close

Enter

Log in using OpenID

2014-2015 bahar yy.vize sınav programı-örgün

embedDownload
Sayı: 4 / Haziran 2014
Üç ayda bir yayımlanır
T
EKSTiL
ERBiYE
TÜRKİYE TEKSTİL TERBİYE SANAYİCİLERİ DERNEĞİ DERGİSİ
Tekstil terbiyenin
en renkli fuarı
TEKSTİL
İHRACATTA
BÜYÜYOR
TÜKETİCİNİN
TERCİHİ
GÜVENLİ
ÜRÜNDEN
YANA
SAH‹B‹
Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği adına
Vehbi Canpolat
YAYIN KURULU
Fatma Şener, Kemal Oğuz
YAZI KURULU
Enis Öztürk
YÖNETİM YERİ
Organize Sanayi Bölgesi Karaağaç Yolu Üzeri 13. Sokak
No:6 59500 Çerkezköy / Tekirdağ
Tel: +90 282 758 35 64
e-mail: [email protected]
7
Tekstilciler “Vefa Gecesi”nde buluştu
YAPIM
YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Hüsne PAMUK
[email protected]
ART DİREKTÖR
Uğur KARAGÜL
[email protected]
EDİTÖRLER
Bahtiyar ORHAN
[email protected]
Doğuş KOTAY
[email protected]
Meral GÜLER
[email protected]
GRAFİK TASARIM
Muhammed AKDENİZ
[email protected]
8
FOTOĞRAFLAR
Fatih YALÇIN
[email protected]
Tekstil terbiyenin en renkli fuarı:
“Interdye&Printing Eurasia”
PAZARLAMA İLETİŞİMİ
REKLAM GRUP DİREKTÖRÜ
Özgür SEYHAN
[email protected]
REKLAM SATIŞ KOORDİNATÖRÜ
Özgür HASÇELİK
[email protected]
BASKI-CİLT
MATSİS Matbaa Hizmetleri Ltd. Şti.
Tevfik Bey Mh. Doktor Ali Demir Cd. No: 51 Sefaköy-İstanbul
TEL: (0212) 624 2111
Tekstil Terbiye Dergisi üç ayda bir yayımlanır, TTTSD
üyelerine ücretsiz olarak dağ›t›l›r. Tekstil Terbiye Dergisi ad›
kullan›larak al›nt› yap›lmas› yaz›l› izne tabidir. Gönderilen
yaz› ve fotoğraflar iade edilmez. Yay›nlanan makalelerdeki
görüşler yazar›na aittir.
Tekstil Terbiye Dergisi Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri
Derneği ad›na Küçük Mucizeler Yay›nc›l›k ve ‹letişim
Hizmetleri Ltd. Şti. taraf›ndan yay›na haz›rlanmaktad›r.
İLETİŞİM
Kaptanpaşa Mah. Darülaceze Cad. Bilaş İş Merkezi
A Blok No:31 K:6 D:63 Okmeydanı/Şişli/İstanbul
(0212) 211 68 53 - 73
12
Tüketicinin tercihi güvenli üründen yana
bölgesel yaklaşımlar
IÇINDEKILER
4 BAŞKAN’DAN
6 YÖNETİM FAALİYETLERİ
TÜRKİYE RENGİNİ
BOYAHANELERDEN
ALIYOR
30
28
7
SEKTÖR GÜNDEMİ
•Tekstilciler“VefaGecesi”ndebuluştu
•Tekstilterbiyeninenrenklifuarı:
“Interdye&PrintingEurasia”
•Tüketicinintercihigüvenliüründenyana
•Çevredüzenlemeleriboyarmaddefiyatlarınıartırıyor
•2015evtekstiltrendlerini“Hayalet”
•Tekstilihracattabüyüyor
28 BÖLGESEL YAKLAŞIMLAR
Türkiye rengini boyahanelerden alıyor
•DenizliliihracatçılarıngözüGüvençBoya’da
•KardeşlerBoyaveÖrmeOrtadoğu’daiddialı
•Adana’nınentegretekstilgücü:OğuzTekstil
•Kalitedesürekliliğinadı:TekboyTekstil
38 BÖLGESEL YAPTIRIMLAR-BURSA
•DOSAB“ÖnceÇevre”diyor
42 RÖPORTAJ
•LCWaikikiYönetimKuruluBaşkanı
VahapKüçükileröportaj
DOSAB “Önce Çevre” diyor
38
44 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK - ÇEVRESEL YAKLAŞIMLAR
•Dijitalbaskısürdürülebilirliksağlıyor
•Güvenliüretimşart
48 DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
50 MAKALE
•Elyafkarışımlarınasılboyanmalı?
54YÖNETSEL EĞİTİM
•Şirketinizinhayateğrisiniuzatın!
4
iran 201anır
/ Haz
Sayı: 4 a bir yayıml
Üç ayd
56 EKONOMİK GÖSTERGELER
LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı
Vahap Küçük ile röportaj
42
iL
EKSBTiYE
ER
T
TÜRK
İYE TE
KSTİ
L TERB
İYE SA
CİLE
NAYİ
Rİ DE
İSİ
İNİN
ETİC
TÜK ERCİHİ
T
ENLİ
GÜVNDEN
Ü
ÜR ANA
Y
RNEĞ
İ DERG
iyenin
il terb arı
Tekstrenkli fu
en
İL
EKST
A
T
ATT
TÜRKİYE TEKSTİL TERBİYE
DERNEĞİ DERGİSİ
CSANAYİCİLERİ
İHRA YOR
SAYI: 4 / HAZİRAN 2014 BÜYÜ
başkan’dan
DAHA KONTROLLÜ ÜRETİMLE
YOL ALMALIYIZ
Merhaba Değerli Dostlarım,
Dr. Vehbi Canpolat
TTTSD Yönetim Kurulu Başkanı
4
çığgibibüyüyendijitalbaskımakinesiyatırımlarınadikkatiniziçekmek
Türktekstilsektörüfarklıbirdönem- istiyorum.Elbetteyeniliklereaçık
dengeçiyor.Türkiyegenelihracatının olmalıyız,teknolojiyikullanmalıyüzde7,2artışyaşadığı2014yılının yızamabirandayüzlercemakine
ilkyarısındatekstilsektörünün
yatırımıileönceürünfiyatlarıdibe
yüzde8,7,hazırgiyiminiseyüzde
vuracakmilliservetolanmilyonlarca
12,1’likbirartışyaşadığınıgörüdolarparamızmakineüreticilerinin
yoruz.Avrupa’yaihracatbüyürken
cebinegidecektir.BukonudahepidiğeryandandaOrtadoğu’daIrak,
mizindahaduyarlıolmasıgerektiğini
Suriye,Libya,Mısırveenfazlaticaret düşünüyorum.
yaptığımızülkelerdenRusyaile
Dijitalbaskıdaikinciönemlikonuise
Ukrayna’daolansavaşveolaylardan yeterinceyetişmişelemanınolmamakaynaklıciddibirticarikankaybı
sı.Herfabrikabirkaçkişiyisıfırdan
yaşanıyor.Bundanenfazlaetkilenen yetiştirerekkonunundahabüyük
isetekstildeköprügörevigören,
sorunhalinegelmesiniönlenmesi
gerekiyor.Buamaçladernekolarak
biztekstilterbiyesektörüoluyor.
enkısazamandabirkursdüzenleyeZirasektörümüzdurmakbilmeyen
boyarmaddefiyatlarıvesezongeçişi ceğiz.Kursundevamlılığınınolması
içinsektörfirmalarınınsözkonusu
nedeniilekârsızlıklaboğuşuyorve
doluçalışmadığıherdönemdezarar kursaelemanlargöndererekpersoediyor.Umuyorumbölgekısazaman- nelyetişmesineduyarsızkalmayacağınıumuyorum.
daistikrarakavuşurvesektörümüz
dahagüzelgünlergörür.Budönemleridahakontrollüüretimyaparakve Bir sonraki sayımızda buluşmak
üzere herkese şimdiden hayırlı baydahatasarrufluçalışarakaşacağız.
ramlar diliyorum.
İkincikonuolaraksondönemlerde
yönetim faaliyetleri
TTTSD’DEN TEKİRDAĞ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK
MÜDÜRLÜĞÜ'NE ZİYARET
Türkiye Tekstil Terbiye
Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Dr. Vehbi Canpolat ve
Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı Kemal Oğuz,
Tekirdağ Valiliği Çevre ve
Şehircilik İl Müdürlüğü görevine yeni atanan Ömer
Albayrak’ı 25 Mart tarihinde ziyaret ettiler. Tekirdağ
Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ömer Albayrak’a yeni görevinde başarılar dileyen Dr. Vehbi Canpolat
ve Kemal Oğuz, kendisine
yörede faaliyet gösteren
tekstil terbiye firmaları
hakkında bilgiler aktardılar. Ziyarette TTTSD Başkanı Dr. Vehbi Canpolat
sektörün yaşadığı çevresel
konuların bir özetini yaparak karşılıklı olarak neler
yapılabilecekleri üzerinde
durdu. Türkiye’nin en
önemli sanayi merkezlerinden biri konumunda
olan Tekirdağ’ın özellikle
tekstil terbiye tesislerinin
yoğunluklu olarak yer
aldığı bir alanlardan biri
konumunda bulunduğunu
aktaran Canpolat, bunun
için sektör olarak bütün
kurumlar ile temas halinde
olmalarının önemine vurgu
yaptı. Tekirdağ Çevre ve
Şehircilik İl Müdürü Ömer
Albayrak’ta TTTSD Başkanı Dr. Vehbi Canpolat ve
TTTSD Başkan Yardımcısı
Kemal Oğuz’a yaptıkları
ziyaretten memnun olduk-
larını dile getirdi. Kurum
olarak Tekirdağ’da faaliyet
gösteren sanayiciler ile
ortak hareket etmelerinin
önemine vurgu yapan
Albayrak, Tekirdağ Çevre
ve Şehircilik İl Müdürlüğü
olarak bölgede yaşanan
çevresel sorunlara yönelik
olarak yürütülen projeler
hakkında da özet bilgiler
aktardı.
TEKSTİL İHRACATA KATMA DEĞER KATIYOR
TTTSD Yönetim Kurulu Başkanı Dr.
Vehbi Canpolat katıldığı özel bir televizyon programında tekstil terbiye
sanayinin Türkiye ekonomisi içindeki
önemini değerlendirerek, tekstil terbiye sanayinin kapasite olarak dünyada
ikinci, Avrupa’da ise birinci konumda
yer aldığına vurgu yaptı. Tekstil terbiye
sektörü açısından bakıldığında hem
Avrupa’da hem de Türkiye’nin içinde
bulunduğu coğrafyada Türk tekstil
6
terbiye sektörü kadar büyük kapasiteli
başka bir ülke bulunmadığını ifade eden
Canpolat, “Tekstil terbiye sektörünün
Amerika’da başlayan bir serüveni var.
Buradan İngiltere, Fransa, Almanya ve
İtalya’ya yayılıyor. Ama bu ülkeler geçtiğimiz yıllarda bu işin zorluğundan veya
çeşitli sebeplerden dolayı tekstil terbiyeden çıktılar. Bugün İtalya’da bir elin
parmakları kadar boya terbiye fabrikası
yoktur. Olanlar da can çekişiyor. Çünkü
fiyat tutturamıyorlar. Türkiye bu işi çok
iyi yapıyor” dedi. Türkiye’nin 2023 yılı
için 500 milyar dolarlık bir ihracat hedefi olduğunu hatırlatan Canpolat, “2023
yılı ihracat hedefi içerisinde tekstil sektörüne düşen pay 80 milyar dolar. Bu
rakamın 20 milyar doları hammaddeye,
60 milyar dolarlık kısmı da hazır giyime
ayrılıyor. Ben bu hedefin çok rahatlıkla
gerçekleştirilebileceğine inanıyorum.
Çünkü bu yılın ilk iki aylık rakamlarına
baktığımızda gerek kumaş gerekse
konfeksiyonun yüzde 10’un üzerinde
büyüdüğünü görüyoruz. Burada esas
olarak sektörün ülkeye bıraktığı katma
değer kısmına bakmak lazım. Tekstil
sektörü kadar ülke ekonomisine katma
değer bırakan ikinci bir sektör bulamazsınız” şeklinde konuştu. Türk tekstilinin
Türkiye için çok önemli bir yerde durduğunu söyleyen Canpolat, “Türkiye’de en
fazla insan istihdam eden sektör tekstil
sektörüdür. Ayrıca en çok kadın işçi
çalıştıran sektör de tekstil sektörüdür”
dedi. Türkiye’nin iplik üretiminde çok
iyi bir noktada olduğunu ifade eden
Canpolat, “Gün geçtikçe ‘karışım iplik’
diye tabir ettiğimiz, dünyada çok fazla
üretimi yapılmayan iplikleri de üretir
hale geldik. Türkiye tekstil ihracatının
yüzde 40’ını Avrupa ülkelerine yapıyor.
Avrupa ülkeleri için kalite, hız ve termin
çok önemli olduğuna göre, Türkiye bu
standartlara ulaşmış bir ülkedir. Bunun
göstergesi de Avrupa ülkelerinin her geçen gün Türkiye’den alımlarını artırıyor
olmalarıdır” şeklinde konuştu.
sektör gündemi
TEKSTİLCİLER VEFA GECESİNDE BULUŞTU
Türkiye tekstil üretimi ve
ihracatının yarıdan fazlasını
gerçekleştiren, Türkiye’de
kurulan ilk sanayi birliği
ünvanını taşıyan İTHİB,
kuruluşunun 40'ıncı yılını
sektöre emeği geçen eski
başkanlar ve üyeleri için
düzenlediği “Vefa Gecesi”
ile kutladı. Gecede TTTSD
Başkanı ve İTHİB Yönetim
Kurulu Üyesi Dr. Vehbi
Canpolat’a da ödül verildi.
İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail
Gülle ve yönetim kurulu üyelerinin
ev sahipliği yaptığı gece, 2 Temmuz
Çarşamba akşamı 700 civarında sektör üyesi ve iş dünyası temsilcilerinin
katılımıyla Shangri-La Bosphorus'ta
düzenlendi.
İTHİB gecede; Rüştü Akın, Halit
Narin, Ertekin Ashaboğlu, Evrensel
Erdoğan ve Oğuz Satıcı gibi bugüne
kadar Birliğe emeği geçen eski başkanlarını da unutmadı. Gecede Halit
Narin ödülünü İTHİB Başkanı İsmail
Gülle’nin elinden alırken, rahmetli
Rüştü Akın adına verilen ödülü ise
duayen tekstilcinin torunu olan Rüştü
Akın aldı. Evrensel Erdoğan, Ertekin
Ashaboğlu ve Oğuz Satıcı gibi geceye
katılamayan İTHİB’in eski başkanlarına da ödülleri, geceye onları temsilen
katılan yakınlarına verildi. Abdülkadir
Konukoğlu’nun onur ödülü aldığı gecede; Ahmet Nazif Zorlu ve Mahmut
Çalık gibi duayenlerin onur ödülleri
de yine yakınlarına takdim edildi. Bugüne kadar İTHİB'de Yönetim Kurulu
Üyesi olarak yer alan isimlerin de
teşekkür plaketi aldığı gecede TTTSD
Başkanı-İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi
Dr. Vehbi Canpolat'a da ödül verildi.
Gecede konuşan İTHİB Başkanı İsmail
Gülle, Birliğin kuruluş yılı olan 1975'te
Türkiye'nin ihracatının 1,3 milyar dolar, tekstilin bu ihracattaki payının ise
330 milyon dolar olduğunu hatırlattı.
Geçmiş dönemlerde eski başkan ve
yönetimlerin Türkiye’ye getirilen kotaları en iyi şekilde müzakare ederek
ihracatın önünü açtığını, ardından
görev alan tüm yönetimlerin de sektörün markalaşmasına katkı sağladığını
dile getiren Gülle, “Bizler de bayrağı
devraldığımızda iplikte damping vergisi uygulaması ile ihracatın yüzde 25
artmasına katkı sağladık. KDV’yi yüzde 8’e düşürürken, son global krizin
ardından kumaşa koruma vergisi getirdik. Böylece pek çok fabrika tam kapasite çalışmaya başladı. Tekstil ihracatımız son bir yılda Türkiye’nin toplam
ihracat artışının üzerine çıkarak yüzde
8’lik bir artış gösterdi. Kısacası tekstil
sektörü Türkiye’nin 2023 hedeflerine
dokuz yıl kala ihracatın lokomotif sektörü olma görevini sürdürüyor” dedi.
Geceye katılan Türkiye İhracatçılar
Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi
de “1974 yılında bir yılda yaptığımız
ihracatı bugün bir günde yapar hale
geldik. Bu gelişmemizde Ar-Ge, tasarım ve inovasyona verdiğimiz değerin
payı büyük oldu. Bundan 10 yıl önce
Nokia cep telefonu son derece büyük
bir pazar payına sahipti. O günkü
pazar değeri 300 milyar dolardı. İnovasyon konusunda yeteri kadar etkin
davranamadı ve bugün değeri 7 milyar
dolara düştü” dedi.
Vefa Gecesi'ne
TTTSD Başkanı
Dr. Vehbi Canpolat
ve TTTSD Başkan
Yardımcısı Kemal
Oğuz da katıldı
Tekstil terbiye
7
sektör gündemi
TEKSTİL
TERBİYENİN
EN RENKLİ
FUARI:
T
ürkiye tekstil terbiye sektörü
kaliteli üretimi ve sağlam alt
yapısıyla her geçen yıl dünyadaki bilinirliğini artırıyor. Türkiye
Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği
(TTTSD) ve Artkim Fuarcılık iş birliği
ve KOSGEB desteğiyle organize edilen 2. Boyarmadde, Baskı Mürekkepleri, Pigmentler, Kimyasallar, Dijital
8
Baskı ve Boyama Teknolojileri Fuarı
Interdye & Printing Eurasia 5-7 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar
Merkezi’nde gerçekleşti.
Dünyanın dört bir yanından gelen
sektör profesyonellerini kıtaların
buluştuğu şehir İstanbul’da aynı çatı
altında toplayan Interdye & Printing
Eurasia’da üç gün boyunca sektör li-
Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri
Derneği (TTTSD) ve Artkim Fuarcılık iş
birliği ile 5-7 Haziran tarihleri arasında
İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşen
Interdye & Printing Eurasia Fuarı
dünyanın farklı ülkelerinden gelen
ziyaretçileri ağırladı.
deri üretici ve tedarikçi firmalarla bir
araya gelen ziyaretçiler birçok alternatif firma arasından seçim yapabilme
şansını elde ederken, yeni ve verimli
üretim teknolojileri hakkında da bilgi
aldı. Yurt dışından gelen ve normalde
ulaşılması güç ve zaman alıcı firmalarla yüz yüze görüşebilme imkanı
bulan ziyaretçiler, aynı zamanda fuar
Interdye & Printing Eurasia Fuarı TTTSD
Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Vehbi Canpolat,
İKMİB ve Kimya Sektör Platformu Yönetim
Kurulu Başkanı Murat Akyüz, İSO Başkan
Yardımcısı İrfan Özhamaratlı, ve TTTSD
Yönetim Kurulu Üyeleri’nin katılımı ile açıldı .
alanında gerçekleştirilen workshop
sunumlarına katılarak sektörel bilgilerini tazeledi. Boyar maddeler, baskı
mürekkepleri, tekstil kimyasalları,
pigmentler, ön-işlem yardımcı maddeleri, boyama makinaları, dijital,
rotasyon ve parça baskı makinaları ve
ekipmanları, tekstil baskı ile ilgili teknolojiler ve yazılımlar, kalite, test ve
çevre koruma ekipmanları ilgili diğer
ürünlerin sergilendiği fuarda firmalar
çevre ülkelerden gelen ziyaretçilerle
iş bağlantıları kurdu.
Tekstil terbiye sektörü
bu fuarda buluştu
Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri
Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Dr. Vehbi Canpolat, İKMİB ve Kimya
Sektör Platformu Yönetim Kurulu
Başkanı Murat Akyüz, İstanbul Sanayi
Odası Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı, ve TTTSD Yönetim Kurulu
Üyeleri’nin katılımı ile gerçekleşen
fuar, yerli ve yabancı katılımcı ve ziyaretçilerin akınına uğradı. Abhinav
Industries, Adachi Natural Polymers,
Adgums, Adithya Synthetic, Birkim,
Birsun, Bozetto Kimya, BTC Bilgi Teknolojileri, Chroma Chemicals, Cosmo
Kimya, Denge Kimya, Dystar ve daha
birçok yerli ve yabancı firmanın katılımcı olarak yer aldığı fuarda firmalar
en yeni ürün ve hizmetlerini görücüye
çıkardı. Her geçen yıl büyüyerek sektöre olan katkısını artıran fuarda bu
yıl da yüzlerce ürün çeşidi, yeni teknoloji ve hizmet yer aldı. Fuarda 65’i 15
farklı ülkeden gelen yabancı katılımcılar olmak üzere 56 direk katılımcı,
toplamda ise 96 firma ve firma temsilciliği yer alırken, fuarı üç gün boyunca
31 farklı ülkeden gelen toplam 2 bin
504 sektör profesyoneli ziyaret etti.
Konusunda ihtisaslaşmış ziyaretçilerin büyük ilgisini çeken etkinlik, yerli
ve yabancı katılımcı firmaların verimli
iş bağlantıları kurmasına ve sektörün
gelişmesine olanak sağladı.
Terbiyeciler için
en önemli buluşma noktası
2. Boyarmadde, Baskı Mürekkepleri, Pigmentler, Kimyasallar, Dijital
Baskı ve Boyama Teknolojileri Fuarı
Interdye & Printing Eurasia ikinci
sezonunda tekstil boyama, apre,
baskı yapan firmalar için en önemli
platform haline geldi. Boyarmaddeler, baskı mürekkepleri ve kimyasalların yanı sıra kullanılan makine,
ekipmanlar ve test ölçüm cihazları
gibi tekstil terbiye sektörünün ayrılmaz parçası olan ürün gruplarının
sergilendiği fuar, Türkiye’de tekstil
kimyasalları üretimi yapan firmaların dünyaya açıldığı kapı olarak
değerlendiriliyor. Tekstil sektörü
için en önemli girdilerden olan
boyarmadde, kimyasalları, baskı
mürekkepleri ve teknolojileri üreten
firmalar ile kullanıcı firmaları bir
araya getirerek iş birliğini artırmayı
ve sektörde yer alan yeni kimyasalların ve yeni teknolojilerin tanıtılmasına olanak sağlayan bir platform
oluşturmayı amaçlayan fuar, bu yıl
binlerce ziyaretçiyi ağırlayarak hedeflerini gerçekleştirdi.
Orta Doğu’dan yoğun katılım
Interdye & Printing Eurasia 2014 2.
Boyarmadde, Baskı Mürekkepleri,
Pigmentler, Kimyasallar, Dijital Baskı
ve Boyama Teknolojileri Fuarı’na
İngiltere, İran, İtalya, Rusya, Çin,
Almanya ve Mısır başta olmak üzere
dünyanın pek çok ülkesinden katılım
oldu. Fuarın ikinci döneminde Orta
Doğu ülkelerinden gelen ziyaretçi ve
katılımcı firma sayısında artış olduğu
Interdye & Printing Eurasia
Fuarı üç gün boyunca dünyanın
dört bir yanından gelen sektör
profesyonellerini kıtaların
buluştuğu şehir olan İstanbul’da
aynı çatı altında topladı. Sektör
lideri üretici ve tedarikçi firmalarla
bir araya gelen ziyaretçiler birçok
alternatif firma arasından seçim
yapabilme şansını elde ederken,
yeni ve verimli üretim teknolojileri
hakkında da bilgi aldı.
gözlemlendi. Türk firmaların odağında
yer alan Orta Doğu ve Uzak Doğulu
müşterilerin fuardan memnun kaldıkları belirtildi.
Uzmanlar sektörün
geleceğini yorumladı
Interdye & Printing Eurasia 2014,
Workshop Programı dahilinde uzmanlar ve akademisyenler tarafından
yapılan sunumlarla renklendi. Odak
Kimya’dan Barış Boğa “Temel Renk
Bilgisi ve X-Rite Renk Ölçüm Yazılımı”, Pulcra Kimya’dan Moda Danışmanı Ümit Ünal “Moda ve Kimyasal
Trendlerle 15-16 Sezonlarına Özel
Yorumlar”, Bozzetto Kimya’dan Andrea Rigantini ve BUTEKOM’dan Ali
Rüzgar’ın “Tekstilde Temiz Üretim ve
Uygulama Örnekleri” başlıklı sunumları birçok ziyaretçinin ve katılımcının
ilgisini çekti. Bunun yanı sıra, İstanbul
Tekstil terbiye
9
sektör gündemi
Dünyanın bir çok
ülkesinden tekstil
terbiye firmalarının
ilgi gösterdiği
Interdye & Printing
Eurasia Fuarı’nda
Türkiye Tekstil
Terbiye Sanayicileri
Derneği de info
standla yer aldı.
Teknik Üniversitesi’nden Yrd. Doç.
Dr. Umut Kıvanç Şahin Pamuklu Kumaşlarda Çapraz Bağlama Tekniğiyle
Kırışıklıkları Önleme Yöntemleri ve
Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Yrd.
Doç. Dr. Bengi Kutlu, Tekstil Terbiyesi
Alanında Yenilikçi Projeler başlıklı akademik çalışmalarını paylaştı.
Akademik çalışmalarını paylaşanlar
arasında Marmara Üniversitesi’nden
Doç. Dr. Burcu Yılmaz Şahinbaşkan,
Süleyman Demirel Üniversitesi’nden
Uzman Çağlar Sivri, İstanbul Ticaret
Üniversitesi’nden Prof. Dr. Habip Dayıoğlu da yer aldı.
Fuarın cazibesi
etkili reklamlarla artırıldı
Interdye & Printing Eurasia 2014,
ikinci sezonunda düzenlediği reklam
organizasyonları ile de dikkat çekti.
Fuarın tanıtım çalışmaları kapsamında
ulusal ve yerel gazetelerde toplam yedi reklam yayınlanırken, tekstil boya-
ları, kimyasalları, baskı mürekkepleri
sektörlerine yönelik özel ekler ve haber dosyası çalışmaları yapıldı. Ayrıca
fuarla ilgili Türkiye genelinde birçok
Organize Sanayi Bölgesi’nde açık hava
reklamları verildi. Türkiye genelinde
tıklanma oranı yüksek haber sitelerinde, tekstil dünyasının yakından
takip ettiği haber portallarında banner
yayını, ilgili hedef kitleye mailing gönderimleri, haber çalışmaları da fuar
tanıtım çalışmalarından bazılarıydı.
CELAL YILDIRIM
Safir Kimya Dış Tic. Ltd. Şti. Genel Müdürü
CÜNEYT MÜLDÜR
Dystar Kimya San. Tic. Ltd. Şti. Satış Yöneticisi
Firma olarak Interdye &
Printing’e ilk kez katılıyoruz.
Firma organizasyonunu başarılı
buldum. Diğer fuarlara göre daha
spesifik olması da bizi memnun
etti. Çünkü bir fuarın çok geniş
kapsamlı olması, yani hedefe yönelik olmaması bizi pek memnun
etmiyor. Çok çeşitli ürünlerin
sergilendiği fuarlarda ziyaretçi
sayısı yüksek oluyor ama verimli
ziyaretçi sayısı düşüyor. Bu fuarda daha verimli bir ziyaretçi profili var. çünkü bu fuara ne
alacağını bilen müşteriler geliyor. Gözlemlediğimiz kadarıyla fuara en çok Çin ve Hindistan’dan katılım vardı. Zaten
her iki ülkede de devlet politikası olarak fuar katılımları
destekleniyor. Ukrayna’dan da katılım vardı. Kuzey ülkelerinden katılım beklemiyordum açıkçası. Ama son yıllarda
Ukrayna’da da tekstil boyahaneleri açılmaya başladı ve
öyle zannediyorum ki oradaki firmalar da dışarıya açılmak
istiyorlar. Son bir yıldır yapıştırıcı sektöründe de faaliyetlerimiz oluyor. Yakın zamanda bu alandaki aktivitemizi artırma, kapasitemizi genişletme yönünde karar aldık. Bu fuarın
tekstil terbiye sektörü açısından önemi büyük.
Fuara iki dönemdir katılıyoruz. Geçen seneye nazaran
bu dönem fuara katılan ziyaretçi profilinde olumlu yönde
bir değişim gözlemledim. Bu
dönemki fuara daha bilinçli
ziyaretçiler geldi. Geçen sene
ziyaretçi sayısı daha fazlaydı
ama bu sene daha çok verim
aldık. Çünkü ne alacağını bilen müşterilerle muhatap olduk. Dystar Çin ve Hindistan
menşeili çok uluslu bir firma. Boya ürünlerinde her gama
uygun boyalarımız var. Bizi diğer firmalardan ayıran en
büyük farkımız da budur. Tekstil terbiye sektörü içinde
dünyanın en büyük firmasıyız. Ürünlerimizin pahalı olduğu yönünde yaygın bir kanı var. Interdye & Printing
gibi fuarlarda biz bunun böyle olmadığını gösteriyoruz.
Firma olarak fuarlarda hem teknik olarak farklılığımızı
hem de fiyatlarımızın diğerlerinden farklı olmadığını gösteriyoruz. Bu fuar, ileriye yönelik iş bağlantıları kurmak
açısından beklentilerimizi karşıladı. Bu fuarda daha çok
Türkiye’deki müşterilerimizin taleplerine odaklandık.
Buradan da verim alacağımızı düşünüyorum.
10
HALİL AKSOY
Denge Kimya Genel Müdürü
DR. MEHMED SAİD NUTKU
Ron Kimya Dış Tic. Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı
Firma olarak Interdye &
Printing’e ilk kez katılıyoruz.
Daha önce katıldığımız fuarlar,
makinecilerle birlikte katıldığımız
büyük fuarlardı. Bu fuarda biraz
daha spesifik hale geldi. Yani
kimyacılar ile boya ticareti yapan
firmaların oluşturduğu bir fuar
oldu. Bu fuarın önemi çok büyük.
Çünkü Türkiye ve özellikle İstanbul çevre ülkelerin merkezi haline geliyor. Yardımcı kimyasalları
üreticileri olarak bu fuarlara katılmamızın iki amacı var.
Birincisi, henüz bir bayiimizin olamadığı çevre ülkelerde bir
bayii bulabilmektir. İkincisi ise, marka bilinirliğini artırmaktır. Ayrıca fuara gelen müşterilerimizi kendi stantlarımızda
ağırlayarak yaptığımız yenilikler hakkında bilgi verme şansını
da yakalamış oluyoruz. Bu fuarın uzmanlaşıyor olması çok
güzel bir gelişme. Çünkü tekstil yardımcı kimyasalları üreten
firmalar şimdiye kadar diğer fuarlarda biraz üvey evlat gibi
diğer sektörlere eklemlenmiş şekilde bulunuyorduk. Makine
firmaları her zaman daha ön planda oluyordu. Ama bu fuarda
sadece tekstil yardımcı kimyasallarını üreten, tekstil boyalarının ticaretini ve üretimini yapan kimya firmaları yer alıyor.
Ron Kimya olarak yaklaşık 16
yıldır bu sektörde faaliyet gösteren bir aile firmasıyız. Tekstil
yardımcı kimyasalları üretimi ve
satışı yapıyoruz. Aylık yaklaşık
600 ton üretimi olan, bunun
yaklaşık yüzde 15’ini ihraç eden
ve yüzde 50 ihracata çıkma
hedefi olan bir şirketiz. Bu anlamda sektörde ilk beşte olan
bir firmayız. Her yıl yaklaşık
dört yurt içi ve yurt dışı fuarına
katılıyoruz. Boya ve kimyasal alanında, sektörel anlamda katıldığımız ilk fuar. Normalde tekstil makinaları ve
kimyasalları olan branş fuarlarına katılıyoruz. Interdye
& Printing’in direkt doğru müşteriye ulaşma anlamında
kesinlikle doğru bir fuar olduğunu düşünüyoruz. Bu fuara
sadece bizim müşterilerimiz ya da müşteri adaylarımız
katılıyor. Umarım önümüzdeki yıllarda daha geniş bir
platformda, daha fazla sayıda ve daha fazla rakibin olduğu bir ortamda gerçekleşir. Tekstile hizmet eden bir
sektör olduğu için bizim sektörümüz, Türkiye’nin ihracatında lokomotif olan tekstil sektöründe daha iyi ürünler
üreterek ihracatımızı artırmalıyız.
ŞAMİL DİNÇEL
Setaş Kimya Sanayi A.Ş. Baskı Sorumlusu
ÖMER ÜNSAL
Tekay Kimya Mümessillik ve Tic. Ltd. Şti. Yön. Kur. Baş.
Setaş Kimya olarak beklentilerimiz karşılayan bir fuar
oldu. Firma olarak tekstil sektöründeki önemli aktörlerden
biriyiz. Setaş Kimya olarak üç
gün boyunca tüm ekip buradaydık. Bizim için dolu dolu
geçti. İç piyasa müşterilerimiz
ağırlıktaydı. Dolayısıyla beklentilerimizi oldukça iyi karşıladı. Bundan sonraki fuarlara
da katılmayı düşünüyoruz.
Hedefimiz ihracatta büyümek. İç piyasada da Türkiye’deki
oldukça büyük firmalardan bir tanesiyiz. Interdye & Printing Fuarı’nda, tekstil sektörünün önemli girdilerinden biri
olan boyarmaddeler ve yardımcı kimyasalları üreten bizim
gibi firmalar ile tekstil terbiye sektörü bir araya geldi. Fuar,
tekstil makineleri fuarlarındaki kadar yoğun olmasa da fuarı
ziyaret edenler daha bilinçliydi. Firmamız açısından çok hareketli geçen fuarda, baskı ve denim kimyasalları alanındaki
ürünlerimiz ve ayrıca 2015 trend renklerinden oluşan Color
atlasımızı tanıttık. Ziyaretçilerimizin çoğunu iç piyasa müşterilerimizdi. Tekstildeki yeni gelişmeleri konuşmak için bir
fırsat yaratılmış oldu.
Firma olarak, TTTSD’nin
desteklemesi dolayısıyla Interdye & Printing’e ilk defa
bu yıl katılıyoruz. Bizim gibi
katılımcıların gelen ziyaretçilere mutlak surette bir şeyler
vermesi lazım ki fuar amacına
ulaşsın. Fuara katılmaktaki
amacımız teknik anlamda bu
platforma katkı sağlamak ve
gelen ziyaretçileri yaptığımız
yeniliklerden haberdar etmek.
Tabii ki tekstil terbiye sektörü açısından değerlendirdiğimizde bu fuar çok önemli bir rol oynuyor. Fuarda
katılımı artırabilmek için fuarı cazip kılacak reklam
yapmamız gerekir. Özellikle Uzak Doğu’da bu fuara
rağbeti artırmak için Türk tekstil terbiye sektörünü
tanıtmamız lazım. Fuara katılmamızın bir faydası
da diğer firmalarla bu platformda görüşme imkanı
sağlaması. Bu da ileriye yönelik planlarımızı etkiliyor.
Çünkü normal zamanlarda bir araya gelemeyeceğim
dostlarımla burada görüşebiliyorum. Karşılıklı fikir
alışverişinde bulunuyoruz. Bu açıdan da fuar benim
için verimli geçti diyebilirim.
Tekstil terbiye
11
İHKİB öncülüğünde ve TTTSD’nin
desteğiyle 7’ncisi düzenlenen
“Uluslararası Ekoteks Tekstil
Sempozyumu” bu yıl “Güvenli
Üretim Güvenli Ürün” teması ile
sektörün karşısına çıktı. Etkinlikte,
sektör mensupları, alanında
uzman kimya mühendisleri,
akademisyenler ve üst düzey
marka yöneticileri de yer aldı.
TÜKETİCİNİN TERCİHİ
GÜVENLİ ÜRÜNDEN YANA
T
üm dünyada olduğu gibi
Türkiye’de de tekstilden oyuncağa, dayanıklı tüketim maddelerinden ayakkabıya kadar kanserojen
içerikli ürünler insan sağlığını ciddi
boyutlarda tehdit ediyor. Gıda maddelerinden sonra insan bedeniyle en
çok ilişkide olan standart dışı tekstil
ürünleri ve oyuncaklar sağlığımızı en az
gıda maddelerindeki kimyasallar kadar
etkiliyor. Bu kapsamda insan sağlığına
ve çevreye zararlı kimyasalların üretim
süreçlerindeki denetimi ve güvenli tekstil ürünlerinin teşviki konularını tartışmaya açan Ekoteks, konunun uzmanları
ile sektörü bir araya getirdi. Kurulduğu
12
günden bu yana uluslararası geçerliliği
olan bağımsız bir laboratuvar olarak
tekstil sektöründeki hizmetlerini artırarak sürdüren Ekoteks Laboratuvarı,
geleneksel hale getirdiği “Uluslararası
Ekoteks Tekstil Sempozyumları”na
devam ediyor. İstanbul Hazırgiyim ve
Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB)
öncülüğünde ve Türkiye Tekstil Terbiye
Sanayiciler Derneği (TTTSD) desteği ile
bu yıl 7’ncisi düzenlenen “Uluslararası
Ekoteks Tekstil Sempozyumu” 10 Haziran Salı günü Dış Ticaret Kompleksi’nde
gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıl insan sağlığına yönelik dünya çapındaki gelişmeler, tehditler ve denetim uygulamaları
gibi konuların zengin sunumlarla paylaşıldığı sempozyum, bu yılında da sektör
çevrelerinden yoğun ilgi gördü.
Sektör güvenli üretime odaklandı
Bu yıl “Güvenli Üretim Güvenli Ürün”
teması ile düzenlenen etkinlikte, sektör
mensupları, alanında uzman kimya mühendisleri, akademisyenler ve üst düzey
marka yöneticileri de yer aldı. Yaklaşık
200 katılımcının izlediği sempozyumda,
insan sağlığına yönelik dünya çapındaki
teknolojik gelişmeler, üretim sanayinde
güvenlik, sağlıklı tekstil ürünü yaratmanın bilimsel yöntemleri gibi ekolojik
tekstilin önemli konuları “Güvenli
Üretim Güvenli Ürün” başlığı altında
masaya yatırıldı. Dört ayrı oturumda
düzenlenen sempozyum, Almanya,
İspanya Türkiye’den uzmanların sunumlarıyla gerçekleşti. Ekolojik tekstille ilgili
çarpıcı konuların çok boyutlu olarak değerlendirildiği oturumların moderatörlüğünü ise İstanbul Teknik Üniversitesi
Tekstil Mühendisliği Bölümü’nden Prof.
Dr. Bülent Özipek yaptı. Açılış konuşmalarını Ekoteks İcra Kurulu Başkanı
Nilgün Özdemir ile İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi’nin gerçekleştirdiği Sempozyuma TTTSD Yönetim Kurulu Üyesi
Dr. Ahmet Temiroğlu, TTTSD Üyeleri,
İHKİB Yönetim Kurulu Üyeleri, İTKİB
Genel Sekreterliği’nden temsilciler ve
çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.
Güvenirlilik küresel rekabette
önemli bir faktör
İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi
konuşmasında, tasarım, markalaşma,
pazarlama gibi operasyonların küresel
rekabet açısından belirleyici olduğu
tekstil ve hazır giyim sektöründe güvenilirlik ve sağlık konularının her geçen
gün daha çok öne çıktığını söyledi.
İHKİB olarak Türkiye’nin hazır giyim
ihracatında olduğu kadar Türk ve dünya
insanlarının güvenli ve sağlıklı giyiminden sorumlu olduklarını belirten Tanrıverdi, “Çağımızda teknolojik ve bilimsel
gelişmeler son derece hızlı bir değişim
dönüşümü yaşıyor. Sektör, hızla fiyatmaliyet rekabetinden kalite rekabetinin
belirleyici olduğu bir yapıya doğru gidiyor. Kaliteyi kumaşın dokusu, kişinin
yaşamına sunduğu konfor, sağlığımıza
yaptığı katkı açısından ele alıyor bu kapsamda da değerlendiriyoruz” dedi. Tekstil ve hazır giyimin gıda maddelerinden
sonra insan bedeniyle en çok ilişkide
olan ürün grubunu oluşturduğuna vurgu
yapan Tanrıverdi, “Gelişen teknoloji
yeni alternatifler sunuyor, doğal olanın
yanında yapay ya da sentetik ürünler de
öne çıkıyor. Artık insan sağlığına hizmet
eden ürünlerden radyasyona karşı kalkan görevi üstlenen ceketlere, iç ve spor
giyimde termal konforun sağlanmasına
dek pek çok yenilik tüketicileri bekliyor.
Buruşmayan, kirlenmeyen, su tutmayan
gibi artık hiç kimsenin yabancısı olmadığı ürünler yaşamımızın birer parçası
oldular. Ancak her teknolojik gelişmenin
insanın doğasıyla ve kimyasıyla barışık
olduğunu da söyleyemeyiz. Bir yandan
Ar-Ge çalışmaları, inovasyona yönelik
sürdürülen uzun soluklu programlar
insan sağlığı konusundaki birçok soru
işaretini ortadan kaldırırken öte yandan
özensizlik, bilgisizlik, daha kolay ve ucuz
yoldan daha çok kazanma hırsı geleceğimizi tehdit eder hale geldi” şeklinde
konuştu.
Ekoteks, her geçen yıl
çıtayı yükseltiyor
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan
bir diğer isim ise Ekoteks İcra Kurulu
Başkanı Nilgün Özdemir oldu. Ekoteks
olarak her yıl ‘Uluslararası Ekoteks
Tekstil Sempozyumu’nda çıtayı biraz
daha yükseğe taşımaya gayret gösterdiklerini söyleyen Özdemir, “Büyük bir
üretici ülke olarak Türkiye’nin çevre
ve insan sağlığı noktasında da öncü ve
düzenleyici bir rolünün olması gerektiğine inanıyoruz. Bu sebeple Ekoteks
olarak hem ihracatçımızın bugüne kadar
yapmış olduğu Ar-Ge çalışmalarında ön-
cülük yapıyor hem de 500’e varan farklı
testlerde yanında olmaya devam ediyoruz” dedi. Türkiye’nin dış ticaretinin
yaklaşık 500 milyar dolara yaklaştığı bir
zamanda gerek satılan gerekse alınan
ürünlerin standardını kontrol ederek
denetlenmesinin çok önemli olduğuna
vurgu yapan Özdemir, “Modern ve
gelişmiş Türkiye’nin bu alanda söz söyleyecek bir konumda olması bizim için
Yaklaşık 200 katılımcının yer
aldığı sempozyumda, insan
sağlığına yönelik dünya çapındaki
teknolojik gelişmeler, üretim
sanayinde güvenlik, sağlıklı
tekstil ürünü yaratmanın bilimsel
yöntemleri gibi ekolojik tekstilin
önemli konuları “Güvenli Üretim
Güvenli Ürün” başlığı altında
masaya yatırıldı.
Tekstil terbiye
13
sektör gündemi
Güvenlik standartları
hak ettiği ilgiyi gördü
HİKMET TANRIVERDİ
İHKİB Yönetim Kurulu Başkanı
“Tekstil ve hazır giyim sektörü, hızla fiyat-maliyet
rekabetinden kalite rekabetinin belirleyici olduğu
bir yapıya doğru gidiyor.”
çok önemli. Rekabet ortamının çok fazla
olduğu global bir dünyada öncelikli olarak kalite bu alanda öne çıkıyor. İnsan
ve çevre sağlığı doğaya uygun üretim,
sürdürülebilir büyüme gibi kavramlar
yakın gelecekte herkesin başucu kavramları haline gelecek. Bu Sempozyumu
uluslararası olarak düzenlememizin
arkasında da böyle bir evrensel çaba yatıyor. İnsanın, dolayısıyla doğanın yararlı
olan her şeyi çok değerlidir. Bunun standardının oluşturulması ve yapılan katkılarla bu standardın geliştirilmesi hem
ticarette etik değerlerin gelişimine hem
de dünyanın çok da parlak görünmeyen
geleceğinin kurtarılmasına büyük katkı
sağlayacaktır” şeklinde konuştu.
“Güvenilir Tekstil Ürünlerinde Boyahanelerin Rolü” başlıklı dördüncü oturumda TTTSD Yönetim Kurulu Üyesi
ve LC Waikiki Grubu’na ait Özen
Mensucat Yönetim Kurulu Başkanı
Dr. Ahmet Temiroğlu ve Özen Mensucat Ar-Ge Mühendislerinden Volkan Uysal birer konuşma yaptılar. Dr.
Ahmet Temiroğlu konuşmasında çevre bilincinin bir kültür konusu olduğunu belirterek bu kültürün daha dünya
genelinde bile yeni yeni oluşmakta olduğunu söyledi. Günümüzde özellikle
Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerinde
bu standartların henüz tam olarak
uygulanmadığını belirten Dr. Ahmet
Temiroğlu “Memnuniyetle belirtmeliyim ki, bu standartlar Türkiye’de hak
ettiği ilgiyi gördü. Bugün Türk Devleti
ekolojik üretim konusunda ilgili kanun ve yönetmelikleri çıkarmış bulunuyor. Sanayicilerimiz de bu konuda
gereken duyarlılığı göstermekte ve
bu kanun ve yönetmeliklere titizlikle
uyuyorlar. Örneğin LC Waikiki olarak
biz günde bin adet ekolojik test yapıyoruz” dedi.
Derin Deşarj ile
sanayi atıkları arıtılacak
Tekirdağ Valiliği öncülüğünde başlatılan
sanayi atıklarını arıtma projesiyle ilgili
de bilgi veren Dr. Ahmet Temiroğlu,
“Öte yandan Tekirdağ Valiliği önderliğinde başta Çerkezköy Organize Sanayi
Bölgesi olmak üzere Trakya Bölgesi’ndeki bütün sanayi
bölgeleri “Derin
NİLGÜN ÖZDEMİR
EKOTEKS İcra Kurulu Başkanı
“Ekoteks olarak hem ihracatçımızın yapmış olduğu ArGe çalışmalarında öncülük yapıyor hem de 500’e varan
farklı testlerde yanında olmaya devam ediyoruz.”
Deşarj” isimli ortak bir proje ile sanayi
atıklarını gereken arıtmayı yaparak
denizin 4 bin 800 metre açıklarında derinliklere deşarj etmek için birleşmiş ve
bir şirket kurarak uygulamaya geçmişlerdir” şeklinde konuştu.
TTTSD ile Ekoteks,
tekstil standartlarını belirleyecek
Dr. Ahmet Temiroğlu, boyahanelerin
artık gelişi güzel yerlerde kurulmadığını,
yanlış yerlerde kurulmuş boyahanelerin
ya kapatıldığını ya da yer değiştirdiğine
vurgu yaparak Türkiye’nin tekstil konusunda kendi standartlarını oluşturması
gerektiğini söyledi. Ekoteks Laboratuvarı ve TTTSD’nin ortak bir çalışma
yaparak Türkiye tekstil standartlarını
2012 yılında
belirlemesi gerektiğine dikkat çeken
27 bin 220 adet
Dr. Ahmet Temiroğlu, “Bir Türk
ürün denetlenirken ekotekstil etiketi oluşturulmalıdır.
Bu etikete ve standarda bir isim
3 bin 17’si
konulmalı ve bunun tanıtımı yapılgüven testini
malıdır. Memnuniyetle belirtmeliyim
geçemedi.
ki, bu konuda da Ekoteks Laboratuvarı ve TTTSD yöneticileri prensip olarak
anlaşmışlardır. LC Waikiki olarak biz
de bu konuda yapılacak olan çalışmaları
destekleyeceğiz” şeklinde konuştu.
‘Çevresel etkiler
göz önünde bulundurulmalı’
Aynı oturumda Dr. Ahmet
Temiroğlu’nun ardından söz alan Tekstil
Mühendisi Volkan Uysal boyahaneler-
14
deciler ürünlerin yaşam döngüsündeki
etkilerini bilmek ve oluşabilecek zararları minimize etmek istiyor” dedi.
Günümüzde önde gelen markaların
tümünün müşterileri nezdinde özgün
bir kişilikleri olduğunu söyleyen Uysal,
Özen Mensucat olarak isteklerini bilen;
kalite ve ekoloji standartlarını bildikleri
müşterilere hizmet verdiklerini ifade
etti.
Ekolojik üretim için
üreticiye düşen görevler
DR. AHMET TEMİROĞLU
TTTSD Yönetim Kurulu Üyesi /
Özen Mensucat Yönetim Kurulu Başkanı
“Ekoteks Laboratuvarı ve TTTSD'nin ortak bir
çalışma yaparak, Türkiye tekstil standartlarını
belirlemesi gerekiyor.”
de kullanılan boyarmadde ve kimyasal
maddelerin çevreye olan etkileri konusunda teknik bilgiler verdi. Çevreye zararlı kimyasal ve boyarmaddeleri tablolar halinde belirten Volkan Uysal, Özen
Mensucat’da uyguladıkları bazı çevre
koruma uygulamalarından örnekleri de
katılımcılarla paylaştı. 1992 yılında Oekoteks-100 standartları ile başlayan ve
2010 yılına kadar devam eden süreçte
global markaların birçoğunun bitmiş
ürünlerin üzerindeki potansiyel zararlı
kimyasallara yoğunlaştığını belirten
Uysal, “Ürün denetimleri sadece son
ürünlerde yapıldı. Fakat son yıllarda
bilinçlenen tüketici, marka ve peraken-
Ekolojik ürünün doğada yok olabilen,
tehlikeli kimyasal, azo boyar madde,
kanserojen madde, ağır metal, zararlı
fiziksel ve biyolojik maddelerden arınmış ürün olduğunu belirten Uysal, “Bu
paralelde üreticiye düşen, üretim sürecinde kullanılan girdilerin (hammadde,
boya ve kimyasallar) REACH mevzuatlarına uygun olması, aynı zamanda
üretim sırasında oluşan emisyonların ve
kullanılan kimyasalların Zero Discharge
Hazardous Chemicals yaklaşımıyla örtüşmesi, markaların diğer standartlarıyla (RSL leri ve Oekotex 100 ) uyumluluk,
marka ve tüketiciye deklarasyonlardır”
şeklinde konuştuç
Sürdürülebilir
kalkınma için ekolojik üretim
VOLKAN UYSAL
Özen Mensucat Ar-Ge Tekstil Mühendisi
“Çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik
sağlandığı takdirde sürdürülebilir gelişme
gerçekleşebiliyor.”
sal, “Çevresel, ekonomik ve sosyal
sürdürülebilirlik sağlandığı takdirde
sürdürülebilir gelişme gerçekleşebiliyor.
Yenilenemeyen enerji kaynakları yerine
yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanımı ve doğaya karşı sorumlu
davranılması çevresel sürdürülebilirliğin
gereksinmelerini oluşturuyor. Doğal
enerjinin verimli kullanımı sonucu ülke
ekonomisinde gelişme gözlenir. Ekonomideki kalkınma sürdürülebilir ekonomi
kavramını gerçekçi kılıyor. Çevreye duyarlı bir yaklaşımla yaşamanın sonucunda sağlıklı toplumlar oluşur” dedi.
Sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik
büyüme ve refah seviyesini yükseltme
çabalarını, çevreyi ve yeryüzündeki
tüm insanların yaşam kalitesini koruyarak gerçekleştirme
yöntemi olduğunu
ifade eden Uy2013’te ya
pılan
denetim
toplam 73 lerde,
bin
ürün dene 672 adet
Bin 888 ad tlendi.
e
vensiz bulu t ürün gündu
752 ürüne . 7 bin
düzeltici fa ise
aliy
uygulandı. et
Temiz üretim
firmaya ne kazandırır?
Özen Mensucat’ın 2008-2014
yılları arasında su tüketiminde
yüzde 41, spesifik enerji tüketiminde yüzde 27, elektrik
tüketiminde yüzde 21,5, doğalgaz tüketiminde ise yüzde 49,6
azalma sağladığını söyleyen Uysal,
Özen Mensucat'a “Temiz Üretim
Stratejilerinin” kazandırdıklarını ise
şöyle açıkladı: Çağdaş verimlilik gerekliliklerine uyum, su, enerji ve malzeme
tüketimleri azaltılması ve atık arıtma
maliyetlerinden tasarruf sağlandı. Ayrıca üretim proseslerinin optimizasyonu
ve iş verimliliğinde artış sağlanırken
çevre mevzuatına uyum da kolaylaştı”
şeklinde konuştu.
Tekstil terbiye
15
sektör gündemi
ÇEVRE DÜZENLEMELERİ
BOYAR MADDE FİYATLARINI
ARTIRIYOR
Çin ve Hindistan’da
oluşan çevresel duyarlılık
nedeniyle, her iki ülkede
de çevresel kirlilik ve
atık yönetimi konusunda
önlemler almaya başladılar.
Bu önlemler sonucunda
birçok hammadde üreticisi
kapatılırken, faaliyetlerine
devam eden firmalara üretim
sınırlaması getirildi. Arz
piyasasında oluşan kıtlık ve
arıtma maliyetlerinin artması
nedeniyle, tüm boyarmadde
kalemlerinde fiyatlar arttı.
16
İngiltere’de yayın yapan Ecotextile
Dergisi Nisan ayı sayısında boyar
maddelerin insan ve çevre sağlığı
üzerine etkileri üzerine çalışma yapan
ETAD adlı kuruluşun boyar madde
fiyat artışlarına yönelik bir habere
yer verdi. Habere göre, Hindistan ve
Çin'in, artan çevre kirliliği sorunlarını
çözmek için çıkardıkları kanunlarla
yeni önlem ve uygulamalara yöneldikleri bu yeni uygulamaların da boyar
madde tedarikçilerini baskı ve denetim altına alarak girdi maliyetlerinden
dolayı fiyatı yükseltmek durumuna
geldiklerine değiniliyor. Haber şöyle
devam ediyor: "Geçtiğimiz yıl içinde
özellikle reaktif siyah boyalarda fiyatlar iki katına yükselmiş, asit, reaktif,
vat ve dispers boyalarda önemli fiyat
artışları ile karşı karşıya kalınmıştı.
ETAD direktörü Dr. Walther Hofherr,
fiyat artışının birçok boya için yüzde
30-50 oranında olduğunu ve daha
fazla fiyat artışının dünya çapında da
beklendiğini bildirdi. Sıkı düzenlemelerin, artmaya devam eden çevre
sorunlarında önemli bir düzelme sağlanana kadar sürecek.
Dr. Hofherr, “Tekstil boya sektörünün uzun yıllar boyunca Hindistan ve
Çin'deki ekonomik büyümenin öncüsü
olduğuna dikkat çekiyor. Bununla birlikte, "hava ve su kirliliğine ilişkin kamuoyu tepkisi, yeni çevre düzenlemelerine ve sıkı denetim rejimlerine yol
açmıştır”şeklinde görüşünü bildirdi.
Sonuç olarak, birçok şirket kapasite
düşürmek veya kapatmak zorunda
kalmış. Tüm bunlar, pek çok hammadde ve bitmiş üründe eksikliğe
neden olmuştur. Diğer taraftan, yasal
gereklilikleri sağlamak için, modern
üretim tesislerine yüksek yatırımlar
yapılıyor. Yeni atık su arıtma tesislerinin kurulumu da bu yatırımların başında geliyor. Ayrıca, söz konusu olan
sıkıntıları dengelemek ve hammadde
üretim kapasitelerini artırma amaçlı
yeni yatırımlar yapılıyor. Dr. Hofherr,
tekstil boyaları ve dolayısıyla tekstilde, yüksek işletme maliyetleri ve sermaye yatırımları, fiyat artışlarına yol
açmıştır” şeklinde konuştu. Hindistan
ve Çin'deki durum, dünya genelindeki
tüm boya firmalarının şu anda karşı
karşıya kaldığı sorunları çok net bir
şekilde gösteriyor. Bu nedenle üye şirketlerin birçoğu ürün yönetim programlarında eko-izleme faaliyetleri için
yüksek maliyetler ayrılıyor."
Boyarmadde fiyatları
artmaya devam edecek
Çin’de birçok hammadde tedarikçisi halen
kapalı veya sınırlı miktarda üretim yapabi-
liyor. Çevre koruma kanunları çerçevesinde ciddi cezai yaptırımlar ve hatta hapis
cezaları getiriliyor. Bu nedenle mevcut
durumun bu sene içerisinde devam edece-
ği, orta vadede fiyatların artmaya devam
edeceği, üretim ve tedarik sürelerinin uzayacağı ve bazı boyarmadde kalemlerinde
üretimin duracağı öngörülüyor.
Hammadde Fiyat Artışları (Haziran 2013 – Nisan 2014 dönemi)
Vinyl sulphone
%194 artış
s.
14
Bromaminic acid
Gamma acid
14
13
s.
Ni
Ha
Ni
z.
s.
13
z.
Ha
%147 artış
Haz. 13
%218 artış
14
%55 artış
Nis. 14
PABSS
Ha
z.
13
Ni
Nis. 14
Haz. 13
%45 artış
s.
14
Ha
z.
13
%460 artış
6-nitro
Ni
H acid
Boyarmadde Maliyet Artışları (Haziran 2013 – Nisan 2014 dönemi)
Reaktif Red 195
0
Haz. 13
%89 artış
Nis. 14
Haz. 13
0
Nis. 14
Dispers lacivert
%85 artış
Nis. 14
Haz. 13
0
Dispers siyah
%94 artış
0
Nis. 14
Nis. 14
0
%73 artış
Nis. 14
%99 artış
Reaktif Yellow 145
Haz. 13
%91 artış
Haz. 13
Reaktif Black 5
Haz. 13
0
Reaktif Siyah
Tekstil terbiye
17
sektör gündemi
2015 EV TEKSTİL TRENDLERİNİ
Düzenlendiği her yıl, dünya çapında yankı uyandıran EVTEKS
20’nci yılında, bine yakın firmanın katılımı ile ev tekstili sektörünün
gövde gösterisine sahne oldu. Evteks fuarı, bu yıl da ev tekstil
trendlerinin açıklandığı önemli bir platform oldu. Dünyaca ünlü
trend tahmin ajansı Nelly Rodi tarafından açıklanan 2015 yılı ev
tekstil modasının temel unsuru ise; "hayal et" oldu.
D
ünyanın ikinci, Türkiye’nin ise en büyük ev tekstili fuarı
olan “EVTEKS” 21-25 Mayıs tarihleri arasında CNR
Expo Yeşilköy’de gerçekleştirildi. Bu yıl 20’ncisi düzenlenen ve her geçen yıl katılımcı ve ziyaretçi sayısında artış
gözlenen EVTEKS Fuarı’na bu dönem bine yakın firma katıldı. Ev
tekstilinde 2015 İlkbahar-Yaz trendlerinin belirlendiği Evteks
Fuarı’nın sektöre 1,5 milyar dolarlık ihracat hacmi yaratması
bekleniyor. Açılışında izdiham yaşanan EVTEKS Fuarı kapsamında düzenlenen etkinliklere de olağanüstü ilgi gösterildi. Ünlü
Fransız trend tahmin ajansı Nelly Rodi, 2015 yılı için hazırladığı
KUTSAL UYUM
Olağandışı ve son derece modern tarzının yanında klasik, zamandan bağımsız kalitesinden de ödün vermeyen
bir yaşam alanı. Modern romantizm ve çağdaş yok oluş.
Zarafet. Züppe rock n’ roll ile romantik gotik ruh
arasında bir yerde. Bu trendin anahtar sözcüleri ise şöyle: Yarı saydam, Kırılgan, Nadir,
Değerli, Kentli, Yedek, Teatral, Rafine,
Temel Aşamalı, Estetik Sağduyulu
Duvar ve zeminlerdeki hafif bakır
küfü gelip geçici beyaz renklerden
oluşan bir paletle örtülür. Cilalı
pasteller, toz pembeler ve griler
uyum içinde birlikte çiçek açarken karakalem çizgiler veya
yaldızlı pirinçle ışığı yakalayan
bir gölge ışını bunlarla
kontrast oluşturur.
trendlerini Evteks’te “2015 Trend Alanı”nda sergiledi. Yerli
ve yabancı dünyaca ünlü tasarımcıların katıldığı seminerlerde
2015 sezonu ev tekstili trendleri sektörle ve ziyaretçilerle buluştu. Nelly Rodi trend tahmin ajansı tarafından yeni ev tekstil
trendleri şöyle ifade ediliyor: Deneyimlerle dolu bir oyun alanı
olan yaşam tarzı bu yıl hayallerini gerçekleştirmek üzere yola
çıkıyor. Bu kadar hassas bir sosyo-ekonomik ortamda, hala icat
edilecek çok şeyin olduğu fantastik bir dünyaya önem vermek
güzel bir his. Hayal gücümüzü yanımıza alarak gerçekliğin kapılarını olumlu bakış açısına ardına kadar açıyoruz.
LÜKS PATLAMASI
Yerleşik geleneklere azimle karşı çıkan bu tüketiciler eşsizliğin ve istisnanın
peşindedir. Kent ortamında, onların yaşam alanı benzersiz ve lükstür ve içindeki
her şey kusursuz düzenlenmiştir. Kafayı sanata ve mimariye takmış
bu insanlar zıtlıklardan keyif alır ve nadir olan şeylerin
değerini bilerek antika bir dolabın çekiciliği ile hatları
öne çıkaran çağdaş tarzı bir araya getirir. Bu yorulmak bilmez koleksiyoncu sürekli hazine arayışındadır.
Renkler kan kırmızıdan, dövme demir karasından ve
mercan renklerinden oluşan kesif ve koyu bir zemin
üzerinde hem acayip hem güzel bir his oluşturur. Sularda görülen mavi ve yeşil tonları soğuk ve sıcak
tonlar birbirini yankılayarak metalik fosfor parlaklığıyla eşyanın bütününe aydınlık verir. Stilize dalgalar, damlacıklar ve ondüleler. İran tarzı, kaşmir,
girişik bezeme ve birbirine geçmiş motifler. Şam
kumaşları, brokarlar ve çok desenli ve işlemeli
jakarlar. Çin ve Japon tarzından ilham
almış motifler. Antik botanik çizimler.
Lekeler, benekler, hayvan ya da balık derileri ve girişik bezemelerden
oluşan şaşırtıcı karışımlar. Duyulara
hitap eden, seksi çiçek motifleri:
dijital baskı için güller, şakayıklar,
nergis zambakları ve laleler. Daha
çok koyu renk zeminlere işlenmiş
şaşırtıcı, değişken motifler. Sedefli,
fosforlu parıltı.
PARLAK FÜZYON
Güneşli turistik mekanları çağrıştırır. Farklı mekan arayışındaki
bohem ve kozmopolit tüketiciye dinamizm ve optimizim sunar.
Modernleştirilmiş, canlı, son derece çağdaş bir egzotizm bu
temanın ambiyansını oluşturur. Basitleştirilmiş, indirgenmiş
folklorik ilham kaynakları zarif ve günümüze uygundur. Renkler
birbirine karışarak göz kamaştırıcı güneşin sıcağında ısı şoklarına yol açar. Sıcak renklerden soğuk renklere doğrudan geçişlerle, Kaliforniya pembesi ve cazip turuncu ile kobalt mavisi ve
mor çarpışır. Neredeyse bej denebilecek bir
beyaz fon üzerinde, terakota zemine platin gümüşünün gölgesi düşer. Zihin açıcı
kolajlar ve dijital baskılar. Resimli optik
motifler: hedefler, birleşme noktaları,
eksenler… Birleşerek parıltılı bir cisim
haline gelmiş mini ve maksi motifler.
Yayılan ritimler. “Ikat” motifleri ve
modern ve geometrik bir havaya sokulmuş etnik mozaikten alınan ilham. Egzotik stilize hayvanlar ve çiçekler.
Çok genişletilerek yerleştirilmiş
motifler, karaltı ve fırça darbesi
efektleri.
DOĞA MUCİZESİ
K
U
L
U
L
T
U
M
K
N
E
R
A
G
N
RE
binaları şaşırtıcı bir tarzda
bir gayretle endüstriyel
Tüketicilerimiz dostane
or. Bu tür karıştırıp biririy
onlara yeni bir soluk get
rak
aya
or.
boy
p
edi
e
tor
res
olmayan tesadüfler yaratıy
araya gelerek pek olası
akal
çal
p
ürü
üşt
leştirme meraklıları bir
kleri geri dön
büyülü bir sanat, gelene
i
hak
i,
Onlara göre keşfetmek
bej
eri
Ask
ar.
yonlar meydana getiriyorl
yarak yeni ve şiirsel füz
renk yapısı evrensel
bir
nli
öze
şan
olu
n
nda
ve boz kahverengi tonları
ış. Neredeyse modası geç
indigo mavisi ile dağıtılm
n
ırke
dır
örtüsünü kal
miş canlı tonlar zamanın
bir dokunuş ayılan
yap
le
giy
ren
n
parlak altı
r. Rahatlama,
ıyo
kat
dınlık ve frapan bir hava
Renkli
er.
tifl
mo
en
ver
ritim ve optik etki
a desenlav
bak
r,
rele
Ka
lar:
yüzeyler ve sırt
etik ve
Kin
ırtları.
leri, sekizgenler ve balıks
spektif
per
ler,
küp
optik ruh. Gözü yanıltan
ve basitize
stil
ar
nsl
era
ref
efektleri. Folklorik
tarzlar
Ve
Neo-Hintli.
leştirilmiştir: Neo-Fars,
oç
İsk
eri,
tifl
ro mo
karıştırılmıştır: Japon mik
zya
one
End
rı,
mla
tarzı ekoseler, Afrika mu
/ maksi motifler.
batikleri… Mini motifler
stilize çiçek deer
tifl
mo
ro
Mozaikler. Mik
ştir. Eğlenceli
senleriyle de birleştirilmi
n örgü ve
kırkyamalar. Gözü yanılta
kılar.
bas
ital
kroşe baskıları. Dij
ı. Tüketicimiz açık alanlara atıfta
Sükunet ve bolluk içinde bir mevsim havası ortam
da, ağaçların arasına gizlenmiş
dağlar
da
ya
a
bulunmayı tercih ediyor. Kırsal aland
Onların evi samimi, sıcak ve
evi.
dağ
bir
rn
mode
uş
oyulm
veya neredeyse kayalara
rinin göz önünde olmasını tersevecen. Tüketicimiz el işlerinin ve zanaatkar keşifle
paletiyle uyum ve dinginlik
renk
cih ediyor. Aynı rengin benzer tonlarından oluşan
pigmentlerin nüansları
doğal
la
tonlar
füme
ve
aranır. Kahverengiler, bejler, griler
gümüş rengi de ışık vebiraz
en
katark
şaklık
yumu
buna
elde edilir. Biraz bal rengi
rir. Gözü yoracak hiçbir şey olmamalıdır.
rin ve damarların gölgelerine ve
Vahşi ve stilize doğaya, ağaçların, dalların, kökle
tomurcuklar. Lekeli veya çizgili
ve
ler
çimen
rı:
siluetlerine saygı. Bitki stilizasyonla
soyut resimlerin kullanıldığı
ve
rin
çizgile
Sade
izleri.
ya
bitkiler, rastgele sulubo
i ve gölgeli efektler. Üst üste
motifler: dev fırça darbeleri, çizikli, damlalı, batikl
ik mozaik ve ritimler. Açık ve
Organ
bindirilmiş katmanları andıran dijital baskılar.
koyu renklerin yarattığı zıtlık.
sektör gündemi
TEKSTİL İHRACATTA BÜYÜYOR
İSO tarafından tekstil
ürünleri imalatını temsil
eden beş komitenin katkıları
ile oluşturulan “tekstil
ürünleri imalatı sanayi
sektör raporu” 6 mayıs günü,
sektör temsilcilerinin de
hazır bulunduğu toplantıda
açıklandı. Rapora göre;
tekstil sektörü 2004 yılından
2012 yılına kadar istihdam
ve katma değer yaratmada
büyüme gösterirken, aynı
başarıyı toplam imalat sanayi
içinden aldığı pay oranında
gösteremedi.
22
İ
stanbul Sanayi Odası’nda (İSO)
tekstil ürünleri imalatını temsil
eden beş komitenin katkıları ile
hazırlanan “Tekstil Ürünleri İmalatı
Sanayi Sektör Raporu” 6 Mayıs Salı
gününde İSO Odakule’de açıklandı.
Sektör temsilcilerinin de hazır bulunduğu toplantıya İTHİB Başkanı
ve İSO Meclis Başkan Yardımcısı
İsmail Gülle başkanlık etti. 7. Grup
İplik Sanayi Meslek Komitesi Başkanı
Mehmet Adnan Öcalgiray, 8. Grup
Dokuma Kumaş Sanayi Meclis Üyesi
ve Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Ali Sami Aydın, 9. Grup Tekstil
Terbiye, Baskı, Nakış, Brode, Örme
Kumaş ve Triko Giyim Sanayii Meclis
Üyesi ve Meslek Komitesi Başkanı
M. Selçuk Sadır, 10. Grup Giyim Dışı
Tekstil, Ev Tekstili ve Dokunmamış
Ürünler Sanayii Meclis Üyesi ve
Meslek Komitesi Başkanı Ali Zafer
Şişman ve 11. Grup Konfeksiyon
Yan Sanayii Meslek Komitesi Üyesi
Osman Ege de sunumları ile raporu
değerlendirdiler. Toplantıda TTTSD
Başkanı ve İSO Meclis Üyesi Dr. Vehbi Canpolat da yer aldı. TÜİK verileri
baz alınarak hazırlanan rapora göre
tekstil imalatı sanayinde 2004 yılında
19 bin 726 olan girişim sayısı, 2011
yılında 23 bin 12'ye yükseldiği görülüyor. Ücretli çalışan sayısı ise aynı
dönemde yüzde 2,6 artarak, 2011
yılında 342 bin 474 olarak kayda geçtiği belirtiliyor. Nominal üretim değeri 2004 yılında 31,65 milyar Türk
Lirası iken 2011 yılında 59,76 milyar
Türk Lirası'na çıktığı belirtilen raporda; tekstil imalatı sanayinin yarattığı
katma değer ise nominal değerler
ile 2004 yılında 7,8 milyar Türk Li-
rası iken 2011 yılında 11,81 milyar
Türk Lirası olduğu yer alıyor. Tekstil
imalatı sanayi yıllar itibarıyla önemli
yatırımlar gerçekleştiriyor. Sektörde
2006 yılında, 14,97 milyar Türk Lirası
ile en yüksek yatırımın yapıldığı yıl
olurken, 2011 yılında ise 5,23 milyar
Türk Lirası tutarında yatırım yapıldığı
belirtiliyor.
Tekstilde en yüksek yatırım
2006’da gerçekleşti
Tekstil imalatı sanayi, genel imalat
sanayi içinde göreceli olarak yüksek
yatırım gerçekleştiren bir sektör
konumunda olduğu için 2006 yılında
14,97 milyar Türk Lirası ile en yüksek
yatırım büyüklüğüne ulaşıldığı belirtilen raporda, alt sektörler itibarıyla
yıllara göre farklı büyüklükte yatırımlar yapılırken, 2004-2011 yılları
arasında en çok yatırımı dokuma
alt sektörünün gerçekleştirdiği yer
alıyor. Tekstil elyafının bitirilmesi ve
bükülmesi, giyim eşyası dışındaki tamamlanmış tekstil ürünlerinin imalatı
ile halı ve kilim imalatı ise raporda yer
alan diğer yüksek yatırım gerçekleştirilen alt sektörler. Tekstil imalatı sanayinde üretimin 2005 ila 2012 yılları
arasında yüzde 8 oranında gerilediği
görüldüğü raporda; yine aynı dönemde yüzde 27,3 artış gösteren ortalama imalat sanayi üretim büyümesinin
de altında kaldığı görülüyor. Raporda;
tekstil imalatı sanayinde 2005 ila
2012 yılları arasında istihdam, tekstil
elyafının hazırlanması ve bükülmesi,
dokuma, örgü veya tığ işi kumaşların
imalatı ile giyim eşyası dışındaki tamamlanmış tekstil ürünlerinin imalatı
ise alt sanayilerinde azalış gösteren
diğer kollar olarak gösteriliyor. Halı,
dokusuz yüzeyler, teknik ve endüstri-
“Tekstil Ürünleri İmalatı Sanayi Sektör
Raporu” tekstil sektör temsilcileri ve
TTTSD Başkanı-İSO Meclis Üyesi Dr.
Vehbi Canpolat’ın bulunduğu toplantıda
açıklandı.
yel tekstillerin imalatı ve tekstil ürünlerinin bitirilmesi alt sektörlerinde ise
istihdamın arttığı belirtiliyor.
Avrupa’nın en büyük tekstil
terbiye kapasitesi Türkiye’de
Türkiye’nin 962 bin ton üretim ile
Avrupa’nın en büyük tekstil terbiye
kapasitesine sahip ülkesi olduğuna
değinilen raporda, Türk tekstil terbiye sanayinin özellikle orta kaliteye
sahip ürünlerin üretiminde çok geniş bir tecrübeye sahip bulunduğu
belirtildi. Türkiye, tekstil terbiyede
dünyanın Çin ve Hindistan'dan sonra
üçüncü büyük üretim kapasitesine
sahip ülkesi konumunda olduğu kaydediliyor. Raporda tekstil terbiye
ya dair şu ifadeler yer alıyor: Ham
tekstil yüzeyleri ağartma, merserizasyon, boyama, baskı, apre gibi terbiye
işlemlerinden geçirilerek modaya ve
kullanılacağı yere göre tuşe (tutum),
renk, parlaklık, nem çekme, buruşmazlık, keçeleşmeme, tutuşmazlık,
anti bakteriyel, anti statik, leke tutmama gibi özellikler kazandırılır. Bu
süreçteki işlemler ağırlıklı olarak kimyasal özelliktedir ve çevresel açıdan
olumsuz etkiler yaratabilmektedir.
Terbiye işlemi kumaşa katma değer
katan önemli bir üretim aşamasıdır.
Tekstil terbiye
23
sektör gündemi
Türkiye’nin 962 bin ton üretim
ile Avrupa’nın en büyük tekstil
terbiye kapasitesine sahip ülkesi
olduğuna değinilen raporda,
Türk tekstil terbiye sanayinin
özellikle orta kaliteye sahip
ürünlerin üretiminde çok geniş bir
tecrübeye sahip olduğu belirtildi.
Raporda ayrıca Türkiye'nin
tekstil terbiyede dünyanın Çin
ve Hindistan'dan sonra üçüncü
büyük üretim kapasitesine sahip
ülkesi konumunda olduğuna vurgu
yapıldı.
Türkiye tekstil
imalatından dünya yıldızı
Türkiye tekstil imalatı sanayinde alt
sektörler itibarıyla Avrupa ve dünyada üretim ve ihracat alanında önemli
bir yere sahip olduğuna vurgu yapılan
rapora göre, Türkiye üretim itibarıyla
değerlendirildiğinde iplik üretiminde
Avrupa'da birinci, dünyada ise üçüncü
sırada yer alıyor. Ayrıca Türkiye, kısa
elyaf ring ipliği üretiminde Avrupa'da
ikinci, dünyada beşinci sırada yer
alırken, Open end iplikte Avrupa'da
birinci, dünyada ikinci sırada yer alıyor. Rapordaki verilere göre, dokuma
kumaş sektöründe Avrupa'da ikinci,
dünyada ise beşinci üretici konumunda olan Türkiye, örme kumaş
sektöründe ise Avrupa'nın en büyük,
24
dünyada Çin'den sonra ikinci üretici
ülke. Raporun sunduğu verilere göre,
ev tekstilinde, Avrupa'nın en büyük,
dünyanın dördüncü büyük üreticisi
olan Türkiye, halıda ise Avrupa'nın
ikinci, dünyanın üçüncü büyük üreticisi olarak yer alıyor.
Türkiye'nin ihracatında
Rusya'nın payı artıyor
Tekstil imalatı sanayinin ihracatı
2005 yılında 7,08 milyar dolar iken
2012 yılında 11,09 milyar dolara
yükseldiği görülüyor. Bununla birlikte tekstil imalatı sanayi ihracatının
Türkiye'nin toplam ihracatı içindeki
payı ise yüzde 9,6'dan yüzde 8,1'e
gerilediği belirtilen raporda, 2005
yılında 4,44 milyar dolar olan tekstil
ithalatı ise 2012 yılında 6,59 milyar
dolara yükselirken toplam ithalat
içindeki payı da yüzde 3,8'den yüzde
2,8'e gerilediği görülüyor. Tekstil imalatı sanayi alt sektör grupları içinde
en yüksek ihracatı halılar ve diğer yer
kaplamaları gerçekleştirirken, 2012
yılında halı ve yer kaplamaları ihracatı 2 milyar dolar olarak gerçekleştiği
belirtiliyor. İkinci en yüksek ihracatı
ise ev tekstili ağırlıklı dokumaya elverişli maddelerden diğer hazır elyaf
ve takımlar gerçekleştirirken, bu alt
ürün grubunun ihracatı 2012 yılında
1,9 milyar dolar olduğu ifade ediliyor.
Rapordaki verilere göre, tekstil iplikleri ihracatı 1,67 milyar dolar, sentetik ve suni filamentler ihracatı 1,59
milyar dolar, örme kumaş ihracatı
1,45 milyar dolar, pamuklu dokuma
ihracatı ise 1,15 milyar dolar olarak
gerçekleştiği belirtiliyor. Tekstil imalatı sanayinde ihracatta miktar ve ihraç ürünleri ortalama birim değerleri
2003-2012 döneminde artarken, ihracat birim değeri 2003-2012 arasında dolar cinsinden yüzde 44 artış gösterdiği belirtiliyor. İhracat miktarı ise
yine aynı dönemde yüzde 47 oranında yükseldiği görülüyor. Türkiye'nin
tekstil imalatı sanayinde ihracat pazarlarının oldukça çeşitlilik gösterdiği
tespitini yapan rapor, sektörün en
önemli pazarının AB ülkeleri olmakla
birlikte son yıllardaki gelişimi ile birlikte Rusya’nın 2012 yılında en büyük
pazar haline geldiğine vurgu yapıyor.
AB ülkeleri içinde Almanya, İtalya,
İngiltere, Fransa ve Hollanda’nın
ma
ku ş
Do uma
K
3,4
Elyaf
İplik
0,3
%
% 5,8
Dok
usuz
K
Tekn umaş ve
ik Te
(Yan
k
Sana
yi Da stil
hil)
ek
st
(Y il Ür
an ün
Sa ler
na i
yi)
rT
ğe
kı
Di
a as
m B
ya iye
Bo erb
T
%
İp
2
2,7
8,
H
U
Örme
Kumaş
% 9,7
Halı Kilim
Türkiye'de teknik tekstil sektörünün
son yıllarda gelişme sürecine girmeye
başladığı vurgusunun yapıldığı raporda, keçe ve dokusuz yüzeyler alanında son yıllarda yapılan yatırımlarla
sektörün yeterli üretim kapasitesine
ulaştığı kaydediliyor. Rapora göre,
teknik tekstil sektörü özellikle son iki
yılda büyük miktarda keçe ve dokusuz yüzey makinesi yatırımı yaptığı
görülüyor. Türkiye'de üretim kalitesi
ve ürün çeşitliliği itibarıyla gelişmiş
bir tekstil ve hazır giyim konfeksiyon
at
a
rg
T
15
% 7,2
Türkiye’de
teknik tekstil gelişiyor
n
al
%
% 27,8
%
Türkiye Avrupa'nın en büyük
iplik üretim kapasitesine sahip
Rapora göre, Türkiye iplik sanayinin
7,5 milyon iğ ve 600 bini aşan rotor
sayısı ile ve genç sayılabilecek makine
parkı ile Avrupa'nın en büyük iplik
üretim kapasitesine sahip sektörü.
Raporda Türkiye'nin pamuk, ipek ve
yün ipliği üretim kapasitesinin 958
bin ton, suni ve sentetik iplik üretim
kapasitesinin ise yaklaşık 1,43 milyon
ton olduğu bilgisine de yer veriliyor. Türkiye'de pamuklu dokuma
sektörünün oldukça yeni bir makine
parkına sahip olduğuna vurgu yapılan
raporda, 2013 yılı Eylül ayı itibarıyla
dokuma kumaş üretim kapasitesinin
1,56 milyar metrekare olduğu ifade
ediliyor. Örme kumaş sektörünün
kurulu kapasitenin 1,2-1,5 milyon ton
seviyesinde olduğu öngörüsünü de
paylaşan rapor, sektörün 2012 yılı
itibarıyla toplam üretiminin 650-700
bin ton seviyesinde olduğu bilgisini
aktarıyor.
Ev
%2
geleneksel ve önemli pazarlar olmayı
sürdürdükleri bilgisini aktaran rapor,
ABD’nin sektörün dördüncü büyük
pazarı olarak yer aldığını kaydediyor.
Raporda sektör için Suudi Arabistan,
Irak ve Mısır’ın Körfez, Orta Doğu
ve Kuzey Afrika bölgesindeki önemli
pazarlar olduğu saptamasına yer
veriliyor. Ayrıca Romanya, Polonya,
Bulgaristan ve Ukrayna’nın da hem
üretimde kullandıkları ara girdiler için
hem de ev tekstili gibi nihai ürünler
için Türk tekstil sektörünün gelişen
ve potansiyel pazarını oluşturduğuna
vurgu yapılıyor.
i
til
s
ek
Üretim Değerlerine Göre Alt Sektör Gruplarının Payları (%) (2011)
Kaynak: TÜİK
Türkiye'de Tekstil Terbiye Kapasitesi (Eylül 2013)
Kumaş
Kg
İpek ipliklerin boyanması
856,250
Yünden, ince veya kaba hayvan kılından ve
at kılından ipliklerin boyanması
31,297,197
Pamuk ipliklerin boyanması(dikiş iplikleri hariç)
178,756,125
Keten, jüt, diğer tekstil bitki kabuğu liflerinin, bitkisel tekstil
elyafının ve kağıt ipliklerinin boyanması
Sentetik filament ipliklerinin boyanması (dikiş ipliği hariç)
1,931,234
208,642,428
Suni filament ipliklerinin boyanması (dikiş ipliği hariç)
6,211,800
Sentetik filament ipliklerinden veya sentetik elyaftan yapılan
dokuma kumaşların ağartılması
5,892,250
Sentetik filament ipliklerinden veya sentetik elyaftan yapılmış
dokuma kumaşların boyanmsı
372,258,047
Suni filament ipliklerinden veya suni elyaftan yapılmış
dokuma kumaşların boyanması
25,293,205
Sentetik filament ipliklerinden veya sentetik elyaftan yapılmış
dokuma kumaşlara baskı yapılması
94,771,732
Sentetik filamnet ipliklerden veya sentestik elyaftan yapılmış
dokuma kumaşların bitirilmesi (ağartma, boyama, baskı hariç)
36,332,226
Suni filament ipliklerden veya suni elyaftan yapılmış dokuma
kumaşların bitirilmesi (ağartma, boyama, baskı hariç)
Toplam
522,720
962,765,196
Kaynak: TOBB Sanayi Envanteri
Tekstil terbiye
25
sektör gündemi
Raporda Türkiye'nin pamuk, ipek ve
yün ipliği üretim kapasitesinin 958
bin ton, suni ve sentetik iplik üretim
kapasitesinin ise yaklaşık 1,43 milyon
ton olduğu belirtiliyor.
yan sanayi sektörü bulunduğu bilgisinin de aktarıldığı rapora göre, tekstil
ve konfeksiyon yan sanayinin her
türlü nitelikte, çeşitte ve kalitede aksesuar ve yan sanayi girdisi üretiyor
ve tekstil hazır giyim sanayinin ihtiyaçlarının çok büyük kısmını yurt içinde karşılıyor. Raporda dünya tekstil
ihracatında 2012 yılında 95,45 milyar
dolar ile en çok ihracat gerçekleştiren
ülke olan Çin, 15,27 milyar dolar ile
Hindistan ikinci, 13,88 milyar dolar ile
Almanya üçüncü sırada yer alıyor. Bu
ülkeleri; ABD 13,46 ve İtalya 13,16
milyar dolar ile takip ederken, Güney
Kore teknik tekstil ağırlıklı ihracatı ile
altıncı sırada yer alıyor. Türkiye ise
dünya tekstil ihracatında 2012 yılında 11,09 milyar dolar ile dünya tekstil
ihracatı içinde aldığı yüzde 3,9 pay ile
7'nci sırada yer alıyor. Dünya tekstil
ihracatı içindeki payını kademeli
olarak artırmayı başaran Türk tekstil
ihracatı, alt sektörlerin dünya ihracatı
içindeki payları değerlendirildiğinde
raporda, halılar ve diğer yer kaplamaları yüzde 12,62'ye ulaşan payı ile ilk
sırada yer alıyor. Dünya tekstil ithalatında ilk sırayı 25,96 milyar dolar ile
ABD alırken, Çin ikinci, Almanya ise
üçüncü büyük ithalatçı konumunda
görülüyor. Dünya tekstil ithalatında
2005 yılında 11'inci sırada yer alan
Türkiye ise 2012 yılında 10'uncu sıraya yükseldiği görülüyor.
Türkiye tekstil
ihracatında dünya yedincisi
Dünya Ticaret Örgütü tarafından
1995 yılında imzalanan ve 2005 sonrası tekstil ve hazır giyim ticaretinin
tamamen liberalleşmesini öngören
Tekstil ve Hazır Giyim Anlaşmasını
takiben Çin'in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütüne üye olarak bu anlaşmaya taraf olması dünya tekstil sektöründe yeni bir dönem başlattığına
değinilen raporda, bu yeni dönemde
Çin’in küresel üretim merkezi haline
dönüştüğü vurgulanıyor. Raporda şu
ifadelere yer veriliyor: “Yine Çin, itha-
26
latçı ve yatırımcı kimliğini bu dönemde kazanmaya başlamıştır. Gelişen
ülkeler içinde Hindistan, Pakistan,
Bangladeş ve Endonezya gibi ülkeler
gerek üretim maliyetlerinin düşük
olmasının etkisiyle, gerekse önemli
ithalatçı ülkelerle imzaladığı tercihli
ticaret anlaşmaları ve düzenlemeleri
vasıtasıyla önemli üreticiler ve ihracatçılar haline gelmişlerdir. Hindistan
sektörde en büyük ikinci üretici olmuştur. Bu sektörde dünyanın ikinci
büyük üreticisi AB ülkeleri ise hem
üretimlerini sürdürmekte hem de
TEKSTİL İMALATINDA 15 STRATEJİK HEDEF
Tekstil imalatı sanayi için strateji ve politikalar başlığı altında öncelikle
sektörün değer zincirini temel alan 15 stratejik hedef belirlenmiştir.
Bunlar;
1- Yerli hammadde kaynaklarının desteklenmesi ve ithal bağımlılığının
azaltılması
2- Üretim maliyetlerinin iyileştirilmesi ve mevcut işletmelerin üretim
maliyetlerinin azaltılması
3- Yatırım teşviklerinde iyileştirmeler yapılması
4- İstanbul'da sanayinin mekansal yeniden yapılanması aşamasında
kümelenmenin korunması ile uygun seçenek ve koşulların sağlanması
5- Kümelenmeye yönelik mevzuatın hazırlanması ve uygulanması
6- Şirketlerin tasarım ürün geliştirme ve markalaşma kapasitelerinin
güçlendirilmesi ve desteklenmesi
7- ARGE faaliyetlerinin genişletilmesi, 5746 sayılı ARGE desteklerinin
kullanma koşullarının iyileştirilmesi
8- 2023 yılında 20 milyar dolar ihracat yapılması
9- Avrupa Birliği ile bölge ve çevre ülkelere ihracatın tedarikçi niteliği
ve markalar ile arttırılması ve bu amaçla desteklerin geliştirilmesi
10- Bölgesel moda ve alışveriş merkezi niteliğinin güçlendirilmesi
11- Sektör için nitelikli ve yeni nesil işgücü yetiştirilmesi ve sektörde
istihdamın özendirilmesi
12- Kamuoyu nezdinde ki algının iyileştirilmesi
13- İthalatta ve iç piyasada gözetimin artırılması ve etkinleştirilmesi
14- Standart, test, ölçüm ve akreditasyon kapasitesinin ve kalitesinin
geliştirilmesi
15- Devlet desteklerinde ve uygulamalarda iyileştirmeler yapılması
Tekstil Ürünleri İmalatı Sanayi
Sektör Raporu”na göre, tekstil
imalatı sanayinde 2004
yılında 19 bin 726 olan girişim
sayısının 2011 yılında 23
bin 12'ye yükseldiğine vurgu
yapılırken, ücretli çalışan
sayısının ise aynı dönemde
yüzde 2,6 artarak 2011 yılında
342 bin 474 oldu.
Çin, Türkiye, Bangladeş, Hindistan
gibi üretici ülkelere üretim yaptırarak
en büyük alıcı konumlarına devam
etmektedirler. Güney Kore, Tayvan,
Japonya ve ABD gibi gelişmiş ülkeler
ise teknik tekstil üretimleri ve ihracatları ile sektördeki önemli varlıklarını teknoloji ve yüksek katma değerli
üretim odaklı olarak sürdürmekte.
Dünya tekstil imalatı sanayi ihracatı
2011 yılında 295,7 milyar dolara yükselmiştir. Ancak 2012 yılında yüzde 4
gerileyerek 284 milyar dolara olarak
gerçekleşmiştir. Tekstil imalatı sanayi
ihracatının toplam dünya ihracatı
içindeki payı ise 2005 yılından bu yana gerileyerek yüzde 2,03'ten 2012
yılında yüzde 1,59'a düşmüştür. Dünya tekstil ihracatında 2012 yılında
Çin 95,45 milyar dolar ile en çok ihracat gerçekleştiren ülkedir. Hindistan
15,27 milyar dolar ile ikinci sırada
yer almaktadır. Almanya 13,88, ABD
13,46 ve İtalya 13,16 milyar dolar
ile bu iki ülkeyi izlemektedir. Güney
Kore teknik tekstil ağırlıklı ihracatı ile
altıncı sıradadır. Türkiye ise yedinci
sırada yer almaktadır. Türkiye tekstil
ihracatında 2012 yılında 11,09 milyar
dolar ile dünya tekstil ihracatı içinde yüzde 3,9 pay alırken, ihracatta
yedinci sırada yer almaktadır. Türk
tekstil ihracatı dünya tekstil ihracatı
içindeki payını sınırlı ölçüde ancak
kademeli olarak artırmayı başarmaktadır. 2005 yılından bu yana dünya
ihracatı içindeki payını 0,57 puan
yükseltmiştir. Alt sektörlerin dünya
ihracatı içindeki payları değerlendirildiğinde halılar ve diğer yer kaplamaları yüzde 12,62'ye ulaşan payı ile ilk
sırada yer almaktadır.
DAHA REKABETÇİ OLMAK İÇİN
YAPILMASI GEREKENLER
Tekstil imalatı sanayinde faaliyet gösteren şirketler yeni rekabet
koşullarına uyum sağlamak ve rekabet güçlerini koruyarak artırmak için
kendi içlerinde de dönüşüm sağlamalı ve bu amaçla dönüşüm stratejileri
uygulamalıdır.Bunlar sırası ile Üretim, Tasarım, Pazarlama ve Markalaşma
alanlarıdır.
1. Üretim
a. Esnek ve küçük parti üretim modellerinin uygulanması ve dönüşüm
b. Yalın üretim modellerinin uygulanması
c. Üretimde yenilikçilik ve yaratıcılık yaklaşımının benimsenmesi
d. İleri üretim teknolojisi kullanımı
e. Ürün standartlarına uyum
f. Kalite standartlarına uyum
2. Tasarım
a. Tasarım kapasitesi kurulması ihtiyacı
b. Tasar›m kapasitesinin planlanması ve yönetimi
c. Tasarım kapasitesinin oluşturulması
d. Tasarımların ticarileştirilmesi
3. Pazarlama
a. Alıcıların ve müşterinin bulunduğu noktada pazarlama ve
doğrudan satış
b. Yeni pazarlama yönetimi ve pazarlama takımları kurulması
c. Aktif pazarlama alt yapısının kurulması
d. Yeni pazarlama kanalları kurulması
e. İşletme kapasitesinin arttırılması
4. Markalaşma
a. İşletmelerde anlayış değişimi ve uzun vadeli stratejik
planlama yapılması
b. Markalaşma ve markanın konumlandırması
c. Marka kimliğinin belirlenmesi ve yönetimi
d. Markalaşma ile yeni satış kanallarının seçimi ve yönetimi
Tekstil terbiye
27
bölgesel yaklaşımlar
TÜRKİYE RENGİNİ
BOYAHANELERDEN ALIYOR
Avrupa ve Asya arasında bir köprü
olarak jeopolitik önemine sıklıkla
vurgu yapılan Türkiye, sahip olduğu
kültürel, coğrafi ve iklim çeşitliliği
ile de dünyada eşi benzeri olmayan
ülkeler arasında yer alıyor. Tekstil
ve hazır giyim üretiminde de kalite
ve üretim kapasitesi ile dünyanın en
önemli ülkeleri arasında yer alan Türkiye, neredeyse bütün bölgelerinde
tekstil faaliyetinin yapılabildiği bir
özelliğe de sahip. Öyle ki Türkiye’nin
her tarafında tekstil terbiye tesislerine rastlayabilirsiniz. Biz de Dergi-
28
mizin her sayısında “Bölgesel Yaklaşımlar” başlığı altında Türkiye’nin
birbirinden ayrı bölgelerinde faaliyet
gösteren tekstil terbiye firmalarına
yer vermeye devam ediyoruz. Dergimizin geçen sayısında İstanbul’dan
Pisa Tekstil, Çorlu’dan Aloha Tekstil, Bursa’dan Gülipek Tekstil ve
Denizli’den Atlas Boya firmalarına
yer vermiştik.
Bu sayımızda da 4 bölgeden 4 tekstil
terbiye firmasına ayrıntılı olarak yer
veriyoruz. İstanbul ve Lüleburgaz’da
üretim yapan Tekboy Tekstil’in ku-
maş boyama ve baskı konusunda geldiği noktaya göz attık. Gaziantep’te
üretim yapan Kardeşler Örme ve Boya firması Ortadoğu pazarına yönelik
yaptığı faaliyetler ile dikkat çekiyor.
Denizli’de havlu firmalarına yönelik
olarak boya terbiye hizmeti sunan
Güvenç Boya firmasının ihracatçılara yönelik faaliyetleri ve gelecek
hedefleri dikkat çekici. Adana’da tam
entegre bir yapıyla kumaş üretimi
yapan Oğuz Tekstil’in tekstil terbiye
konusunda yaptığı yenilikçi çalışmalara da yer verdik.
Tekstil terbiye
29
bölgesel yaklaşımlar - denizli
DENİZLİLİ İHRACATÇILARIN
GÖZÜ GÜVENÇ BOYA’DA
Denizli’de havlu firmalarına
yönelik olarak boya terbiye
hizmeti sunan Güvenç Boya
firması, günlük 17 ton olan
üretim kapasitesini son
yaptığı yatırımlar ile 26 tona
çıkarmış durumda. Firma
uyguladığı yüksek kalite
standartları ile ihracatçı
firmaların ilgisini çekiyor.
30
G
üvenç Boya, Denizli’de havlu
üreticilerine yüksek kalitede
boya terbiye hizmeti verebilmek için 1979 yılında Ali Rıza
Güvenç tarafından kuruluyor. Ali
Rıza Güvenç’in 2003 yılında vefatıyla
birlikte şirketi eşi Remziye Güvenç
yönetmeye başlıyor. Denizli’nin Gümüşler beldesinde 6 bin metrekare
alanda günlük 17 ton üretim yapan
firma yaptığı yeni yatırımlar ile birlikte 2012 yılında 12 bin metrekaresi
kapalı olmak üzere 22 bin metrekare
alanda üretimini günlük 26 tona kadar çıkarmış durumda.
Yıllık 8 bin ton
üretim kapasitesi
Yeni fabrikalarında neredeyse kapasitelerinin tamamını kullanarak üretim
yaptıklarını belirten Güvenç Boya
Yönetim Kurulu Başkanı Remziye Güvenç, firma olarak bünyelerinde havlu
kumaş, welsoft, ribana-örgü, polar
gibi ürünlerin boyama işlemelerini
yaptıklarını ifade ediyor. Güvenç Boya olarak Ekotex 100 Çevre Kontrolü
Güvence Sertifikası ve ETKO Organic
Textile Standart sertifikalarına sahip
olduklarını belirten Remziye Güvenç,
firma olarak çevreye olan duyarlılık-
larını ispatladıklarını ifade ediyor. Bu
standartları yakaladıkları için dünyanın büyük markalarına yönelik üretim
yapan firmalara rahatlıkla hizmet
sunduklarını belirten Güvenç, çalıştıkları firmaların yüzde 95’inin ihracata
yönelik olarak çalıştıklarına vurgu
yapıyor. Firma bünyesinde 170 kişinin
çalıştığını belirten Güvenç, “Yıllık üretim kapasitemiz 8 bin ton düzeyinde
bulunuyor. 2013 yılında 7 bin 600 ton
üretim gerçekleştirdik. Ayrıca 2013
yılında makine parkurumuzun yüzde
50’sini yenileyerek üretim ve kaliteye
ciddi bir katkı sağladık” diyor.
Güvenç Boya,
yatırım hedeflerini büyütüyor
2014 yılında Türkiye’nin gündemine
bağlı olarak piyasaların biraz gevşeyeceğini beklediklerini ifade eden
Remziye Güvenç, “Bu nedenle bu yıl
içerisinde yapmayı düşündüğümüz
kurutma ve baskı hattı yatırımlarımızı
bir sonraki yıla erteledik. Fakat daha
sonraki yıllarda bu ve buna benzer
yapacağımız yatırımlarla ciromuzu
artırmayı, çalışan sayımızı da kapasite
artışına bağlı olarak 250 kişiye kadar
çıkartmayı planlamaktayız. Türkiye’de
tekstil sektörü 2013 yılında sıçrama
yaparak ön plana çıktı. Dünya ekonomisindeki hızlı gelişim ile arz talep
dengesi doğrultusunda, yeni ürün ve
markalaşmadaki artış ile tekstil sektörünün çok daha iyi bir yere geleceğini
düşünüyoruz. Ekonomideki önemli ve
hızlı değişimden sektörümüz de pa-
yını almış durumda. Gelişmiş ülkeler
kategorisinde bulunmamız nedeniyle,
sektörün daha da ilerlemesi için teknolojiye ve eğitimli kalifiye çalışanlara
yatırım yapılması gerekiyor. Sektörün
rekabetçi piyasalarda mücadele gücünün artırılması için devletten de bazı
beklentilerimiz var. Avrupa Birliği
uyum sürecinde çıkartılan yeni kanunlar çeşitli nedenlerden dolayı sektörümüze ve firmalarımıza tam oturmadığı
için sıkıntılar doğmaktadır. Birebir
kopyalanmış kanunlar yerine devletişçi ve işveren üçgeninde hazırlanacak
kanunların daha az sıkıntıya neden
olacağını düşünmekteyiz” diyor.
“KDV oranı yüzde 8’e düşmeli”
Tekstil boya işlemlerinde yüzde 18
olan KDV oranının, iplik, dokuma ve
konfeksiyon sektörlerinde olduğu
gibi yüzde 8 oranına indirilmesinin
genel anlamda işletmelerin vergi ve
finans dengelerini rahatlatacağını
belirten Remziye Güvenç, “Denizli’nin
Dünya’ya açılan sivil hava yolu olması
ve Aydın-Denizli arası duble yolun otoban olarak dönüştürülmesi hem zaman
hem de maliyet açısından bizlere çok
faydalı olacak. Bu ve benzeri değişimlerle Denizli Sanayisinin hem ülkemize,
hem de dünya ya daha iyi ve hızlı hizmet verme imkanı olacaktır.”
Tekstil sektöründe yaşanılan en büyük sorunlardan birinin de Denizli’de
devlet teşvikinin az olması olduğuna
değinen Güvenç, devletin tekstil
sektörüne yeni teşvik ve imkanlar
Remziye Güvenç
Güvenç Boya Yönetim Kurulu Başkanı
sunarak tam destek sağlamasının globalleşen dünyada sektörün rekabet
gücünü artıracağına vurgu yapıyor.
“TTTSD,
sektör için çok önemli”
Tekstil terbiye sektöründeki sorunları
ele alıp değerlendiren, gelişmesinde
olumlu yönde uğraşan TTTSD gibi bir
derneğin olmasının çok önemsediklerini belirten Güvenç, “Tekstil terbiye
sektörü olarak TTTSD’nin yaptığı çalışmalara destek olmalı ve yapılan çalışmalarından yararlanmalıyız. Tekstil
terbiye sektöründe yer alan firmaların
ortak sorunlarının yanında bölgeden
bölgeye değişen farklı sorunlara da
TTTSD’nin eğilmesi çok önemli” diyor.
“Tekstil boya işlemlerinde
yüzde 18 olan KDV oranı,
iplik, dokuma ve konfeksiyon
ürünlerinde olduğu gibi yüzde
8 oranına indirilmesi genel
anlamda işletmelerin vergi ve
finans dengelerini rahatlatacak.
Denizli’nin Dünya’ya açılan
sivil hava yolu olması ve AydınDenizli arası duble yolun otoban
olarak dönüştürülmesi hem
zaman hem de maliyet açısından
bizlere çok faydalı olacak.”
Tekstil terbiye
31
bölgesel yaklaşımlar - gaziantep
KARDEŞLER BOYA VE ÖRME
ORTADOĞU’DA İDDİALI
Mehmet Ali Kaplama
Kardeşler Konfeksiyon Boya ve Örme Firma Sahibi
Gaziantep’te köklü bir
tekstil terbiye firması olarak
faaliyet gösteren Kardeşler
Konfeksiyon Boya ve Örme,
aylık 500 bin kilogram
üretim kapasitesi ile sektörde
dikkat çekiyor. Firma sahibi
Mehmet Ali Kaplama
“Dünya’da Türkiye, Türkiye’de
de Gaziantep” sloganı ile
hem Avrupa’ya hem de
Ortadoğu’ya ürün sattıklarını
ifade ediyor.
32
K
ardeşler Konfeksiyon Boya
ve Örme firması 1978 yılında
Mehmet Ali Kaplama ve kardeşleri tarafından kuruluyor. Konfeksiyon imalatı ile sektörde yer aldıklarını belirten Kardeşler Konfeksiyon
Boya ve Örme Sanayi sahibi Mehmet
Ali Kaplama, sektörde edindikleri güçlü birikim ile 1997 yılında tekstil sektöründe büyümeye karar verdiklerini
ifade ediyor. Kardeşler Konfeksiyon
Boya ve Örme Sanayi firması olarak
ilke etapta 4 bin metrekaresi kapalı
olmak üzere toplamda 10 bin metrekare alanda tekstil sektöründe faaliyete başladıklarını söylüyor. Mehmet
Ali Kaplama bugün geldikleri noktada
8 bin 500 metrekare kapalı alanda
üretim yaparak üretimlerini her geçen
gün büyüttüklerine dikkat çekiyor.
Kardeşler, yatırıma
devam ediyor
Sektörde kurumsallaşmak ve daha fazla
insanı istihdam etmek için çok yoğun
olarak çalıştıklarını ifade eden Mehmet
Ali Kaplama, 1978’de işe başladıklarında 21 olan çalışan sayılarının Gaziantep
Organize Sanayi Bölgesi 4’üncü bölgede
yaptıkları iplik tesisi yatırımı ile 150
kişiye kadar çıktığına dikkat çekiyor.
Yaratıkları istihdam ve yaptıkları yatırımlar ile kıvanç duyduklarını belirten
Mehmet Ali Kaplama, daha fazla insan
istihdam etmek ve daha fazla yatırım
yapmak için ellerinden geldiği kadar çalışmaya gayret ettiklerini ifade ediyor.
Kardeşler Konfeksiyon Boya ve Örme
firması olarak işletmelerinin ilk faaliyete
geçtiği yıllarda yıllık kapasitelerinin 150
ila 200 bin kilogram düzeyinde olduğu
bilgisini aktaran Mehmet Ali Kaplama, şu
anda aylık 450 ila 500 bin kilogram üretim kapasitesini yakalamış olduklarına
dikkatleri çekiyor. Firma olarak daha ileri
noktalara üretimi taşımayı hedeflediklerini yenileyen Kaplama, “Bulunduğumuz
coğrafyada su sıkıntısı olmasından dolayı
sektörde bizim gibi faaliyet gösteren
firma sayısı az. Biz firma olarak kaliteli
ürün üretmeyi ana prensip olarak değerlendiriyoruz. Müşteri memnuniyetini
en üst düzeyde tutarak, Türkiye tekstil
sektörü ve ekonomisine elimizden geldiğince katkı yapmayı bir görev gibi yerine
getiriyoruz” diyor.
“Ortadoğu pazarında
güçleniyoruz”
Kendilerinin bulunduğu coğrafya itibariyle son yıllarda Suriye ve Irak’ta meydana gelen olayların firmalarını da etkilediğini belirten Mehmet Ali Kaplama, “En
büyük dileğimiz bu ülkelerde yaşanan
iç karışıklık ve savaşların kısa zamanda
son bulması. Açıkça söylemek gerekirse
bu ülkelerde olan karışıklıklardan dolayı
Ortadoğu pazarına daha yoğun olarak
girebildik. Bu anlamda firma olarak
ticaretimiz olumlu etkiledi diyebiliriz.
Türkiye’nin son yıllarda Ortadoğu pazarındaki etkisi zaten giderek artıyor.
“İhracatta gücümüz artıyor”
Kardeşler Konfeksiyon Boya ve Örme
firması olarak dünyanın bütün pazarlarını önemsediklerini belirten Mehmet
Ali Kaplama, “Biz firma olarak ne Batı’ya
yüzümüzü dönüp sırtımızı Doğu’ya çevirdik, ne de Doğu’ya yüzümüz çevirip
sırtımızı Batı’ya çevirdik. Biz, Dünya’da
Türkiye, Türkiye’de de Gaziantep sloganı
ile hem Avrupa’ya hem de Ortadoğu’ya
ürün satıyoruz. Üretmiş olduğumuz
ürünlerin yüzde 65’ini iç piyasaya ve
yüzde 10’unu Avrupa ülkeleri ve geriye
kalan yüzde 25’lik kısmını da Ortadoğu
ülkelerine satıyoruz. Burada dikkat çekici bir noktada şu son iki yıla kadar Avrupa ve Ortadoğu satış oranlarımız ters
yöndeydi” diyor.
“Ar-Ge yatırımı yapacağız”
Kardeşler Konfeksiyon Boya ve Örme
firması olarak daima yeniliklerin takipçisi olduklarına vurgu yapan Mehmet
Ali Kaplama, “Önümüzdeki yıllarda ArGe’ye yapacağımız yatırım ile yeni trendler meydana getirmek istiyoruz. Ayrıca;
bize müşterilerimiz tarafından örneği
getirilen her türlü ürünü üretme gibi bir
yapımız bulunuyor. Biz firma olarak yapılabilecek her türlü ürünü üretmeye ve
müşteri memnuniyetini olabildiğince en
üst düzeyde tutmak için elimizden geleni
yapıyoruz. Türkiye’de Ar-Ge’ye yönelik
yapılacak olan yatırımlar ile son yıllarda
sürekli dile getirilen markalaşma sözde
değil fiilen hayata geçirilebilinir. Böylece
Türkiye dünyada tekstil sektöründe söz
sahibi bir konumu yakalamış olur” diyor.
“Boyar madde fiyatları
daha çok artacak”
Firma olarak bulundukları bölge itibariyle su kaynaklarına uzak oldukları için
diğer bölgelerde ki firmalar ile rekabet
etme güçlerinin zayıf olduğuna dikkat
çeken Mehmet Ali Kaplama, bu konuda
hükümetin kendilerine destek vermesinin şart olduğuna değiniyor. Mehmet Ali
Kaplama sözlerine şöyle devam ediyor:
“Örneğin devletin vereceği destekleri
şöyle ele alabiliriz. İstihdam desteği, prim
desteği, KDV istisnası gibi bir dizi destekler ile daha da ileriye doğru gidebiliriz. Bizim girdilerimiz arasında en büyük
payı boya alıyor. Hindistan ve Çin’deki
durum göz önüne alındığında önümüzdeki aylarda boya maliyetlerinin de daha da
artacağını söyleyebiliriz.”
“Kardeşler Konfeksiyon Boya
ve Örme firması olarak üretmiş
olduğumuz ürünlerin yüzde 65’ini
iç piyasaya ve yüzde 10’unu
Avrupa ülkeleri ve geriye kalan
yüzde 25’lik kısmını da Ortadoğu
ülkelerine satıyoruz. Burada
dikkat çekici bir noktada şu son
iki yıla kadar Avrupa ve Ortadoğu
satış oranlarımız ters yöndeydi.
Ortadoğu pazarına yönelik
faaliyetlerimiz gittikçe artıyor.”
Tekstil terbiye
33
bölgesel yaklaşımlar - adana
ADANA’NIN ENTEGRE TEKSTİL
GÜCÜ: OĞUZ TEKSTİL
Polyester viskon kumaş
üretiminde Türkiye’nin
en büyük üretimine sahip
entegre tesis olan Oğuz
Tekstil, Adana’da ürettiği
kumaşları yaklaşık 30 ülkeye
ihraç ediyor. Firma, güçlü
makine parkuru ile tekstil
terbiye konusunda yaptığı
faaliyetler ile dikkat çekiyor.
34
T
ekstil sektöründe 1974 yılından
itibaren faaliyet gösteren Oğuz
Tekstil, polyester viskon kumaş
üretiminde, Türkiye’nin en büyük entegre tesislerinden biri olarak dikkat
çekiyor. Firma, satış ve pazarlama
organizasyonu, üretimdeki tecrübe,
maliyet yapısı ve vizyonu ile yurt içi
ve yurt dışı pazarlarda dünyanın önde
gelen markalarına hizmet veriyor.
30'u aşkın fazla ülkeye ihracat yapan
Oğuz Tekstil’in Amerika, Rusya, ve
Ukrayna’da satış ofisleri; İspanya, Fransa, Kanada, Almanya ve İngiltere’de
acenteleri bulunuyor. Oğuz Tekstil’in
başarısındaki temel faktörler şöyle sıralanıyor: Mevcudu geliştirme özeni ve
heyecanı, yöneticilerin kendi aralarında
‘geleneksel saygının’ varlığı ve ‘ilkeli
uzlaşmanın’ anlaşılmış olması, şirketin
yöneticileri ile çalışanları arasında
saygı, sevgi ve fikir paylaşımına dayalı
bir ilişkinin mevcut olması, ailenin yeni
jenerasyon gençlerini işletme, iktisat,
finans, hukuk, tekstil tasarımı, endüstri
mühendisliği ve kimya mühendisliği gibi işyerinde değerlendirebilecek alanlara yöneltmiş olması ve gençlere yatırım
yapma konusundaki ortak heyecanı.
Hedef 40 milyon metre kumaş
Oğuz Tekstil, 40'ıncı yılına ulaştığı
2014'te dünyanın çevre uzunluğu olan
40 milyon metre kumaş kapasitesine
ulaşmayı, 5 yıl içinde ise Türkiye'nin en
büyük 200 şirketi arasına girmeyi hedefliyor. Poli-viskon hammaddesinden
bayan ağırlıklı olmak üzere dış giyimlik
kumaş üreten Oğuz Tekstil, 2 yıl önce
iplik yatırımı yaparak iplik üretimiyle
birlikte tam entegre bir tesis olarak
hizmet vermeye başlamış. Üretiminin
yüzde 40'ını ihraç eden firma geçen
yıl 40 milyon doların üzerinde ihracat
gerçekleştirmiş durumda. 30'a yakın ülkeye ihracat yapan firma aynı zamanda
yüzde 60 iç piyasaya çalışıyor görünse
de bunun da en az yüzde 60'ı konfeksiyon olarak ihracata gidiyor. Firma üretiminin aslında yüzde 80'inden fazlası
direkt ve dolaylı olmak üzere ihracata
gidiyor. Bin 200'ün üzerinde çalışanı
bulunan firma, 2012'nin cirosuyla
İSO İkinci 500'de 13'üncü sırada yer
aldı. Bu listede cirosunu en çok artıran
firmalar arasında da ilk 10'da yer aldı.
2012'de gerçekleştirdiği iplik yatırımı
sayesinde kapasitesi ve cirosu oldukça
artan firmanın ve bin 200 kişilik istihdamımızın 450 kişisi bu yatırımla gelmiş
durumda.
Oğuz Tekstil
yenilikçiliği elden bırakmıyor
Oğuz Tekstil firmasının ilk kurulduğu
yıllarda kumaş ticareti yaptığını belirten Oğuz Tekstil Genel Müdürü Hüseyin Kaya, daha sonra firmanın kumaş
üretimine başlayarak bu konuda önemli
bir noktayı yakaladığına dikkat çekiyor.
Oğuz Tekstil’in iplik üretim tesisi, dokuma ve dokuma hazırlık makineleri ve
terbiye işlemlerini gerçekleştiren çok
geniş bir üretim parkuruna sahip olduğuna dikkat çeken Hüseyin Kaya, firma
olarak sürekli yeni yatırımlar yaparak
makine parkurlarını yenilediklerini
ifade ediyor. Oğuz Tekstilin iplik, do-
kuma ve boya terbiye alanında faaliyet
gösteren entegre bir yapısı olduğunu
tekrarlayan Hüseyin Kaya, firmalarının
bünyesinde birçok ürünün boyama ve
apreleme faaliyetlerini yürüttüklerini
söylüyor.
İhracat faaliyetleri
titizlikle yapılıyor
Oğuz Tekstil olarak doğrudan ihracat
yapmalarının yanı sıra iç piyasaya yönelik olarakta üretim yaptılarını belirten
Hüseyin Kaya, ihracat pazarlarının
başında Avrupa Ülkeleri ve Amerika
Birleşik Devletleri’nin geldiğine dikkat
çekiyor. Türkiye’de üretilen kumaşların
gelecekte İtalyan kumaşların yerini alacağına inandıklarını belirten Kaya, bu
inançla üretmeye ve çalışmaya devam
ettiklerini söylüyor. Rusya pazarında
ki gelişmeleri firma olarak çok riskli
bulduklarını belirten Kaya, ihracatta
yönelik olarak çalışmalarını yoğun
olarak sürdürdüklerine dikkat çekiyor.
Hindistanlı Aditya Birla Group’un Adana Organize Sanayi Bölgesi’nde viskon
elyaf üretimine yönelik üretim tesisi
kurmasının kendilerini mutlu ettiğine
değinen Kaya, bu üretim tesisisinin Çukurova Bölgesi’ne katkısının olacağına
vurgu yapıyor. Kurulacak fabrikanın
çevreye vereceği zararlara ilişkin
tedbirlerin titizlikle ele alınmasının
önemine vurgu yapan Kaya, çevresel
çekinceler dışında kendilerinin kullandıkları viskon elyaftın söz konusu firma
tarafından üretilmesinin Oğuz Tekstil’e
katkı sağlayacağını belirtiyor.
Hüseyin Kaya
Oğuz Tekstil Genel Müdürü
Çevreye duyarlı
üretim ön planda
Daha az tüketim ve yeşil fabrikalara
doğru bir trendin yaygınlaştığı günümüzde Oğuz Tekstil’de sosyal sorumluluk projelerinden geri kalmıyor. Sosyal
sorumluluk projelerinin önemine vurgu
yapan Hüseyin Kaya, firma olarak
çevreye saygılı, mükemmel bir arıtma
tesisine sahip olduklarını ve Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı’nın kendilerine verdiği bütün görevleri hakkıyla yerine getirdiklerini söylüyor. Ayrıca firmalarının
OSB teknik birimleri tarafından sürekli
olarak denetim altında olduğuna dikkat
çeken Kaya, çevreye duyarlı üretimin
kaliteli üretimin bir parçası haline geldiğini söylüyor.
“Oğuz Tekstil iplik üretim tesisi,
dokuma ve dokuma hazırlık
makineleri ve terbiye işlemlerini
gerçekleştiren çok geniş bir
üretim parkuruna sahip. Firma
olarak sürekli yeni yatırımlar
yaparak makine parkurumuzu
yeniliyoruz. Firmamız
bünyesinde bir çok ürünün
boyama ve apreleme faaliyetini
yürütüyoruz.”
Tekstil terbiye
35
bölgesel yaklaşımlar - istanbul
KALİTEDE SÜREKLİLİĞİN ADI:
TEKBOY TEKSTİL
İstanbul ve
Lüleburgaz’daki kumaş
boyama ve baskı
fabrikalarında üretim
yapan Tekboy Tekstil ve
Boyama firması üretim
kapasitesi ve makine
parkuru ile kumaş boyama
ve baskı konusunda
adından söz ettiriyor.
36
T
ekstil terbiye sektöründe 30 yılı
aşan bir deneyimle faaliyet gösteren Tekboy Tekstil ve Boyama
firmasının kurucusu ve Yönetim Kurulu
Başkanı Esen Pamukçu ile firmalarının
sektördeki yerini ve tekstil terbiye sektörünün Türkiye de yakaladığı başarıyı
konuştuk.
Tekboy Tekstil’in kapasitesi
hakkında bilgi verir misiniz?
Tekboy Tekstil olarak 1981 yılında günlük 3 ton kapasite ile iplik boyama üretimi ile faaliyete başladık. 1986 yılında,
İstanbul Yenibosna’da günlük 3 ton kapasiteli örme kumaş boyama tesisi kurarak
bu tesisi ilerleyen yıllarda günlük olarak
15 ton üretim kapasitesine taşıdık. 1996
yılında da günlük 15 bin metre kapasiteli
rotasyon baskı tesisini kurduk. 2002
yılında yaptığımız kapasite artırımı ile
kumaş baskı üretimi günlük 30 bin metreye yükselmiş durumda. 1999 yılında,
Lüleburgaz’da 100 bin metrekare arazi
üzerinde 12 bin metrekare kapalı alanda yeni bir fabrika inşa ederek aynı yıl
üretime geçtik. Lüleburgaz fabrikamız,
günlük 10 ton iplik boya ve 25 ton örme
kumaş boya kapasiteli boyahanesiyle
hizmet veriyor. 2004 yılında, Lüleburgaz
fabrikamızda 11 bin metrekare kapalı
alanlı ilave bir bina yaparak kapalı alanımızı 23 bin metrekareye çıkardık. 2003
yılında gerçekleştirilen 2,2 megavat kojenerasyon yatırımıyla, Lüleburgaz fabrikamızın ihtiyacı olan elektrik enerjisinin
tamamı ve İstanbul fabrikamızın elektrik
ihtiyacının ise yüzde 80’ini karşılıyoruz.
Firmamız bünyesinde yaklaşık 600 kişi
çalışıyor. Tekboy Tekstil olarak 2003
yılında ilk bin Türk Sanayi kuruluşunun
arasında yer aldık.
Giyimlik kumaşlarda yeni elyaf
çeşitleriyle farklılık yaratma
konularında yaklaşımınız nedir?
Giyimlik örgü kumaşlarda, farklılık yaratılmadığında rekabet gücünün azalacağını ve satış pastasından alınacak payın
düşeceği düşünülerek, iplik ve örgü
çeşitliliği ile Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarımıza hız verdik. Bununla ilgili bir bölüm
oluşturduk ve belirli bir bütçe ayırdık.
Bu bölümden çıkan ürünleri yurt içi ve
yurt dışı müşterilerle fuarlar ve müşteri
ziyaretleri aracılığıyla buluşturuyoruz.
Trakya bölgesindeki baskı
yatırımlarının ve özellikle dijital
baskı yatırımının süreceğini
düşünüyor musunuz?
Müşteri taleplerinin raport ve varyant
bakımından çoğalması şablon maliyetlerini artırmakta. Ayrıca sipariş miktarlarının giderek azalması maliyetlerde
artışa sebep olmakta ve firelerin yükselmesi ek olarak kısa varyantlardaki duruş süreleri rotasyon baskı maliyetlerini
artırmakta. Rotasyon baskının rekabetçi
özelliklerinin azaldığı bu dönemde dijital
baskı makinelerinin de üretimlerinin
giderek hızlanması ile dijital baskının
gelecek yıllarda yaygınlaşacağını, maliyetlerin de uygun seviyelere geleceğini
öngörmekteyiz.
Türk kumaşının gelecekte
dünyadaki konumlanmasını nasıl
öngörüyorsunuz?
Türkiye’de üretilen kumaşlar örgü ve
dokuma olarak ikiye ayrılıyor. Biz örgü
kumaş konusunda faaliyet gösteren
bir firma olarak yerli iplik üreticilerinin
ürettikleri yenilikçi ürünleri terbiye tesislerinde farklı tarzlarda üretilmesiyle
Türk kumaşının rekabet gücünün her
geçen gün daha da arttığını görüyoruz.
Firmaların arıtmada atık
yükünün uzaklaştırılmasına
yönelik yaklaşımınız nelerdir?
Atık yükünün azaltılmasında en önemli
faktör daha az su tüketimini sağlamak
için yeni nesil makinelere bir an önce
geçilmesidir. Diskontinü makineler
yerine Kontinü makine yatırımlarının
artırılması, bu sayede arıtmaya giden
atık su miktarının azaltılması sağlanmalı.
OSB’lerin bir an önce atık su ıslahını
işletmelerin üzerinden alması, her
işletmenin kendi arıtmasını yaparak
harcadığı enerji maliyetleri ve sürekliliği
bakımından Ergene havzasını kurtarmak
için gerekli şartlardan biridir.
Çevre mevzuatı, ülkemizde
yasaların ve markaların
direktifleri ile oluşuyor,
firmanızın bu konuda yaklaşımı
nedir?
Çevre mevzuatı çerçevesinde ortaya
konulan yasalarda farklı sektörlerde
farklı uygulamalar yapılma yoluna gidilmiş. Atıkların her sektörde ne yapabileceği göz önünde tutularak sınır değerlerin bulunduğu tablolar hazırlanmış,
ancak bu tablolarda çevre açısından bir
sektörde hiç bakılmayan bir parametre,
diğer sektörde çok düşük oranlarda tabloya eklenmiş durumda. Her sektör için
üniversite-sanayi iş birliği ile bu konuda
neler yapılacağı ve hangi yöntemler
kullanılacağı konusunda ortak hareket
noktaları oluşturulmalı. Ülkemizde ilgili
bakanlığın tabloları nasıl oluşturduğu,
kirliliğin nasıl giderileceği, çevreye en az
zarar verecek şekilde nasıl bertaraf edileceği ortak çalışma yapılarak belirlenmeli. Markaların istekleri ise, atık suda
değil ürün üzerinde hangi kimyasallardan ne kadar olması gerektiğine odaklanmış ve nihai üründe bunu test ederek
terbiyecileri bu konularla ilgili her yıl
başka bir sertifika almaya zorlamakta.
Bu da ayrıca görünmeyen maliyetler
içerisinde en önemli maddelerden birisi
olmuştur. Bu standartların her ülkede
farklı toleranslarda olup olmadığı araştırılmalı. Bu sertifikalar ürüne imalatçı
açısından bir katma değer sağlamıyor.
Sadece sipariş almanın ön şartı olmuş
durumda.
Enerji maliyetlerini azaltmak için
firmanızda aldığınız önlemler
nelerdir?
Enerji maliyetlerinin toplam üretim maliyetlerimiz içinde ki payı yaklaşık yüzde
40 civarında. Doğalgaz ve elektrik
birim fiyatı Enerji Bakanlığı tarafından
belirlenmekte dolayısıyla sanayici ile vatandaş yaklaşık aynı fiyatlara enerji kullanmakta. İş yerlerinde en önemli enerji
tasarrufu son zamanlarda kömür kazanları yatırımları olmuştur. Neredeyse tüm
tekstil firmaları kömür kazanı yatırımı
yapmış durumda. Diğer önlemlerden
biri de yeni nesil makinelerle üretim
yapmak olarak ele alınabilinir.
Esen Pamukçu
Tekboy Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı
“Giyimlik örgü kumaşlarda,
farklılık yaratılmadığında
rekabet gücünün azalacağını ve
satış pastasından alınacak payın
düşeceği düşünülerek, iplik ve
örgü çeşitliliği ile Ar-Ge ve
Ür-Ge çalışmalarımıza hız
verdik.”
Gümrük korumaları ile ilgili
düşünceleriniz nelerdir?
Gümrük konularında ithalatçı firmaların
ödediği kaynak kullanım destekleme
fonunun tüm ülkelerde aynı olması,
genellikle boya ithalatının yapıldığı
Hindistan’dan gelen boyalarda yaklaşık
yüzde 4 fiyat artışlarına sebep olmuş
durumda. Anti-damping uygulamaları
ile ilgili bize olumsuz olarak yansıyan
bazı sıkıntılar var. Anti-dampingte kişisel başvurular değerlendirmeye alınıp
oranlar ona göre uygulanabiliyor. Aslında bu oranlar tespit edilmeden önce
sektördeki başlıca firmaların görüşleri
alınarak belirlenebilir.
TTTSD’nin hangi faaliyetlerde
bulunmasını istersiniz?
Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri
Derneği’nin özellikle tüm firmalar,
üniversiteler ve devlet kurumlarıyla
birlikte çalışma konusunda öncü rol
üstlenmesi ve sanayicilerin sorunların
çözümünde etkin olmasını bekliyoruz.
Tekstil terbiye
37
bölgesel yaptırımlar - bursa
DOSAB "ÖNCE ÇEVRE" DİYOR
B
Demirtaş Organize
Sanayi Bölgesi (DOSAB),
sanayi faaliyetleri sonucu
oluşacak olumsuz çevresel
etkilerin minimuma
indirilmesi için ciddi
yatırımlar yaptı ve
yapmaya da devam
ediyor. Bu kapsamda
atık su arıtma tesisi, su
kirliliği kontrolü, katı atık
bertarafı ve çevre yönetimi
konularında çalışmaların
yürütüldüğü DOSAB’da
insan sağlığı ve doğaya
karşı sorumluluk titizlikle
yerine getiriliyor.
38
ursa’da bulunan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB)
1990 yılında OSB kimliğini kazanarak 2000’li yıllarda sanayi için çok
elverişli bir bölge konumuna gelmiş
durumda. 2000 yılında yürürlüğe giren
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri
Kanunu kapsamında tüzel kişilik kazanan DOSAB, bu yasa çerçevesinde
bölgede yer alan sanayi kuruluşlarının
ihtiyacı olan Yeraltı Elektrik Dağıtım
Şebekesi (2003), Doğalgaz Dağıtım Şebekesi (2004), İçme-Kullanma, Proses
Su, Yangın Suyu, Yağmur Suyu, Kanalizasyon, Telekomünikasyon Şebekeleri,
Yol Alt ve Üst Yapı İnşaatları, bordür,
tretuar, yeşil alan, çevre düzenlemeleri
tamamlanarak inşaat, alt ve üst yapı
konusunda yatırımlar bitirilmiş. Bölge
içindeki 40 kilometreyi bulan yolların
tümü asfalt kaplanarak, kanalizasyon,
proses ve içme suyu şebekeleri de tamamlanmış durumda.
DOSAB Atıksu Arıtma Tesisi dahil
toplam 165 bin metrekare yeşil alana
sahip. Yeşil alan ve çevre düzenlemeleri
tüm bölgede tamamlanmış durumda.
DOSAB 382 hektarı sanayi parseli olmakla beraber toplam 484 hektar alana
sahip. DOSAB’daki toplam 348 sanayi
parselinin 301 tanesi dolu durumda.
DOSAB’da faaliyet gösteren sanayi kuruluşları arasında tekstil sektörü yüzde
68’lik dilimle ağırlıklı olarak yer alıyor.
Bunu yüzde 20 ile otomotiv ve yan
sanayi izliyor. Yüzde 12 düzeyinde de
diğer sektörler faaliyet gösteriyor.
DOSAB, sanayi faaliyetleri sonucu
oluşacak olumsuz çevresel etkilerin minimuma indirilmesi için ciddi yatırımlar
yaptı ve yapmaya da devam ediyor. Bu
kapsamda Atıksu Arıtma Tesisi, Su Kirliliği Kontrolü, Katı Atık Bertarafı ve Yönetimi ve Çevre Yönetimi konularında
çalışmalarını titizlikle yürütmekte insan
sağlığı ve doğaya karşı sorumluluklarını
yerine getiriyor. DOSAB’ın çevreye
yönelik ortaya koyduğu çalışmaları
DOSAB Çevre Yönetim Birimi Yetkilisi
Selen Tunçman aktardı.
Yılda 16 milyon metreküp
su arıtılıyor
DOSAB Atıksu Arıtma Tesisi günlük
70 bin metreküp kapasiteli olarak
2007 yılında tamamlanmış ve aynı yılın Nisan ayında hizmete girmiş.
DOSAB’daki işletmelerden kaynaklanan evsel ve endüstriyel nitelikli atık
suların tümü, uzun havalandırmalı
biyolojik artıma tesisinde arıtılıyor.
Yılda yaklaşık 16 milyon metreküp
suyun arıtıldığı tesisin kimyasal arıtma
opsiyonu da mevcut. Tesis tasarımında AB deşarj kriterleri esas alındığından azot ve fosfor giderimi tesisin
kimyasal arıtma kısmı kullanılmadan
sadece biyolojik arıtma ile sağlanmakta. Bu durum hem atık su arıtma birim
maliyeti açısından büyük bir avantaj
oluşturmakta hem de daha düşük miktarda atık arıtma çamuru çıkmasına
neden oluyor. Arıtma prosesi sonunda
çevre mevzuatı kapsamında tabi olunan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği
deşarj kriterlerini tümüyle sağlıyor.
Arıtma tesisi 2007 yılı sonunda Deşarj
İzni almış alarak bu izni 2013 yılının
ortasında 5 yıl süre ile geçerli olan
Çevre İzni ile yenilemiş durumda.
Yeni çevresel
projeler hız kesmiyor
2012 yılı Nisan ayından tarihinden itibaren deşarj kriterlerine ilave edilen
renk parametresinin sağlanması için
havalandırma havuzu çıkışına renk giderici kimyasal dozlaması yapılmakta.
Daha düşük maliyet ile renk gideriminin sağlanacağı biyolojik ve kimyasal
prosesler üzerine laboratuvar ve pilot
ölçekli çalışmalar da sürdürülüyor.
Arıtma tesisinden çıkan atık arıtma
çamuruna ilişkin analizler, Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik Ek-3 B kapsamında, TÜBİTAK
Marmara Araştırma Merkezi’nde
yapılmakta olup “Tehlikesiz Atık”
olarak nitelendirilmekte. Ayrıca
arıtma tesislerinin genellikle işletme
maliyetinin en yüksek dilimlerinden
birini oluşturan arıtma çamur bertaraf
maliyetini düşürmeye yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. Bu kapsamda
tesis çamur susuzlaştırma prosesinde
revizyon çalışmalarına başlanmış olup
mevcut belt-presler yerine daha susuz
arıtma çamuru sağlayan dekantörlerin
alımı gerçekleştirilmiş. Atık arıtma çamuru miktarının yaklaşık yüzde 25 ve
üzerinde azaltılması hedefleniyor. Su
Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Numune Alma ve Analiz Metotları Tebliği
ile yürürlüğe giren Gerçek Zamanlı
Uzaktan Atık su İzleme İstasyonu
tesis çıkışına kurulmuş olup debi,
pH, İletkenlik, Çözünmüş Oksijen ve
Sıcaklık parametreleri anlık olarak
ölçülmekte ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı veri ağına aktarılıyor.
Atık su arıtma tesisinden çıkan arıtılmış suyun geri kazanımı projesinin
hayata geçirilmesi hedefleniyor. Bu
kapsamında Ar-Ge çalışmaları arıtma
tesisinin devreye alındığı 2007 yılından beri yürütülmekte. Geri kazanım
suyu ile sanayi bölgesindeki işletmelere proses suyu temini planlanmakta
ve projenin bir parçası olan 10 biner
metreküplük iki su deposu ve su dağıtım şebekesinin yapımı tamamlanmış
durumda. Gerçekleştirilecek proje
ile çevresel anlamda iki yönlü fayda
sağlanacak. Yeraltı suyu kullanımı çok
düşük seviyelere çekilecek ve Bursa
Ovası’ndaki su rezervleri nicelik açısından korunacak, aynı zamanda atık
su miktarının azaltılması ile çevreye
sağlanan katkı artacak.
Su kirliliği kontrol altında
Bölgede faaliyet gösteren işletmeler,
DOSAB’tan Atık Su Bağlantı/Kalite
Kontrol İzni alarak evsel ve endüstri-
yel nitelikli atık sularını OSB’nin atık
su şebekesine deşarj edebilmekte.
Evsel nitelikli atık suyu olan işletmelerin başvuruları halinde, Atık Su
Bağlantı İzni verilmekte olup proses
kaynaklı atık suyu olan işletmelerin
deşarj suyundan alınan numuneler, Su
Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde analiz edilerek uygun çıkması
halinde Atık Su Bağlantı ve Kalite
Kontrol İzni veriliyor. Analiz sonuçlarının uygun çıkmaması sonucunda
işletmelerden, gerekli önlemlerin
alınması ve/veya ön arıtma kurmaları
istenmektedir. Atık Su Bağlantı/Kalite
Kontrol İzni 3 yıl süre ile geçerli olup
süre sonunda yenilenmesi gerekiyor.
Ayrıca bağlantı izni süresince işletmelerin atık su kirlilikleri periyodik olarak yapılan denetimler çerçevesinde
kontrol ediliyor.
DOSAB’da faaliyet gösteren
sanayi kuruluşları arasında tekstil
% 68’lik dilimle ağırlıklı sektör
olarak yer alıyor. Bunu % 20 ile
otomotiv ve yan sanayi izliyor.
Yüzde 12 düzeyinde de diğer
sektörler faaliyet gösteriyor.
DOSAB’daki toplam 348 sanayi
parselinin 301 taneside dolu
durumda.
Selen Tunçman
DOSAB Çevre Yönetim Birimi Yetkilisi
Tekstil terbiye
39
bölgesel yaptırımlar - bursa
Günlük 70 bin metreküp
kapasiteye sahip olan DOSAB
Atıksu Arıtma Tesisi'ndeki
işletmelerden kaynaklanan evsel
ve endüstriyel nitelikli atık suların
tümü, uzun havalandırmalı
biyolojik arıtma tesisinde
arıtılıyor.
Güncel çevresel
bilgi aktarımı yapılıyor
RAKAMLARLA DOSAB
İşletmelerden kaynaklanan evsel ve
tehlikesiz sanayi atıkları işletme içinde
ayrı konteynerlerde depolanarak iki
ayrı hizmet aracıyla toplanıyor. İşletmelerden kaynaklanan tehlikesiz sanayi
atıkları ve evsel atıklarını toplayan
hizmet araçları ile birlikte evsel nitelikli
atıklar Büyükşehir Belediyesi Kent Katı
484
348
HEKTAR ALAN
SANAYİ PARSELİ
3,8
41,455
MİLYAR DOLAR
İHRACAT
İSTİHDAM
160,000m
2
YEŞİL ALAN
Atık Depolama Sahasına, tehlikesiz
sanayi atıkları ise Bursa Çimento fabrikasına bertaraf edilmek üzere gönderilmekte.
DOSAB bünyesinde bulunan işletmelere, çevre konuları ile ilgili güncel
bilgiler, mevzuat değişiklikleri gibi
konularda duyurular ve bilgilendirme
toplantıları aracılığı ile bilgi verilmekte
ve böylelikle, işletmelerin Çevre Mev-
973
MİLYON KWH ELEKTRİK
zuatı kapsamındaki yükümlülükleri
yerine getirmeleri sağlanıyor. Ayrıca,
Bölge Müdürlüğü bünyesinde iki Çevre
Görevlisinden oluşan Çevre Yönetim
Birimi kurulmuş olup Bölge Müdürlüğü
faaliyetleri sonucu oluşan atıkların yönetimi, çevre mevzuatı kapsamındaki
yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve
çalışanlara çevre eğitimi verilmesi hususunda faaliyetler yürütülüyor.
428
FAAL FİRMA
%68
TEKSTİL
%20
OTOMOTİV
275
MİLYON SM3 DOĞALGAZ
röportaj
LC WAIKIKI
TÜM DÜNYAYI GİYDİRİYOR
Beş günde bir dünyanın
herhangi bir yerinde mağaza
açan LC Waikiki, 21 ülkede
472 mağaza sayısına
ulaşmış bulunuyor. Firma,
Türkiye’de konfeksiyon
mağazacılığında en önemli
markalarından biri konumuna
ulaşmış durumda. LC Waikiki
Yönetim Kurulu Başkanı
Vahap Küçük, hedeflerinin
2023 yılında Avrupa’nın en
başarılı üç moda perakende
markasından birisi olmak
olduğunu vurguluyor.
Vahap Küçük
LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı
L
C Waikiki, 1985 yılında Fransa'da
çıktığı marka yolculuğuna, 1997 yılından beri LC Waikiki Mağazacılık
çatısı altında Türk markası olarak devam
devam ediyor. 2000 yılından itibaren perakendeci kimliğini ön plana alarak, sadece kendi mağazalarını açmaya yönelen LC
Waikiki, koleksiyonlarını müşterileri ile
buluşturabileceği çağdaş mağazalar açma
projesine hız vermiş ve gün geçtikçe mağaza sayısını katlayarak artırmış. Firma,
“İyi Giyinmek Herkesin Hakkı” felsefesi
ile bugün 21 ülkede 472 mağazada uygun
fiyata kaliteli ürünler sunarak müşterilerine ulaşılabilir modanın keyfini yaşatıyor. LC Waikiki, 2009 yılında ilk adımını
Romanya’da atarak başladığı yurt dışı yatırımları ile “2023 yılına kadar Avrupa’nın
en başarılı üç giyim perakendecisinden
biri olmayı’’ hedefliyor. Türkiye’de 72 ilde
386, yurt dışında 21 ülkede 86 mağazaya sahip olan LC Waikiki, yurt dışındaki
mağaza sayısını yılsonuna kadar 120'ye
çıkarmayı planlıyor.
42
Milyarlık ciroyu aşan tek
perakendeci
Firma olarak kendilerinin hiç kısa vadeli
kazanmayı düşünmediklerini belirten
LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, “Hep uzun soluklu başarıları
hedefleyek, sürdürülebilir olmayı merkeze koyduk. Bunun içindir ki, bir kurum
kültürünün oluşmasını ilke ediniyoruz
ve bu ilkenin en üst kademeden en alta
kadar yaygınlaşmasını arzu ediyoruz.
Tabii, sadece Türkiye’de değil, markanın
gittiği her yerde yaymak gerekiyor bu
ilkeyi. Perakende sektöründe milyarlık
ciroyu aşan tek Türk şirketiz. Gelecek
planlamalarımızı yaparken geçmiş tecrübelerimiz ve kazanımlarımız bize yol
gösteriyor. Kısa vadeli olduğu kadar
uzun vadeli planlarımızı da sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmek için var
gücümüzle çalışıyoruz. Bununla birlikte,
LC Waikiki’yi geleceğe taşıyacak en
önemli unsurun yetişmiş insan kaynağı
olduğunu biliyoruz. Bu nedenle çalışan
gelişimine yatırım yapmak çok önemli.
Kendimizi yönetmek, ekibimizi yönetmek ve işimizi yönetmek bizim üç temel
konumuz. Başarıya ulaşabilmek için çalışanların memnuniyeti ve inancını da göz
ardı etmemek gerekiyor” diyor.
“Hedefimiz dünyanın devleri
arasına girmek”
LC Waikiki’nin 2023 vizyonunun
Avrupa’nın en başarılı üç moda perakende markasından birisi olmak olduğuna vurgu yapan Vahap Küçük, sektördeki liderliklerini koruyarak dünyanın
perakende devleri arasında yer almak
istediklerini söylüyor. “Bu vizyon bugün
konulmadı” diyen Küçük, sözlerine şöyle
devem ediyor: “Yıllar önce tamamen
global bir rekabet anlayışıyla belirlendi.
Yani ‘Türkiye’deki yerel bir markayla
değil, Avrupa’nın en iyi markaları ile nasıl rekabet edebiliriz?’ diye düşünmeye
ve yatırımları buna göre yapmaya başladık. Bu ciddi bir vizyon. 10 milyar dolar
ciro hedefimiz var. Hedeflerimize baktığımızda sadece 10 milyar ciro yapmanın
yeterli olmayacağını biliyoruz. Diğer hedefimiz olan ‘müşteri - tedarikçi - çalışan
memnuniyeti, kârlılık, sosyal sorumluluk
projeleri, güvenilir üretim sağlamak’ gibi
konular da önemli. 2014 yılı için yeni
mağaza açılışları, mağazaların yenilenmesi, teknoloji ve İK alanlarında 200
milyon dolar civarında yatırım planlıyoruz ve en büyük hedefimiz daha önce de
belirttiğim gibi 2023 yılında Avrupa’nın
en başarılı üç moda perakende markası
arasında yerimizi almak.”
LC Waikiki en üst üretim
standartlarını uyguluyor
perakende sektöründe kendi ülkesinde
bir ilke imza atmayı başarmış durumda.
Uzak Doğu'daki üretimlerin kontrolü,
ürünlerin ekolojik açıdan ve diğer teknik
gereklilikler açısından uygunluğunun
sağlanması amacı ile Türkiye’de kurulu
laboratuvarın birer benzeri Bangladesh
ve Çin ülkelerinde 2010 yılı itibarıyla
kurulmış. Bangladesh’te Dhaka şehrinde, Çin’de ise Shanghai şehrinde kurulu
laboratuvarlar Haslık, Fizik, Elyaf ve
Ekoloji alanlarında Türkiye laboratuvarında olduğu şekliyle hizmet veriyor.
Böylelikle bu ülkelerdeki ürünler, üretimleri öncesi ve üretimleri sonrası yerinde kontrol edilebilmekte ve testleri
yapılabilmekte.
“LC Waikiki’yi geleceğe taşıyacak
en önemli unsurun yetişmiş insan
kaynağı olduğunu biliyoruz. Bu
nedenle çalışan gelişimine yatırım
yapmak çok önemli. Kendimizi
yönetmek, ekibimizi yönetmek ve
işimizi yönetmek bizim üç temel
konumuz. Başarıya ulaşabilmek
için çalışanların memnuniyeti
ve inancını da göz ardı etmemek
gerekiyor.”
LC Waikiki için kaliteli ve güvenli üretim
de en önemli konuların başında geliyor.
Firma ürettiği ürünlere kendi laboratuvarlarında ekoloji testlerinin yanı sıra
kalite testleri anlamında haslık, fiziksel
performans testleri ile ürün bakımına
ilişkin olarak elyaf analiz testleri uygulamakta. Testlerini uluslararası ve ulusal
standart kuruluşlarının belirlediği şartlara uygun olarak yapan bir laboratuvara sahip olan firma, uzman kadrosu ile
kendi bünyesinde geliştirdiği metotların
geçerliliğini belgeleyerek test işlemlerini sürdürüyor. Laboratuvar ilk olarak
2007 yılında UKAS (İngiltere Akreditasyon Kurumu) tarafından akredite
edilmiş, 2012 yılından itibaren TURKAK (Türkiye Akreditasyon Kurumu)
akreditasyonu alarak çalışmalarını sürdürmektedir. LC Waikiki, şirket merkezinde kurulan laboratuvar ile hazır giyim
LC Waikiki Ciro Grafiği
2013
2012
2011
2010
2009
LC Waikiki Yıllık Ürün Satış Adetleri
200
2.5
Milyar
$
186
2.0
160
Milyar
$
124
Milyon
Adet
1.7
Milyar
$
1.4
Milyar
$
1.0
Milyar
$
Milyon
Adet
Milyon
Adet
Milyon
Adet
83
Milyon
Adet
2009
2010
2011
2012
2013
Tekstil terbiye
43
sürdürülebilirlik - çevresel yaklaşımlar
DİJİTAL BASKI
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SAĞLIYOR
Dünyanın en büyük ev tekstil
üreticilerinden Menderes
Tekstil aynı zamanda
Türkiye’nin de en büyük
entegre ev tekstil üreticisi
konumunda. Firmanın bu
lider konumu için proses ve
üretimde sürdürülebilirlik
prensibini daima esas
aldıklarını belirten Menderes
Tekstil Terbiye Fabrikası
Müdürü Turhan Avadan,
bunun için inovasyon, çevre
ve sürekli gelişimi gündemde
tutuklarına dikkat çekiyor.
44
M
enderes Tekstil, 500 bin metrekare toplam alanda 4 binden
fazla çalışanla Denizli’de 1958
yılında kurulmuş tam entegre bir ev
tekstil tesisi. Günde 70 bin kilogram iplik üretimini, 375 geniş en hava jetli dokuma tezgahı ve 14 geniş çaplı örgü makinesi ile kumaş haline getirmekte. Günde 400 bin metre toplam baskı-boyama
kapasitesi ile kumaş terbiyesi yapabilen
firma, yıllık 25 milyon nevresim-çarşaf
setini tamamen paketli ürünü haline
getirebiliyor. Terbiye fabrikasında hepsi
geniş en olmak üzere 7 rotasyon baskı
makinesi, 3 filmdruck baskı makinesi,
3 dijital baskı makinesi ve 3 pad-batch
kontinü düzboya makinesi ile üretim
yaptıklarını belirten Menderes Tekstil
Terbiye Fabrikası Müdürü Turhan Avadan, “Ayrıca bu üretime hazırlık olarak
4 kontinü kasar makinesi, 3 merserize
makinesi, 4 yakma-haşıl sökme makinesi, 11 kontinü yıkama makinesi ve 9
adet 4’lü gruba sahip şardon makinesi
bulunmakta. Baskı boyama sonrası fi-
nisaj işlemleri için ise 4 adet buharlama
makinesi, 14 adet ramöz makinesi, 5
adet sanfor makinesi ve 4 adet kalandır
makinesine sahibiz. Baskı makinelerine
hizmet amaçlı günlük 60 ton kapasiteli 3
adet tam otomatik boya mutfağı, 3 adet
lazer rotasyon çekim makinesi ve 3 adet
tam otomatik filmdruck şablon çekim
makinesi de tesislerimiz bulunuyor.
Pigment dijital
baskı vazgeçilmez olacak
Menderes Tekstil’in 9 yıldır dijital baskıyı kullanan bir firma olarak Türkiye’de
bu konuda öncü bir rolü olduğuna değinen Turhan Avadan, “Son zamanlarda
gerek dijital baskı boyası üreten firmalar, gerekse dijital makine üretici firmalar ve en önemlisi doğrudan üretim
yapan tekstil firmaları, pigment dijital
baskıcılığın üzerine eğilmeye başlamış
durumdalar. Pigment dijital baskıcılığın
birçok avantajları bulunuyor. Aşılamayan ışık haslığı değerlerini aşmak bu
pigmen dijital baskı ile mümkün oluyor.
Dijital baskıda pamuk ve selülozik esaslı
kumaşlara sadece reaktif boyalarla, polyester esaslı kumaşlara dispers boyalarla ve asit naylon kumaşlara sadece asit
ile baskı yapılabilirken, pigment baskıcılıkta her türlü elyaf ve elyaf karışımları
ile yapılmış kumaşlara baskı yapılabiliniyor. Dijital baskıcılıkta azalan su-enerji
kullanımları ve proses adımları pigment
dijital baskıcılık ile çok daha ileri gidiyor.
Normal şablonlu pigment baskıya göre
dijital pigment baskıcılıkta ışık haslığı
dışındaki yıkama, sürtme haslıkları ve
kumaş tutumunda kullanılacak toplam
boya miktarı düşeceğinden daha iyi olması mümkün”
Dijital baskıya
ilgi 4 katına çıkacak
Ev tekstilinde dijital baskıcılığın reaktif
baskı olarak başladığını belirten Turgay
Avadan, “Üst giyim ve mayo sektöründe ise reaktif yanında, dispers ve asit
baskılar ciddi oranlarda kullanılmakta.
Menderes Tekstil’de de dijital baskıcılık
reaktif olarak başlamış ve devam etmekte. Konvensiyonel reaktif baskıya
göre dijital reaktif baskının toplam su
kullanımı, atık su miktarı ve çevreci
olması da dijital baskıcılığın sürdürülebilirlik adına da önemini ayrıca ortaya
koyuyor” diyor. Dijital baskının dünya
tekstil pazarındaki oranının her geçen
Konu
Dijital Tekstil
Baskısı
Geleneksel Tekstil Baskısı
Tasarı mlarda Renk Sayısı
Sınırsız
Şablon sayısıyla sınırlı
Tasarımlarda Boyut
Sınırsız
Şablon boyutlarıyla sınırlı
Tasarım Çözünürlüğü
600 dpi’a kadar
Ekolojik Etkiler
Sıfıra yakın
Minimum Sipariş
200 Takım
1.000 takım
Atıl Kalınan Süre
Sıfıra yakın
30-60 dakika
Baskı/Numune Süreleri
1-3 Gün
1-3 Hafta
Baskı Kalitesinde Tutarlılık
Yüksek tutarlılık
Periyodik olarak kontrol edilmeli
Baskı hızı
75m/dk’ya kadar
50m/dk’ya kadar
Turhan Avadan
Menderes Tekstil
Terbiye Fabrikası Müdürü
gün artarak 2020 yılında bugüne göre 2
ya da 4 kat artacağının öngörüldüğünü
belirten Turhan Avadan, “Bunu yaratacak en önemli nedenlerden arasında sipariş miktarlarının azalması, moda döngü periyodlarının iyice kısalması, kısa
yükleme zamanlarının artık müşterilerin
en önemli talebi arasına girmesi, çevre
baskısının devamlı artması ve yüksek
kalite arayışı geliyor” diyor.
Geleneksel Tekstil Baskısı
Dijital Tekstil Baskısı
Orijinal Tasarım
Orijinal Tasarım
Şablonların teorik limiti (≈150 dpi)
Tarama/CAD
Tarama/CAD
Atık su arıtması için yüksek miktarda
enerji tüketimi, artan boyalar
Kağıda Baskı
Kumaşın Ön Terbiyesi
Filmden Ayırma
Film Oluşturulması
Şablon Üretimi
Kumaşın Ön Terbiyesi
Renklendirme
Proses
Geleneksel Tekstil
Baskısı Su Tüketimi
Dijital Tekstil
Baskısı Su Tüketimi
Şablon Temizleme, Baskı Öncesi
30-35
-
Baskı Macunu (Boya ve Kimyasallarla)
90-100
15-18
Dijital Baskı Hazırlığı (Kimyasallarla)
-
80-85
Şablon Temizleme, Baskı Sonrası
35-40
-
Baskı Makinesi Temizliği
65-70
-
Baskı Macunu Varili Temizliği
70-77
5
Toplam Tüketilen Su(lt)
290-322
100-108
Baskı (Multi-Step)
Baskı (One-Step)
Buharlama
Buharlama
Yıkama
Yıkama
Ev tekstilinde pigment dijital baskıcılığın devreye girmesi, merserize,
buharlama ve yıkama adımlarının da kalkması henüz rakamsal olarak
ortaya konmamış ilave su kullanımı, atık su miktarı azalması ve enerji
tasarruflarını da sağlayacaktır.
Tekstil terbiye
45
sürdürülebilirlik - çevresel yaklaşımlar
GÜVENLİ
ÜRETİM ŞART
Sibel Şahin
Özen Mensucat İşletme Müdürü
O
ekoteks-100 standartları ile
1992 yılında başlayan ve 2010
yılına kadar devam eden süreçte
global markaların birçoğu bitmiş ürünlerin üzerindeki potansiyel zararlı kimyasallara yoğunlaştı. Ürün denetimleri
sadece son ürünlerde yapıldı. Üretim
süreci, kaynakların kullanımı ve çevresel etkiler göz önünde bulundurulmadı.
Fakat son yıllarda bilinçlenen tüketici,
marka ve perakendeciler ürünlerin yaşam döngüsündeki etkilerini bilmek ve
oluşabilecek zararları minimize etmek
istemekte.
BOYA LİMİTLERİ
AZO Boyarmaddeler Arilaminler)
AZO boyarmaddeler, AZO boyalar yapısında bir veya daha fazla –N=N- grubu
içeren bileşiklerdir. AZO boyarmaddelerin hepsi yasaklıdır demek yanlış olacaktır. AZO boyarmaddelerden sadece
arilamin içerenler kanserojendir.
AZO boyar maddeler özellikle ter yoluyla vücuda nüfuz edebilen kanserojen
maddelerdir. Özellikle renkler koyulaştıkça risk artmakla beraber genel
limit değerleri 10-20 mg/kg arasında
değişmekte.
Poliklorlu Bifenil ve Poliklorlu
Terfenil (PCP-TeCP)
Organik ve aleve dayanıklı maddelerdir.
Bu sebeple tekstilde alev geciktirici
maddeler olarak kullanılırlar. Çevre
için zararlı kabul edilen “Kalıcı Organik
46
Tekstil ve hazır giyim üretiminin insan ve çevre sağlığını
tehdit etmeden sürdürülebilmesi her geçen gün daha da
önemli olmaya başladı. Bu çerçevede firmalar güvenli üretim
gerçekleştirmek için birçok standardı yerine getirmek için
gayret gösteriyor. Özen Mensucat İşletme Müdürü Sibel
Şahin de güvenli üretime vurgu yaptığı “Güvenilir Tekstil
Süreci” adıyla bir makale kaleme aldı.
Kirleticiler (POPs)” sınıfında yer alırlar.
Hormonal sistem, akciğer ve sinir sitemi
üzerinde zararlıdırlar. Üretim proseslerinde yan ürün olarak çevreye zararlı
dioksin ve furan oluşturduklarından zararlıdırlar. Genel limit değerler bebekler
için 0,05 büyükler için 0,5 mg/kg’dır.
KİMYASAL LİMİTLER
Formaldehit
Formaldehit renksiz, organik ve uçucu
bir kimyasaldır. Buruşmazlık ve çekmezlik apre proseslerinin yanı sıra, boya
ve baskının fiksajı esnasında ortaya
çıkar. Pigment baskı binderlerinde, flok
baskı yapıştırıcılarında, floresan (neon)
boya ve pigmentlerinde kullanılabilir.
Formaldehit, kuvvetli mutajen ve alerjenler arasında yer alır ve ödem, kronik
rinit,bronşiyal astım, alerjik gastrit, kolit
ve aşırı duyarlılığa neden olabilir. Aşırı
duyarlılık bir sonraki formaldehit etkileşiminde daha şiddetli bir reaksiyon
verebilir. Formaldehit, mide özsuyu ile
reaksiyona girdiğinde yüksek derecede
zehirli, mukozayı tahriş eden kanserojen maddedir. Formaldehit, Amerika
Birleşik Devletleri Ulusal Toksikoloji
Programı çerçevesinde yayınlanmış
kanserojen maddeler raporunda insan
sağlığında kanser etkisi gösterecekmaddeler içerisinde yer almaktadır. Program çerçevesinde yapılan araştırmaya
göre Formaldehit; kemik iliği, lenfoma
ve lösemigibi kanserlere sebebiyet vermektedir. Genel limitler kullanım alanına göre çok değişken olmakla beraber
bebekler için 0 -16 mg/kg yetişkinler
için 75 ppm dir.
PFOS (PerFlorlu Bileşikler)
Florlu alkiller, tekstil, giyim, ayakkabı,
deri, ev mobilyaları ve ev tekstili ile otomotiv sektöründe yağ ve su geçirmezlik
apresi için kullanılırlar. Tekstilde ayrıca
ıslatma, boyama etkinliğinin arttırılması
ve dokusuz kumaşlarda binder olarak
kullanılılırlar. Florlu alkiller, çevre için
zararlı kabul edilen “Kalıcı Organik
Kirleticiler (POP’s)” sınıfında yer alan
kimyasallardır. Çevre ve insan sağlığı
açısından zararlı kimyasallardır. Tahriş
edicidirler. Karciğer ve tiroid hormuna
etkisi vardır. Ayrıca bebeklerde baş
çevresi vedoğum kilosunun düşmesine
neden olurlar. Genel limit değeri 1 µg/
m2 dir.
maddelerinden ve boyalarından gelen
Kurşun, Civa, Krom, Kadmiyum, Nikel)
• Doğal elyaf yetiştirmede, koruma
amaçlı kullanılan Pestisidler.
• Alev geciktirici olarak kullanılan polibromin içeren kimyasallar.
• Antifungal olarak kullanılan Dimetil
Fumarate.
• Su ve leke itici olarak kullanılan Perflorooktanoik asit (PFOA), Perflorooktansülfonik asit (PFOS) 2015 yılından
itibaren su iticilik için kullanılan 8
karbonlu florokarbon su iticilerin kullanımı yasaklanacaktır. Bu nedenle 6 C’lu
florokarbonlu veya flor içermeyen su
iticiler kullanılmalıdır.
• Plastik ve lastik aksesuarlarda kullanılan Organotin bileşikleri.
“Temiz Üretim Stratejilerinin”
kazandırdıkları
• Çağdaş verimlilik gerekliliklerine
uyum
• Su, enerji ve malzeme tüketimleri
azaltılması ve atık arıtma maliyetlerinden tasarruf
• Üretim proseslerinin optimizasyonu
ve iş verimliliğinde artış
• Çevre mevzuatına uyumun kolaylaşması,
• Mevzuatın getirdiği standartlara
uyumsuzluk riskinin azaltılması
• Firmamızın çalışma yapısını ve teknik
düzeyinde gelişme
• Sağlık ve güvenlik risklerinin azaltılması ve çalışanlara motivasyon sağlaması
Tekstil sipariş döngüsü
APEO (Alkilfenoller/AlkilFenol
Etoksilatlar)
APEO iyonik olmayan aktif yüzey maddesidir. Alkil fenol (AP) ve Alkil fenol
etoksilatlar (APEO) pek çok sektörde
kullanılan yardımcı kimyasallardır. Alkil
fenoller ve etoksilatları iyi emülgatörler
ve yüzey aktif maddeleridir. Genel olarak elyafların beyazlatma işlemlerinde,
elyafta bulunan kirlilikleri uzaklaştırmak
için kullanılan deterjan yardımcı maddesi olarak kullanılırlar. Tekstil ve deri
işlemlerinde, bazı hamurlaştırma ve kağıt
işlemlerinde, bazı kimyasal boyarmaddelerde, köpük engelleyicilerde, kurutucularda, metal işlemlerinde ve tarım
alanında da kullanılmaktadırlar. İnsan
sağlığına ve çevreye karşı bio-akümülatif
ve zehirli oldukları kanıtlanmıştır. Doğaya özellikle su yaşamına zararlıdırlar
ve yok edilmesi çok zordur. Kullanımının
önlemesine ve yerine alternatif maddeler kullanılmasına çalışılmaktadır. Bu
alternatif maddelere genel olarak APEO
içermeyen anlamında APEO-free denilmektedir. APEO ciltte tahrişe neden olur
ve hormon sistemini etkiler. Genel limit
toplam fenol miktarının 50 mg/kg dır.
Diğer yasaklı maddeler
• Baskıda kullanılan binder gibi malzemelerde bulunan Ftalatlar.
• Metal iyonları (genellikle aksesuar
ZDHC Kapsamında İncelenen Öncelikli Kimyasal Maddeler
ZDHC Öncelikli Kimyasalları
Kaynakları
Ftalatlar
Baskı - Plastisizer
Bromlu ve Klorlu Alev Geciktiriciler
Bitim işlemleri -Güç tutuşurluk apreleri
Azo Boyalar
Boyama/Baskı -Reaktif ,Pigment ,Direk
Kalaylı Organik Bileşikler
Kaplama –Stabilize ediciler
Klorlu Benzenler
Boyama- Boyama hızlandırıcılar
Formaldehit
Baskı ve Terbiye işlemleri
Poly Klorlu Fenoller
Elyaf/ Boyama-Koruycu ,Boyarmadde
Kısa Zincirli Klorlu Parafinler
Bitim işlemleri –Emülsiye ajanları
Ağır Metaller
Boyama/Aksesuar-Boyarmadde ,metalik tozlar
Alkil Fenol Etoksilatlar
Terbiye işlemleri – Yüzey aktifler
PFOA/PFOS
Bitim işlemleri – Su itici apreler
Tekstil terbiye
47
doğru bilinen yanlışlar
7
BOYAHANELERDE
SÜRÜM, GENEL GİDERİ
AZALTACAĞINDAN HER
ZAMAN KÂR GETİRİR!
?
N
E
D
NE
B
oyahane sektörü, 2000’li yılların sonuna kadar kârlı bir
sektördü. Fakat gerek yeni
yatırımlar gerekse mevcut yatırımların (kârlılık kaygısıyla) kapasitelerini
katlamalarının sonucu aşırı rekabet
işi kârlı olmaktan uzaklaştırdı. Günümüzde az çok değişiklik gösterse de
her boyahanenin maliyet dağılımını
basitleştirerek şöyle yapabiliriz:
• 25 birim işçilik
• 25 birim boya+kimyasal (hızla artmaya devam etse de)
• 25 birim enerji
• 25 birim genel gider
Bu maliyet kalemlerinden işçilik ve
genel gider sabit gözükse de çok büyük oranda değişkendir. Kapasite
düşürüldüğünde işçilik ve fazla
mesai düşer, kapasite arttırıldığında ise belli ölçüde işçi alımı yapar
ve yüksek oranda
fazla mesai
48
ödersiniz. Aynı şekilde düşürülmeye
çalışılan genel gider diye adlandırdığımız kalemler de (nakliye,taşıt bakım
giderleri, kırtasiye, tesis makine bakımı ve işletme malzemeleri, laboratuar
giderleri, hatta ve hatta iletişim giderleri bile) büyük oranda kapasiteye
bağlıdır. Boya, kimyasal ürünler ve
enerji maliyetleri ise tamamen değişken giderlerdir.Bu bilgiler ışığında iki
tane projeksiyon geliştirirsek:
Birinci projeksiyonda;
25 birim işçilik, 25 birim boya-kimyasal, 25 birim enerji ve 25 birim genel
giderden oluşan maliyetlerle toplam
100 birim maliyetle ayda 500 birim
mal üretelim,
100 birim / maliyet x 500 birim =
50000 toplam maliyet ve bunu %10
kârla 110 birime satalım
110 birim/satış fiyatı x 500 birim =
55000 toplam ciro buradaki kârımız
5000 birim / ay
FİYAT İNDİREREK
TONAJ YAPMAK
ARTIK KÂR GETİRMEZ!
3
Her şey aynı kaldığı sürece ekonomi
gerçeklerinde kapasiteyi artırmak
için satış fiyatını düşürmekten başka
çare bulunmuyor. Satış fiyatını yüzde
10 düşürdüğümüzü, bunun sonucu
kapasitemizin (olmayacak bir şekilde)
yüzde 40 arttığını hayal edelim! Bu
arada artan kapasitenize bağlı olarak
bir miktar işçiliğiniz (Operatörler,
bakımcılar, depocular v.s) ve yüksek
oranda fazla mesainiz artacaktır. Bu
varsayımlarla yüzde 40 kapasite artışında yine en iyi ihtimalle işçiliğiniz
ve fazla mesai toplamınızın sadece
yüzde 10 artış göstereceğini ve bunun
sonucu işçilik avantajınızın yüzde 30
olacağını, genel giderlerde de (nakliye, kırtasiye, bakım, laboratuar vs.)
olmayacak şekilde yüzde 10 avantaj
sağladığınızı varsayın. Buna göre yeni
maliyetleriniz:
İşçilik (25 birim x 0,7) = 17,5 birim
Boya+kimyasal (aynı) = 25 birim
Enerji (aynı) = 25 birim
Genel Gider (25x 0,9) = 22,5 birim
Toplam= 90 birim
Eskiden 110 birim olan satış fiyatımız
da yüzde 10 indirimle (100x0,9) = 99
birim oldu
Kapasitemizde 500 birimden yüzde 40
artışla (500x1,4) = 700 birime çıktı.
Bu hesaba göre
90 birim maliyet x 700 birim = 63000
birim maliyet
99 birim satış x 700 birim = 69300
birim ciro, buradaki kârımız 6300 birim/ ay
Sonuç olarak 5 bin birim olan kârımız
yüzde 26 kârlılık artışıyla 6 bin 300
birime çıkmış gözükmekte. Burada
unutulmaması gereken yeni işçi
alımlarıyla başa baş noktasını yukarı
taşıdığınızdır. Bu artış kontrol edemediğiniz ekonominin, sezonun getirdiği
yavaşlamalarda ve bunun sonucu
kapasite kullanım oranının düştüğü
aylarda kârlılığı daha da minimize
ettiğiniz için zarar etme riskini artırır.
Yavaşlama dönemi çalışılan pazara
bağlı olmakla beraber genellikle en az
Temmuz- Ağustos (bakınız günümüz)
ve Ocak-Şubat olmak üzere en az 4
aydır. Dikkat edilmesi gereken 8 ay
artırdığınız kârlılığın bu 4 ayı karşıladığından emin olunmasıdır. Diğer
taraftan kapasite artışının getirdiği
eksileri göz ardı etmeyin:
Batık riskinizin ve vadeden dolayı
finansman giderlerinizin artması ilk
akla gelenler.
Bu bilgiler doğrultusunda çoğu boyahanenin 800-1000 ton mal yapıp para
kazanmamaktan şikâyetçi olması
tamamen yukarıda yazılan ekonomik
gerçeklerle bağlantılıdır ve bu bilgiler
ışığında şaşırtıcı değildir.
Önümüzdeki sayımızda da ekonomik
boyahane kapasitelerini ve aşırı kapasite ile kalite bağlantısını mercek
altına almaya çalışacağız.
Tekstil terbiye
49
makale
ELYAF KARIŞIMLARI
NASIL BOYANMALI?
Tekstil ürünlerindeki kullanım
amacına göre son yıllarda elyaf
karışımların daha yoğun bir
şekilde kullanılmaya başlandığı
görülüyor. Boyar Kimya
Sanayi firmasından Tekstil
Mühendisi Fatih Sezen bu
karışımların boyanma esasları
ve proseslerine dair “ Lif
karışımlarının boyanmasındaki
genel esaslar ve pamuk/akrilik
karışımı boyama” adıyla bir
makale kaleme aldı.
E
lyaf karışımlarındaki ana amaç,
karışımı oluşturan liflerin
özelliklerini değiştirmek ve
geliştirmektir. Doğal ve sentetik elyaf
karışımları giderek çoğalmış olup, bu
karışımların çoğunluğunu ikili daha
az bir kısmını üçlü karışımlar oluşturmaktadır. Gerek kullanım özellikleri
ve gerekse ekonomik nedenlerle
elyaflar çeşitli oranlarda çeşitli şekillerde karıştırılmaktadır.
Lif karışımlarının genel
özellikleri
Boyama işleminin sağlıklı olabilmesi
için karışımı oluşturan liflerin boyama
açısından bazı özelliklerinin bilinmesinde yarar vardır. Liflerin hidrofilite
ve iyonite durumları boyama sonucu
yakından etkilemektedir. Genel bir
sınıflandırma yapılacak olursa, lifler
hidrofob ve hidrofil olmak üzere iki
ana gruba ayrılabilir.
Hidrofil Lifler: selüloz esaslı olanlar (pamuk, keten ve rejene selüloz
lifleri)
Protein esaslı olanlar (yün, ipek, tiftik
ve rejenere protein lifleri)
50
Hidrofob Lifler: Poliester, poli-
akrilnitril, poliamid, asetat, triasetat
poliüretan gibi. Boyacılık açısından
liflerin önemli olan bir diğer özellikleri de boyama ortamındaki iyoniteleri
olup, üç gruba ayrılabilir.
Kon-iyonik lifler: Poliester, asetat,
triasetat ve selüloz lifleri (selüloz lifi
daha önce gördüğü işleme göre az da
olsa anyonik özellik gösterir.)
Anyonik Lifler: Poliakrilniril
Katyonik Lifler: Yün, ipek, poliamid
Lif karışımlarının
boyanmasında elde edilen
renk efektleri
Lif karışımlarının boyanmasında,
karışımdaki liflerin özellikleri, seçilen boyar madde kombinasyonu ve
makine parkına bağlı olarak polimer,
elyaf, iplik ve kumaş halinde boya-
malar yapılabilmektedir. Her işletme
kendi makina parkına bağlı olarak
uygun boyama yöntemini seçer. Boyama yöntemi belirlendikten sonra,
iki ayrı liften oluşan karışım malzemenin boyanmasında nasıl bir renk
efekti istendiğine karar verilmelidir.
Karışım lif boyamacılığı elde edilen
renk efektlerine göre dört gruba ayrılabilir:
a-) Her iki elyafın aynı renk tonu ve
aynı koyulukta boyanması (üni boyama). Bu tür tek renkte boyamanın
kontrolü oldukça zor.
b-) Karışımı oluşturan elyaflardan sadece birinin boyanması (Reserve etkisi), W / PA / PU ‘nın kendi aralarında
2’li ve 3’lü karışımlarıyla yeterli bir
rezerve etkisi sağlanamazken, PAC /
CO karışımlarında iyi bir rezerve etkisi mümkün.
c-) Her iki elyaf aynı renk tonu ve
parlaklıkta boyanır, fakat renk derinliği farklıdır. (ton in ton etkisi). Bu tür
etki dispers boya ile CA / CT ve CA /
PES karışımlarında veya asit boyalarıyla PA / PU / W karışımlarında elde
edilir.
d-) Karışımı oluşturan elyaf türlerinin
farklı renkte boyanması. Bu şekilde
bir efekt eldesine differential dyeing
tekniği örnek olarak gösterilebilir.
Bu tekniğin esası kimyaca aynı esasa
dayanan, fakat boyar maddelere affiniteleri farklı olan liflerden yapılmış
mamullerin tek banyoda çok renkli
olarak boyanmasıdır. Örnek olarak
Non-dyeing ile anyonik tipteki lif karışımı, asit ve bazik BM ile iki renkli
boyanabilir. (Bicalor Efekt)
Boyarmadde Seçimi
Belirtilen renk efektleri içinde her iki
elyafın aynı renk ve koyulukta boyanması daha yaygındır. Bazı durumlarda
tek bir boyarmadde ile her iki elyafın
aynı tonda boyanması mümkün ise
de, çoğu kez karışımı oluşturan komponentlerin herbiri için ayrı gruptan
boyarmaddelerin kullanılması zorunludur. Optimal sonuçların eldesi için
boyarmadde seçimi önemli olup boyarmadde açısından üç farklı olanak
söz konusudur.
- Her iki lifin tek boyarmadde ile
boyanması
Pigment boyarmaddelerin lifleri affinitesi olmadığından, bu boyalarla
bütün karışımların boyanması mümkün ve oldukça ekonomiktir. Pigment
boyaların dışında seçilmiş bazı direkt
boyarmaddeler yün/pamuk karışımlarını, yine seçilmiş bazı küp boyarmaddeleri de PES/CO karışımları boyamada kullanılmaktadır. PES/CA ve
PES/CT veya CA/CT karışımlarındaki
her iki lif, dispersiyon boyarmaddesiyle boyanabilmektedir.
- Karışımı oluşturan liflerin uygun iki
ayrı cins boya ile boyanması
Karışımdaki her lif grubu için uygun
olan boyarmadde seçilir. Burada
esas olan her iki lifi de aynı renk ve
nüansta boyayan boyarmaddelerin
bulunmasıdır. Daha sonra lif karışımı
oranları dikkate alınarak ve aynı za-
manda laboratuvarda ön denemeler
yapılarak uygun boyarmadde karışım
oranı saptanır.
Boyama yöntemleri
Lif karışımlarının boyanmasında tek
ve iki banyolu olmak üzere iki ana
yöntem vardır. Tek banyolu yönteme
göre boyamada her iki elyaf türü aynı
banyoda boyanırken, iki banyolu metodda ise karışımı oluşturan liflerden
önce birisi boyandıktan sonra, yeni
banyoda diğerinin boyanması söz konusudur.İki ana yöntemin dışında tek
veya iki adımlı boyama şekilleri mevcuttur. Çektirme yöntemine göre yapılan boyamaları üç gruba ayırabilirz:
- Tek banyolu - tek adımlı boyama
Boyama şartları aynı olan ve birbirini
rahatsız etmeyen iki boyarmadde
sınıfı ile uygulanan bir yöntemdir.
Uygulama açışından basitlik, kua
boyama süresi ve ekonomiklik sağlamaktadır.
- Tek banyolu iki adımlı boyama
Boyama koşullarının farklılığı nedeniyle boyarmaddelerin birbirini
rahatsız etmesi durumunda, boyama
işlemi iki adımda yapılmaktadır.
- İki banyolu boyama
Boyama koşullarının birbirini rahatsız
etmesi durumunda en emin çalışma
şekli iki banyolu yöntemdir. Özellikle
yüksek haslık istendiği durumlarda
tercih edilir. Tek banyolu yönteme
göre uzun boyama süresi ve yüksek
işletme emniyeti gibi farkları var.
Lif karışımlarının çektirme yöntemleri
dışında emdirme yöntemlerine göre
boyamaları da mümkündür. Emdirme
yöntemlerinde de boyamlar tek ve iki
adımlı olarak uygulanmakta.
Tek banyolu yöntem
Avantaj
Sakınca
Kısa boyama süresi
Boyarmadde seçiminde kısıtlılık
Düşük enerji, su kimyasal
Orta ve koyu tonlarda kötü sürtme haslığı
Madde tüketimi
Yetersiz yinelenebilirlik
Düşük çalışma masrafı
İki banyolu yöntem
Sınırsız boyarmadde seçimi
Uzun boyama süresi
İyi yinelenebilirlik
Yüksek çalışma masrafı
Yüksek sürtme haslığı eldesi için ara Yüksek enerji, su ve kimyasal madde
yıkama mümkün
sarfı
Tek ve iki banyolu yöntemlerin karşılaştırılması
Tekstil terbiye
51
makale
Akrilik/Selüloz Karışımlarının
Boyanması (Şekil 1)
Elyaf karışımlarındaki amaç, karışımı
oluşturan liflerin özelliklerini değiştirmek ve geliştirmektir. Akrilik/selüloz
karışımlarında akrilik elyaf form stabilitesi ve hacim kazandırırken selüloz elyaf
iyi bir nem regülasyonu sağlar ve statik
elektriklenmeyi azaltır. Liflerin karıştırılması elyaf, iplik, örgü veya dokuma
aşamasında yapılabilir. Akrilik / Selüloz
karışımları istenen haslık özelliklerine
ve karışım oranına göre aşağıdaki boyarmadde ve yöntemlerle boyanabilirler.
Akrilik kısım katyonik boyalar ile selülozik kısım direk, reaktif veya vat boyalar
ile boyanabilmektedir. Akrilik/Selüloz
karışımlarının en yaygın kullanılan ise
katyonik/reaktif boyaları ile çift banyo
boyama yöntemidir
Boyama yöntemi
Boyarmadde seçimi
Boyama adımları
Özellikleri
Tek banyo boyama
Katyonik / Direk
Katyonik + Direk boyama
100°C
Açık renklerde
kullanılabilir
Boya seçimi sınırlı
katyonik boya
Direk boya
Tuz
pH : 5
Tek banyo iki aşamalı
boyama
Katyonik / Direk
Katyonik boya
pH ayarlayıcı
Katyonik / Reaktif
Çift banyo boyama
Katyonik / Reaktif
Akrilik kısmın boyanması
(Şekil 3)
Akrilonitril ile komonomerin polimerizasyonu sonucu oluşan akrilik elyaf kuru
ve yaş çekim sistemleriyle üretilmekte.
Farklı tip liflerin farklı elyaf doyma
sayıları (SF) ve farklı boya alma hızları
(V) vardır. Akrilik elyafın boyanması sırasında elyaf üzerinde yer alan sodyum
ve hidrojen iyonları katyonik boyalar
ile yer değiştirir. Elyafa bağlanabilecek
maksimum boya miktarı elyaf üzerindeki
anyonik merkezlerin sayısı ile sınırlıdır.
Elyaf doyma sayısı (SF) katyonik boyaların bağlanabileceği merkezlerin sayısını
ifade eder. SF değeri boyarmaddeden
bağımsızdır. “V” sayısı ise elyafın boya
alma hızını gösteren, elyafa özgü bir
sayıdır. Yaş çekim yöntemi ile üretilmiş
elyafın boya alma hızı, kuru çekim yöntemi ile üretilene oranla genellikle daha
52
Orta ve koyu renkler
kullanılabilir
Direk boya
Tuz
Katyonik + Reaktif boyama
100°C
60°C
Katyonik boya
pH ayarlayıcı
Parlak renkler
Koyu renklerde
kullanılabilir
Direk boya
Tuz
Soda
Katyonik Reaktif boyama
100°C
Katyonik /Reaktif Boyalar İle Çift
Banyo Boyama (Şekil 2)
Akrilik/Selüloz karışımlarında karışımın cinsine, selüloz oranına göre önce
kasar veya ön pişirme yapılarak selüloz
üzerinde bulunan yağ, vaks vb. ve renkli
maddeler uzaklaştırılır. Böylece selüloz
elyafın boya alma kabiliyeti ve renk tekrarlana bilirliği arttırılmış olur. Ön yıkama ve kasar işlemlerinde akrilik liflerinin
bazik ortamda ve yüksek sıcaklıkta elyaf
yapısını bozularak sararmaya neden
olacağından sıcaklığın 75°C’nin üzerine
çıkarılmamasına dikkat edilir.
Katyonik + Direk boyama
100°C
80- 90°C
Yüksek haslık
değerleri
Parlak renkler
40-80°C
katyonik boya
Tampon
Katyonik / Vat
Katyonik boyma
Soda
Reaktif boya
Tuz
Vat boyama
100°C
45-60°C
katyonik boya
Tampon
Yüksek haslık değerleri
İplik boyama uygun
Boyama işlemi zor
Soda
Vat Boya
Soda
Hidrosülfit
(Şekil 1)
Ön Pişirme işlemi
A
B
70 0C
C
30 min.
40 0C
5 min.
A
1g/L Islatıcı
B
3g/L Soda
C
Acetic asit (nötralizasyon)
(Şekil 2)
yüksektir. Akrilik liflerin genel yapıları
hafif anyonik özellik nedeniyle en çok
kullanılan katyonik boyarmaddelerdir.
Katyonik boyarların molekül büyüklüğü
ve artı yüklü grup sayıları farklı olduğundan, elyaf doyurma güçleri de farklıdır.
Satürasyon faktörü elyaftan bağımsız
olarak boya ile ilgili terimdir. SF ve F
değerlerini kullanarak maksimum ne kadar boyanın elyaf üzerine çekilebileceği
hesaplanabilir. %X = SF / f
Düşük kombinasyon tanımlama sayısı (K)
değerine sahip olan boyalar elyafa önce
çekilirken, K değeri yüksek olan boyalar
0
98-105 C
20-45 dk
0
70 C
A
B
1 0C/dk
1 0C/3 dk
C
70 0C
1 0C/dk
50 0C
15min.
A
Yıkama
Asetik asit ph:4.0-4.5
0.3-1.Og/lt Egalizatör
B
%0.3-1.0 Retarder
C
%x katyonik boya
(Şekil 3)
A
60 0C
B
60 0C
20min.
40 0C
50 0C
10
10min.
5min.
A
2g/L Soda
B
1.0.-2.0 g/L Hidrosülfit
Redüktif yıkama (Şekil4)
Orta ve koyu renk akrilik boyamadan
sonra redüktif yıkama yapılarak bazik
boyanın selüloz kirletmesi önlenir, haslık
değerleri yükselir ve renk parlaklığı artar.
(Şekil 4)
D
E
60 0C
A
B
10 dk.
Selüloz kısmın
boyanması (Şekil5)
C
30dk.
30 0C
30 dk.
60dk.
15 dk.
Boşalt
A
1g/L İyon tutucu
B
%x Reaktif boya
C
100 g/L Tuz (30min.Lineer)
D
0.5 g/L Soda (30min.progresif)
E
19.5 g/L Soda (30min.progresif)
(Şekil 5)
A
B
50 0C
50 0C
A
Asetik asit (Nötralizasyon)
B
2.0 g/lt iyon tutucu
ha düşük sıcaklık başlangıcı boyama maliyetini, yüksek sıcaklıkta başlamaksa hızlı
boya çekimlerine yol açar ve düzgünsüz
boyamalar elde edilir. Katyonik boyanın akrilik elyafa alımını yavaşlatarak
abrajsız boyama sağlamak için retarder
kullanılır. Katyonik retarderler renksiz
boyarmadde gibidir. Liflerdeki anyonik
grupların bir kısmına retarder bağlanır
ve boyanın alınmasını yavaşlatır. Karışım
elyafta akrilik oranı arttıkça kullanılacak
retarder miktarı artar. Selüloz oranı %50
den fazla ise selüloz kısmı akrilik elyafın
boya alımını yavaşları, retarder kullanımına gerek kalmaz.
%X. f(boya) < SF
% Retarder. B = SF – Z / f (retarder)
B : Elyaf retarder doyurma çarpanı
f (retarder): Retarder faktörü
f (boya): Satürasyon faktörü
SF : Elyaf doyma sayısı
80 0C
20dk.
70 0C
10dk.
60 0C
10dk.
(Şekil 6)
daha yavaş çekilir. Bu yüzden kombinasyon tanımlama sayıları yakın boyalar
kombinasyon tercih edilmelidir. K değeri
1-5 arasında değişir. Akrilik elyafa yüzde
15 komonomer ilavesi ile boya alma kabiliyeti artırılır. Elyafta kristal bölge olarak
adlandırılan, temoplastik halden katı hale
geçme noktası boyanma kabiliyetini azaltır. İlave edilen komonomerler bu sıcaklık
derecesinin de düşmesini sağlar. Yaklaşık
80°C’nin üzerinde termoplastik noktaya
ulaşılmaktadır. Akrilik elyafta boyama
başlangıç sıcaklığı, termoplastik noktaya
bağlı olarak 70 dereceden başlatılır. Da-
Yüksek sıcaklıkta akrilik elyaf zarar göreceği için selüloz elyafın boyanmasında
genellikle soğuk reaktif boyalar tercih
edilir. Reaktif boyarmadde selüloz elyaf
ile kimyasal reaksiyona girerek kovelant
bağ oluşturur ve yüksek haslıklar elde
edilir. Boyama 30-60 °C kademeli, 6060°C izotermal veya migrasyon yöntemi
ile uygulanabilir. Düşük banyo oranında
substantivite artar ve migrasyon düşer.
Elektrolit kalitesi reaktif boyanın selüloz
üzerine uygulanmasında verimliliği, renk
tekrarlanabilirliği etkiler. Boyanın ve
alkalinin banyoya dozajlanması lineer ya
da progresif olarak yapılmalıdır. Boyanın
düzgün bir şekilde kumaşa dağılması tuz
konsantrasyonun miktarı ile ilgilidir. Boyarmadde ve selüloz arasında oluşacak
kovalent bağ ise alkali miktarı ile ilgilidir.
Fikse pH’ ı alkali ilavesinden 10 dakika
sonra 10,8 - 11,2 arasında olmalıdır.
30- 60 °C reaktif boyama prosesi
Yıkama adımı (Şekil6)
Boyama bittikten sonra nötralizayon ve yıkamalar yapılarak selüloz üzerindeki alkali,
tuz ve hidrolize olmuş boya uzaklaştırılır.
Tekstil terbiye
53
YÖN ETMEK
ŞİRKETİNİZİN HAYAT
EĞRİSİNİ UZATIN!
C
Dr. Ahmet Temiroğlu
TTTSD YK Üyesi/
Özen Mensucat YK Başkanı
[email protected]
İşletmeler, "Sürekli İyileştirme
ve Geliştirme Süreci" ile yeni
bir ürün geliştirme, pazara
açılma, köklü bir teknoloji
değişimi hatta bazen sektör
değişimi gibi radikal, köklü
ve inovatif değişim ile yeni
hayat eğrileri oluşturarak
şirketlerin ömürlerini
uzatabilirler.
54
anlılar ve kuruluşlar; doğar,
gelişir, zaman geçtikçe en olgun
çağına gelir ve tekrar düşüşe
geçerek yok olurlar. Canlılar için kaçınılmaz olan bu son, kurumlar için
sürekli iyileştirme ve geliştirme işlevleriyle sonsuz bir yolculuğa dönüştürülebilir. Bunun için şekil 1'de görüldüğü
gibi A noktasına gelen kuruluşlar, C
noktasına varmadan önce kendilerine
yeni bir hayat eğrisi belirleyebilirler.
Yeni eğriler üzerinde A1, A2... noktalarına vardıkça, yeni hayat eğrileri
oluşturabildikleri sürece ömürlerini
uzatabilirler. Burada yeni bir hayat
eğrisi dediğimiz süreçler yeni bir ürün
geliştirme, yeni bir pazara açılma, köklü bir teknoloji değişimi hatta bazen
sektör değişimi gibi radikal, köklü ve innovatif değişim süreçleridir. Değişime
başlamak ve yeni bir eğri oluşturmak
için C noktasına gelmeyi beklemek
çoğu zaman yanlıştır. Zirvede olmak bu
değişimi geciktirebilir. İhtiyacın ortaya
çıkmaya yüz tuttuğu C noktası ya da ihtiyacın oluştuğu B noktası, değişim için
geç kalınmış noktalar olabilir. Çünkü
değişim ihtiyaç duyulmadan yapılmalıdır. Amaç şekilde görüldüğü gibi daha
yukarıya gitmekse, A1 noktası C noktasından zaten daha yukarıdadır.
Sürekli İyileştirme ve Geliştirme
sürecinin adımları neler?
Sürekli İyileştirme ve Geliştirme sürecinin
ana adımları;
• İş yerinde yapılan bütün işlerin, süreçler şeklinde belirlenmesi ve tanımlanması,
• Bu süreçlerin performans kriterlerinin belirlenmesi,
• Süreçlerin değerlendirilmesi, kuvvetli
ve zayıf yönlerin tespiti (öz değerlendirme)
• İyileştirme – geliştirme hedeflerinin
belirlenmesi,
• İyileştirme – geliştirme ekiplerinin
kurulması,
• İyileştirme – geliştirme faaliyetlerinin planlanması,
• İyileştirme – geliştirme yapılması,
• Sonuçların uygulanması ve standartlaştırma olarak sıralanabilir. (Bu
maddelerin her biri ayrı ayrı bir çok
yazının konusudur. Bunların her birini
ileriki yazılarımızda ayrıntılı olarak ele
alacağız.)
Bu işlevler bir kuruluş içinde periyodik
ve sürekli bir şekilde tekrarlanmalıdır.
Bu takdirde, sürekli iyileşmeler oluşacak ve zaman içinde değişen şartlara,
müşteri beklentilerine ve rekabet ortamına çok kolay uyum sağlanabilecektir. İşletmelerde değişim genel olarak
üç şekilde gerçekleştirilebilir; Kalite
Çemberleri, Geliştirme Proje Ekipleri,
Değişim mühendisliği (BPR).
İyileştirme Kalite Çemberleri
Kalite Çemberleri, kuruluşlarda küçük
ama sık adımlarla yapılan ufak iyileştirmelerin yapıldığı takımlardır. Genelde
dört veya sekiz kişiden oluşan bu takımlar, iyileştirme yapılacak işte bizzat çalışan kişilerden oluşurlar. Temelinde, “Bir
işi en iyi bilen onu yapandır” düşüncesi
yatar. Kalite Çemberleri’nin yaptığı bu
ufak iyileştirmeler, kaizen yaklaşımıyla
güçlü bir iyileştirme aracı olarak büyük
sonuçlar doğurabilmekte ve çalışanların
motivasyonunu da artırmaktadır. Kalite çemberlerinde gönüllülük esastır.
Kalite Çemberlerinde bir çalışma sona
erdiğinde çember dağılmaz ve yeni yeni
iyileştirme çalışmaları başlar.
Geliştirme Proje Ekipleri
Bu takımlar uzmanlardan, teknisyenlerden oluşur. Daha uzun vadeli, daha
kalıcı, genelde yatırım yapmayı gerektiren, Kalite Çemberleri’ne nazaran daha büyük adımlarla geliştirme çalışmaları yapan takımlardır. Bu takımların
üyeleri yönetim tarafından atanır. Belli
bir proje üzerinde çalışılır ve proje tamamlandığında takım da dağılır.
Değişim Mühendisliği (BPR)
Değişim Mühendisliği, “süreçlerin
yeniden tasarımı”, “süreç yenileme”,
“yönetim mühendisliği” gibi farklı
isimlerle incelenmektedir. Yabancı literatürde ise bu kavramlar, iş
süreçlerinin yeniden yapılanması
anlamına gelen “Business Process
Re-Engineering” (BPR) ya da sadece
Re-Engineering olarak geçmektedir.
Değişim mühendisliği, maliyet, kalite, hizmet ve hız gibi çağımızın en
önemli performans ölçülerinde çarpıcı geliştirmeler yapmak amacıyla iş
süreçlerinin temelden yeniden düşünülmesi ve radikal bir şekilde yeniden
tasarlanmasıdır. Bu tanım, üç anahtar
sözcük içermektedir: Temel, radikal
ve çarpıcı. İlk anahtar sözcüğümüz
“temel”. Değişim mühendisliğinde yöneticiler, şirketleri ve işleyiş tarzları
hakkında şu temel soruları sormak
durumundadırlar.
-Yaptığımız işleri neden yapıyoruz?
- Neden bu şekilde yapıyoruz?
Bu temel soruları sormak, insanları işlerini yapma tarzlarının altında yatan,
söze dökülmemiş kural ve varsayımları gözden geçirmeye zorlar. Bu gözle
bakıldığında çoğunlukla bu kuralların
çağdışı, hatalı ve uygunsuz oldukları
görülür. Tanımdaki ikinci anahtar
sözcük, “radikal”. Değişim mühendisliğinde, radikal değişim var olan tüm
yapıları ve prosedürleri göz ardı edip
süreci yeniden tasarlamak anlamına
gelir. Değişim mühendisliği sürecin
adeta yeniden icat edilmesi demektir,
sürecin geliştirilmesi, iyileştirilmesi
demek değildir.
Üçüncü anahtar sözcüğümüz ise “çar-
pıcı”. Değişim mühendisliği marjinal
veya aşamalı geliştirmeler yapmak
değildir. Eğer bir şirket olması gereken
yerden örneğin yüzde 10 oranında
geride, maliyeti yüzde 10 oranında
yüksek, kalitesinde yüzde 10 oranında
bir düşüklük varsa ve müşteriye hizmet konusunda yüzde 10 oranında bir
iyileştirmeye gereksinim duyuyorsa o
şirketin değişim mühendisliğine ihtiyacı yoktur. Sürekli iyileştirme ve geliştirme yöntemleri, kalite çemberleri ve
proje grubu çalışmaları şirketin yüzde
10 oranındaki gereksinimini karşılayabilir. Değişim mühendisliği ise ancak
dış ve iç çevre şartlarında büyük değişimlerin olduğu dönemlerde süreçleri
yeniden kurmak için uygulanır.
Ne tür şirketler
başvurada bulunuyor?
Üç tür şirketin değişim mühendisliğine başvurduğu görülüyor. Birincisi,
başı ciddi boyutlarda belada olan şirketlerdir. Bunların başka hiçbir seçeneği yoktur. İkincisi, başı henüz derde
girmemiş ama yöneticileri yaklaşan
tehditleri fark edecek kadar ileri
görüşlü olan şirketlerdir. Değişim mühendisliğini seçen üçüncü tip şirketler de, doruk noktasında olanlardır.
Bunların ne bulundukları anda ne de
ufukta belirgin sorunları yoktur, ama
yöneticileri hırslı ve agresiftir. Bu
tür şirketler değişim mühendisliğini,
rakiplerine karşı üstünlüklerini arttırmak için bir fırsat olarak görürler.
Öz değerlendirme yapılmalı!
Kuruluşların kendilerini ne derece
iyileştirdiklerini görmeleri için bazı
yöntemler bulunmaktadır. "Öz değerlendirme" denilen bu yöntemler
kullanılarak değişim yolculuğunda
alınan mesafe görülebilir. Yukarıda
belirtilen işlemler arasında süreçlerin değerlendirilmesi zaman zaman
subjektif yargılarla yanlış yapılabilir.
Süreç sahipleri öz değerlendirme
yaparken standart modeller kullandıklarında daha objektif sonuçlar elde
ederler. Bu nedenle geliştirilmiş öz
değerlendirme modelleri mevcuttur.
Bunlardan en çok bilinenleri Japonya, Amerika, Avrupa ve Türkiye'de
verilen kalite ödüllerinde değerlendirme modeli olarak da kullanılan
Deming Modeli (şekil 2), Malcolm
Baldrige Modeli, Avrupa Kalite Vakfı
Modeli'dir (EFQM). Kalite Derneği
(KalDer) ve TÜSİAD, her yıl verdikleri
Ulusal Kalite Ödüllerinde ve yine
Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı her yıl
verdiği Avrupa Kalite Ödüllerinde
adayları değerlendirirken EFQM
(European Foundation of Quality Management) Mükemmellik Modeli'ni
kullanmaktadırlar.
Değişime başlamak ve yeni
bir eğri oluşturmak için Şekil
1'de görülen C noktasına
gelmeyi beklemek çoğu zaman
yanlıştır. Zirvede olmak bu
değişimi geciktirebilir. Çünkü
değişim ihtiyaç duyulmadan
yapılmalıdır.
Tekstil terbiye
55
ekonomik göstergeler
TÜRKİYE’NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ
Üretici Fiyatları Endeksi Aylık Değişim (%)
Yıl/Ay
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
3,77
-0,41
1,96
-0,05
0,42
0,23
0,58
2,36
0,38
-0,18
3,32
0,21
0,11
0,26
0,95
2,56
1,17
1,66
1,72
-0,09
-0,13
1,38
0,59
1,26
0,25
0,97
3,17
0,29
1,94
1,22
0,36
0,81
0,74
2,27
1,21
1,94
0,80
4,50
0,65
2,35
0,61
0,08
-0,51
0,09
4,54
0,20
2,77
0,39
2,12
-0,05
-1,15
0,15
0,53
1,00
-0,52
0,80
-0,48
4,02
-0,11
0,32
0,94
-0,50
0,01
-1,49
1,46
0,06
-0,74
-0,74
0,86
0,06
1,25
-0,71
-0,16
-0,03
-0,31
0,99
0,97
1,04
-0,75
0,85
-2,34
0,42
1,15
1,76
0,26
0,04
0,72
0,78
-0,23
1,02
-0,90
0,62
0,51
1,55
1,03
0,88
2,47
0,68
0,45
-0,13
0,57
0,28
1,21
1,60
0,17
0,69
0,00
-0,95
-0,29
0,89
-0,03
1,29
-0,31
0,65
1,66
0,62
-1,08
-0,04
-0,12
0,15
-3,54
0,66
1,31
1,00
-0,12
1,11
Aralık
Tüketici Fiyatları Aylık Değişim (%)
Yıl/Ay
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
0,66
0,55
0,75
1,00
0,80
0,29
1,85
0,41
0,56
1,65
1,98
0,52
0,02
0,22
0,43
1,29
-0,34
1,45
0,73
0,56
0,30
0,43
0,96
0,26
0,27
0,92
0,96
1,10
0,58
0,42
0,41
0,66
1,13
0,49
0,71
1,34
1,21
1,68
0,02
0,60
0,87
1,52
0,42
1,34
0,44
0,92
1,88
0,50
1,49
0,64
-0,36
2,42
-0,21
0,15
0,40
-0,14
0,10
0,34
-0,24
-0,36
0,11
-0,56
-1,43
-0,90
0,76
0,31
0,47
-0,57
0,85
-0,73
0,58
0,25
-0,48
-0,41
-0,23
0,31
0,77
0,85
-0,44
0,02
-0,24
-0,30
0,40
0,73
0,56
-0,10
0,94
1,02
1,29
1,03
0,45
0,39
1,23
0,75
1,03
0,77
2,24
1,79
1,27
1,81
2,60
2,41
1,83
3,27
1,96
1,80
1,32
1,40
1,29
1,95
0,83
1,27
0,03
1,73
0,38
0,01
2014 Aylık Döviz Kurları
$
�
1 Ocak 2014
2.1757
2.9797
1 Şubat 2014
2.2675
3.0612
1 Mart 2014
2.2225
3.0611
1 Nisan 2014
2.1531
2.9697
1 Mayıs 2014
2.1111
1 Haziran 2014
2.0998
1 Temmuz 2014
1 Ağustos 2014
1 Eylül 2014
1 Ekim 2014
1 Kasım 2014
1 Aralık 2014
2.1232
İmalat Sanayi Aylık Kapasite Kullanım Oranları (%)
Ağırlıklı Ortalama
(Arındırılmamış)
Mevsimsel Etkilerden
(Arındırılmış)
2013
2014
2013
2014
Ocak
72,4
73,9
73,7
75,0
Şubat
72,2
73,3
73,8
74,8
Mart
72,7
73,1
74,3
74,6
2.9246
Nisan
73,6
74,4
74,1
74,9
2.8573
Mayıs
74,8
74,4
74,6
74,3
Haziran
75,3
75,3
74,7
74,8
Temmuz
75,5
74,6
Ağustos
75,5
74,8
Eylül
75,4
74,9
Ekim
76,4
75,4
Kasım
75,6
74,9
Aralık
76,0
75,9
2.9064
Kaynak: TCMB
56
0,32
0,42
0,23
0,22
-0,41
0,53
-0,30
0,58
0,38
0,46
For perfect visual
evenness of the
printed surface
Setalgine WL
Pure Alginate
www.setas.com.tr
SETAS ALG AD 2 NSN.indd 1
4/2/14 4:32 PM
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
9
File Size
5 179 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content