close

Enter

Log in using OpenID

10 Arap ülkesinden Yemen`e gece baskını

embedDownload
43 BİN AĞAÇ
27 Mart 2015 Cuma
Sabancı Bulvarı etrafında bulunan Tahar Tepesi mevkiinde 9
bin 500 adet ağacı toprakla
buluşturan Ankara Büyükşehir
Belediyesi, Akpınar Mahallesi’nin
Konya Yolu’na bakan yamaçlarına da 30 bin adet ağaç ve 200
bin çalı grubunun dikim çalışmalarını sürdürüyor.
HABERİ 6. SAYFADA
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
10 Arap ülkesinden Yemen’e gece baskını
‘HUSİ’si bir
SAVAŞ
Suudi
Arabistan'ın
hava
operasyonu
Yemen'de Suudi
Arabistan'ın
öncülüğünde 10 Arap
ülkesinin katılımıyla
düzenlenen hava
operasyonunda Husi
Ensarullah Harektine ve
Devrik lider Ali Abdullah
Salih'e bağlı askeri üslere
''Gece baskını'' düzenlendi. Operasyonlar
sabah saatlerine kadar
devam ederken, Husiler
uçak savar atışları ile
karşılık vermeye çalıştı.
Husilerin Yemen'deki ilerleyişine seyirce kalmayan Suudi
Arabistan 100 uçak ve 150 bin
askerle operasyon düzenledi.
BÜYÜK PLAN
Uzmanlara göre,
Taiz’den sonra
Yemen’deki ilerleyişini
sürdüren İran destekli
Husiler, Muha Limanı’nı
ele geçirince endişeler
arttı. Çünkü, böylece,
başta petrol olmak üzere
uluslararası ticaretin can
damarı olan Bab’ül
Mendeb Boğazı’nın Husi
kontrolüne geçişinin önü
açılmış oldu. Bu durum
bölgede büyük bir krizi
ve uluslararası müdahaleyi tetikleyebilir.
Bahçeli
‘fırtına’
bekliyor
25 SİVİL HAYATINI KAYBETTİ
BÜYÜK
YIKIM!
MHP’den
şarkılı seçim
Genel seçim hazırlıklarını sürdüren MHP,
aralarında sanatçı
Kıraç'ın bestelediği
"Türkiye Marşı"nın da
bulunduğu 11 şarkı
hazırlattı. Kazak sanatçı
Galimjan Joldasbay'ın
bir şarkısı, MHP için
"Selam Anadolu'ya"
ismiyle uyarlanırken şair
Ahmet Selçuk İlkan'ın
"Kim Bunlar" şiiri de
seçimlerde kullanılmak
üzere bestelendi.
HABERİ 12. SAYFADA
HDP yüzde
kaç oy alır?
AK Parti kurucusu ve eski Genel Başkan Yardımcısı,
Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi eski milletvekili,
2000 yılında Fazilet Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı,
7 Haziran genel seçimlerinde HDP’nin milletvekili
aday adayı olan Dengir Mir Mehmet Fırat, Efsane
Güzeldereli’nin sorularını yanıtlarken, HDP’nin yüzde
kaç oy alacağını da tahmin etti. HDP için öyle bir oy
oranı tahmin etti ki, gerçekleşirse siyaset dünyası
altüst olur.
Efsane GÜZELDERELİ’nin röportajı 13’TE
HIZLANDI!
3. Sayfada
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ODTÜ Vişnelik’te ‘Geleceği Birlikte
Kuruyoruz Genç İşsizler Buluşması’nda gençlerle bir araya geldi. CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ODTÜ Vişnelik’te düzenlenen ‘Geleceği Birlikte
Kuruyoruz Genç İşsizler Buluşması’na katıldı. Etkinlikte gençlerle görüş alışverişinde
bulunarak sorunlarını dinleyen Kılıçdaroğlu, ortak çözüm önerilerini değerlendirdi.
Programa CHP’nin bazı genel başkan yardımcıları, gençlik kolları genel başkanı,
genel başkan danışmanları ve bazı PM üyeleri de katıldı. Toplantıda dile getirilen
hususların seçim beyannamesinde yer alacağı belirtildi.
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
11. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
Hayata ve
Aşka dair
9. Sayfada
Dünya Meteoroloji Günü’nde Meteoroloji
Genel Müdürlüğü çalışanlarına havacılık
tazminatının ödenmesi için Büro Memur-Sen
tarafından Orman ve Su İşleri Bakanlığı
önünde balonlu eylem gerçekleştirildi.
HABERİ 4. SAYFADA
Fırat’a göre, “Belki bir koalisyon hükümetleri dönemi
başlayabilir veya sınırda hükümet olma sayısına
inmiş olan bir AKP olabilir. Öyle her seferinde yüzde
50'ler 60'lar değil, 5-6 milletvekili kayar
ise iktidarın gidebileceği bir yapı geleceği
kanısındayım. Dolayısı ile siyasi dengeler
yerine oturacaktır.
Kılıçdaroğlu
Obama’ya kazandıran
CHP’ye de
kazandırabilir mi?
M.Nuri Parmaksız
Balonlu eylem
İşsiz gençlerle ODTÜ’de buluştu... STK’lı temayül
Fehmi Koru
9. Sayfada
El Arabiya televizyonu, Suudi Arabistan'ın Yemen’deki askeri operasyona 150,000'e kadar asker ve 100 savaş uçağıyla katıldığını belirtti.
Habere göre Mısır, Ürdün, Sudan ve Pakistan da kara harekatına hazırlanıyor. Yemen'deki istikrarsızlığın büyümesi dünya piyasalarına petrol
arzı hakkında endişe yaratırken askeri operasyon açıklamasının ardından Brent petrolü fiyatları neredeyse yüzde 6 artış kaydetti.
Dengir Mir Mehmet Fırat’ın tahmini
MHP Genel Başkanı
Devlet Bahçeli, "7
Haziran 2015 Pazar
günü, Türkiye'nin solgun yüzü gülecek,
sararmış benzinde
hilaller açacak" dedi.
Bahçeli, yaptığı açıklamada, "Türkiye
kardeşliğe yürüyecek,
selamete koşacak,
dirliğe ve birliğe kucak
açacak, yeni bir Türk
destanı için şafak sökecek, fırtına kopacak"
ifadelerini kullandı.
HABERİ 12. SAYFADA
10 Arap ülkesinin katılımıyla düzenlenen hava
operasyonunda, Husi Ensarullah Hareketine ve
Devrik lider Ali Abdullah Salih'e bağlı askeri
üslere ''Gece baskını'' düzenlendi.
Operasyonun yoğunlukla hedef aldığı
Sana'nın kuzey bölgelerinde sivil kayıplar
olduğu, isabet alan bazı sivil yerleşim yerlerinde 25 sivilin hayatını kaybettiği belirtildi.
Kaynaklar, 40 kişinin de yaralandığını ifade
etti. Husilere ait el-Mesire televizyonu
Sana'daki tüm sağlık personelinin acilen hastanelere gelip görev başında olmalarını istedi.
HABERİ 12. SAYFADA
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Başkent'teki sivil toplum kuruluşları temsilcisi,
Ak Parti aday adayları için yapılan temayül
yoklamasında sandık başına gitti.
HABERİ 5. SAYFADA
ÖSYM Başkanlığı'na
Ömer Demir atandı
Başbakanlık ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığı'na ait atama kararları Resmi
Gazete'de yayımlandı.
Buna göre,
Başbakanlığa bağlı
Ölçme, Seçme ve
Yerleştirme Merkezi
(ÖSYM) Başkanlığı'na
Prof. Dr. Ömer Demir
getirildi.
Bilim Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı'na bağlı Sanayi Genel
Müdürlüğü'ne Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan,
Metroloji ve Standardizasyon Genel
Müdürlüğü'ne Prof. Dr. Necip Camuşcu,
Isparta Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl
Müdürlüğü'ne Tufan Uysal atandı.
2
SINEMA
TV / MAGAZIN
27 Mart 2015 Cuma
İstanbul Film Festivali’nin
biletleri satışa çıkıyor
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 4-19 Nisan'da düzenlenecek 34.
İstanbul Film Festivali'nin biletleri, 28 Mart'ta satılmaya başlanacak.
İSTANBUL - İKSV'den yapılan açıklamaya göre, bu yıl 11. kez Akbank sponsorluğunda düzenlenen
İstanbul Film Festivali, 4-19
Nisan'da gerçekleştirilecek.
Sinemaseverler, 34.
İstanbul Film Festivali'nin
biletlerini, 28 Mart Cumartesi
saat 10.30'dan itibaren
Biletix satış noktaları, Biletix
Çağrı Merkezi, Biletix web
sitesi ile hizmet bedelsiz
olarak Beyoğlu'ndaki Atlas
ve Kadıköy'deki Rexx sinemalarında açılacak ana gişelerden alabilecek.
Festivalin bilet fiyatları
tam 17 lira, öğrenci ile 65
yaş ve üstü izleyiciler için
21.30 seansları ve Akbank
Galaları'nın ilk gösterimleri
haricinde 12 lira olacak.
Atlas ve Rexx sinemalarında yapılacak
Akbank Galaları ilk gösterimlerinin bilet
fiyatlarının ise herkes için 20 lira olarak
belirlendi. İndirimli bilet uygulaması bu yıl
da devam edecek. Hafta içi gündüz 11.00,
13.30 ve 16.00 seanslarının biletleri 5 lira
olacak. Festivalin 11.00, 13.30, 16.00,
19.00 ve 21.30 seanslarına ek olarak
"Geceyarısı Çılgınlığı" bölümündeki filmler,
festival boyunca cuma geceleri Beyoğlu
Sineması, cumartesi geceleri Atlas
Sineması'nda 24.00 seansında izleyicilerle
Vizyona
yeni
girecek
filmler
05:13 İstiklal
Marşı ve Günün
Program Akışı
05:15 Ana Ocağı
06:40 1'de Sabah
08:50 1'de Bugün
09:05 Beni Böyle Sev
11:00 İyi Fikir
13:25 Ana Ocağı
15:00 Annem Söyler Ben
Yaparım
16:10 1'de Bugün
16:25 Seksenler
19:00 Ana Haber
Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Yeşil Deniz
23:00 Filinta
01:25 Annem
Söyler Ben Yaparım
02:25 Ana Ocağı
03:45 İyi Fikir
tüm izleyiciler biletlerini yüzde 10 indirimli
alacak. Lale Kart üyeleri festival biletlerinde ön satış ve yüzde 25'e varan
indirimlerden yararlanacak. Öncelikli
biletler, Atlas ve Rexx sinemalarının yanı
sıra Lale Kart İletişim Merkezi ve Biletix
web sitesinden (www.biletix.com) alınabilecek. Lale Kart üyeleri için ön satış
dönemi, 24 Mart (Siyah ve Beyaz Lale
üyeleri), 25-27 Mart (Kırmızı ve Sarı Lale
üyeleri) olarak belirlendi.
Festival Sponsoru AKBANK, Axess
"The Gunman"
Sean Penn, Javier Bardem,
Idris Alba, Mark Rylance,
Jasmine Trinca, Blanca
Star Olivera, Jorge Leon
Martinez, Daniel
Westwood, Deborah
Rosan, Angela Fuente ile
Elia Diaz'in oynadığı film,
aksiyon meraklılarının
ilgisini çekmeye aday
Sean Penn'in deneyimli bir
ajan rolünde izleyicinin
karşısına çıkacağı filmin
yönetmenliğini "Paris'ten
Sevgilerle" ve "Takip" gibi
aksiyon filmleriyle adını
duyuran Pierre Morel
yaptı.
07:00 Kahvaltı Haberleri
08:00 Nihat Hatipoğlu
Sorularınızı Cevaplıyor
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Yabancı Sinema
00:15 HAWAII FIVE
20:30 MEDCEZİR
Yaman'ın Mira’ya yaptığı sürpriz, Mira'yı çok sevindirir.
Bu coşku, Yaman’ın verdiği
zor kararın yükünü de hafifletecektir. Ancak, bu mutluluğun sesini Narlıçeşme’nin
gürültüsü bastırır. Birden bire
kendilerini, komşu evin hayat
hikayesinin tam ortasında
bulurlar. Sude’nin test
sonuçlarının yankısı Kenan’a
ulaştığında, Kenan bunun
kaderin kendisine verdiği ikinci bir şans olduğunu hisseder
ve bir an önce Sude ile konuşmanın yollarını arar.
Sude’nin elinde tuttuğu test
sonuçları, herkesin elini yakan
bir alev topuna dönerken,
Asım Şekip Kaya’nın öfkesi
bu ateşle büyüyecektir.
buluşacak. Bu yıl 28 Mart'tan itibaren
gösterimlerin başlayacağı 4 Nisan'a kadar
Kart sahiplerine festival boyunca hafta içi
gündüz seansları hariç satın alacakları
biletlerde yüzde 20 özel
indirimden yararlanabilecekleri avantaj sağlayacak.
Lisans, ön lisans ve lise
öğrencileri, kimliklerini
göstererek İKSV binasından
20 lira karşılığında PasoFilm!
kart alabilecek. Öğrenciler
bu kart ile öncelikli bilet
alımı, çeşitli mekanlarda festival boyunca indirim ve
ücretsiz katalog alma hakkı
kazanacak. PasoFilm! kart
sahipleri kendi öğrenci kimlikleriyle 27 Mart Cuma saat
13.00'ten itibaren Atlas ve
Rexx sinemalarındaki öncelikli bilet alma imkanından
yararlanacak. İstanbul Film
Festivali birçok konuk
yönetmen ve oyuncuyu festival izleyicileriyle buluşturacak. Aralarında Bahman
Ghobadi, Lone Scherfig, Christian
Petzold, Elmar Back gibi yönetmen ve
oyuncuların da olduğu festival konukları,
kendi filmlerinin gösterimleri öncesi sinemada izleyicilerle buluşup, gösterim sonrasında da filmle ilgili sorulara yanıt verecek. Sunum olan gösterimler festivalin
web sitesinde (film.iksv.org) yıldızla işaretli
olarak yer alıyor.
(AA)
"İkinci Bir Şans"
Oscar ödüllü yönetmen Susanne
Bier'in yönetmen koltuğunda oturduğu filmin başrolünde
"Game Of Thrones"un yıldızı
Nikolaj Coster Waldau var. Başarılı
oyuncuya Ulrich Thomsen, Maria
Bonnevie ile May Andersen'in eşlik
ettiği dram türündeki filmin konusu
şöyle:
"Tecrübeli polis Andreas, güzel eşi
Anna ve yeni dünyaya gelen bebekleri ile mutlu bir hayat sürmektedir.
Andreas, ortağı ve yakın arkadaşı
Simon ile bir aile içi şiddet suçuna
müdahaleye gider. Eski bir mahkum
olan Tristan ile kız arkadaşı
Sanne'nin de Sofus adlı bir bebeği
vardır.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DUDAKTAN KALBE
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
15:00 DUDAKTAN KALBE
16:45 İKİNCİ BAHAR
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER-CANLI
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI
CEHENNEM MELEKLERİ
21:40 YABANCI
SİNEMA
23:30 THE UNIT (EKİP)
00:20 YABANCI SİNEMA
O GÜZEL TOPRAKLAR
01:50 YABANCI
SİNEMA TEKRAR
03:10 YABANCI
SİNEMA
04:40 DÜNYAYI
GEZİYORUM TEKRAR
05:40 Dila Hanım
07:00 Aşkın Bedeli
07:45 Deniz Yıldızı
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
12:00 En Güzel Bölüm
12:30 Aşkın Bedeli
14:30 Benim Kuaförüm
16:00 En Güzel Bölüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
20:30 medcezir
23:30 Yerli Dizi
01:20 Kim O!
19:45 CEHENNEM MELEKLERİ 2
Orjinal İsmi:The Expendables 2
Yönetmen:Simon West
Oyuncular:Sylvester Stallone, Liam
Hemsworth, Jason Statham, Jet Li,
Jean Claude Van Damme, Arnold
Schwarzenegger, Bruce Willis
Yapım Yılı:2012
Tür:Aksiyon/Macera
Cehennem Melekleri Barney Ross
(Sylvester Stallone), Lee Christmas
(Jason Statham), Yin Yang (Jet Li),
Gunnar Jensen (Dolph Lundgren),Toll
Road (Randy Couture) ve Hale
Caesar (Terry Crews), Mr. Church'un
(Bruce Willis) liderliğinde yeniden bir
araya geliyorlar; fakat bu sefer mesele
biraz kişisel. Zira basit bir hesaplaşma, aralarından birinin öldürülmesiyle
sonuçlanınca, intikam almak kaçınılmaz olacak…
Ünlü oyuncu Deniz
Çakır'a hapis şoku
İSTANBUL - Ünlü oyuncu Deniz Çakır,
“Alkol ve uyuşturucu madde etkisi altındayken araç kullanmak” suçundan yargılandığı davada 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.
İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde
görülen duruşmada sanık Deniz Çakır
avukatıyla birlikte hazır bulundu.
Olay günü alkol alarak araç kullandığını
kabul eden güzel oyuncu savunmasında,
“Alkol aldığım yer ile evimin arası 5 dakikalık
mesafe ve sabah erken saatte sete gitmem
gerektiği için araç kullandım. 15-20 metre
ilerledikten sonra polis kontrolüne yakalandım. Trafiği tehlikeye sokacak herhangi
bir hareketim olduğunu kabul etmiyorum.
Alkollü olarak araç kullandığım için
hatalıyım” dedi.
Çakır’ın savunması ve avukatının beyanlarının ardından kararını açıklayan mahkeme,
suçun işleniş biçimi nedeniyle Çakır’ı 6 ay
hapis cezasına mahkum ederken, sanığın
duruşmalardaki iyi halini göz önünde bulundurarak cezayı 5 aya indirdi. Ancak
mahkeme hükmün açıklanmasını geri bıraktı.
5 yıl denetim süresine tabi tutulan Çakır, bu
süre zarfında bir suç işlerse aldığı hapis
cezasını yatacak.
"Pasolini"
Willem Dafoe,
Riccardo Scamarcio,
Ninetto Davoli ile
Valerio Mastandrea'nın
oynadığı filmin yönetmen koltuğunda Abel
Ferrara oturuyor.
Biyografi ve dram
türündeki film, İtalyan
sanat ve siyaset
çevrelerinin en tanınmış isimlerinden biri
olan şair, yönetmen,
gazeteci ve aydın
Pasolini'nin ölümüne
ışık tutuyor.
07:30 Aile Doktoru
08:45 Magazin 8
09:00 Aramızda Kalmasın
12:15 Ütopya
13:45 Ver Fırına
15:30 Bu Tarz Benim (Yeni)
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
20:00 Yetenek Sizsiniz Türkiye
23:15 Hülya Avşar (Yeni Bölüm)
00:30 Ütopya
01:45 Bay Tahmin
02:45 Bu Tarz Benim
05:00 Ütopya
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım
11:00 Aşk-ı Memnu
12:30 Gün Aras
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Arka Sokaklar
23:15 Beyaz Show
02:00 Yerli Dizi
00:30 HAWAİİ FİVE
Hawaii Five-O CBS’de 19681980 yılları arasında 12 sezon
yayınlanan polisiye dizisinin
yeni versiyonu. 12 sene önceki
diziyle aynı adı taşıyan dizinin
yapımcıları Fringe dizisininde
yapımcıları olan Alex Kurtzman
ve Roberto Orci.
Dizinin kadrosunda ise Lost‘tan
tanıdığımız Daniel Dae Kim
(Jin Kwon) var. Ayrıca 1 sezon
yayınlanan Moonlight dizinin
yakışıklı vampirini canlandıran
Alex O’Loughlin,Scott Caan ve
Grace Park’da dizinin kadrosuna dahil.
Dizinin konusu önceki versiyonunda olduğu gibi sadece
valiye hesap veren hawaii eyalet
polisini ele alıyor.
Kayserili hayırsever
Fevzi Mercan tarafından
"Anne Evi" olarak yaptırılarak Erciyes
Üniversitesi'ne (ERÜ)
bağışlanan 3 katlı binanın işletme hakkı, imzalanan protokolle
Melikgazi Sağlık, Kültür
ve Sosyal Yardım
Vakfı'na devredildi.
KAYSERİ - ERÜ Rektörlük Toplantı
Salonu'ndaki protokol imza töreninde konuşan
Rektör Prof. Dr. Fahrettin Keleştemur, hayırsever
iş adamlarının üniversiteye çok ciddi katkı sağladıklarını söyledi.
Hayırseverlerin sadece bina yaptırma değil,
insan yetiştirme konusunda da üniversiteye destek verdiğini belirten Keleştemur,
"Hayırseverlerimizin yardımıyla yurtdışına öğretim üyesi arkadaşlarımızı göndererek çeşitli alanlarda eğitim almalarını, kendilerini yetiştirmelerini
sağlıyoruz. Kayseri'de, Türkiye'de benzeri olmayan bir hayırseverlik anlayışı var. Protokol imzaladığımız Anne Evi'ne de gerçekten çok ihtiyacımız vardı. Sağ olsun hayırseverlerimiz bu konuya
da el atarak yaşadığımız sorunları çözmüş oldu"
diye konuştu.
Müstakil şekilde "Anne Evi" uygulamasının
Türkiye'de ilk olduğunu ifade eden Keleştemur,
benzer veya farklı uygulamaların bulunduğunu
ancak buranın sadece annelere hizmet verecek
tek bina olduğunu söyledi.
Melikgazi Sağlık, Kültür ve Sosyal Yardım
Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hasyüncü
de ecdadın vakıf kültürünü benimseyerek hizmet
vermeye çalıştıklarını dile getirdi.
Hasyüncü, Anne Evi'nde, ERÜ Hastanesi
Yenidoğan Servisi'nde tedavi gören bebeklerin
annelerine 5 yıldızlı konaklama hizmeti sunacaklarını ifade etti.
Yenidoğan servisinde kuvözde kalan bebeklerin gün içerisinde birçok kez emzirilmesi gerektiğini, bundan dolayı da annelerin hastaneden
ayrılamadığını anlatan Hasyüncü, şunları kaydetti:
"Anneler bebeklerini doyurduktan sonra bir
dahaki emzirme saatine kadar enfeksiyon nedeniyle servisten çıkarılıyor. Evlerine gidemedikleri
için de banklarda, hastane köşelerinde veya
parklarda çok zor şartlarda oturup yatmak
zorunda kalıyor. Özellikle kışın havanın soğuk
olması nedeniyle daha büyük sıkıntı yaşıyorlar.
Gribe yakalanmaları durumunda bu, çocuklarına
da bulaşıyor ve hastanede kalma süreleri uzuyor.
Üniversite yönetimi böyle bir sorun olduğunu
bize iletince hemen çalışma başlattık ve Fevzi
ağabeyimiz tarafından hastanenin hemen yan
tarafına yaptırılan binayı Anne Evi olarak işleteceğiz."
Hasyüncü, 50 yatak kapasiteli Anne Evi'nde
çorba başta olmak üzere günün her saatinde
yemek bulunacağını, şehir dışından gelen annelerin bebekleri hastaneden çıkana kadar burada
yatılı kalabileceklerini söyledi.
İhtiyaç olması durumunda misafirhanenin
yatak kapasitesini artırabileceklerini kaydeden
Hasyüncü, maddi durumu iyi olmayan misafirlerin giysi ihtiyacı karşılanacağı gibi yol parası
olmayanların da otobüs biletlerinin alınıp cep
harçlıklarının verileceğini dile getirdi.
İç tefrişatı yapılan Anne Evi, Mayıs ayının ikinci haftasında hizmet vermeye başlayacak. (AA)
abone sayısının 2013 yılına göre yüzde 27'lik artışla
41,3 milyona yükseldiğini dile getiren Bilgin, "2008
yılında ülkemizde 6 milyon geniş bant internet abonesi sayısının bugün gelinen noktada 41 milyonu
aşması büyük bir başarıdır" dedi.
2009 yılı Temmuz ayından itibaren hizmete
sunulan 3G'de, abone sayısında kısa sürede büyük
bir artış yaşandığını vurgulayan Bilgin, 2013'te 49,3
milyon olan 3G mobil abone sayısının, geçen yıl,
yüzde 18 artışla 58,3 milyona yükseldiğini söyledi.
Fiber kablo uzunluğunda da büyük bir artış
yaşandığına dikkati çeken Bilgin, 2013'te 181 bin
973 kilometre olan Türk Telekom'un fiber kablo
uzunluğunun geçen yıl 192 bin 671 kilometreye, 45
bin 440 kilometre olan alternatif işletmecilerin toplam fiber uzunluğunun ise 52 bin 176 kilometreye
ulaştığını bildirdi.
Bakan Bilgin, 2013 yılında 3 milyon 33 bin 830
TByte olan sabit geniş bant internet kullanım miktarının, geçen yıl yüzde 39 artışla 4 milyon 225 bin
172 TByte olarak gerçekleştiğini belirtti. Bakan
Bilgin, mobil internet trafiğindeki artış oranının daha
hızlı olduğunu belirterek, mobil geniş bant kullanım
miktarının, söz konusu dönemde yüzde 109 artarak 141 bin 637 TByte'dan 295 bin 756 TByte'a
çıktığını kaydetti.
Faturalı hat kullanan abone sayısında da artış
yaşandığına dikkati çeken Bilgin, 2013 yılı sonunda
abonelerin yüzde 59'u ön ödemeli iken, geçen yıl
sonu itibarıyla bu oranın yüzde 55'e gerilediğini bildirdi. Bilgin, abone başı gelirler göz önüne alındığında faturalı abonelerdeki artışın sektör açısından
önemli olduğunu vurguladı.
Sektörde oluşan rekabet ortamı ve operatörlerin
cazip kampanyaları sonucunda mobil numara taşıma sayısının da hızla arttığını ifade eden Bilgin,
bugüne kadar toplam 80 milyon numara taşıma
işleminin gerçekleştirildiğini bildirdi. (AA)
Cep’te numara taşıma Türkiye nüfusunu geçti
ANKARA - Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanı Feridun Bilgin, mobil numara taşımadaki
artışa dikkati çekerek, "Bugüne kadar toplam 80
milyon numara taşıma işlemi gerçekleştirildi" dedi.
Bakan Bilgin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bilgi teknolojileri ve iletişim sektörünün geçen
yıl da büyümeye ve gelişmeye devam ettiğini ifade
ederek, 2013'te 500 olan sektörde hizmet veren
işletmeci sayısının, geçen yıl 672'ye yükseldiğini
bildirdi.
Sabit telefon abone sayısının geçen yıl, bir
önceki yıla göre yüzde 7 azalarak 13,5 milyondan
12,5 milyona gerilediğini belirten Bilgin, "Buna karşın mobil telefon abone sayısında artış olduğu
görülmektedir. 2013 yılı sonu itibariyle 69,7 milyon
olan mobil abone sayısı, yüzde 3'lük artışla 72 milyona yaklaştı. Aralık 2014 itibarıyla Türkiye'de yaklaşık yüzde 92,5 penetrasyon oranına karşılık gelen
toplam 71 milyon 888 bin 416 mobil abone bulunuyor" diye konuştu.
Bilgin, 9 yaşın üzerindeki nüfus dikkate alındığında mobil penetrasyon oranının yüzde 100'ün
üzerine çıktığına dikkati çekerek, 2008'de 6 milyon
olan geniş bant internet abone sayısının 2013 sonu
itibariyle 32,6 milyon olarak gerçekleştiğini kaydetti.
Geçen yıl sonu itibariyle ise geniş bant internet
Valizde saklanarak
Türkiye'ye girmeye çalıştı
ARTVİN - Sarp
Sınır Kapısı'ndan
Türkiye'ye girmeye
çalışan Gürcistan
uyruklu bir kişinin
yanındaki valizi
açan ekipler, söz
konusu valizin içinde gizlenerek ülkeye girmeye çalışan
kadını gözaltına
aldı. Sarp Gümrük
Muhafaza
Kaçakçılık ve
İstihbarat
Müdürlüğü ekipleri,
Gürcistan'dan
Türkiye'ye yaya
olarak geçmek için Sarp Sınır Kapısı'na gelen
Gürcistan uyruklu Z.Z'nin (25) hareketlerinden
şüphelenmesi üzerine bu kişiyi takibe aldı. Kısa
süreli takibin ardından gümrük içerisindeki polis
noktasında pasaport işlemlerini tamamlayarak
elindeki valizi sürükleyen Z.Z'yi yolcu salonunda
durduran ekipler, şüpheliyi yanındaki valizle
arama kabinine götürdü.
Zanlının yanındaki valizi açan ekipler, valizin
içinde cenin pozisyonunda durmuş bir kadına
rastladı. Söz konusu kadının kimliğini belirleyen
ekipler, bu kişinin daha önce yasa dışı yollardan
Türkiye'ye girmesi nedeniyle sınır dışı edilerek
ülkeye girmesi yasaklanan 22 yaşındaki
Gürcistan uyruklu D.K, olduğunu tespit etti.
Olay yerine gelen polis ekiplerine teslim edilen Z.Z. ile D.K, gözaltına alınarak Yabancılar
Şube Müdürlüğüne götürüldü. (AA)
27 Mart 2015 Cuma
Fehmi KORU
[email protected]
3
[email protected]
Kayseri'de “Anne Evi” açıldı
bölge haberlerİ
Obama’ya kazandıran
CHP’ye de kazandırabilir mi?
AK Parti içerisinde olanlar gündemi belirliyor her
zaman olduğu gibi, diğer partiler gürültüden seslerini
duyurmakta zorlanıyorlar; her şeye rağmen dikkatimi
CHP’den ayırmama gayretindeyim...
Nitekim, Arınç-Gökçek kavgasının zirve yaptığı
önceki gün, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup
toplantısını gözledim.
Emeklilere yönelik 4 maddeden oluşan noter tasdikli taahhütnameyi açıkladığı grup toplantısını...
Dikkatimi CHP üzerinde yoğunlaştırmamın basit bir
sebebi var: Anamuhalefet partisinin seçim kampanyasının içeriğini, geçmişte Bill Clinton’a da danışmanlık
yapmış, 2008 seçiminden beri Barack Obama’nın
seçim kampanyalarını yürüten New York ve
Washington merkezli Benenson Strategy Group
(BSG) belirliyor.
“Clinton ve Obama’ya seçimler kazandırmış
Amerikalı stratejistler, oyu yüzde 25’lerde seyreden
CHP’nin seçim şansını kıpırdatabilecekler mi?” merakımı herhalde mazur görürsünüz.
Emeklilere dini bayramlarda birer maaş ikramiye
taahhüdü, hiç kuşkunuz olmasın, Amerikalı stratejistlerin dosyasından çıkmıştır...
Bu denli iddialı bir tahminde bulunmamın sebebi,
BSG’nin Amerika’da yürüttüğü kampanyalardan birini Washington’da, diğer ikisini uzaktan izlemiş
olmam.
Clinton’un baba Bush karşısında kazandığı seçimde
(1992) henüz BSG şirketi kurulmamıştı, ama kurucusu Joel Benenson kampanya boyunca adayın hemen
yanı başında sıklıkla yer alıyordu. İnanılmaz seçim
zaferini, Clinton’a, sıkça yaptığı anketler ve o anketlere dayalı kampanya tavsiyeleriyle Joel Benenson’un
kazandırdığı dilden dile konuşuluyordu.
Joel Benenson seçimlerde (2008 ve 2012)
Obama’ya da kazandırmayı başardı.
Aslında basit bir stratejisi var BSG’nin; sandığa
düşen oyu belirleyenin ekonomik tercihler olduğu
kabulüne dayalı bir strateji: Seçmenin sandığa giderken ekonomide kendisine dönük hangi olumlu beklentiler içerisinde bulunduğunu tespit edip o konularda
vaatlerde bulunmak...
Son seçimde (2012) BSG, herkesin “İşi zor” gözüyle baktığı Obama’nın Beyaz Saray’da bir dönem daha
kalmasını sağlayabildi. “Orta direği canlandırma”,
“herkese sağlık sigortası”, “çocuklarımıza iyi bir eğitim ve güvenli gelecek”, “emeklilere daha fazla
imkân” gibi sloganlarla...
Kılıçdaroğlu’nun kampanyasını “emekliler” ile başlatması bu bakımdan sürpriz değil...
Benenson yalnızca seçmen önünde başarılı olmasını
istediği partiyi olumlu bir yere konuşlandırmakla
yetinmiyor; seçmenin gözünden düşürecek olumsuz
bir yere rakibini konuşlandırmaya da çalışıyor. Rakip
partiyi zenginler türetmekle, onların lehine çalışan
yasal düzenlemeler yapmakla, orta direği ihmal
etmekle, sıradan insanların dertlerine sırt çevirmekle
itham etmek de stratejisi içerisinde yer alıyor...
Herhalde bizde de sıra bu yönde bir konuşlandırmaya gelecektir.
Yaşı ileri olanlar, dışarıdan uzmanların yürüttükleri
seçim kampanyalarının bir dönem bizde moda olduğunu hatırlayacaklardır. Bir parti (Mesut Yılmaz’ın
ANAP’ı) Fransa’dan ünlü bir reklamcıyla çalışırken,
rakip parti (Tansu Çiller’in DYP’si) de Amerikalı strateji uzmanlarına kampanyasını emanet etmişti.
“İki anahtar” (ev ve araba) sloganıyla yürütülen
DYP kampanyasını bizim yaştakiler unutmamıştır.
Tabii CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun bir önceki
seçimde her yoksul aileye 600 TL aylık bağlama
sözünü de... “Kaynağı nereden bulacaksın?” sorusuna,
“Benim adım Kemal, ben bulurum” cevabını vermişti
CHP Lideri...
Gülümsemiştik... Emeklilere yılda iki maaş vaadini
noter tasdikine bağlama fikri Amerikalılara ait ise hiç
şaşırmam...
BSG’nin stratejisini belirlediği CHP kampanyası,
bakalım seçime heyecan getirecek mi?
26 Mart 2015/ HABER TÜRK
“11. Kadir Has Ödülleri” sahiplerini buldu
İSTANBUL - Bu yıl toplum, siyaset ve ekonomi alanlarında verilen "11. Kadir Has
Ödülleri" sahiplerini buldu.
Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü'nde
düzenlenen ödül töreninde konuşan Rektör
Prof. Dr. Mustafa Aydın, Kadir Has'ın en büyük
ve önemli eseri olarak gördüğü Kadir Has
Üniversitesi'nin, emin ve kararlı adımlarla
devam ettiğini söyledi.
Aydın, üniversitenin 18. yılında, 5 binden
fazla öğrencisiyle her geçen gün başarılarını
artırarak, hedeflerini yükselttiğini ifade ederek,
içselleştirdikleri sürekli dönüşüm, gelişme ve
ilerleme süreciyle kazandıkları büyük dinamizmin, kendilerini sürekli ileriye götürdüğünü bildirdi.
Uluslararası düzeyde bir akademik grup
olmayı, Türkiye'nin belli uzmanlık alanlarında
dünyanın saygın üniversiteleri arasında yer
almayı temel hedef olarak belirlediklerini dile
getiren Aydın, evrensel düzeyde özgürlük, eşitlik fırsatı, adil rekabet, farkılık ve çeşitliliklerin
korunması, toplumsal sorumluluk ve doğaya
duyarlılığı temel değerler olarak kabul ettiklerini
anlattı.
Üniversitenin araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin de giderek öne çıktığına dikkati çeken
Aydın, üniversitenin uluslararasılaşmada geldiği
noktaya değindi.
Aydın, üniversitenin toplumsal hayata da
katkı sağladığına vurgu yaparak, şunları kaydetti:
"Gerek ülkemizde, gerek dünyada çok
önemli gelişmeler, baş döndürücü bir hızla
yaşanmaktadır. Küreselleşen dünyada bir ülke-
de yaşananlar, çeşitli şekillerde diğer ülkelerdeki gelişmeleri tetiklemekte ve etkilemektedir. Bu
da hayatımızın neredeyse her alanına dokunmaları sebebiyle toplum, siyaset ve ekonomi
üzerinde daha çok düşünmeye, daha çok
konuşmaya ve üretmeye zorlamaktadır.
Dünyadaki gelişmelere benzer şekilde ülkemizde de önemli sosyal, siyasal, ekonomik değişimlerden geçiyoruz. Köklü, toplumsal, siyasal,
ekonomik birliktelikler bozuluyor, farklı beraberlikler oluşuyor ve genel olarak ülke köklü bir
evrim geçiriyor. Bu ortamda bilgi üretip, derleyip sorunlara çözüm bulma söz konusu olduğunda, toplum yüzünü bilime, akademiye
dönüyor. Her şeyin toz dumana karıştığı bu tür
değişim dönemlerinde akademisyenlerin araladıkları pencereler, topluma en doğru cevapları
elde edebilecekleri açılımları sunar. Biz de bu
düşüncelerden hareketle '11. Kadir Has
Ödülleri'nin konusu olarak toplum, siyaset ve
ekonomiyi seçtik." (AA)
4
27 Mart 2015 Cuma
Dünya Meteoroloji
Günü’nde
Meteoroloji Genel
Müdürlüğü
çalışanlarına
havacılık tazminatının ödenmesi
için Büro MemurSen tarafından
Orman ve Su
İşleri Bakanlığı
önünde balonlu
eylem gerçekleştirildi.
’den
balonlu eylem
HABER MERKEZİGenel yetkili sendika Büro Memur-Sen,
Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı’nın
(Eurocontrol) havacılığa katkılarından dolayı
personel gideri olarak ödediği paranın
Meteoroloji Genel Müdürlüğü çalışanlarına
havacılık tazminatı olarak ödenmesi için eylem
yaptı. Dünya Meteoroloji Günü’nde Orman ve
Su İşleri Bakanlığı önünde toplanan Büro
Memur-Sen’e üye meteoroloji çalışanları,
tazminat hakkımız söke söke alırız, bakan
personeline sahip çık sloganları attı. Ellerinde
taleplerin yer aldığı dövizler taşıyan Büro
Memur-Sen üyeleri, havacılık tazminatı için
balon uçurdu.
Grup adına açıklama yapan Büro MemurSen Genel Başkanı Yusuf Yazgan,
Eurocontrol’den personel gideri olarak alınan
paranın Devlet Hava Meydanları İşletmesi
çalışanlarına ödenirken meteoroloji çalışanları-
na ödenmemesinin haksızlık olduğunu söyledi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün personel
gideri için Eurocontrol’den 2012 yılında 27
milyon, 2013 yılında 33 milyon, 2014 yılında ise
36 milyon lira aldığını ileri süren Genel Başkan
Yusuf Yazgan, “Ne yazık ki, Orman ve Su İşleri
Bakanlığı, meteoroloji çalışanlarının hakkı olan
bu paranın çalışanlara ödemesine izin vermemiştir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, 4 yıldır
yaptığı bu haksız uygulamayla 24 saat kesintisiz hizmet veren Meteoroloji çalışanlarının
moral ve motivasyonu bozmuştur. Orman ve
Su İşleri Bakanlığı, bu parayı havacılık tazminatı
olarak yansıtmadığı için uluslararası bir kurum
olan Eurocontrol’e karşı suç işlemektedir. Bu
durumun Eurocontrol’a şikayet edilmesi halinde
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, personel giderleri kaleminden aldığı geliri geriye dönük olarak
Eurocontrol’e ödemek zorunda kalacaktır”
dedi.
Bütçeye ek bir yük getirmeyen, meteoroloji
çalışanlarının alın terinin karşılığı olan havacılık
tazminatının ödenmesi gerektiğini vurgulayan
Yazgan, “Ülke genelindeki tüm meteoroloji
müdürlüklerinde ve havaalanlarında uçakların
kalkışı için gerekli olan hava tahmin raporlarını
hazırlamayarak bazı havaalanlarında rötar, bazı
havaalanlarında ise uçak kaldırmama eylemi
yapıyoruz. Meteoroloji çalışanlarının havacılık
tazminatı gasp edilmektedir. Buradan
hükümete sesleniyoruz. Havacılık tazminatının
ödenmesi için verilen sözlerin tutulmasını
istiyoruz. Meteoroloji çalışanlarının mağduriyetine son verilmesi için havacılık tazminatının mecliste mutlaka yasalaştırılmasını istiyoruz. Aksi takdirde, Büro Memur-Sen olarak,
meteoroloji çalışanlarına havacılık tazminatı
ödenene kadar yeni eylemlerle, basın açıklamalarıyla mücadelemize devam edeceğiz” diye
konuştu.
Çankayalı gençler
büyüklerini unutmadı
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi Umut Etüt
Merkezi öğrencileri ve Çankaya
Belediyesi Ç’engel Kafe çalışanları,
Ümitköy Huzurevi sakinlerini ziyaret
etti.
Yaşlılar Haftası kapsamında
gerçekleşen ziyarette bir araya gelen
çocuklar, zihinsel engelli gençler ve
ANKARA
Çengel Kafe’den
lodos esintisi
HABER MERKEZİOrta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Çankaya
Belediyesi Çengel Kafe Halk Dansları Topluluğu’nu
ağırladı. Dünya Down Sendromu Günü nedeniyle
düzenlenen farklı etkinliklere katılan Ç’engel Kafe
çalışanları birbirinden dikkat çekici başarılara imza
attılar.
ODTÜ’lü öğrencilerin 2012 yılında kurduğu
LODOS (Lösemi Otizm Down Sendrom Spastizm)
topluluğunun “Yeteneği Görün” etkinliğinde sahneye
çıkan Çengel Kafe Halk Dansları Topluluğu potpuri
şeklinde gerçekleştirdikleri halk oyunları gösterisiyle
konuklara unutamayacakları bir gece yaşattılar.
Engelli bireylerin sosyal yönden gelişim göstermelerini sağlamak ve engelli bireylerin sorunlarına
toplum nezdinde farkındalık yaratmak amacıyla etkinlikler düzenleyen LODOS topluluğunun “Yeteneği
Görün” etkinliğinde, genç dansçılar yeteneklerini
gösterme şansına sahip olurken konuklar tarafından
uzun süre alkışlandılar.
Dünya Down Sendromu Günü kapsamında
düzenlenen bir diğer etkinlikte ise Çankaya
Belediyesi Ç’engel Kafe çalışanlarından Çağrı Özmen
ve Ertaç Halilbeyoğlu, Down Sendromu Derneği’nin
düzenlediği 5. Down Sendromu Seminerine konuşmacı olarak katıldılar.
Nazım Hikmet Kültür ve Kongre Merkezi’nde
düzenlenen seminerde, Down Sendromlu her iki
konuşmacı da, eğitilebilir zihinsel engelli bireyler için
oluşturulan Ç’engel Cafe’deki işlerini anlattı.
Ailelerinden, hobilerinden söz eden konuşmacılar,
“Seni en çok ne mutlu eder?” sorusuna verdikleri “Bizi
her şey mutlu eder” sözleriyle uzun süre alkış aldılar.
SOS’tan yaşlılara
özel etkinlik
HABER MERKEZİSosyal Hizmetler Eğitim ve Yardım Vakfı (SOS)
tarafından yaşlılar haftası nedeniyle Akyurt Vakfı
Yaşam Evi’nde müzikli çay etkinliği düzenlendi.
Etkinliğe SOS Onursal Başkanı Nevin Gökçek,
Vakıf üyeleri ve Akyurt Vakfı Yaşam Evi’nde bulunan yaşlılar katıldı.
Etkinlikte konuşan Nevin Gökçek, yaşlılarla
birlikte olmaktan duyduğu memnuniyeti
belirterek, “Allah herkese sağlıklı, elden ayaktan
düşürmeden, kimseye muhtaç olmadan yaşamayı nasip etsin” dedi.
yaşlılar uzun uzun sohbet etti. Ziyaret,
huzurevinin önündeki alana fidan
dikilmesiyle sona erdi.
Kendilerine hediye edilen çiçeklerin yanı sıra, bahçeye fidan
dikilmesinden büyük bir mutluluk
duyan huzurevi sakinleri, mutluluklarını
“Bizim de bir dikili ağacımız var”
sözleriyle dile getirdi.
Çayyolu Platformu’ndan
Sevgilerini barınak
hayvanlarıyla paylaştılar
HABER MERKEZİYıldırım Beyazıt Kız Mesleki ve Teknik
Lisesi’nin Hayvanları Sevme ve Koruma Kulübü
öğrencileri ve Nesibe Aydın Koleji minikleri,
Çankaya Belediyesi Sahipsiz Sokak Hayvanları
Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki sahipsiz
hayvanları ziyaret etti.
Yıldırım Beyazıt Kız Mesleki ve Teknik
Lisesi’nin 9 ve 10’uncu sınıflarında eğitim gören
30 öğrenci, barınak yetkililerinden hayvanların
durumlarıyla ilgili bilgi alarak özellikle yavru
köpekler koğuşunda bolca vakit geçirdiler.
Çankaya Belediyesi’nin sokak hayvanları için
başlattığı 10 farklı proje hakkında bilgilendirilen
öğrenciler özellikle sahiplenme konusunda daha
duyarlı olacaklarını söylediler.
Öğretmenleri Işın Çuhadıroğlu eşliğinde barınağı ziyaret eden Kulüp öğrencileri ayrıca
okullarında topladıkları kuru mama, yaş mama,
süt ve battaniye gibi ihtiyaçları da barınak yetkililerine teslim ettiler.
HABER MERKEZİÇayyolu ve çevresinde faaliyet gösteren
29 sivil toplum örgütünü temsil eden
Çayyolu Platformu yönetimi, Çankaya
Belediye Başkanı Alper Taşdelen’i
makamında ziyaret etti. Çayyolu ve
çevresinin sorun ve çözümlerinin konuşulduğu ziyarette Taşdelen, “İmkanlarımız
noktasında her sorunu çözebilme gücüne
sahibiz” dedi.
Çayyolu Platformu Dönem Sözcüsü ve
ÇABA Derneği Başkanı Engin Uç, platform
üyelerini de tanıtarak çalışmaları hakkında
bilgi verdi. Geçtiğimiz günlerde yapılan
genel kurulun ardından görev alan platformun Çankaya Belediyesi ile elele vererek
bölgenin sorunlarını aşabileceğine inandık-
larını, semtte yaptıkları gelenekselleşmiş
etkinliklerde belediye yönetimini de yanlarında görmek istediklerini belirtti.
Çayyolu ve çevresini başarılı bir
belediye başkanı olan Fethi Yaşar’ın
Yenimahallesi’nden devir aldıklarını ifade
eden Başkan Taşdelen, aynı hizmet
kalitesini daha da ileri götürmek için önemli
bir hizmek çabası içinde olduklarını söyledi.
Çayyolu çevresinde projelendirdikleri çalışmalardan söz eden Taşdelen, ilk etapta bu
dönem açılacak ikinci kreşin ve yeni parkların müjdesini verdi.
Bölgenin sorunlarına hakim olduklarını
da dile getiren Taşdelen, ortak akılla ürettikleri sürece her sorunu birlikte çözebileceklerini de söyledi.
Vakıf olarak ihtiyacı olanlara yardım ettiklerini
kaydeden Nevin Gökçek, “Sosyal Hizmetler
Eğitim ve Yardım Vakfı olarak eğitimde ihtiyacı
olanlara burs veriyoruz, yaşlımıza bakıyoruz, kimsesizlerin derdine derman oluyoruz. Bize ihtiyacı
olan herkese elimizi uzatıyoruz. Ne kadar yardımcı olursak ne kadar yardım yaparsak ne kadar
dua alırsak bizi o kadar mutlu oluyoruz” diye
konuştu.
Yaşam Evi’nde bulunan yaşlıların daha şanslı
olduğunu anlatan Nevin Gökçek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
“Bazı yaşlılarımız evde bir odada yaşıyor.
Sizler burada çok şanslısınız. Sıcak yemeğiniz,
sıcak suyunuz var, iyi hizmet alıyorsunuz. Allah
kimseyi kimseye muhtaç etmesin. Atasını üzen
iflah olmaz. Onun gözyaşını akıtan da iflah olmaz.
Onun için biz sizin dualarınıza muhtacız. Biz de
bugün sizlerden dua almaya geldik.”
Gençlerle büyüklerin aynı evde yaşaması
gerektiğini belirten Nevin Gökçek, “Eskiden aynı
evde üç nesil kalıyormuş. Hepsi birbirinin
çocuğunu büyütüyormuş. Hepsi birbirine bakıyormuş. Şimdi gençler daha evde yaşarken ayrılıyor.
Bu gidişat hiç iyi bir gidişat değil. Çocuklara
büyükler nasıl sevilir onu öğreteceğiz” dedi.
Sanatçı Muzaffer ve Derya’nın Türk Sanat
Müziği ile Türk Halk Müziği’nden örnekler sunduğu etkinlikte yaşlılar gönüllerince eğlendi.
Yaşlılar ilgilenerek sohbet eden Nevin Gökçek,
çerçeve ve kupadan oluşan hediyeler dağıttı.
ANKARA
27 Mart 2015 Cuma
5
Gölbaşı Belediyesi
asfalt sezonunu açtı
Sincan
Belediyesi’
nin düzenlediği
kültür
gezileri
için geri
sayım
başladı.
Sincan’da kültür gezileri
HABER MERKEZİSincan Belediyesi’nin, sosyokültürel faaliyetler kapsamında
düzenlediği kültür gezileri için geri
sayım başlıyor. Her yıl belli periyotlarla binlerce vatandaşın kültür ve
tarih kokan şehirleri görme fırsatı
yakaladığı gezilerin başvuruları sona
eriyor. Çanakkale, Bursa ve Konya
gezileri için son başvuru tarihi ise 25
Mart. Kültür gezilerine başvurular
için ise www.sincan.bel.tr adresinden veya Lale Meydanı Konferans
Salonunda yapılabiliyor. Sadece
Sincan’da ikamet eden vatandaşların başvurabildiği geziler için
kimlik beyanı ve başvuru formunun
doldurulmasının yeterli oluyor.
Gezilere katılmaya hak kazananlar
ise 29 Mart Pazar günü Lale
Konferans Salonunda noter huzurunda gerçekleştirilecek kura ile
belirlenecek. İlk sefer ise 4 Nisan
Cumartesi günü yola çıkacak.
“Sosyal Belediyecilik” anlayışı ile
çalışmaya devam ettiklerini belirten
Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna; “Bu yıl 6.sini düzenlediğimiz kültür gezileri kapsamında
Çanakkale, Bursa ve Konya’nın tarih
ve kültür kokan coğrafyasını gezeceğiz. Konya’da; Selçuklu kiliminin
renkleri gibi Anadolu’yu nakış nakış
dokuyan ve kuşatan, manevi
dünyamızın mimarlarından Hz.
Mevlana’nın huzurunda beklerken,
yüzyıllar önce Anadolu’yu vatan
yapan Alperenlerin selamı aksedecek yüreğimize ve “mermerlerin
nabzında” bin yıllık ses yüreğimizde
yankılanacak. Çanakkale’nin
görülmesi ise bu toprakları vatan
yapan değerlerin anlaşılması açısından son derece mühimdir. Mehmet
Akif’in “Şüheda fışkıracak toprağı
sıksan şüheda” dediği yerleri gezip
göreceksiniz. Yemen’den Bosna’ya,
Musul’dan Şam’a, Kerkük’ten
Diyarbakır’a... velhasıl bütün
Osmanlı coğrafyasında kardeşlik ve
inanç birlikteliğinin izlerini görüp
hissedeceksiniz oralarda.
Geleceğimiz bu kardeşliğe ve inanç
birliğine emanettir. Bu duygular
içerisinde selametle gidip dönmenizi
dilerim.” dedi.
Sincan Belediyesi, “dürüst, şeffaf
ve adil” yönetim anlayışından ödün
vermeden çalışmalarına devam
ediyor. Kura yöntemi ile geziye
katılacakları belirleyecek olan
Belediye, daha önceki yıllarda
geziye katılanların tekrar geziye
başvuru yapmasına imkan vermiyor.
İlçedeki herkesin kültürel ve tarihi
yerleri görmesini amaçlayan Sincan
Belediyesi, bu yolla daha çok vatandaşın kültür gezilerine katılmasını
hedefliyor. Geziye katılmak isteyenler tek ya da iki kişi için aynı anda
müracaatta bulunabiliyor. Başvuru
sahibi ya Çanakkale- Bursa ya da
Konya gezisinden birini tercih edebiliyor. Aynı kişi iki geziye birden
başvuru yapamıyor.
Şu ana kadar 10 bin başvurunun
olduğu Kültür Gezilerine bu yıl
Çanakkale ve Bursa’ya 1 gece konaklamalı 2500 kişi katılırken Konya
gezisine ise 1800 kişi katılacak.
Ayrıca takdir alan 3000 öğrencide
Çanakkale’yi görme fırsatı yakalayacak. 700 okul birincisi ise hızlı trenle
Konya Gezisine gidecek.
AK Parti, STK'lara sordu
Başkent'teki sivil toplum kuruluşları temsilcisi, Ak Parti aday adayları
için yapılan temayül yoklamasında sandık başına gitti.
Şehitlerin isimleri
parklarda yaşatılıyor
Sincan Belediyesi tarafından yapılan
parklarına İlçe’de yaşayan ve şehit
askerlerin isimleri veriliyor.
HABER MERKEZİSincan’ı daha yeşil bir görünüme kavuşturmak
için yepyeni parkları hizmete sunan Sincan
Belediyesi bu parkların isimlerini de özenle seçiyor. Bu vatan uğruna şehit düşen kahramanların
isimleri de parklara veriliyor. Sincan Belediyesi’nin
uygulaması şehit ailelerini de oldukça memnun
ediyor.
Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa
Tuna, “ Vatandaşlarımızın ve çocuklarımızın vakitlerini en güzel şekilde geçirebilecekleri temiz,
bakımlı ve yeşil alanlar oluşturmak için elimizden
geleni yapıyoruz. Şehrin gürültüsü ve karmaşasından uzaklaşmaları ve rahat bir nefes almaları için
Sincan’ımız pek çok noktasına parklar yapıyoruz.
Parkların isimlerine de özen gösteriyoruz. Bu
vatanı müdafaa etmiş evlatlarımızın isimlerini parklara vererek onların unutulmamalarını ve hep
gönüllerde yaşamalarını amaçlıyoruz.” dedi.
Sincan genelinde şu ana kadar 80 parka şehit
isimi verildi. Bu sayının yapım aşamasındaki parkların bitmesiyle birlikte artması da öngörülüyor.
Sincan’daki en güzel parklara verilen şehit isimleri
Sincan’ın dört bir köşesini kaplıyor. Sincan
Belediyesi parkların yanı sıra fidanlıklara da şehit
isimleri veriyor. Sincan sınırları içinde bulunan 4
fidanlıkta da şehitler yaşatılıyor.
HABER MERKEZİAK Parti Ankara İl
Başkanı Mustafa Nedim
Yamalı, Ankara’da 3500
(üçbinbeşyüz) sivil toplum
kuruluşu ve derneğin, yaklaşık 15000 (onbeşbin)
yönetim kurulu üyesi, 7
Haziran’da yapılacak genel
seçimler öncesinde AK Parti
milletvekili aday adayları
temayül yoklamasında oy
kullanmak için sandık başındaydı. Altınpark ANFA
Salonunda düzenlenen
temayül yoklamasına STK
ve dernekler büyük ilgi gösterdi. AK Parti Ankara milletvekili aday adaylarının girişte STK ve dernek yönetim
kurullarını karşıladığı
temayül yoklaması
sonuçları, Genel
Merkezimize gönderilerek
Başbakanımız Ahmet
Davutoğlu’nun başkanlığındaki üst kurul değerlendirmeye alacaktır, dedi.
Temayül yoklaması öncesi basın açıklaması yapan
AK Parti Ankara İl Başkanı
Mustafa Nedim Yamalı açıklamasına şöyle devam etti,
“7 Haziran’da yapılacak olan
25. dönem milletvekili genel
seçimlerine yönelik aday
belirleme tespit çalışmaları
devam etmektedir. AK Parti
olarak görüş alışverişine ve
istişare kültürüne büyük
önem veriyoruz. Teşkilat
üyelerimizle, sivil toplum
kuruluşlarımızın yöneticileriyle, her zaman içinde
olduğumuz milletimizle
istişare içindeyiz.
Çalışmalarımızdaki başarının
sırrı görüş alışverişine ve
istişareye dayalıdır. Bu
anlamda genel merkezimiz
tarafından belirlenen takvim
çerçevesinde 1 Mart’ta teşkilat temayül yoklamasını
yaptık.”
AK Parti’nin istişarenin
en güzel örneğini Ankara’da
gerçekleştirdiğini ifade eden
AK Parti İl Başkanı Mustafa
Nedim Yamalı, “Bu noktada
öncelikle Genel Merkeze
ulaşan, temayül sonuçları,
mülakat komisyonu raporları, ara komisyonun değerlendirmeleri, kamuoyu yoklamaları anket sonuçları
kurula gidecek. Ankara’da
şehrin görüşünü alınacağı
bu temayül yoklaması
sonuçları da üst kurul
tarafından değerlendirmeye
alınacak. Bugün bu oylamayla AK Parti istişarenin
en güzel örneğini gerçekleştiriyor. Bir şehre hizmet
edebilecek, kamuoyunda
kabul gören, kamuoyunun
istediği kimdir, şehre en iyi
kim hizmet edebilir şeklindeki çok önemli bir
görüşten faydalanılacak”
diye konuştu.
Bizler Ankara’ya en iyi
şekilde hizmet edecek olan
kadroları belirlemek istiyoruz. Bu çerçevede çalışmalar yapıyoruz diyen
yamalı. Şimdi de sivil toplum
kuruluşları ile ilgili bir çalışmamız var. Bugün gerçekleştirdiğimiz temayül yoklamasına bütün sivil toplum
kuruluşlarının başkanlarını
ve yönetim kurulu üyeleri
arzu ettikleri aday adaylarının isimlerini oy pusulasına yazdılar. Şehrimizin milletvekili adaylarının belirlenmesine sağladıkları
katkılarından dolayı şimdiden kendilerine teşekkür
ediyorum."
dedi.
HABER MERKEZİ-Gölbaşı Belediyesi ilçe
genelinde yol açma ve asfaltlama çalışmalarını
başlattı.
Gölbaşı Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri
kış aylarının sona ermesinin hemen ardından ilçe
genelinde hummalı bir çalışma başlattı. Ekipler ilçe
genelinde imar yollarını açmaya başlarken, asfalt
ekipleri de kış aylarında bozulan yollarda asfalt ve
yama çalışmalarını sürdürüyor.
Havaların ısınması ile birlikte çalışmalarına hız
veren fen işleri müdürlüğü ekipleri ilk olarak; kentin
ana arterlerinde ve caddelerinde, kış sonrası asfalt
yama ve bakım-onarım çalışmalarını gerçekleştirmekte.
Belirlenen program dahilinde ilçenin ana arterlerinde işbaşı yapan ekipler; kış aylarında hasar
gören ana arterlerde özenli bir şekilde çalışmalara
devam ediyor.
Başkan Duruay’dan
taksicilere ziyaret
Yenimahalle Belediyesi 80’inci Yıl Kreşi’ni
ziyaret eden Toplum Destekli Polislik
Şubesi’nde görevli polis memurları,
miniklere tehlikeden korunma yollarını ve
tehlike anında yapılması gerekenleri,
uygulamalı olarak anlattı. Polis ağabey ve
ablalarını dikkatle dinleyen minikler,
sunumun sonunda çığlık atmayı öğrendi.
HABER
MERKEZİTaksiciler ile bir
araya gelen
Başkan Duruay,
durak çalışanları ile
sıcak ve samimi
sohbet etti.
Başkan Duruay,
taksicilerin bu
güzel karşılama ve
ağırlamalarından dolayı teşekkür etti. Durak çalışanlarının ikramlarını geri çevirmeyen Başkan Duruay,
taksicilerle birlikte çay içti ve isteklerini dinledi.
Not alarak konuya duyduğu hassasiyeti gözler
önüne seren Başkan Duruay, belediye çalışma ve
projeleri hakkında da paylaşımda bulundu.
Yapmış olduğu açıklamada ise Duruay, “Her
zaman esnafımızla bir araya gelmeye çalışıyoruz.
Taksicilerin en iyi şekilde hizmet etmeleri için üzerimize düşen görevleri yerine getiriyoruz. Taksici
esnaflarımız, vatandaşlarımızın ulaşımı konusunda
büyük bir rol üstleniyorlar. Vatandaşlarımızın sağlığı,
güveni ve rahatlıkları tamamıyla onlara emanet, bu
yüzden taksici esnaflarımızın önemi çok büyüktür.
Gölbaşı Belediyesi olarak taksici esnaflarımıza elimizden ne geliyorsa her türlü desteğe açığız” dedi.
Sincan Belediyesi cep’te
HABER
MERKEZİSincan
Belediyesi artık
size bir telefon
kadar yakın…
Belediyecilikte
sınırları
kaldırarak çağdaş ve modern
belediyecilik
anlayışı ile
vatandaşın
takdirini
kazanan Sincan Belediyesi, mobil belediyecilik
uygulamasına geçti. Belediyeyi vatandaşın ayağına getiren uygulama sayesinde, Sincan
Belediyesi ile ilgili tüm haber ve duyurulara anında ulaşmak mümkün… Bunun yanı sıra vatandaş
istediği her an Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna’ya ya da birimlere mesaj atabiliyor.
Mobil belediyecilik bununla da kalmıyor, vergi
borcu öğrenmeden rayiç bedeli sorgulamaya, eimar uygulamalarından kent rehberine kadar pek
çok hizmeti vatandaşın ayağına getiriyor.
Vatandaş ilçedeki nöbetçi eczanelerin listesine de
anında ulaşabileceği gibi pazar yerlerini de
öğrenebiliyor.
Mobil belediyecilik uygulaması ile Sincan’da
elinizin altında… Sincan’ı seyret sekmesine tıklandığında Sincan’daki parklar ve nikah salonları
cep telefonundan izlenebiliyor. Böylece hem uzaklar yakına getirilerek mutlu anlar paylaşılıyor hem
de ebeveynler parklarda oynayan çocukları
izleyebiliyor. Uygulama ile vatandaş, Sincan’ı ve
Sincan Belediyesini adeta cebinde gezdiriyor.
6
ANKARA
27 Mart 2015 Cuma
"Başkent Zabıtası"
toplantıda buluşacak
Ankara
Büyükşehir
Belediyesi,
Başkent’e
43 bin boylu
ağaç daha
dikiyor.
Başkent'e 43 bin ağaç
HABER MERKEZİSabancı Bulvarı etrafında bulunan
Tahar Tepesi mevkiinde 9 bin 500 adet
ağacı toprakla buluşturan Ankara
Büyükşehir Belediyesi, Akpınar
Mahallesi’nin Konya Yolu’na bakan
yamaçlarına da 30 bin adet ağaç ve 200
bin çalı grubunun dikim çalışmalarını
sürdürüyor. Ankara Bulvarı yan bantlarında
ise 2 bin 900 boylu, yapraklı ve ibreli ağaç
dikimi de devam ediyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Melih
Gökçek; parklarıyla, yollarıyla, rekreasyon
alanlarıyla yemyeşil bir Ankara amaçladıklarını belirterek, “Söz verdiğimiz gibi her
geçen gün Başkent’te yeşil alan miktarını
artırmaya devam ediyoruz. Ankaralıların
yanı sıra Başkentimize giriş ve çıkış yapan
vatandaşlarımızın da yeşillikler içerisinde yolculuk yapmaları için şehrin giriş yollarında da yeşillendirme çalışmalarını sürdürüyoruz” dedi.
Büyükşehir Belediyesi, kent girişlerine ve kent
geneline de diktiği ağaçlarla Başkent’i daha yeşil
bir görünüme kavuşturmak için sürdürdüğü
çalışmalarına her geçen gün yenilerini ekliyor.
Konya Yolu’na bakan Akpınar Mahallesi’nin,
gecekondulardan arındırılarak kötü ve virane
görüntüsünden kurtarıldığını, yıkılan gecekondu
Arizona Servisi, Leylandi, Karaçam gibi
mevsim şartlarına uygun 30 bin ağaç dikimi
gerçekleştirilirken, 200 bin Taslan ve Ateş
Dikeni gibi çalı grubu dikimi yapılacak.
Ağaçlandırma çalışmalarının bir kısmını kapsayan 8 bin metrekarelik alanın ise dikim
çalışmalarında sona yaklaşıldı. Dikim işlemleri esnasında ise özel bitki karışımlarından
oluşan gübreli toprak kullanılarak ağaçların
daha kolay tutması için gerekli özeni gösteriyoruz.”
Ağaçlandırma ve yeşillendirme çalışmalarına Ankara Bulvarı üzerinde de devam
eden Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Gazi
Mahallesi’nin arkasına denk gelen bölümden
başlanarak Çiftlik Kavşağı’na kadar olan
alana 2 bin 900 boylu, yapraklı ve ibreli ağaç
enkazlarının da taşınmasıyla birlikte yeşillendirme
dikimini
tamamlarken Sabancı Bulvarı yan bantçalışmalarına başlanıldığını söyleyen Başkan
larına
400
adet çınar ağacı dikim çalışmaları tüm
Gökçek, “Bölgeye 30 bin ağaç ve 200 bin çalı
hızıyla
devam
ediyor.
grubunun dikimini gerçekleştirirken vatanBaşkan
Gökçek,
Sabancı Bulvarı çevresinde
daşlarımıza yeşillikler içerisinde kente girmenin
bulunan
ve
daha
önceleri
hafriyat döküm alanı
görsel güzelliğini de yaşatacağız” diye konuştu.
olarak
kullanılan
Tahar
Tepesi’nin
Büyükşehir
Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı ile
Belediyesi
tarafından
ağaç
dikim
alanı
olarak
ANFA tarafından kurulan ekiplerle hızlı bir şekilde
belirlenmesiyle
birlikte
bölgeye
9
bin
500
adet
dikim işleminin de devam ettiğini bildiren Başkan
uzun
boylu
yapraklı
ve
ibreli
ağacın
dikiminin
Gökçek, şunları söyledi: “Konum itibariyle eğimli
tamamlandığını açıklarken yıl boyunca ağaç
bir alana sahip olan bölgeye dikilen ağaçlarla
dikim çalışmalarının devam edeceğini söyledi.
erozyon olma ihtimalini de azaltıyoruz. Mavi
Sokak hayvanları aşılanıyor
Kayaer, fırıncılarla buluştu
İlçe Tarım Müdürü ve fırıncılar ile toplantı
yapan Pursaklar Belediye Başkan
Yardımcısı Osman Kayaer, esnafın taleplerini dinledi.
HABER MERKEZİPursaklar Belediye Başkanlığı’nda gerçekleşen
toplantıya Belediye Başkanı yardımcısı Osman
Kayaer, İlçe Tarım Müdürü Bilal Biber, Pursaklar
Belediyesi Zabıta Müdürü Ali Aytaşgın ve firma
yetkilileri katıldı. Toplantıda fırıncıların problemleri,
temizlik ve imalat konusu ele alındı. İlçe Tarım
Müdürü Bilal Biber yaptığı konuşmada, esnafın
dikkat etmesi gereken hususları anlattı. Biber
“İmalatta kullanılan malzemelerin denetiminin
yapabilmesi için geriye dönük bütün evrakların
dikkatle muhafaza edilmesi, kasap ve manavlarda
kesinlikle ekmek satışının yapılmaması, mekanın
ve personelin temizlik şartlarıma haiz olduğunu
gösterir evrakların bulundurulması gerekir. Açıkta
satılan ekmeklerin el değmeden müşteriye ambalaj
içinde verilmelidir” dedi.
Fırıncılar adına konuşan esnaf, taleplerini dile
getirdi. En önemli problemlerinin elaman sıkıntısı
çekmek olduğunu belirten esnaf, “Hem işinin ehli
hem de ahlaki erdemlere sahip eleman bulamıyoruz. Pursaklar dışından gelen fırınların bizim
alanımızda satış yapması ve Ramazan pidesi üretiminde lokantaların haksız rekabet yapmaları” diyerek yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi.
Toplantıya katılanları dinleyen Belediye Başkanı
Yardımcısı Osman Kayaer, şu açıklamaları yaptı:
“Belediye Başkanımız Selçuk Çetin Bey, esnafa
büyük ehemmiyet veriyor ve onların her tür problemi ile yakından ilgileniyor, işletmeleri ziyaret ediyor.
Pursaklar Belediyesi olarak esnafımızın, özellikle
halkın günlük yiyeceğini karşılayan fırınlarımızın,
gelişmesini ve büyümesini istiyoruz. Gücümüz nispetinde her tür desteği vermeye hazırız.
Ekmeklerin hamur olmamasını istiyoruz, bu konuda daha hassas olunması gerekiyor” dedi.
HABER MERKEZİAnkara Büyükşehir
Belediyesi, sokak hayvanlarının, toplum sağlığını tehdit
etmeden kendi ortamlarında
sağlıklı bir yaşam
sürdürmelerini sağlamak için
çaba gösteriyor.
Büyükşehir Belediyesi
Evcil Hayvan Hastanesi ve
Sincan Geçici Hayvan
Bakımevi ve Barınağı, sokak
hayvanlarının tedavi, kısırlaştırma ve her türlü operasyonunu güvenle yapan bir
merkez olarak hizmet veriyor.
Tedavi süreci sonucunda
sağlına kavuşan, kısırlaştırılan, aşıları yapılan ve
takılan çip ile kayıt işlemleri
tamamlanan sokak hayvanları, saldırgan değilse yaşam
alanı sokaklara geri bırakılıyor.
Sağlıklarına kavuşan
sahipsiz köpek ve kedilerin,
mevcut yasalar ve Avrupa
Birliği normlarına göre, daha
önce yaşadıkları doğal
yaşam ortamlarına bırakılmaları gerektiğine dikkat
çeken Sağlık İşleri Dairesi
Başkanlığı yetkilileri, hayvanların yaklaşık birkaç ay süren
tedavi sürecini Sokak
Hayvanları Sincan Geçici
Bakımevi ve Barınağı’nda
geçirdiklerini söylediler.
Büyükşehir Belediyesi
Sağlık İşleri Dairesi
Başkanlığı bünyesinde
hizmet veren Kurtuluş Parkı
Evcil Hayvanlar Sağlık
Merkezi ve Sincan Sokak
Hayvanları Geçici Bakımevi
ve Barınağı, başta başıboş
köpekler olmak üzere sokak
hayvanları için hizmet veriyor.
Ankara sokaklarında
yaralanan, hastalanan sokak
hayvanları başkanlığa ait
sağlık merkezlerinde tedavi
ediliyor, kısırlaştırıyor, kontrol
altında bakımı sağlanıyor ve
aşılama işlemlerine tabi tutuluyor.
Büyükşehir Belediyesi
Hasta Hayvan Nakil Aracı
veya yetkili kuruluş ve gönüllülerce Kurtuluş Parkı Evcil
Hayvanlar Sağlık Merkezi ve
Sincan Sokak Hayvanları
Geçici Bakımevi ve
Barınağı’na getirilen hasta
veya yaralı sokak hayvanları,
gerekli durumlarda cerrahi
müdahaleler de dahil olmak
üzere tedavi ediliyor, sağlığına kavuşana kadar gözetim
altında tutuluyor.
Tedavi gören veya kısırlaştırılan sokak hayvanları,
tümüyle sağlıklarına
kavuşana kadar izlenmeleri
ve gerekli müdahalelerin
yapılması için Sincan’daki
tesisin geçici barınağında
korunuyor.
Büyükşehir Belediyesi
sokak hayvanlarına “Hasta
Hayvan Nakil Aracı” ile de
hizmet veriyor. “Hasta
Hayvan Nakil Aracı” ile kaza
geçiren hayvanlar, sağlık
merkezine ulaştırılıyor.
Büyükşehir Belediyesi
Sağlık İşleri Dairesi
Başkanlığı’nın hizmete soktuğu 2 araç, cadde ve
sokaklarda, mahalle aralarında kaza veya değişik nedenlerle acil müdahale gerektirecek şekilde sağlık sorunu
yaşayan evcil hayvanların
imdadına yetişiyor.
Ankara Büyükşehir
Belediyesi, Türkiye’de Kuduz
Hastalığının Kontrolü
Projesi kapsamında sahipsiz
kedi ve köpeklere ücretsiz
kuduz aşısı kampanyasını
sürdürüyor.
Ankara Büyükşehir
Belediyesi’nin Kurtuluş
Parkı’ndaki Evcil Hayvanlar
Hastanesi ve Sincan Geçici
Hayvan Bakımevi ve
Barınağı’nda gerçekleştirdiği
aşılama işlemleri 2015 yılı
sonuna kadar devam edecek.
HABER MERKEZİAnkara Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire
Başkanlığı ile Büşyükşehir'e bağlı 25 ilçenin zabıta
müdür ve amirleri, Antalya'daki “Koordinasyon
Kurulu Toplantısı”nda buluşacak.
Başkent Zabıtası’nı buluşturacak toplantıda,
“öfke kontrolü, ilgili kanun maddeleri ve halkla ilişkiler” gibi konular masaya yatırılacak.
Temiz, gürültüsüz bir şehirde halkın huzurunun,
güvenliğinin ve sağlığının korunması amacıyla gıda
ve çevre temizlik denetimlerinden, seyyar satıcılarla
mücadeleye kadar pek çok konuda faaliyet
gösteren Başkent Zabıtası, hem moral depolamak
hem de Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda pek
çok konuyu ele almak için Antalya’da bir araya
gelecek.
Büyükşehir Zabıta Daire Başkanlığı ile ilçe zabıta
müdür ve yardımcılarından oluşan 60 kişilik ekip,
27-29 Mart tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek toplantıda 4 komisyonda, pek çok konuyu
ele alacak.
“Çevre, Kent ve Yaşam, Eğitim ve Araştırma,
Hukuk ve Mevzuat” başlıkları altında oluşturulacak
komisyonlarda Ankara’da yürütülen faaliyetler,
yaşanan sıkıntılar ve çözüm önerilerinin masaya
yatırılacağı toplantıda ayrıca, “öfke kontrolü, ilgili
kanunlar ile halkla ilişkiler” konularında da yapılabilecekler tartışılacak.
Pursaklar'da ağaçlara
bakım yapıldı
HABER MERKEZİPursaklar Belediyesi Park ve Bahçeler
Müdürlüğü, ağaçların budama ve nakil işlemlerini
gerçekleştirİrirken, çok sayıda boylu ağacı da
toprakla buluşturdu. İlçe genelindeki ağaçların
bakımını yapan ekipler, parklardaki ağaçları daha
verimli hale getirmek için bir kısmının yerini değiştirdi. Nakil işlemleri ile sökülen ağaçlar yeni yerlerine
dikildi. Çok sayıda boylu ağacı da toprakla buluşturan ekipler, metrelerce uzunluktaki ağaçlarını
budama işlemeni ise itfaiye yardımıyla yaptı. Park
ve Bahçeler Müdürlüğü yetkilileri yaptıkları çalışmalar sonucu ilçeye çok sayıda yeni ağaç diktiklerini de belirtti. Mevcut ağaçların bakımını da yapan
ekipler bu tür çalışmaların devam edeceğini bildirdi.
Bakan Kılıç, Pursaklar’da
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç,
Pursaklar Medine İmam Hatip Ortaokulu’nu ziyaret
edip, öğrencilerin sportif çalışmalarını izledi.
HABER MERKEZİGençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Milli
Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa yürütülen projeler kapsamında Pursaklar Medine İmam Hatip
Ortaokulu’nu ziyaret etti. Bakan Kılıç’a Pursaklar
Kaymakamı İhsan Kara, Belediye Başkanı Selçuk
Çetin, Gençlik ve Spor Genel Müdürü Ömer
Altunsoy, Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Sinan
Aksu, Pursaklar İlçe Milli Eğitim Müdürü Adnan
Gürbüz, Pursaklar İlçe Gençlik ve Spor Müdürü
Alparslan Yalçınkaya, İlçe Müftüsü Cemal Çıkrık
eşlik etti.
Bakan Kılıç ve beraberindeki heyet, Pursaklar
Medine İmam Hatip Ortaokulu’nu ziyaret ederek,
öğrencilerin sportif çalışmalarını yerinde izledi.
Medine İmam Hatip Ortaokulu’ndaki judo ve güreş
salonlarını da gezen Bakan Kılıç, okçuluk ile eskirim
kurslarına katılan öğrencilerin performansını takdir
etti. Okul ziyaretin ardından Pursaklar’da yapılacak
olan Spor Kompleksi hakkında Belediye Başkanı
Selçuk Çetin ile görüşme yapan Bakan Kılıç,
Pursaklar’a yapılacak olan spor kompleksinde
stadyum, spor salonları ve yüzme havuzlarının bulunacağı müjdesini
verdi. Spor kompleksinin yapılacağı yeri de
inceleyen Gençlik
ve Spor Bakanı
Akif Çağatay
Kılıç, öğrencilerle
hatıra fotoğrafı
çektirerek
Pursaklar ziyaretini tamamladı.
EKONOMİ
27 Mart 2015 Cuma
Kömür Üreticileri
Derneği Başkanı
Muzaffer Polat,
son yıllarda
kömür fiyatlarının
büyük oranda
düştüğünü, buna
bağlı olarak yurt
içinde özel sektör
tarafından üretilen
kömür miktarının
5 yılda yüzde 41
azaldığını bildirdi.
Düşen fiyatlar
yerli kömürü vurdu
Türkiye'de özel sekANKARA- MuHsİN BARIŞ
törün kömür üretİRyAKİOğlu - Polat, AA
timine ilişkin bilgi
muhabirine yaptığı açıklamada,
veren Polat,
dünya genelinde kaya gazı ve
"Özel sektör
doğalgazın yaygınlaşmasıyla
tarafından
kömür fiyatlarının da gerilediğini
üretilen
anlattı.
kömür mikUluslararası piyasalarda
tarı 2010
kömürün tonunun 2011'de
yılında
130 dolar, 2012'de 85 dolar,
883 bin
2013'te 80 dolara satıldığını
74 ton
belirten Polat, geçen yıl
iken
itibarıyla 1 ton kömür fiygeçen yıl
atının 70 dolara kadar
bu rakam
düştüğünü söyledi.
519 bin
Dünya kömür fiyatlarında
78 ton oldu.
son 4 yılda yüzde 46 düşüşe
Son yıllarda
paralel olarak yerli kömürün
ithal kömürle rekabetinin güçleştiğini ifade eden kömür fiyatlarının büyük oranda düşmesi, son 5
yılda yurt içinde özel sektör tarafından üretilen
Polat, bunun da maden işletmecilerini zor
kömür miktarının yüzde 41 azalmasına neden
durumda bıraktığını kaydetti.
oldu" diye konuştu.Polat, son yıllarda maden
işletmelerini korumaya yönelik bazı düzenlemelerin hayata geçirildiğini ancak bunların
yetersiz kaldığını ifade ederek, kömür işletmecilerinin desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Madencilik Bakanlığı'nın kurulması gerektiğini anlatan Polat, şöyle konuştu:
"Gerekli düzenlemeler yapılmazsa kapanmanın eşiğine gelen madenlerde çalışanlar işsiz
kalacak. Madencilik sektöründe faaliyete geçebilmek için 26 ayrı yerden izin alınması ve bir
sondaj için 1,5 yıl beklemek gerekiyor. Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı, çok ciddi iş yükü ile
çalışıyor ancak madenciliğe konsantre olup
geliştirebilmek için ayrı bir bakanlık kurulması
gerekiyor. Madencilik ayrı konuşulmalı, kömür
ayrı konuşulmalı. Devlet kurularının ve sektörlerin görüş ve önerileri alınarak kapsamlı ve
detaylı bir maden kanunu ve bundan ayrı bir
kömür kanunu çıkarılmalıdır."
(AA)
Türk bankacılık sektörünün
enerji finansman iştahı sürüyor
Ukrayna, Rusya’dan
doğalgaz alımını
durdurmayı planlıyor
ANKARA- Ukrayna, ters akış yöntemiyle
Avrupa ülkelerinden aldığı doğalgaz sayesinde,
Rusya'dan doğalgaz ithalatını tamamen durdurmayı planlıyor.
Ukrayna Enerji ve Kömür Sanayi Bakanı
Vladimir Demçişin, önceki gün yaptığı açıklamada, Rusya'dan doğalgaz alımını 1 Nisan'dan
itibaren durduracaklarını açıklamıştı.
AA muhabirinin Ukrayna Enerji ve Kömür
Sanayi Bakanlığı verilerinden derlediği bilgiye
göre, 2013'te tükettiği yaklaşık 50 milyar
metreküplük doğalgazın yüzde 58'ini Rusya'dan
ithal eden Ukrayna, bu oranı 2014 sonu itibarıyla
yüzde 30'a düşürdü. Kırım yarımadasının
Rusya'ya ilhakı ve ülkenin doğusundaki
ayrılıkçıların Rusya tarafından desteklendiğini
iddia eden Ukrayna, doğalgaz alım politikasında
değişikliğe gitti. Rus doğalgazına olan bağımlılığını azaltan Ukrayna, tükettiği doğalgazın
70'ini Avrupa Birliği ülkelerinden almaya başladı.
AvRupA'dAN uKRAyNA eNeRjİ
güveNlİğİNe desteK
Ukrayna, kendi toprakları üzerinden Polonya,
Slovakya, Romanya ve Macaristan'a giden Rus
gazının akışının tersine çevrilmesiyle bu ülkelerden gaz ithal ediyor. Romanya, ters akış yöntemiyle Ukrayna'ya günlük 45 milyon metreküp,
Slovakya 22 milyon metreküp ve Polonya 4
milyon metreküp gaz ihraç ediyor. Macaristan
da günlük 16 milyon metreküpe kadar ihraç
etme kapasitesine sahip olmasına rağmen, ithal
ettiği Rus gazını depolaması gerektiği için
Ukrayna'ya günlük 9 milyon metreküp gaz gönderiyor. (AA)
İstANBul - ARİF HüdAveRdİ yAMAN
- Enerji sektörüne sağlanan uluslararası
kredilerin geri dönüş oranındaki düşüşe
karşın, Türkiye'deki bankaların enerji sektörüne olumlu bakışı devam ediyor.
AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan bankacılık sektörü temsilcileri, yurtdışındaki kötü gidişata rağmen Türkiye'de enerji
finansmanında önemli bir problem bulunmadığını, bankaların büyük bir iştahla enerji
projelerini kredilendirmeyi sürdürdüğünü
bildirdi.
Uluslararası finans kuruluşlarının yüksek
petrol fiyatlarına göre fizibilite raporları hazırlanmış enerji projelerine sağladığı kredilerin
geri dönüşü, petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte zora girdi. Türkiye bankacılık sektörü
temsilcilerine göre ise Türkiye'de finansman
sağlanan projelerin daha çok elektrik üretimi
projeleri olması dolayısıyla kredilerin geri
dönüş oranlarında bir problem söz konusu
değil.
Türk bankalarının ağırlıkla yenilenebilir
enerji santrallerinin finansmanında yer alması
da petrol fiyatlarından etkilenmemelerinin bir
başka nedeni olarak öne çıkıyor. Sektör temsilcilerine göre elektrik enerjisi üretimini doğal
kaynakların kullanımından sağlayan bu tip
santrallerin petrol fiyatlarına bağımlı bir ham
madde girdisi bulunmadığından, bu kapsamda geri dönüş oranlarında bir düşüş söz
konusu olmuyor.
Özellikle son 5 yıllık dönemde Türk
bankalarının enerji üretim santrali yatırımlarının finansmanına ilave olarak elektrik
dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesine
sağladığı katkıyla birlikte enerji projelerinin
finansmanı sektörün toplam plasmanı
içerisinde önemli yer aldı.
Bankalar, 2015 yılına ilişkin yağış rejimi ve
sonrasındaki hidrolojik beklentilere bakıldığında kalan vadeler açısından da bir sorun beklemediğini ifade ediyor.
AA muhabirinin Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu verilerinden yaptığı derlemeye göre bankaların, "enerji üreten
madenlerin çıkarılması", "nükleer yakıt, petrol
rafineri ve kok kömür üretim sanayi" ve
"elektrik, gaz ve su kaynakları üretim dağıtım
sanayi" kalemlerinde geçen yılın ocak ayında
112 milyar 424 milyon 865 bin lira olan kredi
hacmi, Ocak 2015 itibariyle 127 milyar 884
milyon 669 bin liraya yükseldi.
Takipte olan kredilerin miktarı ise Ocak
2015 itibariyle 1 milyar 34 milyon 683 bin lira
olarak gerçekleşti. (AA)
Rusya’ya ihracat % 35,7 azaldı
BuRsA - HAluK yüKsel - Uluslararası
piyasalarda rublenin değerindeki erime yüzünden sıkıntılı bir dönemden geçen Rusya'ya
ihracatta, yılın ilk iki ayında yüzde 35,7 kayıp
yaşandı. Rusya'ya dış satım, geçen yılın ocakşubat döneminde 951 milyon 391 bin dolar
olurken, 2015'in aynı döneminde 611 milyon
847 bin dolara geriledi.
Türkiye'nin ihracat pazarları arasında,
2014'ün ilk iki ayında 6'ncı sıraya kadar tırmanan Rusya, bu senenin aynı sürecinde, 3
basamak birden gerileyerek 9'uncu sırada yer
bulabildi.
AA muhabirinin, Türkiye İhracatçılar Meclisi
kayıtlarından derlediği bilgilere göre,
Türkiye'nin ihracatı, ocak-şubat döneminde,
2014'ün aynı dönemine nazaran yüzde 6,7'lik
düşüşle 22 milyar 825 milyon 703 bin dolara
indi. Tüm sektörler açısından önemli bir potansiyeli barındıran ve Türkiye'nin dış satım yaptığı
ülkeler arasında geçmiş yıllarda üst sıralarda
kendisine yer bulan Rusya pazarında ise çok
daha büyük oranlarda ihracat kayıpları görüldü.
Türkiye'nin, Rusya'ya 2014'ün ocak-şubat
döneminde 951 milyon 391 bin doları bulan
ihracatı, bu yılın aynı döneminde ekonomik kriz
ve rubledeki değer kaybının da etkisiyle yüzde
35,7'lik düşüşle 611 milyon 847 bin dolara
düştü. Ocak-şubat döneminde, 339 milyon
544 bin dolar ihracat kaybına yol açan Rusya
pazarı, Türkiye'nin dış satım yaptığı ülkeler
arasında da üç sıra birden geriledi.
Geçen sene ocak-şubat döneminde,
Türkiye'nin ihracat yaptığı ülkeler arasında
Almanya, Irak, İngiltere, İtalya'nın ve Fransa'nın
ardından 6'ncı sıraya kadar tırmanan Rusya
pazarı, bu yılın aynı döneminde ise Almanya,
Irak, İngiltere, İtalya, ABD, Fransa, İspanya ve
İran'dan sonra 9'uncu sırada kendisine yer
bulabildi. Rusya'ya ihracatta sektörlerin büyük
bölümünde gerileme görülürken, Türkiye için
lokomotif sektörlerin dış satımında da dikkat
çekici boyutlarda düşüş trendi hakim oldu.
Otomotiv sektörünün, ocak-şubat 2014'te
137 milyon 206 bin doları bulan Rusya'ya
ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde
52,33'lük rekor düşüşle 65 milyon 411 bin
dolara geriledi.
Tekstil ve ham maddelerinde ise kayıp,
yüzde 46,72 olarak gerçekleşti. Bu ülkeye,
geçen yılın ocak-şubat döneminde 134 milyon
676 bin doları gören tekstil ve ham maddeleri
ihracatı, ocak-şubat 2015'te 71 milyon 753 bin
dolara kadar düştü. (AA)
ARA-SIRA
7
Nurullah AYDIN
[email protected]
İLETİŞİM VE TIBBİ SİLAHLAR
Bazı insanlara dikkatle bakıldığında konuşma ve beden
dilinde anormallikler görmek mümkün. Gariplikle
karşılanan gülümsemeler, çelişkili ifadeler, kitleleri aldatmak kandırmak için yalan söylemek, gündemde kalmak
için fırıldaklık gösterisinde bulunmak doğal hale gelmiş
durumdadır.
Tarih boyunca yöneticiler; bir yandan kendileri psişik
ve biyolojik kişilik ve kimlik değişimi ve dönüşümüne
uğrarken, halkın da sorgulamasını önlemek için kitlesel
psiko terapi ve biyolojik yöntemleri uygulamışlardır.
Biyolojik silahlar günümüzde tıp alanındaki gelişmelere
paralel çeşitlenmiştir.
Tıbbi silahlar; her zaman toplumlara yönelik kullanılmıyor. Kişilere yönelik de belli dozlarda kullanılabilir.
Kişilik değişikliğine ya da saldırganlık, pasifleştirici etkilerinden yararlanılabiliyor. Mesela belli dozda bir kişiye
verildiğinde kendini lider sanabilir ya da çok mazbut hayatı olan birini çocuk tacizcisi yapabilir.
Bu ilaçlar büyük ölçüde kullanılıyor.
Siyasetçi, gazeteci ve akademisyenlerdeki bazı hafıza
kaybı olayları da bu kuşkuyu artırıyor. Bazılarının kanlarını tahlil etmek gerekir. Bu risk, karar verici yöneticiler
içinde önemlidir.
Bu ilacın temininde çalışan bazı gazeteciler, televizyoncular, bilim adamlarından olabilir. Bazı işadamlarından da.
İlaç sektöründen bazı isimlerden de söz edenler oluyor.
Haloperidol tartışması yapılıyor. Gerçekle gerçek dışını
anlamak için iddiaların üzerini örtmek değil, gerçeklerin
üzerine gitmek gerek. Bazı kişilerin bu anlamda kan
örneklerini almak gerek.
Kişilik değişikliği, kişilik bozukluğu ve hafıza kaybı, bu
ilacın dozu ve kullanım şekli ile ilgili. Eğer deneğinizin
işini bitirmek ve onu defterden silmek istiyorsanız, yüksek
dozla işini bitiriyorsunuz. Ama kullanmak istiyorsanız,
daha uzun soluklu, sabırlı, düşük dozla paralel olarak
ipnozu kullanmanız gerekiyor. Mesela düşük doz uygulaması ile onu normal şartlarda aklından geçirmeyeceği
şeylere zorlayabilir. Sonra bunları kayda alıp belgeleyebilir, daha sonra serbest bırakıp, o utanç içinde köşeye
sıkıştırıp, şantaj altında tutabilirsiniz.. İstihbarat örgütleri
bunları yapmıyor değil. Özellikle siyasi davalarda buna
dikkat etmek gerekiyor.
Adrenalin böyle bir şeydir. Hormon dengesini bozan her
şey, bu anlamda uzmanının elinde bir silaha dönüşebilir.
Normal ilaçlarda kullanılan malzemelerden, yüksek dozda
kullanarak tehlikeli sonuçlara gitmek mümkün. Bu ilaçları
bulduğunuzda doğrudan bir suç da isnat edemiyorsunuz bu
arada. Önemli olan bu ilaçları, yüksek dozda, kim kime
veriyor.
Dünyada birçok olayda böyle bir komplo ortaya
çıkarıldı. Birçok kişinin uygulayıcı olmasından kuşkulanılan olay bugün onun hafızasını silmek adına ona karşı
kullanılmak isteniyor olabilir. Kim bilir belki de bazı tipler
de eski dostlarının kurbanıdır.
Olay sadece sorgu için ipnoz kullanmakla ilgili değil.
Bir gazeteciyi, iş adamını, profesörü alıp, bir süre sonra
onu dinci bir zombiye dönüştürebilirsiniz.
Bu sıradan bir komplo yaklaşımı değildir. Bazı ölümlerle ilgili, kalp krizine yol açacak biyolojik tetikleyici etkisi
olan bir preperattan söz edilir. Kişinin saç dibi örneklerini
morgtan alınıp daha sonra örnekler kaybolabilir. Birçok
ölüm böyle bir komplonun kurbanı olmuş olabilir. Daha
önceki tetikçinin yarım bıraktığı işi beyaz eldivenli biri
tamamlayabilir.
Tetikçilerin çoğunun çocuksu bir kahramanlık duygusu
uyandıran cesaret hapı kullandıkları söylenir hep.
Tetikçileri yakalamak hiçbir şeyi çözmüyor. Tetikçiyi, bir
başka tetikçiye vurduruyorlar. Onu da bir başkasına.
Sonuncusunu bulsanız bile bir yere varamıyorsunuz.
Çünkü o kişi, neyi, niçin yaptığını bilmiyor.
Siyasetçilerin sağlık muayenesi sırasında mutlaka kanlarının alınıp, Haloperidol kontrolü yapılması gerekir. Bu
denetim mutlaka yapılmalıdır. Ama kim yapacak?
Biyolojik silahlar tartışılmıyor. Tek dozda bağımlılık
yapan uyuşturuculara kaç politikacının kaç bürokratın, kaç
işadamının çocuğunun tuzağa düşürüldüğü bilinmiyor. Kaç
kişinin sürüklendikleri bataklıklarında nelerini kaybettiklerini, nasıl tehdit ve şantajla köşeye sıkıştırıldığını araştırmak gerek. Birileri birilerini bu yolla, biyonik robotlara
dönüştürüyor, biyonik köleliğe zorluyor.
Çevrenizde salyalı biyolojik robotlara dikkat edin.
Günün Sözü: Deşifre olmuş bir sır, sıradan bir bilgiden
daha tehlikelidir.
Savunma sanayi
projelerinin yerli
talipleri artıyor
ANKARA - gÖKsel yIldIRIM - Savunma
Sanayii Müsteşarlığı (SSM), savunma ve güvenlik
teşkilatlarının ihtiyaçlarının yurt içinden karşılama
oranını tabana yayılmış tedarik zinciri oluşturarak
artırma çabalarını sürdürüyor. Bu kapsamda,
savunma sanayi alanında çalışan ana yükleniciler
ile alt yükleniciler ve yan sanayi firmalarını buluşturmayı amaçlayan "Sanayileşme Portalı"
yenilendi.
SSM, bir yandan savunma ve güvenlik teşkilatlarının ihtiyaçlarını karşılarken, diğer yandan da
sürdürülebilir ve rekabetçi savunma sanayinin
oluşmasını hedefliyor.
Bu kapsamda, Türkiye'de son yıllarda hızla
büyüyen savunma ve güvenlik sektörünün
etkinliğinin artırılması için çeşitli tedbirler alınıyor.
Yürütülen proje, çalışma ve analizlerle yakalanan
hızlı yükselişin sürdürülebilirliğinin sağlanmasına
önem veriliyor.
Bu çalışmaların bir parçası olarak geçen yıl
Savunma Sanayii Analiz Çalışması kapsamında
122 firmanın 2010-2013 yılı bilanço ve gelir tablosu verileri ile sergilediği performansa ilişkin değerlendirme ve tespitler yapıldı.
İhtiyaçların yurt içinden karşılanma oranını
tabana yayılmışbir tedarik zinciri oluşturarak artırmak da belirlenen amaçlara ulaşmanın yanında
yerli savunma sanayinin güçlendirilmesi açısından
önem taşıyor. (AA)
8
EKONOMİ
27 Mart 2015 Cuma
Aliağa, hurda
kosterleri bekliyor
Harran
Ovası'nda
jeotermal
enerjinin
kullanıldığı
seralarda
üretilen salkım
domatesler,
başta Rusya
olmak üzere
birçok ülkeye
ihraç ediliyor.
Harran’da hedef “
” domates ihracatı
ŞANLIURFA - EŞBER AYAYDIN - HALİL
FİDAN - Güneydoğu Anadolu Projesi ile sulama imkanına kavuşan Harran Ovası, tarımda
ivme kazandı. Son yıllarda seracılıkta da ilerleme sağlayan üreticiler, Şanlıurfa'nın Karaali
mevkisinde bulunan jeotermal kaynağı seracılıkta değerlendirmeye başladı. Birçok firma,
deneme çalışmalarından elde edilen başarılı
sonuçlarının ardından bu alana yatırım yaptı.
Jeotermal seralarda başta salkım domates
olmak üzere, sebze ve iç mekan süs bitkileri
yetiştirilirken, istihdama da katkı sağlanıyor.
Bölgedeki seralarda üretilen salkım
domates, yurtiçinin yanı sıra başta Rusya
olmak üzere Avrupa ülkelerine gönderiliyor.
GAP Seracılar Birliği Derneği Başkanı
Müslüm Yanmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karaali bölgesindeki 480 dekarlık
jeotermal seralarda domates üretimi yapıldığını
söyledi. Geçen yıl 700 ton domates ihracatı
yaptıklarını vurgulayan Yanmaz, 2023'e kadar
bunun 6 katına çıkarmayı hedeflediklerini ifade
etti. Harran'da yetiştirilen domateslerin aranan
ürün haline geldiğini aktaran Yanmaz, şöyle
konuştu: "Avrupa Birliği'nin Rusya'ya kota
koyması bizim açımızdan avantaj oldu.
Dolayısıyla bölgede yetiştirilen dometesleri
başta Rusya olmak üzere Almanya, Romanya,
Macaristan gibi birçok ülkeye gönderiyoruz. İyi
tarım uygulamaları olarak adlandırılan hormonsuz ve kimyasal ilaç kalıntısız ürünlerle ülke
ihracatına katkı veriyoruz."
Yanmaz, bu yıl 1 milyon ton domates ihracatı yapmayı planladıklarını dile getirdi.
İç pazarı da ihmal etmediklerini anlatan
Yanmaz, "Rusya'ya ciddi bir talep oluşmaya
başladı ve geçen aydan itibaren ürünlerimiz bu
ülkeye girmeye başladı. Bunun yanı sıra yak-
laşık 350 bin ton ürünümüzü de iç pazara
sunacağız" şeklinde konuştu.
Yanmaz, domates ihracatıyla 12 milyon
dolarlık bir döviz girdisi beklediklerinin sözlerine ekledi. Ziraat Mühendisleri Odası Şube
Başkanı Ali Rıza Öztürkmen de seracılıkta iklim
kontrol altına alındığı için verimin üst seviyeye
çıkarıldığına dikkati çekti.
Bölgenin yakın zamanda seracılığın
merkezi haline geleceğine inandığını aktaran
Öztürkmen, şunları kaydetti: "Seracılık insan
kaynaklı bir iş, bizde insan iş gücüde ucuz
dolayısıyla geçici tarım işçileri de bu alanda
kullanılarak genişletilirse hem mevsimlik işçi
sorunları ortadan kalkar hem de birim alanda
oldukça yüksek gelir elde ederiz. Hollandalı bir
firma da bölgeye yatırım yapmak amacıyla
geldi. Şanlıurfa yakın zamanda seracılık da
önemli bir söz sahibi olacak." (AA)
ASKI KAYIŞI KOLONU VE DÖNER HALKALI
KANCA SATIN ALINACAKTIR
JANDARMA TED. MRKZ. K.LIĞI
(GÜVERCİNLİK/ANKARA) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI
2 KALEM ASKI KAYIŞI KOLONU VE DÖNER HALKALI KANCA alımı 4734 sayılı Kamu İhale
Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı
bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2015/25574
1-İdarenin
a) Adresi : ORG.EŞREF BİTLİS KIŞLASI, JANDARMA TEDARİK MERKEZİ KOMUTANLIĞI
(İSTANBUL YOLU 5'İNCİ KM. CARREFOUR ALIŞVERİŞ MERKEZİ KARŞISI ) 06377
GÜVERCİNLİK ETİMESGUT/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 312 51056 65-66-67-68 - 312 278 09 52
c) Elektronik Posta Adresi :
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi (varsa) : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu malın
a) Niteliği, türü ve miktarı : 2 KALEM ASKI KAYIŞI KOLONU VE DÖNER HALKALI KANCA
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Teslim yeri : ANKARA JANDARMA DEPO KOMUTANLIĞI GEÇİCİ TESLİM TESELLÜM
DEPOSU GÜVERCİNLİK/ANKARA
c) Teslim tarihi : SÖZLEŞMENİN İMZALANDIĞI TARİHİ TAKİP EDEN GÜNDEN İTİBAREN 60
(ALTMIŞ) TAKVİM GÜNÜ İÇERİSİNDE DEFATEN TESLİM EDİLECEKTİR. 10.3.2. BİRDEN
FAZLA KALEMİN BİR FİRMAYA İHALE EDİLEREK TEK SÖZLEŞME İMZALANMASI DURUMUNDA İŞİN SÜRESİ İÇERİSİNDE KALMAK KAYDIYLA KALEMLERİN TAMAMI DEFATEN
TESLİM EDİLEBİLECEĞİ GİBİ HER BİR KALEM AYRI AYRI DA TESLİM EDİLEBİLİR.
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : JANDARMA TEDARİK MERKEZİ KOMUTANLIĞI GÜVERCİNLİK/ANKARA
b) Tarihi ve saati : 21.04.2015 - 10:00
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak
kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası ya da ilgili Esnaf ve
Sanatkarlar Odası belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış,
ilgisine göre Ticaret ve/veya Sanayi Odasına ya da ilgili Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi
Odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğin odaya kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren imza beyannamesi veya imza sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile
tüzel kişiliğin yönetimindeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter
tasdikli imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu alımın tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 1 TRY (Türk Lirası) karşılığı
J.TED.MRK.K.LIĞI GÜVERCİNLİK/ANKARA adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza
kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar ANKARA JANDARMA TEDARİK MERKEZİ KOMUTANLIĞINDA GÖREVLİ 1.1.e İNCİ MADDESİNDE BELİRTİLEN İDARE GÖREVLİSİNE TESLİM
EDİLECEKTİR. adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, mal kalem-kalemleri için teklif birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale
sonucu, üzerine ihale yapılan istekliyle her bir mal kalemi miktarı ile bu mal kalemleri için teklif
edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, kısmı teklif verilebilir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda
geçici teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 90 (DOKSAN) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
Basın - 47476 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
İZMİR- TOLGA ALBAY - Hurdaya ayrılan gemilerin demir
çelik hammaddesi olarak yeniden ekonomiye kazandırıldığı
Aliağa'daki gemi geri dönüşüm sanayi bölgesi, hurda fiyatlarındaki düşüş nedeniyle yaşanan sıkıntıyı koster filosunun yenilenmesi projesiyle aşmayı hedefliyor.
Denizcilik sektörüne yönelik olarak Başbakan Ahmet
Davutoğlu'nun açıkladığı koster gemilerine yönelik hurda teşvik
programı, gemi geri dönüşüm sektörünü de umutlandırdı. Torba
Yasa kapsamında kabul edilen uygulamaya göre Milli Gemi Sicili
ya da Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı olan ve ekonomik
ömrünü tamamlayan
ticari yük gemilerinin
hurdaya ayrılması
sonrası yeni
gemilerin yapımı en
az yüzde 35 oranında desteklenecek.
Türk koster filosu
içindeki 200'e yakın
geminin 30 yaşın
üzerinde olduğunu
belirten sektör yetkilileri, uygulamanın
bu yıl içinde hayata
geçmesini ve yaklaşık 10 geminin hurdaya gönderilerek yenilerinin yapımına başlayacağını ön görüyor.
Tuzla'daki tersanelere hareket kazandıracak uygulama,
Türkiye'nin gemi geri dönüşüm merkezi Aliağa'da da umutla
bekleniyor. Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği Atık
Yönetim Sorumlusu Ersin Çeviker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 600 dönüm alan üzerinde 22 gemi geri dönüşüm firmasının faaliyet gösterdiği gemi geri dönüşüm sanayi bölgesinin
son dönemde hurda fiyatlarındaki gerileme nedeniyle kapasite
sorunu yaşadığına dikkati çekti.
Bölgede faaliyet gösteren firmaların söküm için gemi alımı
yaparken hurda fiyatlarına göre hareket ettiğini, son dönemde
en önemli kütük demir ihracatçısı olan Çin'in çok düşük fiyatlarla
ürünü pazara sürdüğünü belirten Çeviker, şu bilgileri verdi:
"Çin'in bu kararı, hurda fiyatlarını da 255 dolar seviyesine
düşürdü. Demir çelik fabrikaları tercihlerini hurdadan ziyade Çin
kütük demirine çevirdi. Bu seviyede rekabet etmek mümkün
değil. Bölgemizde halen, bağlantısı daha önceden yapılmış
gemiler ile düşük maliyetlerle alınmış gemilerin sökümü yapılıyor.
Ancak Türk koster filosunun yenilenmesi projesi umutlarımızı
artırdı." (AA)
T.C. ANKARA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Esas No : 2014/523 Esas
İLAN
Davacı SALİH DEMİRTAŞ tarafından davalı NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ aleyhine açılan İsim Tashihi
davası nedeniyle;
Davanın kabulüne, Ankara ili, Pursaklar ilçesi, Sirkeli mah/köyü, Cilt:84, Hane:48, BSN:107'de
nüfusa kayıtlı Abdulhaluk ve Meryem oğlu 27/05/1987 doğumlu 12448035872 TC kimlik numaralı
Salih Demirtaş'ın nüfus kaydında erkek olan cinsiyetinin kadın olarak değiştirilmesine, “Salih” olan
isminin “İlkim” olarak düzeltilmesine, karar verilmiştir. 19/03/2015
İlan olunur.
Basın - 49490 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İLAN
2015/237 Esas
17/03/2015
Davacı ÖNGÜN İNŞAAT TAAHHÜT VE TİCARET ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİ tarafından hasımsız olara açılan İflas (İflasın Ertelenmesi) davası nedeniyle;
Ankara Ticaret Sicil Memurluğu'nun 32143 sicil numarasında kayıtlı Öngün İnşaat Taahhüt ve
Ticaret Elektrik Üretim Anonim Şirketi'nin iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğu;
İİK 179/a maddesi uyarınca şirkete; Mali Müşavir Melek Bolat, Hukukçu Abbas Ceran ve İnşaat
Mühendisi Çağrı Selçuk 'un onay kayyımı olarak atanmasına ve kayyım heyetine,
Şirketin yönetim organlarının her türlü karar ve işlemlerinin kayyum heyetinin onayına bağlı kılınmasına; kayyum heyetinin, şirket faaliyetleri gelir ve giderleri ile aktif ve pasif durumlarına ilişkin
geçici vergi dönem sonu esas alınarak 3'er aylık dönemlerle düzenlenen rapor ile en son mali durumunu gösterir çizelgelerini ve görüşleriyle birlikte denetim için mahkemeye sunmalarına; şirketin
gayrimenkullerinin satışına ilişkin konularda yönetimce alınan kararların uygunluğu konusunda
kayyum heyeti tarafından mahkemeden onay alınmasına; kayyum heyeti tarafından uygun görülen
sair tedbirlerin uygulanması için yönetime yazılı başvuruda bulunulmasına; uyuşmazlık halinde
mahkemeden görüş alınmasına; iyileştirme projesine ilişkin tedbirlerin uygulanmasına; bu hususun
kayyum heyetince izlenip denetlenmesine,
Karar verilmiş olup, karar tebliğ olunur. 17/03/2015
Basın - 49346 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
T.C. ANKARA 12. İCRA DAİRESİ
2013/6876 ESAS
TAŞINIRIN AÇIK ARTIRMA İLANI
Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup:
Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50'sine
istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak
satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50'sini bulmasının ve satış
isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya
çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce
başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda
birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak üzere ikinci artırma gününden önceki gün
sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği, mahcuzun satış bedeli üzerinden aşağıda
belirtilen oranda KDV.'nin alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği;
gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak
isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan olunur. 02/03/2015
1. İhale Tarihi
2. İhale Tarihi
İhale Yeri
No
1
2
3
4
: 09/04/2015 günü, saat 14:10 - 14:15 arası.
: 30/04/2015 günü, saat 14:10 -14:15 arası.
: ANKARA ADLİYESİ 2 NOLU MEZAT SALONU
Takdir Edilen
Değeri TL.
Adedi KDV
5.000,00
3.000,00
80.000,00
5.000,00
1
1
1
1
%18
%18
%18
%18
Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri)
1 Adet Markasız 5 tonluk kedi vinç
1 Adet Markasız 3 tonluk kedi vinç
1 Adet Taşkırma eleme makinası ve parçaları
1 Adet Z3050X16(ı) MARKALI matkap
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 49247 (www.bik.gov.tr)
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
HALAYLARIN RENKLENDİRDİĞİ
DİYARBAKIR HALK OYUNLARI
Diyarbakır ilimiz halk oyunlarında "Halay
Bölgesi" diye tanımladığımız bölge içinde mütalâa
edilir.
Doğu'da; Van, Bitlis, Muş, Tunceli, Elazığ,
Malatya, Güneydoğu'da; Siirt, Diyarbakır,
Kahramanmaraş,
Gaziantep,
Hatay,
Orta
Anadolu'da; Çorum, Tokat, Sivas illeri Halay
Bölgesi içine girer. Kısmen ve karışık olarak
Şanlıurfa, Adana, Çankırı, Yozgat, Kayseri, Kırşehir
illerinde de halay oyunları bulunmaktadır.
Halaylar (=Alaylar) süit oynanan toplu oyunların
en yaygın olanıdır. Çeşitli kısımları vardır.
Ağırlama, Yeldirme, Yanlama, Sıktırma, Yaslanma,
Kollama, Ayrılma, Zahma, Hoplatma gibi ... Bunlar
hem hareket, hem tempo ifade eden kısımlardır.
Tabii ki bu kısımlar her ilin halaylarında aynı değildir. Üstelik bu kısımlar her ilde değişik adlar da alırlar.
Halaylar en az üç kişi ile oynanır. Halaybaşı
oyunu sürükleyen ve dizinin başında bulunan oyuncudur. Halayların çalgısı genelde davul ve zurnadır.
Ama kaval, sipsi, çığırtma, bağlama ile de halay
çekilir.
Diyarbakır oyunları davul ve zurna eşliğinde
oynanır.
Diyarbakır'da Diyarbakır halayı (Neni), Delibe
Halayı, Girani (Esmer) Halayı en yaygın olarak
oynanan oyunlardır.
Neni
Dört kişiden 15 kişiye kadar toplulukla oynanır.
Pek renkli ve özellikli geçen Diyarbakır düğünleri
bu halaysız olmaz. Düğün evinde sıra sıra kadınlı erkekli halay çekilir ve maya söylenir.
Delibe
Buna "Üç Ayak" da denir. Ayak seyir ve vuruşları
oyun boyunca öyle çabuk ve tüy gibi hafif geçer ki
seyredenlerin; oyuncunun üçüncü bir ayağı olduğuna inanası gelir. Delibenin iki ayaklı olanına
"Koçeri" adı verilir. Oyun üç ayaklısına göre yavaştır.
Girani
Buna "Esmer Halayı" da denir. Oyun boyunca
davul zurna; hem esmer güzeli Diyarbakır dilberlerine yakılan bir hoyratın nağmelerini çalar, hem de
oyunculara kılavuzluk eder.
Esmer bugün ağlamış
Ciğerimi dağlamış
Kara kaşın üstüne
Siyah puşi başlamış
Hele yâr yâr yâr
Kibar yarim esmerim
Sen güzelsin esmerim
Sen benimsin esmerim
Esmerin ağı gerek
Alnında dağı gerek
Yâri esmer olanın
Zencirden bağı gerek
27 Mart 2015 Cuma
İstanbul Caz Festivali,
27 Haziran'da başlayacak
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 22'ncisi düzenlenen İstanbul Caz Festivali,
27 Haziran'da başlayacak. Festival, bu yıl 35'in üzerinde konserle aralarında Joan Baez,
Jools Holland, Marcus Miller, Melody Gardot'un da aralarında bulunduğu 250'den fazla
sanatçıyı müzikseverlerle buluşturacak.
İSTANBUL - İstanbul Kültür Sanat Vakfı
(İKSV) tarafından 22'ncisi düzenlenen İstanbul
Caz Festivali, 27 Haziran'da başlayacak.
Festival, bu yıl 35'in üzerinde konserle aralarında
Joan Baez, Jools Holland, Marcus Miller,
Melody Gardot'un da aralarında bulunduğu
250'den fazla sanatçıyı müzikseverlerle buluşturacak.
Türkiye'nin en önemli müzik etkinlikleri arasında gösterilen İstanbul Caz Festivali'nin bu
yılki programı, Martı İstanbul Hotel'de yapılan
etkinlikle tanıtıldı.
İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, bu yıl da
müzikseverleri renkli bir programın beklediğini
dile getirdi. Taner, Garanti Bankası başta olmak
üzere sponsor kuruluşlara, büyükelçilik ve kültür
merkezlerine teşekkür etti.
Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı
Nafiz Karadere, festivali 18 yıldır karınca kararınca desteklerini belirtti. Kendisinin de festival
programını her yıl büyük heyecanla beklediğini
ifade eden Karadere, "Dileğimiz içimize işleyen
caz müziğinin geniş kitlelere yayılması. Yıllardır
bu buluşmalar için emek harcayan ve cazın
efsanevi müzisyenlerini şehrimize getiren başta
yerli ve yabancı müzisyeni ağırlayacaklarını ifade
eden Opçin, bu yıl "Parklarda Caz" etkinliğini
Fenerbahçe Parkı'nda, "Gece gezmeleri" etkinliğini de Kadıköy'de yapacaklarını ifade etti.
Opçin, festivalin, caz müzisyeni piyanist ve
besteci Emin Fındıkoğlu'nun Avusturya'nın
İstanbul Başkonsolosluğu'nun Yeniköy'deki
Avusturya Kültür Ofisi Bahçesi'nde vereceği
konserle başlayacağını belirterek, Fındıkoğlu'nun
festivalin bu yılki "Yaşam Boyu Başarı Ödülü"nü
de alacağını kaydetti.
Bülent Eczacıbaşı, Görgün Taner ve İstanbul
Caz Festivali Direktörü Pelin Opçin olmak üzere
İKSV ekibine içten teşekkürlerimizi sunuyorum"
diye konuştu.
Karadere, Şakir Eczacıbaşı'nı da saygıyla
andıklarını söyledi.
İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opçin,
program hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Bu yıl 15'in üzerinde mekanda, 250'den fazla
KAHRAMANMARAŞ - Kahramanmaraş'ta
doğa fotoğrafçısı Arif Avize tarafından 2 bin metrelik
rakımda çekilen, endemik bitki türlerinin de yer aldığı "Gönüllere yansıyan şehir" adlı doğa fotoğraflarından oluşan sergi açıldı.
Anadolu Ajansı Gaziantep Bölge Müdürü Ahmet
Caner Baysal, İl Sağlık Müdür vekili Murat Coşkun
ve Şube Müdürü Şahin Yelek, Dulkadiroğlu
Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü
Murat Akkurt, sağlık çalışanları tarafından,
Dulkadiroğlu Belediyesi'nin destekleriyle bir alış
veriş merkezinde açılan sergide, sümbül, anemon,
nergis, kardelen, acı çiğdem ve ters lale gibi kente
özgü bitki ve doğa fotoğrafları yer alıyor.
Avize, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Kahramanmaraş'ın doğal güzelliklerini anlattığı
5'inci sergiyi açmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Kahramanmaraşlı fotoğrafçılar olarak zaman
zaman kentin doğal güzelliklerini fotoğrafladıklarını,
5'inci sergiyi de "Gönüllere yansıyan şehir" temasıyla açtıklarını dile getiren Avize, gönlüne yansıyan
kentin güzelliklerini fotoğraf kareleriyle
Kahramanmaraşlılarla buluşturmak, onlarında
gönüllerine yansısın istediklerini belirtti.
Özellikle de kent halkına Kahramanmaraş dağlarının ve ekosisteminin ne kadar muazzam olduğunu
anlatmaya çalıştığını ifade eden Avize, şunları kaydetti:
"Birçok çiçek fotoğrafları endemik türlerden oluşuyor. Biyolojik ve botanik açıdan
değerleri olan çiçekler bunlar. Bunlar
Bir gül için bülbül giymiş karalar
Bu dert beni iflah etmez paralar
Göz göz olmuş sinemdeki yaralar
Neşter urup deldiren yok sinemi
Aşığınam uzak atma taşını
Akıtıram gözden olan yaşımı
Ko kessinler sinem üzre başımı
He demişem yok diyemem nazlı yar.
Diyarbakır'da halaylar genellikle erkekler tarafından oynanır. Delilo (Delibe) Halayı kadın-erkek
oynanan karma bir halaydır.
Diyarbakır'da başka halay çeşitleri de vardır:
Düling (= Du-rik=İki Ayaklı),
Goncut, Çepik (=Çapik = El Çırpma), Çaçan,
Keçikanı, Berzini oyunlarının hepsi halay tipindedir.
Bunlardan Berzini, Düling, Goncut, Keçikanı
oyunları yalnızca erkekler tarafından oynanır.
Berzini ve Delilo bar tarzında oyunlardır.
Yine Diyarbakır'da erkeklerin oynadığı Hora
(Horon) adlı oyuna ve Şur-u Mertal adlı kılıç-kalkan
oyununa da rastlanır.
Ayrıca; Meryemo, Teşi, Tik (Dik), Keşeo, Lorke,
Kurt-kuzu, Arani, Govend, Kıntles, Lolo, Memeli
oyunları da oynanır.
Diyarbakır'da kadın kıyafetleri çok şatafatlı ve
renklidir. Köfi ve fistan giyilir. Kotik ceket sırttadır.
Bacağa şalvar giyilir. Ayakta yemeni ve çorap bulunur. Bele Kirişkine kuşak takılır.
Erkeklerde başta Küm (küllah) bulunur. Sırta
gömlek ve yelek giyilir. Bacaklarda şalvar, ayaklarda çorap ve yemeni bulunur. Bele kuşak sarılır.
Kahramanmaraş'ta yetişiyor. Çekilen fotoğraflar bin
200 metre ile 2 bin metrelik rakımlardan çekilmiş
resimler. Kahramanmaraş doğa fotoğrafçılığı açısından çok zengin ve istisna bir coğrafya. Bunu biz
çekmiş olduğumuz doğa fotoğraflarıyla dünyaya
ulaştırmaya çalışıyoruz."
Kahramanmaraş'ı iklim ve doğal güzellikleri
bakımından Türkiye'nin en güzel yerlerinden biri
olarak nitelendiren Avize, kentin ekosistemine ayak
uydurmuş çok endemik türlerin bulunduğunu, bunları da vatandaşlara fotoğrafla anlatmanın mutluluğunu yaşadığını belirterek, katkılarından dolayı
Dulkadiroğlu Belediyesi'ne teşekkür etti. (AA)
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
BENCİLEYİN SÖZLER
Sultan Çelik’in Şiiri ve Sanatı Üzerine
Esmer bugün toydadır
Kesimi ne boydadır
Ne kadar esmer varsa
Hepsi bizim soydadır.
Bu halaylarda bir fasıl sırası bulunur. Makamlara
göre de sıra meydana getirilmektedir. Aynı sıra türküler için de geçerlidir. Bu fasıllar şöyle dizilir:
Peşrev, Divan, Muhalif, Kürdî, Maya, Hoyrat,
Beşirî, Şirvanî, Kesik.
Oyun sırasında mayalar tiz sesli bir oyuncu tarafından okunur.
Üç maya örneği:
Bahar olur yeşillenir bu dağlar
Bu çimenler, bu çiçekler, bu dağlar
Gidim sorum dünya âlem ne ağlar
Ben ağlıyam nazlı yardan ayrıldım
68 kuşağının sembol isimlerinden folk müzik
sanatçısı Joan Baez'in, 11 yıl aradan sonra 1
Temmuz Çarşamba akşamı Cemil Topuzlu Açık
Hava Sahnesi'nde İstanbul'da hayranlarıyla
buluşacağını ifade eden Opçin, Türkiye'de hayran kitlesi oluşan Marcus Miller, bas virtüözü
Charnett Moffett, Melody Gardot, Jools Holland,
Masha Vahdat gibi isimlerin de festivalde sahne
alacağını aktardı.
Pelin Opçin, 15 Temmuz'da sona erecek festival programının henüz tam olarak netleşmediğini ve müzikseverlerin sürprizler için hazırlıklı
olmasını da istedi. (AA)
“Gönüllere yansıyan şehir” fotoğrafları sergisi açıldı
Hele yâr yâr yâr
Kibar yarim esmerim
Sen güzelsin esmerim
Sen benimsin esmerim
Hele yâr yâr yâr
Kibar yarim esmerim
Sen güzelsin esmerim
Sen benimsin esmerim
9
Çukurova tiyatroya doyacak
ADANA - Sabancı Vakfı'nın, Kültür ve
Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları iş birliğiyle düzenlediği ve 27 Mart Dünya Tiyatro
Günü'nde açılışı yapılacak 17. Sabancı
Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında 24
farklı oyun, sanatseverlerle buluşacak.
Adana Devlet Tiyatrosu Hacı Ömer
Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi ve
İstanbul'da Sabancı Üniversitesi Gösteri
Merkezi'nde yapılacak temsillerle 24 oyun,
sanatseverlerin beğenisine sunulacak.
Tiyatro toplulukları, 30 Nisan'a kadar sürecek festivalde, 59 temsille tiyatro şöleni
yaşatacak.
Tiyatronun yanı sıra birçok etkinliğe yer
verilecek festival kapsamında, dans, oyun
yazma, görme engelliler için okuma tiyatrosu, çocuklarla maske ve kukla yapımı konularında atölye çalışmaları da gerçekleştirilecek.
Festival kapsamında verilen "Sakıp
Sabancı Yaşam Boyu Onur Ödülü" etkinliğin
açılış gecesinde sahibini bulacak.
Ödül, bugüne kadar 2005'te Cüneyt
Gökçer'e, 2006'da Macide Tanır'a, 2007'de
Bozkurt Kuruç'a, 2008'de Yıldız Kenter'e,
2009'da Genco Erkal'a, 2010'da Müşfik
Kenter'e, 2011'de Gülriz Sururi'ye, 2012'de
Haldun Dormen'e, 2013'te Rutkay Aziz'e ve
geçen sene Zeliha Berksoy'a verildi.
Festivalde bu yıl ABD'den Summer Nite
Theatre "Marat/Sade", Çin'den Shangai
Dramatic Arts Center "Köpeğin Yüzü",
Fransa'dan Demons Et Merveilles "Lulu'nun
Beyaz Gecesi", Portekiz'den Espetaculo da
Dobrar "Goda", Makedonya'dan Üsküp
Türk Tiyatrosu "Bir Yaz Gecesi Rüyası",
Yunanistan Ulusal Tiyatrosu "Pasta" ve
Ukrayna'dan Kiev Modern Bale Tiyatrosu
"Carmen TV" adlı oyunlarını sahneleyecek.
Türkiye'den ise İstanbul Devlet Tiyatrosu
"Yaşamak Denen Bu Zahmetli İş", Trabzon
Devlet Tiyatrosu "Rulet", Sivas Devlet
Tiyatrosu "Kanlı Düğün", Ankara Sanat
Tiyatrosu "Halktan Biri" ve "Tesadüfen
Kadın Elizabeth", Semaver Kumpanya
"Kuşlar" ve "Veriler", Tiyatro Adam "Arturo
Ui'nin Önlenebilir Tırmanışı", İkinci Kat
Tiyatrosu "Fü", Çolpan İlhan-Sadri Alışık
Tiyatrosu "Kafesten Bir Kuş Uçtu" ve
Pürtelaş Tiyatrosu "Savaş" adlı oyunlarıyla
seyirci karşısına çıkacak.
Festival, alternatif tiyatro örneklerini
Adanalı sanatseverlerle buluşturmak için
sahnesinde "genç tiyatro toplulukları"na da
yer açacak. Festival kapsamında 5 "genç
tiyatro topluluğu", Adana Devlet Tiyatrosu
Fuaye Genç Sahne'de oyunlarını sergileyecek.
Adana Devlet Tiyatrosu Müdür Vekili Efe
Ünsal, AA muahbirine yaptığı açıklamada,
festivalin hem Çukurova hem de Türkiye için
önemli bir etkinlik olduğunu söyledi.
Yurtiçi ve yurt dışından ağırlayacakları
tiyatro topluluklarıyla Adana'nın bir ay
boyunca "sanat kenti"ne dönüşeceğini ifade
eden Ünsal, "Sabancı Vakfı ile düzenlediğimiz festivalin bu sene 17'ncisini gerçekleştireceğiz. Festival biletleri, satışa sunulduktan
kısa süre sonra tükendi. Vatandaşların
beğeniyle izleyeceği oyunlar sahnelenecek
ve kültür sanat anlamında Çukurova'da bir
ay boyunca coşkulu günler yaşanacak.
Türkiye'nin en uzun süren uluslararası tiyatro festivalinde bu yıl, 24 farklı oyun sahnelenecek. Bu oyunlar 59 temsille seyirci karşısına çıkacak. Çukurova'da bir ay boyunca
sanat dolu günler yaşanacak" diye konuştu.
(AA)
Her şiir kitabında başka bir dünya ile karşılaşırız.
Kelimelerle örülen bu âlemin yansıması olan şiirler şairin
ruhunun, bakış açısının, sezgi ve duyuş dünyasının anahtarıdır. Bu anahtarın açacağı kapılar, şairin duruşu, kültürü, kabulleri ve birikimi ile şekillenir.
Bazen bir kelime, bazen bir mısra bizi başka bir hayal
iklimine alıp götürebilir. Şiirin yetenekle ilgisi olduğu tartışılmaz bir gerçek olsa da, gönül gözü dediğimiz şey her
şairde farklı şekilde tezahür edebilir.
Sultan Çelik’in şiiri, saf ve samimi söylemi içinde
barındıran, yer yer imge ve benzetmelerle örülmüş,
gönülden gelen ve kabullerinden oluşan mısraların birleşimidir. Bu şiiri çekici kılan, kanaatimce samimi söyleyişle beraber üslûp dediğimiz ve her sanatkârda farklı şekilde ortaya çıkan ifadedeki çekiciliktir.
Çelik’in kitabına isim olarak verdiği şiirin anlattıkları
kendi ile ilgili görünse de, aslında bu şiir hepimizin belli
bir yaştaki ruh hâlini yansıtmaktadır.
“Aydınlık günler geride kaldı
Gün batmakta akşamın ufkundayım
Çoktandır gönlüm sükûta daldı
Kalabalıklarda bile suskundayım”
“Kalabalıklarda bile suskun” olabilmek hâlidir şairi
şair yapan. Bu öyle bir hâldir ki aslında bu suskunluğunu
Sultan Çelik yazdığı şiirlerle bozmuştur. Tabi burada dikkat edilmesi gereken başka bir şey de, Çelik’in, hayatın,
geçmişin, arkadaşlığın, doğanın, geleceğin, vatanın, annenin, babanın, her şeyin “farkında” olması hâlidir. O yüzden de kitabın ismi “Farkındayım”dır zaten. Kitabı hacmi
küçük olarak görebilirsiniz ama konu çeşitliliğine bakınca, hacim olarak küçük ama mana olarak büyük bir kitapla karşılaşacaksınız.
Sultan Çelik, şiirleri dışında dörtlüklerini ve
“Denemeler” başlığı altında düzyazılarından bir kısmını
da kitabına almış. Bu da kitaba bir zenginlik katıyor.
Düzyazılarında şiiri, eksiklerimizi ve kutsal bir değer olan
yuva kavramını ele alarak düşüncelerini bize ulaştırmış.
Farkındayım kitabı ile ilgili söylenecek çok şey var
aslında; fakat okuyucudur aslında kitabı manalandıran.
İşte bu yüzden kitapla ilgili çok şey söylemeye gerek görmüyorum. Ben sadece kitap hakkında bazı konulara dikkat çekmeye çalıştım diye düşünülmelidir. Bu kitabı okuyan herkesin kitabın bazı yerlerinde kendini bulacağı, tam
da beni anlatmış diyeceği, inancındayım.
Sultan Çelik’e, başarılar dilerken, her zaman üretmesini ve yazmasını istiyor, kitabı okuyan herkesin dünyaya
başka bir gözle bakmasını beklerken, hayat akıp giderken
“farkında olduklarımızın” artmasını diliyorum.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Bizim için ellerim her gün kalkar duâya,
Yazdığım her şiiri hep salarım fezâya.
Hüdâ affetsin beni sana ben çok âşığım
Mahşerin benim diye katlanırım ezâya.
10
SAĞLIK
27 Mart 2015 Cuma
Enginarın “yaprakları”
karaciğer dostu
Karaciğer dostu olarak bilinen enginarın yapraklarının yararlı
olduğu, karaciğeri düzenlediği bildirildi.
İSTANBUL - Karaciğer
dostu olarak bilinen enginarın yapraklarının yararlı olduğu, karaciğeri düzenlediği
bildirildi.
Ankara Üniversitesi Tıp
Fakültesi iç Hastalıkları ve
Gastroenteroloji Bilim Dalı
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan
Özkan, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, hekimlerin kanıta dayalı
bilimsel verilerden hareket ettiği için bitkilerle uğraşmadığını ancak bu işi anlamayan
ama bu işten belli menfaatler sağlayabilecek
kişilerin ortaya çıktığını söyledi.
Hasta takibi olmadan, hastanın önceki ve
sonraki bulgularını bilmeden, kişilere çeşitli bitkilerin tavsiye edildiğini ifade eden Özkan,
"Bitkilerin içerikleri o kadar çok toksinler, o kadar
çok çeşitli maddeler içerir ki bunların faydalı
kısımlarından vücut yararlanırken, zararlı kısımlarını karaciğer atar. Hele hele bir de karaciğerde bir
yük varsa, yağlanma, hepatit B ve C gibi virüsler
varsa bu ekstradan bitkilerle gelecek olan maddeler karaciğerin yükünü artırır. Dolayısıyla faydalı
olacağı yerde zararlı olur" uyarısında bulundu.
Karaciğer uzmanı olmayan kişilerden böyle
tavsiyelerin alınmaması gerektiğine dikkati çeken
Özkan, bazı karaciğer uzmanlarının da bu konuya
eğilerek, konunun bilimsel bir platformda devam
etmesini sağlaması önerisinde bulundu. Her bitkinin zararsız olmadığını vurgulayan Özkan, "Sigara
bitkidir, zararlı. Esrar bitkidir, zararlı" dedi.
Bugüne kadar yapılan çalışmalarda karaciğer
dostu olarak bilinen birkaç bitki bulunduğuna işaret eden Özkan, deve dikeni, enginar, ekinezya,
kekik, sarımsak, söğüt yaprağı, karahindiba, zencefil, kırmızı biber, arnavut biberi ve elma suyunun
karaciğer dostu bitkiler olduğunun ortaya konulduğunu kaydetti.
Özkan, şöyle devam etti:
"Son zamanlarda ilacı yapılmaya çalışılan deve
dikeni. Deve dikeninin tohumundan tutun, tüm
parçaları karaciğer hastaları için faydalıdır.
Enginar, özellikle yaprakları. Diğer kısımlarının
çok yararlı olmadığı biliniyor. Yaprakları, karaciğerin safrasını ve kimyasını düzeltiyor. Ekinezya var.
Bu bitki, bağışıklık sistemini uyaran, kamçılayan
bir maddedir. Kekik, karaciğeri, safrayı geren
damarları genişletiyor, bağırsakları rahatlatıyor,
spazmları çözüyor, hazmı kolaylaştırıyor.
Sarımsak, güçlü bir antioksidandır, kansere karşı
koruyucudur. Karaciğeri destekleyici etkisi vardır.
Sarımsak çok faydalı bitkilerden bir tanesidir.
Söğüt yaprağı içerisinde aspirin benzeri maddeler var, enfeksiyonlara karşı vücudu korur.
Karahindiba, zencefil, kırmızı biber, arnavut biberi, elma suyu bunlar çok yararlı. Kararında kullanmak şartıyla bal."
Özkan, karaciğerin vücudu toksinlerden arındıran önemli bir organ olduğunu belirterek, karaciğer için faydalı olan bitkilerin karışımından elde
edilen kürle karaciğerin temizlenmesinin mümkün
olduğunu söyledi. (AA)
2 KISIM 423 KALEM MUHTELİF YEDEK
PARÇA KEÇİÖREN BELEDİYESİ ULAŞIM
HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ
2 KISIM 423 KALEM MUHTELİF YEDEK PARÇA alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19
uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda
yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2015/34036
1-İdarenin
a) Adresi : Ovacık Mah. 1. Cad. 157 06310 Ovacık KEÇİÖREN/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3123787700 - 3123787704
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi (varsa) : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu malın
a) Niteliği, türü ve miktarı : 2 KISIM 426 KALEM MUHTELİF YEDEK PARÇA ALIMI
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Teslim yeri : KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANLIĞI ULAŞIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ
DEPOSU
c) Teslim tarihi : MALIN 1 SEFERDE TESLİMİ HALİNDE 5 İŞ GÜNÜ İÇERİSİNDE TESLİMİ YAPILACAKTIR
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANLIĞI KALABA MAH.CUMHURİYET CAD.
NO:1 - 1 KAT İHALE SERVİSİ
b) Tarihi ve saati : 13.04.2015 - 14:30
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası ya da ilgili Esnaf ve
Sanatkarlar Odası belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, ilgisine göre Ticaret ve/veya Sanayi Odasına ya da ilgili Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olduğunu gösterir belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi
Odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğin odaya kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren imza beyannamesi veya imza sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile
tüzel kişiliğin yönetimindeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter
tasdikli imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu alımın tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
5.Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 20 TRY (Türk Lirası) karşılığı KEÇİÖREN
BELEDİYE BAŞKANLIĞI KALABA MAH.CUMHURİYET CAD. NO:1 -4. KAT ULAŞIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza
kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANLIĞI KALABA MAH.CUMHURİYET CAD. NO:1 -4. KAT ULAŞIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, mal kalem-kalemleri için teklif birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale
sonucu, üzerine ihale yapılan istekliyle her bir mal kalemi miktarı ile bu mal kalemleri için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, kısmı teklif verilebilir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 45 (KIRKBEŞ) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
Basın - 49641 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
BİNEK HİZMET ARACI KİRALANMASI
T.C. BAŞBAKANLIK ÖZELLEŞTİRME İDARESİ
BAŞKANLIĞI
Binek Hizmet Aracı Kiralanması hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası: 2015/34670
1-ldarenin
a) Adresi: Ziya Gökalp Caddesi No:80 06600 KURTULUŞ ÇANKAYA/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası: 3125858234 - 3125858402
c) Elektronik Posta Adresi: [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi: https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-lhale konusu hizmetin
a) Niteliği, türü ve miktarı : Toplam 9 adet binek hizmet aracı 5 adedi şoförlü, 4 adedi şoförsüz dür.
Ayrıntılı bilgiye EKAP'ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Yapılacağı yer : Ziya Gökalp Caddesi No: 80 06600 Kurtuluş/ANKARA
c) Süresi : İşe başlama tarihi 01.05.2015, işin bitiş tarihi 31.12.2015
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : Ziya Gökalp Caddesi No:80 06600 Kurtuluş/ANKARA
b) Tarihi ve saati : 21.04.2015- 14:00
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası veya Meslek Odası Belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da ilgili
meslek odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, odaya kayıtlı olduğunu gösterir belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu ticaret ve/veya sanayi
odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğinin odaya kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.1.3. İhale konusu işin yerine getirilmesi için alınması zorunlu olan ve ilgili mevzuatında o iş için
özel olarak düzenlenen sicil, izin, ruhsat vb. belgeler,
İstekliler Ulaştırma Bakanlığınca verilen A1 Yetki Belgesini Teklifi ekinde sunmak zorundadır.
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren imza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile
tüzel kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek
üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu işin tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yansından fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali
müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son
bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın korunduğunu gösteren, standart forma uygun belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.2.1 Bankalardan temin edilecek belgeler:
Teklif edilen bedelin %10 dan az olmamak üzere istekli tarafından belirlenecek tutarda bankalar
nezdindeki kullanılmamış nakdi veya gayrinakdi kredisini ya da üzerinde kısıtlama bulunmayan
mevduatını gösterir banka referans mektubu,
Bu kriter mevduat ve kredi tutarları toplanmak ya da birden fazla banka referans mektubu sunularak sağlanabilir.
4.2.2. İsteklinin ihalenin yapıldığı yıldan önceki yıla ait yıl sonu bilançosu veya eşdeğer belgeleri:
a) İlgili mevzuatı uyarınca bilançosunu yayımlatma zorunluluğu olan istekliler yıl sonu bilançosunu
veya bilançonun gerekli kriterlerin sağlandığını gösteren bölümlerini,
b) ilgili mevzuatı uyarınca bilançosunu yayımlatma zorunluluğu olmayan istekliler, yıl sonu bilançosunu veya bilançonun gerekli kriterlerin sağlandığını gösteren bölümlerini ya da bu kriterlerin
sağlandığını göstermek üzere yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir tarafından standart forma uygun olarak düzenlenen belgeyi sunar,
Sunulan bilanço veya eşdeğer belgelerde;
a) Cari oranın (dönen varlıklar / kısa vadeli borçlar) en az 0,75 olması,
b) Öz kaynak oranının (öz kaynaklar/toplam aktif) en az 0,15 olması,
c) Kısa vadeli banka borçlarının öz kaynaklara oranının 0,50'den küçük olması, yeterlik kriterleridir
ve bu üç kriter birlikte aranır.
Yukarıda belirtilen kriterleri bir önceki yılda sağlayamayanlar, son iki yıla ait belgelerini sunabilirler.
Bu takdirde, son iki yılın parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp
sağlanmadığına bakılır. Serbest meslek erbabının vereceği, ilgili mevzuatına göre düzenlenmiş ve
onaylanmış serbest meslek kazanç defteri özetinde gösterilen değerlere göre, son yıla ait toplam
gelirin toplam gidere oranının veya son iki yıla ait gelir ve giderlerin parasal tutarlarının ortalaması
üzerinden bulunacak oranın en az (1,25) olması şartı aranır. Serbest meslek kazanç defteri özetinin yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir ya da vergi dairesince onaylı
olması gerekir.
İhale veya son başvuru tarihi yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, bir önceki yıla ait belgelerini sunmayanlar, iki önceki yıla ait belgelerini sunabilirler. Bu belgelerde yeterlik kriterini sağlayamayanlar
ise iki önceki yılın belgeleri ile üç önceki yılın belgelerini sunabilirler. Bu durumda, belgeleri sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına
bakılır.
4.2.3. İş hacmini gösteren belgeler:
a) İhalenin yapıldığı yıldan önceki yıla ait toplam ciroyu gösteren gelir tablosu,
b) Taahhüt altında devam eden hizmet işlerinin gerçekleştirilen kısmının veya bitirilen hizmet işlerinin parasal tutarını gösteren, ihalenin yapıldığı yıldan önceki yılda düzenlenmiş faturalar,
Bu belgelerden birinin sunulması yeterlidir.
Toplam cironun teklif edilen bedelin %25'inden , taahhüt altında devam eden işlerin gerçekleştirilen kısmının veya bitirilen işlerin parasal tutarının ise teklif edilen bedelin %15'inden az olmaması
gerekir. Bu kriterlerden herhangi birini sağlayan ve sağladığı kritere ilişkin belgeyi sunan istekli
yeterli kabul edilir.
Bu kriterleri bir önceki yılda sağlayamayanlar, son iki yıla ait belgelerini sunabilirler. Bu takdirde
son iki yılın parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanamadığına bakılır.
Yılın ilk dört ayında olan ihalelerde, bir önceki yıla ait gelir tablosunu sunmayanlar, iki önceki yılın
gelir tablosunu sunabilirler. Bu gelir tablosunun yeterlik kriterini sağlayamaması halinde, iki önceki
yılın ve üç önceki yılın gelir tabloları sunulabilir. Bu durumda, gelir tabloları sunulan yılların parasal
tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif edilen bedelin % 50 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi.
4.3.2. Makine, teçhizat ve diğer ekipmana ait belgeler ve kapasite raporu:
Araçların en az 3 adedi şirket öz malı ve 2012 model ve üstü olacaktır.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1. Kamu yada özel sektörde yapılan her türlü binek araç kiralama işi kabul edilecektir.
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 250 TRY (Türk Lirası) karşılığı 4 üncü kat
410 nolu oda adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza
kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar 4 üncü kat 410 nolu oda adresine elden teslim edilebileceği
gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, Birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu üzerine ihale yapılan
istekliyle, her bir iş kaleminin miktarı ile bu kalemler için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu
bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3'ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 60 (Altmış) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
13. Diğer hususlar:
İhale, Kanunun 38 inci maddesinde öngörülen açıklama istenmeksizin ekonomik açıdan en avantajlı teklif üzerinde bırakılacaktır.
Basın - 49594 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
Suriyeli Ahmet'in derdi
“başı”ndan aşkın
Ülkesindeki iç savaş nedeniyle ailesiyle Türkiye'ye sığınan Suriyeli Aslan ailesinin en
küçük ferdi 10 yaşındaki Ahmet'in kafası, su toplanması nedeniyle sürekli büyüyor.
HATAY - Suriye'de "hidrosefali" teşhisi konan ve ailesiyle Hatay'ın Reyhanlı
ilçesinde yaşayan çocuk, sığınmak
zorunda kaldığı Türkiye'de imkansızlık
nedeniyle tedavi olamıyor.
İdlib'ten 3 yıl önce Reyhanlı ilçesine
gelen 6 çocuklu Aslan ailesi, maddi
imkansızlıklar nedeniyle çeşitli zorluklar
da yaşıyor.
Kendi imkanlarıyla kiraladıkları tek
odalı evde hayatlarına devam eden
anne Feva Aslan (25), AA muhabirine
ülkelerinde can güvenliği kalmadığı için
3 yıl önce Reyhanlı'ya geldiklerini anlattı.
En küçük oğlu Ahmet'in başının
Suriye'de doğduktan 4 ay sonra büyümeye başladığını anlatan Aslan,
"Ahmet'in haricinde 5 evladım daha var
fakat onların hiçbir sağlık sıkıntısı yok.
Ahmet 10 yaşında, oturamıyor, sürekli
yatmak zorunda ve bir bakıcıya ihtiyaç
duyuyor" diye konuştu.
Suriye'de doktorların oğluna hidrosefali tanısı koyduğunu dile getiren Aslan,
haberi duyduğunda adeta yıkıldığını
ifade etti.
Suriye'de tedavi için bazı hastanelere
gittiğini ancak olumlu sonuç alamadıklarını kaydeden Aslan, şunları söyledi:
"Doğduktan 4 ay sonra kafası büyümeye başladı. Tedavi ettirecek imkanımız yok. Oğlumun vücut bölümü 11,
başı ise 9 kilo geliyor. Tedavi olması
gerekiyor ancak 3 yıldır doktora gidemedik. Durumumuz da iyi değil.
Türkiye'de bu hastalığın tedavi olduğunu duyduk. Bakımı ve tedavisi için yardım istiyoruz. Yoksa çocuğum gözümün
önünde ölüme gidiyor."
Yardım kuruluşlarının desteğiyle
hayatlarına devam ettiklerini aktaran
Aslan, uzun süreden beri Suriye'deki
kocasından haber alamadığını kaydetti.
Halk arasında "Beyinde su toplanma-
sı" olarak da adlandırılan, beyin boşluğuna normalin üzerinde beyin omurilik
sıvısı birikmesi durumu. Sıvı birikimiyle
kafatasının içindeki boşlukta basıncın
artmasına ve kafanın artan ölçüde
büyümesine, kasılmalara ve zihinsel
engelli olma sonuçlarına yol açabiliyor.
Hidro (su) ve sefali (kafa) terimlerinden
türemiştir. Cerrahi yöntemle tedavi şansı
bulunan hastalıkta erken müdahale
önem kazanıyor. (AA)
“Huzurlu sesler” ödüllendirildi
İSTANBUL - İstanbul'un farklı huzurevlerinde kalan 18 yaşlı, "Huzurlu
Sesler" yarışmasında sahne aldı.
Kağıthane Belediyesi ile İstanbul Aile
ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü'nce
"Yaşlılara Saygı Haftası" etkinlikleri
kapsamında düzenlenen "Huzurlu
Sesler" yarışması, Gültepe Kültür
Merkezi'nde yapıldı.
İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar
Müdürü Önal İnaltekin, yaptığı konuşmada, huzurevi sakinlerine "yaşlı"
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
denilmesini doğru bulmadığını ve hepsinin birer yaşayan kütüphane olduğunu söyledi.
Ses yarışmasına katılanların bir yeteneklerini görme fırsatı bulduklarını
belirten İnaltekin, "Huzurevlerini ziyaret
ederseniz bu insanların hayatlarının,
yaşadıkları her anın birer roman olduğunu görürsünüz. Tek isteğimiz; onları
yalnız bırakmayın, gelin ziyaret edin.
Onlar ansiklopedilere sığmayan bilgilere sahip" dedi.
7
8
9
10
Jüri üyeliğini sanatçılar Huri Sapan,
Zekeriya Ünlü, Hülya Bozkaya, Melih
Selçuk, Yağmur Tanrısevsin ve Uğur
Küçükkaplan'ın yaptığı yarışmada,
renkli görüntüler ortaya çıktı.
Katılımcılar, huzurevi sakinlerinin şarkılarına eşlik ederken, hareketli şarkılarda hem yarışmcılar hem davetliler
oynadı. Sapan, Ünlü ve Bozkaya'nın
söylediği şarkılar da alkış aldı.
Bazı huzurevi sakinlerinin görevlilerin
yardımlarıyla tekerlekli sandalye ile
sahneye çıktığı yarışmada, bazı yaşlılar
ise şarkıları unutmamak için ellerindeki
kağıtlara baktı.
Jüri üyesi Sapan, çocukluk arkadaşı
ve sanat hayatında birlikte sahneye
çıktığı Enver Danış'ın da yarışmacılar
arasında olduğunu görünce duygulandı.
Sahnede bir süre Danış'ın boynuna
sarılan Sapan, "Zaman bizden neleri
alıp götürüyor. Sanatçıların hayatları
televizyonlarda toz pembe gibi görünüyor ama bizim hayatımız da acı gerçeklerle dolu" diye konuştu.
Aysel Karagül'ün birinci, Neriman
Nesrin Erkaya'nın ikinci, Sedat
Sanatkar'ın üçüncü olduğu yarışmada
dereceye girenlere altın ve plaket verildi. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Matadordan önce arenaya çıkarak boğayı yoran kişi. – Radyumun simgesi.
2. Emanet olarak. 3. Kadın arkadaş, dost. – Baston. 4. Nispet. – Dinlence. 5.
İç organlarımızdan biri. – Uzakdoğu’da yetişen ve dokumacılıkta yararlanılan
değerli bir bitki. 6. Sadist. 7. Tayin. – Kalın sicim. 8. Vilayet. – Yırtığı kapamak için konulan parça. – Bir haber ajansının kısaltması. 9. Duvarı berkitmek
için taşların arasına yerleştirilen direk. – Bir sinir hastalığı, tutarak, yilbik. 10.
Karışık renkli. – Yapım işleri. 11. Bucak. – Bankada hesabı olanlara gönderilen ödeme ya da çekme makbuzu. 12. Belirti, iz, ipucu. – Yazı. 13. Bağ
budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan bir tür eğri bıçak. – Meşime, son,
plasenta. 14. Sapındaki liflerden halat, çuval gibi kaba örgüler yapılan bir
bitki. 15. Tinsel. 16. İsim. – Aynı çizgi üzerinde bulunma durumu. – Bir şeyin
geçtiği ya da önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet. 17.
Camilerde ezan okunan taştan yapılmış ince uzun bölüm. – Üye. 18. Çocuk
sahibi olmuş kadın. – İsyan eden, başkaldıran. 19. Gemilerde yolcuların
hizmetine bakan görevli. – Bir cetvel türü. 20. Müstahkem mevki. – Politika.
Yukarıdan aşağıya:
1. Bir eserin bir bölümünü ya da bütününü alaya alarak gülünç etki yaratan
bir oyun türü. – Sevgide aldatma, sadakatsizlik. – Afrika’da bir başkent. 2.
Eski dilde otlar. – Kamufle etmek. – Afyon ilinin bir ilçesi. 3. Kefil olma
durumu, kefillik. – İslam dini inanışlarına uygun olarak yapılan temizlik. –
Ad, unvan, san. 4. Eskiden çocukları mahalle mektebine götürürken yapılan
tören. – Asya’da bir ülke. – Kabaca evet. – Favori. 5. Güneydoğu Anadolu’da,
genellikle kadınların vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları bir tür dövme.
– Erzincan ilinin bir ilçesi. – Bir subayın emrindeki asker. 6. Özenli, düzgün.
– Artırma, katma. – Kuzu sesi. – Ucuna doğru genişleyen etek. – Rey. 7. Bir
nota. – Ödünç alınan ya da verilen şey. – Fotoğraf duyarlılığını belirtmekte
kullanılan sayısal değer. – Karındanbacaklı bir
yumuşakça türü. – Soyundan gelinen kimse. 8.
Kurutulmuş bir tür et. – Bir şeyin elden ele geçmeÇÖZÜMÜ
si. – İskambilde birli. 9. Güzel sanatların bir dalı. –
BUGÜN
Katlanır, taşınır çerçeveli perde. – Doktorun hastasından aldığı muayene ücreti. 10. Çözümleme,
12. SAYFADA
tahlil. – Kedi, köpek gibi hayvanların ön ayakları. –
AIDS virüsünü saptamakta kullanılan test. –
Kasaplarda satılan kesilmiş hayvan.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
27 Mart 2015 Cuma
11
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
TÜRKİYE’DE LİBERAL OLMAK
Türkiye’de kendilerine liberal denilen bir
kesim var. Bunlar genellikle yazar, çizer, televizyoncu, profesör, dernekçi, vakıfçı ve
siyasetçi gibi adlar altında faaliyet yaparlar.
Liberaller, bütün düşüncelerini Batıdan alan,
Türk millet ve devletini tamamen Batıya
eklemleyen, Batının içinde güdümlü bir yere
oturtan, batıdan tercüme kavramlarla kozmopolit, silik bir toplum inşa etmeye, milliyetsiz bir sürü üretmeye ve batının uydusu olan
devletimsi bir şey kurmaya çalışan bir anlayışın temsilcileridir. Kendilerine ait özgün
bir bilgi, yöntem, hedef ve programları yoktur. Akıl hocaları tamamen batılı filozof,
düşünce ve siyaset adamlarıdır.
Yerli ve millî damarları, kaynakları yoktur.
Batı âlemindeki düşünce, bilgi, strateji, program üreten kişi ve kurumların tercüme bürosu gibi çalışırlar. Onlardan aldıkları kavramlarla bizi tanımlamaya ve yönlendirmeye
uğraşırlar. Özgürlük, demokrasi, insan hakları, kültürel haklar, bilmem ne hakları deyip
durdukları şeyler, aslında gerçek anlamlarından soyutlanmış, sadece Batı emperyalizminin Türk millî yapısını çözmek, dağıtmak,
parçalamak, kapsayıcı Türk millî yapısını
çatışmacı ve dışlayıcı kavmî yapılara dönüştürmek için kullandıkları kavramlardır.
Demokrasi, insan hakları gibi aslında iyi,
güzel, faydalı, gerekli olan bu evrensel kavramları kendi aslî bağlamları içinde kullanmazlar. Bunların arkasına sığınarak millî
Türk devlet ve millet yapısını parçalamayı
amaçlarlar. Atatürk, milliyetçilik, Türklük
değerlerine karşı alerjileri vardır. Mesela
“Türk” demeyi ırkçılık olarak sunarlarken;
ayrımcılık ve bölücülük içeriğiyle dolu olarak “Kürt sorunu” ve “Ermeni sorunu” gibi
lafları demokrasi, özgürlük, insan hakları ve
kültürel haklar bağlamı içinde kullanırlar.
Türkiye’de liberal olarak bilinenler, kozmopolitler, etnik siyasetçiler vs bu kavramlarla kendilerine Türk millî değerlerini aşındırıp
ortadan kaldırmak, Türk milletinin ruhundan
millî şuuru yok etmek, hatta Türk’e Türk
düşmanlığı propagandası yapmak gibi bir
misyon biçmişlerdir. Türk devletinin anayasasından Atatürk milliyetçiliğini ve Türk millî
değerlerini tasfiye etmek amacındadırlar.
Türk millet birliğini bozup iki milletli bir
yapıya yani Türk- Kürt devlet ve millet yapısına döndürmek istemektedirler.
Emperyalist batıyla ağız birliği ederek,
bağımsız bir Türk devleti kuran Atatürk’e
doğrudan ya da dolaylı yollardan düşmanlık
yaparlar. Türk ordusuna saldırarak onun
gücünü kırmak, pasifize etmek, böylece Türk
milletini, emperyalizm karşısında savunmasız bırakmak isterler.
Türkiye’de sadece Türk yoktur, bilmem şu
kadar etnik grup vardır deyip durmaları,
Türklüğü etnik bir kan bağına indirgeyerek
sosyolojik, kültürel ve siyasi kapsayıcılık işlevini ve anlamını boşaltmaya çalışırlar.
Böylelikle kendi etnikçiliklerini Türklük üzerinden de meşrulaştırmaya çalışmaları hep
bu anlayışlarının yansımalarıdır.
Bunlar, yüce anlam, asil değer, sahih
norm, kutsal inanç, soylu ahlak, arındırıcı
feragat, Türk milletine mensubiyet duygusu
ve bu milleti yüceltmek gibi manevî zenginliklerden yoksun, kozmopolit, ruhsuz, cesedini ayakta tutma, şımartma, besleyip cilalama amacından başka bir yaşama amacı
olmayan, nefis perest, bireyci, menfaatçi,
materyalist, anlık yaşayan bir kalabalık oluşturma misyonunun misyonerleridir.
Kendilerine özgürlükçü liberal denilenlere, bilmem kaçıncı cumhuriyetçilere Türk’ün
kendi kendini yönetebilme özgüvenini yok
etme görevi verilmiştir. Aldıkları talimatlar
doğrultusunda kuruldukları gazete köşelerinden, televizyon koltuklarından, üniversite
kürsülerinden, şuradan buradan sürekli Türk
milletine telkin ettikleri laflar aşağı yukarı
şöyledir:
“Siz kendi kendinizi yönetemeyecek,
kendi vatanınızı idare edemeyecek, kendi
devletinizi yürütemeyecek kadar akılsız,
beceriksiz, bilgisiz adamlarsınız.
Sizin bir efendiye ihtiyacınız var. O da
Avrupa Birliği’dir, Amerika’dır, şudur budur.
Anayasanızın, kanunlarınızın nasıl yapılmasına onlar karar verir. Sizin mebuslarınız da
batıdan gelen siyasi talimatlar doğrultusunda
yasal düzenleme ve uyum yapma memurlarıdır. Bu devirde bağımsız devlet ve millet
olmaz. Dünya küçüldü, küçük bir köye
döndü, siz batıdan, uygar dünyadan kopamazsınız, onlar ne derse onu yapmak zorundasınız; yoksa ayakta kalamazsınız, yaşama
imkânınız olmaz. Hayatta kalmak istiyorsanız Batılı efendilerimizin talimatlarından zinhar ayrılmayınız.”
Yine aynı anlayışa göre vatanımızdaki yer
altı ve yer üstü, tabii ya da yapma bütün ekonomik değerlerimizi, bütün büyük işletmelerimizi, fabrikalarımızı, para getiren ve para
dağıtan bütün kurumlarımızı yabancılara teslim etmek, dünyayla birlikte hareket etmek
oluyor. Küresel dünyanın gerekleri oluyor.
Paran varsa sen de al, sen niye almıyorsun, sen almazsan gâvurun almasına bir şey
diyemeyiz, oluyor. Paranın dini imanı olmaz,
oluyor. Bu çağdaş dünyada artık sen ben mi
var, hepimiz dünya vatandaşıyız, oluyor.
Oluyor da oluyor.
Böylece bunlara ekonomik, siyasi, kültürel vs. her anlamda Türk millî şuurunu,
bağımsızlık ruhunu öldürme, yok etme görevi verilmiş. Onlar bu doğrultuda yoğun olarak çalışıyorlar.
Millî doğruluşumuzun temellerinden biri,
öncelikle bizi her Allahın günü entelektüel
gevezeliklerle kandırmaya çalışan, milletimiz
katında hiçbir sosyal tabanı olmayan, ama iri
basın yayın organlarını işgal etmiş, şunun
bunun fonlarıyla semirmiş, kendilerine liberal denilen bu adamları iyi tanımak, çıkarmak istedikleri fitnelerin farkına varmak ve
onların laflarına hiçbir şekilde yüz vermemek ve itibar etmemektir.
Akdeniz çam kabuk böceği,
ormanları tehdit ediyor
HATAY - Antakya Orman İşletme
Müdürü Cevdet Çiçek, Hatay'daki
yaklaşık 4 bin hektarlık kızılçamın
Akdeniz çam kabuk böceği tehdidi
altında olduğunu belirtti.
Çiçek, Orman İşletme
Müdürülüğü'nde düzenlediği basın
toplantısında yangından daha tehlikeli ve sinsi bir böcek türü olan
Akdeniz çam kabuk böceğinin
ormanlardaki kızılçam ağaçlarının
kurumasına neden olduğunu söyledi.
Önceki yıllarda çıkan orman yangınları, yağışların az olması ve kurak
geçen kış şartları nedeniyle ağaçlarda zayıflama meydana geldiğini ve
böceğin bu şekilde hızlı yayıldığını
ifade eden Çiçek, şöyle devam etti:
''Hatay'daki yaklaşık 4 bin hektarlık kızılçam, Akdeniz çam kabuk
böceği tehdidi altında. Böcek, adından da anlaşıldığı gibi ağaçların dış
kabuklarının hemen altında bulunan,
ağaçların hayatiyetini sağlayan iletim
demetlerinin bulunduğu kambiyum
tabakasını yiyerek adeta ağacın
damarlarını kesiyor. Topraktan su ve
mineral besinleri almasını engelliyor.
Böcek yılda 6 generasyon verme
kabiliyetine sahip olup sıcak ve ılıman iklimlerde duraklamadan üremeye devam ediyor.''
Çiçek, ormanların dirençli ve
bakımlı hale getirilebilmesi için, hastalıklı ve kuruyan fertlerin süratle
sahadan uzaklaştırılması gerektiğini
anlattı.
Kuruyan ağaçların kesilerek
ormandan çıkarılmaması halinde
böceğin üremeye devam edeceği ve
yangınlarla da azalan ormanların yok
olacağını ifade eden Çiçek, şunları
söyledi: ''Biz yaşanan durumu
dumansız yangın olarak belirtiyoruz.
Son günlerde Hatay'da fazla ağaç
kesimlerinin yapıldığına dair kamuoyunda haberler çıkıyor. Ancak bu
kesimlerle ilgili yapılan çalışmalar
ormanlarımızın geleceğini ve bizden
sonraki nesillere de bırakabileceğimiz ormanların kalması içindir.'' (AA)
İSTANBUL - Türkiye Erozyonla
Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal
Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA)
2014'te 46 bin gönüllü kazanımıyla
vakıf tarihinin yıl bazında rekorunu
kırdı.
Vakıftan yapılan açıklamada, 22
yıldır erozyon ve doğal varlıkları
korumak adına mücadele eden
TEMA'nın çalışmalarını gönüllülerinin
sağladığı katkı ve desteklerle yürüttüğü, vakfın geçen yıl gerçekleştirdiği
çalışmalarda 46 bini aşkın yeni
gönüllü kazandığı belirtildi.
İngiltere merkezli Charities Aid
Foundation tarafından yayımlanan
Dünya Bağışçılık Endeksi'ne göre,
Türkiye'nin gönüllü faaliyetlere katılımda 135 ülke arasında 132'nci sırada yer aldığı anlatılan açıklamada,
Türkiye'de gönüllü faaliyetlere katılım
oranının yüzde 10'u geçmediği, bu
çerçevede TEMA'nın gönüllülük faaliyetlerine katılım oranı düşük olan
Türkiye'de rekor gönüllü sayısına
ulaştığı bildirildi.
Açıklamada, yarım milyonu aşkın
doğa gönüllüsüyle doğal varlıkları
koruma mücadelesini sürdüren
TEMA Vakfı'nın 2014 sonu itibarıyla
80 il, 308 ilçe, 37 mahalle ve 122
üniversitede faaliyetlerine devam
ettiği, doğa koruma alanında
Türkiye'nin en yaygın sivil toplum
örgütü olduğu, doğa sorunları, özellikle de erozyon, ormanların yok edilmesi, çölleşme, iklim değişikliği ve
biyo-çeşitliliğin kaybolması konularıyla ilgili etkili ve bilinçli bir kamuoyu
oluşturmayı hedeflediği aktarıldı.
(AA)
TEMA'ya 2014'te “rekor” gönüllü katılımı oldu
12
haber
27 Mart 2015 Cuma
MHP’de zor seçim!
Yerli sismik
gemi Turkuaz
hizmete hazır
ANKARA - Genel seçim hazırlıklarını
sürdüren MHP, aralarında sanatçı Kıraç'ın
bestelediği "Türkiye Marşı" da bulunan 11
seçim şarkısı hazırlattı.
Genel seçim sloganını "Bizimle Yürü
Türkiye" olarak belirleyen MHP'de, kampanya süresince kullanılacak 11 şarkı da
seçildi.
MHP, seçimlerde "Bizimle Yürü Türkiye,
"Türkiye Marşı", "Selam Anadolu'ya",
"Haydi Geç Harekete", "Biz Türkiyeyiz",
"Hep Beraber Türkiye", "Hep Beraber",
"Vur Mührünü MHP'ye", "Oyları MHP'ye
Verin Uşaklar", "Kim Bunlar", "Mührünü Üç
Hilale Vur" şarkılarıyla seçmenin karşısına
çıkacak.
Seçim kampanyasının sloganı ile aynı
adı taşıyan "Bizimle Yürü Türkiye" şarkısı,
Sanatçı Atilla Yılmaz tarafından hazırlandı
ve seslendirildi.
Kıraç'ın bestelediği ve ilk kez 11.
Olağan Büyük Kurultay'da tanıtılan "Türkiye
Marşı" ise MHP'nin bir diğer seçim şarkısı.
Marşın sözlerinde, "Al kana belenmiş
şanlı bayrağım, düşürme yerlere, ezme
Türkiye. Zalime eğilme, arsıza güvenme,
yurdumu haine verme. Türkiye, Türkiye, yok
senin eşin. Türkiye, Türkiye, sönmez ateşin.
Bu bayrak inmez" sözleri yer alıyor.
MHP'nin seçim şarkıları arasında bir de
Kazakistanlı sanatçı Galimjan Joldasbay'ın
şarkısı bulunuyor.
Kazak sanatçı Joldasbay'ın "Ak Tilek"
şarkısı, MHP için uyarlandı. Türkçe sözler
yazılan şarkı, "Selam Anadolu'ya" ismi ile
Turgay Başyayla tarafından seslendirildi.
Şarkıdaki "Muhammediz Aliyiz, Sünniyiz
Aleviyiz. Senlik benlik yok, biz de bir aşkın
aleviyiz. Liderimiz Bahçeli, hey ya MHP,
haydi şimdi MHP" ifadeleri dikkati çekiyor.
Volkan Sönmez'in hazırladığı "Haydi
Geç Harekete" isimli seçim şarkısında ise
İSTANBUL - Tuzla'daki İstanbul Tersanesi'nde üretilen
Türkiye'nin ilk yerli sismik araştırma gemisi MTA
TURKUAZ, 28 Mart'ta törenle denize indirilecek.
Gemi, İstanbul Denizcilik Gemi Sanayi Ticaret AŞ
tarafından denizdeki donatım çalışmalarının tamamlanmasının ardından Savunma Sanayi Müsteşarlığına (SSM),
sonra da kullanımı için Maden Tetkik Arama'ya (MTA) teslim edilecek. Gemi, petrol ve gaz araştırmalarından arkeolojik araştırmalara dek pek çok projede görev alabilecek.
Gemi ile deniz altının adeta "röntgenini çekmek" mümkün
olacak. MTA TURKUAZ, 86 metre boyu ve 23 metre
genişliğiyle Türkiye'nin ilk sismik araştırma gemisi RV
Barbaros Hayreddin Paşa'yı, büyüklüğünün yanı sıra sismik
operasyon kabiliyeti, ekipman ve laboratuvar imkanlarıyla
geride bırakacak. Gemide yer alan helikopter platformu, 12
tonluk bir helikopterin gece-gündüz iniş ve kalkışına da
imkan sağlayacak. Gemi, 2 ve 3 boyutlu derin sismik,
gravite, manyetik sistemler ve deniz tabanı ayrıntılı görüntüleme sistemleri, uzaktan kumandalı robot aracının yanı
sıra su kolonu ve deniz tabanından jeolojik örnekleme
yapabilecek ekipmanlarla donatılacak. Alınan verilerin
işlemesi, analizi ve değerlendirmesine yönelik jeoloji,
jeofizik, hidrografi, oşinografi ve biyoloji araştırma laboratuvarları gemide yer alacak. Geminin ekonomik sürati 14
knots, araştırma-etüt hızı ise 4.86 olacak. Gemi; Karadeniz,
Marmara, Ege ve Akdeniz'in yanı dünya denizlerinde de
faaliyet gösterebilecek. Gemi; sismik, jeofizik, jeolojik,
jeoteknik, batimetrik, hidrografik, oşinografik, hidroakustik
araştırma, depremler, genel jeoloji, uygulamalı jeoloji, çevre
jeolojisi ve yer bilimleri ile ilişkili diğer bilim dallarının da
araştırma projelerini gerçekleştirme, örnekleme ve veri
toplama çalışmalarını gerçekleştirme yeteneğine sahip olacak, petrol ve gaz araştırmaları ile derin jeolojik yapıların
araştırılmasında kullanılabilecek, deniz altı arkeolojik çalışmaları da yapılabilecek. İstanbul Denizcilik Gemi Sanayi
Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İlkem Şahin,
firmalarının büyük bir projede sona gelmenin mutluluğunu
yaşadığını söyledi. Geminin, Türkiye'nin denizdeki yer altı
zenginliklerinin açığa çıkarılmasında kullanılacağını aktaran
Şahin, "Bu proje, 'Yeni Türkiye' vizyonuna uyan büyük bir
adımdır. Milli imkanlarla üretilmesinin yanı sıra kullanıcı personelin milli olması, ömrü boyunca yine milli imkanlarla
bakım, tutum ve idamesinin yapılacak olması ve araştırmalar sonucunda elde edilecek bilgilerin yurt içinde kalacak ve değerlendirilecek olması, yeni Türkiye vizyonuna
uyan, tüm ekibimizi ve beni heyecanlandıran, bizleri
cesaretlendiren unsurlar oldu" ifadelerini kullandı.
(AA)
kardeşlik vurgusu yapılıyor. Şarkıda "Sünni
Alevi kardeş, her biri birine eş. Aynı kervan,
aynı yol, biri ay, biri güneş" deniliyor. "Biz
Türkiye'yiz" isimli şarkıda da şair Ahmet
Coşkun'un şarkıyla aynı isimli şiiri okunuyor.
MHP, Karadeniz ve Çukurova'ya özgü
ezgileri de seçim müziklerine taşıdı.
MHP, Karadeniz'de "Oyları MHP'ye
Yollayın Uşaklar" şarkısıyla seçmenden oy
isteyecek.
Parti, Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin
memleketi Adana'nın çiftetellisinden esinlenerek "Vur Mührü MHP'ye" isimli şarkıyla
Çukurovalı seçmenin karşısına çıkacak.
Bu arada, çok sayıda sanatçıya şarkı
sözleri veren Şair Ahmet Selçuk İlkan'ın
"Kim Bunlar" şiiri de seçimlerde kullanılmak
üzere bestelendi.
Şarkıcı Ahmet Şafak da "Mührünü 3
Hilale Vur" şarkısını MHP için hazırladı.
Bahçeli, fırtına bekliyor
ANKARA - MHP Genel Başkanı Devlet
Bahçeli, "7 Haziran 2015 Pazar günü,
Türkiye'nin solgun yüzü gülecek, sararmış
benzinde hilaller açacak. Türkiye kardeşliğe
yürüyecek, selamete koşacak, dirliğe ve birliğe kucak açacak, yeni bir Türk destanı için
şafak sökecek, fırtına kopacak" değerlendirmesini yaptı.
MHP'den yapılan açıklamaya göre Bahçeli,
Twitter'dan yayınladığı mesajında, "Türkiye'de
izleyen ve duyan herkesi acı acı gülümseten,
hatta umutsuzluğa sevk eden kirli bir oyun
sahnelendiğini" öne sürerek, şu ifadeleri kullandı:
"Yiyenler, yutanlar, soyanlar, sövenler,
satanlar, savsaklayanlar, aldatanlar emanete
ihanet edenler bu oyunda başrolü üstlenmiş
görülüyor. Maskeler düşüyor, boyalı yüzler ifşa
oluyor, ülke ve millet olarak inhilal ve izmihlal
imtihanından geçiliyor. Komplo saplantıları,
hayali düşman arayışları, kurgu ve düzmeceden ibaret haberler, yalan ve inkar dolu sözler
artık hepimizi bunaltıyor. Ümitler suistimal
ediliyor, heyecanlar istismar ediliyor, en temiz
hissiyatlar sabote ediliyor ve dahası Türkiye
altımızdan kayıp gidiyor. Sanki sonsuza dek
sürecek karanlık bir havada, sanki bitmeyecek
bir kasırgada devamlı savrulan kumlar gibi
değerlerimiz alabora oluyor. Güneşi umutla
karşılamak istiyoruz, karşımıza kabusla çıkıyorlar; huzur istiyoruz, çok görüyorlar; düzen
diyoruz, fazla buluyorlar. Yüreğinde korku
besleyenlerle, cesaret ve güvenden mahrum
kalmış küçük bir azınlık, umutsuz çığlık duymaktan özel bir haz ve keyif alıyor."
(AA)
Husilere Arap taarruzu
SANA - Yemen'de Suudi
Arabistan'ın öncülüğünde 10 Arap
ülkesinin katılımıyla düzenlenen hava
operasyonunda Husi Ensarullah
Hareketine ve Devrik lider Ali
Abdullah Salih'e bağlı askeri üslere
''Gece baskını'' düzenlendi.
Operasyonda isabet alan bazı sivil
yerleşim yerlerinde 25 sivilin hayatını
kaybettiği belirtildi.
Sağlık kaynaklarından alınan bilgilere göre, operasyonun yoğunlukla
hedef aldığı Sana'nın kuzey bölgelerinde sivil kayıplar olduğu
aktarıldı. Operasyonlarda 25 sivilin
öldüğünü bildiren kaynaklar, 40
kişinin de yaralandığını ifade etti.
Husilere ait el-Mesire televizyonu
Sana'daki tüm sağlık personelinin
acilen hastanelere gelip görev başında olmalarını istedi.
Türkiye saati ile gece 01.00'da
başlayan operasyonlarda birçok askeri
unsurun etkisiz hale getirildiği bildiriliyor. Sana'da Deylemi üssü, İhtiyat
Komutanlığı ve Reyme Humeyd komutanlıkları operasyonlara hedef olurken,
bu üslerdeki hava savunma sistemlerinin, uçak savar bataryalarının ve 4
savaş jetinin etkisiz hale getirildiği
kaydedildi.
Sadece Sana ile sınırlı kalmayan
operasyonların, Husilerin önceki gün
büyük bir ilerleyiş kaydettiği güney bölgelerinde de yapıldığı bilgileri geliyor.
Aden'e 60 kilometre mesafedeki elAned askeri üssünün de bombalanmasının ardından, Husilerin üssü terk
ettiği öne sürüldü.
Operasyonlar sabah saatlerine
kadar devam ederken, Husilerin uçak
savar atışları ile karşılık vermeye
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
çalıştığı
görüldü. Sana semalarında savaş
uçaklarının sesleri duyulurken, Husilerin
yoğun uçak savar atışları Sana halkına
korku dolu anlar yaşattı. Günün ilk ışıkları ile birlikte operasyon sonlanırken
okulların tatil edildiği ve halkın işyerlerine gitmek için gelişmeleri beklediği
gözlendi.
-Operasyona destek veren ülkeler
Öte yandan, Suudi Arabistan önderliğindeki hava operasyonuna, Birleşik
Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn,
Ürdün, Sudan, Kuveyt, Mısır ve Fas
hava kuvvetlerinin destek verdiği
bildirildi.
Operasyonun 100 savaş uçağı ile
gerçekleştiği de gelen bilgiler arasında.
Suudi Arabistan'ın Washington
Büyükelçisi Adil el-Cubeyr, ABD'de
yaptığı açıklamada, operasyonun saat
19.00'da
(TSİ 01.00) başladığını kaydetmişti.
Cubeyr, Husilerin "her zaman şiddet
yolunu seçtiğini" belirterek, "Yemen
halkını ve meşru hükümeti korumak
için gerekli her şeyi yapacağız"
demişti.
Operasyona bazı Körfez ülkeleriyle
10 ülkenin destek verdiğini kaydeden
Cubeyr, Cumhurbaşkanı Abdurabbu
Mansur el-Hadi'nin talebi üzerine
operasyona başladıklarını vurgulamıştı.
Yemen Cumhurbaşkanı Hadi,
Husilerin Aden'e ilerleyişi üzerine bu
kentteki konutundan ayrılmıştı. Mansur,
önceki gün hem Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) hem de
Arap ülkelerine mektup göndererek,
Husilerin ilerleyişinin engellenmesi için
askeri müdahale dahil her türlü önlemi
almalarını istemişti. (AA)
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
27 Mart 2015 Cuma
EFSANE RÖPORTAJLAR
Efsane GÜZELDERELİ
[email protected]
-3AKP kurucusu ve eski Genel
Başkan Yardımcısı, Adalet Partisi ve
Doğru Yol Partisi eski milletvekili,
2000 yılında Fazilet Partisi’nin
Cumhurbaşkanı Adayı, 7 Haziran
genel seçimlerinde HDP’nin milletvekili aday adayı olan Dengir Mir
Mehmet Fırat, Efsane Güzeldereli’nin
sorularını yanıtlarken, HDP’nin yüzde
kaç oy alacağını da tahmin etti.
E.G: Siz 40 küsur senedir aktif
siyasetin içindesiniz. Geçmişte
AP'de, DYP'de, FP'de siyaset yaptınız. Hatta FP'nin cumhurbaşkanı
adayıydınız.
D.F: Aynı zamanda da GİK üyesiydim.
E.G: Geçtiğimiz günlerde de
HDP'ye katıldınız. Şimdi geçmişinizdeki partilere baktığımızda, HDP ile
örtüşüyor mu bu partiler?
D.F: Şimdi partiler birer vasıtadır.
Partiler bir gaye değildir. Partiler sizin
siyasi dünya görüşünüze gidecek olan
yolculukta sizi taşıyan bir vasıtadır.
Parti budur. Ben demokrat bir insanım. Kesinkes Türkiye'nin demokratik
bir ülkede yaşamak istiyorum. Ben ve
çocuklarım. Benden sonraki nesiller.
Ben özgürlükçü bir insanım. Özgür
olmak istiyorum. Ben AB'ndeki insanlardan daha az ekonomik özgürlüğe
sahip olma gibi bir durumda olduğum
kanısında değilim.
E.G: Partilerin programlarının da
önemli olduğunu söylediniz.
D.F: Tabi ki. O programlar. Mühim
olan o programda yazılanlar değil.
Programın ne kadar tatbik edildiği.
Dediğim gibi ben AKP kurulurken, o
programa candan, yürekten bağlıydım. Yoksullukla, yolsuzlukla mücadele deniyordu. Bürokratik devletten,
demokratik devlete diyordu. Biz AB
tam üyeliğinin bir an önce gerçekleşmesini istiyorduk. Antidemokratik anayasanın değişmesini istiyorduk.
Elimizden geldiğince değiştiriyorduk.
Ama siz belli bir noktadan sonra eğer
buradan ayrılmaya başlamışsanız,
sizin o kağıt üzerinde yazan şey
değişmediği halde siz değişmiş oluyorsunuz. O zaman yol ayrılıyor. O
zaman size uğurlar olsun diyorsunuz.
Ama ben halen AKP'nin o programının
yanındayım, duruyorum. Ben orada
halen bekliyorum. Ama tren başka bir
raya girdi ve hızla da gidiyor.
E.G: Geçmişinizde mensubu
olduğunuz partilerin programı ile
HDP'nin parti programı arasında
örtüşen şeyler var mı?
D.F. Tabi. Demokrasi ve özgürlük,
iki tane temel öge. Buna kim evet
diyor ise ben o partidenim.
E.G. HDP'li seçmende ya da
HDP'ye yönelmeyi düşünen seçmende şöyle bir algı var; Biz
HDP'ye oy vermeyi düşünebiliriz.
Ama bunlar da AKP ile birlikte hareket ediyorlar. O yüzden HDP'ye oy
vermeyeceğiz ya da vazgeçtik. Ne
diyorsunuz seçmenin bu algısına
yönelik?
D.F: Valla doğrudur. Şunu ben
başta da söyledim. Kendi sitemde de
yazdım. Bir sürü TV'de de konuştum.
Ben siyaseti bırakmıştım.
Noktalamıştım. Milletvekilliği benim
için bir zulüm. Bunu samimi olarak
söylüyorum. Çünkü 12 yıllık parlamenterlik hayatım vardı. Bunun son iki yılı,
yani 2008'in sonundan, 2011 yılına
kadar ki dönem benim en çok ıstırap
çektiğim dönemdir. Kendimi ilkokul
talebesi gibi hissediyordum. Yani
13
Dengir Mir Mehmet Fırat tahminini Efsane Güzeldereli’ye söyledi
HDP yüzde kaç oy alır?
öndeki Grup Başkan Vekiline bakıyorum. Biz konuşuyoruz. Ama ne konuşulduğunun da farkında değiliz. Grup
Başkan Vekili bakıyoruz eli yukarıda.
Biz de mecbur el kaldırıyoruz veya
oturuyorsunuz, bir çay, kahve içiyorsunuz. Grup Başkan Vekili, arkadaşlar
lütfen içeriye, içeriye filan. Kendimi ilkokul talebesi gibi hissetmeye başladım. O bana ıstırap verdi. Dolayısı ile
benim için milletvekilliği bir hedef
değil. Benim için bir zulüm ve ben
bunu kabul etmedim. Sayın genel
başkan, yanındaki arkadaşlar ile beraber geldiğinde de, kendilerine söyledim. Ben fikren ve bu seçimde her
türlü yardımı, fikri yardımı yaparım,
çalışırım. İl il de dolaşırım sizin ile.
Ben siyasete girmeyeyim ve hele milletvekilliği kesinlikle istemiyorum. Tabi
bu dönem HDP, ilk kez, yüzde 10
barajına rağmen seçime parti olarak
giriyor. Bundan önceki oy oranlarına
bakıldığı takdirde, bağımsız olarak
girildiğinde yüzde 6-7 civarında bir oy
var. Bir kere cumhurbaşkanlığı seçiminde alınan oyları bunun ile kıyaslamak mümkün değil. Çünkü o apayrı
bir özellikte. Yani CHP'lisi, MHP'lisi,
kendisine gösterilen adayı benimsemedi. Bir kısmı AKP'ye gitti. Bir kısmı
BDP'ye gitti, oy verdi.
E.G: Katılımın çok az olduğu bir
seçimdi. Yüzde 70 sanırım.
D.F: Katılımın da az olduğu bir
seçimdi. Şimdi dolayısı ile ideolojik bir
parti hüviyetinde idi bugüne kadar.
Bunun ile barajı aşabilmek mümkün
değildi. O ideolojik, katı yapıyı bırakıp,
daha demokratik bir yapıda yaklaşması lazımdı. Bana göre yapmış oldukları
şey doğru. Benim ile ilgili değil. Ben
her zaman eğer milletvekili yapmazlar
ise ben büyük bir minnet duygusu
duyarım onlara. Beni kurtarmış olurlar.
Çünkü benim kendime göre bir projem var. Ben dünyayı gezmek, görmek
istiyorum. Çünkü belli bir yaşa geldim.
O bakımdan benim kimsenin yerinde
filan bir gözüm yok. Hiç kimsenin yerini de almıyorum. Ama siyaseten
HDP'nin barajı aşması gerektiğine,
Türkiye'deki rejimin buna bağlı olduğu
kanısı ile ben HDP'deyim.
E.G. Barajı aşabileceğini düşünüyor musunuz?
D.F: Ben yüzde 15 oy düşünüyorum.
E.G. Şu anda mı oyunuz yüzde
15? Haziran da mı yüzde 15'i bulur
diyorsunuz?
D.F: Şu anda yüzde 12 civarında.
Ama ben Haziranda yüzde 15'i bulacağını düşünüyorum. Ben bunu baştan beri söylüyorum. Çok kimse de
gülüyorlardı. Ama şimdi fazla gülmüyorlar. Yüzde 12 olduğunu bir çok kişi
kabul ediyor. Ama ben yüzde 12'den
15'e geleceği kanısındayım ve dolayısı
ile 7 haziran seçimlerinden sonra
Türkiye'de, köklü değişimler olabilir.
E.G: Ne gibi?
D.F. Belki bir koalisyon hükümetleri
dönemi başlayabilir veya sınırda hükümet olma sayısına inmiş olan bir AKP
olabilir. Ayağı yere basan artık. Öyle
her seferinde yüzde 50'ler 60'lar değil,
5-6 milletvekili kayar ise iktidarın gidebileceği bir yapı geleceği kanısındayım. Dolayısı ile siyasi dengeler yerine
oturacaktır, Türkiye belki demokratik
bir anayasaya kavuşacaktır. Siyaset
daha yumuşayacaktır. Ülkedeki kutuplaşma belki belli bir oranda sona erecek veya minimuma erecektir.
E.G: HDP barajı aşamaz ise ne
olur?
D.F: Aşamaz ise Allah korusun
diyorum.
E.G: Neden?
D.F: Neden? Türklere yazık olur.
Yani kendini Türk olarak kabul edenlere yazık olur. Çünkü Kürtler, bu süreç
içerisinde sürgünü görmüşler, katliamı
görmüşler. Yargısız infazı görmüşler.
Afedersiniz pislik yedirilmişler. Her
türlü işkenceyi görmüşler. Dolayısı ile
alışıklar. Ama yarın 400 milletvekili ile
gelecek olan bir sistemde ve anonim
şirket şeklinde CEO ile yönetilecek
olan bu ülkede Türkler pek bu işe alışık değil. Onun için tüm Türkler adına
ben şahsen, kardeşlerimiz ya, o
bakımdan onlar yönünden üzülüyorum. Yani sizin adınıza üzülüyorum.
Yoksa zaten geçmez ise ne olacak?
Bundan önce de geçmemişti ki.
E.G: Ülkede toplumsal bir çatışma, bir gerilim ortamı görüyor
musunuz?
D.F: Ben zannetmiyorum. Gerilim
aslında şey de yaratılıyor. Bir TürkKürt meselesinde gerilim yok. Gerilim
AKP'li olanlar ve AKP'li olmayanlar
şeklinde bir kutuplaşma yaratıldı
Türkiye'de. Bunu en güzel ifade eden
bir başbakan yardımcısıydı. ''Yüzde
50'si bizi seviyor ise yüzde 50'si de
nefret ediyor'' demişti. Doğru. Ben
bunu hissediyorum. Sokağa çıktığımda görüyorum.
E.G: Ne görüyorsunuz sokağa
çıktığınızda tam olarak?
D.F: Sokağa çıktığımda tam olarak
HDP'ye gelip oy vereceğini söyleyen
MHP'liler ile karşılaştım. Rize'li ile,
Samsun'lu ile, Trabzon'lu ile karşılaştım. Ben HDP'li değilim diyor. Ama
ben bu seçimde HDP'ye oy vereceğim diyor. Bu hem bir korkunun hem
belki de o nefretin ifadesi.
E.G: Tepki oyu mu?
D.F: Tepki oyu ve bunu yaratan
AKP oldu. Doğru belki bu kutuplaşmayı siyasi bir strateji olarak algılarsak, doğrudur da, seçim zamanlarında kutuplaştırırsınız. Fazla kaymalar
olmasın diye. Ama bunu her zaman
söylüyorum bunu uzun süre devam
ettirirseniz o zaman toplumsal çatışmalara sebep olursunuz ve bu ülkeyi
kan gölüne çevirir.
E.G: Eğer partiniz barajı aşamaz
ise, siz de parlamentoya giremezsiniz yolunuza nasıl devam edeceksiniz?
D.F: Cumhurbaşkanı çiftetelli
oynasınlar filan demişti de; Ben çiftetelli bilmiyorum. Aslında halayı seviyorum da, halayı da çok bilmiyorum.
Vallahi benim için düğün, bayram.
Niye? Dediğim gibi, Meclis’te olmak
benim için çok büyük bir hedef değil.
Çok geride kaldı benim için. Benim
yönümden bir şey olmaz. Ama ülke
yönünden çok şey olur. Bu ülke belki
tamiri mümkün olmayacak sonuçlar
ile karşı karşıya kalabilir.
E.G: Ne gibi sonuçlar?
D.F: Rejim sıkıntıları çıkar
Türkiye'de. Türkiye, bir anonim şirket
gibi idare ediliyor zaten. Bu daha da
keskinleşir. İşte o gün vah bu milletin
haline.
E.G. Başkanlık sisteminin geleceğine inanıyor musunuz?
D.F: Başkanlık sistemi istenmiyor
ki zaten. İstenen şey başkanlık sistemi
değil. Ne? Parantez içerisinde Türk
usulü Başkanlık sistemi. 1. sınıfta
Anayasa Hukuku okutuluyor bize
genel. Orada bu sistemler, hükümet
sistemleri de okutuluyor bize. Üç
tane, 4 tane sistem var. Meclis hükümet sistemi 1921 Anayasası,
Parlamenter Hükümet Sistemi, Yarı
Başkanlık, Fransa gibi karışık bir şey,
bir de Başkanlık Sistemi. Başkanlık
Sistemini şu anda ki hükümet istemez. Çünkü başkanın yetkileri o kadar
büyük bir denetim altındadır ki. Hem
parlamento tarafından hem yargı tarafından. Parlamenter sistemde bu
böyle değildir. Parlamenter sistemde
başbakandır. Başbakan bir siyasi partinin lideridir genelde. Dolayısı ile parlamentoya da hükmeder. İdareye de
hükmeder. Ama başkanlık sisteminde
öyle değil.
E.G: Eski çalışma arkadaşlarınızdan, Anayasa Profesörü. Burhan
Kuzu, bu partice bahsettikleri sistemin son derece demokratik olduğunu ve mevcut yetkilerini de kısıtlayacağını, mevcut yetkileri azaltacağını söylemişti. Bir hukukçu olarak
katılır mısınız?
D.F: Burhan Kuzu tabi burada
hatırladığım kadarı ile şu oldu. Bir
Anayasa Komisyonu oluşturuldu.
Partiler arası Anayasa Komisyonu.
Bana göre o Anayasa'ya aykırı.
Anayasa'nın temel hükümlerine aykırı
olan bir anlaşma idi. Oraya siyasi partiler önerilerini getirdiler, koydular.
Herhalde hoca okumamış olsa gerek
onu. (gülüyor) Çünkü onu sordukları
zaman bazen, Burhan Hoca'yı çok
severim, TV'de bazen soruyorlar ya
diyor, onu da öyle tamam var, ama
onu değiştiririz sonra.(gülüyor)
Diyorlar ki; yahu hoca, nasıl olacak?
Hem parti lideri olacak. Hem Başkan
olacak. Parlamentoya hükmedecek
filan. Bu nasıl oluyor? Bu başkanlık
sisteminde olma. Ya, doğrudur. Ama
onu değiştiririz filan gibi döndürmeye
çalışıyor.(gülüyor) Ben ona bakmam.
Ben Burhan Hoca'nın lafına, severim
kendisini ama şu an tabi bir de 3.
döneme takılıyor hoca. Herhalde saraya gidecektir. Olabilir. O 1150 odalı
yerlerden birisini verirler kendisine.
Ben yazılı öneriye bakarım. Yazılı öneri
orada duruyor. Artı ben 2007'de yapılan AKP Anayasa Çalışması
Komisyonu'nun Başkanlığını yaptım.
Orada biz Başkanlık Sistemini öngörmedik. Biz parlamenter hükümet sistemini öngördük ve
Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini tırpanladık. Sadece milleti temsil eden, temsili bir makam olarak bıraktık onun
yetkilerini. Dolayısı ile AKP'nin temel
anlayışı parlamenter hükümet sistemidir. Ama şu andaki sistem, parlamenter hükümet sistemi de değildir. Askeri
bir sistemdir. Yani hep cumhurbaşkanı
bir general olacak, Genel Kurmay
Başkanı olacak. Ordu bu işe hakim
olacak. Dolayısı ile yetki
Cumhurbaşkanı'nda olsun. Ondan
önce işte MGK'nda olsun gibi manialar olmuştur. Bugünkü sistemin de
değişmesi lazım.
E.G: Kozmik oda ile alakalı yaşananlar hakkındaki düşünceleriniz
nelerdir?
D.F: Kozmik oda, açık olması
lazım. Açık olması şu; Bu devleti
yöneten, yalnız askerler değil. Bu devlete sadık olan insanlar da, yalnız
askerlerden oluşmuyor. Siviller de bu
devleti yöneten ekipler de vardır, yargı
da vardır. Eğer o kozmik oda da, suç
unsuru olan bir şey var ise işte tehlikeli olan şey o. O odadan ülkenin
siyasi hayatına doğrudan müdahale
veya faili meçhul cinayetler ile ilgili
belgeler var ise orası kozmik oda
olmaz. Orası ne olur? Orası bir suç
kütüphanesi veya suç bilgisinin depolandığı yer olur. Dolayısı ile ne olması
lazım? Denetim olması lazım. Sivil
denetim de olacak.
E.G: Devletin çok gizli ve stratejik öneme sahip planlarının, eylemlerinin herkese açık olması lazım
demek doğru mudur?
D.F: Herkese açık olması gerekmiyor. Bana açık olması gerekmez ki.
Benim ihtiyacım da yok zaten.
Öğrensem ne olur? Öğrenmesem ne
olur? Ama bunu parlamento bilebilmelidir veya parlamentonun yetkili
komisyonu, A.B.D'de olduğu gibi, Milli
Savunma Komisyonu, çağırıp generali, otur bakayım hele karşıma, sen
şunu şunu yaptın, veya gizli örgütleri,
CIA'ini, FBI'ını, NS'ini oturup sorgulayabilmeli. Demokrasi budur.
Demokrasi sivilin, yani halkın temsilcilerinin hakim olduğu, onun yönetimi
demektir. Yoksa siz vatandaşı ve
vatandaşın temsilcilerini hain, her an
işte ya davulcuya, ya zurnacıya kaçacak kız gibi görürseniz, o zaman onun
adına demokrasi denmez.
E.G: Ne denir?
D.F: O adı siz adlandırın, o kadarını
da.(gülüyor)
E.G: Ben sizin fikrinizi soruyorum.
D.F: Benim hakkımda niye dava
açılmasını istiyorsun? (kahkahalar) Siz
adlandırın. Çünkü ben tarif ettim. Ben
tahmin ediyorum. Aklınızda da var o
isim. Ama söylemek istemiyorsunuz.
E.G: Çok teşekkür ederim değerli açıklamalarınız için.
D.F: Rica ederim.
E.G: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey, vermek istediğiniz bir
mesaj var mı? Önümüzde seçimler
de var.
D.F: Valla bu seçimler normal bir
seçim değil. Parlamentonun teşekkül
edeceği, öyle sıradan bir seçim değil.
2007'deki, 2002'deki seçimler gibi
değil. Çünkü bu seçim, yetkili ağızlar
söylüyor, bir Cumhurbaşkanı çıkıp 400
milletvekili istiyor. Kendisinin bir siyasi
partisi olmadığına göre, bu bir siyasi
parti adına isteniyor. Ondan sonra
dönülüyor deniyor ki, bu arkadaşlar
devleti anonim şirket gibi yönetmek
lazım. Bu aslında açık yürekliliktir
bana göre. Hiç gizlenmiyor. Ne yapacağını, ben o bakımdan takdir ediyorum Sayın Cumhurbaşkanımızı. Ben
takdir ediyorum. Yeter ki vatandaş
onu anlayabilsin. Ne demek istediğini
anlayabilsin. Eğer 400 milletvekilini
verirler ise hakikaten T.C Devleti bir
anonim şirket haline gelir. Ama asla
altın hisseleri çok az bir kişinin altın
hissesi olabileceği bir anonim şirket
olur. Dolayısı ile eğer vatandaşlar
hisse senedi bekliyorlar ise o hisse
senetlerinin karşılığında pek kendilerine bir şey geleceğini zannetmiyorum.
Belki şirket zarar etti diye onlardan
yeniden vergi de toplarlar. O ayrı bir
mesele. O bakımdan burada ben parti
ayrımı da yapılmasını istemiyorum.
Bugün bu sisteme, bu gidişata dur
diyecek olan tek bir yer var. O da
HDP. Çünkü CHP'nin oyunu 3-4 puan
arttırması, MHP'nin oyunu 3-4 puan
arttırması, meclis aritmetiğini değiştirmeyecektir. O bakımdan bir tek meclis
aritmetiğini değiştirecek olan, bu gidişata dur diyecek, ayakları yere bastıracak olan HDP'nin barajı yüzde 15 ile
aşabilmesidir. O zaman anayasayı
değiştirebilecek bir güç hatta referanduma sunabilecek bir güç olmayacaktır AKP'de. O zaman daha demokratik
bir ortam içerisinde, tabi ki Türkiye'nin
yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. Ben
Başkanlık Sistemine karşı değilim.
Ben parlamenter sisteme de karşı
değilim. Ben yarı başkanlık sistemine
de karşı değilim. Ama evrensel hukukta, anayasa hukukunda belirtilmiş olan
normlara göre bir Başkanlık Sistemine
hayır demem. Evet diyebilirim. Ama
Türk usulü dedikleri zaman, benim
aklıma Güney Amerika geliyor, Chavez
geliyor, Peron geliyor. Ortadoğu'ya
döndüğüm zaman Saddam geliyor
veya Kaddafi geliyor. Çünkü bunlara
bakarsanız, bunlar Başkanlık
Sistemidir. Ben öyle bir Başkanlık
Sistemine hayır diyorum. Türk usulü
Başkanlık sistemine de hayır diyorum.
Şiddetle karşıyım ve bunun önlenebilmesinin de tek yolu olduğu kanısındayım. Demokratik yoldan tabi ki. Ben
başka bir şekilde düşünemem. O
bakımdan 7 haziran seçimlerinde
insanların reyini çok iyi şekilde düşünerek vermeleri gerektiği kanısındayım.
(BİTTİ)
NOT: Sayın Fırat, nezaketi ve
görgüsü ile tam bir Kürt aristokratıdır.
14
27 Mart 2015 Cuma
Çanakkale'ye
100. yıl
hediyesi; Piri
Reis Müzesi
ÇANAKKALE - Çanakkale Vali
Yardımcısı Bekir Sıtkı Dağ, Çanakkale
Zaferi'nin 100. yılı kapsamında kente Piri
Reis Müzesi ve Araştırma Merkezi kuracaklarını söyledi.
Dağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Vali Ahmet Çınar'ın Sağlık Bakanlığından
müze olarak değerlendirilmek üzere Hudut
ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne ait
Çanakkale'deki binayı istediğini söyledi.
Bakanlığın bu talebe olumlu yanıt
verdiğini ifade eden Dağ, "Binanın tesliminden sonra Gelibolulu olduğu bilinen Piri
Reis için Çanakkale'de müze ve bir araştırma merkezi kurma çalışmalarına hemen
başladık. Dünyada Piri Reis adına müze ve
araştırma merkezi bulunmuyor" dedi.
"Denizin kenarında, kendi memleketinde,
eski bir binada şehrin merkezine" Piri Reis'i
yaşatacak bir merkez yapmaya çalıştıklarını
dile getiren Dağ, şöyle konuştu:
"Sağlık Bakanlığı, Çanakkale
Savaşları'nın 100. yılı dolayısıyla bina verdi
biz de Çanakkale'ye 100. yıl hediyesi olarak
Piri Reis Müzesi ve Araştırma Merkezi'ni
kazandırıyoruz. Kütüphanelerden Piri Reis
ile ilgili kitaplar, haritalar temin edilmeye
başlandı. Piri Reis ile ilgili yayınlanmış yerli
ve yabancı bütün eserler temin edilecek.
Gemi maketleri sergisi olacak. Sizi geminin
içinde hissettirecek bir simülasyon bulunacak."
Dağ, çocuklar için eğlence haline getirilmiş öğrenme odaları yapılacağını
belirterek, binanın en alt katında kafe de
bulunacağını söyledi.
Yaklaşık 280 bin liraya mal olacak müze
ve araştırma merkezini yıl sonuna kadar
açmış olacaklarını ifade eden Dağ, Ticaret
ve Sanayi Odasınca kurulan bir Piri Reis
Müzesi'nin bulunduğunu ancak yeni
yapılanın daha kapsamlı olacağını anlattı.
İnteraktif müzecilik anlayışıyla tasarlanan
merkezin, Piri Resi'in özellikle çocuklara
öğretilmesi, gelecek nesillere daha doğru
aktarılması adına önemli görev üstleneceğini vurgulayan Dağ, "Ayrıca kente Çanakkale
Savaşları Araştırma Merkezi yapılması da
gündemde. Özel İdare tarafından mimari bir
yarışma yapılıyor. Yarışma birincisine göre
mimarisi şekillenecek" diye konuştu.
(AA)
ISSN 1308-7622
Yıl: 45
Sayı: 15127
27 Mart 2015
Cuma
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi:
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bil. Med. Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına
Ahmet Serkan Küçük
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
5 bin yıllık antik kentte
yok olma tehlikesi
TURİZM
Van Gölü sahilindeki 5 bin yıllık antik kentin, koruma altına alınmadığı
takdirde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı belirtildi.
BİTLİS - Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ)
Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü
Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Demirtaş,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 bin yıl
önce yerleşim alanı olarak kullanılan ve bir
dönem Doğu Anadolu Bölgesi'nde hüküm
süren Urartu Krallığı'na da ev sahipliği
yapan Van Gölü sahilindeki antik kentin,
1986 yılında Kültür Bakanlığı tarafından
tescillendiğini anlattı.
Günümüzde bir bölümü toprak altında,
geri kalanı ise gölün içinde bulunan antik
kentin, bir şehir ve yerleşim biriminin bütün
izlerini bünyesinde barındırdığını vurgulayan Demirtaş, Tatvan'ın tarihini yansıtan
alanın, kaçak kazı yapanlardan ve ticar
emelleri için kullanmak isteyenlerden
korunması gerektiğini söyledi.
Demirtaş, bu anlamda, gerek Van Kültür
ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun
gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın
alanın turizme kazandırılması için harekete
geçmesi gerektiğini bildirerek, şöyle
konuştu:
"Tatvan'da, ilçenin tarihi olmadığına dair
bir yanılgı var. Halbuki bilinenin aksine
Tatvan, 5 bin yıllık tarihe sahip bir ilçemiz.
Bitlis'in yanı başında olması da bunu ispat
ediyor. Geçmişi Bitlis kadar görkemli
olmasa da yapılan araştırmalarda M.Ö. 3
bin yıllarına dayananan çok sayıda buluntu
elde eldildi. Ayrıca ilçede iki antik kent var.
Bunlardan biri Şahmiran köyünde diğeri ise
şu an plaj olarak kullanılan Van Gölü
sahilindedir. Resmi kaynaklarda ve yazışmalarda da buraları 'Tatvan Antik Kenti'
olarak geçiyor. Kayaların üzerine oyulmuş
nişler, geometrik şekil, işaret ve resimler
var. Bu bulgular antik kent denildiğinde ilk
akla gelen özelliklerdir ve bütün bunlar
1986 yılında tescillenmiş."
Geçmiş yıllardaki araştırmalarda, Van
Gölü sahilindeki alanda, kayaların oyulmasıyla yapılan odalar ile çok sayıda arkeolojik kalıntı bulunduğuna değinen
Demirtaş, tandır ve silo gibi mahsen görevi
gören onlarca yapının ise aradan geçen
süre zarfında toprak altında kaldığını ifade
etti. Demirtaş, yapılacak kazı çalışmasıyla
antik kentin tamamen ortaya çıkacağını
bildirerek, "Buradaki şehir resmi kazılarla
ortaya çıkarıldığında sadece Tatvan ve
Bitlis'in değil Türkiye'nin çehresi değişecek. Burası dünyanın ilgi odağı haline gelecek" dedi.
Antik kentin bulunduğu alanın koruma
altında olmaması nedeniyle büyük oranda
tahrip edildiğine dikkati çeken Demirtaş,
şöyle devam etti:
"Alanı imara açmak, burada tatil köyü
Kato Dağı turizme kazandırılacak
VAN -Van'ın Çatak ile Siirt'in
Pervari ve Şırnak'ın Beytüşşebap
ilçeleri arasında bulunan Kato Dağı,
çözüm sürecinin ardından hemen her
hafta sonu dağcı ve fotoğrafçıları ağırlıyor.
Yaşanan terör olayları nedeniyle
uzun yıllar güvenlik gerekçesiyle
yasaklanan Doğu ve Güneydoğu
Anadolu bölgesindeki birçok alan,
çözüm sürecinin etkisiyle turizme
kazandırılıyor. Özellikle Van, Ağrı,
Hakkari, Bitlis, Siirt, Şırnak gibi dağlık
arazilere sahip illerde "gizli cennet"
olarak adlandırılan kanyon, vadi, dağ,
yayla, mağara ve tarihi yapılar, son yıllarda dağcılar tarafından keşfedilip
yeni rotaların bulunmasıyla turizmin
gözde mekanları arasındaki yerini aldı.
Uzun yıllar terör olaylarının
yaşandığı Çatak, Pervari ve
Beytüşşebap ilçeleri arasındaki Kato
Dağı da çözüm sürecinden nasibini
alan yerlerin başında geliyor.
El değmemiş doğanın yanı sıra
kanyon ve mağaraları görmek isteyen
dağcı ve fotoğrafçıların uğrak yeri
haline gelen Kato Dağı, hemen her
hafta sonu çok sayıda kişiyi ağırlıyor.
Keşfedilmemiş güzellikleri görmek
için Kato Dağı'na etkinlik düzenleyen
Vadi Doğa Sporları Kulübü ile Arama
Kurtarma Ekoloji Derneği (NASSAR)
üyeleri de Çatak'ın Balan
Mahallesi'nden başlattıkları programla
çok sayıda alanı görme imkanı buldu.
yapmak, sondajla su çıkarmak isteyenler
var. Ayrıca define avcıları da yaptıkları
kazılarla alana büyük zarar veriyor. Antik
kentin bulunduğu alandaki tahribatın durdurulması için ortak proje hazırlanarak
koruma altına alınması gerekiyor. Tarihimiz
ve geleceğimiz yok ediliyor. Bunlara sahip
çıkamazsak, geleceğimize de sahip çıkamayız. Buranın imara açılması belki 3-5
kişiye fayda sağlar. Ancak bu antik kentin
korunması Tatvan'a, bölgeye ve ülkeye
fayda sağlar. Bu nedenle burada kapsamlı
bir çalışma yapılması ve tahribatın önlenmesi gerekiyor."
Demirtaş, Van Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 2010
yılında alanda inceleme yapıldığını ve söz
konusu bölgenin "birinci derecede arkeolojik sit alanı" olarak kayıt altına alındığına
işaret ederek, aynı kurulun 2011 yılında
gerçekleştirdiği çalışmada ise "arkeolojk sit
alanı değil, doğal sit alanı" olduğu
yönünde karar verdiğini kaydetti.
2011 yılında hazırlanan raporun gerçeklik payı bulunmadığını savunan Demirtaş,
kendisinin bir süre önce yaptığı incelemelerde bulduğu arkeolojik kalıntıları kamera
kaydıyla belgelediğini ve istenildiği
takdirde bunu kurulla paylaşabileceğini
sözlerine ekledi. (AA)
27 Mart 2015 Cuma
TFF Müzesi, Türk futbol tarihine ışık tutuyor
İSTANBUL - Yusuf Ziya
Öniş başkanlığında 1923 yılında Futbol Heyet-i Müttehidesi
adıyla kurulan Türkiye Futbol
Federasyonu'nun (TFF) müzesi Riva'da kuruldu.
Yıldırım Demirören başkanlığındaki TFF'nin 450 günde
tamamlayarak hizmete sunduğu Hasan Doğan Milli Takımlar
Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde
oluşturulan müze, Türk futbolu ve özellikle milli takımlar
"Atlarla dans"ın kraliçesi: Lina
tarihinin anlatımı için önemli
bir görsellik sunuyor.
TFF Yönetim Kurulu Üyesi
Cengiz Zülfikaroğlu'nun yönetiminde gerçekleştirilen, Türk
futbolunu bugünlere taşıyanları, yeni nesillere anlatmak
adına önemli bir misyon üstlenen müzede, fotoğraflar,
kupalar, formalar, şiltler, plaketler, madalyalar ve özel
eşyalar sergileniyor.
(AA)
At terbiyesinde Türkiye'ye ilk birinciliğini kazandıran Lina Uzunhasan, olimpiyat madalyası hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor.
ANKARA - At terbiyesinde en iyi ülkelerin
yarıştığı Uluslararası Roosendaal CDI Yarışları'nda
elde ettiği başarıyla adını Türk dresaj tarihine altın
harflerle yazdıran Uzunhasan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hedefinin olimpiyat şampiyonluğu
olduğunu söyledi.
Çalışmalarını aksatmadan sürdürdüğünü anlatan Uzunhasan, "Ülkeme bir olimpiyat şampiyonluğu kazandırmayı çok arzuluyorum. Bunun için
çok çalışıyorum" dedi.
At terbiyesini, binicinin, istediği hareketleri ata,
doğasına en uygun ve en iyi şekilde yaptırması
olarak tanımlayan Uzunhasan, "Hayvanlara olan
sevgim ilk olarak köpeklerle başladı. Yürümeyi
köpeklerle öğrenmişim. 4-5 yaşlarında dedem
beni poni atlara binmeye götürürdü. Biniciliğe
atlama branşıyla başladım ancak 8 yaşımda bana
verilen poni, her engelde duran bir poniydi. Böyle
olunca ailem, düşüp sakatlanmamdan korktu ve
beni dresaja yönlendirdi" diye konuştu.
Zamanla dresaj branşının zarafetini ve mükemmeliyetçi yanını keşfettiğini kaydeden milli sporcu,
şöyle devam etti:
"Dresaj oldukça zor bir branş. Ben de çok
azimli ve hırslıyım. Okulumda da 90 ve üzeri not
ortalamasıyla onur tabelasında yer alıyorum.
Dresajı öğrendikçe bana ne kadar uyun olduğunu
gördüm ve gittikçe daha çok sevdim. Dresaj, binicinin, istediği hareketleri ata, doğasına en uygun
ve en iyi şekilde yaptırmasıdır. Buna atla dans da
denilebilir. Binicilikte en önemli nokta, at ile aradaki bağdır. Atla çalışma ahırda başlar. Birbirinizi
tanıma ile başlayan bağ, ona bakım yapmanız,
yemek vermeniz gibi rutin işlerle güçlenir."
Ekip çalışmasının önemine değinen
Uzunhasan, atın da bir atlet olarak görülüp, kaslarının doğru gelişip doğru kullanılmasının sağlanması gerektiğini vurguladı. Bir ilişkinin gerektirdiği
güven, sevgi, saygı, aradaki elektrik gibi şeylerin,
atlarla ilişkide de önemli olduğunu dile getiren
Uzunhasan, birçok binicinin, "sevgilisi" olarak
tanımladığı atla, daha ilk buluşmasında o elektriği
yakaladığını ve büyük başarılara imza attıklarını
söyledi.
Çalışma bölümünün saygı gerektirdiğini belirten genç binici, "Atı bu sefer bir arkadaş, sevgili
olarak görmekten çıkarıp bir ortak, atlet, öğrenci
olarak görmek gerekir. Bazı usta atlarda durum
tersine döner, siz öğrenci o ise eğitmen olur.
Normal şartlarda haftada bir gün hariç her gün
düzenli antrenman yapılmalıdır" diye konuştu.
(AA)
"Şifo Mehmet" de
Erciyesspor'a
çare olamadı
KAYSERİ- Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor'da
teknik direktörlükten istifa eden Mehmet
Özdilek, Kayseri temsilcisinde görev yaptığı 9
maçlık periyotta beklenen başarıyı gösteremedi.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre,
Kayseri Erciyesspor'da Uğur Tütüneker'in görevinden istifa etmesinin ardından 10 Ocak'ta
teknik direktörlük koltuğu "Şifo Mehmet"
lakaplı Mehmet Özdilek'e emanet edildi.
Bülent Korkmaz ve Uğur Tütüneker döneminde Erciyesspor'un aldığı başarısız sonuçların ardından "kurtarıcı" olarak teknik direktörlüğe getirilen "Şifo Mehmet", Kayseri temsilcisinde görev yaptığı kısa sürede hedeflenen başarıya ulaşamadı. (AA)
Cavcav’dan Emenike ve Emre’ye eleştiri
ANKARAGençlerbirliği
Kulübü Başkanı
İlhan Cavcav,
Fenerbahçeli futbolcular Emmanuel
Emenike ve Emre
Belözoğlu'nun,
derbi maçtaki tavırlarını doğru bulmadığını söyledi.
Cavcav, Spor
Toto Süper Lig'in
24. haftasında
oynanan
FenerbahçeBeşiktaş derbisinde
yaşanan istenmeyen olayları, AA
muhabirine değerlendirdi.
Fenerbahçe'nin
Nijeryalı futbolcusu
Emenike'nin, taraftarların tepkisi üzerine formasını çıkartıp oyun alanını terk
ettiğini hatırlatan
Cavcav, uzun yıllar
futbolun içinde yer
almasına rağmen
böyle bir olaya
daha önce hiç
tanıklık etmediğini
ifade etti.
Cavcav,
Emenike'nin davranışını yanlış buldu-
ğunu dile getirerek,
"Taraftar, lehte de
aleyhte de bağırır.
Emenike'nin bunu
olgunlukla karşılaması lazım.
Profesyonel bir iş
yapıyorsun. Milyon
avroları alırken iyi
de iyi oynamadığın
zaman seyircin seni
ıslıkladığında kötü
mü?" diye konuştu.
İlhan Cavcav,
saha içindeki bazı
olaylarla ismi anılan
Fenerbahçe ve A
Milli Futbol Takımı
kaptanı Emre
Belözoğlu'nu da
sükunete davet etti.
Emre'nin derbi
maçtaki hareketlerini tasvip etmesinin
mümkün olmadığını
vurgulayan Cavcav,
"Yaptıkları hiç hoş
şeyler değil. Daha
sakin olmalı. Ancak
başımızda Türkiye
Futbol Federasyonu
var. Tahmin ediyorum ki Federasyon
bu konuda değerlendirmeyi yapar"
ifadesini kullandı.
Trabzonspor, yabancı
oyuncularından tam
faydalanamıyor
TRABZON - Spor Toto Süper Lig'de kadrosuna 26 futbolcu katarak transfer rekortmeni olan Trabzonspor, özellikle ligin son haftalarında yabancı futbolcularını tam olarak kullanamadı.
Ligde uygulanan 5+3 yabancı kuralından
tam olarak faydalanamayan bordo-mavili
takım, son 10 maçta 1 kez ilk 11'de 4 yabancı oyuncuyla sahaya çıktı. Karadeniz ekibinde, 4 kez 3 yabancı oyuncu, 4 maçta 2
yabancı, 1 kez de 1 yabancı oyuncu ilk 11'de
görev yaptı.
Kadrosunda 7 yabancı oyuncu bulunduran
bordo-mavili takım, Afrika Uluslar Kupası,
sakatlıklar, cezalılar, kadro dışı nedeniyle son
10 haftada 5 yabancı oyuncuyla ilk 11'de
sahaya çıkamadı. En son ligin 15'inci haftasındaki Eskişehirspor maçında ilk 11'de 5
yabancı oyuncu bulundurma hakkının tamamını kullanan Karadeniz ekibi, daha sonraki
süreçte bu sayıya ulaşamadı.
Trabzonspor'da ligin son 10 haftasında en
fazla ilk 11'de forma giyen yabancı oyuncu
Cardozo oldu. (AA)
27 Mart 2015 Cuma
Yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği Bosna
Savaşı'nda, taşıdıkları önemli mesajlarla hayat
kurtaran posta güvercinlerine bugün eskisi
kadar değer verilmiyor.
Savaşın hayat kurtaran
posta güvercinleri şimdi
yarışmalar için eğitiliyor
SARAYBOSNA - VESNA BEŞİÇ
- Halk arasında "asker güvencin"
olarak da bilinen posta güvercinleri,
tarihin farklı dönemlerinde uzak
mesafelere gönderilen mesajları taşımakta kullanıldı. Özellikle savaş
dönem-
lerinde askeri mesajların taşınmasında faydalı olan bu güvercinler, çoğu
zaman insanların hayatlarını kurtarmalarını sağladı.
İletişim imkanlarının
sınırlı olduğu Bosna'daki savaşta
da posta güvercinlerini önemli işlere
imza attı. Düşman mevzilerinden
fark edilmeden geçebilen bu
güvercinler, ulaştırdıkları mesajlarla onlarca insanın hayatını kurtardı.
Savaşın sona ermesi ve
teknolojideki hızlı gelişmeler
nedeniyle, artık hayati mesajlar
taşımayan ve genellikle çeşitli
yarışmalar için eğitilen bu
güvercinler, birçok insan tarafından unutuldu.
Saraybosna'nın en eski
güvercin yetiştiricilerinden 74
yaşındaki Ramiz Recep, güvercin
yetiştirmeye çocuk yaşta
başladığını ve askerdeki iki
yılının dışında, hayatını güvercinlerle geçirdiğini anlattı.
İlk zamanlarda "taklacı"
güvercinlerle ilgilendiğini ancak
1970'li yıllarında ardından
posta güvercinleri yetiştirmeye
başladığını anlatan Recep,
"Posta güvercinleri telefonun,
Eski piyango biletleri
koleksiyonerlerin gözdesi
İkramiye kazanmak
için birçok kişinin
rüyalarını süsleyen
piyango bileti, koleksiyonerler içinse farklı
bir anlam ifade
ediyor.
ANtAlYA - HÜSEYİN kANBER Koleksiyon bir tutkudur... İnsanı
bilmediği bir dünyaya götüren ve
uzun süre gezdiren... Birçok meslekten insan günümüzün iş stresi başta
olmak üzere çeşitli sorunlardan bir
süreliğine de olsa kurtulmak için
koleksiyon yapmayı tercih ediyor.
Tablo, eski belge, para, pul ve
daha niceleri... İşte bunlardan biri de
eski piyango biletleri. Birçok insan
günümüzde 10 günde bir yapılan ve
ikramiye çıkması için büyük hayallere
kapıldığı Milli Piyango biletini özenle
saklarken, bazıları da ikramiyenin değil,
çekiliş günü geçmiş biletin peşinde
koşuyor.
Onlardan biri de antika işleriyle
uğraşan koleksiyoner Barış Albayrak.
AA muhabirine açıklamalarda bulunan Albayrak, antika işleriyle uğraşması
nedeniyle para, jeton, pul başta olmak
üzere çeşitli koleksiyonlar yaptığını
söyledi. Yıllar önce bir gün yaşlı bir
teyzenin vefat eden eşinden kalma
piyango biletleri getirdiğini ifade eden
Albayrak, "Bu biletlerin üzerinde bulunan resim ve çizimlerin görsellikleri beni
çok etkiledi. Bir anda diğer koleksiyonlardan vazgeçerek piyango bileti koleksiyonu yapmaya karar verdim" dedi.
Bilet toplamak için araştırma yapmaya başladığı bir dönemde aldığı
Osmanlıca kitabın içinden ilk Türk
piyango biletine tesadüfen ulaştığını
anlatan Albayrak, 19 Nisan 1926 tarihli
ve Osmanlı Türkçesi ile hazırlanmış
biletle Teyyare Piyangosu denilen ilk
piyango biletlerini toplamaya
başladığını kaydetti.
Albayrak, 1960-1970 yılları arası biletleri bulmanın çok zor olduğunu,
ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemlerde çıkan biletlerin çok azının
günümüze ulaştığına dikkati çekti.
Kendisinin 10 yıldan bu yana bilet
topladığını belirten Albayrak,
"Koleksiyonumda 5 bine yakın bilet
bulunuyor. Piyango bileti koleksiyonerleri son dönemlerde arttı. İnsanlar
normalde Milli Piyango biletini ikramiye
çıksın diye alır. Biz koleksiyoncular ise
ikramiyenin değil, biletin peşindeyiz. Bu
da farklı bir duygu" diye konuştu.
Albayrak, yakın tarihli piyango biletlerinin 10-300 lira arasında satılabildiğini, Osmanlı dönemi biletlerinin ise binbin 500 lira arasında alıcı bulduğunu
bildirdi.
Albayrak, son dönemlerde insanların
eski biletlere karşı büyük ilgisinin oluşmaya başladığına işaret ederek, "Son
yıllarda eski Milli Piyango biletlerine
talep çok arttı. Koleksiyonerlerin dışında
eşine, dostuna, arkadaşına ilginç bir
hediye almak isteyenler de doğum
günü veya o güne yakın tarihli eski
biletleri alıyor" şeklinde konuştu.
Türkiye'de piyangonun 19 Nisan
1926'da eski Türkçe olarak yayınlanan
Teyyare Piyangosu ile başladığını
bildiren Albayrak, piyango biletlerinin 11
Şubat 1929'dan sonra Latin harfleriyle
çıkmaya başladığını, 11 Kasım 1935'te
de Teyyare Piyangosu'nun adının Türk
Hava Kurumu Büyük Piyangosu olarak
değiştirildiğini ifade etti.
Milli Piyango'nun Türk insanın hayatına 11 Kasım 1939'da girdiğini dile
getiren Albayrak, ilk Milli Piyango biletlerinin eski Teyyare Piyangosu biletleri
üzerlerinin sürsajlanarak (belgenin
üzerindeki bazı yazıların kapatılması)
satışa sunulduğunu, ilk resimli Milli
Piyango biletinin de 19 Mayıs 1940'daki
çekilişle hayatımıza girdiğini belirtti.
(AA)
faksın, internetin olmadığı dönemlerde mesaj getirip götürüyor, kimi
zaman götürdükleri mesajlarla insanların hayatlarını kurtarıyordu.
Bugünse bu güvercinler sadece
yarışmalar için yetiştiriliyor" diye
konuştu.
BİN kİlOmEtRE uÇuYORlAR
85 güvercini bulunan Recep,
Bosna Hersek'in yanı sıra yurtdışında
Hırvatistan ve Çek Cumhuriyeti'nde
düzenlenen çeşitli yarışmalara
katıldıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Bu son derece pahalı bir spor.
Güvercinleri yarışmanın yapılacağı
yere götürebilmek için kamyona
ihtiyacınız var. Öte yandan, güvercinlerin yanı sıra diğer gerekli malzemel-
erle yarışmanın yapılacağı ülkelere
giderken de vize alma sorunuyla
karşılaşıyoruz."
Bir diğer posta güvercini yetiştiricisi Rusmir Pepelyak da sahip
olduğu 25 posta güvercini ile yurtiçi
ve yurtdışındaki çeşitli yarışmalara
katılıyor, bu yarışmaları organize
ediyor.
Güvercinlerin uzun mesafe yarışmalarında bin, kısa mesafe yarışmalarında ise 150 kilometre uçtuklarını aktaran Pepelyak, kimi zaman
güvercinlerinin geri gelmediğini de
söyledi.
Bosna Hersek genelinde, yüzün
üzerinde posta güvercini ve 35
civarında ilgili dernek bulunuyor.
Posta güvercinlerinin fiyatlarının kimi
zaman 250 bin avroya kadar çıktığı
ifade ediliyor. (AA)
Van kedileri için
“özel ev” yaptırdı
VAN - ALİ İHSAN
ÖZTÜRK - Vanlı iş
adamı Erdal Binici,
kentin en önemli değerlerinden biri olan Van
kedilerinin neslinin
korunması için 30
kedinin barındığı özel
bir ev oluşturdu.
Van Kalesi yakınlarında kurduğu atölye ile
Urartu medeniyetinin
unutulmaya yüz tutmuş
gümüş işleme sanatına
hayat veren iş adamı
Binici, dünya üzerinde
saflığını koruyabilmiş,
melezleşmemiş canlıların başında
gelen Van Kedisi'nin neslinin korunması konusunda yürütülen çalışmalara katkı sunmayı amaçlıyor.
Bu kapsamda iş yerinin
bahçesinde özel bir kedi evi kuran
Binici, sokaklardan ve çeşitli yerlerden topladığı 30 kedinin bakımını
burada yapıyor.
Cana yakınlığı, beyaz, ipeksi
kürkü, aslan yürüyüşü, uzun ve
kabarık kuyruğu, farklı renkteki gözleri ve suya olan düşkünlüğüyle
gerek kentin gerekse Türkiye'nin en
önemli canlı kültür varlığı arasında
yer alan Van Kedisi ırkının korunarak
gelecek nesillere aktarılması gerektiğine inanan Binici, yıllar önce her
evde bir Van Kedisi beslendiğini
ancak bu kültürün günümüzde
yaşatılamadığını söyledi.
Binici, Van'a gelen turistlerin de
ilgi odağı olan Van kedilerinin
Yüzüncü Yıl Üniversitesi tarafından
yürütülen çalışmayla koruma altına
alındığını ancak vatandaşların da bu
konuda sorumluluk üstlenmesi
gerektiğini vurgulayarak, şunları
ifade etti:
"Turizmle uğraşan aynı zamanda
kedileri çok seven bir aileyiz.
Kentimizin en önemli değeri olan
Van kedilerinin de mutlaka turizmin
içinde yer alması gerektiğini
düşünüyoruz. Bu nedenle atölyemizin ön kısmında misafirlerimizin de
ziyaret edebilmesi için özel bir kedi
evi oluşturduk. Neslinin korunmasına katkı sunmak için bunu yaptık.
Van'ın en büyük değerinin Van'da
kalması gerektiğine inanıyoruz.
Önceki yıllarda her evde mutlaka bir
Van Kedisi bulunurdu ama şimdi
yok. Biz bu kültürün canlanması için
evlerinde beslemek isteyen vatandaşlara ücretsiz kedi verebiliyoruz."
Van kedilerinin neslini korumanın
yanında sokakta yaşamalarına
imkan verecek koşulların oluşturulmasını sağlamak istediklerini anlatan Binici, "Van kedileri nesli tükenme tehlikesi yaşadığı için koruma
altına alındı. Bu nedenle dışarıya
çıkarılmalarına izin verilmemeli ve
bu konuda gereken önlemler alınmalıdır. Van Kedisi bizim değerimizdir ve burada kalmalıdır. Şu anda
30 kedimiz var ve bunlardan 20
tanesi hamile. Onların doğmasıyla
buradaki sayı da artacaktır" diye
konuştu. (AA)
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
2 732 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content