close

Enter

Log in using OpenID

AK SİYASET - Ak Parti

embedDownload
AK SİYASET
SİYASİ VE
HUKUKİ İŞLER
HAFTALIK BÜLTENİ
11.07.2014
Sayı:8
Yıl:1
Sayın başbakanımız recep Tayyip Erdoğan’ın 08.07.2014 tarihinde
grubumuzda yaptığı konuşması yine gündeme damgasını vurdu.
İşte sayın başbakanımızın konuşmasından öne çıkan satır başları:
C
umhurbaşkanlığı vizyon seçimimizi halkımıza
açıklayacağız. Cumhurbaşkanı seçilirsek neler
yapacağımızı bu belgeyle kamuoyuna açıklamış
olacağız. Yol haritamızı kamuoyuna duyuruyoruz, yazıya döküp
belgeleştiriyoruz. Cuma günü açıklayacağımız vizyon belgemizden
sonra alanları daha kalabalık dolduracağız.
1
AK SİYASET
"EN SERT
CEVABI VERDİK"
Taktik budur…
2007
yılında da onun
yanında bazı
yüksek mahkemeler, dönemim
cumhurbaşkanı ve maalesef TSk’dan
bazıları bizim karşımızda yer aldılar.
aleni şekilde milli iradeyi bu bildiriyle
tehdit ettiler. 2007 yılında ChP ve
zihniyeti tarafından hayata geçirilen
bildirilere fırsat vermedik. En sert
cevabı verdik ve geri adım atmadık.
"DÖNEMİN CHP'Sİ SHP DE
KARŞI ÇIKTI"
C
umhurbaşkanlığı seçimleri
hep zor geçti. İstanbul’da
cumhurbaşkanını halk seçsin mitingi
yapmıştık. Halk için seçilmesi 2007’de
ortada çıkmış bir konu değildir, tarihi
daha eskiye dayanmaktadır. Bu makamın
millete yüklediği faturayı gördük.
1989’da Merhum Özal
Cumhurbaşkanı olmak istiyor, darbeden
emekli komutan buna karşı çıkıyor. Buna
SHP yani dönemin CHP’si de karşı
çıkıyor.
Merhum Özal’a sivil diktatör gibi
kavramlarla hakaret ediyor. Bir CHP’li
vekil çıktı, imam hatip mezununun
cumhurbaşkanı olduğunun hayal
olduğunu ifade etmişti.
milletimizden yüzde 47 oy aldık.
Siyasi tarihimizde olduğumuz gibi
tuzaklara boyun eğmedik, tehditlerin
hiçbirine eyvallah etmedik. meclis’te
Egemenlik milletindir yazıyordu, hala
böyle değil mi? millet artık alıyor,
vermiyor. bu ülkede seçkinler, siyasi
güçleri elinde bulunduranlar her
zaman istediler, milleti adam yerine
koymadılar. halka hiçbir zaman itibar
etmediler.
"HUKUK CİNAYETİ
MAALESEF MAHKEMEDE
ONAYLANDI"
b
“BİZ MİLLETİN
İÇİNDEN GELİYORUZ”
İz 2007 Nisan ayında Sayın
Gül’ü aday olarak belirledik.
Daha birinci turda anayasa mahkemesine
gittiler. Bu hukuk cinayeti maalesef
mahkemede onaylandı.
biz milletin içinden geliyoruz.
ak Partiyi millet kurdu, kumaşını
millet dokudu. millet nasıl hükümetin
tayin edebiliyorsa, onu da çok
kolaylıkla seçer. ChP şu an da tan
olduğu gibi millete itibar etmiyor, iyi
bir seçim yapabileceğine inanmıyor.
Sayın Baykal çıktı Anayasa
Mahkemesi için iptal kararı vermezse
çatışma olur diyerek aleni şekilde tehdit
etti. Merhum Özal’a diktatör diyen CHP
2007 yılında da aynı tehditleri bizim için
savundu. Milli irade karşısında CHP tarihi
boyunca hiç yalnız hareket etmemiştir.
2
AK SİYASET
ChP
“DEVLETİN VİTRİNİNE VAZO
DEĞİL, CUMHURBAŞKANI
SEÇİYORUZ”
şimdi de bir şey
tutturdu, adeta
cumhurbaşkanı değil bir vazo, saksı
seçmenin gayreti içindeler. Bir
cumhurbaşkanı tarafsız olabilir mi? Hangi
cumhurbaşkanı tarafsız olmuştur ki?
Düşünüyoruz… Tarafsız mı bunlar?
Sayın Demirel, Sezer taraf değil miydi?
Hepsinin bir siyaseti vardı.
D
EvlETİn vitrinine vazo, saksı
seçmiyoruz cumhurbaşkanı
seçiyoruz
Gerektiğinde cumhurbaşkanı Aydın,
Ağrı’nın suyuyla da köprüsüyle de
ilgilenecek, paralel yapısıyla da
ilgilenecek. Milletin hizmetkarı olmaya
devam edeceğiz.
Siyasetleri devletle örtüşüyordu,
milletle örtüşmüyordu.
"SEÇİLİRSEM TARAFSIZ
OLMAYACAĞIM"
“CHP’LİLER, MHP’LİLER VE
DİĞER PARTİLERDEN DE OY
ALACAĞIMIZA İNANIYORUZ”
E
ğEr bu kardeşiniz seçilirse
tarafsız cumhurbaşkanı
olmayacağım. İki taraf var bir devlet, bir
millet. Ben milletin tarafında olacağım.
Artık milletinden sürekli isteyen bir devlet
yok. CHP ve MHP her reformda milleti
korkutmuşlardır. Korkularının ne kadar
yersiz olduğu da her defasında ortaya
çıkmıştır.Şimdi de propaganda
yapıyorlar. Her vatandaşımın
güvenmesini istiyorum. Seçilmiş bir
cumhurbaşkanı ve seçilmiş bir başbakan
Türkiye’yi geri götürmez tam tersine şaha
kaldırır. Seçildiğimiz takdirde herkesle
uyum içinde Türkiye’yi geleceğe
taşıyacağız.
10
Ağustos’taki seçimlerde AK
Partililer kadar CHP’liler,
MHP’liler ve diğer partilerden de oy
alacağımıza inanıyoruz. Diğer partiler
çıkardıkları adaylarla seçmenlerini hayal
kırıklığına uğrattılar. MHP bu genel
başkan yönteminde tarihinin en kötü
zamanlarını yaşadı ve yaşıyor. MHP
kendi iradesiyle hareket etmiyor.MHP,
CHP’nin vagonu. Kendisine dayatılan
seçeneğine itaat ediyor.CHP’de, MHP’de
Cumhurbaşkanı için aday olacak imse
yok muydu?
3
AK SİYASET
“SİZ ERDOĞAN’A
KÜFÜR EDEBİLİRSİNİZ AMA
ERDOĞAN’IN ALDIĞI TERBİYE
SİZE AYNI DİLLE CEVAP
VERMEYE MÜSAADE ETMEZ”
b
ahçElİ o kadar sıfat
saydıktan sonra neden
çıkıp kendisi olmadı ya. O
sıfatlara en layık.
İzzetli bir mağlubiyet zelili bir
galibiyetten iyidir bunu böyle
bilin. Devlet bahçeli aday olsaydı
belki kazanamayacaklardı ama
izzetiyle kaybedeceklerdi. ne o
hakaretler, ne o küfürler mhP’nin
yaşadığı zilleti kapamaya yetmez.
Siz Erdoğan’a küfür edebilirsiniz
ama Erdoğan’ın aldığı terbiye size
aynı dille cevap vermeye
müsaade etmez.
“NE YAZIK Kİ İÇİMİZDE
PARALEL YAPIYA
GEREKTİĞİ GİBİ TEPKİ
KOYMAYANLAR VAR”
b
İzİm adaylığımızda
anayasaya uygundur hiç
kimse komik arayışlar içerisine
girmesin. Milletimizin takdir eder de
Cumhurbaşkanı seçilirsek paralel
yapıyla mücadele aralıksız devam
edecektir. Özellikle yargı içindeki
paralellerin hukuksuzluk içinde
yüzdüğünü görüyoruz.
Ne yazık ki içimizde de bu yapıya
gerektiği tepkiyi koymayanlar var.
Cesaretle bu işin üzerine gitmediklerini
görüyoruz. Devekuşu kafasını kuma
gömer, kimseyi göremez, kendisinin
de görünmediği zanneder ama millet
her şeyi görüyor. Bu ihanet
şebekesine göz yumanlar, sessiz
kalanlar bilsinler ki biz de milletimiz de
bunları not ettik ediyoruz. Eğer
cumhurbaşkanı seçilirsek
mücadelemiz asla kesintiye uğramaz.
“AK PARTİNİN
GELECEĞİYLE İLGİLİ
TARTIŞMALARA MAHAL YOK”
S
EçİlİrSEm bizzat şahsım, yerime
gelecek arkadaşım bizzat bu konuyla
mücadele edecektir. Çözüm süreci, ekonomik
politikalarımız aynı eksende devam edecektir.
Ak partinin geleceğiyle ilgili tartışmalara
mahal yok. Üretilen dedikoduların başarıya
ulaşma imkanı yoktur. Partimizin ilkeleri,
kırmızı çizgileri ve politikaları ve kuralları
vardır.
Hiçbir fani bu köklü davanın istikametini
değiştiremez.
4
AK SİYASET
mehmet ali şahİn
Siyasi ve hukuki İşler başkanı
karabük milletvekili
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ İÇİN
NASIL ÇALIŞACAĞIZ?
İlk Turu 10 ağuSTOS’Da YaPılaCak Cumhurbaşkanlığı SEçİmİ,
İlklErE DE SahnE OlaCak bİr SEçİm…
halkımız, İlk kEz kEnDİ Cumhurbaşkanını kEnDİSİ SEçECEk…
bu ülkEmİz İçİn DEmOkraTİk bİr rEfOrm haTTa bİr DEvrİmDİr...
Bu aynı zamanda Türkiye için yeni bir
durumdur.. Bir çok şeyin eskisi gibi
olmayacağı, olamayacağı bir
gelişmedir..
Bir defa halkın, kendisinin seçtiği
Cumhurbaşkanından beklentisi
artacaktır. Her türlü sorununun
çözümü için sadece hükümete
bakmayacak, gözleri Çankaya
köşkünde de olacaktır..
Bu durum, Başkanlık tartışmalarının
artacağı bir süreci de
ister istemez tetikleyecektir.
Acaba Cumhurbaşkanı adayları nasıl bir
seçim çalışması yapacaklar? Kendilerini aday
gösteren partiler, bu çalışmalara nasıl katkı
verecekler?
Bu iki sorunun planlamalarının
yapılmakta olduğu ve uygulamalarını
göreceğimiz günler içindeyiz..
halkın ilk defa doğrudan kendisinin
seçeceği Cumhurbaşkanlığı seçim süreci
başladı..
Adaylar belli oldu..
Çalışmalarına da başladılar..
Bir ilki de tam bu noktada yaşıyoruz..
5
AK SİYASET
ak Partili tüm milletvekillerinin
imzalarıyla aday gösterilen Genel
Başkanımız ve Başbakanımız Recep Tayyip
Erdoğan, aslında çalışmalarına çoktan
başladı.. Samsun’dan başladığı mitinglerine
büyük bir hızla devam ediyor.. Ramazan
olmasına rağmen halkın büyük
teveccühü ile karşılaşıyor.
Özellikle iftar programları
çok daha renkli geçiyor.
Diğer iki aday ise
genellikle nokta
ziyaretleriyle yürütmeye
çalışıyorlar seçim
çalışmalarını..
Her seçimde ilk
hedef tanıtımdır. Adayın
veya adayların kendilerini
halka tanıtmaları
faaliyetidir..
Bu seçimde en rahat olan
Cumhurbaşkanı adayımız
Recep Tayyip Erdoğan’dır..
Onu tanınma sorunu
bulunmuyor..
Onu tüm Türkiye tanıyor,
Dünya tanıyor..
Seçildiği takdirde nasıl bir
Cumhurbaşkanlığı yapacağına
dair vizyon belgesini hazırladı,
kamu oyuyla paylaşıyor..
Şimdi daha başka neler yapabiliriz?
Ramazan ayındayız.. İftar programları,
konunun halka mal edilmesi için önemli bir
fırsattır.. Sahura kadar süren Ramazan
gecelerinde teşkilatlarımız halkımızla birlikte
olmaya ve seçimin önemini paylaşmaya özen
göstermeliler. Sivil toplum örgütleriyle bir
araya gelmeliler. Belki de en önemlisi
adayımız Recep Tayyip Erdoğan posterleri
tüm cadde ve sokakları süslemeli, ev ve
apartmanlara asılmalıdır.
***
Psikolojik üstünlük her seçimde önem
arz eder.. Biz, Başbakanımızın, adayımızın
ilk turda seçileceğine yürekten inanıyoruz..
Amacımız, yüksek bir oranla seçilmesini
sağlayabilmektir.
Peki, partiler ne yapacaklar, adaylarının
çalışmalarına nasıl yardımcı olmalılar?
Milletvekili seçimlerinde, yerel
seçimlerde her İl’de ilçede, belde de adaylar
oluyor.. Onlar mahalle mahalle, köy köy,
sokak sokak dolaşarak hem kendilerini
tanıtıyorlar, hem de vatandaştan oy
istiyorlar..
10 Ağustos 2014 tarihi,
Yeni Türkiye için
önemli bir dönüm
noktası olacaktır..
Bunu teşkilatlarımızla,
vefabilir halkımızla birlikte
paylaşacağız..
10 Ağustos şimdiden
hayırlı olsun.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday tek..
Partilerin adayları tek.. Her yere ulaşmaları
mümkün değil.. Zaten süre de buna imkan
vermiyor.. Bu durumda adayları destekleyen
siyasi partilere görev düşüyor..
Biz AK Parti teşkilatı olarak, bu konuda
ilk faaliyetimizi, sandık görevlileri
toplantılarıyla başlattık.
6
AK SİYASET
MECLİS GÜNDEMİ
Yılmaz Tunç
Siyasi hukuki İşler başkan Yardımcısı
bartın milletvekili
TERÖRÜN SONA ERDİRİLMESİ VE TOPLUMSAL
BÜTÜNLEŞMENİN GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR KANUN TASARISI
TBMM GENEL KURULUNDA KABUL EDİLDİ
➢ Tasarı ile, terörün sona erdirilmesi ile toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için
başlatılan çözüm sürecine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir.
DEmOkraTİk, özgür, daha güçlü, güvenli ve
huzurlu bir Türkiye için bir devlet politikası olarak nihai
amacı terörü tamamen sona erdirmek ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi ile milli birlik ve beraberliğin
pekiştirilmesi olan Çözüm Süreci, çok boyutlu ve değişik
aşamalar içeren dinamik bir süreçtir. Dolayısıyla sürecin
farklı aşamalarında atılması gereken yeni adımlar söz
konusu olabileceğinden devlet kurumlarının etkin koordinasyonun yanı sıra halkın ve sivil toplumun sürece
aktif katılımlarını sağlayacak düzenlemelerin oluşturmasını gerektirmektedir.
yon görevleri düzenlenmekte, çözüm sürecine ilişkin hususlarda Bakanlar Kuruluna gerekli kararları alma yetkisi
verilmektedir. Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin koordinasyonun ve sekreterya hizmetlerinin Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından
yürütüleceği hüküm altına alınmaktadır. Kanun kapsamında verilen görevlerin ilgili Kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirileceği, bu süreçte görev
alanların ve çalışmalara katılanların gerçekleştirdikleri
faaliyetler nedeniyle gelecekte herhangibir yaptırım tehdidi ile karşılaşmamaları amacıyla bu görevleri yerine
getiren kişilerin hukuki idari veya cezai sorumluluğunun
doğmayacağı yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Tasarıyla, Hükümetin çözüm süreci kapsamında
alacağı tedbirler ile ilgili uygulama izleme ve koordinas-
TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI KURULMASI İLE
BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE
DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
TBMM GENEL KURUL’UNDA GÖRÜŞÜLMEYE BAŞLANDI
➢ Türkiye Sağlık bilimleri üniversitesi kuruluyor.
halEn ülkemizde Ar-Ge araştırmaları
TÜBİTAK ve üniversitelerimizce yürütülmekle birlikte,
sağlık alanında beklenen gelişmelerin yakalanabilmesi
için bu alana münhasır yeni bir yapılanmanın yarar
sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Bu Tasarı ile, sağlık bilimi ve teknolojileri
alanında ülkeye ve insanlığa hizmet etmek amacıyla
kamu tüzel kişiliğine, bilimsel ve idarî özerkliğe
sahip ve özel bütçeli Türkiye Sağlık Enstitüleri
Başkanlığı (TÜSEB) kurulmaktadır. TÜSEB
bünyesinde;
d) Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü,
e) Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon
Enstitüsü, kurulması öngörülmüştür. Bu enstitüler
dışında da, ihtiyaca göre Bakanlar Kurulu kararıyla
yeni enstitüler kurulabilecektir.
Ayrıca, ülkemizin başta tabip ve uzman tabip
olmak üzere, sağlık insan gücü açığının karşılanması
amacıyla, sağlık bilimleri ve tıp alanında eğitim
vermek üzere, Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesinin
kurulması öngörülmektedir.
Diğer taraftan, sağlık personeline, aile
hekimliğine ve yükseköğretime ilişkin olarak uygulamada karşılaşılan bazı sorunların giderilmesine
yönelik çeşitli düzenlemeler de yapılmaktadır.
a) Türkiye Kanser Enstitüsü,
b) Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü,
c) Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü,
ç) Türkiye Kronik Hastalıklar Enstitüsü,
7
AK SİYASET
İŞ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK PAKETİNİN
GÖRÜŞMELERİNE PLAN BÜTÇE KOMİSYONUNDA DEVAM EDİLİYOR
➢ maden işçilerinin çalışma ve sosyal güvenlik şartlarına yönelik önemli düzenlemeler getiriliyor.
➢ bazı kamu alacakları ve prim borçları yeniden yapılandırılıyor.
➢ 40 bin öğretmen ataması için kadro ihdas ediliyor.
i Yeraltı işçilerinin emeklilik yaşı 55’ten 50’ye düşürülüyor, çalışma süreleri de günlük 8 saatten
6 saate indiriliyor. Yeraltı işçilerinin izinde ve
tatilde geçen çalışılmayan günleri de çalışılmış
gibi yıpranmaya dâhil ediliyor.
i Yer Altı İşlerinde Çalışan İşçilerde haklı nedenle
fesihte 6 aylık Kıdem Şartının Aranmaması düzenlenerek, işveren tarafından yapılan fesihler
için işçiler lehine düzenleme yapılıyor.
i Yer altı işlerinde çalışan işçilerle ilgili fazla mesai
şartlarının ıslahına ilişkin düzenleme yapılıyor,
işçilerin yıllık ücretli izin sürelerinin artırılması
öngörülüyor.
i Alt işveren, asıl işveren ve bunların çalıştırdıkları
işçilerin haklarına ilişkin çeşitli durumlar taşeron
işçileri lehine düzenleniyor.
i İşveren Sendikalarının Karşılıksız Yardıma Dayalı
Dayanışma Ve Yardım Fonu Oluşturması imkânı
getiriliyor.
i Esnaf ve ziraat odaları kayıtlarındaki geçersizlikler
sebebiyle esnaf ve çiftçilerimizin hizmetleri silinmeyecek, İşyeri kapanmış işverenlerin 100 TL’nin
altında olan borçları siliniyor. Odalara verilen
idari para cezaları bir defaya mahsus olmak
üzere siliniyor. Disiplin affından yararlanan memurların çalışamadığı süreler için prim borçlandırması yapılıyor.
i Prim Borcuna Mahsuben Alınan Taşınmazların
Satışında KDV Muafiyeti, Vatandaşlıktan İzinle
i
i
i
i
Çıkanlara (Mavi Kartlılar) Borçlanma Hakkı getiriliyor.
İkili Sözleşme Yapılan Ülkelerdeki İlk İşe Giriş
Tarihi Emeklilik İşlemlerinde Kabul Edilip, Türk
Vatandaşlığından İzinle Çıkanlar Ve İlk İşe Giriş
Tarihi İle İlgili 3201 Sayılı Kanunda Yapılan Değişikliklerin Davasından Feragat Edenlere De
Uygulanması Sağlanıyor.
Doğum borçlanması 2’den 3’e çıkarılıyor, bağkurlular ve memurlara da bu uygulamadan yararlanma imkanı getiriliyor. Tüp bebek deneme
sayısı da ikiden üçe çıkarılıyor.
Kamu alacakları yeniden yapılandırılıyor.
30 Nisan 2014 tarihi itibarıyla kesinleştiği halde
ödenmemiş olan bazı kamu alacaklarının taksitler
halinde ödenmesi imkanı getiriliyor. Kapsama
giren alacak asıllarının ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı faiz, cezai faiz, gecikme
faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları
yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın maddede belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla alacak asıllarına bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme
zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının
tahsilinden vazgeçilmesi öngörülmektedir. Ödenmemiş olan kısmın yalnızca faiz gibi fer’i alacak
olması halinde bu fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE
tutarı alınacaktır.
40 Bin Öğretmen Ataması yapılıyor
DÖRT ESKİ BAKAN HAKKINDAKİ İDDİALARI ARAŞTIRMAK İÇİN KURULAN
MECLİS SORUŞTURMA KOMİSYONU İLK TOPLANTISINI YAPTI
➢ Dört eski bakan hakkındaki meclis Soruşturma komisyonu başkanlığı'na ak Parti kastamonu
milletvekili hakkı köylü seçildi.
DörT eski bakan hakkındaki iddiaları araştırmak için kurulan meclis soruşturma komisyonu ilk toplantısını yaparak
çalışmalarına başladı. İlk toplantıda soruşturma Komisyonu Başkanlığına AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü
seçilirken; Başkanvekili AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Komisyon Sözcüsü AK Parti Bursa Milletvekili Kemal
Şerbetçioğlu ve Komisyon Katibi de AK Parti Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz oldu.
BASIN KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
KANUN TASARISI TBMM ADALET KOMİSYONUN’DA KABUL EDİLDİ
➢ İnternet haber siteleri 5187 sayılı basın kanunu'nun kapsamına dahil ediliyor.
i Kamu tüzel kişiliklerine ait resmi internet sitelerinde
yayınlanacak ilan ve reklamlara ilişkin özel kanun hükümleri saklı olacak.
• Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki
Münasebetlerin Tanzimi Hakkındaki Kanun'ndaki haber
ve fotoğraf ajansları ibaresine internet haber siteleri
de eklenerek, internet haber sitelerinin çalışanları da
aynı kapsama alınıyor. Ayrıca İnternet haber siteleri
5187 sayılı Basın Kanunu'nun kapsamına dahil ediliyor.
İnTErnET haber sitelerinin Basın Kanunu
kapsamına alınmasını öngören kanun tasarısı, TBMM
Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Bu tasarıya göre;
i Komisyonda kabul edilen tasarıya göre, internet ortamındaki resmi ilanlar, Basın İlan Kurumu aracılığı ile
yayınlanacak.
i İnternet ortamında yayınlanan resmi ilan ve reklamların
tespiti ve takibinde, Basın-İlan Kurumu ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu iş birliği içinde çalışacak.
8
AK SİYASET
•
•
•
•
Tasarı ile internet haber sitelerinin Basın Kanunu'nun
kapsamına alınmasına paralel olarak süreli yayın tanımına internet haber siteleri de ekleniyor ve internet
haber sitesinin tanımı, "internet ortamında haber ya
da yorum niteliğinde yazılı, görsel veya işitsel içeriklerin
sunumunu yapan süreli yayın" olarak belirleniyor.
İnternet haber sitelerine sahibinin, varsa temsilcisinin
veya sorumlu müdürünün adları, adresleri, haber sitesinin faaliyet gösterdiği işyeri adresi ile yer sağlayıcının
adı, adresi ve ticari unvanı, kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve iletişim başlığı altında bulundurma
zorunluluğu getiriliyor. İnternet haber sitelerinde bir içeriğin internette ilk kez sunulmaya başlandığı tarih,
her erişildiğinde değişmeyecek şekilde içeriğin üzerinde
belirtilecek.
İnternet ortamında yayınlarını sürdüren internet haber
siteleri, beyanname vermeleri halinde, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi
ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele
Edilmesi Hakkında Kanundaki yükümlülükleri devam
etmek kaydıyla faaliyetlerini Basın Kanunu çerçevesinde
yürütecek.
İnternet haber siteleri, gazete ve dergi gibi süreli yayınlara Basın Kanunu'na göre belirtilen beyanname
•
•
•
•
•
yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemeleri halinde
uygulanan yayın durdurma cezasına tabi olmayacak.
Beyanname vermeyen internet haber sitelerinin, Cumhuriyet Başsavcısının talebi üzerine Asliye Hukuk
Mahkemesi tarafından internet haber sitesi vasfının
kaybedildiğine karar verilecek.
İnternet haber siteleri yayınladıkları içerikleri, doğruluğu
ve bütünlüğü sağlanmış şekilde 6 ay süreyle muhafaza
edecek ve gerektiğinde, talep eden yetkili mercilere
teslim edilmesi zorunda olacak.
Yayının herhangi bir şekilde soruşturma ya da kovuşturma konusu yapılması halinde, bu işlemlerin sonuçlandığının yetkili mercilere, ilgili internet haber sitesine
yazılı olarak bildirilmesine kadar soruşturma ya da
kovuşturma konusu yayın kaydının saklanması zorunlu
olacak.
İnternet haber sitesi sorumlu müdürü, düzeltme ve
cevabı, kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve tekzip başlığı altında bir hafta süreyle
yayınlayacak.
İnternet haber siteleri, düzeltme ve cevap yazısının
yayınlanmaması halinde, hakim, masraflar yayın sahibi
tarafından karşılanmak üzere bu yazının iki internet
haber sitesinde yayınlanmasına karar verebilecek.
SOMA MADEN KAZASI ARAŞTIRMA KOMİSYONU
ÇALIŞMALARINA DEVAM EDİYOR
➢ komisyon üyeleri konunun uzmanlarını dinlemeye devam ediyor.
SOma’Dakİ maden faciasını araştırmak için kurulan araştırma komisyonu TBMM’de özel ve kamu kurumlarından
gelen uzmanları dinlemeye devam etti.
9
AK SİYASET
Cuma İçTEn
Siyasi ve hukuki İşler başkan Yardımcısı
Diyarbakır milletvekili
ÇÖZÜM SÜRECİ VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞME (1. Bölüm)
Eğer konu çözüm Süreci ise bu konuyu ak Parti iktidarı öncesi ve sonrası
şeklinde ayırmak gerekmektedir.
şöyle ki; ak Parti öncesi ülkemizdeki insanlarımızın gözyaşlarına;
ak Parti sonrası ise ülkemizin, insanlarımızın umutlarına bakmamız lazım.
kan, gözyaşı, ölümler, ayrılıklar, kederler
ve hüzünler; Bir bir elimizden kayan hayatlar,
küçücük bedenler içerisinde, kocaman yüreğe
sahip insanlarımızın gözyaşları. Türk’ü, Kürdü,
Arabı, Lazı, Çerkezi, Müslimi, Gayri müslimi şafisi
alevisi ile birlikte, bu saydıklarım ve çok daha
fazlası yaşadığımız ülkemizin tarihinde saklı.
Bir kere daha ifade etmek istiyorum ki: Kürt
sorununu Ak Parti iktidarı ve sonrası olarak ele
almak lazım. Ak parti iktidarından öncesinde bu
ülkede kardeş kanı dökülüyor ve vatandaşlarımız
birbirlerini öldürüyorlardı. Peki neydi yıllar yılı
adeta bir tabu gibi söylenmeye bile çekinilen Kürt
sorunu? Kürt sorununu anlamak için bazı şeyleri
bilmek gerekiyor. Bazı şeyleri unutmamak
gerekiyor ki bu gerçeği anlayabilelim.
Evet, ben bir Kürt’üm ve bir Kürt olarak;
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı
olmaktan, sizlerle aynı
çatı altında, aynı
bayrak altında
Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olarak
görev almaktan onur
ve şeref duyuyorum.
Türk’ü, Kürdü, Arabı,
Lazı, Çerkezi, Müslimi,
Gayri müslimi şafisi
alevisi ile birlikte,
bu saydıklarım ve
çok daha fazlası
yaşadığımız
ülkemizin
tarihinde saklı.
İktidarımız öncesi Kürt sorununa
bakmak için önce, 1925’lerde Şeyh
Sait olaylarında 47 dedemizin düzmece
İstiklal Mahkemelerinde yargısız infaz edilirken,
idam sehpasını kendi ayağı ile iterken döktüğü
göz yaşına bakmak lazım.
Biz bu ülkeyi
Edirne’den Hakkari’ye vatan
olarak görüp farklı dilleri dinleri
renkleri ve mezhepleri kendi içersinde
yaşayan, aynı coğrafyada binlerce yıl kardeşçe
yaşamış bu ortak dili oluşturmuş bir tarihin
mirasçısı olmaktan onur duyuyorum. 81 ili vatanı
olarak gören, ay yıldızlı bayrakta dedemin kanını
koklayan, aynı tarihin ve medeniyetin içersinde
yoğrulduğumuz her din ve dil ile bir arada birlikte
yaşamak arzusunda olan ve bu uğurda mücadele
verenlerdeniz.
Kürt sorununu 1925’ lerde, 1937’lerde
askeri darbelerde kapatılan ahıra çevrilen
camilerde inkar ve ret politikalarında
cezaevlerinde köy yakmalarında faili meçhul
cinayetlerde aramak lazım.
10
AK SİYASET
Kürt sorununu iyi anlamak için 1937
Diyarbakır’dan kalkan uçakların Dersim’i kadın
çocuk yaşlı ayrımı yapmaksızın katlederken,
insanların çıplak bir vaziyette kendi ölümlerini
beklerken gözyaşlarına ve ahlarına bakmak
lazım. Cezaevlerinde annesinin yolunu gözeten
annesi geldiğinde tek kelime Kürtçe
konuşamayan ve bundan dolayı gözyaşı döken
annelerin gözyaşına bakmak gerekir.
annenin kendi çocuğunun nereye gömüleceğine
karar verememesi ve yasını dahi tutamamasına
bakmak lazım. Veya dağa çıktığına pişman olup
geri dönmek isterken, kendi arkadaşları
tarafından infaz edilirken annesinin sözleri
kulağında çınlarken akan göz yaşlarına bakmak
lazım.
Şehit evlerinde duvarda asılı resimlerle her
gün konuşarak büyüyen çocukların bu durumuna
şahitlik yapan annelerin babaannelerin, diğer
büyük çocukların döktüğü gözyaşlarına bakmak
lazım.
Kürt soruna bakarken senin hakkını
savunacağım deyip; Gece kafasına silah
dayayıp, “Senin köyünden bana katılan olmadı,
bu köyden 5 genç alacağım!” diyen
ve annelerin
kucağında
çocuklarını zorla
alıp gecenin zifiri
karanlığında
dağlara giderken
bir babanın
çaresizce yerlere
yığıldığında döktüğü
gözyaşına bakmak lazım.
90’lı yıllarda sabah evinden 5
yaşındaki kız çocuğunu kucağına alıp koklayarak
öpen babanın, akşam eve geldiğinde kapısı
önünde üniformalılar tarafından yargısız infaz
edilirken, kızının kokusuna hasret, sevdikleriyle
helalleşmeden ölüme yürümesine bakmak lazım.
Ya devlet ya PKK denilerek tercih yapmak
zorunda bırakılan ama neticede her iki taraftan
da zulüm gören insanların ahlarına, göz
yaşlarına bakmak lazım. Yıllarca okulda ayrı;
Kendi evinde, sokağında, köyünde ayrı bir dil ile
başka başka duygular yaşayan Kürtlerin, ne kürt
olmayı ne de Türk olmayı beceremeyenlerin
gözyaşlarına bakmak lazım.
Dağdan çocuğunun cenazesi gelen bir
Ben kendi adıma Şiwan
Perver’in kasetlerinin
serisi evimde
olduğunda 2001
yılında işkence
gördüğümde kürt
sorunun ne
olduğunu
gördüm. Okula
gittiğimde okulda öğretmenim
bana Türkçe anlamadığım bir
şeyleri anlatırken eve geldiğimde annem ve
babam da bana anadil dedikleri Zazaca’yı
konuşuyordu. Şimdi de kendi dilimizi unuttuk,
Türkçe konuşmaya çalışıyorum.
Babam, Diyarbakır cezaevinde
hapisteyken annemle ziyarete gittiğimizde tek
kelime konuşamadan sadece birbirlerine bakarak
gözleri ile konuşmuşlardı. Ben, gözyaşları içinde
kaldığım o anı hayatım boyunca unutamadım.
Oysa şimdi artık ana dilini konuşmak
okullarımızda öğrenmek serbest. Sorunun
çözülmesi için önemli olan doğru tespit yapıp,
gerekli stratejileri geliştirmektir. Bu anlamda AK
Parti iktidarımızın yaptığı devrimsel atılımlar ve
bu süreçteki gelişimleri ise bir sonraki yazımızda
incelemeye devam edeceğiz.
11
AK SİYASET
HAFTANIN SEÇİLEN MAKALESİ
Ortadoğu'daki tehlikenin adını koyalım
Akif EMRE / Yenişafak
TürkİYE'nİn yıllarca uzak tutulduğu
Ortadoğu'da haritaların yeniden çizileceği bir
sürece girildiğinin işaretleri iyice belirginleşti.
Suriye'de başlayıp Irak'ı da içine alan iç savaş
hali ile ortaya çıkan şey; sınırların ne kadar
yapay ve coğrafya, insan, kültür faktöründen
uzak oluşunun fark edilmesinden ibarettir. Eğer
süreç haritaların yeniden çizilmesine doğru
gidecekse bu durum yeterli bir gerekçe
oluşturacaktır.
gördü. Baas Partisinin Irak ve Suriye kolları,
Nasırizmin Yemen'den Suriye'ye uzanan
maceraları, hem siyasi anlamda hem de
toplumsal olarak Ortadoğu'yu daha da parçalı
hale getirdi.
Yaşadığımız süreç bu hızla devam
ettiğinde Ortadoğu'da yeni parçalanmaların,
çatışmaların kapısı aralanacak demektir.
Milliyetçiliğin, özelde de Arap milliyetçiliğinin
birleştirici değil parçalayıcı olduğunun, çizilen
haritaların yapay ve iç dinamiklerden çok
emperyal projeleri karşılamak için çizildiğinin
anlaşıldığı bir süreçte elde edilebilecek
kazanımların nasıl ters yüz edilebileceğinin kanlı
örnekleri sergileniyor. Emperyal projelerin
darmadağınık ettiği tarihi tecrübeyi Araplara,
Türklere, Kürtlere bir kazanıma dönüştürmenin
önüne yeni tehlikeli engeller çıkıyor.
Osmanlı'nın tasfiyesiyle belirlenen haritanın
yeniden çizilmesi, yüzyıl geriye giderek işin
başına, yani 'nerde yanlış yapıldığı' sorusuna
dönüleceği anlamına gelmiyor. Ne yazık ki daha
büyük yanlışlara gebe olma ihtimali büyük.
Osmanlı sonrası Ortadoğu'da iki büyük
travma yaşandı. Bunlardan biri Araplarla Türkleri
bir arada tutan ortak değerlere rağmen araya
husumetin girmesidir. İkincisi sembolik düzeyde
bile olsa hilafetin kaldırılarak Türkiye'nin İslam
aleminden kopması ve resmi olarak başka bir
medeniyete dahil olması...
Ders kitaplarında Arapların bize ihaneti
masalı ile büyümüş, Arapları da Osmanlının
kendilerini sömürdüğü yalanını anlatarak
büyütmüş nesiller olarak önümüzdeki tehlikenin
ne olduğunu yeniden tespit etmekte yarar var.
Osmanlı'nın son dönemlerinde çıkan
İslamcılık hem merkezi tahkim etme hem
Müslümanları kucaklama, diğer taraftan da Batı
medeniyetine bir cevap geliştirme çabası idi.
Ortadoğu'nun yeniden dizayn edilmesi ile
İslamcılığın İslami birlik iddiasının modern çağda
geçerliliğinin kalmadığı, dönemin milliyetçilik çağı
olduğu tezi işlendi. Madem İslam ittihadı idealinin
pratik karşılığı kalmamış, Osmanlı'nın
parçalanmasını engelleyememişti bu durumda
milliyetçilik modern dünyanın ideolojisi olarak
Arapları ve diğer etnik grupları kurtarmaya
yetecekti.
Türklerle Araplar arasındaki ayrışmanın
tam kapanacağı bir ortamda bunu tersine
çevirecek bir tuzağın içine çekiliyoruz. Bu tuzağa
bizzat Batılıların hegemonik niyetleri, Arap
devletçiklerinin iktidar hırsları ve Türklerin de
fazlaca heveskar öngörüsüzlükleri, İran'ın
stratejik çıkar taasubu neden olmaktadır.
Arap coğrafyasında derin ayrışma
yaşanıyor. Bu ayrışma sadece siyasal olarak
devlet/çikler arası rekabet ve siyasi nüfuz
mücadelesi ile sınırlı değil.
Her ulusdevlet içinde yeni ayrışmalar,
Araplar arası iç savaş kanlı bir şekilde
alevlendirilmek isteniyor. Suriye'de, Irak'ta
yaşananlar Arap'ın Arap'la savaşına dönüştü.
Mısır gibi devlet geleneği olan büyük bir ülke
kendi içinde adeta ikiye bölünerek siyasal elitlerle
dışlanan İslamcı kitle arasında bir çatışmaya
sahne.
Osmanlı sonrası tecrübe şunu gösterdi ki:
milliyetçilik Arapları birleştiren bir ideoloji
olmaktan çok parçalayan, çatıştıran bir siyasal
akımdı. Arap milliyetçiliğinin kurucu ideologlarının
arasında Hristiyan Araplar olması bu durumu
değiştirmiyor. Araplar arası din farkına rağmen
birleşmeleri bir yana bu modern pagan ideoloji
onları, birbiri ile rekabetten öte çatıştıran bir işlev
12
AK SİYASET
Bu sürecin en kritik coğrafyasından biri
olarak Irak'ta Arap-Kürt ayrışmasının alacağı
şekil bölgenin geleceğini belirleyecek
düzeydedir. Kürtlerin Ortadoğu'nun geleceğini
belirleyecek yeni ve önemli bir aktör olarak
devreye girecekleri ortaya çıkmıştır. Önemli olan
Kürtlerin bu bölgenin yerli unsuru olarak, doğal
dinamiklere dayanarak rol alıp almayacaklarıdır.
Arap-Kürt ve Kürt-Türk çatışması hem
İslamcılığın tezlerine karşı geliştirilen
milliyetçiliğin hem de seküler milliyetçi
devletçiklerin ortaya çıkardığı bir sorundur.
tehlikesi son derece yüksektir. İran, Türkiye ve
Suriye ekseninde bakıldığında hem etnik hem
mezhep eksenli ayrışma bölgeyi ciddi biçimde
tehdit etmektedir. Bir yanda Şiilik tehlikesi
propagandası ile kitleler harekete geçirilirken
diğer tarafta Sünnilere karşı acımasız bir iktidar
savaşı ateşlenmiş bulunuyor.
Tüm bunlar olup biterken 'sentetik Sünnilik'
olarak tanımlanabilecek silahlı grupların hem
İslamcılığın iddialarını tersyüz eden hem de
modern ideolojilere karşı bir teklif olma imkanını
yok eden bağnaz şiddetleri daha vahim
sonuçlara gebe görünüyor. İdeolojilerin bittiği bir
dönemde İslam'ın kurtarıcı soluğunu üfleyecek,
teklif sunacak bir dil yerine parçalayan, bölen,
nefret ettiren, kan ve şiddete dayalı bir din
anlayışıyla farklılıkları katleden bir hareketin
gündeme oturtulması düşündürücüdür.
Sadece Araplarla Arapların, Kürtlerle
Arapların savaşıyla sınırlı olmayan yeni çatışma
potansiyeli mezhep eksenli gerilimdir. Amerikan
işgaliyle Irak'ta baş gösteren, Suriye'deki iç
savaşta uluslararası boyut kazanarak tetiklenen
mezhep eksenli bölünmenin sıcak çatışmaya
dönüşmesi yüzyıl öncesinin de tecrübe
edilmeyen yeni bir parçalanma halidir.
Küresel hegemonyanın bölgeyi eskisi gibi
kontrol etmek kapasitesinin zayıfladığı bir
süreçte en büyük kozunu oynayarak bölgenin
tarihine, kültürüne sentetik bir aşı yaparak
dokusu bozulmak istenmektedir.
Birleştiricilikten çok siyasal rekabetle
çatışma kaynağı olan milliyetçilik sekter karakter
kazanarak aynı ulusdevlet ve aynı etnik yapı
içinde yeni bölünmelere yol açmaktadır. Bu
coğrafyanın tabiatında, tarihi tecrübesinde
olmayan iki hastalık nüksetmiş bulunuyor: Etnik
ve sekter çatışma.
Irak'ta şimdiden etnik ve mezhep temelli
parçalamanın tohumları atılmıştır. Kürt-Arap ve
Araplar içinde de Sünni-Şii ayrışması tüm kanlı
yüzüyle ortaya çıktı.
Etnik ve sekter çatışmanın aynı zamanda
uluslararası bir gerilimi, hatta çatışmayı doğurma
Ortadoğu'nun yeniden tanzimi aşamasında
olayın başlangıç noktasına dönerken bugünkü
açmazları tespit etmek zorundayız. Ortaya çıkan
etnik ve sekter temelli bölünüşler sağlıklı tespit
edilmeli. Bu coğrafyanın yegane birleştirici
unsuru İslam'ın hak ve adalet üzere sunacağı
çözümü rehin alacak sentetik Sünnilik adına
İslam ittihadı, despotik yönetimlere, hegemonik
güçlere karşı mücadele söylemi, adalet anlayışı,
kuşatıcı kardeşlik imkanı yok edilmek üzeredir.
ahmet DEmİrCan
Siyasi ve hukuki İşler başkan Yardımcısı
21. Dönem milletvekili
● Sömürgeci egemenler son iki yüz yılda dünya üzerinde kendilerine karşı direnen bütün merkezleri
dağıttılar. Bu gün direnen, karşı tez oluşturma imkanını içinde barındıran tek merkez İslam kaldı. O'na
karşı çok saldırgan bir program uygulanıyor. İslam'a ve müslümanlara karşı uygulanan bu program
İslam'ın batının akl-ı selim insanlarına mesaj vermesini engellemek için çok ağır bir imaj saptırması
şeklinde devam ediyor. İslamı terörle özdeşleştirmeye çalışıyorlar. Diğer taraftan yirminci yüzyılın
başında etnik bazda parçaladıkları İslam dünyasını şimdi de mezhep bazında bir kanlı kavganın içine
çekmeye çalışıyorlar.
● Milletimiz bir kere daha tarihi sorumlulukla karşı karşıya. Tarihin bu tehlikeli kavşağında Türkiye kendisine
düşen görevi yapabilirse insanlık için çok büyük bir kazanım olacaktır. Allah yanlış yaptırmasın,
yardımcımız olsun. Türkiye üstüne düşen görevi yapabilirse insanlık için çok büyük bir kazanım olacaktır.
Allah yanlış yaptırmasın, yardımcımız olsun.
13
AK SİYASET
filiz kOzan
Genel merkez kadın kolları
Siyasi ve hukuki İşler başkanı
SOSYAL VATANDAŞLIK HAKLARIMIZ
kontroller için ücretli izin verilir.
Soru 1- Eşimle boşanma safhasına geldik. ancak hem kendimiz hem de çocuklarımız
için evliliğimize bir şans daha vermek istiyoruz. bunun için devletten nasıl bir hizmet alabiliriz?
Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde,
hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz.
Cevap 1- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının verdiği “Aile ve Boşanma Süreci Danışmanlığı” hizmetinden faydalanabilirsiniz. Bu hizmetten
yararlanmak isteyen herkes bulunduğu şehrin
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne başvurabilir. İl Müdürlüklerine bağlı Sosyal Hizmet Merkezlerinde bu konuda eğitim almış uzmanlardan
ücretsiz olarak danışmanlık alabilirsiniz.
İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık
sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik
halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya
kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin
hakkının hesabında dikkate alınmaz.
Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat
süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında
ve kaça bölünerek kulllanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.
Soru 2-hamileyim ve İşçi olarak çalışmaktayım. Doğum öncesi, doğum sonrası izinleri ile süt izni ve analık haklarımla ilgili bilgi
almak istiyorum.
Soru 3- hamileyim ve devlet memuru
olarak çalışmaktayım. Doğum öncesi, doğum
sonrası izinleri ile süt izni ve analık haklarımla
ilgili bilgi almak istiyorum.
Cevap 2- İşçi olarak çalışan kişiler, 4857
sayılı İş Kanununa tabidirler. Kanunun 74. maddesi, analık izinler, ücretsiz izin ve süt iznine ilişkin hususları düzenlemektedir.
Cevap3- Memur olarak çalışan kişiler, 657
sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidirler. Kanunun 104. maddesi, analık izinleri, ücretsiz izin
ve süt iznine ilişkin hususları düzenlemektedir.
Buna göre, kadın işçilerin doğumdan önce
sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak
üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır.
Buna göre, kadın memura; doğumdan önce
sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere
toplam on altı hafta süreyle analık izni verilir.
Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre
eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir.
Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum
sonrası sürelere eklenir.
Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi
sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir.
Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun
olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın
memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda,
doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine
eklenir.
Kadın işçinin erken doğum yapması halinde
ise doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılmayacak süreler, doğum sonrası sürelere eklenmek
suretiyle kullandırılır.
Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik
14
AK SİYASET
Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle,
doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü
de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir.
Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine
memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar
izin verilir.
Kadın memura, çocuğunu emzirmesi için
doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden
itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda
günde bir buçuk saat süt izni verilir. Süt izninin
hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanılacağı hususunda, kadın memurun tercihi esastır.
Kanunun 108. maddesi ise, aylıksız izin alınabilecek durumlara ilişkin hususları düzenlemektedir. Buna göre, doğum yapan memura, ücretli
olarak verilen doğum sonrası analık izni süresinin
bitiminden; eşi doğum yapan memura ise, doğum
tarihinden itibaren istekleri üzerine yirmi dört aya
kadar aylıksız izin verilir.
lanabileceği hallere ilişkin hususları düzenlemektedir.
Buna göre, hizmet akdi ile çalışan sigortalı
kadın, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla
hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve
bu süre zarfında çocuğunun yaşaması şartıyla
borçlanma talebinde bulunabilmektedir. Bu kişiler,
yazılı talepte bulunmaları ve kanunda öngörülen
prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32'si üzerinden hesaplanacak
primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay
içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına saydırabilmektedirler.
Soru 5- 3 çocuk annesi bir işçiyim.
çocuk yardımı alabilir miyim?
Soru 4- çalışan işçi bir anneyim. Doğum
sonrası ücretsiz izin kullanabiliyor muyum?
kullandığım takdirde sigorta ödemelerim ve
emeklilik haklarım nasıl etkileniyor?
Cevap 4- İşçi olarak çalışan kişiler, 4857 sayılı İş Kanununa tabidirler. Kanunun 74. maddesi,
analık izinler, ücretsiz izin ve süt iznine ilişkin hususları düzenlemektedir.
Buna göre, isteği halinde kadın işçiye, onaltı
haftalık ücretli analık izni sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu
süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate
alınmaz.
Ücretsiz izin kullanan bir işçiye bu sürede
herhangi bir ücret ödenmemekte, herhangi bir çalışma oluşmamaktadır. Bu sürede prim günü veya
prime esas kazanç matrahı benzeri bir durum ortaya çıkmayacağından, ücretsiz izin sürelerinde çalışanlar için herhangi bir sigorta primi ödenmesi de
söz konusu olmayacaktır. Bu süreler çalışma süresi
olarak dikkate alınmamaktadır. Bu sebeple kişinin
kıdemi de beklemede kalır.
Cevap 5- Çocuk yardımı için Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığının Aile ve Sosyal Politikalar İl
Müdürlüğüne başvurabilirsiniz. Ancak bu yardım
öncelikle hiçbir sosyal güvencesi olmayan, çalışamayacak durumda olan ve boşanmış ya da boşanmak üzere olan annelere verilmektedir. Yine de
çocuk yardımına başvurabilirsiniz. Yaşadığınız şehrin Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne kimliğiniz ile birlikte giderek bir dilekçe vermeniz yeterlidir.
Dilekçenizi sosyal hizmet uzmanları inceleyecek ve
sizi evinizde ziyaret ederek yardım almaya olan ihtiyacınızı değerlendireceklerdir. Çalışan bir anne olarak çocuk yardımı alabilmeniz için gelirinizin ne
kadar olduğu önemlidir. Eğer geliriniz asgari ücretin
altında ise değerlendirmeler sonucu destek almaya
hak kazanabilirsiniz. Geliriniz asgari ücretin üzerinde ise bile geçici yardım kapsamında yardım alabilirsiniz. Ayrıca çocuklarınız için ücretsiz kreş
desteği alabilirsiniz. Bunlara ek olarak Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfına da başvurabilirsiniz. Vakıf başvuran kişilere bir gelir testi
uygulamakta ve çeşitli değerlendirmeler sonucunda
uygun gördüğü kişilere yardım sağlamaktadır.
Ancak ilk defa 5510 sayılı Sosyal Sigortalar
ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile getirilen
doğum borçlanması kavramı ile doğum nedeniyle
ücretsiz izin alan kadınların sigortalılıklarının durması engellenebilmektedir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunun 41. maddesi sigortalıların borç-
15
AK SİYASET
Emre çalışkan
ak Parti Gençlik kolları
Siyasi ve hukuki İşler başkanı
AK GENÇLİK'İN KİTABI
Siyasetin öznesi ak Gençlik, ak Parti Gençlik kollarını 1800’lü yıllardan
günümüze, gençliğin siyaset ile kurduğu ilişkiler boyutuyla ele alan bir kitap.
ak Gençlik bu çalışmada hem gençlik ve siyaset bütünü içinde yerini almakta
hem de kendine has yönetim ve siyaset anlayışıyla özel bir konuma yerleştiriyor.
abimiz.Kitabın editörlüğünü ise bizzat ben
yaptım.Güncel gelişmeler, teşkilatlarımızın son
durumu,yapılan faaliyetler, hedefler noktasında
katkılar sağlamaya çalıştım.
kİTabın önsözünde vurgulanan
kavramlar, toplam üç bölümde ele alanın kitabın
konu bütünlüğünü özetlemekte.
Gençliğin tarihin her döneminde
eleştirilmesine vurgu yapılarak;
Üç bölümden oluşan Siyasetin Öznesi AK
Gençlik kitabı, iki farklı okuyucu kitlesine
ulaşmayı hedeflemektedir.
Bunlardan ilki gençliği siyaset
ile kurulan ilişki içinde genel
olarak görmek isteyen
okuyucudur. İkincisi ise AK
Gençliği anlamak ve bu
hareket içinde yer alarak
gençliğin misyon ve
vizyonuna sahip olmak
isteyen genç kesimdir.
Sen şa’b içinde şab kalıp Şadilik istersin.
Gel gör ki tarihin emaneti var sende. Zaman
sana şahitlik eder şikâyetten yana;
mekân razı olmaz senden,
denilerek, gençliğin sosyopsikolojik çatışmalarına
vurgu yapılmakta.
Yine önsözde ele
alınan bir kavram da
siyasettir;
Kitabın ilk bölümü bir
olgu olarak gençliği sosyal ve
psikolojik boyutuyla tanımaya
ve anlamaya yönelik bir girişi
kapsamaktadır. Devamında
Osmanlı’dan günümüze, iki binli
yıllara kadar, gençlik hareketleri
kısaca ele alınarak okuyucuya
genel bilgiler sunulmaktadır. Bu
bölümün genel vurgusu, her ne
kadar gençlik bu uzun tarihi süreçte
siyaset ile müspet ilişki kurmayı istemiş olsa da
daha çok onun siyaset içinde sömürülüşü
üzerinedir. Siyasete nesneleştirilerek ideolojilerin
ötekileştirici aklına hizmet etmeye mecbur
bırakılan gençliğin bütünlük arz eden hikâyesi bu
bölümde farklı ideolojiler altında ele alınmaktadır.
Siyaset, insan ile insan
arasında; mizacıyla, inancıyla
ve bilgisiyle varlığına uygun
köprüler kurmaya niyetli taş
ustalığı, şeklinde tanımlanarak
siyasetin nitelikli hizmet üretimi
vurgulanmakta.
Gençlik ve siyaset
kavramı ise gençliğin taşıdığı
zahiri arzularının hakikatle yer
değiştirmesi olarak ifade
edilmektedir.
Kitabın yazarı, Hasan SARI. 2005-2012
yılları arası Genel Merkez Gençlik Kolları’nda
sırasıyla Üniversiteler, AR-GE ve Teşkilat
Başkanlıkları görevlerinde yer almış olan
16
AK SİYASET
Kitabın ikinci bölümü tam olarak AK
Gençliğin siyaset sahnesine çıkışıyla başlayarak,
taşıdığı anlamı ve asla elden bırakmaması
gereken misyonu ile başlamakta. Devamında
genel başkanları dönemleriyle on iki yılda elde
ettiği kazanımları dönemsel olarak izah edilmekte.
Bundan sonra ise AK Gençliğin teşkilat yapısına
girilerek başkan yardımcılıkları ele alınmakta.
Böylece AK Gençliğin MYK’sını oluşturan birimler
gençlik siyaseti merkezinde irdelenmekte ve
yöntemi oluşturulmakta.
Son bölümde ise gençliğin siyasette
nesneden özneye geçişinin kodları ele
alınmaktadır. Genç Muhafazakâr Demokrat kimliği
irdelenerek, gençliğin siyasette taşıması gereken
ana unsurlarına yer verilmekte. Nesil bilinci,
arkadaşlık bağları, milli iradeye sahip çıkma,
fikirlere fikirlerle karşılık verme, ötekini dışlamama
ve siyasal iletişim stratejileri ile AK Gençliğin
siyasal hayat içinde özne olarak kalabilmesine
yönelik değerlendirmeler yer almakta.
Kitabın bir özelliği de teorik boyutunu aşmak
için gençlik kollarında yer almış isimlerin anılarına
yer vermesi. Gençlik Kollarında değişik
kademelerde ve illerde görev yapanların
hatıralarını da ihtiva etmesi bakımından teorik
bilginin yanında duyguları barındırması, kitabı
teşkilatlarda görev almış herkes ile
bağdaştırmakta. Kitabın ek bölümlerinde yer alan
kurucular listeleri ile geleceğe yönelik önemli bir
arşiv görevini de üstleniyor olması, AK Gençliğin
teşkilat ve siyaset hafızasına yönelik ele alınmış
şuana kadar ilk ve tek kitap olma hüviyetinde.
Gençliğimizin okumasına, okuyup
eleştirmesine, eleştirip uygulamasına…
17
AK SİYASET
TAVSİYE EDİLEN KİTAP
lale ErSOY
ak Parti mkYk üyesi
Siyasi ve hukuki İşler başkan Yardımcısı
GÜVERCİN GERDANLIĞI YAZAR: İBN HAZM
G
da biçimle içerik bütünleşmiş, adeta ten ve
can oluvermiştir.
Sonuç olarak, takipçilerimizi
Güvercin Gerdanlığı’nda İbn Hazm’ın
doyurucu inceleme ve değerlendirmelerini,
gerçekte her insanda olan sevginin derin
tahlillerini ve yorumlarını birlikte izlemeye
davet ediyoruz. Hep birlikte, İbn Hazm’ın
ruhi anlamlı sevgiyle, şehevi anlamlı
sevgiyi nasıl birbirinden ayırt ettiğini
görebiliriz. Bütün bu okumaları yaparken
İbn Hazm’ın 10-11. Yüzyıllarda
Endülüs’te-Kurtuba’da yaşadığını
hatırlamamız gerekmektedir. Aklımızda
tutmamız gereken bir başka nokta da
siyasi kargaşanın hüküm sürdüğü,
buna karşın bilimsel ve edebi faaliyetlerin doruk noktasına ulaştığı bir ortamda yetişmiş olmasıdır. Emevilerin hilafete
geçmesine yönelik siyasi faaliyetler göstermiş, iki kez
vezirlik yapmış ve savaşlara da katılmış, etkin bir
siyasetçi olan İbn Hazm’ın kaleminden aşkı okumak hepimiz için siyasette de yeni pencereler açacaktır.
üvErCın
Gerdanlığı’nın içeriği,
aşk ve aşkın muhtelif safhalarına
dairdir. İbn Hazm bu kitapta,
psikolojik görüşlerini kendi
hayatından veya çağdaşlarının
tecrübelerinden alınmış kısa
hikayeler ve kendi şiirleriyle
açıklamıştır. Dolayısıyla İbn Hazm
bu eserde karşımıza ince bir şair
olarak çıkmaktadır. Bununla birlikte,
yalnızca kendi karakterini göstermekle kalmamakta fakat aynı zamanda çağındaki hayatın pek az
bilinen bir yönünü de ilgi uyandırıcı bir
şekilde aydınlatmaktadır.
Güvercin Gerdanlığı bağlılık,
ülfet, sevgi ve muhabbet konusunda
yazılmış önemli bir psikolojik tahlil denemesidir. Yazar gerçeklerin
tanıtılmasında bizzat gözüyle gördüklerine veya kendisine doğru olarak anlatılanlara dayanmaktadır. Bu ne bir
hayal ürünü, ne de gerçekte tersine, kendi kişisel deneyimlerinin ömrünün sonbaharında hazırlanmış,
olgunlaşmış ve tamamlanmış sağlıklı bir yorumudur.
İbn Hazm, bu eserde tümevarım yoluyla
çeşitli psikolojik tahlillere girişiyor, hazır cevaplarla
sonuçlanan mantıki önermelere başvurmaktadır.
Tümevarım yöntemi rastgele bir şey olursa
kuşkusuz tam olmaz, eksik kalır. Oysa İbn Hazm,
tümevarımlarını “sahih dini naslarla” güçlendirmektedir. Bu yönüyle Güvercin Gerdanlığı,
alışageldiğimiz eser türlerinden, biçimlerinden
farklıdır. Özellikle roman, öykü ya da oyun türü
eserlerin çağdaş biçimlerinin hiçbirine
uymamaktadır. Şiir kitaplarının biçimlerine de hiç
benzememektedir. Eserde içerik ile biçim öylesine
bir içiçelik göstermektedir ki yukarıda sayılan edebi
türlerin hepsinin biçimsel özelliklerini taşımaktadır.
Öte yandan temel konu olan aşkın grafiğine göre
kimi zaman düzyazılar, kimi zaman kısa öyküler,
kimi zaman da uzunlu kısalı şiirler okuyucuyu sanki
düzlükten inişe indirir veya yokuş tırmandırır. Tıpkı
rendin boyadığı nesneyle bütünlenişi gibi burada
HAFTANIN KARİKATÜRÜ
Haslet SOYÖZ / 02.07.2014
18
AK SİYASET
HAFTANIN SÖZÜ
haydar kemal kurT
Siyasi ve hukuki İşler başkanlık Danışmanı
23. Dönem ısparta milletvekili
Dostlar, köşemiz hatırlatma,hatırlatarak ders ve hisse çıkarma için cılız ışığı ile
sizlere hizmet vermeye çalışıyor. Bu hafta da hepimizin bildiği Edebi Şark
Klasiklerinden Gülistandan sizler için birkaç kıssa sunuyoruz.
Hayırlı Ramazanlar dileklerimizle …
SADİ’DEN (GÜLİSTAN’DAN) ALINTILAR
Şirazlı Sadi / GÜLİSTAN
ve kavga üreten doğrudan iyidir.’’derler.
SULTANLARIN
GELENEKLERİNE DAİR
Sözünü sultanın dinlediği kişi iyilikten
başka bir şeyden söz etmesin.
Feridun salondaki duvara bir levha
asmıştı,şunlar yazıyordu:
Bir zamanlar, padişah, masum bir adamın
öldürülmesini buyurdu. Adamcağız can
korkusuyla sövüp saymaya, sultan hakkında ileri
geri konuşmaya başladı.
‘’Dünya kimseye kalmaz,yüreğini kainatın
yaratıcısına ada. Dünya malına güvenme,senin
gibi çoklarını beslemiş,sonra öldürtmüştür. Can
temiz olarak çıkıp gidecektir,o halde taht ya da
toprak üzerinde ölmüşsün ne önemi var!
“Canından elini çeken, gönlünden geleni
söyler.”
Zora düşünce el, keskin kılıcı tutar
Yenilen kedi köpeğe saldırır.
PADİŞAHLIK VE
DENİZ YOLCULUĞU
İnsanda umutsuzluğa düşünce ağzına
geleni söyler.
Kulağına nasihat girmeyenin ayağına zincir
takılır.
Padişah adamın söylendiğini duyunca
kızmış.
İğne acısına dayanamıyorsan, parmağını
akrep deliğine sokma.
Vezirlerden biri, “Efendim,” demiş, “Cennet,
öfkesini yenenler, suçluyu bağışlayanlar için
hazırlanmıştır.”
PİR PARÇA TUZ
Bunun üzerine sultan bağışladı adamı,
öldürme buyruğunu geri aldı.
Nuşirevan ava çıkmıştı.
İkinci vezir atıldı bu sıra, “Yalan söylemek
sultanımın huzurunda bize yakışmıyor.’’dedi. ‘’Bu
adam size sövdü,çirkin sözler sarfetti.’’
Adamlarından birinin şansı yaver gitti,semiz
geyikler avladı.
Birini pişirirken tuz olmadığını fark ettiler.
Hizmetçiden en yakın köye gidip tuz getirmesini
istediler.
Padişahın canı sıkıldı,’’Onun yalanı senin
doğrundan daha doğru gelmiştir
bana.’’dedi,’’Onun sözü iyiliğe yöneltmişti,sen
kötülüğe dayanıyorsun.’’.
Bilgiler,’’İyiliğe neden olan yalan karışıklık
19
AK SİYASET
VEZİR VE KORKU
Adam giderken Nuşirevan çağırdı, para
vererek,’’Bununla al.’’dedi,’’devletin parasıyla
tuz alması bir gelenek olsun,köylü perişan
olmasın.’’
Bir vezir, Zünnun-ı Mısri’ye, ”bana yardım
et” dedi, “sürekli saray işleriyle ilgileniyorum.
Padişahımın iyiliğini umuyorum. Fakat birgün
hatamdan dolayı aşırı biçimde cezaya
uğramaktanda korkuyorum.”
Oradakiler şaşırdı.
‘’Bir parça tuzdan ne çıkar ki ..’’ dediler.
Zünnun’un gözleri nemlendi ve
“sultandan korktuğun gibi Allah’tan korkmuş
olsaydım, gerçek dindarlardan olurdum.”
‘’Zulüm başlangıçta az idi.’’ diye
konuştu.’’Her gelen bir şey
kattı,büyüdü,büyüdü,bugünkü şiddetine ulaştı.’’
Mutluluk ve kader kaygısı olmasaydı,
dervişler göğe uçardı.
Halkın bağındn sultan bir elma
yiyince,adamları ağacın kökünü söker.
Sultan’dan korktuğu kadar Allah’tan
korkabilseydi vezir, melekleşirdi.
Bir yumurta alarak zulmü başlatan
Padişah’ın askerleri bin tavuğu şişe geçirir.
ÖFKE
BAŞ, TAŞ VE DERVİŞ
Suçsuz bir adamın öldürülmesi için
padişah buyruk vermişti.
İnsanları üzmekle keyiflenen biri,bir
dervişin başına taşla vurmuştu. Karşılık
verecek ve acısını çıkaracak gücü yoktu
dervişin. Taşı alıp sakladı.
“Öfkeyle kendi kendine zulmediyorsun,”
dedi adam.
Padişah şaşırdı.
Gün geçti,devran döndü.
“Ne demek istiyorsun ?”
Derviş,bir gün başını kıran adamın suç
işleyerek Sultan’ın adamlarınca
cezalandırıldığını ve kuyuya atıldığını gördü.
“Ölümüm bir anlık benim ama bu günahı
sonsuza dek boynunda taşıyacaksın.”
Kuyunun başına gelerek ,seslendi,cevap
alınca,taşı adamın üzerine attı.
Padişah çok etkilendi ve adamı bağışladı.
‘’Kimsin sen? Neden taşlıyorsun beni?’’
diye bağırdı adam.
Hayat çöl rüzgarı gibi eser. Acı, tatlı,
çirkin, güzel ne varsa sona erer birgün.
Derviş olup biteni anlattı.
Zalim başkasına zulmettiğini sanır, oysa
kötülüğü boynuna geçirir ve sonsuza dek taşır.
‘’Bunca zaman neredeydin?’’diye sordu.
‘’İktidara yakındın,güç
sahibiydin,korkuyor,yanına yaklaşamıyordum.’’
dedi derviş, ‘’Kuyuda görünce fırsat bu fırsattır
dedim.’’
Akıllı kişiler,boşboğaz ve sıradan kişiyi
mutlu görünc ilişmez,onu hoşgörürler.
Keskin ve parçalayıcı tırnağın yoksa
kötülerle savaşma.
Gümüş gibi narin bileğini incitmek
istemiyorsan çelik kollu kimseyle kapışma.
20
AK SİYASET
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
6 762 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content