close

Enter

Log in using OpenID

15. - 21. yy TARİHSEL KIRILMA NOKTALARI

embedDownload
15. - 21. yy TARİHSEL KIRILMA NOKTALARI
ÜRETİM DİNAMİKLERİ - MİMARLIK ALMANAĞI
Tarihin ilk dönemlerinden itibaren, barınma ihtiyacı insanın en temel ihtiyaçlarından biri olmuştur. İnsanlık
geliştikçe, insanın aldığı role, dönemsel olaylara ve gelişmişliğine göre, insanın yapı üretim ihtiyacı artmaktadır.
Tarihsel gelişim izlendiğinde, insanlığın ilk yapı deneyimi temel barınma ihtiyacı nedeniyle konutlardır. Fakat bu
dönemde günümüz anlamıyla bir mimardan söz etmek pek mümkün değildir. Mimarsız mimarlık vardır.
Mimarın ortaya çıkışı toplumun ekonomik ve sosyal gelişmeler göstermesiyle, anıtsal yapı inşa etmek ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Tapınak, mezar ve saray yapıları dinin ve devletin yücelik ve kudretini dile getirmektedir.
Tüm bu yapı eylemleri için dinsel inanışların kuvvetli olduğu çağlarda rahipler mutlak politik ve askeri gücün
kuvvetli olduğu çağlarda ise kralların emrinde olarak mimar hizmet görmüştür. Amaç mimarın ortaya koyduğu
eserin yücelttiği kişidir. Burada önemli olan kralın kişiliği onun din yolundaki gayret ve çabasıdır. Mimarın kişiliği
söz konusu değildir. Onun temel görevi kendisine iş veren kişilerin adını ve şanını yüceltmektir.
Rönesans döneminde ise mimar yine yeni ortaya çıkan burjuva sınıfına hizmet vermektedir. Fakat bu dönemde
bireysellik olgusunun oluşması, mimarı, kendisini tasarladığı yapıdan öne çekme ihtiyacı doğurmuştur. Yine de
bu dönem için söylenebilecek şey, mimarın hala politik ve ekonomik gücü elinde olana hizmet ettiğidir. Mimarın
üretimi, üretimle ilişkisi politik/ekonomik güçle sınırlıdır.
Sanayi devrimi ile birlikte, toplum yaşamında ve üretim dinamiklerinde ciddi değişimler yaşanmıştır. Tarım toplumundan endüstri toplumuna geçiş hızlı ve evrensel biçimde gerçekleşmiştir. Bu dönemde yeni kavramlar, yeni
üretim-yapım teknikleri ortaya çıkmış, bu döneme kadar işi genel olarak anıtsal yapı tasarımı olan mimar yeni
görevler üstlenmiştir. Yeni malzemeler ve yeni üretim teknikleri, yeni düşünce sistemi, dönemin seri-hızlı üretim
alışkanlığı mimarlık kavramını da değiştirmiştir.
Sanayi devriminin getirdiği sonuçlardan olan Dünya Savaşları ise, dünyayı tamamen alt üst etmiş, bir kez daha
düşünce-üretim sistemlerini değiştirmiştir. Bu dönemde modernizm, avangard, post modernizm gibi ana kavramlar ortaya çıkmış, mimarlar toplumda belirleyici rol üstlenmişlerdir.
Bu almanak, mimarlık kavramının oluşmaya başladığı 15.yy dan itibaren tarihteki kırılma noktaları
üzerinden, üretim-mimarlık ilişkisini, bu ilişkilerde çıkan kavramları konu etmektedir.
KIRILMA NOKTALARI
Sosyal Medya
Sayısal Modelleme
İnternet
Bilgisayar Kullanımı
1960-1970 arası
toplumsal harektler
II. Dünya Savaşı
(1939-1945)
I. Dünya Savaşı
(1914-1918)
FotoğrafIın İcadı
(1820)
Sanayi Devrimi
(18.-19. yy)
Aydınlanma Dönemi
(17-18. yy)
Rönesans
(15-16. yy)
Matbaanın İcadı
(1450)
KAVRAMLAR
YENİ MODERN
SİBER KÜLTÜR
POST-MODERNİZM
Mekan
Arayış
FENOMENOLOJİ
Pürizm
Yenilik
Muhalif
Eylem
AVANGARD
Otonomi
MODERNİZM
Gelenek
Kartezyen Düşünce
Rasyonalizm
Liberalizm
Kapitalizm
Marksizm
Proleterya
Perspektif
Burjuvazi
Özgür Düşünce
HÜMANİZM
Bireyselleşme
Feodalizm
SİBER KÜLTÜR
YENİ MODERN
POST-MODERNİZM
Arayış
Mekan
FENOMENOLOJİ
Pürizm
Yenilik
Eylem
Muhalif
AVANGARD
Otonomi
Gelenek
MODERNİZM
Kartezyen Düşünce
Rasyonalizm
Liberalizm
Marksizm
Kapitalizm
Proleterya
Burjuvazi
Perspektif
Özgür Düşünce
BİLİŞSEL ÜRETİM
MAKİNELEŞME
SERİ ÜRETİM
SANAT
ZANAAT
EL İLE ÜRETİM
KAVRAMLAR
ÜRETİM
TARIM
HÜMANİZM
Bireyselleşme
Feodalizm
KIRILMA NOKTALARI
Sosyal Medya
Sayısal Modelleme
İnternet
Bilgisayar Kullanımı
1960-1970 arası
toplumsal harektler
II. Dünya Savaşı
(1939-1945)
I. Dünya Savaşı
(1914-1918)
FotoğrafIın İcadı
(1820)
Sanayi Devrimi
(18.-19. yy)
Aydınlanma Dönemi
(17-18. yy)
Rönesans
(15-16. yy)
Matbaanın İcadı
(1450)
ÜRETİM
BİLİŞSEL ÜRETİM
MAKİNELEŞME
SERİ ÜRETİM
SANAT
ZANAAT
EL İLE ÜRETİM
TARIM
matbaanın icadı
Tarih boyunca var olan bilginin aktarımı, yazılı, sözlü ve
görsel biçimde gerçekleşmekteydi. Yazılı bilgi kaynağı
olarak kitap; tamamen elde üretim ile oluşmasının
getirdiği sınırlamayla herkesin kolaylıkla ulaşabileceği
bir kaynak değildi. Üretimi uzun süren, kısıtlı ve pahalı
bir bilgi kaynağıydı. Bu sebeple,”bilgi” sadece belirli bir
kesimdeki insanların elindeydi. Matbaanın icadıyla,
yazılı bilgi kaynaklarının kolay çoğaltılması ulaşılabilirliği
artırmış, “insan” ın pek de önemli olmadığı orta çağ
düzeninde kişisel farkındalığın oluşmaya başlamasında
önemli bir etken olmuştur. Kısıtlı bilgi aktarımı kırılmaya
başlamıştır.
-bilginin kamusallaşması- / ÜRETİM
Seri üretimin ilk örneklerinden olan matbaa,
bilginin sadece aktarımında değil, üretilmesinde de önemli bir kırılma noktası oluşturmuştur. Dünyanın farklı konumlarına bilginin
kopyasının ulaştırılması, bu farklı konumlardaki
bilgilerle birleşip ortaya yeni kavramların, buluşların, görüşlerin çıkmasına ön ayak olmuştur.
Toplumların, farklı toplumsal sınıfların birbiriyle olan sosyal-kültürel etkileşiminde değişimin
ve gelişimin ilk adımları bu dönemde atılmıştır.
-Yeni KavramlarSERİ ÜRETİM
BİLGİNİN KAMUSALLAŞMASI
BİLGİNİN TAŞINMASI
BİLGİ ÜRETİMİ
GELENEĞİN TAŞINMASI
“YER”DEN KOPMA
-MİMARLIK / ÜRETİM
Bu dönemdeki mimarlık anlayışına bakmak için öncelikle mimarlık teriminin bugün içerdiği kavramların o dönemde henüz karşılıklarının dahi tam olarak bulunmamasıyla başlamak gerekir. Mimarlık, bu dönemde öznesiz,
feodal sistemin elinde olan, belli bir zumrenin gücünü ve kimliğini ifade etmek, toplumsal baskı oluşturmada
kullanılan bir sembol olarak tanımlanabilir. Matbaanın getirdiği bilgiyi çoğaltma, yayma ve bunların sonucunda bir birikim oluşmaya başlamasının yarattığı yeni uyanış ortamında, “birey” kavramının temelleri atılmıştır.
Feodal sistem gücünü devam ettirse de, “bilginin kamusallaşması” etkilerini sanat, edebiyat gibi alanlarda göstermeye başlamıştır. 15. yy dan itibaren mimarlığın da kitaplaşmaya başlamasıyla, belli bir yere/bir coğrafyaya
ait mimarlık örneklerinin taşınabilir bir nesne haline gelmesi, mimarlığın ilk kez “yer”den kopmasına yol açar.
Bir yapıyı artık gidip yerinde görmeden incelemek mümkündür.
Matbaanın mimarlık üzerine asıl etkileri ise daha geç bir dönemde, 1700-1800 yılları arasında “dergi” basımlarıyla görülecektir.
rönesans
“rönesans, insanın keşfedilmesidir” - jacob burckhardt
Leon Battista ALBERTI
Andrea PALLADIO
-Yeni KavramlarHÜMANİZM
BİREYSELLİK
ÖZGÜRLÜK
OTONOMİ
YENİYİ ARAMA
ELEŞTİRİ
ORAN
DOĞA
ESTETİK
OTORİTEDEN KOPMA
BİLİM-SANAT İLİŞKİSİ
ARİSTOKRASİ
BURJUVAZİ
Filippo BRUNELLESCHI
Gian Lorenzo BERNINI
“yeniden doğuş”
MICHELANGELO
Leonardo DA VINCI
“insanın kendini keşfi”
Matbaanın getirdiği gelişmeler sonucunda bilginin yayılması, doğru bilgiye ulaşma ihtiyacını ve bunun akabinde eleştiri/sorgulama durumlarını doğurmuştur.
Kilisenin ve feodal yapının toplum üzerindeki baskısı devam etmesine rağmen,
insanların toplum dışında bireyselleşmesi ile düşünce sistemi yön değiştirmeye
başlamıştır. Skolastik düşüncenin dinden özerkleşmesi ve yerini özgürlükçü
düşünceye bırakması yine bu dönemde ortaya çıkan akımların sonucudur. İnsanın
bireyselliğini keşfi ile ortaya çıkan hümanizm kavramı, bu dönemin üretimlerine
damgasını vurmuş; sanat, edebiyat, mimarlıkta insan ön plana çıkartılmıştır.
Gelenekten kopma, yeniyi arayış, ve eleştirel bakışla günümüzdeki tanımıyla
modernitenin temelleri bu dönemde atılmıştır
-eski kaynakların yeniden okunması- / Yeni-den üretim
Rönesans sanatçılarının resim, heykel, mimarlık, edebiyat gibi farklı alanlarda
aynı anda çalışan kişiler olması, ve aynı zamanda birer zanaatçı olmaları tüm
bu alanların üretim disiplinlerinin birbiriyle kurdukları ilişkiler sonucunda yeni
üretim yöntemleri ortaya çıkarmıştır.
Vitruvius Adamı, Leonardo da Vinci’nin günlüklerinin birinde bulunan, aldığı notların yanında çizdiği
bir eskizdir. 1492 yılında yapıldığı düşünülmektedir. Antik Romalı ünlü mimar ve yazar Marcus Vitruvius
Pollio’nun (MÖ.80-15) “De Architectura” adlı eserinde açıkladığı oranlardan esinlenerek yapıldığından,
“Vitruvius Adamı” olarak anılır.
Resim, iç içe geçmiş bir daire ve bir karenin ortasına çizilmiş, uzuvları açık ve kapalı pozisyonda üst üste
geçen bir çıplak erkeği betimler. Bu çizim ve yanındaki notlar sıkça “Oranların Kanunu” ya da daha az sık
olarak “İnsanın oranları” olarak anılır. Venedik’te bulunan Gallerie dell’Accademia’da sergilenmektedir.
Leonardo da Vinci’nin Vitruvius Adamı, Rönesans döneminde yapılmış örnek bir bilim ve sanat eseri
olma özelliğini taşır. Leonardo’nun oranlara duyduğu ilgi ve merakın bir kanıtıdır. Bunun yanında resim,
Leonardo’nun insan ve doğayı birbiri ile ilgilendirme-bütünleştirme çalışması için de bir dönüm noktasıdır.
Britannica Ansiklopedisi’ne göre Leonardo “insan vücudunun evrenin işleyişinin bir analojisi olduğunu”
düşünüyordu. Bununla birlikte Leonardo’nun maddesel varlığı kare, ruhsal varlığı ise daire ile sembolize
ettiği ve insanoğlunun iki yönünü çizimde bu şekilde ifade ettiği sanılmaktadır.
rönesans
Santa Maria Del Fiore - Kubbe
1367’den sonra yapımını bir süre Francesco
Talenti’nin denetlediği katderali bitiren ve dev
kubbesini inşa ederek bugünkü görünümüne
kavuşturan Filippo Brunelleschi olmuştur. Onun
1420-1436 arasında gerçekleştirdiği kubbe,
Rönesans’ın ilk önemli mimarlık ürünlerinden biri
sayılır. 42 m’lik bir açıklığı örten bu kubbe strüktür
bakımından sekiz dilimli bir manastır tonozu
sayılabilir. Tepesindeki aydınlık feneriyle bu kubbe
yalnız Floransa’nın siluetini belirleyen en önemli
öğelerinden biri değil, bütün Rönesans kentlerinin
ayrılmaz parçası olan benzer kubbelerin de ilk
örneğidir.
Yeni bir üretim örneği olarak;
Geleneksel kubbe tasarımından kopulmuş,
Çift cidarlı bir tasarım ortaya çıkmıştır
ÜRETİM / MİMARLIK
PERSPEKTİF
IŞIK - GÖLGE
TEMSİL
RESİM-HEYKEL’İN YAPI ÖĞESİ OLMASI
GELECEĞE YÖNELİK MAKİNE TASARIMLARI
ÇOKLU DİSİPLİN
Villa Rotanda, Palladio
aydınlanma dönemi
“akıl çağı”
ÜRETİM / MİMARLIK
-Yeni Kavramlar-
BAROK
ROKOKO
NEO-KLASİSİZM
AMPİRİK DÜŞÜNCE
REALİZM
LİBERALİZM
SEKÜLERİZM
KOZMOLOJİ
BİLİMSEL YÖNTEM
BİLİMİN KESKİNLİĞİ
MODERN FELSEFE
DOĞANIN SINIRLARINI AŞMA
DÜŞÜNSEL ÜRETİM
Immanuel KANT
Réné DESCARTES
VOLTAIRE
Akıl çağı ya da Aydınlama olarak adlandırılan
dönem (1650-1800) Batı uygarlığının
modern çağa geçişini müjdeleyen önemli bir
zihinsel devrim sürecini simgeler. Bugün insanlar
düşüncelerini açıkça ifade edebilecek şekilde
kendilerini özgür hissedebiliyorlarsa bunu büyük
ölçüde Aydınlanma Çağına borçludurlar. Aklın
egemen kılınmaya çalışıldığı dönem olan
Aydınlanma Çağı mücadeleler çağıdır.
Aydınlanma’nın temelleri dünyanın, insanın,
başka bir deyişle düşünmenin keşfedildiği
Rönesans yıllarında atılmaya başladı. Bu dönemde başlayan yeni keşif ve icatlar, her türlü
insan ve toplum ilişkisine, insanin siyasal, ekonomik, kültürel duruşuna yansımış; kısaca insan
dünyası genişleşmiş ve bu değişimlerin baş aktörünün “insan” olduğu anlaşılmaya başlanmıştı.
Rönesanstaki “insan” kavramı daha çok doğaya,
insanın varlığına odaklanmış durumdayken;
aydınlanma çağı insanı doğanın yönlendiricisi,
üstün varlık olarak nitelemektedir. İnsan aklı,
dünyayı yönlendirebilecek tek şeydir.
Gottfried Wilhelm LEIBNIZ
Isaac NEWTON
Galileo Galilei
aydınlanma dönemi
sanayi devrimi
-Yeni KavramlarPROLETERYA
KAPİTALİZM
MARKSİZM
SÖMÜRGE
SOSYALİZM
SERİ ÜRETİM
FORDİZM
MAKİNELEŞME
TİPLEŞME
Aydınlanma döneminde insan aklının ön plana
çıkması, insan aklının kutsal denilebilecek bir noktaya
gelmesi ve bir nevi insanın tanrısallaşması; dolayısıyla
insanın çevreye hükmetme isteği üretimi hızlandırma, istediğini, istediği zamanda elde etme isteği
doğurmuştur. İnsanın bu isteği ise buhar makinesinin
icadıyla gerçekleşmeye başlamıştır. Artık üretim
seri ve kontrollü bir şekilde gerçekleşiyordur. Elbette
zaman ve çevresel koşullara bağlı olmadan hızlı ve
efektif üretimin gerçekleşmesi yaşamsal ve ekonomik
dengeleri pek çok ölçüde değiştirmiştir. Artık üretimin
tarım odaklı olmaması ve ekonominin toprağa
bağımlı olmaması kent yaşamının önem kazanmasına
ve kente göçlere neden olmuştur. Bu bağlamda artan
kent nüfusu yeni mimari çözümlere duyulan ihtiyacı
da peşinden getirmiştir. Seri üretimin getirdiği fabrika
kavramı ve bu fabrikalarda çalışan eski tarım işçileri,
yeni pröleterya sınıfının barınma ihtiyaçları yeni yapı
türleri ve kent organizasyonları gerektirmektedir. Eski
kentlerin yetersiz kalması dolayısıyla gelişen bölgelerde yeni kentlerin oluşması dönemin ihtiyaçlarına
uygun olacak şekilde “pazar” ve “fabrika” oluşumlarını
merkeze alacak şekilde üretim odaklı mimari çözümleri de beraberinde getirmiştir.
ÜRETİM / MİMARLIK
YENİ YAPI TİPLERİ
TOPLU KONUT
TREN İSTASYONU
DEMİR YOLU
KÖPRÜ
FABRİKA
ÇELİK
CAM
BETON
KENT TASARIMI
SANAYİ KENTİ
sanayi devrimi
crystal palace
eiffell kulesi
Penn Tren İstasyonu
fotoğraf
-Yeni Kavramlar-
Sanayi devriminin getirdiği anında üretim, anında sonuç
anlayışı sanatı da etkilemiş ve bu zamana kadar çevreden
esinlenmekte olan sanatın hızlı üretimi söz konusu olmaya
başlamıştır. Sanayi devrimine kadar özellikle resim ve heykel
sanatında rönesansta çevreyi gözlemleme, algılama; doğadan
esinlenip doğayı yeniden üretme olarak ortaya çıkan sanat
daha sonra aydınlanma döneminde doğanın çözümlenip,
anlaşılması bir sistematiğe oturtularak insan aklının üstün
kılınmasıyla beraber insanı, doğayı yeniden üretip, yorumlayabilecek tanrısal bir noktaya getirme güdüsündedir. Bu noktada
sanayi devriminin getirdiği makineleşme sanat alanında da
kendini göstererek bu yeniden üretim sürecini hızlandırıcı
ve “seri”leştirici bir faktör olarak fotoğraf makinesini ortaya
çıkarmıştır. Doğayı gözlemleyen ve sistematikleştiren insan
artık doğa tasvirini çok daha kısa sürede gerçekleştirebilmekte
ve bunu mükemmel bir kopya olarak makine üretimine döndürerek sanatı kendi yarattığı yapay çevreye oturtabilmektedir.
YENİDEN ÜRETİM
SAHNE
YAPAY ÇEVRE
IŞIK
GÖLGE
ÜRETİM / MİMARLIK
BELGELEME
TASARIM ARACI
DOLULUK-BOŞLUK
“YER”DEN KOPMA
ÇOĞALTMA
BİLGİNİN GÖRSEL İLETİMİ
I. Dünya Savaşı
Fransız ihtilali sonucu oluşan milliyetçilik
akımı, İtalya ve Almanya’nın bütünleşmesini
sağlamış, Sanayi devrimi sonucu oluşan ham
madde ve işçi ihtiyacı sonucunda oluşan
sömürgecilik ise ekonomik çatışmaları
beraberinde getirmiştir. Avrupa coğrafyasının
içinde bulunduğu bunalım ortamı, sonunda
18 milyon kişinin ölümüne sebep olan bir
dünya savaşına yol açmıştır. Savaş süresince
ve sonunda oluşan sosyal, politik, teknolojik gelişmeler, insan yaşantısında keskin
değişimlere sebep olmuştur. Savaş sırasında
yaşanan yıkımlar ve kayıplar geçmişin savaşa
götüren düşüncelerinden arınıp yeni sistemler arayışına götürmüştür.
Savaş sonrası yaşanan buhranlarla birlikte değişen toplum anlayışı sanatta ve
mimarlıkta da yeni arayışlara götürmüştür. Savaş öncesi sanat ve mimarlığın yaşanan buhranlar ve değişen toplumsal dengeler ve dinamikler ışığında tamamen
reddedilmesi, artık anatın rönesansta olduğu gibi küllerinden yeniden doğması
değil sanat kavramının en baştan yeniden oluşturulması gerektiği düşüncesi
oluşmaya başlamıştır. Buna bağlı olarak yeni sanat anlayışı artık eskinin estetik ve
güzellik anlayışından değil toplum ihtiyaçlarından ve kaygılarından beslenmesi,
üremesi gerektiği anlayışı oluşmuştur. Bu ihtiyaçlar fonksiyonalizm kavramının
temellerini oturtmuştur. Buna bağlı olarak eskiden yeniden keşfedilen ve üretilen
malzeme artık bir ürün değil, sanata ve mimariye yön veren formun ortaya çıkmasında belirleyici bir faktör olan üretim malzemesi halini almıştır. Buna bağlı olarak
eskinin “süslü” formları değil daha basit geometrik formlara gidilmiş ve yerleşmiş
estetik anlayışından bağımsız kullanım odaklı bir fonsiyonalizm ortaya çıkmıştır.
Basit, geometrik formların kullanımı sanatın ve mimarlığın evrenselleşmesi fikrini
ortaya atmış, bu durum da ilk mimarlık manifestolarının ortaya çıkışını getirmiştir.
Le Corbusier’nin belirlediği mimari kurallar modern mimarinin ve rasyonalizmin
uzun bir süre temellerini oluşturmuş, mimarlığa yön vermiştir. Bunun yanında
evrenselleşme düşüncesi sanat anlayışına da yön vermiş ve herkes için sanat
kavramını ortaya çıkarmıştır. Sanatın artık belli bir kesime hitap eden, belirli bir
zümrenin tekelinde bir olgu olmaması gerektiğini savunan sanatçı ve düşünürler,
tasarım ürünlerinin ekonomik ve kolay üretilebilir olmasına özen göstermişler, seri
üretimin artık sanattan bağımsız olamayacağına dair manifestolar yayınlamışlardır. Bunun yanında sanatın daha üstün bir kavram olduğunu ve toplum yaşamına
indirgenemeyeceğini düşünen mimar ve sanatçılar sürreal akımların temellerini
atmış resim ve mimaride alışılmış, bilinen tanımlı formlardan uzaklaşarak resim
heykel gibi sanat dallarında bilincin dışa vurumu gibi düşünceler ortaya atılmış;
mimarlıkta ise organik, tanımsız formları tercih eden ve heykelsi yapı üretimi
tanımını karşılayabilecek tasarımları ortaya koyan Gaudi gibi döneme damgasını
vuran mimarlartar ortaya çıkmıştır. Fakat dönemin karakterini yansıtan akımlar
rasyonalizm çerçevesinde toplanmıştır.
-Yeni KavramlarSANAT AKIMLARI
-Dadaizm
-Ekspresyonizm
-Fütürizm
-Kübizm
-Sürrealizm
FONKSİYONALİZM
RASYONALİZM
MODERNİZM
PÜRİZM
DE STIJL
BRÜTALİZM
KONSTRUKTİVİZM
POLİTİK AVANGARD
ESTETİK AVANGARD
I. Dünya Savaşı
ÜRETİM / MİMARLIK
BAUHAUS
SÜSTEN ARINMA
FONKSİYONA YÖNELİK ÜRETİM
BİÇİM - İŞLEV
SADELEŞMİŞ BİÇİM
SERİ ÜRETİM
BAĞLAM
II. Dünya Savaşı
I. Dünya savaşının üzerinden yarım asır bile
geçmeden ve yarattığı buhranların etkileri hala
devam ederken patlak veren ikinci dünya savaşı
dengeleri tekrardan değiştirecek bir durum
ortaya çıkarmıştır. I. Dünya savaşının yarattığı
evrensellik etkilerinde ve teknolojik gelişmelerin
de bu arada oldukça gelişmesiyle II. Dünya savaşı pek çok milletin yer aldığı çok daha yıkıcı bir
savaş olmuştur. 1939’da patlak veren savaş 1945
yılına kadar 6 yıl sürmüş, 100 milyondan fazla
askeri gücün yer aldığı bir savaştır. Milletlerin
bütün bilimsel güçlerini kullandığı yıkımları
sadece askeri anlamda olmayıp sivil topluma
ve yaşama da oldukça zarar vermiştir. Nükleer
güç ve soykırım gibi kavramların dahil olduğu
savaşta 40 ila 50 milyona yakın asker ve sivil
hayatını kaybetmiştir.
II. Dünya savaşından sonra toplumsal ve yaşamsal dengelerin değişmesi, önceki savaştan çok daha büyük kayıpların yaşanması,
pek çok kentin tamamen yok olması gibi durumlar dünya çapında ciddi bir karamsar hava yaratmıştır. Yeniden düzenlenecek
kentler, kaybolan tarihi yapıların rekonstrüksiyonlarının yapılma ihtiyacının duyulması ve bu karamsarlığın getirdiği etkiler
altında sanat ve mimarlık kavramları yeniden büyük; kökten bir değişime uğramıştır. Savaş öncesi mimarlık olgusuna hakim
olan rasyonalizm ve modernizm düşüncesi popüleritesini yitirmiş hatta reddedilmesi gereken tehlikeli bir düşünce sistemi haline
gelmiştir. Modernizmin getirdiği evrensellik, mekan, mimarlığın nesneler üzerinden yürüyen tasarım anlayışı ve bunların kent
içerisinde yarattıkları hiyerarşi, bitmiş tekil bir nesne üreterek mükemmeliyetçi bir yaklaşım içerisinde olması gibi konuları kabul
etmeyerek bunların yerine kişilikli yerine özgü, tek ve özel kentle yoğun ilişki içerisinde olan, kent planlaması ile arasındaki
sınırı kaldırarak kent ölçeğinde çalışma, kent yaşamında sınırlar, sokaklar, mahalle gibi hiyerarşik kavramları ön plana alarak
mimarlığın ölçeğini büyüten kavramları kabul etmişlerdir. Bu düşüncelerle birlikte ortaya çıkan post-modernizm tam anlamıyla
bir modernizm eleştirisi yapmış modernizmin geçmişin dogmatizmini redderken zaman içerisinde koyduğu kurallar, sınırlar ve
hiyerarşik ilişkilerle kendi dogmatizmini yarattığını; mimarlığı evrenselleştirerek kimlik kaybına uğrattığına yerine özgü olma ve
özel olma durumunu kaybettridiğini savunmuşlardır. Post-modernizmi tanımlayan ve açıklayan mimarlık tarihçisi ve eleştirmen
Charles Jencks modernizmin öldüğünü ve kısıtlayıcı bir sistematik olduğunu savunurken post-modenizmi manifestolaştırmış ve
mimarları modernist ve post-modernist olarak sınıflandırmıştır. Post-modernizmin yaygınlaşmasıyla birlikte mimarlık nesneler
üzerinden üretmek ve yeni bir nesne üretmek kapsamından çıkmış daha düşünsel bir boyut kazanmış ve nesne ortaya koymadan
önce geniş bir ölçekte kent ve kentli yaşantısına dair düşünce üretimine dönüşmüştür. Modernizme kıyasla, toplumun estetik
taleplerine hitap etmeye yönelen post-modernizm, değişen üretim dengeleri ve hizmet sektörünün önemli bir etken olmasıyla
üretim - tüketim dengeleri içerisinde taleplere cevap veren daha pazarlamacı bir mimarlık anlayışı yaratmıştır.
II. Dünya Savaşı
1966 yılında mimarlık alanında yepyeni bir dönemi başlatan iki önemli olay meydana
gelmiştir. Amerika’da Robert Venturi’nin “Complexity and Contradiction in Architecture”
(Mimarlıkta Karmaşa ve Çelişki), İtalya’da da Aldo Rossi’nin “The Architecture of the
City-Architettura della Citta” (Kentin Mimarisi) adlı kitapları yayınlanmıştır.
Robert VENTURI
Venturi kitabına “Ben mimarlıkta karmaşıklık ve çelişkiyi severim” sözleri ile başlamıştır.
Modernizmin yalınlığının karşısına çeşitlilikle çıkmış, yalın, idealist, ilginç, öncül ve
yenilikçi olanın yerine karmaşık, çarpıtılmış, anlamı belirsiz olanı seçtiğini belirtmiştir.
Anlam açıklığından çok anlam zenginliğine önem veren Venturi, Mies van der Rohe’nin
“az çoktur” sözünü eleştirerek “az, sıkıcıdır” demiştir. Yalınlık Venturi’ye göre basitliğe
yol açar, karmaşıklık ve çelişki olmadığında yalınlık yavanlıkla sonuçlanır.
Rossi’nin kitabından ise toplumun belleğinde yer laan tiplerin yeniden yorumlanmasını
içeren, kalıcı formların zamanla yeni kullanım ve anlamlara tolaçacağı düşünceleri yer
almıştır. Bu iki kitap mimarlıkta post-modernizmin kapılarını açmıştır.
Aldo ROSSI
-Yeni Kavramlar-
ÜRETİM / MİMARLIK
POST-MODERN
CEPHE OLUŞTURMA
ARAYÜZ
KİMLİK
TARİHÇİ YAKLAŞIM
BAĞLAMCI YAKLAŞIM
GEÇ MODERN
KARMAŞA
TÜKETİM
PAZARLAMA
ÜTOPYA
DİSTOPYA
KENT TASARIMI
KURUMSAL AVANGARD
archizoom
archigram
Bilgisayar Kullanımı
Yakın çağımızın belki de en önemli buluşu olan bilgisayar,
insanlığın hayatına girdiği süreçten itibaren hemen her sektörde
ilerlemede belirleyici faktör olmaya başlamıştır. Soğuk savaş
döneminde ortaya çıkan uzayda yer edinme ve savunma teknolojileri bilgisayarın günümüzdeki konuma gelmesinde en büyük
role sahiptir. Teknolojik gelişmelerin büyük bir ivmeyle katlanarak
arttığı günümüzde, bilgisayarlar artık hayatımızın değişmez bir
parçası haline gelmiştir. Her türlü verinin sanal ortama taşınması,
bu ortamda işlenmesi, değişmesi, gelişmesi üretim dinamiklerini,
bilgi alışverişini kökten bir değişime uğratmıştır.
Xerox, IBM gibi firmaların kurulmasıyla bilgisayar, federal hükumetlerin denetiminden çıkıp, ticari bir araç haline gelmiştir. 1960
lardaki toplumsal hareketlerin de etkisiyle yeni bir söz söyleme
ortamı oluştu. Özellikle IBM, bu dönemde devlete karşı aldığı tavırla anılmaktadır. Mimari üretimin bilgisayarla olan ilk deneyimi ise
IBM ve SOM (Skidmore, Owings & Merrill/ mimarlık-mühendislik
şirketi) ortak çalışmasıyla ortaya çıkan, tasarım süreçlerini hızlandırmaya yönelik çizim programları / plotterlarla olmuştur.
Üretim sürecine bilgisayarın dahil olması, özellikle hız ve aynı süre
içinde üretim niceliğinin ve niteliğinin artmasına sebep olmuştur.
Kağıt, kalem, maket kullanımının yanına sanal ortamdaki geri
alınabilir-değiştirebilir-kolay hızlı kopyalanabilir bir araç olarak
bilgisayarın dahil olması bu artışı tetiklemiştir. İlk zamanlarında
her ne kadar olanaklar kısıtlı da olsa, hesaplama / çizim / temsil
konularında bilgisayar, mimarlara yeni bir dünyanın kapısını
aralamıştır
-Yeni Kavramlar-
ÜRETİM / MİMARLIK
SANAL ORTAM
SAYISAL TASARIM
ALGORİTMA
DEMOKRATİKLEŞME
HACK
BYTE
HIZ
SERİ ÜRETİM
SANAL ÜRETİM
KONTROL
Sayısal Modelleme
Bilgisayarın mimarlık üretiminde kullanılması, çizim programlarının yazılmasıyla başlamıştır. Bunu takip eden zaman
içerisinde CAD (Computer Aided Design) kavramı ortaya
çıkmıştır. CAD, kabaca; biligisayar platformu üzerinde tasarımı
yaratmayı, değiştirmeyi, analiz etmeyi ve optimizasyonu
sağlayan programlar bütünü olarak tanımlanabilir. Tasarımın
2 boyutlu veya 3 boyutlu olarak ele alınması, mimari üretimde daha önce yapılması mümkün görünmeyen tasarımların
çıkmasına sebep olmuştur. Buna ilk örnek olarak aslen bir aerodinamik/uçak tasarım programı olan CATIA’nın Frank Gehry
tarafından mimari tasarım amaçlı kullanılmasıyla ortaya
çıkan alışılmışın dışında, fütürist formlar barındıran yapılar
verilebilir (Bilbao Guggenheim Müzesi). Sayısal modellemede
özellikle son yıllarda devrimsel denilebilecek BIM (Building
Information Modelling) kavramı, ve bunu kullanan yazılımların ortaya çıkması ise mimarlara yapıyı sanal ortamda
çevresel, fiziksel tüm verilerle inşa etme fırsatı vermektedir.
Çıkabilecek sorunları önceden görme olanağını artırması,
maliyet analizleri, enerji modelleri, güneş/gölge analizleri,
mimari ürünün tasarımında üretim sürecine direkt olarak etki
etmeye başlamıştır. Parametrik tasarım, türetici sistemler,
algoritmik tasarım gibi işin içine mühendisliği, çoklu disiplinli
çalışmaları sokan yeni olguların girmesiyle mimari üretim ve
bilişim buluşması sağlanmıştır. Sürecin kontrolü mimarlara
geniş olanaklar vermektedir.
-Yeni Kavramlar-
ÜRETİM / MİMARLIK
CAD
BIM
PARAMETRİK TASARIM
ALGORİTMİK TASARIM
TÜRETİCİ SİSTEMLER
İNTERAKTİVİTE
DİSİPLİNLER ARASI
DİSİPLİNLER ÖTESİ
KONTROL
KONTROL
BIM
SANAL ÜRETİM
FİZİKSEL ÜRETİM
3D-PRINT
SERİ ÜRETİM
NİCELİK / NİTELİK
Sayısal Modelleme
Sosyal Medya
İnternet kullanımın toplumsal yaşamının bir parçası olmasıyla birlikte
kamusal alan sanal ortama taşınmış her zaman, her yerde ulaşılabilir bir noktaya gelmiştir. Bu ulaşılabilirlik kamusallığın artması ve
bireysel ölçekte bile bir globalizm yaratmıştır. Bilgi akışının çok hızlı
ve güvenilirliği düşük bir şekilde gerçekleşmesi tek tip ortamlar ve
bireyler oluşmasına sebep olmuştur. Bu durum standartlaşan insan
profilleri içerisinde kaybolmuş kişiliklerin bireyselleşme ihtiyacını
arttırmış ve yeni bir “ben merkezci” bireycilik kavramı oluşmuştur.
Çok fazla bireyin aynı anda ortada olması insanın egosunun, kişiliğinin
önüne geçmesine ve sürekli bir gösteri halinde olmasına sebebiyet
vermiştir. Guy Debord’un Gösteri Toplumu kitabı bu durumu anlatan
ve dönem ruhunu gözler önüne seren bir eser olarak sanat ve mimarlık
camiasında ön plana çıkmıştır. Bu gösteri toplumu post-modernizmden beri belirgin olarak kitlesel bir hareket yaratmış akımın olmayışı
sebebiyle pazarlayan mimariyi benimsemiş; kendilerini sunmaları
için yaratılan daha gösterişli, daha interaktif ve bütüncül yapıların
esiri olmuştur. Bu durum bir fonksiyon için çalışan yapılar döneminin
bittiğinin sinyallerini vermiş, kompleks yapıların ön plana çıkmasına
neden olmuştur. Tek bir işlev altında gelişip, kurgulanan, özelleşen yapılar popüleritesini yitirmiş; Pek çok fonksiyonu içerisinde barındıran
AVM, ticaret - ofis, home - ofis, folding architecture gibi kavramları
ortaya çıkarmıştır.
Toplumu adeta bilgi tecavüzüne uğratan sosyal medya mimarlıkta
her şeyi kolay ulaşılabilir, elde edilebilir hale getirme yönünde bir
ilerlemeye sebep olmuştur. Bu durum kentsel ölçekte de kendini
göstermiş, hızlı ve kolay ulaşım; kentsel alana kolay ulaşılabilirlik
gibi kavramlar her zaman olduğundan mimari anlamda çok daha
yön verici olmuş, kurgulanan her yapının ulaşım yollarıyla bağlantısı
yönlendirici bir tasarım kararı haline gelmiştir. Bu yoğun hız arayışı
ve bu konuda yaratılan ihtiyaç, kentsel deneyimleme kavramını
baltalamaya başlamış ve kent metro ağları, otobanlar arasında sadece
ulaşılacak noktalardan ibaret algılanmaya başlanmıştır. Bu kent algısındaki düşüş kent planlamasında da değişen bir anlayış oluşturmuş,
silüet, düzenleme, kamusal alan gibi kavramlar işlerliğini yitirmiş
sadece varılan noktadaki ambiyans odaklı tasarımlar ortaya çıkmaya
başlamıştır. Bu durum mimarlıkta deneyim kavramını çevresinden
koparmış ve adeta bir her yerden ulaşılabilen, her şey olabilen ve her
isteğe yanıt verebilen sosyal medyanın somutlaşmış bir örneği olan
yapılar ortaya koymuştur.
Sosyal medyanın nesnel olarak kamusal alanın yerini alması mimarlıkta da kendini göstermiş, kamusallık insanları çeken, her isteğe yanıt
verebilen ve insanların kendilerini gösterdiği hizmet odaklı bir sisteme
dönüşmüştür.
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
4 788 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content