close

Enter

Log in using OpenID

Dergiyi Görüntüle - İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası

embedDownload
İçindek i ler
Mayıs - Haziran 2014 Sayı: 120
ISSN:2148-6891
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Dergisi adına
Yönetim Kurulu Başkanı
Şadi Çetin
Yönetim Kurulu
Başkan: Şadi ÇETİN
Başkan Yardımcısı: İsmail IŞIK
Oda Sekreteri: Ali KAHVECİ
Sayman : Turan ÖZTÜRK
Üye: Hasan Zeki SÜZEN
Genel Yayın Sorumlusu:
Ezgi ARAS / [email protected]
Yazı İşleri Sorumlusu:
Ece ARAS / [email protected]
Yayın Komisyonu
Prof. Dr. Mustafa ÖZATEŞLER
Çağlan Ahmet GENCER
Emre BULUT
Haydar GÖKÇEK
Hüdaverdi DURU
Hüseyin KARA
Mehmet YAŞAR
M.Zeki AKKAN
Öznur YILDIRIM
Salih BAYRAM
Yayın Hakem Kurulu
Prof. Dr. Adnan Gülerman
Prof. Dr. Ahmet Seha Selek / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. Atilla Sezgin / İzmir Ekonomi Üniversitesi
Prof. Dr. Aytaç Eker / Sakarya Üniversitesi
Prof. Dr. Berna Taner / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. Fevzi Devrim / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. İbrahim Attila Acar / İzmir Katipçelebi Üniversitesi
Prof. Dr. İbrahim Erol / Afyon Kocatepe Üniversitesi
Prof. Dr. İsmail Aktürk / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. Kamil Tüğen / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. Keramettin Tezcan / İzmir Katipçelebi Üniversitesi
Prof. Dr. Mehmet Tosuner / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. Muhammet Akdiş / Gediz Üniversitesi
Prof. Dr. Mustafa Özateşler / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. Mübeccel Banu Durukan / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. Naci Birol MUTER
Prof. Dr. Nergis Tek / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. Ömer Baybars Tek / Yaşar Üniversitesi
Prof. Dr. Semra Öncü / Celal Bayar Üniversitesi
Prof. Dr. Süleyman Yükçü / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. Türker Susmuş / Ege Üniversitesi
Prof. Dr. Utku Utkulu / Dokuz Eylül Üniversitesi
Prof. Dr. Zeynep Arıkan / Dokuz Eylül Üniversitesi
Doç. Dr. Selda Aydın / Gazi Üniversitesi
Yrd. Doç. Dr. E.Yasemin Yeğinboy / Dokuz Eylül Üniversitesi
İletişim
Adres: Şehit Fethibey Cad. Hürriyet İş
Merkezi No.53 Kat: 6 35210 Pasaport/İZMİR
Telefon: (0232) 422 42 92
(0232) 422 63 66 (PBX)
Faks : (0232) 463 56 98
E-Posta: [email protected]
Web: www.izmirymmo.org.tr
Yayın Türü:
Bu Dergi İzmir Yeminli Müşavirler Odası’nın hazırladığı üyelerine
özel 2 aylık yayınıdır.
Yayın içerisinde yer alan görüşler yazarlarına aittir.
Dergimizde yayınlanan yazılar kaynak gösterilmek suretiyle
kullanılabilir.
Bu Dergi İzmir YMMO üyelerine ücretsiz olarak dağıtılmaktadır.
2
Kapak Konusu
Yazın vazgeçilmez adresi “ALAÇATI”
3
Başkan’ın Mesajı
Hayat Devam Ediyor…
4
Odamızdan Haberler
15
Röportajlarımız
26
Odamız Personelinden Haberler
27
Üyelerimizden Haberler
27
Vefat ve Başsağlığı
29
Odamız Kurul ve Komisyon Çalışmaları
31
Makaleler
32
Doyumsuz Mardin Gezisi
Prof.Dr. Adnan GÜLERMAN
34
Yeni KDV Uygulama Genel Tebliğinde Öne Çıkan
Düzenlemeler ve
İhraç Kayıtlı Teslimler
YMM İbrahim Halil BAĞDINLI
37
Taşınmaz ve İştirak Hissesi Satış Kazancı
İstisnası ve Özellik
Arzeden Durumlar
Filiz ÖZDEMİR / Vergi Müfettişi
46
57
Türk Vergi Hukukunda Elektronik Fatura
(E-Fatura) Uygulaması
Neslihan İÇTEN İNCE /Vergi Müfettişi/YMM
Gvk’nın 23.Maddesinde Yer Alan Ücret
İstisnalarına Bakış
Cenk CANAL / İzmir-Çiğli Vergi Dairesi Müdürü
63
Örnek Muktezalar
73
Örnek Yargı Kararları
88
Basında Biz
Graf ik Tasarım: Pınar Salha
Basım Yeri: HÜRRİYET MATBAASI
5501 SK. No: 6 K: 1 Tuna Mah. Çamdibi / İZMİR
Tel: (0.232) 435 69 69 Pbx •Faks: (0.232) 462 31 62
Basım
?? Temmuz
MAYISTarihi:
I HAZİRAN
I 2014 2014
I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
1
» Kapak Konusu «
Yazın vazgeçilmez adresi
Alaçatı, İzmir ili Çeşme
ilçesinin bir beldesidir. Ege
Denizi’ne kıyısı olan belde, tarihi
taş evleri ve dünyanın rüzgar
sörfüne en elverişli plajları ile
ünlüdür. Son yıllarda taş evleri
sayesinde çok fazla gelişmiştir.
704
kilometrekarelik
alanında birçok eğlence mekânı
ve oteli barındıran Alaçatı,
Ege Bölgesi’nin önemli tatil
beldelerindendir.
Tarihi M.Ö. binlerce yıl
geriye giden, eski kaynakların
“İyonya” dediği Ege sahillerinde,
Mitolojik
öykülerin
tarihi
gerçeklerle bir arada yol aldığı,
kimi zamansa kulağa hoş gelen
efsanelerin öne çıktığı bir yer.
Antik çağda adı “Agrilia”
olan beldenin günümüzdeki isminin Alaca At
ya da Alaca Çadırlar‘dan geldiği söyleniyor. Bir
zamanlar deniz kıyısındaymış köy, zamanla
suların çekilmesiyle bir bataklıkla komşu olmuş.
Sıtmayla mücadele için kurutulan bataklıkta üzüm
ve tütün yetiştirilmeye başlanmış. Halkının büyük
çoğunluğunu oluşturan Rumlar Kurtuluş Savaşı
sonrası mübadeleyle terk etmişler bu toprakları.
Yerlerine Selanik, Girit ve Kos Adası’ndan gelenler
yerleşmiş. O günden bu güne kimse tarihi dokusunun
talan edilmesine izin vermemiş. Alaçatı’da yaşayan
hemen herkes mimari dokusunun korunarak
günümüze ulaşmasını sağlamak için elinden geleni
yapmış.
Üstelik yeni yapılan binalarda da aynı standart
şart koşulmuş. Her yapının ayrı bir karakteri, rengi
ve edası var.
Alaçatı pazarını mutlaka gezin
Alaçatı pazarı beldenin kendisi kadar ünlü.
Cumartesi günleri meydanda kuruluyor ama ara
sokakları da kaplayan çok geniş bir alana yayılıyor.
Sebze ve meyvenin en tazesi dalından kopmuş bir
vaziyette sizi bekliyor.
Hem meyve-sebze hem de kıyafet pazarı için
şehir dışından bile alışverişe gelenler mevcut.
“ALAÇATI”
rüzgârın estiği Alaçatı sahillerini
Piri Reis “Rüzgârı eksiksiz,
denizi yufka” diye tanımlamış.
Sahile yakın sığ alanlar acemiler
için çok uygun. Koyun korunaklı
olması da sörfü daha güvenli
yapmanızı sağlıyor. Daha önce
hiç sörf yapmadıysanız bile,
bu konuda eğitim veren çok iyi
okullar var Alaçatı’da.
Alaçatı Ot Festivali
Alaçatı’nın doğasının
zenginliğini, otlarının çeşitliliğini
tanıtmak ve bu otlarla pişirilen
geleneksel
yemeklerinin
kaybolmamasını
sağlamak
amacıyla geleneksel Alaçatı Ot
festivali 2010 yılında yapılmaya
başlandı.
5. Alaçatı Ot Festivali ise bu sene 10-13
Nisan tarihleri arasında gerçekleşti. “Artık dünya
da sesimizi duydu, yurt dışından sırf bu festival için
gelenler var” diye anlatıyor Alaçatılılar mutluluklarını.
Üstelik 2010 senesinde bir güne sığan festival artık
4 güne yayılan etkinliklerle kutlanıyor. Festivalde;
doğa yürüyüşleri, fidan dikimi, uzmanlar eşliğinde ot
toplanması, her bir çeşidin nasıl toplanacağı, neye iyi
geldiği ve nasıl saklanıp nasıl pişirileceği hakkında
bilgiler edinilmesi gibi aktiviteler yapılmakta. Tüm bu
bilgiler ışığında yemek atölyelerinde pratik yapılıp,
yüzlerce yılın süzgecinden damıtılarak gelen yöre
lezzetleri misafirlere aktarılıyor. Sanat atölyeleri
ve söyleşiler ise bahara ayrı bir renk katıyor. Bu
yıl festivalin son günü en güzel ot yemeğini yapan
ile en fazla yenilebilir ot çeşidini toplayan kişi
ödüllendirildi.
Alaçatı Ot Festivali her yıl Nisan ayında
düzenlenmektedir.
Sörf merkezi
Alaçatı dünyada rüzgâr sörfüne en elverişli
sahillerden biri olarak biliniyor. Senede 330 gün
2
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Başkan’dan «
Hayat Devam Ediyor…
verdi. Bu önemli gecede bir dönemi daha kapatırken,
koromuzun şarkıları eşliğinde hep beraber çok güzel
vakit geçirdik. Büyük bir katkı ve katılımla, koromuzu
yüreklendirdiğiniz için siz değerli meslektaşlarıma
ayrıca teşekkür ediyorum.
Değerli Meslektaşlarım,
Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen
maden faciasında Türkiye çok sayıda evladını kaybetti.
Yüzlerce ailenin ocağına ateş düştü. Yaşadığımız bu
büyük acıyı kelimelerle ifade edebilmek imkansızdır.
Madencilik tarihimizin bu en büyük faciasında hayatını
kaybeden madencilerimize bir kere daha Allahtan
rahmet, kederli ailelerine ve ulusumuza baş sağlığı,
yaralılara acil şifalar diliyorum. Acımız çok büyük...
Yüreğimizi dağlayan bu acıların bir daha yaşanmaması
en büyük dileğimdir.
Robert Lee Frost “Hayatta öğrendiğim her
şeyi üç kelime ile özetleyebilirim: hayat devam
ediyor.” Demiş. Maalesef yaşanan her acı geride
kalıyor ve hayat her şeye rağmen devam ediyor.
Yaşadıklarımızdan ders alarak biz de yolumuza devam
edeceğiz…
Değerli Meslektaşlarım,
Odamız tarihinde ilklere imza atmaya
devam ediyoruz. Büyük Atatürk’ün “Sanatsız kalan
bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş
demektir” sözünden hareketle İzmir Yeminli Mali
Müşavirler Odası Türk Sanat Müziği Korosu’nu
kurduk. Böylelikle sanata verdiğimiz önemi ve değeri
göstermiş olduk. Bu sanatsal oluşuma hayat veren
Türk Sanat Müziği Koromuzun değerli korist ve
üstadlarına, koromuzun kurulmasında emeği geçen
herkese ayrı ayrı gönülden teşekkür ediyorum.
Haziran ayının başında düzenlediğimiz Geleneksel
Dönem Sonu Yemeği’mizde koromuz ilk temsilini
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
Değerli Meslektaşlarım,
Üç yıllık bir aradan sonra, 76. Oda Başkanları
Toplantısı Odamızın Başkanlığında İzmir’de yapıldı.
Türkiye’deki tüm YMM Odaları’nın Başkanları ve
Yönetim Kurulu üyelerinin katılımlarıyla gerçekleşen bu
büyük toplantıya ev sahipliği yapmış olmanın gururunu
ve mutluluğunu yaşadık. Mesleğimiz adına çok verimli
geçen bu toplantıya katkı ve katılımlarından dolayı Sn.
Oda Başkanlarımıza ve tüm Yönetim Kurulu Üyelerine
ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Diğer taraftan, 11 Haziran’da İzmir Vergi
Dairesi Başkanlığı ile işbirliği halinde, Katma Değer
Vergisi Genel Uygulama Tebliği Bilgilendirme
Toplantısı’nı gerçekleştirdik. Bu toplantıda, Gelir
İdaresi Başkanlığı yetkilileri ile üyelerimizi bir araya
getirdik. Yıllardır devam eden KDV tebliğlerini tek bir
tebliğ altında toplama çalışmaları nihayet tamamlandı.
Bu zor ve zahmetli çalışmayı gerçekleştiren ekibi İTO
Meclis Salonu’nda misafir ederek, yapılan değişiklikler
hakkında ayrıntılı bilgi edinme fırsatı bulduk. Katkı
ve katılımlarından dolayı Daire Başkanı Sn. Mehmet
Arabacı ve ekibine, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’na
ve Meclis Salonu’nu bizlere tahsis eden İTO’nun
değerli yöneticilerine sonsuz teşekkürler ediyorum.
Değerli Meslektaşlarım,
30 Haziran itibariyle tam tasdik raporlarını teslim
ettik. Yeminli Mali Müşavirler olarak zor ve yorucu bir
yılı geride bıraktık. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 1-20
Temmuz tarihleri arasında Mali Tatil uygulanacak.
Mali Tatille birlikte çalışmalarımıza kısa bir süre ara
vereceğiz. Bu vesileyle siz değerli meslektaşlarıma
iyi tatiller diliyorum. Ayrıca mübarek ramazan ayının
hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sağlık ve
huzur dolu nice bayramlar dileğiyle, bayramınızı
şimdiden kutluyorum.
Saygılarımla,
Şadi ÇETİN
İzmir YMMO Başkanı
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
3
Madencilik tarihimizin en büyük faciasında hayatını kaybeden
madencilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve ulusumuza
başsağlığı, yaralılara acil şifalar dileriz...
Saygılarımızla
İZMİR YMMO
YÖNETİM KURULU
4
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
76.YMM Oda Başkanları Kurulu Toplantısı
3 Mayıs 2014, Cumartesi günü İzmir Yeminli
Mali Müşavirler Odası Başkanlığında Kaya İzmir
Thermal & Convention Otel’de yapıldı.
İstanbul YMMO, Ankara YMMO, Adana
YMMO, Gaziantep YMMO, Bursa YMMO, Eskişehir
YMMO ve Antalya YMM Odası Başkanları ve
Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımları ile gerçekleşen
» Odamızdan Haberler«
76. Başkanlar Kurulu Toplantısı İzmir’de yapıldı
toplantıda mesleki güncel konular ele alındı.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı
Şadi Çetin, tüm Yeminli Mali Müşavirler Odası
Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyelerini İzmir’de
görmekten büyük mutluluk duyduklarını belirtti.
Toplantıda Yeminli Mali Müşavirler Odaları’nın
genel konuları hakkında görüşüldü.
İzmir Defterdarı’nın İzmir YMM Odası’na veda ziyareti
Vergi
Başmüfettişliğine
atanan
İzmir
Defterdarı Ali İhsan Örücü, İzmir Yeminli Mali
Müşavirler Odası’na 07 Mayıs 2014, Çarşamba
günü veda ziyaretinde bulundu.
Ali İhsan Örücü görev süresi boyunca aynı
zamanda üyesi olduğu İzmir YMM Odası’nın
desteğini herzaman yanında hissettiğini belirtti.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
Örücü’ye yeni görevinde başarılar dileyen
İzmir YMM Odası Başkanı Şadi Çetin, “Defterdarlık
görevini özverili ve başarılı bir şekilde sürdüren Ali
İhsan Örücü görev yaptığı süre içerisinde başarılı
işlere imzasını attı; bundan sonraki görevlerinde de
aynı başarılı çizgisini sürdüreceğine canı gönülden
inanıyorum. ”dedi.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
5
Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş’ı ziyaret ettik
İzmir YMMO Yönetim Kurulu, Konak Belediye
Başkanı Sema Pekdaş’ı 21 Mayıs 2014, Çarşamba
günü ziyaret etti.
Konak Belediyesi’nin ilk kadın Başkanı
Sema Pekdaş’ı makamında ziyaret ederek, tebrik
eden İzmir YMMO Yönetim Kurulu; Başkan Sema
Pekdaş’a başarı dolu beş yıl geçirmesi yönündeki
dileklerini iletti.
Başkan Pekdaş “Yeni döneme, “Adil, Dürüst
ve Katılımcı bir Konak” sözüyle başlıyoruz. Kentin
sunduğu ekonomik, sosyal ve siyasi fırsatlardan
kentte yaşayan herkesin eşit bir biçimde
yararlanabileceği bir Konak için yola çıkıyoruz. Artık
Konaklılar kendi alanlarında ve kendi belediyelerinde
yönetime ortak olacaklar. Muhtarların, sivil toplum
örgütlerinin doğal üye olduğu semt meclisleri,
kentlilerin doğrudan demokrasi ile hem sorunlarını
dile getirecekleri hem de çözümün parçası olacakları
organlar haline gelecek.” diye belirtti.
Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Derneği Odamızı
ziyaret etti
04.06.2014
tarihinde
Mali
Müşavirler
Muhasebeciler Birliği Derneği İzmir Şubesi Başkanı
Kenan Hepsevigen ve Yönetim Kurulu Üyeleri
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odasını ziyarette
bulundular.
Odamıza nezaket ziyaretinde bulunan Mali
6
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
Müşavirler Muhasebeciler Birliği Derneği İzmir
Şubesi Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerine
teşekkür eden İzmir YMMO Başkanı Şadi Çetin,
İzmir’deki tüm kurum ve kuruluşlar ile uyumlu
diyaloglar kurmaya özen gösterdiklerini, bu tarz
ziyaretlerin aradaki bağları güçlendirdiğini belirtti.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
Geleneksel Dönem Sonu Yemeği 01 Haziran 2014
Pazar Günü Tarihi Havagazı Fabrikası’nda coşkuyla
düzenlendi.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
Gecede İzmir YMMO Türk Sanat Müziği
Korosu en güzel Türk Sanat Müziği eserlerini icra
ederek, yemeğe renk kattılar.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı
Şadi Çetin açılış konuşmasında “ Bu gece ne
yazık ki Soma’da yaşanan acı olayın gölgesinde
yapılmaktadır. Tüm ülkemizin başı sağ olsun. Soma
için sözde değil özde çalışmalar ile önümüzdeki
günlerde Sosyal Sorumluluk projelerine yer
vereceğiz. Geleneksel Dönem Sonu Yemeğimiz
Üyelerimizi bir araya getirmek ve dostlukları
pekiştirmek anlamında bizler için gerçekten çok
önemli. Şahsım ve Oda Yönetimimiz adına birlikte
iyi vakit geçirmek için güzel bir fırsat olacağını
düşündüğümüz
Dönem
Sonu Yemeği’mize
katılımlarınız için teşekkür ederim. Ayrıca Oda
tarihinde ilk defa yeni bir oluşumun parçası olarak
kurulan Türk Sanat Müziği Koromuza en güzel
şarkılarla bizlere eşlik ettikleri için teşekkür ederim.
Türk Sanat Müziği Koromuzu sizlere takdim
etmekten büyük mutluluk duyuyorum.” diye belirtti.
Dönem Sonu Yemeği’ne İzmir Yeminli Mali
Müşavirler Odası Üye ve yakınları katılırken, İzmir
Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanı Sayın Necat
Özen Yeminli Mali Müşavirleri yalnız bırakmadı.
Eğlencenin doyasıya yaşandığı gecede İzmir
Yeminli Mali Müşavirler Odası Üyeleri tüm yılın
stresini üzerlerinden atarak bir dönemi daha geride
bıraktı.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Odamızdan Haberler«
Yeminli Mali Müşavirler dönemi eğlenceyle kapattı
7
Koromuzun ilk heyecanı
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası tarihinde
bir ilke imza atılarak “İzmir Yeminli Mali Müşavirler
Odası Türk Sanat Müziği Korosu”, 2014 yılı
başlarında Odamız Sosyal Faaliyetler Komisyonu
Öncülüğünde kuruldu. Hızlı bir şekilde çalışmalarına
başlayan Koromuz Odamızda her pazartesi
buluşarak hem eğlendiler, hem de en güzel Türk
Sanat Musikisi eserlerini icra
ettiler.
Tüm
yıl
boyunca
çalışmalarına devam eden
Koromuz, Tarihi Havagazı
Fabrikasında gerçekleştirilen
Geleneksel Dönem Sonu
yemeğinde sahne alarak,
konuklarımıza muhteşem bir
müzik ziyafeti yaşattı.
İzmir Yeminli Mali
Müşavirler Odası Başkanı
Şadi Çetin Türk Sanat Müziği
Korosu’nun kurucularından
YMM
Sami
Susurluk’a,
Türk Sanat Müziği Eğitmen
ve Şefi Gürkan Öztürk ve
Sosyal Faaliyetler ve Halkla
8
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
İlişkiler Komisyonumuzu temsilen, (aynı zamanda
koromuz üyelerinden) YMM Sedat Tetiker’e
plaketlerini takdim etti.
Türk Sanat Müziği Koromuza başarılarının
devamını dileyen Çetin, Koro üyelerimize böyle
anlamlı bir gecede bizimle birlikte oldukları için
teşekkür etti.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası’nın İzmir
Vergi Dairesi Başkanlığı ile ortaklaşa düzenlemiş
olduğu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği
Bilgilendirme Toplantısı 11 Haziran Çarşamba günü
İzmir Ticaret Odası Meclis Salonu’nda yapıldı.
Toplantıya değerli bürokratların yanı sıra İzmir Vergi
Dairesi Başkan Vekili Ferhat Alemdar, Gelir İdaresi
Başkanlığı’ndan Gelir Yönetimi Daire Başkanı
Mehmet Arabacı, Gelir Yönetimi Daire Başkanlığı
Müdür Vekilleri Mustafa Ersan ve Erçin Şahin
katıldı.
İzmir Vergi Dairesi Başkan Vekili Ferhat
Alemdar açılış konuşmasında İzmir Vergi Dairesi
Başkanlığı olarak; İzmir Yeminli Mali Müşavirler
Odası’nın katkıları ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın
katılımıyla düzenlediğimiz bu toplantı ile amacımız;
“KDV Genel Uygulama Tebliği”ni anlatmak ve
tereddüt hâsıl olabilecek hususlara ışık tutmaktır.
Gelir İdaresi Daire Başkanımız Sayın Mehmet
Arabacı Üstadımıza ve ekibine katkılarından dolayı
şahsım ve İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı adına
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Odamızdan Haberler«
Yeni KDV Tebliği önemli değişiklikler getirdi
teşekkür eder,“KDV Genel Uygulama Tebliği’nin
ülkemize ve vergi sistemimize hayırlı olmasını
temenni ederim” diye belirtti.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı
Şadi Çetin “Yıllardır devam eden KDV tebliğlerini
tek bir tebliğ altında toplama çalışmaları nihayet
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
9
tamamlanmış ve 123 adet tebliğ yürürlükten
kaldırılmıştır. Bu zor ve zahmetli çalışmayı
gerçekleştiren ekibi bugün burada misafir etmekten
büyük bir onur duyuyoruz. Kendilerine bu önemli
çalışmadan dolayı sonsuz teşekkürler ediyoruz.”
dedi.
Tek Tebliğle birlikte pek çok olumlu
düzenlemenin hayata geçirilmiş olduğunu belirten
Çetin, ancak bu tebliğe rağmen bazı sorunlarında
hala çözülememiş olduğunun altını çizdi.
Çetin sözlerine “KDV tebliğlerinin tek tebliğ
haline getirilmesi projesi en az on yıllık bir projedir.
Bu kapsamlı tebliğin detayına girildiğinde, çok fazla
değişikliğin yapıldığı ve daha önce özelgelerde
yer alan görüşlerin bu tebliğde toplandığı
görülmektedir. Tebliğleri birleştirme çalışması,
mükellefler lehine yepyeni bir dönemin başlangıcı
10
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle beklenti de
çok yüksek olmuştur. Fakat beklentilerin önemli
bir kısmı karşılanamamıştır. Sanılanın aksine, bu
tebliğin KDV iadelerindeki gecikmeleri önleyecek
nitelikte olmadığı düşünülmektedir.” diye devam
etti.
Gelir Yönetimi Daire Başkanı Mehmet Arabacı
“Tebliğin çalışmalarına yaklaşık 10 yıl kadar önce
başlanmıştır. Son 1.5 yılda Gerek buradaki müdür
arkadaşlarımız gerek Gelir İdaresi Başkanlığı’nın
ilgili birimlerinde çalışan arkadaşlarımız yoğun
bir çalışma içerisine girdiler. Bu çalışma nihayete
erdirilene kadar çalışma arkadaşlarımız, Sivil
toplum örgütleri, YMM Odaları, SMMM Odaları ve
diğer ilgili Odalar ile görüş alışverişinde bulunulup,
ciddi değerlendirmeler sonucunda nihayete
varılmıştır. Tebliğ’de yapılabilecekleri yaptığımızı
düşünüyorum. Vatanımıza,
milletimize hayırlı
olmasını diliyorum” diye belirtti.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası,
Duygu Durum Vakfı aracılığı ile gençlere yardım
eli uzattı.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı
Şadi Çetin geçtiğimiz günlerde Duygu Durum
Vakfı’nın (DUVAK) Kurucusu Prof. Dr. Ayşegül
Yıldız’ı İzmir YMM Odası’nda ağırlayarak DUVAK’ı
gönülden desteklediklerini, her konuda yanlarında
olacaklarını belirtti.
Prof. Dr. Ayşegül Yıldız genç ölümlerindeki
intihar olgusunun özellikle son yıllarda artışını
istatistiki veriler ile çarpıcı bir şekilde gözler önüne
serdi. Yıldız “ DUVAK’ın bir kaç önemli hedefi var;
intihar olgusunun Türkiye’deki durumunu bilimsel
bir yaklaşımla incelemek ve önleyici tedbirler almak
bunlardan biri. Niye buna ihtiyaç duyduğumuza
gelince, intihar son 50 yılda %60 artışla her yıl
dünyada 1 milyon kişinin ölümüne yol açmakta ve
bu ölümler ağırlıklı olarak genç yaşta olmakta. Şöyle
ki, 15-45 yaş arası ölümlerde intihar 3.en sık sebep!
Sağlıklı, üretken ve kendisiyle barışık bir toplum
için Duygudurum en az tik tak işleyen bir kalp kadar
önemli. Zaten Duygudurum bozukluklarının ya
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Odamızdan Haberler«
Genç ölümlerinde intihara dur diyelim
da dalgalanmalarının zamansız ölüme sebebiyet
verme riski kalp rahatsızlıklarından çok daha sık.”
dedi.
İzmir YMMO Başkanı Şadi Çetin M. Kemal
Atatürk’ün “Bütün ümidim gençliktedir” sözünü
hatırlatarak; ”Gençlerimiz bizim geleceğimizdir.
Genç ölümlerinde intihar oranının bu kadar yüksek
olması gerçekten üzüntü verici. Duygu Durum Vakfı
bu anlamda gençlerimize destek olmak, son yıllarda
yaşanan intihar olaylarını incelemek, önleyici
tedbirlerini almak için Türkiye’de bir ilke imza atarak
konu ile ilgili çalışmalar yapmakta. Bir nebze de
olsa yardımda bulunmak bizim için gençlerimize
uzattığımız bir eldir. Özellikle konu gençlerimiz
olduğunda herkesin duyarlı olması gerektiğini,
pırıl pırıl gençlerimizin topluma kazandırılmasında
yapılan her türlü çalışmalara destek olunması
gerektiğini düşünüyorum.
Ayrıca Duygu Durum Vakfı kurucusu Prof.
Dr. Ayşegül Yıldız’ı böylesine hassas bir konuda
çalıştıkları ve ülkemizin geleceği gençlerimiz için
değer yarattıkları için teşekkür ediyor, başarılarının
devamını diliyorum.” diye sözlerini tamamladı.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
11
Odamız Başkanlar Kurulu Toplantısında anlamlı veda
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanlar
Kurulu Toplantısı 26 Mayıs 2014 tarihinde yapıldı.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Yönetim
Kurulu ve önceki Başkanlardan YMM Murat
Cahit Koğacıoğlu ve YMM Ünal Aydın’ın katıldığı
toplantıda Odanın genel durumu ve Yeminli Mali
Müşavir mesleği hakkında görüşüldü. 3 ayda bir
yapılan toplantı verimli bir şekilde gerçekleştirildi.
Dürüst ve özverili personelimize plaket
takdim edildi
İzmir Yeminli Mali
Müşavirler
Odası’nda
dürüstlüğü,
özverili
çalışmaları ile 12 yıldır
Odamız Üyelerine hizmet
veren Oda personeli Engin
Türkcan,
30.05.2014
tarihinde emekli olması
sebebiyle
İzmir
YMM
Odasından ayrıldı.
İzmir YMMO Yönetim
Kurulu ve eski başkanlarının
katılımıyla gerçekleştirilen
veda toplantısında Engin
Türkcan’a teşekkür plaketi
takdim edildi.
Plaketi
eski
Oda
Başkanı YMM Ünal Aydın
12
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
takdim etti. YMM Ünal Aydın yaptığı konuşmada “
Engin Türkcan, uzun yıllar bizimle birlikte Odamızda
görev almış, Üyelerimize en iyi hizmeti verebilmek
adına özverili bir şekilde çalışmıştır. Kendisine
bugüne kadar yaptıkları ve emekleri için teşekkür
ederiz. Odamızın diğer çalışanlarının da Engin
Türkcan gibi uzun yıllar bizimle birlikte olmalarını,
emeklilik plaketlerini almalarını dilerim.” dedi.
Yönetim Kurulumuz hizmetlerinden dolayı
Türkcan’a ayrı ayrı teşekkür ederken, emeklilik
hayatında mutluluklar diledi.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası üyelerine özel indirim yapan kuruluşlara yenilerini ekleyerek,
farklı sektörlerde siz değerli üyelerimize avantajlar sağlamaya devam ediyoruz.
» Odamızdan Haberler«
Anlaşmalı olduğumuz kurumları biliyor musunuz?
İndirim yapan kuruluşlar ile ilgili ayrıntılı bilgiye web sitemizden ulaşabilirsiniz.
Mild Çikolata ile tatlı bir başlangıç
İzmir YMMO 20 Haziran 2014 Tarihinde “Mild
Çikolata” ile İndirim anlaşması imzaladı.
Yapılan anlaşmaya istinaden İzmir Yeminli
Mali Müşavirler Odası Üyelerine ve ailelerine Mild
Çikolata mağazasından yapacakları alışverişlerde
çikolata ürünlerinin satış fiyatları üzerinden %20
’ye varan indirim uygulanacaktır. Toplu çikolata
ürünlerinde alımlarda ise %30’a varan indirimler
yapılacaktır.
Firma ortaklarından Özge Güneş “CKLT
çikolata fabrikasının İsviçreli Mild firması
ile yapmış olduğu özel bir anlaşma ile tüm
ürünlerimiz
Sapanca’da
bulunan
tesislerde
üretilip, müşterilerimizin beğenisine sunulmaktadır.
Sunumu, kokusu ve tadıyla vazgeçilemeyecek
çikolatalarımızı İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
üyeleri ile buluşturmaktan mutluluk duyarız” diye
belirtti.
İletişim için: 0232 465 27 18
*Ayrıntılı bilgi web sitemizdedir.
Değişim Optik’ten Üyelerimize çok özel indirim
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası ile
Değişim Optik arasında imzalanan sözleşme ile
üyelerimize, ailelerine yüzde 50 indirim sağlandı.
Anlaşmaya göre 04.06.2014 tarihinden itibaren
Kemeraltı 1. Beyler 846 Sokak No: 9/A adresinde
faaliyet gösteren Değişim Optik’ten yapacakları tüm
alışverişlerinde, liste fiyatı üzerinden %50 indirim
uygulanacaktır.
Ayrıca İzmir YMMO Üyelerinin ve ailelerinin
tüm gözlük tamirleri ve bakımı Değişim Optik
tarafından hiçbir ücret alınmadan yapılacaktır.
İletişim İçin: 0(232) 489 40 56
*Ayrıntılı bilgi web sitemizdedir.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
13
Üyelerimize özel fırsatlar
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası ve Ramada
Encore İzmir arasında sözleşme imzalandı. Yapılan
sözleşmeye göre İzmir Yeminli Mali Müşavirler
Odası Üyelerine özel hazırlanmış, kurumsal fiyatlar
ile konaklama yapılması sağlanacaktır.
Ramada Encore İzmir’in Üyelerimize özel
uygulayacağı kurumsal fiyatları 06 Haziran 2014
tarihinden 31 Aralık 2014 tarihine kadar geçerli
olacaktır.
Detaylar web sitemizdedir.
e-imzaTR ile kolaylık
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından
yetkilendirilen E-İmza Bilgi Güvenliği Hizmetleri
A.Ş. , çeşitli e-imza uygulamaları kapsamında
İzmir Yeminli Mali Müşavir Odası Üyelerine özel
Elektronik İmza sağlama konusunda kolaylık ve
%20 indirim uygulanacaktır.
Detaylı bilgi web sitemizdedir.
İzmir Eczacı Odası Yönetim Kurulu Odamızı ziyaret etti
28 Mayıs 2014, Çarşamba günü 3. Bölge
İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan ve
Yönetim Kurulu Üyeleri İzmir YMM Odası’nı ziyaret
etti.
İzmir YMM Odası’nın yeni hizmet binasını
tebrik eden Eczacı Odası Başkan ve Yönetim
Kurulu nezaket ziyaretinde bulundu.
14
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
İzmir YMMO Başkanı Şadi Çetin teşekkür
ederken, sivil toplum örgütlerinin aralarındaki
bağların güçlenmesinin ülkemiz ve toplumumuz
adına öneminin altını çizdi.
İzmir YMM Odasında yapılan çalışmaları
takdirle karşıladığını belirten Eczacı Odası Başkanı
Sayılkan, İzmir YMM Odası Yönetim Kurulu’nun
başarılarının devamını diledi.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Odamızdan Haberler«
»RÖPORTAJLAR«
Dergimizin bu sayısında Yaşar Holding İcra Başkanı ve aynı zamanda
Odamız üyesi olan Sn. Dr. Mehmet Aktaş’ı ve Duygu Durum Vakfı Kurucusu
Prof. Dr. Ayşegül Yıldız’ı konuk ettik. Farklı konular hakkında görüşüp, bilgi
edindiğimiz ve kendilerini yakından tanıma şansına eriştiğimiz konuklarımıza
dergimize katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
15
Yaşar Holding İcra Başkanı Sn.
Mehmet Aktaş
ile Röportaj
Yaşar Holding İcra Başkanı ve aynı zamanda
Odamız üyesi olan Sayın Dr. Mehmet Aktaş
ile yaptığımız röportaj ile devlet ve özel
sektör hakkında, yeni teşvik uygulamaları
ve yeni ticaret kanunu hakkında çok
özel bilgiler edindik. Dergimize değerli
katkılarından dolayı Sayın Dr. Mehmet
Aktaş’a teşekkür ederiz.
»Finans
alanında
eğitim
aldığınızı
biliyoruz. Uzun bir süre Maliye Bakanlığı
Hesap Uzmanı ve Ekonomiden Sorumlu Devlet
Bakanı Danışmanı olarak görev yaptınız. 1995
yılı itibariyle de Yaşar Topluluğu’na katıldınız.
Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? Bu
geçişe nasıl karar verdiniz?
1983 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal
Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldum. 1992 yılında
16
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
Vanderbilt Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde yüksek
lisans çalışmamı tamamladım. 2003 yılında 9 Eylül
Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden
finans alanında doktora derecesi aldım.
Mezunu olduğum Ankara Üniversitesi Siyasal
Bilgiler Fakültesi, o dönemde ağırlıklı olarak
kamuya nitelikli insan kaynağı yetiştiren bir fakülte
kimliğine sahipti. Ben de mezunu olmaktan gurur
duyduğum bu fakülteyi seçerken kamuda görev
almayı hedeflemiştim. Nitekim, mezun olduktan
sonra kamuda toplam 11 yıl çalıştım. Maliye
Bakanlığı Hesap Uzmanı ve Ekonomiden Sorumlu
Devlet Bakanı Danışmanı olarak görev aldım.
1980’li yıllarda ekonomideki değişim ve
dönüşüm kamu ve özel sektör dengesinde de
değişiklikler yarattı. Özel sektörün ekonomi
üzerindeki etkisi arttı. Yatırım ve istihdam ağırlığı
özel sektöre kaydı ve dolayısıyla özel sektörün
yetişmiş insan kaynağı ihtiyacı da arttı.
1995 yılına kadar kamuda, yani ekonominin
düzenleyen ve denetleyen tarafında oldum. Az
önce belirtmiş olduğum sebepleri değerlendirerek
özel sektörü, yani ekonominin reel tarafını da
görmek istedim ve Yaşar Topluluğu’nda çalışmaya
başladım.
»Yaşar Holding’de çalışmanız süresince
üst yönetimde çeşitli pozisyonlarda görev
aldığınızı biliyoruz. 2000 yılı itibariyle de Stratejik
Planlama, Bütçe ve Kurumsal Finansman
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Röportaj «
Başkan Yardımcılığı görevine atandınız. Bu
»Devlet ve özel sektör birbirinden tamamen
süreçte nasıl kazanımlarınız oldu?
farklı mı?
Yaşar Topluluğu, Türkiye’nin sanayileşme
Kamuyu ve özel sektörü birbirinden ayrı
sürecine yön vermiş, faaliyet gösterdiği gıda ve düşünmek doğru değil. Kamu ve özel sektör
içecek gibi, boya gibi sektörlere öncülük ve liderlik ekonominin ayrılmaz iki parçası. Birbirleriyle uyum
etmiş, bu sektörlerin bugünkü gelişmişlik düzeyine içerisinde faaliyet göstermeleri, ülkenin temel
gelmelerinde önemli etkileri olmuş bir kurum. Bugün hedefleri doğrultusunda işbirliği yapmaları ve ortak
20 fabrika ve üretim tesisi ve 7.400 çalışanı ile, Pınar hareket etmeleri çok önemli. Ülkemizin büyümeye,
gibi, Dyo gibi Türkiye’nin gururu olan markaları yurt daha çok yatırım yapmaya, daha çok istihdam
içi ve yurt dışında tüketicilerle buluşturan bir kurum. yaratmaya ihtiyacı var. Kamu da özel sektör de bu
Kamudan özel sektöre geçmeye karar verdiğimde, temel amaç çerçevesinde üstlerine düşen görevleri
Yaşar Topluluğu’nun öncü kimliği ve gelecek vizyonu yapıyorlar. Özetle, amaç bir, görevler farklı.
kararımı uygulamamı hızlandıran etkenler oldu.
Toplulukta, 1995 yılında, bugün Yaşar
»2012 yılında uygulamaya alınan yeni
Topluluğu Onursal Başkanı olan, o dönemde teşvik yasasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
ise Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Sayın
Teşvik sistemi, ekonomik kalkınma düzeyini
Selçuk Yaşar’ın danışmanı olarak göreve artırmada önemli rol oynayan araçlardan birisi.
başladım. Sonrasında Topluluk
2012
yılında
uygulamaya
şirketleriyle ilgili sorumluluklar
alınan yeni teşvik yasası ile
üstlendim; stratejik planlama,
birlikte,
Türkiye’de
yatırım
finansman, mali işler, vb çeşitli Teşvik sistemi, ekonomik kalkınma ortamını iyileştirmeye, istihdamı
düzeyini artırmada önemli rol
departmanlarda farklı görev ve
artırmaya ve bölgesel gelişmişlik
oynayan
araçlardan
birisi.
kademelerde yer aldım. 2007
düzeyindeki
eşitsizlikleri
yılından bu yana Yaşar Holding
azaltmaya
yönelik
çeşitli
İcra Başkanı olarak görev
düzenlemeler yapıldı.
yapıyorum.
Tasarrufların katma değeri
Yaşar Topluluğu, birbirinden farklı sektörlerde yüksek yatırımlara yönlendirilmesine, üretim ve
faaliyet gösteren bir kurum. Gıda, içecek ve boya istihdamın artırılmasına, uluslararası rekabet
ana iş kolları başta olmak üzere Türkiye ekonomisine gücünü artıracak ve araştırma-geliştirme içeriği
katkı sağlayan çok önemli sektörlerde faaliyet yüksek bölgesel ve büyük ölçekli yatırımlar ile
gösteriyor. Her sektörün dinamikleri birbirinden stratejik yatırımların özendirilmesine, bölgesel
farklı. Dolayısıyla her yeni günde yeni gelişmelerle gelişmişlik farklılıklarının azaltılmasına, kümelenme
karşılaşmak, işin heyecanını ve dinamizmini ve çevre korumaya yönelik yatırımlar ile araştırma
artırıyor.
ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesine ilişkin
usul ve esaslar belirlendi.
»Devlet ve özel sektör arasında çalışmanın
Yeni teşvik yasasını, yatırım almayan veya
farklılıkları konusunda siz ne düşünüyorsunuz? göreceli olarak daha az yatırım alan illere yatırım
Kamuda görev aldığınızda ekonominin, yapılmasını daha çok teşvik etmesi, dolayısıyla
makroekonomik, sosyal, vb hedefler doğrultusunda bu bölgelerde istihdamın artırılması ve toplumsal
işleyişi düzenleyen ve uygulamaları denetleyen refaha ulaşılmasına katkıda bulunması açısından
tarafında çalışıyor ve bu konular üzerine çok değerli buluyorum.
yoğunlaşıyorsunuz. Özel sektörde ise bu hedeflere
Yeni teşvik sisteminin bir önceki sistemden
katkıda bulunmak üzere kamu düzenlemeleri önemli farklarından birisi de; daha önce üç
çerçevesinde faaliyet gösteriyor ve özünde kategoride (genel teşvik, bölgesel teşvik, büyük
büyümeye, istihdama katkıda bulunuyorsunuz, ölçekli yatırımları teşvik) uygulanan teşvik
ekonominin reel tarafında çalışıyorsunuz.
sistemine “stratejik yatırımların teşviki” başlığının
da eklenmesi ve yatırımların strateji boyutuyla da
17
sektörlerin dışında kalan faaliyetlerin, bölgesel
teşviklerden yararlanması engellendi. Bu bağlamda
tek istisna ise sosyoekonomik açıdan en az gelişmiş
bölge olan ve her sektörün teşvikle destekleneceği
6. Bölge oldu.
Türkiye’nin her bölgesinin farklı bir üstünlüğü,
farklı bir rekabet avantajı var. Bu bölgesel
avantajların, ülkemiz açısından stratejik olan
sektörler de dikkate alınarak değerlendirilmesi
çok önemli. Yeni teşvik yasasının bu konuya ilişkin
önemli düzenlemeler getirdiğini düşünüyorum.
»Yeni
teşvik
paketini
öncekilerden
farklılaştıran bir diğer unsur da Organize Sanayi
Bölgeleri’ne yönelik pozitif ayrımcılık olarak
görülüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son on yıldır uygulanan, teşviklerden
yararlanan yatırımcılara OSB’lerden bedelsiz arsa
tahsisi uygulamasına yeni sistemde de devam
ediliyor. Önceki sistemlerden farklı olarak, OSB’lerde
yatırım yapmanın daha cazip hale getirilmesi
amacıyla, buralarda gerçekleştirilecek yatırımların,
bulundukları ilin yer aldığı bölgenin bir altındaki
bölgede geçerli olan teşviklerle, yani daha cömert
miktarda mali destekle desteklenmesine karar
verildi. 6. bölgedeki OSB’lerde yapılan yatırımların
ele alınması oldu.
Cari açığı azaltmak üzere dışa bağımlılığı ise teşviklerden yararlanma süreleri, OSB dışındaki
kıyasla
arttırılıyor.
OSB’lerdeki
olan sektörlerde ara malı ve ürünlerin üretiminin yatırımlara
yatırımlara
ilave
destekler
verilerek,
Anadolu
artırılmasına yönelik düzenlemeler de ülke
kentlerinde kümelenmelerin güçlendirilmesine
ekonomisine olumlu katkı sağlamakta.
Gelişen
teknolojiyle
birlikte
teknolojik olumlu katkılar yapılmasının yanında, kentlerin
dönüşümü sağlayacak yüksek ve orta yüksek etrafında daha düzenli, çevreye daha duyarlı bir
teknoloji içeren yatırımların desteklenmesi de hem sanayileşmenin sağlanması da mümkün kılınıyor.
»Daha önceki teşvik
ekonomik hem de teknolojik
sitemlerinden farklı olarak,
yönde ülkemizin ilerlemesine
vergi
indiriminin
işletme
katkı sağlayacaktır.
Türkiye’nin her bölgesinin farklı bir
aşamasında değil de, yatırım
üstünlüğü, farklı bir rekabet avantajı
aşamasında
yapılabilecek
»Teşvik
sistemleri
var.
olması ve yatırıma katkı
değiştikçe, sektörel destek
tutarının belirli bir kısmının
uygulamalarının
giderek
tüm
faaliyetlerden
elde
artması dikkat çekiyor. Bu
edilecek gelirler üzerinden
konuda ne düşünüyorsunuz?
Türkiye’de 2009 yılından önce uygulanan uygulanmasının, firmaların finansman yükünü
teşvik sistemlerinde, bölgesel destekler kapsamında önemli ölçüde azaltacağı konusunda görüşünüz
sektörel öncelikler gözetilmezken, 2009 yılından nedir?
Bundan önceki teşvik sistemlerinde, özel
sonra bölgelerde desteklenecek yatırımların hangi
sektörlerden olması gerektiği de belirlendi. İlgili sektörün kamusal desteklerden faydalanması,
18
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
»Yeni
Ticaret
Kanunu’nu
nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Küresel ekonomik düzende ve iş dünyasının
değişen rekabet ortamında, farklı ülkelerdeki
şirketlerin tabi oldukları kuralların küresel
standartlara uyumlu olması son derece önemli.
Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun kurumsal yönetim,
şeffaflık, kamu güveni, kaliteli mali bilgi, iç
denetim ve bağımsız denetim, finansal planlama
ve risk yönetimi gibi işletme yönetiminin güncel
kavramlarını ticaret hayatımıza yansıtması, bu
anlamda büyük fayda sağladı. Yeni Türk Ticaret
Kanunu sayesinde, yönetim kurulları hem yapısal ve
hem de işlevsel olarak kurumsal yönetim kurallarına
uyuma yönlendirildi, profesyonel yönetim temel
alındı. Diğer taraftan, önceden sadece halka açık
şirketler için öngörülen kayıtlı sermaye ve temettü
avansı gibi imkanlar halka kapalı şirketler için de
uygulanabilir kılındı. Ayrıca, belirli büyüklükteki
şirketler için öngörülen bağımsız denetim ve web
siteleri kanalıyla şeffaflık yükümlülüklerinin, halka
kapalı şirketler ile açık olanları yakınlaştırdığını ve
kurumsal yönetim uygulamalarının kademeli olarak
ticaret hayatımızın tüm noktalarına yansıyacağına
işaret ettiğini düşünüyorum.
Dr. MEHMET AKTAŞ KİMDİR?
Dr.
Ankara
Mehmet AKTAŞ,
Üniversitesi
1983
Siyasal
» Röportaj «
yatırım dönemi sonunda, işletme aşamasında
mümkün oluyordu. Yeni sistemde, yatırım yapılacak
bölgenin gelişmişlik düzeyi düştükçe, verilecek
desteğin yatırım aşamasında kullandırılacak
bölümü
artıyor.
Yatırımın
gerçekleştirildiği
bölge 5’ten 6’ya kaydığında, desteğin yatırım
döneminde yararlanılabilecek kısmı yüzde 50’den
80’e çıkıyor. Buna ek olarak, Bölge 1 dışında
gerçekleştirilen yatırımlarda, kamunun yatırıma
katkı tutarı, yatırımcının tüm faaliyetlerinden elde
ettiği gelirler üzerinden uygulanabiliyor. Bir diğer
ifadeyle, gelişmiş bölgelerdeki faaliyetlerden doğan
vergi yükümlülüklerini azaltmak için az gelişmiş
bölgelere yatırım yapmak cazip hale getiriliyor.
Yapılan bu değişikliklerle birlikte hem özel sektörün
eleştirileri dikkate alınıyor hem de sistemin bölgesel
eşitsizlikleri giderme kapasitesi arttırılıyor.
yılında
Bilgiler
Fakültesi’nden mezun olmuş, 1992 yılında
Vanderbilt Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde
yüksek lisans çalışmasını tamamlamış ve
2003 yılında 9 Eylül Üniversitesi İktisadi ve
İdari Bilimler Fakültesi’nden finans alanında
doktora derecesi almıştır.
1984 yılında iş hayatına başlayan Sn.
AKTAŞ, Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanı
ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı
Danışmanı olarak görev yapmıştır.
1995
yılında
Başkanlık
Danışmanı
olarak Yaşar Topluluğu’na katılan Sn. AKTAŞ,
Topluluk bünyesinde üst yönetimde çeşitli
pozisyonlarda görev aldıktan sonra, 2000
yılında Stratejik Planlama, Bütçe ve Kurumsal
Finansman Başkan Yardımcılığı pozisyonuna
atanmıştır.
2007 yılı Temmuz ayında Yaşar Holding
İcra Başkanı (CEO) olarak atanan Sn. AKTAŞ,
2009 yılı Mayıs ayından beri Yaşar Holding
Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Başkanı olarak
görevini sürdürmektedir.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
19
Prof. Dr. Ayşegül Yıldız ile Röportaj
Prof. Dr. Ayşegül Yıldız ile yaptığımız söyleşide Duygu Durum Vakfı, Duygu Durum Bozuklukları ve Gençlerde
intihar konuları hakkında çok önemli bilgiler edindik. Sayın Yıldız’a değerli vakitlerini bize ayırdığı için çok
teşekkür ederiz.
»Ayşegül
Hanım,
bize
yaptığınız
çalışmalardan,
Psikiyatri
alanındaki
uzmanlığınızdan bahseder misiniz? Özellikle
hangi alanlarda çalıştınız?
Duygudurum Bozuklukları yani Bipolar
Bozukluk ve Depresyon üzerinde çalışıyorum. Bu
durumların beyinde oluşma mekanizması, mevcut
tedavilerin başarı oranlarının değerlendirilmesi, ve
daha iyi yeni tedaviler geliştirilmesi temel araştırma
hedeflerim. Son yıllarda en çok duygudurum
bozukluklarında özellikle bipolar bozuklukta
kullanılan mevcut tedavilerin risk ve başarı
oranlarının ileri düzeyde matematiksel analizi
20
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
ile uğraşıyorum. Bu alanda dünya literatürüne
yaptığımız katkılar Society of Biological Psychiatry,
Amerikan Ulusal Sağlık Örgütü yıllık toplantısı olan
NCDEU, ve Avrupa Nöropsikofarmakoloji KollejiECNP gibi alanın en prestijli uluslararası toplantılarda
defalarca “Breaking News” yani “Flash Haber” oldu.
Daha önceki çalışmalarım daha çok duygudurum
bozukluklarının oluşma mekanizması ve hedefe
yönelik yeni tedaviler geliştirilmesi üzerineydi. Bu
kapsamdaki en önemli bulgularımız arasında,
Lityumun beyinde etki ettiği iddia edilen noktanın
canlı insan beyninde ispatlanması ve Bipolar
Bozukluk’ta, hatta psikiyatride bir ilk olan; hedefe
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
yönelik tedavi geliştirilmesinde, bir protein kinaz C
inhibitörü olan Tamoxifen Sitrat’ın Bipolar Bozukluk
akut mani tedavisinde etkili olduğunun gösterilmesi
sayılabilir. Mesela bu bahsettiğim çalışma, 2006
yılı Eylül ayında Avrupa Nöropsikofarmokoloji
Kongresi-ECNP Paris’te “En İyi Klinik Araştırma”
olarak seçildi, Breaking News oturumunda sunuldu,
ve Reuters ve Bloomberg başta olmak üzere 81
uluslararası ajansta haber oldu.
»Duygudurum
Bozuklukları
ya
da
Depresyon & Bipolar Bozukluk nedir?
Duygudurum
Bozuklukları
kapsamında
değerlendirilen hastalıklar nelerdir?
Aslında Duygudurum diye tanımladığımız
moral, öz güven, zevk alabilme, düşünebilme,
konsantre olabilme yetisi, enerji düzeyi, iştah, uyku
hepimizde var. Bunların ne az ne çok optimum
düzeyde olması zaten bizi sağlıklı, üretken,
kendisiyle ve etrafıyla barışık bireyler yapıyor.
Bunların bir şekilde bozulması da bizleri mutsuz,
kendisiyle ve etrafı ile barışık olmayan, üretemeyen,
öfkelenmeye yatkın bireyler haline dönüştürüyor.
Tabii bu bozulmalar klinik açıdan belli bir yoğunluk
ve sürede olduğunda Depresyon olarak bilinen
çökkün, karamsar ruh hali veya Bipolar Bozukluk
ya da diğer adıyla Manik Depresif Bozukluk olarak
bilinen kişinin dönem dönem çökkün ve karamsar
hissettiği, dönem dönem ise aşırı hareketli, enerjik
ve coşkulu hissettiği durumlar ortaya çıkıyor, ki
bu durumlar Duygudurum Bozuklukları olarak
isimlendirilmektedir. Bir de ayrıca duygudurumu
hissedememe yaşayamama halleri var ki bunlara
da otizm ve benzeri yaygın gelişimsel bozukluklar
deniyor. Bu bireyler de önce çocuk sonra genç ve
erişkin. Biz DUVAK olarak genç ve erken yetişkin
dönemdeki otistik bireylere de dezavantajlarını
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Röportaj «
avantaja dönüştürecek özel bir spor becerisi
kazandırarak bir kapı aralayan ve bu bağlamda
Spor Eğitmeni Bener Erkorur önderliğinde Fark
Yaratanlar Ödülü alan SPORTİZM ile ortak
çalışmalar başlattık.
DUVAK & SPORTİZM birlikte Duygudurumu
bozulmuş ya da künt tüm bireyler için uygun
farmakolojik ve psikososyal tedaviyi spor ve sağlıklı
beslenme ile birleştiren multidimensional (yani çok
boyutlu) yeni yaklaşımlar oluşturacaktır. Otizm 1 /
88 sıklıkla, Duygudurum bozulmuş boyutta dahi 1 /
4 ila 5 sıklıkla düşünüldüğünde bu bir toplum sağlığı
sorunudur ve DUVAK bu sorunu bilimsel bir bakış
açısıyla ele almaya taliptir.
»Duygu Durum Vakfı’nı (DUVAK) kurma
amacınız nedir? Vakıf ile ilgili çalışmalarınızdan
bahseder misiniz?
Depresyon, bipolar ya da manik depresif
bozukluk ve bu tür duygudurum bozuklukları
eşliğinde sık gözlenen intihar olgusu ile ülke
çapında uğraşabilmek için 2012’de Duygudurum
Vakfı-DUVAK
(www.duygudurumvakfi.com)’ı
kurdum. Halen, Vakfın Kurucu Başkanı olarak görev
yapmaktayım. DUVAK, kuruluşunun da ilanı olan ilk
aktivitesini Kapadokya’da, 2012 yılı Ekim ayında
dünya liderleri ile Türk akademisyenleri buluşturan
‘Manik Depresif Bozukluk Zirvesi’ ile yaptı.
Bu toplantıda ele alınan konular özel gözden
geçirme makaleleri halinde bu yıl Harvard Review
of Psychiatry isimli dergide özel bir sayı olarak yer
alacak. Bu sayı komple 2012 Kapadokya ‘Manik
Depresif Bozukluk Zirvesi’ sonucunda oluştuğu
için de Harvard Üniversitesi McLean Hastanesi
Şizofreni ve Bipolar Bozukluk Klinik Direktörü Prof.
Dr. Dost Öngür ile birlikte bu sayının editörleri olarak
görevlendirildik. Sanırım bu da Türkiye orijinli olarak
düzenlenen bir uluslararası toplantı için bir ilk!
DUVAK’ın bir kaç önemli hedefi var; intihar
olgusunun Türkiye’deki durumunu bilimsel bir
yaklaşımla incelemek ve önleyici tedbirler almak
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
21
bunlardan biri. Niye buna ihtiyaç
çok daha sık.
duyduğumuza gelince, intihar
son 50 yılda %60 artışla her Sağlıklı, üretken ve kendisiyle barışık
»DUVAK’ta
kimler
yıl dünyada 1 milyon kişinin
görev alıyor? İsteyen herkes
bir toplum için Duygudurum en az DUVAK’a katılabilir mi?
ölümüne yol açmakta ve bu
ölümler ağırlıklı olarak genç tik tak işleyen bir kalp kadar önemli.
DUVAK bir dernek değil,
yaşta olmakta. Şöyle ki, 15-45
Vakıf yani gönüllülük esasıyla
yaş arası ölümlerde intihar 3.en
işlerliği ve gücü olan ve olacak
sık sebep! WHO (Dünya Sağlık
olan bir oluşum, dolayısıyla da
Örgütü) ve Amerikan Ulusal
katkıda bulunabilecek herkese
İntihar Önleme Programı bu konuda uluslararası açık. Vakıflar Osmanlıdan bu yana tarihimizde ve
çalışmalar başlattı. Mesela 2007 de Dublin de 105 gelişimimizde önemli bir yer tutuyor, umarım DUVAK
ülke katılımı ile bir zirve yapıldı, ancak aralarında ta ulusumuza kalıcı katkılarda bulunarak uzun yıllar
Türkiye yoktu. Maalesef uluslararası bilimsel performans gösterir. Başında da ifade ettiğimiz
oturumlarda mesela Amerikan Psikiyatri Birliği- gibi Duygudurum hepimizde var ve hepimizde
APA 2012 toplantısında, Türkiye & Afrika dünya dalgalanıyor.
Ancak,
bazılarımızda
şiddetli
haritasında intihar olgusu incelenmemiş ülkeler dalgalanıyor. Bu durumu bir akıl hastalığı olarak
arasında gösterilmekte. Bu durum üzücü zira
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) te bu kayıtlar var
ama bilimsel sorular ve analizler boyutu uluslararası
standartlara getirilmeden bu bağlamda dünya ile
entegre olmak zor. Duygudurum ile ilgisi ise büyük,
zira, Amerika’da ve Avrupa da yapılan psikolojik
otopsi bulguları intihar eden bireylerin %90’ında
altta yatan bir psikiyatrik durumun olduğunu bunların
da çoğunun Duygudurum Bozuklukları olduğunu
göstermekte. Ki zaten DUVAK’ın ikinci amacı da,
Duygudurumu hem bozukluk düzeyinde hem de
optimum beyin işleyişini esas alan kavramsal
düzeyde ele almak.
İsterseniz önce Bozukluk olarak ele alalım.
Duygudurum Bozuklukları diyerek kastedilen
Depresyon ya da Manik Depresif yani İki UçluBipolar Duygudurum Bozukluğu her dört-beş
kişiden birinde yaşamları boyunca en az bir kez
görülmektedir. Bilinçsiz ya da psikiyatrik yardım
almaya dirençli olduğumuzda çoğu zaman değil, sağlıklı beyin işleyişinin bir parçası olarak
bu duygudurum dalgalanmaları anlaşılmadan algılayıp nabzımızı, kalbimizi koruduğumuz gibi
yardım almadan geçiştirilmekte ve karşımıza Duygudurumumuzu da korumalıyız. Duygudurumu
patlamaya hazır duygudurumu olan öfkeye, sağlıklı işleyen bireyler olmadan müreffeh bir toplum
kavgaya, ölmeye, öldürmeye yatkın bireyler olarak hayaline erişemeyiz. Bu bakış açısına sahip herkes
çıkmaktadır. Ki burada da eşik altı dediğimiz DUVAK’ın bir parçası, bir gönüllüsüdür.
yani bozukluk kriterlerini karşılamayan ama
duygudurumu dalgalanan bireyler de olaya dahil
»İntihar
Vakalarını
mercek
altına
olmakta ve müreffeh bir toplum hayaline ulaşmak aldığımızda, kimler intihar etmeye meyilli?
için duygudurumu kavramsal olarak ta ele alma
İntihar 1950’lerde yaşlı ve yalnız erkeklerde
gerekliliği doğmaktadır. Bozukluk düzeyinde her sık görülürken, 2000’li yıllarda gençlerde sık
4-5 kişiden birini en az bir kez etkilediği ve eşik görülmeye başlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü altı dalgalanmaların ise hemen herkeste yaşandığı World Health Organization-WHO istatistiklerine
düşünülürse sağlıklı, üretken ve kendisiyle göre son 45 yılda intihar hızı tüm dünyada % 60
barışık bir toplum için Duygudurum en az tik tak oranında bir artış göstermiştir. İntihar dünyada 15işleyen bir kalp kadar önemli. Zaten Duygudurum 29 yaş arası ve 15-45 yaş arası ölümlerde 3. sıraya
bozukluklarının ya da dalgalanmalarının zamansız yükselmiştir. Yine WHO istatistiklerine göre her yıl
ölüme sebebiyet verme riski kalp rahatsızlıklarından dünyada bir milyon insan intihar sonucu hayatlarını
22
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
yok, hepimizi ilgilendiriyor!
»Tarihte,
dünyada
ve
Türkiye’de
Duygudurum Bozukluğu olan isimler var mı?
“Bipolar Bozukluk ya da diğer adıyla Manik
Depresif Bozukluk tarihe iz bırakmış pek çok
başarılı insanı etkilemiştir. Van Gogh, Elizabeth
Taylor, Cary Grant, Sylvia Plath, Marilyn Monroe,
Michelangelo Buonarroti, Florence Nightingale,
Peter Tchaikovsky, Wolfgang Amadeus Mozart,
Robert Schuman, Ludvig Von Beethoven, George
Frederick Handel, Syd Barret, Kurt Cobain, Virginia
Woolf, Isaac Newton, Napolyon Bonaparte,
Abraham Lincoln, Ernest Hemingway, Victor Hugo,
Nikolayeviç Tolstoy, Emily Elizabeth Dickinson,
Winston Churchill, Martin Luther, ve Theodore
Roosevelt ilk akla gelenler olup, tarihte ve bugün sıra
dışı bir yeteneği olan pek çok insanın, kendilerinde
ya da yakın akrabalarında bu hastalığın görülme
riski, toplumda görülme riskinden anlamlı derecede
daha yüksek olarak saptanmıştır.”
“Elimizin altındaki kadınsa kadın ya da
çocuksa çocuk, gücümüzün yettiğine yöneliyoruz.
Hastanelik ya da adli vaka olana kadar kimsenin
kimseden haberi yok. Kapalı kapılar arkasında her
tür istismar olabiliyor, maalesef ve yine bu da gerek
maruz kalan gerekse maruz bırakan için sağlıksız
işleyen Duygudurum halleri
demek…”
» Röportaj «
kaybetmektedir.
DUVAK’ın İzmir de yaptığı çalışmalara göre
15.07.2011 ve 15.07.2012 tarihleri arasında sadece
İzmir İli İlçeleri baz alınarak İntihar hızı=3.28/100.000/
yıl; intihar teşebbüsü hızı ise=72.39/100.000/yıl
olarak bulunmuştur. Aynı popülasyonda intihar
teşebbüsü, kadınlarda özellikle
15-45 yaş arasında erkeklerden
anlamlı derecede yüksek iken, Duygudurum bozukluğu olanların
ölümle sonuçlanan intiharlar ise
»Ülkemizde ne yazık
%25’i en az bir kere intihar
erkeklerde kadınlardan 3.5 kat
ki kadına şiddet sıklıkla
daha fazla gözlenmiştir; erkek
görülüyor. Sizce şiddet ve
teşebbüsünde bulunuyor.
olgular arasında 14 yaşında ası
duygudurum arasında nasıl
ile (kendini asmak yoluyla) intihar
bir ilişki söz konusu?
ederek yaşamını yitiren vaka
Kadına veya çocuğa yönelik
çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir.
daha doğrusu bizden daha az
İntihar olgusu ile en yakın ilişkili psikolojik veya kuvveti olan kişilere yönelik istismar; gerek fiziksel,
psikiyatrik durumlar ise Duygudurum Bozuklukları gerek manevi, gerekse cinsel boyutta olabiliyor ve
olup, Duygudurum Bozukluğu olanların % 25’inin maalesef ki farkında olduğumuzdan bildiğimizden
en az bir kez intihar teşebbüsünde bulunduklarını daha yüksek oranda yaşanıyor istismar. Hastanelik
ve bu intihar teşebbüslerinin de yaklaşık % 15’inin ya da adli vaka olana kadar kimsenin kimseden
başarıya ulaştığını bildirir uluslararası literatür haberi yok. Kapalı kapılar arkasında her tür istismar
bilgisi mevcuttur. Tabii bu oranlar Depresyon ve olabiliyor ve hatta bu duruma legal bir nitelikte
Bipolar Bozukluk şeklinde seyreden Duygudurum kazandırılabiliyor. Maalesef yine bu da gerek maruz
Bozuklukları için geçerli, bir de Duygudurumun kalan gerekse maruz bırakan için sağlıksız işleyen
olamayışı gibi otistik spektrumdaki gelişim Duygudurum halleri demek… Duygudurumu bozuk
bozuklukları ve onlara bu zor hayatlarında eşlik eden olan kişilere baktığımızda altında bazen istismar
aileleri ve onların yaşadığı tükenmişlikleri eklersek çıkıyor. Özellikle görece az gelişmiş eğitim oranı
sadece intihar riskini azaltmak için bile DUVAK düşük yerlerde küçük yaşta çocuklar evlenmeye
olarak çalışılacak ciddi bir popülasyonun varlığından yönlendiriliyor. 12-13 yaşındaki çocuklar birbirleriyle
bahsedebiliriz. Duygudurum’un optimum işleyişi evlendirilmek için, hastaneye ‘evlenebilir raporu’
ve bireylerin dolayısıyla toplumun huzur ve refahı almaya getirilebiliyor, mesela... Biraz sebebini
açısından baktığımızda ise gerçekten kalp’ten farkı araştırdığınızda, 50 yaşlarında genç bir dede,
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
23
komşunun ya da akrabanın kızına zarar verdiğinde boyutta. Bireyler olarak kendi kendine terapi yapan
kızı torunuyla evlendirerek olayı kapatmaya çalıştığı bir toplumumuz. Tabii bu duygusallığımızın bir de
gibi bir gerçekle karşılaşabiliyorsunuz. İstismar, negatif tarafı var; ki o da bizi biraz keskinleştiriyor,
şiddet, kadınları ve cinsiyet ayrımı olmaksızın bizim görüşümüze ya da mantığımıza aykırı her
çocukları ciddi anlamda etkileyebiliyor. Biz bu duruma aşırı tepki verebiliyoruz. Bu durum trafikte
anlamda maalesef kız erkek önce çocuk sonra aşırı tepkiler verme halinden hemen taraf olmaya
genç erişkin çok vaka ile karşılaşıyoruz ve çoğu yatkın kolaylıkla birbirine düşürülebilen bireyler
zaman olayı bizimle paylaştıklarında bile yardım olmaya kadar uzanabiliyor. Bazen haberciliğimize
bile duygularımızı katabiliyoruz,
edemiyoruz. Zira bu gençlere
ki o zaman da kutuplaşmamız
yardım öncelikle onları istismar
daha da kolaylaşıyor. Türk
edenden uzak tutarak başlar.
Sağlık anlamında bilimin
ulusu olarak, daha iyi olabilmek
Ancak çoğunun geçimi ve sağlık
destekleneceği bir formül
için bireysel olarak kendi
güvencesi istismar edene bağlı.
Genci bu bağımlı durumdan bulunması şart, yoksa bu ülkenin Duygudurumumuzun farkında
kurtaracak bir yaşam çözümü sağlık anlamında kaybı büyük olur. olmalıyız ki iç huzurumuz
iç barışımızın olabilsin. Bir
sunmadan olayı ilan etmek hiçbir
de tabii her konuda objektif
işe yaramadığı gibi istismarın
kanıta dayalı bilgiye ulaşmayı
yoğunluğunu
ve
tahribatını
arttırıyor. İşte bu yüzden de vakfi hizmetler çok ve donanımlarımızı bu şekilde arttırmayı adet
önemli bu gençlerin bir kaç yıl desteklenip kendi edinmeliyiz ki daha bilinçli daha objektif ve
Biz böyle bir
yaşamlarını kurmaları lazım ve fiziki koşullarının gelişime daha açık olabilelim.
duruş sergilediğimizde bilgi kirliliği de, psikolojik
istismar kaynağından uzaklaştırılması lazım.
yönlendirilmelere maruz bırakılmamız da otomatik
»Türk toplumunun ruh sağlığını nasıl olarak ortadan kalkacaktır. Biz sağduyu sahibi
bir milletiz ve daha iyi yerlere gelebiliriz. Bana
değerlendiriyorsunuz?
Muhteşem
bir
toplum
olduğumuzu göre hastalıklı değil, dünya genelinde bilakis
düşünüyorum. Ben toplamda hayatımın 4-5 yılını sağlıklı duygularını, değerlerini, ve sağduyusunu
Amerika’da geçirdim. Mesela, orada insanların kaybetmemiş bir toplumumuz. Ama istismara açık
birbirleriyle dertlerini paylaşması gibi bir durum bir duygusallığımız var; ve bireysel farkındalığımızı
pek yok. Bir sorun olduğunda, kimse bunu arttırarak, bilgiye kanıt olmadan saygı duymayarak
dinlemek istemiyor. İlişkiler yüzeysel. Yaşantılar duygusallığımızın istismar edilmesini önleyebiliriz.
o kadar bireysel ki bence bu durum onları madde
»Meslekte yaşadığınız güçlükler nelerdir?
kullanımına yani suni ve geçici mutluluklar yaşamaya
görece daha yatkın hale getiriyor. Biz Anadolu Özel bir vaka ile karşılaştınız mı?
Maalesef iyi hekimlik genel olarak, son yıllarda
topraklarında, geleneksel aile yaşantısı içinde
birtakım değerlerini korumayı ve aynı zamanda ciddi bir tahribata uğradı. Hekimlik, ilk adımdan
da gelişmiş ülkelerden geri kalmamayı başarmış itibaren büyük bir aşkla, büyük bir fedakârlıkla alınan
şanslı bir toplumuz. Bizde dostluklar çok farklı bir bir eğitim ve hakiki anlamada icra edilebilmesi için
süreğen eğitimin asla bitmediği bir meslektir. Hele
hele aranan düzeyde iyi bir hekim olabilmek çok
ayrı bir özveri gerektirir. Bu da çoğu zaman kendi
hayatınızdan fedakârlık yapmak demektir. Bu
noktaya gelen tüm hekimlerin hayatında ciddi bir
özveri söz konusudur. Bu idrakle ele alındığında iyi
hekimleri değersizleştirmek, telafisi zor çok büyük
bir kayıptır. Bu hekimleri arayıp bulamayacağız ve
maalesef bu özel hekimler sadece hasta bakmaktan
değil okumaktan ve eğitmekten de soğuyor,
dolayısıyla yerlerine yenileri yetişmiyor. Amerika
ve Avrupa’da üst düzey bilimle uğraşan hekimlere
pozisyonlar açılır, her yaşta kabul görürler.
Dolayısıyla bu düzeyde hekimler gider, ve zaten bir
kısmı gitti, göç etti. Örnek vermek için söylüyorum
Dünyanın en iyi ürologlarından biri şu an NIH yani
24
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
»Son
derece
zor
vakalarla
karşılaşıyorsunuz,
bu
hayatınızı
nasıl etkiliyor? Ruh sağlığınızı nasıl
koruyorsunuz?
Cerrahlık da psikiyatri de çok zor. Tüm
hekimlik dallarının zor yanları var. Üniversitede
olmak da fedakârlık aslında. Psikiyatrist olarak,
masanın karşısında olmak demek hem empati
yapmak hem de olayın dışında kalmak demek.
İnce bir çizgi var. O çizgiyi koruduğunuz sürece
kendi sağlınızı koruyabilir ve karşınızdaki
kişiye yardım edebilirsiniz. Bir psikiyatristin
kendi ruh halini dengede tutarak ve gerçekten
katkıda bulunarak, günde bakabileceği hasta
sayısı 10 ila 15 arasındadır. Bu sayı 70-200
gibi inanılmaz rakamlara ulaştığında mesleğin
bir hükmü kalmaz. Dâhiliye polikliniğinde
bir muayeneyi 15 dakikada yapabilirsiniz,
ancak psikiyatride böyle değil. Performans
sistemi rutin hizmet için korunacaksa bence
sistemi biraz daha adil ve her branşın
özeliğine göre belirlemek lazım. Mesela bir
günde branş anlamında yapılabilecek işlerin
getireceği performans olabildiğince eş değer
tutulmalı. Psikiyatristin yaptığı ameliyat gözle
görünmüyor diye önemsenmezse görsel
basında zaman zaman karikatürize edildiği
gibi ‘bu sizin suçunuz’ diyen psikiyatristler
oluşabilir..
Ben galiba herkes gibi normal hayatın
günlük zevkleri dışında bir de yine bilim
yaparak deşarj oluyorum. Mesela bir süre
ciddi yoğunlaşıp kendimi aşan bir eser
ortaya çıkardığımda çok iyi hissediyorum ve
yeniden şarj oluyorum. Zor bir vakaya yardım
edebildiğimde, yanlış konmuş bir tanıyı düzeltip
doğru tedavi ettiğimde ve yanıt aldığımda
deşarj oluyorum. Tabii günlük anlık herkes
için güzel olan şeyler mesela dost sohbetleri,
hobiler, tatil herkesi olduğu gibi beni de mutlu
ediyor.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
Prof. Dr. Ayşegül Yıldız kimdir?
Prof. Dr. Ayşegül Yıldız İzmit Lisesi mezunu
olup, Türkiye ilk 60’ına girerek kazandığı Hacettepe
Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce)’inde Sabancı
bursiyeri olarak okumuş ve 1992 yılında mezun
olmuştur. İhtisasını Dokuz Eylül Üniversitesi
Psikiyatri Anabilim Dalı’nda tamamlamış, önce
1998 yılında Minnesota Üniversitesi Manyetik
Rezonans Araştırma Merkezi’nde “Psikiyatrik
hastalıklarda beyin görüntüleme yöntemleri”
üzerinde eğitim almış daha sonra da, Harvard
Üniversitesi Massachusetts General Hastanesi
Psikiyatri Anabilim Dalı Bipolar Kliniği’nde 3 yıl
Araştırma Fellow’u (Üst ihtisas) olarak görev
yapmıştır. Araştırmalarını 2001 yılından itibaren
fiilen Türkiye’de sürdürmekte olup, 2002 yılında
Nöroloji, Psikiytatri, ve Farmakoloji alanlarında tüm
Avrupada 40 yaşın altında en iyi sekiz bilim adamı
arasına girerek Avrupa Nöropsikofarmakoloji
Kolleji-ECNP Fellow’u seçilmiş; 2004 yılında
ise Amerikan Psikiyatri Birliği-APA tarafından
Manik Depresif ya da diğer adıyla Bipolar
Bozukluk olarak bilinen Duygudurum Bozukluğu
alanında tüm dünyada “En iyi genç bilim adamı
– The most promissing International Young
Scientist” seçilerek New York’ta alanın en prestijli
ödüllerinden biri olan APA-Genç Beyinler ödülünü
almıştır. Uluslararası saygın kurumlardan aldığı
sayısız grant ve ödülün yanı sıra, yüksek kabul
görmüş hipotezleri ve 600’ün üstünde atıf almış
pek çok bilimsel eseri bulunmaktadır. 2004 ve
2005 yıllarında Amerikan Ulusal Sağlık ÖrgütüNIH te Konuk Doçent olarak ve 2006-2007 yılları
arasında Harvard Üniversitesi McLean Hastanesi
Psikiyatri Anabilim Dalı’nda Doçent olarak çalışan
Dr.Yıldız, halen Dokuz Eylül Üniversitesi Psikiyatri
Anabilim Dalı’nda ve Harvard Üniversitesi
Uluslararası Bipolar Konsorsiyum’unda Profösör
olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Dr.Yıldız,
ECNP-Avrupa
Nöropsikofarmakoloji
Kolleji
Bilimsel Danışma Kurul’unda ve European
Neuropsychopharmacology dergisinin Editorial
Board’unda görev yapan tek Türk Hekimidir. Son
beş yıldır Dokuz Eylül Üniversitesinde Rektör
Danışmanlığı ve Etik Kurul Başkanlığı görevlerini
de sürdürmekte olan Dr. Yıldız, depresyon,
bipolar ya da manik depresif bozukluk ve bu tür
duygudurum bozuklukları eşliğinde sık gözlenen
intihar olgusu ile ülke çapında uğraşabilmek için
2012’de Duygudurum Vakfı-DUVAK’ı kurmuş
olup, halen vakfın Kurucu Başkanı olarak görev
yapmaktadır.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Röportaj «
Amerikan Ulusal Sağlık Örgütünde Amerikan
Devlet Başkanı ve Pentagon Generallerine
bakıyor, ve bu hocamız bir kaç yıl önce 50
yaşından sonra Türkiye den ayrıldı. Neden diye
bir düşünmek kaç bu düzeyde tıp hekimi var ki
kaçını kaybediyoruz demek lazım! Sağlık ve
bilim, hoca ve muayenehane tartışmasından
ayrı tutulmalıdır. Sağlık anlamında bilimin
destekleneceği bir formül bulunması şart,
yoksa bu ülkenin sağlık anlamında kaybı büyük
olur, zaten oluyor. Sağlık ve bilim, tüm gelişmiş
ülkelerde olduğu gibi ayrıca ele alınmalıdır.
25
Odamız personelini tanıyalım
Ali DAĞLIOĞLU Kimdir?
12.06.1982 yılında Hatay’ın Altınözü ilçesinde doğdu. İlkokul ve
ortaokul eğitimini Hatay’da tamamlayıp, 2001 yılında İzmir Karabağlar
Cumhuriyet Lisesi’nden mezun oldu. Anadolu Üniversitesi İktisat bölümü
2. sınıf öğrencisi olarak eğitimine devam ediyor. 2003 yılında askerlik
hizmetini tamamladı. 2005 yılında Bozyaka Eğitim Araştırma Hastanesi’nde
Veri Kayıt Operatörü olarak işe başladı. 2006-2008 yılları arası Personel
Şefi olarak görevine devam etti.2008 yılında Ege Kadın Hastalıkları ve
Kadın Doğum Hastanesi’nde
İnsan Kaynakları Müdürü olarak görev
yaptıktan sonra, 2009 – 2011 yılları arasında Buca Seyfi Demirsoy Devlet
Hastanesi’nde İnsan Kaynakları Müdürü olarak görev aldı. 2011 – 2013
yılları arası özel bir şirkette önce İnsan Kaynakları departmanında, daha
sonra da ön muhasebe ve finansman bölümlerinde görev aldı.
2014 yılı Mayıs ayından itibaren de İzmir Yeminli Mali Müşavirler
Odası Üye İşlemleri Bölümü’nde görev yapmaktadır.
26
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
Gayri faal üyelerimiz
YMM
Mevlüt Tayfun METE
12.05.2014 tarihinde
YMM Mevlüt Tayfun
Mete’nin Odamız
Sicil Kütüğüne kaydı
yapılmıştır.
» Üyelerimizden Haberler «
MAYIS-HAZİRAN 2014 döneminde İzmir YMM Odası’na
yeni katılan üyelerimiz
YMM Kemal SARITAÇ
26.06.2014 tarihinde
YMM Kemal SARITAÇ’IN
Odamız Sicil Kütüğüne
kaydı yapılmıştır. Meslek
hayatında başarılar
dileriz.
Odamızdan kaydını sildiren üyelerimiz
YMM Ünal GÖKOĞLU
YMM Ünal GÖKOĞLU
18.06.2014 tarihli başvurusu ile
Çalışanlar Listesinden ve Oda
Üyeliğinden ayrılmak istediğini
belirterek, YMM Mührünü, YMM
Ruhsatını ve Üye Kimlik Kartını
Odamıza iade etmiştir. Kendisine
yaşamında mutluluklar dileriz.
Vefat ve Başsağlığı
»
09 Mayıs 2014 tarihinde Üyemiz YMM Özdem İŞSEVER’in babası
vefat etmiştir. Ailesine ve tüm yakınlarına başsağlığı dileriz.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
27
PERİ BACALARINA EFSANEVİ
YOLCULUK
İzmir YMM Odası tarafından 13-16 Ekim tarihleri arasında Kapadokya’ya gezi
düzenlenecektir. 3 gece 4 gün yapılacak gezi uçaklı olup İzmir’den Kayseri’ye
hareketle yolculuğa başlanacaktır. 1.5 saatlik uçak yolculuğunun ardından, tabiat
harikası Kapadokya’ya gidilecektir.
Paşabağ Vadisi, Devrent Vadisi, Çavuşin, Ihlara Vadisi, Güvercinlik Vadisi,
Uçhisar Kalesi, Avanos,Ürgüp,Hacıbektaş Veli Türbesi, Göreme Açık Hava Müzesi,
Sinasos ve Kayseri’de Kayseri Kalesi Surları, Saat Kulesi, Mahberi Honat Hatun
Külliyesi, Döner Kümbet görülecek yerlerden.
Konaklama Dedeman Cappadocia Hotel’inde (*****) yapılacaktır. Detaylı tur
bilgisine web sitemizden ya da Odamız Halkla İlişkiler biriminden ulaşabilirsiniz.
www.izmirymmo.org.tr/ (0232) 422 42 92-(Dahili:11)
***Tur 45 kişi ile sınırlı olduğundan erken rezervasyon önceliklidir. Yoğun talep
olması halinde ikinci bir Kapadokya turu yapılması konusu değerlendirilecektir.
28
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Üyelerimizden Haberler «
»ODAMIZ
KURUL ve KOMİSYON
ÇALIŞMALARI «
» Danışma Kurulu Kararı
“Farklı Yıllarda İki Ayrı YMM ile Tam Tasdik Sözleşmesi Bulunan Mükellefin, KDV İade
Talebinin Hangi YMM Tarafından Gerçekleştirileceği” Konusunda Odamız Danışma Kurulu
Kararı
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
29
“Farklı Yıllarda İki Ayrı YMM ile Tam Tasdik Sözleşmesi
Bulunan Mükellefin, KDV İade Talebinin Hangi YMM
Tarafından Gerçekleştirileceği” Konusunda Odamız
Danışma Kurulu Kararı
-9 seri nolu SM,SMM ve YMM Kanunu Genel
Tebliği’nde , Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29/2
nci maddesi uyarınca temel gıda maddeleri ile ilgili
olup indirilmeyen Katma Değer Vergisi nedeniyle
doğan iade ve/veya mahsupların yeminli mali
müşavirlerce tasdiklerine ilişkin usul ve esaslara
ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
-18 sıra no’lu Serbest Muhasebecilik,
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali
Müşavirlik Kanunu Genel Tebliğinde , Yıllık gelir veya
kurumlar vergisi beyannamesi vermek durumunda
bulunan mükelleflerin, söz konusu beyannameleri
ile bunlara ekli mali tablolarını ve bildirimlerini
diledikleri takdirde yeminli mali müşavirlere tasdik
ettirebilecekleri belirtilmiştir. Tebliğde ayrıca yeminli
mali müşavirlerle süresinde tam tasdik sözleşmesi
düzenleyen mükelleflerin nakden veya mahsuben
KDV iade taleplerinin miktarına bakılmaksızın KDV
iadesi tasdik raporuna istinaden karşılanacağı
hüküm altına alınmıştır.
-29 sıra no’lu Serbest Muhasebecilik,
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali
Müşavirlik Kanunu Genel Tebliğinde konu ile ilgili
30
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
olarak aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.
“Yeminli mali müşavirlerle süresinde tam
tasdik sözleşmesi düzenleyen mükelleflerin KDV
iade talepleri bu yeminli mali müşavirler tarafından
düzenlenen
tasdik
raporlarına
dayanılarak
yerine getirilmektedir. Bu mükelleflerin varsa tam
tasdik sözleşmesinin düzenlendiği yıldan önceki
dönemlere ilişkin KDV iadeleri de anılan yeminli
mali müşavir tarafından düzenlenen tasdik raporları
ile yapılabilecektir. Önceki yıllarda mükellefin bir
başka yeminli mali müşavir ile süresinde tam tasdik
sözleşme düzenlemiş olması ve tasdik raporunun
yazılarak süresinde vergi dairesine verilmiş olması
kaydıyla (rapor teslim süresinin henüz dolmadığı
durumlarda bu şart aranmayacaktır.) o döneme
ilişkin iade raporlarının anılan yeminli mali müşavir
tarafından düzenlenmesi de mümkündür. Örneğin,
2001 yılında yeminli mali müşavir (A) ile süresinde
tam tasdik sözleşmesi düzenleyen bir mükellef
Haziran 2000 dönemine ilişkin KDV iadesini 2001
yılında almak istediği taktirde bu iadeye ilişkin
KDV iadesi tasdik raporu yeminli mali müşavir
(A) tarafından düzenlenebilecektir. Mükellef 2000
yılında yeminli mali müşavir (Y) ile süresinde tam
tasdik sözleşmesi düzenlemiş ve buna ilişkin tasdik
raporu düzenlenerek süresinde vergi dairesine
teslim edilmiş ise söz konusu KDV iade raporunun
yeminli mali müşavir (Y) tarafından düzenlenmesi
de mümkün bulunmaktadır.”
Yukarıda açıklanan düzenlemeler dikkate
alındığında, Mükellefin 2013 yılı “İndirimli Orana
Tabi Teslimleri” nedeniyle KDV İadesi Tasdik
Sözleşmesini;
-2014 yılı tasdik sözleşmesi bulunan YMM ile
imzalama hakkına sahip olduğu gibi,
-2013 yılında
süresinde tam tasdik
sözleşmesi düzenlemiş ve buna ilişkin tasdik
raporu düzenlenerek süresinde vergi dairesine
teslim edilmiş ise söz konusu YMM ile de sözleşme
imzalanabilecektir.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» DOYUMSUZ
» Makaleler «
»MAKALELER«
MARDİN GEZİSİ GEZİLERİN FAYDALARI
Prof. Dr. Adnan GÜLERMAN
» YENİ KDV UYGULAMA GENEL TEBLİĞİNDE ÖNE ÇIKAN DÜZENLEMELER VE
İHRAÇ KAYITLI TESLİMLER
YMM İbrahim Halil BAĞDINLI
» TAŞINMAZ VE İŞTİRAK HİSSESİ SATIŞ KAZANCI İSTİSNASI VE ÖZELLİK ARZEDEN DURUMLAR
Filiz ÖZDEMİR / Vergi Müfettişi
» TÜRK VERGİ HUKUKUNDA ELEKTRONİK FATURA (E-FATURA) UYGULAMASI
Neslihan İÇTEN İNCE /Vergi Müfettişi/YMM
» GVK’NIN 23.MADDESİNDE YER ALAN ÜCRET İSTİSNALARINA BAKIŞ
Cenk CANAL / İzmir-Çiğli Vergi Dairesi Müdürü
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
31
DOYUMSUZ MARDİN GEZİSİ
GEZİLERİN FAYDALARI
Prof. Dr. Adnan GÜLERMAN
Kullandığımız arabalarımızın zaman zaman
nasıl deposunu yakıtla dolduruyorsak, kullandığımız cep telefonlarımızın zayıflayan pilini nasıl şarja
bağlıyorsak, yoğun çalışma tempomuza da ara
verme yoluyla sonraki dönem için enerji depolarız.
Hafta sonları, senelik izinler de bir bakıma
sonraki dönem için enerji depolama anlamını taşır.
Ama genelde kamu görevinde çalışanların
hakları olan yıllık izinlerini kullanmadıkları, hatta
emeklilik hakkını kazandıkları dönemde “Bu güne
kadar hiç yıllık izin kullanmadan çalıştım” gibi bir
öğünme içinde bulundukları da duyulmuştur.
Bu nedenle bazı yasal düzenlemeler
çalışanları yıllık izinlerini kullanmaya zorunlu
kılmıştır.
Bir örnek vermek gerekirse 4857 sayılı İş
Kanunu’nun Yıllık izin hakkı ve süreleri başlıklı
53. Maddesinde “Yıllık ücretli izin hakkından
vazgeçilemez” hükmü ile izine ayrılmayı zorunlu hale
getirdiği gibi öğle tatili için bile yasal düzenlemelere
gidilmiş, yıllık izinlerinde başka bir yerde çalışmış
olanlar için de yaptırımlar getirmiştir.
Bütün bu düzenlemelerin amacı çalışanın
bedeni ve yorgunluğunu bu izin süresinde atarak
depolanmış bir enerji ile tekrar işinin başına
dönmesini sağlamaktır. Yapılan incelemeler izin
öncesi dönemlerde yorgunluk ve bıkkınlıktan
verimliliğin gittikçe azaldığını, izin dönüşünde de
verimliliğin yükselmiş olduğu anlaşılmıştır.
Çalışanların, bir süreliğine de olsa çalıştığı
ortamın dışına çıkması da dinlenmenin, enerji
32
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
depolamanın nedenlerinden birisidir.
Dilimizdeki “Tebdil-i mekânda ferahlık vardır”
deyimi bunu anlatır. Bu sözün daha genişini
küçük yaşlarımda dedemden duymuştum. Şöyle
söylerdi: İmkân bulursan şehir değiştir. Olmazsa,
bulunduğun şehirde mahalle değiştir. O da olmazsa
aynı mahalle içinde ev değiştir. O da olmazsa evinin
içinde oda değiştir.
Bilmem bunlardan en kolayı olan evinizin
içinde oda değişikliği yaptınız mı? Yaptınızsa bir
tazelik, bir ferahlık hissetmişsinizdir.
Okumayı çok sevdiğim için, yeni yayınları takip
ederken bazen 2-3 kitap birden elimin altındadır.
Birisini bitirip ötekisine başlama bir yöntem olsa da
tamamını birden okumayı tercih ederim. İlk kitabı
7-8 sayfa okuduğumda yorulursam, onu bırakıp
ötekini elime aldığımda bu benim için taze bir
başlangıç olur.
TÜKENEN ENERJİ
Enerji, bir sistemin iş yapabilme yeteneğidir.
Başka bir deyimle bir insan, bir hayvan, bir taş
parçası, herhangi bir şey hareket edebiliyor, ya da
başka bir cismi hareket ettirebiliyorsa onda enerji
var demektir.
Yeri gelmişken enerjinin de hareket enerjisi
(kinetik enerji) ve durum enerjisi (potansiyel enerji)
olmak üzere ikiye ayrıldığını da eklemeliyiz.
Böyle olunca da şarj edilebilir piller gibi
zamanla enerjilerinde azalma görülüp, azalmaları
daha sonra yerine koymaları gerekir.
İnsanlar için bu enerji kavramını da fiziki
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
Akademisyenliğim sebebiyle pek çok yabancı
ülkeye gittiğimde hep “Onlarda neler var, bizde neler
var?” araştırmacılığımla yaptığım karşılaştırmaları
Mardin’de de tekrarladım. Türkiye-nin 81 ilinin
araç plakalarını görebileceğimiz bir yerli turist
zenginliğinin yanında, yurt dışından gelen bir hayli
turist de merak ve heyecanla dolaşmaktaydı.
Bir ara yorulduğumda birkaç dakikalık
soluklanmak için girdiğim bir seyahat acentesinde
sohbet ederken ta New York’tan gelmiş bir turiste
tercümanlık da yapmıştım. Mardin’in turistik açıdan
en önemli ilçesi olan Midyat’a nasıl gidebileceğini
sorduğunda, kendisine “New York neresi, Mardin
neresi. Buralara gelmeyi nasıl düşündün?” diye
sorduğumda “Mardin’in kültürel ve tarihi değerini
dünyanın öteki ucundan bile bilmekteyiz” cevabını
almıştım.
Dostlarım evimde beni ziyaret ettiklerinde
“Salonun müze gibi” diye takılırlar. Çünkü, gittiğim
her ülkeden o ülkeyi simgeleyen tabak, biblo
gibi şeyleri satın almak alışkanlığımdır. Mardin’i
simgeleyen eşyalar, özellikle bakır işciliği ve
telkâriler saymakla bitmez. Ama “İzmir’e gelen bir
turist ayrılırken İzmir’i simgelyen neleri satın alır?”
diye düşününce için burkuldu.
Hele, dönüş yolunda, bütün dostlarımın elinde,
lüks ambalajlı badem kutularını görünce “Mardin,
bildiğimiz badem şekerini bile turistik meta haline
getirebilmiş” düşüncem başka bir iç burkuntusu
olmuştu. Son akşam, otelin restoranında bu
konuyu tartışırken “İzmir’den ayrılan turist yanında
İzmir’i simgeleyen neleri götürür?” soruma bir
meslektaşım “İncir” deyince hafızamı yoklayıp kaç
turistin elinde incir paketi ile İzmir’den ayrıldığını
gördüğümü hatırlamaya çalıştım.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Makaleler «
enerji ve zihni enerji olarak ikiye ayırmaktayız. Bir
amelenin sabahtan akşama kadar kazma kürek
sallaması ağırlıklı olarak fiziki enerjinin har-canması,
ama bir mali müşavirin, yeminli mali müşavirin veya
benzer bir meslek insanının harcadığı da ağırlıklı
olarak zihni enerji harcanmasıdır.
Araştırmalar fiziki enerjinin kısa bir dinlenme
sonucunda yerine konulduğunu, ama zihni
enerjinin yerine konulabilmesi, yani dinlenebilmesi
için daha uzun süreye ihtiyaç duyduğunu, hatta
beslenmelerinin de farklı olması gerektiğini
göstermiştir.
Bu nedenle fikir işçisi adı verilen çalışan kesim
için “gecelik dinlenmeler” faydalı olsa da “tatil” gibi
uzun süreli dinlenmeler gerekli olmaktadır.
MARDİN GEZİSİ
Hemen her kuruluşun “Sosyal Faaliyetler” veya
benzer isim altındaki bir ünitesinin görevle-rinden
birisi de, yukarıda “tatil” olarak isimlendirdiğimiz
faaliyetleri organize etmektir.
İzmir YMM Odası tarafından düzenlenen
Mardin gezisi böylesine önemli bir fırsat olmuştur.
Bu gezinin önemli olan yönlerinden birisi
gidiş ve dönüşün uçakla yapılmasıydı. Otobüslerle
yapılacak gezide hem 1800 Km. lik bir yol alınacak,
hem de 24 saate yakın bir süre yolculukta geçecekti.
Ayrıca, tepeden tırnağa bir tarih kenti olan
Mardin 4 günlük bir gezi için yeterli bile değildi. Her
ne kadar İzmir’de tarihi eserler varsa da, Mardin’deki
bir turizm şirketi tarafından bana verilen bir haritanın
köşesinde, birinci derecede tarihi eser olarak sayılan
tam 143 eser bu-lunmaktaydı. Bunlar arasında MÖ.
4000’li yıllara uzananları dikkate aldığımızda 6000
yıllık bir tarihle yüz yüze geldiğimizi anlamaktaydık.
Gerçi, oldukça meyilli bir arazideki yerleşim
yeri merak ve heyecanla dolaşan bizleri bedeni
olarak oldukça yorduysa da, çok farklı bir tarihi
doku, çok farklı bir kültür kafiledekiler için zihnî
olarak tam bir dinlenme sağlamış oldu.
Bana öyle geliyor ki, Odamız bu fırsatı
sağlamamış olsaydı pek çoğumuz ne 1850 Km.
uzağa gitmeyi, ne de yoğun çalışma temposundan
sıyrılıp böyle bir gezi için 4 gün ayırmayı göze
alabilecektik.
Üstelik, bireysel bir geziye katlanılsa bile
meslektaşlar ve ailelerin katılımından duyulan zevk
de tadılmamış olacaktı.
Kentin ana arteri olan 1. Caddede yol boyunca
yürünüldüğünde insan kendisini uluslar arası bir
topluluk içinde bulunduğu düşüncesine sahip
olunmakta. Çünkü, o bölgede kullanılan farklı dil ve
lehçeler aynı anda ve aynı yerde duyabilmektesiniz..
33
YENİ KDV UYGULAMA GENEL TEBLİĞİNDE ÖNE ÇIKAN
DÜZENLEMELER VE İHRAÇ KAYITLI TESLİMLER
YMM İbrahim Halil BAĞDINLI
I.GİRİŞ
Uzun yıllardır gündemde olan tüm KDV
tebiğlerinin tek tebliğ altında toplanması çalışması
sonuçlanmış ve 26 Nisan 2014 tarihli Resmi
Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel
Uygulama Tebliği ile hayata geçmiştir. Bu tebliğ
özü itibariyle varolan tüm KDV tebliğlerini biraraya
toplamakla birlikte kimi yeni düzenlemeleri de
içermektedir.
Bu yazımızda öncelikle özetle nelerin
değiştiğine değinilecek, akabinde de ihraç kayıtlı
teslimlere dair biraz daha detaylı bilgi verilmeye
çalışılacaktır.
II.YENİ
TEBLİĞDE
ÖNE
ÇIKAN
DÜZENLEMELER
Yeni tebliğe bakıldığında aşağıda özetlenen
hususların öne çıktığı görülmektedir;
»26 Nisan 2014 tarihli Resmi Gazete’de
yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama
Tebliği ile bugüne kadarki toplam 123 KDV Genel
Tebliği yürürlükten kaldırılmış ve tüm hususlar tek
bir Genel Uygulama Tebliği’nde toplanmış oldu.
»Yeni
KDV Genel Uygulama Tebliği 1
Mayıs 2014 tarihinden geçerli olarak yürürlüğe
girmiştir. Ancak, Mayıs 2014 döneminden önceki
aylara ait KDV iadeleri için Mayıs 2014 tarihinden
sonra başvurulsa dahi eski tebliğlere göre işlem
yapılacaktır.
»Belirli şartlar dahilinde KDV iade hakkı olan
tüm mükelleflerin indirimli teminat uygulamasından
(İTUS)
yararlanmasına
dair
düzenlemeler
34
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
yapılmıştır.
»Yeni Tebliğe uygun sirküler ve özelgeler
uygulama şansına sahiptir.
»KDV iadesi takip sisteminin kurulmasıyla
iadenin aşamaları sürekli kontrol edilebilecektir.
»Hizmet ihracından kaynaklanan iadelerde;
5.000 TL’yi aşan mahsuben iadeler için bundan
böyle vergi inceleme raporu ya da YMM raporu
aranırken, nakden iade talepleri sadece vergi
incelemesi sonucuna göre yerine getirilecektir.
»İhracat, yatırım teşvik belgeli teslimler,
taşımacılık istisnası ve engellilere araç ve yazılım
teslimi istisnası beyanı durumunda iade istenilmese
dahi vergi dairesine istisnaları ispatlayan belgelerin
verilmesi gerekiyor
»İhraç kayıtlı teslimlerden, tarımsal üreticiler
de yararlanabilecektir. Bunun için Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınan “çiftçi kayıt
belgesi” , “gıda işletmesi kayıt belgesi” veya
“işletme onay belgesi” sahibi olunması gerekiyor.
»DİİB kapsamında tecil terkin uygulayarak
teslim yapabilmek için imalatçı olma şartı
aranmayacak. Alıcıların ve Satıcıların KDV
mükellefi olmaları yeterli olacaktır.
»DİİB sahibi mükelleflerin, DİİB sahibi diğer
alıcılara geçici 17’nci madde kapsamında tecil
terkin uygulayarak teslimde bulunabilecekleri
açıklığa kavuşturulmuştur.
»DİİB kapsamındaki teslimlerde “eş değer
eşya”nın tecil terkin kapsamında teslimi mümkün
kılınmıştır.
»Hızlandırılmış İade Sisteminde (HİS)
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Makaleler «
uygulamadan yararlanma şartları yumuşatılmakla
İhracatın
şartlara
uygun
beraber, vergi inceleme şartı korunmaktadır
gerçekleştirilmemesi halinde, tecil olunan vergi
»KDV uygulamasında bir işlemin hem tam tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren 6183 sayılı
istisna hem kısmi istisna kapsamına girmesi halinde Kanunun 51’inci maddesine göre belirlenen gecikme
öncelikli olarak tam istisnaya ilişkin usul ve esaslar zammıyla birlikte SATICIDAN tahsil olunacaktır.
uygulanmak suretiyle mükellefler indirim ve iade
İhraç edilmek şartıyla teslim edilen malların
imkânından yararlanılacaktır.
Vergi Usul Kanununda belirtilen mücbir sebepler
»Taşımacılık istisnasının tevsikinde aranacak nedeniyle ihraç edilmemesi halinde, tecil edilen
belgelerde delil serbestisi getirilmiştir.
vergi tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı
»Taşımacılık istisnasından kaynaklanan Kanunun 48 inci maddesine göre ilgili dönemler için
5.000 TL’yi aşan mahsuben iadelerde bundan geçerli tecil faizi ile birlikte tahsil edilecektir.
böyle vergi inceleme raporu ya da YMM raporu
Serbest bölgeye “Serbest Bölge İşlem Formu”
şartı aranacaktır.
ile yapılan ihracatta, ihraç kaydıyla teslim edilen
»Müteselsil sorumluluktan kurtulmak için mallar nedeniyle hesaplanan ve tecil edilen verginin
ödemenin banka veya çekle yapılması dışında terkini için, gümrük beyannamesi yerine “Serbest
başka ödeme alternatifleri ve delil serbestisi Bölge İşlem Formu”nun aslı veya onaylı bir örneği
içinde işlemlerin ispat edebileceği düzenlemeler ibraz edilebilir.
getirilmiştir.
Yeni KDV uygulama genel tebliğ ile ihraç
»Tebliğ’de, özel esaslar
kayıtlı
teslimde
bulunacak
kapsamından çıkmak için daha
“imalatçı” tanımı da yeniden
net belirlemeler yapılmıştır.
düzenlenmiştir.
Yeni KDV uygulama genel tebliğ
Buna göre, özel esaslara
İmalatçının;
alınma tarihinden itibaren aynı ile ihraç kayıtlı teslimde bulunacak
•Sanayi siciline kayıtlı ve
fiili Tebliğ’de belirlenen süreler
sanayi sicil belgesini haiz olması
“imalatçı” tanımı da yeniden
içerisinde işlememek koşuluyla;
veya Gıda Tarım ve Hayvancılık
düzenlenmiştir.
- Sahte belge düzenleme
Bakanlığından alınmış çiftçi
raporu olanlarda 5 yıl, MİYB 4
kayıt belgesi, gıda işletmesi
yıl,
kayıt belgesi ve işletme onay
- Sahte belge düzenleme
belgelerinden (üretici belgesi)
tespiti olanlarda 4 yıl, MİYB 3 yıl,
herhangi birine sahip olması, (Bu belgeler “imalatçı
- Sahte belge kullanma raporu olanlarda 4 yıl, belgesi” olarak adlandırılmaktadır.)
MİYB 3 yıl,
•İlgili meslek odasına kayıtlı bulunması,
- Sahte belge kullanma tespiti olanlarda 3 yıl,
•Üretimin yapıldığı dönemde yürürlükte
MİYB 2 yıl geçtikten sonra müracaatlarına gerek bulunan Sanayi Sicil Tebliğlerinde öngörülen sayıda
kalmaksızın kapsamdan çıkabileceklerdir.
işçi çalıştırması ve gerekli araç parkına sahip olması
veya kapasite raporundaki üretim altyapısına sahip
olması, gerekmektedir.
III.İHRAÇ KAYITLI TESLİMLER
•Bu şartlara sahip olan imalatçılarca, ihraç
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ihraç
kayıtlı teslimler aşağıda yer aldığı şekilde yeniden kaydıyla ihracatçılara mal teslim edilen dönemde
ve bir defa olmak üzere “imalatçı belgesi” ve ilgili
düzenlenmiştir;
İhracatçılara mal teslim eden imalatçılara meslek odasına üyelik belgesinin birer örneği, ilgili
iade edilecek Katma Değer Vergisi, «ihraç edilen dönem KDV beyannamesinin verilme süresine
mala ilişkin imalatçı satış bedeline göre hesaplanan kadar bağlı oldukları vergi dairesine bir dilekçe
vergiden imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen ekinde verilir.
•İmalatçı niteliğindeki değişiklikler ve imalatçı
değişikliğe ilişkin verginin düşülmesinden sonra
niteliğinin kaybedilmesi halleri ayrıca vergi dairesine
kalan tutardan” fazla olamayacaktır.
İhracatçılara mal teslim eden imalatçılara bildirilir.
•İmalatçı vasfına sahip olmayan Dış Ticaret
iade edilmesi gereken KDV, ihracat işlemlerinin
tamamlanmasından sonra yapılır. İade veya tecil Sermaye Şirketleri ile Sektörel Dış Ticaret Şirketleri
olunacak vergi miktarı, mükellefin ilgili dönem ve Kıyı Bankalarının ihraç kayıtlı mal teslimleri
beyannamesinde yer alan bilgiler mukayese imkanı kaldırılmıştır.
•İhraç kaydıyla teslimlere ait faturanın esas
edilmek suretiyle hesaplanacaktır.
35
itibarıyla ihracatçı firmanın düzenlediği fatura
tarihinden önceki bir tarihte düzenlenmiş olması
gerekir. İmalatçı tarafından düzenlenen fatura
tarihinin; ihracatçı firmanın düzenlediği fatura tarihi
veya fiili ihraç tarihinden sonraki bir tarih olması
halinde, fatura düzenleme sürelerine uyulması
kaydıyla tecil-terkin uygulamasından yararlanılabilir.
•Ancak, bu durumlar dışında ihraç kaydıyla
teslime ilişkin faturanın, fiili ihraç tarihinden sonraki
tarihi taşıması halinde işlemin ihraç kaydıyla teslime
ilişkin şartlar açısından yapılacak inceleme veya
YMM raporu ile tespit edilmesi şartıyla terkin ve/
veya iade işlemleri sonuçlandırılır.
•İhraç kaydıyla teslim edilen malın ihracatının
gerçekleşmemesi üzerine imalatçının ödediği
vergi için ihracatçıya rücu etmesi halinde, ihraç
kaydıyla teslim edilen mallara ilişkin hesaplanan
KDV, ihracatçı açısından ihracatın gerçekleşmesi
gereken sürenin (ek süre verilmişse bu süre) sonu
itibarıyla indirilebilir hale gelmektedir. Bu kapsamda,
ihracatçının süresinde ihraç edemediği mallara
yönelik olarak imalatçıya ödediği KDV’yi en erken
ihraç süresinin (ek süre verilmişse bu süre) sona
erdiği tarihi takip eden günün dahil olduğu dönem
içinde ve nihai olarak o dönemi kapsayan takvim
yılı içerisinde indirim konusu yapması mümkündür.
Örneğin, 11.03.2014 tarihinde ihracatçıya
teslim edilen mal için ek süre verilmediğini
varsaydığımızda, ihracatın yapılabileceği son tarihi
30.06.2014 tarihidir. Süresinde ihracat yapılamadığı
için imalatçı hesaplayıp tahsil etmediği KDV’yi
Temmuz ayında İhracatçıya rücü etmiştir. Bu
durumda İhracatçı, bahse konu KDV’yi en erken
Temmuz ayında en geçte Aralık ayı içerisinde
indirime konu edecektir.
İmalatçı mal teslimini Ağustos ayı içerinde
yapmış olsaydı 3 aylık süre Kasım ayında dolacaktır.
Bu durumda imalatçı ocak ayı içerisinde rücü ederse,
ihracatçının KDV indirim hakkı olmayacaktır.
Malların ihraç edilmesi durumunda ise
indirim hesaplarına alınan bu tutarlar, ihracattan
kaynaklanan KDV iade taleplerinde iade hesabına
dâhil edilebilir.
İmalatçılara ihraç kaydıyla teslim ettikleri
malların ihraç edildiğine ilişkin yazı veren
ihracatçılar, bir ay içerisinde bu yazıyı verdikleri
imalatçılara ait bir listeyi (Bu listede en az, yazı
verilen imalatçıların adı-soyadı, unvanı, bağlı
bulunduğu vergi dairesi ve vergi kimlik numarası
ile adres bilgilerine yer verilir.), izleyen ayın 15 inci
günü akşamına kadar kendilerinin bağlı bulunduğu
vergi dairelerine verirler.
36
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
İhraç kayıtlı teslimlerden kaynaklı KDV
iadelerinde aşağıdaki belgelerin ibraz edilmesi
gerekecektir;
Standart iade talep dilekçesi
İlgili meslek odasına üyelik belgesinin noterce
onaylı örneği (Belgede değişiklik olmadığı sürece
bir defa verilmesi yeterlidir.)
İmalatçı belgesi (Belgede değişiklik olmadığı
sürece bir defa verilmesi yeterlidir.).
İhraç kaydıyla teslim faturaları veya listesi
Gümrük beyannamesi çıktısı veya listesi
(serbest bölge işlem formu veya özel fatura örneği)
İhraç kaydıyla teslim edilen malın ihraç
edildiğine dair ihracatçı firmadan alınan onaylı yazı,
(Bu yazıda; ihracata ilişkin gümrük beyannamesinin
tarihi ve sayısının, belgeyi talep eden imalatçının
adı, soyadı veya unvanı, bağlı olduğu vergi dairesi
ve vergi kimlik numarası, ihraç kayıtlı teslim
edilen mala ilişkin fatura veya benzeri belgenin
tarihi, numarası, malın cinsi, miktarı, bedeli, KDV
oranı ve hesaplanan KDV tutarının gösterilmesi
gerekmektedir.)
İhraç kayıtlı teslimin yapıldığı döneme ait
indirilecek KDV listesi
Mükelleflerin ihraç kaydıyla teslimlerinden
kaynaklanan mahsuben iade talepleri, yukarıdaki
belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına
bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu
ve teminat aranmadan yerine getirilir.
Mükelleflerin ihraç kaydıyla teslimlerinden
kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade
talepleri ise vergi inceleme raporu, YMM raporu
ve teminat aranmadan yerine getirilecektir. İade
talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın
iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna
göre yerine getirilecek, teminat verilmesi halinde
ise mükellefin iade talebi yerine getirilip teminat,
vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna
göre çözülecektir.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Makaleler «
TAŞINMAZ VE İŞTİRAK HİSSESİ SATIŞ KAZANCI
İSTİSNASI VE ÖZELLİK ARZEDEN DURUMLAR
Filiz ÖZDEMİR
Vergi Müfettişi
ÖZET
5520 sayılı KVK’ nun 5/1-e bendinde
düzenlenen taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı
istisnası kurumların mali yapılarının güçlendirilmesi
amacıyla getirilen bir düzenleme olup, kanunda yazılı
şartları yerine getiren mükelleflerin, taşınmaz ve
iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlarının
% 75’lik kısmı kurumlar vergisinden istisnadır.
Diğer yandan kurumların taşınmaz ve iştirak hissesi
satışından zarar doğması halinde bu zararın, kurum
kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp
alınmayacağı konusunda farklı görüşler bulunmakta
bu durum mali idare tarafından değişik tarihlerde
verilen özelgelere de yansımaktadır.
Anahtar Kelimeler : Taşınmaz, iştirak hissesi,
istisna, kazanç, faaliyet zararı
1-GİRİŞ:
Halen yürürlükte olan 5520 sayılı yeni Kurumlar
Vergisi Kanunu’na göre kurumların tapuya tescil
ettirmek suretiyle aktiflerine almış oldukları taşınmazlar
ile iktisap ettikleri iştirak hisselerinin satışından doğan
kazançların % 75’lik kısmı kanunda sayılan birtakım
şartları taşımaları halinde kurumlar vergisinden
istisnadır. Söz konusu istisnadan, menkul kıymet
veya taşınmaz alım-satımı veya kiralanması
ile iştigal eden kurumlar dışında dar mükellef
kurumlar da dahil olmak üzere tüm kurumlar vergisi
mükellefleri yararlanabilecektir.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
Bu istisnanın amacı, kurumların bağlı
değerlerinin ekonomik faaliyetlerde daha etkin
bir şekilde kullanılmasına olanak sağlamak
ve kurumların mali yapılarını güçlendirmektir.1
Böylelikle atıl kalmış varlıkların enflasyonist ortamda
kazandıkları değerlerin işletme sermayesine
katılmasının önü açılmış, kurumların borçlanma
yoluna gitmeden kendi özkaynakları ile faaliyetlerini
devam ettirebilmelerine olanak sağlanmıştır.
İstisna ile kurumların mali yapılarının
güçlendirilmesi
hedeflendiğinden,
ekonomik
açıdan şirketlere ilave imkân sağlamayan işlemler
istisna kapsamında olmayacaktır. Herhangi
bir cezai yaptırımla karşılaşmamak için dikkat
edilmesi gereken hususlar yazımızın konusunu
oluşturmaktadır.
2-İSTİSNANIN UYGULANMASI:
Uygulamanın
esaslarını;
istisna
uygulamasından
yaralanabilecek
mükellefler,
istisna uygulaması kapsamındaki iktisadi kıymetler
ile istisna uygulamasının şartları başlıkları altında
incelemek konunun tam olarak anlaşılması
bakımından yerinde olacaktır.
2.1.İstisnadan Yararlanabilecek Mükellefler
2.1.1.Tam ve Dar Mükellefler
Söz konusu istisna hükmünden yararlanmak
ihtiyari olmakla beraber, dar mükellef kurumlar da
1
Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği Seri No:1
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
37
kapsamında olacaktır. 3
Bu nedenle teknik olarak iştirak hisselerinin
izlendiği muhasebe hesaplarının kısa veya uzun
vadeli olması olayın gerçek mahiyetinin tespiti için
önemli hale gelmektedir.
Holding şirketlerin esas faaliyeti taşınmaz
ticareti olmadığından bu şirketlerin aktifinde yer
alan taşınmazların satışından elde edilen kazançları
dolayısıyla istisnadan yararlanabileceklerdir.4
dahil olmak üzere şartları taşıyan tüm kurumlar
vergisi mükellefleri yararlanabilecektir. Gelir vergisi
mükellefleri bu madde hükmünden faydalanamazlar.
-Kooperatiflerin
hepsinin
faaliyetlerinin
yürütülmesine
tahsis
ettikleri
taşınmazların
satışından elde ettikleri kazançlar için istisnadan
yararlanmaları mümkündür. Ancak, istisna edilen
kazancın özel bir fon hesabında tutulması, hiç bir
şekilde ortaklara dağıtılmaması gerekmektedir.
İstisna
uygulaması
bakımından
yapı
kooperatifi ortaklarının bir veya birden fazla
konut veya işyeri sahibi olmasının bir önemi
bulunmamaktadır. Diğer taraftan, kooperatiflerin
amaçlarını gerçekleştirdikten sonra kalan fazla arsa
veya konutu elden çıkarmaları halinde de doğan
kazanç istisnaya konu olabilecektir.2
- Holding şirketlerinin gayesi esas itibarıyla
başka işletmelere iştirakten ibaret olduğu için
aktiflerinde iştirak amacıyla iktisap edildiği ve elde
tutulduğu ispat ve tevsik ettikleri iştirak hisseleri
haricindeki iştirak hisselerinin satışından doğan
kazançlar için istisna uygulanması söz konusu
olmayacaktır.
Bu çerçevede kısa vadeli fiyat değişimlerinden
yararlanarak kar elde etmek amacıyla geçici bir
süre ticari amaçla elde tutulan hisse senetleri veya
ortaklık paylarının satışından elde edilen kazanç
istisna uygulaması kapsamında olmayıp Muhasebe
Sistemi Uygulama Genel Tebliği uyarınca bu
varlıkların
“11-Menkul
Kıymetler”
grubunda
izlenmesi gerekmektedir.
Sadece iştirak amacıyla iktisap edildiği ve elde
tutulduğu ispat ve tevsik edilen iştirak hisselerinin
ise “24-Mali Duran Varlıklar” grubundaki hesaplarda
izlemesi gerekmekte olup, bu iştirak hisselerinin
satışından doğan kazançlar istisna uygulaması
2
Beyanname Düzenleme Kılavuzu 2013, Vergi Müfettişleri Derneği, s.432
38
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
2.2 İstisna Uygulaması Kapsamındaki
İktisadi Kıymetler:
İstisnaya konu olabilen iktisadi kıymetler,
kurumların en az 2 tam yıl süreyle (730 gün)
aktiflerinde yer alan taşınmazlar, iştirak hisseleri,
kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının
satışından doğan kazançlara uygulanmaktadır.
2.2.1.Taşınmazlar
Taşınmazlar esas niteliği bakımından
bir yerden başka bir yere taşınması mümkün
olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır.
Türk Medeni Kanunu’nun 704 üncü maddesinde,
arazi, tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen
bağımsız ve sürekli haklar, kat mülkiyeti kütüğüne
kayıtlı bağımsız bölümler taşınmaz mülkiyetinin
konusu olarak sayılmıştır. Taşınmazların istisna
uygulamasına konu edilebilmeleri açısından tapuya
tescil edilmelerine ilişkin olarak bent metninde
herhangi bir belirleme bulunmamakla birlikte
söz konusu bendin gerekçesinde taşınmazların
elden çıkarılmasından sağlanan kazançlara ilişkin
olarak istisna uygulamasından yararlanılabilmesi
için taşınmazların Türk Medeni Kanunu’nun 705.
Maddesi gereğince kurum adına tapuya tescil
edilmiş olmaları gerektiği belirtilmiştir. 5
Dolayısıyla ilgili kurum adına tapuya tescili
yapılmamış bir taşınmazın satışından doğan
kazanca bu istisna uygulanmayacaktır.
Taşınmazın tapuya tescil tarihi üzerinden
2 yıldan daha fazla bir süre geçmesine rağmen
söz konusu taşınmazın 2 yıldan daha az bir süre
aktifte bulunduğunun tespiti halinde istisnadan
yararlanmak söz konusu olmayacaktır.6
Ancak tapuya tescil edilme imkânı bulunmayan
gayrimenkuller açısından belirtilen tescil şartının
aranıp aranmayacağı özellik arz etmektedir. 5422
sayılı K.V.K.’nın uygulandığı dönemde Maliye
3
Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği Seri No:1
Kurumlar Vergisi Genel Tebliğ Seri No:1 Bölüm:5.6.2.3.4.2.
TEKİN, Cem; KARTALOĞLU, Emre, KVK Yorum ve Açıklamaları, Denetim Turkey
Yayınları, s.160
6
TEKİN, Cem; KARTALOĞLU, Emre, Kurumlar Vergisi Rehberi, Gelirler Kontrolörleri
Derneği, İstanbul 2005, sayfa:112.
4
5
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
7
Maliye Bakanlığı’nın 28.08.1996 tarih ve 51/5111-38/40468 sayılı özelgesi.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Makaleler «
Bakanlığı vermiş olduğu bir özelgede, köy sınırları Bunlara örnek olarak taşınmazdan bağımsız olarak
içinde bulunan ve halen kadastro işlemlerinin satılabilen makineleri verebiliriz.
yapılmaması nedeniyle tapu kaydı bulunmayan
- İrtifak hakkı, tapu kütüğüne kaydedilmesi
gayrimenkul satışından elde edilen kazancın, halinde taşınmaz niteliğini haiz olacaktır. Dolayısıyla,
K.V.K.’nın geçici 28. maddesinde yer alan istisna irtifak hakkının tapu kütüğüne tescil edildiği tarihten
uygulamasından yararlanabileceğini belirtmiştir.7
itibaren en az iki tam yıl süreyle kurumların aktifinde
Konuya ilişkin 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi kayıtlı olarak bulundurulduktan sonra satılması
Genel Tebliği’nde aşağıdaki açıklamalar dikkate halinde elde edilen kazanç, kurumlar vergisinden
alındığında; fiiliyatta cins tashihinin kurum adına istisna olacaktır.
-İşletme aktiflerinde, yurt içinde taşınmaz
tapuya tescilinin yapılmasında çeşitli nedenlerle
gecikmeler olmuş bile olsa, taşınmazın işletme olabileceği gibi, yurt dışında da taşınmazları olabilir.
aktifinde iki yıl süreyle bulunduğu ve fiilen Kanun maddesinde özel bir belirleme yapılmadığı
kullanıldığı yapı inşaatı ruhsatı, vergi dairesi tespiti sürece bu tür taşınmazların satışından elde edilen
veya resmi kurum kayıtlarından birisi ile tevsik kazançların % 75’inin belirtilen diğer şartların
edilebiliyorsa; taşınmazın tapuda kurum adına sağlanması halinde istisna kapsamına girmesi
tescil edildikten sonra satılması halinde, satıştan gerekmektedir.8
elde edilen kazançlar bu istisna kapsamında
- Satış vadi sözleşmesi ile satış konusu 1 Seri
değerlendirilecektir.
No.lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde
Örneğin; organize sanayi bölgeleri tarafından sadece taşınmazlar açısından düzenlenmiştir. Buna
verilen tahsis belgesine istinaden veya çeşitli göre taşınmazlarda, mülkiyetin devri tapuya tescil ile
nedenlerle iki yıldan fazla
gerçekleşeceğinden satış vaadi
süreyle fiilen kullanılan ancak,
sözleşmeleri ile tahsil olunan
Taşınmazın
tapuya
tescil
tarihi
üzerinden
tapuda kurum adına henüz
bedeller dolayısıyla istisnanın
tescil edilmemiş bir taşınmazın 2 yıldan daha fazla bir süre geçmesine uygulanması mümkün değildir.
tahsis belgesine dayanılarak rağmen söz konusu taşınmazın 2 yıldan İstisna,
mülkiyet
devrinin
daha
az
bir
süre
aktifte
bulunduğunun
veya zilyetliğin devri suretiyle
gerçekleşeceği tapuya tescil
satılması
durumunda tespiti halinde istisnadan yararlanmak tarihi itibariyle uygulanmalıdır.
söz konusu olmayacaktır.
bir
taşınmaz
satışından
- Taşınmaz gibi değerlenen
bahsedilemeyeceğinden istisna
diğer iktisadi kıymetler istisna
uygulanmayacak, ancak iki
kapsamında değildir. Taşınmaz
tam yıl kullanıldığı yukarıda yer alan açıklamalar gibi değerlenecek iktisadi kıymetler Vergi Usul
çerçevesinde tevsik edilen taşınmazın tapuda Kanunu’nun 269. maddesinde sayılmıştır. Buna
kurum adına tecil edildikten sonra satılması göre, gemiler ve diğer taşıt araçları, tesisat ve
halinde, satıştan elde edilen kazançlar bu istisna makineler ile gayri maddi haklar da taşınmaz gibi
kapsamında değerlendirilecektir.
değerlendirilmektedir. Ancak bunlar Vergi Usul
Taşınmazlar ile ilgili özellik arz eden durumlar Kanuna göre taşınmazlar gibi değerlendirilmesine
aşağıda sıralanmıştır.
rağmen, Türk Medeni Kanununa göre “taşınmaz”
- Taşınmazlarla ilgili olarak bütünleyici olarak tanımlanan mallardan değildir. Bu nedenle
parçalar istisna kapsamında iken eklentiler istisna söz konusu iktisadi kıymetlerin satışından elde
kapsamında değildir.
edilen kazanç istisna kapsamında değildir.
Bütünleyici parça mahiyetinde olan kıymetlerin
taşınmaz ile birlikte satılması durumunda satış
2.2.2. İştirak Hisseleri, Kurucu ve İntifa
kazancının % 75’i kurumlar vergisinden istisna Senetleri ile Rüçhan Hakları:
olacaktır. Bunlara örnek olarak sabit üretim vasıtası
niteliğindeki makineleri veya taşınmaza zarar
a) Herhangi bir kurumun başka bir kurumun
vermeden ayrılması mümkün olmayan tesisat, sermayesine katılma payı karşılığında elde edilen
kazan, transformatör vb unsurları sayabiliriz.
kar payına “iştirak kazancı”, işletmenin bu şekilde
Eklenti asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla doğrudan veya dolaylı olarak diğer şirketlerin
bu niteliğini kaybetmemektedir. Bu nedenle bunların yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine
satışı menkul kıymet satışı gibi değerlendirilecek katılmak üzere edindiği hisse senetleri veya
olup, istisna uygulaması söz konusu olmayacaktır. 8
TEKİN, Cem; KARTALOĞLU, Emre, KVK Yorum ve Açıklamaları, Denetim Turkey
Yayınları, s.165
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
39
İstisnanın uygulanabilmesi için satışa konu
ortaklık paylarının izlendiği hesaba ise “iştirakler”
adı verilmektedir. Günümüzde şirketler arasında olan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu
bu türden ilişkilere sıkca rastlanmaktadır. İştirak senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının en
hisseleri, menkul değerler portföyüne dahil hisse az iki tam yıl süreyle kurumun aktifinde yer alması
senetleri ile ortaklık paylarını ifade etmektedir. gerekmektedir. İki yıllık süre takvim yılı olarak değil
Bunlar; anonim şirketlerin hisse senetleri (Sermaye (730) gün olarak dikkate alınmaktadır.
Örneğin, 15.05.2011 tarihinde iktisap edilen ve
Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım ortaklıkları
hisse senetleri dahil), limited şirketlere ait iştirak aktife alınan bir iştirak hissesinin veya taşınmazın,
payları, eshamlı komandit şirketlerin komanditer 15.05.2013 tarihinden sonraki (bu tarih dahil) bir
ortaklarına ait ortaklık payları, iş ortaklıkları ile adi tarihte satılması halinde, bu iktisadi kıymetin satış
kazancı istisnaya konu edilebilecektir. İktisabın
ortaklıklara ait ortaklık payları olarak belirlenmiştir.
b)İntifa senetleri, anonim ortaklıkların TTK’nın satın alma suretiyle gerçekleşmesi halinde iktisap
573. maddesi uyarınca çıkarabilecekleri kıymetli tarihi işlem tarihi olacaktır.
- KV.K’nun 19 ve 20. maddeleri kapsamında
evrak niteliğini haiz senetlerdir. İntifa senetleri
bir ortaklık hakkını temsil etmezler. Ortaklık gerçekleştirilen devir, tam ve kısmi bölünme
sermayesinin belli bir oranına eşit olmadıkları için de hallerinde, devir veya bölünme suretiyle devralınan
itibari değerleri yoktur ve hisse senedi sayılmazlar. taşınmazların ve iştirak hisselerinin iktisap tarihi
İntifa senetleri, sahiplerine sadece kara ve tasfiye olarak, devir alınan veya bölünen kurumdaki iktisap
bakiyesine katılma ile sermaye artırımında yeni pay tarihi esas alınacaktır.
Örneğin, 1 Ağustos 2012 tarihinde iktisap
almada öncelik hakkı sağlar.
c)Anonim ortaklıklarda ana sözleşmeye edilmiş olan bir gayrimenkulün 1 Ağustos 2014 öncesi
hüküm konulmak suretiyle kurucular lehine özel bir tarihte devir, birleşme veya bölünme nedeniyle
başka bir kuruma intikal ederek
çıkarlar tanınması mümkündür.
1 Ağustos 2014 tarihinden
Bu
çıkarlar
kurucuların
kendilerine tanınabileceği gibi, İstisnanın uygulanabilmesi için satışa sonra elden çıkarılması halinde,
maddede öngörülen iki tam yıl
intifa senetlerine de bağlanabilir.
konu olan taşınmazlar ve iştirak
şartı gerçekleşmiş olacağından,
Bu
senetler
uygulamada
hisseleri ile kurucu senetleri, intifa
“kurucu”
senetleri
olarak senetleri ve rüçhan haklarının en az iki satıştan elde edilen kazanca
adlandırılmaktadır. TTK’nın 298. tam yıl süreyle kurumun aktifinde yer bu istisnanın uygulanması söz
konusu olacaktır.
maddesi bu senetlerin nama
alması gerekmektedir.
-İnşaatı
henüz
yazılı olmasını öngörmektedir.
tamamlanamayan,
fiilen
d)Rüçhan hakkı,
Türk
kullanılma
imkanı
da
Ticaret
Kanunu’nun
394.
maddesinde düzenlenmiş olup, anonim şirketlerin bulunmayan binaların satılması halinde; kurum
sermaye artırmaları esnasında sermaye artırımı aktifinde iki tam yıl kayıtlı olması koşuluyla, sadece
kararı alındığı sırada şirket ortağı olanlara, bu binanın arsasının satış kazancına tekabül eden
sermaye artırımına öncelikle katılabilme imkânını kısmı kurumlar vergisinden istisna olacaktır. Ancak,
arsa üzerinde inşa edilen ve aktife kaydedilen
veren haktır.
Kurumların, kurucu senetleri, intifa senetleri binanın, kurum adına tapuya tescil edilerek
ve rüçhan hakkı satışlarından elde ettikleri satılması halinde, satılan binanın iki yıllık aktifte
kazançların % 75’i diğer şartlarda yerine geldiği bulundurulma süresinin başlangıç tarihi olarak,
inşaatın tamamlandığı ve bina olarak kullanılmaya
takdirde kurumlar vergisinden istisnadır.
başlandığı tarih esas alınacaktır.
-Bedelsiz olarak veya rüçhan hakkı
2.3.
İstisna
Uygulamasından
kullanılmak suretiyle itibarî değeriyle yeni hisse
Faydalanmanın Şartları:
Aşağıda yer alan şartların tamamının senedi elde etmeleri halinde yeni elde edilen hisse
sağlanmış olması halinde taşınmaz ve iştirak senetlerinin elde edilme tarihi olarak, sahip olunan
hisseleri satışından doğan kazancın % 75’i kurumlar eski hisse senetlerinin veya iştirak hisselerinin elde
edilme tarihi esas alınacaktır.
vergisinden istisnadır.
Ancak rüçhan hakkı nedeniyle, itibari
2.3.1.İstisnaya Konu Kıymetler İki Tam Yıl değerinden farklı bir değerle hisse senedi iktisap
Süre İle Aktifte Kayıtlı Bulunmalıdır. 40
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
kadar bu hesapta tutulması gerekiyor. Kalan kısmın
ise (%25) satışın gerçekleştiği yıl “sabit kıymet
satış karı” olarak gelir hesaplarına intikal ettirilmesi
gerekiyor.
İstisna, satış kazancının azami %75’ine
uygulanacaktır. İsteğe bağlı olarak istisnadan daha
düşük oranda yararlanmak mümkündür. Satış
kazancının tamamının değil sadece istisnadan
yararlanılan kısmının fon hesabına alınması
gerekmektedir. İstisnadan kısmen yararlanılması
halinde, satış yılında istisnadan yararlanılmayan
kazanç tutarı için sonraki yıllarda istisna
2.3.2. Satıştan Doğan Kazanç, Satışın uygulanması mümkün değildir.
Fon hesabına alınan kazanç tutarının
Yapıldığı Yılı İzleyen Beşinci Yılın Sonuna Kadar
mükelleflerce sermayeye ilavesi mümkündür.
Pasifte Özel Bir Fon Hesabında Tutulmalıdır
Taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu Ancak, fon hesabına alınan kazanç tutarının
senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının sermayeye ilave dışında, beş yıl içinde başka bir
satışında kazanç, satış işlemi ile birlikte hesaba nakledilmesi, işletmeden çekilmesi veya
doğacağından, satış işlemi ister peşin isterse vadeli dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılması
olarak yapılmış olsun istisna, satışın yapıldığı halinde, istisna uygulanması nedeniyle zamanında
tahakkuk etmeyen vergiler ceza ve gecikme faizi ile
dönemde uygulanacaktır.
Bu durumda örneğin, 2013 yılında yapılan bir birlikte tahsil edilecektir.
İşletmenin
tasfiyeye
satış için kazancın fon hesabına
girmesi halinde, söz konusu
alınma zamanı, 01.01.2014
istisnanın getiriliş gerekçesi olan
tarihinden beyannamenin fiilen
İstisna
uygulamasında
satış
bedelinin
şirketleri sermaye yapılarının
verildiği tarihe kadar olan süre
tamamının, satışın yapıldığı yılı izleyen güçlendirilmesi
amacı
olacaktır.
Bu değerlerin satışından ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil olmadığından (bu Kanun’a göre
yapılan devir ve bölünmeler
elde
edilecek
kazancın
edilmesi şarttır.
hariç) fon hesabında tutulması
istisnadan yararlanan kısmının,
gereken kazancın işletmeden
pasifte özel bir fon hesabına
çekildiği kabul edilecektir.
alınması ve satışın yapıldığı yılı
Kazancın
bünyede
korunması
süresi
izleyen beşinci yılın sonuna kadar söz konusu fon
hesabında tutulması gerekmektedir. Fon hesabına şartının, tasfiye dolayısı ile ihlal edilmiş sayılması
alınma zamanının ne zaman olduğu 3 seri için, istisnadan yararlanmış kazancın 5 yıllık süre
numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile aşağıda dolmadan ortaklara dağıtılmış olması gerekir.
Tasfiyenin başlaması dağıtım gerçekleşmedikçe,
açıklandığı gibi belirlenmiştir;
“Bu değerlerin satışından elde edilecek şartın ihlal edilmiş sayılması için yeterli değildir.10
kazancın istisnadan yararlanan kısmının, pasifte
özel bir fon hesabına alınması ve satışın yapıldığı
2.3.3. Satış Bedeli En Geç Satışın Yapıldığı
yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar söz konusu Yılı İzleyen İkinci Takvim Yılının Sonuna Kadar
fon hesabında tutulması gerekmektedir. Bu Tahsil Edilmelidir
çerçevede, fon hesabına alınma işleminin, satışın
İstisna uygulamasında satış bedelinin
yapıldığı yılı izleyen hesap döneminin başından tamamının, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim
itibaren kazancın beyan edildiği döneme ait yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Burada
kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihe satışın peşin veya vadeli olmasında bir farklılık
kadar yapılması gerekmektedir.
yoktur.
Tebliğde de belirtildiği üzere satış kazancının
İki yıllık süre içinde tahsil edilmeyen satış
istisnadan yararlanan kısmının, yani kazancın % bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında
75’inin, pasifte özel bir fon hesabına kaydedilmesi tahakkuk ettirilmeyen vergiler, ceza ve gecikme
ve satışının yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna faizi ile birlikte aranacaktır. Yani satış bedelinin
9
VURAL, İrfan, Kurumlar Vergisi Rehberi 2013,s.56
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
10
» Makaleler «
edilmesi durumunda; bu hisse senetlerinin
iktisap tarihi olarak, eski hisse senetleri ile
ilişkilendirilmeksizin, fiilen kurumun aktifine girdiği
tarih esas alınacaktır. -Kurumlar vergisi mükelleflerinin, aynı
kuruma ait değişik tarihlerde iktisap ettikleri iştirak
hisselerinin bir kısmını elden çıkarmaları halinde,
söz konusu iştirak hisselerinin iki tam yıl aktifte yer
alma şartını sağlayıp sağlayamadığının tespitinde
ilk giren ilk çıkar (FIFO) yöntemi kullanılması
gerekmektedir.9
Kurumlar Vergisi Kanunu Yorum ve Açıklamaları, Oluş Yayıncılık A.Ş, s.161
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
41
tahsil edilemeyen kısmına ilişkin olarak daha önce
yararlanılan istisna tutarı, tahsil edilemeyen kısmın
toplam satış bedeline bölünmesi sonucu bulunacak
oranın istisna uygulanan kazanç ile çarpılması
suretiyle bulunacak olup, tahsil edilmeyen kısma
isabet eden istisna kazanç üzerinden hesaplanacak
vergi ziyaı cezası ile birlikte tahsil edilecektir.
Örneğin, 10.02.2009 tarihinde 200.000.-TL’ye
alınan arsanın, 10.07.2013 tarihinde 600.000.-TL’ye
satılması halinde, istisnadan faydalanmak için satış
bedelinin en geç 31.12.2014 tarihine kadar tahsil
edilmesi şarttır.
Mükellef
(600.000-200.000*0,75=)
300.000.-TL’nı yasal sürede özel bir fon hesabına
almış olsun. Ancak diyelim ki 31.12.2014 tarihine
geldiğimizde tahsil edilen tutar 300.000,-TL olsun
bu durumda tahsil edilemeyen tutar, toplam satış
bedelinin (300.000/600.000=) 0,50’si olacaktır.
O halde daha önce faydalanılan 300.000.-TL
istisnanın % 50’si olan 150.000.-TL için istisnadan
yararlanılması mümkün değildir.
Bu rakam
üzerinden 2013 yılı hesap dönemine ilişkin olarak
tahakkuk etmesi gereken kurumlar vergisi (geçici
vergi dahil) vergi ziyaına uğramış olacağından vergi
aslı, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte
tahsil edilecektir.
2.3.4.İstisnadan
Yararlanacak
Olan
Mükellefin Ana Faaliyet Konusu Taşınmaz veya
Menkul Kıymet Ticareti Olmamalıdır.
İstisna uygulaması esas itibarıyle bütün
kurumlar için geçerli olsa da KVK’nun 5/1-e
maddesinin son fıkrasında menkul kıymet veya
taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan
kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları
istisna kapsamındaki değerlerin satışından elde
ettikleri, kazançlar istisna kapsamı dışındadır.
Ancak kurumların faaliyetlerinin yürütülmesine
tahsis ettikleri taşınmazların satışından sağladıkları
kazançlar istisna uygulamasına konu edilebilecektir.
Faaliyet konusu menkul kıymet veya
taşınmaz ticareti ve kiralanması olan kurumların bu
amaçla diğer bir ifadeyle ticari faaliyet çerçevesinde
iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları kıymetlerin
satışından elde ettikleri kazançlar için istisnadan
yararlanmaları mümkün değildir. Satışa konu edilen
kıymetlerin iki tam yıl kurum aktifinde kayıtlı olması
da durumu değiştirmeyecektir.
Ancak ana faaliyet konusu taşınmaz ticareti
ve kiralanması olmayıp, sırf esas sözleşmelerinde
ana faaliyet konuları arasında taşınmaz ticaretinin
de bulunuyor olması şirketlerin istisnadan
42
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
faydalanmasına
engel
olmamalıdır.
Çünkü
V.U.K.’nun 3. maddesi uyarınca işlemleri gerçek
mahiyetine göre değerlendirmek gerekmektedir.
Bunun içinde her bir olayı reel durumlarına göre
değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Örneğin, bir inşaat şirketinin şirket merkezi
olarak kullanmak üzere inşa etmiş olduğu bir
binayı, en az iki yıl geçtikten sonra satması halinde
diğer şartlar da yerine gelmiş ise, bu satıştan
doğan kazancın % 75’i kurumlar vergisinden istisna
olacaktır. Aynı şirketin satmak amacıyla inşa etmiş
olduğu veya satın aldığı binaları satması halinde
elde edilen kazanç istisnaya konu olmayacaktır.
Yine bir inşaat şirketinin inşa etmiş olduğu
binanın bir kısmını otopark olarak, diğer bir kısmını
işyeri olarak kiraya vermesi, kalan kısmını ise
şirket faaliyetlerinde kullanması halinde, şirket
faaliyetinde kullandığı kısmın satılmasından elde
edilen kazanç istisnaya konu olabilecek, diğer
kısımlar için istisnadan yararlanamayacaktır.11
Aynı şekilde esas faaliyeti menkul kıymet
ticareti olan mükelleflerin bu amaçla, diğer bir
ifadeyle ticari faaliyet çerçevesinde iktisap ettikleri
ve ellerinde tuttukları kıymetlerin satışından
elde ettikleri kazançlar elde tutulma süresine
bakılmaksızın istisna kapsamı dışındadır. Öte
yandan aynı şirketin doğrudan veya dolaylı olarak
diğer şirketlerin yönetimine ve ortaklık politikalarının
belirlenmesine katılmak üzere edindiği ortaklık
paylarının elden çıkarılması istisna uygulamasına
konu olabilecektir.
3- TAŞINMAZ VE İŞTİRAK HİSSELERİNİN
SATIŞLARINDA KAR VEYA ZARAR ÇIKMASI
DURUMU:
3.1. İstisna Uygulanan Kazanca İlişkin
Giderlerin %75’inin Kanunen Kabul Edilmeyen
Gider Olarak Dikkate Alınması Gerekmektedir.
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun
“İstisnalar” başlıklı 5. maddesinin son bendinde
“İştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri
hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden
istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin
veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan
zararlarının, istisna dışı kurum kazancından
indirilmesi kabul edilmez” açıklaması yapılmıştır.
Kurum kârlı bir satış yapsa bile koşullara
uygun davranmayacaksa istisnadan baştan
yararlanamaz bu durumda satış esnasında
oluşan ve satıcı uhdesinde kalan bütün giderler
kurum kazancından indirilir. Tabii ki istisnadan
11
Beyanname Düzenleme Kılavuzu 2013, Vergi Müfettişleri Derneği, s.432
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
satışlarında zarar doğması halinde bu zararın
mahsup edilip edilmeyeceğine ilişkin farklı
düşünceler
bulunmaktadır.
Gelir
İdaresi
Başkanlığı’nca 2007 tarihinde verilen bir özelgede
özetle;
“. . .taşınmaz ve iştirak hisseleri satışından
elde edilen kazançlar kurumlar vergisinden istisna
edilmiş ise de, söz konusu kıymetlerin satışından
zarar doğması halinde istisna kapsamında bir
kazançtan söz edilemeyecektir.
Öte yandan, taşınmaz ve iştirak hissesi satış
kazancı istisnası her durumda uygulanan mutlak bir
istisna olmayıp, ancak mükelleflerin KVK’nun 5’inci
maddesinin birinci fıkrasının(e) bendinde belirtilen
şartları gerçekleştirmeleri halinde yararlanma
hakkına sahip oldukları bir istisnadır.
Bu açıklamalar çerçevesinde, bankanız
tarafından yapılan ve zararla sonuçlanan iştirak
hisseleri satışı nedeniyle oluşan zararların
tamamının kurum kazancının tespitinde dikkate
alınabilmesi mümkün bulunmaktadır.” şeklinde
görüş ifade edilmiştir. 12
Verilen özelgede görüş talep eden kuruma;
taşınmaz ve iştirak kazancı istisnasının her durumda
uygulanacak mutlak bir istisna olmadığı, kurumların
5520 sayılı KVK 5. maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinde yazılı şartların yerine getirilmesi halinde
yararlanma hakkı bulunan bir istisna olduğu
belirtilerek, zarar ile sonuçlanan iştirak hissesi
satışındaki zararın tamamının kurum kazancından
indirilebileceği görüşü verilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi
Başkanlığının, tasfiye halindeki şirkete ait iştirak
hisselerinin elden çıkarılmasında, satıştan doğan zararın
kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim
konusu yapılıp yapılamayacağı hakkında, 06.10.2010
Tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 8-399 sayılı
bir başka özelgesinde ise konu; “... Sonuç olarak,
iştirak hisselerinin elden çıkarıldığı tarihten önce
gerçekleştirilen en son enflasyon düzeltme işlemine
göre düzeltilmiş maliyet değeri ile elden çıkarma değeri
arasındaki farkın negatif çıkması (satışın zararla
sonuçlanması) durumunda ortaya çıkan zararın,
kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında dikkate
alınmaması gerektiği gibi, 2 yıldan fazla süre kayıtlı
bulunan iştirak hisselerinin satışından kazanç doğmaması
halinde, bu satışa ilişkin zararların(giderlerin) %75 inin
de, kanunen kabul edilmeyen gider sayılarak kurumun
diğer faaliyetlerinden doğan kazançlardan indirilmesi
mümkün olmayacaktır. Ancak bu satışa ilişkin zararların
» Makaleler «
yararlanılması durumunda, satış nedeniyle
katlanılan ve satıcı uhdesinde kalan giderlerin
%75’ i kurum kazancından indirilmez kanunen
kabul edilmeyen gider olarak kurum kazancına
eklenir. Giderlerin kalan %25’ i ise doğrudan kurum
kazancından indirilir.
Örneğin, (A) Ltd. Şti. 400.000.-TL kayıtlı
değeri olan arsasını 800.000.-TL.’ye satmış ve
arsanın satışına ilişkin olarak toplam 15.000.-TL.
komisyon gideri veya tapu harcı ödemiştir. (A) Ltd.
Şti.’ nin arsa satış karına istisna uygulaması halinde,
mükellefin arsa satışı yaptığı 15.000.-TL. tutarındaki
giderin %75’inin kanunen kabul edilmeyen gider
olarak dikkate alması gerekmektedir.
3.2. Taşınmaz veya İştirak Hissesi
Satışlarından Doğan Zararın K.V.K-5/1-(e)
Maddesi Kapsamında Değerlendirilmesi
Kurumlar
vergisinden
istisna
edilen
faaliyetlerden doğan zararların indirilebileceğine
ilişkin kanunda bir hüküm bulunmamaktadır. Diğer
taraftan kanunun 5. maddesinin son bendinde
“İştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri
hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden
istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin
veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan
zararlarının, istisna dışı kurum kazancından
indirilmesi kabul edilmez” denilmektedir.
Kanunun gerekçesinde de, 5. maddenin
3. fıkrasına ilişkin olarak “Maddenin üçüncü
fıkrası ile kurumlar vergisinden istisna edilen
kazançlara ilişkin giderler ile istisna kapsamındaki
faaliyetlerden doğan zararların istisna dışı kurum
kazancından indirilmesine imkan verilmemektedir.
İstisna kazançlar elde edilirken, giderlerin yanı sıra
gider fazlalığı sebebiyle doğan zararların da aynı
kapsamda değerlendirileceği tabii olup, düzenleme
ile konuya ilave açıklama getirilmiş ve muhtemel
tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Bu hükümle
örneğin, iştirak kazançlarının Kanunda belirtilen
şartların gerçekleşmesi durumunda kurumlar
vergisinden istisna edilmesi nedeniyle, söz konusu
iştiraklerin alınmasında kullanılan kredilere ilişkin
faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin istisna dışı
faaliyetlere ilişkin kurum kazancından indirilmesinin
mümkün olmadığı konusuna açıklık getirilmiştir.”
denilmek suretiyle kurumlar vergisinden istisna
edilen kazançların elde edilmesi sırasında zarar
doğması halinde bu zararların istisna kapsamı
dışındaki gelirlerden indirilemeyeceği gerekçeye
konulmuştur.
Kurumların taşınmaz ve iştirak hissesi
12
Gelir İdaresi Başkanlığınca konuyla ilgili olarak verilen 23.08.2007 tarih ve B.07.1.G
İB.0.03.50/5014-353-074720 sayılı Özelge
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
43
(giderlerin) kalan %25 inin ise gider olarak matrahın
tespitinde dikkate alınabilmesi mümkün bulunmaktadır.”
şeklinde açıklanmıştır. 13
Tam bu konu ile ilgili olarak, Danıştay Dördüncü
Dairesinin iştirak edilen kurumun tasfiyesine karar
verilmesi sonucu davacı şirketin iştirak ettiği şirket
tasfiye yoluyla ortadan kalkmış, tasfiye sonucu iştirak
hissesinin değerinin kalmaması nedeniyle elden
çıkarılması durumunda bu zararın kurum kazancının
tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı
konusuna yönelik bir uyuşmazlıkla ilgili olarak vermiş
olduğu 16.10.2001 tarih ve E:2000/2194, K:2001/3835
sayılı kararında bir şirketin bir başka şirkete iştirak
etmesinin ticari faaliyetin bir parçası olduğu, bu nedenle
iştirak nedeniyle ortaya çıkan zararın ticari girişimin
zararla sonuçlanmasından doğduğu, işletme ile ilgisinin
olmadığının iddia edilemeyeceği hususlarına değinilmek
suretiyle Danıştay Vergi Mahkemesinin aleyhte verdiği
kararı bozmuştur. Danıştayın bu konuda görüşü
olumludur.
Yine Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet
sitesinde yer alan ve İstanbul Vergi Dairesi
Başkanlığınca konuyla ilgili olarak verilen
09.06.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK
5-683 sayılı örnek özelgesinde de;
“5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun
5’inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer
alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle
sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve
rüçhan haklarının satışından doğan kazançların
% 75’lik kısmının anılan bentte sayılan şartlar
dâhilinde kurumlar vergisinden istisna olduğu
hükme bağlanmıştır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise iştirak
hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak
üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna
edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna
kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının,
istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul
edilmeyeceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalara göre, Kurumlar Vergisi
Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının
(e) bendi uyarınca istisna kapsamında bulunan
taşınmazın satışı durumunda taşınmaz satışından
kazanç doğmaması halinde, bu satışa ilişkin
zararların (giderlerin) % 75’inin, kanunen kabul
edilmeyen gider sayılarak Şirketinizin diğer
faaliyetlerinden doğan kazançlarından indirilmesi
mümkün olmayacaktır. Kalan % 25’inin ise kurumlar
vergisi matrahının tespitinde dikkate alınabilmesi
mümkün bulunmaktadır.
Diğer taraftan, söz konusu taşınmazın
alacağa karşılık iktisap edilmesinin de bir önemi
bulunmamaktadır.“ denilmiştir. 14
İstanbul
Vergi
Dairesi
Başkanlığı
06.10.2010 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK
8-399 sayılı özelgesi (İstanbul Vergi Dairesi
Başkanlığı, 06.10.2010) ile 09.06.2011 tarih ve
B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 5-683 (İstanbul Vergi
Dairesi Başkanlığı, 09.06.2011)sayılı özelgesinde;
iki yıldan fazla süreyle kurum aktifinde kayıtlı bulunan
taşınmaz ve iştirak hisselerinin satışından kazanç
doğmaması halinde bu satışa ilişkin zararların
(giderlerin) %75’inin kanunen kabul edilmeyen
gider sayılarak kurumun diğer faaliyetlerinden
doğan
kazançlardan
indirilmesi
mümkün
olamayacağı görüşü verilmiştir. Çalışmamızda yer
verilen özelgeler’ den de görüldüğü üzere Gelir
İdaresi konuya bu açıdan farklı yaklaşabilmekte
ve farklı görüşler verebilmektedir. Önceden
söz konusu zararların, gider olarak dikkate
alınabileceği görüşündeyken daha sonra bu
görüşünü değiştirmiştir. Söz konusu olumsuz
idari görüşlerde gösterilen dayanak, iştirak eden
firmada oluşan zararın gelir veya kurumlar vergisi
matrahından indirilmesini öngören bir yasa hükmü
bulunmadığıdır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın birbiri
ile çelişen görüşlerinden en son tarihli görüşünün
hakim görüş olduğu; Hazine lehine bir görüş
olması sebebiyle de bu görüşün sürdürüleceği
düşüncesindeyim.
Diğer yandan 27.03.2013 tarihli Resmi
Gazetede yayımlanan 425 sıra no.lu Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliği ile Gelir İdaresince verilen
bütün özelgelerin izlenmesi ve değerlendirilmesi
kaçınılmaz olmuş, konu hakkında Gelir İdaresi
Başkanlığınca verilmiş en güncel özelgenin dikkate
alınacağı, belirlemeleri yapılmıştır. Bu sebeple
aktifinde iki yıldan uzun süre kalan taşınmaz
veya iştirak hissesi satışı yapan ve bu satıştan
zarar elde eden mükelleflerin vergisel yönden
bu zararı ne şekilde dikkate alacakları yönünde
daha önce verilmiş özelge örneklerine bakarak
karar vermeleri, kendi durumlarına uygun özelge
talebinde bulunmaları ve bu konunun uzmanı
meslek mensuplarından profesyonel destek
almaları uygun olacaktır.
13
Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca konuyla ilgili olarak
verilen 09.06.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 5-683 Sayılı Özelge
Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 06.10.2010
tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 8-399 Sayılı Özelge
44
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
14
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İstisna uygulamasında satış bedelinin; her
an nakde dönüştürülmesi kolay altın, devlet tahvili,
hazine bonosu, İMKB’de işlem gören hisse senetleri,
tahvil ve bonolar ile de tahsil edilebilmesi kabul
edilmiş, ancak bu kıymetlerin en geç iki yıllık tahsil
süresinin sonuna kadar nakde dönüştürülmesi ise
şart koşulmuştur.
İstisnanın amacına en uygun şekilde
kullanılması ile firmaların ihtiyacı olan sermaye
birikimini oluşturarak dışarıdaki firmalarla rekabet
edebilme imkânını geliştirmeleri hedeflenmektedir.
» Makaleler «
4-SONUÇ:
Kanuni şartları taşıyan taşınmaz ve iştirak
kazançları 5520 sayılı KVK.’nun 5/1-e maddesinde
düzenlenen iştirak hisseleri kazançları istisnasından
faydalanacaktır.
Taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı
istisnası ile ekonomik sıkıntılar yaşayan şirketlerin,
en azından sahip oldukları kıymetleri satarak
nakit ihtiyacını karşılamasında ve ekonomik
bünyelerinin güçlendirilmesinde teşvik edilmesi
amaçlanmaktadır.
İstisnanın temel amacı kurumların mali
yapılarının güçlendirilmesinin teşviki olduğundan,
ekonomik açıdan firmalara ilave imkân sağlamayan
işlemler istisna kapsamı dışında kalacaktır. Bu
bağlamda, elden çıkarılan taşınmaz veya iştirak
hissesinden sağlanan likiditenin yine atıl hale
dönüşmesine neden olacak şekilde fonksiyonel
olarak benzer sabit kıymetlere kanalize edilmesi
durumu, istisna uygulaması ile sağlanması öngörülen
amaca uygun düşmeyecektir. Örneğin, şehrin bir
bölgesindeki kullanılmayan bir arazinin satılıp
başka bir bölgesinden bir süre sonra getiri sağlamak
amacıyla yeni bir arazi alınması durumunda,
firmanın faaliyetleri açısından sağlanmış ekonomik
katkı söz konusu olmayacağından, istisnanın
amacına ters düşmektedir. Diğer taraftan, şehrin
kenar mahallesinde bulunan bir binanın satılarak,
şehir merkezinde faaliyet göstermek amacıyla
merkezde bir bina alınması durumunda ise, firma
faaliyetleri açısından açık bir ekonomik katkı söz
konusu olduğundan istisna uygulamasının amacına
uygun bulunmaktadır.
Benzer şekilde, kurumların yönetimini
etkileyecek şekilde birbiriyle ilişkili kişi veya kurumlar
ya da aynı gruba dahil şirketler arasında yapılacak
taşınmaz ve iştirak hissesi satışlarından fiktif olarak
elde edilecek kazançlara istisna uygulanması söz
konusu olmayacaktır.
Ayrıca, söz konusu aktif kalemlerin para
karşılığı olmaksızın devir ve temliki, takası gibi
işlemler istisna kapsamına girmemektedir. Ancak,
bu tür kıymetlerin mevcut borçlar karşılığında
rıza en veya icra yoluyla devredilmesi işlemleri
ile kamulaştırma işlemleri, kurumların finansman
olanaklarını artıracağından istisna uygulaması
kapsamında bulunmaktadır.
Örneğin, kat karşılığı arsa devri işlemlerinin,
bir malın başka bir mal ile değiştirilmesini ifade
eden trampa niteliğinde olmasından dolayı, bu gibi
işlemlerden elde edilen kazançlara söz konusu
istisnanın uygulanması mümkün değildir.
KAYNAKÇA:
. 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
. 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
. 1 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği
. 3 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği
. Beyanname Düzenleme Kılavuzu 2013 Vergi Müfettişleri Derneği.
. Kurumlar Vergisi Kanunu Yorum ve Açıklamaları, Oluş Yayıncılık A.Ş.
. Tekin, Cem; Kartaloğlu, Emre, KVK Yorum ve Açıklamaları, Denetim Turkey
Yayınları.
. TEKİN,Cem;KARTALOĞLU,Emre, Kurumlar Vergisi Rehberi, Gelirler Kontrolörleri
Derneği, İstanbul 2005.
. Vural, İrfan, Kurumlar Vergisi Rehberi 2013.
. Maliye Bakanlığı’nın 28.08.1996 tarih ve 51/5111-38/40468 sayılı özelgesi.
. Gelir İdaresi Başkanlığı Tekirdağ Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 01.10.2013 tarih ve
75497510-125[5-2013-18]-62 sayılı özelgesi.
. Gelir İdaresi Başkanlığı, 23.08.2007 tarih ve B.07.1.GGİB.0.03.50/5014-353-074720 sayılı
özelgesi,
.Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 06.10.2010 tarih ve
B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 8-399 sayılı özelgesi.
. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 09.06.2011 tarih ve
B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 5-683 sayılı özelgesi.
(Footnotes)
1 Maliye Bakanlığı Tekirdağ Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 01.10.2013 tarih ve 75497510125[5-2013-18]-62 sayılı özelgesi
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
45
TÜRK VERGİ HUKUKUNDA ELEKTRONİK FATURA
(E-FATURA) UYGULAMASI
Neslihan İÇTEN İNCE
Vergi Müfettişi/YMM
ÖZET
Bilişim
teknolojilerinde
yaşanan
hızlı
gelişmeler kağıt ortamında düzenlenen faturanın
dijital ortamda yürütülmesini zorunlu kılmış, e-fatura
konusunu önemli hale getirmiştir. Bu doğrultuda,
05.03.2010 tarihinde yayımlanan 397 sıra numaralı
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile elektronik
fatura (e-fatura) uygulaması vergi mevzuatımıza
dahil edilmiş bulunmaktadır. Öncelikli olarak söz
konusu genel tebliğde belirtilen koşulları sağlayan
mükelleflerin kendi istekleri ile seçebileceği bir
uygulama olarak başlayan e-fatura uygulaması,
ekonomik hayattaki gelişmeler ve vergi gelirleri
yönünden kritik öneme sahip bazı sektörlerde
faaliyet gösteren mükellefler ile bu mükelleflerden
mal ve hizmet alışverişinde bulunan ve brüt satış
hasılatı yönünden belli ölçüleri aşan mükellefler
için 421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliği ile zorunlu hale getirilmiştir. 433 sıra
numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de
e-fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerin
birbirlerinden aldıkları mallar ve sağladıkları
hizmetler için elektronik fatura gönderme ve alma
zorunluluğu 01.04.2014 tarihi olarak belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: e-Devlet, Elektronik
Fatura (e-Fatura), Elektronik Fatura Kayıt
Sistemi,
1-GİRİŞ
Bilgiye dayalı rekabet ortamında ayakta
kalabilmek, mevcut kurumsal yapı ve anlayışlarda
46
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
köklü değişiklikleri zorunlu kılmaktadır. Hızla
gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin tetiklediği bu
dönüşüm süreci, ekonomide olduğu kadar yaşamın
her alanında kendini hissettirmekte, ülkeleri
geleneksel tanımların ve yaklaşımların ötesinde
çözüm arayışlarına sevk etmektedir.1 Bu noktada,
devletin bilişim teknolojilerinden istifade ederek;
klasik iş görme usullerini değiştirmesi ve vatandaşa
daha rahat, ucuz, hızlı, güvenli ve kesintisiz hizmet
sunması olarak tanımlayabileceğimiz elektronik
devlet (e-Devlet), içinde bulunduğumuz yüzyılı
karakterize eden önemli kavramlardan biridir.2
e-Dönüşüm
Türkiye
Projesi
kapsamında
yürütülecek e-Devlet çalışmalarında, kamu hizmetlerinin
başta internet olmak üzere bilgi çağının gerektirdiği
elektronik ortam aracılığıyla sunulması amaçlanmıştır.
e-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa Dönem Eylem Planında
(KDEP) aşağıda yer verilen toplam 7 başlık altında 50
eyleme yer verilmiştir:
-Emeğe dayalı toplumdan bilgi toplumuna;
geleneksel
üretim-tüketim
ekonomisinden
bilgi
ekonomisine geçişte yol haritası teşkil edecek Bilgi
Toplumu Stratejisi,
-Düzenleyici ve yasal çerçevenin çizildiği Hukuki
Altyapı,
-Hizmetlerin sunulacağı Teknik Altyapı ve Bilgi
Güvenliği,
-Bilgi toplumunun gerektirdiği insan gücünün
planlamasına ve yetiştirilmesine yönelik eylemlerin yer
aldığı Eğitim ve İnsan Kaynakları,
1
e-Dönüşüm Türkiye Projesi 2003-2004 KDEP Uygulama Sonuçları ve 2005 Eylem Planı,
Eylül 2005, s.1, www.bilgitoplumu.gov.tr
2
Dr.Leyla KESER BERBER, “Elektronik Fatura ve Şirketlerin Dijital Mali Denetimi”,
Yetkin Yayınları, Ankara 2006, s.7.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
-e-İş ile e-Ticaretin büyüyüp gelişebileceği, KOBİ’leri içerecek şekilde yaygınlaşacağı ortamın
hazırlanmasına ilişkin çalışmaları kapsayan e-Ticaret.3
» Makaleler «
-Hizmetlerin elektronik ortamda, bürokratik engellere takılmadan kolayca sunulmasını hedefleyen e-Devlet,
-e-Avrupa’da da önemle üzerinde durulan tematik alanlardan e-Sağlık,
Bu çerçevede, 2005 yılına ait e-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa Dönem Eylem Planı içerisinde e-Ticaret
başlığı altında aşağıda belirtilen 49 no.lu eylemde Maliye Bakanlığı sorumlu kuruluş olarak tanımlanmıştır.4
No
Eylem
49
Elektronik
faturanın
kullanım usul
ve esaslarının
belirlenmesine
yönelik hazırlık
çalışmalarının
yapılması
Sorumlu
Kuruluş
Maliye
Bakanlığı
İlgili Kuruluşlar
Adalet Bakanlığı
TSE İlgili Kamu
Kurum ve
Kuruluşları
Üniversiteler
TÜRMOB İlgili Sivil
Toplum Kuruluşları
Uygulama Aracı
Rapor
Mevzuat
Pilot Proje
Amaç/Açıklama
Elektronik faturanın ilgili taraflar bakımından
kullanım imkanı sağlayacak düzenlemeler,
standartlar ve alınacak diğer tedbirlerin
belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılacaktır.
Yine, 2006-2010 dönemini kapsayan Bilgi Toplumu Stratejisi Eylem Planında 64 no.lu eylem aşağıdaki gibi
olup, elektronik fatura ve ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması ve ibrazına yönelik uygulama başlatılarak
ticaretin kolaylaştırılması ve deneti­min etkinleştirilmesi amaçlanmıştır.5
No
64
Eylem
Elektronik
Fatura
ve Defter
Uygulaması
Açıklama
İşletmeler ve vatandaşlar
tarafından ticari hayatta yoğun
olarak kullanılan fatura ve ticari
defterlerin elektronik ortamda
tutulması ve resmi makamla­
ra ibrazına imkan sağlayacak
uygulama başlatılacaktır.
Sorumlu (S) ve İlgili (İ)
Kuruluşlar
Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi
Bşk.) (S)
Türkiye Noterler Birliği (İ)
Üniversiteler (İ)
TÜRMOB (İ)
İlgili Kurum ve Kuruluşlar (İ)
Başlangıç
Tarihi
2008
Süre
24 ay
Görüldüğü üzere, 64 no.lu eylemde amaç, işletmeler ve vatandaşlar tarafından ticari hayatta yoğun
olarak kullanılan fatura ve ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması, kayıt dışı ekonomi ile daha
etkin mücadeleye katkı sağlanması ve her türlü alış ve satışta elektronik belge düzenine geçilmesidir.
Stratejinin uygulama döneminde ise, vergi kaçırma ve kağıt israfının önüne geçilmesi için elektronik fatura
uygulamasının ilk adımı olan Elektronik Fatura Kayıt Sistemi (EFKS) hayata geçirilmiştir. 397 sıra no.lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin yayımı ile birlikte Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Elektronik Fatura
Uygulaması (e-Fatura) hizmete alınmış bulunmaktadır.
Bu çalışmada, Türk Vergi Hukukunda işlerlik kazanan elektronik fatura (e-Fatura) uygulamasının
kapsam, usul ve esasları üzerinde durulacaktır.
2-YASAL MEVZUAT
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında
müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye
verilen ticari vesika olarak tanımlanmış, 230. maddesinde ise faturanın şekli belirtilerek içermesi gereken
asgari bilgiler sayılmıştır. Aynı Kanunun 231. maddesinde de fatura düzenlenmesinde uyulacak kaidelere,
232. maddesinde ise fatura kullanma mecburiyetine ilişkin esaslara yer verilmiştir.
3
e-Dönüşüm Türkiye Projesi 2003-2004 KDEP Uygulama Sonuçları ve 2005 Eylem Planı, Eylül 2005, s.12, www.bilgitoplumu.gov.tr
4
Neslihan İÇTEN İNCE-Mikail İNCE, “E-Dönüşüm Türkiye Projesinde Yer Alan “Elektronik Faturanın Kullanım Usul ve Esasları” ile “Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda
Tutulması” Eylemlerinin Hangi Aşamada Olduğu”, Vergi Raporu, Haziran 2008, Sayı:105, s.26.
5
www.bilgitoplumu.gov.tr
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
47
Fatura
sürecinin
tamamını
elektronik
ortama taşıyabilmek için Vergi Usul Kanunu’nun
“Elektronik Ortamdaki Kayıtlar ve Elektronik
Cihazla Belge Düzenleme” başlıklı mükerrer
242/2. maddesinde 5766 sayılı Kanun ile değişiklik
yapılmış olup, söz konusu madde şu şekildedir:
“Elektronik defter, şekil hükümlerinden
bağımsız olarak bu Kanuna göre tutulması zorunlu
olan defterlerde yer alması gereken bilgileri
kapsayan elektronik kayıtlar bütünüdür.
Elektronik belge, şekil hükümlerinden
bağımsız olarak bu Kanuna göre düzenlenmesi
zorunlu olan belgelerde yer alan bilgileri içeren
elektronik kayıtlar bütünüdür.
Elektronik kayıt, elektronik ortamda tutulan ve
elektronik defter ve belgeleri oluşturan, elektronik
yöntemlerle erişimi ve işlenmesi mümkün olan en
küçük bilgi öğesini ifade eder.
Bu Kanunda ve diğer vergi kanunlarında
defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan
hükümler elektronik defter, kayıt ve belgeler için de
geçerlidir. Maliye Bakanlığı, elektronik defter, belge
ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin
usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirlemeye
yetkilidir.
(5766 sayılı Kanunun 17. maddesiyle değişen
paragraf) Maliye Bakanlığı; elektronik defter,
belge ve kayıtların oluşturulması, kaydedilmesi,
iletilmesi, muhafaza ve ibrazı ile defter ve belgelerin
elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi
uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye,
elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine
izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken
bilgileri internet de dahil olmak üzere her türlü
elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye
Bakanlığına veya Maliye Bakanlığının gözetim
ve denetimine tabi olup, kuruluşu, faaliyetleri,
çalışma ve denetim esasları Bakanlar Kurulunca
çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek olan
özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir şirkete aktarma
zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında uyulacak
format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul
ve esasları tespit etmeye, bu Kanun kapsamına
giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve
esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye yetkilidir.”
Yine, Vergi Usul Kanunu’nun “Yetki” başlığını
taşıyan mükerrer 257/1 ve 3. maddelerinde ise;
“1.Mükellef ve meslek grupları itibariyle muhasebe
usul ve esaslarını tespit etmeye, bu Kanuna göre
tutulmakta olan defter ve belgeler ile bunlara
ilaveten tutulmasını veya düzenlenmesini uygun
gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve
48
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye, bunlarda
değişiklik yapmaya; bedeli karşılığında basıp
dağıtmaya veya üçüncü kişilere bastırıp dağıtmaya
veya dağıttırmaya, bunların kayıtlarını tutturmaya
bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz
zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya, bu Kanuna
göre tutulacak defter ve düzenlenecek belgelerin
tutulması
ve
düzenlenmesi
zorunluluğunu
kaldırmaya,
3.Tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter,
kayıt ve belgelerin mikro film, mikro fiş veya
elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya
bu kayıt ortamlarında saklanması hususunda
izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu
şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının
Maliye Bakanlığında veya muhafaza etmekle
görevlendireceği
kurumlarda
saklanması
zorunluluğu getirmeye, bu konuda uygulama
usul ve esaslarını belirlemeye, Maliye Bakanlığı
yetkilidir.” yer almaktadır.
Bu çerçevede, Vergi Usul Kanunu’nun 227.
maddesinin 4. fıkrası, mükerrer 242. maddesinin
2 numaralı fıkrası ile aynı Kanunun mükerrer
257. maddesinın 1 ve 3 numaralı bentlerinin
Maliye Bakanlığı’na verdiği yetkilere istinaden,
Başkanlık tarafından yayımlanan elektronik fatura
kullanımına ilişkin usul ve esasları belirleyen
397 sıra numaralı6 Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliği ile anonim ve limited şirket statüsünü haiz
mükelleflerin uygulama kapsamında elektronik
fatura oluşturmalarına, alıcısına iletmelerine,
muhafaza ve istenildiğinde ibraz etmelerine izin
verilmiştir. Söz konusu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 416 sıra
numaralı7 Genel Tebliğ ile de Vergi Usul Kanunu’nun
232. maddesi uyarınca fatura düzenlemek zorunda
6
05.03.2010 tarih ve 27512 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
28.06.2012 tarih ve 28337 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
7
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
kağıt, kartuş, zarf ve posta masraflarından tasarruf
edilecektir.
Etkinlik
ve
Verimlilik:
Faturalama
süreçlerinin entegrasyonu ve optimizasyonu
sayesinde etkinliğin ve verimliliğin önemli ölçüde
artırılması gündeme gelecektir.
Zaman
Tasarrufu:
Fatura
suretinin
gönderilmesi gerekliliğinin azaltılması. Faturanın
müşterinin gelen kutusuna doğrudan teslimi,
faturanın alınmadığı veya postada kaybolduğu
şeklindeki iddiaları minimize edecektir. Zamansal
gecikmeler azaltılacak ve kopyalar derhal tekrar
gönderilip alınabilecektir.
Daha Hızlı Uyuşmazlık Çözümü: Müşteri
3-ELEKTRONİK FATURA KULLANIMININ
faturayı alır almaz hemen fatura gönderen kimseyi,
SAĞLADIĞI YARARLAR
hesaplar veya miktar vs. konusundaki görüşleri
Elektronik fatura, klasik kağıt faturanın konusunda uyarabilecektir.12
elektronik versiyonu olup, elektronik faturalama ise,
Dolayısıyla elektronik fatura kullanımı;
faturaların elektronik yoldan alıcıya gönderilmesidir.
-Ödeme sürecini ve kayıtların saklanmasını
Elektronik fatura; şirketler arasındaki ve şirketle kolaylaştırmakta,
müşteriler arasındaki fatura
-Zaman kontrolünü ve
bilgisi
akışının
tamamen
ödeme oranını geliştirmekte,
otomasyonunu hedefleyen ve
-Ödeme etkinliğini ve
Fatura bilgilerinin manuel olarak
kağıt fatura gönderilmesi ve
online saklamayı geliştirmekte,
doldurulması yüzünden yaşanan
alınmasını elimine eden bir
-Fatura
kontrolü
ve
sıkıntılar ortadan kalkmakta ve iş süreci
kilometre taşıdır.
istenilen bedelin ödenmesi
Elektronik fatura satın her iki taraf içinde hatasız yürümeye olanağı sunmakta,
başlamaktadır.
alma süreçlerinin elektronik
-Online
yönetimi
olarak birbirine bağlanmasını,
kolaylaştırmakta,
satış ve faturalama gibi iş
-Fatura
giderlerini
süreçlerinin elektronik ortama taşınmasını mümkün azaltmakta,
kılmaktadır. Bunun dışında elektronik fatura
-Çıktı alma ve posta giderlerini neredeyse
hem fatura düzenleyen hem de alan taraf için bir ortadan kaldırmakta,
kazan-kazan-çözümüdür. Çünkü; gerek fatura
-Hızlı uyuşmazlık çözümü sunmakta,
gönderim süresi gerek ödeme süresi son derece
-Ve
bazı
durumlarda
nakit
akışını
kısalmaktadır. Fatura bilgilerinin manuel olarak hızlandırmaktadır.13
doldurulması yüzünden yaşanan sıkıntılar ortadan
kalkmakta ve iş süreci her iki taraf içinde hatasız
4-BAŞLANGIÇ
AŞAMASI
OLARAK
yürümeye başlamaktadır. Bu tekrar işlemeyi ELEKTRONİK FATURA KAYIT SİSTEMİ (EFKS)
önemli ölçüde kolaylaştırmakta ve kısaltmaktadır.
Elektronik faturaların, tarafları arasında
Elektronik arşivleme olanağı sayesinde faturaların güvenli ve sağlıklı dolaşımını hedefleyen e-Fatura
saklanması için kullanılan depo ve arşivler ortadan uygulamasının birinci adımı olarak Elektronik
kalkmakta ve faturalar kolayca bulunabilmektedir.11 Fatura Kayıt Sistemi (EFKS) tasarlanmıştır.
Buna göre, elektronik fatura kullanımının “Elektronik Fatura Kayıt Sistemi (EFKS)”, kurum ve
kuruluşların düzenledikleri faturalarda bulunan bazı
sağladığı yararları şu şekilde sıralayabiliriz:
Maliyet Azaltma veya Giderlerden Tasarruf: bilgilerin, belirlenen uygulama ve veri standartları
Fatura bastırma ve gönderme masraflarının çerçevesinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine
azaltılması % 75’lere varan giderlerden tasarruf aktarılması şartı ile faturalara ait ikinci nüshaların
imkanı sağlar. Faturalar elektronik olarak gönderilirse kağıt olarak saklanması zorunluluğunu ortadan
8
14.12.2012 tarih ve 28497 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
kaldıran; ayrıca alıcılarına verilmek üzere hazırlanan
9
08.02.2013 – VUK.58/2013.03
10
30.12.2013 tarih ve 28867 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
11
Dr.Leyla KESER BERBER, a.g.e. , s.19, 20.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
12
13
» Makaleler «
olan mükelleflere e-Fatura gönderme ve/veya
alma izni verilmesi uygun görülmüştür. 421 sıra
numaralı8 Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde
ise elektronik fatura kullanma ve düzenleme
zorunluluğu getirilen mükellef gruplarına değinilmiş
olup, söz konusu mükelleflerin durumları hakkında
detaylı açıklamalara da 58 sıra numaralı9 Vergi
Usul Kanununu Sirkülerinde yer verilmiştir. 433 sıra
numaralı10 Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de
e-fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerin
elektronik fatura gönderme ve alma zorunluluğu
01.04.2014 tarihi olarak belirlenmiştir.
Dr.Leyla KESER BERBER, a.g.e., s.20.
Dr.Leyla KESER BERBER, a.g.e., s.21.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
49
birinci nüsha faturaların da güvenli elektronik adı altında bir başlangıç adımı tasarlanmış ve
imzalı dijital belge şeklinde oluşturulmasına sınırlı sayıda mükellef ile protokol imzalanarak
imkan sağlayan pilot bir uygulamadır. Başkanlığın uygulamaya
konulmuştur.
Sonrasında
ise
elektronik fatura ile ilgili yapmış olduğu çalışmalar bahsedilen mükelleflerin bir yıl içerisinde e-Fatura
kapsamında söz konusu uygulama; Avea İletişim uygulamasına entegre olmaları istenmiş ve konu
Hizmetleri A.Ş., Bursa Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım ile ilgili olarak 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu
Ticaret ve Taahhüt A.Ş., TTNet A.Ş., Turkcell Genel Tebliğinin “EFKS Kapsamında Düzenlenen
İletişim Hizmetleri A.Ş., Türk Telekomünikasyon Faturalar” başlıklı bölümünde gerekli açıklamalar
A.Ş., Vodafone Telekomünikasyon A.Ş ile protokol yapılmıştır.
imzalanmak sureti ile 2008 yılı içerisinde devreye
GİB’deki
altyapı
kısıtları,
e-faturadan
alınmıştır.
yararlanacak mükelleflerin sadece anonim ve limited
Görüldüğü üzere, söz konusu sistem, şirketlerle sınırlı tutulması ve mükelleflerin uyum
telekomünikasyon sektöründen beş kurum ve süreçlerinin zaman alması nedeniyle uygulamadan
bir doğalgaz dağıtım firması ile başlamıştır. yararlanan mükellef sayısı düşük kalmıştır. Temmuz
2008 yılının birinci çeyreği itibariyle ülkemizin 2012 itibarıyla e-Fatura uygulaması kullanıcı sayısı
telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren 320 olmuştur. Elektronik Fatura Kayıt Sistemi ve
beş kurumu faturalarının ikinci nüshalarını sadece e-fatura uygulaması ile 2008 yılından 2011 yılı
elektronik
ortamda
saklamaya
başlamıştır. Mayıs ayına kadar 1,28 milyar adet fatura elektronik
Söz konusu kurumlardan üçü ise birinci nüsha ortamda kaydedilmiş olup, 218,5 milyon TL tasarruf
faturaların elektronik ortamda gönderim şartlarını sağlanmıştır.
da tamamlayarak müşterilerine
elektronik
ortamda
fatura
5-ELEKTRONİK
iletmeye başlamışlardır. Buna Tasarımı itibariyle bir e-fatura çözümü FATURA KAPSAMINA GİREN
paralel olarak elektronik ortamda olmaktan ziyade, elektronik arşivleme MÜKELLEFLER
alınan faturaların muhafaza ve çözümü olan, sistem içerisinde birinci
ibrazı ile ilgili açıklamaların yer nüsha faturaların elektronik imzalı pdf
421 sıra numaralı Vergi
aldığı 14.05.2008 tarih ve 33 dokümanları şeklinde oluşturulmasına Usul Kanunu Genel Tebliği
da sınırlı bir biçimde izin verilmiştir. ile aşağıda belirtilen mükellef
sıra numaralı Vergi Usul Kanunu
Sirküleri
yayımlanmıştır.
gruplarından;
EFKS’nin uygulamaya geçme
a-5015
sayılı
Petrol
potansiyeli yüksek bir sektör olan doğalgaz dağıtımı Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına
bakımından da değerlendirilmesi amacıyla 2008 sahip olanlar,
yılının üçüncü çeyreğinde bir doğalgaz dağıtım
b-5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu
firması sisteme dahil edilerek sistemden yararlanan kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlardan
mükellef sayısı altıya çıkarılmıştır.14 Fatura sürecinin 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden
tamamını elektronik ortama taşıyabilmek için Vergi 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 25 Milyon TL brüt
Usul Kanununda 5766 sayılı Kanun ile değişiklik satış hasılatına (ciro) sahip olanlar,
c-4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa
yapılmış, ayrıca teknik alanda uluslar arası kullanıma
sahip fatura formatı üzerinde geliştirme çalışmaları ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal
tamamlanmıştır. Yine, güvenliği ve güvenilirliği edenler ile
d-4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa
sağlamak üzere TÜBİTAK-BİLGEM işbirliği ile
15
ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya
Elektronik Mali Mühür Sertifikası oluşturulmuştur.
Tasarımı itibariyle bir e-fatura çözümü ithal edenlerden 2011 takvim yılında mal alan
olmaktan ziyade, elektronik arşivleme çözümü olan, mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari
sistem içerisinde birinci nüsha faturaların elektronik 10 Milyon TL brüt satış hasılatına (ciro) sahip
imzalı pdf dokümanları şeklinde oluşturulmasına da olanlara, e-fatura uygulamasına dahil olma
sınırlı bir biçimde izin verilmiştir. Görüleceği üzere, zorunluluğu getirilmiştir. Elektronik fatura
Başkanlık tarafından elektronik fatura çalışmaları uygulamasında zorunluluk getirilen mükelleflerden
kapsamında, “Elektronik Fatura Kayıt Sistemi” mal alan 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol
Kanununa ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve
14
Bilgi Toplumu Stratejisi Değerlendirme Raporu No:4, Ekim 2009, s.181. www.
kuruluşlar ile iktisadi kamu kuruluşlarının elektronik
bilgitoplumu.gov.tr
15
Bilgi Toplumu Stratejisi Eylem Planı Nihai Değerlendirme Raporu. www.bilgitoplumu.
fatura uygulamasından yararlanma zorunluluğu
gov.tr
50
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
bulunmamaktadır.
Söz konusu Tebliğde, madeni yağ lisansına
sahip olanlar ile kolalı gazozlar, alkol ve alkol
ürünleri, tütün ve tütün mamüllerini imal, inşa
veya ithal eden mükellef gruplarının ve bunlardan
mal alan bazı mükelleflerin elektronik fatura
uygulamasında zorunluluk kapsamına girdiği açık
şekilde ifade edilmiştir. Diğer taraftan, 421 sıra
numaralı Tebliğ kapsamındaki mükelleflerden mal
veya hizmet alan ve belirlenen hadlerin altında
kalan mükelleflerin de istemeleri halinde elektronik
fatura uygulamalarından yararlanabileceklerdir.
Konuya
ilişkin
İzmir
Vergi
Dairesi
Başkanlığı’nın 21.02.2013 Tarih ve 678545641741-93 Sayılı Özelgesi: “…Şarap imalatı
işinden dolayı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün
... vergi numarasında kayıtlı mükellefinin 2011
yıl sonu brüt satış hasılatının 4.7 Milyon TL
olmasından dolayı elektronik fatura kullanma
zorunluluğunun bulunup bulunmadığı hk.”
“… asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatına
sahip olanların elektronik fatura kullanacak
mükellefler kapsamına alındığı hüküm altına
alınmıştır. Söz konusu hükme göre, 4760 sayılı
Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı
listedeki malları imal etmeniz nedeniyle elektronik
fatura kullanma zorunluluğunuz bulunmaktadır.”
şeklindedir.
Elektronik fatura uygulaması için mükellefler
brüt satış hasılatlarının hesaplanmasında, sadece
madeni yağ, tütün, alkol veya kolalı gazoz satışları
değil gelir tablosunda yer alan bütün satışları
gösteren brüt satış hasılatına göre zorunluluk
kapsamına alınacaktır. İlgili dönem brüt satış
hasılatının hesaplanmasında, yurtiçi satışlar,
yurtdışı satışlar ve diğer gelirler hesaplarının toplamı
dikkate alınmalıdır. Bu toplama diğer faaliyetlerden
olağan gelir ve karlar yani faiz gelirleri, komisyon
gelirleri ve konusu kalmayan karşılıklar ile olağandışı
gelir ve karlar yani önceki dönem gelir ve karları ve
diğer olağandışı gelir ve karları dahil edilmemelidir.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Makaleler «
Yine brüt satış hasılatı toplamından satış indirimleri
yani satıştan iadeler, satış iskontoları ve diğer
indirimler indirim konusu yapılmamalıdır. Özel
hesap dönemine sahip mükellefler ise brüt satış
hasılatının hesaplanmasında 2011 takvim yılında
sona eren özel hesap dönemi brüt satış hasılatını
dikkate alacaklardır.
Konu ile ilgili bazı teknik kavramların
tanımlarına bakacak olursak; Madeni Yağ
Lisansına Sahip Olanlar: Petrol Piyasası
Kanununun 2. maddesinde madeni yağ, baz
yağına veya kimyasal sentez yöntemi ile işlenen
maddelere, bazı katkıların ilâvesi sonucu, hareketli
ve temas halinde olan iki yüzey arasındaki
sürtünme ve/veya aşınmayı azaltma veya soğutma
özelliğine sahip mamul haline getirilen doğal veya
yapay maddeler olarak tanımlanmıştır. Madeni yağ
üreticisi ise madeni yağ üretimi yapan gerçek ve
tüzel kişileri ifade etmektedir.
Söz konusu Kanunun 3. maddesine göre;
Petrol ile ilgili;
a) Rafinaj, işleme, madeni yağ üretimi,
depolama, iletim, serbest kullanıcı ve ihrakiye
faaliyetlerinin yapılması ve bu amaçla tesis
kurulması ve/veya işletilmesi,
b) Akaryakıt dağıtımı, taşıması ve bayilik
faaliyetlerinin yapılması için lisans alınması
zorunludur.
Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III)
sayılı listedeki mallar: Özel Tüketim Vergisi
Kanununun, “Oran veya tutar” başlıklı 12.
maddesinde özel tüketim vergisinin bu Kanuna ekli
listelerde yazılı malların karşılarında gösterilen tutar
ve/veya oranlarda alınacağı belirtilmiştir. Kanuna
ekli III sayılı liste, A ve B cetvellerinden oluşmakta
olup, A cetvelinde kolalı gazozlar, alkol ve alkol
ürünleri, B cetvelinde ise tütün ve tütün mamülleri
yer almaktadır.
Madeni yağ lisansına sahip firmalar ile
ÖTV Kanunu’nun (III) sayılı listesindeki malları
imal, inşa veya ithal eden firmalara ait listelere
58 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Sirkülerinin
ekinde yer verilmiş olup, söz konusu listeler,
www.gib.gov.tr ve www.efatura.gov.tr internet
adreslerinde yayımlanmaktadır. Listelerde yer alan
mükelleflerden 2011 yılında mal alan ve yukarıda
belirtilen brüt satış hasılatına sahip olan mükellefler
zorunluluk kapsamındadır.
Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni
yağ lisansına sahip olan mükelleflerden 2011
takvim yılı içinde mal alışı yapanlar, satın aldıkları
51
malın türüne, fiyatına, miktarına veya herhangi bir mükelleflerin satın aldıkları malın türüne, fiyatına,
özelliğine bakılmaksızın, 2011 yılı gelir tablolarındaki miktarına veya herhangi bir özelliğine (sadece
brüt satış hasılatı rakamları 25 Milyon TL veya tüketim amaçlı olup, ticari amaçla satın alınıp
daha yüksek ise elektronik fatura uygulamasına alınmadığı dahil) bakılmaksızın söz konusu Tebliğ ve
dahil olacaklardır. Lisans sahibi mükelleflerden alış Sirkülerde belirlenen şartları taşıdığından elektronik
yapanların, madeni yağ sektöründe veya başka bir fatura kullanma zorunluluğu bulunmaktadır.”
Madeni yağ lisansına sahip olan ve Özel
sektörde faaliyet göstermesi zorunluluk karşısındaki
Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki
durumlarını etkilemeyecektir.
Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) malları imal, inşa veya ithal eden mükelleflerden
sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal eden sadece mal alışları bulunan mükellefler elektronik
mükelleflerden 2011 takvim yılı içinde mal alışı fatura uygulamasına dahil olacak, hizmet alımları
yapanlar, satın aldıkları malın türüne, fiyatına, (lisans v.b.) ise kapsam dahilinde olmayacaktır.
Diğer taraftan, ihracat ve ithalat işlemlerinde
miktarına veya herhangi bir özelliğine bakılmaksızın
2011 yılı gelir tablolarındaki brüt satış hasılatı elektronik faturanın düzenlenip-düzenlenmeyeceği
rakamları 10 Milyon TL veya daha yüksek ise ile ilgili şunları söyleyebiliriz. İhracat ve ithalat
elektronik fatura uygulamasına dahil olacaklardır. işlemleri için karşı taraf kayıtlı kullanıcılar içerisinde
Bu kapsamda alış yapanların tütün, alkol, kolalı yer almayacağından söz konusu fatura elektronik
gazozlar sektörlerinde veya başka sektörlerde fatura şeklinde düzenlenemeyecek, kağıt fatura
faaliyet
göstermesi
zorunluluk
karşısındaki olarak düzenlenecektir. Düzenlenecek faturada
önemli olan husus fatura düzenlenecek mükellefin
durumlarını etkilemeyecektir.
Konuya ilişkin Ankara Vergi Dairesi elektronik fatura uygulamasında kayıtlı kullanıcı
Başkanlığı’nın 21.08.2013 Tarih ve 889 Sayılı olup olmadığıdır.
Elektronik
fatura
Özelgesi: “… Vergi Dairesi
düzenlenen işlemlerde sevk
Müdürlüğü’nün
…
vergi
ise
şu
şekilde
numaralı mükellefinin, 58 sıra İhracat ve ithalat işlemleri için karşı irsaliyesi
taraf kayıtlı kullanıcılar içerisinde
olacaktır.
Elektronik
fatura
numaralı Vergi Usul Kanunu
yer almayacağından söz konusu
uygulamasına
kayıtlı
Sirküleri
ekinde
Petrol
fatura elektronik fatura şeklinde
kullanıcılara
düzenlenecek
Piyasası Kanunu kapsamında
düzenlenemeyecek,
kağıt
fatura
olarak
elektronik faturada, düzenleme
madeni yağ lisansına sahip
düzenlenecektir.
tarihi
yanında
düzenleme
mükellefler ile Özel Tüketim
zamanının
da
saat
ve dakika
Vergisi Kanunu’na ekli (III)
olarak gösterilmesi halinde
sayılı listedeki malları imal,
inşa veya ithal eden mükelleflerden 2011 yılında elektronik faturanın kâğıt çıktısı irsaliye yerine
mal alan ve belirlenen brüt satış hasılatına sahip geçecektir. Söz konusu kâğıt çıktıya “İrsaliye yerine
olan mükelleflerin elektronik fatura kullanma geçer.” ifadesinin yazılması ve kâğıt çıktının satıcı
zorunluluğunun bulunduğu belirtilerek, 2011 veya yetkilisi tarafından imzalanması zorunludur.
yılında söz konusu Sirkülerin ekinde yer alan Ancak bu imkândan yararlanabilmek için elektronik
firmalardan satın alınan malların (kola, temizlik faturanın malın teslimi anında düzenlenmesi
malzemeleri, akaryakıt vb) tamamının tüketim gereklidir. Diğer bir ifadeyle, elektronik fatura
amaçlı olması nedeniyle elektronik fatura uygulamasına kayıtlı mükellefler arasında yapılan
kullanma zorunluluğunun bulunup bulunmadığı satışlarda;
-Mal ve hizmet satışı sırasında elektronik
hk.”
“Buna göre, ÖTV Kanununa ekli (III) sayılı fatura düzenlenirken söz konusu faturanın
listedeki malların imal, inşa veya ithal edenlerden düzenleme tarihinin yanında saat ve dakikası da
2011 takvim yılında mal alan ve 31.12.2011 tarihi belirtilmişse,
-Elektronik
faturanın
çıktısı
faturayı
itibariyle asgari 10 milyon TL brüt satış hasılatına
düzenleyen
tarafından
imzalanmış
ve
üzerine
sahip olan mükellefler ile Petrol Piyasası Kanunu
kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar “irsaliye yerine geçer” ibaresi not olarak düşülmüş
ve bunlardan 2011 takvim yılında mal alan ise söz konusu e-Fatura “irsaliye” olarak
mükelleflerden 31.12.2011 tarihi itibariyle asgari kullanılabilir. Bu imkandan, elektronik fatura malın
25 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olan teslimi anında düzenleniyorsa ve yukarıdaki şartları
taşıyorsa yararlanılabilecektir. Aksi durumda genel
52
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Makaleler «
gerekmektedir. Diğer taraftan, bir mükellefin merkez
ve şubelerinin bir kısmının portal bir kısmının ise özel
6-ELEKTRONİK FATURA DÜZENLEME entegratör vasıtasıyla e-Fatura uygulamasından
yararlanması mümkün değildir. Mükellefler e-Fatura
YÖNTEMLERİ
Elektronik fatura uygulaması, elektronik belge uygulamasından portal, entegrasyon veya özel
olarak düzenlenen faturaların tarafları arasında entegrasyon yöntemlerinden yalnızca birini seçmek
dolaşımı ile ilgili oluşturma, gönderme ve alma zorundadırlar.
E-Fatura
Portal
Yöntemi.
e-Fatura
zamanı gibi önemli kayıtların tarafsız bir biçimde
tutulmasını sağlamak ve elektronik belge olarak uygulamasına ait temel fonksiyonların internet
oluşturulmuş herhangi bir belgenin sıhhatinden üzerinden genel kullanımını sağlamak amacı ile
(format ve standartlara uygunluk, göndericinin oluşturulan ve http://www.efatura.gov.tr/ internet
kimliği ve doğruluğu, elektronik belgenin geçerliliği adresinde hizmete sunulan web uygulamasıdır.
ve içeriğinin bütünlüğü) emin olmak amacı ile En basit yöntem olan e-Fatura portalı, bilgi işlem
Başkanlık tarafından oluşturulan uygulamanın sistemlerinin entegre edilmesi sureti ile e-Fatura
uygulamasını kullanma konusunda yeterli bilgi
genel adıdır.
teknolojisi altyapısına sahip olmayan kullanıcıların
sağlamak
amacıyla
e-Fatura
uygulamasından
yararlanan yararlanabilmelerini
geliştirilmiştir. Faturalaşma yoğunluğu az olan
kullanıcılar;
kullanıcılar “www.efatura.gov.tr”
-Sistemde
kayıtlı
internet adresinden “GİB Portal”
kullanıcılara
e-Fatura
yönteminden ücretsiz olarak
gönderebilir,
Teknik açıdan e-Fatura uygulaması,
-Sistemde
kayııtlı sistem üzerinde önceden tanımlanmış faydalanabilirler.
Bilgi İşlem Sisteminin
kullanıcılardan e-Fatura alabilir. olan kullanıcıların belirlenen standartlara
Uygulamasına
-Gönderilen veya alınan uygun elektronik belgeleri, gönderen e-Fatura
taraftan alıcı tarafa iletimini sağlayan Entegrasyonu
Yöntemi.
e-Faturalarını bilgisayarlarına
bilgi
teknolojisi
indirerek elektronik ortamda mesajlaşma alt yapısını ifade etmektedir. (Yeterli
altyapısına
sahip
olan
muhafaza ve istendiğinde ibraz
kurumlar
için)
e-Fatura
edebilirler.
uygulaması yöntemlerinden olan entegrasyon
Teknik açıdan e-Fatura uygulaması, sistem yöntemi fatura alıp gönderme işlemleri yoğun olan
üzerinde önceden tanımlanmış olan kullanıcıların kullanıcılar için geliştirilen bir yöntem olup, e-Fatura
belirlenen standartlara uygun elektronik belgeleri, portal yönteminin sunduğu imkanlardan daha ileri
gönderen taraftan alıcı tarafa iletimini sağlayan bir faturalaşma imkanı sağlar. Bilgi işlem sistemleri
mesajlaşma alt yapısını ifade etmektedir. yeterli olan kullanıcıların, gerekli entegrasyonu
Elektronik fatura kapsamında fatura oluşturma, sağlamaları koşulu ile e-Fatura uygulamasını
gönderme ve alma işlemlerinde kullanıcılar doğrudan kendilerine ait bilgi işlem sistemleri aracılığı
için aşağıda açıklanan 3 farklı sistem seçeneği ile kullanmaları mümkündür. Uygulamaya entegre
olmak isteyenler, bilgi işlem sistemlerinde gerekli
bulunmaktadır. Bunlar:
ön hazırlıkları tamamladıktan sonra, sistemlerini ve
fatura ile ilgili süreçlerini açıklayan dokümanlarla
a)e-Fatura Portal Yöntemi.
b)Bilgi
İşlem
Sisteminin
e-Fatura birlikte Başkanlığa yazılı olarak başvuruda
Uygulamasına Entegrasyonu Yöntemi. (Yeterli bilgi bulunacaktır. Başvurusu uygun bulunanlara
entegrasyon işlemlerine başlayabilecekleri bir yazı
teknolojisi altyapısına sahip olan kurumlar için)
c)Başkanlıktan Özel Entegrasyon İzni Alan ile bildirilecektir. Entegrasyon çalışmaları, başlama
yazısı tarihinden itibaren en geç bir yıl içerisinde
Kurumların Sistemi Aracılığıyla.
Elektronik fatura uygulama yöntemlerinden tamamlanmak zorundadır. Entegrasyon sürecini
hangisinin
kullanacağının
seçiminde
ise başarı ile tamamlayan mükellefler, Başkanlığın
ihtiyarilik bulunmakta olup, kullanıcılar söz konuya ilişkin yazısı üzerine, e-Fatura uygulamasını
entegrasyon
aracılığı
ile
konusu yöntemlerden hangisini kullanacaklarına gerçekleştirdikleri
kendilerinin verecekleri karar belirleyecektir. kullanmaya başlayacaktır. Bu yöntemde kullanıcılar
Bu kararı verirken kullanıcıların bilgi teknolojisi kendi bilgi işlem sistemlerini “www.efatura.gov.tr”
altyapısı ile fatura yoğunluklarını dikkate almaları internet adresinde yayınlanan kılavuzlara uygun
hükümlere göre sevk irsaliyesi düzenlenecektir.
53
olarak Başkanlık sistemine entegre edecek ve bu
şekilde faturalarını alıp gönderebileceklerdir.
Diğer taraftan, 397 sıra numaralı Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında bilgi
işlem sistemlerinin entegrasyonu yöntemiyle
elektronik fatura uygulamasından yararlanan
mükellefler, sistemlerini kesintisiz 7 gün 24 saat
fatura ve ilgili mesajları alabilir ve gönderebilir
halde açık tutmak zorundadırlar. Mücbir sebepler
dışında bu zorunluluğa uymayan mükelleflerin
entegrasyon izinleri iptal edilecek olup, elektronik
fatura uygulamasını sadece portal yöntemiyle
kullanabileceklerdir.
Başkanlıktan Özel Entegrasyon İzni Alan
Kurumların Sistemi Aracılığıyla. Gelir İdaresi
Başkanlığından özel entegrasyon izni almış
mükelleflerin bilgi işlem sistemleri kullanarak da
e-fatura uygulamasından yararlanabilir. Özel
entegrasyon yöntemi ile faturalama ihtiyaçları
farklılık gösteren veya çok sayıda fatura düzenleyen
mükelleflere, kendilerine ait bilgi işlem alt yapısının
yetersiz olması halinde teknik yeterliliğe sahip bir
özel entegratörün bilgi işlem sistemi vasıtasıyla
elektronik fatura alıp gönderebilme imkanı
sağlanmıştır. Bu durumda mali mührünü ürettiren
mükellefler, Başkanlık’tan özel entegrasyon izni
almış kurumlara başvuru yaparak uygulamaya
dahil olabilirler.
7-ELEKTRONİK
FATURA
UYGULAMASINDA
DİKKAT
EDİLMESİ
GEREKENLER
397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliği ile 421 sıra numaralı Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliğ uyarınca; elektronik fatura
uygulamasına kayıtlı mükelleflerin;
a-Karşılıklı
e-Fatura
Düzenleme
Zorunluluğu: Birbirlerine sattıkları mallar ve ifa
ettikleri hizmetler için düzenledikleri faturaları
01.04.2014 tarihinden itibaren elektronik fatura olarak
göndermeleri ve almaları zorunludur. Elektronik
fatura uygulamasına kayıtlı olan diğer mükelleflere
kâğıt
ortamında
fatura
düzenleyemezler;
düzenlemeleri halinde kâğıt ortamında düzenlenen
bu faturalar hiç düzenlenmemiş sayılacaktır.
Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olmayan
mükelleflere yaptıkları mal teslimi ve hizmet ifası
için genel hükümler çerçevesinde kağıt fatura
düzenlemeye devam edeceklerdir.
Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan
diğer mükellefler tarafından gönderilen elektronik
54
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
faturaları almaları zorunludur. Bu zorunluluğa
uymayan mükellefler hakkında Vergi Usul
Kanununun ilgili hükümlerinde belirtilen fatura
almayan mükelleflere tatbik olunan cezai hükümler
uygulanacaktır.
Elektronik fatura uygulamasından yararlanan
mükellefler fatura düzenlemeden önce muhatabın
(gönderici veya alıcının) www.efatura.gov.tr internet
adresinde yer alan kayıtlı kullanıcı listesine kayıtlı
olup olmadığını kontrol edecekler, kayıtlı kullanıcı
ise elektronik fatura, kayıtlı kullanıcı değilse kağıt
fatura düzenleyeceklerdir. Alfabetik sıralı güncel
listesi www.efatura.gov.tr internet adresinde
yayımlanmaktadır.
b-Muhafaza ve İbraz Yükümlülüğü:
Vergi Usul Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret
Kanununun ilgili hükümlerine göre mükellefler,
gerek düzenledikleri gerekse adlarına düzenlenen
faturaları, yasal süreler dahilinde muhafaza
ve istendiğinde ibraz etmekle yükümlüdürler.
e-Faturanın veri bütünlüğünün sağlanması ile
kaynağının inkar edilemezliği mali mühürle garanti
altına alınmaktadır. Mührün doğruluk ve geçerlilik
kontrolünün ancak elektronik ortamda yapılabilmesi
nedeniyle e-Faturanın kağıda basılarak saklanması
söz konusu değildir. Bu nedenle mükellefler,
düzenledikleri ve aldıkları e-Faturaları, üzerindeki
mali mühürü de içerecek şekilde kanuni süreler
dahilinde kendi bünyelerindeki elektronik, manyetik
veya optik ortamlarda muhafaza ve istendiğinde
elektronik, manyetik veya optik araçlar vasıtasıyla
ibraz edeceklerdir.
c-Arşivleme:
Elektronik
fatura
uygulamasında düzenlenen ve alınan faturalara
ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından
saklama hizmeti verilmemektedir. Portal üzerinden
düzenlenen ve alınan faturalar, mükellefler
tarafından arşivlenerek kendi bilgi işlem
sistemlerinde veya Başkanlığımızdan saklama
hizmeti konusunda yetki almış kuruluşların
bünyesinde saklanmalıdır. Portalda bulunan
arşivleme bölümü sadece gelen ve gönderilen
faturaların pasife çekilerek posta kutusunda ve
gönderilenler kutusunda yer alan fatura trafiğinin
rahatlatılmasına yönelik olarak hazırlanmış bir
ekran olup bu ekrandaki faturaların kullanıcı
tarafından kendi bilgisayarlarına indirilerek,
bünyelerinde veya saklamacı kuruluşlar nezdinde
muhafaza edilmesi gerekmektedir.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
e-Ünvan Değişikliği
e-Fatura uygulamasına kayıtlı bir kullanıcı,
ünvanının değişmesi halinde 15 gün içinde ünvan
değişikliğine ait Ticaret Sicil Gazetesinin fotokopisi
ve durumu izah eden bir dilekçe ile Gelir İdaresi
Başkanlığı’na posta yoluyla, yeni ünvana ait mali
mühür temini için Kamu Sertifikasyon Merkezine
elektronik ortamda başvurması gerekmektedir.
Ünvan değişikliğine giden mükellefin e-Fatura
sistemindeki
ünvanı,
dilekçesine
istinaden
güncellenecek olup, mükellefler yeni mali mühürlerini
temin edene kadar, eski ünvana ait mali mühürleri
ile işlem yapmaya devam edebileceklerdir.
f-Nevi Değişikliği
e-Fatura uygulamasına kayıtlı bir kullanıcı,
nevi değişikliğine gitmesi halinde 15 gün içerisinde,
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
nevi değişikliğine ilişkin ticaret sicil gazetesinin
fotokopisi ve durumu izah eden bir dilekçe ile Gelir
İdaresi Başkanlığı’na posta yoluyla, yeni ünvana ait
mali mühür temini için Kamu Sertifikasyon Merkezine
elektronik ortamda başvurması gerekmektedir. Nevi
değişikliğine giden mükellefler yeni mali mühürlerini
temin edene kadar, e-Fatura uygulamasından eski
vergi kimlik numarasına ait ünvan ve mali mühür ile
yararlanmaya devam edeceklerdir.
Bu süre zarfında, eski ünvanlarına
düzenlenen faturaları muhasebeleştirebilecekler,
düzenleyecekleri e-Faturalarda, yeni ünvan ve
vergi kimlik numarası bilgilerine faturanın açıklama
alanında yer vereceklerdir. Yeni ünvanlarına ait mali
mührün üretim/teslim bilgisi Kamu Sertifikasyon
Merkezi tarafından Başkanlığa iletildikten sonra,
Başkanlık tarafından eski hesapları kapatılarak, yeni
hesapları aktive edilecektir. Bu tarihten sonra yeni
VKN, yeni ünvan ve yeni mali mühür kullanılarak
e-fatura düzenlenecektir.
» Makaleler «
d-Temel ve Ticari Fatura Senaryosu/eFaturanın Reddi:
“Temel fatura” ile “ticari fatura” arasında
sadece faturaya sistem üzerinden itiraz imkanı
açısından farklılık bulunmaktadır. Her iki fatura da
sistemler tarafından alınmak zorundadır. Alınan
ticari faturaya e-fatura uygulaması üzerinden
“Red” veya “Kabul” mesajı gönderilmesi imkanı
vardır. Temel faturaya itiraz ise e-fatura uygulaması
üzerinden değil harici yollarla yapılabilmektedir.
Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı
kullanıcılar, uygulama kapsamında, uygulamadan
yararlanma yöntemine ve gönderilen e-Faturanın
senaryo
tipine
(temel/ticari)
bakılmaksızın,
gelen e-faturaları almaktan imtina edemezler ve
Başkanlığın yayımladığı şema/şematron kontrolleri
ile imza doğrulaması hatası dışında reddedemezler.
Entegrasyon ve özel entegratör yöntemini
kullanan mükellefler, Başkanlığın belirlediği şema
ve şematron dışında kurallar belirleyemez ve
kullanamazlar. Aksi yönde hareket eden entegratör
ve özel entegratörlerin, entegrasyon izinleri
Başkanlık tarafından iptal edilebilir.
Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı
kullanıcıların, e-Faturalara itiraz yöntemleri teknik
kılavuzlarda düzenlenmiş olup, temel fatura
kapsamında düzenlenen faturalara mükellefler,
mevzuat hükümleri çerçevesinde muhasebe
kayıtlarına alıp iade faturası düzenleyerek ya da
muhasebe kayıtlarına almadan harici yollar ile
sistem dışından itiraz edebilirler. Ticari fatura
senaryosu kapsamında düzenlenen faturalarda
ise uygulama yanıtı ile faturalar kabul ya da red
edilebilmektedir.
8-UYGULAMAYA İLİŞKİN SORUMLULUK
VE CEZAİ MÜEYYİDELER
Başkanlık tarafından 421 sıra numaralı
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan usul
ve esaslara aykırı biçimde e-Fatura düzenleyen
mükellefler hakkında, işledikleri fiile göre Vergi Usul
Kanununda öngörülen cezalar uygulanacaktır.
e-Fatura uygulamasından yararlanma yetkisi
bulunmakla birlikte, belirtilen usul ve esaslara
uymayan ve Başkanlıkça yapılacak uyarıya rağmen
durumlarını düzeltmeyen mükelleflerin, e-Fatura
gönderme ve/veya alma yetkileri Başkanlık tarafından
yapılacak değerlendirme üzerine iptal edilebilir.
Yetkileri Başkanlıkça iptal edilen mükellefler, iptal
edilen yetkileri bakımından bir yıl süre ile e-Fatura
uygulamasından yararlanamayacaktır.
Mükellefler, e-Fatura uygulaması kapsamında
oluşturdukları elektronik belgelerde yer verdikleri
bilgilerin gerçek duruma uygunluğunu sağlamaktan
sorumlu olup, bu çerçevede Başkanlığın herhangi
bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
e-Fatura
düzenleme
yetkisi
bulunan
mükelleflerin gerek kendi sistemlerinde gerekse
e-Fatura uygulamasında meydana gelebilecek arıza
ve kesinti durumlarında fatura düzenleyebilmek
için yeteri kadar basılı kağıt fatura bulundurmaları
zorunludur.
Başkanlık,
gerek
görmesi
halinde
uygulamadan yararlanan mükelleflerin bilgi işlem
sistemini/sistemlerini denetleme yetkisine sahiptir.
Bu denetimler sırasında mükellefler, gerekli her türlü
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
55
56
imkanı (uygun donanım ve yazılımlar, terminallere
ulaşım izinleri ve uzman personel gibi) sağlamak
zorundadır.
Mükellefler, bilgi işlem sistemini/sistemlerini
oluşturan yazılım, donanım, dosya, dokümantasyon
ve diğer unsurları, hiçbir şekilde kısmen veya
tamamen vergi inceleme elemanlarının ve
Başkanlıkça görevlendirilecek personelin erişimini
ve denetimini engelleyecek bir sözleşme veya
lisansa konu edemezler.
gazozlar, alkol ve alkol ürünleri, tütün ve tütün
mamüllerini imal, inşa veya ithal eden mükellef
grupları) ve bunlardan mal alan belli brüt satış
hasılatına sahip bazı mükelleflere 01.04.2014
tarihinden itibaren zorunlu hale getirilmiştir. Kayıp
ve kaçağın fazla olduğu bu iki sektörün zorunluluk
kapsamına alınması mükelleflerin vergi kanunlarına
uyumlarının artırılması ile kayıt dışılığın izlenerek
önlenmesi amaçlarının gerçekleştirilmesi açısından
önemli bir adımdır.
9-SONUÇ
Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojileri,
sağladıkları verimlilik ve maliyet avantajı gibi
nedenlerle mükelleflere ait iş süreçlerinde gittikçe
daha yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu
durum, özellikle yüksek sayıda yasal belge ve kayıt
ile ilgili süreçleri kağıt ortamında yürütmek zorunda
olan mükelleflere yönelik, gelişen teknolojiye
uygun yeni usul ve esasların belirlenmesini zorunlu
kılmaktadır.
Bu kapsamda elektronik fatura uygulaması,
397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
ile 05.03.2010 tarihinden itibaren ihtiyari olarak
uygulamaya başlanmış olup, 421 sıra numaralı
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bazı sektörlere
(madeni yağ lisansına sahip olanlar ile kolalı
KAYNAKÇA
1- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
2- 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu
3- 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu
4- Vergi Usul Kanunu 397 No’lu Genel Tebliği.
5- Vergi Usul Kanunu 416 No’lu Genel Tebliği.
6- Vergi Usul Kanunu 421 No’lu Genel Tebliği.
7- Vergi Usul Kanunu 424 No’lu Genel Tebliği.
8- 58 Sıra No’lu VUK Sirküleri.
9- www.gib.gov.tr
10- www.efatura.gov.tr
11- www.bilgitoplumu.gov.tr
12- Dr.Leyla KESER BERBER, “Elektronik Fatura ve Şirketlerin Dijital Mali Denetimi”,
Yetkin Yayınları, Ankara 2006.
13- Neslihan İÇTEN İNCE-Mikail İNCE, “E-Dönüşüm Türkiye Projesinde Yer Alan
“Elektronik Faturanın Kullanım Usul ve Esasları” ile “Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda
Tutulması” Eylemlerinin Hangi Aşamada Olduğu”, Vergi Raporu, Haziran 2008, Sayı:105.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Makaleler «
GVK’NIN 23.MADDESİNDE YER ALAN ÜCRET
İSTİSNALARINA BAKIŞ
Cenk CANAL
İzmir-Çiğli Vergi Dairesi Müdürü
1.ÜCRET ve İŞVEREN TANIMLAMASI
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda
vergilendirilecek gelir unsurları sayılmış olup,ücret
geliri de bunlardan birisidir.Kanunun 61.maddesinde
“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı
olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve
ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen
menfaatlerdir.” Şeklinde tanımlanmıştır.Yasada
yer alan tanımlamadan da anlaşılacağı elde edilen
gelirin ücret olarak nitelendirilebilmesi belli şartların
varlığına bağlanmıştır.O halde bir gelirin ücret
tanımına girmesi için,
1.Bir işverene tabi olarak çalışılmış olmalı,
2.Belli bir işyerine bağlı olarak çalışılmış
olmalı,
3.Verilen hizmet karşılığı elde edilmiş
olmalıdır.
Ücretlinin işverene tabi olarak çalışması
şartında bahsi geçen işveren tabiri GVK’nın
62.maddesinde açıklanmıştır.Madde hükmüne göre
işveren hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları
dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.Aynı
zamanda GVK’nın 61’inci maddesinin 1 ila 6 numaralı
bentlerinde yazılı ödemeleri yapanlar bu kanunda
yazılı ödevleri yerine getirmek bakımından işveren
hükmündedir.
Ücretin
ödenek,tazminat,kasa
tazminatı,zam,avans vb... isimler altında ödenmesi
mahiyetini değiştirmemektedir.Her ne kadar çıplak
ücret olarak maaş bordrosuyla birlikte ödenmese
de yukarıda sayılan ödemeler de ücret tanımı
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
içerisinde yer almaktadır.
Yasa koyucu gerek bazen unutulmaya yüz
tutmuş sanat kollarında çalışanların ücretlerini
gerekse bazı iş kollarını teşvik etmek ve
çalışanların menfaatlerini kollamak için işçilerin
elde ettikleri bazı ücretlere istisna getirmiştir.Bu
istisnalar Gelir Vergisi Kanunu’nun 23. maddesinde
15 bent halinde sayılmıştır.İstisnalar kanunda açık
olarak gözükmekle birlikte içerisinde barındırdığı
istisnanın geçerliliği şartları da bulunmaktadır.
anlaşılmaktadır.
Makalemizde,ücretlerde
yer
alan
bu
istisnaların nelerden ibaret olduğu verilen örneklerle
açıklanmaya çalışılacaktır.
2.YASAL HÜKÜMLER ve AÇIKLAMALAR
Yasa koyucu elde edilen birtakım gelirlerin
vergi konusu dışında bırakılması için istisna
hükümleri belirlemiştir.Ücretlerde uygulanacak
istisnalarda bunlardan biridir.Temel amacın
işkolunda faaliyet gösteren çalışanları teşvik
etmek,faaliyet gösterilen alana korumacılık
uygulayarak
gelişmesini
izlemek,ekonomik
yararına nazaran sosyal yararının fazla olması gibi
nedenler ücret istisnası getirilmesinin nedenleri
arasında sayılabilir.GVK’nın 23.maddesinde de
hangi ücretlerin vergi istisnası sınırları içerisinde
olduğu belirtilmiştir.Bentler ve açıklamaları aşağıda
yer almaktadır;
1.Köylerde veya son nüfus sayımına göre
belediye içi nüfusu 5.000’ i aşmayan yerlerde
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
57
fabrika bekçisinin aldığı ücret istisna kapsamında
olmayacaktır.Çünkü yasa metninde dokuma ile
uğraşan işçilerin ücretlerinin istisna olduğu açıktır.
Bekçi her ne kadar işçi statüsünde olsa ve fabrikada
çalışsa bile bilfiil üretimde yer almadığından ücreti
de istisna kapsamında olmayacaktır.
faaliyet gösteren ve münhasıran el ile dokunan
halı ve kilim imal eden işletmelerde çalışan
işçilerin ücretleri;
Bent hükmünde yazılı ücret elde eden
işçilerin ücretlerinin istisnadan yararlanabilmesi için
birtakım şartlar öne sürülmüştür.Bu şartlar topluca
şöyledir;
1.Faaliyet gösterilen yer köy ya da belediye
içi nüfusu 5000’ i aşmayan yerlerden olmalı,
2.Üretim faaliyeti sonucu ortaya çıkan
mamül,halı ve kilim olmalı
3.Halı ve kilim sadece el ile dokunmalıdır.
Bu üç şartın birlikte gerçekleştiği yerlerde
çalışan işçilerin elde ettiği ücretler Gelir Vergisinden
istisnadır.Ancak bir fabrikanın üretimi makine ile
olmasına rağmen birkaç işçi fabrikanın başka
kısmında el ile halı ve kilim dokuma işi ile uğraşırsa
elde edilen ücretin vergilendirilip vergilendirilmemesi
karşımıza çıkmaktadır.Kanun koyucu,bu tür
ücretleri istisna kapsamına alırken küçük atölye
ya da fabrika şeklinde organize edilmiş yerlerde
çalışan işçileri ve işkolunu korumak ve teşvik
etmek amaçlı hareket etmiştir.Seri üretim yapan
bir fabrikanın el ile dokunan halı ve kilim imal eden
bir fabrikadan üretim kapasitesi ve diğer şartlar
bakımından üstün olduğu tartışmasız bir gerçektir.
Bu yüzden kanun metnine de sadece el ile dokunan
halı ve kilim ibaresi koyulmuştur.Fabrikanın bir
kısmında el ile halı ve kilim dokunsa bile esas üretim
makine yordamıyla olduğundan (bir diğer taraftan
bakılacak olursa emek yoğun değil,sermaye yoğun
şeklinde üretim yapıldığından)bu işçilerin ücretleri
gelir vergisinden istisna edilmeyecektir.
Buna benzer şekilde, fabrika el ile dokunan
halı ve kilim imalatı ile uğraşmasına rağmen
58
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
2.Gelir Vergisinden muaf olanların veya
gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerin
yanında çalışan işçilerin ücretleri,
Gelir Vergisinden muaf olan kişiler 193
sayılı GVK’nın “vergiden muaf esnaf” başlıklı
9.maddesinde sayılmıştır.Bu istisna hükmü,9.
maddede sayılan kişilerin yanında çalışan işçilerin
ücretlerini ifade etmektedir.
Yine aynı Kanunun 52.ve 54. maddelerinde
zirai kazancın tanımı ve kimlerin zirai kazançlarının
gerçek usulde vergilendirileceği belirtilmiştir.
Bilindiği üzere 54. maddede yazılı işletme büyüklüğü
ölçülerinin altında kalan çiftçinin vergilendirilme
şekli tevkifat usulüdür.Bu usul nihai vergilemedir.
Bu şekilde kazancı tevkif yoluyla vergilendirilen
çiftçinin yanında çalışan işçisinin aldığı ücret de
vergiden istisna edilmiştir.
3.Toprak altı işletmesi halinde bulunan
madenlerde cevher istihsali ve bununla ilgili
diğer bütün işlerde çalışanların münhasıran yer
altında çalıştıkları zamanlara ait ücretler,
Toprak altı işletmesi halinde bulunan
madenlere kömür,altın,krom,bakır madenlerini
örnek gösterebiliriz.Kanun koyucu madenlerde
çalışmanın zorluğunu bildiği için
en azından
çalışanların ücretlerinde istisna getirerek bir
anlamda bu işçilere yapmış oldukları zorlu çalışma
için teşekkür etmiştir.
Dikkat edileceği üzere istisna sadece
toprak altında çalışılan zamanlarda elde edilen
ücretlerle ilgilidir.Örneğin bir mühendis hem yer
altında çalışıyor hem de yer üstünde çalışıyor
ise sadece yer altında çalıştığı süre içerisinde
elde edeceği ücret vergiden istisna edilecektir.
Ancak bir işçi,çıkarılan madenleri yer altına inerek
vagonlara doldurma ve yer üstüne çıkarma işi
ile uğraşıyorsa,işçinin ücretinin tamamı istisna
olacaktır.
İstisna bent hükmünde de belirtildiği üzere
sadece cevher üretimi ile ilgilidir.Bu yüzden cevher
üretimi ve bununla ilgili diğer işlerde çalışılması
gereklidir.Örneğin metro inşaatı,doğalgaz hattı
döşenmesi,elektrik
kablolarının yer altından
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Makaleler «
geçirilmesi gibi çalışmalar yer altında yapılmakla yerlerde orta hizmetçiliği, süt ninelik, dadılık,
birlikte cevher üretimi
ile ilgili olmadığından bahçıvanlık, kapıcılık gibi özel hizmetlerde
çalıştırılanlardır.)(Mürebbiyelere
ödenen
çalışanların ücreti istisna değildir.
Bu
hususta
İstanbul
Vergi
Dairesi ücretler istisna kapsamına dahil değildir)
Bu bent hükmünde istisna ücret elde
Başkanlığının vermiş olduğu 14/06/2011 tarih ve
B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 23-741 sayılı özelge edenler ticaret mahallerinden çok vergilendirme
oldukça açıklayıcı niteliktedir.Özelgenin son dışında, özel fertlerin işlerini yapanlardır.Örneğin
ev içerisinde çalıştırılanlar gibi.Çalışan kişinin
paragrafları şöyledir;
uyruğunun önemi yoktur.Yabancı uyruklu olan bir
“…..
Bu hüküm ve açıklamalara göre, Şirketinizin hizmetlinin de bir Türk hizmetli gibi ücreti vergiden
toprak altı işletmesi halinde bulunan madenlerde istisnadır.
Dikkat edilecek husus,ücreti istisna olarak
cevher üretiminde çalışan personelinin münhasıran
bu
kişilerin,istisna
hükümlerinden
yer altında çalıştıkları zamanlara ait ücretleri gelir sayılan
için
ticaret
mahallinde
vergisinden istisna olup vergiye tabi olan ücretin yararlanabilmeleri
gerektiğidir.Örneğin
bir
sigorta primi ile vergiye tabi olmayan ücretin sigorta çalışmamaları
primi ayrımı yapılmaksızın söz konusu personele işhanının kapıcısı bu bent hükmüne göre ücret
ödenen ücretlerin tamamı üzerinden kesilen istisnasından yararlanamaz.Mürebbiyeler,fertlerin
sigorta priminin gelir vergisi matrahının tespitinde kendilerini,çocuklarını ve bunlar gibi aile fertlerini
ücreti karşılığında belli bir
vergiye tabi ücretten indirilmesi
dalda ders vermek ,yetiştirmek
gerekmektedir.
amacıyla tutulmuş kişilerdir.
Ayrıca,
söz
konusu
Bent
hükmünde
yazılı
ücret
elde
Madde hükmünün sonuna yasa
personelinizin ücretlerinin peşin
ödenmekte olması halinde eden işçilerin ücretlerinin istisnadan koyucu tarafından parantez
ücretin ödenmesi anında söz yararlanabilmesi için birtakım şartlar içi hüküm koymak sureti ile
öne sürülmüştür.
bunların
ücretleri
verginin
konusu istisna uygulanmayacak
kapsamına
alınmıştır.Madde
olup ay sonunda bu kişilerin
hükmünde
yer
almasına
yer altında çalıştıkları süreler
karşın uygulanması günümüz
tespit edilerek bu sürelere
ilişkin ücretler vergiden istisna edilip muhtasar şartlarında çok zordur.
Benzer şekilde apartman yönetimlerinin
beyannamede istisna uygulandıktan sonra tespit
temizlikçiler vasıtasıyla merdivenlerini yıkatması
edilen verginin beyan edilmesi gerekmektedir.”
gibi işlemlerinde ödenen para ücret olmasına
4.Köy
muhtarları
ile
köylerin rağmen bu bent uyarınca istisnadır.
Mahkeme tarafından hasta olan kişinin bakımı
katip,korucu,imam,bekçi
ve
benzeri
hizmetlilerine köy bütçesinden ödenen ücretler için vasi tayin edilmesi ve bu vasinin de bakım işini
ile çiftçi mallarını koruma bekçilerinin ücretleri, birkaç kişiyle birlikte yapacak olması durumunda
Köy bütçesi, ihtiyar meclisi ile muhtar vasinin elde ettiği ücretin istisna kapsamında
tarafından hazırlanarak köyün bağlı olduğu olmadığı yine Kanunun 95/1-3 bendi gereğince
mülki idare amiri tarafından onaylandıktan sonra yıllık beyanname açısından değerlendirilmesi
yürürlüğe girmektedir.Köy gelirleri arasında en ancak bakım işine yardımcı olacak diğer kişilerin
önemli pay imece ve salmadır.Bu istisna bendinde ücretlerinin ise istisna kapsamında olduğu İstanbul
dikkat edilecek husus,köy muhtarları ve benzeri Vergi Dairesi Başkanlığının 13/09/2012 tarih ve
hizmetlilerin ücretlerinin,istisnadan yararlanabilmesi B.07.1.GİB.4.34.16.01-120[23-2012/355]-2773
için mutlaka köy bütçesinden ödenmesi gerektiğidir. sayılı özelgesinde açıklanmıştır.
6.Sanat okulları ile bu mahiyetteki
Çiftçi mallarını koruma bekçilerinin ücretlerinin
ceza
ve
ıslahevlerinde,
ise nereden ödenmesi gerektiğinin istisna için bir enstitülerde,
darülacezelerin
atelyelerinde
çalışan
önemi bulunmamaktadır.
5.Hizmetçilerin
ücretleri
(Hizmetçiler öğrencilere, hükümlü ve tutuklulara ve
özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, düşkünlere verilen ücretler
Bu bent hükmünde sayılan istisnaların
apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair
59
amacının sayılan kişilerin mesleğe alışmaları
ya da bulundukları yerde meslek öğrenmelerini
teşvik etme amaçlı olduğu görülmektedir.Ancak
iş yapılacak atölyelerin mutlaka sayılan yerlerde
kurulması ve çalışanlarında bu atölyelerde iş
görmesi gerekmektedir.Buna göre bir sanat
okulunun marangozluk bölümünde okuyan bir
öğrencinin atölyede çalıştığı süreler için elde
ettiği ücret vergiden istisna edilecek fakat aynı
öğrencinin staj maksatlı olarak sanayide işyeri
olan bir marangozun yanında çalışmak suretiyle
elde edeceği ücret Gelir Vergisinden istisna
edilmeyecektir.
7.Hizmet erbabına işverenlerce yemek
verilmek
suretiyle
sağlanan
menfaatler
(İşverenlerce, işyerinde veya müştemilatında
yemek verilmeyen durumlarda çalışılan günlere ait
bir günlük yemek bedelinin 12 TL’yi aşmaması ve
buna ilişkin ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan
mükelleflere yapılması şarttır. Ödemenin bu tutarı
aşması halinde, aşan kısım ile hizmet erbabına yemek
bedeli olarak nakten yapılan ödemeler ve bu amaçla
sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir.)
GVK’nın 61.maddesinin 2.bendinde ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk
tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur
hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka
adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık
münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın
belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması
onun mahiyetini değiştirmeyeceği belirtilmiştir.
İşverenlerce hizmet erbabına ödenen yemek bedeli
de esas itibariyle bir gider karşılığı olup,ücret sayılan
ödemelerdendir.Ancak yasa koyucu işverenler ve
çalışan ücretli kesim üzerinde olan bu yükü biraz
olsun hafifletmek maksadıyla yapılan bu ödemelerin
2014 yılında 12 TL’sini istisna tutmuştur.(285 seri
numaralı Genel Tebliğ)
Bu bentte yazılı ücret istisnasından
yararlanılabilmesi için;
a)Yemek bedelinin 12 TL’yi aşmaması
(KDV hariç bedeldir)
b)Ödemenin mutlaka hizmet verene
yapılması şarttır.
İşverenin ödemeyi ücretliye yapması ve
ücretlinin de gidip hizmet verene ödeme yapması
halinde
istisna
uygulanmayacaktır.Ödemenin
bizzat işverence hizmet verene yapılması
şartı vardır.Bunlara ilaveten bazen işverenler
çalışanlarına genellikle yemek vermek yerine
60
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
erzak dağıtmaktadırlar.Yasa hükmünde açıkça
yemek verilmesi şeklinde bir ifade bulunduğu için
erzak dağıtma işi nedeni ne olursa olsun istisnayı
bozacaktır.
8-Genel olarak maden işletmelerinde ve
fabrikalarda çalışan işçilere ve özel kanunlarına
göre
barındırılması
gereken
memurlarla
müstahdemlere konut tedariki ve bunların
aydınlatılması, ısıtılması ve suyunun temini
suretiyle sağlanan menfaatler ile mülkiyeti
işverene ait brüt alanı 100 m2yi aşmayan
konutların hizmet erbabına mesken olarak
tahsisi suretiyle sağlanan menfaatler (Bu
konutların 100 m2’yi aşması halinde, aşan kısma
isabet eden menfaat için bu istisna hükmü
uygulanmaz);
Bu bentte iki ayrı istisna hükmü göze
çarpmaktadır.Birincisi,işçilere ve özel kanunlarına
göre
barındırılması
gereken
memur
ve
müstahdemlere yapılan konut tahsisi ,ikincisi ise
hizmet erbabına sağlanan konut tahsisidir.İşçilere
yapılan konut tahsisinde işçinin maden iletmesinde
ve fabrikada çalışması şartı aranmaktadır.İşçilere
verilen konutun vergi değerinin ve mülkiyetinin
kime ait olduğunun önemi bulunmamaktadır.Tahsis
edilen konut kiralama yoluyla da tutulmuş olabilir.
Konutun aydınlatılması,ısıtılması ve diğer giderleri
de istisna içerisindedir.
Hizmet erbabına yapılan konut tahsisinde ise,
1.Mülkiyet mutlaka işverene ait olmalı,
2.Konutun brüt alnın 100 m2 yi aşmamalı,
3.Konutun aydınlatma,ısıtma gibi giderleri
işveren tarafından ödenmemelidir.
Yabancı işçilere sağlanacak konut tahsisi
için durum farklılık arz etmektedir.Özellikle bir
fabrikanın yurt dışından satın alarak getirdiği bir
makinenin montajı ve çalıştırılması işlerinde yurt
dışından satın aldığı makinenin firmasından montaj
işçileri getirilmektedir.İşte bu gibi yabancı montaj
işçilerine Türkiye’de bulunan firma tarafından
yapılan konut tahsisleri ücret ödemesinin bir unsuru
kabul edilecek ve ödeme vergiye tabi tutulacaktır.
Ancak yabancı işçi,Türkiye’de bulunan bir firmanın
bir Türk işçisinin çalışma prensibi ile aynı şekilde
çalıştığında (sürekli çalışma ,sözleşme yapılması
gibi) çalışma işinin maden işletmelerinde ve
fabrikada yapılması durumunda sağlanan konut
istisnadan faydalanacaktır.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
10. Kanunla kurulan emekli sandıkları ile
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici
20.maddesinde belirtilen sandıklar tarafından
ödenen emekli, malûliyet, dul ve yetim aylıkları
(506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici
20.maddesinde belirtilen sandıklar tarafından
ödenen aylıkların toplamı, en yüksek Devlet
memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından
fazla ise aradaki fark ücret olarak vergiye tabi
tutulur.) (Genel, katma ve özel bütçelerden
ödenen bu nevi aylıklar dahil)
Bent hükmünde 4369 sayılı Kanun ve 4697
sayılı Kanun ile önemli değişiklikler yapılmıştır.4697
sayılı kanun ile değişmeden önceki hükümlere
göre, ödenen aylıklar toplamı, en yüksek devlet
memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından
fazla ise aradaki fark ücret olarak vergiye tabi
tutulmak suretiyle,kanunla kurulan veya tüzel kişiliği
haiz bulunan emekli sandıkları ile 10 yıl süre ile prim
veya aidat ödenmiş olmak kaydıyla Türkiye’de kain
ve merkezi Türkiye’de bulunan sigorta şirketleri
ve yardım sandıkları tarafından ödenen emekli,
maluliyet, dul ve yetim aylıklar istisna içerisinde
değerlendirilmiştir.
11.308 sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim
Kanununa tabi çırakların asgari ücreti aşmayan
ücretleri.
GVK’nın 23.maddesinin 12 numaralı bendinde
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
yazılı olan işçinin,3308 sayılı Kanuna tabi olarak
çalışması lazımdır.Burada yazılı çalışanlar diğer
ücretli ile karıştırılabilir.Diğer ücretliler bilindiği üzere
GVK’nun 64.maddesinde sayılanların yanında
çalışanlardır.Örneğin basit usulde vergilendirilen
bir berberin yanında çırak olarak çalışan ve Çıraklık
Kanununa tabi olan 400 TL ücret alan işçinin ücreti
istisna olacak ancak kanuna tabi olmadan 400 TL
ücretle çalışan işçinin ücreti ise Diğer Ücret adı
altında Gelir Vergisine tabi olacaktır.
» Makaleler «
9.Hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine
gidip
gelmelerini
sağlamak
maksadıyla
işverenler tarafından yapılan taşıma giderleri
İstisna bendinde geçen hizmet erbabı
terimi,bir işletmede çalışan tüm işçilerin yanısıra
müdürleri,müdür yardımcılarını,memurları ve diğer
çalışanları da kapsamaktadır.Günümüzde çoğu
işletme otobüs,minibüs şeklinde toplu taşıma
araçlarıyla işçilerinin işyerlerine getirmektedir.
Yasa koyucu bu bentte işçilerin topla taşıma
araçlarını kullanmasını şart koşmuştur.Ancak bazı
üst düzey yöneticilerin ulaşımlarını kendilerine
verilen özel taşıtlarla(binek otoları) sağladıklarına
rastlanmaktadır.İstisnanın temel kuralı topla
taşıma olduğundan bu özel araç tahsisi istisna
kapsamında değildir.Hizmet erbabının kendi özel
taşıtını kullanarak işyerine
gidip gelmesi taşıt
giderlerinin de işverence işçiye ödenmesi halinde
ödeme ücretin bir unsurudur ve vergilendirilmesi
gerekir.
12.Yabancı ülkelerde bulunan sosyal
güvenlik
kurumları
tarafından
ödenen
emekli,maluliyet,dul ve yetim aylıkları
Bu maddeye örnek olarak Almanya’da
çalışan ve emekli olarak Türkiye’ye yerleşen
vatandaşlarımızın
Alman
sosyal
güvenlik
kurumlarından aldıkları emekli maaşlarını verebiliriz.
Aylıkların her ay ya da 3 ayda bir alınmasının
önemi yoktur.
13. Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de
bulunmayan dar mükellefiyete tâbi işverenlerin
yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin
Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden
döviz olarak ödediği ücretler
İstisna hükmünün uygulanabilmesi için
işveren konumunda bulunan gerçek ya da tüzel
kişinin öncelikle Türkiye’de kanuni merkezinin
ve işyerinin bulunmaması gerekmektedir.İrtibat
bürolarında çalışan işçilere bu yolla ödenen ücretler
bu kapsamda değerlendirilebilmektedir. 147 Seri
No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Kanuni ve İş
Merkezi Türkiye’de Olmayan Dar Mükellefiyete
Tabi İşverenlerce Hizmet Erbabına Döviz Olarak
Ödenen Ücretler” başlıklı 1-c bölümünde;
“İstisna
hükmünün
uygulanmasında,
aşağıdaki hususlara dikkat edilecektir.
-İşveren sıfatıyla ücret ödemesinde bulunan
kurumların, Türkiye’de herhangi bir kanuni
merkezinin veya iş merkezinin bulunmaması
gerekir. Türkiye’de kanuni ve iş merkezi olmayan
kurumların ise tam mükellef oldukları devlette
hangi statüyü taşıdıkları, tüzel kişiliklerinin bulunup
bulunmadığı herhangi bir iktisadi işletmelerinin
varlığı ya da yokluğu önem taşımayacaktır.
-Türkiye’de hizmet arzeden gerçek kişinin
işveren sıfatıyla bağlı olduğu dar mükellef kurum,
söz konusu kişiye döviz olarak ödediği ücretleri,
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
61
doğrudan doğruya yurt dışında elde ettiği gelirinden
ayırıp vermeli, hiç bir zaman için Türkiye’de elde
ettiği kazanç ile ilgilendirmemelidir. Bu çerçevede
hizmet erbabının Türkiye’de tam mükellef veya
dar mükellef statüsünü taşıması hiçbir önem
taşımayacaktır. Ödeme, yurt dışında elde edilen gelir
üzerinden yapılacağı için, Türkiye’deki faaliyetler
nedeniyle bu ücretler Gelir Vergisi Kanununun 40
ıncı maddesi hükmüne göre gider olarak dikkate
alınmayacaktır...” açıklamaları yer almıştır.
Bu göre, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de
bulunmayan dar mükellefiyete tabi kurumların
bünyesinde çalışan hizmet erbabına ödenen
ücretlere istisnanın uygulanabilmesi için;
1-Türkiye’de hizmet arzeden gerçek kişinin
bağlı olduğu işverenin dar mükellef kurum olması,
bu kurumun da Türkiye’de hiçbir şekilde kazanç
elde edecek şekilde faaliyette bulunmaması,
2-Dar mükellef kurumda çalışan kişinin hizmet
erbabı ve yapılan ödemenin de ücret niteliğinde
olması,
3-Dar mükellef kurumun Türkiye’deki
personeline yapılacak ödemenin bu kurumun
yurtdışı kazançlarından karşılanması,
4-Ücretin döviz olarak ödenmesi,
5-Ödenen ücretin dar mükellef kurumun
Türkiye’deki
hesaplarına
gider
olarak
kaydedilmemesi, şartlarının bir arada mevcut
olması gerekmektedir.
işyerlerinde iki, amatör sporcu çalıştıranların,
her yıl millî müsabakalara iştirak ettiklerinin
belgelenmesi ve bu amatör sporculara ödenen
ücretler.
Bazı işletmeler hem kendi tanıtımlarını dolaylı
da olsa yapmak hem de spora ve sporcuya hizmet
maksadıyla bünyelerinde sporcu çalıştırabilmektedir.
Yasa koyucu da bu şekilde amatör sporcu istihdam
eden işletmelerde,milli müsabakalara katılanların
ücretlerini istisna etmiştir.Ancak istisna 100 kişiden
az çalışanı bulunan işletmelerde bir,100’den fazla
çalışanı olanlarda ise iki işçi ücretine isabet eden
ücrete uygulanacaktır.
3.SONUÇ
Gelir Vergisi Kanunu’nun 23.maddesinde
sayılan ücret istisnalarının getiriliş amaçları arasında
istihdamı teşvik etme,ücret istisnası getirilen
ekonomik sektörün gelişmesini sağlama,istihdam
edilen bazı işkollarında alınan ücretin düşüklüğü
nedeniyle vergi istisnası ile az da olsa ekonomik
destek olma gibi sosyal ve ekonomik nedenler
yatmaktadır.
KAYNAKLAR
1.193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Tebliğleri
2.ÖZBALCI,Y.(1997)Gelir Vergisi Kanunu Yorum ve Açıklamaları.Ankara:Feryal
Matbaacılık,
3.Gelir İdaresi Başkanlığı internet sitesi (www.gib.gov.tr)
14.Yüz ve daha aşağı sayıda işçi çalıştıran
işyerlerinde bir, yüzden fazla işçi çalıştıran
62
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
»
» Örnek Muktezalar «
»Örnek Muktezalar«
Yıl İçerisinde İşvereni Değişen Personelin Ücret Gelirinin Vergilendirilmesi Hk.
»
Oda üye aidatlarının iktisadi işletmenin kurumlar vergisi matrahına dahil edilip
edilmeyeceği.
»
Şahıs işletmesine dönüşen şirkette KDV istisnası
»
Noter satış senedine istinaden ödenen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı
»
Yapı Kooperatifince fiilen teslimi yapılan ancak tahsisi yapılamayan gayrimenkullerin
üçüncü kişilere kiralanmasının ortak dışı işlem olup olmadığı ile belge düzeni.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
63
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
MERSİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
Sayı :
Konu :
18008620-120[ÖZG-2014-1]-41
06/05/2014
Yıl İçerisinde İşvereni Değişen Personelin Ücret Gelirinin Vergilendirilmesi Hk.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Noterin
başka noterliğe atanması nedeniyle Türkiye
Noterler Birliği adına Temmuz 2013 ayından itibaren
Noterliği vekaleten yürüttüğünüz, dolayısıyla bu
dönemden itibaren çalıştırılan personelin işvereni
değişmiş olduğundan “Temmuz 2013” ayına ait
ücret bordronuzda kümülatif gelir vergisi matrahının
“0” olarak kabul edildiği, ancak bu uygulamanın
doğru olup olmadığı konusunda tereddüt edildiği
belirtilerek, konu hakkındaki Başkanlığımız
görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci
maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir
işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı
verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile
temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı
(Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans,
aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı
veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir
ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile
kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş
bulunması onun mahiyetini değiştirmez...” hükmüne,
62 nci maddesinde ise, “İşverenler, hizmet erbabını
işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran
gerçek ve tüzel kişilerdir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 86 ncı maddesinde
ise, “Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname
verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi
halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.
1- Tam mükellefiyette;
.....
b) Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle
vergilendirilmiş ücretler (4962 sayılı Kanun’un 17/D
maddesiyle değişen parantez içi hüküm 07/08/2003
tarihinden geçerli olmak üzere) (birden fazla
işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki
işverenden aldıkları ücretlerinin toplam 103’üncü
maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer
64
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif
suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil)...” hükmüne
yer verilmiş olup, Gelir Vergisi Kanununun 103
üncü maddesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutar
2013 yılı için 26.000 TL. olarak belirlenmiştir.
Diğer taraftan, gelirin toplanması ve beyanına
ilişkin olarak 16 no.lu Gelir Vergisi Sirkülerinde
ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.
İşveren değişikliği ile ilgili olarak 160 seri
no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, “...Buna
göre, bir hizmet erbabının birden fazla işverenden
ücret alması halinde, her bir işverenin ödediği
ücretler, ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla
vergi tarifesi, her bir işverenin ödediği ücrete,
diğer işveren veya işverenlerin ödediği ücretle
ilgilendirilmeksizin ayrı ayrı uygulanmaktadır...”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Öte yandan,1512 sayılı Noterlik Kanununun;
30 uncu maddesinde, “Noter sıfatı, noterliğe
atama kararının tebellüğü ile kazanılır.”,
33 üncü maddesinde “ Her ne sebeple olursa
olsun boşalan birinci, ikinci veya üçüncü sınıf bir
noterliği, atanan noter göreve başlayıncaya kadar o
noterlikte çalışan ve stajının altı ay’ını tamamlamış
olan stajiyer, bu durumdaki stajiyerler birden fazla
ise kıdemlisi, o noterlikte bu durumda stajiyer yoksa
noter odasının uygun bulacağı ve görevlendireceği
aynı durumdaki stajiyer, bunlardan hiç birisi
bulunmadığı takdirde o noterliğin başkatibi, onun
da engelli bulunduğu hallerde en kıdemli katibi
vekaleten yönetir.”
40 ıncı maddesinde, “Noterlik dairesi, resmi
daire sayılır. Kira sözleşmesi daire adına noter
tarafından yapılır.”,
42 nci maddesinde, “Noterlik dairesi
personeli, noterin emri altında bulunan işe yeter
sayıdaki katip ve hizmetliden meydana gelir.”,
45 inci maddesinde, “ Noterler, adayları
en az bir yıl süreli bir sözleşme ile işe alırlar.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
atandığı tarihe kadar elde ettikleri ücret gelirleri
ile noterliği vekaleten yürütmeye başlamanızdan
sonra elde ettikleri ücret gelirlerinin toplamının aynı
işverenden elde edilen ücretler olarak Gelir Vergisi
Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan vergi
tarifesinde belirtilen oranlar uygulanmak suretiyle
vergilendirilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
» Örnek Muktezalar «
Sözleşmede açıkça yazılmasa bile noterin, adaylık
süresinin bitimini takibeden 15 gün içinde, adayın
yetersizliği sebebiyle feshi ihbar hakkı saklıdır.
Adaylık süresinin uzatılması halinde de aynı hüküm
uygulanır.”
197 nci maddesinde, “ Noter vekilleri, normal
noterlik işlemlerinin görülmesi dışında, noterin
yazılı muvafakati alınmadıkça noterliğin durumuna
ve noterin mamelekine tesir edecek şekilde bir
tasarufta bulunamazlar. Bu Kanunun noterlerin
atanması, Türkiye Noterler Birliği, topluluk sigortası,
hastalık ve izne ilişkin hükümleri icra müdürü,
icra müdür yardımcısı ve adalet memurlarından
tayin edilen noter vekilleri ile geçici yetkili noter
yardımcıları hakkında uygulanmaz.”hükümlere yer
verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, Noterin başka
noterliğe atanması nedeniyle Türkiye Noterler Birliği
adına noterliği “vekalet”en yürütmeniz durumunun
noterlikte çalışan personel açısından işveren
değişikliği olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp,
söz konusu personelin Noterin başka noterliğe
(*)Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.
maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde
bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge
geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye
uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi
tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek
ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
65
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
AYDIN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Vergi ve Anlaşmalar Uygulama Müdürlüğü)
Sayı :
79690095-125-11
30/04/2014
Konu :
Oda üye aidatlarının iktisadi işletmenin kurumlar vergisi matrahına dahil edilip
edilmeyeceği.
İlgi (a)’da kayıtlı yazınız ve ilgi (b)’de kayıtlı
özelge talep formunuzda; 6964 sayılı Ziraat Odaları
ve Ziraat Odaları Birliği Kanununa göre faaliyetinizi
sürdürmekte iken, 03.05.2011 tarihinde satın
aldığınız kepçe nedeniyle Odanız bünyesinde
oluşan iktisadi işletmenin kurumlar vergisi
mükellefiyetini tesis ettirdiğiniz belirtilerek Oda
aidatlarının iktisadi işletmenizin kurumlar vergisi
matrahına dahil edilip edilmeyeceği hususunda
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1
inci maddesinde dernek ve vakıflar kurumlar vergisi
mükellefleri arasında sayılmazken, aynı maddenin
birinci fıkrasının (ç) bendi ile dernek ve vakıflara
ait iktisadi işletmeler kurumlar vergisi mükellefiyeti
kapsamına alınmışlardır. Aynı Kanunun 2 nci
maddesinin beşinci fıkrasında, dernek ve vakıflara
ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan
ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında
kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin dernek ve
vakıfların iktisadi işletmeleri olduğu, aynı maddenin
altıncı fıkrasında da dernek ve vakıflara ait iktisadi
işletmelerin kazanç amacı gütmemelerinin,
faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında
bulunmasının, tüzel kişiliklerinin olmamasının,
bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış
sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmamasının
mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal ve hizmet
bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar
olmasının, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş
amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi
işletme
niteliğini
değiştirmeyeceği
hükme
bağlanmıştır.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliğinin dernek veya vakıflara ait iktisadi
işletmelerle ilgili (2.4.) bölümünde; iktisadi
işletmenin belirlenmesinde iktisadi işletmenin en
belirgin özelliğinin bağlılık, devamlılık ve faaliyetin
ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesi olduğu
66
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurlarının
ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir
organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi
içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı
veya hizmet ifaları gibi faaliyetler olduğu, Kanunun
bu gibi halleri tek tek saymak yerine, dernek veya
vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra
edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsamına aldığı,
satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti
karşılayacak kadar olmasının, kâr edilmemesinin,
kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin iktisadi
işletme olma vasfını değiştirmeyeceği açıklanmıştır.
Vergi uygulamaları bakımından dernek
olarak kabul edilen odaların tüzel kişilikleri itibarıyla
kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamaktadır.
Ancak, iktisadi işletme oluşturacak şekilde ticari,
sınai ve zirai faaliyette bulunmaları halinde bu
faaliyetleri nedeniyle kurumlar vergisi mükellefiyeti
tesis ettirilecektir.
Buna göre, kurumlar vergisi uygulaması
açısından dernek olarak kabul edilen ve
mükellefiyeti bulunmayan Odanızın üyelerinden
tahsil etmiş olduğu aidatlar ticari mahiyet arz
etmediğinden, söz konusu aidatların, Odanız
tarafından satın alınarak işletilen kepçe dolayısıyla
oluşan iktisadi işletmenizin kurumlar vergisi
matrahına dahil edilmemesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*)
Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu
halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş
ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan
bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu
fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse,
tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen
vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Örnek Muktezalar «
T.C.
UŞAK VALİLİĞİ
Defterdarlık : Gelir Müdürlüğü
Sayı :
Konu :
52796708-130-1
08/04/2014
Şahıs işletmesine dönüşen şirkette KDV istisnası
İlgide kayıtlı özelge talep formunun
incelenmesi sonucunda; Banaz Vergi Dairesi
Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi ...
İnş Ltd. Şti’nin ortağı olduğunuz belirtilerek şirketin
tüm aktif ve pasifleriyle birlikte şahsınıza devri
durumunda katma değer vergisi (KDV) uygulanıp
uygulanmayacağı sorulmaktadır.
I- KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 124 üncü
maddesinin birinci fıkrasında kollektif, komandit,
anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ticaret
şirketi olduğu belirtilmiş aynı maddenin ikinci
fıkrasında ise kollektif ve komandit şirketin şahıs;
anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketin ise sermaye şirketi olduğu hükme
bağlanmıştır. Aynı Kanunun 180 inci maddesinde,
“(1) Bir şirket hukuki şeklini değiştirebilir. Yeni türe
dönüştürülen şirket eskisinin devamıdır.” denilmekte
olup “b) Geçerli tür değiştirmeler” başlıklı 181 inci
maddesinde ise,
“(1) a) Bir sermaye şirketi;
1. Başka türde bir sermaye şirketine;
2. Bir kooperatife;
...
dönüşebilir.”
hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 194 üncü maddesinin üçüncü
fıkrasında ise “Bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye
dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret şirketinin
paylarının tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya
kişiler tarafından devralınmalı ve ticari işletme bu
kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan
edilmelidir. Bu hâlde, ticari işletmeye dönüştürülen
ticaret şirketi, bir kollektif veya komandit şirket
ise mezkûr ticaret şirketinin borçlarından, ticari
işletmeyi işletecek kişi ve kişiler ile ticaret şirketinin
eski ortakları da 264 üncü maddedeki zamanaşımı
süresince sıfatlarına göre müteselsilen sorumlu
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
olurlar. Dönüştürmeye bu Kanunun 264 ilâ 266 ncı
maddeleri de uygulanır.” denilmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda bir
sermaye şirketinin nev’i değişikliği yoluyla şahıs
şirketine dönüşmesi mümkün bulunsa da özelge
talep formunuzda belirtilen devir işleminin nasıl
vergilendirileceği hususunda vergi kanunlarının
dikkate alınacağı tabidir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 17
nci maddesinde kurumların ticari faaliyetlerinin
tamamen sona erdirilmesine yönelik yapılan işlemler
süreci olan tasfiye hükümlerine yer verilmiş olup aynı
Kanunun 19 uncu maddesinde nev’i değişikliğine
ilişkin olarak yapılan düzenlemelere göre, kanuni
veya iş merkezi Türkiye’de bulunulan bir kurumun
kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan kuruma
dönüştürülmesi, münfesih kurumun tür değişikliği
tarihindeki bilanço değerlerinin bir bütün olarak
devri ve aynen bilançosuna geçirilmesi halinde
mümkün olabilecektir.
Aynı Kanunun “Devir, Bölünme ve Hisse
Değişimi Hallerinde Vergilendirme” başlıklı 20 nci
maddesinde ise;
“(1) Devirlerde, aşağıdaki şartlara uyulduğu
takdirde, münfesih kurumun sadece devir
tarihine kadar elde ettiği kazançlar vergilendirilir;
birleşmeden doğan karlar ise hesaplanmaz ve
vergilendirilmez:
a) Şirket yetkili kurulunun devre ilişkin
kararının Ticaret Sicilinde tescil edildiği tarih, devir
tarihidir. Münfesih kurum ile birleşilen kurum;
1) Devir tarihi itibarıyla hazırlayacakları ve
müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait
kurumlar vergisi beyannamesi ile,
2) Devir işleminin hesap döneminin
kapandığı aydan kurumlar vergisi beyannamesinin
verildiği ayın sonuna kadar geçen süre içerisinde
yapılması halinde, münfesih kurumun önceki
hesap dönemine ilişkin olarak hazırlayacakları
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
67
ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma
ait kurumlar vergisi beyannamesini, birleşmenin
Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten
itibaren otuz gün içinde münfesih kurumun bağlı
bulunduğu vergi dairesine verirler.
b) Birleşilen kurum, münfesih
kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını
ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini
münfesih kurumun birleşme sebebiyle verilecek
olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde
vereceği bir taahhütname ile taahhüt eder. Mahallin
en büyük mal memuru, bu hususta birleşilen
kurumdan ayrıca teminat isteyebilir.”
hükmüne yer verilmek suretiyle yukarıda
belirtilen şartların oluşması halinde sadece devir
tarihine kadar elde edilen kazançların vergilendirilip,
doğrudan doğruya birleşmeden doğan karların
hesaplanmayacağı belirtilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre,
ortağı olduğunuz ... İnş. Ltd. Şti.’nin tüm aktif
ve pasifleriyle şahsınıza devredilerek şahıs
işletmesine dönüştürülmesi işlemi, Kurumlar Vergisi
Kanununun 19 ve 20 nci maddeleri kapsamında
“devir” olarak değerlendirilemeyeceğinden söz
konusu nev’i değişikliğinden doğan karlar vergiye
tabi tutulacaktır.
68
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
II- KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN
3065 sayılı KDV Kanununun;
1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ticari,
sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye
tabi olduğu,
17/4-c maddesinde, Gelir Vergisi Kanununun
81 inci maddesinde belirtilen işlemler ile Kurumlar
Vergisi Kanuna göre yapılan devir ve bölünme
işlemlerinin KDV den müstesna olduğu,
hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, ortağı olduğunuz ... İnş. Ltd. Şti.’nin
tüm aktif ve pasifleriyle şahsınıza devredilerek şahıs
işletmesine dönüştürülmesi işlemi, Kurumlar Vergisi
Kanununun 19 ve 20 nci maddeleri kapsamında
“devir” olarak değerlendirilemeyeceğinden, söz
konusu işlemin KDV Kanununun 17/4-c maddesi
kapsamında KDV den istisna tutulması mümkün
değildir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*)
Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.
maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya
ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun
işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi
icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
Sayı :
30094508-130[29-2013/2.5]-14
01/04/2014
Konu :
Noter satış senedine istinaden ödenen KDV’nin indirim konusu yapılıp
yapılamayacağı
İlgide kayıtlı özelge talep formu ile, 02.04.2012
tarihinde noter satış senedi ile satın aldığınız 2003
model çekici cinsi araca ilişkinin faturanın, aracın
miras yoluyla satıcılara intikal etmesi, satıcıların
mükellef oldukları süre zarfında fatura bastırmamış
olmaları ve satış tarihi itibariyle de mükellefiyetlerinin
terkin edilmesi nedeniyle verilemediği belirtilerek,
bahse konu araç için ödediğiniz KDV yi noter
satış senedi veya başka bir belgeye istinaden
indirim konusu yapıp yapamayacağınız hususunda
Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
3065 sayılı KDV Kanununun;
-1/1 inci maddesinde; Türkiye’de ticari,
sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye
tabi olduğu,
-29/1-a maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları
vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan
KDV den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça,
faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim
ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen
fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi
indirebilecekleri,
-29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının,
vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim
yılı aşılmamak kaydıyla ilgili belgelerin kanuni
defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde
kullanılabileceği,
-34/1 inci maddesinde, yurt içinden sağlanan
veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV nin, alış
faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu
üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni
defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği,
-53 üncü maddesinde de, bu Kanunda geçen
fatura ve benzeri vesikalar tabirinin Vergi Usul
Kanununda düzenlenen vesikaları ifade ettiği,
hükme bağlanmıştır.
Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde
ise, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu
Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan
münasebet ve muamelelere ait kayıtların tevsikinin
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Örnek Muktezalar «
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ERZURUM VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü
mecburi olduğu hükme bağlanmış, aynı Kanunun
229-242 nci maddelerinde de bu Kanuna göre
düzenlenmesi ve alınması gereken vesikalara ait
hükümlere yer verilmiştir.
Nakliyecilik faaliyeti ile iştigal etmekte iken
14.12.2012 tarihinde vefat eden ... varislerine intikal
eden 25 ES 942 plakalı çekici cinsi araçtan dolayı
ölüm tarihi itibariyle murisin eşi ... adına mükellefiyet
tesis edildiği, bahse konu aracın tarafınıza
satışının yapıldığı tarih itibariyle de (02.04.2013)
satıcının mükellefiyetinin kapatıldığı, ...’in mükellef
olduğu 14.12.2012-02.04.2013 tarihleri arasında
faaliyetine ilişkin belge bastırdığına dair herhangi
bir bilginin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Buna göre, KDV mükelleflerinin kendilerine
yapılan teslim ve hizmetlere ait KDV yi indirim
konusu yapabilmesi için, öncelikle bu işlemlere
ilişkin KDV nin fatura ve benzeri belgelerde
gösterilmesi ve bu belgelerin vergiyi doğuran
olayın meydana geldiği takvim yılı içinde kanuni
defterlere kaydedilmesi gerekmektedir.
Satıcı tarafından faturası düzenlenmeyen
çekici cinsi araç için noter satış senedine istinaden
ödendiği belirtilen KDV nin noter satış senedine
dayanılarak indirim konusu yapılması mümkün
bulunmamaktadır.
Ancak, işi terk etmesi nedeniyle belge
bastırması mümkün bulunmayan ödevliden satın
alınan çekici için fatura alınamaması aracın
noter satış senedine istinaden işletmenin aktifine
kaydedilmesine engel teşkil etmemektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*)
Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.
maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya
ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun
işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi
icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
69
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
Sayı :
11395140-019.01-877 11/04/2014
Konu :
Yapı Kooperatifince fiilen teslimi yapılan ancak tahsisi yapılamayan gayrimenkullerin
üçüncü kişilere kiralanmasının ortak dışı işlem olup olmadığı ile belge düzeni.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda;
kooperatifinizin, ortaklarını işyeri sahibi yapmak
amacıyla kurulduğu, işyerlerinin iskânının alınarak
fiilen teslim edildiği ancak işyeri arsalarına ilişkin
olarak TOKİ ile mahkeme sürecinin devam etmesi
nedeniyle ortaklar adına tahsislerin yapılamadığı
ve ortaklarla ferdi münasebete geçilemediği
belirtilerek; sanayi sitesinin sevk ve idaresi ile
güvenlik vb. ortak ihtiyaçlar için sitede faaliyet
gösteren ortaklarınızdan ve bazı işyerlerinin
ortaklarınız tarafınızdan kullanılmayarak kiraya
verilmesi nedeniyle üçüncü kişilerden aidat
toplanması ile kooperatife ait gayrimenkullerin
ve henüz proje aşamasında olan sosyal tesislerin
kiraya verilmesinin “ortak dışı işlem” sayılıp
sayılmayacağı ile söz konusu aidatlar ve kira
gelirleri için belge düzenlenip düzenlenmeyeceği
hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.
IKURUMLAR VERGİSİ KANUNU
YÖNÜNDEN
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1
inci maddesinin ikinci fıkrasında kurum kazancının
gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından
oluşacağı; aynı Kanunun 6 ncı maddesinde de
kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi
içende elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden
hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde
Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki
hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası
hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisi mükellefleri
arasında sayılmış olmakla beraber Kanunun 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan;
“Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri
70
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
hariç olmak üzere, ana sözleşmelerinde sermaye
üzerinden
kazanç
dağıtılmaması,
yönetim
kurulu başkan ve üyelerine kazanç üzerinden
pay verilmemesi, yedek akçelerin ortaklara
dağıtılmaması ve sadece ortaklarla iş görülmesine
(Yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat
karşılığı vererek her bir hisse için bir işyeri veya
konut elde etmeleri ortak dışı işlem sayılmaz.)
ilişkin hükümler bulunup, bu hükümlere fiilen uyan
kooperatifler ile bu kayıt ve şartlara ek olarak
kuruluşundan inşaatın bitim tarihine kadar yönetim
ve denetim kurullarında, söz konusu inşaat işlerini
kısmen veya tamamen üstlenen gerçek kişilerle
tüzel kişi temsilcilerine veya Kanun’un 13’üncü
maddesine göre bunlarla ilişkili olduğu kabul
edilen kişilere veya yukarıda sayılanlarla işçi ve
işveren ilişkisi içinde bulunanlara yer vermeyen
ve yapı ruhsatı ile arsa tapusu kooperatif tüzel
kişiliği adına tescil edilmiş olan yapı kooperatifleri”
hükmüyle kooperatifler kurumlar vergisinden muaf
tutulmuştur.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin
“4.13. Kooperatifler” başlıklı bölümünde muafiyet
şartları detaylı olarak açıklanmış olup kooperatiflerin
kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanabilmeleri
için ana sözleşmelerinde sermaye üzerinden
kazanç dağıtılmamasına, yönetim kurulu başkan
ve üyelerine kazanç üzerinden pay verilmemesine,
yedek akçelerinin ortaklara dağıtılmamasına,
sadece ortaklarla iş görülmesine dair hükümlerin
bulunması ve bu kayıt ve şartlara da fiilen uyulması
gerekmektedir.
Bu şartlara ana sözleşmelerinde yer
vermeyen ya da yer vermekle beraber bu
şartlara fiiliyatta uymayan kooperatifler, muafiyet
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
veya ortak kullanım alanlarına ait kiralama
işlemlerinin kooperatif tarafından gerçekleştirilmesi
ya da ortaklarının sosyal, kültürel ve ekonomik
ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile gerekli tesislerin
kurularak kiraya verilmesi veya işletilmesi,
muafiyet şartını ihlal edici ortak dışı işlem olarak
değerlendirilecek olup muafiyet şartlarının ihlal
edildiği tarih itibarıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti
tesis edilecektir. Bu durumda, ortak giderleri (ısıtma,
aydınlatma, yakıt, bina bakım onarım, tadilat, çevre
düzenleme, güvenlik, temizlik vb.) karşılamak
amacıyla işyeri sahibi veya kiracılardan tahsil
edilen aidatların kurum kazancınıza dahil edilmesi
gerekmektedir.
» Örnek Muktezalar «
hükümlerinden yararlanamayacaktır.
Söz konusu Tebliğin “4.13.1.4.3. Yapı
kooperatiflerinde ortak dışı işlemler” başlıklı
bölümünde ise;
“Yapı kooperatifi tarafından inşa edilen işyeri
ve konutlarda yaşayan insanların sosyal ihtiyaçlarını
karşılamak amacıyla sosyal tesislerin kat karşılığı
inşa ettirilmesi de ortak dışı işlem sayılmayacaktır.
Bu tesislerin yapımını müteakip, kooperatif
tarafından işletilmesi halinde, işletilmeye başlandığı
tarihte muafiyet şartı ihlal edilmiş sayılacaktır.
...
Kooperatife ait taşınmazların, ortaklara veya
ortak olmayanlara kiraya verilmesi veya kooperatifin
inşa ettiği konut veya işyerlerinin ortaklara
dağıtımından sonra elinde kalan işyeri, konut veya
arsaların satılması ortak dışı işlem sayılacaktır.
...
Öte yandan, bazı kooperatiflerin ana
sözleşmelerinde, ‘ortakların sosyal, kültürel
ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerekli
tesisleri kurmak, işletmek veya kiraya vermek ....’
hükmü yer alabilmektedir. Ana sözleşmelerinde söz
konusu hüküm olsa dahi fiilen söz konusu tesislerin
kurulup bizzat işletilmesi veya kiraya verilmesi
ortak dışı işlem olarak değerlendirilecektir. Bu
hükmün, ana sözleşmede yer alması tek başına
mükellefiyet için yeterli olmayacaktır.” açıklamaları
yer almaktadır.
Ayrıca, yapı kooperatiflerinde yapı ruhsatı
veya arsa tapusu kooperatif tüzel kişiliği adına
tescil edilmiş olma şartı aranılmakta ise de arazi
tapusu veya yapı ruhsatlarının Toplu Konut
İdaresi Başkanlığı veya kooperatif birlikleri ya
da kooperatifler merkez birlikleri adına olması
halinde de bahse konu yapı kooperatifleri ile
kooperatif birlikleri kurumlar vergisi muafiyetinden
yararlanabilecektir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, kooperatifiniz
tarafından ortaklara fiilen tesliminin yapılmasına
rağmen devam eden yargı süreci nedeniyle
ortaklar adına tahsisleri henüz yapılamamış olan
gayrimenkullerin, gelirleri kendilerine ait olmak
üzere, ortaklarınız tarafından kiraya verilmesi ortak
dışı işlem olarak değerlendirilemeyecektir.
Öte yandan, fiilen ortaklara teslim edilmesine
rağmen tahsisi yapılmamış olan gayrimenkullere
II- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci
maddesi uyarınca; bu Kanunda aksine hüküm
olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü
şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan
kayıtların tevsiki mecburi olup, bu vesikalara ait
hükümlere aynı Kanunun 229-242 nci maddelerinde
yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 232 nci maddesinde ise
birinci ve ikinci sınıf tüccarların, kazancı basit usulde
tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan
çiftçilerin; birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest
meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit
olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde
olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları
emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve
bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetinde
oldukları hükme bağlanmıştır.
Kooperatifinizin kurumlar vergisi veya katma
değer vergisi mükellefiyetinin bulunması halinde,
üyelerin güvenlik, bahçıvanlık, havuz ve sosyal
tesislerin bakımı, elektrik ve su gibi ihtiyaçlarının
giderilmesi amacıyla tahsil edilen aidatlar için üyeler
adına; kooperatife ait gayrimenkullerin veya proje
aşamasındaki sosyal tesislerin tamamlandığında
kiraya verilmesi durumunda ise kiracı adına fatura
düzenlenmesi gerekmektedir.
Öte
yandan,
kooperatifinizin
katma
değer vergisi ve kurumlar vergisi mükellefiyeti
bulunmaması halinde tahsil edilen aidatlar için fatura
düzenlemesine gerek bulunmamaktadır. Ancak söz
konusu aidatların kooperatiflerin bağlı oldukları
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
71
mevzuata göre gelirleri için düzenleyecekleri
belgelerin düzenlenmesi suretiyle kayıtlara alınması
gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*)
Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.
maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya
ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun
işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi
icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi
için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
72
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
T.C. D A N I Ş T A Y
Dördüncü Daire
Esas No:2012/1851 • Karar No:2013/632
Özeti : Davacıların adlarına hükmen tescil edilen gayrimenkul üzerine müteahhidin vergi borçları nedeniyle konulan
haczin zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle
açılan davada Vergi Mahkemesince verilen ret kararında; Anayasada, Kişilerin Temel Hak ve Özgürlüklerine İlişkin Uluslararası
Sözleşmelerde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında yer alan kişilerin temel haklarını korumaya yönelik ilkelere ve
hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.
» Örnek Yargı Kararları «
»Örnek
Yargı Kararları«
T.C. D A N I Ş T A Y
Yedinci Daire
Esas No : 2012/4237 • Karar No : 2012/7610
Özeti: Yatırım teşvik mevzuatı koşullarına aykırı hareket edildiğinden bahisle, eşyanın ithalinde alınması gereken katma
değer vergisi üzerinden, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 13’üncü maddesinin 2’nci fıkrası gereğince, vergi zıyaı
cezası kesilmesi konusunda yetkili merciin, ithalat vergilerinin tarh, tahakkuk ve tahsiline yetkili olan gümrük idaresi olduğu; bu
nedenle, bahsi geçen cezanın vergi dairesi müdürlüğünce kesilmesinde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.
T.C. D A N I Ş T A Y
Dokuzuncu Daire
Esas No : 2010/4896 • Karar No : 2012/9474
Özeti: İdarelerin zorlaması sonucu ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere dayanılarak tarh edilen vergi ile kesilen cezalarda
hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında.
T.C. D A N I Ş T A Y
Dördüncü Daire
Esas No: 2012/2729 • Karar No: 2013/1376
Özeti: Birleşmenin ilişkili şirketler arasında gerçekleştirilmiş olmasının tek başına kanunda yer alan teşviklerden
yararlanmaya engel teşkil etmeyeceği, bununla birlikte kanunda belirtildiği şekilde birleşmenin istihdamın veya faaliyetin
kaydırılması gibi sadece teşviklerden yararlanmak amacıyla yapıldığının tespitinin gerekli olduğu, olayda bu yönde yapılmış
bir tespit olmadığı gibi davacı tarafından ibraz edilen yeminli mali müşavir tespit raporunda, birleşme sonucunda karlılığın ve
istihdamın arttığına ilişkin tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, bu nedenle eksik incelemeye dayalı olarak davacının ihtirazi
kaydının kabul edilmemesi suretiyle yapılan işlem kanuna uygun olmadığından, aksi yöndeki mahkeme kararında hukuka uyarlık
görülmediği hakkında.
T.C. İZMİR 3. VERGİ MAHKEMESİ
ESAS NO : 2013/1956 • KARAR NO : 2014/854
ÖZETİ: Davacı vekili tarafından, davacı şirket adına 2009/12 dönemi için re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı özel tüketim
vergisinin, 5838 sayılı Kanuna göre müstehzar ürünü 34.03 G.T.İ.P. numarasında yapılan en geniş tanıma göre %70 veya
daha fazla petrol yağları ve bitümenli minerallerden elde edilen yağları içerenler olarak tarif edildiği, bu kanunun uygulanmasına
istinaden çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararında da aynı tanımın yapıldığı, 4760 sayılı Kanunun 8/1. maddesine aykırı bir durum
söz konusu olmadığı, sonradan çıkartılan gümrük genel tebliği izahnamesi ile bu tanımlamaların dışına çıkılmasının hukuka aykırı
olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
73
T.C.
DANIŞTAY
Dördüncü Daire
Esas No:2012/1851
Karar No:2013/632
Anahtar Kelimeler: Vergi Borcu, Haciz,
Tahsil Zaman Aşımı Süresi
Özeti : Davacıların adlarına hükmen tescil
edilen gayrimenkul üzerine müteahhidin vergi
borçları nedeniyle konulan haczin zamanaşımına
uğradığı ileri sürülerek kaldırılması istemiyle yapılan
başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle
açılan davada Vergi Mahkemesince verilen ret
kararında; Anayasada, Kişilerin Temel Hak ve
Özgürlüklerine İlişkin Uluslararası Sözleşmelerde
ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında
yer alan kişilerin temel haklarını korumaya yönelik
ilkelere ve hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.
Temyiz Eden : 1-…
2-…
Vekili : Av. …
Karşı Taraf : Kale Vergi Dairesi Müdürlüğü
İstemin Özeti : Müteahhitten satın alınan
dairenin Sivas 3.Asliye Hukuk Mahkemesi kararı
uyarınca davacıların adlarına hükmen tescilinden
önce, müteahhidin vergi borçları nedeniyle
haciz konulduğu ancak hacze esas alınan vergi
borçlarının zaman aşımına uğradığı ileri sürülerek
söz konusu dairenin üzerindeki haczin kaldırılması
istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin
işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. Sivas Vergi
Mahkemesinin 23.12.2011 günlü ve E:2011/294,
K:2011/592 sayılı kararıyla; davacılar adına
üzerindeki hacizler kalmak kaydıyla hükmen tescil
edilmiş olan taşınmazın, tapu kaydına 2004 ve
2005 yıllarında müteahhitin vergi borçları nedeniyle
Sivas 3.Asliye Hukuk Mahkemesi kararından daha
önce konulmuş olan hacizler için belirli sürelerde
satış istenilmemesi nedeniyle kalkmasından söz
edilemeyeceği ancak hacze esas vergi borçları için
tahsil zaman aşımı süresinin dolmasından sonra
haczin de kaldırılması gerekmekte ise de; hacze
esas alınan müteahhite ait vergi borçlarının tahsili
için 2004 ve 2005 yıllarında haciz tatbikinden sonra
beş yılllık tahsil zaman aşımı süresi içerisinde
74
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 yıllarında
müteahhitin vergi borçlarına karşılık yapılan
tahsilatların ve 6111 sayılı Kanun kapsamında
01.04.2011 tarihli dilekçeyle vergi borçlarının
yeniden yapılandırılması işleminin yeni bir tahsil
zaman aşımı süresi başlatmış olması karşısında
hacze esas alınan vergi borçlarının tahsil zaman
aşımına uğradığından da söz edilemeyeceğinden
haczin kaldırılması isteminin reddi yolundaki
işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle
davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, haciz
tarihi itibariyle beş yıllık tahsil zaman aşımı süresinin
dolduğunu, bu süreçte zaman aşımını kesecek bir
sebebin gerçekleşmediğini, muhtelif kodlu vergilere
ait muhtelif cüz’i miktarlarda yapılan tahsilatların
hacze esas alınan borçlara ilişkin olup olmadığının
belli olmadığını, bir borç için yapılan tahsilatın başka
bir borcun zaman aşımını kesmesinin hukuken
mümkün olmadığını, neticede tahsil zaman aşımı
dolduğundan taşınmazları üzerindeki haczin hukuka
aykırı hale geldiğini ve kaldırılması gerekeceğini
ileri sürerek kararın bozulması istemektedir.
Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi
gerektiği savunulmuştur.
Tetkik Hakimi Şaban Emre Dülger’in
Düşüncesi : Davacıların müteahhitten satın aldıkları
dairenin adlarına tescilinden önce, müteahhitin
vergi borçları nedeniyle taşınmaza haciz konulmuş,
en son 2005 yılında konulan haciz itibariyle hacze
esas alınan vergi borçları için tahsil zaman aşımı
süresi dolduğu ileri sürülerek haczin kaldırılması
istemiyle başvuru yapılmış ve bu başvurunun
reddine ilişkin işlem dava konusu edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacılar ile
müteahhit arasında yapılan daire satış sözleşmesi
uyarınca, müteahhite ait … Mahallesi … Caddesi
… ada üzerinde inşa edilen binadan bir dairenin
davacılara
verileceği
konusunda
anlaşma
sağlandığı, davacılar tarafından satın alınan
daire bedelinin ödendiği, müteahhitin inşaatı
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
vadesinin rastlandığı takvim yılını takip eden
takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil
edilmezse zamanaşımına uğrayacağı hükme
bağlanmış, 103’üncü maddesinde ise, ödeme ve
amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek
üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme
planına bağlanması zamanaşımını kesen sebepler
arasında sayılmıştır. Davacılar, adlarına tescil edilen
taşınmaz üzerindeki hacizden dolayı menfaatleri
ihlal edildiğinden hacze esas alınan vergi borcunun
zaman aşımına uğradığını ileri sürerek söz
konusu haczin kaldırılmasını isteyebileceklerdir.
Dolayısıyla, davacıların borcu olmadığı halde
müteahhitin vergi borcunun zaman aşımına uğrayıp
uğramadığı yönünden incelenmesi hakkaniyet
gereğidir. Bu bağlamda dosya içeriğinden, asıl
borçlu müteahhitin vergi borçları için muhtelif
yıllarda muhtelif cüz’i ödemelerin yapıldığı ve
6111 sayılı Kanun kapsamında 01.04.2011 tarihli
dilekçeyle vergi borçlarının yeniden yapılandırıldığı,
hacze esas alınan vergi borçlarının hangi yıllara,
hangi vergilere ait olduğunun belli olmadığı
ve yapılan ödemelerin de hacze ilişkin vergi
borçlarını içerip içermediğinin de belli olmadığı
anlaşılmaktadır. Müteahhit tarafından yapıldığı ileri
sürülen ödemeler zaman aşımını kesecek olmasına
rağmen, müteahhit tarafından kendi aleyhine sonuç
doğuracak şekilde cüz’i miktarda ödemelerin
yapılması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan
zamanaşımının kesildiğinden söz edilemeyeceği,
ayrıca yapılan bu cüz’i ödemelerin zaman aşımını
kestiği kabul edilse dahi hacze esas alınan vergi
borcunu içerip içermediği de belli olmadığından
yine zaman aşımının kesildiğinden söz edilemez.
Dairenin üzerine en son 2005 yılında haciz
konulduğu göz önüne alındığında tahsil zaman
aşımı süresinin son günü 31.12.2010 olacağından
bu tarihten sonraki bir tarihte 6111 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılmaya gidilmesi de, yeni bir
tahsil zaman aşımı süresi ihya etmeyecektir.
Bu durumda, hacze esas alınan vergi
borcu zaman aşımına uğradığından davalı İdare
açısından artık bu borç eksik borç hükmündedir.
Haczin kaldırılması amacıyla davacılar tarafından
zaman aşımına uğramış bu borcun ödenmesinin
beklenilmesi de hakkaniyete uygun değildir.
Dolayısıyla müteahhitin vergi borcunun cebri takip
yollarıyla tahsil edilmeye çalışılması mümkün
olamayacağından davacıların taşınmazı üzerindeki
haczin kaldırılması gerekmektedir.
Uyuşmazlığa
bireylerin
temel
hak
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Örnek Yargı Kararları «
tamamlamadığı, kaba inşaat halinde bıraktığı, yarım
kalan dairenin davacıların kendi imkanları ile yaklaşık
30 milyar lira harcamaları suretiyle tamamlandığı,
müteahhitin sözleşmeden doğan yükümlülükleri
yerine getirmediği, ayrıca bedeli ödenen dairenin
tapusunun halen müteahhit adına kayıtlı olduğu,
müteahhitin ödenmeyen vergi borçlarından dolayı
davacıların satın aldıkları daire de dahil olmak
üzere müteahhit adına kayıtlı görünen taşınmazlar
üzerine haciz konulduğu, davacılar tarafından Sivas
Asliye 3. Hukuk Mahkemesi nezdinde sözleşmeye
dayalı olarak tapu iptali ve tescil davasının açıldığı,
anılan Mahkemenin E:2005/307, K:2007/75 sayılı
kararıyla; müteahhit adına kayıtlı olan tapunun
iptaline, taşınmaz tapusu üzerinde bulunan hacizler
kalmak kaydıyla davacılar adına tesciline karar
verildiği, davacılar tarafından, müteahhitin vergi
borcundan dolayı taşınmazlara en son 2005 yılında
konulan hacizden sonra hacze esas alınan vergi
borcu için başlayan beş yıllık tahsil zaman aşımı
süresinin dolduğu ileri sürülerek haczin kaldırılması
istemiyle davalı İdareye başvurulduğu, davalı
İdarece istemin reddilmesine ilişkin tesis edilen
işlemin iptali istemiyle de açılan davada, Vergi
Mahkemesince, hacze esas alınan müteahhit vergi
borçlarının tahsili için 2004 ve 2005 yıllarında haciz
tatbikinden sonra beş yıllık tahsil zaman aşımı
süresi içerisinde muhtelif yıllarda yapılan tahsilatlar
ve 6111 sayılı Kanun kapsamında vergi borçlarının
yeniden yapılandırılması nedeniyle hacze esas vergi
borçlarının zaman aşımına uğramadığı gerekçesiyle
davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar ile müteahhit arasında yapılan daire
satış sözleşmesi uyarınca, davacıların daire
bedelini ödemek suretiyle, müteahhitin de inşaatı
tamamladıktan sonra dairenin davacılar adına
tapuya tescil ettirmesi suretiyle, tarafların edimlerini
yerine getirmesi gerekmektedir. Ancak davacılar
tarafından daire bedelinin ödenmesi suretiyle
edimin yerine getirilmesine rağmen müteahhit
inşaat yarıda bırakarak ve dairenin tapusunu
davacılar adına tescil ettirmeyerek üzerine düşen
edimi yerine getirmemiştir. Müteahhitin dürüstlük
kurallarına aykırı bir şekilde sözleşmeden doğan
edimini yerine getirmemesi nedeniyle davacıların
adlarına hükmen tescil edilen taşınmaz üzerinde
haciz bulunmaktadır. Dolayısıyla müteahhit edimini
yerine getirmiş olsaydı davacılar adına tescil edilen
taşınmaz üzerinde haciz bulunmayacaktı. 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanun’un 102’nci maddesinde amme alacağının
75
ve özgürlükleri açısından bakıldığında ise;
Anayasamızın 35. maddesinde; “ Herkes, mülkiyet
ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu
yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet
hakkının kullanılması toplum yararına aykırı
olamaz.” hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’nin Ek 1 No.lu Protokolün 1.
maddesinde de; “ Her gerçek veya tüzel kişinin
mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini
isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu
yararı sebebiyle yasada öngörülen koşullara ve
uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak
mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin mülkiyetin
kamu yararına uygun olarak kullanılmasını
düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların
veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için
gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda
sahip oldukları hakka halel getirmez.” denilmektedir.
Mülkiyet hakkının, başta Anayasamız olmak üzere
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Kişilerin Temel
Hak ve Özgürlüklerine ilişkin diğer uluslararası
sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
kararlarında korunması gereken temel haklardan
olduğu belirtilmekte ve bu hakkın sınırlanabilmesi
için kamu yararı gerekçesi ve Kanun ile olması
koşulu öngörülmüştür.
Doktrinde yer alan görüşe göre, genel olarak
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM)
kamu yararı konusuna geniş bir perspektiften
baktığı, bu konuda devletlerin takdir yetkisini kabul
ettiği, bununla beraber kamu yararı konusunda
amaçla kullanılan araçlar arasında makul bir
orantı kurulması ve mülkiyet hakkından mahrum
edilen bireye kamu yararına aşırı yük yüklenip
yüklenmediği konusunun karar verirken belirleyici
olduğu görülmektedir. Mahkemeye göre, Sözleşme
kamu yararı ve birey hakları arasında çok duyarlı
bir denge kurmuştur. Kamu yararından beklenen,
yetkinin ölçülü, makul ve amacına uygun şekilde
kullanılmasıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
mülkiyet hakkının ihlali ile ilgili kararlarında,
yoksun bırakmanın kamu yararına olup olmadığı,
alınan tedbirlerin takip edilen amaçla ölçülü olup
olmadığı ve alınan tedbirlerin hukuki olup olmadığı
hususlarını değerlendirmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, …/
Türkiye Davasında( …/ Türkiye Davası, Başvuru
No:19639/92) ; devlet alacakları için uygulanan faiz
ile devlet borçları için uygulanan faiz arasındaki
farktan bahsetmiş, kişiye 5-6 yıl sonra yapılan
76
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
ödemelerin paranın büyük oranda değer kaybıyla
birlikte verilmesinin, kamu yararı ile kişisel yarar
arasında adil olmayan bir dengesizlik yarattığını
belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek
1 No.lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine
karar vermiştir. Uyuşmazlık konusu olayda, kamu
yararı, ödenmemiş olan amme alacağının tahsil
edilmesidir, buna karşılık kişisel yarar, davacıların
satın aldıkları daire üzerinde üçüncü bir şahsın
borcundan dolayı konulan haciz nedeniyle mülkiyet
haklarının ihlalinin ortadan kaldırılmasıdır.
Davacıların taşınmazı üzerinde bulunan haciz
mülkiyet hakkının özünü zedelemekte ve hakkı
kullanılamaz hale getirmektedir. Söz konusu haczin
dayanağı amme alacağı için tahsil zaman aşımı
süresinin dolduğu iddiası ve haczin üçüncü şahsın
borcundan dolayı olması göz önünde bulundurularak
kamu yararı ile davacıların temel hakkı olan
mülkiyet hakkı kıyaslandığında kamu yararı adına
temel hakkın ihlal edilmesi ölçülülük ilkesine de
aykırılık teşkil etmektedir. Çünkü ileri sürülen
kamu yararı, kamu için öncelikli, genel menfaatleri
koruyan, kamu hizmetlerinin sürdürülmesi için
zorunlu bir durum arz etmemekte, sadece devlete
başkasının mülkü üzerinde sebepsiz yere tasarruf
etme hakkı vermektedir. Bunun karşısında kişinin
temel hakkı ihlal edilmektedir. Dolayısıyla mülkiyet
hakkı kullanılamaz hale getirilerek kişi yararı
ile kamu yararı arasındaki denge kişi aleyhine
bozulmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacıların
taşınmazı üzerindeki haczin kaldırılması istemiyle
yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali
istemiyle açılan davada Vergi Mahkemesince verilen
ret kararında Anayasada, Kişilerin Temel Hak ve
Özgürlüklerine İlişkin Uluslararası Sözleşmelerde
ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında
yer alan kişilerin temel haklarını korumaya yönelik
ilkelere ve hukuka uyarlık bulunmadığından
bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince
gereği görüşüldü: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen
iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı
gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın
bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz isteminin reddine ve kararın
onanmasına,
12.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Örnek Yargı Kararları «
T.C.
DANIŞTAY
Yedinci Daire
Esas No : 2012/4237
Karar No : 2012/7610
Anahtar Kelimeler: Serbest Dolaşıma Giriş
Beyannamesi,
Yatırım Teşvik Belgesi, Muafiyet
Özeti:
Yatırım teşvik mevzuatı koşullarına aykırı
hareket edildiğinden bahisle, eşyanın ithalinde
alınması gereken katma değer vergisi üzerinden,
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun
13’üncü maddesinin 2’nci fıkrası gereğince, vergi
zıyaı cezası kesilmesi konusunda yetkili merciin,
ithalat vergilerinin tarh, tahakkuk ve tahsiline
yetkili olan gümrük idaresi olduğu; bu nedenle,
bahsi geçen cezanın vergi dairesi müdürlüğünce
kesilmesinde yetki yönünden hukuka uyarlık
bulunmadığı hakkında.
Temyiz İsteminde Bulunan : …
Karşı Taraf: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
(Rami Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İstemin Özeti:
Davacı adına tescilli 23.05.2002 gün ve
3914 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle
15.02.2002 gün ve 67367 sayılı yatırım teşvik
belgesi kapsamında muafiyet uygulanarak ithal
edilen eşyanın beş yıllık süre dolmadan ve izin
alınmadan satılmak suretiyle teşvik şartlarının
ihlal edildiğinden bahisle, gümrük müdürlüğü
tarafından, ithalat sırasında yararlanılan destek
unsurlarından katma değer vergisi üzerinden 3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 13’üncü
maddesinin birinci fıkrasının (d) bendiyle yapılan
yollama uyarınca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
344’üncü maddesinin 2’nci fıkrası gereğince vergi
zıyaı cezası uygulanması gerektiğinin bildirilmesi
üzerine, vergi dairesi müdürlüğünce, bahsi geçen
vergi üzerinden vergi zıyaı cezası kesilmesi yolunda
tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davayı;
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
olayda, yatırım teşvik belgesi kapsamında vergileri
ödenmeksizin ithal edilen eşyaya ait taksitlerin
ödenmemesi nedeniyle, eşyanın cebri icra yoluyla
haczedilip satıldığı, bu işlemlerin gerçekleştirilmesi
esnasında, eşyanın ithalat vergilerinin ödenmesi
gerektiğinin yetkili icra organlarına bildirilmemesi
suretiyle, elde edilen bedelden, ithalat vergileri
tutarının karşılanamamasına davacı tarafından
sebebiyet verildiğinden, eşyaya isabet eden katma
değer vergisi üzerinden vergi zıyaı cezası kesilmesi
yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık
bulunmadığı gerekçesiyle reddeden İstanbul
Dördüncü Vergi Mahkemesinin 28.12.2011 gün ve
E:2010/1062; K:2011/4721 sayılı kararının, yatırım
teşvik mevzuatına aykırı hareket edildiğinden
bahisle, katma değer vergisi üzerinden vergi
zıyaı cezası kesilmesine dair işlemde hukuka
uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması
istenilmektedir.
Savunmanın Özeti:
İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Tetkik Hakimi Murat ASİLTÜRK’ün Düşüncesi:
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 485 sayılı Gümrük
Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’nci maddesinin
(c) bendinde ise, gümrük vergileri ile gümrüklerce
alınan diğer gelirler ve fonların tarhı, tahakkuk ve
tahsili Gümrük Müşteşarlığının görevleri arasında
sayılmıştır.
Ayrıca, 4458 sayılı Gümrük Kanununun,
olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle, 3’üncü
maddesinin 8’inci fıkrasında, “gümrük vergileri”
deyiminin, yürürlükteki hükümler uyarınca eşyaya
uygulanan ithalat vergilerinin tümünü; “ithalat
vergileri” deyiminin, eşyanın ithalinde öngörülen
gümrük vergileri ve eş etkili vergileri ifade ettiği
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
77
belirtilmiştir. Bu hükümler uyarınca; ilgililerce
ithali gerçekleştirilen eşyayla ilgili olarak alınması
gereken ithalat vergilerinin tarh, tahakkuk ve
tahsiline gümrük idarelerinin yetkili bulunduğu
açık olup, vergi alınmasını gerektiren eyleme,
Kanun Koyucu tarafından, aynı zamanda yaptırım
uygulanmasının hüküm altına alındığı hallerde,
anılan yaptırımı uygulamaya yetkili idarenin,
vergilerin tarh, tahakkuk ve tahsiline yetkili olan
gümrük idareleri olduğu konusunda duraksamaya
yer yoktur.
Olayda, yatırım teşvik mevzuatı koşullarına
aykırı hareket edildiğinden bahisle, 3065 sayılı
Kanun’un 13’üncü maddesinin (d) bendinin yaptığı
gönderme nedeniyle, 213 sayılı Kanun’un 344’üncü
maddesinin 2’nci fıkrası gereğince, kesilen vergi
zıyaı cezasının dayanağı katma değer vergisinin,
davacı tarafından gerçekleştirilen ithalat işleminden
doğduğu hususu tartışmasız olup, yukarıda sözü
edilen mevzuatın vergi alınmasını gerektiren fiile
bağladığı bir yaptırım olan vergi zıyaı cezasının,
ithalat vergilerinin tarh, tahakkuk ve tahsiline yetkili
olan gümrük idaresince kesilmesi gerekirken, vergi
dairesi müdürlüğünce kesilmesinde yetki yönünden
hukuka uyarlık bulunmadığından, 2577 sayılı
Kanun’un 2’nci maddesinin 1’inci fıkrası hükmü
uyarınca, anılan aykırılık hali dikkate alınmaksızın,
konu unsuru yönünden yapılan yargılama sonucuna
göre, yazılı gerekçeyle verilen kararda isabet
görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, temyiz istemi kabul edilerek
kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince
işin gereği görüşüldü:
Temyiz başvurusu; davacı adına tescilli
serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle yatırım
teşvik belgesi kapsamında muafiyet uygulanarak
ithal edilen eşyanın süre dolmadan ve izin
alınmadan satılmak suretiyle teşvik şartlarının
ihlal edildiğinden bahisle, gümrük müdürlüğü
tarafından, ithalat sırasında yararlanılan destek
unsurlarından katma değer vergisi üzerinden 3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 13’üncü
maddesinin birinci fıkrasının (d) bendiyle yapılan
yollama uyarınca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
78
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
344’üncü maddesinin 2’nci fıkrası gereğince vergi
zıyaı cezası uygulanması gerektiğinin bildirilmesi
üzerine, vergi dairesi müdürlüğünce, bahsi geçen
vergi üzerinden vergi zıyaı cezası kesilmesi yolunda
tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davayı
reddeden vergi mahkemesi kararının bozulması
istemine ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
2’nci maddesinin 1’inci fıkrasının 4577 sayılı
Kanun’un 5’inci maddesiyle değişik (a) bendinde,
iptal davası; idari işlemler hakkında yetki, şekil,
sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka
aykırı olduklarından dolayı, iptalleri için menfaatleri
ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak
tanımlanmıştır.
Bu tanıma göre; bir idari dava sonunda, bu
davaya konu idari işlemin iptaline karar verilebilmesi,
bu işlemin yukarıda sözü edilen unsurlardan biri
veya bir kaçı ile hukuka aykırı bulunmasına bağlıdır.
İdari işlemin yukarıda sözü edilen maddede sayılan
unsurlarından ilki olan “yetki”, idari makamların
kamu gücü kullanarak tek taraflı irade ile idari işlem
tesis edebilme iktidarını ifade eder ve kamu düzeni
ile ilgili olan bu unsurda mevcut hukuka aykırılık
halleri, ağırlıklarına göre, idari işlemi yok hükmünde
kılar veya iptalini gerektirir. Dava konusu idari
işlemde, bu tür bir hukuka aykırılık saptayan idari
yargı yeri, duruma göre, işlemin yokluğuna veya
iptaline karar vermekle yetinmek zorundadır. İdari
yargı yerinin, yetki unsurundaki hukuka aykırılığı
saptamakla birlikte, daha ileri giderek, işlemi diğer
unsurları, örneğin sebep unsuru yönünden de yargı
denetimine tabi tutması, yetkili idari makamın yerine
geçerek hükmün kurulması anlamına gelir ki, bu
durumun, İdari Yargılama Usulü Kanununun 2’nci
maddesinin 2’nci fıkrası hükmü ile bağdaştırılması
olanaklı değildir. Uyuşmazlıkta, ithale ilişkin olması
nedeniyle 4458 sayılı Gümrük Kanun’u kapsamında
yer alan katma değer vergisi üzerinden, 213 sayılı
Kanun’da düzenlenen vergi zıyaı cezası kesilmesi
yolunda tesis edilen davaya konu işlemin, 213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 2’nci maddesinde
gümrük ve tekel idareleri tarafından alınan vergi
ve resimlerin bu Kanuna tabi olmadığı yolundaki
düzenlemeye uygun olup olmadığı yönünden
yapılması gereken inceleme, 2577 sayılı Kanun’un
2’nci maddesinde sözü edilen idari işlemin konu
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
açık olup, vergi alınmasını gerektiren eyleme,
Kanun Koyucu tarafından, aynı zamanda yaptırım
uygulanmasının hüküm altına alındığı hallerde,
anılan yaptırımı uygulamaya yetkili idarenin,
vergilerin tarh, tahakkuk ve tahsiline yetkili olan
gümrük idareleri olduğu konusunda duraksamaya
yer yoktur.
Olayda, yatırım teşvik mevzuatı koşullarına
aykırı hareket edildiğinden bahisle, 3065 sayılı
Kanun’un 13’üncü maddesinin (d) bendinin yaptığı
gönderme nedeniyle, 213 sayılı Kanun’un 344’üncü
maddesinin 2’nci fıkrası gereğince, kesilen vergi
zıyaı cezasının dayanağı katma değer vergisinin,
davacı tarafından gerçekleştirilen ithalat işleminden
doğduğu hususu tartışmasız olup, yukarıda sözü
edilen mevzuatın vergi alınmasını gerektiren fiile
bağladığı bir yaptırım olan vergi zıyaı cezasının,
ithalat vergilerinin tarh, tahakkuk ve tahsiline yetkili
olan gümrük idaresince kesilmesi gerekirken, vergi
dairesi müdürlüğünce kesilmesinde yetki yönünden
hukuka uyarlık bulunmadığından, 2577 sayılı
Kanun’un 2’nci maddesinin 1’inci fıkrası hükmü
uyarınca, anılan aykırılık hali dikkate alınmaksızın,
konu unsuru yönünden yapılan yargılama sonucuna
göre, yazılı gerekçeyle verilen kararda isabet
görülmemiştir.
Açıklanan
nedenle,
temyiz
isteminin
kabulüne; mahkeme kararının bozulmasına, bozma
kararı üzerine, Mahkemece, yeniden verilecek
kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına
alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine
gerek bulunmadığına, 21.12.2012 gününde
oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Temyiz başvurusu; davacı adına tescilli
serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle yatırım
teşvik belgesi kapsamında muafiyet uygulanarak
ithal edilen eşyanın beş yıllık süre dolmadan ve
izin alınmadan satılması suretiyle teşvik şartlarının
ihlal edildiğinden bahisle, gümrük müdürlüğü
tarafından, ithalat sırasında yararlanılan destek
unsurlarından katma değer vergisi üzerinden 3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 13’üncü
maddesinin birinci fıkrasının (d) bendiyle yapılan
yollama uyarınca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
344’üncü maddesinin 2’nci fıkrası gereğince vergi
zıyaı cezası uygulanması gerektiğinin bildirilmesi
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Örnek Yargı Kararları «
unsurunu ilgilendirmekte olup, yetki unsuruyla
ilgili bir incelemenin, bahsi geçen incelemeye
göre öncelik arz ettiği hususu yukarıda yapılan
açıklamaların ve Yargılama Usulü kurallarının
gereğidir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 485 sayılı
Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’nci
maddesinin (c) bendinde ise, gümrük vergileri ile
gümrüklerce alınan diğer gelirler ve fonların tarhı,
tahakkuk ve tahsili gümrük müşteşarlığının görevleri
arasında sayılmıştır. Ayrıca, 4458 sayılı Gümrük
Kanununun, olay tarihinde yürürlükte bulunan
şekliyle, 3’üncü maddesinin 8’inci fıkrasında,
“gümrük vergileri” deyiminin, yürürlükteki hükümler
uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin
tümünü; “ithalat vergileri” deyiminin, eşyanın
ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve eş etkili
vergileri ifade ettiği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer
Vergisi Kanunu’nun 13’üncü maddesinin (d)
bendinde, yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere
belge kapsamındaki makina ve teçhizat teslimlerinin
(Şu kadar ki, yatırım teşvik belgesinde öngörüldüğü
şekilde gerçekleşmemesi halinde, zamanında
alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası
uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.
Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında
zamanaşımı, verginin tarhini veya cezanın
kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği
tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren
başlar) katma değer vergisinden istisna edilmiş
olduğu hükme bağlanmış; 213 sayılı Kanun’un
341’inci maddesinde, vergi zıyaı, mükellefin
veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini
zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine
getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk
ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini
ifade edeceği, 344’üncü maddesinin olay tarihinde
yürürlükte bulunan şeklinde de, 341’inci maddede
yazılı hallerde vergi zıyaına sebebiyet verildiği
takdirde, mükellefe veya sorumluya vergi zıyaı
cezası kesileceği hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümler uyarınca; ilgililerce ithali
gerçekleştirilen eşyayla ilgili olarak alınması
gereken ithalat vergilerinin tarh, tahakkuk ve
tahsiline gümrük idarelerinin yetkili bulunduğu
79
üzerine, vergi dairesi müdürlüğünce, bahsi geçen
vergi üzerinden vergi zıyaı cezası kesilmesi yolunda
tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davayı
reddeden vergi mahkemesi kararının bozulması
istemine ilişkindir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun
13’üncü maddesinin (d) bendinde, yatırım teşvik
belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki
makina ve teçhizat teslimlerinin (Şu kadar ki,
yatırım teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde
gerçekleşmemesi halinde, zamanında alınmayan
vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak
gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.
Zamanında alınmayan vergiler ile vergi
cezalarında zamanaşımı, verginin tarhini veya
cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana
geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından
itibaren başlar) katma değer vergisinden istisna
edilmiş olduğu; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
4’üncü maddesinde, vergi dairesinin, mükellefi
tespit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve
tahsil eden daire olduğu; 341’inci maddesinde,
vergi zıyaının, mükellefin veya sorumlunun
vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine
getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden,
verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya
eksik tahakkuk ettirilmesini ifade edeceği, 344’üncü
maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan
şeklinde de, 341’inci maddede yazılı hallerde vergi
zıyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellefe veya
80
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
sorumluya vergi zıyaı cezası kesileceği hükümlerine
yer verilmiştir.
Ayrıca, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun,
olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle, 3’üncü
maddesinin 8’inci fıkrasında, “gümrük vergileri”
deyiminin, yürürlükteki hükümler uyarınca eşyaya
uygulanan ithalat vergilerinin tümünü; “ithalat
vergileri” deyiminin, eşyanın ithalinde öngörülen
gümrük vergileri ve eş etkili vergileri ifade ettiği
belirtilmiştir.
Anılan düzenlemeler uyarınca,
olayda, yatırım teşvik belgesi kapsamında muafiyet
uygulanarak ithal edilen eşyanın süre dolmadan
ve izin alınmadan satılmak suretiyle teşvik
şartlarının ihlal edildiğinden bahisle, 213 sayılı
Kanun’un 4’üncü maddesine göre, anılan Kanuna
tabi alacaklara ilişkin vergilendirme işlemlerini
yapma konusunda yetkili merci olan vergi dairesi
müdürlüğünce, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanunu’nun 13’üncü maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendiyle yapılan yollama uyarınca, 213 sayılı
Kanunu’nun 344’üncü maddesinin 2’nci fıkrası
gereğince, katma değer vergisi üzerinden vergi
zıyaı cezası kesilmesi yolunda tesis edilen işlemde
yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin, davaya konu
işlemin diğer unsurları yönünden hukuka uygun
olup olmadığı hususunda yapılacak incelemeye
göre sonuçlandırılması gerektiği oyu ile karara
katılmıyorum.
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
» Örnek Yargı Kararları «
T.C.
DANIŞTAY
Dokuzuncu Daire
Esas No : 2010/4896
Karar No : 2012/9474
Anahtar Kelimeler : Düzeltme Beyannamesi,
İhtirazi Kayıt,
Kod Listesi, Sahte Fatura
Özeti: İdarelerin zorlaması sonucu ihtirazi
kayıtla verilen beyannamelere dayanılarak tarh
edilen vergi ile kesilen cezalarda hukuka uygunluk
bulunmadığı hakkında.
Temyiz İsteminde Bulunan : … Madencilik
San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Karşı Taraf : Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü
İstemin Özeti : Davacı şirket tarafından
ihtirazi kayıtla verilen katma değer vergisi
düzeltme beyannamelerine istinaden 2004/Eylül,
Kasım, Aralık dönemlerine ilişkin olarak yapılan
tahakkukların ve tahakkuklara bağlı olarak kesilen
vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan
davayı reddeden İstanbul 8. Vergi Mahkemesi’nin
23/02/2010 tarih ve E:2009/3085, K:2010/439
sayılı kararının dilekçede ileri sürülen nedenlerle
bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi
gerektiği savunulmaktadır.
Tetkik Hakimi Cüneyt Karaman’ın
Düşüncesi: Davacı hakkında bir inceleme
yapılmadan ve kullandığı faturaların gerçek olup
olmadığı, kendisi ve fatura düzenleyicileri hakkında
her yönüyle incelenerek ortaya konulmadan baskı
ile verdirilen düzeltme beyannameleri üzerine
yapılan vergilemede isabet görülmediğinden temyiz
isteminin kabulü ile vergi mahkemesi kararının
bozulması gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince
işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlıkta; davacı şirket tarafından 2004/
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
Eylül, Kasım, Aralık dönemlerine ilişkin olarak
yapılan tahakkukların ve tahakkuklara bağlı olarak
kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle
açılan davayı, olayda faturaları kullanılan … Hırd.
Gıda San. Tic. Ltd. Şti ve … İnş.Taah.Nak. Malz.
Paz.San.ve Tic.Ltd.Şti’nin sahte fatura düzenlemek
amacıyla kurulduğu, piyasaya komisyon karşılığı
fatura düzenlediği dolayısıyla bu şirketlerden alınan
faturaların sahte olduğu sonucuna ulaşıldığından
ihtirazi kayıtla verilen katma değer vergisi düzeltme
beyannamesi üzerine yapılan tahakkukta ve kesilen
cezada hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle
reddeden vergi mahkemesi kararının, yapılan
tahakkukun ve kesilen cezanın hukuka aykırı
olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanun’un 25.
maddesinde vergi kanunlarına göre beyan
üzerinden alınan vergilerin ‘tahakkuk fişi” ile tarh
ve tahakkuk edileceği, 3065 sayılı Kanun’un 40.
maddesinin 1. fıkrasında katma değer vergisinin bu
kanunda aksine hüküm bulunmadıkça mükelleflerin
yazılı beyanları üzerine tarh olunacağı belirtilmiş,
aynı Kanun’nun, vergi kanunlarının uygulanması
ve ispatı ile ilgili 3.maddesinin (A) bölümünün
1.fıkrasında, vergi kanunlarının lazfı ve ruhu ile
hüküm ifade edeceği, lafzın açık olmadığı hallerde
vergi kanunlarının hükümlerinin, kuruluşundaki
maksat, hükümlerin kanun yapısındaki yeri ve diğer
maddelerle olan bağlantısı göz önüne tutularak
uygulanacağı belirtilmiştir. (B) bölümünde de,
vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya
ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas
olduğu da hüküm altına alınmıştır. Ayrıca bu
maddenin son hükmü olan fıkrada ise; iktisadi, ticari
ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine
göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia
olunması halinde, ispat külfetinin bunu iddia eden
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
81
tarafa ait olacağı açıkca belirtilmiştir.
213 sayılı Kanun’un 378’inci maddesinin
ikinci fıkrasında ise, mükelleflerin beyan ettikleri
matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen
vergilere karşı dava açamayacakları kurala
bağlanmıştır.
Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden,
beyan olunan matrah üzerinden tarh olunan
vergiye karşı mükelleflerin dava açamayacakları
anlaşılmakta ise de, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanun’un 27. maddesinin 3. bendinde yer
alan ve ihtirazi kayıtla verilen beyannamelerle ilgili
kural dikkate alındığında, ihtirazi kayıtla verilen
beyannamelere karşı da dava açılabileceği,
dolayısıyla yükümlülerin beyan ettikleri matrah
için ihtirazi kayıt koymalarının mümkün olduğu
görülmektedir. Başka bir deyişle beyanname verilen
bir dönem için mükelleflerin daha sonra ilk beyan
edilen bilgileri değiştiren ikinci bir beyanname
vermeleri ve verecekleri bu beyannamelere
ihtirazi kayıt koyarak dava açabilme hakları saklı
tutulmaktadır. Mükelleflerin Vergi Usul Kanunu’nun
371. maddesi hükmünde yazılı koşullarla
kendiliklerinden pişmanlık dilekçesi ile birlikte yeni
bir beyanname vermeleri söz konusu olmakla
birlikte, çoğunlukla idarenin baskısı sonucu ikinci
bir beyanname verildiği durumlarla da sık sık
karşılaşılmakta, hatta verilen beyannameye dava
açma hakkını saklı tutan ihtirazi kayıt konulmasına
idarece izin verilmediği, aksi halde beyannamenin
kabul edilmediği gözlemlenmektedir
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 73 üncü maddesinde;
vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin
kanunla konulup, değiştirileceği veya kaldırılacağı
kuralına yer verilmiştir. Yetkileri ve tüm eylem ve
işlemleri kanunda belirlenmiş vergi idaresine tüm
olasılıkların önceden kestirilememesi nedeniyle
giderek daha geniş yetkiler verilmekteyse de,
idare bu yetkisini kullanırken hukukun genel
ilkelerini, Anayasa ve kanunların özünü ve ruhunu,
yargı içtihatlarını ve idari gelenekleri dikkate
almak durumundadır. Hukukun üstünlüğü için
kanunların varlığı yeterli değildir, o kanunların
adalete ve hakkaniyete de uygun olması gerekir.
Vergilendirme yetkisinin temel hak ve özgürlüklerle
olan yakın ilgisi nedeniyle, bireylerin devlet
müdahalelerinden önceden haberdar olması ve
82
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
geleceğe ilişkin planlarını buna göre yapabilmeleri
hukuk güvenliğinin bir gereğidir.
İdare hukukunda özel hukuktan farklı olarak
idarenin tek taraflı irade beyanı hukuki sonuç
doğurmaya yeterli olsa da, olayda olduğu üzere vergi
beyannamesi vermek gibi, mükelleflerin özgür irade
beyanı üzerine vergi tarh ve tahakkuk ettirilmesi
gibi idari işlemlerin tesis edildiği durumlarda bu
irade beyanlarının her türlü sakatlıktan, iradeyi
bozucu etkenlerden uzak olarak oluşması gerektiği
açıktır. İrade beyanını sakatlayıcı durumların söz
konusu olması halinde bu beyana dayanılarak tesis
edilen idari işlemin hukuka uygun olduğundan söz
edilemez.
Sahte fatura kullanımının azaltılması amacıyla
vergi idaresince sakıncalı yada şüpheli bazı durumları
tespit edilen mükellefler izlenmekte ve bu amaçla
“olumsuz mükellefler listesi” olarak adlandırılan ve
kamuoyunca “kod listesi” olarak da ifade edilen bir
uygulama yürütülmektedir. Bu uygulamaya göre,
olumsuzlukları bulunan mükellefler çeşitli kriterlere
göre sınıflandırılmakta ve bu suretle oluşan
listeler veri tabanına aktarılmaktadır. Kod listesine
giren mükelleflerin sayısının çokluğu nedeniyle,
bu mükelleflerin haklarında kısa sürede vergi
incelemesi yapılamadığından, Kod listesine alınan
mükelleflerden fatura alan mükellefler uyarılmak
suretiyle bu faturaların gelir, kurumlar ve katma
değer vergisi indirimlerinde kullanılmasının önüne
geçilmesi amaçlanmaktadır. Uygulamada vergi
dairelerinin; olumsuz mükellefler listesine girmiş bir
mükelleften mal ve hizmet alan diğer mükellefleri,
yazılı ya da sözlü olarak “koddaki mükelleflerden
yapılan alışlara ait faturaları KDV beyanlarından
çıkarmaları, yani bu faturalara ait katma değer
vergilerini indirim konusu yapmamaları, bu suretle
düzeltme beyannamesi vermeleri veya dört katı
tutarında teminat göstermeleri veya yeminli mali
müşavir raporu ibraz etmeleri, aksi halde olumsuz
mükellefler listesine dahil edileceği ve incelemeye
alınacakları” yönünde uyardıkları görülmektedir.
Birçok firma incelemeye maruz kalmamak için
idarenin bu talebini yerine getirmekte ve ilave
vergi tahakkukunu faiziyle birlikte ödemek zorunda
kalmaktadır.
Vergi idaresinin bu uygulaması, kod
listesine alınan mükelleflerden mal ve hizmet alan
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
olağan sayılamayacağından davacının verdiği
ikinci beyannamenin özgür iradeyle oluştuğundan
söz edilemez. Davalı idarece, davacının indirim
veya iade konusu yaptığı bazı faturaların sahte
olduğunun ileri sürüldüğü durumlarda, bu hususun
213 sayılı Yasa’nın 134. maddesinde belirtilen
esaslar çerçevesinde vergi incelemesine konu
yapılarak açıkça ortaya konulması gerekmektedir.
Olayda ise davalı idarece 213 sayılı Yasa’da
belirtilen tarhiyat şekilleri ve vergi incelemesine
ilişkin hükümler göz ardı edilmiş olup, davacının kod
listesine girmemek amacıyla düzeltme beyannamesi
vermek durumunda bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı hakkında bir inceleme
yapılmadan ve kullandığı faturaların gerçek olup
olmadığı, kendisi ve fatura düzenleyicileri hakkında
her yönüyle incelenerek ortaya konulmadan, kod
listesine girmemek amacıyla verilen düzeltme
beyannameleri
üzerine
yapılan
tahakkukta
ve kesilen vergi ziyaı cezasında yasal isabet
görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü
ile İstanbul 8. Vergi Mahkemesi’nin 23.02.2010
tarih ve E:2009/3085, K:2010/439 sayılı kararının
bozulmasına, 13.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar
verildi.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Örnek Yargı Kararları «
tüm mükellefleri de etkileyen bir sonuç ortaya
çıkarmaktadır. Böylece kod listesindeki mükelleften
mal almama şeklinde ifade edilebilecek bir davranış
tarzı da ortaya çıkmaya başlamıştır ki, bu durum
özellikle iyi niyetli mükellefler üzerinde haksız
rekabet baskısına da yol açmaktadır.
Dosyanın
incelenmesinden,
davacıya
faturalarını kullandığı şirketler hakkında sahte
fatura düzenledikleri hususunda rapor bulunduğu
belirtilerek, söz konusu faturaların katma değer
vergisi indirimleri arasından çıkarılması suretiyle
ilgili dönemler için vergi kanunlarında yer almayan
ancak uygulamada “düzeltme beyannamesi”
denilen ikinci bir beyanname vermesi gerektiği aksi
halde kendisinin de kod listesine alınacağı uyarısı
yapılarak yeniden beyanname vermesi sağlanarak
dava konusu katma değer vergisi, damga vergisi
ve gecikme faizi tahakkuk ettirildiği ve vergi ziyaı
cezası kesildiği anlaşılmaktadır.
Bakılan davada katma değer vergisi
beyannamelerini veren davacının daha sonra
ihtirazi kayıt konulmak suretiyle ikinci bir
beyanname daha vererek ilk beyannamede yer
alan indirime konu bazı faturaların beyannameden
çıkarılması sağlanmıştır. Davacının aleyhine olan
bu durumun kendi iradesiyle ortaya çıktığı iddia
edilse de ticari hayatın olağan koşulları altında
bir yükümlünün bu yönde bir eylemde bulunması
83
T.C.
DANIŞTAY
Dördüncü Daire
Esas No: 2012/2729
Karar No: 2013/1376
Anahtar Kelimeler: Anonim Şirket, Birleşme,
İhtirazi Kayıt
Özeti: Birleşmenin ilişkili şirketler arasında
gerçekleştirilmiş olmasının tek başına kanunda
yer alan teşviklerden yararlanmaya engel teşkil
etmeyeceği, bununla birlikte kanunda belirtildiği
şekilde birleşmenin istihdamın veya faaliyetin
kaydırılması gibi sadece teşviklerden yararlanmak
amacıyla yapıldığının tespitinin gerekli olduğu,
olayda bu yönde yapılmış bir tespit olmadığı
gibi davacı tarafından ibraz edilen yeminli mali
müşavir tespit raporunda, birleşme sonucunda
karlılığın ve istihdamın arttığına ilişkin tespit ve
değerlendirmelere yer verildiği, bu nedenle eksik
incelemeye dayalı olarak davacının ihtirazi kaydının
kabul edilmemesi suretiyle yapılan işlem kanuna
uygun olmadığından, aksi yöndeki mahkeme
kararında hukuka uyarlık görülmediği hakkında.
Temyiz Eden : … Deri Sanayi ve Ticaret
Anonim Şirketi
Vekili: Av.…
Karşı Taraf: Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi
Müdürlüğü
İstemin Özeti: Davacı şirketin… Ayakkabı
Çanta Dış Ticaret Anonim Şirketi ile yaptığı
birleşme nedeniyle %5 oranında kurumlar vergisine
tabi olması gerektiğini ileri sürerek verdiği ihtirazi
kayıt kabul edilmeyerek 2009 yılı için tahakkuk
ettirilen verginin fazlaya ilişkin kısmının kaldırılması
istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 8. Vergi
Mahkemesinin 16.01.2012 günlü ve E:2010/629,
K:2012/104 sayılı kararıyla, 5904 sayılı Kanun’un
geçici 2/c maddesine göre birleşmelerde sadece
teşviklerden yararlanılması amacıyla yapılan
işlemlerin
bulunması
halinde
teşviklerden
84
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
yararlanılamayacağı belirtildiğinden davacının
ilişkili olduğu anlaşılan şirketle yaptığı birleşme
nedeniyle teşviklerden yararlandırılmamasında
yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın
reddine karar verilmiştir. Hukuka aykırı olduğu ileri
sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi
gerektiği savunulmuştur.
Tetkik
Hâkimi
Hayrettin
Korucu’nun
Düşüncesi: Kanuna uygun olmayan işlemin iptali
gerekirken aksi yönde verilen Mahkeme Kararının
bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince
gereği görüşüldü: Davacı şirketin … Ayakkabı
Çanta Dış Ticaret Anonim Şirketi ile yaptığı
birleşme nedeniyle %5 oranında kurumlar vergisine
tabi olması gerektiğini ileri sürerek verdiği ihtirazi
kayıt kabul edilmeyerek 2009 yılı için tahakkuk
ettirilen verginin fazlaya ilişkin kısmının kaldırılması
istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi
kararı temyiz edilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na 5904
sayılı Kanunla eklenen geçici 5’inci maddesinde,
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin bu madde
kapsamında 31.12.2009 tarihine kadar yapılan
birleşmelerinde; a) Birleşilen kurum tarafından
münfesih kurumun birleşme tarihindeki sabit
kıymetlerinin rayiç bedelle, diğer kıymetlerinin
ise 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun değerleme
hükümlerine göre değerlemek suretiyle bir bütün
halinde devralınması ve bilançosuna kaydedilmesi,
b) Birleşmeden doğan kazançların tamamının
birleşme tarihi itibarıyla birleşilen şirketin
sermayesine eklenmesi, c) Birleşilen kurumun,
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
ortakları aynı olan … Ayakkabı Çanta Dış Ticaret
Anonim Şirketinin birleşmesi nedeniyle anılan
teşvikten yararlanmak için verdiği ihtirazi kaydın,
bu birleşmenin ilişkili kişi sayılanlar tarafından
istihdamın veya faaliyetin kaydırılması gibi sadece
teşviklerden yararlanmak amacıyla yapılmış olduğu
belirtilerek kabul edilmediği, Mahkemece de aynı
gerekçeye yer verilerek davanın reddedildiği
anlaşılmaktadır.
Ancak, sadece birleşmenin ilişkili kişiler
arasında gerçekleştirilmiş olması Kanunda yer
alan teşviklerden yararlanmaya engel teşkil
etmez, bununla birlikte Kanunda belirtildiği şekilde
birleşmenin istihdamın veya faaliyetin kaydırılması
gibi sadece teşviklerden yararlanmak amacıyla
yapıldığının tespiti gereklidir. Olayda bu yönde
yapılmış bir tespit olmadığı gibi davacı tarafından
ibraz edilen yeminli mali müşavir tespit raporunda,
birleşme sonucunda karlılığın ve istihdamın arttığına
ilişkin tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu
nedenle eksik incelemeye dayalı olarak davacının
ihtirazi kaydının kabul edilmemesi suretiyle yapılan
işlem Kanuna uygun olmadığından aksi yöndeki
Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, davacının temyiz
isteminin kabulüyle İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin
16.01.2012 günlü ve E:2010/629, K:2012/104
sayılı kararının bozulmasına, 14.03.2013 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Örnek Yargı Kararları «
münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi
borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine
getireceğini; münfesih kurumun, birleşmenin Ticaret
Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz
gün içinde birleşme nedeniyle vereceği kurumlar
vergisi beyannamesine ekli bir taahhütnameyle
taahhüt etmesi, ç) Birleşme sonrasında üç yıl
süreyle aylık ortalama bazda birleşilen kurum ile
münfesih kurum tarafından, 01.04.2009 tarihinden
önce verilen son aya ilişkin sigorta bildirgelerine
göre istihdam edilenlerin toplamından az olmamak
üzere aylık istihdam sağlanması, şartlarıyla
birleşme işlemlerinden doğan kazançların, kurumlar
vergisinden müstesna olduğu belirtilmiştir.
5904 sayılı Kanun’un geçici 2’nci maddesinin
c) bendinde ise, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi
Kanunu’nun Geçici 5’inci maddesinin uygulamasına
ilişkin olarak, birleşen veya birleşilen şirketlere
anılan Kanunun 13’üncü maddesine göre ilişkili
kişi sayılanlar tarafından istihdamın veya faaliyetin
kaydırılması gibi sadece teşviklerden yararlanmak
amacıyla yapılan işlemlerin bulunması halinde,
anılan maddedeki teşviklerden yararlanılamaz
hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre ilişkili sayılan şirketler arasında
gerçekleşen birleşmenin istihdamın veya faaliyetin
kaydırılması gibi sadece teşviklerden yararlanmak
amacıyla yapıldığının tespiti halinde söz konusu
teşviklerden yararlanılması mümkün olmayacaktır.
Dosyanın incelenmesinden davacı şirket ile
85
T.C.
İZMİR 3. VERGİ MAHKEMESİ
ESAS NO : 2013/1956
KARAR NO : 2014/854
DAVANIN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından,
davacı şirket adına 2009/12 dönemi için re’sen tarh
edilen vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisinin,
5838 sayılı Kanuna göre müstehzar ürünü 34.03
G.T.İ.P. numarasında yapılan en geniş tanıma göre
%70 veya daha fazla petrol yağları ve bitümenli
minerallerden elde edilen yağları içerenler olarak
tarif edildiği, bu kanunun uygulanmasına istinaden
çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararında da aynı tanımın
yapıldığı, 4760 sayılı Kanunun 8/1. maddesine
aykırı bir durum söz konusu olmadığı, sonradan
çıkartılan gümrük genel tebliği izahnamesi ile bu
tanımlamaların dışına çıkılmasının hukuka aykırı
olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN
ÖZETİ:
Davalı
İdare
tarafından, davacı şirket tarafından 4760 sayılı
Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 8/1. maddesi
kapsamında ithal edilen emtianın kullanılması
sonucu imal edilen mamüllerin içerdikleri
ham maddeler nedeniyle 34.03 gümrük tarife
pozisyonunda
değerlendirilmesinin
mümkün
bulunmadığı, bu pozisyonda yer alabilmesi için
esas madde olarak içerisinde en fazla %69
oranında petrol yağı bulunması gerekirken %70 ve
daha fazla oranda petrol yağı bulunduğunun vergi
inceleme raporu ile tespit edildiği, bu sebeple 27.10
tarife pozisyonunda değerlendirilerek yapılan cezalı
tarhiyatın yerinde olduğu ve davanın reddi gerektiği
savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir 3. Vergi Mahkemesi’nce,
dava dosyası incelendikten sonra işin gereği
görüşüldü:
Dava, davacı şirket adına 2009/12 dönemi
için re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı özel tüketim
vergisinin kaldırılması istemiyle açılmıştır. 213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde;
vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya
86
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas
olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin
muamelelerin gerçek mahiyetinin, yemin hariç, her
türlü delille ispatlanabileceği ve vergiyi doğuran
olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin
ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı hüküm
altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 134.
maddesinin 1. fıkrasında ise; vergi incelemesinden
maksadın,
ödenmesi
gereken
vergilerin
doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak
olduğu hükmedilmiştir.
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun
8. maddesinin 1. bendinde “Bu Kanuna ekli (I) sayılı
listenin (B) cetvelindeki malların; (I) sayılı listeye
dahil olmayan malların imalinde kullanılmak üzere
mükellefler tarafından tesliminde tarh ve tahakkuk
ettirilen özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulu
tarafından belirlenecek kısmı, teminat alınmak
suretiyle tecil olunur. Söz konusu malların tecil
tarihini takıp eden aybaşından itibaren on iki ay
içinde
(I) sayılı listeye dahil olmayan malların
imalinde kullanılması halinde tecil olunan vergi
terkin edilir. Bu hükümlere uyulmaması halinde,
bu malların tecil-terkin işlemi dışındaki amaçlarla
tesliminde tarh edilmesi gereken vergi tutarından,
daha önce tahsil edilen verginin mahsubundan
sonra kalan tutar, vade tarihinden itibaren 6183
sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51.
maddesinde belirlenen gecikme zammı ile birlikte
alıcıdan tahsil edilir. Ancak tecil edilen verginin
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen mücbir
sebepler dolayısıyla terkin edilememesi halinde bu
vergi, tecil edildiği tarihten itibaren
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun’un 48. maddesine göre ilgili
dönemler de geçerli tecil faizi ile birlikte alıcıdan
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
emtianın kullanılması sonucu imal edilen mamüllerin
içerdikleri ham maddeler nedeniyle 34.03 gümrük
tarife pozisyonunda değerlendirilmesinin mümkün
bulunmadığı, bu pozisyonda yer alabilmesi için
esas madde olarak içerisinde en fazla %69
oranında petrol yağı bulunması gerekirken %70
ve daha fazla oranda petrol yağı bulunduğu
hususunun vergi inceleme raporu ile tespit
edildiği, bu sebeple üretilen emtianın 27.10 tarife
pozisyonunda değerlendirilerek yapılan cezalı
tarhiyatın kaldırılması istemiyle bakılmakta olan
davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda atıfta bulunulan 5838 sayılı Kanuna
göre davacı şirket tarafından üretilen müstahzarların
tanımı ağırlık itibarıyla %70 veya daha fazla petrol
yağları veya bitümenli minerallerden elde edilen
yağları içerenler olarak tarif edilmiş olup,34.03
G.T.İ.P. numaralarında gösterilen müstahzarlar ile
ilgili bölümde de aynı düzenleme yapılmıştır.
Bu durumda, 4760 sayılı Kanunla ve 5838
sayılı Kanunla davacı şirket tarafından üretimi
yapılan müstahzarın esas madde olarak kabul
edilmemek suretiyle ağırlık itibariyle %70 veya daha
fazla petrol yağları veya bitümenli minerallerden
elde edilen yağları içerenler tanımına girdiği açık
olup, 1 seri nolu Gümrük Kanunu Genel Tebliği
İzahnamesi esas alınarak yapılan cezalı tarhiyatta
yasal isabet görülmediğinden, kaldırılması gerekir.
Açıklanan nedenlerle; DAVANIN KABULÜNE,
dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına,
aşağıda dökümü yapılan 66,05 TL yargılama gideri
ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı
vekili lehine takdir edilen 750,00-TL vekalet ücretinin
davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine,
artan posta avansının kararın kesinleşmesinden
sonra davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen
günden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz
yolu açık olmak üzere, 02/06/2014 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
» Örnek Yargı Kararları «
tahsil edilir,” hükmü yer almaktadır.
Yine söz konusu Kanunun “Müteselsil
Sorumluluk ve Ceza Uygulaması” başlıklı 13.
maddesinin 2. fıkrasında (I) sayılı listedeki malları
teslim alanların, bu malları daha yüksek tutarda
vergiye tabi bir mal olarak kullanmak veya üçüncü
kişilere satmak suretiyle vergi ziyaına sebebiyet
vermeleri halinde, ziyaa uğratılan vergi bunlar
adına tarh olunur ve tarhiyata 213 sayılı Vergi Usul
Kanunu’nun 344. maddesine göre vergi ziyaı cezası
uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
18/02/2008 tarih ve 5838 sayılı Kanunun 13.
Maddesinde; “4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanunu’nun eki (I) sayılı listenin (B) cetvelinde
yer alan bazı mallara ilişkin özel tüketim vergisi,
bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde karşılarında
gösterildiği tutarlarda tespit edilmiş, aynı vergi
tutarları ile birlikte eklenmiştir.” hükmüyle, 1 ve
2 sayılı cetveldeki ürünler ve bunların, G.T.İ.P.
numaraları aşağıda görülmektedir. denilmektedir.
Söz konusu Kanun’un 13. Maddesinde
belirtilen, 34.03 G.T.İ.P. Numaralarında görülen
müstahzarlar ile ilgili bölümde;
(Yağlama Müstahzarları)
3403.11.00.00.00Dokumaya
elverişli
maddelerin, deri ve köselenin, post ve kürklerin
veya diğer maddelerin işlenmesine mahsus
müstahzarlar:
(Yağlama Müstahzarları)
3403.19.10.00.00Esasa madde olarak kabul
edilmemek şartıyla, ağırlık itibariyle %70 veya daha
fazla petrol yağları veya bitümenli minerallerden
elde edilen yağları içerenler
(Yağlama Müstahzarları)
3403.19.91.00.00 Makine, cihaz ve taşıtların
yağlanmasında kullanılan müstahzarlar
(Yağlama Müstahzarları)
3403.19.99.00.00 Diğerleri
(Yağlama Müstahzarları)
3403.91.00.00.00
Dokumaya
elverişli
maddelerin, deri ve köselenin, post ve kürklerin veya
diğer maddelerin işlenmesine mahsus müstahzarlar
(Yağlama Müstahzarları)
3403.99.10.00.00 Makine, cihaz ve taşıtların
yağlanmasında kullanılan müstahzarlar
(Yağlama Müstahzarları)
3403.99.90.00.00) Diğerleri olarak sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket
tarafından 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanunu’nun 8/1. maddesi kapsamında ithal edilen
87
Basında Biz
88
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası
MAYIS I HAZİRAN I 2014 I Sayı: 120
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
1
File Size
2 376 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content