close

Enter

Log in using OpenID

5 YIL SONRA KOLTUK değneğinden kurtuldu

embedDownload
SAYFA 1
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
5 YIL SONRA KOLTUK
değneğinden kurtuldu
ÖZEL
ÖZEL
HABE
HABERR
Emin YAPAR
Manisa-Demirci’de
koltuk değneği olmadan yürüyemeyen
60 yaşındaki Fatma
Kırlıoğlu, Salihli Devlet
Hastanesi'nde şifa
buldu. Bel fıtığı
ameliyatı olmasına
rağmen ayağa kalkamayan ve yıllarca
koltuk değneklerine
mahkum kalan Kırlıoğlu, "Yeniden doğmuş gibiyim" dedi
İYİLEŞTİĞİNE İNANAMIYOR
Bir yakınının tavsiyesi ile Manisa- Salihli
Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Bölümü
Ünitesindeki Uzman Dr.Onur Kıvılcım'a
muayene olan Kırlıoğlu yıllarca aradığı şifaya kavuştu. Kas kaybı hastalığı teşhisi
konulan Kırlıoğlu'dan, 15 gün boyunca
kültür fizik hareketi yapması istendi. Doktor Kıvılcım'ın önerdiği hareketleri torunlarının yardımıyla gerçekleştiren Kırlıoğlu,
"Hareket yapmaya başladıktan bir süre sonra vücudumda kıpırdanmalar başladı. Son
günlere doğru, hareketleri kendi başıma
yapmaya başladım. Bir süre sonra da yıllarca kullandığım koltuk değneğini attım.
Şimdi çok rahatım" dedi. 10’da
Kaçak AV yapanın
teknesini batıralım
İzmir’in Aliağa ilçesinde faaliyet gösteren S.S.
Aliağa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Kemal
Yılmaz, deniz ürünlerinin korunması için orman
kanununa benzer bir yasa çıkartılmasını istedi
DÜNYADA ÖRNEĞİ VAR
www.sondakikagazetesi.com
13 Kasım 2014 Perşembe
Yıllardan beri istedikleri
kanunun çıkarılmadığını
söyleyen Başkan Yılmaz,
“Yasa dışı avcılığı tamamen ortadan kaldırmanın
tek yolu 1380 sayılı su
ürünleri kanunu revize
edilmesidir. Bu anlamda
bizim önerimiz açık ve
nettir. Su Ürünleri
yasasında orman kanun-
ları uygulanmalıdır.
Yasadışı avcılık yapan bir
tekne yakalandığında devlet tarafından müzayede
ile satılmalıdır. Bu yönde
çok katı kurallar uygulayan dünya ülkelerinden
örnekler var önümüzde.
Dünyanın bazı ülkelerinde
yasadışı avcılık yaparken
yakalanan tekneler ceza
olarak batırılıyor” dedi.
devamı 9’da
Eğitim aşkıyla yanıp tutuşan Elfida, açılmayan parmaklarına rağmen derslere başladı
Büyükşehir'in gözü
Avrupa kupasında!
İzmir Büyükşehir Belediyesi
Gençlik ve Spor Kulübü
Bayan Hentbol Takımı, bir
sezonluk aradan sonra Challange Cup'ta ülkemizi ve
İzmir'i yeniden temsil edecek.Bir yıl aradan sonra
tekrar Avrupa Kupaları’nda
yer alacakları için mutlu
olduklarını belirten Antrenör
Celal Gençoğlu, “Genç ve
Yıllardır söylüyoruz
ARTIK
hayata
geçirin!
tecrübeli isimleri bir araya
getiren dengeli bir ekibiz.
Amacımız, bu turda Belarus’tan avantajlı bir skorla
dönüp İzmir’de turu geçen
taraf olmak. Ligde ve
Türkiye Kupası’nda da hedeflerimiz var. Bu hedefler
doğrultsunda çok çalışarak
en iyi yerlere gelmek amacındayız” dedi. 15’te
Acısa da
yazacağım
Nadir rastlanan "Epidermolyssis Bullosa"
adlı deri hastalığıyla dünyaya gelen 7
yaşındaki Elfida, yapışan parmaklarının
ayrılması ve kalem tutabilmesi için
gerekli ameliyatı henüz olamadı ama
evde eğitim veren öğretmenine kavuştu
Ege İhracatçı Birlikleri’nde
düzenlenen “6552 Sayılı Torba
Kanun Bilgilendirme
Toplantısı”nda konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör
Başkanı Sabri Ünlütürk, vergisini
vaktinde ödeyen patrona ödül verilmesi gerektiğini söyledi. Ünlütürk, “Her şeyini düzgün yapan
firmalara da mutlaka bu sistemlerle birlikte bir ödül mekanizmasının getirilmesi gerektiğini bir
kere daha dile getirmek istiyorum
ben bunu Ankara’da da her platformda, her fırsatta dile getirdim"
dedi. 8-9’da
HER GÜN DUA EDİYORUM
Derinin kemikler kadar hızlı büyümemesi sonucu parmakları
yapışan, açılan yaraları sürekli kanayan, iç organlarından da rahatsızlanan Elfida, harfleri öğrenirken elleri acısa da artık eğitim almaya
başladı. Tamamen iyileşeceği günü hasretle bekleyen Elfida
Gündüz, "Ameliyat olursam parmaklarım açılır. Bir tek ellerimin
açılmasını istiyorum Allah'tan, o zaman kalemi düzgün tutabilirim,
canım acımaz. Şimdi yazabiliyorum ama tutarken böyle elim ağrıyor. Kalemler buna uygun gelmiyor" dedi.
O'NU HİÇ BIRAKMAYACAĞIM
Çiğli Kaymakamlığının onayıyla Elfida'ya eğitim vermek üzere
görevlendirildiğini söyleyen öğretmen Açıkgöz ise, "Ben daha ağır
bir öğrenciyle karşılaşacağımı düşünüyordum. Elfida beni kapıda
karşıladı, hiç rahatsız olmadan içeri girdim... Elfida'nın zihin problemi yok. Yaşıtlarından iki yaş ötede bir algısı var. Yaptığım çalışmalar sonucu 5 günde 5 ses verdim. Hem yazıyor hem de sesleri
çıkarıyor. Böyle bir çocuk normal bir sınıfta olsa en az 3 öğrenciye
rehberlik etmesini isterdim" dedi. sayfa 16’da
EBSO'da kriz korkusu
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı ve Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı
Ender Yorgancılar, global krizden ziyade ülke bazı krizlerin olabileceği endişelerinin bulunduğunu söyledi. Yorgancılar, "Global krizden
ziyade ülke bazı krizlerin olabileceği endişeleri var. Bu da ülkelerin
yönetimsel hatalarından ortaya çıkabilecek bir durum. Bugünkü
senaryoya göre konuşuyorum herkes kendini ülke bazlı bazı sıkıntılara göre ayarlasın" dedi. devamı 14’te
10 yılda yüzde 56 arttı 14
Çok mutluyum
Öğretmeninden okuma yazmayı öğrenmeye başlayan
Elfida ise hayatında bir mucizenin gerçekleştiğini ifade etti. İnci öğretmenle tanıştığı için çok mutlu
olduğunu anlatan Elfida, "Bir gün kapı çalındı mucizeyle karşılaştım. Çok iyi, çok güzel bir öğretmenim
oldu. Harfleri, sayıları öğreniyorum" dedi.
Gerekirse 24 saat uyumam
5 yılda 96 bin fidan sözü
Orman Genel Müdürlüğü’nün sakız ağacı yetiştiriciliğini
güçlendirmek ve dünyada söz sahibi yapmak için 2014
yılında başlattığı, beş yıl sürecek olan “Sakız Eylem Planı”
kapsamındaki değerlendirme toplantıları Urla'da da yapıldı
Toplantıda konuşan İzmir Orman
Bölge Müdürü Aydın, "İzmir Orman Bölge Müdürlüğü olarak eylem
planı kapsamında toplam 96.000
adet sakız fidanı yetiştireceğiz.
Kaliteli sakız üretimi sadece erkek
ağaçlardan yapılabildiğinden tohumdan üretim tercih edilmemektedir. Bu amaçla Torbalı Fidan-
lığımız'da 30 bin adet 2015 yılında,
55 bin adet 2016 ve 2017 yıllarında,
11 bin adet 2018 ve 2019 yıllarında
şeklinde fidan üretimi planlanmıştır.
Bölge müdürlüğümüzde eylem
planı kapsamında toplam 45 hektar
aşılı fidan dikimiyle sakız ormanı
kurulacak ve 15 hektar yabani sakızlıkların ıslahı yapılacaktır" dedi. 14
Nejat YALÇIN
Sabit İNCE yazdı
ALEVİ
AÇILIMI 8’de
>>
Anadolu Birliği Derneği
Yönetim Kurulu, İZTO
Başkanı Ekrem Demirtaş’ı ziyaret etti. Ziyarette konuşan Anadolu
Birliği Derneği Genel
Başkanı Ferhan
Ademhan, tek gündemlerinin barış süreci
olduğunu ifade ederek,
“Ağustos ayında İZTO’nun konferans salonunda
Prof Dr Kerem Alkin’in
katılımıyla ekonomiyi
konuştuğumuz bir panel
düzenlemiştik. Maalesef
geldiğimiz nokta
ekonomiyi konuşmamızı
engelliyor. Tek gündemimiz barış süreci ve
gerekirse barış için 24
saat uyumayacağımızı
söylemek isterim” dedi.
sayfa 9’da
Serap
YAŞARyazdı
BUZRUL yazdı
Sedat KAYA
LTD.ŞTİ
ORTAKLARININ
MESCİD-İ
AKSA VE
ALACAKLARI10’da
9’da
KUDÜS!!!
>>
>>
SAYFA 2
SIYAH MAVI
KIRMIZI SARI
13 Kasım 2014 Perşembe
SEFERİHİSAR mutfağı
Türkiye'ye örnek olacak
Seferihisar’dan yanan “Geleneksel Mutfak” ateşinin ülke geneline yayılacağını
söyleyen Kooperatif Başkan Neptün Soyer, “Seferihisar’ın Geleneksel Mutfağı’yla
Türkiye'de uygulanabilecek bir model oluşturabileceğimizi düşünüyoruz" dedi
S
Engelli bateristin
maket ev tutkusu
14 yaşındayken ellerini ve bir bacağını kaybeden,
protezleriyle bateri çalan Genli, bugüne kadar Osmanlı mimarisinden esinlenerek yapımına başladığı
maket evlerin yer aldığı 17 sergi açtı. Genli, "Bütün
eserleri kendimi dinlendirmek için yapıyorum" dedi
K
ocaeli'nin Gölcük ilçesinde
yaşamını sürdüren 53 yaşındaki engelli baterist Selahattin Genli, bugüne kadar Osmanlı mimarisinden esinlenerek
yapımına başladığı maket evlerin
yer aldığı 17 sergi açtı. Elektrik tesisatı döşerken elektrik akımına
kapılan Genli, 14 yaşındayken 2
elini ve bir bacağını kaybetti. Sonraki süreçte hayattan kopmayan
Genli, protezleriyle bateri çalıp,
ahşaptan maket evler yaparak yaşamını sürdürdü. Yaptığı maket
evlerin çoğalması dolayısıyla sergi
açmaya karar veren Genli, bugüne
kadar 17 maket ev sergisi açtı. Erdem Bayazıt Kültür Merkezi'nde
17. Özgün Dağ Evleri Sergisi'ni
açan Genli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iş kazası öncesi
darbuka çaldığını söyledi. Kaza
sonrası hayattan kopmadığını anlatan Genli, "Böylesine talihsiz bir
olay herkesin başına gelebilir. Engelli oluşum yaşam tarzımı oluşturdu. Çünkü engelli olmak bir
son değildi" dedi. Hastane döneminden sonra içinde bir ukde olan
müziğe yöneldiğini anlatan Genli,
koluna bazı aparatlar yaparak bateri çalmaya başladığını, böylece
müziğin yaşamı için vazgeçilmez
bir unsur haline geldiğini kaydetti.
otantik görüntüsünden esinlenerek
maket evlere yöneldim. 1999 Gölcük depremi olduğunda çadır
kentlerde günlerimin boş geçmemesini istiyordum. Bunun için nerede bir obje bulduysam bir ağaç
sistemi yaparak koluma bağladığım aparatla bu sanatı orada geliştirmeye başladım. Yaptığım eserleri görenler hayranlıkla baktı ve
bunları satın almak istedi. Bu, benim için güzel bir olaydı. Şaka gibi başladığım ahşap maket işleri
şu ana kadar 17 sergide paylaşıldı." Türkiye'de sadece engellilere
karşı değil, sanata karşı da duyarsızlık bulunduğunu savunan Genli, "Ben bugüne kadar 17 sergiyi
de kendi gayretlerimle açtım. Yerel yönetimdeki insanlar kucaklarını açıyor ama bu benim için yeterli değil. Ben dünyaya açılmak
istiyorum" diye konuştu. (AA)
- Müzik grubu da kurdu
Genli, 1996'da müzik grubu
kurduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: "Kendimi sadece müzikle sınırlandırmıyorum. Bunun yanı
sıra maket evler yapmaya başladım. Osmanlı evlerinin sağlıklı ve
eferihisar’dan yanan “Geleneksel Mutfak” ateşi, tüm sakin şehirlerden yayılarak Türkiye’ye saracak bir aleve dönüşüyor. Seferihisarlı kadınlar tarafından yürütülen “Seferihisar’ın Geleneksel Mutfağı” projesi kapsamında, Türkiye’deki
diğer sakin şehirlerden ve Kuzey Kıbrıs’tan gelen
kadınlar ilçede misafir edildi. Hıdırlık Tarımsal
Kalkınma Kooperatifi tarafından, Seferihisar Belediyesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Yavaş
Yaşamı Destekleme Derneği'nin ortaklığıyla,
Anadolu Efes, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)
işbirliğiyle hayata geçirilen Seferihisar’ın Geleneksel Mutfağı Projesi “turizm temelli yerel kalkınma” hedefiyle ilerliyor.
Türkiye’nin Cittaslow (Sakin Şehir) başkenti
Seferihisar’da başlayan proje kapsamında Türkiye’deki Kuzey Kıbris Türk
Cumhuriyeti’ndeki diğer Sakin
şehirlerin temsilcisi kadınlar ilçede iki gün boyunca misafir
edildi. Ordu Perşembe, Kırklareli Vize, Sakarya Taraklı,
Şanlıurfa Halfeti, Aydın Yenipazar, Isparta Yalvaç, Çanakkale Gökçeada ve Kıbrıs Yeniboğaziçi’nden toplam 15 kadın temsilci Seferihisar’da düzenlenen etkinlikte
bir araya geldi. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de
eşlik ettiği etkinlikte, kadınlar Türkiye’de örnek gösterilen Sığacık Üretici
geçmişinde var olan bir olgu olduğunu söyledi. Günümüz Türk Çini Sanatı'nın yeniliklere açık olduğunu belirten Özel, yaptığı çalışmalarda, bu
alanda daha önce kullanılmamış motif
ve tasarımların yanında, yeni teknikler
ve uygulama olanakları ortaya çıkarmaya çalıştığını ifade etti.
Biz Türk çini sanatının geçmişten
geleceğe geçmesini hedefledikleri için
bu alana yenilikler getirdiklerini anlatan Özel, şunları kaydetti: "Türk çini
sanatında olmayan motifleri, çiçekleri
stilize ederek yeniden çini sanatında
ölümsüzleştirdik. Bunlardan biri de
benim uzun süre üzerinde çalıştığım
ve yok olmaya yüz tutmuş Kazdağı
siklameni. İki sene o çiçeğin yaşamını
ketinin Slow Food felsefesi üzerinden yola çıktığını belirterek; “Bu nedenle Türkiye’deki Sakin
şehirlerin katılımı bizler için çok değerli. Seferihisar’ın Geleneksel Mutfağı’yla Türkiye'de uygulanabilecek bir model oluşturabileceğimizi düşünüyoruz. Bu proje geçmiş kültürümüzü gün ışığına çıkaracak, kadınlarımızın ekmeğini büyütecek, insanların para kazanabilecekleri bir turizm
modeli ortaya çıkaracak. Başta Anadolu Efes’e
ve tüm proje ortaklarına tekrar teşekkür ediyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)
Lösemili çocuklar yararına film çekiyorlar
Kırklareli Üniversitesi öğrencileri, çektikleri filmin gelirini LÖSEV ve Çocuk
Esirgeme Kurumu'na bağışlayacak. Yönetmen Akyıldız, "Her şeyin dekor olduğu bu dünyada savunmasız olan lösemili
çocuklara sahip çıkmamız gerekiyor"
dedi
Kırklareli Üniversitesi Radyo Televizyon Programcılığı Bölümü öğrencileri, çektikleri filmin gelirini LÖSEV ile
Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağışlayacak.Süresi bir saat olan ve 25 öğrencinin
rol aldığı "Maskenin Yüz Sözlüğü" filmi, insanın hayal dünyasıyla gerçek
dünya arasındaki çatışmayı konu alıyor.
Velilerinden aldıkları harçlıkları biriktirerek film için materyaller alan öğrenciler, maddi imkansızlıklara rağmen çekmeye çalıştıkları filmin gelirini bağışlayacak. Filmin yönetmeni Mehmet Ali
Akyıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 25 öğrencinin rol aldığı film çekimlerinin yıl sonuna kadar tamamlanacağını söyledi.
Akyıldız, filmin beğeniyle izleneceğine inandıklarını belirterek, şöyle konuştu: "Filmin tamamlanmasıyla yapacağımız gala gecesinden elde edeceği-
"Kazdağı siklameni" Türk
çini sanatında yaşatılacak!
Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Özel, "Yok
olmaya yüz tutan Kazdağları siklamenini ayrıca yasemin, gelincik gibi çiçekleri stilize edilerek, Türk çini sanatına kazandırma çabamız başarılı eserlere dönüştü" dedi
Türkiye'de sadece Kaz Dağları'nda yetişen ve nesli tükenme tehlikesi yaşayan siklamen çiçeği, Türk çini sanatında yaşatılacak. Fatih Sultan
Mehmet Üniversitesi (FSMVÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel
Türk Sanatları Bölümü öğretim üyesi
Yrd. Doç. Dr. Latife Aktan Özel, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, Türk
çini sanatına yenilik katma ve kendini
yenileme potansiyelinin, bu sanatın
Pazarı’nı gezdi, Tepecik
Mahallesi’ndeki Mutfak
Atölyesi’nde proje hakkında bilgilendirildi ve
hep birlikte yöresel yemeklerini hazırladı.
Projeyi yürüten S.S Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Neptün Soyer, Türkiye’de tüm bölgelere
yayılan Cittaslow (Sakin Şehir) hare-
izledim. Nasıl yaşıyor, nasıl büyüyor,
tekrar toprağa dönüyor? Bütün o aşamalarını inceledikten sonra Türk çini
sanatına Kazdağı siklamenini kazandırdım."
Geleneksel Türk çini sanatında yer
almayan çiçek motiflerini stilize ederek türk çini sanatına var olanın dışında, yeni motifler kazandırdıklarını
vurgulayan Özel, "Ayrıca öncesiz ve
sonrasız, ölümsüz anlamına gelen
bengü çiçeklerini de Türk çini sanatına kazandırdık. Yok olmaya yüz tutan
Kazdağları siklamenini ayrıca yasemin, gelincik gibi çiçekleri stilize edilerek, Türk çini sanatına kazandırılma
çabamız başarılı eserlere dönüştü" dedi. (AA)
miz tüm geliri LÖSEV ile Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağışlayacağız. Her
şeyin dekor olduğu bu dünyada savunmasız olan çocuklara sahip çıkmamız
gerekiyor. Filmi çekmeden önce gelirini
bağışlama gibi bir düşüncemiz yoktu.
Film çekimlerine başladığımızda baktık
ki çok zorlanıyoruz ve kimseden yardım
alamıyoruz. Zaman zaman akşam yemeği, sabah kahvaltısı yapmadık ve harçlıklarımızı biriktirdik. Film çekimlerine
başladığımızda, arkadaşlarımızla elde ettiğimiz geliri bağışlamaya karar verdik."
- "Maddi bir çıkar gözetmiyoruz"
Filmin başrol oyuncusu Ali Şayman
ise filmle hayallerini gerçekleştireceklerini söyledi. Emekli veya işçi olarak çalışan anne babaların çocukları olduklarını belirten Şayman, "Bizden daha kötü
durumda olan insanlar olduğunu biliyoruz. Biz bu çocuklara elimizden geldiğince yardım etmek istiyoruz. Biz, tohum olan çocukları yetiştirerek ağaç haline getirmeliyiz. Bu filmden bir kar elde
etmeyi beklemiyoruz. Maddi bir çıkar
gözetmiyoruz" ifadelerini kullandı.
(AA)
Yıl: 4. Sayı: 1099. 13 Kasım 2014 Perşembe
Sahibi
Saykar Basın Yayın Gaz. Mat. Kır. San. ve Tic. A.Ş. adına
Eflatun SAYGILI
Yazı İşleri MüdürüYayın Sahibi Temsilcisi
Azime MOLLA
Haber Müdürü
Gülseren KUMRU
Sayfa Editörü
Nur Gülmez BEL
Turgut KOÇ
Denizli Temsilciliği
05326601776
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Fikret DAĞTEKİN
İdari Merkez
Şehit Fethi Bey Cad. Kızılkanat
İş Merkezi 45/803
Gümrük - Konak / İZMİR
Tel: 0232 425 26 10 (Pbx)
0232 425 26 10
Mail:
[email protected]
Dağıtım: Hakkı SARIÖZ
Yayın türü:
Yerel
Basıldığı Yer
Star Medya Yayıncılık A.Ş Gaziemir Tren İstasyonu Karşısı
Eski Beton Taş Tesisleri İçi No: 29 Gaziemir / İZMİR
Tel: 0232 251 76 32
SON DAKİKA Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir
SAYFA 3
SONDAKiKA GAZETESİ >>
3 ASAYiŞ
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
13
2014 Perşembe
Perşembe
17 Kasım
Şubat 2013
Milletvekillerinin
katıldığı bisikletli eylemde
YUMRUKLAR konuştu
Bisikletlerle Meclis’e yürümek isteyen sendi- Yeniçeri de destek verdi. Türk Büro-Sen
Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, yaptığı açıkka üyeleri ile polis arasında zaman zaman
lamada kamu kurum ve kuruluşlarının
yumruklaşma yaşandı. Tartışmalar sırasında
merkez teşkilatlarının büyük bölümünde
CHP’li Tanal ile MHP'li Yeniçeri polis engelini
servis hizmeti verildiğini söyledi.
aşıp, bisikletle Meclis’e doğru
Yokuş, "Ancak taşra teşkilatlarınyürüdü. Türkiye Kamu-Sen’e
CHP
da personele servis hizmeti
bağlı Türk Büro-Sen üyeleri
Milletvekili Mahyok denecek kadar azdır.
Maliye Bakanlığı önünde
hizmeti verilmeyen
çalışanları için ‘servis’
mut Tanal ile MHP Mil- Servis
kamu görevlilerine ulaşım
eylemi gerçekleştirdi.
letvekili Özcan Yeniçeri’nin ücreti de ödenmemekteSendika üyeleri, çekici
Özellikle metropol
marifetiyle yanlarında
destek verdiği Türkiye Ka- dir.
70 adet de bisiklet getirillerde servisi olmayan
mu-Sen’e bağlı Türk Büro- kurumlarda personel, odi. Eyleme, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut
tobüs dolmuş gibi toplu
Sen üyelerinin Maliye
Tanal ile MHP Ankara
taşıma araçlarını kullaBakanlığı önünde ‘servis narak gitmektedir." dedi.
Milletvekili Özcan
Maliye Bakanlığı ve Gelir İhizmeti’ eyleminde
daresi Başkanlığı’nda
arbede çıktı
toplamda 70 binin üzerinde
çalışanın olduğuna dikkat çeken
Yokuş, Bakanlık çalışanlarına hem
merkez hem de taşra teşkilatlarda servis
hizmeti verilmediğini anlattı.
'MEMURUN SERVİSİNİ KALDIRMAK YERİNE
AK SARAY'A BAKSINLAR'
Yokuş, "2015 Yılı Bütçesi’nde, tasarruf için
kamu kurumlarında personel servisini kaldırmayı programlayan zihniyeti kınıyoruz. Raylı
sistemlerin olduğu bölgelerde personel
servislerinin kaldırılması, çalışanları mağdur
edecektir. Devleti somutlaştıran, mesai
Yeniçeri ile bisikletle Meclis’e gitmek istedi.
Grubun önüne barikat kuran Çevik Kuvvet
ekipleri, sendika üyelerinin geçişine izin vermedi. Vekillerin de içinde olduğu grup ile polis arasında tartışma ve itişme yaşandı.
CHP’Lİ VE MHP’Lİ VEKİLLER POLİS ENGELİNİ BİSİKLETLE AŞTI
Yolun açılmasını ve kaldırımdan Meclis’e
gideceklerini aktaran Tanal ve Yeniçeri,
polisin yolu açmaması üzerine harekete
geçti. İki milletvekili, polis barikatını yanlarına aldığı bisikletle aştı. İki vekil daha sonra
bisikletle Meclis’e hareket etti.
mefhumu olmadan çalışan personelin var
olan servisinin kaldırılması bir hak gaspıdır.
2015 yılı bütçesinden tasarruf etmek istiyorlarsa, memurun servisini kaldırmak yerine,
Atatürk Orman Çiftliği’ne yapılan Ak Saray’a
baksınlar. Kapattıkları yolsuzluk dosyalarına
baksınlar. Devletin kaynaklarını çar çur eden
yönetim anlayışından vaz geçsinler." diye
konuştu.
Sendika üyeleri, ‘Servis hizmeti her memurun hakkıdır’, ‘Servisimizi istiyoruz’ pankartları açtı. Çeşitli sloganlar atan grubun çekici
marifetiyle getirdikleri bisikletlerin Bakanlık
önüne getirilmesine izin verilmedi. Polis
sadece birkaç bisiklete izin verdi. Açıklamanın ardından grup, CHP’li Tanal, MHP
SENDİKA ÜYELERİ İLE POLİS ARASINDA
‘KÜFÜR VE YUMRUK’ POLEMİĞİ YAŞANDI
Bu sırada sendika üyeleri ile polis arasında
arbede yaşandı. Eylemciler, yolu kapatmak
isteyince tansiyon arttı. Sendika yöneticileri
ile Çevik Kuvvet polisleri arasında çıkan
arbede yerini zaman zaman yumruklaşmaya
bıraktı. Emniyet amirleri ve sendika temsilcileri araya girerek, olayın büyümesini önledi.
Arbede sırasında polis ile sendika üyeleri
arasında ‘küfür ve yumruk’ polemiği
yaşandı. Bir süre trafiği kapatan grubu, polis
buradan uzaklaştırdı. Bir süre sonra emniyet
güçleri, ‘Eylemin yasa dışı olduğunu ve yolun açılması gerektiğini, aksi taktirde müdahale edileceği’ anonsunu yaptı. Yapılan
anonsun ardından sendika üyeleri geri çekildi. (CİHAN)
Samatya cinayeti sanığının
akli dengesi yerinde çıktı
Samatya’da Ermeni asıllı Maritsa
Küçük’ün öldürülmesiyle ilgili davada,
sanık Murat Nazaryan’ın cezai ehliyetinin
tam olduğu belirtildi. İstanbul 2. Ağır
Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada
sanık Nazaryan ve öldürülen Küçük’ün
çocukları ve avukatları da hazır bulundu.
Mahkeme Başkanı, Adli Tıp Kurumu’ndan Nazaryan’ın akıl sağlığına ilişkin
talep edilen raporun geldiğini ve raporda
sanığın cezai ehliyetinin tam olduğunun
belirtildiğini söyledi. Küçük ailesinin
avukatı Eren Keskin, cinayetle aynı
dönemlerde Turfanda Aşık isimli kişinin
dövülmesine ilişkin olay olmasına karşı
savcılığın soruşturma yapmadığını kaydetti. Bu olayın da sanık ile birlikte başka
kişiler tarafından gerçekleştirildiğini
düşündüklerini belirten Keskin, bu olayın
da araştırılması gerektiğini ifade etti. Keskin, Küçük cinayetiyle ilgili beyaz örtüde
çıkan kan lekesinin sanığa ait olup olmadığı konusunda rapor alınmasını talep
etti. Görüşü sorulan duruşma savcısı,
Turfanda Aşık’ın dövülmesi olayıyla ilgili
soruşturma olup olmadığının savcılığa
sorulmasını, varsa dosyanın örneğinin istenmesini talep etti. Savcı, soruşturma
yoksa olaya ilişkin avukatın sunduğu
gazete haberiyle birlikte savcılığa suç
duyurusunda bulunulmasını istedi. Savcı,
kan lekesiyle ilgili talebe ilişkin Adli Tıp
Kurumu’nda inceleme yapılarak kan
lekesinin sanığa ait olup olmadığının belirlenmesini talep etti. Sanığa ait değilse
polis ve jandarmada daha önce alınan
örneklerle karşılatırılarak uyuşan DNA
örneği bulunup bulunmadığının tespit
edilerek bildirilmesini istedi. Mahkeme,
daha önceki Adli Tıp Kurumu raporunda,
iki adet kan lekesinin maktul Küçük’e ait
olduğunun belirtildiğini, beyaz örtü üzerindeki 3. lekede ise maktul Küçük’e ait
DNA örnekleri ile birlikte en az biri erkek
birden fazla kişiye ait karışık DNA örnekleri tespit edildiğini hatırlattı. Sanıktan D-
NA örneği alınmasına karar veren
mahkeme, 3. lekenin sanığa ait olup olmadığının belirlenmesine, değilse kime
ait olduğunun tespit edilip edilemeyeceğinin sorulmasına karar verdi.
Mahkeme, Turfanda Aşık’a yönelik
saldırı haberinin ihbar kabul edilerek
savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını
kararlaştırdı. Sanığın tutukluluk halinin
devamına karar veren mahkeme duruşmayı erteledi. Mahkemenin ara kararları
okuduğu sırada araya giren avukat Eren
Keskin, üye hakimlerden birinin, "Bunların amaçları kamuoyunda Ermenilere
saldırılıyor imaji yaratmak" şeklinde bir ifade kullandığını öne sürerek şikayette
bulundu. Keskin'in üye hakimin
söylediğini idda ettiği bu ifadeyi tutanağa
yazdırmak istemesi üzerine Mahkeme
Başkanı Erol Ceylan, zaten Turfanda Aşık
olayıyla ilgili haberi ihbar kabul ederek
soruşturma açılmasını karara bağladıklarını kaydetti. (CİHAN)
Çalıntı teknede 56 kaçak yakalandı
Kız meselesi
candan etti
İzmir'de 22 yaşındaki bir genç,
kız meselesi sebebiyle çıkan
tartışmada arkadaşı tarafından
bıçaklanarak hayatını kaybetti.
Olay, Bornova ilçesi Kızılay Mahallesi'nde, dün saat 20.00
sıralarında meydana geldi.
Mehmet Y., arkadaşı V.K. ile kız
meselesi yüzünden tartıştı.
Ayrıldıktan sonra Mehmet Y’.nin
peşinden koşan V.K.'nin, bıçakla saldırdığı ve üç yerinden
bıçakladığı iddia edildi. Ağır
yaralanan Mehmet Y., Ege
Üniversite Hastanesi'ne
kaldırıldı fakat kurtarılamadı.
Cenazesi, otopsi için İzmir Adli
Tıp Kurumu'na gönderildi. Katil
zanlısı V.K. ise cinayetten
hemen sonra polise teslim
oldu. (CİHAN)
Muğla’nın Bodrum ilçesinden, kanunsuz yollardan Yunanistan'ın Kos
Adası'na çalıntı tekneyle geçmeye
çalışan 56 Suriyeli yakalandı.
Gümbet Mahallesi, İnceburun mevkisinden 14 metre uzunluğundaki, "Sev-
dam" adlı ahşap guletle erken saatlerde
denize açılan kaçak kaçakları, devriye
görevi yapan Sahil Güvenlik ekibi fark
etti. Teknede bulunan üçü çocuk, altısı
kadın 56 kaçak, Bodrum Limanı'na
götürüldü. İşlemleri yapılan kaçakların,
ilk ifadelerinde tekne hareket ettikten
kısa bir süre sonra
kaptanının denize atlayıp yüzerek
kaçtığını söylediği
öğrenildi. İşlemleri
tamamlanan kaçakların, sağlık kontrolünün ardından
Bodrum İlçe Emniyet
Müdürlüğü Yabancılar Büro Amirliği’ne teslim edileceği belirtildi. Çalıntı
tekneyle 56 kaçağı denizin ortasında terk
eden kaptanı arama
çalışmaları devam
ediyor. Organizatör
olduğu öğrenilen bir
kişi ise gözaltına
alındı. (CİHAN)
''Robot resmi'' kendi çizdi,
hırsızlık zanlısını yakalattı
Mersin'de park ettiği
aracının camı kırılarak çantası çalınan resim öğretmeni, olaydan kısa süre
önce gördüğü şüphelinin
karakalem portresini çizip
polise vererek, zanlının
yakalanmasını sağladı.
Özel bir okulda resim
öğretmenliği yapan
Emine Ayça Topur,
AA muhabirine,
nişanlısıyla gittiği Adnan
Menderes Bulvarı sahilinde,
otomobili park
ettikten sonra
çantasını araç
koltuğunun altına koyarak indiğini anlattı.
Aracın yakınındaki
banka oturduklarını
belirten Topur, bir kişinin, kendisini rahatsız
edecek şekilde bakmasından
tedirgin olduğunu söyledi.
Topur, "Galiba bizi banktan
kaldırmaya çalışıyordu ve amacında başarılı oldu. Oradan uzaklaşıp, bir kafeye
gittik" dedi.
Yaklaşık 20 dakika sonra
aracın başına geldiklerinde,
camın kırılarak çantanın
çalındığını gördüklerini ve
durumu polisi bildirdiklerini
ifade eden Topur, "Şüphelinin eşkalini polise verdim.
Bana dikkatli bakan kişinin
yüzünü ve özellikle gözlerini hiç unutmadım. Eve gittiğimde portresini çizdim ve
polise teslim ettim. Resim
sayesinde kimliği kısa
sürede tespit edilen zanlı
yakalandı. Polisler, çizdiğim
resmin zanlıya çok benzediğini söyledi" diye
konuştu. Çantasındaki banka kartlarını
ve kimliklerini
yeniden temin etmek için vakit
harcadığını aktaran Topur,
başına gelen olaydan, değerli
eşyaların arabada
bırakılmaması
gerektiğini
öğrendiğini sözlerine ekledi.
Topur'un avukatı
Sahra Düzgün Tucel de
adliyeye sevk edilen zanlı
R.Ç'nin tutuksuz yargılanmak üzere serbest
bırakıldığını belirterek, zanlının hak ettiği cezayı almasını istediklerini söyledi.
(AA)
SAYFA 4
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
KONOM
TÜRKİYE’nin ihracat
menzili hala daralıyor
SONDAKiKA GAZETESİ >>
4
13 Kasım 2014 Perşembe
Eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, son 10 senede
Türkiye’nin yüksek ihracat performansının, büyük ve eski firmaların
eski ürünleri eski pazarlara satmasından kaynaklandığını söyledi
Y
Elektrik ve elektronikle
ilgili antidamping
müdahalemiz olacak
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, ilerleyen dönemde
elektrik ve elektronikle ilgili antidamping müdahalelerinin olacağını söyledi. Laptoplardan telefonlara her elektronik ürünün
Türkiye’de üretilmesini
istediklerini belirten Zeybekci, "Bunların Türkiye'de
üretilmesini istiyoruz.
Türkiye eğer bu iki alanda
5-6 milyar dolarlık ithalat
yapıyorsa bu markalar
gelsin bunu Türkiye'de
üretsin. Yüzde 10 bile olsa,
yüzde 15 bile olsa bununla
ilgili yerli katkı oranı. Biz
bunun Türkiye’de yapılmasını istiyoruz." dedi.
Bakanlığının 2015 yılı
bütçesinin görüşüldüğü
TBMM Plan ve Bütçe
Komisyonu toplantısında
milletvekillerinin sorularına cevap veren Zeybekci,
Dahilde İşleme Rejimi'ne
ilişkin bilgi verdi. Rejim
kapsamında elde edilen
hammadde kullanılarak
üretilen ve ihraç edilen
ürünlerin toplam ihracat
içindeki payının yüzde 47
olduğunu belirten Zeybekci, ihraç edilen bir malın
yaklaşık yüzde 40’ının ithal
ürünlerden oluştuğunu dile
getirdi. Dahilde İşlemler
Rejimi ile ilgili Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı ile şu anda koordineli çalıştıklarını
aktaran Zeybekci, "Bazı
sıkıntılar ile ilgili düzenlemeler yapıyoruz. Dokuma ve giyimde yüzde
34’lük bir girdi var. Elektrikte yüzde 37, elektronikte yüzde 60, gıda ve
içkide yüzde 49, kimyada
yüzde 48, madeni eşyada
yüzde 28, seramikde yüzde
9, taşıt araçlarında yüzde
40. Önümüzdeki dönemde
elektrik ve elektronikle ilgili de antidamping müdahalelerimiz olacak. Laptoplardan telefonlara kadar.
Bunların Türkiye'de
üretilmesini istiyoruz.
Türkiye eğer bu iki alanda
5-6 milyar dolarlık ithalat
yapıyorsa bu markalar
gelsin bunu Türkiye'de
üretsin. Yüzde 10 bile olsa,
yüzde 15 bile olsa bununla
ilgili yerli katkı oranı. Biz
bunun Türkiye’de yapılmasını istiyoruz." diye
konuştu.
Zeybekci, soru üzerine
Rusya ile dış ticarette
hemen bir gelişme olmasını beklemediklerini
belirti ve Rus Ekonomi
Bakanı'yla mutabakata
vardıklarını bildirdi. Zeybekci, "Sertifikasyon ve
akreditasyon artı taşıma
kotalarıyla ilgili, yani ihracatımızın önündeki engelleri, 2014 yılı sonuna kadar
karşılıklı olarak kaldırma
konusunda anlaştık." açıklamasında bulundu.
Dış Ekonomik İlişkiler
Kurulu'na (DEİK) ilişkin
soruyu da cevap veren
Zeybekci, DEİK Kurucular
Kurulu’nun 41’den 99’a
çıkarıldığını belirtti. 243
genel kurulun 35 kişilik
yönetimi belirlediğini anlatan Zeybekci, 35 yönetimin
de kendi içinde 13 kişilik İcra Kurulu'nu belirlediğini
kaydederek, "Hiç kimsenin
müdahalesi yok." ifadesini
kullandı. Zeybekci, şu anki
yönetim kurulunun çoğunluğunun yine TOBB
üyelerinden oluştuğunu
anlattı. DEİK’de koordinasyonsuzluğun olduğunu
belirten Zeybekcı, "Bu hiç
kimseye yapılmış bir
hareket değildir." dedi.
"ÜÇÜNCÜ ÜLKELERLE ANLAŞMA GÜMRÜK
BİRLİĞİNDE SORUN
OLUŞTURDU"
Gümrük Birliği Anlaşması konusundaki soruya
cevap veren Bakan Zeybekci, Gümrük Birliği anlaşmasının karar olma
mekanizmalarında
Türkiye’nin olmadığını,
bunun egemen bir ülkenin
imzalamaması gereken bir
anlaşma olduğunu vurguladı. AB’nin üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşması imzalanması halinde
üçüncü ülkelerin AB’den
elde ettiği tüm hakları
Türkiye’den elde ettiğini
kaydeden Zeybekci,
Türkiye’nin üçüncü ülkeye
girme noktasında aynı
hakkı elde edemediğini
söyledi.
Türkiye'nin anlaşmanın
imzalandığı dönemde
kazançlı çıktığını ifade eden Zeybekci, "Standartlarımızı yükseltmişiz. Ama
son dönemde AB, çok AB
agresif bir şekilde üçüncü
ülkelerle serbest ticaret
anlaşmaları imzalamaya
başladıkça biz bu konuda
bazı sıkıntılara girmeye
başlamışız. Meksika gibi,
Cezayir gibi." diye konuştu. (CİHAN)
ılmaz, ‘’Türkiye’nin zaten benzer
ülkelere göre dar olan ihracat menzili son 10 senede daralmaya devam
etmiştir, bu olumsuz bir gelişme.’’
dedi. Durmuş Yılmaz, Türkiye
Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV)
binasında ‘Türkiye’de E-İhracat: Fırsatlar ve
Sorunlar’ başlıklı toplantıda konuştu. İhracatın
önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin ekonomik
büyümesinin en önemli bileşenlerinden biri olacağını kaydeden Yılmaz, özellikle küresel
ekonomik risklerin yüksek olduğu bu dönemde
Türkiye’nin cari açığını ihracat ile kapatmanın
mevcut kırılganlıklara karşı alınabilecek güçlü bir
önlem olduğunu söyledi.
Durmuş Yılmaz, ‘’Bu amaçla ihracat yapmayan önemli sayıda küçük ve orta ölçekli firmayı dış pazarlara yöneltmek ihraç ettiğimiz ürün
ve hizmetlerin niteliğini yükseltmek zorundayız.
Son 30 senede Türkiye’de, tarım ürünleri ihraç eden bir ülkeden orta teknoloji ürünleri ihraç eden
bir ülke haline gelindi. 4 bin kilometre çapında bir
bölgede en büyük imalat sanayi ihracatçısı haline
geldik. Sıra yüksek teknoloji ürünlerini daha uzak
pazarlara satmaya geldi. Fakat bunu başarabilmek
için mevcut ihracat yapısındaki zayıflıkları gidermek gerekiyor.’’ dedi.
Son 10 senede Türkiye’nin yüksek ihracat
performansının temelinde büyük ve eski firmaların eski ürünleri eski pazarlara satmasının yattığını ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:
‘’Türkiye’nin zaten benzer ülkelere göre dar olan
ihracat menzili son 10 senede daralmaya devam
etmiştir, bu olumsuz bir gelişme. Katma değeri ve
teknoloji seviyesi yüksek ürünleri ihracatı düşük
seyretmektedir. O nedenle ihracat, bu sorunları
çözmek için tutulacak yollardan biridir. E-ihracat
bunun için önemlidir. İnternet üzerinden yapılan
ticaret geleneksel ticareti dönüştürüyor. Bu
değişimin temelinde e-i̇hracatın geleneksel ihracata konu olan engelleri kaldırması var. Firmalar
artık müşteriler ile doğrudan ulaşabiliyor. İnternet
üzerinden ihracat yapan firmalar, boyutlarının
küçüklüğüne, müşterilerinin uzaklığına bakmadan
dünyanın her yerine ürün ve hizmet satabiliyor.
Yeni kurulan, yeni ihracata başlayan firmalar hızla pazar paylarını genişletebiliyorlar.’’
‘SORUNLARI KALDIRMAYA NİYETLİ BİR DEVLET İDARESİ GEREKİR’
Durmuş Yılmaz, şöyle devam etti: ‘’Ancak
yasal ve fiziki altyapı ödeme sistemleri, gümrük
mevzuatı ve lojistik sistemlerin şirketten tüketiciye değil, şirketten şirkete ihracata yönelik
düzenlenmiş olması sorunların yaşanmasını
kaçınılmaz kılmaktadır. E-ihracatın sunduğu bu
potansiyeli değerlendirebilmek için yabancı dil kabiliyeti yüksek, web sitesi, ödeme sistemleri başka ülkelerdeki tüketici hakları gibi konulara
hakim firmalar gerekmektedir. Ayrıca zamana
hassas ve esnek bu yeni ticaret yönteminin
gelişmesinin önündeki sorunları kaldırmaya
niyetli bir devlet iradesi de gerekmektedir.
TEPAV olarak hazırladığımız raporda kamunun
hem firmaların kapasitelerini artırmak hem de
mevcut ticaret ortamındaki sorunları çözmek için
atabileceği adımları tartıştık. Geçtiğimiz ay ilkini
düzenlediğimiz ‘E-İhracat Çalışma Grubu’
toplantısında e-ihracatçı firmalar, lojistik firmaları
ve kamu temsilcilerini bir araya getirerek bu
konuya ön ayak olduk. Bu toplantıda konuşulan
konular, firmalara düzenlediğimiz anketlerle birlikte raporumuza önemli birer girdi oldu. E-ihracatın sürdürülebilir bir büyüme sergileyebilmesi,
konunun kamu tarafından sahiplenilmesi ve kamu
ile özel sektör arasındaki diyalog kanallarının devamlı açık tutulmasını gerektirmektedir. TEPAV
olarak önümüzdeki dönemde benzer çalışmalarla
bu konudaki diyaloğu güçlendirmeyi hedefliyoruz.’’ (CİHAN)
Emlakçılık korsana kaldı
Ülkede inşaat sektörünün yükselmesiyle birlikte son yılların gözde mesleği
haline gelen emlakçılık, korsanların
tehdidi altında.
Günümüzde apartman görevlisinden
sucuya, memurdan
esnafa kadar ek iş olarak emlakçılık yapan birçok insanla
karşılaşmak mümkün
E
konomide kayıtdışılığa sebep olan bu durum, emlakçıları çileden çıkarıyor.
Korsan emlakçılar kayıt altına alınmadığı sürece hem devletin
hem de sektörün huzurlu olamayacağı ifade ediliyor.
Türkiye Tüm Emlak Müşavirleri
Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ziya Ercan, devlete karşı bütün
vecibelerini seve seve yerine getirdiklerini söyledi. Muğla'nın turistik bir il olması bakımından 1194
km.'lik sahil şeridiyle yerli ve yabancı yatırımcıların gözbebeği
olduğunu anlatan Ercan, "Bu nedenle bölgemizde yapılan her türlü alım
satım. kiralama gibi işlemlerde yasal
prosedürlerin işlemesi için bizlere
öğretilen bilgiler doğrultusunda
doğru işlemlerin yapılması için Tapu
müdürlüklerine de kimlik kartlarımız ve bakanlıkça uygulanması
istenen iş takip formlarımızla
yardımcı olduğumuz gibi sorumluluk da almaktayız." dedi. Ercan,
yaptıkları bütün bu olumlu işlemlere
rağmen sertifikası, vergi numarası,
işyeri ve sorumluluğu olmayan, kendilerini vatandaşlara ve yabancılara emlakçı diye tanıtan bazı
korsan kişilerin, mesleklerini küçük
düşürdüğünü ifade etti. Korsan emlakçıların, yaptıkları yanlış işlemlerin yanısıra imarlı olmayan yerleri
imarlıymış gibi göstererek yerli ve
yabancılara sattığını ileri süren Ercan, "Bu şekilde haksız kazanç elde
ettikleri gibi hem mesleğimizin hem
de Türkiye'nin itibarını düşürmektedirler. Bugüne kadar federasyonumuzca defalarca yaptığımız müracaat ve şikâyetlerimizden maalesef
bir sonuç çıkmamıştır. Bu tip korsan
emlakçılar kayıt altına alınmadığı
sürece hem devletimizin vergi kaybı
devam edecek hem de bu sektörde
huzurlu çalışma ortamını yakalamamız zor olacaktır. Aynı zamanda
bu korsan emlakçılar, yine kayıt altına alınmadıkları için son günlerde
bakanlığımıza yaptığımız oda olma
çalışmalarımızı da baltalamaktadırlar. Bu anlamda devletin tüm yetkili
kurumlarının, korsan emlakçılara
karşı yaptığımız çalışmalara destek
vermelerini istiyoruz." şeklinde
konuştu.
KORSAN EMLAKÇILARIN
İNTERNETE DE EL ATTI
Ekonomide kayıtdışılığa sebep
olan bu durum, sanal ortama da
taşındı. Her gün onlarca daire, internet üzerinden satılıyor. Uzmanlara
göre emlak sektöründe çalışanların
üçte ikisi kayıtdışı. İnternetteki emlak portallarına yılda bin ile 2 bin
TL veren kişiler, herhangi bir
meslek odasına ve vergi dairesine
kayıt yaptırmadan, üye olup ilanlarını yayımlayabiliyor. Böylece kendilerini emlak firması gibi lanse
ederek ayda birkaç daire satıyorlar.
Bunun karşılığında ise devlete gelir
vergisi, KDV, SSK primi ödemiyorlar. Bu yolla çalışan emlak portallarına üye binlerce firma mevcut.
Üyelik için herhangi resmi bir şartın
aranmadığını kaydeden bir emlak
portalı yetkilisi, "Yasası olmayan bir
ortam olduğundan, bu tarz uygulamalarda herhangi bir yasal kayıt da
söz konusu değil." ifadelerini kullandı.
EV KİRALANIRKEN NELERE
DİKKAT EDİLMELİ?
Kiralanacak evin demirbaşları
kontrol edilmeli. Kira kontratı imzalanırken tapusu görülmeli ya da vekilin vekaletnamesine bakılmalı.
Bankaya yatırılan kira bedeli, mutlaka ev sahibinin hesabına yatırılmalı.
Çıkmadan bir ay önce ev sahibi haberdar edilmeli. Aksi takdirde yıl
başını aşarsa kontrat otomatik olarak
bir yıl daha uzamış olur. Bu durumda kiracı, bir yıllık kira bedelini ödemek zorunda kalabilir. Bu yolla
bugüne dek birçok kiracı mağdur olmuş durumda.
EV ALIRKEN NELERE
DİKKAT EDİLMELİ?
Konut almadan önce mutlaka
yetkili ve kayıtlı bir emlak
müşavirine danışılmalı. Almak istenen konutun, imar planı içerisinde
konut alanı olarak tescil edilmiş olmasına dikkat edilmeli. Beğenilen
gayrimenkulün tapusu yoksa kesinlikle alınmamalı. Tapu üzerinde
ipotek, amme alacağı, haciz varsa bu
durumlar düzelmeden gayrimenkulü
alınmamalı.
Katalog ve maket üzerinden
pazarlık yapılmamalı. Gayrimenkul
mutlaka yerinde görülmeli. Gayrimenkul bir bina ise belediyeden yapı
ruhsatı ve kullanma izni olup olmadığını araştırılmalı. Gayrimenkulü mal sahibi adına satan
şahısların, noterlikçe verilmiş
vekaletnamesi olup olmadığına
bakılmalı. Gayrimenkulün üzerinde
haciz, ipotek ve önceki dönemlere
ait borcu olup olmadığı, belediye
veya imar müdürlüğünden öğrenilmeli. Konut anlaşması yapılırken
konuşulan ve anlaşmaya varılan
bütün konular, bir mukaveleyle
tespit edilmeli. Gayrimenkulün
hissedarı olduğu durumlarda, bütün
hisse sahiplerince satıcıya vekalet
verilip verilmediğini öğrenilmeli.
(CİHAN)
131Şubat
Kasım 2014
2013 Perşembe
Firmaların kasım ayı kampanyalarında, "30 bin liraya varan ve 30 aya uzayan vadeli kredilere sıfır faiz",
"4 bin liraya kadar peşin alım indirimi", "Peşinatsız satış" ve "Sabit kur" gibi fırsatlar dikkati çekti
1CUAWKGQRVQPWCTWATRW7EKTNULWTQ:UIUSJTKU
7WVQNPDRVQWSTJTSUORTWOPRPSW>?WVOPSJVFW:T9TS
ITSTSUSWVOSPWJ1STLUSTW:1QTWMNMLMHURWCTW4VBUB
NU<[email protected]@VAVQPWOEAJTW>2F>6WJVQVRVSWMNM/
LMNUCWBUQLVRVQPWVQVIPSJVKUWKPOVIPOVWQTKVHTNFWNEKTNU/
<UOTWOVQVJP;WPRWIMSGWOVKRVDPQKTSFWIVNPDW4TJTBRTQUSU
[email protected]
[email protected]
GAVOVSWCVJTWCTWHEOEOTSWKQTJUWLUKNVQPSVWQV*LTSF
IPBPQWBVUAWULKVSPWJVL:VWCGQJG;00WLG4VHUQUSUSF
[email protected]:1INTQTSWHVAPWO/
TQRUWCTWOVHVS<[email protected]
JTQRTJU*UWHUR:URTQTW:1QTFWJ1CUAWKGQRVQPSJVKUWVQNPDWCT
OTSUW7WMQVSRVQPSPSWBUOVNRVQVWOVSIPNPRLVIPORV
OPRPSWURKW>[email protected]
:T9TQKTSWMNMLMNUCWBUQLVRVQPWIMSWVORVQJVKUWIVNPD
@TQBMQLVSIRVQPSVWMJVKRVSJP;'VIPLWVOP
[email protected]#5?WHUSWRUQVOVWCVQVSWCTW5?WVOV
GAVOVSWCVJTRUWKQTJURTQTWIPBPQWBVUA#FW#8WHUSWRUQVOV
[email protected]#FW#!TDUSVNIPAWIVNPD#WCT
#$VHUNWKGQ#W:UHUWBPQIVNRVQW1STW9PKNP;W"UVNFWKVIPL
[email protected]@IVLPSJVFWNELWMNM/
LMHURRTQWCTW4VBUBWNU<VQUWVQV9RVQWU9USW5?WHUSW7)W5?WVO
IPBPQWBVUAWULKVSPW:TNUQUOMQ;WNMLMHURRTQUSJTSW!GS/
NM=OGW5.WHUSW86?FW"UVNW!VSJV=OPW55WHUSW8??WCT
)USTV=OPW5.WHUSW6??W7)=JTSW4VBUBWNU<VQU
VQV9RVQPSJVSW"UMQUSM=OGW53WHUSW-2?W7)FWTSU
MHRM=OGW56WHUSW.>?W7)=JTSWHVDRVOVSWHVDRVOVS
BUOVNRVQRVWIVNVSW"UVNFWJV4VWGAGSWCVJTJTW1JTLTWOV@/
LVKWUINTSLTIUW4VRUSJTW4TLWMNMLMHURW4TLWJTW4VBUB
NU<VQUWVQV9RVQWU9USW8?WHUSW7)W86WVOVWKVJVQWOEAJT
?F++WBVUARUWKQTJUWVCVSNV PSJVSWOVQVQRVSJPQPOMQ;W
"UVNWMNMLMHURWCTW4VBUBWNU<[email protected]
VRPLPWNTQ<U4WTJTSRTQTWURVCTW5WHUSW7)WUSJUQUL
!!%)%''!&
)''&')%#%
#'!)&"&)((()
2'$-)/4+ -33$0#4,0.0/4%43,0/134,)(124#&
3-$3-'2/4*"43(3-0/13'+4,)'2.+4 0(04,)(12
%#!%4.14"41/2124%&4+.,3-4!4+.,/
&!4+/41.3-42.+-42.12421+.2/4+ -33$0/4,)(12
#&)4*"43(3-0/34,30.10
7EQKWMNMLMNUCWITKN1QESESWU4QV<VNPFWOPRPSW>?WVOPSJV
[email protected],UQRU*UW0,[email protected]
HEOELTW4PAPWOEAJTW>8F3>WURTWHGSGSWUKUWKVNPSPWVDNP;
,GWJ1STLJTW>6WLUROVQW283WLUROMSW-63WHUS
JMRVQW:TRUQWTRJTWTJURTSWU4QV<VNPSWOEAJTW+5F65=EW>5
LUROVQW+28WLUROMSW58>WHUSWJMRVQW0,[email protected]
[email protected];W0,WERKTRTQUSJTSW0RLVSOV=JVWOEAJT
3.F8?FW%S:URNTQT=JTWUITWOEAJTW>6F8+=RUKWU4QV<VN
VQNPDRVQPWOVKVRVSJP;00WLG4VHUQUSUSFW7EQKUOT
%4QV<VN9PRVQW&T<RUIUWKVOPNRVQPSJVSWJTQRTJU*UWHUR/
:URTQTW:1QTFW7EQKWMNMLMNUCWITKN1QEFWM<VK/TKUL
J1STLUSJTW:TRUDLUDWHVNPWERKTRTQUWHVDNVWMRLVK
EATQTW.WKPNVJVW>2-WERKTWCTW1ATQKWH1R:TORTW>8
ITQHTINWH1R:[email protected];$1AWKMSGIG
J1STLJTFW>6WLUROVQW283WLUROMSW-63WHUSWJMRVQRPK
MNMLMNUCWU4QV<VNPSPSW>5WLUROVQW+28WLUROMSW58>
HUSWJMRVQRPKWH1RELEFW7EQKUOT=SUSW:TRTSTKITRWM/
RVQVKWTSWHEOEKWNU<[email protected],
ERKTRTQUSTW:TQ9TKRTDNUQURJU;W,[email protected]/
LMNUCWU4QV<VNPSPSWOEAJTW+5F65=ESEWKVQDPRVJP;
(T9TSWOPRPSWURKW>?WVOPSJVW0,[email protected]<VNPS
@VOPWOEAJTW2-=JVWKVRLPDNP;,GWJGQGLFW0,WEOTIUW3+
ERKTSUSFW>[email protected]/
NVOVWKMOJG;W0,WJPDPSJVKUW>83WERKTOTWIVJT<TW8
LUROVQW6+6WLUROMSW28>WHUSWJMRVQWU4QV<VNWKVOJTJUR/
JU;W(ESTOW'PHQPIWGLW'TIULU=STWUITWJPDWIVNPL
[email protected];%4QV<VNPSWOVQPIPSJVSWBVARVIPW0,WEOTIUW.
ERKTOTW%4QV<VNRVQFWOPRPSW>?WVOPSJVFW:T9TSWITSTSUS
VOSPWJ1STLUSTW:1QTFW0,WERKTRTQUSJTSW0RLVSOV=OV
OEAJTW3.F8?WVQNPDRVW5WLUROVQW-8WLUROMSW+2?WHUSF
%S:URNTQT=OTWOEAJTW>6F8+WVQNVQVKW3WLUROVQW26WLURO/
MSW836WHUSFW"QVSIV=OVWOEAJTW?F52WOEKITRUDRTW>
LUROVQW-22WLUROMSW->3WHUSFW%NVROV=OVWOEAJTW3F2.
OEKITRUDRTW>WLUROVQW82-WLUROMSW8+2WHUSWCT
,TR9UKV=OVWOEAJTW>3F3>WVQNPDRVW668WLUROMSW8?3
HUSWJMRVQWMRJG;%RKW.WIPQVJVKUWERKTRTQJTSWTRJT
TJURTSW-WLUROVQW865WLUROMSW-+6WHUSWJMRVQRPKWJPD
IVNPLFWITKN1QESW>?WVORPKWU4QV<VNPSPSWOVQPIPSJVS
BVARVIPSPWKVQDPRVJP;W$TKN1QESWM<VK/TKULWJ1ST/
LUSJTW:T9TSWOPRPSWVOSPWJ1STLUSTW:1QTWU4QV<VN
[email protected]=OVW+-+WLUROMS
6.WHUSFW$RMCTSOV=OVW826WLUROMSW55-WHUSF
!MRMSOV=OVW5-5WLUROMSW2-+WHUSFWMRRVSJV=OVW5+LUROMSW633WHUSFW%ICT9=TW5?6WLUROMSW-65WHUSF
0CGINGQOV=OVW32?WLUROMSW.-?WHUSFWVSULVQKV=OV
3?2WLUROMSW32.WHUSFWTKWGL4GQUOTNU=STW>6?WLU/
ROMSW>WHUSFW%QRVSJV=OVW>5>WLUROMSW25WHUSF
&V<VQUINVS=VW>3>WLUROMSW-?+WHUSFW!MQNTKUA=TW>>.
LUROMSW5>8WHUSFWGSVSUINVS=VW>>.WLUROMSW.?>WHUSF
"USRVSJUOV=OVW2>WLUROMSW>5?WHUSFWPQCVNUINVS=VW5>
LUROMSW32?WHUSFW)TNMSOV=OVW3?WLUROMSW585WHUSWCT
&VRNV=OVW2WLUROMSW3>6WHUSWJMRVQWJPDWIVNPLRVQ
[email protected];WNMLMNUCWTSJEINQUIUFWHGWJ1STLJTW0,
EOTIUW2WERKTJTWUITWU4QV<VNWKVOHPWOVDVJP;W,GWERKTR/
TQJTSWMLVSOV=OVW82?WLUROMSW36+WHUSFW$RM/
CVKOV=OVW.?WLUROMSW>.>WHUSFW,GR:VQUINVS=VW>55
LUROMSW+>+WHUSFW)UNCVSOV=OVW>6WLUROMSW538WHUSF
)EKITLHGQ:=VW>.WLUROMSW.+>WHUSWCTWINMSOV=OVW8
LUROMSW+-.WHUSWJMRVQRPKWU4QV<VN
:TQ9TKRTDNUQURJU;**
GO:GRVSPOMQ;W7U<VQUWVQV<PWG<VNM=OGWUITW2?WHUSW7)
86WVOVWKVJVQW?F6-WBVUARUWKQTJUWVCVSNV PORVWIVNPDV
IGSVSW"UVNFWNU<VQUWVQV9WVRVSWTISVBWURTWKE9EKWCTWMQNV
1R9TKRUWUDRTNLTRTQTW',%FW#'3#WOTNKUWHTR:TIUSU
HTJVCVWIV*RPOMQ;W"[email protected]
LEDNTQURTQUSTWNU<VQUWVQV9RVQJVW38WVOVWGAVSVSWIPBPQ
BVUAWULKVSPFWMNMLMHURRTQJTWUITW5?WHUSWRUQVOVWKVJVQ
3?WVOWNVKIUNRTWOEAJTW?F2-=RGKWBVUAWMQVSRVQPWIGSGOMQ;
,USTKWVQV9RVQPSVFWVORPKW+6.W7)[email protected]
BPQIVNPW:TNUQTSWBUQLVFWNU<VQUWVQV9RVQPW7QVSIUNWMGQUTQ
CTW7MGQSTMWMGQUTQWLMJTRRTQUSJTW38WHUSWRUQVWU9US
38WVOWIPBPQWBVUAWGO:GRGOMQ;$VNPDPSVWOTSUWHVDRVSVS
TSUW7QVSIUNWMSST<NWCTW7MGQSTMWMSST<NWLMJTR/
RTQUSTWUITW>6WHUSWRUQVOVW>6WVOWNVKIUNRTWIPBPQWBVUA
[email protected];W7QVSIUNWGINMLWCT
7MGQSTMWGINMLWLMJTRRTQUSJTW5?WHUSWRUQVWU9USW38
VOWIPBPQWBVUAWULKVSPWIGSGRGOMQ;!TG:TMNFWMNMLMHUR/
RTQUW3?6FW3??6WCTW5?>WURTW4VBUBWNU<VQUWVQV9RVQPW,U@/
@[email protected][email protected]=RTQUWOPRWIMSGSVW1ATRW3?
HUSW7)W3?WVOWIPBPQWBVUARTWIVNPDVW9PKVQPOMQ;W3?6=UW5+
HUSFW3??6=UW.8WHUSW6??WCTW5?>=UW83WHUSW.??W7)=JTS
HVDRVOVSWBUOVNRVQRVWIVNVSWBUQLVFW,U@@[email protected]=OUW8?
[email protected]=OUW82WHUSW2??WRUQVJVSWHVDRVOVS
BUOVNRVQRVWLEDNTQURTQUORTWHGRGDNGQGOMQ;WTSVGRNF
KVIPLWVOPWHMOGS<VWNELWHUSTKWMNMLMHURRTQUSTWIPBPQ
BVUAWVCVSNV [email protected]*RPOMQ;
"VUAIUAWKQTJUWVCVSNV PSPWHUSTKWMNMLMHURRTQWU9USW>6
HUSW7)W>6WVOFW52WHUSW7)W>3WVOWOVWJVW>3WHUSW7)W52
VOWIT9TSTKRTQUORTWIGSVSWBUQLVFW&T:VSTW,=OUW88
HUSW5.?W7)=JTSWHVDRVOVSWBUOVNRVQRVWIVNPOMQ;W7EL
HUSTKWMNMLMHURRTQUSWOVSPWIPQVW'VS:MMW&GRNUWCT
'VS:[email protected])=WOTWCVQVS
SVKUNWVRPLWUSJUQULUWGO:GRVOVSWTSVGRNFWNU<VQU
[email protected]@IVLPSJVF
LVKIULGLW22WHUSW7)WKQTJUWNGNVQPWCTWLVKIULGL
86WVOWCVJTWIT9TST*UWURTWOEAJTW?F6-WBVUAWMQVSP
IGSGOMQ;'VIPLWVOPWHMOGS<VWHUSTKWMNMLMHURTFW86
HUSW7)=OTWLVKIULGLW86WVOWCVJTWU9USWOEAJTW?F2BVUAWMQVSPWURTWKQTJUWJTWKGRRVSJPQVHURTSWBUQLVFWNEATR
KUDURTQWCTWCTQ:UWRTC4VRPWITQHTINWLTIRTKWIV4UHU
:TQ9TKWKUDURTQTWKVIPLWVOPSJVWIVNPSWVRV<VKRVQPWHUSTK
[email protected]?F2-WBVUA
[email protected]:TNUQUOMQ;7ELWLMJ/
TRRTQTWBVQKRPWUSJUQULWCTWBPQIVNRVQPSWIGSGRJG*G
#MRKIV:TSW"[email protected]#SJVSWOVQVQ/
RVSLVKWU9USWMRKIV:TSW7EQKUOTW"V<THMMKWIVOBVIP
CTOVW#HUSTKVQV<;C;<ML;NQ#WUSNTQSTNWVJQTIUSJTS
[email protected]
:TQTKUOMQ;WMRKIV:TSFWHVAPWLMJTRRTQJTKUWIVHUN
KGQWGO:GRVLVIPSPWJVWIEQJEQEOMQ; **
Aselsan, Makedonya Cumhuriyeti’nde Otoyol Ücret Toplama Sistemi Projesi
gerçekleştirmek için sözleşme imzaladı.Sözleşme ile Makedonya’nın Sırbistan sınırından
Yunanistan sınırına kadar uzanan ve Koridor-10 olarak adlandırılan yaklaşık 200 kilometrelik
ücretli otoyolunun üzerinde ücret toplama sahası ve Sistem Kontrol Merkezi inşa edilecek
[email protected]'VRKPSLVW,VSKVIPWBMSRVQPORVWBUSVSIT
TJURTSW>.[email protected] TJTWU4VRTF
[email protected];W%KU
VDVLVRPWU4VRTSUSWURKWVDVLVIPSJVWBUQLVRVQPS
OTNTQRURUKRTQUWJT*TQRTSJUQURJU;W%RKWVDVLVOPW0ITRIVSWURT
[email protected]@RVLW.WGRGIRVQVQVIPWBUQLV
:T9NU;W"UOVNWNTKRUBRTQUSUSWOVQPDNP*PWUKUS<UWVDVLVJVWUIT
KVAVSVSW0ITRIVSWMRJG;WNMLVNUKW(T9UDW(UDTRTQUWCT
'VQNRPW(T9UDW(UDTRTQUWHGRGSV<VKWIUINTLTWVHMSTWMR/
LVKWUINTOTSWKGRRVSP<PRVQWCTWVHMSTRTQUSW4TIV@
UDRTLRTQUWU9USW:UDTWIV4VRVQPWIVNPDWITQCUIUWCTQTS
KUMIKRVQRVWJMSVNPRV<VK;[email protected]/
STNW1JTLTWO1SNTLRTQUWCTOVWVKPRRPWNTRTBMSRVQPORVWJV
GRVDVHURT<TK;W0ITRIVSPSW'VQNRPW(T9UDWCTWNMLVNUK
(T9UDWIUINTLRTQUWOPRRVQJPQW7EQKUOTJTW'VQVOMRRVQP
(TSTRW&EJEQRE*EWNVQVBPSJVSWKGRRVSPRPOMQ;W$UINTLUS
[email protected];
([email protected]
IUINTLRTQWNVQVBPSJVSWMNMLVNUKWEQTNURUOMQ;W0ITRIVS
<[email protected]$UINTLRTQUW'VQVOMRRVQPW(TSTR
&EJEQRE*EFWLSUOTNW(TSTRW&EJEQRE*EFW&%7
&EINTDVQRP*PFW,VSKVRVQFW!77WCH;WHUQULRTQWURTWTRTK/
[email protected]'VQVOMRRVQPW(TSTR
&[email protected]*UWNELWUDRTNLTWHUR:UWCT
[email protected];W0ITRIVSW<[email protected]/
[email protected]@RV/
LVWIEQT<USUWNELEORTW0ITRIVSWNVQVBPSJVS
UDRTNURTHURT<TKWKVJVQWMQ:VSUATWCTWMR:GSRVDLPDWHUQ
[email protected]@WHGRGSGOMQ;W0ITRIVSFW>WORERW3?>8
NVQU4USJTSWUNUHVQTSW:T9TQRUWMRVSWOTSUWMQ:VSUAVIOMS
[email protected]@QM TRTQUSWJTWOTQWVRJP*PWOTSU
HUQWITKN1QWHVDKVSRP*PWMRGDNGQJG;W(TRT<T*USWSTQ U
!QM TRTQUFW&URRUW7QTSFWEKITKWPARPW7QTSFW&URRU
&TNQMFWRTKNQUKRUW0QVHVRVQFW0KPRRPWMRW$UINTLRTQUF
0KPRRPW<[email protected]$UINTLRTQUWCTW(ECTSRUKW$UI/
[email protected] TRTQUSTWMJVKRVSVQVKW9VRPDLVRVQPSV
HVDRVOVSWRVDNPQLVFW(ECTSRUKFWSTQ UWCTWNMLVIOMS
$UINTLRTQUW($W$TKN1QW,VDKVSRP*PFWHGWI1ARTDLT
URTWGRGIRVQVQVIPWHVDVQPWKVAVSJP; *
$ )
$ )$ $
((()((#)'"&&)'"%)"%#
Tekstil Makine ve Aksesuar Sanayicileri Derneği (TEMSAD) Başkanı Adil Nalbant,
1980'li yıllarda Türkiye’de dokumasından ipliğine her türlü tekstil makinesi üretilirken
bugünse dünyadaki üçüncü büyük tekstil makinesi alıcısı haline gelindiğini söyledi
Denizli Sanayi Odası (DSO) ve TEMSAD
işbirliği ile düzenlenen "Tekstil Makine
Sanayicileri Tekstilin Anavatanında" adlı
toplantı, Dedeman Park Otel’de yapıldı.
Toplantıya DSO Başkanı Müjdat Keçeci ve
Meclis Başkanı Mehmet Tosunoğlu, TEMSAD Başkanı Nalbant, 23 tekstil makine ve
aksesuar sanayicisiyle tekstil sektörü temsilcileri katıldı.Açılış konuşmasını yapan DSO Meclis Başkanı Tosunoğlu, Denizli'nin 8
bin yıllık dokuma geçmişiyle tekstilin
anavatanı ismini hakettiğini söyledi. Son zamanlarda tekstile yapılan yatırımların
azaldığını belirten Tosunoğlu, bunun bazı
çevrelerde tekstilin bittiği şeklinde
yorumlandığını vurguladı. Tosunoğlu, "1 kg.
uydunun bedeli, ancak 6 ton tekstile denk
geliyor diyorlar. Katma değerli ürün üretelim,
örneğin otomotiv sanayisine ağırlık verelim
deniyor. Otomotivin yarısından fazlasının,
rüzgâr tribünlerinin kanatlarının tekstil
ürünü olduğundan ise kimse bahsetmiyor.
İnsanlardaki bu yanlış algıyı yıkmamız
gerekiyor." dedi.Tekstilin hala Denizli'nin lider sektörü olduğunu, ilden ihracatın yarısına
yakınını tekstil imalatçılarının yaptığını vurgulayan Tosunoğlu, bunun engellere rağmen
bir başarı olduğunu ifade etti. Denizli'de verilen kredilerin içerisinde tekstilin payını gitgide kaybettiğini ve 2000’li yıların başından
bu yana yüzde 40’lardan yüzde 10’lara kadar
düştüğünü belirten Tosunoğlu, doğru
şekilde desteklendiği takdirde sektörün daha fazla istihdamla daha fazla ihracat yaparak ekonomiye çift yönlü katkı yapacağını
söyledi.TEMSAD Başkanı Nalbant da 1980'li
yıllarda Türkiye'de dokumasından ipliğine
kadar her türlü tekstil makinesi üretilirken
1990'lı yıllarda dünyadaki üçüncü büyük tekstil makinesi alıcısı haline gelindiğini ifade
etti. Tekstil makinelerinin 28 milyar dolarlık
bir pazar olduğunu söyleyen Adil Nalbant,
“Her sene 2 milyar dolarımızı tekstil
makinelerine harcıyoruz. Makine ithalatıyla
kaybettiklerimizi, ürettiklerimizi dış pazarlara
satarak kapatmaya çalışıyoruz. Gelin Türk
makine imalatçılarına destek verin. Biz
makine imalatçıları olarak rakiplerinize değil,
size ve ülkemize hizmet etmek istiyoruz.”
şeklinde konuştu.(CİHAN)
SAYFA 6
SONDAKiKA GAZETESİ >>
6 SİYASET
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
13
17Kasım
Şubat 2014
2013 Perşembe
Perşembe
MHP’li Vural'dan fişleme yorumu:
Milletini sevenler hükümetin hedefinde
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Oktay Vural, İçişleri Bakanlığı’nda aralarında ülkücülerin de olduğu memur
adaylarının üçüncü dereceden akrabalarına varıncaya kadar fişlenmesine dair ortaya çıkan belgeleri, "Maalesef işadamlarımız fişleniyor, zaten zulme uğruyor, ülkücüler, milliyetçiler, milletini sevenler, dürüst olanlar hepsi hükümetin hedefindedir." diye değerlendirdi
TBMM'de konuşan Oktay Vural, "Dolayısıyla ‘milliyetçilikle hesaplaşmamız gerekir' diyen
Davutoğlu hükümetinin ve AKP hükümetinin
açıkçası bu hesaplaşması her alanda sürüyor. Ama zulme boyun eğmeyiz, tek parti döneminde
AK Parti döneminde zulümlerine karşı çıkmayı
bilmiş bir partiyiz, bunu herkes bilmeli." ifadelerini kullandı. Milliyetçi Hareket Partisi
Grup Başkan Vekili Oktay Vural, TBMM’de
basın toplantısı düzenleyerek, gündemdeki
konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Kendisine kamuoyunda 'Ak Saray' olarak bilinen
Cumhurbaşkanlığı Sarayı için İşsizlik Fonu'ndan ödeme yapıldığına ilişkin haberler sorulan
Vural, "Zaten bizim vergilerimizden ödendi.
Çiftçinin, emekçinin vergilerinden ödendi. Ödenmeseydi emeklilerimiz yüzde 3 daha fazla
zam alabilecekti. 3 yıl daha fakir fukara kömür
alacaktı. Şimdi birisine bin oda yaptırmak için
İşsizlik Fonu'ndan para aktarılıyor. Rezalete
bakın ya. Gerçekten değerli arkadaşlarım bu
zulüm değil midir, zalimlik değil midir? Bu
ilave harcamaları kapatmak için İşsizlik Fonu'ndan para geldi. Ak saray aslında bir zihniyetin;
safahat, israf, kibir zihniyetinin ortaya koyduğu
bir eserdir. Kibri yıkmamız lazım. Bu kibrin
sonucunda meydana gelmiştir. İnsanlar sıkıntı
içerisinde yöneticileri safahat arayışı
içerisindeyse artık bu hükümetin millet için yapacağı birşey yok demektir." karşılığını verdi.
Mimarlar Odası'nın Papa’ya mektup yazarak
“Ak Saray’a gelmeyin” çağrısı yaptığı hatırlatılarak, Papa’nın ilk yabancı konuk olarak ağırlanacağı sorulması üzerine Vural, şunları söyledi: "Kimden medet umuyor? Sen önce kendi insanından medet um. Yabancılardan medet umulmasını doğru bulmuyorum açıkçası. Böyle
birşey olamaz yani. O bakımdan bununla ilgili
millet kendi gücünü kullanmalıdır. O da enteresan tabi açılışını da Papa’yla birlikte yapacak
galiba. Enteresan, öyle mi tesadüf ettirildi
bilmiyorum yani. Planlı mıdır bilemiyorum yani
o da ilginç geldi bana." HDP’nin çözüm
sürecinin devam ettirilmesi konusunda aldığı
karar da sorulan MHP Grup Başkanvekili Vural,
"Oyun demedim mi, kumpas devam ediyor
arkadaşlar. Ne süreci ne şeyi. Sürecin sonucunda
geldiğimiz nokta gayet açık ve net. PKK terör
örgütü alan hakimiyeti oluşturmuştur kamu
düzeni PKK’ya terk edilmiştir.
Devlet çekilmiştir o bölgeden. Tablo budur. Geldiğimiz
noktada işte al gülüm ver
gülümle kontrollü gerilimlerle
bunlarla millet aldatılacaktır,
kandırılacaktır. Süreç ne süreciymiş, süreç nedir sonuçta ne olacak ya çözüm dediğiniz nedir
ya çıkın millete bunu anlatın ya."
ifadelerini kullandı. Başbakan
Yardımcısı Bülent Arınç’ın
çözüm süreci açıklamaları sorulan Vural, "Bremen Mızıkacıları
Bakanlar Kurulu. 23 Nisan
müsamere başbakanı, işte böyle
müsamerede oynanırsa açıkçası herkes
ayrı bir oyun oynuyor.
Kimin kimden haberi var ki maalesef bu
Türkiyeyi yöneten Bakanlar Kurulu iradesinin
olmadığını ortaya koyuyor." diye ekledi. Ardın-
dan İçişleri Bakanlığı’nda aralarında ülkücülerin
de olduğu memur adaylarının üçüncü dereceden
akrabalarına varıncaya kadar fişlenmesine dair
ortaya çıkan belgeler sorulan Vural, "Maalesef
işadamlarımız fişleniyor, zaten zulme uğruyor;
ülkücüler, milliyetçiler, milletini sevenler, dürüst
olanlar hepsi hükümetin hedefindedir.
Dolayısıyla ‘milliyetçilikle hesaplaşmamız
gerekir' diyen Davutoğlu
hükümetinin ve AKP
hükümetinin açıkçası
bu hesaplaşması
her alanda
sürüyor.’’
(CİHAN)
'AK SARAY' İÇİN
Çavuşesku örneği
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreter Yardımcısı Recep Dumanlı, "Büyük ve görkemli saraylar veya devlet
binaları son dönem komünist diktatörlüklerin simgesi konumunda olmuştur. Bunlar arasında yakın tarihte hafızalardan
çıkmayan örnek ise Çavuşesku’nun, önünde kurşuna dizildiği muhteşem görünüşlü devasa sarayı olmuştur." dedi
Adalet Bakanı
Bozdağ: Seçim
hakim ve savcıları
bölüp, parçalıyor
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, hakim ve
savcıların seçim işinden uzaklaştırılması gerektiğini, seçimin hakim ve savcıları böldüğünü
parçaladığını söyledi. Türkiye Büyük Millet
Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu'nda, yeni
yargı paketi ile Yargıtay ve Danıştay'ın yapısını
değiştiren yasa teklifi ele alınıyor. Toplantıya
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da katıldı. Uygulamadan, yasadan ve Anayasa'dan kaynaklanan
sorunlar olduğunu dile getiren Bozdağ, uygulamanın üzerinde çok durulması gerektiğini vurguladı. Konuyu partiler üstü tutup Anayasa uzlaşması yapılması gerektiğini belirten Bozdağ,
yargı konusunda bir uzlaşma olursa bundan
memnuniyet duyacaklarını kaydetti. Hakimlerin,
savcıların seçim işinden uzaklaştırılması gerektiğini belirten Bozdağ, seçimin hakim ve
savcıları böldüğünü, parçaladığını söyledi.
Hakim ve savcıların seçimden kaynaklı sıkıntıları çevrelerine söylediğini, kendilerine de
söylediklerini anlatan Bozdağ, Yargıtay ve
Danıştay konusunun partiler üstü ele alınması
gerektiğine dikkat çekti. Çözüm süreciyle ilgili
de Bozdağ, "Ülkemizin neresinde olursa olsun
kamu düzeninin tam tesisi, tam sağlanmasından
sorumluyuz. Herkes üzerine düşen görevini titiz
bir şekilde yerine getirmektedir. Güneydoğu'daki iddialarla ilgili yasalar ne gerekiyorsa o
yapılıyor. Kobani olayları çerçevesinde binin üzerinde gözaltı oldu, 500 üzerinde tutuklama
oldu." diye konuştu. Çözüm süreci deyip suç
işleme yapılıyorsa bunun kabul edilemez
olduğunu dile getiren Bozdağ, vazifelerinin
hukukun ülkenin her yerinde egemen kılmak
olduğunun altını çizdi. İvedi yargılama konusunda Danıştay'dan bir talep geldiğini anlatan Bozdağ, 17-25 Aralık'tan çok çok önce bunun
olduğunu ifade etti. (CİHAN)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili tartışmalara
yazılı açıklama ile katılan Recep Dumanlı,
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ne kadar
büyük bir devlet olduğunu dosta düşmana
göstermek amacıyla Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla yapımına
başlanan ve geçtiğimiz günlerde faaliyete geçirilen ‘kaçak saray’ ile ilgili Başbakan Ahmet
Davutoğlu’nun saraya ilişkin açıklamalarını inandırıcı bulmanın mümkün olmadığını" söyledi. "Kendi iktidarlarının sefasını sürmek olan
asıl maksatlarını gizleyerek konuyu büyük devlet olmanın gerekliliği ile ilişkilendiren bu yaklaşımı da Türk milletinin kabul etmesi mümkün
değildir." diye devam eden MHP’li Dumanlı, "O
kaçak sarayın her zerresinde bu milletin evlatlarının gözü ve hakkı vardır. 1000 odalı sarayın
bu ülkenin hangi ihtiyaçlarını karşılamak üzere
inşa edildiğini bilmek hepimizin hakkıdır. ABD’de bile Başkan ve ailesi ‘Beyaz Ev’de kiracı
konumunda ve kira dışındaki masrafları kendileri tarafından karşılanırken, acaba bizim kaçak
sarayda durum nasıldır? Örneğin 1000 odanın
kışın ısıtma, yazın soğutma bedeli ne kadardır
ve bu bedel kimden tahsil edilmektedir?" sorularını yöneltti.
'VAY HALİMİZE DEMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ
KALMAMIŞ DEMEKTİR'
Dumanlı, şunları dile getirdi: "Bir ülkenin büyük
ve güçlü bir ülke olduğunun göstergeleri o
kadar değişik alanlarda yoğunlaşmaktadır ki
bunu bilmek için ekonomist veya siyaset bilimci olmaya gerek yoktur. Herhangi bir ülkenin
gerçekten büyük bir ülke olabilmesi ve güçlü
bir biçimde ayakta durabilmesinin temel bazı
temel şartları bulunmaktadır. Bunlar güçlü
ekonomi, güçlü insan gücü varlığı, güçlü
teknolojik altyapı ve güçlü bir ordudur. Ancak
iktidardaki AKP hükümeti ve ülkeyi yöneten zevat büyük saraylar yapılınca ülkenin büyük ve
güçlü olacağı yanılgısına düşmektedirler. Eğer
ülkemiz, büyük ve görkemli yapısıyla aslında
despotik özlemleri yansıtan bir görüntü oluşturan kaçak sarayla büyük olacaksa vay halimize
demekten başka çaremiz kalmamış demektir.
Büyük ve görkemli saraylar veya devlet binaları
son dönem komünist diktatörlüklerin simgesi
konumunda olmuştur. Bunlar arasında yakın
tarihte hafızalardan çıkmayan örnek ise
Çavuşesku’nun, önünde kurşuna dizildiği
muhteşem görünüşlü devasa sarayı olmuştur.
O büyük saraya rağmen Romanya bugün
AB’nin istenmeyen çocuğu konumunda bir
ülkedir. Bu büyüklükte yapılan ve yeni
dönemde Köşk yerine kullanılmaya başlanan
söz konusu kaçak saray da tarihteki örnekleri
gibi Türkiye’yi güçlü bir devlet yapmaya yetmeyecek, olsa olsa turistik gezi için görülmesi
gerekli yerler listesinin bir parçası olacaktır.
Türkiye’de kaçak sarayın büyüklüğü ile avunan
ve halkı da bu yolla kandıranların aslında
büyük ve güçlü olması gereken Türkiye’nin altını nasıl oyduğunu görmek gerçekten büyük
önem taşımaktadır."
'BU NOKTADA DÜZELTME YAPILMASI ZORUNLUDUR'
Başbakan'ın 'Kaçak saray’la ilgili savunmasına
da işaret eden MHP’li Recep Dumanlı, şöyle dedi: "Büyük devletsek büyük düşünmek durumundayız’ ifadesi aslında doğrudur. Tarihe
damgasını vuran bütün büyük devletler büyük
düşünmüşlerdir ancak burada küçük ve ince
bir durum vardır ki bu noktada düzeltme yapılması zorunludur. Dünya bilimde, sanatta,
siyasette, dış politikada, nüfusta, ekonomide,
kültürde, teknolojide, insani gelişmede,
kentleşmede, toplumsal zenginleşmede ve
askeri güçlenmede büyük olmayı düşünürken,
AKP’nin önceliği büyük saraylarda devlet
imkânlarıyla saltanat sürmektir. Büyük devlet
olmanın gereği olarak büyük düşünürsek,
AKP’nin 12 yıldır Türkiye’yi bölüp ufalamayı amaçlayan çalışmalarını nereye koymamız
mümkün olacaktır? Kaçak saray için büyük
düşünen şimdiki Cumhurbaşkanı ile emanetçi
Başbakan acaba Türkiye’nin içinde bulunduğu
durumdan nasıl bir büyük düşünce çıkarmış olabilirler?"
'SORUYORUZ; TÜRKİYE’Yİ NASIL BÜYÜTECEKSİNİZ?'
Büyük devlet olmanın, öncelikle adalet ve
hukuk temelinde hakları korunmuş bir toplumsal bütünleşme yanında insan sevgisine dayalı
vatan ve millet sevgisiyle ancak mümkün olabileceğine işaret eden Dumanlı, öncelikle terörle mücadele konusuyla başlamak üzere AK Parti’nin cevaplamasını istediği hususları ‘Soruyoruz. Türkiye’yi nasıl büyüteceksiniz?’ diyerek
şöyle sıraladı: "İmralı canisi ile pazarlık
masasında mı? Sıfır terörle teslim aldığınız
Türkiye’de on iki yıldır PKK’ya verdiğiniz tavizlerle ülkemizi parçalanma noktasına getirdiniz.
Türkiye’yi açılım ve çözüm zırvalarıyla mı?
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kanton bölgeler ilan eden, güvenlik güçlerinin buralara
girmesinin engelleneceğini duyuran PKK’yı
seyrederek mi? Şırnak’ta Belediye Meclisinin
aldığı kararla Gazipaşa’nın, İsmet Paşa’nın,
Yeşilyurt’un, Gündoğdu’nun, Dicle’nin, Aydınlık’ın, Cumhuriyet Meydanı’nın isimlerini KCK
yapılanması marifetiyle değiştirilmesine
müsaade ederek mi? 6-7 Ekim olaylarında
sokaklarımızı savaş alanına çeviren ve 40’tan
fazla vatandaşımızın ölümüne yol açan iç
savaş hazırlıklarına müsaade ederek mi? Türk
Silahlı Kuvvetlerini önünüzde bir engel olarak
görüp, çeşitli yöntemlerle küçültüp, baskı altına
alıp, etkisizleştirerek mi? Silahsız ve sivil kıyafetle çarşıya çıkmış Mehmetçikleri arkalarından
vurdurarak mı? Mübarek şehit kanlarıyla sulanmış aziz vatan topraklarımızdan peşmergelerin
geçişi için koridor açıp bu toprakları kirleterek
mi? Suriye’den herhangi bir kısıtlamaya tabi tutmadan getirdiğiniz iki milyona yakın insanı
hiçbir tedbir almadan Anadolu’ya dağıtarak
bozduğunuz iç huzur ile mi? Cumhuriyetin sizden önceki dönemlerini yok sayarak, o dönemlere ait milli varlıkları ise özelleştirme yoluyla
yandaşa peşkeş çekerek mi? 4+4+4 diyerek ve
12 yılda en az 6 kez eğitim sistemine müdahale
ederek mi? İlkokul seviyesine kadar uyuşturucu madde kullanımının yaygınlaştırılmasına
göz yumarak mı? Kadın ve çocuğa karşı uygulanan şiddet ve suiistimale seyirci kalarak mı?
Yüksek oranlı büyüme yalanlarıyla son 12 yılda
ortalama yüzde 4,8 büyüyerek mi? Tasarruf oranlarını yüzde 25’lerden yüzde 12’lere düşürerek mi? Cari açığı 50 milyar dolara, kısa vadeli
borçları 130 milyar dolara, dış borçları da 400
milyar dolara çıkartarak mı? Asgari ücretle
çalışanlara, işsizlere yaşama hakkı vermeyerek
mi? Geçmiş on iki yılda yapmayı vaat edip yapmadığınız projeleri yeni bir ambalajla yeniden
halka sunarak mı? Teknolojik ürünlerin ihracat
ve üretim içindeki payını 12 yıl öncesine göre
düşürerek mi? Gelir ve servet dağılımını her
geçen gün bozarak, ekonomimizi orta gelir
tuzağına düşürerek ve ülkemizi AB’nin ve
OECD’nin en fakir ve gelir dağılımı en bozuk
ülkelerinden birisi yaparak mı? İnsanı gelişme
seviyesi açısından ülkemizi gelişmezlik bataklığına sokarak mı? Enflasyon oranlarındaki
artışı Türk Milletinden gizleyerek mi? İşçiyi,
memuru, emekliyi sarı ve yandaş sendikalarla
rehin alarak, onların maaş ve ücretlerinin ödenmesinde Kaçak Saraya harcadığınızın binde
birini bile layık görmeden mi? 2023 yılında 2 trilyon dolar GSMH ile onuncu ülke olacağız
derken, Hindistan’ın bugün bu rakamı aştığını
bilerek mi? İşsizlik, yoksulluk ve yozlaşma tavan yapmış durumdayken mi? 25 milyon yoksul yaratarak, 26,5 milyar TL sosyal yardım
yaprak ve 2,2 milyon ton kömür dağıtarak mı?
Hafriyat bedeli proje bedeline ulaşan havalimanı yaparak mı yoksa 12 yılda 12 kez yeniden
yapılan bölünmüş yol inşaatları ile mi? Soma’da, Ermenek’te, Kozlu’da ve daha birçok maden
işletmesinde vahşi üretim metotlarına müdahale etmeyerek her yıl binlerce insanımızı canlı
canlı toprağın altında ölüme terk ederek mi?
Yoksa Soma’da zeytin ağaçlarını katlederek mi?
Demokrasi, hukuk, yargı, adalet ve insan hakları ihlallerinin artışıyla mı? Rüşvet ve yolsuzluk dosyalarının parmak hesabıyla kapatıldığı
bir ortamda mı? Yandaş ve havuz medyası ortaklığınızı geliştirerek mi? Sıfır sorundan sırf
sorun dönemine geçerek ve başta komşu ülkeler olmak üzere neredeyse bütün dünya ile
sorunlu hale gelerek mi Türkiye’yi büyüteceksiniz?"
'SÜPER LÜKS BİR KAÇAK SARAY YAPTIRARAK MI TÜRKİYE’Yİ BÜYÜK ÜLKE YAPACAKSINIZ?'
MHP Genel Sekreter Yardımcısı Recep Dumanlı
açıklamasını, şu sözlerle tamamladı: "Şimdi
konuyu biraz daha netleştirelim ve gerçek resmi ortaya koyalım. Kamuda lojman, bina ve
taşıt alımını kısıtlayarak dar gelirli memurların
lojmanlarına, servislerine, vatandaşın ödediği
vergilerine göz dikip kendinize lüks araç, süper
lüks uçak ve 1000 odalı süper lüks bir Kaçak
Saray yaptırarak mı Türkiye’yi büyük ülke yapacaksınız?" (CİHAN)
SAYFA 7
SONDAKiKA GAZETESİ >>
7 SİYASET
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
13
17Kasım
Şubat 2014
2013 Perşembe
Perşembe
Başbakan Ahmet
Davutoğlu: Her türlü yasal
tedbiri almaya hazırız
Davutoğlu, Başbakanlık Yeni Bina'da İş Güvenliği
konusuyla ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıda,
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı Taner Yıldız ile Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz
da hazır bulundu. Hükümetin kurulmasının ardından
bekleyen yapısal reformlarla ilgili ciddi adımlar attıklarını
dile getiren Davutoğlu, bu çerçevede geçen hafta
içerisinde bazı alanlarda yapısal dönüşüm programını ilan
ettiklerini hatırlattı. Orta Vadeli Programın açıklandığını
hatırlatan Davutoğlu, "62. hükümet programı çerçevesinde
atılacak adımlar konusunda bir bu programın kendi sistematiği içinde yürüttüğümüz reform çabaları var ve bütün
bakanlıklarımıza sirayet edecek şekilde de bu 2023’e
doğru giden çalışma programımızda bu yapısal reformlara
özen göstereceğiz" dedi. "İki konu bu arada gündemimizde zaten vardı ancak şartlar bu gündemi öncelikli
olarak ele almamızı gerekli kıldı" diyen Davutoğlu, "Birisi
6-7 Ekim olayları sonrasında İç Güvenlik Reformu ile ilgili yaptığımız çalışmadır, çok geniş kapsamlı bir istişare
sonucunda Türkiye’de kamu düzenin ihdas etmek için iç
güvenlik alanında ciddi yapısal çalışmalar içine girdik. Bu
hafta içerisinde de bu reform paketini Meclisimize
sunacağız" şeklinde konuştu.
Hükümetin güvenoyu aldığı gün asansör kazası meydana geldiğini ve bunun ardından ilk Bakanlar Kurulu
toplantısında iş güvenliği konusunu detaylı bir şekilde ele
aldıklarını hatırlatan Davutoğlu, daha sonra da sektör temsilcileriyle bir araya gelerek iş güvenliği çerçevesinde
yapılacak çalışmaları geniş bir istişari zeminde planladıklarını bildirdi. Ermenek’teki maden kazası ve Yalvaç’ta
meydana gelen trafik kazasının da dikkatleri iş kazasına
yönelttiğini söyleyen Başbakan Davutoğlu, atılması
gereken adımlar konusunda da bakanlıklararası çok geniş
bir istişare yaptıklarını söyledi. AK Parti iktidarları dönemine bakıldığında iş güvenliği ve çalışma hayatıyla ilgili çok
ciddi yasal düzenlemelerin yapıldığının aşikar olduğunu
dile getiren Davutoğlu, ilk defa kendi dönemlerinde çağın
gereklerine uygun iş kanununun yürürlüğe konulduğunu
hatırlattı. Norm ve standart birliğini sağlayan sosyal
güvenlik reformunu hayata geçirdiklerini, yapılan düzenlemeyle dağınıklığa ve çok başlılığa son verdiklerini
anımsatan Davutoğlu, tüm vatandaşları sağlık şemsiyesi
altına alan genel sağlık sigortasını hayata geçirdiklerini
söyledi. Küresel kriz dönemlerinde istihdam şartlarını iyileştirdiklerini ve artırdıklarını anlatan Davutoğlu, 10 yıl
içerisinde işverenlere 41 milyar prim desteği sağladıklarını, son 5 yılda istihdamda sağlanan artışın 5 milyon
795 bin kişi olduğunu ve 985 bin kişiye mesleki eğitim
verdiklerini ifade etti. Davutoğlu,1 Mayıs’ı tekrar tatil ilan
ettiklerini, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nu
yürürlüğe koyduklarını, kayıt dışı istihdam oranını yüzde
52’den yüzde 36’ya düşürdüklerini söyledi. AB normlarına uygun müstakil iş sağlığı ve güvenliği kanunu yürürlüğe soktuklarını hatırlatan Davutoğlu, “Böylece 91 yıllık
cumhuriyetimiz döneminde ilk kez AB normlarına uygun
müstakil iş sağlığı ve güvenliği yasasına kavuşmuş oldu
ülkemiz” dedi. Yasaya istinaden 36 yönetmeliğin yürürlüğe girdiğini ve mevzuatla birlikte 83 bin iş güvenlik uzmanı ile 23 bin işyeri hekiminin sertifikalandırıldığını
hatırlatan Davutoğlu, “Bu daha önceki dönemlerde olmayan bir alandı ve bizim iş güvenliği yasasından sonra
takriben iki yılda hem iş güvenliği uzmanlarının sayısını
artırdık, eğittik, sertifikalandırdık ve sisteme soktuk. Uluslararası standartlarda evrensel standartlardaki çalışma hayatı kurallarını uygulayabilmek için ILO’nun 167 ve 176
sayılı maden ve inşaatlarda iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili
sözleşmeleriyle ilgili yasal süreci hızlandırdık. Ümit ederiz
ki bu hafta içinde, en geç gelecek hafta Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’ndan bu yasal
düzenleme geçecek ve ILO’nun 167 ve 176 sayılı
sözleşmeleri Türkiye’de uygulanır
hale gelecek” diye konuştuk.
Başbakan Ahmet Davutoğlu,
"Yasal düzenlemeyi mükemmel yapmış olabilirsiniz. Bu
yasal düzenlemeye dayalı olarak, son derece detaya inen teftiş yaparsınız, inşaatı
durdurursunuz, ama nihayetinde çalışma şartlarının düzeltilmesi her şeyden önce bir zihniyet
dönüşümünü gerekli kılıyor.
Hükümetimiz çalışma şartlarını iyileştirmek için her
türlü yasal tedbiri almaya ve
bu yasal tedbirleri hayata
geçirmeye kararlıdır" dedi
"Her şeyden önce bir zihniyet dönüşümünü
gerekli kılıyor"
Denetim faaliyetlerine de ağırlık verdiklerini ve 2014
yılında 845 maden işyerinin teftiş edildiğini ve bunlardan
134’ünün durdurulduğunu dile getiren Davutoğlu, şunları
söyledi: “Maden İşleri Genel Müdürlüğümüz de 94 işletmeyi durdurdu. Çok çarpıcı ‘acaba denetim konusunda
eksiklik var mı, aksama var mı’ diye haklı olarak kamuoyumuzda yöneltilen sorulara bir cevap teşkil etmesi
bakımından, ekim ayında asansör kazasından sonra 2 bin
79 inşaat denetlendi ve bin 610 inşaat durduruldu. Bunun
çarpıcı iki yönü birisi bu kadar yüksek bir denetim
yapılmış olması ama maalesef çalışma şartlarının ne kadar
namüsait olduğunu gösteren bir istatistik olarak da 2 bin
79 denetimden bin 610 inşaatın durdurulmuş olması. Bu
da şunu gösteriyor; yasal düzenlemeyi mükemmel yapmış
olabilirsiniz, bu yasal düzenlemeye dayalı olarak son derece detaya inen teftiş yaparsınız, inşaatı durdurursunuz ama nihayetinde çalışma şartlarının düzeltilmesi her şeyden önce bir zihniyet
dönüşümünü gerekli kılıyor.” “Şu
hususu özellikle kamuoyumuzla paylaşmak istiyorum” ifadesini kullanan
Davutoğlu, şöyle devam etti: “Hükümetimiz çalışma şartlarını iyileştirmek için
her türlü yasal tedbiri almaya ve bu yasal tedbiri hayata geçirmeye kararlıdır bu konuda hiçbir tereddüdümüz yok. Ama bütün bu
istişareler esnasında benim fark ettiğim
bir husus var ki yasal düzenlemeler süreci yönetmek bakımından
yeterli olamayabiliyor. Süreci yönettiğinizde de eğer
çalışma kültürüyle
ilgili bir zihniyet
dönüşümü
yaşanmamışsa
yine eksik
kalıyor.
Her şeyden önce işçilerimizin, işverenlerimizin bir zihniyet dönüşümü sürecine girmesi lazım. Bu nedir? Mesele
sadece sonunda bir üretim elde etmek değil, o süreç esnasında insanların can güvenliğini temin etmek.” Eminyet
kemeri kullanımıyla ilgili zorunluluk olduğunu ve bu kuralın getirilmesiyle siyasi iradenin veya karar alıcıların
gereğini yapmış olduklarını söyleyen Davutoğlu, “Ama
‘emniyet kemeri benim belimi sıkıyor’ diye arkadan
bağladıktan sonra öne doğru gelen bir sürücü ne kuralı
alırsanız alın artık kendi güvenliğini tehlikeye atmış olması bakımından o kuralı geçersiz kılar” dedi. Davutoğlu,
özellikle işçilerin ve vatandaşların kendi hakları konusunda bilinçlendirilmelerinin çok önemli olduğunu söyleyen
Davutoğlu, "Bütünüyle 77 milyon kişinin günlük hayatını
tek tek kontrol etmek mümkün mü? Önemli olan vatandaşlarımızın işçilerimizin bizzat kendilerinin kendi can
güvenlikleri konusunda bilinçlendirilmeleri" diye konuştu.
"Protesto etmek çok kolay"
İşçi sendikalarıyla yaptığı toplantıda, 2012’de çıkarılan
İş Güvenliği Yasasıyla ilgili ne kadar eğitim faaliyeti
yapıldığını sorduğunu dile getiren Davutoğlu, "Ne kadar
işçilerimize yeni hakları bildirildi, ‘Eğer yoksa şu asansörde güvenlik şartları ben binmeyeceğim’ deme hakkına
sahipken işçimiz acaba böyle bir hakka sahip olduğu bilgisi onlara verildi mi? Protesto etmek çok kolay. Sonunda
hepimizin üzüntü ifade etmesi zaten insani bir görev.
Muhalefet etmek de kolay ama nihayette hepimizin üzerine düşeni yapmamız gerekir" dedi.
Davutoğlu, yaklaşık iki aydır tüm Bakanlar Kurulu
toplantılarında İş Güvenliği Yasası’nı görüştüklerini, bazı
işveren sendikalarıyla 4 kez, bazılarıyla da topluca bir
araya geldiğini hatırlatarak, “Önce kendim olayın
mahiyetini anlamaya çalıştım sonra da acaba ne tedbir
alınır onun üzerinden sonuca ulaşmaya çalıştık" ifadesini
kullandı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, redevans usulüyle
ihale edilen işlerde üretim zorlamalarının engellenmesi
için uygun planlama yapılacağını bildirerek, "Kimse üretim zorlamasında bulunamayacak, bulunursa işi durdurulacak ve sözleşmeyi feshedeceğiz. Redevans süresi 15 yıldan az olmayacak. Kamuda redevans olacak ancak
bütünüyle bir başka işverene devredilemeyecek. Eğer
hizmet alımı söz konusu olacaksa ilgili bakanlıkla
görüşerek yapacak. Özel sektörde ise redevans
olmayacak" dedi. Davutoğlu, Başbakanlık
Yeni Bina'daki basın toplantısıyla iş güvenliği alanında yapılacak yeni düzenlemeleri
açıkladı. İş güvenliğiyle ilgili üç aşamalı
bir sorunla karşı karşıya bulunulduğunu
belirten Davutoğlu, bunlardan ilkinin "zihniyet ve eğitimle ilgili bilinçlenme, sosyal
farkındalık" olduğunu dile getirdi.
Madende üretim başladığı andan madenin
kapanması, kapanmasından sonra rehabilite
edilmesine kadar giden dönemi kapsayan
"süreç yönetimi"nin ikinci unsur olduğunu
belirten Davutoğlu, bu süreçte
denetim, yeni projelendirme, sertifikasyon, krize
müdahale
etme kabiliyeti
gibi başlıklar
bulunduğuna
işaret etti.
Üçüncü
aşamanın
da "yasal
süreç"
olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Eğitim-denetim-yaptırım
dengesini sağlıklı bir şekilde yeniden inşa etmeye ihtiyaç
var. Esas itibarıyla bugün açıklayacağım hususlar, bütün
bu sürece, ana parametrelere hitap etme hedefini güden bir
reform paketi. Sadece şu yasal düzenlemeleri yapalım demekle işi bitirmiş olmuyoruz" dedi. "Yasal eksiklik var"
demenin çok kolay olduğuna vurgu yapan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "İlgili herkesin, işçi ve işveren
kuruluşlarının, STK'ların, bu konuyla ilgili duyarlılık
hisseden her kesimin eldeki mevzuatı incelemesi ve bize
spesifik, somut önerilerle gelmesi lazım. Çok kolay gibi
gelen önerilerin sonuçlarını, maliyet ve etki analizlerini iyi
yapabilmek lazım. Meselemiz hem çalışma hayatını
düzenlemek ama bir taraftan da Türkiye'de sanayi üretiminin durmamasını, aksine artmasını temin etmek.
Demokratik standartlarda bir ülke olarak emeğin
sömürüsünün önüne geçmemiz lazım. Alınteriyle, zor
şartlarda hayatını kazanan kardeşlerimizin alınterlerinin
karşılığı yoktur, o emeğin, helal rısk temin etmek için o
şartlarda çalışan kardeşlerimizin hukuku her şeyin
üstündedir. Ama o hukukun devam edebilmesi için o işletmelerin çalışmaları da lazım. Onun için madenlerle ilgili
ayrı bir çalışma size aktaracağım."
"Çok tehlikeli işlerde çalışanlar için yeterlilik belgesi zorunlu olacak"
Başbakan Davutoğlu, çalışma hayatı ve iş güvenliğiyle
ilgili alınması kararlaştırılan tedbirleri şöyle sıraladı: "Çok
tehlikeli işlerde çalışan 2 milyon 700 bin çalışanımıza
mesleki yeterlilik belgesi alma zorunluluğu getireceğiz.
Bundan sonra 'inşaat işçisi, amele veya şuradan gelen işçiler' değil işçilerimizin profesyonel olarak yaptığı işle ilgili
mesleki formasyonu, serftifikası olacak. Hepsi tanımlanacak. Bu çerçevede meslek liseleri ve üniversitelerin ilgili fakültelerine zorunlu iş sağlığı ve güvenliği dersi koyacağız. Daha eğitimin ilk aşamalarında öğrencilerimiz, iş
sağlığı ve güvenliği alanlarında bilinçlendirilecek, eğitilecek. Yapı denetim firmalarına iş sağlığı ve güvenliği
konusunda sorumluluk getireceğiz. Yapı denetim firmaları
sadece işin mekanik denetimiyle ilgilenmeyecek, iş sağlığı
ve güvenliği konusunda sorumluluk üstlenecekler. İnşaatlarda şantiye şefine, madenlerde daimi ve teknik
nezaretçilere, 'iş güvenliği uzmanı' olma şartı getireceğiz.
Belli vasıfları taşıyarak zaten şantiye şefi olmuştur ama
ona bir de 'Şantiye şefi olacaksanız iş güvenliği uzmanı olacaksınız, sertifikanız olacak'. İş güvenliği pratiğini bizzat
o yapacak demek değil, yine iş güvenliği uzmanları olacak
onun emrinde çalışan ama şantiye şefi bir iş yerine
girdiğinde nerelerde iş güvenliği aksamaları var görebilecek bir altyapıya sahip olacak. Entellektüel bilgi
birikimine, 'Şurada şu eksiklik var, işçilerimizin hayatı
riske girebilir' diye görebilecek durumda olacak. Şantiye
şefi sadece işin bir an önce bitirilmesine odaklanmayacak,
iş güvenliğine de odaklanacak. Bu sertifikaya sahip olmayanlar şantiye şefi olamayacak."
"İdari para cezalarında ciddi artış olacak"
Yaptırımlara ödül-ceza dengesi getirileceğine, iş kazası
olmayan iş yerlerinin ödüllendirileceğine, iş kazası olan iş
yerlerine de ekstra mali cezalar verileceğine vurgu yapan
Davutoğlu, "Üç yıl içinde iş kazası olmayan çok tehlikeli
iş yerlerinde işsizlik sigortası priminin işveren payını
yüzde 2 yerine yüzde 1 olarak tahsil edeceğiz.
'Çok tehlikeli iş yeri' kategorisinde üç yıl hiçbir iş kazası
gözükmüyor, her şey kuralına uygun yapılmış, işverende
hem sorumluluğunu yerine getirmiş hem de işçilerin canı
konusunda duyarlılık göstermiş, işsizlik sigortası primini
yüzde 2 yerine yüzde 1 olarak tahsil edeceğiz.
Bu işverenlerimize ciddi bir teşviktir. Ancak takip eden
yılda, ölümlü iş kazası meydana gelirse aynı primi yüzde 3
olarak tahsil edeceğiz. Ölümlü iş kazasında prim yükselecek" bilgisini verdi.
(AA)
Günal: Madencileri AKP mitinglerine
götürenler patronların madenini kapatamaz
MHP Antalya Milletvekili Mehmet
Günal, "Maden işçilerini AKP mitinglerine götürenler, patronların madenlerini kapatamaz. BİMER'e işçiler
şikayette bulunsa da kapatamaz.
Maden ölümlerinde tek suçlu şikayetleri değerlendirmeyen siyasi iktidardır." diye konuştu.
Günal, yaptığı açıklamada, başta Soma olmak üzere maden ocaklarında maden işçisi
ölümlerinin tek suçlusunun AK Parti iktidarı
olduğunu savundu. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun maden facialarıla ilgili 'Ya, teftiş
kuruluna bir dilekçe yazıp, BİMER’e şikâyet
etseydiniz, biz de baksaydık.' sözüyle maden
ocaklarının halihazırdaki durumunu özetlediğini belirten Günal, "Biz BİMER’in ne işe
yaradığını biliyoruz. Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan’ın başbakan iken bir
işadamıyla arasında geçtiği iddia edilen
diyalogda “Başbakanlık Teftiş Kurulu’na
dilekçe yaz, BİMER’e de şikayet et. Biz
gereğini yaparız” dediğini ve söz konusu ihalenin sonra iptal edildiğini hepimiz çok iyi
biliyoruruz. İş adamının şikayetinin gereği
hemen yapılıyor ve o ihale iptal ediliyor, o
hemen oluyor ama vatandaşın ki sıraya giriyor, bakan olursa oradan oraya, oradan oraya
havale ediliyor. Yani, burada denetim kararları
herhangi bir gerekçeyle, Bakanın söyledikleriyle veya başka gerekçelerle veya
ekonomik veya siyasi veya işte 17 ve 25 Aralık'ta olduğu gibi birilerinden bir şey alıp
üstünü kapatma da olabiliyor.Yani her nedense uygulanmıyor. " dedi. İster siyasi rant
ister ticari rant isterse bir kayırma olsun,
uygulanmadığı zaman bu tür kazalarla hep
karşılaşılacabileceğinin altınını çizen Günal,
madenlerle ilgili 150'ye yakın şikayet olmasına karşı hiç işlemin yapılmadığını kazalarla
tüm Türkiye'nin gördüğünü kaydetti. Günal,
"Kazadan iki ay önce işçiler noter kanalıyla o
madende sızıntı olduğunu bildirmiş. Yani demek ki bir sorun var ve insanlar bunu daha
önce bildirmiş. Şimdi, "Ya, BİMER’e bildirseydiniz bunu engellerdik." demenin bir alemi
yok. Maden işçilerini AKP mitinglerine
götürenler, patronların madenlerini kapatamaz. BİMER'e işçiler şikayette bulunsa da
kapatamaz. Maden ölümlerinde tek suçlu
şikayetleri değerlendirmeyen siyasi iktidardır." ifadesini kullandı. Herkesin Zonguldak’ta, Soma’da, Ermenek’te ve daha önce kim
bilir kaç maden kazasından sonra hep “Neden oldu, suçlu kim?” sorusunu sorduğunu
ve suçlu aradığını vurgulayan Günal, ortada
giden canlar var, henüz ulaşılamayan canlar
var, her seferinde aynı şey olduktan sonra
tartışmak yerine, olmadan, bir önceki olaydan ders çıkarıp bundan sonra olmasını engellemek olması gerektiğinin altını çizdi. Günal, test yapar gibi suçlu MİGEM mi, bakan
Faruk Çelik mi, bakan Taner Yıldız mı veya
müfettişler mi?” diye sormanın yanı tüm
madenlere ruhsat verme yetkisini kendisinde
toplayanın sorgulanması gerektiğinin kaydetti. Günal, sözlerini şu sözlerle tamamladı:
"Ben söylüyorum hiçbiri değil, asıl suçlu
bütün ruhsatları verme yetkisini kendisine
toplayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Başbakan maden ruhsatı verir mi?
Çalışma Bakanlığının müfettişi gitmiş, ne
yapmış? Müfettiş, denetçi raporunu getirir
müsteşara, bakana, Teftiş Kurulu Başkanı'na
verir. Çünkü inceleme raporunun gereğini
yapıp savcılığa gönderme yetkisi denetçide
veya müfettişte değildir." (CİHAN)
SAYFA 8
SONDAKiKA GAZETESİ >>
13
17Kasım
Şubat 2014
2013 Perşembe
Perşembe
SONDAKiKA GAZETESİ >>
MENEMEN ÇÖMLEĞİNE ULUSLARARASI DOKUNUŞ
İNCE ZIMBALAR
Sabit
İNCE
Menemen’in çömleği, İzmir Ekonomi
Üniversitesi (İEÜ) ve Varşova Güzel Sanatlar Akademisi ile Menemen Çömlekçiler
Derneği işbirliğinde dünyaya açılacak.
Menemen’e özgü çömlek yapımının dünya
genelinde tanınması, çömleğe tasarım ve
kimlik kazandırılması amacıyla Uluslararası
Çömlek Atölyesi (KULP) Polonya ve Türk
öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi.
Menemen’deki atölyelerde incelemelerde
bulunan öğrenciler, İEÜ Güzel Sanatlar ve
Tasarım Fakültesi’nde, kilden çeşitli
tasarımlar yaptı. Atölye hakkında bilgi
veren İEÜ Güzel Sanatlar ve Tasarım
Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölüm
Başkanı Yrd. Doç. Dr. Can Özcan, Menemen çömlekçiliğinin kuşaklardır devam
eden bir meslek dalı olduğunu, geleneksel
olarak sürdürülen bu mesleğin geleceği
hakkında hiçbir planlama yapılmadığını
söyledi. Türkiye ve Polonya’nın diplomatik
[email protected]
ALEVİ AÇILIMI
Hükümet Alevi açılımı işine başlarken Aleviliği
tanımlamaya kalkışmasın. Bu, şimdilerin en başat
liberal söylemi ya da bir kısım Alevi tarafından
seslendirilen itiraz.
ilk bakışta doğru bir söylem gibi görülebilir ama
mesele bununla bitmiyor.
tanımlamaya kalkışmasın Hükümet. Kim nasıl
Alevi olacaksa öyle olsun.diyenler var.
Ama asıl mesele o değil.
- Alevi açılımının içeriğini belirlemek için birileriyle görüşmek gerekiyorsa, ki gerekiyor, peki o
zaman kiminle görüşsün Hükümet?
Alevilerin kendi aralarında seçtikleri ve bütün
Alevileri kapsayan bir temsili heyet var mı? Talepler listesini ortaya koymak için bizzat Alevilerin
bir Alevi tanımı yapması gerekmiyor mu?
Evet gerekiyor ama hükümetin muhatabı kim olacak? Diyelim ki bir mutabakat sağlandı, bunu
bütün alevi dernek, vakıf ve kuruluşları kabul edecek mi? Kesinlikle bu sorunun cevabı hayır.
Başbakan Davutoğlu’nun Akil İnsanlar Heyetleri
ile yaptığı görüşmede, Cem Vakfı Başkanı, kendisi
de bir “Dede” olan Prof. Dr. İzzettin Doğan söz
almış, Konuşmasının bir yerinde şöyle demiş:
- "Sayın Başbakan tıpkı Kürt sorununun uluslararasılaştırılması gibi Alevi sorununun da uluslararasılaştırılmasını isteyen ve Türkiye’yi buradan
vurmak isteyen bir gelişme var. Çözün bu Alevi
sorununu."
Belli ki İzzettin Doğan, mesela Almanya’da
geliştirilmek istenen bir oyundan rahatsız.
Almanya’daki bu oyunun aktörlerinin de Alevilik
adına hareket ettiklerini söylemeye gerek var mı?
“Çözüm süreci”nde Kürtler adına sadece terör
örgütü ve uzantılarının muhatap alınması, geniş
Kürt toplumu tarafından tepki ile karşılandı. Ve işin
bu hale gelmesinin örgütü güçlendirdiği, diğer
Kürtler üzerinde baskısının artmasına yol açtığı
değerlendirmesi her gün biraz daha doğrulanıyor.
Hükümet de şimdi o çizgiyi restore etmeye
uğraşıyor, Kürt temsilinin daha çok olmasını ve
hepsiyle görüşülmesi yönünde bir çizgiye doğru
gidiyor.
Diyelim bünyesinde çoğunlukla Alevi gençlerin
bulunduğu DHKP-C terör örgütü Alevi temsilini
ele geçirdi, bu kabul edilebilir mi?
Diyelim, Pir Sultan Abdal Derneği Alevi temsilini
aldı, bu Alevi toplumunun kaçta kaçı tarafından
benimsenir?
Diyelim İzzettin Doğan’ın Cem Vakfı,
Hükümet’le bir uzlaşma zemininde buluştu, tüm
Alevi Camiasının onayını sağlar mı?
Alevi camiada öyle yapılar var ki, orada Alevilik,
dini-mezhebi bir müessese olmaktan tamamen
uzaklaşmış, nerede ise etnik bir aidiyet niteliğine
bürünmüş. O da, hangi politikalar için kullanılabileceği zamana ve zemine göre tayin edilecek
siyasi malzemeye dönüşmüş.
Alevi camiada, Aleviliğin İslam’la ilişkisi noktasında da birbiriyle Doğu ile Batı kadar uzak yaklaşımlar var.
Şimdilerde, coğrafyamıza yönelik uluslararası
stratejilerde nasıl Kürtler bir oyun aracı halinde
görülüyorlarsa ve kimi Kürt yapılaşmaları (PKKPYD buna dahil) bu uluslararası projelere malzemi
etmek istiyorsa, aynı durum Aleviler için de projelendirilmek isteniyor.
Amerikan’nın-İngiltere’nin gözünün içine bakan
bir Kürt çizgisi gibi, mesela Almanya’nın gözünün
içine bakan ve “bizimle oynayın” diyen bir Alevi
çizgisi var mı var ... Bunlar Kürtler adına oyun oynarsa ne olur, Aleviler adına oyun oynarsa ne olur?
Aslında sorun ne kürt sorunu ne de alevi sorunu.
Evet alevilerin yüzyıllardır süren bir inanç mağduriyetleri var, cem evlerinin ibadethane olarak
kabul edilmesi gibi talepleri var.
Ama bizce hiçbir güç, özellikle hükümet veya iktidarlar din işlerine, insanların inançlarına yön vermek ve düzenlemekten vazgeçmeli, bu işler sivil
toplum kuruluşları tarafından oluşturulacak bir
bağımsız kuruluş ile yürütülüp idare edilmelidir.
ilişkilerde 600’üncü yılı etkinlikleri kapsamında 2 yıldır Varşova Güzel Sanatlar
Akademisi ile ortak proje geliştirdiklerini
kaydeden Yrd. Doç. Dr. Özcan, proje kapsamında 20 Polonyalı ve 10 Türk
öğrencinin Menemen çömlek ustalarından 1
haftalık eğitim aldığını ve dönem boyunca
kilden yaptıkları tasarımları geliştireceklerini aktardı. Yrd. Doç. Dr. Özcan, “Öğrencilerimiz ilk aşamada çömlekçilik mesleğini
tanıdı. Öğrencilerimizin tasarım güçleriyle
bilenenlerin ötesine geçmelerini, Menemen
çömleğine artı bir değer katmalarını
amaçlıyoruz” dedi.
Öğrencilerin kendi ülkelerinde çömleğin
tasarımı üzerine çalışacağını, tasarladıkları
ürünlerin üretilebilirliği üzerine Menemen’deki çömlek ustalarından fikirler alınacağını anlatan Yrd. Doç. Dr. Özcan,
amaçlarının Menemen çömleğine ait marka
ve kimlik oluşturmak olduğunu vurguladı.
Yrd. Doç. Dr. Özcan, tasarımların daha
sonra Türkiye ve Polonya’da
sergileneceğini de ifade etti. Varşova Güzel
Sanatlar Akademisi Öğretim Üyesi Prof.
Michal Stefanowski ise, öğrencilerin ilk kez
Menemen çömleğini tanıdıklarını, bundan
çok etkilendiklerini söyledi. Prof. Stefanowski, Menemen çömleğine yönelik
Polonya’da çalışmalar sürdüreceklerini,
sonucunda çıkan ürünleri sergileyeceklerini
ve satılabilir ürünler oluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Menemen Çömlekçiler
Derneği Ertan Surahan da, Menemen çömleğine marka değer katabilmek amacıyla
üniversite, sanayi işbirliği yaptıklarını
bildirdi. Saruhan, “Çömlekçilik ataerkil bir
meslektir. Geleneksel olarak
sürdürdüğümüz bu mesleğimizi geleceğe
taşımak istiyoruz. Bu kapsamda da işbirlikleri yapıyoruz” diye konuştu.
(HABER MERKEZİ)
SiYAH MAVi KIRMIZI SARI
Şubat2014
2013Perşembe
Perşembe
9 GÜNCEL 1317Kasım
ALİAĞALI BALIKÇILAR “ORMAN KANUNU” İSTİYOR
İzmir’in Aliağa İlçesinde faaliyet gösteren
S.S. Aliağa Su Ürünleri Kooperatifine üye
balıkçılar, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile
iş birliliği yaparak yasadışı avcılıkla mücadele ediyor. Yaptığı açıklamada; Aliağalı
Balıkçılar adına konuşan S.S. Aliağa Su
Ürünleri Kooperatifi Başkanı Kemal Yılmaz, Yasa dışı avcılığın sadece Aliağa bölgesinin sorunu olmadığını söyledi. Üç
tarafı denizlerle çevrili Türkiye'nin birçok
yöresinde yasadışı avcılığın boy gösterdiğine vurgu yapan Başkan Yılmaz, “Yasa
dışı balık avcılığı Türk balıkçılık sektörünün yıllardır kanayan yarasıdır” dedi.
1971 yılına kadar Osmanlı mevzuatları ile
yönetilen Türk Balıkçılık sektörünün
1971’den bugüne de 1380 sayılı su ürünleri
kanunu ile yönetildiğini, ancak mevcut
yasanın artık ihtiyaca cevap vermediğini anlatan Başkan Yılmaz, şöyle konuştu: “Bizler
Aliağalı balıkçılar olarak
gelecek nesillere miras
bırakacağımız denizlerimizi korumak, kollamak adına yasadışı
avcılıkla mücadele ediyoruz. Bu haklı mücadelemizde Sahil Güvenlik
Komutanlığı ve Aliağa Gıda
Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğümüz ile iş birliği yapıyoruz. Liman
Başkanlığımız ile Aliağa Belediyemiz de
bize bu çalışmalarımızda bize destek
oluyor. Büyük ölçüde başarılı olduğumuzu
da gurur duyarak söyleyebiliriz. Ancak
şunu da itiraf et-
meliyiz ki;
yasadışı avcılığı tamamen önleme nok-
tasında maalesef başarılı olduğumuzu
söyleyemeyiz”
“Yasadışı avcılığı tamamen önlemek
adına neler yapılması gerekir?”
sorusuna yanıt veren Başkan
Yılmaz, “Yasa dışı
avcılığı tamamen ortadan kaldırmanın
tek yolu 1380 sayılı
su ürünleri kanunu
revize edilmesidir.
Balıkçılık ve Su
Ürünleri Genel
Müdürlüğümüzün
bu yönde çalışmaları
var. Ancak bu çalışmalar
uzun yıllardır nihayete
erdirilemedi. Zira bu çalışmalar
nezdinde sektör paydaşlarının sesini
yeterince kulak verilmediğini, alınan
görüşlerinde çok fazla dikkate alınmadığını
Vergisini düzenli ödeyen
patronlar ödüllendirilmeli
düşünüyorum. Bu anlamda bizim önerimiz
açık ve net’tir; Su Ürünleri yasasında
orman kanunları uygulanmalıdır. Yasadışı
avcılık yapan bir tekne yakalandığında devlet tarafından müzayede ile satılmalıdır.
Bu yönde çok katı kurallar uygulayan
dünya ülkelerinden örnekler var
önümüzde. Dünyanın bazı ülkelerinde
yasadışı avcılık yaparken yakalanan
tekneler ceza olarak batırılıyor” diyerek,
cezaların caydırıcı nitelikte olması gerektiğini savundu. Kemal Yılmaz, Çandarlı
Körfezinde yasadışı avcılara göz açtırmayan Sahil Güvenlik Komutanlığına,
Balık satış noktalarını kontrol altında tutan
Aliağa Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe
Müdürlüğü’ne ve S.S. Aliağa Su Ürünleri
Kooperatifi’nin faaliyetlerine destek veren
Aliağa Liman Başkanlığı ile Aliağa
Belediye Başkanı Serkan Acar’a teşekkür
etti. (HABER MERKEZİ)
EGE-KOOP DANIŞMA KURULU BAŞKANLIĞI’NA
EKONOMİ PROFESÖRÜ HÜSNÜ ERKAN SEÇİLDİ
Ege-Koop Danışma Kurulu
artık FİKİR KULÜBÜ olacak
Ege İhracatçı Birlikleri’nde düzenlenen “6552 Sayılı Torba Kanun Bilgilendirme Toplantısı”nda
konuşan Başkan Ünlütürk, "Ödül koyalım daha fazla kişi vergisini vaktinde ödesin" dedi
Menderes’te kurslar başladı
kitaplar dağıtıldı
M
enderes Belediyesi
tarafından lise ve üniversiteye hazırlık yapan
öğrenciler için başlatılan ücretsiz
kurslara ilgi yoğun oldu.
Kursların başlamasıyla birlikte
öğrencilere eğitim kitapları da
belediye tarafından ücretsiz
dağıtıldı. Sosyal sorumluluk projeleriyle dikkat çeken Menderes
Belediyesi, lise ve üniversiteye
geçiş sınavlarına hazırlanan öğrenciler için ücretsiz eğitim kurslarını
hayata geçirdi. İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğü ile yapılan protokol ile
8. ve 12. sınıf öğrencilerine yönelik
gerçekleşen eğitimlere öğrencilerin
ilgisi de yoğun oldu. İlçede ilk kez
gerçekleştirilen uygulamaya ilk
etapta 700’den fazla öğrenci katılım
gösterdi. Uygulama kapsamında
öğrencilere belediye tarafından
ücretsiz eğitim kitapları da
dağıtıldı. Menderes Belediye
Başkanı Bülent Soylu ve İlçe Milli
Eğitim Müdürü Akif Savaş’ın birlikte dağıttığı kitaplar ile öğrenciler
geleceğe daha emin adımlarla
hazırlanacak.
AB hedefi için
ekonomik refahta
ilerleme sağlanmalı
Credit Suisse tarafından yayınlanan
2014 Küresel Servet Raporuna
göre Türkiye’nin servet
dağılımında en yüksek eşitsizliğe
sahip ülkeler arasında yer aldığına
dikkat çeken İzmir Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Dekan Yardımcısı ve İşletme
Bölüm Başkanı Doç. Dr. Emin
Akçaoğlu, AB üyeliği için
ekonomik refahta ilerleme sağlayacak tedbirler alınması gerektiğini
söyledi. İzmir Üniversitesi İktisadi
ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan
Yardımcısı ve İşletme Bölüm
Başkanı Doç. Dr. Emin Akçaoğlu,
Credit Suisse tarafından yayınlanan
2014 Küresel Servet Raporunu
değerlendirdi. Türkiye’nin servet
dağılımında Brezilya, Endonezya,
Güney Afrika, Hindistan ve Rusya
gibi ülkelerle birlikte ‘en yüksek
eşitsizliğe sahip ülkeler’ kategorisinde yer aldığını belirten
Akçaoğlu, “Eğer Türkiye Avrupa
8 GÜNCEL
SAYFA 9
MAVi KIRMIZI SARI
tipi bir demokrasi istiyorsa, AB’ye
tam üyelik sürecinde mesafe almak
istiyorsa, siyasi bağlamda bu
ülkelere benzemek istiyorsa, gelir
ve servet dağılımı anlamında da bu
ülkelere benzemeli. Devlet nitelikli
istihdamı esas alan, üretken
yatırımları teşvik eden bir sisteme
öncülük etmelidir” dedi. Rapora
göre Türkiye’de servetin yüzde
77,7’sinin en zengin yüzde 10’luk
kesimin elinde olduğunu belirten
Akçaoğlu, alınması gereken tedbirler hakkında önerilerde bulundu.
Toplumsal istikrarsızlık beklentisi
yabancı yatırımcıyı kaçırıyor
Toplumsal istikrarın uzun vadeli
doğrudan yatırımlar gündeme
geldiğinde de yabancı yatırımcıyı
teşvik için önemli bir dayanak noktası olduğunu vurgulayan
Akçaoğlu, “Yabancı yatırımcı
doğrudan yatırım kararı verirken,
yatırım yeri olarak düşünülen
ülkedeki siyasi ve toplumsal is-
Bakanlık onaylı
Öğrencilere dağıtılan eğitim kitaplarının müfredata uygun
olduğunu kaydeden Menderes
Belediye Başkanı Bülent Soylu, “
Hem 8. sınıf hem 12. sınıf öğrencilerimize soru bankası ve konu anlatımlı kitaplar belediyemiz
tarafından ücretsiz olarak verildi.
Kitaplar Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onay almış, çocuklarımızın
eğitimine katkı koyacak şekilde
hazırlanmıştır. Onların zorlu eğitim
süreçlerinde girecekleri sınav maratonunda bir adım önde olmaları için
elimizden gelen her türlü desteği
gösteriyoruz “ dedi.
Ayrım yok
Kurslardan ilçedeki 8. ve 12.
sınıflarda okuyan her öğrencinin
faydalanabileceğini kaydeden
başkan Soylu, “ Projeyi hayata
geçirirken sadece bir kesim öğrencilerimizi düşünerek hareket
etmedik. Sınava hazırlanan bütün
öğrenci kardeşlerimin faydalanabileceği bir uygulamayı hayata
geçirdik. Artık Menderes’te hiçbir
öğrenci kardeşim eğitim konusunda
sıkıntı yaşamayacak. Öğrencilerimizin kurslara gösterdiği ilgi doğru
bir iş yaptığımızı ortaya koydu.
Uygulamayla ilk etapta 700’den
fazla öğrenci kardeşim eğitim
görmeye başladı. Bu sayı gün
geçtikçe artış gösteriyor. Tabii bu
durum bizi de mutlu ediyor” diye
konuştu.
MEGEM hazırlanıyor
Gençler için yaptırılan eğitim
merkeziyle alakalı bilgide veren
Menderes Belediye Başkanı Bülent
Soylu, “ Gençler bizim her şeyimiz.
Onların iyi bireyler olması aileleri
kadar bizim de en büyük arzumuz.
Onlar için her zaman görevimizin
başındayız. Bu kapsamda gerçekleştireceğimiz ücretsiz kurslar için
Menderes Gençlik ve Eğitim
Merkezi’ni hayata geçiriyoruz. İnşaatı süren merkezin yeni yılda
tamamlanmasını planlıyoruz. İnşallah tamamlandığında İzmir’in en
modern eğitim tesisini Menderes’e
kazandırmış olacağız “ dedi.
(HABER MERKEZİ)
İ
zmir Vergi Dairesi Başkanlığı ve SGK İzmir İl
Müdürlüğü 6552 Sayılı Torba Kanun kapsamında vergi ve SGK borçlarının yeniden
yapılandırılmasının avantajlarını
Egeli ihracatçılara anlattı. Ege
İhracatçı Birlikleri Koordinatör
Başkanı Sabri Ünlütürk, devlete
yükümlülüklerini zamanında
yerine getiren mükelleflere
ise ödül mekanizması getirilmesini istedi. Ege
İhracatçı Birlikleri’nde
düzenlenen “6552 Sayılı
Torba Kanun Bilgilendirme
Toplantısı”nda
konuşan Ege İhracatçı
Birlikleri Koordinatör
Başkanı Sabri Ünlütürk, yapılandırma
yasalarının önemli
olduğunu, değişik
gerekçelerle yükümlülüğünü yerine getirememiş firmalarımızın
ihtiyacını gidermek tekrar
bir can suyu verip yollarına
devam etmelerini sağlamak için
önemli bir fırsat olduğunu kaydetti. Devlete karşı yükümlülüklerini
düzenli yerine getiren firmalara yapılandırma yasalarıyla uyumlu bir ödül mekanizması
getirilmesi gerektiğini ifade eden Ünlütürk, “Her
şeyini düzgün yapan firmalara da mutlaka bu sistemlerle birlikte bir ödül mekanizmasının getirilmesi
gerektiğini bir kere daha dile getirmek istiyorum ben
bunu Ankara’da da her platformda, her fırsatta dile getirdim. Gerçekten yıllardan beri bütün yükümlülüklerini yerine getiren firmalara bir ödül mekanizması
olması gerektiğine inanıyorum açıkçası” diye konuştu.
“BÜYÜK FIRSAT SUNULUYOR”
6252 sayılı Torba Kanun’un sosyal güvenlik
açısından geniş kapsamlarının yanı sıra borçları
yapılandırma anlamında da büyük avantaj getirdiğini belirten SGK İl Müdürü Engin
Bilgili, kanunda; Maden ocaklarında
çalışan işçilerden, kadın sigortalılara,
yurtdışı borçlanmasından, ev işinde
çalışan sigortalılara kadar değişik
düzenlemelere yer verildiğini
kaydetti. Özellikle yapılandırma
ile ilgili düzenlemelerin yasada
mevcut olduğunu anlatan Bilgili, “Özellikle genel sağlık
sigortası borçları itibariyle 30
Nisan 2015 tarihine kadar ve
diğer borçlar içinde 31 Aralık
2014 tarihine kadar müracaatları devam edecektir. Bu
bağlamda biz sektörel anlamda istifade edecek olan
gerek işverenlerimizin gerek
sigortalılarımızın istifade
etmesini bu fırsatlardan yararlanmasını istiyoruz. Bu fırsatlar
önemli. 30 Nisan 2014 tarihi
itibariyle tahakkuk etmiş borçların
gecikme faizi ve cezalarının tamamından vazgeçilerek yurtiçi fiyat endeksi üzerinden uygulanacak daha düşük oranda
faiziyle 3 yıla kadar süren bir yapılandırma söz
konusu bunun yanı sıra kurumumuzun 5510 sayılı
kanunla getirilen ağır para cezalarının da yüzde
50’sinin ödenmesi durumunda yüzde 50’sinden
vazgeçilecektir bu da önemli bir düzenlemedir” şeklinde konuştu. Gerek Bağ-Kur, gerekse genel sağlık
sigortası borçları yönüyle de yapılandırma yapılması
halinde genel sağlık sigortasından istifade edecekler
yönünde de düzenleme olduğunu vurgulayan Bilgili
şöyle konuştu: “Bu da önemli bir kazanımdır. Yapı-
Yırcalı fidanları ölüme mahkum
Zeytindostu Derneği
Yönetim Kurulu 6 bin
zeytin ağacının kesildiği
Soma’nın Yırca
Köyü’nde incelemelerde bulundu. Bölgede
çevreciler ve köylülerle
görüşen Dernek
Başkanı Abidin Tatlı,
“Zeytin ağacı kayıtikrar
plarının artmasından
hayati
endişeliyiz.
Sektörümüz
öneme
bu tür uygulamaları tosahiptir. Gelir ve servet dağılımınlare edebilecek bir sektör
daki kötüleşmeye bağlı olarak
değil” diye konuştu.
toplumsal istikrarı bozabilecek bazı
Zeytindostu Derneği
unsurların açığa çıkması yabancı
Başkanı Abidin Tatlı,
yatırımcıları caydıran bir unsurdur”
Manisa'nın Soma ilçesi
dedi. Aynı bakış açısının yerli
Yırca Mahallesi'nde kesilen
yatırımcı için de geçerli olduğunu
zeytin ağaçlarının ortalama
ve bu sorunun zaman içinde bir
30 ile 50 yaş aralığında
çeşit kısır döngü yaratabileceğini
olduğunu, dikilen fidanların
ifade eden Doç. Dr. Akçaoğlu,
aynı seviyeye gelebilmesi için
“Yatırım eksikliğinin gelir ve
10 yıldan fazla sürenin geçmesi
servet dağılımında yaratabilegerektiğini bildirdi. Dernekten
ceği bozulmalar, sonraki aşayapılan açıklamada, Zeytindostu
mada tekrar yatırım
Derneği Yönetim Kurulu üyeleri,
eksikliğinin devamına
Yırca Mahallesi'nde incelemelerde busebep olabilir” dedi.
lundu, muhtar Mustafa Akın, köylüler ve
(HABER
çevrecilerle görüştü. Zeytincilik sektörüne
MERKEZİ)
yönelik endişe verici girişimlerin son
dönemde arttığını savunan Tatlı, sektörün
bu tür girişimleri kaldıramayacağını belirtti.
Zeytin ve zeytinyağı sektörü olarak, sektörün ana unsuru olan ağaçları korumak
adına burada olduklarını ifade eden Tatlı,
ağaçların katledilmesini hiçbir şekilde kabul
etmediklerini kaydetti.
Tatlı, şunları ifade etti: "Zeytin ağacı, şansız
bir şekilde turizme, imara, termik santrale
boyun eğmektedir. Santrali yapmak isteyenler enerjide dar boğaza girilmemesi için
santral yaptıklarını iddia
etmektedirler. Ülkemizi enerji dar boğazına
sokmamak adına zeytin ağaçları kesileceğine, insanlar Soma'da, Ermenek'te,
Zonguldak'ta madenlerde öleceklerine enerji tasarrufu kampanyaları yapılmalıdır.
Bugün yeni ölümler olmasın diye madenlere gidenler, bugün yeni ağaçlar kesilmesin
diye Soma'ya gelenler bu tasarruf hareketlerine gönülden destek vereceklerdir. İnsanların enerjilerini doğru kanalize etmeliyiz."
Zeytin ağacının büyüyüp gelişmesinin 6
ila 10 yılı bulduğunu, bu ağacın diğer
meyvelerde olduğu gibi 5-10 yıl ürün vermediğini bildiren Tatlı, "Burada 30 ila 50
yaş aralığında ağaçlar mevcut. Buraya fidan
dikildi, fakat bunların ikame olması için 10
yıldan fazla süre geçmesi gerekiyor. Burası
kamulaşmış bir alan. O ağaçların da orada
çok fazla yaşayabileceğini sanmıyorum.
Bölge halkı olarak bizler de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Tabi bunlar
büyük kayıplar. Bu kayıpların artmasından
endişe ediyoruz" ifadelerini kullandı.
(HABER MERKEZİ)
landırma yapılması halinde yüzde 5 prim indiriminden işverenlerimiz istifade edeceklerdir. Yüzde 5’lik
indirim ve borcu yoktur kağıdı verilecek. Bu avantajlardan istifade edilmesini öneriyoruz.”
“AF KANUNU DEĞİL YAPILANDIRMA KANUNU”
Günümüz koşullarında yurtdışındaki karışık ortama ve ekonomik daralmaya rağmen ihracat yapmanın ve ihracat seviyesini yükseltmenin onur verici
bir durum olduğunu kaydeden İzmir Vergi Dairesi
Başkanı Rıfat Engin, sıkıntılı ortamda varlıklarınızı ve
güvenliğini riske ederek ihracat yapan işadamlarının
hem ülkemiz için hem vergi gelirleri gurur kaynağı
olduğunu ifade etti.
6552 sayılı torba kanunun kamuoyunda sürekli af
kanunu gibi dillendirilmesinin doğru olmadığını savunan Engin, “Bu kanun bir af kanunu değil, kamuoyunda sürekli dillendiriliyor vergisini zamanında
ödeyenler cezalandırılıyor, ödemeyenler çıkan af kanunlarıyla hiçbir sıkıntı yaşamadan borçlarından kurtuluyor ama bu kanun af kanunu değil yapılandırma
kanunu. Ne vergiden, ne de cezalardan indirime
gidilmemiş normal bankaların kredi konsolidasyonu
gibi gecikme faizi ve gecikme zammı hesaplanmış
eski borçlara onları yurtiçi üretici endeksi ile yeniden
yapılandırarak bir nevi borçları günün koşullarına
uyarlamış oluyoruz. O anlamda vergi borcunu geç
ödeyenlere bir ödül gibi algılanmaması gerekiyor”
şeklinde konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından İzmir Vergi
Dairesi başkanlığı Tahsilat Müdürü Mustafa Taşar
katılımcılara “6552 Sayılı İşkanunu ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yapılandırılmasına Dair
Kanun”un vergi uygulamaları bakımından getirdikleri
hakkında bilgi verdi. Çiğli Sosyal Güvenlik Merkezi
Müdürü Berna Gökçen Ayan’da kanunun sosyal
güvenlik açısından getirdiği avantajları paylaştı.
(HABER MERKEZİ)
Bu bir af değil
6552 sayılı torba kanunun kamuoyunda sürekli af kanunu gibi dillendirilmesinin doğru olmadığını
savunan Engin, “Bu kanun bir af kanunu değil. Ne vergiden, ne de cezalardan indirime gidilmemiş normal
bankaların kredi konsolidasyonu gibi
gecikme faizi ve gecikme zammı hesaplanmış eski borçlara onları yurtiçi
üretici endeksi ile yeniden yapılandırarak bir nevi borçları günün
koşullarına uyarlamış oluyoruz. O anlamda vergi borcunu geç ödeyenlere
bir ödül gibi algılanmaması gerekiyor”
şeklinde konuştu.
Yedi yıldan bu yana İzmir ve
Türkiye'nin sorunlarını masaya
yatıran, akademisyenlerden
sanatçılara, gazetecilerden stk
temsilcilerine birçok isimden
oluşan Ege-Koop Danışma Kurulu, 2014-15 çalışma döneminin
ilk toplantısında hem yeni
başkanını hem de yol haritasını
belirledi. Kurul üyeleri, başkanlığa Ekonomist, Sosyal Bilimci,
Ulusal Birlik ve Strateji Vakfı
Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Erkan'ı,
yardımcılığına Turizmci Bircan
Tağıl’ı, Yazmanlığa ise Reklam
Ajansı Yöneticisi Berna Şahin’i
oy birliği ile seçti. Toplantıda
konuşan Ege-Koop Genel Başkanı
Hüseyin Aslan, kurulun bundan
böyle 'fikir kulübü' olarak ön
plana çıkacağını söyledi. Aslan, "
İzmir'de bu anlamda ciddi bir eksiklik var. Kent için çözüm
öneren, etkin, uzman isimlerle
İzmir'in geleceğine dair söz
söyleyen platform ne yazık ki yok.
Ege-Koop Danışma Kurulu yeni
dönemde bu eksikliği giderecek,
İzmir'in konuşulmayan sorunlarını
Türkiye’nin önde gelen isimleriyle masaya yatırarak, çözümlerini kamuoyuyla paylaşacak"
dedi.
ASLAN: İZMİR’DE
GÜNDEM YARATMAK
İSTİYORUZ
Aslan, özetle şu görüşleri dile
getirdi: " Yedi yıldır İzmir'in parlamentosu gibi çalışan kurulumuz
Onursal Genel Başkanımız Öcal
Uluç'tan sonra yeni dönemini yine
uzman ve ortak aklı ilke edinmiş
bir hocamızla sürdürecek. Prof.
Dr. Sayın Hüsnü Erkan'ın önderliğinde ayda bir yapacağımız
toplantılarla kentte çok önemli bir
eksik olan ortak akıl platformunu
inşa edeceğiz.
Bu platformda Türkiye'nin
önde gelen isimlerini İzmir'de
ağırlayacak, İzmir'in geleceğine
dair fikir ve öneriler oluşturacak,
bunları kamuoyuyla paylaşacak,
takipçisi olacağız.
Bu sayede hem Ege-Koop
olarak konut sorununa çözümler
getirecek hem de danışma kurulumuz aracılığı ile ulaşımdan çevreye ve kentleşmeye İzmir'in
önünü açacak fikirler geliştireceğiz" dedi.
ERKAN: İZMİR’İ
KUCAKLAYACAK ORTAK
FİKİRLER HEDEFLİYORUZ
Ege-Koop Danışma Kurulu
Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Erkan
da, Ege-Koop'a duyulan güvene
vurgu yaparak, bu güvenin kurulun çalışmalarını çok daha dikkate
değer kıldığını söyledi.
Bugüne kadar çalışmaların bir
üst noktasını hedeflediklerini
kaydeden Erkan da şunları
söyledi: " Daha çok fikirler
yarışsın istiyoruz. İzmir'in gündemini belirleyici fikirler oluşsun
istiyoruz. Özellikle ortak fikri
yaratmak, ortak akıl oluşturmak
istiyoruz. Bilgi çağının gerektirdiği işbirliğini ve sinerjiyi
yaratabilecek önerilere destek vermek istiyoruz, Kurum ve kuruluşları işbirliğine davet etmek,
onları buluşturmak istiyoruz.
İzmir'i kucaklayan, İzmir'e sahip
çıkan herkesi ortak platformda buluşturmayı amaçlıyoruz. Çağ
uzlaşma çağıdır, işbirliği çağıdır,
katılım çağıdır."
(HABER MERKEZİ)
Anadolu Birliği Derneği Yönetim Kurulu İZTO Başkanı Demirtaş’la bir araya geldi
Demirtaş, “Barış sürecinin
devam ettiğini görmek istiyoruz”
Mazlum Vesek
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı
Ekrem Demirtaş, “Barış sürecinin
devam ettiğini görmek istiyoruz”
dedi. Anadolu Birliği Derneği
Yönetim Kurulu İZTO Başkanı
Ekrem Demirtaş’ı ziyaret etti. Ziyarette, Türkiye’de son dönemde
yaşanan gergin ortama dikkat çekildi. İZTO Başkanı Demirtaş, barış
sürecinin Türkiye’nin ekonomisi
başta olmak üzere her alanına
yansıdığını ifade ederek, “Barışın
ülkemize yaptığı katkıları gördük.
Buradan bir geriye dönüş olmamalı. Barış sürecinin devam ettiğini görmek istiyoruz. Siyasiler iş
dünyası başta olmak üzere tüm
kesimlerin barış talebini görüyor.
Artık bu süreci ilerletmeleri ve
gerginliği bitirmeleri gerek” diye
konuştu.
DÜNYA ÇÖZÜYORU
BİZ DE ÇÖZERİZ
Demirtaş, dünyanın farklı yer
lerinde yaşanan iç sorunların
çözülebildiğine dikkat çekerek,
“Örneğin İngiltere’nin Galler bölgesini gidip gördük. Toplumlar
konuşarak, neye ihtiyaç duyulduğunu tespit ederek sorunlarını
çözmüşler. Bizde de yapılması
gereken bu. Bu sorunun konuşulup
çözülmesi gerekiyor” sözlerine yer
verdi. Demirtaş, Anadolu Birliği
Derneği’nin de barış sürecine
katkılarını gördüklerini ifade ederek, “Biz de, silahların susmadığı
dönemde Diyarbakır’a gitmiştik.
Sizin de çabalarınızı görüyoruz. Dileriz en yakın zamanda bunları
artık konuşmuyor oluruz” ifadesini
kullandı.
GEREKİRSE 24 SAAT UYUMAYIZ
Anadolu Birliği Derneği Genel
Başkanı Ferhan Ademhan da, tek
gündemlerinin barış süreci
olduğunu ifade ederek, “Ağustos
ayında İZTO’nun konferans salonunda Prof Dr Kerem Alkin’in
katılımıyla ekonomiyi konuştuğumuz bir panel düzenlemiştik.
Maalesef geldiğimiz nokta
ekonomiyi konuşmamızı engelliyor. Tek gündemimiz barış süreci
ve gerekirse barış için 24 saat uyumayacağımızı söylemek isterim”
açıklamasını yaptı.
SEÇİM İÇİN DEĞİL HALK İÇİN
Ademhan, barış sürecinin yaklaşan
seçimler nedeniyle ilerlemesinden
endişe duyduklarını kaydederek,
“Ülkemizin bir canının daha kaybedilmesini istemiyoruz. Siyaset kurumunun seçim takvimine göre
değil halkımızın isteklerine göre
hareket etmesi teennimizdir”
görüşünü aktardı.
(HABER MERKEZİ)
SAYFA 10
SONDAKiKA GAZETESİ >>
10 GÜNCEL HABERLER
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
13 Kasım 2013
2014 Perşembe
Perşembe
971Şubat
MESCİD-İ AKSA VE KUDÜS...!!!
GÖZLEM
Sedat
KAYA
Sadece gösteriş olsun diye
yürüyüş yapan eylemlere katılan
[email protected]
ve sonrasında da, koltuklarına oturduktan
sonra yine aynı
Hüzünlüyüz ve üzgünüz ifadelerinden
hareketlerde bulunan Müslümanız bizler...
sıkıldım artık...
Müslümanların en önemli ve değerli yerleridir, Mescid-i Aksa ve Kudüs...
Kendi kendimizi aldatmaktan başka hiçbir
şey yapmıyoruz veya yapamıyoruz...
Müslüman uyuyor ve halen de uyumaya
devam ediyoruz...
Dikkat edin, Müslümanların en önemli
ibadethanelerinin içine korkusuzca girme
cüretinde bulunan yahudi topluluğunu bizler büyütmüyor muyuz... ?
Boş boş ifadelerle, havada kalan söylemlerle ve bitmez tükenmez bir kibir ve gururla devam ediyor Müslüman...
Biz Müslümanların işi gücü siyaset olmuş...
Mescid-i Aksa'da ibadet etmeye giden,
Mümin kardeşlerimizin üzerine çullanan
siyonist israil askerleri karşısında sessiz ve
sedasız kalmamızı neye borçluyuz acaba...
Biz Müslümanların işi gücü dedikodu olmuş...
Biz Müslümanların işi gücü gösteriş olmuş...
Kudüs elden gidiyor beyefendiler uyanın
artık uyanın...
Mescid-i Aksa zulüm altında uyanın beyefendiler...
Ama ne hacet uyanmaya...!!!
Yüzyıllardır Müslümanlar zulüm altında,
Ortadoğu Siyonistlerin elinde ve her geçen
gün daha üzücü bir hal alıyor ve o uzak
dediğimiz bölgeler bizlere manevi yönden
çok yakın olmasına rağmen kan ağlıyor...
Biz Müslümanlar artık kendimize gelme
zamanı geldi de geçiyor. Kendimize en
ağır öz eleştiriler yapalım ki!, doğruyu bulalım...
Eleştiriye gelemiyoruz, uyarıya gelemiyoruz. Allah aşkına biz neye geliyoruz ve
neredeyiz...
Mescid-i Aksa'da yaşananlar karşısında susan dilsiz şeytandır...
Kudüs'te yaşananlar karşısında susanlar
dilsiz şeytandır...
İnanın o kadar içimiz şeytanlaşmış ki!, dilsiz şeytan bile demek az kalıyor...
Türkiye'deki Müslümanlara baktığımızda,
kendim dahil olmak üzere dünya telaşı
içine düşmüşüz ve maneviyatımızı her
geçen gün geçtikçe azaltmışız ve azalıyor
da...!!!
Türkiye'deki kendini dindar gösteren bazı
avukatların halen birleşip İsrail hakkında
Birleşmiş Milletlere uluslararası hukuku
çiğnediğini anlatamayacak düzeyde olduklarını gördük ve görmeye de devam ediyoruz...
Tüm Baro Başkanları ise, başka başka
şeyler olmuş olsa hemen eylem yapılır ve
birlikte çağrılar yapılır...
Hadi aynısını Mesci-i Aksa içinde bekliyoruz, Kudüs için de bekliyoruz...
Ama nerede...
Ah Mescid-i Aksa'm ahh...
Ah Kudüs'üm ahh...
Allah sizlerin yar ve
yardımcısı olsun...
BUNUN ADI MUCİZE
Manisa Demirci’de
yıllarca koltuk değneğine mahkum
olan 60 yaşındaki
Fatma Kırlıoğlu
Manisa Salihli
devlet hastanesinde şifa buldu
Her şey hastalar için
ÖZEL
ÖZEL
HABER
HABER
Emin YAPAR
F
atma kırlıoğlu önce belinden başlayan ağrılarla İzmir’de doktor doktor
dolaşmaya başladı daha sonra çekilen
(E.M.R) neticesinde bel fıtığı olduğu tesbit
edildi ve sonunda bel fıtığından ameliyat
oldu bu ameliyatın akabindede netice alamayan Fatma kırlı oğlu bir yakınının tavsiyesi ile Manisa Salihli devlet hastanesi fizik tedavi bölümü ünitesindeki fizik tedavi
uzmanı uzman Dr.Onur Kıvılcım ile tedaviye başladı ve hastada kas kaybı hastalığı
olduğunu tesbit etti. Fatma kırlıoğlunun oğlu Yunus kırlı oğluna hastalığı şöyle anlattı,
Kas hastaları genellikle yokuş ve merdiven
çıkma, oturduğu yerden kalkma, yürüme,
kollarını kaldırıp yükseğe uzanma, başını
yıkamada güçlük gibi, kök kaslarında güçsüzlük nedeni ile ortaya çıkan yakınmalarla
doktora başvururlar. Bazen bunlara gözkapaklarını açma veya kapama, değişik yönlere bakma, yüzün mimik hareketlerini
yapma, çiğneme, yutma, başını yastıktan
kaldırma gibi hareketleri sağlayan kasların
güçsüzlüğü de eşlik eder. Birçok kas hastalığının ilerlemiş dönemlerinde tabloya ayak
ve el kasları gibi distal kasların güçsüzlüğü
de eklenir. Ancak bazı kas hastalıklarında
bu distal kasların tutulumu hastalığın en erken ve en belirgin bulgusu olabilir (distal
miyopatiler). Bazı kas hastalıklarının ise
kendine özgü güçsüzlük dağılımı vardır; bu
dağılımlara rastlandığında öncelikle o hastalıkların varlığı düşünülmelidir. Örneğin
yüzün mimik kasları, skapulayı yerinde tutan kaslar ve humerus çevresi kaslar, özellikle de asimetrik biçimde tutulmuşsa fasyoskapulohumeral distrofiyi, frontal, yüz
kasları ile birlikte sternokleidomastoid kas
ve distal (özellikle tibialis anterior) kasların
tutulması öncelikle miyotonik distrofiyi düşündürür.
Birçoğu kalıtımsal olan kas hastalıklarında güçsüzlük yıllar, hatta on-yıllar içinde
gelişir, hastalık kronik gidişlidir. Edinsel
kas hastalıklarından inflamatuvar miyopatilerde ise zaafın gelişimi subakuttur; hasta
birkaç hafta veya ay içinde ciddi fonksiyon
kaybına ve sakatlık durumuna ulaşır. Rabdomiyoliz, malin hipertermi gibi durumlarda ise güçsüzlük saatler içinde ilerler ve en
çok birkaç gün içinde en üst düzeyine ulaşır. Bazı durumlarda güçsüzlük hastada
akut ve epizodik olarak yerleşir ve tekrarlar. Periyodik paraliziler bu son duruma örnektir. Myasthenia gravis’te olduğu gibi
bazen güçsüzlük gün içinde değişkenlik
gösterir (fluktuasyon). Birçok miyopatide
kalp kası ve solunum kaslarının, değişik
derecelerde tutulması söz konusudur.
Belirli bir hareketi yapmakla, o hareketi
yapan kasta gelişen ve normalde olmaması
gerektiği ölçüde olan yorgunluğa egzersiz
intoleransı denir. Bazen bu yorgunluğa ağrı
da eşlik edebilir. Genellikle metabolik hastalıkların seyri sırasında görülür. Yorgunluğu doğuran hareket, hareket sırasında enerji
elde etmek için kullanılan metabolik yollardan hangisinin tutulduğuna bağlıdır. Örneğin bir hastada yürürken egzersiz intoleransı gelişiyor ancak bu hasta hızlı koşarken
rahatsız olmuyorsa bu durum öncelikle,
tip-1 kas lifleri ile yavaş hareketleri yapmamızı sağlayan lipid metabolizması yolunun
bozukluğunu düşündürmelidir. Buna karşılık hastada aynı yakınma örneğin seri ve
hızlı yapılan yer silme gibi bir kol hareketinde, kol kaslarında ortaya çıkıyorsa bu
kez başlıca tip-2 kas liflerinin kullandığı
glikojen metabolizmasının bozuk olduğu
düşünülmelidir. Bu yolların veya son ortak
enerji yolu olan oksidasyon-fosforilasyon
sisteminin bozukluğunda, egzersiz intoleransına serum laktat, piruvat, amonyak, miyoglobin düzeylerinde, her bir metabolik
bozukluğa özgü olan değişiklikler de eşlik
edebilir.
Kas hastalıklarında atrofi, periferik sinir
hastalıklarındakine oranla çok daha geç gelişir. Bunun nedeni kas liflerinin tek tek
hastalanması ve ancak zaman içinde, yeterince kas lifi tutulduktan sonra, kasın tüm
kitlesini etkileyecek ölçüde küçülmesine,
yani atrofiye neden olmasıdır.
Gerçek hipertrofi, miyotoni gibi kasılmanın belirgin, gevşemenin ise zor olduğu
durumlarda görülür. Miyotoniye kas zaafının eşlik etmediği durumda (myotonia congenita), hipertrofi nedeni ile hasta “Herkül”
görünümündedir.
Adından anlaşılacağı gibi, yalancı hipertrofidir. Hastalık nedeni ile henüz kaybedilmemiş kas liflerindeki hipertrofiye
bağ ve yağ dokusundaki artış da eşlik eder
ve kas kitlesi bu nedenle artar. En sık baldırlarda gastroknemius-soleus kas grubunda, bazen kuadriseps kasında, bazen de
başka kaslarda görülür. Aynı miyopati nedeni ile çevredeki kasların atrofik durumda
olması bu genişlemiş görüntüyü abartılı hale getirir.
Klinik olarak miyotoni güçsüzlüğün
tersine, kasılmanın normal veya oldukça
iyi, kasıldıktan sonra gevşemenin güç olduğu bir durumdur. Bu gevşeme güçlüğü o
kasın, istirahatten sonraki ilk hareketlerinde
çok belirgindir, aynı hareket tekrarladıkça
harekette rahatlama görülür, çünkü gevşeme güçlüğü azalır. Örneğin hasta sabah yataktan ilk kalktığında, durakta otobüs beklerken otobüsün geldiğini görünce aniden
koşup yakalamaya çalıştığında, başını aniden bir yöne çevirdiğinde, suskunken birden konuşmaya başladığında, eli ile bir şey
tuttuğunda veya sıktığında, yemek yemeye
başladığında ilgili harekette tutukluk hisseder. Bu tutukluk bazen romatizmal hastalıklar, özellikle sabah tutukluğu ile karıştırılabilir. Miyotoni, myotonia congenita’da
olduğu gibi, bazı hastalıklarda tek belirtidir;
bazen de kalıcı kas güçsüzlüğü ile beraberdir: miyotonik distrofi buna örnektir.
Aynı eklemin etrafındaki kasların kuvveti birbirinden farklı olduğunda o eklem,
belli bir pozisyonda durma eğilimi gösterir,
ilgili kasta kısalma olur ve zaman içinde
eklemin bu pozisyonu sabitleşir (kontraktür
oluşur). Kas hastalıklarında bu kontraktürün gelişmesi genellikle yıllar alır. Kontraktür oluşuncaya kadar tendonda gelişen ve
giderek artan sertlik, egzersizle veya ekle-
mi ters pozisyonda tutan atellerle önlenebilir veya azaltılabilir. Ancak sabit kontraktür
geliştikten sonra o eklem, ancak cerrahi girişimle düzeltilebilir. Bazı miyopatiler
kontraktür oluşturmaya özellikle eğilimlidir. Bu durumlarda kontraktür, kasların tutulumundan bağımsız olarak, oldukça erken gelişir. Bu hastalıklarda kontraktürlerin
dağılımı da özellik gösterir. Bu hastalıklara
örnek olarak Emery- Dreifuss kas distrofisi
ve “rigid spine” hastalığı gösterilebilir.
Jeneralize kas ağrıları başlıca kaslardaki inflamatuvar, nekrotizan, toksik veya
metabolik süreçleri akla getirir. Metabolik
hastalıklardaki ağrı genellikle veya yalnızca egzersizle ilişkilidir. Seyrek olarak distrofinopati, kaveolinopati gibi kas distrofilerinde de egzersizle kas ağrıları, özellikle
baldır ağrıları görülebilir. Buna karşılık polimiyozit ve dermatomiyozite bazen, rabdomiyolize ise hemen her zaman eşlik
eden miyaljiler sürekli ağrılardır. Bu ağrılar, ancak patolojik sürecin gerilemesi ile
ortadan kalkarlar. Lokal kas ağrıları ise infeksiyon, lokal inflamasyon, infarkt, travma, hematom veya tümörlerde görülür.
Kas ağrılarını eklem ve kemik ağrılarından
ayırmak önemlidir. Eklem ağrıları lokal ve
ekleme sınırlıdır, o eklemin hareketi ile artar. Kemik ağrıları ise daha derin, şiddetli,
şiddeti sürekli aynı kalan, birçok zaman geceleri artan ağrılardır.
Kramp kas hastalığından çok bir periferik sinir hastalığını düşündürür. Buna rağmen, özellikle egzersizle ortaya çıkan
kramplarda ayırıcı tanıda metabolik miyopatileri, distrofinopati, kaveolinopati ve disferlinopati gibi kas distrofilerini de düşünmek gerekir. Kas miyofosforilaz eksikliğinde (McArdle hastalığı) ortaya çıkan kramp,
egzersizi yapan kastadır ve elektrofizyolojik olarak sessizdir.Kas hastalığı olduğu düşünülen bir hasta, özellikle geceleri nefes
darlığı veya nefesinin yetmediğinden söz
ediyorsa myasthenia gravis, asit maltaz eksikliği, polimiyozit mutlaka tanı olasılıkları
arasında olmalıdır. Yutma güçlüğü ve ses
kısıklığı da benzer durumları akla getirmelidir. Belirgin çift görme, oftalmoparezi de
gösteren mitokondriyal miyopatiler veya
okülofaringeal distrofiden çok myasthenia
gravis’i düşündürmelidir. Yine boyun ekstansor kaslarının zaafına bağlı gelişebilecek
başın öne düşmesi myasthenia gravis, polimiyozit gibi hastalıkları akla getirmelidir.
Birçok miyopatide ise boyun fleksiyon
zaafı görülür. Anamnez alınırken bazı sorular hastaya özellikle sorulması çok yardımcı olabilir. Örneğin rabdomiyoliz olduğu
düşünülen bir hastada o sırada veya daha
önceleri idrar renginde koyulaşma olduğunun anlaşılması tanıya çok yardımcı olur.
Bazı ilaçların (anti-hiperlipidemik veya an-
ti-hiperkolesterolemik ilaçlar, siklosporinA, ipeka, amiodaron, kolşisin, klorokin, dpenisilamin,v.s.) kullanımı ve bazı toksinlere maruz kalmanın da miyopati yaratacağı
bilinmeli ve hasta bu açıdan da sorgulanmalıdır. Bazı sistemik hastalıkların da miyopati yapacağı bilinmeli ve hasta bu sistemik hastalıklar açısından da sorgulanmalıdır. Bu hastalıklar arasında en sık düşünülmesi gereken hipotiroididir. Sinir sisteminin başka bölümlerinin tutulması da tanı
olasılıkları yelpazesini daraltır. Örneğin,
miyopatisi olan bir hasta epileptik nöbetler
geçirdiğinden söz ediyor veya mental retardasyon gösteriyorsa mitokondriyal hastalıklar akla gelebilir.
Hastalığın başlangıç yaşının öğrenilmesi hastalığın gidiş hızını ve doğasını anlamak için gereklidir. Çok yavaş ve sinsi ilerleyen hastalıklarda hastanın ve ailesinin
hastalığın başlangıç yaşını hatırlaması sıklıkla zor olur. Bu nedenle çoğu zaman hastaya ve ailesine geçmiş yıllara ait hatırlatmalar yapmak gerekebilir. Hastalık belirtilerinin başlangıcı yenidoğan dönemi, çocukluk veya ergenlik döneminde ise öncelikle herediter miyopatiler, genç ve orta
erişkinlik döneminde ise öncelikle edinsel
miyopatiler, geç erişkinlik ve yaşlılık döneminde ise öncelikle toksik-iyatrojenik miyopatiler akla gelmelidir.
Birçoğu genetik olarak kalıtılan kas
hastalıklarında aile öyküsü, anamnezin
vazgeçilmez bir parçasıdır. Soyağacı, annebaba akrabalığı (akraba değillerse ailelerin
aynı köy, kasaba veya şehirden olup olmadıkları), ailedeki ölüm nedenleri, ailedeki
aynı hastalığı taşıyan bireyler ve
yaşları/cinsiyetleri, ailedeki hasta olmayan
bireyler ve yaşları/cinsiyetleri mutlaka kaydedilmelidir.
Otozomal dominant geçiş belli hastalıkları, otozomal resesif geçiş başkalarını,
X’e bağlı resesif geçiş ise diğer bazı kas
hastalıklarını düşündürür. Ayrıca hastalığın
başlangıç yaşı, ailede hasta olan bireylerde
klinik tablonun homojen olup olmamasına
ait bilgiler de tanıya yaklaşım açısından yararlıdır diyerek Yunus kırlıoğlu’na tedaviyi
anlattı ,Yunus kırlıoğlu Fizik tedavi uzmanı
uzman Dr.Onur kıvılcım korkmaz annemi
güzelce muayene etti ve kasgücü kaybı olduğunu söyledi bende hastanın koltuk değneği ile gezdiğini anlattım doktor bey hastanın belinden bir iğne yaptı ve ayrıyeten’de ilaç tedavisine başlattı aradan on gün
geçtikten sonra annem yavaş yavaş bastonları atarak kendi kendine yürümeye başladı
şu an artık bastonsuz yürüyebiliyor ,Salihli
devlet hastanesinde’ki doktorumuz ve yönetimine gösterdikleri ilgi alakadan ve verdikleri kaliteli hizmetten dolayı teşekkür
ediyorum dedi.
Denizli Kamu Hastaneler Birliğine bağlı tüm
sağlık tesislerinin hasta odalarına kıble göstericiler yerleştirildi, mescitleri tekrar düzenlenerek
‘ibadethane’ye dönüştürüldü. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığından istenilen Kur'an'ı Kerim, İslam ilmihali ve çocuklar için eğitici öğretici kitaplar Birliğin sağlık tesislerine dağıtıldı.
Denizli Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği yürüttüğü projelerle sağlık tesislerinde
sağlık otelciliği hizmetlerine yönelik yeni uygulamalarına devam ediyor. Daha önce Denizli
Devlet Hastanesi ve Servergazi Devlet Hastanesi’nde anne otelleri oluşturularak hastaneye şehir dışından gelen ya da çocuğu yeni doğan yoğun bakım ünitesinde bulunan annelerin hastanede rahat bir şekilde ihtiyaçlarını karşılaması
sağlanmış, bu hastanelere gelen çocukların eğlenebilmeleri için duvar süslemeleriyle haftalık
etkinlikler düzenlenmişti. Yine Birliğe bağlı
sağlık tesislerinin bir kısmında doğum yapan
annelere ‘lahusa şerbeti ikramı’ ve yeni doğan
bebeklerle annenin ömür boyu saklayabileceği
‘doğum hatırası fotoğrafı’ ve yatan hastaların
kitap okuyarak vakitlerini değerlendirebildikleri
‘kitap okuma saati’, kimsesiz bakıma muhtaç
hastalar için 21 “hasta bakım personeli” görevlendirilmesi gibi uygulamalar hayata geçirildi.
Son olarak da Birliğe bağlı tüm sağlık tesislerinin hasta odalarına kıble göstericiler yerleştirildi, mescitlerin ismi ‘ibadethane’ye dönüştürüldü ve Birliğin iki büyük hastanesi Denizli Devlet ve Servergazi Devlet Hastanesinin ibadethaneleri havalandırmasından iç dekorasyonu ve
kapılarına kadar düzenlenerek yenileniyor. Ayrıca Genel Sekreterliğin talebiyle Diyanet İşleri
Başkanlığından gönderilen Kur'an'ı Kerim, İslam ilmihali ve çocuklar için eğitici öğretici kitaplar Birliğin sağlık tesislerine dağıtıldı.
“Hastalarımızın rahat etmeleri
bizim için önemli”
Denizli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Osman Acar, hastaların sağlık
tesislerinde tedavi olurken olabildiğince rahat
etmeleri ve sıkıntı yaşamamaları adına yeni uygulamalar yapmaya devam ettiklerini ifade etti.
Acar: “Hastalarımızın sağlık tesislerimizde tedavi olurken rahat etmeleri ve buralardan memnun ayrılmaları bizler için çok önemli. Birlik
olarak hastalarımızı daha rahat ettirebilmek adına sağlık tesislerimizde otelcilik hizmetlerine
çok büyük önem veriyoruz. Daha önce sağlık
tesislerimizde otelcilik hizmetleri anlamında
birçok uygulama hayata geçirdik. Son dönemde
de hastalarımızın ibadetlerini yerine getirirken
zorluk yaşamaması amacıyla yataklı sağlık tesislerimizin hepsinin hasta odalarının tavanına;
üzerinde ‘kıble’ yazan ve Kabe’nin resmi olan,
kıble yönünü gösteren ok işaretleri yerleştirdik.
Yine 11 sağlık tesisimizin mescitlerini düzenleyerek her dinden hastalarımızın ibadetlerini yapabilmeleri için adlarını ‘İbadethane’ olarak değiştirdik. İki büyük hastanemiz Denizli Devlet
ve Servergazi Devlet Hastanemizin ibadethanelerini yeniden düzenliyoruz. Havalandırması,
kapıları ve iç dekorasyonunu tamamen yeniliyoruz. Çok yakında yeni halleriyle hastalarımızın hizmetine açacağız. Ve Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Genel Sekreterlik olarak talebimiz
doğrultusunda gönderilen Kur'an'ı Kerim, İslam
ilmihali ve çocuklara yönelik eğitici öğretici kitaplar sağlık tesislerimizde faaliyette olan ‘gezici kütüphane’lerimize dağıttık” diye konuştu.
(HABER MERKEZİ)
ZAYİ
A/ 6500-6550-6600-6650-6700-6750
faturalarımı kaybettim hükümsüzdür
Necla TÜRKEN adına...
SAYFA 11
SONDAKiKA GAZETESİ >>
11 DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ
13
17Kasım
Şubat 2014
2013 Perşembe
"Zeytin ağaçları katliamı"na
endeksli siyaset modeli
Mehmet
BARLAS
SABAH GAZETESİ
Tek Parti döneminde Türkiye'nin doğasını
tehdit eden iki unsur "Keçiler" ve "Orman
köylüleri"ydi... Her ne kadar "Köylü efendimizdir" gibi bir slogan sürekli seslendirilse de, orman köylülerinin ve keçilerin
ağaçlara dönük oluşturdukları tehdit akla
gelince, kentlilerin tüyleri diken diken olurdu.
Keçiler ve orman köylüleri hiç sevilmezdi.
1946'da çok partili demokrasiye geçildikten
sonra TBMM'ye girmeyi başaran Demokrat
Parti, bu konuda da resmi gündemin dışındaki
söylemleri gündeme getirmeyi başlatmıştı. O
yıllardaki bir oturumda Bolu'dan seçilen bir
CHP'li milletvekili gündem dışı söz alıp
kürsüye gelmiş ve orman köylülerinin ağaçlara
yönelik oluşturdukları tehdit üzerine konuşmaya başlamıştı. Bu CHP'li milletvekilinden
sonra bir Demokrat Parti milletvekili kürsüye
geldi ve kendisinden önceki konuşmacıya tek
bir soru sordu.
- Siz ağaçların mı yoksa insanların mı vekilisiniz, dedi.
"Zeytin Gözlüm" şarkısı mı?
Aradan yarım yüzyıldan fazla zaman geçti.
Dün partilerin grup toplantılarındaki konuşmaları dinlerken baktım, CHP Genel Başkanı
Kılıçdaroğlu Yırca'daki "Zeytin ağaçları
katliamı" üzerinde çeşitlemeler yapmaktaydı...
1946'dan bu yana yapılan genel seçimlerde
CHP sadece 1973'te "Zafer" denilebilecek bir
sonuç elde etti. Bu zaferin arkasında da Bülent
Ecevit'in 12 Mart 1971 askeri müdahalesine
karşı çıkması ve devletin (veya ağaçların"
değil de halkın yanında yer alması vardı. Ama
CHP ne yazık ki bu çizgiyi koruyamadı ve 28
Şubat 1997'deki post-modern darbede CHP'nin
o dönemdeki genel başkanı "Silahlı Kuvvetler
de bir sivil toplum örgütüdür" çizgisinde
konuşmalar yaptı. Son dönem seçimlerindeki
sonuçları ise, hepimiz hatırlıyoruz.
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
İktidarsız muhalefet sorunsalı
Bugün Türk demokrasisinin önemli bir
sorunsalının çözümü "Neden iktidara alternatif
olacak güce sahip bir muhalefet partisi yok"
içerikli sorunun cevabında aranmıyor mu?
CHP'nin kronik "Ana muhalefet partisi" olmaktan çıkıp "İktidarın alternatifi muhalefet
partisi" olabilmesi için, sade bu partililerin
değil çoğulcu demokrasinin erdemlerine inanmış herkesin çaba harcaması gerekiyor. "Bu
yönetimin benimsediği siyaset tarzı ile CHP'nin iktidar olması mümkün değildir" gözleminin toplumun her kesiminde paylaşıldığının da
bu arada bilinmesi gerekiyor.
Gezi Parkı'ndaki akasya ağaçlarından sonra
Yırca'daki zeytin ağaçlarına sarılan Kılıçdaroğlu Türkiye'nin de dünyanın da gerçek
gündemine giremediği sürece veya iki kelime
ile de olsa zeytinyağı üretimi ve pazarlaması
gibi konulara girmeden ağaçlara takıldığı
sürece "İktidarsız muhalefet" sorunsalı büyüyerek devam eder.
12.11.2014
Abdurrahman
DLPAK
YENİ AKİT GAZETESİ
Gülenizm
Yeni bir siyasi oluşum için 2 yıl önce çalışmalara
başladığını söylüyor Bal.. Ama Gülen’in avukatı “hocaefendinin bütün siyasi partilere eşit uzaklıkta olduğunu” söylüyor. İmralı’yla ilişkileri koordine etmek için bir sekreterya kurulması sözkonusu imiş. En iyisi İmralı gibi Pensilvanya ile
de bir temas merkezi oluşturulsun..
Şimdi Bal mı doğru söylüyor,
Pensilvanya’nın avukatı mı?
Ben olaylar patlamadan aylar önce yeni bir siyasi oluşum
için çalışmalar sürdürülüyor, CHP ve MHP ile temas kurdular demiştim. Kadir Mısıroğlu da yazmıştı bunları. O zaman
Gazeteciler Yazarlar Vakfı’ndan yalanlama gönderdiler..
“Biz işin içindeyiz, sen nereden biliyorsun, kim söylüyorsa
yalan söylüyor” filan demişlerdi.. 1991’de, 1993’de
yazdığımda ise abarttığım söylenmişti.. Dr. Akif Feyzioğlu’nun evinde, bir takım AK Partili işadamları ile konuşurken,
bu işlerden söz edince adamlar beni komploculukla
suçlamıştı..
İktidar çevresinden de aynı tepkiler gelmişti. “MİT
bilmiyor, Emniyet bilmiyor, sen nereden biliyorsun”
Aslında herkes biliyordu ama, bu gerçekler herkesin
bildiği bir sır olarak kalıyordu..
Dışarıdan bakınca AK Parti ve Cemaat iç içe geçmişti
sanki. Herkes hocaefendinin elini öpmek için sıraya girmişti.. Bürokrasi, yerel yönetim onlara çalışıyordu..
“Hoca efendi” siyasetle, parayla ilgilenmiyor ama,
“Hakan gitsin, Ramazan gelsin” diye MİT’e başkan da tayin
ediyor, Asya Finans’ın borç-alacak dengesini de o hesaplıyor.. Zaman resmi bülten zaten. Bugün de öyle.. Koç’un yatırımları da onun gündeminde. Ananas hikâyelerini hatırlayın.. Bal, “efendi hazretlerinden” habersiz böyle bir açıklama yapamaz. Peki öyle ise, Efendi hazretleri sadık müridi
Bal’ı niçin küçük düşürüyor, yalanlıyor.. Bal “erken öten
horoz” durumuna mı düştü yoksa..
Bu gün kim ne derse yarın gerçekler ortaya çıktığında
söyledikleri masaya konacak. O zaman da söyleyecek söz
bulamayacaklar.. Kafalar karışık, evdeki hesap çarşıya uymuyor, “öbür taraf” ile de hatlar kesik anlaşılan.. Yeni mesaj
gelmiyor. Gelen mesajların hiç biri tutmayınca o hattı daha
fazla yıpratmamak gerekiyor. Sonra bu işlerin kerametle
değil, gerçekleşmeyen bir takım kehanetlerle ilgili olduğu
ortaya çıkacak. Bu da büyük bir risk..
Cemaatin gırtlağına kadar siyasete battığı görülüyor. Bu
konuda artık içeriden de sesler yükselmeye başladı. Düne
kadar her şart altında iktidarın yanında olanlar, şimdi iktidar
ne yaparsa karşısında yer alıyor, Kılıçdaroğlu ile neredeyse
aynı şeyleri söylüyorlar..
Cemaatin polisleri sadece yazıp konuşmuyor, operasyonlarda iktidarın karşısında bir takım örgütlerle ve istihbarat
kuruluşları ile Türkiye’ye karşı işbirliği yapıyorlar.. Bir numaralı, öncelikli tehdit AK Parti, cemaatin gözünde.. Daha
doğrusu Erdoğan, Davudoğlu ve Hakan Fidan..
Cemaatin yumurta kafalı Twitter cinlerinin ne kadar
ahlaklı, edepli, diyaloğa açık ve hoşgörü sahibi “iyi çocuklar” oldukları da bu vesile ile görüldü.. Kafalarını kiraya vermiş, medyumlar sürüsü.. Beddua ile yetinmiyorlar 2. kişilikleri ile hakaretler yağdırıyor, iftira ediyorlar.. Tabi hepsi kutsal bir amaç için! Türkiye’yi, İslam dünyasını, hatta dünyayı
kurtaracaklar.. Onun için Şeytanla bile işbirliği yapabilirler,
bakarsınız Şeytan da iman eder ve insanlığın kadim trajedisi
sona erer.. Cebrail bile şaşırır bu işe ama, Gülenistler için,
Gülen istedikten sonra her şey olur.. Hz. Süleyman’ın mabedi inşasında bukağılı şeytanlar ona hizmet etmedi mi! İfritler
bu kez Efendi hazretlerinin emrine verilebilir..
Onun için Gülenistler kolay kolay çözülmüyor, dağılmıyorlar. Çünkü akıl ötesi bağlarla bağlılar. Erdoğan da onun
için Haşhaşi benzetmesi yapıyor sanıyorum.
Sonuçta öfke ve aşk gözü kör ediyor. Hele bir de hipnotik
etki ile medyumlaştırılmışsanız, bir zombiye dönüşmeniz
çok da zor değil..
Acil edep kararı
Nuriye
Akman
ZAMAN GAZETESİ
Kamulaştırma kararları pek acele alınıyor ama
yürütmeyi durdurmalarda aheste davranılıyor ve atı
alan Üsküdar’ı geçsin diye UYAP’a yüklenmesi
bile geciktiriliyor.
Adeta “acele kesin binlerce ağacı, emrivakiye getirin katliamınızı, böylece ne şiş yansın ne kebap”
deniyor muktedirlere. Kamulaştırmanın ne parasında pulunda uzlaşılmış ve ne de gönüller alınmış,
sırtlar sıvazlanmış. “Zeytinden başka bir iş bilmeyiz biz” diye ağlaşan köylü dövülüyor, kelepçeleniyor, yerlerde sürükleniyor, biber gazıyla yaralanıp
hapsediliyor. Termik santral yapmaya ahd etmiş bir
kere şirketmeap! Yok önünde bir edep engeli. Geleceği kazanma güdüsüyle bugünü katletme hakkına
erişmiş “Biz sizi hukukla itiyoruz bu kör kuyulara,
boşluğunuzda debelenin durun” diyor lisan-ı en
bed hallerle...
Sadece savaşta alınabilecek acele kamulaştırma
kararıyla kendi vatandaşına harp ilan ediyor
hükümet. Daha önce dikilen santralin getirdiği
sağlık problemleri hatırlanmıyor bile. “Biz yaptık
oldu” mantığıyla “Bir daha yaparız, yine olur” diye
efeleniliyor. Belli ki bazılarının mutluluğu için
bazılarının mutsuzluğu elzemdir felsefesi kurutmuş
içlerini. Allah’ın üzerine yemin edip “nurun alâ
nur” diye tanımladığı, hem ilaç, hem ışık, hem
besin ve kim bilir başka ne sırları çekirdeğinde saklayan zeytinin kutsal intikamından korkulmuyor.
önceden haberler uçurulmuş ya size, o bakımdan.
Merak ediyoruz, “İşin en zor kısmını hallettik,
gerisi de hükümetin kavliyle gelir” mi diyorsunuz
şimdi?
Umutsuzca sesleniyoruz onlara: Madem altı bin
zeytinin boynunu vuracaktınız, bir otuz yıl uğraşıp
altı bin zeytin yetiştirip ondan sonra soksaydınız o
dozerlerinizi. O zamana kadar ağaçlarından elde
edecekleri kazancı birebir ödeseydiniz köylüye de
hiç değilse yaslarını tutarken birazcık ferahlasaydılar. Ucuza kapatılan malların ahından korkmayı
ananız babanız öğretmedi mi size? Siz ne vakit,
nasıl böyle hoyratlaştınız? Üçüncü köprü için
kestiğiniz 1,6 milyon ağaçtan önce mi, sonra mı?
Olayın en acıklı yanı da ağaçlara Hazine adına el
konulması. Milletin olması gereken Hazine, milletin elinden zorla alınıyor. Cinayeti işleyenlerle
azmettirenlere yasal işlem yapılmayacak. Şirketin
resmi sitesindeki “Çevreyi ve ekolojik dengeyi koruyacak tedbirler almak. Sosyal çevreye verilebilecek olumsuz etkileri minimize etmek” şeklinde
özetlenen temel değerler bildirimi alay eder gibi
kalmaya devam edecek. Denizi geçip çayda boğulacak değiller ya! 25 Aralık soruşturmasından kurtulmayı başarmışken, Yırca bataklığından haydi
haydi çıkarlar. Beraber yürümeye mecburlar yani
hükümetle. Beraber ıslanmaya...
Gördük işte. Siz köylüye kan kustururken devletlular seyretti vahşetinizi, böylece cüretiniz arttı. Sulh
aramadınız. Nasılsa kapı gibi hükümet vardı
arkanızda. Bundan önceki işlerinizde, hani
köprüler, otoyollar, santraller yaparken nasıl size
kol kanat gerdiyse yine koruyucunuz, kollayıcınız
olacaklardı. Havuz medyasına verdiğiniz milyon
dolarları düşünürsek henüz tamamlanmamış idari
yargı sürecini beklemenize de gerek yoktu elbette!
Üzerinde meyveleriyle kestiğiniz her zeytin ağacına karşılık 90 lira ceza ödeyeceksiniz güya. Şirketinizin sermayesi yanında ne kadar ucuz!
Bundan böyle zeytin yemeye kalkmayın;
mideleriniz sindirmez. İlaç yerine zehir saçar
içinize, ışık yerine gölge… Köylüler “Onlar bizim
evlatlarımızdı” dediler; duymadınız. Zeytinin insan
eti olduğunu bilin de öyle koyun artık kahvaltı
sofralarınıza. Yırcalıların elinden on iki saat farkla
aldığınız evlatları için seviniyorsunuzdur siz. Hani
Kanıtlaması çok kolay. Açsınlar bakalım köylüler
tazminat davalarını. Sadece şirkete değil, zulmü
seyreden valiye, kaymakama, jandarmaya da...
Bakalım yüce mahkeme ne karar verir? Şöyle bir
şey der mi mesela: “Enerji ihtiyacını birkaç bin
zeytinden üstün görmek anlayışı, ancak ve ancak
insanları mağdur etmezseniz kabul edilebilir. Can
yakarsanız, enerjinin şahı gelse ısınamazsınız.” Bu
saatten sonra yapılabilecek en mantıklı iş,
köylünün tüm zararını karşılamak olurdu da, yürütmeyi durdurma kararının sonrası meçhul henüz.
Hükümet 25 dekardan küçük tüm zeytinlikleri feda
etmeye niyetliyse problemin adının ekonomik değil
ahlaki olduğunu söyleseniz kaç yazar? Heey!
“Bakanlar Kurulu’ndan acele edep kararı çıkmalı”
diyecek akil insanlar var mı orada?
11.11.2014
Gülen neyin farkında bilmiyorum. Kendi tabanındaki insanların çok sessiz, sakin, mazlumiyet içinde “iyi çocuklar”
olduğunu söylüyor ama “Yumurta kafalılar”ın Twitter’daki
hedef gösterilen kişilere karşı mesajına bakmıyor mu? O
masum çocukların “öteki yüz”leri konusunda ne düşünüyor
acaba..
Sorunların cevapları çalınırken, başkalarının haklarını
gasbettikleri, önlerindeki kişinin yerine geçmek için onlara
karşı yaptıkları hileleri hiç mi görmüyorlar..
O “iyi çocuklar”ı biliriz.. Bunlar da Gülen’in “İyi çocuklar”ı.. Hepsi himmetle ayakta duran mazlum, mahviyet
içinde sürekli zikir halindeki insanlar değil mi?
Güldürmeyin adamı..
Her yerde her zaman iyi insanlar da olur, kötü insanlar
da.. Bazen kötüler iyi, iyiler kötü olur.. Bazen kötü bilinen
iyiler, iyi bilinen kötüler olur. Bazen iyi tanıtılan kötüler, kötü
tanıtılan iyiler olur.. Şüphesiz ki, kalplerden geçeni yalnız
Allah bilir.. Biz zahire bakarız, ama ferasetle, hikmetle, istişare ve şura ile. Kâfirler bize bir haber getirdiklerinde ihtiyad ederiz..
Doğru da olsa bir insan. Olur ya yanlış bir şey söylüyor
ya da yanlış yapıyorsa karşı çıkalım. Olur ya kötü bir insan
doğru bir şey söylüyor veya doğru bir şey yapalım. Onun bu
doğrusuna da hak namına sahip çıkalım..
Kimse kendi nefsinden, liderinin, örgütünün, şeyhinin
nefsinden de çok emin olmasın..
Unutmayın, gaybı yalnız Allah bilir. Kalplerden geçeni
de.. Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde
Allah hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz Allah bilir..
Benden söylemesi. Selam ve dua ile..
12.11.2014
SAYFA 12
SONDAKiKA GAZETESİ >>
12 GÜNCEL
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
13
17Kasım
Şubat 2014
2013 Perşembe
POLİKLİNİK TELEFONLARI
ACİL TELEFONLAR
Dünya
Bankas ’ndan
Kocao lu’na
te ekkür
İtfaye
AKS110
Acil Yardım
Polis İmdat
Elektrik Arıza
Jandarma İmdat
İZSU Su Arıza
Doğalgaz Acil Müdahale
Cenaze Hizmetleri
Sahil Güvenlik
Orman Yangınları
110
110
112
155
186
156
185
187
188
158
177
Dünya Bankas Çok Tarafl
Yat
r mTELEFONLARI
Garanti Ajans
YANGIN
MIGA’n n cra Kurulu Ba kan
İzmir
110
(CEO)
Keiko Honda, zmir
Karşıyaka
372 58 74
Büyük
ehir Belediye Ba225kan
Kadifekale
49 99
Kocao
Honda,
Bornovalu’nu ziyaret etti.388
10 03
“Sizinle
birlikte çal
t 386
k ve
Bostanlı
17 86
Buca
61
gelecekte
de çal
aca 487z.13Bize
13 07
i Karabağlar
birli i f rsat verdi237iniz
için
Çamdibi
433
65
59
te ekkür ederiz.” dedi. Ziyarette
Çiğli Risk Yönetimi Üst 376
73 23
MIGA
Düzey
Balçova
278 76 02
Yetkilisi Franciscus Linden, K demli
Evka 4
351 09 04
Sigorta
Uzman Christopher
Evka 1
452 24 77
Millword,
Gaziemir Dünya Bankas 251 00 44
Uluslararas
Finans Kurulu
(IFC)
Hatay
250 86u 40
Avrupa,
Ortado u ve Kuzey
Narlıdere
238 Afrika
35 97
Güzelbahçe
234
25 Çevik
34
Yat
r mlar Sorumlusu
Elif
ile Büyük ehir Belediyesi
HASTANE TELEFONLARI
bürokratlar
da haz r bulundu.
-Devlet HastaneleriBüyük ehir
Belediyesi’nin çe itli
Aliağa
616 87 87
projeleri için IFC’den kredi
N.S. İşgören Alsancak
463 64 65
ald
n hat rlatan Honda,
Alsancak Acil Servis
veririz,
“Size
nas l daha iyi hizmet
Ağız ve Diş Sağlığı
422 00 76
onun
için buraday
Alsancak
Diş Hast. z.” diye
464 konu
78 62 tu.
Dünya
Bankas
Atatürk
Devlet ’n n misyonu
244 44 44
hakk
nda
bilgi
veren
Honda,
Behçet Uz
489 56 56
58 58 imiz
“ Bornava
zmir’e Dev.
dahaHast.
önce kredi375
verdi
Bozyaka
Eği. Hast.
250 50 gibi
50
gemi,
tramvay
ve trafik sistemi
Buca S.D.
projeler
var.Hastanesi
Gelecekte de452 52 52
A. Çizgenakat
07 77i
çalÇeşmeaca
z. Bize i 712
birli
Foça
812
29
f rsat verdi iniz için te 14ekkür
Göğüs dedi.
Hastanesi
433 33üç
33
ederiz.”
Dünyada sadece
Konak Diş Hastanesi
441 81 81
belediyeyle çal
t klar n
Karşıyaka
366 88 88
belirten
CEO Honda, bunlar
n Sao
Çiğli Dev. Hastanesi
376 23 33
Paulo,
stanbul
Büyük 832
ehir58ve59
Menemen
Dev. Hast.
zmir
Büyük
ehir
oldu
unu
Nejat Hepkon
açSeferihisar
klad . Hastanesi 743 20 10
Saatte 120 kilometre
hız yapan güneş enerjili
araç yaptılar ama test
için parkur bulunmuyor
En büyük sıkıntılarının, sponsor ve çalışabilecekleri parkur bulmak olduğunu ifade eden Furkan
Rıza Ateş, "Uluslararası yarışmalarda hep madalya alıyoruz. Ancak bu bizim için kolay olmuyor.
Çünkü her seferinde yarışma öncesinde arabayı test edebilmek için pist arıyoruz" dedi
B
ursa Uludağ Üniversitesi
(UÜ) Makine Topluluğu
(UMAKİT) tarafından geliştirilen ‘Timsah Nova’ isimli
güneş enerjili yarış aracı,
Avustralya’da yapılacak dünya güneş
enerjili yarışmasına (World Solar Challenge) hazırlanıyor. Aracı tasarlayan ekibin tek hedefi Ekim 2015’de Avustralya’da yapılacak ve iki yılda bir gerçekleşSelçuk Dev. Hast.
892 70 36
tirilen
dünyanın en prestijli yarışmasından
Dev.Kocao
Hastanesi
10 04
BaUrlakan
lu ise, 752
“Finans
Türkiye ve üniversite adına iyi bir dereTepecik
Hast. bir noktaya
469 69 69
yap
s nDev. belirli
ceyle ayrılmak. Daha önce de 6 güneş
arabası yapıp madalyaları toplayan
getirmeden, kendi
UMAKİT grubu, imkansızlıklardan dola-Belediye
Hastaneleriözkaynaklar n zla yat r m
yı
eski araçların parçalarıyla son arabayı
Eşrefpaşazaten
Bel. Hast.
80 00
yapmadan
dünya293
kredi
sahnesine üretti. Uludağ Üniversitesi'nde düzenleç kma ans n z yok. Bizim de bir nen 4. Bilgilendirme ve Ar-Ge Günleri'nde sergilenen güneş arabası etkinliğin
-Özel Hastanelerhaz rl k evremiz oldu, bugünlere
ilgi odağı oldu. Elektrik Elektronik MüAnadolu Tıp Merkezi
272 00 11
kolay gelmedik. Finans ve borç
hendisliği ve Makine Mühendisliği öğAgora Tıp Merkezi
425 73 73
rencilerinin ortak çalışması ile yapılan
yap
m Kalp
za özen
gösterdik.483
Kararl
Atakalp
Hastanesi
14 14
araç, güneş enerjisinden aldığı enerjiyi
veAtakent
istikrarlTıp Merkezi
çal
malar 336
m11 z95
pillerinde depolayarak elektrik motoru ile
çalışıyor. 7’si Elektrik Elektronik Mühensonras
k Hazine’ye
Atagöz nda
Göz art
Hastalıkları
435 vadesi
35 35
disliği, 12 de Makine Mühendisliği BölüAtafizik,borcumuz
Fizik Ted. Mer.
25 15
geçmi
kalmad 231
. Bugün
mü olmak üzere toplam 19 kişilik ekiple
Batıgöz
Hastanesi
489
03 03
yapılan araç, yaklaşık 11 ayda tamamlançok farkl bir noktaday z.” diye
dı. Aracı yaklaşık bir buçuk senedir gelişBornova
Merkezi
388için
20 40
konu
tu. Tıp
Kocao
lu, tüketim
tirmeye
çalıştıklarını anlatan Elektrik
Bornova Özel Tıp Mer.
343 23 50
kredi
almad klar n , sadece
Elektronik Mühendisliği son sınıf öğrenBornova Özel
cisi ve araç pilotu Furkan Rıza Ateş, “Hefinansal geri dönü ü olan büyük
defimiz, 2015 Ekim ayında Avustralya’da
Sağlık Tıp Merkezi
339 77 83
projeler
i
in
uzun
vadeli
kredi
yapılacak
olan dünya güneş araçları yarışı
Buca Tıp Merkezi
438 14 14
olan World Solar Challenge yarışları.” dekulland
klar
n
ve
daha
dü
ük
Buca Sağlık Merkezi
438 06 20
di.
faiz
oranlar
nda
kredi
almaya
Central Hospital
341 67 67
Avustralya’da yapılacak, alanında
çalCan Tıp
t Merkezi
klar n kaydetti.
dünyanın en prestijli yarışının verime da232 13 48
yalı olup 6 gün sürdüğünü anlatan Ateş,
Kocao
lu, Dünya
heyetine
Caner Göz
MerkeziBankas 278
81 11
kıtayı baştan başa geçmeyi gerektiren 3
Çağdaşehir
Tıp Merkezi
95 95
Büyük
Belediyesi’nin285
önemli
bin kilometrelik yolun en kısa zamanda
Çankayahakk
Tıp Merkezi
31 31
aşılması ile yarışın kazanılacağını anlattı.
projeleri
nda bilgi de425
sundu.
Bu yarıştan güzel bir derece ile dönmek
Çesav Tıp Merkezi
362 67 67
istediklerini aktaran Ateş, “Bundan sonra
Çeşme Sissus
Has.
723
05 55
Dünyaca
ünlü uluslararas
kredi
da elektrikli ve daha çok alternatif enerjili
Çınarlı Hastanesi
462 27 27
araçları tasarlamak istiyoruz. Topluluğuderecelendirme
kurulu u Moody’s,
muz ,vizyonu olan bu tür araçları yayÇiğli Özel Sağ.
386 26 16
temmuz ay sonunda
mak, daha çok günlük yaşama uygun praDiyabet Hastanesi
449 13 19
tik araçları geliştirmeyi hedefliyoruz.”
yay mlad
son raporunda
şeklinde konuştu.
"EN BÜYÜK SIKINTIMIZ
SPONSOR VE PARKUR"
En büyük sıkıntılarının, sponsor ve
çalışabilecekleri parkur bulmak olduğunu
ifade eden Furkan Rıza Ateş, şöyle devam etti: “Bu anlamda en çok destek bulmakta sorun yaşıyoruz. Ülkemizde Ar-Ge
kültürü yeni yeni oturmaya başladı. Büyük firmalar dışında diğer firmalar destek
vermiyor. Bu nedenle de yaşadığımız en
büyük sıkıntı sponsor bulmak.” dedi.
Grup üyesi Furkan Rıza Ateş de 120 kilometre hız yapan aracı denemek için parkur bulamadıklarından yakındı. Ateş, şunları söyledi: “Bunun son hızı 120 kilometre, ancak bunu henüz deneme şansımız
olmadı, güvenli bir parkurumuz olmadığı
için. Çünkü trafiğe çıkma şansımız yok.
Yarışa özel tasarlandığı için trafik şartlarını sağlayan bir araç değil. Bu sebeple özel
bir ortamda denememiz gerekiyor hız tes-
tini.”
Parkur sıkıntısından dolayı tam deneme yapamadıklarını anlatan araç pilotu
Ateş, Türkiye’deki yolların büyük kısmının yama ve kasisli olduğu için bunu yapamadıklarını kaydetti. Şu anda deneme
yarışlarını, okulun içindeki yollarda yaptıklarını ifade eden Ateş, uzun vadede ise
izin verilmesi halinde kullanılmayan Yunuseli Havaalanı'nda yarışmaya hazırlanmak istediklerini ifade etti. Aracın, güneşle şarj olduğunu bildiren Furkan Rıza
Ateş, şunları söyledi: “Aracımız güneşte
şarj oluyor ama güneş olmadığı zaman da
mevcut bataryaları ile gidebiliyor. Araç
üzerindeki batarya ile yaklaşık 350 kilometre gidebiliyor şarjsız. Şarj olduğu zaman da 78 kilometre hızla tam öğle vakti
bataryadan harcamadan bulutsuz bir ortamda gidebiliyor.” Aracı 450 bin TL’ye
mal ettiklerini bildiren Furkan Rıza Ateş,
seri üretimle birlikte bu maliyetin de düşeceğini sözlerine ekledi. (CİHAN)
350 kilometre
GİDEBİLİYOR
Aracın, güneşle şarj olduğunu bildiren Furkan Rıza Ateş, şunları söyledi: “Aracımız güneşte şarj oluyor
ama güneş olmadığı zaman da mevcut bataryaları ile gidebiliyor. Araç
üzerindeki batarya ile yaklaşık 350
kilometre gidebiliyor şarjsız. Şarj olduğu zaman da 78 kilometre hızla
tam öğle vakti bataryadan harcamadan bulutsuz bir ortamda gidebiliyor.” Aracı 450 bin TL’ye mal ettiklerini bildiren Furkan Rıza Ateş, seri
üretimle birlikte bu maliyetin de düşeceğini sözlerine ekledi.
Borcanevi
Bornova Yeni Yaşam
Bozyaka Halk
Bozyaka Dispanseri
Buca Çözüm
Cansu Karabağlar
Çamdibi Derman Polik.
Çizgi Polik.
Deniz Sağlık Polik.
Ege Sağlık
Egeform Fizik
Eşrefpaşa Ö.Sağ.
Eşrefpaşa Zinde Polik.
Gaziemir Dr. Polik.
Gazi Kent Polik.
Halk Polik.
Hatay Özel Sağlık
İhtisas Polik.
Karşıyaka Park Sağlık
Mevlana Polik.
Mersinli Özel Sağlık
Neron Psikiyatri
Nergiz Özel Sağlık
Onur Polik.
Özel 9 Eylüllüler Polik.
Özel Altındağ
Özel Brn Dr. Dispanseri
Özel Çiğli Polik.
Özel Eylül Polik.
Özel Gülhan Polik.
Özel İrem Sağlık Polik.
Özel İzmir Polik.
Özel Pınarbaşı Polik.
Özel Sarnıç Polik.
Özel Seferihisar Polik.
Özel Serin Polik.
Özel Yedigöller Polik.
Özel Yenişehir Polik.
Park Sağlık Polik.
Sevgi Özel Sağlık
Şöferler Odası
Sağlık Polik.
Teos Polik.
Vefa Polik.
Yeşiltepe Polik.
Yıkık Cami Halk.
255 04 44
388 03 31
261 39 13
256 09 86
438 76 26
237 73 83
435 00 77
226 34 34
369 90 91
487 57 64
464 24 24
227 35 26
262 64 71
252 36 92
274 13 74
285 46 34
250 51 52
254 13 13
367 22 22
343 32 43
461 19 99
256 76 76
364 08 10
458 77 45
453 81 11
458 05 89
347 38 92
386 05 95
373 85 74
347 99 91
251 84 24
343 23 50
479 80 25
281 64 03
743 58 48
261 29 99
442 29 92
433 09 24
367 22 22
438 37 38
227 99 35
743 57 77
341 84 24
351 38 72
271 27 27
-Askeri HastanelerHava Hastanesi
285 96 50
Kara Hastanesi
262 55 55
ÜNİVERSİTE TELEFONLARI
Başkent Üni. Zübeyde Hanım Uyg.
Merkezi
330 52 30
Dokuz Eylül Ünv.
412 22 22
Dokuz Eylül Üni.
Karşıyaka Polik.
369 30 40
Ege Üniversitesi
444 13 43
İlaç ve Zehir Dan.
277 73 33
Ege Üni.Uyg.ve
Araş.Merkezi
330 52 30
-Doğum EvleriEge Üni. Tıp Fak.
388 19 63
Konak Doğum Evi
489 09 09
Tepecik Doğum Hast.
449 49 49
-Kan MerkezleriKızılay
463 63 53
Çocuk Hastanesi
433 06 08
Ege Üni.
388 28 61
Tepecik Kan Merkezi
433 38 74
ULAŞIM TELEFONLARI
Denizyolları
THY Rezervasyon
Basm. Rezervasyon
Alsancak Gar
Santral Garaj
464 88 89
444 08 49
484 86 38
464 77 95
472 10 10
-Körfez Ulaşım İskelelerKonak
484 98 56
Karşıyaka
368 00 42
Alsancak
464 78 31
Bostanlı
330 89 22
Diamed Dah. Dal Mer.
465 27 37
Bayraklı İskele
345 77 53
zmir Tıp
Büyük
Doğa
Mer. ehir Belediyesi’nin
244 16 16
Pasaport İskele
484 22 56
ulusal
ölçek
kredi
notunu
“Aa3”,
ölçekte kredi notunu “Baa3” olarak aç klam
t . zmir, Moody’s taraf ndan verilen söz konusu notlar Göztepe
iki y ldİskele
r korumay 224 20 22
Dr. Sıhhat Tıp Merkezi
367 67küresel
47
-Türk TelekomAvşar Palmiye
277 48 00
Sema Sineması
483 91 00
baEfes
arK.B.B.
yor. Merkezi
Raporda zmir
n n ba ar l yönetim stratejisiyle birlikte kendi kendini
finanseİskele
etme kapasitesi
446Büyük
15 16 ehir’in güçlü faaliyet marjlar , dengeli nakit ak
Üçkuyular
259 40 13
Arıza
121
Cinemaximum
278 87 87
Konak Sineması
483 21 91
Sağlık Hastanesi
463 77
00 be y l içinde toplam gelirlerinin yakla
saEgelad
ve bu durumun,
geçen
k
yüzde
4’üne
denk
gelen
finansman
fazlal
ndan
da
anla
ld
ifade
edilmi
ti. Moody’s,
Bilinmeyen Numara
11811
Cinemaximum
446 90 40
Desem Sineması
422 53 10
Ege
Tüp
Bebek
Merkezi
445
31
45
-Elektrik
Arıza-bir nakit
belediyenin bugüne kadar bütün borçlar nDanışma
n anapara ve faiz geri444
ödemelerini
fazlas yla kar
yeterli
rezervi bulundurdu
istikrarl
14 44
Cinemaximum
(Ykm) lamaya
425 01
25 miktarda
Karşıyakanakit
Sineması
381 50 98 unu, bunun da
Egeria
Çocuk
Sağlık
Genel
Kesinti
Seb.
435 11 84
yönetimi stratejisi izlemesinden kaynaklandUyandırma
n vurgulam
t 135
.
Cinecity Kipa Çiğli
386 58 88
İzmir Sİneması
421 42 61
Hastanesi Dal Merkezi
489 35 35
Buca
426 69 37
Posta Kodu
119
Çeşme Hollywood
712 07 13
Ekol K.B.B.
Dal Mer. )
386 55 05
(HABER
MERKEZ
Çiğli
376 90 91
Fono Tel
141
Çamlıca
343 83 15
-TiyatroEkol K.B.B. Şube
369 89 65
Karşıyaka
369 79 80
Borç Ögrenme
163
Deniz Karşıyaka
381 64 61
Konak Sahnesi
483 50 35
El ve Mikro Cerrahi
441 02 21
Bornova
388 83 78
Çağrı
133
Batı Sineması
347 58 25
Ragıp Haykır Sahn.
369 14 87
Gazi Kent Tıp Merkezi
252 45 00
Narlıdere
238 32 90
-SinemalarÇınar Sineması
489 88 85
İzmir Devlet Tiyat.
445 89 41
Gaziemir Tıp Merkezi
251 47 67
261
48 04
Eşrefpasa
Agora Balçova
277 25 25
Uğur Mumcu Sahnesi
343 04 33
Karaca Sineması
445 87 76
Hayat Hastanesi
441 41 96
Gaziemir
251 92 05
Afm Park Bornova
373 73 20
İzmir Tiyatro
Kipa Hollywood
252 56 66
İzmir Hastanesi
483 31 31
Güzelbahçe
234 05 34
Afm Forum Bornova
373 03 50
Bab-ı Sanat Merkezi
446 77 95
Menemen Kültür
832 14 11
İrenbe Tüp Bebek Mer.
464 58 88
Konak
425 60 60
İsmet İnönü
Afm Ege Park
324 42 64
Şan Konak
483 75 11
441 41 70
Karataş
Çeşme
712
63 46
Sanat Merkezi
441 09 02
Afm Passtel
489 22 00
Çınar Center
277 11 00
Karşıyaka Tıp Merkezi
369 00 91
SAYFA 13
SONDAKiKA GAZETESİ >>
13 SAĞLIK
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
13
17Kasım
Şubat 2014
2013 Perşembe
Perşembe
Sağlıklı hamilelik için
bu önlemlere dikkat
Yüzde
çekilme,
felcin işareti
olabilir
Bedenin bir yarısında uyuşma, güçsüzlük, karıncalanma, konuşma güçlüğü,
çift görme, baş dönmesi gibi belirtilerle ortaya çıkabilen inme (felç), doğru müdahale edilmediğinde kalıcı sakatlıklara ve
hayati tehlikeye neden oluyor.
Uzmanlar, inme geçiren kişinin yakınındaki
bireyin çok dikkatli olması ve ilk müdahalenin
tam donanımlı bir merkezde yapılması riski
azaltarak yaşam kalitesini artırdığını söylüyor.
Memorial Hizmet Hastanesi İnme Akut Tedavi Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Reha Tolun, “29
Ekim Dünya İnme Günü” öncesinde inme ve
tedavisi ile ilgili önemli bilgiler verdi. İnme tedavisi için uygun olmayan sağlık kurumlara
başvurmak tedavi şansını azaltığını söyleyen
Prof. Dr. Reha Tolun, “İnmeyi tanıyamamak,
belirtiler karşısında tepkisiz kalmak, hızlı
hareket etmemek, hastane öncesi süreçte yanlış
tedavilere başvurmak ve en önemlisi tedavi amacıyla uygun olmayan sağlık kurumlarına
başvurmak inme geçiren hastada tedavi şansının ortadan kalkmasına yol açan en önemli
nedenler arasında yer almaktadır.” dedi.
İnme esnasında hasta yakınının, hastanın kendisini anladığından emin olması önemli
olduğunu ifade eden Prof. Dr. Reha Tolun, “Bu
nedenle hastadan örneğin dişlerini göstermesi
veya gülümsemesi istenebilir. Eğer kişi bunları
yaparken yüzü bir tarafa çekiliyor, kolu, bacağı
güçsüz duruma düşüyor ise hemen önlem alınması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.
BELİRTİLERİ TANIYIN
VE TEDAVİ İÇİN
VAKİT KAYBETMEYİN
Belirtilerin görüldüğü anda hemen doktora
başvurulmalı ifadelerini kullanan Reha Tolun,
”Belirtiler bir kez görüldüğünde hiç vakit kaybetmeden doktora başvurulması hayati önem
taşır. İnme belirtileri olan kişiye ilaç kullanımında dikkatli davranılması önemlidir. Aspirin veya tansiyon düşürücü ilaçların verilmemesi gerekir.” diye konuştu.
İnme geçiren bir kişide ilk olarak tansiyonuna bakılması gerektiğini aktaran Tolun,
“Muayeneden sonra gerekirse anjiyo yapılmalıdır. Bu nedenle tam donanımlı bir
merkezde ilk müdahale gerçekleştirilmelidir.
Doktor muayenehanesi, hastane veya sağlık
merkezi poliklinikleri, aile sağlık merkezleri
ani ortaya çıkan inmenin tedavisi için uygun
kurumlar değildir. Uygun olmayan bir kuruma
gitmek tedavi şansını büyük oranda ortadan
kaldırmaktadır. Pıhtı eritici ilaç ve anjiyografik
tedavi yöntemlerinin uygulanabildiği, içinde inme ünitesinin bulunduğu bir hastaneye
gidilmesi gerekmektedir. Tıkayıcı olarak ifade
edilen inme, tüm vakaların neredeyse %8085’ini oluşturmaktadır. Bu tür bir rahatsızlıkta
beyin damarı bir pıhtı ile tıkanmakta ve kalpte
olduğu gibi beyinde de enfarktüs ortaya çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.
İLK 4,5 SAAT ALTIN DEĞERİNDE
İlk 4,5 saatin çok önemli olduğunu belirten
Tolun, “Beyin damar tıkanıklıklarına bağlı
gelişen inmelerde inme geliştikten sonraki ilk
4,5 saatte toplardamar yoluyla verilebilen bir
pıhtı eritici ilaç (trombolitik ilaç) yararlı olabilmektedir. Bu ilaç genellikle ana beyin damar
tıkanıklığı değil, beynin küçük damarlarında
tıkanıklık gelişmiş durumlarda faydalı olmaktadır. Ana beyin damarında bir tıkanıklık
görülmüş ise tedavinin anjiyografik yolla yapılması gerekmektedir. Kanamaların ve tıkanmaların %85 – 90 oranında nedeni, aşırı kilo,
stres veya genetik faktörler olarak sıralanmaktadır.” ifadelerini kullandı.
(CİHAN)
Kadın Hastalıkları Doktoru Meltem Eğilmez
Kalkavan, hamile kalmayı
düşünen kadınların
sağlıklı bir hamilelik
dönemi ve doğum süreci
için aylar öncesinden
vücudunu düzene sokması gerektiğini söyledi.
Kalkavan, “Aylar öncesinden sigarayı bırakmak,
kapsamlı bir sağlık kontrolünden geçmek, ve folik asit desteği almak çok
önemlidir.” dedi.
Memorial Hizmet Hastanesi
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Bölümü’nden Op. Dr. Meltem
Eğilmez Kalkavan, gebelik
planlaması öncesinde anne adaylarına önemli tavsiyelerde
bulundu. Kalkavan, “Psikolojik durum çok önemli. Anne ve
baba adaylarının psikolojik
açıdan tam anlamı ile çocuk
sahibi olmaya hazır olmaları,
herhangi bir psikolojik rahatsızlık nedeni ile tedavi görüyor olmamaları gerekmektedir.
Kapsamlı bir sağlık kontrolünden geçin. Toplumumuzda sıklıkla gebeliği komplike ede-
bilecek hastalıklar arasında
kansızlık, şeker hastalığı, guatr, kalp romatizması ve doğuştan kalp kapak sorunları
gelmektedir. Ayrıca kızamıkçık, suçiçeği, kabakulak,
herpes, toksoplazma ve
brusella gibienfeksiyon
hastalıklarının bazıları da
oluşacak gebelik için çok ciddi riskler oluşturur. Bu enfeksiyonlar erken gebelik döneminde geçirildiğinde bebeğin
sakat kalmasına yada gebeliğin düşükle sonlanmasına
neden olabilecek enfeksiyonlardır. Gebeliğin ilerleyen aylarında diş ve dişeti üzerindeki olumsuz etkileri de iyi bilinmektedir. Bu nedenle gebelik
planlayan bir kadın diş kontrolünü ihmal etmemeli, var
olan diş sorunları gebelik
öncesinde giderilmelidir.” ifadelerini kullandı. “Sigarayı
bırakın” diyen Kalkavan,
“Gebelik öncesi düzenli çalışma ve dinlenme saatleri, uyku
saatlerinin yeterli ve uygun
koşullarda olması, sigara ve
alkol tüketiminin olmaması ve
yoğun sigara dumanı olan yerlerde zaman geçirilmemesi
önemlidir. Sigara, bilindiği gibi
tüm olumsuz etkilerini damar
sistemi üzerinden göstermektedir. Bebeği anne ile ilişkilendiren, onun beslenmesini,
Bilgisayar başında
çalışırken 20 dakikada
bir pozisyon değiştirin
Masa başında bilgisayar karşısında
oturanlar dikkat. Uzmanlar, bilgisayar
başında eğilerek çalışma sonucu ortaya
çıkan boyun ağrılarının fıtık oluşumunu
tetiklediğini, sinirleri baskı altına
aldığını kaydetti. Bu kişilerin, hareketsiz kaldıkları için şekil bozuklukları
yaşadığını, bel ağrıları, omurgada eğrilik gibi rahatsızlıklar oluştuğunu vurgulayan uzmanlar, bu durum dikkate alınmadığı takdirde, bacaklarda güçsüzlük
ve hatta idrar kaçırmaya varan sağlık
problemlerine yol açtığını dile getiriyor.
Uzmanlar, “Masa başında, bilgisayar
karşısında çalışanlar, bir pozisyonda en
fazla 20 dakika durduktan sonra iki
dakika kadar işe ara vermek ya da başka bir işle ilgilenmeleri daha doğru olacaktır.” tavsiyesinde bulundu. Ortopedi
ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hasan
Doğan, hareketsiz yaşamın, masa
başında eğilerek çalışanların, boyun
ağrıları yaşadığına dikkat çekti. Bu
ağrıların hafife alınmaması gerektiğini
söyleyen Opr. Dr. Doğan, boyun
ağrılarının geçirilmesi için bilinçsizce
oksijenlenmesini
sağlayan ve atıklarını
boşaltan sistem olan
plasentanın tamamen bir
damar sistemi olduğu
düşünüldüğünde sigaranın
gebelik üzerindeki zararları
açıkça görülmektedir.
Doğurganlık çağında bir
kadının hiç sigara içmemesi
ideal olmakla birlikte en azından gebeliğin fark edilmesi
ile birlikte hemen sigara kullanımı bırakılmalıdır.” şeklinde konuştu.
İdeal kiloda hamile
kalınması
tavsiyesinde bulunan Kalkavan, şunları söyledi: “Kadınlarda ortalama ideal
vücut kitle indeksi
20-25 arasındadır.
Gebelik öncesi
bu sınırlar
içerisinde olan
yada en azından buna
yakın değerlerde olan
kadınların
gebelikte kilo
kontrolü ve kilo sorunlarına
bağlı komplikasyon
oranları daha az
olmaktadır.”
(CİHAN)
yapılan hareketlerin boyun fıtığına sebep olduğunu, bu fıtığın sinirleri baskı
altına alarak, kol ve bacaklarda güçsüzlük, ellerde uyuşma karıncalanma,
hareket kısıtlılığı hatta idrar kaçırmaya
varan sorunlar oluşturduğunu vurguladı. Dr. Doğan, şöyle dedi: “Microcerrahi ve ameliyatlarla giderilmeye
çalışılan, iş rutininde tekrarlanma olasılığı yüksek olan ofis hastalıklarından kurtulmak için ilaç ve cerrahi yöntemlerin dışında, ağrıya neden olan
hasar görmüş dokuların, bedenin kendi
kendini iyileştirme mekanizmasını
harekete geçiren doğal ve kalıcı tedavi
yöntemi olan Proloterapi ile iyileştirmek mümkündür.” Dr. Doğan,
her üç kişiden birinin boyun ağrısı
yaşadığı günümüzde, yanlış duruş şekli
ve hareketsiz yaşamın tetiklediği fıtık
hastalığından, vücudun kendi kendini
iyileştirme mekanizmasını harekete
geçirerek kalıcı olarak tedavi sağlayan
proloterapi ile kurtulmanın mümkün
olduğunu anlattı. “Bir pozisyonda en
fazla 20 dakika durduktan sonra iki
dakika kadar işe ara vermek ya da başka bir işle ilgilenmek daha doğru olacaktır.” diyen Doğan, “Bu sürede sıkışmaya maruz kalan sinirler ve damarlara
rahatlama şansı vermiş oluruz.” dedi.
Doğan, özellikle masa başında bilgisayar karşısında oturarak çalışan kişilerin,
hareketsiz kaldıkları için şekil bozuklukları yaşadığını, bel ağrıları, omurgada eğrilik gibi rahatsızlıklar oluştuğunu
belirtti. Bel ve sırt ağrılarının, yanlış tedavi ve ilaçlar sonucu sıklıkla tekrarlanabildiğini vurgularken, rahatsızlıkların
nüksetmemesi için önleyici ve kalıcı tedavi olan Proloterapi yöntemini tavsiye
eden Doğan, proloterapi yöntemi ile
ağrıya neden olan; zayıflamış, yıpranmış bağ ve dokuların güçlendirildiğini,
tekrar eski haline getirildiğini, vücudun
kendi kendini iyileştirme mekanizmasının harekete geçirildiğini aktardı.
(CİHAN)
Rotavirüs özellikle
ÇOCUKLARI etkiliyor
Rotavirüs, en çok kış
aylarında görülen,
dünyada her yıl milyonlarca çocuğu etkileyen bir virüs. Uzmanlar, ani su kaybı
sonucu ölümlere kadar
sebep olan bu
hastalığa karşı dikkatli
olunması uyarısı yaptı
Acıbadem Bursa Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Mesut Özel, hastalık hakkında,
"Ağır geçirilen hastalık, yüksek ateş yapıyor.
Aşırı kusma, şiddetli ishal gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Vücutta çok hızlı şekilde su kaybına yol açtığı için, kaybedilen sıvı takviye
edilemezse ölüme yol açabiliyor. Annelerin korkulu rüyası olan rotavirüs, yılda bir milyondan
fazla çocuğun ölümünden sorumlu olarak
biliniyor. O kadar bulaşıcı ki genel hijyen
koşulları ne kadar iyi olursa olsun, hemen her
çocuk 5 yaşını doldurmadan rotavirüs geçiriyor." bilgisini verdi.
ANİ ATEŞ, ŞİDDETLİ
İSHAL VE KUSMA
Rotavirüse bağlı ağır ishallerin sıklıkla 3
ay-2 yaş arasındaki çocukları etkilediğine
dikkat çeken Özel, şunları dile getirdi: "Rotavirüse bağlı ağır ishaller sıklıkla 3 ay-2 yaş
arasındaki çocukları etkiliyor. Yaklaşık 2-4
günlük kuluçka dönemi sonrasında ani yüksek ateşe yol açıyor, aşırı kusma ve şiddetli
ishal gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Rotavirüs ishallerinde diğer etkenlere ait
ishallerden daha fazla sulu ishal, bulantı,
kusma, iştah kaybı, karın ağrısı görülmektedir. Rotavirüs enfeksiyonu sebebiyle hastaneye yatırılan çocukların çoğunluğunda ateş,
kusma ve ishal bileşiminden oluşan bir klinik görülür. Ancak rotavirüs ishalinin tanısı
konulsa bile hastalığa yönelik özel bir tedavisi bulunmuyor. Rotavirüs tanısını doğrulamak için birkaç laboratuar yöntemi kullanılabilir. Rotavirüs ishalinin özel tanısının
konulması, tedavi yaklaşımını değiştirmez.
Özel bir antiviral tedavi yoktur."
ANTİBİYOTİĞE YER YOK
Viral ishallerde antibiyotiğin fayda
etmediğini belirten Özel, "Bir başka deyişle
rotavirüs tedavisinde antibiyotiğe yer yok.
Aksine antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozarak, ishalin uzamasına ve ağırlaşmasına yol açabiliyor. Rotavirüs ishaline
karşı tek korunma yöntemi olarak aşı göster-
iliyor. Rotavirüs aşısı Türkiye’de rutin aşı
takvimine alınmış değil. Aileler kendi isteği
doğrultusunda ilgili hekime yaptırabiliyor.
Halen piyasada olan aşı 2006 yılından beri
ABD ve birçok Avrupa ülkesinde güvenli bir
şekilde uygulanıyor. Aşının uygulanmaya
başlamasıyla birlikte aşı yapılan grupta hastaneye yatış oranında yüzde 85 oranında
azalma kaydedildi. Rotavirüs aşısının etkinliğinin yüzde 74 ile yüzde 98 arasında olduğu
bilimsel yayınlarlarla ispatlanmış durumda.
Rotavirusgastroenteriti çok sayıda ayaktan
poliklinik ve hastane yatış oranları nedeniyle
ülke ekonomisine ve ailelere büyük yük getiriyor." hatırlatmasında bulundu.
ROTAVİRÜSTEN
KORUNMANIN YOLLARI
Rotavirüs ishaline karşı korunmada öncelikli yöntemin aşı olduğuna dikkat çeken
özel, alınacak önlemler şöyle sıraladı: "Temiz
olduğuna inanılan sular içilmeli, bebek temizlendiğinde kullanılan suların temiz olmasına dikkat edilmeli, çocuklarda yalnızca
pastörize süt ve şişelenmiş meyve suyu verilmeli, taze meyve ve sebzeler yenilmeden
önce mutlaka bol su ile yıkanmalı, et, balık
ve deniz ürünleri mutlaka iyi pişirilmeli,
yemekten önce ve sonra, tuvalete çıktıktan
sonra ve bebeğin altı değiştirildikten sonra
eller mutlaka iyice yıkanmalı."
(CİHAN)
SAYFA 14
SONDAKiKA GAZETESİ >>
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
Kasım
2014
Perşembe
1ubat
2013
Perşembe
14 GÜNCEL713
SAKIZ AGACI için İzmir'de
20 bin hektar alan belirlendi
Ülke bazlı krizlerin
olabileceği endişesi var
Hükümeti uyaran Ege
Bölgesi Sanayi Odası
Başkanı Yorgancılar,
"Genel olarak bakıldığında dünyada çok büyük
bir kriz beklenmiyor.
Global krizden ziyade
ülke bazı krizlerin olabileceği endişeleri var"
dedi
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)
Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı ve Ege Bölgesi
Sanayi Odası (EBSO)
Yönetim Kurulu Başkanı
Ender Yorgancılar, global
krizden ziyade ülke bazı
krizlerin olabileceği
endişelerinin bulunduğunu söyledi. Yorgancılar, düzenlediği
basın toplantısında
"Dünya ve Türkiye
Ekonomisine Makro
Bakış" konularını değerlendirdi. Küresel ekonomide gelişen piyasaların
FED'in alacağı kararlara
bağlı gelişim göstereceğini belirten Yorgancılar, FED'in faiz artış
kararını 2015 yılı ortasına kadar ertelemesinin
piyasaları rahatlattığını ifade etti. Yorgancılar,
"Genel olarak bakıldığında dünyada çok büyük
bir kriz beklenmiyor.
Global krizden ziyade
ülke bazı krizlerin olabileceği endişeleri var.
Bu da ülkelerin yönetimsel hatalarından ortaya
çıkabilecek bir durum.
Bugünkü senaryoya göre
konuşuyorum. Yarın
farklı bir şeyler ortaya
çıkabilir, ama ülke bazlı
bazı sıkıntılar ortaya çıkabilir" dedi. Yorgancılar,
üretim yapmayan
ülkelerin krize girme ihtimallerinin çok yüksek
olduğunu, gelişmekte
olan ülkelerin birinde çıkabilecek bir olumsuz durumun diğer gelişmekte
olan ülkeleri de etkileyeceğine işaret etti.
- Türkiye'nin büyüme
grafiği "kalp grafiği"ne
benziyor
Yorgancılar, 2015 yılında
Türkiye'nin önünde
güvenlik, ekonomi ve
siyesi istikrar ile yabancı
yatırımcı risklerinin bulunduğunu söyledi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıkladığı "Orta Vadeli Program"daki
stratejilerin bir an önce
hayata geçirilmesi gerektiğine işaret eden Ender
Yorgancılar, ekonomik
büyümedeki dalgalanmaya dikkati çekerek,
"Türkiye'nin ekonomik
büyüme grafiği kalp
grafiği gibi bir yukarı bir
aşagı iniyor. Büyümedeki
grafiğin kalp grafiği gibi
olması gelecek açısından
riskler taşıyor. İşsizliği
ortadan kaldırabilmek
için ekonominin her yıl
mutlaka ortalama yüzde
4,5 büyümesi önem
taşıyor" diye konuştu. İmalat sanayi verilerine
bakıldığında Türkiye'nin
yap-satçılıktan alsatcılığa döndüğünün
görüldüğünü söyleyen Yorgancılar, üretimin
teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin
küresel dış ticaret içinde
ihracat payı azalırken,
ithalat payının arttığını
belirten Yorgancılar,
dünya ticaretinden
Türkiye'nin aldığı payın
yüzde 2,2 olduğunu ifade
etti. Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanı Fikri
Işık'ın 3 bölgede fabrika
binalarını TOKİ'nin yapacağını açıklaması
önerisini 4 yıl önce kendisinin dile getirdiğini belirten Yorgancılar, düzenlemeyle sanayicinin fabrika binası ve arsasına
harcayacağı parayı
işletme sermayesi olarak
kullanacak olmasının
önem taşıdığını kaydetti.
(AA)
“Sakız Eylem Planı” kapsamındaki değerlendirme toplantısında konuşan İzmir Orman Bölge
Müdürü Aydın, "Eylem planı kapsamında toplam 96.000 adet sakız fidanı yetiştireceğiz" dedi
O
rman Genel Müdürlüğü’nün sakız ağacı
yetiştiriciliğini
güçlendirmek ve dünyada söz sahibi yapmak
için 2014 yılında başlattığı, beş yıl
sürecek olan “Sakız Eylem Planı”
kapsamındaki değerlendirme toplantıları devam ediyor. Son olarak
İzmir'in Çeşme ve Urla gibi sakız
ağacına ev ahipliği yapacak
ilçelerindeki yetiştiriciler, sivil toplum
kuruluşu temsilcileri, orman fakülteleri ve yörenin mülki amirlerinin
katıldığı toplantılardan biri, Urla Ege
Ormancılık Araştırma Enstitüsü'nde
yapıldı. Toplantıda konuşan İzmir Orman Bölge Müdürü İbrahim
Aydın, sakız ağacı
yetiştirilmesi için
eylem planı kapsamında toplam 20
bin hektar sahanın envanterini çıkarmaya
başladıklarını, bunun
büyük oranda bitirildiğini ve 2015 yılı
başlarında tamamlanacağını söyledi. Aydın, konuşmasında şunları söyledi: “İzmir Orman Bölge Müdürlüğü
olarak eylem planı kapsamında toplam 96.000
adet sakız fidanı
yetiştireceğiz. Kaliteli
sakız üretimi sadece erkek ağaçlardan
yapılabildiğinden tohumdan üretim
tercih edilmemektedir. Bu amaçla
Torbalı Fidanlığımız'da 30 bin adet
2015 yılında, 55 bin adet 2016 ve
2017
yıllarında, 11 bin adet 2018 ve 2019
yıllarında şeklinde fidan üretimi planlanmıştır. Bölge müdürlüğümüzde
eylem planı kapsamında toplam 45
hektar aşılı fidan dikimiyle sakız ormanı kurulacak ve 15 hektar yabani
sakızlıkların ıslahı yapılacaktır. Ayrıca
Orman Genel Müdürlüğümüz, Özel
Ağaçlandırma Yönetmeliği'nde sakız
özel ağaçlandırmasıyla ilgili düzenlemeler üzerinde çalışmaktadır. Çok
yakında çalışmalar tamamlandığında
bu konuda da açıklamalarda bu-
ı
s
ı
y
a
s
ı
c
a
ğ
a
Zeytin
ı
t
t
r
a
6
5
e
d
z
ü
y
a
10 yıld
T
ürkiye'de zeytin ağacı
sayısı 2004-2013 yılları
arasında yüzde 56
artışla 167 milyon 30
bine ulaştı. TÜİK verilerine göre, 1988 yılında 85 milyon
646 bin olan zeytin ağacı sayısı,
aradan geçen süre zarfında ciddi oranda arttı. Özellikle 2004 yılı sonrası katlanarak artan zeytin ağacı
sayısı 2005 yılında 113 milyon 180
bine, 2006 yılında da 129 milyon
265 bine yükseldi. 2007 yılında
144 milyon 329 bin olan ağaç
sayısı, 2008 yılında 151 milyon
630 bine, 2009'da 153 milyon 723
bine, 2010'da 157 milyon 156 bine,
2011 yılında 155 milyon 427 bine,
2012 yılında 157 milyon 904 bine
ulaştı. Son 10 yılda zeytin ağacı
sayısı yüzde 56 artışla 2013'te 167
milyon 30 bine yükseldi. Meyve veren ve vermeyen türleri bulunan
zeytinde 2013 yılında ağaçların
129 milyon 161 bini meyve veren,
37 milyon 869 bini meyve vermeyenlerden oluştu. Zeytin
ağaçlarında verim bir yıl çok bir yıl
az olduğu için üretim yıllara göre
dalgalı seyir izliyor. Geçen yıl 1
milyon 676 bin ton olan zeytin üretiminin, TÜİK 2014 yılı ikinci
bitkisel üretim tahminlerine göre
bu yıl yüzde 5,5 artışla 1 milyon
768 bin tona yükselmesi
öngörülüyor. (AA)
lunulacaktır." dedi.
Toplantıda bir sunum yapan
TEMA Vakfı Temsilcisi Hikmet
Öztürk ise Türkiye'de sakız üretiminin gelişimi konusunda kamu, özel
sektör ve sivil toplum kuruluşlarının
el ele olmasının umut verdiğini söyledi. Sakız ağacının çoğaltılmasına ilişkin problemlere değinen Öztürk,
şunları kaydetti: “Yaşlı ağaçlardan
yeterince aşı materyali elde edilememektedir. Materyal alınan ağaçlar
yaşlandıkça aşıda başarı düşmektedir.
Yabani sakız ağaçlarındaki yaşlı
sürgünlere aşı tutmamaktadır. Bu yüzden TEMA Vakfı olarak, verimli sakız
ağaçlarının sahip olduğu gen
havuzunu korumak, kitlesel sakız
ağacı fidanı üretmek için soy kayıtları
belli materyal altyapısı oluşturmak, klon parkında yer alan materyalin
periyodik olarak canlandırma kesimleriyle yeniden gençleşmelerini sağlamak, böylelikle vejetatif üretime engel olan yaşlılık sorununu kontrol altına almak şeklinde çalışmalar yapıyoruz.” dedi. Konuşmalar ve sunumların ardından toplantıya katılanlar,
Urla bölgesindeki sakız sahalarını birlikte gezerek incelemelerde bulundu.
(HABER MERKEZİ)
bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca
Soldan sağa:
1. Acı portakal kabuğundan yapılan içki. – İlgi çekici, değişik kimse. 2. Bir şeyin ilk kez yetiştiği, ilk kez
göründüğü yer, ana yurt. 3. İkiyüzlü. – Bir nota. 4.
Binek hayvanı. – Asaf Halet Çelebi’nin bir eseri. 5.
Tatlı bir çörek. – Güzel, hoş. 6. İsyan eden, başkaldıran. – Gösteriş, çalım, caka. 7. Kayalık kıyılarda ve
sığ sularda yaşayan bir tür balık. – Yüksek, yüce. 8.
Namzet. – şaka etmekten hoşlanan. 9. Eşek. 10. Bir
tür gelincik balığı. – Eski dilde bir anda. 11. Kuzu sesi. – Dişi sığır. – İlgi eki. 12. İnanç, iman. 13. Balık
yumurtasından yapılan bir tür meze. 14. Gereken yiyecek ve içecek, azık. – Seslenme sözü. 15. Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi. – Tropikal Afrika’da yetişen bir ağaç. 16. Eski bir devlet. –
İyilik, ihsan, lütuf. 17. Uzun, kıvırcık tüylü bir cins
köpek. – Antalya ilinin bir ilçesi. 18. Bir renk. – İnsan vücudunun dış yüzü. 19. Güney Afrika’nın plaka
işareti. – Bölge. 20. İçi koloit veya yağ gibi sıvı veya
yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba. – Elma,
armut gibi meyvelerin kurutulmuşu.
Yukarıdan aşağıya:
Dünkü bulmacanın cevapları
1. Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan. –
Güzel kokulu bir madde. – Başa kakma, serzeniş. 2.
Birim. – Hak ve hukuka uygunluk. – Dişi deve. 3.
Demiryolu. – Pey akçesi. – Japon çiçek düzenleme
sanatı. 4. Saflığı sersemlik derecesine varan kimse. –
Bacaktaki iki sinir ve bu sinirlerin ağrılı hastalığı. –
Voltamperin simgesi. – Bilimsel. 5. Şeker yerine kullanılan yapay tatlandırıcı. – Ağzı geniş tek kulplu su
kabı. – Meslek. – Sahip, iye, malik. 6. İlaç vererek
hastalığı iyi etmeye çalışma, tedavi etme. – Fakat, lakin. – Ağırlık ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş
kanuni ölçü modeli. – Patlayıcı bir madde. 7. Boğa
güreşi alanı. – Tayyare. – kekemelik. 8. Tunus’un
plaka işareti. – Geveze. – Baryumun simgesi. – Açık
göz, kurnaz. 9. Lityumun simgesi. – Araz. – Sığırın
ağzından akan salya. – Kiloamperin simgesi. 10. Bir
iskambil oyunu. – Kalın sicim. – Son. –
Şenlik kemeri.
SAYFA 15
SONDAKiKA GAZETESİ >>
15 SPOR
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
13
17Kasım
Şubat 2014
2013 Perşembe
Perşembe
Vahid Halilhodzic,
Trabzon'dan ayrıldı
Trabzonspor ile yollarını ayıran teknik direktör Vahid
Halilhodzic, Trabzon'dan ayrıldı. Dün sabah saat
09.05'de uçakla şehirden ayrılan Boşnak hocayı uğurlamak için havalimanına hiçbir kulüp yetkilisi gelmedi
T
ecrübeli teknik adam,
sabah saatlerinde kondisyoner Cyril Michel
Pierre ve tercüman Murat Konay ile kulübe ait minibüsle havalimanına geldi. Yine
kulübe ait kamyonetteki valizlerini Pierre ve Konay ile indiren
Halilhodzic, uçuş işlemlerini
yaptırdı. Bu sırada bazı taraftarlar Boşnak teknik adam ile fotoğraf çektirdi. Kendisiyle birlikte görevlerine son verilen idari menajer Serkan Ünver ve
kondisyoner Turgay Karslı dışında Halilhodzic'i uğurlamak
için bordo mavili kulüpten hiçbir yetkili havalimanına gelmedi. Sezon başında göreve getirilen ve ligdeki başarısız sonuçların ardından geçtiğimiz hafta sonu görevine son verilen Boşnak
teknik adam, Ünver ve Karslı ile
vedalaştıktan sonra uçağa gitti.
(CİHAN)
“Avrupalı Büyükşehir”
YENİDEN SAHNEYE
İzmir Büyükşehir Belediyesi
Gençlik ve Spor Kulübü Bayan Hentbol Takımı, bir sezonluk aradan sonra Challange Cup'ta ülkemizi ve İzmir'i yeniden temsil edecek.
2013-2014 Türkiye Bayanlar Hentbol Süper Ligi’nde yarı final oynayarak
Avrupa biletini cebine koyan İzmir Büyükşehir Belediyesporlu bayanlar, Belarus temsilcisi Gorodnichanka ile oynayacağı turdan
umutlu.
2012-2013 sezonunda
EHF Avrupa Kupa Galipleri
Kupası'nda üçüncü turda
TSV Bayer 04 Leverkusen’e
elenen Büyükşehir, bu sezon Belarus temsilcisi Gorodnichanka ile 15 Ka-
sım’da Belarus, 23 Kasım’da ise İzmir’de oynayacağı Challange Cup’taki ilk
hedefini son 16 olarak belirledi.
Bir yıl aradan sonra tekrar Avrupa Kupaları’nda yer
alacakları için mutlu olduklarını belirten Antrenör Celal Gençoğlu, “Genç ve tecrübeli isimleri bir araya getiren dengeli bir ekibiz.
Amacımız, bu turda Belarus’tan avantajlı bir skorla
dönüp İzmir’de turu geçen
taraf olmak.
Ligde ve Türkiye Kupası’nda da hedeflerimiz var.
Bu hedefler doğrultsunda
çok çalışarak en iyi yerlere
gelmek amacındayız” dedi.
(HABER MERKEZİ)
Altınordu Futbol Sosyal Girişim
Heyeti'nden 2. Bilbao zirvesi
Altınordu Futbol Sosyal Girişimi Başkanı Seyit Mehmet Özkan, sportif iş birliği konusunda prensip anlaşmasına varılan dünyaca ünlü İspanyol Kulübü
Athletic Bilbao’nun Başkanı Josu Urrutia ile İspanya’da bir araya geldi
ve kapıda hiçbir polis aramasına
takılmadan içeriye girdiklerini
söyledi. Bilet üzerinde yazan koltuklarına oturduklarını ve tel örgüsüz San Mames Stadı’ndaki 45
bin kişi ile birlikte, küfürsüz, olaysız, kavgasız, bir o kadar da keyifli
bir Şampiyonlar Ligi maç izlediklerini belirtti.
Başkan Özkan'ın hayran kaldığı
bir diğer olayın ise Athletic Bilbao,
evindeki maçı 2-0 kaybetmesine
rağmen, binlerce taraftarınca
ayakta alkışlanmasının olduğu,
futbolcuların da buna aynı şekilde
karşılık vermesinin olduğunu anlattı. Maç bitiminde ise herkes yine yağmur altında yürüyerek evlerine döndü. (CİHAN)
La Liga'nın iddialı kulübü Athletico Bilbao ile sportif iş birliği konusunda prensip anlaşmasına varan
Altınordu’da, Başkan Seyit Mehmet Özkan ve yönetim kurulu
üyeleri, Bilbao’ya ikinci ziyareti,
bu kez onur konuğu olarak gerçekleştirdiler. Atlhletic Bilbao
Başkanı Josu Urrutia ve 2. Başkan
Jokin Garatea tarafından özel olarak karşılanan Altınordu heyetinde Başkan Özkan ve Londra’da
eğitim gören yeğeni Kenan Özkan’ın yanı sıra Yönetim Kurulu
Üyeleri Zafer Bilgetay, Murat Dizdar, Barış Orhunbilge ile Marka
Geliştirme Yöneticisi Özgür Özgürengin de yer aldılar. Altınordu
Başkanı Özkan, Urrutia’ya Anadolu motifleriyle işlenmiş ipek halı
ve İznik Çinisi’den bir tabak hediye etti.
İki başkan, Bilbao ile
Altınordu arasında yapılacak sportif iş birliği konularını baş başa görüşürlerken, üst düzeydeki ziyaretlerin devam etmesi yönünde fikir birliğine vardılar. Altınordu’nun Bilbao
modelini örnek almasının
gurur verici olduğunu belirten Başkan Urrutia, "Altınordu, gerçekten çok zorlu bir yola çıktı. Bizler, yapacağımız iş birlikleri ve
tecrübemizle Altınordu’nun
yolunu aydınlatabiliriz." dedi.
Urrutia, her kulübün bir kimliğinin olması gerektiğinin
altını önemle çizerek, "Ligde
veya Şampiyonlar Ligi’nde
şampiyon olabilirsiniz. Bu, sizin başarı hedefinizi nasıl belirlediğinize bağladır. Ancak
biz, yaşadığımız topraklardaki
insanlarla omuz omuza vererek gurur duyacakları bir takım olma ve takımımızı da bu
insanlardan kurma hedefini
belirledik. Sonuçta da her Bilbaolu’nun gurur duyacağı bir ekip yarattık." dedi.
ÖZKAN: ALTINORDU İLE
BİLBAO'NUN MİSYONLARI
BİREBİR ÖRTÜŞÜYOR
Başkan Özkan da Altınordu ve
Bilbao’nun misyonlarının birebir
Alp, FIFA
listesini
açıkladı
ramların uyması durumunda Altınordu ile Bilbao arasında sezon
açılış maçı oynanması konusu da
görüşüldü.
İki kulüp arasındaki üst düzey görüşmeler devam edecek ve prensip anlaşmasına varılan tüm sportif iş birliği konuları, kardeş kulüp
kapsamında centilmenlik protokolüne bağlanacak.
örtüştüğüne
dikkat çekerek, "Bizler de yaşadığımız toprakların çocuklarından
gerçek profesyonel futbolcular
yetiştirme hedefiyle yola çıktık.
Sayın Urrutia’nın dediği gibi yolumuzun zor olduğunu, tecrübelerimizle öğrendik. Tecrübemiz, bize
kararlı olmayı da öğretti. Bilbao,
her açıdan örnek aldığımız bir ya-
pı. Kuracağımız sportif iş birliğinin, mesafeleri daha hızlı kat etmemizi sağlayacağına inanıyorum." diye konuştu.
Tarihi kulüp binasını gezen ve
bir gün önceki Ahtletic BilbaoPorto U19 maçını da izleyen Altınordu heyeti, ziyaretini 3 günde tamamladı. Özkan, Başkan Urrutia’yı İzmir’e davet ederken, prog-
BİR ŞAMPİYONLAR
LİGİ DENEYİMİ
Altınordu heyeti, İspanya’da
Athletic Bilbao - Porto arasında
oynanan Şampiyonlar Ligi maçını
efsane stat San Mames’te izlediler. Başkan Seyit Mehmet Özkan
ve beraberindekiler, şehrin tam
merkezindeki stada yağmur altında yürüyerek gittiler.
Başkan Özkan, bu esnada çok
güzel olaylara şahit olduğunu da
belirtirken, gişelerden biletlerini
alıp, stat alanında hiçbir bariyere
Türkiye Futbol Federasyonu Merkez
Hakem Kurulu (MHK), 2015 yılında
FIFA listesinde yer alacak hakemleri
açıkladı.
Türkiye Futbol Federasyonu'nun
İstinye'de yer alan merkezinde yapılan
toplantıda MHK Başkanı Zekeriya Alp,
UEFA Hakem Kurulu üyesi Jaap Uilenberg ve TFF Hakem İşleri Müdürü Burçin Keskin hazır bulundu.
Türkiye Futbol Federasyonu, 2015
yılında FIFA kokartı takacak hakemler
listesini belirledi. FIFA'nın üst düzey elit
hakemlerden istediği yoyo testini geçemeyen ve 2014 FIFA listesinde bulunan
Fırat Aydınus ve Bülent Yıldırım 2015
FIFA listesinden çıkarıldı. Başkan Alp,
FIFA'nın uyguladığı yoyo testinin Türkiye'de ve Avrupa'nın bazı ülkelerinde
uygulanmadığını söyledi.
2015 yılında FIFA Kokartı takacak
hakemler şöyle:
Cüneyt Çakır, Hüseyin Göçek,
Mete Kalkavan, Halis Özkahya, Barış
Şimşek, Ali Palabıyık, Tolga Özkalfa.
(CİHAN)
SAYFA 16
''Yavru çürüklüğü''ne
TOHUMLAMA ÖNLEMİ
Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği, Namık
Kemal Üniversitesi ve ODTÜ tarafından
yürütülen "Muğla Bal Arısının Amerikan
Yavru Çürüklüğü Hastalığına Karşı Direnç
Geliştirmesi" projesi kapsamında yapay tohumlama tekniği kullanılarak damızlık ana
arı üretiliyor
Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği (MAYBİR), Namık Kemal Üniversitesi ve Orta
Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) tarafından yürütülen "Muğla Bal Arısının
Amerikan Yavru Çürüklüğü Hastalığına
Karşı Direnç Geliştirmesi" projesi kapsamında yapay tohumlama tekniği kul-
lanılarak üretilecek damızlık ana arılardan
organik bal elde edilecek. MAYBİR
Başkanı Ziya Şahin, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, hastalıklara karşı direnci yüksek ana arı yetiştirilmesinin Muğla balının
kalitesini artıracağını söyledi. Projenin öncelikle "Amerikan Yavru Çürüklüğü
Hastalığı"nı ortadan kaldıracağını, ayrıca
balın kalitesi ile veriminin artmasına da
katkı sağlayacağını dile getiren Şahin, projeyi 3 yıldır yürüttüklerini bildirdi. Üniversitelerden bilim adamları ile Muğla arısının
tanımlanması, ıslahı, Amerikan yavru
çürüklüğüne karşı dayanıklı hatların elde
edilmesi için çalışma yaptıklarını anlatan
Şahin, "Projemiz Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı TAGEM Genel Müdürlüğü tarafından da desteklendi. Projenin 104
bin liralık kısmını Bakanlık, 400 bin liralık
kısmını da biz karşılıyoruz" dedi. Proje kapsamında öncelikle ODTÜ tarafından Muğla
arısının tanımlanmasının yapıldığını, daha
sonra Amerikan yavru çürüklüğüne karşı
dayanıklı hatlar üzerinde durulduğunu ifade
eden Şahin, şöyle konuştu: "Yürütülen
çalışmalarda 3 yıl içerisinde yüzde 91'lik
başarı elde edildi. Şu anda 350 arılık bir
sürümüz var. İnşallah 2015 yılında Muğla
arıcısına, üreticilerimize, laboratuvar şartlarında tohumlanmış ana arıları vermeye
başlayacağız. Bu yıla hazırlık maksadıyla
geçen yıldan itibaren 4 ana arı işletmemizi
oluşturduk. Bu işletmelerin damızlıklarını
verdik. Üreticilerimiz ana arıları bu işletmelerden de karşılayabilecek. Yani kendileri
üretmek isteyen üreticilerimize laboratuvarda tohumlanmış damızlık ana arıları vereceğiz ancak üreticilerimiz, 'ben damızlık istemiyorum, üretilmiş ana arı istiyorum' derse diğer üreticilerimizden aldığımız ana
arılarla yine üreticilerimizi buluşturacağız."
Proje ile daha sağlıklı arı kolonileri ve daha
sağlıklı bal elde edileceğini vurgulayan
Şahin, bunun da hem üreticinin hem de
tüketicinin yararına olacağına işaret etti.
Şahin, "Amerikan yavru çürüklüğü,
arıcılığımızı tehdit eden büyük bir hastalık.
Bundan korunmak için çok yoğun antibiyotik kullanılıyor. İnsan sağlığına daha uygun
bal üretebilmek amacıyla antibiyotikleri
ötelemek için bu projeyi geliştirdik" diye
konuştu. (AA)
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
Ciliv: 4G 2015’te
Türkiye’de
Türkiye’nin en kapsamlı teknoloji etkinliklerinden Turkcell Teknoloji Zirvesi
bugün başladı. 112 oturumda 200’ü
aşkın fikir önderini 12 binin üzerinde
davetliyle bir araya getirecek teknoloji
zirvesi, ilk gününde 6000’den fazla kişiyi ağırladı.
Zirve’nin ana konuşmacısı Turkcell
Genel Müdürü Süreyya Ciliv, Salı
akşamı Turkcell 20. yıl resepsiyonunda
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanı Lütfi Elvan’dan aldığı müjdeyi
Teknoloji Zirvesi katılımcılarıyla paylaştı. Ciliv, 4G’nin 2015’te Türkiye’ye geleceği konusunda Bakan’dan müjde
aldığını ifade etti.
Türkiye’nin lider teknoloji ve iletişim şirketi Turkcell’in, kurumsal müşterilerini
ve iş ortaklarını en önemli fikir önderleriyle buluşturmak, deneyimlerin paylaşıldığı bir zihin jimnastiği platformu
yaratmak ve iş dünyasını tüm dünyada
yaşanan teknolojik dönüşüme davet etmek üzere düzenlediği Turkcell
Teknoloji Zirvesi, görsel açıdan etkileyici bir ses ve ışık şovuyla bugün
başladı. İki gün boyunca Haliç Kongre
Merkezi’nde devam edecek zirveyi ilk
gün 6000’in üzerinde katılımcı izledi.
(HABER MERKEZİ)
Kalemler elime uymuyor
Ender rastlanan "Epidermolyssis Bullosa" adlı deri hastalığıyla
dünyaya gelen 7 yaşındaki Elfida Gündüz, yapışan parmaklarının ayrılması ve kalem tutabilmesi için gerekli ameliyatı henüz olamadı ancak
evde eğitim veren öğretmenine kavuştu. Derinin kemikler kadar hızlı
büyümemesi sonucu parmakları yapışan, açılan yaraları sürekli
kanayan, iç organlarından da rahatsızlanan Elfida, harfleri öğrenirken
elleri acısa da artık eğitim almaya başladı.
13 Kasım 2014 Perşembe
www.sondakikagazetesi.com
Artık bir öğretmeni var
derlerse 5 yıl, 8 yıl derlerse 8 yıl gEnder rastlanan "Epidermolyssis
eleceğim. Başarılı bir ameliyat
Bullosa" adlı deri hastalığıyla
geçireceğini düşünüyorum. Şu andünyaya gelen 7 yaşındaki Elfida
da tek sıkıntımız tahtada yazamıyGündüz, yapışan parmaklarının
oruz kalemi tutamadığı için ama
ayrılması ve kalem tutabilmesi için
gerekli ameliyatı henüz olamadı an- ameliyattan sonra parmaklarının
cak evde eğitim veren öğretmenine açılacağını, artık sorun yaşamayacağını düşünüyorum." Öğretmen
kavuştu. Derinin kemikler kadar hıAçıkgöz, hayal
zlı büyümemesi sonucu parmakları
gücü çok
yapışan, açılan yaraları sürekli
yüksek
kanayan, iç organlarından
Nadir
olan
da rahatsızlanan Elfida,
Elfida
harfleri öğrenirken elleri
rastlanan "Epiacısa da artık eğitim
dermolyssis Bullosa"
almaya başladı.
Çiğli'deki evinde
adlı deri hastalığıyla
Elfida'ya okuma
dünyaya gelen 7 yaşındaki
yazma öğreten İnci
Açıkgöz, HarmanElfida, yapışan parmaklarının
dalı İlkokulu'na
sınıf öğretmeni oayrılması ve kalem tutabilmesi
larak atandığını,
için gerekli ameliyatı henüz
eğitim verecek bir
sınıfı olmadığını, bu
olamadı ama evde eğitim
nedenle özel bir
öğrenciye evde eğitim
veren öğretmenine
vermek için başvuruda
kavuştu
bulunduğunu kaydetti.
Çiğli Kaymakamlığının onayıyla Elfida'ya eğitim vermek
üzere görevlendirildiğini söyleyen
Açıkgöz, şunları anlattı: "Ben daha
ağır bir öğrenciyle karşılaşacağımı
düşünüyordum. Elfida beni kapıda
karşıladı, hiç rahatsız olmadan içeri
girdim... Elfida'nın zihin problemi
yok. Yaşıtlarından iki yaş ötede bir
algısı var. Yaptığım çalışmalar
sonucu 5 günde 5 ses verdim.
Hem yazıyor hem de sesleri çıkarıyor. Böyle bir çocuk normal bir sınıfta olsa en az 3 öğrenciye rehberlik
etmesini isterdim. Artık ilk hayali
gerçekleşti bir öğretmeni var. 5 yıl
Gündüz'ün bir tasarımcı olabileceğini belirtti.
Öğretmeninden okuma yazmayı
öğrenmeye başlayan Elfida ise hayatında bir mucizenin gerçekleştiğini ifade etti. İnci öğretmenle
tanıştığı için çok mutlu olduğunu
anlatan Elfida, "Bir gün kapı çalındı
mucizeyle karşılaştım. Çok iyi, çok
güzel bir öğretmenim oldu. Harfleri,
sayıları öğreniyorum" dedi. Tek isteğinin kalemi düzgün tutabilmek
olduğunu dile getiren Elfida,
"Ameliyat olursam parmaklarım
açılır. Bir tek ellerimin açılmasını istiyorum Allah'tan, o zaman kalemi
düzgün tutabilirim, canım acımaz.
Şimdi yazabiliyorum ama tutarken
böyle elim ağrıyor. Kalemler buna
uygun gelmiyor" diye konuştu.
Sırada ameliyat var
Elfida'nın annesi Zülfiye Gündüz
ise kızının hem döküntülü hem de
yapışan tarzda bir hastalık olan
"Epidermolyssis Bullosa" ile
dünyaya geldiğini, hastalığın deride
olduğu gibi mide ve yemek
borusunda da sorunlara yol
açtığını bildirdi. Kesin tedavisi olmayan hastalıkla yaşamayı
öğrendiklerini ancak kızının her
gün yaşıtları gibi okula gitmeyi hayat ettiğine işaret eden Gündüz, bu
nedenle parmaklarının açılmasını
sağlayacak ameliyat girişimlerinde
bulunduklarını anlattı. Başvurdukları bir hastaneden "suni deri bulunmadığı", bir başka hastaneden
ise "çocuk yoğun bakım ünitesi"
olmadığı yönünde cevap aldıklarını
aktaran Zülfiye Gündüz, İl Sağlık
Müdürü Bediha Türkyılmaz'ın girişimiyle Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki uzman ekibin
Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ameliyat yapma kararı
aldığını hatırlattı. Kızını diğer
çocuklar gibi okurken yazarken
görmek istediğini belirten Zülfiye
Gündüz, "Kalemi, bardağı neden
tutamadığını soruyor. Doktorlar Elfida'yı ameliyat etmek istiyor ama bir
türlü kısmet olmadı. Parmaklarının
açılmasını ve mutlu olmasını istiyorum" şeklinde konuştu.
Hayat kalitesini
yükselten tedaviler
Parmakları yapışan, açılan yaraları
sürekli kanayan Elfida Gündüz'ün
acılarını hafifletmek isteyen "Mutlu
Olalım" projesi kapsamında çeşitli
etkinlikler düzenlemiş, etkinliklere
katıldı. (AA)
AK PARTİ’DEN
‘Etekler Kitap
Çalıyor’ kampanyası
Dünya Çocuk Kitapları Haftası kapsamında AK
Parti İzmir İl Sosyal İşler Başkanlığı başlattıkları
“Eteklerim Kitap Çalıyor” kampanyasıyla öğrencilere kitap hediye etti. AK Parti İzmir İl Sosyal
İşler Başkanlığı komisyon üyeleri “Eteklerim kitap
çalıyor” ismini verdikleri kampanyayla ilk ve orta
öğretim düzeyindeki çocuklara kitap hediye etmeye başladı. Karabağlar Şehitler Mahallesi’nde bulunan Kâtip Çelebi Ortaokulu’nda gerçekleşen ilk
etkinliğe AK Parti İzmir İl Sosyal İşler Başkan
Yardımcısı Fahretdin Yörek, Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Ferahi Yurtsever ile AK Parti İzmir İl
Kadın Kolları’nın temsilcileri de katıldı. Öğrencilere Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayladığı Dünya
Klasikleri kitapları hediye edildi.
“ÇOCUKLARA ÖNCE
SEVGİ, SONRA EĞİTİM”
Çocuklara kitap okumayı sevdirmek için böyle
bir proje hazırladıklarını belirten AKP İzmir İl
Sosyal İşler Başkan Yardımcısı Yörek, “Etekler zil
çalıyor deyiminden yola çıkarak böyle bir proje
gerçekleştirdik. Etekleri zil çalmak, deyimi halk
arasında çok sevinmek anlamına geliyor. Bizde bu
kampanyayla çocukları sevindirip, okuyarak
gelişimlerini sağlamak adına böyle bir isim bulduk.
Çocuklarımız Türkiye’nin geleceği. Onlara verilecek en güzel hediye sevgiden sonra kitap. Eğitimli
toplum her zaman gelişme için bir adım öndedir.
AK Parti iktidara geldiğinden bu yana eğitim için
geliştirdiği projelerle Türkiye’nin adını dünyaya
duyurmaya başladı. (HABER MERKEZİ)
Zeytinyağı ihracatında "yok yılı"
Türkiye'de geçen sezona göre ihraç edilen zeytinyağı miktarında yüzde 71, ihracattan elde edilen gelirde ise yüzde 66 düşüş yaşandı.
ABD, Suudi Arabistan ve Japonya'ya gönderilen zeytinyağı miktarı, toplam zeytinyağı ihracatı miktarının yarısını oluşturdu
Geçen sezon rekorların
kırıldığı zeytinyağı ihracatında bu yıl yüzde 71,
ihracatından elde edilen
gelirde ise
yüzde 66
düşüş yaşandı. AA muhabirinin Ege Zeytin
ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği'nden
aldığı bilgiye göre, geçen yıl miktar ve
parasal getiride rekorların kırılarak, 292 milyon 642 bin dolar değerinde zeytinyağının
ihraç edildiği Türkiye'de, bu sezon
zeytinyağı ihracatından 99 milyon 304 bin
dolar gelir elde edildi. Buna göre parasal getirideki düşüş geçen sezona göre yüzde
66 oldu. Bu yılki miktar bazındaki ihracat 26 bin 343 ton olarak gerçekleşirken bu rakam geçen yılki 92
bin 90 tona göre yüzde 71 oranında düştü.
İhracatta ABD birinci
sırada
ABD, Suudi Arabistan ve
Japonya'ya yapılan zeytinyağı ihracatı miktarı toplam zeytinyağı ihracatının yarısını
oluşturdu. Bu üç ülkeye ihraç edilen
zeytinyağı miktarı 12 bin 147 ton olurken,
bu rakam toplam 26 bin 343 tonluk
zeytinyağı ihracatının yüzde 46'sına denk
geldi. Bu üç ülkeye dış satımdan elde edilen
gelir de 44 milyon 586 bin dolar olarak
gerçekleşirken, bu rakam, 99 milyon 763
bin tonluk toplam dış satımın yaklaşık
yüzde 44'ünü oluşturdu. Zeytinyağında en
fazla ihracat, 4 bin 272 tonla ABD'ye
yapıldı. Toplam dış satımın yaklaşık yüzde
17'sine denk gelen bu ihracattan gelir ise
yaklaşık 15,7 milyon dolar olarak kayıtlara
geçti. Bu sezon ABD'ye ihracatta düşüş ise
yüzde 82 oldu. Bu ülkeyi, 4 bin 410 tonla
Suudi Arabistan ve 3 bin 465 tonla Japonya
izledi. Suudi Arabistan'a zeytinyağı ihracatından 15,1 milyon dolar gelir elde
edilirken, Japonya'ya dış satımdan 13,7 milyon dolar döviz girdisi sağlandı.
"Zeytinde 'yok yılı' toplama
tekniklerinden kaynaklanıyor
Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) ZeytinZeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Renklidağ, zeytinde
bir sene rekoltenin düşük bir sene yüksek
olduğuna işaret ederek, "2014, zeytinde 'yok
yılıydı' bu yıl zeytin rekoltesinde yaşanan
düşüş nedeniyle zeytinyağı ihracatı düştü"
dedi. Renklidağ, rekoltenin düşmesini zeytin
toplama tekniklerinde yapılan "yanlışlardan"
kaynaklandığını savunarak, "Zeytin ağacı
hasat zamanı kendini yeni ürüne hazırlar.
Ancak biz zeytini dallarını çırparak
topladığımız için ağacın bir sonraki seneye
meyve vereceği gözeneklere zarar veriyoruz. Bu yüzden zeytinde bir sene 'var yılı'
bir sene 'yok yılı' oluyor" diye konuştu. Renklidağ, zeytinyağı ihracatındaki düşüşe
karşın kutulu ve ambalajlı ihracatın artmasını kendilerini sevindirdiğini belirterek,
şöyle devam etti: "Bu yıl, kutulu ve ambalajlı ihracat oranı yüzde 80'e çıktı. Önümüzdeki sezondan umutluyuz. Küçük, ambalajlı,
Türk markalı zeytinyağlarının ihracatını daha da arttırmak ve bu pazardan daha fazla
pay almak istiyoruz. 2013'de 92 bin tonluk
ihracatın yalnızca 28 bin tonu kutulu
yapılırken, bu yıl 29 bin ton ihracatın
neredeyse tamamı yani 23 bin tonu kutulu
gerçekleşti." (AA)
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
3 621 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content