close

Enter

Log in using OpenID

01_NAZIM_PLAN_ACIKLAMA_RAPORU dosyasını

embedDownload
MERSİN İLİ, MUT İLÇESİ ve KARAMAN İLİ,
MERKEZ İLÇESİ
MUT RÜZGÂR ENERJİ SANTRALİ
NAZIM İMAR PLANI
PLAN AÇIKLAMA RAPORU
ANKARA–2013
1. PLANLAMA ve ENERJİ PLANLAMASI
1.1. Planlama Gelişimi ve Planlamanın Fonksiyonları
Planlama, “Gelecek olaylar hakkında önceden tahminde bulunarak bu olayları
yönlendirmek, önlemek veya istenilen şekilde oluşturmak amacıyla önceden
hareket etme” tarifi ile insanlık tarihi boyunca varlığını sürdüre gelmiş tarihi
olgulardan biridir. Ancak, planlamanın ekonomik ve matematiksel, teknik ve
metotlarla donatılarak teorik bazlarla oturtuluşu, işletme, bölge ve ülke çapında
daha geniş sistemli amaçlar için kullanıma konulması 20. yüzyılda gerçeklemiştir.
Planlama “Gelecekte tatbik edilecek uygun hareketler şeklinin, bir tercihler dizisi
içinden
tespit
edilebilmesi
için
kullanılabilecek
yöntem”
olarak
tanımlanabilmektedir. “Gözlem ve pratikten çıkarılmış genellemelerin yanlışlığı,
tekrarlanan gözlem ve uygulamalarla ortaya konulmadığında, bu genellemeler bir
kanun olarak kabul edilmiştir. Zamanla bilinçli şekilde organize edilen fiziki ilimler.
Tecrübe sonucu çıkarılmış ve bu genellemelerin yanlışlığını ortaya koymak için
kasti olarak kurallar geliştirerek ve testler uygulayarak bu genellemeleri revize
ettiler ve güçlendirdiler.
Planlama fonksiyonu;
a) Şimdiki ve gelecekteki problemlerin ve bu problemler arasındaki ilişkilerin
tanımı ve ortaya konulması
b) Mevcut tanımlanabilir problemlerden hareketle, gelecekte oluşacak olay ve
şartların önceden kestirilmesi
c) Problemlerin mümkün çözümlerinin çerçevesini belirleyecek parametreler
ile sınırlayıcı şartlar veya kısıtlayıcıların teşhis edilmesi
d) Değişik aşamalardaki amaç ve hedeflerin belirlenmesi
e) Alternatif politikaların formulasyonu
f) Maliyetlerin ve etkinliğin değerlendirilmesi, yan etkileri ile birlikte sistem
performansının bir bütün olarak anlaşılabilmesi amacıyla, türetilen
alternatiflerin sistem çevresi içinde simülasyonu.
g) Seçilecek politikaların ve uygulama yöntemlerinin önerilmesi olarak
belirlenmiştir.
1.2. Enerji Planlaması
Enerji kullanımı, her ülke ekonomisinde kaçınılmaz bir gerçekliktir. Üretim
prosesine bir girdi olarak enerji, ekonomik kalkınmada bir ön şarttır. Bir çok
çalışma enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasındaki karşılıklı bir etkileşim
olduğunu; enerji üretim ve tüketim yapısının ekonomik yeterlilik, gıda üretimi,
çevresel şartlar, vatandaşların yaşama şekilleri, politik bağımsızlık, hatta o ülkenin
milletlerarası yerini etkileyen ve belirleyen önemli bir faktör olduğunu ortaya
koymaktadır. Sistem planlamasında ana amaç, sistemin yeni elemanlarının hangi
büyüklükte ve ne zaman tesis edileceğinin tayinidir.
Enerji planlaması için talep, özellikle enerji ithal eden gelişmekte olan ülkelerden
geldi. Çünkü petrol kısıtlılığı, enerji fiyatlarındaki artış ve oynamalar, bunun sonucu
olarak oluşan ithalatın azalmasına doğru bir eğilim, enerji bağlantılı uluslar arası
ekonomik güçlükler en çok gelişmekte olan ülkeleri etkilemiştir.
Enerji planlaması, milli enerji kaynaklarının en iyi şekilde kullanılmasını
sağlayarak, sosyo-ekonomik kalkınmayı desteklemeyi ve yönlendirmeyi ve
böylece vatandaşların hayat standartlarını ve refahlarını yükseltmeye amaçlar. Bu
haliyle enerji planlaması, milli ekonomik planlamanın gerekli bir parçasıdır.
Enerji planlamasının temel amaç ve ilkeleri, kalkınmakta olan ülkeler için şu
şekildedir.
a) Büyüme ve kalkınma hedeflerine ulaşılmasında ekonominin ihtiyaç
duyacağı enerji kaynak, tür ve miktarının tespit edilmesi,
b) Gelecekteki enerji taleplerinin, mümkün olan en düşük maliyetle
karşılayacak enerji kaynakları setinin oluşturulması,
c) Ülke enerji kaynaklarını korumak ve kaynakların kullanımındaki israfı
önlemek,
d) Yabancı kaynaklara olan bağımlılığın azaltılması ve dağıtılması,
e) Halkın temel enerji ihtiyacını karşılamak
f) Ekonomide belirli sektörlerin veya bölgelerin geliştirilmesine önem vermek,
g) Çevrenin korunmasına özen göstermek olarak belirlenmiştir.
2. RÜZGÂR ENERJİSİ
Türkiye önümüzdeki orta-uzun vadeli dönem için ana hedefini hızlı ve
sürdürülebilir büyüme ve buna bağlı olarak yeni sanayileşmiş ve gelişmiş ülke
haline gelmek olarak belirlemiştir. Yeni tamamlanan 9. beş yıllık kalkınma planında
2007-2013 döneminde yıllık ortalama yüzde 7 büyüme öngörülmektedir.
Bu önemli hedeflere ulaşılması bir çok kaynağa ihtiyaç yaratacaktır. Bu
kaynakların başında da enerji ihtiyacı gelmektedir. Enerji ihtiyacını karşılamaya
yönelik olarak etkin strateji ve politikalar oluşturulması gerekmektedir.
Bu çerçevede Türkiye’nin enerji güvenliği konusu, enerji kaynakları, enerji ihtiyacı,
ihtiyacın karşılanmasına yönelik yatırım ihtiyacı ile etkin bir enerji piyasasının
çalışmasına yönelik uygulamalar ve genel enerji politikaları başlıkları altında
ayrıntılı olarak incelenmektedir.
Türkiye kendi enerji güvenliği yanı sıra bölgesel ve global enerji güvenliğinin
sağlaması konusunda da önemli roller üstlenmektedir. Türkiye enerji hatlarının
aktarımı ve yeni enerji kaynaklarının uluslararası pazarlara açılması konusunda
önemli projeler gerçekleştirmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin bölgesel ve global
enerji güvenliğine katkıları da Türkiye’nin genel enerji stratejisi içinde
değerlendirilmektedir.
Türkiye’nin enerji tüketimi için kullanılan birincil enerji kaynaklarının toplamı 2004
yılında 88 milyon Ton PEE (Tep), 2005 yılında ise 93 milyon Ton PEE (Tep)
olmuştur. Enerji tüketiminin birincil enerji kaynakları arasındaki dağılımı ise yüzde
38 petrol, yüzde 27 kömür, yüzde 23 doğalgaz, yüzde 4.5 hidro güç ve yüzde 7.5
yenilenebilir kaynaklar ile ticari olmayan kaynaklar şeklindedir.
Türkiye’nin enerji tüketimindeki hızlı artış birincil enerji kaynaklarının varlığını daha
da önemli kılmaktadır. 1970 – 2004 yılları arasında Türkiye’de nüfus 2 kat artarken
enerji tüketimi 4.4 kat artmış, buna bağlı olarak kişi başına enerji tüketimi de 2.2
kat artmıştır. Buna rağmen Türkiye’nin kişi başına enerji tüketimi dünya ve AB
ortalamasının halen altındadır. 2004 yılı itibari ile Türkiye’de kişi başına enerji
tüketimi 1.234 kgpe iken dünyada 1.550 kgpe ve AB’de 3.750 kgpe olarak
gerçekleşmiştir. Elektrik enerjisi tüketimi ise 2004 yılında Türkiye’de kişi başına
2075 kwh, AB’de ise kişi başına 6300 kwh olmuştur.
Türkiye’de enerji tüketiminin karşılanmasında 1970 yılından günümüze kadar iki
önemli eğilim yaşanmıştır. Bunlardan ilki enerji tüketiminin karşılanmasında
kullanılan birincil enerji kaynaklarının dağılımındaki değişimdir. 1970 ile günümüz
arasında odunun payı yüzde 20.4’den yüzde 6’ya, hayvan ve bitki artıklarının payı
yüzde 11.3’den yüzde 1.6’ya gerilerken, doğalgazın payı yüzde 0’dan yüzde
20.6’ya yükselmiştir. Petrolün payı ise yüzde 43’den yüzde 37’ye inmiştir.
Enerji tüketiminin karşılanmasında yaşanan ikinci önemli eğilim ise ithal enerji
kaynaklarının toplam tüketim içinde hızla artan payıdır. 1970 yılında ithal
kaynakların toplam tüketim içindeki payı yüzde 17 iken bu oran sırası ile 1980
yılında yüzde 47, 1990 yılında yüzde 52, 2000 yılında yüzde 68 ve 2005 yılında
yüzde 73’e yükselmiştir.
Toplam enerji tüketimi içinde doğalgaz ve petrol gibi ithal ve dışa bağımlı enerji
kaynaklarının kullanımı hızla genişlerken, geleneksel enerji kaynakların payı
(odun, hayvansal, bitkisel atıklar) ile yurtiçinde üretim potansiyeli yüksek olan
enerji kaynaklarının (hidro elektrik, yenilenebilir kaynaklar) payı azalmıştır.
Enerji tüketiminde enerjinin verimli kullanılması ve enerji verimliliği de bir diğer
önemli konudur. Enerji verimliliği gayri safi milli hasıla başına enerji tüketimi olarak
tanımlanan enerji yoğunluğu ile ölçülmektedir. Buna göre enerji yoğunluğu Türkiye
için yaklaşık 500 kg PEE / bin euro iken AB’de yaklaşık 200 kg PEE / bin eurodur.
Birim mal (GSYİH) üretimi için Türkiye’de AB’ye göre 2.5 kat enerji
harcanmaktadır. Enerjinin verimli kullanılma(ma)sı Türkiye’nin enerji alanındaki
önemli önceliklerinden /sorunlarından biridir.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları içinde rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi ve
jeotermal kaynaklı enerji alanlarında önemli bir potansiyeli olduğu görülmektedir.
Ayrıca nükleer enerji üretimi de tekrar önemli bir enerji kaynağı olarak gündeme
gelmiş bulunmaktadır.
Yenilenebilir enerji kaynaklarındaki bu potansiyele karşın 2004 yılında jeotermal
kaynaklı enerji kullanımı 810 bin TPE ve güneş enerjisi kaynaklı kullanım 380 bin
TPE olmuştur. Türkiye’de rüzgar enerjisi potansiyeli için ise farklı öngörüler ve
hesaplamalar bulunmaktadır. 10 bin ile 100 bin MW arasında enerji potansiyeli
olduğu öngörülen rüzgar enerjisi alanında Türkiye’de kurulu kapasitenin 2009
sonuna kadar 620 MW’a ulaşması öngörülmektedir.
Nükleer enerji alanında ise Türkiye’de henüz nükleer enerji elde edilmemektedir.
Ancak 2015 yılına kadar her biri 4.5 – 5 bin MW üretim kapasitesine sahip 3 adet
nükleer enerji yatırımı öngörülmektedir.
2.1 Rüzgar Enerjisi Konusunda Gelişmeyi Gerektiren Sebepler
Tüm dünyada özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde rüzgar enerjisinden geniş ölçüde
yararlanılmakta olup, yararlanma hedefleri giderek artmaktadır. Bu hedeflere
varmak için de çeşitli politikalar belirlenmektedir. Kaynak varlığının yanı sıra
belirlenen politikalar da rüzgar enerjisinin kapasite kullanımını etkilemektedir.
Örneğin rüzgar enerjisinden yararlanmayı teşvik eden, sabit fiyat, alım garantisi
uygulayan, (Almanya)vs. ülkelerde kullanım seviyesi oldukça yüksek iken,
rekabete dayalı farklı politika uygulayan ülkelerdeki (İngiltere) kullanım düzeyi,
daha yüksek rüzgar potansiyeline rağmen daha düşük kalmaktadır. Günümüzde
kurulu güç kapasitesinin yaklaşık 32.000 MW civarında olduğu bilinmektedir.
Enerji alanında önemli ve öncelikli konu elektrik enerjisidir. Türkiye’nin elektrik
enerjisi ihtiyacı artmaya devam etmektedir.
Elektrik tüketimi son 20 yıl içinde ortalama yıllık yüzde 8.7 oranında ve son 10 yıl
içinde ise ortalama yıllık yüzde 6.2 oranında artmıştır. Buna bağlı olarak elektrik
enerjisi üretimi de yükselmektedir. 2005 yılında toplam 161.983 Gwh elektrik
üretimi gerçekleşmiştir. 2005 yılı itibari ile elektrik kurulu gücü 38.8 bin MW’dır.
EÜAŞ 18.8 bin MW kurulu gücü ile Türkiye kurulu gücünün yüzde 48’ini ve Türkiye
elektrik üretiminin yüzde 42’sini karşılamaktadır.
Elektrik enerjisi tüketimindeki bu artış sonrasında 2005 yılı itibari ile kişi başına
elektrik enerjisi tüketimi Türkiye’de 2200 kwh / yıl ile dünya ortalamasına (2500
kwh / yıl) yakın, gelişmiş ülkeler ortalamasının (8900 kwh /yıl) ve AB ortalamasının
(6.500 kwh / yıl) altındadır.
Türkiye’de üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 20’sine karşın gelen kısmı teknik ve
diğer nedenlerle oluşan kayıp ve kaçaktır. Bu oran AB’de yüzde 8’dir. Kayıp ve
kaçak konusu elektrik enerjisi alanındaki en önemli sorunlardan birini
oluşturmaktadır.
Türkiye’de elektrik üretimi için kullanılan kaynaklar arasında doğalgaz ilk sırayı
almıştır ve payı da artmaktadır. 2005 yılında elektriğin yüzde 40’ı doğalgazdan,
yüzde 25’i kömürden, yüzde 30’u hidrogüçten, kalanı fueoil ve diğer kaynaklardan
elde edilmiştir.
TABLO.1: ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİNİN KAYNAKLARA GÖRE DAĞILIMI (Gwh)
YILLAR
DOĞALGAZ KÖMÜR
HİDROLİK
DİĞER
TOPLAM
1990
1995
2000
2001
10.192
16.579
46.217
49.549
20.181
28.047
38.186
38.418
23.148
35.541
30.879
24.010
4.022
6.080
9.640
10.748
57.543
86.247
124.922
122.725
2002
2003
52.496
63.536
32.149
32.253
33.684
35.239
11.071
9.552
129.400
140.580
2004
2005
2006
62.242
70.962
78.500
34.447
43.065
45.200
46.084
39.658
42.000
7.925
8.298
8.300
150.698
161.989
174.000
Kaynak: ETKB
Türkiye’nin elektrik enerjisi ihtiyacına yönelik olarak 2020 yılına ilişkin talep
projeksiyonları yapılmaktadır. Buna göre Türkiye için iki senaryo hazırlanmıştır.
Her iki senaryoya göre elektrik enerjisi talep projeksiyonları aşağıdaki Tablo.2’de
sunulmaktadır.
Buna göre 2020 yılında yüksek senaryoya (yıllık ortalama yüzde 8.2 talep artışı)
göre elektrik enerjisi talebi 500 milyar kwh’e yükselmektedir ve bu talebin
karşılanması için 96.000 MW kurulu güç gerekmektedir. Düşük senaryoya (yıllık
ortalama yüzde 6.3 talep artışı) göre ise elektrik enerjisi talebi 406 milyar kwh’a
çıkmaktadır ve bu talebin karşılanması için ise 80.000 MW kurulu güce ihtiyaç
duyulmaktadır. 2005 yılı itibari ile 38.820 MW kurulu güce sahip olunduğundan
ilave 57.000 ile 41.000 MW yeni kurulu güç kapasitesi ve kapasite yatırımı
gerekmektedir.
TABLO.2: ELEKTRİK ENERJİSİ TALEP PROJEKSİYONU
2005
YÜKSEK
SENARYO (I)
DÜŞÜK
SENARYO (II)
DUYARLILIK
(% 4.5 GSYİH)
2010
2020
TALEP
(MİLYAR
KWh)
%
ARTIŞ
TALEP
(MİLYAR
KWh)
%
ARTIŞ
TALEP
(MİLYAR
KWh)
%
ARTIŞ
163
8.0
242
8.3
500
6.4
159
5.5
216
6.3
406
6.8
163
8.0
230
7.1
440
5.9
Kaynak: ETKB ve DPT
Türkiye’nin her iki senaryo ile ortaya konulan elektrik enerjisi talebini ve ihtiyacını
karşılayabilmesi için hangi kaynakların nasıl kullanılacağı önem kazanmaktadır.
Türkiye ilave ihtiyacı hidroelektrik, kömür, doğalgaz ve yenilenebilir kaynaklardan
karşılayacaktır. Hidroelektrik kapasitesinin tamamının kullanılması halinde
ulaşılabilecek güç 128 milyar kwh’tır ve bunun 46 milyar kwh’ı hâlihazırda
kullanılmaktadır. Kömür kaynaklarının geliştirilmesi ile ulaşılacak elektrik
potansiyeli ise 120 milyar kwh’tir ve bunun 44 milyar kwh’ı bugün kullanılmaktadır.
Doğalgazda mevcut kurulu gücün yüzde 90 kapasite ile çalıştırılması halinde 92
milyar kwh elektrik üretilebilmektedir. Bu üç kaynağımızın bugünkü
potansiyellerinin tamamen kullanılması halinde ulaşılacak elektrik üretimi toplamı
335 milyar kwh olmaktadır (yenilenebilir kaynaklarda ayrıca ilave edilmelidir) ve
2020 yılı için öngörülen her iki senaryodaki elektrik talebi de karşılanamamaktadır.
Türkiye’nin linyitten ve hidroelektrikten elde edebileceği elektrik enerjisi bugünkü
teknolojiler iledir ve teknolojik ilerlemelere bağlı olarak bu kapasite sınırlı ölçüde
genişleyebilecektir. Ancak buna rağmen Türkiye kendi mevcut kaynaklarının
tamamını kullansa dahi 2020 yılı için öngörülen enerji talebini karşılayamayacaktır
ve başta doğalgaz olmak üzere yurtdışı kaynak kullanımı ve ithal bağımlılığı
zorunlu olarak artacaktır.
2.2. Rüzgâr Enerjisinin Özellikleri
a) Sonsuz bir kaynaktır:
Dünya enerji rezervi, tükenme yılı
verilmiştir.
olarak rüzgar ile birlikte aşağıdaki tabloda
o Nükleer Enerji : 200 yıl
o Kömür
: 200 yıl
o Gaz
: 65 yıl
o Petrol
: 40 yıl
o Rüzgar
: Sonsuz
b) Gürültü Yapmaz:
500/600 kw'lık bir Türbinden 200 m uzaklıkta gürültü seviyesi yaklaşık 45 dB(A)
dır.Farklı kaynaklardan oluşan gürültü seviyeleri aşağıda verilmiştir.
o 20 dB(A) Ağaçlardan gelen ses
o 30 dB(A) Fısıltı
o 45 dB(A) Rüzgar türbini
o 50 dB(A) Mutedil konuşma
o 60 dB(A) Ofis sesi
o 80 dB(A) Trafik gürültüsü
o 140 dB(A) Uçak gürültüsü (25 m de)
c) Çevreyi Kirletmez:
Rüzgar enerjisi çevre dostu, çevreye zarar vermeyen enerji üretim biçimidir.
Dünyada en çok kömür yakıtlı termik santrallerden elektrik üretilmektedir. 1 Kwh'lik
enerjinin rüzgardan üretilmesiyle aşağıdaki miktarlarda kirletici yayılımları
önlenmiş olur.
o 1.114 gram CO2
o 7.1 gram SO2
o 2.8 gram NOx
o 0.9 gram CO
o 0.18
gram toz
d) CO2 Emisyonu Oluşturmaz
Rüzgar türbinleri CO2 emisyonu azaltımında son derece önemlidir. Bir rüzgar
türbini ile eş değer bir kömür santralının ( Termik ) 25 yıllık bir sürede ürettiği
emisyonların kıyaslaması aşağıda verilmiştir.
NOx
CO2 (ton)
Termik 14
108
31.326
Rüzgar 40 kg
0.3
87
SOx ( ton)
2.2.1. Rüzgâr Enerjisinin Diğer Özellikleri
o
Rüzgar enerjisi yerli kaynak kullanıldığından dışa bağımlılığı
o
Zaman içinde bitme ve fiyat artma riski
o
Çevreyi ve atmosferi kirletme riski olmaması sebebiyle ön plana çıkmıştır.
o
Kısa sürede devreye alınabilen ve tevsii edilebilen bu enerji kaynağının
tesisi için yer ihtiyacı düşüktür. Tahsis edilen toplam alanın yüzde 1-1.5
oranı türbinler için yeterlidir. Geri kalan alanlarda tarım ve hayvancılık
yapılabilir.
o
Çağdaş, istikrarlı ve sürekli olan
o
Asit yağmurlarına yol açmayan
o
CO2 emisyonuna yol açmayan
o
Atmosferik sınmaya yol açmayan oksijeni tüketmeyen
o
Radyoaktif etkisi olmayan, sonsuz bir ham maddeye sahip olan
o
Teknolojik olarak hızlı bir şekilde gelişen
o
Doğal bitki örtüsü ve insan sağlığına olumsuz bir etkisi olmayan
o
Dışa bağımlılığı olmayan ve döviz kazandırıcı olması
o
Bir türbin ( 0,6 MW) rüzgar enerjisinde (fosil yakıtlardan çıkan CO2
temizlenme yönünde) 86000 ağaca eşdeğer oksijen tasarrufu sağlayan,
o
Ekonomik ve sağlıklı bir enerji üretim kaynağıdır ve diğer enerji türlerini
destekleyerek doğal kaynakların tüketilmesini geciktirecek ve yeni
teknolojilerin gelişmesi için zaman sağlayacaktır.
o
Bunların dışında rüzgar enerjisinin en önemli özelliği ise, tüm iyi özellikleri
ile rüzgar enerjisi konvansiyonel enerji üretim biçimlerinden farklı olarak,
gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılamalarını engellemeden bugünkü
nesillerin ihtiyacını hedefleyen sürdürülebilir kalkınma ilkesi ile
bağdaşmaktadır.
3. RÜZGÂRDAKİ ENERJİ
Havanın ağırlığı ve hızı olması nedeniyle kinetik enerjisi vardır. Rüzgar gücünün
ve enerjisinin belirlenmesi kinetik enerji formülüyle yapılmaktadır.
Rüzgar Türbininin Üreteceği Güç,
P= 0.5*q*A*cp*v3*Ng*Nb Dir.
P : güç (watt)
q : hava yğunluğu kg/m3
A : rotor süpürme alanıCp : performans katsayısı ( 0.59)
V : rüzgar hızı (m/s)
Ng : jeneratör verimliliği
Nb : türbin amadeliği (avability), yaklaşık 0.95
3.1 Rüzgar Gücünün Karakteristikleri
o
Modern rüzgar türbinleri 3 kanatlıdır.
o
Kanat çapları ortalama olarak 40-50 m dir. (Daha da büyümektedir.)
o
Belli bir zaman aralığında rüzgar hızı sabit değildir. Ancak, şebekeye enerji,
rüzgar jeneratörü ve kanat özellikleri ile yaklaşık olarak sabit olarak verilir.
o
İki rüzgar türbini arasındaki mesafe yaklaşık olarak 100-300 m arasında
değişebilir. Bu nedenle arazinin yaklaşık % 99 'luk kısmı tarım, hayvancılık
ve diğer amaçlar için kullanılabilir
o
Ekonomik rüzgar santralları optimum rüzgarı, arazi ve bağlantı koşullarında
yaklaşık 100 MW büyüklüğe sahip olanlarıdır.
o
Enerji üretimi rotor yüksekliğinde (Hub) rüzgar hızının kübüne ve kanatların
süpürme alanına bağlıdır.
o
Rüzgar hızı yükseklikle artar, çoğu türbin 30-70 m kule yüksekliğine sahiptir.
Öte yandan kule yüksekliğinin giderek arttığı bilinmektedir.
o
Ekonomik türbin ömrü en az 20 yıldır.
o
Her bir türbin bilgisayar sistemi ile uzaklardan da basit olarak kontrol
edilebilir.
o
Rüzgardan üretilen elektriğin birim maliyeti giderek düşmektedir. 2005 yılına
kadar maliyetlerin % 25 azalacağı beklenmektedir.
o
Türbin güçleri bir kaç kw'tan bir kaç mv'a kadar değişebilmektedir.
o
Rüzgar türbinleri kara'ya kurulduğu gibi, denizlere de kurulabilmektedir.
o
(off-shore rüzgar santralleri)
3.2 Rüzgar Enerjisinin Pozitif Yönleri
o
Ömrü dolan türbinleri söküp kaldırmak kolay olduğundan, arazi yeniden eski
haline döndürülebilir.
o
Gelinen teknolojik seviye rüzgar gücünün elektriğe verimli
sağlar.
o
Türbinlerin oturduğu alan çok küçüktür ve türbinler arası alanların
kullanımını sağlar.
o
Rüzgar enerjisi bir endüstri haline gelmiş ve tüm dünyada gelişmektedir.
o
Sonlu fosil kaynakların kullanımını azaltır ve mevcut enerji üretim
kaynaklarına destek olur.
o
Rüzgar santrali projeleri nispeten daha basit ve türbinlerin bakımı kolaydır.
o
Elektrik üretiminde kaynak çeşitliliği sağlar.
o
Teknolojik alt yapı mevcuttur.
o
Rüzgar santrali kurmak için gerekli kredi faiz oranları düşmüş ve bu
anlamda yatırımcılar için rüzgar santrali kurmak cazip hale gelmiştir.
dönüşümünü
3.3 Kurulacak Tesislerin Çevreye Olan Etkisi
Kurulacak olan tesislerin çevreye olumsuz hiçbir etkisi yoktur. Tesislere en
yakın yerleşim yeri merkezi yaklaşık 5 km mesafede olup dolayısıyla gelecekte
tesisin çevreye herhangi bir zarar vermesi söz konusu değildir.
Bu alan rüzgar potansiyeli göz önüne alınarak seçilmiştir. Ayrıca yer seçiminde
çevreye gürültü yönünden zarar vermemesine ve diğer etkenler yönünden
zarar vermemesine dikkat edilmiştir. Bu konuda gerekli araştırmalar ve
incelemeler yapılarak alanda kurulması düşünülen tesislerin İmar planlarının
yapılarak hayata geçirilmesine karar verilmiştir.
3.4 Kurulacak Tesislerin Bölgeye Olan Etkisi
Türkiye’de rüzgar enerjisi potansiyelinin oldukça önemli bir büyüklükte olduğu
ve bu büyüklüğün özellikle rüzgar enerjisinden yararlanan bir çok Avrupa
ülkesinden fazla olduğu söylenebilir. Aslında Türkiye’de çeşitli kamu kuruluşları ve
üniversitelerin bu konuda çalışma yaptığı bilinmekle beraber, özel sektör
tarafından yapılan ölçüm çalışmaları sonuçları ve başvuruları rüzgâr potansiyelinin
büyüklüğünü doğrulamaktadır.
Rüzgar Enerji Santrallerinin Ülkemize Olan Faydaları
o
İş yaratma imkanı
o
Teknoloji transferi
o
Harici maliyet çevreyi kirletmeme
o
Yerli kaynak, doğal kaynak
o
Dışa bağımlı olmaması
o
Avrupa birliğine uyum
o
Üretilen elektriğin fiyat yapısı
4. PLANLAMA KARARLARI
Rüzgar enerji santrali kurulması düşünülen planlama alanı, Mersin İli Mut
İlçesi ve Karaman İli Merkez ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.
Rüzgar Ölçümlerine göre, bölgenin rüzgar potansiyelinin çok iyi bir durumda
olduğu fizibilite raporları ile ortaya çıkarılmıştır. Rüzgâr Enerji Santrallerinden
üretilen enerji, Yenilenebilir Bir Enerji Kaynağı olmasından ve çevresine en ufak bir
zarar vermemesinden dolayı 4628 sayılı Elektrik Piyasası ve 5346 sayılı
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına
İlişkin Kanunlar ile desteklenmektedir. Ülke ve Bölge Ekonomisine önemli katkı
sağlayacak olan Rüzgâr Enerji Santrali tesisleri bölgeye hem Elektrik bakımından
maddi avantajlar sağlayacak hem de istihdam bakımından katkı sağlayacaktır.
Ülkemizde yapılan ve yapılacak olan rüzgâr enerjisi santralleri hem enerji kaynağı
hem de enerji ihtiyacı yönünden oldukça önemlidir.
Yapılacak olan rüzgâr türbinleri, gelişmekte olan Türkiye’nin enerji üretiminde
ayrı bir yere sahip olacaktır. Rüzgâr enerjisi yenilenebilir ve temiz bir enerji
üretimini beraberinde getirmektedir. Genel olarak bakıldığı zaman, türbin
alanlarının çevresine en ufak bile bir zarar vermediği görülmektedir. Türbinler
yerleştikleri alanları tam olarak kaplamamakla birlikte alt kısımları da insanların
kullanımına açık olabilmektedir. Yapılan Planlama çalışması, planın kapsadığı
arazinin fiziksel özellikleri, mevcut kadastral durumu ve rüzgâr türbinlerinin yer
seçimleri dikkate alınarak yapılmıştır.
Planlama alanında 16 adet Rüzgar Enerjisi Üreten Türbin; hakim rüzgar
yönü ve rüzgardan maksimum düzeyde yararlanabilecek şekilde alanda
konumlandırılmıştır. Bu türbinlerin 4’ü Karaman il sınırı geri kalan 12 adedi ise
Mersin ili sınırları içerisindedir. RES (Rüzgâr Enerji Santrali) alanının içinde
herhangi bir yapıya izin verilmeyecektir. Rüzgâr türbinlerinin bakım, onarım ve
kurulması aşamasında kullanılacak vinçler için, vaziyet planında belirlenen alanda
kalıcı zemin düzenlemesi yapılacaktır. Bu zemin düzenlemesi, başka amaçlar için
kullanılamaz.
Türbinler arası hareketin sağlanması ve teknik hizmetlerin rahat bir şekilde
yapılabilmesi için arazi durumu da göz önüne alınarak türbinler arası 15 metrelik
servis yolları santral alanlarına hizmet verecek şekilde arazi topografyası da
dikkate alınarak planlanmışlardır. Yeni planlanmış olan bu yollar Santral (RES)
alanlarına hizmet verebilecek şekilde tasarlandıktan sonra mevcut yollara
bağlanmışlardır.
Yapılacak bu tesisin hem yenilenebilir bir şekilde enerji üretmesi ve çevresi
için hiçbir olumsuz zarar getirmemesi hem de yılık üreteceği elektrik miktarına
bakıldığında bu tür tesislerin ülkemiz için önemli bir yatırım olduğu görülmektedir.
Tüm bu olumlu yönler göz önüne alındığında, bölge yatırımcılar açısından
cazip ve yatırıma açık, istihdam sağlamak bakımından da avantajlı bir konuma
gelecektir. Ülke ve bölge çıkarları gözetildiğinde, Ülkemizin enerji ihtiyacına ve
kaynaklarına bakıldığında yapılan bu planlama çalışmasının yararlılığı ortaya
çıkacaktır. Yerinde yapılan çalışmalar sonucunda çalışma alanı incelendiğinde
planlama kriterleri açısından herhangi sakınca görülmeyerek İmar Planı
yapılmıştır.
5. KURUM GÖRÜŞLERİ
5.1. Orman ve Su İşleri Bakanlığı (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 6. Bölge
Müdürlüğü);
İlgi: 01.10.2013 tarih ve 585048 sayılı yazısında; “Ruhsat alanı içerisinde kalan su
kaynakların çıkış noktası, etki alanı, akış güzergahı ile kuru derelerin
güzergahlarının korunarak su kaynakları ve kuru derelerin şev üstlerinden itibaren
sağlı sollu 5 metrelik şeritvari alanların yapılaşma dışı tutulması, su kaynakları ve
derelerin üçüncü şahıslara ve yaban hayata açık olması, ulaşım yollarının yapımı
ve rehabilitasyonu esnasında dere geçişlerine dikkat edilmesi, yeni köprü yapımı
veya mevcut köprülerin rehabilitasyonu gerektiği takdirde ilgilisince dere geçiş
projelerinin yapılarak kurumumuza onaylatılması ve ilgili DSİ Şube Müdürlüğü
kontrolünde inşaatının gerçekleştirilmesi, olası aşırı yağışlarda yüzey sularının ve
kuru derelerin taşkın ve su baskınlarına karşı tüm tedbirlerinin ilgilisince alınması,
taşınmazdaki yapılaşmadan dolayı oluşabilecek ve 3. Kişilerin görebileceği zarar
ziyandan DSİ’nin sorumlu tutulmaması, yapılacak yapıların su basman kotunun
doğal zemin kotundan yeterince yükseltilmesi, DSİ’den zarar ziyan talep
edilmemesi, su ihtiyacının yeraltı suyundan temin edilmek istenmesi halinde 167
sayılı kanun gereği kuruluşumuzdan izin alınması ve atıklar konusunda
31.12.2004 tarih ve 25687 sayılı resmi gazetede yayınlanan “Su Kirliliği Kontrol
Yönetmeliği ve Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmelik” ile Katı Atık Yönetmeliğinde belirtilen esaslara uyulması
gerekmektedir” görüşü verilmiştir.
5.2. Mersin İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü;
İlgi: 27.11.2013 tarih ve 88476 sayılı yazısında; “İlimiz Toprak Koruma Kurulu,
22.11.2013 tarihinde İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde yapılan
toplantıda gündem maddesi olarak görüşülerek 2013/8 sayılı kararı ile; bahse
konu alan içerisinde kalan Kuru Marjinal Tarım Arazisi olarak değerlendirilen,
alternatif alanı bulunmayan toplam 131 adet taşınmazdan 79,8085 hektar alanın
toprak koruma projesine uyulması koşuluyla Mut RES Projesi yapımı amacıyla
tarım dışı kullanımı talebinin oybirliğiyle kabulüne karar verildiği” görüşü
bildirilmiştir.
5.3. Orman Genel Müdürlüğü Mersin Orman Bölge Müdürlüğü Kadastro ve Mülkiyet
Şube Müdürlüğü;
İlgi: 17.09.2013 tarih ve 234617 sayılı yazısında; “Bölge Müdürlüğümüze bağlı Mut
Orman İşletme Müdürlüğünce oluşturulan komisyon tarafından incelenmesi
sonucu, imar planı yapılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığı” görüşü
verilmiştir.
5.4. Karayolları Genel Müdürlüğü 5. Bölge Müdürlüğü;
İlgi: 28.08.2013 tarih ve 136736 sayılı yazısında: “Söz konusu Mut Rüzgar Enerji
Santrali alanı karayolu ağımızda bulunan mevcut ve tasarı projelerimizden
etkilenmemektedir” görüşü verilmiştir.
5.5. Mersin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü;
İlgi: 07.08.2013 tarih ve 8139 sayılı yazısında: “söz konusu projeye 05.02.2013
tarih ve 1307 sayı ile Valiliğimizce (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) ÇED Gerekli
Değildir” görüşü verilmiştir.
5.6. Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü;
İlgi: 25.09.2013 tarih ve 5688 sayılı yazısında: “talep konusu taşınmazın
bulunduğu alan, 2634/4957 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca ilan edilen
herhangi bir Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi veya Turizm Merkezi
kapsamı içerisinde yer almamaktadır. Ayrıca Silifke Müze Müdürlüğünün
17.09.2013 tarih ve 1165 sayılı yazısında, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanunu kapsamında ilgili alanda herhangi bir kültür varlığı kalıntısına
rastlanmadığı“ görüş verilmiştir.
5.7. Toroslar Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Mersin İl Müdürlüğü;
İlgi: 04.09.2013 tarih ve 432167 sayılı yazısında: “yapılan inceleme neticesinde,
kroki ile yapılaşma mesafelerinin saptanabilmesi için sahadan alınması gereken,
ilgili parselin öncesindeki ve sonrasındaki direklerde en alt iletkenin yerden
mesafeleri, direkler arası mesafe, ilgili parselin hatta göre ölçekli konumu ile zemin
yan profili değerlerine ihtiyaç duyulduğundan ve İl Müdürlüğümüz bünyesinde söz
konusu ölçümlerin yapılması ile ilgili teknik personel mevcut olmadığından,
Şirketimize ait elektrik tesislerine, iletkenlerin en büyük salınımlı durumda yapılara
olan en küçük yatay uzaklıkları ve iletkenlerinin en büyük salgı durumunda
üzerinden geçtikleri yerlere olan en küçük düşey uzaklıkları Elektrik Kuvvetli Akım
Tesisleri Yönetmeliği’nde belirtildiği şekli ile yapılması ve bahsedilen emniyet
mesafelerinin dikkate alınması gerektiği “ görüş verilmiştir.
5.8. Mersin İl Özel İdaresi Köye Yönelik Hizmetler Daire Başkanlığı;
İlgi: 22.08.2013 tarih ve 16727 sayılı yazısında: “Mut İlçesi Gökçetaş Köyü
Katırardıç Mahallesinde Rüzgar Enerjisi Santrali yapılmasında, belirtilen bölgede
idaremiz hizmet alanına giren tesislerin bulunması durumunda bu tesislerin varlığı
da dikkate alınarak 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama
İmar Planı yapılmasında mevzuatımız açısından bir sakınca bulunmadığı” görüşü
verilmiştir.
5.9. Mersin İl Özel İdaresi İmar İnşaat Daire Başkanlığı;
İlgi: 19.08.2013 tarih ve 16290 sayılı yazısında: “Mut Rüzgar Enerjisi Santrali
(RES) İmar Planlarının yapılmasında Müdürlüğümüz açısından sakınca
bulunmadığı” görüşü verilmiştir.
PLAN NOTU:
1. “2872 SAYILI ÇEVRE KANUNU” İLE “5491 SAYILI ÇEVRE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
KANUN” VE BU KANUNA İSTANADEN YÜRÜRLÜĞE GİREN İLGİLİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE
UYULACAKTIR.
2. TESİSİN SU İHTİYACININ YERALTI SUYUNDAN SAĞLANMASI HALİNDE 167 SAYILI YASA UYARINCA
D.S.İ.’DEN İZİN ALINACAKTIR.
3. 31 ARALIK 2004 TARİH VE 25687 SAYILI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN “SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ
YÖNETMELİĞİ” İLE 09.09.2006 TARİH VE 26284 SAYILI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN “DERE
YATAKLARI VE TAŞKINLAR” KONULU BAŞBAKANLIK GENELGESİ HÜKÜMLERİNE UYULACAKTIR.
4. PİS SU ÇUKURLARI HİÇ BİR ŞEKİLDE GÖL VE AKARSULARA BAĞLANAMAZ. 19.03.1979 GÜN VE 13783
SAYILI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN “LAĞIM MECRASI İNŞAASI MÜMKÜN OLMAYAN YERLERDE
YAPILACAK ÇUKURLARA AİT YÖNETMELİK” HÜKÜMLERİ GEÇERLİDİR.
5. ORMAN ALANI İÇİNDE TÜRBİNLERİN KURULMASINDA YANGINA KARŞI ÖNLEMLER ALINACAKTIR.
6. 2863 SAYILI “KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU”NUN 3386 VE 5226 SAYILI
YASALARLA DEĞİŞİK 4. MADDESİ UYARINCA YAPILACAK HAFRİYATLARDA ALANDA TAŞINIRTAŞINMAZ HERHANGİ BİR KÜLTÜR VE TABİAT VARLIĞINA RASTLANILMASI HALİNDE ÇALIŞMALAR
DURDURULARAK EN YAKIN MÜLKİ AMİRLİK YA DA MÜZE MÜDÜRLÜĞÜ İLE İRTİBATA GEÇİLECEKTİR.
7. RÜZGÂR ENERJİ SANTRALİ ALANINDA E (EMSAL): 0.05 OLUP, ALAN İÇİNDE YAPILACAK İDARİ BİNA,
TRAFO VB BİNALAR EMSALE DAHİL OLUP 2 KATI GEÇMEMEK ÜZERE KAT YÜKSEKLİĞİ TESİSİN
TEKNOLOJK ÖZELLİKLERİNİN GEREKTİRDİĞİ ŞEKİLDE OLUCAKTIR.
8. RÜZGAR ENERJİ SANTRALİ ALANI OLARAK PLANLANAN ALAN İÇİNDE GÖSTERİLEN YOLLAR ŞEMATİK
OLUP, TERK EDİLMEYECEK; ANCAK TÜRBİNLERE ULAŞIMI SAĞLAYAN İÇ YOL OLARAK
KULLANILACAKTIR.
9. DİREK VE TRAFO SAYILARI, YERLERİ, TÜRBİN OTURMA ALANLARI ŞEMATİK OLUP, İNŞAAT
UYGULAMASI SIRASINDA ZEMİNİN JEOLOJİK VERİLERİ, RÜZGAR VERİ HESAPLAMALARI VE İNŞAATIN
TEKNİK GEREKLERİNE GÖRE HAZIRLANACAK MİMARİ VAZİYET PLANI DOĞRULTUSUNDA ORMAN
TAHSİS VE R.E.S. ALANI İÇİNDE KALMAK ÜZERE YERLEŞİMLERDE DEĞİŞİKLİK YAPILABİLİR.
10. RÜZGAR ENERJİSİ TÜRBİN TESİSİNİN GEREKSİNİMİ OLAN YEŞİL ALAN VE GEREKLİ FONKSİYONLAR
VAZİYET PLANINDA BELİRTİLECEKTİR.
11. 30.11.2000 GÜN VE 24246 SAYILI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN ELEKTRİK KUVVETLİ AKIM
TESİSLERİ YÖNETMELİĞİNE UYULACAKTIR.
12. 4628 SAYILI “ELEKTRİK PİYASASI KANUNU” VE İLGİLİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE UYULACAKTIR.
13. 19.12.2007 TARİH VE 26735 SAYILI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİREN 7126
SAYILI SİVİL SAVUNMA KANUNU’NUN EK 9. MADDESİNE GÖRE BİNALARIN YANGINDAN
KORUNMASI HAKKINDAKİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE UYULACAKTIR.
14. KURUM GÖRÜŞLERİNDE BELİRTİLEN KRİTERLERE UYULACAKTIR.
15. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI MEKÂNSAL PLANLAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN 25.11.2013
TARİHİNDE ONAYLANAN JEOLOJİK/JEOTEKNİK ZEMİN ETÜD RAPORU HÜKÜMLERİNE UYULACAKTIR.
16. PLAN ONAMA SINIRI İÇİNDE YER ALAN HER TÜRLÜ PROJELENDİRME VE YAPILANMA
ÇALIŞMALARINDA 3194 SAYILI İMAR KANUNU VE İLGİLİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİ VE AFET
BÖLGELERİNDE YAPILACAK YAPILAR HAKKINDAKİ YÖNETMELİĞİ VE DEPREM BÖLGELERİNDE
YAPILACAK BİNALAR HAKKINDAKİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE UYULMASI ZORUNLUDUR.
17. PLAN KOŞULLARI DIŞINDA “3194 SAYILI İMAR KANUNU” VE “PLANLI ALANLAR TİP YÖNETMELİĞİ
HÜKÜMLERİ GEÇERLİDİR.
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
2 938 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content