close

Enter

Log in using OpenID

6.sınıf English Vocabulary List

embedDownload
Unit One
announcament
: reklam, ilan
always
: daima, her zaman
but
: fakat; ama
close
: kapamak
count
: saymak
do karate
: karate yapmak
daily routine
: günlük işler
do homework
: ödev yapmak
enroll
: kaydolmak
Egypt
: Mısır
Friday
: Cumartesi
friend
: arkadaş
fun
: eğlence
flamenco
: İspanol flamenko dansı
folkdance
: halk oyunları
get home
: eve gitmek
get up
: kalkmak
go to dance club
: dans kulübüne gitmek
graph
: grafik
Germany
: Almanya
go online
: internete girmek
go shopping
: alışverişe gitmek
have a rest
: dinlenmek
have a snack
: aperatif almak
hangaround
: gezinmek
have a breakfast
: kahvaltı etmek
judo
: judo
learn
: öğrenmek
leisure time
: boş zaman
like
: hoşlanmak
middle of the week
: hafta ortası
mean
: anlamına gelmek
minute
: dakika
membership
: üyelik
Monday
: Pazartesi
never
: asla
neighbourhood
: mahalle , yakın komşular
often
: sık sık
play soccer
: futbol oynamak
polka
: polka dansı
rarely
: nadiren
relative
: akraba
room
: oda
stay
: kalmak
sometimes
: bazen
Saturday
: Cumartesi
Spain
: İspanya
Sunday
: Pazar
Tuesday
: Salı
Thursday
: Perşembe
Turkey
: Türkiye
take a course
: kurs almak
tidy
: düzenli, düzenlemek
traditional
: geleneksel
usually
: genellikle
uncle
: amca, dayı
visit
: ziyaret etmek
watch TV
: TV seyretmek
wait
: beklemek
win
: kazanmak
Wednesday
:ÇArşamba
Unit 2
apple
: elma
banana
: muz
bagel
: simit
before
: önce
baked
: fırınlanmış
beans
:fasulye
blueberry
: yaban mersini
blackberry
: böğürtlen
butter
: yağ
both
: her ikiside
Bon appetit
: afiyet olsun
Buon appetito
: afiyet olsun
cereal
: tahıl
coffee
: kahve
cucumber
: salatalık
cheese
: peynir
croissant
: kruvasan
dish
: yemek
dinner
: akşam yemeği
different
: farklı
enjoy your meal
: afiyet olsun
egg
: yumurta
fried
: kızartma
fridge
: buzdolabı
French
: Fransız
favourite
: favori
fruit
: meyve
garlic
: sarımsak
great
: mükemmel
grilled
: ızgara
grade
: not
Guten appetit
: afiyet olsun
hate
: nefret etmek
healthy
: sağlıklı
honey
: bal
invite
: davet etmek
junkfood
: abur cubur
Japanese
: japonca
jam
: reçel
kind
: kibar
little
: az
lunch
: öğle yemeği
lots of
: çok fazla
miso soup
: japon çorbası
muffin
: kek
milk
: süt
meal
: öğün, yemek
nutritious
: yararlı, besleyici
natural
: doğal
oak
: meşe
orange juice
: portakal suyu
omelet
: omlet
olives
: zeytin
pancake
: krep
room
: oda
quick
: hızlı
rice
: pirinç;pilav
soy beans
: soya fasulyesi
serve
: servis etmek
salad
: salata
special
: özel
sausages
: sosis
sushi
: suşi
shake
: çalkalamak
salami
: salam
tea
: çay
tomato
: domates
temperature
: ateş
want
: istemek
where
: nerede
who
: kim
Yuk!
: iğrenç
Yummy
: lezzetli
Unit 3
average
: vasat, orta
adventure movie
: macera filmi
at the moment
: şimdi
again
: tekrar
busy
: meşgul
buy
: satın almak
boring
: sıkıcı
bus stop
: otobüs durağı
comfortable
: rahat
crowded
: kalabalık
clothe
: kıyafet
city
: şehir
cry
: ağlamak
country
: kırsal alan ; ülke
day
: gün
doll
: oyuncak bebek
downtown
: şehir merkezi
direct
: direkt
environment
: çevre
easy
: kolay
elder
: daha yaşlı
exciting
: heyecan verici
feed
: beslemek
fast
: hızlı
find
: bulmak
funny
: komik
hurry
: acele
live
: yaşamak
lovely
: şirin
look for
: aramak
member
: üye
noisy
: gürültü
population
: nüfus
place
: yer
prepare
: hazırlamak
prefer
: tercih etmek
police officer
: polis memuru
plane
: uçak
queue
: sıra
quiet
: sessiz
relaxing
: rahat
skiescraper
: gökdelen
somewhere
: herhangi bir yer
suitcase
: bazul
soap opera
: pembe dizi
still
: hala
traffic jam
: tarfik sıkışıklığı
tall
: uzun
traffic light
: trafik ışığı
wait
: beklemek
Unit 4
affect
: etki etmek
alone
: yalnız
afternoon
: öğle
anxious
: endişeli
celsius
: ısı ölçümü
cloudy
: bulutlu
coat
: palto
classmate
: sınıf arkadaşı
carefully
: dikkatlice
degrees
: derece
describe
: tanımlamak
dull
: donuk
emotion
: duygu
evening
: akşam
foggy
: sisli
freezing
: dondurucu
hot
: sıcak
happy
: mutlu
heavily
: ağır bir şekilde
lightening
: yıldırım
moody
: modu çabuk değişen, huysuz,aksi
morning
: sabah
mittens
: boks eldivenleri
night
: gece
rainy
: yağmurlu
raincoat
: yağmurluk
repeat
: tekrar etmek
stormy
: fırtınalı
sunshine
: güneş ışığı
sunny
: güneşli
sleepy
: uykulu
sweater
: süveter, kazak
scared
: korkmuş
snowy
: karlı
weather forecast
: hava durumu
wet
: nemli
warm
: ılık
windy
: rüzgarlı
weather condition
:hava şartı
understand
: anlamak
upset
: sinirli
Unit 5
amazing
: şaşırtıcı
amazed
: şaşırmış
bumper car
: çarpışan araba
carousel
: atlı karınca
crazy
: çılgın
creature
: yaratık
dark
: karanlık
danger
: tehlike
fair
: adaletli
fantastic
: fantastik
fearful
: korkak
frightening
: yıldırım
fearless
: korkusuz
fasten your seat belt
: emniyet kemerini tak
ghost train
: hayalet tren
horrible
: korkunç
hold your breathe
: nefesini tut
high speed
: yüksek hız
interesting
: ilginç
monster
: canavar
nervous
: gergin
not allowed
: izinsiz
pay here
: buraya öde
roller coster
: hız treni
real
: gerçek
strange
: tuhaf, yabancı
skeleton
: iskelet
swing
: sallanmak
sign
: imzalamak, işaret
tap
: ebelemek
terrifying
: korkutucu
turn around
: etrafında dön
thrilling
: heyecanlı
vampire
: vampir
warning
: uyarı
Unit 6
amazing
: şaşırtıcı
berry
: kiraz
climb
: tırmanmak
crowded
: kalabalık
comfortable
: rahat
dive
: dalmak
forest
: orman
great
: mükemmel
go sightseeing tour
: çevre gezisi turu
hut
: baraka
lake
: göl
mountain
: dağ
pick
: toplamak
palace
: saray
river
: nehir
sail
: teken, yelken
seaside
: deniz kenarı
sightseeing
: gezme
tent
: çadır
tower
: kule
vacation
: tatil
Unit 7
accountant
: muhasebeci
actor
: erkek oyuncu
actress
: kadın oyuncu
astranaut
: astronot
accounting
: hesap
architect
: mimar
art
: sanat
building
: bina
computer programmer : bilgisayar programcısı
career
: kariyer
cut
: kesmek
customer
: müşteri
charity
: yardım
design
: dizayn
doctorate
: doktora
draw
: çizmek
dye
: boyamak
dress
: elbise
dream
: hayal
examine
: muayene etmek
engineer
: mühendis
economist
: ekonomist
fabrics
: kumaşlar
hairdresser
: kuaför
illumination
: aydınlatma, biilgilendirme
interested in
: birşeyle ilgili olmak
ill
: hasta
job
: meslek
journalist
: gazeteci
logical
: mantıklı
lawyer
: avukat
mechanic
: tamirci
meet
: buluşmak
manager
: müsür
occupation
: meslek
operate
:operasyon yapmak
prescription
:reçete, tavsiye
profession
:iş, meslek
professional
: profesyonel
physicologist
: psikolog
self-employed
: kendi işinde çalışan
sew
: dikmek
stewardess
: hostes
spaceship
: uzat gemisi
sales person
: satış elemanı
style
: sitil
skirt
: etek
social studies
: sosyal bilgiler
sociable
: sosyal
sensitive
: hassas, duygusal
tailor
: terzi
trade
: ticaret
trousers
: pantalon
translator
: çevirmen
worker
: işçi
Unit 8
a million
: milyon
animal shelter
: hayvan barınağı
break into
: biryere zorla girmek
burglar
: hırsız
cash
: nakit
concert
: konser
catch
: yakalamak
crime
: suç
criminal
: suç teşkil eden
calm dawn
: sakin olmak
cameraman
: kamereman
detective
: dedktif
donate
: bağişta bulunmak
eyeglasses
: gözlük
escape
: kaçmak
extinction
: nesli tükenme
fingerprint
: parmak izi
hear
: duymak
hurry up
: acele etmek
go on holiday
: tatile gitmek
investigate
: soruşturmak
immediately
: hemen
inspector
: soruşturmacı
in front of
: önünde
magnifier
: büyüteç
move
: taşınmak
news
: haberler
officer
: memur
prison
: hapis
painting
: tablo
rob
: soymak
reporter
: muhabir
robber
: soyguncu
steal
: çalmak
security
: güvenlik
thief
: hırsız
van
: kamyonet
witness
: şahit
whale
: balina
Unit 9
brush teeth
: diş fırçalamak
cut down
: azaltmak, kesmek, öldürmek
damage
: zarar vermek
electrical device
: elektrikli aletler
garbage
: döküntü, çöp
harm
: zarar
harmful
: zararlı
planet
: gezegen
plug
: fişi prize tıkmak
pollution
: kirlilik
public transportation
: toplu taşıma
pick up
: toplamak
research
: araştırmak
recyclable
: geri dönüştürülebilir
recycle
: geri dönüşüm
reduce
: azaltmak
remote control
: uzaktan kumanda
rubbish
: çöplük
save
: tasarruf etmek
throw away
: atmak
unplug
: fişi prizden çekmek
waste
: boşa harcamak
Unit 10
anchorman
: haber sunucusu
announce
: duyuru
acceptable
: kabul edilebilir
breaking rules
: kuralları çiğnemek
ballot box
: oy sandığı
carefully
: dikaktlice
care about
: dikkate almak
career
: kariyer
creative
: yaratıcı
cooperation
: yardımlaşma
candidate
: aday
experiment
: tecrübe ; deney
election
: seçim
envelope
: zarf
excited
: heyecanlı
fair
: adil
hand out
: dağıtmak
kind
: kibar
make speech
: konuşma yapmak
make jokes
: şaka yapmak
make sure
: emin olmak
miss a turn
: pas geçmek
orders
: siparişler
put up posters
: poster asmak
responsible
: sorumluluk
right to vote
: oy hakkı
respect
: saygı duymak
respectful
: saygılı
sticker
: çıkartma
secondary school
: orta okul
school trips
: okul gezileri
smart board
: akıllı tahta
unacceptable
: kabul edilemez
yesterday
: dün
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
234 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content