close

Enter

Log in using OpenID

3-Inf. karşı savunma mekanizmaları

embedDownload
İnfeksiyonlara Karşı
Savunma Mekanizmaları
Mikroorganizma- Konak İlişkileri
Mikroorganizma konakta ürer, ancak hastalık
oluşturmaz (subklinik infeksiyon :Toxoplasma)
Mikroorganizma konakta ürer ve inkübasyon
süresinden sonra hastalık oluşturur (klinik
infeksiyon: Kuduz virüsü)
Mikroorganizma hücre içinde belirgin bir süre
üremeden canlı kalır (latent infeksiyon:HSV)
Mikroorganizma hücre genomuna eklenir ve
uzun sürede maliniteye neden olur (onkojenik
infeksiyon:HPV virüsü)
Mikroorganizmaların Hastalık Oluşturma
Mekanizmaları
İnvazif etkenler: Sentezledikleri toksin ve enzimleri
aracılığı ile hasar yaparak yayılırlar
(stafilokok, streptokok, salmonella)
Non-invazif etkenler: Girdikleri yerde sentezleyip
saldıkları spesifik ekzotoksinlerle etki yaparlar
(difteri, tetanus)
Aşırı duyarlılık reaksiyonları: Hasarlayıcı ve hastalık
yapıcı etki gösterirler (tüberküloz)
İmmun fonksiyonları bozarak: İmmun yetmezlik
oluşturarak çeşitli infeksiyonlara neden olurlar (HIV)
Hücre fonksiyonlarını değiştirerek: Organik hasar
oluşturmadan bazı hücre fonksiyonlarını değiştirerek
etki yaparlar (CMV)
İnfeksiyona Karşı Konağın Savunma
Mekanizmaları
1.
2.
Doğal (Innate) Direnç: Mikroorganizma için
selektivite göstermez (non-selektif). MO’ların
dokulara girmesini önler ve hastalık
oluşmadan önce elimine eder. Bu sayede
insan bir mikrop dünyası içinde sağlıklı
yaşayabilmektedir.
Kazanılmış (spesifik) Direnç: Bu savunma
organizmanın patojene primer veya sekonder
yanıtına göre humoral veya selüler düzeyde
immünite kazanılmasıyla elde edilir.
Organizmanın Doğal
Direnç Mekanizmaları
Doğal Direnç Mekanizmaları
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
10.
11.
12.
Anatomik ve fizyolojik bariyerler
Kimyasal ve biyolojik faktörler
Dalağın fonksiyonu
Yaş
Beslenme
Ateş ve akut faz reaktanları
Irk ve genetik etki
Bakteriyel interferens ve İnterferon
İnfeksiyonlara doğal duyarsızlık
Oral tolerans
Fagositler ve NK hücreleri
Fagositoz ve Enflamasyon
Anatomik ve Fonksiyonel Bariyerler
Deri ve mukozal bariyer
(yanık / yarada infeksiyon riski artar)
Fizyolojik fonksiyonlar :
•
•
•
•
•
•
Solunum sisteminde mukosiliyer aktivite,
Öksürük refleksi,
Yutma,
Barsak peristaltizmi,
Dışkılama,
İdrar akışı
Bu fonksiyonlar mikroorganizmaları bulundukları
yerlerden uzaklaştırır ve konsantrasyonlarını azaltır
Kimyasal ve Biyolojik Faktörler
Deri ve mide pH’sı
Deriden salgılanan serbest yağ asitleri
(bakteri ve fungusları yok eder)
Gözyaşı, tükürük ve nazal
sekresyonlardaki lizozimler (bakteri
duvarını yıkar)
Normal dokulardaki oksido-redüksiyon
potansiyeli (anaeroblar için toksik)
Nitrik oksit, oksijen radikalleri(bakterisit)
Dalağın Fonksiyonu
Humoral ve selüler immünitenin
oluşumunda rol oynar
Fagositlerin etkinliğini arttıran
tuftsin denen bir peptid sentezler
Yaş
Bazı mikroorganizmalara karşı yaşa bağlı
direnç farklılıkları görülür.
• Tüberküloza karşı direnç 5 yaşından önce ve
15 yaşından sonra daha fazladır
• Kızamıkçık virüsü fetusta ciddi hasar
yaparken annede daha hafif infeksiyon
yapar
• Viral hepatit ve tifo çocuklarda erişkinlere
göre daha hafif seyreder
Beslenme
Vitamin, mineral ve protein eksikliği humoral
ve selüler direnç mekanizmalarını bozar ve
infeksiyona duyarlılığı artırır
• E vitamini T ve B lenfosit yanıtlarını artırır
• Fe++, bakterilerin çoğalması ve toksin
yapımı için önemli olduğundan ,
transferrin ve laktoferrin gibi maddeler
demiri tutarak mikroorganizmaların ondan
yararlanmalarını azaltabilirler.
Ateş
Ateş, eksojen pirojene karşı doku
hasarının bulunduğu bölgeden salınan
proenflamtuvar sitokinlerin (IL-1, IL-6,
TNF-alfa) PGE2 aracılığı ile oluşturduğu
bir yanıttır.
Ateş organizmada zararlı etkene karşı
nonimmün ve selüler immün savunma
mekanizmalarının harekete geçtiğinin
bir göstergesidir.
Akut Faz Reaktanları
Sitokinler: KC parenkim hücrelerini
uyararak akut faz reaktanlarının
sentezlenmesine katkıda bulunurlar.
Bunlar;
• antitripsin,
• antikimotripsin,
• seruloplazmin,
• kompleman 3 (C3),
• fibrinojen
Irk ve Genetik Etki
Bazı ırkların infeksiyonlara direnci
farklı olabilir.
• Beyazlar sistemik koksidioidomikozis
mantar infeksiyonlarına zencilerden daha
dirençlidirler.
• Tek yumurta ikizlerinden birinde
tüberküloz gelişirse, diğer kardeşin bu
hastalığa yakalanma şansı % 87 olarak
bulunmuştur.
Bakteriyel İnterferans
Organizmanın florası patojen
etkenlerin yerleşip üremelerini
baskılayan antagonistik etki
gösterebilir.
• Barsağın anaerob florası salmonella
bakterilerinin üremesini baskılar.
• Kolisin’ler barsakta E.coli, salmonella ve
shigella için öldürücüdürler.
İnterferon
Viral infeksiyondan sonra
sentezlenen interferonlar
• Viral replikasyonu durdurarak
infeksiyonun oluşmasını engellerler,
• Makrofajları ve NK hücrelerini güçlü bir
biçimde uyarırlar.
İnfeksiyonlara Doğal Duyarsızlık
Bu bir infeksiyon etkenine karşı mutlak
direncin olduğunu yani bu etkenin
hastalık oluşturamayacağı demektir.
• Tavuk kolerası ve sığır vebası insanda
hastalık yapmaz
• Tifo, kolera, kızamık, sifiliz gibi
infeksiyonlar hayvanlarda oluşmaz
(spesifik reseptör yokluğu nedeni ile)
Oral Tolerans
Gastrointestinal sistemdeki mukozal immün sistemin
etkisi ;
• Besinler ve normal flora bakterilerinden gelen
antijenlere karşı
İmmün yanıtı aşağıya çeker ve immün sistemin
gereksiz meşgul edilmesini önler.
Buna oral tolerans denir.
Birçok otoimmün hastalıkta ve inflamatuvar barsak
hastalıklarında oral toleransın kırıldığı gösterilmiştir.
Fagositler ve NK Hücreleri
Fagositler, mikroorganizmaları fagosite
ederek onları öldüren hücrelerdir.
•
•
•
Kan monositleri,
Doku makrofajları,
Nötrofiller
Fc yüzey reseptörleri taşırlar,
Lizozomal granüllere sahiptirler,
Direkt sitotoksik etkilerini apopitoz aracılığı
ile yaptığı sanılmaktadır.
Fagositik aktivitesi olmayan NK hücreleri
fungus, protozoon ve özellikle virüslere ve
tümör hücrelerine saldırarak onları tahrip
eder.
Fagositoz ve İnflamasyon
Fagositoz; mo’ların/yabancı
maddelerin görevli fagositler içine
alınarak parçalanması ve sindirilmesi
olayıdır.
Mikroorganizmaların fagositlere
bağlanmasını kolaylaştıran antikorlara
opsonin, bu olaya opsonizasyon denir.
Fagositoz ve İnflamasyon
Öldürme işi esas olarak güçlü oksijen
radikalleri tarafından yapılır.
Öldürülen organizmalar litik
enzimlerle parçalanıp dağıtılır.
Bu sistemin zayıf olduğu kişilerde her
zaman öldürme olmayabilir.
• Klamidia, riketsiya ölmeden uzun süre
makrofajlarda canlı kalabilir.
İnflamasyon
İnflamasyon, çeşitli etkenlerin neden
olduğu doku hasarlarına karşı organizmanın
selüler ve humoral düzeydeki güçlü ve
abartılmış fizyolojik yanıtlarıdır.
Amacı;
• Etkeni (örn bakteri) ve ortaya çıkan ürünleri
(immün kompleks) ortadan kaldırmak,
• Etkeni olduğu yerde sınırlı tutmak
• Kontrol sağlandıktan sonra doku hasarının tamir
ve yenilenmesine olanak sağlamaktır.
İnflamasyon
Dört klasik belirtisi vardır :
•
•
•
•
•
Kolor (yerel ısı artışı),
Dolor (yerel ağrı),
Rubor (yerel kızarıklık),
Tumor (yerel şişlik),
Bunlara ilaveten fonksiyon kısıtlanması
bulunabilir.
İnflamasyon
Kazanılmış Direnç
Kazanılmış (spesifik) Direnç
Organizmanın selektif ve antijene spesifik
direnç kazanmasıdır. İki şekilde sağlanır.
1. Aktif immünizasyon:
A)
B)
Hastalık etkeninin doğrudan alınması (doğal
infeksiyon)
Etkenin zararsız hale getirilmesinden sonra
konağa verilmesiyle (aşılama)
Kazanılmış (spesifik) Direnç
2. Pasif immünizasyon:
A) Anneden bebeğe geçen bağışıklık
(spesifik IgG’ler)
B) Belirli bir antijene karşı hiperimmün
kılınmış başka konaktan (ör. at) alınan
immün serum veya immünoglobülinlerin
korunmak istenilen kişiye verilmesiyle
kazandırılır.
İnfeksiyona
Spesifik İmmün Yanıt
İmmün sistemin en önemli efektör hücreleri lenfositlerdir.
Lenfositlerin iki tipi vardır.
1. T- hücreleri:
-Timus’da gelişir
-Hücresel bağışıklıkta rol oynar
2. B - hücreleri:
-Kemik iliğinde gelişir
-Hümoral (sıvısal) bağışıklıkta rol oynar
Bu iki tip lenfosit infeksiyonlara karşı savaşta çeşitli stratejiler
kullanır.
Ekstraselüler Mikroorganizmaların
Eliminasyonu
B-hücreleri infeksiyona yanıtta plazma
hücrelerine farklılaşarak sentezledikleri
antikorları kullanır.
• İnfeksiyon etkeni ile ilk karşılaşıldığında kanda
spesifik antikor yoktur.
• 7-10 gün sonra antikorların kanda düzeyi yükselir
(primer yanıt).
• Aynı etken ile bir daha karşılaşıldığında 24 saat
içinde kanda pik düzeye ulaşır (sekonder yanıt).
Antikorlar bakterinin yüzey yapılarına karşı
oluşabilir (protein/karbonhidrat/lipid)
Antikorların Enfeksiyon Etkenleri
Üzerine Etkisi
•
Antikorlar çözünebilirdir ve ekstraselüler
mo’ları etkilemek için dokulara difüze
olabilirler.
Mikroorganizmalara bağlanan antikorlar,
onları elimine etmek için iki efektör
mekanizmayı aktive eder:
1. Kompleman sistemi: Bakteriyal lizis /
opsonizasyon
2. Fagozitoz: İntraselüler öldürme
Ayrıca bakteriyi nötralize ederek etkisini
ortadan kaldırırlar
Hücresel İmmünitenin Enfeksiyon
Etkenleri Üzerine Etkisi
T - Helper hücrelerinin etkisi;
• Hücresel immünitede T -hücreleri
antijen reseptörlerini kullanarak bakteri
içeren makrofajları tanır ve sitotoksik T
lenfositlerini uyarırlar.
• Salgılanan sitokinler makrofajların
bakteriyal öldürme mekanizmalarını
stimüle eder.
• Böylece intraselüler yaşayabilen ve
çoğalan mikroorganizmaların eliminasyonu
mümkün olur. (M.tuberculosis, Brucella)
Hücreleri İnfekte Eden
Mikroorganizmaların Eliminasyonu
Virüsler intraselüler patojenlerdir ve birçok
hücreyi infekte edebilirler.
Hücrelerin çoğu antimikrobiyal
mekanizmalara sahip değildirler.
İntraselüler replikasyon süresince infekte
hücrelerin yüzeyinde viral proteinler görülür.
Sitotoksik T- hücreleri bu viral (yabancı)
antijenleri tanır ve infekte hücreleri öldürmek
için sitotoksik moleküller salar.
İnfeksiyon
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
356 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content