close

Enter

Log in using OpenID

eylül 2014 dönemi 2. deneme sınavı temel bilimler testi soru ve

embedDownload
EYLÜL 2014 DÖNEMİ 2. DENEME SINAVI
TEMEL BİLİMLER TESTİ SORU VE AÇIKLAMALARI
Bu testte sırasıyla Anatomi, Fizyoloji - Histoloji - Embriyoloji, Biyokimya, Mikrobiyoloji, Patoloji, Farmakoloji soruları ve açıklamaları bulunmaktadır.
1.
Aşağıdakilerden hangisi torakal vertebralar üzerinde
yer alan yapılardan biri değildir?
A) Fovea costalis superior
B) Incisura vertebralis superior
C) Fovea costalis processus transversi
D) Processus articularis inferior
E) Sulcus arteriae vertebralis
2.
Aşağıdakilerden hangisi fossa infratemporalis’i
sınırlayan yapılardan biri değildir?
A) Processus styloideus
B) Processus alveolaris
C) Processus pterygoideus, lamina lateralis
D) Ramus mandibulae
E) Ala major ossis sphenoidalis
Doğru cevap: (E) Sulcus arteriae vertebralis
Doğru cevap: (B) Processus alveolaris
Sulcus arteriae vertebralis; atlas’ın arcus posterior’unda
bulunur. Oluktan arteria vertebralis ile nervus suboccipitalis
(C1 spinal sinirin arka dalı) geçer.
Fossa infratemporalis, arcus zygomaticus’un altında, ramus
mandibulae’nin iç tarafında, mandibula ile pharynx arasındadır.
Torakal vertebraların en karakteristik özellikleri, gövdelerinde
ve processus transversus’larında kaburgalar için bulunan
eklem yüzleridir. Gövdesinde kaburgalar için en fazla
eklem yüzü bulunan torakal vertebra T1’dir. Gövdesinin
her iki tarafında 1,5 eklem yüzü (bir tam, bir yarım) vardır.
Dokuzuncu torakal vertebra sık olarak 10’uncu kaburga ile
eklem yapmaz ve bu nedenle gövdesindeki yarım alt eklem
yüzü bulunmaz. Sadece 9’uncu kaburga başındaki alt eklem
yüzü için, gövdesinde üst yarım eklem yüzü vardır. Onuncu
torakal vertebra gövdesinin her iki yan tarafında üst bölüme
yakın, 10’uncu kaburgaların başları için tam eklem yüzü
bulunur. Onbirinci ve onikinci torakal vertebraların sadece
gövdelerinde, 11 ve 12’nci kaburgaların başları için tam eklem
yüzü bulunup, processus transversus’larında eklem yüzü
yoktur. Bu nedenlerle 1, 9, 10, 11 ve 12’nci torakal vertebralar
atipik torakal vertebra olarak kabul edilir.
Şekil (Soru 2): Fossa infratemporalis
Şekil (Soru 1): Tipik bir torakal vertebradaki anatomik yapılar (sağ yandan ve üstten görünüş)
SINIRLARI:
• Önde; maxilla’nın arka yüzü,
• Arkada; processus styloideus,
• İçte; sfenoid kemiğin processus pterygoideus’unun
lamina lateralis’i,
• Dışta; ramus mandibulae,
• Yukarıda; sfenoid kemiğin ala major’unun alt yüzü,
• Aşağıda; musculus pterygoideus
mandibula’ya tutunduğu yer.
medialis’in
Fossa infratemporalis’i aşağıdan çevreleyen bir kemik yapı
yoktur ve bu açıklıkla spatium lateropharyngeum (spatium
parapharyngeum)’a bağlanır. Angulus mandibulae’den geçen
horizontal düzlem fossa infratemporalis’in alt sınırını belirler.
İç ve ön duvarlar aşağıda birbirleriyle birleşirken, yukarıda bu
duvarlar arasında bulunan fissura pterygomaxillaris, fossa
infratemporalis’i fossa pterygopalatina’ya bağlar. Fissura
pterygomaxillaris yukarıda, fossa infratemporalis’in tavanını
ve ön duvarını birbirinden ayıran fissura orbitalis inferior
ile devam eder. Fossa infratemporalis, sfenoid kemiğin ala
major’u üzerindeki foramen ovale ve foramen spinosum
aracılığıyla fossa cranii media ile bağlantılıdır.
3.
Şekil (Soru 3/1): Diz eklemi (üstten görünüş)
(Lig.: Ligamentum)
Seçeneklerde verilenlerin tümü diz ekleminin iç bağlarıdır.
Ligamentum cruciatum anterius; tibia’nın öne hareketini
sınırlar. Bacak fleksiyondayken gevşek, ekstensiyondayken
gergindir. Bacağın aşırı ekstensiyonunu önler.
Ligamentum cruciatum posterius; özellikle fleksiyondaki
dize ağırlık bindiğinde (merdiven çıkarken, yokuş çıkarken),
femur’u stabilize eden esas yapıdır. Tibia’nın arkaya hareketini
sınırlar. Bacak fleksiyondayken gergin, ekstensiyondayken
gevşektir. Bacağın aşırı fleksiyonunu önler.
Diz ekleminin aşırı ekstensiyonunu önleyen bağ
hangisidir?
A) Ligamentum cruciatum anterius
B) Ligamentum cruciatum posterius
C) Ligamentum transversum genus
D) Ligamentum meniscofemorale anterius
E) Ligamentum meniscofemorale posterius
Ligamentum transversum genus; menisküslerin ön uçlarını
birleştirir. Menisküslerin birlikte hareket etmesini sağlar.
Ligamentum meniscofemorale anterius ve ligamentum
meniscofemorale posterius; meniscus lateralis’in arka
boynuzundan femur’un medial kondiline uzanırlar. Meniscus
lateralis’in arka boynuzunun hareketlerini kontrol ederler.
Doğru cevap: (A) Ligamentum cruciatum anterius
Şekil (Soru 3/2): Diz eklemi (önden görünüşler) (Lig.: Ligamentum)
4
4.
Aşağıdaki kaslardan hangisi costa prima’ya tutunur?
Doğum pelvis’inin (pelvis minor) alt açıklığını (apertura pelvis
inferior) kapatan kas ve fasyalar diaphragma pelvis olarak
bilinir. Diaphragma pelvis’i iki taraflı musculus levator
ani ve musculus ischiococcygeus (eski adı musculus
coccygeus) oluşturur. Daha büyük bölümünü oluşturan
musculus levator ani’nin üç bölümü vardır; musculus
puborectalis, musculus iliococcygeus ve musculus
pubococcygeus.
A) Musculus scalenus anterior
B) Musculus deltoideus
C) Musculus sternocleidomastoideus
D) Musculus scalenus posterior
E) Musculus pectoralis minor
Doğru cevap: (A) Musculus scalenus anterior
Boyun kökünün yan taraflarında yer alan skalen kaslar,
servikal vertebralardan başlar. Musculus scalenus anterior
ve musculus scalenus medius 1’inci kaburganın (costa prima)
üst yüzünde sonlanırken, musculus scalenus posterior 2’nci
kaburgada sonlanır.
Musculus scalenus anterior; boyunda önemli bir anatomik
işarettir. Kasın ön yüzü; vena subclavia, nervus phrenicus
ve vena jugularis interna ile komşudur. Arkasında; cupula
pleura’yı örten membrana suprapleuralis (Sibson fasyası),
arteria subclavia ve plexus brachialis bulunur. Medial kenarı
arteria-vena vertebralis ve soldaki ek olarak ductus thoracicus
ile komşudur. Arteria subclavia ve plexus brachialis, musculus
scalenus anterior ile musculus scalenus medius arasından
geçer.
5.
Aşağıdakilerden hangisi musculus levator ani’nin
bölümlerinden değildir?
Şekil (Soru 5): Diaphragma pelvis
A) Musculus ischiococcygeus
B) Musculus puborectalis
C) Musculus pubovaginalis
D) Musculus pubococcygeus
E) Musculus iliococcygeus
Musculus pubococcygeus; musculus levator ani’nin esas
parçasıdır. Bazı lifleri erkekte prostata (musculus levator
prostatae ya da musculus puboprostaticus), kadında
ise vagina’nın duvarlarına (musculus pubovaginalis)
tutunur. Her iki cinste, anal kanal duvarlarına atlayan liflerine
musculus puboanalis denir.
Doğru cevap: (A) Musculus ischiococcygeus
Şekil (Soru 4): Boyun bölgesi ve skalen kaslar
(M.: Musculus, Mm.: Musculi)
5
6.
Aşağıdakilerden
suboccipitale’dedir?
hangisi
trigonum
7.
Şekilde “X” ile işaretlenmiş damar aşağıdaki yapılardan
hangisinin içinde yer alır?
A) Nervus occipitalis minor
B) Nervus auricularis magnus
C) Nervus occipitalis tertius
D) Nervus accessorius
E) Nervus suboccipitalis
Doğru cevap: (E) Nervus suboccipitalis
Trigonum suboccipitale, ense bölgesinin derininde yer alır.
Kafanın arkasında, oksipital kemiğin aşağısında ve musculus
semispinalis capitis’in altındadır. Boyun üçgeni değildir.
A) Omentum majus
B) Ligamentum gastrosplenicum
C) Ligamentum splenorenale
D) Ligamentum hepatoduodenale
E) Ligamentum hepatogastricum
Doğru cevap: (D) Ligamentum hepatoduodenale
Şekilde
“X”
ile
işaretlenmiş
damar
ligamentum
hepatoduodenale’nin yaprakları arasındaki vena portae
hepatis’tir.
Şekil (Soru 6/1): Trigonum suboccipitale’nin sınırları
(M.: Musculus)
Karaciğerin visseral yüzünü örten periton, porta hepatis’te iki
yaprak halinde sırt sırta gelerek midenin curvatura minor’una
ve duodenum’un ilk birkaç cm’lik başlangıç bölümüne atlar.
Karaciğer ile mide ve duodenum’un başlangıç kısımları
arasındaki bu çift katlı peritona omentum minus denir. İki
bölümden oluşur.
SINIRLARI:
• Üst-içte: Musculus rectus capitis posterior major
• Üst-dışta: Musculus obliquus capitis superior
• Alt-dışta: Musculus obliquus capitis inferior
Ligamentum hepatoduodenale: Porta hepatis ile
duodenum’un başlangıç bölümü arasında uzanır. İki yaprak
arasında ductus choledochus, arteria hepatica propria ve
vena portae hepatis bulunur. Ayrıca lenf damarları ve plexus
hepaticus da ligamentum hepatoduodenale içinde yer alan
diğer oluşumlardır.
Çatısını; musculus semispinalis capitis ve kısmen musculus
longissimus capitis,
Döşemesini; membrana atlantooccipitalis posterior ile atlas’ın
arcus posterior’u yapar.
İÇİNDEKİLER:
Ligamentum hepatogastricum: Karaciğerin visseral
yüzünden başlar, midenin curvatura minor’una tutunur.
Omentum minus’un yaprakları arasında arteria-vena
gastrica dextra ve sinistra’lar yer alır.
• Arteria vertebralis
• Nervus suboccipitalis (C1 spinal sinirin ramus
dorsalis’i)
Nervus occipitalis major (C2 spinal sinirin ramus dorsalis’inin
medial dalı) ve arteria occipitalis’in dalları üçgenin çatısından
geçer.
8.
Aşağıdaki yapılardan hangisi kalbin sağ ventrikülünde
yer almaz?
A) Conus arteriosus
B) Trabecula septomarginalis
C) Chordae tendineae
D) Musculus papillaris
E) Fossa ovalis
Doğru cevap: (E) Fossa ovalis
Embriyonel hayattaki foramen ovale’nin kapanması ile oluşan
fossa ovalis, sağ atriumda, septum interatriale üzerinde yer
alır. Fossa’nın kabarık olan kenarına limbus fossa ovalis
denir.
Şekil (Soru 6/2): Trigonum suboccipitale’nin
içindekiler (N.: Nervus, A.: Arteria)
6
10. Plexus lumbalis aşağıdaki kaslardan hangisinin içinde
oluşur?
A) Musculus psoas major
B) Musculus iliacus
C) Musculus quadratus lumborum
D) Musculus transversus abdominis
E) Musculus obliquus externus abdominis
Doğru cevap: (A) Musculus psoas major
Plexus lumbalis, ilk üç lumbal spinal sinirin ön dalları ile
dördüncü lumbal spinal sinirin ön dalının büyük bölümünün
birleşmesi ile oluşur. Lumbal pleksusa, T12 spinal sinirin
ön dalından (nervus subcostalis) gelen bir dal da katılır.
Musculus psoas major’un arka parçasının içindedir.
11. Ganglion cervicale superius’un veya buradan çıkan
postsinaptik liflerin lezyonunda aşağıdakilerden
hangisi görülmez?
Şekil (Soru 8): Ventriculus dexter (içten görünüş)
Ventriculus dexter (sağ ventrikül), sternum’un tam
arkasındadır. İç yüzündeki kas kabartılarına trabeculae
carneae denir. Pektinat kasların kalınlaşması ile oluşur. İç
yüzünde görülen crista supraventricularis, triküspid kapak
ile pulmonal kapağı ayıran kalın bir kas kabartısıdır.
A) Miyozis
B) Pitozis
C) Anhidrozis
D) Enoftalmos
E) Midriyazis
Ventrikülün, ostium trunci pulmonalis’in altında kalan bölümü
düzdür. Conus arteriosus (infundibulum) denilen bu bölüm,
pulmonal kapağın küspislerini destekler.
Doğru cevap: (E) Midriyazis
Ganglion cervicale superius’un veya buradan çıkan periferik
(postsinaptik ya da postganglionik) sempatik liflerin (nervus
caroticus internus) lezyonunda, kafa içi yapılara sempatik
innervasyon kesilir ve Horner sendromu ortaya çıkar.
Septum interventriculare ile musculus papillaris anterior
arasında uzanan kas kabartısına trabecula septomarginalis
(moderatör band) adı verilir. Ventrikülün septal yüzünü ve
musculus papillaris anterior’u destekleyen bu oluşumun
içinde, kalbin ileti sistemi ile ilgili lifler bulunur.
Ø Miyozis (musculus dilatator pupillae [-])
Ø Pitozis (musculus tarsalis [-])
Sağ ventrikülde, musculus papillaris anterior, musculus
papillaris posterior ve musculus papillaris septalis (medialis)
denilen üç tane papiller kas bulunur. Papiller kaslar, trabeculae
carneae kalınlaşmalarıdır.
9.
Ø Enoftalmos (musculus orbitalis [-])
Ø Anhidrozis (ter bezleri [-])
Ø Yüzde kızarma (kan damarlarında vazodilatasyon
sonucu)
Midriyazis (pupil genişlemesi), okulomotor sinir felci
belirtisidir.
Testis’lerin lenfatikleri aşağıdaki lenf düğümlerinden
hangisine açılır?
A) Nodi inguinales superficiales
B) Nodi inguinales profundi
C) Nodi aortici laterales
D) Nodi iliaci externi
E) Nodi iliaci interni
12. Sirkadiyan (biyolojik) ritmle ilgili hypothalamus
çekirdeği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nucleus supraopticus
B) Nucleus arcuatus
C) Nucleus tuberomammillaris
D) Nucleus paraventricularis
E) Nucleus suprachiasmaticus
Doğru cevap: (C) Nodi aortici laterales
Testis’ler, aorta abdominalis’in dalları olan arteria
testicularis’lerden beslenir. Testis’ten başlayan venler,
plexus pampiniformis denilen bir venöz ağ yapar. Ductus
deferens’in önünde yer alan bu ağın, üst ucundan başlayan
vena testicularis, sağda vena cava inferior’a, solda ise vena
renalis sinistra’ya dökülür.
Doğru cevap: (E) Nucleus suprachiasmaticus
Diencephalon’un
önemli
bölümlerinden
biri
olan
hypothalamus, visseromotor ve endokrin aktivitelerin kontrolü
ile ilgili multifonksiyonel bir merkezdir. Otonom sinir sisteminin
merkezidir. Çok sayıda çekirdek içerir.
Testis’lerin lenf damarları, başlıca lateral aortik (paraaortik)
lenf düğümlerine gider.
Nucleus suprachiasmaticus: Sirkadiyan (biyolojik) ritmle
ilgilidir.
Testis’lerin sinirleri, arteria testicularis’in çevresindeki plexus
testicularis’ten gelir. Sempatikler; T10-11’den gelir. Sempatik
sinirler duyusunu taşır. Nervus genitofemoralis’in genital dalı
da testis’lerin duyusunu taşır.
Nucleus supraopticus: ADH (vazopressin) başlıca bu
çekirdekteki nöronlarda üretilir.
7
Şekil (Soru 10): Plexus lumbalis ve dalları
Nucleus paraventricularis hypothalami: Oksitosin başlıca
bu çekirdekteki nöronlarda üretilir.
Dura mater cranialis’in esas arteri, arteria maxillaris’in dalı olan
arteria meningea media’dır. Ayrıca arteria ophthalmica’nın
etmoidal dalları, arteria meningea accessoria, arteria
pharyngea ascendens, arteria carotis interna, arteria
occipitalis ve arteria vertebralis’ten gelen meningeal
dallarla da beslenir.
Nucleus tuberomammillaris: Histaminerjik nöronlar içeren
bu çekirdeğin stimülasyonu, kan basıncını ve kalp atımını
artırır.
Nucleus arcuatus: Büyüme hormonu ve prolaktin’in
sekresyonunu kontrol eden dopaminerjik nöronları içerir.
Hipofizyotropik hormonların büyük bölümü bu çekirdekte
yapılır.
14. Aşağıdaki yollardan hangisi funiculus lateralis’te
seyretmez?
Nucleus ventromedialis hypothalami: Tokluk merkezidir.
Hypothalamus’un lateral bölgesi açlık merkezidir.
A) Tractus corticospinalis anterior
B) Tractus corticospinalis lateralis
C) Tractus spinocerebellaris anterior
D) Tractus spinocerebellaris posterior
E) Tractus rubrospinalis
Nuclei mammillares: Corpus mammillare’ler içinde yer alan
çekirdeklerdir. Hafıza ile ilgilidir.
Doğru cevap: (A) Tractus corticospinalis anterior
13. Aşağıdakilerden hangisi dura mater cranialis’i
beslemez?
Aşağıdaki şekilde afferent ve efferent yolların medulla
spinalis’teki yerleşimleri görülmektedir.
A) Arteria meningea media
B) Arteria ophthalmica
C) Arteria basilaris
D) Arteria vertebralis
E) Arteria occipitalis
Doğru cevap: (C) Arteria basilaris
8
16. Gerilmeye karşı dirençli dokularda bulunan kollajen
tipi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tip 1
B) Tip 2
C) Tip 3
D) Tip 4
E) Tip 5
Doğru cevap: (A) Tip 1
Farklı dokularda bulunan
bilmediğimizi ölçen bir soru.
kollajen
tiplerini
bilip
Tip 1 kollajen: Deri, kemik, kornea ve tendonlarda
(Gerilmeye karşı dirençli)
Tip 2 kollajen: Kıkırdak ve embriyonik dokularda (Basınca
dirençli)
Tip 3 kollajen: Düz kas ve damar duvarında
Tip 4 kollajen: Bazal membranda
Şekil (Soru 14): Afferent ve efferent yolların medulla
spinalis’teki yerleşimleri
Tip 5 kollajen: Plasental bazal membranında
17. Aşağıdakilerden hangisi osteoblastları inhibe eder?
15. Aşağıdakilerden hangisi epitel hücrelerindeki ara
filamandır?
A) Parathormon
B) Tiroksin (T4)
C) PGE2
D) Östrojen
E) Kortikosteroid
A) Desmin
B) Vimentin
C) Alfa-aktinin
D) Miyozin
E) Sitokeratin
Doğru cevap: (E) Kortikosteroid
Doğru cevap: (E) Sitokeratin
Kalsiyum ve kemik metabolizmasıyla ilişkili hormonları
bilmemizi isteyen bir soru.
Farklı dokularda bulunan ara filaman tiplerini bilip
bilmediğimizi ölçen bir soru.
Epitel hücredeki ara filaman sitokeratindir.
Kastaki ara filaman desmin, mezenşim kaynaklı ara filaman
vimentindir.
Tablo (Soru 15): Ara filamanlar
FİLAMAN TİPİ
HÜCRE TİPİ
ÖRNEKLER
Epitel
Keratinize ve nonkeratinize epitel,
Epitel kökenli tümörler
(skuamöz karsinom, adenokarsinom)
Vimentin
Mezenkim
hücreleri
Fibroblastlar, kondroblastlar.
Makrofajlar, endotel, damar düz kas hücreleri,
Mezenşimal tümörler (fibrosarkom, liposarkom, anjiyosarkom, kondrosarkom,
osteosarkom)
Desmin
Kas
Çizgili ve düz kas (damar düz kası hariç),
nonvasküler düz kas,
Kas tümörleri (rabdomiyosarkom)
Glial fibriller
asidik proteinler
(GFAP)
Glial hücreler
Astrositler, oligodendroglia, mikroglia,
Schwann hücresi, ependimal hücre ve pitüisit.
Glia hücrelerinden köken alan tümörler
Nörofilamanlar
Nöronlar
Sinir hücresi gövdesi ve uzantıları
Laminler
(A-B-C)
Çekirdek
Çekirdek zarının iç yaprağında bütün hücrelerde bulunur
Nükleer zarfta yapısal bir çerçeve oluştururlar.
Keratin
(Sitokeratin)
9
• Gelişmenin ikinci haftasında blastosistin implantasyonunu
izleyerek, endometriyumda oluşan penetrasyon defekti
9. günde bir fibrin tıkacı ile kapatılır.
Tablo (Soru 17): Osteoblast ve osteoklastları
etkileyen faktörler
• Bu yüzey defektinin üzeri 13. günde tümüyle epitel ile
örtülerek gömülme tamamlanır.
Osteoblastları uyaranlar:
•
PTH, Vit D, IL-1, T3, T4, hGH, IGF-I, PGE2, TNF,
östrojenler
• Ancak bu günlerde (siklusun 28. günü civarı) bu
bölgeden bazen sızıntı biçiminde bir kanama olabilir ve
bu kanama menstruasyonla karıştırılarak gebelik tarihinin
saptanmasında yanılgılar oluşturabilir.
Osteoblastları inhibe edenler:
•
Kortikosteroidler
Osteoklastları uyaranlar:
•
PTH, 1,25-Dihidroksikolekalsiferol (Vit.D), IL-6, IL-11
19. Aşağıdakilerden hangisi birinci faringeal arkustan
gelişmez?
Osteoklastları inhibe edenler:
•
Kalsitonin, östrojenler (IL-6 üretimini inhibe ederek),
TGF-B, IFN, PGE2
A) Maksilla
B) Zigomatik kemik
C) Temporal kemiğin skuamöz parçası
D) Hyoid kemik
E) Mandibula
18. Blastosist invazyonuna (blastosistin gömülmesine)
bağlı oluşan penetrasyon defektinin epitelize olarak
tamamen kapandığı gün aşağıdakilerden hangisidir?
Doğru cevap: (D) Hyoid kemik
A) 6. gün
B) 8. gün
C) 9. gün
D) 12. gün
E) 13. gün
Faringeal kompleks bilgimizi ölçen bir soru.
Doğru cevap: (E) 13. gün
İmplantasyon ve invazyon süreci bilgimizi ölçen bir
Embriyoloji sorusu.
BLASTOKİSTİN ENDOMETRİUMA TUTUNMASI
(İMPLANTASYON):
Şekil (Soru 19): Baş-boyun gelişimi (faringeal arklar)
• İmplantasyon blastosistin, endometriyuma bağlanma ve
gömülme sürecidir.
• Embriyonik gelişimin preimplantasyon evresi, döllenme
ile uterus duvarına bağlanma arasında geçen süredir.
1. FARİNGEAL ARKUS:
• Maksiller ve mandibuler olmak üzere iki çıkıntıdan
oluşur.
• Blastokist endometriuma tutunması 5-6. gün olup daima
embriyonik kutbu ile tutunur.
• Maksiller çıkıntıdan maksilla, zigomatik kemik, temporal
kemiğin skuamöz parçası ve vomerin bir parçası
oluşurken, mandibuler çıkıntıdan mandibuler kemik
oluşmaktadır.
• İlk tutunma ile implantasyon başlamış olur. İmplantasyon
başlamadan hemen önce blastokisti çevreleyen zona
pellucida yırtılır.
• Embriyoblast hücreleri blastokistin bir kutbunda
kümeleşme gösterirler. Bu kutba embriyonik kutup
adı verilir. Embriyonik kutbun karşısında kalan kutba ise
anembriyonik kutup denir.
• Sinir desteği ise trigeminal sinirin mandibuler dalı ile
sağlanır.
• Faringeal arkusun kas komponentinden çiğneme kasları
gelişir.
• İmplantasyonun ilk aşaması genişlemiş blastokistin
endometriuma tutunmasıdır. Trofoblastlar tutunma ile
birlikte çoğalmaya başlarlar ve embriyonik kutupta ikinci
bir tabaka oluştururlar.
• Maksiller çıkıntıların iki taraftan füzyonu yetersiz olursa
yarık damak/dudak anomalisi ortaya çıkar.
2. FARİNGEAL ARKUS:
• Blastokisti çevreleyen trofoblast hücre tabakası
sitotrofoblast adını alırken, embriyonik kutupta
sitotrofoblast hücrelerinin çoğalarak oluşturdukları
tabakaya sinsityotrofoblast denir.
Hyoid kemik ve bu kemiğe yapışan kaslar gelişmektedir.
3-4-6. FARİNGEAL ARKUS:
• Sinsityotrofoblastlar, blastosistin endometriyum içine
gömülmesi için maternal dokuları parçalayan bazı
enzimler salgılar.
Larinks kıkırdakları ve kasları gelişmektedir.
BLASTOSİSTİN GÖMÜLMESİ (İNVAZYON):
• Sinsityotrofoblast, endometrial dokuları (kapillerler,
bezler ve bağ dokusu) erozyona uğratır ve blastosist
endometrium içine gömülmeğe başlar (8. gün).
10
Doğru cevap: (B) H bandı
20. Akciğerde bulunan, serotonin ve bombesin salgılayan
nöroendokrin hücre aşağıdakilerden hangisidir?
Kas histolojisi bilgimizi ölçen bir soru.
A) Küçük granüler hücre
B) Kübik silyalı hücre
C) Klara hücresi
D) Prizmatik fırçamsı kenarlı hücre
E) Büyük alveoler hücre
İSKELET KASINDAKİ ÇİZGİLENMELER
A BANDI (ANİZOTROPİK):
• Polarize ışığı geçirmeyen koyu banttır.
Doğru cevap: (A) Küçük granüler hücre
• Boydan boya, kalın miyozin filamanlarından oluşur.
Solunum sisteminden gelmesi beklenebilinecek güzel bir
Histoloji sorusu.
• A bandının ortasında, sadece miyozinlerden oluşan, hafif
açık boyanan H bandı bulunur.
BRONŞİYOL EPİTELİNDEKİ DÖRT FARKLI HÜCRE:
• H bandı, miyozin molekülünün çubuk benzeri
kısımlarından oluşmuş bir alandır.
• H bandının ortasında da miyozinlerin kuyruklarının
birleştiği M çizgisi bulunur.
1. Kübik silyalı hücreler
2. Klara hücreleri (prizmatik silyasız hücreler):
• M çizgisi komşu kalın filamanlar arasında yan bağlantıların
bulunduğu bölgedir.
• Sürfaktan benzeri madde salgılar (sürfaktan
apoprotein A,B ve D)
• M çizgisi bölgesinde bazı proteinler yer alır.
• Detoksifikasyon yapar (bronşiyol yüzeyini oksitleyici
artıklardan ve iltihaptan koruyan proteinleri salgılar)
• Kalın filamanları yerinde tutan, miyozin tutucu bir protein
olan miyomesin,
• Klor transportunda görev alır
• Fosfokreatinden ADP’ye fosfat transferini katalizleyen
kreatin kinaz.
• Bronşiyoler epiteli rejenere etmek için bölünerek
çoğalırlar
• Kas kasılması için adenozin trifosfat (ATP) sağlanmasına
yardımcı olur.
• Klara hücreleri en fazla respiratuvar bronşiyollerde
bulunur
3. Prizmatik fırçamsı kenarlı hücreler (Brush cell)
I BANDI (İZOTROPİK):
4. Küçük granüler hücre (Endokrin fonksiyonlu)
(Bombesin, serotonin)
• Polarize ışığı geçiren, ince aktin filamentlerinden
oluşur.
• I bandının ortasına Z çizgisi bulunur.
21. Çizgili kasta sadece miyozinlerden oluşan yapı
aşağıdakilerden hangisidir?
A) A bandı
C) K bandı
• Kasın, kasılma yeteneği olan en küçük parçasına
sarkomer adı verilir.
• Sarkomer iki Z çizgisi arasında yer alır.
B) H bandı
D) I bandı
E) Z çizgisi
Şekil (Soru 21): Çizgili kastaki bantların kontraksiyon ile değişmeleri
11
22. Bir osmoreseptör olan makula densa yapısının böbrekte
bulunduğu bölge aşağıdakilerden hangisidir?
23. Aşağıdakilerden hangisi tiroid peroksidaz tarafından
okside edilmiş iyodu taşıyan anyon taşıyıcı
proteindir?
A) Proksimal tübül
B) Distal tübül
C) Henle kulpu
D) Afferent arteriyol
E) Efferent arteriyol
A) Pendrin
B) Eulanin
C) Oksitalan
D) Vinkülin
E) Paksilin
Doğru cevap: (B) Distal tübül
Doğru cevap: (A) Pendrin
Renin anjiyotensin mekanizmasıyla ilişkili maküla
densanın hangi tübül segmentinde bulunduğunu
bilmemizi ölçen bir soru.
Tiroid hormonu yapımı ile ilgili bilgilerimizi ölçen bir
soru.
TÜBÜLLERİN YAPISI
TİROİD BEZİNDE HORMONLARIN
SENTEZ VE BİRİKİMİ
DİSTAL KIVRINTILI TÜBÜL:
• Tiroglobülin sentezi
• Proksimal tübül gibi kortekste yerleşmiştir.
• Kandan iyodun alınması
• Distal tübülün maküla densa bölgesi glomerülün
damar kutbuyla temas halindedir.
• İyodun aktivasyonu
• Tiroglobülinden tirozin kalıntılarının iyodinizasyonu
JUKSTAGLOMERÜLER APARAT:
TİROGLOBÜLİN SENTEZİ:
• Glomerülün damar kutbunda izlenen ve kan basıncını
düzenleyen bir yapıdır.
• Düz endoplazma retikulumunda protein sentezi
• Endoplazma retikulumu ve Golgi kompleksinde
karbonhidrat eklenmesi
• Afferent arteriyol duvarında modifiye düz kas hücreleri
olan jukstaglomerüler hücreler bulunur. Bunların
sitoplazmaları salgı granülleri ile doludur ve renin
salgılarlar.
• Hücrenin tepesinde oluşan keseciklerden follikül
lümenine tiroglobülin salıverilmesi
• Jukstaglomerüler hücreler ve maküla densa birlikte
jukstaglomerüler aparatı oluşturur.
DOLAŞIMDAKİ İYODUN ALINMASI:
• Aralarında bulunan ekstraglomerüler mezangiyal hücreler
(lacis, Polkissen ya da kutup yastıkçığı hücreleri) de
aparatın yapısına katılır.
@
• Tiroid hormon sentezinde hız kısıtlayıcı basamak iyot
uptake basamağıdır.
• Tiroid follikül hücrelerindeki bir zar taşıyıcı proteini
tarafından gerçekleştirilmektedir.
JUKSTAGLOMERÜLER APARAT
• Eş zamanlı olarak sodyum ve iyodür taşıyan zar taşıyıcı
protein Na/I taşıyıcısı olarak adlandırılır.
Distal tübülün başlangıcındaki maküla densa hücreleri
ile afferent ve efferent arteriyol duvarlarındaki
jukstaglomerüler hücrelerden oluşur.
• Pompa
aktivitesi
ekstraselüler
konsantrasyonundan etkilenir.
sıvı
iyot
1. Jukstaglomerüler hücreler
• Düşük iyot konsantrasyonunda pompa aktive olur,
2. Afferent arteriyol
• Na/I taşıyıcısının miktarı artar, beze iyot alımı artar.
3. Efferent arteriyol
• Yüksek iyot konsantrasyonunda pompa inhibe
olmaktadır.
4. Maküla densa
• Bu inhibisyona Wolf Chaikoff etkisi denmektedir.
5. Distal tübül
İYODUN AKTİVASYONU VE İYODİNİZASYON:
• İyot, tiroid peroksidaz tarafından okside edilir ve pendrin
adlı bir anyon taşıyıcısı tarafından follikül boşluğuna
taşınır. Enzim bir hemoproteindir.
• Tiroid peroksidazın katalize ettiği reaksiyon için H2O2 ve
NADPH gerekir.
• Kolloid içerisinde, tiroid peroksidaz tarafından katalizlenen
tiroglobülinin tirozin rezidülerinin iyodinizasyonu
gerçekleşir.
• T 3 ve T 4 meydana gelir, bunlar daha büyük olan
tiroglobülin molekülünün birer parçası durumundadır
• Eulanin elastik lif sisteminde bulunur.
Şekil (Soru 22): Jukstaglomerüler kompleks
• Vinkulin, paksilin, talin integrinler ile hücre içi aktin
filamanları arasındaki etkileşimi düzenleyen hücre içi
proteinlerdir.
12
24. Pıhtılaşma faktörlerinin yapımı sırasında okside olarak,
inaktif hale geçen K vitamininin yeniden aktifleşmesini
sağlayan aşağıdakilerden hangisidir?
• Sodyumun aktif taşınması ile hücre içindeki miktarı
azalır (50 mEq/litre).
• Kimustaki sodyum (142 mEq/L), gradyan doğrultusunda
difüzyon ile epitel hücrelerinin fırçamsı kenarından
hücreye taşınır.
A) Protrombin
B) Trombomodülin
C) Protein C
D) Protein S
E) Vitamin K epoksid redüktaz kompleks 1
• Aldosteron, sodyum emilimini büyük oranda artırır.
Aldosteronun bu etkisi özellikle kolonda önemlidir.
• İntestinal sistemde sodyum emilimi ilkeleri renal tübüller
ve safra kesesi ile aynıdır.
Doğru cevap: (E) Vitamin K epoksid redüktaz kompleks 1
K vitamini bilgilerimizi ölçen bir soru.
KLORÜR İYONLARININ DUODENUM VE JEJUNUMDAN
EMİLİMİ:
K VİTAMİNİNE BAĞLI PIHTILAŞMA FAKTÖRLERİ:
PROTROMBİN (II), FAKTÖR VII, FAKTÖR IX VE
FAKTÖR X
• İnce bağırsağın üst kısmında pasif difüzyonla olur.
• Sodyumun hücreye girişi kimusta elektronegatiflik, epitel
hücrede elektropozitiflik meydana getirir.
• K vitamini; FII, FVII, FIX, FX ve Protein C gibi önemli
pıhtılaşma faktörlerinin yapımı için gereklidir.
• Sonra klorür iyonları bu elektriksel gradyan boyunca
sodyum iyonlarını izlerler.
• Vitamin K bu faktörler için gerekli olan karaciğer
karboksilazı için esansiyeldir.
• İleum ve kalın bağırsakta epitel hücreye klorür emilirken,
lümene bikarbonat salgılanır.
• Vitamin K epoksid redüktaz kompleks 1 (VKOR cl)
enzimi, vitamin K’yı aktif formuna döndürür.
• Özellikle kalın bağırsakta, bakteriler tarafından
oluşturulan asitleri nötralize etmek için alkalik bikarbonat
iyonlarını sağlamada bu işlem önem taşır.
• Warfarin ve kumarin, vitamin K epoksid redüktaz
kompleks 1 inhibisyonu ile vitamin K miktarını azaltır.
• Koagülasyon faktörleri karboksile edilemez ve biyolojik
olarak inaktif kalırlar.
DİĞER İYONLAR:
• Dolayısıyla warfarin ve kumarin verildiğinde faktör II, VII,
IX ve X seviyeleri azalır (hepsi de karaciğerde üretilir).
• Kalsiyum iyonları özellikle duodenumdan aktif olarak
emilir.
• Kumarin alındığında kanda en hızlı tükenen pıhtılaşma
faktörü Faktör VII’dir. En hızlı tükenen protein ise protein
C’dir.
• Demir iyonları da, ince bağırsaktan aktif olarak emilir.
• Potasyum, magnezyum, fosfat iyonları da aktif olarak
mukozadan emilir.
• Genelde tek değerli iyonlar çok miktarda ve kolay absorbe
olurlar.
25. Aşağıdakilerden hangisi duodenum ve jejunumdan
pasif difüzyonla emilir?
• Çift değerli iyonlar normalde çok az absorbe olurlar.
A) Kalsiyum
B) Klor
C) Magnezyum
D) Potasyum
E) Fosfat
26. Aşağıdakilerden hangisi O 2 ’nin hemoglobinden
ayrılmasını kolaylaştırır?
A) pCO2’nin artması
B) P50 değerinin azalması
C) Sıcaklığın azalması
D) 2,3-difosfogliseratın azalması
E) pH’nın artması
Doğru cevap: (B) Klor
Bağırsaklardan iyonların emilimini bilmemizi isteyen bir
soru
Doğru cevap: (A) pCO2’nin artması
İYONLARIN EMİLİMİ
Hemoglobin-oksijen disosiasyon eğrisinin sağa ve sola
kayma nedenleri sıkça sorulan sorulardandır.
SODYUMUN AKTİF TRANSPORTU:
• Besinlerle günde 5-8 gram sodyum alınır.
HEMOGLOBİNİN
DURUMLAR:
• Günde 20-30 gram sodyum intestinal kanala salgılanır.
• Feçesle kaybı önlemek için günde 25-35 gram sodyum
absorbe edilir.
OKSİJENE
AFİNİTESİNİ
AZALTAN
Disosiasyon eğrisi sağa kayar, oksijen hemoglobinden
kolay ayrılır, dokuya kolay gider.
• Bu miktar, vücutta bulunan bütün sodyumun 1/7’si
kadardır.
• Asidoz (H+ iyon miktarında artma, pH’da düşme)
• Eritrosit içi 2,3-DPG artması (Yüksek irtifa, tiroid hormonu,
anemi, androjenler, büyüme hormonu, epinefrin)
• Bu nedenle ağır diyarelerde birkaç saat içinde vücudun
sodyum yedekleri letal düzeye kadar inebilir.
• Isının artması
• Sodyum, epitel hücresinden yan çeperler yoluyla
paraselüler alana aktif transportla gönderilir.
• pCO2‘nin artması
• Hemoglobinopatiler (Orak hücre anemisi)
13
HEMOGLOBİNİN OKSİJENE AFİNİTESİNİ ARTIRAN
DURUMLAR:
Tablo (Soru 28): Arteriyollerin çapini etkileyen
faktörler
Disosiasyon eğrisi sola kayar, oksijen hemoglobinden
zor ayrılır, dokuya zor gider.
KONSTRİKSİYON
YAPANLAR
• Alkalozis (H iyon miktarında azalma, pH’da artış)
+
• Eritrosit içi 2,3-DPG’nin azalması
Lokal Faktörler
• Isının azalması
• Azalmış lokal sıcaklık
• Otoregülasyon
• pCO2‘nin azalması
• Karboksihemoglobin
• Methemoglobinemi (Ferrik demir, Fe+3)
DİLATASYON
YAPANLAR
• Artmış CO2 ve azalmış O2
• K+, adenozin, laktat artışı
• Azalmış lokal pH
• Artmış lokal sıcaklık
Endotel kaynaklı ürünler
• Endotelin-1
• Lokal salınmış trombosit
serotonini
• Tromboksan A2
• Ürotensin (U-II) (en güçlü)
27. İskelet kası ekstrafuzal liflerinin motor
innervasyonundan sorumlu sinir lifi tipi aşağıdakilerden
hangisidir?
A) A-Alfa
B) A-Beta
C) A-Gama
D) A-Delta
E) C
• NO
• Kininler
• Prostasiklin
Dolaşım hormonları
• Epinefrin (iskelet kası ve
karaciğer hariç)
• Norepinefrin
• ADH (Vazopressin, AVP)
• Anjiyotensin II
• Dolaşımdaki Na-K ATPaz
inhibitörü
• Nöropeptit Y
Doğru cevap: (A) A-Alfa
Temel spot bilgi sorusudur. Lütfen “Tablo (Soru 27)”ye
bakınız.
• İskelet kası ve
karaciğerdeki epinefrin
• CGRP (en güçlü)
• P maddesi
• Histamin
• ANP
• VIP
Sinirsel faktörler
28. Aşağıdakilerden hangisi güçlü vazodilatatör etkiye
sahip maddedir?
• Artmış sempatik deşarj
A) Tromboksan A2
B) Ürotensin
C) Anjiyotensin II
D) Endotelin-1
E) Kalsitonin geniyle ilişkili peptid
• Azalmış sempatik deşarj
• İskelet kasına giden
sempatik kolinerjik
• Vazodilatatör sinirlerin
aktivasyonu
Adenozin, lokal kan akımının düzenlenmesindeki en önemli
vazodilatör ajandır fakat en kuvvetli vazodilatör madde CGRP
(Kalsitonin Gen İlişkili Peptid)’dir.
Doğru cevap: (E) Kalsitonin geniyle ilişkili peptid
Temel Fizyoloji bilgisi sorgulanmaktadır.
En kuvvetli vazokonstriktör madde ise ürotensindir.
Tablo (Soru 27): Sinir lifi tipleri ve fonksiyonları
Sinir tipi
Çap (mikrometre)
İleti hızı (m/s)
Fonksiyon
12-20 (miyelinli)
70-120
İskelet kası ekstrafuzal liflerin motor
Grup Ia
12-20 (miyelinli)
70-120
Kas iğciğinden bilgi alır.
Grup Ib
12-20 (miyelinli)
70-120
Golgi tendon organından bilgi alır.
• Beta (Grup II)
5-12 (miyelinli)
30-70
Dokunma, basınç
• Gama
1-6 (miyelinli)
2-30
Kas iğciğine motor inervasyon sağlar.
• Delta (Grup III)
2-5 (miyelinli)
2-30
Hızlı ağrı, soğuk - sıcak, kaba dokunma
B
3 (miyelinli)
3-15
Preganglionik otonom sinir lifleri
C
0,5-1 (miyelinsiz)
0,5-2
Yavaş ağrı ve postganglionik otonom sinir
lifleri, soğuk -sıcak, kaşınma
A
• Alfa innervasyon sağlar.
14
29. Sinoatriyal düğüme gelen otonom lifler kesilirse, kalp
aşağıdaki hızlardan (atım/dakika) hangisiyle çalışır?
• Serotoninin spinal ağrı yollarında daima inhibitor
etkisinin bulunduğu, şahsın ruh halini kontrol ettiği ve
uykuya neden olduğu bilinmektedir.
A) 60
B) 80
C) 100
D) 140
E) 160
• Serotonin, non-REM
nörotransmitterdir.
uykusundan
sorumlu
• Normal davranış kalıbının sürdürülmesi, sıcaklık
regülâsyonu, kan basıncı regülâsyonu ve beslenme
davranışının düzenlenmesinde rol oynar (iştahı
azaltır).
Doğru cevap: (C) 100
• Serotonin anorgazmi oluşturur. Bu nedenle
antiseratonerjikler deney hayvanlarında orgazmı
kolaylaştırır.
Sinoatriyal düğümü etkileyen otonom faktörleri ve
bunlardan hangisinin baskın etkiye sahip olduğunu
bilmeyi ölçen bir soru.
• Serotonin, ACTH ve PRL salıverilmesini artırırken, GnRH
salıverilmesini inhibe eder.
PARASEMPATİK (PS) SİSTEMİN KALBE ETKİSİ:
• Serotonin ayrıca, ağrının santral sinir sistemine
geçmesini bloke eder.
• PS uyarı, (-) kronotrop,(-) dromotrop ve (-) inotrop etki
oluşturur.
• (-) inotrop etki sadece atriyumlarda olur.
• Ventriküllerin PS innervasyonu yok denecek kadar
azdır.
31. Serebelluma ait aşağıdaki hücrelerin hangisinden
salınan transmitter madde diğerlerinden farklıdır?
• PS uyarı, kalpteki elektriksel iletiyi de yavaşlatarak
(özellikle AV düğümde) kalp bloğuna neden olabilir.
A) Granül
B) Yıldız
C) Sepet
D) Golgi
E) Purkinje
• SA ve AV düğümlerde baskın olan sistem parasempatik
sistemdir.
• SA düğümün kendi spontan deşarjı 100 atım/dakikadır.
• SA düğüme gelen otonom lifler kesilirse, kalp kendi
ritmi ile yani 100 atım/dakika ile çalışır.
Doğru cevap: (A) Granül
• Adrenal medulladan istirahat durumunda salınan
epinefrin ve norepinefrin sekresyon hızı, damarlarda
belirli bir tonus sağlayarak kan basıncını hemen hemen
normal düzeyde tutmaya yeterlidirler.
Serebellumdaki hücre tipleri ve bunlardan salınan
transmitterleri bilmemizi isteyen, detay sayılabilecek
ancak benzerlerinin sorulduğu bir soru.
Beyincik korteksinde üç tabaka bulunur:
30. Beyinde triptofanın dekarboksilasyonu ile raphe
nükleusunda sentezlenen, non-REM uykusundan
sorumlu
nörotransmitter
aşağıdakilerden
hangisidir?
1. Dışta moleküler tabaka
2. Ortada büyük Purkinje hücrelerinden oluşan bir tabaka
3. İçte granüler tabaka
A) Serotonin
B) GABA
C) Norepinefrin
D) Asetilkolin
E) Dopamin
• Purkinje hücrelerinin hücre gövdesi belirgindir ve
dendritleri yelpaze görüntüsü oluşturacak şekilde çok
gelişmiştir.
• Bu dendritler büyük ölçüde moleküler tabakayı doldurur
ve bu tabakada çekirdeklerin seyrek olmasının nedeni
de budur.
Doğru cevap: (A) Serotonin
• Granüler tabaka çok küçük nöronlardan oluşmuştur
(vücuttaki en küçük hücreler).
Transmitterlerin neden sentezlendiği, neyle yıkıldığı,
yıkım ürünleri ve yaptıkları görevler sıkça sorulan
sorulardandır.
• Bu tabakaların altındaki serebellum kitlesinin içinde derin
çekirdekler bulunur.
Serebellumda 30 milyona yakın fonksiyonel ünite vardır:
SEROTONİN (5-HİDROKSİTRİPTAMİN; 5-HT)
• Serebellumun fonksiyonel ünitesi, Purkinje hücresi ile
derin çekirdek hücresinin etrafında oluşur.
• Santral sinir sisteminde hipotalamus, limbik sistem,
neokorteks, serebellum ve spinal kord parçaları arasında
bağlantı sağlayan orta hattaki raphe nükleusunda
bulunur.
• Fonksiyonel ünitenin çıkışı derin çekirdek hücresinden
olur.
• Bu hücre sürekli olarak hem eksitatör hem de inhibitor
etkiler altındadır.
• Ayrıca trombositlerde, sindirim sisteminin miyenterik
pleksusunda ve enterokromaffin hücrelerde yüksek
konsantrasyonda bulunur.
• Eksitatör etkiler, beyin veya periferden gelen afferent
liflerle direkt bağlantılardan kaynaklanır.
• Serotonin vücutta esansiyel amino asit triptofanın
dekarboksilasyonu ile oluşur.
• İnhibitor etki ise tümüyle serebellum korteksindeki
Purkinje hücresinden kaynaklanır.
• Pineal bezde melatonine çevrilir.
15
Tırmanıcı lifler:
33. Aşağıdaki birlikte verilen hücre organeli ve gerçekleşen
metabolik yol eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
• Medulladaki inferiyor olivaris’den kaynaklanır.
• Beynin üst merkezleri, beyin sapı ve omurilik gibi birçok
yerden serebelluma gelen liflerdir.
A) Peroksizom - Alfa oksidasyon
B) Mitokondri - Beta oksidasyon
C) Düz endoplazmik retikulum – Triaçilgliserol ve
fosfogliseridlerin sentezlenmesi
D) Sitozol - Glikogenez
E) Mitokondri - Heksoz monofosfat yolu
• Bu lifler de derin nukleus hücrelerine uyarıcı
kollateraller gönderirler.
Doğru cevap: (E) Mitokondri - Heksoz monofosfat yolu
• Bu lifler korteksin granüler tabakasına uzanarak çok
sayıda granül hücresiyle sinaps yaparlar.
Sorunun amacı, hücre ve organellerde gerçekleşen
başlıca metabolik yolların bilinmesidir.
Yıldız, sepet, Golgi ve Purkinje hücreleri tarafından GABA
salgılanırken, granül hücrelerinden glutamat salgılanır.
22 ila 38 karbonlu gibi çok uzun zincirli yağ asitlerinin βoksidasyon ile yıkımı, peroksizomlarda meydana gelir. Bazı
kişilerde peroksizomların yokluğuna bağlı bu çok uzun
zincirli yağ asitleri beyin-karaciğer ve böbreklerde birikir.
Bu durumda serebro-hepato-renal sendrom olarak da bilinen
Zellweger sendromu görülür.
• Purkinje hücresiyle sinaps yaparak dikensi
potansiyelleri oluşturur.
Yosunsu lifler:
32. Glomerüler hidrostatik basıncı 58 mmHg, plazma
onkotik basıncı 30 mmHg; Bowman kapsülü hidrostatik
basıncı 18 mmHg, Bowman kapsülü onkotik basıncı
2 mmHg olan bir nefronda net filtrasyon basıncı kaç
mmHg’dır?
Peroksizomlar, ayrıca bitkisel kaynaklı ve 20 karbonlu dallı
zincirli bir yağ asiti olan fitanik asidin (3,7,11,15 tetrametil
palmitik asit) yıkımını gerçekleştirir. Fitanik asitin yıkımı bir
alfa-oksidasyon işlemiyle başlar. Bu işlem aksarsa Refsum
hastalığı meydana gelir.
A) 10
B) 11
C) 12
D) 44
E) 68
Ökaryotik hücrelerde granülsüz (düz) endoplazmik
retikulumda bulunan sitokrom p450 monooksijenaz enzim
kompleksinde ksenobiyotiklerin, yağda çözünen ilaçların
detoksifikasyonu gerçekleşmektedir. Ayrıca kolesterolden,
steroid hormon sentezinde görev alan birçok enzim düz
endoplazmik retikulumda bulunmaktadır. Yağ asitlerinin
zincir uzaması ve çifte bağların eklenmesi, triaçilgliserol
ve fosfolipid sentezi de düz endoplazmik retikulumda
gerçekleşir.
Doğru cevap: (C) 12
Glomerüler filtrasyonu ve net filtrasyon basıncının
hesaplanmasını bilip bilmediğimizi ölçen bir soru.
Net Filtrasyon Basıncı:
(Plazma Hidrostatik Basıncı + Filtrat Onkotik Basıncı)
– (Filtrat Hidrostatik Basıncı + Plazma Onkotik Basıncı)
Sitozol: Hücre ve organeller saflaştırılırken çöktürülemeyen
tek yapı olan sitozolde glikoliz, glikogenez, glikojenoliz,
glukoneogenez, pentoz fosfat yolu, yağ asidi sentezi,
steroid sentezi, pürin ve primidin sentezi gibi biyokimyasal
olaylar meydana gelmektedir.
Filtrasyonu Kolaylaştıran Kuvvetler (mmHg)
Glomerüler Hidrostatik Basınç: 58 mmHg
Bowman Kapsülünün Kolloid Ozmolik Basıncı: 2 mmHg
Mitokondrinin başlıca görevleri; ATP üretimi, hücresel
solunum, TCA siklusu, β-oksidasyon, porfirin metabolizmasının
ilk ve son üç tepkimesi, karaciğerde üre siklusunun 1. ve 2.
basamağı gerçekleşmesi şeklinde özetlenebilir.
Filtrasyona Engel Olan Kuvvetler (mmHg)
Bowman Kapsülü Hidrostatik Basıncı:18 mmHg
Glomerüler Kapiller kolloid Osmotik Basınç: 30 mmHg
Glukoneogenezin ilk reaksiyonu olan piruvat karboksilaz
basamağı, kolesterolden steroid hormon sentezindeki
sitokrom p450 scc, 11-β-hidroksilaz ve 18-alfa hidroksilaz
basamakları, 1-25, diOH-kolekalsiferol sentezinde hız
kısıtlayıcı enzim olan 1-alfa hidroksilaz basamağı gibi
reaksiyonlar da mitokondride gerçekleşir.
Net Filtrasyon Basıncı = 58 + 2 - 18 – 30= + 12 mmHg
34. Aşağıdakilerden hangisi ikincil mesajcı olarak cGMP’yi
kullanmaz?
A) Prolaktin
B) Nitrik oksit
C) Prostaglandin F2α
D) Atriyal natriüretik peptit
E) Beyin natriüretik peptit
Doğru cevap: (A) Prolaktin
Şekil (Soru 32): Net filtrasyon basıncına etki eden
faktörler
Sorunun amacı, cGMP’yi ikincil haberci olarak kullanan
moleküllerin bilinmesidir.
16
Membrana bağlı guanilat siklaz: Membrana bağlı guanilat
siklaz enzimi reseptörünün yapısal bir parçası olduğundan,
yapısal olarak tirozin spesifik protein kinazlara benzer ve
adenilat siklazdan farklıdır.
Kan glukozunun azalması insülin sentezini azaltır, glukagon
sentezini arttırır. Bu durumda insülin/glukagon oranı azalır
ve karaciğerde glikojenoliz ve glukoneogenez, yağ dokusunda
ise lipoliz başlar. Lipoliz hızlandıkça karaciğer mitokondrisinde
artan asetil KoA’lar keton cisimlerinin sentezini arttırır.
Bu nedenle hormon reseptöre birleştikten sonra, guanilat
siklaz reseptörün bileşeni olduğu için direkt olarak akitflenir.
Membrana bağlı guanilat siklaz atriyal natriüretik peptit
(ANP) ve brain natriüretik peptidin (BNP) reseptörleri olup,
bu iki hormon tarafından uyarılmaktadır.
Genellikle epinefrin ve glukagon gibi anti-insülinik
hormonların yer aldığı katabolik süreç ve açlıkta görevli
enzimler fosforile olduklarında aktive olurlar; örneğin
hormona duyarlı lipaz ve glikojen fosforilaz bu şekilde
aktive olur.
Sitozolik guanilat siklaz: Birçok doku, guanilat siklazın
hücre yüzey reseptörüne bağlı olmayan sitozolik şeklini içerir.
Sitozolik guanilat siklaz, nitrik oksitin (NO) reseptörü
olup, NO ile stimüle olur ve sadece NO’nun etkilerine aracılık
eder.
Tam tersi insülin, protein fosfatazı kullanır. Dolayısı
ile insülin varlığında yani anabolik süreçte ve tokluk
durumunda görevli enzimler ise defosforile halde iken
aktiftir. Örneğin glikojen sentaz, asetil KoA karboksilaz,
piruvat kinaz ve HMGKoA redüktaz bu şekilde aktive olur.
Bu sistemdeki sekonder mesajcı cGMP’dir ve sitozolde inaktif
formdaki protein kinaz G’yi aktifler. Aktiflenmiş protein kinaz
G’ler hedef proteinleri fosforiller ve fosforillenmiş proteinlerle
hücre içi etkiler ortaya çıkar. PGF2α da bazı etkilerini cGMP
üzerinden gösterir.
36. Sitrik asit döngüsünde direkt olarak yer almayan,
ancak bu yolda düzenleyici olan enzim kompleksi
aşağıdakilerden hangisidir?
Prolaktin ise etkilerini Janus Kinaz (sitozolik tirozin kinaz)
üzerinden gösterir.
A) Alfa-ketoglutarat dehidrogenaz
B) İzositrat dehidrogenaz
C) Malat dehidrogenaz
D) Pirüvat dehidrogenaz
E) Süksinat dehidrogenaz
35. İnsülin/glukagon oranı yüksek olduğunda aşağıdaki
reaksiyonlardan hangisi inhibe olur?
Doğru cevap: (D) Pirüvat dehidrogenaz
A) Lipogenez
B) Glikoliz
C) Keton cisimlerinin sentezi
D) Glikogenez
E) Kolesterol sentezi
Sorunun amacı; sitrik asit döngüsünün temel yakıtı olan
Asetil Koa’yı pirüvat’tan oluşturan pirüvat dehidrogenaz
enziminin bilinmesidir.
Pirüvat dehidrogenaz kompleksi TCA’nın direkt bir enzimi
değildir; ancak bu yolun hız kısıtlayıcı enzimleri arasında
kabul edilir. Bu enzim mitokondri matriksinde yerleşmiş bir
multienzim kompleksidir. Bu kompleks aerobik glikolizin son
ürünü olan pirüvatı, irreversibl olarak asetil KoA’ya çevirir.
Sorunun amacı, insülin ile aktive olan önemli metabolik
yolların bilinmesidir.
Doğru cevap: (C) Keton cisimlerinin sentezi
Sitrat sentaz, α-ketoglutarat dehidrogenaz, izositrat
dehidrogenaz döngünün diğer düzenleyici enzimleridir.
Tablo (Soru 35): İnsülinin etkisiyle hızlanan ve
yavaşlayan metabolik olaylar
İnsülinle hızlanan
anabolik olaylar
(= Glukagon ile
yavaşlayan olaylar)
• Glikoliz
• Glikojen sentezi
• Karaciğerde yağ asit
sentezi
• Yağ dokusunda yağ asit
sentezi
• Yağ dokusuna glukoz girişi
• Yağ dokusunda
triaçilgliserollerin
depolanması
• Kolesterol sentezi
• Protein sentezi
• DNA ve RNA sentezi
• Büyüme
İnsülin ile yavaşlayan
katabolik olaylar
(= Glukagon ile hızlanan
olaylar)
37. Pentoz fosfat döngüsünde kullanılan koenzimler
aşağıdaki seçeneklerin hangisinde birlikte
verilmiştir?
A) NAD+/Tiyamin pirofosfat
B) NADP+/Tiyamin pirofosfat
C) FAD+/Tiyamin pirofosfat
D) FAD+/Niasin
E) FAD+/Pantotenik asit
• Glikoneojenez
• Glikojenoliz
• Karaciğerde yağ asit yıkımı
• Yağ dokusunda lipoliz
• Karaciğerden kana serbest
glukoz çıkışı
• Yağ dokusunda
triaçilgliserollerin yıkımı
• Karnitin mekiği ile yağ
asitlerin mitokondriye
taşınması
• Protein yıkımı
• Karaciğerde keton
cisimlerinin sentezi
Doğru cevap: (B) NADP+/Tiyamin pirofosfat
Sorunun amacı, heksoz monofosfat döngüsündeki
oksidatif ve nonoksidatif basamaklardaki koenzimleri
vurgulamaktır.
Pentoz fosfat yolu, fosfoglukonolakton yolu da denilen
heksoz monofosfat yolunun üç amacı vardır:
1- Biyokimyasal reaksiyonlarda redüktan olarak görev
yapan NADPH’nin hücredeki ihtiyacını karşılar.
İnsülin anabolizan bir hormon olup kan şekerinin yüksek
olduğu tokluk durumlarında pankreastan salınır. İnsülin
karaciğerde glikolizi ve kolesterol sentezini, karaciğer ve
yağ dokusunda lipogenezi, karaciğer ve kas dokusunda
glikogenezi uyarır.
2- Nükleotid sentezi için gerekli olan riboz-fosfatlar
üretilir.
3- Üç ila yedi karbonlu şekerlerin birbirine dönüşümünü
ve glikolize bağlantısını sağlar.
17
Şekil (Soru 36): Sitrik asit döngüsü
OKSİDATİF REAKSİYONLAR:
NON-OKSİDATİF REAKSİYONLAR:
HEKSOZ MONOFOSFAT YOLU’nun oksidatif bölümünde,
okside olan her glukoz 6-fosfat molekülü için ribuloz 5fosfat, CO2 ve NADPH’ın oluştuğu basamaklar mevcuttur.
Glukoz 6-fosfat dehidrogenaz (G6PDH), glukoz 6-fosfatı
irreversibl bir reaksiyonla 6-fosfoglukonolaktona okside
eder ve bu reaksiyonda koenzim olarak NADP+ kullanılır,
reaksiyon esnasında NADPH sentezlenir.
HEKSOZ
MONOFOSFAT
YOLU’nun
non-oksidatif
reaksiyonları üç, dört, beş ve yedi karbonlu şekerlerin
birbirine dönüşümünü sağlar. Bu reaksiyonlar ile oksidatif
reaksiyonlar sonucunda oluşan ribuloz 5-fosfattan, nükleotid
sentezi için gerekli olan riboz 5-fosfat veya glikolizin
ara ürünleri olan fruktoz 6-fosfat, gliseraldehid 3-fosfat
sentezlenir. Non-oksidatif yolda gerekli olan tek koenzim
transketolaz reaksiyonundaki tiamin pirofosfattır. İndirgeyici
biyosentetik reaksiyonları gerçekleştiren birçok hücrede
NADPH’ye riboz 5-fosfattan daha fazla gereksinim vardır.
Bu durumda transketolaz ve transaldolaz, riboz 5-fosfatı
glikolizin ara ürünleri olan gliseraldehid 3-fosfat ve
fruktoz 6-fosfata dönüştürür. Eğer nükleotid ve nükleik
asidlere ihtiyaç artarsa, oksidatif reaksiyonlar olmaksızın
fruktoz 6-fosfattan non-oksidatif reaksiyonlar ile riboz 5-fosfat
sentezi sağlanır.
HEKSOZ MONOFOSFAT YOLU primer olarak G6PDH
basamağı ile düzenlenir ve NADPH, enzimin potent
kompetitif inhibitörüdür. NADPH ihtiyacı arttıkça G6PDH
enziminin hızı artmaktadır.
6-Fosfoglukonolakton,
6-fosfoglukonolakton
hidrolaz
tarafından hidrolize edilir ve daha sonra 6-fosfoglukonolakton
dehidrogenaz ile katalizlenen bir reaksiyonla oksidatif
dekarboksilasyona uğrar. İrreversibl olan bu reaksiyon
ile bir pentoz-fosfat olan ribuloz 5-fosfat, CO2 ve ikinci bir
NADPH molekülü sentezlenmiş olur.
18
Şekil (Soru 37): Pentoz fosfat yolu
38. Yan zincirleri üzerinde hidroksil grubu taşıyan amino
asitler hangi seçenekte birlikte verilmiştir?
Sorunun amacı, kalp kasının enerji kaynağı olarak yağ
asitlerini kullandığını vurgulamaktır.
Kalp kasının oksidatif metabolizmasının %60-80 kadarını
serbest yağ asitleri oluşturmaktadır. Yemeklerden sonra,
serbest yağ asitlerinin plazma düzeyi düşük olduğundan
glukoz, pirüvat ve laktat kullanılır. Açlıkta ise adipoz dokudan
mobilize olan serbest yağ asitleri kullanılmaktadır. Sonuçta
kalp primer enerji kaynağı olarak glukoz yerine yağ
asitlerini kullanan tek organdır.
A) Valin, Alanin, Lösin
B) Valin, Lösin, İzolösin
C) Triptofan, Treonin, Tirozin
D) Serin, Treonin, Asparajin
E) Tirozin, Serin, Treonin
Doğru cevap: (E) Tirozin, Serin, Treonin
Sorunun amacı, hidroksil grubu taşıyan amino asitlerin
bilinmesidir.
40. Kanda şilomikron kalıntıları yüksek olan bir hastada
aşağıdaki moleküllerden hangisinde bir defekt olduğu
düşünülmelidir?
Hidroksil grubu taşıyan amino asitler, tirozin, serin, treonin’dir.
Bu amino asitler fosforilasyona en duyarlı olanlardır. Serin
proteinlerin aktif merkezinde yer alan ve fosforilasyona
en duyarlı amino asittir. Glikoprotein oluşumunda serin ve
treonin kullanıldığında O-glikozid bağ oluşmaktadır.
A) Lipoprotein lipaz
C) Apo C-III
E) Apo A
B) Apo C-II
D) Apo E
Doğru cevap: (D) Apo E
39. Primer enerji kaynağı olarak serbest yağ asitlerini
kullanan organ aşağıdakilerden hangisidir?
Sorunun amacı, şilomikron kalıntılarının kandan
temizlenmesinde görev alan ApoE’nin bilinmesidir.
A) Kalp
B) Karaciğer
C) Beyin
D) Bağırsaklar
E) Mide
Şilomikron kalıntıları kolesterol esterleri, fosfolipit, protein,
yağda çözünen vitaminler ve bir miktar triaçilgliserol içerirler
ve Apo E’yi tanıyan reseptörler sayesinde karaciğere alınarak
hidrolize edilirler. Kolesterol safra asit sentezinde kullanılırken,
fosfolipitlerin azotlu bazları kolin, etanolamin gibi maddelerin
sentezinde kullanılır.
Doğru cevap: (A) Kalp
19
Apo C-II, lipoprotein lipaz aktivatörüdür.
43. Hemoglobinin beta zincirinde 6. amino asit olan
glutamatın yerine lizinin geçmesiyle meydana gelen
hastalık aşağıdakilerden hangisidir?
Apo C-III, lipoprotein lipaz inhibitörüdür.
Apo A, başlıca dört formu bulunur. Özellikle A-I, başlıca
HDL’nin yapısında bulunur. Kanda kolesterolü esterleştiren
LCAT enziminin aktivatörüdür. ApoA-II, lipoprotein lipaz
inhibitörüdür.
A) Hemoglobin C hastalığı
B) Orak hücreli anemi
C) Hemoglobin H hastalığı
D) Hemoglobin Barts hastalığı
E) Beta talasemi minör
Doğru cevap: (A) Hemoglobin C hastalığı
41. Tek karbon sayılı yağ asitlerinin yıkımında aşağıdaki
koenzimlerden hangisi kullanılmaz?
Sorunun amacı, hemoglobinopatilerden Hemoglobin C
hastalığının hatırlanmasıdır.
A) NADPH
B) NAD+
C) FAD+
D) Biyotin
E) Vitamin B12
HEMOGLOBİNOPATİLER
Hemoglobinopatiler, ya amino asit dizesinde değişiklik
nedeni
ile
veya
yapısındaki
zincirlerin
yetersiz
sentezlenmeleri nedeni ile meydana gelen hastalıklardır.
Doğru cevap: (A) NADPH
Sorunun amacı, tek sayıda karbon içeren yağ asitlerinin
yıkımında kullanılan koenzimlerin bilinmesidir.
@
HbC hastalığında hemoglobinin beta globin zincirinde
6. amino asit olan glutamat yerine lizin geçer. Bu
hastalık HbS‛e göre oldukça hafif seyreder. Homozigot
olanlarda hafif hemolitik anemi mevcuttur.
Tek karbon sayılı doymuş bir yağ asidinin oksidasyonu son üç
karbona ulaşıncaya kadar çift karbon sayılı yağ asitlerinin
oksidasyonunda olduğu gibi aynı basamakları izler. Bu
basamaklarda FAD+ ve NAD+ kullanılır. Geriye kalan son üç
karbonlu bileşik propiyonil KoA olup, iki basamaklı bir yol
ile metabolize edilir.
• Orak hücre anemisinde hemoglobinin beta zincirinde
6. amino asit olan glutamat yerine valin geçmektedir.
Bu hemoglobine HbS denmektedir.
Metil malonil KoA ‘nın sentezi: Propiyonil KoA (3 C’lu) önce
karboksile olur ve metil malonil KoA oluşur Propiyonil
KoA karboksilazın prostetik grubu biyotindir.
• Her bireyin 16. kromozom çiftinde ikişer tane olmak
üzere dört adet α-globin genomu bulunmaktadır.
Bunların eksikliğine göre hastalığa isim verilir. Eğer bu
genlerden biri eksik ise α-talasemi sessiz taşıyıcı, ikisi
eksik ise taşıyıcı denir. Üç gen eksikliğinde görülen
HbH hastalığında ciddi derecede bir hemolitik anemi
görülür. Dört gende delesyon varsa hemoglobin Barts
olarak adlandırılır.
Süksinil KoA‘nın sentezi: Metil malonil KoA‘nın karbonlarının
yeniden düzenlenmesi sonucunda süksinil KoA oluşur. Bunu
düzenleyen enzim metil malonil KoA mutaz olup koenzimi
deoksiadenozil kobalamin formunda vitamin B12’dir.
NADPH yağ asit yıkımı değil, yağ asit sentezinde
gereklidir.
• Beta-globinin 11. kromozom çiftinde birer tane olmak
üzere iki genomu vardır. Bir tanesi eksik ise β-talasemi
minör, ikisi de eksik ise β-talasemi majör denir. βtalasemi ekzonların hatalı birleştirilmesi nedeni ile
ortaya çıkan bir hastalıktır.
42. Koenzim A’nın yapısında yer alan vitamin
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Niasin
B) Tiyamin
C) Piridoksal fosfat
D) Biyotin
E) Pantotenik asit
44. Oksidatif deaminasyona
aşağıdakilerden hangisidir?
giren
amino
asit
A) Aspartat
B) Alanin
C) Lösin
D) Glutamat
E) Valin
Doğru cevap: (E) Pantotenik asit
Sorunun amacı, pantotenik asidin, Koenzim A yapısında
yer alan tek vitamin olduğunun vurgulanmasıdır.
Pantotenik asit, açil gruplarının taşınmasını sağlayan
koenzim A’nın bir bileşenidir. Koenzim A, açil gruplarını
taşıyan bir tiyol grubu içerir. Bu yapılara örnekler süksinil
KoA, yağ açil KoA ve asetil KoA’dır. Pantotenik asit ayrıca,
yağ asit sentetaz enzim kompleksi yapısında yer alan açil
taşıyıcı protein bölgesinin de yapısal bileşenidir. Pantotenik
asit, hem yağ asit sentezi hem yağ asitlerinin yıkımında
gerekli olan bir vitamindir. Pantotenik asit ayrıca alfa-keto
asitlerin oksidatif dekarboksilasyon reaksiyonlarında
görev alan beş vitaminden biridir.
Doğru cevap: (D) Glutamat
Sorunun amacı, amino asitlerin amino gruplarının alfa
ketoglutarat üzerinde toplanması ile oluşan ve oksidatif
deaminasyona giren glutamatın bilinmesidir.
Amino asit yıkımının ilk aşaması α-amino gruplarının
uzaklaştırılmasıdır. Bu azot uzaklaştırıldıktan sonra başka
bileşiklerin yapısına girebilir veya atılabilir. Bu iki kısımda
gerçekleşir: Transaminasyon ve oksidatif deaminasyon
reaksiyonları. Bu reaksiyonlarla üre azotunun iki kaynağı
olan amonyak ve aspartat oluşumu da gerçekleştirilir.
20
A. TRANSAMİNASYON: AMİNO GRUPLARININ
GLUTAMAT ÜZERİNDE TOPLANMASI
45. Kiraz kırmızısı makula ve histiyositik köpük hücre
oluşumunun birlikte görüldüğü sfingolipidozlar
aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilmiştir?
Bir çok amino asidin yıkımındaki ilk aşama α-amino
gruplarının α-ketoglutarata aktarılmasıdır. α-ketoglutaratın
amino asit metabolizmasında önemli bir rolü vardır; diğer
amino asitlerden amino gruplarını toplayarak glutamat
şekline geçer. Transaminasyon sonucu oluşan glutamat
oksidatif deaminasyona uğrayabilir veya AST reaksiyonu
ile aspartatı oluşturabilir. Ayrıca esansiyel olmayan amino
asitlerin sentezinde amino grubu vericisi olarak kullanılabilir.
Amino gruplarının bir karbon iskeletinden diğerine aktarımını
aminotransferazlar adı verilen bir enzimler ailesi katalizler.
Lizin, treonin ve prolin haricindeki bütün amino asitler
katabolizmalarının bir aşamasında transaminasyona uğrar.
A) GM1 gangliozidoz, Niemann-Pick
B) Tay-Sachs, Sandhoff
C) Gaucher, Krabbe
D) Gaucher, Niemann-Pick
E) Tay-Sachs, Krabbe
Doğru cevap: (A) GM1 gangliozidoz, Niemann-Pick
Sorunun amacı, sfingolipidozlar içerisinde kiraz kırmızısı
makula ve histiyositik köpük hücre oluşturanların
bilinmesidir.
Sfingolipidozlar, sfingolipidlerin lizozomlarda yıkılamayıp
birikimi sonucu oluşurlar. Enzimlerin eksikliğinde enzimatik
blok arkasında kalan sfingolipitler lizozomlarda birikir.
Hücrelerin kimyasal kompozisyonu bozulur. Histiyositik
köpük hücreler oluşur. İçinde köpük hücre oluşan organ
büyür, ağırlığı artar, soluklaşır, sertleşir. Beyinde nöron
distansiyonu ve nöron kaybı olur. Gri madde yumuşar,
beyaz madde eksilir ve beyinde atrofi oluşur.
Alanin aminotransferaz: Glutamat-pirüvat transaminaz da
denir (GPT). Bir çok dokuda mevcuttur. Bu enzim alaninin
amino grubunu α-ketoglutarata aktarır ve sonuçta pirüvat ve
glutamat oluşur.
Aspartat
aminotransferaz:
Glutamat-okzaloasetat
transaminaz da denir (GOT). Aspartat aminotransferaz amino
asit katabolizması sırasında amino gruplarını glutamattan
okzaloasetata transfer eder ve oluşan aspartat bir azot
kaynağı olarak üre döngüsüne girer. Amino asitlerin
çoğunun amino grubu α-ketoglutarat ile transaminasyona
girerek glutamatta toplanır.
Gaucher, Niemann-Pick, GM1 gangliozidozda köpük
hücre oluşur.
Tay-Sachs, Krabbe hastalığı, metakromatik lökodistrofide
köpük hücre oluşmaz
B. OKSİDATİF DEAMİNASYON
GM1 gangliozidoz, Tay-Sachs, Sandhoff, Niemann-Pick’te
kiraz kırmızısı makula görülür.
Glutamat, oksidatif deaminasyona tek amino asit olup,
bu reaksiyon glutamat dehidrogenaz tarafından katalizlenir.
Bu enzim amino asitlerin glutamat üzerinde toplanmış olan
amino gruplarının amonyak şeklinde serbest kalmasına
neden olur. Mitokondriye özgü marker enzim olan glutamat
dehidrogenaz, oksidatif deaminasyondan sorumlu tek
enzimdir.
46. Yüksek dansiteli lipoproteinin (HDL) karaciğere
alınmasına aracılık eden reseptör aşağıdakilerden
hangisidir?
A) ATP bağlayıcı kaset taşıyıcı-1 (ABC-1)
B) Scavenger reseptör B-1 (SR-B1)
C) Klatrin
D) Apo E reseptörleri
E) Apo C reseptörleri
Doğru cevap: (B) Scavenger reseptör B-1 (SR-B1)
Sorunun amacı, tersine kolesterol taşınım sistemindeki
HDL’nin karaciğere alınmasına aracılık eden reseptörün
bilinmesidir.
Ekstrahepatik dokuların membranında bulunan serbest
kolesterol, ATP- bağlayıcı kaset taşıyıcı-1 (ATP-binding
casette transporter-1, ABC-1) adı verilen ve ATP varlığında
çalışan bir taşıyıcı protein aracılığı ile HDL içerisine alınır.
ABC-1 proteininde mutasyon olursa Tangier hastalığı
görülür.
HDL, karaciğer tarafından Apo A-I’i tanıyan scavenger
reseptör B-1 (SR-B1) adı verilen bir reseptör sayesinde
endositoz yolu ile alınır. Karaciğerde bulunan hepatik lipaz;
HDL2 yapısında yer alan triaçilgliserol, fosfolipitleri ayıklar.
Bu sırada kolesterol esterleri de karaciğere bırakılır.
Böylece hepatik lipaz etkisi ile HDL2 → HDL3‘e çevrilmiş
olur.
Bu dönüşüm sırasında açığa çıkan Apo A-I’e, az miktarda
fosfolipit ve kolesterol eklenmesiyle oluşan HDL’ye ise
prebeta HDL denir. Prebeta HDL, periferik dokulardan
serbest kolesterolü toplamada en potent moleküldür.
Şekil (Soru 44): Oksidatif deaminasyon
21
Tablo (Soru 45): Sfingolipidozlar ve önemli bazı bulgular
Hastalık
Eksik enzim
Önemli klinik bulgular
Tay Sachs
Hegzoaminidaz A
Kiraz kırmızısı makula, mental gerilik, GM-2 gangliozid birikimi
Sandhoff
Hegzoaminidaz A ve B
Kiraz kırmızısı makula, GM-2 gangliozid ve globozid birikimi
GM-1gangliozidoz
6-galaktozidaz
Kiraz kırmızısı makula, gangliozid ve mukopolisakkarid birkimi, Histiositik
köpük hücreler oluşur
Niemann Pick
Sfingomiyelinaz
Kiraz kırmızısı makula, hepatosplenomegali, mental gerilik, erken çocuklukta
ölüm, singomyelin birikimi. Histiositik köpük hücreler oluşur
Gaucher
Beta glukozidaz (6glukoserebrozidaz)
En sık görülen glikolipidoz, ACE enziminde artış, asit fosfataz yüksek,
uzun kemiklerde osteoporoz, glukoserebrozid birikimi ve hepatosplenomegali. Histiositik köpük hücreler oluşur
Krabbe
Beta galaktozidaz
Beynin beyaz cevherinde globoid cisimler, miyelin çoğu zaman yok.
Galaktoserebrozid birikir
Metakromatik lökodistrofi
Arilsülfataz A
Demiyelinizasyon, periferal nöropati, sülfatidler birikir
Fabry
Alfa galaktozidaz
X’e bağlı ressesif, deri lezyonları, globozid birikir
Farber
Seramidaz
İskelet anomalileri, ağrılı ilerleiyici eklem deformitesi, seramid birikir
47. Retinoik asit için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Sorunun amacı, fenilketonüride idrarda görülen fenil
ketonların öncülünün bilinmesidir.
A) Retinolün indirgenmesi ile oluşur.
B) Üreme ve görme üzerine etkisizdir.
C) Epitel dokusunun sağlamlığı açısından gereklidir.
D) Retinoik asit etki açısından steroid hormonlar ve D
vitaminine benzer.
E) 13-cis retinoik asit akut promiyelositer lösemi
tedavisinde verilebilir.
Fenilalanin dokularda, plazmada ve idrarda yüksek miktarda
bulunur. Fenilalanin hidroksilazın normal fonksiyon gösterdiği
durumlarda önemli miktarda üretilmeyen fenilpirüvat (diğer
fenilketon cisimlerinin de öncüsüdür), fenillaktat, fenil
asetat ve fenilasetilglutamin konsantrasyonları artmıştır.
Fenilasetat ter ve idrarın karakteristik kokusunu verir. Ter ve
idrarda fare idrarı (veya küf) kokusu oluşur.
Doğru cevap: (A) Retinolün indirgenmesi ile oluşur.
Sorunun amacı, A vitamini formu olan retinoik asidin
özelliklerinin bilinmesidir.
Retinoik asit, retinalin oksidasyonuyla oluşan asit türevidir.
Retinoik asit vücutta indirgenemez ve bu yüzden retinal ya
da retinole dönüşemez. Retinoik asit steroid hormonlara
benzer şekilde etki eden ve epitel dokusu için gerekli
olan A vitamini formudur. Retinoik asit etki açısından steroid
hormonlar ve D vitaminine benzer.
Retinol ve retinal, normal üreme için gereklidir. Erkeklerde
spermatogenezi
destekleyip,
kadınlarda
fetüsün
rezorpsiyonunu engeller.
Retinoik asit görme ve üreme fonksiyonunda etkisizdir
ancak, büyüme ve epitel hücrelerinin farklılaşmasında
etkindir. Bu nedenle doğumdan itibaren yalnızca retinoik
asit şeklinde A vitamini verilen hayvanlar kör ve kısırdırlar.
Ciddi ve inatçı kistik akneli hastalarda geleneksel tedaviler
başarısızdır, bu nedenle bu vakalarda isotretionin (13-cis
retinoik asit) ağızdan verilir. Bu ilaç aynı zamanda akut
promiyelositer lösemi tedavisinde verilebilir.
48. Fenilketonüride fenil ketonların öncülü aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Fenilglisin
C) Fenillaktat
B) Fenilasetat
D) Fenilpirüvat
E) Fenilasetilglutamin
Şekil (Soru 48): Fenilalanin metabolizması
Doğru cevap: (D) Fenilpirüvat
22
49. Dopamin sentezi için aşağıdaki koenzimlerden hangisi
kullanılır?
A) Tiyamin
C) Piridoksal fosfat
Sorunun
amacı;
gama-glutamil-transferaz
enziminin özelliklerinin bilinmesi.
B) Riboflavin
D) Niasin
E) Askorbik asit
GAMA-GLUTAMİL-TRANSFERAZ
1- Kolestazın en iyi göstergesidir.
2- Alkolik hepatitin en iyi göstergesidir.
3- Hücre membranından, gama glutamil siklusu ile amino
asitlerin taşınmasında görev alır.
4- Karaciğer tümöründe en spesifik artan enzimdir.
Doğru cevap: (C) Piridoksal fosfat
Sorunun amacı; katekolaminlerin sentezinde kullanılan
koenzimlerin bilinmesidir.
Katekolaminler tirozinden sentezlenir Tirozin ilk
olarak tirozin hidroksilaz ile hidroksile olarak 3,4dihidroksifenilalanin (DOPA) şekline dönüşür. Bu reaksiyon
fenilalaninin hidroksilasyonu reaksiyonuna benzer. Bu
reaksiyon hızı kısıtlayıcı aşamayı oluşturur, enzim MSS’de,
sempatik ganglionlarda ve adrenal medullada bulunur.
Dopamin DOPA’nın dekarboksilasyonu ile oluşur ve
koenzim olarak piridoksal fosfat kullanılır. Dopamin daha
sonra bakırlı bir enzim olan dopamin beta hidroksilaz ve
koenzim olarak askorbik asit gerektiren bir reaksiyon ile
norepinefrine dönüşür. Epinefrin, norepinefrinden Sadenozilmetiyoninin metil vericisi olarak kullandığı bir
N-metilasyon reaksiyonuyla oluşur. Bu reaksiyonda görev
alan feniletanolamin N-metil transferaz glukokortikoidler
tarafından indüklenir.
50. Gama-glutamil-transferaz enzimi
aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
ile
(GGT)
GAMA-GLUTAMİL SİKLUSU:
Hücre membranından, GGT ve glutatyon varlığında amino
asitlerin taşınmasında ve glutatyonun (GSH) yeniden
sentezinde rol alır. Gama-glutamil siklusunda 6 enzim
bulunur. Bunlardan sadece gama-glutamil-transpeptidaz
membranda yerleşmiştir.
Malign hiperpireksi (hipertermi) ciddi seyirli ve ender
görülen toksik bir miyopatidir. Duyarlı kişilerde vücut
sıcaklığında hızlı bir şekilde yükselme, şok ve konvülsiyonlar
olur. Genellikle genel anestezide görülür. Bazen sadece
kas gevşetici alanlarda da ortaya çıkar. Nöbetler esnasında
serum CPK aktiviteleri yükselir. İyileştikten sonra da,
orta derecede CPK yüksekliği devam edebilir. Genetik bir
bozukluktur.
51. Ribonükleotidleri, deoksiribonükleotidlere çeviren
enzim ve koenzimi hangi seçenekte birlikte
verilmiştir?
ilgili
A) Kolestazın en iyi göstergesidir.
B) Karaciğer tümörlerinde en spesifik artan enzimdir.
C) Hücre membranından, amino asitlerin taşınmasında
görev alır.
D) Alkolik hepatitin en iyi göstergesidir.
E) Malign hiperpireksinin en iyi göstergesidir.
A) Timidilat sentaz/Metilentetrahidrofolik asit
B) Ribonükleotid redüktaz/Tioredoksin
C) Karbamoil fosfat sentetaz II/ATP
D) Dihidrofolat redüktaz/Metilentetrahidrofolik asit
E) İnozin monofosfat dehidrogenaz/Tioredoksin
Doğru cevap: (B) Ribonükleotid redüktaz/Tioredoksin
Doğru cevap: (E) Malign hiperpireksinin en iyi göstergesidir.
Şekil (Soru 49): Katekolamin sentezi
23
uyarırken, progesteron inhibe etmektedir. Oksitosin meme
alveollerinin çevresindeki miyoepitelyal hücrelerin kasılmasına
ve alveoler kanallara süt akımını başlatır. Meme bezleri ve
uterusta bulunan oksitosin reseptörleri, östrojen tarafından
arttırılırken, progesteron tarafından azaltılmaktadır.
Sorunun
amacı,
DNA’nın
sentezinde
kullanılan
deoksiribonükleotidleri oluşturan ezimin ve koenzimin
hatırlatılmasıdır.
Ribonükleotid redüktaz; nükleozid disfosfatları (ADP,
GDP, CDP ve UDP) özgün olarak deoksi şekillerine;
dADP, dGDP, dCDP ve dUDP indirger. Bunun için öncelikle
tioredoksin adı verilen indirgeyici bir ajan gereklidir.
Tioredoksinin işlev görebilmesi için, indirgenmiş şekline
dönmesi gereklidir. Burada indirgeyici güç olarak NADPH
kullanılır ve bu reaksiyonu tioredoksin redüktaz enzimi
düzenler. Hidroksiüre (hidroksikarbamid) ve gemsitabin,
ribonükleotid redüktazı inhibe ederek etki gösteren
kemoterapötik ajanlardır.
53. Aşağıdakilerden hangisi termojenik bir hormondur?
A) Prolaktin
B) Somatostatin
C) İnsülin
D) Büyüme hormonu
E) Progesteron
Timidilat sentaz; N-5,N-10 metilen tetrahidrofolikasitten bir
metil grubu alarak deoksi-Uridilat (dUMP)’ı, deoksi-timidilat
(dTMP)’a çevirir. Bu esnada N5,N10 metilen tetrahidrofolat
(THF) ise direkt olarak dihidrofolat (DHF)’a dönüşür.
Doğru cevap: (E) Progesteron
Sorunun amacı, ovulasyondan sonra progesteronun
vücut
sıcaklığında
artış
meydana
getirdiğinin
bilinmesidir.
Memeli hücrelerinde karbamoil fosfat, glutamin ve
CO2’den hız kısıtlayıcı bir enzim olan karbamoil fosfat
sentetaz (KPS) II aracılığı ile sitozolde sentezlenir. KPS II,
diğer karboksilleyici enzimlerden farklıdır. Çünkü koenzim
olarak biyotine gereksinimi yoktur. KPS II, UTP ile inhibe
olurken, ATP ve PRPP aktivatördürler.
Progesteron hormonu, 21 karbonlu steroid yapılı bir
hormondur. Primer olarak overlerde corpus luteum’un
granulosa hücrelerinde sentezlenir. Gebelik sırasında ise
başlıca üretim plasentada olmaktadır.
PROGESTERONUN BAŞLICA FONKSİYONLARI:
Dihidrofolatın, tetrahidrofolata indirgenmesini dihidrofolat
redüktaz enzimi gerçekleştirir. “Metotreksat” gibi folat
analoğu ilaçlar bu enzimi inhibe ederek, antitümöral etki
gösterir.
• Uterus endometrium’undaki glandüler hücrelerin
sekresyonunu arttırmak.
• Uterus epitelini fertilize ovumun yerleşimine
hazırlamak.
İnozin monofosfat de novo pürin sentezinde ilk oluşan
nükleotid olup, bütün pürin nükleotidlerin “kaynağı”
olarak kabul edilir. Pürin nükleotidlerin biyosentezinde 5fosforibozilaminden sonra gelen 9 reaksiyon sonucunda
inozin monofosfat (İMP) sentezlenir. Bu yolda enerji, 4 tane
ATP molekülünden sağlanır. İMP pürin sentezinde son ortak
nükleotiddir. İMP, daha sonra AMP veya GMP’ye dönüşür.
İMP dehidrogenaz inhibitörü olan mikofenolik asittir
• Meme dokusunu geliştirmek.
• Periferik kan akımını azaltarak ısı kaybını önlemek.
Özellikle ovulasyondan sonra progesteron düzeylerindeki
artış vücut sıcaklığında 0,5 ºC’lik bir artışa neden olur. Bu
ısı artışının saptanması ovulasyonun bir kanıtıdır.
54. Dal yapıcı enzim (alfa 1,4- 1,6 transglikozilaz)
eksikliğinde meydana gelen glikojen depo hastalığı
aşağıdakilerden hangisidir?
52. Oksitosin için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Etkisini cAMP üzerinden gösterir.
B) Paraventriküler çekirdeklerin nöronlarında
sentezlenir.
C) Nörofizin I aracılığı ile hipotalamustan, hipofize
taşınır.
D) Meme bezleri ve uterusta bulunan oksitosin
reseptörleri, östrojen tarafından arttırılır.
E) Dokuz amino asitten meydana gelen halkasal bir
nonapeptiddir.
A) Pompe
B) Anderson
C) McArdle
D) Cori Forbes
E) von Gierke
Doğru cevap: (B) Anderson
Sorunun amacı, glikojen depo hastalıklarında eksik olan
enzimlerin bilinmesidir.
Doğru cevap: (A) Etkisini cAMP üzerinden gösterir.
GLİKOJEN DEPO HASTALIKLARI
Sorunun amacı; oksitosinin özelliklerini vurgulamaktır.
Oksitosin dokuz amino asitten meydana gelen halkasal
bir nonapeptiddir ve bir disülfit bağı taşır. Etkisini inozitolP3 döngüsü aracılığı ile göstermektedir. Başlıca görevi
doğum ve laktasyon sırasında düz kasların kasılmasını
uyarmaktır. Hamilelikte uterustaki oksitosin reseptörlerinin
sayısı 100-200 kat artar.
• Tip I-von Gierke hastalığı: Glukoz 6-fosfataz eksikliği
söz konusudur. Karaciğer, böbrek ve bağırsaklar en
çok etkilenen dokulardır. Glikojenoliz ile karaciğerden
yeterince glukoz sağlanamadığı için ciddi şekilde açlık
hipoglisemisi görülür.
Metabolik yakıt olarak yağların mobilize olması
ile hiperlipidemi görülür. Plazmada artan lipidler
çoğunlukla serbest yağ asitleridir. Karaciğerde yağlanma
ve hepatomegali söz konusudur. von Gierke’de
kesinlikle splenomegali olmaz. Karaciğer laktik asitten
glukoz yapamadığı için hiperlaktikasidemi görülür.
Bu nedenle hormon düzeylerindeki çok hafif artışlar dahi
önemli fizyolojik etki ile sonuçlanır. Doğum sırasında
oksitosin salınması uterusun kasılmasını artırarak fötüsün
çıkmasını sağlar. Oksitosin sıklıkla doğumu hızlandırmak
amacıyla verilir Östrojen, oksitosin ve nörofizin I yapımını
24
56. Aşağıdaki bakterilerden hangisi spor yapısı
oluşturur?
Heksoz monofosfat yolunun hiperaktivitesi ile birlikte
pentoz fosfatların artışı sonucu gut artriti ile birlikte
hiperürisemi eşlik eder. Yağların aşırı mobilizasyonu
keton cisimlerinin yapımını arttırır. Ayrıca laktik asit
artışına bağlı olarak metabolik asidoz meydana gelebilir.
Biriken glikojen normal yapıdadır.
A) Staphylococcus aureus
B) Clostridium perfringens
C) Streptococcus pneumoniae
D) Escherichia coli
E) Mycobacterium tuberculosis
• Tip II-Pompe hastalığı: Lizozomal bir enzim olan α-1,4
glukozidaz (asid maltaz) enzimi eksiktir. Sitozoldeki
vakuollerde aşırı miktarda glikojen birikmesi ile
karakterize bir hastalıktır. Kalp, karaciğer ve kaslar
etkilenmektedir. Glikojen yapısının normal olduğu
bu hastalıkta kan glukoz düzeyi normaldir. Ciddi
şekilde kardiyomegalisi olan hastalar erken çocukluk
döneminde kaybedilmektedirler.
Doğru cevap: (B) Clostridium perfringens
Sorunun amacı, Temel Mikrobiyoloji’de doğal koşullara
dayanıklı olan sporlu bakterileri sorgulamaktır.
Bakterilerin dış ortama en dayanıklı formu spor, en dayanıksız
formu vejetatif şeklidir. Başlıca iki gram (+) çomakta spor
oluşumu izlenir: Bunlardan Bacillus cinsi aerop ve Clostridium
cinsi anaerop üreme özelliğindedir. Spor ortada (santral, B.
anthracis), uçta (terminal, C. tetani -davul tokmağı, tenis
raketi) ya da uca yakın (subterminal, C. botulinum) oluşabilir.
Spor yapısında kısa bir elektron transport zinciri (sitokrom
yok) mevcuttur ve ATP dışı enerji kaynaklarını (3-fosfogliserat)
tercih eder. Yüksek oranda kalsiyum iyonları mevcuttur ve
normalde bulunmayan dipikolinik asit (Ca şelatörü) bulunur.
• Tip III-Forbes (Cori) hastalığı: Dal yıkıcı enzimin
(amilo1-6 glukozidaz) eksikliğine bağlı olarak görülür
ve karaciğer, kas, kalp ve lökositler etkilenmiştir.
Hepatomegali, değişik kas tutulmaları ve açlık
hipoglisemisi ile karakterizedir. Prognozu en hafif ve en
sık görülen glikojen depo hastalığıdır. Biriken glikojen
anormal yapıdadır
• Tip IV-Anderson hastalığı: Dal yapıcı enzim alfa
1,4- 1,6 transglikozilaz (glikozil α-4:6 transferaz)
enziminin etkilendiği ve birçok dokuda hasar olan bir
formdur. Jüvenil tipinde ilerleyen siroz ve miyopati,
geç başlayan tipinde ise kalp yetmezliği görülmektedir.
Biriken glikojen anormal yapıdadır.
57. Aşağıdakilerden hangisi bakteri duvar yapısında yer
alan peptidoglikana ait bir komponent değildir?
A) N-asetil muramik asit
B) D-Alanin
C) Diaminopimelik asit
D) Teikoik asit
E) Glutamik asit
• Tip V-McArdle hastalığı: Kas fosforilazın eksikliğine
bağlı olarak iskelet kaslarında aşırı derecede glikojen
depolanması ve egzersize karşı intolerans ile seyreder.
Karaciğer enzimleri normaldir. Egzersiz yapan kişilerde
kan laktat düzeyinde artma olmadan krampların
görülmesi karakteristiktir. Bu hastalarda yaşamın ileri
dönemlerinde miyoglobinüri gözlenmektedir. Prognoz
genellikle oldukça iyidir.
Doğru cevap: (D) Teikoik asit
Sorunun amacı, peptidoglikan tabakanın komponentlerini
sorgulayan bir soru. Gram pozitif bakterilerde duvarda
bulunan teikoik asit ve gram negatif duvarında bulunan
LPS peptidoglikan tabakaya ait değildir.
55. Aşağıdaki bakterilerin hangilerinin tanısında in vitro
kültür yapılamaz?
Peptidoglikan yapı iki ana kısımdan oluşur:
I- Rickettsia prowazekii
II- Mycoplasma hominis
III- Chlamydia trachomatis
IV- Treponema pallidum
1) GLİKAN BÖLÜMÜ:
N-asetil muramik asit (NAMA) ve N-asetil glukozamin (NAGA)
kompleksinden ibarettir. Bu yapılar birbirlerine peptid bağları
ile (beta 1-4 glikozid) bağlanmış durumdadırlar. Bu bağlar
lizozimin hedef bölgesidir.
A) Yalnız I
B) I ve III
C) Yalnız IV
D) I, III ve IV
E) I, II, III ve IV
2) TETRAPEPTİDLER:
Glikan yapıya bağlanan amino asitler (L-alanin, D-glutamik
asit, L-lizin/diaminopimelikasit, D-alanin, D-alanin) tetrapeptit
yapıyı oluşturur. L-lizin sadece gram pozitif bakterilerde
bulunur. Diaminopimelik asit daha sık olarak gram (-)
bakterilerde lipoprotein tabakayı bağlar ve sadece prokaryot
hücre duvarında bulunur. D-alanin tetrapeptidler arası çapraz
bağlanmayı sağlar. Tetrapeptidler arasındaki çapraz bağlar
yapının dayanıklılığını sağlar ve peptidoglikan yapının en
sağlam bağlarıdır. Uçtaki iki D-alanin molekülü vankomisin
ve teikoplaninin başlıca etki bölgesidir. İskelet yapı bütün
bakterilerde aynıdır; fakat tetrapeptid dizileri arasında oluşan
çapraz bağlar türden türe değişir. Patojen bakterilerde çapraz
bağlar patojen olmayan bakterilerden daha fazladır. Böylece
vücut sıvılarındaki lizozimin etkisine daha dirençli olurlar.
Doğru cevap: (D) I, III ve IV
Sorunun amacı, kültürü yapılamayan bakterileri
sorgulamaktır. Riketsiya ve klamidyalar zorunlu hücre içi
patojenler olduğu için in vitro kültürde üretilemez.
Riketsiya ve klamidya türleri zorunlu hücre içi patojenleridir.
Ancak virüsler gibi hücre kültüründe üretilebilirler. Treponema
pallidum ve Mycobacterium leprae ise rutin kültürlerde
üretilemez. Spirillum minus ve Klebsiella granulomatis
de kültürlerde üretilemez. Ayrıca rutin kültürlerde, adi
besiyerlerinde üretilemeyen etkenler arasında Mycoplasma,
Ureaplasma ve Legionella türleri de sayılabilir.
25
Şekil (Soru 56): Spor yapısı ve sporogenez, endospor oluşum süreci
Şekil (Soru 57): Peptidoglikan (mürein)
26
Doğru cevap: (B) Staphylococcus epidermidis/biyofilm oluşumu
58. Altmış yedi yaşında obez bir kadın hasta bacağında
gelişen selülit tablosu ile hastaneye başvuruyor.
Yapılan rutin kültürlerde etken olarak gram pozitif kok
morfolojisinde, katalaz testi negatif, beta hemolitik bir
bakteri saptanıyor.
Sorunun amacı, olgularda etken olan bakterilerin virülans
faktörlerini sorgulamaktır. Soruda sorulan Staphylococcus
epidermidis, kateter ve protez infeksiyonlarında en
sık izole edilen etkendir. Virülansından, ürettiği “slime
tabakası” sorumludur.
Yukarıda tanımlanan bakterinin invazif infeksiyon
yapmasına neden olan virülans faktörü aşağıdakilerden
hangisidir?
STAPHYLOCOCCUS EPIDERMIDIS
• En dışındaki yapışıcı (slime; ekzopolisakkarit) tabakası
sayesinde plastik ve cam gibi yabancı yüzeylere
yapışır. Yabancı cisim infeksiyonlarının en sık sebebidir.
İntravenöz ya da kalıcı periton kateterleri, prostetik
cihazlar, kalp pili elektrotları ve ventriküloperitoneal
şant nedeniyle gelişen infeksiyonlarda akla gelmelidir.
A) A-B yapısında ekzotoksin
B) Lipopolisakkarit
C) P-fimbria
D) Streptokinaz
E) Lesitinaz
Doğru cevap: (D) Streptokinaz
• Son zamanlarda hemokültürlerden belirlenen en
sık etken ve aynı zamanda en sık kontaminasyon
nedenidir. Etken ayrımı için en az iki hemokültürde
üreme gerekmektedir.
Sorunun amacı, hastalık ve virülans faktörü ilişkisini
sorgulamaktır.
STREPTOCOCCUS PYOGENES’İN
VİRÜLANS FAKTÖRLERİ
DİĞER SEÇENEKLER:
• Hyalüronik asit yapısındaki kapsül (immünojen
değildir)
• Enterococcus fecalis: Hastane infeksiyonlarına
neden olan bir etkendir. Gram pozitif kok morfolojisinde
katalaz ve koagülaz negatif, PYR testi pozitiftir. Tedavide
vankomisin direnci sorun teşkil etmektedir.
• Lipoteikoik asit (konağa bağlanma)
• M proteini: Virülansla en önemli ilgisi bulunan yapıdır.
Antifagositik ve antikomplemanterdir. Konak hücre
seçiciliğini (farinks, cilt) belirler. Bazı M tipleri romatojenik,
bazıları nefritojenik, bazıları da invazif infeksiyonla ilgili
bulunmuştur.
• Staphylococcus aureus: Sıklıkla hastane infeksiyonu
etkeni olarak izole edilmektedir. Panton valentin toksini
özellikle toplum kaynaklı MRSA’larda dokuda nekroza
neden olan bir virülans faktörüdür.
• Streptolizin-O: Kuvvetli immünojendir. ASO oluşur.
Geçirilmiş farenjit delilidir. Cilt lipitleri Streptolizin-O’ yu
inaktive eder; cilt infeksiyonlarındaASO pozitifleşmez.
• Streptococcus mutans: Ürettiği dektran ile diş çürüğü
ve subakut endokardite neden olabilir.
• Streptococus pyogenes: Ürettiği streptokinaz ile invazif
infeksiyona neden olabilir.
• Streptokinaz: Plazminojeni plazmine çevirerek fibrinoliz
yapar, bakteri dokuya yayılır. Erken dönem Miyokard
infarktüsü ve pulmoner emboli tedavisinde kullanılır.
Allerjik bir madde olduğu için tekrarlı kullanımı risklidir.
Bu nedenle tromboembolik olaylarda daha seçici ve
güvenli, ancak pahalı bir preparat olan doku plazminojen
aktivatörü (tPA) tercih edilmektedir.
60. Aşağıdaki bakterilerden hangisinin, kültür çalışmaları
laboratuvarda biyogüvenlik düzeyi 3 önlemleri
alınmasını gerektirir?
A) Vibrio cholerae
B) Brucella melitensis
C) Salmonella typhi
D) Yersinia enterocolitica
E) Chryseobacterium meningosepticum
DİĞER SEÇENEKLER:
• A-B yapısında ekzotoksinle (eritrojenik toksin) kızıl
hastalığına neden olabilir.
• Lipopolisakkarit yapısı gram negatiflerde bulunur ve
inflamasyondan sorumlu ana yapıdır.
Doğru cevap: (B) Brucella melitensis
• P-fimbria; Escherichia coli’nin mukozaya adezyonunda
rol oynar.
Sorunun amacı, laboratuvar
etkenlerini vurgulamaktır.
• Lesitinaz: Clostridium perfringens’in dokuda yayılımını
sağlayan en önemli virülans faktörüdür.
@
59. Hastanede yoğun bakımda yatmakta olan 48 yaşında
bir hastada kateter infeksiyonu gelişmiştir. Yapılan
bakteriyolojik kültürlerde gram pozitif kok morfolojisinde,
katalaz testi pozitif, koagulaz testi negatif bir etken
üretilmiştir.
kaynaklı
infeksiyon
LABORATUVAR KAYNAKLI İNFEKSİYON
ETKENLERİ
• Bacillus anthracis
• Mycobacterium tuberculosis
• Clostridium botulinum
• Brucella türleri
Yukarıda tanımlanan olguya neden olan bakteri ve
virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?
• Francisella tularensis
A) Enterococcus fecalis/Vankomisin direnci
B) Staphylococcus epidermidis/biyofilm oluşumu
C) Staphylococcus aureus/Panton valentin toksini
D) Streptococcus mutans/dekstran üretimi
E) Streptococus pyogenes/Streptokinaz
• Bunyaviridae
• Arenavirüs
• Filovirüsler
• Primer sistemik dimorfik mantarlar (Coccidioides
immitis, Blastomyces dermatidis vb.)
27
61. Pnömoni düşünülen bir hastada IgA proteaz salgılayan,
gram (+) kok morfolojisinde kapsüllü bir bakteri izole
edilmiştir.
Tablo (Soru 62): Yumuşak doku infeksiyonları
ve eşlik eden bazı risk faktörleri
Bu hastada kesin tanı için aşağıdaki tanı testlerinden
hangisi yapılmalıdır?
Risk faktör
Etiyolojik ajan
Kedi ısırığı
Pasteurella multocida
Köpek ısırığı
P. multocida,
Capnocytophaga
canimorsus,
Staphylococcus intermedius
Kene ısırığı sonrası erytema
chronicum migrans
Borrelia burgdorferi
Yanık
Pseudomonas aeruginosa
Diabet veya periferik vasküler
hastalık
Grup B streptokok
Periorbital selülit (çocuk)
Haemophilus influenza
Safen ven donör bölge selüliti
Grup C ve G streptokok
• Koagülaz testi: Staphylococcus aureus’ta pozitiftir.
Tatlı su laserasyonu
Aeromonas hydrophila
• Hippurat testi: Streptococcus agalactiae’de pozitiftir.
Deniz suyu maruziyeti, siroz
Vibrio vulnificus
Statis dermatite eşlik eden
selülüt
Grup A,C ve G streptokok
Lenfödem
Grup A,C ve G streptokok
Kedi tırmığı
Bartonella henselae,
B. quintana
HIV pozitif hastalarda basiller
anjiyomatoz
Bartonella henselae,
B. quintana
Kasap, hayvan teması
Kılçık, balık dikeni
Erysipelothrix rhusipathiae
Akvaryum suyu teması
Mycobacterium marinum
İnsan ısırığı
Eikenella corrodens,
Fusobacterıum spp.,
Prevotella spp.,
Porphorymonas app.,
Streptococcus pyogenes
A) Koagülaz testi
C) Hippurat testi
B) Optokin duyarlılığı
D) Safra eskülin testi
E) CAMP testi
Doğru cevap: (B) Optokin duyarlılığı
Sorunun amacı, pnömokok tanısını vurgulamaktır.
Pnömokok türlerinin pratik tanısında optokin duyarlılığı
en kolay rutin test olarak kullanılmaktadır.
• Streptococcus pneumoniae, alfa hemolitik, kapsüllü,
örneklerde tipik mum alevi şeklinde diplokoklardır.
İnülini hidrolize ederler. Optokine duyarlıdırlar. Safra
tuzlarında erirler. Kapsül şişme reaksiyonu (Quellung) ile
serotipleri belirlenebilir. En spesifik tanıları bu yöntemle
konur.
• Safra eskülin testi: Enterococcus türlerinde pozitiftir.
• CAMP testi: Streptococcus agalactiae’de pozitiftir.
@
Virülansında Ig A proteazın rol aldığı bazı
bakteriler
• Streptococcus pneumoniae
• Neisseria meningitidis
• Haemophilus influenzae
• Neisseria gonorrhoeae
62. Yumuşak doku infeksiyonlarında risk faktörleri ve en
olası etken eşlemelerinden hangisi yanlıştır?
Risk Faktörü
A) İnsan ısırığı
B) Periorbital sellülit
Etken
Eikenella corrodens
Haemophilus influenzae
C) Kedi ısırığı
Bartonella hanselae
D) Akvaryum suyu teması
Mycobacterium marinum
E) Hayvan teması
Bacillus anthracis
Doğru cevap: (C) Kedi ısırığı
63. Hastanede yatmakta olan bir hastanın hemokültüründe
gram (-) çomak morfolojisinde, oksidaz (-), hareketli,
glukozu fermente etmeyen bir bakteri üremiştir. Bakterinin
imipeneme dirençli, trimetoprim-sülfametoksazole duyarlı
olduğu saptanmıştır.
Bartonella hanselae
Sorunun amacı, yumuşak doku infeksiyonu etkenlerini
sorgulamaktır. Soruda en tehlikeli olan, kedi tırmığı
değil kedi ısırığı soruluyor. Dikkatsiz meslektaşlarımızın
rahatlıkla yanlış yapabileceği bir soru.
Bu hastada en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?
A) Pseudomonas aureginosa
B) Klebsiella pnemoniae
C) Escherichia coli
D) Stenotrophomonas maltophilia
E) Acinetobacter baumanii
• Bartonella henselae: Kedi tırmığı hastalığına yol açar.
Bu hastalığın bir başka etkeni ise Afipia felis’tir. HIV
(+) olgularda görülen basiller anjiyomatoz ve basiller
peliosis hepatis tablolarına da yol açar.
Kedi-köpek ısırıklarında ise Pasteurella multocida
etkendir. Gram (-) kokobasildir. Kanlı ve çikolatamsı
besiyerinde üremesine rağmen MacConkey besiyerinde
ürememektedir. Penisiline duyarlı tek gram (-) aerop
basildir.
Doğru cevap: (D) Stenotrophomonas maltophilia
Sorunun amacı, yoğun bakım infeksiyonu etkenlerinin
mikrobiyolojik tanısını sorgulamaktır. Soruda kritik
veriler: Bakterinin non-fermentatif olması, oksidaz
negatifliği, hareket ve TMP-SMX duyarlılığı…
• Diğer seçenekler doğru eşleşmelerdir.
28
• Stenotrophomonas maltophilia: Önemli bir hastane
infeksiyonu etkenidir. Oksidaz (-), hareketli, nonfermentatif bir bakteridir. Farklı antibiyotik direnci ile
göze çarpar. Karbapenemlere doğal dirençli iken
ko-trimoksazol, kloramfenikol, siprofloksasine duyarlı
bulunması tanıtıcı bir özelliğidir. Tedavide ko-trimoksazol
önerilir.
65. Grip tanısı konan bir hastanın yaşadığı bölgede influenza
A H1N1 ve influenza B virüs infeksiyonu salgını olduğu
belirlenmiştir.
Bu hastada en uygun tedavi aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Amantadin
B) Zanamivir
C) Ribavirin
D) Foskarnet
E) Ritonavir
• Pseudomonas aureginosa: Yoğun bakım infeksiyonu
etkenidir. Gram negatif çomak morfolojisinde, nonfermentatif, oksidaz pozitif bir bakteridir.
• Klebsiella pnemoniae: Yoğun bakım infeksiyonu
etkenidir. Gram negatif çomak morfolojisinde,
fermentatif, oksidaz negatif, kapsüllü ve hareketsiz bir
bakteridir.
Doğru cevap: (B) Zanamivir
Sorunun amacı, antiviral tedaviyi sorgulamaktır. Soruda
dikkat edilmesi gereken şey, sadece influenza A’ya etkili
olan amantadinin aksine zanamivirin influenza A ve B
infeksiyonlarında kullanılabilmesidir.
• Escherichia coli: Yoğun bakım infeksiyonu etkenidir.
Gram negatif çomak morfolojisinde, fermentatif, oksidaz
negatif, laktoz ve indol pozitif bir bakteridir.
• Acinetobacter baumanii: Yoğun bakım infeksiyonu
etkenidir. Gram negatif çomak morfolojisinde, nonfermentatif, oksidaz negatif, hareketsiz bir bakteridir.
• Zanamivir ve oseltamivir: İnfluenza virüsünün infekte
hücreden serbestleşmesini engelleyerek etkili olmaktadır.
Hem influenza A hem de B’ye etkilidirler. Oseltamivir oral,
zanamivir inhaler olarak kullanılır. Zanamivirin astım
ataklarını tetikleyici rolü olduğundan astımlı hastalarda
verilmesi uygun değildir.
64. Epstein-Barr virüs replikasyonunun gerçekleştiği
hücre ve virüs tarafından transformasyona uğratılan
hücre eşlemelerinden hangisi doğrudur?
• Amantadin: İnfluenza A’da kullanılır.
• Ribavirin: RSV ve HCV gibi RNA virüslerince oluşturulan
infeksiyonlarda kullanılır.
A) Lenf nodu dendritik hücreleri/T lenfosit
B) Monosit/orofarinks hücreleri
C) Monosit/hepatosit
D) Nazofarinks epitelyal hücreleri/B lenfosit
E) T lenfosit/dalak makrofajları
• Foskarnet: Herpesvirüs infeksiyonlarında kullanılır.
• Ritonavir: HIV infeksiyonu tedavisinde kullanılan bir
proteaz inhibitörüdür.
Doğru cevap: (D) Nazofarinks epitelyal hücreleri/B lenfosit
66. Yirmi üç yaşında bir erkek hasta sarılık, ateş, halsizlik,
eklem ağrıları ve iştahsızlık şikâyetleriyle hastaneye
başvurmuştur. Yapılan tetkiklerde; HBsAg (+), antiHBs (-), anti HBc IgM (+), HBeAg (+), anti HAV IgG (+)
saptanmıştır.
Sorunun amacı, latent virüslerin primer infeksiyon ve
latent infeksiyon bölgelerini sorgulamaktır. Son yılların
en popüler sorularından birisidir.
Epstein-Barr virüs özellikle tükürükte bulunur ve tükürükle
direkt temas ya da tükürük ile kirlenmiş eşya ile dolaylı
temas sonucunda bulaşır (öpücük hastalığı). Sadece insan B
lenfositlerinde ve nazofarinks-orofarinks epitelinde üreyebilir.
Virüs yüzeyindeki zar glikoproteinleri (gp350/ gp220) ile
faringeal epitel hücrelerinde ve B lenfositlerinde bulunan
C3d (CR 2 veya CD 21) kompleman reseptörlerine bağlanır.
Bu süreçte uyarılan B hücreleri heterofil, çok sayıda antikor
yanıtına neden olurken, aynı zamanda sitotoksik T lenfositleri
de uyarılırlar. Bu uyarı sonrası lenfositoz ve atipik lenfositler
(Downey hücreleri) ortaya çıkar.
Bu hasta için en uygun tanı aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Akut HBV infeksiyonu
B) Kronik HAV infeksiyonu
C) HAV ve HBV koinfeksiyonu
D) Geçirilmiş HBV infeksiyonu
E) HBV aşısı ile aşılanmış kişi
Doğru cevap: (A) Akut HBV infeksiyonu
Tablo (Soru 64): Herpesvirüslerin primer ve
latent infeksiyon bölgeleri
Primer enfeksiyon
Sorunun amacı, hapetit markerlerinin yorumunu
sorgulamaktır. Soru klasik bir akut HBV infeksiyonu.
Latent
enfeksiyon
HSV Tip 1/2
Mukoepitelyal hc.
Nöron
VZV
Mukoepitelyal hc.
Nöron
Akut HBV infeksiyonunda HBsAg (+), anti-HBs (-), anti HBc
IgM (+), HBe (+)
Kronik HAV infeksiyonu yoktur ancak geçirilmiş HAV
infeksiyonunda anti HAV IgG pozitiftir.
EBV
B hücre, epitelyal hücre
B lenfosit
HHV-8
Lenfosit
B lenfosit
HAV ve HBV ko-infeksiyonunda anti-HAV IgM pozitif ve antiHBV IgM pozitiftir.
CMV
Lenfosit,monosit,
epitelyal hücre
Lenfosit, monosit
HHV-6
Salgı bezleri, nöron
T lenfosit
Geçirilmiş HBV infeksiyonunda anti-HBs pozitif ve anti-HBc
IgG pozitiftir
HBV için aşılanmış kişilerde tek başına anti-HBs pozitiftir.
29
Şekil (Soru 65): Antiviral ajanların terapötik kullanımları
Tablo (Soru 66): Hepatit B serolojisi yorumları
HBs Ag
Anti HBc G
Anti HBc M
HBe Ag
Anti HBe
Anti HBs
+
+
+
+
-
-
Akut HBV hepatiti
+
+
-
+/-
+/-
-
Kronik enfeksiyon
-
+
+
-
+
-
Pencere dönemi
-
+
-
-
+
+
Geçirilmiş HBV inf.
-
-
-
-
-
+
Aşı ile bağışıklama
-
+
-
-
-
-
? izlenmeli
67. Aşağıdaki DNA virüslerinden hangisi bütün
transkripsiyon ve replikasyon enzimlerini kapsidi
içinde bulundurduğu için konak hücre çekirdeğine
girmeden yalnızca konak hücre sitoplazmasında
replike olur?
Yorum
Poksvirüsler en büyük ve en kompleks yapıya sahiptir.
Viryonunda replikasyonda kullanılacak çok sayıda enzim
(DNA bağımlı RNA polimeraz, poli A polimeraz, transkripsiyon
faktörü vb.) bulundurur. Bu nedenle de DNA virüsleri
arasında sitoplazmada replikasyonunu tamamlayabilen
tek virüstür. Sitoplazmada asidofil inklüzyon cisimciği
(Guarnieri) oluşturur.
A) Adenovirüs
B) Poxvirüs
C) Herpesvirüs
D) Hepatit B virüsu
E) Parvovirüs
Diğer seçeneklerde verilmiş olan bütün DNA virüsleri konak
nükleusunda replike olur.
Doğru cevap: (B) Poxvirüs
68. Aşağıdaki besiyerlerinden hangisi özellikle Candida
türlerinin identifikasyonunda kullanılır?
Sorunun amacı, bakterilere en yakın olan virüsü sormak.
Gerçekten Poksvirüs bakteri gibi sitoplazmada çoğalır ve
enzimlerini viryon içerisinde taşır.
A) Saboraud dekstroz agar
B) Niger seed agar
C) Sikloheksimidli agar
D) CHROMagar
E) Czapek-Dox agar
30
Doğru cevap: (D) CHROMagar
• Saboraud dekstroz agar: Mantarların genel bir
besiyeridir.
Sorunun amacı, Candida türlerinin identifikasyonunda
kullanılan rutin besiyerini sorgulamaktır. Zor bir mantar
sorusudur. Renk değişimine bakarak mantarların
identifikasyonunda kullanılan besiyeri CHROMagar’dır.
• Niger seed agar: Cryptococcus neoformans üretiminde
kullanılır.
• Sikloheksimidli agar: Dermatofit mantarların diğer
küflerden ayrımını sağlar.
Tablo (Soru 68): Mantar infeksiyonlarının
tanısında sık kullanılan besiyerleri
Sabouraud
Dekstroz agar
Mantarların izolasyon ve
üretilmesinde kullanılan genel
besiyeridir.
Zeytin yağlı
Sabouraud
Dekstroz agar
M. furfur üretilmesinde kullanılır.
Sabouraud Glukoz
buyyon
Candida türlerinin ayrımında
kullanılır.
CHROMagar
Candida türlerinin ayrımında
kullanılır.
Littman Oxgall agar
Patojenik bazı mantarlar ve
dermatofitlerde kullanılır.
Beyin kalp infüzyon
agar
Histoplasma ve Blastomyces’in oda
ısısında izolasyonunda kullanılır.
Mısır unlu agar
C. albicansta klamidospor
oluşturmak için kullanılır.
Mantarların mikroskopik tanısında
Lam kültüründe de faydalıdır.
Malt ekstrakt agar
Birçok mantarı izole etmede
kullanılan genel besiyeridir.
Yulaf unlu agar
Streptomycates izolasyonunda
kullanılır.
Patates dektroz
agar
Microsporum auodini ile M. canis;
T. rubrum ve T. mentogrophytesi
ayrımında kullanılır.
Pirinçli besiyeri
Dermatofitler için kullanılır. M.
audovinii ve M. canis ayrımında
kullanılır.
Czapek agar
Penicillium, Aspergillus üzerinde
araştırmalarda kullanılır.
Dermatofit test
medium
Dermatofitlerin ayrımı için
kullanılan indikatörlü besiyeridir.
Siklohekzimid içeriği ile küf
mantarlarının kontaminasyonunu
önler.
Sisteinli kanlı agar
Mantarların maya formunu devam
ettirmede kullanılır.
Salvin YP ortam
Histoplasma capsulatum için
kullanılır.
Saphi agar
Dokulardan Histoplasma
capsulatum ve Blastomyces
dermatitidis izol. kullanılır.
Thioglucolate
besiyer
Aktinomiçeslerin izolasyon
Nitrat reduksiyon
ortamı
Aktinomiçeslerin tanısında
Kazein agar
Ortam genellikle Nacardia ile
streptomyeclenin ayrımında
kullanılır.
Tiaminli kanlı agar
Dermatositlerin mikrokonidi
formasyonunda kullanılır.
• Czapek-Dox agar: Aspergillus türlerinin üretilmesinde
kullanılır.
• CHROMagar: Candida türlerinin tiplendirilmesinde
kullanılır.
69. Aşağıdaki mantarlardan hangisinin neden olduğu
infeksiyonların tedavisinde kaspofungin iyi bir
seçenektir?
A) Rhizopus oryzae
B) Aspergillus fumigatus
C) Fusarium solani
D) Penicillum marneffei
E) Trichophyton scoenleinii
Doğru cevap: (B) Aspergillus fumigatus
Sorunun amacı, kaspofunginin kullanıldığı iki mantardan
Aspergillus sorgulanmaktadır. Diğer mantar ise Candida
türleridir.
Kaspofungin: Glukan sentez inhibitörleri, 1,3-beta-Dglukan sentetaz enzimini inhibe ederek mantar hücre
duvarının önemli bir komponenti olan 1-3-beta-D-glukan
sentezini önlerler. Bu grupta kaspofungin (pnömokandin)
yer almaktadır. Kaspofungin esas olarak dirençli invazif
aspergilloz ve kandidozların sistemik tedavisinde
kullanılmaktadır.
Tablo (Soru 69): Ekinokandinler
Kaspofungin,
anidulafungin,
mikafungin
Aminokandin
IV
Mantar hücre
duvarındaki
glukan
sentezinin
inhibisyonu
Kaspofungin
invazif kandidoz
ve aspergilloz
tedavisi için
onay almıştır;
anidulafungin,
invazif kandidoz
tedavisi için
onay almıştır;
mikafungin invazif
kandidoz tedavisi
için onay almıştır;
Candida’ya karşı
fungisidal aktivite
Diğer
ekinokandinlerle
aynı
Araştırma
aşamasında
70. Aşağıdaki mantar eşlemelerinde hangisi belli coğrafik
bölgelerle sınırlı endemik infeksiyonlara neden
olabilir?
A) Candida albicans, Cryptococcus neoformans
B) Trichophyton rubrum, Microsporum canis
C) Aspergillus fumigatus, Fusarium solani
D) Coccidioides immitis, Blastomyces dermatitidis
E) Malessezia furfur, Histoplasma capsulatum
31
Doğru cevap: (D) Coccidioides immitis, Blastomyces
Sorunun amacı, Plasmodium türlerinin birbirlerinden
farkını sorgulamaktır. Muz şeklinde gametositi bilenler bu
soruyu kolayca cevaplayabilir.
dermatitidis
Sorunun amacı, mantarlardan sadece belirli coğrafik
bölgelere sınırlı üç mantardan ikisini sorgulamaktır.
Primer sistemik, dimorfik mantarlardan Histoplasma
capsulatum hariç diğer mantarlar sıklıkla Amerika
kıtasında görülmektedir.
• Plasmodium türlerinin tanısında periferik yaymada
ya da kalın damla preparatlarında Plasmodiumlar’ın
görülmesi esastır. Kalın damla preparatlar, daha fazla
kan incelenmesine imkân sağladığından, parazitleri
yoğunlaştırabildiğinden taramalarda daha faydalıdır.
Klinik tanıda ve tür tayininde ince yayma preparatlar
tercih edilir. P.vivax’da tek taşlı yüzük manzarası,
P. falciparum’da muz şeklindeki gametositle, aynı
eritrositte iki taşlı yüzük şeklinin bulunabilmesi
ve Maurer lekeleri tanısaldır. P. malariae’da rozet
(bant) şizontlar tanımda faydalıdır. Plasmodium vivax
infeksiyonunda eritrositlerde Schüffner granülleri,
Plasmodium malariae’de Ziemann granülleri tipiktir.
Mantarlardan özellikle Candida türleri insan florasında
bulunmaktadır. Cryptococcus neoformans insan florasında
bulunmaz. Aspergillus gibi küf mantarları da doğada yaygındır.
Malessezia furfur ise insan florasında bulunabilir.
@
ENDEMİK MİKOZLAR
ü Termal dimorfizm özelliği sergileyen; 25 – 30 ºC‛da
(doğada) küf, 30 ºC insan vücut sıcaklıklarında ise
maya formuna dönüşen primer-sistemik fungal patojenlerce oluşturulan hastalıklardır.
• Babesia microti; kene ile bulaşan bir protozoondur.
Kanda eritrositlerde dörtlü bant görünümü tipiktir.
• Trypanosoma gambiense; Afrika uyku hastalığının
etkenidir. Kanda tripomastigot görünümü tanısaldır.
Ä Primer fungal patojenler, normalde insan florasında bulunmazlar. Fırsatçı mantarlara oranla fagositoz eylemine oldukça dirençlidirler.
Ä Normal immüniteli bireyleri infekte ettiklerinde
ilkin kendilerine uygun bir mikroçevre oluştururlar. Asemptomatik infeksiyon tablosu söz konusudur. İlk infeksiyon sırasında hücresel ve hümoral
immünite fungal patojenleri tümüyle yok etmekte
yetersiz kalır. Bunun sonucunda granülomlar gelişir (tip IV aşırı duyarlılık reaksiyonu). Cilt testleri
yapılabilir.
72. Dışkı mikroskopik incelemesinin tanısal değeri
olmayan parazitler aşağıdakilerin hangisinde birlikte
verilmiştir?
A) Giardia intestinalis, Cryptosporidium parvum,
Balantidum coli
B) Entamoeba histolytica, Isospora belli, Dientamoeba
fragilis
C) Taenia saginata, Taenia solium, Hymenolepis nana
D) Trichinella spiralis, Schistosoma haematobium,
Toxocara canis
E) Diphyllobothrium latum, Ascaris lumbricoides,
Ancylostoma duodenale
Ä Primer patojenler zaman içinde immüniteyi bozarak belirgin klinik tablolara neden olurlar.
Ä Belirli coğrafi bölgelerde bulunurlar ve o bölgelerde endemik infeksiyonlara yol açarlar.
ü Başlıcaları şunlardır:
Doğru cevap: (D) Trichinella spiralis, Schistosoma
Ä Histoplazmoz
haematobium, Toxocara canis
Ä Koksidioidomikoz
Sorunun amacı, parazitlerin tanısını sorgulamaktır. Bütün
Parazitoloji’yi bilmeyi gerektiren detaylı bir soru.
Ä Parakoksidioidomikoz
• Trichinella spiralis tanısında serolojik testler ve kas
biyopsisi kullanılır.
Ä Blastomikoz
Ä Penicillium marneffei
• Schistosoma haematobium, idrarda dikenli yumurta ile
tanınır.
• Toxocara canis; dokuda parazit larvası bakılır.
• Giardia intestinalis tanısında dışkıda kist ve iki nükleuslu
trofozoitler aranır.
71. Ateş nöbetleri, anemi ve splenomegali ile hastaneye
başvuran bir hastada yapılan periferik yaymada; çok
taşlı yüzük görüntüsü şeklinde eritrosit içi trofozoitler,
eritrositlerde Maurer lekeleri ve kanda muz şeklinde
gametositler saptanmıştır.
• Cryptosporidium parvum tanısında dışkıda ARB (+)
ookistler aranır.
• Balantidum coli tanısında dışkıda kist aranır.
• Entamoeba histolytica tanısında dışkıda 4 çekirdekli
kistler aranır.
Yukarıdaki olguda saptanması en olası etken
aşağıdakilerden hangisidir?
• Isospora belli tanısında dışkıda oval ookist görülür.
A) Plasmodium vivax
B) Plasmodium malariae
C) Babesia microti
D) Plasmodium falciparum
E) Trypanosoma brucei gambiense
• Taenia saginata tanısında dışkıda halka veya yumurta
aranır.
Doğru cevap: (D) Plasmodium falciparum
• Taenia solium tanısında dışkıda halka veya yumurta
aranır.
• Dientamoeba fragilis tanısında dışkıda trofozoitler
aranır.
• Hymenolepis nana tanısında dışkıda yumurta aranır.
32
• Diphyllobothrium latum tanısında dışkıda yumurta
aranır.
Sorunun
amacı,
kompleman
sisteminin
bütün
fonksiyonlarını sorgulamaktır. Kompleman sistemi
özellikle doğal bağışık yanıtta etkin olan; fagositoz,
kemotaksi, inflamasyon, sitotoksisite gibi pek çok olayda
rol alan bir sistemdir.
• Ascaris lumbricoides tanısında dışkıda yumurta aranır.
• Ancylostoma duodenale tanısında dışkıda yumurta
aranır.
Serumda bulunan yaklaşık 20 proteini kapsayan bir
sistemdir. Bu proteinler ısıya dayanıksızdır ve ısıtılınca
(55-60 °C) etkinlikleri kaybolur. Kompleman bakteriyel
infeksiyonlara karşı korunmada ve kandan immün
kompekslerin temizlenmesinde seçici bir rol oynamaktadır.
Ayrıca inflamasyonda en etkin yollardan biridir. Doğal immün
yanıtta önemli bir rol oynar. İki farklı yolla aktifleştirilebilir.
73. Kanser tedavisi alan bir hastada pnömoni ve menenjit
tablosu gelişmiş, yapılan balgam ve dışkı incelemelerinde
rabditiform larvalar saptanmıştır.
Bu hastada etken olarak öncelikle aşağıdakilerden
hangisi düşünülmelidir?
A) Ascaris lumbricoides
B) Pneumocystis jirovecii
C) Cryptosporidium parvum
D) Strongyloides stercoralis
E) Ancylostoma duodenale
Doğru cevap: (D) Strongyloides stercoralis
Sorunun amacı, klinik ve laboratuvar verilerle sorumlu
parazitin tanısını sorgulamaktır. Soruda hastanın kanser
olması, pnömoni ve menenjit gibi yaygın klinik tablo ve
dışkıda rabditiform larva görülmesi tanısaldır.
• Strongyloides stercoralis: İnsandan insana bulaşarak
yayılır. Çok karmaşık ve farklı yaşam döngülerine
sahiptir. İnsana temel olarak deriden filariform larvalar
ile bulaşmaktadır. Bu larvalar akciğer göçü sonrası
ince bağırsağa ulaşarak yerleşirler. Dişiler bağırsakta
partogenetik (döllenme olmadan) yumurtlarlar ve bu
yumurtadan larvalar (rabditimsi) gelişir. Bunların bazısı
filariform larva haline gelerek bağırsak duvarını deler ve
kana ulaşır (iç otoinfeksiyon). Sistemik yayılım yapabilir ve
özellikle immünsüpresif olgularda ağır klinik tablolara yol
açabilir. Taşıdığı bağırsak florasına bağlı sepsis tabloları
oluşabilir (hiperinfeksiyon). Yumurta dışkı ile atılmadan
bağırsakta açılır ve larva bağırsakta filariform hale
gelebilir. Tanıda tipik larvaların (rabditiform) görülmesi
önemlidir. Dışkıdan ya da Enterotest ile duodenumdan
alınan örneklerde larvalar görülebilir.
Şekil (Soru 74): Kompleman sistemi
75. Aşağıdakilerden hangisi aktive yardımcı T hücrelerden
salıverilmez?
A) İnterferon-gama
C) İnterlökin-2
B) İnterferon-alfa
D) İnterlökin-4
E) İnterlökin-10
Doğru cevap: (B) İnterferon-alfa
• Ascaris lumbricoides: Öksürük ve eozinofili ile gelen
hastalarda balgamda larva, dışkıda yumurta saptanması
tipiktir.
Sorunun amacı, sitokin salıverilmesini sorgulamaktır.
Bağışıklık sisteminde üç temel hücre sitokin sentezi
ile bağışık yanıtı denetler. Bunlardan ilki olan makrofaj,
sentezlediği sitokinlerle doğal yanıtı, TH1 sentezlediği
sitokinlerle hücresel, TH2 ise hümoral bağışık yanıtı
düzenler.
• Pneumocystis jirovecii: AIDS’li hastalarda balgamda
doku boyalarında rozet benzeri kistik yapıların görülmesi
tanısaldır.
• Cryptosporidium parvum: Bağışık sistemi baskılanmış
hastalarda kronik ishale neden olan bir parazit olması ve
dışkıda EZN pozitif boyanan ookist görülmesi tipiktir.
İNTERFERONLAR
İnsan ya da hayvan hücreleri tarafından viral infeksiyon ya da
diğer uyarılara karşı üretilen glikoproteinlerdir. Üç farklı etki ve
orijine sahip interferon tanımlanmıştır.
• Ancylostoma duodenale: Anemi ile gelen hastalarda
dışkıda yumurta saptanması tipiktir.
ALFA VE BETA İNTERFERON:
74. Kompleman aktivasyonu sonucunda aşağıdakilerden
hangisi gerçekleşmez?
virüsler ve çift iplikli RNA tarafından indüklenebilir. Sonuçta
viral mRNA çevirisini inhibe ederek etkili olurlar ve hücre
dışı virüs partiküllerine etki etmezler. Doğal immünitenin
elemanıdır.
A) İnflamatuvar mediyatörlerin salıverilmesi
B) Artmış kemotaksis
C) Hedef hücre lizisi
D) Bazofil ve mast hücre uyarımı
E) Fagositoza duyarlılıkta azalma
• İnterferon alfa (IFN-alfa): Lökositlerden salıverilir. Antiviral etkilidir. Örneğin kronik viral hepatitlerin ve condyloma acuminata’nın tedavisinde kullanılmaktadır.
Doğru cevap: (E) Fagositoza duyarlılıkta azalma
33
Şekil (Soru 75): TH1 ve TH2 hücre sitokinleri
Doğru cevap: (B) Bax’ı arttırarak
• İnterferon beta (IFN-beta): Fibroblastlardan salgılanır.
Antiviral etkilidir. IFN-alfa ve IFN-beta NK hücrelerini
uyararak virüslere karşı etkin bir immün yanıt
oluştururlar.
Apoptozis aktivatörlerini/inhibitörlerini sorgulayan bir
soru.
GAMA İNTERFERON:
P53 bir tümör süpresör gendir. Apoptozu aktive eder. Bunu
bax artışı yaparak sağlar.
Özgül immün tanımanın sonucu olarak T hücreleri tarafından
üretilmektedir.
P53 mitozu bir CDK inhibitörü olan p21 proteinini arttırarak
inhibe eder.
Bcl-2 apoptozu sitokrom c’nin mitokondriden
engelleyerek ve APAF-1’i bağlayarak inhibe eder.
76. Makrofajların etkinleşmesini en iyi derecede sağlayan
hücre türü aşağıdakilerden hangisidir?
çıkışını
Diablo/smac proteinleri kaspaz 9’ u inhibe eder.
Flip prokaskaz 8 inhibitörüdür.
A) Polimorfonükleer lökositler
B) B lenfositleri
C) Sitotoksik T hücreleri
D) TH1 tipi lenfositler
E) TH2 tipi lenfositler
78. Alkol kullanımına bağlı karaciğer yağlanmasının temel
mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
Doğru cevap: (D) TH1 tipi lenfositler
A) Protein sentezi azalması
B) NADP azalması
C) NAD azalması
D) Yağ asit oksidasyonunun artması
E) Lipoprotein sentezinin artması
Sorunun amacı, makrofaj aktivatörü olan hücre olan TH1’i
sorgulamaktır.
• T helper-1 (TH1): IL-2 yanıtı ile sitotoksik T-hücre
yanıtına ve IL-2 ile gama interferon üreterek gecikmiş
tipte aşırı duyarlılık yanıtına neden olurlar. Esas olarak
hücresel bağışıklığı sağlarlar. Ayrıca salgıladığı IFNgama ile makrofaj aktivatörüdür.
Doğru cevap: (C) NAD azalması
Soruda hücre
sorulmaktadır!
• Polimorfonükleer lökositler: Doğal bağışık yanıtta
fagositozda etkin rol alırlar.
yağlanmasının
temel
mekanizmaları
Alkol karaciğerde alkol dehidrojenaz enzimi ile metabolize
edilir. Bu enzimin kofaktörü NAD’dir. Dolayısıyla alkol alınınca
NAD azalır. NAD yağ asitlerinin beta oksidasyonunda da
sorumludur. NAD tükendiği için yağ asitleri yıkılamaz ve
birikir.
• B lenfositleri: Antikor sentezinde rol oynarlar.
• Sitotoksik T (Tc) hücreleri: Kazanılmış hücresel yanıtta
rol oynarlar.
• TH2 tipi lenfositler: Hümoral bağışık yanıtta rol
oynarlar.
Protein sentez azalması hipokside yağlanmanın temel
nedenidir.
Açlıkta karaciğer yağlanmasının temel nedeni periferik
dokulardan yağ asitlerinin kana karışmasıdır.
77. p53 geni aşağıdaki mekanizmaların hangisi ile
apoptozisi aktive eder?
Yağ asit oksidasyonunun artması yağ azalmasına neden
olur.
A) P21’i arttırarak
B) Bax’ı arttırarak
C) Kaspaz 9’u inhibe ederek
D) Kaspaz 8’i inhibe ederek
E) Sitokrom C çıkışını engelleyerek
Lipoprotein sentez artması lipidleri hücre dışına taşıyacağı
için yağlanmaya neden olmaz. Yağ azalmasına neden olur.
34
79. Lökosit hareketinde görev alan, platelet ve endotelde
bulunan, histamin, PAF ve trombin ile hücre yüzeyine
çıkan molekül aşağıdakilerden hangisidir?
81. Her iki uyluğunda ve omuzunda yaygın ağrı olan, sandalyeden kalkarken ve merdiven çıkarken güçlük çeken, orbita
çevresi deride menekşe renginde döküntüleri ve parmak
eklemlerinin ekstansör yüzünde hiperkeratinizasyon, deskuamasyon olan 54 yaşındaki kadın hastada laboratuvarda
anti-nükleer antikor (ANA) pozitif bulunuyor. Yapılan kas
biyopsisinde perifasiküler atrofi saptanıyor.
A) L-selektin
B) E-selektin
C) P-selektin
D) İntegrin
E) PECAM-1
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sistemik lupus eritematozus
B) Polimiyozit
C) Sistemik sklerozis
D) Dermatomiyozit
E) Romatoid artrit
Doğru cevap: (C) P-selektin
Lökosit hareketinden sorumlu molekülleri detaylıca
soran bir soru!
Tablo (Soru 79): Endotel-lökosit adezyon
molekülleri
Lökosit
molekülü
Endotelyal molekül
Doğru cevap: (D) Dermatomiyozit
Dermatomiyozitin klinikopatolojik özellileri ile ilgili orta
zorluk derecesinde bir soru.
Rolü
P-selektin: Platelet
ve endotelde bulunur.
Histamin, PAF, trombin ile
yüzeye çıkarlar.
Sialyl-Lewis X
proteini
Rolling
E-selektin: IL-1 ve TNF
ile yüzeye çıkarlar
Sialyl-Lewis X
proteini
Rolling
CD 34/glycam-1
L-selektin
Rolling
ICAM-1
(İmmünoglobülin
yapısında)
CD11/CD18: Beta
2 integrin (LFA1/MAC-1)
Adezyon
VCAM-1
(İmmünoglobülin
yapısında)
VLA-4: Beta-1
integrin
Adezyon
Hastada, dermatomiyozit mevcuttur. Hastalık %10 - 20
oranında meme, mide, over ve akciğer kanseri gibi kanserli
kadınlarda görülür. Anti-Jo-1 antikoru infamatuvar miyopatiler
için spesifiktir. Kaslarda inflamatuvar miyopati ve kapiller
damarlarda antikora bağımlı veya komplemana bağımlı
hasar oluşur. Perivasküler ve perimisyel infamatuvar hücreler
kaslarda perifasiküler atrofi yapar. Hasar CD4+ T lenfositler
ve B hücreleri ile oluşur. Perifasiküler atrofi dermatomiyozit
tanısı için yeterli bir bulgudur. Periorbital deride heliotropik
(menekşe rengi) deri döküntüleri dermatomiyozitin
karakteristik özelliğidir.
82. Şokta aşağıdaki organların hangisinde lipid azalması
beklenir?
A) Karaciğer
B) Adrenal bez
C) Kas
D) Kalp
E) Beyin
80. Fizyolojik hücre çoğalmasında ilk basamak
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Reseptör aktivasyonu
B) RAS protein aktivasyonu
C) Transkripsiyon faktörlerinin kodlanması
D) Reseptör-ligand bağlanması
E) G protein aktivasyonu
Doğru cevap: (B) Adrenal bez
Şoktaki organ değişikliklerini sorgulayan bir soru!
• Beyin: İskemik ensefalopati gelişir (Water-Shed
infarkt, yenidoğanda germinal matriks kanamaları,
periventriküler lökomalazi).
Doğru cevap: (D) Reseptör-ligand bağlanması
Hücre çoğalma aşamaları bilgisini ölçmeyi amaçlayan
kolay bir soru.
• Kalp: Fokal ve yaygın koagülasyon nekrozları veya
subendokardiyal hemorajileri ve kontraksiyon band
nekrozları izlenir.
NORMAL HÜCRE BÖLÜNMESİ (HÜCRE
ÇOĞALMASI) AŞAMALARI
• Böbrekler: Bilateral yaygın akut tubüler nekroz gelişir,
oligüri, anüri, ve elektrolit bozukluğu saptanır.
• Akciğerler: Hipoksik hasara nispeten dirençlidir, fakat
özellikle bakteriyel sepsis ve travma sonucu gelişen şok
tablolarında diffüz alveoler hasarla (hyalen membran)
birlikte “şok akciğeri” oluşur.
1. Büyüme faktörü-reseptör bağlanması
2. Reseptör aktivasyonu
3. Sinyal iletimi ve sekonder mesajcılar: 1- G proteinleri,
2- RAS ailesi proteinleri.
• Sindirim sistemi: Mukozalarda hemoraji ve nekrozlar
4. DNA transkripsiyonu: Myc, fos, jun genleri,
transkripsiyon faktörlerini kodlayarak DNA sentez ve
hücre bölünmesini regüle ederler.
• Adrenaller: Kortikal hücrelerde lipid kaybı
• Karaciğer: Yağlı değişiklik (makroveziküler) ve santral
nekroz görülür.
5. Hücre siklusu ve siklinler: Siklinler bazı protein
kinazlarla (sikline bağımlı kinazlar: CDK) aktif kompleksler
oluşturarak hücre bölünmesinin bazı basamaklarını
kontrol eder, hızlandırırlar.
35
83. İmmünhistokimyasal marker ile pozitif bulunduğu
tümör eşleştirmesi için aşağıdakilerden hangisi
yanlıştır?
84. Aşağıdakilerden hangisi dissekan aort anevrizması
için risk faktörü değildir?
A) Hipertansiyon
B) Ehler-Danlos sendromu
C) Ateroskleroz
D) İatrojenik
E) Gebelik
A) Lenfoma – Lökosit Common Antigen (LCA)
B) Epitelyal tümörler – Sitokeratin
C) Mezenkimal tümörler – Vimentin
D) Mezotelyoma – Desmin
E) Nöroendokrin tümörler – Kromogranin
Doğru cevap: (C) Ateroskleroz
Doğru cevap: (D) Mezotelyoma – Desmin
Dissekan aort anevrizması risk faktörleri bilinmelidir!
İmmünhistokimyasal marker - pozitif bulunduğu tümör
eşleştirmesi ile ilgili orta zorlukta bir soru
Hipertansiyon, Ehler-Danlos sendromu, Marfan sendromu
gibi bağ doku hastalıkları, cerrahi esnasında iatrojenik
ve gebelikte ortaya çıkabilir. Ateroskleroz aterosklerotik
anevrizma (abdominal) için risk faktörüdür.
Çeşitli dokuların, hücrelerinin ürünlerine veya yüzey
proteinlerine karşı monoklonal antikorlar geliştirilmiştir. Bu
antikorlara çeşitli işaretleyiciler (boyalar) bağlanarak tümör
tanısında kullanılmaktadır. Bu spesifik antikorlarla tümör
antijenlerinin belirlenmesine immun histokimya denir.
**De Bakey sınıflaması dissekan aort anevrizması için
kullanılmaktadır.
İMMÜNHİSTOKİMYANIN PATOLOJİDE KULLANILDIĞI
DURUMLAR:
85. Caterpillar (Anitschkow) hücreleri aşağıdaki
hastalıkların hangisinin morfolojik bulgusudur?
• Undiferansiye malign tümörlerin kategorizasyonu
A) Akut romatizmal kalp hastalığı
B) Miyokardit
C) Enfektif endokardit
D) Libman-Sacks endokarditi
E) Subakut bakteriyel endokardit
• Lösemi ve lenfomaların ayırıcı tanıları
• Metastatik tümörün orijininin belirlenmesi
• Prognostik ve terapotik önemi olan moleküllerin
saptanması (E/P reseptörleri, c-erb B1 ve c-erb B2
onkogenleri gibi).
Doğru cevap: (A) Akut romatizmal kalp hastalığı
Tablo (Soru 83): Bazı tümörler ve
immünhistokimya ile saptanan
spesifik tümör antijenleri
Akut romatizmal kalp hastalığı (ARA) mofoloji bilgisini
ölçmeye yönelik kolay bir soru
• Akut romatizmal kalp hastalığı (ARA): ARA’da oluşan
Aschoff cismi; fibrinoid nekroz odağı ve bu odakta bulunan
iri çekirdekli, belirgin nükleollü, Anitschkow hücreleri
veya Caterpillar hücreleri adı verilen makrofajlardan
oluşan granülom benzeri iltihap dokusudur. Bu
maktrofajlar ARA için tanı koydurucudur.
Lenfomalar
- Lökosit Common Antijeni (LCA)
Epitelyal tümörler
- Sitokeratin
- Epitelyal Membran Antijen (EMA)
Sarkomlar
- Vimentin
• Miyokarditler: Viral etkenle sık olurlar ve miyokardda
lenfositlerden zengin iltihap hücreleri bulunur.
Nöronal tümörler
- Nöronal spesifik enolaz (NSE)
- Sinaptofizin
• İnfektif endokardit ve subakut bakteriyel endokardit:
Daha çok bakterilerle oluşurlar ve miyokard ve endokardta
nötrofil lökositlerden zengin iltihap hücreleri bulunur.
Malign melanom
- HMB-45
- S-100
- Mel-A
• Libman-Sacks endokarditi: SLE’de meydana gelen
non-bakteriyel trombotik endokardittir.Trombüs+eritrosit
içerir.
Nöroendokrin
karsinomlar
- Kromogranin
- NSE
Kas tümörleri
- Aktin
- Miyozin
- Desmin
Mezotelyoma
-
86. Aşağıdakilerin hangisinde kemik iliği hiposellüler
özelliktedir?
A) Demir eksikliği anemisi
B) Aplastik anemi
C) Megaloblastik anemi
D) Orak hücreli anemi
E) Akut miyeloid lösemi
Sitokeratin
Vimentin
HMBE
Kalretinin
Doğru cevap: (B) Aplastik anemi
36
Aplastik anemi bulguları bilgisini ölçen kolay bir soru.
Böbrek patolojisini sorgulayan bir soru.
• Demir eksikliği anemisi: Kemik iliğinde eritroid
progenitörleri hafif artmıştır. Prusya mavisi ile boyanan
demir içeren makrofajlar azalmıştır.
• Onkositom eozinofilik, bol mitokondri içeren
tümördür. Çok büyük boyutlara ulaşırlar. Histolojide
kromofob hücreli renal hücreli kanser ile karışır. Ailevi
olanlar multisentriktir.
• Aplastik anemi: Multipotent miyeloid kök hücrelerin
baskılanması sonucu anemi, trombositopeni ve
lökopeni (pansitopeni) ile karakterize bir hastalıktır.
Olguların yarıdan fazlasında etiyoloji bilinmemektedir
(idiyopatik). Bilinen nedenlerden en sık görüleni kimyasal
maddeler ve ilaçlardır. Bütün vücut radyasyonu (terapotik
veya nükleer kaza) diğer önemli bir nedendir. Aplastik
anemide kemik iliği hiposellülerdir. ilik aspirasyonu ile
az miktarda materyal gelir (“dry tap”). İlikte hemopoetik
hücreler yoktur. Yağ hücreleri veya fibröz doku iliği işgal
etmiştir, az miktarda lenfosit ve plazma hücreleri vardır.
• Renal adenom histolojide düşük dereceli renal papiller
kanser ile karışır. Tübüler epitelden köken alır.3 cm’nin
üzerindekiler malign kabul edilir.
• Anjiyomyolipom tuberoskleroza eşlik eden böbrek
tümörüdür.Spontan kanaması tipiktir.
• Papiller tip renal hücreli kanser bilateral ve multipl
odaklı olan subtipidir. Diyalize bağlı gelişen kistlerden
bu tipte renal hücreli kanser gelişir. 3 p delesyonu
içermez. Trizomi 7, 16, 17 ve erkeklerde Y kromozom
kaybı olabilir. MET onkogeni (+) tir. Bu onkogen
hepatosit growth faktörü kodlar. Distal tübüllerden
köken alır.
• Megaloblastik anemi ve orak hücreli anemi: Kemik
iliğinde hafif hipersellülerite vardır.
• Akut miyeloid lösemi: Kemik iliği hipersellüler olup
hücrelerin %20’den fazlası miyelobalastlardan oluşur.
• Şeffaf hücreli renal hücreli kanser en sık görülen
renal hücreli kanser subtipidir. Genellikle sporadik
olarak ortaya çıkar ve genellikle tek odaklıdır. Ancak
Von hippel lindau sendromuna da eşlik edebilir. En sık
proksimal tüp epitelinden köken alır.3p delesyonu
görülür.
87. Lenfomaların immünohistokimyasal ve sitogenetik
özellikleri için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Küçük lenfosittik lenfoma/Kronik lenfosittik lösemi:
CD 19 (+), CD 23 (+), CD 5 (+)
B) Mantle hücreli lenfoma: CD 19 (+), CD 5 (+), CD 23
(-)
C) Hair cell lösemi: CD 19 (+), CD 11 (+), CD 25 (+), CD
103 (+)
D) Burkitt lenfoma: CD 3 (+), CD 5 (+)
E) Anaplastik büyük hücreli lenfoma: CD 30 (+)
89. Tükürük bezlerinde en sık görülen karsinom tipi
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mukoepidermoid karsinom
B) Adenokarsinom (nonspesifik tip)
C) Asinik hücreli karsinom
D) Adenoid kistik karsinom
E) Malign mikst tümör
Doğru cevap: (D) Burkitt lenfoma: CD 3 (+), CD 5 (+)
İmmünohistokimyayı ilgilendiren bir soru.
Doğru cevap: (A) Mukoepidermoid karsinom
Küçük lenfosittik lendoma/Kronik lenfosittik lösemi: CD
19 (+), CD 23 (+), CD 5 (+)
Tükürük bezi tümörlerini sorgulayan bir soru.
• Tükürük bezlerinde en sık görülen malignite
mukoepidermoid karsinomdur. Bu karsinom en sık
parotiste oluşur. Mukus salgılayan adenokarsinom ve
skuamoz hücreli (epidermoid) karsinom birlikte bulunur.
Submandibuler, sublingual bezlerden de gelişebilir. Eğer
bez epiteli çoksa düşük dereceli, skuamöz hücreler
çoksa yüksek derecelidir. Radyasyon ile ilişkilidir.
Mantle hücreli lenfoma: CD 19 (+), CD 5 (+), CD 23 (-),
siklin D (+)
Hair cell lösemi: CD 19 (+), CD 11 (+), CD 25 (+), CD 103
(+)
Anaplastik büyük hücreli lenfoma: CD 30 (+)
Burkitt lenfoma: B hücreli olduğu için CD 19 (+), CD 20 (+)
boyanır. Ayrıca CD 10 (+)’tir.
• Adenokarsinom (nonspesifik tip): Tükürük bezi
duktuslarından gelişir, memenin duktal karsinomuna
benzer.
• Asinik hücreli karsinom: Salgı (asinüs) epitelinden
gelişen nadir görülen bir karsinomdur.
88. Mitokondriden zengin olan ve eozinofilik boyanan
böbrek tümörü aşağıdakilerden hangisidir?
• Adenoid kistik karsinom: Minör tükürük bezlerinin en
sık malignitesidir ve perinöral invazyon yapar.
A) Anjiyomyolipom
B) Renal adenom
C) Onkositom
D) Papiller tip renal hücreli kanser
E) Şeffaf hücreli renal hücreli kanser
• Malign mikst tümör (karsinosakom): Epitel orijinli
adenokarsinom ve stromal orijinli sarkom birlikteliğidir.
Doğru cevap: (C) Onkositom
37
@
Tablo (Soru 89): Tükürük bezi tümörleri
• Çölyak hastalığına eşlik eden hastalıklar
Benign Tümörler
• Tip 1 DM, dermatitis herpetiformis, tiroidit,
sjogren sendromu, ataksi, otizm, depresyon, epilepsi, IgA nefropatisi, lenfosittik gastrit, Down
sendromu, Turner sendromu.
Pleomorfik adenom .................%50
Warthin tümörü........................%5-10
Onkositoma.............................%1
Diğer adenomlar .....................%5-10
Malign Tümörler
91. Konjenital megakolon (Hirschsprung hastalığı) ile ilgili
aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?
Mukoepidermoid karsinom......%15
Adenokarsinom (NOS)............%10
A) En sık rektosigmoid bölge tutulur.
B) Down sendromunda görülme sıklığı artar.
C) Ailevi olgularda RET mutasyonu vardır.
D) Genişlemiş segmentte ganglionların olmaması tanı
koydurur.
E) Perforasyon çekumda meydana gelir.
Asinik hücreli kanser ...............%5
Adenoid kistik kanser ..............%5
Malign mikst tümör..................%3-5
Doğru cevap: (D) Genişlemiş segmentte ganglionların
90. Aşağıdakilerden hangisinin Çölyak hastalığı ile birlikte
görülmesi beklenir?
olmaması tanı koydurur.
A) Lenfositik gastrit
B) Diversiyon koliti
C) Reaktif gastropati
D) Eozinofilik gastrit
E) Kollajenöz kolit
Konjenital megakolonu detaylıca sorgulayan bir soru.
KONJENİTAL MEGAKOLON
• Nöral krestten kaynaklanan ganglion hücrelerinin
göçünde problem vardır. Sıklıkla anüse ulaşamazlar.
Sonuçta kolonda, Meissner (submukozal) ve Auerbach
(miyenterik) pleksusları üzerinde aganglionik
bir segment oluşur. Zaman içinde fonksiyonel bir
obstrüksiyon ve proksimal kolonda progressif genişleme
(megakolon) izlenir. En sık rektum ve sigmoid kolon
etkilenir. Ancak tüm kolonun bile etkilenmesi söz konusu
olabilir. Down sendromunda görülme olasılığı artar. E/
K=4/1 dir. Ailevi olgularda RET mutasyonu vardır.
Doğru cevap: (A) Lenfositik gastrit
Çölyak hastalığına eşlik eden ama hala sorulmayan bir
hastalık!
• Lenfositik gastrit: Abdominal ağrı, kusma gibi non
spesifik semptomlar vardır. İdiopatiktir, ancak %40
çölyak hastalığı ile birlikteliği vardır. Varioliform gastrit
de denir; kalınlaşmış mide kıvrımları ve ortasında aftöz
ülserlerle karakterizedir. CD8 infiltrasyonu vardır. Korpus
tutulsa da tüm mideyi tutabilir.
• Olgularda mekonyumun geçikmesi ve 48-72 saat sonra
başlayan kusma tipiktir. En fatal tablosu sıvı elektrolit
dengesinde bozukluk oluşturan enterokolittir. Nadiren
kolon perfore olur. Bu durum, sıklıkla kolon içi basıncın
yüksek olduğu ince cidarlı çekumda görülür.
• Reaktif gastropati: Foveoler hiperplazi, mukozal ödem
ve glandüler rejeneratif değişiklikler ile karakterizedir.
Nötrofil çok izlenmez. Kimyasal yaralanma, safra reflüsü
(cerrahi sonrası), gastrik antral travma sonrası (gastrik
antral vasküler ektazi-GAVE) çizgi şeklinde ödemli
mukoza ve daha az hasarlı mukoza karpuz görünümünü
oluşturur.
• Tanı, genişlememiş (dar) bağırsak segmentinden
yapılan biyopside (biyopsi tam kat olmalı) ganglion
hücrelerinin görülmemesi ile konur.
• Eozinofilik gastrit: Allerjen, inek sütü, soya, periferik
eozinofili, sistemik skleroz, polimiyozit, parazitler ve
H.pylori ile birlikteliği olabilir.
92. Elli beş yaşındaki erkek hasta deride hiperpigmentasyon,
poliüri-polidipsi nedeniyle kliniğe başvuruyor. Hastanın
yapılan incelemesinde hepatomegali ve diyabetes
mellitus saptanıyor. Hastanın hepcidin düzeyleri düşük
bulunuyor.
• Mikroskobik kolit:
Ø Kollajenöz ve lenfositik kolit olarak 2’ye ayrılır. İkisi de
idiopatiktir. İkisi de kronik, kansız, sulu diyare ile gelir.
Radyoloji ve endoskopi normaldir. Kollajenöz kolitli
orta yaş kadınlarda, subepitelyal kollajen belirmesi
vardır.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Wilson hastalığı
B) Alfa-1 antitripsin eksikliği
C) Hemakromatozis
D) Sekonder biliyer siroz
E) Primer sklerozan kolanjit
Ø Lenfositik kolitte de subepitelyal lenfosit infiltrasyonu
vardır. Çölyak hastalığı ve diğer otoimmün hastalıklarla
beraberdir.
• Diversiyon koliti: Herhangibir nedenle ülseratif kolit,
Hirschprung hastalığı vb. sonucunda geçici kolostomi
yapılınca distaldeki kör poşta kolit gelişmesidir. Nedeni
bilinmez. Kesin tedavisi reanastamozdur.
Doğru cevap: (C) Hemakromatozis
38
Hemakromatozisin triyadı verilmiş. DM, hepatomegali ve
hiperpigmentasyon…
HPV hakkında detay bilgiyi sorgulayan bir soru.
• Serviks kanserinde en sık ve en önemli neden HPV
16’dır. Bu penis, vulva, vajen, serviks, orofarenks ve
tonsilla kanserlerine de neden olabilir.
• Hepcidin fazla demirin emilimini engelleyen bir proteindir.
Eksikliğinde hemakromatozis meydana gelir.
• Wilson hastalığında ATP7B proteini eksktir. Bu protein
eksikliğinde serüloplazmin sentezlenemez, bakır safraya
atılamaz ve serbest olarak kanda birikir. Kliniği; siroz,
Kayser-Fleicher halkası ve hareket koordinasyon
bozukluğudur.
• HPV matür skuamöz hücreleri infekte edemez. İmmatür
bazal skuamöz hücreleri infekte edebilir. Bu yüzden
sağlam vulva-vajen vb. epiteline tutunamaz. Zedelenme
olması gerekir. Ama çoğalma ve sitopatik etki (koilosit)
matür skuamöz hücrelerde olur.
• Alfa-1 antitripsin normalde karaciğerden sentezlenen
bir nötrofil elastaz inhibitörüdür. Hatalı formları kana
verilemez ve karaciğerde birikir. Karaciğerde neonatal
hepatit, siroz, kanser ve akciğerlerde panasiner amfizeme
neden olur. Karaciğerdeki birikim PAS (+) boyanır.
• Ayrıca HPV, servikal mukozada bulunan glandüler
hücreler ve nöroendokrin hücreleride infekte edebilir.
Bu yüzden adenokanser, adenoskuamöz kansernöroendokrin kansere neden olabilir.
• HPV infeksiyonları genellikle geçicidir ve immün sistem
tarafından elemine edilir.
Alfa-1 antitripsin eksikliği amfizem, karaciğer
hastalığı, kutanöz pannikülit, anevrizma, bronşiektazi,
Wegener granülomatozisi’ne neden olur.
• HPV’nin E6 ve E7 proteinleri vardır. E6 p53 inhibisyonu
yaparken, E7 Rb inhibisyonu yapar.
• Sekonder biliyer siroz safra yollarının tıkanıklığına bağlı
ortaya çıkar. Sarılık, kaşıntı, akolik dışkı görülür.
• Bir hücrenin HPV ile infekte olduğunun göstergesi,
koilosittir (koyu nükleus, perinükleer halo).
• Primer sklerozan kolanjit ülseratif kolite eşlik eden ve
safra yollarında daralma ile karakterize bir hastalıktır.
95. Sporadik meme kanserinde en sık mutasyonu izlenen
gen aşağıdakilerden hangisidir?
93. Aşağıdaki testis tümörlerinden hangisi/leri intratübüler
germ hücreli neoplaziden gelişmez?
A) BRCA-1
B) BRCA-2
C) P53
D) CHECK-2
E) PTEN
1. Teratom
2. Spermositik seminom
3. Yolk sak
A) 1
B) 1-2
C) 1-2-3
D) 2-3
E) 3
Doğru cevap: (C) P53
Meme kanseri
bilinmelidir.
Doğru cevap: (C) 1-2-3
İntratübüler germ hücreli neoplaziden
tümörleri sorgulayan bir soru.
gelişmeyen
ve
genlerinin
önemli
özellikleri
96. Balık sırtı patterni aşağıdaki tümörlerin hangisi için
tipiktir?
İntratübüler germ hücreli neoplazi: Germ hücrelerinin
seminifer tübül içine sınırlı atipisidir. Displazik bir
gelişimdir. Germ hücreli tümörlere (özellikle seminoma)
predispozedir. Kriptorşidizm haricindeki atrofi sebepleri ile
birliktelik göstermez.
A) Rabdomiyosarkom
B) Liposarkom
C) Fibrosarkom
D) Malign fibröz histiyositom
E) Nodüler fasiitis
Bu histolojiden spermositik seminom, teratom ve yolk sac
tümörü gelişmez.
Doğru cevap: (C) Fibrosarkom
Tümör hücrelerinin dizilim yapısını sorgulayan bir soru.
94. İnsan papilloma virüsü (HPV) için aşağıdakilerden
hangisi yanlıştır?
FİBROSARKOM:
• Özellikle ekstremitelerin derin yumuşak dokusuna
yerleşirler.
A) HPV infeksiyonları genellikle geçicidir.
B) HPV E6-E7 proteinleri ile kansere neden olur.
C) HPV matür skuamöz hücreleri infekte eder.
D) HPV’nin sitopatik etkisi nükleer atipi ve perinükleer
halo ile karakterizedir.
E) HPV skuamöz hücreli kansere neden olabilir.
• Paraneoplastik olarak hipoglisemiye neden olabilirler.
• Malign iğsi hücrelerin balık sırtı patternde yerleşmesi
önemlidir.
• Pleomorfik fibrosarkomda ise storiform pattern tipiktir.
Fibrohistiyositik tümörlerde görülür.
Doğru cevap: (C) HPV matür skuamöz hücreleri infekte eder
39
Tablo (Soru 95): Genler ve ilişkili kanserler
Gen
İlgili Diğer Kanserler
Önemli Özellik
BRCA-1
Over-Erkek meme-Prostat-PankreasFallop tüpü
Kötü diferansiye (triple negatif) kanserler
ve genellikle p53 mutasyonu ile birlikte
olurlar. Ailevi meme kanserlerinde en çok
mutasyona uğrayan gen.
BRCA-2
Over- Erkek meme (daha sık)-ProstatPankreas-Mide-Melanom-Safra kesesiSafra kanalı-Farenks
Biallelik germ mutasyonları Fankoni
anemisinin nadir formlarına neden olur
p53 (Li-freumeni)
Sarkom-Lösemi-Beyin tümörleriAdrenokortikal kanser-Diğer
Sporadik meme kanserlerinde en çok
mutasyona uğrayan gen, 70 yaş civarında
en sık bozukluğu görülen gen.
CHECK-2 (Li-Freumeni varyantı)
Prostat-Tiroid-Böbrek-Kolon
Radyasyon sonrasında meme kanseri
gelişmesine neden olan gen
PTEN
Endometriyum kanseri-Cowden
sendromu
LKB1/STK11
Peutz-Jeghers sendromu
ATN
Ataksi telanjiektazi
LİPOSARKOM:
• Alveoler tip ise adölesan dönemde ve kas içinde
ortaya çıkar. Pulmoner alveol yapısı görülür. t(2;13),
t(1;13) içerebilirler.
• Erişkinin sık görülen sarkomlarındandır. 40-60 yaş
arasında görülür.
• Pleomorfik tip ise erişkinlerde derin yumuşak dokuya
yerleşirler.
• Özellikle proksimal ekstremite ve retroperitonun derin
yumuşak dokusundan ortaya çıkar.
• Morfolojide miksoid/yuvarlak hücreli (iyi-orta) ve
pleomorfik varyantları (kötü) tiplerine rastlanır.
MALİGN FİBRÖZ HİSTİYOSİTOM:
• Erişkinde sık görülen yumuşak doku malignitesidir.
Radyoterapi ile ilişkilidir.
• Lipositlerden oluşurlar.
• Bu tümörlerin MDM2 onkogeni taşımaları (p53
inhibisyonu yaparlar) tipiktir.
• Storiform patern fibrofistiyositik tümörlerde görülür.
• Miksoid/yuvarlak hücreli varyantı t(12;16) içerirler.
NODÜLER FASİİTİS:
• Saf miksoid ve iyi diferansiye tipleri en iyi iken,
pleomorfik tip en kötüdür.
• Travma sonrası ağrılı şişlik ile karakterizedir.
• Biyopside fibroblast proliferasyonu görülür.
• Lipoblastlar fetal yağ hücrelerine benzer ve şeffaf
sitoplazmik vakuol içerirler.
RABDOMİYOSARKOM:
97. Aşağıdakilerden hangisi erişkinlerde hipofiz
yetmezliğinin en sık nedenidir?
• Çocukluk çağının ve adölesan dönemin en sık izlenen
yumuşak doku sarkomudur. Özellikle 20 yaş altında
ortaya çıkar. En sık baş-boyun ve genitoüriner
sistemden ortaya çıkar. Embriyonal, alveoler ve
pleomorfik varyantları vardır. Tüm tiplerin ortak
hücresi rabdomiyoblastlardır. Rabdomiyoblastlar
immünhistokimyasal olarak desmin, MYOD1 ve
miyogenin boyanırlar.
A) İskemik pituiter nekrozu (Sheehan sendromu)
B) Sekresyon yapmayan adenomlar
C) Boş sella sendromu
D) Sarkoidoz
E) Travmatik beyin hasarı
Doğru cevap: (B) Sekresyon yapmayan adenomlar
• Embriyonel tipi en sık tiptir. Bu tümör 10 yaşın altında
görülür ve tipik olarak nazal kavite, orbita, orta kulak,
prostat ve paratestiküler bölgeden ortaya çıkar. Bir
subtipi olan sarkoma botryoides ise delikli organların
mukozalarından ortaya çıkar (vajina, nazofarenks, safra
kesesi, mesane). Eğer bu tümör mukozalı organlardan
ortaya çıkarsa submukozal hiperselüler bir tabaka
meydana gelir ki buna cambium tabakası denir.
Hipofiz yetmezliği etiyolojisini sorgulayan bir soru.
Hipofiz yetmezliği ve hipofiz hiperfonksiyonunun en sık
nedeni hipofiz adenomudur. Hipopituiterizm hipotalamus
veya hipofiz patolojileri nedeni ile hipofiz hormonlarının
yetersiz salgılanmasıdır. Ön hipofiz bezinin %75 kaybı
sonucu oluşur. Arka hipofiz yetmezliği hemen her zaman
diabetes insipidus tablosuna eşlik eder.
40
@
99. Özellikle kodein ve metoprolol metabolizmasında
ağırlıklı olarak görevli olan ve sıklıkla genetik
polimorfizm gözlenebilen mikrozomal enzim
aşağıdakilerden hangisidir?
HİPOFİZ YETMEZLİĞİ NEDENLERİ
• Hipofiz kitleleri; nonsekretuvar adenomlar (en sık),
primer kanserler, kistler
A) CYP3A4
B) CYP2D6
C) CYP2C9
D) CYP2C19
E) CYP2E1
• Travmatik beyin hasarları ve subaraknoid kanamalar
(hipofiz yetmezliğinin en sık nedeni)
• Hipofizin cerrahi
kaldırılması
veya
radyasyonla
ortadan
• İskemik pituiter nekrozu ve Sheehan sendromu
• Pituiter apopleksi (bez
adenomlarda oluşabilir)
içine
aşırı
Doğru cevap: (B) CYP2D6
kanama,
Metoprolol ve kodein metabolizmasından rol alan
CYP2D6 enziminin genetik polimorfizminde kodein ve
metoprololun etkileri değişir. Örneğin metoprolol kan
seviyesi artışı, bradikardi ve hipotansiyon oluşabilir.
• Rathke cleft kisti (bası sonucu atrofi)
• Boş sella sendromu
• Genetik defektler (pit-1 gen mutasyonu ile GH, PRL
ve TSH azalması)
MİKROZOMAL ENZİMLER (CYP= SİTOKROM P450):
• İnflamasyon: Sarkoidoz ve tbc menenjiti
• Kavernöz sinüs trombozu
• Alkolü metabolize eden alt tip: CYP2E1
• Hipofiz dışı tümörler (kranyofaringeoma, meme ve
akciğer kanseri metastazları)
• Fenitoini ve varfarini metabolize eden alt tip:
CYP2C9
98. Beş yaşında çocuğun serebellumunda bir kitle saptanıyor.
İmmünolojik incelemede 22. kromozomda bozukluk, INI1 gen mutasyonu, EMA (+), vimentin (+) ve desmin (-)
bulunuyor. Çocuk 1 ay sonra ölüyor.
• Kodein ve metoprololü metabolize eden alt tip:
CYP2D6
• Kumarini metabolize eden alt tip: CYP2A6
100. Agonist ile aynı reseptöre ancak, farklı bir yerden
bağlanarak, reseptör konfigürasyonunu değiştirerek
agonistin bağlanmasını engelleyen madde nasıl
isimlendirilir?
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Medulloblastom
B) Atipik rabdoid/teratoid tümör
C) Glioblastom
D) Anaplastik epandimom
E) Koroid pleksus kanseri
A) Kimyasal antagonist
B) İnvers agonist
C) Allosterik inhibitör
D) Kompetitif antagonist
E) Nonkompetitif antagonist
Doğru cevap: (B) Atipik rabdoid/teratoid tümör
Doğru cevap: (C) Allosterik inhibitör
ATİPİK TERATOİD/RABDOİD TÜMÖR:
• Genç çocuklarda posterior fossa ve supratentorial
bölgede eşit görülür. EMA ve vimentin (+), desmin (-)’tir.
Karakteristik özelliği, 22 kromozomda genetik bozukluk
olmasıdır. Kötü diferansiyedir. INI geni bozuktur.
Soru allosterik inhibitör ile farmakolojik antagonist
arasındaki farklılığı sorgulamaya çalışıyor. Reseptöre
bağlanma şekline göre farmakolojik antagonizma iki
çeşittir: Kompetitif ve nonkompetitif
SANTRAL SİNİR SİSTEMİ TÜMÖRLERİNİN GENETİĞİ
FARMAKOLOJİK ANTAGONİST ve ALLOSTERİK
İNHİBİTOR:
• 1 ve 19 kromozom delesyonu: Oligodendrogliom
• Farmakolojik antagonist: Reseptörde agonistin
bağlandığı aktif bölgeye bağlanarak etkiyi engeller (Aynı
reseptörün aynı aktif bölgesine bağlanır)
• 22 del: Menenjiyom
• İ(17q): Medulloblastom
• Allosterik maddeler: Reseptörün aktif bölgesi dışında
farklı bir bölgeye bağlanarak, reseptör aktivitesini
arttırır (allosterik aktivator) veya azaltabilirler (allosterik
inhibitor).
• INI-1: Atipik rabdoid/teratoid tümör
• NF-2 (Merlin): Epandimom (sadece spinal kord),
menenjiyom
• NF-1 (Nörofibromin): Pilositik astrositom
• Allosterik inhibitör: Reseptöre farklı bir yerden
bağlanarak konfigürasyonu değiştirip agonistin etkisini
engeller (Yani aynı reseptörün farklı bir allosterik
bölgesine bağlanır).
41
101. İlaçların yarı ömrü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden
hangisi doğru değildir?
103. Aşağıdaki ilaç ve endikasyonu eşleştirmelerinden
hangisi doğru değildir?
A) İlacın plazma konsantrasyonunun yarılanması için
geçen süredir.
B) Sıfırıncı derece kinetiğe göre elimine olan ilaçlar için
doz arttıkça yarı ömür uzayabilir.
C) İlacın sanal dağılım hacmi arttıkça yarı ömrü uzar.
D) İlacın klerensi arttıkça yarı ömrü azalır.
E) Birinci derece kinetikle yıkılan bir ilacın dozu arttıkça
yarı ömrü de uzar.
A) Glikopirolat – Siyalore tedavisi
B) Hyosin – Safra kolik ağrısı
C) Oksifensiklimin – Diyare tedavisi
D) Darifenasin – Spastik mesane tedavisi
E) Siklopentolat – Akomodasyon spazmı
Doğru cevap: (E) Siklopentolat – Akomodasyon spazmı
Siklopentolat siklopleji (akomodasyon felci) oluşturur.
Akomodasyon spazmı oluşturmak siklopentolat için bir
endikasyon değildir.
Doğru cevap: (E) Birinci derece kinetikle yıkılan bir ilacın
dozu arttıkça yarı ömrü de uzar.
ORGAN SELEKTİF ANTİMUSKARİNİKLER VE ÖZEL
ENDİKASYONLARI:
Yarı
ömür,
ilacın
plazmadaki
miktarının
veya
konsantrasyonunun yarılanması için geçmesi gereken
süredir.
• Kısa etkili midriatik ve sikloplejik etki için: Tropikamid
< Siklopentolat < Homatropin
Birinci derece kinetikle yıkılan ilaçların yarı ömürleri doz
arttıkça değişmezken, sıfırıncı derece ile yıkılan ilaçlarda
ilacın dozunun artışı yarı ömrü uzatabilir.
Ø Endikasyon: Fundus muayenesi, posterior iris sineşi
tedavisi
Formül: t1/2= 0,7 X Vd / CL
Ø İyi bir pupil dilatasyonu, optimum fundus muayenesi
için gereklidir
YARI ÖMÜRÜ ETKİLEYEN PARAMETRELER:
Ø Sineşi tedavisinde, irisi perifere çekerek sineşiyi
koparma amaçlanır
• Dağılım hacmi (Vd) arttıkça eliminasyon zorlaşacağı
için: Yarı ömür uzar
• Bronşlara selektif
Tiyotropiyum
• Klerens (CL) arttıkça eliminasyon artacağı için: Yarı
ömür kısalır
olanlar:
İpratropiyum
<
Ø Endikasyon: Astım, KOAH
• Dikkat: Plazma konsantrasyonu veya uygulama dozu
birinci derece kinetiğe uyan ilaçlarda yarı ömürü direkt
etkilemez!
• Tükürük bezine selektif olan: Glikopirolat
Ø Endikasyon: Siyalore
• Safra yollarına selektif olan: Hyosin
Ø Endikasyon: Safra kolik ağrısı (Spazmolitik)
• Gastrointestinal sisteme selektif
Oksifensiklimin, Piperidolat, Disiklimin
102. Tirozinden noradrenalin (norepinefrin) sentezi
sürecinde aşağıdakilerden hangisine ihtiyaç yoktur?
Ø Endikasyon: Gastrointestinal sistem spazmları, irritabl
bağırsak sendromu, diyare
A) Demir
B) Dopamin hidroksilaz
C) Tirozin hidroksilaz
D) Askorbik asit
E) S-adenozil metionin
• Mideye selektif etki (M 1 blokörler): Pirenzepin,
Telenzepin
Ø Endikasyon: Peptik ülser, gastrit
• Üriner sisteme selektif olanlar (M3): Darifenasin,
Tolterodin,Fosoterodin, Solifenasin, Flavoksat,
Oksibutinin
Doğru cevap: (E) S-adenozil metionin
S-adenozil metionin (SAM), N-metilasyon reaksiyonu
için gereklidir. N-metilasyon norepinefrinden epinefrin
sentezi için gereklidir.
Ø Endikasyon: Üriner inkontinans, spastik mesane,
ürolojik cerrahi sonrası spazmlar
Tablo (Soru 102): Katekolamin sentezi
Enzim
Tirozin hidroksilaz
Lokalizasyon
olanlar:
104. Aşağıda yer alan hastalıklardan hangisinin tedavisinde
nikotinik reseptörlere etkili olan ilaçlar faydalıdır?
Kofaktör
Sitoplazma
Tetrahidrobiopterin
(THB), Demir, Oksijen
DOPA dekarboksilaz Sitoplazma
(Aromatik L-amino
asit dekarboksilaz)
Pridoksin (Vitamin B6)
Dopamin βhidroksilaz
Sinaptik vezikül
Askorbik asit (Vitamin
C), Demir, Oksijen
Feniletanolamin Nmetil transferaz
Sitoplazma
S-adenozil metionin
(SAM)
A) Astım
B) Nörojenik mesane
C) Ağız kuruluğu
D) Miyastenia gravis
E) Paralitik ileus
Doğru cevap: (D) Miyastenia gravis
Miyastenia graviste çizgili kas sinir kavşağında bulunan
nikotik reseptörlere karşı otoantikor gelişimi vardır.
Miyastenia gravis tedavisinde kullanılan ilaçların
ortak özelliği nikotinik etkiyi arttırmalarıdır. Diğer
seçeneklerdeki durumlarda özellikle muskarinik etkili
ilaçlar kullanılır.
42
MUSKARİNİK ETKİLİ İLAÇLARIN ÖZEL
ENDİKASYONLARI:
106. Aşağıdakilerden hangisi vücutta yüksek oranda
metabolize olan uzun etkili karbonik anhidraz enzim
inhibitörüdür?
• Oküler cerrahide miyozis oluşturmak için: Asetilkolin,
Karbakol
A) Aksosemid
B) Politiazid
C) Brinzolamid
D) Metazolamid
E) Amilorid
• Glokomda miyozis oluşturarak trabeküler sistemi
genişletmek için: Karbakol, Pilokarpin
• Kserostomi, Sjögren sendromunda tükürük salgısını
arttırmak için: Pilokarpin Sevimelin (Daha uzun
etkilidir)
Doğru cevap: (D) Metazolamid
• Reflü özefajitte alt özefagus psödosfinkterini kasıp
reflüyü azatmak için: Betanekol
Aksosemid uzun etkili kıvrım (loop) diüretiktir. Politiazid
uzun etkili tiazid grubu diüretiktir.
• Mide atonisi, Postoperatif abdominal distansiyonda
peristaltizmi hızlandırmak için: Betanekol
Amilorid toplayıcı kanallara etki eden potasyum tutucu
diüretiklerden biridir.
• Flask tip nörojenik mesanede miksiyonu provake
etmek için: Betanekol
ÖZELLİKLİ KARBONİK ANHİDRAZ ENZİM
İNHİBİTÖRLERİ:
• İdrar retansiyonunda miksiyonu provake etmek için:
Betanekol
• Kısa etkili olan: Asetazolamid
• Uzun etkili olan ve yüksek oranda metabolize edilen:
Metazolamid
105. Bigunaid (metformin) ve thiazolidinedionler
(rosiglitazon)’i karşılaştıran aşağıdaki cümlelerden
hangisi doğru değildir?
107. Aşağıdakilerden hangisi oral biyoyararlanımı yüksek
ve yarı ömrü uzun olan kalsiyum kanal blokörüdür?
A) Biguanidlerin serbest yağ asidini azaltıcı etkisi daha
düşüktür.
B) Biguanidlerin kemiklerde kırık oluşturma riski yoktur.
C) Biguanidlerin laktik asidoza neden olma olasılığı
daha yüksektir.
D) Biguanidlerin kilo aldırma ihtimali daha yüksektir.
E) Biguanidlerin periferal ödem riski çok daha düşüktür.
A) Nimodipin
B) Klevidipin
C) Amlodipin
D) Levosimendan
E) Nikardipin
Doğru cevap: (D) Biguanidlerin kilo aldırma ihtimali daha
Doğru cevap: (C) Amlodipin
yüksektir.
ÖZELLİKLİ KALSİYUM KANAL BLOKÖRLERİ:
Biguanidler insülin salıverilmesini arttırmazlar, bu
nedenle kilo alımına neden olmazlar. Obez hastalarda
öncelikle tercih edilirler.
• Konstipasyona sıklıkla neden olabilen: Verapamil
• Antineoplastik ilacı hücre dışına taşıyan pglikoprotein pompa sistemini inhibe ederek,
antineoplastiklere karşı gelişen rezistansı azaltmada
kullanılanlar: Verapamil, Diltiazem
Tablo (Soru 105): İnsülin duyarlılığını
arttıran ilaçlar
Parametre
Biguanidler
(Metformin)
Glitazonlar
(Thiazolidinedionlar)
Moleküler hedef
AMPK
PPAR-gama
Farmakolojik
etki
HGP
süpresyonu
Artmış insülin
sensitivitesi
Serbest yağ
asidini azaltma
Minimal
Orta düzeyde
Adiponektin
uyarımı
Minimal
Belirgin
Vücut ağırlığına
etkisi
Minimal
Artar
Periferal ödem
Minimal
Orta düzeyde
Kırık riski
Yok
Artar
Laktik asidoz
riski
Nadir
Yok
• İntraserebral refleks vazospazmı çözerek iskemi
gelişimini engelleyen ve subarakinoid kanamalı
hastada morbiditeyi azaltmada tercih edilen:
Nimodipin
• Kısa etkili olanlar: Klevidipin (en kısa) <Nimodipin <
Nikardipin
• Uzun etkili olanlar: Amlodipin > Fellodipin
• Oral biyoyararlanımı fazla olanlar: Amlodipin >
Nifedipin
108. Niasin ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru
değildir?
A) Lipolizi inhibe eder.
B) Karaciğerden VLDL sekresyonunu ve LDL sentezini
inhibe eder.
C) Flushing’e neden olabilir.
D) Diyabetik hastalarda tercih edilmemelidir.
E) Ürik asit düzeyini düşürdüğü için gut’lu hastalarda iyi
seçenektir.
AMPK: AMP bağımlı protein kinaz, PPAR: Peroksizon
proliferator aktive edici faktör, HGP: Hepatik glukoz üretimi
43
Doğru cevap: (E) Ürik asit düzeyini düşürdüğü için gut’lu
110. Aşağıdakilerden hangisi negatif dromotropik etkili
değildir?
hastalarda iyi seçenektir.
Niasin hiperürisemiye neden
hastalarda kullanılmamalıdır.
olabildiği
için
A) Uvabain
C) Lidokain
gutlu
NİASİN (NİKOTİNİK ASİT)
B) Verapamil
D) Sotalol
E) Adenozin
Doğru cevap: (C) Lidokain
Lidokain sadece ventriküllere etki eder. Sodyum kanal
blokörü grup IB antiaritmiktir. Bu nedenle sadece
ventriküler aritmi tedavisinde kullanılır.
NİASİNİN ETKİ MEKANİZMASI:
• Adipoz dokuda lipolizi inhibe eder (Hormon duyarlı lipaz
inhibisyonu)
• Karaciğerden VLDL sekresyonunu ve LDL sentezini
inhibe eder
NEGATIF DROMOTROPIK İLAÇLAR:
• Periferde LDL oluşumunu inhibe eder
• Kardiyak glikozidler (Digoksin, Dijitoksin, Uvabain)
• Kardiyoslektif kalsiyum kanal blokörleri (Diltiazem,
Verapamil)
NİASİNİN AVANTAJLARI:
• Aterojenik etkili Liporotein (a) düzeyini düşüren tek
hipolipidemiktir.
• Beta blokörler (Propranolol, Sotalol)
• Adenozin
• HDL düzeyini belirgin yükseltir
NİASİNİN DEZAVANTAJLARI:
111. Aşağıdaki N-Metil-D-Aspartat (NMDA) blokörü ilaç
ve endikasyonu eşleştirmelerinden hangisi doğru
değildir?
• Hiperglisemiye neden olabildiği için: Diyabetik hastalarda
iyi tercih değillerdir
A) Riluzol – Amiyotrofik lateral skleroz
B) Akamprosat – Alkol bağımlılık tedavisi
C) Dekstrometorfan – Öksürük
D) Magnezyum – Konvülsiyon
E) Biperiden – Tardif diskinezi tedavisi
• Hiperürisemiyeneden olabildiği için: Gut’lu hastalarda
kullanılmamalıdır, Kaşıntı yapar
• Kütanöz vazodilatasyon ile flushing’e neden olabilir
109. Vazospastik anjina nedeniyle kendisine reçete edilen
ilacı kullanmaya başlayan 60 yaşındaki erkek hastada
öksürük, wheezing ve S3 galo ritmi gözlenmiştir.
Reçete edilen ilaç büyük olasılıkla aşağıdakilerden
hangisidir?
Doğru cevap: (E) Biperiden – Tardif diskinezi tedavisi
Biperiden Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan
santral etkili antikolinerjiktir. Aynı zamanda glutamatın
NMDA reseptör blokörüdür. Tardif diskinezi tedavisinde
antikolinerjik ilaçlar kullanılmaz.
A) Nadolol
B) Benazepril
C) Minoksidil
D) Verapamil
E) Eplerenon
NMDA BLOKÖRLERİ VE ENDİKASYONLARI:
• Magnezyum: Kalsiyum kanallarını tıkar
Ø Nöronda: Antiepileptik etki gösterir. Bu nedenle
preeklampside veya eklapside magnezyum sülfat
antiepileptik olarak kullanılır.
Doğru cevap: (D) Verapamil
Varyant anjinada kullanılan verapamil gibi kardiyoselektif
kalsiyum kanal blokörleri kalp üzerindeki depresan
etkilerinden
dolayı
kalp
yetmezliği
bulgularını
ağırlaştırabilir.
Ø Miyositte: Kasılmayı engeller. Bu nedenle tokolitik
ilaç olarak da kullanılır.
• Fensiklidin (Melek tozu): Deneysel şizofreni oluşturmak
için kullanılır
• Nadolol nonselektif beta blokördür, variant anjinada
kontrendikedir.
• Biperiden: Parkinson tedavisinde kullanılır
• Akamprosat: Alkol bağımlılık tedavisinde kullanılır
• Benazepril anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörüdür,
antihpertansiftir, antianjinal ilaç değildir.
• Felbamat / Valproik asit: Antikonvülzan olarak
kullanılır
• Minoksidil potasyum kanal aktivatörü güçlü
antihipertansiftir, refleks taşikardiye neden olabilir. Anjina
tedavisinde yeri yoktur.
• Dekstrometorfan: Antitussif amaçla kullanılır
• Eplerenon aldoteron antagonisti diüretiktir, anjina
tedavisinde yeri yoktur.
112. Süksinilkolin ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi
doğrudur?
A) Etki süresi atraküryumdan uzundur.
B) Kalpte antimuskarinik etkisi ile taşikardi oluşturur.
C) Acil entübasyon gereken durumlarda tercih edilir.
D) Rabdomiyolize bağlı hipokalemi oluşturabilir.
E) Malign hipertermiyi tetiklemez.
44
Doğru cevap: (E) Benztropin
Doğru cevap: (C) Acil entübasyon gereken durumlarda
tercih edilir.
Biperiden ve benztropin santral etkili antikolinerjiklerdir.
Levodopanın santrale geçişini etkilemezler.
Süksinilkolin acil entübasyon gereken durumlarda
kullanılır. Çocuklarda ise 8 yaş altında acil entübasyon
gereken durumlar haricinde kullanılmaz.
LEVODOPA’NIN
YÖNTEMLERİ:
SSS’YE
GEÇİŞİNİ
ARTTIRMA
• Aç karna alım absorbsiyonunu arttırır
Süksinilkolin (ACh-ACh):
Ø Özellikle proteinden zengin diyette absobsiyonu azalır.
Çünkü amino asitler absorbsiyon düzeyinde levodopa
ile yarışır.
• Çok kısa ve çok çabuk etkili kas gevşeticidir
Ø Bu nedenle sık enjeksiyonu gerekir. Hızlı etkili
olduğu için acil durumlarda tercih edilir (Örnek: Acil
entübasyon için özellikle çocuklarda larinks kasları
gevşetmede tercih edilir)
• Periferik etkili DOPA dekarboksilaz inhibitörleriyle
kombinasyonu santrale geçişini arttırır
Ø Bu nedenle: Karbidopa ve Benserazid ile kombine
edilir
• Kolinerjik etkilidir. Çünkü yapısı iki asetilkolin’den
oluşmaktadır
• COMT inhibitörleriyle kombinasyonu santrale geçişini
arttırır
Ø Depolarizasyon ile otonomik gangliyonları da bloke
edebilir
Ø Bu nedenle: Tolkapon ve Entakapon ile kombine
edilir
Ø Muskarinik reseptörleri uyarıp bradiaritmiye neden
olabilir (Tedavide: Atropin kullanılır)
• Hafif derecede histamin açığa çıkışına neden olabilir
115. Aşağıdakilerden hangisi çizgili kas gevşetici olarak
kullanılmaz?
• Acil entübasyon gereken durumların haricinde, 8 yaşın
altında kullanılmamalıdır
A) GABA-A reseptör agonistleri
B) GABA-B reseptör agonistleri
C) Alfa2 reseptör agonistleri
D) Ryanodin reseptör antagonistleri
E) Muskarinik reseptör antagonistleri
• Malign hipertermiyi tetikleyebilir
113.Aşağıdakilerden hangisi enürezis noktürna tedavisinde
kullanılan antidiüretik hormon preperatıdır?
Doğru cevap: (E) Muskarinik reseptör antagonistleri
A) İmipramin
B) Betanekol
C) Desmopressin
D) Dekstrometorfan
E) Deksametazon
Çizgili kas-sinir kavşağında nikotinik reseptörler bulunur.
Muskarinik reseptörler parasempatik sinir sistemi ile
ilişkilidir ve çizgili kasları gevşetici etkiler oluşturmazlar.
KAS GEVŞETICILER:
Doğru cevap: (C) Desmopressin
• GABA-A reseptör agonisti: Benzodiazepinler,
Tiokolşikozid
Soru isim benzerlikleri kullanılarak zorlaştırılmaya
çalışılmış.
Soru
kökünde
‘ADH
analoğunun’
sorgulandığına dikkat ediniz.
• GABA-B reseptör agonisti: Baklofen
• Alfa2 reseptör agonisti: Tizanidin, Klonidin
• Ryanodin reseptör antagonisti: Dantrolen
• Dezmopresin santral tip diabetes insipidus, enürezis
nokturna, von Willebrand hastalığı hemofili A’nın
hafif tiplerinin tedavisinde kullanılılan ADH hormon
analoğudur.
• Nikotinik reseptör antagonisti: Nöromusküler
blokörler
• İmipramin enürezis noktürna tedavisinde kullanılan
trisiklik antidepresandır.
116.Analjezik etkilerininin bir kısmını serotonin
ve noradrenalin geri alımını (uptake) bloke
ederek oluşturan opioid ilaçlar aşağıdakilerden
hangileridir?
• Betanekol mesane atonisinde kullanılan kolin esteridir.
• Dekstrometorfan opioid türevi antitussif ilaçtır.
• Deksametazon uzun etkili steroid preperatıdır.
A) Oksikodon - Heroin
B) Hidokodon - Morfin
C) Tramadol - Tapentadol
D) Difenoksin - Meperidin
E) Buprenorfin – Pentazosin
114. Aşağıdakilerden hangisi levodopanın santral sinir
sistemine geçiş oranını arttırmaz?
A) Proteinden düşük diyet
B) Benserazid
C) Entakapon
D) Karbidopa
E) Benztropin
Doğru cevap: (C) Tramadol - Tapentadol
45
Doğru cevap: (C) Lumirakoksib
Opioid ilaçlar arasında farklı özellik gösterenler
sınavlarda potansiyel soru grubundandır. Tramadol
ve tapentadol analjezik etki mekanizmasında farklılık
gösteren opioidlerdendir.
Günümüzde siklooksigenaz-2’ye (COX-2) en selektif
nonsteroid antiinflamatuvar ilaç lumirakoksibdir.
Tramadol ve tapentadol serotonin ve noradrenalin
geri alımını bloke ederek analjezik etkilerinin önemli bir
kısmını oluştururlar. Opioid reseptörler üzerinde etkileri
olmakla birlikte bu iki ilaç asıl analjezik etkilerini uptake blokajı
sonucunda gerçekleştirirler. Tramadol ve tapentadol MAO
inhibitörleri ve SSRI grubu ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır.
COX-2 SELEKTIF NONSTEROİD ANTİİNFLAMATUVAR
İLAÇLAR:
• Meloksikam (en az selektif)
• Diklofenak
• Selekoksib
TRAMADOL:
• Valdekoksib
• Etodolak
• Solunum ve kardiyovasküler sistem üzerinde depresen
etkiler oluşturmaz.
• Rofekoksib
• Doğum eylemi sırasında analjezik sağlamak amacıyla
kullanılabilir.
• Lumirakoksib (en selektif)
• Etorikoksib
• Kronik nöropatik ağrı sendrom tedavisinde kullanımı
mevcuttur.
• Epilepsi hikayesi
kontrendikedir.
olan
hastalarda
kullanımı
119.Aşağıdaki antineoplastik ilaç ve etki ettiği hücre siklus
dönemi eşleştirmelerinden hangisi doğru değildir?
A) Etopozid – G2 dönemi
B) Paklitaksel – M dönemi
C) Asparaginaz – G1 dönemi
D) Daktinomisin – S dönemi
E) Azatioprin – S dönemi
117.Aşağıdakilerden hangisinin pulmoner hipertansiyon
tedavisinde yeri yoktur?
A) Sitaksentan
B) Tadalafil
C) Treprostinil
D) Magnezyum sülfat
E) Latanoprost
Doğru cevap: (D) Daktinomisin – S dönemi
Daktinomisin DNA’da interkalasyona neden olur. Hücre
siklusuna spesifik etki oluşturmaz.
Doğru cevap: (E) Latanoprost
Latanoprost prostoglandin
tedavisinde kullanılır.
F2a
analoğudur,
PULMONER
HİPERTANSİYON
KULLANILAN İLAÇLAR:
glokom
Tablo (Soru 119): Hücre siklusuna spesifik
antineoplastik ilaçlar
TEDAVİSİNDE
• Magnezyum sülfat
• Nonselektif alfa reseptör blokörü: Tolazolin
G1
S
L-Asparajinaz
Antimetabolitler:
5-Flurourasil
• Nitrik oksit açığa çıkaranlar: Nitrogliserin,
Nitroprussid
Merkaptoprin
Azatioprin
• Beta2 reseptör agonisti: İsoproterenol
Metotreksat
• Fosfodiesteraz V inhibitörleri: Sildenafil, Tadalafil,
Vardenafil
• Prostaglandin I 2 ve analogları: Prostasiklin,
Epoprestenol, İloprost, Treprostinil
Vinkristin
Etoposid
(S-G2)
Vinorelbin
Tenoposid
Vinblastin
Vindesin
Paklitaksel
Doketaksel
İksabepilon
Klofarabin
• İnhalasyonel nitrik oksit
Gemsitabin
Fludarabin
Kladribin
Kapesitabin
46
Bleomisin
(G2-M)
Hidroksiüre
• Endotelin reseptör antagonistleri: Bosentan,
Sitaksentan
A) Selekoksib
B) Rofekoksib
C) Lumirakoksib
D) Asetaminofen
E) Meloksikam
M
Tiogunain
Sitarabin (ara-C)
118.Aşağıdaki nonsteroid antinflamatuvar ilaçlardan
hangisinin COX-2 (siklooksijenaz-2) enzimini selektif
inhibisyon etkisi en güçlüdür?
G2
120.Sıtma ve toksoplazmoz tedavisinde kullanılan ubikinon
antimetaboliti aşağıdakilerden hangisidir?
A) Melarsaprol
B) Primetamin
C) Atovakuon
D) Klorokin
E) Doksisiklin
Doğru cevap: (C) Atovakuon
Sıtma tedavisi sadece Farmakoloji’nin değil aynı
zamanda Mikrobiyoloji’nin de ilgi alanına girer. Etki
mekanizmalarını bilmek bu açıdan önemlidir. Atovakuon,
ubikinon antimetaboliti antimalaryal ilaçtır. Toksoplazmoz
tedavisinde de kullanılır.
ANTİMALARYALLERİN ETKİ MEKANİZMALARI:
• Hem’in hemozoin’e biyokristalizasyonunu engelleyen:
Klorokin, Amodiakin, Piperakin
• Bilinmeyen bir mekanizma ile kan şizontositlerine etki
gösteren: Kinin, Kinidin
• Bilinmeyen bir mekanizma ile kanda şizontosidal aktivite
gösteren: Meflokin
• Bilinmeyen bir mekanizma ile karaciğer fazındaki bütün
malaryalara etkinlik gösteren: Primakin, Tafenokin
• Malaryanın mitokondrisindeki elektron transport sistemine
etkili olan: Atovakuon
Ø Atovakuon + Proguanil: Malaron
• Folik asit antimetaboliti olanlar (Dihidrofolat redüktaz
inhibisyonu): Primetamin, Proguanil
• Folik asit antimetaboliti olanlar (Dihidropteroat sentetaz
inhibitörleri): Sulfonamidler
Ø Primetamin + Sulfadoksin: Fansidar
• Protein sentez inhibitörü olan antibakteriyaller:
Tetrasiklin, Doksisiklin, Klindamisin
• Serbest oksijen radikali oluşturanlar, toksik heme ürünleri
oluşturanlar: Artemisinin
• Diğer etki mekanizması bilinmeyenler: Halofantrin,
Lumefantrin, Pironaridin
47
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
49
File Size
17 342 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content