close

Enter

Log in using OpenID

2013-2014 Değerler vefa - Milli Eğitim Bakanlığı

embedDownload
SĠMAV TĠCARET MESLEK LĠSESĠ
VEFA DEĞERĠ UYGULAMA RAPORU
Bu ayki değer konusu ile ilgili aĢağıda belirtilen etkinliklerden hangilerini uyguladınız?
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
Etkinlik
Okul çalıĢma ekibi tarafından iĢlenen değer ile ilgili hazırlık toplantısı
Ayın değeri okulun en görünür yerinde ve dikkat çekici biçimde duyurulması
Okulda Değerler Eğitimi panosu oluĢturuldu mu ve iĢlenen değer ile ilgili dokümanların
sergilenmesi
Velilere değerler eğitimi projesi veya ayın değeriyle ilgili mektup gönderilmesi
Kurum web sitenizde değerler eğitimi sayfası oluĢturulması
Gezi
Görsel Sunumlar
Münazara
Örnek ġahsiyetin Daveti
YarıĢma (ġiir, kompozisyon vb.)
Basınla iĢ birliği- basında haber olma
Veli Semineri
Akran Koçluğu
Evet
X
X
X
Hayır
X
X
X
X
X
X
X
X
 Ekim ve Kasım aynın konusu olan vefa ilgili okul öğrencileriyle birlikte okul panosu
düzenlendi.
X
X
 Okul panosunda ayın değeriyle ilgili özlü sözler hikâyeler ve resimler sergilendi.
 Vefa kavramıyla ilgili öğrencilere kavram haritası hazırlatıldı ve panoda yayınlandı.
İhtiyacı olana
yardım etmektir.
Gerçek
Sevgidir.
Sözünü
tutmaktır.
Vefa
Sadakattir.
Dini sorumlulukları
yerine getirmektir.
Dostlukta
bağlılıktır.

Vefa ilgili hikâyeler rehberlik saatinde öğrencilere okutuldu ve hikâyelerin ana fikri
öğrencilerle birlikte tartıĢıldı.
1. Hikâye:
BEN “DÜNYADA AHDE VEFA KALMAMIġ” DEDĠRTMEM!
Hazreti Ömer Radıyllahü Anh'ın hilafeti döneminde, Hz. Ömer Ashabı Kiram ile beraber bir
meclisle oturuyorlarken, karĢıdan üç kiĢinin gelmekte olduğunu gördüler. Bu gelen kimseler
bir delikanlıyı yakalayıp ellerinden sıkıca tutmuĢlar ve belli ki Halifenin huzuruna çıkarmak
üzere getiriyordu. Bütün sahabenin dikkatli bakıĢları arasında bu üç kiĢi yakaladıkları gençle
berber gelip Hz. Ömer'in huzurunda durdular. Hz. Ömer Radıyallahü Anh sordu:
Söyleyin bakalım derdiniz nedir?! Bu delikanlının ne suçu var da, böyle sıkıca tutup buraya
getirdiniz? Bu üç delikanlıdan biri söz alıp meseleyi anlatmaya baĢladı:
Ya Emirel Müminin! Bu genç bizim babamızı öldürdü. Biz de adli ilahinin tatbik edilmesi
için huzurunuza geldik. Babamızın bir suçu olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü babamız etrafta
sevilip sayılan, hatırı olan bir kimseydi. ġimdi bunun için ne yapmak lazım geliyorsa onun
yapılmasını sizden istiyoruz.
Peygamber Efendimizin ikinci halifesi, adalet güneĢi Hazreti Ömer o gence: Bunların
dediklerini duydun. Söylenenler doğru mu? Eğer doğruysa senin söyleyeceklerin nelerdir?
dedi
O genç bu söylenenlere itiraz etmedi. Bunların doğru söylediklerini ancak kendisinin de bazı
söyleyecekleri olduğunu belirterek, izin aldıktan sonra konuĢmaya baĢladı:
Ya Emir el Müminin! Ben bir köylüyüm, Peygamberimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın „Benim
kabrimi ziyaret eden beni ziyaret etmiĢ gibidir.' buyurduğu üzere, buraya Efendimiz
Aleyhissalatü Vesselam'ın kabri Ģerifini ziyaret etmeye geldim. Medine civarına geldiğimde
abdest tazelemem icabetti. Binitimden indim ve müsait bulduğum bir hurmalık yakınında,
abdest tazelemek için meĢgul olurken, baktım ki atım hurma dallarına uzanmıĢ; yemeye
çalıĢırken ağacın dallarını kırıyor ve zarara sebebiyet veriyor. Buna mani olmak için derhal
atımın olduğu tarafa koĢtum. ĠĢte o anda karĢıdan yaĢlı bir adam bana karĢı bağırarak geldi,
iyice yaklaĢtıktan sonra hiçbir Ģey demeden ve sormadan, bir Ģey söylememe fırsat
bulamadan, elindeki büyükçe taĢı atıma hızla vurdu ve takdiriilâhî at düĢüp öldü. Atımı çok
severdim, ondan baĢka da binitim yoktu ve o yaĢlı adam atımı bir hiç uğruna öldürmüĢtü.
Dayanamadım, ben de onun ata vurduğu taĢı alıp kendisine fırlattım. Fakat bir de baktım ki,
takdiriilâhî adamcağızın eceli gelmiĢ olacak ki o da öldü. Tabii ki bu duruma çok üzüldüm.
Azıcık bir öfke sebebiyle bir adamın ölümüne sebep olmuĢtum, Hemen bu yaĢlı adamın kim
olduğunu araĢtırdım, ailesini buldum çocuklarına durumu uygun bir dille anlattım. ĠĢte durum
bundan ibaret Ey Halifei Müminin!
Ben Ģayet o anda kaçmak isteseydim, kolayca kaçardım; ama ben Allah'a ve ahiret gününe
inanmıĢ bir kimseyim. Cezam ne ise onu dünyada çekmeye razıyım, ilâhi adalet ne ise tatbik
edilsin ve hak yerini bulsun.
Delikanlının anlattıkları ve bu tavrı, sahabet kiramı da etkilemiĢti; ama hüküm ne ise tatbik
edilecekti. Babaları ölen gençler diyet almaya razı olmuyorlar ve kısas yapılmasını
istiyorlardı; karar verildi. Kısas yapılacak ve o genç idam edilecekti. Genç bu hüküm
karĢısında hiç itiraz etmedi. TelaĢlanmadı ve paniklemedi, gayet soğukkanlı bir Ģekilde hükme
rıza gösterdi. Yalnız bir ricası vardı. Buraya ziyaret maksadıyla geldiği ve böyle bir Ģeyin de
baĢına geleceğini bilemediği için mutlaka halletmesi gereken bir iĢi vardı ve dedi ki:
Bu hükme hiçbir itirazım yok; olamaz da... ġeriatın kestiği parmak acımaz. Ben bu hükme
razıyım. Fakat sizden bir ricam olacak, ister kabul eder, ister etmezsiniz, bu sizin bileceğiniz
bir Ģey. Ricam Ģu ki: Benim bakımıyla ilgilendiğim bir yetim var. Onun bana teslim edilmiĢ
olan altınlarını bahçemde bir yere gömdüm. Bu altınlar o yetimin geleceği... Onların yerini de
benden baĢka kimse bilmiyor. Eğer bana üç gün müsaade ederseniz, gider onların yerini o
yetime bildiririm. Böylece hem o yetim yavrunun gelecek açısından maddi problemi
hallolmuĢ ve mahrum olmamıĢ olur, hem de ben Ruzi cezada mes'ul olmaktan kurtulmuĢ
olurum.
Hz. Ömer bunun üzerine dedi ki: ġu anda sana nasıl müsaade edebiliriz ki? Zira sen bir
suçlusun, cezan infaz edilecek.., Hem ya kaçarsan?
Efendim kaçmayacağıma dair Allah adına hepinizin huzurunda yemin ederim. Zaten kaçmak
isteseydim daha evvel rahat bir Ģekilde kaçabileceğimi söylemiĢtim.
Seni serbest bırakmamıza imkân yok. Ancak yerine bir kefil bulabilirsen serbest kalabilirsin.
Genç o civarın yabancısıydı. Rasulullah'ın kabri Ģerifini ziyarete gelmiĢti. Bu civarda kimseyi
tanımıyordu ki kefil bıraksın. Genç son çare olarak oradaki sahabei kiramı süzdü, göz
gezdirdi. Acaba kendisine kefil olan çıkar mıydı? Tekrar gözden geçirdi, kalbinin sesine kulak
verdi ve orada hazır bulunanlardan Ebu Zerri'lGıfarî Radıyallahü Anh'ı göstererek:
Bu zat bana kefil olur; dedi. Bu sefer Hz. Ömer:
Ya Eba Zerr! Ne diyorsun kefilliği kabul ediyor musun? diye sordu. Ebu Zerr cevap verdi:
Bu delikanlının üç güne kadar dönüp teslim olacağına inanıyor ve kefil oluyorum!
Böylece genci serbest bıraktılar. O da üç gün içinde gidip geri gelmek üzere müsaade
isteyerek ayrıldı. Böylece aradan iki gün geçti ve üçüncü gün oldu, ama ortalarda ne gelen
vardı ne de giden... Bu sefer ölen adamın çocukları Ebu Zerri Gıfarî hazretlerine "Ya Eba
Zerr! Kefil olduğun adam hala ortalarda görünmüyor. Kim olduğunu bilmediğin bir kimseye
niçin kefil oldun? Adam bir kere ölümden kurtuldu, bir daha geri gelir mi?"diyerek sitem
ediyorlardı. Ebu Zerr ise. Durun bakalım daha üç gün dolmadı. Eğer üç gün dolar, genç de
geri gelmezse Ģeriatın emri ne ise bana tatbik ediniz. Ben kefil oldum ve sözümdeyim
diyordu.
Eshabı kiramı bir üzüntü kaplamıĢtı; zira o genç gerçekten de gelmeyecek olursa, kefil olduğu
için kısas Ebu Zerr'e yapılacaktı. Hz. Ömer:
Ya Eba Zerr! Kefil olan o genç eğer vermiĢ olduğumuz sürede gelmezse, zamanı gelince emri
ilahiyi tatbik eder ve kısas hükmünü geciktirmeden uygularım!
Hükmü tatbik konusunda son derece hassas olan, suçlu oğlu dahi olsa, asla adam kayırmayan
Hz. Ömer böyle diyordu. Vakit de bir hayli ilerlemiĢ gün batmaya az kalmıĢtı. Bu arada
ashabı kiram babası öldürülen gençlere diyet teklifinde bulundular. Çünkü o koskoca Ebu
Zer-r'in idam edilmesini asla istemiyorlardı. Fakat onlar da "adamı hazır getirmiĢken, hüküm
infaz edilecekken niçin kefil oldu diye Ebu Zerr'e kızıyorlar ve babamızın katilinin kanının
kesinlikle yerde kalmaması lazım' diye diretiyorlardı. Bu olayı duymayan kalmamıĢtı. Medine
çalkalanıyordu. Herkes üzüntü içindeydi. Acaba ne yapmak gerekiyordu Ebu Zerr'in infaz
edilmemesi için?.. Kimi bu gençlere kızıyor "ölen ölmüĢ geri mi gelecek, diyeti kabul etseler
ya" derken kimi de gelmeyen genç hakkında "kendisi için canını ortaya koyup iĢini görmesini
sağlayan böylesine vefalı bir insana bunu nasıl reva görüyor" diyorlardı. Vakitler ilerliyordu
neredeyse gün batacaktı. Heyecan had safhaya varmıĢ herkes neticenin ne olacağını merak
etmeye baĢlamıĢtı. ĠĢte bu esnada Medine'nin giriĢinden bir adam olanca kuvvetiyle koĢarak
gelmeye çalıĢıyordu. Her tarafı periĢan, kan ter içinde gelen bu adam, o gençten baĢkası
değildi. Birçokları adeta sevinç çığlığı attılar. Ölmeye koĢan bir adam için belki de ilk defa
böylesine seviniliyordu. O genç hemen Halifei Müminin Hz. Ömer'in huzuruna çıktı ve teslim
oldu:
Kusura bakmayın. Çok daha erken gelemediğim için belki sizi endiĢelendirmiĢ olabilirim;
fakat malumunuz ki bir atım vardı, o da öldürüldü, baĢka da binitim olmadığı için yayan
gelmek zorunda kaldım. Gördüğünüz gibi havalarda son derece sıcak, yolum ise bir hayli
uzak. YetiĢemeyeceğim diye öylesine korktum ki O zaman bir kiĢinin daha ölümüne sebep
olacaktım, böyle olsaydı bu mes'uliyeti kaldıramazdım herhalde...
Rabbim'e hamd olsun ki verdiğim sözde durdum.
Ya Emirel Müminin!
Artık hükmü Ġnfaz edebilirsin!
Ben hazırım.
Orada bulunanlar hayretler içerisinde böyle bir olaya Ģahit olmuĢlardı. Bu gencin kendisinden
tamamen ümit kesildiği bir sırada koĢarcasına ölüme gelmesi onları tarifi imkânsız bir taaccüp
ve hayranlık içerisinde bırakmıĢtı. Herkes takdirle Ģöyle diyordu:
Mümin dediğin böyle olmalı, ucunda ölüm bile olsa sözünde durmalı.
Herkesin hayretler içinde kaldığım gören delikanlı onlara dönerek Ģöyle dedi: Mümin olan
sözünde durur, ahdine vefa gösterir. Ölüm öyle bir Ģey ki vakti ne ileri alınır ne de geri...
Ondan kaçmakla kim kurtulmuĢ ki ben kurtulayım? Vakit saat geldi mi, kimsenin elinden bir
Ģey gelmez, vakit dolmadıysa da Allah'ın verdiği canı kim alabilir?
Geldiğime hayret ediyorsunuz. Elbette gelecektim! Ben "Dünyada ahde vefa kalmadı" sözünü
söyletir miyim?
Bu arada Ebu Zerr Radıyallahü Anh'ın tanımadığı bir adama canı pahasına kefil olması da son
derece hayret verici bir olaydı. Ona da bu genci tanıyıp tanımadığım ve nasıl böyle bir
kefilliği kabul ettiğini sorduklarında:
Hayır bu genci tanımıyordum. Lakin bu olay Müminlerin Halifesi ve bir çok sahabinin
huzurunda gerçekleĢti. Çok samimi bulduğum ve çaresiz kalmıĢ bir kimsenin iĢini görmek,
üstelik bana güvendiği halde onu yüzüstü bırakmak doğru muydu? Hem, ben bu teklifi kabul
etmeyip "Bu dünyada fazilet diye bir Ģey kalmamıĢ" dedirtir miyim? Buyurdu.
Gerçekten de son derece duygusal bir ortam oluĢmuĢtu. Bu olaylar ve sözler gözlerinin
önünde cereyan eden ölen adamın çocukları da yumuĢamıĢlar duygulanmıĢlar ve merhamete
gelmiĢlerdi. Zaten bu genç, taĢı babalarını öldürmek için atmıĢ değildi. Fakat takdiri ilahi
kazara babaları ölmüĢtü. Bunun üzerine onlar da davalarından vazgeçerek kısas
istemediklerini söylediler. Onlara bunun diyeti teklif edildi. Diyet, Beytül Mal'dan verilecekti;
ama onlar biz de; "dünyada insanlık kalmadı" dedirtmeyiz dediler ve Allah rızası için
davalarından vazgeçtiklerini bir daha tekrarlayarak, diyet bile almayacaklarım söylediler.
Bu muhteĢem tablo, herkesi son derece duygulandırmıĢtı. Herkes üzüntüden kurtulmuĢ hüzün,
yerini tarifi imkânsız bir sevince bırakmıĢtı. HelalleĢtiler, kucaklaĢtılar.
Böylece arkalarında insanlığa bir ibret levhası bıraktılar.
2. Hikâye:
YaĢlı bir adama sokakta yürürken bisikletli çarpmıĢ ve hafif yaralanmıĢ.
Etraftakiler hastaneye götürmüĢler.
HemĢireler, röntgen çekerek herhangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini
söylemiĢler.
YaĢlı adam huzursuz olmuĢ; acelesi olduğunu, röntgen istemediğini söylemiĢ.
HemĢireler merakla acelesinin nedenini sormuĢlar.
“EĢim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek
istemiyorum.” demiĢ.
HemĢire :
“EĢinize haber iletir, gecikeceğinizi söyleriz.” demiĢ.
YaĢlı adam üzgün bir ifade ile:
“Ne yazık ki karım Alzheimer hastası… Hiçbir Ģey anlamıyor; hatta benim kim olduğumu
dahi bilmiyor.” demiĢ.
HemĢireler hayretle:
“Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden her gün onunla kahvaltı yapmak için
koĢuĢturuyorsunuz?” diye sormuĢlar.
Adam cevaplamıĢ:
“Ama ben onun kim olduğunu biliyorum” .
 Rehberli dersinde öğrencilerimize vefa konulu 2 adet film izletildi. (Ġstanbul Milli Eğitim
Müdürlüğü tarafından hazırlatılan vefa konulu film ile Hindistan‟da çekilen vefa konulu
kısa film.)
 Simav 101 Evler Mahallesi‟nde ikamet eden ġehit Öğretmen Mehmet Fidan ile Kalkan
Köyü‟nde ikamet eden ġehit Öğretmen Ali KARAOĞLAN‟ın aileleri öğrencilerimizle
birlikte ziyaret edildi.
 Ġlçemizde bulunan 2 Ģehit öğretmen ailesine gerçekleĢtirdiğimiz vefa ziyareti yerel basın
tarafından haber olarak verildi.
Mümin ÇETĠN
Tarih Öğretmeni
UYGUNDUR
Ahmet GÜNGÖR
Okul Müdürü
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
1 685 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content