close

Enter

Log in using OpenID

ders 2 ek okuma

embedDownload
09.09.2014
Antik Döneme Kadar
İnsanlık
Tarihi…
• Neandartal insan… 200 000 yıl önce….. 2 000 000 ??
• Bize daha yakın olanlar… 30 000 yıl önce
• Mağara insanı… 10 000 yıl kadar önce
• Konuşma, resimle, yontmayla ifade
• Ateş yakma, ekmek pişirme, kazıklı evler, çömlekçilik
• Mezopotamya Medeniyetleri
(Sümerler, Babilliler, Asurlular)
• Çok tanrılı, ay yıldızlar, güneş
• Tuğla, tapınaklar, çini yazısı tabletler, altın eşya
• Astronomi, astroloji, takvim, ticaret, hesap, hukuk
• Mısır Medeniyeti… MÖ 3 100
• Çok tanrılı, sadece güneşe tapanlar
• Avcılık, tarım, camcılık, inşaat, yazı, kağıt, kitap
• Yahudiler… MÖ 1700
• Tek tanrılı çobanlar, Kudüse yerleştikten sonra Filistinlilerle savaş
• Mesih beklentisi, içe kapanma
• Fenikeliler… MÖ 1700
• Çok tanrılı
• Ticaret, el sanatları, kumaşlar, alfabe
•
•
•
•
•
•
•
Antik Dönemde Dünyadaki Durum…
Yunan adaları-Batı Anadolu
• Mikenliler
• Giritliler
• Dorlar
• İyonyalılar
• Eoller
• Atinalılar: İyonlar/Eolyalılar, Solon yasaları, Perikles, Felsefe, sanat, heykel, şiir, tiyatro
• Ispartalılar: Dorlar
Orta Anadolu
• Hattiler
• Hititler
• Frigler
Doğu Anadolu
• Urartular
Batı Asya
• Persler
Hindistan
• Hint medeniyeti MÖ 2500
• Budha MÖ 500.. Meditasyon ile aydınlanma
Çin
• Çin medeniyeti MÖ 2000
• Çin yazısı, gelenekler, kurallar, aile
• Konfiçyüs MÖ 500
• Toizm: Evrenin yasalarına uymak
Amerika
• Maya Medniyeti
• Aztek Medeniyeti
• Psikoloji, insanın düşünceleri, duyguları,
davranışlarının açıklanmasıdır
• Her dönemdeki psikoloji onu üreten
toplumsal yapı ve kültürden etkilenmiştir
• Açıklamalar o dönemin insanlarının
insanın doğasına ve nasıl yaşaması
gerektiğine ilişkin gizil varsayımlarıyla
belirlenir
1
09.09.2014
İnsanlığın temel soruları….
Evren….
Metafizik Açıklamalar
“Var” olan, mutlak olan
bir “Mükemmel” in
yansımasıdır
Evren nedir?
nedir? Gerç
Gerçek nedir?
nedir?
İnsan nedir?
nedir? Gerç
Gerçeği nası
nasıl bilir?
bilir?
Fizik Açıklamalar
Sürekli oluşmakta,
değişmekte olan
maddedir.
Pisagor
Parmenides
Tales
Anaksimender
Xenofanes
Mutluluk nedir?
nedir? Nası
Nasıl ulaşı
ulaşıllır?
İnsan...
Gerçek...
Rasyonalizm
Gerçek, doğuştan zihnimize
yerleştirilmiştir.
Gerçeğe, mantığımızı
kullanarak ulaşabiliriz.
Gerçekler evrenseldir.
Değişmez.
Sokrates
Platon
Deneyimcilik
Gerçek, olgular gözlenerek,
ortaklıkları saptanıp,
geçici açıklamalarla
sürekli oluşturulur.
Gerçek, deneyimlerle,
yaşanarak öğrenilir.
Görecelidir
Protagoras
Aristo
Diğer Canlılardan
Farklıdır
İnsan zihni aktiftir.
Doğuştan getirilen
yeteneklere sahiptir.
İnsan zihninin en
önemli yeteneği mantık
ve düşünmedir.
Mantığını kullanabildiği
sürece “doğru”ya ulaşır.
Diğer Canlılardan
Farksızdır
Doğduğunda insan zihni
boştur. Yaşadıkça öğrenir.
Öğrenme, insanın diğer
canlılarla paylaştığı bir
özelliğidir. Çevreye uyum
yaparak gelişmiştir. İnsan,
deneyimleri arasındaki
ortaklıkları farkederek
“doğru bilgi”yi oluşturur.
2
09.09.2014
Mutluluk….
İçinden Geldiği Gibi
O Anı Yaşamak
Mutluluk, doğanın verdiği
nimetlerden yararlanmak,
duygular doğrultusunda
davranmaktır. İnsanın
sezgileri ve duyguları onu,
kendisine yapılmasını
istemediğini başkalarına da
yapmaktan alıkoyacaktır.
İnsan kendi ürünü olan
demokrasi içinde mutlu
olabilir.
Düşünmek/İnanmak/
Anlık Hazları Ertelemek
Mutluluk, “Doğru”ya
ulaşmak , onunla
bütünleşmektir. İnsan,
duygularına, ihtiraslarına
yenik düşmemek, mutlu
olmak için, kendisine
“doğru”yu gösterecek
aklına güvenmelidir.
Mutluluk, mutlak “doğru”
ve “varolan”a inanmaktır
Antik Dönem
Antik Yunan
Scuola di Atene (Raphael, 1510)
• Eski yunan dönemi
8
4
5
1
2
1
2
3
9
1
1
6
7
1
0
01 – Socrates
07 – Pythagoras (Pisagor)
02 – Plato
08 – Alexander the Great
03 – Aristotle
09 – Parmenides (akılcılık)
04 – Zeno (kaplumbağa ve Achieles)
10 – Heraclitus (her şey akar)
05 – Epicurus
11 – Diogenes (Diyojen)
06 – Anaximander (yaşam denizden geldi)
12 – Plotinus
13 – Euclid (Öklid)
1
3
– Bronz çağı (MÖ 3000-1200)
– Karanlık dönem (MÖ 1200-700)
– Arkaik dönem (MÖ 700-500)
– Klasik dönem (MÖ 500-323)
– Helenistik dönem (MÖ 323-31)
– Roma Dönemi (MÖ 31-MS 476)
3
09.09.2014
Klasik Yunan döneminde temel sosyal
paradigma
• Hayatın temel amacı
– Kişinin kendi kent devletinin hizmetinde sonsuz
şerefe ulaşması
– Kısa ama ünlü, şerefli bir yaşam
Antik Yunan: Bronz Çağı (MÖ. 3000-1200) ve
Karanlık Çağlar (MÖ 1200-700)
•
Sosyal Bağlam: Kahraman savaşçılar ve krallar
• Yarı-kutsal krallar ve onları destekleyen aristokratlar
• Tüm erkekler savaşçı
• Hellenistik döneme kadar savaşçı etiği,
»
»
»
»
»
»
• Mutluluk
– Şerefli olmak
• Savaşlardaki şanlı yaşamla ölümsüzlüğe ulaşmak
• En büyük suç
»
»
– Şerefsizlik
• Kendi bireysel çıkarlarının peşinden gitmek
»
»
İnsan davranışlarına yönelik ilk kayıtlı
fikir yürütmeler:
Mitoloji:
Tanrılar, doğaüstü güçler tarafından yönetilir
İnsana benzer duygu, düşünce ve
davranışları vardır
Homeros destanları:
İnsanların kendi sorumlulukları vardır
İlyeda
Kahramanlık çağı toplumunun askeri
düzeni
Odysseia
Toplumun sivil yönü
Fiziksel gücün yüceltilmesi; kadınlık, zayıflık, hastalık: kötü kader
Zayıflık ve korkaklığın, dolayısıyla kadınların aşağılanması
Şan, şöhret peşinde koşma
Bireysel çıkarların hep geri planda tutulması
Yakın, aynı cinsten (erkek) arkadaşlıkların yüceltilmesi
Savaşta kahramanlıklar yaparak; törenle gömülerek ölümsüzlüğe
ulaşma
Kısa da olsa şan-şeref dolu bir yaşam
Erdem bir varoluş durumu değil, başarı ile elde edilen ve şansa
bağlı bir durumdur
Kadınlar, çocuklar, köleler, hastalar, sakatlar, erdemli olamaz,
çünkü onlar savaşamaz ve törenle gömülmez
Günümüzdeki erdem anlayışı, bundan çok farklıdır ve Stoacılıktan
etkilenmiştir ve Hristiyanlıkla yayılmıştır
“Ruh”un kavramlaştırılması
• Canlı’nın özelliği: “Psuche”/ yaşam nefesi
–
–
–
–
–
Ölünce bedenden çıkıyor;
Uykuda bedeni terkedip, dolaşıyor
Usulüne uygun törenle gömülmüşse, ölümsüzdür, “hades”e gider
Kadınların ve “zayıfların”ki ölümsüz değil
Ama “davranış”la bir bağlantısı yok
• Formu ceset gibi, gömüldüğü şekliyle
• Davranışı yöneten: ruha-benzer olgular
– Phrenes
• Diyafram: davranışı mantıksal olarak planlama
– Thumos
• Kalp: duygularla yönetilen davranışlar
– Noos
• Doğru algılama, dünyayı net olarak kavrayabilme
4
09.09.2014
Toplumsal Bağlam: Kent-devletlerinin
yükselişi
Arkaik Dönem (MÖ 700-500)
• Yeni bir toplumsal-politik düzenleme: kentdevletleri; “polis”ler
• Vatandaşların aidiyetleri
• Savaş yöntemlerinde yapılan değişiklik
– kent-devletlerinin ortaya çıkması
• Bronz çağında savaşlar
– Bireysel
– Savaş arabaları, zırhlar, vs.
– Yarı-kutsal krallardan, kendi kent-devletlerine
• Kent-devletleri
– Halkın kendi kendini yönettiği demokratik
cumhuriyetler
– Farklı bir demokrasi
– Sadece “vatandaş”ın erkek çocukları vatandaş
– Kadınlar ve köleler vatandaş değil
– Vatandaş olmayanlar:“metik”
• Arkaik dönemde savaşlar
– Hafif zırhlar,
– Düzenli gruplar, yayana olarak savaşma; “hoplites”
– Herkes, “düz” vatandaşlar, yek-vücut olarak; yüzlerce insan tek bir vücut
gibi; uyum; eşitlik
• Sonuç:
– Kentlerini savundukları için, düz bir vatandaşın da kendisini kent üzerinde
hak sahibi görmesi
• politik güç, idareye gelebilme, ekonomik eşitlik talepleri
» Aristo
– Düşüncede, davranışta, giyimde, sahip olunan toprak alanında eşitlik
– Kendi çıkarına değil, kent-devletine hizmet için
– Para biriktirmek, gösteriş yapmak, aşağılanan bir davranış
• Kahramanlık kültürü devam ediyor
Abartılı bir “polis” örneği: Isparta
• Dönemin davranışları yöneten kuralları
•
• “Sophrosyne” Mutluluğun anahtarı
“Kendini bil” “Aşırılıktan uzak dur”
“Dünyanın zevklerini gör, tanı, tat, ama onların
kölesi olma, kendini onların karşısında
kaybetme”
• “Arete”, Şan-şeref yine en büyük erdem
Tüm vatandaşların kendilerini kent-devletlerinin
gelişimine, refahına adaması
Şan ve şöhret yine önemlidir, ancak savaş
kahramanlığıyla değil, para, “pul”la değil,
kent-devleti için yapılanlarla elde edilmelidir
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Genç erkek çocukları
– Kent-devletlerini koruyacak savaşçılar o
Çiftliklerde, aileden uzak komün yaşamı
Senede bir kez verilen tek tip kıyafetler
Toplu ve her alanda eşitlikçi ve çok sade bir yaşam
Sadelik en büyük erdemlerden
Dünya malı biriktirmek, para, pul en büyük günah
Aynı çiftlikte hizmetleri gören ve sayıları 10 kat fazla olan köleler
Kölelerle yapılan «savaş pratikleri»
Bir köle isyanına karşı her an tetiktelik
20’li yaşlarda evlilik; 30’lu yaşlara kadar evden ayrı yaşam
çatışmaları
En büyük erdemlerden biri «ev/eş/çocuk» özlemini bastırmak
Devlet tarafından yönetilen katı bir sosyal kontrol ve «sosyal
mühendislik»
– Sakat çocukların devlet tarafından denetlenmesi ve yaşamalarına izin
verilmemesi
5
09.09.2014
Politika, tartışma, hukuk ve doğa: Felsefe ve
psikolojinin başlaması
•
•
Felsefe ve bilimin doğuşu: Eleştirel
tutum
Yunan Demokrasi Anlayışı ve Eleştiri geleneği
Eski Yunan’daki kent-devletleri
– Entelektüel yaşam “açık”
• Felsefe ve bilimdeki eleştirel tutum demokratik kentdevletlerinin bir ürünü
• Kralların buyruklarına uymak yerine en iyi kararı
vatandaşların birlikte tartışıp vermeleri
• Vatandaşlar hepsi, her açıdan (eğitim, ekonomik
durum, değerler, tutumlar, sahip olunanlar, vb.) eşit
olduğu için, tartışılanların sadece fikirler oluşu
• Kanunlar yazılı ve herkese eşit biçimde
uygulanmakta
– İlerlemenin ve «doğru»ya ulaşmanın ancak eleştiri aracılığıyla
olacağı inancı
• Yunan Mucizesi
•
– Milet’li Tales (MÖ. 585)
«Ben olayları bu şekilde değerlendiriyorum. Bunlar benim
hipotezlerim. Benim bu görüşlerimi geliştirin”
Gerçek
•
Gelişme
•
Özgür tartışmalarda temel ilke
– Eleştiri ile geliştirilmesi gereken hipotezler bütünü
–
Hatalar yapıp o hataları düzeltmek
– Mitolojide bile Zeus’un kaçamayacağı kanunlar
– Tartışma konusu ile tartışanın kişiliğini, etnik kökenini, inançlarını ayrı tutmak
– Kişiliği ile ilgili görüşleri tartışmaya bulaştırmamaktır
•
• Doğal olaylarını yöneten doğa kanunlarının olduğu
• Bunların insanlar tarafından keşfedilebileceği
• İnsanların da uyması gereken kanunlar olduğu
anlayışı
Eleştirel tutum
– Felsefe ve bilim için kaçınılmaz
– Bu tutumu sürdürebilmek için
•
•
Eleştiri yapanlara yönelik doğal öfke ve düşmanlıklar bir kenara bırakılmalı,
Entelektüel tembellikten vazgeçilmeli
Filozoflar 5. y.y.’a kadar evrenle ilgili sorular
sormuşlardır.
İlk doğa filozofları
•
”İnsanın bilebileceği şekilde evren nedir?”,
“Neden oluşmuştur? “Neye benzer?”
Fizikçiler
Varlıkçılar/Oluşçular
5. y.y.’dan sonra ise psikolojik sorular sormaya
başlamışlardır.
“Bu evreni bilebilen insan nedir?”,
”Nasıldır?”
İlk Psikologlar
•
Evreni anlamaya çalışan fizikçiler
• Evrenin en temel gerçeği, onun tek bir maddeden
oluştuğudur (phusis).
» Milet’li Thales
» Milet’li Anaximander
» Milet’li Leucippus
» Kolofon’lu (İzmir’li) Xenophanes
» Samos’lu Pythagoras
» Efes’li Heraclitus
» Abdera’lı (Trakya kıyısı) Democritus
Evrenin doğası üzerine fikir yürüten felsefeciler
• Varlıkçılar
» Elea’lı Parmenides
» Atina’lı Platon
• Oluşçular
» Efes’li Heraclitus
» Aristotales
6
09.09.2014
Sokrat öncesi felsefe ve psikoloji
THALES.. M.Ö. 585
Fizikçiler: (“Oluş”çular) (Tales, Anaximender, Xenophanes, Alcmaeon,
Empodokles, Heraklitus)
İnsan da evrendeki diğer yaratıklar gibi “madde”den oluşmuştur,
evrimleşmiştir ve belirli bir işleyişi vardır.
Sürekli oluşmakta olan evren, onu bu haliyle “gözleyen” insan
tarafından bilinebilir.
Bilme ve düşünme ve algılama, maddesel beyinde oluşur
İnsan anlayabilen, bilgi üretebilen bir doğal yaratıktır.
O da evrenin yasaları gibi belirli yasalara göre işler.
Onun da işleyişinin temel ilkeleri gözlenip bilinebilir.
İnsanoğlu aynı zamanda “dinlerini” de kendi yaratmıştır.
MİLET’Lİ THALES.. M.Ö. 585
Anaximanderos
Tek ve temel madde, “su”dur
“Şeyler”in yapısı ve işleyişi üzerine doğal
açıklamalar
Doğa insanlar tarafından anlaşılabilir
Doğacılık, doğa üstüne atıflar yapmadan
doğanın anlaşılmaya çalışılmasıdır
«Neden?» yerine, «Ne?» ve «Nasıl?»
Doğacılık böylelikle bilimin temelini oluşturur
7
09.09.2014
MİLET’Lİ ANAXIMANDEROS.. MÖ 560
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
XENOPHANES… MÖ 530
Madde, sonsuz ve tükenmezdir
Sonsuz madde: “aperion”
Her şey “aperion”a indirgenebilir
“Aperion” her şeyin formunu alabilen, şekilsiz bir temel
maddedir
Hava sonsuz bir hava denizi olarak evreni kuşatır
Yer de bu hava denizinde düz bir tepsi gibi yüzer
Psykhe (ruh) nasıl insanı ayakta tutuyorsa, hava da aynı
şekilde evreni ayakta tutar
Canlı ve cansız madde arasında farklılık vardır
Hava yoğunlaşma ve gevşemelerle çeşitli nesnelere
dönüşmektedir
İnsan yavrusunun kırılganlığına bakılırsa, insan evrimsel
olarak daha ilkel canlılardan gelmiş olmalıdır
İZMİR’Lİ XENOPHANES… MÖ 530
PYTHAGORAS/PİSAGOR.. M.Ö. 530
• Doğacılık ve eleştirel düşünceyi genişletmiştir
• Dinleri eleştirmiştir
• Tanrılar da insanlar gibi davranıyorlarsa, dinler
insan ürünüdürler
• Hayvanların dinleri olsaydı, onların da tanrıları
hayvanların yaptıklarını yapıyor olacaktı
• Onun bu sözleri “bilim” ve “din” arasındaki ezeli
savaşın başlatılması gibi değerlendirilmektedir
8
09.09.2014
SAMOS (SİSAM)’LI PİSAGOR .. M.Ö. 530
• Filozof sözcüğü… “Gerçeğin, aklın aşığı”
• Fiziğin ilk matematiksel yasası; matematik doğanın
anahtarıdır
– Pisagor kuramı
• Geometri denencesi aracılığıyla kanıt kavramı
– Kişi mantıksal olarak adım adım sonuca giderse, mantıksal
tartışmayı takip eden kişiler o sonuçla aynı fikirde olur
– Kanıt vahiylere ya da eski otoriterlerin onayına dayanmaz;
mantığın doğru kullanımına dayanır
• Beden ve ruh birbirinden farklıdır
• “Beden ruhu çürüten bir hapishanedir “
• Bedenin diyetlerle temizlenmesi, cinsellikten ve diğer
günahlardan uzak durulması gerekir
Psikolojinin temel paradigma
çatışması
Pythagoras
• Pythagorasçılar’ın bilim alnında en büyük
başarıları astronomidedir
• İlk defa olarak dünyayı, evrenin merkezi
olmaktan çıkarmışlar onu küre şeklinde
düşünmüşler,
• Dünyanın, evrenin ortasındaki görünmeyen
merkez olan ateşin etrafında dolandığını
söylemişlerdir.
Antik Çağ ve Psikoloji
Sokrat öncesi felsefe ve psikoloji
“Varlık”çılar: (Pisagor, Parmenides)
• VARLIKÇILIK
• OLUŞÇULUK
• GÖRÜNTÜLER
• GERÇEKLER
İnsanın bedeni ve zihni birbirinden farklıdır
Beden somut ve değişkendir; ruh soyuttur.
Bedenin ihtiyaçları ile ruhun ihtiyaçları farklıdır.
Bu “ikili” yanıyla insan evrende özel bir yaratıktır.
İnsanın dışında, değişmeyen soyut bir “gerçek” vardır.
Ruh, düşünüp, mantıksal çıkarımlarla bu gerçeğe
ulaşabilir. Duygu organlarıyla yapılan “algılama” hatalıdır.
Zaten “var” olan doğru bilgi, mantık aracılığıyla ortaya
çıkarılır.
9
09.09.2014
Parmenides MÖ 475
RASYONALİZM
PARMENİDES.. MÖ 475
• Evrenin değişmeyen gerçekliğinin altında
değişmeyen bir “varlık” vardır
• Değişim, insan zihninin bir illüzyonudur
• Gözlenen değişimlerin, kargaşanın altında,
insanlıktan farklı olarak varolan, değişmez doğrular
ve değerler vardır
• Görüntü= Değişim
• Gerçek= Varlık
• Duyu organları ile elde edilen bilgiler, görüntünün
bilgisi olduğu için güvenilmez
• Gerçeğin bilgisi mantık yürüterek elde edilir
• Rasyonalizm
EFES’Lİ HERAKLEİTOS.. MÖ 500
Herakleitos MÖ 500
•
•
•
•
•
•
•
•
DENEYİMCİLİK
“Kimse aynı nehirde iki kere
yıkanamaz”
•
•
•
•
Evrendeki değişmeyen tek şey değişimin kendisidir
Her şey her an bir başka şeye dönüşmektedir
İşlevsel doğrular vardır ama değişmeyen, sonsuz doğrular yoktur
Bu değişim, başıboş bir değişim değildir. Kendine göre kuralları
vardır
Bu değişimi düzenleyen şey, dinamik, evrensel, armonidir (uyum).
Bu armoni sayesinde herşey dengeli güçlerin dengesinde durur
Felsefede ve bilimde elde edilen doğrular, “değişme”nin,
oluşmanın yasalarıdır
Elimizdeki taş gibi görünen şey aslında sürekli değişen ateşin
yoğunlaşmış halidir
Varlık= Görüntü
Değişim= Gerçek
Gerçeğin bilgisi duyu organlarıyla gözlenenden elde edilir
Deneyimcilik
10
09.09.2014
İlk Psikologlar: Filozof fizyologlar
Kroton’lu Alcmaeon.. MÖ 500
İlk psikologlar
Felsefe ve fizyoloji arasında bir yerde
Felsefi soruları alıp psikoloji soruları yapıyorlar
“Biz dünyayı doğru olarak bilebilir miyiz?”,
”İnsanların mutluluğu için en iyi yol nedir?”
İnsan bilgisi («doğru», «gerçek») üzerine
düşünmek yerine
«İnsan nasıl bilir?»
«Duyum, algı, düşünce nasıl olur?»
Etik bakış açılarını tartışmak yerine,
«İnsanların davranışlarının altında hangi güdüler yatar?»
«İyi, mutlu bir yaşam için bu güdüleri nasıl yönetmek
gerekir?»
Kroton’lu Alcmaeon.. MÖ 500
EMPEDOKLES .. M.Ö. 450
• Kadavralarda kesiler yapan bir
fizyolog
• Algılama ile ilgileniyor
• Göz sinirinin beyine gittiğini
buluyor
• Duyumsama ve algılama beyinde
gerçekleşir
11
09.09.2014
Akragas’lı Empedocles.. MÖ 450
• Bilgi beyine duyu organlarından gelir
• Nesneler her duyu organına özgü bazı
“effluences” saçarlar. Bunlar nesnelerin
kopyalarıdır
• Bu effluences kana karışarak kalpte
toplanırlar ve bütünleşirler
• Kalp atışları aslında düşünmenin
yansımasıdır
Sokrat dönemi Son Fizikçiler: Atomizm
Son fizikçiler: Atomizm
• Fiziksel gerçeğin doğası üzerine düşünen
son fizikçiler
– «Evren nedir, nelerden oluşmuştur?»
• Milet’li Leucippus (MÖ. 430)
• Abdera’lı Democritus (MÖ 420)
• Bunlardan sonra filozoflar artık insan bilgisi,
ahlak ve mutluluk üzerine düşünmüşlerdir
Leucippus.. MÖ 430
• Nesneler, sonsuza kadar küçülebilen maddeciklerden
oluşmuştur
• Evrende sadece bu maddecikler-atomlar ve boşluk
vardır
• Özgür irade diye bir şey yoktur; her şeyin bir nedeni
vardır
• Bu nedenler doğal nedenlerdir
• İnsan da evrendeki her şey gibi ne kadar karmaşık
görünürse görünsün, mekanik etkileşimleri
matematiksel olarak saptanabilecek daha küçük
parçalara indirgenebilir.
DETERMİNİZM ve MATERYALİZM ve HEDONİZM
«Görüntü» ve «Gerçek» arasındaki ayırımın
derinleşmesi
12
09.09.2014
Demokritus MÖ 420
Milet’li Leucippus.. MÖ 430
•
•
•
•
Hiç bir olay kendiliğinden ortaya çıkmaz
Her şeyin bir nedeni vardır.
Özgür irade diye bir şey yoktur.
Davranışlarımızın nedeni de bedensel
“acı”dan kaçınmak ve “hazza” yönelmektir.
• En büyük haz ise felsefe yapmaktır
Kitaplarının
yakılması istenen
adam..
Abdera’lı Democritus MÖ 420
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Özgür iradeye inananlara sadece gülünür
Kadere karşı konulmaz
Biz hiçbir şeyi doğru olarak bilemeyiz
Evrende varolan şey sadece «madde»dir
Tanrı, ruh, özgür irade diye bir şey yoktur
Nesneler “eidola” adı verilen atomlar saçarlar. Bunlar
nesnelerin kopyalarıdır
Bu eidolalar duyu organlarımıza geldiğinde biz nesneleri
kopyasını algılarız
Düşünce bu eidolaların bir araya getirilip düzenlenmesiyle
oluşur
Acı vermeyen şey “iyi”, acı ver şey de “kötü”dür.
İnsanın “değerler”i de böyle belirlenir.
İnsanın yapacağı en doğal ve iyi şey bu dünyada acıdan
kaçıp, olabildiğince çok hazza yönelmesidir
Eski Yunan: Klasik Dönem MÖ. 500-323
13
09.09.2014
Savaşlar ve İmparatorluk
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Yunan kent devletleri; kolonileşme
– Persler’le savaşlar
– Bazan biri bazan diğeri yeniyor
Sonunda Atina yine de galip geliyor ama zayıflıyor
– “Polis” yaşam tarzının zayıflıkları
• Kent devletleri arasında sürekli rekabet var ; özellikle Atina
ve Isparta arasında
• Bir türlü birleşemiyorlar
Atina (Pire limanı) çok zengin oluyor ve diğerleri üzerinde hakimiyet
kurmak istiyor
Sonuç:
– Atina’ya karşı savaşlar
– Atina’nın kendi içinde aristokratların yönetimi ele geçirme
uğraşları
– Isparta Persler yardımıyla Atina’yı yeniyor
– Yunanistan zayıf düşünce Makedonya Kralı Filip ve oğlu
İskender Atina’yı ele geçiriyor
Platon bu kaos döneminde kendi felsefesini oluşturuyor
Tüm dünyanın merkezi“Yunan Düşüncesi” değildir
Kültürel görecelik önemlidir
Tüm “doğru” olarak bilinen şeyler görecelidir
– İnsan doğası değişmez değildir
– Polis tarzı yaşam en iyi yaşam değildir
Tanrısal doğru diye bir şey yoktur
“Doğru” ve “Yanlış”, tanrıların değil kültürlerin karar verdiği bir
şeydir
Bilim ve felsefe,
– Gerçek ya da tanrılar üzerine anlamsız spekülasyonları
bırakmalı
– İnsanlığın çalışmalarını ve mutluluğunu kolaylaştıracak pratik
başarılar peşinde koşmalı
İnsan doğası
– Çok esnek ve değişkendir
– Her çeşit yaşama kolayca uyum yapabilir
Sofistlerin hümanizması tepki çekmiştir
– Platon; DeSade, Nietzche, Freud
– Onlara göre, aslında güçlü ve üstün olanların yönetmesi
gereken toplumlar, demokrasi gereği çoğunluk olan zayıf ve
alt tabaka kanunları ile yönetilmektedir
– Bu tartışmalara Sokrat doğrudan girmiştir
Polisteki Öğreti, Hümanizma: Sofistler
•
Atina kent devletinde başarının anahtarı
–
–
–
–
“ikna sanatı”
Politik güç, toplumsal statü buna bağlı
“ikna sanatı”nı öğreten okullar
Bu okullarda ders veren öğretmenler
•
“sofist”
– Sofistler ilk ücretle çalışan meslek elemanları
– Verdikleri eğitim bu günkü yüksek eğitime denk
•
•
Sofistler bir felsefe kuramı öğretmek yerine, felsefi tutum öğretmeye
çalışmışlardır.
İlk tartıştıkları konular
– Evren; İnsan
•
Sofistlerin en temel görüşünü Protagoras belirtmiştir:
• “İnsan her şeyin ölçüsüdür
• Hümanizma
• Göreceli deneyimcilik
• Gerçek yerine görüntünün vurgulanması
• Gerçek algılayan kişiye göre değişir
• Fenomenolojik yaklaşım
SOKRATES (M.Ö. 469-399)
14
09.09.2014
Aydınlanma ve Mutluluk: Socrates
•
•
Zor ve karmaşık bir kişi
Geleneksel Atina’lılara göre
•
Hristiyan filozoflarına göre
– Ahlak hakkında sorduğu tahrik edici sorularla çocuklarının kafasını karıştıran biri
– Ahlak arayan fakir bir gezgin, çekici bir kişi; Fikirlerinin peşinde gittiği ve kibirli
insanları kızdırdığı için hayatını feda etmiş bir kahraman
– Para, pul, şan şöhrete, bedenin zevklerine değil, ahlaklı yaşama önem veren ve
kişileri buna ikna etmeye çalışan bir öğretmen
•
•
•
•
•
Sokrates görünüşte “tehlikeli” bir adamdır
Ama öğrettiği şey “hiçbir şey”dir
Atinalılar onu sofist olarak tanımlasalar da o sofist değildir
Kendine göre o gerçek ahlak ve iyilik arayışı içindedir. Ama kendisi
de bunun ne olduğunu bilmemektedir
Yaptığı şey öğrencilerine sorular sorarak onlara bu yanıtları
buldurmaya çalışmaktır
•
•
•
•
Adalet nedir?
Güzellik nedir?
Cesaret nedir?
İyi nedir?
• “Gerçek ve ahlak nedir? sorusuna verilen geleneksel yanıtları
başka sorularla çürütmeye çalışmıştır
• Bu sürecin sonu: “aydınlanmış cehalet”/”bilgelik cehaleti”
• Bulunan
– Üzerinde düşündükleri o konular hakkında ne kadar cahil
olduklarıdır
– Eski yanıtları çürütülmüş olduğu için o yanlışlıklardan da
kurtulmuşlardır
• Herkes, zihinlerinin bir yerinde gerçek ahlak hakkında fikir
sahibidir
• Öğretmenin yapması gereken, bu bilgiye “ebelik”tir
• İnsanlar doğal olarak, “iyi” ve “kötü” hakkında fikir sahibidirler
• Sezgisel olarak da olsa neyin “iyi” neyin “kötü” olduğu
arasında ayırım yapabilirler
• Bir şeyin “bilgi” olması için onun bilinçli olarak farkında olmak
ve açıklayabilmek gerekir
• Kişi, tesadüf olarak da iyi davranışlar yapabilir. Ama ahlaklıdır
diyebilmemiz için yaptıklarının farkında olması ve nedenlerini
de açıklayabilmesi gerekir
Socrates
• Bilgi «hazır», «hemen öğrenilebilece»k,
«öğretimle hemen bildiriliverecek» bir şey
değildir,
• Tersine, birlikte çalışılarak, uğraşılarak
varılacak bir amaçtır.
• Sofistlerin yaptığı gibi, ücretle ve öğretimle
bilgileri edindirmeye kalkışmaz,
• Çevresindekilerle doğruyu birlikte aramaya
çalışır.
• İnsan motivasyonu konusundaki soruları
• İnsanlar neden ahlaklı olmalıdır?
• Neden çoğunlukla hata yapmaktadır?
• Yunan ve Romalı filozofların verdiği yanıt
– Ahlak ve mutluluk iç içedir
– Tüm insanlar mutluluk peşinde koştuklarına göre mutluluğa
giden yol da ahlaklı olmaktan geçtiğine göre, ahlaklı olmak
doğal olarak iyidir
• Hrıstiyanlık’ta verilen yanıt:
– Ahlaklı olmak gerekir ama ahlaklı olabilmek genellikle acı
çekmekle birlikte gider
• Sokrates’in verdiği yanıt:
– İnsanlar doğalarında “iyi” de olsalar, cahil olduklarında kötü
davranışları yaparlar
– İnsanlar sezgisel olarak “doğru”nun ne olduğunu bilirler ama
çocukluktan itibaren edindikleri yanlış inançlar nedeniyle bu
bilgileri maskelenir ve onlar da hatalı davranışları yaparlar
– “İyi” ve “doğru”nun “bilgisi” insanları kötüye yönelmekten
uzak tutar
15
09.09.2014
Büyük Klasik
Filozoflar
Platon
Aristo
•
•
•
•
•
Platon’un yorumuyla
Sokrates
Gelenek ve törelerin oluşturduğu ölçüler
Doğru ve güzelin anlamları
İnsanların mutlu olmaları için iyi davranmaları gerektiği
Hiç kimsenin bile bile kötülük yapmayacağı
Nesnelerin ölümsüz olması gerektiği
– “Form” ya da “idea”
• Bilgiye ulaşmanın yolu
– Gözlem değil mantık
• Ruhu üçe ayırır
– Biri ölümsüz,diğer ikisi ise ölümlüdür.
PLATON (M.Ö. 427-347)
Platon
Rasyonalizm
16
09.09.2014
Platon: Mükemmel/Gerçek bilgi arayışı
PLATON
Zihinde bilinçsiz halde bulunan
doğuştan getirilen fikirlerin olması
Doğru sanı ile gerçek bilgi arasındaki
karşıtlık
Biliş: Bilgi nedir?
• İnsanları hayvanlardan ayıran şey onların soyutlama
yeteneğidir
• Hayvanlar sadece “şimdi ve buradaki” somut “şeyler”e tepki
verirler
• Bilginin nasıl oluştuğu ve nasıl kanıtlanacağı üzerinde
düşünen ilk filozof
• Felsefe içinde “Epistemoloji” alanını başlatmıştır
• Bu alan daha sonra “bilişsel psikoloji”nin ortaya çıkmasına yol
açmıştır
• Modern bilim Empedokles’ten bu yana bilginin gözlemlerin
kanıtlanmasıyla ortaya çıktığını söylerken;
• Platon, bu günün verilerine dayalı olarak “doğru” kabul edilen
şeylerin, yarının verileriyle yanlışlanabileceğine işaret etmiştir.
•
•
•
•
Güç kaybeden eski aristokrat bir aileden
Sokrates’in mahkumiyeti
Platon’un politikadan nefreti
Aristokratlar kendi çıkarları için “iyilik”ten
vazgeçebiliyorlarmış
• Sokrates’in görüşlerini geliştirip yaymaya çalışmış
• Platon öğrencilerine yeni bir “adalet anlayışı” öğretmeye
çalışmış:
• “İyiliği, şan şöhret kazanmak için değil, iyilik olsun
diye yapmak”
• Daha sonra bu öğreti Hristiyanlık’a taşınmaya
çalışılmış
• Platon’a göre “doğru” zaman ve mekana göre değişmeyen
şeydir
• Bilgi doğru olmalıdır
• Bilgi mantıksal olarak kabul edilebilir/kanıtlanabilir olmalıdır
• Daha sonraki kuşkuculardan farklı olarak Platon, mutlak bir
doğrunun var olduğuna inanmıştır
• Doğruya giden yolun gözlemlerden geçemeyeceğini
düşünmüştür
• Evreni oluşturan tek madde “ateş”tir ve maddesel evren
sürekli değişmektedir
• Ancak bu evrenin gerçeği, değişmez bir bilgi olmalıdır ve bu
yüzden gözlenenlere bakılarak elde edilemez
• Gözlemler, bireysel farklılıklara göre, kültürlere göre değişir
17
09.09.2014
Matematik ve formların kuramı
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Formları hayal etmek
Her şeyi aşan bir doğru vardır
Algılama bilgiye giden yol olamaz
Doğruya giden yol ve doğrunun doğası matematiktedir
Doğru ancak mantık yoluyla bulunabilecek ve algılayana
göre değişmeyen bir gerçektir
Pisagor kuramı gibi mantıksal olarak kanıtlanabilen bir
bilgidir
Formlar “varlık”lar dünyasına aittir
Maddesel nesneler, görüntüler “oluşan”lar dünyasına aittir
Güzellik ve ahlaklılık, insanların ve kültürlerin sübjektif
düşüncelerinde değildir; ağırlık, büyüklük gibi gerçek
özelliklerdir
“Metafiziksel gerçekçilik”
– “Form”lar gerçekten, fiziksel olmayan nesneler olarak
vardır
– Formlar, fiziksel kopyalarından daha da gerçektirler
Nesneler
Anlaşılabilen
dünya
Görüntüler
dünyası
İyi
Mağara benzetmesi: Kültür zindanı
Zihinsel durum
Akıl/Zeka
Bilgi
Formlar
•
•
•
Matematiksel
nesneler
Düşünme
Görünebilen
şeyler
İnanma
İmajlar
• Formları tanımlamak zordur
• İmajların ne olduğunu tahmin etmeye çalışmak
bilmenin en hatalarla dolu olan yanıdır
• Hayal etme en alt düzeydeki biliştir
• İmajlara bakmak yerine nesnelerin kendilerine bakmak
daha iyidir: Bu durum inanmaktır
• Daha üst düzeyde ise “düşünme” vardır
• Düşünme ile birlikte fikir sahibi olmaktan gerçek bilgiye
geçilir
• Bu da matematiktir
Hayal etme
Çizgiler Benzetmesi
•
•
•
•
•
•
•
Her ruh mükemmel olmayan tensel bir beden içinde hapsolmuştur
Mağaradaki adamların ateşin ışığından etkilenen gölgelere bakması
gibi
Gözleri ile formların güneşle ışıklandırılmış mükemmel olmayan
dünyasına bakmaktadır
Ruh, içinde yaşadığı toplumun geleneksel inançlarının kurbanıdır
Ruhlarımızı bu kültürel varsayımlarımızdan, alelalade dünyadan
uzaklaştırıp, Formlar dünyasına yönlendirmeliyiz
Bu kolay bir iş değildir
Yeterli çabayla, bu illüzyonlardan ve cehaletten kurtulabiliriz
Felsefe aracılığıyla, fikirlerin ve görüntülerin mağarasından çıkıp,
gerçeklerin ve Formların dünyasına geçip, özgürleşebiliriz
Ancak, yukarıya doğru çıkışta zorluklar ve tehlikeler vardır
Bu iş herkesin işi değil; bu zorluklara katlanabilecek birkaç elitin işidir
18
09.09.2014
Kadınlar
Sevgi merdiveni: İyiliğe doğru çekilme
•
•
•
•
•
•
Bu dünyadan formlar dünyasına doğru gidişte en kolay yol
Güzelliğe olan sevgidir
Sevgi yolu, fiziksel sevgiden, Güzellik Formunun kutsal sevgisine
doğru yukarı çıkan bir yoldur
Dinler kadınların alanıdır
Tanrıça Diotima’nın Socrates’e, onun aracılığıyla da halka
öğrettikleri aslında felsefi tartışmalar değil, kutsal vahiylerdir
Sevgi merdiveninin en altında tek bedenin cinsel sevgisi vardır,
ancak bu sevginin doğru yola, akıl sevgisine yönelmesi felsefi
rehberlikle olacaktır
Bu da genellikle erkekler dünyasındaki homoerotik kültür içinde
yaşanmakta olan sevgidir
• Kadına yönelik sevgi homosexüel sevgiden
daha düşük düzeydedir, çünkü kadınlar
ölümsüzlüğü çocuk yaparak aramaya çalışır
• Kadınlar erkekleri asıl yönelmeleri gereken
savaş ve politika gibi etkinliklerden, felsefeden
ve “İyilik” arayışından uzak tutarlar
• Oysa ki olması gereken, insanın kendi ruhuna
gebe kalması ve ölümsüzlüğü, gençleri eğitip,
arkasında entellektüel mirasçılar bırakarak
aramasıdır
Devlet yönetimi..
Cinsellik
• Bir güzel bedeni sevmeyi öğrendikten sonra, öğrenci
her bedendeki güzelliği farketmeyi öğrenir; böylelikle
bir bedeni aramaktan vazgeçer
• Daha sonra önemli olanın bedenin değil, ruhun
güzelliği olduğunu anlaması aşamasına gelir
• Bundan sonra kendisine müzik, sanat, matematik ve
felsefe öğretilir
• Platon’a göre, iyi yönetilmiş eros, fiziksel sevgi
tablolarının ötesine geçip, Formlar dünyasında
Güzelliğin kendisiyle birleşir
• Böylece Gerçek, Güzellik olur; Güzellik, Gerçek olur
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Toplum, filozof-yöneticiler tarafından yönetmelidir
Filozof yöneticiler çocukluklarında herkesin geçtiği ahlak
eğitiminden geçirilmelidir
Edebiyat da müzik de ruhu eğitmek için sansürlenebilir
Atletik sporlar da bedeni eğitmelidir
Daha sonra bu en şerefli ruhların arasından seçilen elit grup
daha üst düzeyde bir eğitime tabi tutulmaldır
Bunların arasında bazan kadınlar da bulunabilir
Toplumu yönetecek bu kişilerin halkı aydınlatmaları
gerekmektedir
Bu işi yapabilmek için de savaşmamaları ve evlenmemeleri
gerekmektedir
Alt tabakalardan da kişiler eğer değerli iseler toplumu
yönetecekler grubuna alınabilirler
Buna karar verecek olanlar da toplumun bu yöneticiler
grubudur
19
09.09.2014
Öğrenme Hatırlamadır: Bilgi bizde zaten
vardır
•
•
•
•
•
•
•
•
Platon “yeniden dünyaya gelme”ye inanmaktadır
Ruhlar cennette doğarlar ve bu yüzden dünyaya ilk
gelişlerinden önce Formları görmüşlerdir
Bir ruhun gelecekteki kaderi dünyada ne kadar şerefli, ahlaklı
bir hayat sürmüş olduğuna bağlıdır
Ölümde, ruhlar yargılanmaya götürülür
Ahlaklı olanlar. Özellikle filozoflar (üçüncü kez dünyaya
gelişlerinde de filozof olmuş olanlar) yeniden doğmazlar,
cennetin en üst aşamalarına gidip, yeniden Formları görürler
Ahlakları düşük olanlar, ahiretin en aşağı aşamalarından
yeniden dünyaya, ama bu kez daha alt düzeydeki bir insan
olarak (finansçı ya da çiftçi) olarak dönerler
Formların bilgisi yeniden, güzelliklerde; “Güzel”i, kedilerdeki
“Kedi”yi farkederek edinilebilir
“Şey”ler bizdeki varolan Formları temsil ettiği için,
gözlemlerimizin toplamından mantığımızı kullanarak bu
“Form”ları çıkarabiliriz
Motivasyon: Niye davrandığımız gibi
davranıyoruz?
•
•
•
•
•
•
•
Mutluluk ve ahlak çok yakından ilişkilidir
Tüm insanlar doğal olarak mutluluğu arar
İnsanlar cahil oldukları için hatalı davranışlar yapmaz
Hindu’lardan etkilenmiştir
Üç tür ruh vardır
İnsanların toplumdaki sınıfları hangi ruh tarafından
yönetildiklerine göre belirlenir
En üst düzeydeki ve tek ölümsüz ruh “mantıksal ruh”tur
– Mükemmel olduğu için bedenin en yüksek ve yuvarlak olan bölgesi, kafada
bulunur
– Felsefi eğitimle yönetilir
•
İkincisi “heyecanlı ruh”tur
– Göğüste ve kollar ve bacaklarda bulunur
– Şan ve şöhret ile yönetilir;
– Utanç ve suçluluğu bilir
•
“Arzu eden, ihtiraslı ruh”
– Karında ve cinsel bölgelerdedir;
– Mantıksız isteklerle yönetilir; hayvanlarla ortak olan yiyecek, cinsellik istekleri
ve para isteği bu ruhu harekete geçirir;
– Kendi çıkarları peşindedir
Bilgi, öğrenme
•
•
•
•
•
•
Ahlakın bilgisi de ruhumuzda vardır ancak beden tarafından
ve geleneksel inançlar tarafından gizlenmiştir
Hatırlanmak için doğru uyarıcıyı beklemektedir
Platon bir “nativist”tir
Karakter ve bilginin doğuştan insanda var olduğunu savunur
Ruh bunları, daha önceki Formlarla tanışmış olduğu
dönemden ve daha önceki dünyaya gelişlerinden bilmektedir
Öğrenme, bizim daha önceden bildiğimiz ama daha sonra
cehalete düştüğümüz bilgilerin yeniden bilince
getirilmesinden başka bir şey değildir
Duyumlarımızla gözlem yapma “bilgi”ye ulaştırmaz
çünkü algılama görecelidir.
Hayal etme, inanma, düşünme ve “bilgi”yi (kavramı)
ortaya çıkarma zihinsel fonksiyonlardır.
İnsan bedenden, duygulardan ve zihinden oluşmuş bir
yaratıktır. İnsan isterse zihinden oluşmuş bir yaratıktır.
İnsan isterse zihinsel gücünü kullanarak bedenine ve
duygularına gem vurabilir.
Zihin doğuştan tüm gerekli bilgilerle donatılmıştır.
Bu bilgileri ortaya çıkarmanın yolu diyalektik felsefe,
mantığa vurma ve düşünmedir.
20
09.09.2014
•
•
•
•
•
•
•
•
Platon’a göre insan kişiliği iki at tarafından çekilen bir savaş
arabasına benzetilebilir
Bir at, dinç, sağlıklı, şan/şöhrete açtır ama alçakgönüllülük ve
kendine hakimiyetle terbiye edilmiştir; bu yüzden kırbaça
ihtiyaç duymaz; ona bir söz yeter
Diğer at, topal, eğri büğrü bir bedene sahiptir; kibirli, kendini
beğenmiş ve kötü yapılıdır; kırbaçla bile zor kontrol edilir
Birinci at “heyecanlı ruh”tur; ikinci at “arzulu ruh”tur. Savaşçı
ise “mantıksal ruh”tur
Mantıksal ruh her iki ruhu da kontrol altında tutmak ve onları
“İyi”ye doğru yönetmek zorundadır
Heyecanlı ruhu yönetmek kolaydır, çünkü ahlakın bir boyutu
olan “şeref”i bilir
Arzulu ruhu kontrol altında tutmak ise neredeyse imkansız
gibidir; kölelere benzer, sadece kendi çıkarını düşünür
Mantıksal ruh onu kontrol altına aldığını sansa bile o bu kez de
rüyalarda kontrolden çıkar
Sonuç
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Platon, Socrates ile başlamakla beraber, felsefede ilk genel bakış
açısını oluşturarak daha ileri gitmiştir
Ama Aristo gibi sistematik kuramlar üzerinde çalışmamıştır
Sistem olmayışı, Hristiyanlığın onun görüşlerini alıp yoğurmasını
kolaylaştırmıştır
Benzetmelerinin başka dinlerle de uyuşan yanları vardır; Hindu, Budist
Görüşleri, Yunan dinindeki değişimlerden etkilenmiştir
Bu dinsel görüşlere göre bir dünyevi hayat vardır; bir de bu dünyevi
hayatın dışındaki ölümsüz kutsalların hayatı vardır
İnsanın evrendeki yerini bilmesi gerekmektedir
Yunanlılara göre , kendini kontrol çok önemli bir erdemdir
Aşırı gurur, kendini beğenmişlik ve hırs, kişisel çıkar günahların en
büyüğüdür
Pythagoreanism ve Orphism, tanrılarla nasıl iletişim kurulacağını ve
ölümsüz insan ruhunun varlığını öğretmektedir
•
•
•
•
•
•
•
Kötü davranışlar, cehaletten değil, mantıksal ruhun diğer iki
ruhu kontrol altında tutamamasından çıkar
Platon’a göre mantık, irrasyonel ihtiraslardan kesin bir şekilde
ayrı tutulmuştur
Heyecanlı ruh ve arzulu ruh her ikisi de mantıktan
yoksundurlar, sadece isterler; sadece dürtüdürler
Arabayı harekete geçiren enerjiyi sağlarlar
Mantık ise yönlendirir, enerjisi yoktur diye de düşünülebilir
Ancak, sadece bir hesap makinası gibi de değildir; onun
güdüsü “adalet”tir
Bu mantık/duygu ve güdü tartışması, Platon’dan başlayarak
pek çok düşünürü etkilemiştir
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Stoacılar… Mantığı yüceltmiş
Yunan dinleri… Romantikler …Güçlü duyguları
Hume…. Mantık duyguların esiridir
Freud… Ego, İd’i yönetmeye çalışır
Pascal…. Duyguları yüceltmiş
Pelepones savaşlarından sonra Atina’da bir dinsel reform
olmuştur
Yeni mistik tarikatlar ortaya çıkmış
Eskisi gibi tanrılara kurbanlar kesmek yerine, müzik, dans ve
şarapla transa geçerek tanrılarla irtibat kurmaya ve günahlarının
affedilmesini istemeye başlamışlardır
Bu dinlere göre her insanın da kendine özgü bir ölümsüz ruhu
vardır
Platon’un bu “öbür dünya” yaklaşımı onun Socrates’in
öğretisinden ayrıldığı en önemli boyuttur
Socrates zenginliği reddederek belki bu dünyalı değildi ama
öbür dünya ile de ilişkisi yoktu
Ahlaklı bir yaşamın bu dünya için gerektiğini ileri sürmüştü
Formlardan söz etmemişti
Ahlakın isteyen herkese öğretilebileceğini savunmuştu
Platon’un görüşleri bilim tarihi üzerinde de etkili olmuştur
Platonik yaklaşım nedeniyle, gündelik hayatı kolaylaştıracak
bilgi yerine, soyut bilgi daha büyük önem taşımış ve hem Avrupa
hem de İslam düşünürlerini etkilemiştir
21
09.09.2014
ARİSTOTALES M.Ö.384-322
Aristotales
Doğanın araştırılması
•
•
•
•
•
•
Makedonya’lı zengin bir ailenin oğlu
Babası Makedonya Kralının hekimi
Aristotales hem biyolog hem de ilk sistematik filozof
17 yaşında Platon’un öğrencisi olmuş
Akademi’de 20 yıl kalmış
Platon’un ölümünden sonra Adriyatik’te seyahatlerde
zoolojik çalışmalar yapmış
• Kral II. Filip, Büyük İskender’i eğitmesi için kendisini
çağırdığında Atina’ya dönmüş
• Kendi eğitim, öğretim ve araştırma merkezini,
Liseum’u kurmuş
• Büyük İskender’in ölümünden sonra Atina’dan
kaçmış ve Chalkis kasabasında ölmüş
Aristo
•Evrendeki diğer şeyler gibi, sıralamada Tanrı’ya en yakın olan
insanın da bir yapısı (bedeni), işleyişi (davranışları), amacı
(arzuları) ve özü (kişiliği, ruhu) vardır.
•İnsanda da değişme “kendini gerçekleştirme” yönündedir.
İnsan, bitkilerde ve hayvanlarda varolan yapıya, ama
onlarınkine ek olarak bir de düşünme dolayısıyla “seçme”
yeteneğine sahiptir.
•İnsan bedeniyle vardır ama bu bedenin bir fizyolojik bir de
zihinsel yanı bulunmaktadır.
•Zihin, duyumsal verileri işleyerek “evrensel bilgi”ye ulaşır.
Zihnin içeriği değişkendir ve bedenin ölümüyle yok olur. Ama
zihnin işleyişi (duyumsama, algılama, kodlama, depolama, geri
çağırma ilkeleri) değişmez ve evrenseldir.
22
09.09.2014
Platon ve Aristo farklılıkları
• İnsan Tanrı’yı, varlığı, oluşun sebeplerini
kavrayabilecek durumda olan tek varlıktır.
• İnsanın düşünmekten başka bir diğer
özelliği, konuşabilme yeteneğidir.
• Düşünce dil ile açıklanır.
• İnsan dili sayesinde sosyal bir varlıktır.
Bilim felsefesi
•
•
İlk kapsamlı felsefi sistem; ilk psikoloji
Olayların ve “şeyler”in dört yol ile açıklanabileceğini söylemiş
•
En temelde form ve madde arasında kavramsal bir ayırım
vardır
Madde artık daha fazla ayrışamayan fiziksel varlıktır
Bu haliyle bilinemez; bilinebilmesi için formu olması gerekir
Form, bir şeyi o “şey” yapan şeydir; onu tanımlayan ve
anlaşılabilir hale getiren şeydir
Bir heykelin maddesi onun yapıldığı şeydir; form ise o heykeli
o heykel yapan şeydir
Aynı form başka maddelerden de elde edilebilir
Aristo’ya göre algılama sırasında bir nesnenin maddesi değil
formu algılanır
• Yapı, işleyiş, amaç, öz
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Mizaç farklılığı
Platon hiçbir zaman sistematik bir felsefe geliştirmemiş
Dramatik, sarsıcı diyaloglar yazmış; kozmik vizyon ortaya
koymuş
Aristotle en başta bir bilim insanıdır; deneyimci bir doğa
gözlemcisidir
Pratiktir ve ayakları yere basan görüşlere sahiptir
Çalışmaları ders notları şeklindedir
Literatürü tarmış bir ilk profesör diye de düşünülebilir
Felsefe yaptığı zaman bile bilimci kişiliğini sürdürmüştür
Doğal olan her şeyi bulup çıkarmaya çalışmıştır; doğa filozofu
İnsan için en iyi yaşamın, insan doğasına en uygun yaşam
olacağını savunmuştur
• Form sadece şekilden farklı bir şeydir
• Bir şeyin özünde ne olduğunu da tanımlar,
tanımlaması
• Şeylerin nasıl var olduğunu; neden oluştuğunu
içerir; yapılışını açıklar
• O şeyin varlığının amacını da kapsar
• Hepsi birden o “şey”in
• Şekli ve özü
• Yaratılış süreci
• Varlık amacı
• Ancak Aristo sadece gözlem yapmış ve gözlemleri
üzerinde konuşmuştur
• Deneysel araştırmalara girmemiştir
• Platon’dan daha çok bu dünyaya ait olmasına
karşın, yine de soyut kuramlar peşindedir
23
09.09.2014
Potansiyel ve Gerçek
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Evrendeki her şeyin aynı anda hem bir gerçekliği hem de
potansiyeli vardır
Bunun iki istisnası, saf madde ve hareket etmeyen hareket
ettiricidir
Salt madde, saf potansiyeldir, her şey haline gelebilir
Hareket etmeyen hareket ettirici ise saf gerçekliktir; potansiyeli
olmadığı için değişemez
Mükemmel, tümüyle gerçekleşmiş olduğu için her şey ona doğru
çekilir
Böylelikle onların da potansiyeli gerçekleşir
Hareket etmeyen hareket ettirici ancak arzu edilerek hareket eder
Dünyayı döndüren “sevgi”dir
Kendini gerçekleştirmeye yönelik bu çaba, “şeyler” arasında bir
hiyerarşi oluşmasına yol açar: doğal merdiven
Kendini gerçekleştirmeyi yöneten ruh, form”dur
Aristo’nun Psikolojisi
• Ruh ve Beden
• Psikoloji, ruhun incelenmesidir
• Ruh, canlı ve cansız dünyaları birbirinden ayırır
• Ruh, doğal bedenin içinde yaşam potansiyeli
taşıyan formudur
• Tüm canlıların bir ruh vardır
• Ruh herhangi bir canlı organizmanın gerçekliği,
onu gerçekleşmeye doğru iten güçtür
• Ruh organizmanın özü, işleyişi ve amacıdır
• Ruhsuz beden gerçekleşmemiştir; ölüdür;
sadece maddedir
• Platon’dan farklı olarak ruh ve beden ayrı şeyler
değildir
• Bedenin var olması ruha bağlıdır; ruhun da
varlığı bedenledir
• Duyum Algısı: Algısal gerçekçilik
•
•
•
•
•
Tüm canlıların ruhu vardır
Ancak farklı formlu canlılar olduğundan farklı ruhlar vardır
En altta “Besleyici ruh”… Bitkilerde
• Besleyerek yaşamı sürdürmeye yardımcı
• Üreyerek türü sürdürmeye yardımcı
• Büyümeyi yönlendirici
Ortada “Duygusal ruh”… Hayvanlarda
• Besleyici ruhun işlevleri üzerine, çevrenin farkında
olmayı sağlar
• Hazza yönelip acıdan kaçınmaya yardımcıdır
• Hayal etme ve bellek fonksiyonlarını yönetir
• Amaçlar ve arzular doğrultusunda hareket etmeyi
sağlar
En üstte “Rasyonel ruh”
• Diğer ikisini de kapsar
• Onların üstüne düşünme ve genel bilgi oluşturmayı
yönetir
• Evrensel formların bilgilerine ulaşmaya yardımcıdır
• Duyumlar, nesnelerin maddesel olarak değil de
formsal olarak algılamasını yaparlar
• Algılamanın madde ile ilgisi yoktur; bilginin
başlangıç noktasıdır
• Özel duyumlar: (Görme, işitme, dokunma, tat
alma, koku alma)
» Her duyum nesnelerle ilgili belirli bir
bilgiyi alır
» Duyumlar özelleşmiştir
» Bu özel duyumlar pasiftir, nesnelerin
formlarına uyum yaparlar
» Güvenilirdirler, hatalı değildirler
» Tüm duyumsamanın amacı sağduyuyu
oluşturmaktır; Bu da belirli bir yargılama,
değerlendirme sürecini gerektirir
24
09.09.2014
ALGILAMA
• İnsan duyu organları aracılığıyla gerçek
dünyayı “doğrudan” algılama yeteneğine
sahiptir
• “Gerçek dünya, zihindeki algılanan
görünümünden çok farklı değildir.”
• Dış dünyadan sürekli izlenimler alınır ve
bellekte kaydedilir.
• Bu kaydın yapılması, gerçeği hiçbir şekilde
değiştirmemektedir.
• İmajinasyon
• Nesnenin ne olduğunun kararını vermemize yardımcıdır
• Haz ve acının hissedilmesini sağlar
• Duyumsanan ve algılanan nesnenin değerini (iyi/kötü)
belirlememize yardımcıdır
• Böylelikle davranışsal bir tepkiye girmemizi sağlar
• Bellek
•
•
•
•
Sağduyu ve imajinasyon ile yaratılan imajların deposudur
Bir hayvanın yaşamının tümünün kayıtlarıdır
Daha sonra yeniden imajinasyonla geri çağrılırlar
Episodik/kişisel bellek ile aynı şeydir
»
»
»
»
»
Çağrışım ilkeleriyle çalışır
Benzerlik
Süreklilik
Zıtlık
Nedensellik
Bellekten farklı olarak (günümüzdeki semantik bellek) bir de “Bilgi”
vardır. Sadece insan zihninin bir yeteneğidir
• İçsel duyumlar
• Özelleşmiş bu duyumlarla gelen bilgiler ortak bir duyumda
birleştiriliyor
• Bu ortak duyum, “sağ duyu” kalptedir
• Sağduyu ve imajinasyon, nesnenin ne olduğunun kararını
vermemize yardımcıdır
• Özel duyumlar hata yapmasalar da, sağ duyu ve
imajinasyonun hata yapma olasılığı vardır
• Bu iki işlem, bu günkü bilgilerimize göre, beynin farklı
bölgelerinde gerçekleşmektedir
• Nesnelerin sağduyuda bütünleşmiş imgeleri, hayvanlar ve
insanlarda imajinasyon ve belleğe geçer
• İnsanlarda ayrıca, akıla/bilince geçer
• İmajinasyon, nesne ortada olmadığı zamanlarda bile onun
varlığının farkına varmamızı sağlar
• Bunu ya hemen sağduyudan geldiğinde yapar ya da daha
sonra bellekten çekerek yapar
• Akıl
• Sadece insanlara özgü
• Bireysel nesnelerin bilgisinin ötesinde evrensel, soyut
bilgiye ulaşabilir
• Aynı türün farklı üyelerini gözledikçe, benzerlikleri ve
farklılıkları kaydederiz ve evrensel olanın izlenimini/imajını
oluştururuz
• Bu evrensel imaj, hepsine özgü en temel özellikleri
taşımaktadır
• Akıl içinde potansiyel olan ve gerçek olan arasında farklılık
vardır
» Pasif akıl, potansiyeldir; kendine özgü bir yanı yoktur;
deneyimle biçimlenir
» Aktif akıl, pasif akıl içindeki potansiyeli gerçekleştirir; saf
düşüncedir; pasif aklın, evrensellerin mantıksal bilgisine
ulaşmasını sağlar; değişmezdir, ölümsüzdür; bedenden
ayrıştırılabilir; kişisel değildir; tüm insanlarda aynıdır
» Bilgi pasif akılda gerçekleşir ve ölümle birlikte yok olur
» Aktif akıl, soyut düşünme sürecidir
» Pasif akıl soyut düşünceler içeriğidir
25
09.09.2014
DÜŞÜNME
• Motivasyon
• Hareket, hayvanların özelliğidir; acı ve hazzı yaşayan
“duygusal ruh”un özelliğidir
• Tüm hareketler, imajinasyonu içeren bir tür “arzu/istek” ile
ortaya çıkar
• Hayvanlardaki harekete geçirici güç, haz verenin hayal
edilmesidir; hayvanlar sadece anlık hazların peşinden
gider ya da acıdan kaçınır
• Bu tür motivasyonun adı “iştah/arzu”dur
• İnsanlar, mantıksal düşünebilirler; “doğru” ve “yanlış”ı ayırt
edebilirler
• İnsanlardaki hareket ettirici güç, uzun vadede “iyi” olan,
gelecekteki çıkarlar yönünde olabilir
• Bu tür motivasyonun adı “istek/dilek”tir
• Hayvanlar, birbiriyle çelişen arzulara yönelik motivasyonel
çatışmalar yaşarlar
• İnsanlar da bir de “ahlaki seçim” sorunu devreye girer
İnsan düşünme yolu ile, doğal olan dürtülerini
kontrol altında tutar
Onları doyurabileceği zaman, yer ve yolu arar.
O insanı düşünebilen ve bu yolla doğal
dürtülerini bastırabilen tek hayvan olarak
görür.
Bu özelliği ile hayvanların bir üst kademesine
çıkar.
Rasyonel İnsan Ruhunun Yapısı
• Etik/Ahlaki değerler… Politik bilim
• Aristo’nun etiği, psikolojisi üzerine temellendirilmiştir
• İnsan hayatının da temel amacı, insan olarak
gelişme/olgunlaşmadır
• İnsan ruhu temelde mantıksal olduğuna göre, ahlaklı
olma yeteneği vardır; kendi iyiliği için ahlaklı davranması
gerekmektedir
• İnsan doğası gereği sosyopolitik bir hayvandır
• İnsanların doğal hali toplumsal olarak yaşamaktır
• İnsanın gelişimi ve olgunlaşması düzenli bir toplumsal
hayat sürmesine bağlıdır
• Toplumu akıllı ve ahlaklı olanlar yönetmelidir
• Çünkü ancak onlar kişisel çıkarlarını bir kenara bırakıp
toplumun çıkarını gözetebilirler
• Bu da bir tür “aristokrat demokrasisi”dir; çalışmak
zorunda olmayan, bağımsız, zamanlarını politikayı
geliştirmeye ayıracak kişiler toplumu yönetmelidir
Aktif
Zihin
GÖRSEL
İŞİTSEL
DOKUNMA
SAĞDUYU
Pasif
Zihin
TAT
KOKU
Hayal etme
Hafıza
26
09.09.2014
Hellenistik (MÖ 323-31) ve Roma (MÖ 31-MS 476) Dönemleri
•
Sosyal Bağlam: Hellenizm ve İmparatorluk
• Aristo’nun öğrencisi Büyük İskender Batı dünyasını değiştirmiştir
• Yunan kültürünü fethettiği her yere taşıyarak bir evrensel imparatorluk arayışı
içindedir
• Bunu gerçekleştiren Romalılardır
• Her yere ortak yollar yapmışlar, ortak dil ve bürokrasi kullanmışlar
• Ama Büyük İskender’in ölümünden sonraki dönem kargaşa dönemidir..
Hellenistik dönem
• Generallerinin her biri ayrı kişisel krallıklarını kurmuşlar; tanrı gibi idare
etmeye kalkmışlar
• “Polis”ler yok olunca, Hellenistik kadın ve erkekler devletten umudu kesince,
toplumsal yaşam yerine, evlerinde, eşleriyle bireysel mutluluk arayışına
yönelmişler
• Evlilikler sevgiye ve eşlerin eşit olduğu hayat arkadaşlığına dayalı hale gelmiş
• Psikolojik anlamda toplumsal belirsizlikler çok rahatsız edici
• Entelektüel yaşam yerine “para kazanmak” yükselen değer oluyor
• Hellenliler, hayatın talihsizliklerinde kurtulmak için bir yandan evlerine
dönerken, bir yandan da “içlerine dönmeye” başlıyorlar
• İçlerine döndüklerinde bir kısmı mutluluğu felsefede ararken, bir kısmı da
geleneksel ibadette, yeni exotik dinlerde arıyor
• Bir kısmı için de daha ortada olan, felsefi din “Yeni Platonculuk” çekici oluyor
Aristo sonrası, “mutluluk” felsefeleri:
•İnsan ancak hazlardan uzak durarak mutlu olabilir(Epiküros)
•İnsan toplumun iki yüzlü kurallarına uymayarak, kendi
bildiği gibi yaşayarak mutlu olabilir (Sinikler-Diyojen)
•İnsan “doğru” diye söylenen hiçbir şeye inanmazsa mutlu
olur (Skeptikler-Piron)
•İnsan kendini doğanın akışına bırakıp, değiştiremeyeceği
şeyleri kabullenirse ve her olayda bir “hayır” bulmaya
çalışırsa mutlu olur (Stoacılar-Zenon)
•İnsan kendinin de üstündeki bir mükemmel “model”e
ulaşmaya çalışırsa mutlu olur (Yeni Platonculuk-Plotinos)
HELLENİSTİK - ROMA DÖNEMİ
“Mutluluk Felsefeleri”
Mutluluk için terapötik felsefeler
• Mutluluk arayışları, Klasik Dönemde, “eudaemonia”,
şansa/kadere dayalı, insanın gelişmesi,
olgunlaşması ve iyi yaşaması; Hellenistik ve Roma
dönemlerinde ise “ataraxia”, kendi kontrollerindeki
mutluluk
• Ataraxia için reçeteler, hekim gibi davranan
filozoflardan (psikoterapistlerden; uygulamalı
psikologlardan);
• Oysa ki bilim olarak psikoloji, felsefeci hekimlerden
(Alcmaeon, Empedocles, Aristotle)
• Ataraxia için reçeteler
•
•
•
•
Epiküreanizm (Epikürcülük)
Sinisizm (Alaycılık)
Skeptisizm (Kuşkuculuk)
Stoasizm (Kadercilik)
27
09.09.2014
Epikürcülük (Felsefe ve yaşam tarzı)
• Kurucusu: Epicurus (MÖ 341-270)
• Zengin, çok miktarda bağışlar topluyor, köleleri hizmet ediyor
• “İnsanın acılarını dindirmeye çalışmayan felsefe boş bir
tartışmadır”
• “Bahçe felsefesi”
• Bir süre sonra tarikat haline gelmiş
• Ataraxiadan kurtulmanın yolu, dünyadan uzaklaşıp, felsefe
ve dostlukla dolu bir yaşam sürmektir
• Güçlü ihtirasları, erotik aşkları bir kenara bırakıp, sade bir
yaşam sürmek
• Diğer insanlara bağımlılıktan kurtulmak
• Ölüm korkusundan kurtulmanın yolu
» Atomizm’e , maddeciliğe, ruhun ve öbür dünyanın
olmadığına inanmak
Skeptisizm/Kuşkuculuk (Felsefe)
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Sinisizm/Alaycılık (Yaşam tarzı)
• Hellenistik dönemin hippileri
• Bu dünyada yaşayıp, bu dünyaya ait olmamak
• Mümkün olan en fazla şekilde doğal bir yaşam
sürmek
• Toplumun kurallarını, insanların görüşlerini hiçe
saymak
• Varolan felsefesi: Toplumu reddet; duygularını
kontrol et; aşırı hazdan uzak dur
• Diyojen (Delirmiş Sokrates)
• Dünya vatandaşı
• En büyük iyilik, fikirlerin özgür ifadesi
Elealı Zenon
Kurucusu: Elis’li Pyrrho (MÖ 360-270)
Platon gibi duyumlara güvenmiyorlar
Ancak “form”lara inanmıyorlar
Socartes’in Platon’cu olmayan yönü
Deneyimlerimizle ulaştığımız her bilgi yeni deneyimlerle
yanlışlanabilir
“Doğru” bilinemez
Ulaşabileceğimiz en yakın şey, “aporia” denen düşünmeye
dayalı “aydınlanmış cehalet” (esneklik) durumudur
Aporia’ya ulaşmak, aynı zamanda ataraxia ya da ulaşmak
işlevini sağlar
Eğer hiçbir inanca tüm varlığımızla yapışıp kalmazsak, hatalı
olmak gibi tatsız bir duyguyu yaşamayız
28
09.09.2014
Stoasizm/Kadercilik
•
•
•
•
•
•
•
Kurucusu: Kıbrıslı Zenon (MÖ. 333-262)
Yunanlı’ların ve Romalı’ların yüzyıllar içinde geliştirdiği en etkili
terapötik felsefe; bilim; mantık
Atina’da boyalı stünları olan Stoa’da eğitim vermiş
Her sosyal kesimden insana hitapeden felsefe (Köle Epistetus;
İmparator Marcus Aurelius)
Ruh’un terapisi olarak
• Kesin determinizm
• Duyguların yok edilmesi
•
•
•
•
•
Hayatta ne olacaksa o olur; kaderden kaçınılmaz
Ama zihnimizde olup bitenler kontrol edilebilir
Kadersizliğimize üzülüp üzülmemek bizim elimizdedir
“Bizleri etkileyenler olaylar değil o olaylara atfettiğimiz
anlamlardır”
Güçlü duygular da “şeyler” ve insanlara abartılmış değerler
atfetmek anlamına geldiği, ve kaybedildikleri zaman büyük
üzüntülere yol açtığı için vazgeçilmelidir
Dinsel Dürtü
•
•
•
Tüm mutluluk felsefeleri dünyadan uzaklaşmayı öğretmiştir
• Epikürcüler, fiziksel olarak uzaklaşmak
• Sinikler, sosyal kurallardan uzaklaşmak
• Kuşkucular, her türlü güçlü inançtan uzaklaşmak
• Stoacılar, dünyanın sıkıntılarının sıkıntı vermesinden
• Dinler ise bu dünyadan uzaklaşıp, öteki dünyaya yakınlaşmak
Tersine dönmüş Yunan mucizesi
– Yunan mucizesi, doğanın, insan doğasının ve toplumun mantık
çerçevesinde incelenmesini getirmiştir; Hellenistik dönemde
felsefeye ve bilime güven azalınca, doğru için gizli “vahiy”lere
yönelinmiştir
• Gnostisizm ve Hermeticism
• YeniPlatonculuk
Gizemli kültler/tarikatlar
• Eleusis gizemleri
• Magna Mater tarikatı
• İsis tarikatiı
• Mitras tarikatı
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
“Kötü eğitilmiş bir adam kendi kötü durumu için suçu başkaları üzerine
yükler; Henüz eğitilmeye başlayan suçu kendi üzerine alır; Eğitimi
tamamlanmış olan ise ne kendini, ne de başkalarını suçlar”
Ne zenginliğin büyüklüğü (Bronz çağı kralları ve aristokratlarınınki gibi);
ne hitabet yeteneğinin büyüklüğü (demokratik “polis”te olduğu gibi)
önemlidir; En büyük erdem, zihinsel yeteneklerin doğru kullanımıyla
duyguların içsel kontrolüdür
Bunu herkes yapabilir; elitist değil, evrenseldir
Kişisel vicdan kavramı
Doğru ve yanlış, toplumun kurallarını bilip onlara uymak değildir; kişinin
mantığının içsel sesini dinleyip, suçluluk duygusu yaşayabilmesidir; bu
mantık aynı zamanda evrensel mantıkla bağlantılıdır
Evren yaşayan ve kutsal bir varlıktır; mantıkla yönetilir; coşkuyla etkiler
Hellenistik dönemin karmaşası içinde bu bireysel ve içsel yol gösterici
çok önemli sayılmıştır
Eğer kişi akıllı evrenin en sonunda iyi bir plan yaptığına inanırsa,
determinizm kolayca kabul edilebilir
Kişisel mutluluk evrenin mantığını kabullenmekten geçer
“Her şeyde bir hayır vardır”
Stoacılar, daha üst düzeydeki amaçlar için sakin bir şekilde acılara
katlanmışlardır
Hristiyanlığa geçiş için zemini hazırlamışlardır
• Gnostisizm ve Hermetisizm
Bu akımların her ikisi de Yunan kültürüne dönük yoğun bir
güvensizliğin işaretidir; Bu güvensizlik MS. 1000 yılına kadar
sürmüştür
•
•
•
•
Gnositism, Hıristiyanlık ve Judaism içindeki bir akım
Gizli vahiy olduğunu savunuyor
Gnosis: gizli kitapların yorumları; gizli öğretilerin bilgisi
Gnostik Hristiyanlar, Katolik kilisesinin kabul ettiği dört incilden
farklı incillerin de olduğuna inanıyorlar
• Bu farklı incillerde İsa’nın gerçek gizlerinin olduğu düşünülüyor
• Bu öğretiler herhangi bir inanan için tehlikeli bilgileri içermektedir
• Hermetism, evrenin gizemlerinin eski Mısır’daki yazıtlarda
olduğuna inanıldığı bir akım
• Bu gizemlerin Hermes Trismegitus tarafından yazıldığına
inanılıyor
• Bu belgelerin daha sonra MS. Birinci yüzyılda yazıldığı
keşfedilmiş
29
09.09.2014
• Yeni Platonculuk
• Hellenistik dönemde Platon’un akademisi Kuşkuculuğa,
oradan da Yeni Platonculuk’a yönelmiştir
• En önemli savunucusu Plotinus’tur (MS. 204-270)
• Mısır’lı bir Yunanlı
• Platon’un felsefesinin mistik yönlerini geliştirmiş,
neredeyse bir dine döndürmüştür
• Evren bir hiyerarşi içindedir; en üstte “O” adındaki,
bilinebilecek Akıl olan Tanrı bulunur
• Platon’un Formlarını yönetir
• Bu “akıl”dan, insana ininceye kadar diğer kutsal varlıklar
çıkar
• İnsanların kutsal ruhları aşağılık, maddesel bedenlerinde
tutsaktır
• Fiziksel dünya kutsal dünyanın mükemmel olmayan bir
kopyasıdır
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
• Yüzyıllar sonra Nietzsche, Hıristiyanlığın Yeni
Platonculuk olduğunu söylemiştir
• Şan, şeref peşinde koşmayı aşağılamıştır
• Vatandaşlığı, ruhun saflaştırılmasından daha
önemsiz bir yerlerde görmüştür
• Hellenistik felsefe, dinler, ve Hıristiyanlık eski
Yunan yaşam tarzını yerle bir etmiştir
• Cinsel hazları da aşağılamıştır
• Bedeni ruhun mezarı olarak görmüşlerdir ve ruhu
onun tahrik edici zevklerinden kurtarmaya
çalışmışlardır
• Klasik eğitim alan Paul, bu tutumları Hıristiyanlığa
yerleştirmiştir
• “Tenin arzuları ruha karşıdır: Ruhun arzuları da
tene karşıdır”
Plotinus’un amacı, takipçilerinin gözünü “ten”in tahriklerinden çekip,
Formlar dünyasındaki “doğru”, “iyilik”, ve “güzellik”in spritüel dünyasına
doğru yönlendirmekti
Yeni Platonculuk da Hıristiyanlık için yolu açmaya çalışmıştır
Bu sayede Platon’un felsefesi erken dönem ortaçağ düşüncesini
etkilemiştir
İskenderiye’de yaşayan Yeni Platoncu Hypatia o dönemdeki tek tük
kadın filozof ve bilimciden biridir
Matematik ve astronomi alanında yazılar yazmıştır
Ama asıl ünlenmesi öğrencilerine Yeni Platonculuk’u öğretmesidir
Bakire oluşu ve cinsel hazları reddetmesi nedeniyle, kendisine yarı
kutsal değerler atfedilmiştir
Felsefenin kutsal gizemlerinin saflaşmış elitlere ait olduğunu söylemiştir
Öğrencilerinin içlerine dönmelerine ve “O”nunla birleşmelerine yardımcı
olmaya çalışmıştır
Aziz Paul ve Aziz Jerome’nin öğretileri yönünde yaşamıştır
İki öğrencisi Hıristiyan kilisesine rahip olmuştur
Ancak İskenderiye rahibi onun politik etkilerinden çekinip kendisinin
astroloji öğrettiği için bir “cadı” olduğunu ileri sürerek öldürtmüştür
Bu cinayet onu “azize” konumuna yüceltmiştir
• Gizli kültler/tarikatler
• Bazı dinler de “ataraxia”dan öteye daha dramatik ve coşkulu
yaşantılar vadetmektedir
• Erken dönem Yunan da bunlardan birkaç tane varken (bir
tanesi Eleusis’in gizemleri), Hellenistik ve Roma zamanında
bunlardan sayılamayacak kadar çok sayıda tarikat ortaya
çıkmıştır
• Özellikle Anadolu, İran ve Mısır’da ortaya çıkanlar etkili
olmuştur
• Başkalarıyla paylaşılmayan özel, gizli törenleri vardır;
üyelerinin tam üyelik için belirli aşamalardan geçmeleri
gerekmektedir
» Magna Mater
» İsis
» Mitras
• MS. 4. Yüzyılda, bu tarikatler tek tanrılı tek bir dinin altında
toplanma eğilimi içine girmişlerdir
• Daha sonra da benzer törenlerin de içerildiği Hıristiyanlık ile
birleşmişler; gizli olmak yerine halka mal edilmişlerdir
30
09.09.2014
• Magna Mater:
• Tanrıça Magna Mater‘in, tanrı Attis’i öldürüp,
yasını tutup tekrar dirilttiğine inanılan bir
tarikat
• Dans, şarkılar, müzikle mevsimlerin değişimi
sırasında yapılan törenler
• Taraftarları, cinselliklerini taşlarla ezip yok
ederek, kendi güçlerinin üretkenlik için Ana
tanrıçaya bahşedilmesini diliyorlar
• Beyaz giysiler içinde bir çukurda, üzerlerine
kurban edilen bir boğanın kanının akmasını
bekliyorlar
• Daha sonra çukurdan çıkıp, yeniden doğuşu
temsil ediyorlar
• Mitras:
• Erkeklere yönelik, İran kökenli bir tarikat;
özellikle Romalı askerlere cazip gelmiş
• Mitras, bakireden doğma, ışığın tanrısı,
kötünün düşmanı
• Bir boğaya binip, onu öldüren tanrı olarak
sembolize ediliyor
• Boğa, insanlar tarafından kontrol edilmesi
gereken doğal güçleri sembolize ediyor
• Doğum tarihi 25 Aralık
• Taraftarları kutsal suda, ya da boğanın kurban
edildiği törenlerde arındırılıyor; boğanın etini
kutsal ekmek ve şarapla yiyorlar; Mitras’ın
yaşamını kendilerine örnek alıyorlar
• İsis:
• Mısır tanrıçası, sanat ve hukuk’u yöneten
Osiris’ın kız kardeşi, kız kardeşine yeniden hayat
vermiş
• Özellikle kadınlara cazip gelen bir gizli tarikat
• Gündelik, haftalık, aylık, yıllık törenler
• Kutsal suda arınma (baptizm), mum yakma,
tütsüler, kutsal emanetler, taraftarlara istedikleri
an açık olan ibadethaneler geleneği
• Varolan hayatın tahmin edilebilir ızdıraplı
yaşantısından kurtulma ve kutsal olanla uyum
içinde ve onunla sevgi içinde bütünleşme
vaatleri
Erken dönem Hristiyan düşünceleri
• Hristiyanlar için en önemli sorun, klasik felsefe ile
nasıl başedecekleri idi
• Aziz Jerome (345-420): dinsiz olduğu için kenara
bırakılmalı
• Aziz Ambrose (354-430): Hristiyan inançları ile
bağdaşabilecek yönleri alınıp uyarlanmalı
• Aziz Augustine, ikinci görüşü benimsemiş ve
Stoacılık, Yeniplatonculuk ve Hristiyanlığın bir
sentezini yaparak, son Klasik dönem ve ilk
Hristiyan filozofu olmuştur
• Bu sentez, Hristiyanlığın, felsefi temeli olmayan
basit bir inanç olarak kalması yerine, sağlam
felsefi temeli olan geniş kitlelere hitap eden bir
inanç olmasına yol açmıştır
31
09.09.2014
Sonuç: Roma İmparatorluğunun düşüşü
ve antik dünyanın sonu
Antik Çağ ve Psikoloji
• Kimine göre ilk rasyonel olarak yönetilen, potansiyel
olarak evrensel hükümet
• Kimine göre, başarısız, çürümüş, çoklu etnik
yapıdaki bir kargaşa
• Ama büyüyebildiği kadar büyümüş, üretim ve
düşüncede durağanlık aşamasına gelmiş
• Ayrıca yükselişini sağlayan, köleliğe dayalı yaşam
tarzı, yükselen değerlerin savaşmak, politika
yapmak, iyi ve güzeli aramak oluşu, çalışmaktan,
makinelardan, teknolojiden uzak durmak, aynı
zamanda MS. 200’lerde başlayıp, MS. 476’ya kadar
süren düşüş sürecini hazırlamıştır
Antik Çağ ve Psikoloji
Felsefe öncesi Psikoloji
• Mitoloji’den gelen bilgiler
İnsanın davranışları dış güçlerle biçimlenir
• Yunan trajedyalarından gelen bilgiler
İnsan davranışlarından kendi sorumludur
Antik Çağ ve Psikoloji
Felsefeden gelen bilgiler
•İnsan düşünen bir yaratıktır.
•Düşünerek, eleştirerek,dinleyerek “gerçek”e ulaşır.
•Eleştiri, hoşgörü, saygıyla birlikte olursa gelişmeye götürür.
•İnsan kendi doğal duygularını kontrol edebilecek güçtedir.
32
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
8 214 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content