TDV DIA - İslam Ansiklopedisi

GEYiKLi BABA KÜLLiYESi
BİBLİYOGRAFYA :
anlaşılmaktadır. Diğer
Yunus Emre Diuanı (nşr. Abdülbaki Gölpı­
narlıl. İstanbu l 1943, s. 299; Teuarfh·i Ai·i Os·
man, İÜ Ktp., TV, nr. 2438, vr. 42b · 43'; Aşık­
paşazade, Tarih, s. 46·47; Neşri. Cihannama
(Taeschner). 1, 47; Lamii, l'le{ehilt Tercilmesi,
s. 690 ·691; Küçük N i şancı Mehmed Paşa, Ta ·
rih, İstanbul 1290, s. 104; Cenabi Mustafa Efendi, el· 'Aylemil'z·zal].ir, Süleymaniye Ktp., Aya·
sofya, nr. 3033, vr. 557', 558b ; Mecdi, Şakaik
Tercilmesi, İstanbul 1269, s. 31, 33; Ali, Kiln·
hil 'l·ahbar, İstanbul 1285, V, 62; Hoca Sadeddin. Tacil't· teuarfh, ll, 403; Evliya Çelebi, Se·
yahatname, ll, 39; Beliğ, Gilldeste, s. 220·222;
Hammer. HEO, ı, 154; R. Tschudi, Das Vilajet·
name des Hadschim Sultan, Berlin 1914, s .
69; F. W. Hasluck. Bektaşilik Tedkikleri (tre.
Ragıb Hulüsi). İstanbul 1928, s. 12; Abdülbaki
Gölpınarlı, Yunus Emre ue Tasauuu{, İstanbul
1961, s. 11·15; Köprülü, İlk Mutasauuı{lar, An·
kara 1966, s. 38, 177, 217; Cevdet Türkay, Os·
man/ı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ue Ce·
maatlar, İstanbu l 1979, s. 373 · 374 ; A. Yaşar
Ocak. La reuo/te de Baba Resul, Ankara 1989,
s. 118·121 ; a.mlf., Osmanlı İmparatorluğu 'n·
da Marjinal SQ{flik: Kalenderiler (X/V·XV/1. Yilz·
yıllar), Ankara 1992, s. 89·91; Mustafa Kara,
Bursa'da Tarikatlar ue Tekkeler, Bursa 1993,
ll, 36· 40; Hilmi Ziya [Üiken] , "Anadolu Tarihinde Dini Ruhiyat Müşahedeleri", Mihrab,
sy. 13·14, İstanbul 1340, s. 444·448; Ömer L.
Barkan. "istila Devrinin Kolonizatör Türk Dervişleri ve Zaviyeler", VD, ll ( 1942). s. 290;
Markus Köhbach. "Vom Asketen zum Glau benskii.mpfer: Geyiklü Baba", Osm.Ar., lll
(1982), s. 45·51.
r:;:ı
M
AHMET yAŞAR ÜCAK
GEYİKLİ BABA KÜLLİYESİ
L
Bursa'da Orhan Gazi tarafından
Geyikli Baba için yaptırılan külliye.
~
Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemine ait küçük kapsamlı tarikat külliyelerinden olan ve cami, tekke, türbe ve hamamdan meydana gelen külliye, Bursa'nın Gürsu ilçesine bağlı Babasultan köyündedir. Dönemin tapu defterlerinde
"Geyikli Baba karyesi" olarak anılan bu
köy Bursa'nın 40 km. kadar doğusunda,
Bursa- inegöl yolunun sağında (güneyinde) Uludağ'ın eteklerinde, korularla kaplı,
ulu çınariarın gölgelendirdiği, havası ve
suyunun güzelliğiyle dikkati çeken mOtena bir çevrede bulunmaktadır.
Geyikli Baba ve onun adını taşıyan külliye hakkında bilgi veren Aşıkpaşazade
Tarihi, eş-Şe~a'ilJ:u'n-nu'maniyye ve
Neşri'nin Cihannüma'sı gibi Osmanlı
kaynaklarında bu yapı topluluğunun, dervişleriyle Bursa'nın fethine ( 1326) katı­
Ian Geyikli Baba için fetihten sonra Orhan Gazi tarafından inşa ertirildiği belirtilmektedir. Aşıkpaşazade'nin naklettiği rivayetten. külliye yerinin seçiminde
Geyikli Baba'nın tercihinin etkisi olduğu
taraftan yapıla­
çevresinde teşhis edilen Bizans dönemine ait mimari unsurlar (sütun baş­
lığı, korkuluk levhası parçaları, arslan başı biçiminde çörten vb.), aynı yerde daha
önce manastır türünden bir Bizans dini
tesisinin bulunduğunu düşündürmekte,
Osmanlı iskan politikasında , yeni fetbedilen topraklardaki birtakım dini merkezIerin fetih ve kolanizasyon faaliyetlerine
katılan tarikat ehlinin kullanımına verilmek suretiyle "şenlendirilmesi" geleneği
de bu ihtimali güçlendirmektedir.
Ekrem Hakkı Ayverdi 'nir:ı naklettiği
tapu defteri kayıtlarında söz konusu kuruluş "Vakf-ı Zaviye-i Geyikli Baba" olarak geçmekte, külliyenin gelir kaynakları arasında civardaki bahçelerin kestane ve ceviz ağaçları, külliyenin bünyesindeki hamam, aynı mevkide yer aldığı
anlaşılan, ancak günümüze ulaşmayan
değirmenle Bursa'da üç dükkan sayıl­
maktadır. Geyikli Baba Külliyesi şüphe­
siz ki yüzyıllar boyunca birçok onarım
ve tadilat geçirmiştir. Ancak yapıların
zaman içinde uğradığı bu değişiklikler
tesbit edilememektedir. Aşıkpaşazade,
kendi döneminde (XV. yüzyılın ikinci yarısı) caminin ihya edildiğini belirtmektedir. Cami, türbe ve_bamamın XIX. yüzyı­
lın ikinci yarısı içinde onarım geçirdiği,
bu arada caminin son cemaat yerinde
kemerli açıklıkların kapatılarak kapı ve
pencereye dönüştürüldüğü, ayrıca harimin batı yönüne ikinci bir harimin eklendiği, harnarnda da camekan kısmının
yenilendiği anlaşılmaktadır. Cumhuriyet
döneminin başlarında cami ile türbenin
kıble yönünde uzanan geniş haziresi yok
edilmiş, tekkelerin kapatılmasından sonra muhtemelen aynı yıllarda çeşitli tekke birimleri de (derviş hücreleri, selamlık,
mutfak vb.) tarihe karışmıştır. 1958'de
Vakıflar Genel Müdürlüğü , 1963-1964 'te Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu
tarafından onarılan cami ile türbe günümüzde bakımlı durumdadır. Cami asrın
li kullanımını sürdürmekte. türbe de ziyarete açık tutulmaktadır. Öte yandan
hamam da Babasultan köyüne hizmet
vermektedir.
Tekkede meşihatın deyikli Baba'dan
sonra hangi tarikata intikal ettiği, yüzyıllar boyunca burada kimlerin postnişin
olduğu henüz açıklığa kavuşmamıştır.
Şeyh mezarlarının bulunduğu hazirenin
ortadan kalkması ile bu hususları aydınlatabilecek en önemli deliller de tarihe karışmıştır. Ancak Gazali mahlaslı divan şairi Deli Birader (ö 942/ 1535) Yavuz Sultan Selim'den buranın şeyhliğini
istemiş, arzusu uygun görülerek zaviyeye tayin edilmiş, mahlasını da burada almıştır (DİA, IX. 13 5 ı Hazired en geriye
kalabilmiş olan ve türbede korunan iki
mezar taşı ise Muhammed ibnü'ş-Şeyh
Hacı Muhammed Edhemi ile (ö . 885 /
1480-81) Abdurrahman b. Mevlana Şü­
ca'a (ö . 898 / 1492-93) aittir. Ekrem Hakkı Ayverdi, Bursa Kadı Sicilleri a rasın ­
da bulunan ve Şeyh Seyyid Mustafa'nın
yevmi 8 akçe ile tekkenin meşihatına tayin edildiğini gösteren Şewal 994 (Eylül
1586) tarihli bir belgeden söz etmektedir. Bu arada Bursa ve inegöl havalisinin yanı sıra başka yörelerde de (Erzurum , Sivas, Malatya, Konya, Adana, Biga)
"Geyikli Baba dervişleri, Geyikli cemaati,
Geyikli Baba Sultan cemaati" adlarında
birçok zümrenin varlığı, menkıbelerle
halkın hafızasına mal olan Geyikli Baba
kültünün söz konusu tekkede ikamet
eden dervişlerle sınırlı kalmadığı, Anadolu'nun çeşitli yerlerine yayılmış bulunduğu tesbit edilmektedir.
Cami. Aynı zamanda tekkenin tevhidhanesi olarak da kullanıldığı tahmin edilen cami. doğudaki Orhan Gazi dönemine ait, batıdaki XIX. yüzyılın ikinci yarı­
sında eklenmiş olan iki bölümden oluşur. Doğudaki bölüm düzgün olmayan
kare planlı (yaklaşık 7,88 x 7,88 m.) ve
kubbeli bir harim le bunun kuzeyindeki
üç birimli son cemaat yerinden meyda-
Geyikli
Baba Cami i
ve Türbesi Kestel 1
Bursa
47
GEYiKLi BABA KÜLLiYESi
na gelmektedir. Aynalı tonaziarın örttüğü. dikdörtgen planlı son cemaat yeri
tuğla örgülü sivri kemerlerle kuzeye açı­
lır. Bu kemerler. dikdörtgen kesitli iki
paye ile son cemaat yerini yanlardan kuşatan duvarlara oturmaktadır. Yuvarlak
kemerlerle harimin kuzey duvarına bağ­
lanan payelerde iki sıra tuğla ve iki sıra
kaba yontulu köfeki taşından oluşan almaşık örgü kullanılmış, aynı doku kemerIerin üzerindeki kalkan duvarında da devam ettirilmiştir. İki sıra tuğla kirpi saçakla son bulan kalkan duvarının içinde
payelerin eksenlerinde, gizli derenin suyunu dışarı akıtan iki çörten vardır.
Sekizgen bir kasnağa oturan harim
kubbesine geçiş prizmatik üçgenler kuşağı ile sağlanmıştır. Gerek beden duvarları gerekse kasnak tuğladan düz saçak silmeleriyle son bulur. Beden duvarlarındaki saçak silmeleri köşelerde yüksek, kasnakların beden duvarlarına paralel olduğu orta kısımlarda daha alçak
tutulmuş, böylece cephelerde hareketli
bir görünüm sağlanmıştır. Dışarıdan kurşunla kaplı olan kubbe içeriden sıvalı ve
beyaz badanalı olup XIX. yüzyıla ait bazı
basit kalem işleriyle süslenmiştir. Tamamen yenilenmiş bulunan mihrap Kütahya çinileriyle kaplıdır.
Harim duvarları kaba yontuya yakın
moloz köfeki taşı ile örülmüştür. Kuzey
duvarının eksenindeki yuvarlak kemerli kapının yanlarında. yuvarlak kemerli göçertme alınlıkları olan dikdörtgen
açıklıklı iki pencere vardır. Güney duvarının eksenine yarım daire planlı mihrap, yaniara da altlı üstlü ikişer pencere yerleştirilmiştir. Alt sıradakiler dikdörtgen açıklıklı, söveli ve demir parmaklıklı olup tuğla örgülü sivri hafifletme kemerleriyle taçlandırılmıştır. Alçı
revzenlerle donatılmış olan tepe pencereleri ise yine tuğla örgülü sivri kemerIere sahiptir. Türbeye komşu olan doğu
duvarında da aynı şekilde ikili gruplar
halinde düzenlenmiş dört adet pencere
bulunmaktadır. Bunlardan kuzeyde yer
alan alt pencere türbeye açılır. Bunun
üzerindeki tepe penceresi ise örülerek
sığ bir nişe dönüştürülmüştür. Diğer tepe pencerelerinin de sonradan iptal edildiği, Cumhuriyet dönemi onarımlarında
asli şekillerine kavuşturulduğu bilinmektedir. Alt sıradaki pencerelerin bazıla­
rında kesme taş söveler. bazılarında ahşap söveler görülür. Batı duvarında da
aslında aynı pencere düzeninin geçerli
olduğu, ancak harim batıya doğru genişletilirken bunların iptal edildiği, yerlerine yuvarlak kemerli geniş bir açıklı­
Caminin batı yönündeki ek bölüm dikdörtgen planlı (11 ,95 x 8,60 m.) ve çatılı­
dır. Düz ahşap tavanlı harimin kuzey duvarı ahşap karkas içine tuğla dolgu ile
(h ım ış tekn i ği) inşa edilmiş , kuzey ve batı duvarlarında ahşap hatılir moloz taş
örgü kullanılmıştır. Kuzey duvarının eksenindeki yuvarlak kemerli kapının önünde iki ahşap dikmeye oturan küçük bir
sundurma, yanlarında da birer pencere
bulunur. Bunlardan başka batı duvarın­
da dört, güney duvarında iki pencere daha mevcuttur. Bu bölümde büyük boyutlu ve yuvarlak kemerli olan pencereler, oranları ve ayrıntıları ile doğu bölümündeki pencerelerden tamamen farklıdır. Kuzey duvarının önünde yer alan
fevkani ahşap mahfi! dört ahşap dikmeye oturmakta, harimin kuzeydoğu köşesindeki iki kollu merdivenle de mahfıle çıkılmaktadır. Güney duvarının ekseninde yarım daire planlı mihrap, mekanın güneybatı köşesinde ahşap minber yer alır. Sonradan bu bölüme taşın­
mış olan küçük boyutlu minberde yan
yüzler geometrik taksimatlı kündekari
panolardan, korkuluklar da geometrik
şebekelerden oluşmaktadır. Minberin
)0!. yüzyılın ikinci yarısındaki ihya arneliyesi sırasında yenilenmiş olması muhtemeldir. Sınırlı bir cemaate hizmet veren bu köy camiinin XIX. yüzyılda geniş­
letilmiş olmasına bir açıklama getirmek
güçtür. Belki de yeni ilave edilen kısmın
asıl cami, türbeye komşu olan doğuda­
ki kısmın da yalnızca tevhidhane olarak
kullanılması öngörülmüştü. Tarikat Y?pılarında sıkça rastlandığı gibi doğu kesiminin bir pencere ile türbeye açılması ,
minberin de batı kesimine taşınmış olması bu ihtimali akla getirmektedir.
ğın konulduğu anlaşılmaktadır.
Geylkli Baba Camii 'nin içinden bir görü n ü ş
Türbe. Dikdörtgen planlı (d ı şa rı d an
6, 50 x 10,30 m.) olan türbe caminin doğu duvarına bitişiktir. Cami ile türbenin
eksenleri arasında bir dar açının bulunması, başka bir ifadeyle türbenin cami-
48
ye verev konumda yer alması , ayrıca iki
yapının arka (kuzey) cephelerindeki birleşme çizgisinde gözlenen inşai ayrıntı­
lar türbenin camiye sonradan bitiştiril­
diğini gösterir niteliktedir. Ancak cami
ile türbenin malzeme. teknik ve mimari
unsurlar bakımından aynı özellikleri paylaşması. iki yapının inşa tarihleri a rasın­
da kısa bir zaman diliminin bulunduğu­
nu, her ikisinin de Orhan Gazi dönemine ait olduğunu göstermektedir.
Bütün duvarları kaba yontuya yakın
moloz köfeki taşı ile örülmüş olan türbe dikdörtgen planlı (2,90 x 5,00 m ) ve
aynalı tonoz örtülü bir giriş bölümü ile
kare planlı (5,00 x 5,00 m. ) ve kubbeli asıl
türbeden oluşmaktadır. Kuzey duvarın ­
da, her ikisi de dikdörtgen açıklıklı olan
türbe girişiyle bir pencere yer alı r. Gerek kapının gerekse pencerenin üstlerinde onarım izleri gözlenmekte, hafifletme kemerlerinin tadil edildiği anlaşılmaktadır. Doğu duvarında tuğladan
sivri kemerli ve alçı revzenli bir tepe penceresinin bulunduğu giriş bölümü, yapı­
nın doğu ve batı duvarlarına oturan bir
sivri kemerle asıl türbeye açılır. Zemini
giriş bölümüne göre yükseltilmiş olan
asıl türbenin doğu ve kuzey duvarların­
da camidekilerin eşi olan, iki sıra halinde düzenlenmiş dört pencere yer almakta, batı duvarındaki pencere de cami tevhidhane harimine açılmaktadır. Sekizgen bir kasr'ıak üzerinde yükselen kubbeye geçiş prizmatik üçgenler kuşağı
ile sağlanmış, kasnağın güney ve doğu
kenarlarına sivri kemerli ve alçı revzenli birer pencere açılmıştır. Türbedeki iki
sandukadan güneyde yer alan ve daha
büyük olanı Geyikli Baba'ya, diğeri ise
Balım Sultan lakaplı bir şahsa aittir. Osmanlı kaynaklarında bu şahsın Germiyanoğlu hanedanından bir emir olduğu ,
Geyikli Baba'ya intisap ettiği ve beylik
üzerindeki haklarından vazgeçerek dervişane bir hayatı tercih ettiği rivayet edilmektedir.
Geyikl i Baba Ca mii ve Türbesi' nin
pla nı
Gl LMAN
Caminin son cemaat yeriyle türbenin
kuzeye açılır. Kaide ile pabuç kısımlan
kitlesinin içinde kalmıştır. Silindir
biçiminde, tuğla örgülü ve sıvalı bir gövdenin aynı özelliklere sahip bir peteğin
ve tuğla dişlerle dolgulanmış basit şe­
refenin gözlendiği minare kurşun kaplı,
koni biçiminde bir külahla son bulur.
yapı
biye
GEYIANt, Abdülkadir
arasına sıkışmış ·alan minarenin kapısı
L
(bk. ABDÜLKADiR-i GEYlANI).
ı
GIFAR (Beni Gıfar)
_j
1
( .)~ .f; )
L
Adnaniler' e mensup
bir Arap kabilesi.
_j
Tekke. Geyikli Baba Tekkesi'nin cami-
tevhidhane
bütün bölümleri
vb .) tamamen ortadan kalkmış olup bunların
konumları ve mimari özellikleri bilinmemektedir. Ancak cami-türbe kitlesinin
güneyinde vaktiyle hazire bulunduğuna
göre bu bölümterin cami ile türbenin kuzeyindeki avlunun çevresinde yer aldık­
ları ve ahşap, moloz taş, kerpiç gibi nisbeten kısa ömürlü malzemelerle inşa
edilmiş mütevazi yapılar oldukları tahmin edilebilir. Bu yönde yer alan ve Geyikli Baba tarafından dikildiği rivayet
edilen çevresi 12 m. uzunluğundaki devasa çınann da külliyenin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerekir.
dışındaki
(derviş hücreleri, selamlık, mutfak
Hamam. Cami ile türbenin batısında
yer alan küçük boyutlu hamamın kare
planlı sıcaklık bölümü kubbe ile örtülmüş,
kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır.
Kubbede tepelik camlarının bulunmaması, mekanın bir fenerle aydıntatılması dikkat çekicidir. Dikdörtgen planlı ılıklık beşik tonazla örtülüdür. Camekan bölümü
yenilenen hamamın su deposu ve külham
doğu yönünde yer almaktadır.
BİBLİYOGRAFYA:
196, 199; ae. (Atsız) .
Kemal, Tevarfh·iAl·i
Osman, ll, 92; Neşri, Cihannüma (Taeschner).
ı, 47·48, 51; ae. (Unat), ı, 170; Hoca Sadeddin.
Tacü't·tevarfh, 1, 23; ll, 606; Ali, Künhü'l ·ah·
bar, istanbul1285, 1, 49, 62, 64; Beliğ, Güldes·
te, s. 220·221; R. Tschudi, Das Vilajet ·name
des Hadschim Sultan, Berlin 1914, s. 69; Uzun- ·
çarşılı, Osmanlı Tarihi, 1, 276; Ayverdi, Osman·
lı Mi'marisi /, s. 22 · 29; Cevdet Türkay, Osman·
lı İmparatorluğunda Oyma/c, Aşiret ve Cema·
atlar, istanbul1979, s. 373-374; S. Faroqhi, Der
Bektaschi·Orden in Anatolien, Wien 1981, s.
17; Türkiyede Vakıf Abide/er ve Es/ci Eserler,
Ankara 1986, N, 24 -28; Ahmet Yaşar Ocak,
s.
Aşıkpaşazade, Tarih, s.
122·123, 231, 235; İbn
Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sü{flik:
Yüzyıllar), Ankara 1992,
s. 87, 88·92; Hilmi Ziya [Üiken]. "Anadolu Tarihinde Dini Ruhiyat Müşahedeleri: Geyikli
Baba", Mihrab, sy. 13·14, istanbul 1340, s. 447;
Ömer L. Barkan, •istila. Devrinin Kolonizatör
Türk Dervişleri ve Zaviyeler", VD, ll (1942). s.
290; M. Köhbach, "Vom Asketen zum Glaubenskfunpfer: Geyiklü Baba", Osm.Ar., lll
(1982). s. 45. 51.
IAJ
II!J M. BAHA TANMAN
Kalenderiler (XIVXV/1.
Anttaşması
için Medine'den
ayrılıp
Gıfarlılar'ın yurdundan geçerken İslam
Kabilenin soyu Gıfar b. Müleyl b. Damre b. Bekr b. Abdimenaf b. Kinane b.
Huzeyme b. Müdrike (Amr) b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Mead yoluyla Adnan'a ulaşır. Beni Gıfar Hicaz'da Mekke ile Medine arasında yaşardı. Hz. Peygamber'in
annesi Arnine'nin kabrinin bulunduğu
Ebva'ya 8 mil mesafedeki Veddan vadisiyle Bedir Kuyusu bunlara aitti.
Beni Gıfar'ın İslam öncesi tarihi hakyeterli bilgi yoktur. Yollarda yaptıkları soygunlarla meşhur olan kabile
mensupları hacıların mallarını bile yağ­
malayıp alırlar ve haram aylarda da bu
yağmacılıklarına devam ederlerdi.
kında
Gıfar kabilesinden Ebü Zer ei-Gıfan
ilk müslümanlar arasında yer almış, ancak Mekke'de kalmayarak kabilesinin
yanına dönmüş, Resülullah Medine'ye
hicret edinceye kadar kabilesi arasında
kalarak Uhud veya Hendek Gazvesi'nden
sonra Medine'ye gitmiştir.
Kabile Medine'ye yakın bir yerde ikamet ettiği için Hz. Peygamber'in müttefiki olmuş ve kabile mensuplarıyla, muhtemelen 2. yılda (624) Damre, Müdtic ve
Cüheyne oğullan ile yapılan anlaşmaya
benzer bir anlaşma yapılmıştır (Hamidullah. el·Veşa,il~u·s-siyasiyye, s. 268). Resüt-i Ekrem ile Beni Gıfar yardımlaşmak.
birbirine destek olmak ve komşuluk haklarına riayet edip ihanet etmemek üzere anlaşmış, böylece kabile mensuplan nın canları ve malları Allah ve Resülü'nün teminatı altına alınmıştır. Müşrik
olmalarına rağmen Beni Gıfar ile yaptı­
ğı bu anlaşma sayesinde Hz. Peygamber Medine civarında taraftar bulmuş
ve Medine'yi Mekke'den gelmesi muhtemel bir tehlikeye karşı emniyete almıştır. Resül-i Ekrem, Gıfar ve Damre
oğulları ile anlaşma yaptıktan sonra sefer dolayısıyla Medine dışına çıktığı zaman Ebü Zer ei-Gıfari'yi Medine'de yerine vekil bırakmıştır. Gıfar oğulları Hz.
Peygamber ile yaptıkları bu anlaşmaya
sadık kalmışlar. hatta Resülullah Hudey-
ordusuna yiyecek
vermi şlerdir.
Beni Gıfar 8 (629) yılında müslüman
ve Mekke'nin fethine Halid b. Velid kumandasında katılmıştır. Huneyn
Gazvesi'nde de 400- 1000 kişilik bir kuvvet Resül-i Ekrem'in ordusunda yer almıştır. Yine 8 yılında Zatüatlah halkını
cezalandırmak üzere gönderilen ordunun kumandanlığına da Gıfar kabilesinden Ka'b b. Umeyr tayin edilmiş, Beni
Gıfar müslüman olunca Büreyde b. Husayb Resülullah tarafından zekat arnili
olarak görevlendirilmiştir.
olmuş
Hz. Peygamber Tebük Gazvesi'ne çı­
karken bütün kabilelerden olduğu gibi
Gıfar'dan da Medine'ye gönüllüler gelmiş, ancak binekleri olmadığından Resül-i Ekrem'den binek istemişlerdi. Resülullah onlara ilk anda binek temin edemediği için ağlamaya başlamışlar, bundan dolayı da kabileye "Benü'l-bekka"
(çok ağlayanlar zümresi) adı verilmiştir. Daha sonra Hz. Peygamber onların binek
ihtiyacını karşılamış ve gönüllüler Tebük
Gazvesi'ne katılmışlardır.
Hz. Peygamber'in, "Allah Gıfar'a mağ­
firet etsin" (Buhari, "İsti.skii,", 2) şeklin­
deki duasına mazhar olan kabile mensupları onun vefatından sonra mürtedlere karşı yapılan savaşlarda İslam ordusunda yer almışlar ve ardından gerçekleştirilen fetihlere de katılmışlardır.
Mısır'ın fethinden (20 / 641) sonra Fustat'ta Beni Gıfar mensupianna bir mahalle ayrılmıştır.
BİBLİYOGRAFYA:
Buhari, "İstiska,", 2; İbn Hişam, es-Sfre, II,
192, 281, 290, 341, 342, 344, 350·351, 407,
421, 448, 496, 518, 529 ; Belazüri, Ensab, ı,
531 ; Taberi, Tarif) (Ebü'I-Fazl), lll, 64; İbn Hazm.
Cemhere, s. 186, 465 ; Sem'ani. Ensab, IX, 164 ·
167; Yakut, Mu'cemü'l-büldan, V, 365; Kalkaşendi, Nihayetü 'l- ereb, Beyrut 14051 1984,
s. 348; Cevad Ali, el-Mu{a.şşal, ı, 295, 346, 458;
V, 116; VII, 351; Hamidullah, İslam Peygambe·
ri, I, 102, 366, 466, 467; a.mlf.. el·Veşa,i~u's·
siyasiyye, Beyrut 1403/1983, s. 268; Kehhale, Mu'cemü Jcaba,ili 'l-'Arab, Beyrut 1980, lll,
890; W. M. Watt. Muhammad at Medina, New
York 1981, s. 66, 81·84, 86, 99,237,354, 367;
Mustafa Fayda. Allah'ın Kılıcı Halid b. Velid,
istanbul 1990, s. 173; J. W. Fück, "Ghifiir", E/ 2
(ing.), ll, 1072.
~
M. ALi
KAPAR
GII.MAN
(b k. GUIAM).
L
_j
49