close

Enter

Log in using OpenID

12 Subat.s1

embedDownload
12 ŞUBAT 2015 PERŞEMBE
614807 >
Aralıkta 725 bin ton süt toplandı
Türkiye genelinde geçen yıl aralıkta, 725 bin 584 ton
inek sütü toplandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),
2014 yılı aralık ayına ilişkin "süt ve süt ürünleri üretimi"
verilerini açıkladı. Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı aralıkta bir
önceki aya göre yüzde 1 artarak 725 bin 584 tona yükseldi. Ticari süt işletmeleri tarafından üretilen içme sütü
miktarı, aralıkta bir önceki aya göre yüzde 2,2 azalışla
111 bin 165 tona, koyun, keçi, manda ve karışık sütlerden elde edilen peynir çeşitleri ise yüzde 9,7 azalışla
2 bin 36 tona gerilerken, inek peyniri üretimi yüzde 0,9
artışla 52 bin 820 tona yükseldi.
771301
1301-6148
9
ISSN
Kümes hayvancılığı üretimi arttı
Türkiye'nin yumurta üretimi, 2014 yılı aralık ayında, bir
önceki aya göre yüzde 2,2 artarak 1 milyar 473 milyon 810 bin oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), aralık ayına ilişkin "Kümes Hayvancılığı Üretimi İstatistikleri"ni açıkladı. Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış yumurta üretimi, aylık bazda yüzde 2,2
artışla 1 milyar 473 milyon 810 bin olarak gerçekleşti. Aynı dönemde, kesilen tavuk sayısı yüzde 0,6 artışla 97 milyon 637 bin, tavuk eti üretimi yüzde 1 azalışla 167 bin 810 ton olarak belirlendi. Kesilen hindi
sayısı yüzde 8,5 artarak 469 bine, hindi eti üretimi de
yüzde 5,7 artarak 4 bin 452 tona yükseldi.
www.hurses.com.tr
GÜNLÜK BAĞIMSIZ TİCARİ EKONOMİ VE POLİTİKA GAZETESİ
Yıl: 37 Sayı: 13152
‘Orta gelirden ihracat artışıyla çıkılabilir’
'Hazine, borçlanma
hedefini tutturdu'
JCR Eurasia Başkanı Orhan Ökmen, TL'nin değersizleşmesinin ihracatın ve rekabet
gücünün orta ve uzun vadede itici gücü olamayacığını söyledi.
Ata Potföy Fon Yönetimi
Direktörü Tözge, "Hazine,
aylık bazda borçlanma
hedefini tutturdu.
Fakat, oluşan faiz oranları
piyasa faizinin bir miktar
üzerinde" dedi.
İSTANBUL, AA
Teknoloji yetersizliği Türkiye için handikap
J
apon kredi derecelendirme kuruluşu Japan Credit Rating (JCR) Eurasia Başkanı Orhan Ökmen,
"TL'nin değersizleşmesi ihracatın ve
rekabet gücünün orta ve uzun vadede
itici gücü olamaz" açıklamasını yaptı.
Ökmen, yazılı açıklamasında, TL'nin değerlenmesinin tüm vadelerde ve gecikmesiz olarak rekabet gücünü yıpratırken, Türkiye'nin ihracat bileşimindeki
ithal mal oranlarının yüksekliği nedeniyle TL'nin zayıflamasının aynı ölçüde
rekabet gücünü ve ihracat performansını artıramadığını kaydetti.
"Türkiye, mevcut orta kalite ihraç
mallarıyla rekabet üstünlüğü kazanamaz" ifadelerini kullanan Ökmen, Türk
ekonomisinde, yurtiçi tasarrufların eksikliğinin yanında verimlilik ve rekabet
gücü zayıflığının giderilemediğini, sürdürülebilir olmakla birlikte bu düşük
büyümenin temelinde tasarruf eksikliği, verimsizlik ve rekabet gücü zayıflığının bulunduğunu kaydetti.
Orhan Ökmen, verimlilik artışında
mali sistemin gelişmişliğine ve etkinliğine kamu kurumlarının kalitesinin ve
esnek olmayan işgücü piyasalarının
eşlik edememesinin büyüme sorunu yarattığını belirterek, son 15 yılda ekonominin büyüme sürecinde şoklara dayanaklı bankacılık sektörü, dinamik bir
özel sektör varlığı ve bütçe disiplininin
birbirine eşlik ettiğini ifade etti.
Ancak değişen bu küresel koşullarda kamu başta olmak üzere genel ekonomik kurumların kalite erozyonu nedeniyle Türkiye'nin mevcut büyüme
modelini sürdürme zorlukları yaşadığı-
Ökmen, teknolojik yetersizliği, Ar-Ge çalışmalarının zayıflığı ve nitelikli işgücü
eksikliği nedenleriyle doğrudan yatırım
açısından Türkiye'nin henüz çokuluslu
şirketlerin hedef ülkesi haline gelemediğini belirtti. İhracatta ticaretin yoğunlaşma riskinin giderek arttığına işaret eden
nı dile getiren Ökmen, şöyle devam etti:"Orta gelir grubundaki hane halkının
kullanılabilir gelir seviyesinin ve reel faiz oranlarının düşüklüğü tasarruf artışını engelleyen önemli faktörlerdir.
Türkiye'de özel ve hane halkı tasarruf
oranlarının düşüklüğünün nedenleri;
reel faiz oranının düşüklüğü, gelir dağılımındaki eşitsizliğin giderilememesi, yüksek gelirli istihdam yaratan projelerin azlığı, kadınların işgücüne katılım oranlarının düşüklüğü, öz güvene
dayalı olmayan ezberci eğitim sistemi,
kamu kesimindeki verimsiz ve kalitesiz
harcamaların yüksekliği, kayıt dışılık,
gayri safi özel kullanılabilir gelirin artmaması, yüksek nüfus bağımlılık oranları ve gelir erozyonu yaratan yüksek
enflasyondur."
Kredilere ulaşımın zorlaştırılmasıyla cari açığı azaltma politikalarının
beklenen tasarruf artışını sağlayamadığını vurgulayan Ökmen, tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesiyle veya kredilere ulaşımın zorlaştırılmasıyla tüketim harcamalarına getirilen kısıtlamaların cari açığı azaltmakla birlikte tasarruf oranlarını artıramadığını ifade etti.
Ökmen, tasarruf oranlarını artırmak
Ökmen, "Üretim üstünlüğü bulunan sınırlı sayıdaki büyük firmaların sağladığı
ihracat artışları sektörden çekilen çok sayıdaki küçük ve orta ölçekli firma kayıpları tarafından aşağı çekilmekte ve KOBİ'lerin ihracat deneyimi kazanmasını engellemektedir" ifadelerini kullandı.
Ökmen, şunları kaydetti: "Türkiye'de genelde maliye politikaları özelde ise vergi
ve teşvik politikaları ile yasal çerçeve ve
kayıt dışılık doğrudan yatırım için uygun
ortam sunmamaktadır. Kısa dönemde
tasarruf açığının giderilmesi mümkün
olmadığına göre, doğrudan yatırımlara
odaklanılarak kısa vadeli dış finansman
üzere oluşturulan bireysel emeklilik
sisteminde biriken fonların yönetiminin
iyi yapılmaması ve yine hayat sigortalarındaki kapsayıcılığın dar amaçlarla
azaltılmasının da sistemin çekiciliğini
ve gelişim potansiyelini sınırladığını
kaydetti.
Türkiye'nin ihraç ürünlerinin çeşitlendiğini, ihracat pazarlarının ve nominal ihracat miktarının arttığını anımsatan Ökmen, sonuçta Türkiye'nin ekonomik entegrasyonunun arttığını ifade etti. Ökmen, Türkiye'nin ucuz emek-yoğun üretiminin orta teknolojili sermaye-yoğun ve nispeten kurumsal üretime
İSTANBUL,AA
H
'Vergi ve teşvik politikaları
yabancı yatırım için yetersiz'
ihtiyacının azaltılması Türkiye'nin dış kırılganlıklarını azaltacaktır. İhracat öncesinde ve sonrasındaki ihracatla bağlantılı
kamusal ve kısmen de finansal hizmetlere erişim güçlüğü ve bunların yüksek
maliyetleri mal ihracatının artışını ve rekabet gücünün artışını ciddi bir şekilde
engellemektedir."
doğru evrilmesinin ihracat sepetinin bileşimini de değiştirdiğini dile getirerek,
"Ancak Türkiye'de arz yönlü rekabet gücüne ve ileri teknolojili üretime odaklanılmaması, montaj ve düşük katma
değerli ürünleri aşamaması, dengeli bir
finansman karışımı sağlanamaması ve
sonuçta rekabet gücünün kazanılamaması nedenleriyle ihracat ürünlerinde
sofistikeliğe ulaşılamamaktadır. Sonuçta Türkiye'nin ihracatı, ihracatın
çeşitliliği artmakla birlikte bu ihracat artışı büyümenin kaynağı haline gelememiş ve itici gücü olamamıştır" ifadelerini kullandı.
azine, bu hafta pazartesi ve
salı günlerinde gerçekleştirdiği ihalelerde toplam
11,6 milyar borçlanma gerçekleştirdi. ABD'den gelen istihdam verilerinin ardından Fed'in faiz artırım tarihine ilişkin piyasalarda oluşan
algı gelişmekte olan ülke piyasalarından çıkışlara sebep oldu. Doların global bazda değer kazanması
dolar/TL'nin tarihi zirvelerini görmesine sebep olurken, TL cinsi getiriler üzerindeki baskıyı da artırmış
oldu. Hazine de bu gelişmeler ışığında şubat ayı borçlanma programını bir ihale hariç tamamladı.
Analistler, Hazine'nin bu hafta
pazartesi ve salı günlerinde gerçekleştirdiği ihalelerde borçlanma hedefini tutturduğunu ancak faizlerin
piyasa faizinin bir miktar üzerinde
olduğunu ifade ediyor.
Öte yandan gösterge tahvilin bileşik faizi ise güne yüzde 8,22'den
başladıktan sonra Hazine ihalelerin
ardından gelen satışların etkisiyle
yüzde 8,48 seviyesine çıkarak 19
Aralık 2014'ten bu yana en yüksek
seviyeyi gördü.
Hazine'nin önceki gün düzenle-
Akbank, ‘Türkiye’nin En
Değerli Banka Markası’
ABank'tan
130 milyon
TL net kar
31 Aralık 2014 taABank,
rihli konsolide olmayan
finansal tablolarını açıkladı.
Finansal verilere göre ABank,
ikinci yarı yılda net faiz marjındaki iyileşmeye paralel,
net karını önceki yarı yıla kıyasla artırdı. 2014 yılında
yüzde 16,7 ortalama özkaynak karlılığı yaratan ABank,
yılı başarılı bir performans ile
tamamlamış oldu. Yılbaşından bugüne ABank'ın nakit
kredilerdeki büyüme oranı,
sektör ortalamasının üzerinde yüzde 21,8 olarak gerçekleşti. ABank, mevduatta
da yüzde 13,6'lık artışla sektörün üzerinde büyüme sağladı. ABank'ın sermaye yeterlilik oranı ise 2013 yıl sonuna kıyasla artarak 2014 yılı
sonunda yüzde 15,1'e ulaştı.
ABank Genel Müdürü Meriç
Uluşahin, ABank'ın 2015'te
de karlı ve odaklı büyüme hedefinde olduğunu belirterek,
şunları söyledi: "Hedefimiz ticari ve kurumsal bankacılıkta sektörün üzerinde büyümek. Kredi portföyümüzde
yüzde 24 paya sahip olan
kurumsal müşterilerimize ait
kredi payını 2015'te yüzde
30'a çıkaracağız. Bireysel tarafta ise dijital bankacılıkta
fırsatlar olduğunu düşünüyoruz, bu alana yönelik önemli adımlar atacağız."
(Finans Servisi)
Akbank Genel Müdürü Binbaşgil, "Şirketlerin en önemli aktif değerlerinden birisi de marka
değeridir. Marka değerimizi göre yüzde 27 artırarak 2.5 milyar doların üstüne çıkardık" dedi.
kbank, uluslararası marka
değerlendirme kuruluşu
Brand Finance tarafından
gerçekleştirilen "Dünyanın En Değerli 500 Banka Markası-2015"
araştırmasında, üst üste 4. kez
"Türkiye'nin En Değerli Banka
Markası" oldu
Bankadan yapılan açıklamada,
araştırma kapsamındaki 500 bankanın toplam marka değerinin
geçen yıla göre yaklaşık yüzde 5
artış gösterirken, aynı dönemde
Akbank'ın marka değerinin ise
yaklaşık yüzde 27 yükseldiği vurgulandı.
Açıklamada görüşlerine yer
verilen Akbank Genel Müdürü
Hakan Binbaşgil, Türkiye'nin arzuladığı atılımları gerçekleştirmesi
için daha fazla markaya ihtiyacı olduğunu belirterek, "Bugün hem ülkemizde hem de uluslararası alanda çetin bir rekabet olduğunu görüyoruz. Bu ortamda sadece üretmek ve satış yapmak yetmiyor. İster reel sektörde, ister hizmet sektöründe olsun şirketlerimizin daha rekabetçi olmasının ve milli
gelire katkılarını artmasının yolu
markalaşmaktan geçiyor" ifadelerini kullandı.
Binbaşgil, şirketlerin en önemli aktif değerlerinden birisinin de
marka değeri olduğuna dikkati
A
‘72 milyon kişi cep
telefonu abonesi’
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan, “Ülkemizdeki mobil telefon abone
sayısı, 2014 yılı sonu itibariyle
71 milyon 888 bin rakamına
çıktı” dedi.
Haberi 2’de
çekerek, bugün alışılagelmiş finansal göstergelerin yanında şirketlerin marka değerlerinin de
yatırımcıların tercihlerini şekillendirmede önemli rol oynadığını
anlattı.Bu sebeple gelişmiş ülkelerde faaliyet gösteren şirketlerin,
finansal raporlarında marka değerlerine de yer verdiğini dile getiren
Binbaşgil, şunları kaydetti:
"Akbank markası da güçlü finansal verilerimizin yanında bankamızın gücünü en iyi yansıtan, bize rekabet avantajı sağlayan en
önemli göstergelerden biridir.
Teknoloji ve bankacılık hizmetlerinin birleştirilmesinde yaptığımız yenilikçi çalışmalar, yalnızca
Türkiye'de değil tüm dünyada öne
çıkıyor.
Teknolojide ulaştığımız ileri
seviyeleri, müşterilerimize bankacılık hizmetlerini en avantajlı şekilde ulaştırmak için kullanıyoruz. Teknolojiye ve yenilikçi çalışmalara her yıl yaptığımız yatırımlar, kurulduğumuz günden bugüne, 67 yılda titizlikle oluşturduğu-
Fiyatı: 25 KURUŞ
muz ve koruduğumuz markamızın
sağlıklı gelişimini destekliyor. Bizim için büyük önem taşıyan marka değerimizi korumak ve daha da
değerli kılmak için tüm Akbanklılar olarak çalışmalarımıza devam
ediyoruz."
Binbaşgil, yıllardır aralıksız
bir şekilde markalarına yaptıkları
yatırımların karşılığını Brand Finance tarafından yapılan sıralamada gördüklerini ve bir kez daha
"Türkiye'nin En Değerli Banka
Markası" olduklarını aktararak,
marka değerlerini geçen yıla göre
yüzde 27 artırarak 2,5 milyar doların üstüne çıkardıklarını ifade etti. Dünyanın en değerli banka
markalarının bulunduğu sıralamadaki yerlerini de 13 basamak
yükselterek 81'inciliğe taşıdıklarına işaret eden Binbaşgil, "Ayrıca
araştırma kapsamında verilen en
yüksek marka gücü derecelendirme notu olan AAA seviyesinin de
sahibi olduk. Bu başarımızdan
memnuniyet duyuyoruz. Markamızın bugün geldiği noktada gelmiş
geçmiş bütün çalışanlarımızın büyük emeği ve özverisi var. Bu önemli başarıdan dolayı tüm Akbanklılara ve ilk günümüzden itibaren yanımızda olan tüm müşterilerimize
teşekkür ediyorum" değerlendirmelerini yaptı. (İstanbul, aa)
‘Kışın
mutlaka
cilt
bakımı
yaptırın’
Mobilyada
sinerji
yaratılacak
Haberi sayfa
8’de
Av. Gülden TÜRKYAMAN’ın
diği ihalelerin ardından değerlendirmede bulunan Ata Portföy Fon
Yönetimi Direktörü Cem Tözge,
Hazine'nin aylık bazda borçlanma
hedefini tutturduğunu fakat, oluşan
faiz oranlarının piyasa faizinin bir
miktar üzerinde gerçekleştiğini söyledi. Bu seviyelerin faizlerde alım
için uygun bulunduğunu belirten
Tözge, ama belirsizliklerin yatırımcıların bu seviyede bile temkinli durmasına sebep olduğunu aktardı.Kurların artık tepe yaptığına
yönelik inancın oluşması halinde
üzerinden ihale baskısı kalkan faizlerin hızlı şekilde gerileyebileceğini dile getiren Tözge, ihale sonrası ilk piyasa tepkisi yukarı gibi gözükse de tekrar alımların gelmesinin yüksek olasılık olduğunu kaydetti.Tözge, nisan ayı sonuna kadar
oldukça rahatlamış durumda olan
Hazine'nin marttaki borçlanma tutarının 3 milyar lira ile çok düşük
miktarda bulunduğunu belirterek,
"Öte yandan, 9 yıllık tahvilde satışın daha yüksek olması piyasanın
bu şartlar altında Merkez Bankası'nın faiz indirmesinin zor olduğuna inandığının bir göstergesi. Dolayısıyla, verim eğrisi ters kalmaya devam edebilir" dedi.
KİMYA İHRACATI OCAKTA AZALDI
Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatİstanbul
çıları Birliği (İKMİB), ocak ayında kimya sektörü ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14
azalarak 1,2 milyon dolar olarak gerçekleştiğini bildirdi. İKMİB açıklamasına göre, ocak ayında kimya sektörü ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,2 azalışla 1 milyar 199 milyon dolar oldu. Sektör, otomotiv ile hazır giyim ve konfeksiyonun ardından üçüncü sırada yer aldı. Kimya ihracatı
miktar bazında değerlendirildiğinde ise geçen yılın aynı ayında gerçekleşen 1,1 milyon tona karşılık bu yıl 1,4 milyon tonluk ihracat yapıldığı görüldü. Açıklamaya göre, sektör ihracatının yıla düşüşle başlamasında komşu ülke sorunlarının yanı sıra avro-dolar paritesinden kaynaklanan AB pazarındaki kayıplar etkili oldu. Ocak ayında en fazla ihracat
Birleşik Arap Emirlikleri'ne yapıldı. Ülkeye olan ihracat yüzde 18'lik artışla 93 milyon dolara ulaştı. En çok ihracat yapılan diğer ülkeler ise Irak, Mısır,
Almanya, İspanya, İran, İtalya,
Azerbaycan-Nahcivan, Malta
ve Yunanistan olarak sıralandı.
Açıklamada görüşlerine yer
verilen İKMİB Yönetim Kurulu
Başkanı Murat Akyüz, şu değerlendirmelerde bulundu: "Kimya sektörümüz, maalesef 2015 yılına
düşüşle başladı. İhracat pazarlarımızdaki daralmalar, euro-dolar paritesi ve düşen petrol fiyatları nedeniyle bu düşüşü bekliyorduk. Plastik, kauçuk, kozmetik gibi kimya ihracatında önemli bir yere sahip
olan sektörlerimizin ihracatında kayıplar var. Ancak yurt dışı pazarlarımızı genişletmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki aylarda toparlanmanın etkilerini hissedeceğiz." (Ekonomi Servisi)
1930’dan
Haberi sayfa 3’te
Soru cevapları
Günümüze
yazısı sayfa 5’te
AYLIK YAPI-TASARIM-KENT KÜLTÜRÜ DERGİSİ
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
1 003 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content