close

Enter

Log in using OpenID

Ankara Yazıları

embedDownload
Çağdaş Türk Dili
Ankara Yazıları
Savaş Sönmez
YENİDEN BAŞLARKEN
nkara’ya ilişkin anılarımın kesiştiği “Misket” adlı anı-romanın yazarı Sevgili İnci Gürbüzatik ve
Cumhuriyet’in Gazeteci Yazarı Sevgili
Işık Kansu’nun kışkırtmaları ile 2010
sonlarında başlayıp 2013 sonlarında yayından kalkana değin Cumhuriyet Ankara ekinde, bir zamanların güzel Ankarasına özlem kokan kırkı aşkın “Düş
Yolcusu” yazısı yazdım. 70 yıldır Ankaralıyım. Yazılarımda 1940 sonlarında başlayıp 40-65 yıl
öncesinin Ankarasına ilişkin anılarımı,
gözlemlerimi, duyduklarımı, okuduklarımı, bendeki nesneler, belgeler, bilgiler,
fotoğraflar ile harmanlıyor; yetemediğim yerlerde de incelemeler, araştırmalar, görüşmeler yaparak doğruluyorum.
Her şeye karşın geleceğinden umudumu yitirmek istemediğim Ankaramın
geçmişine bildiklerimi not düşmek, yapmak istediğim. Yaşıtlarımın olduğu kadar, bizden
sonraki nesillerin de okuyup paylaşmaları dileğiyle.
Sağlık ve sevgiyle kalın.
A
KALAN ANKARA HANLARI VE
PİLAVOĞLU HANI
Geçmiş yüzyıllarda Ankara’da ticaretin nabzının bir yandan Ulus’ta “Suluhan, Tahtakale Çarşısı, Karaoğlan Çarşısı” (aşağı yüz) ekseninde, diğer yandan
da Kale’de Koyunpazarı ve özellikle Atpazarı (yukarı yüz) yöresi ile vakfiyesinden 1464-1471 yapımı olduğu anlaşılan
Mahmut Paşa Bedesteni’nde (bugünkü
Anadolu Medeniyetleri Müzesi) attığı
bilinmektedir. Eski Ankara’da hanların
çoğunluğu özellikle bu ikinci bölgede
yapılmış, ancak günümüze yenilenmiş
Pilavoğlu Hanı’nın Hanlar Sokağı (Doğu Kapısı)
Mart 2014 • Sayı 313
51
Çağdaş Türk Dili
Kırık pencereleri ve kapalı kepenkleriyle Kıbrıs Hanı
olarak da olsa, bunların pek azı ulaşabilmiştir.
ATPAZARI HANLAR BÖLGESİ
Atpazarı Meydanında bugün Rahmi
M. Koç Müzesi olarak varlığını sürdüren 1521-22’ye tarihlenen Çengel Han;
Divan Oteli’ne dönüştürülmüş 16-17.
yüzyıl yapımı Çukur Han; Pirinç Sokağında 1990’dan itibaren “el sanatları
atölyeleri, tamirci, eskici, antikacı”ların
yerleştiği, vakfiyesinden 1739’da yapıldığı anlaşılan Pirinç Han aslına uygunlukları tartışılabilecek (zamanın
korumasızlığına terk edilerek birtakım
mezbeleliklere, çöplüklere, hurdalıklara
dönüştürülmüş eski yapıların bilinçsiz
onarımlarla yepyeni binalara çevrilmelerinin ne denli bir koruma, kurtarma,
onarma olduğu) onarımlar geçirerek yenilenmiş Atpazarı hanlarındandır. Bölge
hanlarından 1512 vakfiyeli Safran (Zağfiran) Hanı, şu anda Koç Müzecilik ve
Kültür Vakfı tarafından onarılmaktadır.
Koyunpazarı Yokuşu ile Pirinç Sokağının kesiştiği köşede 19. yüzyıl sonlarında inşa edilen Bala Hanı’nın, alt katı
52
Mart 2014 • Sayı 313
Yokuş aşağı Hanlar Sokağı (Solda Yıldız ve Saray
hanlar, karşıda Yeni Han, sağda Pilavoğlu Hanı)
bölgenin dokusuyla uyuşan esnafa kiralanmışsa da Hazer Oteli olarak asıl işlevini bir ölçüde sürdürmektedir. Bölge
hanlarından, 16-17. yüzyıllarda yapılıp
birçok onarım geçirmekle birlikte özgün
yapısını ve han olarak işlevini en çok
koruyup sürdüren, Hanlar Sokağındaki
Pilavoğlu Hanı’ndan ise aşağıda ayrıca
söz edilecektir.
Bu yörede, saydıklarımızın dışında
Hanlar Sokağında Pilavoğlu Hanı’nın
karşısında, alt katında Güzel Deri ve
Konfeksiyon’un deposunu barındıran
Saray Han ve onun yokuş tarafında panjurları kapalı depolara sahip çıkan Yıldız Han ile altta kalan Kuş Sokağındaki
Fatih Çuval’a kanat geren ve aynı zamanda üst tarafta kalan Şanlı Sokağına
da cephesi bulunan ve camları kırılmış
üst katında halen “Anadolu Medeniyetleri Koruma ve Yaşatma Derneği”nin
tabelası bulunmakla birlikte kendini
yaşatmaktan aciz durumdaki Rençber
Han bulunuyor. Hanlar Sokağını dik
olarak kesen Kuş Sokağında Çelik Çay
Ocağı ile bitişiğindeki Çuvalcı’dan başka açık kepengi bulunmayan Yeni Han
Çağdaş Türk Dili
Paşa Hanı) ile halen Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin ofis odalarını barındıran 15.yüzyıl yapımı Kurşunlu Han,
halen şu ya da bu şekilde ayakta kalmış
tarihi Ankara hanlarını tamamlıyorlar.
Yeni Han’ın kapalı kapısı, geriye kalanlardan Çaycı ve
Çuvalcı
ile tamamen kapalı üç mavi kepenkten
oluşan Kıbrıs Hanı, yörenin “ahı gitmiş
vahı kalmış”, olasılıkla 17. yüzyıl hanlarını tamamlıyorlar. Zar zor varlığını
sürdüren birkaç dükkân ile kepenkleri
genellikle kapalı kimi depoları barındıran bu son beş hanın gelecekleri hiç de
iç açıcı görünmüyor.
Halen varlıklarını sürdüren bu hanlarla birlikte Mehmet Tunçer’in “Ankara
Şehri Merkez Gelişimi (14.-20. yy)” kitabında 32 tane, Rıfat Özdemir’in “XIX
Yüzyılın İlk Yarısında Ankara” kitabında 30 tane, Gönül Öney’in “Ankara’daki
Türk Devri Yapıları” kitabında 15 tane
belirledikleri eski Ankara hanlarından
bugün var olmayanların belli başlıları arasında Bakır, Pembe, Kapan, Ağa
(Ağazade), Muslu, Taş, Tuz hanları sayılabilir.
Atpazarı yöresi dışında kalan, Posta (Şehit Teğmen Kalmaz) Caddesindeki 1508-1511 arasında inşa edilen ve
geçirdiği “kitch restorasyon” sonrasında “boncukçular ve plastik çiçekçiler
çarşısı”na çevrilmiş Suluhan (Hasan
PİLAVOĞLU HANI
Pilavoğlu Hanı Atpazarı’nda, bir kapısı Koyunpazarı’na diğeri Hanlar Sokağına açılan, diğer yanları Kuş ve Can
sokakları ile kuşatılmış bir adada yer
alıyor. Hanın, Hanlar Sokağı kapısının
karşısında yukarıda sözünü ettiğimiz
işlevsiz, ıssız, kimliksiz hanlardan Yıldız ve Saray; hanın alt katındaki Özyurt
Kıraathanesi’ne bakan Kuş Sokağı tarafında ise benzer akıbetli Yeni, Kıbrıs
ve Rençber hanları bulunuyor. Kitabesi
bulunmamakla birlikte 16-17. yüzyıllara tarihlenen, ancak çeşitli tarihlerde
geçirdiği onarımlarla özgünlüğünü yitiren han, kerpiç duvarlı, ahşap hatıllı
ve kiremit çatılı bir yapı. Dehlizi andırır
giriş cephesinin iki tarafında ve ayrıca
dış kısmında dükkânlardan oluşan hanın ortasında tek avlu, avlunun çevresinde de iki katlı han odaları var. Hanın
Pilavoğlu’nun avlusu
Mart 2014 • Sayı 313
53
Çağdaş Türk Dili
uzun zamandır kapalı duran “batı kapısı” geçen yıl açılmış ve dehliz boyunca
bir “cafe” ile yanlarda birkaç dükkân
konumlanmış. Hanlar Sokağına açılan
“doğu kapısı”nı da dikkate aldığınızda
Âşık Veysel’in “İki kapılı bir handa / Gidiyorum gündüz gece”sini, benzer bir
handa oluşturduğunu düşünüyorsunuz
ister istemez.
Hanın büyük paydaşı Mehmet Koçer görüşmemizde, Ankara’da halen
“han kültürü”nü yaşatan tek yapının
Ali Paşa Hanı olarak da adlandırılan
Pilavoğlu Hanı olduğunu söylüyor.
1900’lerin başında Çubuklu Pilavoğlu
ailesinin mülkiyetinde olan hanın yönetimi, 1930’lardan itibaren önce babasının
dayısına, sonra babasına, son olarak da
kendisine geçmiş. “Han” kavramının
zamanla yok olması nedeniyle kendilerine “han ruhsatı” yerine “otel-işyeri
ruhsatı” verilmiş. Hanın 30 kadar odası
54
Mart 2014 • Sayı 313
var ve neredeyse tamamen dolu. Yörede bir başka hanı kurtarmakta(!) olan
işçileri çalıştıran şirket, 20-25 işçisini burada barındırıyor. Bir o kadar da 25-30
yıllık müşterileri var. Bunlar kale yöresinde küçük ücretlerle, küçük işlerde çalışan ve aylık sembolik ücretlerle geceleyen, han olmazsa yersiz yurtsuz kalacak
olan küçük esnaf. Han da zaten varlığını
inatla, bu kişilere kol kanat germek için
sürdürüyor.
Hepimizin bildiği üzere bir süredir
Ankara’da “kentsel dönüşüm” kılıfı altında tarihi doku insafsızca, bilinçsizce, acemice yok ediliyor. Dileğimiz, bu
“görgüsüz dönüşüm” ve “yok ediş”in
Pilavoğlu Hanı’na ulaşamaması. Herhangi bir şekilde ulaşırsa da yapının, bilimsel ve yetkin ellerde nitelikli bir onarım (restorasyon) ya da yeniden yapım
(rekonstrüksiyon) geçirerek varlığını,
doğasına uyan işlevlerle sürdürmesi.
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
7 095 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content