close

Enter

Log in using OpenID

Brezilya Kurtarıcı İsa Heykeli Bilim Kahramanları Buluşuyor!

embedDownload
Brezilya
Kurtarıcı İsa Heykeli
Bilim Kahramanları
Buluşuyor!
Boncuk Köy
Yolunuz Düşsün Diye!
Almanya
Allianz Arena Stadyumu
Geçmişe Ait Tarz, Retro
Eski Roma Şehirlerinde
Gezintiye Çıkmak!
İÇİNDEKİLER
4
İÇİNDEKİLER
2
EDİTÖRDEN
Ne Güzelsin Sen Aralık
38 Devrim AteşFOTOĞRAF
İle…
RENK
78 Geçmişin Nostaljik
ve
90 Eski Roma GEZİ
Şehirlerinde Gezintiye Çıkmak!
Modern Esintisi Retro Renkler
ETKİNLİK
10 LOS VIVANCOS...
Bağlılık Yemini...
ARKEO
42 Yaşayan Tarih;
Smyrna Bayraklı Höyüğü
82 Allianz ArenaMİMARİ
Stadyumu
14
EV
46 Genç ve Dinamik
Bir Ev
86 Geçmişe AitTARZ
Tarz, Retro
16
SANAT
Kurtarıcı İsa Heykeli
SANAT
Ressam Serdar Yörük İle…
20 İzmir’de SanatSANAT
Folkart’la Yükseliyor
98 Kışın Sonu BOTANİK
Ne De Olsa Bahardır!
50 Hiroşima’daEV
Optik Cam Ev
ADRES
56 Yolunuz Düşsün
Diye
Genel Yayın Yönetmeni / Sanat Yönetmeni Selin KANDEMİR [email protected]
Yayın Yönetmeni / Editör Işıltan IRMAK [email protected]
İçerik Editörleri Burcu KARTALCIKLAR [email protected], Elif DASTORİ [email protected]
Grafik Tasarım Ufuk BALCI [email protected]
24
SANAT
Ev İçi Konuşmalar
60 Boulevard St.ADRES
Germain ya da
St. Michel Meydanında Değilsiniz
28 48 Yıllık BirTASARIM
Tasarım Gurmesi
66 Moda ve StilMODA
TASARIM
32 Çok Algılı Gastronomi
FOCUS
72 2015 Modasında
Çizgili ve
TASARIM
34 Bilim Kahramanları
Buluşuyor!
Yazarlar Selma AYDINGÖZ [email protected], Asuman ERGÜÇ, İpek TAYFUR [email protected],
Serap MUMCU, Bige ÖKTEM, Gökalp EKREMOĞLU, Tuğçe Yazıcı ŞAHİN,
Cem Seyhun ÜNBAY, Elif ÖZKAN
Katkıda bulunanlar Aysu TANRIVERDİ, Berk CANYÜREK, Meral ALPTEKİN, Yağmur AKSOY
Hukuki Danışman Özge Vural DURMUŞ
Reklam Satış Müdürü Olcay KART [email protected],
Reklam Rezervasyon Burcak IRMAK [email protected]
1775/4 Sok. No: 5/A KARŞIYAKA-İZMİR (0 232) 368 96 98
Zigzag Detaylar
DETAY
74 Evimizin Romantik
Köşeleri;
Şömineler
3
[email protected]
facebook/decor35
instagram/decor35
www. decor35.com
twitter/decor35
EDİTÖRDEN
[email protected]
4
5
".........
.........
bak, aralık
şimdi
kıştır kapıdaki
eğil bak
kazaklar yetmeyecek
paltoları çıkarmalı
turunç reçeli yapmalı meselâ
yaşama sarısıcak tatlar katmalı
düşleri üşütmeyecek
kestane közlemeli birlikte
hadi uzat ellerini
sokul yanıma üşüme
.........
........."
İşte böyle diyor bir şiirinde Cem Seyhun ÜNBAY…
Ne Güzelsin Sen Aralık…
Leone da pastalar yenildi, kahveler içildi… Hatta fotoğraf
çekimleri yaptık, ne çok sevdiniz o çekimleri… Sevilesi
yerler bulmak zorlaştı dostlar, değil mi?
Menderese bir saptık ki ansızın, mavi bir köy çıktı
karşımıza, boncuklardan yapılmış bu köy, adı da Boncuk
Köy… Bi gidin derim…
Arkeolog Gözde Türkmen bizi Smyrna ya götürecek,
çünkü oradaki kazı ekibinde çalışıyor…
İç mimar İpek Tayfur yazısı ile sizi sıcak ve romantik
şömine köşelerine davet ediyor…
Yine çok başarılı bir fotoğrafçı konuğumuz oldu…
Moda editörlerimiz sizler için en stil konuları ele aldı.
Hayatımızdan hiç çıkmayacak Retro stili ve renkleri
hakkında yazarlarımız sizler için incelemelerde bulundu
Ressam Serdar Yörük bu sayımızın önemli konuklarından
biriydi…
Aralık ayı benim için çok önemli; çünkü ayın sonu yeni
yıl gecesine çıkacak, herkes evlerinde mutlu, evler
sıcak, evler ışıl ışıl, evlerde yeni yıl ağaçları olacak.
Hediyeler günler öncesinden seçilmiş olacak. Çocuk gibi
heyecanlıyım, çocuk gibi…
Mutlu Yıllar Dilerim…
Florya'nın modern sarayı KoruFlorya,
çok yakında sahiplerine kavuşuyor.
AİLE REZİDANS ® VE YAŞAM MERKEZİ
AİLE REZİDANS ® VE YAŞAM MERKEZİ
444 8 252
| KO R U F L O R YA .C O M .T R
ETKİNLİK 10
Hazırlayan: Pasion Turca
FLAMENKO'NUN PRENSLERİ LOS VIVANCOS
'7 HERMANOS' VE 'AETERNUM'
GÖSTERİLERİNİN EN İYİ BÖLÜMLERİYLE
19-20 ARALIK'TA CEMAL REŞİT REY’DE!
LOS VIVANCOS... Bağlılık Yemini...
ETKİNLİK 11
ETKİNLİK 12
Okuma yazmayı bile öğrenmeden enstrüman çalmaya başlayan,
aynı kanı taşıyan, flamenko ateşiyle sahneleri yakan 7 kardeşin
dans yemini. Sihir dolu ve senfonik müziklerle zenginleşen, epik bir
flamenko gösterisi olan “Aeternum” dans severlere doğaüstü olayları ve limitlerini sorgulayan bir dans şöleni sunuyor. “Eğer şahinin
yazgısı göğün en yükseklerine uçmaksa, bizim yazgımız da birlikte dans etmek” diyen Los Vivancos çocukluklarından bu yana hep
birlikte dans eden yedi kardeşten oluşuyor. Los Vivancos üyeleri
2004’te bir araya gelip Los Vivancos’u kurdular ve o günden bu
yana katıldıkları televizyon programları, festivaller ve A.B.D, Hollanda, Belçika, İngiltere, Kanada, Kolombiya, Fransa ve İspanya’da
gerçekleştirdikleri özel gösterileriyle dinamizmleri, teknikleri ve
uyumlarıyla izleyenlere unutulmaz ve keyifli anlar yaşatıyorlar.
7 kardeşin öyküsünü anlattıkları gösterileri “7 Hermanos” ile dünyayı dolaşan ve 30 ülkede milyonlarca kişiye ulaşan Los Vivancos,
yeni gösterileri “Aeternum” ile sihirli bir atmosfer sunarak senfonik
müzikler ile muhteşem bir flamenko şöleni sunuyor. Los Vivancos
tarafından bestelenen birbirinden güzel müziklerin prodüksiyonu
sinema severlerin Goya ödüllü 'The Orphanage (2007)' ve 'Julia's
Eyes' filmlerinin müziklerinden tanıdığı Fernando Velazquez imzalı.
ETKİNLİK 13
SANAT 14
SANAT 15
Hazırlayan: Burcu Kartalcıklar
Fotoğraf: Tunç Özay
KURTARICI İSA
(Cristo Redentor)
Devasa boyutlardaki heykel Brezilya’da Rio de Janerio şehrinde Corcovado dağının tepesinde bulunmaktadır. Şehrin
her bir tarafından görülebilmesi heybetinden ileri gelir.
Yapımına Brezilya’nın bağımsızlığının 100. Yılı münasebetiyle başlanmış ve Fransız heykeltıraş Paul Landowski tarafından 5 senede tamamlanmış ve 12 Ekim 1900 tarihinde
açılışı yapılmıştır.
Heykel çelik betondan yapılmış ve üzerinde katman olarak
sabun taşı (Talk) kullanılmıştır.
Sayılarla…
Boyu 30 metre, oturduğu kaide 8 metre (kaidenin içinde
küçük bir *şapel var) toplam yükseklik 38 metredir. Başı
3.75 metre ve yaklaşık ağırlığı 30 tondur. Toplam ağırlığı ise
1140 tondur. Açılmış kollarının genişliği 30 metredir.
Heykelin bulunduğu Corcovado dağının yerden yüksekliği
yaklaşık 750 metredir. Heykel yapımında kullanılan malzemeler bu dağın zirvesine dişli ray sistemi ile çalışan dikine
tren vagonları ile taşınmıştır. Ray uzunluğu 3800 metre…
Bu ray sistemi 9 Ekim 1884 tarihinde II. Petro zamanında
açılmıştır. Bugün iki vagonlu tren olarak yolcu taşımakta
kullanılmaktadır. Tren ormanlık bir arazinin içinden geçerek
20 dakika gibi bir sürede tepeye ulaşmaktadır. Bu raylar hali
hazırda 1 senede yaklaşık 1 milyona yakın insanı zirveye Koruyucu İsa heykelinin yanına taşımaktadır…
[email protected]
*Şapel=Küçük Kilise
SANAT 16
Hazırlayan: Özlem Yörük
SANAT 17
SERDAR YÖRÜK
Serdar Yörük 1978 yılında Söke Aydın’da
doğdu. 2001 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel
Türk Sanatları Halı Kilim ve Eski Kumaş Desenleri Ana Sanat Dalına girerek bu bölümden 2005 yılında birincilikle mezun oldu ve
bugün aynı bölümde yüksek lisansa devam
etmektedir.
2011 yılında İzmir-Alsancak'ta Eskiz Tasarım Atölyesini ve Eskiiz Sanat Grubunu kurarak çalışmalarını burada devam ettirmektedir. Ayrıca Ege Bölgesi Görsel ve Plastik
Sanatlar Derneğinin Kurucusu ve aynı dernekte başkanlık görevini sürdürmektedir.
Birçok ulusal ve uluslarası karma sergilere
ve workshoplara katılan sanatçının on bir
kişisel sergisi bulunmaktadır.
SANAT 18
Klasik bir başlangıçla sizi ve yaptığınız sanatı tanıyabilir miyiz?
Çalışmalarımda, geleneksel Türk motiflerini ve tekniklerini kullanarak
yeni bir bakış açısı yaratmak amacındayım. Hem geleneksel teknik
ve motiflerden yararlanarak hem de kumaşta karışık teknik kullanarak yenilikçi tasarımlar ortaya çıkarmaya çalışıyorum.
Çalışmalarınızda kumaşa verdiğiniz mumlu batik tekniğinizle
modern görünümlü geleneksel motiflerin ilişkilendirilmiş özgünlüğünü yakalıyoruz. Bu çalışmaların çıkış noktası nasıl oldu
bizimle paylaşır mısınız?
Fakültede aldığım geleneksel sanatlar eğitimini ve diğer disiplinlere
olan ilgimi nasıl birleştirip nasıl yeni bir şey söyleyebilirim düşüncesi ile başladı. Geleneksel malzeme ile yeni bir şey söyleme ihtiyacı
geleneksel sanatların sanıldığı üzere durağan olmadığı, etkileşim ve
değişim içinde olduğu inancıyla şekillendi. Malzeme ve teknik sıkıntımızın olmadığı zamanımızda, geleneksel ile bugünü birleştirerek söylemek istediklerimi nasıl özgün bir şekilde sunabilirim düşüncesiyle
tasarımlarım ortaya çıktı.
Başkanlığını da yaptığınız Ege Bölgesi Görsel ve Plastik Sanatlar Derneği’nin Kuruluş Amacı Nedir?
Egesder'i(ege bölgesi görsel ve plastik sanatlar derneği) kurma amacımız; Ege'de yaşayan, gelecekte burada sanat üretimi yapmayı hedefleyen, özellikle genç sanatçıların ve üretimlerinin desteklenmesi,
ortaya çıkarılması ve ulaşılabilinirliğinin sağlanmasıdır.
Bu yoğun programınızda kendinize ayırdığınız özel anlarda
vaktinizi nasıl geçiriyorsunuz?
Atölyemde çalışmadığım zamanlarda vaktimi ailem ve dernek faaliyetlerinde bulunarak geçiriyorum. Değerli ve başarılı işlerde katkımın
ve emeğimin olması beni daha çok heyecanlandırıyor ve yeni projeler, yeni fikirler düşünerek, çalışarak zamanım geçiyor diyebilirim.
Son olarak mutlaka yanımda olmalı dediğiniz ilham kaynağınız
şeyler ya da kişiler var mı?
Belirli bir totemim yok fakat çalışırken gün ışığında çalışmam beni
daha çok verimli kılıyor diyebilirim. Zaten bu şehirde ısrarla yaşamak
ve üretmek istememin de sebebi bu... Bu şehrin ışığı bırakılıp gidilir
mi?
[email protected]
www.serdaryoruk.com
SANAT 19
SANAT 20
Hazırlayan: Elif Dastori
SANAT 21
“İzmir’de
sanat Folkart’la
yükseliyor.”
“Sanata Değer”
Folkart, İzmir’in yeni sembolü haline gelen “Folkart
Towers“ta Türkiye’nin en büyük sanat galerisini açmaya
hazırlanıyor.
800 metrekare büyüklüğünde Türkiye’nin en büyük sanat galerisi unvanını alacak olan “Folkart Sanat Galerisi”;
alanında uzman aydınlatma, akustik ve iklimlendirme danışmanlarının görüş ve önerileri doğrultusunda ve uluslararası standartlarda yapımı sürmektedir.
“Folkart Sanat Galerisi”, 800metrekare ölçüsüyle
Türkiye’nin en büyük sanat galerisi unvanını kazanmakla
birlikte, 80 metre yükseklikte olmasıyla da aynı zamanda
da Avrupa’nın en yüksekteki galerisi unvanını da kazanmış oluyor.
17 Ocak’ta açılışı yapılacak olan “Folkart Sanat Galerisi”;
başkanlığını Doğan Hızlan’ın yapacağı Hüsamettin Koçan,
Habip Aydoğdu, Hanefi Yeter, Kemal Tufan ve Çerkes
Karadağ’ın da içinde bulunduğu bir danışma kurulu tarafından yönlendirilecektir.
“Folkart Sanat Galerisi” dünyaca ünlü plastik cerrah Prof.
Dr. Hans Zilch’in “Ellerin Büyüsü” adlı koleksiyonuyla 17
Ocak 2015’te sanat severlere kapılarını açıyor.. “Ellerin
Büyüsü” adlı koleksiyonda, Pablo Picasso, Rodin, Salvador Dali, Delacroix, Le Corbusier, Man Ray, Joseph Beuys,
Georg Baselitz gibi dünya sanatına yön veren efsane sanatçıların eserleriyle birlikte Türk sanat tarihine adını altın
harflerle yazdırmış başta Abidin Dino olmak üzere birçok
ünlü Türk sanatçısının da eserleri yer almaktadır.
Sergi Şubat ayının sonuna kadar açık kalacak.
SANAT 22
Danışma kurulu tarafından beş yıllık sanatsal planlaması
yapılan “Folkart Sanat Galerisi”; dünya sanatına yön vermiş sanatçıların eserlerini İzmirlilerle buluşturmakla birlikte, İzmirli sanatseverlerin de daimi bir buluşma noktası
olarak ajandalarda yerini alacak.
Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak “Folkart,
İzmir’de kurulan, İzmir’de varlığını sürdüren, İzmir’e katkısı bulunacağını düşündüğü sosyal, kültürel, sportif ve
sanatsal faaliyetlerde yer almayı kendine amaç edinmiş
bir firma. Sanat bilincinin gelişmesi ve sanata ilginin yaygınlaşması için İzmir’e uluslararası standartlarda bir sanat
galerisi kazandırma fikri üzerine uzun zamandır çalışıyorduk. Ünlü ressam Pablo Picasso’nun dediği gibi: “Hayal
edebildiğiniz her şey gerçektir” sözünden de yola çıkarak
uluslararası standartlarda bir sanat galerisini İzmirlilerin
hizmetine sunuyoruz. Çünkü İzmir’e her şeyin en iyisi yakışır.” diyerek tüm sanatseverleri 17 Ocak’ta yapılacak
açılışa davet ediyor.
SANAT 23
SANAT 24
SANAT 25
Hazırlayan: Burcu Kartalcıklar
Ev İçi Konuşmalar...3
İŞTE SEVGİN, İŞTE BEN…
Tam 40 dakika oldu, sesini duymayalı; seninle 40ikindi yağmurlarında
olduğu gibi ıslanmayalı, sen dolu sırılsıklam yıkanmayalı…
‘’Bu 40 dakikada tam 40 kez düşündüm seni.’’ dersem, yalandır sevgili, hemen
inanma. Çünkü, hangi 40 kez, kaç 40 kez düşünüp düşleyip yaşadım seni, bu 40
yıl gibi gelen,40 dakikalık zamanda, ben bile sayamadım, kaç ve hangi 40 kez?
Bak, 40 mum yandı yüreğimde, 40 fırın ateşi yaktı içimi, Ey Sevgili, bilesin ki 40
gün 40 geceli düğün bayramlara dönüyor ellerim, sana ulaşınca, sen’e değince.
Ve duymayınca sesini, 40 haramiler bile susup korkarak bakıyor hiddetimin şiddetine, kırık hüznüme…
Bazen, 40 düğümlü bohçalara benzetiyorum sen’li yüreğimi, düğümleri açtıkça
ulaşmak için sana, kutsanıyor her şey, 40ıncıyı çözüp sana varınca... Ulaştıktan sonra sana, öpüp koklayarak seni, 40layıp 40 düğümlü, 40 katlara sarıp
sarmalıyorum, saklıyorum usulca, yüreğimin en dibine. Ve 40 erenlere, 40 dua
ediyorum ve tam 40 kez ‘‘iyi ki varsın, iyi ki varız B/İZ!’’ diye sayıp şükrediyorum.
Dedim ya en sevgili, seni seviyorum ve B/İZ’e tam 40 kez ‘’Merhaba!’’ diyorum.
CEM SEYHUN ÜNBAY
Aralık/İZMİR
Evlerinizin rengine
renk katacak
özgün posterler
ve daha fazlası
selidesign.sopsy.com
adresinde!
Amaç, hayatı sanatla paylaşmak
www.selidesign.sopsy.com
facebook.com/selidesign
[email protected]
TASARIM 28
Hazırlayan: Bige Öktem
48 YILLIK BİR TASARIM
GURMESİ – BIENNALE
INTERIEUR 2014
TASARIM 29
Chapo Designed by Philippe Starck
Geçtiğimiz ay benim açımdan çok verimli geçen ve birçok tasarım
fuarına katılma şansı elde ettiğim bir ay oldu. Birçok açıdan bana
katkılar sağlayan bu gezilerde en çok dikkat çeken noktaları aktarmak isterim. İlk olarak 1968 yılından beri Belçika’da gerçekleşen, iç
mekan tasarımlarının ve tasarımcıların yer aldığı Biennale Interieur
2014’deyız. Bu yıl yirmi dördüncüsü düzenlenen Biennale Interieur
17-26 Ekim tarihleri arasında tüm dünyadan yaklaşık 270 katılımcı
firma ile tasarım severleri Belçika’nın Kortrijk kentinde buluşturdu.
Ofis mobilyalarından seramiğe, aydınlatmadan dış mekan mobilyalarına, ev ve ofisiniz için ihtiyaç duyacağınız yapı sektörüne hizmet
eden birçok ürün sergilendi. Geri dönüşümün, çevre duyarlılığının ve
farklı malzeme kulanımının sıkça dile getirildiği günümüzde farklı
tasarımları ile genç tasarımcılar dikkat çekti.
1949 yılında kurulan Knoll firması, transparan tasarımda 15. yılını
bir sergi ile kutladı. 1999’da Philippe Strack tarafından tasarlanan
“la marie”den 2014’te “Uncle Jim” e kadar plastikte teknolojinin gelişimini gözler önüne serdi.
Bienal hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak ve diğer tasarımları
da incelemek için bienal websitesini ziyaret etmelisiniz:
http://www.interieur.be/
Kartell
TASARIM 30
TASARIM 31
Hazırlayan: Aysu Tanrıverdi
Shelves Designed by Max Lipsey
Spherical Designed by Miguel Arruda
Tables Designed by Danuta Wlodarska
TASARIM 32
Hazırlayan:
Hazırlayan:
Aysu
BerkTanrıverdi
Canyürek
Çok algılı Gastronomi
Philips Design ve ünlü bir İspanyol restoranı
olan Arzak, yeni ve dinamik bir deneyim
yaşatacak olan kemik porselen yemek takımı
projesi için bir araya geldiler.
Geleceğin yeme deneyimini araştıran Philips
Design Food Probe projesinin bir parçası
olan Multi-sensorial Gastronomy (Çok algılı
Gastronomi) adını verdikleri bu tasarımlar,
yemeği sunmanın dışında duyuları harekete
geçirerek kişiyle duygusal bir bağ kurmayı
amaçlıyor.
Serinin içerdiği Lunar Eclipse (kase), Fama
(uzun tabak) ve Tapa da Luz (servis tabağı)
yemekle buluştuğu an parlıyor, koku ve
titreşim yayıyor, böylece duyular arası
aktarım sağlıyor.
TASARIM 33
TASARIM 34
Hazırlayan: Burcu Kartalcıklar
TASARIM 35
Bilim Kahramanları Buluşuyor!
TASARIM 36
Bilim Kahramanları Derneği olarak bizler; bilimi
toplumun odak noktası haline getirmek; çocukları
ve gençleri erken yaşta temel bilimlere çekmek;
çocukların ve gençlerin takım çalışması becerilerini arttırıp toplumsal sorunlara çözüm üretim zevki
aşılamak; genç bilim insanlarını öne çıkarıp, yüreklendirmek ve zaman içinde fikirlerin katma değerli
üretime dönüşmesinin yollarını açmak amacıyla gönüllü bir ekiple 2 proje gerçekleştiriyoruz.
1. 10 yıldır 9-16 yaş arası gençlerin ağırlıklı olarak "topçu ve
popçuları kucakladıkları" bir yaşamın içinde "bilim insanları
ve mühendisleri de görebilmelerini" sağlayan Bilim Kahramanları Buluşuyor/FIRST Lego League (FLL) isimli
bilimsel içerikli uluslararası bir turnuvanın Türkiye ayağını
yapıyoruz. Bilim Kahramanları Buluşuyor/ FIRST Lego
League (FLL) kapsamında takımlar öncelikle yerel turnuvalara katılıyorlar.
Yerel turnuvalarda ödül alan takımlar, ulusal turnuvaya
ve ulusal turnuvada ödül alan takımlar da uluslararası turnuvaya katılmaya hak kazanıyor. Bugüne kadar 29 ilden
8.000 gence ulaştık. Takımlarımız geçen sezonlarda Avrupa Açık Turnuva Şampiyonluğu ve Kanada Açık Turnuva
Şampiyonluğu olmak üzere 18 uluslararası ödül kazandılar.
2. Derneğimiz 2 yıldır 38 yaş altı genç bilim insanlarına
yönelik, her yıl üç farklı üniversite rektörünün işbirliğiyle,
“Genç Bilim İnsanı Ödülleri” projesini gerçekleştirmektedir. Projenin amacı; genç bilim insanlarına kamuoyu önünde
teşekkür ederek onları yüreklendirmek, geleceğin genç bilim insanlarına ilham vermek ve toplumun tüm paydaşlarına bilimin birleştirici gücünü göstermektir.
Bu yıl 11. Sezonunu gerçekleştireceğimiz senin dünyan,
senin sınıfın temalı eğitimin geleceği konulu Bilim Kahramanları Buluşuyor /FLL yerel turnuvaları; Ankara, Bursa
ve İstanbul illerinde düzenlenecektir. Geçen yıllardan farklı
olarak bu yıl Soma maden kazasıdan doğrudan etkilenen
gençlerin yaşamlarının normalleşmesi sürecine katkıda
bulunmak amacıyla Allianz’ın desteğiyle yürütmekte olduğumuz proje kapsamında 17 takım ( 170 çocuk ve genç)
turnuvalara katılacaklar.
TASARIM 37
FOTOĞRAF 38
Devrim Ateş
İnstagram: @revolutionship
İzmir'de doğup Eskişehir'de Resim okuduktan sonra nihayet
İstanbul'la kavuşup burada bir yaşam sürmeye başladım. Resim öğretmenliği yapıyorum. Ailem hala İzmir'de... Bütün çocukluğum ve anılarım da. Benim için çok özel bir şehir. Fotoğraf çekmeyi hep severdim, resim yapmaktan daha çok hem
de. Hatta üniversitede fotoğraf okumuş olmayı çok isterdim.
Aslında bu sene tekrar üniversiteli olmak gibi bir niyetim
var. Fotoğrafla ilerleme fikri Instagram'dan sonra gelişen bir
şey. Sanırım akacak bir mecra bulmak insanı iteleyen bi güç.
Instagram'la birlikte fotoğraf günlük hayatıma girdi ve artık
ayrılmaz bir parçam.
Böyle olduğu için mutluyum. Yapı olarak dört duvar arasında
yaşamayı sevmeyen her anını mümkün olduğu kadar doğada geçirmeyi seven biri olduğum için de konularım genelde
dolaşırken gördüğüm bana etkileyici gelen mekânlar, manzaralar ve anlar. Kendimi fotoğrafçı olarak görmüyorum, hatta
kesinlikle eğitime ihtiyacım var.
Bu sene yeniden üniversiteye başlayıp fotoğraf okumak gibi
bir niyetim var. Şimdilik biraz gündelik hayatımdan kesitleri
yansıtıyorum diyebiliriz. Doğayı ve hayvanları çok seviyorum.
Bunu fotoğraflarımdan anlamanız mümkün. Instagram'da şu
an 661 000 takipçim var.
Türkiye'de oldukça yüksek takipçili kullanıcılar var ama bunların arasında çok fazla kadın yok. Bir kadın olarak bunu başarmış olmak da ayrıca keyifli. Üç senedir Instagram kullanıyorum ve son iki senedir de markalarla Instagram projeleri
yapıyoruz. Instagram sayesinde birçok farklı ülke gezme fırsatım oldu ve bu sene de planlanmış çok güzel seyahatlerim
var. En keyifli kısmı da bu benim için.
Hazırlayan: Berk Canyürek
FOTOĞRAF 39
FOTOĞRAF 40
FOTOĞRAF 41
ARKEO 42
YAŞAYAN TARİH;
SMYRNA BAYRAKLI
HÖYÜĞÜ
Bu hafta sizlere İzmir’in göbeğinde Bayraklı’ da bulunmakta olan
“Smyrna Bayraklı Höyüğü”nden bahsetmek istiyorum.
Bayraklı Höyüğü (MÖ 3000 - 300) kayalık bir tepe ve üzerindeki
yerleşme tabakalarından oluşur. Burada ele geçen en erken buluntular MÖ 3. bine ait seramik parçalarıdır. İlk yerleşme Eski Tunç
Çağı'na aittir. Tunç Çağları'ndaki yerleşmeler höyüğün küçük bir
bölümünü kaplıyorken, Hellen çağlarında yerleşim, bugün modern
duvarlarla çevrili sit alanının çok daha dışına taşmaktadır. Antik
dönemde batısı ve güneyi denizle çevrili küçük bir yarım adacıktır. Yüz ölçümü yaklaşık yüz dönüm olan Bayraklı Höyüğü, bir
düzlük üzerinde kurulu küçük bir tepeciktir.
Bayraklı Höyüğündeki ilk bilimsel çalışmalar Ord. Prof.Dr. Ekrem
Akurgal ve İngiliz bir heyet tarafından 1948 – 1951 arasında
gerçekleştirilmiştir. Prof. Akurgal, 1966 yılından itibaren 1993’e
kadar kesintisiz olarak kazılarını sürdürmüştür. Daha sonra çalışmalar 1993’ten itibaren Prof.Dr. Meral Akurgal başkanlığında
yürütülmüştür. 2014 yaz sezonundan itibaren tekrar başlatılan
kazılar Ege Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Cumhur Tanrıver
tarafından sürdürülmektedir.
Hazırlayan: Gözde Türkmen
ARKEO 43
ARKEO 44
Ekrem Akurgal, höyük üzerinde MÖ 1050 - 300 tarihleri arasında on yapı katından oluşan yerleşmeyi gün ışığına çıkarmıştır. İlk kez ızgara kent planının Smyrna’da uygulandığını ortaya koymuştur.
Smyrna’nın yerleşme katları MÖ 11. yüzyıldan MÖ
4. yüzyıla kadar kesintisiz olarak devam eder. Ayrıca
MÖ 9. yüzyıldan itibaren çok kuvvetli bir surla korunmaktadır. Bu döneme ait en eski surlar Symrna’da
bulunmaktadır. MÖ 11. Ve 9. yüzyıllar arasında tek
odadan oluşan bahçe içinde evlerle Smyrna, köy düzeninde bir yerleşmeydi. Planı ve tarihi kesin olarak
bilinen Batı Anadolu’nun en eski evi buradaki Oval
Ev’dir. Ev, MÖ 10. yüzyılın son dörtlüğüne tarihlenir.
Tek odalı oval evin duvarları kerpiçtir. Smyrna’nın
parlak dönemi sürecinde ev mimarisi gelişme gösterir. Smyrna’da MÖ 7. yüzyılın ikinci yarısına ait evlerin
hepsi megaron türünde yapılardır. Bazı evlerde dış
duvara paralel olarak yerleştirilmiş birer su kanalı da
vardır.
Athena Tapınağı
Smyrna’da kazılarla ortaya çıkan tapınak en eski
Athena Tapınağı’dır. Aiol düzeninde 6x10 sütunlu
bir peripterostur. Mimarlık elemanlarından özellikle
sütun başlıkları büyük bir sanat yaratısı olup, Aiol
mimarisinin ilk ve en güzel örnekleridir.
Kent Planlaması
Smyrna’nın MÖ 7. yüzyıl sonundan itibaren MÖ
4. yüzyıl da dâhil olmak üzere kullanılan, Athena
Tapınağı’nın önünden başlayıp batıda, limanda son
bulan bir ana caddesi vardır. Athena Caddesi MÖ
6.yüzyılın başından itibaren, kendisine dik olarak
ulaşan birbirlerine paralel sokaklarla bir geometrik
doku oluşturur.
Arkaik Çeşme
Surun güneydoğu köşesinde Smyrna’nın anıtsal çeşme yapısı yer alır. Çeşme, hem kente hem de kent
dışına hizmet veren bir yapıdır. Bindirme tekniğinde
andezit taşından inşa edilmiştir. 2.50 metre yükseklikte, 5.10 metre uzunluktadır. Çeşme, yapım tekniği
ve anıtsal binası ile Adalar ve Yunanistan da dâhil
olmak üzere Batı Dünyası’ndaki bu tür mühendislik
yapılarının günümüze kadar korunmuş şimdilik en
erken ve en eski örneğidir.
ARKEO 45
EV 46
GENÇ VE
DİNAMİK
BİR EV
Evin Künyesi:
Yapı: Apartman Dairesi
Stil: Modern Loft
Yer: Tayvan – Kaohsiung
Tasarım: Home Design Studio
Hazırlayan: Meral Alptekin
EV 47
EV 48
EV 49
30 yaşında ve yalnız yaşayan bir mühendisin yaşadığı
bu ev erkeksi detaylara sahip modern bir loft evi. Endüstriyel unsurların modüler tasarımla harman edildiği
apartman dairesi görünüm itibari ile genç ve dinamik bir
yapıya sahip.
Dairede yapılan mimari işçilik oldukça dikkat çekici detaylara sahip. Özellikle mutfak önünde konumlandırılan
bar masasındaki metal unsurlar uçak içinde seyir ettiğiniz hissi uyandırıyor. Uçak pencere tasarımın içindeki
görüntü değiştirilebilir bir yapıya sahip.
En dikkat çekici detaylardan bir diğeri de istenildiği zaman çalışma odasını salondan ayıran katlanır buzlu cam
sistemi.
Bu daire ev sahibinin stiline göre yeni baştan yaklaşık 2
ay gibi kısa bir sürede sonlandırılmış.
EV 50
Hazırlayan: Elifcan Gürocak
Hiroşima'da
Optik Cam Ev
Bu bina Hiroşima'da sehir merkezinde uzun binaların
arasında, yoldan geçen onca aracın ve tramvayların arasında gözden kaçan bir şekilde konumlanmış.
Mahremiyeti ve huzuru sağlamak adına binanın yola bakan tarafında bir bahçe ve optik cam bina yüzeyi olarak
kullanılmış. Bahçe bütün odalardan görülebiliyor, geçen
arabaların ve tramvayların dingin ve sessiz manzarası
da evdeki hayata zenginlik katıyor. Doğudan gelen güneş ışığı, cam yüzeyden yansıyarak ve kırılarak güzel ışık
desenleri yaratıyor.
Bahçedeki ağaçlar arasından filtrelenerek gelen ışık
oturma odasının zemininde adeta dans ediyor. Şehrin
merkezinde konumlanmış olmasına rağmen; ev, sakinlerine gün devam ettikçe değişen ışıklar ve şehir moduyla
eğlenme fırsatı veriyor ve mevsimlerin değiştiğini fark
ederek yaşamanıza olanak veriyor.
EV 51
EV 52
EV 53
Optik Cam Yüzey
Bu binaya özel olarak 6000 civarında (50mm x 235mm
x 50mm) katkısız cam blok bina yüzeyinde kullanılmış.
Saf cam blokları, birim alanlarında kapladığı büyük kütle
ile sesi etkili şekilde dışarıda tutarak şehir görünümü ile
bezeli bir bahçe manzarasının oluşmasına izin veriyor.
Bu bina için böylesine olağanüstü bir detay tasarım
olarak düşünülmüş optik cam döküm blokların temel
maddesi barosilikat dir. Döküm (kalıp) süreci olağanüstü
derecede zordur; aynı anda hem cam içinde çökelti baskısını azaltmak için yavaş soğutma, hem de yüksek ölçü
doğruluğu gerektirir.
EV 54
EV 55
Binanın Mimarları Anlatıyor:
Şelale Efekti
8.6 m x 8.6 m lik bina yüzü öyle genişti ki, safi
50 mm derinliğindeki cam blok sütunlarından
yapılmış olsa ayakta duramazdı. Bu yüzden
cam bloklara delikler açtık ve 75 adet askılı
paslanmaz çelik civata ile ışık saçan bina yüzü
üzerine sıraladık. Böyle bir yapı yandan gelen
baskılara ve gerilime dayanıksız olabileceği için,
cam bloklarla beraber, aynı zamanda 10 santimetrelik aralıklarla paslanmaz çelik çubuklar
(40mm x 4mm) kullandık.
Yassı çelik çubuklar 50 mm kalınlığındaki camın
içinde olup cam sayesinde dışarıdan görünürlüğünü engellenmiş durumdadır, böylelikle cam
blokları arasında sadece 6 mm'lik derz malzeme
aralığı hedefi başarılmıştır. Sonuç: bahçeden ya da
sokaktan şeffaf görülen - geçirgen bir bina yüzü...
Optik Cam Yüzey
Bina yüzeyi aşağıya doğru akan, ışığı dağıtarak
havayı tazelikle dolduran bir şelale gibi görünüyor.
Dipnot:
Cam blok bina yüzeyi 13 ton ağırlığındadır.
Destek kirişi, betondan yapılsaydı devasa boyutlarda olurdu. Bunun yerine çelikle iskeletle
güçlendirilmiş beton kiriş kullanarak, çelik kirişe
öngerilme uyguladık ve artan bir kavis verdik.
Sonrasında, onu bina yüzeyine uygulayıp, etrafını beton ile kapladık ve böylece boyutunu en
küçük hale getirdik.
ADRES 56
Hazırlayan: Berk Canyürek
Yolunuz Düşsün
Diye…
ADRES 57
ADRES 58
ADRES 59
İzmir’den çok uzaklaşmadan, Menderes'te maviler içerisinde bir köy burası. Gerçek anlamda bir
köy değil belki de... Ancak köy kahvesi ile ortalıkta gezinen hayvanlar ile yapılan gözlemeleri
ile sessizliği sakinliği ile gerçeğine yakın bir köy
burası. Yerin adı Boncuk Köy. Buranın en güzel
özelliği masmavi yapısı… Bu mavilik havasından
değil, mavinin her tonuna sahip boncuklardan
yapılmış tasarımlarından…
El işçiliğinin o tartışmasız zarafetini cam boncuktan yapılmış her bir üründe görmek mümkün. Tüm ürünler burada tasarlanıyor. İzmir’deki
cam boncuk atölyelerinin çoğu burada bulunuyor. Sizin de canınız masmavi bir köy çekerse
çok uzaklara gitmeye gerek yok…
Görece Beldesi No: 600 Menderes-İZMİR
Kemal Kayan
Kemal Kayan
ADRES 60
Hazırlayan: Burcu Kartalcıklar
Fotoğraf: Işıltan Irmak
ADRES 61
Boulevard St.Germain
ya da St. Michel
Meydanı'nda
Değilsiniz!
ADRES 62
Lozan Meydanı'nda, Atatürk Lisesi'nin karşısında şık,
sıcak ve orijinal bir Fransız café-patisserie, LEONE.
Croissant, eclair, Opéra... Çoğu Fransa’dan gelen hammaddeyle geleneksel Fransız patisserie teknikleriyle
üretilip Fransız zarafetiyle sunulmakta..
Léone’unki biraz karanlık bir başlangıçtı, yukarıya yükselen bir ruhun bıraktığı bir hatıra gibiydi. Yaşanmamış
bir hatırayı canlandırmak için Fransa yollarında başladı macera. Atölyelerde geçen saatler, yıllarca kalem
tutan bir elin aslında ne kadar maharetli olduğunun
tanığıydı fırında kat kat yükselen kruvasanlar. Yıllar
geçerken alevlenen bir rüya artık uykudan uyanıyordu, kalıptan çıkan pastaların soğukluğundan sıcak İzmir yollarına doğru.
Toplanma zamanı gelmişti, bir meydan bulunmuştu.
Bavullar hazırlandı ve Lozan Meydanı'ndaki küçük
dükkânın önünde üç kardeş bu hayal ve gerçek arasındaki belirsizlikte kafa kafaya vermiş koca bir soru işareti ile boğuşmaya başlamışlardı. Eskizler içinde karar
verilen bir Fransız rüzgarı esmeye başladı. İsim annelerinden kalan hatıranın bir mührüydü aslında “Léone”.
Yerini almak için bekleyen tatlıların memleket hasreti çekmemesi için dekorlar hazırlanmaya başlandı. Bir
yandan denemeler, bir yandan “Paris” rüyası canlandırmak için koşuşturmaca. 2011”in Eylül ayında başladı Léone macerası.
Beş kardeş sırt sırta vermiş, ekibe enişteler, yengeler
katılmıştı. Kaotik bir topluluk, mimar, sanatçı, mühendis deli dolu garip insanlar.
Etraflarınıı saran karamsar sistemin içinde yoğurulurken, güzel bir şeyler yapabilir miyiz? Sorusuna kafa
patlattılar uzunca…
Bir pastanın kremasını olması gerektiği gibi yapmak,
siyah vanilya tanelerini görmek, kruvasanın katlarını
sayabilmek, çikolata tadını doyasıya çıkarmak, tartın
içindeki badem tadını hissetmek ulaşılmaz olmamalıydı. Léone sadece pasta yenilip, dedikodu yapılan bir
yer olmamalıydı, bir ruhu olmalıydı.
ADRES 63
ADRES 64
Paris’te bir cafénin dekorasyonunu İzmir’de bir mekana
uygulayabilirsiniz. Fransız patisserie ürünlerinin tariflerini öğrenip yakın sonuçlar elde edebilirsiniz. Ancak tüm
bunlar sözünü ettiğimiz ruhu yansıtmaya yetmeyecektir.
Léone’un farkı bu kültürle doğmuş, büyümüş insanlara sahip olması… Léone’da Fransızca konuşulur; Piaf, Aznavour,
Goldman, Cabrel dinlenir; Mr. Laurent Bili yan masanızda
oturabilir...En ekonomik Paris seyahatidir Léone’da olmak.
Bir Paris café-patisserie’sinden artısı ise nazik, sıcak ve güler yüzlü insanlarla muhatap olmaktır.
ADRES 65
MODA
66
MODA 67
Hazırlayan: Sedef Hasdemir
Moda ve Stil
Trend Yazısı
Bu sezonun öne çıkan trendleri arasında kürk, etnik, parlak
lüks ışıltılar, maskülen ve de Retro görüntüler olacak. Alışılmışın dışında bu kış kabarık kürkler giyilecek. Eğer yılbaşında kürk giymek istiyorsanız, deriyle beraber kullanabilirsiniz
çünkü kürkün bu sezon yeni bir kimliği var. Prada ve Gucci
tasarımları bu trendin öncü lüks markalarından. Aynı zamanda etnik motifleri barındıran folklorik desenler ile eski
dönem yerel şıklıkları pekiştiren görüntüler yeni sezonun en
güçlü trendleri arasında. El işlemesi motifler ve desenler bu
trendin ana unsurlarını oluşturmakta. Burberry Prorsum ve
Emilio Pucci Runway Showlarında bu modayı anlatan parçaları da görmekteyiz. Trendin en keyifli yanı ise bol motifli ve
renkli olması. Bu parçalar ile hem şık hem de kendinize özgü
bir dünyanın parçası olmaya hazırlanın.
Parlak ve lüks ışıltılara gelince, Saint Laurent’in öncülüğünü
yapmış olduğu 80lerin disko görüntüleri bu sezonki Runway
Showlarda sıklıkla görüldü. Işıltılı dokular farklı tarzdaki görünümleri karşımıza çıkartıyor. Bu tarz ışıltılı parçalar ise yılbaşı
gecesi için idealler. Bir diğer sezonun dikkat çeken trendi ise
asi ve erkeksi tavırlı smokin takımlardan ilham alan maskülen şıklık. Koyu renkler ve kışlık dokular bu trendin olmazsa
olmazları arasında.
Son olarak bizi 60’lı yıllara geri götüren Retro trendi ise sevenleriyle yeniden buluştu.1960’lı yılların başlıca parçalarını
oluşturan mini elbiseler ve diz altında biten düz deri çizmeler
günümüze uyarlanarak birçok yerde karşımıza çıkacak gibi
görünüyor.
Bcbg Max Azaria
Gucci
MODA
Sacai
MODA
Hazırlayan: Sedef Hasdemir
68
Tods
Versace
Sportmax
69
MODA
MODA 71
70
Moda ve Stil
Ayın Hediye
Önerileri...
Vase Style Glass Lamba
Zara Home
la Senza
Fur Ear Muffs
Zara
Yılbaşı yaklaşıyor, sevdiklerinize yeni yılda ne hediye alacağınız
kararını sona saklamazsanız iyi edersiniz. Birçok alışveriş
merkezi ve mağazalar indirime girmeye başladı bile.
Siz de yeni yılda sevdiklerinize modern, farklı ve şık bir hediye
almak istiyosanız önerilerimizi dikkate almanızı tavsiye ederiz,
bizden söylemesi...
Instant Fotoğraf Makinası
FUJIFILM
Dior Ruj
Cupcake Bere
NEFF
Tealight
Victoria Secret
Toni&Guy
Briyantin
Toni&Guy
Gel For Curls
Saç Spreyi
Toni&Guy
Shine Gloss
Saç Serumu
Toni&Guy
Texturısıng
Glue Jöle
MODA
72
2015 modası, renk olarak siyah ve beyazın kullanıldığı, daha
çok yatay ve dikey çizgilerden oluşan modellerle doldu, taştı.
Yatay ve dikey çizgili modellere ek olarak, tasarımcılar bu
yılki trende asimetrik ve zigzag desenlere de yer verdi. Çizigili desen modasında tasarımcılar; klasik bildiğimiz tarzın dışına çıkarak farklı bir ahengin oraya çıkmasına izin veriyolar,
böylece alışılmışın dışında bir trend de görebilirsiniz. Çizgili
desenleri doğru parçalarla kombinlerseniz, şık ve sofistike bir
görünüm de elde edebilirsiniz.
Size 2015 yılında çizgili desenleri nasıl kombinliyeceğiniz ile
ilgili tüyolarımız var. Bu yıl en trend ve en sık görebilceğiniz
deri ile şık bir görünüm sağlayabilirsiniz. Örneğin, deri etek
veya deri pantalon üzerine çizgili siyah beyaz bir bluz ile hem
şık hem 'klasik' olursunuz ve bu şekilde alışverişe veya arkadaş toplatısınada gidebilirsiniz. Günlük gezmelerde en çok
terxih edilen trendlerdendir.
Eğer eğlenceli olmak ve dikkat çekmek istiyorsanız, renkli
çizgili modelleri de deneyebilirsiniz. Bazı renkli üst modelleri
yüksek bel şort veya pantalonla kombinlerseniz farklı bir görünüm de elde edebilirsiniz. Hatta hem farklı hem de trend
olmak istiyorsanız al üst çizgili giyinebilirsiniz böylece cesur
bir görünüm sergilemiş olursnuz.
Eğer fiziğinize güveniyorsanız, gömleğinizi ve ayakkabınızı
sade tutarak siyah beyaz çizgili bir pantalon ile de bu trend'i
yakalamış olursunuz.
Zahmet göstermeden şık ve sade bir görünme amacınız var
ise, çizgili maxi boy bir elbise ile hoş bir görünüm elde etmiş
olursunuz ayrıca boyunuzu uzun gösterme avantajına da
erişmiş olursunuz.
Kalın siyah beyaz çizgileri blazer tarzı ceketlerde de görebilirsiniz. Blazer ceket'i içine siyah mini triko bir elbise ve kısa
botlarınızla kombinleyebilirsiniz.
Eğer hem rahat ve hem de şık olmak istiyorsanız, bruton tarzında bluz ile bu görünüm'ü verebilirsiniz, altına da dar bir
jean veya pantalon giyerseniz, 'cool' olabilirsiniz.
Bu modayla ilgileniyorsanız, günlük giyim tarzına örnek olarak; zara veya mango gibi markalarda hem şık hem de işinize
yarayan modeller bulabilirsiniz.
Hazırlayan: Elif Özkan
2015
MODASINDA
ÇİZGİLİ VE
ZİGZAG
DETAYLAR
MODA
73
DETAY 74
Hazırlayan: İpek Tayfur
DETAY 75
EVİMİZİN ROMANTİK
KÖŞELERİ: ŞÖMİNELER
DETAY 76
DETAY 77
İnsanların ilk çağlarda ısınma ihtiyaçlarını karşılamak için keşfettiği ateş, zamanla iç mekânlarda bir görsel şölene dönüştü.
Önlerinde oturup izlenen alevler, şöminelerin içinde, mahallerin herhangi bir yerinde keyifli ortamlar yaratır hale geldi.
Şömineleri sadece ısınma için kullanmayız,
şömine aslında görsel bir şölendir.
Şöminelerde kullanım ve teknik olarak çok detay bulunmaktadır. Bu sebeple şömine olan mekânlarda sadece tekniğe uygun
olmasından dolayı yanlış tasarımlar yapıldığını söyleyebilirim.
Şömineleri sadece ısınma için kullanmayız, şömine aslında görsel bir şölendir. Şömine önlerinde oturabilmeli, rahat bir şekilde
onu izleyebilmeliyiz. Fakat bazı yerlerde gözlemlediğim şöminelerin önlerinde oturulacak çok fazla bir alan olmamasıdır.
Yanlış tasarımlar demekle bunu kastetmekteyim.
Seçeceğiniz şöminenin tarzı çok önemli değil,
mekânınızın tarzına aykırı bir şömine tasarımı
da uygulanabilir.
Şömine yapmak istediğiniz alanda mekân içinde mekân yaratmayı gerektirebilir. Çünkü bu alanlar hem romantik hem melankolik hem de kalabalık ortamlara hitap eder. Bu durumda
seçeceğiniz şöminenin tarzı da aslında çok önemli değil. Yani
mekânınızın tarzına aykırı bir şömine tasarımı da uygulanabilir.
Tamamen modern olan mekânınızda modern bir şömine yerine daha rustik bir tasarıma sahip şömine köşeleri oluşturabilirsiniz. Bu alanda o konseptinize uygun mobilya ve renkler
seçmeniz gerekiyor. Şöminelerin karşısında tekli koltuklar ve
orta sehpa kullanabilirsiniz. Bence şöminenin önünde küçük
ebatlarda bir halı kullanırsanız ortama farklı bir ambiyans getirebilirisiniz. Ayrıca şömine önünde sevdiğim en güzel şey sallanan sandalyelerdir. Bir başka tavsiyem ise çok rahat olmayan
fakat ergonomik olan koltuk seçmeniz. Çünkü ısı ve sıcaklıkla
bu keyfi erkenden bitirmek istemeyeceksiniz.
Şömineleri tek başına bir yere yerleştirmek dışında bir ünitenin
içine de yerleştirebilirsiniz. Yani t.v ya da yaşam üniteleri diye
bildiğimiz tasarımların içine televizyon yerine şömine kullanabilmeniz de mümkün. Böylece hem kullandığınız duvarı tamamen dekore ediyor hem de mobilyayla bütünlüğünü sağlayıp
ortamın konseptine uygun hale getirebiliyorsunuz. Sadece
dikkat edilmesi gereken ısıya daha dayanıklı malzemeler seçmeniz olacaktır. Bence doğal taşlar şömineler ile çok iyi kombine ediliyor. Her renkte de bulabilmeniz mümkün.
Şöminelerde Modernleşti
Şömineler bilinilen duvar tiplerinin dışında orta alanlarda kullanılan köşeli ya da yuvarlak biçimleriyle
mekânınıza yerleştirilebiliyor. Bu durumda izleyebileceğiniz alan daha fazla oluyor. Tabii alan buna
müsaitse. Bu yerleşimi yaparken mekandaki sirkülasyon alanını ilk olarak göz önünde bulundurmanız
gerekiyor. Yani şömineyi izlerken ortamda yürünebilecek mesafeyi iyi ayarlamanız gerekiyor.
Bir yılı daha geride bıraktığımız aralık ayında hepimiz
yeni yılı kutlama yerlerimizi önceden belirliyoruz.
Yeni yıla şömineli romantik ortamda size eşlik edecek dostlarınız ile bir kadeh şarap eşliğinde girmek
eminim keyfimize keyif katacaktır.
RENK 78
GEÇMİŞİN
NOSTALJİK
ve MODERN
ESİNTİSİ
RETRO
RENKLER
Son yıllarda güçlü bir akım haline gelen
retro renkler evimizde tüm alanlarda kullanılmakta ve sıcacık bir etki yaratmaktadır.
Son dönemlerde teknolojinin etkisiyle eksik kalan ruhumuzu tamamlayan renkler oldu retro renkler. Eski Türk filmleri,
antikacılar ve eski resimler bizi son derece duygulandırır, bu
konseptlerdeki renkler retrodur. Retro kelime manası olarak
kültürel olarak modası geçmiş, eskimiş bir akımın yeniden
gündeme gelerek moda akımı olarak kullanılmasıdır. Kısaca
geçmişe dönüş gibi bir mana içeriyor retro. Son yıllarda
güçlü bir akım haline gelen retro renkler evimizde tüm
alanlarda kullanılmakta ve sıcacık bir etki yaratmaktadır. Yaşanmışlık ve güç hakimdir, vazgeçilmezdir. Anılarımız vardır
içerisinde. Retro renkler ile anlaşılan belli bir dönem değildir.
Günümüzden 10-15 yıl öncesini anımsatır ki geçmişten
büyük izler barındırır bünyesinde.
RENK 79
Hazırlayan: Asuman Ergüç
Bu renkler hafif tarzda eskitilmiş eskiyi çağrıştıran renkler olmakla beraber genel bir
havaları vardır.
Retro dekorasyon akımında tamamen
eskiye bağlı kalmak değil, amaç günümüz
modernizmiyle harmanlayarak güncel bir
tarz meydana getirmektir. Retro renklerde
bir tablo ile modern mobilyalarınızı kombine edebilirsiniz mesela. Böylece dengeli
ve modern bir tarz oluşturmuş olursunuz.
Bu akımı yansıtan renkleri seçmek son
derece önemlidir. Bu renkler hafif tarzda eskitilmiş eskiyi çağrıştıran renkler
olmakla beraber genel bir havaları vardır.
Yeşiller, hardal sarıları birlikte kullanılan
renklerdendir.
Genel fonlarda özellikle mobilyalarda siyah
sıklıkla kullanılmaktadır. Retro tarzında
siyah tüm renklerle harmanlanarak kullanılabilir. Ayrıca siyah konturlar detaylara
önem kazandıracak ayrıntılardır.
RENK 80
RENK 81
Retro tarzında birçok rengi bir arada
kullanmak önemlidir.
Oturma odalarında geniş oturma gruplarına yer
verip özellikle sarılar, turuncular, yeşiller, maviler ile
tasarlanmış büyük minderli koltukları tercih edebilirsiniz. Özellikle bir duvarı sıvasız tuğla görünümünü
anımsatan bir duvar kâğıdı ile kaplamanızı şiddetle
öneririm. Bu tam bir retro havası yaratacak bir
detaydır. Bu duvar ile ceviz yahut eskitilmiş mobilyalar kullanmanızı öneririm. Halılar ise bu konseptte
tüylü kabarık halılar olmalıdır. Köşe aydınlatmaları
ve abajurlarınız çarpıcı renklerde olmalıdır, mesela
çarpıcı bir sarı ve ya güçlü bir turuncu olabilir. Avizeler ise çok renkli tercih edilebilir.
Bu akımda özellikle farklı desenleri bir arada kullanmak itici olmayacaktır. Mesela şal desenli kırlentlerinizi çizgili perdelerinizle kullanabilirsiniz. Retro
tarzında birçok rengi bir arada kullanmak önemlidir.
Gökkuşağının tüm renklerini bir kanepede görmeniz
olasıdır. Eskitilmiş renklerin yanı sıra canlı parlatılmış
renk konseptleride dikkat çekmektedir. Özellikle
parlak ve fitilli kadife kumaşlar kullanmak farklılık
yaratacaktır. Retro tarzı sadelikten uzak, hareketli
kalabalık bir tarzdır.
Kırmızıyı, siyahı ve beyazı, krom detaylarla harmanlayıp son derece şık tasarımlara kavuşmanız
mümkündür. Deri bu detaylarda tercih edeceğiniz
dokulardan olmalıdır. Dama desenli karolar mutfağınıza son derece yakışacaktır. Krom bar taburelerini
de unutmamak önemlidir mutfaklar için.
Retro tarzında hem duvarlarınızı hem de perdelerinizi farklı desenlerde kullanmak sizi yormayacak
aksine mekânlarınızı keyifli bir hale getirecektir.
Ayrıca eski arabaların resimleri de bu tarza uygun
görsellerdir.
Geçmişteki tüm güzelliklerin retro tarzıyla
mekânlarınıza ve ruhunuza işlemesi dileğiyle, sevgiyle kalın…
MİMARİ 82
Allianz Arena
Stadyumu
Münih Almanya
Hazırlayan: Gökalp Ekremoğlu
MİMARİ 83
MİMARİ 84
2001 yılı Ekim ayında, Almanya’nın Münih şehri sakinleri, şehrin iki futbol kulübü, FC Bayern Munich ve TSV
1860 München için şehrin dışında yeni bir stadyum ve
bu stadyum için gerekli tüm altyapının yapılıp yapılmamasına dair oy kullanırlar. Oyların yaklaşık üçte ikisi ile
kabul edilen öneri sonrasında “Allianz Arena Stadyumu”
için çalışmalar başlar. Aslında bir alternatifte 1972 yılında yapılmış olan Munih Olimpiyat Stadına büyük ve geniş
kapsamlı yenileme yapılmasıdır, ancak bu yapının mimarlarından Günther Behnisch’in itirazı ile bu alternatif olasılık dışı kalır.
Yeni stadyum için yapılan mimari proje yarışmasını kazanan İsviçre merkezli Herzog & de Meuron mimarlık firması
tasarım fikirleri geliştirmeye başlar, kendi ifadeleri ile, bu
yapı için tasarım konseptlerini üç temel prensip üzerine
kurmuşlardır.
1. Açık alanda konumlandırılmış ve görünümü değişebilecek şekilde aydınlatılmış yapı kütlesi oluşturulması.
2. Taraftarların stadyuma ulaşımının tören vari bir şekilde
sağlanması.
3. Yoğun bir atmosfer oluşturmak üzere krater benzeri bir
iç mekanın oluşturulması.
Bu üç prensip bu stadyuma, kendine has karakteristik
özellikler katmaktadır ve diğer mevcut stadyumlardan
farklı olmasını sağlamaktadır, yoksa zaten tüm mekanlar,
odalar, VIP loungeları, lobiler ya da restoranlar ve benzeri
fonksiyonlara ait hacimler aslında başka stadyumlar ile
benzerlik göstermektedir.
Aydınlatılmış yapı kütlesini oluşturmak için Herzog & de
Meuron mimarları yapının cephesini ETFE malzemeden
oluşan 2760 adet, yarı şeffaf, delikli membran modüller
ile kaplamışlardır. Baklava dilimi şeklindeki her bir cephe
modülü çift cidarlıdır ve 3.5 Pascal hava basıncı ile gergin
bir şekilde durmaktadırlar. Her bir modül floresan lambalar ile tek tek aydınlatılabilmekte ve beyaz, kırmızı ve
mavi renkleri homojen olarak yayabilmektedir, renkler
ev sahibi iki takımın uniforma renklerine göre seçilmiştir. Yapı FC Bayern Munich maçlarında kırmızı, TSV 1860
kulübü maçlarında mavi ve milli maçlarda ve futbol dışı
etkinliklerde beyaz renkli cepheye bürünmektedir. Kullanılan aydınlatma tekniği ile başka renkler de elde edilebilmektedir ve yapı cephesi değişik renklere bürünebilmekte, cephede ışık oyunları yapılabilmektedir, ancak
yakındaki otobanda trafik kazalarına sebep vermemek
için Munih polisi tarafından sadece tek bir homojen rengin ya da sabit renklerin kullanılmasına izin verilmektedir.
MİMARİ 85
Taraftarların stadyuma erişimini yönlendirmek ve bir ritüel havasına büründürmek üzere metro istasyonu ve
stadyum arasındaki alana otopark alanları ve yeşil alanlar
serpiştirilmiş, asfalt yürüme yolları ile yaya trafiği yönlendirilmiş ve bu trafiğe bir akış ve ritim kazandırılmıştır.
Yeni stadyum sadece futbol maçlarının oynanması amacıyla tasarlandığı için seyirci tribünleri sahanın hemen kenarında, mümkün olan en yakın yerden başlayacak şekilde
tasarlanmıştır, seyirciler ve oyuncular birbirine çok yakın
olabileceklerdir, ayrıca tribünler yukarı doğru giderek dikleşen bir eğim ile yükselmektedir, bu da stadyum içine
daha gergin, yoğun ve güçlü bir atmosfer katmaktadır.
Yapı, sadece 70.000 kişilik bir stadyum olarak tasarlanmamış, ek işlevler ile özellikle FC Bayern Munich futbol
takımının tüm hisseleri alması ile bir kulüp binası olmuştur. Avrupa’daki en büyük otopark olarak 4 adet 4 katlı
kapalı otoparkta 9800 araçlık hizmet sunmaktadır, ek olarak 1200 araçlık park yeri stadyum tribünleri altında mevcuttur, ayrıca otobüsler için ise 350 park yeri ile engelliler
için 130 adet park yeri de inşaa edilmiştir. Restoranlar,
cafe ve lounge alanları, bistro ve bira bahçesi ile toplamda 6000 metre karelik bir alanda yeme ve içme hizmeti
sağlamaktadır, sadece haftasonları ve maç günlerinde
değil, her gün hizmet verilmektedir. 3500 metrekarelik
bir kulüp müzesi de yapı içinde yer almaktadır, FC Bayern
Munich futbol takımının tarihinin interaktif bir şekilde anlatıldığı ve sergilendiği bu kulüp müzesini gezmek üzere
hergün yüzlerce ziyaretçi stadyuma akın etmektedir.
TARZ 86
Hazırlayan: Tuğçe Yazıcı
GEÇMİŞE AİT
TARZ: RETRO
TARZ 87
TARZ 88
Yine yeni yeniden eskileri moda yapıyor bir
güzel keyifleniyoruz.
Kim sevmez ki eskiyi, geçmişi iyiyi kötüyü hatırlatan o
güzelim yılları... 50’lerden 90’lara müziğiyle, kıyafetleriyle, kokusuyla dokusuyla herkese bir şeyler hatırlatan doğallıyla aklımızda yer etmiş muhteşem yıllar. E hal böyle
olunca teknolojinin modernliğin içinde bunalan kaybolan
bizler eskileri hemen yeryüzüne çıkarıveriyoruz. Yine yeni
yeniden eskileri moda yapıyor bir güzel keyifleniyoruz.
Daha önceki yazılarımda vintagedan bahsetmiştik, retroyla karıştırılmaması gerektiğini , şimdi sıra geldi retroya
..vintagedaki tavsiyem modernliğin içinde bu tarzı yaşamaktı.retroda ise bütün olarak yaşamak.
Retro mekânlar için o eskici senin bu koleksiyoncu benim gezmenize gerek yok, bu tarzı
oluşturmak için tamamen yeni mobilyalarınızı kullanabilirsiniz.
Özlemini çektiğiniz yılların modasını kendiniz için vakit
kaybetmeden uygulamalısınız bence, bu size iyi gelecektir. Öncelikle retro mekânlar için o eskici senin bu koleksiyoncu benim gezmenize gerek yok, bu tarzı oluşturmak
için tamamen yeni mobilyalarınızı kullanabilirsiniz. Sağlam ahşap iskeletli tasarım bir koltuk, geometrik desenli
duvar kâğıtları, desenli perdeler-halılar, porselen ve gümüş aksesuarlar, hatta atlanmaması gereken detaylara
kadar; mesela ahizeli telefonlar bir köşede, guguklu saatlerde duvarda yerini almalı. Köşe sehpaların üzerinde
kumaştan yapılmış püsküller, ahşap ayaklı abajurlar fakat
altını süsleyen danteller unutulmamalı. Kasetçalarlar,
plaklar ise muhteşem aksesuarlar… Mekânı güzelleştiren
detaylar olan tablolarla devam edelim. Tablolarda benim
önerim sevdiğiniz film afişlerini ya da o filmlerden hatıralarda kalan kareleri kullanmanız olacaktır. Fotoğraf çerçevelerine ise o yıllarda çekilmiş fotoğrafların süslemesi
güzel fikir olabilir.
Bir küçük hatırlatma daha yapmak istiyorum, mutfak kapısı ya da ardiye odalarının kapıları yerine asılmış boncuk
perdeler mekâna hareket katacaktır. Herhangi bir yerde
bulamazsanız kendinizin de evde yapabileceğiniz bir detay. Retro renklerine gelince morlar ve pembeler o yıllara
çok hâkim olmakla beraber, hardal sarısı, avakado yeşili,
indigo mavisi sıklıkla kullanılabilir. Herkese bol retrolu
günler diliyorum.
TARZ 89
GEZİ 90
Hazırlayan: Serap Mumcu
GEZİ 91
Eski Roma Şehirlerinde
Gezintiye Çıkmak!
Gezi Yazısı-1
Fotoğraf: Ayça Saraç
GEZİ 92
Neredeyse bütün yaz Antik Roma şehirlerinde seyyah oldum gezdim. Napoli’de Vezuv Yanardağı’nın hemen eteklerinde kurulan ve Antik Yunanın kültürünü İtalya topraklarında Roma kültürü ile harmanlayan Pompei şehri, her
seferinde yolculuğumuzun başladığı yer oldu. Pompei,
Vezuv Yanardağı’nın külleri altında binlerce yıl kaldıktan
sonra bir anda ortaya çıkınca önümüze antik dünyanın
kapılarını da açıverdi. Peki, Antik Roma diye bahsi geçen
şehirler nasıl kurulmuştu? Bu yazımızda tarihin tozlu sayfaları önünde bulmayacaksınız kendinizi. Sadece benimle
birlikte birkaç antik şehir gezeceksiniz. O nedenle kendinizi cümlelerin sihrine çekinmeden kaptırabilirsiniz.
Hadi şimdi Güneyden Kuzeye doğru bütün İtalya’yı geçelim ve ardından Fransa sınırlarını aşalım. Sonra da Alplerin serinliğinde İsviçre’ye ve Balkanların en Batısındaki
Slovenya’ya kadar aynı güzergah üzerinde defalarca ve
her defasında farklı gezginlerle yolculuk edelim.
Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı?
Gittiğim her şehrin hemen bir haritasını ve rehber kitabını edinmeyi alışkanlık edindim. Kendimle baş başa kaldığım zamanlarda hemen o şehri keşfe çıkarım. Görmediğim meydan, köprü, yol, müze, bahçe kalmayıncaya kadar
yürürüm. Yolcularım her seferinde bana “Söyle bakalım
Serap, çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı?” diye sorarlar. Ben de her defasında “Bilgi bu iki eylem arasında
kurulan bütünlük ile elde edilir.” diye yanıtlarım onları.
Hatta bir örnekle de cevaplarım:
“-Ben bundan yıllar önce Venedik’te Correr Müzesi’nde
gezerken, uzunca bir salonun Kuzey İtalya’nın 18. yüzyılda yetiştirmiş olduğu en kıymetli sanatçılarından biri olan
Antonio Canova’nın heykelleri ile donatılmış olduğunu hiç
fark etmemiştim bile. Aklımda müzede olduğunu bildiğim
birkaç eser vardı ve hemen o eserlere yönelmiştim. Oysa
zaman içerisinde Canova’ya ilgi duymaya başlayınca, Correr Müzesi’ne yaptığım ikinci ziyarette aslında güzelliğin
bile bir bilgi ve tecrübe gerektirdiğini anladım.” Görmek
güzellikleri algılamak için yeterli olsaydı bütün müzeler ve
tarihi şehirler gerçekten onları hakkıyla ziyaret edenlerle
dolup taşardı. Oysa günümüzde yapılan turistik geziler bütün bu donanımlardan uzak insanlar için tasarlanıyor.
GEZİ 93
GEZİ 94
GEZİ 95
Antik şehirleri keşfe çıkarken!
Roma Şehirlerinde yollar!
Cardo ve Decumano!
Yolcularıma her seferinde “İçinde bulunduğunuz şehre
önce yukarıdan bakmayı deneyin” diye tavsiyede bulunurum. “Haritayı elinize alın ve bir bakın. Eğer bir Antik
Roma şehrindeyseniz öncelikle birbirini enlemesine ve
boylamasına olmak üzere Kuzeyden Güneye “Cardo” ve
Doğudan Batıya “Decumano” adı verilen iki tane ana yolun kestiğini ve bu yollara paralel giden ara yollar bulunduğunu göreceksiniz. Bu yolların tesadüfen kurulduğunu
düşünemeyiz elbette. Tıpkı şehirlerin kurulduğu bölgeler
gibi o bölgelerden geçen yolların da hayati önemi vardır.
Bu iki yolun kesiştiği nokta genellikle şehrin en önemli
meydanı olarak tasarlanırdı. Yönetim binası, tapınak ve
adalet sarayları birbirine yakın olmak üzere bu meydanda
yer alırdı.
Şehirleri ayakta tutan ticaret için şehrin en büyük yolunun geniş, bakımlı ve gösterişli olmasına önem verilirdi.
Bu yollar bereket ve bolluk gibi isimlerin yanı sıra tuz
yolu, baharat yolu gibi isimler de alırdı. Pompei şehrinin
en önemli yolunun ismi “abbondanza” yani bereketti. Bugün bu yol hala ilk günkü gibi önümüzde duruyor. Akşam
vakti bu yolda yürüdüğünüzde minik parlak taşların yola
belirli aralıklarla gelişigüzel yerleştirilmiş olduğunu görüyorsunuz. Bu bir süsleme mi, yoksa sembolik bir anlam
mı ifade ediyor? Hayır, ikisi de değil. Akşam vakti deniz
yolundan şehre giren tüccarlar ay ışığında pırıl pırıl parlayan bu taşlar sayesinde yollarını buluyorlardı. Ay ışığında
yansıma yapan minik mermer parçalı yollar bugün hangi
şehirde var bir fikriniz var mı?
Aynı zamanda Roma’nın en eski yolu da olan Via Salario, yani “tuz yolu” bugün hala aynı şekilde aynı yerde
bulunuyor. Tuz eski çağların en önemli besin maddelerinden biri kabul ediliyordu. Bugün yemeklerimizi tatlandırdığımız tuzu eskiden insanlar yiyeceklerini korumak için
kullanıyorlardı. Şimdi ki modern yaşamlarınızı bir anlığına
unutup, buz dolabının olmadığı bir zaman diliminde yaşadığınızı hayal edebilirseniz yiyeceklerinizi, bilhassa et
ve balık ürünlerinizi uzun süreli koruyabilmek için tuz ile
kurutmanız gerektiğini de bilmeniz gerekir.
Ticaret yollarının geniş tutulması, ticari faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde tek başına yeterli olmayacaktı. Romalıların anlayışına göre kaldırımlar da geniş olmalıydı. O
nedenle elli metrelik bir alan da yolun kenarında bırakılır
ve bu yollar boyunca tüccarların dükkanları sıralanırdı.
Elbette bu noktalarda yer alabilmek için belirli bir ekonomik seviyenin üzerinde olma zorunluluğu o zaman da
geçerliydi. Antik Roma’da tüccarların ürünlerini sattıkları
meydanları vardı ve genellikle bu meydanlarda tüccarlara
ait dükkanlar bulunurdu. Şimdi bu ticaret yolları sizi Padova, Verona ya da Bassano del Grappa’da “Piazza delle
Erbe”ye yani Baharat Meydanı’na kadar götürür. Genellikle meyva ve sebze satılan bu meydanlar bugün de aynı
şekilde kullanılmaktadır. Ancak bugün turistler için minik
hediyelik eşyalar da bu meydanlarda rahatlıkla bulunabiliyor.
Ortaçağın tüccarları artık gezgin olmaktan çok yerleşik
bir şehir düzenine geçmeye başlayınca, şehirler de bu
tüccarlara kapılarını açmıştı. Bu nedenle ticari faaliyetler
de daha kalıcı hale gelmeye başlamıştı. Uzun ve kasvetli
diye bilinen sürecin yerini, tüccarların faaliyetleriyle yerleşik düzen ve bunun getirdiği dinamik yaşam almıştı.
Tüccarların gelir düzeyleri arttıkça şehirler de bu ölçüde
şekilleniyordu. Şehirlerin neredeyse en büyük meydanları tüccarların faaliyetlerine ayrılıyordu. Yönetim biriminin
merkez noktası olan siyasi meydan ve şehrin en büyük
kilisesinin yer aldığı dini meydandan sonra tüccarlar için
ise ticari bir meydan ayrılıyordu. Tüccarların meydanı genellikle büyükçe tasarlanıyordu. Bu sayede meydana bir
pazar da kurulabiliyor ve açık alanda alışverişler gerçekleşiyordu…
GEZİ 96
EN DEĞERLİ ŞEY
İYİ FİKİR!
MİMARİ 97
İyi fikir ve iyi reklam için profesyonel ekibimizle yanınızdayız.
3435 Design Reklam Ajansı
1775/4 sk No:5/A Karşıyaka / İZMİR
(0232) 368 96 98
BOTANİK 98
BOTANİK 99
Hazırlayan: Selma Aydıngöz
Birlikte geçen bir yılın ardından yine bir kış mevsimine girdik. Bulunduğumuz bölgenin güzel iklimi nedeniyle yakın zamana kadar güneş ışıkları sırtımızı ısıtsa da artık akşamları iyiden iyiye soğudu. Bahçelerimizde sokaklarımızda yapraklarını döken ağaç ve ağaççıklar önce renkten renge girdi, yeşil sarı turuncu
kırmızı ve kahverengi tonları çevremizde baskın renkler oldu ve şimdilerde de yapraksız kuru dallar görmeye başladık. İşte bu sayımızda birçok bitkinin dinlenme dönemine girdiği bu kış aylarında neler yapalım
da baharda yine çevremiz mis gibi kokan rengârenk çiçeklerle sarılsın? Bütün yaz bizi şenlendiren güzelim
çiçeklerimiz kışı nasıl geçirmeli? Sorularına kısa ve öz yanıtlar vererek sizlere yardımcı olmak istiyorum:
Balkon ve Salon Çiçekleri İçin:
1- Ev içlerinde bakılıp büyütülen çiçeklerin pek çoğu için de bu mevsim dinlenme dönemidir. Çiçeklenmeleri geçmiş, sürgün faaliyetleri yavaşlamıştır, eğer çok sıcak bir ortamda değillerse sulama azaltılmalı,
kuru yaprak ve dallar budanmalı, saksıların altından kökler çıkmaya başlamış ise saksılar bir boy büyük
saksılar ile değiştirilmelidir. Bitkiler kaloriferli odalarda ise sulamaları düzenli yapılmalı kalorifer üstüne su
kapları bırakılarak oda neminin çok düşmemesi sağlanmalıdır.
2- Balkonlarda saksı içinde yetiştirilen bitkilerde aynı işlemler uygulanır, nispeten soğuğa hassasiyet
gösteren bitkiler balkonun daha iç köşelerine kaldırılmalı, soğuk havalarda zarar görmemeleri için kırağı
perdeleri ile sarılabilir, saksıları kalın kartonlar ile sarılabilir, birkaç saksı bir araya getirilip naylon örtülerle
sera benzeri korunaklar yapılabilir. Saksı değiştirilecek bitkilerin topraklarına organik gübre katılırsa bu da
kökleri soğuktan korur. Balkon saksılarına lale sümbül, muskari, nergis, fulya gibi erken dönemde çiçek
açan soğanlı bitkileri hala ekmediyseniz mutlaka bu ay içinde ekin.
Kışın Sonu
Ne De Olsa
Bahardır!
BOTANİK 100
Bahçelerde yapılacak işler;
1- Ağaç ve ağaççıklar: Bahçemizdeki ağaç, sarmaşık ya da çalı gurubu bitkilerin yaprağını dökenleri için budama mevsimi başladı, Bahçede yer değiştirmek istediğiniz bitkiler varsa onun için de uygun dönemdeyiz. Yaprağını dökmeyen defne taflan vs bitkiler için de kuru ve kötü dalları budaya
bilirsiniz. Yalnız budama yaparken lütfen bitkinin sürgün gözünün hemen
üzerinden ve hafif meyilli bir şekilde kesin. Çok kalın dallar budamak zorunda iseniz kestiğiniz yere aşı macunu sürmeyi ihmal etmeyin. Budayacaklarınız arasında güller varsa eğer biraz daha dikkat lütfen: Öncelikle
gülün şekline dikkat edin, sarmaşık, baston veya çalı güllerini şekillerine
dikkat ederek budamak gerekir.
Dallarda kurular, birbiri üzerine binen dallar tamamen çıkarılır, gövde istenilen uzunlukta dik bırakılır ve çanak oluşturulacak dallar 2-3 göz üzerinden budanır. Yandaki şekiller doğru budama biçimidir. Gülleri budadıktan
sonra köklerine bir miktar organik iyi yanmış gübre dökerek çapalamak,
kışı daha rahat geçirmelerini, baharda güzel sağlıklı sürgünler vermesini
sağlar.
2- Çiçek tarhları: Mevsimlik çiçek ekilen çiçek partellerindeki ölmüş, dönemi geçmiş çiçekler sökülerek toprak yabancı otlar ve bitki artıklarından
temizlenir. Yeniden çiçek dikilecekse bu mevsim için uygun çiçekler hercai
menekşeler, bodur aslanağızları, portakal nergizleri ve çuha çiçekleridir. Fidelerini temin edip 20-25 cm aralarla dikebilirsiniz. Soğanlı bitkilerden de
nergiz,sümbül,lale muscari gibi çiçeklerin soğanlarını partellere veya uzun
yada geniş,yuvarlak saksılara dikebilirsiniz.
3- Çim bahçelerde ise çimlerin bozuk yerlerine tohum ilaveleri yapabileceğiniz bir dönemdeyiz. Kapama çim yapmak için tohum kullanarak yapmanın riskli olduğu bir dönemdeyiz. Çimlenme döneminde yağabilecek aşırı
yağışlar çimlenmede bozulmalara sebep olabilir.
4- Son olarak şunu söylemek istiyorum: bahçede bu dönemde budama,
dökülen yapraklar, kesilen solmuş çiçekler büyük bir organik birikim oluşturacak. Eğer bahçenizde uygun yeriniz varsa bunları çok kalın dallar hariç
olmak üzere bahçede tahta kasalardan oluşan bir bölmeye ya da bir varile
doldurup üzerine bir miktar sönmemiş kireç, bir miktar toprak atıp sulayarak üstünü kapatırsanız birkaç ay sonra saksılarınızda, bahçenizde kullanabileceğiniz harika bir yaprak çürüntüsü toprak elde etmiş olursunuz.
Benim küçücük bir bahçem var, biraz da balkon çiçeklerim, bu anlattıklarımın hepsini ben de teker teker yapıyorum inanın. Bu sene yarışma için
hazırlayacağım bahçemi. Çoook işimiz var çoook! Haydi hepimize kolay gelsin, sevgiyle kalın.
BOTANİK 101
Teninizdeki Sanat
IŞILTAN TAKI & ETÜT ATÖLYESİ
1775/4 Sk No: 5/A Karşıyaka-İZMİR
(0232) 368 96 98 (0507)484 02 49
facebook.com/isiltanirmak
@isiltanirmak
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
15 716 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content