Bütün bunlar İstanbul’un güzel bir kadın olduğu gerçeğini değiş-
likleri görmek gerek. Karşı yakada okunan ezanları duyar-
tirmese de, onun artık bizimle tatlı tatlı konuşacak hali kalmadı…
sın, martılar mekik dokur, o sahile vuran dalga senin kıyına
Romanda Mimar Serpil Silahlıperi, şehrin can damar-
döner, vapurların mütevazı ahengi bizi sürekli kavuşturur…
larını nasıl kestiğimize ilişkin, etkileyici bir söylev veri-
Haydarpaşa gar binasının yüzündeki küskünlüğe, Topkapı
yor… Özellikle bahçe ile ilgili olan kısım çok etkileyici…
Sarayı soru soran bir ifadeyle bakar… Bir de Avrasya Mara-
Sizin bahçeniz var mı?
tonu var ki, aslında her gün ama her gün hepimiz bir o yana
Nerdeee! Apartmanda oturuyorum ben de. Artık bahçeler
48
bir bu yana koşarız... Okuyucuyu
Tanpınar’ın deruni
“ruh iklimine” de
sürüklüyor, Tarantino’nun
“her an sakata gelebiliriz”
moduna da… Yeni
romanı yine diğerleri gibi
ışık hızıyla “kült” tahtına
oturan Menteş’le, “Ruhi
Mücerret”te değindiği
mevzular ve İstanbul’un
halleri üzerine
hasbihal ettik.
49
ATÖLYE
CURCUNABAZ
Üstte Kukla ve maske sanatçısı Candan Seda Balaban. İşe maske yapımıyla
başlayan Balaban, artık kukla yapımının yanı sıra kukla oynatıcılığı da yapıyor.
Göl
ölge
geni
ni
izlle
iz
Kukla ve maske sanatçısı Candan
Seda Balaban’ın Beyoğlu’ndaki
Atölyesi Curcunabaz, gerçeküstü
bir dünyanın kapılarını aralıyor.
Yapım Zeliha Köşlü, Fotoğraflar İsa Arslan
50
Kukla
ve
maske
sanat
ç
ısı
Candan
Seda
Balaban,
kuklanın
ve
maskenin
sadece
çocuklara
hit
a
p
eden
bir
şey
olmadığını
düşünüyor.
45aynıcm’andaden,kullandığı
dört buçukbüyüklüklerdeki
metreye kadar uzanan,
hat
t
a
yedi
kişinin
kuklalarla
yet
i
şkin
seyirci
için de çok keyifli gösteriler yaratılabileceğini düşünüyor.
andan Seda Balaban’ın tiyatroya olan
Maskelere boyama efektleriyle istenen etkiyi
C
tutkusu, meslek hayatını tamamen de-
verebiliyor. Su bazlı boyaların kullanıldığı mas-
ğiştirip, kendisi için yepyeni bir hayat çizgisine
kelere, simgeledikleri karakterlere göre değişik
yönelmesini sağlamış. Kukla ve maske sanatçısı
malzemeler ekleyebiliyor.
Balaban, 1999 yılında eğitimini aldığı eczacılık
Karnaval maskeleriyle ünlü olan Venedik,
mesleğini bırakarak, güzel sanatlar alanına yö-
Balaban’ın sanat yolculuğunda büyük bir öne-
nelmiş. Tümüyle kişisel çabalarıyla gönül ver-
me sahip. Türkiye’de teknik altyapı için eğitim
diği bu sanat dalının tüm inceliklerini öğrenen
almanın mümkün olmadığı bu alanda kendi
Balaban, 2002 yılından bu yana atölyesinde
kendini geliştiren sanatçı, yurtdışından aldığı
kukla ve maske tasarımları yapıyor. Sanatçının
maskeleri parçalayarak, sokak komedyenlerini
Beyoğlu’ndaki atölyesi, yüzlerce maske ve kuk-
araştırarak, yabancı kaynakları ve internet site-
lanın bulunduğu gerçeküstü bir mekan duygusu
lerini tarayarak kendine özgü model ve teknik-
yaratıyor. Maskelerini çoğunlukla kağıttan üreten
ler geliştirmeye çalışmış. Son dört yıldır ağırlıklı
Balaban, ‘papier mache’ adlı tekniği kullanıyor.
olarak tiyatro üzerine çalışmalar yapan Balaban,
Maske yapımına çizim yaparak başlayan sanat-
çeşitli oyunlar için maskeler ve kuklalar hazırla-
çı, son malzemesi kağıt olan papier mache’ye
mış. ‘Surname 2010’ adlı oyun için hazırladığı
çamurdan modellemeyle başlıyor. Ardından ne-
kukla ve maskeler ile yılın kostüm ödüllerini al-
gatif kalıp denilen alçı kalıbı alıp içine kağıt ve
mış. Dekor ve kostüm denemelerini sürdüren
tutkal basıyor. Tutkal sertleştirildiği için üstünde
Candan Seda Balaban, edindiği deneyimleri
çeşitli dolgu malzemeleri kullanıyor. Bu neden-
konuya ilgi duyan beş-altı kişilik küçük gruplara
le işlem sonunda kağıt kullanıldığı anlaşılmıyor.
eğitici atölye çalışmaları vererek paylaşıyor. 51
KÜLTÜR MİRASI
AYVALIK
Zamanın durduğu yer
Mübadelenin izlerini taşıyan yerleşim bölgeleri her zaman içlerinde hüznü de taşırlar.
Ayvalık, yıkılmaya yüz tutan eski yapıların hüznü ve bu kente gönül veren yeni
sakinlerinin umudunun bir arada yeşerdiği muhteşem bir şehir. Yazı Fatma Özel
52
Ayvalık evleri genellikle
iki buçuk, üç kat üstüne
inşa edilmiş. Konutların
alt katları yığma taş, üst
katları ise karkas yapım
tekniği ile inşa edilmiş. Bir
kısmının giriş kapılarının
üstündeki üçgen ya da
yarım yuvarlak alınlıkta
yapım tarihi bulunuyor.
yvalık hem huzuru, hem de mübadelenin hüznünü ya-
gönül veren insanlar bütünüydü beni etkileyen. Her birinin
A
şatan bir tezatlar şehiri… Belki de o nedenle sükunetin
metropollerden kaçış hikayesi farklıydı ama hemen hemen
içerisinde daima bir melankoli hissediyorsunuz orada. Lozan
tümünün buraya yerleşme nedeni neredeyse aynıydı. Evlerini
Antlaşması’nın mübadele kararı pek çok şehir gibi Ayvalık’ın
ziyaret ettim, sofralarına oturdum hepsinin. Eski şehrin bu-
da kaderi olmuş. En zengin ve en müreffeh Rumların yaşadığı
günkü restorasyon sürecinde emeği olan o renkli insanlarla,
şehirde, terk edilip yıkılmaya yüz tutan evler zaman içerisinde
yıkık halde alıp yepyeni hayatlar kurdukları, gönülden bağlan-
el değiştirmiş olmalarına rağmen, ilk sahiplerinin bu şehirdeki
dıkları evlerinin geçmişini ve bugününü konuştuk.
gözü olmuşlar ve buraya gönülden bağlanmanız için sürekli bir
şeyler fısıldıyor gibiler.
Eski şehri keşfe çıktığımda aynı nedenlerle bu bölgeye
Ayvalık tüm kentsel mimarisini Rumların yaşadığı dönemde tamamlamış bir şehir. Rumlar konutları kendi ihtiyaçlarını göz önünde tutarak yapmışlar ve mübadeleye kadar da
53
KÜLTÜR MİRASI
AYVALIK
54
bu şekilde kullanmışlar. Evlerin değişime uğrayışı mübadele
sunu oluşturan yapılar ağırlıklı olarak bu dönemde yapılmış.
sonrasında bu bölgeye Türkler’in gelişi ile olmuş. Bu deği-
Akdeniz kent mimarisinin özelliklerini taşıyan Ayvalık, Arnavut
şim koruma kanunu ile de son bulmuş. Bugün hala restoras-
kaldırımlı daracık sokakları, bu sokaklarda yan yana sıralan-
yonu tamamlanmayan çok sayıda yapının bulunduğu şehir,
mış taş evleri, evlerin yaşama dönük cepheleri, rüzgarın eşlik
Türkiye’de tarihi kentler düşünülürse, en az değişime uğra-
ettiği deniz kokusu ile özgün bir yerleşim ve adeta bir açık
yan bölgelerden biri diyebiliriz.
hava müzesi. Ayvalık’taki tarihi kent dokusunu konutlar, eği-
Ayvalık evleri genellikle iki buçuk, üç kat üstüne inşa edil-
tim ve ticaret yapıları, zeytinyağı fabrikaları, depolar, sabun-
miş. Konutların alt katları yığma taş, üst katları ise karkas
haneler ve dini yapılar oluşturuyor. XIX. yüzyılda Ayvalık’ta,
yapım tekniği ile inşa edilmiş. Bir kısmının giriş kapılarının üs-
11 mahalle, bir cami (Hamidiye), 11 kilise, bir manastır, 40
tündeki üçgen ya da yarım yuvarlak alınlıkta yapım tarihleri
tabakhane, 22 zeytinyağı fabrikası, bir pirina fabrikası, bü-
bulunuyor. Eski Ayvalık evlerinin üç katlı örneklerinde ikinci ve
yüklü küçüklü olmak üzere 30 dolayında sabunhane, altı adet
üçüncü katların plan şemaları birbirine benzerken, zemin kat
un değirmeni, çoğu buharla çalışan 80 adet debbağhanenin
genellikle farklı bir plan şeması sergiliyor. Zemin kat çoğun-
faaliyette olduğu belirtiliyor. Kasabada 4773 ev, bir hükümet
lukla ticari amaçlı kullanıldığı için; depolama, satış ve üretim
konağı ve gümrük dairesi, biri askeri üç hastane, askeri ka-
amacına hizmet etmiş. Sizinle paylaştığımız örneklerde de
rakol bulunduğu belgelenmiş. Ayvalık’ta sosyal ve ekonomik
çoğunlukla zemin kat alçak tavanlı ve küçük pencereli olarak
hayatın gelişmişliğine paralel olarak, eğitim ve kültür düzeyi
planlanmış. Üst kat ise gün ışığını alabildiğine içeriye taşı-
de çok gelişmiş. Bu dönemde kentte üçü erkek, üçü kız, biri
yan büyük pencereler ve yüksek tavanlı yatak odalarından
de karma olmak üzere toplam yedi okul; 1803 yılında kuru-
oluşuyor. Zemin katlarının sokağa bakan ön cepheleri çoğu
lan, 1821 yılındaki isyanın ardından yıkılan bir akademi olduğu
zaman satış için kullanılmış. Arka girişler ise depolama ama-
da belirtiliyor kaynaklarda. XIX. ve XX. yüzyıllar içinde zengin
cıyla karanlık ve olabildiğince loş tutulmuş. Ayvalık evlerinde
kent mimarisi içeriğine sahip Ayvalık; evler, okul yapıları, tica-
en çok dikkat çeken nokta ise, banyo için özel bölümlerin
ret yapıları ve dini yapılardan oluşan mimari dokusunu büyük
olmaması. Çoğunlukla içerideki banyo ve tuvaletler sonradan
ölçüde koruyabilmiş bir kent. Diğer tüm sahil kasabalarından
eklenmiş. Ayvalık, 1800’lerin başından itibaren hızla gelişerek
onu ayıran özelliği de bu. Deniz tatilcilerinin bu bölgeyi tercih
sanayi ve ticaret kenti olmuş. Zeytin ve zeytinyağı ticaretine
etmemeleri de büyük bir şansı olmuş Ayvalık için. Şimdilerde
dayalı ekonomisiyle gelişip Ege’nin en büyük sanayi ve tica-
bu kentte yepyeni hayatlar kuran ve terk edilmiş binaları res-
ret kentlerinden biri haline gelmiş. Ayvalık’ın tarihi kent doku-
tore eden yeni sakinleriyle yepyeni bir şansa daha sahip. 55
İÇ MİMAR
ŞAFAK ALİÇAVUŞOĞLU
Genç ruh
Kapalı bir kutu misali, aldığı her mekan
projesini farklı bir hikaye ile yeni hayatına teslim eden İç mimar Şafak Aliçavuşoğlu
için işlev ve estetik her zaman ön planda. Yapım Zeliha Köşlü, Fotoğraflar İsa Arslan
Studioproline’ın kurucusu İç mimar Şafak Aliçavuşoğlu.
er detayı, tarzı, çıkacak sonuçları ve birbirinden farklı
lık Bölümü’nden 2001 yılında mezun oldum. Bu eğitimi çok
H
projelerin takibini, 2002 yılında kurduğu Studioproli-
isteyerek aldığım için, hakkını vererek ve bu konuda ne ge-
ne bünyesindeki profesyonel ekibiyle gerçekleştiren İç Mimar
rekiyor ise yapmaya çalıştım. Çok kısa bir dönem iç mimar-
Şafak Aliçavuşoğlu, ağırlıklı olarak yurt içi ve yurt dışı fuarlar-
lık ofisinde çalıştım. Daha sonra bütün riskleri göze alarak,
dan takip ettiği dekorasyon dünyasındaki yenilikleri projelerine
mezuniyetimin birinci yılında kendi ofisim Studioproline’ı hiz-
aktarıyor. Aliçavuşoğlu’ndan gerçekleştirdiği projeler hakkında
mete açtım.
bilgiler aldık.
İç mimarlık eğitiminizi nerede aldınız, Studioproline nasıl kuruldu?
Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimar56
Çalışmalarınız ne yönde şekillendi?
İlk projem kendimi hem cesaret, hem de farklı şekilde düşünme anlamında geliştirmemi sağladı. Çünkü bu güzellik, fitness
ve sağlık merkezlerinin bir arada olduğu, kompleks bir projeydi.
Güzellik, fitness ve sağlığın çok ortak noktası olsa da, sağlık in-
İlk projeyi konut projeleri izledi. Şu anda yaptığımız pro-
sanın kendini iyi hissetmesi gereken noktalarda önemli detaylar
jelerin yüzde 80’nini konutlar oluşturuyor. Bunlar arasında
içeriyor; güzellik ve spor da öyle… Temelde ise, mekanda geçiri-
müstakil evler ağırlıkta. Bu nedenle aldığımız projelerin sa-
len zaman içinde, insanın kendisini mutlu hissetmesi geliyor. Aynı
dece iç mekanlarını değil, cephe ve bahçe düzenlemelerini
mekanda üç farklı işlevin bir arada bulunmasını en doğru şekliyle
de gerçekleştiriyoruz. Amaç iç ve dış mekanların aynı dili ko-
sağlamak, bana çok şey kattı. Bu anlamda ekip çok önemli olu-
nuşmasını sağlamak.
yor. İlk iş için cesaret göstermek gerekiyordu. Ekip olarak çe-
Gerçekleştirdiğiniz her çalışmanın öncelikle hi-
kinmeden, acaba yapabilir miyim diye düşünmeden, o cesareti
kayesini dinliyor ve ona göre projelendiriyorsunuz.
gösterdik ve o cesaret ile devam ettik.
Çalışmalarınız nasıl ilerliyor?
Sonrasında ne tip projelere ağırlık verdiniz?
Bana gelen talep ve ihtiyaçlar iş öncesinde belirtilse de, kul57
İÇ MİMAR
ŞAFAK ALİÇAVUŞOĞLU
lanıcının proje sonuçlanana kadar işin içinde olması taraftarıyım.
için ofisimize gönderiyor. Ancak biz yenikleri yurt içi ve yurt
Çünkü işi teslim ettiğimde mekanda onlar yaşıyor. Bu noktada
dışı fuarlardan da takip ediyoruz. Çünkü sadece beklemek-
teslim sonrası kullanıcının yaşayacağı süreci de düşünmem ge-
le yenilikleri izlemek yeterli olmuyor.
rekiyor. Yer vereceğim en ufak objenin dahi birlikte oluşturulacak
Ticari projeler de gerçekleştiriyor musunuz?
bir fikirden dolayı orada olması taraftarıyım. Bu evde neden böyle
Farklı projeler de gerçekleştirdik ve devam eden pro-
bir obje olmalı; neden böyle bir kaplama, renk, doku, ahenk ol-
jelerimiz de var. Bunlar arasında Club Album ve Members
malı sorularına mekan sahibiyle karar veriyoruz.
Istanbul gibi ticari projelere imza attık. Ticari mekanların de-
İç mimarlık moda gibi sürekli değişen ve yeni-
taylı projelendirilmeleri aşamasından sonra, kullanıcının bu
lenen bir çizgide ilerlerken, yenilikleri takip etmek
mekandan neyi beklediği, istediği üzerinden özel bir kon-
modadaki gibi kolay oluyor mu?
sept oluşturuyor, sıcak bir ortam yakalamayı amaçlıyoruz.
İşimiz gereği yenilikleri sürekli takip etmek zorundayız.
Markalar son koleksiyonlarının numunelerini incelememiz
Bu doğrultudaki gerekli detayları mekana taşıyor, sonucunda güzel tepkiler alıyoruz. HAKKIMIZDA...
NG Kütahya Seramik ürünlerini Members Istanbul benzeri ticari projelerinizde kullanıyor musunuz?
Ticari mekanların iç mekan düzenlemeleri ağırlıklı olarak şov amaçlı olduğundan, çok farklı ürünler kullanıyoruz. Bu tarz
mekanlarda fiziksel sebeplerden dolayı seramik işi pek olmuyor. Dökülebilecek içkilerin kaygan zemin oluşturması gibi nedenler
bunda etkili oluyor. Dolayısıyla çok parlak, sert yüzeyler oluşturamıyoruz. Daha homojen dokulu malzemelere yer veriyoruz.
Zeminleri daha basit ürünlerle kaplıyoruz. Bunlar arasında poliüretan kapamalar ağırlıkta. NG Kütahya Seramik ürünlerini
ağırlıkla konut projelerinde kullanıyorum.
NG Kütahya Seramik’in ürünlerine projelerinizde yer veriyor musunuz?
Evet, sıklıkla. Son koleksiyonlarını da yakından takip ediyorum. İç mimarlığın gerekliliği, görsellik aslında. İçinde geçen uzun
saatler, iç mekan düzenlemelerinin önemini dış mekandan ayırıyor. Mekan içinde yaşayanın mutluluğu, oradan alacağı pozitif
enerji benim için çok önemli. Dekorasyonda işlev ile görselliği birleştirmek, mekandakilerin kendilerini iyi hissedebilecekleri
ortamlar oluşturmak ki bu mekan ticari bir alan ise, büyük önem taşıyor. Projelerde bazen sıra dışı kararlarla alışılagelen çizgiden
çıktığımız durumlar da oluyor. Örneğin iç mekanda bir havuzun bulunması düşünüldüğünde, bu isteğin nem, buhar veya çocuklar
için artı ve eksileri değerlendiriliyor. Oluşabilecek tüm olumsuzluklara karşı önlemler alındıktan sonra, görsellik devreye giriyor.
58
ALIŞVERİŞ
KÜTAHYA PORSELEN
Hediye seçmek zordur
Vereceğiniz
V
ereceeğiniz h
hediye
ediye eell eemeği
meği
göz nuru
nuru iile
le yyapılmışsa,
apılmışsa
göz
yıllarca kullanılıyor
ve kullanılırken sizi
hatırlatıyorsa, hediye
ettiğiniz kişiden sonra
çocukları hatta torunları
kullanıyorsa, zamanla
antika değeri kazanıyorsa,
marka ve sanat değeri var
ise, bundan daha anlamlı
ve değerli hediye olur mu?
Bu özelliklerdeki hediyenin
adı: Kütahya Porselen.
60
Özenle seçeceğiniz
bir porselen
sevdiklerinize
söyleyeceğiniz
en güzel sevgi
sözcüklerine
tercüman olacaktır.
Üstte solda ADTR06KT220 kodlu ‘Tiryaki’ 110 TL.
Sağda ABMRC0’KT220 kodlu ‘Meriç’ kahve takımı,
(2 kişilik) 94 TL.
Altta solda ABKRM04KT658 ‘Karmina’ kahve takımı.
Sağda (Solda sağa doğru) CB25KV1283678 ‘Çeşmibülbül’,
347 TL; SU30VZ1283678 ‘Şule’, 390 TL; SR30V2123367811
‘Saray’, 568 TL.
Yan sayfada ABELA06TS20 çay seti, (2 kişilik) 228 TL.
61
ALIŞVERİŞ
KÜTAHYA PORSELEN
Üstte solda ABALC06KT0, ‘Alice’
6 parça kahve takımı, (2 kişilik) 264 TL.
Sağda ABALM604KT654 ‘Limoges’
kahve takımı, 107 TL.
Altta solda CRNO9MT9014080
çocuk mama seti, (9 parça), 74 TL.
Altta sağda YS05MT4207057 çocuk
mama seti, (5 parça) 40 TL.
62
Kütahya Porselen
çocukların
hayal gücünü
zenginleştirecek
eğlenceli sofralar
yaratıyor.
ALIŞVERİŞ
KÜTAHYA PORSELEN
Kütahya Porselen
mağazalarında anneniz,
babanız, çocuğunuz,
öğretmeniniz ve tüm
sevdikleriniz için
mutlaka bir hediye
seçeneği bulacaksınız.
ABBLC04TF653 ‘Belce’ 4 parça
kahve takımı, (tek kişilik) 157 TL.
64
KEŞİF
TATİL ROTALARI
66
Hiçbir dejenerasyon yok
SIĞACIK
Seferihisar’ın (Teos) nefis bir koyunda minik bir kale içinde dünya
tatlısı bir köy… Hiçbir dejenerasyon
yok. Apartman yok, çirkin bina yok.
Evlerin büyük bölümü iki katlı Rum
evi… Halkın büyük bir bölümü Balkan göçmeni sevimli insanlar. Belediye başkanı, ev pansiyonculuğunu
yeniden başlatmak istiyor. Yakında
evlerin bir veya iki odası konuklara
açık olacak. Koyun içinde yeni bir
yat limanı açıldı. Güzel yemek veren
“Bu yaz bir yere gittim, nasıl güzeldi anlatamam. Adını pek
duymamışsındır ama bir harika!” Bu veya buna benzer
bir lafı hayatımızda bir veya birkaç kez duymuşuz ve
bahsedilen yerin zamanla nasıl da popülerleştiğine tanık
olmuşuzdur.Bu kez NG dergisi olarak yakın çevrenizden
değil de bizden duyun dedik ve yıldızı parlaması pek
muhtemel seyahat rotalarını sizin için araştırdık.
bir iki meyhane tipi restoranı var. Neden insanlar oraya gidecek? Çünkü
kalabalık değil ve ev pansiyonculuğu
sayesinde insanlar daha ucuza konaklayabilecek. Üstelik Seferihisar
“sakin şehir” unvanına sahip... Bu
da insanları oraya çekecektir.
67
KEŞİF
TATİL ROTALARI
MUTLU
TÖNBEKİCİ
SEÇTİ
rtık her sene özellik-
A
le yaz geldiğinde o
yazın en popüler mekanlarını
ve yerlerini öne çıkarmak ve
bu yöndeki eğilimleri ölçmek
neredeyse bir gelenek halini
aldı. Farklılık arayışında olan
insanların da yeni keşfettikleri yerler de bir süre sınırlı bir
kitleye ve onun kültürüne hizmet ettikten sonra yıldızının
500 yıllık şahane Osmanlı kasabası
parlamasıyla ana tatil güzer-
TARAKLI
gahlarından birine dönüştü.
TTNet’in reklamlarındaki “Mümkünlü” adı verilen kasaba.
Buna yakın zamanın iyi
Sakarya’da 500 yıllık şahane bir Osmanlı kasabası. Devasa
örneklerinden ikisi herhalde
çınarlarıyla tarihte donmuş kalmış gibi. Üstelik çirkin turizm de
Olimpos Plajı ve Kelebekler
henüz girmemiş. Burası da Seferihisar gibi “sakin şehir” oldu.
Vadisi’dir. Ama mesela Ke-
Üstelik kalacak çok da güzel bir oteli var: Hanımeli Konağı.
lebekler Vadisi’ne çok ya-
Harikulade
kın bir mesafede olmasına
kahvaltı
karşın Kabak Koyu, vadinin
TİRİLYE
tanınması ve popüler bir mekana dönüşmesinden yıllar
sonra keşfedilerek tatilcilerin
gözde mekanları arasına girmeye başladı. Adım basılmadık yerlerin sayısı her geçen
sene azalsa da yeni bir soluk arayışı içinde olan gezgin
niteliği yüksek öncü turistler
sayesinde daha önce gözlerden ırak kalmış pek çok
yerin keşfine ve yıldızlaşacak
bir potansiyel taşıdığına tanık
oluyoruz. NG dergisi olarak
basında yer alan gezi yazıları
ile bu yönde eğilimleri ölçen
ve yön veren gezgin yazarların nabzını tuttuk, fikirlerini aldık ve ileride parlaması
muhtemel yerlerin bir listesini çıkardık. Siz de eğer artık
bu seneki iznimi farklı bir yeri
görmek ve gezmek için kullanmak istiyorum diyenlerdenseniz bir göz atın deriz.
68
Deniz kenarında nefis
Yatırım yapılırsa mükemmel
bir tarihi Bursa kasabası.
bir turizm noktası olur
Hem camisi hem kilisesi
GÖLYAZI
var. İkisi de restore edildi,
Apolyont Gölü kenarında Bursalılar dışında kimsenin
camii ibadethane, kilise
bilmediği ufacık ama şahane bir köy. Göl balığı pişiren bir
kültür merkezi oldu. Ha-
iki lokantası ve çay bahçesi var. Mübadeleden önce Rum
rikulade bir-iki lokantası
köyü imiş. Köyün etrafında bir kale var. Hemen girişinde ise
var. Sabahları kahvaltı çı-
devasa bir kilise. Yıllardır virane halde dururken geçtiğimiz
karıyorlar. Kalacak bir-iki
yıl restore edildi. Ve ilk ayin yapıldı. Biri orada yatırım yapar-
iyi otel de var. Üstelik ula-
sa harika bir turizm noktası olur.
şım da çok kolay.
Karadeniz’in en güzel kıyılarından biri
AKÇAKOCA
Adını sıkça duyardım, geçtiğimiz ay gitmek kısmet oldu
Düzc
ü
Düzce
iline bağlı Karadeniz’in en güzel kıyılarından birine sahip
Akça
Akçakoca’ya.
Yüzlerce yıllık miras ünlü Ceneviz Kalesi, Aktaş Şelale
esi ve tabii Kale Plajı ile çok daha popüler olmayı hak ediyor.
lalesi
Eski terör bölgesinde
bir Bodrum havası
LEVENT
ÖZÇELİK
SEÇTİ
MUNZUR
köy gibi köy
Eski terör bölgelerine gitmek
ZEYTİNBAĞI-ÇAMLIBEL
isteyen çok insan var. Dersim
Balıkesir, Edremit’te. Adını ilk
(Tunceli) en ilgi çeken yerlerden
tiyatro ve sinema oyuncusu rah-
biri. Munzur Dağları olağanüstü
metli Tuncel Kurtiz ile duymuştuk.
bir doğal güzelliğe sahip. Üstelik
Tuncel ağabey orada kendince
son yıllarda Munzur Çayı’nda bir
Bodrum havası estiriliyor. Nehirde şahane bir şekilde yüzülüyor.
Pek yakında daha organize tur-
Diğer Ege köylerine göre
kararınca şahane bir otel açmıştı Zeytinbağı adında. Diğer Ege köylerinden
daha iyi korunmuş, köy gibi bir köy Çamlıbel. Özellikle yanı başındaki “butik
oteller köyü” olarak tanımlayacağımız Yeşilyurt köyü gibi değil örneğin.
lar ve kalacak yerler olacaktır.
Tim Burton’ın fantastik film seti gibi
ACARLAR LONGOZU
Dünyanın en önemli iki longozundan biri olduğunu duyduğum bu yere gidip
görmek şart olmuştu. Longoz dere suyu ile denizin buluştuğu yerlerde denizden
gelen kum birikintilerinin dere ağzını kapaması sonucu oluşan kıyı seti gölleri.
Kabaca “kör nehir” olarak tarif edilebilir. Sakarya’ya bağlı bu kör nehrin içindeki
ağaçlar sarmaşıklar, menekşeler, nilüferler, yüzlerce çeşit kuşlarla birlikte kendinizi Tim Burton’ın fantastik filmlerinden birinin setinde gibi hissediyorsunuz.
Abartısız turizmi
bulduğum yegâne yer
SÖĞÜT
Marmaris Bozburun’da en
ucunda ıssız bir koy. Hemen az
ilerisinde gizemli bir kızıl antik şehir: Kaisareia. Nefis bir kumsalı
var. İncecik kum. Dahası minicik
bir yat limanı var. Liman içi akvaryum gibi: Her çeşit balık var.
Kalacak yer olarak Aşkın Pansiyon. Yeşillikler içinde tertemiz ve
son derece medeni bir yer. Pansiyonun önü lokanta. Nefis kalamar tava yapıyor. Yunanistan’ın
çok sevdiğim abartısız turizmini
bulduğum yegâne yer.
69
RÖPORTAJ
GÜZİN ERKAN
Güzin Erkan ve
Oben Karatepe.
Tasarım ve ötesi
Kuzguncuk’ta bir tasarım, mimari ve marka danışmanlığı ofisi olan Tasarımhane’nin
kurucularından Güzin Erkan ile tasarım üzerine düşünceleri, son yaptıkları Ptt Pul
Müzesi ve gelecek planları üzerine konuştuk.Hazırlayan Fevzi Ondu Fotoğraflar İsa Arslan
Kısaca kendinizden ve ekibinizden bahseder misiniz?
Tasarımhane’yi kurma fikri nasıl ortaya çıktı?
İç Mimarlık ve Çevre tasarımı eğitimimi Bilkent Üniversitesi’nde
Tasarımhane’yi 2000 yılında kurdum ve mekan projeleriyle
tamamladım. 2000 yılından bu yana Oben Karatepe ile birlikte ku-
2004 yılına kadar getirdim. Aynı yıllarda Oben’in de bir prodük-
rucu ortağı olduğum Tasarımhane’de çalışma hayatıma devam
siyon ve reklam ajansı vardı, yaptığımız birkaç ortak işten sonra
ediyorum. Tasarımhane, son 6 yıldır ağırlıklı olarak iş yoğunluğunu
hem iş dallarımızı hem de çeşitliliğimizi artırmak için iki firmanın
müze planlaması ve sergi tasarımları üstünde yoğunlaştırmış bir
tüm imkanlarını birleştirdik ve yolumuza mimarlık tabanında mar-
marka. Bu alanlarda fikir ve içerik geliştirme, mekan ve deneyim
ka, ürün, teknoloji merkezli interaktif tasarıma, içerik planlaması
tasarımı konularında çalışıyoruz. Şehir, sanat ve tasarım dinamik-
ve yönetimi de yapabilen bir firma olarak devam ettik. Tek elden
leri, tarihi ve kültürü bizim temel ve sevdiğimiz uğraşlarımızdan biri.
çıkan ve bu çeşitliliğe sahip bir iş gücü de bize tüm dünya ile
Konusu itibariyle yaptığımız işler birçok farklı tasarım disiplininden
birlikte Türkiye’de de gelişmeye ve değişmeye başlayan marka
oluşan bir ekip gerektiriyor ve tasarım konusunda baştan sona
kimliği bazlı mekan projelerinde, değişen ve dönüşen yeni müze-
birliğine ve bütünlüğüne inanan iki ortak olarak biz, markamız bün-
cilik ve sergi planlamalarında gerçekten çok az rakibin olduğu bir
yesinde bu çeşitlilikte bir ekiple çalışmaktan çok mutluyuz.
alanda var olma şansı verdi.
70
Ne tarz işler yapıyorsunuz ve ne tarz bir müşteri portföyünüz var?
Tasarımhane olarak mimari, iç mimari ile görsel iletişim tasarımı alanlarında işler üretiyoruz. Tasarım anlayışımız geleneksel
ile modernin birleşimi ilkesine dayanıyor. Bu tarz bir karşıtlık mükemmeliyetçi yapımızı beslerken, sonsuz düşünsel ihtimal de sunuyor. Yaklaşımımızdaki bu esneklik sınırları kaldırıp, özgür yaklaşımı ve kendimizi ifade edebilme gücünü ortaya koyuyor. Farklı
tasarım disiplinlerini bir arada barındıran bünyemiz ile pek çok
uluslararası markaya mekan tasarımı, grafik tasarım, ürün tasarımı, perakende ve sergileme tasarımı, interaktif ve multimedya
bazlı iletişim projeleri üretiyoruz. Son yıllarda özellikle müzeoloji,
sergi tasarımı ve marka mimarisi konularında önemli işlere imza
atarken bulunduğumuz projelerde strateji&konsept geliştirme ve
içerik tasarımı ile başlayan çalışma süreci bu bilgilerin yorumlanıp
farklı tasarım disiplinleri vasıtasıyla mekan tasarımına dönüştürülmesiyle sonlanıyor. Ölçeğin önemli olmadığı daha çok özgün
fikir noktasından yola çıkan işlerde ise temel prensip olarak projeye bir kimlik oluşturmak ve bu kimlik ile yoğrulan eseri, ürünü,
markayı, bilgiyi veya mesajı ziyaretçiye mekan kurgusu içerisinde
etkileşimsel bir yolla deneyimleterek sunuyoruz.
71
RÖPORTAJ
GÜZİN ERKAN
PTT Pul Müzesi’ni
hayata geçirirken,
birçok farklı
disiplini, kendimize
özgü felsefe, üslup
ve çalışma prensibi
doğrultusunda tek
bir proje altında
buluşturduk.
Son çalışmanız olan PTT Pul Müzesi’nin çıkış noktası
neydi?
sal kimlik çalışması, görsel işitsel prodüksiyonlar, dokunmatik
ve dijital sunumlar, web sitesi tasarımı ve uygulanması da yine
Ptt Pul Müzesi’ne bugün ev sahipliği yapan bina, 1933-34
Tasarımhane’ye ait. Müzeyi dünyadaki benzer müzelerden ayıran
yıllarında, Emlak ve Eytam Bankası için TBMM gibi Cumhuriyet
en önemli özelliği ise 4404 orijinal parçadan oluşan ülke koleksi-
döneminde pek çok kamu binasına imza atmış Avusturyalı mimar
yonuna ve 1500 parçadan oluşan dünya pulları koleksiyonuna ev
Clemens Holzmeister tarafından tasarlanmış. Ptt, uzun yıllar kulla-
sahipliği yapıyor olması. “Tarihe Tanıklık Eden Koleksiyonlar” slo-
nılmayan binayı restore edip, uluslararası modern müzecilik stan-
ganı ile başlayan müzenin hikâyesi, araştırma geliştirme çalışma-
dartlarında, tüm pul koleksiyonunu sergileyen bir müze ve aynı
ları ve arşivlerden çıkarılan çok büyük bir koleksiyonun heyecanı
zamanda Ankara’nın tarihi merkezinin göbeğinde her daim ha-
ile birleştirilerek kurgulandı. Şimdiler de ise müze ve sergi tasarımı
reketli, canlı ve yaşayan bir kültür merkezine dönüştürmek talep-
yolculuğumuz THY Müzesi tasarımı ile devam etmekte…
leriyle Tasarımhane’ye geldi. Bizler de PTT Pul Müzesi’ni hayata
Gelecek planlarınız arasında neler var?
geçirirken, birçok farklı disiplini, kendimize özgü felsefe, üslup ve
Yakın gelecek ile ilgili en büyük hayallerimizden biri Ta-
çalışma prensibi doğrultusunda tek bir proje altında buluşturduk.
sarımhane ismiyle İstanbul’da bir workshop ve sergi mekanı
Müzenin genel konsepti, hikâyesi, koleksiyon ve içerik stratejile-
yaratmak ve bu mekanda yaratıcılığın her alanında taze fikri
rinin kurgulanması, sergi alanlarının projelendirilmesi ve uygula-
olan gençlerle, konusunda haklı bir isme ve tecrübeye sahip
ması Tasarımhane tarafından gerçekleştirildi. Tüm bu çalışmaların
insanları bir araya getirmek, düşünsel ve düşsel bir sinerji
yanı sıra genel konsept ile aynı dili konuşan grafik öğeler, kurum-
yaratmak. www.tasarimhane.com
72
KÜTAHYA
AMBALAJ
n
e
n
i
i
r
n
i
’
b
e
y
i
n
k
e
r
d
ü
n
T
i
r
,
j
e
l
a
i
l
c
a reti
b
m jü
A
a
a
l
y
a
h mb
a
t
Kü ük a
büy
Kütahya Ambalaj faaliyetlerinde, yüzde 100
geri dönüştürülebilir hammadde ve doğal
kaynakların etkin kullanılmasını birinci planda
tutuyor. Şirket ambalaj yatırımıyla, tasarıma
verdiği önem ve yüksek kaliteli ürünleriyle
Türkiye’nin en büyük ambalaj üreticilerinden
biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Ofset tesisine
yapılan yatırım ile 2013 yılı itibariyle kapasite
kullanım oranını yüzde 85’e çıkarma başarısını
gösteren Kütahya Ambalaj, kuruluşundan beri
Oluklu Mukavva Sanayicileri Derneği OMÜD
üyesi olarak faaliyet gösteriyor.
74
“Kütahya Ambalaj yatırımı, günümüzün en ileri teknolojisine sahip ofset baskı, laminasyon makinesi; kesim, katlama-yapıştırma makineleriyle her türlü ofset baskılı kutuyu,
aksesuar ve standı üretebiliyor,” ifadesini kullanan Kütahya Ambalaj Fabrikalar Müdürü
Tamer Özmural; firma olarak kalite, zamanında teslim ve hızlılık açısından sektörde ön
planda olduklarını söyledi.
“2011 yılı itibariyle Türkiye’de oluklu mukavva ambalaj kullanımı 1,7 milyon ton
seviyesinde. Mevcut büyüme oranları devam ettiği takdirde, 2014-2015 döneminde
tüketimin iki milyon tonu geçmesi; 2020 itibariyle üç milyon ton ve 2023’e gelindiğinde de dört milyon tona yaklaşması bekleniyor. Kütahya Ambalaj son üç yılda yüzde
30; son 10 yılda ise, yüzde 60 oranında oluklu mukavva üretim miktarını artırdı. 2007
yılında yapılan ofset tesisi yatırımının etkisiyle, 2013 yılı itibariyle yüzde 85 kapasite kullanma oranlarına ulaştı,” açıklamasında bulunan Özmural, söz konusu oranın Kütahya
Ambalaj’ı Türkiye ambalaj sektörünün en büyük üreticilerinden biri yaptığını vurguladı.
Firmaların ambalaja büyük oranda maliyet kalemlerinden biri olarak baktığını ifade eden
Özmural, firmaların rekabet gereği düşük maliyetli olan ambalaja yöneldiğine işaret etti.
Özmural, “Firmalar çevre ve geri dönüşüm bilinçlerinin yüksek olmasına rağmen, genellikle maliyetleri düşürmek adına plastik ambalaja yöneliyor. Oluklu mukavvayı tercih
eden firmalar, dayanıklılığı açısından bu ürüne yöneliyor,” dedi. Teslimat hızının yanı
sıra, satış sonrası hizmetler ve satış personelinin yakın ilgisinin de tercih edilmelerinin
nedenleri arasında yer aldığını söyleyen Özmural, oluklu mukavva ambalajın tercih edilmesindeki en önemli nedenin de, ‘dayanıklılık’ olduğunu belirtti. Ambalajın ürünlerin
korunmasında, pazara ulaşmasında ve doğru pazarlanmasında büyük rol oynadığının
altını çizen Özmural, “Tüketici firmaların oluklu mukavva üreticilerinden beklentilerine
bakıldığında, ilk sırada ürün kalitesi yer alıyor. Bu iki olguyu birleştirdiğimizde, tüketicilerin sadece fiyata bakmadığını, önce kalite ve dayanıklılığa önem verdiğini, bundan
sonra fiyata baktığını anlıyoruz. Tüketiciler bilmekteler ki, ambalaj ürünlerin korunmasında, pazara ulaşmasında ve pazarlanmasında hayati öneme sahip. Firmalar ayrıca,
sipariş verdikleri oluklu mukavvanın ilgili şartlara uygunluğunu yakinen takip ediyorlar.
Firmaların, ambalaj konusunda bilgi edindiği kaynaklar arasında özellikle sektörlerindeki
diğer firmaların tercihleri ile kişisel tecrübelerinin önemli yer tuttuğu dikkate değer bir
husus. Bu da demektir ki, bir firmanın bir üretici ile yaşadığı olumlu ya da olumsuz herhangi bir sorun ve tecrübe sektörde hemen diğer firmalara yayılabiliyor. Özellikle satış
sonrası hizmetler, herhangi bir sorunun çözümü gibi noktalarda üretici firmanın yaklaşımı hayati,” şeklinde konuştu. Kütahya Ambalaj’ın yürüttüğü tüm faaliyetlerde sürekli
iyileştirmeye, yüzde 100 geri dönüştürülebilir hammadde ve doğal kaynakların etkin
kullanılmasını, faaliyetler sırasında oluşan atıkların öncelikli olarak kaynağında azaltılmasını ve ayrıştırılmasını, geri dönüşüme kazandırılmasını, en uygun yöntemlerle bertaraf
edilmesini prensip olarak benimsediğini ifade eden Özmural, Kütahya Ambalaj’ın üretim ve hizmet işlemlerinin yürürlükteki yasal şartlara uygun olarak gerçekleştirdiğini belirtti. Özmural sözlerini şu şekilde tamamladı: “Kütahya Ambalaj olarak kurulduğumuz
günden bu yana Oluklu Mukavva Üreticileri Derneği (OMÜD) üyesiyiz. Farklı sektörlerde
faaliyet gösteren birçok firma, OMÜD üyesi firmalarla çalışmayı tercih ediyor. Dernek
olarak büyük güven duyulan OMÜD’ün yayını OMÜD Dergisi de sektöre ışık tutuyor ve
yakinen takip ediliyor. Kütahya Ambalaj olarak bizim en önem verdiğimiz nokta, hizmet
kalitesi açısından zamanında teslim ve teslimat hızı. Satış sonrası hizmetler ve satış
personelinin yakın ilgisi de tercih edilme nedenlerimizden.” 75
ALIŞVERİŞ
porselensepeti.com
Sofranı söyle sana
kim olduğunu söyleyeyim
Sosyal hayattan tarzlarını ve duruşlarını beğendiğimiz isimlere sofralarını
anlatmalarını istedik. Kimisi www.porselensepeti.com’dan en beğendiği ürünü seçti,
kimisinden ise sizlere ipuçları aldık. Hazırlayan Gülderen Tumba Genç
Yüksel Ak Rimer
“Sof
r
amın
ışıl
ışıl
görünmesini
amaçlarım.
Takım
porseleni
tercih
ederim
genelde.
Parçaları
karıştırmayı
değil,
her
şeyin
içinde ”
olmasınıuyumseviyorum.
Bennu Yıldırımlar
Fulya
“Özel
günlerde
sofinsanlarla
ra bana birlikte
sevdiğim
olduğum
ve
keyif
aldığım
bir
ortamı
ifolduğu
ade eder.gibi,Hayatta
sofrada
dapekkarışık
renklerden
hoşlanmam.”
Özel günlerde sofra hazırlamaktan çok
keyif alıyorum. Günün anlamına uygun,
onu ifade eden bir sofra hazırlamak
benim için önemli olan. Yemek yerken
günün özelliğini hissetmeyi hedeflerim.
Sofrada olmazsa olmazım, mumlar ve
şamdanlardır. Desenli peçeteler, çiçekler
kullanmayı da çok severim. Gümüş, krem
ve beyazı tercih ediyorum.
Bone China 55100
76
Soframda en fazla iki renk olan ve birbiriyle uyumlu sofra elemanlarını
tercih ederim. Takım değil, birbirleriyle tarz ve renk açısından uyumlu
olmaları beni ilgilendirir. Yemeklerden ziyade bizim sofralarımızın bir
özelliği de o güne uygun peçetelerin eşlik etmesidir. Ağırlıkla krem rengi
olan, az desenli takımlar en beğendiklerimdir.
San Marco
Serra Yılmaz
“Sof
r
a
bence
bir
paylaşım
yeri.
İ
nsanlar
bir
nimeti
paylaşıyorlar.
Aynı
zamandadedabirsosyalleşiyorlar.
Bencedeğil.
düğünlerde
de
cenazelerde
sof
r
a
olması
tesadüf
Gelen giden yesin, içsin; amaç paylaşılsın…”
Çekirdek bir aileden geliyorum. Anneannem hep
kalabalık sofra severdi. Büyük ikramlar yapılsın isterdi.
Eski sofralar artık yok, ancak sofra bir paylaşım yeri
Harlek
olmaya devam ediyor. Sabit alışkanlıkların kadını
değilim, o yüzden soframda da belirli kalıplarım
yoktur. Her şeyi değiştirebilirim bir anda. Meraklıyım
ve kendi merakımın peşinden gidiyorum. Benim için
önemli olan, insanların bu eve girdiğinde kendilerini iyi
hissetmeleri. Sofrada rengi çok severim. Fakat beyaz
keten örtüleri de desenli örtüler kadar severim. Rahat
sofraları tercih ediyorum, formal sofralar kurmuyorum.
Tam yemek takımım yok. Çoğunlukla masa düzeni
yerine, açık büfe davetler veriyorum. Sunum
önceliğim değildir. Küçük yaşta yemek yapmaya
başladım. Yemeğim lezzetli olsun ama benim için
sunumu başkası yapsın isterim.
Perge
Zeynep Casalini
“Bambu
ve
ahşap
sabah
kahvaltılarımızın,
porselen
de
diğer
öğünlerimizin
olmazsa olmazıdır.”
Gül Gölge Saygı
Bizim soframız her gün özeldir. Yeni tatlar denemeyi çok
sevdiğimiz ve genellikle ancak sofrada sohbet edebildiğimiz için
de öyledir. Çoğunlukla doğada bir yerlere gider ve kayaların,
çakılların üstüne soframızı kurarız eşimle. Ben yemeklerin içeriği
“Yediğimiz
yemeğin
anlamına
ve
çeşidine
göre
kullanacağım
yemek
t
a
kımı
ve
sofkarışt
ra elemanları
ırmayı da çokda değişir.
severim.Parçaları
”
eşim ise, estetiği ile ilgilenir. Yemek takımı kullanmaktansa, tek
tek parçaları ve değişik renkleri bir arada kullanmayı severiz.
Özel günlerde sevdiklerim için hazırladığım
Yemeklerim benim imzamdır, ancak soframızdaki incecik cam
sofralar benim için her zaman önemlidir. Hoş sohbetli,
şişelerimiz ve değişik formlu bardaklarımız da dikkat çeker.
keyifli yemeklerin tadı bir başkadır. Sofrada siyah
rengi ve gümüş sofra elemanlarını kullanmayı severim.
Fazla aksesuardan hoşlanmam, ancak soframda taze
çiçek mutlaka vardır. Özellikle et sofralarında ahşap
ürünler tercih ederim.
77
ALIŞVERİŞ
porselensepeti.com
Gamze Saraçoğlu
“Beyaz
örtülü
masaları
seviyorum.
Özellikle
keten
masa örtüsüsofralarda
takımları
ile
hazırlanmış
oturmaktan
çok
keyif
alıyorum.
Beyaz
ve
mavi,
sof
r
ada
tercih
ettiğim
renkler.düzenlemelerinde
Kristal ve gümüşü
isetercihşık ederim.
masa
”
Batya Kebudi
“Sof
r
alarımın
olmazsa
olmazları
arasında
mis
kokulu mumlar
geliyor.
Bazenobjeantika
birmumlarımı
şamdanda,
bazen
de
küçük
lerde
görebilirsiniz.
Sof
r
alarım
her
zaman
renklidir
ve
bir
uyum
içindedir.
Her soframın bir teması vardır.”
Keyifli bir sofrada yapılan sohbetler için paha biçilemez!
Herkesin sevdiği yemeklerle donatılmış bir sofraya
Sevdiklerimle beraber yediğim güzel bir yemek,
mutlaka şampanya eşlik eder. Bir araya geldiğimizde en
masa etrafında keyifli uzun sohbetler; loş ışıklı
çok sevdiğimiz şey, kahkahalarla hayatımızdaki detayları
bir ortamda, güzel müzik eşliğinde ev yapımı
paylaşmak... Benim için dostlarımla beraber olmak, en
yemekler, yemeğe uygun içki ve huzurlu bir esinti
güzel anlarımdandır. Soframda bir bütünlük içinde olan farklı
bana inanılmaz keyif veriyor. Genelde porselen
parçaları karıştırmayı severim. Soframın temasına uygun
ve kristali beraber kullanmayı seviyorum. Farklı
detaylar farklı objeler bir araya gelir. Mor masa örtüsü, beyaz
dokuların uyumsuzluğu bazen bütünlükten
tabaklar gibi... Lila peçetelerle bütünlenirken soframda
çok daha hoş durabiliyor. Bütünlüğün şık ve
mutlaka sümbüller de olur. Kendi peçeteliklerimi tasarlayıp
sade olması benim için çok önemli. Özel sofra
üretiyorum. Soframda mutlaka kendi tasarımım bir ürün olur.
hazırlıklarında gümüş eklemeler yaparak şıklık
yakalamayı, kişiye özel dokunuşlarla sofralar
süslemeyi seviyorum. Farklı yemek takımlarımdan
toplayarak hazırladığım sofralarda bütünlük
yaratmak en sevdiğim şeydir.
Silvia
78
Adler
Iris
Özlem Süer
“Sof
r
a
mutluluktur.
Bir
araya
gelme
ve
kutlamadır.
Her yeter
zamanki kutlanacak
birını
şeysaracak
bulunabilir;
sof
r
anın
etraf
aile
ve
dostlarımız
olsun.
Her
akşam
evde
muhakkak
bir
arada
yemek
Pazar”
sabahlarıyemeye
soframızözendagösteririz.
bir ritüeldir.
Sofrada beyaz, ekru, pudra pembesi, kobalt mavisi;
dantel, pamuklu, ketenli yüzeyler; geleneksel elişleri,
porselen aksesuarlar, taze çiçekler ve renkli kesme
cam aksesuarlar kullanırım. Bazen bembeyaz, sadece
formları farklı takım parçalar bana heyecan verirken
bazen antikacılardan topladığım her biri ayrı parçalardan
sofra elemanları oluştururum. Yemeğin içeriği, davetin
ruhu aslında belirleyici olan. Masadaki mum, müzik
ve yemeklerin tarzı bir bütün olmalı. Yemek takımı bu
Leonberg
orkestranın en önemli parçasıdır.
Refika Birgül
İnsanlar
ve
yemekler
haricinde
benim
için
sof
r
ada
olmazsa
olmaz
yok!
Kapkaranlık
ziyaf
e
tler
de
düzenlenebilir.
Dünyada
böyle
örnekler
var.
Organik
malzemeler
demutfmasayı
mutlu
haleiçingetiriyor.
Ahşapları
kullanmak,
a
kta
hazırlık
kullandığımız tepsiler, kesme tahtaları.. ”
“
Sofra özel günlerde de, sıradan günlerde de insanın etrafında toplandığı,
paylaştığı, yüklerini geride bıraktığı, güç aldığı yer anlamına geliyor benim
için. Hatta bir bayram, doğum günü, anneler günü de olsa merkezinde hep
yemek yemek olması çok özel bir durum. İnsanların duygularını paylaşmak
için yemeğin hep merkezde olması… Buna ölümün de dahil olması çok özel
bir durum. Duygu paylaşıldıkça daha yaşanır bir hal alıyor. Yediğimiz her
lokma sanki o sofrada bulunma nedenimizi anlamlandırır. Ben hiç tam takım
‘4Tavola’
kullanmayı beceremedim. Doğruyu söylemek gerekirse, tam takımdan da
bir parça sıkılırım. Farklı tabakları, hatta yemek için satılmayan malzemeleri
kullanmayı, modern ile antikayı karıştırmayı çok severim. Benim için önemli
olan, yemeğin dili ve hissi ile yemeklerin setlerinin ruhen uyuşmuş olması.
Benim soframda anahtarlıktan peçetelik de olabilir, bir peçete diğeri ile aynı
olmayabilir, bambaşka çatallar bıçaklar da kullanılabilir. Eski bakırları ve eski
camları kullanmayı çok severim. Çini karolardan nihale, sandık eskilerinden
runner’lar, eski peşkirlerden Amerikan servisi yapmayı da aynı şekilde... Ve
tabii ki emayeler de var. Emayeler yemek hazırlığında da, masada dekor
olarak da aklımı başımdan alıyor.
79
SANAT&
PORSELEN
Sanatçı dokunuşu
Sanat&Porselen
başlıklı çalışmamızın
bu sayıdaki dört örneği
Ressam Setenay
Özbek’in kişisel
yorumlarıyla hayat
buluyor.
1990 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
Sahne ve Görüntü Sanatları bölümünden dereceyle mezun oldu.
Barış, evren, doğa ve varoluşla
ilgili temaları işliyor. Rengi, soyut
dışavurumcu resimlerinde bir anlatım öğesi olarak kullanıyor.
Uluslararası Plastik Sanatlar
Derneği (UPSD) ve Uluslararası
Yazarlar Derneği (PEN) üyesi olan
sanatçı, çalışmalarına kendi atölyesinde devam ediyor.
Birbiriyle geçinemezmiş
gibi gelen renkleri bir
arada kullanmayı, yeni
bir şeyler keşfetmeyi
de çok seviyorum.
Kendi iç dünyamın
derinliklerinden ve
bilincimin üstünden
resmime yansıyanlarla
evrensel olana, içsel
huzura ulaşma çabası
içindeyim.
80
Tabak
tasarımları
ilehissettiklerim…
ilgili olarak
Tabakları
işlev
ve
yapısallıkları
açısından
kendi
resimsel
fgerçekleştirebileceğim
antezimi sınırsız seçeneklerle
harika
objsergielersalonlarında,
olarak görüyorum.
Sadece
müzelerde
değil;
günlük
ihtiyaçlarımızı
karşıladığımız
alanlarda
ve
yaşantının
içinde
de
sanatın
yer
alması
f
i
kriyle
yapılmış
tabak
tasarımları bunlar!
Ve paylaşılan her anı özel ve değerli kılmak için…
de derin ve kalıcı duygular yaratmasını diledim.
Bu tasarımları hazırlarken onları kimlerin kullanacağını hayal
Bence tabak tasarımlarını seçen insanlar da kendi kişilikle-
ettim. Her bir tabak tasarımına ayrı bir ad buldum: ‘Butterfly/
rini ve duygularını seçimleriyle dışarı yansıtıyorlar. Aynen haya-
Kelebek’ yeni başlayan bir aşkı sembolize etti. Renkli olan ta-
tımızda giysi tarzımızla kendimizi ve duygu durumumuzu yan-
sarımın adı, ‘Joy/Neş’e’ ve neşe, mutluluk getirmesini istedim.
sıttığımız gibi. Özenli miyiz? Mutlu muyuz? Bir tarzımız var mı?
‘Deep Blue/Derin Mavi’ adını verdiğim mavi renkte olan tabak
Biz kimiz? Bütün bunlar tabaklarda gizli. Bu çalışmayı yaparken
tasarımında ise, kullananlarda sonsuz huzur dolu bir atmosfer-
ben de çok mutlu oldum.
81
VÜCUT
BAKIMI
Yaz aylarına
yaklaşırken cildimiz de
yeni bir değişimle karşı
karşıya. Cilt tipi ne
olursa olsun, ortam ve
hava değişimlerinden
etkilenir. Özellikle
değişim dönemlerinde
Aliva Spa’dan
kış mevsimi
sonrası yenileyici
bakım önerileri
cildin rutin bakımına
ek olarak dönemsel
kürler uygulamak,
sağlıklı bir cilt
metabolizması için
çok faydalıdır.
ış aylarında nedense vücut unutulur. Devamlı giyil
giyilen
ilen
en k
en
kaa--
da yağ,
y
da
genç görünümünüzü korumanıza en iyi şekilde destek
K
palı giysiler vücudu gözlerden uzaklaştırır ama aynı yüz
olacaktır. Eğer bacaklarınızda pullanma oluyorsa veya dirsekle-
gibi, vücut derisi de bakıma ihtiyaç duyar. İnce bir siluet kadar,
rinizde sertleşme hissediyorsanız, gerçekten de zengin bir ürün
yumuşak ve elastik bir cilt de önemlidir. Öncelikle banyo esna-
kullanmalısınız. Yağ kullanmaktan korkmayın. Doğal yağlar tam
sında özellikle cilt kuru ise, yumuşak duş jelleri doğru bir seçim
anlamıyla cilt dostudur. Cildi beslerken aynı zamanda kuruluğa
olacaktır. Geleneksel olarak kullandığımız lif ve kese, hem kan
bağlı ciltte görülen pullanmaları da ortadan kaldırır. Aliva Spa’ya
dolaşımı hızlandırması, hem de ölü hücrelerin atılımını kolaylaş-
geldiğinizde uzman terapistler, cildinizin ihtiyacına göre hazır-
tırması açısından çok faydalıdır. Aliva Spa hamam uygulamaları,
lanmış bir uygulamayı size önerecekler. Zengin yağlarla yapı-
son derece keyifli bir ortamda, tecrübeli terapistler eşliğinde,
lan Sothys’in kişiye özel oryantal vücut bakımlarında, isteğinize
ölü derilerden kurtulup rahatlamayı sağlıyor. Eğer hamam için
göre seçilen ‘yeşil limon ve limon çiçeği’,’vanilya ve sandal ağa-
vaktiniz yoksa, evde de lif veya kese kullanmıyorsanız, yumu-
cı’, ‘portakal çiçeği ve sedir ağacı’, ‘kiraz çiçeği ve nilüfer’ ya da
şak ve temizleyici granüller içeren bir vücut peeling’i bu konuda
‘tarçın ve zencefil’ gibi tropik bitki ve meyve özleri içeren zengin
en büyük yardımcınız olacak. Sothys vücut peeling’leri hem ölü
bakım yağı çeşitlerinin etkisi ile cildiniz nefes alır, canlanır ve pü-
hücrelerin ciltten atılmasına ve cildin derinlemesine temizlenme-
rüzsüz parlak görünümünü uzun süre korur.
sine yardımcı olur, hem de kan dolaşımını hızlandırarak cildin
Kuru yüzdürme yatağında yapılan bir Hanakasumi bakımı da
daha iyi çalışmasını destekler. Hassas ciltlerde dahi rahatlıkla
olabilir bakımınız. Japon ritüellerinden esinlenen Sothys Hanaka-
kullanılabilen peeling’ler, ciltte hoş kokular bırakır ve daha sonra
sumi bakımı (Uzak Doğu), Japon kirazı kokusu ve harika dokulu
kullanılacak olan bakım ürünlerin cilt tarafından derinlemesine
ürünleri ve Hanakasumi Uzak Doğu masajı ve Digi-Esthetique
emilmesini sağlar. Sothys’ in kiraz çiçeği, nilüfer gibi tropik bitki
masaj figürleri ile vücudunuzu güzelleştirirken, sizi de farklı diyar-
ve meyve içerikli oryantal kokuları ile cildi şımartan ya da tarçın
lara sürükleyecek. Anti selülit masajları ile de selülitli bölgelerinizde
ve zencefil içeren cilde muhteşem rahatlık hissi veren zengin
gözle görülür azalma sağlayabilir ve bölgesel incelmenizi destek-
peeling bakım içeriklerinden dilediğinizi seçebilirsiniz. Vücudun
leyerek vücudunuzu bahara rahatlıkla hazırlayabilirsiniz. Yapma-
esnekliğini ve yumuşaklığını sağlamak için zengin vücut kremleri
nız gereken tek şey, nasıl bir bakım tecrübesi yaşamak istediği-
veya yağları kullanabilirsiniz. İyi bir temizleme ile başlanan ba-
nize ve ihtiyacınızın ne olduğuna karar verip, NG Güral Sapanca
kım, değerli bir kozmetik ürününün cilde sürülmesi ile tamam-
ya da NG Güral Afyon’da Aliva Spa’dan randevu alarak kendinizi
lanır. Cildin kuruluk oranına göre seçeceğiniz losyon, krem ya
uzaman terapistlere emanet etmek... Keyfiniz bol olsun. 82
SAĞLIK
DR. ÖZCAN ÇAKMAKÇIOĞLU
Güvenli
bir gülücük
Tüm estetik girişimlerin, doğal
dişlere minimal dokunuşlarda
yapılmasına özen gösteren
Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı
Dr. Özcan Çakmakçıoğlu,
daha güzel ve estetik bir gülüş
talebiyle gelen hastalarına
günümüz teknolojisinin ışığında
hizmet veriyor.
Yapım Zeliha Köşlü
Fotoğraf Ergun Candemir
lusal ve IADR gibi uluslararası birçok kongrede su-
yon kimyası ve bu polimerizasyon sırasında oluşan etkilerin di-
numlar yapan, yerli ve yabancı dergilerde maka-
şin pulpa dokusu üstündeki etkileri üzerine. 2007 yılında ışıkla
leleri yayınlanan Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Özcan
polimerizasyon cihazlarının estetik dolgu materyallerine etkileri
Çakmakçıoğlu’ndan güvenli bir gülüşe giden yolda kullanılan
konulu tezimi vererek Doktor Diş Hekimi unvanını aldım.
U
Nişantaşı’ndaki kliniğiniz Dentec’i ne zaman hayata
son tekniklerin bilgilerini aldık.
Diş hekimliği eğiminiz hakkında bilgi verir misiniz?
geçirdiniz?
Anadolu
2003’den itibaren gerçekleştirdiğim klinik hizmetlerini
Lisesi’nin ardından 2001’de Marmara Üniversitesi Diş He-
,2009’da hizmet vermeyi sürdürdüğüm Nişantaşı’ndaki ofisime
kimliği Fakültesi’nden mezun oldum. Aynı yıl Diş Hastalık-
taşıdım.
1976’da
Trabzon’da
doğdum.
Trabzon
ları ve Tedavisi Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak
Burada hangi hizmetleri veriyorsunuz?
görev yapmaya başladım. 2003 yılında doktora yeterliliğini
Dentec’te verdiğim hizmetler arasında estetik materyal
verip estetik dolgu materyalleriyle ilgili çalışmalarıma yoğun-
ve uygulamalar ile zirkonyum destekli protezler, adeziv diş
laştım. Bunu Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya-Metalürji Fa-
hekimliği, implant cerrahisi, implant üstü protezler ön sırada
kültesi Biyomühendislik Anabilim Dalı’nda farklı projelerde
yer alıyor.
aldığım görevler izledi.
Doktoranızı hangi konu üzerine yaptınız?
Üç yıl boyunca çalıştığım estetik materyallerin polimerizas84
Diş tedavisinin ‘restoratif’ kısmına sizi yönlendiren
ne oldu?
Bunun sebebini, mühendislik merakı olarak açıklayabilirim.
Diş hekimliği çok kapsamlı bir sektör ve kullanılan her şeyin,
Bu yöntemde rehber aldığınız bir nokta oluyor mu?
işimizde doğuracağı pozitif sonuçlara olan merakım beni bu
Esas olan, altın oranları hastaya uygulamak ve küçük rötuş-
dalı seçmeye itti. Estetikle uğraşırken kullandığım bilgisayar ya-
larla en mükemmeli yakalamak. Detayları şekillenen tasarım ta-
zılımından özel fotoğraf ekipmanlarına her şey çok keyif verici!
mamlandıktan sonra özel üretim teknikleriyle, tasarımın birebir
Estetik algıyı yönlendirmek, aşamalarını ve oluşacak sonucu
kopyası gerçek porselenden hazırlanıyor. Bundaki ana hedef,
kişiye anlatırken özel bir hale getirmek, mükemmel tasarımda
porselenin tasarımını başka bir materyalde gerçekleştirip final
materyallerle uğraşmak, onların gelişimine katkı sağlamak, işi-
şekli elde etmek için porselenin daha az ısıl işleme tabi tutulma-
me olan saygı ve sevgimi artırıyor.
sı ve canlılığını koruyabilmesi. Bu yöntemde tam seramik resto-
Türkiye’de diş hekimi ve hasta iletişimi ile hastaların
ihtiyaç ve talepleri ne şekilde farklılık gösteriyor?
Dişlerle ilgili estetik talepler ağırlıkla 30 yaş ve üstü, çoğun-
rasyonlar çok daha canlı ve doğal bir görünüme sahip olurlar.
Çoğumuz ‘implant’ uygulamasını duymuşuzdur. Bu
uygulamalarda son yenilikler nelerdir?
luğu kadın hastalarca yapılıyor. Bu profilin taleplerinin temelinde
Diş hekimliğinin bir diğer yükselen yıldızı ‘implantlar’ oldu.
sosyokültürel algı yenilenmesi ihtiyacı; diş sağlığı, bakımı gibi
Yaklaşık 40 yıllık geçmişi olan implant tedavileri son 10 yılda
nedenler yer alıyor. Daha estetik bir gülüş talebiyle gelenlere,
hastaların daha kolay ulaşabileceği bir seçenek oldu. Biline-
teknolojinin ışığında minimal invazif, yani estetik girişimin doğal dişlerine minimal dokunuşlarda
Genel olarak kompozit esaslı
materyaller veya tam seramik
Materyallerden
kullanıyoruz.
bir
diğeri,
‘zirkonyum’ diye adlandırılan
porselen çeşidi. Zirkonyum
artık ön bölgedeki estetik
kaplamalarda
yutlu görüntüleme ve printer tekno-
uygulamalardaki
doğallığı nasıl sağlıyorsunuz?
restorasyonlar
leştirildiğinde ağrısız ve kolaydır. Günümüzde
bunu daha kolaylaştıran unsurlar, üçbo-
yapılmasına dikkat ediyoruz.
Yaptığınız
nin aksine implant tedavileri uygun şartlarda gerçek-
oluşturduğu
yapay görüntü nedeniyle çokça tercih edilmiyor. Yerine yeni
nesil ‘emax’ porselenler var. Ma-
Yaklaşık 40 yıllık
geçmişi olan implant
tedavileri son 10 yılda
hastaların daha kolay
ulaşabileceği bir seçenek oldu.
Bilinenin aksine implant
tedavileri uygun şartlarda
gerçekleştirildiğinde
ağrısız ve kolaydır.
teryal ne olursa olsun, önemli olan
onun uygulama biçimi. Dişlerin hazırlanmasından tasarımına ve materyalin dişe yapıştırılmasına kadar geçen sürede birçok kompleks
aşama gerçekleşiyor.
lojilerindeki gelişmeler oldu. Hastalardan alınan görüntüye göre
yine 3D printerlarda hazırlanan
cerrahi rehberlerle uygulanan
implantlarda başarı oranları
yüzde 99 civarında.
Çalışmalarınızı ne yönde
sürdürmeyi
düşünü-
yorsunuz?
Teknolojinin
her
boyutu-
nu diş hekimliğinde kullanmaya
aşık bir insan olarak, geleceğin
sektörde daha çok ufuklar açacağına
inanıyor ve bununla ilgili katkılarımı halen
birçok ortamda gerçekleştiriyorum. Benim
için gerek hasta bilgilendirilmesi, gerekse bilimsel
çalışmalar çok önem taşıyor. Özellikle çürük önleyici tedavi-
Şimdilerde kişiler dişlerinin bakımlı ve güzel görü-
lerdeki gelişmeler rutin kontrollerini gerçekleştiren hastaların
nümlü olmalarının yanı sıra gülüşlerinin ifadelerine de
tedavi protokollerini basitleştirmekte ve yapılacak tedavinin
katkı sağlamasını istiyor. Bu konuda talep var mı?
minimal dokunuşlarla bitmesini sağlıyor. Ülkemizde ne yazık
Bu aşamaya günümüzde ‘gülüş tasarımı’ deniyor. Çalış-
ki bu konuda halkın bilinçlenmesinin sağlanması halen öne-
maya fotoğraf çekimiyle başlanıyor. Bu fotoğraflar ışığında, uy-
mini koruyor. Yetersiz hijyen eğitimi ve ağrı oluşana kadar
gulanacak restorasyonların genişlikleri, uzunlukları belirleniyor.
dişlerimizin bakımına önem vermemek gibi edinsel faktörler
Alınan ölçü, özel scanner’larda taranıp bilgisayar ortamında bir-
ilerisi için hem doktoru, hem de hastayı sıkıntıya sokacak
leştiriliyor. Yapılan bu hazırlık sonrasında 3D yazıcılarla hazırla-
sonuçlar doğurabiliyor. Altı ayda bir yapılacak rutin kontrol-
nan geçici dişlerle ve özel mumlardan hazırlanan dişlerle hasta
lerle oluşabilecek çürükler ve önceden yapılmış restorasyon-
için yapılacak gerçek porselenlerin benzerleriyle, direkt ağızda
lardaki problemler tespit edilip problem kompleks bir hale
uygulama yapılarak gerçekleşecek olan sonuç sunuluyor.
gelmeden çözülebilir. 85
SAĞLIK
DR. YAVUZ DİZDAR
Kuşaktan kuşağa
Batı akademisinin sunmuş olduğu verilere dayanarak
‘doğaya ve tıbba yeni yorum’ getirmeyi amaçlayan kitap
‘Yemezler’i kaleme alan Dr. Yavuz Dizdar, bilimsel
verilerle gıda-sağlık ilişkisini irdeliyor. Yapım Zeliha Köşlü
64 yılında İstanbul’da doğan Dr. Yavuz Dizdar,
Kitabınızda bahsi geçen ‘akıl tutulması’ nedir?
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki eğitim ve
Akıl tutulması aslında günlük yaşamımızın bir parçasıdır,
mecburi hizmetini tamamladıktan sonra, 1989-1992 yıllarında
bize söylenmiş olanların akıl süzgecinden geçirilmeden kabul-
İstanbul Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı’nda ilaç bilimi
lenilmesi anlamına gelir. Mesela ‘ambalajlı süt ve yoğurt çok
üzerine, 1992-1996 yıllarında Radyasyon Onkolojisi Anabilim
hijyenik hazırlandığı için uzun süre bozulmaz’ ya da ‘piliç körpe
Dalı’nda kanser üzerine uzmanlık eğitimi ve kanser biyolojisiy-
olduğu için 20 dakikada pişer’ bunun örneklerindendir. Ama
le immünolojisi doktorası unvanını almış. Aynı enstitüde rad-
beri yandan ‘tencerede kaynattığınız sütün proteini kenarına
yasyon onkolojisi uzmanı olarak görev yapan Dizdar’ın birinci
yapışır, değeri kalmaz’ yaklaşımı ya da ‘kediler temiz oldukları
baskısı Kasım 2013 tarihli sağlık ve beslenme konulu kitabı ‘Ye-
için yalanırlar’ düşüncesi de aynı akıl tutulmasıdır. İnsan kendi-
mezler’; geleneksel alışkanlıklarımızı, neyin yenebilir neyin ye-
ne öğretilenin mantığını sorgulamazsa, profesör bile olsa yanlış
nemez olduğunu unuttuğumuza, bize unutturulanları hatırlayıp
bilgi kuşaktan kuşağa aktarılabiliyor. Sonunda hatalar silsilesi,
hayata geçirmenin ve bu bilgiyi sonraki kuşaklara aktarmanın
başka yanlış bilgilerle açıklanır hale gelir ve bir noktada artık
zamanın geldiğine dikkat çekiyor. Bilgi halka açık olduğu süre-
aslını hatırlayan da kalmaz. Bu kadar okumanın sonunda vardı-
ce değişimin başlayabileceğini belirten Dizdar’a kitabının içeriği
ğım nokta, aslında hiçbir şey bilmediğimizdir. Akıl tutulmasının
ve fikirleri hakkında görüşlerini sorduk.
üstesinden gelebilmek için sanırım en iyi başlangıç da budur.
19
‘Yemezler!’i yazma fikri nasıl doğdu?
Aslında ‘ben böyle bir kitap yazayım’ diye bir fikir doğmadı.
Günümüzde nasıl bir beslenme düzeni içerisinde yer
alıyoruz?
Bütün mesele dört yıl önce önüme konan ‘yoğurtların artık bo-
Bizim beslenme düzenimiz, kendi kendimize yarattığımız hızlı
zulmadığı’ konusunda bir köşe yazısıyla başladı. Ben çok yoğurt
yaşamın tutsağı haline gelmiş. Bunu üretimde ve tüketimde gö-
yiyen biriyim; denedim, gerçekten ekşimiyor. Bunun nasıl ger-
rüyoruz. Daha kısa sürede ama içerik olarak çok değersiz ürün-
çekleştiğini anlayabilmek için süt, yoğurt nasıl üretiliyor; bilimsel
ler yetiştiriyoruz. Bunların katma değeri çok az. Derken günlük
makalelerden okumaya başladım. Derken bir hafta sonu kızım
yaşam telaşı nedeniyle daha hızlı hazırlanabilir olanı tercih etme-
“Baba tavuğun ekleminden et fışkırıyor,” deyince, okuma faslı
ye başlamışız. Kuru fasulyenin daha hızlı pişmesini istiyorsanız,
piliç üretimine dönüştü. Bu konuları bir şekilde zaten daha önce
yapısını değiştirmeniz gerekiyor. Bu durum piliçten sera domate-
dile getirmiştim. Ancak endüstrinin yaklaşımına vakıf olduktan
sine dek genişleyerek sürmüş. Fast food denen tüketim alışkan-
sonra, meselenin bir de biyolojik arka planı vardı ki, ben bunu
lığı inanın konunun kenarında kalır. Ev kadınları bile hazır çorbaya
okumayı çok sevdim. Çünkü bilimin sınırlarına varmışlar. En
yönelmişlerse, ortada ciddi anlamda sorgulanması gereken bir
sonunda bunların bir düşünce bütünlüğü içerisinde bir kitapta
yaşam algısı sorunu vardır. Bu sınıfa değeri eksiltilmiş hazır gıda,
toplanması gerektiği ortaya çıktı. Bu anlamda bakıldığında ‘Ye-
yoğurt ya da ayran da eklendiğinde beslenmek imkansız, uzun
mezler!’ bir beslenme kitabı değildir; beslenme paradigmasını
süre sağlıklı kalınması da olanaksız hale geliyor.
sorgular ama özellikle de biyolojinin ve hastalığın bize anlatılmış
Sizin için beslenme biyolojik olarak ne anlama geliyor?
olandan çok daha farklı yorumlanabileceğini aktarmaya çalışır.
Bunun birkaç mantığı var: Bir kere kendi vücudunuzda ya-
86
pamadığınız hammaddeleri alıyorsunuz, zaten klasik öğreti de
örneğin soya üretiminin ülkemiz koşullarında gerçekleştirilmesini
bunu söyler. Ama esas doğanın bir şekilde moleküllere gizledi-
sağlamaya çalışacağız.
ği bir ‘şeyi’ tüketiyorsunuz. ‘Şey’ demem nedensiz değil, adını
tam olarak koymanın mümkün olmadığını görüyorum. Kısmen
Et, yumurta ve piliç de eskisinden çok farklı. Bunlardaki değişimler nelerdir?
sülfürle aktarılıyor ama genel olarak baktığınızda antik felsefe-
Eskisini bilenler çok iyi hatırlıyorlar, tavuk çok lezzetli ama
nin çok dışına çıkmıyor. İşte bu çok ilginç; eşelenip eşelenip,
kolay pişmeyen bir gıda idi. Ne var ki günümüzde piliç 20 da-
hatta moleküler biyolojiyi bile devirip, sonunda yine antik man-
kikada pişiyor ve jöle oluşturamıyor. Son iki yıllık çalışmaları-
tığın ötesine geçememek şaşırtıcı! Oysa bilim, bilgileri mantığa
mın neredeyse bütününü bu durumun nedenini açıklamaya
oturtmakta hatalı bir yol izleyerek, beslenmeyi de bir makinenin
yönlendirdim. Çünkü piliç çok tüketilen bir gıda maddesi, fakat
parçalarına indirgemiş. Bu yanlış algının değişmesi gerekiyor,
GDO soya ve mısırla da bir kesişme noktasını oluşturuyor, hay-
çünkü sürdürülebilir sağlıklı bir yaşam sunmuyor.
vanların beslenmesi neredeyse tamamen GDO soya ve mısırla
Endüstriyel gıda sektörünün ürünü olan GDO’lu
ürünlerden neden uzak durmalıyız?
Genetiği değiştirilmiş organizmalar son 15 yılda giderek yaygın
endüstriyel uygulama alanı buldu. Biyoteknolojinin
yardımıyla geliştirilen bu ucube canlılar her ne
yapılıyor. Organik üretim çok az, organik yetiştirilmiş tavukların
pişme süreleri iki saat, fiyatları da diğerinin neredeyse dört katı.
Şu ana kadar vardığım sonuçlar endüstriyel tavukların aslında yenemeyecek kadar hasta oldukları şeklinde.
Üretim yönteminin sonucu olarak kemik ve
kadar dünyada açlığa çare olacak diye
bağ dokuları son derece zayıf ve endüst-
geliştirildilerse de, gerçeğin bununla bir
alakası yok. Amaç daha karlı, üstelik
patent korumasında endüstriyel tarım ürünleri geliştirmek. Ancak bu
şekilde üretilen soya, mısır hayvan
yemi olarak geniş kullanım alanına sahip. Örneğin ülkemize tavuk
yemlerinin yüzde 98’inde GDO
soya kullanılıyor. Oysa patent koruması kalktığı için yapılan yeni araştırmalar GDO mısırın yenmesinin kansere
ri antibiyotik vermiyoruz dese de, jöle
Dr. Yavuz Dizdar kendi
deyimiyle, “doğal
döngülerle ve insanın
doğasıyla uyumlu
olmayan, ‘bozulmayı
bile beceremeyen’,
dolayısıyla aslında
insanın hak ettiği
sağlıklı gıda kapsamına
girmeyen,” endüstriyel
ürünler ve Batı biliminin
kağıttan kuleleri için
“Yemezler!” diyor.
neden olduğunu açıkça gösterdi. Benzer
gözlem GDO soya yemiyle beslenen piliçler
için de ifade edilmekte ki, bu çok önemli. Velhasıl
dünya bu konuda bedeli ağır bir sürprize hazır olmalı.
Bu gelişmelerin ülkemizdeki etkileri nelerdir? Süt,
yoğurt ve ayranda ne değişti?
oluşturmamalarının nedenini açıklamak zorundalar. Çünkü piliç çok
tüketiliyor, kendisi hasta bir hayvanı yiyerek nasıl sağlıklı kalabileceğinizi düşünürsünüz? Benzer durum yumurta üretimi için
de geçerli, kafesler içerisinde ve
özel yemlerle bünyelerinin doğal
koşullarda olanak verdiğinin çok
ötesinde bir üretim gerçekleştiriliyor.
Dahası yumurtanın klorlu bileşiklerle yı-
kandığını biliyoruz ki, klor mutlaka içerisine geçer. Buna karşılık koyun ve kuzu etinde
bir sorun görünmüyor, çünkü endüstriyel yöntemlerle
üretilemiyorlar. Dana ve sığırda da durum daha makul, çünkü
hayvan uzun süre yaşamak zorunda, o nedenle piliç kadar uç
Ülkemizde beslenme bütün dünyaya örnek olabilecek bir de-
biyolojik uygulamalar yapamazlar. Nitekim bunu fiyatta da gö-
ğişimi gerçekleştiriyoruz. Birincisi bizim vatandaşlarımız GDO’ya
rüyorsunuz, kırmızı etin kilosu 25 lira civarındayken, pilicinki 4
karşı zaten tepkililerdi, bu bilimsel verilerin de açıklanmasıyla
liraya kadar düşüyor.
Danıştay iki GDO mısır soyunun ithalatını durdurdu. Ama esas
Eklemek istedikleriniz nelerdir?
değişiklik süt ve piliç için yaşandı. Vatandaşlarımızın hafızası
Benim beklentim kitabın genç ve yenilikçi düşünceye açık
hala taze olduğundan, açık süte yöneldiler; çünkü uzun ömürlü
parlak beyinler tarafından okunmasıdır. Standart bilgi ve söyle-
sütle arada ciddi bir fark olduğunu hatırladılar. Artık herkes yo-
min dışına çıkamayan bilim camiasından herhangi bir beklen-
ğurdunu evinde tutturuyor; ayranı, kefiri gerçek sütten hazırlıyor.
tim yok. Kitabın bir diğer yazılma nedeni de aslında endüstriyi
Aynı şey piliç için de yaşandı ve toplum piliçten uzak durma-
üretim metodu konusunda aydınlatmak ve uyarmaktı, sanırım
ya başladı. Bu değişiklikler hem daha sağlıklı ürünler yememiz,
bu gerçekleşti. Şimdi beklentimiz süt, yoğurt, ayran, yumurta
hem de gerçek üreticinin kazanması açısından çok olumlu. Ama
ve piliç üretim yöntemlerinin olması gerekene çevrilerek kanun
hammadde açısından hala dışa bağımlıyız; bir sonraki aşamada,
korumasına alınması. 87
TERMAL
PROF. DR. MÜFİT ZEKİ KARAGÜLLE
Hangi mevsimde
kaplıca kürü alalım?
Kaplıca kullanımında vatandaşlarımızın özellikle tercih ettiği
mevsim veya mevsimleri tespit eden bir araştırma yaptık.
Yazı Prof. Dr. Müfit Zeki Karagülle
er yıl 8,5 milyon kadar kişinin 500 civarında ‘termal’
bilim Dalımız tarafından rapor verilmiş romatizmalı hastaların
adı altındaki kaplıca tesislerine geleneksel olarak gitti-
dosyalarındaki (mükerrer gidişlerle birlikte toplamda 1.357
ğini tahmin ediyoruz. Beş, yedi ve 10 gün gibi yine geleneksel
vaka dosyası) kayıtlar değerlendirilmişti. Mevsimlere göre ince-
konaklama sürelerinin yaygın olduğunu biliyoruz ama ortalama
lendiğinde ilk kez kaplıca tedavisine giden 822 hastanın üçte
konaklama süresinin ise ancak üç günü bulduğu son çalışma-
ikisinin (yüzde 63,8) ilkbahar ve yaz mevsimlerinde kaplıcayı
larda ortaya çıkan bir gerçek. Diğer yandan Türkiye’de Sağlık
tercih ettikleri görüldü (yüzde 36,4’ü ilkbahar, yüzde 27,4’ü yaz
Bakanlığı onaylı 160 civarındaki termal tesiste sosyal güven-
aylarında). Daha sonra sonbahar mevsimi (yüzde 22,9) seçili-
ceden yararlanarak bilimsel anlamda kaplıca tedavisi görmeye
yordu ve kış ayları ise en az rağbet görendi (yüzde 13,4).
H
gidenlerin sayısı ancak 2000 civarında. Bu sayı yurt dışından
Peki, acaba kaplıca tedavisinden hastalarımızın gördüğü ya-
ülkemize kaplıca ziyaretleri için gelenler (gerçek rakamı bilemi-
rarlı etkiler mevsimlere göre bir değişiklik gösteriyor muydu? Yaş
yoruz) gibi çok düşük kalıyor. Yine biliyoruz ki, geleneksel kulla-
ortalaması 59 olan 589’u kadın, 237’si erkek toplam 826 has-
nıcı olan 8,5 milyonun bir kısmı gidilmemesi gereken durumda,
tanın kaplıca tedavisi, öncesi ve sonrası hastalık durumları ve la-
tercih edilmemesi gereken kaplıcaya gidiyor ve uygun olmayan
boratuar bulgularının karşılaştırılması bize ipuçları verebilirdi. Tek
tedavileri alabiliyor. Yine de anket çalışmalarımız bu kişilerin
tek dosyalarda sayısal puanlar şeklinde özenle kaydedilen, yani
yüzde 95’inin bu kaplıca “alışkanlığından” yarar gördüğünü
kaplıca tedavisi öncesi ve sonrası hastalık durumunu belirleyen
gösteriyor. Peki, acaba bu kaplıca kullanımında vatandaşları-
veriler saptanarak toplu olarak değerlendirildi. Sonuçlar roma-
mızın özellikle tercih ettiği mevsim veya mevsimler var mıdır?
tizmal şikayetleri olan hastaların tüm mevsimlerde tedavi öncesi
Doğrusu bu soruya net bir yanıt bulmaya çalıştığımda, ilkba-
ve sonrası hastalık değerlendirme puanlarında istatistiksel olarak
har ve yaz aylarının insanlarımızın kaplıca ziyaretlerini geleneksel
anlamlı azalmalar ve iyileşmeler olduğunu gösteriyordu. Sadece
olarak yoğunlaştırdıkları aylar olageldiğini anımsadım. Sonra da
az sayıda hastada bazı değerlendirmeler kış mevsiminde anlamlı
düzenlediğimiz Türk Kaplıca Tıbbı ve Balneoloji Kongreleri’ni bir
sonuçlar vermemişti. Ülkemizde bir ilk olan bu değerlendirme or-
zamandır nisan ayı ortalarında gerçekleştirdiğimizi düşündüm.
taya koydu ki, tüm mevsimlerde genel olarak hastalık durumunu
Bu yılki kongre 10-12 Nisan 2014 tarihlerinde Gaziantep’te ya-
gösteren ölçeklerde anlamlı azalmalar görülüyordu. Kaplıca te-
pılacak ve Uğurlu Termal Tesisleri bizi ağırlayacak. Kaplıca ve
davisinin her mevsimde romatizmalı hastalarda belirgin iyileşme-
termal tıp alanlarında ülkemiz ve dünyadaki bilimsel bilgi biriki-
ler sağladığını bu çalışmamız ilk kez kanıtlıyordu.
mi ve araştırma sonuçlarını güncel olarak ele alarak paylaşıp
Türkiye’de geleneksel kaplıca kullanımının yaygınlığı sürü-
tartıştığımız bu bilimsel bir araya gelmelerin 10.’sunu geçen yıl
yor. Bu kullanımda daha çok ilkbahar ve yaz ayları tercih edi-
Güre’de gerçekleştirdik. Kongrede tartışılan konulardan biri de,
liyor. Ancak, bilimsel kullanım ise kaplıca kürünün en azından
mevsimlerle kaplıca tedavisi etkilerinin ilişkisi idi. İstanbul Üni-
romatizmal hastalıklarda her mevsim etkili olabileceğini gösteri-
versitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji
yor. Bizler yine de ilkbaharı, kışın yorgunluğundan çıkışta doğa
Anabilim Dalı’nca sunulan bir çalışmada kaplıca tedavisi gören
ile birlikte doğal kaplıca kürleriyle yenilenme için bir başlangıç
hastaların kaplıcaya gittikleri mevsimlere göre klinik ölçekler ve
olarak seçebiliriz. Yaz aylarını ise hastalıklarımızın tedavisinde,
laboratuar bulgularındaki değişimleri incelemiştik. 2000-2012
sonbaharı da kışa sağlıklı hazırlanmada en uygun zamanlar ola-
arası Türkiye’nin değişik tesislerinde kaplıca tedavisi için Ana-
rak değerlendirebiliriz. Olmadı kış ayları ne güne duruyor? 88
BESLENME
ALİ DERELİ
Diyet üç ayları
Mübarek diyet üç aylarına girmek üzereyiz. Hazır mısınız? Mart,
nisan, mayıs yaz öncesi mübarek diyet üç aylarıdır. Herkesi
alır mı bir telaş? “Nasıl kilo vereceğiz şimdi? Yazın şu düğüne
kadar bari bir beden atsam da şu tuvaletin içine girsem… Tatile
gitmeden önce kurtulmam lazım Faruk! Yoksa ben denize filan
girmem,” gibi cümlelerle kendini göstermeye başlar diyet ayları.
[email protected]
skileri hatırlayın lütfen. Kış biterken, tam da bu aylarda
örneğin kestiğiniz veya doğradığınız meyveleri hemen tüketme-
mart, nisan gibi bir bahar telaşı başlar evde. Kurulu olan
lisiniz. Doğru pişirme yöntemleri, yeterli miktarda su tüketimi ile
sobalar kalkar, sobanın isi ile siyahlaşmış baca çıkışı boyanır.
temiz bir doğada yapacağınız fiziksel aktivite, detoks kürünüzün
Borular bir dahaki kışa kullanılmak üzere kaldırılırken içlerindeki
vazgeçilmez üçlüsü olmalıdır. Yoğurt, süt ve balık dışındaki hay-
o kapkara kurumlar özenle temizlenir. İşte tam da bunun gibidir
vansal kaynaklardan uzak durduğunuz 10 günlük bol sebze ve
aslında yediğiniz besinlerden, pişirme şekillerinden, hava kirli-
meyveli bir beslenme, vücudunuzu toksinlerden arındıracak ve
liğinden, güneşin uzaklaşmasından, daha az hareket etmek-
sağlıklı kilo vermenizi de sağlayacaktır.
E
ten, soğukla mücadele eden vücudun dirençsiz kalmasından,
Örnek detoks günü
stresinizin yaza göre çok daha fazla olmasından ve bir sürü
Sabah kahvaltısı: İçerisine bir çay kaşığı zeytinyağı konmuş
sebepten kaynaklı, bizim de vücudumuz kış aylarında kurumla
havuç, portakal ve nardan oluşan karışık taze meyve suyu. Bol
dolmaktadır. Bahara girerken yapılacak olan, temizliktir.
miktarda iyi yıkanmış yeşillik (roka, tere ve özellikle maydanoz
Hemen kilo vermeye başlamak, yapılacak ilk ve en önemli
gibi) İçerisine iki adet gün kurusu kayısı doğranmış, az yağ-
iştir. Doğru yöntemlerle yavaş yavaş kilo kaybetmek en kalıcı
lı (tercihen probiyotik) yoğurt ile karıştırılmış 3–4 yemek kaşığı
çözümü sunar size. Fakat bunun dışında, hızlı hayatın bir par-
müsliyi, üstüne biraz tarçın serperek tüketin.
çası olarak kilolardan da hızlı kurtulmak istenmektedir. Bunun
Ara öğünler: Sevdiğiniz bir adet meyveyi ana öğünleriniz
piyasadaki adına da ‘detoks’ adı verilmektedir. Lavmandan tu-
arasında tüketin. Tercihen, her ara öğününüzde farklı meyve
tun da, bitkisel ürünlere, ot yetiştirip bunu taze olarak tüketmeye
tüketin. Bu ara öğünler, sabah kahvaltısında ilk lokmayı ağzını-
kadar bir sürü ilginç yöntem bulunmaktadır detoks ile ilgili. Sağ-
za attıktan sonraki her iki saatte bir yapılmalıdır.
lıklı beslenmek başlı başına bir detokstur aslında. Antioksidan-
Öğlen ve akşam yemeği: Doğru pişirme yöntemleri ile hazır-
lar, temiz bir doğa ve stressiz bir ortam lazımdır doğru detoks
lanmış sebze yemekleri ile bol miktarda, az zeytinyağı ve fındık
için. Bu üçü içerisinde en önemli olan, antioksidanların iyi alınıp
yağı karışımı eklenmiş salata tüketin.
kullanılabilmesidir. Bunların dışındaki tüm yöntemler bu işin şova
dönüştürülmesinden başka bir şey değildir. Besinlerin içindeki
Uyku: En iyi uyku saati, 22.00-23.30 arasıdır. Bu saati geçirmeyiniz.
antioksidanların görevi, vücuda girdikten sonra buldukları tok-
Not: Yatmadan 1,5–2 saat önce bir su bardağı süt tüket-
sinleri alıp, ter ya da idrar yolu ile dışarı atmaktır. İyi antioksidan
melisiniz. İçeriğindeki kalsiyum ve iyi yağ asitleri (CLA) kilo ver-
kaynakları ile beslenip, bunu düzenli spor ve temiz hava ile bir
menize yardımcı olacaktır.
araya getirdiğinizde, ne acı veren lavman gibi uygulamalara, ne
Egzersiz: Günde en az 45 dakikalık iki yürüyüş yapınız, yü-
de ilaç kullanmanıza gerek vardır. Ülkemiz toprakları taze seb-
rüyüşlerinize ara öğün aldıktan hemen sonra çıkın. Egzersizle-
ze ve meyve yönünden bereketli olduğundan, bir antioksidan
rinizden arta kalan vakitlerinizde zihinsel ve ruhsal arınmanıza
cennetidir. Önemli olan kısım, nasıl doğru tüketilmesi gerekti-
vakit ayırmalısınız. Detoks kürlerinizi yılda 3–4 kez tekrarlama-
ğidir. Örneğin C vitamini, depolanmayan bir vitamindir ve her
nız, sağlığınız için fayda sağlayacaktır. gün düzenli tüketilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, hava
Düzenli diyetle, sağlıklı bir yaşam dilerim!
ile temas ettiği andan itibaren bozulmaya başlar. Bu sebeple,
Dyt. Ali DERELİ
89
GURME
İLKBAHAR
Karizmatik
sunumlar
NG
N
G Güral
Güral S
Sapanca
apanca W
Wellness&Convention’ın
ellness&Convention’ın m
maharetli
aharetli şşefleriyle
efleri
bu
bir
denedik.
NG
Kütahya
Seramik’in
b
u kez
kez ffarklı
arklı b
ir ssunum
unum d
enedik. N
GK
üta
ahya S
erramik’in zzemin
em
karolarını
esas iişlevlerinin
dışında
kullanarak
birer
k
l
l l i i d
d k
lll
k onları
l şık
kb
i sofra
aksesuarı gibi değerlendirdik. Yapım Şebnem Yıldız, Fotoğraflar Füsun Gümeli
ÇİÇEKLİ YEŞİL SALATA
• 1 paket mesculin yeşillikleri, yıkanmış
• 1 paket yenilebilir çiçek
• 30 gr salatalık
• 10 gr zeytinyağı
• 10 gr turp
• 10 gr balsamik kreması
Hazırlanışı Tüm yeşillikleri iyice kurulayın, bir tabağa
yerleştirin; zeytinyağı ve balsamik kremasını karıştırarak
sos yapın. Salatanın üstüne dökün ve servis edin.
90
NG Kütahya Seramik, ‘Premium’ 30x75 cm karo.
NG Kütahya Seramik, 50x50 cm lambri karo.
NG Kütahya Seramik, ‘Stilo’ 30x75 cm karo.
ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR
KARİDES TERİN
• 4 adet enginar, ayıklanmış
• 500 gr iç karides
• 100 gr havuç, küp şeklinde doğranmış
• 4 adet jumbo karides, ayıklanmış
• 100 gr patates, küp şeklinde doğranmış
• 1 paket mesculin yeşillikleri
• 1/10 bağ dereotu
• 10 gr tuz
• 30 gr zeytinyağı
• 3 gr beyaz biber, toz halde
• 5 gr toz şeker
• 15 gr krema
• 7 gr tuz
• 10 gr zeytinyağı
• 1 adet limon
• 1 adet limon
Hazırlanışı Enginarları kararmamaları
Hazırlanışı İç karidesleri kıyma halinde
amacıyla limonlu suya atın; önce havuçları,
mikserde çekin, tuz ve baharatlar ile yoğurup
ardından da patatesleri zeytinyağı ile biraz
rulo şeklinde streç film ile sarın. Jumbo
pişirin. Enginarları ilave edin, tuz ve şekerini
karidesleri sarmış olduğunuz rulo ile birleştirin.
koyun, biraz suyunu ekleyin. 25 dakika
90 derecelik buharda 30 dakika pişirin. Mesculin
pişirin, soğutun ve servis edin.
yeşillikler ve zeytinyağı-limon sos ile servis edin.
91
GURME
İLKBAHAR
NG Kütahya Seramik, ‘Nostalji’ 30x60 cm karo.
NG Kütahya Seramik, ‘Milda’ 30x60 cm karo.
SOMON IZGARA
KUZU PIRZOLA IZGARA
• 250 gr somon, fileto halde
• 300 gr kuzu tarak pirzola
• 1/2 demet Akdeniz yeşillikleri
• 5 gr taze kekik
• 1 adet limon
• 5 gr tuz
• 30 gr zeytinyağı
• 5 gr tane karabiber
• 3 gr biberiye
• 10 zeytinyağı
• 1 adet defneyaprağı
• 70 gr patates, haşlanmış
• 50 gr kuşkonmaz
• 50 gr süt
• 5 gr tuz
• 10 gr tereyağı
• 2 gr karabiber, toz halde
• 30 gr çeri domates
Hazırlanışı Somon filetoyu zeytinyağı,
Hazırlanışı Kuzu pirzolaları tuz, kekik,
limon ve baharatlar ile ızgarada pişirin,
zeytinyağı ve baharatlar ile lezzetlendirin ve
Akdeniz yeşillikleri ile servis edin.
ızgarada pişirin. Patatesi tereyağı ve süt ile
‘Kobalt Dekor/Cobalt Decor’, 30x60 cm.
püre yapın, pişen pirzolanın yanında çeri
domatesler ile birlikte servis edin.
92
NG Kütahya Seramik, ‘Milda’ 30x60 cm karo.
NG Kütahya Seramik, ‘Stilo’ 30x75 cm karo.
KESTANELİ MONT BLANC
BÖĞÜRTLENLİ SOĞUK JÖLE
• 80 gr kestane şekerlemesi
• 20 gr toz jöle
• 130 gr bitter kuvertür
• 200 gr su
• 25 gr toz krema
• 40 gr toz şeker
• 20 gr karamel sos
• 50 gr taze böğürtlen
• 20gr pandispanya kek
Hazırlanışı Suyu kaynatın,
Hazırlanışı Kestane
içerisine toz şeker ve toz jöleyi
şekerlemelerini ezip püre haline
ilave edin. Böğürtlenleri çıkarmak
getirin, krema ile yumuşatıp bir
istediğiniz bir kabın içine koyun
kalıba doldurun, altına pandispanya
ve üstüne hazırladığınız karışımı
kek koyarak yapıştırın. Üstüne
dökün, soğutun. En son isteğinize
kuvertür çikolatayı eritin, dökün ve
göre süsleyerek servis edin.
çikolata ile dekorlayarak servis edin.
93
MAGAZİN
ÜNLÜLER VE ASTROLOJİ
Ünlüler
geçmiş yaşamlarında kimdi?
*Geçmiş yaşamı öğrenmek için ne hipnoz olmanız gerekiyor, ne de başka
uygulamalar yapmanız… Aslında işlem basit. Kişisel astroloji haritanızdaki güney
ay düğümünüz sizin bir önceki yaşamınızda ne olduğunuz hakkında tüm sırların
kapılarını aralıyor. *Bu tekniği Türkiye’de uygulayan astrolog Hülya Balıkavlayan
ile bir araya geldik. Öğrendik ki, Arda Turan önceki yaşamında bir gazeteciymiş;
Kıvanç Tatlıtuğ ise, Hindistanlı bir bilge. Yazı Neslihan Perker, Fotoğraflar Ergun Candemir
eçmiş yaşantımız hayatımızın en büyük muammala-
düğümü” uygulaması, Hint astrolojisinde de mevcut. Öğrendiği-
rından biri. Ünlü astrolog Hülya Balıkavlayan, kişilerin
miz bilgiler, bizim bu hayatta bırakmamız gereken korkularımızı
doğum tarihi ve saatine göre çıkarılan kişisel analiz-
ve neler yapmamız gerektiğini ve potansiyellerimizi anlatıyor. Aynı
G
lerinde yer alan ‘güney ay düğümü’nün reenkarnasyonlarımızla
ilgili bilgi verdiğini anlattı: “Bu Türkiye’de yeni bir yöntem, yurtdışında ise yaygın olarak uygulanıyor. ‘Kuzey ay düğümü’ şimdiki
hayatımızla ilgili bilgi verirken, ‘güney ay düğümü’ geçmiş hayatla
zamanda harita açılarınız, hangi ülkelerde ve kaç yıllarında ikamet
ettiğinizi gösteriyor. Hülya Balıkavlayan bizim için ünlü isimlerin
geçmiş yaşam haritalarına baktı ve bir önceki yaşamlarında kim
ilgili yaşanmışlıkları anlatıyor.” Astroloji haritasında geçmiş yaşam-
oldukları hakkında bilgi verdi. Ayrıca, güney ay düğümlerimizin
larla ilgili olarak gidebildiğimiz kadar geriye gidiyoruz. “Güney ay
bulunduğu burcun, şimdiki hayatımızı nasıl etkilediğini anlattı. t 1984
hi: 26 Şuba
ri
ta
m
u
ğ
o
D
Ünlüler
geçmiş
yaşamlarında
kimdi?
BEREN SAAT
Avustralyalı bir din adamı
Erkekmiş, Avustralya’da yaşamış. Özgürlük onun için çok
önemli, çünkü geçmiş hayatında bireysel olmaya çalışmış; ancak
başaramamış. Kendi kendini harap etmiş; çok akıllı bir adammış ve
çok genç yaşta, 29 yaşında hayatını kaybetmiş. Mantık evliliği yapmış olan bir din adamıymış kendisi. Çok seyahat etmiş, ancak ne
kadar bağımsız olmak istese de eşiyle gezmiş her yeri. Çocuğuyla
ilgili sorun yaşamış ve bu hayatında geç anne olabilir. Birlikteliklerinde özgürlük isteyebilir. Beren Saat. Geçmiş yaşamında babasıyla veya ailesiyle yaşadığı sorun ölümüne neden olmuş.
Bu hayata getirdiği korku: Başkalarının kendisini yönetmesi.
94
KIVANÇ TATLITUĞ
Doğum tarihi: 23 Nisan 1973
Hintli rahip
Hindistan’da yaşamış ve erkekmiş, ruhunun bu dünyaya son gelişi.
Yaşlı ölmüş, gençliğini pek yaşayamamış ruhani bir insanmış. Mistisizm
konusunda buluşlar yapmış bir adammış ve astroloji üzerine çalışmış.
Hisleri çok kuvvetli ama bu hayatında defetmeye çalışıyor hislerinin kuvvetliliğini… Çevresine yardımcıymış, hayır demeyi beceremeyen insanlardan biriymiş. 1950’li yıllarda ölmüş. Bilge bir adammış. Rahip olabilir.
İletişimi kuvvetli ve çevresine despotmuş biraz. Kız kardeşini kaybetmiş.
Bu hayata getirdiği korku: Tek kalmak korkusu.
CEM YILMAZ
Japon hastabakıcı
Kadınmış. Japonya’da yaşamış ve şifacı tarafı
çok kuvvetli bir insanmış. Hastabakıcılık yapmış
Birinci Dünya Savaşı yıllarında. Milliyetçilik duygusu da çok kuvvetliymiş. Özgür bir kadınmış; hep
koşturmuş, çevresine annelik yapmış. Geçmiş
hayatında anne olamamış, bu yaşamında baba
olarak yukarı çıkarmaya çalışacak bu duygusunu.
Bu ruhun son defa gelişi dünyaya.
Bu hayata getirdiği korku: Sorumluluk ve
hastalıktan korkma.
Doğum tarihi: 30 Ocak 1987
ARDA TURAN
Rus gazeteci
Evlilik onun için sorun olabilir, çünkü geçmiş hayatında bu sebepten olumsuzluklar
yaşamış bir insan. Önceki yaşamında da erkekmiş, 1930’lu yıllarda Rusya’da yaşamış bir
gazeteci. Bu hayatında evlilik ile ilgili korkularını
ortadan kaldırarak, dengeyi kurması gerekiyor. Uzun süre bu dünyaya gelmek istememiş,
sonradan karar vererek gelmiş. Sanatsal tarafı
da çok fazla ama bu yaşamda kullanmıyor ve
Ekim
tarihi: 27
Doğum
1983
fiziksel tarafını ön plana çıkarıyor.
Bu hayata getirdiği korku: Ölümden korkma ve insanlardan kaçma eğilimi.
95
MAGAZİN
ÜNLÜLER VE ASTROLOJİ
Güney
ay düğümüne
göre geçmiş
yaşam özellikleri
Koç: İlkbaharın temsilcisidir ve başlangıçtır. Bu insanlar yaşamın gizemlerinden geçmiştir. Büyük ölçüde bağımlı aileye sahip, bir şeyin başkanı, rahip veya
doktordurlar; savaşçı özelliklere sahiptirler ve bir şeyleri bitirmiş olarak buraya
gelmişlerdir. Bencildirler, bunu geride bırakarak sevgiyi, paylaşımı ve eğlenmeyi öğrenmeleri gerekir bu yaşamlarında.
hi: 17 Ekim
Doğum tari
Boğa: Maceracı ve öncüdürler, manyetik tarafları çok yüksektir. Doğal afetlerle, savaşlarla karşılaşmış; cesur, kahramanlıkları olan insanlardır. Kavga sonucu veya bir bisiklet kazasından bile ölmüş olabilirler.
1972
TARKAN
İkizler: Bilgili, yetenekli, küçük krallıklardan gelen; bağımlılık problemleriyle uğ-
Amerikalı bir anne
raşan, rahat olmayı öğrenmesi gereken insanlardır. Hayır diyememeleri de bir
Amerika’da yaşamış çok güzel bir kadınmış.
diğer özellikleridir.
Çocuklarıyla ilgilenmiş her zaman. Aynı zamanda
kariyer istemiş ama çocuklarına ve ailesine kendini
Yengeç: Şanslıdırlar, eski ruhlardır… Sanatta çok iyi ve başta olan kişi-
feda etmiş, kanserden ölmüş. Arkadaş çevresi pek
lerdir. Kariyerlerinde ve ailelerinde sağlam ilişkiler kurmayı öğrenirler ve
olmayan, onlarla sorun yaşayan bir kişiymiş. Çok
vatanlarına bağlıdırlar.
titiz, çok çalışan ve sorumluluklarını bilen bir insanmış. O yüzden kadının ruhundan anlayan bir erkektir
Aslan: En fazla reenkarnesi olan kişilerdir, bunu hatırlarlar ama bağdaştıramazlar. Atlantis’ten gelmişler, efsanevi şeyler yaşamışlardır ve bu döneme yeniçağı başlatmak için gelmişlerdir.
Tarkan. Bu yaşamdaki haritası ise “Kariyerin için buradasın,” diyor. 1960’lı yılların ortalarında ölmüş.
Bu hayata getirdiği korku: Kanun ve yasalardan
Başak: İmparatorlukların içinde yani Çin, Roma, İnka gibi topluluklarda yaşamış
korkma.
ruhlardır. Endişe, korku nedir bilmezler, geçmiş hayatlarında ve bu sebepten bu
yaşamlarında korkuları vardır. Ruhani insanlardır, yaratma güçleri çok fazladır.
Terazi: Ortaçağ’da, katedrallerden gelen kişilerdir. Saatçi, kuyumcu tasarım,
sanatla ilgilenen, dengeyi sağlamaya çalışan kişilerdir. Bu yaşamda bireysel
olmayı öğrenmeleri ve önde olmaları gerekir.
Akrep: Diktatördürler, ihtiraslı bir hayat yaşamışlardır, ölümleri de bu şekildedir. Getirdikleri miras çok kuvvetlidir, emek veren sahip olmaya çalışan kişilerdir. Buraya özgürlüğü kurmaya gelmişlerdir.
Yay: Tüccar, deniz aşırı yerlerde yaşamış, eğitmen, din akımlarını yaymış, tamamen büyük sorunları gören insanlardır.
Doğum tarihi: 11 Haziran 1960
Oğlak: Kamusal alanları temsil ederler. Doğu Avrupa’da yeni hükümet kuranlar bu ay düğümüne örnektir.
MEHMET ÖZ
Alaskalı kadın hakim
Kova: Cenneti yaşamış kişilerdir. Bilimsel tarafları çok kuvvetli, yüksek zekalı in-
Kadınmış ve Alaska’da yaşamış. Önceden
sanlardır. Elektrik gücünü, insan fizyolojisi ve havacılıkla ile ilgili çalışmaları yapmış
ruhsal, mistik tarafı çok kuvvetli bir insanmış. Ha-
evrensel kişilerdir. Vücut sıvıları çok yüklüdür, bu sebepten elektrik çarpmalarına
karşı hassastırlar. Bu hayatta eğlenmeyi, bireysel olmayı öğrenmeleri gerekir.
Balık: Hayal kırıklığına uğramış, çok fazla acı yaşamış insanlardır. Güçlü önsezileri ve hayal güçleri vardır ama bu hayatta onu kullanmaktan
kaçınabilirler. Spiritüelliğin acısını çekmiş ve yol göstermek için gelmiş
kişilerdir. Mantık üzerinde kalmaya çalışırlar.
96
kimmiş. Çok duygusalmış, babası da hakimmiş
ve yazarmış. 1952 yılında ölmüş. Çok iyiymiş
mesleğinde. Çocuğunu kaybetmiş, o yüzden çocuklarına karşı bu hayatta korumacı.
Bu hayata getirdiği korku: Sosyal itibarını kaybetmek.
Ünlüler
geçmiş
yaşamlarında
kimdi?
SEZEN AKSU
Bir liderin eşi
Kadınmış, Mısır’da yaşamış çok önemli bir
adamın eşiymiş. Hatta bir liderin eşi olabilir.
Varlıklı bir ailenin bireyiymiş. Eşi çok ünlü ve
zenginmiş, tek evlilik yapmış ve hep eşinin arkasında durarak ona destek olmuş. 1930’lu yıllarda
yaşamış. Bu hayatına ünlü
olmak için gelmiş. Geçmişinde kendinden çok vermiş, sosyal etkinliklere katılmış. Sezen Aksu çok az
uyur, bunun nedeni de bu
işte; hep tetikte olması...
Çok güzel bir kadınmış.
Bu hayata getirdiği korku: Aile kaybı ve yaşlanma
korkusu.
954
mmuz 1
e
T
3
1
i:
tarih
Doğum
hi: 19
Doğum tari
0
Mayıs 198
DEMET EVGAR
Erkek pilot
Erkekmiş, Brezilya’da yaşamış. O kadar özgürmüş ki, eşini aldatmış çok kereler. Zaten birkaç kere evlilik yapmış ve bu evliliklerinden
de bir tane çocuğu var. Pilotmuş. Bu hayatında sabit kalmayı ve bencil
olmayı öğrenmesi gerekiyor. Bu sebepten şimdiki yaşamında kendini
gösterdiği bir meslek seçmiş. 1975 yılında ölmüş. Eski hayatında çok
zeki, babasıyla egosal tarafları yüzünden çok çatışmış bir adammış.
Bu hayata getirdiği korku: Özgürlüğünün kısıtlanması.
97
BİZDEN
HABERLER
Sema Güral Sürmeli, iş hayatındaki başarısının
sırrını Kadir Has Üniversitesi öğrencileri ile paylaştı
Kadir Has Üniversitesi’nde Dr. Hülya Kalyoncu tarafından
organize edilen “Salı Söyleşileri” bu hafta NG Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Üyesi
Sema Güral Sürmeli’yi üniversite öğrencileriyle bir araya getirdi.
adir Has Üniversitesi’nin kültür, sanat, edebiyat ve iş
kiremitten fırında pişirirdim,” şeklinde konuşarak sevdiği işle
dünyası gibi farklı alanlarda başarılara imza atmış kişile-
uğraşmanın kişiyi daha başarılı kıldığına değindi.
K
ri, iş ve yaşam tecrübelerini paylaşmak üzere üniversite öğren-
Aslında işsizlik diye bir şey yok
cileri ile buluşturduğu “Salı Söyleşileri”nin konuğu, Türkiye’nin
Sevdiği işle uğraşmanın tek başına yeterli olmayacağını be-
başarılı iş kadınlarından NG Kütahya Porselen Yönetim Kurulu
lirten Sürmeli, kişinin kendini geliştirmesinin ve farklı yönlerini
Üyesi Sema Güral Sürmeli oldu.
ortaya koymasının da etkili olduğunu vurguladı: “İnsanın sevdi-
Konuşmasında başarılı iş yaşantısının püf noktalarına deği-
ği konuda ilerlemesi, branşlaşması son derece önemli. Ancak
nen Sürmeli, günümüzde iş yaşamında farklılaşmanın ve sos-
artık sadece üniversite mezunu olmak yeterli olmuyor. Başvuru
yalliğin getirdiği artıların da altını çizdi. Sözlerine, “Artık iş dün-
yapan herkes üniversite mezunu olduğundan biz de işe alımla-
yası sosyal insan seviyor. Bazı insanların başarısızlıkları, aslında
rımızda onları farklılaştıran özelliklere bakıyoruz. İş dünyası artık
sosyal başarısızlıklarını gösteriyor. Çünkü o insanlar kendi fark-
çok acımasız. Aslında işsizlik diye bir şey yok. Kendini iyi yetiş-
larını ortaya koyacak sosyal zekâya sahip olamayabiliyorlar,”
tiremeyen insan var.”
diyerek devam eden Sürmeli, “O yüzden kendinizi ön plana
Bir konuda çok iyi olmak gerekiyor
çıkaracak bir özelliğiniz olsun. Mutlaka farkınızı ortaya koyun ve
Sema Güral Sürmeli belli bir konuda uzmanlaşmanın da
sosyal olun,” şeklinde konuşarak başarılı olmak isteyen öğren-
önemine değinerek bunun da başarıyı artıran faktörlerden bir
cilere tavsiyelerde bulundu.
tanesi olduğunu belirtti. Sürmeli bu konudaki konuşmasına,
Sevdiği işi yapmak başarıyı artırıyor
idolü olarak gördüğü babası, Kütahya Porselen Yönetim Ku-
Yaptığı işin kendisi için çocukluktan başlayan bir tutku ol-
rulu Başkanı Nafi Güral’ın sözlerinin kendisine yol gösterdiğini
duğunu söyleyen Sema Güral Sürmeli, “Bu sanata duyduğum
vurgulayarak devam etti: “Babam bize hep ‘Bir konuda çok
merak çocukluğumda başladı. O zamanlar aile işi olarak ke-
iyi olun,’ derdi. ‘Bir işi çok iyi yapın ki, o konuda en iyisi olun,’
reste ve maden işiyle ilgileniyorduk. Ancak ben daha küçük
şeklindeki konuşması beni çok etkilemiştir. O yüzden siz de bir
bir çocukken bile bahçedeki çamurları kendimce şekillendirip
konuda çok iyi olun.” 98
Hande Kazanova, bu yıl burçları nelerin
beklediğini NG Sapanca’da açıkladı
G Sapanca’nın, 25 Ocak Cumartesi günü konukları
N
için düzenlediği etkinlik büyük ilgi gördü ve heyecanla
takip edildi. Ünlü astroloji uzmanı Hande Kazanova, NG Sapanca Leylak Lounge’da misafirlerin 2014 yılına dair sorularını
yanıtladı, burçlar hakkında bilgiler verdi. 14.00-16.00 saatleri
arasında düzenlenen etkinlikte misafirler arasından seçilen üç
şanslı kişiye ise kişisel yıldız haritaları hediye edildi.
Misafirlerin büyük heyecanla dinlediği Kazanova, etkinlikte NG Sapanca’nın da yıldız haritasını çıkardı. Kazanova
NG Sapanca için şunları söyledi: “NG Sapanca’nın yükseleni
Yengeç, bu sene neşe, zenginlik ve bolluk temsilcisi Jüpiter Yengeç burcunda ilerliyor ve 1 Nisan itibarıyla yükselen
burcun üzerinden geçmeye başlayacak. 12 yılda gelen bir
şans NG Sapanca’nın üzerine doğacak. Bu sene şansları ve
fırsatları yüksek olacak.”
Hande Kazanova etkinlikte tüm burçlar hakkında bilgiler verdi, katılımcıların sorularını yanıtladı. Yengeç burcunun yılın ilk yarısında çok güzel fırsatlar yakalayacağını,
Yay burcuna ise kredi, faiz, vergi, ortaklaşa gelirler alanlarında Jüpiter’in çok önemli fırsatlar sunacağını söyledi.
Terazi burcunun sahip olduğu değerler ve para alanındaki
sorumluluklarının 2014’te de artacağını, Oğlak burcunun
Ünlü astroloji uzmanı
Hande Kazanova, 2014
yılında burçları nelerin
beklediği ve burçlarla ilgili
merak edilen soruları,
NG Sapanca’nın
konuklarıyla paylaştı.
ise arkadaşlar, sosyal çevre ve gelecek adına testlerden
geçeceğini ifade etti. Kova burcunun 2014 yılında kariyer
ve iş hayatındaki testlerinin devam ettiğini, Koç burcunun
yılın 2. yarısında aşk, eğlence, yaratıcılık, sanat ve çocuklar konusunda inanılmaz şanslar yakalayacağını, İkizler
burcunun ise iş alanlarında önceliklerini iyi belirlemesi gerektiğini söyledi. Boğa burcuna bu yıl Jüpiter’in reklam,
satış, pazarlama, öğrenim, yazım alanlarında şans vereceğini, Başak burcunun 2014 yılında da satış, pazarlama,
basın, yayın, iletişim, yakın çevre, akrabalar, öğrenim ve
reklam alanlarında sorumluluklarının ve testlerinin devam
ettiğini ifade etti. Balık burcunun bu senenin ilk yarısında, aşk, eğlence, yaratıcılık, sanat ve çocuklar konusunda
inanılmaz şanslar yakalayacağını, Aslan burcunun ev ve
aile hayatı konusunda önemli sorumluluk ve testlerinin bu
yıl içerisinde de gündemde olacağını, Akrep burcunun ise
bol bol seyahat edeceğini, yabancı yerlerde tatil yapma
imkanı bulacağını belirtti. Hande Kazanova’nın tüm burçlar
hakkında yorumlarda bulunduğu bu etkinlikte katılımcılar
keyifli iki saat geçirdi. 99
BİZDEN
HABERLER
Karadeniz’in en büyük seramik ve
porselen showroom’u Samsun’da açıldı
NG Kütahya
Seramik ve NG
Kütahya Porselen,
Karadeniz
Bölgesi’nin en
büyük seramik
ve porselen
showroom’unu,
18 Aralık Çarşamba
günü düzenlenen
görkemli bir
törenle Samsun’da
hizmete açtı.
G Kütahya Seramik ve NG Kütahya Porselen,
ödüller kazanmış tasarımlarımız bu showroom’da Samsunlu-
Samsun’da benzersiz bir showroom’un açılışını ger-
larla buluşuyor. Samsun’da ve Karadeniz’deki çalışmalarımıza
çekleştirdi. 18 Aralık 2013 Çarşamba günü gerçekleştirilen
ilerleyen dönemde de hızla devam edecek, bölgeyi yeniliklerle
açılışa katılan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, showroom’u
buluşturmayı sürdüreceğiz” dedi.
N
gezerek, NG Kütahya Seramik Porselen Turizm Sanayi A.Ş.
Bölgenin en büyüğü Yüzlerce çeşit seramik ve porselen
Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral’dan ürünler hakkında bilgi
ürününün sergilendiği mağaza, 3 bin metrekare alanıyla Kara-
aldı. Samsun Valisi Hüseyin Aksoy’un da katıldığı açılış törenine
deniz Bölgesi’nin en büyük seramik ve porselen showroom’u
vatandaşlar da büyük ilgi gösterdi.
konumunda bulunuyor. NG Kütahya Seramik ve NG Kütahya
Açılış töreninde konuşan NG Kütahya Seramik Porselen
Porselen’in 2014 kreasyonları ve tüm ürün grubundaki en yeni ta-
Turizm Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, “NG
sarımlarının sergilendiği showroom’da her beğeniye hitap edecek
Kütahya Porselen ve NG Kütahya Seramik olarak bugün açı-
çeşitlilikte ürün yer alıyor. Showroom’da ayrıca açılışa özel bir de
lışını gerçekleştirdiğimiz showroom’u Samsunlularla buluştur-
kampanya düzenleniyor. Bu kampanya çerçevesinde Premium
maktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Mağazamız, Karadeniz
258 Parça Çeyiz Paketi 2.349 TL yerine peşin fiyatına 10 taksitle
Bölgesi’nin en büyük seramik ve porselen showroom’u ola-
1.999 TL’dan satışa sunuluyor. Adres: Atatürk Bulvarı, No: 37
rak hizmet verecek. En yeni kreasyonlarımız, dünya çapında
(Havaalanı Yolu Üzeri) Tekkeköy, Samsun
100
Sema Güral Sürmeli, Dumlupnar
Üniversitesi örencileri ile bulutu
NG Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Üyesi Sema
Güral Sürmeli’nin, Dumlupınar Üniversitesi’nde
düzenlenen ‘Porselenden Hayatlar’ söyleşisi seramik,
grafik ve resim öğrencilerinin yoğun katılımı ile gerçekleşti.
umlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde 4 Aralık 2013
D
tarihinde gerçekleşen ‘Porselenden Hayatlar’ söyleşisi, NG Kütahya
Porselen Yönetim Kurulu Üyesi Sema Güral Sürmeli’yi üniversite öğrencileriyle bir araya getirdi. Söyleşide porselen, sanat ve tasarım hakkındaki bilgilerini
öğrencilerle paylaşan Sema Güral Sürmeli, iş hayatına ilişkin deneyimlerini de
katılımcılara aktardı.
Dumlupınar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Erdoğan ve
Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Altuncu’nun Sema Güral
Sürmeli’ye birer plaket takdim ettiği söyleşi, öğrencilerin ve diğer katılımcıların
yoğun ilgisiyle karşılandı. Sürmeli, iş hayatında başarılı olmanın altın kurallarını
öğrencilerle paylaştı: “Sizleri farklı kılacak hobileriniz ve yetenekleriniz olmalı.
Mutlaka bir alanda uzmanlaşmalısınız. İş hayatında öncelikle tercih edilmeniz
için İngilizce’nin yanında ikinci bir dil eğitimi de almalısınız. Yüksek lisans eğitimine önem veriniz. Eğer mümkünse okuduğunuz üniversitenin dışında başka bir üniversitede yüksek lisans eğitimini alın. Böylelikle ikinci bir üniversitenin
kültürünü ve donanımını da tecrübelerinize katabilirsiniz. İş hayatında başarılı
olmanın en büyük kurallarından biri de zaman yönetimidir. Zamanınızı en kaliteli
ve en verimli şekilde kullanın.” ‘Porselenden Hayatlar
Geçmie Özlem’
Sema Güral Sürmeli, ‘Porselenden
Hayatlar’ söyleisi srasnda, Osmanl
htiam’n porselene tad
‘Porselenden Hayatlar – Geçmie
Özlem’ adl koleksiyonundan
hareketle, porselenin tasarm
aamasndan üretim aamasna
varncaya kadar geçtii safhalara
dair detayl bilgileri Dumlupnar
Üniversitesi örencileriyle paylat.
Minik kalpler Minik Kalpler
Derneği’nin 11 Aralık 2013 tarihinde Adresistanbul’
da düzenlediği alışveriş şenliğine Kütahya Porselen
Yönetim Kurulu üyesi Sema Güral Sürmeli,
Porselenden Hayatlar koleksiyonu ile katıldı.
ürkiye’nin ilk ve tek dekorasyon alışveriş merkezi Addresistanbul ve Mika-Der (Minik Kalplerle El Ele Derneği), çocuklar
T
yararına özel bir projede bir araya geldi. Addresistanbul’da Mika-Der yararına New Years Bazaar isimli bir alışveriş
şenliği düzenlendi. Şenliğe 50’den fazla tanınmış firma katıldı. Sabah saat 10.00’dan akşam 19.00’a kadar devam etti. Elde
edilen gelir ile Bartın’da açılacak olan sevgi evlerinden oluşan Mika-Der Sevgi Köyü için büyük katkı sağlandı.
101
BİZDEN
HABERLER
Afyon mutfağının
harikaları
NG Güral Afyon’da
Akıllarda şifalı termal suları ile yer
eden Afyon’da, yalnızca bilenin
keyfini süreceği birçok yerel lezzet
de bulunuyor. Bu lezzetlerin
şöhretini artırma fikriyle yola çıkan
NG Güral Afyon yönetimi, ünlü
gurme Mehmet Yaşin ile bir akşam
yemeği buluşması gerçekleştirdi.
fyon deyince akıllara önce şifalı termal sular, hafızanı-
sel tatlara bazı uyarlamalar da yaptı. İnsanı heyecanlandırmaya
A
zı biraz zorlarsanız da sucuk ve lokum gelir. Oysa ki
adı dahi yeten yemekler, modern dokunuşlarla daha da baştan
Afyon’da, yalnızca yerel halkın ve lezzet kaşiflerinin tanıdığı, yi-
çıkarıcı oldu. Bu enfes akşamda, başlangıç olarak aş hamurlu
yenin hayran kaldığı birçok özel tarif de bulunuyor. NG Güral
ve köy horozlu ara başı çorbası servis edildi. Çorbanın ardın-
Afyon Otel, bu lezzetlerin şöhretini artırma fikriyle yola çıkarak,
dan davetliler kırmızıbiberli manda yoğurdu köpürtmeli ilibada
yemek denince Türkiye’de akla ilk gelen isimlerden olan Meh-
dolmasını tattılar. Ara sıcaklarda mercimekli haşhaşlı bükme ve
met Yaşin ile enfes bir akşam yemeği buluşması organize etti.
armut suyu ile servis edilen kıymalı-peynirli ağzı açık börek var-
Etkinliğin ev sahipliğini Güral ailesi üstlendi. Davetliler arasın-
dı. Afyon bölgesine özel yeşilliklerin üzerinde ev yapımı ballı har-
da Mustafa Süzer ve eşi Berrin Süzer başta olmak üzere, Hulusi
dallı sosu ve iç ferahlatan lezzetiyle afiyan salatası da sofranın
Çil ve eşi Neriman Çil ile Afyon Ticaret Odası Başkanı da vardı.
harikalarındandı. Ana yemeklerde bulgur ve kırılmış buğdayın
Daveti organize eden NG Hotels&Resorts İcra Kurulu Başkanı
yoğrulmasıyla hazırlanan göce köfte ile dana incik ve patlıcanla
Hediye Güral Gür, yaptığı kısa konuşmada bu tarz değerlerin
yapılan badılcan gömme lezzeti zirveye taşıdı. Mehmet Yaşin ve
öne çıkarılması gerektiğine inandıklarını söyledi. Nafi Güral ve
Hüseyin Şef tatlıları da büyük bir özenle hazırlamışlardı. Şef’in
Gülsüm Güral çifti de yerel lezzetlerin önemine vurgu yaparak,
üçlemesinde güllü lokumlu su muhallebisi ve balkabaklı tartın
yörenin turistik açıdan kalkınması için ellerinden gelen desteği
yanı sıra, vişne ve manda kaymağı ile servis edilen ekmek ka-
vermeye çalıştıklarını ifade ettiler. Buluşmada davetlileri sürp-
dayıfı bulunuyordu. Mehmet Yaşin, yemek boyunca davetlilerle
riz tatlar bekliyordu. Afyon’a davet edilen Mehmet Yaşin, Güral
yerel lezzetlere dair anekdotlar ve Afyon mutfağının sırlarını pay-
Afyon’un mutfak şefi Hüseyin Alkın ile kafa kafaya verdi, yerel
laştı. Davetliler sofraya Afyon’un lezzet harikalarını keşfetmenin
lezzetlerin en haslarını seçerek menüyü hazırladı. İkili gelenek-
verdiği mutlulukla veda etti. 102
‘Gönlü Zengin 50 İş İnsanı’
Türkiye’de ilk defa Capital
Dergisi’nin düzenlediği ve bağış
kültürüne katkı sağlayan iş
insanlarının belirlediği ‘Gönlü
Zenginler’ araştırmasının ödül
töreninin ana sponsoru gerçek
bir sosyal şirket olma yolunda
emin adımlarla ilerleyen Nef
oldu. Ödül töreninin cosponsorluğunu NG Hotels and
Resorts üstlendi.
efes gibi can veren ve yaşamın vazgeçilmezi haline gelen projeler yapmak
N
için yola çıkan Nef, Capital Dergisi’nin Türkiye’de bağış kültürünü ve bağış
profilini ortaya koyan ‘Gönlü Zengin 50 İş İnsanı’ araştırmasının ödül töreninin ana
sponsorluğunu üstlendi. NG Hotels and Resorts co-sponsor oldu. Türkiye’nin gönlü
zengin iş insanlarını bir araya getiren ödül törenine Nef Yönetim Kurulu Üyesi Erden
Timur ve Capital Dergisi Yayın Direktörü Rauf Ateş ev sahipliği yaptı.
Capital Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Rauf Ateş; “Capital Dergisi olarak iş dünyamıza değer katacak araştırmalar yapmak için çalışıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz ‘Gönlü Zenginler’ araştırmamızın Türkiye’ye katkıda bulunan iş insanlarını hem alkışlamak
hem de ülkemizde bağışı teşvik etmek amacına hizmet edeceğine inanıyoruz,” dedi.
Nef Yönetim Kurulu Üyesi Erden Timur, “Nef olarak, şirket misyonumuzu topluma
katkı sağlamak, sürekli gelişim, her alanda artı değer yaratmak ve paydaşların mutluluğu olarak belirlerken; paydaş tanımımızı genişleterek toplumu da bu tanımın bir
parçası haline getirdik. Bugüne kadar dağıtılabilir karımızın yüzde 51’inden fazlasını
sosyal sorumluluk projelerine ayırdık. Kurulduğumuz günden bugüne topluma yarar
sağlayacak ve kazandığını toplum için harcayacak sosyal bir şirket olmayı hedefledik.
Sosyal şirket olma yolunda sağlam adımlar atarak, Türkiye’de sosyal şirket modelinin
başarılı bir örneği olmayı hedefliyoruz. Ayrıca, sosyal şirket modelini yaygınlaştırmak
ve bu bilinci tüm Türkiye’de arttırmak için çalışmalarına devam ediyoruz” şeklinde konuştu. Nef, son dört yılda yapmış olduğu bağışlarla “Gönlü Zenginler Araştırması”nda
son 10 yıla bakıldığında 21. sırada, 2012 yılında ise 12. sırada yer aldı. Capital’in
Türkiye’deki bütün büyük grup ve şirketlere ulaşmaya çalışarak hazırladığı ‘Türkiye’nin
Gönlü Zengin 50 İş İnsanı’ araştırmasının temelini bir anket çalışması oluşturdu. Anket
çalışmasına, şirketleri ya da grupları adına yönetim kurulu başkanları katıldı. Sıralama
ise ankette yer alan “Son 10 yıldaki toplam bağış tutarınız” ve “2012 yılındaki toplam
bağış tutarınız” sorularının yanıtlarına göre hazırlandı. Türkiye’nin gönlü
zengin i insanlar
bir araya geldi
2012 yl ve son 10 yllk ba tutarlar
ele alndnda Türkiye’de en çok ba
yapan irket olarak gösterilen Koç
Holding adna ödülü Yönetim Kurulu
Üyesi Semahat Arsel ald. Aratrma
çerçevesinde gerçekletirilen törende
Bilkent Holding adna Yönetim Kurulu
Bakan Ali Doramac, Fiba Holding
adna Yönetim Kurulu Bakan
Hüsnü M. Özyein, Dou Holding
adna CEO Hüsnü Akhan, Opet adna
Yönetim Kurulu Bakan Fikret Öztürk,
Anadolu Endüstri Holding adna
Yönetim Kurulu Bakan Tuncay
Özilhan, Boydak Holding adna
Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Boydak,
Doan Holding adna Yönetim Kurulu
Bakan Begümhan Doan Faralyal,
Acbadem Salk Grubu adna Yönetim
Kurulu Bakan Mehmet Ali Aydnlar,
Altnba Holding adna Yönetim
Kurulu Bakan mam Altnba ödül
ald. Ece Vahapolu’nun sunumu ile
gerçekletirilen törende Eczacba
Holding ise özel ödüle layk görüldü.
103
BİZDEN
HABERLER
Minik ellerden
sevimli porselenler
Türkiye’nin
en büyük okul
öncesi eğitim
kurumları zinciri
olan Amerikan
Kültür Derneği
Kids Anaokulları
Kütahya
temsilciliğinden,
iş adamı Nafi
Güral’a anlamlı
ziyaret.
KD Kids Anaokulu öğrencileri 21 Aralık Perşembe günü
eğitici hem de eğlendirici birçok faaliyetler gerçekleştiriyor. Bu
A
Kütahya Porselen San. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
kapsamda dünyanın en büyük porselen üreticisi Kütahya Por-
Nafi Güral’ı ziyaret etti. ‘’Geleceğin Porselenleri’’ni tasarlayan
selen markasına ve ülkemiz için çok önemli bir değer olan Nafi
2-5 yaş grubu öğrenciler tasarımlarını Nafi Güral’a takdim etti.
Güral’a yaptığımız bu ziyarette amacımız çocuklarımızın farklı
AKD Kids Kütahya Anaokulu Müdürü Kadir Yaşar bu ziya-
deneyimler kazandırmak ve rol model olarak örnek almak isteye-
retlerinin sebebini şu sözleriyle ifade etti: ‘’Öğrencilerimiz, okulu-
cekleri önemli şahıslarla tanıştırmak” dedi. Nafi Güral, bu güzel
muzda Avrupa normlarında (European Language Portfolio) ya-
ziyaretten duyduğu memnuniyetini belirterek Kütahya’da bu ka-
bancı dil eğitimi almaktadır. Sınıflarımızda biri tamamen İngilizce
litede ve bu seviyede İngilizce eğitimi alan AKD Kids Anaokulu
diğeri de tamamen Türkçe konuşan iki öğretmen tarafından eği-
çocuklarına öğütler verdi.
tim verilmekte ve böylece öğrencilerimiz İngilizceyi yaşayarak ve
Nafi Güral ile keyifli sohbetler gerçekleştiren çocuklar ardın-
eğlenerek öğrenmektedir. İngilizce eğitiminin yanı sıra çocukları-
dan Kütahya Porselen fabrikasını gezdi ve porselen ürünler bo-
mızın kişisel gelişimlerini destekleyen ders ve aktiviteler ile hem
yadı. Çocukların boyadıkları ürünler kendilerine hediye edildi. 104
Yıldız Teknik Üniversitesi ve
TOBB ÜniversitesiNG Kütahya
Seramik Fabrikalarının Konuğu!
TOBB Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi ile
Yıldız Teknik Üniversitesi Metalurji Bölümü öğrencileri geçtiğimiz günlerde NG Kütahya Seramik fabrikalarının konuğu oldu. Düzenlenen
gezide öğrenciler, tasarım, üretim ve teknik alanlara yönelik eğitimlerle bilgi edinirken, showroom gezisi ile en yeni porselen ve seramik
ürünlerini tanıma fırsatı buldular ve porselen müzesini ziyaret ettiler.
NAF GÜRAL FEN
LSES BASKETBOLDA
AMPYON OLDU
Kütahya Liselerarası Basketbol
Turnuvası’nın şampiyonu Nafi
Güral Fen Lisesi oldu.
afi Güral Fen Lisesi erkek basketbol takımı geçen yıl olduğu gibi bu sene de Kütahya Liselerarası
N
Basketbol Turnuvası’ında şampiyonluğa adını yazdırdı. Aysel Selahattin Erkasap Spor Lisesi ile
oynanan çekişmeli final müsabakasını 52-39 kazanarak şampiyon oldu. Nafi Güral Fen Lisesi beden eğitimi
öğretmeni Ali Osman Güngör yaptığı açıklamada “Hem derslerde hem de bu tür faaliyetlerde başarılı olmak
planlı ve prensipli çalışmayı gerektirir. Bu sene futbol takımından sonra basketbolda da başarıya ulaşmak
ve ilimizi fen lisesi olarak dışarıda temsil etmek mutluluk vericidir,” dedi. Ayrıca okulun müdür yardımcısı
Hüseyin Köse de “Okulumuza yapılacak spor salonu tamamlandığında öğrencilerimiz daha uygun şartlarda
spor yapacak ve sağlıklı nesillerin temelleri şimdiden atılmaya başlanmış olacaktır” ifadelerini kullandı. 105
BİZDEN
HABERLER
Kaynak çok,
verimli kullanım yok
4. Boğaziçi Zirvesi kapsamındaki “Sağlık Turizmi Paneli”ne konuşmacı olarak
katılan NG Hotels&Resorts İcra Kurulu Başkanı Hediye Güral Gür, ülkemizde
termal kaynakların verimli kullanılmadığını belirtti.
luslararası İşbirliği Platformu tarafından bu sene
geliyor. Yani bu kadar zengin kaynak olmasına rağmen henüz
dördüncüsü düzenlenen Boğaziçi Zirvesi’nin ikin-
Türkiye’de bu kaynakları yeteri kadar paraya çevirebilmiş deği-
U
ci günü yapılan “Sağlık Turizmi Paneli”nde Türkiye’de sağlık
liz,” şeklinde konuştu.
turizminin geleceği tartışıldı. Panele konuşmacı olarak katılan
İnsanlar kendine baktıkça termal turizm pazarı bü-
NG Hotels&Resorts İcra Kurulu Başkanı Hediye Güral Gür,
yüyecek Hediye Güral Gür, “Her sektörün kendine göre bir
Türkiye’deki termal kaynakların verimli kullanılmadığını belirtti.
büyüme hızı var. Turizm dünyada yılda ortalama yüzde üç bü-
Hediye Güral Gür, “Ülkemiz her türlü zenginliğe sahip. Termal
yüme hızına sahipken wellness ve termal sektör yüzde 9.9’luk
su da bunlardan bir tanesi. Dünya sıralamasına baktığımızda
bir büyüme hızına sahip. Bu da bize insanların kendine özen
termal kaynaklar konusunda dünyada yedinci, Avrupa’da birin-
gösterme farkındalığı arttıkça bu sektöre duyulan ilgiyle birlikte
ci sıradayız. Ülkemizde 1500’ün üzerinde termal tesis kaynak
sektörden alacağımız payın da artacağını gösteriyor,” şeklinde
çıkarıyor ancak bunların ne kadar verimli kullanıldığı konusunda
konuşarak termal turizm pazar payının artışı konusundaki dü-
net bir şey söylemek mümkün değil,” dedi.
şüncelerini paylaştı.
Hediye Güral Gür, sözlerine turizm gelirleriyle ilgili rakamlar
Ortadoğu çok önemli bir pazar
vererek devam etti. Gür, “2012 yılında global turizm cirosu 3.2
Termal turizmde Ortadoğu’nun önemli bir fırsat olduğunu
trilyon dolar iken wellness sektörünün cirodan aldığı pay 438
belirten Hediye Güral Gür, mesafe ve kültürel yakınlığın yanı sıra
milyar dolar oldu. 2017’ye kadar 638 milyar dolar gibi bir ciro
Türkiye’nin mevsimsel avantajlarının da Ortadoğulu misafirleri
elde edileceği düşünülüyor, bu da büyüme hızı açısından se-
daha uzun süre ağırlayabilmemiz açısından fırsat olduğunu be-
vindirici bir fırsat olarak yansıdı. Avrupa’daki wellness pazarı şu
lirtti. Gür, “Turizmin gelişmesi açısından ülkeler arasındaki ilişki
anda 19 milyar dolar. Türkiye’nin 2012’deki turizm geliri 23 bu-
çok önemli. İlerleyen dönemlerde bu ilişkiler sayesinde turizmin
çuk milyar dolar, ancak bu gelirin sadece yüzde 3’ü termalden
çok daha canlanacağına inanıyoruz, şeklinde konuştu. 106
NG Güral Sapanca
iki ödüle birden
layk görüldü
SKAL International stanbul Kulübü’nün düzenledii “SKALTE 13 - Turizmde Kalite Ödülleri”nde
NG Güral Sapanca Wellness & Convention, Yln En yi Spa Oteli seçildi. Profesyonel Otel
Yöneticileri Dernei’nin resmi yayn GM Turizm ve Yönetim Dergisi de düzenledii “QM Awards”
ödüllerinde NG Güral Sapanca’y Türkiye’nin En yi Yönetilen Spa Oteli seçerek ödüllendirdi.
G Güral Sapanca Wellness & Convention, Spa konu-
Daha önce üstün hizmet kalitesi, donanımlı personeli ve
sundaki başarısını kazandığı iki ödül birden kanıtladı.
fiziki koşullarına yaptığı yatırımlarla yedi kalite belgesini birden
Her yıl turizm sektöründe kalite bilincinin gelişmesine değer
almaya hak kazanarak Türkiye’de yedi farklı kalite belgesine
katan kişi, kurum ve kuruluşlara farklı kategorilerde verilen
sahip beş yıldızlı tek otel konumuna ulaşan NG Güral Sapan-
“SKALİTE 13-Turizmde Kalite Ödülleri”nde NG Güral Sapanca
ca Wellness&Convention, kazandığı yeni iki ödül ile başarısını
‘Yılın En İyi Spa Oteli’ seçildi. NG Güral Sapanca ayrıca Pro-
taçlandırmış oldu. N
fesyonel Otel Yöneticileri Derneği’nin resmi yayını GM Turizm
NG Güral Sapanca Wellness&Convention - Kırkpınar
ve Yönetim Dergisi tarafından düzenlenen “QM Awards”da da
Sapanca – Sakarya, Tel: 0264 242 56 00
Türkiye’nin En İyi Yönetilen Spa Oteli ödülüne layık görüldü.
www.guralsapanca.com, www.facebook.com/guralsapanca
6. Yönetici Günleri Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Yönetici Topluluu
tarafndan bu yl da düzenlenen 6.Yönetici Günleri 6 Aralk 2013 tarihinde Biga ktisadi dari
Bilimler Fakültesi’nde gerçekletirildi. Etkinlik, katlmclara dopdolu birgün yaatt.
iga İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde gerçekleştirilen 6.Yönetici Günleri’nin
B
ilk oturumunda İnsparkus Kariyer Koçu Özlem Sarıoğlu “Geleceği Tasar-
lamak” konu başlığı ile öğrencilere kariyer planlamaları, geleceğin şekillendirilmesi
ve planlı yaşama hakkında detaylı bilgiler aktardı. Sunumuna küçük oyunlar da ekleyen Sarıoğlu katılımcılara renkli anlar yaşattı. İkinci oturumda İDO Genel Müdürü
Ahmet Paksoy “Tecrübesizliğin Şansındır” başlıklı sunumunda öğrencilere kendi
kariyer öyküsünden bahsederek, yönetim konusundaki tecrübesizliğini İDO’da nasıl
şansa çevirdiğini anlattı. Sonrasında edindiği deneyimlerle ilgili öğrencilere önemli
tavsiyelerde bulundu. Sonrasında Yataş Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Altop “Geleceğinize Limit Koymayın” başlıklı sunumunda Yataş’ın kuruluş öyküsünü ve kendi
kariyer yolculuğunu anlattı. Eşinin de kendisini izlediği oturumda Altop, şirketin zor
zamanlardan geçtiği dönemde kendisine destek olan eşine teşekkür etmeyi de ihmal etmedi. Günün sonunda NG Kütahya Seramik Fabrikalar Genel Müdürü Celal
Üstündağ, kariyer yolculuğunda dikkat edilmesi gereken noktalar, tavsiyeler ve tecrübe paylaşımlarını konu alan sunumunun ardından öğrencilerin sorularını yanıtladı.
Ayrıca yapılan çekilişlerde İnsparkus’tan 17 kişiye ücretsiz, diğer katılımcılara da yüzde 50 indirimli online eğitim paketi; Uğur Dersanesi’nden bir kişiye ücretsiz, bir kişiye
yüzde 50 indirimli bir kişiye de yüzde 25 indirimli KPSS kursu hediye edildi. 107
BİZDEN
HABERLER
NG Rally
Team, 2013 Türkiye
Ralli ampiyonas
Snf 3 Türkiye
ampiyonu oldu
ürkiye Ralli Şampiyonası’nın 6. Ayağı Expo 2016 40. Hitit
T
Rallisi, 23-24 Kasım 2013 tarihlerinde Antalya’da gerçek-
leşti. Kariyerinde birçok sınıf ve kategori şampiyonluğu bulunan NG
Rally Team pilotlarından Burak Çukurova-Ünal Tezel ikilisi,Türkiye
Ralli Şampiyonası Sınıf 3 kategorisinde altı yarışın dördünü birinci
olarak tamamlayarak, büyük bir başarı elde etti ve 2013 Türkiye
Ralli Şampiyonası Sınıf 3 Türkiye Şampiyonu oldu.
NG Rally Team’in iki araç ile katıldığı Expo 2016 40. Hitit
Rallisi’nde Burak Çukurova’nın pilotluğunu üstlendiği ekipte kendisine önceki yarışlarda olduğu gibi Ünal Tezel co-pilot olarak eşlik etti. NG Rally Team’in diğer ekibinde ise Erkan Güral pilotluğu,
Egemen Ertürk’de co-pilotluğu üstlendi. NG Rally Team’in her iki
ekibi de Mıtsubishi Lancer EVO IX modeli ralli otomobili ile yarıştı.
Burak Çukurova ve Ünal Tezel ikilisi büyük bir başarı göstererek,
Expo 2016 40. Hitit Rallisi’nin ardından sezonun tamamlanmasına
bir yarış kala şampiyonluğu garantiledi. Hediye Güral Gür, Genç Boğaziçi
Kulübü’yle deneyimlerini paylaştı
NG Hotels İcra Kurulu Başkanı Hediye Güral Gür, Boğaziçi İş Kadınları Derneği
Genç Boğaziçi Kulübü’nün 15 Şubat Cumartesi günü gerçekleşen açılışına özel konuk olarak davet edildi. Maslak Sheriton Otel’e düzenlenen açılış töreninde Hediye
Güral Gür davetlilere bir konuşma yaptı. Başarı hikayesinin detaylarını öğrenciler ve
iş dünyasına girmeye hazırlanan yeni mezunlarla paylaşan Gür’ün konuşması büyük
ilgi topladı. Gür başarıya giden yolda iş hayatının merdivenlerini çıkarken edindiği
tecrübelerini katılımcılarla paylaştı. İş kadını olmanın zorluklarına değinen Gür, hem
başarılı bir iş kadını hem de iyi bir anne olmanın fedakarlıklar gerektirdiğinin altını
çizdi. Boğaziçi İş Kadınları ve Genç Boğaziçi Kulübü’nün yönetim kurulu üyelerinin
de katıldığı açılış Gür’ün konuşmasının ardından düzenlenen kokteyl ile devam etti.
108
NG Kütahya Seramik Yükselen Değerler Toplantısı
NG Kütahya Seramik “Yükselen Değerler 2014” toplantısını Türkiye ve farklı ülkelerden gelen
iş ortakları ile birlikte, 9-12 Ocak 2014 tarihlerinde NG Güral Afyon Otel’de gerçekleştirdi.
“Yükselen Değerler”, görkemli bir organizasyonla NG Güral Afyon Otel’de
gerçekleşti. Toplantının açılış konuşmasını Kütahya Porselen Sanayi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Nafi Güral yaptı. 53 yıllık iş hayatındaki deneyimlerinden,
Türkiye’nin geçmiş ve bugünkü ekonomik yapısıyla ilgili bir konuşma gerçekleştirdi. Nafi Güral’ın açılış konuşmasının ardından NG Kütahya Seramik Teknik
Genel Müdür Yardımcısı Celal Üstündağ; seramik sektörü ve şirketin yeni yatırımlarını içeren sunum yaptı. Programın sonunda 25. Yılını dolduran iş ortaklarına ve yılın kadın girişimcine ödüller takdim edildi. Yükselen Değerler programı
kapsamında iş ortaklarına özel olarak hazırlanan 2014 ürün koleksiyonu, büyük
beğeni topladı. Programda hanımlara yönelik “Porflame İle Yöresel Lezzetler”
yemek yarışması düzenlendi. Yoğun bir ilgi ile gerçekleşen yemek yarışmasında
Türkiye’nin dört bir yanından gelen misafirler kendi yörelerine ait yemekler yaparak marifetlerini sergiledi. Birinciye Kütahya Porselen’den yemek takımı hediye edildi. Etkinlikler kapsamında minik
konuklar da unutulmadı. Çocuklar, kendilerine özel olarak düzenlenen Sincap
Kulüp’te boyama çalışmaları, el becerileri, top havuzu yarışmaları, Hacivat ve
Karagöz gösterisi, balon şekillendirme
etkinliklerinde unutulmaz vakit geçirdiler. Toplantının son gününde gerçekleşen gala gecesinde Türkiye genelinde
başarılı olan iş ortakları için özel bir ödül
töreni düzenlendi. Gecenin sunuculuğunu ise Gülhan Şen yaptı.
Türkiye ciro ödülleri kapsamında;
• Antalya Opal Yapı, Türkiye
Ciro Birincisi,
• Ankara Arma Seramik,
Türkiye Ciro İkincisi,
• Konya Konal İnşaat, Türkiye
Ciro Üçüncüsü ödüllerini kazandı.
• Ödül programı kapsamında
İhracat Birincisi ödülünü K.Irak’tan
Azikler Dış Ticaret kazandı.
Gala gecesi ünlü sanatçı Kubat’ın
muhteşem konseri ile sona erdi.
109
BİZDEN
HABERLER
Erkan Güral yeniden genel başkan
seçildi, yönetimde kadınların oranı arttı;
ürkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK)’nun
ladıkların anlattı. Türkiye’de kurumların kalitesinin de arttığını
genel kuruluna konfederasyona bağlı GİAD ve fede-
belirten Şimşek, Türkiye’nin rekabet gücü açısından önceki
rasyonların yöneticileri büyük ilgi gösterdi. Genel kurula ka-
yıllarda en düşük yüzde 30’luk dilimin içindeyken, geçen sene
tılarak işadamlarına hitap eden Maliye Bakanı Mehmet Şim-
sonu itibarıyla rekabet gücü en yüksek yüzde 30’luk grubun
şek, Türkiye’nin bugünkü noktaya kişi başı ortalama 6,5 yıllık
içine girdiğini ancak bunun yeterli olmadığını dile getirdi.
T
eğitim süresi ile geldiğini anlattı. Zorunlu eğitim süresini 12
TÜGİK Genel Kurulu’na katılan TOBB Başkanı Rifat Hi-
yıla çıkardıklarını hatırlatan Şimşek, gelecekte yetişen nesille-
sarcıklıoğlu da burada yaptığı konuşmada dünyanın üç yeni
rin bugünkünün iki katı eğitim seviyesine sahip olacağını ifade
değişimin başlangıcında olduğuna işaret etti. 2008 küresel
etti. Türkiye’nin katma değeri yüksek mal ve hizmet üretimini
kriziyle beraber dünyadaki likiditenin azaldığını ifade eden Hi-
de yukarılara çekmesi gerektiğine işaret eden Şimşek, bu-
sarcıklıoğlu, petrol ve doğalgazın yerine yeni enerji kaynağının
nun için yetişmiş elemanın önemini vurguladı. Bakan Şimşek,
artık kaya gazı olacağını bildirdi. TÜGİK Başkanı Erkan Güral
Ar-Ge ve markalaşma konusunda da ciddi adımlar atılması
ise konuşmasına, altı yaşındaki Levent’i kucağına alarak baş-
gerektiğini belirterek, hükümet olarak çeşitli destekleri sağ-
ladı. Konfederasyonun Ankara’daki merkez binası önünde,
110
TÜGİK’in Ankara’daki genel kuruluna Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce işadamı
katıldı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in önemli mesajlar verdiği genel kurulda TÜGİK
Başkanlığı’na yeniden Erkan Güral seçilirken, YİK Başkanlığına da Erhan Özmen seçildi.
ağabeyi ile birlikte çöpten kağıt toplarken TÜGİK ailesiyle tanı-
girişimci olarak daha çok yer almasını sağlamak ve özellikle
şan Levent’in hikayesi, genel kurula katılan herkesin gözlerini
evde oturan genç kızlarımızı iş gücüne dahil etmek amacıyla,
yaşarttı. Mardinli 7 kişilik bir ailenin ferdi olan Levent’le birlikte
yeni bir proje geliştirdik. Mavi Yaka ve Beyaz Yaka gibi tanımla-
kürsüye çıkan Genel Başkan Erkan Güral, “Levent’in bundan
rın dışında, TÜGİK olarak iş dünyası literatürüne ‘Pembe Yaka’
sonraki eğitim hayatı içerisinde bizler olacağız. TÜGİK ailesinin
kavramını dahil ediyoruz. Bu proje yalnızca kadın girişimci ve
en küçük üyesi olarak Levent aramıza katıldı” dedi. Güral’ın bu
kadın çalışan sayısını arttırmakla kalmayacak, kadın üye sayı-
sözleri salondan büyük alkış aldı.Genel Başkan Erkan Güral,
mızı da arttıracaktır. Biz genç iş adamları, ülkemize hizmet için
genel kurul konuşmasında ise Türkiye’nin dış politikasındaki
varız. Biz, bu ülkenin sevdalısıyız.” Genel kurulda konuşmaların
dinamizminin ve yeni vizyonunun kendilerine heyecan verdiğini
ardından Güral, Şimşek ve Hisarcıklıoğlu’na plaket verilirken,
söyledi. TÜGiK olarak Türk girişimcilere yeni pazarlar bulmak
seçime ise mevcut başkan Erkan Güral’ın başkanlığındaki tek
için yoğun çaba sarf ettiklerini anlattı. Türkiye’nin bugün ihtiyaç
liste ile gidildi. Yeni yönetimde yaş ortalaması 33, yönetim
duyduğu en önemli şeyin, birlik ve bütünlük olduğunun altını
yaklaşık yüzde 50’si ise kadın… Bu oran, Türkiye’deki benzer
çizen Erkan Güral, şöyle devam etti: “Ekonomide kadınların
yapılar için de bir ilk… 111
BİZDEN
HABERLER
AMBIENTE 2014’E
KÜTAHYA PORSELEN
DAMGASINI VURDU
Her yıl şubat ayında Almanya Frankfurt’ta profesyonel ziyaretçilere kapılarını açan züccaciye,
hediyelik eşya ve dekorasyon ürünleri sektörünün dünyadaki en büyük fuarı olan Ambiente Fuarı bu
yıl 7-11 Şubat tarihleri arasında gerçekleşti. Dünyanın çeşitli ülkelerinden toplam 4.724 katılımcının
ürünlerini sergilediği Ambiente 2014, yaklaşık 140 bin profesyonel ziyaretçi tarafından ziyaret edildi.
ektörün en önemli fuarı olan ve bir sonraki yılın trendlerini belirleyen Ambiente’de,
S
Kütahya Porselen tarafından sergilenen ürünler üç ana ürün grubu altında toplanı-
yor. Bunlar “Dining”, “Giving” ve “Living” olarak adlandırılıyor. “Dining” ürün grubunda seramik, porselen, züccaciye, metal ürünler ve mutfak ekipmanları yer alıyor. “Giving” ürün
grubunda ise hediyelik eşyalar, sanat ve hobi ürünleri, bijuteri ve moda aksesuarları yer
alıyor. “Living” konsepti altında sergilenen ürünler arasında ise mobilya, iç ve dış dekorasyon
ürünleri, dekoratif aydınlatma, dekoratif ev tekstili ve bahçe tasarım ürünleri bulunuyor.
121 Türk firmasının katıldığı Ambiente 2014 Fuarı’na, Kütahya Porselen üç ayrı stantta
toplam 450 metrekarelik alanı ile katılarak her yıl olduğu gibi bu yıl da fuarın dikkat çeken en
prestijli markaları arasında yerini aldı. Dünyada porselen sektörünün seçkin ve prestijli markalarının yer aldığı 4. hol 2. katta bulunan Kütahya Porselen ana standı yoğun bir ziyaretçi
akınına uğradı. Fuarda ilk kez sergilenen ‘Krem’ porselen en çok beğeni toplayan ürünler arasında yer aldı. Porselenseverlerin uzun zamandır beyaz porselen alternatifine yönelik
beklentilerini karşılayan ‘Krem’ serisi porselenin yeni trendi olmaya aday. Tamamen yeni
bir üretim tekniği ile hazırlanan ve organik renkler ile çalışılan mug bardaklar ve fincanlar ise
sektörde üst düzeyde bir bilgi birikimine sahip Kütahya Porselen’in en gözde ürünleri arasında yerini aldı. 2014 yılının moda renklerine göre oluşturulan Naturaceram grubu ürünler
Brezilya’dan Japonya’ya kadar pek çok ziyaretçinin büyük beğenisini kazandı. 112
NG Kütahya Seramik yeni kreasyonlarını
UNICERA Fuarı’nda tanıttı
Yenilikleri, benzersiz
tasarımları ve ödüllü
koleksiyonlarıyla
tanınan NG Kütahya
Seramik, 26 Şubat2 Mart tarihleri arasında
gerçekleşen UNICERA
26. Uluslararası
Seramik Banyo Mutfak
Fuarı’ndaki tüketiciler ve
sektör profesyonelleriyle
buluştu.
G Kütahya Seramik, sektörde dünyanın ikinci büyük fuarı olan UNICE-
N
RA 26. Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı’nda yeni kreasyonla-
rını ve ödüllü tasarımlarını sundu. 26 Şubat – 2 Mart tarihleri arasında TÜYAP
Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen fuarda kurulan 750 metrekarelik stant
NG Kütahya Seramik’in yenilikçi tasarımlarını ön plana çıkardı.
TAU Ceramica Turkey ilk kez fuarda sunuluyor
Fuar kapsamında İspanya’nın seramik devi TAU Ceramica ile yapılan iş
birliği sonucu 2013 yılında Türkiye’de kurulan TAU Ceramica Turkey’in deneyim ve inovasyon yeteneği ile seramiğe olan tutkuyu birleştiren tasarımları ilk
kez seramik meraklılarıyla buluştu. Ahşap, taş ve mermer görünümlü seramikleriyle mekânlara doğayı taşıyan inovatif ürünler, teknik ve estetik karakteristikleriyle evlerden otellere kadar pek çok mekanda tercih ediliyor.
Farklı ebatlarda ve özel şekillerde ödüllü tasarımlar
NG Kütahya Seramik’in 30x90 ebadındaki ürünleri de ilk kez fuar kapsamında tanıtılan tasarımlar arasında yer aldı. Özel şekilli, 15x42,5 cm ve 16,5x49,5
cm gibi yeni boyutlarda tasarlanan ürünler ve “Red Dot Design Award Best Of
The Best” ödüllü Yiğit Özer imzalı “Element” koleksiyonu fuara damgasını vurdu. NG Kütahya Seramik’in mekanları olduğundan daha lüks gösteren metalik
renkli, seramikleri ziyaretçilerin beğenisini topladı. Stantta sergilenen zengin rölyeflerle süslenen doğal mermer ve taşlarsa, farklı renkleri ve çeşitliliğiyle dikkat
çekici ve sıradışı ürünler tercih edenlerin ilgisini çekti. Fuar ziyaretçileri NG Kütahya Seramik’in geniş ürün yelpazesini ve 2014 kreasyonlarında yer alan göz alıcı
parlak tasarımlarını da görebildi. Düzenlenen kokteylde İspanyol ezgi ve dansları
ile Latin rüzgarı esti. 28 Şubat Cuma günü NG Kütahya
Seramik ve TAU Ceramica Turkey
stantlarında düzenlenen kokteylde
İspanyol müzikleri eşliğinde gerçekleşen
dans gösterisi ile davetlilerin büyük
beğenisini kazandı.
113
BULMACA
Bulmacam›z› doğru yanıtlayan
okurlarımız, Kütahya Porselen’den
sürpriz armağanlar kazanacaktır.
Hazırlayan Ali Bakın
Kütahya Liselerarası Basketbol
Turnuvası’nın
şampiyonu
30
Mitterteich
krem yeni seri
Para çekme
makinesi
Kum falı
Cam, kristal
Fotoğraftaki
sanatçı
“Kütahya Porselen
…” (Karadeniz’deki
en büyük
showroom)
11
Çözüm anahtarıyla birlikte
Eser Çetintaş adına
göndermeniz rica olunur.
Ceylan derisi
Onarım
4
Karakter
Adres: Taps Ajans, Atatürk Bulvarı
43001, Kütahya
Tel: (0274) 225 15 16
Taht
İstek, arzu
27
3
Ağ torba
Yedinci sanat
Dans
Bol
Boş, değersiz şey
Konut
21
Söz verme
Çıplak vücut resmi
Ele geçirmek
Vietnam’ın plakası
Konya’da bir baraj
Mali’nin plakası
Kütahya Porselen
krem serisi
yeni ürün
En erken
Bez yapıştırmakta
kullanılır
28
Tanrı’ya kulluk etme
Alan
26
Ralli Şampiyonası
Sınıf 3 Türkiye
şampiyonu
Erganun
19
İri dişli bir törpü
7
İstanbul’da bir
Bizans zindanı
Milattan Sonra
Eski Mısır’da
bir tanrı
Avrupa’da bir halk
Bir ağırlık birimi
Naturaceram
yeni seri
İşte
Gözleri görmeyen
Tuvalet
31
Çiftçi
Baston
Bir soru eki
Çalışkan, becerikli
İlaç
Fakat, lakin
23
Polonya’nın plakası
Tavlada bir zar
Kütahya
Seramik’in
katıldığı fuar
NG Kütahya
Seramik yeni seri
Malezya’ya özgü
öldürücü delilik
32
Bir marangoz aracı
2
12
29
Bağışlama
Işık verir
Göçebe çadırı
İlkel deniz taşıtı
Eski bir Japon
hacim ölçüsü
10
1
Rey
Dert, üzüntü
Nikelin simgesi
9
Bir nota
Duman kiri
Eksik, noksan
14
Bir seslenme sözü
Bir mekanizmanın
kumanda kolu
Bir renk
25
Tavır
Borsada işlem
birimi
8
Kalayın simgesi
Kütahya Porselen
yeni krem serisi
Finlandiya’nın
plakası
Bulut
Akıl
20
Kütahya Porselen
krem serisi
yeni ürün
İsviçre’de bir kent
18
Hastalık
Artı uç
Matematikte
sabit bir sayı
Anonim ortaklığı
Tanrıtanımaz
Belgi
17
Cihannüma
Fasıla
13
Selenyumun
simgesi
Kilometrenin
kısa yazılışı
15
NG Kütahya Seramik yeni seri
Eski bir uygarlık
İsviçre’de bir ırmak
Yapma, etme
Bir nota
Bir tür cetvel
ANAHTAR
CÜMLE
114
24
Rütbesiz asker
Şebeke
Karışık renkli
22
Nitelik, değer
Kütahya Seramik
İş Ortakları
Toplantısı
Batarya
Bir taşınmazın
mülkiyet hakkını
gösterir
En küçük
sosyolojik birim
Kara Kuvvetleri
Bir tür İngiliz birası
Geniş omuz atkısı
Boru sesi
5
1
2
3
4
5
21
22
23
6
24
25
7
26
8
9
10
27
28
29
11
30
31
12
32
13
14
15
16
17
18
19
20
16
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
45
File Size
15 931 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content