close

Enter

Log in using OpenID

Bir tweet yüzünden camide gözaltı girişimi

embedDownload
‘8 Mart,
kadınlara
sadece çiçek
verme günü
değil’ 110
Merkel:
Romanya’nın
Schengen
raporu
olumlu 106
02-08 MART 2015 SAYI 692 WWW.ZAMAN.RO 2 LEI
1 GÜNDEM 03
www.bellona.ro
Bellona Bükreþ Otopeni: +40 21 352 00 10
Bellona Bükreþ Unirii: +40 21 312 58 17
Bellona Craiova:
+40 25 159 58 47
Bellona Ploeþti:
+40 24 456 14 53
Bellona Piteþti:
+40 24 821 35 00
www.zaman.ro
Bir tweet yüzünden camide gözaltı girişimi
1
Cuma namazını Sultanahmet Camii'nde kılan Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun korumaları, Genç Siviller'in kurucusu
akademisyen Turgay Oğur'u gözaltına almak istedi. Oğur, "Başbakan camiye ağır silahlarla girdi' tweeti yazdım diye korumalar Camii
çıkışında gözaltına almaya kalktı. Ben sert çıkışınca kalabalık toplandı. Krizi yönetemeyip serbest bıraktılar.” dedi. Oğur, yaşadıklarını
Twitter ve Facebook hesabında anlattı. 1 GÜNDEM 02
www.todayszaman.com
02GÜNDEM
02-08 MART ŞUBAT 2015 ZAMAN
Tweet için camide gözaltına almak istediler
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun korumalarının, Sultanahmet Camii’ne ağır silahlarıyla girmesine
Twitter’dan tepki gösteren Turgay Oğur, cami çıkışı gözaltına alınmak istendi. Kendisinin ve çevredeki
vatandaşların itirazı üzerine korumalar Oğur’u bırakmak zorunda kaldı. Yaşadıklarını Twitter ve Facebook hesabından aktaran Oğur, “Kibri kaf dağı kadar bu iktidarı öyle böyle destekledim. Maymun gibi
kafese kapatıp gezdirseler şikayet etme hakkım yok. Vebalim büyük.” özelleştirişi yaptı.
ŞEYMA BAL İSTANBUL
Cuma namazını Sultanahmet
Camii’nde kılan Başbakan
Ahmet Davutoğlu’nun korumaları,
Genç Siviller adlı oluşumun kurucusu akademisyen Turgay Oğur’u
tweet attığı için gözaltına almak istedi. Başından geçen olayı Twitter
hesabından duyuran Turgay Oğur,
“Başbakan camiye ağır silahlarla
girdi tweet’i yazdım diye korumaları tarafından Sultanahmet Camii
çıkışında gözaltına alınmaya kalktım.” dedi. Genç Siviller’in kurucularından olup uzun bir süre İstanbul
Şehir Üniversitesi’nde kurumsal
iletişim direktörlüğü görevi yürüten
Turgay Oğur, @turgayogur isimli
hesabından “Tıka basa dolu camiye
iki ağır makineli tüfekle giren başbakan. Hayırlı cumalar.” şeklinde
bir tweet attı. Bundan bir saat sonra
ise cami çıkışında Başbakan’ın korumaları tarafından gözaltına alınmaya kalktığını yazdı.
Turgay Oğur’un başından geçenleri anlattığı Facebook mesajı şu şekilde: “Uzun zamandır
Sultanahmet’e
gidememiştim.
Eminönü’ne geçip Sultanahmet’e
1
yürüdüm. Cuma namazı için camiye girdim. Ön saflardan birine oturdum. Bir süre geçti, yan kapı açıldı.
Polisler tam bulunduğum yerden
geçen bir koridor açtı. Başbakan ve
bakanlar, korumalar eşliğinde içeri girdi. Hepsi silahlı olan bu grup
içinde polis kıyafetli iki kişide ağır
makineli tüfek vardı. Sanırım kanas.
3 tane dar kapısı olan, içinde
binlerce insanın olduğu bir mekana bu silahlarla girilmesini eleşti-
“Ant Etkenmen” in yazarı Numan
Çelebi Cihan, dualarla anıldı
1
Kırım Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk başkanı
olan Numan Çelebi Cihan, Ruslar tarafından şehit
edilişinin 97. yıldönümünde Dobruca bölgesindeki camiilerde dualarla anıldı. Romanya Müslüman Tatar Türkleri
Demokrat Birliği (RMTTDB)’nin organizasyonunda gerçekleştirilen anma programında Kırım’ın büyük devlet
adamı Çelebi Cihan ile ilgili bilgiler de verildi. Siyaset
adamlığının yanı sıra din adamı ve edebiyatçı yönü de
zengin olan Kırım Tatar lideri Numan Çelebi Cihan (18851918) tarihleri arasında yaşadı. I. Kırım Tatar Kurultayı’nın
organizatörlerinden olan Cihan, 1917 yılında kurulan ve
1918 yılında Bolşevikler tarafından düşürülen Kırım Demokratik Cumhuriyeti hükümetinin ilk başkanıydı. Hayatını
Kırım Tatar halkının haklarını elde etmeye adayan Çelebi
Cihan, Kırım’da Bolşevik terörünün kurbanı oldu. Yazdığı “Ant Etkenmen- Ant etmişim” şiiri Kırım Tatarları’nın
ulusal marşı olarak kabul ediliyor. Kısa hayatı toplumuna yaptığı mücadelelerle geçen Numan Çelebi Cihan, 23
Şubat 1918 de Bolşevikler tarafından tutuklandıktan sonra
kurşuna dizilerek şehid edilmişti. KÖSTENCE, ZAMAN
ren basit bir tweet yazdım. Tweet
şu: ‘Tıka basa dolu camiye iki ağır
makineli tüfekle giren başbakan.
Hayırlı cumalar’ Namaz bitti. Dışarı çıktım, ayakkabılarımı giyer
giymez bir adam koluma girdi ve
beni sürüklemeye çalıştı. Kimsiniz,
ne yapıyorsunuz dedim. ‘Sizinle bir
yere gideceğiz’ dedi. Diğer polisleri
çağırdı. Ben sert çıkışınca insanlar
toplanmaya başladı. Bu arada dışarıda Başbakan ve bakanların çıkışını
bekleyen basında hareketlenmeler
oldu. Bunun üzerine Başbakan’ın
danışmanı Osman Sert yanıma geldi. Beni bir tek o tanımış ve polislere işaret etmiş olabilir. Tabii tweetin hangi noktadan atıldığını tespit
eden bir sistemleri yoksa.
Sanırım o sırada protokol de
çıkmak üzereydi. Krizi yönetemeyeceklerini anlayıp beni bıraktılar
ve kimliğimi de verdiler. Osman
Sert hangi kapıdan çıkacağımı sordu. Sanırım sonra da beni uzun
süre takip ettiler. Oradan Gülhane
durağına yürüdüm ve tramvayla
Kabataş’a, oradan da Taksim’e gittim. Film olsa İMBD’de sonuncu
olacak kadar saçma bir gün yaşadım. Maalesef ama bu bir film değil
bizim hayatımızın ta kendisi oluyor
her geçen gün. Twitter bir haftadır
tuhaf şeyler yaşamama neden oldu.
İyiyim şimdi. Arayan, mesaj atan
herkese teşekkürler.”
Oğur, attığı başka bir tweet’te
de şu özelleştiriyi yaptı: “Kibri kaf
dağı kadar bu iktidarı öyle böyle
destekledim. Maymun gibi kafese
kapatıp gezdirseler şikayet etme
hakkım yok. Vebalim büyük.”
Hakkında 2 sene hapis istenen manken Merve Büyüksaraç :
Bir şey çalmadım, benden bile korkuyorlar
1
Manken Merve Büyüksaraç
hakkında, Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan'a başbakan
olduğu dönemde sosyal paylaşım
sitesi Instagram hesabı üzerinden
hakaret ettiği iddiasıyla 2 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Verdiği
röportajda konuyla ilgili 'Korkuyor
musunuz?' sorusuna "Korkmuyorum. Ben bir şey çalmadım, adam
öldürmedim. Ama demek ki benden bile korkuyorlar. Bu kadar insana dava açmak Türkiye tarihinde
yok. Hangi lider kendi vatandaşını
bu kadar yargılamış.” cevabını verdi. Büyüksaraç, Cumhuriyet ga-
zetesinde yayımlanan röportajda,
“Kapıya gelip, "Biz polisiz" dediklerinde, apartmanda birine bir şey
oldu diye düşündüm. "Sizinle ilgili
şikâyet var" dediklerinde "Gerçekten bunlarla uğraşıyor musunuz?"
diyebildim. Şaka gibi.” ifadelerini
kullandı. İSTANBUL CİHAN
03GÜNDEM
02-08 MART 2015 ZAMAN
BUNUN ADI SİVİL 28 ŞUBAT
FARUK ALAN, İSTANBUL
Türkiye siyasi tarihine “Postmodern darbe”
olarak geçen 28 Şubat’ın uygulamaları günümüzde o darbenin mağduru olduğunu söyleyen
sivil iktidar eliyle devam ediyor. Cumhurbaşkanı
Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP iktidarının
nefret ve ayrımcılık diline sarılması, Hizmet Hareketi, CHP, MHP, Türk, Kürt ve Alevilere yönelik ayrımcı söylemler; 28 Şubat’ın bile yapamadığı
kutuplaşmayı doğurdu. Basın yayın kuruluşları
üzerinde büyük bir baskı oluşturulurken, özgür
medyaya darbe yapıldı. 28 Şubat’ın medya brifinglerinin yerini, basına içerden müdahale ekipleri aldı. Hükümete yakın işadamları aracılığıyla
iktidar yandaşı bir medya oluşturuldu. 28 Şubat’ta
olduğu gibi karalama ve iftira haberlerle masum
insanlar linç edilmeye başlandı. 28 Şubat sürecindeki irtica paranoyasının yerini günümüzde paralel
safsatası aldı. Bütün cemaatlerin ve
dindar kesimlerin takibi için istihbarat
teşkilatlarına resmi yazılar yazdırıldı.
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün
eşi Hayrünnisa Gül’ün tespiti yaşanan
sürecin özeti: “28 Şubat döneminde
benim başörtümün tartışıldığı günlerde bile bu kadarını görmedik.”
İŞTE POSTMODERN DARBE SÜRECİ İLE BUGÜN
YAŞANAN UYGULAMALAR:
1
MÜTEDEYYİN İNSANLAR HEDEFTE
28 ŞUBAT: 28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu’nda ‘irtica ile mücadele
eylem planı’ ile müteddeyin kesimler hedef alındı.
MGK’da laik sistemin korunması için 18 maddelik önlem planı açıklandı. Karar ile mütedeyyin
kesimler, cemaat ve tarikatlar devlet tarafından iç
tehdit olarak algılandı. Kur’an kurslarına, tarikatlara ve cemaatlere bağlı
özel yurt, vakıf ve okullara sıkı denetim
getirildi. Dönemin muktedirleri, MGK
kararı ile irtica paranoyasını tüm topluma aşılamaya çalıştı. On binlerce kişi
fişlendi, başörtülüler üniversite kapılarından geri çevrildi.
2015: Taraf Gazetesi’nin ortaya
çıkardığı 2004 yılındaki MGK belgesi ile Hizmet
Hareketi’ne karşı 28 Şubat uygulamalarının sürdüğü anlaşıldı. ‘Kırmızı kitap’ olarak bilinen
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ni geçmişte sık
sık eleştiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan,
MGK toplantısında Hizmet’in ‘kırmızı kitaba’
girmesi gerektiğini dile getirdi.
TOPLUM FİŞLENİYOR
28 ŞUBAT: Toplum, bu dönemde cuntacılar tarafından takip edildi. MGK kararları öncesinde TSK içinde oluşturulan özel
birimler siyasetçileri, dernekleri, subayları, öğretmenleri, öğrencileri, Kur’an
kurslarını hatta ev kadınlarına kadar
toplumun farklı kesimlerini fişledi. 28
Şubat sürecinde YAŞ kararlarıyla uzaklaştırılan askeri personel sayısı bin 626
kişiydi.
2015: 2004 yılından itibaren vatandaşlara yönelik fişlemelerin devam ettiği ortaya çıktı. 17 Aralık
yolsuzluk operasyonundan sonra bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Gerekirse cadı avı yapılacak”
açıklamasının ardından kamuda birçok memur ‘paralel’ yaftasıyla sürüldü veya meslekten ihraç edildi.
Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yapan polisler
de paralel bahanesiyle tutuklandı. Sürgün edilen ve
açığa alınan polis sayısı 60 bini bulurken, TBMM’de
3 bin 200 üst düzey emniyet mensubunun tasfiyesi
için iç güvenlik paketine özel maddeler eklendi.
İKNA ODALARI, ÜNİVERSİTELERDEN İLKOKULLARA İNDİ
28 ŞUBAT: MGK kararıyla hazırlanan önlem pa-
ketinde, tarikatlara bağlı okulların denetlenmesi, 8
yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi, Kur’an kurslarına
yönelik sert uygulamalarda bulunulması maddeleri yer aldı. İmam hatip liselerinden rahatsız olan
cuntacılar, katsayı engeliyle bu okullardan mezun
olan öğrencilere üniversite yolunu kapattı. Ayrıca
yurtdışındaki Türk okullarının tehlikeli ve zararlı olduğu öne sürüldü. İstanbul Üniversitesi’nde
simge haline gelen başörtülü ve dindar öğrencileri
takip için ‘ikna odaları’ kuruldu.
2015: AKP hükümeti eğitim sistemindeki sorunları çözmek yerine, dershanelerin kapatılması,
ihtiyaç sahibi öğrencilerin eğitim gördüğü okuma
salonları, etüt merkezlerinin kapılarına kilit vurma,
özel okullara teşvik ayrımcılığı yaparak on binlerce
öğrenci ve velisini mağdur etme, ilkokullarda ikna
odaları kurma, okul ve üniversite arazilerine el koyma gibi antidemokratik uygulamalara imza attı.
Öğretmenlik için mülakat şartı getirerek iktidarın
istemediği yönetici ve öğretmenleri saf dışı etme,
iktidar sendikalarıyla eğitim bürokrasisini tamamen değiştirme hamleleri yapıldı. 16 bin müdürün işinden olduğu süreçte, yandaş sendikaların
yönetici ve üyelerine görev verildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “paralel yapının okullarına ve
dershanelerine gitmeyin” şeklinde halka çağrı
yapması, 28 Şubat dönemindeki imam hatip liselerine yapılan zulmü hatırlattı. Dünyanın 160 ülkesinde bulunan Türk okulları kapatılmak istendi.
GÜVEN ERKAYA: İRTİCA PKK’DAN TEHLİKELİ
ERDOĞAN: PARALEL YAPI PKK’DAN BETER
28 ŞUBAT: Muhafazakâr ve dindar camia hakkında
‘irticacı, gerici, örümcek kafalı’ gibi incitici ifadeler kullanıldı. Siyasiler, imam hatipliler için yarasa imasında bulundu. Yargıtay Başsavcısı Vural
Savaş’ın hazırladığı iddianamede dindar insanlar
hakkında “habis, ur, kan emici vampir” ifadeleri
kullanıldı. Dönemin güçlü paşası Güven Erkaya,
25 Ocak 1997 tarihinde yaptığı açıklamada “İrtica
PKK’dan tehlikeli.” dedi.
2015: Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidardaki isimler 28 Şubatçılar gibi nefret diline
sarıldı. Erdoğan, Gezi olaylarına katılanlara ‘çapulcu’ diyerek toplumun tepkisini çekti. Ayrıca
Erdoğan, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları sonrası
Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi hakkında 28 Şubatçılara benzer bir dille “terör
örgütü, haşhaşi, virüs, in, çete, sahte peygamber, alim müsveddesi” gibi hakaret içerikli sözler
sarf etti. Erdoğan’ın “Paralel yapı PKK’dan beter”
açıklaması ise 28 Şubat’ın paşalarını hatırlattı.
BANKA VE ŞİRKETLER ÜZERİNDE BASKI
28 ŞUBAT: Büyük ve önemli şirketlerin yönetim kurullarına emekli askerler atanarak şirketler üzerinde
hakimiyet kuruldu. Birçok bankanın yönetim kuruluna emekli generaller getirildi. Yine muhafazakâr
insanların sahip olduğu şirketler “yeşil sermaye olarak” hedef haline getirildi. Bu şirketler medya eliyle
ve boykotlarla batırılmaya çalışıldı. Köfteci salonlarının dahi sahibi sakallı olduğu için hedef alındı.
2015: Şirket ve bankalara emekli paşaların yerine AKP’li milletvekilleri ve yöneticilerin atandığı ortaya çıktı. Turkcell, THY, Vakıfbank, Türk Telekom,
Borsa İstanbul başta olmak üzere birçok devlet kurumu ve özel şirkete eski AKP’li milletvekilleri ve
yöneticiler atandı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı
Yiğit Bulut, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyesi
olurken Turkcell’in yönetimine AKP’li eski Turizm
Bakanı Atilla Koç ve AKP’li eski Enerji Bakanı Hilmi
Güler atandı. Diğer yandan TMSF hukuksuz bir şekilde Bank Asya yönetimine müdahale etti. Ayrıca,
muhalif şirketlere ve Hizmet’e yakın işadamlarına
vergi denetimleri ve bürokratik işlemlerle adeta linç
girişimi gerçekleştirildi. Gezi olayları sırasında göstericilerin Divan Otel’e sığınması sonrası Koç ailesi-
ne ait TÜPRAŞ’a baskın gerçekleştirildi, milyonlarca
lira ceza kesildi. Gezi’ye destek veren Cem Boyner
de Erdoğan’ın kara listesine girdi. Türk Sanayici ve
İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Muharrem
Yılmaz, HSYK yasasını eleştirince dönemin başbakanı Erdoğan tarafından “vatana ihanetle” suçlandı. Medya patronu Aydın Doğan’a da vergi cezaları
ile gözdağı verildi. Kaynak Holding, Boydak ve İpek
Koza Grubu başta olmak üzere birçok şirkete hukuka aykırı işlemler yapıldı. TUSKON’un 49 yıllığına
kiraladığı arazi devlet tarafından gasp edildi. Gezici
Araştırma Şirketi’ne baskın, Taraf’a SPK müfettişi
gönderilmesi baskının son örnekleri oldu.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE DARBE
28 ŞUBAT: Kuşkusuz bu dönemin en önemli aktörlerinden biri de medya oldu. Medya, Ankara merkezli brifinglerle yönetilerek, tek kalemden çıkmış
haberler gazetelerin manşetlerinden inmedi. ‘Üst
düzey bir komutan’ diye başlayan manşetlerle siyaset ve siviller baskı altına alındı. Medya adeta
Genelkurmay Psikolojik Harekat Dairesi gibi çalıştı.
2015: 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarıyla ana akım medya organları ve televizyonların birçoğunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın
isimler ya da bizzat kendisinin devreye girmesiyle
yönetildiği ortaya çıktı. ‘Alo Fatih’ ve ‘Alo Nermin’
olarak basın literatürüne giren yeni uygulamada,
talimatlarla muhalefet partileri adeta ekranlardan
silindi, altyazılara, köşe yazılarına ve muhabirlerin
haberlerine müdahale edildi. Medyanın büyük kesimi hükümete yakın işadamlarına verildi. Muhalif
gazeteci ve yazarlar gazete ve televizyonlardan atıldı. İnternete düşen bir telefon görüşmesinde ünlü
bir işadamının bizzat ülkenin başbakanı tarafından
ağlatılması medya üzerindeki baskının 28 Şubat’tan
beter olduğunu gözler önüne serdi. TMSF eliyle
Star, Akşam, Güneş, Takvim, Atv, Ahaber, Sky,
Show TV gibi birçok yayın kuruluşu el değiştirdi.
KUPÜRLERDEN DAVA
28 ŞUBAT: Cuntacıların yazdırdığı haberler delil kabul edilerek Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında
terör örgütü davası ve Fazilet Partisi’ne kapatma
davası açıldı. Cümlelerin içinden ‘kes-kopyalayapıştır’ taktiği ile hazırlanan montaj kasetler
Nuh Mete Yüksel’in iddianamesinin ana delillerini oluşturdu. Önce haberler yaptırıldı, sonra
soruşturma ve davalar açtırıldı.
2015: Yandaş medyanın tek bir merkezden çıktığı belli olan manşetleri, hükümetin görevlendirdiği savcılar tarafından soruşturmalara delil oldu.
Sabah, Star, Akşam, Yeni Şafak gibi gazetelerin
iftira dolu manşetlerini ihbar kabul eden savcılar
tarafından, ‘paralel’ safsatasıyla Hocaefendi ve
eğitim gönüllüleri hakkında ‘silahlı terör örgütü
kurmak’ suçlamasıyla soruşturma açıldı.
ÖZGÜR BASIN HEDEFTE
28 ŞUBAT: Bir kısım medya, postmodern darbenin
en önemli ayağı oldu. Cuntacıların talimatı ile gazeteciler ve siviller hedef alındı. İftira dolu haberlerle toplum, birçok algı operasyonuna maruz kaldı.
Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand hain ilan edilerek işini kaybetti. Mehmet Altan ve Ahmet Altan
da kara propagandadan nasibini aldı ve kendileri
hakkında birçok yalan haber yapıldı. Hedef gösterilen isimlerden Akın Birdal’a da suikast düzenlendi.
2015: Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde miting meydanlarında Erdoğan gazetecileri hedef
gösterdi. Hükümeti eleştiren tüm gazeteciler
medya patronlarına verilen talimatlar ile işlerinden oldu. Derya Sazak, Hasan Cemal ve Can
Dündar’ın Milliyet gazetesindeki görevlerine son
verildi. Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Eser Karakaş,
Oray Eğin, Uğur Dündar, İsmail Küçükkaya hükümeti eleştirdikleri için işten atıldı. İşsiz gazetecilerin sayısı yüzlerle ifade ediliyor.
04GÜNDEM
02-08 MART 2015 ZAMAN
Romanya, özel yetkili DNA savcıları
sayesinde yolsuzluklara göz açtırmıyor
1
Avrupa Birliği tavsiyesi ile
kurulan ve özel yetkilere sahip olan Yolsuzluklarla Mücadele
Kurumu (DNA) 2014 yılı raporunu açıkladı. Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis'in de katılımı ile gerçekleştirilen sunumda ülkede son
yıllarda yolsuzluklara karşı verdiği
mücadeledeki artış gözler önüne
serildi. DNA raporlarına göre 2014
yılında yüzlerce politikacı, işadamı,
siyasetçi ve bu kişilerle yakın ilişki
içinde olan üçüncü şahıslar yolsuzluk şüphesiyle soruşturma geçirdi.
DNA, 2014 yılında 317 soruşturma gerçekleştirdi. 2013 yılına
göre 3'te 1'lik bir artış ile yolsuzluk
yaptığı gerekçesiyle bin 130 kişiyi
adliyeye sevk eden kurum, 2014 yılı
içinde 24 belediye başkanı, 5 milletvekili, iki eski bakan ve bir eski
başbakan hakkında açılan yolsuzluk
soruşturmalarını tamamladı. Raporda DNA'nın açtığı soruşturmalarının yüzde 90'ının mahkumiyetle
sonuçlandığı belirtildi. DNA 2014
yılında bir önceki yıla göre 3 kat artış ile toplamda 310 milyon Euro'luk
yolsuzluğu açığa çıkardı.
Ancak, yolsuzluklarda devletin
kayba uğrayan bedelin sadece yüzde
10'luk kısmının geri alınabildiğini belirten Cumhurbaşkanı Iohannis "Bu
kayıp kabul edilemez, bu alarm veren
açığın soruşturmalarda karar veren
mekanizma tarafından daha dikkatli
analiz edilip sonuca bağlanması gereklidir." dedi. Romanya'nın Schengen bölgesine girişindeki en önemli
engellerden biri olarak gösterilen
yolsuzluk iddiaları DNA tarafından
inceleniyor. DNA savcıları, ülkedeki
herkesi soruşturma yetkisine sahip.
ÖMER SAID BURGAZLI, BÜKREŞ-CIHAN
Romen milyonerin sır intiharı
Romanya'nın en zengin iş adamları arasında gösterilen Comana Costel,
Kolombiya'dan Kosta Rika'ya giden yolcu uçağında ölü bulundu.
Edinilen bilgilere göre uçak personeli, Kosta
Rika'nın başkenti San Jose'deki Juan Santamaria
Havalimanı'na inen Avianca Havayolları'na ait
uçağın tuvaletinde bir erkek cesedi buldu. Yapılan araştırma sonucunda cesedin 53 yaşındaki
işadamı Comana Costel'e ait olduğu belirtildi.
Demiryolu şirketi Regiotrans'ın sahibi olan ve
özelleştirme sırasında yaptığı yolsuzluk nedeniyle hakkında DNA’nın soruşturması bulunan
Comana'nın intihar ettiği açıklandı. Comana'yla
aynı uçakta seyahat eden bir kişinin ifadelerine
göre; ünlü işadamı, yolculuk süresince çok stresliydi ve defalarca tuvalete gitti.
Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada uçakta cesedi bulunan yolcunun Costel’e ait olduğu ve
ayakkabı bağcığıyla intihar ettiği belirtildi. Comana,
Forbes dergisi tarafından dünyanın en zengin 500
kişisi arasında gösterilmişti. BÜKREŞ, ZAMAN
1
Romanya
Yolsuzluklarla
Mücadele Kurumu (DNA),
Avrupa fonlarında yolsuzluk ve
dolandırıcılık soruşturması kapsamında başkent Bükreş ve Ploieşti ilindeki 14 adreste aramalar
gerçekleştirdi. Aranan yerler arasında Başbakan Victor Ponta’nın
annesinin ismi üzerine olan ve
kız kardeşi ve eniştesi tarafından
yönetilen Exfin 2000 şirketi de bulunuyordu. Ponta’nın eniştesi, suç
şebekesini yönetmekle suçlanarak
tutuklandı. Sosyal Demokrat Partili (PSD) vekil Sebastian Ghita ise
Eski cumhurbaşkanı adayı
Udrea’ya ikinci tutuklama şoku
1
1
Başbakan Ponta’nın eniştesi de tutuklandı
Yolsuzluklarla Mücadele Kurumu,
(DNA) eski Turizm Bakanı Elena
Udrea'yı ikinci bir yolsuzluk dosyası nedeniyle tekrar demir parmaklıkların arkasına
gönderdi. Eski bakan hakkında 30 günlük tutuklama kararı verildi. Son cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde de aday olan Elena Udrea, ikinci
tutuklama şoku yaşıyor. Aynı zamanda Parlamenter olan eski Turizm Bakanı Udrea, DNA
tarafından 12 Şubat tarihinde Microsoft yolsuzluk dosyası nedeniyle tutuklanmıştı. Geçtiğimiz hafta adli kontrol şartıyla (ev hapsi)
serbest bırakılan 41 yaşındaki eski bakan, bu
kez farklı bir soruşturma sebebiyle tutuklandı.
Eski bakanın tutuklandığı
soruşturmada,
Romanya'ya turist çekmek ve reklam amacıyla
bir boks organizasyonu
için 2 milyon Euro harcandığı ve bu harcamalarda usulsüzlük yapıldığı ve
belli iş adamlarına hizmet
bedeli altında para aktarıldığı iddia ediliyor. Elena
Udrea ise eski Cumhurbaşkanı Traian Basescu ile siyasi yakınlığından dolayı kendisinin hedef gösterildiğini iddia etti. Yapılan
soruşturmalardan korkmadığını ve yanlış bir
şey yapmadığını söyleyen eski bakan cezaevinde tutulmasının bir yıldırma hareketi olduğunu öne sürdü. BÜKREŞ, CIHAN
adli kontrol şartıyla serbest kaldı.
Gözaltılar sonrası Başbakan Victor
Ponta resmi Twitter hesabından
“Soruşturmanın içeriğini bilmiyorum. Savcılar tarafından yürütülen
araştırmaya yorum yapmam yanlış
olur. Kardeşim de, eniştem de olsa
herkes hukuk önünde eşit olmalıdır.” yorumunu yaptı.
Bu arada DNA savcıları, aynı
dosya ile ilgili geçtiğimiz hafta da
Başbakan Victor Ponta’nın kız kardeşi Alexandra Florina Herțanu’yu
da dinledi. Herțanu, savcılıktan ayrılırken hiçbir yorum yapmadı.
Romanya
Yolsuzluklarla
Mücadele Kurumu
(DNA) 2014 yılı
raporunu kamuoyu ile paylaştı.
Sunulan raporda
2014 yılında üst
düzey yetkililerin
mahkumiyet kararlarındaki artış
dikkat çekti.
05İŞ DÜNYASI
02-08 MART 2015 ZAMAN
Rezidansında 10 işçinin öldüğü
Torun, iş güvenliğini anlattı!
Arabalara online parkı geliştirdi
1
İnşaatı devam eden
rezidansında 10 işçinin öldüğü Torunlar
GYO'nun Yönetim
Kurulu Başkanı
Aziz Torun'un işçi
güvenliği hakkında
konuşması dikkat
çekti.
İLKAY GÖÇMEN -CİHAN - GAZIANTEP
İstanbul Mecidiyeköy’de
inşaatı devam eden Torunlar Center’da 6 Eylül’de işçilerin kullandığı asansörün yere
çakılması sebebiyle 10 işçinin
hayatını kaybetmesiyle gündeme
gelen Torunlar GYO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun,
Gaziantep’te işçi güvenliği hakkında konuşması dikkat çekti.
GYODER’in de yönetim
1
kurulu başkanlığı görevini yürüten Aziz Torun, “Sektör riskli, ne kadar güvenlik önlemleri
alınırsa alınsın insan faktörünü
eğitmezsek alacağımız önlemler
yetersiz kalacaktır. Eğitimlerin
yönlendirilmesi, kamu desteğiyle sağlanmalı sonra denetimler
yapılsın.” dedi. İnşaat sektöründe uygulanmakta olan yüzde 18
KDV’nin fazla olmasından dert
yanan Torun, KDV oranının
yüzde 8’e inmesi gerektiğini belirtti. Torun, “Kayıt altına giren
sektörün kayıt dışına çıkması söz
konusu. İlk daire alana tapu harcı alınmaması sağlanabilir. Yurtdışı fuarlara katılımlar artırılmalı. Sektörde genelde aile ve orta
ölçekli şirketler yer alıyor. Finans
gücü zayıf bir sektör yani. Kayıt
dışına uygun bir sektör maalesef. Şeffaflık finansa ulaşmak için
önemli.” diye konuştu.
Bükreş’te saati 2 Euro’ya her şey dahil Anticafe
1
Bükreş’te yeni bir konsept
ile faaliyet gösteren bir
kafe müşterilerine ev rahatlığı
ortamı yaşatıyor. Başkent’teki
Seneca Anticafe, sunduğu hizmetlerle misafirlerine kaliteli zaman geçirmesini sağlıyor. Gelen
müşterilerin sadece geçirdikleri
zamanın ücretini ödediği mekanda her şey bedava. Romanya'da
alanında tek olan Seneca Anticafe; müşterilerine; sakin çalışma ortamı, kütüphane, günlük
gazete, sınırsız internet, atıştır-
malık ve en önemlisi istedikleri
gibi kullanabilecekleri bir mutfak
imkanı sunuyor. Geniş ve ferah
bir ortama sahip Anticafe'nin iç
dizaynı bakımından ev rahatlığı
hissi veriyor. Güncel kitapların
bulunduğu kütüphane bölümünde istediğiniz kitabı okuma
imkanına sahipsiniz. Özel olarak
hazırlanan çalışma masaları, tek
ya da grup olarak rahat çalışma
ortamı sağlıyor. Ayrıca kurs merkezi ve sergi salonu olarak ta kullanılabilen Seneca Anticafe'de
istenildiğinde rezervasyon yaptırılıp arkadaş gruplarıyla ve diğer
müşterilerle kurs yada etkinlik
düzenleyebiliyorsunuz. Atıştırmalık yiyeceklerin yanında isteyenlerin alkollü olmamak şartı
ile dışarıdan yiyecek ve içecek
getirmesi serbest. Anticafe'nin
kurucularından olan Victor Alexa
yaptıkları konsept proje ile ilgili
"Bildiğimiz kafe, kütüphane, stüdyo, sergi salonu karışımı bir proje.
İnsanların ev rahatlığında eğlenceli ve kaliteli zaman geçirebildikleri
bir konsept oluşturduk. Müşterilerimiz burada saati 8 lei (yaklaşık
2 Euro) 'den kütüphanemizden,
internetimizden, mutfağımızdan,
bilgisayar, yazıcı, tarayıcı, sinevizyonumuzdan yararlanabiliyor.
Yurtdışında gördüğümüz bir
tarzdı. Bu konsepte bilgisayar
sinevizyon gibi yeni araçlar ekleyerek Bükreş'e getirmek tanıtmak
istedik. İlk başta biraz çekindik
‘olur mu?’ diye. Ancak, müşterilerimiz her geçen gün daha çok ilgi
gösteriyorlar. Memnunuz." dedi.
ÖMER SAİD BURGAZLI, BÜKREŞ
Avrupa'da kirası en çok artan 10 caddenin 3'ü İstanbul'da
1
Avrupa'da 2014 yılında en
hızlı kira artışı gerçekleşen
ilk 10 cadde arasına İstanbul'dan üç
cadde girdi. Uluslararası gayrimenkul danışmanlığı şirketi Cushman
& Wakefield'in yıllık gayrimenkul
raporunda yer alan verilere göre
İstiklal Caddesi, Bağdat Caddesi ve
Abdi İpekçi Caddesi, Avrupa kira
artışı sıralamasında ilk 10 arasında
yer aldı. Cushman & Wakefield'in
geçtiğimiz aylarda hazırlamaya
başladığı "İstanbul'un Alışveriş
Caddeleri" raporunda, Abdi İpekçi, Bağdat ve İstiklal caddelerinde
yaşanan işlem hacmi ile kira artış-
larına dikkat çekildi. Yıllık raporda
yer alan verilere göre; üç önemli
caddede, yıllık toplam 17 bin 500
metrekarelik işlem gerçekleşti. Abdi
İpekçi yüzde 21, Bağdat Caddesi yüzde 24 ve İstiklal Caddesi yüzde 27 ile
Avrupa'da en yüksek kira artışlarının
yaşandığı 10 cadde arasında yer aldı.
Bosch park sensörü geliştirdi. Asfalt üzerine yerleştirilen internet erişimli sensörler,
park edilebilecek yerleri bildirecek. Bu sensörler, bir park yerinin
dolu olup olmadığını algılıyor
ve internet aracılığıyla bu bilgiyi
paylaşıyor. Online bağlantısı olan
araçlara, bu bilgiler iletilirken,
gerçek zamanlı olarak harita üzerinden gösteriliyor. Bu gerçek zamanlı bilgilerin kullanıcıların akıllı
telefonlarına veya doğrudan araçlarının navigasyon cihazlarına
iletilmesi, sürücülerin külfetli park
yeri arama sürelerini kısaltıyor.
06DÜNYA
02-08 MART 2015 ZAMAN
Merkel: Romanya’nın Schengen raporu olumlu
1
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Romanya’nın
Schengen’e giriş tarihi ile ilgili Avrupa Komisyonu’nun raporunun
olumlu olduğunu söyledi. Merkel,
"Bu rapor mantıklı sonuçlar ortaya
koyacak" dedi. Komisyon raporu
sonrası diğer adımların da konuşulması gerektiğini kaydeden Merkel,
ancak tarihle ilgili net cevap vermekten kaçındı.
Almanya’ya resmi bir ziyaret
gerçekleştiren Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis ile Şansölyelik binasında ortak bir basın
toplantısı düzenleyen Merkel, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.
Rusya'nın Ukrayna sonrasında
Moldova'ya da müdahalede bulunması ihtimaline ilişkin bir soruya Merkel, "Böyle bir şeyi beklemiyoruz. Biz Ukrayna'da mevcut
ateşkesin uzun zaman sürmesi
için çalışıyoruz" dedi.
Moldova'da 1990 yılından beri
devam eden Transdinyester sorununun çözümü için Almanya olarak yıllardır uğraştıklarını belirten
Merkel, "Böyle bir sorun olduğunu unutmamalıyız. Bu sorunun
çözümü için uluslararası uğraşılar
şimdiye kadar başarıya ulaşamadı" diye konuştu.
Romanya Cumhurbaşkanı Iohannis ise Rusya'nın Moldova'ya
muhtemel müdahalesine ilişkin
soruya, "Şu ana kadar konunun
bu yönde ilerleyeceğine dair bir
işaret yok" şeklinde cevap verdi.
Ukrayna'nın istikrara kavuşması
ve normale dönmesi konusunun
bütün Avrupa'nın önceliği olduğunu belirten Iohannis, "Bunun
tersi herkes için ve bütün Avrupa
için büyük bir sorun teşkil eder"
diye konuştu. DIŞ HABERLER SERVİSİ
Almanya’ya resmi
bir ziyaret gerçekleştiren Romanya
Cumhurbaşkanı
Klaus Iohannis ile
Şansölyelik binasında ortak bir
basın toplantısı
düzenleyen Merkel, gazetecilerin
sorularını cevaplandırdı. Avrupa
Komisyonu’nun
Romanya ile ilgili
yazdığı raporun
olumlu olduğunu
belirten Merkel,
ancak tarihle ilgili
net konuşmadı.
BM: Türkiye, dünyada en çok mülteci barındıran ülke oldu
1
BM Mülteciler Yüksek Konseyi Başkanı Antonio Guterres, 2. Dünya
Savaşı'ndan beri yaşanan en büyük insani felaket Suriye iç savaşından kaçarak
Türkiye'ye gelen Suriyelilerin, Türkiye'yi
dünyanın en çok mülteciye ev sahipliği
yapan ülkesi haline getirdiğini söyledi. BM
Güvenlik Konseyi'ne bilgi veren Antonio
Guterres, Suriye kaynaklı mülteci krizinin, uluslararası toplumun mevcut çözme
kapasitesini aştığını anlattı. Lübnan nüfusunun üçte birini Suriyeli ya da Filistinli mültecilerin oluşturduğuna dikkat
çeken Guterres, “Türkiye ise dünyada
en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülke
konumuna geldi." dedi. Guterres'e göre
Türkiye, böylece, 1,6 milyon kadar Afganistanlı mülteciye ev sahipliği yapan
Pakistan'ı geçmiş oldu.
2013'te Konsey'e Suriye krizinin bölge
istikrarı ve dünya barışı için tehdit oluşturduğunu söylediğini hatırlatan BM yetkilisi,
yüzbinlerce kişinin evlerini terk etmesine
sebep olan Irak'taki IŞİD krizinin bu teh-
didin vücut bulmuş hali olduğunu ifade
etti. Mülteci konumuna düşmüş 2 milyondan fazla Suriyeli çocuğu 'kayıp nesil'
olarak tanımlayan Guterres, yurtdışında
doğan 100 bin Suriyelinin ise 'vatansız'
konumuna düştüğüne dikkat çekti. Antonio Guterres, savaştan kaçan Suriyelilerin,
Avrupa'ya ulaşmak için denizde tehlikeli
bir yolculuğa çıkmasının ise ‘içini acıttığını' dile getirdi.
BM kayıtlarına göre Mart 2011'den
bu yana en az 3,8 milyon kişi Suriye'yi
terk etti. Ancak gayri resmi rakamın
bundan çok fazla olduğu belirtiliyor.
Lübnan hükümeti, geçtiğimiz aylarda
istisnai durumlar haricinde Suriye'den
artık sığınmacı kabul etmeyeceğini açıkladı. İç savaşta şimdiye dek 7,2 milyonu
aşkın kişi de Suriye içinde evlerini terk
Str. Bobalna
Nr. 28, Sector 5
Bucureþti
Telefon: 021 3377000/01/02
Mobil:0 747 497 351
0 722 533 262
etmek zorunda kaldı. Yaklaşık 4 yıldır
sürgündeki milyonlarca Suriyeli, yine
dondurucu soğukların yaşandığı bir kışı,
açlık ve sefalet içinde karşılıyor. Bu kişiler çoğunlukla BM ve insani yardım kuruluşlarının desteği ile hayatlarını idame
ettiriyor. Mülteciler, giderek ağırlaşan kış
şartlarında açlığın yanı sıra barınma konusunda da büyük sıkıntılar yaşıyor. Bölge
dışındaki ülkelerin aldığı Suriyeli ise toplam mültecilerin yüzde 2'sinden az. Avrupa Birliği ülkelerinin şimdiye dek kabul
ettiği Suriyeli mülteci sayısı sadece 5 bin.
Aralık ayında ortak bir açıklama yayınlayan 30 kadar önde gelen uluslararası yardım kuruluşu, zengin Batılı ülkelerin, 2015
sonuna kadar en azından Suriyeli mültecilerin yüzde 5'ini (160 bin) kabul etmelerini
istemişti. DIŞ HABERLER SERVİSİ
07AVRUPA BİRLİĞİ
02-08 MART 2015 ZAMAN
AB'den ikinci uyarı: İç güvenlik
paketinden endişeliyiz
1
Avrupa Birliği (AB), birçok
anti-demokratik uygulamayı
içeren ve ‘sıkıyönetim' paketi olarak
bilinen iç güvenlik paketine ilişkin
ikinci uyarısını yaptı. Avrupa Komisyonu Sözcüsü Maja Kocijancic,
soru üzerine yaptığı açıklamada,
“Komisyon, Meclis'teki ciddi hadiseler de dahil olmak üzere paketle
ilgili ülkede ortaya çıkan gerilimlerden endişe etmektedir.” ifadelerini kullandı. İç güvenliğin
hassas bir mesele olduğunun altını çizen Kocijancic, başarılı reformlar yapılabilmesi için başta
sivil toplum olmak üzere diğer
paydaşların görüşünün alınmasının da hayatî önemde olduğunu
kaydetti. AB Bakanı ve Başmü-
zakereci Volkan Bozkır ile Genişleme Müzakereleri'nden Sorumlu
AB Komiseri Johannes Hanh'ın 12
Şubat'taki görüşmesinde konunun
gündeme geldiğini belirten Kocijancic, konuyla ilgili endişelerin aktarıldığını belirtti. AB Komisyonu'nun,
paketin bütün maddelerinin gözden geçirilmesi için kapsamlı görüşmelere hazır olduğunu anlatan
Kocijancic, Brüksel, üye ülkeler
ve Türkiye'nin de üyesi olduğu Strasbourg merkezli Avrupa
Konseyi uzmanlarının görüşlerinin alınmasını tavsiye etti. AB
yetkilileri, AKP iktidarının verdiği
sözlere rağmen önemli yasama konularında hâlâ kendileri ile istişare
edilmediğini ifade etti. BRÜKSEL CİHAN
Norveç Müslümanları, sinagog
etrafında ‘barış zinciri' oluşturdu
1
Danimarka'da geçen hafta bir sinagoga ve
bir ifade özgürlüğü paneline yönelik gerçekleşen saldırıların ardından Norveç'in başkenti
Oslo'da bin kadar Müslüman, şehrin faaliyetteki tek sinagogunun etrafında sembolik ‘koruma çemberi' oluşturdu. “Antisemitizme hayır,
İslamofobi'ye hayır!” sloganları atan çoğunluğunu
gençlerin oluşturduğu Müslümanlar, Danimar-
ka'daki saldırıları protesto etti. Sinagogun önünde
toplanan göçmen ve Norveç asıllı Müslümanlara
seslenen eylemin organizatörlerinden Zişan Abdullah, “İnsanlık bir tane ve biz bunu göstermek için
buradayız.” diye konuştu. Gösteride, Müslümanlar
ve Yahudi cemaati liderleri yan yana barış mesajı
verdi. Norveç'te 200 bin kadar Müslüman'ın yanı
sıra bin kadar Yahudi yaşıyor. DIŞ HABERLER SERVİSİ
Beşşar Esed’i ziyaret Fransa'yı karıştırdı
1
Fransa'da 4 kişilik bir milletvekili heyetinin
geçtiğimiz çarşamba günü Şam'da Beşşar
Esed'le görüşmesi Fransa'yı karıştırdı. Esed rejimine
karşı Türkiye'yle birlikte en sert tavır alan Fransa'nın
Cumhurbaşkanı François Hollande, Şam ile diplomatik ilişkileri kesmelerinden 3 yıl sonra Esed'le ilk
siyasi temasa tepki gösterdi. Ziyaretin kendisinden
habersiz yapıldığını belirterek kınadı. Hollande,
“Fransız parlamenterler sadece kendi yetkilerini kullanarak 200 bin insanın hayatına mal olan iç savaşın
sorumlusu olan bir diktatörle görüşmüştür.” dedi.
Ziyareti sert şekilde eleştiren Başbakan Manuel Valls
de, “On binlerce kişinin ölümünden sorumlu Beşşar
Esed ile görüşmeye gittiler. Ben bu girişimi en sert
ifadelerle kınıyorum.” dedi. İktidardaki Sosyalist
Parti Genel Sekreteri Jean-Christophe Cambadelis
ise Esed'in sadece bir “diktatör” değil aynı zamanda
bir “kasap” olduğunu söyledi. Şam'a giden heyetin
liderliğini yapan Sosyalist Parti Milletvekili Gerard
Bapt'ın da disipline sevk edileceğini açıkladı. Bapt,
kendi partisinden gelen tepkiler üzerine Esed'le görüşmeye katılmadığını açıkladı. Ancak, Esed rejiminin propaganda amacıyla yayınladığı görüntülerde
Fransız milletvekilinin de Esed'le görüşen heyette
yer aldığı ortaya çıktı. Ziyaretin, Suriye'de iç savaşın başlamasının üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen
Esed'in hâlâ koltuğunu koruması ve artan IŞİD tehdidi sebebiyle Avrupa Birliği'nde Esed'i ‘tekrar muhatap alalım' tartışmalarının başladığı bir dönemde
gerçekleşmesi dikkat çekti. EMRE DEMİR PARİS
Avrupa Komisyonu Sözcüsü Maja
Kocijancic, soru
üzerine yaptığı
açıklamada, “Komisyon, Meclis'teki ciddi hadiseler
de dahil olmak
üzere paketle ilgili
ülkede ortaya çıkan gerilimlerden
endişe etmektedir.” ifadelerini
kullandı.
Tasarruf edelim de makam
arabası olmasa da olur!
1
İtalya'da hükümet, tasarruf tedbirleri doğrultusunda fazlalık olarak gördüğü
makam araçlarını internet üzerinden satışa çıkardı. İhale usulü
satılan 118 araca bugüne kadar
bir buçuk milyondan fazla kişinin teklif verdiği ve bunlardan
82'sinin satışının gerçekleştiği kaydedildi. Araçlardan 3'ü
Almanya'ya, 2'si de Fransa'ya
satıldı. HASAN FATİH TÜRK MODENA
08BALKANLAR
02-08 MART 2015 ZAMAN
AB YÜKSEK TEMSİLCİSİ MOGHERİNİ AÇIKLADI:
‘Bosna AB’ye daha yakın’
1
Avrupa Birliği Dışişleri ve
Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, bu ay içerisinde (Mart)
yapılacak AB Dışişleri Bakanları
toplantısında, Bosna Hersek'in
AB aday ülke statüsü için gereken İstikrar ve Ortaklık Anlaşması müzakerelerinin başlaması
için öneride bulunacağını söyledi. Mogherini, Bosna Hersek'teki
temasları kapsamında başkent
Saraybosna'da Arsaevi müzesinde bir basın toplantısı düzenledi.
Bosna Hersek Üçlü Devlet
Başkanlığı Konseyi tarafından
ülkenin AB'ye yönelim ve bu
yolda reformların yapılması için
ortak bildirinin imzalanması ve
bu bildirinin de parlamento tarafından kabul edildiğini anımsatan Mogherini, bu gelişmeden
dolayı Bosna Hersek için İstikrar
ve Ortaklık Anlaşması müzakerelerinin başlaması önerisinde
bulunacağını bildirdi.
Aralık ayından itibaren Bosna Hersek'te önemli gelişme-
lerin yaşandığını ve yaşanan
gelişmeleri de "tarihi" olarak
nitelendiren Mogherini, "Beraberinde getirdiği tüm risklerle
birlikte bu gerçekten tarihi bir
olay. Ancak, geçmişte yaşanan
siyasi durgunluklar bir daha
yaşanmamalı. Bosna Hersek,
Avrupa geleceğine sahiptir,
büyüme ve istihdama odaklanması kapsamında reform ve
sosyo - ekonomik süreçlerini
aksamadan yapmalıdır" açıklamasını yaptı.
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası
Yüksek Temsilcisi Federica
Mogherini, Bosna
Hersek'in AB aday
ülke statüsü için
gereken İstikrar
ve Ortaklık Anlaşması müzakerelerinin başlaması
için öneride
bulunacağını
söyledi.
Bulgaristan’da 110 yaş
üstünde 51 kişi yaşıyor
1
Bulgaristan’da sonbaharda yapılacak olan yerel seçimlerde
110 yaşın üzerinde 51 vatandaşın oy
kullanması bekleniyor. Seçim listelerin oluşturulmasında kullanılan bilgi
haznesinde yer alan sayı, oldukça yüksek görünüyor. Ulusal seçim listesinde
yer alacak bu kişiler için ölüm belgesi
getirilmedik-çe isimleri listeden silinmeyecek. Görevlilerin ayrıca kimin hala
sağ olup olmadığını kontrol etme yetkisi bulunmuyor. Yurtdışında 520 bin
Bulgaristan vatandaşının kayıtlı olduğunu belirten Pavlova, seçmen listesi
oluşturulmasında değişiklik yapılabilmesi için kanun değişikliğine gidilmesi
gerektiğini vurguladı.
Kamyonlardan otoyol
ücreti alınacak
1
Macaristan'da iktidar, anayasa yapacak çoğunluğu kaybetti
1
Macaristan'da sağcı Başbakan Viktor
Orban'ın partisi Fidesz, Veszprem şehrinde
yapılan ara seçimi kaybederek mecliste anayasayı
değiştirmek için gerekli olan üçte iki çoğunluğunu kaybetti. AB Komisyonu üyesi olarak Brüksel'e
giden Tibor Navracsics'in koltuğu için yapılan seçimi, yüzde 42 oy alan bağımsız aday Zoltan Kesz
kazandı. Facebook sayfasından destekçilerine teşekkür eden Orban, sonucun kendileri için ‘uyarı'
mahiyetinde olduğunu söyledi. Başbakan Orban,
ülkede tepki çeken anayasa değişikliklerine imza
atmış, 'illiberal demokrasi' tanımıyla Avrupa başkentlerinin tepkisini çekmişti. SEYİT ARSLAN VİYANA
Macaristan'da
sağcı Başbakan
Viktor Orban'ın
partisi Fidesz,
Veszprem şehrinde yapılan ara seçimi kaybederek
mecliste anayasayı değiştirmek için
gerekli olan üçte
iki çoğunluğunu
kaybetti.
Bulgaristan Bölgesel Kalkınma
ve Bayındırlık Bakanı Lilyana
Pavlova, otoyolların kullanımı için kilometre başı ücret alma fikri üzerinde
durulduğunu açıkladı. TOL sistem olarak belirtilen geçiş ücretinin, bütçeye
daha fazla katkı sağlaması bekleniyor.
Şu anda vinetka sisteminin, özellikle
ağır taşıt araçlarına ucuz geldiğini ifade
eden Pavlova, şimdilik bu ücretin 3,5
ton taşıma yükü olan araçlara ve sadece
otoyollarda ödeneceğini aktardı. TOL
ücretinin yolları kullanan araçları ücretlendirme adına en adil bir yöntem olduğunu savunan Bakan Pavlova, ücretin
kilometre başı 10 stotinka olabileceğini
kaydetti. Ücretin miktarı belirlenmeden önce, sistemin Batı Avrupa’da
nasıl çalıştığı iyi tetkik edilecek.
Devleti 25 milyon lira zarara uğratan
bürokrat, AKP'den aday adayı
1
TCDD'ye bağlı Türkiye Vagon Sanayii AŞ (TÜVASAŞ) genel
müdürüyken Bulgaristan'a
yapılan vagon ihracatında devleti 25 milyon lira
zarara uğrattığı tespit
edilen İbrahim Ertiryaki,
AKP'den milletvekili aday
adayı oldu. Ertiryaki, 9
yıl yürüttüğü TÜVASAŞ
genel
müdürlüğünden
2012'de ayrıldıktan sonra
ödül gibi atamayla AKP'li
Bolu Belediyesi'nde genel
koordinatör olarak görev
yapmaya başlamıştı. Kad-
rosu Ulaştırma Bakanlığı
müşavirlik biriminde olan
Ertiryaki, adaylık için bu
görevinden istifa etti. ANKARA, ZAMAN
09KÜLTÜR
02-08 MART 2015 ZAMAN
Nerantzula'nın hikâyesi
Ünlü Romen yazarı Panait Istrati'nin Nerantzula adlı romanı, Faruk
Ersöz'ün yeni ve yetkin çevirisiyle Türk okurlarına sunuldu. Nerantzu-la, insanın sandığından daha güçlü ve sanıldığından daha iyi bir varlık
olduğunu anlatan bir roman.
MEHMET TUNÇ
John Fowles, Fransız ve Anglosakson edebiyatları arasında önemli bir ayrım olduğunu ileri
sürer: “Fransız yazarlar uluslararası
bir okuyucu kitlesini, Anglosaksonlar ise ulusal bir okuyucu kitlesini
benimsemişlerdir.” Panait Istrati'nin
yaşamöyküsüne baktığım zaman belleğimde Fowles'un bu cümlesi parıldadı. Çünkü Istrati, Rumen bir anne
ve Rum bir babanın çocuğu olarak
Romanya'da doğmuş olsa da eserlerini ancak ileri yaşlarda öğrendiği Fransızca ile yazar ve Romain Roland'dan
da büyük bir destek görmüştür. Fransızca, Panait Istrati'ye Fowles'un işaret ettiği gibi uluslararası bir okur kitlesi de kazandırmıştır. Fransızcadan
yoksun kalması Israti'yi nasıl etkilerdi,
bunu bir çırpıda söylemek zor olsa da
Fowles, Fransızca ve Fransız kültürü
ile kurduğu ilişkiyi kendi açısından
sorgularken şöyle der: “Her ne kadar mükemmel olmasa da, Fransızca
okuyamasaydım, Fransız kültürünü
düzensiz bir şekilde de olsa tanımasaydım, kısmen de olsa doğasını, coğrafyasını bilmeseydim nasıl olurdum
diye düşünüyorum bazen. Bunun
yanıtını biliyorum. Şimdiki halimin
yarısı kadar olurdum; zevkte yarım,
görgüde yarım, gerçekte yarım.” Bu
da bize, Istrati'ye kabaca da olsa bakabileceğimiz bir mercek sunar.
1
BALKANLARIN GORKI'SI
Panait Istrati, birçok eseri dilimize
kazandırılmış ve Türkiyeli okurun ilgisini çekmiş büyük bir yazar. Birçok
yapıtında dönemin ruhunu incelikli
gözlemlerle kaydetmiş Mihail, Angel Dayı, Kodin gibi ölümsüz karakterler var etmiştir. Edebiyatın birçok
coğrafyada araçsallaştırıldığı, ideoloideolo
jik olanın hizmetine sunulduğu zor
zamanlarda Istrati, hikâyesi güçlü
romanları kadar bu romanlarda yer
alan kahramanlar ve karakterlerle de
okurda kalıcı izler bırakmayı başarmıştır. Helikopter Yayınları, Faruk
Ersöz'ün yeni ve yetkin çevirisiyle
Istrati'nin önemi eserlerinden olan
Nerantzula'yı okurla buluşturdu. Balkanların Gorki'si olarak ünlenmiş ve
hayatının bir döneminde komünizme
inanmış olan Istrati, kendi romancılık
anlayışını şöyle özetler: “İnsanlığın
acılarını paylaştığımız, kendi olanaklarımızla bunu dile getirdiğimiz, bencilliğimizin neden olduğu kötülüklere
karşı savaştığımız zaman, insan olmaya, sanatçı olmaya başlarız: Sanat
bizim yetersizliğimize karşı açılmış bir
savaştır.” Istrati böylece bize söz konusu romanları değerlendirebileceğimiz ipuçları verir. Çünkü onun romanlarında “âdemoğlunun” içindeki
“insanı”arayışı, temel bir çaba olarak
gözlemleriz. Sanatçı, som kötülüğe
kesmiş bir dünyada onu büyük devrimlerle değiştirecek kişi değildir ama
yaptığı çok daha sessiz, derinden,
esaslı bir müdahaleyle daha iyiye,
daha güzele yönelik bir çaba içindedir. Roman yazmaya kırklı yaşlarda
başlaması günümüz edebiyat normları açısından dezavantaj sayılabilecek
olsa da bir başka büyük romancının
şu sözünün Istrati için geçerli olduğunu söylemekte sanırım bir sakınca
yok: “Dünyayı ateşli içgüdülerinizle
yaratamazsınız; bunu ancak sakin deneyimlerinizle yapabilirsiniz. Birçok
romancının, kırk yaşına gelinceye kadar hiçbir şey üretememesinin ya da
yapıtları kırkından sonra vermesinin
esaslı nedeni budur.”
ROMANYA'DAN ISTANBUL'A
Romanın giriş bölümünde üst anlatıcı, Mısır'ın İskenderi'ye kentinin
Ramla bölgesindeki bir gazinoda
Marku adlı bir kişiyle karşılaşır. İlk
bakışta birbirlerini anlayan, tanıyan iki kişinin karşılaşmasıdır bu.
Daha sonra bütün anlatımı üstlenen
Marku'nun söyleyecekleri, hikâyeyi
de oluşturacaktır. Marku, üst anlatıcıya Nerantzula Fontidi'nin ya da
nâmı diğer Saka Kızı'nın başından
geçenleri anlatmaya başladığında
artık yaşlı sayılabilecek bir adamdır.
Hikâyeye, Nerantzula ile henüz 16
yaşındayken yaşadığı olayları anlatmakla başlar. Nerantzula, hayatın
sillesini yiyecek olmasına rağmen
yüreğinin paklığını hiçbir zaman
yitirmeyecek
kahramanlardandır.
Bütün bunlara rağmen, geçmişinden ne kadar kaçarsa kaçsın, geride
bıraktığını sandığı o kara bulutların
gölgesi her defasında onun üzerine
düşecektir. Annesinin hayatının kiri,
pası Nerantzula'yı her adımında izleyecektir. O saf, temiz yüreğin çok
çabuk kötülüğün içine düşmesi bundandır. Çünkü “büyüklerin günahları çocukların nevrozlarıdır.”
Marku'nun romanın başkahramanı Nerantzula'ya ilişkin anlattıkları çok açık değildir. Istrati,
hayatının bazı bölümlerini özellikle
okurdan sakınarak, sisli puslu bırakarak Nerantzula'yı karşımıza daha
güçlü bir kahraman olarak çıkarır,
ona yaşamının göründüğü taraflarından çok gizlediği taraflarıyla bir inandırıcılık, sahicilik kazandırır. Marku,
Epaminondas ve Aurell'in sevdiği
Nerantzula, hayatın dağdağasının
içinden geçerken bu üç kahramana
da yar olmayacaktır. Romanya'nın
Sos. Oltenitei, 219-B, Popesti
Leordeni, Ilfov, Tel: 021 361 1872
İbrail (Braila) kentinde başlayan ve
İstanbul'da biten Nerantzula'nın
hikâyesini İskenderiye'deki anlatıcıdan dinlerken Istrati, bizi farklı coğrafyalarda dolaştırır. Bazen özellikle
- Tuna Nehri gibi - bu coğrafyaların
romanın mekânı olmaktan çok birer kahraman gibi metni beslediğini
söyleyebiliriz. Istrati'nin betimlemelerini okurken zaman zaman bir
Yaşar Kemal romanı okuduğumuz
yanılsamasını da yaşarız.
Nerantzula, insanın sandığından daha güçlü ve sanıldığından
daha iyi bir varlık olduğunu anlatan
bir roman. Istrati, “Sanat yüreğimize merhem olur; hiçbir şey bu mutluluğu veremez yeryüzünde çünkü
yaşama katlanmamın gönül yüceliğinden daha iyi bir yolu yoktur.
Yazık ki bunun için dünyaya öyle
gelmek gerek…” derken Nerantzula özelinde neyi aradığını da imler.
Bazı romanlar ruha sinecek keskinliktedir; Nerantzula, etkisi kolay
kolay geçmeyen, ruhta iz bırakan
çarpıcı bir roman.
10AİLE
02-08 MART 2015 ZAMAN
Kadınlar erkeklere göre daha sağlıksız yaşıyor
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) 'Kadın ve Sağlık' raporu, dünya üzerinde birçok eşitsizliğe maruz kalan kadınların sağlık konusunda da erkeklerin gerisinde bulunduğunu gösteriyor.
1
Dünya Sağlık Örgütü'nün
(DSÖ) 'Kadın ve Sağlık' raporu, dünya üzerinde birçok eşitsizliğe
maruz kalan kadınların sağlık konusunda da erkeklerin gerisinde bulunduğunu gösteriyor. Raporla ilgili bilgi
veren Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi (SSUK) Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı,
raporun, kadınların erkeklerle aynı
sağlık sorunlarını paylaşmalarına ve
biyolojik sebeplerle daha uzun yaşıyor
görünmelerine rağmen, yaşamlarını
genel olarak erkeklere göre çok daha
kalitesiz ve sağlıksız sürdürdüklerini ortaya koyduğunu söyledi. Düşük
sosyo-ekonomik düzeydeki ülkelerde
var olan sosyal normların, kadınların
ve kız çocuklarının sosyal olarak aşağılanmasına sebep olduğunu anlatan
Dağlı, bu durumun sağlıkta eşitsizliği
ve kadına özgü sağlık sorunlarını da
beraberinde getirdiğini bildirdi.
Dünyadaki 3,3 milyar kadının sadece yüzde 15'inin yüksek gelirli ülkelerde hayatlarını sürdürdüğünün,
'8 Mart, 1
sadece
çiçek
verme
günü
değil'
geri kalanın ise orta ve düşük gelirli
ülkelerde yaşadığının belirlendiğini
belirten Dağlı, "Her üç kadından birinin düşük gelir düzeyli ülkede bulunduğunu gösteren rapor, ekonomik olarak güçlü olmayan ülkelerde
yaşayan kadınların çoğunun önlenebilir hastalıklara tutulduğunu ve
yaşamlarını kaybettiklerini ortaya
koyuyor." diye konuştu.
Amerikalı dokuma işçisi kadınların 1857’de, çalışma şartlarının
iyileştirilmesi ve eşit işe eşit ücret talepleriyle başlattıkları grevin yıldönümü
olan 8 Mart, sosyalist enternasyonal
tarafından 1910 yılında ‘emekçi kadınlar günü’ olarak ilan edildi. Birleşmiş
Milletler de bu günü 1975’te ‘Dünya
Kadınlar Günü’ kabul etti. Bu nedenle kimi yöneticiler ve başkan adayları,
sokaklara çıkıp kadınlara gül, karanfil
dağıtıyor. Kadınların cilt bakımı ve güzellik sorunları (!) gibi pek çok konu-
Rapora göre, dünyada 20-59 yaş
grubundaki kadınların en önemli ölüm sebeplerini sırasıyla AIDS,
doğumla ilgili sağlık sorunları, kalp
hastalıkları ve beyin felci oluşturuyor. Kadınların ölüm sebepleri
arasında dördüncü sırada sigaranın
gösterildiğini ifade eden Dağlı, şunları kaydetti: "Dünyada sigara içen 1
milyar kişinin yüzde 20'sini kadınlar
nun konuşulduğu paneller, konferanslar düzenleniyor. Sosyalist feministlere
göre ise 8 Mart bir kutlama değil, erkek
egemen düzenle bir hesaplaşma günü
olmalı. Oysa anne, eş ya da çalışan
olarak hayatın içinde yer alan kadınlar
yılda bir kez klasik konuşmaların yapıldığı toplantılarla gündeme geliyor.
Kadına yönelik, şiddet ve taciz ise
alabildiğine devam ediyor.
‘BIZ DEĞIŞMEZSEK, DÜNYA DEĞIŞMEZ’
Yazar Elif Şafak: Ben kadınların bir-
oluşturuyor. Sigarayı bırakan veya
sigara nedeniyle ölen müşterilerinin yerine yenilerini arayan sigara
endüstrisinin, kadınları ana hedef
olarak belirlemesiyle erkekler arasında sigara içme oranları düşüşe
geçerken kadınlarda hızla artıyor.
Dünyada en ciddi önlenebilir risk
faktörlerinden biri olan sigaranın,
kadın ölümlerinin yüzde 6'sından
sorumlu olduğunu gösteren DSÖ
raporu, sigara içmenin, kadınlarda
kronik solunum hastalıklarının yüzde
42'sine, kardiyovasküler hastalıkların
yüzde 10'una yol açtığını ortaya koyuyor. Akciğer kanseri ölümlerinin
yüzde 71'inin sigaradan kaynakladığı dünyamızda, acil önlem alınmazsa 20 yaş ve üzeri kadınlarda
2004 yılında 1,5 milyon olan ölüm
sayısının, 2030 yılında 2,5 milyona
çıkacağını gösteren rapor, bu ölümlerin yüzde 75'ine yakın kısmının
orta-düşük gelir seviyesindeki ülkelerde olacağını bildirdi." AILE-SAĞLIK
birlerine destek olmalarını, kadınların
aralarındaki dayanışma ve "kız kardeşlik" bağlarını önemsiyorum. İki yaygın yaklaşım var. Bir yandan kadınlar
ayrımcılığa uğruyor, eşit işe eşit ücret
alamıyor, kadının erkekten noksan
olduğu zannediliyor. Erkek kadının
üzerinde egemenlik kurmaya çalışıyor.
Ya da öbür uca gidiliyor; bu sefer de
kadınlara değer verdiğini göstermek
için erkekler bizlere "vazoda çiçek"
muamelesi yapıyor. İkisi de sorunlu.
Kadınlar Günü içi boş bir "gül ve çi-
Bilet almak hiç
bu kadar
kolay olmamýþtý!
Necmettin Yücel
Mobil: 0 726 682 222
e-mail:[email protected]
Dünyadaki 3,3
milyar kadının sadece yüzde 15’inin
yüksek gelirli ülkelerde hayatlarını
sürdürdüğünün,
geri kalanın ise
orta ve düşük gelirli
ülkelerde yaşadığı
belirlendi.
kolata dağıtma günü" değildir. Tarihsel olarak çıkışı çok anlamlıdır. Daha
insanca, daha eşitlikçi, barışçıl ve huzurlu bir dünyaya davet eder; sembolik
önem taşır. Ama bizler bugün ne yazık
ki içini çok boşalttık. Yapılan etkinlikleri
önemli buluyorum. Tabii ki tek başına
yeterli değil ama küçümsemeye hakkımız yok. Biz kadınlar! Biz değişmezsek
dünya değişmez. Eğer ataerkillik devam ediyorsa bu biraz da biz anneler
oğullarımızı padişah gibi yetiştirdiğimiz
için oluyor. ŞEMSINUR ÖZDEMIR İSTANBUL
N
E
C
M
E
T
Ý
N
BU SAYFA, M. FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ’NİN SOHBET VE YAZILARI ESAS ALINARAK HAZIRLANMAKTADIR
Haftanın Duası
Allah’ım! Rahmet, şefkat ve merhametine sığınarak bir kere daha
huzurunda el açıp yalvarıyoruz: Bize dünyada tastamam bir afiyet
ve ötelerde de cennetini ve rıdvanını ihsan eyle.. ne nefsimizin ne de
kullarından herhangi birisinin acımasızlığıyla bizi göz açıp kapayıncaya kadar olsun baş başa bırakma; hele bize karşı haddini aşanlara,
adavet besleyenlere, komplo kuranlara bizi hiç muhtaç etme.. o türlü
şerîr kimselerin tuzaklarından ve kötülüklerinden bizi koru!
1
Cenâb-ı Hakk’ın kabul edeceğine gönülden inanarak ve ciddî bir itminan içinde dua edilmelidir. “Olsa da olur, olmasa da olur” şeklinde dua edilmemelidir.
2
Dua ederken insan gevşek durmamalı,
özenerek dua etmeli, Rabb’imize öyle yalvarmalıyız ki, bu yalvarışlar Rabb’in rahmetini ihtizaza getirsin.
3
Allah, insanların sesini mutlaka duyar ama onlar, bazen
yanlış şeyler isterler, Allah
da o istedikleri şeyi vermeyip
haklarında daha hayırlı olanı lütfeder.
02-08 MART 2015 SAYI: 692
{{
Sözün Özü
Bu ümmet, Efendimiz’den kalan pek çok şeye karşı aynı sadakat içinde olmuştur. Ama tarihin çeşitli dilimlerinde bu sadakati zedeleyen
hâdiselerin meydana geldiği de bir gerçek. Maalesef bazı dönemler itibarıyla bu ümmet arasında da dinsizlik yaygınlaşmış, yine bazı karanlık
dönemlerde camiler terk edilmiş ve Kur’an da unutturulmuştur. İşte böyle
bir zamanda sadakat, her şeye katlanarak yok olmaya yüz tutmuş yüce
değerleri yeniden ihyâ etmeye çalışmak olmalıdır.
Dua adamı
olmak gerek
Dua, Rabb’imize karşı yapılan çok sırlı, gizli ve kudsî bir
ubûdiyettir. Evet, o, en hâlis bir kulluk tavrıdır. Dua, insanın ihlâs ve samimiyetle Rabb’isine yönelip O’ndan
bir şeyler dilemesi hâlidir. Kur’an-ı Kerim, “Kullarım
Beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim.” (Bakara, 2/186), “Bana dua edin ki size icabet edeyim.”
(Mü’min, 40/60), “Duanız olmazsa Allah indinde ne
ifade edersiniz ki!” (Furkân, 25/77) … gibi âyet-i
kerimelerle duanın ehemmiyetini dile getirmektedir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi
ve sellem) de ümmetine, dua etmeleri
mevzuunda sık sık tavsiyelerde bulunur ve kendisi de hayatı boyunca
yaptığı mübarek dualarla, ondan
hiç dûr olmaz. Hatta Peygamber
Efendimiz’in yaptığı dualara bakıldığında O’na “O, bir dua adamıdır.” demek de mümkündür.
Bu kadar tahşidatla anlatılan dua, mü’minin hayatında
çok önemli bir yere sahiptir.
Dua ile Rabb’ine ellerini kaldıran bir kul, âdeta O’na şöyle demektedir: Esbap bütün
bütün sukût edebilir. Tabiattaki hâdiselerin hiçbir tesiri
olmayabilir.. ve kimse bana el
uzatıp, dertlerime derman olmayabilir. Ben her zaman sesimi
duyan, soluklarımı işiten ve bana şah
damarından daha yakın olduğunu ihtarla
bana yakınlığını hatırlatan, sonra da duama
icabet edeceğini vaad eden ve vaad ettiği şeyleri yapmaya gücü yeten, söz verip de ne yapayım gücüm yetmedi demeyen, O Yüceler Yücesi
Zât’a ellerimi kaldırdım ve O’na dua ediyorum.”
Kul, duasıyla, görmese bile, âsârıyla gördüğü
Allah’a O’na hitap edecek kadar bir kurbet hissiyle yönelir. Biz, güneşe uzak olduğumuz gibi O’ndan da uzak
olabiliriz. Ancak O, tıpkı güneş gibi rahmetinin şualarıyla
her zaman başımızı okşamakta, her hâlimize nigehbân
bulunmakta ve Kendisine açılan elleri boş çevirmemektedir. Evet, O, kuluna kendi anne ve babasından daha şefkatlidir. Allah Resûlü bu hakikati etrafındaki sahabilerine
şöyle bir tabloyu göstererek anlatmaktadır:
Bir savaş sonrası esirler arasında çocuğunu arayan
bir kadın, çocuğunu bulmak için sağa sola koşuşturup
durmaktadır; koşturup durmakta ve kendi çocuğu diye
bazı çocukları alıp bağrına basmaktadır. Kendi çocuğu
olmadığını görünce onu da bırakıp aramasını sürdürmektedir. Arayan bulur fehvâsınca nihayet o da çocuğunu bulur, onu bağrına basar ve koklamaya durur.
İşte o esnada Allah Resûlü, sahabilerine bu tabloyu
gösterir ve “Şu anneyi görüyor musunuz? O, bağrı-
na bastığı bu çocuğunu hiç cehenneme atar mı?” der.
Ashab cevaben, “Atmaz yâ Resûlallah.” derler. Bunun
üzerine Allah Resûlü de, “Allah kullarına karşı o anneden daha merhametlidir.” (Buhari) buyurur.
RABB’İMİZE NASIL DUA EDİLİR?
“Rabb’imize nasıl dua edilir?” meselesine gelince, özetle şunları söyleyebiliriz: Dua ederken, evvelâ
Cenâb-ı Hakk’ın kabul edeceğine gönülden inanarak ve ciddî bir itminan içinde dua edilmelidir. “Olsa
da olur, olmasa da olur” veya “Falan şeyi bana verir
misin yâ Rabbi?” şeklinde dua edilmemelidir. Çünkü
Allah’ın hazinesi çok geniştir ve O’nun her şeye gücü
yeter. İsterse bir an ve bir lahzada gedayı sultan eder.
Onun için dua ederken himmetler âlî tutulmalı ve
O’ndan yüce şeyler talep edilmelidir. Meselâ, Allah’tan
cennet yerine Firdevs istenmelidir. İşte bu şekilde dua
etmeyi bize Allah Resûlü öğretmektedir.
Sâniyen, biz, istediğimiz şeyleri yerine getirir diye
Allah’ın kudret ve kuvvetini kabul ediyoruz. Yine biz,
“Cennet gibi bir âlemi hazırlamasına O’nun gücü yeter.” diyor ve O’ndan cenneti istiyoruz. Bu, sadece dua
etmek ve birine hâlimizi arz etmek değildir, bu, derin
bir arzuhâl ve bu arzuhâl içinde Cenâb-ı Hakk’ın bütün
evsâf-ı kemaliyesi ve esmâü’l-hüsnâsıyla ifade edilmesi demektir. İşte böyle bir dua, hâlis bir ubûdiyettir ve
kat’iyen reddedilmez.
Ayrıca dua ederken insan gevşek durmamalı, özenerek dua etmelidir. Hani camilerin önünde dilencilik
yapan insanlar vardır; onlar, bazen öyle içli laflar ederler, öyle gönülden isterler ki, insan mutlaka onlara bir
şey verme zaruretini hisseder. İşte bizler de kul olarak
Rabb’imize öyle yalvarmalıyız ki, bu yalvarışlar Rabb’in
rahmetini ihtizaza getirsin. Bazı insanlar, yapmış oldukları bu içli yalvarışlarla kurtulmuşlardır.
Duada böyle hâlis bir ubûdiyet ruhundan ötürüdür ki insanlar, hiçbir zaman duadan dûr olmamalıdırlar. Allah mutlaka insanların sesini duyar ama onlar, bazen yanlış şeyler isterler, Allah da o istedikleri
şeyi vermeyip haklarında daha hayırlı olanı lütfeder.
Bediüzzaman’ın ifadesiyle kul, bir erkek evlâdı ister,
Allah ona Hz. Meryem gibi onun için daha hayırlı olacak bir kız evlâdı verir. Evet, İmrân ve hanımı
Allah’tan bir erkek evlâdı istemişlerdi. Allah, onlara
Hz. Meryem’i vermişti. Hz. Meryem, beş-altı asır
insanlığın yarısına yakınını tenvir edebilecek büyük bir hakikati içinde mayalamış ve Hz. Mesih’i
dünyaya getirmişti. Hz. Mesih, aynı zamanda
Efendimiz’e giden yolları açmış ve Allah Resûlü’nün
imamlık yaptığı peygamberlik cemaati içinde, o cemaatin müezzinlik vazifesini üstlenmişti. Aynı zamanda Hz. Mesih, ahir zamanda da ruh, mânâ ve
hakikat olarak ahlâken Muhammedîlik ile omuz
omuza verecek ve din-i mübîn-i İslâm’ın şehbal
açmasında yardımcı olacaktır.
12YORUM
02-08 MART 2015 ZAMAN
VEYSEL AYHAN
A. TURAN ALKAN
Aynur Hanım veya Rahmet’e bedel olmak…
Bu da benim kartvizitim!
Her şehit, yeni bir doğuşun ve yeni doğuşların müjdesini taşır. Şehidi olmayan topraklar sahipsiz ve
kimliksizdir. Şehit, o toprakların geleceğinin garanti
belgesidir. Binlerce tohuma dâyelik yapacak bir var
oluş müjdesidir. Şehit aynı zamanda bir kurbandır.
Allah’ın rahmet tecellileri bir coğrafyaya bahar bahşedecekse buna bir bedel gerekir, kurban gerekir. Ve
kader, kurbanı ‘en kurbet’le mücehhez’ olanlardan
seçer. Kurban, şehadetle Allah’a yükselirken o saat
rahmet dalga dalga kuşatır o coğrafyayı. Ve şehadetin
zafer tâkını Kur’an ilan eder: “Müminlerden öyle yiğitler vardır ki Allah’a verdikleri sözü yerine getirip sadakatlerini ispat ettiler. Onlardan kimi adağını ödedi,
canını verdi, kimi de şehitliği gözlemektedir.” (33/23)
Bunlar, Teksas’ta amansız bir hastalıkla dar-ı
beka’ya irtihal eden bir kahramanın, Aynur Hanımefendi’nin tedai ettirdikleri. 28 Şubat mağduriyetiyle başlayan hicret yolculuğu. Birkaç ülke ve nihayet
Amerika. ‘Müslüman tatil yapmaz’ diyor. Yıllarca
cumartesi pazar dinlemeden çalışıyor. Sanki erken
gideceğini hissedip de yaşamayacağı yılları önden
kaza edercesine ulu’l azmane bir gayretle hizmete
koşuyor. Kültür merkezi temizlemekten öğrenci evlerine yemek yapmaya, öğretmenlikten yüzlerce kişilik
program düzenlemeye her işe en önde atılıyor. Sürecin Türkiye’deki ağırlığı onu taa orada dilgir ediyor.
Hocaefendi’nin ‘Türkiye için çok dua edin’ sözü hep
kulağında çınlar. Yaşananların ızdırabıyla her gece saatlerce dua eder. Belki o da önceki yıl vefat eden Ayşe
öğretmen gibi “Allah’ım okulumuza ve hizmetimize
zarar verdirme, onlara gelecek zararı bana ver” demiştir. Kendini kurban olarak sunmuştur.
Hastalığı baş gösterince aile ve yakınlarını üzmek istemiyor. Haber vermiyor. Veya ‘artık çalışma,
evde dinlen, dersleri bırak’ derler diye söylememeyi
tercih ediyor. Hastalığı ağırlaşınca bile dersleri ihmal
etmiyor. Çevresinin ‘artık dinlen’ baskısına “Kur’an
derslerini bırakmak ölmeden gömülmektir, daha ölmedim.” diyor. Tıpkı Hocaefendi’nin Yaşar Tunagür
Hoca’dan naklen anlattığı Hüsrev Hoca gibi. Hüsrev
Hoca, üniversitede okuyan kızı vefat ettiğinde bile
dersini ihmal etmemiş. Yaşlandığı yıllarda ıstırap içinde hasta yatağında yatarken bile etrafındaki birkaç
öğrencisine ders takrir ediyor. Nihayet bir gün iyice
takatten kesilince elindeki kitap kayar ve yere düşer.
İşte o zaman Hüsrev Hoca ellerini kaldırıp ‘Allah’ım
bağışla beni, bırakmak istemiyordum ama artık götüremiyorum!’ der ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya durur.
İşte Aynur Hanım da aynı mefkurenin, aynı azim ve
kararlılığın mümessili olarak son günlerini tamamlıyor. Hastalık iyice ağırlaşınca vefat ettiği güne kadar
duvara tutuna tutuna dersine gidiyor.
Vefatından sonra Amerikalı bir arkadaşının onun
için söyledikleri hazineler değerinde bir mirastır: “Aynur Abla bana İslam’la alakalı çok şey öğretti. Yolumu bulmamda yardımcı oldu. Bana nezaket ve
erdemi, nasıl bir eş, anne ve Müslüman olunması
gerektiğini gösterdi. Müslüman olduğumda benim için evinde bir şehadet kutlaması organize etti.
2013 yılında evlendiğimde kına gecesi düzenledi.
O, her zaman çok cömert ve ferasetliydi. Bu dünya
onsuz eksik olacak. Fakat aynı zamanda, onun hâlâ
yanımızda olduğuna inanıyorum. Çünkü bizi hiçbir
zaman yalnız bırakmazdı. Allah (cc) onu Kendisi’ne
yakın olanlardan eylesin.” Cenab-ı Hak, eşi ve yetim kalan çocuklarına sabr-ı cemil lutfetsin. O’nun
ve diğer aziz şehitlerimizin makamını âli eylesin.
Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e ve âli ashabına mülakatla teşrif ve tekrim buyursun.
MEHMET KAMIŞ
Güç şehveti!
28 Şubat’ı anlatan en belirgin tavır ‘ne diyorsak o’ tavrıydı. Hukuk, adalet, yasalar ne diyorsa değil onlar ne
diyorsa o! Kötü dedikleri adam kötü ilan ediliyor, kapatılsın dedikleri kurum ortadan kaldırılıyordu.
Bunların cari hukuk aleyhine bir şey yapmıyor olmalarının önemi yoktu. İstenmeyen adam andıçlanır,
iftira atılır ve suçlu hale getirilirdi. Dindarların fişlenmesi, ötekileştirilmesi, yurtlarına, yuvalarına, okullarına baskınlar düzenlenmesi, malî müfettişlerin büyük
cezalar yazması olağan bir durumdu. Yargı, medya, iş
çevreleri tek tek çağırılır, brifingler verilir ve nasıl davranmaları gerektiği dayatılırdı. Bunlar, ‘ne diyorsak o’
tavrının yansımasıydı. İnsanın güçle olan imtihanına
yenik düşmesinden kaynaklanıyordu bu tavır... Gücü
eline geçirenin nasıl davrandığıyla ilgili bir durumdu.
Tam burada iktidar sahiplerine şöyle bir soralım:
Gücü niye istiyorsunuz? Her istediğinizi anında yapabilmek için mi yoksa toplumun birliği ve dirliğini sağlayacak olan adaleti tesis etmek için mi? AK Parti, yıllar önce ülkede büyük zarar gören adaleti temin adına
ortaya çıktı. İnsanlar ötekileştirilmekten kurtulacak,
gelir adil bir şekilde dağıtılacaktı. Kimsenin canı ve
malı, aidiyetinden dolayı tehdit altında olmayacaktı.
Ancak bu partiyi dengeleyecek kurumların
zayıflamasından sonra gördüğümüz şu ki; gücün
şehvetine fena halde kapılmışlar. Bu duygunun onları yıkıp yok etmesine karşı hiçbir direnç geliştirmemişler. 28 Şubat zihniyetinin devamı olarak ele
geçirdikleri güçle ‘ne diyorsak o’ tavrını daha çirkin
bir yere taşımışlar. Bugün kendilerine muhafazakâr,
dindar diyenler; yeri geldiğinde hayatındaki bütün
ilkeleri askıya alabiliyor, yeri geldiğinde hak-hukuk
tanımayabiliyor, yeri geldiğinde rakiplerini alt ede-
bilmek için hiçbir etik değer ve inancı umursamayan makyavelist bir ruh haline bürünebiliyor.
Bunlar, tatlısu zamanlarının demokratları ve
adalet dağıtıcıları. Miting meydanlarında, salonlarda yaldızlı yaldızlı ettikleri cümlelerin pratik hayatta karşılığı yok. Konuşmalardaki değerlerin, yüzlerce yıllık medeniyet birikimini yok ederken elde
edecekleri üç-beş kuruşluk rant karşısında hiçbir
kıymet-i harbiyesi kalmamış. Güçle yaşadıkları imtihanda seve seve zir ü zeber olmuşlar.
Uygulamaları, onlardan önce gücü ele geçirenlerin yaptıklarından farksız. Onlar da fişlerdi, ötekileştirirdi, kendilerinden olmayan herkesi devlet gücüyle
ezmeye çalışırdı. Fakat onlar en azından yazılı kanunlara bunlardan daha çok riayet eder, göstere göstere
çiğnemekten korkarlardı. Daha ağırları var ama dün
Sultanahmet’te yaşanan bir olayı, bu söylediklerime
küçük bir örnek olarak verebiliriz. Vicdanıyla hareket
etmesinden dolayı Şehir Üniversitesi’ndeki görevinden uzaklaştırılan Turgay Oğur, cuma namazını Sultanahmet Camii’nde kılarken Başbakan’ın da orada
olduğunu fark ediyor. Başbakan’ın camiye silahlarla
gelmesine dikkat çeken bir tweet atıyor. Devletin azametli (!) gücünü elinde bulunduranlar, bu tweetten
rahatsız oluyor ve Turgay Oğur’un cami çıkışında gözaltına alınması talimatını veriyorlar. Onu gözaltına
aldırmaya çalışanlar da, muhtemelen eski tanıdıklarıydı. Demokrasi yolunda belki birlikte omuz omuza
mücadele verdikleriydi. Ancak şimdi onlar güç sahibiydi. Öyle ya Turgay Oğur, bunların gücü ele geçirince ileride kendilerine lazım olacak hiçbir değeri bırakmayacaklarını, onların hayatlarındaki tek kutsalın
‘iktidar’ olduğunu bilemezdi ki...
Bu bir memleket meselesi; Cumhurbaşkanı’mız Sayın Erdoğan’ı üzmeye
kimsenin hakkı yok; özellikle de Merkez Bankası’nın; lütfen yani!
Yargı, yürütme, yasama, ordu, işverenler, basın, esnaf, finans ve bir
sürü sivil toplum kuruluşunun ister istemez biat ve sadakat yemini etmesinden sonra Merkez Bankası’nın Sayın Erdoğan’a karşı sanki hakikaten bağımsız filan olabilirmiş gibi dayılanmaya ve pırlanta değerinde
para politikası tavsiyelerine karşı kulağının üstüne yatmaya kalkması,
afedersiniz ama densizliğin ta kendisidir. Sayın Cumhurbaşkanı’mız bizzat kendisinin bile bağımsız ve tarafsızlığı bıraktığı önemli bir dönemde,
böyle afedersiniz ama bağımsızlık filan şeysiler bir yerde küstahlık oluyor.
Merkez Bankası’na buradan ihtar ediyorum; hemen kendini fesh etsin,
başkanı da çekilip gitsin! Yetmez; bilumum çalışanları sulh ceza huzurunda özeleştiri vererek paralelci eğilimlerini itiraf etsinler. Ardından savcılığa
kendilerini ihbar ederek polisimizi yormadan Silivri’ye gidip yatsınlar. Bir ara
mahkemeler bakar onlara...
Bunlar önemli, kaydedin lütfen! Bugünden tezi yok, para basma yetkisi
bir Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ile TCMB’den alınarak ‘Alo Fatih medyası’na
devredilsin. Darphane tesisleri sembolik bir fiyatla, meselâ 1 YTL’ye bu güzide havuz kuruluşuna satılsın; sonra kimse kalkıp, “Gül gibi tesisi ölmüş eşek
fiyatına yandaşlara peşkeş çektiler” diye vik vik etmesin. Parada gözümüz
olsaydı, böyle mi olurduk!
Darphaneyi satın alan havuz kuruluşu, yönetmelik değişikliğine gidip
“Havuzbank” adını alsın. Gazetelerimiz her gün bir sayfaya banknot basıp okuyucuya bedava dağıtsın; insanlar da kesim yerlerinden banknotları dikkatlice keserek desteleyip alışveriş etsinler.
Para bollaşsın, refah artsın. Domates, biber ucuzlasın. Gayrimenkul
Yatırım Ortaklığı şirketleri rahat nefes alsın. Vatandaşlar Havuzbank’ın
dağıttığı banknotlarla göğüslerini gere gere ev sahibi olabilsinler. Mahzuru yok, alan bi daha alsın.
Bi fikrim daha var ve önemli: Havuz’un İngilizce yayın yapan gazetesi artık işi gücü bırakıp (zaten kimse aldırış etmiyor) bütün mesaisini dolar, Euro,
pound filan gibi değerli döviz basımına tahsis etsin ve döviz banknotlarına
reisin resmini bassınlar. Silahlı Kuvvetler’imiz de öteden beri arzu ettikleri
füze savunma sistemleri, uçak gemileri mübayaa edebilsinler. Dış ticaret açığımız kapansın, câri açığımız dengelensin. Verelim kaç kuruşsa; IMF’sini de
Dünya Bankası’nı da satın alalım, Batı ekonomisi oklava yutmuş yılana dönsün; ekmeğe muhtaç olup kapımıza gelsinler ama biz âlicenaplık gösterip
bunlara üç-beş kuruş verelim. Batağa girmiş Batı ekonomilerine akıl vermek için Saray bünyesinde yiğit bir elemanın önderliğinde bir dink-donk
kuruluşu kurulsun ki, arada bu adamdan kurtulabilelim!
Üretimi filan boşverelim; maden işletmeye, fabrika çalıştırmaya,
işçinin ağız kokusunu çekmeye paydos. Bastıralım parasını, ürünü dışardan getirtelim. Halkımız yesin, içsin, tüketsin. Artan parayla bütün
ülkelere öğrenci yurtları, Türk okulları ve özellikle iktisat fakülteleri
açalım; öğrensinler, sevaptır. Halkımız da yarın sandık başına gidince
artık tereddüt filan etmesin yani, gürül gürül bastırsın oyunu iktidarımıza; aralarında ben de dahil 400 küsür arslan yollasınlar.
Cumhurbaşkanımız da politika faizidir, faiz koridorudur, üst banttır, şudur budur filan gibi lüzumsuz şeylerle uğraşıp dehâsını ufak teferruata tahsis
etmesin. Ona büyük Türkiye’yi kurması için sulh ve sükûn içinde geçirilecek
huzurlu zamanlar ve kutlu doğum günleri armağan edelim.
Tutmayın beni, gayet iyiyim; ekonomik mucizenin formülünü tam şeyetmişken aday adaylığımı engelleyemezsiniz. Başkaaan!
Not: Turgay Oğur’a reva görülen çirkin muameleyi şiddetle protesto ediyorum; yalnız değilsin sevgili Turgay.
02-08 MART 2015 SAYI: 692
INTERNATIONAL
NEWSPAPER
S.C. Romzaman
Impex S.R.L.
Romanya Temsilcisi
Representative
in Romania
Bahadýr Van
[email protected]
Dobruca Temsilcisi
Representative
in Dobrogea
Yusuf Küçük
Abone &Reklam
0 721 294 265
[email protected]
ISSN: 1224-113X
Genel Yayýn Yönetmeni
Editor in Chief
Hayri Gül
[email protected]
Reklam Sorumlusu
Marketing Manager
Nihat Altun
[email protected]
Sayfa Tasarým
Graphic Designer
Evghin Veli
Corespondent
Haber Merkezi
Ömer Said Burgazlı
Mirela Popa
KÖSTENCE
Ebubechir Tanior
Adres: Strada Suceava, No. 2C,
Biro No.2, Kat: 2, Constanta
Tel / Faks: 0341 469 676
Mobil: 0 764 337 736
BÜKREÞ
Tel: 021 / 211 21 31 - 32
Faks: 031 / 103 21 36
E-mail: [email protected]
Adres: Vasile Lascar, No. 102, Sector, 2
TIPOGRAFIE: UNITED PRINT
Köþe yazýlarýndan yazarlarý, ilan ve reklamlardan reklam sahipleri sorumludur.
Gazetemiz abone usulü ve posta yoluyla daðýtýlmaktadýr
13
02-08 MART 2015
Haftalık Bulmaca
14 SERİ İLANLAR
02-08 MART 2015 ZAMAN
DE VANZARE
CENTURA CONSTANTEI
A4 - Iesirea Constantei
vand teren extravilan pretabil. Constructii 1983m2,
deschidere drum,
vecinatate nod rutier A2,
A4 loc. Cumpana.
Pret: 10 000 Euro.
Pentru depozit, benzinarie
& popas. Prim - propietar,
acte, english speaker.
Tel: 0 732 957 726
İŞ ARIYORUM
Oturum sorunum yok.
Kara fırında pişirici
ve hamurkar olarak
işinin ehli bir ustayım.
Bükreş’te iş arıyorum.
Sait usta.
Tel: 0 722 874 103
İŞ ARIYORUM
Oturum problemim yok.
Uzun süre Romanya'da
çeşitli sektörlerde yöneticilik yaptım. Nakliyecilik
sertifikam var. İngilizce,
Romence ve Türkçe
biliyorum. Ehliyetim var.
Seyahat problemim yok.
Birçok bilgisayar programı kullanıyorum. Köstencede yaşıyorum. Kendime uygun bir iş arıyorum.
Tel: 0 724 863 092
DEPO VE MALZEME
SİGORTASI
USTA ARANIYOR
TRAFİK SİGORTASI
VE KASKO
Köstence'de, restorantta
çalışmak üzere vize
problemi olmayan, kebap
ve döner ustası aranıyor.
İBRAHİM ERDOĞMUŞ
Tel: 0745 45 45 25 / e-mail: [email protected]
Türkiye’nin Bükreþ Büyükelçiliði
Büyükelçi: Osman Koray Ertaş
Tel: (+40-21) 206 37 00 - 04 (5 hat)
Faks: (+40-21) 206 37 37
[email protected]
Konsolosluk Þubesi:
(Vize ve Pasaport iþlemleri için)
Tel: (+40-21) 206 37 27 - 29 (3 hat)
Faks:(+40-21) 206 37 30
www.e-konsolosluk.net
Ticaret Müþavirliði
(+4021) 318 39 39
Türkiye’nin Köstence
Baþkonsolosluðu
Baþkonsolos: Ali Bozçalışkan
Tel : (+40-241) 60 79 10
Faks : (+40-241) 60 79 14
[email protected]
Türkiye’nin Cluj
Fahri Konsolosluðu
Fahri Konsolos Vita Vasile Andrei.
Adres: Str. Buna Ziua FN 400495 Cluj-Napoca
Tel : 0264 438 402
Faks: 0264 438 400
Romanya’nýn
Ankara Büyükelçiliði
Büyükelçi : Radu Onofrei
(Embassy of Romania in Ankara)
Tel : (+90 312) 466 37 06 - 427 12 43
Faks: (+90 312) 427 15 30
[email protected]
Romanya’nýn Ýstanbul
Baþkonsolosluðu
Baþkonsolos : Adriana Ciamba
Tel: (+90 212) 358 05 15 -16 -17
Faks: (+90 212) 358 05 18-19
Vize iþlemleri (+90 212) 358 05 35
Tic. Ateþeliði: (+90 212) 292.41.27
E-mail: [email protected]
Romanya’nýn Ýzmir
Baþkonsolosluðu
Baþkonsolos : Cerasela Nicolaş
Tel: (+90 232) 465 04 63
Faks: (+90 232) 465 09 38
Güney Doðu Avrupa
‘Lumina’ Üniversitesi
(Lumina University)
Tel: (+40-21) 240 30 22
Faks: (+40-21) 240 30 33
www.lumina.org [email protected]
Þos. Colentina Nr. 64B, BÜKREÞ
Lumina Eðitim Kurumlarý
Genel Müdür: Fatih Göktaþ
Tel: (+40-21) 306 95 30
Faks: (+40-21) 306 95 34
www.lumina.ro - www.lumina.org
Uluslararasý Bükreþ
Bilgisayar Lisesi (ICHB)
Tel: (+40-21) 327 54 43 - 327 65 70
Faks: (+40-21) 320 95 60
www.ichb.ro - [email protected]
Uluslararasý
Bükreþ Koleji (ISB)
Tel: (+40-21) 306 95 30
Fax: 021-306 95 34 (Primary School)
Faks: 021-306 95 50 (Secondary School)
www.isb.ro - [email protected] [email protected]
Spectrum Bükreþ
Anaokulu ve Ýlkokulu
Tel: (+40 -21) 327 55 71
Faks: (+40- 21) 327 15 41
www.scoalaspectrum.ro
Email: [email protected]
Uluslararasý Köstence
Bilgisayar Lisesi (ICHC)
Tel: (+40- 241) 693 262 - 665 083
Faks: (+40 -241) 545 627
www.ichc.ro - [email protected]
HALT Language Center
Tel: (+40 -21) 335 58 58
www.halt.ro
RODİAP
(Romanya Diyalog Platformu)
www.rodiap.ro
Tel: 0 768 257 566
0 733 713 385
APRT
(Türk-Romen Dostluk Derneği)
email: [email protected]
web: www.aprt.ro
TUNA Vakfı
Tel: (+40 -21) 335 58 58
www.tuna.ro
Türk Ýþadamlarý Derneði (TÝAD)
Baþkan: Aykut Akbulut
Tel : (+40-21) 250 67 46 -250 18 77;
Faks: (+40-21) 250 45 93 www.tiad.ro
Romanya-Türkiye
Ticaret ve Sanayi Odasý
Adresa: Str. Nerva Traian ,
Nr. 27-33 (Complex Nerva Traian)
Tel: 0 734 439 098 / 0 768 599 905
web: adress63.ro
faceebook : Adress” restaurant&terasa
EK,
ÇORBA, SULU YEM
,
TA
LA
SA
PILAV,
KARIŞIK KEBAB, I
LE
TATLI VE IÇECEK 50 LEI
25
IN
IÇ
AR
ÇOCUKL
Baþkan: Tamer Atalay
Tel: (+40 -21) 326 97 22
Faks: (+40-21) 326 36 67
e-mail:[email protected]
Dobruca Ýþadamlarý Derneði
Baþkan: Zeki Uysal
Tel: 0241.692 841 - 0241.610 636
Fax: 0241. 692 841
e mail : [email protected]
website : www.dobrucatiad.org
15
spor
YUNANISTAN’DA LIG ASKIYA
ALINDI. Yunanistan Ligi'nin iki
güçlü ekibi Panathinaikos ile
Olimpiakos arasında geçen
hafta oynanan derbi sonrası
çıkan olaylar sebebiyle
Yunanistan'da profesyonel liglere süresiz ara verildi. Spor
Bakanı Yardımcısı Stavros
Kondonis, federasyon ile
kulüp başkanlarından, önlem
olarak elektronik bilet sistemini hayata geçirmelerini ve
statlara kamera konulmasını
istedi. Yunanistan'da ligler bu
sezon ikinci kez askıya alındı.
02-08 MART 2015 ZAMAN
'Çocuklar çok yürekli oynadı'
BARBOROS BURUS - İSTANBUL
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic,
Liverpool zaferinin ardından
konuştu. Futbolcularının yüreklerini ortaya koyduğunu
belirten Hırvat hoca, kimseyi
penaltı için belirlemediğini
söyledi.
Bilic, Türkiye ve SiyahBeyazlı kulüp için harika bir
gece yaşadıklarını söyledi.
Avrupa Ligi’nde son 16’ya
kaldıklarını belirten başarılı
hoca, önceliklerinin Süper
Lig olduğunu tekrarladı. Hırvat teknik adam, “Gerçekten
harika duygular yaşıyorum.
Türkiye ve kulübümüz adına
harika bir gece. Turu geçecek bir oyun ortaya koyduk.
Şimdiye kadar yaptığımız en
iyi takım savunmasını yaptık. Özellikle 2. yarı işi bitirebilirdik. Çocuklar çok yürekli
oynadı. Liverpool, kupanın
1
favorilerindendi.” dedi.
Liverpool’un
özellikle
kontrataklarda tehlikeli olduğunun altını çizen deneyimli çalıştırıcı, penaltılar
öncesi yaşananları da şöyle
anlattı: “Uzatmalara kalmadan işi bitirebilirdik ve hak
etmiştik. Penaltıdan önce
oyuncularıma ‘Sonuç ne
olursa olsun, omuzlarınızda
baskı hissetmeyin. Siz harika
bir iş başardınız.’ dedim. Ve
şu önemli, 7 oyuncu penaltı
noktasına gitmek istedi. Ben
kimseyi penaltı için zorlamak zorunda kalmadım.”
Taraftarın
inanılmaz
desteğine teşekkür eden
Siyah-Beyazlıların teknik
patronu, “İç sahada oynadığımız, ligdeki maçlarda
neden böyle bir taraftar
gelmiyor, anlamıyorum. Bu
galibiyette taraftarın büyük
etkisi var.” dedi.
Beşiktaş'ın
rakibi Club
Brugge
1
UEFA Avrupa Ligi'nde son
16 turu kuraları İsviçre'nin
Nyon kentinde çekildi. Liverpool'u
saf dışı bırakan Beşiktaş'ın yeni rakibi, Belçika'dan Club Brugge. SiyahBeyazlılar, çeyrek finale çıkabilmek
için ilk maçını Mart'ın 12'sinde deplasmanda, rövanşı 19'unda evinde
oynayacak. Olimpiyat Stadı'nda,
19.03.2015 tarihinde yapılacak karşılaşmanın kulübün kuruluş tarihi
olan 1903'ü anımsatması ilginç bir
ayrıntı oldu.
DIĞER EŞLEŞMELER: Everton (İngiltere)Dinamo Kiev (Ukrayna), Dinipro (Ukrayna)Ajax (Hollanda), Zenit (Rusya)-Torino
(İtalya), Wolfsburg (Almanya)-İnter (İtalya), Villarreal (İspanya)-Sevilla (İspanya),
Napoli (İtalya)-Dinamo Moskova (Rusya),
Fiorentina (İtalya)-Roma (İtalya).
Karate Milli Takımı Balkan ikincisi
1
Karate Milli Takımı, 21-22 Şubat tarihlerinde Sırbistan'da
yapılan 17. Balkan Büyükler Karate
Şampiyonası'nda 5 altın, 2 gümüş, 5
bronz madalya kazanarak takım halinde Balkan ikincisi oldu. Milli takım, 15
Parma krize çare arıyor.
İtalya'nın köklü ekiplerinden
Parma, borçları yüzünden bir alt
lige düşürülürken olayın yankıları
hâlâ devam ediyor. Kulübün
efsane futbolcularından ve altyapı
antrenörü Crespo, “Tesislerde sıcak
su bile yok.” diyerek yaşanan durumu
özetledi. Parma kaptanı Lucarelli ise
“Futbolculardan önce ayda bin Euro
maaş alan çalışanların ödemelerinin
yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Omuzlarımızda sorumluluk
hissediyoruz." şeklinde konuştu.
bayan, 14 erkek sporcu ile Türkiye'yi
temsil etti. Karate Federasyonu Başkanı Esat Delihasan, iki gün süren organizasyonda milli sporcuların ülkemizi başarıyla temsil ettiğini belirterek, önemli
bir başarıya imza attıklarını söyledi.
Ronaldo 38 yaşında futbola
döndü. Barcelona, İnter, Real Madrid,
Milan gibi Avrupa devlerinde forma
giyen Brezilyalı efsane Luis Ronaldo, 38
yaşında futbola geri döndü. ABD 2. lig
ekiplerinden Fort Lauderdale Strikers ile
sözleşme imzalayan yetenekli oyuncunun
bu kararı şaşkınlıkla karşılandı. Kariyeri
boyunca sakatlıklarla mücadele
eden Ronaldo, son zamanlarda
da aldığı fazla kilolarla gündeme
gelmişti. ‘Fenomen' lakaplı isim,
FIFA tarafından üç kez dünyada yılın
futbolcusu seçildi.
02-08 MART
2015
BÜKREÞ
02 MART
03 MART
04 MART
05 MART
06 MART
07 MART
08 MART
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
05:11
06:47
12:35
15:36
18:10
19:36
05:09
06:46
12:35
15:36
18:11
19:37
05:07
06:44
12:34
15:37
18:13
19:39
05:06
06:42
12:34
15:38
18:14
19:40
05:04
06:40
12:34
15:39
18:15
19:41
05:02
06:39
12:34
15:40
18:17
19:43
05:00
06:37
12:34
15:41
18:18
19:44
T.C Diyanet İşleri Başkanlığının belirttiği vakitler esas alınmıştır
Serap değil, çöl ortasında vaha
Peru'nun Atacama
Çölü'nde bulunan ve
Huacachina adı verilen bir yerleşim yeri
var. Başkent Lima'ya
300 km uzaklıkta
bulunan bu yerde
evler, ağaçlar ve göl
bile var. 96 sakini
olan Huacachina,
görenleri şaşırtıyor.
1
Pek çok film ya da diziye
konu olmuştur şimdiye
kadar: Rüyasında çölün ortasına
düşmüş bir kişi, koşar koşar ve bir
damla su arar; fakat ne mümkün.
Peki ya suyun bile bulunamadığı çöllerin birinde hayat emaresi
olduğunu söylesek? Sözünü ettiğimiz yer; Peru'nun Atacama
Çölü'nde bulunuyor. Huacachina adı verilen yerleşim yerinin
96 sakini var. Peru'nun başkenti
Lima'ya 300 kilometre uzaklıkta
bulunan Huacachina'da evler,
ağaçlar ve göl bile var. Çölün
ortasındaki gölün doğal olarak
Fragmanını bile 1 milyon kişi izledi
1
oluştuğu öne sürülüyor. Buradaki hayatın, etrafınızdaki yerleşim
yerlerinden farkı yok. Onlar da
herkes gibi bir yandan hayatlarını sürdürürken, bir yandan da
geçim derdine düşüyor. Huacachina sakinlerinden çoğu turistlere yönelik işler yürütüyor.
Kimi otel veya çeşitli dükkânlar
işletirken, kimileri de rehberlik
hizmeti veriyor. Bu küçük yerleşim yeri 1940'lı yıllarda oldukça
meşhurmuş. Zira varlıklı Peru
vatandaşlarının buraya gelip gölde banyo yaptığı belirtiliyor. Bunun iki sebebi var. İlki olarak göl
suyunun şifalı olduğuna dair bir
inanç var. İkinci olarak ise bu
gölde zaman zaman önce İnka
medeniyetine ait bir prensesin
burada banyo yapmış olması gerekçe gösteriliyormuş. Peki Peru
Ulusal Kültür Enstitüsü tarafından dünya mirası olarak görülen bu yerde turistler nasıl vakit
geçiriyor? Etrafındaki çöl gezilebiliyor, kayıklarla rehber eşliğinde göl dolaşılabiliyor, gün
ağardığında eşsiz bir manzara seyredebiliyor. Arzu edenler, çölde kum kayağı yapabiliyor. MAGAZİN SERVİSİ
13 Mart'ta vizyona girecek ‘Selam Bahara
Yolculuk' filminin fragmanının kısa sürede 1 milyondan fazla kişi tarafından izlenmesi, başrolde oynayan
Aslıhan Güner'i sevindirdi.
Güner, "Bu kadar kısa bir
sürede böylesine bir ilgi tabii ki mutluluk verici." dedi.
Gördükleri ilgiden çok etkilendiğini belirten Güner,
"Emeklerimizin karşılığını
almak harika bir şey.” ifadelerini kullandı. Yönetmenliğini Hamdi Alkan'ın
yaptığı filmin başrollerini Aslıhan Güner, Gürol Güngör,
Merve Sevi ve Mert Yavuzcan paylaşıyor. Kırgızistan,
Kazakistan ve Türkiye'de
çekilen ‘Selam Bahara Yolculuk' filmi için stüdyoya
giren Aslıhan Güner, Yücel Arzen'in 'Söz Vermiştin'
isimli şarkısını söylemişti.
Irkçı kuş adlarına yasak. İsveç, ayrımcılık
içeren kuş isimlerini yasakladı. İsveç Ornitoloji Derneği,
son iki yılda 12 bin kuş çeşidi adının elden geçirildiğini
ve tercüme edildiği zaman onur kırıcı olan adların
değiştirildiğini bildirdi. Dernek, yaklaşık 4 bin kuş
çeşidinden negerfinke (zenci ispinoz) ve sigojnerfugl
(çingene kuşu) adlarının kaldırıldığını ve artık
kullanılmayacağını bildirdi. STOCKHOLM DHA
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
1
File Size
5 774 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content