2014 - Ekonomi Gazetesi

r ü yo r
Ekonomi
3
Muhasebe
Kriz Kahini lakaplı Nouriel Roubini’ye göre dünyayı bekleyen
en büyük tehlike Çin'in barışçıl karakterinden vazgeçmesi.
Çin’in barışçıl büyüme karakterinden vazgeçerek daha
çatışmacı bir yol izlemesi ihtimalinin dünya için en büyük tehdit olduğu
öne sürüldü. İddianın sahibi “Kriz Kahini” lakaplı Ekonomist Nouriel
Roubini. Project Syndicate internet sitesi için bir yazı kaleme alan
Roubini’ye göre bu ihtimal, İsrail-İran arasındaki nükleer zenginleştirmeye
dair anlaşmazlıktan, Fas’tan Pakistan’a uzanan kuşaktaki kronik
istikrarsızlıktan ya da Rusya ile Batı arasında çıkabilecek ikinci bir soğuk
savaştan daha tehlikeli.Çin’in Japonya ile Adalar konusunda yaşadığı
anlaşmazlığın 1. Dünya Savaşı öncesindeki İngiltere ve Almanya’ya
benzetilmesinin çok rahatsız edici olduğunu ifade eden Roubini, yine de
bu durumun buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu ekledi.
K
ROUB i N i , EN
BÜYÜK
TEHL i KEY i
AÇIKLADI
5
Gündem
1
azı ilaçların piyasada bulunamamasına neden olan ilaçtaki kur farkı
sorununa çözüm aranıyor.Halen 1.95 düzeyinde olan ilaç alımındaki
Euro kurunun artırılması için harekete geçildi.Hacer Boyacıoğlu'nun
Hürriyet'teki haberine göre ekonomi bürokrasisi kur artışı için formül arıyor. İlaçla ilgili
olarak önümüzdeki dönem bir sorun yaşanmaması için talepleri değerlendiren
ekonomi yönetimi, ilaç sektörüne “Sizin kurla ilgili talebiniz nedir” diye sordu. İlaç
sektörü de ekonomi yönetimine, “İlaç alımında kullanılan kur önce 2.2 TL’ye çıkarılsın.
Bu düzeyde 6 ay, 1 yıl süreyle kalsın. Daha sonrasında Euro kuru 2.7 TL’ye çıkarılsın.
2016’da da kur için yeniden masaya oturalım ve yeni kur düzeyini belirleyelim”
önerisini götürdü. Ancak ilaç sektörünün bu talebi kabul görmedi. Ekonomi
yönetiminin planı ise, ilaçtaki enflasyon farkını da gözetmek.
onom
HERKES iÇiN EKONOMi POLiTiKA
5 MAYIS 2014 Pazartesi
7 ve 25 Aralık soruşturmalarını yürüten savcılar Celal Kara, Muammer
Akkaş, Zekeriya Öz ve 25 Aralık operasyonunda gözaltı kararı veren
hakim Süleyman Karaçöl hakkında HSYK müfettişleri tarafından yapılan
inceleme sona erdi.HSYK 3.Dairesi dört isimle ilgili incelemenin soruşturmaya
dönüştürülmesi konusunda karar vermek için geçtiğimiz günlerde bir araya geldi.
Dairenin 7 üyesinden üçü 'soruşturma izni verilmemesi' konusunda görüş bildirirken,
4 üyenin "soruşturma izni verilmeli' şeklindeki kanaatleriyle dört isme 4/3 oy çokluğu
ile soruşturma başlatıldı.T24'ten Arzu Yıldız'ın haberine göre; Akkaş, Kara, Öz ve
Karaçöl hakkında soruşturma açılmaması yönünde oy kullanan üyeler Ahmet Kaya,
Bülent Çiçekli ve Resul Yıldırım olurken, soruşturma açılması yönünde görüş
bildirenler arasında 17 Aralık sonrası adli kolluk yönetmeliği değişikliğine imza atan
ve sürece dair uzun bir açıklama yayınlayan HSYK 3.Dairesi Başkanı Ahmet Hamsici,
üyeler Ömer Köroğlu, Ahmet Karayiğit, Zeynep Kavlak oldu.
İLAÇ FIYATALARINA
ZAM YOLDA
B
KDV dahil 25 Krş
8
ROUB i N i , EN
BÜYÜK
TEHL i KEY i
AÇIKLADI
Türkiye sevkıyata hazır
aner Yıldız, Kuzey Irak'tan günlük 100 bin varillik petrol
sevkıyatının başladığını belirterek, "Üç ya da yedi gün
içinde bunların satışı da başlar. Şu anda 1.8 milyon varil
birikmiş durumda. Türkiye altyapısıyla bu sevkıyata hazır" dedi. Bursa'da
düzenlenen 3'üncü Bilim Şenliği'nin açılış törenine katılan Yıldız, Türkiye
Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani'nin, Türkiye'de
depolanan petrolün satışına 2 Mayıs'ta başlanacağı yönündeki
açıklamarıyla ilgili şunları söyledi: "Irak petrolünü tabii ki
kendileri satacak. Türkiye bunun zeminini kolaylaştırıyor ve
önünü açıyor. Buradan oluşacak gelir, şu anda yaklaşık 180200 milyon doları buluyor." Taner Yıldız, nükleer santral
yatırımları için Türk özel sektörüne önemli görevler
düştüğünü de belirtti. Haberi S.16’da
T
www.ekonomigazetesi.net
Yerli
otomobilde
aranan
4 AYDA 53 MiLYAR
DOLAR iHRACAT!
Türkiye'deki istikrarı hedef alan her türlü girişime
rağmen, ihracat rakamlarında artış yine çift hanelerde
gerçekleşti. Nisan ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine
göre yüzde 11,5 artışla 13 milyar 153 milyon dolar oldu.
BABAYiGiT BULUNDU
Hesap edip yola öyle çıkacağız Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun
(TMSF) düzenlediği BMC Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün satış ihalesinde ES Mali
Yatırım ve Danışmalık AŞ'nin sahibi Ethem Sancak 751 milyon lira teklif verdi.
Sancak: "(Yerli otomobil için 'Babayiğit' beklentisi) 1 milyon üretim hattına sahip
bir ülke neden milli markasını yapmasın? Başbakan da zaten bunu söylüyor.
MSF'nin Çukurova Holding'ten yönetimini devraldığı
ağır ve zırhlı araç üreticisi
BMC Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün satış
ihalesine TMSF'nin Gayrettepe'deki
merkezinde devam edildi.
T
ürkiye'de siyasi ve
ekonomik istikrarı
hedef alan her türlü
girişime rağmen, ihracat
rakamlarında artış yine çift
hanelerde büyüdü Nisan ayında
ihracat, geçen yılın aynı ayına göre
yüzde 11,5 artışla 13 milyar 153
milyon dolar olarak gerçekleşti.
İhracata 'bahar havası' yaşandığını
belirten, Türkiye İhracatçılar
Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet
Büyükekşi, yılın ilk 4 ayındaki
toplam ihracatın ise yüzde 9.5
artışla 53 milyar 428 milyon dolar
olduğunu kaydetti.
T
TÜRKİYE İÇİN FIRSAT YILI
Büyükekşi, 'Küresel ekonomi ve
talebe ilişkin gelişmeler, 2014'ün
Türkiye için fırsat yılı olduğunu
gösteriyor, ihracatçımız da bu
fırsatı değerlendiriyor' dedi.
Büyükekşi, Nisan ayı ihracat
rakamlarının değerlendirilmesi
amacıyla Kastamonu Ticaret ve
Sanayi Odası'nda düzenlenen
basın toplantısında, mart ayında
Cumhuriyet tarihinin rekorunun
kırıldığını, nisanda da artışın
sürdüğünü, ihracatın bu yıl yüzde
10 artış temposunu yakaladığını
söyledi.
166 MİLYAR HEDEFİNE YAKINIZ
1 Mayıs Emek ve Dayanışma
Günü'nü kutlayan Büyükekşi, 'Artış
performansın devamı halinde, 2014
yılı hedefi olan 166,5 milyar
dolarlık ihracata ulaşabileceğimizi
düşünüyorum. Döviz kurları ve
faizlerin gevşemesi, siyasetin
gölgesinin ekonominin üzerinden
kalktığının göstergesi. Son 12 aylık
ihracat, yüzde 1,6 artışla 155 milyar
765 milyon dolara yükseldi' diye
konuştu.
BORSA
OTOMOTİV İLK SIRADA
Nisan ayında en fazla ihracatı, 2
milyar 97 milyon dolar ile Otomotiv
sektörü yaparken, Hazır-Giyim ve
Konfeksiyon sektörü 1 milyar 549
milyon dolar ihracat ile ikinci
sırada, Kimyevi maddeler sektörü
ise 1 milyar 481 milyon dolar ile
üçüncü sırada yer aldı' dedi.
SAKARYA YÜZDE YÜZ ARTIRDI
En fazla ihracat yapan ilk 10 il
arasında ihracat artışında lider
Sakarya oldu. Şehrin ihracatı nisan
ayında yüzde 100 arttı. Nisan
ayında en fazla ihracat yapılan 3
ülke, sırasıyla Almanya, Irak ve
İngiltere oldu.
Satış Komisyonu Başkanı Hamit
Sarı, 985 milyon lira muhammen bedelle satışa
çıkarılan BMC Ticari ve
İktisadi Bütünlüğü'nün
30 Nisan'da gerçekleştirilen açık artırma
ihalesinde ES Mali
Yatırım ve Danışmanlık AŞ tarafından 725
milyon lira teklif verildiğini, bu teklifin
muhammen bedelin altında kaldığından
ihaleye
pazarlık
usulüyle devam edilip edilmemesiyle ilgili
Fon Kuruluna müracaat edildiğini ve ihaleye pazarlık usulüyle devam edilmesine
karar verildiğini anımsattı.Sarı, pazarlık
aşamasında verilecek teklifin tutanak altına alınacağını, ihalenin sonucunun fon
kuruluna sunulacağını ve kurul tarafından
uygun bulunması halinde sonucun Rekabet Kurumu'ndan gerekli izin alınması
için bildirileceğini ifade ederek,
"Rekabet Kurumu nezdindeki
işlemlerin neticelenmesinden
sonra ihale sonucu fon kurulunun
onayına sunulacaktır" diye
konuştu.
BMC'nin orta ve uzun vadede
kendi gücünü yaratacağını
anlatan Sarı, BMC'nin müşteri
sıkıntısı olmadığını
söyledi.
"BABAYİĞİTLİĞE TALİP OLACAĞIZ"
"Türkiye'nin aradığı babayiğit olacak
mısınız?" sorusu üzerine Sancak, "Bu bir
otomotiv şirketi. Türkiye olarak 1 milyon
araba üretiyoruz ama hiçbiri milli marka
değil. 1 milyon üretim hattına sahip bir
ülke neden milli markasını yapmasın?
Başbakan da zaten bunu söylüyor. Pergelin
ucunu İstanbul'a koyup şöyle çevirdiğinizde 3 milyar insana hitap eden bir
coğrafyada bulunuyor. Neden biz bu insanlara hitap edecek bir araba yapmayalım?
Bu manada öyle bir hevesimiz var. O işe de
talip olacağız. Ama başarır
mıyız, başka girişimcilerle
beraber mi
başarırız? Bunu
hesap edip yola öyle
çıkacağız. Böyle bir
amacımız var" diye
konuştu.
İstihdama yönelik bir soru
üzerine Sancak, "Şu anda 680
kişi fiilen çalışıyor. Bizim ilk
hedefimiz 3 bin 600 kişiyi
tekrar istihdam etmek.
Şüheda YILDIRIM’ın Haberi
00 bini kamuda, 1 milyondan fazla taşeron
işçi yeni yasaya kilitlendi. Hangi görev asıl iş, hangisi
alt iş belli olacak. İşte bu noktada
Arazilerin miras nedeniyle bölünasıl işi yapanlar için bir imkân
mesini önleyen yasa, yatırımcıyı cedoğacak.Son günlerde en çok
konuşulan konuların başında
saretlendirdi. Ölçek büyüyünce
taşeronlara yönelik yasa geliyor.
tarımı endüstriye uygun hale getireHerkes bir şey söylüyor, yazıyor,
cek düzenleme, büyük yatırımcının
çiziyor. Sayıları 1 milyonu aşan
taşeron işçinin de kafası karışıyor. 1 ilgisini çekmeye başladı.
Mayıs öncesi işçiyi kışkırtan "herkes
arımda reform yapan "Toprak Kotaşeron olacak" haberlerini bir keruma ve Arazi Kullanımı Kanara bırakıp, işin aslını anlatalım
nunu'nda Değişiklik Yapılması
istedik.Bugün taşeron dediğimiz
Hakkında Kanun" yeni yatırımların önünü açasistemi düzenleyen durum 4857
sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde cak. Halen Cumhurbaşkanlığı onayını bekleyen
yasa ile asgari tarımsal arazi büyüklüğü, mutanlatılıyor.
6
Yasa tarımı uçuracak
T
&
lak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve
özel ürün arazilerinde 2, dikili arazilerde 0.5
hektardan küçük olamayacak. Tarım Reformu
Genel Müdürü Gürsel Küsek, yasanın arazilerin
küçülmesini önleyeceğini bu nedenle de
yapılan yatırımın 'kârlı' hale geleceğini belirtti.
Artık
Ekonomi
Gazetesini
twitter &
facebook’dan
okuyabilirsiniz
2
Ekonomi
5 MAYIS
2014
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
umhurbaşkanı Abdullah
Gül, "Zonguldak denilince
Büyük Filyos Projesi İhalesi
yapıldı. Tarihi bir proje bu.
Yıllardır hep rüyasını
gördüğümüz ancak
gerçekleştiremediğimiz bir
proje" dedi.Gül, Zonguldak
Valiliğinde Şeref Defteri'ni
imzaladıktan sonra
gazetecilere açıklamalarda
bulundu.Cumhurbaşkanı
olarak Zonguldak'ı ziyaret
etmekten memnuniyet
duyduğuna işaret eden Gül,
daha önce çeşitli vesilelerle
kente geldiğini ancak
cumhurbaşkanı olarak ilk
ziyaretini gerçekleştirdiğini dile
getirdi. Gül, bütün illeri
cumhurbaşkanı olarak ziyaret
etmenin ilk günden beri
programında olduğunu
anımsatarak, "Zonguldak
alfabede Z sonda geliyor ama
bilinçli bir şekilde değil
birazcık doğrusu benim de
neredeyse 7 senem dolacak, bu
süre içerisinde ziyaret
etmediğim illerden birisi olarak
sonlara kalmış oldu" diye
konuştu.
C
RÜYASINI
ül, bütün illeri
G
cumhurbaşkanı olarak
ziyaret etmenin ilk günden beri
programında olduğunu
anımsatarak, "Zonguldak
alfabede Z sonda geliyor ama
bilinçli bir şekilde değil birazcık
doğrusu benim de neredeyse 7
senem dolacak, bu süre
içerisinde ziyaret etmediğim
illerden birisi olarak sonlara
kalmış oldu" diye konuştu.
Zonguldak'ın ülkede ayrı bir
yere sahip olduğunu, yer altı
zenginlikleri olan kömür ve
demir-çelik ile akla geldiğinin
altını çizen Gül, ayrıca
gö rdüğü m ü z
b i r p r o je
Zonguldak'ın eski Başbakan
Bülent Ecevit, TBMM eski
Başkanı Köksal Toptan gibi çok
önemli siyasetçi, devlet adamı,
milletvekili, tıpta ve başka
alanlarda ilim adamı, sanatkar
yetiştirdiğini söyledi.
giderilmeye çalışıldığını
ancak yapılacak işlerin yine
de bulunduğuna dikkati
çeken Gül, "Özellikle
Zonguldak denilince Büyük
Filyos Projesi İhalesi yapıldı.
Tarihi bir proje bu.
Gül, Zonguldak'ın emeğin
başkenti olması sebebi ile ayrı
bir simge olduğunun altını
çizerek, maden işçilerinin yerin
altında alın terini akıtarak, en
temiz şekilde helalinden
paralarını kazandığı yerin de bu
kent olduğunu belirtti.Bütün
illerin ihtiyaçları bulunduğunu,
geçen yıllarda bunların
Yıllardır hep rüyasını
gördüğümüz ancak
gerçekleştiremediğimiz bir
proje. İnşallah gayet kararlı
şekilde gerçekleşecek ve o
zaman bütün buraların
çehresi değişecek ve gerçek
anlamda kaderine çok büyük
etkisi olacak" dedi.HABER
MERKEZİ
ül, Zonguldak'ın daima kendisinin
gönlünde ayrı bir yeri
bulunduğunu, çünkü siyate girdiğinde
ilk geldiği illerden birisi olduğunu ifade
ederek, "Yeşilliğini, güzelliğini ilk
gördüm illerden birisidir burası. Ben
Orta Anadolu'da büyüyen bir kişi
olarak bu yeşilliklere daima hasret
olmuşumdur. Bizim oralarda iki tane
ağaç görseniz çok yeşilmiş dersiniz.
Buralar ise cennet gibi yerler"
değerlendirmesini yaptı.
G
Devir kardeşe bile yapılsa...
unu önlemek
için hazırlanan
B
yasada miras tarla
Yılda 17 milyar lira ekonomik kayba yol açan tarım
arazilerinin miras yoluyla bölünmesini önlemek üzere
hazırlanan yasa TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Yeni
yasayla babadan kalan tarlayı şehirdeki evlat artık bedeli
karşılığında köydeki kardeşine devretmek zorunda olacak.
Önlem alınmadığı takdirde, 2002 verilerine göre Türkiye'de 59
dönüm olan ortalama tarımsal işletme büyüklüğünün 2023
yılında 5 dönüme düşeceği hesaplanıyor.
konusunda merak
edilenler ve
cevapları şöyle:
Şehirde yaşayan
mirasçılar
dikkat
1- Tarım arazisi en
fazla ne kadar
bölünebilecek:
Tarım arazisi
bölünme suretiyle
asgari büyüklüğün
altına
düşürülemeyecek.
Bu rakamı bölgeler
itibariyle Tarım
Bakanlığı
belirleyecek. Ancak,
bakanlığın
belirleyeceği tutar
mutlak tarım
arazilerinde 20
dönüm, meyve
bahçelerinde 5
dönüm, seracılık
yapılan arazilerde 3
dönümden az
olamayacak.
Asgari arazi
büyüklüğünden
farklı olarak yasayla
ilçeler bazında
'yeter gelirli arazi
büyüklüğü'
belirlendi. Bu rakam
sulu tarla için
örneğin Adana'nın
Seyhan ilçesinde 50,
Tufanbeyli'de 95
dönüm olacak.
2- Arazinin
tapusunu almadan
hisse paylaşımı
yapılabilir mi:
Kanunu dolanmak
amacıyla tapuyu
almadan arazilerin
mirasçılar arasında
pay edilmesi de
yasak olacak. Tarım
arazilerinde asgari
parsel
büyüklüğünün
altında yeni hisse
oluşturulamayacak.
3- Çay ve fındık
bahçesinde de 5
dönüm geçerli mi:
Çay, fındık, zeytin
gibi özel iklim ve
toprak ihtiyacı olan
bitkilerin yetiştiği
alanlarda,
bakanlığın uygun
görüşüyle daha
küçük parsellere
izin verilebilecek.
4- Arazinin
bölünmesi nasıl
önlenecek:
Bakanlık, tapu
müdürlüklerine, her
ilçe için bölünemez
arsa büyüklüklerini
bildirecek.
Tufanbeyli'deki 95
dönümlük arazi,
hiçbir şekilde
bölünemeyecek.
5- Mirasta devir
işlemi için süre var
mı: Mirasa konu
tarımsal arazi ve
yeter gelirli tarımsal
arazilerde
mülkiyetin devri
esas olacak. Devir
işleminin bir yılda
tamamlanması
gerekecek.
6- Mirasçının
seçenekleri neler:
Mirasçılar arazinin
büyüklüğüne göre
haklarını bir veya
daha fazla
mirasçıya
olabileceği gibi aile
malları ortaklığına
ya da kuracakları
limited şirkete
devredebilecekler.
Ya da topluca
üçüncü şahıslara
satabilecekler.
7- Devirde öncelik
nasıl belirlenecek:
Mirasçılar kendi
aralarında
anlaşamazlarsa sulh
hukuk mahkemesi
kanalıyla
devredilecek
mirasçı
belirlenebilecek.
Burada öncelik
köyde tarımla
uğraşan kardeşe
verilecek. Birden
fazla kardeş tarımla
uğraşıyorsa,
geçimini, miras
konusu araziden
sağlayan öncelikli
olacak.
8- Devralan mirasçı
parasını ödemezse:
Araziyi devralan
kişi, diğer
mirasçıların
parasını ödemek
için bankadan kredi
kullanmak zorunda
kalırsa, Bakanlık,
kredi faizinin bir
kısmını kendisi
üstlenebilecek.
Gene de
ödeyemezse arazi
mahkeme kararıyla
satılabilecek.
9- Arazi sonradan
değerlenirse ne
olacak: Yirmi yıl
içerisinde arazi imar
geçmesi, maden
çıkması gibi tarım
dışı nedenlerle
değerlenirse, diğer
mirasçılar bundan
pay alacak.
10- Yasadan
öncekilerin durumu
ne olacak: Bu
yasadan önce
mirasçılar arasında
henüz paylaşımı
yapılmamış
arazilerin devir
işlemleri, önceki
yasa hükümlerine
tabi olacak. Yeni
yasa, geçmişe
yürümeyecek.
Dünyada tarım
arazilerinin
küçülmesini önleme
uygulamaları
İsviçre: Her
kantonda tarlaların
belli bir sınırdan
daha küçük
parçalara
bölünmesi yasak.
Miras dışında satış
yoluyla küçülmesi
durumunda yetkili
kurumların itiraz
hakkı bulunuyor.
Almanya ve Fransa :
Belli büyüklüğün
altındaki küçük
tarım işletmeleri
özel miras hukuku
içinde
değerlendiriliyor,
genel miras hukuku
uygulanmıyor.
Tarım arazilerinin
ekonomik
olmayacak şekilde
küçülmesine neden
olan satışlara izin
verilmiyor.
Danimarka: Tarım
arazisinin mülkiyeti
tek bir mirasçıya
devrediliyor ve bu
mirasçı diğerlerine
tazminat ödüyor.
İngiltere – Hollanda
– Almanya:
Mülkiyet tek bir
mirasçıya
devredilirken, diğer
mirasçılara çok az
maddi tazminat
ödeniyor veya hiç
ödenmiyor.
5 MAYIS
3
2014
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Avrupa'nın trenleri Eskişehir'de test edilecek
skişehir'de, inşasına bu yıl
başlanacak Ulusal Raylı
E
Sistemler Mükemmeliyet
Merkezi'nde, Avrupa ülkeleri ve
Türk Cumhuriyetleri'nin trenlerini
test ederek Türkiye ekonomisine
katkı sağlayacak.
Anadolu Üniversitesi (AÜ)
Ulaştırma Meslek Yüksekokulu
Müdürü ve URAYSİM Proje
Yürütücüsü Prof. Dr. Ömer Mete
Koçkar, yaptığı açıklamada,
demiryolu taşımacılığının
ulaştırma sektörünün en önemli
bileşenlerinden olduğunu
belirterek, 1950'li yılların ardından
adeta durma noktasına gelen
demiryolu yatırımlarına 10 yıl önce
tekrar yatırım yapılmaya
başlandığını kaydetti.
Yüksek Hızlı Tren (YHT)
projelerinin gerçekleştirildiğini,
aynı zamanda taşımacılığın
demiryoluna kaydırılmaya
çalışıldığını ifade eden Koçkar,
şöyle konuştu:
"2023'te 10 bin kilometreye kadar
YHT hattı yapacağız, 4 bin
kilometreye kadar da
konvensiyonel taşımacılıkla ilgili
hatlar yapacağız. Gelecekte
demiryolu sektörü beklentilerinin
gerek yolcu gerekse yük
taşımacılığı giderek artacak.
Ulaşımın karayollarından,
demiryollarına yöneleceğini
görüyoruz. Demiryolundaki
gelişmeleri takip etmek üzere
sektörün gelişimini, teknik değişim
sürecine gerekli katkıları yapmak
amacıyla demiryolu sektörüyle
ilgili bir merkez oluşturma fikri
ortaya çıktı. Türkiye kalkınmasında
öncelikli olacak, demiryolu taşıt ve
bileşenleri konularında Ar-Ge
faaliyetleri yürütecek, çıktıları ürün
haline getirebilecek,
patentleyebilecek, mevcut
sistemlerin modernizasyonlarının
yapılabileceği, testleri ile
uluslararası standartlarda
sertifikalandırabileceği araştırma
ve test merkezi kurulması amacıyla
URAYSİM projesi ortaya çıktı."
Koçkar, Fransa'da, Çek
Cumhuriyeti'nde, Rusya'da,
Almanya'da, İngiltere'de, Çin'de,
ABD'de trenlerin test edildiği birer
merkezin bulunduğunu bildirdi.
-"Önümüzdeki yaz aylarında ilk
kazmaya vuracağız"
URAYSİM için 2009 yılının eylül
ayında yola çıktıklarını anımsatan
Koçkar, şöyle devam etti:
"27 Mayıs 2010'da merkezin kuruluş
çalışmalarını AÜ ve Eskişehir
Sanayi Odası'nın birlikte yapması
kararı verildi. Projemizi hazırladık,
son şeklini verip Kalkınma
Bakanlığına gönderdik.
Değerlendirmenin ardından 2012
yılının ocak ayında projemiz kabul
edildi. Şu anda bütçemiz 157
milyon lira. Projemiz 241 milyon
liraya mal olacak. URAYSİM Projesi
için yapacağımız kampüsün adı
Behiç Erkin Yerleşkesi olacak.
Projemizde yer alacak öğretim
görevlilerinden biri ABD'de, biri
İngiltere'de, 15-16'sı da University of
Pardubice de raylı sistemler
alanında yüksek lisans ve doktora
yapıyor. İnsan kaynağı konusunda
ilerleme kaydettik.
Behiç Erkin Yerleşkesi'ni Alpu
ilçesindeki 700 dönüm arazi
üzerine kuracağız. Arazinin tahsis
amacı değişikliğinin imzadan
çıkması bekliyoruz. Orada
yapılacak binaların mimari
çalışmalarını tamamladık. İmza
gelir gelmez binalarımızı yapmaya
başlayacağız. Önümüzdeki yaz
aylarında ilk kazmaya vurmayı
planlıyoruz."
Koçkar, test yolları için
çalışmaların tamamlandığına
değinerek, bu yılın sonuna kadar
test yollarının projesinin
tamamlanacağını vurguladı.
-Test Merkezi, 2017
yılında faaliyete geçecek
Merkezin Avrupa örneklerinin
dışında üç test yolunun
bulunacağını anlatan Koçkar,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önümüzdeki yılın ilk aylarında
Altyapı Yatırımları Genel
Müdürlüğü test yollarının inşasına
başlayabilir. Avrupa'da ilk kez
YHT'lerin test edilebileceği yol
yapacağız. 400 kilometre hıza
çıkabilecek elektrikli hızların test
edilebileceği, 48-52 kilometre
uzunluğunda bir yol olacak.
Konvansiyonel yolcu ve yük
trenlerinin, 180-200 kilometre hıza
kadar test edileceği ikinci yolumuz
olacak. Kent içi demiryolu
araçlarının testlerini yapılabileceği
üçüncü bir test yolumuzda inşa
edilecek. Test tezgahlarının ihalesi
de bir kaç ay içinde yapılacak. 2014
yılı sonunda başlayacağımız inşa
çalışmaları, 2017 yılında da sona
erebilir. URAYSİM, 2017 yılında
işletmeye alınabilir. Bizim
bulunduğumuz coğrafya üzerinde
böyle bir test merkezi yok.
URAYSİM'in Türkiye'ye önemli bir
ekonomik katkısı olacak.
Merkezimiz önümüzdeki 5 yıl
içinde büyük bilgi ve teknolojik
birikim yapacak. Avrupa ve Türk
Cumhuriyetleri'nden gelecek
trenlerini test edeceğiz."
Koçkar, merkezin biran önce
bitirilmesin için AÜ Rektörü Prof.
Dr. Naci Gündoğan'ın da heyecanlı
olduğunu sözlerine ekledi.AA
Öğretmenlere 145 Lira zam geliyor
ilyonlarca kişinin beklediği
M
torba yasa tasarısı,
önümüzdeki günlerde TBMM'ye
sunulacak.
Çalışma hayatı ve sosyal
güvenlik alanında önemli
düzenlemeler için geri sayım
devam ediyor. Milyonlarca
kişinin beklediği torba yasa
tasarısı, önümüzdeki günlerde
TBMM'ye sunulacak.
Sendikalar tarafından Toplu
sözleşme masasında gündeme
getirilen ancak Kamu Personeli
Danışma Kurulu'na bırakılan
sorunlardan biri öğretmenlere
nöbet ücreti konusuydu.
Öğretmen ve idareciler dışında
diğer kamu kurumlarında nöbet
tutan personellere ücret
ödeniyor. Okullarımızda günlük
8 saate kadar nöbet tutan
öğretmenlere hiçbir ücret
ödenmiyor.
Öğretmenlerimiz nöbetleri
angarya olarak görüyor ve nöbet
tutmak istemiyor. Nöbet tutan
öğretmen ve idarecilere 4 saate
kadar ek ders ücreti talep
edilmektedir.
Sendikaların Talebi
Gazete Kamu'da yer alan habere
göre; Eğitim-Öğretim hizmet
kolunda yetkili sendika olan
Eğitim Bir-Sen yetkilileri,
“Eğitim kurumlarında görevli
yönetici ve öğretmenlerce fiilen
yerine getirilen nöbet görevi
karşılığında, nöbet tutulan her
gün için 4 saat ek ders ücreti
ödenir” talebinin yerine
getirilmesi için mücadelelerinin
süreceğini ifade ederek,
“Çoğu kurumda nöbetin bir
karşılığı varken, eğitim
hizmet kolunda bunun bir
karşılığının olmaması adil değil.
‘Beleş Nöbete Hayır' diyoruz.”
dedi.
AHL’ DE
1 MAYIS
REKORU
tatürk Havalimanı 1 Mayıs günü rekor kırdı.
A
Atatürk Havalimanı hava trafiğinde 635 uçak
iniş, 632 uçak kalkış yaparak 1 Mayıs’ta toplam
bin 267 uçağa ulaştı.Atatürk Havalimanı’nda
eski rekor en son 25 Nisan günü kırılmıştı. 25
Nisan günü bin 248 uçak iniş ve kalkış
yapmıştı. Rekor uçak iniş kalkışına
ulaşan Atatürk Havalimanı’nda yolcu
sayısı ise 130 bin 794 oldu.Devlet Hava
Meydanları İşletmesi Genel Müdürü
Orhan Birdal, sosyal paylaşım sitesi
Twitter’den çalışanlarına teşekkür
ederek, “Emek ve Dayanışma
gününde insanların hayatını kolaylaştıran, alın
ve akıl teri akıtan AHL’deki rekorun asıl sahibi
gerçek emektarlara teşekkür” mesajı verdi.
Münir ARIKAN-EKONOMİ
en büyük tehlikeyi açıkladı
in’in
Japony
a ile
Adalar
konusunda
yaşadığı anlaşmazlığın 1. Dünya
Savaşı öncesindeki İngiltere ve
Almanya’ya benzetilmesinin çok
rahatsız edici
olduğunu ifade
eden Roubini,
yine de bu durumun buzdağının
sadece görünen
kısmı olduğunu
ekledi.
Ç
Ek Ders En Az 145
Lira Artacak!
Torba yasa tasarısının içerisinde
öğretmene nöbet görevi için 4
saat ek ders ücret verileceğine
dair madde yer alırsa
öğretmenler ayda en az 16 saat
daha fazla ek ders ücreti almış
olacak.
Yani öğretmenlerin ek
derslerinde 145 TL artış olacak.
Bazı aylarda nöbet artışı 180
TL'yi bulacak. Nöbet ücreti
öğretmenler dışında okul
idarecilerine de verilecek. Ücretli
öğretmenler de nöbet ücreti
alacak.
Nöbet Ücreti 4 Saatten
Fazla Ödenmeyecek!
Öğretmene nöbet görevi için
haftada en fazla 4 saat ek ders
ücreti verilecek. Haftada 2 defa
nöbet tutan idareci ve
öğretmenlere ayrıca ikinci nöbet
ücreti ödenmeyecek.
Yani iki defa nöbet öğretmene 8
saat ek ders ücreti ödenmeyecek.
Tasarıda Nöbet Ek
Dersi Yer Almazsa
Ne Olacak?
Eğitim Bir-Sen'in yasa
tasarısında nöbet ücretiyle ilgili
madde yer almaması halinde
tasarının komisyonda
görüşülmesi sırasında nöbet
ücreti maddesini önereceği
belirtiliyor.
Son çare olarak da TBMM'de
yasa tasarısı görüşülürken nöbet
ücreti maddesinin eklenmesi
gündeme gelecek. Tasarının
Haziran ayında yasalaşması
bekleniyor.
4 saat nöbet ücreti yasalaşırsa
öğretmenlerimiz 2014-2015
Eğitim-Öğretim yılından itibaren
nöbet için ek ders almaya
başlayacaklardır.
Çin’in barışçıl büyüme karak-
terinden vazgeçerek daha çatışmacı bir yol
izlemesi ihtimalinin dünya için en büyük tehdit olduğu öne sürüldü. İddianın sahibi “Kriz Kahini” lakaplı Ekonomist Nouriel Roubini. Project Syndicate internet sitesi için bir yazı kaleme alan Roubini’ye göre bu ihtimal, İsrail-İran arasındaki nükleer zenginleştirmeye dair anlaşmazlıktan, Fas’tan Pakistan’a uzanan kuşaktaki kronik
istikrarsızlıktan ya da Rusya ile Batı arasında çıkabilecek ikinci bir soğuk savaştan daha tehlikeli.
sya’da Çin, Japonya, Güney
A
Kore, Hindistan ve diğer
ülkeler arasında geçmişten
gelen “kapanmamış yaralar”
nedeniyle gerilim olduğunu
söyleyen Roubini, bu gerilimi
daha ciddi hale getirebilecek
nedenleri de sıraladı.
MİLLİYETÇİLİĞİN YÜKSELİŞİ
İlk gerekçe olarak Asya’daki
seçimlerden öncekine göre
daha milliyetçi liderlerin çıktığını belirten Roubini,
Japonya’da Shinzo Abe, Çin’de
Xi Jinping, Güney Kore’de Park
Geun-hye ve Hindistan’da
seçilmesi muhtemel Narendra
Modi’nin bunlara örnek
olduğunu kaydetti.
EKONOMİK ZORLUKLAR
Roubini, ikinci neden olarak,
yükselişe geçen bu milliyetçi
liderlerin gün geçtikçe daha
zorlaşan ekonomik sorunlarla
karşı karşıya kaldığını belirtti.
Farklı yapısal reformların özellikle Çin, Japonya,
Hindistan, Güney Kore ve Endonezya için önem taşıdığını
kaydeden Roubini, bu ülkelerden herhangi birinde ekonominin kötüye gitmesi halinde,
milliyetçi liderlerin “dış güçleri” suçlamaya meyilli olacağını söyledi.
ABD’NİN ZAYIFLIĞI
Roubini’ye göre gerilimin
artıran bir diğer neden de
ABD’nin son dönemde hayata
geçirdiği Asya hamlesinin ne
kadar güvenilir olduğuna dair
şüpheler. Roubini, ABD’nin
Suriye ve Ukrayna sorunlarına
karşı verdiği zayıf tepkinin
ardından ülkenin Asya’daki
güvenlik örtüsünün “delik
deşik” olduğunu söyledi. Ekonomiste göre bu durum, Japonya
gibi ülkelerin kendi savunmalarını kendi ellerine almasına neden oluyor.
UZLAŞMAZLIK ORTAMI
Roubini’ye göre son gerekçe ise
Almanya’nın 2. Dünya Savaşı’ndaki korkunç suçlarını kabul
etmesine karşın buna benzer
bir uzlaşmanın Asya’da var olmaması. Roubini, Asya
ülkelerinin geçmiş savaş
suçlarına halen “şovenist”
söylemlerle yaklaştığının altını
çizdi.
TARİH TEKERRÜR
ETMEYEBİLİR
Tarihte ne zaman yeni bir küresel güç yükselse bunun savaşa
yol açtığını söyleyen Roubini,
buna örnek olarak Almanya ve
Japonya’yı gösterdi. “Yine de,
tarihin demirden kuralları yok.
Çin ve muhatapları tarihi tekrar
etmek zorunda değil” diyen
Roubini, ticaret, yatırım ve
diplomasinin artan gerilimi
azaltabileceğini söyledi.CİHAN
4
Borsa - Finans
5 MAYIS
2014
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
En çok Türk kahvesi satıyor
chibo Türkiye Genel Müdürü
T
Şenay Küçük Tanşu, ürün yelpazelerine Türk kahvesini sokmak
için iki yıl uğraştıklarını söyleyerek, “Dünyanın lider kahve üreticilerinden birisi olarak Türk
kahvesi de satmamız gerekir diye
düşündük. Ve Almanya merkeze
üretimi kabul ettirdik. Şimdi en iyi
satan kahvemiz Türk kahvesi”
dedi.
Tanşu, Tchibo mağazalarında Tük
kahvesi satışlarının yıllık yüzde 80
büyüme kaydettiğini açıkladı.
Tchibo’nun 2007’den beri Türkiye
pazarında faaliyet gösterdiğini
hatırlatan Tanşu, “Bugün 11 ilde
toplam 54 mağazaya ulaştık. En
büyüğü ise internet mağazamız”
diye konuştu.
‘Tema satıyoruz’
İnternet satışlarının toplam cirolarının yüzde 30’unu oluşturduğunu anlatan Tanşu, fiziki
mağaza yatırımlarına da devam
edeceklerini vurguladı.
Tanşu, şu bilgileri verdi: “Bu yıl
içinde üç yeni mağaza açtık. Kriterlerimize uygun, trendlere dayanıklı
lokasyonlarda olmayı istiyoruz.
Geçen yıl yüzde 20 büyüdük. Bu yıl
da yüzde 20 büyüme hedefliyoruz.”
Tchibo’nun kahve üretiminin yanı
sıra tüm satış noktalarında her
hafta değişen ürün yelpazesiyle
kendine özgü bir perakendecilik
anlayışı geliştirdiğini ifade eden
Tanşu, “Biz ürün satmıyoruz, tema
satıyoruz” dedi.
Yönetim çalıştı personel dinlendi
Lüks teknelerde yüzde 70 indirim
bin lira ile 18 milyon lira
arasında satılan mega yatlar,
5yüzde
70'e varan indirimlerle Haliç
Boatshow'da sergileniyor.
İki yıl uğraştıktan sonra
Tchibo’nun ürün yelpazesine Türk
kahvesini sokmayı
başaran Genel Müdür
Şenay Küçük Tanşu,
“Şimdi en iyi satan
kahvemiz Türk
kahvesi” dedi
Birçok insanın hayalini süsleyen
tekne ve yatlar dünyanın 'altın
boynuz' olarak tanıdığı Haliç'te
görücüye çıktı. Fiyatları 5 bin lira
ile 18 milyon lira arasında değişen
2. el ve sıfır lüks yatlar, yelkenliler,
katamaranlar, trawler gibi tekneler
Tchibo Türkiye’nin bu yıl ilk kez
‘Yönetim Ekibi Sahada’ (YES) uygulaması başlattığını belirten Genel
Müdür Şenay Küçük Tanşu, “Uygulamanın amacı tüm Tchibo çalışanlarının süreçlere hakim olması. Bu
uygulamayla bir gün boyunca
Tchibo Şaşkınbakkal ve Caddebostan mağazalarında yönetim ekibimiz çalıştı. Mağaza
çalışanlarımız ise dinlendi. YES ile
bir gün de olsa masa başından uzaklaşıp, müşterilerimize direk
hizmet edebildik” dedi.HABER
MERKEZİ
Kadın girişimciye pozitif ayrımcılık
izayn Grup ve Mir
Teknoloji Holding
D
tarafından 1996 yılından bu yana devam
eden “Beyin Göçüne
Karşı Beyin Gücünü
Teşvik Ediyoruz” projesinin 10’uncu kampanyasında başvuru
süreci, “Senin Fikrin
Bizim İçin Değerli”
Şükrü KIZILOT
Dul ve yetim kadına
eşi ile annebabasından aylık
bağlanması(II)
DÜNKÜ yazımızda, eş ve anne/babadan birinin ya
da ikisinin, SSK veya Bağ-Kur’lu olması durumunda, dul ve yetim olan kadına aylık bağlanmasını
açıklamıştık.Bu gün ise, eş ve anne/babadan birinin
Emekli Sandığı mensubu olması durumunda, dul ve
yetim kadına aylık bağlanmasını ele alacağız.
İLGİNÇ BİR ÇELİŞKİ
Dul ve yetim olan kadının eşi ve anne/babası Emekli
Sandığı mensubu ise, her ikisinden de aylık bağlanması mümkün değil.Oysa, eşi ve anne/babasının her
ikisi de SSK›lı veya Bağ-Kur’lu olan dul kadınlara
aylık bağlanıyor.SSK(4/a), Bağ-Kur(4/b) ve Emekli
Sandığı(4/c), “tek çatı” altında birleşti ama farklı
uygulamalar devam ediyor.
TERCİHE BAĞLI
1 Ekim 2008 tarihinden önce, sigortalı eş ve sigortalı
anne/babanın ölümü nedeniyle, dul ve yetim durumuna düşen kadınlara, ölenlerin sigortalılık statüsü
farklı ise istisnalar hariç, ölen eşten dolayı dul aylığı,
ölen anne/babadan dolayı da yetim aylığı ödeniyordu.1 Ekim 2008 tarihinden itibaren mevzuat ve
uygulama değişti. Buna göre, ölümlerin 1 Ekim 2008
tarihinden sonra gerçekleşmesi durumunda, yalnızca tek aylık ödenebiliyor. Hangi aylığın ödeneceği
ise, dul ve yetim kız çocuğunun tercihine
bağlı...HÜRRİYET 1 Mayıs 2014
çağrısıyla başladı.
Kadın girişimcilere
seslenen Dizayn GrupMir Teknoloji Holding
Yönetim Kurulu
Başkanı İbrahim
Mirmahmutoğulları,
kadınlardan gelecek
Ar-Ge içerikli yeni
buluş ve fikirlerde
“pozitif ayrımcılık”
yaptıklarını ifade etti.
Mirmahmutoğulları,
bugüne kadar gerçekleştirilen kampanyalarda 35 milyon TL
destek verdiklerini
açıkladı.İki yıl içinde
75 milyon TL’lik proje
desteği vermeyi plan-
Çiftçiye ağır dolu faturası
zmir'de 4 milyon liralık sigorta
bedelini ödemek istemeyen
İkiraz
üreticisi, dolu nedeniyle
en etkili tedbirinin ürünü sigortalamak olduğuna dikkat çekti.
300 milyon lira değerinde ürün
kaybetti. 3 bin 500 üreticiyi etkileyen doluya karşı sadece 450
çiftçinin bahçesini sigortalattığı
belirtildi.
SADECE 450 ÜRETİCİ
SİGORTA YAPTI
Çiftçinin sigortaya fazla ilgi
göstermediğini söyleyen Yıldırım,
Kemalpaşa ilçesinde sadece 450
üreticinin meyve bahçesini sigortalattığını kaydetti.
İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde 4
milyon lira civarındaki sigorta bedelini ödemek istemeyen kiraz
üreticisi, geçen hafta etkili olan
dolu nedeniyle meyve
bahçelerinde yaklaşık 300 milyon
lira değerindeki ürününü kaybetti.
Çiftçilerin yaşadığı mağduriyete
ilişkin açıklama yapan Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) Manisa
Bölge Müdürü Fahri Yıldırım, don
ve dolu olaylarına karşı üreticinin
Sigorta bedelinin yüzde 50'sinin
devlet tarafından karşılandığı bilgisini veren Yıldırım, '10 dönüm
bahçenin doluya karşı sigortalamanın çiftçiye maliyeti 1000 lira.
Zarar gören 41 bin dönüm alanın
tamamı sigortalanmış olsaydı,
çiftçinin cebinden yaklaşık 4 milyon lira çıkmış olacaktı. Şimdi
'300 milyon liralık zarar var'
deniyor' diye konuştu. Fahri
Yıldırım, şöyle devam etti: 'Bin li-
ralık bedelle sigortalanabilen 10
dönüm bahçeden yaklaşık 10 ton
ürün alınabiliyor. Kemalpaşa'da
bir ağaçtan yaklaşık 40 kilo kiraz
alınabiliyor. Ağaç başına 2-3 kilo
kirazın parası sigorta bedelini
karşılıyor.'
3 BİN 500 ÇİFTÇİ ETKİLENDİ
Kemalpaşa Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ali Bal ise ilçede
3 bin 500 çiftçiye ait arazideki
meyve ağaçlarının zarar
gördüğünü söyledi. Yaptıkları ön
çalışmanın sonucunu Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na gönderdiklerini anlatan
Bal, 'Yağış nedeniyle 41 bin
dönüm alan zarar gördü.
90 bin ton kirazın alınabildiği
bölgeden 18 bin ton ürün ancak
alınabilir. 300 milyon liraya yakın
zarar var' şeklinde konuştu.
Verilen primlere
acımayın
Çiftçinin doğal felaketlere karşı ürününü
sigorta kapsamına almasının önemine
dikkati çeken TARSİM
Manisa Bölge Müdürü
Yıldırım, 'Toplum
olarak tedbir almaya
fazla meyilli değiliz.
Tedbir almakta
geç kalıyoruz. Sigorta
da çok önemli bir
tedbir. Verilen küçük
primlere acımamak
lazım' dedi.
HABER MERKEZİ
Kibar’ın yeni rotası Afrika
Geçtiğimiz günlerde 15 milyon
dolarlık yatırımla
Ürdün’ün
başkenti
Amman’da sandviç panel tesisini
devreye alan
Kibar Holding,
Afrika ve
Kafkasya’ya 3
panel
yatırımı daha yapmaya hazırlanıyor.
ibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı
Ali Kibar, her biri yaklaşık 15 milyon dolar
yatırımla hayata geçecek olan tesislerin 2016
K
yüzde 70'e varan indirimler ve 36
aya varan vadelerle satışa sunuldu.
50 bin kişinin ziyaret etmesi beklenen Haliç Boatshow'da tekneler,
otomobil veya yazlık fiyatına
satılıyor. “Yüzen Servetleri” deniz
üzerinde test etme imkânı da bulunan fuarda, 4900 avrodan satışa
çıkan Shrimper 12 ile Selah Tersanesi üretimi olan 3.2 metre
boyundaki Renny, 7 bin TL'lik fiyatıyla ilgi odağı oldu. Fuarda kamarasız tekneler
5500 avro, en
ucuz kamaralı
tekne 19 bin
dolar etiket
taşıyor. 2013
yapımı 38 metrelik Kıvırcık
isimli ultra lux
mega yat ise 18
milyon 900 bin
liralık fiyatıyla
“seyirlik”
oldu.AA
yılında faaliyete
geçmesini planladıklarını söyledi.
Panel havaleli bir ürün
olduğu için üretim
yerinden kullanım yerine taşınırken büyük
miktarda navlun
ödendiğini aktaran
Kibar, bu dezavantajı
gidermek için
Doğu ve Batı
Afrika’nın yanısıra
Kafkasya’da da panel
yatırımı yapmayı planladıklarını belirtti.
Yeni panel yatırımlarına bu sene başlamayı öngördüklerini
ifade eden Kibar,
Ürdün’deki yatırımla ilgili olarak “Sadece
Ürdün değil,
Ürdün’ün yanı başındaki pazarlar olan özel-
likle Irak, Mısır, Suudi
arabistan ve diğer Körfez ülkelerinde de iş
oldukça mal
satışı yapabilmek
amacıyla kurduğumuz
bir tesis” dedi.
mayı düşünüyoruz.”
Kibar, bu tesisin de
minimum 15 milyon
dolarlık bir yatırımla
hayata geçeceğini
söyledi.
Ürdün’e salça yatırımı
Assan Gıda olarak da
Ürdün’de domates,
salça, sos, ketçap ve
mayonez tesisi
kurcaklarını kaydeden
Kibar, şunları s
öyledi:
Hyundai için yeni
model
Ali Kibar, Hyundai
yatırımının önemli
fazını bitirdiklerini belirterek, “Otomobille ilgili bu sene tekrar 115
milyon euro civarında
bir yatırımımız var.
Farklı bir model üzerine çalışıyoruz” dedi.
“Ürdün’de bir arazimiz
daha var. O bölgede
ihracata yönelik çalışan
şirketimiz için bir fabrika açmayı
planlıyoruz. O firmamızın ürünlerini
bölge coğrafyasının
vergi dezavantajlarını
gidermek için kullan-
Kibar, “Otomobil çok
başarılı gidiyor. Üretimin yüzde 80-85’i
ihraç ediliyor. Takır
takır bütün Avrupa’ya
i10-i20 satılıyor”
dedi.HABER MERKEZİ
ladıklarını açıklayan
Mirmahmutoğulları,
bu desteğin “Ekin
Fonu” adı verilen bir
fon aracılığıyla
gerçekleşeceğini belirtti. Mirmahmutoğulları, şöyle devam
etti: “Türkiye’nin
know-how satışı son
derece az. Bizimse
geçen yıl 22 milyon TL
know-how gelirimiz
oldu. Bu yıl 35 milyon
TL hedefliyoruz. Bu yıl
teknolojisi satışından
5 milyon TL know
how geliri elde edeceğiz”dedi.
HABER MERKEZİ
Binbaşgil:
Ülkenin geleceğine
inanıyoruz
kbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, güçlü bankacılık sektörü ve
A
genç nüfusa sahip Türkiye'nin potansiyeline ve geleceğine inandıklarını söyledi.
Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil,
"Ekonomimiz eskisi gibi kırılgan değil.
Borçluluk oranımız düşük, bütçe disiplini
devam ediyor. Bankacılık sistemimiz
sağlam ve likit... Güçlü bankacılık sektörü
ve genç nüfusa sahip ülkemizin potansiyeline ve geleceğine inanıyoruz"
ifadelerini kullandı.
Akbank'tan yapılan yazılı açıklamaya
göre, dünyadaki ve Türkiye'deki
ekonomik gelişmelerin müşterilerle paylaşılması ve fikir alışverişinde bulunulması amacıyla "Akbank Sizin İçin
Buluşmaları"nın 2014 yılındaki yedinci
toplantısı Ankara'da gerçekleştirildi. Akbank Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi
Cem Mengi ve Akbank Genel Müdürü Binbaşgil'in, Ankara'dan çok sayıda sanayici,
iş adamı ve yöneticiyi ağırladıkları buluşmaya, bankanın üst düzey yöneticilerinden oluşan geniş bir ekip de katıldı.
Toplantıdaki konuşmasında piyasalarda
yaşanan gelişmelere değinen Binbaşgil,
şunları kaydetti:
"Birçok gelişmekte olan ülkede olduğu
gibi, ülkemizde de 2014'ün ilk çeyreği faiz
ve kur gibi başlıca finansal göstergelerde
volatilitenin yüksek olduğu bir dönem
oldu. Ancak ekonomimiz eskisi gibi kırılgan değil. Borçluluk oranımız düşük,
bütçe disiplini devam ediyor. Bankacılık
sistemimiz sağlam ve likit. Tasarrufların
artırılması ve cari açığın düşürülmesi gibi
ekonomide iyileştirilmesi gereken alanlar
bulunuyor. Bu konularda önemli aksiyonlar alınıyor. Bununla beraber sonuçların
görülmesi zaman alacaktır. Piyasaların
varlık alım programına adapte olması ve
belirsizliklerin ortadan kalkmasıyla marttan itibaren de ekonomimizden olumlu
sinyaller gelmeye başladı. Güçlü
bankacılık sektörü ve genç nüfusa sahip
ülkemizin potansiyeline ve geleceğine
inanıyoruz."
Ankara'da, topladıkları mevduatın 2
katından fazla kredi verdiklerini belirten
Binbaşgil, başkentte 1,5 milyona yakın
müşterileri bulunduğunu, yaklaşık 100
şube, 350 civarında ATM ve bine yakın
Akbanklı ile müşterilerinin finansal
ihtiyaçlarına pratik, hızlı ve modern
çözümler sağladıklarını ifade
etti.Başkentteki bu etkinlikte ayrıca, Akbank ticari bankacılıktan sorumlu Genel
Müdür Yardımcısı Kaan Gür, bireysel
bankacılıktan sorumlu Genel Müdür
Yardımcısı Galip Tözge, özel bankacılıktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Saltık Galatalı, kurumsal bankacılıktan
sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alper
Hakan Yüksel ve hazineden sorumlu
Genel Müdür Yardımcısı Kerim Rota'nın
katılımıyla dünyadaki ve Türkiye'deki
ekonomik gelişmelerin ele alındığı bir
panel de gerçekleştirildi.AA
5 MAYIS
2014
Muhasebe
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
G i r i ş i m c i l e r ve
mentorlar buluştu
üketiciler Derneği Genel Başkanı
Aydın Ağaoğlu, bankaların
hareketsiz hesaplardan ''hesap
işletim ücreti'' almadan önce, hesap
sahiplerine uyarı yapmak zoruda
olduklarına dikkat çekti.Ağaoğlu,
bankalar tarafından asgari 180 gün
hareket görmeyen hesaplardan hesap
işletim ücreti alınmasına tüketicilerden
gelen tepkiler üzerine, Türkiye Bankalar
Birliği (TBB) tarafından yirmi gün
arayla 10 Nisan ve 30 Nisan tarihlerinde
iki ayrı açıklama yapıldığını anımsattı.
T
30 Nisan
Çarşamba günü
Türk Ekonomi
Bankası’nın (TEB)
desteğiyle Maslak
Sheraton’da
düzenlenen GBA
Mentor Clinic II,
fikir aşamasında
olan, işinin
başında olup işini
geliştirmek
isteyen girişimcileri, internet ekosisteminin
Türkiye’deki
önemli temsilcileriyle buluşturdu.
BA Başkanı ve Mynet
Yönetim Kurulu Başkanı
G
Emre Kurttepeli, yaptığı açılış
konuşmasında, girişimcilik
ekosistemini güçlendirmeyi
ve girişimcilerin mentorluk
desteği ile işlerini
hızlandırmalarını amaçlayan
GBA’nın ekosisteme
katkılarını şöyle özetledi:
“Bugüne kadar aldığımız
yaklaşık 900 başvuru
arasından 280 tanesi ile yüz
yüze görüşmeler düzenledik.
80 tanesi ise Venture
Academy’de sunum yapma
şansına sahip olurken,
aralarından 10 girişime GBA
yatırımcılarından destek
geldi. Şimdi 4.5 milyon TL’ye
ulaşmış olan yatırım
portföyümüzde yer alan 10
girişimden altısı da, GBA
üyesi olmayan sektördeki
diğer yatırımcılardan ikinci
tur yatırımlarını aldılar.
Bugün ise Mentor Clinic II'de
35 mentor ile girişimcilerin ve
Türkiye internet
ekosisteminin yanındayız.”
“Yeni ekonominin doğru
yönetilmesi daha önemli”
GBA Mentor Clinic II’nin bir
sonraki konuşmacısı TEB
KOBİ Bankacılığı Direktörü
Devrim Ziya Tavil ise,
“Startuplarda İş Geliştirme”
konusuna değinirken
konuşmasında çarpıcı
istatistiklere yer verdi.
ABD'de her yıl 2.5 milyon
şirketin kurulduğunu, ancak
bu şirketlerden yalnızca
yüzde 1'inin iyi bir noktaya
gelebildiğini söyleyen Tavil,
“Türkiye'de ise her yıl 128 bin
işletme kuruluyor, fakat bu
şirketlerin yüzde 60'ı ilk beş
yılda batıyor. Buna rağmen
her yıl 18 milyar TL
girişimcilik anlamında
ekonomiye giriş yapıyor. Biz
bu noktada TEB olarak ciddi
bir ticari potansiyel
görüyoruz ve bu ekonominin
doğru yönetilmesinin daha
önemli olduğunu
düşünüyoruz” dedi. Monitise
COO’su ve GBA Üyesi Fırat
İşbecer ise, sunumunda en
çok merak edilen konulardan
birini, “Türkiye'de Exit
Stratejileri”ni ele aldı.
İşbecer, Şubat ayında toplam
100 milyon dolar bedel
karşılığında Monitise
bünyesine katılan Türk mobil
teknoloji şirketi Pozitron
örneğinden yola çıkarak,
“Şirketi kurma aşamasında
kendinize exit hedefi
koyarken, aradaki yolculuğu
hesaplamalısınız. Finansal
disiplinden delagasyon ve
danışmanlık aşamalarına
kadar her şeyi nasıl
yapacağınızı düşünmelisiniz.
5
Bu süreçte, önünüze gerçekçi
olmayan hedefler koyun ki,
yol boyunca kendinizi
aşmayı öğrenin, tutkunuzu
diri tutun çünkü sorunlar her
yıl değişiyor. Exit
aşamasında ise tükenmişlik
sendromuyla değil, yeterli
pazarlık gücüne sahip olacak
şekilde hareket edin” dedi.
İşbecer’den sonra kürsüye
çıkan Yemeksepeti CEO’su
Nevzat Aydın ise, “Globale
Oynamak” başlığı altında
yaptığı konuşmasında odak
noktasının önemine
değindi.Aydın, Türkiye'de 53
şehirde faaliyet gösteren ve
üç yıldır Ortadoğu ülkelerine
hizmet vererek yılda yüzde
180 büyüyen
Yemeksepeti'nin Rusya
pazarını deneme süreci
sonunda ekip olarak geri
çekilme kararı aldıklarını
anlattı.CİHAN
Unutulan
hesaplar
için
s o n uya r ı
İlaç fiyatalarına
zam yolda
alen 1.95 düzeyinde olan ilaç
H
alımındaki Euro kurunun
artırılması için harekete geçildi.
ğaoğlu, 1 Eylül 2013
A
tarihinde yürürlüğe giren
düzenlemeye göre, bankaların
TBB’den yapılan bu
açıklamalarda hesapların
kapatılması için 28 Nisan’ın son
tarih olmadığına işaret eden
Ağaoğlu, bankalarda unutulmuş
hesabı bulunanların panik
yapmalarına gerek olmadığını
vurguladı.
"NE OLACAĞI BELİRSİZ"
TBB’nin açıklamalarının
"Yürürlüğe giren düzenlemenin
üzerinden altı aylık süre geçmiş
olduğundan bankalarca
hareketsiz hesap sahiplerine
yapılan bildirimlerle hesabın 30
gün zarfında kapatılmaması
halinde hesap işletim ücreti
yansıtılacağı ifade edilmekte,
bildirimin ulaşmaması halinde
ne olacağı belirsiz
bulunmaktadır.
Bankadaki iletişim bilgileri
değişmiş olanların hesaplarına
böyle bir ücret
ISSN 1308 7606
Hacer Boyacıoğlu'nun Hürriyet'teki
haberine göre ekonomi bürokrasisi kur
artışı için formül arıyor. İlaçla ilgili
olarak önümüzdeki dönem bir sorun
yaşanmaması için talepleri
değerlendiren ekonomi yönetimi, ilaç
sektörüne “Sizin kurla ilgili talebiniz
nedir” diye sordu. İlaç sektörü de
ekonomi yönetimine, “İlaç alımında
kullanılan kur önce 2.2 TL’ye çıkarılsın.
Bu düzeyde 6 ay, 1 yıl süreyle kalsın.
Daha sonrasında Euro kuru 2.7 TL’ye
çıkarılsın. 2016’da da kur için yeniden
masaya oturalım ve yeni kur düzeyini
belirleyelim” önerisini götürdü. Ancak
ilaç sektörünün bu talebi kabul
görmedi. Ekonomi yönetiminin planı
ise, ilaçtaki enflasyon farkını da
gözetmek.CİHAN
asgari 180 gün hareketsiz duran
hesabı bulunan müşterilerine
mesaj, elektronik posta gibi
yöntemlerle bilgilendirdikten
sonra 30 gün zarfında hesabı
kapatmamaları halinde Hesap
İşletim Ücreti
yansıtılabileceğinin
öngörüldüğünü vurguladı.
sorunun çözümüne katkı
sağlamadığını söyleyen
Ağaoğlu, hesap İşletim ücretinin
bankaların son yıllarda
uygulamaya koyduğu pek çok
ücret kalemi gibi bir tür "deli
dumrul vergisi" olduğunu
savundu ve ekledi:
Yıl:70 Sayı:24789 Tarih:5 Mayıs 2014 Pazartesi
Yayın Sahibi İmaj İç ve Dış Tic. A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Reyhan AYTEKİN
Sorumlu Müdür
Bilal ÇETİN
Yazıişleri Müdürü
Şüheda YILDIRIM
Sayfa Editörü
Sayfa Editörü
Gülşan KURT
İstihbarat Şefi
Caner ERDOĞAN
Yasemin ERENER
Haber Müdürü
Kenan KURTOĞLU
İdari Merkez
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu
Cad. No:2 Sefaköy/
Küçükçekmece/İST
Tel :0212 540 40 45 Fax 0212 540 39 99
www.ekonomigazetesi.net .
[email protected]
Ankara Temsilciliği
Macun Mah.3. Cadde No:2
Yenimahalle /ANK.
Tel :0312 397 91 40 41
Fax 0312 397 41 5254
İstanbul Dağıtım
REKDAĞ Ltd.Şti.
İnternet Site Editörü
Miras ve satış
yoluyla parçalanma
sona eriyor
Kübra ERENER
Reklam Pazarlama ve Dağıtım
Dolmabahçe Caddesi
Eti İş Merkezi No:23 Kat:3
Beşiktaş/İST.
Tel: 0212 259 12 20
Fax: 0212 259 12 10
ANKARA
Atatürk Bulvarı Palas İş
Merkezi B Blok Kat:6 D:114
Kızılay/ANKARA
Tel: 0312 425 99 63
Fax: 0312 425 99 76
Ankara Dağıtım
AKDAĞ DAĞITIM APDULGANİ AKDAĞ
Yayın Türü:Yerel Süreli
Basıldığı Yer İstanbul
Alkım Basım Yayın Dağıtım Tic.A.Ş.
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu Cad. No:2 Sefaköy/ İSTANBUL
Tel : 0212 540 40 45 Resmi ilanlarınızı internet sitemizden de
görebilirsiniz (www.ekonomigazetesi.net)
EKONOMİ Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
arım Bakanlığı’nın tarım
arazilerinin miras ve satış
T
yoluyla parçalanmasıyla oluşan 17
milyarlık ekonomik kaybın önüne
geçilmesi için hazırladığı tasarı
Meclis'te yasalaştı. Yeni
düzenlemeye göre, asgari tarımsal
arazi büyüklüğü; mutlak tarım
arazileri, marjinal tarım arazileri ve
özel ürün arazilerinde 2 hektar,
dikili tarım arazilerinde 0.5 hektar,
örtü altı tarımı yapılan arazilerde
0.3 hektardan küçük olamayacak.
Kanuna göre, mirasçılar araziyi
paylaşma konusunda bir yıl içinde
anlaşacak. Mirasa konu tarım
arazisi üzerinde anlaşma sağlanan
mirasçıya devredilebilecek, aile
malları ortaklığı şeklinde
kullanılabilecek ya da bir limited
yansıtılacağından haberleri
olmayacağı gibi bildirimin
ulaşmasına rağmen, çeşitli
nedenlerle unutan veya
bankaya gidip hesabını
kapatamayan müşteriler
borçlandırılabilecek ve bu borç
yüzünden ilerde ciddi
sıkıntılarla karşı karşıya
kalabileceklerdir."
DURAN HESAPLAR
OTOMATİK
KAPATILMALI
Geçmişte bir şekilde adına
hesap açılmış bulunan
tüketicilerin habersizce
borçlandırılma ihtimali
bulunduğuna dikkat çeken
Ağaoğlu, bakiyesi bulunmayan
hesap sahiplerinin o hesabı
kapatılmış zannederek
unuttuğunu, tüketicilerin bu
riskten kurtarılması gerektiğini,
şirket kurularak
işletilebilecek. Anlaşma
sağlanamazsa, tarafl ar
sulh hukuk mahkemesine
dava açabilecek,
açmamaları halinde
bakanlık tarafl ara üç ay
süre verip sonrasında dava
açabilecek. Sulh hukuk
hakimi tarafından
belirlenen mirasçıya devir
yapılacak. Ehil mirasçı
bulunmaması halinde, en yüksek
teklifi veren istekli mirasçıya devir
yapılacak.Tarım arazilerinin miras
ve satış yoluyla parçalanmasına
son veriliyor. Tarım arazilerinin
toplulaştırılmasını amaçlayan,
parçalanma nedeniyle oluşan
ekonomik kaybın önüne
geçilmesini öngören yasa tasarısı
Meclis’te kabul edildi.
Tarım Bakanlığı, tarım arazilerinin
miras ve satış yoluyla
parçalanmasında oluşan ekonomik
kaybı 17 milyar TL olarak açıkladı.
Bu kaybın önüne geçilmesi
amacıyla hazırlanan tasarı
Meclis'te iktidar ve muhalefet
arasında sağlanan uzlaşmayla
hızla yasalaştı. Yeni düzenlemeye
göre, asgari tarımsal arazi
büyüklüğü; mutlak tarım arazileri,
marjinal tarım arazileri ve özel
ürün arazilerinde 2 hektar, dikili
tarım arazilerinde 0.5 hektar, örtü
altı tarımı yapılan arazilerde 0.3
TBB tarafından kamuoyuna
yapılan açıklamalarda bu yönde
bir çözüm görülmediğini belirtti.
Diğer yandan hesap varlığını
öğrenmek ve kapatmak isteyen
müşterilerin ciddi engellerle
karşılaştığını vurgulayan
Ağaoğlu, bir başka şubedeki
hesabın kapatılmasını isteyen
tüketiciye hesaptaki 89 kuruşluk
parasını çekmeden hesabı
kapatamayacağının söylendiğini
ve 89 kuruşun çekilmesi için 575
kuruş ücret talep edilebildiğini
söyledi.
Ağaoğlu, duran hesaplarla ilgili
bildirime rağmen müşterinin
bankaya dönüş yapmaması
durumunda bakiyesiz
hesapların kapatılmasının
bankalarca otomatik
gerçekleştirilmesi gerektiğini
belirterek, "Bakiyesi bulunan
hektardan küçük olamayacak.
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı
Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun’a göre, asgari
tarımsal arazi büyüklüğü, bölge ve
yörelerin toplumsal, ekonomik,
ekolojik ve teknik özellikleri
gözetilerek Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı’nca
belirlenecek. Bakanlık, asgari
tarımsal arazi büyüklüklerini
günün koşullarına göre
artırabilecek.
Paylaşım nasıl olacak?
Kanuna göre, mirasçılar araziyi
paylaşma konusunda bir yıl içinde
anlaşacak. Mirasa konu tarım
arazisi üzerinde anlaşma sağlanan
mirasçıya devredilebilecek, aile
malları ortaklığı şeklinde
kullanılabilecek ya da bir limited
şirket kurularak işletilebilecek.
Anlaşma sağlanamazsa, taraflar
sulh hukuk mahkemesine dava
açabilecek, açmamaları halinde
bakanlık tarafl ara üç ay süre verip
sonrasında dava açabilecek. Sulh
hukuk hakimi tarafından
belirlenen mirasçıya devir
yapılacak. Ehil mirasçı
bulunmaması halinde, en yüksek
teklifi veren istekli mirasçıya devir
yapılacak. Ehil ve istekli
bulunmazsa sulh hukuk hakimi
satışı sağlayacak. Ehil mirasçının
belirlenmesine yönelik kriterler ise
hesaplarla ilgili olarak da hesap
sahibinin bankanın bildirimine
dönüş yapmaması halinde
hesap askıya alınabilir ve 10 yıl
sonra mevzuatımıza göre
TMSF’ye devredilebilir.
Önceden vefat etmiş, ancak
bankada kapatılmamış hesabı
bulunan müşteriler de bankaca
yapılan bildirime öngörülen
sürede cevap
veremeyeceğinden, Hesap
İşletim Ücreti olarak tahakkuk
ettirilecek borç varislerden talep
edilebilecek" dedi.
BDDK ve TBB’den çözüm getiren
düzenleme ve açıklamalar
yapılmasını beklediklerini ifade
eden Ağaoğlu, "Aslında hareket
gören hesaplara da hesap
işletim ücreti yansıtılmamalıdır"
dedi.HABER MERKEZİ
yönetmelikle belirlenecek. Devam
eden davalarda eski kanun
hükümleri uygulanacak. Yeterli
ödeme gücü olmayan ehil veya
istekli mirasçı için kredi imkanı
sağlanacak. Kanunun yasalaştığı
tarihten itibaren 2 yıl içinde
yapılacak devir işlemleri,
harçlardan müstesna olacak. Bu
süre, Bakanlar Kurulu tarafından 2
yıl uzatılabilecek. Yasa ile Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na
351’i taşrada olmak üzere, toplam
489 kadro veriliyor.Tarım Bakanı
Mehdi Eker, tasarının kabul
edilmesinin ardından yaptığı
konuşmada, AK Parti hükümetleri
döneminde 4 milyon hektar alanda
toplulaştırma yapıldığını açıkladı.
Halen 2-2.5 milyon hektar alanda
toplulaştırma çalışmalarının
sürdüğünü belirten Eker,
toplulaştırılan alanın yıl sonu
itibariyle 6-6.5 milyon hektara
ulaşacağını kaydetti.
TZOB: Sonuna kadar destekliyoruz
Türkiye Ziraat Odaları Birliği
(TZOB) Genel Başkanı Şemsi
Bayraktar, arazilerin
parçalanmasını önleyecek Toprak
Koruma ve Arazi Kullanım
Kanunu’nunun 59 dekara inmiş ve
7 parselden oluşan tarım
işletmelerinin daha da
parçalanmasının önüne geçeceğini
belirtti.CİHAN
6
5 MAYIS 2014
Dış Haberler
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
GÜNEY KORE
Güney Kore'nin
başkenti Seul'de,
metro hattında meydana gelen kazada 172
kişi yaralandı.
Kazanın, Sangwangsimni İstasyonu'nda, arıza yaparak
duran trene arkadan
gelen bir diğer trenin
çarpması sonucu meydana geldiği
belirtildi.Yaralanan 172
kişinin neredeyse
yarısının, durumlarının ciddi olmadığı
gerekçesiyle, kontrol
için gittikleri hastanelerden taburcu edildiği,
metro sürücüsününse
ağır yaralandığı ifade
edildi. Kazanın meydana geldiği istasyon,
başkentin yoğun metro
hatlarından birinde yer
alıyor.
AA
UKRAYNA
Ukrayna Savunma
Bakanlığı, helikopterlerin düşürülmesinde
rol oynadığı iddia
edilen 4 kişinin yakalandığını duyurarak bu
kişilerin yere
yatırılmış, elleri
arkadan kelepçelenmiş
halde görülen fotoğraflarını internet
sitesinde yayımladı.
Ukrayna ordusunun
doğudaki Slavayansk
kentinde bu sabah
başlattığı operasyonda
düşen helikopterlerden
birinin pilotunun
yaralı olarak Rusya
yanlısı silahlı kişilerce
ele geçirildiğini
bildirildi.
Ukrayna Savunma
Bakanlığından, pilotun
durumunun ağır
olduğu, kurtarılması
için çalışmaların
sürdüğü belirtildi. AA
Yanukoviç
Rusya’ya
32 milyar
dolar
götürdü
krayna Başsavcılığı devrik
Cumhurbaşkanı Viktor
Yanukoviç’in Rusya’ya giderken
yanında 32 milyar dolar para
götürdüğünü ileri sürdü. Financial
Times’a konuşan Başsavcı Oleh Mahnitski, “Rusya dışında tüm ülkeler
Ukrayna ile işbirliği içinde. Son
araştırma bilgilerine göre, Rusya’ya
Ukrayna’dan kamyonla 32 milyar dolar
gitti.” iddiasında bulundu.
U
Ukrayna Başsavcısı, mafyavari bir
yönetimle suçladığı Yanukoviç’in ülkeye toplam maliyetinin 100 milyar
doları bulduğunu söyledi. Doğu ve
güney bölgelerindeki ayaklanmaların
da bu para ile finanse edildiğini iddia
edildi.
Rusya Başsavcısı Yuri Çayka,
Yanukoviç’i hala Ukrayna’nın Cumhurbaşkanı olarak gördüklerini,
Moskova’nın Yanukoviç’i sınır dışı
etmek gibi bir planı olmadığını
söyledi. Ukrayna Başsavcısı,
Yanukoviç aleyhine bir dizi dava
açıldığını, İsviçre, Avusturya ve diğer
AB ülkelerinden de yardım beklediklerini ifade etti.
CİHAN
Mısır'da darbe karşıtı gösterilere müdahale
Mısır'da ülke genelinde
aralarında İhvan'ın da
bulunduğu çeşitli
muhalif gruplar
tarafından düzenlenen
darbe karşıtı gösterilere
polis güç kullanarak
müdahalede bulundu.
"Darbeyi Ret ve
Meşruiyete Destek için
Ulusal İttifak"
hareketinin dün
başlattığı Üçüncü
Devrim Dalgası
çerçevesinde
düzenlenen gösterilere
polis sert karşılık verdi.
ahire'deki el-Ezher Üniversitesi
kampüsünde Cuma namazı
sonrasında gösteriye hazırlanan öğrenciler, polisin sert müdahalesiyle dağılmak zorunda kaldı.
K
Öğrenci yurtlarına kadar yaklaşan
güvenlik güçleri tarafından atılan
göz yaşartıcı bomba ve kullanılan
pompalı tüfeklerin etkisiyle kampüs
içinde dağılan öğrenciler, küçük
gruplar halinde birçok noktada
protestolarını sürdürdü.
Kahire'nin kuzeyinde Bahira vilayetine bağlı Kefr Devvar kentinde
güçlü olan darbe karşıtlarının gösterilerine de polisin müdahalede bulunarak bazı protestocuları
tutukladığı bildirildi. Mısır Dışişleri
Bakanı Nebil Fehmi'nin son ABD ziyaretinde "Mısır ABD ilişkilerinin
meşru evlilik" ilişkilerine
dayandığını söylemesinin protesto
edildiği gösterilerde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin boykot edileceği
vurgulandı. Mısır'da 45'inci haftasına giren darbe karşıtı gösteriler
309 gündür ülke genelinde aralıksız
yürütülüyor.
İskenderiye'de 2 kişi öldü
İskenderiye kentinde düzenlenen
darbe karşıtı gösterilerde ölü
sayısının 2'ye yükseldiği bildirildi.
Darbe Karşıtı Ulusal İttifak kaynaklarından alınan bilgiye göre,
polisin, kentin El-Acemi bölgesinde
cuma namazının ardından düzenlenen gösterilere müdahalesinde bir
kişi daha hayatını kaybetti. Böylece
ölenlerin sayısı 2'ye yükseldi.
Ölen kişinin 17 yaşındaki bir genç
olduğu belirtildi
Darbe Karşıtı Ulusal İttifak kaynakları, El-Acemi bölgesindeki gösterilere polisin müdahalesi sırasında
Muhammed Abdullah (18) isimli
gencin öldüğünü, 11 kişinin yaralandığını duyurmuştu.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Sisi ve
Sabbahi yarışacak
Mısır Yüksek Seçim Kurulu'ndan
yapılan açıklamada, 26-27 Mayıs'ta
yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı aday listesinde 2 kişinin
adlarının bulunduğu, buna göre eski
Savunma Bakanı Abdulfettah Sisi ve
Halk Akımı Platformu Başkanı
Hamdin Sabbahi'nin seçimde
yarışacağı ifade edildi.
Yüksek Seçim Kurulu, söz konusu iki
adayın adlarının yarın Resmi
Gazete'de yayınlanacağını duyurdu.
Adaylara, 23 Mayıs'a kadar seçim
kampanyalarını resmen başlatabilecekleri iletildi. Mısır'da cumhurbaşkanlığı seçimleri 26-27 Mayıs'ta
düzenlenecek.
AA
Putin’den
Kiev’e “Cenevre
anlaşmasına
uy” çağrısı
YENİ BULUŞLAR-TEKNOLOJİ
AFGANİSTAN
Afganistan'ın kuzeydoğusundaki Badahşan vilayetinde toprak kayması
sonucu ilk belirlemelere
göre 400 kişinin yaşamını
yitirdiği bildirildi.
Badahşan Vali Yardımcısı
Gül Muhammad Bidar, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, Badahşan'ın Argo
ilçesinin Ab Barik bölgesinde birkaç gündür etkisini arttıran yağışların yol
açtığı heyelanda 400
kişinin öldüğünü belirtti.
Toprak kayması sonucu
300 evin toprak altında
kaldığını ifade eden Bidar,
kaybolan birçok kişiye
ulaşılamadığını ve arama
kurtarma çalışmalarının
devam ettiğini söyledi.
Bidar, olay yerine ulaşan
güvenlik güçlerinin zarar
görenlere yardım ettiğini
sözlerine ekledi. Badahşan
İl Şura Başkanı Abdulvahid Tayyibi de olayda 3
caminin de toprak altında
kaldığını ölü sayısının artmasından endişe ettiklerini kaydetti.
AA
Bilgisayarda bahar
R
temizliği vakti geldi
usya Devlet Başkanı
Vladimir Putin, İngiltere Başbakanı
David Cameron ve İtalya
Başbakanı Matteo Renzi
ile yaptığı telefon
görüşmesinde Ukrayna
krizini ele aldı. Putin,
Kiev’i Cenevre’de 17
Nisan’da imzalanan anlaşmaya uymaya çağırdı.
Kremlin’den yapılan açıklamaya göre, Putin’in, İngiltere Başbakanı
Cameron’la Ukrayna
krizini ele aldığı, ülkede
tansiyonun düşürülmesi
için Kiev yönetiminin 17
Nisan 2014’de imzalanan
Cenevre anlaşmasına uyması gerektiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca
İngiltere ve Rusya liderlerinin, Ukrayna krizinin
barışçıl yollarla çözülmesi
gerektiği konusunda fikir
birliğine vardığı belirtildi.
Putin, İtalya Başbakanı
Renzi ile de yaptığı
konuşmada Ukrayna’da
yaşanan gelişmeleri ele
aldı ve Cenevre anlaşmasına uyulması
konusunda mutabakata
vardı. Rusya ve İtalya liderleri enerji dahil iki ülke
ilişkilerini de ele aldı.
BULGARİSTAN
Bulgaristan'da Suçları
İcra Ajansı, biri Bular
diğeri Guatemala
vatandaşı olan iki
kişinin Sofya Cezaevi'nden kaçtığını
duyurdu.
Bulgar olan N.N'nin 20
yıllık cinayetten hapis
yattığı, H.M isimli
Guatemalalı mahkumun ise birkaç hırsuzlık ve ruhsatsız silah
bulundurma suçlarından cezaevinde bulunduğu belirtildi.
Hapishanenin
kalorifer dairesinde
çalışan söz konusu
şahısların buradaki
bodrum katından
kaçtıkları tahmin
ediliyor. Olayla ilgili
inceleme başlatan
yetkililer, kaçakların
izini bulmak için ekip
oluşturdu.
CİHAN
emizliğe masaüstünden başlayın.
Yedekleme işlemini yaptıktan
sonra dosyalara geçebilirsiniz.
Global antivirüs yazılım kuruluşu
Eset, daha iyi performans sağlamak ve
daha güvenli bilgisayar kullanımı için
dijital bahar temizliği tavsiye ediyor.
T
İşte bahar temizliği için 6 ipuçu:
> Masaüstünden başlayın: Gereksiz
dosyaları silin, kullanmadığınız programları denetim masasındaki “Program Kaldır“ bölümünden kaldırın.
Geçici dosyalarınızı temizleyin ardından çöp sepetini boşaltın.
> Yedekleyin: Önemli verileri ve fotoğraflarınızı mutlaka başka bir dijital
ortam veya cihaza yedekleyin. Böylece
bilgisayarınız ya da tabletiniz bozulduğu ya da kaybolduğu zaman verilerinizi de kaybetmemiş olursunuz.
> Güncelleyin: Hem işletim sistemi
hem de kullandığınız yazılımlara
yönelik güncelleme uyarılarını dikkate
alın ve sistem yamalarını yüklemeyi
ihmal etmeyin!
Özellikle işletim sisteminde oluşan
açıklar, siber suçlular tarafından
önemli bir virüs bulaştırma aracı
olarak değerlendiriliyor.
> Parola değişikliği yapın: Son
dönemde VPN kullanımı, DNS değişikliği ya da global sunucuların uğradığı
siber saldırılar sonucu, sistemlerimiz
çeşitli risklerle karşı karşıya kaldı.
Bu nedenle e-postalarınızda, sosyal
medyada, alışveriş ve bankacılık
işlemlerinizde kullandığınız parolaları
yenileyin. Şifrelerinizi harfli-rakamlı
karmaşık şekilde oluşturun.
> Güncel antivirüs yazılımı kullanın:
Her gün 200 bin yeni virüs, dijital
dünyaya salınıyor. Tek başına mücadele edemezsiniz. Güncel ve lisanslı
bir güvenlik yazılımı korunmanıza
yardımcı olur.
> USB, SD kart gibi harici bellekleri
tarayın: Virüsler açısından taşıyıcı
olabilecek taşınabilir diskinizi güncel
bir virüs tarayıcı ile kontrol edin,
zararlı yazılım varsa temizleyin.
Rusya, ABD, AB ve
Ukrayna temsilcilerinin
Cenevre’de yaptıkları
görüşmede tansiyonun
düşürülmesi için iki
taraftan da silahlı milis
grupların silahlarını
bırakması, genel af ilan
edilmesi ve anayasal reform için çalışmaların
başlatılması talep
edilmişti. Geçen hafta
Ukrayna geçici Cumhurbaşkanı Olaksandr Turçinov, doğu ve güney
bölgelerde federasyon
talebi ile ayaklanan gruplar üzerine askeri operasyon başlatırken,
Moskova, sivillere yönelik
ordunun kullanılmasına
sert tepki göstermişti.
CİHAN
5 MAYIS 2014
Politika
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Destici:
Gülen'in
iadesiyle ilgili
adım atanlar
pişmanlık
duyacak
üyük Birlik Partisi (BBP)
Genel Başkanı Mustafa Destici, Amerika'da bulunan
Fethullah Gülen'in iadesiyle ilgili
adım atanların bir gün pişmanlık
duyacağını söyledi. Mustafa Destici, Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde
partisinden belediye başkanı
seçilen Dede Yıldırım’ı ziyaret etti.
B
Böyle düşünüyor ve böyle inanıyorum. Çünkü, belge ve ispatlanan
bir şey yok ortada, sadece iddialar
var. Kendileriyle ilgili sürdürülen
bir takım soruşturmaların akabinde bu tür iddialar gündeme getirildi.
Bu güne kadar başta dünyanın her
tarafında başta okullar olmak
üzere yapılan faaliyetlerin takdirle
anıldığı ve övgüyle söz edildiği
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin
bugün Amerika Birleşik Devletleri'nden hem de 'örgüt başı' 'örgüt
üyesi' ve 'terör suçlusu' gibi iade
edilmek istenmesini gerçekten adil,
ahlaki ve doğru bulmuyorum.
Bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini
düşünüyorum."Türkiye’de
hukukun dışına çıkan varsa, devletin gizli bilgilerini, belgelerini
yurt dışına aktaran varsa, yani casusluk yapanlar varsa kamu
düzenini, yasalara uymayan varsa,
meşru seçilmiş hükümete darbe
girişimi varsa, elbette bunlarla ilgili işlemler yapılmalıdır." diyen
Destici, şöyle devam etti:
"Ama olmayan bir şeyi varmış gibi
göstererek, bence bir takım kurmaca soruşturmalarla ve
dosyalarla Türkiye'nin gündemini
meşgul edecek ve sonucunda bir
şey çıkamayacağı, bu tür aslında
milleti kamplaştıracak, ayrıştıracak, daha da bu ayrımcılığı derinleştirecek, birliğimizi ve
beraberliğimizi zarar verecek her
türlü adımdan da herkesin artık
kaçınması gerektiğini düşünüyorum." diye konuştu.
Son zamanlarda çocuk ölümlerinin
artığını hatırlatan Destici, "Acı
hissedildiği zaman düşünüyoruz.
Küçük yaştaki çocuklar canice
öldürülüyor.
Destici, şöyle konuştu: "Çok net bir
şekilde ifade ediyorum. Türkiye’yi
yönetenlerde aldıkları bu karardan
dolayı pişmanlık duyacaklarını
düşünüyorum. Başta paralel devlet
olmak üzere bu tür iddiaların sanal
ve izafi olduğunu başından beri
söyledim.
Biz idam konusunu baştan beri
söylüyoruz. 2 şey için idam istediğimizi söyledik; birincisi çocuk
yaştaki insanların öldürülmesi,
Mehmetçiğe kurşun sıkan, onları
şehit eden teröristler için idam
cezasının geri getirilmesi lazım."
şeklinde konuştu.
CİHAN
H
Meclis'te basın toplantısı
düzenleyen Kaplan, Türkiye'nin
basın özgürlüğü olmayan
ülkeler arasına düştüğünü belirterek
"Demokratik bir toplum açısından son
derece tehlikeli ve önemli bir
uyarıdır." ifadesini kullandı. Bu dereceyi aldığı için AK Parti hükümetini
kutlayan Kaplan, ona en kötü 'bilmem
ne madalyası'nın takılması gerektiğini
düşündüğünü kaydetti. Eski 4 bakan
hakkındaki önergelerin pazartesi
görüşüleceğini ve Meclis TV'nin yayın
yapmadığını hatırlatan Kaplan,
"Aslında basın özgürlüğünden ne
kadar korkunun da ifadesidir. Halkın
şeffaf bilgilenme hakkına karşı son
derece hesaplı kitaplı, son derece kurnazca, son derece 'bir an önce örtelim,
Kaplan
Adalet, sadece muktedir
olanlar için mi var?
kapatalım, dosyayı sümenaltı edelim'
anlayışının hakim olduğu bir yaklaşım tarzıyla karşı karşıyayız." şeklinde konuştu. Meclis Başkanı Cemil
Çiçek'e de seslenen Kaplan, "Eğer korkmuyorsanız halktan; pazartesi günü
Meclis TV'yi açın. Eğer korkmuyorsanız halktan davet ediyoruz sizi, HDP
olarak. Yoksa sizin konuştuklarınızla
sizi vuracağız." diye konuştu. Tek tek
soruşturma komisyonları kurulmasını
isteyen Kaplan, herkesin tek tek aklanması gerektiğini, bunun siyasi,
ahlaki ve vicdani sorumluluk
olduğunu ifade etti.
Yolsuzluk soruşturmasına
takipsizlik veren savcının
"Yeterli delil yok" açıklamasını
da değerlendiren Kaplan, şunları
söyledi: "Ben ceza avukatıyım, bana
soru sormayınız. Tek kelimeyle cevabım budur. Her takipsizlik kararı itiraza tabidir. Ben demiyorum, AK
Partililer söylüyor, tutanaklarda
yazıyor. Çünkü her an yeni bir delil ile
itiraz ile bunlar açılabilir. Ben burada
niye bunu verdi demiyorum. Ben şunu
soruyorum: Pazartesi günü bunları
görüşüyorduk; ne oluyor. HSYK bir
yandan, savcılar bir yandan. 5 sene tutuklu olup ifadesini vermeyen insanlar var, hasta tutuklular ölüyor her
gün. Daha bugün bir tanesinin cenazesi Kocatepe'den kaldırıldı. Adalet,
muktedir olanlar için mi var sadece?
Adalet sadece muktedirlerin haklarını
mı korur? Yurttaşın hepsi bu adalet
Paralel dendiğini ancak bir tane
soruşturma açılmadığının altını çizen
Kaplan, insanların sürüldüğünü,
görevden alındığını kaydetti. Böyle
şeylerin hiçbir hukuk ve demokrasi
devletinde olmadığını vurgulayan Kaplan, soruşturma yapan iyi savcılar ile
yakalama kararı veren hakim
hakkında HSYK'nın soruşturma açılmasına karar verildiğini hatırlattı.
"Soruşturulacaklar başka, yapanlar,
fezleke içinde olanlar değil." diyen Kaplan, Deniz Feneri savcılarına
yapılanları hatırlattı.
İdam kararının geri getirilmesi
konusunda da Kaplan, devletin kurumları hükümet
dahil görevlerini yapmadığını söyledi.
Kaplan, şunları söyledi: "Bakan çığlık
atın diyor. Taksim meydanında
herkese çığlık attırıyorlar çünkü evlerine gaz atıyorlar. Bu idam edelim olayı
da bir nevi çığlık atın önerisinin
aynısıdır. Elbetteki bu tür yüz
kızartıcı, toplum tarafından son
derece ağır suçlar ve cezaları zaten
yasalarımızda ağırdır.
Sorun cezanın azlığında çokluğunda
değil; bir önleme konusunda devletin
hiçbir projesi yok, hiçbir engeli yok.
En önemli nokta ise devletin ceza yaptırımıyla basite alması son derece
vahim bir olay. Çünkü devletin güvenliği, polisi Türkiye bütçesinin yüzde
55'ini alıyor."
Gürkan ÖZTEKİN-EKONOMİ
BMM Kayıp Çocuklar
Araştırma Komisyonu
Başkanı Halide İncekara,
çocuk cinayetlerine ilişkin
idam tartışmalarıyla
konusunda en büyük sorumluluğun ailelere ve çevreye
düştüğünü söyledi.
T
AK Parti MKYK Toplantısı
öncesinde AK Parti Genel
Merkezi önünde gazetecilerin
sorunlarını cevaplayan İncekara, idam tartışmalarını
değerlendirdi.
İncekara, "Son günlerde
yaşadığımız küçük çocuklarımızın kandırılması, aile ve
çevrenin çocukla olan ilgisi ve
titizliği maalesef gözümün
önüne getirdi.
Ben burada Radikal’i kınamayayım ama sadece dikkatleri Bakan ve Bakanlıklar
üzerine çekmek suçlulara
rahat alan tanıyor.” ifadelerini
kullandı.
karşısında eşit değil mi? Anlatmak
istediğimiz nokta bu. Kirlendi toplum
artık kirlendi. Üç yılda trilyoner olan
insanlar var bu ülkede. Nerden geldi,
kaynağını soramıyorsun." Nerden buldun yasasının kaldırıldığını hatırlatan
Kaplan, kendi çocuğunun da
Başbakan'ın çocuğunun da yurt
dışında üniversite okuduğunu hatırlatarak, Başbakan'ın çocuklarının 7
tane gemiciğinin bulunduğunu ifade
etti.
Kendisinin emekli maaşından
gönderdiğini anlatan Kaplan,
"Senin benden fazlalığın nedir
kardeşim, nasıl oluyor?" diye sordu.
Bunları sormanın kamu vicdanı ve
adaletin gereği olduğunu vurgulayan
Kaplan, bir Hz. Ömer'in adaleti
olduğunu bir de Hz. Tayyip'in adaletinin geliştiğini kaydetti. İki adalet
arasında bu vatandaşın iki seçime
gideceğini dile getiren Kaplan, dargeniş hesaplarının yapıldığını ifade
etti. Bir başka soru üzerine ise Kaplan,
soruşturma izni vermeme kararı
alınırsa da hiç şaşmayacağını vurguladı. İki seçime giderken işlerine
gelmeyeceğini belirten Kaplan,
adaletin bu olup olmadığını sordu.
İncekara:
En önemli
unsur aile
ve çevre
İncekara, “Kaymakamlıklarımız, muhtarlıklarımız,
imamlarımız, öğretmenlerimiz
kim varsa çocuğun etrafında
aynı hassasiyeti sürekli olarak
yaşamalarını arzu ediyoruz."
dedi.
"İDAM GERİ GELSİN"
Ziyarette gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Destici,
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin
iadesiyle ilgili adım atılmasının
doğru bulmadığını belirtti.
alkların Demokratik Partisi
(HDP) Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan, "Adalet, muktedir olanlar için mi var sadece? Adalet sadece
muktedirlerin haklarını mı korur?
Yurttaşın hepsi bu adalet karşısında
eşit değil mi? Anlatmak istediğimiz
nokta bu. Kirlendi toplum artık kirlendi. Üç yılda trilyoner olan insanlar
var bu ülkede. Nerden geldi, kaynağını soramıyorsun." dedi.
Toprak: AKP
olağanüstü
hal partisi
olduğunu
bütün
dünyaya
gösterdi
7
Halide İncekara, şunları
söyledi. "Ben hepinizden rica
ediyorum, aynı komisyon
çalışırken nasıl bir hassasiyet
gösterdinizse, nasıl o günlerde
çocuklardaki ölüm ve kayıp
oranları azaldıysa, aynı hassasiyetiniz devam etmesini istiyorum.
HP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan
Toprak, 1 Mayıs günü yaşanan olayların en büyük sorumlusunun yasakçı
zihniyet olduğunu belirterek, “AKP
olağanüstü hal partisi olduğunu bütün
dünyaya göstermiştir.” dedi.
C
1 Mayıs kutlamalarına katılan İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Şafak
Pavey’e uygulanan şiddeti kınayan Erdoğan Toprak, yaptığı yazılı açıklamada,
AK Parti’nin bu olayın sorumluları
hakkında acil bir biçimde soruşturma
başlatmasını istedi.
CHP’li Toprak, açıklamasında, “Bütün
dünyanın otoriter olarak eleştirdiği Rusya
yönetimi 20 yılı aşkın bir süreden sonra
Kızıl Meydan'da 1 Mayıs kutlamalarına izin
verdi. AKP ise darbe dönemlerini bile
aratan bir yaklaşımla başta İstanbul olmak
üzere ülkenin bütün kentlerinde
olağanüstü hal ilan etti.
Avrupa İnsan Hakları kararlarını tanımayan bir iktidar artık Avrupa Birliği projesinden söz edemez. Temel insan
haklarını ve anayasal hakları çiğneyen bir
iktidar artık demokrasiden söz edemez.
Her yıl ülkelerin basın özgürlüğünü inceleyen Freedom House, 2014 raporunda
Türkiye'yi son 15 yıldır ilk kez 'kısmen
özgür ülkeler'den 'özgür olmayan ülkeler'
kategorisine düşürdü.
Bütün bu vahametin, demokrasi yokluğunun, baskıcı ve otoriter rejimin sebebi
AKP’dir. Olağanüstü hal rejiminin uygulandığı bir ülkede ne demokrasi olur, ne de
ekonomik istikrardan söz edilebilir. AKP
bu baskıcı rejim uygulamalarıyla
Türkiye’yi medeni dünyadan koparmaktadır.
Türkiye her geçen gün artan bir baskı rejimine sürüklenmektedir. 1 Mayıs kutlamalarına katılan İstanbul Milletvekili ve
Genel Başkan Yardımcımız Şafak Pavey’e
uygulanan şiddeti kınıyorum. AKP bu
olayın sorumluları hakkında acil bir
biçimde soruşturma başlatmalıdır.
Dillerinden milli irade lafını düşürmeyenler milletin vekiline uygulanan şiddet
konusunda da sessiz kalamazlar. Türkiye 1
Mayıs’taki manzarayı ve bu manzaranın
yaratan aktörlerin yönetimini hak etmiyor.
21. Yüzyılda despotizm bu topraklara
yakışmamaktadır.” ifadelerine yer verdi.
CİHAN
Nasıl istiyorum zaman zaman
kısa spotlarla, zaman zaman
dizilerin arasına karıştırılmış
söylemlerle çocuğun korunmasız olduğunu ve en başta en
büyük sorumluluğun ailelerle
birlikte çevreye düştüğünü,
kaymakamlıklarımız, muhtarlıklarımız, imamlarımız, öğretmenlerimiz kim varsa çocuğun
etrafında aynı hassasiyeti
sürekli olarak yaşamalarını arz
ediyoruz.
Bu arada basından da sadece
gündem zayıfladığında çocuklar üzerine dikkat yoğunlaşmak yerine gündeminde
devamlı çocukları tutmasını
arzu ediyoruz.”
Kayıp Çocuklar Araştırma
Komisyonu’nun hazırladığı raporun da sorulduğu İncekara,
“Evet, bu bizim maalesef bir
hastalığımız. Çalışıyoruz,
üretiyoruz bütün kurumlar
olarak söylüyorum. Sizler, bizler, siyaset.
Fakat sonuçlar çıktıktan sonra
birkaç gün haberlerin konusu
oluyor, gündeme düşüyor
ondan sonra herkes unutuyor.
Unutmayalım ki çocuklar
sadece geçen hafta yoğunlukla
kaçırılıp ölmediler.
Haftalarda, aylarda devamlı
bir sürü ailenin ciğerleri yürekleri yanıyor. Bir süreklilik olsa
daha iyi olur.” değerlendirmesinde bulundu.
İncekara, "Bakanlara dikkati
çeken basın. Basın kendi üzerindeki sorumluluğu ve
dikkati başka yere yönlendirmek istiyor.
Çünkü hayatımızın neredeyse
yüzde 90'ı basın ve yayın
yoluyla şekilleniyor. Bakanlar
gelip aileler de bizleri, çocuklarımızı bekleyecek hali yok.
Bakanlıklar kurumlarıyla, kuruluşlarıyla, idari mekanizmalarıyla çalışırlar ama en
önemli unsur hep söyledik;
aile.” şeklinde konuştu.
CİHAN
8
Gündem
5 MAYIS
HSYK 3. Dairesi dört isimle ilgili incelemenin soruşturmaya
dönüştürülmesi konusunda karar vermek için geçtiğimiz
günlerde bir araya geldi. Dairenin 7 üyesinden üçü 'soruşturma izni verilmemesi' konusunda görüş bildirirken, 4
üyenin "soruşturma izni verilmeli' şeklindeki kanaatleriyle
dört isme 4/3 oy çokluğu ile soruşturma başlatıldı.
7 ve 25 Aralık
1savcılar
soruşturmalarını yürüten
Celal Kara, Muammer
Celal Kara ve Tekirdağ atanan
Muammer Akkaş ile yetkileri
alınan hâkim Karaçöl
hakkındaki soruşturma HSYK
2.Dairesi tarafından
yürütülecek.
HSYK 3. Dairesi dört isimle
ilgili incelemenin
soruşturmaya dönüştürülmesi
konusunda karar vermek için
geçtiğimiz günlerde bir araya
geldi. Dairenin 7 üyesinden
üçü 'soruşturma izni
verilmemesi' konusunda görüş
bildirirken, 4 üyenin
"soruşturma izni verilmeli'
şeklindeki kanaatleriyle dört
isme 4/3 oy çokluğu ile
soruşturma başlatıldı.
T24'ten Arzu Yıldız'ın haberine
göre; Akkaş, Kara, Öz ve
Karaçöl hakkında soruşturma
açılmaması yönünde oy
kullanan üyeler Ahmet Kaya,
Bülent Çiçekli ve Resul
Yıldırım olurken, soruşturma
açılması yönünde görüş
bildirenler arasında 17 Aralık
sonrası adli kolluk yönetmeliği
değişikliğine imza atan ve
sürece dair uzun bir açıklama
yayınlayan HSYK 3.Dairesi
Başkanı Ahmet Hamsici,
üyeler Ömer Köroğlu, Ahmet
Karayiğit, Zeynep Kavlak oldu.
Dört isim savunmalarını
yapacak
17 Aralık sonrasında Bolu'ya
düz savcı olarak atanan
Zekeriya Öz, Afyon'a atanan
Dört isme müfettiş
raporlarında geçen hususlara
ilişkin savunmalarını
yapmaları için önümüzdeki
günlerde HSYK'dan yazı
gönderilecek. Savunmalar
alındıktan ve bu isimlerin
belirteceği tanıkların
dinlenmesi, yeni delillerin
incelenmesi neticesinde
soruşturma tamamlanacak.
Dört isimle ilgili müfettiş
incelemesinde medyada yer
alan iddiaların yansıdığı,
savcı Muammer Akkaş'ın 25
Aralık günü mahkeme
aracılığıyla aldığı gözaltı
kararının uygulanmaması
üzerine yaptığı basın
açıklaması, aynı dosya ile ilgili
gözaltı kararı veren
Özgürlük Hakimi Süleyman
Karaçöl'ün dosyaları
incelemeden bu kararı verdiği
ayrıca yine dosyaları
incelemeden bazı iş
adamlarının mal varlıklarına
tedbir uygulanması
kararından dolayı
soruşturulması istendi.
Savcı Celal Kara ile ilgili ise,
basına yansıyan iddialar
müfettiş raporuna yansıdı. Söz
konusu iddialar arasında
Kara'nın bazı şüphelilerden
Başbakanın ismini vermesi
yönünde baskı yaptığı
hususları da yer aldı.
Öz hakkında basına yansıyan
iddialar soruşturulacak
Öte yandan, dönemin İstanbul
Cumhuriyet Başsavcı vekili
olan Savcı Zekeriya Öz ile ilgili
de Dubai seyahati ile ilgili Ali
Ağaoğlu'nun açıklamaları,
bunun yanı sıra Ağaoğlu'nun
bir avukatının beyanları
rapora yansıdı. Öte yandan
basında yer alan 'savcı iş
takibinde' başlıklı haberde yer
alan savcı Öz'ün Fatih
Belediye Başkanı ile bir otel
yapımı için görüştüğü
yönündeki haberlerinde
araştırılması gerektiği ifade
edildi.
İddiaların dosyaya yansıdığına
dair somut delil bulunamadı
Kurulda yapılan görüşmelerde
üyeler, savcının Dubai
seyahatine Ağaoğlu tarafından
gönderildiğine dair somut bir
delil olmadığını, gerek Fatih
Belediye Başkanının gerek de
Ağaoğlu'nun soruşturmaların
şüphelisi olduklarını ve Öz'ün
bu ilişkileri soruşturma
dosyasına bu kişilerin lehinde
bir husus olarak
yansıtmadığını belirterek,
soruşturmaya gerek
olmadığını savundular.
Müfettişe de
inceleme başlatıldı
Öte yandan, savcılarla ilgili
incelemeyi yapan HSYK
Müfettişi Vedat Ali Tektaş'ın
hazırladığı raporda, savcı
Öz'ün mal varlığını araştırdığı
öğrenildi. Kurulun Öz
hakkında verdiği inceleme
izninde mal varlığının
araştırılması, hesaplarının
incelenmesi gibi hususların
yer almadığı belirtililerek,
Tektaş'ın yetkilerini aştığı
gerekçesiyle de Tektaş
hakkında inceleme başlatıldı.
Tektaş'ın yetkilerini aşması ile
ilgili başlatılan incelemenin de
HSYK'da görevli kıdemli bir
müfettiş tarafından
inceleneceği öğrenildi.
Tektaş daha önce Deniz Feneri
e.V soruşturmasını yürüten
savcılar Nadi Türkaslan,
Abdulvahap Yaren ve Mehmet
Tamöz hakkında "görevi
kötüye kullanmak" ve "evrakta
sahtecilik" yapmak
suçlamaları ile rapor
hazırlamış, savcılar
Yargıtay'da yargılandıkları
davadan beraat etmişlerdi.
Tektaş ismi Kayseri Şeker
Fabrikası soruşturmasında da
şüphelilere haklarında
soruşturma olduğu yönündeki
bilgileri verdiği iddiasıyla da
gündeme gelmişti.
Kayıp çocuklar
için bu numarayı
mutlaka arayın
mniyet Genel
E
Müdürlüğü, kaybolan
çocuklar için 24 saat
beklemek gerektiği
bilgisinin yanlış olduğunu,
çocuğun kaybolduğuna dair
en küçük bir şüphede önce
155 ihbar hattına, sonra da
en yakın karakola
başvurulması gerektiğini
açıkladı.
YAPILACAK İLK
İŞ POLİSİ ARAMAK
Emniyet Asayiş Daire
Başkanlığı yetkililerinden
alınan bilgiye göre,
çocuğun kaybolduğu kanısı
oluştuğu ilk andan itibaren
aile ve yakınların aramaya
başlamadan önce polise
başvurulması, çocuğun
bulunmasında büyük önem
taşıyor.
ARACIN PLAKA VE
MODELİNİ POLİSE VERİN
Özellikle 0-6 yaş
aralığındaki çocuklarla
ilgili kayıp olaylarında,
mümkün olduğunca hızlı
şekilde polise çocuğun
eşgalinin, eğer bir araca
bindirildiği görüldüyse
aracın modeli ve plaka
bilgisinin verilmesi
gerekiyor.Kayıplarda ön
yüzden çekilmiş son
5 MAYIS
2014
Gündem
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
HSYK'dan
Savcı Öz için
kritik karar
Akkaş, Zekeriya Öz ve 25 Aralık
operasyonunda gözaltı kararı
veren hakim Süleyman
Karaçöl hakkında HSYK
müfettişleri tarafından yapılan
inceleme sona erdi.
2014
fotoğrafın ekiplere
ulaştırılması önemli
olurken, 155'e ilk ihbarın
gelmesiyle kayıp çocukla
ilgili polis telsizine anons
geçiliyor, böylece bölgedeki
en yakın devriye polis ekibi
çalışmalara en hızlı bir
şekilde başlıyor.
KAYIPLARIN YÜZDE
98'İ BULUNDU
Türkiye'deki tüm şehirlerde
çocuk şube müdürlükleri
kapsamında yaklaşık 5 bin
personelin görev yaptığı,
polis bölgesindeki
kayıpların yüzde 98'inin
bulunduğu belirtiliyor.
Bölgedeki ekiplerin yeterli
olmadığı durumlarda
Emniyet Genel
Müdürlüğü'nden özel ekip
gönderiliyor, çalışmalarda
insanı kokusundan takip
edebilen, iz takip köpekleri
de görev alıyor. Polislere,
her yıl konuyla ilgili uzman
akademisyenlerce hizmet
içi eğitim veriliyor.
ALINACAK HAYATİ
ÖNLEMLER
Emniyete göre, "kayıp
çocuk", hangi ortamdan
kaybolursa kaybolsun,
nerede olduğu ebeveynleri
tarafından veya yasal
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Ak Partili isimden Erdoğan önerisi
Başbakan Erdoğan: Bu işin hakkı idamdır
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, A Haber'den Murat Akgün'e
verdiği röportajda Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesini istadiğini söyledi.
K
A
Parti
Genel
aşbakan Recep
Tayyip Erdoğan çocuk
cinayetleri hakkındaki bir soru üzerine
çok önemli açıklamalarda bulundu.
Başbakan, idam
cezasına yeşil ışık
yaktı.
B
aşbakan Erdoğan
B
"Çalışmamız var. Adalet
Bakanlığımızın çalışması
var. Bu olaylar adeta
idamlık olaylar. İdam
gelmese dahi bu cezaların
çok çok ağırlaştırılması
noktasında benim
talimatım var" ifadelerini
kullanırken konuyla ilgili
olarak şöyle konuştu:
"İdam gelmese dahi bu
cezaların çok çok
ağırlaştırılması noktasında
benim talimatım var.
Ülkemizde AB süreciyle
ilgili olarak idamın
kaldırılması nedeniyle
bizim bir sıkıntımız var
ama bunun yerine
ağırlaştırılmış müebbete
kadar düşünebilecek bir
süreçtir bu. Bu tür atılan
adımlar karşısında
duyarsız olmak mümkün
değil. arkadaşlarımız
çalışıyorlar. İdam, malum
sebeplerle ülkemizde yok.
Ama bu olmasa dahi
ağırlaştırılmış müebbet
bizim gündemimizdedir."
ERDOĞAN:
KARIŞTIRMAYIN
O İŞLERİ
Başbakan, bir gazetecinin
'hadım'la ilgili sorusunu
ise "Karıştırmayın o işleri
ya. Öyle bir şey söz konusu
değil. Bizim ağırlaştırılmış
müebbet hapistir,
arkadaşlar çalışmalarını
yapıyorlar. Kanaat olarak
söylüyorum, eğer AB ile
ilgili idamlar
kaldırılmamış olsa, bu
işlerin karşılığı idamdır."
şeklinde cevapladı. CİHAN
CHP’li Oran’dan yasa teklifi: Başbakan Köşk’e aday olursa görevi bıraksın
HP Genel Başkan Yardımcısı
C
Umut Oran,
cumhurbaşkanlığı seçimleri
sundu.Tekliflerde,
cumhurbaşkanı adayı olması
halinde Başbakan veya
Bakanlar Kurulu üyelerinin
görevlerinin sona ermesi ile
genel ve yerel seçimlerde
olduğu gibi cumhurbaşkanı
seçiminde de siyasi partilere ve
hatta partilerinden bağımsız
olarak 20 milletvekilinin
çıkaracağı cumhurbaşkanı
adayına da Hazine yardımı
yapılması öngörülüyor.
Teklifin gerekçesinde,
cumhurbaşkanı adayı olacak
başbakan veya bakanlardan
birisinin seçim propaganda
döneminde görevine devam
edip etmeyeceği konusunda da
yasada boşluk bulunduğuna
işaret eden Umut Oran,
“Teklifim bu haliyle yasalaşırsa
6271 sayılı Cumhurbaşkanı
Seçimi Kanunu’nda, hakime
savcıya, kamu personeline,
seçimle gelmiş olan örneğin bir
büyükşehir belediye başkanına
dahi getirilmiş olan,
cumhurbaşkanlığına aday
olunduğu takdirde görevden
ayrılmış sayılma hali başbakan
veya bakanlardan birisinin
adaylığında da geçerli olacak.
Böylece seçim sürecinde
yürütmenin gücünün
pervasızca kullanılması
önlenmiş olacak.” görüşüne
yer verdi. Adaylara yardım
konusundaki teklifin
gerekçesinde ise
Cumhurbaşkanı Seçimi
Kanunu’nda adaylara yardım
konusunun boşlukta
bırakıldığına işaret eden Oran,
cumhurbaşkanlığı gibi
partilerüstü, tüm toplumu ve
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni
ilgilendiren bir konuda iktidar
karşısında çıkacak adayların da
eşit imkanlara sahip olmasının
büyük önem taşıdığına vurgu
yaptı.CİHAN
DIŞ BASINA AÇTI AĞZINI YUMDU GÖZÜNÜ
yargılanması tutuklu
olarak devam ediyor,
12 kişi bu süreç
içinde tahliye
edilmiş. Raporda adı
geçen iki kişinin ise
cezaevlerinde kaydı
yok.
temsilcileri tarafından
bilinmeyen ve hakkında
kayıp ihbarı yapılmış
çocuk" olarak tanımlanıyor.
Kaybolduğu yer ve saati,
kaybolmadan önce
yaptıkları, görüştüğü
kişiler, yaşadığı tartışma,
kavga ilk etapta önem arz
ediyor. Çocuğun en son
nerede ve ne zaman kiminle
birlikte ne yaparken
görüldüğünün de
belirlenmesi gerekiyor.
Çocuğun önceden yüz yüze,
internet, telefon ile yaptığı
görüşmeler, yakın ve uzak
kişiler, onların suç işleme
potansiyeli, daha önce
yanlarında yatıya kaldığı,
sık sık görüştüğü, aşırı bağlı
olduğu akrabaları gibi
kişilerin ve bunların adres
ve irtibat bilgilerinin de
bilinmesi tavsiye ediliyor.
GEREKİRSE UZMAN
DESTEĞİ ALIN!
Anne ve babaların çocuk
davranışı hakkında eğitim,
gerekiyorsa uzman desteği
almasını öneren emniyet
yetkilileri, çocuklara anne
babasının isminin, basit ev
adresinin, telefon
numaralarının
öğretilmesini tavsiye ediyor.
Ayrıca çocukların
yabancılara mesafe
koymasını bilmesi gerektiği
de vurgulanıyor.
Çocuklara karşı işlenen
suçlarda cezanın
ağırlaştırılarak verildiğini
belirten emniyet yetkilileri,
basının da çocuk
haberlerini sunarken
önleyici bir dil
kullanmasının önemine
işaret ediyor.CİHAN
9
Bu nasıl bir rapor ki
güncellenmiyor, bu
nasıl bir rapor ki
verilen bilgiler
kulaktan dolma
bilgiler içeriyor.
Bu 17 kişi gazetecilik
eylemleri yüzünden
tutuklanmış değiller.
Bazıları PKK
faaliyetlerine
katılımları, DHKPC,
MLKP, gibi örgütlerin
faaliyetlerine
katılmaları
dolayısıyla almışlar.
Verilen cezalar bizim
hükümetimizden
önce verilmiş
cezalar" ifadelerini
kullandı.
ışişleri Bakanı Ahmet
D
Davutoğlu, Ummanlı
mevkidaşı Yusuf bin Alavi ile
Dışişleri Bakanı Ahmet
Davutoğlu, Freedom House
raporuyla ilgili, "Raporda hem
olgusal bazı yanlışlıklar var,
hem diğer Türkiye’ye açık
şekilde tavır alma, Türkiye’yi
hak etmediği kategoride
değerlendirme var. Raporda 44
tutuklu gazeteci var" dedi.
Freedom House 2014 raporu ile
ilgili raporuna yönelik olarak,
tüm aydınların ve
gazetecilerden tavır almalarını
beklediğini kaydeden Bakan
Davutoğlu, raporda zikredilen
ülkelerle bir tutulamayacağını
belirterek, "Raporda hem
olgusal bazı yanlışlıklar var,
hem diğer Türkiye’ye açık
şekilde tavır alma, Türkiye’yi
hak etmediği kategoride
değerlendirme var. Raporda 44
tutuklu gazeteci var.
Bakan Davutoğlu, Umman
Dışişleri Bakanı Yusuf bin Allavi
ile yaptıkları görüşmenin
ardından Dışişleri Bakanlığı’nda
ortak basın toplantısı
gerçekleştirdi.
Bunlar Tutuklu Gazeteci
Dayanışma platformu 24 Nisan
2014 tarihli bilgilere dayanıyor. 2
Mayıs 2014 itibariyle 17 kişini
yargılanması tamamlanmış ve
hüküm almış, 13 kişinin
ortak basın toplantısı düzenledi.
"ALGI OPERASYONU"
VURGUSU
Davutoğlu şöyle konuştu:
"Bu son dönemde son dönemde
Türkiye’ye karşı yapılan algı
operasyonlarından biridir.
Türkiye’yi orada yer alan
ülkelerin içinde o kategoride ele
alamaz. Türkiye’de her görüş
zikredilebilmektedir,
tartışılabilmektedir. Bu anlamda
Türkiye’deki basın özgürlüğü
kısmen özgür kategorisinde yer
alan ülkelerden çok daha
ilerdedir. Gazetecilerimiz bunu,
raporu reddetmelerini bekleriz."
Türkiye’de 1 Mayıs İşçi
Bayramı’nda onlarca barışçıl
gösteriler yapıldığına da dikkat
çeken Bakan Davutoğlu,
İstanbul’da sadece Taksim’in
değil, Kadıköy’de yapılan
barışçıl gösterilerin de ele
alınması gerektiğini ifade
ederek şunları dedi:
"Yurtdışından yayın yapan
uluslararası basın kuruluşları,
Taksim’deki gerilimleri,
’Türkiye’de 1 Mayıs gösterileri
yasaklanmış’ gibi hava vermeye
çalıştılar. Türkiye’ye yönelik bir
algı operasyonu yapılıyorsa
hepimizin birlikte algı
operasyonuna karşı tavır
almamız gerekir."
Davutoğlu, Türkiye- Umman
arasındaki ikili ilişkilerin 16.
yüzyıla kadar gittiğini
vurgulayarak ilişkilerinin her
zaman dostane olduğunu
söyledi. Bakan Davutoğlu, ikili
ilişkilere yönelik olarak, şunları
kaydetti:
"Son yıllarda hızla artan
gelişme var. 500 milyon doları
aşan ticaret hacmimiz var. Türk
müteahhitlik firmaları
Umman’da 5,5 milyar dolarlık
yüklendiği projeler var.
Savunma sanayi alanında
ilişkileri geliştirmek istiyoruz."
KONUK BAKAN
Allavi ise iki ülke arasında tarihi
bağlar olduğunu söyleyerek,
“Sürekli yan yana omuz omuza
çalıştık. Geçmiş dönemde de
omuz omuza çalıştık”
ifadelerini kullandı.
Allavi, Körfez ülkelerinden
Büyükelçi krizine yönelik
olarak, “Diğer Arap ülkelerinin
yansımasıydı. Diğer Arap
ülkelerinin arasındaki
anlaşmazlık yansıdı. Aile
arasındaki bir anlaşmazlık.
Herkesin işbirliği ve katkısıyla
krizden çıkmak için gayret
gösterdik” şeklinde konuştu.
CİHAN
Başkan
Yardımcısı Süleyman
Soylu, A
Haber
Ankara
Temsilcisi
Murat
Akgün'ün sorularını yanıtladı. "şahsi kanaatim
Sayın Başbakan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi"
diyen Soylu, Türkiye’nin ilk kez bir sistem krizi
yaşamadan cumhurbaşkanlığı seçimi tartıştığına
da dikkati çekti. Soylu; cumhurbaşkanının
başbakanı denetlediği bir yürütme sistemi olamayacağını da dile getirdi.
Savunma reform taslağı hazır:
Ordu profesyonelleşecek
ürkiye’nin yıllardır
konuştuğu fakat bir
türlü gerçekleştiremediği
savunma reformu için
düğmeye basıldı.
T
Geçtiğimiz gün toplanan
Milli Güvenlik Kurulu’nun
(MGK) ardından
yayımlanan bildiride,
Cumhurbabaşkanı
Abdullah Gül’ün
talimatıyla başlatılan
savunma reformu
çalışmalarının ele
alındığı kaydedildi.
Zaman’ın MGK
kaynaklarından edindiği
bilgiye göre Gül,
Genelkurmay Başkanlığı,
Milli Savunma Bakanlığı,
Dışişleri Bakanlığı ve
Savunma Sanayii
Müsteşarlığı’nda bir ekip
oluşturdu. Genelkurmay
ayağında kamuoyunun
da yakından tanıdığı bir
generalin
koordinasyonunu yaptığı
çalışmanın taslağı Gül’e
iletildi.
Taslakta, ordunun
profesyonelleşmesi,
küçülmesi fakat
teknolojik açıdan
caydırıcılığını ve vurucu
gücünün artırılması gibi
temel maddeler yer alıyor.
Savunma Sanayii’nin
yeniden yapılandırılması,
Türk Silahlı Kuvvetleri
Güçlendirme Vakfı
şirketlerinin sektördeki
tekelinin kırılması da
reform çalışmalarının
bel kemiğini
oluşturuyor.
Hazırlanan savunma
reformu, Soğuk Savaş’ın
sona ermesiyle birlikte
NATO’nun komuta
yapısındaki değişiklikler,
personel ve karargah
sayısındaki indirimler ile
ABD, İngiltere, Almanya,
Fransa, Hollanda ve
İspanya ordularının
kapsamlı reformlarını
temel alıyor. Yapılan
değerlendirmelere göre,
personel ve üs sayısının
azaltılması, Silahlı
Kuvvetler’in sahip olduğu
yeteneklerin ortak
kullanımı, Silahlı
Kuvvetler personeli
içinde muharip sınıfın
nispi oranının
yükseltilmesi ve modern
silah ve teçhizatın
tedarikine önem
verilmesinin kaçınılmaz
olduğu dile getiriliyor.
Yine silah ve teçhizat
tedariğinde nicel (sayısal)
ağırlıklı yapıdan, nitelik
ağırlıklı bir yapıyla
geçilmesi gerekliliği
üzerinde
duruluyor.CİHAN
İLK KEZ SEÇİM SİSTEMİ TARTIŞILMIYOR
Türkiye İlk kez, hem de büyük bir rejim krizi
yaşamadan, büyük bir sistem krizi yaşamadan,
sağlıklı bir şekilde hem de hemen bir seçimin
arkasından cumhurbaşkanlığını tartışıyor. Biz
Sayın Başbakanımızı köşke çıkarmalı mıyız, buradan Türkiye’nin faydası ne olabilir, buradan
etrafımızdaki coğrafyanın faydası ne olabilir ve
gelecek Türkiye’sinin faydası ne olabilir bugün
bunu tartışıyoruz. Tartıştığımız bir şey daha var;
biz siyasetin odağını değiştirmeli miyiz,
değiştirmemeli miyiz? Türkiye’nin siyasal sisteminin ortaya çıkardığı sıradan olmayan iki devlet
adamı tartışılıyor. Bir üçüncü isim tartışıldı mı?
hayır tartışılmadı. Daha henüz üçüncü bir isim
konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadı. Sayın Başbakanın cumhurbaşkanı olması
konusunda şahsi bir fikrim ve değerlendirmemin
olduğu çok uzun zamandan beri bellidir.”AA
Şivan Perwer,
Türkiye'ye ne zaman
döneceğini açıkladı
Gül'den Köşk yorumu:
İkimiz arasında karar
vereceğimizi söyledik
ivan Perwer, Diyarbakır ziŞ
yaretinden sonra Türkiye'ye
bir daha ne zaman geleceğine
dair önemli açıklamalarda bulundu.Sanatçı Şivan Perwer,
Diyarbakır ziyaretinden sonra Türkiye'ye bir daha
gelmesine ilişkin, uygun bir ortamda dönmek için
beklediğini söyledi. Perwer, dönmesini istemeyenlerin olduğunu belirterek, "Türk kesimi ikna oldu, bu
sefer Kürt kesimi ikna olmadı" dedi. Perwer, Erbil'deki çalışma ofisinde yaptığı açıklamada,
Türkiye'ye dönüşü önünde devlet kanadında herhangi bir engel olmadığını, hakkında açılan
davaların çözüldüğünü belirtti.
umhurbaşkanı Abdullah
C
Gül, "Sayın Başbakan ve
ben söz konusu olduğumda,
ki başka adaylar şüphesiz söz
konusu olacak, bu kararı biz,
hangimizin aday olacağıyla
ilgili ikimiz arasında bir karar
vereceğimizi söyledik ama
herhalde Sayın Başbakan da
istişare yapma ihtiyacı var
çünkü bazı istişareler
yapıyor, siz de görüyorsunuz"
dedi.Zonguldak Valiliğini
ziyaretinde gazetecilerin
sorularını yanıtlayan Gül, bir
gazetecinin "Dün akşam
farklı formatta sayın
Başbakan ile bir görüşmeniz
oldu. Acaba
Cumhurbaşkanlığı seçimine
ilişkin tablo biraz daha
netleşti mi" sorusu üzerine
cumhurbaşkanlığı seçimi için
takvimin işlemeye başladığını
hatırlattı.Cumhurbaşkanlığı
seçiminde birçok adayın
olacağını, kararı milletin,
halkın vereceğini dile getiren
Gül, cumhurbaşkanının ilk
defa halk tarafından
seçileceğini söyledi. Gül,
şöyle devam etti:
"Sayın Başbakan ve ben söz
konusu olduğumda, ki başka
adaylar şüphesiz söz konusu
olacak, bu kararı biz,
hangimizin aday olacağıyla
ilgili ikimiz arasında bir karar
vereceğimizi söyledik ama
herhalde Sayın Başbakan da
istişare yapma ihtiyacı var
çünkü bazı istişareler
yapıyor, siz de görüyorsunuz.
Onun ötesinde açıkçası bu
konuya ilgili fazla da bir şey
söylemek istemem ama tekrar
ediyorum, seçimlerin
kuralları belli, demokrasinin
temel bütün unsurları
memleketimizde geçerli.
Takvim bildiğiniz gibi
işleyecek ve neticede
muhakkak ki adaylar
çıkacaklar, halk kimi istiyorsa
ona karar verecek. Bundan
dolayı herhangi bir şekilde
Türkiye'de bir siyasi risk,
herhangi bir şekilde gerilim
veya beklenmeyen bir olay
beklememek gerekir. Sadece
işte sabırla bu süreçlerin
bitmesiyle beraber takip
etmek gerekir. "
"Basın özgürlüğü
demokrasinin temel
göstergelerinden"
Cumhurbaşkanı Gül, basın
özgürlüğü konusundaki bir
soru üzerine, demokrasinin
temel göstergelerinden
birinin basın özgürlüğü
olduğunu söyledi.
Gül, "Bu yönde yapılan
eleştirileri dikkatlice, dikkate
almak gerekir ve bunları
gidermek için gayret
göstermek gerekir. Bunu her
zaman söylerim. İnsanlar,
düşüncelerini rahatlıkla belli
bir üslup çerçevesi içerisinde
ifade edeceklerdir. Bunun bir
alanı tabii ki basın vasıtasıyla
yapmaktır" dedi.
Savunma reformu
MGK bildirisinde savunma
reformundan bahsedildiğinin
hatırlatılması üzerine Gül,
savunma reformunun büyük
bir ihtiyaç olduğunu belirtti.
Soğuk savaş döneminden
sonra müttefikler başta
olmak üzere bütün dünya
ülkelerinin köklü savunma
reformları yaptığını,
ordularını yeniden
yapılandırdığını anlatan Gül,
"1960'tan bu yana bunu
yapmayan nadir ülkelerden
biriyiz biz. Burada önemli
olan şey, Silahlı
Kuvvetlerimizin etkililiği,
verimliliği ve caydırıcılığını
her bakımdan üstün
tutmaktır. Şu bir gerçek ki
hepimiz Türk milleti olarak
silahlı kuvvetlerimize
gözbebeğimiz gibi bakarız,
onun gücü ve onun
caydırıcılığıyla her zaman
övünürüz. Bu anlamda bir
senedir devam eden
kurduğum bir sivil, asker
komuta var, çalışmaları var.
Onlar, Milli Güvenlik
Kuruluna bilgi verdiler" diye
konuştu.
Seçim sistemi
Gül, seçim sisteminde
yapılması planlanan
değişiklikleri ilişkin bir
soruyu yanıtlarken, şunları
kaydetti:
"Tabii o, Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin bileceği bir konu.
Siyasi partiler, zaman zaman
seçim sistemleri üzerinde
çalışırlar, görüşürler. Önemli
olan halkın temsilinin ve
katılımının en iyi şekilde
gerçekleşmesidir. O açıdan
söyleyeceğim fazla bir şey
yok çünkü ortada henüz
berraklaşmış herhangi bir
proje ve taslak da söz konusu
değil. Gördüğüm kadarıyla
bütün bunlar tartışma
safhasında."
"Alın terinin ne olduğunu en
iyi siz bilirsiniz"
Gül, Valilikte düzenlenen
resmi karşılama törenin
ardından kendisini bekleyen
halka hitap etti.
Türkiye'nin en şirin
kentlerinden biri olan
Zonguldak'ı ziyaret etmekten
duyduğu memnuniyeti dile
getiren Gül, kendisini
karşılayan halka sevgi ve
muhabbetlerini sundu.
Zonguldak denilince akla alın
teri, emek ve emeğin
başkentinin geldiğine işaret
eden Gül, "Bu vesile dün de
emek bayramını hep beraber
Türkiye'nin dört bir
köşesinde kutladık ama
emeğin, alın terinin ne
olduğunu en iyi siz tabi
bilirsiniz. Sadece toprağın
üstünde değil toprağın
altında da terlemenin ne
olduğunu en iyi siz bilirsiniz"
diye konuştu. Gül, kentte
toprağın üstünün yemyeşil
cennet gibi yerin altının da
zenginliklerle dolu
olduğunun altını çizerek,
"Bütün Türkiye'nin kıymetini
nasıl bilmemiz gerekirse
illerimizin de kıymetini
hepimizin bilmesi gerekir.
Hepimiz kardeşlik,
dayanışma ve huzur
içerisinde ülkemizi, illerimizi,
ilçelerimizi, köylerimizi daha
güzelleştirmek,
zenginleştirmek için gece
gündüz çalışmalıyız.
Enerjimizi birbirimizle
uğraşarak değil memleketin
geleceği için kullanmamız
gerekir. Gördüğünüz gibi
yapılacak çok şey var. Yapılan
çok şey var. Daha önce
Zonguldak'a gelip gittiğimde
hep bilirim. Bugün
muhakkak ki çok daha ileri
gittiğini ihtiyaçların giderek
hep giderildiğini, bunları hep
biliyoruz" değerlendirmesini
yaptı.
Büyük projelerin gündemde
olduğunu, bir kısmının
hayata geçirildiğini, bir
kısmının da geçirileceğini
anlatan Gül, hava muhalefeti
nedeniyle gelişinin
geciktiğini ancak günü ve
geceyi kentte geçireceğini
söyledi.
"Zonguldak'a ilk gelişim"
Cumhurbaşkanı olarak
Zonguldak'ı ziyaret etmekten
memnuniyet duyduğuna
işaret eden Gül, daha önce
çeşitli vesilelerle kente
geldiğini ancak
cumhurbaşkanı olarak ilk
ziyaretini gerçekleştirdiğini
dile getirdi. Gül, bütün illeri
cumhurbaşkanı olarak ziyaret
etmenin ilk günden beri
programında olduğunu
anımsatarak, "Zonguldak
alfabede Z sonda geliyor ama
bilinçli bir şekilde değil
birazcık doğrusu benim de
neredeyse 7 senem dolacak,
bu süre içerisinde ziyaret
etmediğim illerden birisi
olarak sonlara kalmış oldu"
diye konuştu.Gül,
Zonguldak'ın daima
kendisinin gönlünde ayrı bir
yeri bulunduğunu, çünkü
siyate girdiğinde ilk geldiği
illerden birisi olduğunu ifade
ederek, "Yeşilliğini,
güzelliğini ilk gördüm
illerden birisidir
burası”dedi.CİHAN
Perwer, "Biraz daha durumun normalleşmesini bekliyorum. Şartlar oluşunca döneceğim. Kimsenin
bana küsmesini istemiyorum. Bazıları statükocu,
fundamentalist düşüncelerden vazgeçtikten sonra
daha uygun bir ortamda dönebilirim. Şimdi bir
takım siyasi engeller ve nedenler var. Türk kesimi
ikna oldu, bu sefer Kürt kesimi ikna olmadı" diye
konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Diyarbakır'a yaptığı ziyareti hatırlatan Perwer,
bazı kesimlerin, bu ziyareti kendisine karşı kullandığı ifade etti.
Perwer, şunları söyledi:
"Sayın Barzani'yle çözüm sürecine destek vermek
için Diyarbakır'a gittik. Ama nasıl olduysa birden rahatsız oldular, 'neden biz çağırdık gelmedi' dediler.
Ağa mısın sen? Şimdi bunlar, özgürlük, demokrasi ve
barıştan bahsediyorlar. Biz, demokrasi ve barış için
geldik. Bunu alkışlayacağına karşı çıkıyorsun. Ben
herkes için Türkiye'ye geldim, sadece bir kişi için
gelmedim. Benim Diyarbakır'a gidişim konser vermek, şarkı söylemek ve para kazanmak değildir."
"Amacım barışa hizmet etmek"
Perwer, tek amacının barışa hizmet olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:
"Aklı olan ziyaretime olumlu tepki verirdi. Ben TürkKürt savaşsın diye gitmedim, barışsın diye gittim.
Neden tepki gösteriyorlar? Çözüm süreci diyorlar,
barış diyorlar biz de alkışlıyoruz ve geliyoruz, selam
veriyoruz, kutlu olsun diyoruz. 'Hayır sen bizim için
gelmedin' diyorlar. 10 yıldır hükümet beni davet
ediyor. Ben 'geldim mi Diyarbakır'a geleceğim' diyordum. Kavga mı edelim yoksa barışa mı hizmet edelim. Barış da elbette eşitlik üzerine olur. Biz bunları
söyleyeceğiz. Eşitlik olmadan kardeşlik olmaz,
kardeş kardeşin kıymetini bilecek."
"Siz de biraz değişin"
Kendisine yönelik olumsuz propagandaya rağmen
Kürt gençlerin, kendisini sevdiğini aktaran Perwer,
"Benim sadece eleştirilerim var. Artık dost olun,
biraz değişin diyorum. Dünya değişiyor, siz de biraz
değişin. Hep Ortadoğu'nun kirli politikasını yürütmeyin. Siz, kirli politika diyorsunuz ama aynı şeyi
kendiniz yürütüyorsunuz. Bunu yapmayın, değişin
biraz diyorum, eleştirim bu" değerlendirmesinde bulundu.
"Söylediklerim Türklerin de
Kürtlerin de yararınadır"
Kavga etmek yerine barış çağrısı yapan Perwer,
"Herkes insan gibi yaşasın. Bu ülke herkesindir.
Herkesi kucaklamak gerekiyor. Kürdü, Türkü, Lazı,
Çerkezi, Arabı her insan değerleriyle yaşamalıdır. Bir
takım siyasi çelişkiler her zaman olacaktır”dedi.AA
10
5 MAYIS 2014
Basın-Kritik
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Saruhan ÖZEL
Uğur GÜRSES
Kredi kartı ‘kredi’ aracıdır!
Merkez Bankası 'tamam mı, devam mı?' molasında
İ
lk kredi kartımı 22 yaşında üniversiteyi bitirdiğimde aldım. O
dönemde bu iş Türkiye’de çok yeniydi
ve sadece 1-2 bankadan kredi kartı alınabiliyordu. Nasıl olduysa daha yeni
mezun biri olmama rağmen kartıma 5
bin ABD Doları limit tanımlanmıştı.
kredi kartından hemen ödenebiliyor.
Başkalarına hiçbir banka müşterisi olmasa da para gönderilebiliyor ve yine
“kart olmadan” bankamatiklerden
hesaptaki para veya gönderilen para,
cep telefonuna gelen bir mesajla çekilebiliyor.
Kartı almak istememin nedeni “ödeme
aracı” olarak kullanmaktı. Yüksek
lisans için gittiğim ABD’de harcama
yaptıkça babam da İstanbul’da her
gelen kart ekstresinin bedelini (dolar
olarak) banka hesabıma yatırıyordu.
Bir anlamda masraflı ve zaman alan
para transferlerinden kurtuluyorduk.
Karta şu an hatırlayamadığım bir bedeli yıllık aidat olarak ödüyorduk. Ama
bize verdiği hizmet sayesinde hiç
gözümüze batmıyordu, seve seve ödüyorduk.
O nedenle kredi kartı aslında bir
“ödeme aracından” çok daha fazlasıdır. Asıl amaç, istendiği zaman
harcamaların yapılıp ödemesinin toplu
halde ayda bir (ve kullanıcıların kolaylığı için aylık gelirlerine tesadüf
eden bir tarihte) yapılması ve elbette
daha da önemlisi, istendiğinde sadece
minimum bedeli ödeyip kalanı
borçlanabilmektir.
Bir süre sonra, banka ek bir gelir
arayışına girmiş olsa gerek, artık
dolar harcama yapsam da ödemeyi
TL yapmamı istedi. Spot piyasanın
çok ötesinde bir kur uygulandığını
görünce o kartı kullanmaz olduk.
Ama çok faydasını gördüğüm için
bugüne kadar kredi kartı kullanmaya
hep devam ettim. Bu süreçte ekstrede
gelen harcamaların altında bir ödeme
yaparak kredi kullandığımı da hatırlamıyorum.
Dolayısıyla, kredi kartı kamuoyunda
sıkça dile getirildiği gibi sadece ödeme
aracı değildir. Adı üzerinde bir “kredi
aracı”dır. Kredi kartı bir ödeme aracı
olsaydı bankalar ödeme tarihinde bir
minimum bedelin değil ekstredeki harcamaların tamamının yatırılmasını isterlerdi. Bankada hesap açıp nakit
koyan herkes ödeme kartı alabilir ama
herkes kredi kartı alamaz.
Kredi kartı benim yaptığım gibi
“ödeme” amacıyla kullanılabilir elbette. Ama ödeme kolaylığı için kredi
kartı almak şart değildir. Bankalar
müşterilerine bankamatiklerden işlem
yapmaları için vadesiz hesabına
tanımlı bir kart verir. O kartla kişiler
alışveriş yaptıkları yerlerde vadesiz
hesaplarındaki nakit kadar ödeme de
yapabilirler.
Kredi kartı alabilen kişilerin o bankada
(veya kurumda) bir kredisinin olması
gerekir. O da ancak belli bir gelir,
ödeme gücü ve itibar varsa
mümkündür. Arada istisnalar olabilir
ama büyük olasılıkla kullanıcı beyanı
doğru olmayıp yanlışlığı da bir şekilde
tespit edilememiştir. Kredi kayıt bürosunda kaydı varsa olumsuz kesin bir
bulgu edinilememiştir.
Hatta artık bankalar teknolojiye yaptıkları büyük yatırımlar sayesinde müşterilerine dünyada (benim bildiğim
kadarıyla) başka ülkede olmayan
“kartsız” ödeme imkânları sunuyorlar.
Cep telefonuna bir uygulama indiriliyor ve bu uygulamaya üye olan
işyerlerinde yapılan harcama doğrudan cep telefonuna tanımlı banka
hesabından ve hatta o hesaba bağlı
Bankalar için kredi kartı masraflı bir
iştir. Kartların üzerinde çalıştığı bilgisayar yazılımlarından pazarlama ve
tahsilat amaçlı çağrı merkezlerine
kadar çok sayıda eleman çalıştırırlar.
Kartların üzerinden geçirildiği
makineler (POS) ve kartların kendisi
pahalıdır. Bugün en ucuz mobil POS
makinesi 300-400 TL’nin altında temin
edilemezken akıllı (çipli) bir kartın
basılıp kullanıcıya emniyetli bir şekilde ulaştırılması 10-15 TL’ye varan bir
masraf gerektirir. 30 günlük ekstre
süresinde ödenen kartların bu
süreçteki faiz masrafını ve yapılan harcamalardan alınan ödüllerin bedellerini bankalar (ya da işyerleri)
karşılar. Önemli bir masraf kapısı da
kredi kartlarında diğer kredilere göre
çok daha yüksek olan batıklardır.
Ağustos ortası itibarı ile sorunlu kredi
oranı tüm kart kredi bakiyesinin %
5,3’ü gibi tüm kredilerdeki batık ortalamasının iki katı gibi yüksek bir
orandır. Normalde daha da yüksek olabilecek bu rakam, bankaların sorunlu
kredilerini satmaları ve/veya kullanıcıların çok daha düşük faizli
tüketici kredisi kullanarak ödeme yapmalarına ses çıkartmamaları gibi sebeplerle bu seviyelere iner.
Bunlara karşılık bankalar, tahmin
edileceği üzere kart üzerinden yaptıkları kredilendirmeden Merkez
Bankası tarafından belirlenen bir
faiz geliri elde ederler. Kredi kullanmayanların masrafı da kart ücretinden
ya da takas komisyonu adı altında işyerlerinden aldıkları işlem komisyonlarından karşılanır. Toplam gelirlerin
üçte ikisi kredi faiz geliri ve kart ücretidir.
Kamuya açık bilgilerle ispat etmek
mümkün değil ama bankalar kredi
kartlarından kamuoyuna yansıtıldığı
gibi büyük paralar kazanamazlar.
Hatta içlerinde sadece kredi kartı işinden zarar edenler dahi olabilir. Ama
kredi kartları, bankalar için tüm ürün
yelpazesini tamamlayan ve çok kullanıldığı için müşterilerini
bünyelerinde tutmalarını sağlayan
önemli bir üründür, vazgeçemezler.
Kredi kartı sahiplerine başka ürünler
de satarak gelir elde ederler.
İşin özü, kredi kartı işi kamuoyuna
yansıtıldığı gibi değildir. Çoğu kişi
kredi kartlarından ödeme yaparak
değil, kredi kullanarak faydalanır ve
kartı o sebeple ister. Faydası olmasa da
zaten kullanmaz.
Zaman 11 Şubat 2014
M
erkez Bankası; kur
artışı, gıda fiyatlarındaki artış eğilimi ve vergi
ayarlamaları beklenenin
ötesinde bir fiyatlama
davranışı getirecek mi,
bunu görmeyi bekliyor.
Merkez Bankası dün, ‘ne yapacak?’ diye çok da merak
edilmeyen ve belki de en
sakin olduğu bir atmosferde
toplanarak karar aldı; 28
Ocak tarihinde yükselttiği
faizleri değiştirmedi.
Toplantı öncesinde, Merkez
Bankası’nın çoktan kaybettiği itibarı toparlamak için
küçük de olsa yeni bir faiz
artırım yapması gerektiği
görüşünü vurgulayan raporlar vardı.
Merkez Bankası’nın dünkü
Para Politikası Kurulu metninde yer alan şu satırlar,
aslında bunun ‘rafta’
olduğunu düşündürüyor;
“Kurul son dönemde enflasyon görünümü ve beklentilerde gerçekleşen
bozulmayı dikkatle takip etmektedir.”
Söylenen şu; kur artışı, gıda
fiyatlarındaki artış eğilimi
ve vergi ayarlamaları, beklenenin ötesinde bir fiyatlama
davranışı getirecek mi, bu
görülecek mi, buna bakacağız.
Merkez Bankası ön yüklemeli bir faiz artışı yaptığını söyleyerek, bunun da
sonuçlarını, etkisini beklediğini vurguluyor.
Sorun şurada; Merkez
Bankası Beklenti Anketi’ne
göre bu yılsonu için enflasyon beklentisi yüzde 7.92
yani yüzde 8’e yakın. Bir yıl
sonrası için yüzde 7.21, iki
yıl sonrası için 6.63 Yani, ne
bu yılsonu için, ne de 2015
sonu için yüzde 5’lik bir enflasyon bekleyen yok.
Peki, Merkez Bankası bugün
ne yapıyor? Şunu piyasanın
ihtiyacı olan parayı eskisi
gibi karmaşık, etraftan
dolanan ve ‘her nabza şerbet’ bir yolla değil, yüzde
10’luk tek bir faizle haftalık
olarak veriyor.
Gerektiğinde de, likiditesini
ayarlayamayanlar için de
yüzde 11.5 ve yüzde 12 ile
gecelik vadede para veriyor.
Gayet net ve açık.
Kimse “faiz oranı nedir?”
diye sormuyor artık.
BİST’teki Bankalararası
para piyasasında gerçek-
leşen işlemlerde ortalama
gecelik faiz ise yüzde 11.5 seviyesi civarında oluşuyor.
Bu da, Merkez Bankası’nın
piyasaya verdiği likiditeyi
ayarlaması ile oluşan bir
durum.
Şubat başında haftalık
yüzde 10’la piyasaya verdiği
paranın miktarını 52 milyar
TL’den, önce 49 milyar
TL’ye, son olarak da geçen
hafta 45 milyar TL’ye
düşüren Merkez Bankası,
gecelik vadedeki faizlerin
yüzde 11.5 seviyesinde oluşmasını sağladı.
Bu ters verim eğrisi oluşturma ve beklentileri daha
olumlu bir hale getirmenin
de önemli bir ‘taktik’
parçası olarak görülüyor.
Eğer Mart başında açıklanacak Şubat enflasyonu
hesaplananın da üzerinde
gelirse, yılsonu ve bir yıl
sonrası için enflasyon beklentisi yüzde 8-9’a doğru ilerlerse mevcut
sıkılaştırmanın üzerine yeni
bir faiz artışı yapılması
gerekecek.
Evet, Merkez Bankası faiz
politikasını basitleştirdi
ancak, hala tepki fonksiyonunu açık biçimde ortaya
koymuyor.
Merkez Bankası diyor ki;
“Enflasyon görünümünde
belirgin bir iyileşme
sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş
sürdürülecektir.”
Şu soruların yanıtını açık
bir biçimde ortaya koymalı;
‘belirgin iyileşme’ hangi
seviyeye gelince olacak,
bunun için ne zamana
kadar beklenecek?
Olmazsa banka ne yapacak?
İşte bu noktada hala eksik
var;
Merkez Bankası hala ‘tepki
fonksiyonu’ için ‘yol haritası’ koymuyor.
Erdem Başçı’nın bahsetmekten pek hoşlandığı, yüzde 12 enflasyon ve sıfır faiz
seviyesinde olan merkez
bankalarının uyguladığı
‘ileri dönük kılavuzluk’
(Başçı ‘sözlü yönlendirme’
diye adlandırıyor) işte bu;
Merkez bankalarının ne
olursa ne yapacaklarını baştan kamuoyuna ilan etmesi.
Merkez Bankası ‘tamam mı,
devam mı?’ molasında; eğer
yeniden geride kalırsa yine
yüksek bedeller ödemeye
devam edeceğiz.
Radikal 11 Şubat 2014
Esenyurt Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, İstanbul’un en
büyük sorunlarından biri olan trafik sorununun giderilmesi hususunda çalışmalarını titizlikle sürdürüyor.
Şişli'de kaza:
1 ölü, 2 yaralı
Esenyurt’ta trafik
gürültüsüne 'zabıta' önlemi
işli'de içinde 3 kişinin bulunduğu otomobil kontrolden çıkarak
Ş
önce kaldırama, daha sonra da reklam tabelasına çarptı. Kazada
sürücü olay yerinde hayatını kaybederken, 2 kadın da yaralandı. Kaza
sonrası hurda yığınına dönen araçta bulunan bira şişeleri ise dikkat
çekti. Kaza, Şişli Büyükdere Caddesi, Sarıyer istikametinde meydana
geldi.
Edinilen bilgiye göre, içinde 3 kişinin bulunduğu Serhat Aydın yönetimindeki 34 VE 9484 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon
hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı. Kontrolden çıkan
araç önce kaldırıma, sonra da yol kenarındaki reklam panosunun direğine çarptı. Kazanın ardından sürücü Serhat Aydın olay yerinde hayatını kaybederken, Tuğçe Altuntaş (24) ve Emine Açıkgöz (20)
yaralandı.
Diğer sürücülerin ihbarı üzerine kaza yerine itfaiye, polis ve sağlık
ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri araçta sıkışan
Tuğçe Altuntaş'ı kurtarmak için çalışma başlattı. İtfaiye ekiplerinin
yaklaşık yarım saat süren çalışması sonrası, Altuntaş sıkıştığı yerden
çıkartıldı. Kazayı hafif sıyrıklarla atlatan Emine Açıkgöz'ün kazanın
şokunu uzun süre atlatamadığı görüldü.
Yaralılar ambulanslarla Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne
kaldırılarak tedavi altına alındı. Kaza sonrası hurda yığınına dönen
araçta bulunan bira şişeleri ise dikkat çekti. Otomobilin hızlı olduğunu
öne süren bir görgü tanığı, "Fren sesini duyduk. Daha sonra reklam
panosuna çarptı" dedi. Kazada hayatını kaybeden Serhat Aydın'ın
cesedi İstanbul Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Polisin kazayla ilgili başlattığı soruşturma sürüyor.
Yasin HAZNEDAR-EKONOMİ
Yılanlar Türfent ailesinin kabusu oldu
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, evlerine musallat olan yılanlar Türfent ailesinin kabusu oldu.
Y
üksekova'ya bağlı Akalın
köyünde ikamet eden Türfent
ailesinin evlerine giren yılanlarla
başları dertte. Eve korkarak girip
çıkan aile zor günler geçiriyor.
Geceleri ise anne ve baba, çocuklarının başında nöbet tutuyor. Anne
Gülşen Türfent, çocukları ders
çalışırken elinde sopa ile bekliyor.
Yılanların bazen süpürge makinesinden bazen de raflardaki bardaklardan çıktığını söyleyen aile,
özellikle akşamları yatarken çok korktuklarını söylüyor. Aile bireyleri
yılanlardan kurtulmak için yetkililerden yardım bekliyor.
Evde günde 4-5 yılan bulduklarını
söyleyen Gülşen Türfent, evde otururken çok korktuklarını dile getirdi. Gülşen Türfent, "Çocuklarım
çok korkuyor. Çocuklarımın
psikolojisi bozulmuş durumda.
Çaresiziz, bize yardım edin. Devletten tek isteğimiz bize bir çadır bir
konut verilsin. Elimizden bir şey
gelmiyor, yatamıyoruz. Çocuklarım
akşam yatağa girdiğinde
uyuyamıyor, korkuyla bana sarılıp
'anne yılan' diye korkuyorlar.
İmkanımızda yok, evimizi de terk
edemeyiz. Böyle ne yapalım
bilemiyoruz." diye konuştu.
Ailenin büyük çocuklarından
Haşim ise "Evimizde yılan çıkıyor,
bunlar daha yeni yavru. Bunların
büyükleri var, anneleri var. Biz gece
nasıl yatacağımızı bilmiyoruz, korkuyoruz.
Çocukların psikolojisi bozuluyor,
gece uyuyamıyorlar. Bağırıyorlar,
ağlıyorlar. Ne yapacağımızı bilmiyoruz yardım istiyoruz. Evimiz hep
yıkılmış. Yazın yılan korkusu, kışın
kardan dolayı yıkılabilir. Bir yardım
istiyoruz." ifadelerini kullandı.
Ailenin kız çocukları Jiyan ise 9'ncu
sınıfta okuduğunu, ders çalışırken
korktuğunu söyledi. Jiyan, "Yılanların nereden çıkacağı belli değil.
Her an bir yerden çıkacağı için çok
korkuyoruz. Annemiz de bu şekilde
başımızda bekliyor, uykusuz bekliyor.
Bir yardım eli bekliyoruz." şeklinde
konuştu. Elinde sopası ile evde
yılan nöbeti tutan Anne Türfent,
biran önce ailesinde yaşanan bu
dramın bitmesini ve yetkililerin
kendilerine el uzatmasını istedi.
CİHAN
Z
abıta ekipleri, Esenyurtlu vatandaşların
gürültüsüz bir şekilde
huzurunu sağlamak amacı
ile trafik ve toplu taşıma
ile ilgili emir ve yasaklar
kapsamında uygulamalı
çalışmalar yapıyor.
Esenyurt Belediyesi Zabıta
Müdürlüğü tarafından
yapılan çalışmalarda
havalı klakson ile gürültü
kirliliğine neden olan araç
sahiplerine “ilgili yönetmeliğin 9’uncu maddesinin 15’inci fıkrası
gereği, 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 32’inci
maddesine istinaden 189
TL idari para cezası uygulanmaktadır.
Kullanımı yasak olan klaksonlar araçtan sökülmektedir ” maddesi gereğince
araçlardan sökülen onlarca klakson, tutanaklar
ile Esenyurt Belediyesi
Zabıta Müdürlüğü deposuna taşındı.
Esenyurt Belediye Başkanı
Necmi Kadıoğlu'nun talimatları doğrultusunda
çalışmalarının kamu
huzuru ve yararına
olduğunu belirten Esenyurt Belediyesi Zabıta
Müdürü Muhammet
Taşben, “Kanun ve yönetmelikler doğrultusunda,
Esenyurtlu vatandaşlarımızın refahı için
gerek trafik gerek diğer
vazifelerimizde Zabıta
teşkilatı olarak gereken
hassasiyeti her zaman
göstermekteyiz” diyerek
tüm çalışmalarının Esenyurt genelinde devam
ettiğini belirtti.
AA0
5 MAYIS 2014
Eğitim
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Açıköğretim sınav
sonuçları açıklandı
Manisa Şehzade Mehmet
öğrencileri ABD'ye davet edildi
ALES giriş yerleri açıklandı
Manisa Özel Şehzade Mehmet Fen ve Anadolu Lisesi öğrencilerinden Seyfettin Peynirci ve Atakan Korkmaz, hazırladıkları "CANOPRO" projesi dolayısıyla ABD'nin Teksas eyaletinin Houston şehrindeki olimpiyata davet edildi.
K
orkmaz ve Peynirci, Biyoloji
öğretmenleri Sefa Şahin'le birlikte International Sustainable
World Energy Engineering Environment Project Olympiad (I-SWEEEP)
için ABD'ye gitti. 1-5 Mayıs 2014
arasında devam edecek olimpiyata,
çevre dalında 69 ülkeden 200 proje
katılıyor.
Öğrencilerden Peynirci, bu projeyle
Manisa ve ilçelerindeki toprak ocaklarının çevre için oluşturduğu olumsuzlukları incelediklerini söyledi.
Ocakların bulunduğu yerlerdeki
bozulmaların, atık çamuru ve tuğla
atıklarını kullanarak ağaçlandırma
ve yeşillendirme gibi faaliyetlerle
düzelterek, buraların estetik ve
fonksiyonel rekreasyon alanlarına
dönüştürülmesini amaçladıklarını
D
Ü
N
K
Ü
Ç
Ö
Z
Ü
M
Ç
E
N
G
E
L
B
U
L
M
A
C
A
belirterek, “Ayrıca bu alanların belli
bir bölümünde kanola ekimi yaparak, ülkemizdeki biyodizel üretimine katkı sağlamış olacağız.”
dedi.
Korkmaz da projenin konusunun,
insanların oluşturdukları atıkların
doğaya tekrar kazandırılıp tahrip
edilen bölgelerin rekreasyonla
yeniden düzenlenmesini sağlamak
olduğunu söyledi.
Biyoloji öğretmeni Şahin ise,
“Öğrencilerimden çok umutluyum.
Birlikte bu proje için çok ter döktüler. Umarım bu projeyle ülkemizi
en güzel şekilde temsil edecekler.
Okul Müdürümüz Giray Kara’ya,
verdiği destekten dolayı teşekkür
ediyoruz.” şeklinde konuştu.
CİHAN
11
ÖSYM'nin internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, adaylara sınava giriş belgesi gönderilmeyecek. Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgesini, T.C. Kimlik Numaraları ve aday şifreleri ile ÖSYM'nin https://ais.osym.gov.tr İnternet adresinden edinecekler.
E
dinecekler. Belgenin üzerinde adayın sınava gireceği
merkez, bina, salon bilgileri ile
adayın fotoğrafı bulunacak.
Belge üzerinde adayın fotoğrafının bulunması zorunlu
olacak. Adayların, bu belgelerinin yazıcıdan dökümünü
edinirken belge üzerinde fotoğraflarının görünür olmasına
özen göstermesi gerekecek. Adaylar İnternet'ten edinecekleri bu
belgelerinin renkli ya da siyahbeyaz çıktılarını sınav günü yanlarında bulundurmak zorunda
olacak. Belgenin ön ve arka
yüzünde ÖSYM'nin belirlediği
bilgiler dışında herhangi bir yazı,
resim, işaret bulunmaması
gerekecek. Sınava Giriş Belgesi'ni
(fotoğraf görünür bir şekilde)
yanında bulundurmayan adaylar
sınava alınmayacak. Adayların
sınava girecekleri binayı sınav
gününden önce görmeleri yarar-
larına olacak. Adayların sınava
girebilmeleri için Sınava Giriş
Belgesinden başka fotoğraflı ve
onaylı özel kimlik belgelerini de
yanlarında bulundurmaları
zorunlu olacak. Nüfus cüzdanı,
pasaport, zorunlu askerlik
görevini ifa eden er/erbaşlar ile
askeri öğrenciler için askeri kimlik belgesi, tutuklu/hükümlü
adayların bu durumlarını kanıtlayan fotoğraflı resmi belge, Türk
vatandaşlığından izin ile ayrılanlar ve bunların kanuni mirasçılarına ait Pembe/Mavi
Kartlar özel kimlik belgesi olarak
kabul edilecek. Bunların dışındaki, sürücü belgesi, meslek kimlik kartları gibi diğer tüm belgeler
sınava giriş için geçerli belgeler
sayılmayacak. Üzerinde soğuk
damga, sınav görevlilerinin adayı
kolaylıkla tanımasını sağlayacak
güncel bir fotoğraf veya T.C. Kimlik Numarası bulunmayan nüfus
cüzdanları ile geçerlilik süresi
bitmiş pasaport kabul edilmeyecek. Sınav günü sınav
görevlilerinin, fotoğrafından
adayın kimliğini belirlemede
güçlük çektiği takdirde, adayı sınava almayabileceği veya adayın
sınavının geçersiz sayılabileceği
göz önünde bulundurulması
gerekecek. Bu belgelerini eksiksiz
olarak yanında bulundurmayan
bir aday, mazereti ne olursa
olsun, sınava alınmayacak; sınava alınsa bile sınavı geçersiz
sayılacak. Nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında
T.C. Kimlik Numarası, soğuk
damga veya güncel bir fotoğrafı
bulunmayan adayların, kimlik
belgesi nedeniyle sınavda bir hak
kaybına uğramamaları, mağduriyet yaşamamaları için sınav
kurallarına uygun kimlik belgelerini edinerek sınava girmeleri
gerekecek.
AA
nadolu Üniversitesi
A
Açıköğretim Fakültesi ara
dönem sınav sonuçları açıklandı. Milyonlarca öğrencinin
merakla beklediği sonuçlar
resmi siteden yayınlandı. 19-20
Nisan tarihlerinde yapılan
Açık Öğretim Sınavı Sonuçları
açıklandı.
Adaylar, sınav sonuçlarını
Açıköğretim e-Öğrenme Portalı'na TC Kimlilk No ile giriş
yaparak öğrenebilecek.
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat, İşletme Fakülteleri
2001 yılından itibaren sınav
soruları ve cevap anahtarları eÖğrenme Portalında e-Kitap
biçiminde yayımlanmaktadır.
Öğrenciler, Açıköğretim eÖğrenme Portalına http://yillik.eogrenme.anadolu.edu.tr
adresindeki 'Oturum Aç' kısmından T.C. kimlik numarasıyla oturum açarak
'Fakülte' başlığından 'Sınav
Soruları' seçeneğine, 'Bölüm'
başlığından öğretim yılını,
'Ders' başlığından istenen
öğretim yılında yapılan sınav
sorularına ve cevap anahtarlarına ulaşabilirler.
AA
Karaman'da 40 öğrenciye bilim eğitimi verilecek
T
ÜBİTAK’ın doğa,
bilim ve teknoloji
konularında farkındalık
yaratmak amacıyla
desteklediği 4004-Doğa
Eğitimi ve Bilim
Okulları çağrısı kapsamında kabul edilen
proje, Karaman’daki 10
farklı ortaöğretim kurumundan 20 erkek ve 20
kız öğrencinin
katılımıyla gerçekleştirilecek. KMÜ Mühendislik Fakültesi'nde
gerçekleştirilecek proje
kapsamında Karaman’daki lise 2. ve 3.
sınıfa devam eden 40
öğrenciye bilim eğitimi
verilecek. KMÜ’lü öğre-
Karamanoğlu
Mehmetbey
Üniversitesi'nde (KMÜ)
Geleceğin
Mühendisleri
Bilim Kampı
başlıyor.
tim elemanları ve
uzmanların eğitmen
ve rehber olarak
görev alacağı proje
kapsamında öğrencilere, mühendislik
bilimleri konusunda
günlük uygulamalar
ve teknolojik
gelişmeler tanıtılacak. Beş gün sürecek programın
birinci gününde
'kendi robotunu
kendin yap', 'web
sayfamı yapıyorum',
ikinci gününde
'kendi DNA’mı
görüyorum', 'elmadan cips olur
mu?', üçüncü
gününde 'güneş pilimi
kendim yapıyorum',
'nano malzemeyi görüyorum', dördüncü
gününde 'geleceğin
mühendis adayları
beton döküyor', 'CNC
tezgâhında adımı yazıyorum', 'geleceğin
mühendisleri ebru
sanatı yapıyor' gibi bilimsel etkinlikler yer alacak.
CİHAN
12
5 MAYIS 2014
Sağlık
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Yüksek doz antideprasanlar
gençlerde intihar riskini artırıyor
Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA
P
rozac, Celexa ve Zoloft gibi SSRI
(selective serotonin reuptake inhibitor) grubu antidepresanları yüksek dozda alan genç erişkinlerde
intihar riskinin standart dozda ilaç
alanlara göre iki misli arttığı
bildirildi.
Araştırma süresinde yüksek doz ilaç
başlanan 1000 hastanın 32’ sinde
standart dozda tedavi başlanan 1000
hastanın 15’ inde intihar teşebbüsü
veya düşüncesi ortaya çıktığı belirlendi.
Bu, yüksek dozda tedavi başlana her
150 hastadan birinin fazladan
kendine zarar vermesi manasına
geliyor.
Araştırmaya göre intihar teşebbüsü
en fazla tedavinin ilk üç ayı içinde
görülüyor fakat araştırma yüksek dozların neden riski artırdığı sorusuna
bir cevap vermiyor.
162 bin kişiye ait veriler değerlendirildi
Harvard Tıp Fakültesi uzmanları
tarafından 10-64 yaşlar arasındaki
SSRI grubundan antidepresan
başlanan 162 bin 625 kişi üzerinde
yapılan araştırmaya göre erişkinler
için böyle bir risk mevzubahis değil.
Araştırmanın başı olan Dr. Matthew
Miller şunları söylüyor: “Yeni bilimsel değerlendirmeler antidepresan tedavinin gençlerdeki etkinliğinin az
olduğunu gösteriyor.
Bizim sonuçlarımız özellikle
gençlerde yüksek dozlarda tedaviden
kaçınılmasını ve tüm hastaların aylarca takip edilmeleri gerektiğini gösteriyor.”
Hafif ve orta derecede depresyonu
olan 18 yaşından küçüklere SSRI
grubu antidepresanların yerine hastaya davranış örneklerini
değiştirmeyi öğreten bilişsel tedaviler
tavsiye ediliyor.
Daha önce yapılan araştırmalarda
antidepresanların özellikle tedavinin
erken dönemlerinde intihar girişimi
ve intihar düşüncesini artırdığı belirlenmişti.
FDA 2004’ de kısa adı SSRI sınıfı antidepresan ilaçların çocuk ve
gençlerde intihar riski konusunda
uyarıda bulunmuştu v
2007’ de de yaş sınırını 25’ e çıkarmıştı.
FDA’ nın bu yarısından sonra
gençlerde antidepresan yazılmasının
yüzde 22 azalmasına karşılık intihar
oranlarının artması bazı uzmanlar
tarafından bu ilaçların gençlerde intiharları azalttığı şeklinde yorumlanmıştı.
Gelelim neticeye
Bu araştırma vesilesiyle antidepresanlar hakkındaki görüşlerimi özetlemek istiyorum:
BİR: Elimde herhangi istatistiki bir
bilgi yok ama antidepresanların
ülkemizde de lise ve üniversite çağındaki gençlerde yaygın olarak kullanıldığını hastalarımdan biliyorum.
Elbette yerinde kullanılan antidepresan tedaviye diyecek tek bir sözümüz
olamaz fakat bu gençlerin birçoğunun bu ilaçları gereksiz yere aldığından da hiç şüphem yok.
İKİ: Psikiyatristler, ilaçları hakkında
“olumsuz fikir” beyan edilmesine,
gerçekten bu ilaçlara ihtiyacı olanların tedavilerini bırakabilecekleri
endişesiyle kızarken bunların gereksiz kullanılması ve insanların bunlardan zarar görmelerine ise sesleri
çıkmıyor.
ÜÇ: Antidepresan ilaçlar pratisyen
hekimden ortopediste kadın doğumcudan fizik tedaviciye her hekim
tarafından yazılabiliyor. Ortopedistin
glokom teşhisi koyup ilaç vermesi,
göz doktorunun rahim ameliyatı yapması nasıl düşünülemezse depresyon
teşhis ve tedavisinin de psikiyatri uzmanı tarafından yapılması icap eder.
DÖRT: Hastanın mutlaka ilaç tedavisine ihtiyacı olup olmadığına; varsa
hangi ilacın hangi dozlarda hangi
sürede verileceğine; psikoterapinin
icap edip etmediğine; antidepresanlar yanında başka yardımcı ilaçların
da verilip verilmeyeceğine ancak bir
uzman karar vermelidir.
Ç i ko l a t a ve ga zozd a b ü y ü k t e h l i ke
G
ıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığının insan sağlığına
zararlı olduğunu açıkladığı gıdalardaki ilaç etken maddeleriyle ilgili eczacılardan uyarı
geldi. Tüm Eczacı İşverenler
Sendikası (TEİS) Genel Başkanı
Nurten Saydan, çikolata, ginseng
ve meyve aromalı içecekte cinsel
gücü artırıcı iki ayrı ilaç etken
maddesi, gıda takviyesinde ise
doktor kontrolünde kullanılmadığında ölüme yol açan "sibutramin" bulunmasını eleştirerek,
bunların ilaç olduğunu, rastgele
satılamayacağını söyledi.
TEİS Genel Başkanı Saydan,
Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığının, insan hayatını ve
sağlığını tehlikeye düşürecek
şekilde bozulmuş, değiştirilmiş
gıdalarda bulunduğunu açıkladığı ilaç etken maddeleriyle ilgili uyarılar dile getirdi. Saydan,
"Performans artırıcı enerji
yüklü" diye satılan çikolatada,
limon aromalı gazlı, meyve aromalı ve bitki karışımlı içecek-
lerde, kahvede, bitkisel karışımlı
macunda ve gıda takviyesinde
iktidarsızlık tedavisinde kullanılan iki ayrı ilacın etken maddeleri "sildenafil" ve "verdanafil"
tespit edildiğini, yine gıda
takviyesi diye satılan bir üründe
ise doktor kontrolünde kullanılmadığında ölüme yol açan,
obezite tedavisinde kullanılan
"sibutramin" bulunduğunu belirtti.
rumu olduğunu ifade ettik. Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu ilaçlarla ne işi olabilir?
Sildenafil ve verdanafil iktidarsızlık tedavisinde kullanılan ilaç
etken maddeleridir. Yani ilaçtır.
Rastgele çikolata, gazoz içine
konulup satılmaz. Bir ülkede
başka bir bakanlığın yetki
alanında iş yapmaya çalışan
bakanlıklar olursa gıda ile ilaç
birbirine karışır."
Eczacılar olarak, "Takviye edici
gıda" başlığı altında toplanan
"Bitkisel ilaçların" yaşattığı
sorun ve sıkıntıları endişe,
hayret ve üzüntüyle takip ettiklerini kaydeden Saydan, bu
ürünlerin kontrolsüzce, her ortamda satıldığına dikkati çekti.
Türkiye'nin sağlıktan ve ilaçtan
sorumlu tek yetkili sağlık
otoritesinin Sağlık Bakanlığı
olduğunu anımsatan Saydan,
şunlara işaret etti: "Defalarca
bunların ilaç, ilacın yerinin
eczaneler, yetkili kurumun da
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ku-
Saydan, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının çok önemli
görevleri olduğunu, bu bakanlığın asli görevlerine dönmesi
gerektiğini vurgulayarak,
"Takviye edici gıdalar ismi verilerek 'gıda" gibi gösterilen bitkisel
ilaçların Sağlık Bakanlığına devredilmesi gerekir" dedi. Yaz aylarında zayıflama ilaçlarına olan
ilginin arttığını, bu tür ilaçların
bilinçsizce kullanımı sonucu
geçmişte pek çok vatandaşın
hayatını kaybettiğini anımsatan
Saydan, "Vatandaşlarımızın
sağlığını bozan, hayatını kay-
BEŞ: Eczacılar ve başkaları lütfen itiraz etmeye kalkmasınlar; antidepresanlar parasını ödedikten sonra
reçetesiz alınabilen ilaçlardır.
G
"Bugün kalp hastalıklarına ilişkin teşhis
yöntemlerimiz arttı. Bu sayede genç
ölümleri de yakalamaya başladık. Genç
yaşta ölümlere neden olan kalp krizleri
genellikle ritm bozukluğu, kalp kası ve
kalp kapağı rahatsızlıklarından kaynaklanıyor. Gençlerin, 'Biz genciz, bizde
kalp hastalığı yok dememesi gerekiyor.
Genç yaştakilerin de mutlaka check-up
yaptırması gerekiyor." Güler, yapılacak
Saydan, bir ürüne ilaç şekli verilmişse, dozu belirlenmiş veya
ilaç etken maddesi katılmışsa
izni ve kontrolünün Sağlık
Bakanlığında, satışının ise
eczanelerde olması gerektiğini
ifade ederek, "Çocuk bezinin,
oyuncakların iznini bile veren
bakanlığın niçin bitkisel ilaçlar
için yetki almadığını anlamıyoruz" ifadesini kullandı. Vatandaşların sağlığını çok
önemsediklerini kaydeden Saydan, "Lütfen bu ürünlere rağbet
etmesinler, bunları kullanıp
sağlıklarından olmasınlar. Hele
internetten asla ilaç satın almasınlar. İlaç internetten alınacak kadar basit bir ürün
değildir" uyarısını dile getirdi.
AA
Yemekten sonra çay içenler dikkat!
ahve ve çayı yemekten hemen sonra
içmek, demir emilimini olumsuz
K
etkiliyor. Demir eksikliği dünyada çok
Gençler de kalbine bakmalı
üler, belirti vermeyen "gizli kalp" rahatsızlığının ani ölümlere sebep
olan ciddi bir hastalık olduğunu belirtti.
Kalp hastalığının kanser ya da sarılık
gibi olmadığını ve hastaların tek
şikayetinin göğüs ağrısı ve nefes darlığı
olduğunu ifade eden Güler, şöyle devam
etti:
betmesine neden olan bu tür
bitkisel ilaçların sadece
eczanelerimizde ve eczacı kontrolünde satılması gerekir.
Vatandaşlarımız bu tür ilaçları
masum görmesin" uyarısını dile
getirdi.
sık rastlanan bir beslenme sorunu. Süt
çocukları ve büyüme çağındaki çocuklar, gebeler, vejetaryen diyet ile beslenenlerde daha sık eksiklik görülüyor.
genel bir muayeneyle, kalp rahatsızlığına yüzde 80 oranında tanı konulabileceğini vurguladı. Kök hücreyle
tedavi Güler, kalp yetmezliğiyle ilgili kök
hücrelerle yeni bir tedavi yöntemi
geliştirildiğini, bu yöntemin hastalar
için umut verici olduğunu söyledi.
Kadınlarda demir depoları daha az
olduğu için hemen her üç kadından
birinde demir eksikliğine bağlı kansızlık
şikayeti görülüyor.
Bu tedavi yöntemi için Sosyal Güvenlik
Kurumu ile görüşmelerde bulunduklarını belirten Güler, tedavi sayesinde
kalp kaslarının yeniden oluşmasının
sağlandığını ifade etti. Güler, hastanelerinde 2,5 yılda 7 bin anjiyo işlemi
yaptıklarını, Trakya'nın her yerinden
hasta kabul ettiklerini vurgulayarak,
"Bulgaristan ile Arnavutluk başta olmak
üzere Balkan ülkelerinden de hasta
kabul ediyoruz" diye konuştu.
AA
Özellikle yiyeceklerin demir içeriğinin az
olması ve demirin bağırsaklardan
emilmesinin çok güç olması sebebi ile
demir eksikliği sık görülürken, yemeklerden sonra içilen çay ve kahvenin
besinden alınan demirin emilimini
azalttığı saptandı. Obezite ile ilgili çalışmalar yapan Dr. Fevzi Özgönül, çay,
kahve ve kakao içerisinde bulunan bazı
maddelerin, demir emilimini yarı yarıya
azalttığını belirterek şöyle konuştu:
"Yemeklerin hemen üzerine içilen çay ve
kahveden vazgeçmemiz gerekir.
Tabii ki demirin faydaları olduğu gibi fazlalığının da zararı vardır. Bünyeye fazla
miktarda demir almak damar sertliğine,
hücrelerin yağlanmasına ve erken
yaşlanmasına sebep olur.
Demir fazlalığı kanser riskini artırdığı
gibi siroz, şeker hastalığı, halsizlik, iştahsızlık, kalp büyümesi, bulantı,
kusma, nefes darlığı gibi rahatsızlıklara
da sebebiyet vermektedir.
İnsanların günlük alınması gereken
demir miktarı 10-15 mg'dır. Bebeklerde 12 mg, yetişkin erkeklerde 10mg, kadınlarda 20mg, gebeliklerde 30-35 mg
olarak tavsiye edilir."
AA
Türkiye'nin birçok bölgesini günlerdir etkileyen yağmurlar Marmara ve özellikle Kuzeyde
sürüyor. Hafta sonu lodosun etkisiyle hava 5-6 derece daha sıcak ama bazı kesimlerde yine
yağmurlar devam edecek. Batıda ise hem güneş görülecek, hem de bahar yağmurları var.
İstanbul'da Cumartesi bulutlar arasından güneş görülebilecek. Pazar günü öğle saatlerinde ise çamur şeklinde yağmur var ama hava lodos nedeniyle basık ve ılık olacak. Ankara'da hafif bir yağmur olabilir, Pazar günü puslu bir
görüntü olsa da sıcaklık 27 dereceye kadar çıkacak. İzmir biraz bulutlu 25 derece. Pazar günü çamur şeklinde yağmur
var. Bursa parçalı bulutlu 20 derece. Adana parçalı bulutlu, sıcaklık 28 derece. Marmara'da Cumartesi yağmur oldukça
zayıf, güneşin görülme olasılığı var. Lodosla hava ılık, 20-22 derece. Pazar günü ise yoğun olarak gelecek çöl tozlarıyla
yağmurlar çamur şeklinde yere inecek. Hava ılık olacak. İç Anadolu'da Sivas, Kayseri tarafında yağmur var. Pazar günü
ise sert esecek lodosla hava biraz bulutlu ama çok sıcak ve bunaltıcı olacak. Sıcaklıklar 25 dereceyi bile geçebilir. Ege'de
de çok sıcak esecek lodosun etkisiyle oldukça sıcak ve boğucu bir hafta sonu olacak. Pazar günü yağmur olsa bile sıcaklık yüksek 25 derece ancak yağmur çöl tozlarının etkisiyle bu bölgede de çamur şeklinde yağacak. Akdeniz'de güneş
de çıkıyor, bulutlar da var. Sadece iç kesimlerde, çok az yerde yağış var. Lodosla bu bölgede de bunaltıcı ve çok sıcak
bir hava olacak. Pazar günü sıcaklık 30 derece. Güneydoğu'da sıcaklık 23-25 derece, Adıyaman taraflarında hafif yağış
olabilir. Doğu Anadolu'da hava parçalı bulutlu. Erzurum 17, Malatya 24 derece. Erzurum, Bingöl, Van boyunca havanın
yağmurlu olacağı gün Cumartesi. Karadeniz'de Karabük, Kastamonu ve Sinop boyunca yine göz gözü görmeyecek
kadar şiddetli yağışlar olacak. Bu kesimde zaman zaman dolu da yağıyor. Hafta sonu ise yağış hafifleyecek. Trabzon,
Rize taraflarında da 2 günü kısa süreli yağmurlar var. Sıcaklık ortalama 17-18 derece olacak.
ANKARA
İS TAN BUL
Bugün
5 Mayıs Pazartesi
18
Rüzgar
14
14
Bugün
5 Mayıs Pazartesi
Nem
%63
22
Rüzgar
13
11
AN TAL YA
İZ MİR
Bugün
5 Mayıs Pazartesi
Nem
% 76
25
Rüzgar
22
15
Bugün
5 Mayıs Pazartesi
Nem
% 96
28
Rüzgar
20
19
Nem
% 72
5 MAYIS 2014
Turizm
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
Belek yaz sezonu
açılışını çek
turistlerle yaptı
Didim'in ilk yabancı konukları
komşu Bulgaristan'dan geldi
A
ntalya'nın en gözde tatil
beldelerinden Belek, yaz tatili
sezonunun henüz başında, kalabalık bir turist kafilesini ağırladı.
Çek Cumhuriyeti’nin önemli sanayi
kuruluşlarından IVARCS, yıllık
toplantısını Adora Golf Hotel
Belek’te yaptı.
2005 yılından bu yana yurtdışından Antalya’ya binlerce turist getiren Quando Travel Seyahat
Acentası, bu sene Belek’te yaz sezonu açılışını, Avrupalı turistlerle
yaptı.
Quando Travel’in Çek
Cumhuriyeti’ndeki tur operatörü
Azur Reizen ile birlikte yaptığı organizasyona bu ülkenin en önemli
endüstriyel kuruluşlarından
IVARCS firmasının yönetici ve
çalışanları katıldı.
Firmanın geleneksel yıllık toplantısı için Adora Golf Hotel Belek’i
tercih edildi. 26 Nisan’da otele giriş
yapan kafilede Çek
Cumhuriyeti’nin yanı sıra, Slovakya, İtalya ve Tunus vatandaşı
turistler de yer aldı.
4 gün süren bu önemli organizasyonda hem iş, hem de rekreasyon
içerikli programlar gerçekleşti.
IVARCS Şirketi’nin yöneticileri
düzenlenen tenis ve futbol turnuvalarında başarı elde eden katılımcılara çeşitli ödüller verdi.
AA
A
ydın'ın Didim ilçesine 2014 yılının ilk turist
kafilesi komşu ülke Bulgaristan'dan geldi.
Didim ekonomisinin turizm, inşaat ve tarıma dayalı olduğunu belirten Didim Belediye Başkanı A.
Deniz Atabay, ilçede turizm sezonun 01 Mayıs
itibarı ile açıldığını ve tur aracılığıyla gelen ilk
olarak komşu ülke Bulgaristan'dan gelen turistler
olduğunu söyledi.
P i l e k i M a ğ a ra s ı ,
z i ya re t ç i l e r i n i b e k l i yo r
İ
yidere ilçesine bağlı Köşklü
köyünde bulunan ve eskiden insanların Mısır ekmeği yapımında kullandıkları pileki taşını çıkarmak için
oyarak oluşturduğu Pileki Mağarası,
yerli ve yabancı ziyaretçilerini bekliyor.
İyidere Kaymakamı Ömer Faruk
Tuncer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık bin 500 metre uzunluğundaki Pileki Mağarası'nın,
Türkiye'de ender görülen yapay mağaralardan biri olduğunu söyledi.
gelecek kuşaklara aktarma
gayesindeyiz" diye konuştu. Tuncer,
mağaranın turizme kazandırılması için
Köylere Hizmet Götürme Birliğince
2007 yılında çalışma başlatıldığını ve
mağaranın 2013 yılında hizmete
açıldığını kaydederek, şunları söyledi:
"Mağarayı aylık ortalama bin 500
civarında yerli ve yabancı turist ziyaret
ediyor. Hedefimiz bu sayıyı ikiye, üçe
katlamak. Bu sayı kışın düşse de yaz
aylarında artabiliyor.
ordu. Küçük evler için küçük taşlar,
büyük evler için ise büyük taşlar
çıkarılıyordu" ifadelerini kullandı.
Mağaradan artık pileki taşı çıkarmak
için usta bulmanın çok zor olduğunu
dile getiren Rakıcı, "İnsanlar burada
gerçekten ekmeğini taştan çıkarıyordu.
Şimdi bu işi yapabilen 75 yaşındaki bir
ustamız var. Günde bir ya da iki tane
ancak çıkarabilir. Bunu başarabilmek
çok zor. Ben bile denedim, olmadı.
Gerçekten bunu yapmak bir sanat.
Mağaranın tahminen 1700'lü yıllardan
itibaren pileki taşının oyulmaya
başlanmasıyla oluştuğunu anlatan
Tuncer, "Bu mağara insan emeği ve
gücünün nelere vakıf olduğunun en
somut göstergesidir. Bu mağara tamamen insan eliyle oyulmak suretiyle yüzlerce yılda oluşturulmuştur.
Mağaranın içinde birçok tünel, tünellerin sonunda da boşluklar var" dedi.
mutfaklarda teknolojinin kullanılmasıyla pileki taşlarının nostaljiK hale
geldiğini ifade eden Tuncer, "Karadeniz kültürünün en önemli parçalarından biri olan pileki taşını bizler
Mağaranın varlığını İyidere ilçesinde
yaşayan vatandaşlarımız bile bilmiyor.
Buranın tanıtımını yaparak yerli ve yabancı turist sayısını artırmak istiyoruz.
Mağara eskiden insanlarımızın ekmek
teknesiydi. Ekmeklerini taştan çıkartıyorlardı. Şimdi Rize'nin turizmine katkı
sağlayarak ekmek teknesi oldu."
Köşklü köyü muhtarı ve Pileki
Mağarası'nın işletmecisi Mehmet
Rakıcı ise pilekinin ekmek pişirmede
kullanılan topraktan ya da taştan
yapılmış tekne biçiminde kap
olduğunu belirterek, "Pileki taşları,
mağaradan farklı boyutlarda çıkıy-
Çırak yetiştirmek için çalışmalar
gerçekleştirdik ama yapabilen olmadı"
dedi. Rakıcı, Pileki Mağarası'nın,
Ayder Yaylası gibi Karadeniz'in kalkınmasına büyük katkı sağlayacağına
inandığını söyledi. Pileki Mağarası'nı
ziyaret eden Semra Keskin ise
mağarayı çok beğendiğini belirterek,
"Çok güzel, çok etkilendim. Oradan
taşları çıkarıp oymuşlar. Eskiden insanlarımız o taşlarda yemek pişirip
yemişler. Şimdi o kültür kalmamış
fakat mağara kesinlikle gezilmesi ve
görülmesi gereken bir yer" diye
konuştu.
AA
Atabay, açıklamasın da seçimin ardından
geçirdikleri üç haftalık süreç içerisinde ilçenin
sorunlarının tespit çalışmalarının tamamlandığını, üst üste yığılmış birden çok sorunun
olduğunu ve çözümü için uğraş verdiklerini belirtti.
Turizm çeşitliliğine önem vereceklerini ifade eden
Atabay, ilçede turizm sezonunun uzatılması için
ileriki süreçte gerek kamu kurumları ve gerekse
sivil toplum kuruşları ile işbirliğine gidilerek yeni
projeler üzerinde durulacağını öncelikle deniz,
doğa ve kültür turizmi geliştirilmesinin amaçlandığını, ilk etapta tarihi Akköy Projesini hayata
geçirmekle başlanacağını kaydetti.
Sosyal hizmet anlayışı ile 2014 turizm sezonunu
geçirmeyi amaçladıklarını ancak bunu da
belediye çalışanları ile yapacaklarını belirten
Atabay, belediye hizmetlerinin daha aktif ve
süratli sürdürülmesi için bir şirket ruhu ile işlerin
yapılması için özen göstereceklerini bunun da
belediyenin bir kamu hizmeti olduğunu ve işlemlerin yasalar çerçevede sürdürüleceğini ifade etti.
Atabay, seçimin üzerinden bir ay geçtiğini belirterek, belediyede bazı birimlerde görev değişikliğinin yapıldığını ve görev dağılımların da
sürdüğünü sözlerine ekledi.
AA
Gülbaba ebru atölyesi sergisi açıldı Dünya öykücüleri Marquez
anısına Çankaya'da buluşuyor
A
Y
aptığı güllerin güzelliği nedeniyle
sanat dünyasında "Gülbaba"
olarak tanınan ebru sanatçısı Yılmaz
Eneş'in kendi atölyesinde yetiştirdiği
öğrencileriyle birlikte açtığı "Biz" isimli
Gülbaba Ebru Atölyesi sergisi, sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi'nde
açılan sergide, ebru sanatçısı Yılmaz
Eneş'in eserlerinin yanı sıra Eneş'in 23
öğrencisinin 100'den fazla eseri yer
aldı.
Sergiye ahşap dağlama sanatçısı Münir
Erbörü ve kağıt oyma sanatçısı Nihal
Eneş ise konuk sanatçı olarak katıldı.
AA muhabirine açıklama yapan ebru
sanatçısı Yılmaz Eneş, ebru sanatına
1994 yılında başladığını söyledi. Kendi
atölyesinde öğrencileriyle birlikte yaptıkları eserlerin sergilenmesi için
Kızılay'dan bir teklif aldıklarını anlatan Eneş, sergiyi öğrencilerinin birlik
olmaları, bir şeyleri paylaşmaları
gerektiğini ve bu anı yaşamalarını istediği için böyle bir karar aldıklarını belirtti.
"26 'biz' olduk"
Sergiye 3 ayda hazırlandıklarını aktaran Eneş, "Sergide modern ve klasik
eserler başta olmak üzere bir çok ebru
var. Konuk sanatçılarla 26 'biz' olduk.
13
Biz'in önemi tek olabilmek" dedi. Atölyeye yeni öğrenci kabul etmeyip eski
öğrencilerle çalışma kararı aldığını
vurgulayan Eneş, "Eski öğrencilerimden de bir elin parmakları kadar
olanını seçtim. Onlarla ileride daha
ağır, farklı işler yapmayı istiyoruz" diye
konuştu. Serginin bir veda sergisi
olduğunu söyleyen Eneş, hocalık yapmama kararı aldığını ifade ederek,
düşüncelerini "pat" diye konuşan biri
olduğunu ve konuştuğu şeyleri, sadece
güvenebileceği insanların bilmesini
istediğini dile getirdi.
Ahşap dağlama sanatçısı Erbörü
Sergiye konuk sanatçı olarak katılan
ahşap dağlama sanatçısı Münir Erbörü
de ebru sanatçılarının arasında olmaktan çok mutlu olduğunu söyledi.
Ahşap dağlama sanatının Türkiye'de
pek yaygın olmadığını anlatan Erbörü,
"Eserleri, ahşabı doğrudan doğruya
yakarak yapıyorsunuz. En ufak bir
tablo on günden evvel bitmez. Bir aya
kadar süren tablolarımız da var"
ifadelerini kullandı.
Kağıt oyma sanatçısı Nihal Eneş
Konuk sanatçı olarak katılan Yılmaz
Eneş'in eşi kağıt oyma sanatçısı Nihal
Eneş ise eşine ve ebru öğrencilerine
atölyede elinden gelen desteği
verdiğini belirtti. Eşi Yılmaz Eneş'in
geceleri tekne açtığını vurgulayan
Nihal Eneş, sanatçıların hepsinin gün
karardığı zaman kendi kabuklarına
çekildiğini ifade ederek "Hiç bir
sanatçı gündüz bir şey çıkaramaz.
Hattı da, ebruyu da, tezhipi de çıkaramaz. Her şey gece kendi kendine
kaldığı zaman çıkar" diye konuştu.
Konuk sanatçı Nihal Eneş, eşinin bir
çok sanatçı yetiştirmeye gayret ettiğini
belirterek, sanatta yetenek ve sabrın da
önemli yer tuttuğunu kaydetti.
Sanatçı Omay
Sergiye katılan sanatçı Hilal Omay da
ebru sanatına 5 yıl evvel başladığını
söyledi. Sergide 5 çalışmasının yer
aldığını söyleyen Omay, "Ebruya zihnimdeki geçmiş yıllara ait parçaların
birleşmesiyle başladım. Yılmaz Eneş
hocayla çekilmiş bir belgeseli izlemiştim.
Daha çok ebru eseriyle karşılaştığımda,
hocanın bir öğrencisinin eseriyle
karşılaştım ve talebenin kimin öğrencisi olduğunu araştırdığımda karşıma
Yılmaz Eneş hoca çıktı. Hiç düşünmeden hocaya mail attım ve bu şekilde
başlamış olduk" şeklinde konuştu.
Sergi, 8 Mayıs'a kadar ücretsiz
gezilebilecek.
AA
vusturya'dan Azerbaycan'a, Makedonya'dan İrlanda'ya kadar dünyanın dört
bir yanından gelecek yazarların
Ankaralılarla buluşacağı öykü
günleri bu yıl, Nobel ödüllü
Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez anısına düzenleniyor.
(Azerbaycan), Beatrix M.
Kramlovsky (Avusturya), Bruno
Cany (Fransa), Billy O'Callaghan (İrlanda), Carles Alvarez Garriga (İspanya) ve
Nenad Joldeski'nin (Makedonya) yer alacağı öykü günlerinde, yazarlar Ankaralılarla
buluşacak.
Çankaya Belediyesi'nin Ankara
Üniversitesi ve Uluslararası
Ankara Öykü Günleri Derneği
ile birlikte düzenlediği ‘14.
Uluslararası Ankara Öykü Günleri' başlıyor. 07-11 Mayıs 2014
tarihleri arasında, Çankaya
Belediyesi Çağdaş Sanatlar
Merkezi'nin yanı sıra Ankara
Üniversitesi salonlarında ve
Öykü Günleri Derneği'nde
düzenlenecek.
2013 yılında Hugo Chavez
anısına düzenlenen Uluslararası Ankara Öykü Günleri
bu yıl, kısa bir süre önce
yaşamını kaybeden Nobel
ödüllü Kolombiyalı yazar
Gabriel Garcia Marquez anısına
düzenlenecek.
‘Öykü Günleri'nin onur ödülü
ise yazar Necati Tosuner'e verilecek. Onur konukları
arasında Füruzan, Anar (Azerbaycan), Hamlet İsahanlı
Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği'nde öykü günleri
boyunca her gün saat 11.00'de
öyküler okunacak, öykü üzerine kısa konuşmalar ve paneller düzenlenecek. 8 Mayıs'ta
Çankaya Belediyesi Çağdaş
Sanatlar Merkezi'nde edebiyatçı Füruzan, Necati Tosuner,
Çankaya Belediyesi
Çağdaş Sanatlar
Merkezi'nin ev
sahipliği yapacağı ‘14.
Uluslararası Ankara
Öykü Günleri' 7
Mayıs'ta başlıyor.
İbrahim Karaoğlu, Habip Aydoğdu, Hanefi Yeter ve Prof. Dr.
Devrim Erbil'in katılımıyla ‘Sözler ve Renkler Gravür Sergisinin Serüveni' başlıklı
panelle birlikte ‘Sözler ve Renkler Baskıresim Sergisinin
açılışı gerçekleşecek.
Öykü günleri boyunca, Öyküde
Ankara/Ankara'da Öykü, Azerbaycan'da Öykü Edebiyatı,
Hamlet Üzerine Yaklaşımlar,
Fantastik Edebiyat, Cezaevi
Edebiyatı, Kıskanılan Bir Yazar:
Cortazar, 100. Doğum Yılında
Orhan Kemal, Genç Öykücüler
Konuşuyor, Çağdaş Avusturya
Öyküsü, Füruzan: Parasız
Yatılı'nın 43., Kırkyedililer'in
40. Yılı, Edebiyatımızda Necati
Tosuner, 90 Sonrası Kürtçe
Öykü, İrlanda Öykücülüğü, Son
Dönem Romancılığımız, Bilim
Kurgu Edebiyatı ve Direniş Edebiyatı/Edebiyat Siyaset İlişkisi
konulu paneller gerçekleştirilecek.
CİHAN
14
Magazin-Tv
‘Bebekler’
için şarkı
söyleyecek
5 MAYIS
2014
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
ertab Erener, dillerden
S
düşmeyen şarkılarını bu kez
‘bebekleri yaşatmak için’
söyleyecek.Erener, 10 Mayıs
akşamı Beşiktaş Kültür
Merkezi’nde vereceği konserin
tüm gelirini Anne ve Bebek
Sağlığı Vakfı’na bağışlayacak.
Erener konserinden elde edilecek gelir, Marmara Üniversitesi Araştırma ve eğitim Hastanesi
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde yaşama tutunmayı
bekleyen bebekler için hayati önem taşıyan ‘ventilatör destekli
transport kuvöz’ alımında kullanılacak. Konser için davetiyeler
Beşiktaş Kültür Merkezi’nden temin edilebilir.HABER MERKEZİ
‘En çok kaleci Muslera zorladı’
3 Nisan etkinlik2
leri kapsamında
Beşiktaş’ın Portekizli yıldızı Almeida,
çocuklarla buluştu.
Ece Erken’in
sunuculuğunu
üstlendiği organizasyonda çocuklar
ilginç sorularıyla
Almeida’yı
terletti.Sosyal sorumluluk projeleri
kapsamında birçok
projeye imza atan
B4L Organizasyon
şirketi bu kez Beşiktaş’ın Portekizli
yıldızı Almeida’yı
çocuklarla buluşturdu. 23 Nisan
etkinlikleri kapsamında düzenlenen etkinlik önceki
gün Mustafa Barut
sağlık Lisesi’nde
gerçekleşti. Ece
Erken’in sunuculuğunu üstlendiği
organizasyonda,
Almeida öğrencilerle keyifli bir
söyleşi yaptı.
Öğrenciler futbol
bilgileri ve sorularıyla Almeida’yı
zorladı. Almeida’ya
öğrenciler en çok
zorlandığı defans
oyuncusu, kaleci,
en beğendiği yabancı ve Türk oyuncuları sordular.
Almeida, “En zorlandığım savunma
Real Madrid, en
zorlandığım kaleci
Muslera, en
beğendiği Türk
forvet Burak
Yılmaz, yabancı olarak da
İbrahimoviç’i
beğeniyorum“
dedi. Söyleşi
sonrası futbolcu öğrencilere forma
imzalayıp,
dağıttı.HABER
MERKEZİ
a
m
la
k
ı
ç
a
a
f
a
r
ğ
o
t
o
f
Bayülgen'den o
Mayıs'ta
1
Taksim
Meydanı'nda
polislerle fotoğraf çektiren
Okan Bayülgen,
sosyal medyada
çok
konuşuldu.Bayü
lgen, yoğun
eleştiri alan
karenin ardından Twitter
adresine "Bak
Geziden haberin
yoktu ben ordaydım. Nasıl provokasyona
geleceğinden
haberin yoktu.
Ben bağırdım.
Polis de benim
Direnişçi de
Emri verene
bak!" HABER
MERKEZİ
Acun Medya’ dan
açıklama
011 Survivor birincisi Derya
2
Büyükuncu, kazandığı
ödülün yarısını işitme engelliler
yararına bağışlayacağını açıklamıştı. Acun Medya ise
geçtiğimiz günlerde Büyükuncu'nun söz verdiği bağışı yerine getirmediğini duyurmuştu.Basında
çıkan haberlerin ardından milli
sporcu verdiği bir röportajda
kazandığı ödülün tamamını almadığını iddia etti.Acun Medya
ise yeni bir açıklama yaptı ve
Büyükuncu'ya çağrıda bulundu."Show TV, Survivor birincisi Derya Büyükuncu’nun
500,000 TL’lik ödemesini vergi
kesintilerini düştükten sonra
450,000 TL olarak ve bundan 7
ay önce, 2013 yılının Eylül ayında
tamamlamıştır. Ve Derya
Büyükuncu’nun 7 Ay öncesi
itibariyle Show TV’den hiç bir
alacağı kalmamıştır."HABER
MERKEZİ
KANAL AKIŞLARI
08:30Sen de Gitme
10:00"Sağlık Sıhhat"
11:15İyi Şeyler
11:30İyi Fikir
13:00Haber
13:15Spor
13:18Hava Durumu
13:251 Çorba
13:30Elde Var Hayat
14:55Aileler Yarışıyor
16:40Türkiye'nin Ekranı
16:45Zengin Kız Fakir Oğlan
19:00Ana Haber Bülteni
19:45Spor
19:50Hava Durumu
19:55Beni Böyle Sev
06:30Oynat Bakalım
07:00 Gülhan'ın Galaksi
Rehberi
08:40 Aramızda Kalsın
12:00 Özge ile Yeni Hayat
14:30 Anlatacaklarım Var
17:15 Oynat Bakalım
18:15 Flash Point
19:00Komedi Dükkanı
20:00 Sherlock Holmes
21:45 Cehennemden Kaçış 2
23:30 Saba Tümer'le
Bu Gece
06:45Günaydın
08:45Doktorum
10:30Perili Köşk
12:15Gün Arası
12:30Kaynana Gelin
Seda'ya Gelin
15:15Evim Şahane
17:00Arka Sokaklar
18:50Koca Kafalar
19:00Ana Haber Bülteni20:00
22:00Yerli Dizi
00:00Zeytin Tepesi
02:00Canım Komşularım
03:30Kaderin Cilvesi
05:15Geniş Aile
05:10Ana Haber
06:10Dolu Dolu Anadolu
07:00Gak Guk
08:30Burada Ne Yenir?
09:30Dünyayı Geziyorum
11:10Ne Var Ne Yok
11:50Gak Guk
13:15Gör Düğün Gibi
14:30 2. Sayfa
16:15Dolu Dolu
Anadolu
18:00Sıcak Gündem
18:15Ana Haber
19:20Spor Bülteni
19:40İyi Geceler
Öpücüğü
21:50Bıçağın İki
Yüzü
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı ile Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
19:00 Atv Ana Haber
20:00Karadayı
23:15 Kim Milyoner
Olmak İster?
00:50 Tutku
02:40 Aşka Sürgün
04:00 Yahşi Cazibe
05:30 Adanalı
06:40Ejder Avcıları
07:20Tapınaktaki Hazine
09:00Süpürr
11:00Music Box
11:30Fırıldak Ailesi
12:15Cracked
15:15Ah Biz Kadınlar
15:45Music Box
16:10Fırıldak Ailesi
16:45Trend Topic
17:00Ray Mears İle
17:45Aşk Tutulması
06:45Bugün
09:00Beni Affet
10:00Melek
12:00En Güzel Bölüm
12:30Aşkın Bedeli
14:30Soframız
15:30Küçük Kadınlar
16:45En Güzel Bölüm
17:15Beni Affet
19:00Star Haber
20:00Yetenek Sizsiniz
Türkiye
23:30Bir Erkek Bir Kadın
01:30Aşkın Bedeli
02:50Melek
10:35Ekonomi Piyasalar
10:40Spor
10:50 2 Dakikada Bilim
10:55Hava Durumu
11:00Haber Merkezi
11:15Ekonomi Piyasalar
11:20Spor
11:30Seçim Aktüel
11:45Spor
11:55Hava Durumu
12:00Haber Merkezi
12:10Ekonomi Piyasalar
12:15Spor
12:25Ekonomi Notları
12:35Spor Aktüel
12:55Hava Durumu
13:00Öğle Bülteni
13:50Ekonomi Grafik
06:30Cennet Mahallesi
08:30Simge Fıstıkoğlu ile
Yeni 1 Gün
10:00Her Şey Dahil
12:30Gülben
16:30Pis Yedili
18:30Show TV Ana Haber
19:15Büyük Risk
20:00Her Sevda Bir Veda
23:00Hey Canlı
01:00Her Şey Dahil
02:00Gece Haberleri
02:15Tarafsız Bölge
04:00Gece Haberleri
04:155N1K
05:20Serra ile İtalyan İşi
06:00Güne Merhaba
07:40Spor
07:50Güne Merhaba
08:40Spor
08:49Güne Merhaba
09:00Parametre
10:00Haber
10:35Paranın Gündemi
11:00Haber
12:00Bugün
13:48Hava Durumu
14:00Günlük
14:50Hava Durumu
07:00Nickelodeon Kuşağı
12:00Hot in Cleveland
13:002 Broke Girls
14:25How I Met Your Mother
15:15Rizzoli ve Isles
16:10The Carrie Diaries
17:00Mike ve Molly
18:00The Closer
19:00Leverage
20:00Two And a Half Men
21:00Person of Interest
22:00Mom
23:00Black Sails
11:35Spor Bülteni
11:55Hava Durumu +
Yol Durumu
12:00Ajans Bugün
12:35İşin Sırrı
12:503 Dakika
12:55Hava Durumu +
Yol Durumu
13:00Ajans
13:50Hava Durumu
13:55Yol Durumu
14:00Ajans
14:30Spor Bülteni
14:50 3 Dakika
15:00Ajans Gün İçi
15:25Bize Sorun
16:00Ajans Gün İçi
16:30Spor Bülteni
06.45İsmail Küçükkaya ile
Çalar Saat
10.00Doktorlar
11.30Babam Sınıfta Kaldı
12.00BKM Güldür Güldür
13.00Babam Sınıfta Kaldı
14.30Unutma Beni
16.30Esra Erol
19.00Fatih Portakal ile
FOX Ana Haber
19.30Deniz Yıldızı
20.45Çocuklar Duymasın
21.45Asayiş BerkKemal
00.45Çocuklar Duymasın
01.45Ali Ayşe'yi Seviyor
12:00Haber Masası
12:25Dünya Raporu
12:35Ekonomide Görünüm
12:45Spor Bülteni
13:00Gün Ortası
13:35Ekonomide Görünüm
13:45Spor Bülteni
14:00Gün Ortası
14:45Ekonomide Görünüm
15:00Güne Bakış
15:35Ekonomide Görünüm
15:45Spor Bülteni
16:00Güne Bakış
16:35Ekonomide Görünüm
16:45Spor Bülteni
17:00Akşam Haberleri
18:00Akşam Raporu
20:00Televizyon Gazetesi
5 MAYIS 2014
Spor
HERKES İÇİN EKONOMİ POLİTİKA
İşte TFF'nin düşündüğü
yabancı sayısı!
Fikret Orman:
Kan içtim, kızılcık
şurubu dedim
Kulüpler Birliği Başkanı İlhan Cavcav, yabancı kontenjanı konusunda Beşiktaş'a tepki gösterirken federasyonun fikirlerini de açıkladı.
Y
Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, eski başkan Yıldırım Demirören’e olan borçlarıyla ilgili açıklamasında
“Kan içtim kızılcık şurubu dedim.” İfadesini kullandı.
abancı kontenjanı konusundaki belirsizlik sürüyor. Şu
anda devam eden 6+0+4 kuralının önümüzdeki sezondan itibaren 5+0+3 olması planlanmıştı. 16 kulüp 6+2'de
karar kılarken özellikle Beşiktaş'ın 5+0+3'teki ısrarı devam
ediyor. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, stres atmak için gittiği Bodrum'da, "Yabancı kuralı 5+0+3 olarak kalacak. Biz
doğrusu neyse onu yapmaya çalışıyoruz. Kimseyi karşımıza almak gibi bir niyetimiz yok. Bana göre yabancı sınırlaması 5+0+3 olarak devam edecek" ifadelerini kullandı.
B
eşiktaş Olağan Divan Kurulu Toplantısı’nda konuşan başkan
Orman, Beşiktaş Eski Başkanı Yıldırım Demirören’in kulüpten
alacağı paralar için yeni bir yapılanmaya gideceklerini açıkladı.
Başkan Orman, “Kan içtim kızılcık şurubu dedim. Bunu Beşiktaş için
yaptım.
Kulüpler Birliği Başkanı İlhan Cavcav da, "Federasyon Başkanımız da Beşiktaşlı olduğu için öyle düşünüyor. Yıldırım
Demirören'le yaptığım özel görüşmede '5+0+3' olarak düşündüklerini söyledi. Yine de 16 kulübe karşın Beşiktaş
böyle istiyor diye bu kararın çıkacağına ihtimal vermiyorum. Ancak kendileri bilir. Biz de kulüpler olarak ne yapmamız gerekiyorsa yaparız" dedi.
Demirören’le hayatımda hiçbir zaman kişisel olarak para alışverişim
olmamıştır. Önümüzdeki hafta Yıldırım Demirören ile görüşeceğiz.
Kontratlarımız ayarlandı. Bir kısmını sponsor, bir kısmını bağış bir
kısmını da ödeyeceğiz ve bu defteri kapatacağız.”dedi. Fikret Orman
ayrıca, Beşiktaş’ta bir kuruşluk abudik kubidik işlerinin olmadığını
da kaydetti.
BORÇLARIMIZ STATLA BİRLİKTE DÜŞECEK
"Beşiktaş'ın başında kalamaz"
Orman'a yönelik de açıklamalarda bulunan Cavcav, "Sayın
Fikret Orman'ın daha evvelden 'İlhan Ağabey sen ne dersen biz onu yaparız' şeklindeki sözünün ardından yaptığı
bu açıklamaları onun kişiliğine bırakıyorum.
Fikret Orman, 568 Milyon Lira’lık borçlarının, Vodafone Arena’nın
tamamlanmasının ardından yarı yarıya düşeceğini iddia etti. Başkan
Orman, “Vodafone Arena’nın tamamlanmasının ardından 568 Milyon Lira açıklanan borçlarımız, 250 Milyon Lira’ya indireceğiz.
Stadımız her geçen gün büyüyerek devam ediyor. Bugüne kadar
kimseden tek kuruş fayda görmedik.
Bu güne kadar koltuk ve loca satın alan herkese huzurunuzda çok
teşekkür ediyorum. Her alınan koltuk, inşaata demir koymak demektir. İnşallah yeni sezonda orada olacağız. Tek sorun stadın çatısıdır.
Artık yavaş yavaş koltuk koyma işlemine başlayacağız. Eski kapalı
tribün inşaatı 16 Mayıs’ta bitecek. Herkesin heyecanı var. 13 Milyon
TL stat gelirimiz vardır. Rakibimizin ise 130 Milyon.
Yani statdan hiç gelir elde edemedik. Yeni stadımızla 100 Milyon
gelire çıkacağız. Kulübün 140 Milyon'luk bir geliri var. Bunların
yarısından fazlası faizlere gidiyor. Bu gelirle bu kulübün borcunu
aşağıya çekmek mümkün değil. Futbolu ve basketi kapatırsanız
ancak olur. O yüzden büyüyerek borç yapısını düzene sokmamız
lazım. Statla bu ivmeyi kazanacağız.
Bu sene Şampiyonlar Ligi’ne ya direk ya da ön eleme ile gireceğiz.
Oradan da gelirimiz olacak. Taraftarımız istiyor ki büyük yıldızlar
gelsin. Geçen sene 13 Milyonluk bonservis bedeli harcadık. Onun için
büyümek için futbola ve basket takımına yatırım yaptık.
Bu kulübün borcunu stadımızı kendimiz yaparken, kurlar artarken
bunu düşürmek zor oluyor. Bunu bu şekilde düşünmenizi istiyorum.
Tüm bunların yanında, maaşlarını ödeyemeyen kulübü devralıp,
şimdi bu tür problem yaşamadan stat yapan bir duruma geçtik.
Bunu da bizim yönetim yaptı.” dedi.
DÜELLO, KÜLTÜRÜMÜZDE YOK
Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, kendi kültürlerinde düello
kültürlerinin olmadığını ve kendisine yönelik pusu kuran bir tarzla
itibarsızlaştırma yapıldığını söyledi. Fikret Orman, “Düello kültürü
bizim kültürümüzde yok. Bizim kültürümüzde pusuya yatmak vardır.
Stadımız yok. 6 maçımız kapatılmış. Şu anda Kasımpaşa maçına
satılan bilet 106 adet. Rakiplerimizin durumu ise ortada. Şu an 3
maçımız kalmış. 10 senelik süreç içerisinde herkes mali erezyondan
bahsediyor ama asıl erezyon ahlaki erezyondur.
Herkes almış eline laptopu, sosyal medyadan Beşiktaş’ı itibarsızlaştırma çalışmasına girmiş. Bir tek amaç bu. Yalan dedikodu.
Benim yaptığım her şeyi kulübün üzerinden itibarsızlaştırıyorlar.
Bunların kökünü kazımadan benimle kimse uğraşamayacak.
Düşünün maça gitmeyin diye kampanya yapılır mı ya? Bu işi hep beraber çözeceğiz. Ben bu işten kimseye taviz vermem.”diye konuştu.
Orman, son olarak Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu ilan ettiği
Çaykur Rizespor maçı öncesinde, sarı-lacivertliler lehine yaptığı açıklama nedeniyle camiadan tepki aldıklarını belirtti ve konuya açıklık
getiren bir açıklama yaptı: “Bizim dönemimizden sonra Beşiktaş
olarak kimseden en ufak bir saygısızlık görmedik. Fenerbahçe ile
alakalı yaptığımız açıklamadaki metin biraz yanlış anlaşılır oldu.
Bunu kendi aramızda konuştuk. Asıl demek istediğimiz Fenerbahçe
gibi bizde şampiyonluğa oynayabilirdik ve seyircisiz oynanmamalı
gibi bir açıklamaydı.”dedi.
CİHAN
15
PAOK karıştı! Miroslav
Stoch dönüyor mu?
Ki burada Beşiktaş kulübümüz büyük bir camiadır, o camianın başında olan insanların kim olursa olsun ağzından
çıkan sözlerin bir ciddiyet sağlaması, güven sağlaması
gerekir. O makamı, herkes işgal edemez. Bugün böyle yarın
öyle diyen bir insan Allah korusun tabii beni ilgilendirmez
ama Beşiktaş'ın başında kalamaz" diye konuştu.
6+2'ye imza atmama kararında olan diğer kulübün Akhisar
olduğunu belirten Cavcav, "Hem imza atmıyorlar hem de
Tahkim'e gitmeyiz diye yazı veririz diyorlar. Nelerle
uğraşıyorum. Allah nasip ederse sezon bitsin Kulüpler Birliği'ni kim alırsa alsın. İlhan Cavcav yok. Ben hayatta
verdiğim sözden dönmedim" ifadelerini kullandı.
Haber Merkezi
Yunanistan'a kiralanan Slovakyalı, lig ve kupa kaybedilince kendisini büyük bir karmaşanın içinde buldu.
T
araftarlar tesisleri bastı. Oyuncular korkudan idmana çıkmadı. Başkan, teknik kadroyu
kovma kararı aldı. Stoch 2 yıl daha
sözleşmesi bulunan kulübüne
dönme planı içinde. Yabancı sorunu ise Fenerbahçe’yi düşündürüyor.
Fenerbahçe’nin, Yunan ekibi PAOK’a sezon başında kiraladığı Miroslav Stoch’ta çarpıcı gelişmeler
yaşanıyor. Slovak futbolcu, Selanik’in Siyah-Beyazlı ekibinde iyi bir
performans ortaya koydu.
Ancak şampiyonluklar kazanmak
isteyen PAOK, ligi Olympiakos’un 17
puan gerisinde 69 puanla ikinci bitirdi, geçtiğimiz cumartesi günü Panathinaikos ile oynadığı kupa
finalini de 4-1 kaybedince kulüp karıştı.
GÜVENİ TAM
Teknik direktör Georgios Georgiadis’in PAOK’ta 39 kez forma şansı
verdiği Stoch ise kendisine güveniyor ve Ersun Yanal’ın gözüne girebileceğine inancı tam. Oysa yönetim
onu satmayı, en kötü ihtimalle yeniden PAOK’a kiralamayı planlıyordu.
LİG BİTTİ
Yunanistan’da ligin normal sezonu
ve kupa maçları bitti. DevlerLigi ile
Avrupa Ligi’ne gidecek takımların
belli olacağı 4 takımlı mini lig oynanıyor. Fenerbahçe’nin sezon sonuna
kadar PAOK’a kiraladığı Stoch’un
Kanarya ile olan sözleşmesi ise 30
Haziran 2016’da bitiyor.
YABANCIDA SIKINTI VAR
Taraftarlar geçtiğimiz pazartesi günü idmanı bastı. Başkan İvan Savvidis, bütün teknik kadroyu kovma
kararı aldı. Kulüpteki karışıklık
Stoch’u tedirgin etti.
Mevcut Fenerbahçe kadrosunda Alves, Kadlec, Meireles, Baroni, Holmen, Kuyt, Sow, Emenike, Webo
olmak üzere 9 yabancı var. Stoch,
PAOK’ta; Yobo, Norwich’te; Krasic
de Bastia’da kiralık oynuyor.
Stoch, şampiyonluğu kazanan ve istikrar içerisinde olan Fenerbahçe’ye
dönüşü düşünmeye başladı. SarıLacivertlitakımda karışıklık bulunmaması ve kulübün ekonomik
rahatlığı 24 yaşındaki futbolcunun
dönüş fikrini körükleyen etmenler.
Yani toplam 12 yabancı var. Bu isimler arasında sezon sonunda sözleşmesi bitecek oyuncu bulunmuyor.
Bu nedenle Fenerbahçe yönetimi
kontenjanın 8’e nasıl indirileceğini
kara kara düşünüyor...
Haber Merkezi
Ataman: Milli takıma "Navarro" aranıyor
Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın dergisi GençlikSpor'a konuşan Ataman,
milli takımın son yıllarda skorer forvet pozisyonda sıkıntılar yaşadığını belirtti. Türkiye'de üst seviyelerde "yıldız" denilebilecek skorer bir
oyuncunun şu an için bulunmadığını belirten Ataman, "İspanyollardaki Navarro, İtalyanlardaki Belinelli tarzında bir isme ihtiyacımız var.
O
yunun hücum tarafında büyük katkılar verecek ve 2 numara pozisyonunda oynatabileceğimiz bir ismi devşirebiliriz" ifadelerini
kullandı. Devşirmek istedikleri yeni oyuncunun,
bu yılki Dünya Basketbol Şampiyonası'na yetişeceğini belirterek şöyle devam etti. Buradaki tek
amacımız, genç milli takımda şampiyon olan
oyuncularımız tecrübe kazanıncaya kadar geçecek sürede bu eksik yönümüzü kapatmak. Yani
kısa vadeli bir iş olacak. Belirlediğimiz birkaç
aday oyuncu var. Onlarla bir takım görüşmeler
yapılıyor. Bir ya da iki oyuncuyu daha Türk
vatandaşlığına geçirip elimizdeki 6-7 devşirme
oyuncu içinden en fazla ihtiyaç duyduğumuz ismi
şampiyonaya götüreceğiz." Milli takımdan affını
isteyen Hidayet Türkoğlu'yla ilgili de Ataman, bu
oyuncunun sadece basketbolda değil ülke
sporunda önemli bir değer olduğunu vurguladı.
Ataman, "Milli takımdan affını istemesinin ardından beni aradı. 'Ergin hocam lütfen yanlış anlama. Ben sadece yoruldum. Artık gençlerin
önünü açmak için böyle bir karar verdim' dedi.
Şu an için biraz dinlenmeye ihtiyacı var. Bırakma
kararını sezon sonu yeniden değerlendireceğiz"
ifadelerini kullandı. Milli takım heyetiyle geçen
yıl bazı sıkıntılar yaşanan Enes Kanter'e ilişkin de
Ataman şunları kaydetti: "Enes'e, mental anlamda 'seni istemiyoruz' demeyiz. Kendisinden
de aynı yaklaşımı bekleriz. Enes'in Türkiye'den
yetişmiş bir genç olarak bu takımda olacağını
düşünüyorum. Kendisiyle ilgili hiçbir kötü
niyetim yok. Genç oyuncudur, zaman zaman bazı
hatalar yapmış olabilir. Ona karşı da birtakım
hatalar yapılmış olabilir. Ancak önümüzde
yepyeni bir sayfa var." Ataman, Beko Basketbol
Ligi'ndeki mevcut yabancı oyuncu kuralıyla ilgili
ise "Bana göre FIBA, tüm federasyonlarla ortak
bir karar almalı ve bu karar bütün Avrupa'da
geçerli olmalı. Benim için iyi oyuncu kavramı çok
önemli. Hidayetler, Mirsadlar, İbrahimler yıllarca
ülke basketboluna büyük katkı verdi. Şimdi de
öyle olmalı. En iyi olan oynamalı" dedi. Yerli
oyuncuyu korumanın Avrupa'daki rekabete
yakışır şekilde olması gerektiğini söyleyen Ataman, "Kadrodaki genç bir oyuncunun hedefi Türk
oyuncuyu geçmek değil de Carlos Arroyo'yu
geçmek olabilmeli. İşte asıl o zaman biz ülke basketbolu olarak istediğimizi alırız. Yoksa 'benim
yerim hazır. Nasıl olsa iki Türk'ten biri ben olurum' düşüncesiyle ülke basketbolu gelişemez"
dedi.
Ataman, Türk antrenörlerin Avrupa'da bugüne
kadar ülke basketbolunu en iyi şekilde temsil ettiğini ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: "Şu
gerçek ki antrenörlük bazında dünya basketbolunda lobileşmiş bazı kesimler var. Mesela basketbolda bir Sırp lobisi var. Bugün baktığınızda
Avrupa'da çalışan en az 20-25 Yugoslav kökenli
antrenör görürsünüz. Türkiye'den ise Avrupa'da
bugüne kadar çalışan 4-5 kişi vardır. Aramızda,
'Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur' diye hep
söyleriz. Hakikaten doğru. Bizler yıllarca futbolda
olduğu gibi basketbolda da milli takımın başında
Türk hoca olmasının mücadelesini verdik. Bugün
bu şanlı görev bana geldi. İnşallah benden sonra
başka bir arkadaşımız çalışacaktır. Yerli antrenör
olarak yıllar sonra bu bayrağı devraldık. Bırakmaya da niyetli değiliz. İnşallah kazanacağımız
başarılarla da her Türk antrenörün idolü olmaya
çalışacağız."
AA
onom
HERKES iÇiN EKONOMi POLiTiKA
5 MAYIS 2014 Pazartesi
KDV dahil 25 Krş
www.ekonomigazetesi.net
B
ORSA
17 Aralık'ı
GöMDü
Paralel yapının 17 Aralık operasyonu
amacına ulaşamadı. Yabancının
radarından çıkmayan Türkiye'ye para
girişi hızlandı. Borsa 5 ayın zirvesini
gördü, faiz yüzde 9'a, dolar 2.09'a indi
100 BiN VARiLLiK iLK SEVKIYAT
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Taner Yıldız, Irak
Kürt Bölgesel Yöne timi Başbakanı
Neçirvan
Barzani'nin,
"Türkiye'de de polanan petrolün
satışına 2 Mayıs'ta
başlayacakları"
yönündeki açıkla masına ilişkin,
"Yaklaşık 100 bin
varillik günlük
sevkiyat yapılıyor.
Türkiye'nin bu sürece hazır olduğunu
belirten Yıldız, şöyle devam etti:
"Tabii ki Türkiye bütün altyapısıyla
beraber buna hazır, bekliyor. Şu anda
yaklaşık 1,8 milyon varil birikmiş durumda. Kuzey Irak petrolü olarak
birikmiş durumda. Bugün sevkiyatın
yapılabilmesi ancak kendilerinin
satışlarıyla beraber mümkün olacak.
Bu, Irak petrolüdür. Irak petrolünü
tabii ki kendileri satacak. Türkiye
bunun zeminini kolaylaştırıyor ve
önünü açıyor. Tabii ki buradan oluşacak gelir, şu anda yaklaşık 180-200
milyon doları bulan ciro oluşur.
Bunun Halk Bankasına yatırılmasında da mutabakat sağlamıştık.
Her ne kadar önceden belirtilen ABD'deki bir hesaba yatırılmasıyla
alakalı konuları, kendileri aşmış bulunuyor. Yaklaşık 100 bin varillik
günlük sevkiyat yapılıyor. Sevkiyat da
başladı. Sayın Neçirvan Barzani
zannediyorum bunu kastetmişti.
Belki 3 gün, belki bir hafta içinde
bunların satışı gerçekleşebilir. 2,5 milyon varile kadar stoklama kabiliyetimizin olduğunu söylemiştim.
Artık Bağdat ile Erbil, buna karar
verecek ve 30 Nisan seçimlerinden
sonra, Irak'ta yapılan seçimlerden
sonra Irak'ın istikrarına, büyümesine, normalleşmesine inşallah katkı
konulmuş olacak."
TÜRKİYE YENİ HAMLELER YAPACAKTIR
Yıldız, bundan sonra Türkiye'nin ikinci aşamaya başlayacağını vurguladı.
BORSA İSTANBUL DÜNYA LİDERİ
Borsa İstanbul, dün dünyanın en fazla yükselen
piyasası oldu. 16 Aralık'ta 74.843 puan olan
endeks, 17 Aralık operasyonunun ardından % 18.2
düşerek 3 Mart'ta 61 bin 189 puana kadar
gerilemişti. Seçim sonuçlarına ilişkin iyimser
beklentilerin 30 Mart'ta gerçekleşmesi ile beraber
siyasi istikrarı satın almaya başlayan borsa,
gelişmekte olan ülkelere fon akışının da
hızlanmasıyla 3 Mart'tan bu yana % 23 yükseldi.
1.7 MİLYAR $LIK YABANCI ALIMI
Paralel yapının 17 Aralık operasyonu ile yaratmak
istediği algıya özellikle yabancı yatırımcılar prim
vermedi. Aralık ve ocak aylarında borsada 658
milyon $lık net satış yapan yabancı yatırımcılar,
şubat, mart ve nisan aylarında ise 1.7 milyar $ın
üzerinde net alım yaptı. Yabancı yatırımcılar,
özellikle son dönemde yaptıkları olumsuz
değerlendirmelerle tepki çeken kredi
derecelendirme kuruluşlarını dikkate almayarak,
Türkiye'ye yatırımdan vazgeçmedi. S&P,
Türkiye'nin en kırılgan üçüncü ülke olduğunu
ileri sürerken, Fitch de siyasi belirsizliğin not
üzerinde baskı yarattığını açıklamıştı.
S
Yıldız, bir gazetecinin, "Irak Kürt
Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani'nin, 'Türkiye'de depolanan petrolün satışına 2 Mayıs'ta
başlayacağız' şeklinde bir açıklaması
vardı. Gelinen süreç ne durumda?"
sorusuna karşılık, Barzani'nin 3 gün
kadar önce, ilk sevkiyatın 2 Mayıs'ta
gerçekleştirileceğiyle ilgili açıklama
yaptığını söyledi.
P
FAİZ % 9'A İNDİ, $ 2.09 TL
Yabancı girişinin hızlanması, tahvilbono
piyasasında da faizi 4.5 ayın en düşük seviyesine
inmesini sağladı. Gösterge tahvilin bileşik faizi
dün 16 Aralık 2013'ten bu yana ilk defa % 9'u test
etti. 10 yıllık tahvilin faizi ise % 9,14 ile 27
Kasım'dan bu yanaki en düşük seviyeyi gördü.
Faizdeki düşüşte, Merkez Bankası Başkanı Erdem
Başçı'nın faiz indirimi sinyali vermesi de etkili
oldu. Dövizde ise risk iştahının artmasıyla birlikte
$ dün 2.0930 TL 25 Aralık 2013'ten bu yanaki en
düşük seviyeye geriledi.
evkiyat da başladı. Sayın Neçirvan Barzani zannediyorum bunu
kastetmişti. Belki 3 gün, belki bir
hafta içinde bunların satışı gerçekleşebilir" dedi.
Bursa'da, Büyükşehir Belediyesi ve İl
Milli Eğitim Müdürlüğünce Merinos
Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nin
bahçesinde düzenlenen "3'üncü
Bilim Şenliği"nin açılış törenine
katılan Yıldız, gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
iyasalar, 17 Aralık operasyonu ve ardından
yaşanan dinleme skandalları ile yaratılmak
istenen algıyı tam anlamıyla tarihin
çöplüğüne gömdü. Seçim sonrası güçlenen siyasi
istikrar beklentisinin yurtdışındaki iyimser hava
ile desteklenmesi sonucu Borsa İstanbul, 17
Aralık operasyonu öncesindeki seviyenin de
üstüne çıktı. Gün içerisinde 75 bin 530 puan ile
beş ayın en yüksek seviyesine çıkan BIST-100
Endeksi, haftanın son işlem gününü % 1.74'lük
artışla 75 bin 159 puandan kapattı.
Hem Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti
hem de özel hukuk hükümlerine tabi
şirketler yönünden Türkiye'nin
petrolleriyle alakalı önemli
gelişmeler olacağını aktaran Yıldız,
"Türkiye, her zaman bahsettiğim gibi
siyasi sınırları sabit kalmak kaydıyla
enerji ve ekonomik sınırlarını
genişletmiştir. Bununla alakalı çalışmalarımızı önümüzdeki aylarda hatta
mayıs ayı içinde de inşallah bir kez
daha görmüş olacağız. Yapılacak bir
kısım imzalarla bunun önünü
açtığımızı hep beraber görmüş olacağız" değerlendirmesinde bulundu.
5 MiLYON ‘BOMBA’ YOLLARDA
Fren ve farlar sorunlu
Yine TÜVTÜRK verilerine bakıldığında,
geçen yıl Türkiye’de yaklaşık 7 milyon
aracın periyodik muayenesi yapılmış.
Araçların sadece yüzde 2’si “kusursuz”,
yüzde 65.7’si “hafif kusurlu” geçebilmiş. Muayeneye gelenlerin yüzde
30’a yakını “ağır kusurlu”, yüzde 2.7’si
de “emniyetsiz” bulunmuş.Peki en çok
niye kalmış araçlar? “Arka frenlerin tutmaması” yine ilk sırada. Onu “geri vites
lambasının yanmaması”, “fren lambalarındaki bozukluk”, “park lambalarının yanmaması” izliyor. 5.
sıradaysa “uygun olmayan araç özellikleri” yani standart dışı koltuk sayısı gibi
nedenler var.
Barzani'nin, "isterse Türkiye'ye satabilecekleri" yönündeki ifadesinin
hatırlatılması üzerine Yıldız, bu
petrolün alıcısının Tüpraş ve özel sektör olduğuna işaret etti. Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Anlaşabiliyor olmaları halinde tabii
ki Tüpraş da bu malı alır ama kendileriyle en son görüştüğümde, gerek
Bağdat ile gerekse İran ile yapılan
kontratlarda şu anda böyle bir alım
için hazır olmadıklarını söylediler. Bu
ticari şartlar önümüzdeki haftalar,
aylarda değişebilir ama Türkiye bu
sevkiyatı yaptıktan sonra, aynen sözleşmelerine bağlı kalarak, Sayın
Neçirvan Barzani'yle yapılan sözleşmelere bağlı kalarak, Bağdat'ın
da hassasiyetlerini mutlaka göz
önünde bulundurarak ticari hacmini
genişletecektir. Yeni hamleler inşallah yapacaktır. Bunu hep beraber
göreceğiz."
GAYRET GÖSTERİLDİ
Yıldız'a, "17 Aralık operasyonuyla ilgili 60 kişi hakkında takipsizlik
kararı verildi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu da
yöneltildi.
Söz konusu operasyonun,
Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde çok
farklı değişiklikler yaptığının
görüldüğünü dile getiren Yıldız, şunları söyledi:
"Bir seçim yaşadık. 30 Mart seçimlerinde yaşadığımız, şu ana kadar
siyaset tarihinde iktidarlar üzerine
yapılan koalisyonun bundan böyle
Trafikteki 18 milyon aracın, 5
milyon 100 bin tanesi yollarda
muayenesiz dolaşıyor.
Muayenesiz araçların 2. el
satışının yasaklanmasıyla birlikte bu sayının bir miktar
düşmesi bekleniyor.
bin kamyon, 738 bin kamyonet ve 1.1 milyon Otomobil muayene yaptırmamış durumda. Motosiklet ve traktördeyse bu
rakamlar daha yüksek. 1 milyon 784 motosiklet ve 1 milyon civarında traktörün
de muayenesi yok.Muayenesiz motosikletlerin oranı yüzde 70, traktörlerin
oranıysa yüzde 80’lere ulaşıyor.
statistikler, Türkiye’deki araç
sayısının 18 milyon adede ulaştığını
gösterirken, bu araçların yaklaşık
yüzde 30’unun “potansiyel tehlike”
olduğu anlaşılıyor. Nitekim 5.1 milyondan fazla aracın muayenesinin olmadığı,
Türkiye’deki traktör ve motosikletlerin
yüzde 80’ine yakının da muayene yaptırmadığı belirtiliyor.
İkinci el yasağı
TÜVTÜRK Genel Müdürü Kemal Ören,
araç muayenesinde kalma oranlarının
iyileşmeye başladığını, ancak buna rağmen trafikte seyreden her 4 araçtan
1’inin muayeneye gelmediğini belirtti.
Ören, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün getirdiği zorunluluk sonrasında, geçerli
araç muayenesi olmayan araçların 2. el
satışlarının yapılmasının mümkün olmadığına dikkat çekerken, bunun trafik
güvenliğini artıracağını vurguladı. Yakın
geçmişte muayenesi olmaksızın satışı
yapılmış araçların karıştığı ölümcül
kazalar bulunduğunu hatırlatan Ören,
“Bu nedenle düzenlemenin trafik
güvenliği sağlamaya yönelik bir önlem
olmasının yanı sıra, ayrıca tüketiciyi korumak için atılmış bir adım olduğunu da
söyleyebiliriz” diye konuştu.
İ
Muayeneden kaçan 5 milyondan fazla
aracın arasında otobüs, minibüs ve
kamyonların da bulunması, işin vahametini artırıyor. Kaza haberlerinde
“Freni tutmayan araç...” ya da “Direksiyon hakimiyetini yitiren sürücü...” gibi
etkenlerin sıralanmasının “sürücü hataları” dışında, çok da “olağan dışı” bir
durum değil. TÜVTÜRK verilerine göre
48 bin 789 otobüs, 126 bin minibüs, 275
Yeni kusurlar da geldi
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığı’nın Karayolu Düzenleme
Genel Müdürlüğü, araç muayenesinde
belirleyici olan “Kusur Tablosu”nda
değişiklik yapmış. Örneğin önceden
hafif kusur olan “geri vites lambasının
çalışmaması”, “yanlış takılmış lastikler”
veya “rot başlarının kafalarında boşluk”,
artık ağır kusura giriyor. 158 kusurda
düzenleme yapılmış. Yani bakımsız
araçların, yeni kusur tablosuyla
muayeneden geçmesi biraz daha zorlaşacak, ama daha güvenli olacak.
2.7 milyar devlete
TÜVTÜRK Genel Müdürü Kemal Ören,
2008 yılından bugüne kadar toplam 32.5
milyon aracın muayene edildiğini,
tekrarlarla birlikte rakamın 60 milyonu
aştığını söyledi. 6 yılda kamuya 2.7 milyar lire aktarıldığını hatırlatan Ören,
yüzde 40 olan devlet payının,
önümüzdeki dönemde yüzde 50’ye çıkacağını belirtti. Muayene ücretlerinin her
yıl ekim ayında yine devlet tarafından
yeniden değerlemeyle belirlendiğini anlatan Ören, muayene ücretlerinde kendi
paylarının sadece yüzde 4 olduğunu,
buna karşılık kendilerinin yaptıkları
başlangıç yatırımının 1 milyar dolar
olduğunu hatırlattı. Türkiye genelinde