close

Enter

Log in using OpenID

2014 - Ekonomi Gazetesi

embedDownload
Ekonomi
3
Muhasebe
5
Gündem
nkara-İstanbul yolunu yaklaşık 3 saate indirecek Yüksek Hızlı
Tren’de ilk deneme mart ayında gerçekleşecek.Ankara Yüksek Hızlı
Tren (YHT) hattı için geri sayım başladı. Devlet Demiryolları Genel
Müdürü Süleyman Karaman, Ankara-İstanbul hattında, Piri Reis test treniyle mart
ayı başından itibaren aralıksız test seferlerine geçileceğini, çok kısa süre sonra
da hattın açılışının yapılacağını söyledi.Ankara-İstanbul YHT hattının ölçüm
testleri, dünyadaki 5-6 adet test treninden biri olan Piri Reis Treni ile yapılıyor. 35
milyon lira değerindeki YHT seti üzerine 14 milyon lira ek harcama yapılarak
monte edilen ölçüm cihazlarından oluşan Piri Reis, 50 değişik ölçüm yapabiliyor.
Yapımı tamamlanan Eskişehir-İstanbul arasındaki 247 kilometrelik bölüm testler
tamamlandıktan sonra hizmete hazır hale gelecek ve mart ayı içerisinde hattın
açılışı yapılacak.Toplam 523 kilometrelik Ankara-İstanbul YHT hattının 276
kilometrelik Ankara-Eskişehir bölümü 2009 yılında hizmete açılmıştı.
B
A
Ankara Yüksek Hızlı Tren
için geri sayım başladı!
8
aşbakan Erdoğan Afyon'daki kampın kapanış konuşmasında önemli
açıklamalarda bulunuyor.Başbakan Erdoğan Afyon'da kampın
kapanış konuşmasında önce Metin Feyzioğlu'na yüklendi. Ardından
Paralel Yapı'ya yüklendi.İşte Cumhurbaşkanlığı seçimi, paralel örgüt, diğer
örgütlerin yapılanmasıyla mücadele istişare toplantımızda ele aldığımız ağırlıklı
konular oldu. son 200 yıl boyunca bu toprakların asli unsurları, millet, yoksullar,
okuyamamış olanlar, kendisini ifade edemeyenler, fırsatları imkanları olamayanlar,
milli ve manevi değerlerine bağlı olanlar, sistematik bir tahrike aşağılanmaya maruz
kaldılar. Rahmetli Oğuz Atay, onları yani bizleri "tutunamayanlar" olarak tarif
etmişti. Hiçbir ayrım yapmadılar. Elit bir zümre, Türk demeden, Kürt demeden, AleviSünni demeden, halk yığınlarına karşı sürekli bir kibir sergilemişti. Son yıllarda
birçok konuşmamda bunların üzerinde durdum.Bizim özgüvenimizi yok etmek
istediklerini, bizim de buna karşı direnmemiz gerektiğini defalarca ifade ettim.
ürkiye'de yaklaşık bir milyon kişiyi mağdur eden sistem 28 Mayıs tarihi
itibariyle yasaklanıyor. Yeni düzenleme ile birlikte artık vatandaşa gerçekçi
olmayan vaatlerde bulunanlara çok ağır cezai yaptırımlar getiriliyor.Uzun
yıllar yasal boşluklardan ötürü 1 milyon insanı mağdur eden ve halk arasında Titan, Saadet
Zinciri gibi isimlerle anılan piramit satış sistemine ilk kez düzenleme getiriliyor. 28 Mayıs'tan
sonra yürürlüğe girecek olan Yeni Tüketici Yasası ile birlikte bu tarz satış yapan firmalara
tamamen yasak getirilecek.1990 yıllarında ortaya çıkan piramit satış (Saadet zinciri) sistemi
para ile para kazandıran çok katlı pazarlama modeli olarak adlandırılıyor. Türkiye ise bu
sistemi ilk olarak 1998 yılında ''Titan'' ismiyle kurulan saadet zinciri vasıtasıyla duydu. O
dönem Titan tarafından yaşatılan mağduriyetler çok konuşulmuş, parodilere dahi malzeme
konusu olmuştu. Binlerce kişiyi trilyonlarca lira dolandıran firma yetkileri ise 10 yıl hapis
cezasına çarptırılmış ve geçtiğimiz yıllarda tahliye olmuşlardı.
T
TSK'NIN 'GiZLi' SiLAHLARI
onom
A400M 'ATLAS'
HERKES iÇiN EKONOMi POLiTiKA
13 MAYIS 2014 Salı
KDV dahil 25 Krş
ürk Silahlı Kuvvetleri'ndeki milli üretim çok namlulu roketatar
ve füze sistemleri ilk kez görüntülendi. Çekimleri özel izinle
yapılan 40 roketi 80 saniyede fırlatan Sakarya ile 4 roketle 18
saniyede 100 kilometredeki hedefi vuran Kasırga çok namlulu roketatar
sistemi, TSK'nın önemli ateş gücünü oluşturuyor.Milli imkanlarla üretilen
'Yıldırım' füzeleri ile 80 saniyede 40 roketi fırlatabilen çok
namlulu roketatar sistemleri, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
önemli ateş gücünü oluşturuyor. Türk Silahlı
Kuvvetleri'ndeki milli üretim çok namlulu roketatar ve
füze sistemlerini görüntüledi. Füzelerin ve çok namlulu
roketatarların konuşlandığı birliklerin 'gizli' olmasından
dolayı çekimler alınan özel izinle yapıldı. 600 milimetrelik
füze sistemi 'Yıldırım', düşmanın yüksek öncelikli
hedeflerini istenilen yer ve zamanda ateş altına alabiliyor.
T
www.ekonomigazetesi.net
Merkez faiz ve enflasyon
GöREVE HAZIR
Türkiye'nin üretim ortaklarından olduğu Stratejik Ulaştırma Uçağı A400M 'Atlas' için, Kayseri'deki 12. Hava
Ulaştırma Ana Üs Komutanlığında düzenlenen teslim
törenine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de katıldı.
KISKACINDA
MB faiz ve enflasyonla imtihan oluyor Düşük enflasyon hedefine
odaklanan Merkez Bankası adeta faiz ve enflasyonla imtihan oluyor. Son 8
yılda sadece 2 kez enflasyon hedefini tutturan Merkez, tahvil faizi, döviz kuru
ve yüksek enflasyon arasında sıkıştı. Enflasyon hedefini yüzde 6.6’dan yüzde
7.6’ya çekerek yukarı yönlü revize eden Merkez Bankası adeta imtihan veriyor.
zmanlar Merkez’in öncelikli
hedefinin enflasyon olduğunu
ve bu %n Mayısta faiz indirimi
beklemediklerini ifade ediyor.Ocak ayında
kurdaki hızlı yükseliş, doğrudan döviz satış müdahalelerine rağmen durdurulamayınca Merkez ara para politikası kurulu ile
faizleri iki kattan fazla artırmıştı. Ancak
son dönemde Rusya ile Ukrayna arasındaki gerginlikten dolayı bu ülkeden kaçan ve
görevleri kolaylıkla yapabileceği de Türkiye’ye gelen sıcak para ile birlikte kur
kaydedildi.Hava Kuvvetleri
geriledi, borsa artı
Komutanı Orgeneral Akın Öztürk,
ve tahvil faizleteslim alınan A400M uçağı ile daha
ri düşmeye
ağır yüklerin, daha uzun
başladı.
menzillere, daha isabetli naklinin
mümkün olduğunu bildirdi.
U
2. Hava Ulaştırma Ana
Üs Komutanlığındaki
törene, Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül'ün yanı sıra, Milli
Savunma Bakanı İsmet Yılmaz,
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut,
AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail
Tamer, Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Necdet Özel, Hava
Kuvvetleri Komutanı Orgeneral
Akın Öztürk, Garnizon Komutanı
Hv. Plt. Tümgeneral Ali Demiral,
Kayseri Valisi Orhan Düzgün,
Büyükşehir Belediye Başkanı
Mehmet Özhaseki, üst rütbeli
subaylar, savunma sanayi
yöneticileri, TAI ve Airbus firması
yetkilileri ile davetliler katıldı.
1
Törende, A400M uçağının yapım
süreciyle ilgili kısa bir gösterimin
ardından, uçak üretimi projesiyle
ilgili bilgiler verildi. Türkiye'nin ilk
kez bir uçağın tasarım ve üretim
aşamalarına dahil olduğu belirtilen
bilgilerde, Türkiye'nin ilk A400M
'Atlas' uçağının 6 aylık gecikmeyle
teslim alındığı, 2015'ten 2018'e
kadar her yıl 2 uçak teslimatı
olmak kaydıyla toplamda
Türkiye'nin 10 uçağın teslim
alınacağı bildirildi.
A400M uçağı ile çok uzun
menzillere yüksek tonajlı
malzemelerin taşınabilir hale
geldiği ifade edilirken, uçağın
havada yakıt nakliyle sınırsız uçuş
menziline sahip olduğu, tam
teçhizatlı 160 paraşütçünün,
helikopterlerin, zırhlı personel
taşıyıcının, konteynerlerin
rahatlıkla taşınabildiği, uçağın
askeri harekat dışında, barışın
korunması, afet durumlarında
yardımların en kısa zamanda ve
doğru noktalara bırakılması gibi
BORSA
RUSYA’DAN KAÇAN SICAK PARA
Cuma günü gösterge tahvil % 9,16, 10 yıllık
tahvil faizi ise % 9,24 seviyesine geriledi.
MB’in bir haftalık tahvil faizi ise % 10 seviyesinde bulunuyor. Bu durum Merkez’i enflasyon ve faiz arasında sıkışmış durumda.
15 GÜNDE % 6 DÜŞTÜ
23 Nisan’da 2.1510 lira seviyesinde olan $,
ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası’nın açıklamalarıyla hızla yönünü aşıya çevirdi. 8 Mayıs’ta 2.0670 liraya
kadar gerileyen $ % 6’ya yakın değer kaybetti. Fed Başkanı Janet Yellen’in faiz artışı
konusunda takvim vermemesi $ın bütün
para birimleri karşısında değer kaybeti.
İHRACATÇI 2,15’IN ALTINI
iSTEMiYOR
Yılbaşından bu yana kurda yaşanan
yükselişten olumlu etkilen ihracatçılar son dönemde kurun
gerileme sinden rahatsız.
Özellikle 2,10’un
altına inen $ kurunun rekabet
güçlerini zayıflatacağı belirtiliyor. İhracatçılar ideal kurun 2.152.20 TL arasında
olduğuna
dikkat
çekiyor.
Orgeneral Öztürk, ''A400M uçağı
nın teslimi için buradayız. Bu uçak,
THK'nın gücüne güç katacaktır.
Hava Kuvvetleri, Silahlı Kuvvetlerin
olmazsa olmaz unsurlarıdır. Kıbrıs
harekatı sırasında Hava
Kuvvetlerimiz, C-130 ve C-160
uçaklarıyla silahlı kuvvetlerimize
büyük destek vermiştir.
MERKEZ DÖViZ SATMAYI KESEBiLiR
Merkez’in geçen hafta günlük döviz satım
miktarını 40 milyon $’dan 20 milyon $a
düşürmesi bir nebze olsun $ın düşüşünü
yavaşlattı. Merkez bu hareketle $ın daha
fazla düşmesini istemediğini piyasa oyuncularına göstermiş oldu. Uzmanlar $ın 2 TL
veya daha altına doğru hareket etmesi
halinde Merkez’in döviz satım ihalelerini
sonlandırabileceğini belirtiyor.
İHRACAT OLUMSUZ ETKiLENECEK
Fatih Üniversitesi, Uluslararası Ticaret
Bölümü Başkanı Doç. Dr. Osman Nuri
Aras, kurlardaki düşüş ve düşüşün kalıcı
olmasının, yüksek döviz kuruna göre
hedef belirleyen ihracatçıyı olumsuz etkileyeceğini belirtti. Aras, “Politika belirleyicilere düşen görev, kurlarda
ihracatçıların 2.16-2.17 arası beklentisini de
dikkate alarak sürdürülebilir
istikrarı sağlayacak adımlar
atmalarıdır” dedi.
Şüheda
YILDIRIM’ın
Haberi
amuda fazla çalışma
genelgesi bugün resmi
gazetede yayımlanarak
yürürlüğe girdi.Kamuda fazla
çalışma genelgesi bu gün resmi
gazetede yayımlanarak yürürlüğe
girdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan genelgeye göre kamu görevlilerine, belli
bir sürede bitirilmesi gereken,
zorunlu ve istisnai haller bulunmadığı sürece, günlük çalışma saatleri dışında fazla çalışma
yaptırılmayacak.Genelgeye göre
Kamu görevlilerine, belli bir sürede
bitirilmesi gereken, zorunlu ve istisnai haller bulunmadığı sürece, günlük çalışma saatleri dışında fazla
çalışma yaptırılmayacak.
K
ÇANTACI DÖNEMİNE SON
&
Enerjide petrol ruhsatı alıp, yatırım yap
mayan ve başkalarına pazarlayan çanta
cılara Bakanlık 'dur' dedi. Yeni kanunla
% 2 teminat alınacak ve iki yıl yatırım
yapmayan şirketin parası yanacak.
nerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,
petrol ruhsatlarını alıp yatırım yapmayan, başka şirketlere pazarlayan,
rezervleri elinde tutan 'çantacıları' mercek altına
aldı. Bakan Taner Yıldız, "Ruhsatı al, pusuya
yat" dönemini bitireceklerini açıklarken, yeni
Petrol Kanunu ile çantacıları engellemek için
düzenleme yapıldı.
E
TÜRKİYE'DE 370 RUHSAT VAR
Türkiye'de yerli ve yabancı şirketlerin elinde yaklaşık 370 ruhsat var. Bunların sadece 5'te birinde
sondaj yapılırken, kanunla petrolde kamu
önceliği kaldırıldı. Yeni sisteme göre özel şirketler kara ve deniz ruhsatlarının tamamına
talip olabiliyor.
Artık
Ekonomi
Gazetesini
twitter &
facebook’dan
okuyabilirsiniz
2
Ekonomi
DEPREM
13 MAYIS
2014
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
an depremlerinin ardından
bölgede yaklaşık 23 bin
konut ve 2 bin 325 ahır inşa
edilirken, tüm iyileştirmelere
ilişkin yapılan harcamaların
toplamı bugün itibariyle 5
milyar 225 milyon 809 bin 743
lirayı buldu.23 Ekim ve 9 Kasım
2011'de meydana gelen Van
Depremlerinin ardından
bölgedeki hizmetlerle ilgili
yapılan derlemeye göre, afet
bölgesine AFAD tarafından,
ilgili kurum ve kuruluşlarla
işbirliğinde, afetzedelerin
geçici barınma ihtiyaçlarının
karşılanması için bölgede, ilk
etapta 13 çadır kent, daha
sonra ise 35 konteyner kent
kuruldu. Söz konusu konteyner
kentlerde toplam 29 bin 486
konteyner kullanılırken, bu
konteynerlerde 175 bin 70
afetzede geçici olarak
barındırıldı.
V
ürk Kızılayı, AFAD ve diğer
T
kamu kurum ve
kuruluşlarının işbirliğiyle
arama-kurtarma çalışmaları da
titizlikle yürütülürken,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
ile ilgili bakanlar 23 Ekim'de
depremin hemen ardından, 9
Kasım'daki depremden ise
birkaç gün sonra bölgeye
giderek çalışmaları yerinde
inceledi.
Kısa aralıklarla yaşanan iki
depremde; toplam 644 kişi
hayatını kaybetti, bin 966 kişi
yaralandı, 252 kişi ise enkaz
altından sağ olarak kurtarıldı.
ürk Kızılayı, AFAD ve diğer kamu
kurum ve kuruluşlarının
T
işbirliğiyle arama-kurtarma çalışmaları
da titizlikle yürütülürken, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili bakanlar
23 Ekim'de depremin hemen ardından, 9
Kasım'daki depremden ise birkaç gün
sonra bölgeye giderek çalışmaları yerinde
inceledi.
İlk olarak meydana gelen 7,2
büyüklüğündeki deprem,
bölgedeki yapı stokunun zayıf
olması nedeniyle yıkıcı hasara
neden oldu. Depremlerin
ardından, Van merkez, köyleri,
Erciş ve Edremit'te 21 bin 692
yapının enkazı kaldırıldı.
Elektrik şirketlerinin tümü Turkcell'i tercih ediyor
Van genelinde 200 binden
fazla konut, işyeri ve ahır
incelenerek, hasar tespit işlemi
yapıldı. İncelenen yapıların 50
bin 599'u (%26) ağır hasarlı, 15
bin 334'ü (%8) orta hasarlı, 72
bin 257'si (%36) az hasarlı ve 59
bin 951'i (%30) hasarsız olduğu
tespit edildi.
Depremden 39 gün sonra
kalıcı konutlar için temel atıldı
Depremin henüz 39. gününde
kalıcı konutların temeli atılarak
yapımına başlanırken, Van,
Edremit ve Erciş'te toplam 17 bin
489 afet konutunun yanı sıra
köylerde yapılan ve yapılmakta
olan evlerle Van yeni bir
görünüme kavuşturuldu.
Evini yapana yardım yöntemi
ile köylerde 6 bin 202 konut ve 2
bin 325 ahır inşa edildi. Bu
sayede Van depremleri
sonrasında bölgede yaklaşık 23
tkinliğin açılışı
bugün T.C. Bilim,
E
Sanayi ve Teknoloji
Turkcell, bu yıl enerji sektörünün buluşma noktası haline
gelen Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler Kongre ve
Fuarı'nın Elmas Sponsorluğunu üstlendi.Türkiye'nin akıllı
şebeke dönüşümünde ve enerji verimliliği projelerinde öncü
bir oyuncu haline gelen Turkcell, sektörün en önemli
organizasyonlarından 2.Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler
Kongre ve Fuarı'nın Elmas Sponsorluğu'nu üstlendi.
Bakanı Fikri Işık
tarafından yapıldı.
8-9 Mayıs
tarihlerinde
İstanbul WOW Hotel
ve Kongre
Merkezi'nde
gerçekleşen fuarda
Turkcell, hem
panellerdeki etkin
rolü hem de geniş
standı ile yer alıyor.
Türkiye'nin
elektriği
Turkcell'e emanet
Elektrik
şirketlerinin tümü
Turkcell'i tercih
ediyor
Uluslararası
İstanbul Akıllı
Şebekeler Kongre ve
Fuarı'nı
değerlendiren
Turkcell Genel
Müdür Yardımcısı
Yiğit Kulabaş,
"Bugün enerji ve su
yönetimi konusu
sadece Türkiye'nin
değil, yerkürenin en
önemli gündem
maddelerinden biri.
Enerjinin verimli
kullanılabilmesi ve
akıllı şebeke
dönüşümü sadece
bugünü değil
yarının dünyasını
da şekillendiriyor.
Turkcell bu her iki
kritik konuda da
Türkiye'de öncü bir
role sahip.
Mutlulukla
söylüyorum ki,
ülkemizde faaliyet
sonrası
Va n'a 2 3
b i n ko n u t
bin konut ve 2 bin 325 ahır
inşaatı tamamlandı.
Tüm iyileştirmelere ilişkin
toplam harcama bugün
itibariyle 5 milyar 225 milyon
809 bin 743 lirayı buldu.
Hizmetler neticesinden, 13
bin 837 konut hak sahibi
olanlara, bin 84 konut mülkiyet
nedeniyle hak sahibi
olamayanlara, 155 konut
yakınlarını afette kaybedenlere,
bin 926 konut afet sırasında
kiracı olanlara (kurayla), 362
konut kamu kurum ve
kuruluşlarına, 6 bin 202 konut
ise köylerde hak sahibi olanlara
teslim edildi.
Konteynerleri
boşaltmayanların talepleri
hukuki dayanaktan yoksun
AFAD yetkilileri, konteyner
kentlerin geçici barınma yerleri
gösteren toplam 21
elektrik dağıtım
şirketinin tümü
Turkcell ile çalışıyor.
Ayrıca bu şirketlerin
yüzde 70'inin tek
tercihiyiz. Bugün
toplam 150 bin akıllı
sayaçtan 110 bini
Turkcell M2M hatları
ile çalışıyor." dedi.
Kulabaş sözlerini
şöyle sürdürdü:
"2013 yılında cari
açığımız 65 milyar
dolar olarak
gerçekleşti ve bu
cari açığın yaklaşık
yüzde 84'ü enerji
ithalatından
kaynaklanıyor.
Aynı şekilde Sayın
Bakanımızın
mecliste yaptığı bir
bilgilendirmeye göre
de elektrikte yüzde
70'lere varan kayıp
ve kaçak bölgeleri
olduğu görünüyor.
Biz makineler arası
iletişimi ekonomik
verimliliği artıracak
bir çözümler bütünü
olarak görüyoruz.
2013'te Türkiye'deki
her 3 makineden
2'sine Turkcell M2M
hatlarıyla hizmet
vererek yaklaşık 1,4
milyon Turkcell SİM
kartlı makineyi
konuşturduk.
Böylece ülke
ekonomisine 1,5
milyar TL'den fazla
katkı sağladık.
Türkiye pazarında
yaklaşık 150 milyon
uzaktan
yönetilebilir cihaz
potansiyeli
olduğunu
düşünürsek
ülkemizin henüz
başlangıç
seviyesinde
olduğunu
görüyoruz.
Toplumsal faydanın
ortaya çıkması için
ülkemizde akıllı
şebekeler ile ilgili
politikanın
oluşturulmasını çok
önemsiyoruz.
Akıllı Şebekeler
Kongre ve Fuarı, bu
açıdan önemli bir
fırsattır. Bu
etkinlikte hem
teknolojimiz ile hem
de
telekomünikasyon
pazarı ile
benzerlikler taşıyan
enerji sektörüne
deneyimlerimizle
katkı sağlıyoruz."
Turkcell Reaktif
Enerji Servisi
faturalarda %10 - 20
arası tasarruf
sağlıyor
Son olarak Turkcell
Reaktif Enerji
Servisi'nden de söz
eden Kulabaş,
"Mağaza, fabrika,
okul, hastane, AVM,
otel gibi
işletmelerde
kullanılan cihazlar,
makineler, fırınlar,
elektrik enerjisini
kullanırken
olarak tasarlanıp uygulandığını
belirterek, konteynerler teslim
edilirken yapılan
taahhütnamelere göre
vatandaşlara istedikleri zaman
bu geçici barınma merkezlerini
boşaltabilme hakkının
tanındığını vurguladı.
Afet konutlarını hiç
görülmemiş bir hızla bir yıl gibi
sürede tamamlandığını ve hak
sahiplerine verildiğini ifade
eden yetkililer, "Kalıcı
konutların tesliminin ardından,
23 Ekim 2012'den itibaren
konteyner kent sakinlerine
konteynerlerin boşaltılması
gerektiği birçok kez tebliğ edildi.
Kendilerine konut
verilmediği takdirde konteyner
kenti boşaltmak istemeyen
vatandaşlarımızın bu talebi
hukuki dayanaktan yoksundur"
değerlendirmesinde
bulundu.HABER MERKEZİ
şebekeden aktif ve
reaktif enerji
çekiyorlar. Ancak
cihazların aslında
şebekeden sadece
aktif enerjiye
ihtiyacı bulunuyor.
Ortalama 1.000
TL'nin üzerinde
fatura ödeyen iş
yerleri
kullanmadıkları bu
reaktif enerjinin
belli limitlerin
üzerine çıkması
halinde Devlet
kurallarına göre
dağıtım firması
firmaya ceza
kesiyor.
Turkcell Reaktif
Enerji Servisi,
reaktif enerji
tüketimi arttığında
ve ceza riski
oluştuğunda SMS ve
e-maille ilgili
firmayı uyararak,
reaktif ceza
bedelinin
ödenmesini
engelliyor.
Gereksiz elektrik
tüketimini tespit
ederek, elektrik
faturalarında
ortalama %10 - 20
arasında tasarruf
sağlamış oluyor"
diye konuştu.
Sektörün odak
alanında M2M var
Sayaç okuma,
lojistik, finansal
hizmetler tarafında
mobil POS cihazları
ve ATM'ler,
yazarkasalar, tarım
ve hayvancılık,
güvenlik bağlantılı
binalar M2M'in
yükseliş gösterdiği
alanlar olarak
gösteriliyor.
Türkiye'deki ilk
M2M uygulamaları
2001'de Araç Takip
Uygulamaları ile
başladı.
M2M çözümleri;
elektrik, su ve gaz
sayaçlarında
kayıp/kaçak
oranının
azaltılması, yiyecekiçecek makine ve
dolaplarının
takibinde rota
optimizasyonu,
uzaktan sulama
otomasyonu,
seraların takibi,
lojistik sektöründe
akaryakıt
maliyetlerinin
azaltılması gibi pek
çok farklı amaçla
kullanılıyor.
M2M şu anda en
önemli kullanım
alanı haline gelmiş
olan Araç Takip'in
yanında sağlık
alanında tıbbi
otomasyona ve
akıllı ev aletlerine
kadar sayısız alanda
kullanılma
potansiyeline sahip
ve birçok alanda
şimdiden Turkcell'le
kullanılmaya
başlamış durumda.
HABER MERKEZİ
13 MAYIS
3
2014
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
'Bu yıl 45 milyon turist bekliyoruz'
Ankara - İstanbul için
geri sayım başladı
nkara-İstanbul Yüksek Hızlı
A
Tren (YHT) hattı için geri
sayım başladı. Toplam 533
kilometrelik hattın 266
kilometrelik bölümünün açılışı
devam eden sinyalizasyon, yol
ve katener testlerinin
tamamlanmasından sonra
yapılacak.
ürkiye Esnaf ve Sanatkarları
T
Konfederasyonu (TESK) Genel
Başkanı Bendevi Palandöken, yeni
turizm sezonuna girerken ülke
olarak turist sayısında artış
beklediklerini belirterek, 2014
yılında ülke olarak turist
beklentisinin 45 milyon olduğunu
vurguladı.
Hizmet sektöründe her türlü
tedbirin şimdiden alınması
gerektiğini ifade eden Palandöken,
kaçak alkollü içeceklerle ilgili yeni
sıkıntılar yaşanmaması için
denetimlerin artırılması gerektiğini
bildirdi.
Konuya ilişkin yazılı bir açıklama
yapan Bendevi Palandöken TAPDK
(Tütün, Tütün Mamulleri ve
Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme
Kurulu) Belgesi olmayan, kendi
iştigal konusu olmadığı halde
alkollü içecek satan gelişigüzel
SEKTÖRE
yerlerden içki alınmamasını istedi.
Tüketilen alkollü içkilerin
üzerindeki TAPDK bandrolüne
dikkat edilmesi gerektiğinin altını
çizen Palandöken, geçmişte
yaşanan alkol zehirlenmesi
olaylarının tekrar etmemesi için
mutlaka TAPDK Belgesi olan
yerlerden alışveriş yapılması
konusunda uyardı.
'Altın yumurtlayan
tavuğa zarar
vermeyelim'
Geçen yıl Türkiye'ye gelen turist
sayısının yüzde 7.6 artarak 39
milyon 226 bin 226 kişiye ulaştığını,
bunların yüzde 86.2’sini yani 33
milyon 827 bin 424 kişisini
yabancı turistlerin oluşturduğunu
belirten Bendevi Palandöken,
turizm gelirlerinin yüzde 11.4
artarak 32 milyar 310 milyon 424
bin dolar olduğunu vurguladı.
2013'te kişi başına ortalama
harcamanın 824 dolar olurken,
yabancıların ortalama 749 dolar,
yurt dışında ikamet eden
vatandaşların yerini yurdunu
ziyarete geldiğinde ise ortalama bin
252 dolar harcadığını ifade eden
Palandöken, şu açıklamalarda
bulundu:
miktarında yüzde 63 artış olduğunu
ve bu alkollü içkilerin normal satış
fiyatının çok altında bir fiyattan
satıldığını vurguladı. Daha 20 gün
önce piyasa değeri 1 milyon TL olan
toplam 15 bin 730 şişe kaçak
alkollü içki yakalandığını belirten
Palandöken şunları kaydetti:
"Sektörde 1.5 milyon insan
çalışıyor. Yeni turizm sezonu
başlarken sahte içki haberleri
Türkiye için olumsuz etki yapabilir.
Yetkililerimizin, sahte içkinin
yapımında kullanılan etil alkol ile
metanolü çok sıkı denetlemesi
gerekir. Metanol, etil
alkolden 5 kat daha fazla
insan vücuduna zarar
vermektedir.”
"Vatandaşımızı uyarıyoruz; normal
fiyatın altında satılan ürünün,
sahte veya kaçak olması
muhtemeldir.
'Düşük fiyatla satılan
içkilerden uzak durun'
Palandöken, saha denetimlerinde
bandrolü bulunmayan alkollü içki
Sahte, kaçak veya izinsiz olarak
üretilen ürünlerden korunmak için;
alış verişinizi, TAPDK Satış Belgesi
sahibi perakende satıcılardan
yapınız. Alkollü içkilerin şüpheli
görülen ambalaja sahip olanlarını
ve ambalajlarının üzerinde
bandrolü olmayanları asla
almayınız. Bu tür ürünlerin sahte
veya kaçak olması
muhtemeldir.”CİHAN
ürkiye'de güneş enerjisinden lisanslı elektrik üretimi için ilk ihale 12 Mayıs
Tkapasite
Pazartesi günü gerçekleştirilecek. İhalede Elazığ bölgesindeki 8 megavatlık
için 5, Erzurum bölgesindeki 5 megavatlık kapasite için 2 firma
yarışacak.Enerjide dışa bağımlılığı azaltmayı, yerli ve yenilenebilir enerji
kaynaklarının kullanım oranını artırmayı amaçlayan Türkiye, bu kapsamda
güneş potansiyelini enerji üretiminde daha etkin kullanacak. Bu
kapsamda ilk olarak 600 megavatlık güneş enerjisine dayalı
lisanslı üretim başvuruları yatırıma dönüşmeye başlıyor.Mevzuat
gereği, güneş enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılmış
ön lisans başvurularından aynı sahada, aynı bağlantı noktasına,
aynı bağlantı bölgesine bağlanmak için birden fazla başvurunun
bulunması durumunda, sisteme bağlanacak olanı belirlemek için
Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) tarafından yarışma yapılacak.Bu
doğrultuda güneş enerjisine yönelik ilk yarışma Elazığ ve Erzurum bölgeleri
için 12 Mayısta TEİAŞ Genel Müdürlüğünde gerçekleştirilecek.İhalede Elazığ
bölgesindeki 8 megavatlık kapasite için 5, Erzurum bölgesindeki 5 megavatlık
kapasite için 2 firma yarışacak.Ahmet ÇARHOĞLU-EKONOMİ
GÜNEŞ
DOĞACAK
akan
Zeybekci,
"İnşallah 2014
yılının mayıs
ayı, Türkiye
Cumhuriyeti
tarihimizin en
yüksek mayıs
ayı olacak"
dedi.Türkiye'de
genelde, ihracat rakamları
dile getirilirken, hizmet
gelirlerinin
gündeme
konulmadığına
dikkati çeken
Zeybekci,
dünyadaki
müteahhitlik
hizmetleri,
Türkiye'ye
gelip de sağlık
hizmeti alanlar
ve turizm gelirlerinin 2013 yılı
sonu itibariyle
tam 48 milyar
dolar olduğunu
bildirdi.
B
İstanbul-Ankara arası yolculuk
süresi ilk etapta Arifiye
üzerinden yapılacak ve yaklaşık
3,5 saat sürecek. Geyve-Sapanca
kesiminin tamamlanmasıyla
hattaki yolculuk süresi 3 saate
inecek.
Toplam 533 kilometrelik Ankaraİstanbul YHT hattının 245
kilometrelik Ankara-Eskişehir
bölümü 2009'da hizmete açıldı.
Yapımı tamamlanan Eskişehirİstanbul arasındaki 266
kilometrelik bölümün açılışı ise
Piri Reis Treni ile gerçekleştirilen
test sürüşleri, sinyalizasyon, yol
ve katener testlerinin ardından
yapılacak.
Testler 60, 80, 100, 120
kilometrelik hızlar şeklinde
kademeli olarak artırılacak.
Hattın maksimum işletme hızı
250 kilometre olacak ve test
sürüşleri saatte 275 kilometrelik
hıza göre yapılacak. Bunun yanı
sıra trafik testi adı verilen
sinyalizasyon testleri de
tamamlanacak.
Ankara-İstanbul YHT hattında
ilk etapta Polatlı, Eskişehir,
Bozüyük, Bilecik, Pamukova,
Sapanca, İzmit, Gebze ve Pendik
olmak üzere toplam 9 durak
bulunacak.
Hat 2015'te Marmaray'a
bağlanacak
Hattın hizmete girmesinin
ardından sonradan
projelendirilen Geyve-Sapanca
arasında standardı daha yüksek
kesimin tamamlanmasıyla
Ankara-İstanbul (Pendik)
arasındaki yolculuk süresi 3 saat
ihracat rakamları beklentilerin üzerinde
15 dakikaya, Ankara-Gebze
arasındaki seyahat süresi ise 3
saate inecek. Geyve-Arifiye
arasındaki hat ise konvansiyonel
trenler tarafından kullanılacak.
Projenin ikinci kesiminin
tamamlanmasıyla İstanbulAnkara arası yolculuk 3 saat,
Ankara-Pendik arası yolculuk ise
2 saat 45 dakika olacak.
İlk aşamada son durağın Pendik
olacağı hat Söğütlüçeşme
istasyonuna kadar uzatılacak.
Ankara-İstanbul YHT hattı,
2015'te Marmaray'a bağlanacak
ve Halkalı'ya kadar ulaşacak.
Günlük 16 sefer düzenlenecek.
Marmaray'a bağlandıktan sonra
her 15 dakika ya da yarım saatte
bir sefer gerçekleşecek.
Yolcu taşımacılığında
demiryolunun payı yüzde 78
olacak
Ankara ile İstanbul YHT hattının
hizmete girmesiyle yolcu
taşımacılığında yüzde 10 olan
demiryolu payının yüzde 78'e
çıkması öngörülüyor. Ankaraİstanbul YHT hattında günde
yaklaşık 50 bin, yılda 17 milyon
yolcuya hizmet verilmesi
hedefleniyor.
Ankara-İstanbul hattında 755
sanat yapısı inşa edildi.
Köseköy-Gebze arasındaki
bölüm 150 milyon avroluk AB
hibesi ile yapıldı. Hattın 4 milyar
dolar olan maliyetinin 2 milyar
doları krediden oluşuyor.
Biletlerde esnek
fiyat uygulaması olacak
Ankara-İstanbul hızlı tren
biletleri otobüsten pahalı,
uçaktan ucuz olacak. TCDD, bu
konuda teknik bazı çalışmalar
yaptı. İlk hesaplamalarda 70-80
lira arasında bir fiyat ortaya
konuldu. Ancak bu rakamın
yeniden revize edileceği
belirtildi. Bilet fiyatlarının belirli
günlerde ve saatlerde daha ucuz
olacağı esnek uygulama da
yapılacak.
Yasin HAZNEDAR-EKONOMİ
Ekonomi Bakanı Nihat
Zeybekci, Afyonkarahisar Sanayiciler ve İşadamları Derneği (AFSİAD) tarafından kentteki bir otelde düzenlenen "2023 İhracat Hedefleri ve Türkiye
Ekonomisi" konulu toplantıda yaptığı konuşmada, Afyonkarahisar'da olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
ürkiye'de genelde, ihracat
T
rakamları dile getirilirken,
hizmet gelirlerinin gündeme
konulmadığına dikkati çeken Zeybekci, dünyadaki müteahhitlik
hizmetleri, Türkiye'ye gelip de
sağlık hizmeti alanlar ve turizm
gelirlerinin 2013 yılı sonu
itibariyle tam 48 milyar dolar
olduğunu bildirdi.
Türkiye'nin dış ticaret gelirinin,
yaklaşık olarak 200 milyar dolar
olduğunu ve 251 milyar dolar da
ithalatının bulunduğunu anımsatan Zeybekci, toplam 450 milyar
doların üzerinde Türkiye'nin dış
ticaret hacminin olduğunu ak
tardı. Zeybekci, Türkiye'nin, gelinen noktada, dünyada çok daha
başka bir yerde olduğunu, 20022013 döneminde Türkiye'nin, üst
üste ortalama yüzde 5
büyüdüğünü ifade ederek, bunun
da dünyada, Türkiye'nin ilk 3
içinde yer almasını sağladığını belirtti.
Enflasyona da değinen Zeybekci,
"Allah aşkına Türkiye, yüzde 36
enflasyon yaptı diye, hatırlar
mısınız, Türkiye'nin ekonomi
bakanı gösterdiği hedefe ulaşamadık diye istifa etti. Ben onu çok
takdir etmiştim o zaman.
Türkiye'de enflasyon tek haneli
rakamlara geldi. Yüzde 60'lar seviyesinden Türkiye'de bugün
yüzde 9'lar seviyesine indi. Bu
tabii istediğimiz bir seviye değil.
Biz buraya yüzde 6'ları gören bir
enflasyondan geldik" ifadelerine
yer verdi.
Kredi derecelendirme
kuruluşlarına tepki
"Türkiye'de her şeye rağmen, felaket tellallarına rağmen,
Türkiye'de birilerinin siyasi istikrarı bozmak istemesine rağmen, siyasi istikrarı bozarak
ekonomik istikrarı bozmak istemelerine rağmen, Türkiye'yi
tüm dünyada karalamak is-
temelerine rağmen, o en hararetli
olduğu zamanlarda, seçim arifesinde, 2014 yılının ocak ayına
gelen istihdam rakamları, 11 yılın
en iyi ocak ayı rakamı geldi" diyen
Zeybekci, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"TÜİK'in açıkladığı kapasite kullanma oranları geldi. 2013 yılı,
bizim ekonomi göstergeleri olarak
hakikaten çok başarılı olduğumuz
bir yıldır. Ama şundan emin olun
ki 2014 yılı, 2013 yılında ki o dalgalanmaları da içinden bir atarsak
dışarıya, 2013 yılı rakamlarından
çok daha iyi olacaktır.
En son gelen rakam, kapasite kullanım oranında, mart ayı sonu
itibari ile yüzde 4,2 artış geldi. Üst
üste yüzde 5,5'in üzerinde kapasite kullanım oranı artışı geldi.
Ama diğer taraftan Standart and
Poor's, Fitch, IMF, OECD gibi kuruluşlar Türkiye'de 2014 yılının
büyüme rakamlarını aşağıya
doğru revize ediyorlar. Türkiye
Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı
olarak sizlere şunu söylüyorum;
yılın 3. çeyreğinde yani temmuzağustos gibi göreceksiniz, tıpış
tıpış o aşağı doğru revize ettikleri
büyüme rakamlarını yukarıya
doğru revize edecekler. Yaşarsak
göreceğiz, onlar mı biliyor bu
memleketin ekonomisini, yoksa
biz mi biliyoruz. Borsanın birbirine girdiği o dönemde yani 17
Aralık süreci ile başlayan o
süreçten bahsediyorum. 17 Aralık
süreci ile başlayan o süreçte biz,
'Ne olur panik yapmayın,
Türkiye'de kriz çıkmayacak' dedik.
Türkiye'de kriz çıkaramazlar.
Türkiye, artık eski Türkiye değil.
Hani o anayasa kitapçığı
atıldığında yüzde 7000 gecelik
faiz görünen Türkiye değil.
Türkiye, artık geldiği noktada,
asla ve asla o günden dönmeyecektir, döndüremeyecekler. Çünkü
artık bu millet inanın bu tiyatronun, bu filmin, sahnenin,
dünyanın reel aktörü haline geldi.
Bu millet dünyanın her yerine
ihracat yapar hale geldi. Şu anda
Türkiye'nin dünyada ihracat yapmadığı ülke kalmadı."
"Türkiye'de ihracat rakamları,
bütün beklentilerin üzerinde"
Türkiye'nin dış ticaret hacminin
son 11 yılda tam 4,5 kat arttığını
dile getiren Zeybekci, Türkiye'de
ihracat rakamlarının bütün beklentilerin üzerinde ve güzel bir
sürpriz yapacağını söyledi.
Türkiye'nin 2014 yılı mart, nisan
ayı sonu itibariyle ihracatını ortalamada 2 haneli bir rakam olarak
artırmayı başardığını aktardı.AA
4
Borsa - Finans
13 MAYIS
2014
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Dış ticaretin yıldızı yine İstanbul
cak-mart döneminde Türkiye'nin yaptığı yaklaşık
97,7 milyar dolarlık dış ticaretin yarısından fazlası
İstanbul'dan gerçekleştirildi.
O
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yapılan
derlemeye göre, 2014 yılının ilk 3 ayında 81 ilden
sınırların ötesine yaklaşık 40,2 milyar dolarlık ihracat, 57,4 milyar dolarlık ithalat yapıldı. 51 il dış ticaret
fazlası, 30 il de dış ticaret açığı verdi.
İstanbul, 20 milyar 585 milyon 484 bin dolarlık ihracat ve 28 milyar 635 milyon 743 bin dolarlık ithalatı ile
Türkiye'nin dış ticaretinde her zaman olduğu gibi
yine en büyük paya sahip il oldu. İhracatın ithalatı
karşılama oranı yüzde 71,8'e ulaşan ve 8 milyar 50 milyon 259 bin dolarlık dış ticaret açığı veren İstanbul,
aynı zamanda Türkiye'nin rakamsal olarak en fazla
dış ticaret açığını veren ili unvanına sahip.
Ocak-mart döneminde dış ticarette ikinci sırayı 3 milyar 114 milyon 783 bin dolarlık ihracatı ve 3 milyar 235
milyon 985 bin ithalatı ile İzmir aldı. İhracatın ithalatı
karşılama oranı yüzde 96,2 olarak belirlenen İzmir,
121 milyon 202 bin dolar dış ticaret açığı verdi.
İlk 3 ayda ihracatta İstanbul ve İzmir'in dışında
Ankara, Bursa, Gaziantep ve Kocaeli'nin ihracat ve
ithalatı milyar doları aştı.
Türkiye, K. Irak petrolünden ne kadar kazanacak?
Aynı dönemde en az ihracatı yapan il ise 50 bin dolar
ile Bayburt oldu. Bayburt'u 61 bin dolarlık ihracatla
Tunceli, 149 bin dolarlık ihracatla Kars, 188 bin dolarlık ihracatla Gümüşhane ve 311 bin dolarlık ihracatla
Ardahan izledi.
İlk üç ayda 79 ilden yapılan ihracat, Bingöl ve
Tunceli'den hiç gerçekleştirilemedi.
- En fazla dış ticaret fazlası veren il Gaziantep
Yılın ilk 3 ayında en fazla dış ticaret fazlası veren il
Gaziantep oldu. Makine
halısından çimentoya,
kimyevi ürünlerden gıdaya
ve konfeksiyon ürünlerine
kadar birçok sektörde ihracat yapan ilin ocak-mart
dönemindeki ihracatı 1 milyar 641 milyon 740 bin
dolar olarak gerçekleşti.
Aynı dönemde 1 milyar 247
milyon 375 bin dolarlık ithalat yapan Gaziantep'in dış
ticaret fazlası 394 milyon
365 bin dolar oldu.
Dış ticaret fazlasında
Gaziantep'i 355 milyon 857
bin dolar ile Sakarya, 226
milyon 439 bin dolar ile Trabzon, 233 milyon 54 bin
dolar ile Şırnak, 194 milyon 991 bin dolar ile Bursa
takip etti.
Suriye ve Irak'a komşu olan Şırnak, 9 milyon 193 bin
dolarlık ithalatına karşılık yaklaşık 26 katı, yani 242
milyon 247 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Mardin
de 36 milyon 256 bin dolarlık ithalatına karşılık 192
milyon 622 bin dolarlık ihracatıyla dikkati çekti.
ali Suçları Araştırma Kurulu'na (MASAK)
M
geçen yıl intikal eden şüpheli işlem
bildirimi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 67
oranında artış göstererek 25 bin 592'ye ulaştı.
MASAK verilerinden derlenen bilgilere göre,
MASAK'a gönderilen şüpheli işlem bildirim
sayısı 2013 yılı içerisinde sayısal olarak şimdiye
kadarki en yüksek seviyesine ulaşmış bulunuyor.
MASAK'a intikal eden şüpheli işlem bildirimi
2009'da 9 bin 823 seviyesinde bulunurken, 2012
yılında vatandaşların kullanımına sunulan
"Elektronik Şüpheli İşlem Bildirimi Uygulaması" ile kurula yapılan şüpheli işlem bildirimlerin artmasında önemli rol oynadı.
2012 yılında MASAK'a gelen şüpheli işlem
bildirimi 15 bin 318 iken, söz konusu rakam
2013 yılında yüzde 67 oranında artarak 25 bin
592 olarak gerçekleşti.
- İthalatın yüzde 14,6'sı "gizli"
- En çok şüpheli bildirim "Bankalar" hakkında
Bu arada, 2014 yılı ocak-mart döneminde toplam 57
milyar 483 milyon 983 bin dolarlık ithalat yapılırken,
bu rakamın 8 milyar 417 milyon 356 bin doları "gizli
veri" olarak kayıtlara girdi.AA
2013 yılındaki 25 bin 592 şüpheli işlem bildiriminin 22 bin 86'sı bankalardan kaynaklandı.
Bankalar hakkındaki şüpheli bildirim sayısı bir
İnternetten ilan verenlere kötü sürpriz
Şükrü KIZILOT
gerekecek.
"Vergi kaydını
yaptırın"
İnternet üzerinden
ister ürün satılsın
ister araç, herkesin
vergi mükellefi
olduğunu anımsatan yetkililer, sanal
satış yapan herkesin
vergi kaydını yaptırması gerektiğini belirtti.
aliye, internet sitelerine verilen satılık ve
M
kiralık daire ilanlarını takibe aldı. İlan sahiplerinin
vergi verip vermediği
araştırılacak.
Maliye e-haciz öncesinde
harekete geçerek mükellefleri vergi dairelerine
çağırırken, sanal alışverişi
de 3 koldan takibe aldı.
Sanal vergi denetimiyle
hem firmalar hem de
eşyasını, evini internetten
satanları da vergi sürprizi
bekliyor.
"Xenon" tespit ediyor
Gelir İdaresi Başkanlığı,
bankalardan aldığı kredi
kartı işlem bilgileriyle internette ne kadar satış
yapıldığını, lojistik ayağı
Türkiye'ye 1,1 milyar euro kazandıracak
ürkiye'nin üretim ortağı olduğu "geleceğin
nakliye uçağı" olarak
nitelendirilen A400M'in,
2030 yılına kadar ülke
ekonomisine 1,1 milyar
avro kazandırması bekleniyor.A400M Nakliye
Uçağı Proje Müdürü Osman Soylu, yaptığı
açıklamada, Türkiye, İngiltere, Fransa, Belçika
ve Lüksemburg'un uluslararası konsersiyumuyla 170 uçak üretileceğini ve her birinin 125
bin avroya satılacağını söyledi.
T
Uçakların tamamının ortak ülkelerdeki yerleşik tesislerde üretilecek parçalardan oluşacağını ve bunun da söz konusu ülkeler
açısından büyük önem taşıdığını belirten
Soylu, Türkiye'nin A400M'in yüzde 6'lık
bölümünün üretiminde pay sahibi olduğunu
vurguladı.Ortak ülkelerin, uçak ihtiyacını
karşılamalarının yanı sıra tedarik ettikleri
uçak sayısıyla orantılı olarak kendi sanayi firmalarına tasarım ve üretim işpayı sağladıklarını ifade eden Soylu, şunları kaydetti:
"Bu kapsamda Türkiye yerli savunma sanayi
firmaları, A400M uçağının tasarım ve üretiminde işpayı sahibi oldu. Program kapsamında, uçağın ön orta gövde, arka gövde,
üst bölümü, paraşütçü kapıları, acil çıkış
kapısı, arka üst kaçış kapağı ve kuyruk konisi
gibi ana yapısal komponentlerine ilaveten
kanatçık, sürat frenleri, aydınlatma sistemleri
ile atık/temiz su sistemlerinin tasarım ve üretimi Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ)
mühendis ve teknisyenleri tarafından gerçekleştiriliyor. Uçağın kablajı dediğimiz kablolama sisteminin tamamı TUSAŞ tarafından
gerçekleştirilecek. 170 uçağın tamamında tek
kaynak TUSAŞ olacak."CİHAN
ve kargo şirketlerinden
alınan bilgilerle mal satan
firmalara ulaşıyor.
Fiziki takiple birlikte
"Xenon" denen dijital programla sanal ortamda
ticaret yapan tüm firmalar
tespit ediliyor. Yeni
dönemde, evinin resmini
çekip kiralık ilanı veren,
satışa çıkaran vatandaşların da vergi ödemesi
Yetkililer, "Vergi
dairelerine şahsen
başvurmaları
zorunlu. Böyle bir
satış ticari faaliyet
anlamına gelir"
dedi. Sanal ortamda
kazanç elde ettiği
belirlenen isimlere
tebligat gönderilerek, bağlı bulunduğu
vergi dairesine davet
ediliyor. Vergi daireleri,
trafikten öğrenim kredisine kadar borcu olan
mükellefleri çıkardı. Gelir
vergisi beyannameleri de
alındıktan sonra borçlu
mükelleflere mektup gönderilmeye başladı.
CİHAN
Türkiye tahıl ve sebzede kendine yetiyor
ürkiye İstatistik KuT
rumu (TÜİK),
2012-2013 dönemine ilişkin
Bitkisel Ürün
Denge Tablolarını açıkladı.
Buna göre,
"Tahıllar ve
Diğer Bitkisel
Ürünler" kategorisinde en yüksek yeterlilik derecesi yüzde 122.4
ile kırmızı mercimekte gerçekleşti. Toplam tahıl
ürünlerinde, 2012-2013 piyasa döneminde yurt içi
üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi yüzde 93.1
oldu. Toplam tahıl üretiminde en büyük paya sahip
olan buğdayın yeterlilik derecesi yüzde 98, yem
sanayinin en önemli girdilerini oluşturan arpanın
yeterlilik derecesi yüzde 91.8, mısırın ise yüzde 77.5
olarak gerçekleşti.
Tüketimin fazla olduğu nohudun yeterlilik derecesi
yüzde 99.5 olarak gerçekleşti. Kendine yeterli ürünlerden birisi olan patateste, yeterlilik derecesi yüzde
105.6, yurt içi talebin büyük kısmının ithalat ile
karşılandığı yağlı tohumlar ürün grubundan
ayçiçeğinde yüzde 52.5, soyada yüzde 9.3 ve kolzada
yüzde 44 düzeyinde oldu. Toplam şeker üretiminin
büyük kısmı yurt içinde tüketilmiş olup, yeterlilik
derecesi yüzde 105 olarak gerçekleşti.
Sebzeler kategorisinde en yüksek yeterlilik derecesi
yüzde 112.1 ile taze soğanda gerçekleşti. Toplam
sebze ürünlerinde, 2012-2013 piyasa döneminde yurt
içi üretimin, yurt içi talebi karşılama derecesi yüzde
106.6 olarak gerçekleşti. Toplam sebze arzının büyük
bir kısmı yurt içinde tüketilirken, sadece yüzde
6.4'lük bölümü ihraç edildi. Kök ve yumru sebzeler
grubundan taze soğan yüzde 112.1 ile en yüksek
yeterlilik derecesine sahip iken, bunu yüzde 109 ile
havuç ve yüzde 107.2 ile kuru soğan izledi. AA
Vergi ve cezadan
kurtulma yolları
Vergi ve ceza gelince paniğe kapılmayın. Ödemek
isteyenlere uzlaşma yoluyla büyük indirim var! 2013
yılında vergi incelemesi sonucu kesilen vergi
cezalarının yüzde 99’u, vergilerin ise yüzde 87’si
silindi.
2013’DE uzlaşma yoluyla cezanın yüzde 99’u,
verginin yüzde 87’si silindi. Vergi ceza
ihbarnamesini aldığınızda, isterseniz bir dilekçe ile
cezayı yarıya indirtebilirsiniz.
BİR DİLEKÇE VE CEZADA YÜZDE 50 İNDİRİM
Vergi ceza ihbarnamelerinin tebliğ tarihinden
itibaren 30 gün içinde, vergi dairesine bir dilekçe
vererek, vergi ve cezayı Vergi Usul Kanunu’nun 376.
maddesine göre, vadesinde ödeyeceğinizi
bildirirseniz;
- Vergi ziyaı cezasının birinci defada yarısı indirilir.
Daha sonra gelen cezaların da 1/3’ü indirilir.
- Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında ise, her
defasında 1/3’ü indirilir.
PANİĞE KAPILMAYIN
Vergi ve ceza gelince paniğe kapılmayın. Ödemek
isteyenlere uzlaşma yoluyla büyük indirim var!
Yapılan indirimler, uzlaşma komisyonlarına göre
değişiyor.2013 yılında vergi incelemesi sonucu
kesilen vergi cezalarının; Merkezi Uzlaşma
Komisyonu tarafından, ortalama olarak yüzde 99’u
kaldırıldı yani silindi. Vergilerin de, yüzde 87’si
silindi.Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu’nda,
cezaların yüzde 98’i, vergilerin ise yüzde 60’ı silindi.
Tarhiyat Sonrası Uzlaşma Komisyonu’nda ise
cezaların yüzde 96’sı, vergilerin ise yüzde 24’ü
silindi. Tarhiyat öncesi uzlaşmada da cezaların
yüzde 94’ü, vergilerin de yüzde 6’sı indirildi.
UZLAŞMA NE?
Bir vergi ve ceza kesildiğinde, şahıs ya da şirketin
mahkemede dava açma yoluna gitmeden, “Tamam
ben bu vergi ve cezayı ödeyeceğim. Uzlaşma yolu ile
pazarlık yapıp, belli bir kısmını kaldırmanızı
istiyorum” anlamında başvuruda bulunmasını,
idarenin de “Şu gün şu saatte gel. Karşılıklı pazarlık
yapalım” demesini ifade ediyor.
Bu pazarlıkta, cezaların neredeyse tamamı, verginin
de belli bir kısmı kaldırılıyor. Uzlaşılan yani kalan
vergi ve cezanın vadesinde ödenmemesi, uzlaşmayı
geçersiz kılmıyor.
İKİ AYRI UZLAŞMA VAR
Uzlaşma olayında; “tarhiyat öncesi” ve “tarhiyat
sonrası” diye adlandırılan iki ayrı yöntem var.
1. Tarhiyat Öncesi Uzlaşma:
İncelemenin sonuçlanma aşamasında, inceleme
elemanı sorduğunda veya o sormadan mükellefin
talebi üzerine yapılan uzlaşmadır. Vergi ceza
ihbarnameleri tebliğ edilmeden mükellef uzlaşmaya
çağrılır. Komisyonda, genellikle kıdemli vergi
müfettişleri vardır. İncelemeyi yapan kişi uzlaşma
komisyonunda yer almaz.
2. Tarhiyat Sonrası Uzlaşma:
Vergi ceza ihbarnameleri tebliğ edildikten sonra
talep edilebilen uzlaşmadır.
Bunlardan birinciyi talep eden, diğerini edemiyor.
Ayrıca, belli bir sınırı aşan ve 3 milyon liraya kadar
olan uzlaşmalar “Koordinasyon Uzlaşma
Komisyonu”nun, 3 milyonu aşan vergi ve cezalar ise
“Merkezi Uzlaşma Komisyonu”nun görev alanına
giriyor.Merkezi Uzlaşma Komisyonu; Gelir İdaresi
Başkanı, başkan yardımcısı ve bir daire başkanının
katılımıyla toplanıyor. Mükellef veya temsilcisi ile
karşılıklı pazarlık yapılıyor.HÜRRİYET 10 Mayıs 2014
önceki yıla göre yüzde 63,5 oranında arttı.
Ayrıca 2013'te bankacılık sektöründen gelen
şüpheli işlem bildirimlerinin yüzde 99,9'u elektronik ortamda gönderildi.
Söz konusu dönemde PTT Genel Müdürlüğü
hakkındaki şüpheli işlem bildirimleri de yüzde
186 artarak 850'ye yükseldi.
2012-2013 yılları arasındaki şüpheli işlem
bildirimlerinin en fazla arttığı alan ise yüzde
629'la döviz büroları oldu. 2012'de döviz büroları hakkında 123 şüpheli işlem bildirimi bulunurken, bu rakam 2013'te 897 olarak
gerçekleşti.
- "Makul Olmayan İşlemler" zirvede 2013 yılında gönderilen toplam 25 bin 592
şüpheli işlem bildiriminde, 41 bin 125 şüpheli
işlem tipi belirlemesi yapıldı.
Bildirimlerdeki şüphelerin niteliğine
bakıldığında ise, "Makul Açıklaması Olmayan
İşlemlerde Bulunma" 12 bin 556 ile ilk sırada
yer alırken, bunu 7 bin 491'le "Mali Profil ile
Uyumsuz İşlemlerde Bulunma" ve 5 bin 930'la
"Şüpheli Nakit Karakterli İşlemler" izledi.AA
13 MAYIS
2014
Muhasebe
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Çiftçiler umutlarını
buna b ağladı
ürkiye'de yaklaşık bir milyon
kişiyi mağdur eden sistem 28
Mayıs tarihi itibariyle
yasaklanıyor. Yeni düzenleme ile
birlikte artık vatandaşa gerçekçi
olmayan vaatlerde bulunanlara çok
ağır cezai yaptırımlar getiriliyor.Uzun
yıllar yasal boşluklardan ötürü 1
milyon insanı mağdur eden ve halk
arasında Titan, Saadet Zinciri gibi
isimlerle anılan piramit satış
sistemine ilk kez düzenleme
getiriliyor.
T
Çok büyük
umutlarla ektiğimiz Buğday
maalesef olmadı
hal böyle olunca
bizlerde buğday
ektiğimiz tarlamızda büyük
baş hayvanlarımızı otlatıyoruz hiç olmasa
belki bizlere
daha iyi süt
verirler diye
konuşan
köylüler bu sefer
umutlarımızı
hayvanların
vereceği süte
bağladık diye
konuştular.
ürkiye genelinde yaşanan
kuraklık hububat
ambarları Çukurova'daki
buğdayı da vurdu. Buğday
başaklarının boyu sadece iki
karış kadar büyürken, çiftçiler
erken hasat yapmak zorunda
kaldı. Çukurova'da yaşanan
kuraklık nedeniyle rekoltenin
yüzde 50 oranında düşmesi
bekleniyor. Amik Ovası'nda
ise kayıp yüzde 60'ı bulabilir.
T
Çukurova'da buğdayları
kuraklık ve don vurunca
üretimde sıkıntı yaşanıyor.
Normalde 20 Mayıs'tan
itibaren biçilmeye başlanması
gereken buğday kuraklık ve
don nedeniyle erken hasat
edilmek zorunda kalındı.
Ceyhan'da bir ilkin
gerçekleştiğini vurgulayan
yetkililer, normalde
biçerdöverle biçilen buğdayın
yeterince gelişmediği için ot
biçme makinesiyle hasat
edildiğini belirtti. Biçilen
buğday sapları hayvanlara
yem olmak üzere
balyalanıyor.
Bu dönem itibariyle yaklaşık
3- 4 karış olması gereken
buğdayın en uzun boyu iki
karışı geçmiyor.
Normalde dönüme yaklaşık
600 kilo alınan buğday bu yıl
kendi imkanlarıyla iyi sulama
yapan çiftçiler en fazla 300
kilogram buğday alabilecek.
Ceyhan'da 300 dönüm ekili
buğday arazisi bulunuyor.
Bunun da yüzde 50'sinden
ancak verim alınabilecek.
Kuraklık ve don sebebiyle
sadece buğday değil bazı
tarım ürünlerinde de hasar
var. Yeterli yağış olmaması
durumunda buğdaydan önce
ekilen ayçiçeği, mısır, pamuk
gibi ürünlerde de sıkıntılar
yaşanacak. Çiftçiler
yetkililerden yardım ve destek
bekliyor. En azından alınan
kredilerin ertelenmesi ya da
maddi zararların
giderilmesini istiyor.
MUHTAR TAN BEN BU
YAŞIMA GELDİM İLK KEZ
GÖRÜYORUZ
Ceyhanlı çiftçiler bir yıldır
bölgeye doğru dürüst yağmur
yağmadığını belirterek ilk kez
böyle bir durumla
karşılaşıldığını belirtti.
Üçdut ve Yeşilova köyünde
mayıs sonunda hasat edilecek
buğdayın kuraklıktan dolayı
şu anda biçildiğini aktaran
Muhtar İsmail Tan , 29-30
Marttaki aşırı don ve
poyrazdan nedeniyle
buğdayların yandığını ifade
etti. Bu yüzden çiftçilerin tane
olmadığı için saman yapmak
5
için buğdayı biçtiğini dile
getiren Tan, "Bu yıl ilçemizde
300 bin dekar buğday
ekilmişti. Bunun yüzde 50'si
ne yazık ki bu durumda.
Çevredeki 10-15 köydeki
buğday ekili arazilerden bir
kilo bile ürün çıkmadı. Diğer
bölgelerimizde de yüzde 50 ila
60 arasında rekolte kaybı
olacaktır dedi. Ceyhanlı
çiftçilerden Vahdet Mülayim,
kuraklık nedeniyle
yetişmeyen buğdayı, ot biçme
makinesiyle balya yaparak
hayvanlara yem olarak
verdiklerini söyledi. Mülayim,
"Gördüğünüz gibi arazide
hiçbir tane ekinimiz yok.
Arkadaşlar 3-5 kuruş verip işte
balya yapıyorlar. Bizim geçim
kaynağımız buğday ve
ayçiçeği. Sulu arazimiz yok.
Sulu arazimiz olmadığı için
başka bir şey ekemiyoruz."
dedi.CİHAN
1similyon
kişiyi
mağdur
eden
s t e m y a s a k l a n ı yo r
Ünlü markadan
üretimden çekilme kararı
T
ommy Hilfiger, GAP gibi dünyaca
ünlü markalara üretim yapan Mithat
Giyim üretimden çekilme kararı aldı.
Hazır giyim üreticileri yıllardır
Türkiye'de üretim maliyetlerinin
yüksekliğinden yakınır. Bu yüzden
zaman içinde birçok firmanın
kapandığına tanık olduk.
Öğrendiğimize göre Türkiye'nin ilk
hazır giyim üreticilerinden Mithat
Giyim de üretimden çekilmeyi
gündemine almış.
Para Degisi'nin haberine göre, Şişli
Bomonti'deki fabrikasında Tommy
Hilfiger, GAP gibi dünyaca ünlü
markalara üretim yapan şirket, bunu
dışarıda, yani fason üreticiler kanalıyla
gerçekleştirecekmiş.
arasında Titan, Saadet Zinciri
gibi isimlerle anılan piramit
satış sistemine ilk kez
düzenleme getiriliyor. 28
Mayıs'tan sonra yürürlüğe
girecek olan Yeni Tüketici Yasası
ile birlikte bu tarz satış yapan
firmalara tamamen yasak
getirilecek.
TÜRKİYE SİSTEMİ
TİTAN'LA TANIDI
1990 yıllarında ortaya çıkan
piramit satış (Saadet zinciri)
sistemi para ile para kazandıran
çok katlı pazarlama modeli
olarak adlandırılıyor. Türkiye ise
bu sistemi ilk olarak 1998
yılında ''Titan'' ismiyle kurulan
saadet zinciri vasıtasıyla duydu.
O dönem Titan tarafından
yaşatılan mağduriyetler çok
konuşulmuş, parodilere dahi
malzeme konusu olmuştu.
Binlerce kişiyi trilyonlarca lira
dolandıran firma yetkileri ise 10
yıl hapis cezasına çarptırılmış ve
geçtiğimiz yıllarda tahliye
olmuşlardı.
NETWORK MASKESİYLE
YENİDEN TÜREMEYE
BAŞLADILAR
Ancak ibretlik bu olay
sonrasında halkın
bilinçlenmesinden ötürü belli
bir dönem ortalıkta görünmeyen
saadet zincirleri yeniden
türemeye başladı. Bu sefer de
çok katlı pazarlama sektörü olan
''Network Marketing''
maskesiyle gün yüzüne çıkan
dolandırıcılar yüzbinlerce insanı
mağdur etmeye devam ediyor.
200 YAKIN FİRMA
1 MİLYON ÜYE VAR
Yapılan araştırmalara göre
piyasada 200'e yakın network
firması bulunuyor. Bu firmalara
bağlı yaklaşık 1 milyon kayıtlı
üyenin olduğu belirtiliyor.
Üyelerden üyelik ücreti adı
altında toplanan paralar ise yüz
milyonlarca lirayı buluyor.
15 BİN TL'YE VARAN KAYIT
ÜCRETİ İSTİYORLAR
Özellikle çalışmadan kısa
yoldan zengin olma hayalleri
kuranları ve öğrencileri ağlarına
düşüren kötü niyetli kişiler
sisteme dâhil ettikleri her bir
kişi için 15 bin TL'ye kadar varan
kayıt ücretleri talep ediyorlar.
Bu rakamı ödemeyi kabul edip
üye olanlardan ise ürünleri
satarak sisteme yeni üye
yaptırmaları istenirken her üye
başına çok cüzi bir ücret
veriliyor.
Ancak zamanla sattığı onca
ürün ve üye sayısına rağmen
vaat edildiği şekilde para
kazanamadığını gören vatandaş
sistemden mağdur bir şekilde
ayrılırken piramidin en
üstündekiler ise kendilerine
yeni kurban arayışını
sürdürüyor.
PİRAMİT SATIŞ SİSTEMİ
YASAKLANACAK
İşte bu şekilde işleyen sistemin
yaşattığı mağduriyetler
üzerinden gelen şikâyetleri
değerlendiren Meclis alt
komisyonu 28 Mayıs'ta
yürürlüğe girecek olan Tüketici
Yasası'na konuyla ilgili
düzenleyici ve yasaklayıcı bir
madde koydu.
Yeni Tüketici Yasası'nın 80.
Maddesinde yer alan söz konusu
madde ile piramit satış
sisteminin kurulması, yayılması
veya tavsiye edilmesi artık yasak
olacak.
BAKANLIK DENETİME
BAŞLAYACAK
Bakanlık, 28 Mayıs itibariyle
piramit satış sistemleri ile ilgili
gerekli incelemeleri yapmaya
başlayacak ve gerek görmesi
halinde elektronik sistemin
durdurulması dâhil tüm
engelleri devreye sokabilecek.
ISSN 1308 7606
Perakende sektöründe az sayıdaki
mağazasıyla faaliyet gösteren şirketin,
bu alanda küçülme kararı aldığını da
duyduk.CİHAN
zun yıllar yasal
U
boşluklardan ötürü 1 milyon
insanı mağdur eden ve halk
Yayın Sahibi İmaj İç ve Dış Tic. A.Ş.
Belirtilen koşulları
sağlayan aileler ile
büyükbaba ve
büyükanne gibi
ebeveynler de
kampanyadan
faydalanabilecek.
Genel Yayın Yönetmeni
Reyhan AYTEKİN
Yazıişleri Müdürü
Şüheda YILDIRIM
Sayfa Editörü
Sayfa Editörü
Gülşan KURT
İstihbarat Şefi
Caner ERDOĞAN
Yasadaki madde ile şirket
kurmayı değil eylemi
yasakladıklarını da söyleyen
Hamurcu, gerekli yasal
işlemlerle Bakanlığın
ilgileneceğini ve bu tarz
faaliyetlerde bulunanlarla ilgili
TCK'nın gerekli maddelerinin
işletileceğini de dile
getirdi.CİHAN
ya da baba-çocuk
şeklinde aile
üyelerinin birlikte
seyahat etmesi
gerekecek.
Yıl:70 Sayı:24797 Tarih:13 Mayıs 2014 Salı
Sorumlu Müdür
Bilal ÇETİN
''EYLEMİ YASAKLIYORUZ''
Konuyla alakalı görüşüne
başvurduğumuz Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabii Kaynaklar
Bilgi ve Teknoloji Komisyonu
Yasama Uzmanı Beyhan
Hamurcu da 28 Mayıs itibariyle
para ve mal varlığı kazanma
ümidi veren gerçekçi olmayan,
gerçekleşmesi çok güç olan yani
dolandırıcılık kapsamında
görülen eylemlerin tamamen
yasaklanacağını belirtirken, söz
konusu tarife network
firmalarının girmesi halinde
onların da yasaklanacağını
söyledi.
Kampanya
biletleri tam bilet
ücreti üzerinden
yüzde 50 indirimli
satılacak.
Kampanya
kapsamında
satılan biletler
iade edilemeyecek
ve değişiklik
yapılamayacak.
Yasemin ERENER
Haber Müdürü
Kenan KURTOĞLU
İdari Merkez
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu
Cad. No:2 Sefaköy/
Küçükçekmece/İST
Tel :0212 540 40 45 Fax 0212 540 39 99
www.ekonomigazetesi.net .
[email protected]
Ankara Temsilciliği
Macun Mah.3. Cadde No:2
Yenimahalle /ANK.
Tel :0312 397 91 40 41
Fax 0312 397 41 5254
İstanbul Dağıtım
REKDAĞ Ltd.Şti.
İnternet Site Editörü
Kübra ERENER
Reklam Pazarlama ve Dağıtım
Dolmabahçe Caddesi
Eti İş Merkezi No:23 Kat:3
Beşiktaş/İST.
Tel: 0212 259 12 20
Fax: 0212 259 12 10
ANKARA
Atatürk Bulvarı Palas İş
Merkezi B Blok Kat:6 D:114
Kızılay/ANKARA
Tel: 0312 425 99 63
Fax: 0312 425 99 76
Ankara Dağıtım
AKDAĞ DAĞITIM APDULGANİ AKDAĞ
Yayın Türü:Yerel Süreli
Basıldığı Yer İstanbul
Alkım Basım Yayın Dağıtım Tic.A.Ş.
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu Cad. No:2 Sefaköy/ İSTANBUL
Tel : 0212 540 40 45 Resmi ilanlarınızı internet sitemizden de
görebilirsiniz (www.ekonomigazetesi.net)
EKONOMİ Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Ailelere bir hafta
yüzde 50 indirimli
olacak
ile Haftası dolayısıyla 12-18
Mayıs tarihleri arasında, yüksek
A
hızlı trenler de dahil olmak üzere
bütün trenlerde ailelere yüzde 50
indirim uygulayacak
Edinilen bilgiye göre, geçen yıl
Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanlığının
aralarında bulunduğu 9 bakanlık,
aile olmayı özendirmek amacıyla
protokol imzaladı.
özendirecek etkinlikler
düzenlemeyi kararlaştırdı.Bu
kapsamda Türkiye Cumhuriyeti
Devlet Demiryolları (TCDD), Aile
Haftası dolayısıyla 12-18 Mayıs
tarihleri arasında yüksek hızlı
trenler de dahil olmak üzere bütün
trenlerde ailelere
yüzde 50 indirim uygulayacak.
Protokol çerçevesinde her bakanlık
kendi alanında aile olmayı
Kampanyadan yararlanabilmek
için anne-baba-çocuk, anne-çocuk
TCDD, tüm satış
kanallarından kampanyalı bilet
satışı yapacak. Trende yapılan
kontrol sırasında geçerli bir kimlik
belgesinin ibraz edilmesi ve kimlik
bilgilerinde kampanyadan
yararlananların anne-baba adı ya
da soyadı bilgilerinden birinin
uygun
olması gerekecek. Aksi halde
uygulanan indirim tutarı tahsil
edilecek.AA
6
13 MAYIS 2014
Dış Haberler
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
BELÇİKA
Avrupa Birliği (AB)
büyükelçileri, yaklaşık
15 kişi ve 5 Kırım merkezli şirketin daha,
Rusya’ya karşı uygulanan yaptırım listesine
dahil edilmesi
konusunda prensipte
anlaştı.
Söz konusu ek yaptırım
kararının uygulanmasının, Pazartesi günü
AB dışişleri bakanları
tarafından kesinleştirileceği belirtildi.
Bakanların, hafta sonu
Ukrayna’nın doğusunda
Rusya yanlılarının
gerçekleştirmeyi planladıkları referandum ile
ilgili gelişmeler
çerçevesinde hareket
edeceği ifade ediliyor.
CİHAN
YUNANİSTAN
Yunanistan'ın başkenti
Atina'daki ünlü Akropolis Müzesi, bomba
tehdidi nedeniyle
boşaltıldı. Asılsız çıkan
ihbar öncesi polis, aramalar sonuçlanana
kadar çevrede güvenlik
önlemi aldı.
Polis, bir Yunan
gazetesini arayan bir
kişinin, müze bomba
bırakıldığına ilişkin ihbarda bulunduğunu
açıkladı. Bomba imha
ekiplerinin binada
gerçekleştirdiği iki saati
aşkın aramaların ardından, ihbarın asılsız
olduğu anlaşıldı.
Ziyarete kapatılan
Akropolis Müzesi ve
Akropolis metro istasyonu, kısa bir süre önce
yeniden hizmete açıldı.
Akrpolis Müzesi, her yıl
1 milyonun üzerinde ziyaretçi tarafından
geziliyor.
CİHAN
Aile bakanının
kadınlara
ayrımcılık
yaptığına
hükmedildi
erlin İdare Mahkemesi, Federal
Aile Eski Bakanı Kristina
Schröder zamanında bakanlıkta
yapılan atamaların yasaya aykırı
olduğuna hükmetti. Aile Bakanlığı
bünyesinde kadın politikalarından sorumlu Kristin Rose-Möhring,
Schröder’in atamalarının Federal Eşitlik Yasası'nı ihlal ettiği gerekçesiyle
bakanlığı dava etmişti. İdare
Mahkemesi verdiği kararla ayrıca
bakanlık bünyesinde çalışan Kadın
Politikaları Sorumlusu’nun etkisini
artırmış oldu.
B
Schröder, bakanlığı döneminde
sözcülüğe Christoph Steegmans, Çocuk
Tacizlerini Önleme Sorumlusu Johannes-Wilhelm Rörig ve Müsteşar Lutz
Stroppe’yi atamıştı. Aile ve Kadın
Bakanlığı’ndaki önemli üç pozisyona
erkek atanmasını yasaya aykırı bulan
mahkeme ayrıca Kadın Politikaları Sorumlusu'nun atama sürecine dahil
edilmesi gerektiğini beyan etti. Aile
Bakanlığı’nda 420 kadınve 180 erkek
çalışan bulunuyor.Yönetici kadrosunun
ise yüzde 60’ını kadınlari, yüzde 40’ını
erkekler oluşturuyor.
CİHAN
Wieland: AB'ye üye olmak
isteyen, kriterlerini yerine getirir
Avrupa Parlamentosu (AP)
seçimlerine yaklaşık üç
hafta kalan adayların
seçim çalışmaları tüm
hızıyla devam ediyor.
Baden-Württemberg (BW)
eyaletinde de partiler
seçim çalışmalarını
yoğunlaştırdı. Hıristiyan
Demokrat Birlik’in (CDU)
kalesi olarak kabul edilen
ve partinin 58 yıllık
iktidarını Yeşiller-SDP
koalisyonuna kaptırdığı
Stuttgart da bir anlamda
CDU için güvenoyu
özelliği taşıyan bu
seçimlerde iddialı.
DU’lu adaylar eyaletin değişik
şehirlerinde yaptıkları çalışmalarla seçmenlere ulaşıyor.
Partinin Stuttgart’tan gönderdiği AB
seçimlerindeki güçlü adaylarından
Rainer Wieland da seçim bölgesindeki çalışmaprogramı çerçevesinde
BİL Özel Okullarını ziyaret etti.
C
Okul yönetimi tarafından karşılanan
AP milletvekili Wieland, Bil Özel
Okulları’nın faaliyetlerini
önemsediğini ifade etti. Okulun
öğrencileriyle sohbet edip sorularını
cevaplayan politikacı,Avrupa Birliği’nin hangi yöne doğru gittiği ile
ilgili fikirlerini paylaştı.
AB’ye üye olmanın şartlarının belli
olduğunu, bu noktada AB‘nin belli
kriterleri olduğunu ifade eden
Wieland, “Üye olmak isteyen
ülkelerin bu kriterleri yerine getirmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.
Öğrencilerden gelen ‘Bazı AB
ülkelerinin Euro’dan çıkması durumunda ne olabilir?’ sorusuna cevap
veren Wieland şöyle konuştu: “AB
ülkelerinde ekonomiyle ilgili kriterleri yerine getiren ülkelerin zorunlu
olarak Euro’da kalma mecburiyeti
var. Euro’dan çıkmak isteyen Avrupa
Birliği’nden de çıkmak istiyor anlamına gelir.”
Euro bölgesinde özel anlaşma
sonucu Euro dışında kalan sadece
iki ülke olduğunu anlatan politikacı,“Bunlar İngiltere ve İsveç.
Bunun dışında kriterleri uyan tüm
AB ülkeleri Euro para birimini kullanmak zorunda.” dedi.
CDU’lu Wieland, şirketlerin veri koruma konusuna da değindi. Bazı şirketlerin vergi konusunda olduğu
gibi veri kanununda da daha esnek
ülkeleri tercih ettiğini ifade eden
Wieland, toplumu yakından ilgilendiren gıda konusundaki standartlar ile ilgili konulara da dikkat
çekti.
Wieland, AB ülkelerinde bu standartların yüksek olduğunu ifade ederek şu açıklamada bulundu:
“Toplumun en çok hassas olduğu
konulardan biri de gıda konusu.
Tıbbi konularda partilerin veya
halkın kırmızı gen dediğimiz konuda
endişesi yok.
Gıdaları kapsayan yeşil gen
konusunda ise partilerinde,
halkında endişeleri var. Genel olarak
AB ülkelerinde kalite standartları
yüksek. Kalite standardı ABD’ den
daha yüksek durumda. AB ile ABD
arasında yapılacak olan serbest
ticaret anlaşması bu konulardaki
hassasiyetleri de beraberinde getirecek.”
CİHAN
YENİ BULUŞLAR-TEKNOLOJİ
ABD
ABD Posta Servisi
(USPS), ikinci çeyrekte
operasyon kazancını
yüzde 2.3 oranında artırmasına rağmen 1.9 milyar dolar zarar açıkladı.
Posta servisi birçok
tesisini birleştirip, personellerin çalışma saatni
azaltmasına rağmen
maddi zararın önüne
geçemedi. USPS’ten
yapılan açıklamaya göre,
operasyon gelirleri 379
milyon dolar artış gösterirken, harcamlar ise
18.1 milyar dolar azaldı.
Posta servisi ile taşınan
mektup sayısı 38.8 milyar dan 38.1 milyara
düştü. Nakliye ve taşınan
paket sayısı yüzde 7.3
oranında arttı. Acele
posta gönderilen mektup
sayısında ise yüzde 4.1
oranında azaldı. ABD’de
mart ayında toptan
satışlar 1.4 ile son 10 ayın
en büyük artışını gösterdi.
CİHAN
ALMANYA
Almanya’nın kuzeyinde
bulunan MecklenburgVorpommern eyaletinde
aşırı sağcılara karşı
bölge halkı dayanışma
örneği sergiledi.
Eyaletin Demmin
kentinde II. Dünya
Savaşı’nın sona ermesini
ve Nazi Almanya’sının
yenilmesine karşı
protesto gösterisi düzenlemek isteyen 200 kadar
aşırı sağcıya diğer vatandaşlar engel oldu. Şehir
meydanına toplanan yüzlerce aşırı sağ karşıtı,
Neonazilerin gösterisine
karşı dayanışma
sergiledi. Güvenlik güçlerinin yoğun önlem
aldığı şehirde merkez
tren istasyonu bölgesinde sıkışıp kalan
aşırı sağcılar şehirde
yürüyüş yapamadı. Aşırı
sağcıların şehre girişlerine karşı gece de nöbet
tutan bölge halkı şehirde aşırı sağa yer olmadığı mesajını verdi.
CİHAN
Anlık mobil mesajlaşma
uygulamalarına dikkat
u uygulamalardan gönderilen
bildirimler, zararlı ve zararsız
reklamları yaymak için kullanıldı. Bildirimler, aynı zamanda
mobil cihazların bilinirliğinin ve Apple
kullanıcı bilgilerini hedef alan kimlik
avcılığının sayısının artmasına neden
oldu.
B
larını ortaya çıkarıyor. Kullanıcılar,
göndereni bilinmeyen kişilerden gelen
e-postaları açmamalı; bu e-postalarda
bulunan ve kullanıcı güvenliği için bir
risk teşkil eden herhangi bir bağlantıya tıklamamalı." 2014 yılı ilk
çeyreğinin spam verileri ise şu şekilde:
SPAM E-POSTALAR
WhatsApp uygulamasının doğrudan
bir e-posta hizmetine bağlı olmadığı
gerçeğinden çok az sayıda kullanıcı
şüpheleniyor. Bu dikkat eksikliği nedeniyle ekli arşivin içerdiği ve asıl
işlevi kullanıcıların kişisel verilerini
çalmak olan Backdoor.Win32.Androm.bjkd adlı zararlı program, kullanıcılar için tehlikeli sonuçlar
doğurabiliyor.
Kaspersky Lab İçerik Analizi ve
Araştırma Müdürü Darya Gudkova,
mobil kullanıcıları hedef alan
saldırıların sayısında son zamanlarda
bir artış olduğunu belirtiyor ve ekliyor;
"Cihaz kullanımı, bilgisayarlarla çok
az etkileşimi olan ve bilgisayar güvenliğine diğerlerine göre daha az aşina
olanlar arasında dahi popüler olmaya
başladı. Bu durum, spam üreticileri ve
kimlik avcıları için yeni saldırı fırsat-
Zararlı e-postalar tarafından en sık
hedef alınan ülkelerin listesi,
geçtiğimiz yılın üçüncü çeyreğinden
bu yana bazı değişiklikler gösterdi.
Yüzde 3,68'lik artışla ilk sırayı ABD
(%14) alırken, bunu sırasıyla İngiltere
(%9,9) ve Almanya (%9,6) takip etti.
İstenmeyen e-posta kaynağı olan ilk üç
ülke bir önceki çeyreğe göre değişiklik
göstermedi: Çin (-0,34 puan), ABD
(1,23 puan) ve Güney Kore (-0,91 puan).
KİMLİK AVI
Yılın ilk çeyreğinde kimlik avcılarının
en popüler hedefleri arasında e-posta
ve arama portalları vardı. Bu saldırılar,
kaydedilen bütün saldırıların yüzde
36,6'sını oluşturuyor. Onu da yüzde 26
ile sosyal ağ siteleri ve yüzde 14,7 ile de
finans, e-ödeme kuruluşları ve
bankalar takip etti.
E-POSTALARDAKİ ZARARLI EKLER
E-posta yoluyla dağıtılan zararlı programların en temel amacı gizli verileri
çalmak; ancak ilk çeyrekte, spam eposta yayma ve DDoS saldırıları
başlatma yeteneğine sahip zararlı programlar da oldukça popülerdi.
En yaygın zararlı programlar artık çok
fonksiyonlu bir özellik sergiliyorlar:
kurban bilgisayardan veri çalabiliyor,
bilgisayara botnet bulaştırabiliyor ya
da başka zararlı programları kullanıcının bilgisi olmadan bilgisayara
indirip yükleyebiliyor.
E-POSTA TRAFIĞİNDEKİI SPAM EPOSTA YÜZDESİ
Yılın ilk çeyreğinde toplam e-posta
trafiğindeki spam e-posta yüzdesi bir
önceki çeyreğe göre 6,42 puan
azalarak yüzde 66,34 olarak gerçekleşti. Ancak bu, 2013 yılı ilk çeyreğinin
aynı dönemi ile karşılaştırıldığında,
2014 yılı ilk çeyreğinde spam e-posta
payının yalnızca 0,16 puan azaldığı
görüldü.
KRV, Doğu
Avrupalı göçüne
uyum kılavuzları
ile hazırlanıyor
uzey Ren Vestfalya
(KRV) eyaleti
hükümeti, Doğu
Avrupa’dan gerçekleşen
göçten ağırlıklı olarak
etkilenen belediyelere
uyum kılavuzları (Integrationslotsen) ile
destek sağlamak istiyor.
SPD Eyalet Meclis Grubu
Uyum Politikası Sözcüsü
İbrahim Yetim, Uyum
Kılavuzları'nın önemini
“Fahri olarak görev alan
bu insanlar, yeni gelenler ile kurumlar arasında
önemli bir köprü rolü
üsteleniyorlar." sözleriyle vurguluyor. Projenin önemini anlatan
Yetim, “Burada yaşayan
insanlarla ilgilenmemiz
şart. Yeni göç eden insanların en büyük
sorunları dil, resmi
dairelerden korku ve işsizlikten oluşmaktadır.
K
Yeni göçmenlere bundan sonra danışma
merkezlerine, resmi
dairelere, okullara veya
doktorlara gidecekleri
zaman, Uyum Kılavuzları hem yönlendirecekler, hem de eşlik
edeceklerdir. Bunun için
fahri Uyum Kılavuzları
yeni hemşehrilerimiz
için önemli kişilerdir.
Aynı zamanda yeni göçmenlerle irtibata
geçmekte zorluk çeken
belediyeler için de
yararlı olacaktır. Yeni
hemşehrilerimizin bir
çoğu buradaki olanaklar
ve kurumlar hakkında
yeterince bilgiye sahip
değiller." dedi.
Belediyelere nasıl destek
verildiğini anlatan
Yetim, yerel yönetimlerin 31 Mayıs 2014 tarihine kadar başvuruda
bulunabileceğini, eyalet
hükümetinin teşvikinin
2015’in sonuna kadar
süreceği bilgisini verdi.
CİHAN
13 MAYIS 2014
Politika
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Öztrak:
Bürokraside
bir cadı
avı olduğu
görüntüsü var
HP Genel Başkan Yardımcısı
Faik Öztrak, hükümetin gelecek
dönemde artacak günahlarına
ilişkin başka bir somut göstergenin
de son dönemde bürokraside ve
ekonomi bürokrasisine de yansıyan
kıyımlar olduğunu belirtti. Öztrak,
"Bürokraside bir cadı avı olduğu
görüntüsü vardır." dedi. Meclis'te
basın toplantısı düzenleyen Öztrak,
ekonomideki gelişmeleri değerlendirdi.
C
Bu yılın ilk 4 ayında enflasyonun
yüzde 5'e ulaşarak rekor kırdığını dile
getiren Öztrak, 2014 yılının 12 aylık
enflasyon hedefi olan yüzde 5,3'ün ilk
4 ayda ulaşıldığını ifade etti. Enflasyondan bu yıl en çok memurların
mağdur olacağını vurgulayan Öztrak,
memur ve ailelerini enflasyona
ezdirenlerin ne yapacaklarını anlatmaları, hesabını vermeleri gerektiğini
belirtti. Ekonomi Bakanı'nın 'Bizim
için kur ve faizin değeri enflasyondan
daha önemlidir' dediğini hatırlatan
Öztrak, şöyle devam etti: "Sayın
Bakan, sizlerin enflasyon kaygınız olmayabilir ama vatandaşın cebinde,
mutfağında yangın var. Hükümet,
memura, emeklilere, asgari
ücretlilere yaptığı ayıbı mutlaka telafi
etmelidir. Hükümete açık çağrıda bulunuyorum: 2014 için memura enflasyon farkı ödemesini içeren bir
düzenlemeyi derhal hazırlayın. Eğer
bütçe dengeleri hükümetin söylediği
gibi gidiyorsa, ekonomide işler
tıkırında ise memuru ezmeyin,
hakkını verin." Enflasyonla mücadelenin son derece önemli olduğunun
altını çizen Öztrak, bu sorumluluğun
sadece Merkez Bankası'na ciro edilemeyeceğine dikkat çekti.
Hükümetin gelecek dönemde artacak
günahlarına ilişkin başka bir somut
göstergenin de son dönemde
bürokraside ve ekonomi bürokrasisine de yansıyan kıyımlar olduğunu
dile getiren Öztrak, "Özellikle Maliye
Bakanlığı'nda Mali Suçları Araştırma
Kurulu gibi kritik yerlerde yapılan operasyonlar dikkat çekicidir. Yine Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul
hatta SGK'da görevden almalar
olağan hale gelmiştir. Bürokraside bir
cadı avı olduğu görüntüsü vardır.
Eğer hükümetin amacı bürokrasiyi
korkutup, sindirerek hukuksuz iş ve
işlemleri için kendine dikensiz gül
bahçesi yaratmaksa çabalar beyhudedir. Bürokraside alınan hiçbir
karar, atılan hiçbir imza saklanamaz.
Mutlaka yapılan her işin hesabı gün
gelir sorulur." şeklinde konuştu.
tartışmalıdır. Bu niteliklerin her
birinde Sayın Başbakan’ın sicili
bozuktur.”
Adan, Cumhurbaşkanlığı
seçimlerine üç ay kala ‘AKP
kaynaklı’ yürütülen algı operasyonlarının halkın tercihlerini manipüle etmeye yönelik
boyutlara ulaştığını ifade etti.
Adan, AKP’nin kalemşorlarının
Başbakan’ı şimdiden Cumhurbaşkanı ilan etme yarışında birbiriyle yarıştığını, parti
sözcülerinin ise rol kapma
yarışında olduğunu kaydetti.
Adan şöyle devam etti: Asgari
siyasi nezaket kurallarının
“Kendi siyasi ve kişisel ikbali için bir kez daha
Türkiye’yi germekte, kutuplaştırmaktadır. Kendisinin ve
AKP’nin karşı karşıya olduğu
yolsuzluk iddialarından hesap
vermeden kurtulmanın yolunu
Cumhurbaşkanı olmakta
görmektedir. Fakat bu defa kazın
ayağı öyle değildir. AKP’nin
evdeki hesabı çarşıya uymayacaktır. Kâğıt üzerinde yapılan ve
milletimizin vicdan ve irfanını
ıskalayan hesaplar tutmayacak-
'BÜTÜN STRATEJİ KUTUPLAŞMA
VE GERGİNLİK'
Başbakan Erdoğan’ın her zaman
olduğu gibi bütün stratejisini kutuplaşma ve gerginlik üzerine
kurduğunu ifade eden Adan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Adan
Çankaya’nın tapusunun millete ait
olduğunu ibretlik bir şeklide görecekler
dışında yaptıkları değerlendirmeler bizim açımızdan
kayda değer nitelikte asla
değildir. AKP sözcülerinin, Genel
Başkanımız Sayın Devlet
Bahçeli’nin iyi niyetli ve sorumluluk sahibi değerlendirmelerine
yönelik sözleri; kıymeti kendinden menkul kafaların ciddiyetten uzak sözlerinden ibarettir.
Anlaşılan odur ki; Sayın
Bahçeli’nin değerlendirmeleri AKP yönetiminde panik yaratmıştır. Sayın
Genel Başkanımız Devlet
Bahçeli’nin dile getirdiği proje
milli bir projedir. Dolayısıyla
MHP tabanının ve Türkiye’nin
kahir ekseriyetinin beklentilerine tercüman olunmuştur. Aklı
başında ve Türkiye’nin geleceğini düşünen hiç kimse bu
değerlendirmelere itiraz edemez.
Elbette Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı milliyetçi, muhafazakâr,
laik ve hukukun üstünlüğüne
saygılı bir şahsiyet olacaktır. Bu
anlamda Sayın Başbakan’ın
Cumhurbaşkanı olma hedefi
‘ham hayal’den ibarettir. Çünkü
milliyetçiliği, muhafazakârlığı,
laiklik anlayışı ve hukuka saygısı
tır. Bu süreçte Çankaya’yı tapulu
arazileriymiş gibi görenler, tapunun yegane sahibinin millet
olduğunu seçimlerde ibretlik bir
biçimde göreceklerdir. Milletimizin arzu ettiği Cumhurbaşkanı profili asla Sayın
Başbakan değildir.
Türkiye’yi uzlaştırması,
barıştırması, milli idealler
etrafında birleştirmesi,
bayrağımızı temsil etmesi
gereken bu makama uymayacak
yegane kişi Sayın Erdoğan’dır.”
MİLLİ MUTABAKAT ARAMAYA
DEVAM EDECEĞİZ
Adan, “Milliyetçi Hareket Partisi,
Genel Başkanımız Sayın Devlet
Bahçeli’nin çerçevesini çizdiği
yeni Cumhurbaşkanı profilini
milletimize anlatmaya, milli bir
mutabakat aramaya devam edecektir.
Zira önerdiğimiz çatı;
Türkiye’nin birlik, bütünlük ve
huzur çatısıdır. Milletine ve devletine sadakat ile bağlı herkese
bu çatının altında yer vardır.”
diye konuştu.
Mediha SELÇUK-EKONOMİ
CHP'li
Erdemir:
Yatak
istatistikleri
ülkede sıkıntı
olduğunu
gösterdi
HP Bursa Milletvekili
Aykan Erdemir,
Türkiye'deki çarpık
yapıyı anlamanın yolunun
yataktan geçtiğini ifade etti.
Yatak istatistiklerinin ülkedeki
siyaset, sosyal politika ve
demokraside sıkıntı olduğunu
gösterdiğini dile getiren
Erdemir, Bursa'daki ceza infaz
kurumlarındaki yatak doluluk
oranları yüzde 100-200
arasında değişirken kentteki
otellerin yatak doluluk
oranının yüzde 55-60 seviyesinde seyrettiğine dikkat
çekti.
C
İnternet düzenlemesiyle ilgili bir
soruya Öztrak, Türkiye'nin basın
özgürlüğü konusundaki karnesinin
kötü olduğunu ve en kötü olan ülkelerden bir tanesi olduklarına dikkat
çekti. Bunu herkesin söylediğini belirten Öztrak, "Biz bunu daha da
kötülemek için elimizden gelen her
şeyi yapıyoruz. Hükümeti aklı selime
davet etmeye devam ediyoruz." diye
konuştu. CHP MYK'daki değişimine
ilişkin bir soru üzerine ise Öztrak,
oldukça yorucu dönemden çıktıklarını söyledi. Bütün arkadaşların
son derece değerli hizmetler
verdiğini, görevden ayrılanların Parti
Meclisi'nde görevlerini sürdüreceğini
anlatan Öztrak, farklı bir görev
dağılımıyla birlikte bundan sonraki
süreçte yürümeye devam edileceğini
ifade ederek Genel Başkan'ın kararını
saygıyla karşılamak gerektiğini vurguladı.
CİHAN
illiyetçi Hareket Partisi
(MHP) Genel Başkan
Yardımcısı Celal Adan,
AK Parti’nin Çankaya’yı tapulu
arazileriymiş gibi gördüğünü
ifade ederek, “Tapunun yegane
sahibinin millet olduğunu
seçimlerde ibretlik bir biçimde
göreceklerdir.” dedi. MHP Genel
Başkan Yardımcısı Celal Adan,
Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle ilgili yazılı açıklama yaptı.
M
Gürsel Tekin:
Çok dışa
dönük bir CHP
göreceksiniz
7
TBMM'de basın toplantısı
düzenleyen Aykan Erdemir,
kente turist gelmediğini ve
işletmelerin düşük karlılıkla
çalıştığını anlatarak, otelleri
değil, cezaevlerini dolduran
Türkiye'nin hastaneleri de
doldurduğunu, özellikle hastanelerin yoğun bakım, acil
servis ve yenidoğan ünitelerini
doldurduğunu, hijyenin
önemli olduğu yerlerde kapasite fazlası hasta kabulüyle
nitelikli sağlık hizmeti verilmesinin söz konusu olmadığını kaydetti.
HP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, partideki görev değişikliklerinin ardından daha çok emek, daha çok
yoksullarla ilgileneceklerini ve mağdurların yanında olacaklarını söyledi.
Tekin, Etiler'de bölgelerindeki kentsel
dönüşüme tepki gösteren mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Tekin, burada basın
mensuplarının, gündeme ilişkin sorularını
cevapladı.
C
Bir soru üzerine, CHP Merkez Yönetim Kurulu'nda (MYK) gerçekleştirilen değişikliklerin herkese hayırlı olmasını dileyen
Tekin, "Benim için çok büyük bir şey
değişmedi ama değişen bir şey olacak,
daha çok dışa dönük bir CHP göreceksiniz.
Bugün olduğu gibi, yarın Ankara'da,
başka bir arkadaşımız Erzurum'da, Rize'de
nerede mağduriyet varsa CHP orada olacak" diye konuştu.
Bir gazetecinin, "CHP biraz daha sola mı
kayacak?" şeklindeki sorusuna Tekin, şu
karşılığı verdi: "CHP, 90 yıllık bir siyasi
partidir. CHP, mevsimlik bir parti değildir.
Onun için 90 yıl ayakta kalabilmiş. Çok
partili sisteme geçtiğimiz tarihten itibaren
yüzlerce partinin nasıl kapatıldığını, 10 yıl
önce iktidar olup, 10 yıl sonra nasıl
bertaraf edildiğini hepimiz biliyoruz.
CHP'nin ilkeleri, çok açık ve nettir. Elbette
sosyal demokrat bir partiyiz. Daha çok
emek, daha çok yoksullarla ilgileneceğiz
ve mağdurların yanında olacağız. Mağdurların siyasal düşüncesi ne olursa
olsun, hangi siyasi partiye oy vermiş
olursa olsun hep yanlarında olacağız.
Yani, yeni CHP dediğimiz tam da bu olacak."
"CHP'de geçmişte olduğu gibi şimdi de
güçlü bir genel sekreterlik makamı mı
öngörülüyor?" şeklindeki soru üzerine
Tekin, "CHP'nin bütün makamları çok
güçlü makamlardır. CHP'de 30 yıldır her
kademede görev yapan bir insan olarak
hangi makama oturmuşsam kendimi
güçlü hissetmişimdir" ifadelerini kullandı.
TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ OLACAK MI
Tekin, "Tüzük değişikliği olacak mı?" şeklindeki soruya, "Önümüzdeki günlerde...
Bir ihtiyaçtır, bu yapılacaktır" şeklinde
cevap verdi. Genel Sekreter Gürsel Tekin,
soru üzerine, Cumhurbaşkanlığı seçimleri
sürecini CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun götürdüğünü kaydederek,
"Hiç kimse merak etmesin Türkiye'nin
beklentisine cevap verebilecek, kendisini
mağdur görenlerin 'Evet benim de
Cumhurbaşkanım var' diyebileceği bir
cumhurbaşkanı geliyor. Merak etmeyin.
İsim hiç önemli değil, geliyor" diye
konuştu.
AA
"Hastanelerden cezaevlerine
Türkiye'nin karşı karşıya
kaldığı tablo; yanlış yatakları
dolduruyoruz, dolu olması
gereken yatakları boş bırakıyoruz." diyen Erdemir, Bursa'nın Mudanya ilçesinde,
seçim kampanyasının
başladığı günden beri hummalı bir çalışma
yürütüldüğünü söyledi.
Erdemir, şöyle devam etti:
"Kentteki hummalı çalışma;
turizme yönelik değil. Mudanya İlçe Emniyet Müdürlüğü, seçim startıyla birlikte
CHP ilçe örgütünü taciz etme,
mobbing yarışına girdi.
İlçe Başkanımız, yönetim kurulu, kadın ve gençlik kolları
üyelerimiz dahil seçim kampanyasında çalışmalara katılan
pek çok üyemiz, sabahın
erken, gecenin geç saatlerinde
evlerinden uygunsuz şekilde
alınmakta ve kendilerinde
seçim çalışmaları sırasında
çekilen fotoğraflar gösterilmektedir.
Kendilerine zorla bir ifade
imzalatılmaya çalışılmaktadır.
İfadede, (Ben miting sırasında
'Hırsız Recep Tayyip Erdoğan
diye bağırdım, bunun suç
olduğunu bilmiyorum) deniliyor.
Emniyet yetkilileri bir yönlendirmede bulunuyor. CHP'lilere, kendi istem ve
beyanları dışında ifade imzalatılıyor. Bu çok açık taciz,
mobbing ve siyasi baskı girişimidir.
Seçimi CHP'nin kazandığı,
AKP'den belediyeyi aldığı
ilçede, bugün Emniyet adeta
CHP'yi cezalandırıyor, gözdağı
veriyor, CHP'li üyelerin üzerinde baskı kuruyor."
Yazılı ve görsel basında yaptırım, yargı yoluyla yapılırken
iken internet yayıncılığında
idari kararla basın mensupları
üzerinde en ağır yaptırımların
uygulanabildiği yasal düzenlemeler yapıldığını belirten
Erdemir, ülkede sadece
demokrasiye değil bilgi
ekonomisine de zarar verildiğini, bunun en somut
örneğini geçen haftalarda
izlediklerini söyledi. CİHAN
8
Gündem
Türk Ordusu'nun
yeni dev gücü
tanıtıldı
ürkiye’nin de yapımına
ortak olduğu Stratejik
T
Ulaştırma Uçağı A400M ‘Atlas’
göreve hazır. Türkiye’nin
üretim ortaklarından olduğu
Stratejik Ulaştırma Uçağı
A400M ‘Atlas’ için,
Kayseri’deki 12. Hava
Ulaştırma Ana Üs
Komutanlığında düzenlenen
teslim törenine
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
de katıldı.
12. Hava Ulaştırma Ana Üs
Komutanlığındaki törene,
Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül’ün yanı sıra, Milli
Savunma Bakanı İsmet Yılmaz,
TBMM Başkanvekili Sadık
Yakut, AK Parti Kayseri
Milletvekili İsmail Tamer,
Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Necdet Özel, Hava
Kuvvetleri Komutanı Orgeneral
Akın Öztürk, Garnizon
Komutanı Hv. Plt. Tümgeneral
Ali Demiral, Kayseri Valisi
Orhan Düzgün, Büyükşehir
Belediye Başkanı Mehmet
Özhaseki, üst rütbeli subaylar,
savunma sanayi yöneticileri,
TAI ve Airbus firması yetkilileri
ile davetliler katıldı.
Törende, A400M uçağının
yapım süreciyle ilgili kısa bir
gösterimin ardından, uçak
üretimi projesiyle ilgili bilgiler
verildi. Türkiye’nin ilk kez bir
uçağın tasarım ve üretim
aşamalarına dahil olduğu
belirtilen bilgilerde,
Türkiye’nin ilk A400M ‘Atlas’
uçağının 6 aylık gecikmeyle
teslim alındığı, 2015’ten 2018’e
kadar her yıl 2 uçak teslimatı
olmak kaydıyla toplamda
Türkiye’nin 10 uçağın teslim
13 MAYIS
bunun yolunun Kudüs
meselesinin çözümünden
geçtiğini belirtti.
Davutoğlu “Kimse Kudüs'te
tek taraflı karar alıp hayata
geçiremez. Geçirirse,
Ortadoğu barışına en büyük
dinamit vurulur. Kudüs
kıblemizdir. Kudüs meselesi
halledilinceye kadar
Ortadoğu barışı
gerçekleşemez.” dedi.
“MESCİD'İ AKSA'YA
VURULAN KİLİDE KARŞI
İSYAN ETMEK
ZORUNDAYIZ”
Toplantıda konuşan
Davutoğlu, Kudüs'ün
insanlık vicdanında ilelebet
yaşayacağını vurgulayarak,
“Kudüs'ün bu mahiyetini
değiştirmek isteyen, hiçbir
mazeret teşkil edemez ki
Kudüs insanlık vicdanından
koparılabilsin. Bu insanlık
vicdanı itibarı ile
bakıldığında, hangi hukuk
ya da siyaset Kudüs ve Batı
Şeria arasında örülen
duvarı izah edebilir. Bu
insanlık vicdanı itibarı ile
bakıldığında hangi güç
insanlığın Kudüs'e fevç fevç
akmasına engel olabilir.
Hangi güç, hangi gerekçeyle
Kudüs'ü engelleyebilir.
Kudüs'e kilit vurabilir.
13 MAYIS
2014
Gündem
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kayseri'de Atlas'ın Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na katılım
töreninde açıklamalar yaptı.
alınacağı bildirildi.A400M
uçağı ile çok uzun menzillere
yüksek tonajlı malzemelerin
taşınabilir hale geldiği ifade
edilirken, uçağın havada yakıt
nakliyle sınırsız uçuş
menziline sahip olduğu, tam
teçhizatlı 160 paraşütçünün,
helikopterlerin, zırhlı personel
taşıyıcının, konteynerlerin
rahatlıkla taşınabildiği, uçağın
askeri harekat dışında, barışın
korunması, afet durumlarında
yardımların en kısa zamanda
ve doğru noktalara bırakılması
gibi görevleri kolaylıkla
yapabileceği de kaydedildi.
Hava Kuvvetleri Komutanı
Orgeneral Akın Öztürk, teslim
alınan A400M uçağı ile daha
ağır yüklerin, daha uzun
menzillere, daha isabetli
naklinin mümkün olduğunu
bildirdi. Orgeneral Öztürk,
‘’A400M uçağının teslimi için
buradayız. Bu uçak, THK’nın
gücüne güç katacaktır. Hava
Kuvvetleri, Silahlı Kuvvetlerin
olmazsa olmaz unsurlarıdır.
Kıbrıs harekatı sırasında Hava
Kuvvetlerimiz, C-130 ve C-160
uçaklarıyla silahlı
kuvvetlerimize büyük destek
vermiştir. Her geçen gün
kendini yenileyen ve gücüne
güç katan Türk Hava
Kuvvetleri, bünyesine kattığı
Atlas nakliye uçağı ile harekat
kabiliyetini artırmıştır. 2018
yılına kadar bünyemize
katacağımız 10 adet A400M
uçağıyla birlikte C-160
uçaklarımızı da yavaş yavaş
devre dışına çıkarıyoruz.
Fransa’dan sonra Türkiye’nin
aldığı A400M uçağı üretilen
ikinci uçaktır. Bünyemize
kattığımız Atlas’ın uzun yıllar
ülkemiz silahlı kuvvetlerine,
insanlığa ve barışa hizmet
etmesini diliyorum’’ dedi.
Milli Savunma Bakanı İsmet
Yılmaz, A400M projesinin,
projesinden üretimine kadar
her aşamasında ortak olduğu
bir iuçak projesi olduğunu
ifade ederek, ‘’Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin dünyanın
neresinde olursa olsun
yapacağı harekatlara
doğrudan ve etkili bir şekilde
destek verecektir.
Göktürk 2 uydusu Hava
Kuvvetleri Komutanlığımıza
hizmet vermeye başlamıştır.
Hürkuş ve Atak projeleri
devam etmektedir. Altay tankı,
milli savaş gemileri ve diğer
önemli projelerle Türk Silahlı
Kuvvetleri kendini her geçen
gün daha da güçlendirmekte
ve dünya barışına güçlü bir
şekilde katkı sağlamaktadır.
Geleceğin savaş uçağı olarak
isimlendirilen F-35 uçağından
2’sinin siparişinin verilmesi
için gerekli, işlemler
tamamlanmıştır’’ ifadelerini
kullandı.
Törende Konuşan
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,
‘’Türkiye otomobil yapmadan
önce, uçak üreten bir ülkeydi.
Türkiye’nin savunma
anlamında çok kolay bir
bölgede olmadığını
söyleyebiliriz. NATO
haritalarına baktığımız zaman
çatışma Türkiye’nin çevresinde
yoğunlaşmıştır. Şubat ayında
Konya’da düzenlenen böyle bir
törenle 2 Awacs’ın törenine
katıldık. Şimdi de Türk Hava
Kuvvetlerimize güç katacak
Atlas’ın teslim törenindeyiz’’
dedi.
Sadece Müslümanlar değil,
bütün bir insanlık olarak
Mescid'i Aksa'ya vurulmak
istenen bu kilide karşı,
ahlaki ve ontolojik tarih
bilincimizle isyan etmek
zorundayız. Kudüs'e sahip
çıkmak zorundayız. Sahip
çıkamadığımızda, kendi
mirasımıza da sahip
çıkamayız. Kudüs'e sahip
çıkmak bizim için ahlaki
sorumluluktur.” diye
konuştu.
“MÜSLÜMANLARIN
HEGEMONYASINDA KUDÜS
TÜM DİNLERE AÇIKTI”
Kudüs'ün büyük bir kültün
mirasının ürün olduğunu
da vurgulayan Davutoğlu,
bu mirasın tek bir etnisiteye
indirgenemeyecek kadar
derin olduğunu vurguladı.
Bu mirasa sahip çıkmanın
herkes için bir vecibe
olduğunu dile getiren
Davutoğlu, Kudüs'e
sokaklarında gezerken
kadim kültün bütün
unsurlarının görülebiliyorsa
işgale rağmen direnen
Filistinliler sayesinde
olduğunu söyledi.
Birilerinin Kudüs'ü tek bir
merkezin dini haline
getirmeye çalıştığını ifade
eden Bakan Davutoğlu,
birilerinin Kudüs'ü tek bir
devleti hegemonyası haline
getirmeye çalıştığına dikkat
çekerek şunları kaydetti:
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Biz, bunlara hiçbir suretle
itibar etmedik. Kudüs tarih
boyunca, bizlerin hüküm
sürdüğü Osmanlı tarihi
boyunca her inanca açık
olmuştur. Her din ve
inançtan herkes özgürce
ibadetlerini yapmıştır.
Kudüs Müslümanların
egemenliğinde her dine
açık olmuştur.
Bizim tarihimizde,
ibadethaneleri kapatmak
gibi bir durum olmadı.
Başka dinlere saygı
gösterdik. Filistinliler
borcumuz var. Onlar, kadim
kültürü yaşatabilmek için
her türlü baskı ve zulme
karşı duruyorlar. Kimse
Kudüs'ün kadim kimliğini
ve İslam kimliğini yok etme
cesaretinde bulunamaz.
Bulunursa, bütün insanlığı
bulacaktır. Kültürel mirası
korumak bizim için başlı
başına zarurettir.”
“KUDÜS ULUSLARARASI
HUKUKA GÖRE İŞGAL
EDİLMİŞTİR”
Ahlaki ve kültürel
sorumluğun yanında bir de
siyasi sorumluğun
olduğuna değinen
Davutoğlu, şunları kaydetti:
“Kudüs uluslararası hukuka
göre işgal altındaki bir
topraktır. Kudüs'te
yaşayanlar işgalin bütün
mağduriyetini, bütün
çilesini çekmektedirler.
1949'dan beri yaşananlara
şahit oluyoruz. BM ve İslam
İşbirliği Teşkilatları Filistin
halkı ile dayanışmamızı
göstermemiz gerekiyor.
Korumamız gereken hukuk
ve adalettir”dedi.AA
Türkiye Barolar Birliği Başkan Vekili
Besler, TBB Başkanı Feyzioğlu'nun Danıştay'ın 146. kuruluş yıl dönümü törenindeki
konuşmasına ilişkin "Bizim işimiz hukuktur, siyaset değildir. Siyasetçiler istediklerini yapsınlar" dedi.
verilen
zamandan çok
daha uzun
konuştu. Böyle
ortamlarda size
ne kadar zaman
verildiyse o
kadar süre
konuşup o
ortama saygı
göstermek
zorundasınız.
Bunu çok ama
çok aşarak
saygısızlık etti.
Orada herkesin
bir programı
vardı.
HP Genel
Başkan
Yardımcısı
Faruk Loğoğlu, Metin
Feyzioğlu'nun
konuşmasını
eleştirdi.
C
oğoğlu, programda
Danıştay'ın kuruluş
yıldönümünde Metin
Feyzioğlu'nun yaptığı
konuşma sırasında
Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın tepki
göstermesini de
değerlendirdi. Olayın çok
üzücü bir durum olduğunu
belirtti.
L
FEYZİOĞLU
SAYGISIZLIK ETTİ
Loğoğlu, sözlerine şöyle
devam etti; "Danıştay'daki
olay çok üzücü bir tablo.
Orada sorumlu tek bir kişi
değil. Orada
Cumhurbaşkanı'mızın,
Başbakan'ın ve
Feyzioğlu'nun ayrı ayrı
artıları ve eksileri var.
Feyzioğlu, bakımından artı
ifade özgürlüğü
bağlamında konuşabilir.
Ama her yerde her şey
söylenir mi? hayır o da
doğru değil. Feyzioğlu'nun
diğer bir artısı Allah'tan
Başbakan'ın sert çıkışına
karşı sakin davrandı. Ama
Feyzioğlu, kendisine
Daha önemlisi,
Feyzioğlu bir
siyasi konuşma
yapıyor algısı
yarattı.
Kılıçdaroğlu,
orada konuşsa
daha yumuşak daha yargı
bağımsızlığını vurgulayan
bir konuşma yapardı.
Ortama uygun bir
konuşma yapardı. Orası
siyasi bir kürsü değil. Orası
bir hukuk kürsüsü.
Dolayısı ile Feyzioğlu'nun
yaptığı yanlıştı. Asıl yanlış
burada."CİHAN
İsmet Yılmaz'dan 'Bedelli askerlik' açıklaması
illi Savunma Bakanı
M
İsmet Yılmaz, yeni bir
bedelli askerliğin
gündemlerinde olmadığını
söyledi.Kütahya Valisi Şerif
Yılmaz'ı ziyareti öncesi
açıklamalarda bulunan
Bakan İsmet Yılmaz,
Kütahya'da inşaat
sektörünü yakından
ilgilendiren “Hava
Mania” probleminin
çözüme kavuştuğunu
belirterek, AK Parti'nin
hizmet partisi
olduğunu kaydetti.
"YENİ BİR
BEDELLİ YOK"
Bakan Yılmaz, bedelli
askerlikle ilgili soruya,
"Bizim gündemimizde
bedelli askerlik yok"
cevabını verdi. Bakan
Yılmaz, "Bedelli
askerlik
gündemimizde yok.
Geçen dönem silahlı
kuvvetlerde 130 doktor
silüsünü aldı, askere
gitmek için başvurdu. Bu
askerler başvurunca biz
dağıtımını yaptık. Kara,
deniz ve hava ile
jandarmaya gidip teslim
olanların sayısı 30. 100 kişi
vazgeçti.
ürkiye
T
Barolar
Birliği
BB Başkanı
Feyzioğlu'nun
T
"Hükümet Van'da hiçbir
şey yapmadı" eleştirisine
Bakan Şimşek'ten jet
yalanlama geldi. Şimşek,
"Van'da 5.2 milyarlık
yardım yapıldı" dedi
Maliye Bakanı Mehmet
Şimşek, Türkiye Barolar
Birliği (TBB) Başkanı
Metin Feyzioğlu'nun Van
depremiyle ilgili sözlerini
rakamlarla yalanladı.
Şimşek, 2011'de
gerçekleşen depremin
ardından Van'a toplamda
5.2 milyar liralık yardım
yapıldığını bildirerek,
"Biz sosyal devletiz.
Türkiye'nin her yerindeki
vatandaşlarımızı
kucaklıyoruz.
Feyzioğlu'nu eleştiride
bulunurken daha insaflı
ve gerçekçi olmaya davet
ediyorum" dedi.
Danıştay'ın 146'ncı
kuruluş yıldönümü
töreninde Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın,
"Van ile ilgili
söylediklerin baştan
aşağı yalan" diyerek
itirazda bulunduğu
Feyzioğlu'nun iddialarına
Bakan Şimşek, jet
yalanlama geldi.
bugüne kadar tam 2
milyar 362 milyon liralık
kaynak aktardık. Bu
sayede Van'da yaklaşık 18
bin konut yapıldı.
Böylece öncelikli olarak
tabii ki ev sahiplerine
konutlarını verdik. Daha
sonra kalan konutlar da
kura yoluyla kiracılara
satıldı. TOKİ halen orada
konut yapmaya devam
ediyor."
Şehre yapılan
yatırımlarda en büyük
payın TOKİ'ye aktarılan
tutar olduğunu belirten
Şimşek, şunları kaydetti:
"Afet ve Acil Durum
Yönetimi Başkanlığımız
aracılığıyla TOKİ'ye
Bakan Şimşek, Van'a
yapılan yardımların
sadece konutla sınırlı
kalmadığını belirtti.
Şimşek, acil ve insani
yardım ile altyapı
iyileştirmeleri
kapsamında da büyük bir
SADECE EV YAPMADIK
tutarın aktarıldığını
söyledi.
ŞEHİRDE MODERN
KENTLER KURULDU
23 Ekim ve 9 Kasım'da
Van'da yaşanan ve 644
kişinin hayatını
kaybettiği depremlerin
ardından TOKİ tarafından
bölgede yaklaşık 18 bin
konut yapıldı. Köylerde
yaşayan vatandaşlara da
destek sağlandı. Köylerde
9 bin 500 aile konut, 3 bin
500 aile de ahırdan hak
sahibi oldu. Halen
konteyner kentlerde, ev
kiralarının vakıf
tarafından
karşılanmasını kabul
etmeyen 44 aile
yaşıyor.CİHAN
Muhtemelen bu bedelli
söylentileri kişilerin askere
gitme kararını tehir ediyor.
Biz hep bunu söylüyoruz.
Affı da, bedelliyi de
kullanmamak lazım.
Gündemimizde af da,
bedelli de olursa bunlar
toplumun sosyal
dokusunu bozar diye
düşünüyoruz” yanıtını
verdi.CİHAN
aşbakan Erdoğan Afyon'da
kampın kapanış
konuşmasında önce Metin
Feyzioğlu'na yüklendi.
Ardından Paralel Yapı'ya
yüklendi.
B
İşte Cumhurbaşkanlığı seçimi,
paralel örgüt, diğer örgütlerin
yapılanmasıyla mücadele
istişare toplantımızda ele
aldığımız ağırlıklı konular oldu.
son 200 yıl boyunca bu
toprakların asli unsurları,
millet, yoksullar, okuyamamış
olanlar, kendisini ifade
edemeyenler, fırsatları
imkanları olamayanlar, milli ve
manevi değerlerine bağlı
olanlar, sistematik bir tahrike
aşağılanmaya maruz kaldılar.
"BİZİM ÖZGÜVENİMİZİ YOK
ETMEK İSTEDİLER"
Rahmetli Oğuz Atay, onları yani
bizleri "tutunamayanlar" olarak
tarif etmişti. Hiçbir ayrım
yapmadılar. Elit bir zümre, Türk
demeden, Kürt demeden, AleviSünni demeden, halk
yığınlarına karşı sürekli bir kibir
sergilemişti. Son yıllarda birçok
konuşmamda bunların üzerinde
durdum. Bizim özgüvenimizi
yok etmek istediklerini, bizim
de buna karşı direnmemiz
gerektiğini defalarca ifade ettim.
Hani dikleşmeden dik durmak
diye ifade ettiğim konu. Milletin
77 milyon ayrımsız şekilde bu
toprakların birinci sınıf
vatandaşı olduğunu defalarca
vurguladım.
"BİZİ TERBİYE ETMEYE
KALKIŞTILAR"
3 Kasım 2002 seçimleri esasen
bu kibir abidelerinin milletten
ağır bir cevap aldığı tarih
olmuştur. O kibir abideleri
defalarca yolumuza çıktılar.
Mürebbiye edasıyla, bizlere ve
millete parmaklarını sallayarak
bizi terbiye etmeye kalkıştılar.
Tepeden baktılar, konuştular. Ve
hani ülkede çoğunluğun oyunu
alamıyorlar ya, biz azınlıkta
kaldık diyorlar.
Dolayısıyla azınlık olarak
çoğunluğa biz tahakküm
etmeliyiz diyorlar. Kendilerini
ülkenin asıl sahibi addettiler.
Kararları onlar vermek istediler.
Ülkeye onlar istikamet çizmek
istediler. Kaynakları adil
biçimde paylaşmak yerine, tüm
kaynakları kendileri için
kullanmak istediler. Bu kesimler
kibirlerinden bir milim bile geri
adım atmadılar.
"AZİZ MİLLETİMİZİN ÖZGÜVEN
KAZANABİLMESİ İÇİN GECE
GÜNDÜZ ÇALIŞTIK"
İşte 12 yıldır biz bu kibri
kırmaya, milletimize tarihinde
olduğu gibi yeniden özgüven
"HUKUK KATİLİ
HUKUKÇULARA ARTIK HİÇ
KİMSENİN EYVALLAHI YOK"
Herkes bilsin ki biz bu ülkede
varız, biz bu ülkenin eşit
vatandaşlarıyız. Dün de ayrıntılı
şekilde ifade ettim, ihtilaller
dönemi artık kapanmıştır.
Seçkin bir zümrenin, parmağını
sallayarak bize ya da aziz
millete kibirle ders verme
dönemleri artık kapanmıştır.
Birileri kürsülere çıkıp
konuşurken, kendilerini
Yassıada mahkemelerinin
savcısı, bizi de yassı ada
mahkemelerinde sanık gibi
görüyor. Dün söyledim, CHP
genel başkanı, milli şef,
diktatör, meclis kürsüsüne çıkıp
"sizi ben bile kurtaramam"
diyerek Meclis'i tehdit etmişti.
Artık bu tehditlere boyun
eğecek bir Meclis yok.
Başbakanlara, hesap soracak,
hukuk katili hukukçulara artık
hiç kimsenin eyvallahı yok.
"KARŞINIZDA ARTIK PISIRIK
BAŞBAKANLAR YOK"
Herkes haddini, konumunu
sınırını bilecek. Siz
babalarınızın dedelerinin çarpık
istikametinde yürümek
isteyebilirsiniz.
Babalarınız dedeleriniz gibi
siyasete parmak sallamak
isteyebilirsiniz. Ama biz
babalarımızın dedelerimizin
kutlu ve şanlı izinden
yürüyoruz. Hiç kusura
bakmayın biz bu istikametimizi
asla değiştirmeyeceğiz.
Karşınızda artık boynu bükükler
yok, yüzünü yere eğip öfkesini
içine atacak mağdurlar yok.
Evet geçti o günler. Yassıada
günleri geçti. Sizin karşınızda
Menderes'in akıbetiyle
korkutulan, pısırık başbakanlar
bakanlar da yok.
" O DÖNEM KAPANDI"
Kürsüye çıkıp yassıada hayali
görenler bunu bilmelidir ki o
dönem kapandı.
CHP'nin milli şefi diktatör çıkıp
Meclis kürsüsüne 'Seni ben bile
kurtaramam' deme küsthalığını
göstermiştir.
Sizin karşısınızda sinen pısırık
Başbakan ve bakanlar yok.
Yassıada günleri geçti.
Biz Korkma ile başlayan bir
İstikal Marşı'na sahibiz. Malum
dün sabah 10'da burada
olacaktık. Dün Danıştay'ın
kuruluş yıldönümüne Adalat
bakanımızla katıldık. Sayın
Cumhurbaşkanı orada.
Danıştay'ın Başkanı çıkıyor. 25
dakika çıkıyor herkesin saygı
duyacağı bir konuşma
yapıyor.Kim bu ev sahibi.
Orada konuşma hakkı olmayan,
konuşma yetkisi olmayan
tüzüğündeiç tüzüğünde böyle
bir şey yok. Bir gelenek olduğu
için bu konuşma yapılıyor.
Oraya konuşma yapan kişinin
karşısında bir savunması var
mı? Baro başkanı çıkıyor
Danıştay başkanının 20 dk
konuştuğu yerde 1 saat
konuşuyor. Senin konuşma
hakkın yok çıkmış zehir
zemberek konuşuyorsun.
O içine sinmiş kibirle
seçilmişlere parmak sallıyor.
CHP kurultayı kürüsüsünde
değil danıştay kürüsüsünde
konuşuyorsun. Tek parti
dönemi biteli 64 yıl oldu.CİHAN
(TBB)
Başkan
Vekili
Berra
Besler,
TBB
Başkanı
Metin
Feyzioğlu'nun
Danıştay'ın 146. kuruluş yıl dönümü törenindeki
konuşmasına ilişkin "Bizim işimiz hukuktur,
siyaset değildir. Siyasetçiler istediklerini yapsınlar" dedi.
Besler, Muğla Barosu tarafından bir otelde düzenlenen "Hukuk Muhakemeleri Kanunu" sempozyumu sonrası bir grup baro başkanıyla
düzenlediği basın toplantısında, Danıştay'ın 146.
kuruluş yıl dönümünde cumhuriyet tarihinde
örneğine rastlanmamış bir olayın yaşandığını
savundu. Yargı temsilcilerinin yılda iki kez kendilerini ifade etme olanağı bulduğunu ifade eden
Besler, "Türkiye'deki bütün avukatlara, barolara
ve Türkiye Barolar Birliği'ne hakaret niteliği
taşıyan bir üslup sergilendi. Bunu bizim kabul etmemiz mümkün değil. Bu içimize sinemez" dedi.
Kavgadan değil barıştan yana olduklarını belirten
Besler, "Devlet kademesinde kavga olmaz. Biz
siyasetçi değiliz. Biz yargının kurucu unsuru
savunmanın, yani devletimizin yasama, yürütme
erklerinden birinin kurucu unsuruyuz. Bizim
işimiz hukuktur, siyaset değildir. Siyasetçiler istediklerini yapsınlar. Hoş değil ama istediklerini
yapsınlar" diye konuştu.CİHAN
Çiçek: En
kilit ülke
Türkiye'dir
BMM Başkanı Cemil Çiçek,
T
Güneydoğu Avrupa'nın
barışa, huzura, istikrara ve
refaha ihtiyacı bulunduğunu
belirterek, bölgenin kilit ülkesi Türkiye'nin
Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Parlamenter Asamblesi (GDAÜ PA) gibi oluşumların toplantılarına
katkı vermeye çalıştığını söyledi.Moldova ve Romanya ziyaretlerini değerlendiren Çiçek,
Moldova'nın Türkiye için önemli bir ülke
olduğunu belirterek, ilişkilerin "stratejik ortaklık"
niteliği taşıdığını vurguladı.
Çiçek, Moldova'daki Gagavuz Türklerinin Türkiye
için önemli olduğunu, milli kimlikleri, kültürleri
ve dillerini muhafaza edebilmeleri için çaba gösterdiklerini dile getirdi.
BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN FEYZ iOĞLU'NA 'SEN KiMSiN?'
kazandırmaya çalışıyoruz. Bu
ülkenin, bu milletin neler
yapabileceğini, başarabileceğini
göstermeye çalışıyoruz.
Hamdolsun bunu da yaptık. 12
yıl içinde aziz milletimizin
özgüven kazanabilmesi için
gece gündüz çalıştık.
9
TBB vekilinden Feyzioğlu'na tepki
Faruk Loğoğlu: Feyzioğlu saygısızlık yaptı
Şimdiye kadar Hava Kuvvetleri
bünyesinde bulunan C-130 ve
C-160’ların kullanıldığını
kaydeden Gül,‘’Şimdi daha
uzağa, daha çok yük taşıyan,
daha teknik donanımlı uçaklar
alıyoruz. NATO büyesindeki
yeni strateji ve yeteneklerle
ilgili öngörülerine de uygun
projeler yapıp üretimini
gerçekleştiriyoruz. Tüm
müttefiklerle ortak çalışmalar
yapma noktasında
bulunuyoruz. Birçok projeleri
ortak geliştiriyoruz. Bu büyük
projeler uzun vadelidir’’ diye
konuştu.CİHAN
Davutoğlu:
İsyan etmek
zorundayız
ışişleri Bakanı Ahmet
D
Davutoğlu, Ortadoğu'da
bir gün barış sağlanacaksa
2014
'Metin Feyzioğlu anamuhalefeti de eleştirdi'
HP Genel Başkanı Kemal
C
Kılıçdaroğlu, "Devleti
yönetmeye talip olanlar,
devleti akılla yönetirler,
öfkeyle değil. Sayın Metin
Feyzioğlu orada konuşuyor,
hukuk dersi veriyor,
kaygılarını dile getiriyor, her
kesime eleştiri var.
Anamuhalefet partisine de
eleştiri vardı ama biz saygıyla
dinledik. Demokrasiye
inananların eleştiriye saygı
göstermesi gerekiyor" dedi.
Kılıçdaroğlu, Çayyolu'ndaki
Zafer Koleji'nin açılışında
yaptığı konuşmada, bir
eğitim kuruluşunun
açılışında bulunmaktan
mutluluk duyduğunu söyledi.
beyni olduğunun
keşfedilmesi oluştuğunu
aktaran Kılıçdaroğlu, "Bilgi
toplumunu dünya yakaladı
ama biz neresindeyiz?
Üniversiteleri özgür ve özerk
olmayan bir ülke bilgi
toplumunu yakalayamaz. Bu
nedenle özgürlük çok
önemlidir. Bu nedenle
Mustafa Kemal Atatürk,
'özgürlük ve bağımsızlık
benim karakterimdir'
demiştir. Biz bu kültürümüzü
asla unutmayacağız"
değerlendirmesinde bulundu.
Eğitimin ve eğiticinin sürekli
desteklenmesi gerektiğini
vurgulayan Kılıçdaroğlu,
şöyle konuştu:
Çağdaş uygarlığa eğitimle
ulaşılabileceğini ifade eden
Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal
Atatürk ve arkadaşlarının
cumhuriyeti kurduklarında
ilk yaptıkları işin millet
mekteplerini ve köy
enstitülerini açmak olduğunu
kaydetti.
"İnsanoğlu 3 milyon yılda
tekerleği keşfediyor. Ama
bugün her saniyede birden
fazla buluş var. O zaman
dönüp kendimize soracağız,
acaba bu buluşların Türkiye
neresinde? Biz Güney
Kore'den önce otomobili
ürettik.
Eğitimle bir toplumun
çağdaşlaşacağı gibi, geriye de
gidebileceğini belirten
Kılıçdaroğlu, "Bunu
belirleyen unsur aklın
özgürleşmesini mi
savunacaksınız, aklın
tutsaklığını mı? Mustafa
Kemal Atatürk ve arkadaşları
aklın özgürleşmesini
savunmuşlardır" diye
konuştu.
Şimdi otomobilimiz yok.
Güney Kore'nin dünya
çapında üç otomobil markası
var. Dönüp kendimize şu
soruyu bir daha soracağız:
Neden Güney Kore bizi geçti
ve neden biz geride kaldık?
Soru sorduğumuz zaman
gerçekleri yakalarız. Ama
bize ve çocuklarımıza baskı
uygulanıyor, 'sen soru sorma,
sen konuşma, sen sus, sen
uslu ol' Oysa biz onların daha
çok soru sormalarını isteriz."
Sorgulamanın insanın
doğasında bulunduğunu dile
getiren Kılıçdaroğlu,
merakın, yeni sorularla
beslenmesi durumunda
çağdaş uygarlığın
yakalanacağını anlattı.
Bilgi toplumunun, dünyanın
en stratejik ürününün insan
-"Farklılıkları zenginlik
olarak görmeliyiz"Bütün annelerin, Anneler
Günü'nü kutlayan
Kılıçdaroğlu, okuma yazma
bilmeyen rahmetli annesinin
en büyük arzusunun bunu
öğrenmek olduğunu, aradan
yıllar geçtikten sonra kendi
kendine okumayı öğrendiğini
anlattı.
Eğitimle hoşgörünün,
sevmenin, öfkeyi kontrol
etmenin öğrenileceğini ifade
eden Kılıçdaroğlu, "Devleti
öfkeyle değil, akılla
yöneteceksin.
Öfkenin egemen olduğu bir
ülkede barışı ve huzuru
sağlayamazsınız, toplumu
ayrıştırır, bölersiniz. Oysa
amaç neydi?
Barış içinde yaşayan bir
toplum yaratmak, beraber,
birlikte yaşamak. Bütün
farklılıklarımızı zenginlik
olarak görmek" diye konuştu.
Türkiye'yi kuran Mustafa
Kemal Atatürk'ün çağdaş
uygarlığı hedef gösterdiğini
kaydeden Kılıçdaroğlu,
bunun eğitimle
gerçekleşeceğini dile getirdi.
-"Feyzioğlu'nun
ayıplanacak bir
şeyi yok"Konuşmasının ardından
Kılıçdaroğlu, okulu yaptıran
Ali Demir ve
beraberindekilerle açılış
kurdelesini kesti.
Okulu gezen Kılıçdaroğlu,
basın mensuplarının
sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, "CHP Genel
Başkan Yardımcısı Faruk
Loğoğlu, Metin Feyzioğlu'nun
konuşmasıyla ilgili
"saygısızlık yaptı" dedi. Buna
ne dersiniz?" sorusuna
Kılıçdaroğlu, "Bilmiyorum,
haberim yok. Feyzioğlu'nun
ayıplanacak bir şeyi yok"
yanıtını verdi.
"Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, kamudaki
tasfiyelerle ilgili 'evet biz bu
cadı avını yapacağız' dedi.
Bununla ilgili görüşünüzü
alabilir miyiz?" sorusuna
Kılıçdaroğlu, "Diktatörlere
özgü bir söylem" karşılığını
verdi.
-"Saygı göstermeye
devam edeceğiz"
"Başbakan Erdoğan'ın
Danıştaydaki tavrını nasıl
buldunuz?" sorusu üzerine
de Kılıçdaroğlu, şu yanıtı
verdi:
Romanya'ya yaptığı üç günlük ziyareti de değerlendiren Çiçek, GDAÜ PA'nın uzun geçmişe sahip
olduğunu kaydetti.Türkiye, Güneydoğu Avrupa ve
Balkan ülkelerinin bir arada olmasının önem
taşıdığını, geçmişteki acıları geride bıraktıklarını
aktaran Çiçek, GDAÜ PA'nın güzel gelecek
inşa etme noktasında sürdürülen çok yönlü çabaların parlamento ayağını oluşturduğuna işaret
etti.
Türkiye'nin iki kez GDAÜ PA'nın dönem başkanlığını yaptığını ve etkin rol oynadığını anımsatan
Çiçek, Bükreş'teki toplantıda bölgesel
gelişmelerin konuşulduğunu, üç komitenin
başkanlığını Türkiye'nin yürüttüğünü anlattı.
Gelecek toplantının Arnavutluk'da yapılacağını
dile getiren Çiçek, benzeri toplantıların katılımcı
ülkelerin meclisleri için önemli katkılar
sağladığını vurguladı.
"Devleti yönetmeye talip
olanlar, devleti akılla
yönetirler, öfkeyle değil.
Sayın Metin Feyzioğlu orada
konuşuyor, hukuk dersi
veriyor, kaygılarını dile
getiriyor, her kesime eleştiri
var. Anamuhalefet partisine
de eleştiri vardı ama biz
saygıyla dinledik.
Geçmişte bölgenin yeteri kadar acı yaşadığını
anımsatan Çiçek, "Bu coğrafyanın barışa, huzura,
istikrara ve refaha ihtiyacı var. Buranın en kilit
ülkesi Türkiye'dir. Türkiye, bu toplantılara katkı
vermeye çalışıyor. 'Mevcut şartlar içerisinde
başarılı bir toplantı yaptık diyebilirim" değerlendirmesinde bulundu.
Demokrasiye inananların
eleştiriye saygı göstermesi
gerekiyor. Biz aynı saygıyı
göstermeye devam edeceğiz."
UKRAYNA'DAKİ GELİŞMELER
Türkiye'nin Ukrayna'daki gelişmelerle ilgili
görüşünü anımsatan Çiçek, Türkiye'nin kendi bölgesinde ve tüm dünyada daima barıştan yana
olduğunu belirtti.
"Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül'ün, Başbakan Erdoğan ile
Danıştaydan ayrılmasını nasıl
değerlendiriyorsunuz?"
sorusuna da Kılıçdaroğlu,
"Sayın Cumhurbaşkanı,
başbakanlık koltuğunda
oturan zatı sakinleştirmeye
çalıştı. Ama bir türlü
sakinleştiremedi. Tören
bitmeden Sayın
Cumhurbaşkanının salonu
terk etmesi doğru değil,
törenin bitmesi gerekiyordu.
Çünkü çıkan bütün
konuşmacılar, 'Sayın
cumhurbaşkanım'
diye söze başladı. O nedenle
doğru olmadı" diye
cevapladı.CİHAN
Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunu temenni etmek ayrı bir şey, temin etmek
ayrı bir şey. Barışın temini noktasında da Türkiye,
uluslararası hukukun verdiği imkanlar ve sorumluluk çerçevesinde diyalogla, barış yolu ile tüm
sorunların çözülmesi noktasında çabanın,
arayışın içindedir. Şüphesiz burada belirleyici faktör ve kriter, uluslararası hukuktur. Uluslararası
hukuka aykırı, emrivakilerle ortaya çıkan durumları Türkiye'nin kabul etmeyeceğini, dün ve bugün
bu toplantıda biz de ifade ettik."
Çiçek, bu konunun toplantıya katılan 11 ülke
arasındaki Sırbistan dışında diğer GDAÜ PA
üyelerinin onayladığı ortak bildiriye de yansıdığını sözlerine ekledi.CİHAN
10
13 MAYIS 2014
Basın-Kritik
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Saruhan ÖZEL
Uğur GÜRSES
Bu ihracatla olmaz!
Sermaye hesabındaki alarm
T
ürkiye’de otoriteler ekonominin iç
tüketime gereğinden fazla yaslanarak büyüdüğünü düşünüyorlar.
Tüketimdeki artışın da özellikle
bankaların hane halkına sağladıkları
finansmanla mümkün hale geldiği
görüşündeler. Rakamlar bunu teyit
ediyor. 2002 yılı sonunda ekonominin
sadece % 1’i büyüklüğünde olan kredi
kartı dahil tüketici kredileri bu yılı
%20’nin üzerinde bir oranda bitirecek.
Ve bu dönemde ekonomi reel olarak
yılda ortalama %5,1 büyürken özel
tüketimin buna yaptığı katkı yılda ortalama 3,5 puan. Yani hane halkı
borçluluğu seviye olarak gelişmiş
ülkelere göre düşük olsa da tüketime
paralel hızla artıyor.
Tüketim aynı zamanda aramal ve hammadde ithalatını körükleyince ortaya
“hane halkı borcunun artırdığı tüketimle büyüyen cari denge açığı”
sonucu çıkıyor.
Çünkü bu dönemde ithalat yılda ortalama %18 artarken cari denge
açığının ekonomiye oranı yılda ortalama %5,3 oldu. Demek ki, otoritelerin
bankaların hane halkına sağladığı finansmanı bir şekilde yavaşlattıklarında sorunu çözebileceklerini
düşünmeleri son derece normal. Hem
borçluluk hızla artmaz hem de cari
denge açığı bu kadar büyümez.
Bu çözüm yolu borçluluk ve cari açık
sorununu rahatlatabilir belki ama aynı
zamanda ekonomi de yeterince, yani
genç nüfusun sürekli artan yeni istihdam ihtiyacını karşılayabilecek kadar,
büyüyemeyebilir.
Çünkü yavaşlatılmaya çalışılan iç tüketim ekonominin en güçlü büyüme motoru. Ekonominin üçte ikisi ve
yukarıda belirttiğim üzere son 10 yılda
ekonomik büyümeye en fazla katkı
yapan grup.
Demografik açıdan bakıldığında geleceği de parlak ve reel sektör yatırımlarını cezbediyor. İç tüketim
yavaşladığında yanına başka güçlü bir
motorun eklenmesi gerekiyor ki
ekonomi eskisi gibi yılda ortalama
%5’in üzerinde büyüyebilsin. Bunun
için biçilmiş kaftan dış tüketim, yani
ihracat. İhracat cazip hale gelirse zaten
reel sektör de yatırımlarını ihracata
yönelik yapacak. İhracat sadece
büyümeyi daha dengeli hale getirmeyecek, cari açıktaki artışı da azaltacak.
Otoriteler de gayet iyi biliyorlar ki ihracatı artırmak o kadar kolay değil. O
yüzden ellerinden geldiğince buna
destek vermeye çalışıyorlar. Her şeyin
başı olan TL’nin rekabetçi olmasına
özen gösteriyorlar (son 3 yılda DolarEuro sepetinin TL fiyatı üçte bir artmış
durumda ve yüksek seyrediyor).
İthalatı yüksek olan aramalların üretimine teşvik veriyorlar. Melek
yatırımcı gibi girişimciliği, inovasyonu
teşvik edecek uygulamaları yapıyorlar.
Enerji maliyetini azaltacak enerji
özelleştirmelerini ve nükleer gibi yeni
enerji kaynaklarını devreye sokuyorlar.
Ama buna rağmen son yıllarda ihracatta ivme kaybı var. Kurların hiç
destek vermediği, hatta köstek olduğu,
bugünkü diğer teşviklerin ortada olmadığı 2003-2008 yılları arasında yılda
ortalama %25 artan ihracat sonraki
2009-2012 döneminde sadece %5 artabildi.
Üstelik son 1 yılda artış daha da düşük,
sadece %2. Sanayi üretimine özel bir
katkısı olmadığı düşünülebilecek altın
(değerli maden) ihracatını çıkartsak
bile artış %6 gibi geçmiş yıllara göre
çok düşük bir oranda.
Türkiye’nin ihracatı yıllardır
ekonomisinin %20’sinin, dünya ihracatının ise %1’inin altında seyrediyor.
Türkiye dünyanın 17. büyük ekonomisi
ama dünya ihracatında alınan pay
sıralamasında 32. Bu rakamlar iç ve dış
tüketimini dengeleyerek hızlı büyümek
isteyen bir ekonomi için yetersiz. Böyle
olduğu da zaten iç tüketim
yavaşladığında ekonominin de potansiyel hızının çok altına inmesinden, işsizlik oranının düşmek bir yana
artmasından belli (istihdam artıyor
ama o da daha ziyade hizmet sektörlerinde).
Sorun nerede?
2007 sonrasında tüm dünyada etkili
olan global kriz, dünyadaki ihracat
pastasını kısmış durumda. Global ihracat artışı hızla geriliyor. Artık ihracat
çok daha geniş coğrafyada karmaşık
üretim zincirleri üzerinden yapılıyor,
bölgesel ticaret anlaşmaları çok daha
ön plana çıkıyor, çevresel farkındalık
artıyor ve finansman imkanları zorlaşıyor.
Teknolojik üstünlük giderek daha belirleyici oluyor, inovasyonu mümkün
kılıyor ve katma değeri yükseltiyor. Ve
en önemlisi, ihracata dayalı büyüyen
ülkeler tüketici ihtiyacındaki ve
teknolojik gelişmelerdeki trendleri
doğru görüp doğru zamanda iş modellerini değiştirerek ihracatla
büyümeyi sürdürebiliyorlar.
Finlandiya gibi üretiminin yaklaşık
yarısını ihraç eden bir ülke yıllarca cep
telefonu teknolojisi ve üretimine önderlik yapıp yüksek marjlarla sattıktan
sonra bunu çok daha ucuza üretenlere
devredip akıllı telefon uygulamalarında dünya liderliğine soyunabiliyor.
Yılların ihracatçısı Japonya’nın en
büyük elektronik ihracatçılarından biri
televizyon üretiminde artık yeterince
kâr edemediği LED aydınlatma
teknolojisini TV üretiminden tarım
üretimine yönlendirecek kadar ileri
gidebiliyor.
Arap ülkelerinde meşhur olan Japon
çileklerinin bu teknolojiyle ışıklandırdığı kapalı alanlarda daha
kaliteli ve verimli şekilde üretilmesini
sağlayarak düşük marjlı çileği değil
yüksek marjlı teknolojiyi ihraç ediyor.
İthal teknoloji ve pahalı işçilikle TV
montajında ısrar edip alışveriş merkezleri yapmıyor. Sorun da zaten orada.
Zaman 20 Şubat 2014
2
001 krizinden bu yana
hiçbir dönemde böylesine bir çıkış olmamıştı;
Ocak'ta 3.1 milyar dolarlık
sermaye çıkışı.
Salı günü Berkin Elvan’ın
ölüm haberi geldiğinde, yazmam gereken yazıyı yazamadım. Elim gitmedi;
editörüm Şebnem Turhan’ı
aradım “yazıyı yazamayacağımı, işim olduğunu”
söyledim. Olasılıkla o da fark
etti, hiç sormadı bile.
Berkin Elvan’ın on binlerce
kişi tarafından uğurlandığı
günün akşamı; Başbakan Erdoğan çıktığı TV24
söyleşisinde, ‘faili meçhul’
polis şiddeti sonucu
yaşamını kaybeden candan
çok, kur artışı ve borsa
düşüşüne ilgi gösterdi.
Kırım’ın Rusya’ya katılmasına dair krizden etkilenen döviz kurunu, cenazeye
katılan kitlenin kalabalık olması ile ilintili sanan
mülakatçının sorusunu şöyle
yanıtladı; “bunlar rüzgâr
gibi böyle gelir geçer, Mayıs
ve Haziran’da da aynı şeyleri
yaptılar.
Kendi kendini piyasalar
toparladı. Öyle kaçış falan
filan söz konusu değil.
Bugün de sabah öyle sabah
biraz şey oldu; akşama
doğru borsa yükselmeye
başladı” diyordu. Gerçekten
de, can kayıplarının olduğu
dönemlerde muhafazakâr iktidarın para-pul, borsa ve
döviz kuru kaygısına
düşmesi akıl alır gibi değildi.
Ancak şunu da not etmekte
yarar var; Başbakan Erdoğan’ın belli ki Türkiye’den
çıkan sermaye konusunda
bilgisi yok. Hem de, kendisine iktidar kapısını açan
2001 krizinden bu yana
görülmedik bir sermaye
çıkışına tanık olduğumuzdan. Önceki gün açıklanan
ödemeler dengesi verileri
bize şunu söylüyordu; Ocak
ayında, Türkiye 4.8 milyar
dolar cari açık verirken,
bunun finansmanı için para
gelmediği gibi tersine 3.1 milyar dolarlık net sermaye
çıkışı olmuştu. İşte bu yüzden, Merkez Bankası Ocak
ayında toplamda 6 milyar
dolara yakın rezerv kaybetmişti.
Sermaye hesabında 3.1 milyar dolarlık bir çıkışın anlamı şu; 2001 krizinden bu
yana hiçbir dönemde böylesine bir çıkış olmamıştı. 2001
Şubat’ında 3.4 milyar dolarlık çıkıştan sonra, aradan 13
yıl geçtikten sonra ikinci
defa tanık oluyoruz.
Oysa Ocak ayında döviz kuru
yukarı doğru seyrederken,
hükümet mahfillerinde
önlem almak yerine ‘komplocu’ bir kafa ile şu
seslendirilmişti; “sermaye
çıkışı yok; peki bu dövizleri
kim alıyor, ne için alıyor?”
Yoğun biçimde propagandası
yapılan şey buydu; sanki birileri ‘hükümeti düşürmek
için’ spekülatif biçimde döviz
istifliyor ve kurları çıkarmak
peşinde koşuyordu.
Ocak ayı sonlarında
Başbakan Yardımcısı Ali
Babacan, Türkiye’de varlıkların yeniden fiyatlandırıldığını söylüyor ama
“sermaye çıkışı diye adlandırabileceğimiz bir
gelişme çok şükür yok” diyordu. 2011’de tanık olduğumuz sermaye girişindeki
Tarihsel olarak bu kadar yüksek bir sermaye çıkışı olması, döviz kurlarını deyim
yerinde ise ‘çıldırttı’. Sert
faiz artışı ile frenlenebildi.
Komplo kuramlarına sarılanlar nerdeyse ödemeler dengesi kavramını bile
unutmuşlardı.
Anlattıkları hikâyeler ve
söyleme bakılırsa bu tablonun farkında olmadığı anlaşılan Ankara; siyasal
açıdan da yolsuzluk ve
rüşvet skandalının ortasında
yargıyı da etkisiz hale getirip
Türkiye’yi kutuplaştıran bir
siyaset dozunu tercih ediyor.
Bu da, sermaye çıkışını
teşvik eden ilave bir unsur
demektir. Döviz kurunda belirgin bir gerileme olmaması,
tersine yukarı eğilimin diğer
faktörlerle yeniden filizlenmiş olması, şöyle bir yol haritası çıkarıyor; Türkiye,
sermaye çıkışının devam ettiği bir görünümde, resesyon
olarak tanımlanan ekonomik
durgunluğa doğru gidiyor.
Radikal 20 Şubat 2014
TEM'de alev alev yanan
minibüs trafiği kilitledi
ağcılar’da, 38 ailenin yaşadığı bir binanın altındaki elektrik trafosu
B
bina sakinlerini tedirgin ediyor. Belediye, BEDAŞ ve çok sayıda kuruma başvuruda bulunduklarını söyleyen bina sakinleri, durumlarını
BEDAŞ’a ve Zabıta Müdürlüğü’ne konuyla ilgili dilekçe gönderdiklerini
ancak henüz bir cevap alamadıklarını anlatan Yaşar, “Bu trafo, açık ve
tehlikesiz bir alanda olmalı. 38 ailenin yaşadığı binanın altına trafo
yapılmasını anlamıyorum.” dedi. Bir bina sakini ise bina yapılırken
dönemin belediyesinin trafo koyma karşılığı müteahhide bir kat daha
fazla atma izni verdiğini iddia etti. Belediye ve müteahhidin anlaşarak
bina altına trafo yaptıklarını kaydeden vatandaş, “Eğer sonuç çıkmazsa mahkemeye ve insan hakları ile ilgili kurumlara da başvuruda
bulunacağım. Burada bir bomba ile yaşıyoruz.” şeklinde konuştu.
Başka bir bina sakini ise, sokakta oynayan çocukların zaman zaman
trafoya yaklaştığını belirterek, “Çocuklarımızı uyarıyoruz ancak burada oynadıkları için trafo sürekli tehlike arz ediyor. Her yere müracaatta bulunduk ancak ‘bakarız’ deyip geçiştirdiler.” ifadelerini
kullandı.
Gürkan ÖZTEKİN-EKONOMİ
Aralık ve Ocak aylarında
toplam 13.5 milyar dolar cari
açık veren, bunun finansmanı için sermaye girişi
sağlayamayan (sadece 21 milyon dolar) Türkiye, iki ayda
toplam 9.5 milyar dolar rezerv kaybetti. Ama gelin
görün ki; ekonomiyi yöneten
bakanların bize anlattığı
hikâye; “ülkeden sermaye
çıkışı yok”. Bunun adı; ani
duruş. Sermaye girişinde durulma, hatta çıkış yaşanması.
TEM Otoyolu'da işyerine servis
taşıyan minibüs alev alev yandı.
38 aile trafo
üzerinde yaşıyor
“Bir bombanın üzerinde yaşıyoruz.” diye özetliyor. Sesten ve kokudan
uyuyamadıklarını anlatan vatandaşlar, yetkililerden yardım bekliyor.
İnönü Mahallesi 29/2 Sokak’ta bulunan, içinde 38 ailenin yaşadığı binanın altındaki trafo bina ve mahalle sakinlerinin kabusu oldu. Yaklaşık 25 yıl önce inşa edilen binanın bodrum katına trafo kurulmuş. O
günden beri de bina sakinleri defalarca yangın tehlikesi atlatmış.
Vatandaşlar, ilgili kurumlara başvurarak trafonun kaldırılmasını istemiş ancak bu konuda hiçbir gelişme olmamış. Binadan yakın bir zamanda daire aldığını ancak trafoyu fark edemediğini söyleyen
Hüseyin Yaşar, “Kokudan ve sesten uyuyamıyoruz. İlla bir insan
öldüğü zaman mı bu trafo kaldırılacak?” diye şikâyetini dile getirdi.
yavaşlama ve portföy çıkışı,
en kötü ayda bile 300 milyon
dolara yakın olmuştu. 2008
sonundaki küresel kriz
sırasında ise en kötü 2.5 milyar dolar idi.
Evine giren hırsızı yakalayarak polise teslim etti
Sancaktepe'de evine giren hırsızları fark eden yaşlı kadın, zanlılardan birini yaşanan arbede sonucu yakalayarak polise teslim etti.
O
lay yerine gelen sağlık ekipleri,
boğuşma sırasında başından
yaralanan yaşlı kadına müdahale
etti. Edinilen bilgiye göre olay,
Atatürk Mahallesi Gökhan Sokak
üzerinde bulunan Durgun ailesinin
yaşadığı 3 katlı binada meydana
geldi.
Kilitli olan bina kapısını bir şekilde
açan 3 hırsız binadan içeriye girdi.
Bu sırada bina sakinlerinden Maya
Durgun isimli yaşlı kadın, sesleri
duyunca binada hırsızların olabileceğini düşünerek yavaşça bina girişine doğru ilerledi.
Bir anda daire kapılarını zorlayan
hırsızlarla karşı karşıya kalan yaşlı
kadın, 3 kişi oldukları belirlenen
zanlıları yakalamak için harekete
geçti. Zanlılardan ikisi kaçmayı
başarırken, biri yaşlı kadın ile
boğuşmaya başladı.
Israrla zanlıyı bırakmayan yaşlı
kadının yardımına bir süre sonra
boğuşma seslerini duyan kızı
Songül Tanrıverdi yetişti. Anne ve
kızı hırsızı etkisiz hale getirmeyi
başararak polisten yardım istedi. Bu
sırada yaşanan boğuşmada yaşlı
kadın başından yaralandı. Olay yerine gelen polis ekipleri Maya Dur-
gun tarafından yakalanan hırsızı
teslim alarak polis merkezine
götürdü. Eve gelen sağlık ekipleri
ise başından yaralan yaşlı kadına
müdahale etti.
Hırsızla yaşanan boğuşmada
yaralanan Maya Durgun olayı şöyle
anlattı: “Eşim uyuyordu, zanlıları
binanın içinde merdivende gördüm,
birini yakaladık polise teslim ettik
ama diğer ikisi kaçtı.
İçeriye nasıl girdiklerini bilmiyorum, beni bu hale onlar getirdi.”
Gazetecilerin çalınan bir şey var mı
şeklindeki sorusuna Durgun, “Yok,
zaten neyimiz var ki çalsınlar” şeklinde cevap verdi. Maya Durgun'un
eşi Tanrıverdi Durgun da evlerine
daha önce de hırsızların girdiğini
söyledi.
Maya Durgun'un aynı binada oturan kızı Songül Koçyiğit de gürültü
nedeniyle baktığında annesini
hırsız ile boğuşurken gördüğünü ve
annesine zanlının yakalanması için
yardım ettiğini söyledi. Polise teslim edilen zanlının çok sayıda hırsızlık olayından kaydının bulunduğu
belirtildi. Polis kaçan zanlıların
yakalanması için de çalışma
başlattı.
CİHAN
İ
STOÇ mevkiinde meydana
gelen yangın sebebiyle,
Edirne istikametinde trafik
durma noktasına geldi.
Güçlükle olay yerine gelen itfaiyenin söndürdüğü
minibüs, kullanılamaz hale
geldi. Olay, TEM Otoyolu
Edirne istikameti İSTOÇ
mevkiinde meydana geldi.
Dursun Önder’in kullandığı
34 TJ 838 plakalı servis
minibüsünün motor
bölümünde yanma oldu.
Araçtan koku geldiğini fark
eden Önder, minibüsü
hemen emniyet şeridine
çekti. Araçta bulunan 6 yolcunun indirilmesinin ardından minibüs alev alev
yanmaya başladı.
Vatandaşlar vakit kaybetmeden durumu itfaiyeye
bildirdi. İtfaiye ekipleri,
yangın sebebiyle oluşan
yoğunluk sebebiyle olay yerine ulaşmakta güçlük çekti.
Yaklaşık yarım saat sonra
olay yerine gelen itfaiye
yangına müdahale etti. Çalışmaların ardından geri hurdaya dönen minibüs kaldı.
Olayı anlatan minibüs
sürücüsü Dursun Önder,
Haramidere’deki işyerine
çalışanları götürdüğü sırada
araçta yangın çıktığını
söyledi. Araçta 6 kişi bulunduğunu belirten Önder, motordan koku gelince
minibüsü sağa çekip yolcuları indirdiğini aktardı.
Aracın bir anda alev alev
yandığını ifade eden Dursun
Önder, olayda yaralanan
kimsenin olmadığını belirtti.
Servis minibüsündeki yangın
TEM Otoyolu’ndaki trafiği de
etkiledi. Yangın ve söndürme
çalışmaları sebebiyle özellikle Edirne istikametinde
trafik durma noktasına geldi.
Trafik polisleri de çalışmalar
sırasında önlem alarak
trafiğin kontrollü şekilde akmasını sağladı.
Birçok kişi oluşan trafik
yüzünden işine geç kaldı.
Tamamen yanan servis
minibüsü kullanılmaz hale
geldi. Yanan minibüsün çekiciyle olay yerinden kaldırılmasından sonra yol trafik
normale döndü. Olayda ölen
ya da yaralanan olmadı.
CİHAN
13 MAYIS 2014
Eğitim
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
TÜBİTAK Türkiye
2.'si Çağlayan Gül
Aydın Koleji'nden
Manavgat MYO, Beydiğin İlköğretim
Okulu'na kırtasiye yardımında bulundu
Burç Okulları'nın 3 projesi Türkiye birincisi oldu
Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksekokulu(MYO) öğretim elemanları ve öğrencileri Beydiğin İlkokulu'na kitap, kırtasiye ve giyecek yardımında bulundu.
Ü
ç aylık çalışma neticesinde
toplanan kitap, kırtasiye ve
giyecek yardımları öğretim görevlisi
Ebru Aslantaş, Seyran Efilti ve
Özcan Utar öncülüğünde kampanyaya katkı sağlayan öğrenciler
tarafından okula teslim edildi.
Manavgat İlçe Emniyet Müdürlüğü
Toplum Destek Hizmetleri Şubesi
de Manavgat MYO öğretim
görevlileri ve öğrencilerine eşlik ederek Beydiğin İlkokulu öğrencilerine küçük hediyeler sundu.
Beydiğin Köyü İlkokulu Müdürü
Mutlu Namal ve köy halkının misafirperverliği ile karşılaşan yüksekokul öğretim görevlileri ile
öğrencileri çok mutlu oldu. Yüksekokul öğrencileri ilköğretimde
okuyan öğrencilerle birlikte top oynadılar, ip atladılar ve çeşitli sosyal
faaliyetler düzenleyerek birlikte
D
Ü
N
K
Ü
Ç
Ö
Z
Ü
M
Ç
E
N
G
E
L
B
U
L
M
A
C
A
zaman geçirdi. Okul Müdürü
Namal, Beydiğin Köyü hakkında
bilgiler verirken desteklerinden
dolayı Yüksekokul yönetimine,
öğretim elemanlarına ve öğrencilerine teşekkür etti. Duyarlı öğrenciler
ve öğretim görevlileri yapılan bu
yardımların sadece bir günlük olmadığını, köy okullarıyla iletişimin
ve desteklerin devam edeceğini
ifade etti.
Akdeniz Üniversitesi Manavgat
MYO Müdürü Doç. Dr. Hacer Bakır
Sert ‘Manavgat Meslek Yüksekokulu olarak öğrencilerimizi
sadece mesleki anlamda değil,
toplumsal kazanımlar açısından da
iyi yetiştirmek istediklerini söyledi.
Sert, Beydiğin İlkokulu'na
yardımda bulunan öğretim
görevlilerine teşekkür etti.
CİHAN
11
Bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde girdikleri her yarışmada farklarını hissettiren
Burç Okulları öğrencileri, Bu Benim Eserim Proje Yarışmasına bu yıl da damgasını vurdu.
A
nkara'da gerçekleştirilen
finalde Burç Okullarının 3
projesi birinci seçildi. Milli
Eğitim Bakanlığı ve TÜBİTAK
işbirliğinde ortaokul öğrencilerine yönelik bu yıl 9.su
düzenlenen ‘Bu Benim Eserim
Proje Yarışması’nın Türkiye finali Milli Eğitim Bakanlığı
Şura Salonu'nda gerçekleştirildi.
ödüllerini Milli Eğitim Bakanı
Nabi Avcı'nın elinden aldı.
Polyominalarla Geometrik
Modelleme Projesi ile Eren
Can Gür ve Kaynaşan Üçgenler
Projesi ile Ömer Takkin
matematik alanında, Enerji
Hidrofan Projesi ile İlayda Uslular ve Zeynep Tuğçe Acar ise
fizik alanında birincilik ödüllerini sahibi oldu.
Bölgeden Türkiye finaline
katılmaya hak kazanan 9 projeden 3'ünün sahibi olan Burç
Okulları, aynı başarıyı Türkiye
finallerinde gösterdi.
Öğrencilerin, yaşam kalitesini
artırmak, bilim ve teknoloji
alanlarında yenilikçi, yönlendirici, katılımcı olmalarını
sağlamak amacıyla düzenlenen proje yarışmasında elde
edilen başarı ‘Burç klasiği’
olarak değerlendirildi.
Burçlu öğrenciler, binlerce
projeyi geride bırakarak 3 birincilik birden kazandı. Türkiye
genelinde yarışmaya katılan
42 bin 494 projeyi geride
bırakan Burçlu öğrenciler
Burç Okulları Genel Müdürü
Sultan Sözeri, "Bölge finalinde
Türkiye finaline gidecek 9 pro-
jeden 3 tanesinin okulumuzdan seçilmesi bizleri son
derece memnun etmişti.
Bu sevincimizi yaşarken
öğrencilerimizin başarılarını
Türkiye finalindeki derecelerle
taçlandırması sevincimizi
daha da arttırdı. Bu başarıya
katkı sunan tüm öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi kutluyorum." dedi.
Burç Çukurova Ortaokulu
Müdürü İlhami Kara ve proje
danışman öğretmenleri de
öğrencileri Ankara'da yalnız
bırakmayarak her saniye aynı
heyecanı yaşadı.
Sonuçların açıklanmasının
ardından Burçlu yöneticiler,
öğretmenler ve öğrenciler
büyük sevinç yaşadı. CİHAN
anlıurfa’nın Birecik ilçesi
Ş
Çağlayan Gül Aydın Koleji,
TÜBİTAK-MEB işbirliği ile
gerçekleştirilen 'Bu Benim Eserim' Yarışması'nda Türkiye
2.'si oldu. Daha önce bölge finalisti olmaya hak kazanan
Özel Çağlayan Gül Aydın Koleji,
Türkiye 2.'si olarak büyük bir
başarıya daha imza attı.
TÜBİTAK-Bu Benim Eserim
final sergisi ve ödül töreni,
Ankara MEB Şura Salonu'nda
yapıldı. Proje çalışması
hakkında bilgi veren Çağlayan
Gül Aydın Mirkelam Koleji
Müdürü Muzaffer Güler, “Okulumuz, proje çalışmaları
alanındaki başarılarına bir
yenisini daha ekledi.
Atık maddelerden doğa dostu
alternatif ürünler oluşturması
adlı projemizle, öğrencilerimiz
artan çevre sorunları
karşısında bilimsel ve kontrollü
deneylere dayalı çalışmalar
yaptık, ekonomiye katkı sağlayarak, doğal dengeyi koruyarak, çözümün bir parçası
olduk ve çevre bilincini
kazandık." dedi.
CİHAN
Özel Düzce Fatih İlkokulu öğrencileri İngilizce hünerlerini sergiledi
kulun 2.,3. ve 4.
O
sınıf öğrencilerinin
İngilizce Zümresi koordinesinde düzenlediği ve velilerin yoğun
katılımının gerçekleştiği gecede, öğrencilerin birbirinden güzel
şarkı, drama, dans, koreografi ve ilahi gösteri
ve dinletileri büyük
beğeni topladı. Müdür
Yardımcısı Bayram
Özyavuz, okulda
anasınıfından başlayan
ve her sınıf seviyesinde
önemle takip edilen bir
dil eğitimi yapıldığını
ifade etti. Özyavuz,
şöyle dedi: "Bu gecede
öğrencilerimiz, yıl
içerisinde elde ettikleri
Özel Düzce Fatih
İlkokulu öğrencileri, yıl sonu
etkinlikleri kapsamında düzenledikleri “İngilizce
Gecesi” ile velilerine, İngilizce seviyelerini
gösterme imkânı
buldular.
İngilizce’ye ait
kazanımların küçük
bir bölümünü
kıymetli velileriyle
paylaşma imkânı
buldular. Özel
Düzce Fatih
İlkokulu olarak dil
eğitiminin en üst
seviyede gerçekleştirilmesini
sağlarken, bir
kültür erozyonuna
meydan verilmemesini de çok
ama çok önemsiyoruz. Bu
gecede öğrencilerimiz birbirinden güzel ve
ciddi emek
gerektiren şarkı,
şiir ve eğlenceli gösterilerinde bu hususu da
ön plana çıkardılar.
Emeği geçen, başta İngilizce Zümremize, tüm
öğretmenlerimize, çok
başarılı bir performans
sergileyen sevgili öğrencilerimize ve bu gecede
her zaman olduğu gibi
bizleri yalnız bırakmayan çok kıymetli
velilerimize tebrik ve
teşekkürlerimizi sunuyoruz.”
CİHAN
12
13 MAYIS 2014
Sağlık
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Her gün bir aspirin
kalp krizlerini önler mi?
Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA
H
er gün bir aspirin kalp krizlerini önler mi? Bayram değil
seyran değil bu soru da nereden
çıktı diyebilirsiniz.
Aspirin üreticisi Bayer firması FDA’
ya başvurarak aspirinin kalpdamar hastalığı olmayan, hiç kalp
hastalığı veya felç geçirmemiş kişilerde de kullanılmasının faydalı
olduğunu ilaç prospektüslerine
yazmak için izin istemişti.
Tıbbi fetva kurumu FDA bu soruyu
şöyle cevaplıyor: Aspirin kalp krizi
ve felçleri bazı kişilerde önleyebilir
ama herkeste değil, üstelik pek çok
da yan tesiri olabilir.
Klinik veriler 1990’ lardan beri kalp
krizi veya felç geçiren ya da kalpdamar hastalığı olanların günde bir
kere düşük dozda aspirin almalarının bu hastalıkların tekrarını
önleyebileceğini gösteriyor.
Buna “ikincil koruma” adı veriliyor.
Düşük doz tablette 80 miligram
standart tablette ise 325 miligram
aspirin bulunuyor.
Önemli araştırmalar dikkatle incelendiğinde aspirinin kalp krizi, felç
geçirmemiş olan ve kardiyovasküler problemleri bulunmayan
insanlarda kullanılmasını (“birincil
koruma”) destekleyen verilerin olmadığı görülüyor.
Bu kişilerde aspirinin bir faydası
olmadığı gibi tehlikeli mide veya
beyin kanamaları görülebiliyor.
Kalp krizinin sebebi kalbi besleyen
koroner damarlardan birinin pıhtı
ile tıkanmasıdır. Aspirin pıhtılaşmayı önleyerek kalp krizine mani
olur.
Aspirin kanın pıhtılaşmasını azaltan diğer ilaçlarla (dabigatran
(Pradaxa), rivaroxaban (Xarelto)
and apixiban (Eliquis) beraber
alınırken çok dikkatli olunmalıdır.
Herhangi bir kalp veya felç sorunu
olmayan ama ailesinde kalp hastaları bulunan ya da atar damarlar
bakımından riskleri olanlar ne yapmalıdır?
Aspirin bunlar için etkili ve emniyetli bir tedavi midir? Hayır,
araştırmalar aspirinin bu kişilerde
de faydasının olmadığını gösteriyor.
Hâlen aspirinin kalp krizi ve felçlerin birincil korumadaki etkinliği
araştıran geniş kapsamlı araştırmalar devam ediyor.
Gelelim neticeye
FDA diyor ki: Elimizdeki verilere
göre kalp krizi, felç geçirmiş olan
veya kardiyo-vasküler problemleri
olan hastaların her gün bir aspirin
içmeleri faydalı olabilir ama buna
inanlar kendileri değil doktorları
karar vermelidir.
Aspirinin alınıp alınmaması kadar
dozu ve günde kaç defa alınacağı
da mühimdir.
Bazı ilaçlarda aspirin diğer ağrı
kesicilerle beraber bulunur; bunlar
uzun süreli tedavi için uygun
değildir.
Tedavi kutup ayılarından gelecek
' E r ke n t e ş h i s e d i l m e y e n a l e r j i
g ö r m e k a y b ı n a yo l a ç ı yo r '
B
ahar mevsiminde havada
uçuşan polen ve tozlarla
birlikte alerjik hastalıkların arttığına dikkat çeken uzmanlar,
erken teşhis edilmeyen göz alerjilerinin de görme kaybına yol
açabileceği uyarısında bulundu.
Dünyagöz Samsun’dan Op. Dr.
Sezer Özkan Gözde, kızarıklık,
çapaklanma, yanma, batma,
kaşıntı ve sulanma gibi şikayetlerin alerjilerin habercisi olabileceğini belirterek, bu
kimselerin doktora başvurmasını tavsiye etti.
Dr. Özkan, "Erken teşhis
edilmediğinde ise görme kaybına kadar uzanan ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyor. En sık
görülen alerjiler arasında ise
alerjik göz nezlesi geliyor. Gözde
sulanma, kızarıklık, kaşıntı, ışık
ve güneşe karşı aşırı hassasiyet
gibi belirtileri olan göz nezlesi
geç teşhis edilirse göz kapaklarında düşme ve kısılma, ko-
rneada yaralar ve kalıcı göz
bozukluklarına neden olabilir."
dedi. Bahar mevsimi ile birlikte
göz nezlesi vakalarında (atopik
konjonktivit) önemli artış
görüldüğünü belirten Op. Dr.
Sezer Özkan, “Açık havada gözlerimiz en korunmasız organımızdır. Rüzgârda uçuşan
polenler ve tozlar alerjik göz nezlesini ortaya çıkartır.
konuştu. Op. Dr. Özkan, göz nezlesinin sadece alerjik kökenli
olmadığını bulaşıcı, mikrobik
göz nezlelerinin de ayrı bir formda bahar aylarında sık
görüldüğünü söyledi. Dr. Özkan,
“Viral göz nezleleri el teması,
öpüşme, hava, para ve havlu
aracılığıyla kolayca bulaşabilir.
Daha çok sıcaklığın yüksek
olduğu yaz aylarında görülür.
runmak için tozlu ortamlardan
uzak durulmasını, şapka ve gözlük takarak dışarıya çıkılmasını tavsiye eden Op. Dr.
Sezer Özkan şu önerilerde bulundu: "Havalandırma yerine
filtreli olduğu için klima kullanın. Gözünüzü elinizle
kaşıyıp, ovuşturmayın. Göze el
temasından mümkün
olduğunca uzak durun.
Alerjik göz nezlesi genellikle
atopik bünyeli diye adlandırılan
çocuklarda, çocukluk yaşlarıyla
ortaya çıkıp yıllarca aynı
mevsimlerde kendini gösterir.
Alerjinin en rahatsız edici yanı
göz kaşınmaları olduğundan,
hastalar gözlerini kaşımaya ve
ovuşturmaya doyamaz.
Viral göz nezlelerinde hastanın
gözündeki kızarıklık, şişlik, sulanma çok fazla olabilir. Bazı
tiplerinde gözlerde kanamalar
ve kulak etrafı lenf bezlerinde
şişmeler olabilir. Bu tür konjonktivitler yaz aylarında sıklıkla havuzlardan da
bulaşabilir.
Yatak odanızda toz çekmeyen
kumaşlardan yapılmış, sık yıkamaya müsait yatak örtüleri ve
nevresimler kullanmayı tercih
edin. Evde toz alırken ıslak bez
kullanın. Evinizi de mutlaka
günde bir kez süpürün.
Bu kaşımalar bazı kimselerde
gözün önündeki saydam tabaka
olan korneanın yapısında
bozulmalara sebep olur ki bunların en ciddisi görme kaybına
yol açan keratokonustur.” diye
Viral konjonktivitler bazen aylar
boyunca tedavi gerektirirken
bakteriyel konjonktivitler ise
genelde bir hafta ile 10 gün
içinde geçebilir.” şeklinde
konuştu. Göz alerjilerinden ko-
Ellerinizi ve yüzünüzü sık sık
bol su ile yıkamayı da ihmal etmeyin. Gözdeki kızarma sulanma ve yapışmanın sadece
alerjik olmayıp viral veya bakteriyel sebeplerle de olup bulaşıcı olabileceğini unutmayın."
CİHAN
İşiniz, dişinizi kaybettirebilir!
iş Hekimi Göknur Gözen, bazı
mesleklerin dişeti hastalıklarına yol
D
açabileceğini söyledi. Gözen, nefesli
A
BD'deki California Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması, kutup ayılarının yüksek oranda
yağla beslenip hastalanmamasını
sağlayan eşsiz bir DNA'ya sahip
olduğunu gösterdi.
Bedenlerinin yarısı yağdan oluşan ve
kolesterol seviyesi çok yüksek olan bu
hayvanların kalp hastalığına yakalanmadığını belirten bilim adamları,
kutup ayılarının metabolizması ve
kalp-damar sistemiyle bağlantılı mutasyona uğramış genlerinin anlaşılmasının obeziteyle mücadeleye
yardım edebileceğini vurguladı. Grönland'deki 79 kutup ayısı ile dünya
genelindeki 10 boz ayının gen hari-
müzik aleti çalanların, fırıncıların,
marangoz ve kunduracıların bu riskle
karşı karşıya olduğunu aktardı. Diş
Hekimi Göknur Gözen, bazı meslekler ve
diş hastalıkları arasındaki ilişkiye yönelik
bilgi verdi.
tasını inceleyen bilim adamları, kutup
ayılarının zor şartlara kısa sürede
uyum sağladığını, kürklerinin
renginin yanı sıra metabolizmalarının
da değiştiğini belirtti.
Kişilerin icra ettikleri mesleklerin şeklinin
dişlerde olumsuz etkilere neden olabileceğine vurgu yapan Gözen, dişeti
hastalıklarının oluşmasında en önemli
etkenlerden birisinin ağız kuruluğu
olduğunu belirtti. Gözen, "Nefesli müzik
aleti çalan müzisyenlerin dişlerinin ve dudaklarının sürekli aralık olması;
marangoz ve kunduracıların dişlerinin
arasında çivi gibi malzemeler bulundurması; fırın ve ateşli ocak karşısında
çalışan kişilerin sıcak karşısında ağı-
APOB adı verilen bir genin kolesterolün kan dolaşımdan hücrelere
hareket etmesinde, dolayısıyla kalp
hastalıkları riskinin azalmasında rol
oynadığını ifade eden bilim adamları,
günde 58 bin kalori alabilen kutup
ayılarının DNA'larındaki değişim
sayesinde şişmanlamadığına, diyabet
ve kalp-damar hastalıklarına yakalanmadığına dikkati çekti. Araştırmanın
sonuçları, ''Cell'' dergisinde yayımlandı.
AA
zlarının kuruması dişetlerini olumsuz etkiliyor." İfadelerini kullandı. Gözen, işin
stres ve yoğunluk seviyesinin de ağız
sağlığına etki edebildiğini kaydetti.
‘STRESLİ İŞLER, SAĞLIKSIZ DİŞLERE
NEDEN OLUYOR’
Göknur Gözen, stresli iş ortamlarının da
diş ve dişetlerine olumsuz etkileri
olduğundan bahsetti. Özellikle son yıllarda birçok hastalığın stres nedeniyle ortaya çıktığını hatırlatan Gözen,
psikosomatik durumlar oluştuğunda,
heyecanda ve sinir halinde insanın fark
etmeden dişlerini sıktığını belirtti. Yoğun
çalışma ortamlarında geçiştirilen öğünlerin de diş ve dişetlerinde sorunlara yol
açabildiğini vurgulayan Göknur Gözen,
"Çalışmam gerekiyor diyerek beslenmenizi geciktirmeyin." uyarısında bulundu.
CİHAN
Yeni haftada da Anadolu'nun iç kesimleri boyunca bahar sağanakları etkisini sürdürecek. Havanın serinlediği batı kesimlerde Tunus’tan esecek rüzgarla sıcaklıklar 5 ila 7 derece artacak. Doğuda ılık hava etkisini sürdürüyor.
İstanbul'da 10 gündür soğuk esen poyraz yerini ılık lodosa bırakıyor. Sıcaklık 20 derece, güneş de görülecek. Ankara
yine kısa sürelerle yağmurlu, 20 derece. İzmir az bulutlu ve 25 derece. Rüzgar artık güneyli ve ılık. Bursa az bulutlu, 23
derece. Adana ara ara bulutlu, sıcaklık 25 derece. Marmara'da 1 hafta sonra güneyden esen rüzgarla sıcaklık tekrar 2025 derece arasına çıkıyor. Bölgede yağış ara verdi, Güneş görülecek. Salı günü hava daha bulutlu ve hafif yağışlar var.
Haftanın en sıcak günü ise Çarşamba olacak. İç Anadolu'da gündüz güneş görülse de akşam üstü her kentte olmasa
da sağanak geçişleri olacak. Sıcaklık ise 20 derecenin üzerinde. Çarşamba hava daha sıcak, yağış yok. Ege'de 3 gün
boyunca yağış yok, güneş yüzünü gösterecek.
Rüzgar 2 gün güneyden zayıf ve ılık esecek. Çarşamba günü ise Çeşme-Bodrum boyunca kıyılarda lodos
kuvvetleniyor. Akdeniz Bölgesi Mayıs ayını bol yağışlı geçiriyor. Son 3 günde mersinde metrekareye 100 kilogramın üzerinde yağış düştü. Yağışlar 2 gün daha devam edecek. Kesileceği gün ise Çarşamba. Güneydoğu’da ise Gaziantep civarı
yağmurlu, Diyarbakır bulutlu ve 25 derece. Doğu Anadolu'da sağanaklar akşam üstü bölgenin pek çok kentinde etkili
olacak. Hava ılık, Erzurum 16, Malatya 25 derece. Karadeniz'de Zonguldak, Bolu, Kastamonu boyunca ve Trabzon-Rize
arasında yağışlar sürecek. Salı günü yağış daha fazla kentte ve kuvvetli. Sıcaklık ise lodosla Bolu'da 21, Samsun'da 20
dereceye çıkıyor.
ANKARA
İS TAN BUL
Bugün
13 Mayıs Salı
22
Bugün
13 Mayıs Salı
Rüzgar
14
15
Nem
%63
22
Rüzgar
13
8
AN TAL YA
İZ MİR
Bugün
13 Mayıs Salı
Nem
% 76
27
Bugün
13 Mayıs Salı
Rüzgar
22
16
Nem
% 96
26
Rüzgar
20
17
Nem
% 72
13 MAYIS 2014
Turizm
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Kemer yörük
parkı tanıtım
alanı olacak
K
emer'in simgesi olan Yörük
Parkı, bölgenin tanıtımı için
çalışmalara mekanlık edecek. Kemer’in simgesi olan Yörük Parkı
Kemer’e hayat verecek yeni projeleri hayata geçirmek için gün
sayıyor.
Yeni projelerin hayata geçmesi ile
Yörük Parkı Kemer’in tanıtım üssü
olacak. Etrafında 600 metre
boyunca denize girilebilecek Yörük
Parkında, Türkiye’nin ilk Expo
fuarı durumundaki Çocuk ve Çiçek
temalı Expo 2016 vurgusu da
yapılacak.
Antalya Kemer’de bulunan 1982
yılı Özel Turizm Belgeli bir tesis ve
marka olan Folklorik Yörük Parkı,
Devlet Ormanı ve Milli Park
statüsündeki yarımada Küçükburun üzerinde kurulu bulunurken,
yeni projeleri ile de ses getirecek
ve Kemer’in tanıtım üssü olacak.
Halen temalı park ve yaşayan açık
hava folklor müzesi işlevi ve konsepti ile hizmet vermekte olan tesis
otantik ortamı gelen misafirlerine
sunuyor. Folklorik Yörük Parkı’nda
dünya folklörlerine de yer verilecek.
AA
Şanlıurfa’ya
turist akını
A f r i k a ’d a n g e l e n z i y a r e t ç i
girişleri 2 yılda % 81 arttı
W
TM Londra markasının, WTM
Latin Amerika ayağından
sonra, WTM Afrika Turizm Fuarı, bu
yıl ilk kez 02-03 Mayıs 2014 tarihleri
arasında, Güney Afrika
Cumhuriyeti'nin Cape Town şehrinde
düzenlendi. Fuara 500 profesyonel
turizm alıcısı (Hosted Buyer) ve 4.500
turizm profesyoneli katıldı, 5.386 adet
önceden planlanmış iş randevusu
kayıt altına alındı.
Fuarda Türkiye ilk kez yer alan
Türkiye, yaklaşık 100 metrekare
büyüklüğündeki standla yer aldı. Organizasyonunu Londra Kültür ve
Tanıtma Müşavirliği’nin gerçekleştirdiği fuarın ilk günü, Londra
Kültür ve Tanıtma Müşavirliği tarafından düzenlenen Basın Toplantısı'nda,
Londra Kültür ve Tanıtma Ataşesi
Selçuk Can, TUROB Yönetim Kurulu
Üyesi Kasım Zoto, TÜRSAB adına
Pınar Özbilge ve THY Cape Town Sorumlusu Gökalp Yazır, ülkemizin
pazardaki yeri ve hedeflerini aktardı,
katılımcı basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Fuar süresince ziyaretçilere çeşitli ikramlarda
bulunulmuş, ülkemiz destinasyonları
hakkında bilgi verildi. Türkiye standı
içerisinde yer alan ve 12 kişilik bir
heyet ile fuara katılım sağlayan Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB), Afrika pazarı ile
ilgili bir rapor yayınladı.
TUROB Afrika raporuna göre, Afrika
pazarlarından Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı 2011 ile 2013 arasında
yüzde 81 oranında artarak 445 bin
487’den 807 bin 484’e yükseldi.
2012’de Afrika ülkelerinden Türkiye’ye
gelen ziyaretçi sayısı ise yüzde 13,18
oranında arttı. 2012’de Afrika’dan gelenlerin sayısı 713 bin 399 olarak
gerçekleşmişti. “Kıta ile olan tüm
siyasi, ticari ve turizm ilişkilerimiz
ışığında ülkemizin bölgedeki pozitif
imajı, yumuşak diplomatik ilişkiler ile
bölgede itici güç haline gelmesiyle,
turizm sektörü için kuvvetli bir pazar
T
arih turizminde Türkiye’nin en çok turist
çeken şehirleri arasında bulunan Şanlıurfa’da turizm sezonu açıldı. Tüm Türkiye’nin yanı
sıra dünyadan da turist çeken Urfa’da turizm sezonu açıldı.
ve uzun vadeli başarı potansiyeli bulunmaktadır” denilen TUROB raporunda Afrika pazarında tanıtım
çalışmalarının artırılması gerektiğine
işaret edildi. T UROB raporunun
sonuç bölümünde şu noktalara dikkat
çekildi:
“Fuar esnasında yapılan görüşmelerde en önemli etkenin ulaşım olduğu,
THY'nin kıtada birçok destinasyona
uçmasına karşın, Ülkemiz (İstanbul)
varışlı uçuşların ücretlerinin çok yüksek olduğu, bu nedenle genelde transit uçuşların tercih edildiği bilgisi
aktarılmıştır. Fuar süresince edinilen
diğer bir bilgi de e-vize imkânının
sağlanmasının pozitif bir etki yaratacağı olmuştur. Ülkemizin bölgede turizm anlamında pozitif bilinirliği
olduğu, birçok seyahat acentesinin ve
Tur Operatörünün küçük gruplar
halinde turist gönderdiği ve iş
hacminin artırılmasına yönelik yapılacak tanıtım çalışmalarının gerekliliği
tespit edilmiştir.”
AA
Çevre illerden özel şahsi araçlarıyla Şanlıurfa’ya
gelen turistlerin yanı sıra tur organizasyonuyla
Şanlıurfa’ya gelen turist sayısı da oldukça fazla
olduğu görünüyor.
Daha önceleri günü birlik turistlerin akınına
uğrayan Şanlıurfa’da son senelerde Otellerin
açılmasıyla turistler konaklıyor ve Urfa’yı daha
yakından tanıma fırsatı buluyor.
Tur organizasyon şirketlerinin gözdesi olan
güneydoğu turlarında Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır turistler tarafından oldukça ilgi
görüyor. Neredeyse Türkiye’nin tüm illerinden
organizasyonlarla Şanlıurfa’ya gelen turistler
şehrin ekonomisine oldukça katkı sağlıyor.
Şanlıurfa’da Balıklıgöl, Göbeklitepe, Harran
Üniversitesi kalıntıları, Harran Evlerini gezerek
tarihe doyan turistler Halfeti ziyaretlerinde ise
suyla tarihin kesiştiği noktanın seyir zevkini
çıkarıyor.
Turistik gezilerin yanı sıra Şanlıurfa’ya gelen turistler mutfağın zengin olması nedeniyle dünyada
bulamadığı lezzetleri Urfa’da tatma fırsatını buluyor.
AA
Anadolu, Bağdat ve Hicaz demiryolu, sergiyle anlatılıyor Su altında kalan köyünün kültürel
mirasını, kurduğu müzede topladı
K
ayseri’nin 25 kilometre
kuzeybatısına ve Kızılırmak nehri üzerine kurulan
Yamula Barajı, Aralık 2003
tarihinden itibaren su tutmaya başladı.
Sulama ve enerji üretimi
amaçlı oluşturulan baraj,
Kuşçu köyünü de yuttu. Köy
ise barajın hemen üst kısmına
taşındı.
Eski köyünün kültürel mirasının yok olmasına gönlü
razı olmayan emekli öğretmen
Ahmet Korkmaz, köy
yaşamını gelecek kuşaklara
aktarmak amacıyla bir müze
kurma çalışması başlattı.
T
ürkiye’nin demiryolu tarihinin anlatıldığı 'Eskişehir Demiryolu
Kültürü Projesi' sergisi, Almanya’nın
Başkenti Berlin’deki Hamburg İstasyonu Müzesi’nde açıldı. Müzenin açılış
törenine 125 yıl önce Alman Demiryolları ile Türkiye arasında yapılan anlaşmalara imza atan kraliyet ailesinin
torunlarından Kontes Diana von Hohenthal Und Bergen, Şansölye Otto
Von Bismarck’in torunu Sylvester von
Bismarck, Deutsche Bank Direktörü
Georg Von Siemens’in torunu Nathalie
Von Siemens, Kraliyet Demiryolları Sorumlusu Richard von Kuhlmann’ın
torunu Enzio Von Kuhlmann, Osmanlı
İmparatorluğu Alman Büyükelçisi
Adolf Freiherr Marshall Bieberstein’in
torunu Betthina Von Seyfried ve Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna
katıldı.
Açılışta Eskişehir’in ve Türkiye’nin
demiryolu tarihini anlatan ve bugün
hızlı trenlerle devam eden bir kültür ve
medeniyet belgeseli gösterildi.
Türkiye’nin demiryolu tarihini Eskişehir ekseninde anlatan ilk eser olarak
tanımlanan sergi, Osmanlı’dan
Cumhuriyet demiryollarına, Kurtuluş
13
Savaşı'nda bir demiryolu atölyesinin
döktüğü toplardan ilk yerli lokomotife,
devrim otomobilinden yüksek hızlı
trene kadar geçen süreci anlatıyor.
Bağdat-Hicaz Demiryolu inşaatının
tüm rotası boyunca Almanca ve Osmanlıca mermerlere işlenmiş levhalar
ilk kez yeraldığı sergide, tarihe bir
başarı örneği olarak kazınmış
'Anadolu, Bağdat ve Hicaz Demiryolu'
projesini resim ve eserlerle detaylı
olarak anlatılıyor.
Kraliyet Ailesi torunu Kontes Diana
Von Hohenthal Und Bergen, yaptığı
konuşmada, 125 yıl önce gerçekleştirilen Bağdat ve Hicaz demiryolu inşaatının dünyanın en büyük altyapı
projesi olarak başlatıldığını kaydetti.
Und Bergen, şöyle dedi: “Sultanımızın
bu proje ile hedefi her yıl binlerce
hacca giden insanların ulaşımını kolaylaştırmak, rahat ve hızlı ulaşım
sağlamaktı. O dönemde 2 bin 500 kilometrelik demiryolu inşaatı yaklaşık 38
yıl sürdü. Bu projenin tüm rotası
boyunca Almanca ve Osmanlıca mermerlere işlenmiş levhalar bu
dostluğun derinliğini gösteriyor.” Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna ise
geçmişe uzanan Türk-Alman ortaklığı
ve dostluğunun sessiz tanığı fotoğrafların yer aldığı bu sergiyle tarihin koridorlarında yolculuk etmek ve
dostane ilişkileri geleceğe taşımak
istediklerini söyledi. Tarih boyunca
farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan
Eskişehir’in 19. yüzyıldan itibaren
demiryollarının kesiştiği önemli bir
merkez konumuna geldiğini aktaran
Vali Tuna, “1892’de bu müessesenin
şehrimize uğraması, Eskişehir kültür
ve tarihinde bir trenin herhangi bir
şehre uğramasından daha derin izler
bırakmıştır.
Alman mühendislerin şehre yerleşmesiyle Alman kültürüyle tanışma ve
kültürler arası etkileşim sağlanmıştır.
Mesafeleri kısaltan tren rayları,
ülkeleri ve insanları yaklaştırmış,
kültür alışverişini sağlayarak aslında
gönüllerin bağlanmasına aracılık etmiştir.” diye konuştu. Konuşmaların
ardından Haydarpaşa Garı'ndan Eskişehir’e, Eskişehir’den Bağdat ve Medine tren istasyonlarına kadar geçilen
istasyonların tarihi bir süreç içerisindeki yaşanan hikâyelerinin anlatıldığı
serginin açılışı gerçekleştirildi. CİHAN
Korkmaz, taşınan köyde
bırakılan, minare alemi, okulun Atatürk büstü, bayrak direği, gramofon, daktilo,
kandil, gaz lambaları; soku ve
deri tabaklama taşı, pranga,
tırmık, tırpan, kağnı gibi
tarım aletleri; silah, gramo-
fon, pilli radyolar; güğüm,
toprak tabak ve bakır mutfak
gereçleri ile kilim ve topaç
türü 800’e yakın eşyayı yeni
kurulan köye taşıdı. Bu
eşyalar, Korkmaz ve bazı
köylülerin birlikte yaptıkları
tek odalı kerpiç ev ve
bahçesinde sergileniyor.
Köyden ayrılmanın herkes
için çok zor olduğunu belirten
Ahmet Korkmaz, sayısız
hatıralarının baraj suyu altında kaldığını anlattı.
Eski köy yaşantısını gelecek
kuşaklara aktarabilmek için
böyle bir müze kurmayı
düşündüğünü belirten Korkmaz, şunları söyledi:
“Köyümüzün taşınabilir mirasını, sular altında kalmadan
toplayıp burada sergilemeyi
düşündüm. Taşınma sırasında
köyde bırakılan 800’e yakın
eşyayı eşim ve bazı köylülerin
Kayseri'de emekli öğretmen Ahmet Korkmaz
(71), baraj suları altında
kalan köyünden
topladığı eşyaları, yeni
köyde oluşturduğu
müzede sergiliyor.
yardımıyla 2 yıl içinde buraya
taşıdım. Kapısına ‘Kuşçu
Müzesi’ tabelası astığımız kerpiç evde de bunları sergiliyoruz. Bu eserler bizim
geçmişimiz. Eşyalara bakarak
anılarını tazeleyen ve hatta
ağlayan köylülerimiz var. Buraya yerli ve yabancı turistler
de gelerek gezdi.”
Korkmaz, kültürel önemi
olduğuna inandığı eşyalardan
oluşturduğu köy evinin, resmi
bir müzeye dönüştürülerek
gelecek kuşaklara aktarılmasını istediğini ifade etti.
Köy sakinlerinden 88 yaşındaki Mehmet Öztürk de buraya gelince adeta
çocukluğuna gittiğini söyledi.
65 yaşındaki Hatice Oğuz da,
“Bizim için burası
geçmişimizin bir arada
olduğu yer. Burada
anılarımızı yad ediyoruz.”
diye konuştu.
CİHAN
14
Magazin-Tv
13 MAYIS
2014
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Beren’den
çocukluk
aşkına not
akışıklı popçu
Y
Kenan Doğulu ile
geçen günlerde
nişanlanarak evlilik
yolunda dev bir
adam atan ünlü
oyuncu Beren Saat,
2004 yılında bir
trafik kazasında
hayatını kaybeden
çocukluk aşkını unutmadı.Kısa süre
önce açtığı instagram sayfasından Güray’ın fotoğrafını paylaşan güzel oyuncu,
‘iyi ki doğdun! Sensiz 10. kez’ notunu yazdı.HABER MERKEZİ
Beren ile Kenan’ı güldüren iddia
ollywood
H
Türk kızı
Dilan'ı keşfetti.
27 yaşındaki
Dilan Gwyn,
Leonardo Da
Vinci'nin hayatını anlatan "Da
Vinci's Demons"
dizisinde gösterdiği performans
ile tüm dünyanın
dikkatini
çekti.Hem güzelliği hem de
yeteneği ile
herkesi kendine
hayran bırakan
Dilan'ın hayatı
da film gibiydi.
Dilan,
Türkiye'nin en
önemli Kürt aydınlarından olan
şair, gazeteci ve
yazar Orhan
Kotan'ın kızı
olduğunu
söyledi.
Babasının
küçükken vefat
ettiğini belirten
Dilan, "Annem
İsveç'te yaşıyor.
İki ablam var.
Ailede sinema
sektöründe çalışmayı tercih eden
tek kişi benim"
dedi. Dizideki
performansından
dolayı Türkiye'den çok sayıda
olumlu tepki
aldığını belirten
Dilan, şunları
söyledi: "Böyle
bir tepki almayı
beklemiyordum.
Türkiye'deki
Türk, Kürt,
Ermeni ve
Çerkez
takipçilerimden mesajlar
aldım. Tüm
bu etnik grupları yanımda
hissetmek
beni mutlu
etti." HABER
MERKEZİ
"
m
a
m
ş
a
l
y
a
p
ı
m
"Evlenip malları
aliç ÜniverH
sitesi’nde
gerçekleşen ‘Girişimcilik ve
Pazarlama’ konulu
oturumda ‘By H’
markasının kurucusu olan Hülya
Avşar ‘Nasıl
markalaşılır?’
konuşmasıyla
öğrencilerle fikir
alışverişinde bulundu.Avşar, cesur
açıklamalarda bulunduğu oturumda
şunları
kaydetti:"Yıllar önce
bir talk show projesi
için televizyon televizyon dolaştım. En
popüler olmama
rağmen yapımcılar
bana gülmüşlerdi."
HABER MERKEZİ
O felsefeyi
benimsedi
0 Mayıs'ta yeni albümünü
2
çıkarmaya hazırlanan
şarkıcı Sinan Akçıl, "Düşünür
Diyojen'in felsefesini benimsedim, en önemli zenginlik
sadeliktir" açıklaması yaptı.
Topluma dair gelenekleri reddederek, kişinin en kısıtlı yaşam
koşullarında bile, mutlu ve
bağımsız olabileceğini göstermeyi amaçlayan filozof Diyojen,
son derece yoksul olarak bir
fıçının içinde yaşıyordu.HABER
MERKEZİ
KANAL AKIŞLARI
08:30Sen de Gitme
10:00Herkes İçin Hukuk
11:15İyi Şeyler
11:30 İyi Fikir
13:00Haber
13:15Spor
13:18Hava Durumu
13:25Elde Var Hayat
14:40Aileler Yarışıyor
16:25İyi Şeyler
16:40Zengin Kız Fakir Oğlan
18:45 Seçmenin Sesi
19:00Ana Haber Bülteni
19:45Spor
19:50Hava Durumu
06:00Oynat Bakalım
07:00Gülhan'ın Galaksi
Rehberi
08:40Aramızda Kalsın
12:00Özge İle Yeni Hayat
14:30Anlatacaklarım Var
17:00Komedi Dükkanı
18:30Oynat Bakalım
20:00Survivor Panorama
20:15Tetikçi
22:15Saba Tümer'le Bu Gece
23:45Survivor Panorama
06:45İrfan Değirmenci
ile Günaydın
09:00Doktorum
11:00Mutfağım
12:15Gün Arası
12:30Kaynana Gelin
Seda’ya Gelin
15:00Evim Şahane
17:00Arka Sokaklar
18:50Koca Kafalar
19:00Kanal D Ana Haber
20:00Küçük Ağa
22:00Çalıkuşu
06:45Bugün
09:00Beni Affet
10:00Melek
12:00En Güzel Bölüm
12:30Aşkın Bedeli
14:30Soframız
15:30Küçük Kadınlar
16:45En Güzel Bölüm
17:15Beni Affet
19:00Star Haber
20:00Kurt Seyit ve Şura
23:30Dizi
06:30Cennet Mahallesi
08:30Simge Fıstıkoğlu ile
Yeni 1 Gün
10:00Her Şey Dahil
12:30Gülben
16:30Pis Yedili
18:30Show TV Ana Haber
19:15Büyük Risk
20:00Recep İvedik 3
22:15Güldür Güldür
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı ile Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
19:00 Atv Ana Haber
20:00Kaçak
23:15İntikamın Bedeli
05:10Ana Haber
06:10Dolu Dolu Anadolu
07:00Gak Guk
08:30Burada Ne Yenir?
09:30Dünyayı Geziyorum
11:10Ne Var Ne Yok
11:50Gak Guk
13:15Gör Düğün Gibi
14:30 2. Sayfa
16:15Dolu Dolu
Anadolu
18:00Sıcak Gündem
18:15Ana Haber
19:20Spor Bülteni
19:40İyi Geceler
Öpücüğü
21:50Bıçağın İki
Yüzü
06:40Ejder Avcıları
07:20Tapınaktaki Hazine
07:00Kavak Yelleri
09:00Bir Bulut Olsam
11:00Bıçak Sırtı
13:00Menekşe İle Halil
15:10Hanımın Çiftliği
17:10Ejder Avcıları
18:10Kobra Takibi
20:00BKM Mutfak Çok Güzel
21:30Bir Aradayız, Hepsi Bu
23:30Ah Biz Kadınlar
10:35Ekonomi Piyasalar
10:40Spor
10:50 2 Dakikada Bilim
10:55Hava Durumu
11:00Haber Merkezi
11:15Ekonomi Piyasalar
11:20Spor
11:30Seçim Aktüel
11:45Spor
11:55Hava Durumu
12:00Haber Merkezi
12:10Ekonomi Piyasalar
12:15Spor
12:25Ekonomi Notları
12:35Spor Aktüel
12:55Hava Durumu
13:00Öğle Bülteni
13:50Ekonomi Grafik
02:00Gece Haberleri
02:15Tarafsız Bölge
04:00Gece Haberleri
04:155N1K
05:20Serra ile İtalyan İşi
06:00Güne Merhaba
07:40Spor
07:50Güne Merhaba
08:40Spor
08:49Güne Merhaba
09:00Parametre
10:00Haber
10:35Paranın Gündemi
11:00Haber
12:00Bugün
13:48Hava Durumu
14:00Günlük
14:50Hava Durumu
07:00Geri Sayım
09:45Cnbc-e.com'da Bugün
10:00Piyasa Ekranı
10:30Piyasaya Bakış
11:00Piyasa Ekranı
12:00Finans Cafe
14:00Piyasaya Bakış
14:30İş Dünyasından
15:00Piyasaya Bakış
15:30Piyasa Ekranı
16:00Kapanışa Doğru
16:45Cnbc-e.com'da Bugün
17:00Son Baskı
17:30Piyasaya Bakış
18:00Avatar
18:30Penguins of Madagascar
19:00The Simpsons
20:00Mom
11:35Spor Bülteni
11:55Hava Durumu +
Yol Durumu
12:00Ajans Bugün
12:35İşin Sırrı
12:503 Dakika
12:55Hava Durumu +
Yol Durumu
13:00Ajans
13:50Hava Durumu
13:55Yol Durumu
14:00Ajans
14:30Spor Bülteni
14:50 3 Dakika
15:00Ajans Gün İçi
15:25Bize Sorun
16:00Ajans Gün İçi
16:30Spor Bülteni
06.45İsmail Küçükkaya ile
Çalar Saat
10.00Doktorlar
11.30Babam Sınıfta Kaldı
12.00BKM Güldür Güldür
13.00Babam Sınıfta Kaldı
14.30Unutma Beni
16.30Esra Erol
19.00Fatih Portakal ile
FOX Ana Haber
19.30Deniz Yıldızı
20:45Çocuklar Duymasın
21:45O Hayat Benim
23:45Çocuklar Duymasın
12:00Haber Masası
12:25Dünya Raporu
12:35Ekonomide Görünüm
12:45Spor Bülteni
13:00Gün Ortası
13:35Ekonomide Görünüm
13:45Spor Bülteni
14:00Gün Ortası
14:45Ekonomide Görünüm
15:00Güne Bakış
15:35Ekonomide Görünüm
15:45Spor Bülteni
16:00Güne Bakış
16:35Ekonomide Görünüm
16:45Spor Bülteni
17:00Akşam Haberleri
18:00Akşam Raporu
20:00Televizyon Gazetesi
13 MAYIS 2014
Spor
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Sow'dan ayrılık sinyali
Mancini: Fenerbahçeli
futbolcuların hareketine
saygı duyuyorum
F.Bahçe'nin golcü futbolcusu Sow, şampiyonluk günü yapılan
röportajlarda başkan Aziz Yıldırım'a destek verirken F.Bahçe'de
kalıp kalmayacağı yönündeki sorulara ucu açık bir cevap verdi.
F
enerbahçe'nin golcü futbolcusu Moussa Sow, şampiyonluğu garantileyene kadar hiçbir şekilde rehavete kapılmadıklarını, kontrolü elde tuttuklarını ve yarışı önde
götürdüklerini belirterek, "Hak ettiğimiz bir şampiyonluk.
Genel olarak iyi bir iş çıkardık" dedi. Kulüp başkanı Aziz
Yıldırım'ın yaşadığı sıkıntılarla ilgili bir soru üzerine sarılacivertli futbolcu, her şeye rağmen Yıldırım'ın kendilerinden
desteğini eksik etmediğini anlatarak, şunları söyledi:
"Başkanımızın sıkıntılı, kötü günler, geceler yaşadığını biliyoruz. Beraber yola devam etmek istiyoruz Bazı anlarda zor durumda olduğunun farkındayız. Tüm bunlara rağmen onun çok
çok güçlü bir insan olduğunu düşünüyorum. Bu olanlardan
sonra hala o dimdik ayakta. Cezaevindeyken bile her zaman
bizimle olduğunu hissettirdi.
Galatasaray Teknik Direktörü Roberto Mancini, Trabzonspor gibi bir
takımı deplasmanda 4-1 yendikleri için mutlu olduklarını söyledi.
M
ancini, 4-1 kazandıkları Trabzonspor maçının ardından yaptığı
değerlendirmede, sahada 3 puanı hak eden bir Galatasaray
olduğunu belirterek, “İlk yarı bizar durgunluk vardı onun sebebi de
yorgunluktu. İkinci yarı takım toplandı. Rarbozspor’u içeride 4-1 yenmek kolay değil. O yüzden takımı tebrik ediyorum." dedi. İtalyan
teknik adam, Fenerbahçeli futbolcuların Karabük maçında kendisine gönderme yaptıkları ‘Şampiyon Fenerbahçe’ yazısıyla ilgili
düşüncelerini sorulması üzerine de şunları kaydetti: “Söyleyeceğim
Fenerbahçe’yi yeniden tebrik etmek.
Her zaman takımının başındaydı orada olsa bile. Fenerbahçe'yi hiçbir zaman ihmal etmedi. Cezaevinden çıktıktan
sonra da yanımıza geldi, bizle toplantılar yaptı. Her zaman bizimle destek oldu. Bizim sahaya odaklanmamızı sağladı.
'Endişelenmeyin, her zaman sizin yanınızda olacağım' dedi.
Benim çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir insan. İnşallah
cezasının devamını çekmek zorunda kalmaz, cezaevine tekrar
girmek zorunda kalmaz. Onun olabildiği kadar, yaşayabildiği,
ömrü yettiği kadar Fenerbahçe başkanı olarak kalmasını arzu
ediyorum. Bizim ona ihtiyacımız var. Beraber yolumuza devam
etmek istiyoruz." Sow; "Hakkında transfer söylentileri var. Bu
konu hakkında ne söylersin? sorusuna ise şu cevapları verdi:
Kazandıkları maç için Fenerbahçe’yi tebrik ederim.” Tecrübeli teknik
adam, olayı espri mi, yoksa hakaret olarak mı gördüğüne dair bir
başka soru üzerine de, “Ben kesinlikle saygı duyuyorum. Benim için
önemli bir şey değil. Benim için önemli olan bugün Trabzonspor’u
yenmekti, bunu başardığımız için de çok mutluyum.” diye cevap
verdi. Mancini, bir başka soru üzerine de Sneijder ve Semih’in performansından da çok memnun olduğunu ifade etti.
Takımının gollerinden birisini atan Selçuk İnan, ne olursa olsun
kazanmaları gereken bir maç oynadıklarını belirtti. Şampiyonlar
Ligi’ni direkt gitmek istediklerine değinen başarıl futbolcu, “Bunun
bilinci ile sahaya çıktı. Elimizden gelen mücadeleyi gösterdik. Gollü
bitmesi de bizi mutlu etti. Tabi herşey bitmedi. Bir maçımız daha var.
Onu da kazanıp Şampiyonlar Ligi’ne direkt gitmek istiyoruz.” dedi.
Selçuk, Fenerbahçeli futbolcuların, Karabük maçındaki ‘Şampiyon
Fenerbahçe’ yazılı göndermeleriyle ilgili, “Aslında bu tür konular
bizim girmememiz gerekiyor. Belki biz futbolcular aramızda böyle
şeyler yapabiliriz ama işin içinde hocalar varsa futbolcular buna
girmemeleri. Çünkü futbolcular ayrı, hocalar ayrı değerlendirilmeli.
Bunun dışında onlar böyle bir şey yapmışlarsa demek ki kendilerini
yakıştırmışlar.” Başarılı futbolcu, Avrupa’dan transfer teklifleri
geldiğine dair iddiaların hatırlatılması üzerine ise uzun yıllar
Galatasaray’da kalmak istediğinin altını çizdi.
Sarı-Kırmızılıların 2 golüne atan Wesley Sneijder de hedeflerine ulaşmak için kazanmaları gereken bir maçta galip geldikleri için duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Hollandalı yıldız, “Önümüzdeki maçı
da kazanıp en önemli hedeflerimizden olan Şampiyonlar Ligi’ne direkt gitmeyi başarmak istiyoruz.” diye konuştu. Sneijder, transfer
haberleriyle ilgili de şunları söyledi: “Transfer teklifleri sadece bana
değil bir çok futbolcuya gelecektir. Burada çok mutluyum. 2 yıllık
kontratım var. Daha uzun yıllar Galatasaray’da forma giymek istiyorum.”
CANALİOĞLU: MAÇI KAYBETTİK AMA HEDEFLERİMİZİ ASLA KAYBETMEYECEĞİZ
Trabzonspor Teknik Direktörü Cemil Lütfü Canalioğlu, maçı kaybettiklerini ancak hedeflerini asla kaybetmeyeceklerini söyledi.
Canalioğlu, 4-1 mağlup oldukları Galatasaray maçının ardından yaptığı değerlendirmede, “Kazanmak için çıktığımız müsabakayı kaybettik ama hedeflerimizi asla kaybetmeyeceğiz. Böyle maçlardan sonra
konuşmak zor. Mazeret üretmiyoruz. Son hafta kazanarak rakibimizin mağlubiyetini bekleyeceğiz. İsterdik ki bugün kazanıp kendi
göbeğimizi kendimiz keselim ama olmadı. Böyle maçlarda pozisyon
buldunuz mu gol yapmalısınız, yapmayınca olmuyor. Üzgünüz.”
dedi.
Bordo-mavili takımın penaltıdan tek golünü atan Adrian, çok önemli
bir maçı kaybettikleri için üzgün olduklarını ifade etti. Uzun süredir
götürdükleri 4’üncülüğünü kaybettiklerini hatırlatan Adrian,
“Galatasaray aslında bizden daha tecrübeli gözüktüğü için maçı
kazındı diyebilirim. Çünkü bizim de bulduğumuz pozisyonlar vardı
ama değerlendiremedik. Rakibin özellikle frikikten buldukları goller
maçın kırılma anı oldu. Başımızı öne eğmeyeceğiz. Bir maçımız var.
O maçı kazanıp Karabük’ün yenmesini bekleyeceğiz. Umarım Tolunay hoca bize yardımcı olur. Umarım son maçların ardından
Avrupa’ya giden bir oluruz.” diye konuştu.
Yusuf Erdoğan da maça iyi başlamalarına rağmen yakaladıkları fırsatları değerlendiremediklerini söyledi. Rakibin ise usta ayakları ile
sonuca gitmesini bildiğine değinen genç futbolcu, haftaya Antalyaspor maçını kazanarak ligi en iyi yerde bitirmek istediklerini dile getirdi.
CİHAN
15
Bilic: Trabzonspor-G.Saray maçının
skorunda hayal kırıklığna uğradım
"Neler olacağını göreceğiz. Şu anda Fenerbahçe ile kontratım
var. Benim geleceğimi hepimizin geleceğini burada olan
herkesin geleceğini Allah bilebilir. O yüzden Allah bilir. Sezon
sonunda neler olacağını hep birlikte göreceğiz." Fenerbahçe'den sonra hedeflerini de anlatan Senegalli golcü sözlerini
şöyle tamamladı: "Lille'den sonra Fenerbahçe'ye katıldığımda
kendimi çok geliştirdiğimi düşünüyorum. Lille'deki şampiyonluktan sonra Fenerbahçe'de çok aşama kaydettim. Ben her
zaman kendini geliştirme hedefi olan bir oyuncuyum. Her yüksek seviyede futbol oynayan oyuncu gibi her zaman kendimi
geliştirmeye çalışıyorum. Gidebileceğim en yüksek seviyeye
kadar çıkmaya çalışıyorum. Şu anda 28 yaşındayım önümde
hala bir kariyer var. Uzun bir kariyer var. Bu kariyer devam etAA
tirip en yüksek noktaya gelmek istiyorum."
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, Trabzonspor-Galatasaray maçının sonucunu duyduğunda hayal kırıklığına uğradığını söyledi.
S
por Toto Süper Lig'in 33. haftasında oynanan ve Beşiktaş'ın
1-0 üstünlüğü ile sona eren Elazığspor – Beşiktaş karşılaşmasının
ardından açıklamalarda bulunan
Bilic, "Maç gerçekten çok gergin bir
atmosferde oynandı. Biz, rakibin risk
aldığı dakikalarda goller bulabilirdik. Elazığspor'un gerçekten çok
iyi bir teknik adamı var.
İyi oyuncuları var. Rakibimiz adına
gerçekten çok üzgünüm." diyerek
şöyle devam etti: "Trabzonspor –
Galatasaray maçının skorunda hayal
kırıklığına uğradım. Oyuncularımız
da sonucu duyduğunda çok üzüldü.
Ama bizim yapabileceğimiz son
maçımızı da kazanmak. Futbolda
herşey var. Herşey olabilir."
Spor Toto Süper Lig'in 33. haftasında
oynanan ve Beşiktaş’ın 1-0 kazandığı
maçın ardından açıklamalarda bulunan Olcay Şahan ve Tolga Zengin
kazandıkları için mutlu olduklarını
söylediler.
Olcay Şahan yaptığı açıklamada,
"Galibiyeti hak ettiğimizi düşünüyorum. Kazandığımız için mutluyuz.
Elazığspor için ise çok üzgünüm."
derken Tolga Zengin ise şöyle
konuştu: "Başta şehit anneleri olmak
üzere tüm annelerin ‘Anneler
Gününü’ kutlarım. Futbola dönecek
olursak eğer önümüzdeki haftayı
bekleyeceğiz. İpler bizim elimizde
değil artık. Rakibimiz içinde şunları
söylemek istiyorum. Elazığlı insanlar
çok iyi insanlar. İnşallah tekrar
Süper Lig’e çıkarlar."
İRFAN SARALOĞLU: ÇOK ÜZÜNTÜLÜYÜZ
Elazığspor Teknik Sorumlusu İrfan
Saraloğlu, Süper Lig’den küme
düştükleri için çok üzüntülü olduklarını ve şehirde herkesin takıma
sahip çıkarak tekrar Süper Lig’de olmayı arzu ettiklerini söyledi.
Spor Toto Süper Lig'in 33. haftasında
oynanan ve Beşiktaş’ın 1-0 üstünlüğü ile sona eren Elazığspor – Beşiktaş karşılaşmasının ardından
açıklamalarda bulunan Saraloğlu,
“Maçın değerlendirmesi kolay değil.
Mücadele etmeye çalıştık. Birkaç
pozisyonumuz oldu.
Belki bir penaltı golümüz olabilirdi.
Küme düştük. Hepimiz üzüntü
içindeyiz. Buraya mutlu bir şekilde
gelmek isterdik. Ama olmadı. Çok
fazla konuşamıyorum. Mazur görün.
En kısa sürede tekrar Elazığ’da Süper
Lig maçlarını görmeyi arzu ediyoruz.
Şehrin ve herkesin takıma sahip çıkması lazım. Çok üzüntülüyüz.” diye
CİHAN
konuştu.
Otyakmaz göreve yeniden talip
S
Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Otyakmaz, kırmızı-beyazlı kulübün 17 Mayıs'ta
yapılacak olağan genel kurulunda, 3 yıl
daha göreve talip olduklarını açıkladı.
ivasspor'un 17 Mayıs Cumartesi günü olağan
genel kurula gideceğinin hatırlatılması üzerine Otyakmaz, 3 yıllık görev süresinin özellikle
kendisi açısından çok yorucu geçtiğini söyledi.
Uyum içinde çalışmalara devam ettiklerini dile
getiren Otyakmaz, "Bu güzel süreci sekteye uğratmamak adına yönetim kurulunda çok fazla
değişiklik yapmadan 3 yıl daha kongre üyelerimizden görev talep edeceğiz. İnşallah, onlar da
uygun görürse yönetim kuruluna yapılacak 1-2
takviyeyle Sivasspor'u 3 yıl daha başarılara taşımak için gerekli azimde olduğumuzu buradan
delegelerimize ve kongre üyelerimize belirtmek istiyorum" diye konuştu. UEFA Avrupa Ligi'ne playoff'lardan katılabilmek ve yaz tatilinin daha uzun
olması için ligi dördüncü bitirmeleri gerektiğini
vurgulayan Otyakmaz, "Teknik heyetimiz ve futbolcularımız bunun bilincinde. Kardemir
Karabükspor maçında arzu ettiğimiz bir puanı
alarak ligi dördüncü bitirip, Avrupa kupalarına
play-off'tan katılmayı garantilemek istiyoruz.
Akhisar Belediyespor'a karşı aldığımız galibiyet
çok önemli olmasına karşın henüz işimizin
bitmediğini, heyecanın son haftaya kadar
uzandığını söyleyebiliriz" diye konuştu. Bir basın
mensubunun "Roberto Carlos'la devam edecek
misiniz?" şeklindeki sorusu üzerine Otyakmaz,
Carlos ile 2 yıllık sözleşmeleri olduğunu anımsatarak, Brezilyalı teknik adamın ilk yılında Avrupa
kupalarına kalmayı garantileyerek başarılı bir yıl
geçirdiğini söyledi. Futbol kariyeri boyunca hep
başarıyı elde etmiş ve göz önünde olmuş Carlos'un teknik direktörlük kariyerine de başarıyla
başladığını dile getiren Otyakmaz, "Transfer tekliflerinin olması gayet normal. Buna öncelikle
kendisi karar vermeli. Kendisi, Sivasspor'da
mutlu olduğunu ve daha yapacak önemli işlerinin
olduğunu söylüyor. Şimdiden de önümüzdeki
yılın programını yapmaktayız" dedi. Otyakmaz,
"Carlos'un yıllık ücretinde bir iyileştirme yapılacak mı?" sorusu üzerine de Carlos ile başarıya
dayalı bir sözleşme imzaladıklarına dikkati çekerek, "Ücret konusunda anlaşamayacağımız bir
şey yok. Başarılı olduğunda ücreti de katlamalı
olarak artmakta. O konuda aramızda hiçbir problem olması söz konusu değil. Yeter ki hocamız
başarılı olsun. Takımı, taraftarımızın görmek istediği yere taşısın" şeklinde konuştu. Futbolculara
sezon sonunda transfer tekliflerinin gelmesi durumunda nasıl bir yol izleyeceklerinin sorulması
üzerine de Otyakmaz, şunları kaydetti: "Lig sona
ermedi ama bizi bekleyen en büyük problem bu.
Benim kafam da o manada fazla rahat değil. Çok
sayıda futbolcumuz başarılı bir sezon geçirdi, onlara da taliplerin olması gayet normal. Bunu lig
bittikten sonra kısa süre içerisinde sonuçlandırıp
Avrupa kupalarında başarılı olacak takımı bir an
önce oluşturmamız gerekiyor. İşimizin de çok zor
olduğunu söyleyebilirim. Gol kralı, asist kralı bu
takımdan çıkıyor. Başarılı defans elemanlarımız
var. Bu sene Sivasspor'un bir taarruza uğrayacağını söyleyebiliriz. İnşallah, bu süreci en az
kayıpla atlatırız. Kulüp menfaatleri ve futbolcunun istekleri çok önemli. Halihazırda eksiklerimiz
de söz konusu. Transferler de yapacağız ama
maalesef futbolcu kaybına da uğrayacağımızı
şimdiden öngörebiliriz. Onların yerinde de Avrupa'da başarılı olacak takımı oluşturmak gibi çok
zorlu bir görev bizi bekliyor." Mecnun Otyakmaz,
sol bek Ziya Erdal'ın sözleşmesini 3, Brezilyalı sağ
bek Cicinho'nun sözleşmesini 2 yıl daha uzattıklarını aktardı.
AA
onom
HERKES iÇiN EKONOMi POLiTiKA
13 MAYIS 2014 Salı
KDV dahil 25 Krş
Y
www.ekonomigazetesi.net
üZEN
KENTLER TURiZMiN
YENiUMUDU OLDU!
Türkiye kıyıları, yaklaşık 5 bin yolcu kapasiteli dev gemilerin
uğrak rotası oldu. İstanbul, Kuşadası ve İzmir başta olmak üzere
ülkeye kruvaziyer gemilerle 2,2 milyon turist giriş yaptı.Türkiye
limanları, geçen yıl her biri belediye büyüklüğünde nüfusa
sahip dev gemilerden inen 2,2 milyon turisti ağırladı. Dünya
kruvaziyer turizm pastasından yüzde 10'luk pay almayı başaran
Türkiye, bölgesindeki savaşlara rağmen liman kapasitelerini
artırarak Doğu Akdeniz'in yıldız destinasyonu olmaya çalışıyor.
lke genelindeki liman kentlerinden turizm
temsilcilerinin dünya çapında ortak tanıtım
yapmak amacıyla bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Kruvaziyer Platformu'na başkanlık
eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı
Ekrem Demirtaş, Türkiye'nin kruvaziyer turizmin
önemini geç fark ettiğini ifade etti.Gelişmiş ülkelerde insanların tatillerini gemi turlarında
geçirmeyi daha çok tercih etmeye başladığını,
2013-2016 dönemi için 67 bin yatak kapasiteli 22
yeni gemi siparişi verildiğini anlatan Demirtaş,
bu yatırımın toplam bedelinin ise 11 milyar
avroyu bulduğunu kaydetti.
Ü
TüRKiYE'NiN AB
iHTiYACI KALMADI
Türk Hava Kurumu
Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Ünsal Ban
rakamlarla Türkiye ve
AB ekonomilerini
kıyasladı ve şu değerlendirmeyi yaptı:
Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı kalmamıştır.
ürkiye'nin 70 cente muhtaç
olduğu dönemler çok geride
kaldı ama ama IMF'den gelecek
olan 1 milyar doları beklediği yıllar
çok uzakta değil. Türkiye bugün
dünyanın en büyük 16. ekonomisi,
AB'ye üye ülkelerin içinde ise 6. en
büyük ekonomi. Evet AB ile müzakereler Türkiye'nin demokratikleşmesine çok büyük katkıda bulundu.
Bulunmaya da devam edeceğe benziyor. Bugün AB üyesi olup ta
Türkiye'nin ekonomik ve sosyal
olarak çok gerisinde olan bir çok ülke
var. Türkiye istikrarını koruyabilirse
önümüzdeki 10 yıl içinde dünyanın
en büyük 10 ekonomisi arasına
girmemesi çok zor olmasa gerek.
Kruvaziyer turizmin istikrarlı ülkeleri tercih ettiğini, küçük bir siyasi dalgalanmada dahi dev
gemilerin rotalarını alternatif limanlara kaydırdığını anlatan Demirtaş, "Kruvaziyer şirketleri,
yeni destinasyonlar arıyor. Yılın her döneminde
turistlere ev sahipliği yapabilecek iklime ve
güzelliklere sahip olan coğrafyamız bu konuda
en iddialı destinasyon. Ancak Suriye ve Ukrayna'daki savaşlar bizi de olumsuz etkiliyor. Örneğin
Alanya, Antalya ve Mersin gibi limanlarımız, kruvaziyer turizm için çok uygun olsa da bu rotayı
tamamlayacak limanlarda savaş var.
T
Türk Hava Kurumu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ünsal Ban, Türkiye ile
AB ekonomilerini kıyasladı. Sabah'a
konuşan Ban, AB üye ülkeleri çok
hızlı bir şekilde gerilerken Türkiye çok
hızlı bir şekilde yükseliyor dedi.
Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerin 50 yıllık hikâyesi var. AB ile
müzakereler de oldukça yavaş ilerliyor. Avrupa Birliği ekonomisi ile
Türkiye ekonomisini
karşılaştırdığımız zaman nasıl bir
kıyaslama yapabiliriz.
Avrupa Birliği, temel olarak siyasi ve
ekonomik bütünleşmeyi sağlamak
amacıyla kurulmuş olan bir topluluktur. Avrupa Birliği dünya ticaretinnin
yüzde 14,2'sini gerçekleştiriyor. Nüfus
olarak da baktığımız zaman 507 milyonluk bir nüfusu ile dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 7-8'i de birlik
içerisinde yaşıyorlar. Ekonomik
büyüklük olarak Avrupa Birliği
toplamda 16 trilyon dolarlık bir
yapıya sahip. Türkiye 840 milyar
dolarlık bir ekonomik büyüklük ile
dünyada 16. sırada yer alan bir
ekonomi. Avrupa Birliği üyesi ülkeleri
arasında ise, Almanya, İngiltere,
Fransa, İtalya ve İspanya'dan sonra 6.
sırada yer almakta. Dolayısıyla
bugünkü rakamlar açısından baktığımız zaman İspanya'ya çok yaklaşmış durumda olduğunu görüyoruz.
1 trilyon dolarlık ekonomiye sahip bir
Türkiye var artık.
TÜRKİYE MAASTRICHT KRİTERLERİNE UYDU AMA AB ÜYESİ OLUPTA
UYMAYAN BİRÇOK ÜLKE VAR
Türkiye borçlarından dolayı çok
eleştiriliyordu. Özellikle kamu borcu
açısından baktığınız zaman 2001
yılıyla bugüne doğru bir kıyaslama
yaparsak, nasıl bir durum ortaya
çıkıyor?
Türkiye 1990-2001 yıllarını ne yazık ki
düşük ekonomik büyüme, yüksek
borç, adaletsiz gelir dağılımı ve yüksek enflasyonla mücadele ederek
geçirdi. Öte yandan, 2001 ekonomik
kriz sonrası iktidara gelen AK Parti,
Kruvaziyerde en gözde destinasyonların Karayipler ve Batı Avrupa limanları olduğunu ancak
kruvaziyer şirketlerinin Doğu Akdeniz'deki limanlarla da yakından ilgilenmeye başladığını
anlatan Demirtaş, "Türkiye son dönemde kruvaziyer gemilerin uğrak rotaları arasına girmeyi
başardı. Kuşadası, İstanbul ve İzmir başta olmak
üzere Türkiye limanlarına bin 600'e yakın dev
gemi yanaştı. Bu gemilerden inen 2,2 milyon
yolcu, turizme hareketlilik getirdi. Bu rakamlarla
dünya kruvaziyer pastasından % 10'luk pay aldık.
Ülkemize gelen turistler oldukça memnun
ayrılıyor. Örneğin İzmir Limanı iki yıldır Avrupa'nın En İyi Kruvaziyer Destinasyonu seçildi"
dedi.Türkiye'de kruvaziyer gemilerin yanaşabileceği toplam 26 liman ve iskele bulunduğunu,
yeni rotaların belirlenmesi halinde Türkiye'nin
bu alanda hızla ilerleyebileceğini ifade eden
Demirtaş, İskenderun'dan Trabzon'a kadar tüm
kentlerin bu konuda planlar yaptığını anlattı.
demokratik ve ekonomik reform programlarına öncelik vererek ülkenin
içine düştüğü dar boğazdan çıkardı.
Öyle ki bu kriz sürecinde daralan
ekonomi 2003 yılında %5,3, 2004
yılında %9,4, 2005 yılında %8,4 ve
2006 yılında %6,9 oranlarında
büyüdü.
Benimsenen politikalar ve büyüme
eğilimi daha da sürekli hale getirildi.
Tüm dünyayı esir alan kriz nedeniyle
ekonomide 2009 yılında %4,8'lik bir
daralma yaşanmış olsa da 2010
yılında görünüm normale döndü ve
%9,2 oranında büyüme ile Türkiye
dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri
arasında yer aldı. Dahası kişi başına
düşen gelirde de çok ciddi yükselişler
sağlandı. 2001 yılında 3 bin dolar
düzeyinde olan kişi başına gelirimiz
11 yılın ardından 10 bin doların
üstüne çıktı. Türkiye hep düşük gelir
grubu açısından sınıflandırılıyordu.
Artık alt orta gelir grubuna dahil
oldu. Yakın zamanda da biliyorsunuz
üst yüksek gelir grubuna dahil olma
yolunda da hızla ilerliyor. Büyüyen
ekonomisi, genç iş gücü, güçlü sanayisi geçmiş yıllardan almış olduğu
tecrübeyle değerlendirdiğimizde
Türkiye, kamu borcu gayrı safi yurt içi
hasılaoranlarında çok düşük seviyelerine hızla çekti. Şuanda
Türkiye'nin rakamlarını değerlendirdiğimizde %36,2 rakamlarına
ulaşmış durumda. Türkiye, Maastricht kriterleri olarak ifade ettiğimiz
bu kriterlerin çok çok altına ulaştı.
Biliyorsunuz birçok Avrupa Birliği
üyesi ülkeler Maastricht kriterlerine
hala karşılayamayacak durumdalar.
İNGİLTERE'DE BÜTÇE AÇIĞI % 12
TÜRKİYE % 1.1
Bütçe açığı ne durumda?
Bütçe açığında da oldukça iyi durumlarda. Biliyorsunuz özellikle genel
yönetim bütçe açığına baktığımız
zaman %1,1'lere olduğunu görüyoruz.
Bu birçok Avrupa Birliği üyesi ülkelerine göre çok daha iyi. Yunanistan'da
bu oranın %12'lerin üzerinde, İngiltere'de %12'lere yakın, Polonya'da
% 10'lara yakın olduğunu görüyoruz.
Türkiye ise 2013 yılında bu rakam
%1,1'e kadar geriledi. Diğer yandan
Türkiye'nin kamu borç stoku gayrı
safi yurtiçi hasıla oranı Maastricht
kriterleri kapsamında istenilen seviyeden çok daha iyi durumda.
Türkiye tahıl ve sebzede kendine yetiyor
derecesi yüzde 106,6 olarak
gerçekleşti.Toplam sebze
arzının büyük bir kısmı yurt
içinde tüketilirken, sadece
yüzde 6,4’lük bölümü ihraç
edildi. Kök ve yumru sebzeler
grubundan taze soğan yüzde
112,1 ile en yüksek yeterlilik
derecesine sahip iken, bunu
yüzde 109 ile havuç ve yüzde
107,2 ile kuru soğan izledi.
Meyvesi için yetiştirilen sebzeler grubunda, toplam sebze
üretiminde en büyük paya
sahip domatesin yeterlilik
derecesi yüzde 111,2 olarak
gerçekleşti. Bunu yüzde 108,6
ile hıyar, yüzde 108,5 ile biber
takip etti.
Baklagil sebzeleri grubunda,
yeterlilik derecesi bezelyede
yüzde 101,5 ve baklada yüzde
100,5 iken, en düşük yeterlilik
derecesi yüzde 100,1 ile taze fasulyede gerçekleşti.
Meyveler, sert kabuklular ve
içecek bitkileri
Tahıl ürünlerinde, 2012-2013
piyasa döneminde yurt içi üretimin, yurt içi talebi karşılama
derecesi yüzde 93,1 olarak
gerçekleşti.
ürkiye'nin toplam tahıl ürünlerinde,
2012-2013 piyasa döneminde yurt içi
üretimin, yurt içi talebi karşılama
derecesi yüzde 93,1 oldu.
T
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 20122013 dönemine ilişkin Bitkisel Ürün
Denge Tablolarını açıkladı.
Buna göre, "Tahıllar ve Diğer Bitkisel
Ürünler" kategorisinde en yüksek
yeterlilik derecesi yüzde 122,4 ile kırmızı
mercimekte gerçekleşti. Toplam tahıl
ürünlerinde, 2012-2013 piyasa döneminde yurt içi üretimin yurt içi talebi
karşılama derecesi yüzde 93,1 oldu.
Toplam tahıl üretiminde en büyük paya
sahip olan buğdayın yeterlilik derecesi
yüzde 98, yem sanayinin en önemli girdilerini oluşturan arpanın yeterlilik derecesi yüzde 91,8, mısırın ise yüzde 77,5
olarak gerçekleşti.
Tüketimin fazla olduğu nohudun
yeterlilik derecesi yüzde 99,5 olarak
gerçekleşti. Kendine yeterli ürünlerden
birisi olan patateste, yeterlilik derecesi
yüzde 105,6, yurt içi talebin büyük kısmının ithalat ile karşılandığı yağlı tohumlar ürün grubundan ayçiçeğinde
yüzde 52,5, soyada yüzde 9,3 ve kolzada
yüzde 44 düzeyinde oldu.
Toplam şeker üretiminin büyük kısmı
yurt içinde tüketilmiş olup, yeterlilik
derecesi yüzde 105 olarak gerçekleşti.
Sebzeler
Sebzeler kategorisinde en yüksek
yeterlilik derecesi yüzde 112,1 ile taze
soğanda gerçekleşti. Toplam sebze ürünlerinde, 2012-2013 piyasa döneminde yurt
içi üretimin, yurt içi talebi karşılama
Sert kabuklu meyvelerde, 2012-2013
piyasa döneminde en yüksek yeterlilik
derecesi yüzde 699,2 ile fındıkta gerçekleşti. Sert kabuklular grubunda yer alan
ve kendine yeterli olan diğer ürünler ise
yüzde 111,6 ile Antep fıstığı ve yüzde 111
ile kestane oldu. Turunçgiller grubunda
yer alan meyvelerin tamamında kendine
yeterliliğin olduğu görülüyor. Turunçgiller üretiminde en düşük paya
sahip greyfurdun yeterlilik derecesi
yüzde 252,8 olurken, limon yüzde 223,8,
mandalina yüzde 185,7 ve portakal yüzde
111,4 olarak gerçekleşti.
Diğer meyveler grubunda yer alan,
kendine yeterliliğin oldukça yüksek
olduğu ürünlerden kayısının yeterlilik
derecesi yüzde 415,6, incirin yüzde
1.639,6, narın yüzde 147, üzümün yüzde
142,8, elmanın yüzde 110,9 ve muzun
yüzde 45,7 olarak gerçekleşti. Toplam çay
arzının büyük bir kısmı yerli üretimden
karşılanmakta olup, çayın yeterlilik derecesi yüzde 99,3 oldu.
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
2 951 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content