MALZEME BILGISI-B9 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8.

1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
MALZEME BILGISI‐B9
Aşağıdaki grafik saf suya (H20) ait faz diyagramını göstermektedir. Bu grafikte yer alan değişkenler; dış basınç (düşey eksende ve logaritmik ölçekte) ve sıcaklıktır. Bir bakıma bu diyagram iyi bilinen üç farklı fazın (katı—buz, sıvı—su ve gaz—buhar) bölgelerini tanımlayan bir haritadır. Kırmızı çizgiler, faz bölgelerini ayıran sınırları temsil etmektedir. Her bir bölge içinde yer alan fotoğraflar o bölgelerdeki fazları ve küp şeklindeki buz, bardağa konan su, çaydanlıktan çıkan buhar gibi bulunduğu durumları göstermektedir.
MALZEME BILGISI‐B9
Faz diyagramlarının detaylı olarak yorumlanması ve kullanılmasının öncesinde alaşımlar, fazlar ve bunların denge durumu hakkında temel oluşturacak bazı tanım ve kavramların
ortaya konması gereklidir. Bu kapsamda bileşen deyimi, çoğunlukla alaşımı oluşturan saf
metaller ve/veya bileşikler için kullanılır. Örneğin bir bakır‐çinko alaşımı olan pirinçte Cu
ve Zn, bileşenlerdir. Sistem, bu kapsamda kullanılan diğer bir terimdir. Sistem deyimi öncelikle incelenen bir malzemenin sahip olduğu özel durumunu (örneğin bir potadaki ergimiş çelik) ifade etmek için kullanılır. Ayrıca sistem deyimi, kimyasal bileşimden bağımsız olarak aynı alaşım elementleri tarafından oluşturulan olası alaşımları ifade etmek için de kullanılmaktadır (örneğin Fe‐C sistemi).
MALZEME BILGISI‐B9
Birçok alaşım sisteminde belirli bir sıcaklıkta çözünen atomların, çözen kafes içinde ulaşa
bileceği ve çözünebilirlik (çözünürlük) sınırı olarak isimlendirilen bir üst konsantrasyon
sınır değeri vardır. Bu çözünebilirlik sınırının üzerinde yapılan element ilavesi sonucunda,
başka bir bileşime sahip bir diğer katı çözelti veya bileşik meydana gelmektedir.
Başlangıçta şekerin suya karıştırılmasıyla şeker‐
su karışımı meydana gelmektedir. Daha fazla şeker ilave edildiğin de çözünebilirlik sınırına ulaşana veya su şeker açısından doyana kadar çözelti daha da yoğunlaşmaktadır. Bu anda çözelti daha fazla şeker çözme yeteneğini kaybeder ve şekerin fazlası çözeltinin dibine katı halde çökelir. Böylece sistem sıvı durumdaki şeker‐su karışımı ve çözünmemiş katı durumdaki şeker kristalleri olmak üzere iki farklı maddeyi birden
içermektedir.
MALZEME BILGISI‐B9
Faz diyagramlarının anlaşılmasında faz kavramı oldukça önemli bir yer tutar. Faz, bir sistemin
homojen fiziksel ve kimyasal özellikler gösteren parçası olarak tanımlanabilir. Her saf malzeme bir faz olarak düşünülebildiği gibi her katı, sıvı ve gaz çözelti de faz olarak değerlendirilebilir. Örneğin üzerinde durulan şeker‐su karışım çözeltisi bir fazdır ve katı şeker de diğer bir fazı oluşturur.
Bir sistemde her biri kendi farklı özelliklerine sahip birden fazla faz bulunuyorsa, bu fazları birbirinden ayıran ve fiziksel ve/veya kimyasal özelliklerin süreksiz ve ani olarak değiştiği sınırlar söz konusudur. Sistemde iki faz mevcutsa, hem fiziksel hem de kimyasal özelliklerde bir değişiklik oluşması gerekmeyip bir veya diğer özellik gurubunda farklılığın bulunması yeterlidir.
Bir kap içinde bern su hem de buz birlikte bulunacak olursa, burada iki ayrı faz mevcuttur, bunlar fiziksel olarak birbirinden farklı, ancak kimyasal olarak aynı bileşime sahiptir.
MALZEME BILGISI‐B9
Çoğu zaman bir malzemenin fiziksel özellikleri, özellikle de mekanik özellikleri sahip
olduğu iç yapıya yani mikroyapıya bağlıdır ve optik veya elektron mikroskoplarında gerçekleştirilen mikroskobik incelemelerle belirlenir. Metal alaşımlarında mikroyapılar, yapıdaki oranları, dağılımları ve düzenlen farklı olan ve bir veya birden fazla faz ile tanımlanır. Bir alaşımın mikroyapısı sahip olduğu alaşım elementlerine, bunların kimyasal bileşimdeki oranlarına ve gördüğü ısıl işleme (örneğin alaşımın belirlenen sıcaklığa ısıtılması, bekletilmesi ve bu sıcaklıktan farklı hızlarda oda sıcaklığına soğutulması gibi) bağlıdır.
Metal yüzeyi uygun bir şekilde parlatıldıktan ve kimyasal bir çözeltiyle dağlandıktan sonra mikroyapıdaki farklı fazların ayırt edilebilmesi mümkündür. Örneğin iki fazlı bir alaşım için bir faz açık renkte görünürken, diğer faz daha koyu renk alır.
MALZEME BILGISI‐B9
NiTi ve Çelik
MALZEME BILGISI‐B9
NiTiNOL
Denge hali, en iyi şekilde serbest enerji adı verilen bir termodinamik büyüklük ile tanımlanan bir diğer temel kavramdır. Kısaca serbest enerji bir sistemin iç enerjisi ile atom veya moleküllerinin rastgeleliği veya düzensizliğinin (entropi) bir fonksiyonudur. Bir sistemin
serbest enerjisi tanımlanan sıcaklık, basınç ve kimyasal bileşim için en düşük durumda ise
bu sisteın dengededir. Makroskopik ölçekte özelliklerinin sürekli olarak aynı kalması o sistemin kararlı olduğunu gösterir. Dengeli bir sistem için sıcaklık, basınç ve/veya kimyasal
bileşimde olabilecek değişiklikler serbest enerjide artışa neden olacak ve bir başka olası
hale ani olarak dönüşmesiyle serbest enerji azalacaktır.
Bu konunun kapsamında kullanılan faz dengesi deyimi sıklıkla içinde birden fazla faz bulunduran sistemlerin denge halini tanımlamada kullanılır. Faz dengesi bir sisteme ait faz özelliklerinin zamanla değişmediğini ifade eder.
Katı sistemlerde denge haline ulaşma hızı çok yavaş olduğundan, tam denge haline ulaşılmaz ve bu tür sistemler dengesiz yarı‐kararlı veya yarı‐kararlı (meta stabil) halde bulunur. Yarı‐
kararlı hal veya mikroyapı zamanla birlikte ya değişmeyerek ya da fark edilmeyecek boyutta çok az değişerek devamlılığını ve sürekliliğini korur.
MALZEME BILGISI‐B9
Belirli bir sistemin faz yapısının kontrol edilmesine ait bilginin birçoğu, kısaca faz diyagramlan
veya denge diyagramları olarak da isimlendirilen grafikler yardımıyla elde edilir. Faz
diyagramlarını etkileyen ve kontrol edilebilen üç dış parametre sıcaklık, basınç ve kimyasal
bileşim olup, faz diyagramları bunların çeşitli kombinasyonlarının birinin diğerine göre
çizilmesiyle belirlenir.
Faz diyagramlarının anlaşılmasının
en basit ve kolay olan türü tek
bileşenli sistemlere ait olanıdır. Bu
tür faz diyagramlarında kimyasal
bileşim sabit tutulmakta (bu
durumda faz diyagramı sadece saf
maddeler için geçerli olmakta) ve
sıcaklık ile basınç faz diyagramının
değişkenlerini oluşturmaktadır.
MALZEME BILGISI‐B9
aO eğrisi boyunca, benzer şekilde katı‐sıvı dengesi bO boyunca ve sıvı‐buhar arasındaki
denge de cO eğrisi boyunca gerçekleşir. Aynı şekilde sıcaklığı veya basıncı değiştirerek bu
çizgilerin aşılması durumunda bir faz diğerine dönüşür. Örneğin 1 atm (101,3 kPa)
basınçta ısıtılması sırasında katı faz sıvı faza, 2 ile işaretlenmiş olan noktada (yatay kesikli
çizginin katı‐sıvı faz sınırını kestiği nokta) dönüşmekte ve bu nokta O°C’ye tekabül
etmektedir. Doğal olarak soğuma sırasında bunun tersi dönüşüm, yani sıvının katıya
dönüşmesi veya katılaşma aynı noktada gerçekleşir. Benzer şekilde ısıtma sırasında yatay
kesikli çizginin sıvı‐buhar faz sınırını kestiği noktada (100°C’deki 3 noktası) sıvı, buhar
fazına dönüşür veya buharlaşır, soğuma sırasında da buhar sıvı faza dönüşerek yoğuşur.
Son olarak aO eğrisi bir şekilde geçildiğinde katı olan buz ısıtmayla direk olarak buharlaşır.
üç faz sınırı çizgisi 0 olarak belirtilen bir ortak noktada kesişir. Bu noktada H2O sistemi
273,16 K sıcaklığında ve 6,04x10‐3 atm (6,1x10‐1 kPa) basınç altında olup sadece bu
noktada sistemin ü. fazı (katı, sıvı ve buhar) birbirleriyle denge halinde bulunmaktadır. Bu
şekilde P‐T diyagramları üzerinde yer alan ve ü. Fazın dengede bulunduğu üçlü nokta
değişmez nokta olarak tanımlanmakta olup, bu noktanın diyagram üzerindeki yeri belli
ve sabit basınç ve sıcaklık değerlerine sahiptir.
MALZEME BILGISI‐B9
Çok yaygın olan bir diğer faz diyagramı da sıcaklık ve kimyasal bileşimin değişken para
metreleri olduğu ve basıncın 1 atm (101,3 kPa) olarak sabit tutulduğu diyagramlardır.
İkili faz diyagramları alaşımların bulundukları sıcaklıkta ve sahip oldukları kimyasal bileşimde
iç yapılarında hangi fazları denge halinde bulundurduğunu, bu fazların hangi oranlarda
mikroyapıya dağıldığını ve fazların kimyasal bileşimleri hakkındaki bilgileri ve ren
haritalardır. Çoğu mikroyapı sıcaklığın değiştirilmesi sonucunda gerçekleşen faz dönüşümleri
neticesinde oluşur. Bu durum bir fazdan diğer faza geçişi, yeni bir fazın ortaya çıkışını veya
mevcut fazın yok olması sonucunu ortaya çıkarmaktadır. İkili faz diyagramları, faz
dönüşümlerini ve bunların sonucunda ortaya çıkan dengeli veya dengesiz mikroyapıları
belirlemede yardımcı olur.
MALZEME BILGISI‐B9
MALZEME BILGISI‐B9
S sıvısı, hem bakır hem de nikel içeren homojen bir sıvı çözeltidir. Katı faz , Cu ve Ni içeren bir
ikame (veya yeralan) katı çözelti olup, yüzey merkezli kübik (YMK) kristal yapısına sahiptir.
Yaklaşık 1080°C’nin altında Cu ve Ni birbiri içinde tam olarak çözüne bilme, yani karşılıklı
olarak tüm oranlarda birbiri içinde katı çözelti yapabilme özelliğine sahiptir. Burada görülen
tam çözünürlük Cu ve Ni elementlerinin her ikisinin de YMK kristal yapıda olması, atom
yarıçaplarının ve elektronegativitelerinin birbirine yakın olmasından ve benzer valans özelliği
göstermelerinden kaynaklanır. Cu‐Ni elementlerinin hem sıvı hem de katı hallerde gösterdiği
tam çözünürlük özelliğinden dolayı, bu sistem izomorfik olarak nitelendirilir.
Metal alaşım sistemlerine ait faz diyagramlarında katı çözeltiler genellikle α, β, γ gibi küçük
Yunan alfabesi harfleriyle belirtilir. Faz sınır çizgilerinden sıvı faz ile α+S faz bölgelerini
birbirinden ayıranı likidüs çizgisi, katı faz α ile α+S faz bölgesini birbirinden ayıranı ise solidüs
çizgisi olarak isimlendirilir. Likidüs çizgisinin yukarısındaki tüm sıcaklıklarda sistem sıvı çözelti,
solidüs çizgisinin altındaki tüm sıcaklıklarda ise sistem katı çözelti halinde bulunur.
MALZEME BILGISI‐B9
Solidüs ve likidüs çizgilerinin kimyasal bileşimin iki uç durumunda birbirlerini kestikleri ve de
bu kesişim noktalarının aynı zamanda metallerin saf hallerinin ergime sıcaklıklarını
oluşturduğu görülmektedir. Örneğin saf bakırın ergime noktası 1085°C ve saf nikelin ergime
noktası 1453°C’dir. Saf bakırın ısıtılması soldaki sıcaklık ekseninde yukarı doğru çıkıldıkça
gerçekleşir. Bakır ergime sıcaklığına ulaşılana kadar katılığını korumaktadır. Ergime
sıcaklığında katı‐sıvı dönüşümü gerçekleş
Bileşenlerin saf hali dışında ergime olayı, herhangi bir kimyasal bileşim için solidüs ve likidüs
çizgilerinin belirlediği sıcaklık aralığında gerçekleşir ve hem sıvı hem de α katı fazı bu aralıkta
denge halinde bulunur. Örneğin bileşiminde ağırlıkça % 50 Ni ve % 50 Cu içeren alaşımın
ısıtılması sırasında ergime yaklaşık olarak 1280°C’de başlamakta, sıvı faz oranı sıcaklık artışı
ile birlikte sürekli artmakta ve sıcaklık 1320°C’ye ulaştığında alaşım tamamen ergiyerek sıvı
faz oluşumu tamamlanmaktadır.
MALZEME BILGISI‐B9
Sıcaklık ve bileşimin belirli olduğu denge halindeki bir sistemde en az üç çeşit bilgiye
ulaşılabilmektedir: (1) sistemde var olan fazlar,(2) bu fazların kimyasal bileşimleri ve (3) bu
fazların hangi oranlarda sistemde yer aldığı. Söz konusu bu bilgilerin elde edilme yöntemleri
bu bölüm kapsamında Cu‐Ni ikili alaşım sistemi ele alınarak açıklanacaktır.
Mevcut Fazların Belirlenmesi
Sistemde hangi fazların bulunduğunu belirlemek nispeten kolaydır. Sıcaklık‐kimyasal
bileşimin oluşturduğu nokta faz diyagramına yerleştirildiğinde hangi faz veya fazların
bulunduğu bölgede yer alıyorsa, o bölgenin sınırladığı faz ve/veya fazların sistemde mevcut
olduğu bilgisine doğrudan ulaşılır. Örnek olarak 1100°C’de ağırlıkça % 60 Ni ve % 40 Cu içeren
alaşım Şekil 9.3a’da A harfiyle işaretlenmiş olup bu noktanın sadece a katı fazı bölgesinde
olmasından dolayı sistemde sadece c katı fazı bulunur. Diğer taraftan 1250°C’deki ağırlıkça
%35 Ni ve %65 Cu içeren alaşım aynı şekil üzerinde B noktasıyla gösterilmiş olup, α+S faz
bölgesi içinde yer almakta, dolayısıyla sistemde α+S fazları denge halinde bulunmaktadır.
MALZEME BILGISI‐B9
Fazların Kimyasal Bileşimlerinin Belirlenmesi
Bileşenlerin konsantrasyonları cinsinden faz ve/veya fazların bileşimlerini belirlemede ilk
adım, sıcaklık‐bileşim kombinasyonunu oluşturan noktayı faz diyagramına yerleştirmektir.
Bu amaçla tek ve iki fazlı bölgeler için değişik yöntemlerden yararlanılır. Tek bir fazın mevcut
olması durumunda yöntem belli olup, fazın kimyasal bileşimi ile alaşımın kimyasal bileşimi
aynıdır. Örneğin Şekil 9.3a’daki A noktası tarafından temsil edilen ve 1100°C’de ağırlıkça %60
Ni ve % 40 Cu içeren alaşım ele alındığında yapıdaki tek fazın katı α olduğu ve bu fazın
ağırlıkça % 60 Ni ve % 40 Cu içerdiği söylenebilir.
İki fazın birlikte bulunduğu bölgeler için durum biraz daha karmaşıktır. Tüm iki fazlı bölgelerde her bir sıcaklık için yatay eksene paralel olarak uzanan hayali doğrular düşünülebilir. Bu tip doğruların iki fazlı bölgenin faz sınırı çizgileri arasında kalan kısmı genel bağ çizgisi olarak bağ çizgisi veya izoterm doğrusu olarak bilinmektedir. Fazların denge halindeki bileşimlerini (bileşenlerin ağırlıkça faz içindeki oranları) hesaplamak için şu yöntemden yararlanılır:
1. Verilen alaşım ve sıcaklık için iki fazlı bölgeyi yatay eksene paralel olarak uzanan ve
iki fazlı bölgeyi boydan boya kesen bağ çizgisi çizilir.
2. Bağ çizgisiyle faz sınırlarını belirleyen çizgilerin kesiştiği noktalar belirlenir.
3. Bu kesişim noktalarından aşağı düşey çizgiler çizilerek yatay eksende her bir fazın tekabül
ettiği bileşim değerleri okunur.
MALZEME BILGISI‐B9
Örnek olarak, B noktasıyla gösterilen 1250°C’de
ağırlıkça % 35 Ni ve %65 Cu alaşımı dikkate
alındığında, söz konusu noktanın α+Sıvı
bölgesinde bulunduğu görülür. Bu durumda
problem, ağırlık oranları olarak katı a ve sıvı
fazların
kimyasal
bileşimini
belirlemeye
dönüşmektedir. Liküdüs çizgisi ile söz konusu
sıcaklıktaki bağ çizgisinin kesişme noktasından
aşağı dik olarak çizilecek çizgi yatay eksende
ağırlıkça % 31,5 Ni oranını işaret etmekte olup,
sıvının bileşim değeri Cs’yi verir.
Diğer bir ifadeyle, sıvı fazın ağırlıkça % 31,5 Ni ve % 68,5 Cu içerdiğini söylemek mümkündür.
Katı α fazının bileşimini belirlemek için bu defa bağ çizgisinin, solidüs çizgisini kestiği nokta ele
alınır. Bu noktadan aşağı dikey olarak indirilecek doğru, yatay eksende katı α fazının bileşimi
Cα değerini ağırlıkça % 42,5 Ni olarak vermekte ve Cu elementi katı faz içinde % 57,5
oranında bulunmaktadır.
MALZEME BILGISI‐B9
Faz Oranlarının Belirlenmesi
Tek fazda alaşım sadece % 100 oranında tek fazdan oluşur. Önceki örnek tekrar ele alınacak olursa, 1100°C’de ağırlıkça % 6ONi‐%40 Cu içeren alaşımın (Şekil 9.3a’daki A noktası) sadece c fazı içerdiği dolayısıyla fazın yapıdaki oranının % 100 olduğu görülecektir.
•
•
•
•
•
Alaşım için verilen sıcaklıkta iki fazlı bölgeyi baştanbaşa kesen bir bağ çizgisi çizilir.
Alaşımın bileşimi bu doğru üzerinde
işaretlenir.
Bir faza ait oran, alaşımın bileşim değeri ile diğer faza ait sınır çizgisine olan uzaklık, bağ çizgisinin tüm uzunluğuna bölünmek suretiyle bulunur
Diğer faza ait oran da aynı şekilde belirlenir.
Eğer oranlar yüzde şeklinde ifade edilmek istenirse bulunan oran değerleri 100 ile çarpılır. Eğer bileşimin verildiği yatay eksen ağırlık yüzdesi olarak ölçeklendirildiğinde hesaplanan faz oranları da fazların yapıdaki bağıl ağırlık oranlarını ifade eder. MALZEME BILGISI‐B9
MALZEME BILGISI‐B9
Dengeli Soğuma Hali
Bu noktada izomorfik alaşımlar için katılaşma sırasında mikroyapı oluşumunu incelemek konuyu daha iyi anlamada yardımcı olacaktır. Öncelikle çok yavaş soğuma durumunda, yani faz dengesinin ve kararlılığının sürekli olarak sağlanabildiği durum ele alınacaktır.
Bakır‐Nikel alaşım sisteminde % 35Ni‐% 65Cu alaşımını ele alalım ve bu alaşımın 1300°C’den soğutulduğunu varsayalım. Bu alaşımın soğutulması işlemi, alaşıma ait bileşimde düşey
olarak gösterilen kesikli çizgiyle temsil edilir. 1300°C’de a noktası ağırlıkça % 35Ni‐% 65Cu bileşiminde olmak üzere tamamen sıvı fazı ifade etmekte ve alaşımın sahip olduğu mikroyapı bir daire içinde şekle yerleştirilmiş olarak verilmektedir. Soğuma başladıktan sonra liküdüs
çizgisine ulaşana kadar hiçbir yapı ve bileşim değişikliği gerçekleşmez.
MALZEME BILGISI‐B9
Diyagramda b noktasıyla gösterilen soğumanın liküdüs çizgisine ulaştığı yaklaşık 1260°C sıcaklığında bu sıcaklıktan çizilen bağ çizgisinin belirlediği ağırlıkça % 46Ni‐%54Cu kimyasal bileşiminde ilk katı oluşmaya başlamaktadır. Katı α fazı %46Ni içermekle birlikte geri kalan sıvı yaklaşık olarak ağırlıkça % 35Ni‐%65Cu bileşimini koruyarak katı fazdan farklı olarak %35Ni içermeye devam etmektedir. Devam eden soğumayla birlikte, her bir fazın oranı ve bileşimi de değişecektir. Sıvı ve a katı fazının bileşimleri sırasıyla, liküdüs ve solidüs çizgilerini takip eder ve c fazının oranı soğumayla birlikte giderek artar. Burada soğumayla birlikte fazların gerek oranlarının, gerekse bileşimlerinin değişmesi söz konusu olsa da, ağırlıkça % 35Ni‐%65Cu şeklinde olan alaşıma ait genel bileşimin değişmediğini
hatırlamakta yarar vardır.
MALZEME BILGISI‐B9
1250°C’deki c noktasında bulunan sıvı faz ağırlıkça %32Ni‐% 68 Cu bileşimine ve katı α fazı da %43Ni‐% 57 Cu bileşimine sahiptir. Diğer bir deyişle, sıvı bu sıcaklıkta ağırlıkça %32Ni içerirken, katı α %43Ni içermektedir. Katılaşma süreci yaklaşık olarak 1220°C mertebelerinde yani d noktasında tamamlanmakta olup, katı α bu sıcaklıkta ağırlıkça alaşımın genel bileşimi olan %35Ni‐
%65 Cu bileşimine sahip olurken dönüşümün
tamamlanması öncesinde kalan son sıvı % 24Ni‐
%76 Cu bileşimindedir. Solidüs çizgisinin geçilmesiyle son kalan sıvı da katılaşmakta ve Şekildeki e noktasına ulaşmaktadır. Buradaki katı çözelti α fazının bileşimi ağırlıkça % 35Ni‐
%65Cu şeklinde ifade edilir. Bundan sonra, gerçekleşen soğuma sırasında gerek bileşim, gerekse mikroyapı açısından herhangi bir değişiklik gerçekleşmez.
MALZEME BILGISI‐B9
Dengesiz Soğuma Hali
Önceki bölümde açıklanan dengeli katılaşma ve mikroyapı oluşumu ancak soğuma hızlarının çok yavaş olması halinde gerçekleşebilir. Bunun nedeni, her sıcaklık düşüşünde fazların bileşiminin de faz diyagramına bağlı olarak sürekli değişmesi ve yeniden düzenlenme zorunda kalmasıdır. Yeniden düzenlenme için gerek fazların içinde, gerekse faz sınırlarında atomsal yayınma mekanizmasına ihtiyaç vardır, yayınma mekanizmasının çalışabilmesi için sıcaklığın yanı sıra, yeterli süre de gereklidir. Çok yavaş soğuma hızlarında ve koşullarında bu süre tanındığı için, atomsal yeni düzenlemelerin gerçekleşmesi daha kolay olmakta ve böylece daha kararlı yapılar elde edilebilmektedir. Yayınma mekanizmasının en önemli özelliklerinden biri olan yayınma hızı, katılarda sıvılara göre daha düşük olmakta, ayrıca sıcaklıktaki azalmayla birlikte yayınma hızı, hem sıvı hem de katılarda giderek azalmaktadır. Hemen hemen pratikteki tüm uygulamalardaki soğuma hızları sözü edilen atomsal düzenlemelerin gerçekleşmesi açısından çok hızlı kalmakta ve denge halinin sağlanması ile önceki bölümde anlatılan denge halinin ve buna bağlı mikro yapıların oluşması mümkün olmamaktadır.
MALZEME BILGISI‐B9
Alaşımı sıvı bölgedeki 1300°C’deki a’noktasından
soğutmaya başladığımızı düşüne lim. Buradaki sıvı faz ağırlıkça %35 Ni—% 65 Cu bileşiminde olup, soğudukça yani düşey olarak a’ noktasından aşağı doğru inildikçe sıvı fazı bölgesinde herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Yaklaşık olarak 1260°C’deki b’ noktasında a parçacıkları oluşmaya başlayacak ve bu parçacıklar bu sıcaklıkta çizilen bağ çizgisinden alınan bilgiye göre % 46Ni‐%54 Cu bileşimine sahip olacaktır.
MALZEME BILGISI‐B9
Soğumanın yaklaşık olarak 1240°C’ deki c’ noktasına doğru sürdürülmesiyle, sıvı fazın bileşimi ağırlıkça % 29 Ni‐% 71 Cu şeklinde değişecek ve bu noktada katılaşan a fazının bileşimi % 40 Ni—% 60 Cu değerini alacaktır. Katı cı fazındaki yayınma
hızının göreceli olarak daha düşük olmasından dolayı b’ noktasında oluşan ce fazı bileşimini dikkate değer mertebede değiştiremeyecek ve ağırlıkça % 46 Ni içermeye devam ederken, büyüyen α tanelerinde radyal yönde Ni
konsantrasyonunda sürekli bir değişim gerçekleşecektir. Faz tanelerinin merkezinde ağırlıkça % 46 olan Ni oranı tane sınırlarına doğru % 40 mertebesi ne düşecektir. Böylece e’ noktasında a tanelerinin Ni oranı ağırlıklı ortalama değeri olarak % 46 ile 40 arasındaki bir değeri alacaktır. Kolaylık olması açısından α fazının bu noktadaki ortalama bileşimini ağırlıkça % 42 Ni—% 58 Cu olarak kabul edelim. Ayrıca kaldıraç kuralı hesaplamalarına dayanarak dengesiz soğuma şartlarında, dengeli soğuma şartlarına göre daha fazla oranda sıvının bulunduğu anlaşılmaktadır.
MALZEME BILGISI‐B9
Yaklaşık olarak 1220°C’deki d’ noktasında denge sağlayabilen soğuma hızlarında katılaşmanın tamamlanması lazımdır. Ancak dengesizlik ya da kararsızlık hali nedeniyle,
yapıda bir miktar daha sıvı kalır ve α fazı bileşimi ağırlıkça % 35 Ni‐% 65 Cu değerini
alır. Ortalama bileşim dikkate alındığında, c fazının ağırlıkça % 38 Ni içerebileceğini
söylemek mümkündür.
Dengesiz katılaşma yaklaşık 1205°C ‘de e’ noktasına ulaşıldığında tamamlanır. Bu
noktada oluşan son α fazı ağırlıkça, %31Ni içermekte olup, fazın ortalama Ni
oranı ağırlıkça % 35 mertebelerindedir. Diyagramda yer alan f’ noktasına ait mikroyapı
malzemenin tamamen katı hale dönüştüğünü göstermektedir.
MALZEME BILGISI‐B9
İzomorfik alaşımların dengesiz şartlarda katılaşması bazı önemli sonuçları doğurur. Daha önce açıklandığı gibi, elementlerin tanelerin içindeki dağılımı heterojenlik gösterir ve buna segregasyon adı verilir.
İlk katılaşmanın gerçekleştiği tanelerin merkezi yüksek ergime sıcaklığına sahip element
açısından daha zengin konsantrasyona sahiptir. Yani üzerinde çalışılan Cu‐Ni sisteminde Ni
elementi daha yüksek ergime sıcaklığına sahip olduğundan, tane merkezlerindeki Ni
yoğunluğu tanenin diğer bölgelerine nazaran daha fazladır. Doğal olarak bunun tersi olan
durum düşük ergime sıcaklığına sahip element için geçerli olup, Cu elementi bundan dolayı
tane sınırları ve buraya yakın bölgelerde merkeze nazaran daha yoğun olarak yer almaktadır.
Bu oluşum, teknolojide çekirdekli yapı olarak isimlendirilmekte olup malzemenin
özelliklerinde bazı değişmelere yol açabilmektedir. Örneğin çekirdekli yapı oluşmuş bir döküm
parça yeniden ısıtıldığında, düşük ergime sıcaklığına sahip element olarak daha zengin olan
tane sınırı bölgeleri ilk önce erimeye başlar. Bu ise yapının mekanik açıdan bütünlüğünü
bozarak daha zayıf davranması sonucunu doğurur. Dahası, bu tür döküm alaşımlarda ergime
solidüs çizgisinin belirlediği sıcaklıktan daha düşük sıcaklıklarda başlar.
MALZEME BILGISI‐B9
İZOMORFİK ALAŞIMLARIN MEKANİK ÖZELLİKLERİ
Bu bölümde katı haldeki izomorfik alaşımların tane boyutu gibi diğer yapısal özelliklerinin değişmediği, sadece kimyasal bileşiminin değiştiği durumlarda mekanik özelliklerinin bundan nasıl etkileneceği açıklanmaktadır. Düşük ergime noktasına sahip bileşenin (elementin) ergime noktasından daha düşük olan tüm sıcaklıklarda, yapıda sadece tek bir katı faz bulunur. Dolayısıyla, her bir elementin diğerine ilave edilmesi katı çözelti sertleşmesine neden olacaktır.
Diyagramın ortalarına yakın bölgelerde dayanım‐bileşim eğrisi en yüksek değerine ulaşır (a). Şekil b’de ise alaşımlara ait süneklik özelliğinin alaşım elementi konsantrasyonuyla değişimi verilmiştir. Süneklik ölçütü olarak malzemelerin yüzde uzama değerleri dikkate alınmıştır. Buradaki durum, dayanımda görülenin aksine, süneklik‐bileşim eğrisinin orta bileşim değerlerinde bir en düşük değerden geçtiğini göstermektedir.
MALZEME BILGISI‐B9
Yaygın ve nispeten kolay anlaşılabilen bir diğer faz diyagramı bakır‐gümüş alaşım sistemi için gösterilmiş olan ikili ötektik faz diyagramıdır. Bu diyagramın bazı özel likleri önemli olduğundan, dikkatle değerlendirilmelidir. Öncelikle α ve β katı fazları ile sıvı faza ait üç adet tek fazlı bölge yer almaktadır. Cu elementince zengince fazında gümüş YMK kristal yapıya sahip çözünen bileşen olarak bulunur. Β
katı fazı da YMK kristal yapıya
sahip olup burada da bakır çözünen bileşen olarak yer alır. Aynı zamanda saf bakır ve saf gümüş de sırasıyla α
ve β katı fazları olarak değerlendirilir.
MALZEME BILGISI‐B9
Burada sözü edilen α ve β katı fazlarının birbirleri içindeki çözünmeleri sınırlıdır ve şekilde yer alan BEG doğrusunun ait olduğu sıcaklığın altında a fazı için gümüş sınırlı oranda bakır içinde çözünmekte olup, aynı durum , β katı fazının bakır çözünürlüğü için de geçerlidir. Bu diyagramda α/α+S faz bölgeleri için α’nın gümüş bileşeni çözündürme sınırı CBA çizgisiyle gösterilmiştir.
Buna göre, 779°C’deki B noktasında bakır içinde en çok ağırlıkça % 8 Ag çözünebilir ve çözünebilirlik, sıcaklık arttıkça azalarak A noktasında, yani saf bakırın 1085°C’deki ergime noktasında kaybolur. 779°C’nin altındaki sıcaklıklar için c fazı bölgesini α+β faz bölgesinden ayıran çizgi solvüs adını alır ve benzer şekilde 779°C’nin üzerindeki sıcaklıklar için c fazı bölgesini α+S faz bölgesinden ayıran çizgi solidüs
olarak tanımlanır. G katı fazı için de solvüs HG çizgisi ile solidüs ise GF çizgisiyle belirtilmiştir. β fazında bakırın gümüş içindeki en büyük çözünürlüğü G noktasında gösterildiği gibi ağırlıkça % 8,8’dir. Şekildeki faz diyagramında BEG doğrusu, bunun altında hiçbir sıvı faz bulunmaması nedeniyle aynı zamanda solidüs
olarak tanımlanır.
MALZEME BILGISI‐B9
Söz konusu faz diyagramında α+β, α+S ve β +S şeklinde iki fazın bir arada bulunduğu üç bölge daha vardır. Bu bölgelerdeki değişik bileşim ve sıcaklıklar için hangi fazların denge halinde bulunacağı, bunların oranları ve bileşimleriyle ilgili bilgiler kaldıraç kuralının gerektiği gibi uygulanmasıyla elde edilebilir.
Bakıra gümüş ilave edildikçe alaşımın tam olarak eridiği sıcaklık AE likidüs çizgisine bağlı olarak sürekli azalma gösterir. Aynı şeyleri gümüş için de söylemek mümkündür. Gümüşe ilave edilen bakır alaşımın ergime sıcaklığı FE çizgisiyle de belirtildiği gibi, sürekli azaltmaktadır. İki likidüs
çizgisi diyagramındaki BEG doğrusu üzerindeki E noktasında birleşir. Buradaki E noktası değişmez nokta niteliğinde olup, CE bileşimi ve Tö sıcaklığı ile tanımlanır.
MALZEME BILGISI‐B9
Soğuma sırasında Tö sıcaklığındaki sıvı faz α ve β ve gibi iki ayrı katı faza aynı anda dönüşür.
Aynı şekilde, ısınma sırasında da iki ayrı katı faz aynı anda sıvı faza dönüşür. Bu durum
malzeme biliminde ötektik reaksiyon adını almakta olup (ötektik kolayca ergiyen anlamındadır), CαE ve CβE ve /3 fazlarının T sıcaklığındaki kimyasal bileşimlerini vermektedir. Yatay solidüs çizgisinin sahip olduğu Tö
sıcaklığı genellikle ötektik sıcaklık olarak adlandırılır.
MALZEME BILGISI‐B9
Çok yaygın olarak karşılaşılan diğer bir ötektik sistem de Şekilde verilmiş olan kurşun ve kalay
bileşenlerine ait olan sistemdir. Bu sistemde de katı fazlar α ve β ile gösterilmekte olup α
kalayın kurşun içindeki (kalay çözünen, kurşun çözen), β ise kurşunun kalay içindeki katı
çözeltisini (kurşun çözünen, kalay çözen) ifade eder. Ötektik nokta 1 83°C’de gerçekleşir ve
ağırlıkça % 61,9 oranında kalay içerir. Doğal olarak ötektik nokta ile diğer sıcaklıklar ve
bileşimler Cu‐Ag sistemindekinden farklılıklar gösterir.
Çoğunlukla düşük ergime sıcaklıklarına sahip
alaşımlar ötektik noktaya yakın olanlardan
seçilir. Bu duruma en iyi örneklerden birisi de
ağırlıkça % 60Sn ve % 40Pb içeren 60‐40 lehim
alaşımıdır. Şekilde görüldüğü gibi, bu alaşım
bileşenlerinin ergime sıcaklıklarından daha
düşük bir sıcaklık olan 185°C’de ergir. Bu
nedenle, lehimleme gibi bazı endüstriyel
uygulamalarda ötektik alaşımların düşük
ergime sıcaklığına sahip olma özelliğinden
yararlanılır.
MALZEME BILGISI‐B9
MALZEME BILGISI‐B9
MALZEME BILGISI‐B9
İlk olarak saf metal ile oda sıcaklığında (20°C) en büyük
çözünürlüğün elde edildiği kimyasal bileşim aralığındaki
durum incelenmektedir. Kurşun‐kalay sisteminde bu aralık,
ağırlıkça % 0 ile % 2 Sn içeren kurşun esaslı α katı çözeltisi ile
ağırlıkça % 99 Sn ve saf kalay asında kalan β katı çözeltisine
karşılık gelir. C1 bileşimine sahip alaşım ele alındığında,
yaklaşık 350°C’deki sıvı fazdan oda sıcaklığına kadar
gerçekleşen soğuma ww’ kesikli çizgisiyle ifade edilir. Alaşım
yaklaşık olarak 330°C’ye kadar tamamen sıvı halinde
bulunur ve bu sıcaklıkta ilk c katı çözeltisi oluşmaya başlar.
Soğuma sırasında α+Sıvı fazlarının birlikte bulunduğu dar
bölge geçilirken, katı faz oluşumu hızlanır ve ww’ kesikli
çizgisinin solidüs çizgisini kestiği noktaya karşılık gelen
sıcaklıkta α katı fazının oluşumu tamamlanır. Burada elde
edilen alaşım çok taneli (polikristal) ve C1 kimyasal
bileşimine sahip olup oda sıcaklığına varıncaya kadar
mikroyapıda herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Diğer
bir ifadeyle, burada oluşan mikroyapı c noktasındaki iç
yapıyla hemen hemen aynıdır.
MALZEME BILGISI‐B9
Şekil 9.12’deki xx’ kesikli çizgisi boyunca yavaş soğuyan C2
bileşimine sahip alaşımda meydana gelen iç yapı oluşumu
incelenecek olursa, çözünme çizgisine kadar olan değişmelerin
bir önceki örnekteki gibi olduğu görülür. Diğer bir ifadeyle, bu
çizgi üzerindeki d noktasında tam sıvı faz, e noktasında S +α
ikili fazı ve f noktasında da α katı fazı oluşmuştur. Bunları
temsil eden mikroyapılar ise ilgili daireler içinde verilmiştir.
Soğuma sırasında çözündürme çizgisi geçildikten sonra α
fazının Sn çözündürme sınırı aşılmış olur ve Sn elementince
zengin β katı fazı α fazının içinde oluşmaya başlar. Şekildeki g
noktası burada oluşan iç yapıyı temsil eder. Soğumanın devam
etmesiyle, oluşan β katı fazının yapıdaki oranı daha da artar.
MALZEME BILGISI‐B9
Üçüncü durum ise ağırlıkça % 61,9 Sn içeren C3
ötektik bileşimindeki katılaşmaya ait olup, bununla ilgili faz diyagramı Şekil 9.13 ‘te verilmiştir. Sıcaklık azaldıkça 183°C ‘deki ötektik
sıcaklığa kadar herhangi bir değişiklik oluşmaz ve yapı, ii noktasındaki daire içinde
gösterildiği gibi tamamen sıvı fazdan oluşur. Soğuma sırasında 183°C’deki ötektik sıcaklık çizgisi yy’ kesikli çizgisiyle kesildiğinde sıvı faz aniden α ve β katı fazlarının bir arada bulunduğu ötektik yapıya dönüşür. Bu dönüşüm sırasında Sn ve Pb bileşenlerinin α ve β katı fazlarında yeniden dağılması ve gerek birbirlerinden gerekse sıvı fazdan farklı bileşimlerde oluşması zorunludur. Burada görülen kimyasal bileşim farkı atomsal yayınma nedeniyle gerçekleşir. Ötektik reaksiyonla oluşan α ve β katı fazlarının yapıda katmanlar halinde ve birbirini tekrar eder tarzda oluşması neticesinde lamelli yapı olarak da nitelendirilen ötektik yapı meydana gelir
MALZEME BILGISI‐B9
MALZEME BILGISI‐B9
Dördüncü ve son mikroyapı örneği, ötektik sıcaklık çizgisi boyunca ötektik nokta dışındaki tüm kimyasal bileşimlere sahip alaşımlarda gerçekleşen dönüşümleri kapsamaktadır. C4 kimyasal bileşimi ele alındığında, bunun ötektik noktanın solunda kaldığı görülür. Sıcaklık düşüşü zz’ kesikli çizgisi üzerinde incelenecek olursa, başlangıçta yani j noktasında yapının tamamen sıvı olduğu anlaşılır. Kesikli çizgi üzerindeki j ve l noktaları arasındaki mikroyapı oluşumu ikinci durum için açıklanan yapı oluşumuna benzer. Buradaki l noktası ötektik sıcaklığın hemen üzerinde yer almakta olup sıvı faz ve oluşabildiği kadarıyla α katı fazı bir arada bulunur.
Ötektik sıcaklıktaki izoterm çizgisi kaldıraç kuralı uygulaması için bir bağ çizgisi olarak kabul edildiğinde, sıvı fazın ağırlıkça % 61,9 Sn ve α fazının da ağırlıkça % 18,3 Sn içerdiği anlaşılır. Sıcaklık ötektik sıcaklık değerinin hemen altına düştüğünde sıvı faz, α ve β katı fazlarının lamelli olarak istiflendiği ötektik
yapıya dönüşür ve ötektik reaksiyon öncesinde α ve sıvı bölgesinde oluşmuş bulunan birincil α katı fazında ise önemli bir değişim gözlenmez.
MALZEME BILGISI‐B9
Örneğin m noktasında gösterilen temsili mikroyapıda birincil ve ötektik yapı olmak üzere iki mikroyapı bileşeni mevcuttur. Böylece α katı fazı yapıda, hem ötektik yapı içindeki a fazı hem de daha önce α+S bölgesinden soğuma sırasında geçilirken oluşan ce fazı ile birlikte bulunur. Buradaki α fazlarını birbirinden ayırt edebilmek için, ötektik
reaksiyon sırasında oluşanına ötektik α, ötektik
sıcaklık geçilmeden önce oluşmuş olanına ise birincil (primer) veya ötektik öncesi α adı verilmiştir. MALZEME BILGISI‐B9
Şekil 9.1 7’de yer alan mikroyapı fotoğrafında, hem birincil α hem de ötektik α
fazlarının bir arada bulunduğu bir kurşun‐kalay alaşımına ait iç yapı gösterilmiştir
MALZEME BILGISI‐B9