close

Enter

Log in using OpenID

10. din - Abdurrahman EREN

embedDownload
B-D‹N
Allah, insanlar›n sosyal yaflamlar›n› düzenlemek için,
peygamberleri vas›tas› ile sözlü, yaz›l› ve vahiy yoluyla, kurallar ihtiva eden bilgiler göndermifltir. Bu kurallar› içeren
dine “‹slam” dini bu dine tam anlam›yla uyanlara da “Müslüman” denir. ‹slam dininin içerdi¤i kurallar, manevi ve
maddi kurallard›r. Manevi kurallar, insan nefsini kontrol
alt›na alan kurallard›r. Bu da iman etmektir, yani Allah’›n
birli¤ine, meleklerine, kitaplar›na, peygamberlerine ve k›yamet gününe inanmaktan ibaret olan kurallard›r. Maddi kurallar ise, iki bölümden oluflan dini ve sosyal kurallard›r.
Bunlardan dini kurallar, namaz, oruç, ibadet ve dualard›r.
Sosyal kurallar ise, aktif hayatta uygulanan ve güzel ahlaka
dayal› kurallard›r. Bunlar, sosyal yaflam ve hukuk kurallar›d›r. Bütün bunlar›n amac›, seçkin karaktere sahip insanlar›n yetiflmesini sa¤lamak ve onlar›n ikinci bir kâinat hayat›nda yer almalar›n› sa¤lamakt›r. ‹flte Kur’an bu kurallar›
içeren bir Kitap’t›r.
‹slam, Allah’›n, peygamberler vas›tas›yla ak›l sahibi insanlara tebli¤ edilen, onlara dünya ve ahiret hayat›nda saadet yollar›n› gösteren bir inanç sistemidir. Bu sistemin
özü; Allah’›n birli¤ine, Meleklerine, Allah’›n indirdi¤i Kitap’lar›na, Allah’›n görevlendirdi¤i peygamberlere ve K›yametin gelece¤ine kalben inanmak (iman etmekte) ve iyi ifller yapmakt›r.
405
Allah’›n peygamberleri vas›tas›yla insanlara tavsiye etti¤i
din, ‹slam’d›r. Bu din, Adem a.s’dan beri, Allah taraf›ndan
insanlar için en güzel din olarak kabul edilmifltir. Hz. Muhammed’e kadar gelen Kitap’larda insanlara bu din tavsiye edilmesine ra¤men, bütün peygamberlerin insanlara
önerdikleri ‹slam dini yolundan büyük ölçüde sapmalar olmufl, peygamberlere indirilen kitaplar muhafaza edilememifl
ve içeriklerinin bir k›sm› de¤ifltirilmifl, bir k›sm› da insanlardan saklanm›flt›r.
Son peygamber olan Muhammed a.s.’a, bu dinin ihya
edilmesi emredilmifltir. Muhammed as’a, di¤er peygamberlere emredildi¤i gibi, emredilen bu din, son flekliyle ve
toplumlar›n geliflmesine uygun olarak vahiy edilmifltir. Bu
din, Yahudi ve H›ristiyanlar›n atalar›na da emredilen bir
dindir. Bu din evrenseldir. Kuran’›n tavsiye etti¤i dini
reddedenler, asl›nda kendi peygamberlerinin dinini reddetmektedirler.
Bu din, do¤ruluk ve sap›kl›¤› birbirinden ay›rm›flt›r.
Bu dinde zorlama yoktur. Allah’a inan›p, bu dini kendilerine inanç yolu seçenler, hiçbir flekilde kopmayan bir kulpa tutunmufl olurlar.
Kuran’›n bize tavsiye etti¤i dinin birçok özellikleri bulunmaktad›r. Bu özellikleri aç›klayan ayetler özetlendi¤inde,
ortaya flu sonuçlar ortaya ç›kmaktad›r.
‹slam dini, insanlara dünya hayat›nda do¤ru ve yanl›fllar› bir birinden ay›rmak için ve insanlar›n do¤ru bir yolu
izlemelerini sa¤lamak için, her topluma, peygamberleri vas›tas›yla önerilen bir dindir. Allah taraf›ndan insanlara emredilen din, Adem a.s.’dan Hz. Muhammed’e kadar kurallar› de¤iflmemifl bir dindir. ‹slam dininde alternatifler yoktur. Günümüzde uydurulan ›l›ml› islam, radikal ‹slam gibi
kavramlar ‹slam dininde yoktur.
406
Alllah
h’›n ‹nsanllar ‹çin Kab
bull Etti¤i Din (Hak
k
Din)
Din ile ilgili olarak Kuran’la indirilen ayetlerin anlamlar› net bir flekilde aç›kt›r. Bu bak›mdan bu ayetlerle ilgili olarak yorum k›sm›nda detayl› aç›klamalara girilmeyecektir. Sadece ‹slam dini ile ilgili ayetlerin tümüne ait toplu
bir de¤erlendirme yap›lacakt›r.
Allah’›n insanlar için raz› oldu¤u din, do¤ruluk ve sap›kl›¤› birbirinden kesin olarak ay›ran bir dindir. Allah, bu
dinin seçilmesinde, insanlar için herhangi bir zorlama yap›lmamas›n› emretmektedir (2/256).
Allah kat›nda geçerli din ‹slam’d›r. ‹nsanlara bu din’i
anlatan Kitap’lar indirildikten sonra, peygamberlerin gösterdi¤i do¤ru yolu seçenlerle, bu yolu inkar edenler aras›ndaki ç›karlar ve k›skançl›klar nedeniyle ayr›l›klar bafl göstermifl ve guruplaflmalar meydana gelmifltir (3/19).
Allah, ‹slam dinini benimseyen ve bu dini uygulayan ‹brahim a.s.’› dost edinmifltir. Allah’a yönelen ve ‹brahim
a.s.’›n dinini seçerek iyi ifller yapan insanlar, Allah’›n dostlu¤unu kazanacak olanlard›r. Ayet bize, Kuran’la emredilen Din’in yeni bir din olmad›¤›n›, bu Din’in ‹brahim
a.s.’›n dini oldu¤unu anlatmaktad›r. Kuran’›n baflka ayetlerinde de Musa a.s.’a ve ‹sa a.s.’a emredilen dinlerin de
do¤ruluk ve sap›kl›¤› bir birinden ay›ran ‹slam dini oldu¤u görülecektir (4/125).
‹slam Din’inin ‹brahim peygambere emredilen din oldu¤unu bildiren ayetlerden baz›lar› da flunlard›r: (Habibim!) De ki: “fiüphesiz Rabbim beni do¤ru yola, dosdo¤ru dine, Allah’› birleyen ‹brahim’in dinine iletti. O, ortak
koflanlardan de¤ildi. fiüphesiz benim namaz›m, kurban›m
(ibadetim), hayat›m ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun orta¤› yoktur. Bana Müslümanlar›n ilki
olmam emredildi” Ayetlerde, ‹slam dininin, ‹brahim a.s.’›n
dini oldu¤u ve Muhammed as’a bu din emredildi¤i anlat›lmaktad›r (6/161-163).
‹slam dini, insanlar› ayd›nlatmak ve do¤ru yola iletmek
ve onlar› e¤itmek için peygamberler vas›tas›yla dünya insan›na, uyar›lar ve ö¤ütler fleklinde gönderilmifltir. Bu konu
ile ilgili olarak Kur’an, Nuh a.s.’dan itibaren gelen peygamberler hakk›nda detayl› bilgiler vermifltir. Nuh a.s.’dan
407
Muhammed a.s.’a kadar insanlara sürekli olarak gönderilen ve ayn› prensipleri ihtiva eden uyar›lar›n nedeni, yeryüzünde yaflayan insanlar› do¤ruya ve güzele yöneltmektir.
Allah insan›, kendisine ibadet etsin diye yaratm›flt›r. Bu ibadetin do¤ru yap›lmas› için Allah, insanlara e¤iticiler göndermifltir. Allah’›n gösterdi¤i yolu seçenler kurtulufla erecek, uymayanlar ise hem cezaland›r›lacak hem de ölümden
sonraki sosyal hayatta yer alamayacaklard›r. Bu bize, yarat›l›fl safhas›n›n ahlak ve e¤itim yönü ile devam etti¤ini göstermektedir.
Kur’an bize, Allah’›n, ‹slam’› bütün dinlere üstün k›lmak için peygamberlerini gönderdi¤ini ve sonuçta ‹slam’›n
bütün dinler üstünde yer alaca¤›n› bildirmektedir. Anlafl›l›yor ki, insan›n yarat›l›fl safhas› devam etmektedir. Allah
insan› belirli bir noktaya ulaflt›rmak için, peygamberler vas›tas› ile insanlar› e¤itmekte ve planlad›¤› noktaya ulaflt›rmay› amaçlamaktad›r (9/32-33).
‹nsanlar bafllang›çta ayn› inanc› paylaflan bir ümmetti.
Kendilerine do¤ru yolu gösteren kitaplar inince, bu kitaplara inananlarla ç›kar kayb›na u¤rayanlar aras›nda ihtilaflar
ç›kt› ve guruplaflmalar meydana geldi. ‹nsanlar aras›nda ç›kan bu din ihtilaflar› nedeniyle kimse dünya hayat›nda cezaland›r›lmad› ve cezaland›rma planlanmad›. Çünkü yarat›l›fl, planl› bir programd›r ve bu program yürürlükte kalacakt›r. Hesaplaflma ahiret hayat›nda yap›lacakt›r (10/19).
Allah, ‹brahim a.s.’›n ümmetini Müslümanlar olarak
isimlendirmifltir. Allah, peygamberini bu Kuran’la, insanlar› islam dini konusunda e¤itmek ve iman edenleri de bu
dinle insanlara örnek olmalar› amac›yla görevlendirmifltir.
Bu konuda Allah’›n emri fludur: ‘Allah yolunda hakk›yla
çal›fl›n. Namaz› k›l›n, zekât› verin ve en güzel yard›mc›, en
güzel koruyucu olan Allah’›n ipine s›ms›k› sar›l›n’.
(22/78).
Allah, insanlara ö¤üt al›p düflünmeleri için pefl pefle kitaplar indirdi. Kuran’dan önce indirilen kitaplara iman
edenler, Kur’an onlara okundu¤u zaman: “ Biz ona inand›k, Rabbimizden gelen gerçek bir Kitap’t›r. Biz ondan önce de Müslümanlardand›k” diyenlere, gösterdikleri sab›r
nedeniyle, Rableri kendilerine mükâfat› iki kat verecektir.
(28/51-54).
408
Muhammed a.s., dini Allah’a has k›larak ibadet eden ve
Kuran’a indirilinceye kadar kendilerine uyar›c› gelmemifl
olan bir toplumun ilk Müslüman olan ferdidir. (39/11-12)
‹nsanlar› Allah yoluna davet eden ve iyi ifller yapan ve:
“Ben Müslümanlardan›m diyenden daha güzel sözlü kim
olabilir ki? ‹yilikle kötülük bir de¤ildir, kötülü¤e iyilikle
karfl›l›k verirseniz, o zaman sizinle düflman›n›z aras›nda bir
dostluk do¤ar. Bu güzel davran›fllara sab›rla ulaflabilirsiniz.
Ayetlerde, sab›r göstermenin, kötülü¤e karfl›l›k iyi davran›fllarda bulunman›n ‹slam’›n özelliklerinden baz›lar› oldu¤u
anlat›lmaktad›r (41/33-35).
Allah Nuh a.s.’a; ‹brahim a.s.’a; Musa a.s.’a ve ‹sa a.s.’a
din konusunda tavsiye ettiklerini size de Kuran’la bir din
yolu tavsiye etmifltir. Dini dosdo¤ru uygulayanlar›n ve din
konusunda ayr›l›¤a düflmeyenleri Allah hidayete (kurtulufla) erifltirecektir (42/13).
‹slam› din olarak kabul edenlerin, kalben iman etmeleri kendi ç›karlar› için tavsiye edilmektedir. ‹man, kalplerde hissedilen, Allah ve Resul’üne karfl› olan ba¤l›l›kt›r.
‹man edenler, Allah yolunda mallar›yla ve canlar›yla mücadele veren, do¤rular› savunan insanlard›r. (49/14-15).
‹slam Allah nezdinde do¤ru olan dindir. Allah, do¤ru
olan dini, bütün dinlere üstün k›lmak için peygamberini
görevlendirmifltir. Allah’a ortak koflanlar, hofl görmese bile, Allah’›n insanlar için kabul etti¤i din üstün gelecektir
(61/9).
Kuran’dan önce kurtulufl yolunu göstermek için, indirilen kitaplarda insanlara, Allah’› bir tan›malar›, yararl› ifller
yaparak Allah’a kulluk etmeleri, namaz› k›lmalar› ve zekât› vermeleri emredilmiflti. Buna ra¤men Kitap Ehli’nden,
Allah’›n emrettiklerini reddeden baz›lar› ve Allah’a ortak
koflanlar olmufltu. ‹man edenlerle bunlar aras›nda ç›kan ihtilaf nedeniyle bölünmeler ve guruplaflmalar meydana geldi. Allah, ‹man etmeyenleri do¤ru yola iletmek için kendilerine, dosdo¤ru hükümler içeren, tertemiz sahifeleri
okuyan peygamberini Kuran’la gönderdi (98/1-5).
Yukar›da özet olarak anlat›lanlar bizi flu sonuca ulaflt›rmaktad›rlar:
• Allah yan›nda geçerli din “‹slam” d›r.
• “‹slam” Allah’› bir kabul eden bir dindir.
409
• “‹slam” dinini seçenlerin iman ederek (Allah’a içten
inanmalar›) ve güzel ifller yapmalar›, ahiret hayat› için kendilerine yapacaklar› bir yat›r›m olaca¤› belirtilmektedir.
(bak: Müminler)
• “‹slam” Sadece Kuran’la insanlara emredilmifl yeni
bir din de¤ildir.
• Kuran’la emredilen din, daha önce Nuh a.s.; ‹brahim a.s.; Musa a.s. ve ‹sa a.s.’a tavsiye edilen bir dindir.
• Bütün peygamberler, insanlara bu dini ö¤retmek için
ayn› din prensipleriyle geldiler ve ayn› gaye için görevlendirildiler.
• Peygamberlerin zaman aral›klar›yla görevlendirilmelerinin nedeni, insanlara peygamberler arac›l›¤› ile daha önce gelen uyar›lar› unutmalar›, gelen bilgilerin kaybedilmesi
ve baz› bilgilerin saklanmas› ve içeriklerinin de¤ifltirilmesi
nedeniyle, insanlara tekrar tekrar hat›rlatma yapmak ve yol
göstermektir.
•
Sonuç olarak Allah, insan› bir gaye için yaratm›flt›r.
Bu gaye de Allah için çal›flmakt›r. ‹flte insan, dünya hayat›nda hem e¤itilmekte hem de k›yamet sonras› hayat için
seçime tabi tutulmaktad›r. ‹nsan›n dünya hayat›ndaki davran›fllar›, belirli özelliklere sahip bir nefis karakterini meydana getirmektedir. Nefis, insana hem iyi hem de kötü
olan her fleyi emreden bir ruh karakteridir. Bu karakter
dünya hayat›ndaki yaflam tarz› ile düzenlenebilinen bir karakter fleklidir. Dünya yaflam› sonucunda bu karakterlerden
iyiler ve kötüler aras›nda ay›klanma yap›lmaktad›r. Dünya
hayat›, bilim alan›nda bir tekâmül ve karakter tipini belirleme hayat›d›r ve yarat›l›fl›n devam›d›r.
Müminller
Müminler, Allah’›n insanlar için uygun gördü¤ü dine
uyanlar ve Kuran’la bildirilen görevleri yerine getirenlerdir.
‹man ve ‹man edenlerle (Müminler) ilgili Kur’an ayetleri
bize, müminlerin kim olduklar›n› bildirmektedirler. Ayr›ca
müminler için ö¤ütler, uyar›lar, müminlere yap›lan ilahi
yard›m ve müminlerin ahiret hayat› hakk›nda bizi ayd›nlatmaktad›rlar.
Müminller kimllerd
dir?
Müminler, görmedikleri halde Allah’a inanan, namaz›
410
k›lan, kazand›klar›ndan ihtiyaç sahiplerini yararland›ran, indirilen Kuran’a ve Kuran’dan önce indirilen Kitap’lara
iman eden ve ahirete kesin olarak inananlard›r. ‹flte bunlar, Allah’›n gösterdi¤i hidayet yolunu seçerek kurtulufla
erecek olanlard›r (2/3-5). ‹nsanlar›n iyilik ölçüsü sadece flekilsel olarak flu veya bu dine ba¤l› olmalar› de¤ildir. ‹yilik
ölçüsü, ibadetle gerçekleflen zihinsel faaliyetlerin, iyi yönlü
aktif faaliyetlerle birlefltirilmesidir. Zihinsel faaliyetler, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, indirilen kitaplara, görevlendirilen peygamberlere iman etmektir. Kur’an bize, bu
de¤erlerin iyilik için kâfi olmad›¤›n› bildirmektedir. As›l iyilik, bu de¤erlerle birlikte insanlar›n, mallar›ndan seve seve yak›nlar›na, yetimlere, miskinlere, yolculara, dilenenlere
vermeleri, mallar›ndan, köleleri ve esirleri kurtarmak için
harcama yapmalar›; namaz› dosdo¤ru k›lmalar›, zekât› vermeleri, yapt›klar› sözleflmelere sad›k kalmalar›; s›k›nt›da,
hastal›kta ve savafl zamanlar›nda sab›r göstermeleri oldu¤unu bildirmektedir. ‹flte bu vas›flar› tafl›yanlar do¤ru olanlard›r. Muttaki olanlar da bunlard›r (2/177). Peygamber
kendisine Allah taraf›ndan indirilene iman etmifl bir kiflidir. Müminler de, peygambere ve O’na indirilene iman etmifllerdir. Müminler, Allah’a, meleklerine, kitaplar›na, peygamberlerine iman ederek: “Rabbimiz! Senin Peygamberlerin aras›nda bir ay›r›m yapmay›z. Bize söylediklerini iflittik
ve itaat ettik. Aff›n› dileriz. Dönüfl sanad›r” diyenlerdir
(2/285).
Kur’an, peygambere iman edenlerle ‹brahim a.s.’a en
yak›n olanlar› ayn› de¤erde kabul etmekte ve Allah’›n dostlu¤unu kazanacaklar›n› bildirmektedir. Bu ayet bize bütün
peygamberlerin ayn› maksatla görevlendirildiklerini ve görevlerinin insanlar› dosdo¤ru bir yola iletmek oldu¤unu
göstermektedir. ‹man, sadece Kuran’la insanlardan talep
edilmifl bir inanç flekli de¤ildir. ‹man, ‹slam ve ‹slam’›n gere¤ini yerine getirmektir. ‹man, insanlara indirilmifl bütün
Kitap’larla tavsiye edilmifl bir din ve Allah’›n gösterdi¤i bir
yolda ilerleme fleklidir (3/68).
Sonradan iman edenlerle ilgili olarak Kur’an bize flu
aç›klamalar› yapmaktad›r. Yapmakta olduklar› yanl›fll›klardan dönerek: “Rabbimiz iman ettik, bizim günahlar›m›z›
ba¤›flla ve bizi ateflin azab›ndan koru” diyerek içten pifl411
manl›k gösterenler, do¤ru yolda olanlar, Allah yolundaki
mücadelelerinde zorluklar karfl›s›nda sab›r gösterenler, mallar›ndan ihtiyaç sahiplerini yararland›ranlar ve seher vaktinde ba¤›fllanma dileyenler. ‹flte bunlar Rablerine karfl› gelmekten korkup sak›nmalar› nedeniyle Rab’leri kat›nda, zemininden ›rmaklar akan cennetlerde tertemiz efllerle birlikte sürekli olarak yer alacaklard›r (3/15-17).
Gerçek müminler, Allah ad› an›ld›¤›nda yürekleri ürperen, Allah’›n ayetleri okundu¤unda imanlar› artan ve Allah’a güvenen kimselerdir. Bunlar namazlar›n› k›lan, sahip
olduklar› imkânlardan, ihtiyac› olanlar› yaraland›ranlard›r.
Bunlara Rableri kat›nda ba¤›fllanma, üstün bir r›z›k ve yapt›klar› iyi ifllere karfl›l›k dereceli mükâfatlar vard›r. Bu ayetlerle de iman›n sadece fikirsel bir inanç olmad›¤›, bu
inanç duygusunun aktif faaliyetlerle desteklenmesi gerekti¤i tekrarlanmaktad›r (8/2-4).
Müzminlerin di¤er bir özelli¤i de, yeryüzünde iktidar sahibi olarak namaz› dosdo¤ru k›lmalar›, zekât› vermeleri,
do¤ru olan fleyleri emretmeleri ve insanlar› inkârc›l›ktan sak›nd›racak davran›fllarda bulunmalar›d›r (22/41).
Kur’an bize, müminün süresinde, müminleri flöyle tarif
etmektedir: “ Müminler, namazlar›n› huflu içinde (Allah’a
karfl› sayg› ile boyun e¤erek) k›lanlard›r; bofl fleylerden yüz
çevirenlerdir; zekât› hakk›yla verenlerdir; eflleri ve cariyeleri haricindeki kimselere karfl› mahrem yerlerini koruyanlard›r; emanete h›yanet etmeyen ve verdikleri söze sad›k kalanlard›r; namazlar›n› devaml› k›lanlard›r. ‹flte bunlar, Firdevs cennetlerinin varisleridirler ve orada ebedi olarak kalacaklard›r (23/1-11).
Müminlerin baflka bir özelli¤i de, Allah’›n, isminin an›lmas›na izin verdi¤i yerlerde (ibadete uygun alanlarda), Allah ad›n› sabah akflam anmalar›, kalplerin ve gözlerin allak bullak olaca¤› bir günün (k›yamet) gelece¤inden korkarak, hiç bir ticaret ve al›flveriflin kendilerini namaz k›lmaktan ve Allah’› anmaktan ve zekât› vermekten al›koyamad›¤› kimselerdir. Allah, bu müminleri, yapt›klar›n›n en
güzeliyle mükâfatland›racak ve lütfünden fazlas›yla verecektir (24/36-38).
Müminler ahiret gününe inanan, namazlar›n› k›lanlar ve
zekâtlar›n› verenlerdir. ‹flte bunlar, Rabb’in gösterdi¤i hi412
dayet yolunu (dosdo¤ru yol) izleyenlerdir ve kurtulufla erecek olanlard›r (31/4-5)
Müminler, Allah’a ve Resulüne karfl› hiçbir kuflkuya kap›lmadan iman ederek, Allah yolunda mallar›yla ve canlar›yla cihad edenlerdir. ‹flte onlar, sad›k olan kimselerdir.
Ayet, bize, iman›n sadece inançla sa¤lanamayaca¤›, bu
inanc›n iyi yönlü faaliyetlerle de desteklenmesi gerekti¤ini
bildirmektedir (49/15).
‹man edenler, kendilerinden önce gelen müminlere karfl› kin beslemeyenlerdir, onlar için af dileyerek onlar› sayg› ile yâd edenlerdir. Ayet bize, daha önceki peygamberlere iman edenlere sayg› göstermemizi ve onlar için Allah’tan af dilememiz gerekti¤ini hat›rlatmaktad›r (59/10).
Yukar›daki bölümlerde din, iman ve mümin konular› ile
ilgili ayetler özetlendi¤inde flu sonuca var›lacakt›r:
Allah, kitaplar› ve peygamberleri vas›tas›yla insanlara hak
din olan, Allah’› bir kabul eden ‹slam dinini emretmekte
ve bu dine uyanlar›n iman etmelerini istenmektedir. ‹man,
Allah’›n indirdi¤i kitaplar ve peygamberleri vas›tas›yla emretti¤i yolun izlenmesidir. Bu yol, kalben duyulan, güzel
duygulara sahip kimselerin ilerleyece¤i bir yoldur. Bu yola
aç›lan kap›n›n anahtar›, maneviyatt›r. Bunlar, Allah’a ba¤l›l›k, meleklere, indirilen kitaplara, bu kitaplar› ve semavi
bilgileri tafl›yan görevlilere (Meleklere) ve yaflam hayat›n›n
son bulaca¤›na ve yeniden bir diriliflin gerçekleflece¤ine
içenlikle inanmaktad›r. Bu duygulara sahip kimselerin izleyece¤i yol ise, iyi ifller yapmakt›r. ‹flte bu manevi duygulara aç›lan kap›dan izlenen yolun ad› imand›r. Bu yolda
olanlara da mümin denilmektedir. Müminlerden yapmalar› istenenler flunlard›r:
• Namaz k›lmak ve namazda devaml› olmak.
• Yak›nlara sevgi göstermek ve yard›m etmek.
• Yetimlere, düflkünlere, yoksul ve yolcuya yak›nl›k göstermek ve yard›m etmek.
• Köleleri mal karfl›l›¤› ile kurtarmak.
• Köleleri azat etmek.
• Yap›lan sözleflmelere sad›k kalmak.
• Zorluklar karfl›s›nda sab›r göstermek.
• Davran›fllar›nda dürüst olmak.
• Yap›lan hatalar nedeniyle, seher vaktine, Rab’bimiz413
den ba¤›fl dilemek.
• Allah’a gönülden boyun e¤mek.
• Kuran’a uymak.
• Allah yolunda can ve mal ile mücadele vermek.
• Güzel davran›fllar göstermek ve güzel ifller yapmak.
• Yetim ve yoksulu doyurmak.
• Takva göstermek. Kur’an bize, takvay› ve muttakileri
flöyle tarif etmektedir.
1. Bollukta ve darl›kta ihtiyaç sahipleri için harcama
yapmak.
2. Öfkeyi yenmek
3. Kusurlar› atfetmek.
4. Yap›lan kusurlardan dolay› Allah’tan af dilemek.
5. fieytan›n vesvesesi karfl›s›nda düflünüp do¤ruyu aramak ve bulmak.
6. Rabb’in emirlerine karfl› gelmekten sak›nmak.
7. Allah’›n emirlerine uymak.
8. Allah’› sevmek.
9. Hayâs›zl›klardan kaç›nmak.
10.Dan›flarak ifl yapmak.
11.Haks›zl›klar karfl›s›nda yard›mlaflmak.
Allah’›n yan›nda en makbul insan, takvada en ileri oland›r. Kur’an bize, takvan›n ahiret hayat› için en iyi az›k oldu¤unu bildirmektedir.
Müminllere ilah
hi yard
d›m
Bedir savafl›nda zay›f ve korku içerisinde bulunan müminlere Allah taraf›ndan yard›m sa¤lan›r. Bu yard›m›
Kur’an flu ayetlerle dile getirmektedir.
Savafl bafllamadan önce Peygamber Muhammed a.s., müminleri mevzilendirmeye çal›flmaktad›r. Ancak müminler
içerisindeki baz› guruplarda çözülme ve savafltan kaçma belirtileri bafllar. Bunun üzerine Allah, müminlere yard›m
için meleklerden üç bin kifliyi görevlendirerek müminleri
zafere ulaflt›r›r (3/121-124). Ve Allah, Muhammed a.s.’a flu
müjdeyi verir: “E¤er sabreder ve takva gösterirseniz, düflmanlar›n›z›n size ani bir bask›n yapmas› halinde Rabbiniz
size, meleklerden niflanl› befl bin kifliyle yard›m ulaflt›racakt›r” (3/125).
414
Kur’an, Allah’›n müminlere yapm›fl oldu¤u bu yard›m›n
sebeplerini flöyle anlatmaktad›r:
• Allah bu yard›m› müminlere müjde olsun ve kalpleri huzur bulsun diye yapm›flt›r, diyor ve flu uyar›y› yap›yor.
“Yard›m ve zafer ancak üstün ve güçlü; hüküm ve hikmet
sahibi olan Allah’›n kat›ndand›r.”
• Allah’›n müminlere yapt›¤› bu yard›m›n di¤er bir sebebi ise, küfre sapanlardan, ileri gelenleri, müminlere sald›rmaktan cayd›rmak ve müminleri yok etme umutlar›n›
k›rmakt›r. ‹nkârlar›ndan dolay› müminlere karfl› olan mücadelelerinde zararl› ç›kmalar›n› sa¤lamakt›r (3/126-127).
Kur’an, inkârc›lara da flu uyar›y› yapmaktad›r: “Zulüm
yapanlara ceza takdiri veya zulüm yapanlar›n tövbe etmeleri halinde, tövbelerinin kabul edilip edilmemesi Allah’›n
takdirine aittir. Göklerde ve yerde olanlar›n tümü Allah’›nd›r. Allah, diledi¤ini ba¤›fllar, diledi¤ini de cezaland›r›r. Allah ba¤›fllayand›r, esirgeyendir (3/128-129).” Kuran’›n bu
uyar›s›, inkar edenlerin ve zülüm yapanlar›n hatalar›ndan
dönmeleri ve Allah’tan af dilemeleri halinde, affedilebilecekleri hat›rlatmas›n› yapmaktad›r.
Yukar›daki ayetlerle, müminlerin sab›r ve takva göstermeleri tavsiye edilmektedir. Bu takdirde Allah’›n müminlere yard›mc› olaca¤› ve onlar› zafere ulaflt›raca¤›n›, inkâr
edenlerin ise hüsrana u¤rat›laca¤› ve bunlardan tövbe
edenler için, Allah’›n ba¤›fllayan ve esirgeyen oldu¤u bildirilmektedir.
Daha önce cehalet içerisinde bulunan toplumlara, Allah’›n, kendi toplumlar› içerisinden, kendilerine gönderdi¤i peygamberlerle, onlar›n e¤itimlerini sa¤lamas›, onlar› kötülüklerden ar›nd›rmas›, onlara bilgi ve beceri ö¤retmesi,
müminler için Allah’›n bir lütfüdür (3/164).
Kuran’›n afla¤›daki ayetleri, Allah’›n yard›m›na nail olacak ve kurtulufla erecek olanlar›n kim olduklar›n› bildirmektedirler.
“Ey Muhammed! Sana indirilen hikmetli Kitap’›n ayetleri, ihsanda bulunanlar için, yol gösterici ve rahmet sa¤lay›c› bir de¤ere sahiptirler. Bu rahmete nail olacak olan
kifliler, namazlar›n› devaml› k›lanlar, zekatlar›n› verenler ve
ahiret hayat›na kesin olarak inananlard›r (31/1-5). Bu ayetler, namaz›n, zekât›n ve ahiret hayat›na olan inanc›n, Al415
lah’a yap›lan bir ihsan olarak kabul edildi¤ini, bunlara karfl›l›k, bu ihsan› yapanlar›n, kurtulufla erecekleri ve Allah’›n
rahmetine nail olacaklar›n› bildirmektedirler.
Allah Kuran’da Peygamberimize flöyle buyurmaktad›r.
Habibim! “Biz Musa’ya, ‹srailo¤ullar›na yol göstermek için
Kitap’› (Tevrat’›) verdik. Musa’n›n ümmetinden sab›r göstererek bizim ayetlerimize kesin inananlardan, insanlara yol
gösteren toplumlar oluflturduk. Sana da ayn›s›n› verece¤imizden sak›n flüpheye düflme! (32/23-24).
Yukar›daki ayetler bize, peygamberlerin gönderilifl sebebinin insanlar› e¤itmek, onlar› do¤ru yola iletmek ve iman
eden toplumlarla, peygamberler sonras› toplumlara yol göstermek ve onlar› e¤itmek oldu¤unu bildirmektedirler.
Müminlere yap›lan ilahi yard›m› bildiren ayetler bizleri
flu sonuca götürmektedirler. Allah, insanlar› e¤itmek için
Peygamberler görevlendirmifl ve Kitap’lar indirmifltir. Peygamberlere ve Kitap’lara iman edenler, peygamberden sonras› nesillerin e¤itiminde görev almaktad›rlar.
Alllah
h’›n Müminllere Yaptt›¤› yard
d›m örnek
kleri
Kur’an bize Allah’›n müminlere yard›m etti¤ini bildirmektedir. Bu yard›m›n nas›l gerçeklefltirildi¤i ve neden yap›ld›¤› afla¤›daki ayetlerle anlat›lmaktad›r. ‹nsanlar kendi
iradeleriyle hareket etmelerine ra¤men, yard›ma ihtiyac›
olan ve yard›m dileyen müminler yard›m görmektedirler.
Buna makabil belirli s›n›rlar› aflan inançs›zlar ise cezaland›r›lmaktad›rlar. Bu durum bize insan›n bafl›bofl olmad›¤›n› kontrol alt›nda bulundu¤unu göstermektedir.
Allah taraf›ndan insanlara konulan yasaklar, insanlar›n
imtihan› içindir. Allah çok merhametlidir ve yasaklara uymayanlar için, affedilmelerini sa¤layacak kurallar koymufltur.
Bundan gaye, insan›n nefsini disiplin alt›na almak ve e¤itmektir. (5/94-95)
Allah, Muhammed a.s.’a, toplum hayat›na nas›l ve neden müdahale etti¤ini ve hakk› üstün k›lmak için müminlere nas›l yard›m etti¤ini, Musa a.s.’›n bir olay›n› anlatarak
bildirmektedir.
“ Musa a.s.’a daha ileri bir bilim ö¤renmesi için, Allah’›n derin ilim verdi¤i bir zatla buluflmas› söylenir ve buluflma yerinin iki denizin birleflti¤i yer olaca¤› bildirilir.
416
(Bu kiflinin H›z›r a.s. oldu¤u söylenmektedir). Musa, H›z›r
a.s. ile buluflur ve kendisine, bilimini artt›rmak için arkadafll›k etmeyi teklif eder. H›z›r a.s. Musa’ya, yaflanacak olaylarla ilgili olarak kendisine aç›klama yap›lmad›kça soru sormamas› flart›yla arkadafll›¤› kabul eder. Yol arkadafll›¤› bafllar ve bir nehrin karfl› k›y›s›na geçmek üzere gemiye binerler, H›z›r gemiyi delerek su almas›n› sa¤lar. Musa, gemidekilerin bo¤ulaca¤›ndan korkar ve bunun nedenini sorar. H›z›r a.s. ona sözleflmeyi hat›rlat›r, Musa özür diler.
Seyahat devam eder, H›z›r yolda karfl›laflt›klar› bir çocu¤u
öldürür. Musa dayanamaz ve sebebini sorar, sözleflme kendisine yeniden hat›rlat›l›r, Musa tekrar özür diler ve bunun tekrarlamayaca¤›n› bildirir. Bir köye ulafl›rlar, köyden
yiyecek isterler ama köylüler bunlar› misafir etmeye yanaflmaz, Sabahleyin köyden ayr›ld›klar›nda H›z›r, bir evin y›k›k duvar›n› onar›r. Musa yine dayanamaz ve kendilerine
misafirperverlik göstermeyen köyün duvar›n› karfl›l›k almadan neden onard›¤›n› sorar. H›z›r, Musa’ya ayr›l›k zaman›n›n geldi¤ini ama olaylar›n nedenini kendisine aç›klayaca¤›n› söyler ve devam eder.
Geminin fakir insanlara ait oldu¤unu ve onlar›n geçimini sa¤lad›¤›n›, çevrede bulunan zalim bir k›ra’l›n gemiye el koymamas› için gemiyi delerek özürlü hale getirdi¤ini söyler.
Öldürdü¤ü çocu¤un ana ve babas›n›n mümin insanlar
olduklar›n›, çocu¤un büyüdü¤ünde zulüm yoluna sapaca¤›n› ve anne ve babas›n› azg›nl›¤a zorlayabilece¤i ihtimalinin
bulundu¤unu bu bak›mdan çocu¤u öldürdü¤ünü anlat›r.
Köye gelince, oradaki bahçe duvar›n›n içinde bir hazinenin sakl› oldu¤unu ve evin fakir kalm›fl iki çocu¤a ait
oldu¤unu, duvar›n y›k›l›p hazinenin ortaya ç›kmas›n› ve
baflkalar›n›n eline geçmesini önlemek için duvar› onard›¤›n› söyler ve sözlerine devam ederek: “Bütün bu iflleri, bana Allah’tan gelen emirler sonucunda yapt›m” der.(18/6082)
417
Bu ayetler bize, toplum hayat›n›n gözetim ve denetim
alt›nda bulundu¤u ve müminlerin korunmas› amac›yla toplum hayat›n›n baz› safhalar›na müdahale edildi¤ini bildirmektedirler.
Allah, baz› hallerde müminlerin kalplerine giren flüpheleri gidermek için onlara mucizeler göstermifltir. Üzeyir
a.s.’a gösterilen mucize (2/259), Babil halk›na gösterilen
mucize(2/243) bunlara örnektir.
Allah, gerekti¤i hallerde müminlere yard›m için kararlar almakta ve muhtelif flekillerde icra etmektedir. (3/13);
(8/42-44); (8/48-54); (8/17-19)
Allah, insanlar›n en iyi flekilde yaflamalar› için, kâinat
düzeninin nas›l kuruldu¤unu, nesillerin gemilerle tafl›nd›¤›n› ve kendilerine belli bir süreye kadar dünyada yaflama
imkân› sa¤land›¤›n› (36/33-44) süre/ayetlerle bildirmektedir.
Baz› hallerde Allah, müminlerin olaylardan ders almalar› için felaketlerine göz yumdu¤u, baz› hallerde ise melekleri vas›tas› ile yard›m ederek onlar› zafere ulaflt›rmaktad›r.(3/152-155); (8/5-14); (33/9-13); (33/25-27); (4/45)
Yarat›lan varl›klar için kurallar ve prensipler konulmufltur. Bu kurallara uyarak yaflayan toplumlar› koruyan ve denetleyen güçler vard›r. Toplumlar bu kural ve prensiplerin
d›fl›na ç›kmad›kça, toplumlar›n hayat›nda bir de¤iflme olmaz. Bu kurallar› çi¤neyenler ise çeflitli flekillerde yok olmakta veya felakete u¤ramaktad›rlar.(13/11)
Allah, flirk koflanlarla iflbirli¤i yap›lmamas›n› ve bu nedenden dolay› ekonomik imkânlar›n daralaca¤›ndan korkmamalar›n›, Allah’›n lütfü ile meydana gelecek bu daralman›n telafi edilece¤ini bildirmektedir.(9/28)
Allah, baz› hallerde müminlere güven vermek için gelecek hakk›nda bilgiler vererek onlar› müjdelemektedir.(30/2-6)
Allah, peygamberlerin görevlerini yap›p yapmad›klar›n›
da denetlemektedir.(72/26-28)
Allah, her canl›n›n r›zk›n› temin etmekte ve diledi¤i flekilde artt›rmaktad›r.(29/60); (29/62); (39/52); (62/11)
‹nsanlar, dünyaya yerlefltirilmifl ve imtihan edilmek için
tercihlerinde serbest b›rak›lm›fllard›r. ‹nsanlar sadece “‹man
418
ettik” demekle imtihan› kazanamayacaklar›n› bilmelidirler.
Allah yolunda mücadele verenler, asl›nda kendi nefisleri
için mücadele vermektedirler.
Allah insanlara, anne ve babalar›na karfl› güzel davranmay› ilke edinmelerini tavsiye etmifltir. Buna ra¤men: “Onlar, sizi Allah’a karfl› ortak koflmay› telkin ederlerse, onlara itaat etmeyin” buyurmaktad›r ve insanlar›, dünya hayat›ndaki faaliyetleri konusunda uyarmaktad›r.(42/8); (29/213).
Yukar›daki özet bilgilere ait detaylar afla¤›daki ayetlerde
mevcuttur.
Üzeyir a.s. harabe haline gelmifl bir köye gelir. Yok,
olan her fleyin Allah taraf›ndan nas›l diriltilece¤i konusunda kuflku duyar. Bunun üzerine Allah onu öldürür. Yüz y›l
ölü kal›r. Uyan›nca çürümüfl ve kemik y›¤›n› haline gelmifl
efle¤ini ve bozulmam›fl yiyeceklerini görür. Sadece bir gün
uyudu¤unu san›r. Allah, ona yüz y›l uyudu¤unu ve bu olay›n insanlara al›nacak bir ibret olmas› için meydana geldi¤ini söyler. Bunun üzerine Üzeyir Allah’›n kudretini idrak
eder. (2/259)
Binlerce olduklar› halde, ölüm korkusundan dolay› yurtlar›ndan ç›k›p gidenleri görmedin mi? Allah onlara “Ölün”
dedi. Sonra onlar› diriltti. fiüphesiz Allah insanlara karfl›
lütufkârd›r. Lakin insanlar›n ço¤u flükretmez. (2/243)
Karfl› karfl›ya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir
ayet (ibret) vard›r. Bir topluluk, Allah yolunda vurufluyordu, di¤eri ise kâfirdi. Kâfirler göz görmesiyle karfl›lar›ndakini kendilerinin iki kat› görüyorlard›. ‹flte Allah, diledi¤ini yard›m› ile destekler. fiüphesiz bunda, basiret sahipleri
için gerçekten bir ibret vard›r. (3/13)
Hani sen, müminleri savaflmak için elveriflli yerlere yerlefltirmek için evinden erkenden ayr›lm›flt›n. Allah iflitendir,
bilendir. O zaman sizden iki grup, neredeyse, ‘çözülüp geri çekilmek’ istemiflti. Oysa Allah onlar›n (velisi) yard›mc›s›yd›. Art›k müminler, yaln›zca Allah’a tevekkül etmelidirler.
419
Andolsun, siz güçsüz iken Allah size Bedir’de yard›m›yla zafer verdi. fiu halde Allah’tan korkup-sak›n›n ki, O’na
flükredebilesiniz. Sen müminlere: “Rabbinizin size meleklerden indirilmifl üç bin kifliyle yard›m-iletmesi size yetmez
mi?” diyordun. Evet, e¤er sabrederseniz, korkup-sak›n›rsan›z ve onlar da aniden üstünüze çullan›verirlerse, Rabbiniz
size meleklerden niflanl› befl bin kifliyle yard›m ulaflt›racakt›r. Allah bunu (yard›m›) size ancak bir müjde olsun ve
kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yapt›. ‘Yard›m ve
zafer (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’›n kat›ndand›r. (ki bununla) küfre sapanlar›n ileri gelenlerini kessin (onlar› helak etsin) ya da
‘umutlar› suya düflmüfller olarak onlar› tepesi afla¤› getirsin
de geri dönüp gitsinler.’ (Allah’›n) Onlar›n tövbelerini kabul etmesi veya zalimler olduklar›ndan dolay› azarland›rmas› iflinden sana bir fley (sorumluluk ve görev) yoktur. Göklerde ve yerde olanlar›n tümü Allah’›nd›r. Kimi dilerse ba¤›fllar, kimi dilerse azapland›r›r. Allah ba¤›fllayand›r, esirgeyendir. (3/121-129)
Andolsun ki Allah, müminlere, içlerinden kendilerine
onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmufltur. Ki
o, onlara Allah’›n ayetlerini okuyor, onlar› ar›nd›r›yor ve
onlara Kitap ve hikmeti ö¤retiyor. Ondan önce ise onlar
apaç›k bir sap›kl›k içindeydiler. (3/164)
Siz Allah’›n izniyle düflmanlar›n›z› öldürürken, Allah vaadini yerine getirmifl ve galibiyetinizi sa¤lam›flt›. Bir süre
sonra zaafa düflerek, peygamberin verdi¤i emir konusunda
tart›flmaya kalkt›n›z ve asi oldunuz. Dünyay› isteyeniniz de
vard› ahireti isteyeniniz de. Sonra Allah sizi denemek için
yard›m›n› kald›rd›, ma¤lup oldunuz. Ama yine de sizi ba¤›fllad›. Zaten Allah, müminlere karfl› çok lütufkârd›r. Siz
o zaman durmaks›z›n uzaklafl›yor, kimseye dönüp bakm›yordunuz. Peygamber de sürekli sizi arkadan ça¤›r›yordu.
O savaflta Allah size keder üstüne keder verdi. Bunun nedeni, bundan sonra bafl›n›za gelecekler ve kaybedeceklerinize üzülmemeniz içindir. Sonra o kederin arkas›ndan Allah size öyle bir güven indirdi ki, bir k›sm›n›z›n uyuklamas›na bir k›sm›n›z›n da cahiliye devrindekine benzer sorumsuzlu¤a kap›larak: “Bu iflten bize ne var ki? Biz evlerimizde kalsayd›k öldürülmezdik ” diyorlard›. Resulüm! De
420
ki: “ e¤er evlerinizde de olsayd›n›z, üzerlerine öldürülmesi yaz›lm›fl olanlar, yine devrilecekleri yere gidecekti. Allah
bunu sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olan› ar›nd›rmak için yapt›. Allah, sinelerin özünde sakl› olan› bilendir. Uhud savafl›nda, fleytana uyarak savafltan kaçanlar olmufltu. Ama Allah onlar› ba¤›fllad›. Çünkü Allah, ba¤›fllayand›r, yumuflak davranand›r. (3/152-155)
Allah, sizin düflmanlar›n›z› daha iyi bilendir; bir veli (en
güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yard›mc› olarak
da Allah yeter. (4/45)
Ey iman edenler, siz ihraml› iken size yasaklanan av, Allah’›n emirlerine uyman›z konusunda sizin için bir imtihand›r. Buna uymayanlar için fliddetli bir azap vard›r. Ey
iman edenler! ‹hraml› iken av› öldürmeyin. Sizden bile bile ihraml› iken av öldürene, ceza olarak, ehil iki kifli nezaretinde tespit edilecek ve öldürdü¤ü hayvana denk bir
kurban (büyük bafl veya küçük bafl)’› Kâbe’ye ulaflt›rarak
kurban etmesidir. Yahut düflkünlere yemek yedirme fleklinde kefaret ya da yapt›¤›n›n a¤›rl›¤›n› tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vard›r. Allah geçmifltekileri affetmifltir,
kim tekrar yaparsa Allah ondan öç al›r. Allah güçlüdür, öç
al›c›d›r. (5/94-95)
Muhammed a.s. savafl için yola ç›kma emrini al›r ama
etraf›ndakilerin bir k›sm› isteksizdir. Göz göre göre ölüme
gönderiliyormuflças›na peygamberle tart›fl›yorlard›. Allah, savafla girmeleri halinde onlara zafer vaat etmiflti. Müminlerin bir k›sm› ancak kervan›n yolunu kesebileceklerini ve
kureyfl ordusu ile savaflacak durumda olmad›klar›n› ileri
sürmelerine ra¤men savafl, Allah’›n yard›m› ile kazan›l›r.
Çünkü Allah, hakk› gerçeklefltirmek ve bat›l› geçersiz k›lmak istiyordu. Savaflta Allahtan yard›m isteyen müminlere
Allah, üç bin melek gönderir. Allah, bu yard›m› müminlere bir müjde olsun ve kalpleri yat›fls›n diye yapm›flt›r. Allah, ‹slam mücahitlerini sakinlefltirmek için, uyuklamalar›n›
sa¤lam›fl, ard›ndan ya¤mur ya¤d›rarak içlerindeki fleytan
pisli¤ini temizlemifl ve üzerinde bulunduklar› kumluk alan›n›n su ile sertleflmesini sa¤lam›flt›. Rabbin meleklere:
“Ben sizinleyim, inananlar› destekleyin” dye vahyetti. “Ben
inkar edenlerin kalplerine korku salaca¤›m, art›k onlar›n
boyunlar›n› vurun parmaklar›n› do¤ray›n” dedi. Bu onlar›n
421
Allah’a ve peygambere karfl› koymalar›ndand›r. Kim Allah’a
ve peygamberine karfl› koyarsa, bilsin ki, Allah’›n cezas› fliddetlidir, Bu yenilgi Allah’›n kâfirlere olan azab›d›r. Ayr›ca
kâfirlere cehennem ateflinin azab› vard›r. (8/5-14)
Kureyfl ordusu ile karfl›laflan ‹slam mücahitlerinin komutan› Muhammed a.s., Allah’tan yard›m dileyerek bir avuç
topra¤› Allah ad›na düflman saflar› üzerine savurur. Düflman görmez olur ve zafer müminlerin olur. Böylece Allah,
kâfirlerin hileli düzenini bofla ç›kar›r. Ey kâfirler! E¤er siz
fetih istiyorsan›z, iflte size fetih geldi! E¤er inkârdan vazgeçerseniz bu sizin için daha iyidir. Yeniden peygambere düflmanl›¤a dönerseniz, biz de yard›ma döneriz. Toplulu¤unuz
çok bile olsa, sizden hiç bir fleyi savamaz. Çünkü Allah müminlerle beraberdir.(8/17-19)
Hat›rlay›n; hani siz say›ca azd›n›z ve yeryüzünde zay›f
b›rak›lm›fllard›n›z, insanlar›n sizi kap›p yakalay›vermelerinden korkuyordunuz. ‹flte O, sizi (yerleflik k›l›p) bar›nd›rand›, sizi yard›m›yla destekledi ve size temiz fleylerden r›zklar verdi. Umulur ki flükredersiniz. (8/26)
E¤er Allah’a ve hak ve bat›l›n ayr›ld›¤› gün, iki ordunun birbiri ile karfl›laflt›¤› ‘Bedir savafl›nda’ kulumuza indirdi¤imize inanm›flsan›z, bilin ki ganimet olarak ald›¤›n›z
herhangi bir fleyin beflte biri Allah’a, Resulüne, onun akrabalar›na, yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah, her
fleyi hakk›yle bilendir. Hat›rlay›n ki ‘Bedir savafl›nda’ siz vadinin yak›n kenar›nda (Medine taraf›nda ) idiniz, onlar da
uzak taraf›nda (Mekke taraf›nda) idiler. Kervan da sizden
daha afla¤›da (deniz sahilinde ) idi. Savafla bafllama zaman› konusunda tart›flmaya girseydiniz, savafl zaman›n› tayin
etme konusunda anlaflmazl›¤a düflecektiniz. Fakat Allah,
ölenlerin de kalanlar›n da bir belge haline dönüflmesi için
(ibret olmas› için ) savafl emrini vermifltir. fiüphesiz Allah,
gerçekten iflitendir, bilendir. Allah, onlar› uykunda sana az
gösteriyordu. Çok göstermifl olsayd›, y›lacak ve bu hususta
çekiflmeye bafllayacakt›n›z. Fakat Allah sizi kurtard›; çünkü
O, kalplerde olan› bilir. Karfl› karfl›ya geldi¤inizde Allah,
daha önce kararlaflt›rd›¤› iflin gerçekleflmesi için onlar›n say›s›n› gözlerinizde az gösteriyor sizi de onlar›n gözlerinde
ço¤alt›yordu. Bunlar, kararlaflt›r›lm›fl emrin gerçekleflmesi
için yap›lm›flt›r. Verilen emirler, Allah’›n diledi¤i flekilde
422
gerçekleflir. (8/42-44)
Bedir savafl›nda fleytan kâfirlerin yapt›klar›n› kendilerine
süslü göstermifl ve onlara: “Sizi yenecek ordu yoktur, ben
de size yard›m edece¤im” demiflti. ‹ki ordu karfl›lafl›nca fleytan onlara: “Ben sizin göremediklerinizi görüyorum” diyerek onlar›n yan›ndan uzaklaflm›flt›. Münaf›klar ve kalplerinde hastal›k bulunanlar, Müslümanlar› dinleri aldatt› diyorlard›. Ama üstün güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’a dayanan Müslümanlar üstün gelmifllerdir. Melekler,
kâfirler ordusunun askerlerini önden ve arkadan yakarak
öldürüyorlard›. Bu, kâfirlerin zulümleri nedeniyle hak ettikleri ceza idi. T›pk› Firavun ailesi ve ondan öncekilerin
Allah’›n ayetlerini inkâr etmeleri ve zulüm yapmalar› nedeniyle helak olduklar› gibi. Yoksa Allah, kimseye haks›z
yere zulmetmez. Bir toplum, kendi hatalar› nedeniyle bir
de¤iflikli¤i hak etmeden, Allah’›n onlara verdi¤i nimetlerde bir de¤ifliklik olmaz. Firavun ve ailesi ve onlardan öncekiler buna örnektir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlad›lar, günahlar› nedeniyle helak edildiler. (8/48-54)
Ey iman edenler! Müflrikler ancak bir pisliktirler. Onun
için bu y›llardan sonra Mescid-i Haram’a yaklaflmas›nlar.
E¤er yoksulluktan korkarsan›z (ticaret imkânlar›n›z›n daralaca¤›ndan korkarsan›z), biliniz ki Allah, dilerse sizi kendi
lütfünden zengin edecektir. fiüphesiz Allah, iyi bilendir,
hikmet sahibidir. (9/28)
‹nsanlar›n hem geçmiflinde hem de gelece¤inde Allah’›n
emriyle onlar› koruyan denetleyicileri vard›r. Bir toplum yarad›l›fl kurallar›ndan sapmad›kça, kendilerini de¤ifltirecek
herhangi bir etkiye maruz kalmazlar. (Toplumlar›n geçmiflteki faaliyetleri denetlenmifltir. Gelecekleri de denetim alt›nda olacakt›r. Yarat›l›fl prensiplerinden sap›lmad›kça, toplumlar bir de¤iflime u¤rat›lmaz. Gerekli de¤iflimi de kimse
engelleyemez.) (13/11)
(Ashab-› Kehf) Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini bizim
flafl›lacak ayetlerimizden mi sand›n? O gençler, ma¤araya s›¤›nd›klar› zaman, demifllerdi ki: “Rabbimiz, kat›ndan bize
bir rahmet ver ve iflimizden bize do¤ruyu kolaylaflt›r (bizi
baflar›l› k›l). Böylelikle ma¤arada y›llar y›l› onlar›n kulaklar›na (a¤›r bir uyku) vurduk. Sonra iki gruptan hangisinin
kald›klar› süreyi daha iyi hesap etti¤ini belirtmek için on423
lar› uyand›rd›k. Biz sana onlar›n haberlerini bir gerçek
(olay) olarak aktarmaktay›z. Gerçekten onlar Rablerine
iman etmifl gençlerdi ve biz de onlar›n hidayetlerini artt›rm›flt›k. Onlar›n kalpleri üzerinde (sabr› ve kararl›l›¤›) raptetmifltik; (K›rala karfl›) k›yam ettiklerinde demifllerdi ki:
“Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rab’bidir; ilah olarak
biz O’ndan baflkas›na kesinlikle tapmay›z, (e¤er tersini)
söyleyecek olursak, andolsun, gerçe¤in d›fl›na ç›kar›z.”
“fiunlar, bizim kavmimizdir; O’ndan baflkas›n› ilahlar edindiler, onlara apaç›k bir delil getirmeleri gerekmez miydi?
Öyleyse Allah’a karfl› yalan düzüp-uydurandan daha zalim
kimdir? ‹çlerinden biri demiflti ki: “Mademki siz onlardan
ve Allah’tan baflka tapt›klar›ndan kopup-ayr›ld›n›z, o halde,
(da¤lara çekilip) ma¤araya s›¤›n›n da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktar›n›) yays›n ve iflinizden size bir yarar kolaylaflt›rs›n.” (Onlara bakt›¤›nda) Görürsün ki, günefl
do¤du¤unda onlar›n ma¤aralar›na sa¤ yandan yönelir, batt›¤›nda onlar› sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun
(ma¤aran›n) genifl bofllu¤una dalard›. Bu, Allah’›n ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, iflte hidayet bulan
odur, kimi de sapt›r›rsa onun için asla do¤ru yolu gösterici bir veli bulamazs›n. Sen onlar› uyan›k san›rs›n, oysa
onlar (derin bir uykuda) uyuflmufllard›r. Biz onlar› sa¤ yana ve sol yana çeviriyorduk. Onlar›n köpekleri de iki kolunu uzatm›fl-yatmaktayd›. Onlar› görmüfl olsayd›n, geri dönüp onlardan kaçard›n, onlardan içini korku kaplard›. Böylece, aralar›nda bir sorgulama yaps›nlar diye onlar› dirilttik (uyand›rd›k). ‹çlerinden bir sözcü dedi ki: “Ne kadar
kald›n›z?” Dediler ki: “Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) k›sm› kadar kald›k.” Dediler ki: “Ne kadar kald›¤›n›z›
Rabbiniz daha iyi bilir; flimdi birinizi bu paran›zla flehre
gönderin de, hangi yiyecek temizse baks›n, size ondan bir
r›z›k getirsin; ancak oldukça nazik davrans›n ve sak›n sizi
kimseye sezdirmesin.” “Çünkü onlar üzerinize ç›k›p gelirlerse, sizi tafla tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtulufl bulamazs›n›z.” Böylece onlar›
(fiehir halk›na) duyurduk ki, Allah’›n vaadinin gerçek oldu¤unu ve k›yametin mutlaka gelece¤ini, onda asla flüphe
olmad›¤›n› bilsinler. (Fakat onlar meseleyi böyle ele alacaklar› yerde) kendi aralar›nda onlar›n (Ma¤arada uyuyan424
lar) durumunu tart›fl›yorlard›. Baz›lar›: “Onlar›n üzerine bir
bina yap›n. Çünkü Rableri onlar› daha iyi bilendir,” dediler. Fakat onlar›n ifline galip gelenler ise: “Mutlaka onlar›n üstüne bir mescit yapaca¤›z” dediler. (Sonra gelen
kuflaklar) Diyecekler ki: “Üç’tüler, onlar›n dördüncüsü de
köpekleridir.” Ve: “Befltiler, onlar›n alt›nc›s› köpekleridir”
diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) tafl atmakt›r. “Yedidirler, onlar›n sekizincisi de köpekleridir” diyecekler. De
ki: “Rabbim, onlar›n say›s›n› daha iyi bilir, onlar› pek az
(insan) d›fl›nda da kimse bilemez.” Öyleyse onlar konusunda aç›kta olan bir tart›flmadan baflka tart›flma ve onlar hakk›nda bunlardan hiç kimseye bir fley sorma. Hiç bir fley
hakk›nda: “Ben bunu yar›n mutlaka yapaca¤›m” deme. Ancak: “Allah dilerse” (yapaca¤›m, de). Unuttu¤un zaman
Rabbini zikret ve de ki: “Umulur ki, Rabbim beni bundan
daha yak›n bir baflar›ya yöneltip iletir.” Onlar ma¤aralar›nda üç yüz y›l kald›lar ve dokuz (y›l) daha katt›lar, Dedi
ki: “Ne kadar kald›klar›n› Allah daha iyi bilir. Göklerin ve
yerin bilinmeyenlerini O bilir. O, ne güzel görmekte ve ne
güzel iflitmektedir. O’nun d›fl›nda onlar›n bir velisi yoktur.
Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak k›lmaz.” (18/9-26)
Musa, Allah’›n kendisinde buluflmas›n› istedi¤i zatla buluflmak üzere yard›mc›s›yla birlikte yola koyulur. Hedef iki
denizin birleflti¤i yerdir. (Ayette bu iki denizin hangi denizler oldu¤u konusunda bir bilgi yoktur. Kur’an bize K›z›l denizin do¤u k›s›mlar› ile M›s›r aras›ndaki topraklarda
yaflanan olaylardan söz etmektedir. Dolay›s›yla Musa’n›n gitmek istedi¤i yeri, K›z›ldeniz ile Akdeniz veyahut ta Akdeniz ile Nil nehrinin birleflti¤i alan olmal›d›r). Yanlar›ndaki
bal›¤›n canlan›p denize girece¤i yer, buluflacaklar› kifli ile
karfl›laflacaklar› yerdir. Musa ve yard›mc›s› iki denizin birleflti¤i yere ulafl›rlar ve bir kayal›kta konaklarlar. Ertesi gün
yollar›na devam ederler. Musa yard›mc›s›na yorulduklar›n›
ve dinlenmeleri gerekti¤ini bildirir ve yemek için az›¤› ç›karmas›n› söyler. Genç adam Musa’ya akflam konaklad›klar› kayal›kta bal›¤›n canlanarak denize girdi¤ini ve fleytan›n
kendisine olay› unutturdu¤unu bu bak›mdan kendisine bildirmedi¤ini söyler. Musa, arad›klar› yerin oras› oldu¤unu
anlar ve izlerini takip ederek geriye dönerler. Orada Allah’›n rahmet ve ilim verdi¤i bir adamla karfl›laflt›lar.
425
Musa bilgine, do¤ru yolu bulabilmesi için kendisinde
ilim ö¤renmesi gerekti¤ini bu bak›mdan kendisine kat›l›p
kat›lamayaca¤›n› sorar.
Bilgin Musa’ya: “Sen benimle beraberli¤e sabredemezsin.
‹çyüzünü (sebebini) kavrayamad›¤›n bir bilgiye nas›l sabredersin?” der.
Musa: “‹nflallah sen beni sabreder bulacaks›n. Senin emrine karfl› gelmem” der. Bilgin Musa’n›n kendisine kat›lmas›n› kabul eder ve Musa’ya: “Bana tabi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir fley hakk›nda bana soru
sorma!” dedi.
Bunun üzerine kalk›p gittiler; sonunda bir sudan karfl›ya geçmek üzere bir gemiye bindiklerinde bilgin gemiyi deler. Musa bilgine, gemideki insanlar›n bo¤ulaca¤›n› ve böyle bir fleyi neden yapt›¤›n› sorar. Bilgin Musa’ya “Ben sana, gerçekten sen yan›mda sab›r gösteremezsin dememifl
miydim!” der. Musa, verdi¤i sözü unuttu¤unu söyler ve bilginden özür diler. Yollar›na devam ettiler, derken bir o¤lan çocu¤a rastlad›lar. Bilgin hemen çocu¤u öldürdü. Musa bilgine, masum bir çocu¤u öldürmekle çok kötü bir ifl
yapt›¤›n› söyler ve nedenini sorar. Bilgin Musa’ya: “ Ben
sana benimle asla beraber sab›r gösteremezsin demedim
mi?” diyerek ilk ikaz›n› hat›rlat›r. Musa, bilginden yeniden
özür diler ve kendisine bir f›rsat daha verilmesini, olacaklar konusunda bir daha soru sormayaca¤›n›, sordu¤u takdirde arkadafll›¤a son verebilece¤ini bildirir.
Yollar›na devam ettiler ve bir kasaba halk›na geldiler.
Kent halk›ndan yiyecek istediler. Ama kent halk› onlar› konuk etmeye yanaflmad›lar. Kentten ayr›ld›klar›nda bilgin, y›k›lmaya yüz tutmufl bir duvar› yeniden infla ederek düzeltti. Musa, kendilerini konuk etmeyen kasaba halk›na ait duvar› neden düzeltti¤ini, isteseydi karfl›l›¤›nda bir ücret alabilece¤ini ve nedenini sorar.
Bilgin Musa’ya sorusu nedeniyle arkadafll›klar›n›n son
buldu¤unu, ama kendisine olaylar›n nedenini anlataca¤›n›
söyler ve sözüne devam eder:
“Deldi¤im gemi denizde çal›flarak geçimlerini sa¤layan
yoksullar›nd›, onu kusurlu yapmak istedim, çünkü o iflçilerin ötelerinde bir k›ral vard›. K›ral zorba biriydi ve her
gördü¤ü sa¤lam gemiye el koyuyordu. Böylece k›ral›n ge426
miye el koymas›n› önledim.”
“O¤lan çocu¤una gelince: Anas›-babas› iki mümin idi,
onlar› azg›nl›¤a ve kâfirli¤e zorlamas›ndan korktuk. Rablerinin o çocuktan daha temiz ve onlara daha çok merhamet eden birini vermesini istedik.” “Duvar ise, flehirde iki
yetim erkek çocu¤a aitti. Duvar›n alt›nda onlar›n bir hazinesi vard›; babalar› da iyi bir kimse idi. Rabbin onlar›n erginlik ça¤›na ulaflmas›n› ve Rablerinden bir rahmet olarak
hazinelerini ç›karmalar›n› istedi. Ben bunlar› kendili¤imden yapmad›m. ‹flte nedenlerini sormak için sab›rs›zland›¤›n ifllerin içyüzleri budur” diyerek Musa’dan ayr›l›r.
(18/60-82)
‹nsanlar sadece “‹man ettik” demekle imtihan› kazanamayacaklard›r. Sizden öncekiler de s›navdan geçirildiler. Allah, do¤ru olanlar› da yalanc›lar› da bilir. Kötülük yapanlar, yapt›klar›n›n kendilerine kâr kalaca¤›n› san›yorlar. ‹yi
ifller yaparak Allah’a kavuflmay› isteyenler için ecel süresi
yaklaflarak gelmektedir. Cihad edenler (Allah yolunda mücadele verenler) kendi nefisleri için mücadele vermektedirler. ‹nananlar ve iyi ifller yapanlar›n günahlar› örtülecek ve
yapt›klar›n›n karfl›l›¤› fazlas›yla verilecektir. Biz, insan›n anne ve babas›na karfl› güzelli¤i ilke edinmesini tavsiye ettik.
E¤er onlar, sizi Allah’a karfl› ortak koflmay› telkin ederlerse, onlara itaat etmeyin. ‹man edip iyi ifller yapanlar, Salih insanlar›n gurubuna kat›lacaklard›r. ‹nsanlardan baz›lar›, Allah’a iman ettik derler ama eziyet görecek olurlarsa,
bundan Allah’› sorumlu tutarlar. Ama onlara bir fayda dokunursa, biz iman edenleriz diyerek samimiyetsizlik gösterirler. Böyle insanlar›n kalplerindeki duygular Allah taraf›ndan bilinmektedir. Allah, iman edenleri de, münaf›klar› da
(ikiyüzlüleri) bilmektedir. Onlar k›yamet günü hem kendi
günahlar›n› hem de kand›rd›klar› insanlar›n günahlar›n› tafl›yarak gelecekler ve sorgulanacaklard›r. (29/2-13)
Kendi r›zk›n› tafl›yamayan nice canl› vard›r ki, onu da
sizi de Allah r›z›kland›rmaktad›r. O, iflitendir, bilendir.
(29/60)
Allah, kullar›ndan diledi¤ine r›zk› yay›p geniflletir, diledi¤ine de k›sar. Hiç flüphesiz Allah, her fleyi bilendir.
(29/62)
427
Bizansl›lar yeryüzünün en çukur yerinde (Lut gölü) yenilgiye u¤rad›lar. Hâlbuki onlar, bu yenilgiden sonra birkaç y›l içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah’›nd›r. O gün müminler de Allah’›n yard›m›yla sevineceklerdir. Allah, diledi¤ine yard›m eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir. (30/1-5)
Allah’›n r›z›klar› geniflletip daraltmas›nda, iman edenler
için al›nacak dersler vard›r. (30/37)
Allah’›n ayetlerine kesinlikle inananlar ve sabredenlere,
Allah buyru¤u ile içlerinden kendilerini do¤ru yola ileten
rehberler tayin edilir. (32/24)
Ey iman edenler; Allah’›n sizin üzerinizdeki nimetini hat›rlay›n. Size sald›ran ordular›n üzerine rüzgâr ve sizin görmedi¤iniz ordular› göndererek size yard›m eden Allah’›n
nimetini unutmay›n. Düflman size hem yukar› taraftan hem
de afla¤› taraftan sald›rmaktayd›. Korku had safhada idi.
Orada müminler imtihan edilmek için bir sars›nt›ya u¤rat›lm›fllard› (müminlerin iman dereceleri ölçülmüfltü). O zaman, münaf›klar ve kalplerinde hastal›k bulunanlar (imanlar› zay›f olanlar): “Me¤er Allah ve Resulü bize sadece kuru vaatlerde bulunmufllar!” diyorlard›. Onlardan bir gurup
da demifllerdi ki: “Art›k burada durman›n s›ras› de¤il, geri dönün!” diyorlard›. ‹çlerinden bir k›sm› da evlerinin emniyetini bahane ederek savafl alan›ndan uzaklaflmak için
peygamberden izin istiyorlard›. Oysa evleri tehlikede de¤ildi. Sadece kaçmak istiyorlard›. (33/9-13)
(Ey müminler!) Allah, inkâr edenleri kiniyle geri çevirdi, bir hayra ulaflamad›lar. Savaflta insanlara Allah’›n yard›m› yetti. Allah kuvvetli oland›r, güçlü oland›r. Allah, kitap
ehlinden, kafirleri destekleyenleri kalelerinden indirmifl,
kalplerine korku salm›flt›; onlardan kimisini öldürüyor kimisini de esir al›yordunuz. Yerlerini, yurtlar›n›, mallar›n› ve
henüz aya¤›n›z›n dahi basmad›¤›n›z yerleri Allah size miras olarak verdi. Allah, her fleye kadir oland›r. (33/25-27)
428
Ölü toprak, onlar için mühim bir delildir. Biz ona ya¤murla hayat verdik ve ondan dane ç›kard›k. ‹flte onlar bundan yerler. Biz yeryüzünde nice hurma bahçeleri ve üzüm
ba¤lar› yaratt›k ve oralarda birçok p›narlar f›flk›rtt›k. Ta ki,
onlar›n meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hala flükretmeyecekler mi? Yerin bitirmekte olduklar›ndan, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri
nice fleylerden bütün çiftleri yaratan Allah çok yücedir. Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan s›y›r›p-yüzeriz, hem onlar art›k karanl›kta kal›vermifllerdir. Günefl
de, kendisi için tespit edilmifl bir kararl› yörüngede ak›p
gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen Allah’›n takdiridir. Aya gelince, biz onun için de birtak›m u¤rak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dal› gibi döner.
Ne güneflin aya eriflip yetiflmesi gerekir, ne de gecenin
gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp
gitmektedir. Onlar›n soylar›n› dolu gemilerle tafl›mam›z da
kendileri için bir ayettir. Onlar için, bunun gibi binecekleri baflka fleyler de yaratt›k. Dilesek onlar› suda bo¤ar›z.
O zaman ne onlar›n imdad›na koflan olur, ne de onlar
kurtar›l›rlar. Ancak bizim taraf›m›zdan bir rahmet ve belli
bir zamana kadar dünyadan yararland›rmam›z baflka.
(36/33-44)
Allah, diledi¤ine r›zk› geniflletir, diledi¤ine de k›sar.
Bunda iman edenler için ö¤renilecek dersler vard›r.
(39/52)
Allah dileseydi bütün insanlar› tek ümmet yapabilirdi.
Ancak O, müminlerle zalimleri ay›rmak için, insanlar› tercihlerinde serbest b›rakm›flt›r. (42/8)
Habibim! Bir ç›kar ve e¤lence gördüklerinde, seni terk
ederek ona koflarlar ve seni ayakta b›rak›rlar. De ki: “Allah kat›nda insanlara sa¤lanacak fleyler, ticaretten de e¤lenceden de daha güzeldir!” (62/11)
Elif, Lam, Mim. (Resulümüz Muhammed’e) Rumlar en
429
yak›n bir yerde yenildiler (Yerin en çukur yeri olan Lut
gölü çevresinde); onlar bu yenilgilerinden sonra üç ila dokuz y›l aras›nda galip geleceklerdir. ‹fl, önünde sonunda
Allah’a aittir. ‹flte o gün, insanlar, istedi¤ine yard›m eden
Allah’›n yard›m›na sevinecekler. O güçlüdür, merhametlidir. Bu, Allah’›n vaadidir. Allah vaadinden caymaz; fakat
insanlar›n ekserisi bilmezler. (30/1-6)
Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyeni peygamberlerinden diledi¤i d›fl›ndakilere göstermez. Allah, peygamberlere,
Rablerinden gelen tebli¤ emirlerini, tebli¤ edip edemediklerini denetlemek için peygamberleri izleyen gözcüler salar. Onlar›n yapt›klar›n› ilmiyle kuflat›r ve her fleyi bir bir
sayar. (yap›lan her fley kay›t alt›na al›nmaktad›r). (72/2628)
Müminllerin imttih
han edillmesi
‹nsanlar, bazen musibetlerle karfl›laflmaktad›rlar. Bu musibetlerin ço¤u da kendi günahlar› nedeniyle meydana gelmektedirler. Müminlerin karfl›laflt›klar› musibetlerin gerçekleflmesi, Allah’›n iznine ba¤l›d›r. Allah, müminlerin iman
derecelerini ölçmek ve iman etmeyenleri a盤a ç›karmak
için, baz› hallerde insanlar› denemektedir. Kur’an, afla¤›daki ayetlerle bu musibetlere dair örnek vermektedir.
Müminler Uhud savafl›nda zaiat vermifl ve yenik düflmüfllerdi. Oysa Bedir savafl›nda müminler, düflmana bunun iki
kat› zaiat verdirmifl ve galip gelmifllerdi. Bu galibiyet Allah’›n yard›m› ile gerçekleflmiflti. Bu savaflta Allah, müminlere üç bin melekle yard›m sa¤lam›flt›. Uhud savafl›nda
ma¤lup olan müminler, Allah’›n kendilerine neden yard›mda bulunmad›¤›n› ve yenilginin nedenini tart›fl›yorlard›. Bu
konu ile ilgili olarak peygambere indirilen ayette, yenilginin sebebinin kendi hatalar› oldu¤unu, Allah’›n bu yenilgiye müsaade edifl sebebinin, iman edenlerin ay›rt edilmesi ve aralar›ndaki münaf›klar›n a盤a ç›kmas› için oldu¤u430
nu bildirmektedir(3/165-167). Nitekim Uhud savafl›nda,
mümin rolü oynayan baz› münaf›klar›n: “Biz savaflmay› bilmeyiz, bilseydik size kat›l›rd›k” diyerek savafltan kaçm›fllar
ve müminlerin yenilgisine neden olmufllard›.
Allah her fleyi bilmektedir. Müminlerin de aralar›ndaki
kiflilerin içyüzünü görmeleri için, Allah baz› musibetlerin
gerçekleflmesine müsaade ederek insanlar› s›namaktad›r.
Müminllerin ahirett hayatt›
Kur’an bize, iman eden ve iyi ifller yapanlar›n, ahiret
hayat›ndaki yerlerinin, gösterdikleri sab›r ve Allah’a dayanmalar› nedeniyle, zemininden ›rmaklar akan cennetler olaca¤›n› ve bu cennetlerdeki köflklere yerlefltirileceklerini bildirmektedir. Bu onlar›n mükafat› olacakt›r (29/58-59).
Kuran’da “‹nsan Süresinde” Allah, insanlar› uyarmakta
ve belirli özelliklere sahip olan kiflilerin cennetteki yerlerini tarif etmektedir. Afla¤›daki ayetlerde, insan›n güzel özellikleri s›ralanmakta ve bu güzel özellilere sahip insanlar›n
yerleflecekleri cennetlerin güzellikleri anlat›lmaktad›r. Bu
konuda Allah flöyle buyurmaktad›r.
“‹nsan yarat›lmadan önce, insan›n yaflamas›na elveriflli
ortamlar›n sa¤lanmas› için, uzun devirler gelip geçti. Sonra insan›, karmafl›k özelliklere sahip bir damla sudan yaratt›k. ‹nsan› davran›fllar›nda denemek için kendisine görme ve iflitme duyular›n› verdik. Allah’a flükredici mi yoksa
nankör mü olaca¤›n› belirlemek için ona yol gösterdik
(Peygamberler ve kitaplarla) (76/1-3). Nankörler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir atefl haz›rlad›k (76/4).
‹yi olanlar için ise cenneti. Cennettekiler, katk›s› kâfur
olan bir kadehten cennet flarab› içerler. Bu cennet flarab›,
Allah kullar›n›n içti¤i bir kaynaktan ç›kmaktad›r (76/5-6).
Orada ne yak›c› bir günefl, ne de dondurucu bir so¤uk
vard›r. Orada olanlar, koltuklara kurulmufl olarak bulunurlar. Cennet a¤açlar›n›n dallar› üzerlerine sarkar; kolayca
kopar›labilen meyvelerden yararlan›rlar. Yanlar›nda, gümüfl
431
kaplar ve billur kâselerle ve gümüfl beyazl›¤›nda billur gibi fleffaf kupalarla dolafl›l›r ki, sakileri, bu cennet flarab›n›
gere¤i kadar takdir ederek sunarlar. Ayr›ca ad› sel sebil
olan bir çeflmeden, kar›fl›m› zencefil olan bir içkiyi de kadehlerle sunarlar (76/13-18). Orada o insanlar›n etraf›nda
öyle ölümsüz genç nedimler dolafl›r ki, onlar› gördü¤ünde, etrafa saç›l›p da¤›lm›fl inciler san›rs›n. Ne yana bakarsan bak, y›¤›nla nimet ve ulu bir saltanat görürsün. Onlar›n üzerinde hafif ipek ve a¤›r ifllenmifl atlastan yeflil elbiseler vard›r. Gümüflten bileziklerle bezenmifllerdir. Rableri
onlara tertemiz bir flarap içirmifltir. Onlara flöyle denir.
‘fiüphesiz, bu, sizin için bir mükâfatt›r. Sizin gayretiniz karfl›l›¤›n› bulmufltur.’ (76/19-22)”
Peki, yukar›daki mükâfat› kimler hak edecektir? Kur’an,
bize, bu mükâfat› görebilecekleri afla¤›daki ayetlerle tarif
etmektedir.
Onlar, dünyada iken, adaklar›n› yerine getirenler ve k›yamet gününden korkanlard›r (76/7). Onlar, mala olan arzular›na ve kendi ihtiyaçlar›na ra¤men, karfl›l›k beklemeden, yoksula, yetime ve esire yemek yedirenlerdir (76/810).
Allah, yukar›daki özelliklere sahip insanlar›, zorlu bir
günün flerrinden koruyacak, yüzlerine parlakl›k ve gönüllerine sevinç verecektir. Bunlar, sabretmelerine karfl›l›k onlara cenneti ve cennetteki ipekleri lütfedecektir (76/7-12).
Müminller için Kur’an ö¤üttleri
Kur’an bize, müminlerin do¤ru yolu bulmalar› ve kurtulufla ermeleri için, müminlerin uymalar› gereken kurallar› ö¤ütlemektedir. Bu kurallar, Kur’an surelerinin muhtelif ayetlerinde dile getirilmifltir. Bu ö¤ütlerden gaye insanlar› e¤itmek, güzel davran›fllarda bulunmalar›n› sa¤lamak
ve güzel ahlakl› bir disipline sokmakt›r. Bu ö¤ütler, s›ras›yla afla¤›da yer almaktad›rlar.
•
Hac zaman› belirlenmifl aylardad›r. Bu aylarda hacca gidenler, afla¤›daki kurallara uymal›d›rlar.
432
1. Kad›nlara yaklaflmak,
2. Günah say›lan davran›fllara yönelmek,
3. Kavga etmek, yasaklanm›flt›r.
Hay›r ad›na yapaca¤›n›z her fley, ahiret hayat› için size
bir az›k olacakt›r. Az›¤›n en hay›rl›s› da takvad›r. Yapt›klar›n›z› Allah bilmektedir. Ey temiz ak›l sahipleri! Akl›n›z›
kullan›n ve Allah’a karfl› gelmekten sak›n›n! (2/197).
• Allah, iman edenlerin dostudur. Allah iman edenleri karanl›klardan ayd›nl›¤a ç›kar›r. ‹nkâr edenlerin dostu
ise ta¤uttur (Allah yerine tap›lan fleyler), ta¤ut onlar› ayd›nl›klardan karanl›klara sürükler. Ta¤utu dost edinenler,
ahiret hayat›nda ateflin halk›ndan olacaklard›r ve orada
ebedi olarak kalacaklard›r (2/257).
• Namaz› k›lanlar, zekât› verenler ve iyi ifller yapanlar›n mükâfatlar› Allah kat›nda verilecektir. Onlara korku
yoktur, mahzun da olmayacaklard›r (2/277).
• Sabredenler, do¤ru olanlar, gönülden boyun e¤enler,
infak edenler, seher vaktinde ba¤›fllanma dileyerek: “Rabbimiz flüphesiz biz iman ettik, art›k bizim günahlar›m›z› ba¤›flla ve bizi ateflin azab›ndan koru” diyenler için, Rableri
kat›nda, içinde temelli kalacaklar›, zemininden ›rmaklar
akan cennetler, tertemiz efller ve Allah’›n r›zas› vard›r
(3/15-17).
• Allah, iman edip iyi ifller yapanlar›n mükâfat›n› eksiksiz olarak verecektir. Allah, zalim olanlar› sevmez (3/57).
• Rabbinizin ma¤fireti için, takvada yar›fl›n. Eni gökler
ve yerler kadar olan cennetler, muttakiler için haz›rlanm›flt›r. Bunun için,
1. Bollukta ve darl›kta infak edin. (ihtiyaç sahiplerini
yararland›r›n).
2. Öfkenizi yenin.
3. Ba¤›fllay›c› olun.
4. ‹hsanda bulunun. Allah, ihsanda bulunanlar› sever.
433
5.
Çirkin bir hayâs›zl›kta bulundu¤unuzda, ya da
nefsinize zulmetti¤inizde (bir kötü ifl yapt›¤›n›zda),
hemen Allah’› an›n ve ba¤›fllanma dileyin.
Günah
ifllemekte ›srar etmeyin. Bu kurallara uyanlar,
Allah
taraf›ndan ba¤›fllanacak ve yerleri cennet olacakt›r
(3/133-136).
• Mallar›n›z ve canlar›n›zla imtihan edilmektesiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilen ve Allah’a ortak koflan
toplumlardan eziyet görecek olursan›z, e¤er bu eziyetlere
karfl› sabreder ve iman›n›z› korursan›z (takva gösterirseniz),
bu sizin azminizin bir göstergesi olacakt›r (3/186).
• Kur’an bize, insan haklar› konusunda Allah’›n koydu¤u s›n›rlar› bildirmektedir. Bu s›n›rlara uyanlar ve Peygambere itaat edenler, zemininden ›rmaklar akan cennetlere girecekler ve büyük kurtulufl ve mutlulu¤a ereceklerdir (4/13).
• ‹man edip Salih amellerde (insanlara yararl› davran›fllarda) bulunanlar, zemininde ›rmaklar akan, güzel iklime sahip olan, içinde ebedi olarak kalacaklar› cennetlere
gireceklerdir. Orada onlar için tertemiz efller vard›r (4/57).
• Allah’a ve Resul’e itaat edenlerin yeri, Allah’›n bir
fazl› olarak, peygamberler, flehitler ve do¤ru olanlar›n yan›nda olacaklard›r (4/69-70).
• Ey Resulüm! Kendilerine savafltan elinizi çekin, namaz› k›l›n, zekât› verin dedi¤imiz kimselere, zorunlu hallerde savafl›n denildi¤inde; Allah’tan korkar gibi düflmandan korkanlara de ki: “Dünya menfaati önemsizdir, Allah’tan korkanlar için ahiret daha hay›rl›d›r ve onlara k›l
pay› kadar haks›zl›k edilmez” (4/77). Bu ayet bize, savafltan uzak durmam›z›, gerekti¤i durumlarda da dünya haya434
t›na kanmaks›z›n ve korkmadan savaflmam›z gerekti¤ini, bu
nedenle ahiret hayat›nda daha kârl› ç›kaca¤›m›z› bildirmektedir.
• Allah, iyi kimseler için mükâfat, kötü kimseler için
de ceza vaadetmifltir. Erkek olsun, kad›n olsun, herkes flunu bilmelidir ki; iman edip Salih amellerde bulunanlar ve
Allah’›n dost edindi¤i ‹brahim a.s.’›n dinine tabi olarak Allah’a teslim olanlar, cennetle mükâfatland›r›lacaklard›r.
Kim de kötülük yaparsa, cezaland›r›lacakt›r. Bu cezay› da
Allah’tan baflkas› engelleyemez (4/122-126).
• Ey iman edenler, sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden, dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve inkârc›lar› dost edinmeyin. Sizin dostunuz ancak Allah,
O’nun Resulü ve namaz› k›lan ve zekât› veren müminlerdir. Kim Allah’›, O’nun Resulünü ve iman edenleri dost
edinirse, hiç flüphe yok, galip gelecek olanlar Allah’›n taraftarlar›d›r (5/55-57).
• Ey iman edenler, üzerinizdeki yükümlülük kendi nefislerinizdir. Siz do¤ru yolda iseniz, kötü yolda olanlar size zarar veremez. Tümünüzün dönüflü Allah’ad›r. O, size
yapmakta olduklar›n›z› haber verecektir (yapt›klar›n›z› hat›rlatacakt›r) (5/105).
• Kur’an ayetleri hakk›nda ileri geri konuflanlar›n yan›na oturmay›n. Onlar›n bu konuflmalar›ndan dolay› sizin
bir sorumlulu¤unuz olmaz. Ancak onlar›n Allah’a karfl› gelmekten sak›nmalar› için, sizin onlara hat›rlatma borcunuz
vard›r (6/68-6). Ayetler bize, Kur’an ayetleri konusunda
ileri geri konuflanlarla münakaflaya girmememizi, onlara
yapt›klar›n›n yanl›fl oldu¤unu hat›rlatmam›z› ve oradan
uzaklaflmam›z› ö¤ütlemektedirler.
• Ey Âdemo¤ullar›, içinizden size, ayetlerimizi anlatmak
üzere bir Peygamber geldi¤inde, ona uyar ve iyi ifller yaparsan›z, sizin için korku ve üzüntü olmayacakt›r (7/35).
• Tevrat ve ‹ncil’de gelece¤i bildirilen ümmi (okuma
yazma bilmeyen) olmas›na ra¤men, ona bir Kitap verilerek
435
görevlendirilen peygamber, onlara iyilik yapmalar›n› emretmekte ve kötülükleri yasaklamaktad›r. Ayr›ca onlara daha
önce gelen peygamberlerin emrettikleri a¤›r flartlar› da ortadan kald›rarak, yüklerini hafifletmektedir. Bu peygambere inananlar, ona sayg› gösterip düflmanlar›na karfl› yard›m
edenler ve onunla birlikte indirilen Nur’u (Kur’an’›) izleyenler, iflte kurtulufla erecek onlar bunlard›r (7/157).
• Allah buyuruyor ki: “Kitaba s›ms›k› sar›lanlar ve namazlar›n› k›lanlar, salih olan kimselerdir. Biz, onlar› karfl›l›ks›z b›rakmayaca¤›z” (7/170).
• Takva gösterenler, kendilerine fleytandan gelen bir
vesvese dokundu¤u zaman, düflünüp gerçe¤i görenlerdir
(7/201). Ayet bize, fleytan›n vesveselerinden korunmam›z
için, takvaya yönelmemizi ö¤ütlemektedir.
• Ey iman edenler, Allah’a ve Resulüne itaat ediniz ve
siz, Kur’an’› iflitip duydu¤unuz halde ondan yüz çevirmeyiniz! Kur’an onlara okundu¤unda, duyduklar› halde duymazdan gelenler gibi olmay›n›z. fiüphesiz Allah kat›nda
hayvanlar›n en kötüsü, düflünmeyen sa¤›r ve dilsizlerdir. Allah onlarda bir hay›r görseydi elbette onlara iflittirirdi. Fakat iflittirseydi bile, yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi. Ey
iman edenler! Peygamber, size hayat verecek fleylere sizi
davet etti¤i zaman, Allah’a ve Resulüne uyun! Bilin ki Allah, kifli ile kalbi aras›na girerek kalbinize hayat verecektir. Unutmay›n sonuçta O’nun huzurunda toplanacaks›n›z
(8/20-24).
• Ey iman edenler! Allah ve Peygambere ihanet etmeyin! Hem siz, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin!
Ve biliniz ki çocuklar›n›z ve mallar›n›z sizin için bir imtihan konusudur. Allah yan›nda ise, büyük mükafat vard›r.
Ey iman edenler, Allah’a karfl› gelmekten sak›n›rsan›z, size, do¤ru ile yanl›fl› birbirinden ay›racak anlay›fl› verecektir. Böylece kötülüklerinizi örtecek ve sizi ba¤›fllayacakt›r.
Çünkü Allah, büyük lütuf (ihsan) sahibidir (8/27-29).
• Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekiflmeyin,
sonra korkuya kap›l›r ve gücünüzü kaybedersiniz. Sab›rl›
436
olun. Allah, sabredenlerle beraberdir. Ayr›ca, refah›n kendilerini fl›martt›¤›, insanlar› Allah yolundan al›koyanlar ve
yurtlar›n› terk eden kimseler gibi olmay›n. Allah, onlar›n
yapaca¤› kötülüklerden sizi koruyacakt›r (8/46-47).
• ‹man edip bask› karfl›s›nda hicret ederek yurtlar›n›
terk edenler ve Allah yolunda, mallar›yla ve canlar›yla cihad edenler, Allah kat›nda derece itibariyle daha büyük
bir de¤ere sahiptirler. ‹flte kurtulufla ve mutlulu¤a erecek
olanlar bunlard›r. Allah onlara, taraf›ndan rahmet ve hoflnutluk ile kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler. Onlar orada ebedi kal›c›d›rlar.
fiüphesiz büyük mükafat Allah kat›ndad›r (9/20-22).
• Ey iman edenler! Allah’a ortak koflanlar, Kalpleri temiz olmayan zararl› kimselerdir (pisliktirler). Bu y›llardan
sonra Mescit-i Haram’a (Kâbe ve civar›na) yaklaflmas›nlar!
Bundan dolay› ticari bir kayba u¤ramaktan ve fakirli¤e düflmekten korkarsan›z, o takdirde Allah dilerse, sizi fazl›ndan
zengin k›lacakt›r. Allah her fleyi bilendir, her fleyi hikmetli oland›r (9/28).
• Ey Muhammed! De ki: Allah’›n bizim için yazd›¤›ndan baflkas› bize asla eriflmez. O bizim mevlam›zd›r. Onun
için müminler yaln›z Allah’a dayan›p güvensinler (9/51).
Bu ayet bize, vuku bulacak musibetlerin Allah’›n iznine
ba¤l› oldu¤unu, Allah izin vermedikçe bu musibetlerin vuku bulmayaca¤›n› bildirmektedir.
• Ey iman edenler! ‹nanç ve davran›fllar›n›zla Allah’a
yak›nlafl›n ve do¤ru olanlarla beraber olun (9/119).
• ‹man edenler ve iyi ifller yapanlar, iman etmeleri nedeniyle, Rableri onlar› zemininden ›rmaklar akan, nimetlerle donat›lm›fl cennetlere iletecektir. Onlar›n oradaki duas›: “Allah›m sen ne yücesin” dir. Onlar›n oradaki dilekleri bar›fl ve güzelliktir. Dualar›n›n sonu da: “Gerçek hamd,
alemlerin Rabbi olan Allah’›nd›r” olacakt›r (10/9-10).
• ‹man edenler ve takva gösterenler, Allah’›n velileridirler (Allah’›n dostlar›d›rlar). Onlar için korku ve hüzün
olmayacakt›r. Dünya hayat›nda da ahiret hayat›nda da on437
lara müjde vard›r, bu Allah’›n de¤iflmez bir vaadidir (sözüdür). ‹flte büyük kurtulufl ve mutluluk budur (10/62-64).
• Ey Muhammed! Sana indirilenin gerçek oldu¤unu
ancak temiz ak›l sahipleri anlar, Allah’›n emirlerini yerine
getirenler ve verdikleri sözlerinde duranlar, Allah’›n ulaflt›r›lmas›n› emretti¤i fleyleri yerine ulaflt›ranlar, yapacaklar›
kötü fleylerin hesab›n› Allah’a vermekten korkanlard›r. Ve
onlar yine, Rablerinin r›zas›n› isteyerek sabreden, namaz›
dosdo¤ru k›lan, kendilerine verdi¤imiz r›zklardan gizli ya
da aç›k olarak Allah yolunda harcayan ve kötülü¤ü iyilikle savan kimselerdir. ‹flte onlara, ulaflacaklar› güzel sonuç
vard›r. Onlar, adn cennetlerine gireceklerdir. Babalar›ndan,
efllerinden ve soylar›ndan güzel davran›fllarda bulunanlar
da ayn› cennette olacaklard›r. Orada, melekler cennetin kap›lar›ndan yanlar›na girdikçe, onlar› selamlayacaklar ve flöyle diyeceklerdir: “Sabretmeniz nedeniyle ulaflt›¤›n›z bu son
yerde size selam olsun” (13/19-24).
438
• “‹man etmifl kullar›ma söyle”, al›flverifl ve dostlu¤un
geçerli olmayaca¤› bir gün gelmeden önce (ölüm gelmeden), namazlar›n› dosdo¤ru k›ls›nlar ve onlara vermifl oldu¤umuz r›z›ktan aç›k ya da gizli bir flekilde ihtiyaç sahiplerini yararland›rs›nlar (14/31).
• Kim f›rsat bilip ve çarçabuk dünya hayat›n› tercih
ederse, ona diledi¤imiz miktar›n› hemen veririz, ama sonra cehennemi tahsis ederiz; oraya k›nanm›fl ve kovulmufl
olarak girer. Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona
yarafl›r bir çaba ile çal›fl›rsa, iflte onlar›n çal›flmalar› Allah
kat›nda makbuldür. Hepsine, onlara da bunlara da (dünyay› isteyenlere de ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsan›ndan veririz. Rabbinin ihsan› hiç kimse için k›s›tlanm›fl de¤ildir (17/18-20).
• Andolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a, do¤ruyu ve yanl›fl› birbirinden ay›ran, görmedikleri halde Rabbine candan
sayg› gösteren ve k›yamet gününden korkan muttakiler için
ö¤üt verici ve onlara yol gösterici olmas› için Tevrat’› verdik (21/48-49). Bu ayetler bize, Tevrat’›n Kur’an gibi, muttakilere (Allah’a yak›nlaflmak isteyenlere) yol göstermek,
ö¤üt vermek, do¤ru ve yanl›fl› birbirinden ay›rmak için indirilmifl bir e¤itim kitab› oldu¤unu bildirmektedirler.
• Allah’a ortak koflmay›n, O’nun birli¤ini tan›yan müminler olun. Kim Allah’a ortak koflarsa o, gökten düflüp
parçalanm›fl da kendisini kufllar kapm›fl yahut rüzgar onu
uzak bir yere sürüklemifl bir nesne gibidir. Kim de Allah’›n
hükümlerine sayg› gösterirse, flüphesiz bu, kalplerin takvas›ndand›r (22/31-32).
• Allah, iman edenleri korur. Hain ve nankörleri de
sevgisinden mahrum eder. Müminlere yap›lan zülüm nedeniyle, müminlerin savaflmalar›na izin verilmifl ve Allah onlara yard›m etmifltir. Onlar s›rf: “Rabbimiz Allah’t›r” demeleri nedeniyle zulme u¤ram›fllard›r. Yurtlar›ndan zorla ve
haks›z yere ç›kar›lm›fllard›r. Bu nedenle Allah, bir k›s›m in439
sanlar›n kötülüklerini di¤er bir k›s›m insanlarla savmaktad›r. Bu böyle olmasayd›, mutlak surette, içlerinde Allah’›n
ad› bol bol an›lan Manast›rlar, Kiliseler, Havralar ve Mescitler y›k›l›r giderdi. Allah, kendisine yard›m edenlere muhakkak surette yard›m eder. Allah’›n yard›m etti¤i kimseler, kendilerine yeryüzünde iktidar verdi¤i takdirde, namaz› k›lan, zekât› veren, iyili¤i emreden ve kötülüklerden sak›nd›ranlard›r. Bu ifllere karar vermek Allah’a aittir. Allah,
her fleye gücü yetendir (22/38-41).
• ‹man eden ve güzel ifller yapanlar için ba¤›fllanma ve
üstün bir r›z›k vard›r (22/50).
• Ey iman edenler, kurtulufla ermeniz için rükû edin,
secdeye var›n, Rabbinize ibadet edin ve hay›r iflleyin(22/77). Ayet namaz› ve iyi ifller yapmay› ö¤ütlemektedir.
• Kur’an, insanlar›n düflünüp ö¤üt almalar› için aral›ks›z olarak ve bölümler halinde indirilmifltir. Kendilerine sizden önce Kitap verdiklerimizden ona iman edenler, Kur’an
onlara okundu¤u zaman: “Ona iman ettik. Çünkü o, Rabbimizden indirilen bir gerçektir, asl›nda biz, daha önce de
Müslüman idik” diyenlere, bofl söz iflittikleri zaman ondan
yüz çevirenlere ve “bizim iflimiz bize, sizin iflleriniz size, size selam olsun” diyerek, onlardan arkadafll›klar›n› kesenlere, sab›r göstermeleri, kötülü¤ü iyilikle savmalar› ve kendilerine verilen r›z›ktan ihtiyaç sahiplerini yararland›rmalar›ndan ötürü mükâfatlar› iki kat verilecektir(28/51-55). Ayetler bize, Kendilerine daha önce kitap vermifl olanlardan,
kitaplar›nda emredilen iyi iflleri yapanlar›n ‹slam kabul
edildi¤i, Kur’an, tan›malar› durumunda da Müslümanl›klar›n›n iki kat pekiflece¤i, buna karfl›l›k iki kat mükafat alacaklar›n› bildirmektedirler.
• fiüphesiz iman eden ve güzel davran›fllarda bulunanlar için, içinde devaml› kalacaklar› ve nimetleri bol cennetler vard›r. Bu, Allah’›n verdi¤i gerçek bir sözdür. O,
mutlak güç ve hikmet sahibidir (31/8-9).
• Allah buyurmaktad›r: “Bizim ayetlerimize iman eden440
ler, ayetlerimizle onlara bir hat›rlatma yap›ld›¤› zaman, kibirlik göstermeden secdeye kapanarak Rab’i hamd ile tesbih edenlerdir. Bunlar, kendilerine r›z›k olarak verdiklerimizden, ihtiyaç sahiplerini yararland›ran, Rabbine umutla
ibadet için yataklar›ndan uzaklaflanlard›r. Yapt›klar›na karfl›l›k kendilerini ne büyük mutluluklar bekledi¤ini kimse bilemez. Bilinmelidir ki, mümin olan kimse ile yoldan ç›km›fl kimse bir olamazlar. fiüphesiz iman eden ve iyi ifller
yapanlar için, yapt›klar›na karfl›l›k olarak, var›p kalacaklar›
cennet konaklar› vard›r (32/15-19). Ayetler, müminleri güzel ifller yapmaya, özellikle geceliyin ibadete davet etmektedirler.
• Ey iman edenler, Allah’› s›kça ve çokça gece ve gündüz an›n. Sizi karanl›klardan ayd›nl›¤a ç›karmak için üzerinize rahmetini (Kuran’›) gönderen O’dur. Melekleri de
sizin için dua etmektedirler. Çünkü Allah, müminlere karfl› çok merhametlidir. Müminler, Allah’a kavuflacaklar› gün,
Allah’›n onlar› iltifat› “Selam” d›r. Allah müminlere çok
de¤erli mükâfat haz›rlam›flt›r (33/41-44).
• Ey iman edenler, ifllerinizin düzelmesi ve günahlar›n›z›n ba¤›fllanmas› için takva sahibi olun ve sözü do¤ru
olarak söyleyin. Allah ve Peygamberine itaat edenler, büyük bir kurtulufla ereceklerdir (33/70-71).
• Rabbimiz buyuruyor ki: “Ey inanan kullar›m! Rabbinize karfl› gelmekten sak›n›n. Bu dünyada iyilik yapanlara
iyilik vard›r. Vefa gösterip sabredenler için Allah›n yeri çok
genifltir (39/10).
• Ey Muhammed! Akl›n› kullanarak sözün en güzeline
(Kuran’a) uyan, ta¤uta (Allah d›fl›nda tap›lan fleyler) kulluk etmekten kaç›narak, Allah’a yönelen kullar›m› müjdele! Onlar, Allah’›n hidayetine ermifl kimselerdir (39/17-18).
• Allah hakk›nda yalan söyleyenden ve Kuran’› yalanlayandan daha zalim kim olabilir? ‹nkârc›lara cehennemde
bir yer mi yoktur! Peygambere ve Kuran’a iman edenler,
iflte onlar takva sahibidirler. Onlar için Rableri kat›nda istedikleri her fley vard›r. ‹flte iyilik edenlerin mükâfat› budur (39/32-35).
441
• Size dünyada verilen her fley, dünya hayat›n›n geçici
nimetidir. ‹man eden ve Allah’a güvenip dayanan, büyük
günah ve hayâs›zl›klardan sak›nan, k›zg›nl›k an›nda bile ba¤›fllamay› bilen, Allah’a yönelerek namaz k›lan, kararlar›
dan›flarak alan, kendilerine r›z›k olarak verilenlerden ihtiyaç sahiplerini yararland›ran ve haks›zl›k karfl›s›nda yard›mlaflanlar için, Allah kat›nda daha hay›rl› ve kal›c› nimetler
vard›r (42/36-39).
• “Allah Rabbimizdir” diyerek, Allah’›n emirleri do¤rultusunda uygulama yapanlar için, korku ve hüzün olmayacakt›r. Onlar, yapmakta olduklar›na karfl›l›k mükâfat olarak,
içinde ebedi olarak kalacaklar› cennet halk›ndan olacaklard›r (46/13-14).
• Allah, inkâr edenlerin ve insanlar› Allah yolundan
al›koyanlar›n yapt›klar›n› bofla ç›karm›flt›r. Buna karfl›l›k
iman edip güzel ifller yapanlar› ve Muhammed a.s.’a Allah’tan indirilen gerçe¤e inananlar›n günahlar›n› ba¤›fllam›fl ve durumlar›n› düzeltmifltir. Bu durum, inkâr eden ve
geçersiz fleylerle u¤raflanlarla, iman eden ve Allah’tan indirilen Kuran’a uyanlar için, Allah’›n insanlara verdi¤i bir
misaldir (47/1-3). Ayetler bize, islam›n yükseliflini ve putperestli¤in düflüflünü misal olarak vermektedir.
• Ey iman edenler! E¤er siz, Allah’a yard›m ederseniz,
O da size yard›m eder ve sa¤lam bir yere basman›z› sa¤lar. ‹nkâr edenlere gelince, onlar›n hakk› y›k›md›r. Allah,
onlar›n yapt›klar›n› bofla ç›karm›flt›r. Bunun sebebi, Allah’›n indirdi¤ini be¤enmemeleridir. Bu nedenle Allah, onlar›n yapt›klar›n› bofla ç›karm›flt›r (47/7-9).
• Allah, hidayeti bulanlara hidayet katarak kalplerindeki takvay› artt›rm›flt›r (47/17).
• Ey iman edenler! Allah’a itaat edin ve Peygambere
itaat edin, dünya hayat›nda yapt›klar›n›z› bofla ç›karmay›n.
‹nkâr edenler ve insanlar› Allah yolundan al›koyanlar ve
inkarc› olarak ölenler için kesinlikle af olmayacakt›r
442
(47/33-34).
• Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir difliden yaratt›k. Birbirinizi tan›man›z için, sizi soylar ve boylar haline getirdik.
Sizin içinizden Allah yan›nda en de¤erli olan›n›z, takvaca
en iyi olan›n›zd›r. ‹çinizde bulunan en iyi takva sahiplerini Allah bilmektedir. Onlar›n yapt›klar›ndan Allah’›n haberi vard›r (49/13).
• Takva sahiplerinin yeri, cennetteki p›nar bafllar›d›r.
Çünkü onlar, dünyada iken güzel davran›fllarda bulunuyorlard›, geceleri az uyuyor ve seher vaktinde Allah’tan günahlar›n›n aff›n› diliyorlard›. Ayr›ca mallar›ndan da muhtaç ve yoksullar için pay ay›r›yorlard› (51/15-19).
• Cennettekiler flöyle derler: “Biz daha önceleri akrabalar›m›za flefkatle muamele ederdik ve biz, dünyada iken
iyili¤i bol ve esirgemesi çok olan Allah’tan yard›m dilerdik. Bu nedenle Allah bizi cehennemin iliklere kadar iflleyen s›ca¤›ndan korudu (52/26-28).
• K›yamet günü, mümin erkeklerle mümin kad›nlar›n
nurlar›, onlar› önlerinde ve sa¤ yanlar›nda takip eder görürsünüz. Onlar, içinde ebedi olarak kalacaklar›, zemininden ›rmaklar akan cennetlerle müjdelenirler. ‹flte büyük
kurtulufl iman eden bu kimselerin olacakt›r (57/12).
• Allah ve O’nun Resulüne iman edenler, iflte onlar,
Rableri kat›nda flehitler ve do¤ru olanlar›n mertebesine eriflirler. Orada onlara güzellik ve mükâfat vard›r. ‹nkâr eden
ve Kuran’› yalanlayanlar ise, cehennemin halk›ndan olacaklard›r. Biliniz ki dünya hayat› süs, övünme, mal-mülk ve
çocuk edinmekten ibaret olan geçici bir oyun ve oyalanma hayat›d›r. Bu hayat, bir ya¤mur misali, ekicileri sevindiren ve ya¤murla yefleren ekinlerin sonradan sarar›p yok
olmas› gibidir. Ahirette ise, fliddetli azap ve Allah’tan ba¤›fllanma ve hoflnutluk vard›r. Dünya hayat› aldat›c› bir geçimlikten baflka bir fley de¤ildir. Bu bak›mdan Allah ve Resulüne iman ederek ve Allah’tan ba¤›fllanma dileyerek, ge443
niflli¤i yer ve gök kadar olan cennetlerde yer edinmek için
yar›fl›n. Bu sizin için Allah’›n bir lütfüdür. Allah, lütfünü
diledi¤ine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir. Yeryüzünde
vuku bulan ve sizin bafl›n›za gelen herhangi bir musibet
yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir Kitap’ta yaz›lm›fl
olmas›n. fiüphesiz bu, Allah’a göre kolayd›r (57/19-22).
(57/22 ayetinde yeryüzünde meydana gelen ve insanlara
zarar veren musibetlerin Allah takdiri ile olufltu¤unu, bu
takdirin gerekti¤inde kullan›labilinece¤i bildirilmektedir.)
• Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun babalar›, o¤ullar›, kardeflleri yahut akrabalar› da olsa, Allah’a ve
Resulüne düflman olanlarla dostluk etti¤ini göremezsin. ‹flte onlar›n kalbine Allah, iman yazm›fl ve kat›ndan bir ruh
ile onlar› desteklemifltir. Onlar› içlerinden ›rmaklar akan
cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklard›r. Allah onlardan raz› olmufl, onlar da Allah’tan hoflnut olmufllard›r. ‹flte onlar, Allah’›n taraf›nda olanlard›r. ‹yi bilin ki, kurtulufla erecekler de sadece Allah’›n taraf›nda olanlard›r
(58/22).
• ‹man edip güzel ifller yapanlar, Rablerine sayg› duymalar› nedeniyle yarat›lm›fllar›n en hay›rl›lar›d›rlar. Bunlar
için Rableri kat›ndaki ödülleri, içinde ebedi olarak kalacaklar› içinden ›rmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan raz› olmufltur. Kendileri de Allah’›n bu lütfünden
memnun olmufl olarak yaflayacaklard›r. ‹flte bu, Rabbinden
içi titreyerek O’na karfl› gelmekten korku duyan kimse içindir (98/7-8).
Müminller için Kur’an uyar›llar›
Kuran’›n din konusu ile ilgili uyar›lar›, ayetlerin Kuran’daki s›ralar›na göre afla¤›daki metinlerde yer almaktad›rlar.
• Ey insanlar! Yak›t› insanlardan ve tafllardan olacak
olan ve inkârc›lar için haz›rlanm›fl olan cehennemden sa444
k›nman›z için, sizi ve sizden öncekileri yaratan, yeryüzünü
sizin için yaflam yeri yapan, gö¤ü sizin için koruyucu kalkan k›lan ve gökyüzünden indirdi¤i su ile size, r›zk olacak
muhtelif ürünleri yeflerten Rabbinize kulluk edin ve O’na
ortak koflmay›n. Kulumuza indirdi¤imiz Kuran’dan flüphe
ediyorsan›z, Allah d›fl›nda istedi¤iniz kimselerden yard›m
sa¤layarak onun bir benzerini yapmaya çal›fl›n ki, o zaman
hakl› ç›kars›n›z. Ama Kuran’›n bir benzerini kesin olarak
yapamazs›n›z. Ey Muhammed! ‹man edip Salih amellerde
bulunanlar› müjdele, onlar altlar›ndan ›rmaklar akan cennetlerde tertemiz eflleriyle birlikte ebedi olarak yaflayacaklard›r. Orada kendilerine verilecek r›z›klardan ürünleri tatt›klar›nda, daha önce dünyada bunlar›n benzerini yediklerini hat›rlayacaklard›r (2/21-25).
• Dünya hayat› inkâr edenler için süslü k›l›nm›flt›r. Bu
süslü hayata kananlar, sahip olduklar› varl›klara güvenerek,
iman etmifl baz› müminlerle alay etmektedirler. Oysa takva sahibi olanlar›n yeri, mahfler günü, kendileri ile alay
edenlerin üstünde olacakt›r. Allah diledi¤ine hesaps›z r›zk
verir (2/212).
• ‹nsanlar bafllang›çta tek bir ümmetti. Allah, onlara
müjde verici ve uyar›c› olarak peygamberlerini gönderdi.
Peygamberlerle birlikte, toplum içindeki ihtilaflar› çözmek
ve aralar›nda adaletle hüküm vermek için, dosdo¤ru olan
ve hakk’› emreden Kitap’lar indirdi. Ancak, indirilen bu
Kitap’lar›n emrettikleri adaleti içlerine sindiremeyen ve ç›karlar› bozulanlar›n, bu Kitap’lar› reddetmeleri nedeniyle,
toplumun muhtelif kesimleri aras›nda büyük ihtilaflar ç›kt›. Allah, Peygamberlere ve Kitap’lara iman edenleri hidayete erifltirdi. Allah, diledi¤ini do¤ru yola yöneltip iletir.
Müminler, kendilerinden önce gelip geçen toplumlar›n
çektikleri s›k›nt›lara ve zorluklara katlanmadan, cennete gireceklerini sanmas›nlar. Daha önceki toplumlar öyle s›k›nt› çektiler ki, Peygamber ve onunla birlikte iman edenler:
445
“Allah’›n yard›m› ne zaman!” diyecek hale gelmifllerdi. Allah’›n yard›m› müminler için yak›nd›r (2/212-214). Bu
ayetler bize, ‹man edenler, iman etmeyenlerin bask›lar›na
maruz kalabileceklerini, müminlerin, imanlar›n› muhafaza
etmeleri ve sab›rl› davranmalar› halinde, kârl› ç›kacaklar›n› ve ahiret hayat›nda iman etmeyenlerin üstünde yer alacaklar›n› bildirmektedirler.
• Müminler, kendileri için meydana gelebilecek bir
tehlikeden sak›nmak nedeni hariç, müflrikleri dost edinmesinler. Bunu yapanlar, Allah’tan yard›m beklemesinler. Bu
uyar› sizin, Allah’›n emirlerine karfl› gelmekten sak›nman›z
içindir. Dönüflünüz Allah’ad›r (3/28)
• Allah, sizin içinizde saklad›¤›n›z› da a盤a vurdu¤unuzu da bilmektedir. Allah, göklerde olanlar› da, yerde de
olan her fleyi bilecek kudrettedir. Herkesin, iyilik olarak
yapt›klar›n› da kötülük olarak yapt›klar›n› da karfl›s›nda haz›r bulaca¤› bir günde, sizin: “keflke bu kötülükleri yapmasayd›m” dememeniz için, Allah sizi uyarmaktad›r. Çünkü
Allah, kullar› için çok flefkatlidir (3/29-30).
• Allah, sizin düflmanlar›n›z› sizden daha iyi bilmektedir. Bu bak›mdan size bir dost olarak Allah yeter, bir yard›mc› olarak da Allah kâfidir (4/45).
• Ey iman edenler, müminleri b›rak›p inkârc›lar› dost
edinmeyin ve Allah’›n yan›nda aleyhinize meydana gelecek
bir delil b›rakmaktan kaç›n›n. Gerçek flu ki, münaf›klar
ahirette, cehennem ateflinin en alt kat›nda yer alacaklard›r.
Ancak bunlardan tövbe edenlerle kendilerini düzeltenler,
Allaha s›¤›nanlar ve dinlerini Allah’a has k›lanlar hariçtir.
‹flte onlar, müminlerle beraber olacaklard›r. Allah, müminlere büyük mükâfat verecektir (4/144-146).
• ‹nsanlar içinde müminlere en fliddetli düflmanl›¤›
gösterenler, Allah’a ortak koflanlarla iflbirli¤i yapan Yahudilerdir. Müminlere sevgi bak›m›ndan en yak›n olanlar ise,
“Biz H›ristiyanlar›z” diyenlerdir. Bu, onlar›n içindeki müte446
vaz› papaz ve rahiplerin davran›fllar› nedeniyledir (5/82).
• Rabbin emrine uyanlar için güzel bir mükâfat vard›r.
Rabbin emirlerine uymayanlar ise, dünya mal›na ve onun
misline sahip olsalar bile, mallar› onlar› kötü bir sorgulama ve cehennem azab›ndan koruyamaz (13/18).
• Allah’a verdikleri sözü bozanlar (iman ettikten sonra
imanlar›ndan dönenler) ve Allah’›n emretti¤i yoldan irtibatlar›n› kesenler ve yeryüzünde fesat ç›karanlar, lanete u¤rayacak ve en kötü mekân› yurt edineceklerdir. Allah, diledi¤ine r›zk›n› bollaflt›r›r ya da daralt›r. Dünya hayat›nda
sahip oldu¤unuz varl›klar sizi fl›martmas›n, bunlar›n size
sa¤lad›¤› fayda geçici bir fleydan baflkas› de¤ildir. ‹nkâr
edenler,
Muhammed gerçekten Peygamberse, Allah ona,
kendisini zengin k›lacak bir mucize vermeli de¤il miydi diyorlar. fiüphesiz Allah, diledi¤ini flafl›rt›p sapt›r›r, kendisine
yönelenleri de do¤ru yola yöneltip-iletir. Bunlar, iman
edenler ve Allah’›n zikriyle kalpleri huzur bulanlard›r.
Kalplerin huzur bulmas›, Allah’› anma sonucu de¤il midir?
‹man eden ve iyi ifller yapanlara ne mutlu! Var›lacak yerlerin en güzeli onlar›n olacakt›r (13/25-29)
• Allah, iman edenlerin ve do¤ru sözlü olanlar›n, dünya hayat›nda da, ahiret hayat›nda da ayakta sapasa¤lam
durmalar›n› sa¤lar. Zalimleri de, zulümleri nedeniyle karanl›klara sokar. Biliniz ki Allah, diledi¤ini yapar (14/27).
• Takva sahipleri cennette ve p›nar bafllar›nda, gö¤üslerindeki kötülükler silinmifl olarak, tahtlar üzerinde kardeflçe oturacaklard›r. Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmayacakt›r. Onlar oradan hiçbir flekilde ç›kar›lmayacaklard›r. Ey Muhammed! Kullar›ma hat›rlat, Ben ba¤›fllayan›m, esirgeyenim ve benim cezam ise, elemli bir ceza olacakt›r (15/45-50).
• ‹man eden ve iyi ifller yapanlar›n bu güzel davran›fllar›n› karfl›l›ks›z b›rakmayaca¤›z. Zemininden ›rmaklar akan
Adn cennetleri onlar›nd›r. Orada, tahtlar üzerinde kurula447
rak alt›n bileziklerle süslenecek, yeflil ipekten ince ve kal›n dokulu elbiseler giyeceklerdir. Bu, onlar›n güzel davran›fllar›n›n karfl›l›¤› olacakt›r (18/30-31).
• ‹man edenler ve güzel ifller yapanlar için Firdevs cennetleri bir konaklama yeri olacakt›r. Orada ebedi olarak
kalacaklar ve oradan ayr›lmak istemeyeceklerdir (18/107108).
• Allah, Hidayete eriflenlerin hidayetini artt›r›r. Allah’a
olan manevi ba¤l›l›kla beraber, yap›lan güzel ifller ise, Allah yan›nda daha makbuldür ve karfl›l›¤› daha iyidir
(19/76). Ayette, iman edenlerin Allah’›n hidayetine erecekleri, hidayetle birlikte yap›lacak Salih amellerin ise, Allah
yan›nda daha de¤erli olaca¤› ve bunlara verilecek karfl›l›¤›n daha büyük olaca¤› anlat›lmaktad›r.
• ‹man edip Salih amellerde bulunanlar için, Rahman
olan Allah, onlar için kalplerde bir sevgi k›lacakt›r
(19/96).
• ‹nsanlardan kimi Allah’a yaln›z bir yönden kulluk
eder. fiöyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek
memnun olur, ama bir zarara u¤rad›¤› zaman, dinden ç›kar. ‹flte onlar hem dünyay› hem de ahireti kaybederek
hüsrana u¤rayacaklard›r. O, Allah’› b›rak›p kendisine ne
faydas›, ne de zarar› dokunacak olan fleylere yalvaranlar büyük bir sap›kl›k içindedirler. Hem onlar, zarar› faydas›ndan
daha yak›n olan fleylere yalvarmakla kötü bir arkadafl ve
kötü bir yard›mc› edinmifl olurlar. Muhakkak ki Allah,
iman edip Salih amel iflleyenleri altlar›ndan ›rmaklar akan
cennetlere koyar. fiüphesiz ki Allah, ne dilerse yapar
(22/11-14).
• Hiç flüphesiz Allah, iman edenleri ve iyi ifller yapanlar› zemininden ›rmaklar akan cennetlere sokar. Oradaki
elbiseleri ipektir, süsleri de alt›n bilezikler ve incilerdir.
Onlar orada iltifatlar›n en güzelini duyacaklar ve daima Allah’a hamd edecekleri bir ortama kavuflacaklard›r (22/23448
24).
• Allah, iman edenleri, hain ve inkârc›lardan korumaktad›r. Allah, hain ve inkârc›lar› sevmez (22/38).
• Ey Muhammed! Senden önce görevlendirdi¤imiz hiçbir Resul (Peygamber) ve Nebi (uyar›c›) olmas›n ki, Allah’tan dilek diledikleri zaman, fleytan onlar› yan›ltarak, dileklerine befleri arzular katmaya kalk›flmas›n (Onlara vahiy
indi¤i zaman, vahyedilen fleylerle beraber, kalplerine ilgisiz
fleyler sokmaya çal›fl›r). Ne var ki Allah, fleytan›n kataca¤›
fleyi iptal eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini, laf›z ve mana bak›m›ndan sa¤lam olarak, Resul ve Nebi’lerin kalbine
yerlefltirir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah, fleytan›n böyle yapmas›na müsaade eder ki, kalplerinde hastal›k olanlar ve kalpleri kat›laflanlar için, fleytan›n
katt›¤› fleyi bir deneme vesilesi yaps›n. Zalimler, gerçekten
haktan oldukça uzak bir ayr›l›k içindedirler. Bir de, kendilerine ilim verilenler, indirilen ayetlerin gerçekten Rabbin taraf›ndan gelmifl bir gerçek oldu¤unu bilsinler de ona
inans›nlar. Bu takdirde kalpleri huzur ve tatmine kavuflsun.
fiüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdo¤ru bir
yola yöneltir. ‹nkâr edenler, kendilerine k›yamet saati ans›z›n gelinceye yahut da kendileri için hay›r yönünden k›s›r bir günün azab› (K›yamet saati veya ölüm saati) gelinceye kadar Kur’an için bir flüphe içindedirler. O gün mülk
Allah’›nd›r. ‹nsanlar aras›nda hüküm verilir. Bu hüküm gere¤i, iman edip iyi davran›fllarda bulunanlar, Naim (nimetleri bol) cennetlerinin içindedirler (22/52-56). Bu ayetlerde, Peygamberlerin dahi fleytan›n verdi¤i vesveselerin etkisinde kalarak yan›labilece¤ini, ancak Allah’›n onlar› yan›lg›dan ve fleytan›n vesvesesinden korudu¤unu, böylece peygamberlerin, tebli¤leri kusursuz bir flekilde alma imkân›na
kavufltuklar›n› anlatmaktad›rlar. Kur’an, fleytan›n kalplere
yapt›¤› vesveselere müsaade edilifl sebebini flöyle aç›klamaktad›r: fieytana verilen bu imkân, insanlar› denemek içindir.
449
Resul ve Nebi’ler, Allah’tan gelen bilgileri, eksiksizce ve
do¤ru olarak insanlara iletmektedirler. Kalpleri temiz olanlar, bu ayetlere iman ederek hatalar›ndan dönerler ve hata yapmamaya çal›fl›rlar. Kalplerinde hastal›k bulunanlar ve
kalpleri kat› olanlar ise, bu ayetlere inanmazlar ve fleytan›n kalplerine soktu¤u vesveseler do¤rultusunda davran›fl
gösterirler. Bu durum, iman edenlerle iman etmeyenlerin
ay›rt edilmesini sa¤lamaktad›r.
• Ey Peygamber! Biz seni, flu nedenlerle görevlendirdik:
1. Ahiretteki hesap gününde, insanlara Kuran’› tebli¤
etti¤ine dair tan›kl›k yapmak. (‹nsanlar›n, biz bu
an›n gelece¤ini bilmiyorduk, uyar›lsayd›k
yanl›fl fley
leri yapmazd›k dememeleri için.)
2. Allah’a Kitap’lar›na iman edenleri güzel bir ahiret
hayat› ile müjdelemek.
3. ‹nsanlar›, do¤ru ifller ve yanl›fl ifller konusunda
uyar
mak.
4. ‹nsanlar›, Allah’a ve O’nun izniyle imana davet
edi
ci olarak, çevresini ayd›nlatan bir bilgi kayna¤›
olarak gönderdik. Müminlere müjde ver. Gerçek
ten onlar içi Allah’›n büyük lütfü vard›r (33/4547)
• Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünya ve ahirette lanet etmifl ve onlara horlay›c› bir azap haz›rlam›flt›r.
Mümin erkeklere ve mümin kad›lara hak etmedikleri halde eziyet edenler ise, iftira suçu ve apaç›k bir günah yüklenmifl olurlar. Ey peygamber, efllerine, k›zlar›na ve müminlerin kad›nlar›na söyle, tan›n›p eziyet görmemeleri için d›fl
giysileriyle örtünsünler, Bu onlar için en uygun korunma
450
yoludur. Allah ba¤›fllayand›r esirgeyendir. And olsun ikiyüzlüler, kalplerinde hastal›k bulunanlar (fuhufl düflüncesi tafl›yanlar), flehirde yalan haber yayanlar, bu hallerden vazgeçmezlerse, onlar› lanetlemek ve flehirde görüldükleri yerde yakalan›p öldürülmeleri için sana, onlarla savaflma izni
veririz de onlar, flehri terk etmek zorunda kal›rlar. Bu kanun, daha önce gelip geçmifl toplumlar için de ayn› flekilde uygulanm›fl bir kanundur. Allah’›n kanununda asla bir
de¤ifliklik bulamazs›n (33/57-62). Bu ayetlerde Peygamberin ve müminlerin efllerine ve k›zlar›na iftira edildi¤i, taciz edildikleri ve onlar için dedikodular yap›ld›¤›n› bildirilmektedirler. Bunlara meydan vermemek için, kad›n ve k›zlar›n sokakta tan›nmayacak flekilde giyinmeleri tedbir olarak tavsiye edilmektedir. Ayr›ca, kötü niyetli kiflilerin, dedikodu yayanlar›n ve k›flk›rt›c›lar›n uyar›lmas› ve tutumlar›ndan vazgeçmemeleri halinde, flehirden ç›kar›lmalar› ve karfl› koyanlar›n öldürülmeleri emredilmektedir. Kur’an, bu
kanunun Allah’›n yeni bir emri olmad›¤›n›, bu kanunun
gelip geçmifl di¤er toplumlar için de uyguland›¤›n› bildirmektedir.
• Allah, mümin erkeklerin ve mümin kad›nlar›n tövbesini kabul etmek ve münaf›k erkek ve münaf›k kad›nlar›
cezaland›rmak için, göklerin, yerin ve da¤lar›n, yüklenmekten korktu¤u emaneti, zalim ve cahil olan insana yüklemifltir. Allah af dileyen kullar› için ba¤›fllayand›r, merhamet
edendir (33/72-73). Ayetler bize, insan›n üstün bir flekilde
yarat›lmas› nedeniyle büyük bir sorumluluk tafl›d›¤›n› bildirmektedirler. Bu sorumluluklar, indirilen Kitap’larla belirtilmifl ö¤üt ve uyar›lard›r. Ama insanlardan ço¤unun bu
sorumluluklar› tafl›yamayacak kadar cahil ve zalim olduklar› bildirilmektedir. Bu sorumlulu¤u tafl›yabilenlerin ba¤›fllanarak kurtulufla erecekleri, sorumluluklar› tafl›yamayanlar›n
ise, bu sorumsuzluklar›n hesab›n› vererek ahiret hayat›ndan
yararlanamayacaklar› bildirilmektedir. Kuran’›n di¤er bö451
lümleri göz önüne al›nd›¤›nda, insan›n cennette iken gösterdi¤i cehalet sonucunda nefsine zulmetmifltir (Bak.
Âdem’in cennetten indirilmesi). Cennete yerlefltirilen insan, Allah’a vermifl oldu¤u sözünde durmam›flt›r. Sözünde
durmayan insan, Allah’tan af dilemifltir. Bu nedenle Allah,
insan› dünya hayat›yla denemek kayd› ile affetmifltir. ‹flte
dünya hayat›, sorumlu ve sorumsuz insanlar›n belirlenece¤i bir yer olarak seçilmifltir. Dünya hayat› sonucunda, asl›nda cezal› olarak cennetten ç›kar›lan insan›n, ya affedilece¤i yahut ta cezaland›r›laca¤› anlafl›lmaktad›r.
• Ey Muhammed, sen ancak Kuran’a uyan ve görmedi¤i halde Rahman’dan korkan kimseleri uyarabilirsin. O
kimseleri, ba¤›fllama ve onlara verilecek üstün bir karfl›l›kla müjdele (36/11).
• Ey Muhammed, azab› hak eden kimseyi sen ateflten
koruyamazs›n. Fakat Rabbinden sak›nanlara Allah’›n verdi¤i söz fludur. ‘Onlar cennet bahçelerinde çok katl› köflklerde oturacaklard›r.’ (39/19-20).
• Körle gören, ‹yilik iflleyenle kötülük yapan da bir
de¤ildir. Bu konuda çok düflünmelisiniz (40/58).
• Yeryüzünde gezip dolafl›n ve sizden önceki küfre sapan nesillerin nas›l bir sona u¤rad›klar›n› görün. Allah, onlar› yerle bir etti. O kâfirler (peygamberi ve Kuran’› inkar
eden) için de bunun bir benzeri vard›r. Çünkü Allah,
iman etmekte olanlar›n velisidir. Kâfirlerin ise, onlar›n velisi yoktur. fiüphesiz Allah, iman edip iyi ifller yapanlar›, alt›ndan ›rmaklar akan cennetlere sokar. ‹nkâr edenler ise,
yaflamak için yiyen hayvanlar misali bir süre dünyada metalan›rlar. Ama onlar›n son konaklama yeri atefl alan›d›r
(47/10-12).
• Ey iman edenler! Allah’› an›n ve O’nun indirdi¤i Kuran’a s›ms›k› sar›l›n. Daha önce kendilerine Kitap verilenlerden ço¤unun, zaman geçtikçe, kendilerine verilen Kitap’lar› unuttuklar› gibi olmay›n ve size indirileni unutma452
y›n (57/16).
• Allah’a ve Resulüne karfl› gelenler, kendilerinden önce gelen kavimlerin helak edildi¤i gibi helak edileceklerdir. Allah aç›k anlaml› ayetler indirmifltir, buna ra¤men bu
aç›k anlaml› ayetleri yalanlayanlar için küçültücü bir azap
vard›r. Allah, göklerde ve yerde olan her fleyi bilmektedir.
Üç kiflinin gizli konuflmas› olsa, mutlaka dördüncüsü
O’dur! Befl kifli olsalar, mutlaka alt›nc›s› O’dur! Bundan
daha az veya daha çok ta olsalar ve her nerede bulunsalar, mutlaka O, onlarla beraberdir. K›yamet günü Allah,
onlar› hep birlikte diriltecek ve unutmufl olduklar› yapt›klar›n› onlara hat›rlatacakt›r. ‹flte o zaman, kâfirler için pek
afla¤›lay›c› bir azap vard›r (58/5-7). Ayetler bize, Allah’›n
bizimle beraber her yerde bulundu¤unu, yapt›klar›m›z›n ve
konufltuklar›m›z›n tümünü bildi¤ini ve bunlar›n kaydedildi¤ini, k›yamet gününde hep beraber yeniden dirilece¤imizi,
yapt›klar›m›z› unutmufl olsak bile, bunlar›n bize hat›rlat›lacaklar›n› bildirmektedirler.
• Ey iman edenler! Allah’a karfl› gelmekten sak›n›n!
Ve nefsinizin, ba¤›fllanmas› için, yar›n ne sunaca¤›na bak›n. Allah, yapmakta olduklar›n›zdan haberdard›r. Yapaca¤›n›z kötü fleyler bak›m›ndan Allah’tan korkun. Allah’›
unutan, bu yüzden Allah’›n da onlara kendi nefislerini
unutturdu¤u kimseler gibi olmay›n. ‹flte onlar, fas›klar›n ta
kendileridir! Cehennem ehli, cennet ehli ile bir olmaz!
Cennet ehli gerçekten kurtulufla eren kimselerdir! E¤er
biz, Kuran’› bir da¤›n üzerine indirmifl olsayd›k, do¤rusu
sen onu, Allah’›n azametinden dehflete düflmüfl ve korkusundan boyun e¤mifl ve paramparça olmufl görürdün! Biz
bu misalleri insanlara, olur ki düflünürler diye veriyoruz
(59/18-21).
• fiüphesiz ki takva sahipleri için büyük bir kurtulufl
vard›r. Bulunduklar› yerde onlar›n bahçeleri, üzüm ba¤lar› olacakt›r. Orada gö¤üsleri henüz tomurcuklanm›fl yafl›t
453
k›zlar kendilerine lezzetli içeceklerle dolu kadehler sunacaklard›r. Cennetlerde olanlar orada bofl sözler veya yalan
sözler iflitmeyeceklerdir. Bunlar Rabbinden muttakiler için
verilecek ba¤›fllard›r (78/31-36).
• Ebrar’›n (özü sözü temiz olan hay›rl› insanlar) sicilleri ‹lliyun ad› verilen ve Allah’a yak›n Meleklerin kay›t
yapt›klar› flerefli bir Kitap’ta yaz›l›d›r. Ebrar olanlar, elbette nimetler içindedirler. Orada tahtlar üzerinde oturarak
etraf› seyrederler. Onlar, sevinç p›r›lt›lar› tafl›yan yüzlerinden tan›n›rlar. Orada onlara mühürlü ve kar›fl›m› tesnim
olan kat›ks›z misk flarab›ndan içirilir. Tesnim, Allah’a yak›n olanlar›n içti¤i bir p›nardan akmaktad›r. Ebrar, cennetteki tahtlar üzerinde oturur bir halde, dünya hayat›nda
kendilerini horlayarak gülüp geçen, kendileriyle alay eden
ve iman etmelerinden dolay›, kendilerine sap›k diyen kafirlerin cehennemdeki haline güleceklerdir (83/18-36).
• Allah, buyurmaktad›r ki: Burçlar› ihtiva eden gö¤e
andolsun. Ve gelece¤i vaadedilen güne, o güne tan›k olacak olanlara ve tan›kl›k edecekleri fleye de and olsun ki,
tutuflturduklar› ateflin etraf›nda oturarak, müminlere yapt›klar›n› seyreden kahrolas› Uhdud Ehli var ya; iflte onlar,
müminlerden; üstün ve güçlü olan, övülmeye lay›k, göklerin ve yerin sahibi olan Allah’a iman ettiklerinden dolay›
intikam al›yorlard›. Bilinsin ki, mümin erkeklere ve mümin
kad›nlara, imanlar›ndan vazgeçmeleri için iflkence uygulayanlar ve daha sonra uygulad›klar› bu iflkenceden dolay›
tövbe etmeyenler için cehennem azab› vard›r. Hem onlar
için bu dünyada da atefl azab› vard›r. ‹man edip iyi ifller
yapanlara gelince: Onlar için alt›ndan ›rmaklar akan cennetler vard›r. ‹flte büyük kurtulufl ve mutluluk budur. Do¤rusu Rabbinin zorlu yakalay›fl› fliddetlidir. Çünkü O, yarat›l›fl› bafllatan ve onu iade edendir. O, ba¤›fllayand›r, sevendir. O, Arfl’›n sahibidir. O, her diledi¤ini yap›p gerçeklefltirendir. Küfre sapan Firavun ve Semud Kavminin bafl›na
454
gelenler, küfre sapanlar için birer örnektir. Ve andolsun
ki, Kur’an, Levh-i Mahfuz’da korunmufl flerefli bir Kitap’t›r
(85/1-22).
• ‹kamet etmekte oldu¤un bu beldeye (Mekke’ye), do¤an çocu¤a andolsun ki, Biz insan› büyük bir özenle yaratt›k. ‹nsan, kendisine kimsenin güç yetiremeyece¤ini mi
san›yor? Övünerek: “‹slam düflmanl›¤› u¤runda y›¤›n y›¤›n
mal harcad›m” diyor. Kendisini kimsenin görmedi¤ini mi
san›yor? Biz, ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik
mi? Ona do¤ru ve e¤ri yolu göstermedik mi? Fakat o, sarp
yokuflu aflamad›. O sarp yokufl nedir bilir misin? Köle
azad etmek veya aç aç›k olan bir yetimi veya aç aç›k bir
yoksulu doyurmakt›r. Sonra, bütün bunlar› yaparken, iman
edenlerden olmak, birbirlerine sabr› tavsiye edenlerden ve
birbirlerine merhameti tavsiye edenlerden olmakt›r. ‹flte
onlar, Ashab› Meymene, yani sicil defterleri sa¤ ellerine
verilecek olanlard›r. Ayetlerimizi inkâr edenler ise, Ashab›
Mefleme, yani sicil defterleri sol ellerine verilecek olanlard›r, bunlar, kap›lar› s›ms›k› kapat›lm›fl bir ateflin içinde olacaklard›r (90/1-20).
‹man Etmeyenller
‹nsanlar›n ço¤u kendilerine yol gösterici olarak gelen
peygamberlerini kendi ç›karlar› için yalanlad›lar. Peygamberlerini yalanlayan bu insanlar tarih boyunca peygamberlerine karfl› ve Allah’tan gelen kitaplara karfl› ayn› tavr› sergilemifllerdir. ‹leri sürdükleri bahaneler hep ayn› olmufltur.
‹man etmeyen bu insanlar›n gösterdikleri bahaneler, bu bahanelerine karfl› kendilerine yap›lan ö¤üt ve uyar›lar, onlar›n hem dünyada hem de ahirette karfl›laflacaklar› durumlar›n› anlatan ayetler afla¤›da bölümler halinde verilmifllerdir.
Kur’an, iman etmeyenlerin muhtelif davran›fllar sergilediklerini bildirmektedir. ‹nançs›zlar›n bu davran›fllar›na gö455
re teflkil ettikleri guruplar flunlard›r. Bunlar kâfirler (Peygamberlere ve Allah’tan indirilen kitaplara inanmayanlar),
münaf›klar, fas›klar ve müflriklerdir.
Kâfirller
Kâfirler, Peygamberlere ve Allah’tan indirilen kitaplara
inanmayan kimselerdir.
• fiüphesiz, küfredenleri uyar›p korkutsan da, uyarmay›p korkutmasan da, onlar için fark etmez; iman etmezler.
Allah, onlar›n kalplerini ve kulaklar›n› mühürlemifltir; gözlerinin üzerinde de perdeler vard›r. Ve büyük azap onlar›nd›r (2/6-7). Nas›l oluyor da Allah’› inkâr ediyorsunuz?
Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra yine sizi öldürecek, yine diriltecektir ve sonra yaln›zca O’na döndürüleceksiniz
(2/28). Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)
d›r. Onlar› karanl›klardan nura ç›kar›r; küfredenlerin velileri ise ta¤ut’tur. Onlar› da nurdan karanl›klara ç›kar›rlar.
‹flte onlar, ateflin halk›d›rlar, onda sürekli olarak kalacaklard›r. Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda
‹brahim’le tart›flmaya gireni görmedin mi? Hani ‹brahim:
“Benim Rabbim diriltir ve öldürür” demiflti; o da: “Ben de
öldürür ve diriltirim” demiflti. (O zaman) ‹brahim: “fiüphe
yok, Allah günefli do¤udan getirir, (hadi) sen de onu bat›dan getir” deyince, o küfre sapan böylece afallay›p kalm›flt›. Allah, zalimler toplulu¤unu hidayete erdirmez.
(2/257-258
• fiüphesiz küfredenler, onlar›n mallar› da, çocuklar›
da kendilerine Allah’tan (gelecek azaba karfl›) hiçbir fley
kazand›rmaz. Ve onlar ateflin yak›t›d›rlar. T›pk› Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidifl tarz› gibi. Ayetlerimizi yalanlad›lar, böylece Allah günahlar› nedeniyle onlar› yakalay›verdi. Allah, (ceza ile) sonuçland›rmas› pek fliddetli oland›r. Küfredenlere de ki: “Yak›nda yenilgiye u¤rat›lacaks›n›z
ve toplan›p cehenneme sürüleceksiniz.” Ne kötü yatakt›r o.
456
Karfl› karfl›ya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir
ayet (ibret) vard›r. Bir topluluk, Allah yolunda vurufluyordu, di¤eri ise kâfirdi ki göz görmesiyle karfl›lar›ndakini kendilerinin iki kat› görüyorlard›. ‹flte Allah, diledi¤ini yard›m›yla destekler. fiüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vard›r. (3/10-13)
• Hiç flüphesiz din, Allah kat›nda ‹slâm’d›r. Kendilerine Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralar›ndaki ‘k›skançl›k ve hakka baflkald›rma’ yüzünden
ayr›l›¤a düfltüler. Kim Allah’›n ayetlerine küfrederse, gerçekten Allah, hesab› pek çabuk görendir. E¤er seninle çekiflip tart›fl›rlarsa, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah’a teslim ettim.” Ve kendilerine kitap verilenlerle ümmilere (Kur’an’ ininceye kadar kendilerine kitap verilmemifl olanlar), de ki: “Siz de teslim oldunuz mu?” E¤er
teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermifllerdir. Fakat yüz
çevirdilerse, art›k yaln›zca sana düflen duyurup bildirme
(tebli¤)dir. Allah, kullar› hakk›yla görendir. Allah’›n ayetlerine küfredenler, peygamberleri haks›z yere öldürenler ve
insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; iflte onlara
ac›kl› bir azab› müjdele. Onlar, yapt›klar› dünyada ve ahirette bofla gitmifl olanlard›r. Ve onlar›n yard›mc›lar› yoktur. Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi?
Aralar›nda Allah’›n Kitab› hükmetsin diye ça¤r›l›yorlar da,
onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, iflte böyle arka
dönenlerdir. Bu, onlar›n: “Atefl bize say›l› günler d›fl›nda
kesinlikle dokunmayacak” demelerindendir. Onlar›n bu iftiralar›, dinleri konusunda kendilerini yan›lg›ya düflürmüfltür. Fakat onlar›, gelmesinde flüphe edilmeyen bir gün için
toplad›¤›m›z ve hiçbir haks›zl›¤a u¤ramaks›z›n herkese kazand›¤› fleyler tastamam ödendi¤i zaman halleri nice olur?
(3/19-25)
• Allah, inkârc›lar hakk›nda flöyle buyurmufltur: “Ey ‹sa!
Seni vefat ettirece¤im, seni nezdim’e yükseltece¤im, seni
457
inkâr edenlerden ar›nd›raca¤›m ve sana uyanlar› k›yamete
kadar kâfirlerden üstün k›laca¤›m. Sonra dönüflünüz bana
olacakt›r. ‹flte o zaman ayr›l›¤a düfltü¤ünüz fleyler hakk›nda aran›zda ben hüküm verece¤im. ‹nkar edenler var ya,
onlar› dünya ve ahirette fliddetli bir azaba çarpt›raca¤›m;
onlar›n hiç yard›mc›lar› da olmayacak (3/55-56). Kendilerine apaç›k belgeler geldi¤i ve peygamberin hak oldu¤una
flahit olduklar› halde, imanlar›ndan sonra küfre sapan bir
kavmi Allah nas›l hidayete erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez. ‹flte bunlar›n cezas›, Allah’›n, meleklerin ve bütün insanlar›n lanetlerinin üzerine olmas›d›r.
‹çinde temelli kal›c›d›rlar. Onlar›n azab› hafifletilmez ve
onlar gözetilmezler. Ancak bundan sonra tövbe edenler.
‘Salih olarak davrananlar’ baflka. Çünkü Allah, gerçekten
ba¤›fllayand›r, esirgeyendir. (3/86-89)
• Do¤rusu, imanlar›ndan sonra küfredenler, sonra küfürlerini artt›ranlar; bunlar›n tövbeleri kesinlikle kabul edilmez. ‹flte bunlar, sap›klar›n ta kendileridir. fiüphesiz küfredip kâfir olarak ölenler, bunlar›n hiç birisinden, yeryüzü
dolusu alt›n olsa ve bunu fidye olarak verse de, kesin olarak kabul edilmez. Onlar için ac›kl› bir azab vard›r ve onlar›n yard›mc›lar› yoktur (3/90-91). Tevrat indirilmeden evvel, ‹srail’in kendine haram k›ld›klar›ndan baflka, ‹srail
o¤ullar›na bütün yiyecekler helal idi. De ki: “fiu halde e¤er
do¤ruysan›z, Tevrat’› getirin de onu okuyun.” Art›k bundan sonra kim Allah’a karfl› yalan düzüp-uydurursa, iflte onlar, zalim olanlard›r.(3/93-94) Baz› yüzlerin a¤araca¤›, baz› yüzlerin de kararaca¤› gün... Yüzleri kapkara kesilecek
olanlara: “‹man›n›zdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyleyse inkâr etmenize karfl›l›k olarak azab› tad›n” (denilir).
(3/106)
• Gerçekten küfredenlerin ise, ne mallar›, ne çocuklar›, onlara Allah’tan yana bir fley sa¤layamaz. ‹flte onlar, ateflin halk›d›rlar, onda temelli olarak kalacaklard›r. Onlar›n
458
bu dünya hayat›ndaki harcamalar› kendi nefislerine zulmetmifl olan bir kavmin ekinine isabet ederek ekini yok eden
kavurucu so¤ukluktaki bir rüzgâra benzer. Allah, onlara
zulmetmedi, fakat kendi nefislerine kendileri zulmetmektedirler. Ey iman edenler, kendinizden olmayan› s›rdafl edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çal›fl›rlar, size
zorlu bir s›k›nt› verecek fleyden hofllan›rlar. Gerçekten kin
ve düflmanl›klar› a¤›zlar›ndan dökülen sözlerinden belli olmaktad›r. Kalplerinde saklad›klar› düflmanl›klar› ise daha
büyüktür. Size ayetlerimizi aç›klad›k; belki ak›l erdirirsiniz.
Sizler, iflte böylesiniz: onlar› seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitab›n tümüne inan›rs›n›z, onlar sizinle karfl›laflt›klar›nda “inand›k” derler, kendi bafllar›na kald›klar›nda
ise, size karfl› olan kin ve öfkelerinden dolay› parmak uçlar›n› ›s›r›rlar. De ki: “Kin ve öfkenizle ölün.” fiüphesiz Allah, sinelerin özünde sakl› duran› bilendir. Size bir iyilik
dokununca onlar› tasaland›r›r, size bir kötülük isabet edince ise onunla sevinirler. E¤er siz sabreder ve sak›n›rsan›z,
onlar›n ‘hileli düzenleri’ size hiç bir zarar veremez. fiüphesiz, Allah, yapmakta olduklar›n› kuflatand›r (3/116-120).
(Allah’›n) Onlar›n tövbelerini kabul etmesi veya zalimler
olduklar›ndan dolay› cezaland›rmas› iflinden sana bir fley
(sorumluluk ve görev) yoktur.(3/128)
• Kâfirler için haz›rlanm›fl bulunan ateflten sak›n›n!
(3/131)
• Ey iman edenler, e¤er küfre sapanlara itaat ederseniz, sizi topuklar›n›z üzerinde gerisin geri çevirirler, böylece büyük hüsrana u¤rayanlara dönersiniz. (3/149)
• Kendisi hakk›nda hiç bir ispatl› delil indirmedi¤i fleyi Allah’a ortak kofltuklar›ndan dolay› küfredenlerin kalplerine korku salaca¤›z. Onlar›n bar›nma yerleri atefltir. Zalimlerin konaklama yeri ne kötüdür. (3/151)
• (Habibim!) Küfürde ‘büyük çaba harcayanlar’ seni
üzmesin. Çünkü onlar, Allah’a hiç bir fleyle zarar veremez459
ler. Allah, onlar› ahirette pay sahibi k›lmamay› ister. Onlar için büyük bir azap vard›r. Onlar, imana karfl›l›k küfrü sat›n alanlard›r. Onlar için ac›kl› bir azap vard›r. O küfre sapanlar, kendilerine tan›d›¤›m›z süreyi sak›n kendileri
için hay›rl› sanmas›nlar, biz onlara, ancak günahlar› daha
da arts›n, diye süre vermekteyiz. Onlar için afla¤›lat›c› bir
azap vard›r. 3/176-178). ‹nkârc›lar›n refah içinde diyar diyar dolaflmas›, sak›n seni üzmesin! O onlar için k›sa bir
yararlanma süresidir. Sonra onlar›n varaca¤› yer cehennemdir. O ne kötü var›fl yeridir! (3/196-197).
• Kim Allah’a ve Peygamberine karfl› isyan eder ve s›n›rlar›n› aflarsa Allah onu, devaml› kalaca¤› bir atefle sokar
ve onun için alçalt›c› bir azap vard›r(4/14).
• Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimrili¤i
emrederler (önerirler) ve Allah’›n fazl›ndan kendilerine
verdi¤ini gizli tutarlar. Biz o kâfirlere afla¤›lat›c› bir azap
haz›rlam›fl›zd›r. (4/37)
• Ayetlerimize karfl› küfre sapanlar› flüphesiz atefle sokaca¤›z. Derileri yan›p döküldükçe, azab› tatmalar› için onlar› baflka derilerle de¤ifltirece¤iz. Gerçekten, Allah, güçlü
ve üstün oland›r. Hüküm ve hikmet sahibidir. (4/56)
• O, size Kitapta: “Allah’›n ayetlerine küfredildi¤ini ve
onlarla alay edildi¤ini iflitti¤inizde, onlar bir baflka söze dal›p geçinceye kadar, onlarla oturmay›n, yoksa siz de onlar
gibi olursunuz” diye indirdi. Do¤rusu Allah, münaf›klar›n
da, kâfirlerin de tümünü cehennemde toplayacak oland›r.
(4/140)
• Allah’› ve peygamberlerini (tan›may›p) küfre sapan,
Allah ile peygamberlerinin aras›n› ay›rmak isteyen ve “Baz›s›na inan›r›z, baz›s›n› tan›may›z” diyen ve bu ikisi aras›nda bir yol tutturmak isteyenler; ‹flte onlar, gerçekten kâfir
olanlard›r. Kâfirlere afla¤›lat›c› bir azap haz›rlam›fl›zd›r.
(4/150-151)
• fiüphesiz, küfredenler ve Allah yolundan al›koyanlar,
460
gerçekten uzak bir sap›kl›kla sap›tm›fllard›r. Gerçek flu ki,
küfredenler ve zulmedenler, Allah onlar› ba¤›fllayacak de¤ildir, onlar› bir yola da iletecek de¤ildir; Ancak, onda
ebedi kalmalar› için cehennem yoluna iletilecektir. Bu da
Allah’a pek kolayd›r.(4/167-169)
• Küfre sapanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar, iflte onlar, ateflin halk›d›rlar(5/10). Küfre sapanlar ve ayetlerimizi
yalanlayanlar; iflte onlar, ç›lg›n ateflin arkadafllar›d›rlar(5/86).
• Allah bahira (kula¤› çentilen), saibe (sal›verilen), vasile (erkek ve difli ikizler do¤uran) ve ham (on defa yavrulamas›ndan sonra yük vurulmayan) hayvanlar›n adanmas›n› emretmemifltir. Fakat kâfirler, yalan yere Allah’a iftira
etmektedirler ve onlar›n ço¤unun da kafalar› çal›flmaz.
(5/103)(‹slam öncesi Araplar›n bat›l inanç ve adetlerinden
biri de baz› sebep ve bahanelerle birtak›m hayvanlar› putlara kurban etmeleri, onlar› putlar ad›na serbest b›rakmalar› idi.)
• De ki: “Sizi karan›n ve denizin karanl›klar›ndan kim
kurtarmaktad›r ki, siz (aç›ktan ve) gizliden gizliye ona yalvararak dua etmektesiniz: Andolsun, bizi bundan kurtar›rsan, gerçekten flükredenlerden oluruz. demifltiniz. De ki:
“Ondan ve her türlü s›k›nt›dan sizi Allah kurtarmaktad›r.
Sonra siz yine flirk koflmaktas›n›z.” De ki: “O, size üstünüzden ya da ayaklar›n›z›n alt›ndan azap göndermeye veya sizi parça parça birbirinize k›rd›r›p kiminizin fliddetini kiminize tatt›rmaya güç yetirendir.” Bak, iyice kavray›p anlamalar› için ayetleri nas›l çeflitli biçimlerde aç›klamaktay›z? Senin kavmin, O (Kur’an), hak iken onu yalanlad›. De ki:
“Ben, üzerinize bir vekil de¤ilim.” Her bir haber için kararlaflt›r›lm›fl bir zaman vard›r. Yak›nda siz de bileceksiniz.
Ayetlerimiz konusunda alayl› tart›flmalara dalanlar› gördü¤ünde onlar bir baflka söze geçinceye kadar onlardan uzak
dur. E¤er fleytan sana unutturacak olursa, bu durumda ha461
t›rlad›ktan sonra, art›k zulmeden toplulukla beraber oturma. Onlar›n bu davran›fllar›ndan dolay› korkup sak›nanlar
üzerinde herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat belki korunurlar diye hat›rlatma yapman›z gerekir. Umulur ki korkup sak›n›rlar. Dinlerini bir oyun ve e¤lence konusu edinenleri ve dünya hayat› kendilerini ma¤rur k›lanlar› b›rak.
Kuran’la hat›rlat ki, bir nefis, kendi kazand›klar›yla helake
düflmesin; Böylesinin Allah’tan baflka ne bir velisi, ne de
bir flefaatçisi vard›r; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. ‹flte onlar, kazand›klar› günahlar nedeniyle helake u¤rayanlard›r; küfre sapt›klar›ndan dolay› onlar için ç›lg›nca
kaynar sular ve ac›kl› bir azap vard›r. De ki: “Allah’› b›rak›p da bize yarar› veya zarar› olmayan fleylere mi tapal›m?
Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, fleytanlar›n sapt›r›p
flaflk›n olarak çöle düflürmek istedikleri arkadafllar›n›n da:
“Do¤ru yola, bize gel” diye kendisini ça¤›rd›¤› kimse gibi
topuklar›m›z üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?” De
ki: “Hiç flüphesiz Allah’›n yolu, as›l yoldur. Ve biz âlemlerin Rabbine kendimizi teslim etmekle emrolunduk;” Bir de:
“Namaz› k›l›n ve O’ndan korkup sak›n›n diye de emrolunduk. Huzuruna götürülüp toplanaca¤›n›z O’dur. O, gökleri ve yeri hak olarak yaratand›r. O’nun “ol” deyiverdi¤i gün
her fley oluverir, O’nun sözü hakt›r. Sur’a üfürüldü¤ü gün,
mülk O’nundur. Gizliyi ve a盤› bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi oland›r, haberdar oland›r.(6/63-73)
• Kâfirler, kendilerine bir mucize geldi¤i takdirde, ona
kesinlikle inanacaklar›na dair Allah ad›na yemin ederler.
Ama onlara Allah’tan bir mucize gelse bile ona inanmazlar. Bu nedenle biz onlar›n gönüllerini ve gözlerini, daha
önce kendilerine indirilen mucizelere inanmayanlar gibi
tersine çevirece¤iz. Ve onlar› azg›nl›klar› içerisinde flaflk›n
olarak b›rakaca¤›z. Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler
de onlarla konuflsayd› ve her fleyi toplay›p karfl›lar›na getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak de¤illerdi. Fa462
kat insanlar›n ço¤u bunu bilmezler. Biz her peygambere
cinlerden ve insanlardan olan fleytanlar› düflman k›ld›k.
Bunlar yald›zl› sözlerle bir birlerini aldatmaktad›rlar. Sen
onlar› uydurduklar› fleylerle bafl bafla b›rak. Kâfirler bu yald›zl› sözlere kans›nlar ve iflledikleri suçlar› da ifllemeye devam etsinler (6/109-113).
• Ölü iken hayat verdi¤imiz ve kendisine yolunu ayd›nlatacak ›fl›k verdi¤imiz kimse ile cehalet içerisinde kal›p ondan hiç ç›kmayacak durumdaki kimse bir olur mu? Kâfirlere, yapt›klar› süslü görülmektedir. ‹flte her kasabada bu
misale benzeyen günahkâr liderler vard›r, onlar orada bozgunculuk yapmaktad›rlar, ama sadece kendilerini aldatmaktad›rlar ama fark›nda de¤illerdir. Onlara ayd›nlat›c› bir bilgi geldi¤inde, Allah’›n elçilerine verilenin benzeri bize de
verilmedikçe, kesinlikle gelen bilgiye inanmay›z diyorlar. Allah, peygamberli¤ini kime verece¤ini daha iyi bilir. Suç iflleyenler, yapmakta olduklar› hilelere karfl›l›k Allah taraf›ndan afla¤›l›k ve çetin bir azap eriflecektir (6/122-124). Böylece biz, kazand›klar› dolay›s›yla zalimlerin bir k›sm›n› bir
k›sm›n›n bafl›na geçiririz.(6/129) De ki: “Ey kavmim, bütün yapabilece¤inizi yap›n; flüphesiz ben de yap›yorum. Bu
yurdun (dünyan›n) sonu, kimindir, bilip ö¤reneceksiniz.
Gerçek flu ki zalimler kurtulufla ermeyeceklerdir.”(6/135).
Ya da: “Kitap bize de indirilseydi, flüphesiz onlardan daha
çok do¤ru yolda olurduk” dememeniz için iflte size Rabbinizden apaç›k bir belge, bir hidayet ve bir rahmet gelmifltir. Allah’›n ayetlerini yalanlayandan ve insanlar› ondan al›koyup do¤ru yoldan çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden al›koyup insanlar› do¤ru yoldan çevirenlere, bu
engelleme ve çevirmelerinden dolay› pek çetin bir azapla
karfl›l›k verece¤iz. Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini
mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin baz› ayetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin ayetlerinden baz›lar›n›n gelece¤i gün, daha önce iman etmemiflse veya
463
iman›yla bir hay›r kazanmam›flsa, hiç kimseye iman› yarar
sa¤lamaz. De ki: “Bekleyin, biz de flüphesiz beklemekteyiz.”
(6/157-158).
• Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlar› önemsemeyenler,
devaml› olarak cehennem halk›ndan olacaklard›r. Yalan
söyleyerek Allah’a iftira edenden veya Allah’›n ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlar›n Kitapta belirtilen nasipleri kendilerine eriflecektir. Sonunda elçilerimiz gelip canlar›n› al›rken: “Allah’› b›rak›p tapt›klar›n›z nerede?” diyecekler. O zaman küfre sapt›klar›n› itiraf edeceklerdir (7/36-37).
• Allah buyuruyor ki: “Yeryüzünde ayetlerime haks›z yere sayg›s›zl›k edenleri, ayetlerimden mahrum b›rakaca¤›m.
Onlar, kendilerine gelen hiçbir ayete inanmazlar, ayd›nl›k
yolunu da yol edinmezler. Ama azg›nl›k yolunu görürlerse, hemen ona saparlar. Bu durum, onlar›n ayetlerimizi yalanlamalar›ndan ve onlardan gafil olmalar›ndan ileri gelmektedir. Hâlbuki ayetlerimizi yalanlayanlar›n ve ahiret gününe kavuflmayacaklar›n› sananlar›n yapt›klar› ifller bofla gidecektir. Onlar, yapmakta olduklar›ndan baflka bir fley için
mi cezaland›r›lacaklar›n› san›yorlar?(7/146-147). Ayetlerimi
yalanlayanlar›, hiç bilmedikleri bir yerden yavafl yavafl helake sürükleyece¤iz. Onlara mühlet tan›yaca¤›m ama cezam
çetin olacak. Onlar hiç düflünmüyorlar m› ki, arkadafllar›
Muhammed’de delilik yoktur? Oysa o, apaç›k bir uyar›c›d›r.
Onlar Allah’›n göklerdeki ve yerdeki hükümranl›¤›n›, yaratt›¤› her fleyi ve ecellerinin yaklaflt›¤›n› görmüyorlar m›? O
halde Kuran’dan baflka hangi söze inanacaklar? Allah kimi
flafl›rt›rsa, art›k onun için yol gösteren olmaz ve Allah onlar› azg›nl›klar› içinde flaflk›n olarak b›rak›r (7/182-186).
• Bir sure indirildi¤inde onlardan baz›s›: “Bu, hanginizin iman›n› artt›rd›?” der. Ancak iman edenlere gelince;
onlar›n iman›n› artt›rm›flt›r ve onlar müjdeleflmektedirler.
Kalplerinde hastal›k olanlar›n ise, i¤rençliklerine i¤rençlik
464
(murdarl›k) ekleyip artt›rm›fl ve onlar kâfirler olarak ölmüfllerdir. Görmüyorlar m› ki, gerçekten onlar her y›l, bir
veya iki defa belaya çarpt›r›l›yorlar da sonra tövbe etmiyorlar ve ö¤üt al›p düflünmüyorlar. Bir sure indirildi¤inde, baz›s› baz›s›na bakar ve: “Sizi bir kimse görüyor mu?” diyerek s›rt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir
topluluk olmalar› dolay›s›yla, Allah onlar›n kalplerini çevirmifltir. (9/124-127)
• Onlara ayetlerimiz apaç›k belgeler olarak okundu¤unda, bizimle karfl›laflmay› ummayanlar, derler ki: “Bundan
baflka bir Kur’an getir veya onu de¤ifltir.” De ki: “Benim
onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak de¤ifltirmem, benim için olacak fley de¤ildir. Ben, yaln›zca bana vahyolunana uyar›m. E¤er Rabbime isyan edersem, kuflkusuz ben,
büyük günün azab›ndan korkar›m.” De ki: “E¤er Allah dileseydi, onu size okumazd›m ve onu size bildirmezdi. Ben
ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de
ak›l erdirmeyecek misiniz?” Allah’a hakk›nda yalan uydurup iftira edenden ve O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? fiüphesiz O, suçlu günahkârlar› kurtulufla erdirmez. Allah’› b›rak›p kendilerine zarar vermeyecek,
yararlar› da dokunmayacak fleylere kulluk ederler ve: “Bunlar Allah kat›nda bizim flefaatçilerimizdir” derler. De ki:
“Siz, Allah’a göklerde ve yerde bilmedi¤i bir fley mi haber
veriyorsunuz? O, sizin flirk katmakta olduklar›n›zdan uzak
ve yücedir.” (10/15-18).
• Bunlar Muhammed’e: “Gerçekten Peygambersen,
Rabbin sana bir mucize indirmifl olmaz m›yd›?” diyorlar
(10/20).
• De ki: “Allah hakk›nda yalan uydurup iftira edenler,
kurtulufla ermezler.”(10/69)
• (Resülüm!) Kafirlerin seni yalanlamalar›na flafl›yorsan,
as›l flafl›lacak fley onlar›n: “Biz toprak oldu¤umuz zaman yeniden mi yarat›laca¤›z?” demeleridir. ‹flte onlar, Rablerini
465
inkar edenlerdir.; iflte onlar, k›yamet gününde boyunlar›na
tasma tak›lacak olanlard›r. Onlar atefl ehlidir ve onlar orada ebedi kalacaklard›r! Müflrikler senden iyilikten önce kötülü¤ü çabucak istiyorlar. Hâlbuki onlardan önce ibret al›nacak nice azap örnekleri gelip geçmifltir. Do¤rusu insanlar da kötülük ettikleri halde, Rabbin onlar için ma¤firet
sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azab› çok fliddetlidir.
Kâfirler diyorlar ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirseydi ya!” Hâlbuki sen, ancak bir uyar›c›s›n. Her toplumun
da bir rehberi olmufltur (13/5-7). El aç›p yalvarmaya lay›k
olan sadece Allah’t›r. O’nun d›fl›nda el aç›p dua ettikleri,
onlar›n isteklerini hiçbir fleyle karfl›layamazlar. Onlar ancak
a¤›zlar›na gelsin diye suya do¤ru iki avucunu açan kimse
gibidir. Hâlbuki suyu a¤z›na götürmedikçe, su onun a¤z›na girecek de¤ildir. Kâfirlerin duas› kuflkusuz hedefi flaflan
bir duad›r (13/14). (Resülüm!) Onlara de ki: “Göklerin ve
yerin Rabbi kimdir?” fiüphesiz “Allah” diyeceklerdir. De ki:
“O halde, Allah’› b›rak›p da kendinize fayda ya da zarar
vereme gücüne sahip olamayan dostlar m› edindiniz? Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanl›kla ayd›nl›k eflit
olur mu?” Yoksa onlar, Allah gibi yaratan ortaklar m› buldular? Allah birdir, karfl› durulmaz güç sahibidir (13/16).
Rablerine icabet edenlere daha güzeli vard›r. O’na icabet
etmeyenler ise, yeryüzündekilerin tümü ve bununla birlikte bir kat› daha onlar›n olsa mutlaka (kurtulmak için) bunu fidye olarak verirlerdi. Sorgulaman›n en kötüsü onlar
içindir. Onlar›n bar›nma yerleri cehennemdir, ne kötü bir
yarat›kt›r o! (13/18)
• (Ey Muhammed,) Allah’› sak›n zulmedenlerin yapmakta olduklar›ndan habersiz sanma, Allah onlar› yaln›zca
gözlerin dehfletle belirece¤i bir güne ertelemektedir. Bafllar›n› dikerek koflarlar, gözleri kendilerine dönüp çevrilmez.
Kalpleri de (sanki) bombofltur. Azab›n kendilerine gelece¤i gün ile insanlar› uyar›p korkut. O gün zulmedenler,
466
flöyle diyecekler: “Bizi yak›n bir süreye kadar ertele ki, Senin ça¤r›na cevap verelim ve peygamberlere uyal›m.” Oysa
daha önce, kendiniz için hiç zeval yoktur diye and içenler sizler de¤il miydiniz? Siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yerlefltikleri yerlerde oturmufltunuz. Onlara ne yapt›¤›m›z size aç›klanm›flt› ve size örnekler vermifltik. Gerçek flu
ki, onlar hileli düzenler kurdular. Oysa onlar›n düzenleri,
da¤lar› yerlerinden oynatacak da olsa, Allah kat›nda onlara haz›rlanm›fl düzen (kötü bir karfl›l›k) vard›r. Allah’›, sak›n peygamberlerine verdi¤i sözden dönen sanma. Gerçekten Allah azizdir, intikam sahibidir. Yerin baflka bir yere,
göklerin de baflka göklere dönüfltürüldü¤ü gün, onlar tek
olan, kahhar olan Allah’›n huzuruna ç›kar›lacaklard›r. O
gün suçlu günahkârlar›n zincirlere vurulduklar›n› görürsün.
Giyimleri katrandand›r, yüzlerini de atefl bürümektedir. Bu
azab, Allah’›n her nefsi kendi kazand›¤›yla cezaland›rmas›
içindir. Hiç flüphesiz Allah, hesab› pek çabuk görendir. ‹flte bu Kur’an uyar›l›p korkutulsunlar, gerçekten O’nun yaln›zca bir tek ilah oldu¤unu bilsinler ve temiz ak›l sahipleri iyice ö¤üt al›p düflünsünler diye bir ö¤üt ve uyar›d›r.
(14/42-52)
• Allah’›n ayetlerine inanmayanlar› Allah hidayete ulaflt›rmaz ve onlar için ac›kl› bir azap vard›r. Yalan›, yaln›zca
Allah’›n ayetlerine inanmayanlar uydurur. ‹flte yalanc›lar›n
as›l kendileri de onlard›r (16/104-105).
• Allah bir flehri örnek verdi: (Halk›) Güvenlik ve huzur içindeydi, r›zk› da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah’›n nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yapt›klar›na karfl›l›k olarak, ona açl›k ve korku elbisesini tatt›rd›. Andolsun, onlara kendi içlerinden bir peygamber gelmiflti, fakat onu yalanlad›lar; böylece onlar, zulümlerine devam ederken azab onlar› yakalay›verdi. O halde, ey insanlar, Allah’›n size verdi¤i r›zktan helal ve hofl olarak yeyin
ve Allah’›n nimetine flükredin; e¤er ona kulluk ediyorsan›z
(16/112-114).
• Ve flüphesiz, ahirete inanmayanlar, için de ac›kl› bir
467
azab haz›rlam›fl›zd›r (17/10). Kur’an okudu¤un zaman seninle ahirete inanmayanlar aras›nda görünmez bir perde
k›ld›k. Ve onlar›n kalpleri üzerine, onu kavray›p anlamalar›n› engelleyen kabuklar, kulaklar›na da bir a¤›rl›k koyduk.
Sen Kur’an’da sadece Rabbini “bir ve tek” (ilah olarak)
and›¤›n zaman, ‘nefretle kaçar vaziyette’ gerisin geriye giderler(17/45-46).
• Kâfirler Peygambere: “Bize yerden p›narlar f›flk›rtmad›kça yahut içinden nehirler geçen ba¤ ve bahçelere sahip
olmad›kça veya gökten üzerimize tafl ya¤d›rmad›kça veya
Allah ve melekleri bize göstermeden veya alt›ndan bir eve
sahip olmadan yahut ta gökyüzüne yükselip oradan bize
okuyaca¤›m›z bir kitap getirmedi¤in sürece sana inanmayaca¤›z” dediler. Habibim, onlar›n inançs›zl›¤›na as›l fley, Resulün bir insan olarak seçilmesidir. Oysa yeryüzünde yaflayanlar insan de¤il de melek olsalard›, elbette onlara Peygamber olarak Melek gönderecektik. (Resülüm!) Onlara de
ki: “Benimle sizin aran›zda peygamberlik konusunda flahit
olarak Allah yeter; kuflkusuz O, kullar›n› görendir, yapt›klar›ndan haberi oland›r. Allah, kimi hidayete ulaflt›r›rsa, iflte o, hidayet bulmufltur, kimi de sapt›r›rsa onlar için
O’nun d›fl›nda asla veliler bulamazs›n. K›yamet günü, biz
onlar› yüzükoyun körler, dilsizler ve sa¤›rlar olarak haflrederiz. Onlar›n bar›nma yerleri cehennemdir; atefli sükûn
buldukça, ç›lg›n alevini onlara artt›r›r›z. Bu, flüphesiz, onlar›n ayetlerimizi inkâr etmelerine ve: “Biz kemikler haline
geldikten, toprak olup ufaland›ktan sonra m›, gerçekten
biz mi yeni bir yarat›l›flla diriltilece¤iz?” demelerine karfl›l›k cezaland›r›r›z. Görmüyorlar m›; gökleri ve yeri yaratan
Allah, onlar›n benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için
de kendisinde flüphe olmayan bir süre (ecel) k›lm›flt›r. Zulmedenler ise ancak inkârda ayak direttiler (17/90-99).
• Küfre sapanlar, beni b›rak›p kullar›m› veliler edindiklerini mi sand›lar? Gerçekten biz cehennemi kâfirler için
bir durak olarak haz›rlam›fl›z. De ki: “Davran›fl (tarz› olan
ameller) bak›m›ndan en çok hüsrana u¤rayacak olanlar› si468
ze haber vereyim mi?” “Onlar›n, dünya hayat›ndaki bütün
çabalar› bofla gitmiflken, kendilerini gerçekte güzel ifl yapmakta san›yorlar.” ‹flte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O’na
kavuflmay› inkâr edenlerdir. Art›k onlar›n yap›p ettikleri
bofla ç›km›flt›r, k›yamet gününde onlar için bir tart› tutmayaca¤›z. ‹flte, küfre sapmalar›, ayetlerimi ve peygamberlerimi alay konusu edinmelerinden dolay› onlar›n cezas› cehennemdir. (18/102-106)
• Onlara apaç›k olan ayetlerimiz okundu¤unda, o küfre sapanlar, iman edenlere derler ki: “‹ki gruptan hangisi, makam bak›m›ndan daha iyi, topluluk bak›m›ndan daha güzeldir?” Onlardan önce nice insan kuflaklar›n› y›k›ma
u¤ratt›k, onlar mal (giyim, kuflam ve tefrifl) bak›m›ndan da,
gösterifl bak›m›ndan da daha güzeldiler. De ki: “Kim sap›kl›k içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tan›d›kça
tan›r; kendilerine vaat edileni ya azab› veya k›yamet saatini gördükleri zaman art›k kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri-gücü daha zay›fm›fl, ö¤reneceklerdir.
Allah, hidayet bulanlara hidayeti artt›r›r. Sürekli olan salih
davran›fllar, Rabbinin kat›nda sevap bak›m›ndan daha hay›rl›, var›lacak sonuç bak›m›ndan da daha hay›rl›d›r. Ayetlerimizi inkâr edip, bana: “Elbette mal ve çocuklar verilecektir” diyeni gördün mü? O, gayba m› tan›k oldu, yoksa
Rahman olan Allah’›n kat›ndan bir ahit mi ald›? Asla; demekte oldu¤unu yazaca¤›z ve onun için azaptan da süre
tan›d›kça tan›yaca¤›z. Onun söylemekte oldu¤una biz mirasç› olaca¤›z; o bize, ‘yapayaln›z tek bafl›na’ gelecektir.
Kendilerine güç (izzet) sa¤las›nlar diye, Allah’tan baflka
ilahlar edindiler. Hay›r; (o yalanc› ilahlar) onlar›n tap›n›fllar›n› inkâr edecekler ve onlara karfl› çeliflkiye düflecekler.
Görmedin mi, biz gerçekten fleytanlar›, küfre sapanlar›n
üzerine gönderdik, onlar› tahrik edip k›flk›rt›yorlar. Onlara karfl› acele davranma; biz onlar için ancak sayd›kça saymaktay›z. Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahman
(olan Allah’›n huzuruna toplayaca¤›m›z gün, suçlu günahkârlar› da, susam›fllar olarak cehenneme sürece¤iz. Rahma469
n›n kat›nda ahit alm›fllar›n d›fl›nda (onlar) flefaate malik
olamayacaklard›r. (19/73-87)
• Rabbinin uyar›lar›na uymayan insano¤luna Rabbi flöyle seslenmiflti: “Bir k›sm›n›z bir k›sm›n›za düflman olarak,
hepiniz oradan (cennetten) inin. Art›k size benden bir yol
gösterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa art›k o
flafl›r›p sapmaz ve mutsuz da olmaz.” “Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, art›k onun için s›k›nt›l› bir geçim vard›r ve biz onu k›yamet günü kör olarak haflredece¤iz.”
“Mahfler günü kör olarak haflredilenler: “Ben görmekte
olan biriyken, beni niye kör olarak haflrettin Rabbim?” diyecek. (Allah da) Der ki: “‹flte böyle, sana ayetlerimiz gelmiflti, fakat sen onlar› unuttun, bugün de sen iflte böyle
unutulmaktas›n.” (Resülüm!) ‹flte biz ölçüsüzce davrananlar› ve Rabbinin ayetlerine inanmayanlar› böyle cezaland›r›r›z; ahiretin azab› ise gerçekten daha fliddetli ve daha süreklidir. Kendilerinden önceki kuflaklardan nicelerini y›k›ma u¤ratmam›z, onlar› do¤ruya yöneltmedi mi? Oysa bugün kendileri onlar›n kald›klar› yerlerde (tarihi kal›nt›lar›
üzerinde) gezinip durmaktad›rlar. fiüphesiz bunda sa¤duyu
sahipleri için ayetler vard›r. E¤er Rabbinden geçmifl bir söz
ve ad› konulmufl (belirlenmifl) bir süre (ecel) olmasayd›
kuflkusuz (y›k›m azab›) kaç›n›lmaz olurdu (20/123-129).
• Habibim!) ‹nsanlar›n hesaba çekilecekleri gün yaklafl›yor (insanlar ecellerine yaklaflmaktad›rlar). Hal böyle iken
onlar, gaflet içindedirler ve iman etmekten yüz çeviriyorlar. Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak, kalpleri oyuna, e¤lenceye dalarak dinlemifllerdir. O zalimler flöyle f›s›ldanmaktad›rlar: Bu Muhammed, sizin gibi bir befler olmaktan baflka
nedir ki! Siz flimdi gözünüz göre göre büyüye mi kap›l›yorsunuz? Onlara cevap olarak Peygamber: “Rabbim gökte
ve yerde söylenmifl her sözü bilir, O, hakk›yla iflitendir, bilendir” dedi. Onlar ise cevap olarak: “Hay›r, bunlar saçma
sapan rüyalard›r ve onlar› kendisi uydurmufltur. Belli ki o,
daha önce gelenlerin ayetlerini bize ileten bir flairdir” de470
diler. Habibim, bunlardan önce helak etti¤imiz hiçbir belde iman etmemiflti; flimdi bunlar m› iman edecekler? Biz
senden önce de, kendilerine vahiy verdi¤imiz kiflilerden
baflkas›n› peygamber olarak göndermedik. Ey inkârc›lar, bilmiyorsan›z bilenlerden sorunuz. Biz onlar›, yemek yemez
cesetler k›lmad›k ve onlar ölümsüz de¤illerdi. Sonra onlara verdi¤imiz söze sad›k kald›k, böylece onlar› ve dilediklerimizi kurtard›k da ölçüsüz davrananlar› y›k›ma u¤ratt›k.
Andolsun, size, bütün yaflam›n›za ait bilgileri kapsayan bir
Kitap indirdik. Yine de ak›llanmayacak m›s›n›z? Biz, zulmeden, ülkelerden nicesini k›r›p geçirdik ve bunun ard›ndan
bir baflka kavmi meydana getirdik. Bizim zorlu azab›m›z›
hissettikleri zaman, oradan büyük bir h›zla uzaklafl›p kaç›yorlard›. Onlara: “Uzaklafl›p kaçmay›n, içinde fl›mar›p azd›¤›n›z refaha ve yurtlar›n›za dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz.” dedik. Onlar ise: “Yaz›klar olsun bize” dediler.
“Gerçekten biz, zalimmifliz.” Onlar›n bu yak›nmalar›, biz
onlar› biçilmifl ekin, sönmüfl ocak durumuna getirinceye
kadar son bulmad›. Biz, bir oyun ve oyalanma konusu olsun diye gö¤ü, yeri ve ikisi aras›nda bulunanlar› yaratmad›k. E¤er biz, bir oyun ve oyalanma edinmek isteseydik,
bunu, kendi kat›m›zdan edinirdik. Yapacak olsayd›k, böyle
yapard›k. Hay›r, biz hakk› bat›l›n üstüne f›rlat›r›z, o da
onun beynini darmada¤›n eder. Bir de bakars›n ki, o, yok
olup gitmifltir. Allah’a karfl› nitelendire geldiklerinizden dolay› eyvahlar size. Göklerde ve yerde kim varsa O’nundur,
O’nun yan›nda olanlar, O’na ibadet etmekte büyüklü¤e kap›lmazlar ve onlar yorgunluk da duymazlar. Gece ve gündüz, hiç durmaks›z›n tesbih ederler. Yoksa onlar, yerden
birtak›m ilahlar edindiler de, onlar m› ölüleri diriltecekler? E¤er her ikisinde (gökte ve yerde) Allah’›n d›fl›nda
ilahlar olsayd›, hiç tart›flmas›z, ikisi de bozulup gitmiflti. Arfl›n Rabbi olan Allah, onlar›n nitelendire geldikleri fleylerden yücedir. O, yapt›klar›ndan sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler. Yoksa O’ndan baflka ilahlar m› edindiler? De
ki: “Kesin kan›t (burhan›n›z›) getirin. ‹flte benimle birlik471
te olanlar›n zikri (Kitab›) ve benden öncekilerin de zikri.”
Hay›r, onlar›n ço¤u hakk› bilmiyorlar, bundan dolay› yüz
çevirmektedirler. Senden önce hiç bir peygamber göndermedik ki, ona flunu vah yetmifl olmayal›m: “Benden baflka
ilah yoktur, öyleyse bana ibadet edin.” “Rahman olan Allah çocuk edindi” dediler. O, bu yak›flt›rmadan yücedir.
Hay›r, onlar (melekler) ikrama lay›k görülmüfl kullard›r.
Onlar sözle bile olsa O’nun önüne geçmezler ve onlar
O’nun emriyle yap›p etmektedirler. O, önlerindekini de,
arkalar›ndakini de bilmektedir; onlar, kendisinden hoflnut
olunandan baflkas› için de flefaat etmezler;. Ve onlar,
O’nun haflmetinden içleri titremekte olanlard›r. Onlardan
her kim ki: “Gerçekten ben, O’nun d›fl›nda bir ilah›m” diyecek olsa, bu durumda biz onu cehennemle cezaland›r›r›z. Zalimleri biz böyle cezaland›rmaktay›z. O küfre sapanlar görmüyorlar m› ki, bafllang›çta göklerle yer, birbiriyle
bitiflik iken, biz onlar› ay›rd›k ve her canl› fleyi sudan yaratt›k. Yine de onlar inanmayacaklar m›? Yer onlar› sarsmas›n diye onun üstünde da¤lar yaratt›k. Ve orada inifl
yollar› açt›k. Ta ki maksatlar›na ulaflabilsinler. Gökyüzünü korunmufl bir tavan k›ld›k; onlar ise ayetlerimizden yüz
çevirmektedirler. Geceyi, gündüzü, günefli ve ay› yaratan
O’dur; her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.(21/133)
•
(Resülüm!) Küfre sapanlar seni gördüklerinde, seni
yaln›zca alay konusu edinmektedirler ve: “Sizin ilahlar›n›z›
diline dolayan bu mu?” diyorlar. Oysa Rahman olan Allah’›n sözünü (Kitab›n›) inkâr edenler kendileridir. ‹nsan
aceleci olarak yarat›ld›. Size ayetlerimi yak›nda gösterece¤im. fiimdi hemen acele etmeyin. “E¤er do¤ruyu söylüyor
iseniz, bu va’id (edilen günün sorgu ve azab›) ne zamand›r?” diyorlar. O küfre sapanlar, yüzlerinden ve s›rtlar›ndan atefli püskürtmeyecekleri ve hiç yard›m alamayacaklar›
zaman› bir bilselerdi. Hay›r, onlara apans›z gelecek de,
böylece onlar› flaflk›na çevirecek; art›k ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne de onlara süre tan›nacak. An472
dolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi, fakat
onlar› alaya alanlar›, o alaya ald›klar› sar›p kuflat›verdi. De
ki: “Gece ve gündüz sizi Rahman olan Allah’tan kim koruyabilir?” Hay›r, onlar Rablerini zikirden yüz çevirenlerdir.
Yoksa onlar›n, bize karfl› kendilerini, engellemeyle koruyabilecek ilahlar› m› var? Onlar›n kendi nefislerine bile yard›ma güçleri yetmez ve onlar bizden yak›nl›k bulamazlar.(21/36–43)
•
Her kim, Allah’›n, dünya ve ahirette Resulüne asla
yard›m etmeyece¤ini zannediyorsa, Gücü yetiyorsa gö¤e t›rmans›n ve Allah’tan peygamberine gelen yard›m› engellesin de görelim(22/15). Biz Kuran’› aç›k anlaml› ayetlerle
indirdik. Allah diledi¤ini de hidayete erdirir. ‹flte bu Kuran’a karfl› insanlar iki guruba ayr›lm›fllard›r. Bunlardan inkâr edenler için ateflten bir elbise biçilmifltir. Onlar›n bafllar›n›n üstünden de kaynar sular dökülecektir! Bununla,
kar›nlar›n›n içindeki organlar ve derileri eritilecektir! Bir
de onlar için demir kamç›lar vard›r. Çekecekleri ›zd›rabtan dolay›, oradan her kaçmak istediklerinde, oraya geri
döndürüleceklerdir. Ve onlara “Bu azab› tad›n” denilecektir. Ama iman edip iyi davran›flta bulunanlar, zemininden
›rmaklar akan cennetlere kabul edileceklerdir. Bunlar orada alt›n bileziklerle incilerle bezeneceklerdir. Giyecekleri
elbiseler ise ipektir. Onlar orada sözün en güzelini duyacaklard›r ve övgüye lay›k Allah’›n yoluna iletileceklerdir.
(Habibim!) Biz, küfre sapanlar, insanlar› Allah yolundan
al›koyanlar, herkese eflit olarak k›ld›¤›m›z Mescid-i Haram’dan al›koyarak zülüm yaparak haktan ayr›lanlar, flunu
bilmelidirler ki, onlara ac› bir azap tatt›raca¤›z(22/19-25).
•
E¤er seni yalanl›yorlarsa, onlardan önce Nuh, Âd,
Semud kavmi de yalanlam›flt›. ‹brahim’in kavmi ve Lut’un
kavmi de: Medyen halk› da (yalanlam›flt› peygamberlerini).
Musa da yalanlanm›flt›. Böylelikle Ben, o küfre sapanlara
bir süre tan›d›m, sonra onlar› yakalay›verdim. Nas›lm›fl benim (her fleyi alt üst edip kökten de¤ifltiren) ink›lab›m(22/42-44). Küfre sapanlar ise, k›yamet saati onlara
473
apans›z gelinceye ya da kesintiye u¤ram›fl bir günün azab›
onlara yetiflinceye kadar ondan (Kuran’dan) yana flüphe
içinde kalacaklard›r(22/55). Küfre sap›p ayetlerimizi yalanlayanlar; art›k onlar için de afla¤›lat›c› bir azap vard›r
(22/57). Onlara karfl› apaç›k olan ayetlerimiz okundu¤u zaman, sen o küfre sapanlar›n yüzlerindeki ‘red ve inkâr›’
tan›yabilirsin. Neredeyse, kendilerine karfl› ayetlerimizi okuyan›n üzerine çullan›verecekler. De ki: “Size, bundan daha
kötü olan›n› haber vereyim mi? Allah, onu küfre sapanlara Atefli vaadetmifl bulunmaktad›r; o ne kötü bir durakt›r.”
(22/72)
• Ey insanlar, size bir misal verildi; flimdi onu dinleyin: Sizin, Allah’›n d›fl›nda tapmakta olduklar›n›z hepsi bir
araya gelseler dahi gerçekten bir sinek bile yaratamazlar.
E¤er sinek onlardan bir fley kapacak olsa, bunu da ondan
geri alamazlar. ‹steyen de güçsüz, istenen de. Onlar, Allah’›n kadrini hakk›yla takdir edemediler. fiüphesiz Allah,
güç sahibidir, azizdir. (22/73-74) O, önlerindekini de, arkalar›ndakini de bilmektedir. Bütün ifller de Allah’a döndürülür. (22/76)
• Küfre sapanlar ise; onlar›n amelleri dümdüz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su san›r. Nihayet ona
yetiflip geldi¤inde, onu bir fley olarak bulmay›verir ve kendi yan›nda Allah’› bulur. (Allah da) Onun hesab›n› tam
olarak verir. Allah, hesab› çok seri görendir. Ya da (küfredenlerin amelleri) engin bir denizdeki karanl›klara benzer;
onun üstünü bir dalga kaplar, onun da üstünde bir dalga, onun da üstünde bir bulut vard›r. Bir k›sm›, bir k›sm› üzerinde olan karanl›klar; elini ç›kard›¤›nda onu bile
neredeyse göremeyecek. Allah kime nur vermemiflse, art›k
onun için nur yoktur. (24/39-40) Aralar›nda hükmetmesi
için onlar Allah’a ve Resulüne ça¤r›ld›klar› zaman, onlardan bir grup yüz çevirir. E¤er hak onlar›n lehlerinde ise,
ona boyun e¤erek gelirler. Bunlar›n kalplerinde hastal›k m›
var? Yoksa kuflkuya m› kap›ld›lar? Yoksa Allah’›n ve Resulünün kendilerine karfl› haks›zl›k yapaca¤›ndan m› kork474
maktad›rlar? Hay›r, onlar zalim olanlard›r.(24/48-50). Yeminlerinin olanca gücüyle Allah’a and içtiler; e¤er sen onlara emredersen (savafla) ç›kacaklar diye. De ki: “And içmeyin, bu bilinen (örf üzere) bir itaattir. Allah, yapmakta
olduklar›n›zdan haberi oland›r.” De ki: “Allah’a itaat edin,
peygambere de itaat edin. E¤er yine de yüz çevirirseniz,
art›k onun (peygamberin) sorumlulu¤u kendisine yükletilen, sizin de sorumlulu¤unuz size yükletilendir. E¤er ona
itaat ederseniz, hidayet bulmufl olursunuz. Peygambere düflen, apaç›k bir tebli¤den baflkas› de¤ildir.” (24/53-54). Küfre sapanlar›n, yeryüzünde (Allah’›) aciz b›rakacaklar›n› sanma. Onlar›n son bar›nma yerleri atefltir. Ne kötü bir dönüfltür o (24/57).
• Kafirler Allah d›fl›nda, hiç bir fleyi yaratmayan, üstelik kendileri yarat›lm›fl olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sa¤layamayan, öldürmeye, yaflatmaya ve yeniden diriltip yaymaya güçleri yetmeyen birtak›m ilahlar edindiler. Küfre sapanlar dediler ki: “Bu Kur’an, olsa olsa ancak onun uydurdu¤u bir yaland›r, onu kendisi düzüp uydurmufl ve ona bir baflka topluluk da yard›mda bulunmufltur.” Böylelikle onlar, hiç flüphesiz haks›zl›k ve iftira ile geldiler. Ve dediler ki: “Bu, Geçmifllerin uydurdu¤u masallard›r, bir baflkas›na yazd›rm›fl olup kendisine sabah akflam
okunmaktad›r.” (Resülüm!) de ki: “Kur’an’›, göklerde ve
yerde gizli olan› bilmekte olan Allah indirmifltir. Kuflkusuz
O, çok ba¤›fllayand›r, çok esirgeyendir.” (25/3-6)
• Dediler ki: “Bu peygambere ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaflmaktad›r? Ona, kendisiyle birlikte uyar›c› olacak bir melek de indirilmesi gerekmez miydi?” “Ya da kendisine bir hazinenin b›rak›lmas› veya ondan yemekte oldu¤u bir bahçesi olmas› gerekmez miydi?
Siz olsa olsa, ancak büyülenmifl bir adama uymaktas›n›z.”
(Habibim!) Bir bak›ver; senin için nas›l örnekler verdiler
de böyle sapt›lar. Art›k onlar hiç bir yol da bulamazlar.
Diledi¤i takdirde, sana bundan daha hay›rl›s› olarak alt›ndan ›rmaklar akan cennetler veren ve senin için köflkler
475
k›lan Allah ne yücedir. Hay›r, onlar k›yamet saatini yalanlad›lar; biz k›yamet saatini yalan sayanlara ç›lg›nca yanan
bir atefl haz›rlad›k. Atefl, onlar› uzak bir yerden gördü¤ünde, onlar bunun gazapl› öfkesini ve u¤ultusunu iflitirler. Elleri boyunlar›na ba¤l› olarak, onun s›k›fl›k bir yerine at›ld›klar› zaman, orada yok oluflu isteyip ça¤›r›rlar. Onlara
denir ki: “Bugün bir yok oluflu ça¤›rmay›n, birçok kere yok
oluflu isteyip ça¤›r›n”. Sor onlara, bu mu daha hay›rl›, yoksa takva sahiplerine vaadedilen ebedi cennet mi? Ki onlar
için bir mükâfat ve son durakt›r.” “‹çinde ebedi kal›c›lar
olarak, orada her istedikleri onlar›nd›r; bu, Rabbinin bir
vaadidir.” Onlar› ve Allah’tan baflka tapt›klar›n› bir araya
getirip toplayaca¤› ve: “fiu kullar›m› siz mi sapt›rd›n›z, yoksa kendileri mi yolu sap›tt›lar” diyece¤i gün; Derler ki:
“Sen yücesin; senin d›fl›nda baflka veliler edinmemiz bize
yak›flmaz, ancak onlar› ve atalar›n› sen meta verip yararland›rd›n, öyle ki seni anmay› unuttular ve böylece y›k›ma
u¤rayan bir kavim oldular.” Onlara: “‹flte (ilahlar›n›z) sizin
söylemekte olduklar›n›z› yalanlad›lar; bundan böyle azab›
ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yard›ma.
Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap tatt›r›r›z.” denilecek. Senden önce, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen peygamberlerden baflkas›n› göndermifl de¤iliz.
Biz, sizin bir k›sm›n›z›, bir k›sm› için deneme (fitne konusu) yapt›k. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir. Bize kavuflmay› ummayanlar, dediler ki: “Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklü¤e kap›ld›lar ve
büyük bir azg›nl›kla bafl kald›rd›lar. Melekleri görecekleri
gün, suçlu günahkârlara bir müjde yoktur. Ve o gün melekler onlara derler ki: “Size sevinçli haber yasakt›r, yasak.”
Böylece onlar›n yapmakta olduklar› her bir iyi ifli ele al›r›z, onu saç›lm›fl zerreler haline getirerek de¤ersiz k›lar›z
(25/7-23). Gö¤ün bulutlarla parçalanaca¤› ve meleklerin
bir indirilme ile indirilece¤i gün; ‹flte o gün, gerçek mülk,
Rahman olan Allah’›nd›r. Küfredenler için de oldukça zor476
lu bir gündür. O gün, zulme sapan, ellerini h›nçla ›s›rarak flöyle der: “Ah keflke, peygamberle birlikte bir yol edinmifl olsayd›m, vah yaz›klar bana, ne olurdu da filan› dost
edinmeseydim. Çünkü o, gerçekten bana gelmifl bulunduktan sonra beni zikirden (Kuran’dan) sapt›rm›fl oldu. fieytan da insan› ‘yapayaln›z ve yard›ms›z’ b›rakand›r.” O gün
peygamber de onlar için: “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran’› terkedilmifl bir kitap olarak b›rakt›lar” diyerek tan›kl›k edecektir (25/25-30). O gün yüzükoyun cehenneme do¤ru sürülüp toplanacak olanlar; iflte onlar, yer
bak›m›ndan çok kötü, yol bak›m›ndan da sap›k olanlard›r
(25/34). ‹nsan› sudan yarat›p onu, nesep ve sihriyyet sahibi k›lan (Kan ve akrabal›k ba¤› oluflturan) O’dur. Senin
Rabbin güç yetirendir. Allah’›n b›rak›p kendilerine yarar
da, zarar da sa¤layamayacak fleylere ibadet etmektedirler.
Kâfir, as›l kendi Rabbine karfl› fleytana arka ç›kand›r(25/5455). Onlara: “Rahman (olan Allah)a secde edin” denildi¤i
zaman, “Rahman da neymifl? Biz senin bize emretti¤ine mi
secde edecek mifliz?” derler ve bu davet, onlar›n nefretini
artt›r›vermektedir (25/60).
• (Resülüm!) Onlar mümin olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin öyle mi? Dilersek, onlar›n üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunlar›
e¤ilmifl kal›verir. Onlara Rahman olan Allah’tan yeni bir
uyar› gelmeyiversin, hiç tart›flmas›z ondan yüz çevirirler.
Gerçekten yalanlad›lar; fakat alay konusu edinmekte olduklar› fleyin haberi kendilerine pek yak›nda gelecektir. Yeryüzüne bir bakmad›lar m› ki, biz onda her güzel (kerim)
çiftten nice ürünler bitirdik. Hiç flüphe yok, bunda bir al›nacak dersler vard›r; ancak onlar›n ço¤u mümin de¤ildirler. Hiç flüphe yok, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve
güçlü oland›r, merhamet sahibi oland›r (26/3-9).
477
• Onlar, dünya hayat›n›n yaln›zca görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise gafil olanlard›r. Kendi nefisleri konusunda düflünmüyorlar m›? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi
aras›nda olanlar› ancak hak ile ve belirlenmifl bir süre
(ecel) olarak yaratm›flt›r. Gerçekten, insanlardan ço¤u Rablerine kavuflmay› inkâr etmektedirler. Yeryüzünde gezip
dolaflm›yorlar m›? Böylece kendilerinden öncekilerin nas›l
bir sona u¤rad›klar›n› görsünler. Onlar, güç bak›m›ndan
kendilerinden daha üstün idiler, topra¤› alt üst etmifller
(ekmifller, madenler, sular aray›p ç›karm›fllar) ve onu, kendilerinin imar etti¤inden daha çok imar etmifllerdi. Peygamberleri de, onlara aç›k delillerle gelmiflti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine
zulmediyorlard›. Sonra kötülük yapanlar›n u¤rad›klar› son,
Allah’›n ayetlerini yalan saymalar› ve onlar› alay konusu
edinmeleri dolay›s›yla çok kötü oldu. (30/7-10)
• Andolsun ki biz, bu Kuran’da insanlar için her çeflit
misale yer vermiflizdir. fiayet onlara bir mucize getirsen inkârc›lar kesinlikle flöyle diyeceklerdir: “Siz ancak inan›lmayacak fleyleri ortaya atmaktas›n›z” (30/58).
• Baz› insanlar hiçbir dayana¤› olmayan sözler kullanarak insanlar› Allah yolundan al›koymaya çal›flmakta ve onlarla alay etmektedirler. ‹flte onlara ac›kl› bir azap vard›r.
Onlara ayetlerimiz okundu¤u zaman, kulaklar›nda a¤›rl›k
varm›fl gibi duymazdan gelmekte ve önemsememektedirler.
‹flte onlar› ac›kl› bir azapla müjdele (31/6-7).
• Allah’›n gökte olanlar› da, yerde olanlar› da buyru¤unuz alt›na verdi¤ini, nimetlerini aç›k ve gizli olarak size
bolca ihsan etti¤ini görmez misiniz? Buna ra¤men insanlardan, Allah hakk›nda hiçbir bilgisi olmadan, do¤ruluk dereceleri ve ayd›nlat›c› bir Kitap bulunmadan tart›flanlar vard›r. Onlara: “Allah’›n indirdi¤ine uyun” denildi¤inde; Onlar: “Hay›r, biz babalar›m›z›, üzerinde buldu¤umuz yola
uyar›z” derler. Ya fleytan, onlar› alevli atefle ça¤›r›yor idiy478
se! ‹yi davran›fllar içinde kendini bütünüyle Allah’a veren
kimse, gerçekten en sa¤lam kulpa tutunmufl olur. Zaten
bütün ifllerin sonu Allah’a var›r. (Resülüm!) ‹nkâr edenlerin inkâr› seni üzmesin. Onlar›n dönüflü ancak bizedir. ‹flte o zaman yapt›klar›n› kendilerine hat›rlat›r›z. Allah, kalplerde olan› flüphesiz çok iyi bilir. Onlar› biraz faydaland›r›r, sonra kendilerini a¤›r bir azaba sürükleriz. Andolsun
ki onlara: “Gökleri ve yeri kim yaratt›?” diye sorsan, mutlaka
“Allah”
diyeceklerdir.
Deki, öyleyse övgü de yaln›z Allah’a mahsustur, ama onlar›n ço¤u bilmezler (31/20-25).
• Mahfler gününde o günahkârlar›n, Rableri huzurunda bafllar›n› öne e¤ecekleri ve: “Rabbimiz! Gördük, duyduk, flimdi bizi dünyaya geri gönder de, iyi ifller yapal›m,
art›k kesin olarak inand›k” diyecekleri zaman› bir görsen!
Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat “Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir k›sm›yla dolduraca¤›m” diye benden kesin bir söz ç›km›flt›r. O gün onlara flöyle diyece¤iz: “Bu güne kavuflmay› unutman›z›n cezas›n› flimdi tad›n bakal›m! Do¤rusu biz de sizi unuttuk;
yapt›klar›n›zdan ötürü ebedi azab› tad›n!” (32/12-14).
• Yoldan ç›kanlar›n varaca¤› yer atefltir. Oradan her
ç›kmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: Yaland›r deyip durdu¤unuz cehennem azab›n› tad›n! denilir. En
büyük azaptan önce (ahiret azab›ndan önce), onlara mutlaka en yak›n azaptan (dünya hayat› s›k›nt›lar›n›) da tatt›raca¤›z; olur ki imana dönerler (32(20-21). Resulüm, inkârc›lar sana iman edenlerin ne zaman üstünlük sa¤layaca¤›n›, bu gerçekse, kendilerine bu fetih gününü göstermeni,
ancak o zaman iman edeceklerini sormaktad›rlar. Onlara
flunu söyle: “Fethin gerçekleflece¤i gün, art›k inkâr edenlere imanlar› bir fayda sa¤lamayacakt›r ve onlara iman etmeleri için de süre tan›nmayacakt›r”. (Habibim!) Sen onlara ald›rma ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler
479
(32/28-30). (Habibim!) Nitekim Allah, o inkâr edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile geri çevirdi. Allah’›n
yard›m› savaflta müminlere yetti. Allah, güçlüdür mutlak galiptir. Allah, inkârc›lara yard›m eden ehli kitaptan olanlar›
da kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düflürdü. Bir
k›sm›n› öldürüyor bir k›sm›n› da esir al›yordunuz (33/2526).
• Gerçekten Allah, kâfirleri lanetlemifl ve onlar için ç›lg›n bir atefl haz›rlam›flt›r. Orda ebedi olarak kal›c›d›rlar.
Onlar ne bir veli, ne de bir yard›mc› bulamayacaklard›r.
Onlar›n yüzlerinin ateflte evirilip çevrilece¤i gün, derler ki:
“Eyvahlar bize, keflke Allah’a itaat etseydik ve peygambere
itaat etseydik.” Ve diyecekler ki: “Rabbimiz, gerçekten biz,
efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar
bizi yoldan sapt›rm›fl oldular.” “Rabbimiz, onlara azaptan
iki kat›n› ver ve onlara büyük bir lanet ile lanet et.”
(33/64-68)
• Ayetlerimizi hükümsüz b›rakmak için yar›fl›rcas›na u¤raflanlar için de, en kötüsünden, elem verici bir azap vard›r (34/5).
• Kâfir olanlar birbirlerine: “Çürüyüp paramparça oldu¤umuz vakit, yeniden dirilece¤imizi söyleyen adam› size
gösterelim mi! Acaba o deli mi yoksa Allah’a iftira m› ediyor?” diyorlar. Hay›r! Ahirete inanmayanlar derin bir sap›kl›k içindedirler ve ceza görecekler. Onlar gökteki, yerdeki,
önlerindeki ve arkalar›ndaki mucizeleri görmüyorlar m›?
Dilersek onlar› yere bat›r›r›z, ya da gökten üzerlerine tafl
ya¤d›r›r›z (34/7-9).
• Biz seni, ancak bütün insanlara bir müjde verici ve
uyar›c› olarak gönderdik. Ancak insanlar›n ço¤u bilmiyorlar. Onlar: “E¤er do¤ru söyleyenler iseniz, bu vaad (k›yamet günü) ne zamanm›fl?” derler. De ki: “Sizin için belirlenmifl bir gün vard›r ki, siz ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de öne al›nabilirsiniz.” Küfretmekte olanlar di480
yorlar ki: “Biz kesin olarak, ne bu Kuran’a inan›r›z, ne
de ondan önceki (indirile)ne.” (Habibim!) Sen o zulmetmekte olanlar›, Rableri huzurunda tutuklanm›fl olarak bir
görsen; sözü (suçlamalar›) birbirlerine karfl› evirip çevirir
(birbirlerine yöneltirler). Aldananlar kendilerini aldatanlara diyecekler ki: “E¤er sizler olmasayd›n›z, gerçekten bizler mümin (kimse)ler olurduk.” Aldatanlar, aldatt›klar›
kimselere diyecekler ki: “Size hidayet geldikten sonra, sizi
biz mi ondan al›koyduk? Hay›r, siz (zaten) suçlu günahkârlard›n›z.” Aldat›lanlar da kendilerini aldatanlara: “Hay›r,
siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah’›
inkâr etmemizi ve O’na efller koflmam›z› bize emrediyordunuz” diyecekler. Azab› gördüklerinde de piflmanl›klar›n›
saklarlar; biz de küfredenlerin boyunlar›na halkalar geçirece¤iz. Onlar, yapmakta olduklar›ndan baflkas›yla m› cezaland›r›lacaklard›? (34/28-33).
• Onlara apaç›k olan ayetlerimiz okundu¤unda: “Bu, sizi babalar›n›z›n tapmakta olduklar› ilahlardan, al›koymak isteyen bir adamdan baflkas› de¤ildir. Ve bu Kur’an düzülüp uydurulmufl bir yalan iftiradan baflka bir fley de de¤ildir.” dediler. Küfre sapanlar da kendilerine Kur’an geldi¤i zaman için: “Bu, apaç›k olan bir büyüden baflka bir fley
de¤ildir” dediler. Oysa biz onlara ders alacaklar› kitaplar
vermemifltik ve kendilerine senden önce bir uyar›c› da göndermemifltik (34/43-44).
• Küfredenler; onlar için fliddetli bir azap vard›r. ‹man
edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için de bir ba¤›fllanma ve büyük bir ecir vard›r (35/7). Kâfirler atefl içinde, onlar flöyle 盤l›k atarlar ve: “Rabbimiz, bizi ç›kar, yapt›¤›m›zdan baflka salih bir amelde bulunal›m.” O zaman
onlar flu cevab› alacaklar: “Size orada (dünyada), ö¤üt alabilecek olan›n ö¤üt alabilece¤i kadar ömür vermedik mi?
Size uyar›p korkutan da gelmiflti. Öyleyse azab› tad›n; art›k zalimler için bir yard›mc› yoktur (35/37). (Ey insan481
lar!) Sizi yeryüzünde halifeler (Yeryüzü yöneticiler) yapan
O’dur. Sizden kim inkâr ederse, kendini inkâr etmifl olur.
Küfür, Allah kat›ndaki cezay› artt›rmaktan ve küfredenleri
zarara sokmaktan baflka ifle yaramaz (35/39).
• Yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyar›c› gelecek olsa, ümmetlerin herhangi birinden mutlaka daha do¤ru yolda olacaklar›na dair, Allah’a and içmifllerdi.
Ancak onlara uyar›c› geldi¤inde, nefretlerinden baflkas›n›
artt›rmad›. (Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve
kötülü¤ü tasarlay›p düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi
sahibinden baflkas›n› sar›p kuflatmaz. Art›k onlar öncekilerin, kanunundan (onlara uygulanandan) baflkas›n› m› bekliyorlard›? Sen, Allah’›n kanununda kesinlikle bir de¤ifliklik bulamazs›n ve sen, Allah’›n kanununda asla bir de¤iflme de bulamazs›n. Yeryüzünde gezip dolaflm›yorlar m› ki,
böylelikle kendilerinden öncekilerin nas›l bir sona u¤rad›klar›n› görsünler; üstelik onlar, kuvvet bak›m›ndan kendilerinden daha güçlüydüler. Göklerde de, yerde de Allah’›
aciz b›rakacak hiç bir fley yoktur. Hiç flüphesiz O, bilendir, güç yettirendir (35/42-44).
• Ey ‹nsan! Hikmet dolu Kur’an hakk› için, flüphesiz
sen Peygamberlerdensin ve do¤ru yol üzerindesin. Bu
Kur’an, üstün ve çok merhametli Allah taraf›ndan indirilmifltir. Atalar› uyar›lmam›fl, bu yüzden kendileri de gaflet
içinde kalm›fl bir toplumu, uyarman için indirilmifltir. And
olsun ki onlar›n ço¤u, gafletlerinin cezas›n› hak etmifllerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar. Biz, onlar›n boyunlar›na halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktad›r. Bu yüzden kafalar› yukar› kalk›kt›r. Önlerine bir set
ve arkalar›na bir set çektik. Bu yüzden onlar art›k gerçe¤i görmezler. Onlar› uyarsan da uyarmasan da onlar için
birdir, inanmazlar (36/5-10).
• Onlara yapmakta oldu¤unuz veya yapm›fl oldu¤unuz
ifller nedeniyle Allah’tan korkun; umulur ki size merhamet
482
olunur denildi¤inde, ald›rmazlar. Onlara Rab’lerinin ayetlerinden
bir
ayet
gelmeyedursun, ille de ondan yüz çevirmifllerdir. Allah’›n size
r›z›k olarak verdiklerinden, hayra sarf ediniz denildi¤inde,
kâfirler müminlere diyorlar ki: “Allah’›n diledi¤i takdirde
doyuraca¤› kimseleri biz mi doyuraca¤›z? Siz gerçekten apaç›k bir sap›kl›k içindesiniz”. Onlar: “Bizi tehdit etti¤iniz k›yamet için e¤er do¤rular› söylüyorsan›z, bunun ne zaman
gelece¤ini söyleyiniz” diyorlar. Onlar, birbirleriyle çekiflip
dururken kendilerini ans›z›n yakalayacak korkunç bir sesi
bekliyorlar. ‹flte o anda onlar ne bir vasiyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler. Nihayet Sur’a üfürülecek.
Bir de bakars›n ki onlar, kabirlerinden kalk›p koflarak Rablerine giderler. ‹flte o zaman: “Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kald›rd›? Bu Rahman’›n vadetti¤idir. Peygamberler gerçekten do¤ru söylemifller! diyecekler (36/45-53).
• K›yamet günü kâfirlere: “Ayr›l›n bir tarafa ey günahkârlar! Ey Âdemo¤ullar›! Size fleytana tapmay›n, çünkü o
sizin apaç›k bir düflman›n›zd›r, bana kulluk ediniz, do¤ru
yol budur” demedim mi? fieytan sizden pek çok milleti
kand›r›p sapt›rd›, hala ak›l erdiremiyor musunuz? ‹flte, bu
size vaadedilen cehennemdir. ‹nkâr›n›z nedeniyle bugün
oraya girin” denilecek. O gün onlar›n a¤›zlar›n› mühürleriz; yapt›klar›n› bize elleri anlat›r, ayaklar› da flahitlik eder.
Dilersek onlar›n gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman
do¤ru yolu bulmaya kofluflurlar, ama nas›l göreceklerdi?
E¤er dilersek olduklar› yerde onlar›n flekillerini de¤ifltirirdik te, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye! (36/59-67).
• Putperestler: E¤er bizden önceki nesillere verilen kitaplardan, bize de bir kitap verilmifl olsayd› “Gerçekten bizler de, Allah’›n muhlis kullar›ndan olurduk.” Fakat Kur’an
gelince, onu tan›may›p küfrettiler (inkar ettiler); yak›nda
yapt›klar› yanl›fl› bileceklerdir (37/167-170).
483
• Sad ve ö¤üt veren Kuran’a yemin ederim ki, küfredenler (Kuran’› inkar edenler) bir gurur ve ayr›l›k içindedirler. Onlardan önce nice nesilleri helak ettik, onlar feryad ettiler ama art›k kurtulufl zaman› yoktu. Onlar, kendi
aralar›ndan kendilerine bir uyar›c›n›n gelmesine flaflt›lar ve
kâfirler: “Bu, tanr›lar› tek bir tanr› yapan yalanc› bir sihirbazd›r, söyledikleri tuhaf fleylerdir” dediler. Onlardan ileri
gelenler, Halka: “Yürüyün ve tanr›lar›n›za ba¤l›l›¤›n›z› gösterin, son dinde de bunun söylediklerini iflitmedik, Kur’an,
aram›zdan Muhammed’e mi indirildi? Kur’an ancak bir
uydurmad›r” diyerek halk› göreve davet ettiler ve Kur’an
hakk›nda flüphe içine düfltüler. Hay›r! Onlar henüz azab›
tatmad›lar. (Resulüm!) Aziz ve lütufkâr olan Rabbinin rahmet hazineleri onlar›n yan›nda m›d›r? Yahut göklerin, yerin ve ikisi aras›nda bulunanlar›n hükümranl›¤› onlar›n
elinde midir? Böyle bir iddialar› varsa, göklerin yollar›ndan
yükselsinler de görelim! Onlar çeflitli guruplardan oluflmufl
bir ordudur. ‹flte flurada bozguna u¤rat›lacaklard›r. Onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi, kaz›klar sahibi Firavun,
Semud, Lut kavmi ve Eyke halk› da peygamberleri yalanlad›lar. ‹flte bunlar da peygamberlere karfl› birleflen topluluklard›r. Onlardan her biri gönderilen peygamberleri yalanlad›lar de, bu yüzden kendilerine azab›m hak oldu.
Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir
ses beklemektedirler. (Resulüm!) Alayc› bir ifade ile: “Rabbimiz! Bizim pay›m›z› hesap gününden önce ver” diyenlerin söylediklerine sabret, kulumuz Davut’u, o güç sahibi zat› hat›rla. O, hep Allah’a yönelirdi (Davut kafirleri yok edecek güce sahip olmas›na ra¤men, kafirlerin dediklerine karfl› sabretmifl ve daima Allah’a yönelmiflti) (38/1-17).
• Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi aras›nda bulunan
fleyleri gereksiz yaratmad›k. Bu, küfredenlerin zann›d›r.
Ateflten (görecekleri azaptan) dolay› vay o küfretmekte
olanlara. Yoksa biz, iman edip salih amellerde bulunanlar›
484
yeryüzünde bozgunculuk ç›karanlar gibi (bir) mi tutaca¤›z?
Ya da muttakileri yoldan ç›kanlar gibi (bir) mi tutaca¤›z?
(38/27-28)
• (Resülüm!) Hakk›nda azap hükmü gerçekleflmifl kimseyi ve ateflte olan› sen mi kurtaracaks›n! (39/19). K›yamet
gününde yüzünü azab›n fliddetinden korumaya çal›flan,
kendini
ona
emin
k›lan
gibimidir? O gün zalimlere: “Kazand›¤›n›z› tad›n” denilecek(39/24). E¤er yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte
bir misli daha zulmedenlerin olsayd›, k›yamet günü azab›n
fenal›¤›ndan kurtulmak için elbette bunlar› feda ederlerdi.
Hâlbuki o gün onlar için, Allah taraf›ndan, hiç hesaba katmad›klar› fleyler ortaya ç›kacakt›r. Onlar›n kazand›klar› kötülükler o gün a盤a ç›kacak, alay ettikleri fley kendilerini
saracakt›r (39/47-48).
• (Resulüm!) ‹nkâr edenler: “Kur’an okunurken dinlemeyin ve gürültü yaparak onun sesini bast›r›n diyorlar. ‹flte o inkâr edenlere fliddetli bir azap tatt›raca¤›z ve onlar›
yapt›klar›n›n en kötüsü ile cezaland›raca¤›z. ‹flte bu Allah
düflmanlar›n›n cezas›, atefltir. Ayetlerimizi inkâr etmelerinden dolay›, orada onlara ceza olarak ebedi kalacaklar› cehennem yurdu vard›r (41/26-28). Ayetlerimiz hakk›nda
do¤ruluktan ayr›l›p, e¤rili¤e sapanlar bize gizli kalmaz. O
halde, ateflin içine at›lan m› daha iyidir, yoksa k›yamet günü güvenle gelen mi? Diledi¤inizi yap›n! Kuflkusuz O, yapt›klar›n›z› görendir. Kendilerine Kitap geldi¤inde onu inkâr edenler, flüphesiz bunun sonucuna katlanacaklard›r.
Halbuki o, eflsiz bir Kitap’t›r (41/40-41). E¤er biz onu yabanc› dilden bir Kur’an k›lsayd›k, inkarc›lar:: “Ayetleri tafsilatl› bir flekilde aç›klanmal› de¤il mi? Arap’a yabanc› dilden kitap olur mu?” diyeceklerdi. Onlara de ki: “O, inananlar için do¤ru yolu gösteren bir k›lavuzdur ve kalplere
flifad›r. ‹nanmayanlara gelince, onlar›n kulaklar›nda bir
a¤›rl›k vard›r ve Kur’an onlara kapal›d›r. Kuran’›n ne de485
di¤ini anlam›yorlar(41/44).
• Allah, kimi sapt›r›rsa, art›k bundan sonra onun hiç
bir velisi yoktur. Azab› gördükleri zaman, o zalimleri bir
görsen; “Geri dönmeye bir yol var m›?” derler. Onlar› görürsün; zilletten bafllar› önlerine düflmüfl bir halde, ona
(atefle) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar.
‹man edenler de: “Gerçekten hüsrana u¤rayanlar, k›yamet
günü hem kendi nefislerini, hem de yak›n akraba veya yandafllar›n› da hüsrana u¤ratm›fllard›r” dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kal›c› bir azap içindedirler. Onlar›n Allah’›n d›fl›nda kendilerine yard›m edecek velileri yoktur. Allah kimi sapt›r›rsa, art›k onun için hiç bir (ç›k›fl)
yolu yoktur(42/44-46).
• (Resulüm!) Senden önce de hangi memlekete uyar›c› göndermiflsek, mutlaka oran›n varl›kl› kiflileri (Topluma
egemen olanlar): “Babalar›m›z› bir din üzerinde bulduk,
biz de onlar›n izlerine uyar›z,” derlerdi. Peygamberleri onlara: “Ben size, babalar›n›z› üzerinde buldu¤unuz dinden
daha do¤rusunu getirmiflsem, yine mi bana uymazs›n›z?”
dediklerinde onlar: “Do¤rusu biz sizinle gönderilen fleye
inanm›yoruz” demifllerdi. Biz de onlardan intikam ald›k. ‹flte peygamberlerini yalanlayanlar›n sonu bu oldu(43/23-25).
Hay›r; Ben onlar› ve atalar›n›, kendilerine hak ve onu aç›klayan bir peygamber gelinceye kadar metaland›r›p yaflatt›m.
Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: “Bu bir büyüdür, do¤rusu biz ona (karfl›) kâfir olanlar›z.” Ve dediler
ki: “Bu Kur’an, iki flehirden birinin büyük bir adam›na indirilmeli de¤il miydi?” Senin Rab’binin rahmetini onlar m›
paylaflt›rmaktad›rlar? Dünya hayat›nda, onlar›n geçimliklerini aralar›nda biz paylaflt›rd›k. Birbirlerine ifl gördürmeleri
için kimini ötekine derecelerle üstün k›ld›k. Senin Rabbinin rahmeti, onlar›n toplay›p y›¤makta olduklar›ndan daha
hay›rl›d›r. E¤er insanlar (Allah’a karfl› isyanda birleflip) tek
bir ümmet olacak olmasayd›, Rahmana (Allah’a karfl›) küf486
redenlerin evlerine gümüflten tavanlar ve üzerinde ç›k›p
yükselecekleri merdivenler yapard›k. Evlerine kap›lar ve
üzerine yaslan›p dayanacaklar› koltuklar ve daha nice çekici süsler de verirdik. Bütün bunlar, yaln›zca dünya hayat›n›n metas›d›r. Ahiret ise, senin Rabbinin kat›nda muttakiler içindir (43/29-35). Meryem o¤lu ‹sa, bir misal olarak
anlat›l›nca, senin kavmin hemen ba¤r›flmaya bafllad›lar ve
dediler ki: Bizim tanr›lar›m›z m› hay›rl›, yoksa o mu? Bunu seninle tart›flmaya girmek için söylediler. Do¤rusu onlar kavgac› bir toplumdur. ‹sa, sadece kendisine nimet verdi¤imiz ve ‹srailo¤ullar›na örnek k›ld›¤›m›z bir kuldur
(43/56-59). Onlar, hiç fluurunda de¤ilken, kendilerine
apans›z geliverecek olan, k›yamet saatinden baflkas›n› m›
gözlüyorlar? Muttakiler hariç olmak üzere, o gün, dostlar›n kimi kimine düflmand›r (43/66-67). fiüphesiz günahkârlar, cehennem azab› içinde ebedi kalacak olanlard›r. Onlardan azap hafifletilmeyecektir ve orada onlar, umutlar›n›
kaybetmifl kimselerdir. Biz onlara zulmetmedik; ancak onlar›n kendileri zalimlerdir. (Cehennem bekçisine:) “Ey Malik (bekçi), Rabbin bizim iflimizi bitirsin” diye hayk›racaklar. O: “Gerçek flu ki siz, burada kalacak olanlars›n›z” diyecek. “Andolsun, biz size Hakk› getirdik, fakat sizin birço¤unuz hakk› çirkin görüp tiksinenlerdendiniz” (43/7478).
• (Habibim Muhammed!) E¤er kesin olarak inan›yorsan›z, bilin ki Allah, göklerin, yerin ve ikisi aras›nda bulunanlar›n Rabbidir. O’ndan baflka ilah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir ve geçmifl atalar›n›z›n da Rabbidir. Hay›r, onlar flüphe içindedirler; oynay›p oyalan›yorlar. Öyleyse sen, gö¤ün aç›kça bir duman getirece¤i günü
gözle; bu duman insanlar› sar›p kuflat›verecektir. ‹flte bu,
ac›kl› bir azapt›r. ‹flte o zaman insanlar: “Rabbimiz, azab›
üstümüzden aç›p gider; çünkü biz art›k iman ettik” diyecekler. Onlar için ö¤üt al›p düflünmek nerede? Onlara,
487
aç›klayan bir peygamber gelmiflti. Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: “Bu, ö¤retilmifltir, bir delidir.” (Ey inkârc›lar!) Biz sizden bu azab› biraz aç›p giderece¤iz; ama
yine siz sözünüzden dönecek olanlars›n›z (44/7-15). Belki
onlar ö¤üt al›p düflünürler diye, biz Kuran’›, senin dilinle
kolaylaflt›rd›k. Öyleyse sen gözleyip bekle; gerçekten onlar
da gözleyip beklemekte olanlard›r (44/58-59).
• ‹flte bu Kur’an bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkâr edenler ise, Onlar için, en i¤renç olan›ndan ac› bir
azap vard›r (45/11). Yoksa kötülüklere bat›p yara alanlar,
kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi k›laca¤›m›z› m› sand›lar? Hayatlar› ve ölümleri de bir mi olacak? Ne kötü hüküm veriyorlar (45/21). fiimdi sen, kendi
hevesini ilah edinen ve Allah’›n bir ilim üzere kendisini
sapt›rd›¤›, kula¤› ve kalbi üzerine mühür vurdu¤u ve gözü üstüne de bir perde çekti¤i kimseyi gördün mü? Art›k
Allah’tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de
ö¤üt al›p düflünmüyor musunuz? Diyorlar ki: “(Bütün olup
biten,) Bu dünya hayat›m›z ölüm ve yaflamdan baflkas› de¤ildir, bizi ancak zaman yoklu¤a sürüklemektedir. Oysa
onlar›n bu konuda bilgileri yoktur, sadece zannediyorlar.
Onlara aç›k belgeler olarak, ayetlerimiz okundu¤u zaman,
onlar›n (sözde savunma) delilleri: “E¤er do¤ru sözlüler iseniz, atalar›m›z› (diriltip) getirin” demekten baflkas› de¤ildir. De ki: “Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra da kendisinde hiç bir kuflku olmayan k›yamet günü O,
sizi bir araya getirip toplayacakt›r. Ancak insanlar›n ço¤u
bilmezler.” Göklerin ve yerin mülkü Allah’›nd›r. K›yamet
saatinin kopaca¤› gün, (iflte) o gün, bat›lda (dünya hayat›nda geçersiz fleylerle u¤raflanlar) olanlar hüsrana u¤rayacaklard›r (45/23-27).
• Biz gökleri, yeri ve ikisi aras›nda bulunanlar› ancak
hak ve ad› konulmufl bir ecel (belli bir süre) olarak yaratt›k. Küfredenler ise, uyar›l›p korkutulduklar› fleyden yüz çe488
virmekte olanlard›r (46/3). Küfretmekte olanlar, iman etmekte olanlar için diyorlar ki: “E¤er O (Kur’an veya iman)
hay›rl› bir fley olsayd›, ona bizden önce koflup yetiflemezlerdi.” Oysa onlar, onunla hidayete ermediklerinden: “Bu,
eski bir yaland›r” diyorlar (46/11). ‹nkar edenler, atefle arz
olunacaklar› gün onlara flöyle denilecek: “Dünya’daki hayat›n›zda bütün güzel fleylerinizi harcad›n›z, onlar›n zevkini
sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haks›z yere büyüklük taslaman›zdan ve yoldan ç›kman›zdan dolay› alçalt›c› bir azap
göreceksiniz (46/20). Küfredenler atefle sunulacaklar› gün,
(onlara flöyle denir:) “Bu gerçek de¤il miymifl?” Onlar:
“Rabbimize and olsun, evet (öyledir)” derler. (Allah da:)
“Öyleyse küfretmekte olduklar›n›zdan dolay› azab› tad›n”
dedi. (Habibim!) Art›k sen sabret; peygamberlerden azim
sahiplerinin sabrettikleri gibi, onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri fleyi (azab›) gördükleri gün, sanki
kendilerini gündüzün yaln›zca bir saati kadar yaflam›fllar gibi sanacaklar. (Bu) Bir tebli¤dir. Art›k fas›k olan bir kavimden baflkas› y›k›ma u¤rat›l›r m›? (46/34-35). Allah, inkar edenlerin ve Allah yolundan al›koyanlar›n ifllerini, bofla ç›karacakt›r (47/1). ‹flte böyle; hiç flüphesiz, küfredenler bat›l olana uymufllar; ve hiç flüphesiz, iman edenler de
Rablerinden olan hakka uymufllard›r. ‹flte Allah, insanlara
kendi örneklerini böyle verip göstermektedir (47/3). ‹nkâr
edenlere gelince onlar›n hakk› y›k›md›r. Bunun nedeni, Allah’›n indirdi¤ini be¤enmemeleridir. Bu nedenle Allah, onlar›n amellerini bofla ç›karm›flt›r.. Onlar, yeryüzünde gezip
dolaflm›yorlar m› ki, kendilerinden öncekilerin nas›l bir sona u¤rad›klar›n› görsünler. Allah, onlar› yerle bir etti. O
kâfirler için de bunun bir benzeri vard›r. ‹flte böyle; çünkü Allah, iman etmekte olanlar›n velisidir; kâfirlerin ise,
onlar›n velisi yoktur. fiüphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanlar›, alt›ndan ›rmaklar akan cennetlere sokar.
‹nkâr edenler ise, metalan›rlar ve hayvanlar›n yemesi gibi
489
yerler; atefl, onlar için bir konaklama yeridir (47/8-12).
• K›yamet günü, gök sars›l›p çalkalan›r. Da¤lar bir yürüyüflle yerlerinden oynayacak. ‹flte o gün, yalanlayanlar›n
vay haline. Ki onlar, ‘dald›klar› saçma bir u¤rafl›’ içinde
oynay›p oyalananlard›r. Cehennem atefline, ‘küçültücü bir
sürüklenme ile’ sürüklenecekleri gün; Onlara flöyle denir:
“‹flte sizin yalanlamakta oldu¤unuz atefl budur.” “Bu da bir
büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz.” “Girin ona; art›k
ister sabredip dayan›n, ister sabretmeyin. Sizin için birdir.
Siz ancak, yapt›klar›n›zla cezaland›r›l›yorsunuz” (52/9-16).
fiüphesiz zulmedenlere, Ondan baflka da azap vard›r. Fakat çoklar› bilmezler (52/47).
• Allah ve peygamberlerine iman edenler, iflte onlar,
Rableri yan›nda sözü özü do¤ru olanlar ve flehitlik mertebesine erenlerdir. Onlar›n mükâfatlar› ve nurlar› vard›r.
‹nkâr edip de ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da
cehennemin adamlar›d›r (57/19).
• Ey iman edenler, benim de düflman›m, sizin de düflman›n›z olanlar›, veliler edinmeyin. Siz onlara karfl› sevgi
yöneltiyorsunuz; oysa onlar Haktan size gelene küfretmifller, Rabbiniz olan Allah’a inanman›zdan dolay›, peygamberi de, sizi de (yurtlar›n›zdan) sürüp ç›karm›fllard›r. E¤er
siz, benim yolumda cihad etmek ve benim r›zam› aramak
amac›yla ç›km›flsan›z (nas›l) onlara karfl› hâlâ sevgi besliyorsunuz? Ben, sizin gizlemekte olduklar›n›z› da, a盤a vurduklar›n›z› da bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, art›k o,
elbette yolun ortas›ndan flafl›r›p sapm›fl olur. E¤er onlar sizi ele geçirecek olurlarsa, size düflman kesilirler, ellerini ve
dillerini kötülükle size uzat›rlar. Onlar sizin küfre sapman›z› içten arzu etmektedirler (60/1-2). ‹slam’a ça¤›r›ld›¤›
halde Allah’a karfl› yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah, zalimler toplulu¤unu do¤ru yola erdirmez. Onlar a¤›zlar›yla Allah’›n nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacakt›r. Müfl490
rikler istemeseler de dinini bütün dinlere üstün k›lmak
için peygamberini hidayet ve hak ile gönderen O’dur
(61/7-9).
• Bundan önce küfre sapm›fl bulunanlar›n haberi, size
gelmedi mi? ‹flte onlar, ifllerinin vebalini tatt›lar. Onlar için
ac› bir azap vard›r. Bu, kendilerine apaç›k belgelerle peygamberler geldi¤i halde onlar›n “bizi bir befler mi hidayete ulaflt›racak?” demeleri ve bu yüzden küfre saparak yüz
çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karfl›) müsta¤ni
oldu¤unu (hiç bir fleye ihtiyac› olmad›¤›n›) gösterdi. Allah
gani’dir, hamid’dir. Küfre sapm›fl bulunanlar, kendilerinin
kesin olarak diriltmeyeceklerini öne sürdüler. De ki: “Hay›r, Rabbim ad›na andolsun siz, muhakkak diriltileceksiniz,
sonra mutlaka yapt›klar›n›z size haber verilecektir. Bu da
Allah’a göre oldukça kolayd›r (64/5-7). ‹nkâr eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, iflte onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedi kalacaklard›r. Ne kötü gidilecek yerdir
oras›! (64/10).
• Rablerine (karfl›) küfretmekte olanlar için cehennem
azab› vard›r. Ne kötü dönüfl yeridir o! ‹çine at›l›p b›rak›ld›klar› zaman, o kaynay›p feveran ederken, onun korkunç
homurtusunu iflitirler. Öfkesinin fliddetinden neredeyse patlay›p parçalanacak. Her bir grup, içine at›ld›¤›nda, bekçileri onlara sorar: “Size bir uyar›c› korkutucu gelmedi mi?”
Onlar: “Evet” derler. “Bize gerçekten bir uyar›c› korkutucu geldi. Fakat biz yalanlad›k ve: “Allah hiç bir fley indirmedi, siz yaln›zca büyük bir flaflk›nl›k (ve sap›kl›k) içindesiniz, dedik. E¤er dinlemifl olsayd›k, ya da ak›l etmifl olsayd›k, flu ç›lg›nca yanan ateflin halk› aras›nda olmayacakt›k.”
diyecekler. Böylece kendi günahlar›n› itiraf edecekler. Ç›lg›nca yanan ateflin halk›na (Allah’›n rahmetinden) uzakl›k
olsun(67/6-11). Yoksa gökte olan›n üzerinize tafl ya¤d›ran
(f›rt›nal›) bir rüzgâr göndermeyece¤inden emin misiniz?
Siz o takdirde, benim uyarmam nas›lm›fl, bilip ö¤renecek491
siniz. Andolsun, kendilerinden öncekiler de yalanlad›. Fakat beni inkâr etmelerine karfl›l›k verdi¤im azap nas›lm›fl
gördüler! Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat aç›p kapayarak
uçan kufllar› görmüyorlar m›? Onlar› Rahman olan Allah’tan baflkas› bofllukta tutmuyor. fiüphesiz O, her fleyi
hakk›yla görendir. Rahmana karfl› size yard›m edecek olan
kimmifl? fiu sizin ordunuz mu? (Habibim!) Kâfirler yaln›zca bir gurur (kesin bir aldan›fl) içindedirler. E¤er Allah,
r›zk›n› tutup kesecek olsa, sizin r›zk›n›z› verecek olan kimmifl? Hay›r; onlar, bir azg›nl›k ve nefret içinde, inatla direnmektedirler. fiu halde yüzükoyun sürünerek yürüyen mi
daha çok hidayete erer, yoksa dosdo¤ru yol üzerinde, dümdüz yürümekte olan m›?(67/17-22).
• Biz, yak›n bir azap ile sizi uyard›k. O gün kifli önceden yapt›klar›na bakacak ve inkârc› kifli: “Keflke toprak
olsayd›m diyecektir (78/40).
• Kiyamet günü, o gün yalanc›lar›n vay haline! O günü ancak yalanc›lar ve zorbalar yalanlayabilirler. Onlara
ayetlerimiz okundu¤u zaman: “Bunlar eski hikâyelerdir” diyorlar. Hay›r! Bilakîs onlar›n ifllemekte olduklar› kötülükler, kalplerini kirletmifltir. Hay›r! O gün onlar Rablerini
görmekten mahrum b›rak›lacaklard›r. Sonra onlar cehenneme girecekler. Sonra onlara: “‹flte yalanlam›fl oldu¤unuz
cehennem budur “ denilecek (83/10-17).
• Art›k kim taflk›nl›k edip azarsa ve dünya hayat›n› seçerse, hiç flüphesiz cehennem, onun için bir bar›nma yeridir (79/37-39).
Fas›k
klar
Bunlar iman ettikten sonra, verdikleri sözden dönen
kimselerdir.
• fiüphesiz Allah, bir sivrisine¤i olsun, ondan üstün olan›n› olsun herhangi bir fleyi örnek vermekten çekinmez.
Böylece iman edenler, kuflkusuz bunun Rablerinden hak
492
oldu¤unu bilirler; küfredenler ise, “Allah, bu örnekle neyi
amaçlam›flt›r?” derler. Oysa Allah, bununla birço¤unu sapt›r›r, birço¤unu da hidayete ulaflt›r›r. O bununla ancak fas›klar› sapt›r›r. Onlar öyle (fas›klar) ki, kesin söz verdikten
sonra, sözlerinden dönerler. Allah’›n, ziyaret edilip hal ve
hat›r›n›n sorulmas›n› istedi¤i kimseleri, ziyaretten vazgeçerler ve yeryüzünde fitne ve fesat ç›kar›rlar. ‹flte onlar gerçekten zarara u¤rayanlard›r (2/26-27).
• Hani Allah peygamberlerden ‘kesin bir söz (misak)’
alm›flt›: “Andolsun size Kitap ve hikmetten verip, sonra size beraberinizdekini do¤rulayan bir peygamber geldi¤inde,
ona kesin olarak iman edecek ve ona yard›mda bulunacaksan›z.” Demiflti ki: “Bunu ikrar ettiniz ve bu a¤›r yükümü
ald›n›z m›?” Onlar: “‹krar ettik” demifllerdi de “Öyleyse flahit olun, ben de sizinle birlikte flahit olanlardan›m” demiflti. Art›k kim bundan sonra s›rt çevirirse, onlar fas›k olanlard›r (3/81-82).
• Allah, sizin düflmanlar›n›z› daha iyi bilendir; bir veli
(en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yard›mc› olarak da Allah yeter. Kimi Yahudiler, kelimeleri ‘konulduklar› yerlerden’ sapt›r›rlar ve dillerini de e¤ip bükerek ve
dine bir kin ve h›nç besleyerek: “Kelimelerin anlamlar›n›
de¤ifltirerek dile getirdiler. Allah, onlar› küfürleri dolay›s›yla lanetlemifltir. Böylece onlar, az bir bölümü d›fl›nda, inanmazlar. Ey Kitap verilenler, yan›n›zdakini do¤rulay›c› olarak indirdi¤imiz Kitab’a inan›n. Baz› yüzleri silip arkalar›na döndürmeden ya da, cumartesi adamlar›n› lanetledi¤imiz gibi onlar› da lânetlemeden önce buna inan›n. Hat›rlay›n ki Allah’›n emri daima yap›la gelmifltir. Gerçekten,
Allah, kendisine flirk koflulmas›n› ba¤›fllamaz. Bunun d›fl›nda kalan› ise, diledi¤ini ba¤›fllar. Kim Allah’a flirk koflarsa,
do¤rusu büyük bir günahla iftira etmifl olur. Kendilerini
(övgüyle) temize ç›karanlar› görmedin mi? Hay›r; Allah, diledi¤ini temizleyip yüceltir. Onlar, ‘bir hurma çekirde¤in493
deki ip ince iplik kadar’ bile haks›zl›¤a u¤rat›lmazlar. Allah’a karfl› nas›l yalan düzüp uyduruyorlar, bir bak. Bu,
apaç›k bir günah olarak yeter. Kendilerine Kitap’tan bir
pay verilenleri görmedin mi? Onlar putlara ve ta¤uta inan›yorlar ve inkâr edenlere: “Bunlar inananlardan daha do¤ru yoldad›r” diyorlar. ‹flte bunlar, Allah’›n kendilerini lanetledi¤idir. Allah’›n kendisini lanetledi¤i kifliye, hiç bir
yard›mc› bulamazs›n. Yoksa onlar›n mülk’ten bir paylar› m›
var? E¤er böyle olsayd›, insanlara ‘çekirde¤in s›rt›ndaki küçücük bir tomurcu¤u’ bile vermezlerdi. Yoksa onlar, Allah’›n kendi fazl›ndan insanlara verdiklerini mi k›skan›yorlar? Do¤rusu biz, ‹brahim ailesine Kitab’› ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. Böylece, onlardan
kimi ona inand›, kimi ona s›rt çevirdi. Ç›lg›n atefl olarak
cehennem yeter. Ayetlerimize karfl› küfre sapanlar›, flüphesiz atefle sokaca¤›z. Derileri yan›p döküldükçe, azab› tatmalar› için, onlar› baflka derilerle de¤ifltirece¤iz. Gerçekten Allah, güçlü ve üstün oland›r. Hüküm ve hikmet sahibidir
(4/45-56).
• Siz, insanlar için ç›kar›lm›fl hay›rl› bir ümmetsiniz;
maruf (iyi ve ‹slâm’a uygun) olan› emreder, münker olandan sak›nd›r›r ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de
inanm›fl olsayd›, elbette kendileri için hay›rl› olurdu. ‹çlerinden iman edenler vard›r, fakat ço¤unlu¤u f›ska sapanlard›r. Onlar size, ezadan baflka kesinlikle bir zarar veremezler. E¤er sizinle savafl›rlarsa, size arkalar›n› dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yard›m da edilmez (3/110-111).
• Ey Kitap ehli, Kitap’tan gizlemekte olduklar›n›z›n ço¤unu
size
aç›klayan
ve
birço¤undan geçiveren elçimiz geldi. Size Allah’tan bir nur
ve apaç›k bir Kitap da geldi. Allah, r›zas›na uyanlar› bununla kurtulufl yollar›na ulaflt›r ve onlar› kendi izniyle, karanl›klardan nura ç›kar›r. Onlar› dosdo¤ru yola yöneltip
iletir. Andolsun, “Gerçek flu ki, Allah Meryem o¤lu Me494
sih’tir” diyenler küfretmifltir. De ki: “O, e¤er Meryem o¤lu Mesih’i, onun annesini ve yeryüzündekilerin tümünü helak (yok) etmek isterse, Allah’tan bunu önleme¤e kimin
gücü yetebilir? Göklerin, yerin ve bunlar aras›ndakilerin tümünün mülkü Allah’›nd›r; diledi¤ini yarat›r. Allah her fleye güç yettirendir. Yahudi ve H›ristiyanlar: “Biz Allah’›n çocuklar›y›z ve sevdikleriyiz” diyorlar. De ki: “Peki, ne diye
sizi günahlar›n›zdan dolay› cezaland›r›yor? Hay›r, siz O’nun
yaratt›¤›ndan, birer beflersiniz. O, diledi¤ini ba¤›fllar, diledi¤ini cezaland›r›r. Göklerin, yerin ve bunlar aras›ndakilerin tümünün mülkü Allah’›nd›r. Son var›fl Ona’d›r.” Ey Kitap ehli, peygamberlerin aras› kesildi¤i dönemde: “Bize
müjdeci de, bir uyar›c› da gelmedi” dememeniz için size
Allah’tan gelen Kitap’› apaç›k anlatan peygamber geldi.
Böylece size müjdeci de, uyar›c› da gelmifltir art›k. Allah
her fleye güç yetirendir (5/15-19).
• Andolsun, insanlar içinde, müminlere en fliddetli düflman olarak Yahudiler ve müflrikleri bulursun. Onlardan,
iman edenlere sevgi bak›m›ndan en yak›n olanlardan da:
“H›ristiyanlar›z” diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtak›m) papaz ve rahiplerin olmas› ve onlar›n gerçekte büyüklük taslamamalar› nedeniyledir (5/82).
• Onlar, siz birbirinizi namaza ça¤›rd›¤›n›zda onu alay
ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onlar›n ak›l erdirmeyen bir topluluk olmalar›ndand›r. De ki: “Ey Kitap
ehli, yaln›zca Allah’a, bize indirilene ve önceden indirilene inanmam›z ve sizin ço¤unuzun fas›klar olman›z nedeniyle mi, bizden hofllanm›yorsunuz?” De ki: “Allah kat›nda,
‘kesinleflmifl bir ceza olarak’ bundan daha kötüsünü haber
vereyim mi? Allah’›n kendisine lanet etti¤i, ona karfl› gazapland›¤› ve onlardan maymunlar ve domuzlar k›ld›¤› ile
ta¤uta tapanlar; iflte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz
yoldan da daha çok sapm›fllard›r.” Size geldiklerinde:
“‹nand›k” derler. Oysa onlar küfürle girmifllerdir ve yine
495
onunla ç›km›fllard›r. Allah, gizli tutmakta olduklar›n› daha
iyi bilir. Onlardan ço¤unun günahta, düflmanl›kta ve haram yiyicilikte çabalar›na h›z katt›klar›n› görürsün. Yapmakta olduklar› ne kötüdür. Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun)
ve yüksek bilginleri (Ahbar), onlar› günah söz söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sak›nd›rmal› de¤il miydi?
Yapmakta olduklar› bu tür fiiller ne kötüdür. Yahudiler:
“Allah’›n eli s›k›d›r” dediler. Onlar›n elleri ba¤land› ve söylediklerinden dolay› lanetlendiler. Hay›r; O’nun iki eli aç›kt›r, nas›l dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan ço¤unun tu¤yanlar›n› ve küfürlerini artt›racakt›r. Biz de onlar›n aras›na k›yamet gününe kadar sürecek düflmanl›k ve kin sal›verdik. Onlar ne zaman savafl
amac›yla bir atefl alevlendirdilerse, Allah onu söndürmüfltür. Yeryüzünde bozgunculu¤a çaba harcarlar. Allah ise
bozguncular› sevmez. E¤er, Kitap ehli olanlar iman edip
sak›nsalard›, elbette onlar›n kötülüklerini örter ve onlar›
‘nimetlerle donat›lm›fl’ cennetlere sokard›k. Ve e¤er onlar
Tevrat’›, ‹ncil’i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kuran’›) ayakta tutsalard›, elbette üstlerinden ve ayaklar›n›n
alt›ndan (say›s›z nimeti) yiyeceklerdi. ‹çlerinde afl›r› olmayan (mutedil) bir ümmet vard›r. Onlardan ço¤unun yapmakta olduklar› ise ne kötüdür!. Ey Peygamber, Rabbinden
sana indirileni tebli¤ et. E¤er bu görevini yapmayacak olursan, O’nun elçili¤ini tebli¤ etmemifl olursun. Allah seni insanlardan koruyacakt›r. fiüphesiz, Allah, kâfir olan bir toplulu¤u hidayete erifltirmez (5/58-67).
• Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan ç›kmalar›ndan dolay› onlar azap çekeceklerdir (6/49).
• Yahudi olanlara her t›rnakl› (hayvan›) haram k›ld›k.
S›¤›rlardan ve koyunlardan, s›rtlar›na veya ba¤›rsaklar›na
yap›flan veya kemi¤e kar›flanlar d›fl›nda iç ya¤lar›n› da onlara haram k›ld›k. ‘Azg›nl›k ve hakka tecavüzde bulunmalar›’ nedeniyle onlar› böyle cezaland›rd›k. Biz flüphesiz do¤496
ru olanlar›z (6/146). ‹nkâr edip de (insanlar›) Allah yolundan al›koyanlar var ya, iflte onlara, yapmakta olduklar›
bozgunculuklar sebebiyle, azaplar›n› kat kat artt›raca¤›z
(16/88). Dillerinizin uydurdu¤u yalana dayanarak “Bu helaldir, flu da haramd›r” demeyin, çünkü Allah’a karfl› yalan
uydurmufl oluyorsunuz. Kuflkusuz Allah’a karfl› yalan uyduranlar kurtulufla eremezler. (Kazand›klar›) pek az bir menfaattir. Hâlbuki onlar için elem verici bir azap vard›r. Sana anlatt›klar›m›z›, daha önce, Yahudi olanlara da haram
k›lm›flt›k. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine
haks›zl›k ediyorlard› (16/116-118).
• Ayetlerimizden bir fley ö¤rendi¤i zaman, onu alay konusu edinir. ‹flte onlar için afla¤›lay›c› bir azap vard›r
(45/9).
• Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki
derin anlamlar›, hikmet ve hükümleriyle gere¤i gibi) yüklenmemifl olanlar›n durumu, koskoca kitap yükü tafl›yan
efle¤in durumu gibidir. Allah’›n ayetlerini yalan saymakta
olan kavmin durumu ne kadar kötüdür. Allah, zalim olan
bir kavmi hidayete erdirmez. De ki: “Ey Yahudi olanlar,
e¤er siz, bütün insanlardan ayr› olarak yaln›zca sizlerin gerçekten Allah’›n velileri (dost ve sevgili kullar›) oldu¤unuzu öne sürüyorsan›z, flu halde ölümü temenni edin; e¤er
do¤ru sözlü iseniz bunu çekinmeden yap›n bakal›m. Ama
onlar, önceden yapt›klar›ndan dolay› ölümü asla temenni
etmezler. Allah, zalimleri çok iyi bilir. De ki: “Hiç tart›flmas›z sizin kendisinden kaçmakta bulundu¤unuz ölüm,
flüphesiz sizinle karfl›lafl›p sizi buluflacakt›r. Sonra da görüleni de görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz de O
size bütün yapt›klar›n›z› haber verecektir (62/5-8).
Münaf›k
klar
Bunlar Allah’a ve ahiret gününe inanm›fl gözükerek asl›nda inanmayan kimselerdir.
497
• ‹nsanlardan öyleleri vard›r ki: “Biz Allah’a ve ahiret
gününe iman ettik.” derler; oysa onlar inanm›fl de¤ildirler.
(Sözde) Allah’› ve iman edenleri aldat›rlar. Oysa onlar, yaln›zca kendilerini aldatmaktad›rlar da fluurunda de¤ildirler.
Kalplerinde hastal›k vard›r. Allah da hastal›klar›n› artt›rm›flt›r. Yalan söylemekte olduklar›ndan dolay›, onlar için ac›kl› bir azap vard›r. Kendilerine: “Yeryüzünde fesat ç›karmay›n” denildi¤inde: “Biz yaln›zca ›slah edicileriz” derler. Haberiniz olsun; gerçekten, as›l fesatç›lar bunlard›r, ama fluurunda de¤ildirler. Ve yine kendilerine: “‹nsanlar›n iman
etti¤i gibi siz de iman edin” denildi¤inde: “Beyinsizlerin
iman etti¤i gibi mi iman edelim?” derler. Bilin ki, gerçekten as›l düflük ak›ll›lar kendileridir, ama bilmezler. ‹man
edenlerle karfl›laflt›klar› zaman: “‹man ettik” derler. fieytanlar›yla bafl bafla kald›klar›nda ise, derler ki: “fiüphesiz, sizinle beraberiz biz müminlerle yaln›zca alay ediyoruz.” derler. Allah da onlarla alay eder ve tu¤yan (azg›nca taflk›nl›k) lar› içinde flaflk›nca dolaflmalar›na (belli bir) süre izin
verir. ‹flte bunlar, hidayete karfl›l›k sap›kl›¤› sat›n alm›fllard›r; fakat bu al›flveriflleri bir yarar sa¤lamam›fl; hidayeti de
bulmam›fllard›r. Bunlar›n örne¤i, atefl yakan adam›n örne¤ine benzer ki onun atefli çevresini ayd›nlatt›¤› zaman, Allah onlar›n ayd›nl›¤›n› giderir ve göremez bir flekilde karanl›klar içinde b›rak›verir. Onlar sa¤›rd›rlar, dilsizdirler,
kördürler. Bundan dolay› dönmezler. Ya da bunlar, karanl›klar, gök gürültüsü ve flimfleklerle yüklü, gökten fliddetli
bir ya¤mur f›rt›nas›na tutulmufl gibidirler ki, y›ld›r›mlar›n
sald›¤› dehfletle; ölüm korkusundan parmaklar›yla kulaklar›n› t›karlar. Ama Allah kâfirleri çepeçevre kuflat›c›d›r. Çakan flimflek, neredeyse gözlerini kap›verecek; önlerini her
ayd›nlatt›¤›nda biraz yürürler, üzerlerine karanl›k bas›verince de kalakal›rlar. Allah dileseydi, iflitmelerini de görmelerini de gideriverirdi. Hiç flüphe yok Allah, her fleye güç
yetirendir (2/8-20).
498
• Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten
inand›klar›n› öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, ta¤utun
önünde muhakeme olmay› istemektedirler; oysa onlar onu
reddetmekle emrolunmufllard›r. fieytan da onlar› büsbütün
sapt›rmak istiyor. Onlara: “Allah’›n indirdi¤ine ve peygambere gelin” denildi¤inde, o münaf›klar›n senden kaçabildiklerince kaçt›klar›n› görürsün. Elleriyle yapt›klar› yüzünden bafllar›na bir felaket gelince hemen, biz yaln›zca iyilik
etmek ve aray› bulmak istedik diye yemin ederek sana gelirler. ‹flte bunlar›n, Allah kalplerinde olan› bilmektedir. O
halde sen, onlardan yüz çevir, onlara ö¤üt ver ve onlara
nefislerine iliflkin aç›k ve etkileyici söz söyle. Biz peygamberlerden hiç kimseyi ancak Allah’›n izniyle kendisine itaat edilmesinden baflka bir fleyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde flayet sana gelip Allah’tan
ba¤›fllama dileselerdi ve peygamber de onlar için ba¤›fllama dileseydi, elbette Allah’› tövbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlard›. Hay›r, öyle de¤il; Rabbine andolsun,
aralar›nda çekifltikleri fleylerde seni hakem k›l›p sonra senin verdi¤in hükme, içlerinde hiç bir s›k›nt› bulmaks›z›n,
tam bir teslimiyetle teslim olmad›kça, iman etmifl olmazlar.
E¤er gerçekten biz, onlara: “Kendinizi öldürün ya da yurtlar›n›zdan ç›k›n” diye yazm›fl olsayd›k, onlardan az bir bölümü d›fl›nda, bunu yapmazlard›. Onlar, kendilerine verilen ö¤üdü yerine getirselerdi, bu flüphesiz onlar için hay›rl› ve daha sa¤lam olurdu. Biz de onlara, o zaman yan›m›zdan büyük bir ecir verirdik. Ve onlar› mutlaka dosdo¤ru yola yöneltip iletirdik. (4/60-68)
• ‹çinizden baz›lar› vard›r ki, cihad konusunda pek
a¤›r bir davran›fl gösterirler. E¤er size bir felaket eriflirse:
“Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmad›m” der.
E¤er Allah’›n bir lütfü size eriflirse, sanki sizinle onun aras›nda zahiri bir dostluk yokmufl gibi: “Keflke onlarla beraber olsayd›m da, ben de büyük bir baflar› kazansayd›m”
499
der (4/72-73). fiu halde münaf›klar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye? Oysa Allah, onlar› kazand›klar› dolay›s›yla tepetaklak etmifltir. Allah’›n sapt›rd›¤›n› hidayete erifltirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi sapt›r›rsa, art›k sen ona
kesin olarak bir yol bulamazs›n. Onlar, kendilerinin küfre
sapmalar› gibi, sizin de küfre sapman›z› istediler. Böylelikle bir olacakt›n›z. Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye
kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin. fiayet yine yüz
çevirirlerse, art›k onlar› tutun ve her nerede ele geçirirseniz öldürün. Onlardan ne bir veli (dost) edinin, ne de bir
yard›mc›. Ancak sizinle aralar›nda antlaflma bulunan bir kavime s›¤›nanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle
savaflmak istemeyip ve bundan dolay› gö¤üslerini s›k›nt›
bas›p da size gelenler dokunulmazd›r. Allah dileseydi, onlar› da üstünüze sald›rt›r, böylece sizinle çarp›fl›rlard›. E¤er
sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle savaflmaz ve bar›fl
flartlar›n› size b›rak›rlarsa, art›k Allah, sizin için onlar›n
aleyhinde bir yol k›lmam›flt›r. Hem sizden hem kendi toplumlar›ndan emin olmak isteyen baflkalar›n› da bulacaks›n›z. Bunlar her ne zaman fitneye davet edilirlerse hemen
ona bafl afla¤› dalarlar. Bunlar e¤er sizden uzak durmaz,
bar›fl teklif etmez ve sizden ellerini çekmezlerse, onlar› yakalay›n ve rastlad›¤›n›z yerde öldürün. ‹flte onlar üzerine
sizin için apaç›k yetki verdik (4/88-91).
• Onlar, insanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler.
Oysa O, kendileri, sözde plan olarak hoflnut olmayaca¤› fleyi geceleri düzenleyip kurarlarken, onlarla beraberdir. Allah, yapmakta olduklar›n› kuflatand›r. ‹flte siz böylesiniz;
dünya hayat›nda onlardan yana mücadele ettiniz. Peki, k›yamet günü onlardan yana Allah’la mücadele edecek kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir? (4/108-109).
• Gerçek flu, iman edip sonra küfre sapanlar, sonra yine iman edip sonra küfre sapanlar sonra da küfürleri artanlar... Allah onlar› ba¤›fllayacak de¤ildir, onlar› do¤ru yo500
la da iletecek de¤ildir. Münaf›klara müjde ver: Onlar için
gerçekten ac›kl› bir azap vard›r. Onlar, müminleri b›rak›p
kâfirleri dostlar (veliler) edinirler. ‘Kuvvet ve onuru (izzeti)’ onlar›n yan›nda m› ar›yorlar? fiüphesiz, ‘bütün kuvvet
ve onur,’ Allah’›nd›r. O, size Kitap’ta: “Allah’›n ayetlerine
küfredildi¤ini ve onlarla alay edildi¤ini iflitti¤inizde, onlar
bir baflka söze dal›p geçinceye kadar, onlarla oturmay›n,
yoksa siz de onlar gibi olursunuz” diye indirdi. Do¤rusu
Allah, münaf›klar›n da, kâfirlerin de tümünü cehennemde
toplayacak oland›r. Onlar sizi gözetleyip-durmaktalar. Size
Allah’tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: “Sizinle birlikte de¤il miydik?” derler. Ama kâfirler galip gelirse: “Size üstünlük sa¤lamad›k m›, müminlerden size gelecek tehlikeleri önlemedik mi?” derler. Allah, k›yamet günü aran›zda hükmedecektir. Allah, kâfirlere müminlerin aleyhinde
kesinlikle yol vermez. Gerçek flu ki, münaf›klar (sözde), Allah’› aldatmaktad›rlar. Oysa O, onlar› aldatand›r. Namaza
kalkt›klar› zaman, isteksizce kalkarlar. ‹nsanlara gösterifl yaparlar ve Allah’› ancak çok az anarlar. Arada bocalay›p dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Allah kimi sapt›r›rsa, art›k
sen ona yol bulamazs›n. Ey iman edenler, müminleri b›rak›p kâfirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Kendi aleyhinizde
Allah’a apaç›k olan kesin bir delil vermek ister misiniz?
Gerçekten münaf›klar, ateflin en alçak tabakas›ndad›rlar.
Onlara bir yard›mc› da bulamazs›n. Ancak tövbe edenler,
›slah edenler, Allah’a s›ms›k› sar›lanlar ve dinlerini kat›ks›z olarak Allah için (halis) k›lanlar baflka; iflte onlar müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir ecir verecektir. E¤er flükreder ve iman ederseniz, Allah azab›n›zla ne yaps›n? Allah flükrün karfl›l›¤›n› verendir, bilendir
(4/137-147).
• Ey Peygamber, kalpleri inand›¤› halde a¤›zlar›yla
“inand›k” diyenlerle Yahudilerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gel501
meyen di¤er topluluk ad›na kulak tutanlar (haber toplayanlar) d›r. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra
sapt›r›rlar, “Size bu verilirse onu al›n, o verilmezse ondan
kaç›n›n” derler. Allah, kimin fitneye düflmesini isterse, art›k sen Allah’a karfl› onun lehine hiç bir fleye yapamazs›n.
‹flte onlar, Allah’›n kalplerini ar›tmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir afla¤›lanma, ahirette de onlar için büyük bir azap vard›r (5/41). Senden, yaln›zca Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri kuflkuya kap›l›p da kuflkular›nda karars›zl›¤a düflenler izin ister. E¤er savafla ç›kmak
isteselerdi, herhalde ona bir haz›rl›k yaparlard›. Ancak Allah, savafla gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklar›n› dolad› ve: onlara: “Siz de oturanlarla birlikte oturun” denildi. Sizinle birlikte ç›ksalard›, size kötülük ve zarardan baflka bir fley ilave etmez ve aran›za mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. ‹çinizde onlara haber tafl›yanlar vard›r. Allah, zulme sapanlar› bilir. Andolsun, daha önce onlar fitne aram›fllard›. Ve sana karfl› birtak›m ifller çevirmifllerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi
ve Allah’›n emri ortaya ç›k›p size üstünlük sa¤lad›. Onlardan bir k›sm›: “Bana izin ver ve beni fitneye katma” der.
Haberin olsun, onlar fitnenin ta içine düflmüfllerdir. Hiç
flüphesiz cehennem, o küfre sapanlar› mutlaka çepeçevre
kuflat›c›d›r. Sana iyilik dokunursa, bu onlar› fenalaflt›r›r, sana bir musibet isabet edince ise: “Biz önceden tedbirimizi
alm›flt›k” derler ve sevinç içinde dönüp giderler. De ki: “Allah’›n bizim için yazd›klar› d›fl›nda, bize kesinlikle hiç bir
fley isabet etmez. O bizim mevlam›zd›r. Ve müminler yaln›zca Allah’a tevekkül etmelidirler.” De ki: “Siz bizim için
iki güzellikten (flehitlik veya zaferden) birinin d›fl›nda baflkas›n› m› beklemektesiniz? Oysa biz de, Allah’›n ya kendi
kat›ndan veya bizim elimizle size bir azap dokunduraca¤›n› beklemekteyiz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuflkusuz biz
de sizlerle birlikte bekleyenleriz.” De ki: “‹steyerek ya da
502
istemeyerek infak edin; sizden kesin olarak kabul edilmeyecektir. Çünkü siz bir fas›klar toplulu¤u oldunuz.” ‹nfak
ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen fley, Allah’›
ve Resulünü tan›mamalar›, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hofllar›na gitmiyorken infak etmeleridir. fiu halde
onlar›n mallar› ve çocuklar› seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onlar› dünya hayat›nda azabland›rmak ve canlar›n›n onlar küfür içindeyken zorlukla ç›kmas›n› ister.
Gerçekten sizden olduklar›na dair Allah ad›na yemin ederler. Oysa onlar sizden de¤ildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur. E¤er onlar bir s›¤›nak ya da kalacak
ma¤aralar veya girebilecekleri bir yer bulsalard›, h›zla oraya yönelip koflarlard›. Onlardan sadakalar konusunda seni
yad›rgayacaklar vard›r. Ondan kendilerine verilirse hofllan›rlar, ondan kendilerine verilmedi¤i zaman da bu sefer gazaplan›rlar. E¤er onlar, Allah’›n ve Resulünün verdiklerine
hoflnut olsalard› ve: “Bize Allah yeter; Allah pek yak›nda
bize fazl›ndan verecek, O’nun Resulü de. Biz gerçekten ancak Allah’a ra¤bet edenleriz” deselerdi ya! Sadakalar, Allah’tan bir farz olarak yaln›zca fakirler, düflkünler, zekât
iflinde görevli olanlar, kalpleri ›s›nd›r›lacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalm›fllar içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. ‹çlerinden peygamberi incitenler ve: “O her sözü dinleyen bir kulakt›r”
diyenler vard›r. De ki: “O sizin için bir hayr›n kula¤›d›r.
Allah’a iman eder, müminlere inan›p güvenir ve sizden
iman edenler için de bir rahmettir. Allah’›n Resulüne eziyet edenler, onlar için ac›kl› bir azap vard›r.” Sizi hoflnut
k›lmak için Allah’a yemin ederler; oysa mümin iseler, hoflnut k›l›nmaya Allah ve Resulü daha lay›kt›r. Bilmiyorlar m›,
kim Allah’a ve Resulüne karfl› koymaya çal›fl›rsa, gerçekten
onun için, onda ebedi kalmak üzere cehennem atefli vard›r? ‹flte en büyük afla¤›lanma budur. Münaf›klar, kalplerinde olan› kendilerine haber verecek bir surenin aleyhle503
rinde indirilmesinden çekiniyorlar. De ki: “Alay edin. fiüphesiz, Allah, kaç›nmakta olduklar›n›z› a盤a ç›karand›r.”
Onlara sorarsan, andolsun: “Biz dalm›fl, oyalan›yorduk” derler. De ki: “Allah ile O’nun ayetleriyle ve Resulüyle mi alay
etmekteydiniz? Özür belirtmeyiniz. Siz, iman›n›zdan sonra
küfre sapt›n›z. Sizden bir toplulu¤u ba¤›fllasak da, bir toplulu¤unuzu gerçekten suçlu günahkâr olmalar› nedeniyle
azabland›raca¤›z. Münaf›k erkekler ve münaf›k kad›nlar,
baz›s› baz›s›ndand›r; kötülü¤ü emrederler, iyilikten al›koyarlar, ellerini s›ms›k› tutarlar. Onlar Allah’› unuttular, O da
onlar› unuttu. fiüphesiz, münaf›klar f›ska sapanlard›r. Allah, erkek münaf›klara da, kad›n münaf›klara da ve bütün
kâfirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateflini vaad etti. Bu, onlara yeter. Allah onlar› lanetlemifltir ve onlar için sizden önceki münaf›klar ve kâfirler gibi sürekli
bir azap vard›r. Onlar sizden kuvvet bak›m›ndan daha güçlü, mal ve çocuklar bak›m›ndan daha çoktular. Onlar kendi paylar›yla yararlanmaya bakt›lar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylar›yla yararlanmaya kalk›flmalar› gibi, kendi
paylar›n›zla yararlanmaya bakt›n›z ve siz de (dünya ve zevke) dalanlar gibi dald›n›z. ‹flte onlar›n dünyada bütün yap›p ettikleri ahirette bofla ç›kacakt›r ve iflte onlar kayba u¤rayanlard›r. Onlara, kendilerinden öncekilerin Nuh, Ad,
Semud kavminin, ‹brahim kavminin, Medyen ahalisinin ve
yerle bir olan flehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara peygamberleri apaç›k deliller getirmifllerdi. Demek ki Allah,
onlara zulmediyor de¤ildi, ama onlar kendi nefislerine zulmetmektelerdi. Mümin erkekler ve mümin kad›nlar birbirlerinin velileridirler. ‹yili¤i emreder, kötülükten sak›nd›r›rlar, namaz› dosdo¤ru k›larlar, zekât› verirler ve Allah’a ve
Resulüne itaat ederler. ‹flte Allah’›n kendilerine rahmet
edece¤i bunlard›r. fiüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah, mümin erkeklere ve mümin kad›nlara içinde ebedi kalmak üzere, alt›ndan ›rmak504
lar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler
vaad etmifltir. Allah’tan olan hoflnutluk ise en büyüktür. ‹flte büyük kurtulufl ve mutluluk budur. Ey Peygamber, kâfirlerle ve münaf›klarla cihad et ve onlara karfl› sert ve cayd›r›c› davran. Onlar›n bar›nma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yatakt›r o! Onlar Allah ad›na and içerek inkâra sapmad›klar›n› söylüyorlar. Oysa andolsun, onlar küfür sözünü söylemifllerdir ve ‹slaml›klar›ndan sonra küfre sapm›fllard›r ve eriflemedikleri bir fleye yeltenmifllerdir. Oysa intikama kalk›flmalar›n›n, kendilerini Allah’›n ve Resulünün
bol ihsan›ndan zengin k›lmas›ndan baflka bir nedeni yoktu. E¤er tövbe ederlerse kendileri için hay›rl› olur, e¤er
yüz çevirirlerse Allah onlar› dünyada da, ahirette de ac›kl› bir azapla azabland›r›r. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu dost ve bir yard›mc› da yoktur. Onlardan kimi de:
“Andolsun, e¤er bize bol ihsan›ndan verirse gerçekten sadaka verece¤iz ve Salihlerden olaca¤›z” diye Allah’a ahdetmiflti. Onlara kendi bol ihsan›ndan verince ise, onunla cimrilik yapt›lar ve yüz çevirdiler; onlar böyle s›rt dönenlerdir.
Böylece O da, Allah’a verdikleri sözü tutmamalar› ve yalan
söylemeleri nedeniyle, kendisiyle karfl›laflacaklar› güne kadar, kalplerinde nifak› (sonuçta köklü bir duygu olarak)
yerleflik k›ld›. Onlar bilmiyorlar m› ki, elbette Allah, onlar›n gizli tuttuklar›n› da, f›s›ldaflt›klar›n› da biliyor. Gerçekten Allah, gayb›n bilgisine sahip oland›r. Sadakalar konusunda, müminlerden ek ba¤›fllarda bulunanlar› ve emeklerinden baflkas›n› bulamayanlar› yad›rgayarak bunlarla alay
edenler; Allah as›l onlar› alay konusu k›lm›flt›r ve onlar
için de ac›kl› bir azap vard›r. Sen, ister onlar için ba¤›fllanma dile ya da istersen onlar için ba¤›fllanma dileme.
Onlar için yetmifl kere ba¤›fllanma dilesen de, Allah onlar› kesinlikle ba¤›fllamaz. Bu, gerçekten onlar›n Allah’a ve
Resulüne karfl› nankörlük etmeleri dolay›s›ylad›r. Allah fas›klar toplulu¤una hidayet vermez. Allah’›n Resulüne mu505
halif olarak savafltan geri kalanlar, oturup kalmalar›na sevindiler ve Allah yolunda mallar›yla ve canlar›yla cihad etmeyi çirkin görerek: “Bu s›cakta savafla ç›kmay›n” dediler.
De ki: “Cehennem ateflinin s›cakl›¤› daha fliddetlidir. Keflke kavray›p anlasalard›!” Öyleyse kazand›klar›n›n cezas› olarak az gülsünler, çok a¤las›nlar. Bundan böyle, Allah seni
onlardan bir toplulu¤un yan›na döndürür de, yine savafla
ç›kmak için senden izin isterlerse, de ki: “Kesin olarak benimle hiç bir zaman savafla ç›kamazs›n›z ve kesin olarak
benimle bir düflmana karfl› savaflamazs›n›z. Çünkü siz oturmay› ilk defa hofl gördünüz; öyleyse geride kalanlarla birlikte oturun.” Onlardan ölen birinin namaz›n› hiç bir zaman k›lma, mezar› bafl›nda durma. Çünkü onlar, Allah’a
ve Resulüne karfl› küfre sapt›lar ve fas›klar olarak öldüler.
Onlar›n mallar› ve evlatlar› seni imrendirmesin; Allah bunlarla, ancak onlar› dünyada azabland›rmak ve canlar›n›n
onlar küfür içindeyken zorluk içinde ç›kmas›n› istiyor. “Allah’a iman edin, O’nun Resulü ile cihada ç›k›n” diye bir
sure indirildi¤i zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: “Bizi b›rak›ver, oturanlarla birlikte olal›m”
dediler. Savafltan geri kalanlarla birlikte olmay› seçtiler. Onlar›n kalpleri mühürlenmifltir. Bundan dolay› kavray›p anlamazlar. Ama peygamber ve onunla birlikte olan müminler, mallar›yla ve canlar›yla cihad ettiler; iflte bütün hay›rlar onlar›nd›r ve kurtulufla erenler onlard›r. Allah onlar
için, temelli kalacaklar› alt›ndan ›rmaklar akan cennetler
haz›rlad›. ‹flte büyük kurtulufl ve mutluluk budur. Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah’a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kald›. Onlardan küfre sapanlara pek ac›kl› bir azab isabet
edecektir.(9/45-90). Münaf›klardan öyleleri vard›r ki, müminlere zarar vermek, hakk› inkar etmek, müminlerin aras›na ayr›l›k sokmak ve daha önce Allah ve Resülüne karfl›
savaflm›fl adam› beklemek için bir mescit kuranlar var ve:
506
“Bununla
iyiliketmekten baflka bir fley istemedik” diye mutlaka yemin
edecek olanlar da vard›r. Halbuki Allah onlar›n kesinlikle
yalanc› olduklar›na flahitlik eder. Onun için orada asla namaz k›lma! ‹lk gün takva üzerine kurulan mescit (Kuba
Mescidi) içinde namaz k›lman elbette daha do¤rudur. Onda temizlenmeyi seven adamlar vard›r. Allah da çok temizlenenleri sever. Binas›n›n temelini, Allah korkusu ve hoflnutlu¤u üzerine kuran kimse mi hay›rl›d›r, yoksa binas›n›n
temelini göçecek bir yar›n kenar›na kurup onunla birlikte
kendisi de cehennem atefli içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulme sapan bir toplulu¤a hidayet vermez. Onlar›n
kalpleri parçalanmad›kça, kurduklar› bina kalplerinde bir
flüphe olarak sürüp gidecektir. Allah bilendir, hüküm ve
hikmet sahibi oland›r (9/107-110).
•
Kendilerine dokunan (k›tl›k ve hastal›k gibi) bir
s›k›nt›dan sonra insanlara bir rahmet (esenlik) tatt›rd›¤›m›z zaman, bir de bakars›n ki ayetlerimiz hakk›nda bir tuzak kurmaya çal›fl›rlar. Oysa Allah’›n tuza¤› daha süratlidir.
Allah’›n elçileri (melekleri) kurduklar› tuzaklar› kaydetmektedirler. Sizi karada ve denizde gezdiren O’dur. ‹çinde bulundu¤unuz gemiler, sevinece¤iniz bir flekilde tatl› bir rüzgârla ak›p giderlerken, ani bir f›rt›naya yakalan›p dalgalar›n aras›nda sürüklendi¤i zaman gemidekiler Allah’a dua
etmeye bafllarlar ve: “Andolsun e¤er bizi bundan kurtaracak olursan mutlaka sana flükredenlerden olaca¤›z.” derler.
Ama Allah onlar› kurtar›nca, onlar hemen haks›z yere, yeryüzünde taflk›nl›¤a koyulurlar. Ey insanlar, sizin taflk›nl›¤›n›z, ancak kendi nefisleriniz aleyhinedir; bununla sadece
fani dünyan›n menfaatini elde edersiniz. Sonra sizin dönüflünüz bizedir, biz de yapmakta olduklar›n›z› size haber verece¤iz. Dünya hayat›n›n durumu; gökten indirdi¤imiz bir
su gibidir. ‹nsanlar›n ve hayvanlar›n yedikleri yeryüzü bitkileri bu su ile geliflip yay›l›rlar ve yeryüzünü süslerler. Öy507
leki yer, güzelli¤ini tak›n›p süslendi¤i ve ahalisi de gerçekten ona güç yetirdiklerini sanm›fllarken (iflte tam bu s›rada) gece veya gündüz ona emrimiz gelir de onu dün sanki yerinde yokmufl gibi kökünden kopar›larak biçilmifl bir
hale getiririz. Düflünen bir topluluk için biz ayetleri böyle
birer birer aç›klar›z (10/21-24).
• Allah, hanginizin amelinin daha güzel olaca¤› hususunda sizi imtihan etmek için, Arfl’› su üzerinde iken, gökleri ve yeri alt› günde yaratand›r. (Resülüm!) Yemin ederim ki: “Ölümden sonra mutlaka dirileceksiniz” desen, kafir olanlar derhal: “Bu, aç›k bir büyüden baflka bir fley de¤ildir” derler. Andolsun, onlardan azab› say›l› bir süreye kadar ertelersek, mutlaka: “Onu al›koyan nedir?” derler. Haberiniz olsun; azab›n onlara gelece¤i gün, onlardan geri
çevrilecek de¤ildir ve alaya almakta olduklar› fley de kendilerini çepeçevre kuflatacakt›r (11/7-8).
• Allah’a verdikleri sözü, onu kesin olarak onaylad›ktan sonra bozanlar, Allah’›n ulaflt›r›lmas›n› emretti¤i fleyi
kesip koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk ç›karanlar; iflte onlar, lanet onlar içindir ve yurdun kötü olan› da onlar içindir. Allah diledi¤ine r›zk› geniflletir yayar ve daralt›r da. Onlar ise dünya hayat›na sevindiler. Oysaki dünya
hayat›, ahiretteki s›n›rs›z mutluluk yan›nda geçici bir metâ’dan baflkas› de¤ildir. Küfre sapanlar: “Ona Rabbinden
bir ayet (mucize) indirilseydi ya!” derler. De ki: “fiüphesiz
Allah, diledi¤ini flafl›rt›p sapt›r›r, kendisine kat›ks›zca yöneleni de dosdo¤ru yola yöneltip iletir” (13/25-27).
• Onlar, dünya hayat›n› ahirete tercih ederler, Allah’›n
yolundan al›koyarlar ve onu çarp›tmak isterler (veya onda
çarp›kl›k ararlar). ‹flte onlar, uzak bir sap›kl›k
içindedirler(14/3). Allah, iman edenleri, dünya hayat›nda
ve ahirette sapasa¤lam sözle sebat içinde k›lar. Zalimleri de
flafl›rt›p sapt›r›r; Allah diledi¤ini yapar. Allah’›n nimetini
küfre de¤ifltirenleri ve kavimlerini ‘y›k›m ve azab’ yurduna
konduranlar› görmedin mi? Ki bu yer cehennemdir. Ona
yaslan›rlar. Ne kötü bir karar yeridir o! O’nun yolundan
508
sapt›rmak için Allah’a efller kofltular. De ki: “Yararlan›n.
Çünkü elbette sizin var›fl yeriniz atefledir.” (14/27-30)
• Yecuc ve Mecucun sedleri (yanarda¤ faaliyetleri bafllad›¤›nda) aç›ld›¤›nda, onlar her bir tepeden ak›n ederler;
Gerçek olan vaad yaklaflm›flt›r, iflte o zaman, küfre sapanlar›n gözleri yuvalar›ndan f›rlayacak: “Eyvahlar bize, biz
bundan tam bir gaflet içindeydik, hay›r, bizler zulme sapm›flt›k” diyecekler. Gerçekten siz de, Allah’›n d›fl›nda tapt›klar›n›z da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaks›n›z.
(21/96-98)
• (Baz› insanlar) “Allah’a ve Peygambere inand›k ve
itaat ettik” diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup
yüz çeviriyor. Bunlar inanm›fl de¤illerdir (24/47).
• Andolsun, e¤er münaf›klar, kalplerinde hastal›k bulunanlar ve flehirde k›flk›rt›c›l›k yapan (yalan haber yayan)
lar bu tutumlar›na bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten
seni onlara sald›rt›r›z, sonra orada seninle pek az bir süre komflu kalabilirler. Lanete u¤rat›lm›fllar olarak; nerede
ele geçirilseler yakalan›rlar ve öldürüldükçe sürekli öldürülürler. Bu, daha önceden gelip geçenler hakk›nda uygulanan Allah’›n kanunudur. Allah’›n kanununda kesin olarak
bir de¤ifliklik bulamazs›n (33/60-62).
• Gerçek flu ki, biz emanetleri (‹nsana verilen kabiliyetler ve bunlar›n sorumlulu¤u) göklere, yere ve da¤lara
sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaç›nd›lar ve ondan
korkuya kap›ld›lar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir. fiundan ki: Allah, münaf›k erkekleri ve
münaf›k kad›nlar›, müflrik erkekleri ve müflrik kad›nlar›
azabland›racak; mümin erkeklerin ve mümin kad›nlar›n da
tövbesini kabul edecektir. Allah çok ba¤›fllayand›r, çok esirgeyendir (33/72-73).
• Yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyar›c› gelecek olsa, ümmetlerin herhangi birinden mutlaka daha do¤ru yolda olacaklar›na dair, Allah’a and içtiler. Ancak onlara uyar›c› geldi¤inde, nefretlerinden baflkas›n› art›rmad›. Hem de yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötü509
lü¤ü tasarlay›p düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden baflkas›n› sar›p kuflatmaz. Art›k onlar öncekilerin
kanunundan baflkas›n› m› gözlemektedirler? Sen, Allah’›n
kanununda kesinlikle bir de¤ifliklik bulamazs›n ve sen, Allah’›n kanununda kesinlikle bir dönüflüm de bulamazs›n
(35/42-43).
• Onlar›n aras›nda, seni dinleyenler vard›r. Fakat senin
yan›ndan ç›k›nca kendilerine bilgi verilmifl olanlara “Az önce ne demiflti?” diye sorarlar. Bunlar, Allah’›n kalplerini
mühürledi¤i, heva ve heveslerine uyan kimselerdir. (47/16)
• (Mahfler gününde) O gün, münaf›k erkekler ile münaf›k kad›nlar, iman etmekte olanlara derler ki: “Ne olur,
bize bir göz at›n, sizin nurunuzdan birazc›k al›p yararlanal›m.” Onlara: “Arkan›za dünyaya dönün de bir nur aray›p
bulma¤a çal›fl›n” denilir. Derken aralar›nda kap›s› olan bir
sur çekilmifltir; onun iç yan›nda rahmet, d›fl yan›nda da o
yönden azap vard›r. Münaf›klar onlara seslenirler: “Biz sizlerle birlikte de¤il miydik?” Müminler derler ki: “Evet ama
siz kendi bafl›n›z› belaya soktunuz; f›rsat beklediniz; flüpheye düfltünüz ve kuruntular sizi aldatt›. O çok aldatan fleytan sizi, Allah hakk›nda bile aldatt›. Nihayet Allah’›n emri gelip çatt›. Bugün art›k ne sizden ne de inkâr edenlerden bedel kabul edilir, varaca¤›n›z yer atefltir. Size yaraflan
odur”. Oras› ne kötü bir dönüfl yeridir! (57/13-15).
• Allah’›n kendilerine karfl› gazapland›¤› bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmekte olanlar› görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne de onlardan. Kendileri de gerçe¤i
aç›kça bildikleri halde, yalan üzere yemin etmektedirler. Allah, onlara fliddetli bir azap haz›rlam›flt›r. Do¤rusu onlar›n
yapmakta olduklar› ne kötüdür. Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Allah’›n yolundan al›koydular. Art›k
onlar için alçalt›c› bir azap vard›r. Ne mallar›, ne çocuklar› onlara Allah’a karfl› hiç bir fleyle bir yarar sa¤layamaz.
Onlar, ateflin halk›d›r, içinde ebedi olarak kal›c›d›rlar. Onlar›n tümünü Allah’›n diriltece¤i gün, sizlere yemin ettikleri gibi O’na da yemin edeceklerdir ve kendilerinden bir
510
fley üzerine olduklar›n› sanacaklard›r. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir. fieytan onlar› sar›p kuflatm›flt›r; böylelikle de onlara Allah’›n zikrini
unutturmufltur. ‹flte onlar, fleytan›n f›rkas›d›r. Dikkat edin;
flüphesiz fleytan›n f›rkas›, hüsrana u¤rayanlar›n ta kendileridir. Hiç flüphesiz Allah’a ve Resulüne karfl› (onlar›n koyduklar› s›n›rlar› tan›may›p kendileri s›n›r koymaya kalk›flanlar) baflkald›ranlar; iflte onlar, en çok zillete düflenler
aras›nda olanlard›r (58/14-20).
• Münaf›kl›k etmekte olanlar› görmüyor musun ki, onlar, Kitap Ehlinden küfre sapan kardefllerine derler ki: “Andolsun, e¤er siz yurtlar›n›zdan sürülüp ç›kar›lacak olursan›z, biz de sizlerle birlikte mutlaka ç›kar›z ve size karfl›
olan hiç kimseye, hiç bir zaman itaat etmeyiz.” E¤er size
karfl› savafl›l›rsa elbette size yard›m ederiz.” Oysa Allah, flahitlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalanc›d›rlar. Andolsun, onlar sürülüp ç›kar›lacak olurlarsa, kendileri onlarla
birlikte ç›kmazlar. Onlara karfl› savafl›l›rsa da kendilerine
yard›mda bulunmazlar; yard›m etseler bile arkalar›na dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yard›m edilmez. Onlar›n
içlerinde size karfl› duyduklar› korku, Allah’a karfl› olan
korkular›ndan daha fliddetlidir. Böyledir, çünkü onlar an›lmayan bir topluluktur. Onlar, iyice korunmufl flehirlerde
veya duvar arkas›nda olmaks›z›n sizinle toplu bir halde savaflmazlar. Kendi aralar›ndaki çarp›flmalar› ise pek fliddetlidir. Sen onlar› birlik san›rs›n, oysa kalpleri paramparçad›r.
Bu, gerçekten onlar›n ak›l etmeyen bir kavim olmalar› dolay›s›yla böyledir. Kendilerinden önce yak›n geçmiflte olanlar›n durumu gibi; onlar, yapt›klar›n›n sonucunu tatm›fllard›r. Onlar için ac› bir azap vard›r. fieytan›n da durumu
gibi; çünkü insana “Küfret” dedi, o da küfre sap›nca: “Gerçek flu ki, ben senden uza¤›m. Do¤rusu ben, âlemlerin
Rabbi olan Allah’tan korkar›m” dedi. Sonunda onlar›n ak›betleri, flüphesiz ateflin içinde ikisinin de ebedi olarak kal›c› olmalar›d›r. ‹flte zalim olanlar›n cezas› budur. (59/1117)
511
• Münaf›klar sana geldikleri zaman: “Biz gerçekten flahadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah’›n elçisisin” dediler. Allah da bilmektedir ki sen elbette O’nun elçisisin. Allah, flüphesiz münaf›klar›n yalan söylemekte olduklar›na flahitlik etmektedir. Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah’›n yolundan al›koydular. Do¤rusu flu ki onlar, ne kötü
fley yapmaktad›rlar. Bu, onlar›n iman etmeleri sonra küfretmeleri dolay›s›yla böyledir. Böylece kalplerinin üzerine
damga vurulmufltur, art›k onlar kavrayamazlar. Sen onlar›
gördü¤ün zaman cüsseli yap›lar› be¤enini kazanmaktad›r.
Konufltuklar› zaman da onlar› dinlersin. Oysa onlar sanki
sütun gibi dayand›r›lm›fl ahflap kütük gibidirler. Bu dayan›ks›zl›klar›ndan dolay› da her ça¤r›y› kendileri aleyhinde
san›rlar. Onlar düflmand›rlar, bu yüzden onlardan kaç›n›p
sak›n. Allah onlar› kahretsin nas›l da çevriliyorlar. Onlara:
“Gelin Allah’›n Resulü sizin için ma¤firet (ba¤›fllanma) dilesin,” denildi¤i zaman bafllar›n› yana çevirdiler. Sen, onlar›n büyüklük taslam›fllar olarak yüz çevirmekte olduklar›n›
görürsün. Senin onlar ad›na ma¤firet dilemen ile ma¤firet
dilememen onlar için birdir. Allah, onlara kesin olarak
ma¤firet etmeyecektir. fiüphesiz Allah, fas›k olan bir kavme hidayet vermez. Onlar ki: “Allah’›n Resulü yan›nda bulunanlara hiç bir infak (harcama)da bulunmay›n, sonunda
da¤›l›p gitsinler.” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri
Allah’›nd›r. Ancak münaf›klar kavram›yorlar. Derler ki:
“Andolsun, Medine’ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düflkün ve zay›f olan› elbette oradan sürüp
ç›karacakt›r.” Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah’›n,
O’nun Resulü’nün ve müminlerindir. Ancak münaf›klar bilmiyorlar (63/1-8).
Müflrik
kler
Bunlar Allah’› tan›malar›na ra¤men O’na efl ve ortaklar
koflan kimselerdir.
512
• ‹nsanlar içinde, Allah’tan baflkas›n› “efl ve ortak” tutanlar vard›r ki, onlar (bu efl ve ortaklar›), Allah’› sever
gibi severler. ‹man edenlerin Allah’a olan sevgisi ise, daha
güçlüdür. O zulmedenler, azaba u¤rayacaklar› zaman, hiç
tart›flmas›z bütün kuvvetin tümüyle Allah’›n oldu¤unu ve
Allah’›n verece¤i azab›n gerçekten fliddetli oldu¤unu bir
bilselerdi. Öyle ki (o gün) kendilerine uyulanlar, kendilerine uyanlardan kaç›p uzaklaflacaklard›r. Art›k onlar azab›
görmüfllerdir ve aralar›ndaki bütün ba¤lar ve iliflkiler de
parçalan›p kopmufltur (2/165-166).
• Ne zaman onlara: “Allah’›n indirdiklerine uyun” denilse, onlar: “Hay›r, biz, atalar›m›z› üzerinde buldu¤umuz
fleye (gelene¤e) uyar›z” derler. Peki ya atalar›n›n akl› bir
fleye ermez ve do¤ru yolu da bulmam›fl idiyseler? Küfre sapanlar›n örne¤i, ça¤›rma ve ba¤›rmadan baflka bir fleyi duymayan, duydu¤u fleyin anlam›n› bilmeyen hayvana hayk›ran›n örne¤i gibidir. Onlar, sa¤›rd›rlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolay› ak›l erdiremezler (2/170-171).
• Gerçekten, Allah, kendisine flirk koflulmas›n› ba¤›fllamaz. Bunun d›fl›nda kalan› ise, diledi¤ini ba¤›fllar. Kim Allah’a flirk koflarsa, do¤rusu büyük bir günahla iftira etmifl
olur. Kendilerini övgüyle temize ç›karanlar› görmedin mi?
Hay›r; Allah, diledi¤ini temizleyip yüceltir. Onlar, ‘bir hurma çekirde¤indeki ipince iplik kadar’ bile haks›zl›¤a u¤rat›lmazlar. Allah’a karfl› nas›l yalan düzüp uyduruyorlar, bir
bak. Bu, apaç›k bir günah olarak yeter. Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar putlara ve
ta¤uta inan›yorlar ve inkâr edenlere: “Bunlar inananlardan
daha do¤ru yoldad›r” diyorlar. ‹flte bunlar Allah’›n kendilerini lanetledi¤idir. Allah’›n kendisini lanetledi¤ine hiç bir
yard›mc› bulamazs›n. Yoksa onlar›n mülk’ten bir paylar› m›
var? E¤er böyle olsayd›, insanlara ‘çekirde¤in s›rt›ndaki küçücük bir tomurcu¤u’ bile vermezlerdi. Yoksa onlar, Allah’›n kendi fazl›ndan insanlara verdiklerini mi k›skan›yor513
lar? Do¤rusu biz, ‹brahim ailesine Kitab’› ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. Böylece, onlardan
kimi ona inand›, kimi ona s›rt çevirdi. Ç›lg›n atefl olarak
cehennem yeter. Ayetlerimize karfl› küfre sapanlar› flüphesiz atefle sokaca¤›z. Derileri yan›p döküldükçe, azab› tatmalar› için onlar› baflka derilerle de¤ifltirece¤iz. Gerçekten, Allah, güçlü ve üstün oland›r. Hüküm ve hikmet sahibidir.
(4/48-56)
• Andolsun, insanlar içinde, müminlere en fliddetli düflman olarak Yahudiler ve müflrikleri bulursun. Onlardan,
iman edenlere sevgi bak›m›ndan en yak›n olanlardan da:
“H›ristiyanlar›z” diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtak›m) papaz ve rahiplerin olmas› ve onlar›n gerçekte büyüklük taslamamalar› nedeniyledir. (5/82)
• (Resülüm!) Müflrikler, Allah’›n üretip türetti¤i ekin
ve hayvanlardan, Allah için de bir pay ay›rd›lar, sonra kendi zanlar›nca: “Bu Allah’›nd›r, bu da ortaklar›m›z›nd›r” dediler. Kendi ortaklar› için olan pay, Allah taraf›na geçmez,
ama Allah’a ait olan kendi ortaklar›n›n taraf›n›n pay›na geçer dediler. Ne kötü hüküm veriyorlar? Yine bunun gibi
onlar›n ortaklar›, müflriklerden ço¤una çocuklar›n› öldürmeyi ve hem onlar› helake düflürmek, hem de kendi aleyhlerinde dinlerini karmakar›fl›k k›lmak için, yapt›klar›n› kendilerine süslü gösterdiler. Allah dileseydi bunu yapmazlard›; sen onlar› düzmekte olduklar› iftiralarla b›rak. Ve kendi zanlar›nca dediler ki: “Bu hayvanlar ve ekinler dokunulmazd›r. Onlar› bizim dilediklerimiz d›fl›nda baflkas› yiyemez. Baz› hayvanlar›n da s›rtlar› (hayvanlar›n baz›lar›na
binme yasa¤› koydular) haram k›l›nm›flt›r,” dediler. Öyle
hayvanlar da vard›r ki, O’na iftira etmek suretiyle: “Onlar›n üzerlerinde Allah’›n ismini anmazlar,” dediler. Yalan yere iftira düzmekte olduklar›ndan dolay› O, onlara cezalar›n› verecektir. Bir de dediler ki: “Bu hayvanlar›n kar›nlar›nda olan yavrular, yaln›zca bizim erkeklerimize aittir, efllerimize ise haramd›r. E¤er yavru ölü do¤arsa, o zaman onlar da bunda ortakt›rlar,” dediler. Allah, bu düzmelerinin
cezas›n› verecektir. fiüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibi
514
oland›r, bilendir. Çocuklar›n› hiç bir bilgiye dayanmaks›z›n
ak›ls›zca öldürenler ile Allah’a karfl› yalan yere iftira düzüp Allah’›n kendilerine r›z›k olarak verdiklerini haram k›lanlar, elbette hüsrana u¤ram›fllard›r. Onlar, gerçekten flafl›r›p sapm›fllard›r ve do¤ru yolu bulamam›fllard›r (6/136140). Oysa hayvanlardan yük tafl›yan› ve tüylerinden döflek
yap›lanlar› yaratan O’dur ve Allah: “Allah’›n size verdi¤i
r›z›ktan yiyin, fleytan›n ard›na düflmeyin, flüphesiz o, sizin
için apaç›k bir düflmand›r” buyurmufltur. Allah, difli ve erkek olmak üzere, (binek ve g›da olmak üzere) sekiz efl yaratt›. Koyundan iki, keçiden iki... (Resülüm!) De ki: “O,
bunlar›n erkeklerini mi, yoksa bu iki diflinin rahimlerinde
bulunan yavrular› m› haram etti? E¤er do¤ru iseniz, bana
bunlarla ilgili Allah’›n emirlerini gösterin. Ve de ki: Deveden de iki, s›¤›rdan da iki çift yaratt›. O bunlar›n erkeklerini mi, diflilerini mi yoksa bu iki diflinin rahimlerinde bulunan yavrular› m› haram k›ld›? Yoksa Allah’›n size böyle
vasiyet etti¤ine flahit mi oldunuz?” Bilgisizce Allah’a karfl›
yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah, o zalimler toplulu¤unu do¤ru yola iletmez (6/143-144).
• fiayet seni yalanlayacak olurlarsa, de ki: “Rabbiniz genifl rahmet sahibidir. Onun fliddetli çarpmas›, suçlu günahkârlar toplulu¤undan geri çevrilemez. fiirk koflanlar diyecekler ki: “Allah dileseydi ne biz flirk koflard›k, ne de atalar›m›z ve hiç bir fleyi de haram k›lmazd›k.” Onlardan öncekiler de, bizim zorlu azab›m›z› tad›ncaya kadar böyle yalanlad›lar. De ki: “Sizin yan›n›zda, bize ç›karabilece¤iniz bir
ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktas›n›z ve siz ancak zan
ve tahminle yalan söylersiniz.” De ki: “En ‘üstün ve apaç›k’ delil Allah’›nd›r. E¤er o dileseydi elbette tümünüzü hidayete yöneltip iletirdi.” De ki: “Gerçekten Allah’›n bunu
haram k›ld›¤›na flahadet edecek flahitlerinizi getirin.” fiayet
onlar, flahadet edecek olurlarsa sen onlarla birlikte flahadet
etme. Ayetlerimizi yalan sayanlar›n ve ahirete inanmayanlar›n heva (istek ve tutku) lar›na uyma; onlar (birtak›m güçleri ve varl›klar›) Rablerine denk tutmaktad›rlar (6/147150).
• (Ey insanlar!) O, sizi tek bir nefisten yaratt› ve ken515
disiyle durulup yat›flmas› için ondan da eflini var etti. Onu
(eflini) örtüp bürüyünce, o da bir yük yüklendi ve bununla bir süre gezindi. Nitekim a¤›rlafl›nca, ikisi Rableri olan
Allah’a dua ettiler: “E¤er bize Salih bir çocuk verirsen, andolsun flükredenlerden olaca¤›z.” dediler. Ama O, onlara
(Âdem’in çocuklar› erkek ve kad›nlara) Salih bir çocuk verince, kendilerine verdi¤i fley konusunda ona ortaklar k›lmaya bafllad›lar. Allah, onlar›n flirk koflmakta olduklar›ndan
yücedir. Kendileri yarat›l›p dururken, hiç bir fleyi yaratamayan fleyleri mi ortak kofluyorlar? Oysa bu flirk kofltuklar›
güçler ve nesneler ne onlara bir yard›ma güç yetirebilir,
ne kendi nefislerine yard›m etme¤e. Onlar› hidayete ça¤›r›rsan›z size uymazlar. Onlar› ça¤›rsan›z da, suskun dursan›z da size karfl› tutumlar› birdir. Allah’tan baflka tapt›klar›n›z sizler gibi kullard›r. E¤er do¤ru sözlüler iseniz, hemen onlar› ça¤›r›n da size icabet etsinler. Onlar›n yürüyecek ayaklar›m› var? Ya da tutacaklar› elleri mi var? Veya
görecek gözleri mi var? Yoksa iflitecek kulaklar› m› var? De
ki: “Ortak koflmakta olduklar›n›z› ça¤›r›n, sonra bir düzen
(tuzak) kurun da bana göz bile açt›rmay›n.” Hiç flüphesiz,
benim velim Kitab’› indiren Allah’t›r ve O Salihlerin koruyuculu¤unu (velili¤ini) yap›yor. O’ndan baflka tapt›klar›n›z ise size yard›ma güç yetiremezler, kendilerine de. E¤er
onlar› do¤ru yola ça¤›r›rsan›z iflitmezler. Onlar› sana bakar
gibi görürsün, oysa onlar görmezler bile. (Resulüm!) Sen
af (veya kolayl›k) yolunu benimse, ‹slâm’a uygun olan› (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir (7/189-199).
• Allah ve Resulünden kendileriyle antlaflma yapm›fl
oldu¤unuz müflriklere bir ihtard›r! (Ey müflrikler!) Bundan
böyle yeryüzünde size tan›nm›fl bir süre olarak dört ay
(müminlere savafl›n yasakland›¤› dört aylar) dolafl›n (Hayat›n›zdan endifle etmeden gezin ve düflünün). Ve bilin ki
Allah’› aciz b›rakacak de¤ilsiniz. Gerçekten Allah, küfre sapanlar› hor ve afla¤›l›k k›l›c›d›r. Ve siz insanlar bu da sizin için bir duyurudur).
Büyük Hac (Hac-› Ekber) günü, Allah’tan ve Resulünden insanlara bir duyuru: Kesin olarak Allah, müflriklerden
uzakt›r, O’nun Resulü de... E¤er tövbe ederseniz bu sizin
516
için daha hay›rl›d›r; yok e¤er yüz çevirirseniz, bilin ki Allah’› elbette aciz b›rakacak de¤ilsiniz. Küfre sapanlar› ac›kl› bir azabla müjdeleyin. Ancak müflriklerden kendileriyle
antlaflma imzalad›klar›n›zdan, antlaflmadan bir fleyi eksiltmeyenler (antlaflmay› tam olarak uygulayanlar), ve size karfl›
hiç kimseye yard›m etmeyenler baflka; art›k antlaflmalar›n›,
süresi bitene kadar tamamlay›n. fiüphesiz, Allah muttaki
olanlar› sever. Haram aylar (süre tan›nm›fl dört ay) s›yr›l›p bitince müflrikleri buldu¤unuz yerde öldürün, onlar› tutuklay›n, kuflat›n ve onlar›n bütün geçit yerlerini kesip tutun. E¤er tövbe edip namaz k›larlarsa ve zekât› verirlerse
yollar›n› aç›verin. Gerçekten Allah, ba¤›fllayand›r, esirgeyendir. E¤er müflriklerden biri, senden ‘aman isterse’, ona
aman ver; öyle ki Allah’›n sözünü dinlemifl olsun, sonra
onu ‘güvenlik içinde olaca¤› yere ulaflt›r’. Bu, onlar›n elbette bilmeyen bir topluluk olmalar› nedeniyledir. Mescidi
Haram yan›nda kendileriyle anlaflt›klar›n›z d›fl›nda, müflriklerin Allah kat›nda ve Resulünün kat›nda nas›l bir ahdi
olabilir? fiu halde o (anlaflmal› olanlar), size karfl› (do¤ru)
bir tutum tak›nd›kça, siz de onlara karfl› do¤ru bir tutum
tak›n›n. fiüphesiz Allah, muttaki olanlar› sever. Nas›l olabilir ki! E¤er size karfl› galip gelirlerse, size karfl› ne ‘akrabal›k ba¤lar›n›’, ne de ‘sözleflme hükümlerini’ gözetip tan›rlar. Sizi a¤›zlar›yla hoflnut k›larlar, kalpleri ise karfl› koyar. Onlar›n ço¤u f›ska sapanlard›r. Allah’›n ayetlerine karfl›l›k az bir de¤eri sat›n ald›lar, böylece O’nun yolunu engellediler. Onlar›n yapmakta olduklar› gerçekten ne kötüdür. Onlar hiç bir mümine karfl› ne akrabal›k ba¤lar›n›,
ne de sözleflme hükümlerini gözetip tan›rlar. ‹flte bunlar,
haddi aflmakta olanlard›r. E¤er onlar tövbe edip namaz›
k›larlarsa ve zekât› verirlerse, art›k onlar sizin dinde kardefllerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer aç›klar›z. Ve e¤er antlaflmalardan sonra, yine yeminlerini bozarlarsa ve dininize h›nç besleyip sald›r›rlarsa, bu
durumda küfrün önderleriyle çarp›fl›n. Çünkü onlar, yeminleri olmayan kimselerdir; belki cayarlar. Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan sürmeye çabalayan ve sizinle
ilk defa savafla bafllayan bir toplulukla savaflmaz m›s›n›z?
517
Korkuyor musunuz onlardan? E¤er inan›yorsan›z, kendisinden korkman›za Allah daha lay›kt›r. Onlarla çarp›fl›n›z. Allah, onlar› sizin ellerinizle azabland›rs›n, hor ve afla¤›l›k k›ls›n ve onlara karfl› size zafer versin, müminler toplulu¤unun gö¤sünü flifaya kavufltursun. Ve kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah diledi¤inin tövbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Yoksa siz, içinizden cihad
edenleri ve Allah’tan ve Resulünden ve müminlerden baflka s›r dostu edinmeyenleri Allah bilip ortaya ç›karmadan
b›rak›l›verece¤inizi mi sand›n›z? Allah yapmakta olduklar›n›zdan haberi oland›r. fiirk koflanlar›n, kendi küfürlerine
bizzat kendileri flahitler iken, Allah’›n mescitlerini onarmalar›na hak ve yetkileri yoktur. ‹flte bunlar, yapt›klar› bofla
gitmifl olanlard›r. Ve bunlar ateflte temelli kalacak da olanlard›r. Allah’›n mescitlerini, yaln›zca Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namaz› dosdo¤ru k›lan, zekât› veren ve
Allah’tan baflkas›ndan korkmayanlar onarabilir. ‹flte, hidayete erenlerden olduklar› umulanlar bunlard›r. Hac›lara su
da¤›tmay› ve Mescid-i Haram’› onarmay›, Allah’a ve ahiret
gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin yapt›klar› gibi mi sayd›n›z? Bunlar Allah kat›nda bir olmazlar. Allah zulme sapan bir toplulu¤a hidayet vermez. ‹man edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallar›yla ve canlar›yla cihad edenlerin Allah kat›nda büyük dereceleri vard›r. ‹flte kurtulufla ve mutlulu¤a erenler bunlard›r (9/1-20).
• Ey iman edenler, müflrikler ancak bir pisliktirler; öyleyse bu y›llar›ndan sonra art›k Mescid-i Haram’a yaklaflmas›nlar. E¤er ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsan›z, Allah dilerse sizi kendi fazl›ndan zengin k›lar. Hiç flüphesiz Allah,
bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’›n
ve Resulünün haram k›ld›¤›n› haram› tan›mayan ve hak dini (‹slâm’›) din edinmeyenlerle, küçük düflürülmüfller olarak cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savafl›n. Yahudiler: “Üzeyir Allah’›n o¤ludur” dediler; H›ristiyanlar da:
“Mesih Allah’›n o¤ludur” dediler. Bu, onlar›n a¤›zlar›yla
söylemeleridir; onlar, bundan önceki küfredenlerin sözlerini taklit ediyorlar. Allah onlar› kahretsin; nas›l da çevrili518
yorlar? Yahudiler Allah’› b›rak›p bilginlerini; H›ristiyanlar
da Meryem o¤lu Mesih’i (‹sa’y›) Rabler edindiler. Hâlbuki onlara ancak tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu.
O’ndan baflka tanr› yoktur. O, bunlar›n ortak kofltuklar›
fleylerden uzakt›r. A¤›zlar›yla Allah’›n nurunu söndürmek
istiyorlar. Oysa kâfirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan baflkas›n› istemiyor. Müflrikler istemese de o
dini (‹slam’›) bütün dinlere üstün k›lmak için peygamberini hidayetle ve hak din ile gönderen O’dur. Ey iman
edenler, gerçek flu ki, (Yahudi) bilginlerinden ve (H›ristiyan) rahiplerinden ço¤u, insanlar›n mallar›n› haks›zl›kla
yerler ve Allah’›n yolundan al›koyarlar. Alt›n› ve gümüflü
biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar ise, onlara da
ac›kl› bir azab› müjdele. Bunlar›n üzerlerinin cehennem
ateflinde k›zd›r›laca¤› gün, onlar›n al›nlar›, bö¤ürleri ve
s›rtlar› bunlarla da¤lanacak (ve:) “iflte bu, kendileriniz için
y›¤›p saklad›klar›n›zd›r; y›¤›p saklad›klar›n›z› tad›n” (denilecek). Gerçek flu ki, Allah kat›nda aylar›n say›s›, gökleri
ve yeri yaratt›¤› günden beri Allah’›n kitab›nda on ikidir.
Bunlardan dördü haram aylard›r. ‹flte dosdo¤ru olan hesap budur. Öyleyse bu aylarda Allah’›n koydu¤u yasaklar›
çi¤neyerek kendinize zulmetmeyin. Müflrikler siz topyekûn
savafl açarlarsa siz de topluca onlara karfl›l›k verin. Biliniz
ki Allah, muttakilerle beraberdir 9/28-36).
• Kendilerine onlar›n gerçekten ç›lg›n ateflin arkadafllar› olduklar› aç›kland›ktan sonra, yak›nlar› dahi olsa, müflrikler için ba¤›fllanma dilemeleri, peygambere ve iman
edenlere yaraflmaz. ‹brahim’in babas› için ba¤›fllanma dilemesi, ona yaln›zca verdi¤i bir söz dolay›s›yla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah’a düflman oldu¤u aç›klan›nca ondan uzaklaflt›. Do¤rusu ‹brahim, çok duygulu, yumuflak
huyluydu. Bir toplulu¤a, Allah, hidayet verdikten sonra,
korkup sak›nacaklar› fleyleri kendilerine aç›klay›ncaya kadar, onlar› sap›kl›¤a sürükleyecek de¤ildir. fiüphesiz Allah,
her fleyi bilendir.(9/113-115)
• Allah, sakl› tuttuklar›n›z› ve a盤a vurduklar›n›z› bilir. Allah’tan baflka yakard›klar› hiç bir fleyi yaratamazlar,
üstelik onlar yarat›l›p durmaktad›rlar. Ölüdürler, diri de¤il519
dirler; ne zaman dirileceklerinin fluuruna da varamazlar. Sizin ilah›n›z tek bir ilaht›r. Ahirete inanmayanlar›n kalpleri ise inkârc›d›r ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlard›r. fiüphesiz ki, Allah, onlar›n sakl› tuttuklar›n› ve a盤a vurduklar›n› bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez.
Onlara Rabbiniz ne indirdi?” dendi¤inde, “Eskilerin masallar›” dediler. K›yamet gününde kendi günahlar›n›n tümünü ve bilgisizce sapt›rd›klar›n›n günahlar›n›n bir k›sm›n›
da yükleneceklerdir. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar. Onlardan öncekiler, hileli düzenler kurmufllard› da, Allah’›n
azap emri onlar›n kurduklar› yap›lar›n temellerine gelince,
üstlerindeki tavan tepelerine çöktü; azap onlara fluurunda
olmad›klar› yerden gelmiflti. Sonra (Allah) k›yamet günü
onlar› afla¤›l›k k›lacak ve: “Peygamberlerimi onlarla tehdit
etti¤iniz ve bana ortak kofltuklar›n›z hani nerede?” diyecektir. Onlardan bilgin olanlar o gün hatalar›n› itiraf edeceklerdir. Melekler bu müflriklerin canlar›n› al›rken, onlar yapt›klar› kötülükleri inkâr edeceklerdir. Melekler ise onlara:
“Allah yapt›klar›n›z› çok iyi bilendir. O halde, içinde ebedi kalaca¤›n›z cehennemin kap›lar›ndan girin!” diyeceklerdir. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür. (Allah’tan) Sak›nanlara: “Rabbiniz ne indirdi?” denildi¤inde, “Hay›r” indirdi derler. Bu dünyada güzel davran›fllarda bulunanlara güzellik
vard›r; ahiret yurdu ise daha hay›rl›d›r. Takva sahiplerinin
yurdu ne güzeldir. Adn cennetleri; ona girerler, onun alt›ndan ›rmaklar akar, içinde onlar›n her diledikleri fley vard›r. ‹flte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir. Ki melekler, güzellikle canlar›n› ald›klar›nda: “Selam size” derler.
“Yapt›klar›n›za karfl›l›k olmak üzere cennete girin.” (Küfre
sapanlar) Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden baflka bir fley mi gözlüyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapm›flt›. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlard›. Böylece
iflledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya ald›klar› fley, kendilerini sar›p kuflat›verdi. fiirk koflmakta olanlar dediler ki: “E¤er Allah dileseydi, O’nun d›fl›nda hiç bir
fleye kulluk etmezdik, biz de, atalar›m›z da ve O’nsuz hiç
bir fleyi haram da k›lmazd›k.” Onlardan öncekiler de böy520
le yapm›flt›. fiu halde peygamberlere düflen apaç›k bir tebli¤den baflkas› m›? Andolsun, biz her ümmete: “Allah’a kulluk edin ve ta¤uttan kaç›n›n” diye tebli¤ etmesi için bir
peygamber gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah
hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine de sap›kl›k hak oldu. Art›k, yeryüzünde dolafl›n da yalanlayanlar›n u¤rad›klar› sonucu görün. (Resulüm!) Sen, onlar›n hidayet bulmalar›n› ne kadar tutkuyla istesen de, Allah, flüphesiz sapt›rd›¤›na hidayet vermez, onlar için yard›m edecek yoktur.
Olanca yeminleriyle: “Öleni Allah diriltmez” diye yemin ettiler. Hay›r; bu, O’nun üzerinde hak olan bir vaattir, ancak insanlar›n ço¤u bilmezler. Hakk›nda ihtilafa düfltükleri fleyi onlara aç›klamas› ve küfre sapanlar›n kendilerinin
yalanc› olduklar›n› bilmesi için diriltecektir Biz bir fleyin
olmas›n› istedi¤imiz zaman, ona söyleyecek sözümüz sadece “Ol!” dememizdir, o da hemen oluverir. Zulme u¤rat›ld›ktan sonra, Allah yolunda hicret edenlere gelince, onlar› dünyada güzel bir flekilde yerlefltirece¤iz. E¤er bilirlerse
ahiretin mükâfat› daha büyüktür. Onlar sabredenler ve
Rablerine tevekkül edenlerdir. Biz senden evvel kendilerine vahyetti¤imiz erkeklerden baflkas›n› peygamberler olarak
göndermedik. E¤er bilmiyorsan›z, zikir ehline sorun. Peygamberlerimizi apaç›k deliller ve kitaplarla gönderdik. Sana da zikri (Kuran’›) indirdik ki, insanlara kendileri için
indirileni aç›klayas›n ve onlar da iyice düflünsünler, diye.
Art›k kötülü¤ü örgütleyip düzenleyenler, Allah’›n, kendilerini yerin dibine geçirmeyece¤inden veya fluuruna varamayacaklar› yerden azab›n gelmeyece¤inden emin midirler? Ya
da onlar, dönüp dolaflmaktalarken, onlar› yakalay›vermeyece¤inden mi emindirler? Ki onlar bu konuda Allah’› aciz
b›rakacak de¤ildirler. Veya onlar› bir korku üzerinde cezaland›rmayaca¤›ndan m› emindirler? Öyleyse Rabbin, gerçekten flefkatli ve merhamet sahibidir. Allah’›n yaratt›¤›
herhangi bir fleyin gölgesinin sa¤a do¤ru ve kuzey yönünde Allah’a secde ederek (Allah’›n kanunlar›na uyarak) nas›l döndü¤ünü görmüyorlar m›? (16.19.48).
• Nimet olarak size ulaflan ne varsa, Allah’tand›r, sonra size bir zarar dokundu¤unda yine ancak O’na yalvar521
maktas›n›z. Sonra sizden zarar› kald›rd›¤›nda, sizden bir
grup, hemen Rablerinin kendilerine verdiklerine karfl› nankörlük etmek için flirk koflarlar. Öyleyse yararlan›n, ilerde
bileceksiniz. Bir de kendilerine r›z›k olarak verdiklerimizden, mahiyetlerini bilmedikleri putlar›na pay ay›r›yorlar.
Andolsun Allah’a karfl› düzmekte olduklar›n›zdan dolay›
mutlaka sorguya çekileceksiniz. Onlar, k›zlar›n Allah’a ait
oldu¤unu iddia ediyorlar. Hâflâ! Allah bundan münezzehtir. Be¤endikleri erkek çocuklar da kendilerinin oluyor.
Onlardan birine k›z çocuk müjdelendi¤i zaman içi öfkeyle
taflarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen müjdenin
kötülü¤ünden dolay› topluluktan gizlenir; onu afla¤›lanarak
tutacak m›, yoksa topra¤a gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür? Ahirete inanmayanlar›n kötü örnekleri
vard›r, en yüce örnekler ise Allah’a aittir. O, güç sahibi
oland›r, hüküm ve hikmet sahibidir. E¤er Allah, insanlar›
zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsayd›, yeryüzünde
hiçbir canl› b›rakmazd›. Fakat onlar takdir edilen bir süreye kadar erteliyor. Onlar›n ecelleri gelince ne bir saat
ertelenebilirler, ne de öne al›nabilirler. Onlar, Allah’a, hofllar›na gitmeyen fleyleri uygun görürler, En güzel sonucun
kendilerinin oldu¤unu anlatan dilleri de yalan›n örne¤ini
veriyor. Hiç flüphesiz onlar için sadece atefl vard›r ve onlar atefle terk olunacaklard›r. Allah’a, andolsun ki, senden
önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik, fakat fleytan o ümmetlerin baz›lar›na yap›p ettiklerini süslü gösterdi de onlar iman etmediler. ‹flte o fleytan bugün de o
iman etmeyenlerin velisidir. Ve onlar için elem verici bir
azap vard›r. Biz Kitap’› ancak, hakk›nda ihtilafa düfltükleri
fleyi onlara aç›klaman ve inanan bir kavime rahmet ve hidayet olmas› d›fl›nda baflka bir amaçla indirmedik. Allah
gökten su indiriyor ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltiyor. fiüphesiz ki bunda dinleyen bir toplum için
bir ibret vard›r. Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler
vard›r, size onlar›n kar›nlar›ndaki fers (yar› sindirilmifl g›dalar) ile kan aras›ndan, içenlerin bo¤az›ndan kolayl›kla
kayan dupduru bir süt içirmekteyiz. Hurmal›klar›n ve
üzümlüklerin meyvelerinden kurduklar› çardaklarda hem
522
sarhoflluk verici içki, hem güzel bir r›z›k edinmektesiniz.
fiüphesiz akl›n› kullanabilen bir topluluk için, gerçekten
bunda bir ayet vard›r. Rabbin bal ar›s›na vahyetti: “Da¤larda, a¤açlarda ve onlar›n kurduklar› çardaklarda kendine
evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaflt›rd›¤› yollarda uçuver” dedi. Onlar›n kar›nlar›ndan türlü renklerde flerbetler ç›kar, onda insanlar
için bir flifa vard›r. fiüphesiz düflünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vard›r. Allah sizi yaratt›, sonra sizi
öldürüyor, sizden kimini de bildiklerini unutacak hale gelinceye kadar yaflland›r›yor. fiüphe yok, Allah bilendir, her
fleye güç yetirendir. Allah, r›z›kta kiminizi kiminize üstün
k›ld›; üstün k›l›nanlar, r›z›klar›n› ellerinin alt›nda bulunanlara verip de bu hususta kendilerini onlara eflit k›lmazlar.
Durum böyle iken, üstün k›l›nanlar Allah’›n nimetini inkâr m› ediyorlar? Allah size kendi nefislerinizden efller yaratt› ve size efllerinizden de çocuklar ve torunlar olufltu ve
sizi güzel fleylerden r›z›kland›rd›. fiimdi onlar, bât›la m›
inan›yorlar ve Allah’›n nimetini inkâr m› ediyorlar? Allah’›n d›fl›nda, kendileri için göklerden ve yerden hiç bir
r›zka, hiç bir fleye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen fleylere mi tap›yorlar? Art›k Allah’a benzerler arama¤a
kalk›flmay›n; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz. Allah, hiç
bir fleye gücü yetmeyen ve baflkas›n›n mülkünde olan ile,
taraf›m›zdan kendisine güzel bir r›z›k verdi¤imiz, böylelikle ondan gizli ve aç›k infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eflit olur mu? Hamd Allah’›nd›r; fakat onlar›n ço¤u bilmezler. Allah flu örne¤i de verdi: ‹ki kifli;
bunlardan birisi dilsiz, hiç bir fleye gücü yetmez ve her fleyiyle efendisinin üstünde bir yük, o, onu hangi yöne gönderse bir hay›r getirmez; flimdi bu, adaletle emreden ve
dosdo¤ru yol üzerinde bulunanla eflit olabilir mi? Göklerin
ve yerin gayb› Allah’a aittir. K›yametin kopmas› ise, göz
aç›p kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. fiüphe yok, Allah her fleye güç yetirendir. Allah sizi annelerinizin karn›ndan siz hiç bir fley bilmez halde iken ç›kard›.
Size, flükredesiniz diye kulaklar, gözler ve gönüller (düflünen kafalar) verdi. Ta ki flükredesiniz. Gö¤ün bofllu¤unda
523
boyun e¤dirilmifl (musahhar k›l›nm›fl) kufllar› görmüyorlar
m›? Onlar› böyle bofllukta Allah’tan baflkas› tutmuyor. fiüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vard›r.
Allah, size evlerinizi, içinde güvenlik ve huzur bulaca¤›n›z
yerler k›ld› ve size hayvan derilerinden hem göç gününde,
hem de yerleflme gününde kolayl›kla tafl›yabilece¤iniz evler;
yünlerinden, yapa¤›lar›ndan ve k›llar›ndan bir zamana kadar giyimlikler, döflemelikler ve ticaret için bir meta k›ld›.
Allah, sizin için yaratt›¤› fleylerden gölgeler k›ld›. Da¤larda
da sizin için bar›naklar siperler k›ld›, sizi s›caktan koruyacak elbiseler, sizi savafl›n›zda zorluklara karfl› koruyacak giyimlikler (z›rhlar) de var etti. ‹flte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktad›r, umulur ki teslim olursunuz. Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düflen yaln›zca apaç›k bir
tebli¤dir. Onlar, Allah’›n nimetini bilmektedirler, sonra da
inkâr etmektedirler; onlar›n ço¤u küfre sapanlard›r. Her
ümmetten bir flahit gönderece¤imiz gün; art›k ondan sonra ne küfredenlere özür dilemeleri için izin verilecek, ne
de Allah’tan hoflnutluk dilekleri kabul edilecek. O zulmedenler, azab› gördüklerinde, ne azap onlara hafifletilecek,
ne de onlara süre tan›nacak. O flirk koflanlar, flirk kofltuklar›n› gördükleri zaman: “Rabbimiz, seni b›rak›p bizim tapmakta oldu¤umuz ortaklar›m›z bunlard›r” diyecekler. Onlar da bunlara: “Siz gerçekten yalan söyleyenlersiniz” diye
sözü geri çevirip f›rlatacaklar. O gün art›k Allah’a teslim
olmufllard›r ve uydurduklar› yalanc› ilahlar da onlardan çekilip uzaklaflm›flt›r. (16/53-87)
• Rabbiniz size erkekleri seçti de meleklerden diflileri
mi kendine edindi? Gerçekten siz büyük bir söz söylemektesiniz. Andolsun, biz bu Kuran’da çeflitli aç›klamalar yapt›k, ö¤üt al›p-düflünsünler diye, oysa bu, onlar›n daha da
uzaklaflmalar›ndan baflkas›n› artt›rm›yor. De ki: “E¤er söyledikleri gibi O’nunla beraber ilahlar olsayd›, onlar arfl›n
sahibine mutlaka bir yol ararlard›.” O, onlar›n dediklerinden münezzeh, yüce ve büyük bir yükseklikle yüksektir. Yedi gök, yer ve bunlar›n içindekiler O’nu tesbih etmektedir; O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiç bir fley yoktur, ancak siz onlar›n tesbihlerini kavram›yorsunuz. fiüphe yok O,
524
halim oland›r, ba¤›fllayand›r. Kur’an okudu¤un zaman seninle ahirete inanmayanlar aras›nda görünmez bir perde
k›ld›k. Ve onlar›n kalpleri üzerine, onu kavray›p anlamalar›n› engelleyen kabuklar, kulaklar›na da bir a¤›rl›k koyduk.
Sen Kuran’da sadece Rabbini “bir ve tek” (ilah olarak) and›¤›n zaman, nefretle kaçar vaziyette gerisin geriye giderler. Biz onlar›n seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini,
gizli konuflmalar›nda da o zalimlerin: “Siz büyülenmifl bir
adamdan baflkas›na uymuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliriz. Sana nas›l örnekler vererek sapt›klar›na bir bak, art›k
onlar›n bir yola güçleri yetmemektedir. Dediler ki: “Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufaland›ktan sonra
m›, gerçekten biz mi yeni bir yarat›l›flla diriltilece¤iz?” De
ki: “‹ster tafl olun, ister demir, ya da gö¤üslerinizde
büyümekte olan veya büyüttü¤ünüz bir yarat›k olun.” “Bizi
kim (hayata) geri çevirebilir” diyecekler. De ki: “Sizi ilk
defa yaratan.” Bu durumda sana bafllar›n› alayl›ca sallayacaklar ve diyecekler ki: “Ne zamanm›fl o?” De ki: “Umulur
ki pek yak›nda.” (17/40-51). Rabbin, göklerde ve yerde
olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, biz peygamberlerin bir
k›sm›n› bir k›sm›na üstün k›ld›k ve Davud’a da Zebur verdik. Resulüm de ki: “Allah’› b›rak›p da ilah olarak ileri
sürdüklerinize yalvar›n. Ne var ki onlar, sizin s›k›nt›n›z› ne
uzaklaflt›rabilirler, ne de de¤ifltirebilirler. Onlar›n tapt›klar› da, hangisi daha yak›nd›r diye Rablerine yaklaflmak için
bir vesile ar›yorlar. O’nun rahmetini umuyorlar ve azab›ndan korkuyorlar. fiüphesiz senin Rabbinin azab› korkunçtur (17/55-57). Onlar neredeyse, sana vahyetti¤imizden baflkas›n› bize karfl› düzüp uydurman için seni fitneye düflüreceklerdi; o zaman da seni dost edineceklerdi. E¤er biz
seni sa¤lamlaflt›rmasayd›k, andolsun, sen onlara az bir fley
de olsa e¤ilim gösterecektin. Bu durumda, biz sana, hayat›n da kat kat ac›s›n›, ölümün de kat kat ac›s›n› tatt›r›rd›k; sonra bize karfl› bir yard›mc› bulamazd›n. Neredeyse
seni bu yerden (yurdundan) ç›karmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden baflka kalamazlar. Bu, senden önce gönderdi¤imiz
peygamberler hakk›ndaki kanun da budur. Bizim kanunu525
muzda hiçbir de¤ifliklik bulamazs›n (17/73-77).
• (Resulüm!) Sen de sabah akflam O’nun r›zas›n› isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayat›n›n (aldat›c›) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kayd›rma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düflürdü¤ümüz, kendi istek ve tutkular›na (hevas›na) uyan ve iflinde afl›r›l›¤a
gidene itaat etme. Ve de ki: “Hak Rabbinizdendir”; art›k
dileyen iman etsin, dileyen küfre saps›n. fiüphesiz biz zalimlere bir atefl haz›rlam›fl›z, onun duvarlar› kendilerini çepeçevre kuflatm›flt›r. E¤er onlar yard›m isterlerse, kat› bir
s›v› gibi yüzleri kavurup yakan bir su ile yard›m edilirler.
Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir (18/28-29).
• Andolsun, bu Kuran’da insanlar için Biz her örnekten çeflitli aç›klamalarda bulunduk. ‹nsan, her fleyden çok
tart›flmac›d›r. Kendilerine hidayet geldi¤i zaman insanlar›
inanmaktan ve Rablerinden ba¤›fllanma dilemelerinden al›koyan fley, ancak evvelkilerin sünnetinin (uygulamalar›n)
kendilerine de gelmesi ya da azab›n onlar› karfl›larcas›na
kendilerine gelmesini beklemeleridir. Biz peygamberleri,
müjde vericiler ve uyar›c› olmak d›fl›nda baflka bir amaçla
göndermemekteyiz. Küfre sapanlar ise, hakk› bat›l ile geçersiz k›lmak için mücadele etmektedirler. Onlar benim
ayetlerimi ve uyar›lar›m› alay konusu edindiler. Kendisine
Rabbinin ayetleri ö¤ütle hat›rlat›ld›¤› zaman, onlara s›rt çeviren ve kendi yapt›klar›n› unutandan daha zalim kimdir?
Biz gerçekten, onlar›n kalpleri üzerine onu kavray›p anlamalar›n› engelleyen bir perde gerdik) kulaklar›na da bir
a¤›rl›k koyduk. Sen onlar› hidayete ça¤›rsan bile, onlar
sonsuza kadar asla hidayet bulamazlar. Senin Rabbin rahmet sahibi ve ba¤›fllay›c›d›r. E¤er Rabbin onlar› yapt›klar›
yüzünden cezaland›rmak isteseydi, onlara azab› çabucak verirdi. Fakat kendilerine belirlenmifl belli bir süre vard›r ki,
art›k o süre sonunda kaç›p kurtulacaklar› bir yer bulamayacaklard›r (18/54-59).
• Görmedin mi, biz gerçekten fleytanlar›, küfre sapanlar›n üzerine gönderdik, onlar› tahrik edip k›flk›rt›yorlar.
Onlara karfl› acele davranma; biz onlar için ancak sayd›kça saymaktay›z. Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahman
526
olan Allah’›n huzuruna toplayaca¤›m›z gün, Suçlu günahkârlar› da, susam›fllar olarak cehenneme sürece¤iz. Rahman›n kat›nda ahit alm›fllar›n d›fl›nda onlar, flefaate malik olamayacaklard›r. “Rahman çocuk edinmifltir” dediler. Andolsun, siz oldukça çirkin bir cesarette bulunup geldiniz. Rahman’a çocuk isnad›nda bulunmalar› nedeniyle, neredeyse
gökler paramparça olacak, yer çatlayacak ve da¤lar y›k›l›p
göçüverecekti. Rahman olan Allah’a çocuk edinmek yaraflmaz. Göklerde ve yerde olan herkesin her fleyin tümü.
Rahman olan Allah’a, yaln›zca kul olarak gelecektir. Andolsun, onlar›n tümünü kuflatm›fl ve onlar› say› olarak da saym›fl bulunmaktad›r. Ve onlar›n hepsi, k›yamet günü O’na,
yapayaln›z tek bafllar›na geleceklerdir(19/83-95). Biz, onlardan önce nice insan kuflaklar›n› y›k›ma u¤ratt›k; flimdiyse
onlardan hiç birini hissediyor ya da onlar›n f›s›lt›lar›n› duyuyor musun? (19/98)
• Evet, biz onlar› ve atalar›n› yararland›rd›k; öyle ki,
ömür onlara hiç bitmeyecekmifl gibi uzun geldi. Fakat flimdi, bizim gerçekten yere gelip onu çevresinden eksiltmekte oldu¤umuzu (ömürlerinin devaml› kalmayaca¤›n›) görmüyorlar m›? fiu halde, üstün gelenler onlar m›? De ki:
“Ben sizi yaln›zca vahiy ile uyarmaktay›m. Ancak sa¤›r olanlar, uyar›ld›klar›nda ça¤r›y› iflitmezler.” Andolsun, onlara
Rabbinin azab›ndan ‘bir ufak esinti’ dokunacak olsa hiç
tart›flmas›z; “Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarm›fl›z” diyecekler. Biz ise, k›yamet gününe ait duyarl› teraziler koyar›z da art›k, hiç bir nefis hiç bir fleyle haks›zl›¤a
u¤ramaz. Bir hardal tanesi bile olsa onu getiririz. Hesap
görücüler olarak biz yeteriz (21/44-47). (Ey müflrikler!)
Gerçekten siz de, Allah’›n d›fl›nda tapt›klar›n›z da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaks›n›z. E¤er onlar gerçek ilahlar olsalard›, ona girmeyeceklerdi. Oysa onlar›n tümü içinde temelli kal›c›d›rlar. Orda kendileri için, ‘kemikleri çat›rdatan inlemeler’ vard›r. Onlar orda iflitmezler de
(21/98-100).
• Müflrik, Allah’tan baflka, kendisine ne zarar› doku527
nan, ne yarar› olan fleylere yakar›r. ‹flte bu, en uzak bir
sap›kl›kt›r. Ya da zarar›, yarar›ndan daha yak›n olana tapar; tapt›¤›, ne kötü yard›mc› ve ne kötü yoldaflt›r (22/1213). Kendisine ortak koflmaks›z›n Allah’›n hanifleri (O’nun
birli¤ini tan›yan) olun. Kim Allah’a ortak koflarsa sanki o,
gökten düflerken kufllar onu havada kapm›fl gibidir, yakutta rüzgâr›n sürükleyip helak olaca¤› bir mekana at›lm›fl gibidir (22/31). Halk› zulmediyorken y›k›ma u¤ratt›¤›m›z nice ülkeler vard›r ki, flimdi onlar›n altlar› üstlerine gelmifl
›p›ss›z durmakta, kullan›lamaz durumdaki kuyular› terkedilmifl bulunmakta, yüksek saraylar› ç›n ç›n ötmektedir. Yeryüzünde gezip dolaflm›yorlar m›, böylece onlar›n kendisiyle akledebilecek kalpleri ve kendisiyle iflitebilecek kulaklar›
oluversin? Çünkü gerçek flu ki, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir. Onlar senden, azab›n çarçabuk
getirilmesini istiyorlar; Allah, vaadine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin kat›nda bir gün sizin saymakta olduklar›n›zdan bin y›l gibidir. Nice ülkeler
vard›r ki, halk› zulmediyorken ben ona bir süre tan›d›m,
sonra yakalay›verdim; dönüfl yaln›zca banad›r (22/45-48).
Ayetlerimiz konusunda acze düflürücü çabalar harcayanlar,
onlar da alevli ateflin halk›d›r (22/51). Onlar, Allah’› b›rak›p da Allah’›n kendisine ispatlay›c› bir delil indirmedi¤i ve haklar›nda kendilerinin hiç bir bilgileri olmayan fleylere tapmaktad›rlar. Zulme sapanlar için hiç bir yard›mc›
yoktur (22/71).
• (Resulüm!) Kendi istek ve tutkular›n› (hevas›n›) ilah
edineni gördün mü? fiimdi ona karfl› sen mi vekil olacaks›n? Yoksa sen, onlar›n ço¤unu söz iflitir ya da akl›n› kullan›r m› say›yorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hay›r, onlar yol bak›m›ndan daha da flaflk›n ve afla¤›d›rlar
(25/43-44).
• Cehennem de azg›nlar için sergilenir. Ve onlara: “Tap›nmakta olduklar›n›z nerede?” denilir. Allah’›n d›fl›nda
olan ilahlar; size yard›mlar› dokunuyor mu veya kendilerine yard›mlar› oluyor mu? Art›k onlar ve azg›nlar onun içine dökülüverilmifltir. Ve ‹blis’in bütün ordular› da. Orada
birbirleriyle çekiflip tart›flarak derler ki: “Andolsun biz ger528
çekten Allah’a, karfl› apaç›k bir sap›kl›k içindeymifliz,”
“Çünkü sizi (yalanc› olanlar›) âlemlerin Rabbiyle eflit tutuyorduk. “Bizi suçlu günahkârlardan baflka sapt›ran da olmad›.” “Art›k bizim için ne bir flefaatçi var, ne de candan
yak›n bir dost. Bizim bir kere daha dünyaya dönüflümüz
mümkün olsayd› da iman edenlerden olabilseydik.” Hiç
flüphe yok, bunda bir ayet vard›r, ama onlar›n ço¤u iman
etmifl de¤ildirler. Ve hiç flüphe yok, senin Rabbin, güçlü
ve üstün oland›r, esirgeyendir (26/91-104).
• Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yaln›zca O’na
‘halis k›lan gönülden ba¤l›lar’ olarak, Allah’a yalvar›p yakar›rlar. Ama onlar› karaya ç›kar›p kurtar›nca da, hemen
flirk koflarlar ve kendilerine yararlan›p metalanmalar› için
verdi¤imiz verdi¤imiz nimetlere nankörlük ederler. Ancak
onlar yak›nda bileceklerdir. Görmediler mi ki, çevrelerinde insanlar kap›l›p mallar› ya¤ma edilirken, biz Harem
olan (Mekke’yi)i güvenilir ve dokunulmaz k›ld›k. Yine de
onlar, bat›la inan›p Allah’›n nimetlerine nankörlük mü ediyorlar? Allah hakk›nda yalan uydurup iftira edenlerden veya kendisine hak geldi¤i zaman onu yalan sayandan daha
zalim kimdir? Küfre sapanlara cehennem içinde bir konaklama yeri mi yok? (29/65-8).
• Hay›r, zulmetmekte olanlar, hiç bir bilgiye dayanmaks›z›n kendi heva (istek ve tutku) lar›na uymufllard›r. Allah’›n sapt›rd›¤›n› kim hidayete erdirebilir? Onlar›n hiç bir
yard›mc›lar› yoktur (30/29). ‹nsanlar›n kendi ellerinin kazand›¤› dolay›s›yla, karada ve denizde fesat ortaya ç›kt›.
Umulur ki, dönerler diye Allah onlara yapmakta olduklar›n›n bir k›sm›n› kendilerine tatt›rmaktad›r. De ki: “Yeryüzünde gezip dolafl›n, böylece daha öncekilerin nas›l bir sona u¤rad›klar›n› görün. Onlar›n ço¤u müflrik olanlard›r”
(30/41-42). ‹flte Allah, bilmeyenlerin kalplerini böyle damgalamaktad›r (30/59).
• ‹flte böyle; hiç flüphesiz Allah, O, Hak oland›r ve hiç
flüphesiz O’nun d›fl›nda tapmakta olduklar› tanr›lar ise
bat›ld›r (geçersiz bofl fleylerdir). Hiç flüphe yok Allah,
yücedir, büyüktür (31/30).
529
• Kendisine Rabbinin ayetleri hat›rlat›ld›ktan sonra, onlardan yüz çevirenden zalim kimdir? Gerçekten biz, suçlu
günahkârlardan intikam al›c›lar›z (32/22). Görmüyorlar m›;
biz, suyu çorak topra¤a sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanlar› da, kendileri de yemektedir? Yine de
görmüyorlar m›? (32/27).
• Allah, münaf›k erkekleri ve münaf›k kad›nlar›, müflrik erkekleri ve müflrik kad›nlar› azabland›racak; mümin erkeklerin ve mümin kad›nlar›n da tövbesini kabul edecektir. Allah çok ba¤›fllayand›r, çok esirgeyendir (33/73).
• De ki: “Allah’›n d›fl›nda tanr› diye öne sürdüklerinizi ça¤›r›n: Onlar›n göklerde ve yerde bir zerre a¤›rl›¤›nca
bile hiç bir fleye güçleri yetmez; onlar›n bu ikisinde hiç
bir ortakl›¤› olmad›¤› gibi, O’nun bunlardan hiç bir destekçi olan› da yoktur (34/22) .
• E¤er putlar› ça¤›r›rsan›z, sizin ça¤r›n›z› iflitmezler. Faraza iflitseler bile, size cevap veremezler. K›yamet gününde
de ortakl›klar›n› reddedecekler. (Resulüm!) gerçek bilgileri sana Rabbin vermektedir (35/14). Müflriklere de ki: “Allah’› b›rak›p da tapt›¤›n›z ortaklar›n›z›n yeryüzünde yaratt›klar› herhangi bir fleyi gördünüz mü, varsa gösterin? Yoksa onlar›n göklerde bir ortakl›lar› m› var? Yahut size bu
konuda Allah’›n verdi¤i bir kitap var da ona göre mi hareket ediyorsunuz? Hay›r! O zalimler birbirlerine, aldatmaktan baflka bir fley vaat etmiyorlar (35/40).
• Yard›m görürler umuduyla, onlar Allah’tan baflka
ilahlar edindiler. Onlar›n o ilahlar›n›n kendilerine yard›m
etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri, onlar için haz›r bulundurulmufl askerlerdir. Öyleyse onlar›n sözleri seni hüzne kapt›rmas›n. Gerçekten biz, onlar›n saklamakta olduklar›n› da, a盤a vurduklar›n› da biliyoruz. ‹nsan, bizim kendisini bir damla sudan yaratt›¤›m›z› görmüyor mu? fiimdi
o, apaç›k bir düflman kesiliyor. Kendi yarat›l›fl›n› unutarak
bize bir örnek veriyor ve diyor ki: “Çürümüfl bozulmuflken,
bu kemikleri kim diriltecekmifl?” De ki: “Onlar›, ilk defa
yarat›p infla eden diriltecek. O, her yaratmay› bilir.” Ki O,
size yeflil a¤açtan bir atefl k›land›r; siz de ondan yak›yorsu530
nuz (36/74-80).
• Onlar (puta tap›c›lar), her ne kadar flöyle diyor idiyseler de: “E¤er yan›m›zda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmufl olsayd›, gerçekten bizler de, Allah’›n muhlis kullar›ndan olurduk.” Fakat Kitap gelince onu tan›may›p küfrettiler; yak›nda bileceklerdir. Andolsun, peygamber olarak
gönderilen kullar›m›za flu sözümüz geçmifltir: Hiç tart›flmas›z onlar, muhakkak nusret (yard›m ve zafer) bulacaklard›r. Ve hiç flüphesiz, bizim ordular›m›z; üstün gelecek olanlard›r. Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Ve onlar› seyret; onlar da azab› yak›nda göreceklerdir. fiimdi onlar, bizim azab›m›z› m› acele istiyorlar? Fakat azap
onlar›n sahas›na indi¤i zaman, uyar›l›p korkutulanlar›n sabah› ne kadar da kötü olur. Sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir. Ve seyret; onlar da yak›nda azab› göreceklerdir (37/167-179).
• Haberin olsun; halis (kat›ks›z) olan din yaln›zca Allah’›nd›r. O’ndan baflka veliler edinenler flöyle derler: “Biz,
bunlara bizi Allah’a daha fazla yaklaflt›rs›nlar diye ibadet
ediyoruz.” Hiç flüphesiz Allah, kendi aralar›nda, hakk›nda
ihtilaf ettikleri fleyler için hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalanc›, kâfir olan kimseyi hidayete erifltirmez (39/3).
Onlara de ki: “Siz, O’nun d›fl›nda dilediklerinize ibadet
edin.” De ki: “Gerçekten hüsrana u¤rayanlar, k›yamet günü hem kendilerini, hem de yak›nlar›n› hüsrana u¤ratanlard›r. Haberiniz olsun; bu apaç›k olan hüsran›n kendisidir.” Onlar›n üstlerinde ateflten tabakalar, altlar›nda da tabakalar vard›r. ‹flte Allah, kendi kullar›n› bununla tehdit
edip korkutuyor. Ey kullar›m öyleyse benden korkup sak›n›n (39/15-16). Allah’a karfl› yalan söyleyenden ve kendisine gelen Kuran’› yalanlayandan daha zalim kimdir? Kâfirler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?
(39/32).
• (Resulüm!) müflrikler sana: “Bizi kendisine ça¤›rmakta oldu¤un fleye karfl› kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklar›m›zda bir a¤›rl›k, bizimle senin aranda da bir perde
vard›r. Art›k sen, yapabilece¤ini yap, biz de gerçekten yap›yoruz.” diyorlar. Onlara de ki: “Ben, ancak sizin benze531
riniz olan bir beflerim. Bana yaln›zca, sizin ilah›n›z›n bir
tek ilah oldu¤u vahyolunuyor. Öyleyse O’na yönelin ve
O’ndan ma¤firet dileyin”. Vay haline o müflriklerin. Ki onlar, zekât› vermeyenler ve onlar ahireti inkâr edenlerdir.
Gerçek flu ki, iman edip Salih amellerde bulunanlar ise;
onlar için kesintisi olmayan bir ecir vard›r. De ki: “Gerçekten siz mi yeri iki günde yaratana karfl› küfre sap›yor
ve O’na birtak›m efller k›l›yorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.” Yeryüzünün üstünde sars›lmaz da¤lar var etti, onda
bereketler yaratt› ve isteyip arayanlar için eflit olmak üzere oradaki r›z›klar› dört günde takdir etti. Sonra, kendisi
duman halinde olan gö¤e yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: “‹steyerek veya istemeyerek gelin.” ‹kisi de: “‹steyerek (itaat ederek) geldik” dediler. Böylelikle onlar› iki gün
içinde yedi gök olarak tamamlad› ve her bir gö¤e emrini
vahyetti. Biz dünya gö¤ünü de kandillerle süsleyip donatt›k ve bir koruma alt›na ald›k. ‹flte bu üstün ve güçlü olan,
bilen Allah’›n takdiridir. Bu durumda e¤er onlar yüz çevirirlerse, art›k de ki: “Ben sizi, Ad ve Semûd kavimlerinin
y›ld›r›m›na benzer bir y›ld›r›mla uyar›p korkuttum”. Onlara “Yaln›zca Allah’a kulluk edin” diye önlerinden ve arkalar›ndan peygamberler gelince, dediler ki: “E¤er dileseydi
Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolay› biz, sizin kendisiyle gönderildi¤iniz fleye karfl› küfredenleriz (inanm›yoruz).” Ad kavmine gelince; onlar yeryüzünde haks›z yere
büyüklendiler ve dediler ki: “Kuvvet bak›m›ndan bizden daha üstün kimmifl?” Onlar, gerçekten kendilerini yaratan Allah’› görmediler mi? O, kuvvet bak›m›ndan kendilerinden
daha üstündür. Oysa onlar, bizim ayetlerimizi bilerek inkâr
ediyorlard› (41/5-15).
• K›yamet saatinin bilgisi O’ndad›r. Onun bilgisi d›fl›nda hiçbir meyve çekirde¤i kabu¤unu yar›p ç›kamaz, hiçbir
difli gebe kalamaz ve do¤uramaz. K›yamet gününde Allah
kendisine ortak koflanlara: “Ortaklar›m nerede!” diye seslendi¤i gün onlar: “Buna dair bizden tan›kl›k edecek kimsenin bulunmad›¤›n› arz ederiz” diyeceklerdir. Böylece önceden yalvar›p durduklar putlar›n›n kendilerine zarardan
baflka bir fayda sa¤lamad›¤›n› ve kendileri için art›k kaça532
cak yer olmad›¤›n› anlayacaklard›r (41/47-48).
• Yoksa onlar›n, Allah’›n izin vermedi¤i bir dini getiren ortaklar› m› var? E¤er Allah’›n insanlara vermifl oldu¤u erteleme sözü olmasayd›, aralar›nda derhal hüküm verilirdi. fiüphesiz zalimlere can yak›c› bir azap vard›r
(42/21).
• Siz haddi aflan kimseler oldunuz diye, sizi Kuran’la
uyarmaktan vaz m› geçelim? Daha önceki milletlere nice
peygamberler göndermifltik. Onlar, kendilerine gelen her
peygamberi mutlaka alaya al›rlard›. Biz bunlardan daha
zorba olanlar›n› da helak ettik. Nitekim öncekilerde onlar›n örne¤i vard›r. Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim
yaratt›? diye sorarsan; onlar: “Güçlü olan, her fleyi bilen
Allah yaratt›” derler(43/5-9). Ama onlar, kullar›ndan bir
k›sm›n› onun parças› olarak kabul ettiler. Gerçekten insan
aç›kça nankörlük etmektedir. Yoksa O, yaratt›klar›ndan k›zlar› kendine edindi ve erkekleri size mi ay›r›p b›rakt›? Oysa onlardan biri, O Rahman olan Allah için verdi¤i örnek
ile k›z çocu¤unun do¤umuyla müjdelendi¤i zaman, yüzü
simsiyah kesilmifl olarak kahr›ndan yutkundukça yutkunuyor. Onlar, süs içinde büyütülüp savafl edemeyecek olan
k›zlar› m› Allah’a yak›flt›r›yorlar? Onlar ki kendileri Rahman›n kullar› olan melekleri difliler k›ld›lar. Kendileri onlar›n yarat›l›fllar›na flahit mi oldular? Onlar›n flahitlikleri yaz›lacak ve bundan dolay› sorumlu tutulacaklar. Dediler ki:
“E¤er Rahman dilemifl olsayd›, biz onlara ibadet etmezdik.”
Onlar›n bundan yana hiç bir bilgileri yoktur. Onlar, yaln›zca zan ve tahminle yalan söylemektedirler. Yoksa biz,
bundan önce kendilerine bir Kitap verdik de flimdi ona
m› tutunuyorlar? Hay›r; dediler ki: “Gerçek flu ki biz, atalar›m›z› bir ümmet üzerinde bulduk ve do¤rusu biz onlar›n izleri (eserleri) üstünde do¤ru olana yönelmifl kimseleriz.” ‹flte böyle; senden önce de herhangi bir memlekete
bir peygamber göndermifl olmayal›m, mutlaka onun refah
içinde fl›mar›p azan önde gelenleri flöyle demifllerdir: “Gerçek flu ki, biz, atalar›m›z› bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve do¤rusu biz, onlar›n izlerine (eserlerine) uymufllar›z” (43/15-23). Andolsun, biz size hakk› getirdik, fakat si533
zin birço¤unuz hakk› çirkin görüp tiksinenlerdiniz. Yoksa
onlar, ifli s›k› m› tuttular? ‹flte flüphesiz biz de ifli s›k› tutanlar›z. Yoksa onlar, gerçekten s›r tuttuklar›n› ve bizim aralar›ndaki f›s›ldamalar›n› iflitmedi¤imizi mi san›yorlar? Hay›r,
iflitiyoruz ve onlar›n yanlar›ndaki elçilerimiz de her fleyi yaz›yorlar. (43/78-80)
• De ki: “Gördünüzmü haber verin; Allah’tan baflka
tapmakta olduklar›n›z, yerden neyi yaratm›fllar, bana gösterin? Yoksa onlar›n göklerde bir ortakl›¤› m› var? E¤er do¤ru sözlüler iseniz, bundan önce bir kitap ya da ilim kal›nt›s› (veya bir eser) varsa, bana getirin.” Allah’› b›rak›p k›yamet gününe kadar kendisine icabet etmeyecek olan fleylere tapmakta olandan daha sap›k kimdir? Oysa onlar, bunlar›n tapmalar›ndan habersizdirler. ‹nsanlar (bir araya getirilip) haflrolundu¤u zaman, Allah’tan baflka tapt›klar› onlara düflman kesilirler ve onlar›n kendilerine ibadet etmelerini de tan›mazlar. Onlara aç›k belgeler olarak ayetlerimiz okundu¤u zaman, o küfredenler kendilerine gelmifl
olan hak için dediler ki: “Bu, apaç›k bir büyüdür.” Yoksa:
“Kendisi onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “E¤er onu ben
uydurdumsa, bu durumda siz, Allah’tan bana gelecek olan
hiç bir cezay› önlemeye malik olamazs›n›z. Sizin kendisi
(Kur’an) hakk›nda, ne taflk›nl›klar yapmakta oldu¤unuzu O
daha iyi bilendir. Benimle sizin aran›zda flahit olarak O yeter. O, çok ba¤›fllayand›r, çok esirgeyendir.” (46/4-8).
• Art›k onlar, k›yamet saatinin kendilerine apans›z gelmesinden baflkas›n› m› gözlüyorlar? ‹flte onun iflaretleri gelmifltir. Fakat kendilerine geldikten sonra ö¤üt al›p düflünmeleri onlara neyi sa¤lar?(47/18). Hiç flüphesiz, inkâr
edenler, Allah’›n yolundan al›koyanlar, sonra kendileri kâfirler iken ölenler; iflte Allah, onlara kesinlikle ma¤firet etmeyecektir (47/34).
• Peygamberlerini hidayet ve hak din üzere gönderen
O’dur. Öyle ki onu (hak din olan ‹slâm’›) bütün dinlere
karfl› üstün k›lacakt›r; müflrikler hofl görmese bile (61/9).
• Kitap ehlinden ve müflriklerden küfre sapanlar kendilerine apaç›k bir delil gelinceye kadar, bulunduklar› durumdan kopup ayr›lacak de¤illerdi. O delil de Allah’tan
534
gönderilmifl bir elçi ki, tertemiz sahifeleri okumaktad›r;
Onlar›n içinde dosdo¤ru ‘yaz›l› hükümler’ vard›r. Kitap ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaç›k belgeler geldikten
sonra f›rkalara ayr›ld›lar. Oysa onlar, dini yaln›zca O’na halis k›lan hanifiler (Allah’› birleyenler) olarak sadece Allah’a
kulluk etmek, namaz› dosdo¤ru k›lmak ve zekât› vermekten baflkas›yla emrolunmad›lar. ‹flte en do¤ru (dimdik ve
sapasa¤lam olan) din budur. Hiç flüphesiz, kitap ehlinden
ve müflriklerden küfre sapanlar, içinde sürekli kal›c›lar olmak üzere cehennem ateflindedirler. ‹flte onlar, yarat›lm›fllar›n en kötüleridir (98/1-6).
‹b
bad
dett
Afla¤›daki konularda, ibadetin nedeni ve ibadetin flekli
hakk›nda bize fikir verilmektedir.
• Ey müminler! Herkesin yöneldi¤i bir hedefi vard›r.
Siz hay›r ifllerinde yar›fl›n. Nerede olursan›z olun sonunda
Allah hepinizi bir araya getirecektir. fiüphesiz Allah, her
fleye kadirdir. Ey Muhammed! nereden yola ç›karsan ve nerede olursan ol, namaz k›laca¤›n zaman yüzünü Mescit-i
Haram’a çevir, bu sana Rabbinden bir emirdir. Biliniz ki
Allah yapt›klar›n›zdan habersiz de¤ildir. Ey müminler, siz
de namaz k›laca¤›n›z zaman, yüzünüzü ayn› yöne çevirerek
namaz›n›z› k›l›n. Böyle yaparsan›z, kat› bir inatla size haks›zl›k yapanlar›n d›fl›nda, insanlar›n sizin aleyhinize kullanabilecekleri bir tenkit için bahaneleri kalmaz. Siz onlardan korkmay›n, benden korkun ki üzerinizdeki nimetimi
tamamlayay›m. Umulur ki do¤ru yolu bulursunuz. Sizin
üzerinizdeki nimetimi tamamlamak için, kendi içinizden size, ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden ar›nd›ran Kitap’taki hikmetleri okuyarak, sizi e¤iten ve size, bilmediklerinizi ö¤reten bir peygamber gönderdik. Bundan dolay›,
beni an›n ki, ben de sizi anay›m. Ve size verdi¤im bu nimetler için bana flükredin, sak›n nankörlük etmeyin. Ey
iman edenler, sab›r ve namaz ile Allah’tan yard›m isteyin!
Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir (2/148-153).
• Hac ibadetinizi bitirdi¤inizde, “Rabbimiz bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateflin azab›ndan
koru” diyerek Allah’› büyük bir coflku ile an›n. ‹flte bunu
535
diyenler için, yapt›klar› iyiliklerin karfl›l›¤› verilecektir. Fakat sadece, “Rabbimiz bize dünya mal›n› ver” diyerek dilekte bulunanlar, ahiret imkânlar›ndan yararlanamayacaklard›r. Allah, hesab› pek seri görendir (2/200-202).
• Akflam vaktine ulaflt›¤›n›zda ve sabah vaktine eriflti¤inizde, Allah’› tesbih edin. Gece vaktinde ve ö¤len vaktinde de Allah’a hamd edin (30/17-18). Ayetler insanlara sabah, akflam, yats› ve ö¤len vakti ibadet etmelerini, yani namaz vakitlerini bildirmektedirler.
• Ey iman edenler! Müminlere karfl› merhametli olan
ve müminleri karanl›klardan (cehaletten) ayd›nl›¤a (bilim
ve medeniyete) ç›karmak için üzerinize rahmet veren (size yard›m sa¤layan), melekleri de sizin için af dileyen Allah’› an›n ve O’nu sabah akflam tesbih edin (33/41-43)
• Allah’›n Kitab›’n› okuyanlar, namaz› k›lanlar ve r›zk
olarak kendilerine verdiklerimizden gizli veya aç›k olarak
infak edenler (ihtiyaç sahiplerini yararland›ranlar), kesin
olarak zarara u¤ramayacaklar› bir ticaret yapm›fl olurlar.
Çünkü onlara, yapt›klar›n›n karfl›l›¤› ödenecek ve Allah
kendi fazl›ndan kendilerine katk› yapacakt›r. Çünkü Allah
Gafur (ba¤›fllayan), fiekur (kullar›na mukafaat›n› fazlas›yla
veren) dir (35/29-30).
• Ey Muhammed! Bafl›na bir s›k›nt› gelince, Rabbine
yönelerek yalvaran, sonra Allah kendisine bir nimet verince, önceden yalvarm›fl oldu¤unu unutan ve insanlar› Allah
yolundan sapt›rmak isteyenler, küfürlerinde biraz e¤lenmifl
olabilirler. Ama onlar, ahiret hayat›nda cehennem halk›ndan olacaklard›r. Geceleyin secde eden, namaz k›lan, ahiretteki cehennem azab›ndan çekinen ve Rabbin rahmetini
dileyen kimse ile inkarc› kimse hiç bir olur mu? Do¤rusu
ancak temiz ak›l sahipleri bunun bilincindedirler. Taraf›mdan kullar›ma de ki: Rabbiniz buyuruyor ki: “Ey iman eden
kullar›m! Rabbinize karfl› gelmekten sak›n›n! Bu dünyada
iyilik edenlere iyilik vard›r. Allah’›n arz› genifltir, sabredenlere iyiliklerinin karfl›l›¤› hesaps›zca ödenir” ve de ki: “Ben
sadece Allah’a ibadet edilen bir dine tabi olmam ve Müslümanlar›n ilki olmakla emrolundum. Ve ben, Rabbime isyan etti¤im takdirde, büyük bir günün azab›ndan korkmak536
tay›m ve ben, dinimi yaln›zca O’na has k›larak, Allah’a ibadet ederim” (39/8-14).
• Ey ‹man edenler! Mallar›n›z ve çocuklar›n›z›n varl›¤›, sizi Allah’› anmaktan al›koymas›n (varl›klar›n›za ve gücünüze güvenerek Allah’› unutmay›n)!
Böyle yapanlar,
sonuçta zararl› ç›kacak olanlard›r (63/9).
• Resulüm! Senin, gecenin üçte ikinsine yak›n k›sm›n›,
bazen yar›s›n›, bazen de üçte birini, yatmadan ibadetle geçirdi¤ini ve beraberinde bulunanlardan bir gurubun da
böyle yapt›¤›n› Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzün
içinde olup bitenleri iyiden iyiye ölçüp biçen ancak Allah’t›r. O sizin bu uzun ibadet flekline dayanamayaca¤›n›z›
bildi¤i için, sizi ba¤›fllad›. Bundan böyle, Kuran’dan kolay›n›za geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir k›sm›n›z Allah’›n lütfünü aramak üzere
yeryüzünde yol tepecek, di¤er bir k›sm›n›z da Allah yolunda çarp›flacaklard›r. O halde, Kuran’dan kolay›n›za geleni
okuyun, namaz› k›l›n, zekât› verin ve Allah’a gönül hofllu¤u ile ödünç verin (‹htiyaç sahiplerini yararland›r›n). Dünyada kendiniz için ne iyilik haz›rlarsan›z, Allah kat›nda onu
bulursunuz; hem de daha üstün ve mükafatça daha büyük
olmak üzere. Allah’tan ma¤firet (ba¤›fllanma) dileyin, flüphesiz Allah çok ba¤›fllay›c›, çok esirgeyicidir (73/20).
Namaz
Afla¤›daki ayetlerde namaz vakitleri, namaz k›lma flekilleri (normal halde ve ola¤anüstü durumlarda), abdest alma flekli ve namaz›n nedeni ve namaz›n faydalar› konusunda bilgiler verilmifltir.
Namaz›n ned
deni
• Ey iman edenler, sabrederek ve namaz k›larak Allah’tan
yard›m dileyin. Allah sabredenlerle beraberdir. Ayet bize, Namaz k›larak Allah’tan yard›m dileyebilece¤imizi ve dile¤imizin
gerçekleflmesi için sabretmemizi ö¤ütlemektedir (2/153).
537
Namaz k›llma mik
ktar›
• Namazlar›n›z› ve orta namaz› devaml› ve Allah’a ba¤l›l›kla k›l›n. Meallerde orta namaz, gün ortas› namazlar›
olarak yorumlanm›flt›r. Ayette bütün namazlar›n devaml› k›l›nmas› emredilmektedir. Bu durumda ayetin türkçeye, orta namaz› olarak tercüme edilen k›sm›ndan maksat, vasat
namaz veya di¤er bir tabirle ne az ne de afl›r› namaz anlam›n› tafl›m›fl olmal›d›r (2/238).
Olla¤anüsttü durumllard
da namaz
• Yürümekte iken veya binek iken, durup namaz k›lman›z sizin için bir tehlike arz ediyorsa, o zaman namazlar›n›z› yürürken veya binek iken k›l›n. Güvenli¤e girdi¤iniz zaman, size ö¤retildi¤i flekilde Allah’› an›n (namaz›n›z› k›l›n).
• Yeryüzünde yolculuk yaparken, kâfirlerin size zarar
verece¤inden korkarsan›z, namaz›n›z› k›s›tlaman›zda size
bir günah yoktur. fiüphesiz kâfirler sizin apaç›k düflman›n›zd›r. Ey Muhammed! Kâfirler, sizin tedbirsiz oldu¤unuz
bir zamanda, size sald›rmak için f›rsat kollayacaklard›r. Bu
nedenle, sen de içlerinde bulundu¤un zaman, bir k›sm›n›z
silahlar› ile birlikte arkan›zda yer als›nlar ve siz namaz k›larken sizi korusunlar. Namaz k›lanlar da, silahlar›n› yanlar›nda bulundursunlar. Namaz bittikten sonra, guruplar
yer de¤ifltirerek, namaz k›lmayanlar, seninle ayn› flekilde
namazlar›n› k›ls›nlar. Namaz k›lanlar›n, ya¤mur, hastal›k veya bir s›k›nt› durumunda silahlar›n› ç›kararak namaz k›lmalar›nda bir sak›nca yoktur. Önlemlerinizi al›n. Kuflkusuz
Allah, böyle haince davranan o kâfirlere horlay›c› bir azap
haz›rlam›flt›r. Namaz› bitirince de, güvenli¤inizi sa¤layacak
flekilde ayakta veya oturur iken veya yerde uzanm›fl vaziyette (siperde) Allah’› an›n. Huzura kavuflunca da (tehlike
bitince) namaz› dosdo¤ru k›l›n; çünkü namaz, müminler
üzerine vakitleri belirlenmifl bir farzd›r (4/101-103).
Ab
bdestt alma flek
kli
• Ey iman edenler, namaz k›laca¤›n›z zaman yüzünüzü
ve ellerinizi dirseklere kadar y›kay›n ve bafl›n›za mesh edin
(bafl›n›z› ›slak ellerinizle s›vazlay›n), ayaklar›n›z› da bilek
kemiklerine kadar y›kay›n. E¤er cünüpseniz boy abdesti
(bütün vücudunuzu y›kay›n) al›n. E¤er hasta iseniz teyem538
müm edebilirsiniz. Ayr›ca yolculukta iseniz ya da ihtiyaç giderme yerinden gelmiflseniz ya da kad›nlara dokunmuflsan›z da su bulamam›flsan›z, temiz bir topra¤a el avuçlar›n›z› sürün sonra ellerinizi yüzünüze ve kollar›n›za sürerek teyemmüm ediniz. Allah size bu ifllemleri zorluk olsun diye
istemiyor. Fakat Allah sizi ar›nd›rmak ve sizin üzerinizdeki
nimetini tamamlayarak, ahirette güzel bir yer edinmenizi
ve kendisine bu nedenle flükretmenizi istiyor. Ey müminler, iman ederek ve Allah’a: “‹flittik ve itaat ettik” diyerek
verdi¤iniz sözünüzü unutmay›n ve Allah’›n üzerinizdeki nimetini hat›rlay›n! Allah, sinelerinizde tafl›d›¤›n›z duygular›
bilmektedir (5/6-7).
Namaz konusund
da uyar›
• Huzurunda toplanaca¤›n›z Allah’a karfl› gelmekten sak›n›n ve namaz›n›z› k›l›n (6/72).
• Resulüm! Seni ben seçtim. Sana vahiy olunan› dinle.
Gerçekten ben; Ben Allah’›m, Ben’den baflka ilah yoktur.
fiu halde Bana ibadet edin ve beni anarak namaz k›l›n
(20/13-14).
• Hepiniz O’na yönelerek O’na karfl› gelmekten sak›n›n, namaz› k›l›n. Dinlerini parçalayarak küçük guruplara
ay›ran ve yapt›klar› ile övünen müflriklerden olmay›n!
(30/31-32).
Namaz›n fayd
dallar›
• ‹man edenler, iyi ifl iflleyenler, namaz k›lanlar ve zekât› verenler için, Rab’leri kat›nda kendileri için mükâfat
vard›r. Orada onlar için korku ve hüzün olmayacakt›r
(2/277).
• Resulüm! Sana Kitap’tan vahyedileni oku ve namaz›n› devaml› k›l. Namaz, insanlar› hayâs›zl›klardan ve kötülüklerden al›koyar, Allah’› anmak elbette ibadetlerin en büyüyüdür. Allah yapt›klar›n›z› bilir (29/45).
Namaz›n k›ll›namayaca¤› durumllar ve teyemmüm
Ey iman edenler, sarhofl iken, ne dedi¤inizin bilincine
varmadan ve cünüp iken, yolcu olman›z durumu hariç, gusül etmeden namaza durmay›n›z. E¤er hasta veya yolculuk539
ta iseniz ya da ayak yolundan gelmiflseniz (Tuvaletten) yahut kad›nlara dokunmufl da su bulamam›flsan›z, bu durumda, teyemmüm ediniz (el avuçlar›n›z› temiz bir topra¤a veya temiz bir yere sürerek abdest al›r gibi yaparak yüzünüze ve kollar›n›za sürünüz). fiüphesiz Allah affedicidir, günahlar› ba¤›fllayand›r (4/43).
Namaz k›ll›nacak
k vak
kittler
• Gündüzün iki ucunda (sabah ve akflam) ve gecenin
bafllang›c›nda (yats› vakti) namaz k›l›n›z. Ö¤üt almak isteyenlere ö¤üdümüz fludur: “‹yilikler, kötülükleri engeller”
(iyilik yaparak kötülükleri savunuz) (11/114).
• Güneflin do¤uflu ile bat›fl› aras›nda namaz k›l›n›z (Ö¤le ve ikindi). Fecir vaktinde de okunan Kuran’a (sabah namaz›) Melekler tan›kl›k etmektedir. Ey Muhammed, gecenin bir vaktinde uyan›p teheccüd namaz› k›lmak sana mahsus bir ibadettir. Bu, Rabbinin seni övülecek bir makama
ulaflt›rmas› içindir. Ve bu namaz› k›larken de ki: “Rabbim!
Girece¤im yere dürüstlükle girmemi sa¤la; ç›kaca¤›m yerden de dürüstlükle ç›kmam› sa¤la. Bana taraf›ndan, yard›m
edici bir güç ver.” Yine de ki: “Hak geldi; bat›l y›k›l›p gitti.” Zaten bat›l y›k›lmaya mahkumdur (17/78-81).
• Akflam ve sabah vakitlerine eriflti¤inizde Allah’› tesbih edin. Yats› ve ö¤lene erdi¤iniz vakitlerde yine Allah’›
hamd ile tesbih ediniz (ö¤le ve yats› namazlar›) (3/17-18).
• Ey iman edenler! Allah’› sabah akflam tesbih ederek,
çokça an›n (33/41-42).
• Resulüm! Sen müflriklerin dediklerine bakma ve sabret. Rabbini güneflin do¤uflundan önce (sabah) ve bat›fl›ndan önce (ikindi) tesbih et. Ve gecenin bir bölümünde
(yats›) ve secdelerin ard›ndan da O’nu tesbih et (50/3940).
Namazd
da Ses Tonu
• Namaz k›larken dualar›n›z› yüksek sesle okumay›n,
k›s›k sesle de okumay›n, orta fliddette bir sesle okuyun. Dualar›n›zda ister Allah deyin, ister Rahman deyin, bütün güzel isimler O’nundur, hangisini derseniz olur. Ve deyin ki:
“Hamd (övgü); çocuk edinmeyen, mülkte orta¤› olmayan
ve düflkünlükten dolay› yard›mc›ya da ihtiyac› bulunmayan
540
Allah’ad›r.” Ve
(17/110-111).
O’nu
tekbir
edebildikçe,
tekbir
edin
Duallar
Kuran’›n baz› sürelerinin baz› ayetleri dua ile ilgili
ayetlerdir. Bu ayetler, bizim Allah’tan yard›m dilememizi
ve fleytandan korunmam›z› sa¤lamaktad›rlar. Kur’an bize
dualar›n nedenini ve bize sa¤layacaklar› faydalar› afla¤›daki ayetlerle dile getirmektedir.
Allah dualar konusunda flöyle buyurmaktad›r: “Kullar›m
benim hakk›mda senden bilgi isterlerse, ben onlara yak›n›m. Bana dua ettikleri vakit, dua edenin dile¤ine karfl›l›k
veririm. Do¤ru yolu bulmalar› için benim davetime uysunlar”(2/186).
• “Biz size, aran›zdan ayetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten ar›tacak, size Kitap’› ve hikmeti (Allah’›n takdirini ve gücünü) ö¤retecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir
peygamber gönderdik. Art›k Beni an›n, Ben de sizi anay›m; Bana flükredin, nankörlük etmeyin. Ey insanlar! Sab›r
ve namazla yard›m dileyin. Allah, muhakkak ki sabredenlerle beraberdir.” (2/151-153)
• Kullar›m Beni sana soracak olurlarsa, Ben onlara pek
yak›n›m. Bana dua etti¤i zaman, dua edenin duas›na cevap veririm. Öyleyse, onlar da benim ça¤r›ma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki do¤ru yolu bulmufl olurlar (2/186).
• Kim izzeti (flan ve fleref) istiyorsa, o halde bilsin ki
izzet tamam›yla Allah’›nd›r. Güzel söz O’na yükselir; salih
amel de (iyi ve güzel ifller yapmak) o güzel sözü yükseltir. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için pek
fliddetli bir azap vard›r. Onlar›n tuzaklar› da darmada¤›n
olur (35/10).
• Rabbiniz dedi ki: “Bana dua edin, size icabet edeyim. Do¤rusu bana icabet etmekten büyüklenen (kibirlik
gösteren) ler; cehenneme boyun bükmüfl olarak gireceklerdir (40/60).
Muhammed As’›n Duas›
• Ey Peygamber! Gecenin bir k›sm›nda uyanarak, sana
mahsus bir nafile olmak üzere namaz k›l. Böylece Rab541
binin, seni, övgüye de¤er bir makama gönderece¤ini uma¤im yerre dübilirsin. Ve flöyle niyaz et: “Rabbim! Girrece¤
rüsttlükle girrmemi sa¤
¤la; ç›k
kaca¤
¤›m yerrden de dürüsttlükle
ç›k
kmam› sa¤
¤la. Bana tarraff›ndan,, hak
kk›ylla yarrd›m edici birr
kuvvett verr.”” Yine de ki: “Hak
k gelldi; batt›ll y›k
k›ll›p gittti. Zaten batt›ll y›k
k›llmaya mah
hkûmdurr” (17/79-81).
Mümin Duas›
• (“Amenerresülü” Miraç gecesinde, Peygamberimize
vas›tas›z flekilde vahyolunan bu ayetler, ilahi emirler karfl›s›nda mutlak itaate yönelen müminlerin, inançlar›ndaki sadakati ifade etmektedirler. (Bu ayetlerin yatmadan önce
okunmas› hadislerde tavsiye edilmifltir.)
• Rabbimiz! Peygamberrlerrin ars›ndan hiççbirrini ay›rrt etmeyiz,, iflitttik
k, itaatt ettik
k. Aff›n› dillerriz. Dönü
üfl sanad›rr. Rabbimiz! E¤err unuttacak
k veya yan›llacak
k olurrsak
k, bizi sorrumllu
tuttma. Rabbimiz,, bizden öncek
killerre yükledi¤
¤in gibi,, bize de
a¤
¤›rr yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücü
ümü
üzü
ün yettmeyece¤
¤i
fleyi tafl›ttma,, bizi affett, bizi ba¤
¤›fllla,, bize ac›. Sen mevllam›zs›n,, kaffirrlerre karrfl› bize yarrd›m et (2/285-286).
Musa as’›n Duas›
Tur da¤›nda, Allah Musa ile konuflurken yan›nda bulunan kabile reisler: Musa’dan, Allah’›n kendilerine görünmeden kendisine inanmayacaklar›n› bildirirler. Musa da,
Allah’tan kendisine görünmesini isteyince, Allah Musa’ya
kendisini göremeyece¤ini, ama karfl›daki da¤a bakmas›n› o
zaman durumu anlayaca¤›n› bildirir. Da¤ parçalan›r ve çevrede deprem olur. Musa bay›l›r. Uyan›nca afla¤›daki duay›
yaparak Allah’tan af diler:
“Ey Rabbim! Dilleseydin onllarr› da beni de hellak
k ederrdin. ‹çimizden birrtak
k›m beyinsizllerrin ifllledi¤
¤i günah
h yüzü
ünden hepimizi hellak
k edecek
k misin?? Bu ifl,, senin imttih
han›ndan baflk
ka birr fley de¤
¤illdirr. Onunlla dilledi¤
¤ini saptt›rr›rrs›n,,
dilldi¤
¤ini de do¤
¤ru yolla ilettirrsin. Sen bizim sah
hibimizsin,, bizi ba¤
¤›fllla ve bize ac›! Sen ba¤
¤›flllayanllarr›n en iyisisin. Bize
bu dünyada da iyillik
k yaz ahirrettte de. fi
fiü
üph
hesiz biz sana
döndü
ük.” diye dua eden Musa’ya Allah buyurdu ki: “Kimi
dillerrsem onu azab›ma u¤ratt›rr›m; rah
hmettim ise herr fleyi kuflatt›rr. Onu,, Sak
k›nanllarra,, zek
katt› verrenllerre ve ayettlerrimize
542
inananllarra yazaca¤
¤›m”” (7/1
155-1
156)
Ko
oruyucu Duallar
Fatiha
hirrrah
hmanirrrah
him. Rah
hman (merrhamett eden)
• Bismilllah
ve Rah
him (korruyan) olan âlemllerrin Rabbine,, din günü
ünü
ün
(herr fleyin huzurrunda topllanaca¤
¤› gün,, mah
hflerr günü
ü) malik
kine hamd olsun. Rabbimiz! Ancak
k sana ibadett ederriz ve
ancak
k senden yarrd›m dillerriz. Bizi,, kendillerrine nimett verrdi¤in muttlu kimsellerrin yolluna ilett; o sapm›flllarr›n ve gazaba
u¤
¤ram›flllarr›n yolluna de¤
¤ill (1/1-7).
Felak
¤› yarr›p sabah
h› ortaya ç›k
karran yüce Allah
h’›m!
• Karranll›¤
Yarrattt›¤
¤›n fleyllerrin flerrrinden,, karranll›k
k çök
ktü¤ü zaman gecenin flerrrinden,, dü¤ümllerre üfleyenllerrin (bü
üyü
ücü
ülerrin) flerrrinden ve hasett etti¤
¤i zaman,, hasettçinin flerrrinden sana s›¤
¤›n›r›m (113/1-5).
Nas
ki (muttlak
k sa• ‹nsanllarr›n Rabbi olan,, insanllarr›n mallik
hip ve sulltan›na),, insanllarr›n gerrçek
k ilah
h› olan Allah
h’›m! Beni,, insanllarr›n gö¤
¤üsllerrine vesvese verrerrek
k, kallpllerre sinsice
vesvese ve kuflk
ku düflü
üren; gerrek
k cinllerrden ve gerrek
kse insanllarrdan olan herr hannas›n flerrrinden korru (114/1-6).
Muh
htellif Duallar
k veya hattaya düflerrsek
k bizi so• “Rabbimiz Unutturrsak
rumllu tuttma. Ey Rabbimiz! Bizden öncek
killerre yükledi¤
¤in
gibi,, bize de a¤›rr yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücü
ümü
üzü
ün yettmedi¤
¤i iflllerr de yükleme. Bize ac›! Sen bizim
mevllam›zs›n. Kâffirrlerr topllullu¤
¤una karrfl› bize yarrd›m et”
(2/28
86).
kten sonrra kallpllerrimi• “Rabbimiz bizi hidayette eriflttirrdik
zi kayd›rrma ve yan›ndan bize birr rah
hmett ba¤
¤›fllla. fi
fiü
üph
hesiz
ba¤
¤›fl› en çok
k olan Sensin Sen. Rabbimiz! Kendisinde flü
üphe olmayan birr günde insanllarr› muh
hak
kkak
k sen topllayacak
ks›n. Do¤
¤rusu Allah
h, vaadinden cay›p dönmez (3/8
8-9).
klerrin ve yerrin yarratt›ll›fl›nda,, gece ile gündü
üzü
ün
• Gök
birrbirri ard›nca gellip gidiflinde,, akl›sellim sah
hipllerri için gerr543
çek
kten aç›k
k ibrrettlerr varrd›rr. Onllarr, ayak
kta durrurrken,, oturrurrken,, yanllarr› üzerrinde yattarrken,, herr vak
kitt Allah
h’› anarrlarr,
gök
klerrin ve yerrin yarratt›ll›fl› hak
kk›nda derrin derrin düflü
ünü
ürlerr ve flöylle derrlerr: “Rabbimiz! Sen bunu bofluna yarrattmad›n. Seni tesbih
h ederriz. Bizi ceh
hennem azab›ndan korru. Ey
Rabbimiz! Do¤
¤rusu sen,, kimi ceh
henneme koyarrsan,, art›k
k
onu rüsvay etmiflsindirr. Zallimllerrin hiçç yarrd›mc›llarr› yok
kturr.
Ey Rabbimiz! Gerrçek
k flu ki biz,, “Rabbinize inan›n”” diye
imana ça¤
¤›rran birr davettçiyi (Peygamberr’i,, Kurran’’›) iflitttik
k,
hemen iman ettik
k. Art›k
k bizim günah
hlarr›m›z› ba¤
¤›fllla,,
köttülüklerrimizi ört, ruh
humuzu iyillerrle berraberr al, Ey
Rabbimiz! Rabbimiz! Bize,, peygamberrlerrin vas›ttas›ylla vaad
etttik
klerrini de ikram et ve k›yamett günü
ünde bizi rezill rüsva
ettme; flü
üph
hesiz sen vaadinden caymazs›n! Bunun üzerrine
Rabllerri,, onllarr›n duallarr›n› kabull etti. Dedi ki: “Ben erkek
k
ollsun kad›n olsun -ki hep birrbirrinizdensiniz- içinizden,,
çall›flan hiççbirr kimsenin yaptt›¤
¤›n› bofla ç›k
karrmayaca¤
¤›m.
Onllarr ki,, hicrrett ettillerr, yurrtlarr›ndan ç›k
karr›lld›llarr, benim yolumda eziyette u¤rad›llarr, çarrp›fltt›llarr ve öldü
ürüldü
ülerr, andollsun,, ben de onllarr›n köttülüklerrini örtece¤
¤im ve onllarr› alt›ndan ›rmak
klarr akan cennettlerre koyaca¤
¤›m. Bu mükâffatt,
Alllah
h tarraff›ndand›rr. Allah
h; karrfl›ll›¤
¤›n en güzelli O’nun kat›ndad›rr” (3/1
190-1
195).
¤›fllla ve merrhamett et Rabbim!
• Resullüm de ki: “Ba¤
Sen merrhamettlillerrin en iyisisin (23/1
118). Diyerek af dileyin.
• (Ana-babam›z için) “Rabbim! Küçüklü¤ümde onllarr
beni nas›ll yettiflttirrmiflllerrse,, flimdi de sen onllarra öylle rah
hmett et!”” (17/24
4).
fiü
ükür duas›) “Rabbim! Bana ve ana-babama verrdi• (fi
¤in nimette flü
ükrettmemi ve raz› olaca¤
¤›n yarrarrl› ifl yapmam› temin et. Benim için de,, zürriyettim için de iyilli¤
¤i devam ettirr. Ben sana döndü
üm ve elbettte ki ben Müsllümanlarrdan›m”” (46/1
15).
• Peygamberr ve müminllerrin duas›: “Rabbimiz! Nurrumuzu tamamlla,, bizi ba¤
¤›fllla. Sen herr fleye kadirrsin (66/8
8).
544
Oruç
• Ey iman edenler, oruç, sizden önceki nesillere emredildi¤i gibi size de emredilmifltir. Umulur ki oruç tutarsan›z ve Allah’›n emirlerine karfl› gelmekten sak›n›rs›n›z.
Oruç say›l› günlerde tutulur. Hasta olanlar veya bir seferde (yolculukta) bulunanlar, oruç tutam›yorlarsa, oruç tutmad›klar› günler say›s›nca baflka günlerde oruç tutsunlar.
Oruç tutmaya dayanamayanlar, oruç yerine, oruç tutmalar›
gereken süre için bir yoksulu doyuracak kadar fidye (bedel) ödesinler. Tutulan oruca ra¤men hay›r yapanlar (yoksul doyuranlar) daha güzel bir fley yapm›fl olurlar. Biliniz
ki oruç tutmak, sizin için en kazançl› yoldur. ‹nsanlar için
hidayet olan, do¤ru yolu gösteren, do¤ru ile yanl›fl› birbirinden ay›ran ve apaç›k anlaml› belgeleri tafl›yan Kur’an,
Ramazan ay›nda indirilmifltir. Sizden bu ay’› karfl›layanlar,
bu ayda oruç tutsunlar. Hasta olanlar veya yoculukta bulunanlar, baflka bir zaman, oruç tutmad›klar› gün say›s› kadar oruç tutsunlar. Allah size kolayl›k diler, size zorluk dilemez. Size tan›nan bu kolayl›¤›n nedeni, oruç günü say›s›n› tamamlaman›z, size do¤ru yolu göstermesine karfl›l›k,
Allah’› tazim etmeniz ve sonradan kazanacaklar›n›z için
flükretmeniz içindir. Ey Muhammed, kullar›m beni sana soracak olurlarsa: “Ben onlara çok yak›n›m. Bana dua edildi¤i zaman, dua edenin dile¤ine karfl›l›k veririm.” O halde kullar›m da benim ça¤r›ma cevap versin ve bana iman
etsinler ki, do¤ru yolu bulsunlar. Oruç gecesinde kad›nlar›n›za yaklaflman›z size helal k›l›nd›. Onlar sizin için birer
örtü (sizi hayâs›zl›klardan sak›nd›rarak huzur ve sükûna kavuflturan), siz de onlar için birer örtüsünüz. Allah, sizi kad›nlar konusunda nefislerinize hâkim olamayaca¤›n›z› bildi¤i için, size oruç gecesinde kad›nlar›n›za yaklaflman›za izin
verdi. Fecir vakti, size beyaz iplik siyah iplikten ay›rt edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar oruç tutun.
Mescitlerde ibadete çekilmifl oldu¤unuz zamanlarda, kad›nlarla birleflmeyin. Bunlar Allah’›n koydu¤u s›n›rlard›r. Sak›n bu s›n›rlar› aflmay›n. Allah, sak›nman›z için size ayetlerini aç›klay›c› olarak indirmifltir. Umulur ki günah ifllemekten korunursunuz (2/183-187).
545
Hac
Kâbe
• Bir zamanlar Rabbi, ‹brahim’i birtak›m kelimelerle s›nam›flt›. ‹brahim onlar› tam olarak yerine getirince: “Ben
seni insanlara önder yapaca¤›m” demiflti. ‹brahim de: “Soyumdan da önderler yap ya Rabbim!” dedi. Allah, zalimler için söz veremem buyurdu. Bir zamanlar ‹brahim, ‹smail ile beraber Kabe’nin temellerini yükselttiklerinde flöyle diyorlard›: “Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur, flüphesiz sen iflitensin, bilensin.” ‹brahim de demiflti ki: “Ey
Rabbim! Buray› emin bir flehir yap, halk›ndan Allah’a ve
ahiret gününe inananlar› çeflitli meyvelerle besle.” Allah
buyurdu ki: “Kim inkâr ederse, onu dünya hayat›ndan az
bir süre faydaland›r›r, sonra onlar› cehennem azab›na sürüklerim. Ne kötü var›lacak bir yerdir oras›!” Biz, Kâbe’yi
insanlara güvenli bir toplanma yeri k›ld›k. ‹brahim ve ‹smail’e bu evi, tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve
secde edenler için temiz tutmalar›n› emrettik. Siz de ‹brahim’in makam›nda namaz k›l›n (2/124-127).
K›ble
• Ey müminler, sizin insanlar üzerinde tan›k (Allah’›n,
insanlar› do¤ru yola iletmek için, Peygamberler görevlendirdi¤in ve onlarla birlikte Kitap’lar indirdi¤in ve bu Kitap’lar›n insanlara tebli¤ edildiklerine dair ahirette tan›kl›k
edeceksiniz), Peygamberi de sizin üzerinize tan›k olmas›
için, sizi mütevaz› bir toplum yapt›k. Resulüm, Kâbe’yi sizin için k›ble yapmam›z›n nedeni, sana uyanlar› ve k›bleyi reddedenleri ay›rmak içindir. K›ble de¤iflikli¤i, Allah’›n
hidayet verdi¤i kimselerden baflkas›na elbette a¤›r gelir. Allah; iman edenlerin çabas›n› bofla ç›karacak de¤ildir. fiüphesiz Allah, insanlara flefkat edendir, insanlar› esirgeyendir.
Resulüm, Biz senin, yüzünü çok defa gö¤e do¤ru çevirip
bir k›ble yönünü belirlemeye çal›flt›¤›n› biliyoruz. Art›k yüzünü, hoflnut olaca¤›n Mescit-i Haram’a çevir. Bundan böyle her nerede bulunursan›z, yüzünüzü onun bulundu¤u yöne çeviriniz. fiüphesiz kendilerine Kitap verilenler, bu emrin Rabbinden gelen bir gerçek oldu¤unu bilmektedirler.
Allah, yapmakta olduklar›n›zdan gafil de¤ildir. ‹nsanlardan
546
bir tak›m beyinsizler, k›blenizi neden de¤ifltirdi¤inizi sorgulamaktad›rlar. Onlara de ki: “Do¤u da Allah’›nd›r, Bat› da.
Allah, diledi¤ini dosdo¤ru yola yöneltip iletir.” And olsun
ki Habibim! Sen Ehl-i Kitab’a her türlü ayeti (mucizeyi)
getirsen yine de onlar senin k›blene dönmezler (dinine
girmezler). Sen de onlar›n k›blesine dönecek de¤ilsin. Onlar da birbirlerinin k›blesine dönmezler. Sana gelen ilimde (bilgilerden) sonra e¤er onlar›n arzular›na uyacak olursan, iflte o zaman sen Hakk’› çi¤neyenlerden olusun
(2/142-145).
• Nereden yola ç›karsan ç›k namazda yüzünü Mescit-i
Haram taraf›na çevir. Bu emir, Rabbinden sana gelen gerçektir. Biliniz ki Allah yapt›klar›n›zdan habersiz de¤ildir
(2/149).
Hac ziyareti
• Kâbe’nin yan›nda bulunan Safa ile Merve Allah’›n
koydu¤u iflaretlerdendir. Her kim evi (Kâbe’yi) hac eder
veya umre yaparsa, art›k bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sak›nca yoktur. Kim gönüllü olarak bir hay›r yaparsa karfl›l›¤›n› al›r. fiüphesiz Allah, flükrün karfl›l›¤›n› verendir, flükredenleri bilendir (2/158).
• Hacc› da Umreyi de Allah için tamamlay›n. Mescidi Haram d›fl›nda oturanlar›n›zdan; e¤er hasta olan varsa veya Hac ve Umre ziyaretinizi s›n›rlayan bir düflman engeli
varsa, o zaman size kolay gelen (maddi imkânlar›n›z nisbetinde) bir kurban gönderin. Kurban yerine var›ncaya kadar bafllar›n›z› t›rafl etmeyin. Fakat içinizden hasta olan veya bafl›nda bir rahats›zl›¤› bulunan kimse, vaktinden önce
t›rafl olmak zorunda ise, bu takdirde onun fidye olarak ya
oruç ya da sadaka veya kurban kesmesi gerekir. Güvenli¤e
kavufltu¤unuzda, hac günlerine kadar kim umre ile yararlanmak isterse, umrede bir kurban kesmesi gerekir. Kurban kesme imkân› bulamayan kimse, hac günlerinde üç,
memleketine döndü¤ü zaman yedi gün olmak üzere toplam on gün oruç tutsun. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezas› pek çetin oland›r (2/196).
• Hac vakti bilinen aylard›r (fievval, Zilkade ve Zilhicce. Bak: Hayrat neflriyat ‹lim Araflt›rma Merkezi Meal he547
yetinin haz›rlad›¤› KU’RAN’KER‹M VE MUHTASARLI MEAL‹). Hac yapanlar bilsinler ki hac’da kad›na yaklaflmak,
günah say›lan davran›fllara yönelmek, kavga etmek yoktur.
Ne hay›r ifllerseniz Allah onu bilir. Ey müminler! Ahiret
için az›k edinin. Bilin ki az›¤›n en hay›rl›s› takvad›r. Ey temiz ak›l sahipleri! Emirlerime muhalefetten sak›n›n. Hac
mevsiminde ticaret yaparak, Rabbinizden gelecek bir lütfü
(kazanc›) araman›zda, size herhangi bir günah yoktur. Arafat’tan ayr›l›p ak›n etti¤inizde ,Mefl’ar-i Haram tepesi yan›nda (Müzdelife’de) Allah’› zikredin! Sonra insanlar›n sel
gibi akt›¤› yerden siz de ak›n. Allah’tan ma¤firet (ba¤›fllanma) isteyin. Çünkü Allah, affedici ve esirgeyicidir. Hac ibadetinizi bitirince, babalar›n›z› and›¤›n›z gibi, hatta ondan
daha kuvvetli bir flekilde Allah’› an›n. Allah’tan sadece
dünya hayat›n› dilemeyin, sadece dünya hayat›n› dileyenlere ahiret hayat›ndan bir nasipleri olmayacakt›r. Allah’tan
hem dünya hayat›nda hem de ahiret hayat›nda iyilik ve cehennem azab›ndan korunma dileyin. Böyle dilekte bulunanlar için, dünya hayat›nda yapacaklar› iyiliklerin karfl›l›¤› vard›r. Mina’da bulunaca¤›n›z say›l› günlerde Allah’› tekbirlerle an›n. Acele edip de Mina’dan Mekke’ye, ilk iki
gün sonunda dönmek isteyenler için bir sak›nca yoktur, daha fazla kalanlar için de günah yoktur. Allah’a karfl› gelmekten sak›n›n ve bilin ki hepiniz O’nun huzurunda toplanacaks›n›z. Allah’›n emirlerine uyarak ulaflt›¤›n›z bu hidayetten önce, yanl›fl yolda ilerleyenlerden oldu¤unuzu unutmay›n›z (2/196-203).
• Bir zamanlar ‹brahim’e, evin (Kâbe’nin) yerini belirleyip haz›rlad›¤›m›z zaman ona flöyle emretmifltik: “Bana
hiç bir fleyi ortak koflma. Tavaf edenler, ayakta ibadet
edenler, rükû ve secde edenler için evimi temiz tut. ‹nsanlar için hacc› duyur ki, gerek yaya ve gerekse uzak yollardan develerle gelenler, kendileri için bir tak›m yararlar
görsünler. Kendileri için r›z›k olarak verdi¤imiz hayvanlar›n üzerine Allah’›n ad›n› ans›nlar ve sonra y›kan›p temizlensinler, adaklar›n› yerine getirsinler, zorluk çeken yoksulu doyursunlar ve Kâbe’yi tavaf etsinler”(22/26-29).
‹nsanlar için kurulan ilk mabet
• fiüphesiz âlemlere bereket ve hidayet kayna¤› olarak
548
insanlar için kurulan ilk mabet Mekke’deki Kâbe’dir. Orada aç›k alametler (iflaretler) ve ‹brahim’in makam› vard›r.
Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin (Oray› ziyaret etme imkân›na sahip olanlar›n)
o evi hac et-
mesi, Allah’›n insanlar üzerindeki bir hakk›d›r. Kim inkâr
ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müsta¤nidir
(Allah’›n hiç kimseye ihtiyac› yoktur) (3/96-97).
Hacc’›n nedeni
• Allah, Beyt-i Haram olan Kâbe’yi, o sayg›ya lay›k evi,
haram ay›, hac kurban›n› ve kurban›n boynuna as›lan gerdanl›klar›, maddi ve manevi yönden insanlar›n belini do¤rultmaya sebep k›ld›. Bu da Allah’›n, göklerde ve yerde ne
varsa hepsini bildi¤ini ve Allah’›n her fleyi bilici oldu¤unu,
sizin de bilip anlaman›z içindir (5/97).
Hac’›n manevi birli¤i sa¤lad›¤›n› ve güçlendirdi¤ini,
maddi yönden ise, sosyal dayan›flmaya ortam haz›rlad›¤› bildirilmektedir.
Hac konusunda uyar›
• Ey iman edenler! Allah’›n koydu¤u s›n›rlara, haram
olan aya, kurbanl›k hayvanlara, onlardaki gerdanl›klara
(süslere) ve Rabbin lütuf ve r›zas›n› aramak için, Beyt-i Haram’a gelenlere sak›n sayg›s›zl›k etmeyin. ‹hramdan ç›kt›ktan sonra art›k avlanabilirsiniz. Sizi Mescit-i Haram’dan al›koyduklar›ndan dolay› bir toplulu¤a olan kininiz, sak›n sizi haddi aflmaya sürüklemesin. ‹yilik ve takva konusunda
yard›mlafl›n, günah ifllemekte ve haddi aflmakta yard›mlaflmay›n ve Allah’tan korkup sak›n›n. Gerçekten Allah, ceza
ile sonuçland›rmas› pek fliddetli oland›r (5/2).
549
Dind
de Yasak
klar
• Haram ayda savaflmak büyük bir günaht›r. ‹nsanlar›
Allah yolundan çevirmek, Allah’› inkar etmek, Mescit-i Haram’›n ziyaretine mani olmak ve halk› oradan ç›karmak ise
Allah kat›nda daha büyük günaht›r. Fitne (savafl, anarfli,
din ve vicdan hürriyetine karfl› bask›) de, adam öldürmekten daha büyük bir günaht›r. Sizde kim bask› karfl›s›nda
dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onlar›n yapt›klar› ifller dünyada da ahirette de bofla gider. Onlar›n yeri devaml› kalacaklar› cehennemdir (2/217).
• Ey Muhammed; de ki: “Allah’›n kullar› için yaratt›¤›
ziynet ve temiz r›zklar› haram k›lan nedir? Bunlar dünya
hayat›nda insanlar›nd›r, k›yamet gününde de yaln›z onlar
içindir.” De ki: “Rabbim sadece, aç›k ve gizli fenal›klar›,
günah ifllemeyi, haks›z yere tecavüzü, Allah’a ortak koflmay›, Allah’a karfl› bilmedi¤iniz fleyleri söylemenizi haram k›lm›flt›r” (7/32-33).
• Göklerin ve yerlerin yarat›ld›¤› günden beri, Allah
kat›nda aylar›n say›s› on ikidir. Bunlardan dördü haram
(yasak) aylard›r. Bu aylarda kendinize zulmetmeyin. Sizinle savafl›lmad›kça siz de savaflmay›n. Yasak aylar›n yerlerini
de¤ifltirmeyin, aynen uygulay›n (9/36-37).
• Aile hayat›nda Allah’›n helal k›ld›¤› fleyi kendinize
haram k›lmay›n›z. Bu konuda bir yemininiz varsa, kefaret
ödeyerek yemininizi bozabilirsiniz (66/1-2).
Dind
de Ruh
hbanll›k
k
Ruhbanl›k, kendisini dünya hayat›ndan k›s›tlayarak, inzivaya çekilerek ibadet etmektir.
• Meryem o¤lu ‹sa’ya ‹ncil’i verdik; ona uyanlar›n gönüllerine flefkat ve merhamet duygular› koyduk; ‹sa’ya
iman edenlerin, Allah r›zas›n› kazanmak için türettikleri
ruhbanl›¤›, uyulmas› gerekli bir yaflam biçimi yazmad›k.
Ruhbanl›¤› türetenler, buna gere¤i gibi uymad›lar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birço¤u da Allah’›n emirlerine karfl› hareket edenlerdi (Fas›klard›) (57/27).
Ayet’te ruhbanl›¤›n Allah taraf›ndan yaz›lm›fl bir yaflam
biçimi olmad›¤›, ço¤u kimselerin ruhbanl›¤› kendi ç›karla550
r› için kulland›klar›, Bununla birlikte ruhbanl›¤› sadece Allah r›zas› için yapanlara mükafatlar›n›n verildi¤i bildirilmektedir.
Kurb
ban Kesmek
k
• Allah Beyt-i Haram olan Kabe’yi insanlar için Haram
aylarda, kurbanl›klar ve kurbanl›klar›n boyunlar›ndaki süslerle bir hareketlenme (Allah’› anma ticaret yapma, ihtiyaç
sahiplerini yararland›rma ve yard›mlaflma ve dayan›flma
için) yeri k›ld›. Bu, Allah’›n her fleyi bildi¤ini, insanlar›n
da bilmesi içindir. Allah her fleyi bilendir (5/97). Ayette
kurban kesme nedeninin sosyal bir dayan›flmay› sa¤lad›¤›
da anlat›lmaktad›r.
• Biz, her ümmete kurban kesmeye uygun hayvan cinsinden kendilerine r›z›k olarak verdiklerimiz üzerine Allah’›n ad›n› anarak kurban kesmeyi gerekli k›ld›k. Ey Muhammed! Allah ad› an›ld›¤›nda kalpleri titreyerek O’na teslim olanlar›, bafllar›na gelen zorluklara karfl› sab›r gösterenleri, namaz k›lanlar› ve kendilerine r›z›k olarak verdi¤imiz
fleylerden Allah için harcayanlar› müjdele. Biz büyük bafl
hayvanlar› da, Allah ad›na kurban olarak kesmenizde, sizin
için hay›r k›ld›k. Onlar› ayakta iken Allah’›n ad›n› anarak
kurban edin. Onlardan hem kendiniz yiyin, hem de ihtiyac›n› gizleyen ve gizlemeyen fakirlere yedirin ve bu hayvanlar› istifadenize sunan Allah’a flükredin. Onlar›n ne etleri, ne de kanlar› Allah’a ulafl›r; fakat O’na sadece takvan›z ulafl›r. Ey Muhammed, güzel davrananlar› müjdele. Her
kim Allah’›n emir ve yasaklar›na sayg› gösterirse, bu Allah
kat›nda kendisi için daha hay›rl›d›r. Size haram k›l›nanlar›n d›fl›ndaki hayvanlar, size helal k›l›nm›flt›r. Allah’a ortak
koflmay›n, O’nun birli¤ini tan›yan müminler olun. Takva
sahibi olun ve Allah’›n hükümlerine sayg› gösterin. Hac
ibadetinde ve kurbanl›k hayvanlarda sizler için birtak›m yararlar vard›r. (Resulüm) ‹nsanlar aras›nda hacc› ilan et.
Hacca gelsinler ve Allah’›n kendilerine r›zk olarak verdi¤i
kurbanl›k hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’›n ad›n›
anarak kurban kessinler. Ondan yesinler ve yoksula, fakire
yedirsinler. Sonra temizlensinler adaklar›n› yerine getirsinler ve Kâbe’yi tavaf etsinler. Ey Muhammed! Kesilen kur551
banlar›n ne etleri ne de kanlar› Allah’a ulaflmaz, ama Allah’a ulaflan, kurbanlar›n›z› keserek gösterdi¤iniz takvad›r.
‹flte böyle, kurbanlar›n emrinize verilifl nedeni, size verilen
bu hidayete karfl›l›k Allah’› tekbir etmenizdir. Habibim, ihsanda bulunanlar› müjdele (22/27-37).
‹nd
dirillen Kittab
b’llar› Korumak
k
• Allah taraf›ndan apaç›k belgelerle indirilen kitaplar›
ve bu kitaplar›n içeri¤ini gizleyenler Allah’›n lanetine u¤rayacaklard›r. Hem de bu kitaplar› insanlara aç›klayan peygamberlerin de lanetine u¤rayacaklard›r. Bunu yapan ve
kâfir olarak ölenlerin üzerine, Allah’›n, meleklerin ve bütün insanlar›n laneti olacakt›r. Lanet içinde temelli kal›c›d›rlar, onlar›n azab› hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.
Allah buyuruyor ki: “Ancak tövbe edenler, kendilerini düzeltenler ve indirileni aç›klayanlara gelince, art›k onlar›n
tövbelerini kabul ederim. Ben, tövbeleri kabul edenim, esirgeyenim (2/159-162).
• Allah’›n indirdi¤i Kitap’tan bir fleyi göz ard› edip saklayanlar ve flahsi ç›karlar› için kullananlar; onlar›n yedikleri, kar›nlar›nda ateflten baflkas› de¤ildir. Allah k›yamet günü onlarla konuflmaz ve onlar› ar›nd›rmaz. Ve onlar için
ac›kl› bir azap vard›r. Onlar, hidayete karfl›l›k sap›kl›¤›; ba¤›fllanmaya karfl›l›k azab› sat›n alm›fllard›r. Allah’›n kitab›
hak olarak indirilmifltir. Kitap konusunda anlaflmazl›¤a düflenler ise uzak bir ayr›l›k içindedirler (2/174-176).
• Ehl-i Kitaptan bir gurup, okuduklar›n›, kitaptan sanas›n›z diye kitab› okurken, dillerini e¤ip bükerler. Hâlbuki
okuduklar› kitaptan de¤ildir. Söyledikleri Allah kat›ndan olmad›¤› halde: “Bu Allah kat›ndand›r” derler. Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar. Allah’›n ahdini ve yeminlerini az
bir de¤ere karfl›l›k satanlar, iflte onlar; ahirette onlar için
hiç bir pay yoktur, k›yamet gününde Allah, onlarla konuflmaz, onlar› gözetlemez ve onlar› ar›nd›rmaz. Ve onlar için
ac›kl› bir azap vard›r (3/77-78).
Dind
den Dönenller
• Habibim, Sana Haram ayda savaflma konusunda soranlara de ki: “O ayda savaflmak büyük günaht›r. ‹nsan552
lar› Allah yolundan al›koymak, Allah’› inkar etmek, ‹nsanlar›n Mescid-i Haram’› ziyaretlerini engellemek ve halk›
oradan sürmek, Allah kat›nda daha büyük bir günaht›r..
Fitne (Savafl k›flk›rt›c›l›¤›, anarfli ç›karmak, din ve vicdan
hürriyetini bask› alt›na almak) de adam öldürmekten daha büyük bir günaht›r (suçtur). Bütün bunlara ra¤men, sizden kim bask› karfl›s›nda dininden döner ve dinden dönmüfl halde kafir olarak ölürse, onlar›n yapt›klar› ifller, dünyada da ahirette de bofla gider. Onlar›n devaml› olarak kalacaklar› yer cehennemdir (2/217).
• Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner
(irtidat eder) se, Allah onlar›n yerine, kendisinin onlar›
sevdi¤i, onlar›n da kendisini sevdi¤i, müminlere karfl› alçak
gönüllü, kâfirlere karfl› ise güçlü ve onurlu, Allah yolunda
cihad eden ve k›nay›c›n›n k›namas›ndan korkmayan bir
topluluk getirir. Bu, Allah’›n bir fazl›d›r, onu diledi¤ine verir. Allah rahmetiyle genifl oland›r, bilendir (5/54)
Dini Alay Konusu Edinenller
• Ey iman edenler, sizden önce kendilerine Kitab verilenlerden, dininizi alay ve e¤lence konusu yapanlar› ve
kafirleri (inkarc›lar) dost edinmeyiniz ve gerçekten müminler iseniz, bu konuda Allah’a karfl› gelmekten sak›n›n›z. Bir
birinizi namaza ça¤›rd›¤›n›z zaman, sizi alaya alarak kendilerine bir e¤lence konusu yapanlar ancak ak›ls›z kimselerdir. Ey Muhammed! Ehl-i Kit ab’dan böyle davrananlara
de ki: “Bizim Allah’a, bize indirilen Kuran’a ve bizden
önce size indirilenlere inand›¤›m›z için mi bizden hofllanm›yorsunuz? Siz bunu yaparak do¤ru yoldan sapm›fl oluyorsunuz.” ‹flte bunlar›n ve ta¤uta (Allah d›fl›nda tap›lan fleyler) tapanlar›n yeri, Allah’›n lanetledi¤i ve bir k›sm›n› maymun ve domuza çevirdi¤i kimselerin yerinden, daha kötü
bir yerde olacakt›r (5/57-60).
Dini Böllenller
• (Habibim!) Dinlerini parçalayarak guruplara ay›ranlar›n yapt›klar›ndan sorumlu de¤ilsin Allah, onlar›n yapt›klar›n› kendilerine hat›rlatacak ve gere¤ini yapacakt›r (6/159
553
Dini Yallanllayanllar
• Ey iman edenler! Hepiniz ‹slam’a girin (Allah’›n
emirlerine uyun). Size apaç›k bir has›m olan fleytana uymay›n. Size apaç›k yol gösterici aç›klamalar geldikten sonra, yine de do¤ru olan yoldan saparsan›z, bilin ki Allah
Azizdir, Hâkîmdir (Allah verece¤i karar› mutlaka uygular).
‹nkâr edenler, inanmalar› için, Allah’›n melekleri bulutlar›n gölgeleri aras›ndan gelerek kendilerine görünmelerini
istiyorlar, böyle bir durumda meleklerin kendilerini an›nda yok edece¤ini ve her fleyin Allah’a dönece¤ini bilmelidirler. Kendilerine apaç›k ayetler verildikten sonra, bu ayetleri de¤ifltiren ve bu yüzden ceza gören ‹srail o¤ullar›ndan
bu konuda bilgi al›n. Dünya hayat› inkâr edenler için çekici k›l›nm›flt›r. Onlar varl›klar›yla övünerek iman edenlerle alay ederler, bilinmeli ki, ahirette muttakilerin yeri, inkârc›lar›n yerinin üstünde olacakt›r. Ayr›ca bilinsin ki, Allah diledi¤ine hesaps›z r›zk verendir (2/208-212).
• Ey insan! Seni yaratan, sonra flekil veren ve dengeleyerek istedi¤i bir yap›ya sokan Rabbine karfl› seni aldatan nedir? Biliniz ki, dini yalanlayanlar›n üzerlerinde gözlemciler vard›r, gözlemciler, onlar›n yapt›klar› her fleyi bilmektedirler ve yapt›klar›n› kaydetmektedirler. Sizden iyi
olanlar, ahiret hayat›nda kuflkusuz nimetler içinde olacaklard›r. Kötülükler iflleyenler de azg›n ateflin içinde yer alacaklard›r ve oradan ç›kamayacaklard›r. O gün hiçbir kimse, baflkas› için bir fley yapamaz. O gün ifl Allah’a kalm›flt›r (82/6-19).
• Dini yalanlayanlar; yetimi itip kakanlard›r, yoksulu
doyurmak için çaba harcamayanlard›r, namaz› gösterifl için
k›lanlard›r. Ve hay›r ifllerini engelleyenlerdir (107/1-7).
Ayetlerde dini yalanlayanlar›n karakter profilleri k›smen çizilmektedir.
Eh
hl-i Kittap
Afla¤›daki ayetler bize, Kur’an indirildikten sonra, kendilerine daha önce Kitap verilmifl olanlar›n durumunu bildirmektedirler. Bunlar›n bir k›sm›n›n Allah’a ve ahiret gününe iman ettikleri, insanlar› iyilik yapmaya sevk ettikleri
ve adaletle hüküm verdikleri anlafl›lmaktad›r. Bunlar›n da
554
inançlar› nedeniyle ‹slam olduklar› bildirilmektedir. Ama
bunlardan ço¤unun gerçekleri bilmelerine ra¤men, onlara
indirilen Kitap’lar› hat›rlatmak üzere gelen peygambere ve
Kuran’a muhalefet ettikleri ve müminlere kin ve düflmanl›k güttükleri anlafl›lmaktad›r.
• Allah, kendilerine Kitap ve hikmet verdi¤i peygamberlerden, kendilerini ve kendilerine indirilen Kitap’lar›
do¤rulayacak ve kendilerinden sonra gelecek olan peygamberler konusunda söz ald›. Bu söze göre peygamberler,
kendilerinden sonra gelecek peygamber ve indirilecek Kitap’lar konusunda ümmetlerini bilgilendirecekler ve ümmetlerinden, gelecek peygambere yard›mc› olmalar› konusunda söz alacaklard›. Onlar, bu yükümlülü¤ün alt›na girmeyi kabul ediyoruz demifllerdi. Bunun üzerine Allah:
“Öyleyse flahit olun, Ben de sizinle birlikte flahit olanlardan›m” demiflti. ‹flte peygamberlerine bu sözü verdikten sonra, sözlerinden dönenler, fas›k olanlard›r. Peki, bu fas›klar
Allah’›n dininden baflka din mi ar›yorlar? Oysa göklerde
olan her ne varsa, O’na boyun e¤mekte veya O’na boyun
e¤mek zorunda kalarak O’na teslim olmufllard›r. Her fleyin
dönüflü de O’nad›r. Ey Muhammed Kitap Ehline de ki:
“Biz Allah’a, bize indirilene, ‹brahim, ‹smail, ‹shak, Yakup
ve torunlar›na indirilene, Musa’ya, ‹sa’ya ve peygamberlere
Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri aras›nda ayr›cal›k gözetmeyiz. Ve biz O’na teslim olmufllar›z.”
Kim ‹slam dan baflka din ararsa, ondan o din asla kabul
edilmez ve ‹slam d›fl›nda o dini seçenler ahirette kayba u¤rayacak olanlard›r. Kendilerine peygamberlerle gelen apaç›k belgelere tan›k olduktan sonra, bu belgeleri inkâr
edenleri Allah nas›l hidayete (dosdo¤ru yola) iletsin? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez. ‹flte bunlar›n
cezas›; Allah’›n, bütün meleklerin ve bütün insanlar›n lanetini yüklenmeleridir. O lanet içinde temelli olarak kal›c›d›rlar. Onlar›n azab› hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.
Ancak bu inkârlar›ndan sonra tövbe edenler hariçtirler.
Çünkü Allah affedicidir, koruyand›r. Ama iman ettikten
sonra inkâra kalk›flanlar ve inkârlar›n› artt›rarak sürdürenlerin tövbeleri kesinlikle kabul edilmez. ‹flte bunlar, delalete düflenlerin ta kendileridir. ‹nkâr edenler ve inkârlar
ile birlikte ölenler, bunlar›n hiç birisinden, yeryüzü dolu555
su alt›na sahip olsalar ve bu alt›n› fidye olarak verseler, yine de onlar›n tövbesi kabul edilmez. ‹flte bunlar için elem
verici bir azap vard›r ve onlar› bu azaptan kimse kurtaramaz (3/81-91).
• Siz, insanlar içerisinde ç›km›fl hay›rl› bir ümmetsiniz.
‹nsanlar› iyili¤e ça¤›r›r ve onlar› inkâra sapmaktan sak›nd›r›rs›n›z ve Allah’a inanmaktas›n›z. E¤er sizden önce kendilerine Kitap verilenler de size indirilene iman etselerdi
kendileri için daha iyi olurdu. Onlardan iman edenler de
vard›r, ama ço¤u fas›k olanlard›r. Fas›k olanlar size ezadan
baflka kesinlikle zarar veremezler. E¤er sizinle savafl›rlarsa,
yenilerek gerisin geriye kaçacaklard›r ve o zaman kendilerine yard›mc› da bulamazlar. Onlar nerede bulunurlarsa
bulunsunlar, Allah’a verdikleri söze ve müminlerin himayesine s›¤›nmad›kça, kendilerine vurulan zillet damgas›ndan
kurtulamayacaklard›r. Onlar, Allah’›n h›flm›na u¤ram›fllard›r
ve miskinli¤e mahkûm edilmifllerdir. Çünkü onlar, haddi
aflarak Allah’›n ayetlerini inkâr eden ve peygamberleri haks›z yere öldürenlerin yolunda yürüyenlerdir. Ehli Kitaba
mensup olanlar›n hepsi bir de¤ildir. Onlardan, istikamet
sahibi bir topluluk vard›r ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah’›n ayetlerini okuyorlar. Bunlar, Allah’a ve
ahiret gününe inananlard›r, iyili¤i ve güzeli emredeler, insanlar› inkârdan ve kötülüklerden sak›nd›r›rlar ve hay›r ifllerinde yar›fl›rlar. ‹flte bunlar Salih olanlard›r. Onlar hay›rdan ne yaparlarsa, elbette yapt›klar› hay›rlardan yoksun b›rak›lmazlar. Allah, muttakileri bilendir (3/110-115).
• Ehl-i Kitap’tan Allah’a iman edenler, size indirilene
(Kuran’a) ve kendilerine indirilenlere tam bir samimiyetle
ve Allah’a boyun e¤erek iman edenler vard›r. Allah’›n ayetlerini (Kitaplar›n›) ç›karlar› için tahrif etmezler. ‹flte onlar›n Rableri kat›nda ecirleri (mükâfatlar›) vard›r. fiüphesiz
Allah, hesab› çabuk oland›r. Ey iman edenler! Sabredin;
sebat gösterin; haz›rl›kl› ve uyan›k bulunun. Allah’tan korkun ki baflar›ya eriflebilesiniz (3/199-200).
Eh
hli kittab
ba uyar›llar
Afla¤›daki ayetler, Kitap indirilen bütün ümmetleri uyarmaktad›rlar.
• Ey Muhammed! Allah sana hak olan Kitab›, daha ön556
ce indirilen Kitap’lar› do¤rulay›c› olarak gönderdi. Daha
önce insanlara hidayet (yol gösterici) olan Furkan, Tevrat
ve ‹ncil’i indirmiflti. Bilinmelidir ki Allah’›n indirdi¤i ayetleri (Kitap’lar›) inkâr edenler için fliddetli bir azap vard›r.
Allah, suçlunun hakk›ndan gelen mutlak güç sahibidir
(3/3-4).
• Resulüm! Ehli Kitaba de ki: “Gelin sizinle bizim aram›zda eflitlik sa¤layacak konularda anlaflal›m ve Allah’tan
baflkas›na tapmayal›m, Allah’a hiçbir fleyi ortak koflmayal›m
ve Allah’› b›rak›p birbirimizi rehber edinmeyelim. Bu teklifini reddederlerse art›k: “fiahit olun biz Müslümanlar›z”
(onlarla iflbirli¤inden kaç›n›n) de! (3/64).
• Ey Kitap Ehli ‹brahim hakk›nda niçin münakafla ediyorsunuz? Hâlbuki Tevrat ta ‹ncil de ondan sonra indirildi. Hiç ak›l erdirmez misiniz? ‹flte siz öyle kimselersiniz ve
bilginiz olmayan fleyler konusunda tart›flmaktas›n›z. Tart›flacaksan›z, bilgi sahibi olmad›¤›n›z ‹brahim konusunda de¤il, Musa ve ‹sa konusunda tart›fl›n›z. ‹brahim ne Yahudi
ne de H›ristiyan’d›. ‹brahim Allah’a ortak koflanlardan da
de¤ildi, fakat ‹brahim hakka yönelmifl bir Müslüman d›. ‹nsanlardan ‹brahim’e en yak›n olanlar, onun yolunu izleyenler, bu peygamber (Muhammed a.s.) ve iman edenlerdir.
Allah müminlerin dostudur (3/65-68).
• Ey Ehli-i Kitap! Size Resulümüzle, daha önce size indirilen Kitap’lar›n muhteviyat›ndan gizlediklerinizin ço¤unu
size aç›klayan ve o Kitap’larla size emredilmifl olanlar›n ço¤unu kald›ran, Allah’tan bir nur ve apaç›k bir Kitap gönderdik. Allah bu Kitap’la insanlardan, Allah’›n r›zas›n› arayanlar› selamet (emniyetli) yollar›na ulaflt›r›r ve onlar› cehaletten ayd›nl›¤a ç›kar›r ve onlara kurtulufl yolunu gösterir. Meryem o¤lu ‹sa Mesih Allah’t›r diyenler küfre (inkâra) sapm›fl kimselerdir. De ki: Öyleyse Allah, Meryem o¤lu Mesih’i, anas›n› ve yeryüzündekilerin hepsini imha etmek isterse, bundan dolay› Allah’› kim engelleyebilir? Göklerin, yerin ve bunlar›n aras›ndakilerin tümünün mülkü Allah’›nd›r; Allah diledi¤ini yarat›r. Allah her fleye hakk›yla
gücü yetendir”. Yahudiler ve H›ristiyanlar: “ Biz Allah’›n
çocuklar›y›z ve sevdikleriyiz” derler. Onlara de ki: “Peki siz
Allah’›n çocuklar› ve sevdikleriyseniz, sizi neden günahlar›n›zdan dolay› cezaland›r›yor? Hay›r, siz, O’nun yaratt›¤›
557
kullardan birer beflersiniz. O, diledi¤ini ba¤›fllar, diledi¤ini
de cezaland›r›r. Göklerin ve yerin ve bunlar›n aras›ndakilerin tümünün mülkü Allah’›nd›r, son var›fl O’nad›r”. Ey
Kitap Ehli, peygamberlerin aras› kesildi¤i dönemde: “Bize
müjdeci ve uyar›c› gelmedi” dememeniz için size aç›klamalar yapan Resulümüz Muhammed’i hem müjdeci hem de
uyar›c› olarak gönderdik (5/15-19).
•
Biz, yol gösterici ve ayd›nlat›c› olan Tevrat’›, insanlar aras›nda adaletle hüküm verilmesi için indirdik. Peygamberler Tevrat’›, ona iman eden Yahudilere, kendilerini
Allah’a adam›fl irfan sahibi kiflilere ve Tevrat’› ezberleyerek
ilim yapanlara (din bilginlerine) miras b›rakt›lar. Onlara
bu Kitap’ta, ‹nsanlardan korkmamalar›n›, Allah’tan korkmalar›n›, ayetlerimize de¤er vermelerini ve Allah’tan indirilen bu Kitap’la adaletle hüküm vermelerini, bu Kitap’la
hüküm vermeyenlerin kâfir olacaklar›n› söyledik ve bu Kitap’ta onlara flunu emrettik: “Cana can, göze göz, difle difl,
buruna burun, eziyete karfl›l›k eziyet, yaralamalara da ayn›s›na karfl›l›k bir ödeflmedir. Kim de hakk›n› ba¤›fllarsa, bu
ba¤›fl, günahlar›na karfl›l›k mahsup edilecektir (kefaret olacakt›r). Kim Allah’›n indirdi¤i ile hükmetmezse iflte onlar
zalim olanlard›r” dedik. Sonra, Tevrat’›n baz› k›s›mlar›n›
do¤rulayan Meryem o¤lu ‹sa’y›, ‹ncil ile gönderdik. ‹ncil,
yol gösterici ve ayd›nlat›c› ve ondan önce indirilen Tevrat’›
do¤rulayan, takva sahipleri için bir rehber ve bir ö¤üttür.
‹ncil’de de Allah, insanlar aras›nda, ‹ncil’le indirilen ayetlerle hüküm verilmesini ve ‹ncil’deki ayetlere göre adaletle hüküm vermeyenlerin fas›klardan olacaklar›n› bildirdi.
Ey Muhammed! Sana da, daha önce indirilen Kitap’lar›
do¤rulamak ve onlar› korumak üzere hak olarak Kuran’›
indirdik. Art›k insanlar aras›nda, Allah’›n sana indirdi¤i ile
hükmet; sana gelen gerçe¤i b›rak›p da onlar›n arzular›na
uyma. Ey Muhammed! Her birinize bir fleriat (hukuk sistemi) ve takip edilecek bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri tek bir ümmet yapard›. Ama Allah sizi, size verdikleriyle denemek için farkl› ümmetler yapt›. O halde hay›r ifllerinde yar›fl›n. Hepinizin dönüflü Allah’ad›r, Allah orada,
hakk›nda ihtilafa düfltü¤ünüz konular› size hat›rlatacakt›r
(44-48).
• Andolsun, “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler küfre
558
sapm›fllard›r. Oysa tek bir ilahtan baflka ilah yoktur. E¤er
söylemekte olduklar›ndan vazgeçmezlerse, onlardan küfre-
denlere mutlaka ac›kl› bir azap dokunacakt›r. Allah’›n bir-
li¤i bir gerçek iken yine de tövbe edip Allah’tan bir ba-
¤›fllanma istemeyecekler mi? Oysa Allah ba¤›fllayand›r, esir-
geyendir (5/73-74).
559
• ‹man edenlere en fazla kin güdenler Yahudiler ve
Allah’a flirk (ortak) koflanlard›r. ‹man edenlere nispeten yak›n olanlar ise, “Biz H›ristiyanlar›z” diyenlerdir. Bu, H›ristiyanlar›n içindeki Papaz ve Rahiplerin bulunmas› ve onlar›n müminlere büyüklük taslamamalar› (sayg›l› davranmalar›) nedeniyledir (5/82).
Eh
hli kittap’›n davran›flllar›
• Ehli Kitap’tan bir gurup sizi flafl›rt›p sapt›rmak istemektedirler, fakat onlar ancak kendi nefislerini flafl›rt›p sapt›rmaktad›rlar da bunun fluurunda de¤illerdir. Kitap Ehlinin, gerçe¤i gördükleri halde, neden do¤ru olan›, gerçek
d›fl› olanla sapt›rmak için Allah’›n ayetlerini inkâr etmeleri anlafl›l›r de¤ildir? Ehli Kitap’tan bir gurup, kendilerine
uyanlara: “Müminleri dinlerinden çevirmek için onlara indirilmifl olana, görünüflte inan›r gibi davran›n onlardan ayr›l›nca da inkâr edin ve sizin dininize uyandan baflka hiçbir kimseye inanmay›n. Ayr›ca size verilenin benzerinin,
baflka herhangi bir kimseye verildi¤ine yahut Rabbinizin
huzurunda onlar›n size karfl› deliller getireceklerine de
inanmay›n” (Kuran’a inanmay›n) demektedirler. Ey Muhammed! De ki: “Do¤ru yol ancak Allah’›n yoludur”. Ve
de ki: “Lütuf ve ihsan Allah’›n elindedir. Onu diledi¤ine
verir. Allah’›n rahmeti genifltir ve O, her fleyi hakk›yla bilir. O, kime dilerse rahmetini tahsis eder. Allah, büyük lütuf ve ihsan sahibidir”. Buna karfl›l›k Kitap Ehlinden öylesi vard›r ki, ona yüklerle mal emanet b›raksan, onu sana
noksans›z iade eder. Onlardan öylesi de vard›r ki, ona bir
dinar emanet b›raksan, tepesine dikilip durmazsan, onu sana iade etmez. Bu da onlar›n, Allah’a bile bile iftira atarak flöyle demelerindendir: “Kitab’›m›za göre, Ehli Kitap’tan olmayanlar›n mal›n› yemek bize bir sorumluluk getirmez (haram de¤ildir)” demeleridir. Hay›r, gerçek onlar›n dedi¤i de¤ildir. Her kim verdi¤i sözü yerine getirir ve
kötülükten sak›n›rsa, bilsin ki Allah sak›nanlar› sever. Allah’a karfl› verdikleri sözü (Peygamberlerine ve indirilen Kitab’a iman edeceklerine dair) ve yeminlerini ç›karlar› çin
de¤ifltirenlere gelince, iflte bunlar›n ahirette bir pay› yoktur. K›yamet günü Allah onlarla konuflmayacak, onlara bak560
mayacak ve onlar› temize ç›karmayacakt›r (affetmeyecektir).
Onlar için ac›kl› bir azap vard›r. Ehli Kitap’tan baflka bir
gurup da, okuduklar›n› Kitap’tan sanas›n›z diye, kitab›
okurlarken, Kitap’la ilgili olmayan fleyleri söylerler ve Allah’a iftira ederek, bunlar Allah’›n Kitab’›nda yaz›l› olan
fleylerdir derler. Allah’›n kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik verdi¤i hiçbir insan: “Allah d›fl›nda bana da kulluk edin” demesi mümkün de¤ildir. Bilakis flöyle demesi
gerekir: “Okumakta ve ö¤renmekte oldu¤unuz Kitap uyar›nca, Rabbinize ba¤l› kimseler olunuz” der. Melekleri ve
peygamberleri rehber edinmenizi emretmez. ‹slama girdikten sonra insanlar›n inkâra dönmelerini emretmez. Hani
Allah, peygamberlerinden: “Ben size kitap ve hikmeti verdikten sonra, size verilenleri tasdik edecek bir peygamber
geldi¤inde ona mutlaka inan›p yard›m edeceksiniz” diye
söz alm›fl ve: “Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?”
dedi¤inde: “Kabul ettik” cevab›n› vermifllerdi. Bunun üzerine Allah, o halde flahit olun bende sizinle birlikte flahitlik edenlerdenim buyurmufltu. Allah’a verilen bu sözden
dönenler yoldan ç›km›fl kimselerdir. Bunlar, göklerde ve
yerde bulunan her fleyin, isteyerek veya kerhen boyun e¤erek teslim olduklar› ve sonuçta O’na dönecekleri Allah’›n
dininden baflka bir din mi ar›yorlar? Resulüm! Onlara de
ki: “Biz Allah’a, bize indirilene, ‹brahim, ‹smail, ‹shak, Yakup ve Yakup’un o¤ullar›na indirilenlere; Musa, ‹sa ve di¤er peygamberlere Rableri taraf›ndan verilenlere iman ettik. Onlar› birbirinden ay›rt etmeyiz. Biz ancak O’na teslim oluruz”. Kim ‹slam’dan baflka bir din ararsa, bilsin ki,
kendisinden böyle bir din asla kabul edilmeyecek ve o,
ahirette ziyan edenlerden olacakt›r. Kendilerine aç›k belgelerle gelen ve bunlara tan›k olup da iman ettikten sonra inkâr eden toplumlar› Allah nas›l hidayete erdirsin? Allah, zulmeden toplumlar› hidayete erdirmez. ‹flte bunlar›n
cezas›, Allah’›n, meleklerin ve bütün insanlar›n lanetlerinin
üzerlerinde olmas›d›r. Bu lanet içinde temelli kalacaklard›r, olar›n azab› hafifletilmez ve onlar gözetilmezler. Ancak tövbe edip kendilerini düzeltenler için Allah ba¤›fllayand›r, esirgeyendir. Do¤rusu, iman ettikten sonra inkâra
sapanlar ve inkarlar›nda ›srar edenlerin tövbeleri kabul
edilmeyecektir. ‹flte bunlar yanl›fl yola sapanlard›r. ‹nkar
561
edenler, inkarlar› içinde ölürlerse, yeryüzündeki bütün alt›n› fidye olarak ödeme imkan›na sahip olsalar bile, elim
bir cezadan kurtulamazlar ve kendilerini kurtaracak bir yard›mc› da bulamazlar (3/69-91).
• Ey Kitap Ehli, Allah’›n ayetlerini neden reddediyorsunuz? Allah’›n gönderdiklerine tan›k oldu¤unuz halde,
iman edenlerin yolunu engelleyerek onlar› neden sapt›rmaya çal›fl›yorsunuz? Biliniz ki Allah, yapt›klar›n›za tan›kt›r
ve Allah, yapt›klar›n›zdan gafil de¤ildir (3/98-99).
• Siz, insanlar›n iyili¤i için ortaya ç›kar›lm›fl en hay›rl›
ümmetsiniz; iyili¤i emreder kötülüklerden sak›nd›r›rs›n›z ve
Allah’a inan›rs›n›z. Ehli Kitap da inansayd›, elbette bu,
kendileri için daha iyi olurdu. Gerçi içlerinden iman edenler vard›r; fakat ço¤u yoldan ç›km›fllard›r. Kitap Ehlinden
yoldan ç›km›fl olanlar, sizi incitmekten baflka size bir zarar
veremezler. Sizinle savafla girecek olsalar bile, yenilecekler
ve size arkalar›n› dönüp kaçacaklard›r ve kendilerine yard›m edecek kimseyi de bulamayacaklard›r. Onlar nerede
bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’›n onlara yard›m için uzatt›¤› ipe sar›lmad›kça ve insanlar›n yard›m›na s›¤›nmad›kça
kendilerine zillet damgas› vurulmufltur. Allah’›n h›flm›na
u¤ram›fllar ve miskinli¤e mahkûm edilmifllerdir. Çünkü onlar, Allah’›n ayetlerini inkâr ediyorlar ve haks›z yere peygamberleri öldürüyorlard›. Bu da onlar›n isyan etmifl ve
haddi aflm›fl olmalar›ndand›r. Bunlar›n hepsi bir de¤ildir,
Ehli Kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vard›r ki,
gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah’›n ayetlerini okurlar. Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inan›rlar, iyili¤i emrederler, kötülüklerden menederler, hay›rl› ifllere kofluflurlar. ‹flte bunlar iyi insanlard›r. Onlar›n yapt›klar› hiçbir
hay›r karfl›l›ks›z b›rak›lmayacakt›r. Allah takva sahiplerini
çok iyi bilir (3/110-115).
• Gerçek flu ki, iman edenlerle, Yahudilerden, Sabii’lerden (Yahya as’a tabi olanlar) ve H›ristiyanlardan Allah’a ve
ahiret gününe inanan ve Salih amellerde bulunanlar için
korku ve hüzün olmayacakt›r (5/69).
• De ki: “Ey Kitap Ehli! Dininizde haks›z yere haddi
aflmay›n. Daha önceden sapan, birçoklar›n› sapt›ran ve
yolun do¤rusundan uzaklaflan bir topluma uymay›n (5/77).
562
Eh
hli kittap’lla iliflk
killer
• Resulüm de ki: “Ey Ehli Kitap! Sizinle bizim aram›zda müflterek olan bir konuda anlaflal›m: Allah’tan baflkas›na
tapmayal›m; O’na hiçbir fleyi efl tutmayal›m ve Allah’›
b›rak›p da kimimiz kimimizi rehber edinmeyelim (Birbirimizden dinimizi de¤ifltirmemizi istemeyelim)”. E¤er onlar bu teklifini kabul etmezlerse, iflte o zaman onlara de
ki: “Biliniz ki, bizim yolumuz ‹slam yoludur”. Dedikten sonra onlarla baflka türlü bir anlaflmaya girme (3/64).
• Ey iman edenler! ‹çinizden kalplerinde hastal›k bulunan baz› kimselerin: “Bafl›m›za bir felaket gelmesinden korkuyoruz” diyerek, birbirini dost edinen (müminlere karfl›
ittifak kuran) Yahudi ve H›ristiyanlara koflarak onlar› dost
edinenler, onlardand›r. fiüphesiz Allah, zalimler toplulu¤una yol göstermez. Umulu ki Allah bir fetih yahut
kat›ndan gelecek bir emir sonucunda, böyle yapanlar, içlerinde gizlemifl olduklar› fleyden piflman olacaklard›r. O
zaman iman edenler; Ehli Kitap’a, dostluk göstermelerinden dolay› yapt›klar bofla giden ve hüsrana u¤rayan
münaf›klar›n haline bakarak, flöyle diyeceklerdir: “‹flte Allah’a yemin ederek sizinle dost olduklar›n› söyleyenlerin
sonu budur” diyeceklerdir. Ayetlerde müminler ikaz edilmekte ve müminlere karfl› ittifak yapm›fl olan Yahudi ve
H›ristiyanlar›n taraf›na, korkular› ve ç›karlar› nedeniyle
geçen, imandan yoksun kimselere uymamalar› hat›rlat›lmaktad›r. (5/51-53).
• Ey iman edenler! Dininizi alay ve e¤lence konusu
edinenleri ve inkârc›lar› dost edinmeyin. E¤er müminlerseniz bu konuda Allah’tan korkun (5/57).
• Müflriklerin, Allah d›fl›nda tapt›klar› fleyleri kötülemeyin, sonra onlar da bilinçsizce misilleme yaparak Allah’›
kötüleyebilirler (6/108).
• Ehli Kitap’tan zülüm yapanlar haricindeki kimselerle
güzel sözler d›fl›nda münakaflaya giriflmeyin ve onlara deyin
ki: “Biz, bize indirilene ve size de indirilene iman ediyoruz. Bizim ‹lah›m›z ve sizin de ‹lah›n›z tektir ve biz O’na
boyun e¤enlerdeniz” (29/46).
• Ey iman edenler! ‹brahim a.s, ve onunla beraber
563
olanlarda, düflmanlar›n›za karfl› yapaca¤›n›z davran›fllar›n›zda, sizin için gerçekten güzel örnekler vard›r. Onlar,
kavimlerine demifllerdi ki: “Biz, sizden ve Allah’› b›rak›p
da tapt›klar›n›zdan uza¤›z (sizin tapt›klar›n›za tapmay›
kabul etmiyoruz). Bu nedenle siz, tek bir Allah’a inan›ncaya kadar sizi tan›m›yoruz, bundan böyle siz Allah’›n birli¤ini kabul edinceye kadar aram›zda sonsuza dek bir kin
ve düflmanl›k bafllam›flt›r”. Diyerek toplumlar› ilen olan iliflkilerini kesmifllerdi. fiu kadar ki ‹brahim babas›na: “Andolsun senin için Allah’tan af dileyece¤im. Fakat Allah’tan
sana gelecek herhangi bir fleyi önleme¤e gücüm yetmez”
demiflti. Bundan sonra ‹brahim ve yan›ndaki müminler Allah’a niyaz ederek flöyle dediler: “Rabbimiz! Ancak sana
dayand›k ve sana yöneldik, dönüfl ancak sanad›r”. Bu davran›fl, Allah’› ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir
davran›flt›r. Olur ki böyle davran›rsan›z, Allah sizinle ve
düflman olduklar›n›z aras›nda bir dostluk meydana getirir.
Allah, sizinle din u¤runda savaflmayan ve sizi yurtlar›n›zdan
ç›karmayanlara iyilik yapman›z› ve onlara adil davranman›z›
yasaklamaz. Çünkü Allah adaletli olanlar› sever. Allah, yaln›z sizinle din u¤runda savaflanlar›, sizi yurtlar›n›zdan
ç›karanlar› ve ç›kar›lman›z için onlara yard›m edenleri dost
edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa iflte zalimler
onlard›r (60/7-9)
Tövb
be Etmek
k
Kuran’›n tövbe ile ilgili ayetleri afla¤›da yer almaktad›rlar. Tövbe, yap›lan yanl›fl ifllerden dolay› piflmanl›k getirmek ve ba¤›fllanmak için Allah’tan af dilemektir. Ayetlerde
de görülece¤i gibi, Allah affedici ve tövbeleri kabul edicidir.
• Kim kötü ifl yapar ya da nefsine eziyet edecek bir
davran›flta bulunduktan sonra Allah’tan af dilerse, Allah’›
ba¤›fllay›c› ve merhamet edici bulur (4/110).
• “Tövbe süresinin 101, 102, 103,104 üncü ayetlerinde
tövbe ile ilgili olarak flu bilgiler verilmektedir.
Çevrenizde bulunan ve sizin de fark›nda olmad›¤›n›z
münaf›klar›n (mümin görüntüsü verenlerin) Allah taraf›ndan bilindi¤ini, cezalar›n›n iki kat olaca¤›, ancak bunlar564
dan hatalar›n› itiraf edenler için, Allah’›n ba¤›fllayan ve
esirgeyen oldu¤u bildirilmektedir. Hata yapanlardan tövbe
edenler, Allah’tan af diledikten sonra, mallar›ndan ihtiyaç
sahiplerine
verecekleri
sadakalar›n
kendilerini
temiz-
leyece¤ini ve tövbelerini de sadakalar›n› da kabul edecek
olan›n Allah oldu¤u bildirilmektedir. Peygamber zaman›ndaki bedevileri hedef alan bu ayetler, her devrin bütün
toplumlar› için bir uyar› niteli¤indedirler (9/101-104)
• Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah’a
dönün. Umulur ki Rabbiniz, Peygamberi ve onunla iman
edenleri utand›rmayaca¤›, nurlar› önlerini ve sa¤ yanlar›n›
ayd›nlat›r vaziyette: “Rabbimiz! Bize nurumuzu tamamla,
bizi ba¤›flla, çünkü sen her fleye kadirsin” diyecekleri bir
günde, sizin de kötülüklerinizi örter ve sizi alt›ndan ›rmaklar akan cennetlere sokar (66/8).
565
Din Konusund
da Kur’an Uyar›llar›
Allah’›n Kuran’la insanlara önerdi¤i din, do¤rulu¤u
sap›kl›ktan ay›ran, Allah’›n birli¤ine iman edilen ‹slam
dinidir. Kuran’›n bu din konusundaki uyar›lar› flunlard›r.
A-Manevi Uyar›lar
• Do¤rulu¤u sap›kl›ktan ay›ran dinde zorlama yoktur.
Ama sap›kl›ktan kaç›nan ve Allah’a iman edenler, kendilerini emniyete alacak olan sa¤lam bir kulpa tutunmufl
olurlar. ‹nsanlar›n bu konudaki tutum ve davran›fllar›
bak›m›ndan Allah, her fleyi duyand›r, her fleyi bilendir
(2/256).
• ‹man etmeyenler, göklerde ve yerde bulunan her
fleyin isteyerek veya kerhen teslim olduklar› ve sonuçta kendisine dönecekleri Allah’›n dininden baflka bir din mi
ar›yorlar? (3/83).
• Allah’›n ayetlerini inkâr edenler bilsinler ki, Allah
onlar›n yapt›klar›na tan›kt›r. Gerçekleri bildikleri halde,
gerçekleri sapt›rmak ve müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkanlardan da habersiz de¤ildir.
• Ey iman edenler! Kendilerine Kitap verilenlerden sizi
Allah yolundan sapt›rmak isteyen bir guruba boyun e¤ecek
olursan›z, sizi iman›n›zdan sonra tekrar küfre döndüreceklerdir. ‹çinizde Allah’›n peygamberi varken ve size Allah’›n
ayetleri (sizi do¤ru yola iletecek ö¤üt ve uyar›lar) okunmakta iken nas›l inkâra yelteniyorsunuz? Allah’a ba¤lananlar, kesinlikle do¤ru yola iletileceklerdir. Ey iman edenler!
Allah’a karfl› gelmekten kesin olarak sak›n›n ve mutlaka
Müslüman olarak ölmeye çal›fl›n. Hep birlikte Allah’›n
ipine (size kurtulufl yolunu gösterecek Allah’›n kitab›na)
s›ms›k› yap›fl›n, Allah’›n size olan nimetini hat›rlay›n ve
parçalanmay›n. Bir zamanlar birbirinize düflman guruplar
idiniz, Allah’›n size verdi¤i nimetlerle gönülleriniz birleflti,
kardefller oldunuz ve sizi bekleyen ateflin k›y›s›ndan uzaklaflarak kurtuldunuz. Allah, ayetlerini, sizin do¤ru yolu bulman›z, insanlar› hay›r yapmaya ça¤›rman›z, iyili¤i emretmeniz ve kötülükleri yasaklayan bir toplum olman›z için
size aç›klamaktad›r. Ey iman edenler! Kendilerine apaç›k
bilgiler gelmesine ra¤men, ihtilafa düflerek bölünenler gibi
566
olmay›n. Bir gün gelecek ki, baz› yüzler a¤aracak ve baz›
yüzler de kararacakt›r. ‹flte o gün yüzü kararacak olan inkârc›lar›n tadacaklar› büyük bir azap vard›r. O gün yüzleri
a¤aranlar, Allah’›n rahmetinde devaml› olarak kalacaklard›r. Bu olacak olanlar› size bildiren Allah’›n ayetleri, size
do¤ru yolu göstermek için indirilmifl ayetlerdir. Allah,
âlemlere zulüm isteyen de¤ildir. Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah’›nd›r ve bütün ifller (yarat›lan her fley)
Allah’a döndürülecektir.
Ey müminler! Sizler; insanlara iyili¤i emreden, insanlar›
kötülüklerden meneden ve Allah’a inanan en hay›rl› bir
ümmetsiniz (Allah’›n insanlar için raz› oldu¤u dine mensup olan insanlars›n›z). Ehli Kitap’tan olanlar›n da hepsi
iman etselerdi onlar için daha iyi olurdu. Onlardan iman
edenler de vard›r ama ço¤u iman etmeyenlerdir. ‹man etmeyenler size rahats›zl›ktan baflka kesinlikle bir zarar
veremezler. E¤er zarar vermek için sizinle savafl›rlarsa bile
yenilip gerisin geriye giderler ve kendilerine size karfl› yard›m edecek kimseleri de bulamazlar. Size zarar vermek isteyenler, her nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’›n
ayetlerini inkâr etmeleri ve peygamberlerini haks›z yere öldürmeleri nedeniyle zillet damgas› yemifl, Allah’›n h›flm›na
u¤ram›fl ve miskinli¤e mahkum edilmifl kimselerdir. Onlar,
Allah’›n ipine sar›lmad›kça (insanlara yol gösteren Allah’›n
ayetlerine uymad›kça) ve müminlerin himayesine s›¤›nmad›kça bu durumdan kurtulamayacaklard›r. Bununla
beraber, Ehli Kitap’›n tümü bir de¤ildir. Onlardan bir topluluk vard›r ki, gece vakti uyanarak Allah’›n ayetlerini
okumakta ve secdeye kapanmaktad›rlar. Bunlar, Allah ve
ahiret gününe iman ederler, güzeli ve do¤ruyu emrederler
ve insanlar› inkârdan sak›nd›r›rlar. ‹flte bunlar Salih olanlard›r. Onlar, hay›rdan ne ifl yaparlarsa, karfl›l›¤›ndan mahrum b›rak›lmayacaklard›r. Allah, bu muttakileri bilendir.
‹nkâr edenlerin ne çocuklar› ne de mallar› onlar› Allah’a
karfl› koruyamazlar. Onlar ateflin halk› olacaklar ve orada
temelli kalacaklard›r. Onlar›n dünya hayat›ndaki varl›klar›
ahiret hayat›nda, zalimlerin ekinini kas›p kavuran ve yok
eden bir rüzgâr›n yapt›¤› gibi olacakt›r. Ey iman edenler!
Kendi d›fl›n›zdakileri s›rdafl edinmeyin. Çünkü onlar, size
fenal›k etmekten asla geri durmazlar, hep s›k›nt›ya düfl567
menizi isterler. Size gerçekten olan kin ve düflmanl›klar›
a¤›zlar›ndan dökülen sözlerden belli olmaktad›r. Kalplerinde saklad›klar› düflmanl›klar ise daha büyüktür. Ey müminler, iflte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onlar› seversiniz. Siz bütün Kitap’lara inan›rs›n›z; onlar ise, sizinle karfl›laflt›klar›nda “inand›k” derler; sizden ayr›ld›klar› zaman da size olan kinlerinden dolay› parmaklar›n›n ucunu ›s›r›rlar. fiüphesiz Allah, kalplerin içindekini
hakk›yla bilendir. Böylelerini kinleriyle bafl bafla b›rak›n.
Size bir iyilik dokunursa, bu onlar› tasaland›r›r; bafl›n›za
bir musibet gelirse, buna da sevinirler. Onlar›n bu tav›rlar›na karfl› sabreder ve korunursan›z (iman›n›z› korursan›z), onlar›n hilesi size bir zarar veremez. fiüphesiz Allah, onlar›n yapt›klar›n› çepeçevre kuflatand›r. ‹flte bu ayetlerdeki aç›klamalar, sizin akl›n›z› kullanarak hareket etmeniz ve iman›n›z› koruman›z içindir (3/98-120).
• Dünya hayat›na aldanarak dinlerini oyun ve e¤lence
konusu yapanlar› bir tarafa b›rak ve onlar› Kuran’la uyar.
Hiçbir nefis kazand›klar› nedeniyle, Allah’›n yard›m› ve
kendisine flefaat edecek biri olmaks›z›n her türlü fidyeyi
verse de, kendisini helak olmaktan kurtaramaz. ‹flte onlara,
küfre sapmalar› nedeniyle, kaynar sular içinde ac›kl› bir
azap vard›r (6/70).
• Allah buyuruyor ki:
Allah’a hiçbir fleyi ortak koflmay›n.
Anne-babaya iyilik yap›n.
Yoksulluk endiflesiyle çocuklar›n›z› öldürmeyin.
Sizin de onlar›n da r›zklar›n› biz vermekteyiz.
Çirkin kötülüklere aç›k ya da gizli bir flekilde
yaklaflmay›n.
Allah, kifliyi öldürmenizi yasaklam›flt›r. Bu bak›mdan
hakl› bir nedeniniz olmad›kça kimseyi öldürmeyin.
Yetim mal›na en iyi bir flekil d›fl›nda yaklaflmay›n.
Yetim rüfltüne eriflince mal›n› kendisine verin.
Ölçü ve tart›y› do¤ru olarak yap›n.
Hiçbir kimseye, gücünün kald›rabilece¤i d›fl›nda
568
bir yük yüklemeyin.
Yak›nlar›n›z› ilgilendirse bile, her konuda dürüst
olun ve adil davran›n.
Allah’a verdi¤iniz sözünüzde sad›k kal›n.
‹flte bunlar Benim size tavsiyelerimdir. Bu, benim dosdo¤ru olan yolumdur, bu yola uyun, sizi benim yolumdan
ay›racak baflka yollara uymay›n. Umulur ki yanl›fl yola girmekten sak›narak korunursunuz (6/151-153).
• Ey Âdemo¤ullar›! Biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek
ve sizi güzellefltirecek giysiler var ettik. Allah yan›nda ise,
sizi koruyan ve süsleyen bu elbiselerin daha güzeli, takva
elbisesidir. Bu size Allah’›n bir hat›rlatmas›d›r. Ey
Âdemo¤ullar›! fieytan inanmayanlar›n dostudur. Ebeveynlerinizin takva elbiselerini s›y›rarak hata yapmalar›na ve onlar›n cennetten ç›kmalar›na neden oldu¤u gibi, sak›n sizi
de belaya u¤ratmas›n! Çünkü fleytan ve taraftarlar›, sizin
onlar› göremedi¤iniz bir yerden sizi görmektedirler. Onlar,
size örnek olacak çirkin bir hayâs›zl›k yapt›klar› zaman:
“Atalar›m›z da öyle yap›yorlard›, yapt›klar›m›z, Allah’›n emretti¤i fleylerdir” diyerek Allah’a iftira etmektedirler. Oysa
Allah, çirkin hayâs›zl›klar› emretmez. Allah, adaletle davranmay› emretti. Unutmay›n ki Allah, bafllang›çta sizi yaratt›¤›
gibi, sonunda ona döneceksiniz. Onun için her mescidin
yan›nda bulundu¤unuzda, Allah’›n huzurunda içtenlikle
dua edin. Biz sizlerden bir gurubu do¤ru yola ilettik, sizden bir gurup da do¤ru yolda olduklar›n› sanarak fleytan›
dost edinmeleri nedeniyle sap›k yola sapt›lar. Ey
Âdemo¤ullar›! Yiyin, için fakat israf yapmay›n›z. Her secde
etti¤inizde de güzel elbiselerinizi giyininiz (7/26-31).
• Yahudiler, Uzeyr Allah’›n o¤ludur dediler. H›ristiyanlar da Mesih (‹sa) Allah’›n o¤ludur dediler. Bunlar, kendilerinden önce gelip geçen inkârc›lar›n söyledikleri sözleri
tekrarlamaktad›rlar. Gerçekleri sapt›ranlar›n Allah can›n› als›n. Onlar Allah’› b›rak›p hahamlar›n› ve rahiplerini rehber edindiler. Oysa onlara emredilen ve Meryem o¤lu
Mesih (‹sa) in onlara söyledi¤i fley, tek bir tanr›ya ibadet
etmeleriydi. Ki O, ona ortak koflulanlardan uzak olan tek
bir ilaht›r. Kâfirler (inkârc›lar) böyle gerçek d›fl› sözler
üreterek, Allah’›n nurunu a¤›zlar›yla söndürmek istemek-
569
tedirler. Hâlbuki kâfirler hofllanmasalar da Allah nurunu
tamamlamaktan (insanlar› ayd›nlatmaktan) asla vazgeçmez.
“O, müflrikler be¤enmeseler de O’nu bütün dinlerin üstüne ç›karmas› için peygamberini hidayetle ve hak din ile
gönderen zatt›r (9/33; 61/9).
• Ey iman etmifl olanlar! Gerçekten hahamlardan ve
rahiplerden pek ço¤u insanlar›n mallar›n› bat›lla (uydurma
sebeplerle) yiyiyorlar ve Allah yolundan engelliyorlar. Alt›n
ve gümüfl y›¤arak onlar› depolayanlar ve onlar› Allah
yolunda harcamayanlar› elem verici bir azapla müjdele
(9/30-34).
• Huzurumuza ç›kacaklar›n› beklemeyenler, dünya
hayat›na raz› olup rahat bulanlar ve ayetlerimizden gafil
bulunanlar yok mu? ‹flte onlar›n, kazanmakta olduklar›
günahlar yüzünden varacaklar› yer atefltir!
‹man edip
güzel ifller yapanlar› da, Rableri imanlar› dolay›s›yla alt›ndan ›rmaklar akan nimetlerle donat›lm›fl cennetlere yöneltir (10/7-9).
• Ey insanlar! Rabbinizden size bir ö¤üt, kalplerinize
flifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmifltir
(Kur’an). Bununla sevinin. Bu, dünyada toplad›klar›n›zdan
daha hay›rl›d›r (10/57-58).
• Allah’›n size indirdi¤i r›z›klar›, Allah’a iftira ederek
helal ve haram diye ay›rmay›n. Allah’a karfl› yalan uyduranlar, k›yamet günü ne ile karfl›laflacaklar›n› san›yorlar? Allah, insanlara karfl› büyük ihsan sahibidir. Ancak, ne yaz›k
ki insanlar›n ço¤u, Allah’›n verdi¤i bu ihsan için flükretmezler (10/59-60).
• Bulundu¤unuz
her
durumda,
her
Kur’an
okudu¤unuzda ve yapt›¤›n›z her ifl esnas›nda sizin üzerinizde tan›k olmaktay›z. Ne yerde ne de gökte, zerre a¤›rl›¤›nca bir fley Rabbinizden gizli kalmaz, bunun daha küçü¤ü
de daha büyüyü de. Bunlar›n hepsi bir kitapta kaydedilmektedirler (10/61).
• Biliniz ki, iman edenler ve Allah’a karfl› gelmekten
sak›nanlar, Allah›n dostlar›d›rlar ve onlar için korku ve
hüzün olmayacakt›r. Onlara müjdeler olsun ki, dünya
hayat› da ahiret hayat› da onlar›nd›r. Bu, Allah’›n verdi¤i
bir sözdür ve Allah’›n sözünde hiçbir de¤ifliklik olmaz
570
(10/62-64).
• Resulüm! ‹nkârc›lar›n sözleri seni üzmesin. Çünkü
bütün üstünlük Allah’›nd›r. O, iflitendir, bilendir. Haberiniz
olsun; flüphesiz göklerde kim var, yerde kim var tümü Allah’›nd›r. Allah’tan baflkas›na tapanlar bile, Allah’a ortak
kofltuklar› varl›klara ve güçlere gerçekte uymazlar. Onlar
yaln›zca bir zanna uyarlar ve onlar ancak zan ve tahminde bulunarak yalan söylemektedirler. Allah, dinlenmeniz
için geceyi, gündüzü de sizi ayd›nlat›c› olarak yaratm›flt›r.
fiüphesiz ifliten bir toplum için gece ve gündüzün düzeninde gerçekten Allah’›n varl›¤›n› kan›tlayan gerçekler vard›r.
“Allah çocuk edindi” diyenler bilsinler ki, O, bundan
yücedir; O, hiçbir fleye ihtiyac› olmayand›r. Göklerde ve
yerde ne varsa, O’nundur. Allah için bilmedi¤iniz ve ispat›
olmayan bir fleyi söylemeyiniz. Allah hakk›nda yalan uydurup iftira edenler, kurtulufla ermezler. Onlar için dünyada geçici bir meta vard›r, sonra dönüflleri bizedir; sonra
küfre sapmalar› nedeniyle fliddetli bir azap tadacaklard›r.
Onlara örnek olarak Nuh’un olay›n› anlat›n. Hani Nuh
kavmine demiflti ki: “Ey kavmim! E¤er aran›zda bulunmam
ve Allah’›n emirlerini size nakletmem size a¤›r geliyorsa,
bilin ki benim dayana¤›m ve güvencem Allah’t›r. Siz de
niyetinizi içinizde saklamay›n ve ortaklar›n›z› da toplayarak
karar verin ve karar›n›z› hemen bana bildirin. Bana Müslümanlardan olmam emredildi ve size söylediklerim için
herhangi bir ücret de istemiyorum (ç›kar beklemiyorum).
Düflünün ve verece¤iniz karar için de sonradan piflman olmay›n. E¤er benim size söylediklerimi reddediyorsan›z
biliniz ki, size tebli¤ ettiklerim Allah’›n emriyledir”. Fakat
onlar onu yalanlad›lar; biz de onu ve onunla beraber olanlar› gemi ile kurtard›k ve onlar›, yeryüzünün yöneticileri
yapt›k. Ayetlerimizi yalanlayanlar› da suda bo¤duk. ‹flte inkârc›lar›n u¤rad›¤› bu sonuç, size ibret olmal›d›r. Sonra
Nuh’un ard›ndan birçok peygamberi kendi toplumlar›na
mucizelerle gönderdik. Ama onlar da kendilerine gelen
belgeleri yalanlad›lar. Bu yüzden haddi aflanlar›n kalplerini
mühürledik. Daha sonra Musa ve Harun’u, Firavun ve kavmine aç›klamalarla gönderdik. Fakat o suçlu ve günahkâr
kavim, bunlar› da yalanlad›lar ve taraf›m›zdan onlara gönderilen yol gösterici belgeleri de “sihirdir” diyerek reddet571
tiler. Musa onlara, bu belgelerin bir sihir olmad›¤›n› söylediyse de, Firavun ve çevresi, Musa ve Harun’un, kendilerini atalar›n›n yolundan sapt›rmak istediklerini ileri sürerek onlar› suçlad›lar ve onlara inanmad›lar. Firavun söylediklerini ispatlamak için de, sihirbazlar› toplayarak Musa
ve Harun’un karfl›s›na getirir. Allah, büyücülerin sihrini
geçersiz k›lar. Musa hakl› ç›kar ama Firavun’un korkusu
nedeniyle, Musa’ya ancak kendi kavminin gençleri haricinde kimse iman etmedi. Musa kendisine iman eden kavmine: Ey kavmim! E¤er Allah’a inand›ysan›z ve Müslüman
olduysan›z, art›k sadece O’na güvenip dayan›n dedi. Onlar
da Allah’a dua ederek: “Ey Rabbimiz! O zalimler toplulu¤unu bize musallat etme ve bizi Rahmetinle onlardan
kurtar” dediler. Allah buyuruyor ki: “Musa ve kardefline
flöyle vahyettik. ‘M›s›r’da kavminiz için evler haz›rlay›n ve
evlerinizde namaz k›l›n ve müminleri müjdeleyin’ dedik”.
Musa da Rabbine seslenerek: “Rabbim! Sen dünya hayat›nda Firavun ve çevresine zenginlik ve ihtiflam verdin. Onlar, insanlar› senin yolunda sapt›rmaktad›rlar. Rabbimiz!
Onlar› yerin dibine bat›r, kalplerini ba¤la. Çünkü onlar,
fliddetli bir azap görene kadar iman etmeyecekler” dedi.
Allah Musa’ya, dualar›n› kabul etti¤ini ve dosdo¤ru olan
yolda davam etmelerini bildirir. Allah, ‹srailo¤ullar›n›
denizden geçirdi, bunlar› düflmanl›kla takip eden Firavun
ve askerleri suda bo¤ulurlar. Bo¤ulaca¤›n› anlayan Firavun:
“‹srailo¤ullar›n›n, kendisine inand›¤› ilahtan baflka ilah olmad›¤›na inand›m ve ben de Müslümanlardan›m” diyerek
iman etti. Allah’a karfl› isyan› ve ç›kard›¤› fesat yüzünden,
Allah, firavunun sadece bedenini kurtard›. (Firavun’un bu
bedeni as›rlarca sonra k›z›l denizde bulunmufltur). Allah ‹srailo¤ullar›n›, hofllar›na gidecek güzel bir yere yerlefltirdi ve
güzel r›z›klar verdi, onlar orada aralar›nda ihtilaf olmadan
yaflad›lar. Daha sonra ‹srailo¤ullar›na indirilen yeni bilgiler
nedeniyle (‹sa a.s. ve ‹ncil) aralar›nda ihtilaf bafllad›. Ey
Muhammed! ‹srailo¤ullar›n›n bu ihtilaf› nedeniyle Allah,
k›yamet günü hükmünü verecektir. Sen de sana indirilenden kuflku duyarsan, senden öncekilere indirilen kitaplar›
okuyanlara sor. Sana gelen, Rabbinden bir gerçektir. Kuflkuya kap›lanlardan olma ve Allah’›n ayetlerini yalan sayanlardan olma! Sonra hüsrana u¤rayanlardan olursun. Ger572
çekten haklar›nda Rabbinin hükmü sabit olanlar (azab›
hak edenler), kendilerine istedikleri bütün mucizeler gelmifl olsa bile, elem verici azab› görünceye kadar inanmayacaklard›r. Bunlardan Yunus’un kavmi müstesnad›r.
Halk›n› yok etti¤imiz ülkelerden herhangi bir ülke halk›,
keflke kendilerine azap gelmeden önce iman etselerdi de
imanlar› kendilerine fayda verseydi! Yunus’un kavmi iman
edince, kendilerinden dünya hayat›ndaki rüsval›k (rezillik)
azab›n› kald›rd›k ve onlar› bir süre dünya nimetlerinden
faydaland›rd›k. Resulüm! E¤er Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. Onlar› imana zorlamak senin görevin de¤ildir. Allah’›n izni olmadan, hiçbir
nefsin iman etme imkân› yoktur. Allah, iman etmek için
ak›l erdiremeyenleri de i¤rençlik içinde b›rak›r (ahiret
hayat›ndaki cehennem atefli içindeki durum). Ey Muhammed! ‹nsanlara, yerde ve gökte olanlara bakarak ak›llar›n›
kullanmalar›n› ve iman etmelerini söyle. Ne yaz›k ki inanmayan bir topluma gelen uyar›lar ve kan›tlar, onlar›n iman
etmeleri için bir fayda sa¤lamaz. Onlar, kendilerinden önce gelip geçmifl toplumlar›n bafllar›na gelenlerden baflka
bir fley mi bekliyorlar, beklesinler bakal›m, sen de bekle.
Felaketin gelece¤i bir günde peygamberlerimizi ve onlarla
birlikte iman edenleri kurtarmak, bizim üzerimizde bir
hakt›r. Resulüm! ‹nsanlara de ki: “Ey insanlar, e¤er benim
dinimden yana bir kuflku içindeyseniz, bilin ki ben Müslümanlardan olmakla ve sizin hayat›n›za son verecek olan
Allah’a ibadet etmekle ve bana hanif (Allah’›n birli¤ini
tan›y›c›) olarak yüzümü dine çevirmem ve müflriklerden olmamam ve Allah’› b›rak›p da bana fayda veya zarar veremeyecek fleylere tapmamam ve zalimlerden olmamakla emrolundum. Sizin Allah’tan baflka ibadet ettiklerinize ben
ibadet etmiyorum.” E¤er Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan baflka giderecek yoktur. E¤er sana bir
hay›r dilerse, O’nun keremini geri çevirebilecek de yoktur.
O, hayr›n› kullar›ndan diledi¤ine erifltirir. Ve O, ba¤›fllayand›r, esirgeyendir. De ki: “Ey ‹nsanlar! Size Rabbinizden
Hak (Kur’an) gelmifltir. Art›k kim do¤ru yola gelirse, ancak kendi için gelmifl olur, kim de saparsa, o da ancak
kendi aleyhine sapm›fl olur. Ben sizin üzerinizde vekil
de¤ilim”. Resulüm! Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hük573
münü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en
hay›rl›s›d›r (10/65-109).
• Allah, adaletle davranmay›, iyilik yapmay›, akrabaya
yard›m etmeyi emreder; çirkin iflleri, fenal›k ve azg›nl›¤› da
yasaklar. Bu, sizin hat›rlaman›z için bir ö¤üttür (16/90).
• Ey nefislerini ziyana sokan kullar›m! Hiçbir yard›m
göremeyece¤iniz hesap verme günü gelip çatmadan önce
Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. Allah’›n rahmetinden umudunuzu kesmeyin. fiüphesiz Allah, bütün günahlar› ba¤›fllar. Çünkü O, ba¤›fllayand›r, esirgeyendir (39/5354).
B-Sosyal Uyar›lar
• Allah’›n insanlar için Kuran’la sosyal hayat›m›zla ilgi
olarak yapt›¤› aç›klay›c› uyar›lar afla¤›da yer almaktad›rlar
1. Allah ile beraber baflka ilahlar edinmeyin! Yoksa
ahiret hayat›nda k›nanm›fl ve kendi bafl›n›za yaln›z olarak
ve yard›mc›s›z b›rak›lm›fl olursunuz. Rabbiniz, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-baban›za da iyi davranman›z›
kesin bir flekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi sizin
yan›n›zda yafllan›rlarsa, kendilerine “ Öf ” bile demeyin;
onlar› azarlamay›n; ikisine de güzel söz söyleyin. Onlar›n
üzerine alçak gönüllülükle kanatlar›n›z› gererek onlar›
koruyun ve onlar için: “Rabbim! Küçüklü¤ümden onlar
beni nas›l yetifltirmifllerse, flimdi de sen onlara öyle rahmet
et!” diyerek dua edin.
2. Allah sizin kalplerinizdekini çok iyi bilmektedir. E¤er
siz iyi olursan›z, flunu bilin ki Allah, kötülüklerden yüz
çevirerek tövbeye yönelenler için son derece ba¤›fllay›c›d›r.
3. Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakk›n› ver.
4. Gereksiz yere saç›p savurma. Zira gereksiz yere saç›p
savuranlar fleytan›n dostlar›d›rlar. fieytan ise, Rabbinize karfl› çok nankördür. E¤er yard›ma ihtiyac› olanlara yard›m
için yeteri derecede imkâna sahip de¤ilseniz, onlar›n gönlünü güzel sözlerle al›n›z.
5. Eli s›k› olmay›n; büsbütün eli aç›k da olmay›n; sonra elinizin boflalmas› nedeniyle çaresiz kal›r ve mahzun
olursunuz. Allah, diledi¤ine r›zk› sererek verir, diledi¤ine
de r›zk›n› daralt›r. O, kullar›ndan haberdard›r, kullar›n›
574
görendir.
6. Yoksulluk endiflesiyle çocuklar›n›z› öldürmeyin; onlara
da size de biz r›zk veririz, flüpheniz olmas›n ki, onlar› öldürmek büyük bir hata ve suçtur.
7. Zina yapmaya yaklaflmay›n, zina kabul edilemez çirkin bir hayâs›zl›kt›r ve kötü bir yoldur.
8. Hakl› bir sebep olmad›kça, Allah’›n öldürmenizi
yasaklad›¤› bir kimseyi öldürmeyin. Haks›z yere öldürülen
kimsenin velisine, hakk›n› almas› için yetki verdik. Ancak
bu hakk› elde eden veli de k›stasta ileri gitmesin.
9. Yetim mal›na, yetim rüfltüne erinceye kadar, en güzel
bir niyet d›fl›nda dokunmay›n.
10. Verdi¤iniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz,
sorumlulu¤u gerektirmektedir.
11. Ölçtü¤ünüz zaman tastamam ölçün ve do¤ru terazi
ile tart›n. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bak›m›ndan daha güzeldir.
12. Hakk›nda bilginiz olmayan bir fleyin ard›na düflmeyin; çünkü kulak, göz ve kalp, bunlar›n hepsi ondan
dolay› sorumluluk alt›na girerler. (Görmedi¤iniz, duymad›¤›n›z fleyler konusunda yalan bir iddiada bulunmay›n.)
13. Yeryüzünde böbürlenerek dolaflmay›n; çünkü siz, ne
yeri yarabilirsiniz ne de da¤larla ululuk yar›fl›na girebilirsiniz. Size bütün bu say›lanlardan kötü olanlar, Rabbiniz
yan›nda sevimsiz fleylerdir. ‹flte bunlar, Rabbinin sana
vahyetti¤i hikmetlerdir. Allah ile baflka ilah edinmeyin sonra k›nan›r ve Allah’›n rahmetinden uzaklaflt›r›lm›fl olarak
cehenneme at›l›rs›n (17/22-39).
14. Peki, inkâr ederseniz, çocuklar› ak saçl› ihtiyarlara
çevirecek bir günden kendinizi nas›l koruyacaks›n›z? Gökyüzü bile o günün dehfletiyle yar›lacakt›r. Allah’›n vaadi
mutlaka yerine gelir. ‹flte bu anlat›lanlar›n hepsi birer
ö¤üttür. Art›k kim dilerse Rabbine varan bir yol tutar
(73/17-19).
Alllah
h’›n ‹nsanllarra Ça¤
¤r›s›
Afla¤›daki ayetlerde, Allah’›n insanlara verdi¤i nimetler
s›ralanmakta örnekler verilmekte ve insanlar imana davet
edilmektedir.
• Allah, iman edenlere ve iyi ifller yapanlara ba¤›fllan575
ma ve yapm›fl olduklar› güzel ifllere karfl›l›k, büyük mükâfat vaad etmifltir (5/9).
• Allah, sizi annelerinizin karn›ndan hiç bir fley bilmez
halde iken ç›kard›. Gerçekleri görmeniz ve size verilen
nimetlere flükretmeniz için size duyma, görme ve kalbi verdi. Gök bofllu¤unda uçma imkân› verilmifl kufllar› görmüyor
musunuz? Onlar› orada tutan Allah’tan baflkas› de¤ildir. ‹flte bunda iman eden kavimler için örnekler vard›r. Allah
evlerinizi size dinlenme yeri k›ld›, sizin için davarlar›n
derilerinden, gerek göçebe hayat›n›zda ve gerekse yerleflik
hayat›n›z için kolayca tafl›yabilece¤iniz bar›naklar (çad›rlar),
bu hayvanlar›n yünlerinden, yapa¤›lar›ndan ve k›llar›ndan
geçici olarak giyimlikler, döflemelikler ve ticaret için bir
meta k›ld›. Allah, yaratt›¤› fleylerden size gölgelikler sa¤lad›
ve da¤lardan siperler k›ld›. Sizi s›caktan ve zorluklara karfl› koruyacak giysiler yapman›z› sa¤lad›. ‹flte bunlar, Allah’›n
sizin üzerinizdeki nimetlerindendir. Umulur ki Allah’a
boyun e¤ersiniz (16/78-81).
• Bitiflik olduklar› halde, taze su ihtiva eden deniz ile
tuzlu su ihtiva eden deniz sular›n›n kar›flmas›n› engelleyen
do¤a kanunlar›n› da var eden Allah’t›r (25/53).
• Allah gökleri ve yerleri gerekti¤i flekilde yaratt›. ‹flte
bu yarat›l›flta da müminler için Allah’›n kan›tlar› vard›r
(29/44).
• Allah’›n verdi¤i nimetlerle gemilerin sudaki ak›fl›n›
görmez misin? Size sa¤lanan bu imkân, Allah’›n nimetlerine kavuflman›z› sa¤lamak içindir. ‹flte bunda, flükredenler ve sabredenler için ayetler vard›r (Allah’›n kan›tlar› vard›r) (31/31).
• Ey insanlar! Allah’a ihtiyac› olan fakirler sizlersiniz.
Allah ise Ganiy (hiçbir fleye ihtiyac› olmayan) dir, Hamid
(Övülmeye lay›kt›r) t›r. Dileyecek olursa, sizi yok eder ve
sizin yerinize yepyeni bir nesil yarat›r. Bu, Allah’a göre güç
bir ifl de¤ildir (35/15-17).
• Allah, yeryüzünü sizin için bir beflik yapt› ve yeryüzü
üzerinde oluflturdu¤u yollarla ulafl›m›n›z› sa¤lad› ve O, gökten kararl› bir miktarda su indirerek ölü bir beldeye hayat
verendir. Sizin, ölümünüzden sonra dirilmeniz öyle olacakt›r. Ve O, bütün çiftleri yaratand›r, size binek hayvanlarla
576
ve gemilerle seyahat imkan› sa¤layan yine O’dur (43/1012).
• Bismillahirrahmanirrahiym. Fecr’e ve Hacc›n on
gecesine, çifte ve teke, her fleyi karanl›¤› ile örttü¤ü anki
geceye yemin ederim ki, bunlarda ak›l sahibi için elbette
bir yemin de¤eri vard›r. Rabbinin Ad kavmine ve yüksek
sütunlu eflsiz binalar›n kuruldu¤u flehirlerin sahibi ‹rem
halk›na ve vadilerdeki kayalarda yerleflim yeri kuran Semud
halk›na ve kuleler infla eden Firavun’a yapt›¤›n› görmedin
mi? Onlar flehirlerde azg›nlaflm›fl, fesad› yayg›nlaflt›r›p artt›rm›fllard›. Bu yüzden Rabbin, onlar›n üstüne azap kamç›s› ya¤d›rd›. Çünkü Rabbin her an gözetlemektedir. Rabbin, varl›k ve darl›k ile insan› imtihan etmektedir. Kimi insana varl›k verilince, “Rabbim ikramda bulundu” der, imtihan için r›zk› k›s›l›nca da “Rabbim bana ihanet etti” der.
‹flte bunlar; yetimlere ikramda bulunmazlar, yoksulu yedirmek için birbirini teflvik etmezler, helal haram demeden
miras› yerler ve miras› afl›r› derecede sevenlerdir (mirastan
pay da¤›tmazlar). Rabbin emri geldi¤i, meleklerin saf saf
dizildi¤i ve yeryüzünün parça parça döküldü¤ü zaman, her
fley ortaya ç›kacakt›r. O gün cehennem de getirilmifltir, insan yapt›klar›n› birer birer hat›rlar. Ve: “Keflke dünya
hayat›nda kendim için bir fleyler yapsayd›m” der. Fakat bu
hat›rlaman›n kendisine bir faydas› olmaz. Art›k o gün, Allah’›n edece¤i azab› kimse edemez. O’nun vuraca¤› ba¤›
kimse vuramaz. O gün iman edenlere ve güzel ifller yapanlara da : “Ey huzura kavuflmufl insan! Sen O’ndan hoflnut,
O da senden hoflnut olarak Rabbine dön. Seçkin kullar›m›n aras›na kat›l ve cennetime gir!” denilecektir (89/130).
• Bismillahirrahmanirrahiym. Ey Muhammed! Senin
bulundu¤un beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocu¤a yemin ederim ki biz, insan› büyük bir
özenle yaratt›k. ‹nsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyece¤ini mi san›yor? “ Pek çok mal› harcad›m diyor,
kimse onu görmedi mi san›yor? Biz ona iki göz, bir dil ve
iki dudak vermedik mi? Ona iki yolu, do¤ru ve e¤riyi göstermedik mi? Fakat o, sarp yokuflu aflamad›. O sarp yokufl
nedir bilir misin? Köle azad etmek veya açl›k gününde
yak›n› olan bir yetimi veya aç aç›k bir yoksulu doyurmak577
t›r. Sonra iman edenlerden, birbirine sabr› tavsiye edenlerden ve birbirine ac›may› ö¤ütleyenlerden olmakt›r. ‹flte
bunlar sa¤dakilerdir. Ayetlerimizi inkâr edenler ise, iflte onlar soldakilerdir. Cezalar›, kap›lar› üzerlerini s›ms›k› kapat›lm›fl bir atefltir (90/1-20).
• Bismillahirrahmanirrahiym. Günefle ve kuflluk vaktindeki ayd›nl›¤›na, günefli takip etti¤inde aya, onu a盤a
ç›kartt›¤›nda gündüze, onu örttü¤ünde geceye, gökyüzüne
ve onu bina edene, yere ve onu yay›p döfleyene, nefse ve
ona birtak›m kabiliyetler verip de iyilik ve kötülükler ilham
edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden ar›nd›ran
kurtulufla ermifl, onu kötülüklere gömen de ziyan etmifltir.
Semud kavmi azg›nl›¤› yüzünden Allah’›n elçisini yalanlad›.
Onlardan en bedbaht› deveyi kesmek için at›ld›¤›nda, Allah’›n Resulü onlara: “Allah’›n devesine ve onun su hakk›na dokunmay›n” dedi. Ama onlar onu yalanlad›lar ve
deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahlar› sebebiyle
onlara büyük bir felaket gönderdi de hepsini helak etti.
(Semud kavmi peygamberini yalanlad›lar ve ona: “gerçek
bir peygamber isen, bize bir mücize göster” derler. Allah,
flartl› olarak bir deve gönderdi ve belde suyunun deve ile
halk aras›nda bölüfltürülmesini emretti. Devenin hakk›na
tecavüz ettikleri takdirde belaya u¤rayacaklar› bildirdi. Onlar inanmad›lar ve deveyi kestiler) (91/1-15).
• Bismillahirrahmanirrahiym. Karanl›¤› ile etraf›
bürüyüp örttü¤ü zaman geceye, aç›l›p a¤ard›¤› zaman gündüze, erke¤i ve difliyi yaratana yemin ederim ki, gerçekten sizin çabalar›n›z farkl› ve çeliflkilidir. Sizden kim, kendisine verdi¤imiz r›zk›ndan verir ve sak›n›rsa, en güzeli de
tasdik ederse, biz de onu en kolaya haz›rlar›z. Ama kim
cimrilik eder, kendini müsta¤ni (minnet duymayan) sayar
ve en güzeli de yalanlarsa, biz de onu en zora haz›rlar›z.
Düfltü¤ü zaman da mal› kendisine hiç fayda vermez. Do¤ru yolu göstermek bize aittir. fiüphesiz ahiret de dünya da
bizimdir. Ey insanlar! Alev alev yanan bir ateflle sizi uyard›m. O atefle ancak yalanlay›p yüz çeviren kötüler girer.
Temizlenmek üzere, karfl›l›k beklemeden, Allah r›zas›n›
kazanmak için mal›n› hayra veren iyiler, ateflten uzak tutulacak ve orada hoflnut olacaklard›r (92/1-21).
• Bismillahirrahmanirrahiym. ‹ncire, zeytine, Sina
578
da¤›na ve flu emin beldeye yemin ederim ki, biz insan› en
mükemmel bir flekilde yaratt›k sonra onu afla¤›lar›n
afla¤›s›na indirdik. Fakat iman edip Salih amel iflleyenler
için eksilmeyen devaml› bir ecir (karfl›l›k) vard›r. Art›k
bundan sonra (ceza günü bafllad›ktan sonra), ceza günü
konusunda seni kim yalanlayabilir? Allah hüküm verenlerin
en üstünü de¤il midir? (95/1-8).
• Bismillahirrahmanirrahiym. Yaratan Rabbinin ad›yla
oku! O, insan› bir afl›lanm›fl yumurtadan yaratt›. Oku! ‹nsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmay› ö¤reten Rabbin, en büyük kerem sahibidir. Gerçek flu ki insan, kendini kendine yeterli görerek azar. Kuflkusuz dönüfl Rabbinedir. Namaz k›larken, bir kulu men edeni gördün mü?
Ne dersin, o do¤ru yolda ise ya da takvay› emrediyorsa!
Ne dersin o namaz k›lan peygamberi engelleyen ve onu
yalanl›yor ve do¤ru yoldan yüz çeviriyorsa! Bu adam yapt›klar›n› Allah’›n gördü¤ünü bilmez mi! Hay›r, hay›r! E¤er
yapt›klar›ndan vazgeçmezse, derhal onu aln›ndan, o yalanc›, günahkâr› aln›ndan yakalar›z ve cehenneme atar›z. O,
hemen gidip meclisini ça¤›rs›n, biz de zebanileri ça¤›r›r›z.
Hay›r! Ona uyma! Allah’a secde et ve yaln›zca O’na yaklafl (96/1-19).
• Har›l har›l koflanlara, nallar›yla k›v›lc›m saçanlara, ans›z›n sabah bask›n› yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken ortada bir toplulu¤un ta ortas›na girenlere
yemin ederim ki insan, Rabbine karfl› pek nankördür. fiüphesiz buna kendisi de flahittir ve o, mal sevgisine de afl›r›
derecede düflkündür. ‹nsan düflünmez mi ki, kabirlerde
bulunanlar diriltilip d›flar› at›ld›¤› zaman ve kalplerde gizlenenler ortaya kondu¤u zaman hali ne olacak! fiüphesiz
o gün Rableri, onlardan tamam›yla haberdard›r (100/1-11).
• Bismillahirrahmanirrahim. Çokluk kuruntusu sizi o
derece oyalad› ki, nihayet kabirleri ziyaret ettiniz. Hay›r!
Yak›nda bileceksiniz1 Elbette yak›nda bileceksiniz! Gerçek
öyle de¤il! Kesin bilgi ile bilmifl olsayd›n›z, orada mutlaka
cehennem atefli görürdünüz. Sonra ahirette onu ç›plak gözle göreceksiniz. Nihayet o gün, dünyada yararland›¤›n›z
nimetlerden elbette hesaba çekileceksiniz (102/1-8).
• Bismillahirrahmanirrahiym. Asra (geçen yüzy›llar)
yemin ederim ki insan, gerçekten ziyan içindedir. Bundan
579
ancak iman edip iyi amel iflleyenler, birbirlerine hakk› tavsiye edenler ve sabr› tavsiye edenler müstesnad›r (1003/13).
• Bismillahirrahmanirrahiym. Arkadan çekifltirmeyi,
yüze karfl› e¤lenmeyi adet edinen herkesin vay haline! O
ki, mal toplam›fl ve onu say›p durmufltur. Mal›n›n kendisine ebedi kalaca¤›n› zanneder. Hay›r! Andolsun ki o,
hutameye at›lacakt›r. Hutamenin ne oldu¤unu bilir misin?
Allah’›n, tutuflturulmufl, t›rman›p kalplerin ta üstüne ç›kan
ateflidir. Onlar uzat›lm›fl sütunlara ba¤lanm›fllar ve o
vaziyette o atefl üzerlerine kapat›lm›flt›r (104/1-9).
Alllah
h’›n Mük
kâfattland
d›raca¤› Kimseller
Afla¤›daki ayette, Allah’›n be¤endi¤i erkek ve kad›nlar›n
özellikleri belirtilmifltir. Bu özelliklere göre, Allah yan›nda
makbul olan erkek ve kad›nlar flu özellikleri tafl›mal›d›rlar.
1. Müslüman olmak (Allah’›n birli¤ine inanmak).
2. Mümin olmak (Allah’a, Meleklerine, Kitap’lar›na,
Peygamberlerine ve Ahiret gününe inanmak).
3. Allah’a itaat edenler olmak (Allah’›n Kitap’lar›nda
bildirdi¤i kurallara uymak)
4. Do¤ru olmak.
5. Sab›rl› olmak.
6. Mütevaz› olmak.
7. Sadaka veren olmak (‹mkânlar›ndan ihtiyaç sahiplerini yararland›rmak).
8. Oruç tutmak.
9. Irzlar›n› (namuslar›n›) korumak.
10. Allah’› çokça zikretmek.
Allah, bu özellikleri tafl›yan erkek ve kad›nlar için büyük
bir ba¤›fllanma ve mükafat haz›rlam›flt›r (33/35).
Kend
di Nefisllerine ‹hanett Edenller
• Kendi nefislerine ihanet edenlerden (günah iflleyenlerden) yana mücadeleye giriflmeyin (onlar›n günah ifllemelerine yard›mc› olmay›n). Allah, günah iflleyerek nefislerine ihanet edenleri sevmez. Onlar, yapt›klar›n› insanlardan gizleyebilirler ama yapt›klar›n› Allah’tan gizleyemezler.
Allah her fleyi kuflatand›r ve gizlice hain planlar yapanlar›
580
görmektedir. ‹flte, dünya hayat›nda bu hainlere, planlar›nda yard›mc› olanlar bilsinler ki, k›yamet gününde hainleri
Allah’a karfl› savunabilecek ya da onlara vekil olacak yoktur (4/107-109).
Alllah
h’a Orttak
k Koflanllar
• Habibim ya Muhammed! De ki: “ Gökten ve yerden
size r›z›k veren, size görme ve duyma özelli¤i sa¤layan, ölüden diriyi ç›karan, yine diriden ölüyü ç›karan, kâinat›
yöneten, Allah olan gerçek Rabbinizdir. Buna ra¤men O’na
nas›l ortak koflars›n›z? ‹flte sizin Rabbiniz olan Allah, size
bu nimetleri verendir, bunlar› inkâr ederek adaletten nas›l
sapars›n›z? Allah’a ortak kofltuklar›n›zdan, yaratmay› bafllatacak ve sonra onu iade edecek olan var m›d›r? Buna
ra¤men nas›l çevriliyorsunuz? Sizin Allah’a ortak kofltuklar›n›zdan, sizi kurtulufl yoluna erifltirebilecek biri var m›?
Buna ra¤men isyana nas›l karar veriyorsunuz? Allah’a isyan
edenlerin ço¤u zanna kap›larak hüküm vermektedirler.
Hâlbuki zan, hiçbir zaman gerçeklerin yerini tutmaz! ‹flte
Rabbinin isyan edenler hakk›ndaki, “fiüphesiz ki onlar
iman etmezler!” sözü gerçekleflmifl oldu. fiüphesiz Allah,
onlar›n yapt›klar›n› hakk›yla bilendir (10/31-36).
‹nsanllar›n ‹zllenmesi
• Kuran’›n 36/12 ayeti, her insan›n izlendi¤ini ve yapt›klar›n›n kay›t alt›na al›nd›¤›n› bildirmektedir. “fiüphesiz ki
ölüleri ancak biz diriltiriz! Hem onlar ölmeden önce yapt›klar›n›, hem de ölümlerinden sonra geride b›rakt›klar›
eserlerinin tümünü say›l› olarak apaç›k bir kitapta toplamaktay›z.” (36/12). Ayette, hay›r veya fler için yap›lan
eserlerin de topluma olan etkilerinin kay›t alt›na al›nd›¤›n›
bildirilmektedir. Bu da, dünya hayat›nda b›rakt›¤›m›z eserlerden de sorumlu tutulaca¤›m›z anlam›n› tafl›maktad›r.
Gellecek
k Hak
kk›nd
da Billgi
• Kur’an, flu ayetlerle gelecek hakk›nda peygamberimizi
bilgilendirmifltir. “Elif Lam Mim (Bunlar› anlam› muhtemelen “‹le Muhammed” yani “Muhammed’e” olmal›d›r).
Yerin en çukur yerinde Rum (Bizans) ordular› yenilgiye
u¤rad› Fakat bu yenilgiden sonra, birkaç y›l içinde
581
yenecekler. Müminler de Allah’›n yard›m›yla zafere ulafl›p
sevineceklerdir. Allah, diledi¤ine yard›m eder. Bu, Allah’›n
bir vaadidir. Allah, vaadinden geri dönmez. Ama insanlar›n
ço¤u buna inanmazlar. Allah, güçlü oland›r, esirgeyendir.
(Semavi dine mensup Bizans ordular›n›n, Mecusi dinine
mensup ‹ranl›lara Lut gölü vadisinde yenilmesi, Mekke
müflriklerini sevindirmiflti. Onlar Allah’›n, indirdi¤i kitaplara inananlara yapaca¤› vaadedilen yard›m konusunda,
müminlerle alay ediyorlard›. Bunun üzerine Allah, bu ayetlerle müminleri gelecekte bir zaferle müjdelemifltir. Gerçekten bir süre sonra ‹ran ordular› yenilir, müminler de putperestlere karfl› zafer kazan›rlar). (30/1-6).
Peygamb
berller Konusund
da Uyar›
• Allah, murdar olan›, temiz olandan ay›rt edinceye
kadar müminleri, sizin kendisi üzerinde bulundu¤unuz
durumda b›rakacak de¤ildi. Allah sizi gayb üzerine muttali
k›lacak ta de¤ildir. Ama Allah, peygamberlerinden diledi¤ini seçer. Öyleyse siz de Allah’a ve Resulüne iman edin.
E¤er iman eder ve korkup sak›n›rsan›z, sizin için büyük
ecir vard›r (3/179).
• Ey insanlar peygamber size Rabbinizden adaletle gelmifltir. Ona inanman›z sizin için daha hay›rl›d›r. Onu reddederseniz bilin ki göklerde ve yerde olanlar›n tümü Allah’›nd›r. Allah, hüküm ve hikmet sahibidir (4/170).
• Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taflk›nl›k yapmay›n›z. Allah’a karfl› gerçek olandan baflkas›n› söylemeyiniz. Meryem o¤lu Mesih ‹sa ancak Allah’›n peygamberidir, Meryem’e b›rakt›¤› kelimesidir, O’ndan bir ruhtur.
Öyleyse Allah’a ve peygamberine iman edin, “üçtür”
demeyin, kendi yarar›n›z için buna son verin. Allah, ancak
bir tek ‹laht›r. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur. Allah, vekil olarak
yeter. Mesih, Allah’a kul olmaktan çekinmez ve Allah’a
yak›n yüksek derece sahibi melekler de Allah’a kul olmaktan çekinmezler. (Burada, Allah’a ‹sa’dan da yak›n melekler oldu¤u bildirilmektedir). Kim büyüklük taslar ve Allah’a
ibadet etmekte çekimser olursa, bilsinler ki Allah, onlar›
huzurunda toplayacakt›r. Ama iman edenler ve güzel ifller
582
yapanlar, onlar›n mükâfatlar› eksiksizce ödenecek ve Allah,
fazl›ndan ekleyecektir. Allah’a kulluk etmekte çekimser davrananlar ve büyüklenenler, ac›kl› bir azapla cezaland›r›lacaklard›r ve Allah’tan baflka bir koruyucu ve yard›mc› da bulamayacaklard›r (4/171-173).
• Ey insanlar! fiüphesiz size Rabbinizden kesin bir
kan›t geldi. Size apaç›k bir nur indirdik. Allah’a iman edip
O’na s›ms›k› sar›lanlara gelince, Allah onlar› kendinden bir
rahmet ve lütuf içine dald›racak ve onlar› kendine do¤ru
giden bir yola götürecektir (4/174-175).
• Ey inananlar! Allah’›n dininin yard›mc›lar› olun.
Nitekim Meryem o¤lu ‹sa, Havarilere: “Allah’a giden yolda
yard›mc›lar›m kimlerdir?” deyince, Havariler: “Allah’›n
dininin yard›mc›lar› biziz” demifllerdi. ‹srailo¤ullar›n›n bir
tak›m› böylece inanm›fl, bit tak›m› da inkar etmiflti; ama
biz, inananlar› düflmanlar›na karfl› destekledik de üstün
geldiler (61/14).
Do
osd
do¤ru Yol
• Allah’tan inen apaç›k ayetler, ö¤üt alabilecek kimseler için Allah’a ulaflan dosdo¤ru yolu göstermektedirler.
Bu yola girenler, Rableri kat›nda, bar›fl yurdunda Allah’›n
dostlu¤unu bulacaklard›r (6/126-127).
Dünyan›n Son Varislleri
• Andolsun, biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “Hiç flüphesiz Arz’a (dünyaya) Salih kullar›m varisçi olacakt›r” diye
yazd›k. Gerçek flu ki kulluk eden bir topluluk için bunda
(Kuran’da) ‘aç›k bir mesaj’ (veya gerçek bir ç›k›fl yolu) vard›r. (21/105-106)
Din Konusund
da ‹htillafa Düflenller
• ‹sa a.s. toplumunu uyararak flöyle dedi: “Muhakkak
ki Allah, benim de, sizin de Rabbinizdir, bunun için O’na
kulluk edin, iflte do¤ru olan yol budur”. Ama onlar kendi
aralar›nda ihtilafa düflerek guruplara ayr›ld›lar. Onlar
büyük bir günü (ölüm sonras›) görecekleri zaman, din
konusunda ihtilafa düflmeleri ve küfre sapmalar› nedeniyle
büyük bir ac› tadacaklard›r. Ama bugün o zalimler apaç›k
583
bir sap›kl›k içindedirler. Resulüm! Sen onlar› piflmanl›k ve
üzüntü günü hakk›nda uyar. Çünkü onlar, bir gaflet içine
dalm›fl olduklar› halde ve henüz iman etmemiflken bakars›n o gün gelip çatm›fl olabilir. Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz varis oluruz ve onlar ancak bize döndürüleceklerdir (19/37-40).
Kureyfl’llillere Uyar›
• Allah Kureyfl’i emniyet ve selamete ulaflt›rd›¤› ve onlara yaz ve k›fl ticaretini kolaylaflt›rd›¤› için, onlar da,
Kâbe’nin Rabbine flükür için ibadet etsinler. O Rab ki, onlar aç iken doyurdu, Korku içinde iken onlar›n emniyetini
sa¤lad›. (Ayetler bize, Rab’in sa¤lad›¤› imkânlar› unutmamam›z› ve bize sa¤lad›¤› nimetler için flükretmemizi
hat›rlatmaktad›rlar). (106/1-4).
Alllah
h’›n ‹nsanllara Emirlleri
• Allah, adaletle davranman›z›, ihsan sahibi olman›z› ve
akrabalar›n›za yard›m etmenizi emreder. Hayâs›zl›klar›, çirkin iflleri, inkâr› ve baflkas›na eziyet etmenizi yasaklamaktad›r. Umulur ki bunlar› unutmaz ve uygulars›n›z (16/90).
Ey insan!
1. Allah’tan baflka ilah edinme! Yoksa ahiret hayat›nda
k›nanm›fl ve yaln›z bafl›na b›rak›lm›fl olarak oturup kal›rs›n!
2. Rabbinden baflkas›na kulluk etme.
3. Anne-babaya iyilikle davran. fiayet onlardan birisi
veya ikisi yan›nda yafll›l›¤a ulafl›rlarsa, onlara: “öf” bile
deme ve onlar› azarlama, onlara ac›yarak kanat ger ve:
“Rabbim! Ben küçükken beni nas›l korudularsa, Sen de onlar› öyle koru” diyerek onlar için Allah’tan yard›m dile.
4. Rabbiniz içinizdeki duygular› bilmektedir. Onun için
duygular›nla Allah’a yönel ki, seni ba¤›fllas›n.
5. Akrabaya pay›n› ver.
6. Miskinlere ve yolda kalm›fllara da imkânlar›ndan bir
pay ver.
7. ‹sraf yapma. ‹sraf yapanlar, fieytan›n kardeflleridirler.
fieytan ise, Rabbine nankörlük edendir.
8. Yard›m için imkân›n yoksa yard›m yapman gerekenlere tatl› sözler söyleyerek gönüllerini al.
9. Elini büsbütün s›k› tutma (çok cimri olma). Avucun584
dakileri de saç›p savurma. Sonra s›k›nt›ya düfler ve üzülürsün.
10. Allah’›n rahmetinden umudunu kesme. Rabbin,
diledi¤ine hesaps›z r›z›k verir, diledi¤ine de belirli miktarda bir r›z›k takdir eder. O, kullar›ndan haberi oland›r, kullar›n› görendir.
11. Çocuklar›n›z› yoksulluk korkusu nedeniyle öldürmeyin, bu büyük bir hata olur. Onlar› da sizin de r›zk›n›z›
biz vermekteyiz.
12. Zinaya yaklaflmay›n, zina çirkin bir hayâs›zl›kt›r ve
kötü bir yoldur.
13. Allah’›n yasak k›ld›¤› nefsi (kifliyi) hakl› bir neden
olmaks›z›n öldürmeyin. Haks›z olarak öldürülen bir kimsenin velisine, hakk›n› alma yetkisini verdik. Bu hakka
sahip olan kifli de hakk›n› almada ölçüyü tafl›rmas›n.
14. Yetim mal›na, en iyi bir niyet d›fl›nda yaklaflmay›n.
Yetim, rüfltüne eriflti¤inde mal›n› kendisine verin. Ahde
vefa edin, çünkü ahit bir sorumluluktur.
15. Ölçüyü ve tart›y› do¤ru yap›n. Bu, sizin için daha
hay›rl›d›r ve sonuç bak›m›ndan da daha güzeldir.
16. Hakk›nda bilgi sahibi olmad›¤›n bir fleyin ard›na
düflme! Çünkü kulak, göz ve kalb bunlar›n hepsi ondan
sorumlu olur (duymad›¤›n, görmedi¤in fleyler konusunda
yalan yere davran›flta bulunma).
17. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme (Mütevaz› ol).
Çünkü sen, ne yeri yarabilirsin ne de da¤larla boy ölçüflebilirsin. ‹flte böyle, Rabbinizin yan›nda sevimsiz olacak
fleyleri yapmay›n.
Ey Muhammed! Bunlar sana vahye dilen hikmetlerdir.
Allah ile beraber baflka ilah edinme! Yoksa k›nanm›fl ve
kovulmufl olarak cehenneme at›l›rs›n! (17/22-39).
Günah
h ‹flllemek
k
• Ey insanlar! Günah›n (yasak fleylerin) a盤›n› da gizlisini de terk edin. Çünkü günah kazananlar, bu günah›n
karfl›l›¤›n› ödeyeceklerdir (6/120).
Peygamb
berllere ‹taatt Ediniz
• Allah ve Resulüne itaat edenler, Allah’›n korumas› alt›na girerler (3/132).
585
• Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve peygamberlerden hiçbiri aras›nda ay›r›m yapmayanlar›n mükâfatlar› sonradan (ahiret hayat›nda) verilecektir. Allah, onlar›
ba¤›fllayacak ve koruyacakt›r (4/152).
• Allah’a itaat edin, Resule de itaat edin ve kötülüklerden sak›n›n. E¤er yüz çevirirseniz siz bilirsiniz. Elçimizin
görevi sadece Allah’›n mesaj›n› size aç›kça duyurmakt›r
(5/92).
• Ey Ademo¤ullar›! ‹çinizden size, ayetlerimizi bildiren
bir peygamber geldi¤inde, ayetlerimizin gere¤ini yerine
getirerek durumlar›n› düzeltenler için, korku ve hüzün olmayacakt›r (7/35).
• Sizden, iman eden ve iyi ifller yapanlara Allah’›n sözü
vard›r: “Onlar›, bana kulluk ettikleri ve bana ortak koflmad›klar› için, kendilerinden önce yeryüzünde güç ve iktidar sahibi k›l›nanlar gibi, kendilerini de güç ve iktidar
sahibi k›laca¤›m, onlar için raz› oldu¤um dini de sa¤lamlaflt›raca¤›m. Onlar›n korkular›n› giderip, onlar› güvenli¤e
erifltirece¤im. Ama, imandan dönerek küfre sapanlar, fas›k
olanlard›r.” Allah’›n korumas› alt›na girmeniz için namaz›
k›l›n, zekat› verin ve elçiye itaat edin (24/55-56).
• Mümin erkekler ve mümin kad›nlar, Allah ve
Resülünün verdi¤i karara uysunlar. Bu karara muhalefet
edenler, gerçek bir sap›kl›¤›n içine girmifl olurlar (33/36).
• Allah’a itaat edin. Peygambere de itaat edin. Onlardan yüz çevirirseniz, biliniz ki, peygambere düflen aç›k bir
duyurmad›r. Allah’tan baflka hiçbir ilah yoktur. Müminler
yaln›zca Allah’a dayan›p güvensinler (64/12-13).
Pis fieyllerd
den Sak
k›nmak
k
• Temiz ve kirli fleyler bir de¤ildir. Kirli fleyler size hofl
görünse de, selamete eriflmeniz için onlardan kaç›n›n
(5/100).
Gü
ünah
hlarrdan sak
k›nmak
k
• E¤er yasakland›¤›n›z büyük günahlardan sak›n›rsan›z,
sizin küçük günahlar›n›z› örteriz ve sizi flerefli bir yere
sokar›z (4/31)
586
Alllah
h Yan›nda ‹nsanllarr›n Eflittli¤
¤i
• Afla¤›daki ayetlerde, insanlar aras›ndaki varl›k farklar›n›n Allah kat›nda geçersiz oldu¤unu anlatmaktad›rlar.
Ayr›ca peygamber de bu konuda uyar›lmaktad›r. Resulüm!
Rableri’nin r›zas›n› isteyerek sabah akflam ibadet edenleri,
huzuruna geldiklerinde, yan›nda bulunan varl›kl› kiflilerin
iste¤ine uyarak kovma! Onlar›n fakirli¤i, senin huzuruna
gelmelerine engel de¤il, senin de varl›kl› kiflilerle otururken onlar›n sana gelmek istemeleri de onlar için bir engel teflkil etmez. Onlar› kovacak olursan zalimlerden olursun. Ayetlerimize inananlar, sana geldiklerinde onlar› sevgi ile karfl›la. ‹nsanlar›n, fakl› varl›klara sahip k›l›nmalar›n›n nedeni, onlar›n bir k›sm›n›n di¤erleriyle imtihan
etmemiz içindir. Ayetlerimize bu flekilde aç›kl›k getirmemizin nedeni de, suç teflkil edecek konular› belirtmek
içindir (6/52-55).
Dind
de Yard
d›mllaflmak
k
• Ey iman edenler! Siz de Havariler gibi Allah’›n yard›mc›lar› olun. Nitekim Meryem o¤lu ‹sa havarilere: “Allah’a giden yolda bana kim yard›m edecek” diye sordu¤unda havariler: “Allah yolunda yard›mc›lar biziz” demifllerdi.
Bu yard›m gerçeklefltikten sonra, ‹srailo¤ullar›’ndan bir
topluluk iman etmifl, di¤er bir topluluk da karfl› ç›km›flt›.
Sonunda Allah, iman edenleri düflmanlar›na karfl› destekledi ve üstün gelmelerini sa¤lad› (61/14).
Dind
de fiah
hsi Sorumllulluk
k
• Allah bize, dinde sorumluluk konusunda Kuran’la flu
misalleri verdi.
1. ‹nk
kârr edenllerr konusunda misall: Nuh’un ve Lut’un
kar›lar› kullar›m›zdan iki kiflinin nikâhlar› alt›ndayken,
kocalar›na ihanet ettiler. Kocalar› peygamber olmalar›na
ra¤men, kad›nlar›na, Allah’tan gelen hiçbir belay› onlardan
savamad›lar. Bu ihanetleri nedeniyle onlara: Haydi, atefle
girenlerle beraber siz de girin denildi.
2. Alllah
h, inananllarra da Firravun karr›s›n› misall göstterrdi:
O: “Rabbim beni firavundan ve onun kötü iflinden koru
ve beni zalimler toplulu¤undan kurtar, bana kat›nda cen587
nette bir ev yap” demiflti.
3. Alllah
h, iffettini korrumufl olan ‹mrran k›z› Merryem’’i de
örrnek
k göstterrdi: “Biz, ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplar›n› tasdik etti. O, Rabbine
gönülden ba¤l› olanlardand› (66/10-12).
Alllah
h Yolu
• Ö¤üt al›p düflünsünler diye kendilerine aç›k anlaml›
ayetler indirdik. Bu ayetlerin tarif etti¤i yol, dosdo¤ru olan
yoldur. Bu yolu takip edenler için, Rableri kat›nda bar›fl
yurdu vard›r. Onlar, yapm›fl olduklar› güzel fleyler nedeniyle Allah’›n sevgili kullar› olacaklard›r (6/126-127).
fieyttand
dan Sak
k›nmak
k
• Ey Âdemo¤ullar›! Biz, sizin çirkin yerlerinizi örtecek
ve sizi koruyup süsleyecek elbiseler var ettik. Bunlardan
daha faydal› bir elbise daha vard›r ki, o da takva elbisesidir. Umulur ki Allah’›n bu ö¤üdünden yararlan›rs›n›z.
Ey Âdemo¤ullar›! fieytanlar, iman etmeyenlerin dostlar›d›rlar. fieytan, ebeveynlerinizin takva elbiselerini s›y›rtarak onlar› suç ifllemeye sevk etti ve onlar›n cennetten at›lmalar›na
neden oldu. Sak›n, sizi de onlar gibi bir belaya u¤ratmas›n! Çünkü fleytan ve taraftarlar› sizi, kendilerini göremeyece¤iniz yerden sizi görmektedirler. fieytan›n dostlar›,
çirkin bir hayâs›zl›k ifllediklerinde: “Babalar›m›z da ayn›
fleyi yapmaktayd›lar, bizim yapt›klar›m›z, Allah’›n emretti¤i
fleylerdir” diyerek Allah’a iftira etmektedirler. Ey Muhammed! Müminlere de ki: “Rabbim adaletle davranmay› emretti. Her mescidin yan›nda, Allah’a yönelerek secdeye
var›n ve dua edin. O, bafllang›çta sizi yaratt›¤› gibi, sonunda da dönüflünüz O’nad›r”. Allah, insanlardan bir k›sm›na
hidayet verdi, br k›sm› da sap›kl›¤› hak etti. Çünkü bunlar Allah’› b›rak›p fleytanlar› dost edinmifllerdi üstelik do¤ru bir yol tuttuklar›n› san›yorlard› (7/26-30).
• Rahman olan Allah’› anmayanlar, yanlar›nda kendilerinden ayr›lmayan bir fleytana ba¤lanm›fl olurlar. O fleytan, onlar› do¤ru yoldan al›koyar, ama onlar, kendilerini
do¤ru bir yolda ilerlediklerini san›rlar. fieytan› dost edinenler, öldükten sonra ne kötü bir dost edindiklerini anlayacaklar ama piflmanl›klar› kendilerine bir fayda sa¤588
lamayacakt›r. Onlar, fleytana kanarak yapt›klar›
nedeniyle azab› tadacaklard›r (43/36-39).
zülüm
Alllah
h Yolund
da Mücad
delle
• ‹man edenler, Allah yolunda hicret edenler ve Allah
yolunda cihad edenler, Allah’›n rahmetini umabilirler. Allah ba¤›fllayand›r, esirgeyendir (2/218).
• Allah yolunda cihad edenler, kendi nefisleri lehine
bir ifl yapm›fl olurlar. Bilin ki Allah’›n, sizin yapaca¤›n›z
cihad’a ihtiyac› yoktur (29/6).
• Ey Nebi, kâfir ve münaf›klara karfl› ciddi bir flekilde
mücadele ver. Onlar›n dönüflü, çok kötü bir yer olan
cehennemdir (66/9).
Alllah
h katt›nd
da Bullunanllar
• Allah kat›nda bulunanlar, O’na ibadette kusur etmezler, O’na secde ederler ve O’nu tesbih ederler (7/206).
Alllah
h’›n ‹man Konusund
da Uyar›llar›
• Allah’a iman eder ve Allah’›n size verdi¤i hidayete
flükrederseniz, Allah azab›n›z› de¤il, flükrünüzün karfl›l›¤›n›
vermek ister. Allah flükredenleri bilir (4/147).
• Allah, iman edenlere ve Salih amel iflleyenlere ba¤›fllanma ve büyük karfl›l›k vaad etmifltir. Allah’›n ayetlerini
yalanlayanlar ve onlar› inkâr edenler ise, alevli ateflin halk›ndan olacaklard›r. Ey iman edenler! Size el uzatmaya yeltenen (size kötülük yapmak isteyen) bir toplulu¤un elini
sizden çekmifl ve sizi onlardan korumufl olan Allah’›n, size
olan nimetini unutmay›n. Allah’a karfl› gelmekten sak›n›n.
Müminler, daima Allah’a güvenip-dayans›n (5/9-11)
• Allah’a ve Resulüne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili k›ld›¤› fleylerden ihtiyaç sahiplerini yararland›r›n. Sizden iman edenler, ihtiyaç sahiplerini yararland›r›rlarsa, onlar için büyük bir karfl›l›k vard›r. Peygamber sizi,
Rabbinize iman etmeye ça¤›rd›¤› halde niçin Allah’a inan
m›yorsunuz? Hâlbuki o, sizden kesin söz alm›flt›. E¤er
inan›yorsan›z, sizi karanl›klardan (cehaletten) ayd›nl›¤a
ç›karmak için, kuluna apaç›k ayetleri indiren O’dur. fiüphesiz Allah, size karfl› çok flefkatli, çok merhametlidir
589
(57/7-9).
• Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve peygamberine
inan›n ki, Allah size rahmetinden iki kat versin ve size
›fl›¤›nda yürüyece¤iniz bir nur lütfetsin ve sizi ba¤›fllas›n.
Allah çok ba¤›fllayand›r, çok esirgeyendir. Böylece ehli
kitap, Allah’›n size verece¤i lütfü engelleyemeyeceklerini ve
o lütfün Allah’›n elinde oldu¤unu ve onu diledi¤ine
verece¤ini anlam›fl olacaklar. Çünkü Allah pek büyük bir
ihsan sahibidir (57/28-29).
• Allah’a ve peygamberine indirilen ayd›nlat›c› Kitaba
iman edin. Sizler mutlaka dirileceksiniz ve yapt›klar›n›z
önünüze konulacakt›r. Bu, Allah için çok kolayd›r. Allah
yapt›klar›n›zdan haberdard›r (64/7-8).
• Ey iman eden ak›l sahipleri! Allah size, iman edip
Salih amel yapanlar›, karanl›klardan ayd›nl›¤a ç›karmak
için uyar›c› bir Kitap indirmifl ve onu size aç›klayan bir
peygamber göndermiflti. Kim Allah’a inan›p ve faydal› ifl
yaparsa, Allah onu, alt›ndan ›rmaklar akan, içinde güzel
r›z›klar bulunan, içinde ebedi kalacaklar› cennetlere sokar.
Allah’a karfl› gelmekten korkun (65/10-11).
Alllah
h’›n Müminlleri ‹mttih
han›
•
Ey müminler! Bir yenilgi karfl›s›nda gevfleklik göster-
meyin ve üzüntüye kap›lmay›n, e¤er gerçekten müminseniz,
sonuçta üstün gelecek olan sizler olacaks›n›z. E¤er bir
mücadele sonucunda siz bir ac›ya u¤rad›ysan›z, mücadele
etti¤iniz taraf da bir ac›ya u¤ram›flt›r. Allah, iman edenleri
ortaya ç›karmak ve Allah yolunda mücadele eden flehitler
edinmek (sa¤lam imana sahip olanlar› kendisine ulaflmalar›n› sa¤lamak), ayr›ca iman edecekleri günahlar›ndan
temizlemek ve kâfirleri helak etmek için, insanlar aras›nda
zafer ve yenilgiyi döndürüp durur. Hiç kimse, Allah yolun590
daki çabas›n› ve bu çabadaki sabr›n› ispat etmeden cennete girece¤ini sanmas›n! Allah yolunda ölmeyi temenni
edenler, ölümle yüz yüze geldikleri zaman, liderleri de ölse veya öldürülse bu mücadelelerinden geri dönmesinler.
Allah yolundaki mücadeleden geri dönerek imanlar›ndan
vazgeçenler bilsinler ki, Allah’a asla en ufak bir zarar
veremezler (müminlerin zaferini engelleyemezler). Allah
ise, flükredenleri (do¤ru yolda ilerleyenleri) mükâfatland›racakt›r. Allah, bu konuda peygamberle birlikte savaflan
müminlere flu uyar›y› yapmaktad›r: “Muhammed ancak bir
peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiflti. fiimdi o ölür ya da öldürülürse, eski dininize mi
döneceksiniz! Kim böyle geri dönerse, Allah’a hiçbir flekilde zarar vermifl olmayacakt›r. Allah, flükredenleri (her türlü flartlara katlanarak sabredenleri) mükâfatland›racakt›r.
Her nefsin ölümü ancak Allah’›n izniyle mümkündür. Her
nefsin ölüm zaman› belirlenmifltir. Tercih sizindir, kim
dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de
ahiret mükâfat›n› isterse, ona da ondan veririz, flükredenleri (sabrederek s›k›nt›ya katlananlar›) ise mükâfatland›raca¤›z.” Nice peygamberler vard›r ki, beraberlerindeki
Allah erleriyle beraber, bafllar›na gelenlerden dolay› hiçbir
zaaf ve gevfleklik göstermediler ve boyun e¤meden savaflt›lar. Onlar›n, Allah’tan dilekleri flöyle idi: “Rabbimiz!
Günahlar›m›z›
ve
ifllerimizdeki
taflk›nl›klar›m›z›
ba¤›flla;
ayaklar›m›z› senin yolundaki mücadelemizde sa¤lamlaflt›r;
591
kâfirler toplulu¤una karfl› bizi zafere ulaflt›r”. ‹flte bunlara,
Allah
yolundaki
mücadelelerinde
gösterdikleri
sab›r
nedeniyle Allah, hem dünya nimetini ve bundan daha iyisi
olan, ahiret hayat›n›n güzel sevab›n› verdi. Çünkü Allah,
iyilik edenleri sever. Ey iman edenler! E¤er inkâr edenlere
uyarsan›z, onlar sizi topuklar›n›z üzerinde gerisin geriye
küfre döndüreceklerdir (eski dininize çevireceklerdir). O
zaman hüsrana u¤rayanlardan olursunuz! Oysa sizin Mevla’n›z (koruyucunuz) Allah’t›r ve O, yard›mc›lar›n en hay›rl›s›d›r (3/139-150).
592
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
1 226 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content