close

Enter

Log in using OpenID

ALEVİLİKTE - Turkmensitesi

embedDownload
ALEVİLİKTE
ALEVİLİKTE HAKK’A YÜRÜME
ERKÂNI
Hazırlayan: Cemal ŞAHİN
(Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği
Ankara Temsilcisi ve Pir Sultan Abdal
Kültür Derneği Yenimahalle Pir Sultan
Cemevi Dedesi)
Tel: 0 537 473 25 26
1
GENEL BİLGİLER
Alevi öğretisini temeli hümanizm, yani
insan sevgisidir. Bu öğretiye göre, yaratan
ve yaratılmış birdir. Yaratan yaratılmışın
bütünü, yaratılmışta yaratanın ayrılmaz
bir parçasıdır. Yani tanrı ve insan
birbirinin ayrılmaz birer parçalarıdır.
Bu nedenle Alevi öğretisinde Tanrı
anlayışı varlığın birliğine dayanır. Bu
bağlamda insan Tanrı’nın yeryüzündeki
tecellisidir. İnsan sevgisi Tanrı sevgisi
gibidir. İnsan Tanrı’dandır ve Tanrı
insanda tecelli etmektedir.
Alevilikte: “Hakk ile bir olmak”, “Hakk
ile Hakk olmak” ve “Hakk’tan geldik,
Hakk’a gidiyoruz” gibi deyimler vardır. O
nedenle, Alevili geleneğinde bir kimse
ölmez; o kişi için “öldü” denmez, “Hakk’a
yürüdü”, “Don değiştirdi” gibi deyimler
kullanılır.
Bu ifade ile Dünya’daki yaşamı
kasteden Alevi öğretisi, canın Dünya
değiştirerek Vahdet-i Mevcut’a ermesi yani
2
Hakk’a kavuşması ile “Hak’tan geldik, yine
Hakk’a döneceğiz” diye ifade edilen
“Hakk’a Yürüme” kavramı diğer inanış
biçimlerinde ölüm, vefat vb. kavramlara
belki karşılık geldiği düşünülebilir. Ancak
bu kavram ile hiçbir bağlantısı yoktur.
Diğer inançlarda bu kavram, yok oluş, geri
gelmeme, ayrılış anlatılırken; “Hakk’a
yürüme” kavramında kavuşma, yeniden
birleşme anlatılır. Bu anlam farklılığı ile bir
canın bu Dünya’dan ayrılışı değil tam tersi,
kavuşmaya
yönelik
hazırlık
olarak
niteleyeceğimiz
ritüeller
ile
Hakk’a
yürümeye hazırlığı yapılır. Bu nedenle
Hakk’a
Yürüme
Erkânı
diye
tanımlayacağımız her türlü iş ve eylemler
bu ana fikir doğrultusunda yapılmalıdır.
Bunun dışındaki tüm eylem, ifade vb. asıl
fikri saptıracağı için amaca hizmet
etmekten uzak kalacaktır.
Alevilik tarihi yolculuğunda daima
asimle edilmeye, bir inanç içerisinde
3
eritilmeye çalışılmıştır. Ne yazık ki bu
konuda, yer yer de başarılı olunmuştur.
Osmanlı
döneminde
olduğu
gibi,
cumhuriyet döneminde de Aleviler asimle
edilmeye çalışılmıştır. 1925 yılında tekke
ve zaviyeler bir yasa ile kapatılınca,
Bektaşi dergâhları da bu yasa içerisine
alınarak kapatılmıştır. Gerek 1826 yılında
ve gerekse 1925 yılında Bektaşi tekkeleri
kapatılınca, Alevi köylerinden birçok kişiler
alınarak, şehirlere götürülmüş ve onlara
nasıl ibadet edecekleri anlatılmış ve
cenazelerinin nasıl kaldırılacağı, Sünni
inanca göre öğretilmiştir. Ayrıca 1950’li
yıllardan sonra “İmama Hatip Tekâmül
Kursları” adı altında kurslar verilerek yine
Alevi köylerinde, hocalık görevi yapan
kişiler bu kurslara alınarak, Sünni
geleneğe göre cenaze erkânı öğretilmiş ve
bunlar
geri
köylerine
geldiklerinde
cenazelerini,
Sünni
geleneğe
göre
kaldırmaya başlamışlardır.
4
Eğer bu kültürün yok olmasını
istemiyorsak kendi yol ve erkânımıza göre
cenazelerimizi kaldırmalıyız.
ALEVİLİKTE HAKK’A YÜRÜME
ERKÂNI
Yukarıda da değinildiği gibi Alevilikte:
“Hakk ile bir olmak”, “Hakk ile Hakk olmak”
ve “Hakk’tan geldik, Hakk’a gidiyoruz” gibi
deyimler
vardır.
O
nedenle,
Alevili
geleneğinde bir kimse ölmez; o kişi için
“öldü” denmez, “Hakk’a yürüdü”, “Don
değiştirdi” gibi deyimler kullanılır.
Ayrıca, Alevi inancında ne cennete
gitme hayali ve ne de cehennem ateşinde
yanma gibi bir düşünce yoktur. Bu konuda
yol ulularımız bizlere: “Eşim bana huri,
evim de cennet” ve “cehennem narını” ise,
insanların
yaşam
süresi
içerisinde
çektikleri azaplar olarak öğrettiler.
5
HAKK’A YÜRÜME ERKANINDA
UYGULANAN YÖNTEMLER
Eğer bir can Hakk’a evinde yürüdü
ise, yanında bulunan bir kişi “Bismişah!
Hakk Muhammet ya Ali!” der, o canın
gözlerini kapatır. Temiz bir tülbent, bez
veya bunlar gibi bir şeyle çenesini bağlar.
Hakkk’a yürüyen canın giysileri üzerinden
çıkarılır ve bir döşek üzerine sırt üstü
yatırılır. Bu döşeğe “Hakk döşeği” ya da
“Rahat döşeği” denir. Döşeğe yatırılan
canın kolları düzgün bir şekilde yanlara
uzatılır. Ayrıca ayakları da düzgün bir
şekilde
uzatıldıktan
sonra,
ayak
başparmakları birbirine bağlanır. Bundan
sonra canın üzeri temiz bir çarşaf veya bir
örtü ile örtülür. Sonra o yöreye göre usul
ve erkân var ise (düvaz imam, deyiş
okumak gibi) o uygulanır.
Duvazimamlara iki örnek:
HUDA İÇİN BAĞIŞLA
Hata ettim Huda için bağışla
Muhammet Mustafa için bağışla
6
Safi nesli Cüneyt oğlu Haydar
Ali-yel Murtaza için bağışla
Ali’nin Düldül’ü ile Kamber’i
Zülfükar-ı gaza için bağışla
Fatima-i Zühre, Hatice-i Kibriya
İmamlar silsilesi için bağışla
Hasan pir aşkına girdim meydana
Hüseyin-i Kerbela için bağışla
İmam Zeynel, İmam Bakır-ı Cafer
Musa Kazım, Rıza için bağışla
Muhammet Taki’mdir Şah Ali Naki
Hasan Ali Askeri için bağışla
Muhammet Mehdi ey sahip zamanı
Eşiğinde geda için bağışla
7
Bilirim günahım çoktur ey Şahım
Ali oğlusun eba için bağışla
On İki İmam nur oldu Hatayi
Gel ol nur-u Huda için bağışla...
TÖVBE GÜNAHIMA
Hatalar etmişim noksandır işim
Tövbe günahıma estağfurullah
Muhammet Ali’ye bağlıdır başım
Tövbe günahıma estağfurullah
Hasan, Hüseyin balkıyan nur ise
İmam Zeynel sır içinde sır ise
Özümüzde kibir, benlik var ise
Tövbe günahıma estağfurullah
Muhammet Bakır’ın izinden çıkma
Yükün Cafer’den tut, gayriye bakma
Hatıra dokunup gönüller yıkma
Tövbe günahıma estağfurullah
8
Musa-i Kazım’a daim niyazım
İmam Rıza’ya bağlıdır özüm
Eksiklik, noksanlık, hep kusur bizim
Tövbe günahıma estağfurullah
Taki ile Naki benziyor aya
Ali emekleri vermeye zaya
Ettiğimiz kem işlere bed-huya
Tövbe günahıma estağfurullah
Hasan Askeri’nin gülleri bite
Mehdi gönlümüzün gamını ata
Ettiğim yalana, koğu gıybete
Tövbe günahıma estağfurullah
Kul Himmet Ustadım Bağdat, Basra
Böyle güne kaldık, böyle asıra
Ya Ali cömertsin kalma kusura
Tövbe günahıma estağfurullah
9
1) Yıkama İşlemleri
Öncelikle teneşirin temiz olmasına
dikkat edilir ve Hakk’a yürüyen can özenle
teneşire taşınır. Kafasının altına bir yastık
konur. Edep yerleri uygun bir bezle
örtülür. Cenaze kadın ise, kadın; erkek ise,
erkek
tarafından
yıkanır.
Yıkamaya
başlarken görevli kişi aşağıdaki sözleri
veya bildiği bir duayı sessizce kendi
içinden okur.
Bismi Şah!
Aramızdan ayrılıp Hakk’a yürüyen
ve önümüze gelen bu canı, dünya
kirlerinden temizlemeye niyet ettim.
Noksan ve eksiklerimizi olursa Hakk
yüce katında af eyleye!
Ya Hakk!
Sana yürüyen can senin aşığındı.
Sen canansın, o da candır.
Şimdi can bedeni terk etti.
10
Bedeni
toprağa
dönüp,
don
değiştirecek.
Canı, ruhu ise sana dönecek.
Ehlibeyt'in, erenlerin, evliyaların hakkı
için, sana dönen bu canın kusurları af,
ruhunu şad eyleyesin.
Gerçeğe Hû!
Mümine Ya Ali!
Yukarıdaki söylenen sözlerin yerine
sadece “Hakk Muhammet Ali ya da:
Bismi Şah!
Aramızdan
ayrılıp
Hakk’a
yürüyen ve önümüze gelen bu canı,
dünya kirlerinden temizlemeye niyet
ettim.
Noksan ve eksiklerimizi olursa
Hakk yüce katında kabul eyleye!
Nuri nebi, kerem Ali, Pirimiz
Hünkar Hacı Bektaşi Veli!
Gerçek erenlerin demine Hû!
Mümine Ya Ali! ” desede yeterlidir.
11
Yıkama işlemleri için önceden sabun,
sünger ve eldivenler hazırlanır. Cenazeye
abdest aldırma diye bir kural Alevi
geleneğinde yoktur. Yıkama işlemleri ile
görevli kişi eldivenlerini taktıktan sonra,
yıkama işine öncelikle “edep” yerlerinden
başlar. Daha sonra vücudunun üst
kısmından başlayarak, vücudunun her
tarafı iyice yıkanır.
Yıkama
işlemi
bittikten
sonra,
cenazenin yakınları, eşi, dostu cenazeye
“helallik suyu” dökebilirler. Bundan
sonra cenaze temiz havlularla kurulanır.
Kurulama işleminden sonra, önceden
hazırlanan kefene sarılır. Erkek kefeni üç
parçadır: Ahret gömleği, eteklik ve
sargıdan oluşur. Kadın kefeni ise beş
parçadır:
Gömlek,
eteklik,
sargı,
başörtüsü ve göğüs örtüsünden ibarettir.
12
Alevi öğretisinde, Rızalık Meydanı,
Hakk
Meydanı
ve
sırlama/toprakla
buluşturma diye üç meydan vardır.
SONSUZLUĞA UĞURLAMA
Hakk’a yürüyen can için yürütülecek
olan uğurlama töreni evi, Cemevi ya da
musalla taşında; bunlardan sadece birinde
olabileceği gibi birden fazla yerde de
olabilir. Bunun nerede alındığından ziyade
anlamı önemlidir.
Uğurlama töreni, Hakk’a yürüyen
canın yakınlarının, çevresinin önem verdiği
kişilerin toplandığı gündüz ve aydınlık
vakitte yapılır. Burada önemli olan halkın
toplanmasıdır. Hakk’a yürüyen cana rızalık
verecek canların mümkün olduğunca
meydanda toplanmış olması gerekir.
Ehil kişi, Hakk’a yürüyen canın
yanında uygun bir yerde durur. Kadın
erkek ayrımı olmaksızın cümle canlar,
halka/yarım ay şeklinde cemal cemale
durur. Hakk’a yürüyen Can’ın yakınları
önde yer alır.
13
Ehil kişi:
-Geldi geçti ömrüm benim,
Şol yel esip geçmiş gibi.
Hele bana söyle gelir,
Bir göz açıp yummuş gibi.
Değerli canlar!
Yunus Emre’nin söylediği gibi, bugün
yine bir canımız “bir göz açıp yummuş gibi”
aramızdan ayrılarak, Hakk’a yürüdü. Onun
canını Hak katına, bedenini ise ebedi
yurduna,
toprak
ananın
kucağına
uğurlamak için toplanmış bulunmaktayız:
Dedikten
sora,
canın
yaşamı
hakkında kısa bir bilgiyide canlarla
paylaşabilir. Daha sonra:
Bu nedenle hepimiz üzgünüz, acımız
büyük.
Ama canlar;
Kâinatta hiçbir şey olduğu gibi ve
olduğu yerde kalmıyor ki. Her şey
değişiyor.
14
Her şey, her zaman bir yaşamın sonu
ve başka bir yaşamın da başıdır.
Bu da Hakk’ın değişmez yasasıdır.
Bizler Hakk’tan geldik ve Hakk’a geri
döneceğiz.
Aslında, bütün canlar aslına geri
dönüyor. Böylece Hakk’ın hükmü de
kesintisiz sürüyor.
Şahı Merdan Ali’nin dediği gibi:
Hakk’a yürüme ne babayı bırakır ne
de evladı alıkor.
Orası öyle bir geçittir ki, o geçitten
geçmeye herkes mecburdur.
O nedenle, bütün canlar Hakk’a yürür.
Hakk yolculuğu ansızın bizi bir yerde
yakalıyor.
Ama bizler yaşarken zamanı fırsat
bilmeliyiz.
Sevgi, saygı, merhamet duygularımızı
yeniden geliştirip; birbirimizi sevip, saymalı
ve birbirimizin hakkına, hukukuna saygı
göstermeliyiz.
15
Kimliğimize, kültürümüze, öğretimize
sahip çıkmalıyız.
Bizim Hakk’tan dileğimiz;
(Hakk’a
yürüyen
canın
ismi
söylenerek)
canı
erenlerin/evliyaların
makamına eriştirmesi ve geride kalan
ailesine, ev halkına, sevenlerine ve gönül
dostlarına sağlıklı ve mutlu bir yaşam
vermesidir.
-Değerli Canlar:
Yol ve erkânımızda cenazede üç
hizmetimiz
vardır.
Birincisi
“Rızalık
Meydanı”
hizmetimiz,
ikincisi
“Hakk
(birleme, tevhit) Meydan” hizmetimiz,
üçüncüsü
ise
“Sırlama/toprakla
buluşturma” hizmetimiz. –Eğer Helallik
Hizmeti
ve
Hakk
(Birleme/Tevhit)
Meydanı
Hizmeti
aynı
yerde
yapılacaksa- Rızalık ve Hakk meydanı
hizmetlerimizi
burada
yapacağız.
Sırlamayı/toprakla
buluşturmayı
ise
16
mezarlıkta yapacağız. Ben sizlere “Bu can
için rızalık veriyor musunuz?” dediğimde,
sizler “Allah eyvallah” diyeceksiniz, bunu
üç defa tekrarlayacağız, der.
Not: Kırsalda veya bazı yörelerde,
Hakk’a yürüyen canın evinin önünde
“rızalık” alınır. Mezarlığın yanında da
Musalla taşı vardır. Orada da “Hakk
Hizmeti” görevi yerine getirilir.
Rızalık Meydani Hizmeti
Ehil Kişi:
-Sevgili canlar! Şimdi rızalık görevimizi
yerine getireceğiz.
Geldim gider oldum illerinize,
Dostlar safa ile gönderin bizi.
Doyamadım tatlı dillerinize,
Dostlar safa ile gönderin bizi.
Himmet eylen, şu dağları aşalım,
Pir aşkına kaynaşalım, coşalım.
Gelin birer birer rızalaşalım,
Dostlar safa ile gönderin bizi.
17
Bizler de yol ulularımızdan Pir Sultan
Abdal’ın dediği gibi, bu canla birer birer
rızalaşıp, yol ve erkânımıza göre bu canı
ebedi
yurduna,
sonsuz
yolculuğuna
uğurlayacağız.
Bu nedenle:
Ey canlar!
Kendi
amelince
Hakk'ı,
hakikati
özünde görüp ve bu yüzden “Enel-Hak”
diyen, yetmiş iki millete bir nazarla bakıp;
eline, diline, beline sahip olmayı kendisine
ilke edinen; dini sevgi, kıblesi insan olan bu
can, sizin içinizde yiyip içti, kondu göçtü.
Hakk’a yürüyen bu can cümle
dostlarının, yakınlarının ve sevenlerinin
huzurundadır. Bilerek ya da bilmeyerek
bazılarınızın gönlünü kırmış, incitmiş
olabilir. Ya da üzerinde haklarınız kalmış
olabilir.
18
Hakk’a uğurladığımız bu cana gönül
birliğiyle can-ı gönülden bütün maddi ve
manevi haklarınız için;
-Rızalık veriyor musunuz?
Hazır bulunan canlar:
-Allah Eyvallah!
Ehil kişi:
-Rızalık veriyor musunuz?
Hazır bulunan canlar:
-Allah Eyvallah!
Ehil kişi:
-Rızalık veriyor musunuz?
Hazır bulunan canlar:
Allah Eyvallah! Dedikten sonar, görevli
kişi:
- “Allah Eyvallah!” diyen diller dert,
keder, ağrı, acı görmeye.
Verilen rızalıklar, Hak-MuhammedAli Divanı’nda kabul ola.
Hakk’a yürüyen cümle canlarımızın
devr-î daim ola, der.
19
Böylece “Rızalık Meydanı Hizmeti”
görevi tamamlanmış olduktan sonra,
eğer Hakk Meydanı Hizmeti görevi de
burada yapılacaksa “Hakk Hizmeti
Görevi”ne
başlanır.
Hakk Meydanı
Hizmeti
görevi,
bazı
yörelerde
–
genellikle köylerde- mezarlığın yanında
bulunan
musalla
taşlarında
yapılmaktadır.
Hakk
Meydanı
(Birleme/Tevhit)
Hizmeti
Bu bölümde bölgesel farklılıklarda
gözetilerek, Hakk’a göçü anlatan bir nefes,
bir düvaz imam ve bir gülbank (dua)
okunur.
Yine
burada
ehil
(görevli)
kişi
tarafından aşağıdaki gibi kısa bir açıklama
yapılır.
-Değerli Canlar:
Yol ve erkânımıza göre “Hakk Meydanı
Hizmeti” görevimizde devriye ile ilgili bir
20
nefes, bir düvaz imam ve bir gülbank
okuyarak tevhit olacağız. Yani birleşip, bir
araya gelip, birlikte düşüneceğiz. Bütün
varlıkların Hakk’ta bir olduğuna ikrar
getireceğiz. Ayrıca Hakk’tan, can için iyi
dileklerde bulunacağız.
Düvaz imamlar 12 imamların isminin
geçtiği nefeslerdir. Düvaz imam ve
gülbanklarımız
okunurken
mümkün
olduğunca ayaklarımızı birleştirip, sağ
elimizi kalbimizin üzerine koyarak dar’a
duracağız. Dar canlara karşı bir saygı
duruşudur. diye bir açıklama yaptıktan
sonra:
Ya Hakk!
Divana Geldik Darına Durduk!
Hal ile halleştik, özümüzü öze
bağladık, Hakk’a yürüyen bu can için
bir yâr olup, birleştik.
21
Senden saklımız gizlimiz yoktur.
Sen bilirsin halimizi. Senden geldik
sana döneceğiz.
Ey Canlar!
Ay’dan, Güneş’ten ezel bu mülke
geldik gittik, bu âlemi seyrettik.
Bu mülkte bir zaman ana rahmine
düştük bir can olduk.
Özümüzü tanıdık, yol olduk.
Geleceğe koştuk umutla.
Yeri geldi bulut olup nehirleri, vadileri,
dağları, denizleri aştık.
Sonra rüzgârla buluşup başladık
damla damla çimenlerin, çiçeklerin üzerine
düşmeye.
İşte böyle böyle kendimize döndük.
Ama sonunda yine tekrar Hakk’a
döneceğiz.
Çünkü Hakk’tan geldik.
………………….
(Kışının
isim
söylenecek) canımızda bir devrini daha
22
tamamlayarak Hakk’a geri döndü. Hakk’la
buluştu.
Böylece yeni bir dona, yeni bin bir
cana karışacak.
Bu canımız ölmeden evvel binlerce kez
ölmüş, binlerce kez dirilmişti.
Şimdi başka bedenlerde yeniden
dirilecek.
Bedeni canlı, cansız her şeye sinecek
ve Kâinat durdukça da yaşayacaktır.
Not: Aşağıda devriye ile ilgili nefes ve
düvaz imamlardan örnekler verilmiştir.
İsteyen bunlara benzer, bunların yerine
kendi bildiği ya da bölümün sonundaki
nefes ve düvaz imamlardan istediğini
okuyabilir.
KİM BİLİR
Katre idim ummanlara karıştım
Kaç bulandım kaç duruldum kim bilir
Devre edip âlemleri dolaştım
Bir sanata kaç sarıldım kim bilir
23
Bulut olup ağdığımı bilirim
Boran ile yağdığımı bilirim
Alt’ı anadan doğduğumu bilirim
Kaç ebeden kaç soruldum kim bilir.
Kaç kez gani oldum kaç kere fakir
Kaç kez altın oldum kaç kere bakır
Bilmem ki kaç kâtip ismimi okur
Kaç defterde kaç dürüldüm kim bilir
Bazı nebat oldum toprakta sürdüm
Bilmem kaç atanın sulbünde durdum
Kaç defa cenneti alaya girdim
Cehenneme kaç sürüldüm kim bilir
Kaç kez alet oldum elde bakıldım
Semadan kaç kere indim çekildim
Balcık olup kerpiç kerpiç döküldüm
Kaç bozuldum kaç kuruldum kim bilir
24
Dünyayı dolaştım hep karabatak
Görmedim bir karar bilmedim durak
Üstümü kaç örtü bu kara toprak
Kaç serildim kaç dirildim kim bilir
Gufrani’yim tarikatım boş değil
İyi bil ki kara bağrım taş değil
Felek ile hiç hatırım hoş değil
Kaç barıştım kaç darıldım kim bilir
Bu ve bunlara benzer bir nefes
okunduktan sonra, bir de düvaz imam
okunur.
BUGÜN BEN MİHMANIM
Çok cevir eyleme aziz sultanım
Bugün ben mihmanım canlar içinde
Sakın incitmeyesin cananım
Bugün ben mihmanım canlar içinde
Evliyalar katarına dizildim
25
Kırklar ile bile oldum ezildim
On İki İmam defterine yazıldım
Bugün ben mihmanım canlar içinde
İmamı Hasan’dan gördüm bir nişan
Şah Hüseyin oldu gözüme gülşen
Zeynel Abidin’den aklım perişan
Bugün ben mihmanım canlar içinde
İmam Bakır’dan da bir himmet gördüm
İmam Cafer-i Sadık idi virdim
Muhabbete beli, meydana girdim
Bugün ben mihmanım canlar içinde
Musa-i Kazım’dır dilimde kelam
Şah İmam Rıza’ya verdim bir selam
Taki’ye, Naki’ye eylerdim divan
Bugün ben mihmanım canlar içinde
Askeri, Mehdi âlemin serveri
Gül gibi kokar Muhammet’in teri
26
Erenler vermezler gizlidir sırrı
Bugün ben mihmanım canlar içinde
Şah Hatayi’m tanıyalım bizi de
Kamber Ali’den getirirdi meze
Can bir emanettir kulağım seste
Bugün ben mihmanım canlar içinde
Düvaz imam da okunduktan sonra bir
gülbank okunur:
-Destur-u Pir, Hakk’ın himmetiyle!
Hakk’a yürüyen ……………….………….
canın ve cümle geçmişlerimiz için, gönül
birliğiyle;
Diyelim bir Allah Allah!
Hak Muhammed Ali birliğine,
Hünkâr Hacı Bektaş Veli pirliğine,
Evliyalar keremine,
Gerçek erenler demine,
27
Merhumun ruhu şad, mekânı aydınlık,
toprağı bol ola!
Hakk
erenleri
geride
kalanların
gözlerinden
yaş,
duvarlarından
taş
düşürmeye!
Kötülerin
şerrinden,
zalimin
zulmünden, görünür görünmez kazalardan,
belalardan uzak eyleye!
Yolumuzu yolsuza, pirsize, uğursuza
uğratmaya!
Hastalarımıza şifa, dertlerimize deva
buluna!
Gökten hayırlı rahmet, yerden hayırlı
bereketler ola!
Hakk’a yürüyen (…………can) daima
gönlümüzde ola!
Onun
sevgisi
gönlümüzde
eksik
olmaya!
Sonsuz yolculuğa uğurladığımız
……….. can ve cümle canlar, erenler
katarına didarına nail ola.
28
Nur-u Nebi, Kerem-i Ali, Pirimiz
Hünkâr Hacı Bektaş Veli cümlemizin
güler yüzünü soldurmasın!
İyilikten,
birlikten
ve
dirlikten
ayırmasın!
Dil bizden, nefes Pir’den, kabul
Hakk’tan ola.
Gerçeğe Hû, mümine ya Ali!..
Sırlama/Toprakla
Buluşturma
Hizmeti
Mezarlığa (kabire) götürülmek üzere
Hakk’a yürüyen can omuzlara alınarak
taşınır.
Can mezarına konulurken ehil kişi:
Cümle canlılar aslına döner,
Hakk’tan geldik, Hakk’a gideceğiz.
Muhammed Mustafa’nın gül cemaline,
Aliyyel Murtaza’nın yoluna,
Hasan ve Hüseyin’in kemaline, Allah
eyvallah Hû dost! Der.
29
Mezarlıkta;
sırlama/toprakla
buluşturma zaman süresindce nefes,
düvaz imam ve gülbank okunmalıdır.
İsteyen bunların yerine bildiği başka nefes,
düvaz imam ve gülbankı ya da bölümün
sonundaki
nefes,
düvz
imam
ve
gülbanklardan da söyleyebilir.
SELAM OLSUN
Bu dünyadan gider olduk,
Kalanlara selam olsun.
Bizim için hayır dua,
Kılanlara selam olsun.
Ecel büke belimizi,
Söyletmeye dilimizi.
Hasta iken halimizi,
Soranlara selam olsun.
Tenim ortaya açıla,
Yakasız gömlek biçile.
Bizi bir arı veçhile,
Yuyanlara selam olsun.
Azrail alır canımız
30
Kurur damarda kanımız
Yağlıcağın kefenimiz
Saranlara selam olsun
Selam verin kastımıza,
Gider olduk dostumuza.
Niyaz için üstümüze,
Duranlara selam olsun.
Sözdür söylenir araya
Kimse değmez bu yaraya
Beni alıp mezarıma
Koyanlara selam olsun
Devri gelenler gider,
Hepsi gelmez yola gider.
Bizim halimizden haber,
Soranlara selam olsun.
Âşık oldur Hakk’ı seve
Hakk derdine kıla deva
Bizim için hayır dua
Edenlere selam olsun
Derviş Yunus söyler sözün,
31
Yaş doldurur iki gözün.
Bilmeyen ne bilsin bizi,
Bilenlere selam olsun.
Sırlama işi bittikten sonra,yani üzeri
topraklara örtüldükten sonra ehil kişi,
“destur canlar” der ve her dar vaziyetine
(ayaklar birleşik, sağ el kalp üzerinde)
geçer.
SANA SIĞINDIM
Muhammet Mustafa ey Şah-ı Merdan
Aliyyel’mürteza sana sığındım
Hatice, Fatima, Hasan Mücteba
Hüseyn-i Kerbela sana sığındım
İmam Zeynel ile Muhammet Bakır
Cennet bahçesinde bülbüller şakır
Cafer-i Sadık’a erdik çok şükür
Kâzım Musa, Rıza sana sığındım
Muhammet Taki’ye verdim selavat
Aliyün Naki’den isterim imdat
32
Hasan’ül Askeri el’aman mürvet
Mehdi sahib liva sana sığındım
On Dört Masum-u Pâk Güruhu Nâci
On Yedi Kemerbest derdim ilacı
Pirim Hacı Bektaş serimin tacı
Hünkâr-ı evliya sana sığındım
Virdi Derviş senin kulun kurbanın
Yarın arasatta ulu divanın
Senin mücrimlere çoktur ihsanın
Pirim Süca Baba sana sığındım.
Destur-u Pir!
Hakk’ın himmetiyle!
Görünen,
görünmeyen,
bilinen,
bilinmeyen; göklerde, yerlerde ve tüm
Kainatta
varlığını
her
nesneye
nakş’eyleyen, kendini ademe bahş’eyleyen
Hakk’ın himmetiyle, toprağa sırladığımız
(……..) canımız ve hazırda bulunan cümle
33
canların geçmişleri için gönül birliğiyle
diyelim bir Allah, Allah!..
Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, On İki
İmamların, On Dört Masumu Pakların, On
Yedi Kemerbestlerin, Kırkların hakkı için!
Kerbela’da şehit düşen canların hakkı
için!
Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli ve
bütün erenlerin/evliyaların hakkı için!
Bu uğurda yakılan, yıkılan, asılan,
kesilen, derisi yüzülen ve katledilen tüm
canların hakkı için!
Âşıkların,
sadıkların,
ariflerin,
bilgelerin hakkı için!
Bütün insanları aynı gözle görenlerin,
Eline, beline, diline sahip olanların,
Enal Hak deyip de ezilen ve çilesini
çekenlerin ve kâmil insanlık yolunda
yürüyen canların hakkı için!
Hakk Erenleri;
Merhum (…………..) candan rahmetini
esirgemeye!
34
Ulu dergâhında mahcup ve mahrum
eylemeye!
Erenlerin, ermişleri makamına eriştire!
Kötülükleri var ise iyiliğe çevrile!
Güruh-u
Naci
den,
Ehlibeyt’ten,
erenlerin/evliyaları
aydınlık
yolundan
ayırmaya!
Geride kalan ev halkına, yakınlarına,
sevenlerine ve gönül dostlarına sağlık,
sabır, metanet ihsan eyleye!
Cümle dostlarına acı ve keder
gösterilmeye!
Cümle geçmişlerimiz Hakk-MuhammetAli katarına/didarına nail olalar!
Her an pir, mürşit huzurunda yüzleri
ak, gönülleri pak ola!
Tenini toprağa sırladığımız …………..
canımızın ve cümle geçmişlerimizin ruhları
şad, mekânları aydınlık, toprakları bol ola!
Der.
Son olarak da: Hakk’a yürüyen canın
yakınları, bir canlarını kayıp ettikleri için
35
ya da insanlık için büyük hizmetleri olmuş
ulu bir kişinin cenazesinde de herkes
haliyle üzgün olurlar. Onları bir nebze
rahatlatmak için hizmeti yapan ehil
kişilere, aşağıdaki sonusuza yolculuk
nefesini söylemelerini önerim.
SONSUZA YOLCULUK
Erenler, canlar, dostlar, yarenler
.......
canımızı
ebedi
yurduna,
sonsuz yolculuğune, toprak ananın
kucağın uğurladığımız için hepimiz
üzgünüz, acımız büyük. O nedenle
sevgili canlar:
Yüzümüz yerde, özümüz dâr'da
Elimiz bağlı, yüreğimiz dağlı
Gözümüz yaşlı, bağrımız ateşli
Yaşam bitimli, acılar bitimsiz
Sevgi acı ile kardeş, yaşam, ölümle eş.
Yer anamız, gök atamız
Doğada doğduk, topraktan var olduk
36
Bir tende can bulduk, bir bilinçle özgür
olduk
Yaşam koşusu engebeli, yaşam yolu
dikenli
Taş taşa değmeden duvar olamaz,
Birbirini üzmeyen insan olamaz.
Kimileyin insan yükü ağır,
Kimileyin duyguların dili sağır
An olur öfke kabarır,
Öfke geçer yüz kararır
Dünya işi dünyada kalır
Kişi kötü demeyelim, işi kötü diyelim
Ağrınan incinen kötü geçmişi unutsun
Giden
yolcuya
gönül
çiçeklerini
sunsun!
Sevgi en güzel çiçek,
Bağışlamak en büyük emek
37
Emeğiniz varsa bağışlayın
Toprak ana bir canı bağrına basıyor
Hakk’ın vadisinin gölgeli yolu
Tümümüzü bekliyor yaratılmışların
sonu
Tanrı yaşam için sabır, umut sundu.
Ateş külde söner, acı yürekte diner.
Acı paylaşıldıkça azalır,
Sevgi paylaşıldıkça çoğalır.
Acılar azalsın, sevgiler artsın.
Kinler bitsin, dostluklar pekişsin.
Yeni
yaşamlarda
yeni
çiçekler
yeşersin.
Tanrı kalanlara uzun esenlik dolu
yaşam versin.
Erenlerin, evliyaların ruhu sinsin.
Hacı
Bektaş
Veli
ve
bütün
erenler/evliyalar ruhunu pak etsin.
38
Ey ………………..can: Hava, su, toprak
ve ateşten varlığa geldin; önce can idin
sonra beden oldun. Hakk kapısından
doğdun: Dil oldun, tel oldun, söz oldun.
Sese dönüşüp canlı-cansız her şeye sızdın;
toprak donuna büründün, ateş donuna
büründün, su donuna büründün, hava
donuna büründün; devriye oldun miracını
tamamlamak için koştun durdun.
Yolun açık, ruhun şad, mekânın
aydınlık,
toprağın
bol
olsun.
HakMuhammet-Ali yolunu aydınlatsın. Bütün
erenler/evliyalar didarın olsun!
Her hizmetin görüldü. Bizden yana
helali hoş olsun. Bu meydan senden razı
oldu, Hakk da senden razı olsun.
Hoşça kal (canın ismi söylenerek) can!
Hoşça kal (canın ismi söylenerek) can!
Hoşça kal (canın ismi söylenerek) can!
Der
ve
böylece
sırlama
işlemide
tamamlanmış olur.
39
Orada
bulunan
canlar,
Hakk’a
yürüyen canını yakınlarına başsağlığı
diledikten sonra oradaki tören sona erer.
HAKK’A YÜRÜYEN CAN İÇİN
VERİLEN LOKMA HİZMETİ
40
Verilen lokmalardan önce aşağıdaki
gibi ya da okuyacak kişinin bildiği bir dua
(gülbank) okunur.
Dua (1)
Destur-u Pir, Hakk’ın himmetiyle!
Tenini toprağa sırladığımız (……..)
canımız ve hazırda bulunan cümle canların
geçmişleri için gönül birliğiyle diyelim bir
Allah, Allah!..
Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, On İki
İmamların, On Dört Masumu Pakların, On
Yedi Kemerbestlerin, Kırkların hakkı için!
Kerbela’da şehit düşen canların hakkı
için!
Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli ve
bütün erenlerin/evliyaların hakkı için!
Bu uğurda yakılan, yıkılan, asılan,
kesilen, derisi yüzülen ve katledilen tüm
canların hakkı için!
Âşıkların,
sadıkların,
ariflerin,
bilgelerin hakkı için!
41
Bütün insanları aynı gözle görenlerin,
Eline, beline, diline sahip olanların,
Enal Hak deyip de ezilen ve çilesini
çekenlerin ve kâmil insanlık yolunda
yürüyen canların hakkı için!
Hakk Erenleri;
Merhum (…………..) candan rahmetini
esirgemeye!
Ulu dergâhında mahcup ve mahrum
eylemeye!
Erenlerin, ermişleri makamına eriştire!
Kötülükleri var ise iyiliğe çevrile!
Güruh-u
Naci
den,
Ehlibeyt’ten,
erenlerin/evliyaları
aydınlık
yolundan
ayırmaya!
Geride kalan ev halkına, yakınlarına,
sevenlerine ve gönül dostlarına sağlık,
sabır, metanet ihsan eyleye!
Cümle dostlarına acı ve keder
gösterilmeye!
Cümle geçmişlerimiz Hakk-MuhammetAli katarına/didarına nail olalar!
42
Her an pir, mürşit huzurunda yüzleri
ak, gönülleri pak ola!
Tenini toprağa sırladığımız …………..
canımızın ve cümle geçmişlerimizin ruhları
şad, mekânları aydınlık, toprakları bol ola!
Merhum can için verilen bu lokmalar:
Eranler sofrası ola!
Pir lokması ola!
Yiyene helal, yedirene delil ola!
Gittiği yerler ağrı acı görmeye!
Hakk erenler sofrayı kucaklardan,
Bereketi bucaklardan,
Evladı ocaklardan eksik eylemeye!
Hakk erenleri lokmaları kazanıp
getirenlerin, pişirip hazırlayanların; dilde
dileklerini, gönülde muratlarını vere!
Verilen lokmalar bütün canlara helal
ola!
Lokma hakkına, sofra hürmetine,
erenlerin keremine, cömertlerin demine:
43
Nur-u Nebi, Keremi Ali, Pirimiz Hünkâr
Hacı Bektaşi Veli cümlenizin güler yüzlerini
soldurmasın!
İyilikten, birlikten, dirlikten ayırmasın!
Dil bizden, nefes Pir’den, kabul
Hakk’tan ola!
Gerçeğe Hû! Mümine Ya Ali!..
Dua (2)
- Destur-u Pir, Hakk’ın himmetiyle!
Tenini toprağa sırladığımız (……..)
canımız ve hazırda bulunan cümle canların
geçmişleri için gönül birliğiyle diyelim bir
Allah, Allah!..
Allah, Allah!
Merhumun ruhu şad, mekânı aydınlık,
toprağı bol ola!
Merhum can için hizmet yapan canlara
hayırlı muratlar verile!
Cümlesi ele, avuca düşürülmeye!
Yolları şaşırılmaya!
44
Dilde dilekleri, gönlündeki muratları
verile!
Sağlıklı ve mutlu bir yaşamları ola!
Hızır yoldaşları ola!
Ve tüm Hakk’a yürüyen canlarımızın
ruhu şad, mekânı aydınlık, toprağı bol ola!
Geride kalanların:
Günleri hayır ola!
Hayırlar fet ola!
Şerler def ola!
Meydanlar abat ola!
Hizmetleri kabul ola!
Muratları hasıl ola!
Kötüler yok ola!
İyiler her zaman var ola!
Kısmetleri bol ola!
Gönülleri sevinçle dola!
Canlar birbirlerinin yardımcısı ola!
Hakk
Erenleri
burada
bulunan
canlarımıza ve dünya üzerinde bulunan can
kardeşlerimize doğrusunu, düzgününü,
hayırlısını vere!
45
Erenler/evliyalar bizleri; birliğimizden,
dirliğimizden
ve
kardeşliğimizden
ayırmaya!
Tüm
insanlara
barış
içerisinde
kardeşçe yaşamayı nasip eyleye!
İnsanlar
yine
insan
eliyle
sevdiklerinden
ve
yurtlarından
koparılmaya!
Darda kalmışların imdadına Hızır
yetişe!
Dertlerimize deva, hastalarımıza şifa
verile!
Dert verip, derman aratılmaya!
Münkire, münafığa dal attırılmaya!
Kötülerin
şerrinden,
zalimin
zulmünden, görünür/görünmez kazalardan,
belalardan uzak oluna!
Ve
cümle
canlar;
doğruluktan,
dürüstlükten ayrılmaya!
Merhum can için verilen bu lokmalar!
Erenler sofrası ola!
Pir lokması ola!
46
Yiyene helal, yedirene delil ola!
Gerisi daima var ola!
Gittiği yerler ağrı acı görmeye!
Dertlere derman, hastalara şifa ola!
Er Hakk kabul eyleye!
Hızır uğraya!
Kazananlar sağola!
Gadalarına, belalarına kalkan ola!
Arta eksilmeye, taşa dökülmeye!
Biz bir yedik, Hakk Erenleri binini
vere!
Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, On İki
İmamların, On Dört Masumu Pakların, On
Yedi Kemerbestlerin, Kırkların, Kayıp
Erenlerin ve pirlerin dergâhına yazıla!
Hakk erenleri lokmaları kazanıp
getirenlerin, pişirip hazırlayanların; dilde
dileklerini, gönülde muratlarını vere!
Verilen lokmalar bütün canlara helal
ola!
Lokma hakkına, sofra hürmetine,
erenlerin keremine, cömertlerin demine:
47
Nur-u Nebi, Keremi Ali, Pirimiz Hünkâr
Hacı Bektaşi Veli cümlenizin güler yüzlerini
soldurmasın!
İyilikten, birlikten, dirlikten ayırmasın!
Dil bizden, nefes Pir’den, kabul
Hakk’tan ola!
Gerçeğe Hû!
Mümine Ya Ali!..
48
DEVRİYE İLE İLGİLİ
NEFESLERDEN
ÖRNEKLER
BİR KANDİLDEN
ATILDIM
BİR
KANDİLE
Bir kandilden bir kandile atıldım
Türap olup yeryüzüne saçıldım
Bir zaman hakk idim Hakk ile kaldım
Gönlüme od düştü yandım da geldim
Ezelden evveli bir Hakk'ı bildik
Hakk'dan nida geldi Hakk'a Hakk dedik
Kırklar meydanında yunduk pak olduk
49
İstemem taharet yundum da geldim
Şunda bir kardaşla kayda düşmüşüm
Pirler makamında yanmış pişmişim
Kırklar meydanında hem görüşmüşüm
İstemem yanmayı yandım da geldim
Şah Hatayı eydür senindir ferman
Olursun her kulun derdine derman
Güzel Şah'ım sana bin canım kurban
İstemez kurbanı kestim de geldim
CİHAN VAR OLMADAN KETMİ
ADEMDE
Cihan var olmadan ketmî ademde,
Hak ile birlikte yekdaş idim ben.
Yarattı bu mülkü çünkü o demde,
Yaptım tasvirini nakkaş idim ben.
Anasırdan bir libasa büründüm,
Nar-ü bad-ü hak-ü abdan göründüm.
Hayrülbeşer ile dünyaya geldim,
Adem ile bile bir yaş idim ben.
50
Ademin sulbünden Şit olup geldim,
Nuh-u nebi olup Tufana girdim.
Bir zaman bu mülke İbrahim oldum,
Yaptım Beytullahı taş taşıdım ben.
İsmail göründüm bir zaman ey can,
İshak, Yakub, Yusuf oldum bir zaman.
Eyyub geldim çok çağırdım el’aman,
Kurt yedi vücudum kan yaş idim ben.
Zekeriya ile beni biçtiler,
Yahya ile kanım yere saçtılar.
Davut geldim çok peşime düştüler,
Mührü Süleyman’ı çok taşıdım ben.
Mübarek asayı Musa’ya verdim,
Ruhu’l kuds olup Meryem’e erdim.
Cümle evliyaya ben rehber oldum,
Cibril-i Emin’e sağdaş idim ben.
Sulb-i pederinden Ahmed-î Muhtar,
51
Olup da cihana geldim aşikar
Ali ile çok takındım zülfikar
Kul iken zat ile sırdaş idim ben.
Tefekkür eyledim ben kendi kendim,
Mucize görmeden imana geldim.
Şah-ı Merdan ile Düldül’e bindim,
Zülfikar bağladım tığ taşıdım ben.
Sekahüm hamrından içildi şerbet,
Kuruldu aynül cem ettik muhabbet.
Meydana açıldı sırrı hakikat,
Aldığım esrarı çok taşıdım ben.
Hidayet erişti bize Allah’tan,
Biat ettik cümle Resulullah’tan.
Haber verdi bize seyr-i fillahtan,
Şah-ı Merdan ile sırdaş idim ben.
Bu cihan mülkünü devredip geldim,
Kırklar Meydanı’nda erkâna girdim.
52
Şahı Velayet’ten kemerbest oldum,
Selman-ı Pak ile yoldaş idim ben.
Şükür matlabımı getirdim ele,
Gül oldum feryadı verdim bülbüle.
Cem olduk bir yere Ehlibeyt ile,
Kırklar Meydanı’nda ferraş idim ben.
İkrar verdik cümle dizildik yola,
Sırrı faş etmedik asla bir kula.
Kerbela’da İmam Hüseyn’le bile,
Pak ettim damenî gül taşıdım ben.
Şu fena mülküne çok geldim gittim,
Yağmur olup yağdım ot olup bittim.
Urum diyarına ben irşat ettim,
Horasan’dan gelen Bektaş idim ben.
Gahı nebi gahi veli göründüm,
Gahi uslu gahi deli göründüm.
Gahi Ahmed gahi Ali göründüm,
53
Kimse bilmez sırrımı kallaş idim ben.
Hamdülillah şimdi Şiri dediler,
Geldim gittim zatım hiç bilmediler.
Sırrımı kimseler fehmetmediler,
Hep gelen mahluka kardaş idim ben.
GELİRİM
Ger aslım sorarsan ben bir niyazım
Sabır ilmi derler yerden gelirim
Katre idim şimdi ummanlar oldum
Arştaki kandilden nurdan gelirim
Ben “Kalu Bela” da buldum izimi
Döndürmedim bir dem Hakk’tan yüzümü
Ateş-i aşkına yaktım özümü
Halil İbrahim’le nardan gelirim
Sual eylerisen benim sırrımdan
Cümlemizi var eyledi varından
54
Yarattı Muhammed Ali nurundan
Hakk ile hak olan sırdan gelirim
Cebrail çerağı alır eline
Seyretmeye gelir dostun iline
Hayranım şakıyan dudu diline
Rıdavan kapı açtı şardan gelirim
Teni sual etme ten kuru tendir
Can anın içinde gevher-i kandır
Bu ilim deryası bahri ummandır
Sırrı kal eyleyen serden gelirim
Mansur ile varıp dara çekildim
Yusuf ile kul olup bile satıldım
Şam’da İsa ile göğe çekildim
Musa ile dahi Tur’dan gelirim
Mahkemede sual sordu kadılar
Kitapları orta yere koydular
Sen bu ilmi kimden aldın dediler
Üstadımdan aldım pirden gelirim
55
Nesimi’yim ikrarımla belliyim
Gerçek erenlerin kemter kuluyum
Ali bahçesinin gonce gülüyüm
Münkir münafıka Hakk’tan gelirim
LA MEKAN ELİNDEN BİR NİŞAN İKEN
La mekan elinden bir nişan iken
Meni zuhur etti ol kan içinde
Üç yüz altmış altı şehirden gelip
Özüm katre oldu umman içinde
Bir zaman ummanda cansız yatırdı
Cana ceset verip vücut yetirdi
Gıda verip kalp içinde oturttu
Rızkımı yarattı ol kan içinde
Tekmil vücudumla saldı cihana
Tasvir verip iki babdan ayana
Gözümde nur oldu baktım cihanda
56
Nice bencileyin bu han içinde
Bir zaman anadan şir emdim kandım
Tez vakitte dahi ondan usandım
Diş bitirdim ab u nana dayandım
Vücudum besledim cihan içinde
On beşe girince kemali buldum
Nefse uyup isyan bahrine daldım
Bir zaman uğraştım otuza geldim
Her dem gezer idim güman içinde
Çok ilim okudum aklım yetmedi
Çok amel kazandım fayda etmedi
Çok cehd ettim kimse elim tutmadı
Hor zelil gezdim ben devran içinde
İlm-i ledün dersin kamilden aldım
Okudum fehmettim sırrını bildim
Hakikat şehrini arzedip geldim
Bir kamile yettim irfan içinde
57
İptida nefsimden okuttu beni
Lütfundan diriltti bu ölmüş teni
Merhamet eyledi ol gönlü gani
Özüm kande idi umman içinde
Noksani'yem cismimdeki can olan
Gönlümün evine hem sultan olan
Okutup dinleyen hemi söyleyen
Daim gelir gider her can içinde
LÂ MEKAN İLİNDEN MİSAFİR
GELDİM
Lâmekân ilinden misâfir geldim
Şu fenâ mülküne bastım kademe
Nerenin selâmın getürdün dersen
Şu fenâ mülküne gelüb bu deme
Şu fenâ mülküne gelüb giderken
Sarvân olub bin bir katar yederken
Yoğurub çamurum balçık ederken
Şecerimle su taşıdım Âdem’e
58
Âdem’den ön âdem çok geldi gitti
Mülk sâhibi bu cihânı halk etti
O yuğurdu yaptı hem o yarattı
Yedi kez emeğim geçti bu deme
Ben bu dam içinde ırmağ akıttım
Celâlimden âdemoğlun kakıttım
Muhkem tuttum kab evimi berkittim
Anın içün İblis girmez kubbeme
Şu fenâ mülküne gelüb yetmeden
Ekilüben can tohumu bitmeden
Kaldırub binâsın tamâm etmeden
Arş altında yönüm döndüm kıbleme
Ben kıblemi kıblem beni bilübdür
Evliyâ enbiyâ andan olubdur
Ben bilürem anam benden gelübdür
Ol vakitte nikâh kıydım babama
Ben hocamı kucağımda büyüttüm
Kudret meyin emzik verüb avuttum
59
Ders verüben ben hocamı okuttum
Dört kitabdan ders verirdim hocama
Ben obam içinde mekânda iken
Muhammed’le bile mi’racda iken
Mûsâ’la doksan bin kelâmda iken
Doksan bin ilmi koydum abama
Ben obam içinde bâkî can idim
Ali idim, din idim, imân idim
Kendisi Hakk idi ben zindân idim
Şimdi gelmiş sultan olmuş obama
Şükr olsun Hatâyî sırdır sözlerim
Aşk âteşin derûnumda gizlerim
Günden ayan aslâ görmez gözlerim
Âhır kârdan bu yazıldı adıma
60
GÖKLERDEN SÜZÜLDÜM
Göklerden süzüldüm tertemiz indim
Yere indim, yedi renge boyandım
Boz bulanık bir sel oldum yürüdüm
Çeşit çeşit türlü renge boyandım
Azgın azgın çağlayarak akarak
İnsafsızca tahrip edip yıkarak
Ne utandım ne kimseden korkarak
Kusur günah kirli renge boyandım
Bir kuru sevdanın peşine düştüm
Nice kayalardan taşlardan uçtum
Irmağa kavuştum kendimden geçtim
Utandım da kirli renge boyandım
Yüzlerimi yere vurdum süründüm
Çok dolandım ırmak olup göründüm
Eleklerden geçtim yundum arındım
Kamilane karlı renge boyandım
61
Irmak olup kavuşunca denize
Dalgalandık coştuk taştık biz bize
Çok zaman seyrettim aya yıldıza
Aydın parlak nurlu renge boyandım
Veysel yoktan geldim, yok olup geçtim
Ben diyenler yalan, gerçeği seçtim
Bir buhar halinde göklere uçtum
Kayboldum o sırlı renge boyandım
ALMADAN YETİŞ
Yine felek yıktın bağı bendimi
El atıp güllerim solmadan yetiş
Sen irşat edersin cümle âlemi
Cesette canımı almadan yetiş
Kazanım kuruldu suyum ılıdı
Şu zayıf bedenim yıkandı yundu
Yakasız yensiz bir gömlek geldi
Üç beş arşın beze sarmadan yetiş
Kavim kardeş tabutumu çattılar
62
Aldılar meftimi yüksek tuttular
Eğersiz yularsız ata attılar
Musalla taşına koymadan yetiş
Bir yel eser şu sineme dokunur
Kemiklerim turaplara dökülür
Örterler üstümü duaz okunur
Karanlık kabire koymadan yetiş
Canlar gelir dualarım verilir
Şahmetimden kabristanlar yarılır
Yedi yerde komşu hakkı sorulur
Münker nekir sual sormadan yetiş
Sultan Mehemmet’im özünü birle
Özünü birle de sözünü söyle
Pirin eşiğine bir niyaz eyle
Cehennem narına yanmadan yetiş
63
DÜVAZ İMAMLARLA
İLGİLİ ÖRNEKLER
YARDIM EDESİN
Her zaman her yerde var olan Tanrı
Bu mazlum canana yardım edesin
64
Var olan her şey seni çağırır
Bu mazlum canana yardım edesin
Müminlere yardım sen eyle her an
Biliriz sultanım sendedir ferman
Yüz bin canım olsa yoluna kurban
Bu mazlum canana yardım edesin
Bütün istekleri dileriz Hakk’tan
Kaldır perdeleri gitsin aradan
Himmetini esirgeme mevtadan
Bu mazlum canana yardım edesin
Muhammet’in hakkı miraç hürmeti
Ali’nin yaptığı cümle hizmeti
Çektirme canana fazla zahmeti
Bu mazlum canana yardım edesin
Fatima-i Zehra bağladı kara
Şah İmam Hasan’ın ciğeri yara
Şah Hüseyin için düşmüşüz zara
Bu mazlum canana yardım edesin
65
Zeynel’in zindanı, Bakır’ın sırrı
İmam Cafer Sadık bilimler nuru
Musa Kazım, Rıza Horasan piri
Bu güzel canana yardım edesin
Taki, Naki, Askeri’ye sığındım
Muhammet Mehdi’den bir himmet
umdum
Vaktidolu oldum kapına geldim
Bu mazlum canana yardım edesin.
İNSANI KAMİL’DEN AYIRMA BİZİ
İlahi Mustafa Murtaza hakkı
İnsan-ı Kâmil’den ayırma bizi
Yüz yirmi dört bin enbiya hakkı
İnsan-ı Kâmil’den ayırma bizi.
Dest-i girimizdir İmam-ı Hasan
Hüseyni Kerbela şah-ı şehidan
İmam Zeynel, İmam Bakır elaman
İnsan-ı Kâmil’den ayırma bizi.
66
Cafer Sadık cümlemizin serveri
Musa Kâzım Rıza yolun rehberi
Medet Mürvet Takı Naki Askeri
İnsan-ı Kâmil’den ayırma bizi.
Muhammed Mehdi’dir şahı velayet
Işıtır cihanı nuru hidayet
Niyazımız budur her dem her saat
İnsan-ı Kâmil’den ayırma bizi.
Sıtkı’ya dünyaya eyleme heves
Ruh pervaz eder de kalır bu kafes
Ya ilahi evvel ahir son nefes
İnsan-ı Kâmil’den ayırma bizi.
BAĞIŞLA
Hûda kıl mağfiret cümle günahım,
Muhammed Mustafa hakkı bağışla,
Velayet mülkünün sultanı şahım,
Aliyyel Murtaza hakkı bağışla.
67
Resulü Kibriya’ya hem ser olan,
Şefaatle talibe rehber olan,
Muhakkak ümmehatı ekber olan,
Hatice tül Kübra hakkı bağışla.
Budur ol envarı bahrin esası,
Getirir luliyi mercanı hası,
Sürüp yüzün Fatıma’dan ricası,
Bu dem Hayrunnisa hakkı bağışla.
Bunların kapısı darul emandır,
Şefi-i rü siyah-ı aşiyandır,
Kerem Kâni İmam-ı dü cihandır,
Hasan-ül Mücteba hakkı bağışla.
Allamel Esma-ı Burcu el aman,
Ziyasından ayırma eyle ihsan,
Kusurum çok aman Şah-ı Şehidan,
Hüseyin-i Kerbela hakkı bağışla.
Yüzüm yerde, özüm diidar içinde,
Talibim, Muhibim ikrar içinde,
68
Yandırma fakiri ol nar içinde,
İmam Zeynel Aba hakkı bağışla.
Muhibbi Ehlibeyt’e eyle rahmet,
Divanı dergahta bula şefaat,
Niyazıma cihanda eyle rahmet,
İmam Bakır Baha hakkı bağışla.
Güruhu Naci’nin hem pişivası,
Tariki Müstakimin müktedası,
Kul beşerdir olur elbet hatası,
Caferi Rahnuma hakkı bağışla.
Dedi Mürsel bunlar size emanet,
Biri Kur’an biri evlat tamamet,
Seveni yarlığa yevmil kıyamet,
İmam Musa Kazım hakkı bağışla.
Horasan mülkinin Şah’ı emiri,
İmam Neşterinin sahip seriri,
Cümle mücriminin hem destigiri
69
Rıza El Kibriya hakkı bağışla.
Bunlardan isterim daima himmet,
Ne kadar günah işlerse kul elbet,
Yine bir zerredir ol şemse nispet,
Şah Taki Biliha hakkı bağışla.
Açık rahmet kapısı bi nevaye,
Durup didara gelir ilticaya,
Bu demde affın kıl koyma cezaya,
Şah Naki Helata hakkı bağışla.
Buyurmuş mümini rihletlerine,
Bu dem cem olmuşuz haki derine,
Seza kıl rahmetin kemterlerine,
Hasan ül Askeri hakkı bağışla.
Muhammed Mehdi her dü cihanın,
Savnında haşır kıl Sahip Liva’nın,
Muhibbi Muhlisi Ali Aba’nın,
Hünkar Bektaş Veli hakkı bağışla.
70
Cihanda mahsundu bildim ki Ekrem,
Sığındı Feyziya affına her dem,
Huzuru hazretinde durdum hepzem,
Ehlibeyt Ali Aba hakkı bağışla
71
SIRLAMA/TOPRAKLA
BULUŞTURMA
SIRASINDA
NEFESLERE
ÖRNEKLER
GELDİ GEÇTİ ÖMRÜM BENİM
Geldi geçti ömrüm benim
Şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir
Bir göz yumup açmış gibi
İş bu söze Hak tanıktır
Bu can gövdeye konuktur
72
Bir gün ola çıka gide
Kafesten kuş uçmuş gibi
Miskin adem-oğlanını
Benzetmişler ekinciye
Kimi biter kimi yiter
Yere tohum saçmış gibi
Bu dünyada bir nesneye
Yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere
Gök ekini biçmiş gibi
Bir hastaya vardın ise
Bir içim su verdin ise
Yarın anda karşı gele
Hak şarabın içmiş gibi
Bir miskini gördün ise
Bir eskice verdin ise
Yarın anda sana gele
Hulle donun biçmiş gibi
73
Yunus Emra bu dünyada
İki kişi kalır derler
Meger Hızır, İlyas ola
Abu hayat içmiş gibi
DOSLAR SEFE İLE GÖNDERİN BİZİ
Geldim gider oldum illerinize,
Dostlar safa ile gönderin bizi.
Doyamadım tatlı dillerinize,
Dostlar safa ile gönderin bizi
Şöyle bir güzelden ahd alamadım,
Bir ahdine bütün yâr bulamadım.
Bir daha ya geldim, ya gelemedim,
Dostlar safa ile gönderin bizi.
Himmet eylen, şu dağları aşalım,
Pir aşkına kaynaşalım, coşalım.
Gelin birer birer rızalaşalım,
Dostlar safa ile gönderin bizi.
74
Çıkalım yaylaya, inelim düze,
Himmet eylen yaran ahbaplar bize.
Bir selam göndersem, gelir mi size?
Dostlar safa ile gönderin bizi.
Pir Sultan Abdal’im Hakk'a yakındır,
Edebi, erkânı hemen takın dur.
Ölüm uzak derler, hemen yakındır,
Dostlar safa ile gönderin bizi.
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN
Ben giderim adım kalır,
Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur bayram gelir,
Dostlar beni hatırlasın.
Can kafeste durmaz uçar,
Dünya bir han, konan göçer.
Ay dolanır yıllar geçer,
Dostlar beni hatırlasın.
75
Can bedenden ayrılacak,
Tütmez baca yanmaz ocak.
Selam olsun kucak kucak,
Dostlar beni hatırlasın.
Ne gelsemdi, ne giderdim,
Günden güne arttı derdim.
Garip kalır yerim yurdum,
Dostlar beni hatırlasın.
Açar solar türlü çiçek,
Kimler gülmüş kim gülecek.
Murat yalan ölüm gerçek,
Dostlar beni hatırlasın.
Gün ikindi akşam olur,
Gör ki başa neler gelir.
Veysel gider adı kalır,
Dostlar beni hatırlasın.
FIRSAT ELDE İKEN
76
Fırsat elde iken bir amel kazan,
Gül cemalin bir gün solsa gerektir.
Zevkine aldanma kanma dünyaya.
Dünya malı burda kalsa gerektir.
Câhil bildiğinden hiç geri kalmaz
Bin nasihat etsen bir pula almaz
Kişinin ettiği yanına kalmaz
Herkes ettiğini bulsa gerektir
Yarın Hakk’ın divanına varılır,
Ruz-u mahşer günü sual sorulur.
Günahın tartarlar nizam kurulur,
Orda haklı hakkın alsa gerektir.
Bana böyle geldi Mevlâ’dan hitap
Dil tutulur ol dem verilmez cevap
Kimine lûtf olur kimine azap
Cennet tâmu Hak’tır dolsa gerektir
Genç Abdal’ım Hakk’a yakın olana,
İtikadı bütün sadık olana,
77
Hakikatte Hakk’a âşık olana,
Divanda şefaat olsa gerektir.
78
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
1
File Size
205 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content