close

Enter

Log in using OpenID

Click here to look over the book.

embedDownload
© Revak Kitabevi, 2014
Tüm hakları Revak Kitabevi’ne âittir.
Revak Kitabevi: 21
Rifâîlik Serisi: 5
Dem-i Vahdet
Muhammed Fethü’l-Maârif
Orijinal ismi: Vahdetnâme-i Fethü’l-Maârif
Yayına Hazırlayan: Kahraman Özkök
ISBN: 978-605-64527-0-3
Sertifika No: 23108
1. Baskı: Ocak, 2014
Kapak Tasarımı: Togay Kazım Ataç
Sayfa Düzeni: Revak Kitabevi
Baskı & Cilt: Step Ajans Matbaacılık Ltd. Şti.
Göztepe Mah. Bosna Cd. No:11
Mahmutbey-Bağcılar, İstanbul
Tel: 0212 446 88 46 E-mail: [email protected]
Matbaa Sertifika No: 12266
Besmele: “Bismillâhirrahmânirrahîm”
Seri Levhası: “Yâ Hazret-i Ebu’l-Alemeyn
eş-Şeyh es-Seyyid es-Sultân Ahmed er-Rifâî”
Kapak resmi: Osmanlı döneminde bir Rifâî meydanı mihrâbı.
Arka kapakta: Fethü’l-Maârif hazretlerinin mühürü.
(Hattat Mahmud Şahin)
http://www.revakkitabevi.com
Adres: Aziz Mahmut Hüdayi Mahallesi
Tepsi Fırın Sokak. Şifa Apt. 12/3
Üsküdar, İstanbul
Tel: 0216 342 47 97 Fax: 0216 342 95 92
E-mail: [email protected]
DEM-İ VAHDET
Muhammed Fethü’l-Maârif
Yayına Hazırlayan
Kahraman Özkök
Revak Kitabevi
İstanbul, 2014
İçindekiler
Takdim.......................................................................................................i
Birinci Bölüm (Sadeleştirilmiş Metin)
Mukaddime...............................................................................1
I. Sufî Mesleğinin Kaynağı...................................................14
II. Dört Temel Direk................................................................21
1. Rıza..........................................................................21
2. Teslimiyet.................................................................25
3. Sabır..........................................................................27
4. İtikad........................................................................34
III. İrşâd.....................................................................................38
1. Dört Unsur..............................................................38
2. Hazret-i Musa.........................................................40
3. Kıyamet....................................................................41
4. Kadir gecesi.............................................................44
5. Zamanın sahibi.......................................................45
6. Ehlullahın işleri......................................................47
7. Beyt-i mâmur..........................................................50
8. Aşk...........................................................................51
9. İnsanın zuhuru.......................................................52
10. Muhammed-Ali....................................................54
11. Dört kapı...............................................................59
12. İki kere doğmak...................................................61
13. Kadîm kelâm.........................................................62
14. İnsan yüzündeki yedi âyet.................................65
IV. İslâm’ın Beş Umdesi.........................................................67
1. Kelime-i şehâdet.....................................................67
2. Namaz......................................................................75
3. Zekât........................................................................82
4. Oruç ........................................................................85
5. Hac...........................................................................91
V. İrfan Sofrası.........................................................................97
1. Âdem ile Havva.....................................................97
2. Mehdî.....................................................................100
3. İnsan ve kâinat.....................................................105
4. Mürşid...................................................................111
5. Maârif ehli............................................................120
6. Varlığın aslı...........................................................127
VI. Fâtiha Tefsiri....................................................................136
VII. Hâtime.............................................................................152
İkinci Bölüm (Orijinal Metin)...........................................................167
Ek: Hazret-i Maârif’in türbe fotoğrafı.................................................309
Takdim
Allah’a hamd, Cenâb-ı Muhammed, Ali, Fâtime, Hasen, Hüseyn ve Mehdî’ye
kadar olan Mâsum İmâmlara salât ve tâzim, Pîrâna arz-ı ubûdiyet ederim.
Rifâiyye tarîkati içinde, Hazret-i Pîr Seyyid Ahmed er-Rifâî
efendimizin manevî izni ile içtihad sahibi olup, pîr-i sânî1 ünvânını
alan zevâttan biri de, elinizdeki kitabın müellifi, Seyyid Muhammed
Fethü’l-Maârif hazretleridir. 1719/20 (1132) yılında, Mısır’da dünyayı
teşrif etmiştir. Pederi, Sâdât-ı Hüseyniyye-i Rifâiyye’den, es-Seyyid eşŞeyh Ali Arîf er-Rifâî’dir. Oğlu es-Seyyid eş-Şeyh Ali Sâbit Efendi’nin,
1796 (19 Receb 1210) tarihinde Kahire’nin Sûketü’l-İzze mahallesinde
dünyayı teşrif ettiği bilgisine dayanarak,2 Hazret-i Maârif’in 1800’lü
yılların başında Mısır’dan Anadolu’ya hicret ettiğini söyleyebiliriz.
Hulefâsından Şeyh Ali Kuzî Efendi’nin, Hazret-i Maârif’in emri ile
1805 tarihinde Kasımpaşa’nın Çürüklük mahallesinde bir Maârifî
tekkesi tesis etmesi de, bu tahminimizi kuvvetlendirmektedir.
Tophane Kâdirîhanesi şeyhi Ahmed Muhyiddîn Efendi’nin
Tomar-ı Kebîr’inde yer alan bir kayıt, Maârifîlik hakkında araştırma
yapanları, Hazret hakkında bir yanılgıya sevk etmektedir. Bu kayıtta, Hazret-i Maârif’in aslen Edirneli olduğu, Edirneli Rifâî şeyhi İbiş Efendi’den ve Şerbetdar Tekkesi şeyhi Abdullah Efendi’den
hilâfet aldığı belirtilmektedir. Ancak elimizde, Cenâb-ı Maârif’in
kendi mühürü ile temhir edilmiş ve hulefâsından es-Seyyid eş-Şeyh
Mustafa Lutfî Efendi’ye verilmiş bir hilâfetnâme bulunmaktadır. Bu
hilâfetnâmede Hazret’in mürşidinin, pederi ve şeyhi es-Seyyid Ali
Arîf hazretleri olduğu açıkça yazılmıştır. Hazret, Mısır’dan geldiğinde ilk olarak Tekirdağ’ı teşrif etmiş ve yukarıda ismi geçen iki
şeyhten de ayrıca birer hilâfetnâme daha almış olabilir. Bu durum,
Hazret’in, beyatından hilâfet mertebesine ve irşâd salâhiyetine kadar
1
2
Pîr-i sânî: İkinci pîr. Tarîkatte, Hazret-i Pîr’den sonra içtihad sahibi olan zât.
Elinizdeki eserin Kütahya nüshası sonuna eklenmiş notlar.
i
İlâhî hasret-i yâr ile çıka mı bu âhım alevi
Yanar külhâne dönmüşdür derûnum âlemi evi
Yaka mı cihân serâyın şöyle bu âhım alevi
Hânedân’a nedir bu cevr ü cefâ mihnet-i Mervânî
Hâk-i deri hâs ederi Hayderîyem Alevî
Vallâhi men Hasenîyem Hüseynîyem Alevîyem Alevî
Buğz-i a‘dâ-i Ali ile dopdolu çarh-ı âlemi
Cerh-i sitem tükenmez mi kırıla feleğin çarhı
Âl-i Abâ’yı seven olur elbetde Alevî
Vüdd-i evlâd-ı Muhammed’le dopdolu çarh-ı âlemi
Hâk-i deri hâs ederi Hayderîyem Alevî
Vallâhi men Hasenîyem Hüseynîyem Alevîyem Alevî
Şol âşığı sever idim gül‘izâr-ı Murtazâ
Yandırır bir âh edersem bu tütünüm âlemi
Ekfer ü kâfir merdûd değil mi Yezîd ü Mervânî
Buğz eder kâfirin nesli sevmez Âl-i Abâ’yı
Hâk-i deri hâs ederi Hayderîyem Alevî
Vallâhi men Hasenîyem Hüseynîyem Alevîyem Alevî
Rasûl’ün kurretü’l-ayni Fâtime’nin zevci Ali Hayder’i
Pîşü menî der Yemenî pîşü menî Hayderîyem Alevî
Fethü’l-Maârif der menem Rifâîyem Hayderîyem Alevî
Sad hezârân la‘netim vardır Yezîd’e Alevîyem Alevî
Hâk-i deri hâs ederi Hayderîyem Alevî
Vallâhi men Hasenîyem Hüseynîyem Alevîyem Alevî5
5
xii
Ege Üniversitesi, Merkez Kütüphanesi, 297.708 Ali 1824, 111-112.
DEM-İ VAHDET
(Sadeleştirilmiş Metin)
Dem-i Vahdet
Bismillâhirrahmânirrahîm
Mukaddime
Kendisini âşikâr etmek ve insanları hidâyete eriştirmek üzere, peygamberleri ve velîleri, gayb âleminden şehâdet âlemi olan
dünyaya gönderen Allah’a hamd ederiz. Hamdin en önemli parçası
nefesle teyid edilir. Âdemoğluna da nefes, hamd etmesi için verilmiştir. Aslında bu hamd, Hudâ’dan insana doğrudur. Hamd edildiğinde, Allah’ın kadîm kelâmı zuhur eder.
Hidâyet nuru, tek bir zâtın nurudur. O zât ise, hidâyet ve âleme
rahmettir. Allah, bizlere o rahmeti hidâyet eylemeseydi ve bizi bu
hidâyetle âleme rahmet olarak göndermeseydi, o inâyeti nasıl anlayacak ve zâta nasıl mazhar olup Hakk’ın âlemdeki aynası olacaktık? Hidâyet, Allah’ın kadîm kelâmıdır ve onun bir ismi nübüvvet
nuru, bir ismi de velâyet nurudur. Hidâyet nurdur ve kadîm bir
kelâmdır. Allah’ın kendisi de, kelâmı da nurdur. Bu nurun ismine,
nübüvvet ve velâyet nuru denir. Nübüvvet ile velâyet tek bir nurdur ve Allah’ın kadîm kelâmıdır. Nur, velîde zuhur ederse, Hakk’ın
kerameti; nebîde zuhur ederse, Hakk’ın mucizesi olur. Zîra Hakk’ta
acz olmaz. Cenâb-ı Hakk, kün (Ol!) emriyle zaman içinde dilediğini
yapar. Bundan dolayı mucize ve kerametlerin hepsi, tek bir hidâyet
nurudur. Allah, “Bizi buna eriştiren Allah’a hamd olsun. Eğer Allah
bize hidâyet etmeseydi buna erişemezdik.”7 buyurur. İşte buna, nurun
hidâyeti derler ki, âlemlere rahmettir.
Ruh da Allah’ın kadîm kelâmıdır. Mutlak zât, Hakk’tır. Ârifler,
maârif-i billâh8 olanlar ve müfessirler indinde, Allah’ın bir ismi de
Yâ-sîn’dir. Bu isim, sadece insanda zuhur eder. Yalnız insanda zuhur
ettiği için, insanın da bir ismi Yâ-sîn’dir. Hidâyet nurdur, Bârî’nin
7
8
A‘râf sûresi, 43.
Maârif-i billâh: En yüce mârifet sahibi, âriflerin en ulusu, insân-ı ekmel.
1
Vahdetnâme-i Fethü’l-Maârif
(Orijinal Metin)
Vahdetnâme-i Fethü’l-Ma‘ârif
[2a] Bismillâhirrahmânirrahîm
Bi-ma‘rifeti’l-ibtidâ mahmûdi’l-intihâ mecma‘i’l-ilm ve’ş-şifâ dâme leke’l-izz
ve’l-bekâ muhtelife’s-subh ve’l-mesâ ve fîhi’l-ismü’l-a‘zam ve’s-sebîlü’l-akvam
ve’l-ğaniyyü’l-ekrem ve’l-yâkûtu’l-ahmar ile’d-dürri ve’l-cevher ve sırru’l-efhari’l-muhtass bi’z-ziyâdât ve salli alâ nûrâniyyi’z-zât ve’r-rabbâniyyi’s-sıfât
melekûti’l-âyât ceberûti’l-beyyinât seyyidinâ ve senedinâ Hazret-i Risâlet
aleyhi ve âlihi’l-beriyyât ve ashâbihi’l-muhsinât ve tevâbi‘ihi fi’n-necât.
Bismillâh teyemmennâ bi-zikrihi’l-celîl el-hamdü li’llâhi’llezî hedâna’llâh.
Bil ki bu mecmû‘-i enbiyâ ve evliyâ, âlem-i gaybdan âlem-i
şehâdete, gizlü iken âşikâreye ve zâhire hidâyet irsâl eyleyüp gönderdi. Ol Allâh ki, bizler ana hamd eyleriz. Hamdden dem olunca
cüz’-i a‘zam nefesle oldu, tâ ebed [2b] ibn âdem nefesle hamd içündür. Âdemî de Hudâ’dan âdeme oldu. Demi de kelâmullâh-ı kadîmdir ki nûr-i hidâyet bir nûr-i vâhid-i zâtdır. Ve zât hidâyet ve âleme
rahmetdir. Eger ol Allâh bizlere ol rahmeti hidâyet eylemeseydi ve
hidâyetini hediyye, irsâl, rahmet-i âlem kılmasaydı biz ol inâyeti
nice fehm edüp mazhar bi’z-zât ve hidâyet-i mir’ât-ı Hakk nice
âleme ol bilür idik. Ol hidâyet kelâm-ı kadîmesidir ki bir ismi nûr-i
nübüvvet ve bir ismi nûr-i velâyetdir. Ve hidâyet nûrdur ki ezelden
kelâm-ı kadîmdir. Hakk Te‘âlâ’nın kendisi nûr ve kelâm dahi
nûrdur. Ve ismi nûr-i nübüvvet ve nûr-i velâyet denür. İkisi bir nûr-i
vâhiddir ki Hakk Te‘âlâ hazretlerinin kelâm-ı kadîmesidir. Velîde
zuhûr eder ise kerâmet-i Hakk denür ve nebîde zuhûr eder ise
mu‘cizât-ı Hakk denür. Zîrâ hiç Hakk’a bir nesne acz gelmez. Bikün, zemân içinde dilediğin işler. Böyle olunca mu‘cizât ve kerâmât
ikisi bir nûr-i vâhid-i hidâyetdir ki, Hakk Te‘âlâ buyurur bu sebebden: “Hedânâ li-hâzâ ve mâ künnâ.” Ve ana hidâyet-i nûr derler ki, bu
167
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
3 336 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content