close

Enter

Log in using OpenID

AVUKAT ATİLA SAV İLE RÖPORTAJ

embedDownload
AVUKAT ATİLA SAV İLE RÖPORTAJ
Av. Soner ALPER – Stj. Av. Selcen BAYÜN – Stj. Av. Hatice KARACA
Stj. Av. Merve BAŞEĞMEZ – Stj. Av. Furkan YILMAZ
Türkiye Barolar Birliğinin ve Ankara Barosunun
önceki başkanlarından değerli üstat, Avukat Atila
SAV ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Avukatlık mesleğini seçmenizde babanız Avukat Nejat
SAV’ın etkisi oldu mu?
Babam Hukuk fakültesini 1931 yılında bitirdiğinde
evli ve bir çocuk sahibiymiş. Bütün ideali avukat
olmakmış. Çünkü İstanbul’da çalıştığı dönemde bir
Rum avukatın yanında kâtiplik yapmış. Onun mesleği
nasıl yürüttüğünü çok takdir etmiş ve imrenerek izlemiş ve O zaman karar vermiş ki avukatlık kendisine
göre bir iş. Avukatlık stajı o yıllarda iki sene olduğundan ve acilen iş buluş çalışması gerektiğinden Adalet
Bakanlığına başvurmuş hâkimlik istemiş. O zamanlar
Adana’ya bağlı bir sınır ilçesi olan Dörtyol’a savcı
olarak atanmış. Burada gayet güç koşullar altında
savcılık yapmış. Dört yıl sonunda istifa etmiş İstanbul Barosuna kaydolup avukatlığa başlamış, sonra
1936’da Ankara Barosuna nakil olmuş. Baromuzdaki
sicil numarası 78 idi. Ankara Barosunda uzun zaman
çalıştı, mesleğimizi çok severdi. “Benim iki odalı bir
56 Hukuk Gündemi | 2014/2
imparatorluğum var; ben kimi istersem oraya girer
kimi istemezsem giremez. Kime istersem yardım
ederim, kimin haklı olduğunu düşünmezsem ona
yardım etmem.” diye düşünen bir insandı. Hukuk
fakültesini seçmemde de babamın etkisi oldu.
Stajınızı 1952 – 1953 döneminde Ankara Barosunda
yaptınız, stajınıza dair unutamadığınız anılar var mı?
Avukatlık staj eğitiminin dünü ve bugünü arasındaki
fark nedir?
Stajda benim ustam babamdı. 6 aylık mahkeme
stajımı ben hep onun güdümünde ve onun yardımı
ile tamamladım. Beni o zamanlar savcı yardımcısı
olan Orhan ERDOĞAN’ın (sonradan Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi Başkanı oldu) yanına götürdü.
Orhan Bey bana basit dosyaları verir ne yapılması
gerektiğini sorardı. Değerli bilgileri bana öğretirdi.
Son bir ayda icrada staj yapıyorduk. Gelen tebligatı
dosyaya koymaktan tutun da, esas defterine kayıtları
geçmeye kadar bütün işleri ben yaptım kendi isteğimle. Bundan sonra meslek hayatımda hiçbir icra
memuruyla sorun yaşamadım. Çünkü en az onlar
kadar icrayı bildiğim için, onlar da bunu bilirlerdi,
benimle münakaşa etmezlerdi. İcrayı küçümsememek lazım. Her dava icrada biter. İcradan geçmeden
avukatlıkta sonuç almak çok zor. Onun için size tavsiyem mümkün olduğu kadar şimdiden kimin yanında
staj yapacaksanız, hangi konuda çalışmak istediğinize karar verip icrayı da öğrenebileceğiniz bir yol
izlemenizdir. Staj bir yıl ama verimli yapılmazsa, bir
yıl beyhude geçmiş olur. Stajı verimli hale getirmek
biraz da sizin elinizde.
Ankara Barosu Başkanlığı yaptığım 1970-1971
döneminde stajyer avukat olmak için 400 kişi başvurmuştu. Savcılığın verdiği kota ise 250 idi. Gittim
savcı ile konuştum bir liste yaptık önce başvuranlar
sonra başvuranlar diye. Altındağ Savcısı ile konuştum bir kısım stajyerin orada staj yapması için. Çok
mutlu oldu 50 kişi alırım dedi. Listeden ilan ettik
gönüllü elli kişi orada staja başladı. Giden arkadaşlar çok memnun kaldılar. Gittim onlarla konuştum
bir kişi kendisini gösterdi sen temsilci olur musun
dedim ve o kişi kabul etti. İsmi ise Özdemir ÖZOK’tu.
Oradan belli idi Özdemir’in gelecekte meslek için
hizmet edeceği.
Sizin için avukatlık mesleğinin anlamı nedir?
Avukatlığı bağımsızlık bir mesleği olduğu için seçtim.
1952’de fakülteyi, 1953’de avukatlık stajını tamamladım. Akabinde askere gittim. Sonra avukatlığa
başladım. Bir süredir faal değilim ama sırf avukat
unvanını taşıyabilmek için kaydımı muhafaza ediyorum. Sordukları zaman “Avukatım” diyorum. Başka
sıfatlar benim için talidir. Asıl olan avukat olmaktır.
Size de avukatlığı sevmenizi ve onunla övünmenizi
salık veririm.
Mesleğimi ben çok seviyorum. Benim eşim de
avukat sınıf arkadaşımdı. Sonra oğlumuz olunca
avukatlığı bıraktı, çocuğumu ben büyüteceğim dedi.
Yıllar sonra acilen mesleğe döndü. Çünkü bir akşam
bana Çalışma Bakanı olduğum haberi geldi. Faruk
Erem beni ihbar etmiş, yapmayın benim yazıhanem
var dedim dinletemedim, zorla bakan oldum.
Avukatlık mesleği seçtiğiniz branşa göre çok
önemli bir meslek. Adil yargılanma hakkının gerçek sahibi biziz. Meslektaşlar arasında derecelenme
olamaz. Ruhsatı yeni alan on günlük avukat da Baro
Başkanlığı yapmış otuz yıllık avukat da Yargıtay’da
duruşmaya girdikleri zaman yan yanadırlar ikisinin de hakları eşittir. Temyiz eden vekili genç avukat ise Başkan önce ona söz verir. Ben avukatların
sınıflandırılmasını doğru bulmuyorum.
Avukat cübbesinin renkleri nasıl belirlendi?
Eşitliği savunma görevi avukatlar arasında eşitliği
gerekli kılar. Cübbe bir açıdan bunun alametidir.
Cübbe bir batı örneği olsun diye düşündük. Nasıl
bir cübbe olmalıdır? Siyah olsun ve siyah üzerinde
bir şey olmasın. Ben hukuk ve ceza için yeşil ve kırmızı olmasına taraftar değilim, çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum ama Türkiye’deki gelenek
bu şekilde. İngiliz avukatlarının cübbesi gibi bir şey
olabilir. Düz siyah hatta yakası dahi yok İngiliz avukatlarının cübbelerinin ve boyunlarında beyaz bir fular
var. Bu fuların faydası da var, sakıncası da var. Faydası
fuların altındaki manzarayı kapatıyor. Eğer manzara
iyiyse ne ala ama değilse o perişanlığı kapatıyor. Bir
diğeri de İngiliz avukatlarının hepsi bildiğiniz üzere
peruk takıyorlar fakat bizim yönetim kurulundaki
arkadaşlarımız peruğu uygun görmedi.
Eski cübbe çok sadeydi. Düz, siyah, yalnızca yeşil
kırmızı küçük bir düğmesi vardı ve kolları boldu. O
hali çok değiştirilmedi yalnızca biraz daha renklendirildi. Cübbe görünümü gelişti ve bugün ki halini aldı.
Renk kullanalım dedik, kenarlarına küçük sırmalar
koyuldu. Sade ve basit bir cübbe oldu.
Ülkemizde hukuk fakültesi sayısının artışı hakkında
düşüncelerinizi öğrenmek isteriz. Bunun avukatlık mesleğine etkileri nelerdir?
Bugün hukuk eğitimi çok başarılı ve verimli değil. Çok
sayıda hukuk fakültesini besleyecek yetişmiş öğretim
üyesi yok. Roma Hukuku zorunlu ders olmaktan çıkarıldı. Oysa Roma Hukuku bizim hukuk sistemimizin
kökenidir. Atatürk “Laik sisteme doğru gidilecektir.”
demiş ve hukukçulara görev vermiştir.
Benim hukuk öğretimi ile ilgili bir görüşüm var.
Bana göre hukuk öğretimi fakültede, meslek eğitimi
ise baroda yapılmalıdır. Hukuk fakültesi öğretimi
almış biri meslek hayatında farklı alanlara yönelebilir; hâkim, savcı olabilir, kaymakam olabilir, yönetici
olabilir… Onun için hukuk fakültelerinin görevi iyi
hukukçu yetiştirmektir. İyi bir avukat olmak için de
iyi bir hukuk eğitimi almış olmak bunun ardından
meslek eğitimi ve stajı verimli geçirme gayreti ile
perçinlemekle olur. O sebeple stajyerlere her zaman
söylediğim en önemli şey mesleği öğrenmek için
ustanızı iyi seçin önerisinde bulunurum. Kendi stajyerlerime de her zaman genel hukuk bilgisinden çok
mesleki eğitimlerini sağlama noktasında yardımcı
2014/2 | Hukuk Gündemi 57 oldum. Örneğin, benim için bir stajyerin bilmesi
gereken en önemli noktalar Avukatlık Kanunu ve
Meslek Kurallarıdır.
Peki, gündemde olan Avukatlık Kanunu Taslağı hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Ben bu dönemde Avukatlık Kanunu değişikliğinin
görüşülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü
bu dönemin savunma mesleğine bakışı şaşıdır. Bu
durum avukatlık sınavının kaldırılmasındaki görüşten
belli oluyor. Taslakla ilgili görüşmelerde hukukçular
maalesef yetersiz kalıyor. Savunma hakkı yargının
temel vazgeçilmez esas unsurlarından biridir. Avukatların tekelinde olan bir iştir. Avukatlık Kanununun
birinci maddesinde avukatlığın hem kamu hizmeti
hem serbest meslek olduğu yazılıdır. Kanun tasarısında serbest meslek olduğu hususu çıkarılmış,
bence bu yanlış. Serbest meslek demek kimsenin buyruğu altında olmadan mesleği yürütmek
demektir. Yardıma ihtiyaç duyan kimseye yardım
etmeyi kendi inisiyatifi ile kabul eden kişidir avukat.
Avukatın işi reddetme hakkı ve hatta işi reddetme
mecburiyeti de var.
Türkiye’de tiyatro eleştirmenliğinin öncülerinden birisiniz
Tiyatroya ilginiz ve eleştirmenlik nasıl ortaya çıktı? Bu
bağlamda Türkiye sanat kurumu kurulması ile bazı kanun
ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun taslağı ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Tiyatro eleştirisi bir meslek değildir. Arkadaşlarla yaptığımız tartışmada ben bir eseri eleştirdim. “Neden
eleştiri yazmıyorsun” dedi bir arkadaş, “Olur yazarım.”
dedim o zamandan beri yazıyorum. Abdi İPEKÇİ
başyazarken Milliyet’e geçtim. Ankara Sanat Severler
Kulübünde ayda bir defa tiyatro eleştirisi yapardım.
Yıllar sonra Yıldız KENTER ile bir kokteylde beraber
olduk, “Biz sizin kritiklerden ne çok şey öğrendik.”
dedi. Ne öğreniyor diye düşündüm seyircinin tepkisini öğrendiğini fark ettim. Sanat Severler Kulübü olarak bir tiyatro ödülü verelim dedik 1965’den bugüne
her yıl toplandı ve ben her yıl jürisinde bulundum.
Türkiye Sanat Kurumunun kurulmak istenmesi de
özelleştirmeyi amaçlıyor. Sanatın taşeronlara devrini
gerektiriyor bu yasa. “Sanattan tat alma herkesin hakkıdır.” diyor. Birleşmiş Milletler Sözleşmesinde sanatın
bugün seksen bir ile tattırmak devletin görevidir.
Son olarak bizlere; genç meslektaşlarınıza tavsiyeleriniz
neler?
Mesleği yüceltirseniz meslek de sizi yüceltir. Dava ile
58 Hukuk Gündemi | 2014/2
ortak olmayın objektif niteliğini kaybeder, duygusal
daha doğrusu çıkarcı durumuna düşersiniz. Meslek Kurallarını iyi okuyun bilin ve uygulayın lütfen.
Hukuk kuralları yani kanunlar değişir ilkeler değişmez. İlkeleri iyi bilmek ve değerlendirmek gerekir.
Mesleğin temeli budur. Dil çok önemli dilinizi iyi
bilin ve kullanın. İncelikleri iyi ve doğru değerlendirmek kazanır. Önyargılardan kaçının ve önyargılarla
mücadele edin.
Boş zamanınız varsa kitap okuyun meslek kitapları okuyun, Yargıtay kararları okuyun, yol gösterici
kitaplar var onları okuyun, hiçbir şey bulamazsanız kanunları açın tekrar okuyun. Babam “Ben bir
maddeyi her okuduğumda farklı bir ufuk açılabilir
diye düşünürüm.” derdi. Mesleki çalışmada zamandan tasarruf çok önemlidir. Bazı meslektaşlarımız
meslek anılarını kitaplaştırmışlardır. En güzeli Faruk
Erem’in “Bir Ceza Avukatının Anıları”dır. Biliyorsunuz geçen sene tiyatroda oynadı. Bir diğeri “Adliye
Koridorlarında”dır, Cengiz İLHAN’ın (Attilâ İLHAN’ın
kardeşi) “Bir Avukatın Anıları”, “Kafada Kalanlar Süleyman Köymen”. Argun Bozkurt’un “Hukukun Öyküsü”
kitabı da önerebileceğim kitaplar arasında.
Türkiye’de ilk avukatlıkla ilgili kitap Ali Haydar
ÖZKENT’in Avukatın Kitabı isimli İstanbul Barosunun
ikinci baskısını yaptığı eseri. Bu kitabı tavsiye ederim çünkü orada mesleğimizin hem Osmanlı hem
Cumhuriyet’in ilk yıllarında ki durumu anlatılıyor.
Nejat Aday’ın “Avukatlık Hukukunun Genel Esasları (1994)”, Lamih ÇELİK’in “Avukatlık Meslek Kuralları (2008)”, Adil Giray ÇELİK’in “ Tarihte Savunma
ve Meslek Kuralları (1999)” eserlerini tavsiye ederim. Tarihte olmuş önemli davalardaki avukatların
savunmaları ile ilgili yazıları bulup okumanızı tavsiye
derim. Örneğin İhsan TOMBUŞ’un Bilgi Yayınevinin
bastığı “Ankara Cinayeti” diye bir kitap var mutlaka
okumanızı tavsiye ederim. Olay şöyle; çok meşhur
bir doktor olan Neşet Naci Sovyetler Birliği Büyükelçiliğinde genç bir adamla yani Haşmet ORBAY ile
karşılaşıyor. Haşmet ORBAY dönemin Genelkurmay
Başkanı Kazım ORBAY’ın oğlu ve iş adamı. Neşet
NACİ muayenehanesinde hastası varken bir adam
geliyor ve Neşet NACİ ile tartıştıktan sonra silah sesi
duyuluyor, tartıştığı adam gidiyor ve Neşet NACİ
de ölü bulunuyor. Kimin öldürdüğü araştırılırken
Haşmet ORBAY’ın adı ortadan kalksın diye bir başka
adam üzerine suçu alıyor. Olay Genelkurmay Başkanının oğlu üzerinde döndüğü için Ankara Savcısı
işe müdahale ediyor, hâkime baskı yapılıyor falan.
Haşim ORBAY bu adama yardımcı olmaktan yardımcı
fail olarak basit bir cezayla mahkûm oluyor. Yargıtay kararı bozuyor ve Ankara Ağır Ceza Mahkemesi
yerine, Bolu Ağır Ceza Mahkemesini görevlendiriyor.
Yani davayı etkiden uzak bir yere taşıyorlar. Avukatlar
savunma yapıyorlar ve bir avukat 45 dakika, diğeri
ise 2 saat savunma yapıyor. Ağır Ceza Mahkemesi
hiçbir avukatın sözünü kesmiyor ve kararını veriyor. O zamanda mesleğimizin ne kadar bağımsız
olduğunu görüyoruz. Dönemine göre çok gelişmiş
ilkelere uygun bir savunmanın yargılamanın nasıl
yapıldığını anlatıyor. Kitapta İsmet Paşa’nın da bu
olaydan haberi olduğuna dair bir ima var. Ankara
valisi Nevzat TANDOĞAN’ın intiharı ile ilgili olduğu
düşünülüyor. Muhayyel kitaplar okumaktansa böyle
bir gerçekliğe sahip bir kitap okumak avukatlar için
çok faydalıdır.
Ayrıca Paris Barosunun önceki başkanlarından
Fernand PAYEN’in Ali Haydar ÖZKENT’in çevirdiği
“Baro – Sanat ve Vazife” isimli bir eseri var. Harikulade
bir kitaptır. Okuma kitabı gibi son derece zevklidir.
Mesleğimiz hakkında çok hoş ayrıntılı sizi tatmin
edecek bilgiler içermektedir.
Semih GÜNER’in “Avukatın Kitabı” eseri vardır. Bir
de Semih GÜNER’in Redden-Fişek Barolar (1952)
isimli eserinde Amerikan barolarını anlatmaktadır.
Amerika’da baroculuk çok ilginçtir, bir bağımsızlık
durumu var. Meşhur bir olaydır New York Barosu
KENNEDY’nin oğlunu reddetmiş, mecburen başka
bir eyalette avukatlık yapmış. Bu baroların kimliği ve
kişiliği hakkında bilgi vermektedir.
Faruk EREM’in meslek Kuralları isimli kitabı vardır.
Bu kitap birçok kere basıldı tavsiye derim.
Bu keyifli sohbet için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim. Hepinize başarılar diliyorum.
2014/2 | Hukuk Gündemi 59 
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
1 231 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content