close

Enter

Log in using OpenID

AĞ HARİTALAMASININ ÇALIŞAN ÇOCUKLARA İLİŞKİN

embedDownload
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
AĞ HARİTALAMASININ ÇALIŞAN ÇOCUKLARA İLİŞKİN
STRATEJİK KULLANIMI 

Yazar Adı ÖZGÜR TEK
GÜNDEM ÇOCUK DERNEĞİ
İLETİŞİM BİLGİLERİ Büklüm
Sok. No: 44/4
06680 Kavaklıdere/ Ankara Tel&Faks: 0312 437 76 41 E-posta: [email protected]
Yazar Adı2 EZGİ KOMAN GÜNDEM ÇOCUK DERNEĞİ
İLETİŞİM BİLGİLERİ Büklüm Sok. No: 44/4
06680 Kavaklıdere/ Ankara Tel&Faks: 0312 437 76 41 E-posta: [email protected]





ÖZET
Bu çalışmada, ağ haritalamasının nasıl yapıldığı, hangi alanlarda kullanıldığı ve insan hakları bağlamında kullanımı
üzerinde durulmuştur. Çalışan çocuklara ilişkin iki vaka haritalanarak incelenmiş çocukların ilişkide olduğu kişiler
(odaklar), ilişkilerin niteliği, çocukların vaka bağlamında; çalışma sırasında, kaza durumunda, adli ve idari süreçte
dahil olduğu süreçler ortaya konmuştur. Kritik öneme sahip kişiler, işlemesi gereken süreçler belirlenmiş ve çocuk
işçiliği bağlamında ortaya konması gereken stratejiler sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Ağ, Haritalama, Sosyal Ağ Analizi, Çalışan Çocuk, İşçi Çocuk, Vaka İncelemesi.
ABSTRACT
In this study, network mapping, fields in which network mapping is used, use of network mapping in human right is
discussed. Two case studies on child workers were analysed and individuals (nodes) the children were in relation,
the nature of relations, procedures the children experienced in scope of cases; during work, in relation to accidents,
legal and administrative were examined. Individuals that were critically important, procedures that ought to function
and startegies in regard to child workers were determined.
Key Words: Network, Mapping, Social Network Analyisis, Child workers, Case Study.
1. GİRİŞ
Günlük yaşamımız içerisinde o kadar farkında olmasak da ağlar tarafından kuşatılmış durumdayız. Birçoğumuz bir
ağın parçasıyız ya da bir ağı kullanmakta ya da faydalanmaktayız. Kullandığımız elektrik pek çok kez bir elektrik
dağıtım ağıyla bize ulaşmaktadır. Ulaşım için kara, hava, deniz yollarından oluşan ulaşım ağını kullanırız. Gıdalar
bir üretici, dağıtım ve tüketiciden oluşan bir ekonomi ağı içinde bize ulaşmaktadır. Internetin kendisi sunucular ve
bilgisayardan oluşan bir veri ağıdır. Diğer yandan sosyal ilişkiler bağlamında, arkadaş çevresi de bir ağ olarak
nitelendirilebilir.
İki ya da daha fazla öğenin, paylaşım, değişim, iletişim yapmak için birbirlerine bağlı olduğu yapı bütününe ağ denir.
Ağ, de Moll tarafından “Birey, kurum ve belgeler arasındaki ilişkileri tanımlayan; bağlantılar, ilişkiler veya
etkileşimlerden oluşan veri birikimi” olarak tanımlanmaktadır. [1]
Bir ağın temel unsurları o ağı oluşturan kişi, aktör ve öğeler (odak) ve bunlar arasındaki ilişkilerdir. Bu farklı aktörler
ve farklı ilişkiler bağlamında farklı yapı ve nitelikte birçok ağ ortaya konabilir.
Farklı ağlara örnek vermek gerekirse;
İletim ağları: bir şeylerin aktığı, iletildiği ağlardır. Odaklar arasında bir değiş tokuş vardır. Akan şey su elektrik gibi
maddi ya da para, haber gibi gayrimaddi olabilir.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
Etkileşim Ağları: irtibat, temas üzerine kurulu ağlardır. Bağlantı genel olarak bir olaya dayanır. İrtibat sırasında
odaklar arasında bilgi, malzeme ve kaynak aktarımı olur. e-posta, hastalık gibi.
Atıf Ağları: bağlantılar bir sosyal bağ ya da referans, atıf ve tanıma üzerine kuruludur. Sosyal medyadaki arkadaş
çevresi, akademik camia gibi.
Üyelik Ağları: ilişkiler üzerine kurulu ağlar. Odaklar grup, kategori ya da belli bir alana ilişkin ilgi üzerine kurulur. Bir
derneğe, odaya üye olma.
Haritalama, var olan ağların çeşitli grafik yöntemleri kullanılarak görsel hale getirilmesidir. Ancak ağ haritalamasında
metinsel ya da konvansiyonel (tablo, şekil vb) iletişim biçimleri dışında farklı bir yaklaşım kullanılır. Ağ
haritalamasında ağ yapısı bir bütün olarak ortaya konulur. Ağın yapısını iş akış şemalarında olduğu gibi yalnızca tek
bir akış belirlemez. Odaklar arasında hiyerarşi kurumsal yapılanma şemalarında olduğu gibi etkili değildir.
Haritalamanın diğer veri toplama yöntemlerinden ayıran en önemli özelliği ilişkiler üzerine odaklanmasıdır. Bununla
tablo, şekil, iş akış şeması ya da kurumsal yapı örneklerinden farklı olarak odaklar, odakların oluşturduğu gruplar
(öbekler) ve ilişkiler yoğunluğu ya da ağırlıkları incelenerek farklı çıkarımlar yapmak hedeflenmektedir.
2. AĞAÇTAN AĞLARA
Ağ haritalaması bilinen bilgi sınıflandırma biçimlerine farklı bir bakış açısı sunmak için geliştirilmiştir. Bilgiyi
düzenlemek, basitleştirmek, birlik sağlamak amacıyla insanoğlu eski çağlardan beri kavramları kategorilendirmiş ve
çoğu kez ağaç yapısını kullanarak bunu aktarma yolunu seçmiştir. Soyağacı örnekleri, Aristoteles’in, Hegel’in
felsefesi, Diderot ve D’lambert’in Ansiklopedisi yine ağaç yapısını kullanmıştır. Canlıların sınıflandırılmasında
kullandığımız taksonomi, organzimaların sınıflandırılması ağaç yapısını kullanmaktadır. Ağaç yapısı günümüzde
bilgiyi sınıflandırma için kullanılagelen en önemli yapı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bilgi birikimi ve dağarcığımız arttıkça ve nesneler, öğelerin farklı yapı ve özellikleriyle farklı ilişkilenme biçimlerine
geçmesi sonucu ağaç yapısının eksik kaldığı, sınırlayıcı olduğu, bir merkeziyet ve hiyerarşi sunduğu ortaya
çıkmıştır. Warren Weaver “Bilim ve Karmaşıklık” adlı makalesinde bilgiye yaklaşımımız konusunda üç farklı
dönemden bahsetmektedir. Weaver’a göre 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan bir dönem Basitliğin Sorunları
olarak tanımlanmaktadır ve bu dönem içerisinde bilimsel yöntem, veri, bilgi toplama, tanımlama, sınıflandırma ve
sürekliliğin ve koralasyonun etkilerinin incelendiği bir dönemdir. Bu dönemde iki değişkenli sorunlar üzerinde
durulmuştur ve yaklaşım ve sunulan çözümlerin niceliksel ve analitik olmaktan uzak olduğu değerlendirmesini
yapmıştır. Düzensiz Karmaşıklığın Sorunları, olarak adlandırılan ikinci dönem modern bilimin ortaya çıktığı, bilimsel
yöntem açısından değişkenlerin çoğaldığı, olayların kaotik ve rastgele olmasının gözetildiği bir dönemdir. Weaver
bu dönem içerisinde sorunlara genel, kapsayıcı ve tümel yaklaşılarak, olasılık teorileri ve istatistik mekanizmaları ile
çözümler sunulduğunu belirtmektedir. Düzenli Karmaşıklığın Sorunları olarak adlandırılan son dönemde ise basitlik
ve genelleştirmeden farklı olarak tikel bir yaklaşımın geliştirildiği, bir nesne ya da olayın etkileşimi ya da etkilerinin
bulunduğu ortam ya da yerleşik yaklaşım ve ölçüm biçimlerimizden farklı olarak başka alan ve değerlendirmelere
tabi olması gerektiğini tartışır. [2] Bir örnekle açıklamak gerekirse ilk dönem; canlıların yapıları, yaşam biçimleri ve
alanlarına göre onları sınıflandırmaya gitmişken, ikinci dönem canlıların yapıları ile birbirleriyle olan bağlantıları,
habitat alanları içindeki döngüler bunların canlılara etkilerini incelemiştir. Üçüncü dönemde ise canlıların
kendilerinden yola çıkarak yaşam alanlarına etkileri diğer canlılarla etkileşimi, toplum, ekonomi gibi çok farklı
alanlarla olan etkileşim ve etkileri üzerinde durmayı getirir.
Benzer bir yaklaşım 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Modern Fransız Felsefesinde de görülmektedir. Merkezi,
kapsayıcı, hiyerarşik kurallara göre yapılanmış önceki felsefi düşünceye karşı çıkan Deleuze ve Guattari, köksap
olarak Türkçe’ye çevrilen “rhizome” kavramını sunmuşlardır. Rhizome; merkezi olmayan, hiyerarşi sunmayan,
göstergesel olmayan, merkezi bir düzenleyici ya da hafıza sisteminden bağımsız yalnızca hal ve duruma göre
tanımlanabilen sistemler olarak tanımlanabilir. Rhizomatik düşünce ayrıca genelleştirmenin ötesinde farklılıklar
üzerinde durarak kavram ve olayları “haritalama” yolunu seçer. [3]
Gerek bilimsel yaklaşım gerek felsefe de ortaya çıkan bu farklı bakış açıları bir paradigma değişimine işaret
etmektedir. Ağaç imgesinin bilgi aktarımında sınırlı kalması nedeniyle artık bilginin ağlar yoluyla incelenip,
değerlendirildiği söylenebilir.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
3. AĞ HARITALAMASININ GÜCÜ
Tarihçi Alfred Crosby modern bilimin patlayıcı gelişmesinde en önemli iki faktörden birinin görselleştirme diğerinin
ise ölçüm olduğunu ileri sürmüştür. [4] Ağ haritalaması elde olan verileri görselleştirerek aslında giderek
karmaşıklaşan ilişkiler, etkileşimler ve aktörler arasında ortaya çıkan farklı motif ve örüntüleri inceleyerek akış, grup,
aradalık, en kısa yol gibi değerlendirme yöntemleriyle farklı bir analiz yaklaşımı getirir. Yapılan ilk harita çalışması
bir sınıf içerisindeki çocukların etkileşimi üzerinedir. Buna benzer bir örnek üzerinden gidersek ilişkilerin
görselleştirilmesinin analiz ve yorumlamada alışıldık aktarım yöntemlerinden ne gibi farklılıklar sunduğunu
görebiliriz.
Bir sınıf içerisindeki çocuklara “öğretmen sınıftan birşey yapılmasını istediğinde bunu hangi arkadaşına söylersin ”
sorusunu çocuklara tek tek sorulduğunda:
Ayşe; Barış ve Deniz’e, Barış; Deniz’e, Ceyhun; Barış, Deniz ve Ezgi’ye, Deniz; Fatma’ya, Ezgi; Ceyhun, Deniz ve
Fatma’ya, Fatma; Gözde’ya, Gözde; Haluk’a, Haluk; Işıl’a, Işıl; Gözde’ye söyleyeceğini Jale; hiç kimseye
söylemeyeceğini belirtiyor.
Bu metin üzerinden kimi çıkarımlar yapmak hayli zorludur. Metni tabloya aktardığımızda ise verilerin daha düzenli
bir bilgi sunduğu görülmektedir.
Tablo 1. Sınıf içindeki çocukların etkileşimi tablosu
Ayşe
Barış
Ceyhun
Deniz
Ezgi
Fatma
Gözde
Barış ve Deniz
Deniz
Barış, Deniz ve Ezgi
Fatma
Ceyhun, Deniz ve Fatma
Gözde
Haluk
Haluk
Işıl
Jale
Işıl
Gözde
-
Tablodan, kimin kimle konuştuğunun daha açık bir şekilde görülmesinin yanında
• Ayşe’nin iki kişiyle konuştuğu
• Barış, Deniz, Fatma, Gözde, Haluk, Işıl’ın yalnızca bir kişiyle konuştuğu,
• Ceyhun ve Ezginin üç kişiyle konuştuğu
• Jale’ninse kimseyle konuşmadığı çıkarımını yapabiliriz.
Bu veriler bir haritaya aktarıldığında ise
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
.
Şekil 1. Sınıf içerisindeki çocukların etkileşimi haritası
Tablodan yaptığımız
• Ayşe iki kişiyle konuştuğu,
• Barış, Deniz, Fatma, Gözde, Haluk, Işıl’ın yalnızca bir kişiyle konuştuğu,
• Ceyhun ve Ezginin üç kişiyle konuştuğu,
• Jale’nin ise kimseyle konuşmadığı,
bilgilerinin yanında,
• Ezgi ve Ceyhun’un birbiriyle konuştuğu,
• Gözde, Haluk ve Işıl’ın birbirleriyle konuştuğu ve kapalı bir grup oluşturduğu,
• Gözde, Haluk ve Işıl grubu ile konuşan kişinin Fatma olduğu, Gözde ve Fatma’nın köprü görevi gördüğünü,
• Deniz ile dört kişinin konuştuğu,
• Kırmızı renkteki odakların kız, mavilerin erkek çocuğu olduğu (Deniz bu örnekte bir erkek çocuğu),
• Bilginin en geniş aktarımı için öğretmenin Ezgi ya da Ceyhun’a söylemesi gerektiği,
• Ayşe ve Jale’yi haberdar etmedikçe bilginin onlara aktarılmayacağı,
gibi farklı çıkarımlar çok daha kolaylıkla yapılabilir.
4. AĞ HARITALAMASININ İNSAN HAKLARI BAĞLAMINDA KULLANIMI
Aslında ağ haritalama çalışmaları 20. yüzyılın başında özellikle psikoloji ve sosyoloji alanlarında kullanılmıştır. [5]
Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle ağ haritalaması ekonomiden, biyolojiye birçok uygulama alanı bulmuş ve farklı
alanlarda farklı haritalar ortaya konmuştur. 2008 yılında Skye Bender-deMoll, Ağ Analizi ve Haritalama’nın İnsan
Hakları’nda Potansiyel Kullanımı adlı makalesi ile ağ haritalamasının alışılmışın dışında farklı bir alanda
uygulanabileceğini göstermiştir. [1]
Ağ haritalamasının insan hakları bağlamında kullanılması yöntemiyle;
• Bilgi, haber ve bakış açılarını genişletmek, değiştirmek,
• Kurumsal yapılanmaları belirleyerek sosyal bilgi hazinesini artırmak,
• Bir topluluk ya da oluşum içerisindeki dinamikleri ortaya koymak,
• Önemli odak (aktör, kişi) ve öbekleri (grupları) belirleyerek müdahalede bulunmak, karar alıcı
mekanizmaları işletmek, politikacıları yönlendirmek,
• Matematiksel ve görsel analiz yapmak,
• Topluluğun katılımını sağlamak,
• Etkili savunuculuk taktikleri geliştirmek,
gibi amaçlar hedeflenmektedir.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
Bir ağın en önemli iki unsuru odaklar ve bunlara arasındaki ilişkilerdir. Odaklar bir kişi, kurum, kavram, nesne
olabilir. İlişkiler ise bu odaklar arasındaki ilişki ve etkileşiminin biçimi ve niteliğini belirtir. Odak ve bunların arasındaki
ilişki ve bağlantıları ortaya koymak için verilere ihtiyaç vardır. Haritalama tam da verileri elde etmek, bunların
değerlendirilmesi ve görselleştirilmesi sürecidir. İnsan hakları alanında özellikle de vaka temelli yapılacak bir harita
çalışmasında verileri elde etmek için olaydan etkilenen, maruz kalan, işleyen ya da tanık olan kişilere sorular
sorulmalı, konu hakkında araştırma yapılmalıdır. Dolayısıyla 5N 1K soruları;
•
•
•
•
•
•
Ne?: ortaya çıkan olayı belirlemek
Ne zaman?: olayın ortaya çıktığı zamandaki toplumsal, hukuki durumu ortaya koymak
Nerede?: coğrafi koşullar açısından önemli bir unsurun olup olmadığı ve şiddet türünü belirlemek
Kim, kiminle, kimlerle?: olaya dahil olan kişileri, aktörleri ve bunlar arasındaki bağları ortaya koymak
Nasıl?: olayın nasıl gerçekleştiği ve ilişkilerin niteliklerini belirlemek
Neden?: olayın gerçekleşmesinin sebepleri ve aktörlerin saiklerini ortaya koymak ve nedensellik ilişkilerini
belirlemek
amacıyla veri elde etmenin başlangıcı olarak kullanılabilir. Diğer yandan anketler, röportajlar STÖ’lerinin önceden
yapmış olduğu raporlar da ilişkisel bilgi hazinesi içermesi açısından kullanılabilir. Gözlemci ve konu üzerine
araştırma yapanlara da danışılmalıdır.
Ağın haritalanması sürecinde olaydan etkilenen kişiyle ilişkiye geçen diğer aktörlerin kim olduğu örneğin annesi,
babası, öğretmeni, patronu, bakıcısı gibi aktörlerin rolleri, aktörlerin aynı gruba dahil olup olmadığı, aynı olaya
maruz kalıp kalmadığı kimlerin ağa dahil edilmesi gerektiği konuları gözetilmelidir. Diğer yandan aktörler arasındaki
ilişkiler bağlamında ilişkinin niteliği, yoğunluğu, tekrarı, hangi ilişkilerin ağa dahil edilmesi gerektiği belirlenmelidir.
Vaka analizi için veri toplama süreci kişilerin özel bilgi ve kişisel görüşlerini ifşa etmesini gerektirir. Bu bilgilerin
hassas olduğu unutulmamalıdır. Mülakat yapılan kişiler katılımcı olsa da nitelikli bilgiye ulaşmak zor olabilir.
Görüşleri ve güvenliklerini tehdit edeceği için bilgi paylaşımından, katılmaktan, imtina edebilirler ve yanlış
yönlendirici bilgi verebilirler. Ayrıca insan haklarına ilişkin birçok durumda özel ya da kurumsal kişiler bir soruşturma,
tahkikat, dava ya da çekişmeye konu olabileceği gözetilmelidir.
Haritalama süreci doğrusal olarak ilerlemez. Harita için verilerin toplanması ve bunların haritaya dökülmesinin
yanında ortaya çıkan harita tekrar gözden geçirilerek veriler tekrar değerlendirilir ve çıkan haritadaki yapılar ağın
analizine yardımcı olur. Dolayısıyla haritanın nasıl şekillendirildiği, odak yapı ve ilişkilerin nasıl sunulduğu da
önemlidir.
Harita ortaya çıktıktan sonra ağ içindeki odakların birbirleriyle olan ilişkilerini belirleyen "doğal gruplar" ya da
toplulukları belirlemek gereklidir. Buradaki mantık birbirleriyle daha çok bağlantısı olan odak öbeklerini belirlemektir.
Ağ türüne bağlı olarak, bazı odakların nispeten daha önemli (ya da "güçlü") konumları vardır. Önem tanımı
bağlamsal olarak değişebilir, örneğin bazı durumlarda çok fazla bağlantısı olan, merkezi olan, bir ağ içinde bağlantı
sağlayan, odak analiz açısından önem kazanabilir. Bazen bir ağ hakkında önemli olan şey en önemli odak değil
hangi odaklar arasında benzer ilişkilerin olduğudur. Ayrı münferit ilişkiler bir ortak yapıya aktarıldığında bunlar
arasındaki dolaylı bağlantılar görülebilir.
Diğer yandan daha iyi bir çözümleme yapabilmek için haritalamanın teknik kısmına ilişkin olarak; aktörlerin
özelliklerine göre farklı renklerle gösterilmesi, uzak aktörler arasındaki ilişkinin hangi aktörler aracılığıyla kurulduğu,
belirli bir şekilde kümelenmiş odakların aktörler ve diğer odaklarla ilişkileri, hangi aktörler arasında bağlantının
olmadığı, koptuğu, hangi aktörlerin sürecin dışında kaldığı, aynı ya da benzer haritalarda tekrarlanan aktörler,
öbekler ya da ilişkiler benzerliği, ilişkiler yoğunluğu dikkate alınmalıdır.
Fazla veri karmaşık ağlara neden olabilmekte ve bu ilişkilerin sunumunu zorlaştırmaktadır. Çok yoğun ağlar haritaya
aktarıldığında bunların okunması güçleşebilir. Farklı tekniklerin kullanılmasıyla bu sorunun üstesinden
gelinmektedir.
Bir ağ haritalaması ortaya çıktığında aktörlerin kişisel bilgilerinin açıklanmaması gerekir ve ters mühendislikle bu
bilgilere ulaşma imkanı verilmemelidir. Kimlikler gizlense bile, konu hakkında yeterli bilgisi olan biri tarafından bu
bilgiler ifşa edilebilir. Okuyucuların ağ görüntüleri ve haritalara yaklaşımı genelde eleştirel olmaktan uzaktır. Bu da
herhangi bir istatistiki bilgide olabileceği gibi onca emek verilmiş analizlerin farklı bir bakış açısıyla manipüle
edilmesine yol açabilir. Ağ ve haritalamanın farklı amaçlar için kullanılmasının önüne geçilmelidir.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
Harita yapmak, insan hakları savunuculuğunda bir amaç değil, araçtır. Çıkarımlar, net ve anlaşılır olmalı ve stratejik
anlamda savunuculuk ya da politika geliştirmek için kullanılmalıdır. Ortaya konulacak haritalarla olaydan etkilenen
kişilerin durumunu acil olarak değiştirebilme araçları geliştirilmeli, benzer olumsuz süreçlerin tekrar edilmemesi için
önlemler oluşturulmalıdır. Aksayan süreçler için çözüm önerileri geliştirilmelidir. Konuyla ilgili ve sorumlu kişilere
yardımcı olacak çözümler sunulmalıdır. Bunun için, eğitim programları hazırlanabilir, konunun tanımlanması ve
gerekli ilişkilerin kurulması için harekete geçilebilir. Dolayısıyla bu alanda çalışan STÖ’ler olarak şiddet konusunda
bir politika geliştirilmeli uygulayıcı ve karar alıcı mekanizmalara çözüm önerileri sunulmalıdır.
5. TÜRKİYE’DE İNSAN HAKLARI BAĞLAMINDA YAPILAN HARİTA ÖRNEKLERİ
Türkiye’den insan hakları bağlamında çeşitli ağlar ortaya konmuştur. Genel yapı ve kavramları içeren haritalar
yanında vaka temelli örnekler de yapılmıştır. Bu çalışmalardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:
Şekil 2. Helsinki Yurttaşlar Derneği ve İnsan Hakları Gündemi Derneği’nin birlikte yürüttüğü “Hak Mücadelesinde
Haritalama Yöntemi: Türkiye’de İşkencenin Stratejik Haritasının Çıkarılması” başlıklı proje [6]
Şekil 3. Ayrımcılık Ağları Projesi kapsamında Kadına Yönelik Şiddet Ağ çalışmasından bir vaka çalışması örneği [7]
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
Şekil 4. Mülksüzleştirme Ağları kapsamında yapılan haritalardan biri [8]
Şekil 5. Kalkınma Atölyesinin Mevsimsel Tarım İşçiliği Göçü projesi kapsamındaki göç haritası [9]
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
Şekil 6. Gündem Çocuk Derneği, Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesinde Stratejik Haritalama Uzaktan Öğrenim
Programı kapsamında bir vakanın haritaları [10]
6. ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN HARITALANDIRILMASININ SEBEPLERİ
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 1992’de Türkiye'de çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik programını
başlattığında, o dönemde çalışan çocuk sayısının 1,5 milyon olduğu belirtilmişti. ILO’nun programıyla birlikte ve
özellikle 8 yıllık zorunlu eğitimle, 2006’da çalışan çocuk sayısı yaklaşık 1 milyona düştü. Bu sözleşmenin
imzalanmasından ve yasalaşmasından bu yana 22 yıl geçti. 22 yıl boyunca milyon dolarlar harcanarak çocuk
işçiliğinin önlenmesi için pek çok bakanlık tarafından projeler gerçekleştirildi. Ancak konu hiçbir zaman etkili
çözümleri sağlayacak gerçek sebepler üzerinden, yani var olan ekonomik sistem ile ekonomik ve sosyal haklar
üzerinden tartışılmadı, ele alınmadı dolayısıyla işe yaramadı. Buna ilişkin bazı rakamlar: Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in Haziran ayı içerisinde yanıtladığı soru önergesine göre Türkiye’de 958 bin çocuk
ücretli bir işte çalışıyor. DİSK-AR'ın 2014 yılında hazırladığı rapora göre ise; istihdam içinde değerlendirilmeyen ev
işlerinde çalışan çocukların sayısı 2006 yılında 6 milyon 540 bin iken 2012 yılı için ise bu rakam yaklaşık 1 milyon
kişi artarak 7 milyon 503 bin oldu. Okula devam ederken çalışan çocukların sayısı da 2006-2012 yılları arasında
%64 oranında artarak, 272 binden 445 bine yükseldi. Gündem Çocuk Derneği Yaşam Hakkı 2013 Raporu'na göre
2013 yılında en az 71 çocuk işçi iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti.
Son on yıla baktığımızda çocuk işçiliği konusunda Türkiye'deki başarısızlığın sebebi sadece eksik ve yanlış
yapılanlar değil, piyasaya ucuz iş gücü sunmayı hedefleyen ve çocuk işçiliğinin önünü açan bazı uygulamalar ve
düzenlemeler. 4+4+4 eğitim sistemi, ardından sanayi bölgelerinde açılan meslek liseleri, sonra da yönetmelikte
yapılan değişiklikle çocukların ağır işlerde çalıştırılmasının mümkün olabilmesi.
Çocuk işçiliği; çocuğun insan hakları alanında oldukça karmaşık ve çok boyutlu bir sorun. Çocuk işçiliğinin ortadan
kaldırılması için çabalarken bu büyük sistemi tüm aktörleriyle ve ilişki biçimleriyle anlamak ve etkili stratejiler
geliştirmek çok önemli. Haritalama yöntemi böyle bir olanağı bize sunabiliyor. Karmaşık ve çok boyutlu olan “çocuk
işçiliği ” meselesini ortadan kaldırılması için tüm boyutlarıyla ve aktörleriyle görebileceğimiz bir resmi oluşturmamızı
sağlıyor, bu konuda mücadele edenler için cesaretlendirici olabiliyor. Cesaretlendirici oluyor çünkü Eco’nun dediği
gibi aslında “sistemin tek kalbi yok” ve bu yöntem çocuk işçiliğiyle ilgili mücadele ederken tek bir yere
odaklanmaktansa görünmeyen ama etkili olabilecek yerleri gösterebiliyor.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
Bu bildiride biri 2013 yılında yaşanmış ve medya aracılığı ile kamuya da mal olmuş 13 yaşında Adana'da press
makinesine sıkışan Ahmet Yıldız’ın yaşamını kaybetmesine sebep olan diğer ise 2014 yılında yaşanmış ve 17
yaşındaki bir çocuğun uzuv kaybına yol açan iki iş kazası ele alınmaktadır. Vakaların stratejik haritalandırılması iş
kazalarının olma sebeplerini, öncesindeki ve sonrasındaki süreci tüm aktörleriyle ortaya koyabileceğimiz bir resmi
sunmayı hedefliyor.
7. VAKA ÖRNEKLERİ
7.1. Vaka 1
Urfa’dan Adana'ya göç eden kalabalık bir ailenin (aşiretin) çocuğu olan 2000 doğumlu Ahmet Yıldız (Çocuk),
babasının iflası üzerine yaşadığı semtin yakınındaki Mobilyacılar Sitesinde -ruhsatsız olarak çalışan plastik
kaplama atölyesinde -ailesinin verdiği bilgiye göre- kendi isteğiyle çalışmaya başlamıştır. Ahmet çalışırken aynı
zamanda sabahları da okuluna devam etmiştir.
Yaşıtı olan diğer çocuk işçi ile işyerinde ilk olarak paketleme işi yapan Ahmet, daha sonra iş yeri sahibi tarafından
plastik enjeksiyon yapılan press makinesinde çalıştırılmıştır. Press makinesinin bir özelliği bulunmaktadır: Üzerinde
bulunan sensor ile insan uzvunu gördüğünde çalışan kişinin güvenliği için durmaktadır. Bu da zaman zaman
üretimin yavaşlamasına yol açmaktadır. Ahmet'in çalıştığı iş yerindeki press makinesinin sensoru işyeri sahibi
tarafından bozularak devre dışı bırakılmıştır. Böylece üretim daha hızlı olması hedeflenmiştir.
Ahmet de sensoru bozulan o makinede presleme yaparken makineye başının sıkışması üzerine yaşamını
kaybetmiştir. Olayın hemen ardından yakındaki hastaneye götürüldüğünde işyeri sahibi tarafından Ahmet'in trafik
kazası geçirdiği belirtilmiştir. Ancak doktorun olaydan şüphelenmesi ve olayı hastane polisine bildirmesi üzerine
olayın bir iş kazası olduğu ortaya çıkmıştır.
Olayın ortaya çıkmasının ardından iş yeri sahibi hastaneden işyerine giderek diğer çalışanlarla birlikte Ahmet'in
yaşamını kaybettiği makinedeki ve makinenin bulunduğu mekandaki kan izlerini temizlemiştir. İş yeri sahibi savcının
talebiyle tutuklanmıştır.
Ahmet'in ölümü yerelde çalışan bir muhabir aracılığıyla basına yansımıştır. Basına yansımanın ardından Gündem
Çocuk Derneği (STK) olayla ilgili aileye ulaşmayı denemiştir. Adana'da çalışan bir sosyal hizmet uzmanı aracılığıyla
ailenin telefon bilgilerine ulaşmış ve babayla telefonda görüşme yapmıştır. Yapılan görüşmenin ardından, olaydan
bir kaç gün sonra, aileyi ziyaret etmeye gitmiştir. Ziyaret öncesinde Adana'da insan hakları alanında çalışan bir
avukat ile görüşmüş, davayı takip etmesi ve yürütmesi üzerine anlaşmıştır. Avukat ve STK yetkilileri aileyi ziyaret
ettiği sırada baba, amca ve abilerle görüşmüştür. Büyük amca (aşiretin başı) işyeri sahibinin kapılarına gelip özür
dileseydi, davadan vaz geçeceğini ancak o güne değin böyle bir şey olmadığı için dava açtıklarını söylemiştir. Baba,
küçük amcalar ve abiler ise Büyük Amcaya karşı çıkarak başka çocukların da başına aynı durumun gelmemesi için
sonuna kadar davacı olmaları gerektiğini belirtmişlerdir. Türkçe bilmeyen Ahmet'in annesi, kız kardeşleri ve diğer
kadın akrabaları ise ziyaretçilerle kısa şekilde görüştürülmüş, konuşmalara katılmamıştır. Konuşmalar sırasında
öğretmenlerinin de Ahmet'in cenazesine geldiği, çok üzgün oldukları, Ahmet'in öldüğü gün okulda çok yorgun ve
dikkati dağınık göründüğünü söyledikleri belirtilmiştir.
Ziyaret sonunda, bir avukatla daha görüştüklerini belirten aile, Derneğin hukuki desteğini memnuniyetle kabul
etmiştir. İlk duruşmada iş yeri sahibinin tutukluluğunun devamına ve bilir kişi raporunun oluşturulmasına karar
verilmiştir.
İkinci duruşma öncesinde olayı izleyen STK; Adana'daki yerel avukatla birlikte; Ahmet'in babası ve diğer avukatla
görüşmeler yapmış, basın aracılığıyla davaya ilişkin kamuoyu yaratmaya çalışmıştır.
İkinci duruşmanın bir gün öncesinde aileyle birlikte duruşmaya katılım planı yapılmasına karşın duruşma günü
Adana'ya giden STK'nın avukatı ve yetkilisi; ailenin diğer avukatıyla yaptığı telefon görüşmesinde ailenin davadan
vazgeçtiğini öğrenmiştir. Davadan vazgeçme gerekçesi Avukat tarafından maddi ve manevi tüm zararlarının iş yeri
sahibi tarafından giderilmesi olarak belirtilmiştir. Bunun üzerine yine de duruşmaya giden STK avukatı ve yetkilisi,
duruşmada müdahillik taleplerini belirtmişlerdir. Ancak Mahkeme Heyeti “bu tür müdahillikleri Yargıtay bozuyor”
diyerek bu talebi reddetmiştir.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
Benzer bir müdahillik talebi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) ve bir yurttaş tarafından da yapılmış,
yurttaşın
talebi
reddedilirken
ASPB'nin
talebi
ise
kabul
edilmiştir.
İkinci duruşma sırasında baba maddi ve manevi tüm zararlarının iş yeri sahibi tarafından giderildiğini yinelemiş ve
şikayetini geri çektiğini belirtmiştir.
İş yeri sahibi de kickboks alanında milli sporcu olduğunu bu nedenle antrenman yapması gerektiğini söyleyerek
tahliyesini talep etmiştir ancak Mahkeme heyeti iş yeri sahibinin bu talebini reddetmiştir.
İş yeri sahibi ayrıca çocuğunu çalıştırmak üzere ailenin kendisine başvurduğunu ve aileye destek olmak için Ahmet'i
işe aldığını eklemiştir. Bu ifadeyi baba da kabul etmiştir. ASPB babayla ilgili herhangi bir işlem (velayeti kötüye
kullanmak üzerinden) başlatmamıştır.
Davada sunulan bilir kişi raporundan ve kanıtlardan; işçi sağlığı ve iş güvenliğini kontrol edecek mekanizmaları
kurmaması, uygun koruyucular ve koruma donatımı ile donatmaması, işyerinde iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda
eğitim almış kişileri çalıştırması, işe uygunluğu konusunda işe alınan kişilerden sağlık raporu alınarak denetleme
yapılması gerekirken kazaya sebep olan makine dahil olmak üzere işyerinde gerekli koruma tedbirlerini almayıp iş
güvenliğini sağlamadığı anlaşılmıştır.
3. duruşmaya Derneği temsilen bir avukatla birlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın avukatı da katılmıştır.
Mahkeme Heyeti davayı; iş yeri sahibinin tahliye edilerek adli para cezasına çevirerek karara bağlamıştır. ASPB ve
işyeri sahibi avukatı da kararı temyiz etmiştir.
7.2. Vaka 1’in Haritası
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
Şekil 7. Vaka 1 Harita (tüm ilişkiler)
Şekil 8. Vaka 1 Harita (karşılıklı yönlendirilmiş)
7.3. Vaka 1 ‘in Çözümlenmesi
Vaka üzerinde dikkat çekilecek bazı noktalar şöyledir:
1- Olay kaçak işyerinde kaçak olarak yasal olmayan bir yaştaki bir çocuğun çalıştırılmasıdır. Türkiye'de 13 yaşındaki
çocukların çalışması yasaktır.
2- Her ne kadar Ahmet iş yerine paketleme yapmak üzere girmişse de daha sonra kendisi için çok daha tehlikeli bir
işle görevlendirilmiştir.
3- Makinenin sensörünün bozulma nedeni işçinin sağlığı ve güvenliği tamamen göz ardı edilerek üretimin
yavaşlamasının engellenmesidir. Bu tür uygulamalar iş yerlerinde sıklıkla görülmektedir.
4- Ahmet makine sıkıştıktan sonra hastaneye götürülmüş ancak bu olayın iş yerinde meydana geldiği gizlenmiştir.
Bu tür olayların sık olduğu da yine bilinmektedir.
5- Ahmet'in iş kazası geçirdiği hastanedeki doktor sayesinde açığa çıkmıştır. Doktor olaydan şüphelenmeseydi
Ahmet'in ölüm sebebi trafik kazası olarak kayda geçecek ve olay kapanacaktı. Doktor burada kilit aktörlerden biridir.
6- Bir diğer kilit aktör de yerel muhabirdir. Yerel muhabir aracılığıyla olay medyaya yansımış ve davanın STK ve
sonrasında ASPB tarafından izlenmesini sağlamıştır.
7- Ahmet çalıştığı sırada okula devam etmektedir. Ancak çalışıyor oluşu okul yönetimi ve öğretmenler tarafından ya
gözden kaçırılmış ya da göz ardı edilmiştir. Öğretmenler ve okul yönetimi de kilit aktörlerdir. Ahmet'le ilgili olarak
görevlerini ve yasal olmayan bir şekilde çalıştığına ilişkin bildirim yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için Ahmet'in
kaçak iş yerinde kaçak olarak çalışması devam etmiştir.
8- Ahmet'in çalıştığı iş yerinin kaçak olarak çalıştığı bilindiği halde, bu işyeri de aylarca kaçak olarak çalışabilmiş ve
herhangi bir denetlemeden geçmemiştir. .
9- Ahmet'in yaşadığı bölgede çocuk işçiliği son derece yaygındır. Aynı zamanda bir uyuşturucu ticaretinin de
gerçekleştiği bir bölge olduğu bilinmektedir. Çocukların çalışması aileler tarafından uyuşturucu ticaretine
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
bulaşmalarındansa tercih edilmektedir. Bu durum çocukların korunmasından sorumlu Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı tarafından göz ardı edilmiş ve bu bölgeye ilişkin önleyici ve koruyucu bir çalışma yapılmamıştır.
10- Ailenin bir aşiret olması sebebiyle ailede hiyerarşik bir yapı söz konusudur. Büyük amcanın tavrı babanın iş yeri
sahibiyle anlaşmasına sebep olmuştur .Bu da cezasızlığın önünü açmıştır. Bu nedenle Büyük Amca da kilit
aktörlerden birisidir.
11- STK'nın müdahilliği kabul edilseydi dava aile vazgeçse dahi bu şekilde sonuçlanmayabilecekti. Ancak
Yargıtay’ın STK müdahilliğine ilişkin tutumu yerel mahkemelere de zorunlu olarak yansımaktadır. Bu tür davaların
takibi ve böylece cezasızlığın önlenmesi için STK’ların müdahilliği önem taşımaktadır.
12- Babanın iş yeri sahibi ile anlaşmasından sonra ifade değiştirerek çocuğu kendisi tarafından iş yerine
götürüldüğünü belirtmesi; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın avukatı tarafından göz ardı edilmiş ve baba
hakkında velayeti kötüye kullanmaktan dava açılabilecekken yapılmamıştır.
13- İş yeri sahibi “milli sporcu” olduğunu belirterek tahliyesini talep etmiştir. Bu durum; milli sporculuğun, milli
değerlerin bir çocuğun ölümüne sebep verilmiş olunsa bile çok daha öncelikli olduğu algısını göstermektedir.
14- Çocuk göç, yoksulluk gibi nedenlerden dolayı Ahmet "çalışmak zorunda kalmış bir çocuk"tur.
7.4. Vaka 2
10.06.1996 doğumlu Çocuk, Sanayi Sitesi'nde bulunan iş yerinde metal kesme testeresine elini kaptırarak iş kazası
geçirmiştir. İş kazasının ardından özel bir hastaneye götürülmüş ve ameliyata alınmıştır. Sağ elinin serçe parmağı
kopmuş, yüzük parmağı da sinirlerine kadar zarar görmüştür. Kopan parmak dikilmiş fakat yüzük parmağındaki
sinirler parçalandığı için his kaybı ve hareket yeteneği kaybolmuştur.
Doktor çocuğun on sekiz yaşından küçük olduğu ve iş kazası raporu isteyip istemediğini babasının iş verenle
yapacağı görüşme sonrası hazırlayabileceğini söylemiştir. İşverenler ertesi gün babaya iki hafta vadeli 15 bin TL'lik
çek teklif edilmiş, fakat babayla yapılan uzun görüşmeler sonucu baba aldığı çeki işverenlere geri vermiş ve iş
kazası raporu tutulmasını istemiştir. İşveren geçerli hastane masrafını ödeyeceğini ve sonrasındaki tedavi
masraflarını da üstleneceğini söylemesine rağmen hastane ile yaptığı masraf sözleşmesinin tutarını hala
yatırmamıştır.
O sırada 17 yaşında bir genç daha iş kazası ile aynı hastaneye getirilmiş, ailesi ya da yanındaki yetişkinler iş kazası
olmadığını, uğraşmak istemediklerini söyleyerek normal giriş ve işlem yaptırmıştır.
Hastanedeki tedavi sürecinin ardından bir kaç gün içinde bölge çalışma müdürlüğüne suç duyurusu için gidildiğinde
oradaki görevliler konun takibinin ailece yapılması gerektiğini, hastanenin tuttuğu raporu polise vereceğini, polisin
de savcılığa suç duyurusunda bulunacağını söyleyerek verilmek istenen dilekçeyi ve suç duyurusunu almamakta
ısrar etmiştir. Sonrasında ise iş yeri ile ilgili özel bilgiler aileden istenmiştir. İş kazasının ardından Çalışma Bölge
Müdürlüğüne gidildikten sonra işyerinin sicil numarasının istenmesinin ardından sanayiye gidildiğinde kapıdaki
görevlide bulunan işyerleri listesinde bahsi geçen işyerinin olmadığını görülmüştür. İş kazası geçirdiği iş yerine
yakın zamanda gidildiğinde ise yerine matbaa açıldığı görüldü.
Dava süreci için de avukat tedbir kararı uygulatmak için 3 bin lira yatırılmıştır.
Savcı işverenleri ifadeye çağırmış, evden alma kararı çıkmış fakat işyeri sahibinin ikamet adreslerini ve işyerini terk
ettiği ortaya çıkmıştır.
İş kazası üzerinden bir milletvekili bir soru önergesi vermiş ve genel bilgiler içeren bir cevap verilmiştir.
İki işçi şahit olmuş, Çocuk dışında işyerinde bir çocuk ve üç Suriye vatandaşı da kayıt dışı çalıştığı belirtilmiştir.
Metal kesme testeresinin düzeneğinin değiştirildiği ve metal eldivenin olmadığı söylenmiştir. Kazanın ertesinde üç
gün boyunca üretime ara verilmiş ve makinalar bakıma alınarak teftişe hazır hale getirildiği iddia edilmiştir.
Çocuk şu anda sigortalı olarak bir tekstil işyerinde çalışıyor. 12 saat çalışıyor ve asgari ücret alıyor. Mesaileri
görünmüyor.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
7.5. Vaka 2’nin Haritası
Şekil 9. Vaka 1 Harita (tüm ilişkiler)
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
Şekil 10. Vaka 1 Harita (karşılıklı yönlendirilmiş)
7.6. Vaka 2’nin Çözümlenmesi
Vakaya ilişkin bazı dikkat çekici noktalar şöyledir:
1- Çocuk her ne kadar yasal olarak çalışabilir yaştaysa da çalıştığı alan yasal olarak da çocukların
çalıştırılamayacağı ağır iş koluna girmektedir.
2- En basitinden daha karmaşık olana kadar herhangi bir işçisi sağlığı ve güvenliği prosedürüne uyulmadığı bilir kişi
raporunda da kanıtlanmıştır. Bu durumu ortaya çıkaracak herhangi bir denetleme Çalışma Bakanlığı tarafından
yapılmamıştır. Yapıldıysa da bu durum iş müfettişleri tarafından göz ardı edilmiştir.
3- Çocuk iş kazası geçirdiği sırada işyerinde ikinci kez çalışmaya başlamıştır. Bunun sebebi alamadığı parasını bu
şekilde alabileceğini düşünmesidir. Çocuk hem kaçak çalıştırılmış hem de parasını/ücretini alamamıştır. Bu durum
özellikle kaçak işçi çalıştıran bu tür iş yerlerinde genel bir tutum olarak sık görülmektedir.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
4- Çocuk iş kazası geçirdikten sonra hastaneye götürülmüş ve iş kazası olduğu doktora belirtilmiştir. Ancak doktor
çocuğun durumunu iş kazası olarak rapor etmeden önce babaya danışmıştır. Neyse ki baba durumu bu şekilde
rapor edebileceğini söylemiş ve durum iş kazası olarak kayda geçmiştir. Halbuki doktorun burada yapması gereken
babaya danışmadan durumu rapor etmek ve hastane polisine bildirerek adli sürecin başlamasını sağlamaktır. Baba
ve doktor burada kilit aktör rolündedir.
5- Anlaşılıyor ki; iş yeri sahibi kendi sorumluluğunu bilmektedir. Çünkü iş yeri sahibi kazanın adli sürece intikal
etmemesi için aileye para teklif etmiştir. Bu tür olaylarda sıklıkla görülen bu durumda para teklifi çocuğunu
çalıştırmak zorunda kalan ve aslında bu sebepten dolayı yasal olarak da suçlu olan aileler tarafından kabul
edilmektedir. Bu da bu tür olayların kayda geçmemesine ve cezasız kalmasına yol açmaktadır. Ancak bu vakada
çocuğun ailesinin ekonomik durumunun kötü olmasına karşın 15 bin TL'lik çek kabul edilememiştir.
6- Olay şu anda adli sürece intikal etmiştir. Burada baba kadar bir diğer kilit aktörde olayla ilgilenen sivil örgüt
temsilcisidir. Temsilci aileye tüm süreç boyunca destek olarak onları güçlendirmiş ve bir iş kazasıyla ilgili sürecin
olması gerektiği gibi işlemesine yol açabilmiştir.
7- İş kazasıyla ilgili suç duyurusunda bulunmak üzere baba, çocuk ve sivil örgüt temsilcisi İl Çalışma Müdürlüğü’ne
gittiğinde durum bir iş kazası ihbarı olmasına karşın ilgili memurlar tarafından prosedürel olarak çıkartılan zorlukla
karşılaşmışlardır. Bu durum Çalışma Bakanlığının iş kazalarına karşı sıfır tolerans politikası işletmediğini, kazaların
cezasız kalmaması ve önlenmesi konusundan yetersiz algısı olduğunu düşündürtmüştür.
8- Davanın ilerlemesi için çocuğun ve ailesinin tedbir kararı aldırmak için 3000 TL yatırmaları gerekmiştir. Bu zaten
ekonomik olarak zor durumda olan aileyi adli süreçte çok zorlamıştır. Bu durum yine iş kazalarının cezasız
kalmaması için herhangi bir yasal ya da idari önlemlerin ve kolaylıkların gerçekleştirilmediğini göstermektedir.
9- İş kazasının ardından ancak iş yeri kapandıktan sonra çocukla birlikte çalışan iki işçi tanıklık yapabilmiştir. Bu tür
durumlarda tanıklıkları çok önemli olan diğer işçiler, işlerini kaybetme korkusundan kaynaklı tanıklık
etmemektedirler. Bu durum da yine iş kazalarının cezasız kalmasına yol açmaktadır.
10- Kilit aktör olan sivil örgüt temsilcisi bağlantısıyla olay meclise intikal etmiştir.
11- Olayda çocuğun kaza geçirdiği metal kesme testeresinin düzeneğinin değiştirilmiştir. Bu da yine bu tür
vakalarda sık karşılaşılan bir durumdur.
12- Ekonomik olarak çalışmak zorunda kaldığı için kaza geçiren çocuk olaydan sonra - ki meclise de intikal etmiştiASPB tarafından çocuğa ve aileye yönelik herhangi bir destekleyici sürece gerçekleşmemiştir ve çocuk yine
çalışmak zorunda kalmıştır.
13- Çocuk göç, yoksulluk gibi nedenlerden dolayı çocuk "çalışmak zorunda kalmış bir çocuk"tur.
SONUÇ
1- Ölümle sonuçlansın ya da sonuçlanmasın bir çocuğun iş kazasına maruz kalmasının en önemli ve temel sebebi
çocukların çalışmak zorunda olmalarıdır. Bunun da sebebi; gerek çocuğun insan hakları belgeleri gerekse sosyal
devlet temeline göre devletin çocukları koruyacak önlemleri alma yükümlülüğünü yerine getirmiyor oluşudur.
2- Devlet çocukların kaçak çalıştırılmasına ilişkin önleyici tedbirler konusunda yetersizdir. Gerek işyeri denetlemeleri
gerekse ailelere uygulanacak çeşitli tedbirler konusunda eksik kalmaktadır.
3- Çocukların yasa dışı zorla çalıştırılması yani ekonomik sömürüsü bir suç olmasına karşın bu suça ilişkin bildirim
yükümlülüğü öğretmen, doktor gibi ne kamu personeli ne de çocuğun etrafındaki diğer yetişkinler tarafından yerine
getirilmemektedir. Bildirim yükümlüğünün yerine getirilmesi ve sürecin kolaylaştırılması için acil olarak etkin
mekanizmalar geliştirilmedir.
4- İş kazalarının cezasız kalması yeniden yaşanmasının temel sebeplerinden biridir. Bu nedenle bu
kazaların/cinayetlerin cezasız kalmaması için sağlık kuruluşları yönetici ve çalışanları, çalışma bakanlığının ilgili
personelleri, hakim, savcı ve avukatlar çok daha etkili bir şekilde bilgilendirilmeli, bu yönde verilecek çabalara dair
tüm kamu personelinde bir motivasyon yaratılmalıdır.
5- İş kazalarında tanıklık yapabilecek diğer işçiler için tanıklık yapmaları durumunda işyerinden atılma ya da baskı
görme gibi durumlara karşı özel koruyucu tedbirler oluşturulmalıdır.
6- İş kazalarının ve cinayetlerinin görünürlüğü açısından medyanın olumlu rolü güçlendirilmeli ve işbirlikleri
yaratılmalıdır.
7- İş kazalarının açığa çıkmasında ya da cezasızlığıyla mücadelede örgütlü yapıların bu olayları izlemesi ve bizzat
müdahil olması önemlidir. Bu nedenle çeşitli sivil örgütlerin bu yöndeki çalışmaları dayanışma ile desteklenmelidir.
8- Örgütlülüğün etkisi göz önünde bulundurulduğunda çalışmak zorunda kalan çocukların kendi örgütlenmelerinin
yolları ve olanakları yaratılmalıdır.
9- Yasal olarak çalışması mümkün olan çocuklara yönelik işçi sağlığı ve güvenliği konusundan onları güçlendirecek,
talep edebilmelerini sağlayacak onlara özel ve uygun bilgilendirici çalışmalar yapılmalı, materyaller oluşturulmalıdır.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
10- Yasal olarak çalışabilen çocukların çalıştıkları sektörlere göre; çocuklara özel olarak hazırlanmış bir “çocuk işçi
sağlığı ve güvenliği” standartları geliştirilmeli ve bu konuda işverenlere daha ağır yükümlüklerin getirilmesi için çaba
gösterilmelidir.
11- Çocuk işçiliğinin önlenmesi çalışmalarında yetişkinlerin sosyal hakları temel alınmalıdır.




KAYNAKLAR
[1] Bender-deMoll, S., “Potential Human Rights Uses of Network Analysis and Mapping: A report to the Science
and Human Rights Program of the American Association for the Advancement of Science”, 2008
http://skyeome.net/wordpress/wp-content/uploads/2008/05/Net_Mapping_Report.pdf, Erişim tarihi 15.10.2014.
[2] Weaver, W. “Science and complexity,” American Scientist, 1948.
[3] Deleuze, G. & Guattari, F. “A Thousand Plateaus”, University of Minnesota Press, 1987.
[4] Freeman, L.C., “Visualizing Social Networks” Journal of Social Structure 1 (2000)
[5] Knoke, D., “Social Network Analysis”, Quantitative Applications in Social Sciences 154, Sage Publications,
2008.
[6] Helsinki Yurttaşlar Derneği ve İnsan Hakları Gündemi Derneği’nin birlikte yürüttüğü “Hak Mücadelesinde
Haritalama Yöntemi: Türkiye’de İşkencenin Stratejik Haritasının Çıkarılması” başlıklı proje,www.stramap.org/,
Erişim tarihi 15.10.2014.
[7] İnsan Hakları Ortak Platformu, “Türkiye'de Ayrımcılığın Haritalanması Projesi”, http://ayrimcilikaglari.org/ ,
Erişim tarihi 15.10.2014.
[8] Mülksüzleştirme Ağları, mulksuzlestirme.org/, Erişim tarihi 15.10.2014.
[9] Kalkınma Atölyesinin, “Mevsimsel Tarım İşçiliği Göçü Projesi”, 2014.
[10] Gündem Çocuk Derneği, “Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesinde Stratejik Haritalama Uzaktan Öğrenim
Programı” Raporu, (yayıma hazırlanıyor), 2014.
[11] DİSK-AR, “Türkiye’de Çocuk İşçiliği Gerçeği Raporu” , http://www.disk.org.tr/2014/04/disk-ar-cocuk-isci-sayisidunya-genelinde-azalirken-turkiyede-artti/, 22.04.2014.
[12] Gündem
Çocuk
Derneği,
“Türkiye’de
Çocuğun
Yaşam
Hakkı
2013
Raporu”,
http://www.gundemcocuk.org/belgeler/yayinlarimiz/raporlar/19.04.2014%20%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20%C3%87ocu%C4%9Fun%20Ya%C5%9Fam%20Hakk%C4%B1%202
013%20Raporu.pdf Nisan 2014.

ÖZGEÇMİŞ
ÖZGÜR TEK
1973 yılı Uşak doğumludur. 1998 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi bölümünü bitirmiştir. ODTÜ’nde Bilim
ve Teknoloji Politikası üzerine Yüksek Lisans yapmıştır. ODTÜ Felsefe Bölümü Doktorasını tamamlamadan
bırakmıştır. 1996-2008 yılları arasında TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisinde yazarlık, Tarih Vakfı Toplumsal Tarih
ve İstanbul dergilerinin yazı işleri müdürlüğünü yapmıştır. Çevre, enerji, AB politikaları ve çocuk hakları alanında
avukatlık ve danışmanlık yapmaktadır.
EZGİ KOMAN
1998 yılında Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü’nden mezun oldu. Engelli çocuklarla
çalıştıktan sonra 1999 yılında kuruculuğunu yaptığı Çatı Çocuk Kütüphanesi ve Sanat Atölyesi’nde, çocuk kültürü
alanında konusunda çalıştı. 2000-2006/Kasım ayına kadar BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin yaşama geçirilmesini
hedefleyen aylık anne baba ve eğitimci dergisi Çoluk Çocuk’un yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Kasım 2006Temmzu 2012 tarihleri arasından İnsan Hakları Ortak Platformu’nda diyalog ve savunuculuk çalışmaları
koordinatörlüğünü yürüten Ezgi Koman halen 2005 yılında kurulan ve kurucuları arasında yer aldığı Gündem Çocuk
Derneği'nin Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörlüğünü yapıyor.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
İSİG YEREL SEMPOZYUMU VE SERGİSİ - İSTANBUL
14 - 15 Kasım 2014
YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi / İSTANBUL
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sok. No:9/2 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 0212 252 95 00 D:134 Faks: 0212 249 86 74
www.isigsempozyum.org www.mmoistanbul.org [email protected]
Gsm: 0530 829 92 71
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
1 342 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content