close

Enter

Log in using OpenID

anadolu yıldızlar ligi

embedDownload
2 0 1 4
E K İ M
E Y L Ü L
YAŞAM STİLİ DERGİSİ
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 81
Denizli’de ticaretin kalbi;
Kaleiçi
Çarşısı
Röportaj
Özlem ÇERÇİOĞLU
Aydın Belediye Başkanı
Kırmızı su, nam-ı diğer;
Karahayıt
Kurban Bayramı
Gezi; Tripolis
Uzak Diyarlar; Uludağ Zirvesi
Güney Şelalesi
Işıklı Gölü
Denizli Yatağan Bıçağı
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 82
Reklam
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 1
Geçmişten ders alıp,
geleceği planlıyoruz...
Abidin
PEKDEMİR
1961 yılında Acıpayam ilçesi, Alaattin kasabasında çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğdum.
Ailemin hayvancılık, tarım ve tütüncülük işlerine yardım ederken bir taraftan da daha ilkokul çağımdayken macun, çamaşır
sodası vb. ev ürünleri satarak küçük çaplı ticari faaliyetlerde bulundum.
Sonrasında ticaretten aldığım keyifle çiftçilikle uğraşan rahmetli babamı da ikna ederek sebze, meyve yetiştirip pazarlarda
satmaya ve traktörle çevre kasabalara giderek pazarcılık yapmaya başladım.
1979 yılında Alaattin kasabasında bakkal dükkanımızı açarak ticari faaliyetlerimi bir aşama daha yükselttim. Ancak içimde her
zaman Denizliye gelerek bu işi şehirde yapma isteği vardı ama önümde askerlik görevi olduğu için bu isteğimi sonraya ertelemiştim.
1981-1982 yıllarında vatani görevimi tamamlamamla birlikte babama Denizliye gitmek istediğimi, bu işi orada yapmak istediğimi
söylediğimde rahmetli babam sert bir çıkış yaptı, göndermek istemedi. Konuşarak babamın rızasını aldım. Eşimi, iki çocuğumu
alarak Denizliye geldim.
1984 yılında Saltak Mahallesinde küçük bir şarküteri-market ile Denizlide işe başladım. Sosyal hayatımıza, aile hayatımıza,
kendimize vakit ayırmanın ne demek olduğunu hiç düşünmeden, tüm benliğimizle eşim ve ben kendimizi işimize adadık.
İşimiz bizim için hep öncelikli oldu. Tüm gayretimiz, tüm tasarrufumuz işimiz üzerine oldu. Allah’a sonsuz şükürler olsun ki
hizmetkarı olduğumuz müşterilerimiz, dostlarımız, tedarikçilerimiz Denizli halkına yakışır şekliyle bu hizmete, bu gayrete sahip
çıktılar.
İlerleyen yıllarda şubeleşen Pekdemir soyadı bugünkü marka haline gelmiş oldu.
Rahmetli babamın,hiç unutmadığım bir sözü vardır; “Devletsiz millet, milletsiz devlet olmaz” derdi. Sen bu millete hizmet eder,
harama-helale dikkat edersen kazanırsın, kazandığının vergisini, zekatını verirsen devlet de sana her daim sahip çıkar diye
öğütlerdi.
Değerli dostlar, sözlerimin sonuna gelirken; en başta beni yetiştiren, bana vazgeçilmez değerlerimizi aşılayan değerli annemi
ve babamı rahmet ve şükranla anıyorum. Yıllardır yürüdüğüm hayat yolunda beni hep destekleyen ve hiçbir zaman yalnız bırakmayan
eşime de özel teşekkürlerimi sunuyorum. Bu emaneti ve hizmet yarışını daha ileriye taşımak için çalışan çocuklarıma da teşekkür
ediyorum.
Ve tabiî ki iş hayatımda emeklerini esirgemeyen çalışma arkadaşlarımıza, tedarikçilerimize ve bunlara sahip çıkarak teveccüh
gösteren kadirşinas Denizli halkına, dostlarımıza ve müşterilerimize içten teşekkür ve saygılarımı sunuyorum.
Abidin PEKDEMİR
Eylül - Ekim 2014
1
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 2
İÇİNDEKİLER
01
Yönetimden
04
Başlarken
06
Bizden Haberler
08
Tedarikçilerimizden
16
Gezi Rehberi
22
Doğal Kaynaklar
26
Eskimeyen Değerler
30
İlçelerimizden
38
Tarihi Mekanlar
Abidin PEKDEMİR
Yusuf YILDIRIM
Teknoloji Kampı Projesine sponsor olduk.
Röportaj
Özlem ÇERÇİOĞLU
Aydın Belediye Başkanı
Çıtır Ekmek
Tripolis
Jeotermal Enerji
Yatağan
Bıçakları
Çal
Germiyanoğulları
Hamamı
42
Denizli’den
56
Denizli’den
Lezzetler
68
Sağlık
Kaleiçi Çarşısı
Uyuşturucu
Madde Bağımlılığı
Zirve Tırmanışı
Evliya Çelebinin seyahatnamesinden
36
Uzak
Diyaralar
günümüze kalan bu cümle aslında hala
geçerliliğini sürdürüyor. Sırtımızı yasladığımız
Uludağ, eteklerinde ki suları bizlere cömertçe
armağan ediyor.Peki bu kadar su Bursa ovasına
nereden ve nasıl geliyor? Türkiyenin köklü su
firmalarının hemen hemen hepsinin üzerinde
ki etikette Uludağın zirvesinden ibaresi yer alır.
Eylül - Ekim 2014
12
Denizli’de Gezi
34
Dini Günler
Karahayıt
Tahinli Pide
Uludağ
2
10
Kurban Bayramı
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 3
Reklam
Eylül - Ekim 2014 3
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 4
01
2 AYLIK YAŞAM STİLİ DERGİSİ
Eylül - Ekim 2014
YIL1 • SAYI 4
İmtiyaz Sahibi
Yusuf YILDIRIM
Satınalma Direktörü
adına
Adnan PEKDEMİR
Merhaba,
yazı işleri müdürü
Ergün ERÇETİN
Sahip olduğu değerlerle Denizli’nin sosyal, ekonomik, tarihi ve turistik varlıkları ile sadece
ülkemizin değil, Dünyanın sayılı kentleri arasında olduğunu düşünüyorum.
editör
Ali İhsan SÜNGÜ
karşılaşıyor ve hem daha fazla hayran kalıyorum, hem de ‘‘bu güzellikleri daha önce neden
basın danışmanı
Yusuf YILDIRIM
reklam müdürü
Fırat KOSTAK
mali işler
Göksel ONGUN
hukuk danışmanı
Nilgün HOÇEK
yönetim yeri
PEKDEMİR ÇİFTLİĞİ
BÜYÜK MAĞAZACILIK
SAN ve T.A.Ş.
Saraylar Mah. 498 Sok.
Mertsoy İşhanı No:3 K:3
Bayramyeri / Denizli
Tel: 0258 261 47 47
Faks: 0258 261 77 70
yayına hazırlık
Mai Reklam
Oruç Reis Mah
Giyimkent 4. Sok.
No95 Esenler-İstanbul
Tel: +90 212 493 00 71
Fax: +90 212 493 00 78
www.maireklam.com
[email protected]
baskı
Milsan A.Ş.
yayın türü
2 aylık yerel süreli yayın
Dünya Kenti Denizli’de Yaşamak...
Denizli’nin hangi ilçesine giderseniz gidin, mutlaka çok eski ve büyük medeniyetlerin izleriyle
bilmiyormuşum’’ şeklinde şaşkınlık yaşıyorum. Yerli ve yabancı yüzbinlerce insanın bu güzellikleri
yerinde görüp, keşfetmek için Denizliye gelişinin, yaşadığımız bu güzide kentin sahip olduğu tarih
ve kültürel önemin en güzel göstergesi olduğunu düşünüyorum.
Dokuma ürünlerinden şifalı sularına, travertenlerden antik şehir kalıntılarına, çok çeşitli tarım
ürünlerinden pek çok ulaşım yolunun merkezinde oluşuna kadar farklı özellik ve güzellikleri
bünyesinde barındıran Dünya Kenti Denizli’de yaşıyor olmak (burada doğup büyümüş insanlar, çok
farkında olmasalar da) kesinlikle bir ayrıcalık.
Bakış Dergisi ve satınalma ekibinin yeni misyonu;
Dördüncü sayısını okuduğunuz dergimizi Pekdemir satınalma ekibi olarak hazırlıyoruz. Her sayıda
çeşitli sayfaların hazırlanmasında emeği olan ekip arkadaşlarımdan bahsetmezsem, onların emeklerine
hakettiği değeri vermemiş olurum.
Önceki sayılarımızda Denizli Valimiz Sn. Abdülkadir DEMİR ve Denizli Büyükşehir Belediye
Başkanımız Sn. Osman ZOLAN ile röportaj gerçekleştirmiş olan non-food satınalma yöneticimiz Sezer
ŞAHİN, bu sayı için de Aydın Belediye Başkanımız Sn. Özlem ÇERÇİOĞLU ile röportaj yaptı.
Gaziantep’te Bizce Yağları fabrikasını ziyaret eden kuru gıda satınalma yöneticimiz Hamdi BOZAN,
bu ziyaretini ve izlenimlerini bizimle paylaşırken, içecek katagori yöneticimiz Hasan BATBAY tedarikçi
firmalarımızdan Can Meşrubat’ı ve şarküteri satınalma yöneticimiz Şevket KIRDÖK yine firmalarımızdan
Aynes’i kaleme aldı.
En uygun şartlarla en kaliteli ürünleri alıp, satmak dışında yeni bir sektördeki olağanüstü
çabalarından ve desteklerinden dolayı satınalma ekibime bir kez daha teşekkür ederken, bu derginin
‘‘ kalitenin ve ucuzluğun kalesi’’ olan Pekdemir Çiftliği’nin müşteri memnuniyetine verdiği önemin
bir kanıtı olduğunu bir kez daha ifade eder, dergimiz ile ilgili her türlü görüş ve yorumlarınızı
[email protected] adresine beklediğimizi hatırlatırım.
Pekdemir Çiftliği dünyasına tekrar hoş geldiniz. Saygılarımla...
dergimizde yayınlanan yazı
ve fotoğraflar yayıncının
izni olmadan, kaynak
belirtilmeden tam veya
özet alıntı yapılamaz.
yayınlanan yazılardan
yazı sahibi sorumludur.
4
Eylül - Ekim 2014
Dilber DENİZ
Kozmetik Satınalma
Yöneticisi
Hamdi BOZAN
Kuru Gıda Satınalma
Yöneticisi
Hasan BATBAY
İçecek Satınalma
Yöneticisi
Osman KOCAAYAN
Temizlik Satınalma
Yöneticisi
Sezer ŞAHİN
Non-Food Satınalma
Yöneticisi
Şevket KIRDÖK
Şarküteri Satınalma
Yöneticisi
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 5
Torku
Eylül - Ekim 2014 5
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 6
BİZDEN HABERLER
Pamukkale Üniversitesi’nin Düzenlediği Teknoloji
Kampı Projesine Sponsor olduk...
Oyun tasarımı &
Geliştirme
Çocuklar bu
atölyede;bugüne
kadar oynadıkları
video oyunlarını
yaratıcı fikirlerle
geliştirmeyi
öğrendiler.
Kampüste Hayat
Amaç çocukların
Pekdemir Çiftliği Ailesi olarak eğitime destek vermeye devam
sosyal, katılımcı,
ediyoruz. Pamukkale Üniversitesi’nin ortaokul çağındaki
sorgulayan,
öğrencilere yönelik teknoloji kampına gıda sponsoru olduk.
çevreye
Pamukkale Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli birimlerde
duyarlı,arkadaşlık
24-30 Ağustos tarihlerinde bilgi ve teknoloji kampı
ve paylaşım
gerçekleştirildi.
duyguları gelişmiş
bireyler haline
Ücretsiz, 10-14 YAŞ
GRUBU
(5,6,7,8.sınıflar)katıldılar.
Spor aktiviteleri (takım ve bireysel sporlar...), çeşitli oyunlar
(geleneksel Türk oyunları vb.), fotoğrafçılık, kampüs gezileri
yapıldı, 8 öğrenci ve 1
(fakülteleri tanıma,bilim insanlarıyla tanışma), sinema geceleri,
eğitmen planlaması ile
uzay keşfi(teleskop) ile eğlendiler.
Pamukkale Ünv. Öğretim
ve eğitim planları uygulandı. Konaklama, üniversite yurtlarında
gerçekleştirildi.
IT TECH CAMP 4 ana atölyeden oluştu;
Robotik Atölyesi, Bilgisayar Programlama ,Oyun Tasarımı &
Geliştirme, Kampüste Hayat
Robotik
• Geleceğin teknolojisiyle tanıştılar.
• Günümüzde kullanılan ve gelecekte kullanılması muhtemel
teknolojik aygıtlar ve araçları tasarlamayı, programlamayı ve
yönetmeyi öğrendiler.
Programlama & Yazılım
• İlk yazılımlarını yapmaya başladılar.
• Kendi hayal dünyalarıyla, yazılım algoritmalarını birleştirerek,
ilk video oyunu, animasyon filmlerini ürettiler.
Eylül - Ekim 2014
sağlamaktır.
Uygulama esaslı eğitim
üyelerinden oluşan bilim kurulu işbirliğiyle hazırlanmış program
6
gelmelerini
Bora TETİK
Teknokul Robot ve Bilim Akademisi
Çamlaraltı Mah. Çamlık Cad. 6108 Sok.No.4 Kat:1
Tel:0258 212 11 21 www.teknokul.net
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 7
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 8
TEDARİKÇİLERDEN
Denizli’nin ekmekçisi;
Her evin sofrasında baş köşede olmayı hayal
eden Kömürcü Kardeşler; 50 yılda binlerce ailenin
sofralarına hergün yeniden konuk oldular.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 9
Hasan ARACI
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 10
RÖPORTAJ
‘‘Aydın’ın Özlem’i’’
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız;
Özlem ÇERÇİOĞLU
Röportaj;
Sezer ŞAHİN
Aydın hakkındaki düşünceleriniz ne?
Bu zor bir soru. Çünkü, Aydın benim 24 saatimi alan bir
olgu. Bazen başka bir şey düşünemediğimi düşünüyorum.
Aydın’a dair her şey düşüncelerimin konusu… Yolu sokağı,
genci yaşlısı, on yıl sonranın, yirmi yıl sonranın Aydın’ı…
Tabii bundan yüzyıl, bin yıl önceki Aydın… O zamanlardan
bugünlere kalan kültür miraslarının nasıl korunacağı…
Belediye başkanlığı zaten böyle bir şey, kente dair her
şey, düşüncelerinizin tamamını kapsıyor, bir süre sonra
garip bir reflekse dönüşüyor.. Örneğin, başka bir kente
toplantıya gittiniz, yolda giderken bir şey gözünüze ilişiyor;
bir çöp kutusu, peyzaj düzenlemesi, aydınlatma direği ya
da bank… Bazen Aydın’a da yapalım diyorsunuz, bazen
bizimkiler daha güzel… Böyle işte…
Aydın’a dair en büyük projeniz ne?
En büyük projem, bir sürü projenin bir araya gelmesinden
oluşan yeni bir kent felsefesi yaratmak. Aydın’ın “insanların
mutlulukla yaşadığı bir kent” olmasını istiyorum. Böyle bir
hedefiniz var ise önceliği insana verirsiniz. Biz de öyle
yapıyoruz. İnsanıyla kolkola girmiş bir belediye yaratmak
istiyoruz. Yoksa binalar, yollar yaparsınız… Ama kimin için?
İnsanların kullanmadığı, ihtiyaç duymadığı ya da keyif
Sayın Başkanım, sizi kısaca tanıyabilirmiyiz?
Nazilli’de doğdum. Doğdum doğalı da Aydın dışında
bir yerde yaşamadım. Eğitim ya da milletvekilliği
yaptığım dönemlerde farklı şehirlerde zaman
geçirdim, ama hep Aydınlıydım.
Başka bir şehirde yaşar mıydım? Bilemiyorum. Öyle
bir olasılığı hiç düşünmedim. Eşim de Aydınlı. İki
oğlum da… Ailem de… Aydınlıyız, biz.
6
Eylül - Ekim 2014
almadığı mekanlar yaratmanın bir anlamı yok ki.
Yapımı devam eden Aydın ve Ege Bölgesi projeleri neler?
Yeni bir süreçten geçiyoruz. Aydın son seçimler ile birlikte
belediyeden büyükşehir belediyesine dönüştü.
Aydın Büyükşehir Belediyesi bugün 17 ilçe, 670 mahalleye
hizmet götürmek ile yükümlü bir kurum. Hizmet götürülecek
nüfus 1 milyon 20 bin 957 kişi, hizmet götürülecek alan
8007 km2. Artık karşımızda farklı bir Aydın olgusu var.
Harika dağ köyleri, eşsiz denizi olan bir turizm kenti…
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 11
yanıt verecek.
670 mahallemizden büyük bir kısmı köylerden oluşuyor.
Köylerimizin en büyük sıkıntısı ulaşım. Asfaltsız yol
kalmasın istiyoruz. Önceki dönemde 2.660 ton asfalt
dökerek bir rekora imza atmıştık, şimdi kendi rekorumuzu
kıracağız ve yenilenmemiş yol kalmayacak.
Bir başka projemiz ise Efeler ilçesi Işıklı ve Kadıköy
mahallelerine kurulacak olan Işıklı Doğal Yaşam Parkı…
Akdeniz’in simge ürünlerini yetiştiren bir tarım kenti…
500.000 metrekarelik alanda yer alacak park Türkiye’nin
Tarım sanayisindeki firmaları Türkiye’ye öncü olmuş bir
örnek projesi
sanayi kenti… Türkiye’nin en çok ören yerine sahip bir
olacak.
tarih kenti…
Varolan doğal
dokunun
Farklı özelliklerini koruyarak gelişen bir kent yaratmak
rehabilite
istiyoruz. Bu nedenle de bütüncül tek bir plan yerine, her
edileceği
ilçenin ihtiyaçlarını tespit ederek, ilçe bazlı projeler
alanda kent
hazırlıyoruz.
ormanı,
botanik parkı, piknik alanları, göletler, kıyıdan ya da
Bu hazırlığa seçim
sandalla yapılacak balık avı sahaları, hobi bahçeleri, doğa
öncesinde başladık,
sporu merkezi, atlı spor kulübü, padoklar ve engelli
şimdi ise hayata
çocuklarımıza yönelik atlı rehabilitasyon merkezleri
geçiriyoruz. Örneğin,
bulunacak. İnanıyorum ki; Işıklı tamamlandığında
Bozdoğan, Karpuzlu,
Türkiye’nin pek çok yerinde benzerleri kurulacaktır.
Çine, Sultanhisar,
Karacasu ve Söke’ye
açık yüzme havuzu,
basketbol sahaları, futbol halı sahası, çocuk oyun alanları
Biraz da kendinizden söz edin. Hangi takımı
tutuyorsunuz?
Bölge takımlarımızdan Aydınspor 1923, Nazillispor ve
ve açık hava fitness spor dallarının yapılabileceği spor
Söke Sporun taraftarıyım… Futbolu seviyorum. Aslında
kompleksleri kuracağız.
sporun her dalını. Zaten
önemli olan sporu
İhtiyaca yanıt vermeyen ilçe otogarlarını yeniden inşa
hayatın bir parçası haline
edeceğiz. Söke, Didim, Kuşadası, Karpuzlu, Çine ve
getirmek. Amacımız
Koçarlı’nın mevcut otogarları ilk ele alacağımız terminaller
gelecek nesilleri mutlaka
olacak.
bir sporu yapar ya da
ilgilenir halde
Aydın, artık bir deniz kenti. Kentimiz geçmişte denize
yetiştirmek olmalı. Spora
kıyısı olan bir il’di. 150 km. kıyı şeridine sahip Aydın’ı
verilen desteği bu
tarihinde ilk kez toplu deniz ulaşımıyla tanıştırmayı
şekilde
planlıyoruz. Kuşadası-Güzelçamlı ve Didim-Akbük
değerlendiriyorum.
seferlerimiz ve kuracağımız iskeleler önemli bir ihtiyaca
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 12
BİZDEN HABERLER
Karahayıt
Kırmızı su, nam-ı diğer;
Kırmızısu ; Mertkez ilçe Karahayıt kasabası içindedir. Pamukkale’ nin yaklaşık 5 km kuzeyindedir. Kırmızısu
travertenleri 600C sıcaklıkta çıkan termal su çevresinde oluşmuştur. Termal suyun içindeki maden oksitleri nedeniyle
kırmızı,yeşil ve beyaz renkli traverten tabakaları oluşmuştur. Yakın zamana kadar daha çok iç turizme hizmet veren
Karahayıt Kaplıcaları artan konaklama tesisleri ile önem kazanmış ve Pamukkale’den sonra turizmdeki yerini almıştır.
Karahayıt'ın tarıma dayalı ekonomik
kırmızı travertenler var.
yaklaşık 500m2’lik bir alandadır.
yapısı da kırmızı suyla gelen turizm
Kaynaklarımızdan çıkan termal sular,
Doğal güzelliği bakımından ilin
sayesinde tamamen değişti.
banyo olarak kullanıldığında dolaşım
Karahayıt Kırmızısu travertenleri
Belde, Denizli kent merkezine 25
sistemi ile ilgili hastalıklara iyi geldiği
beldelerinden birisidir.1970'li yıllarda
kilometre uzaklıkta. Yetkililer, kırmızı
yapılan tetkikler sonucu belirlendi."
Karahayıt'ın her köşesine kazma
suyu dünyaya yeterince
vurulup kırmızı su çıkarıldığı için, çok
tanıtamadıklarını, bunu başarmak için
sayıda kuyu zamanla kurumuş. Bu
her yıl ulusal boyutta festival
nedenle 1990 yılında Özel Çevre
düzenlediklerini söylüyor: Karahayıt
Koruma Kurulu, Karahayıt'ı koruma
bölgesinin termal kaynakları Ege
altına aldı. 1992 yılında belediye
Bölgesi'nin aktif jeolojik faaliyetleri
olmasından sonra yeraltı sularının
sonucu oluşmuştur. Kırmızı suyun
kullanımını disipline edildi. İsmini
içindeki demir iyonunun etkisiyle
bölgede yetişen hayıt bitkisinden alan
Pamukkale travertenlerinin aksine
görülmeye değer önemli turizm
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 13
SUYU VE ÇAMURU NELERE İYİ
GELİYOR
Termal suyun sıcaklığı 25-67 derece
arasında. Pamukkale ile
kıyaslandığında serbest
karbondioksit oranı daha az,
radyoaktivitesi yüksek. Kalp, damar
sertliği, yüksek tansiyon, romatizma,
siyatik, deri ve sinir hastalıklarından
bazılarına, limbo, uyuz, akne, kaşıntı
gibi hastalıklara iyi geliyor. Banyo
yapılırsa, genişleyen damarlar kan
Turistler hiçbir ücret ödemeden
buraya gelip, kırmızı sudan içebiliyor,
ÇAMURU MARKA OLACAK
basıncını düşürerek kalbi rahatlatıyor.
Belediye, Karahayıt çamurunu
Astım hastaları da faydalanabilir.
çamur banyosu yapabiliyor.
paketleyip satmak üzere bir proje
Çamur banyosu yapıldığında vücudun
İsteyenler yanlarında şifalı sudan
geliştirmiş. Şu anda Sağlık
dayanıklılığı ve direnci artıyor.
götürebiliyor.
Bakanlığı'ndan onay bekliyorlar.
Karahayıt, Denizli kent merkezine
25, Pamukkale'ye 5 kilometre
uzaklıkta. Denizli kent merkezinden
akşam 20.00'ye kadar her yarım
saatte bir otobüs bulmak mümkün.
Karahayıt minibüslerinin yanı sıra
Pamukkale minibüsleriyle de
Karahayıt'a gidilebiliyor. DenizliAnkara Karayolu'nun Pamukkale
Onay alınır alınmaz, çamur önce
Kavşağı'ndan dönülerek özel
işlemden geçirilecek. Sonra da
otomobille yaklaşık 20 dakikada
ve beş yıldızlı otelin yanı sıra 100'den
kozmetik alanında kullanılmak üzere
Karahayıt'a ulaşılabilir.
fazla pansiyon bulunuyor. Belde
kavanozlar halinde piyasaya
halkının büyük bölümü oturduğu
sürülecek. Kullanan kişinin çamurun
Karahayıt Beldesi'nde pekçok dört
evleri büyüterek pansiyona
dönüştürüyor. Özellikle yaz aylarında
şifa aramak için yoğun olarak İç
Anadolu Bölgesi'nden gelen yerli
turistlere hizmet veriyor. Yurtdışından
faydasını bir hafta içinde gördüğünü
iddia ediyorlar. Ciltte yumuşak ve
pürüzsüz bir yapı oluşuyormuş.
Kırışıklık ve sivilcelere de iyi geldiği
söyleniyor. Perakende olarak
satılmaya başlanan çamur, önce
da en çok Almanya, Rusya ve
beldede tanıtılacak. İleriki aşamada
Japonya'dan ziyaretçi ağırlıyor.
tüm Türkiye'deki eczanelere
dağıtılacak. En büyük hedefleri ise
dış piyasaya açılmak.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 14
TEDARİKÇİLERİMİZDEN
Dünyanın en ileri teknolojisiyle üretilen;
BİZCE YAĞ
Kadooğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Celal Kadooğlu, dünyanın en yeni teknolojisine sahip
tesislerde yağ üretimine başladıklarını belirtti. Kadooğlu, "Bitkisel yemeklik yağ sektöründe
'Bizce' markası ile iç piyasaya, 'Mayra' markası ile de dış pazara açılıyoruz" dedi.
Kadooğlu, tesislerinin rafinasyon kısmında Danimarka,
dolum ve paketleme grubunda ise İtalyan teknolojisini tercih
ettiklerini kaydederek, "Gaziantep 4. Organize Sanayi
Bölgesi'nde üretime geçen tesis 15 milyon dolara mal oldu.
Kadooğlu Grup her geçen gün markalaşarak büyümesini
sürdürüyor.
25 yıllık akaryakıt sektöründeki tecrübesini Kadoil ile
markalaştıran Kadooğlu Şirketler Grubu, bu çıkışının
ardından şimdi de bitkisel yemeklik yağ sektöründe
markalaşıyor" diye konuştu.
Günlük 300 ton ayçiçeği, mısır ve zeytinyağı üretilecek
Hamdi BOZAN
Kuru gıda satınalma yöneticisi
olan tesisin Türkiye'de dünyanın en iyi teknolojisine sahip
ilk 3 tesisten birisi olduğunu ifade eden Kadooğlu,
"Fabrikamız, Türkiye'nin en büyük 5 yağ tesisinden birisi.
13 bin ton stoklama kapasitemiz var. Dünyanın son
teknolojisini Gaziantep'e getirdik. Kurduğumuz teknoloji
harikası laboratuar ile en kaliteli yağı üretmek için araştırmageliştirme yaptık. Otomatik dolum tesislerimiz mevcut. Yağı
doldurduğumuz pet şişeleri pet preform alıp kendimiz
üretiyoruz" şeklinde konuştu.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 15
Kadooğlu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, Akdeniz,
Ege ve İç Anadolu bölgelerindeki illerin market vitrinlerinde
yerlerini aldıklarını, dış pazarda ise Ortadoğu ülkeleri,
Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerdeki vitrinlerde yer
almaya başladıklarını dile getirerek, "Önümüzdeki yıllarda
Avrupa pazarlarına açılmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
üretime eşdeğer ambalaj malzemelerinin depolandığı raf
sistemine elektrikli istif makinalarımızla depolanırlar. Bu
depomuzda da gelen ambalaj malzemelerinin indiridiği
1 adet hidrolik rampa mevcuttur.
Dolum Ünitesinde HACCP PRENSİPLERİ titizlikle
uygulanmakta olup, Gıda Güvenliği kuralları çerçevesinde
tahta palet üretim alanına sokulmamakta, sanitasyon ve
hijyen kurallarına(GMP) tamamen uyumlu üretim
yapılamaktadır. ISO 9000 Kalite yönetim sistemi ve ISO
22000 HACCP sistemi Fabrikamızda uygulanmaktadır.
TSE’den alınan K-Q TSE –ISO -EN 9000 KALİTE YÖNETİM
SİSTEMİ BELGESİ ve G-F TSE- ISO-EN 22000 GIDA
GÜVENLİĞİ YÖNETİM SİSTEMİ BELGELERİMİZ mevcuttur.
Dolum Ünitesinde üretimin çeşitliliğinden kaynaklanan
farklı bitkisel yağ üretimleri; komtaminasyon olmayacak
şekilde dolum makinelerine kadar ayrı ayrı hatlarla
tesisatlandırılmıştır.
AMBALAJ DEPO:
Fabrikamıza gelen Ambalaj malzemeleri 5000 tonluk
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 16
GEZi REHBERİ
Tripolis
Üç Antik Kent;
Tripolis , batıya ve kuzeye açılan vadilerle Ege’ye güneydoğusundaki
Çürüksu Ovası ve vadileri ile İç Anadolu ve Akdeniz’e ulaşımı bulunan
antik kentlerden birisidir. Kentin güneyinde Çürüksu Vadisi’nde kurulmuş
olan çağdaşı Laodikeia’ya 30 km. , Hierapolis’e ise 20 km. uzaklıktadır.
Tripolis’in ilk kuruluşu hakkında kesin bilgilere sahip olunamamıştır.
Ancak, kaynaklarda Tripolis’in ilk adının Apollonia olduğu daha sonra
Geç Helenistik Dönem de Tripolis olarak adlandırıldığı ve ilk kuruluşunun
Lidya Devleti zamanında olduğuna ilişkin belgelere rastlanılmaktadır.
Tripolis Lidya Şehirleri arasında yer almasına karşın Frigya ve Karya
bölgelerine ulaşımı sağlayan önemli sınır, ticaret ve tarım merkezlerinden
biri görünümündedir. Menderes Nehri ile Çürüksu Çayı’nın
bereketlendirdiği, Çürüksu Ovası’nın büyük bir bölümüne hakim
kentlerden biri olup, kuruluş biçimiyle ve şehircilik anlayışı ile yörenin
en zengin kentleri arasında yer almaktadır.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 17
almaktadır. Oturma kademeleri büyük
mermer taşlardan yapılmıştır.
Yaklaşık 8.000 kişi alabilecek
kapasitededir.
-Orkestra: Cavea’nın oturma
kademeleri ve malzemeleri ile
tamamen toprak altındadır.
-Scene ( Sahne ve Sahne Binası ):
Sahne binasının üst yapısı iç ve dış
kısımlara doğru yıkılmış harap
durumdadır. Sahne binasına ait sağ
ve sol istinat duvarlarının az bir kısmı
yüzeyde görülmektedir.
Tripolis’in ilk kuruluşunun Lidyalılar
zamanında olmasına karşın,
yüzeydeki kalıntılar uslup olarak
Roma ve Bizans Dönemi mimari
özelliklerini ve yapı örneklerini
göstermektedir.
Tripolis Antik Kenti İ.Ö. II.yy sonları
ile İ.S. I.yy. ortalarında ve IV. Yy.
ortalarında birçok deprem ve
savaşlara sahne olduğundan çok
tahrip olmuştur. Kent en görkemli
dönemini Roma devrinde yaşamıştır.
Kentin Ana Cadde’sinde 1993 yılında
Müze Müdürlüğü’nce kazı yapılmış
olup, burada kazı çalışmalarına 2007
yılında tekrar başlanmıştır.
TRİPOLİS’İN
BAŞLICA YAPILARI:
Tripolis Tiyatrosu :
Antik kentin mevcut yerleşiminin
merkezi bir bölgesine inşa edilmiştir.
Grek tiyatrosu tipinde araziye uygun
inşa edilmiş, Roma mimari tarzında
yapılmıştır. Tiyatro üç bölümden
oluşmaktadır.
Cavea : Yarım daire şeklinde olup,
üç diazoma ile bölünmüştür. Oturma
kademeleri tamamen orkestra
bölümüne doğru tahrip olmuştur.
Tonoz çıkışları caveanın üst
kısımlarında ve yanlarda yer
Tripolis Hamamı:
Tripolis Tiyatrosu’nun 200 m.
batısında bir düzlük üzerinde
bulunmaktadır. Geç dönemde kenti
çeviren sur duvarının dışında
kalmıştır. Yapıya ait yüzeydeki
kalıntılardan beş bölümü tespit etmek
mümkündür. Her bölüm kendi
arasında tonozlarla ve büyük nişlerle
geçildiğine dair kemer izleri
bulunmaktadır. Alt yapısı ve
duvarlarının kesme traverten blok
taşlardan, kemer ve tonozlarında ise
aynı malzemeyle tamamlandığı
anlaşılmaktadır. Hamam, tipik Roma
Hamamı geleneğinin bir örneğidir.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 18
GEZi REHBERİ
Şehir Binası :
arası dağlık ve engebeli arazi
Hamamın yaklaşık 200m.
olduğundan bu güzergahta su
güneyinde yer almaktadır. Üst yapısı
yortusunu, tünel, künk ve kemer
tamamen yıkılmıştır. 40X65 m.
izlerinin kalıntıları bulunmaktadır.
ölçülerinde büyük bir yapıdır. Temel
duvarları çok geniştir. Yapının batı
duvarına bitişik sur duvarı devam
etmektedir. Yapı Roma Mimari
karakteri göstermektedir.
tamamen yıkılmış harap durumdadır.
Kale ve Surlar :
Tripolis Geç Roma ve Bizans
Dönemi’nde sur ile çevrilmiştir. Eğimli
Apsisli Yapı :
Şehir Binası ile Tiyatro arasındadır.
Dikdörtgen planlı yapının kuzey
duvarının iç kısmı apsisli olduğundan
bu ad verilmiştir. Yapının üst bölümü
arazide kurulan kentin surları yer yer
Nekropol :
burçlarla, gözetleme kuleleri ve kalın
Antik Tripolis Kenti’nin doğu ve
duvarlarla desteklenmiştir. Tiyatroya
güney yamaçları Nekropol Alanı
bitişik devam eden sur, kentin
olarak kullanılmıştır. Dik ve meyilli
kuzeyindeki en yüksek tepede kule
tepelerin sarp kayalık bölgelerinde,
ile birleşir. Kule hem savunmaya hem
kayaya oyulmuş kaya mezarları
de gelecek düşman tehlikesini
bulunmaktadır. Ayrıca alt kısmı
gözetlemeye yöneliktir.
podyumlu, üst kısmı lahit şeklinde
mezarlar yer almaktadır.
Su Yolları :
Tripolis Antik Kenti her ne kadar
Menderes Nehri kenarında kurulmuş
olsa bile, kentin ihtiyacını
karşılayacak olan gerekli suyu, kente
25 km. uzaklıkta bulunan şimdiki
Güney İlçesi yakınındaki kaynaktan
temin etmişlerdir. Kaynak ile Tripolis
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 19
Reklam
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 20
DENİZLİ’Lİ KADINIMIZ
Geçmişten günümüze;
Çalışkan ve Üretken
Denizli Kadını
Üretici kimliği ve hızla gelişen sanayisi ile Türkiye’nin en önemli
kentlerinden biri olan Denizli, başta tekstil olmak üzere pek çok
sektörde bir dünya markası olmuş durumda. Bugün, Denizli’de üretilen
kaliteli mal ve ürünler, dünyanın pek çok ülkesine ihraç ediliyor.
Çalışkan Denizli Kadınının Hünerli Elleri Denizlili girişimcilerin
yüzlerce yıl öncesinden yazmaya başladığı bu başarı öyküsünde
Denizlili kadınların varlığı ise tartışılmaz bir gerçek. Bunu kentin hangi
bölgesine giderseniz gidin hemen görmeniz mümkün.
Denizli Ekonomisi’nde Denizlili Kadınların Yeri Denizli’nin ekonomik
açıdan gelişmesinde son derece önemli bir yere sahip olan kadınlar,
diğer hemcinsleri gibi evlerinde oturmak yerine, fabrikalarda,
konfeksiyonlarda ve çeşitli iş kollarında çalışmayı tercih ediyor.
Bugün Denizli kadınının maharetli elleri, kent ekonomisinin dönen
çarkına daha da hız katıyor. Bu da kentin sosyo-ekonomik hayatına
ciddi bir katkı sağlıyor. Tekstile Değen Kadın Eli Özellikle tekstil ve
konfeksiyon sektöründe lider konumda karşımıza çıkan Denizli’de,
kadınların el emeği göz nuru son derece önemli bir yere sahip. Tekstile
ilk başlanan yıllarda el yapımı dokuma tezgahlarında üretim yapan
Denizlili tekstilcilerin zaman içerisinde makina üretimine geçmesi ile
bu üretimin en önemli aktörlerinden biri de kadınlar oldu.
Denizli Ekonomisi’nin Temel Taşları
Hızla kurulan tekstil fabrikalarında daha çok makinacı, ayakçı ve
ütücü bölümlerinde çalışan Denizlili kadınlar, bu sayede tekstil
sektörünün en önemli ayaklarından birini teşkil ediyor. Adeta kendi
kızına çeyiz hazırlığı yapan bir anne gibi havlu, bornoz ve ev tekstili
ürünlerini üreten Denizlili kadınlar, böylece birbirinden kaliteli
ürünlerin ortaya çıkmasını sağlıyor.
Fabrikalardaki Şen Kahkalar
Bugün Denizli’de faaliyet gösteren hangi tekstil fabrikasına
giderseniz gidin burada kadınların çalıştığını hemen anlarsınız.
Özellikle saat başı verilen çay molalarında maharetli ellerini bir nebze
olsun dinlendiren kadınlar, kendilerine özgü şiveleri ile yaptıkları
sohbetlerle de bu fabrikalara ayrı bir renk katıyorlar.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 21
götürecekleri ekmeğin peşinde olan bu
kadınlar çalışkanlığın ve üretkenliğin en
güzel örneğidir. Denizlili kadınların bu
emeği sayesinde bugün Denizli, tarım
sektöründe önemli bir yere sahiptir.
Ekmeğini Halı Tezgahlarından Çıkartan
Kadınlar;
Konu Denizlili kadınların çalışkanlığına
gelince halı dokuyan kadınlara
değinmemek haksızlık olur. Bugün
Denizli’nin pek çok ilçesinde Denizlili
kadınlar tarafından düğüm düğüm atılan
ipler, basmaya kıyılamayacak güzellikte
halı ve kilimleri ortaya çıkartıyor.
Mola sonlarında ise ver elini üretim...
Makinelerin başı yine hünerli ellerle
doluyor.
niteliğinde ürünlere imzasını atıyor.
Dokuma tezgahlarının başında yılların
Dokuma tezgahlarının başında kah
ipek, kah has yünden oluşan iplikler
tecrübeli elleri adeta gözleri kapalı işliyor
iğnelerdeki yerini alıyor ve takdire şayan
iplikten kumaşları. Kah anılara dalıyor
bir üretim süreci başlıyor. İpekten
Kadınlar; Denizli kadınının tekstildeki el
gözleri, kah günlük yaşam telaşesine...
dokunan halılar genellikle yurtdışından
emeği sadece tekstil fabrikaları ile de
Ancak yine de tezgahlara sarılı ipler satır
müşteri bulurken, has yünle üretilen halı-
sınırlı değil elbette. Tekstilin ilk çıktığı
satır, ilmek ilmek işlenerek yazları serin
lar meraklılarına pazarlanıyor.
yıllardan itibaren dokuma tezgahlarının
tutan Buldan Dokuması’nı üretmeye
başında olan kadınlar, evlerinde öğren-
devam ediyor.
Dokuma Tezgahlarının Başındaki
Denizli Ekonomisi’nin Gizli
Kahramanları;
diklerini bugün de ekonomiye
Çalışkanlığın ve Üretkenliğin Hasada
kazandırmaya devam ediyor.
Dönüşmesi; Denizlili kadınların emeğinin
kadınlarına da değinmemek olmaz.
hasada dönüştüğü sektörlerden biri de
Yılların tecrübesini ekonomiye çeviren bu
tarım sektörü...
kadınlar istihdamda Türkiye ortalamasının
Denizli kadınının üretici kimliği ile pek
çok ev atölyeye dönüşüyor. Özellikle
tekstil ürünleri ile ünlu olan Buldan,
Bugün Denizli’nin hangi köy ve ilçesine
Söz konusu Denizli olunca, Denizlili iş
üzerinde yer alıyor. Öyle ki; kadın
Babadağ ve Kızılcabölük gibi yerlerde
giderseniz gidin mutlaka tarlalarda çalışan
istihdamında ülke ortalaması yüzde
dokuma tezgahlarının başındaki kadınlar
çalışkan Denizli kadınlarını görürsünüz.
23’ken, Denizli’de bu oran yüzde 30’ları
çalışmalarına aynı hızla devam ediyor.
Güneşin yakıcı sıcağı altında evlerine
gösteriyor.
Buldanlı Dokumacı Kadınlar
Tarih boyunca pek çok büyük hükümdarın giysisine imzasını atan, bugün
de Hollywood’a varıncaya dek sınırları
aşan üretimleri ile büyük bir üne sahip
olan Buldan, kadının ekonomideki yeri
açısından son derece güzel bir örnek.
Zaman içerisinde el dokuma tezgahları
yerini büyük fabrikalara bıraksa da
Buldan’da yıllara imzasını atmış tezgahları
kaldırmaya gücü yetmiyor. Kuşaklar boyu
tezgah başında yerini alan Denizli kadını,
bu basit ve ahşaptan yapılmış aletlerin
çıkardıkları seslerle her biri birer şahaser
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 22
DOĞAL KAYNAKLAR
Jeotermal
Yerkabuğunun içinde bulunan temiz ve sürdürülebilir bir enerji tipi;
enerji
Yerkabuğunun birkaç kilometre
üreterek ya da sıcak su halinde ısıtma
aynı kaya katmanına uzanan diğer bir
altından magma tabakasına kadar farklı
sistemlerinde ısı transferi yoluyla
kuyudan sıcak su çekmek gerekir. Sıcak
derinliklerden yeryüzüne çıkan bu enerji
faydalanırız.
kayalardan elde edilen jeotermal enerji
sıcak su ve sıcak kaya olarak bulunur.
Sıcak kaya katmanları ise dünyanın her
türünün en güçlü enerji kaynağıdır.
Yeryüzüne ısı pompaları sayesinde
yerinde 5-7km derinlikte bulunur. Sıcak
Günümüzde jeotermal enerji
çıkartılan enerji santrallerde elektrik
kayalardaki enerjiyi yeryüzüne çıkarmak
kaynaklarından çeşitli şekillerde
üretme; bina ve sera ısıtma aynı zamanda
için bir kuyudan soğuk su pompalayıp
faydalanılmasına rağmen Uluslararası
serinletme işlerinde kullanılır.
Jeotermal Enerji kaynaklarına
Yenilenebilir Enerji Laboratuarı
teknoloji geliştirme ve azami
ülkemizde Ege, İç Anadolu ve
fayda sağlamak için yapılan
Batı Karadeniz bölgelerinde
çalışmalar sürdürülmektedir.
yaygın olmakla beraber diğer
Konu ev ısıtma yöntemlerine
bölgelerimizde de rastlanır. Çok
geldiğinde jeotermal ısıtma
çeşitli kullanım alanı olan
sistemleri bunlardan sadece bir
jeotermal enerji kaynaklarına
tanesidir. Gün geçtikçe
sondajla açılan kuyulardan ya
yaygınlaşan jeotermal ısıtma
da yerkabuğu içindeki doğal
yöntemi büyük faydalar
çatlaklardan ulaşılır. Yeryüzüne
sağlayan etkin çözümler
çıkarılan enerjiden buhar
arasında yer alır.
formunda türbinlerde elektrik
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 23
Reklam
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 24
GEZERKEN
Işıklı Gölü
Her gün doğuşuyla birlikte yeni umutlara yelken açtıran;
Var oluşundan itibaren bulunduğu
bağlı Işıklı Beldesi’ndeki Eumeneia
suyu da gölü besleyen ana
coğrafyayı besleyen, sadece doğduğu
Antik Kenti’nin içinden çıkan büyük
kaynaklardan sayılmaktadır.
yerde değil, yürüyüp geçtiği tüm
gözdür.
(Homa)
Tüm bu ana ve yan kollar ile bir
toprakları bolluk ve bereketi ile
Beldesi’nden çıkan kaynaklar ile
noktada toplanan sular, yeni bir hayat
zenginleştiren, onlarca uygarlığın
dağdan gelip burada şelale
yolu çizmeye başlamadan önce Işıklı
kurulmasına ev sahipliği yapan Büyük
oluşturarak akan sular ise ikinci
Gölü’nde buluşurlar. Su, burada
Menderes Nehri’nin kaynağıdır Işıklı...
kaynağı oluşturur. Göl sahilince çıkan
toplanıp yüzlerce kilometre akmadan
Akdağ, barındırdığı yaban hayatı
irili ufaklı kaynakların yanı sıra aynı
önce sanki ne yapacağını düşünüp
ve diğer doğal değerlerinin yanında,
çizgide yer alan dağın eteğindeki
karar vermektedir. Sanki durup
yıl boyunca eriyen kar sularını
Gökgöl Köyü’ndeki büyük kaynaklar
dinlenmekte, enerji toplayıp, yeni
vadilerden ve dar kanyonlardan
ise gölün gerçek özleridir. Ayrıca
hayat tohumlarını içine almaktadır.
akıtarak Işıklı Gölü’ne ciddi katkı
Denizli il sınırı dışından gelen ve gölü
2400 rakımlı Akdağ’dan alınan enerji,
sağlamaktadır. Işıklı Gölü’nü
besleyen kaynaklardan olan
ovanın çevresinden toplanan bilgi ve
besleyen ana kaynakların ilki;
Afyonkarahisar İli Dinar İlçe
tabii ki yeraltından alınan gizemle.
Akdağ’ın eteklerindeki Çivril İlçesi’ne
merkezindeki Suçıkan Kaynağı’nın
6
Eylül - Ekim 2014
Gümüşsu
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 25
denize ulaşmış olacaktır. Yolculuk
artık sonlanmıştır...
Mevsim sonbaharın sonu ise gölde
yavrulayıp çoğalan göçmen kuşların
havadaki muhteşem dansı, onların
Işıklı Gölü sadece bir “göl” olarak
peşinden koşturan avcılar ve
tanımlanamaz. Işıklı Gölü ve çevresi
istenmese de önüne geçilemeyen avcı
bulunduğu coğrafyaya inanılmaz
tüfeklerinin bitmeyen sesleri zamanın
değerler katmış ve katmaya devam
başka bir boyutunda yolculuğa çıkarır
etmektedir. Öyle ki, yöre ve çevresi
insanı.
farklı olay ve oluşumlarıyla isteyenleri
Haziran aylarında göl suyu içinde
Denize Ulaşan Yolculuk
tarihin en eski dönemlerine doğru bir
çiçek açmaya başlayan beyaz
Bu yürüyüş ki dağlar, tepeler aşa-
yolculuğa da çıkarabilir.
nilüferler, nilüferlerin yaprakları ve
cak, ovalara düşüp nefes alacak ve
Her Mevsim Ayrı Renk
bulabildikleri bitki saplarıyla yuva
en nihayet sonsuzluğa, yani denize
Işıklı Gölü; Çivril Ovası’nın te-
yapıp yavrulayan sumrular, sakar
pesinde, Akdağ’ın eteklerinde sürekli
mekeler, martılar, peli- kanlar,
Yorucudur yol, kırıcıdır kimi za-
tezgâh açan devasa bir manav gibi
flamingolar, adı unutulan onlarca kuş
man... Bu zorlu yolculukta kimi zaman
her mevsim başka bir renk, başka bir
türü ve onların düş- manı, yaşamı
acılara tanık olunacak, kimi zaman
güzellikle varlığını sürdürmektedir.
onlara bağlı diğer yırtıcı kuşlar... Bu
ulaşarak noktalanacaktır.
kuşların hepsi bu gölün ve göl eko-
ise güzelliklerle co- şulacaktır.
sisteminin elemanlarıdır.
Bazen dar kanyonlarda sıkışı- lacak,
rahatlayıp
Işıklı Gölü Misafirlerini Bekliyor
nefeslenilecektir. Barajlarla mavi
Doğaseverler için yaz sonunda ve
gerdanlık takılacaktır boyuna birkaç
özellikle akşam saatlerinde göl
kez ve sonra süzülerek sonsuzluğa
kenarında olup güzelliğini seyretmek
akılacaktır. Bu akış, tarihin
bir ayrıcalıktır. Doğa gezginleri, kuş
tanıklarının önünden saygı ile
meraklıları,
sonra
düzde
doğa
ve
kuş
geçilerek gerçekleşecektir..Işıklı
Bahar aylarında yöreyi çiçek
fotoğrafçılarının uğrak yeri olan Işıklı
Gölü’nden yola çıkan Büyük
deryasına döndüren ve aynı za-
Gölü, her mevsim ve her kesimden
Menderes Nehri’ne iki ana kol daha
manda yöre ekonomisinin can damarı
konuğu ağırlamak için Akdağ’ın
katılacaktır. Bu kollar, Güney İlçesi
olan elma, erik, şeftali, kiraz, badem
eteklerine yapışmış ufukları her gün
sınırlarındaki Adıgüzel- ler Barajı ile
ile hünnap ağaçları,
bir ressam edasıyla yeniden
çizmektedir.
Uşak ilinden gelen Banaz Çayı’dır.
havaların biraz daha ısınmasıy-
Sonra Cindere Barajı’nda bir
lalovaları rengarenk yapan ak ve mor
Eğer yolunuz Çivril-Işıklı Gölü’ne
gerdanlık daha takılıp Sarayköy
çiçekli haşhaş tarlaları, sarıya
düşerse mutlaka nilüfer, turna balığı
Ovası’nda Honaz Dağı kaynaklı
bürünen ayçiçeği tarlaları, sonbahara
ve hünnapı sorun. Çivril’in elması ise
Çürüksu Çayı da katılacaktır yürüyüşe.
doğru hasat edilen elma bahçeleri ile
her daim vazgeçilmeziniz olsun.
Bu meşakatli yolculuk bu kadarla da
doğanın yeşil- den sarıya dönüşünün
sınırlı kalmayacak, civar şehirlere de
izlenmeye
uzanacaktır. Aydın ili sınırlarında
güzellikleri ola- rak hafızalara kazınır.
nehre katıla- cak en büyük kol Çine
Bu sefer de burada gördüklerinizi
Çayı ola- caktır. Bunların dışında
yeniden hatırlamak için gelmek
yolculuk boyunca irili ufaklı birçok
istersiniz bu doğa harikası yere.
dere ve çay Büyük Menderes’e katılıp
doyum
olmayan
Göçmen Kuşların Dansı
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 26
ESKİMEYEN DEĞERLER
Her yerde ayrı bir anlam; Teknolojinin ilerlemesi ile yerini ateşli silahlara kaptıran yatağanlar,
günümüzde daha çok meraklılarının duvarlarını süslüyor. Bu silahlar, bazen bir koleksiyonun
parçası, bazen de gücün timsali olarak renklendirdikleri duvarlara ayrı bir anlam katıyor.
Tarih boyunca kuşakların içinde
desen desen, boy boy yerini alan
Yatağan
Bıçağı
kılıçlar, sadece bir savaş aleti değil,
aynı zamanda yiğitliğin, mertliğin
ve cesaretin simgesi olmuştur. Öyle
ki, bir kılıcı kullananın mührü, aynı
zamanda kimliğini belirten motifleri
de üzerinde barındırımıştır.Osmanlı Dönemi'nde Güce
Güç Katan Pala ve Kılıçlar. Osmanlı
Devleti Dönemi'nde büyük ilgi gören
kılıçlar, 1800'li yıllara kadar savaş
ve barışın en önemli simgesi
olmuştur. At üzerinde çağlar açıp
Yatağan palası,
görünümünden ruhuna kadar
ayrı bir anlama sahiptir.
Kızgın alevle buluşan demir,
her zerresinde güzelliği de
içine alır.
6
Eylül - Ekim 2014
çağlar kapayan Türklerin
bellerinden ayırmadıkları bu
silahların en önemli özel- liklerinden
biri de Anadolu'nun çeşitli
bölgelerinde yapılıyor olmasıdır.
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 27
taşıdığı için de
Dönemin en şaşalı kılıçlarının
yapılan birbirinden güzel pala ve
manevi bir güce
üretildiği Yatağan, 21. yüzyılda bile
kılıçlar, Osmanlı askerlerinin
sahiptir. Bu nedenle
bu kılıçları üretmeye devam ediyor.
kendisini tutan ele
Teknoloji her ne kadar mesafe
güç, asıldığı duvara
tanımadan evlerin içine kadar girmeyi
Buradaki kılıç ustaları tarafından
ellerinde gücün simgesi
olmuştur. Anadolu'daki bu
kentler arasında Yatağan'ın
yeri ise her zaman çok farklı
olmuştur. Öyle ki, bugün
bereket getirir.
Türklerin Ayrılmaz
Parçası;
başarsa da ya- tağanların üretildiği
atölyelere girmeye gücü yetmiyor.
Yüzyıllar öncesinin asil kılıçları aynı
koşullarda ve aynı atölyelerde
olduğu gibi o dönemde
Gücü, emeği, helali ve
meraklıları ile buluşmak için
de 'kılıç' ve 'pala'
mahareti birlikte simgeleyen
ustalarının elinde şekillenmeye
denildiği zaman akla ilk gelen
Yatağan kılıcı ve palası, tarih
beldedir Yatağan.
boyunca Türklerin ayrılmaz bir
devam ediyor.
parçası olmuştur. İşte bu
nedenle Yatağan’ın ve burada
Denizli'den Üç
üretilen kılıçların Türk
Kıtaya...
Tarihi'nde ayrı bir önemi vardır.
Türklerin tarih boyunca
zaferlere imza attığı
savaşlarda, Denizli’nin bu
Teknoloji Yatağan
ile Savaşamıyor..
şirin beldesinde üretilen ve
üretildiği yerin adını alan
Bugün Yatağan'a gittiğiniz
yatağanlar kullanılmıştır.
zaman ilçe ile aynı adı taşıyan
Gücün
olan
kılıçların üretildiği atölyelerle
yatağanlar, pek çok kılıçtan
karşılaş- manız mümkündür.
üstün özelliklere sahiptir.
Evlerinin bir göz odasını bu
timsali
Çünkü bu silahlar, diğer-
atölyelere ayıran Yatağanlılar, 7'den
lerinden farklı olarak binbir
70'e bu küçük alanlarda bir araya
emek
ve
uğraşla
yapılmaktadır.
Güç, Emek ve
Helalliğin Simgesi
Emeğin Adı...
16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar
Osmanlı Dönemi’nde yaygın olarak
kullanılan yatağanlar, üretildiği
ilçede hala pek çok ailenin tek
geçim kaynağı durumundadır.
Yatağanı benzerlerinden ayıran en
önemli özelliklerinden biri de taşıdığı
manevi değerdir. Bu kılıçlar,
kabzasında koç boynuzu kullanıldığı
için bir koçun gücüne; ustasının el
emeği, göz nuru ve alın terini taşıdığı
için helalliğe; tabanında bir ayeti
gelerek ateş- le demirin dansından
şahaserler yaratmayı sürdürüyor.
Meraklıları için her biri birer sanat
eseri değerindeki bu kılıçlar son
dönem- lerde duvarları süslüyor.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 28
TEDARİKÇİLERİMİZDEN
Öncü
Salça
Hazırlayan
Hamdi BOZAN
Hedefimiz her zaman yörelerin kendilerine has yemeklerine lezzet veren ürünleri
gelenekselliğini, özelliğini bozmadan, kaliteli bir şekilde üreterek bu ürünleri dünyanın her
yerinde ulaşılabilir kılmak ve günümüzde apartman hayatının ve gurbette yaşamanın verdiği
dezavantajlar sonucu evlerde yapılma imkanı kalmayan ve yıllarca özlem duyulan geleneksel
ürünlere değerli tüketicilerimizin her zaman her yerde erişebilmesini sağlamaktır.
Salçada ilk adımlar;
1970 yılında Gaziantep'in yerli halkından rahmetli İbrahim Halil Kozlu ve 5 oğlunun (Fahrettin,
Hasan, Mustafa, M. Hanifi ve Bilal Kozlu) birlikteliğiyle salça alım satımıyla salça ticaretine
başlanılmış ve böylece Öncü salçanın ilk temelleri atılmış olur.
Gaziantep köylerinden bilinen, güvenilen, işini temiz ve özenli yapan köylülerden alınan
yöresel Antep salçasını hem Gaziantep hem de çevre illerde
şehir halkına toptan ve perakende olarak satışıyla başlanıldı
salça ticaretine.
Enver ŞAHAN
Türkiye Satış Müdürü
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 29
2013 yılı itibariyle gelinen nokta;
Öncü yöresel Gaziantep ev tipi biber salçasıyla
başlanılan ürün grubuna pet, teneke ve cam
ambalajlarda acı-tatlı biber salçası ve domates
salçası, nar aromalı sos, çiğ köfte seti, pul biber
üretimiyle Öncü ürün grubu genişletilmiş ve yapılan
ar-ge çalışmalarıyla daha da zenginleştirilmeye
devam edilmektedir.
Aynı yıl içinde, ilk ihracat;
Sadece Gaziantep ve çevresinde başlayan satışlar
ve 1998 yılında kurulan ilk fabrikayla birlikte aynı yıl
ilk ihracatını da gerçekleştiren Acemoğlu Gıda kısa
süre içerisinde tüm Türkiye'nin yanı sıra Avrupa,
Asya, Amerika kıtalarında ve toplamda 20'yi aşkın
ülkede Öncü ürünlerini sunarak Öncü Salça'nın
alanında lider bir kuruluş olduğunu kanıtlamaktadır.
2009 yılında AB Kalite Ödülü, 2010 yılında Tüketici
Kalite Ödülü, 2011 yılında Güvenilir Marka Ödülü ve
2012 yılında Avrasya Kalite Ödülü ile kalitesini
taçlandıran tüketicilerine Öncü Salça teşekkürü bir
borç bilir.
İlk fabrika'nın Gaziantep'te kuruluşu
Acemoğlu ailesine olan güven ve ürünlerin
kalitesinden dolayı, satış hacmi kısa sürede oldukça
büyür ve köylülerden alınan salçalarla gelen
taleplerin bundan sonra karşılanamayacağı
anlaşılınca, Acemoğlu ailesi Öncü markasının
temellerini atan ve kısa zamanda salçada tüm Dünya
gıda firmalarına öncülük edecek olan geleneksel
Gaziantep ev salçasını, fabrika ortamında, hijyenik
şartlarda, yöresel şekilde üretme kararı alır. 1998
yılında Türkiye'de ilk yöresel Gaziantep ev tipi
salçasını üreten fabrikanın temelleri atılır. Böylece
ülkemizde ilk defa, yöresel biber salçası özelliği
bozulmadan, aynı lezzette ve daha hijyenik şartlarda
fabrika ortamında yapılmaya başlanmış olur.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:51 PM Page 30
İLÇELERİMİZDEN
Bereketli toprakları ve çalışkan halkı ile Denizli'nin gözbebeği;
Çal İlçesi
Bir yamacı Çökelez Dağı’na
önüne seriyor. M.Ö. 2000’li
diğer yamacı Beşparmak
yıllarda Hititler’le başlayan
Dağları’na uzanan Çal
Çal’ın yerleşim serüveni, 1095
İlçesi'ndeyiz. 'Çamlar diyarı'
yılında Türklerin bölgeye
ola- rak anılan ilçenin Denizli’ye
hakim olmasıy- la yeni bir
uzak- lığı 64 km. Dağlara sırtını
boyut kazanıyor. 850 metre
yasla- yan ilçe, il merkezinden
yüseklikte bulunan ilçe, bu
ortalama 4 derece düşük bir
özelliği ile bugünkü adı- nı
sıcaklığa sahip. Bu özelliği ile
alarak Çağatay Türkçesi’nde
yaz aylarının vazgeçilmez adresi
durumunda.
10
Eylül - Ekim 2014
İlçenin tarihi izleri, binlerce yıl
öncesine dayanan bir yerleşimi gözler
'yüksek yer' anlamına gelen ‘Çal’
ismiyle anılmaya başlıyor.
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:59 PM Page 31
savaşan Ellez Gazi’yi
başlıyor. İmece usulüyle parçalara
gören babası “Yeter artık
ayrılan asmalar, kış aylarında kullanıl-
çök Ellez, çök Ellez” diye
mak üzere bahçenin bir köşesinde
bağırıyor. Yaşanan bu
istifleniyor. Güneşin batma- sıyla
olayın ardından Çal’ın
birlikte yorulan bedenler bir sofra
sırtını dayadığı dağa
etrafında buluşuyor.
'Çökelez' ismi veriliyor.
Zamanın bir başka ilerlediği Çal'a
İlçeye ve yamacındaki
tabiat da cömert davranmış. İlçenin
dağa adını veren savaş
dört bir yanı bereketli topraklar, su
yılları bugün yerini
kaynakları ve doğal güzelliklerle dolu.
huzura
bırakmış
durumda. Enge- beli
arazisine karşın
Çal'da sakin bir yaşam
tarzı var. Sabahın ilk
saatleri ile başlayan
gün, her
saat farklı renklere
Çal Kanyonu
Ancak Türklerin hakimiyeti huzuru getirmeye yetmiyor ve bölge uzun
bürünüyor adeta.
İlçede yaşayanlar,
günün her saatinde farklı bir
koşturma- ca içerisinde.
yıllar kanlı savaşlara sahne oluyor.
Sabahın ilk saatlerinde
1195 yılında Haçlı ordusunun
tarlalarda çalışan ilçe halkı daha
saldırılarına karşı koyan Hüsa- mettin
sonra hay- vanlarını otlatmak üzere
Bey ve Ellez Gazi, sonun- da Çal’ı
yüksek yerlere çıkıyor. Otlatma
fethediyor. Ancak savaş sırasında
işlemi tamamlandıktan sonra da
Ellez Gazi’nin başı gövdesinden
kapı önlerinde biriken kurumuş
kopuyor. Buna rağ- men bir süre daha
asma yığınlarında bir hareket
Asmaaltı Şelalesi
Çal İlçesi'ne bağlı Sakızcılar
Köyü’nde yer alan Asmaaltı Şelalesi,
sahip olduğu özelliklerle eşsiz bir doğal
güzelliktir. Bölge halkı tara- fından
'Ağlayan Kaya' olarak da bilinen şelale,
30 metre yükseklikten dökülmektedir.
Kayaların üzerinden süzülen sular,
şelalenin geçtiği bölgelerde yosunlarla
çevrelen- miştir. Yeşille suyun birleştiği
şelalenin
dibinde
alabalık
yetiştirilmektedir. “Hocanın Yeri”
olarak bilinen yer, ilçe halkı tarafından
çok sevilen bir piknik yeridir.
Eylül - Ekim 2014 11
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:59 PM Page 32
TEDARİKÇİLERİMİZDEN
Acıpayam’dan Dünya’ya açılan başarı hikayesi
AYNES
1997 yılında Denizli ‘ye bağlı Acıpayam İlçesi Aligöz
Mevkii`nde süt ve süt ürünleri sektöründe üretime başlayan
Aynes, önceliğini kalitesine vererek kapasitesini sürekli olarak
artırmıştır. Kuruluş misyonu itibarıyla, insan sağlığını tehdit
eden katkılardan uzak, doğal ve sağlıklı ürünler üretme amacını
benimseyen Aynes, ürünleriyle sağlıklı nesillerin yetişmesini
ilke edinmiştir.
6
Eylül - Ekim 2014
Hazırlayan
Şevket KIRDÖK
Kurulduğu günden bugüne; Aynes,
İstanbul Sanayi odasının yaptığı en büyük
500 sanayi kuruluşu sıralamasında sürekli
yükselen bir trend izleyerek ,ilk defa 2009
yılında 414.sıradan girdiği listede , sadece
6 yıl gibi kısa bir süre içinde 2014 yılında
158.liğe yükselmiştir. 2012$yılında,AB
ülkelerine süt ürünleri ihracatı
gerçekleştirebilmek için yapılan projede,
FVO heyeti tarafından denetlenerek,
onaylanmış ve Türkiye den AB ülkelerine
süt ürünleri ihracatı izni olan sayılı
firmalarından birisi olarak tescillenmiştir.
Süt sektöründe hem iç pazarı,hem de
ihracatı düşünerek yapılmakta olan yeni
yatırımlarıyla Aynes, Türkiye ve yurt
dışındaki pazarlarda olan gelişimini
sürdürmeye devam edecektir.
Gıda sanayinde %15 üretim değerine
sahip süt ve süt ürünleri sanayi; gerek
sütün çok sayıda besin değerini öğelerinde
bulundurması ve insan yaşamının her
evresinde tüketilmesi gereken temel bir
besin maddesi olması, gerekse ülke
ekonomisine sağladığı katma değer
açısından son derece önemli bir alt
sektördür.$Şirketimiz Türkiye‘nin büyüme
vizyonunda süt ürünleri pazarının
büyümesine katkıda bulunmayı
hedeflemektedir. Bu hedef doğrultusunda
tüketim alışkanlığının geliştirilmesi için
endüstriyel / kaliteli / hijyenik yeni
ürünlerin geliştirilmesi büyüme stratejileri
arasında yer almaktadır.$
Aynes Süt'ten Dünyada Bir İlk;
Aynes Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat
Serin, 'Lactenso' adını verdikleri ileri
teknolojiyle sütün en doğal haliyle
tüketiciye sunacaklarını söyledi. Serin, "
Bu teknoloji sayesinde ısıl işlemler sonucu
mikroorganizmalar yok olup sütün ömrü
uzarken, sütün organik yapısıda
korunmaktadır.
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:59 PM Page 33
Sütün kimyasal yapısında bulunan protein, karbonhidrat
ve yağların doğal halliği ön plana çıkarılarak sütün
besleyici değeri muhafaza edilmektedir." dedi. Daha önce
sütün özellikle proses aşamasında yıprandığını, zararlı
bakterileri öldürelim derken çok az da olsa bazı faydalı
bakterilerin de öldüğünü ifade eden Serin, fabrikalarına
kurdukları yeni teknoloji ile bu durumu minimize ettiklerini
vurguladı.
Süt pazarında yüzde 7 civarında payı bulunan 40 bin
metrekare alanda faaliyet gösteren ve günde 800 ton süt
işlenen Aynes'in yönetim kurulu başkanı Serin, sütün en
kısa sürede soğutma tanklarına getirebilmek için bir dizi
tedbir ve harcama yaptıklarını anlattı. Serin, " Önceden
sütler araçlarla alınıyordu. Biz merkezi toplama dediğimiz
soğuk zincirler kurduk. Her köye soğutma tankı götürdük.
Herkes köyde sütünü bu tanka dökmesini sağladık. Su
katanları yasakladık. Hayvanlarına antibiyotik vuran
kişilerin sütünü parasını ödeyerek almadık. Sütün sağım
ve alım saatlerini belirledik, Sütün yarım saatte soğutma
tankına gelmesini sağladık." diye konuştu.
23 bin aileden topladıkları sütün kısa sürede soğutma
tankına gelmediği takdirde milyonlarca bakteri oluştuğuna
dikkat çeken Serin, " Bu zararlı bakteriler sütü yiyerek
çoğalıyor. Kısa sürede sütü yiyen bakteriler posasını
bırakıyor, biz onu süt sanıyoruz. AB standartlarında bir
litre sütte 100 bin bakteri olması gerekir. Türkiye'de litrede
80-100 milyon bakteri varken biz 1 milyon hedef koyduk.
Daha aza indirebilmek içinde köylülere teşvikler verip en
kısa sürede sütü getirmelerini sağladık. Bunu başardıktan
sonra ürünlerimize 'sadece sütten' sloganı koyduk."
şeklinde konuştu.
Aynı zamanda yem fabrikası bulunan şirket, süt topladığı
üreticilere de yem tedarik ediyor. Bu yemleri de pişirerek
veriyor. Ekspander makinesinde, hidrotermal ve mekanik
basınç altında pişirilerek üretilen hayvan yeminin de
Türkiye'de ilk kez Aynes'in fabrikasında ürettiklerine
dikkat çekti. Nevzat Serin, " Uluslar arası bir fuarda
bununla ilgili bir teknoloji gördüm. Arkadaşlarımla
paylaştım 'Bu teknolojiyi buraya getirmem lazım' dedim.
Meslektaşlarımız ve teknik elamanlarımız bunun Türkiye
için çok lüks olduğunu söylediler. 'Türkiye daha yemin
önemini bilmiyor ki yem pişirmesinden bahsediyoruz.
Hollanda'nın 14 milyon nüfusu var. 13 milyon ton yıllık
yem üretimi var. Türkiye'nin 70 milyon nüfusu var 9 milyon
ton yem üretimi var' dediler. Buna rağmen 'Hollandalı
insanlar bizim insanlarımızdan daha mı kaliteli. Lükste
olsa bizim beslediğimiz hayvanlar lüks yaşasın' dedim.
Teknolojiyi getirdik kapasitemizi hemen doldurduk
yetiştiremedik. İyi verim aldık. Bu yemi yiyen hayvanlardan
yüzde 10 deha fazla verim aldık. Çünkü pişirildiği zaman
sindirilebilmesini arttırılıyor. Dışarı attığı miktar azalıyor."
bilgisini verdi.
Süt üretimi ve tüketimi ile ilgili projeler yapılması
gerektiğini kaydeden Serin, sütün bir ilaç gibi tanıtılarak
tüketilmesi üzerinde kampanyalar yapıldığını bununda
ise doğru olmadığını ileri sürdü. Serin, " Biz sütü çay,
kahve ve serinletici meşrubat gibi tanıtmak istiyoruz.
Böylece sütün daha çok tüketilmesi insanları ilaç
algısından kurtarıp onu neşeli bir içecek haline getirmeye
çalışıyoruz. Bunun için 2009 yılında Türkiye'de olmayan
3 ürünü piyasaya sunacağız." dedi.
Aynes 2008'de bir önceki yıla göre yüzde 21,6 büyümüş.
Personel sayısını 550'den 700'e çıkaracaklarını belirten
Aynes patronu Nevzat Serin'in küresel kriz ile ilgili
tespitleri ise oldukça ilginç. Serin şunları kaydetti: " Kriz
dünyada var. Bunun sebebi biz değiliz. Kriz bizi etkilemedi.
Ben diğer gıda sektörlerinde etkilediğini düşünmüyorum.
İnsanlar beslenmeye devam ediyor. Pahalı satılan ürünler
yerine ucuz ürünler alınır. İnsanlar yaşamaya devam ediyor
hayat devam ediyor. Kriz kriz deyip krize girmemeliyiz.
Biz nice krizler gördük. Maliye Bakanı'nın dediği gibi krize
şerbetliyiz. Dünyada kriz olmasa da biz kriz yaratırız.
2007'de cumhurbaşkanlığı seçimini kriz yaptık, 2008'de
kapatma davası diye
kriz yaptık, bir şekilde
krizi buluyoruz.
Bunları olağan
karşılayıp aşmayı
doğru buluyorum."
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:59 PM Page 34
DİNİ GÜNLER
“Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.” (Sâffât 37/107)
İslam'da Kurban'ın tarihçesi, Hz. İbrahim Peygamber
ile başlar. İbrahim Peygamber, oğlu İsmail'i Allah'u
Teala'ya kurban etmeye nezreder. Zaman gelince,
kendisine bu ahdi hatırlatılır. O da gerekli hazırlığı
yaparak, oğlunu kurban etmek üzere müsait bir yere
götürür. Çocuğu yatırır ve bıçağı boğazına vurur. Fakat
bıçak çocuğu kesmez. Bu sırada, Allah tarafından
kendisine bir koç gönderilir. Bu koçu keserse, oğlunun
yerine kabul edileceği bildirilir. Bu olay üzerine Hz.
İbrahim kendisine gönderilen koçu keser ve ileride
peygamber olacak olan oğlu İsmail kesilmekten
kurtulur.
Hz. İbrahim'in oğlu İsmail'i kurban etmek istemesinin
bir benzerinin de Peygamberimizin dedesi
Abdulmuttalib tarafından yaşandığı haber
verilmektedir. Zemzem kuyusunun kazılması sırasında
Kureyşle karşılaştığı zorluklardan dolayı
Abddulmuttalib eğer on tane oğlu olursa onlardan bir
tanesini Kâbe'nin yanında Allah için kurban etmeyi
adamıştı. Çekilen kur'ada Peygamberimizin babası
Abdullah'a çıkmıştı. Abdulmuttalib adağını yerine
getirmeye karar verdi. Kureyşliler böyle bir adetin
yerleşmesinden korkarak, kendisine engel olmuşlardı.
Daha sonra Abdullah'ın yerine 100 tane deve kurban
edilmiştir.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:59 PM Page 35
Bu olayla Peygamberimizin,
Dinimizde kurban, kurban bayramı
için yapmamızdır. Nitekim, Hz.
insanlığa kurtarıcı olarak gelişinin
günlerinde kesilir. Sığır, manda, deve,
Peygamber bir hadislerinde:
bir işareti olarak, insan hayatının
koyun ve keçi kurban edilir.
''Amellerin kıymeti ancak niyetlere
maddi ölçüsü tam 10 misli yükselmiş
Kurbanlıklar, sağlıklı ve sağlam
göredir.Herkesin niyeti ne ise, eline
bulunuyordu. İslâm'da kurban kesme
hayvanlardan olmalıdır. Bunun
geçecek olan da odur.''
geleneği Hz. İbrahim'e kadar uzanır.
dışında adak kurbanı, akika kurbanı,
buyurmuşlardır. (S. Buharî Trc. Tecrîd,
Hz. İbrahim'in yapmış olduğu hac
bazı suç ve günahlar için, keffaret
1 s.l) Kurban'ın kesilmesi, Hz.
ibadetisırasında, Mina'da kurban
kurbanı türleri de bulunmaktadır.
İsmail'in hayata dönmesine sebep
kestiği anlaşılmaktadır. Kur'an-ı
Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hakk:
olmuştur. Kan akıtmak vacip, et
Kerim'de A1lah: ''Sonra da sana:
''Onların ne etleri ne de kanları Allah'a
dağıtmak sünnet olduğuna göre,
'Doğru yola
ulaşır; fakat O'na sadece sizin
kurban kesilmekle vacip yerine
takvanız ulaşır. Sizi hidayete
getirilmiştir. Evlâd, annenin ve
müşriklerden değildi.' diye
erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük
babanın bir parçasıdır. Parada insan
vahyettik.'' buyurulmaktadır. (16/123
tanıyasınız diye O, bu hayvanları
hayatının aynen bir parçası
Nahl)
böylece sizin istifadenize verdi. (Ey
sayılmaktadır. Kendinden bir parça
Muhammed!) Güzel davranışları
olan evladını kurban etmek ne kadar
İbrahim'den kaldığı bilinmektedir. Hz.
müjdele!'' diye buyurdu. (22/37 Hac).
zor ise; alın teri ile kazanılan parayı
Peygamber, kurban bayram namazını
Bu ayet, genel olarak bütün
vererek kurban alıp kesmek de o
kıldıktan sonra hazırladığı iki
ibadetlerde iyi niyet ve ihlasın
kadar zordur. İşte bunların ikisi de
boynuzlu koçun birisini kendisi ve
gerekliliğini ortaya koymaktadır.
insan hayatından birer parçadırlar.
yönelerek İbrahim'in dinine uy! O
Kurban bayramının da Hz.
ailesi için, diğerini de ümmeti için
Anlaşılıyor ki, ibadetlerimizde
Hz. İbrahim, Allah'a aşkından dolayı
kurban etti. Sonra da: Allah'ım! Bu
bizi A1lah rızasına ulaştıracak olan
oğlunu kurban etmek istemiştir. Biz
sendendir ve sanadır. buyurdu. (S.
temel unsur, kalplerimizin takvası,
Müslümanlar da Allah sevgisinden
Buhârî, Trc. Tecrîd, 3/172).
yani bu ibadetleri gösterişten uzak
dolayı malımızı ve canımızı Allah
olarak; sırf Allah'ın rızasını kazanmak
yolunda sarf etmeye çalışırız.
Hz. İbrahim'in geçirdiği büyük
imtihandan sonra Allah'ın lütfettiği
koç kurbanını da hatırlatan bu ibadet,
böylece İslam'da da devam etmiştir.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:59 PM Page 36
UZAK DİYARLAR
Sevgili okurlarımız; Bu sayımızdan itibaren Türkiye’mizin doğal güzelliklerini ve çeşitli kamp maceralarımızı da
yayınlamaya başlıyoruz. Umarız bu macera ve gezilerimizi de ilgiyle takip edersiniz. İşte u sayının ilk kamp macerası;
Uludağ
Zirve Tırmanışı
Evliya Çelebinin seyahatnamesinden günümüze kalan bu
cümle aslında hala geçerliliğini sürdürüyor. Sırtımızı yasladığımız
Uludağ, eteklerinde ki suları bizlere cömertçe armağan
ediyor.Peki bu kadar su Bursa ovasına nereden ve nasıl geliyor?
Türkiyenin köklü su firmalarının hemen hemen hepsinin üzerinde
ki etikette Uludağın zirvesinden ibaresi yer alır. Yani Bursa
ovasına hayat veren su, Uludağın zirvesinden mi geliyor? Bu
sorunun cevabını bulmak için rotamızı Uludağın zirvesine
çevirdik...
Bir çoğumuz Uludağı Oteller bölgesi ve Teleferik
güzergahından ibaret olduğunu düşünür. Yeşilini gören,
oksijenini ciğerlerine çeken herkes buralara hayran kalır. Ama
aslında Uludağın gerçek güzelliği saklı kalmıştır. Ve hala bakir
sayılır. Çünkü her şeyde olduğu gibi çok güzellere erişmek her
zaman zordur.Gelin şimdi 18-19 haziranda gerçekleştirdiğimiz
gezimizin zorluklarına ve güzelliklerine göz atalım.Bursa
merkezde yaz iyice etkisini göstermeye başlamış sıcaklıklar 35
dereceye dayanmıştı. Deniz sezonu açılmıştı açılmasına ama
bazıları sıcakta denizde serinlemek yerine dağ havasını tercih
ediyordu. Biz bu dağ havası serinliğinin bir adım ötesine, hatta
birkaç adım ötesine geçip yazın ortasında üşümenin nasıl bir
şey olacağını merak etmeye başladık. Rotamızı belirledik. Alaçam
köyü üzerinden Uludağ göller bölgesine, oradan da Uludağın
zirvesine. Uludağın zirvesine çıkmanın, hele ki göller bölgesinde
kamp yapmanın zorluğunu gidenlerden işitmiştik. Biraz araştırma
yapmakta fayda vardı. Profesyonel bir dağcıyla irtibata geçtik.
36
Eylül - Ekim 2014
Bize Türkiyede ki bir çok dağa çıktığını, Ağrı, Erciyes, Demirkazık
da bunlara dahil olduğunu söyledi. Ve ekledi: Çıktığım dağların
arasında en alçak dağ Uludağdı diye.
Başta bu cümleyi pek önemsemedik. Evet yükseklik olarak
Marmaranın en yükseği olabilirdi, ama diğer dağlardan alçaktı.
Ama bahsettiği alçaklık bu değildi. Bize gündüz yakan havanın
gece nasıl ayaza dönüştüğünü, oksijensiz hava akımının insanı
nasıl nefessiz bıraktığını, masmavi olan havanın birkaç dakika
içinde sis ile kaplanıp, ardından yağmur, fırtına, hatta kara nasıl
dönüştüğünü anlatınca yapmak istediğimiz şeyin çok da kolay
olmayacağını anladık.Uludağ Göller ve Zirveye 2 ayrı güzergahtan
gidiliyor. Birinci güzergah Oteller bölgesinden Wolfram
madenlerine araçla, oradan da Apollo kelebeklerinin eşlik ettiği
patikalarla Zorlu ve yorucu bir parkurla önce zirveye sonra da
göller bölgesine.
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:59 PM Page 37
İkinci güzergah ise Alaçam yada
Hamidiye köyünden traktör yada arazi
araçlarıyla önce göller bölgesi sonra da
zirveye.
Biz ikinci güzergahı seçtik. Tamam
doğayı seviyor, tabiatla iç içe kısa
yürüyüşler yapıyorduk ama saatlerce
patikadan yürümek bize baya zor geldi.
18 Haziran cumartesi günü Alaçamdan
hareket edecek, geceyi göller bölgesinde
kamp yaparak geçirip, sabahın erken
saatlerinde zirve yürüyüşü yapıp, öğleden
sonra Bursaya geri dönecektik.
O boğucu yaz sıcağını Bursa’da
bırakmış daha Alaçamdayken bile serin
hava ile karşılaşmıştık. Kafamızı yukarı
kaldırdığımızda Uludağ tüm haşmetiyle
karşımızda duvar gibi duruyordu. Yaklaşık
17 km.lik bir yolu 3 saatte
aşacaktık.tutkunu olmamızdı.
İçimizde arsız bir heyecan ile sislerle
kaplı yolculuğumuza başladık. Rakım
biraz yükselince bir bulutun içine girdik.
Havada uçuşan su taneleri yüzümüze
vurduğunda hem serinliyor hem de içimiz
ürperiyordu. Bir arkadaşımız bunların
negatif iyonlar olduğunu ve insanı
rahatlattığını söyledi. Gerçekten de
öyleydi.
Sis bulutu dağıldığında içinde
olduğumuz kızıl çam ormanlarının yavaş
yavaş azaldığını gördük. Bitki örtüsü
bodur çalılara ve çayırlara bıraktı kendini.
Manzara harikaydı. Yer yer bulutların
çöktüğü, yer yer ise güneşin ısıttığı bir
iklimde kendimizi dağlara vurmuştuk. Bir
sürü dere içinden geçerek ilerliyor, bozuk
ve taşlı yolun üstüne arabayla salına
salına ilerliyorduk. Ta ki kışın düşen çığın
yolu kapattığı bölüme kadar. Göllere daha
çok mesafe vardı. Geri
dönmek yenilgi, bu bölgede
kalmak ise zirveye uzun bir
yürüyüş demekti.
Zirveye çıkamama
korkusu yerini büyük bir
mutluluğa bırakmıştı. Yolda
karşımıza çıkan iki kişiye
kadar. İki gündür o bölgede
kamp kuran bu iki
doğaseverin bizlere ilk
sorduğu hangi dernekten
olduğumuz oldu.
Yolda korka korka ilerledikten sonra
tekrar karşımıza bir kar kütlesi çıktı.
Birincisini aşmıştık. İkincisini de
aşabilirmiydik? Hemen arabayı
geçirebileceğimiz alternatif bir güzergah
aradık. Ama mümkün değildi. Yolun bir
tarafı yamaç, bir tarafı uçurumdu. En iyisi
yolu kardan temizlemekti. Elimizde bir
adet balta ve bir adet çapa vardı. Çapa ile
işe koyulmuştuk ki sapı elimizde kaldı.
Sonrasında buza dönüşen kütleyi balta
ile keserek yolu açtık. Yine biz galip
gelmiştik. Sevinçle yola koyulduk. Birkaç
km. gitmeden bu sefer bir buz dağıyla
karşılaştık. Artık pes etme zamanıydı.Ne
etrafından dolaşabilir, ne de yolu
açabilirdik. Mecburen bu civarda
konaklayıp sabah zirveye yürüyecektik.
Ama uyumak ne mümkün. Saat gece 2
gibi başlayan rüzgar şiddetini o kadar
artırdı ki sanki kulübemiz yerinden
sökülecekti. Derler ya her işe bir hayır
vardır diye. Eğer yol açık olup göllerde
çadırda geceyi geçirseydik sabaha ne
çadır kalırdı ne de eşyalarımız. Gece o
kadar uzun sürdü ki sanki bir hafta
kalmıştık orada. Sabaha karşı herkes bir
saat kadar uyuduktan sonra kendimizi
dışarı attık. Muhteşem bir havada
muhteşem bir atmosferde güne başlamak
harikaydı.
Önümüzde zorlu ama manzaralı bir
parkur vardı. Yola koyulduk. Saat 9 u
birkaç dakika geçiyordu. Karşımıza önce
Aynalı göl çıktı. Sıcaktan kavrulan
bedenimize kar suyu o kadar iyi geldi ki
anlatamam. Aynalıgöl göller bölgesinin
en altta ki gölüydü. Kar sularında oluşup
hiçbir zaman kurumayan göl oldukça sığ
idi. Biraz dinlenip yola çıktık.
Ve karşımızda Karagöl. Tam karşıda
ortada gözüken yer ise Uludağın
zirvesi.Uludağ göllerinin en derini.
Uludağın nazar boncuğu. Bir rivayete göre
dibi bulunmayan gölde boğulan çoban
Alaçamda bulunmuş. Gerçekten de suyun
çok derin olduğu her halinden belli.
Sırada Kilimligöl var. Kilimli göl ismi
göle uzaktan baktığınızda kilimi andırdığı
için verilmiş. Hemen üzerinde Buzlu göl
ve Heybeli göl var. Ama bu iki göl de
maalesef görünmüyor. Çünkü haziran
ortasında olmamıza rağmen kar altındalar.
Buzlu gölde 365 gün kar olduğu söylenir.
Kilimligölün de kıyısından geçip
kendimizi yamaçlara vuruyoruz. Patikadan
yukarı çıkarken başka bir grupla
karşılaşıyoruz. Elimizde çekirdek
çitleyerek zirveye çıkmaya çalıştığımızı
görünce epey şaşırıyorlar. Onlar Oteller
bölgesinden gelmiş olmalılar. Tepeyi
aştığımızda karşımıza sırtlarında
çantalarıyla başka bir grup çıkıyor. İki
kişiler profesyonel olduklarını anlıyoruz
ilk bakışta. Bize Ağrı dahil bir çok dağa
çıktıklarını ama Uludağın yerinin ayrı
olduğunu söylüyorlar.Dönüş yolunu da
aynı manzaralar eşliğinde ilerliyoruz. Tam
kamp alanına yaklaştığımızda birden bir
yağmur bastırıyor. Hemen hazırlıkları
tamamlayıp yola çıkıyoruz. Şehrin üzerine
sürekli yıldırım düşüyor.
Fena halde yorgunuz. Ama herkesin
yüzünde bir gülümseme...
Eylül - Ekim 2014 37
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:59 PM Page 38
Tarihi Mekanlar
800 yıllık tarihi bir hamam kent merkezinde ve çevresinde tek olan bu hamam
adeta yıllara meydan okuyarak ayakta durmaya devam ediyor.
Germiyanoğulları
Hamamı
Germiyanoğulları Tarihi Vakıflar
Hamamı; Bayramyeri Meydanı
altında, Atatürk ve Etnoğrafya
Müzesi'nin hemen yanındadır.
800 yıl civarında bir geçmişe
sahip olan bina, yapıldığından
bugüne tüm özelliğini koruyarak
günümüze kadar ayakta kalmıştır.
En son yapılan küçük çaplı tadilat
ile işletmesi Denizli Valiliği İl
Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nce
kullanımının devam etmesi
sağlanmıştır.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:59 PM Page 39
tarihinin de baş yapıtları
Esedüddin Ayaz ve ardından valiliğe
arasında gösterilen bu
atanan Seyfettin Karasungur
tarihi mekanlar
Denizli’de bir çok yapılar inşa
yapılışındaki ahenk ve
ettirmişler Hamamında 1246 yılında
yıllara meydan okuyan
Karasungur tarafından yaptırıldığı
duruşuyla günümüze
çeşitli kaynaklar tarafından
kadar ayakta durmaya
günümüze kadar ulaşıyor. Hamamın
devam ediyor.
yapımında malzeme olarak ana
Kent merkezinde
1246 yılında yapılan tarihi
duvarlarında taç-tuğla iç bölümünde
Bayramyeri’nde
ise, tuğla malzemesi kullanılması
çevresindeki modern
nedeni ile beylikler dönemi 14. yüzyıl
binalara rağmen varlığını sürdüren
mimari özelliklerini yansıtıyor.
Germiyanoğlulları Hamamı
bu hamam il merkezindeki ayakta
günümüzde de hala kullanılıyor.
kalan tek mekan olma özelliğini
DEPREMLERE MEYDAN
Hamamlar Türk Kültürünün vaz
elinde bulunduruyor. Denizli’nin
OKUDU
geçilmez birer parçası. Osmanlı
Selçuklular zamanında ilk valisi
Tipik Türk hamamı mirarisine göre
yapılmış tarihi Germiyenoğulları Türk
Hamamı olan bu mekan Kadınlar ve
erkekler hamamı olarak 2 bölüme
ayrılmıştır, Hamam soğukluk, ılıklık
ve sıcaklık bölümlerinden uluşuyor.
Soğukluk bölümü 19. yüzyılın
sonlarında geçirdiği deprem
sonrasında yıkıldığı aynı tarihlerde
bu günkü şekliyle yapıldığı
bilinmekte. O tarihlerden günümüze
bir çok deprem atlatan bu yapı
ihtişamıylada kendisini göstermeye
devam ediyor.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 7:59 PM Page 40
SAĞLIK KAYNAĞI
Yaşam kaynağı;
İncirin faydaları saymakla bitmiyor. İçerdiği yüksek
incir
orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu
etkiyi sağlamak için körpe incir yaprağından sızan süt
ile Sağlıklarını garantiler. İncirin faydaları arasında taze
siğile sürülür.
ve özellikle kuru incirin yenilmesiyle insan bedeninin
hücreleri yenilenir.
- Körpe incir yapraklarının sütü siğile karşı etkilidir. Bu
- Kurutulmuş incir yapraklarıyla hazırlanan dekoksiyon,
Hemoroit (basur) ve çıbanlara karşı etkilidir.
- İncir, içerdiği yüksek oranlardaki Protein, vitamin
Körpe incir yaprakları, havadar ve güneş görmeyen bir
ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir
yerde kurutulur. Bu yapraklar parçalanır. 2-3 tatlı kaşığı
besindir. 100 gram kuru incirde vücudumuzun günlük
kurumuş yaprak bir bardak Suda 30 dakika kadar
ihtiyacı, kalsiyumun yüzde 17'si, demir ve Magnezyumun
kaynatılır. Böylece hazırlanan dekoksiyonla ıslatılan bez
yüzde 30'u, fosforun yüzde 20'si, B1 vitamininin yüzde
basur memesine sürülür ya da çıbanlara sarılır. Hemoroite
5'i ve B2 vitamininin yüzde 4'ü alınmış olur.
karşı bu dekoksiyondan günde 2-3 bardak içilir.
- İncir, içerdiği yüksek orandaki liflerle bedene giren
kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlar.
- Sindirimi kolaylaştıran incirin, bedeni bakterilere karşı
koruyan etkileri de vardır.
- İncir içerdiği yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla
Kuru incir faydaları arasında, içerdiği yüksek orandaki
protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini
sağlıyor.
Kuru incir içerdiği 'benzaldehit' maddesiyle kanserli
hücrelerin büyümesini önlüyor. Magnezyumun yüzde
kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler. İncirin
30'unu, fosforun yüzde 20'sini, B1 vitamininin yüzde 5'ini
içerdiği kalsiyum, diğer besinlerdekine göre daha kolay
ve B2 vitaminin yüzde 4'ünü içeren kuru incir, bağırsakların
sindirilir. Süt içemeyen kişilerin incir yemeleri öğütlenir.
düzenli çalışmasını sağlıyor.
- İncir, içerdiği ‘benzaldehit' adlı Maddeyle kanserli
hücrelerin büyümesini önler, kansere karşı etkili olur.
- Kuru incirden hazırlanan infüzyon, özellikle çocuklarda
İncirin faydası sadece bağırsakları çalıştırması değil.
İncir yüzü de güzelleştiriyor.
Aralıklarla incir tüketilmesi gerekiyor. Çünkü aşırı
korkusuzca kullanılabilen etkili bir müshildir. Bunun için
yenildiği zaman şişmanlığa sebebiyet verebilir. Günlük
iki-üç kuru incir doğranır. Üzerine kaynar Su dökülerek
bir iki tane yenilmesi faydalı olur. İncirin bir diğer faydasıda
10-15 Dakika demlendirilip bir infüzyon hazırlanır. Bu
bademle yenildiğinde insanın sinir sistemini yatıştırır.
infüzyondan günde 2-3 bardak içilir.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 41
Reklam
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 42
DENİZLİ’DE MEKANLAR
Ticaret merkezi olmasının yanı sıra Denizli'nin en önemli tarihi mekanlarından biri;
Kaleiçi
Çarşısı
Akşam Saatlerinde Denizliyi
gezmek isteyenlerin
Bayramyeri’nde gördüğü
bir ışık demetidir
Peki Kaleiçi Çarşısı’nın özelliği
geçim kaynağı haline gelmiştir.
sadece bu güzel ışık demeti ile sınırlı?
İnsanoğlunun hayatında bu denli
Elbette değil, o halde buyrun Tarihi
öneme sahip olan ticaret, şehrimiz
Kaleiçi Çarsısına;
için de ayrı bir öneme sahiptir. Bugün
Ticaret, neredeyse insanlık tarihi
Ege Bölgesi’nin en önemli ticaret
kadar eskidir. Üretimin en ilkel
merkezlerinden biri olan Denizli, bu
Özellikle kuyumcu dükkanların- dan
biçimde yapıldığı çağlarda bile çeşitli
konuda birçok Anadolu şehrine de
dışarıya süzülen altının o görkemli
değişim araçları kulla- nılarak yapılan
örnek teşkil etmektedir. Durum böyle
ışıltısı, zaman içerisinde Kaleiçi
ticaret, zaman içerisinde gelişerek
oluncada Denizli'nin ticaret
Çarşısı’nın en önemli simgelerinden
dünya coğrafyasının farklı
merkezleri ayrı bir önem kazanmıştır.
biri haline gelmiştir.
bölgelerindeki merkezlerin temel
Tarihi Kaleiçi Çarşısı...
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 43
İnsanlar arasındaki ticari ilişkile- rin rahat ve sağlıklı
bir ortamda yapılması için kurulan bu merkez- ler,
ticari potansiyelleri ile içinde bulundukları kentlerin
zenginliği ve ihtişamı konusunda önemli birer ölçü
haline gelmişlerdir. Asırlar boyunca Anadolu’nun
birçok bölgesi gibi çeşitli istilalara uğrayan Denizli
de birbirinden farklı pek çok kültürün buluştuğu bir
şehir özelliğini kazanmıştır.
Bu zenginliğin en yoğun şekilde yaşandığı mekan
ise bugün şeh- rin merkezinde yer alan ‘Tarihi Kaleiçi
Çarşısı’ dır. Tarih kitap- larında ‘Karasungur’
tarafından yaptırıldığı ileri sürülen bu yer, Denizli’nin
bilinen ilk yerleşim ve alışveriş merkezidir.
Önce ‘Ladik’ adı ile kurulan ve daha sonra 'Denizli
Kalesi' ismi verilen bu yerin kuruluş tarihi kesin olarak
bilinmemekle birlikte M.S.11. Yüzyıl'dan itibaren
Türkle- rin bu bölgeye gelmesi ile birlikte kapalı bir
şehir ve pazaryeri ola- rak inşa edildiği sanılmaktadır.
Kurulduğu ilk yıllardan itibaren yoğun ticari
faaliyetlere ev sa- hipliği yapan Kaleiçi Çarşısı ve
çevresi, bağların ve bahçelerin olduğu bir bölgede
kurulmuş.
1210 yılında Selçukluların eline geçen şehre,
Karasungur Bin Abdullah vali olarak tayin edilmiş.
Vali, ticarete çok önem verdiği için dağınık ve
korunmasız bir şekilde bulunan sanatkarları ve esnafı
bir kale içinde toplamayı uygun bulmuş.
Bunun üzerine biraz yüksekçe olan şimdiki alanda
bir kale yap- tırmaya karar vermiş ve yaklaşık 20
kilometrelik bir alanı surlarla çevirerek bugün Kaleiçi
olarak adlandırılan bildiğimiz iç kaleyi yaptırmış.
Kaleiçi Çarşısı’nın geçmişte 6 kapısı varmış. Bunlar;
ana giriş kapısı olan Bayramyeri Kapıağzı, Sarayköy
Yolu Kapıağzı, Dörtçeş- me Kapıağzı, Demirciler Kapıağzı, Aydın Kapıağzı ve Dokuma Pazarı’nın bulunduğu
yerdeki Arabacı Kapıağzı imiş.
1955’lere kadar ana giriş kapısı olan Kaleiçi Kapısı,
Çarşı bekçi- leri tarafından sabah 8’de açılır, akşam
namazında kilitlenirmiş. Bu alışkanlık uzun yıllar
sürmüş.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 44
DENİZLİ’DE MEKANLAR
Kaleiçi'nde Perşembe günleri pazar
kurulurken, daha sonraları Pazartesi
eski günlerini aramaya başladı.
Özellikle şehrin sınırlarının geniş-
Denizli Belediyesi'nin Tarihi Çarşı
için hazırladığı proje ile hedef- lenen
günleri de kurulmaya başlanmış.
lemesi ve Kaleiçi Çarşısı’na alter- natif
sadece Kaleiçi Çarşısı’nın tarihi
Bugün de bu gelene- ğin sürdüğünü
ticaret merkezlerinin kurul-
dokusunun ortaya çıkartıl- ması değil,
görmekteyiz.
ması ile Tarihi Çarşı ticari anlamda bir
turistlerin de Çarşı’ya gelmesinin
gerileme
sağlanmasıydı.
sürecine
Çarşı’nın zamanla yıpranan ve
süreç
ekonomik ömrünü doldurmuş alt ve
sonunda
üst yapısı yenilendi. Sokak araları da
Kaleiçi’nde
yeni düzenleme ile birlikte hem
ticaret yapan
genişletildi, hem de yenilendi.
toptancı
kadınlar girmezmiş. Kadınlar için
Dörtçeşme Kapısı dışında ayrı bir
Kaleiçi Çarşısı yeniden canlanma- ya
başladı. Bugün Çarşı, gelecek günlere
perakendici- lere bırakmaya başladı.
daha da güvenle bakıyor.
Özellikle Sebze-Meyve Hali ve
2.Ticari Yol’un açılışı ile birlikte
girmezmiş. Hiç kuşkusuz aradan
Kaleiçi’nden uzaklaşma eğilimi
geçen yıl- lar Kaleiçi Çarşısı’nı da
giderek arttı ve şehrin çeşitli böl-
etkiledi. 1970’li yıllarda altın çağını
gelerine doğru yayılmaya başladı. Bu
yaşa- yan ve neredeyse tüm ticari fa-
durum Denizli Belediyesi’nin Tarihi
aliyetlerin toplandığı bir merkez olan
Çarşı’yı ayağa kaldırmak amacı ile
Tarihi Kaleiçi Çarşısı zaman içerisinde
harekete geçmesi ile değişti.
Eylül - Ekim 2014
Tüm bu düzenlemelerle birlikte
esna- fı yerini yavaş yavaş
pazar kurulur ve bu pazara da erkekler
6
İşte bu proje kapsamında önce
girdi. Bu
tüccarlar ve
Her iki pazara da o dönemlerde
Denizli’ye gelen yerli ve yabancı
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 45
Reklam
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 46
YETENEK
Denizli’nin Sihirbazı;
Murat USLU
bir boy aynası karşısında hergün prova yaptı. Bu
sebebtendir ki sorulduğunda ilk kandırdığım kişi hep
kendimim der ve ekler, gerçek illüzyon yıllanmış bir
çalışma, birikim ve doğuştan geldiğini düşündüğü yetenek
yani el becerisi... Kimine göre el çabukluğu olan illüzyon,
kimine göre akıl oyunudur.
Peki sizler kandırılmaya
hazırmısınız? farklı bir deneyim ve tatlı bir anı kalsın
istiyorsanız onu mutlaka arayın. değerli dostum Murat
USLU'dan bahsediyorum. '' AYNADA Kİ YANSIMA ''
gösterileri tüm hızıyla devam ediyor.
İllüzyonla tanışmam ilkokul 4. sınıfta oldu. Bir
komşumuzun beni çağırıp ipi düğümlemesi ve düğümlü
ipi ağzına alarak tekrar normal hale getirip, düğümü
kaybetmesi benim çok ilgimi çekti. Merakla çok ısrar ettim
öğrenmek için ama öğrenemedim. Komşum o günlerde
sahip olduğum Tarkan dergilerimin on tanesini verirsem
öğretebileceğini söyledi. Bende kabul ettim. Dergilerimi
feda ettim. Belli bir zaman geçtikten sonra ki aynı sene
içinde bir gazete ilanı gördüm. Mandrake isimli bir sihirbaz
kitap yazmış gazete ilanıyla satıyor. Ah keşke bu kitap
bir bende olsa diye içimden geçirdim. Biraz fazla istemiş
Bir sihirbazın kendisine hediye ettiği sihirli bastonun
işe yaramaz sihirden yoksun bir değnek olduğunu
anlaması pek de geç olmadı. Asıl sihirin dilinde, ellerinde
, aklında ve yüreğinde olduğunu fark ettiğinde illüzyona
ilgisi giderek artı. illüzyonun yani sihirin bir kandırmacadan
ibaret olduğu kanısına vardı.
Araştırmaları sonucunda gerçeğe ulaşmıştı. Bir
arkadaşının da ona söylediği gibi: ''illüzyon akıllı insanların
kendinden daha akıllı insanları kandırma sanatıdır'' ve o
gün faarketti ki ilk kandırması gereken kişi kendisiydi.
Çünkü; kendini kandırabildiğin sürece başkasını
kandırmada başarılı olabilirsin. O günden sonra yaptırdığı
6
Eylül - Ekim 2014
olmalıyım. Kitap yaklaşık on gün içinde elime geçti. Ama
satın almadım.
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 47
bakışlarla takdir edilmek çok güzel bir duygu. Bu sanat
dalını seven arkadaşlarım vardır elbet. Bu mesleği
seçmeyeceklerse masrafa girmesinler. Bu sanat dalını
meslek edinmiş ustaları izlesinler. Elbet birkaç oyun
öğrenebilirler, okyanustan bir damla eksilmesi okyanusa
zarar vermez. Ustaları izlemekte güzel bir şey. Bir
öğrencinin okuduğu yıllarda hobisinin olması kadar güzel
bişey olamaz. Bu sayede arkadaşlarıyla iletişim kurabilir.
Tanışma fırsatları oluşturabilir. Şu an özel sektörde
çalışıyorum. Hafta sonlarımı değerlendiriyorum bu sanatla.
Kitap birkaç el değiştirmiş. Çok sonradan öğrendim o
Konuyu bitirmeden illüzyon nedir diye sorayım. Sihir
kitabın asıl sahibini ve kimlere verildiğini. Mutluluktan
midir? Hokkabazlık mıdır? Bence illüzyon olmayan bir
uçmuştum. Ve en az on sene o kitaba itinalı bir şekilde
durumu oluyormuş gibi göstermektir. Halk dilinde buna
baktım. İlk gösterimi ortaokul 2. sınıfta yaptım. Daha
gözbağcılık da
sonra gene ortaokul 3. sınıfta da müsameremizde yaptım.
deniyor. İllüzyon
O kitabın içinden hala kullandığım oyunlar var. Bu sanata
dünyanın en dürüst
verdiğim gönülle gazeteleri ve tv yi takip ettim yeni oyunlar
mesleğidir. Neden
öğrenmek için. Cumartesi den cumartesiye isimli programı
mi? Çünkü
hiç kaçırmadım Sermet ERKİN i takip ettim. Gazetelerin
illüzyonist baştan
oyun verdiği gün gider o gazeteyi alırdım. Bu sanat dalıyla
söylüyor ben
arama belli bir süre okul girdi. Gene okulda arkadaşlara
illüzyon gösterisi
küçük oyunlar yapıyordum. Cep oyunlarım hiç eksik
sunuyorum. El
olmadı. Zaman içinde illüzyon sanatındaki oyunları
çabukluğu ve az bir
araştırdığımda daha çok sevdim. Çok güzel oyunların
hileyle size algı
olduğunu araştırmam sayesinde öğrendim. Her şeyin
yönlendirmesi
iskambil kağıtlarıyla bitmediğini gördüm.Şunu da
yapıyorum diyor.
öğrendim. Bilmek ile yapabilmek arasında çok fark var.
Sizlere saygılarımı
Oyunun hilesini bilirsin merak edip öğrenmişsinizdir. Ama
sunuyorum. İyi günler geçirmeniz dileklerimle...
malzemesini almaz ve çalışmazsanız o orada
kalıyor. Malzemenin kaliteli olmasına
dikkat etmelisiniz. İnsanları şaşırtmayı
çok seviyorum. Birden bir şey meydana
getirdiğimde veya bir şey
kaybettiğimde karşımdaki şaşkın
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 48
DOĞAL GÜZELLİKLERİMİZ
Yeşil ve mavinin eşsiz birlikteliği
Güney Şelalesi
Bazen lodosları getirir güney, bazen gün ışığının
en güzel renklerini. Kimi zaman peteklerine polen
taşıyan arıları çağırır, kimi zaman da göçmen
kuşların bir sonraki istikametinin yönünü gösterir.
Denizli için ise şirin bir ilçenin adıdır Güney.
Yemyeşil Tablodaki Mavilik
Doğanın gün ışıklarına yol verdiği yön, Güney’e
farklı bir anlam katar. Günün ilk ışıkları ile adeta
coşan ilçe, güneşten aldığını topraklarındaki
fışkıran filizlerle yeşile boyar.
Yüksek tepelerden ilçeye bakıldığında yemyeşil
bir tabloyu anımsatır Güney...
Güney’deki tek renk yeşil ve tonları değildir
elbette. İlçe mer- kezinin 5 kilometre ötesinde
parıldayan mavilikler, sizin doğru adreste
olduğunuzu gösterir. Gözlerin gördüğüne adımlar
da şahit olmak ister ve güneye doğru yönelir. Kısa
bir süre sonra adımlar serin bir cennette son- lanır.
Vardığınız yer, Güney’in en ünlü simgesi Güney
Şelalesi’dir.
Tabiatın Sakladığı Gizli Cennet
Denizli Merkez’e 70 kilometre uzaklıkta bulunan
Güney Şelalesi, tabiatın arasına saklanmış gizli bir
cennet gibidir. Kim bilir belki de insanoğlunun
yıkıcı gücüyle tanışan doğa ana, bu şaheserini
korumak için yeşil dalları arasında saklı tutmuştur.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 49
Muhteşem coğrafyası ve
donanan Güney Şelalesi, bu
serin suları ile
özelliği ile Türkiye'deki pek
vazgeçilemeyecek bir
çok şelaleden ayrılır. Sık
güzelliği bünyesinde
dokulu ve çeşitli tonlarda
barındıran Güney Şelalesi,
insan- ların karşısına çıkan
sahip olduğu eşsiz
bu yeşil bitki örtüsü,
güzelliklerle Denizli’nin en
kendinizi bir süreliğine de
ünlü doğal güzellikleri
olsa tropikal ormanlarda
arasında yer alır.
hissetmenizi sağlar.
Güney Şelalesi’ne
Yeşillikler üzerine uzanan
gittiğinizde, yönünüzü
ağaç dalları da bu hisse ışık
çevirdiğiniz her yerde türlü
tutar. Bu nedenle kendinizi
bir manzara ile
Güney’de ol- duğunuza
karşılaşırsınız. Gözlerinizin
şartlandırmak oldukça
gördüğüne algılarınız da
zordur. Çünkü her bir detay
tanıklık eder... Tepesinden
farklı iklimlerle karşılar sizi...
akan suyunun eşsiz zerafeti
ile görenleri kendisine
Asırlar Süren
hayran bırakan Güney
Bir Görsel Şölen
Şelalesi, adeta gizli kalmış
Denizli'nin Güney
bir cenneti andırır. Güney
İlçesi'nin 3 kilometre
Şelalesi’nin marifetli suları,
uzağında yer alan Cindere
bitkilere hayat vermesinin
Dağı’nın yamacında gün
yanı sıra, yıllarca süren
ışığı ile buluşan Güney
akışıyla da sarkıt ve dikitlere
Şelalesi, sadece Denizli’nin
hayat vermiştir. Şelale
değil, Türkiye’nin de en
sularından oluşan bu sarkıt
etkileyici doğa
ve dikitler de zaman
harikalarından biridir.
içerisinde Damlataş
Ülkemizin 23. doğal güzelli-
Mağarası’nı oluşturmuştur.
ği olarak kabul edilen
Şelalenin akış seti içinde
Güney Şelalesi’nin 20
oluşan bu mağarada, içinde
metrelik boyu, asırlar süren
yüzülebilecek göl
bir görsel şölene mekanlık
bulunmaktadır. Mağaranın
eder. Cindere’nin
kapı ve penceresini ise
yamaçlarında başlayan bu
perde gibi akan şelale suyu
serüven Büyük Menderes’in
kaplamaktadır.
engin maviliklerinde
tamamlanır.
Tropikal Düşlere
Yolculuk
Büyük Menderes’in
çevresindeki bitki örtüsüyle
Adına ‘Gizli Cennet’ de
denilen Güney Şelalesi,
Türkiye’nin 23. doğa
harikası olma özelliğini
taşımaktadır.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 50
FESTİVALLERDEN
Kale Biberi
Festivali
Yaklaşık 100
yıldan bu yana
Kale'nin Farklı Bölgelerinde Yetiştirilen Bir Ürün
İlçe merkezinin yanı sıra Demir- ciler, Alanyurt, Özlüce,
Kale ve
Ortatepe, Gökçeören, Esenkaya, Çakırbağ, Ortaköy,
çevresinde
Yenidere, Muslugüme, Künar, Narlı ve Çamlarca köyle-
yetiştirilen Kale
rinde yetiştirilen Kale Biberi, 600 dekarlık bir alanda
Biberi, sadece
üretilmektedir. Lezzeti ve kalitesiyle dikkat çeken Kale
ilçenin değil,
Biberi, yerel bir türdür.
Denizli'nin de
önemli simgeleri
arasında yer alır.
Sahip olduğu
özelliklerle
dünyada bir eşi
benzeri daha
bulunmayan Kale
Biberi’nin kalitesi, 2010 yılında aldığı patentle de
tescillenmiştir.
Kale'nin Renkli Kültürü
Kale’nin yüzlerce yıllık kültürel değerleri, 17 yıldan bu
yana düzenlenen Kale Biber Festivali ile gözler önüne
serilmektedir.
Kale Biberi’nin İlginç Özellikleri
Solanaceae familyasının Capsi- cum Annuum cinsinden
olan Kale Biberi, eşsiz lezzetinin yanı sıra biyolojik
özellikleriyle de ayrı bir öneme sahiptir.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 51
Festivali’ her yıl birbirinden renkli görüntülere sahne
olmaktadır.
Biber Üreticileri 'En İyi' Olmak için Yarışıyor
Her yıl Temmuz Ayı'nın son haftasında düzenlenen bu
festivalin ilk gününde kortej yürüyüşleri ve mehteran konserleri düzenlenirken, 'En Kaliteli Biber Yarışması' ile de
onlarca biber üreticisi en iyi olabilmek için yarışmaktadır.
125-150 gram ağırlığa, 15-20 cm uzunluğa ve 5-6 cm
Kale ve çevresinden 50’nin üzerinde biber üreticisinin
çapa sahip olan Kale Biberi, koyu sarı ve açık yeşil arası
katıldığı bu yarışmanın amacı, Kale Biberi’nin üretim
bir renktedir. Dekarda 4-10 ton arası ürün veren Kale
kalitesinin arttırılmasını ve daha çok kişi tarafından
Biberi, sofralık, kızart- malık, haşlamalık, közlemelik,
yetiştirilmesini sağlamaktır.
salçalık, kurutmalık, toz ve pul biber olarak
tüketilmektedir.
Kale’nin dünyaca ünlü simgesi
Kale Biberi adına 1995 yılından bu yana düzenlenen
‘Geleneksel Kaledavaz Yağlı Pehlivan Güreşleri ve Biber
Yağlı Pehlivan Güreşleri
Festivalin ikinci gününde ise Tabae Antik Kenti’nde
bulunan er meydanında yağlı pehlivan güreşleri
yapılmaktadır. Her yıl bir işadamının sponsor olduğu bu
güreşler, Türkiye’nin farklı bölgelerinden yüzlerce
güreşçinin katılımı ile gerçekleşmektedir.
17 yıldan bu yana ilçenin en önemli kültür faaliyeti olan
Kale Biber Festivali, ikinci gün akşamında yapılan
eğlenceyle sona ermektedir.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 52
YÖRESEL TADLAR
Babadağ
keşkeği
Orta Asya'dan bu
yana milli
düğünlerde yapılır, fakat bizim tarifimiz 4 kişiliktir. Malzemesi; 500 gr. kadar yağlı keçi
veya koç eti, 400 gr. dövülmüş beyaz buğday, 100 gr tereyağıdır. Bir tencere içinde
yemeklerimizden
buğday, başka bir tencerede et normal ateşte pişirilmeye başlanır. Buğday piştikçe
biridir keşkek.
ağır ağır ara sıra karıştırılır ve pişen etin suyundan eklenir. Et iyice piştikten sonra
Keşkek en çok
çıkarılır, kemiğinden ayrılır ve iyice ezilir. Tamamen pişen buğdayın içine eklenir ve
Babadağ'da usulüne
uygun olarak yapılır.
6
Keşkeğin ana maddesi yağlı keçi veya koç eti ile dövülmüş buğdaydır. Genellikle
Eylül - Ekim 2014
karıştırarak bir süre daha pişirilir. Daha sonra tereyağı bir tavada kızartılır. Üzerine
kırmızı biber ilave edilir. Keşkeğin üzerine tabaklara konduktan sonra gezdirilir. Yanında
turşu veya salata ile birlikte yenir.
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 53
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 54
Parex
BİZDEN HABERLER
İşletmemizin 1956 yılında Nihat Erdat’la başlayan ve şu
anda oğulları Mithat ve Hakan Erdat’la devam eden üretim
üretildi.
Parex’in Yeni Nesil çöp torbaları, kalitesi, sağlamlığı,
hayatı,“kendi yemeyeceğimiz hiçbir ürünü başkasına
kokulu
yedirmeyiz” temel felsefesi,kaliteden ödün vermeme ve
çeşitlerinin
müşteri memnuniyetini esas alma anlayışıyla bugünlere
yanı sıra
kadar gelmiştir.
yüzde
Şekerlemecilikle başlayıp 1970’li yılların başında
100
kuruyemiş,2008 yılında da kurupasta üretimine geçen
firmamızda bu sürede birçok şey değişmiştir.Ancak
kuruluştan bu yana bağlı olunan ilkelere her zaman sadık
kalınmıştır.En iyi hammaddeyi kullanma,ulaşılan kaliteyi
istikrarlı kılma,özenli,hijyenik ve sağlıklı ürünler üretme
bu ilkelerin en başta gelenleridir.
İşletmemiz,çalışanlarıyla birlikte 60 yıla yakın deneyimini
günümüz üretim anlayışıyla birleştirerek,hijyen
standartlarına uygun, sağlıklı ve leziz ürünleri tüketicimizle
doğada
buluşturmak,müşterilerimizin yaşamına “lezzet” katmak
çözünür
için var gücüyle çalışmaya devam edecektir. Kurucu Nihat
olma özelliğine de
Erdat’ın mesleki titizliği,iş disiplini ve iş ahlakı bu yolda
sahip. EPİ lisansıyla
en büyük yol göstericimizdir.
ekolojik dengeye
Evinize yeni bir ışıltı geldi… Parex, kaliteli, farklı, yenilikçi
zarar vermeyen çöp
ürünleri ve uygun fiyatlarıyla kadınların yeni yardımcısı
torbaları, mikrop,
olacak. Marketlerde yerini alan Parex’in ürünlerinden biri
sinek ve haşarat
mutlaka sizin için… Sizi Parex’in ışıltı dolu dünyasıyla
üremesini
tanışmaya davet ediyoruz.
önleyerek; çöpleri
Devler ligine giriyoruz !...
kesinlikle
Sektörün yeni ışıltısı Parex, kaliteli hizmet anlayışı ve
sızdırmıyor. Çilekli,
geniş ürün yelpazesi ile devler ligine giriyor... Tüm ürünleri
limonlu ve elmalı
son teknoloji ile üretildi, gıda ile temas eden ürünleri en
seçenekleriyle de
hijyenik ortamlarda el değmeden paketlendi. Doğa dostu
alışverişinize keyif
Parex’in daha temiz bir dünya için tüm çöp torbaları
katıyor!
ekolojik dengeyi bozmayan doğada çözünür teknolojiyle
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 55
Kış aylarının vazgeçilmez lezzeti ve şifa kaynağı;
Tarhana Yapımı
MALZEMELER
6 tane domates, 10 tane yeşil köy biberi, 3 tane iri taze
5-İyice harmanlanan bu hamur ılık bir yerde mayalanmaya
bırakılır. (Bu aşamada hamuru mayaladığınız yere temiz bir
kırmızı biber, 1 tane büyük kuru soğan, yarım bağ taze nane,
bez sermenizi tavsiye ederim. Aksi halde kabaran hamur
300 gr suyu süzülmüş yoğurt, 1 yemek kaşığı tuz, yaklaşık
kaptan taşabilir. Bu durumda taşsa dahi temiz beze taşar.
4 kg un, 1,5 Yemek kaşığı Kuru maya
6-Bu mayalanan hamur kabarması geçene kadar hergün
5-6 dk yoğrulur. (Mayalanma esnasında ağzını çok
YAPILIŞI
kapatmamanızı tavsiye ederim).Hamurun kabarması yaklaşık
1-Biberler tohumalarından ayrılır orta irilikte doğranır.
3 gün de geçiyor.
Domatesler ve soğan dörde bölünür. Naneler yıkanır ve
yaprak yaprak ayıklanır.
2-Tüm sebzeler düdüklü tencereye konur. Üzerine bir su
bardağı su eklenir ve 15 dk haşlanır.
7- Kabarması geçen hamur yemek kaşığı büyüklüğünde
parçalara ayrılarak kuruması için temiz bir bezin üzerine
serilir.( Gölgede ama sıcak bir yerde kurutulmalıdır)
8- Ortama göre 4-10 günde kuruyan tarhanalar blendırdan
3-Haşlanan sebzeler bir süzgece konur ve suyu süzülür.
geçirilir ve sonrasında da elenir. Toz haline gelen tarhanalar
4-Derin bir kaba unun 2 kg su konur. İçine süzülen
cam kavanozlara konularak
sebzeler, sebzelerin suyundan yarım su bardağı, tuz, maya
tercihen buzdolabında
ve yoğurt eklenir. Biraz yoğrulur. Kalan un yavaş yavaş
ya da kuru ve
eklenir. Hamur ne çok yumuşak ne çok sert olacaktır. Orta
serin bir yerde
kıvamda ele hafifçe yapışan bir hamur kıvamı elde edene
muhafaza
kadar karıştırılır. Un kalite ve yoğunluğuna göre farklılık
edilmelidir.
gösterebildiğinden un oranı 4 kg nun üzerine de çıkabilir.
(Ben Sinangil kullandım)
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 56
DENİZLİ’DEN LEZZETLER
Ballı Tahinli Pide
'Tavas' denilince akla ilk gelen
lezzetlerden biri de meşhur tahinli pidedir...
Deneyenler gayet iyi
ustaları da Tavaslılardır.
bilirler, Tavas Pidesi'nin
Marifet ocakta mı, ustanın
tahinle birleşince ne
elinde mi, yoksa oluşan
harika lezzetler ortaya
kıvamdan mıdır bilinmez
çıkardığını... Ancak biz
ama bilinen bir gerçek var
tadamayanlar için dilimiz
ki, o da bu tada şahit
döndüğünce anlatmaya
olanların bir daha asla
çalışalım bu eşsiz damak
unutamadıklarıdır...
tadını...
Tavas Mutfağı, sahip
bilindik kıymalı, yumurtalı
yemekleri ile Denizli'nin
ve peynirli pide çeşitlerinin
yöresel tatları arasında
yanına bir de tahinlisini
önemli bir yere sahiptir.
eklemişlerdir. Sonunda da
Odun ocaklarında pişen
işte bu yapımı zor ama
türlü türlü yemekler,
yemesi bir o kadar keyifli
saatler süren uğraşların
ve lezzetli Tahinli Tavas
sonunda en leziz sofraların
Pidesi ortaya çıkmıştır.
Tahinli pide öylesine
tatlardan biri de meşhur
lezzetli yapılır ki, ünü ile
Tahinli Tavas Pidesi'dir.
diğer pidelerden bir adım
Her işin bir üstadı vardır
öne çıkmıştır.
derlerya işte bu lezzetin
Eylül - Ekim 2014
yetinmeyen Tavaslılar,
olduğu birbirinden güzel
baş tacı olurlar. Bu
6
Var olan pide çeşitleri ile
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 57
Reklam
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 58
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE
Padişahların sofrası;
Osmanlı Mutfağı
Bir zamanlar,
töreleri Asya
Asya’dan
Türklerinin tarihsel
Anadolu’ya doğru
birikimiyle birlikte
akan Türk boyları,
oluştu, gelişti ve
eski uygarlıkların
ünlendi. Bu
mayaladığı bu
hareketli kültür
topraklara Uzak
birikimini yeni
Doğu’da oluşan o
vatanda
zengin kültürü
geliştirecek,
büyük bir ustalıkla
destekleyecek ve
ve yol boyu,
üretkenliğini
geçtikleri her
arttıracak bir çok
ülkeden aldıkları
eleman vardı.
Ağız yer, yüz
malzemeyle
utanır.
zenginleştirerek
Çağdaş tıp,
taşımışlardı.
Osmanlı mutfağını
eskilerin en çok
kısaca anlatmak
sevdiği yağlı
kolay değil.
yemeklere, hamur
Yüzyılların
işlerine, hamur
birikimine
tatlılarına iyi gözle
gelenekler,
bakmıyor, fazla
geleneklere zengin
kilolu olmaktan
coğrafi etkinlik
korkanlar devamlı
eklenince Osmanlı
“diyet” gayretiyle
mutfağı tarihçilerin
kolay yemeklere
ilgiyle araştırdığı bir
önem veriyor. Ve
kültürel gerçek
böylece… Yeni
olarak karşımıza çıkıyor.
Bu hareket sırasında elbette mutfak kültürüne de
dünyanın yemek sistemi kendi kurallarına göre, eski
sistemden ayrılıyor. Ama, eski sisteme de dikkatle
gereken yeri vereceklerdi. “Açları doyurun, çıplakları
bakıldığı ve araştırmalar yapıldığı zaman onların da,
giydirin, yıkılanları yapın, az halkı çok edin” gibi kutsal
özellikle sağlık açısından bir çok tedbirleri olduğunu, o
öğütlerle yola çıkan göç kafilelerinin yeni vatandaki
günlerin koşullarına göre bazı kurallar ve kararlarla bu
görevleri kendilerine böylece bildirilmişti. İşte, yıllar sonra
konuyu yürüttükleri görülebilir.
Anadolu ve Rumeli’nde gelişen Osmanlı kültürü ve de bu
kültürün önemli bir bölümünü oluşturan mutfak ve yemek
6
Eylül - Ekim 2014
Bu konularda, Osmanlı’nın akıllısı yemekten, içmekten,
tatlıdan, tuzludan söz açıldığında, o bolluk ve bereket
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 59
sofralarında “Az yiyen melek olur, çok yiyen helak olur”
dermiş. O zamanlar, buna benzer vurgulu sözleri usta hat
sanatçıları o sanat eseri olan süslü yazılarıyla yazan, zarif
levhalar yaparmış. Akıllı ev sahipleri de bu levhaların bir
iki tanesini yemek odalarının duvarlarına asarmış: “Ağız
yer, yüz utanır” gibi.
Baştacı çorbalar.
Osmanlı yemekleri, her zaman sofraların baş tacı olan
çorbalarla başlıyor. Sağlıklı yemeklerin birincisi kabul
edilen çorbalar et suyu, tavuk suyu, yoğurt; balık çorbaları
da balık suyu ile zenginleştiriliyor ve pirinç, bulgur, tarhana
unu, kuru ve taze sebzeler ve sebze kökleriyle kaynatılarak
yapılıyor. Ve adeta, mideleri kendinden sonra gelecek
yiyeceklere hazırlamak ve hazmettirmek için görevlenmiş
sayılıyor.
Coğrafyanın, mevsimlerin, toprağın verimi
Koyun, kuzu, dana gibi kırmızı etler, balık, tavuk gibi
beyaz etler, kümes hayvanları ve av etleri Osmanlı mutfağı
et yemeklerinin temel taşları. Soğan, sarımsak gibi yan
malzemeyle tatlandırılan et yemeklerinin bir kısmı uzun
sürede ve ağır ateşte pişer. Kebaplar, köfteler, fırında,
mangalda, ızgarada pişirilir. Yörelere göre değişen
ezmeler, taratorlar, turşular, yeşil salatalar ya da yoğurtla
birlikte yenir. Patlıcan salatası, patates kızartması, şiş
kebap ve döner kebabı biber ile birlikte sofraya gelir.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:05 PM Page 60
ÇOCUK SAĞLIĞI
Tatil ne kadar çabuk geçti ve yine okul zamanı geldi. Hem
çantasını toplaması. Evde verilen ödevleri yapabilme... Bu liste
aileleri hemde çocukları tatlı bir telaş sardı.Özellikle ilk kez okul
uzar gider bir sürü şeyler eklenebilir. ... Çocukların kendi öz
ile tanışacak çocuklar ve aileler için beraberinde tatlı bir
bakım becerileri ile baş edebilmesi günümüz çocuklarında zorbir
heyecanda getirmekte.
iş. Çünkü anneler onlar adına her işi yapıyorlar.Yemeği onlar
Aileler olarak çocuğun yaş olarak okula hazır olduğu kadar
yediriyor, tuvalete onlar götürüyor, elbiselerini giydiriyor
psikolojik olarakta hazır olup olmadığı bilmeli ve önümüzdeki
,ayakkabılarını bağlıyor ... ve çocuk bunları kendi yapacağı
kısa zamanı okula hazırlama süreci olarak değerlendirmeliyiz.
zaman zorlanmaya başlıyor. Çocuk doğduğu andan itibaren
Psikolojik olarak okula hazır olmayan çocukların ilk günleri
gelişim dönemine uygun olarak özbakım becerilerini
sıkıntılı olabilmektedir.
desteklemek her zaman daha faydalı olacaktır. Hem kas
Ailelerin öncelikli olarak çocuklara anlatması gereken şey
gelişimler sağlanmış olacak hemde bu gelişim onda bağımsız
okulun eğlenceli ve ortamın kurallarının olduğunu
hareket edebilme ,kararlar alıp uygulayabilme ve en önemlisi
vurgulamalarıdır.Okul kuralların olduğu ve bi okadarda öğrenme
aldığı kararların sonucuna katlanabilmeyi öğrenip geliştirecektir.
ortamının eğlenceli olabileceği bir ortamdır. Okula yeni başlayan
Aileler ve çocuklar için bir başka sıkıntılı alan ise evde ödev
çocuğun okul ile ilgili duygu ve düşüncelerini paylaşmalı ve
ve dersler yapılırken harcanan zaman .Hem çocuk hem anne bu
varsa kafasındaki soru işaretleri giderilmeli okul ile ilgili sorduğu
süreçte yıpranmakta ve ilişkiler de olumsuzluklar yaşanmakta.
sorulara abartısız ve doğru cevaplar verilmeli.
Çocuğun okul sorumluluğunu alabilmesi ve düzenli ders çalışma
Okullar açılınca bütün öğrencilerin ve özellikle ilk kez okula
alışkanlığını kazanabilmesine destek olunmalı. Anne baba
başlayanların en büyük sıkıntısı kurallara uyma ve kurallar
olarak çocuklar dersler başlayıp ödevler yapılmaya başlayınce
içerisinde kendisinden beklenenleri yerine getirmektir. Çünkü
bağımsız çalışma alışkanlığını kazandırabilmek için ilk günden
tatilde kendi kurallarımız ve istediğimiz faaliyetlerin ardından
itibaren birlikte ödev yapmak yerine onun yalnız başına
okula uyum (kişi kendini hazırlamadıysa) zor olabilmekte.
ödevlerini yapmasını sağlayabilmeli.” Ödevimizi yapalım” sözü
Özellikle okula ilk kez başlayacak olan çocuğa gideceği okul
ise asla söylenmemeli çünkü ödevler öğrenciye veriliyor. Eğer
önceden gidip gezdirlmesi ve okulu mekansal olarak tanıması
biz “ödevlerimizi yapalım “ ”gel dersimizi çalışalım “diye
bile onu rahatlatacaktır. Tanıdık bildik bir mekana gitmek
başlarsak bizim ödevimiz olur ve çocuk bu konuda yine
yabancılık hissinden uzaklaştıracaktır. Anne baba olarak dikkat
sorumluluğun tamamını almak istemeyecektir. Çünkü biz ona
etmemiz gereken bir başka nokta ise ; anne babadan
bu ödevlerin ve derslerin yarısı benim mesajını vermiş oluruz.
ayrıldığındaki tepkileri. Eğer çocuk anne ve babasından uzun
Ebeveyn olarak bize düşen görev ona çalışabileceği bir ortam
süreli ayrılmamışsa bu sıkıntı olabilir. Okullar açılana kadar
ve dersler için gerekli malzemeyi tedarik etmektir. Gerisi onun
küçük alıştırmalarla çocuğumuzu kendini güvende
vazifesidir. Mükemmel ödevler ve başarılar beklemeden önce
hissedebileceği ortamlarda bırakarak alıştırma yapmak faydalı
yapabildiklerini görmeli .Yapabileceği ve başarabileceği
olacaktır. Güven duygusu gelişemeyen çocuklar anne veya
vurgulanmalı ve çabası takdir edilmeli. Çabası takdir edilen
babasından ayrılmak istemeyecektir.Bu bazen uzun
çocuk her zaman daha güzel şeyler yapabilmek konusunda her
sürebilmekte. Bunu en rahat bir şekilde atlatılabilmesi için
zaman istekli olacaktır ve dersler ödevler yük olmaktan
çocuğumuza bulunduğu ortamda güveneceği birilerinin
çıkacaktır. Biz ancak çok zorlandığı noktada direkt çözümü
olduğunu ve özellikle öğretmeninin her zaman ona destek
sunmak yerine o çözüme nasıl ulaşacağını göstermeliyiz.
olacağını bilmesi işleri kolaylaştıracaktır.
Okula ilk başlayan çocuklarda görülen sıkıntılardan bir
Bütün öğrencilerimize şimdiden başarılar diler yeni eğitim
öğretim yılının herkese hayırlı olmasını dilerim.
başkası ise öz bakım becerilerinde yetersizlikleri. Tuvalete gitme
ve temizliğini kendi başına yapıp çıkabilme, karnı açıktığında
beslenmesini kendisinin yapabilmesi , okul araç ve gereçlerini
6
Eylül - Ekim 2014
Vildan Akyüz
Psikolojik danışman ve aile danışmanı
[email protected]
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 61
Reklam
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 62
AKLINIZDA BULUNSUN
Baharatlar
konusunda az bilinenler.
Baharat deyip geçmeyin,
Genellikle bitki tohumları, kökler ve kabuklardan elde
edilen baharatlar özellikle kışa yaklaştığımız şu günlerde
büyük rağbet görüyor.
Baharatları yemeklerinizden eksik etmeyerek vitamin
alerjiniz olup olmadığına dikkat edin.
2- Cilt bakımı: Kimyasal içeren ürünler kullanmadan
da temiz ve pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz.Farklı
cilt tipleri için değişik baharat kürleri kullanılıyor. Özellikle
depolamak ve kışa hazırlıklı girmek mümkün. Ancak
aknelerden kurtulmak , cildiniz kuruysa nemlendirmek,
bilinenin aksine baharatların kullanım alanı yemeklerle
yağlıysa dengelemek için farklı baharat kürleri
sınırlı değil.
uygulayabilirsiniz.
İşte baharatların kullanım alanları:
1-Doğal tedavi aracı: Alternatif tıp günümüzde oldukça
3-Böcek ilacı: Özellikle kekik, nane ve biberiye gibi
baharatların özleri ile meyve sebze ve çiçeklerinizden
tartışılan mevzu. Tıbbi ilaçların yanı sıra geçmişten beri
böceklerden koruyabilirsiniz. Tıpkı kimyasal sprey görevi
kullanılan doğal tedavi yöntemlerinin vazgeçilmez unsuru
gören bu baharatlar iletarımürünü ve çiçeklerinizi
ise baharat. Eski toprak diye tabir edilen büyüklerimiz
böceklere yem olmaktan kurtarın. Baharat özlerinin
sağlıklarını korumak için baharata sıkça başvururlardı.
bazıları bözcekleri uzaklaştırırıken bazıları ise öldürüyor.
Özellikle sarımsak dolaşım sistemi ve kalbe faydalı
olduğundan tercih edilen bir ürün. Ayrıca tarçın da anti
4-Yemeklerinize aroma katın: Baharatlar bir yemeğin
bakteriyel özelliği ile kış aylarının vazgeçilmezi.Siz de bu
tadını değiştirerek bambaşka lezzetlerin kapısını açıyor.
gibi baharatları kullanarak, vücut direncinizi yükselterek
Siz de yemeklerinizde farklı baharatlar kullanarak değişik
Hastalıklarla daha rahat savaşabilirsiniz.Ama dozuna ve
tatlar elde edebilirsiniz.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 63
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 64
TEDARİKÇİLERİMİZDEN
Can
Meşrubat
Denizli Ekonomisine can veren, Denizli’nin yerel markası
Hazırlayan
Hasan BATBAY
Can Meşrubat çeşitli fuar ve eğitimlere katılarak hem görsel hem de şirket gelişimine önem
veren bir firma. Turkiyenin en Büyük içecek fuarı ANFAŞ Antalya direkt olarak stant kuran hemen
hemen her yıl katılan ve orda çeşitli reklam
ve bayi çalışması yaparak firma tanıtımını
yapmaktadır. Anadolu markaları seminerine
katılarak hem seminerde bulunmuş ve
Anadolu markaları yarışmasına girerek
Denizliyi temsil edecek firmalardan bir tanesi
olmuştur. Eylül İstanbul Gıda fuarı , Bursa
Gıda fuarı ve İzmir ambalaj fuarlarında
katılımcı olarak bulunmuştur. Yine her yıl
yapılan Cumhurbaşkanı ve çeşitli Bakanlarında
katıldığı TUSKON Afrika zirvesine katılmış ve
direkt olarak 35 e yakın ülke temsilcileri ve
Gıda ticareti yapan kişilerle görüşmeler
yapılmış ve ilk meyvesi olarak da Benin ve
Moritanya ülkesine ihracata başlamıştır.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 65
Fabrika, Denizli-İzmir karayolu üzerinde 13.km anayola sıfır 200 metre yol
cephelidir. Sadece meşrubata ait arazi 14.000m2 üzerindedir. Bunun
10.000m2 kapalı alandır. Şirket kamyon bazında toptan satışı dışında DenizliAydın-Nazilli bölgesinde 8 araçla yaklaşık 3500 noktaya sıcak satış olarak
da hizmet vermektedirFabrikanın belli bir bayi ağı ve ismi vardır.Tüm Türkiye
geneline dağıtım yapmaktadır.Özellikle Antalya bölgesinde otellerde oldukça
ağırlığı vardır Ayrıca zaman zaman Avrupa ve Afrika’ya ihracat yapmaktadır.
Private label(özel marka) olarak Pekdemir marketleri dahil olmak üzere
çeşitli zincir market ve gruplara yüklü üretimler yapmaktadır.(özel markalar
Pekdemir,Dİ,Ayyo,İçelim,Myfresh,Kamiz,Afia...esc)Unifresh ve Unipower
kendisine ait markalarda şirketimiz çeşitli üretimler de yapmaktadır. Üretim
hatlarında pet grubunda 250cc-500cc-1000cc-1500cc-2000cc-2500cc, şişe
olarak 200cc-250cc,kutu olarak 330cc ve 250cc (pet-şişe-kutu) portakalkola-gazoz-mineralli içecekler(vişne-elma-şeftali-çilek-nar-limon..etc)ve
tonik-bitter limon-soda ve Unipower markasıyla da energi içeceği üretimleri
yapmaktadır.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 66
SAĞLIKLI YAŞAM
YETERLİ VE DENGELİ
BESLENME SAĞLIĞIN TEMELDİR.
sağlıklı
beslenme
Beslenme açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak ya da
canının çektiği şeyleri yemek içmek değildir.
Beslenme; sağlığı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitesini
olarak uzun süre yaşaması için bu öğelerin her birinden günlük
ne kadar alınması gerektiği belirlenmiştir.
Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında, gereğinden az ya
yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin öğelerini yeterli
da çok alındığında, büyüme ve gelişme engellenir, sağlık bozulur.
miktarlarda ve uygun zamanlarda almak için bilinçli yapılması
Gereğinden fazla besin tüketilirse, çok alınan bazı öğeler
gereken bir davranıştır.
Besin öğeleri vücudun gereksinmesi düzeyinde
alınamadığında YETERSİZ BESLENME oluşur.
İnsanın yaşamı için 50’ ye yakın besin öğesine gereksinimi
vücutta yağ olarak depolandığından sağlık için zararlı olur. Bu
duruma Dengesiz Beslenme denir. Dengesiz beslenmenin
önlenmesinde beslenme eğitimi ile sağlıklı beslenme bilincinin
kazandırılması büyük bir önem taşır.
vardır. İnsanın, sağlıklı büyüme ve gelişmesi, sağlıklı ve üretken
Yeterli ve Dengeli Beslenen Kişiler
Yetersiz ve Dengesiz Beslenenler ise;
Sağlam ve sağlıklı bir görünüştedir.
Hareketleri ağır ve isteksiz
Hareketli ve esnek bir bedene,
Muntazam bir cilde, canlı ve parlak
saçlara ve gözlere,
Kuvvetli, gelişimi normal kaslara,
Çalışmaya istekli kişiliğe,
Sağlıksız genel görünüşte
(aşırı zayıf veya şişman)
Pürüzlü, kuru, sağlıksız cilt yapısına,
Şişman veya zayıf vücut yapısına,
Boy uzunluğuna uygun vücut ağırlığına,
Sıksık baş ağrısından şikayet eden
Normal zihinsel gelişme,
İştahsız, yorgun, isteksiz bir
Sık sık hasta olmayan bir yapıya sahiptir.
yapıya sahiptir.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 67
Reklam
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 68
SAĞLIK
Anne, babalar AMAN DİKKAT...
uyuşturucu
madde bağımlılığı
Uyuşturucu madde bağımlılığı nedir?
döngünün yerleşmesiyle kişi bağımlılık
Sakinleştirici ve uyarıcı etkileri olan,
sürecine girmiş olur.
giderek daha fazla alma isteği ve
• Aklı ve iradeyi işlemez hale getirir.
Kişiyi normal yaşam ve
Etkileri; Uyuşturucu olarak kullanılan
davranışlarından uzaklaştırır.
alınmadığında yoksunluk belirtileri
maddelerin kimyasal yapıları
doğuran kimyasal maddelere
birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında
kabızlık, ishal, mide ve bağırsak
“uyuşturucu madde” adı verilir.
merkezi sinir sisteminin farklı
spazmlarına/kanamalarına sebep olur.
Uyuşturucu madde bağımlıları,
bölümlerini etkileyerek fiziksel ve
çoğunlukla kullanımı kontrol
psikolojik tahribata yol açarlar.
ve buna eşlik eden bir dizi hastalığa
edebilecekleri düşüncesiyle madde
Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli
neden olur.
kullanmaya başlarlar. Oysa bağımlılığın
kullanım şekli yoktur. Kullanan herkes
nasıl gelişeceği öngörülemez, bir kez
için bağımlı olma riski eşittir.
kullanım dahi son derece risklidir. İlk
Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi
kullanımdan sonra tekrar tekrar madde
tanır ve bir daha unutmamak üzere
uyum yeteneğini azaltır. Bağımlı
alma ihtiyacı doğar. Aynı uyuşturucu
hafızasına alır. Hücresel öğrenme
giderek aileden ve çevresinden
etkinin sağlanması için kullanım sıklığı
süreci denen bu durum herkes için
kopararak, yalnızlaşır. Çoğu zaman bu
ve/veya miktarı artar. Bu kısır
geçerlidir.
tabloya ağır bunalımlar eşlik eder.
• Tüm iç organların zarar görmesine
• Zehirlenmelere ve bu yolla gelen
ölümlere sebep olur.
• Uyuşturucular, bireyin çevreye
Ne yapmalı?
Ne yapmamalı?
Eğer kişi maddenin etkisi altında ise onunla bu
Kabullenmeme-İnkâr: “Yok, benim
durumda konuşmanın yararı olmaz. Kendinizi hazır
hissetmeden onunla konuşmayın. Açık, samimi ve
inandırıcı olun, öğüt vermeyin. Genellemeler yapmaktan
çocuğum asla kullanmaz.” Kendini ve eşini
suçlama: “Bu çocuk senin yüzünden böyle
kaçının. Korkularınıza dayanarak konuşmayın. Onu
oldu.” “Biz iyi anne-baba olamadık.” Hayal
etiketlemekten kaçının, çünkü “kullanıcı olarak”
kırıklığı, çaresizlik duygusu: “Ben seni bunun
etiketlenen kişiye yaklaşmak çok zordur.
için mi yetiştirdim?” “Her şey bitti, artık hiçbir
Önyargılarınızın farkına varın (“Bunlar iflah olmaz”),
böylece yanlış iletişim kurma olasılığını azaltırsınız.
Kendinizi onun yerine koymayı deneyerek onun
6
• Bulantı, kusma, karın ağrıları,
şey eskisi gibi olamaz.” Öfke: “Benim böyle
bir çocuğum olamaz!” Çocuğu suçlama ve
düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın. Uzman
aşağılama: “Senden hiçbir şey olmaz.” Uç
yardımı alması için samimi bir yaklaşımla onu ikna edin.
kararlar alma: “Okul hayatın bitti.”
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 69
Yeni Psikoaktif
Maddeler;
Emcdda Avrupa Uyuşturucu ve
Uyuştucu Bağımlığını İzleme
Merkezinin Raporlarında
Sentetik Kannabinoidler
Sentetik Kannabinoidlerin
Üretim Sorunu
bu yazımızda vatandaşları bu
tehlikeye karşı uyarmak için Bonzai
uyuşturucu maddesine yer verdik.
Bonzai, ölümcül etkisi bulunan bir
tür kimyasal uyuşturucu. Kullanımı
son yıllarda yaygınlaştı. Kullanım yaşı
da düştü.
Daha bir ay önce yine Bursa'da 2'si
14, diğeri 18 yaşındaki 3 genç Uludağ
eteklerindeki su deposu çevresinde
bonzai kullanmış. Ölümden
VÜCUTTA ADETA BİR PATLAMAYA
NEDEN OLUYOR;
hasarlar meydana getirmesi. Özellikle
dönmüştü.
genetik yatkınlığı olan veya yüksek
dozda madde kullanan kişilerde,
Bonzai Zararları;
Eroinden daha teklikeli olduğu
şizofreni benzeri durumlar ortaya
1- Kan basıncıda hızlı artış ve nabız
öğrenilmiştir. Bonzai üzerinde yapılan
çıkabiliyor. Bazı kişilerde de ani kalp
detaylı araştırmalar bu
durmalarıyla ölümlere neden
2- Şiddetli ağız kuruluğu
uyuşturucunun kişide adeta patlama
olabiliyor." Uyuşturucular arasında
3- Göz kızarıklığı
yaptığını ortaya koydu. Uzmanlar,
en yüksek haz etkisi olan maddenin
4- Halüsülasyon hayal görme
genellikle "bir defadan bir şey olmaz"
eroin olduğunu belirterek, "Fakat
5- Açlık hissi
düşüncesiyle kullanan gençleri
bonzainin eroine benzer etkisi de var.
6- Ortam seçememe nerede
pençesi altına alan bonzai (sentetik
Eroinden daha fazla yan etkiye sahip.
kannabinoid) adlı uyuşturucunun
Ayrıca ona göre çok daha ucuz ve
7- Geçici körlük
etkilerini vurguladı. Türkiye'de bu tür
kolay ulaşılabilir" diye belirtiliyor.
8- Geçici felç durumu
vakalarının 2011'de ilk kez
Bonzainin hukukta esrar statüsünde
bildirildiğini, 2013'te ise adeta
kabul ediliyor.
Bonzai yapılan araştırmalara göre
patlama yaptığını ifade eden
Son günlerde boşluğa düşen ve sırf
yükselmesi
olduğunu hatırlayamama
Yeni nesil çocukların kandırılarak
farklı türde bu uyuşturucu maddelere
uzmanlar; "Bonzai sigaranın içinde
eğlence olsun diye gençlerin
alıştırılması günümüzde yaşanılan bir
karıştırılarak, sprey halinde de
kullanarak hayatını kaybettiği madde
sorun olarak gözümüze çarpıyor.
içilebiliyor. Bu nedenle kullanım
büyük tehlike saçıyor. Bonzai'nin
Ailelerin biliçlendirilip bu uyuşturucu
sırasında çevreden anlaşılması bir
zararları saymakla bitmiyor? Peki
madde tehlikesinden çocuklarımızı
hayli zor. Diğer olumsuz etkisi de
nedir bu Bonzai, Neyden üretilmiştir?
uyararak uzak tutalım.
beyin hücrelerinde kısa sürede büyük
Bonzai'nin yan etkileri nelerdir? İşte
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 70
AKLINIZDA BULUNSUN
Mürekkep Lekesi
Domates Kabukları
Domatesin kabuğunu kolay soymak
için, kaynar suya daldırıp, bıçağın
Deri eşya üzerinde: Biraz limon
tersini domatesin yüzünde ağır ağır
gezdirin.
suyuyla lekeyi fırçalayın
Kağıt üzerinde: Lekeli kağıdın altına
kurutma kağıdı koyun Lekenin
Mutfaktaki Haşerelerle
Savaş
Lambalarınızın üzerine
kullanmadığınız kokularınızdan veya
biraz vanilya sürerseniz, lambalarınızı
yaktığınızda mis gibi koku
yayılacaktır.( Fazla sürmeyin.)
Evinizin mis gibi kokmasını
istiyorsanız, bir kaç tane karanfili az
su ile kaynatın.
üzerine birkaç damla oksijenli su
Kötü kokan spor ayakkabılarınızın
sıkın, Sonra kuru bir pamuk
içerisine biraz bikarbonat koyun ve
parçasıyla kurutun. Kumaş üzerinde:
bir gece bekletin. Sabahleyin
Dayanıklı bir kumaşsa: Biraz limon
suyu ve ılık sütle silin Durulanınca
Hoş Kokular
silkeleyin. Kötü kokulardan eser
Mutfakta özellikle dolaplarda
kalmayacaktır.
dolasan hamam böcegi, karinca gibi
Parfümü bitmiş küçük parfüm
Nazik bir kumaşsa: Leke kuruyunca,
haserati yok etmek ve bir daha
şişelerini atmaya kıyamıyorsanız
üzerine talk pudrası dökün.
gelmemelerini saglamak için bu
onları çamaşır dolabınıza koyun.
Kaybolana kadar fırçalayın.
haseratin dolastigi yerlere, dolaplara
Böylece çamaşırlarınızın hoş
Beyaz çamaşırda: Hemen lekenin
terebantin sürmek kesin yoldur.
kokmasını sağlarsınız.
Yağlı Şişeler
Soğan Soyarken
leke yok olacaktır.
üzerine sulandırılmış hardalı yayın
Yarım saat kadar bekleyip, süngerle
lekeli yeri yıkayın
Mobilya üzerinde: Eğer leke tazeyse
içine çiğ süt veya limon suyu ilave
ettiğiniz sıcak su yeterli olacaktır
Leke eskiyse zımpara kağıdı ile
kazıyın Muntazam daireler çizerek
mantar tıpayla parlatın
Parmaktaki lekeler: En etkilisi
domates suyuyla ovmaktır
Kırmızı mürekkep lekesi:Üzerine
hardal sürüp birkaç saat öylece
bırakın Kırmızı mürekkep lekesinden
sizi kurtaracak en iyi malzeme budur
6
Eylül - Ekim 2014
Önce deterjanla yıkayın, sonra
durulanan şişenin içine sodalı su
koyarak sallamaya baslanir. Beş
dakika kadar sallanan sise çalkalanıp
bu sefer içine kahve telvesi ilave
edilir. Bir süre bu sekilde sallanan
sise kisa bir zaman sonra yaglardan
tamamen temizlenmis duruma
gelecektir.
Soğan soyarken gözlerinizin
yaşarmaması için soğanı içi su dolu
bir tasın içinde soyun
Gözleriniz mi yasariyor? Soğanı, içi
su dolu bir tasın içinde soyun
Sıkıntıdan kurtulursunuz .
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 71
Reklam
Reklam
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 72
KÜLTÜR SANAT
İncir Reçeli 2
The Equalizer
Yapımı : 2014 - Türkiye
Facebook'ta Paylaş
Ekle
Vizyon Tarihi: 26 Eylül 2014
Yönetmen : Aytaç Ağırlar
Yapımı : 2014 - ABD
Oyuncular : Halil Sezai
Tür : Aksiyon , Dram , Gerilim
Paracıkoğlu
Yönetmen : Antoine Fuqua
Senaryo : Aytaç Ağırlar
Oyuncular : Denzel
2011 yılında vizyona giren ilk
Washington , Chloë Grace
İncir Reçeli filmi seyirciden
Moretz , Haley Bennett , Bill
yoğun ilgi görmüş özellikle
Pullman , Marton Csokas
başroldeki müzisyen ve
Senaryo : Paul Haggis ,
oyuncu Halil Sezai
Richard Wenk
Yapımcı : Denzel Washington
Paracıkoğlu'na yeniden
popüler olmasını sağlamıştı. , Todd Black
İçine kapanık Metin ve hayata Robert McCall eski bir Black
Ops askeridir. Sahte bir ölüm
cıvıl cıvıl bakan Duygu'nun
hazırlayarak Boston'da
hüzünlü aşk hikayesini konu
yaşamaya başlayan Robert
alan ilk filmin ardından üç yıl
McCall, emeklilik zamanlarının
sonra gelen ikinci yapımda
keyfini çıkartırken, Teri
yine Halil Sezai başrolde
isminde bir kızı kurtarması
oynuyor. Bu sefer Metin'i
gerekmektedir. Kurtarması
Duygu ile yaşadığı aşkın
gerektiği kız yüzünden Rus
ardından, gelen yoğun yalnızlık mafyasıyla birlikte karşı
karşıya gelecektir.
dönemi içinde izleyeceğiz.
Tür : Dram , Romantik
Kasabanın en zengini ve
çapkını beyaz eşya dükkanı
sahibi Hüseyin, kasabaya yeni
eşyalar getirdiğinde; alttan
soğutmalı klima, çift kapılı
Şipşak Buzdolabı gibi kasabaya yeni
Anadolu eşyalar getirildiğinde
Tür : Komedi
kasabalıya tanıtım yapar. Bir
Yönetmen : Şenel Aldı
seferinde Hüseyin'in yolu iki
Oyuncular : Cengiz Küçükayvaz Rus Kız'la (Cicişler) kesişir.
, Erdal Tosun , Gökçe Özyol , Cicişler'e çarşaf giydirerek
Serkan Şengül , Orçun Kaptan kasabaya getirir.
6
Eylül - Ekim 2014
Kutu Cüceleri :
Yaratıklar
aramızda
Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Animasyon , Aile ,
Macera
Yönetmen : Graham Annable,
Anthony Stacchi
Oyuncular : Seslendirenler : Elle Fanning
, Ben Kingsley , Simon Pegg
, Toni Collette , Nick Frost
Senaryo : Adam Pava , Irena
Brignull
Zenginliğe ve kokuşmuş güzel
peynirlere takıntılı, Viktoryen
dönemin lüks bir kasabası
olan Cheesebridge’de geçen
komik bir hikayeyi anlatıyor.
Cheesebridge’in sevimli
Arnavut kaldırımlı sokaklarının
altında geceleri
kanalizasyondan çıkarak
kasaba halkının en değer
verdiği şeyleri yani çocuklarını
ve peynirlerini çalan
canavarlar, Kutu Cüceleri
yaşar. En azından kasaba
sakinlerinin inandığı efsane
budur. Gerçekte ise Kutu
Cüceleri, sırtlarında geri
dönüştürülmüş karton
kutuları kaplumbağaların
kabuklarını taşıdıkları gibi
taşıyan, büyük mağaralarda
yaşayan garip ve sevimli
tiplerden oluşan bir yeraltı
toplumudur.
Ninja
Kaplumbağalar
Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Aksiyon , Macera
Süre: 87 Dak.
Yönetmen : Jonathan
Liebesman
Oyuncular : Megan Fox ,
William Fichtner , Whoopi
Goldberg , Mos Def , Will
Arnett
Senaryo : Kevin Eastman ,
Peter Laird , Josh Appelbaum
, André Nemec , Evan
Daugherty
Yapımcı : Michael Bay , Ian
Bryce
Diğer Adı : TMNT
Manhattan'ın lağım
kanallarında yaşayan ve
hocaları Splinter Usta ile
birlikte dünyayıdaki
kötülüklere karşı verdikleri
mücadele konu alıyor.
Rezervasyon ve
Matina bilgileri için:
0258 212 32 62
[email protected]
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 73
Reklam
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 74
SANAT VE KİTAP
Dan BROWN
Dan Brown, satış rekorları kıran ve yayınlandığı
tarihlerde listelerden inmeyen “Da Vinci Şifresi”
kitabının yazarıdır. Amherst Koleji ve Philips Exeter
Akademisi mezunu yazar, 22 Haziran 1964 ABD
doğumludur. Dan Brown eğitim gördüğü okullarda,
İngilizce öğretmenliği de yapmıştır. Şifre çözme ve
hükümetin gizli örgütlerine duyduğu yoğun ilgi, 1996
yılında ilk romanı olan Dijital Kale‘nin yayınlanmasını
sağladı. Dan Brown’un bu romanı, raflarda yerini
aldıktan bir süre sonra, elektronik kitap listelerinde
bir numaraya yükseldi. Roman, ABD Ulusal Güvenlik
Teşkilatı ile halkın mahremiyeti arasında bulunan
durumu sorguluyordu.
Yazarın 2001’de ası matematik profesörüdür ve
Başkanlık Ödülü kazanmıştır. Annesi ise ilahiyat
müzisyenidir. Din ve bilim gibi iki olgunun hakim
olduğu bir ortamda yetişen Dan Brown, birbirini
tamamlayan bu iki konudan aldığı ilhamla üçüncü
romanı olan ünlü Melekler ve Şeytanlar’ı yazmıştır.
Yazarın bu kitabı, Vatikan ve fizik laboratuarı arasında
geçen din ve bilim konulu gerilim roman türüdür.
Yazar, 2003 yılında ise tüm dünyaya adını
duyurduğu ve büyük bir üne kavuştuğu kitabı Da Vinci
Şifresi romanını yayınlamıştır. Bu roman yayınlandığı
zaman tartışmaları da beraberinde getirmişti. Kilise
ve bazı tarihçiler sert tepki gösterdiler. Yazarın
masonları anlattığı beşinci kitabı Kayıp Sembol‘dür.
Dan Brown’un bu kitabında mason olan dedesinden
etkilendiği düşünülmektedir.Dan Brown’un 2013’de
yayınladığı ve içinde İstanbul’u da anlattığı son kitabı
Cehennem‘dir. Robert Langdon serisisin dördüncüsü
olan kitap gerilim gizem türündedir.
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 75
Ayrıca yazarın eşinin ressam ve sanat tarihçisi
kendisini öldürmeye çalışması şok etkisi yaratır.
olması, yazar için eserlerinde büyük yardımı
Genç aynı zamanda olağanüstü zekası olan
olmaktadır.
doktor ile işin doğrusunu öğrenmek için, yine
Dan Brown’un sinemaya uyarlanan kitapları ;
Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar, Dan
Brown’un Son Kitabı “Cehennem” in Konusu
Yazarın kitaplarında baş karakter olan
simgelerde gizli olan ipuçlarının peşine düşer.
İtalya’nın Floransa şehrinin tarihi yerlerinde
başlayan aksiyon, ülkenin diğer büyülü şehri
olan Venedik’e uzanır. Robert Longdon
simgebilim uzmanı Robert Langdon, bu romanda
kendisini, bir genetik uzmanı olan ve dünya
gözlerini hastane odasında açar. Hatırladığı son
nüfusunun hızlı artışı nedeni ile insanoğlunun
şey, Harvard üniversitesindeki bir anısı olan
yüzyıl içinde neslinin sona ereceğini düşünen,
Langdon, kendini bir anda kafasından vurulmuş,
bu yüzden ölümcül bir virüs bulan ve bunu
son iki gün içinde de hiç bir şey hatırlamayan biri
Dante’nin Cehennem Haritası ile bağdaştıran
olarak İtalya’da bulur. Ne olup bittiğini anlamaya
deha birinin peşinde bulur. Buradaki tek sorun
çalışırken hastanede saldırıya uğrar ve bu
ise bu psikopat bir hafta önce kendini
saldırıdan genç bir doktorun yardımı ile kurtulur.
öldürmüştür ve virüsün aktif olmasına
Daha önemlisi de üzerinde tehlike simgesi olan
bir günden az bir zaman kalmıştır. Virüsün
bir cihaz bulur. Langdon ülkesinin
yerini tespit etmek için sadece tek bir umut
konsolosluğundan yardım isteyince, yardım etmek
vardır, o da Robert Langdon’dan başkası
yerine kendisini öldürmeye çalışan kişiyi
değildir.
karşısında bulur. Kendi ülkesinin de peşinde olup
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 76
LEZZET DURAĞI
Balkonlardan Sofralara...
Havaların ısınması ile birlikte Denizli'deki hemen her evin balkonunda dizi dizi serilen kuru patlıcanlar,
yeteri kadar kurutulmalarının ardından sofralardaki yerlerini alırlar.
Denizli Usulü
Kuru Patlıcan Dolması
Birbirinden eşsiz lezzetleri ile damaklarda ayrı bir tad bırakan Denizli Mutfağı, tatlısından tuzlusuna, zeytinyağlısından
etlisine kadar pek çok yemek türüne ev sahipliği yapar.
Denizli'nin Geleneksel Lezzetlerinden Biri İçleri oyularak güneşte kurutulan patlıcanların daha sonra içlerinin
doldurularak pişirilmesi sonucunda hazırlanan kuru patlıcan dolması, kış aylarında sofraların vazgeçil- mez lezzetleri
arasında yer alır. Denizli'nin daha çok ilçe ve köyle- rinde yapılan bu yemek, düğün ve sünnet gibi özel günlerin de
vaz- geçilmez lezzetlerindendir.
Eğer siz de bu eşsiz lezzeti kendi sofranızda da görmek istiyorsanız, işte kuru patlıcan dolmasının tarifi.
1 Denizli usulü yapılacak kuru patlıcan dolması için
gerekli olan malzemeler; 1 su bardağı pirinç, 4 su
bardağı et suyu, yarım limon, 300 gr. kuzu kuşbaşı,
karabiber, pul biber, 4-5 yaprak taze nane, 1-2 yemek
kaşığı domates salçası, birkaç dal maydanoz, 15-20
adet kuru dolmalık patlıcan ve 2 baş kuru soğandır.
2 Kuru patlıcan dolması yapmadan önce kuru
patlıcanlar haşlanıp yumuşatılır. Sıcak suda iyice
yumuşayan patlıcan kuruları bir kenara alınarak
soğumaları beklenir.
3 Yumuşayan ve soğuyan bu patlıcanlar daha sonra
pirinç, kuşbaşı et ve baharat karışımı ile harmanlanan
iç malzemesi ile doldurulur. Patlıcanların gereğinden
çok doldurulması halinde her parça pişerken ayrılır.
Bunun önüne geçmek için üzerlerinde birer parmak
boşluk bırakılır.
Tüm bu işlemlerin ardından kuru patlıcanların
üzerlerindeki boşluğa domates parçacıkları eklenir.
Bu parçacıklar, patlıcanın içinin dökülmesini engeller.
İçleri doldurulan patlıcanlar yatık şekilde tencereye
dizilir. Daha sonra üzerlerine su ilave edilir ve 40 dakika
kadar orta hararetteki ateşte pişirilir. Patlıcanlar
piştikten sonra tencerenin ağzı açılmadan 10 dakika
daha beklenir. Ardından da sıcak şekilde servis yapılır.
Hepinize afiyet olsun!
6
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 77
Denizli’nin Yöresel Tatlısı
İnge Tatlısı
MALZEMELER:
1 kg. un, 1 çay kaşığı soda,
1 çay kaşığı yaş maya, 2 yemek kaşığı
yoğurt 2 yemek kaşığı süt, 1 yumurta,
Yarım çay bardağı çiçek yağı,
125 gr. Margarin
Dövülmüş ceviz, Hindistan cevizi
5 bardak toz şeker, 4 bardak su
2-3 damla limon suyu
1 kg. unu tepsiye dökülür ve ortası havuz gibi açılır. Verilen malzemeler
içine eklenir ve kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Daha
sonra parçalara ayırarak yufkalar açılır. Açılan yufkaların üzeri çiçek
yağı ile yağlanır ve üzerine ceviz serpilir. Yufka ortadan ikiye bölünür
ve rulo yapılır. İki ayrı rulo saç örgüsü şeklinde tepsiye yerleştirilir.
Hafifçe üstüne bastırılır. Üzeri yağlanır fırına sürülür. Kızarınca fırından
alınır. Biraz soğuyunca 5 bardak toz şeker ve 4 bardak su ile hazırlanmış
şurup sıcak olarak üzerine dökülür. Üzerine Hindistan cevizi ve
antepfıstığı serpilir.
Soğuk olarak servis yapılır.
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 78
BOYAMA ZAMANI
Haydi çocuklar
boyama zamanı...
78
Eylül - Ekim 2014
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 79
Reklam
Eylül - Ekim 2014 7
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 80
Eylül - Ekim 2014 80
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 83
Reklam
pekdemir temmuz 2014 9/5/14 8:10 PM Page 84
Reklam
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
3
File Size
9 695 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content