close

Enter

Log in using OpenID

Antalya Film Forum 2014 - Altın Portakal Film Festivali

embedDownload
Antalya
Film
Forum
2014
14–17 EKİM/OCTOBER
ORTAK YAPIM & PROJE GELİŞTİRME MARKETİ
CO-PRODUCTION & PROJECT DEVELOPMENT MARKET
2
Sevgili sinemaseverler, sevgili sinemacılar;
Bizi bize anlatan hikayelerle dolu sinemamızın yüzüncü yılındayız. Birçok
alanda uluslararası tanınırlığı olan Antalya’da, 51.Uluslararası Antalya
Altın Portakal Film Festivali’nde böylesine anlamlı bir yıldönümünü hep
birlikte kutlamaktan büyük onur duyuyorum.
Bu yıl, sinemaseverlerle paylaşacağımız cümlelerin başında “yenilik” olsun
istedik. Çünkü yüz yılı geride bırakmış sinemamızın, önümüzdeki yüz
yıllara adım atarken yeni, farklı, cesur, paylaşımcı bakış açılarına ihtiyacı
olduğunun bilincindeyiz.
Dünyada markalaşmanın yeni bir dinamikle, yeniden tanımlandığının ve
bu anlamda geleneği geleceğe taşımanın önemini biliyoruz. Markalaşma
sürecinde, bireysel hikayelerin değerini algılamış bir yönetim olarak,
Antalya’nın ve Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nin bireysel
hikayelerini de yarına taşımak istiyoruz.
İlki bu yıl 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali bünyesinde
düzenlenecek olan Antalya Film Forum’u da bu çerçevede ayrı bir yere
koymamız gerekiyor.
Çocukluğum ve ilk gençliğim boyunca, heyecanla takip ettiğim, bir parçası
olmaktan her zaman onur duyduğum festivalimizin, sinemanın geleceğine
dair cümleler kurmasının heyecanı, benim için sadece bizlere değil,
tümüyle ülkemizin sanatına yapılan bir katkıdır. Dolayısıyla Antalya Film
Forum’u, sadece bir proje geliştirme marketi olarak değil, sinemaya aşık
bir yerel yöneticinin, hayallerinden biri olarak görmenizi isterim.
Bir şehrin, bir festivalin uluslararası marka değerini artırmak için
sadece bugünü aydınlatmak yetmiyor. Yarınlara da ışık tutmak, bizlerin
öncelikli görevlerinden biri olmalı. İşte Antalya Film Forum, tam da
bunu başaracak, sinemamızın yarınlarına gidecek yola ışık tutacaktır. Bu
inancımı paylaşan herkese, sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Sinemamızın yolunun daima aydınlık olması dileğiyle.
MENDERES
TÜREL
ANTALYA BÜYÜKŞEHİR
BELEDİYE BAŞKANI ve
FESTİVAL BAŞKANI
MAYOR of the ANTALYA
METROPOLITAN
MUNICIPALITY and
FESTIVAL PRESIDENT
Dear cinema-lovers and those who work in film,
Our cinema tells us of ourselves with its stories, and this year, we
celebrate its centenary. It gives me enormous pride to be here on this
special occasion at the internationally acclaimed 51st International
Antalya Golden Orange Film Festival.
This year, as we leave the past 100 years in the past, we’re consciously
taking our first steps towards the next 100 years to be even more
original, daring, and inclusive. As a result, the word we wanted to
be at the forefront of these next steps for all of us cinema-lovers is
“innovation”.
We know the importance of this year, where we’re bringing all of the
tradition into the future to brand ourselves anew with the dynamics of
tomorrow. We understand how critical these stories are for the entirety
of this branding process, and we hope to bring these stories of Antalya’s
International Golden Orange Film Festival into the world of tomorrow.
We’d also like to take the time to mention the Antalya Film Forum which
will be held for the first time during this, the 51st International Antalya
Golden Orange Film Festival. I’m always been immensely proud to be a part of this film festival that
I’ve been excitedly following since the days of my youth. I find it of the
utmost excitement to be able to speak about the future of cinema with
this festival, which is not just for us but contributes greatly to the arts of
our country as a whole. Thus I ask you to view the Antalya Film Forum as
more than just a market for project development, but as the completion
of one of the dreams of this film-loving local administrator.
In order to improve the value of the brand of a city and a festival,
just dealing in the terms of today is insufficient. It must be one of our
priorities to bring these bright lights into tomorrow. The Antalya Film
Forum plans to do exactly this and lead the way to bringing our cinema
into the future. I would like to thank everyone from the bottom of my
heart for all their belief and work towards the same ends.
With hope that our cinema will forever to continue to be as bright.
3
4
Sevgili sinemacı dostlar,
Film sektörünün bütün profesyonelleri gayet iyi bilir ki, her şey o
hikayenin bulunmasıyla başlar. Heyecan verici, benzersiz, dünyaya
sinema aracılığıyla anlatılmak istenen bir hikaye. Zihnin bir köşesinde
dönüp durmaya başlayan hikayenin, beyazperdeye taşınması, izleyicinin
karşısına çıkması ise bambaşka bir süreçtir. Zorlu bir yolculuk gerekir.
Bir yanda yönetmenin yaratıcı dünyası, diğer yanda sinema sektörünün
çeşitli dinamikleri vardır artık. Her filmin yapım süreci, sayfalar dolusu
bir romana konu olabilir.
51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ni düzenleyen
ekip olarak, buna benzer çokça roman okuduğumuzu söylemeliyim.
Bu nedenle, böylesine köklü bir festivalin, sinemanın geleceğine dair
cümleler kurmasını ve projelere yapım aşamasında, hatta sadece o
benzersiz hikayelerin zihinlere düştüğü anda destek vermeyi istedik.
İlkini bu yıl düzenleyeceğimiz Antalya Film Forum, böylesi bir isteğin
sonucunda ortaya çıktı.
Antalya Film Forum, 14–17 Ekim tarihleri arasında hem Türkiye’den
hem dünyadan sinema profesyonellerinin Antalya’da buluşmasını
sağlayacak bir ortak yapım ve proje geliştirme platformu. Bu
buluşmalar festivalimizin uluslararası kimliğiyle tanınmasına önemli
bir ivme kazandıracak. Antalya’nın bir sinema endüstri merkezi olarak
tanınmasını sağlayacak olan Antalya Film Forum’da sinemamızın
üreticileri, ulusal ve uluslararası yapımcılarla, satış şirketi temsilcileriyle,
dağıtımcılarla, sinema fonları yöneticileriyle, festival programcılarıyla,
meslek birlikleriyle ve televizyon kanallarının temsilcileriyle bir
araya gelecekler. Hem Pitching (Sunum) Platformu’nda, hem de
Work In Progress (Yapım Aşaması) Platformu’nda verilecek ödüller,
sinemacılarımızın hikayelerini gerçekleştirmelerine önemli bir katkı
sağlayacak.
Bu hayalimizi gerçek kılan Antalya Film Forum ekibine ve bütün
sinemacı dostlarıma katkılarından dolayı teşekkür ederim.
Hikayelerimizin hiç bitmemesi dileğiyle...
Dear friends of film,
Those who work in the film industry will know very well that everything
begins with that story. An exciting, unique story that aims to be told
to the whole world through cinema. This story that sticks in a corner
of the mind and stays there takes quite some time to make it to the big
screen and to those viewers. It’s a long road. On the one hand is the
director’s world of creativity and on the other the various dynamics at
play in the film industry. Solely the processes required to make every
film could fill up the pages of countless novels.
As a part of the team that has organized the 51st International Antalya
Golden Orange Film Festival, I’d like to say that we’ve read many such
novels. As a result, we wanted very much both to discuss the future of
film through this deep-rooted festival as well as to support projects in
production, even if just to support the way these concepts and stories
develop in the minds of those making them. The Antalya Film Forum,
which will be held for the first time this year, is the product of this wish.
The Antalya Film Forum, which will be held between October 14th and
17th, is a collective effort and a project development platform for people
in the industry from both Turkey and all over the world. These meetings
will contribute to raising the international acclaim received by our
festival. The Antalya Film Forum will help raise the profile of Antalya
as one of the centers of the film industry, as it will be attended by filmmakers, national and international producers, sales representatives,
distributors, cinema fund managers, organizers of the festival, unions,
associations and television channel representatives. Prizes will be
award both for Pitching Platform and for a Work In Progress Platform
and contribute greatly to allowing film-makers to complete their stories.
I would like to thank the team from the Antalya Film Forum for making
our dream come true as well as all my friends in film for all their
contributions.
Hoping our stories never end...
ELİF
DAĞDEVİREN
FESTİVAL DİREKTÖRÜ
FESTIVAL DIRECTOR
5
6
Merhaba sevgili dostlar,
51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Türkiye sinemasının
yüzüncü yılını kutladığımız bu günlerde, yarım yüzyılı geride bırakıyor. Hep
birlikte köklü bir geleneği, yeniliklere kapı açacak bir geleceğe taşıyoruz.
Bu yeniliklerden biri de Antalya Film Forum.
Sektörün üretim aşamasında yaşanan zorlukları ve dünyaya entegre
olmak konusundaki arzusunu bilen bir ekiple, dünyada pek çok ülkede
olduğu gibi Türkiye’de de filmlere fikir aşamasındayken finansman
sağlanması konusuna odaklandık. Antalya Film Forum’u şekillendirirken,
sadece sinema profesyonellerinin buluştuğu bir platformun ötesine
geçmeye özen gösterdik. Pitching (Sunum) ve Work In Progress
(Yapım Aşaması) platformları ile proje sahiplerinin, uluslararası film
profesyonelleri tarafından değerlendirilmesine de imkan sağladık.
Pitching Platformunda henüz fikir aşamasındaki on filmden ikisine
30.000 TL ve Work In Progress Platformunda ise yapım aşamasındaki
altı filmden birine 100.000 TL ödül ve ayrıca bir filme daha Color-ist
şirketinin sponsorluğunda post-prodüksiyon ödülü verilecek. Ulusal
ve uluslararası sektör profesyonellerinin, filmlerin üreticileriyle
buluşmalarını sağlayacak etkinliklerle de Türkiye’den çıkan filmlerin
dünyanın her yerinde izlenebilen, işbirlikleri içinde, uluslararası
platformlarda sözü edilen filmler olmasını sağlamayı amaçladık.
Sinemanın geleceğine inanan yapımcılar ve sinema profesyonelleri
olarak, Antalya Film Forum’un ilerleyen yıllarda Türkiye’nin çevresindeki
ülkeleri de kapsayan bölgesel bir ortak yapım ve proje geliştirme marketi
olmasına büyük önem veriyoruz. İnanıyoruz ki sinemanın geleceği ülkeler
ve sınırlardan öteye taşındıkça daha da üretken hale gelecek.
Sinemamızın daha güçlü ve daha sınırlar ötesi olması umuduyla
başladığımız Antalya Film Forum yolculuğuna destek veren tüm sinema
dostlarına teşekkürlerimi sunarım.
ZEYNEP
ÖZBATUR ATAKAN
ANTALYA FİLM FORUM
DİREKTÖRÜ ve
FESTİVAL KOMİTE ÜYESİ
ANTALYA FILM FORUM
DIRECTOR and
FESTIVAL COMMITTEE
MEMBER
Sevgilerimle.
Dear friends,
As the cinema of Turkey celebrates its 100th anniversary, the 51st
International Antalya Golden Orange Film Festival is leaving behind
half a century. Together, we are carrying a storied tradition into an
equally innovative future.
One of these innovations is the Antalya Film Forum.
With a team that is well aware of the challenges of Turkey’s film industry
and its desire to integrate with the world, we set out to focus on bringing
idea-stage financing to film projects originating in Turkey, as is the case
in many countries in the world. As we gave shape to the Antalya Film
Forum, we sought to go beyond simply creating a platform to bring
film professionals together. With the Pitching and Work In Progress
platforms, we made it possible for project owners to receive feedback
from international film professionals.
At the Pitching Platform, two films out of the ten finalists still in the early
stages of concept development will receive a prize of 30,000 TL. The Work
in Progress Platform will award 100,000 TL to one of the six finalists, as
well as awarding post-production services to one other project with the
sponsorship of Color-ist. And with the various Forum’s events where local
and international film professionals will be able to meet project owners,
we seek to open films originating in Turkey to new partnerships, and to
ensure their international reception and recognition.
As producers and film professionals who believe in the future of cinema,
we are committed to broadening the scope of Antalya Film Forum in the
coming years to include countries from Turkey’s neighboring regions and
transforming it into a regional co-production and project development
market. We believe that the future of cinema will be more productive if
we can carry it beyond countries and borders.
I would like to extend my thanks to all our friends in cinema who have
supported us on our journey with the Antalya Film Forum towards a
stronger cinema that crosses borders with greater confidence.
With best regards.
7
8
İÇİNDEKİLER
CONTENTS
3
Giriş Yazıları / Forewords
Künye / Credits & Acknowledgements
10
Danışma Kurulu / Advisory Board
11
Uluslararası Danışmanlar / International Consultants
13
Pitching Platform Jürisi / Pitching Platform Jury
14
Work in Progress Platform Jürisi / Work in Progress Platform Jury
15
Pitching (Sunum) Platformu / Pitching Platform
1–2, 1
18
Ak Ejder / White Dragon
24
Bir Hayalin Ayrıntıları / Details of a Dream
30
Eksik Bir Şey / Something Missing36
Kadir ve Kardeşleri / Frenzy42
Kendi Aramızda / A History of Women48
Orkestra / Orchestra54
Oryantalya60
Puslu Aydınlık / Misty Illumination66
Son Çıkış / Siren’s Call72
Work in Progress (Yapım Aşaması) Platformu / Work in Progress Platform
80
Bir Varmış Bir Yokmuş / Once Upon a Time
Dolanma / Entanglement86
Kıtmir92
Rüzgarın Hatıraları / Memories of the Wind98
Sarmaşık / Ivy104
Toz Bezi / Dust Cloth110
Etkinlikler / Events
117
9
KÜNYE
CREDITS & ACKNOWLEDGEMENTS
Menderes Türel Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı /
Mayor of the Antalya Metropolitan Municipality
Festival Başkanı / Festival President
Elif Dağdeviren
Zeynep Özbatur Atakan
Yamaç Okur
Çağla Akaslan
Festival Direktörü / Festival Director
Proje Direktörü / Director
Proje Koordinatörü / Coordinator
Koordinatör Yardımcısı / Assistant Coordinator
Nefes Polat
Suzan Güverte
Platformlar Sorumlusu / Platforms Manager
Sinan Odabaşı
Konuk Ağırlama Sorumlusu / Hospitality Manager
Yekta Kopan
Candan Dağ
Konuk Ağırlama / Hospitality
Ezgi Ay
Direktör Asistanı / Director’s Assistant
Yayınlar Editörü / Publications Editor
Filiz Berk Doğutürk
Sosyal Medya Sorumlusu / Social Media Specialist
Şehnaz Uğur
Web ve Proje Asistanı / Web and Project Assistant
Begüm Bakırcı
Proje Asistanı / Project Assistant
Evren Yeşil
Dilde Mahalli
İpek Torun
Tasarımcı / Graphic Designer
Murat Güneş
Paul Williams
İngilizce Çeviri / English Translation
Sertan Ünver
Gökhan Kalan
Cumhur Kurucu
Jiyan Kızılboğa
Gizem Bayıksel
Teşekkürler
Thanks
Baskı
Printed by
Sahibi
Yapım Sorumlusu / Production Manager
Video & Kurgu / Motion Design
Fotoğraf / Photographer
Antalya Film Festivali Ekibi
Kültür ve Turizm Bakanlığı (Ömer Çelik, Abdurrahman Çelik)
Sinema Genel Müdürlüğü (Mesut Cem Erkul, Kemal Uysal,
Selçuk Yavuzkanat)
Yapımlab-Zeyno Film (Ayşegül Yeşim, Kemal Yeşim, Hakan Poyraz,
Ayşe Polat)
Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği (Serkan Çakarer,
Seyhan Kaya, Betül Tekeli)
Mudo (Mustafa Taviloğlu, Ömer Taviloğlu, Barış Karakullukçu,
Işıl Yıldırım, Sevra Mahalli)
Serap Engin, Banu Zeytinoğlu, Mutlu Yetkin, Beki Probst, Ersan Çongar
Bu katalog Kutlu & Avcı Ofset’te 3.000 adet basılmıştır.
This catalogue of 3.000 is printed in Kutlu & Avcı Ofset
Muratpaşa Mah. Emrah Cad. Kutlu & Avcı Plaza No:17 ANTALYA
Tel: +90 242 346 85 85 Fax: +90 242 335 53 92
ANSET Özel Sağlık ve Eğitim Kültür İnş. Tic. Ltd. Şti.
Ekim / October, 2014
www.altinportakal.org.tr/antalyafilmforum
[email protected]
10
DANIŞMA KURULU ÜYELERİ
ADVISORY BOARD MEMBERS
Zeynep Özbatur Atakan, 1999’dan bu yana çeşitli uluslararası film
projelerinin yapımcılığını üstlendi. 2007’de Zeyno Film’i kuran Atakan,
2010’da Avrupa Film Akademisi tarafından Eurimages Yılın Yapımcısı
Ödülü’ne layık görülmüştür. Aynı yıl film yapımı konusunda atölye
çalışmaları yürüttüğü Yapımlab’ı kurdu. Zeynep Özbatur Atakan, Sinema
Eseri Yapımcıları Meslek Birliği SE-YAP’ın Yönetim Kurulu Başkanı,
Avrupa Kadınlar Görsel-İşitsel ağı (EWA) Başkan Yardımcısı, ve Avrupa
Film Akademisi (EFA) ve Asya Pasifik Sinema Akademisi’’nin (APSA)
üyesidir ve Antalya Film Forum’un direktörüdür. Yapımcılığını üstlendiği
son filmi Kış Uykusu, 67. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü
kazanmıştır.
ZEYNEP
ÖZBATUR ATAKAN
Zeynep Özbatur Atakan has been producing international film projects
since 1999. Atakan founded Zeyno Film in 2007. In 2010, she won the
EFA’s Prix Eurimages European Co-Production Award. The same year,
Atakan founded Yapımlab, where she carries out workshops on film
production. Atakan is the Chairwoman of SE-YAP (Movie Producers
Professional Association of Turkey), Vice President of EWA (European
Women’s Audiovisual Network), member of the EFA (European Film
Academy) and APSA (Asia Pacific Screen Academy), and Director of
Antalya Film Forum. Her latest film production Winter Sleep won the
Palme D’or at the 67th Cannes Film Festival.
Bulut Film’in kurucularından Yamaç Okur, 1975’te doğdu. Okur’un
yapımcılığını üstlendiği filmler uluslararası festivallerde büyük
başarı kazandı. Türkiye’deki Yeni Sinema akımının kurucularından
olan Okur, 2008–2013 yılları arasında İstanbul Film Festivali’nin
Köprüde Buluşmalar programının Danışma Kurulu’nda yer aldı.
Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği SE-YAP’ın Yönetim Kurulu
Başkan Yardımcısı ve bu yıl ilk kez düzenlenen Antalya Film Forum’un
koordinatörü olarak görev yapan Okur, aynı zamanda 2013’ten
bu yana Kültür Bakanlığı’nın Sinema Destekleme Kurulu üyeliğini
yürütmektedir.
YAMAÇ
OKUR
Born in 1975, Yamaç Okur is one of the founders of Bulut Film. His
films as producer were very successful at the international festival
circuit. Being one of the founders of New Cinema Movement in
Turkey, Okur actively participated to the Istanbul Film Festival
Meetings on the Bridge as one of the member of Advisory Committee
between 2008 and 2013. He is currently serving as the vice president
at Film Producers’ Association of Turkey (SE-YAP) and coordinator
at the first edition of Antalya Film Forum. He is also a member of
Support Committee of Ministry of Culture since 2013.
İstanbul Üniversitesi’nde Ekonomi eğitimi alan Sevil Demirci, Önder
Çakar ve Serdar Akar’la birlikte Yeni Sinemacılık yapım şirketini
kurdu. Şirket, kurulduğu yıl yapımını üstlendiği Gemide ve Laleli’de
Bir Azize filmleriyle pek çok platformda başarı yakaladı. Demirci, her
ikisi de Venedik Film Festivali’nde Geleceğin Aslanı Ödülü kazanan Ali
Aydın’ın Küf filminin ortak yapımcılığını ve Seren Yüce’nin Çoğunluk
filminin yapımcılığını üstlendi. Demirci, Seren Yüce’nin ikinci uzun
metraj filmi Sessizlik için yapım öncesi çalışmalarını sürdürmektedir.
SEVİL
DEMİRCİ
Sevil Demirci studied Economics at Istanbul University. She is one of
the founders of the Yeni Sinemacılık production company with Önder
Çakar and Serdar Akar. The company has achieved success in many
platforms with the feature films On Board and A Patroness in Laleli
which were produced on its first year. She is the co-producer of Ali
Aydın’s Mold and the producer of Seren Yüce’s Majority, both of
which won the Lion of the Future award at the Venice Film Festival.
Demirci is still working on the pre-production of Seren Yüce’s second
feature film Silence.
11
NADİR
ÖPERLİ
Öperli, 2006’da Yamaç Okur ile birlikte Bulut Film’i kurdu. Tatil Kitabı,
Bahtı Kara, Bizim Büyük Çaresizliğimiz ve Hayatboyu filmlerinin
yapımcılığını üstlendi. 2010’da Paris’teki Ateliers du Cinéma Européen
yapımcı ağına seçilen Öperli, 2011’de kendi yapım şirketi Liman Film’i
kurdu. Son olarak Emine Emel Balcı’nın ilk uzun metraj filmi Nefesim
Kesilene Kadar’ın yapımcılığını üstlenen Öperli, Semih Kaplanoğlu’nun
Buğday ve Emin Alper’in Kadir ve Kardeşleri projelerinin hazırlıklarını
sürdürmektedir.
Nadir Öperli founded Bulut Film Productions in 2006 with Yamaç
Okur. He produced the feature films Summer Book, Dark Cloud, Our
Grand Despair and Lifelong. In 2010 he was selected to the Parisbased producers’ network ACE (Ateliers du Cinéma Européen), and
in 2011, he established his own production company Liman Film.
Recently, he produced Until I Lose My Breath, the debut feature of
Emine Emel Balcı. Öperli is currently working on the pre-production
of Semih Kaplanoğlu’s Grain, and Emin Alper’s Frenzy.
MARSEL
KALVO
1966 doğumlu Marsel Kalvo, Mars Prodüksiyon Ltd Şirketi’ni
kurmadan önce, 2006’da Avrupa Birliği’nin Euromed Audiovisual
fonu tarafından Ronda, İspanya’da düzenlenen Mediterranean
Film Business School’da yapımcılık eğitimi aldı. İstanbul’da Film
Yönetmenleri Derneği’nin Sinema Televizyon ve Reklam Yapımcılığı
Eğitim Seminerleri’ne katıldı. Sahibi olduğu Mars Prodüksiyon hem
yapım hem de film ithalat ve dağıtım alanında çalışmaktadır. Kardeş
şirketi M3 Film aracılığıyla da ulusal ve uluslararası pek çok filmin
dağıtımını yapmaktadır.
Marsel Kalvo was born in Istanbul in 1966. Before founding Mars
Production, Marsel Kalvo held senior executive positions in textile
industry. He attended Mediterranean Film Business School in Ronda,
Spain in 2006, and completed the production course there. In 2007,
he attended the Movie, TV and Commercials Producing Seminar
held by Directors Guild in Istanbul. Mars Production was founded in
Istanbul in 2006 by Marsel Kalvo. It’s a production and distribution
company. Mars Production has a sister theatrical distribution
company called M3 Film, which distributes both national and
internationally acclaimed theatrical films in Turkey.
12
ULUSLARARASI DANIŞMANLAR
INTERNATIONAL CONSULTANTS
Sinemanın son yıllardaki en önemli bağımsız yapımcılarından olan
Jim Stark, 1983’ten bu yana düşük bütçeli kurmaca uzun metraj
filmlerde senaryo, geliştirme, finansman, yapım, dağıtım ve pazarlama
alanlarında çalıştı. Stark’ın yapımcılığını üstlendiği yirmi beşin
üzerinde yapımın arasında Jim Jarmusch’un Stranger Than Paradise,
Mystery Train, Down by Law, Coffee and Cigarettes ve Night on
Earth filmleri de yer almaktadır. Jim Stark’ın Cannes, Berlin, Venedik,
Sundance ve Toronto gibi önemli festivallerde dünya prömiyerlerini
yapan filmleri çok sayıda ödül kazandı.
JIM
STARK
Jim stark is an independent American producer who has been
involved in writing, developing, financing, producing, selling,
distributing and marketing low budget fiction feature films since 1983.
Mr. Stark is the producer of more than twenty five films, including the
well-known films of the American director Jim Jarmusch—Stranger
than Paradise, Mystery Train, Down by Law, Coffee and Cigarettes,
and Night on Earth. His films have won numerous prizes and been
selected to premiere in such major festivals as Cannes, Berlin, Venice,
Sundance and Toronto.
Maxine Williamson, Asya Pasifik bölgesinin en önemli sinema ödülü
olan Asya-Pasifik Ekran Ödülleri’nin (APSA) artistik direktörüdür.
2007’den önce merkezi Brisbane’de olan ve yabancı dilde bağımsız
filmler ile sanat sinemasına odaklanan Dendy Cinemas’ın genel
müdürlüğünü yaptı. Bu tarihte APSA’nın kuruluşunda yer aldı ve
çalışmalarını hala bu kuruluş ile sürdürüyor. Williamson, Asya
Sineması Tanıtım Ağı (NETPAC) ve Asya Yapımcılar Ağı (APN) üyesidir.
Sektörde on yılı aşkın bir tecrübesi olan Maxine Williamson, Berlin
Film Festivali’nin Generation bölümünün yanı sıra Göteborg ve
Avrasya Film Festivallerinin de jürilerinde yer almıştır.
MAXINE
WILLIAMSON
Maxine Williamson is the Artistic Director of the Asia Pacific Screen
Awards (APSA); Asia Pacific’s highest accolade in film. She has been
with the APSA since 2007, the inaugural year. Prior to the APSAs
Maxine was General Manager, Dendy Cinemas, Brisbane; a cinema
company specialising in independent, foreign language and art
cinema. She has over ten years experience in cinema exhibition and
distribution, is a member of NETPAC—network for the promotion of
Asian cinema, the Asia Producers Network (APN) and has a degree in
film and television production. Maxine has presided on International
juries for the Berlinale Generation program, Gothenburg and Eurasia
Film Festival.
13
PITCHING PLATFORM JÜRİSİ
PITCHING PLATFORM JURY
TERESA HOEFERT
de TUREGANO
Medienboard
Berlin-Brandenburg
THANASSIS
KARATHANOS
Teresa Hoefert de Turegano, Medienboard Berlin-Brandenburg’da
(Almanya) uluslararası ortak yapımlardan ve Almanya-Türkiye ortak
yapım geliştirme fonunu da içeren çeşitli işbirliği programlarından
sorumlu fon danışmanıdır. Hoefert de Turegano, İsviçre’de Lozan
Üniversitesi’nde sinema dersleri vermiş, Avrupa sinema ortak
yapım fonu Eurimages’da ve Avrupa Konseyi’ne bağlı European
Audiovisual Observatory’de görev yapmıştır. Hoefert de Turegano,
Medienboard’daki görevine ek olarak ACP-EU film fonu ve Creative
Europe Media programı için film projelerinin değerlendirilmesinde
görev almıştır ve özellikle Güney ülkeleri özelinde sinema ve kültür
politikaları konusunda danışman olarak çalışmaya devam etmektedir.
Yayınları arasında sinema ile ilgili çeşitli konular ve sinema politikası
üzerine çeşitli makaleler ve bir kitap yer almaktadır.
Teresa Hoefert de Turegano is a funding advisor at the Medienboard
Berlin-Brandenburg (Germany) responsible for international coproductions and various cooperation programmes including the
Germany-Turkey co-production development fund. She taught cinema
at the University of Lausanne, Switzerland and has worked for both
Eurimages (the European cinematographic co-production fund) and
the European Audiovisual Observatory at the Council of Europe. In
addition to her responsibilities at the Medienboard she has evaluated
projects for the ACP-EU film fund, Creative Europe Media and works
as a consultant on film and cultural policy, often with respect to the
global South. Her publications include a book and numerous articles
on various subjects related to film and the politics of cinema.
Thanassis Karathanos, 1967’de Berlin’de doğdu. Atina’daki Panteion
Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve sosyal bilimler alanında Yüksek
Lisans eğitimini tamamlayan Karathanos, Aralık 1998’de Berlin’de
film yapım şirketi Twenty Twenty Vision’ı kurdu. Haziran 2003’de
Almanya’nın Halle kentinde Pallas Film’i kuran Karathanos, Avrupa
Film Akademisi ve Almanya Film Akademisi üyesidir.
Thanassis Karathanos was born in Berlin in 1967. He received a
Master’s Degree at the Panteion University of Athens in political and
social sciences. In December 1998, he established the film production
company Twenty Twenty Vision in Berlin, Germany. In June 2003,
he formed the company Pallas Film in Halle, Germany. Thanassis
Karathanos is member of the European Film Academy and the
German Film Academy.
Twenty Twenty Vision
14
WORK in PROGRESS PLATFORM JÜRİSİ
WORK in PROGRESS PLATFORM JURY
Alexandre Mallet-Guy, 2003’te Paris’te tüm dünyadan ödüllü yönetmenlerin
art-house filmleri üzerine çalışan iki bağımsız şirket olan Memento Films
Distribution ve Memento Films Production’ı kurdu. Mallet-Guy’in son
yıllarda yapımını ve/veya dağıtımını üstlendiği filmler arasında Nuri Bilge
Ceylan’ın Kış Uykusu (2014 Altın Palmiye Ödülü), Diao Yinan’ın İnce Buz,
Kara Kömür (2014 Altın Ayı Ödülü), Asghar Farhadi’nin Geçmiş (2013
Cannes En İyi Kadın Oyuncu Ödülü), Asghar Farhadi’nin Bir Ayrılık (2012
Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı) ve Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar
Anadolu’da (2012 Cannes Jüri Büyük Ödülü) filmleri yer almaktadır.
In 2003, Alexandre Mallet-Guy founded Memento Films Distribution and
Memento Films Production, two independent companies based in Paris
specialized in art-house films by award winning directors from all over the
world. Among the recent titles produced and/or distributed by Alexandre
Mallet-Guy over the last years: Winter Sleep by Nuri Bilge Ceylan (Golden
Palm 2014), Black Coal by Diao Yinan (Golden Bear 2014), The Past by
Asghar Farhadi (Best Actress in Cannes 2013), A Separation by Asghar
Farhadi (Oscar for Best Film in Foreign Language in 2012), Once Upon A
TIme in Anatolia by Nuri Bilge Ceylan (Grand Jury Prize in Cannes 2012).
İmre Tezel film sektöründe Pazarlama ve Proje Geliştirme
Koordinatörü olarak çalıştıktan sonra, üniversitede iki yıl süreyle,
Kültür Yönetimi Bölümü’nde akademik asistan olarak dersler verdi.
Aynı süreçte Türkiye’deki sinema sektörüne yoğunlaştığı bitirme
projesiyle MBA yüksek lisansını tamamladı. 2008–2011 yılları arasında
Film Alım ve Satış Müdürü olarak bir film şirketinde çalıştıktan sonra
2012 yılında gerçekleşen !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler
Festivali’nin Genel Koordinatörlük görevini üstlendi. Şu anda Başka
Sinema oluşumunun direktörlüğünü yapmaktadır.
İmre Tezel worked as a Marketing and Project Development
Coordinator in the film industry, and lectured on Culture
Administration for two years as an academic assistant. During the
same years, Tezel completed her MBA degree with a dissertation
focused on Turkey’s film industry. From 2008 to 2011, Tezel worked
as an Acquisitions and Sales Manager at a film company, as well as
working as executive producer for various television productions.
Tezel was the General Coordinator of the 2012 !f İstanbul
International Independent Film Festival, and is currently working as
the director of the Başka Sinema film programme.
1977 doğumlu Rémi Bonhomme, 2003’ten bu yana Cannes Film
Festivali’nin paralel programı La Semaine de la Critique’in ekibinde
yer aldı. 2009’da Program Yöneticisi oldu. Paris ve Beyrut’ta yaşayan
Bonhomme, aynı zamanda Metropolis Art Cinema’nın yönetim kurulu
üyesi ve MC Distribution’ın (Lübnan) kurucularındandır. Lübnanlı
yönetmen Dima El-Horr’un uzun metraj filmi Every Day is a Holiday’in
yardımcı yapımcılığını da üstlenen Bonhomme, aynı zamanda Doha,
Tribeca ve Bird’s Eye View (Londra) Film Festivallerinde danışmanlık
görevi yapmış ve Busan, Morelia, Selanik, Los Cabos, Durban ve Buenos
Aires Film Festivallerinin jürisinde yer almıştır.
Born in 1977, Rémi Bonhomme has collaborated with La Semaine de la
Critique since 2003 and was appointed Program Manager in 2009. In
2011, he actively participated to the celebration of the 50th anniversary
of this sidebar section of Cannes Film Festival. Based between Paris
and Beirut, Rémi is also board’s member of Metropolis Art Cinema
and cofounder of the company MC Distribution (Lebanon). He was
associate producer on the Lebanese feature film Every Day is a Holiday
by Dima El-Horr, which premiered at Toronto Festival in 2009. Remi
also collaborated as consultant with festivals such as Doha, Tribeca
Film Festival or Bird’s Eye View (London) and served as Jury in Busan,
Morelia, Thessaloniki, Los Cabos, Durban and Buenos Aires Festivals.
ALEXANDRE
MALLET-GUY
Memento Films Distribution
Memento Films Production
İMRE
TEZEL
Başka Sinema
REMI
BONHOMME
Cannes Film Festivali
La Semaine de la Critique
15
SUNUM PLATFORMU
PITCHING PLATFORM
1–2, 1
Ak Ejder
White Dragon
Bir Hayalin Ayrıntıları
Details of a Dream
Eksik Bir Şey
Something Missing
Kadir ve Kardeşleri
Frenzy
Kendi Aramızda
A History of Women
Orkestra
Orchestra
Oryantalya
Puslu Aydınlık
Misty Illumination
Son Çıkış
Siren’s Call
1–2,1
PITCHING
Yönetmenin İkinci Filmi / Director’s Second Film
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Nesimi Yetik
Yapımcı / Producer
Betül Esener
Planlanan Çekim Tarihi
Estimated Shooting Dates
2016 Nisan–Haziran / April–June
Planlanan Çekim Yeri
Estimated Shooting Location
Çanakkale
Tahmini Bütçe / Estimated
Budget
800.000 Euro
Kurmaca / Feature
Drama
Türkçe / Turkish
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production Company
Özminimalist Film
İletişim / Contact
Betül Esener
(yapımcı / producer)
[email protected]
+90 541 373 03 41
Nesimi Yetik
(yönetmen / director)
[email protected]
+90 505 824 65 47
İlk uzun metrajı Toz Ruhu
ile Adana Altın Koza En
İyi Film Ödülü’nü kazanan
Nesimi Yetik’in ikinci uzun
metraj projesi. Projenin
yapımcısı olan Betül Esener
aynı zamanda senaristi.
Nesimi Yetik’s first feature
film Spirit of Dust won the
award for Best Film at the
Adana Golden Boll, and
this is her second featurelength project. Betül Esener
is both writer and producer
for this project.
18
1–2,1 farklı yaş gruplarından üç kadından oluşan bir ailenin hikayesi.
Gülcan yarı deli, uyumsuz karakteriyle dünyaya bir türlü ayak
uyduramayan bir Almanca öğretmeni. Annesi Dudu, tüm zamanını
saatlere bölüştürerek yaşamasına neden olan şeker hastalığının
verdiği sabırla kalenderleşmiş bir kadın. Gülcan’ın kardeşi Betül ise
bir şirkette yöneticilik yapan, okuyamamanın verdiği ezikliği tuhaf
bir kibirle yenmeye çalışan, biraz da sinsi bir karakter. Bu üç kadın,
sevgi ve nefret arasında gidip gelen bir ilişki yaşıyorlar. Dudu ve
Betül’ün bir tarafta, Gülcan’ın başka bir tarafta sürdürdüğü; güzellikçirkinlik, evlilik-bekarlık, para-parasızlık, sağlık-hastalık eksenlerinde
ilerleyen bu savaş, Dudu’ya gelen evlilik teklifiyle artık kazananın ve
kaybedenin olmadığı bir noktaya geliyor.
Üç kadın arasındaki savaş, Dudu’ya gelen evlilik
teklifiyle artık kazananın ve kaybedenin olmadığı bir
noktaya geliyor.
A battle between three women reaches the point of no
return after Dudu receives a marriage proposal.
1–2,1 is the story of a family composed of three women. Gülcan is
a half-crazy German teacher whose maladjusted character doesn’t
allow her to fit in with the rest of the world. Her mother, Dudu is an
easygoing person due to the patience gained by diabetes that leaves
her no choice but to live by dividing her time into hours. And Betül,
Gülcan’s sister, a normative and a little insidious character, works in a
company. Feeling ashamed because of her lack of education, she tries
to overcompensate it with a strange arrogance. These three women’s
relationship goes back and forth between love and hate. Battles are
fought by Dudu and Betül on one front and by Gülcan in another,
with winners constantly in flux. This war is waged on the fronts of
beauty-ugliness, marriage-celibacy, wealth-poverty, health-sickness
comes to a such front where there is no winner and loser. This front is
where Dudu gets a marriage proposal.
1–2, 1
PITCHING / PITCHING
Sevgilimseniz sizden ayrılabilirim, eşimseniz boşanabilirim,
arkadaşımsanız hiç umurumda olmaz, bir daha yüzünüzü görmek
zorunda değilim. Seçme şansına sahip olduğumuz ilişkileri, bitirme
şansına da sahibiz. Peki ya babanızsam? Ya kardeşsek? Dünyaya
gelmişsiniz, bakıyorsunuz ki size hiç benzemeyen bir ablanız var. Duygu
dünyanız, zevkleriniz bütünüyle farklı. Ya da çocuk yapmışsınız, bakıp
büyütmüşsünüz. Şimdi karşınızda sizi beğenmeyen bir insan duruyor.
Bu ilişkileri sonlandırmak, bütünüyle bitirmek o kadar kolay değil.
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
1–2,1 bu durumlar üzerine bir öykü. Karakter olarak birbirinden farklı
üç kadının hem sosyal hem duygusal zorunluluklar yüzünden bir arada
yaşamasını anlatıyor. İnsan ilişkilerindeki karmaşık ve zıt duyguları
anlatmak ilgimi çekiyor. En sevdiğimiz insanları öldürmek arzusuna da
düşebiliyoruz bazen. İnsanın bu iki uçlu, tekinsiz taraflarını anlatma/
anlama isteği bu filmin çıkış noktası.
En sevdiğimiz
insanları öldürmek
arzusuna da
düşebiliyoruz bazen.
İnsanın bu iki uçlu,
tekinsiz taraflarını
anlatma/anlama
isteği bu filmin çıkış
noktası.
Filmin duygu dünyasını yansıtırken karakterlerin içinde bulundukları
ruh hallerine ironik bir mesafe almanın gerekli olduğunu düşünüyorum.
Trajikomik anlara odaklanarak, iki uçlu bu duygu dünyasını daha
iyi yansıtabileceğime inanıyorum. Filmin görsel üslubunu hareketli
bir kamerayla dinamik bir anlatım oluşturarak kurmak istiyorum.
İnsan yüzlerinin yakın çekimleriyle, anlık değişen duygulara ve ruh
hallerine odaklanan bir anlatım kurmayı planlıyorum. Soğuk-mavi
tonlarda ve yüksek grenli bir renk skalasının hakim olacağı atmosferin
bu ilişkilerin elektriğini, gerginliğini iyi yansıtacağını düşünüyorum.
Bu gerginliğin daha hissedilir olması için de kimi yerlerde gerçekdışı
seslerle desteklenen, bir ses tasarımı oluşturmak istiyorum. Görselliği ve
atmosferi gerçekliğin nasıl göründüğünü anlatan bir üslup yerine, öznel
gerçekliklerin nasıl göründüğünü, hissedildiğini anlatmaya yarayacak
biçimde kurmayı planlıyorum.
Cassavetes’in ‘‘Birinin gerçekleri nasıl gördüğünü anlatmanın, gerçekleri
anlatmaktan daha aydınlatıcı olabileceği’’ fikrinden hareketle…
If you are my lover, I can break up with you. If you are my wife, we can
get divorced. A friend of mine? I would not care, I do not have to see
your face again. We have the right to end the relations that we have
the right to choose. What if I am your father? Or your brother? You
are born into this world and see a sister who is not like you at all. Your
emotional worlds and tastes are totally different. Or you had kids, they
are grown up. And now you have this person who does not like you. It
is not easy to end these relations for good.
1–2,1 is a story about these situations. It tells of three women with
different personalities who have to live together because of both social
and emotional conditions. I am interested in narrating complicated and
opposite emotions in relationships. Sometimes, we desire to kill the
people we love the most. The desire to understand and discuss these
two sided, uncanny parts of us is the starting point of this film.
Sometimes, we desire
to kill the people we
love the most. The
desire to understand
and discuss these two
sided, uncanny parts
of us is the starting
point of this film.
I find it necessary to look from an ironic distance at the sentimental
moods of characters while reflecting the emotional world of the film. I
believe I can reflect better this two sided emotional world by focusing
on the tragicomic elements.
I’d like to set up the visual language of the film by creating a dynamic
narrative with a mobile camera. I plan to construct a narration with
close-ups on human faces, instantly changing emotions, and focuses
on moods. I think that a cold and blue shaded atmosphere with a
high-grained color scale would better picture this tension in the
relationships. To sense better this tension, I want to form a sound
design that is sometimes supported by unreal voices.
Instead of a language whose visuality and atmosphere point out how
the reality is seen, I am planning to form a language that helps to tell
how subjective realities are seen and felt.
By being based on these words of Cassavetes: “Telling about how
someone sees the reality is more enlightening than telling about the
reality.”
Nesimi Yetik
19
PITCHING / PITCHING
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Çanakkale gibi
küçük ve rahat bir
şehirde çalışmanın
mekan, ulaşım,
konaklama gibi
avantajlı yönlerinden
maksimum
yararlanmak için
belediye ve kamu
desteklerinden de
faydalanmaya
çalışacağız.
With the purpose
of taking the
advantages of
working in a small
city like Çanakkale
in terms of place,
transportation and
accommodation we
are planning to make
use of possible public
resources.
1–2, 1
Nesimi Yetik’le iş ortaklığımız yedi yıldır devam ediyor. Bu süreçte,
birlikte iki film senaryosu yazdık, bir tanesini hayata geçirdik. Yapımcılığa
başlamam da, Toz Ruhu’nu hayata geçirme sürecimizde gerçekleşti. Hayata
ve sanata ortak bakışımız ve tutkumuz ikinci filmimiz olmasını hayal
ettiğimiz 1–2,1 ile devam ediyor.
1–2,1 bir kadın hikâyesi ve bu yüzden benim için ayrıca çok kıymetli.
Yönetmenin kendi anne ve ablasının ilişkisinden yola çıkarak yazdığı
hikâyede yine annesi ve ablası oynayacak. Amatör oyuncularla çalışmak,
yapım sürecine, çekim ve ön hazırlık sürelerinin uzaması biçiminde
yansıyacak. Toplamda üç ay ön hazırlık ve iki ay çekim planlamaktayız.
Çekimler oyuncuları ürkütmemek adına on kişilik küçük bir ekiple
gerçekleştirilecek. Çanakkale gibi küçük ve rahat bir şehirde çalışmanın
mekan, ulaşım, konaklama gibi avantajlarından maksimum yararlanmak
için belediye ve kamu desteklerinden de faydalanmaya çalışacağız.
Projenin gelişiminde ve tanınırlığının artmasında proje aşamasındaki fon
ve desteklerin büyük önemi var. Bu nedenle, takvimimiz çerçevesinde
Rotterdam Cinemart, Selanik Crossroads, Cannes L’atelier, Berlinale CoProduction Market gibi platformlar öncelikli hedefimiz olacak. Almanya ve
Fransa başta olmak üzere ortak yapıma uygun ülkelerden ortak bulmak
için bu süreci iyi bir biçimde değerlendirmeye çalışacağız. Nisan 2015
döneminde Kültür Bakanlığı’na başvurumuzu tamamlayacağız. Daha sonra
ortak yapımcılarla birlikte CNC, Eurimages ve bölgesel fon destekleri için
başvurularımızı yapacağız. Yurtiçi ve yurtdışı televizyon satışı ve dağıtım
için görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Post prodüksiyon aşamasında da
yurtdışı fon arayışımıza devam edeceğiz.
Filmimizin ilk gösterimini yurtdışındaki A grubu festivallerde yapabilmek
öncelikli hedefimiz olacak. Yurtiçi festivallerin ardından da Türkiye’de son
yıllarda gelişen bağımsız sinema ağıyla filmimizin seyircisiyle buluşmasını
hedeflemekteyiz.
Our partnership with Nesimi Yetik is lasting for seven years. We are
co-writers of two film projects which one of them is realized. My career
as producer begun with this project called Toz Ruhu. Because we have a
common point of view in terms of life and art, we are now in the process
of creating a new film project called 1–2,1 which is our dream to realize
together again.
1–2,1 is a woman story and this is more important to me because of its
theme. Director’s own mother and sister are going to take role in this
story which is inspired by their relationship in the real life. Working with
amateur players will make the preparing and shooting process longer than
usual. We are planning a three months of preparing period along with two
months of shooting. Shooting team is going to be limited with ten person
with the intent of not to disturb the players in their daily life. With the
purpose of taking the advantages of working in a small city like Çanakkale
in terms of place, transportation and accommodation we are planning to
make use of possible public resources.
It’s evident that the project development funds are very important
especially in terms of the evolution of the project and its recognition. In
this sense we are aiming to participate to the platforms such us Rotterdam
Cinemart, Thessaloniki Crossroads, Cannes L’atelier and Berlinale CoProduction Market around our calendar. We will try to make the best of
the process to be able to find co-producers especially from Germany or
France. We are planning to finish the applying process for the funds of
Turkish Ministry of Culture by the period of April 2015. Afterwards we will
apply to CNC, Euromages and some local associations with co-producers.
We will also keep negotiate with the representatives of TV stations and
marketing companies for possible pre-sales. In addition to these efforts
we also want to benefit from certain international funds for the postproduction process of our project.
Our motivation is to make the world premier of the film at a Group A
festival. After participating some local festivals, we are planning to make
the film come out through an independent distribution network which is
getting stronger in the last few years in Turkey.
20
Betül Esener
1–2, 1
PITCHING / PITCHING
NESİMİ
YETİK
1981 yılında Çorum’da doğan Nesimi Yetik, 2006’da Annem Sinema
Öğreniyor adlı kısa filmini yaptı. Annem Sinema Öğreniyor 2007’de 57.
Berlin Film Festivali’nde DAAD Ödülü’nü kazandı. Film Karlovy Vary,
Sydney gibi birçok prestijli festivalde gösterildi. 2014 yılında Toz Ruhu
isimli ilk uzun metraj filmini tamamladı. Toz Ruhu 21. Adana Altın
Koza Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazandı.
YÖNETMEN
DIRECTOR
Nesimi Yetik was born in Çorum in 1981. In 2006, he made his short
film My Mother Learns Cinema. My Mother Learns Cinema won the
DAAD Prize at Berlinale in 2007. The film has been shown in many
prestigious film festivals such as Karlovy Vary, Sydney. He completed
his first feature film Spirit of Dust in 2014. His debut feature, Spirit
of Dust had won the Best Film award at 21th Adana Golden Boll Film
Festival.
1–2,1, 2016 proje geliştirme aşamasında / in development
Toz Ruhu (Spirit of Dust), 2014
Döşeğimde Ölürken (As I Lay Dying), 2008 kısa film / short film
Annem Sinema Öğreniyor (My Mother Learns Cinema), 2006 kısa
film / short film
Zan Şer Hiç (Surmise Wickedness Zilch), 2003 kısa film / short film
21
1–2, 1
PITCHING / PITCHING
BETÜL ESENER
YAPIMCI
PRODUCER
1982 yılında Ankara’da doğdu. 2011’de Nesimi Yetik’le birlikte
yazdıkları Toz Ruhu adlı uzun metraj film projesi Uluslararası İstanbul
Film Festivali Köprüde Buluşmalar Platformu’nda CNC (Fransız Ulusal
Sinema Merkezi) tarafından verilen proje geliştirme ödülünü kazandı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yapım desteği alan Toz Ruhu, 21.
Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’ne değer
görüldü.
Betül Esener was born in Ankara in 1982. She wrote the feature
film script Spirit of Dust together with Nesimi Yetik in 2011. Spirit of
Dust was selected at the 30th Istanbul Film Festival Meeting on the
Bridge Film Project Development Workshop and won the CNC Award.
Supported by Ministry of Culture and Tourism, Spirit of Dust had won
the Best Film award at 21th Adana Golden Boll Film Festival.
1–2,1, Yönetmen / Director: Nesimi Yetik, 2016 proje geliştirme
aşamasında / in development
Toz Ruhu (Spirit of Dust), Yönetmen / Director: Nesimi Yetik, 2014
22
1–2, 1
2006 yılında Nesimi Yetik tarafından kuruldu. Nesimi Yetik’in Berlin
Film Festivali’nde ödül kazanan Annem Sinema Öğreniyor adlı kısa
filmini yaptı. Şirket, 2014 yılında yapımcılığını Betül Esener’in yaptığı
Nesimi Yetik’in ilk uzun filmi Toz Ruhu’nu tamamladı.
Ozminimalist Film was established in 2006 by Nesimi Yetik. The
Company has made Nesimi Yetik’s short film My Mother Learns
Cinema that was awarded at Berlinale and many other festivals. The
Company have recently completed Nesimi Yetik’s debut feature, Spirit
of Dust produced by Betül Esener.
PITCHING / PITCHING
ÖZMİNİMALİST
FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
1–2,1, 2016 proje geliştirme
aşamasında / in development
Toz Ruhu (Spirit of Dust), 2014
Döşeğimde Ölürken (As I Lay
Dying), 2008 kısa film / short
film
Annem Sinema Öğreniyor (My
Mother Learns Cinema), 2006
kısa film / short film
Zan Şer Hiç (Surmise Wickedness Zilch), 2003 kısa film /
short film
23
PITCHING
AK EJDER
WHITE DRAGON
Yönetmenin İlk Filmi / Debut Feature
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Rodi Güven Yalçınkaya
Yapımcı / Producer
Funda Alp
Planlanan Çekim Tarihi
Estimated Shooting Dates
2015 Temmuz–Ağustos / July–
August
Planlanan Çekim Yeri
Estimated Shooting Location
Muş, Varto
Tahmini Bütçe / Estimated
Budget
400.000 Euro
Kurmaca / Feature
Drama
Türkçe, Kürtçe / Turkish,
Kurdish
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production
Company
Bazı Filmler
İletişim / Contact
Funda Alp
(yapımcı / producer)
[email protected]
+90 532 420 30 64
Rodi Güven Yalçınkaya
(yönetmen / director)
[email protected]
+90 535 621 80 36
Rodi Güven Yalçınkaya’nın
ilk uzun metraj projesi.
Yapımcı Funda Alp,
yönetmen Onur Ünlü ile
yaptığı uzun metraj sinema
filmleri ve televizyon
dizilerinden sonra Rodi
Yalçınkaya’nın ilk uzun
metraj filmini yapıyor.
Rodi Güven Yalçınkaya’s
first feature film. Producer
Funda Alp and director
Onur Ünlü have worked
together before on feature
films and television shows,
but this is Funda Alp’s first
feature film collaboration
with Yalçınkaya.
24
Hikayemiz Varto’nun bir köyünde yaşayan, başının iki yanında çıkan
yumrulardan dolayı İsmogoz (Cevizli İsmail) lakabıyla anılan İsmail ile
ondan utanan oğlu Murat’ın trajik ilişkisine odaklanıyor.
Murat, katılmasına izin verilmeyen geleneksel bir festivali heyecanla
beklemektedir. Bu sırada festival için köye gelen Müjde ile tanışır.
Müjde, İsmail’i çizgi kahraman Hellboy’a benzetir. Hellboy’un kim
olduğundan bihaber olan Murat, babasının Şeytan olduğunu düşünür
ve ondan nefret eder. Murat’ın bu halinden endişe duyan babaannesi
Hellboy’a karşı eski bir masal olan Ak Ejder’i bir çizgi roman olarak
hazırlatır. Babasının bir ucube değil de masaldaki Ak Ejder olduğuna
inan Murat, bunu tüm köye kanıtlamak isterken, büyük bir trajedinin
yaşanmasına sebep olacaktır.
Babasının bir ucube değil de masaldaki Ak Ejder olduğuna
inanan Murat, bunu tüm köye kanıtlamak ister.
Young Murat sets out to prove to the village that his
father is actually the White Dragon of legend rather than
a disfigured freak.
Our story takes place in a village in Varto and focuses on the tragic
story of a man named Ismail, whose nickname Ismogoz (Walnut
Ismail) is due to the two lipomas on either side of his head, and the
relationship he has with his son Murat.
Murat is excitedly waiting for a traditional festival to arrive in Varto.
Another source of excitement is Müjde, a young city girl who has
arrived to the village to attend this year’s festival. Upon meeting
Müjde, Murat is thrown into turmoil when she shows him the comic
book Hellboy, whom Murat likens to his father. Not knowing who
Hellboy is, Murat begins to believe that his father is the Devil’s son
and starts to hate him. Murat’s grandmother, concerned about her
grandson’s situation, has an artist draw up the ancient legend of the
White Dragon and Black Dragon as a comic book. This is an attempt to
counteract the effect of Hellboy. After reading it, Murat then begins to
believe that the hero of this legend, the White Dragon, is actually his
father and tragedy ensues from his attempts to prove this to the other
villagers.
Ak Ejder / White Dragon
Anadolu, masallar, efsaneler ve söylenceler beşiğidir. Binlerce yıldır
kuşaktan kuşağa aktarılan söz, anlatılageldiği her çağda, o çağa
dair ne varsa kendisine katarak yoluna devam eder. Eğer açıkça
dile getirilemiyorsa, olağanüstü varlıkların kimliğinde dile gelir; hem
zihnimize hem kalbimize sızarak ortak belleğimizi oluşturur, bizi
birbirimize bağlar. O bağ sayesindedir ki biz, Anadolu’nun uzak bir
köşesinde yaşananları kendimiz yaşamış gibi duyumsarız.
Bana göre değişen zaman ve mekan ilişkisi giderek bu söylencelerle
bağımızı koparıyor, bizi asıl kimliğimizden soyutluyor. Dolayısıyla
biz, bize ait, bizi tanımlayan hikayeler yerine nicedir bizim olmayan
hikayeler anlatıp duruyoruz. Oysa söylencelerimizin hala bize
söyleyeceği çok şey olduğuna inanıyorum. İşte bu nedenle, zamanın
süzgecinden geçerek günümüze kadar gelen Ak Ejder-Kara Ejder
söylencesinin, bugün Varto’da yaşayan bir baba ve oğulun hikayesini
de kendisine katacağını düşünüyorum. Kendisine katacağını ve bir
sonraki kuşağa aktarmak üzere yoluna devam edeceğini…
İyinin ve kötünün, güzelin ve çirkinin, umudun ve umutsuzluğun
söylencesi olan Ak Ejder-Kara Ejder, ergenliğin eşiğindeki bir
çocuğun kulağına girdiği andan itibaren hayatına dair ne varsa
dönüştürecektir; babasına bakışını, bir kıza doğru atan yüreğini,
dostluğunu... Ve elbette doğaya ve insanlığa olan sevgisini...
Anatolia is the cradle of fairy tales, myths and legends. The stories
that have been passed down from generation to generation take on
all of the aspects of that specific era and continue on their way. If
it cannot be spoken of openly, then it is attributed to extraordinary
beings. Seeping into our minds and our hearts, it creates our
collective memory and connects us to each other. It is this connection
that allows us to feel as if a story taking place in a far corner of
Anatolia is one that we have actually lived ourselves.
I believe that an ever-changing relationship with time and space tears
us away from these legends and removes us from our true identity.
Therefore we end up telling and re-telling stories that are not ours
and that do not reflect us, when in fact these legends have so much
still to teach us. This is why I feel that the legend of the White Dragon
and the Black Dragon can incorporate into itself the story of a young
boy and his father living in present day Varto. That this legend
can include this story into its fold and continue its way to the next
generation...
The legend of The White Dragon and the Black Dragon, with its
teachings of good and evil, beauty and ugliness and hope and
hopelessness, upon entering the consciousness of a boy on the brink
of adolescence changes his life forever. It not only changes the way he
looks at his father but also his tender heart towards a young girl, his
idea of friendship and of course his love for nature and humanity…
Rodi Güven Yalçınkaya
PITCHING / PITCHING
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Söylencelerimizin
hala bize söyleyeceği
çok şey olduğuna
inanıyorum ve
zamanın süzgecinden
geçerek günümüze
kadar gelen Ak
Ejder-Kara Ejder
söylencesinin, bugün
Varto’da yaşayan
bir baba ve oğulun
hikayesini de
kendisine katacağını
düşünüyorum.
In fact these legends
have so much still to
teach us. This is why
I feel that the legend
of the White Dragon
and the Black Dragon
can incorporate
into itself the story
of a young boy and
his father living in
present day Varto.
25
PITCHING / PITCHING
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Yönetmen Rodi
Güven Yalçınkaya’nın
senaryosu ve
bütün bunları
gerçekleştireceği
coğrafya, son derece
elverişli ve etkileyici.
Ak Ejder / White Dragon
Ak Ejder, yerel bir hikaye olmasına rağmen, baba korkusu, aşk,
arzu gibi kadim insanlık sorunlarını, evrensel değerler üzerinden
anlatmasıyla ve sade ama katmanlı yapısıyla beni çok etkiledi.
Murat’ın babasıyla kurduğu ilişkideki değişim ve bu değişim
aşamasında kullanılan lirik anlatım, beni bu filmin yapılmasına iten
sebeplerden biriydi. Senaryonun etkileyiciliğinin yanı sıra filmin
yapımcılığını üstlenmeye, Rodi Güven Yalçınkaya ile beraber Varto’ya
yaptığımız mekan gezisi sonucunda karar verdim. Senaryonun o
coğrafyada nasıl vücut bulduğunu görmem, hikayenin sahiciliği
konusunda beni ikna etti.
Filmin her kesim ve yaş grubunun kendisiyle özdeşlik kurabileceği
kahramanlarıyla, geniş bir izleyici kitlesine ulaşacağını düşünüyorum.
Gerek yaratacağı etki, gerekse festivallerde bulacağı karşılığı
düşündüğümde bu projenin yapımcılığını üstlenmek konusundaki
tereddütlerim ortadan kalktı.
Yıllardır birlikte çalıştığımı ve yeteneklerinden emin olduğum bir
ekip ile filmi hayata geçirmeyi planlıyorum. Böylesi bir ekibin varlığı,
filmin yapımı konusunda kararımı güçlendiriyor. Filmin hazırlığı için
önümüzde geniş bir zaman diliminin olması, tüm süreçleri ilişkin planlı
ve organize şekilde hareket etme imkanı sağlayacaktır. Önümüzdeki
aylarda, projenin uluslararası platformda görücüye çıkması için Torino
Lab, Binger Lab gibi senaryo geliştirme workshoplarına başvuru
yapılacaktır. Projenin kendisi ve film yapımında tecrübeli bir ekip
tercihi, filmin satışı ve pazarlanmasına kolaylık sağlayacaktır.
Rodi Güven Yalçınkaya’nın senaryosu ve bütün bunları
gerçekleştireceği coğrafya, son derece elverişli ve etkileyici. Gerek
senaryonun içinde önerdiği estetik anlayış, gerekse yönetmenin
rejisini planlarken ortaya koyduğu yaklaşım Ak Ejder’in perdeye
çıkması için yatırım yapmaya beni ve şirketimizi yöneltmiştir.
Director Rodi Güven
Yalçınkaya’s script
promises to deliver
and the location
where it will be shot
is very favorable and
impressive.
Even though Ak Ejder (White Dragon) is a regional story, the way
that it incorporates many timeless issues of humankind, such as fear
of the father, love, and desire in a very simple yet layered way was
what moved me. The lyrical storytelling in the unfolding of the change
in Murat’s relationship with his father was one of the things that
motivated me into making this film. In addition to the moving script,
what convinced me to take on this production was the locationscouting trip that I took with Rodi Güven Yalçınkaya to Varto. Seeing
how the script took on form in that specific geographical region
convinced me of the authenticity of the story. I believe that this
film and the identification it creates with its characters will reach
a wide audience of every age and segment of the population. Any
reservations I had about producing this film vanished once I thought
about the effect it will have and the positive reception that it will
receive at various film festivals.
I am planning on working on the production of this film with a crew
whom I have not only been working together with for years, but of
whose collective talent I trust completely. Such a crew solidifies my
decision to produce this film. The fact that there is a wide time span
ahead of us will allow it to proceed in a timely and organized way in
preparing for the shoot. In the upcoming months, we will be applying
to introduce the project on an international platform at script
development workshops such as Torino Lab and Binger Lab. The
project itself and the experienced team behind it will make it easier
when it comes time for sales and promotion.
Rodi Güven Yalçınkaya’s script promises to deliver and the location
where it will be shot is very favorable and impressive. In addition
to all of this, the aesthetics suggested in his script along with his
approach as a director in the preparation phase has led me and my
company to decide to produce Ak Ejder (White Dragon).
Funda Alp
26
Ak Ejder / White Dragon
PITCHING / PITCHING
RODİ GÜVEN
YALÇINKAYA
1979 yılında Muş-Varto’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde
belgesel sinema eğitimi aldı. Yine aynı üniversitede, Fotoğraf ve Video
Art Bölümü’ne devam etti. 2004–2008 yılları arasında Mezopotamya
Sinema Kolektifi’nde çalışmalarına devam etti. Sinema ve televizyon
sektöründe senarist, yönetmen yardımcısı, kameraman, kurgucu, cast
yönetmeni gibi farklı pozisyonlarda çalıştı. 2014’de Tarla Kuşu film
projesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Senaryo Geliştirme Desteği
ve Bir Damla isimli kısa filmini çekti. Şu sıralar 2015 yılında çekmeyi
planladığı ilk uzun metrajı Ak Ejder üzerine çalışmaktadır.
YÖNETMEN
DIRECTOR
Born in Muş-Varto in 1979. Studied documentary filmmaking
at Istanbul Bilgi University. He continued his education in the
Photography and Video Arts Department at the same University.
Between 2004–2008, he continued his work within the Mesopotamia
Film Collective. He worked at various positions, as screenwriter,
assistant director, cameraman, editor and cast director at the film and
television industry. In 2014, he directed his first short, A Drop and
received screenplay development fund from the Ministry of Culture
and Tourism for his film project Tarla Kuşu. At the moment, he is
working on his debut feature White Dragon.
Ak Ejder (White Dragon), 2015 proje geliştirme aşamasında / in
development
Bir Damla (A Drop), 2014 kısa film / short film
Unutulan Karadeniz, 2005 belgesel / documentary
Bir Off Road Yarışçısının Günlüğü, 2004, belgesel / documentary
27
PITCHING / PITCHING
Ak Ejder / White Dragon
FUNDA ALP
YAPIMCI
PRODUCER
1973 yılında İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet
Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. 2007–2013
arasında son dönem Türk sinemasının başarılı yönetmenlerinden
Onur Ünlü’nün uzun metraj filmlerinin yapımcılığını yaptı. Bu ikilinin
yaptığı son film, Sen Aydınlatırsın Geceyi, 32.Uluslararası İstanbul
Film Festivali’nde Altın Lale En İyi Film Ödülü’nü aldı. Funda Alp, aynı
zamanda televizyon alanında da çalışmalarına devam etmektedir.
Leyla ile Mecnun, Şubat ve Ben de Özledim gibi başarılı dizilerin
yapımcılığını yapmıştır.
Born in Istanbul in 1973. She graduated from Mimar Sinan Fine Arts
University State Conservatory. Between 2007 and 2013, she produced
feature films of Onur Ünlü, who is one of the successful directors of
contemporary Turkish cinema. The last feature film of Onur Ünlü,
produced by Funda Alp, Thou Gild’st the Evenis, won the Best Film
Award at 32. International Film Festival. She is also the producers
of well known TV series such as Leyla ile Mecnun, Şubat and Ben de
Özledim.
Ak Ejder (White Dragon), Yönetmen / Director: Rodi Güven
Yalçınkaya, 2015 proje geliştirme aşamasında / in development
Sen Aydınlatırsın Geceyi (Thou Gild’st the Evenis), Yönetmen /
Director: Onur Ünlü, 2013
Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi (The Extreme Tragic
Story of Celal Tan and His Family), Yönetmen / Director: Onur Ünlü,
2011
Beş Şehir, Yönetmen / Director: Onur Ünlü, 2010
Acı Aşk (Love, Bitter), Yönetmen / Director: A. Taner Elhan, 2009
Güneşin Oğlu (Son of the Sun), Yönetmen / Director: Onur Ünlü,
2008
Polis (Police), Yönetmen / Director: Onur Ünlü, 2007
28
Ak Ejder / White Dragon
Uzun yıllardır sinema ve televizyon dünyasında faaliyet gösteren,
birçok filmin ve dizinin yapımcılığını üstlenmiş tecrübeli bir ekibin
bir araya gelişiyle 2014’te kurulan Bazı Filmler, televizyon ve sinema
alanında yeni yapımlara imza atmayı hedeflemektedir.
Şirket ortaklarından Funda Alp, tüm sektörün yakından tanıdığı,
gerek televizyonda, gerekse sinemada birçok dizi ve filmin
yapımcılığını ve senaristliğini üstlenmiş deneyimli bir isimdir. Yine
şirket ortaklarından, Genel Müdürlük görevini de yürütmekte
olan Kemal Kurçer, uzun yıllar kanal yöneticiliği yapmış ve birçok
projede yapımcılık görevi üstlenmiş, televizyon dünyasının yakından
tanıdığı bir simadır. Şirket ortaklarından Soysal Demir de uzun yıllar
birçok filmin yapım, tanıtım aşamalarında çeşitli görevler üstlenmiş,
yapımcılık yapmış bir isimdir.
Bünyesinde geniş ve tecrübeli bir senaryo ekibi barındıran Bazı
Filmler, oluşturduğu projelerin hayata geçmesi için çalışmalarına
başlamıştır. Ocak 2015’de Star TV’de yayına girmesi planlanan Serçe
Sarayı dizisi ile yapım hazırlıkları devam eden Ak Ejder sinema filmi
bu projelerden bazılarıdır.
Bazı Filmler was established in 2014 by a group of professionals with
years of vast experience in producing movies and television series.
Bazı Filmler is to sign off on quality new productions.
Funda Alp, one of the partners, is very well known in this sector for
her experience in producing both for film and television. Another
partner and the acting General Manager, Kemal Kurçer, is also well
known in the world of television, not only for his role as manager of a
TV channel, but also for his role as producer on many projects. Soysal
Demir, also a partner, is a name with many years of experience in the
production and promotion of many movies.
Bazı Filmler also has a very strong in house team of writers who have
already started work on many projects. Serçe Sarayı is a television
series to be aired in January 2015 on Star TV and the motion picture
White Dragon, which is in pre-production, are some of these many
projects.
PITCHING / PITCHING
BAZI FİLMLER
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Ak Ejder (White Dragon),
Yönetmen / Director: Rodi Güven
Yalçınkaya, 2015 proje geliştirme
aşamasında / in development
Sen Aydınlatırsın Geceyi (Thou
Gild’st the Evenis), Yönetmen /
Director: Onur Ünlü, 2013
Celal Tan ve Ailesinin Aşırı
Acıklı Hikayesi (The Extreme
Tragic Story of Celal Tan
and His Family), Yönetmen /
Director: Onur Ünlü, 2011
Beş Şehir, Yönetmen / Director:
Onur Ünlü, 2010
Acı Aşk (Love, Bitter), Yönetmen
/ Director: A. Taner Elhan, 2009
Güneşin Oğlu (Son of the Sun),
Yönetmen / Director: Onur Ünlü,
2008
Polis (Police), Yönetmen /
Director: Onur Ünlü, 2007
29
PITCHING
BİR HAYALİN AYRINTILARI
DETAILS OF A DREAM
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Orhan Eskiköy
Yapımcı / Producer
Özgür Doğan
Ortak Yapımcı / Co-Producer
Dirk Decker
Planlanan Çekim Tarihi
Estimated Shooting Dates
2016 Ocak / January
Planlanan Çekim Yeri
Estimated Shooting Location
Erzincan
Tahmini Bütçe / Estimated
Budget
650.000 Euro
Kurmaca / Feature
Drama
Türkçe / Turkish
Selim kar yüzünden yolda mahsur kalınca Sesik Köyü’ne sığınır.
Türkiye, Almanya / Turkey, Germany
Yorgunluktan bayılmak üzereyken kapısını çaldığı evin sahibi Zeliha,
ona Hasan diye seslenerek sarılır. Kocası Ekber ve kızları Suna;
Yapım Şirketleri
misafirin on beş yıl sonra evine dönen Hasan olduğuna inanırlar.
Production Companies
Perişan Film (Türkiye / Turkey)
Selim kendine geldiğinde sözlerinin arasına uzun sessizlikler bırakarak
Tamtam Film (Almanya /
kendini tanıtır. Etrafını saran bu insanları tanımadığı ortaya çıkınca
Germany, Hamburg)
üçü de büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Suna onun bir yabancı
İletişim / Contact
olduğunu savunur. Zeliha ise bir hastalık yüzünden kendilerini
unuttuğuna inanır ve kocasını buna ikna eder. Yol kapalıdır.
Özgür Doğan
Selim köyden ayrılamaz. Bu sırada Suna’ya aşık olur. Her şey ona
(yapımcı / producer)
dokunacağı ana kadar karanlıkta kalacaktır.
[email protected]
+90 533 770 18 97
Dirk Decker
Selim’in etrafını saran bu insanları tanımadığı ortaya
(ortak yapımcı / co-producer)
çıkınca üçü de büyük bir hayal kırıklığı yaşar.
[email protected]
Three people’s crushing disappointment engulfs Selim
Orhan Eskiköy
(yönetmen / director)
after it turns out that he doesn’t recognize them.
[email protected]
+90 532 624 34 84
Stranded in a snowstorm, Selim takes shelter in Sesik Village. He
collapses exhausted into the embrace of Zeliha, who welcomes him
into her home as ‘Hasan’. She, her husband Ekber and daughter Suna
take Selim for their son and brother returning after fifteen years.
Yönetmen Orhan Eskiköy
ve yapımcı Özgür Doğan
On waking, Selim attempts a halting introduction. To the family’s
ikilisinin üçüncü uzun metraj
chagrin, he doesn’t recognize them. While Suna declares him a
film projeleri. İki Dil Bir
stranger, Zeliha thinks illness has brought on his amnesia and
Bavul ve Babamın Sesi’nden
convinces Ekber. Stuck in the village with the road closed, Selim falls
sonra Orhan Eskiköy bu
in love with Suna. The past remains shadowy until the moment he
sefer tamamen kurmacaya
touches her.
yelken açıyor. This is director
Orhan Eskiköy and producer
Özgür Doğan’s third feature
film collaboration. Following
On the Way to School and
The Voice of My Father this
project is significantly closer
to the realm of fiction.
30
Bir Hayalin Ayrıntıları / Details of a Dream
Bu hikayeyi yazarken bana yol gösteren temel bir fikir vardı: İnsanın
bir gün dönmek isteyebileceği bir evi olmalı. İnsanın kendisini yalnız
hissetmesinin önündeki engelin, kendisini tanıyan bir başkasının
varlığına duyduğu inanç olduğunu düşünüyorum. Aile fikrinin de bu
ihtiyaca karşılık geldiği kanısındayım. Buna karşın bireylerinden birinin
kaybolması durumunda aile olmanın başarılıp başarılamadığını hep
merak ederim.
Dünyada kaybolan yüzlerce çocuk var. Bir Hayalin Ayrıntıları kayıp
çocukların aileleriyle yeniden buluşma olasılığı üzerine düşünmektedir.
Bu olasılığı eve dönüş anından başlayan bir bakış açısıyla kurguladım.
Şu soruların etrafında dolaştım: Kayıp olan döndüğünde aynı kişi
olarak aileye katılabilir mi? Aile onun bıraktığı haliyle kalabilmiş midir?
Kayıp olan ailesiyle ilgili her şeyi unutmuş olsa bile hala ailenin bir
parçası mıdır? Ortak bellek yoksa yeniden birlikte olmak için aile kendi
hikayesini yeniden kurgulamayı seçebilir mi? Aile herhangi birisini
kayıp olanın yarattığı boşluğu doldurmak için ailenin bir parçası olarak
görmeyi kabul eder mi?
Bütün filmlerimde Türkiye’nin güncel politik toplumsal sorunlarının
üzerinden hikâyeler anlattım. Bir Hayalin Ayrıntıları ile ilk anda akla
gelebilecek politik referansları dışarda bırakarak bireye eğiliyorum.
Dert edindiğim dil, bellek, kimlik, toprak, yurtsuzluk gibi kavramlardan
birinin ya da birkaçının bu hikayede de dolaylı olarak hissedilmesini
istiyorum.
İlk uzun metrajlı filmim İki Dil Bir Bavul bir belgeseldi. İkinci filmim
Babamın Sesi’nde ise belgesel ve kurmacayı bir arada kullanmayı
denedim. Yeni filmim Bir Hayalin Ayrıntıları’nda ise tamamen kurmaca
bir dünya yaratmak istiyorum. Her yeni hikayede kendi sınırlarımı
zorlamak üzerine düşünüyorum. Teknik ve sanatsal açıdan neler
deneyebileceğimi araştırıyorum. Sinema yapmaktan aldığım keyif, bu
arayıştan kaynaklanıyor.
I have been guided in the writing of this story by the basic idea that
everyone should have a home to return to one day. What prevents
a person from feeling lonely is his or her belief in the existence of
another person who knows him or her. The notion of family fulfills this
need. Therefore, I am always curious if the family can keep together
even if one of the members is lost.
There are hundreds of lost children in the world. Bir Hayalin Ayrıntıları
(Details of a Dream) contemplates on the possibility of the lost children
rejoining their families. I construct this possibility from a perspective
that takes the moment of coming back home as the starting point. I try
to answer the following questions: When the lost one returns, can he
join the family as the same person? Is the family still the same family?
If the lost one forgot everything about his family, is he still part of that
family? If there is no more collective memory in the family, can they
choose to reconstruct their story? Would the family accept someone
else as part of the family to fill the void the lost one had opened?
In all the short and full-length films I have made to date, I have based
my stories around the country’s current political and social problems.
With Details of a Dream I give greater weight to the individual and,
without forgetting that man is a political being, leave out immediately
obvious political references. Indirectly, I want to give a sense in the
story of one or several of the themes which immediately concern me,
whether language, memory, identity, land or landlessness.
PITCHING / PITCHING
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
İlk uzun metrajlı
filmim İki Dil Bir
Bavul bir belgeseldi.
İkinci filmim Babamın
Sesi’nde ise belgesel
ve kurmacayı bir
arada kullanmayı
denedim. Yeni
filmim Bir Hayalin
Ayrıntıları’nda ise
tamamen kurmaca
bir dünya yaratmak
istiyorum.
My first full-length
film, On the Way
to School, was a
documentary. In
the second, Voice
of My Father, I
experimented with a
blend of documentary
and fiction. And in
this new film, Details
of a Dream, I set out
to create an entirely
fictional world.
My first full-length film, İki Dil Bir Bavul (On the Way to School), was
a documentary. In the second, Babamın Sesi (Voice of My Father), I
experimented with a blend of documentary and fiction. And in this
new film, Bir Hayalin Ayrıntıları (Details of a Dream), I set out to create
an entirely fictional world. I see every new story as an opportunity
to challenge my boundaries. I am consciously exploring ways to
experiment technically and artistically. The pleasure and satisfaction I
get from filmmaking derives in large part from this quest.
Orhan Eskiköy
31
PITCHING / PITCHING
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Yeni projemiz, 2001
yılında yaptığımız
Hayaller Birer Kırık
Ayna adlı kısa
belgesele dayanıyor.
Bu hikayede on yıl
sonra cezaevinden
çıkıp gelen ağabeyimi
ve onu bekleyen
ailemi anlatmıştık. Bu
hikayeye karşı, kişisel
tarihim nedeniyle
farklı bir sorumluluk
duyuyorum.
This project is based
on a documentary
that we made in
2001: Each Dream is
a Shattered Mirror.
In that film, we have
related the story of
my brother coming
back to his family
after 10 years in
prison and the story
of my family waiting
for his return.
Bir Hayalin Ayrıntıları / Details of a Dream
Orhan Eskiköy ile birlikte on dört yıldır belgesel ve kurmaca filmler
yapıyoruz. İki Dil Bir Bavul ile ilk profesyonel filmimizi yaptığımızda yıl
2008’di. Bu filmle Türkiye’de ve dünyanın çeşitli festivallerinde ödüller
aldık ve bir belgesel film olmasına rağmen Türkiye’deki sinemalarda
ticari başarı elde ettik. İki Dil Bir Bavul’u çekerken geliştirmeye
başladığımız Babamın Sesi adlı filmin ilk gösterimini Şubat 2012’de
Rotterdam Film Festivali’nin yarışmalı bölümünde gerçekleştirdik.
Yılların getirdiği bir güven ve arkadaşlığın ötesinde sinema yapma
amacımızın aynı olması nedeniyle bu projenin bir parçasıyım. Bu
yeni proje, 2001 yılında yaptığımız Hayaller Birer Kırık Ayna adlı
kısa belgesele dayanıyor. Bu hikayede on yıl sonra cezaevinden
çıkıp gelen ağabeyimi ve onu bekleyen ailemi anlatmıştık. Senaryoyu
değiştirmiş olsa da Orhan’ın annemden, babamdan, ağabeyimden ve
kız kardeşimden esinlenerek karakterlerini yarattığını görüyorum. Bu
nedenle projenin benim için özel bir anlamı daha var. Bu hikayeye
karşı, kişisel tarihim nedeniyle farklı bir sorumluluk duyuyorum.
Orhan şu anda Bir Hayalin Ayrıntıları’nın senaryosunun ikinci
versiyonunu yazıyor. Mayıs 2015’te senaryonun bitmesini ve Eylül
2015’te de finansmanı tamamlamayı planlıyoruz. Filmin çekimlerine
Ocak 2016’da başlamayı hedefliyoruz.
Ben yaşadığım ülkedeki büyük resmin küçük sıradan insan hikayeleri
üzerinden daha kolay anlaşılabileceğine inanırım. Orhan ile çıkış
noktamız olan bu fikir yaptığımız diğer filmlerden rahatça okunabilir.
Orhan’la film yapmanın en önemli özelliği kendini tekrar etmemesi
yeni şeyler denemek için heyecanlı ve cesur olmasıdır. Bu heyecanı
yıllardır paylaşmak yaptığımız işin en keyifli tarafı.
I have been collaborating with Orhan Eskiköy for fourteen years in
documentary and fiction films. We realised our first professional
feature-length film, İki Dil Bir Bavul (On The Way to School) in
2008. With this film, we have won several awards in various film
festivals in Turkey and across the world. Furthermore, despite being
a documentary, the film attained commercial success at national
theaters. In the International Film Festival Rotterdam Tiger Awards
Competition 2012, we have premiered our second feature, Babamın
Sesi (Voice of My Father), which was in pre-production phase while
we were filming İki Dil Bir Bavul (On The Way to School).
The reason I partake in this project is, in addition to mutual
confidence and friendship spreading over the years, a shared
objective in making films. This project is based on a documentary
that we made in 2001: Hayaller Birer Kırık Ayna (Each Dream is
a Shattered Mirror). In that film, we have related the story of my
brother coming back to his family after ten years in prison and the
story of my family waiting for his return. I realise Orhan created the
characters in this film with the inspiration he drew from my family,
even though he has modified the script to a certain extent. This aspect
of the story makes it especially meaningful for me. I feel a certain
responsibility towards this story as a fragment of my personal and
emotional history.
Orhan is writing second draft of the script currently. Our aim is to
finalise the script in May 2015, settle finances by September 2015, and
start shooting in January 2016.
I believe the bigger picture in my country is more easily read through
the smaller stories of ordinary people. This idea informs our common
starting point for making films with Orhan, and it could easily be
spotted in all films we have made.
The best part of making a film with Orhan is his enthusiasm and
courage for trying something new; his abstinence from self-repetition.
The most enjoyable part of our collaboration has been sharing this
enthusiasm over the years.
Özgür Doğan
32
Bir Hayalin Ayrıntıları / Details of a Dream
PITCHING / PITCHING
ORHAN
ESKİKÖY
1980 yılında İstanbul’da doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim
Fakültesi’nden 2004 yılında mezun oldu. Üniversite yaşamı boyunca
amatör olarak gerçekleştirdiği belgesel filmler ulusal ve uluslararası
başarılar elde etti. Bu arada farklı projelerde yönetmen yardımcılığı,
kameramanlık görevlerini de üstlendi. 2005–2007 yılları arasında
Ankara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde Video
Prodüksiyon Sorumlusu pozisyonunda çalıştı. 2008’de yönettiği ilk
uzun metrajlı belgesel filmi İki Dil Bir Bavul kırktan fazla festivale
katıldı ve katıldığı bu festivallerden toplam on bir ödül kazandı.
Yönetmenliğini üstlendiği Babamın Sesi filmi ise 41.Uluslararası
Rotterdam Film Festivali’nde Altın Kaplan için yarıştı.
YÖNETMEN
DIRECTOR
Born in 1980 in Istanbul. Graduated from Ankara University’s
Communications Department in 2004. Throughout his time at
university achieved national and international recognition for his
documentaries. Also worked under a variety of projects as assistant
director and cameraman. Between 2005–2007 held a position as
video production specialist at Ankara University’s Remote Training
Center. In 2008 directed his first feature-length documentary film,
On The Way To School, which was accepted at more than fourty film
festivals and won eleven different awards. The Voice of My Father,
which he also directed, was nominated for a Golden Tiger at the 41st
International Rotterdam Film Festival.
Bir Hayalin Ayrıntıları (Details of a Dream), 2015 proje geliştirme
aşamasında / in development
Babamın Sesi (Voice of My Father), 2012
İki Dil Bir Bavul (On the Way to School), 2009 belgesel /
documentary
Birlikte (Together), 2006 kısa film / short film
Anneler ve Çocuklar (Mothers and Children), 2004
Sürgün (Exile), 2004 belgesel / documentary
Sancı (Suffering), 2004 kısa film / short film
Hayaller Birer Kırık Ayna (Each Dream is a Shattered Mirror),
2001 kısa film / short film
33
Bir Hayalin Ayrıntıları / Details of a Dream
PITCHING / PITCHING
ÖZGÜR DOĞAN
YAPIMCI
PRODUCER
1977 yılında Muş-Varto’da doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim
Fakültesi’nden 2001 yılında mezun oldu. Üniversite yaşamı boyunca
amatör olarak gerçekleştirdiği belgesel filmler ulusal ve uluslararası
başarılar elde etti. Mezun olduktan sonra farklı projelerde
yönetmenlik yaptı. 2001 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde
araştırma görevlisi oldu. 2004 yılında aynı üniversitede Medya ve
Kültürel Çalışmalar Bölümü’nden yüksek lisans derecesini aldı. 2008
yılında yapımı tamamlanan İki Dil Bir Bavul isimli filmde yapımcı
ve yönetmen olarak görev yaptı. 2012’de Binger FilmLab Creative
Producer Workshop’a ve 2013’de EAVE Workshop’a katıldı.
Özgür Doğan was born in 1977, Muş-Varto, Turkey. He graduated
from the Department of Radio-TV and Cinema, Ankara University in
2001. He worked as a Research Assistant at the Middle East Technical
University for ten years. He obtained his MA in Media and Cultural
Studies at METU in 2004. He attended Binger FilmLab’s Creative
Producer Workshop in 2012 and EAVE Workshop in 2013.
Bir Hayalin Ayrıntıları (Details of a Dream), Yönetmen / Director:
Orhan Eskiköy 2015 proje geliştirme aşamasında / in development
Bağlar, Yönetmenler / Directors: Melis Birder, Berke Baş, 2014 PostProdüksiyon / In Post-Production
Babamın Sesi (Voice of My Father), Yönetmenler / Directors: Orhan
Eskiköy, Zeynel Doğan, 2012
İki Dil Bir Bavul (On the Way to School), Yönetmenler / Directors:
Orhan Eskiköy, Özgür Doğan, 2009
Birlikte (Together), Yönetmen / Director: Orhan Eskiköy, 2006
kısa film / short film
Anneler ve Çocuklar (Mothers and Children), Yönetmen / Director:
Orhan Eskiköy, 2004
Sürgün (Exile), Yönetmen / Director: Orhan Eskiköy, 2004 belgesel /
documentary
Sancı (Suffering), Yönetmen / Director: Orhan Eskiköy, 2004 kısa film
/ short film
Hayaller Birer Kırık Ayna (Each Dream is a Shattered Mirror)
Yönetmenler / Directors: Orhan Eskiköy,Özgür Doğan, 2001 kısa film
/ short film
34
Bir Hayalin Ayrıntıları / Details of a Dream
Perişan Film 2010 yılında, İki Dil Bir Bavul filminin yapım ve
yönetimine imza atan Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan tarafından
kurulmuştur. İki Dil Bir Bavul, hem uluslararası ve ulusal önemli
festivallerde ödüller kazanmış hem de ciddi bir gişe başarısına
ulaşmıştır. Yapımını üstlendiği Babamın Sesi, 41.Uluslararası
Rotterdam Film Festivali’nde Altın Kaplan için yarışmıştır. Şu sıralar
Orhan Eskiköy’ün yeni projesi Bir Hayalin Ayrıntıları’nın hazırlık süreci
devam etmektedir.
Perişan Film is an independent production company, established by
Orhan Eskiköy and Özgür Doğan, that came together to make films
out of simple stories which has universal relevance. Perişan Film’s
debut documentary film On the Way to School has been traveled
to many national and international film festivals and has been
collected various awards. The film was also a box-office hit in Turkey.
Perişan Film’s first feature length film Voice of My Father has been
selected for 41st International Rotterdam Film Festival’s Tiger Awards
Competition 2012. At the moment, pre-production continues for the
newest project, Details of a Dream which will be directed by Orhan
Eskiköy.
PITCHING / PITCHING
PERİŞAN FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Bir Hayalin Ayrıntıları (Details
of a Dream), Yönetmen /
Director: Orhan Eskiköy 2015
proje geliştirme aşamasında /
in development
Bağlar, Yönetmenler / Directors:
Melis Birder, Berke Baş, 2014
Post-Prodüksiyon / In PostProduction
Babamın Sesi (Voice of
My Father), Yönetmenler /
Directors: Orhan Eskiköy, Zeynel
Doğan, 2012
İki Dil Bir Bavul (On the Way to
School), Yönetmenler / Directors:
Orhan Eskiköy, Özgür Doğan,
2009
Birlikte (Together), Yönetmen /
Director: Orhan Eskiköy, 2006
kısa film / short film
Anneler ve Çocuklar (Mothers
and Children), Yönetmen /
Director: Orhan Eskiköy, 2004
Sürgün (Exile), Yönetmen /
Director: Orhan Eskiköy, 2004
belgesel / documentary
Sancı (Suffering), Yönetmen /
Director: Orhan Eskiköy, 2004
kısa film / short film
Hayaller Birer Kırık Ayna (Each
Dream is a Shattered Mirror)
Yönetmenler / Directors: Orhan
Eskiköy,Özgür Doğan, 2001 kısa
film / short film
35
PITCHING
EKSİK BİR ŞEY
SOMETHING MISSING
Yönetmenin İlk Filmi / Debut Feature
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Burcu Aykar
Yapımcı / Producer
Ersan Çongar
Planlanan Çekim Tarihi
Estimated Shooting Dates
2015 Ağustos / August
Planlanan Çekim Yerleri
Estimated Shooting Locations
İstanbul, Antalya
Tahmini Bütçe / Estimated
Budget
400.000 Euro
Kurmaca / Feature
Psikolojik Drama /
Psychological Drama
Türkçe / Turkish
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production
Company
Bir Film
İletişim / Contact
Ersan Çongar
(yapımcı / producer)
[email protected]
+90 533 420 85 00
Burcu Aykar
(yönetmen / director)
[email protected]
+90 532 415 17 96
Sinema yazıları ve kısa
filmleriyle tanıdığımız genç
yönetmen Burcu Aykar’ın
ilk uzun metraj film projesi.
Sinema sektörünün önde
gelen şirketlerinden Bir
Film’in ortaklarından olan
Ersan Çongar, Aykar’ın
daha önceki kısa filmlerinin
de yapımcılığını yapmıştı.
Though we’ve come to
know her well through
her short films and film
critics, this is Burcu Aykar’s
first feature film project.
Producer Ersan Çongar,
one of the partners of Bir
Film, has also produces
Aykar’s short films.
36
İstanbullu orta sınıf bir aileden gelen, otuz üç yaşındaki düğün
fotoğrafçısı Bilge, bir reklam ajansında çalışan, beş yıllık sevgilisi Yiğit
ile birlikte yaşıyor. Güzel bir evi, sevdiği arkadaşları var. Ancak bir
eksiklik hissi bırakmıyor peşini. Bu yüzden de her daim huzursuz ve
arayış içinde. İstediği şey bütünlenmek ama belli ki bunu yanlış bir
yerde, erkeklerle ilişkilerinde arıyor ya da zaten imkansız bir şeyin
peşinde. Önce Yiğit’le olan monoton ve tükenmiş ilişkisinin bitişine
tanık oluyoruz. Ardından bir yıl sonrasına, Bilge’nin roman yazarı
Deniz’le beraberliğinin son günlerine gidiyoruz. Yaşadığı şehrin
ve çağın hızlı ritminde, bu ilişkiler döngüsünde kendini ve hayatı
keşfetmeye çalışan Bilge, cinsel olarak özgür, çoğunlukla endişeli, ama
her şeye rağmen umutlu.
Yaşadığı şehrin ve çağın hızlı ritminde, kendini ve
hayatı keşfetmeye çalışan Bilge, cinsel olarak özgür,
çoğunlukla endişeli, ama her şeye rağmen umutlu.
Bilge is an insecure, sexually free girl trying to
discover life and find her way in the fast pace of the
modern city who, despite it all, remains hopeful.
Bilge is a thirty three year old woman, coming from a middle class
family. She lives in Istanbul with her five-year boyfriend Yiğit, who
works in an advertising agency. She is a wedding photographer, can
afford to live in a nice house, and has close friends. But she lives
with a constant feeling of deprivation, always in a state of longing
and unease. She wants to feel whole, but either she’s searching for
it in the wrong place (her relationships with men) or it’s somehow
unattainable. First we witness the end of her monotonous and
timeworn relationship with Yiğit, then exactly a year later, her break
up with Deniz, a novelist. The last weeks of two different relationships
are similar in many ways. In today’s fast pace, in a city like Istanbul,
Bilge tries to discover life and herself, feeling sexually free, mostly
anxious, but still hopeful despite it all.
Eksik Bir Şey / Something Missing
Eksik Bir Şey’in hayal ettiğim ilk sahnelerinden biri, bir orta sınıf
düğününde piyanist şantör filme adını veren şarkıyı icra ederken,
dilek fenerlerinin falezlerden denize doğru tek tek uçurulmasıydı. Bir
süre gökte süzülüp, giderek sönüp, kayboluyorlardı: Yolculuğu ne
denli parlak olursa olsun her şeyin bir sonu olduğuna dair hisli bir
imge. Ama buna eşlik eden, bu içli şarkının banal bir yorumu olunca,
ironi ve mesafe devreye giriyor. Şeylerin geçiciliğine dair hüzün ve
korku var, ama umutlu bir boş vermeyle birlikte. Bu alaycı hislilik ve
bitişler teması filmi iyi özetliyor. Benim hayata karşı duruşum ve temel
meselemi de.
İlgimi çeken, Bilge’nin sevgilileriyle yaşadıklarının iç dünyasındaki
yansımaları, günlük konuşmalarla ezberlenmiş davranışlar arasına
sıkışmış, sınıfsal bir kibirle gizlediği hisleri ve ilişkilerin yaşanışının
bu çağın, şehrin ritmiyle bağı. Tümü Bilge’nin bakış açısından, haliyle
filmin atmosferi onun tedirginliğini taşıyor. Işık ve sanat yönetimiyle
duyguların dışavurumu ve gündelik ayrıntılardan iğne üstünde
oturtan bir gerilim yaratmak öncelikli amaçlarım. Kaynağı belli
şarkılar, yoruma açık, izleyici katılımı bekleyen filme anlam vermek için
birer ipucu. Her sahne eksik bir şey (bilgi, kadrajla kesilen obje vs.)
içerecek. Çoğu iç mekanda geçtiğinden, doğru duyguyu veren, özgün
kadrajlar bulmak en çok yaratıcılık isteyen alan olacak. Her izlemede
yeni bir detay keşfedilsin, film bir izlenim, ruh hali olarak hatırlansın,
istiyorum. Hayat da bende böyle kalıyor çünkü.
PITCHING / PITCHING
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Her izlemede yeni bir
detay keşfedilsin, film
bir izlenim, ruh hali
olarak hatırlansın,
istiyorum. Hayat da
bende böyle kalıyor
çünkü.
İlham kaynaklarım; cümlesi ve döngüsel yapısı itibarıyla 5x2, sınıfsal
gözlemleri ve tansiyon kurmasıyla La Cienaga, beklentileriyle
gerçekler arasındaki boşluğa düşüp duran, ama hep yeniden kalkan
karakteri sebebiyle Gloria. Bilge’nin aklı karışık. Devrimci değil, anca
kendi sınıfının kurallarına itiraz edecek kadar isyankar. Yine de,
Türkiye’de azınlığın gerçeği olsa da, hayatı keşfinde cinsel olarak özgür
hisseden bir kadın karakter yaratmak heyecanlandırıyor beni.
One of the first scenes that popped into my head was actually the last
one: At a middle class wedding, as the lanterns are let to fly across
the sky, above the sea, the wedding singer plays a famous, emotional
song. After a brief voyage, the lanterns slowly fade and disappear: An
emotional image reminding us of the transience of things. However,
since it’s a cheap nightclub singer playing a simple, tacky organ, the
effect is mostly lost on us. Or rather, we’re distanced from it. With
sorrow and fear, there’s also a feeling of hopeful sarcasm. This ironic
sentimentality is quite definitive of the film’s tone and my take on life.
Endings are my favorite theme.
What interests me more than the mere events that Bilge goes through
are their reflections in her inner life, her true feelings hidden with a
middle class arrogance and reservedness and how living in this age
and city shapes the way relationships are consumed today. Reflecting
everything from Bilge’s point of view, the film will inevitably carry
her uneasiness. Sound design will be as important as lighting and art
direction to create an expressionistic film with a tense atmosphere.
Only diegetic music will be used and the songs will shed a light on
how the subtle scenes might be interpreted. In each scene there will
be something missing (information, objects cut by framing etc.). I
want the film to be recalled as an impression, a feeling and with every
viewing one should discover new details. Since most of the scenes
take place inside, the challenge will be to be creative in using the
space and in discovering the right framing for the emotion.
I want the film to
be recalled as an
impression, a feeling
and with every
viewing one should
discover new details.
Some of my reference films are: 5x2 for its essential argument and
circular narrative structure, La Cienaga for its observations of class
vanity and mastery at sustaining a constant tension, Gloria for its
character who stumbles constantly into the space between her
expectations and reality but achieves to get up every time. Bilge is not
a revolutionary. She is just rebellious enough to go against the mores
of middle class. Still, telling the tale of a woman who feels sexually
free in her exploration of life excites me. Even if it’s the reality of a
minority.
Burcu Aykar
37
PITCHING / PITCHING
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Eksik Bir Şey’in
sinemamızda
eksikliğini
duyduğumuz özgün
bir mizah duygusuna
sahip, gerçek,
yaşayan karakterlerin
hikayesini anlatan
çağdaş bir psikolojik
dram olması ortak
hedefimiz.
Our mutual aim is to
turn this story into a
modern psychological
drama with dark
humour and real
characters.
Eksik Bir Şey / Something Missing
Burcu Aykar’ın daha önce yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği
iki kısa filmin (Doğum ve Ölüm) yapımcılığını yaptım. Uzun yıllara
dayanan tanışıklığımıza ve işbirliğimize dayanarak söyleyebilirim ki
Burcu özgün bir vizyona sahip. Eksik Bir Şey de bu vizyonun ürünü.
Hikaye günümüzde yaşayan şehirli bir kadının duygusal yaşamından
kesitler sunuyor. Benzer filmlerden farklı olarak Burcu senaryosunda,
toplumda yaşanan cinsel rollerin dayatmaları ve kadın olmanın
zorlukları gibi klişelere takılmak yerine, bu sorunların ötesinde
günümüzde yaşayan şehirli bir kadının iç dünyasında hissettiklerini
gerçekçi ve etkileyici bir dille anlatıyor. Hikayenin baş kahramanı
Bilge, aşık olan, ayrılan, aldatan, sevişen, tutkulu ancak ne istediğine
emin olamayan, zaaf ve kusurlarıyla derinlikli ve gerçek bir karakter.
Günlük hayatta sürekli karşımıza çıkan bu gerçek kadın tipi maalesef
günümüz Türk sinemasında hemen hemen hiç temsil edilmiyor. Bu
nedenle Bilge’nin hikayesini anlatmak daha da heyecan verici bir hal
alıyor.
Eksik Bir Şey bir olay örgüsünden ziyade, bir duygu durumunun
filmi. Bu nedenle Eksik Bir Şey’i hayata geçirirken üstesinden gelmesi
gereken en büyük zorluk filmin vermesi gereken atmosfer hissini
oluşturmak olacak. Ancak Burcu’nun sinemaya olan tutkusu, titiz
çalışma yöntemleri ve filmde yaratmak istediği görsel dünyaya ilişkin
hakimiyetine dayanarak bu zorluğun üstesinden rahatlıkla kalkacağına
güvenim sonsuz. Eksik Bir Şey’in sinemamızda eksikliğini duyduğumuz
özgün bir mizah duygusuna sahip, gerçek, yaşayan karakterlerin
hikayesini anlatan çağdaş bir psikolojik dram olması ortak hedefimiz.
I had the privilege of producing Burcu Aykar’s previous short films
(Doğum ve Ölüm—Birth and Death), both co-written and co-directed
by her. Having known her for many years and with the advantage of
having collaborated with her before, I can easily say that she has a
very original vision. Eksik Bir Şey (Something Missing) is the product
of this original vision. This is the urban story of a woman showing
us sections from her emotional life. The film differentiates itself from
others by not falling into the trap of talking about “the difficulties of
being a woman” or “the imposition of sexual roles in societies”, but
rather diving in deeper to the inner world of a contemporary urban
woman with a realistic and intimate approach. Our hero Bilge is a
woman who falls in love, breaks up, cheats, makes love, passionate
but unsure of what she wants, a real character with depth and insight,
with her faults and beauty. A woman that we can meet at any day and
yet cannot see much of on the screen in the contemporary Turkish
Cinema. And therefore, telling her story makes this film exciting and
fresh.
Eksik Bir Şey (Something Missing) is the film of a mood, rather than
a chain of events. The challenge in making this film will be to create
the atmosphere, but knowing Burcu’s passion for filmmaking, her
meticulous working methods, and her sovereignty regarding the
world she’s willing to create, I have total confidence that this task
will be achieved. Our mutual aim is to turn this story into a modern
psychological drama with dark humour and real characters.
Ersan Çongar
38
Eksik Bir Şey / Something Missing
PITCHING / PITCHING
BURCU AYKAR
YÖNETMEN
DIRECTOR
1977, İstanbul doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü
bitirdi. Southampton Üniversitesi’nde film kuramı üzerine yüksek
lisans yaptı. “Sinema” dergisinde editör olarak çalıştı. Kendi kurduğu
SIR Film adlı şirketle sinema filmleri dağıtımı yaptı. “Total Film
Turkey” sinema dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi.
Doğum ve Ölüm adlı kısa filmleri Uygar Şirin ile birlikte yazıp yönetti.
Aralık 2013’e dek “Sinema” dergisinde film eleştirileri yazdı. Halen
eksisinema.com’da sinema üzerine yazmaya devam etmektedir.
Born in Istanbul in 1977, Burcu Aykar graduated from the psychology
department of Boğaziçi University. She then went on to get her
master’s degree in film studies at the University of Southampton in
England. She worked as an editor at the film magazine “Sinema”. She
started her own company and worked as a film distributor for two
years. She was the editor in chief of Total Film Turkey from 2006 to
September 2008. She co-wrote and co-directed two short films, Birth
and Death, with Uygar Şirin. She was a freelance critic for “Sinema”
until December 2013. Currently she writes for eksisinema.com.
Ölüm (Death), Yönetmenler / Directors: Burcu Aykar, Uygar Şirin,
2010 kısa film / short film
Doğum (Birth), Yönetmenler / Directors: Burcu Aykar, Uygar Şirin,
2009 kısa film / short film
39
PITCHING / PITCHING
ERSAN
ÇONGAR
YAPIMCI
PRODUCER
Eksik Bir Şey / Something Missing
1972’de İstanbul’da doğdu. Mimarlık eğitiminin ardından, Antrakt
Sinema Dergisi’nde çalışmaya başladı, SİYAD üyeliği yaptı. 2002’de
bir grup arkadaşıyla Bir Film’i kurdu. On iki yılda, içlerinde Artist,
Aşk, Barselona Barselona, Persepolis gibi filmlerin olduğu 500’ü aşkın
filmin sinema dağıtımını üstlendi. Üç uzun metraj ve dört kısa filmin
yapımcılığını yaptı. Halen de Bir Film’in tüm film alımları, bağımsız
filmlerin sinema dağıtımı, Sony ve 20th Century Fox’un Türkiye’deki
tüm video dağıtımı ve geliştirme aşamasında bulunan dört film
projesiyle uğraşmaktadır.
Born in Istanbul in 1972. After studying architecture, he worked as a
movie critic at Antrakt Cinema Magazine and was a member of the
Turkish Movie Critics Association. In 2002, he founded Bir Film with
a group friends. For twelve years he’s been involved in the acquisition
& theatrical distribution of over 500 films (including The Artist, Vicky
Cristina Barcelona, Amour, and Persepolis). He has also produced
three feature and four short films and has four films in development.
Currently he’s overseeing all acquisitions, theatrical distribution of
Independent films, home video distribution of Sony Pictures, 20th
Century Fox and Independent Films and developing feature film
projects.
Karışık Kaset (Mix Tape) Yönetmen / Director: Tunç Sahin, 2014
post-prodüksiyon / in post-production
Sadece Tek Bir Gün (Just For One Day) Yönetmen / Director: Tunç
Şahin, 2013 kısa film / short film
Ses (The Voice) Yönetmen / Director: Ümit Ünal, 2010
Hamam Yönetmen / Director: Tunç Şahin, 2010 kısa film / short film
Ölüm (Death) Yönetmen / Director: Burcu Aykar, Uygar Şirin, 2010
kısa film / short film
Doğum (Birth) Yönetmen / Director: Burcu Aykar, Uygar Şirin, 2009
kısa film / short film
Saklı Yüzler (Hidden Faces) Yönetmen / Director: Handan İpekçi,
2006
40
Eksik Bir Şey / Something Missing
PITCHING / PITCHING
Bir Film 2002 yılında İstanbul’da kurulan bir yapım ve dağıtım
şirketidir. Önde gelen dünya sineması örneklerini de içeren 550 filmlik
bir kataloğun Türkiye temsilciliğini yapan Bir Film, Artist, Aşk, Pan’ın
Labirenti, Barselona Barselona, Utanç, Donnie Darko, Persepolis’in
de içlerinde olduğu pek çok filmin Türkiye dağıtımını yapmıştır. Video
tarafında Sony ve 20th Century Fox Stüdyoları’nın Türkiye temsilcisi
olan Bir Film, başta Başka Sinema DVD serisi olmak üzere pek çok
yönetmen DVD koleksiyonu ve bağımsız filmlerin de DVD dağıtımını
gerçekleştirmektedir. Bir Film şu sıralar Ozan Açıktan’ın Uğur, Tunç
Şahin’in Yemen Türküsü ve Burcu Aykar’ın Eksik Bir Şey uzun metraj
projelerini geliştirme aşamasındadır.
BİR FİLM
Founded in 2002, Bir Film is a production and theatrical & DVD
distribution company based in Istanbul. Acquiring quality films from
all around the world, representing a film library of 550 titles, Bir Film
has become one of the leading distributors in Turkey over the past 12
years. Among the films distributed by Bir Film are: The Artist, Amour,
Pan’s Labyrinth, Vicky Cristina Barcelona, Shame, Donnie Darko, and
Persepolis. Bir Film is a licensee of Sony Pictures and 20th Century Fox
HE, as well as independent films and auteur director DVD collections.
As of now the following projects are under development with Bir Film:
Ozan Açıktan’s Uğur (Talisman), Tunç Şahin’s Yemen Türküsü (Yemen
Ballad), and Burcu Aykar’s Something Missing.
Sadece Tek Bir Gün (Just For
One Day) Yönetmen / Director:
Tunç Şahin, 2013 kısa film / short
film
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Karışık Kaset (Mix Tape)
Yönetmen / Director: Tunç Sahin,
2014 post-prodüksiyon / in
post-production
Ses (The Voice) Yönetmen /
Director: Ümit Ünal, 2010
Hamam Yönetmen / Director:
Tunç Şahin, 2010 kısa film /
short film
Ölüm (Death) Yönetmen /
Director: Burcu Aykar, Uygar
Şirin, 2010 kısa film / short film
Doğum (Birth) Yönetmen /
Director: Burcu Aykar, Uygar
Şirin, 2009 kısa film / short film
Saklı Yüzler (Hidden Faces)
Yönetmen / Director: Handan
İpekçi, 2006
41
PITCHING
KADİR ve KARDEŞLERİ
Yönetmenin İkinci Filmi / Director’s Second Film
FRENZY
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Emin Alper
Yapımcılar / Producers
Enis Köstepen, Cem Doruk,
Nadir Öperli
Planlanan Çekim Tarihi
Estimated Shooting Dates
2015 Ocak / January
Planlanan Çekim Yerleri
Estimated Shooting Locations
İstanbul
Tahmini Bütçe / Estimated Budget
900.000 Euro
Kurmaca / Feature
Gerilim, Psikolojik Drama, NeoNoir / Thriller, Psychological
Drama, Neo-Noir
Türkçe / Turkish
Türkiye / Turkey
On beş yıl hapis yattıktan sonra, Kadir (45) tahliye olur. Kardeşi
Yapım Şirketleri / Production
Ahmet’i (30) bulmak istemektedir. İstanbul büyük bir siyasal karmaşa
Companies
içindedir, polis ise failleri yakalamak için önlemlerini her geçen gün
Liman Film (Türkiye/Turkey),
arttırmaktadır. Emniyette yüksek bir mevkide olan Mevlüt, Kadir’e bir
Paprika Films (Fransa/France),
iş bulmasında yardımcı olur. Kadir bir çöp toplayıcısı gibi davranıp
Komplizen Film (Almanya/
muhbir olarak gecekondu mahallelerinde çalışmaya başlar. Çöplerde
Germany)
bomba yapım malzemeleri olup olmadığını araştırmakta, buna
İletişim / Contact
göre istihbarat bilgisi üretmektedir. Ahmet ise belediyede sokak
Enis Köstepen (yapımcı / producer)
köpeklerinin itlafından sorumlu birimde çalışmaktadır. Ahmet bir gün
[email protected]
yaraladığı bir köpeği beslemeye başlar ve kendini eve kapatır. Kadir,
+90 532 690 56 36
Ahmet’in terörist gruplar tarafından tehdit edildiğini düşünmeye
Cem Doruk (yapımcı / producer)
başlar. Ahmet’i kurtarmak için bu hikayeyi Mevlüt’e anlatır. Mevlüt,
[email protected]
polislerini Ahmet’in evine baskına gönderir. Ahmet polis ile çatışmaya
+90 532 214 78 84
girer, hem Ahmet hem de köpeği öldürülür. Kadir’in verdiği bilgilerin
Nadir Öperli (yapımcı / producer)
temelsiz olduğunu gören Kadir’i işten kovar. Kadir hem işini, hem de
Ahmet’i kaybetmenin yıkımıyla mahvolur.
[email protected]
+90 533 661 77 37
Emin Alper (yönetmen / director)
İstanbul büyük bir siyasal karmaşa içindedir.
[email protected]
Istanbul is in the grip of political violence
+90 506 837 78 18
Bol ödüllü Tepenin Ardı’nın
yönetmeni Emin Alper’in ikinci
uzun metraj projesi. Kadroda
ilk filminin de yapımcısı
Enis Köstepen, Cem Doruk
ve deneyimli yapımcı Nadir
Öperli de bulunuyor. Emin
Alper’s second feature-length
project after his awardwinning Beyond the Hill. The
producers of the film are
Enis Köstepen producer of
Alper’s debut film along with
Cem Doruk and experienced
producer Nadir Öperli.
42
After a fifteen-year prison term, Kadir (45) is released. Kadir wants
is to find his brother Ahmet (30). Meanwhile, Istanbul is in the grip
of political violence. Mevlut, a high-ranking police officer helps
Kadir find a job. Kadir as an informer starts collecting garbage
from shantytowns, check to see if it contains material related to
bomb making. Ahmet works at the municipality as part of a team
responsible for killing stray dogs. Ahmet starts keeping a dog he’s
wounded. He shuts himself up in his house. Kadir begins to think that
Ahmet is being threatened by the terrorist groups. Kadir, tells this
story to Mevlut, to save Ahmet. Mevlut sends his policemen. Ahmet,
delirious with fever, fires at the police. Ahmet and his dog are killed.
Mevlut realises that Kadir’s intelligence was unfounded and fires him.
Kadir is devastated with the loss of Ahmet and his work.
Kadir ve Kardeşleri / Frenzy
PITCHING / PITCHING
Filmini yapmak istediğim hikâye, hayatta kalma, toplumda bir nebze
olsun saygı görme ve hayallerini gerçekleştirme mücadelesi veren
iki kardeşin trajik hikâyesidir. Pederşahi, hiyerarşik ve çatışmalı bir
toplumda, farklı biçimlerde de olsa devletin en alt kademelerinde iş
bulabilen bu iki kardeş, son derece apolitik oldukları halde, kendilerini
dozu gittikçe artan bir politik karmaşanın içinde bulacaklar ve
nihayetinde çok da akıllarının ermediği bir kutuplaşmanın kurbanı
olacaklardır.
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Bu hikâyeyi benim için cazip ve çekici kılan şey, şiddetin hem birer
uygulayıcısı hem de kurbanı pozisyonundaki iki “sıradan” insanın
düşlerini, özlemlerini, korkularını ve hayata tutunmak için verdikleri
mücadeleleri gözlemleme fırsatı sunması. Öykünün trajik karakteri bu
gözlemleme sürecine benim açımdan derinlik katacağını umduğum
bir boyut. Büyük ağabey Kadir’in yıllar önce işlediği bir suçun
kefaretini ödemek amacıyla kardeşine yaklaşması, ancak içinde
bulunduğu sosyal koşulların baskısı nedeniyle ve kıskançlık gibi
kişisel zaaflarının da etkisiyle giderek paranoyaklaşması ve kendi
elleriyle korumak istediği kardeşini yok etmesi hikayenin temel trajik
yönünü teşkil ediyor. Buna paralel giden Ahmet’in hikayesinde de,
benzer bir biçimde, öldürmek zorunda olduğu bir hayvan türüne
içinde bulunduğu yalnızlık nedeniyle giderek bağlanan ve yaşadığı
bu çelişki sonucunda kendi sonunu hazırlayan bir karakterin trajik
yan hikayesini görme fırsatına kavuşuyoruz. Benim için, içinde
bulundukları ağır siyasal çatışma ortamının karakterlerin peşinde
koştukları özlemlerini gerçekleştirmesini olanaksız kılması bireysel
trajediyi sosyal eleştiriye bağlayan temel nokta. Bu öyküyü yazmaktaki
amaçlarımdan biri de kör politik kamplaşmanın ve şiddetin yarattığı
insani yabancılaşmayı vurgulamak.
Bu hikâyeyi benim
için cazip ve çekici
kılan şey, şiddetin
hem birer uygulayıcısı
hem de kurbanı
pozisyonundaki iki
“sıradan” insanın
düşlerini, özlemlerini,
korkularını ve
hayata tutunmak
için verdikleri
mücadeleleri
gözlemleme fırsatı
sunması.
What fascinates me about Kadir ve Kardeşleri (Frenzy) is that it gives
me the opportunity to observe “little men” as both the tools and the
victims of systemic violence. Whether this violence is directed at
stray dogs or terrorists, these men follow orders—whether to fulfill
their dreams or just to make a living. They are indifferent to the
effects of their activities. Such ignorance, which is indeed their own
choice, makes them the victims of a brutal atmosphere created by
political violence. The tragic element of the story is prepared both by
the political conditions and the characters’ own choices. Herein lies
the story’s critical point of view: The political system turns our main
characters into parts of its violent mechanism by providing them
with the authority and the necessary instruments. However, these
instruments turn against themselves, as an outcome of their paranoia.
The paranoia that is the result of the heavy pressure of the state and
violent political atmosphere.
In Kadir ve Kardeşleri (Frenzy), my aim is to underline the alienation
created by political violence and to stress the blurred borders
between enemy and friend. An enemy can be a close friend, while a
close friend can become an enemy. I see this distinction as almost
coincidental. Basically simple human needs can easily make one see
the other as an enemy who has to be destroyed. Ahmet’s need to earn
a living makes him a dog killer. Kadir’s dream to recreate a family life
makes him an informer. And suddenly, Ahmet’s vicious loneliness
creates an intimate friend out of his enemy dog, while a close friend of
Kadir’s becomes a deadly enemy. The sturdy logic of violence destroys
all of the intimate bonds among these people and creates alienated
political opponents. This vicious cycle of violence creates killers and
victims, and increases hate and animosity between conflicting groups.
In Frenzy, my aim
is to underline the
alienation created by
political violence and
to stress the blurred
borders between
enemy and friend. An
enemy can be a close
friend, while a close
friend can become
an enemy. I see this
distinction as almost
coincidental.
Emin Alper
43
PITCHING / PITCHING
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Kadir ve Kardeşleri,
Türkiye’de örnekleri
geçtiğimiz yıllarda
oldukça artan
minimalist, gündelik
hayat dramalarından
oldukça farklı.
Frenzy is an
unusually nonminimalist story
unlike the everyday
dramas that come
from the best of
contemporary
Turkish Cinema.
44
Kadir ve Kardeşleri / Frenzy
Kadir ve Kardeşleri, Emin Alper’in ulusal ve uluslararası alanda birçok ödül
alan Tepenin Ardı’ndan (Berlin Film Festivali 2012: Caligari Film Ödülü, En
İyi İlk Film Mansiyonu; Asya Pasifik Film Ödülleri 2012: En İyi Film) sonraki
ikinci filmi olacaktır.
Kadir ve Kardeşleri, devlet şiddetinin enstrümanları haline gelmiş iki
kardeşin hikayesini anlatıyor. Film günümüzde siyasi şiddetin ortaya
çıkardığı tedirginliği, korkuyu ve paranoyayı işlemekte. Emin Alper’in
Tepenin Ardı’nda seyirciyi diken üstünde tutma becerisi düşünülünce Kadir
ve Kardeşleri’nin senaryosu, Emin Alper’e tarzını bir adım öteye taşımasını
sağlayacak imkanları sunuyor.
Bu anlamda Kadir ve Kardeşleri, Türkiye’de örnekleri geçtiğimiz yıllarda
oldukça artan minimalist, gündelik hayat dramalarından oldukça farklı. İlk
filmiyle dikkatleri üzerine çekmiş olan Emin Alper siyasi gerilim türünde
sürükleyici ve tansiyonu yüksek bir hikaye anlatacak.
Projenin bu özelliği filmi hem Türkiye’deki hem de dünya sinemasındaki
filmler farklılaştıracak. Hem ulusal hem de uluslararası dağıtım alanında
filmin alıştığımız sanat sineması kitlesinin ötesine geçeceğini, kaliteli siyasi
gerilim türüne meraklı seyircinin de ilgisini çekeceğini düşünüyoruz.
2013 yılında Berlin Film Festivali Ortak Yapım Platformu’nda film dünyasına
tanıttığımız Kadir ve Kardeşleri, bu platformda Fransız ortak yapımcısı
Paprika Films ve Alman ortak yapımcısı Komplizen Film ile tanıştı.
Aynı yıl Montpellier Film Festivali’nin proje geliştirme ödülünü kazandı.
2014 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü
Yapım Destek Fonu, DOHA Film Enstitüsü Yapım Ödülü ve İsviçre merkezli
Visions Sud Est Fonu tarafından desteklenen Kadir ve Kardeşleri şimdiden
uluslararası alanda saygın destekler almış ve heyecanla beklenen bir film.
Filmin çekimlerini Kış 2015’te tamamlayıp, Yaz–Sonbahar 2015’te de dünya
galasını gerçekleştirmeyi planlıyoruz.
Kadir ve Kardeşleri (Frenzy) will follow Emin Alper’s internationally
acclaimed Beyond the Hill (Berlinale 2012 Caligari Film Prize, Best Film at
Asia Pacific Screen Awards 2012). The project is highly anticipated both
nationally and internationally.
Kadir ve Kardeşleri (Frenzy) is the story of brothers who ended up being
instruments of state violence in a fictitious present in Istanbul. It’s a drama
on the contemporary anxiety in the face of the paranoia unleashed by all
forms of political violence. It’s a theme that resonates anywhere in today’s
world. Considering, Emin Alper’s virtuosity in grasping the audience with
character driven suspense, Kadir ve Kardeşleri (Frenzy) is a natural followup to Tepenin Ardı (Beyond the Hill), where the audiences will find itself in a
capturing political thriller.
Kadir ve Kardeşleri (Frenzy) is an unusually non-minimalist story for an
acclaimed young director from Turkey. Unlike the everyday dramas that
come from the best of contemporary Turkish Cinema, Kadir ve Kardeşleri
(Frenzy) is a young auteur’s take on the genre of political thriller. This tone
of the film will not only distinguish itself from other Turkish films but also
from many upcoming dramas of the world cinema. It is a story that would
reach to a wider audience than a regular art-house world cinema film, both
nationally and internationally.
Launched at the Berlinale Co-Production Market in 2013 Kadir ve Kardeşleri
(Frenzy) has been supported by Montpellier Film Festival Development
Fund in 2013, Turkish Ministry of Culture and Tourism’s Cinema Support,
DOHA Film Institute’s Production Grant and Visions Sud Est in 2014. Our
application to CNC’s Aides Aux Cinemas du Monde with our co-producer
Paprika Films is awaiting final decision in September 2014.
We plan to start and complete the shootings of Kadir ve Kardeşleri (Frenzy)
in Winter 2015. The editing and post-production will take place in Spring–
Summer 2015. At the moment Memento Films have declared its interest
for the world sales of Kadir ve Kardeşleri (Frenzy) with a letter of interest.
With Memento’s French distribution we had a great experience. We hope
we would be able to work with their world sales department once Kadir ve
Kardeşleri (Frenzy) is completed. Their input will be vital for the successful
launching and marketing of Kadir ve Kardeşleri (Frenzy).
Enis Köstepen, Cem Doruk
Kadir ve Kardeşleri / Frenzy
PITCHING / PITCHING
EMİN ALPER
YÖNETMEN
DIRECTOR
1974 yılında Konya’da doğan Emin Alper, Boğaziçi Üniversitesi’nde
iktisat ve tarih eğitimi aldıktan sonra, yine Boğaziçi Üniversitesi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde Modern Türkiye Tarihi
üzerine doktora derecesini aldı. Rıfat ve Mektup adlı kısa filmleriyle
tanınan Emin Alper, ilk uzun metrajlı filmi Tepenin Ardı ile Berlin Film
Festivali’nde Caligari Film Ödülü, Asya Pasifik Film Ödülleri’nde ve
İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film olmak üzere 2012 yılında ulusal
ve uluslararası alanda birçok ödül aldı. Kadir ve Kardeşleri ikinci uzun
metrajlı filmi olacaktır.
Emin Alper was born in 1974 in Ermenek, Karaman. Trained in
economics and history at Bogazici University-Istanbul, Alper holds
a PhD in Turkish Modern History. His first feature, Beyond The
Hill, received numerous awards including the Caligari Film Prize
at Berlinale Forum and Best Film at Asia Pacific Awards, and has
been screened at over thirty international film festivals. He is also
the writer and director of the short films, Rıfat and The Letter. He
teaches in the Humanities and Social Sciences Department at Istanbul
Technical University. Frenzy will be his second feature film.
Kadir ve Kardeşleri (Frenzy), 2015 proje geliştirme aşamasında /
in development
Tepenin Ardı (Beyond The Hill), 2012
Rıfat, 2006 kısa film / short film
Mektup (The Letter), 2005 kısa film / short film
45
PITCHING / PITCHING
ENİS KÖSTEPEN
YAPIMCI
PRODUCER
Kadir ve Kardeşleri / Frenzy
Enis Köstepen, Boğaziçi Üniversitesi’nde uluslararası ticaret ve
sosyoloji, The New School for Social Research’te antropoloji eğitimi
aldı. 2001 yılında Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin, 2007 yılında
Bulut Film’in kurucuları arasında yer alan Enis Köstepen, insan
hakları, sosyal ve ekonomik değişim alanlarında akademik ve sivil
toplum projelerinde de çalıştı. Bahtı Kara, Tepenin Ardı filmlerinin
yapımcılarından olan Enis Köstepen, son olarak Hayatboyu filminin
ortak yapımcılardan biri olarak yer aldı. Bir yandan yapımcı olarak
Emin Alper’in Kadir ve Kardeşleri adlı projesinde, bir yandan da
Hafıza Merkezi’nde çalışmaktadır.
Trained in international trade and sociology at Bogazici University and
anthropology at The New School for Social Research, Enis Köstepen
worked in various academic and NGO projects on human rights,
social and economic change. He has been a founding editorial board
member of film monthly Altyazi since 2001. As one of the founders
of Bulut Film, he is one of the producers of Dark Cloud, Beyond
the Hill and co-producer of Lifelong. Currently he is working as a
producer with Emin Alper for his next feature Frenzy and as a project
coordinator at the Turkish human rights organization, Hafiza Merkezi.
Kadir ve Kardeşleri (Frenzy), Yönetmen / Director: Emin Alper, 2015
proje geliştirme aşamasında / in development
Hayatboyu (Lifelong), Yönetmen / Director: Aslı Özge, 2013 ortak
yapımcı / co-producer
Tepenin Ardı (Beyond the Hill), Yönetmen / Director: Emin Alper, 2012
Bahtı Kara (Dark Cloud), Yönetmen / Director: Theron Patterson, 2009
CEM DORUK
YAPIMCI
PRODUCER
Cem Doruk, İstanbul’da 1980 yılında doğdu. 2001 yılında U.S.C finans
ve sinema bölümünü bitirdi. 2007 yılına kadar finans sektöründe
çalıştıktan sonra çeşitli medya kuruluşlarında haber editörü olarak
çalıştı. 2010–2012 Al-Jazeera’da belgesel yapımcısı olarak çalışırken
kısa fılm yapımlarında çeşitli görevlerde bulundu. 2013 yılında
Aheste Film’i kurdu. Aheste Film’de kendi projelerini geliştirirken, bir
yandan da reklam sektörüne yapım şirketi olarak hizmet vermekte.
Aheste Film’in ilk yapımı Efe Öztezdoğan’nın Road To London’ı 49.
Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ve 2012 Plus
Camerimage Belgesel Film spor seçkisinde seyirciyle buluşmuştur.
Ayrıca Mars Group’un desteği ile yirmi şehirde yüzden fazla sinema
salonunda gösterimi sağlanmıştır. Aheste Film’in son yapımı Devrim
Akkaya’nın Diyar’ı 2014 yılında tamamlanmıştır. Cem Doruk şu
an Emin Alper’in ikinci uzun metraj filmi Kadir ve Kardeşleri’nin
yapımcılarından biri olarak çalışmaktadır.
Born and raised in Istanbul, Cem Doruk studied finance and film
and TV production at the U.S.C. After working several years in
finance, Cem founded Ahestefilm in 2013. Aheste Film develops its
own projects and also provides production services for commercials.
Aheste Film’s first production Road To London directed by Efe
Oztezdogan is premiered in 49th. International Antalya Golden Orange
Film Festival and selected to Plus Camerimage 2012 Documentary
Films On Sports. Road To London also shown in more than a hundred
theatres across Turkey with the collaboration of Mars Entertainment
Group reaching around one million viewers. Aheste Film’s latest
production is Devrim Akkaya’s Diyar. Currently he is working as one
of the producers of Emin Alper’s second feature Frenzy.
Kadir ve Kardeşleri (Frenzy), Yönetmen / Director: Emin Alper, 2015
proje geliştirme aşamasında / in development
Diyar, Yönetmen / Director: Devrim Akkaya, 2013 belgesel /
documentary
46
Road to London, Yönetmen / Director: Efe Öztezdoğan, 2012, kısa
film / short film
Kadir ve Kardeşleri / Frenzy
2002 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünü bitirdi. Aynı
üniversitenin Eleştiri ve Kültür Araştırmaları programında yüksek
lisansını tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Radyo-TV-Sinema
bölümünde doktora eğitimine başladı. 2001’de, halen yayın kurulunda
bulunduğu Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin kuruluşunda rol aldı.
2006’da Bulut Film’in kurucu ortakları arasında yer aldı. Öperli,
2011’de kendi şirketi Liman Film’i kurdu ve aynı yıl Bulut Film’deki
ortaklığından ayrıldı. ACE üyesi de olan Öperli, şu anda Nefesim
Kesilene Kadar, Buğday ve Kadir ve Kardeşleri adlı projeler üzerine
çalışmaktadır..
PITCHING / PITCHING
NADİR ÖPERLİ
YAPIMCI
PRODUCER
Nadir Öperli received his BA degree in Business Administration from
Bogazici University in Istanbul in 2002. After receiving an MA degree
in Critical and Cultural Studies from the same university, he started
to study for a PhD degree in Radio-TV-Cinema at Istanbul University
in 2006. He is one of the founders of the acclaimed Altyazi Cinema
Magazine. He is one of the founders of Bulut Film. In 2012 Nadir
Öperli found his own production company Liman Film. Currently he
is working the following projects: Until I Lose My Breath, Wheat and
Frenzy. Nadir Öperli is an ACE (2010) producer.
Buğday (Wheat), Yönetmen / Director: Semih Kaplanoğlu, 2016 çekim
aşamasında / in production
Kadir ve Kardeşleri (Frenzy), Yönetmen / Director: Emin Alper, 2015
proje geliştirme aşamasında / in development
Nefesim Kesilene Kadar (Until I Lose My Breath), Yönetmen / Director:
Emine Emel Balcı, 2015 post-prodüksiyon / post-production
Hayatboyu (Lifelong), Yönetmen / Director: Aslı Özge, 2013 ortak
yapımcı / co-producer
Bizim Büyük Çaresizliğimiz (Our Grand Despair), Yönetmen / Director:
Seyfi Teoman, 2011
Bahtı Kara (Dark Cloud), Yönetmen / Director: Theron Patterson, 2009
Tatil Kitabi (Summer Book), Yönetmen / Director: Seyfi Teoman, 2008
Nadir Öperli, 2012 yılında Liman Film’i kurdu. Liman film bir
yandan yönetmen-yapımcılara proje geliştirme ve yapımcılık
hizmetleri verirken bir yandan da kendi projelerini geliştirmekte ve
gerçekleştirmektedir.
Liman film was founded by Nadir Öperli in 2012. Liman Film offers
project development and producer services to director/producers and
develops and produces its own projects.
LİMAN FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Kadir ve Kardeşleri (Frenzy),
Yönetmen / Director: Emin
Alper, 2015 proje geliştirme
aşamasında / in development
Nefesim Kesilene Kadar (Until
I Lose My Breath), Yönetmen
/ Director: Emine Emel Balcı,
2015 post-prodüksiyon / postproduction
47
PITCHING
KENDİ ARAMIZDA
A HISTORY OF WOMEN
Yönetmenin İlk Filmi / Debut Feature
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Ülkü Oktay
Yapımcı / Producer
Gökçe Işıl Tuna
Planlanan Çekim Tarihi
Estimated Shooting Dates
2016 Ocak / January
Planlanan Çekim Yerleri
Estimated Shooting Locations
Kars
Tahmini Bütçe / Estimated
Budget
700.000 Euro
Kurmaca / Feature
Drama
Türkçe / Turkish
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production Company
Motiva Film
İletişim / Contact
Gökçe Işıl Tuna
(yapımcı / producer)
[email protected]
+90 555 522 37 37
Ülkü Oktay (yönetmen / director)
[email protected]
+90 532 250 31 23
Kars Öyküleri’ndeki kısa
filmi ile tanıdığımız Ülkü
Oktay’ın ilk uzun metraj
projesi. Yapımcı Gökçe Işıl
Tuna’nın hem bağımsız
filmlerde hem de ilk
filmlerde tecrübesi var.
Ülkü Oktay’s first feature
film, previously best known
for her short film in Tales
from Kars. Gökçe Işıl Tuna
produced both independent
and debut films before.
48
Kendi Aramızda, kış mevsiminin yoğun yaşandığı Doğu Anadolu’nun
karlar altındaki bir köyünde geçen beş günün hikâyesidir. Köyde
yalnız iki hane kalmıştır. Köyün sakinleri, kadınlar, çocuklar, yaşlı
yatalak bir adam ve zihinsel engelli delikanlıdır. Ana hikâye, yolları
kapanmış ve telefonların kesik olduğu köyde, ilk gün ölen yatalak
Fesih’in defnedilme sürecini ele alır. Köyde yaşayanlar HanefiMüslüman’dır ve bu inanca göre ölen kişi erkek ise cenaze işlemleri
olan yıkamak, kefenlemek, cenaze namazı ve gömmek safhasının her
birinde er kişiye ihtiyaç duyulur. Kendi Aramızda, hanelerdeki er
kişilerin köy dışında olması sebebiyle hepsi inançlı köyün kadınlarının,
er kişi niyetine yapılacak cenaze işlemlerinin her bir aşamasının
altından nasıl kalkacaklarının trajikomik hikâyesidir.
Hanelerdeki er kişilerin köy dışında olması sebebiyle
köyün kadınlarının cenaze işlemlerini yapmak
zorunda kalmasının trajikomik hikayesi.
When everyone else in the village has left, the women
who remain in the village must undertake each step
of a village funeral in this tragicomic story.
A History of Women is the story of five days in an Eastern Anatolian
village where the winters are harsh. There are only two households
left in the village, the inhabitants being women, kids, an old crippled
man and a mentally challenged boy. During these five days, all roads
are blocked, phone lines are down; all manner of communication
with the outside world has become impossible due to heavy snow.
The main story deals with the burial process of Gülbahar’s crippled
husband Fesih, who dies on the night of the first day. The villagers are
Hanefi-Muslims, and according to their creed, a dead male has to be
washed, shrouded, prayed for and buried by another male. A History
of Women is the tragicomic story of these devoutly Muslim women
who tackle the problem of burying Fesih properly where the imam
had ran away, and all the other men are out of the village.
Kendi Aramızda / A History of Women
Bilindiği üzere, yaşadığımız ülkenin çoğunluğu Hanefi-Müslüman
sayılmaktadır. Diyanet İşleri’nin yayınlamış olduğu İlmihal’de cenaze
işlemleri için yapılması gerekenler anlatılırken, bir erkek öldüğünde bu
işlemler esnasında ortamda herhangi bir erkeğin olmaması tasavvur
dahi edilmemiştir. Hikâyenin çıkış noktası tam da burasıdır. Kendi
Aramızda, erkek egemen toplumun, kendini sürekli olarak yeniden
üreten ve garanti altına alan din kurumunun koyduğu toplumsal
kurallar bütününe ve bu kuralların uygulanmasına kadınların gözünden
bakar. Kadınların Fesih’in naaşını gömmek üzere başvurdukları yollar ve
bu sorunu çözerken ürettikleri toplumsal ilişkiler, erkek egemen toplum
kurgusunun eleştirisini içerir.
Kadın ve çocukların dünyası trajik bir olay çerçevesinde anlatılsa da
kendi içlerinde eğlenceli ve komiktirler. Hikâyede komedi unsurunu
yaratan şey, gündelik hayatta alışıldık baskın erkek figürünün olmaması
sonucu kadın ve çocukların durumlar karşısında kendileri olabilmesidir.
Bu da karakterleri, durumları, sahneleri spontane ve eğlenceli kılar.
Filmin biçimsel dili, hikâyeyi yalın bir şekilde anlatmak üzere
kurulacaktır. Kamera, hikâyenin kişilerinin göz seviyesinin üzerine
çıkarak onlara üstten bakmayacak, aralarındaki mahrem bağı gözetip
kimi zaman dışarıda kalacak, konuşulanlar kendi aralarında kalacaktır.
Senaryonun sahnelerinin genelinde durağanlıktan çok sürekli hareket
söz konusudur. Bu dinamizm, figür-zemin ilişkisini alan derinliği ile
çeşitli katmanlarla ele alınarak yaratılacaktır. Senaryoyu yazarken Fikret
Otyam ve Nuri İyem’in Anadolu kadınlarını anlattıkları resimlerinden
yararlandım. Filmin sanat ve görüntü yönetmenlerine renk ve ışık paleti
için bu tablolar referans verilecektir.
PITCHING / PITCHING
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Kadın ve çocukların
dünyası trajik bir
olay çerçevesinde
anlatılsa da kendi
içlerinde eğlenceli ve
komiktirler.
2008’de, Kars Öyküleri’nin üçüncü kısa filmi Zilo’yu çekmek için pek çok
kereler Kars’ta bulundum ve bu esnada hali hazırda sinopsis halindeki
Kendi Aramızda, Kars’ın köylerini gördükçe ete kemiğe büründü. Bu
yüzdendir ki, filmi Kars’ta çekmek istiyorum.
The majority of Turkey is Hanefi-Muslim. In the guidebook issued by
Turkey’s Directorate of Religious Affairs, when funeral proceedings
are described, a burial situation where men are not present isn’t
even conceived of. This is the point of departure for my story. Kendi
Aramızda (A History of Women) looks at the totality of rules imposed
by a patriarchal society, and reproduced and kept in place by
mainstream religion, while criticizing these rules and the way they are
implemented, through the eyes of women. The methods the women use
in order to bury Fesih and the social relationships they develop as they
try to devise a solution to their problem involve a criticism of the maledominated social structure.
The world of women
and children, though
told through a tragic
event, is amusing and
humorous in itself.
The world of women and children, though told through a tragic event,
is amusing and humorous in itself. A unique sense of humor is revealed,
as they step-by-step disconnect from the male-dominated world, and
their new roles are defined.
The formal language of the movie is based on a simple story–telling. The
camera won’t look down on them by getting above the eye level. It will
also consider their privacy by sometimes staying outside and leaving
their conversations known only to them. In most of the scenes in the
script, there is constant motion rather than inaction. This dynamism in
all the scenes will be created by considering figure-ground relationship
in special depth through various layers, and scene transitions will be
by camera movements instead of cuts. I’ve often looked at the pictures
of Fikret Otyam and Nuri İyem depicting Anatolian women as I was
writing the script. These paintings will provide a point of reference for
the art director and cinematographer of the film.
In 2008, I went to Kars many times to shoot Zilo, the third short story
of the omnibus film Tales from Kars. At that time, Kendi Aramızda (A
History of Women) was just a synopsis in my head. Thanks to Kars, it
really helped me in creating the atmosphere of the story. Hence, I want
to shoot this film in Kars.
Ülkü Oktay
49
PITCHING / PITCHING
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Yurtdışında da filmin
duygusunun çok
tanıdık geleceğini ve
lokal bir hikaye gibi
görünse de aslında
uluslararası bir
izleyiciye ulaşacağını
düşünüyorum.
Kendi Aramızda / A History of Women
Türkiye’de daha fazla kadın hikayelerinin çekilmesi gerektiğini
düşünüyorum.
Kendi Aramızda, kadın karakterleri çok zengin bir hikaye. Müslüman
bir köyde, kışın, tüm erkekler şehirdeyken bastıran kar ile birlikte,
köyde kalan tek adam ölür. Ve köydeki kadınlar, Müslüman
geleneklerine uygun olarak adamı gömmeye çalışırlar.
Kendi Aramızda, kadınları, erkek egemen toplumun kurallarının
baskısı ile kadın karakterlerinin aşmak zorunda kaldıkları engelleri
yüzümüze tebessüm etkisi vererek anlatıyor. Köydeki en yaşlı adam
öldüğünde, kadınların bu durumla nasıl başa çıktıklarını izleyeceğimiz
hikayenin hem trajik hem de komik anlatılması filmi farklılaştırıyor.
Ülkü Oktay’ın kısa filmi Zilo’daki mekanları ve görselleri referans
aldığımda da film bende bir bütünlük oluşturuyor.
Türkiye’de ilgi çekici bir film olacağını düşünmemin yanı sıra,
yurtdışında da filmin duygusunun çok tanıdık geleceğini ve lokal bir
hikaye gibi görünse de aslında uluslararası bir izleyiciye ulaşacağını
düşünüyorum.
Kendi Aramızda, şimdiye kadar Kültür Bakanlığı senaryo geliştirme
desteği ve Selanik Film Festivali’nde CNC ödülü aldı. Önümüzdeki
dönem için Kültür Bakanlığı Yapım Desteğine ve ortak yapımcımız ile
birlikte Eurimages’a başvurmayı istiyoruz.
I believe that there should be more scripts about women in Turkey.
Kendi Aramızda (A History of Women), is a story with very fertile
women characters. A man dies in a muslim village, where in winter
he’s the only one left behind while all the men are in the town with the
snow that suddenly sets in. The women of the village try to bury the
man according to Muslim traditions.
The film will also
be a hit abroad
and even though
it looks like a local
story, it will appeal
to an international
audience.
Kendi Aramızda (A History of Women), tells the story of women that
have to overcome the obstacles caused by the pressure of the rules of
male-dominated society, often-times by putting smiles on their faces.
The fact that it tells the story both in a tragic and a funny way about
how women deal with the situation when the oldest man of the village
dies makes the film different.
The film creates a full circle for me when I take the venues and visuals
reference from Ülkü Oktay’s short film Zilo.
Besides thinking it will be an interesting film in Turkey, I think that it
will also be a hit abroad and even though it looks like a local story, it
will appeal to an international audience.
Kendi Aramızda (A History of Women) has received the script
development support from the Ministry of Culture and a CNC
Award from the Thessaloniki Film Festival. For the next agenda we’re
thinking about applying for the production support of the Ministry of
Culture and the Eurimages with our co-producer.
Gökçe Işıl Tuna
50
Kendi Aramızda / A History of Women
PITCHING / PITCHING
ÜLKÜ OKTAY
1980 yılında Ankara’da doğdu. ODTÜ’de mimarlık eğitimi aldıktan
sonra Bilgi Üniversitesi Sinema-TV bölümünde yüksek lisans yaptı.
Yazmış olduğu senaryolar yurtiçi ve yurt dışında çeşitli ödüller aldı.
2007’de Ankara Sinema Derneği tarafından gerçekleştirilen Kars
Öyküleri Kısa Film Senaryo Yarışması’nda, yazmış olduğu Zilo adlı
senaryosu seçilen ilk beş senaryodan biridir. 2010 yılında tamamlanan
film prömiyerini Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde yapıp yerli
ve yabancı pek çok festivalde gösterilmiştir. 2008 yılında NISI MASA
Avrupa Kısa Film Senaryo Yarışması’nda Bacaksızlar adlı senaryosu,
yarışmanın hem Türkiye hem de Avrupa ayağında birinci seçilmiştir.
Onur Ünlü’nün Sen Aydınlatırsın Geceyi adlı filminin ve Zeki
Demirkubuz’un son filminin yardımcı yönetmenliğini yapmıştır.
YÖNETMEN
DIRECTOR
Was born in Ankara in 1980 and studied architecture at Middle East
Technical University before going to Bilgi University’s Film School in
Istanbul. While she was studying filmmaking, she started to write
screenplays and direct music videos. Some of her screenplays won
various awards in national and international competitions. In 2007,
the Ankara Cinema Association held a screenplay contest entitled
the “Stories of Kars Script Competition”. Her screenplay Zilo was one
of the five chosen by a selection committee made up of prominent
Turkish filmmakers. In 2010, this omnibus film Tales from Kars made
its world premiere at the Rotterdam Film Festival and also screened
in various both national and international film festivals. In 2008, NISI
MASA organized a European Short Script Contest, and her screenplay
Scamps was the winner of both the national and international
competition. She has worked as an assistant director of Onur Ünlü’s
Thou Gild’st the Even and Zeki Demirkubuz’s latest film.
Kendi Aramızda (A History of Women), proje geliştirme aşamasında
/ in development
Kars Öyküleri: Zilo (Tales from Kars: Zilo), 2010 kısa film / short film
51
PITCHING / PITCHING
GÖKÇE IŞIL
TUNA
YAPIMCI
PRODUCER
Kendi Aramızda / A History of Women
2003 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema-TV Bölümünü bitirdi.
Mezun olduktan sonra New York Film Akademisinde senaryo ve
16mm üzerine dersler aldı ve televizyon reklamlarında çalıştı. 2004
yılından sonra çeşitli diziler ve filmlerde uluslarararası koordinasyon,
yardımcı yapımcılık yaptı. Bir İstanbul Masalı, Anlat İstanbul,
Takva, Vavien, Bir Zamanlar Anadolu’da projelerinde çalıştı. 2008
yılında California Üniversitesi-Irvine’da Proje Yönetimi üzerine
sertifika eğitimi aldı. 2011 yılında Motiva Film’i kurdu ve kendi şirketi
bünyesine sinema filmleri ve belgeseller yapıyor.
After graduating in 2003 from the Cinema - Television department
of Istanbul Bilgi University, she took screenwriting and 16mm
filmmaking courses in New York Film Academy and started working in
television commercials. In 2004, she started working as international
coordinator and assistant producer in movies and television series
such as Bir İstanbul Masalı, Istanbul Tales, Takva: A Man’s Fear of
God, Vavien, Once Upon a Time in Anatolia. In 2008 she took courses
on Project Management in University of California’s certificate
program in Irvine. In 2011, she has started Motiva Film, making
feature films and documentaries.
Kendi Aramızda (A History of Women), Yönetmen / Director: Ülkü
Oktay proje geliştirme aşamasında / in development
Sessizlik (Silence) Yönetmen / Director: Seren Yüce, çekim
aşamasında / in production
Küf (Mold) Yönetmen / Director: Ali Aydın, 2012
Ich Liebe Dich Yönetmen / Director: Emine Emel Balcı, 2012, belgesel
/ documentary
Ana Dilim Nerede (Where is my Mother Tongue) Yönetmen /
Director: Veli Kahraman, 2012, belgesel / documentary
52
Kendi Aramızda / A History of Women
Motiva Film 2011 yılında kuruldu. Ana Dilim Nerede ve Ich Liebe Dich
isimli iki belgesel yaptıktan sonra Ali Aydın’ın ilk filmi Küf’ü yaptı.
Küf, 2012 yılında dünya galasını Venedik Film Festivali’nde yaptı ve
Geleceğin Aslanı Ödülü’nü aldı. Halihazırda Seren Yüce’nin ikinci filmi
Sessizlik’in yapım aşamasında devam ediyor. Ülkü Oktay’ın Kendi
Aramızda isimli ilk uzun metraj projesi finans aşamasında, 2016
kışında çekilmesi planlanıyor.
Motiva Film was founded in 2011. After two documentaries Where is
My Mother Tongue and Ich Liebe Dich, Motiva Film produced a debut
film Mold directed by Ali Aydın. Mold premiered at the Venice Film
Festival Critics Week in 2012 and won the Lion of the Future Award.
Now, Motiva Film is producing Seren Yüce’s second film Sessizlik and
a debut film of Ülkü Oktay’s A History of Women is in the financing
phase.
PITCHING / PITCHING
MOTİVA FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Kendi Aramızda (A History of
Women), Yönetmen / Director:
Ülkü Oktay proje geliştirme
aşamasında / in development
Sessizlik (Silence) Yönetmen
/ Director: Seren Yüce çekim
aşamasında / in production
Küf (Mold) Yönetmen / Director:
Ali Aydın, 2012
Ich Liebe Dich Yönetmen /
Director: Emine Emel Balcı, 2012
belgesel / documentary
Ana Dilim Nerede (Where is
my Mother Tongue) Yönetmen
/ Director: Veli Kahraman (2012)
belgesel / documentary
53
PITCHING
ORKESTRA
ORCHESTRA
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Yapımcı / Producer
Reis Çelik
Ortak Yapımcı / Co-Producer
Oliver Damian
Planlanan Çekim Tarihi
Estimated Shooting Dates
2015 Ağustos / August
Planlanan Çekim Yerleri
Estimated Shooting Locations
Berlin, Diyarbakır, Irak / Iraq
Tahmini Bütçe / Estimated
Budget
1.900.000 Euro
Kurmaca / Feature
Dramedy
Türkçe, Almanca / Turkish,
German
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi/ Production
Company
Kaz Film (Türkiye / Turkey),
27 Film Production (Almanya /
Germany)
İletişim / Contact
Reis Çelik
(yapımcı, yönetmen / producer,
director)
[email protected]
+90 536 278 71 10
Deneyimli yönetmen
Reis Çelik, projenin aynı
zamanda yapımcısı. Proje,
bu yıl Kültür ve Turizm
Bakanlığı’ndan yapım
desteği almıştı. Experienced
director Reis Çelik is also
the producer of this project.
This project has funded by
the Ministry of Culture and
Tourism.
54
Körfez Savaşı döneminde Berlin Senfoni Orkestrası konser için bir Arap
ülkesine giderken Bağdat bombalanmaya başlanır ve uçak Diyarbakır’a
zorunlu iniş yapar.
Petrol ülkesinde verilecek konser daha da önem taşır. Orkestra kara yolu
ile illegal bir yolculuğu göze alır. İçi orkestra için düzenlenen TIR aracı
ile Irak Kerbela Çölü geçilecektir. İnsan kaçakçılığında uzman çılgın bir
Kürt şoför ve otoriter batı disiplinli orkestra şefi bu sıra dışı yolculukta
karşı karşıyadır. Orkestrayı taşıyan araç çölde ilerlerken, Bağdat’ı yerle bir
eden Amerika, çöle kara birlikleri indirme planı içindedir. Kum fırtınası
TIR’ın ilerlemesini durdurur. Bir gece kum fırtınasının geçmesini bekleyen
orkestra sabah uyandığında bir sürprizle karşı karşıyadır. Çünkü şoför
TIR’ın çekicisini römorktan ayırıp gitmiştir.
Körfez Savaşı döneminde Berlin Senfoni Orkestrası konser
için bir Arap ülkesine giderken Bağdat bombalanmaya
başlanır ve uçak Diyarbakır’a zorunlu iniş yapar.
At the outset of the Gulf War, the Berlin Symphony
Orchestra is on its way to perform for a set of Arab
countries. Once the bombing of Baghdad begins, the plane
carrying the orchestra is forced to land in Diyarbakir.
At the outset of the Gulf War, the Berlin Symphony Orchestra is on
its way to perform for a set of Arab countries. However, once the
bombing of Baghdad begins, the plane carrying the orchestra is forced
to land it Diyarbakir rather than continuing. The concert’s to be given
to countries with oil economies takes on a larger importance. The
orchestra looks at ways to drive (illegally) to their destination, and
opt to take a tractor trailer to Kerbala in Iraq. Their driver is a crazy
Kurdish man who has experience in human trafficking across the
border, and his character comes into conflict with the authoritarian,
rule-bound Western conductor during their unusual voyage together.
As the truck moves through the desert, America has planned to
station ground troops in the desert after their demolition of Baghdad.
A sandstorm forces the truck to come to a halt and after the storm
has ended, the orchestra discovers that the truck driver has driven off
without them, leaving just them and the trailor behind in the desert.
Orkestra / Orchestra
Orkestra film projesi benimle beraber yaklaşık on beş yıldır yaşayan
bir geçmişe sahiptir. Gazetecilik yaptığım yıllarda çokça içinde
bulunduğum Ortadoğu savaş bölgelerinde bir çok şeye tanık oldum
ve bir çok hikaye yaşadım. Zaman zaman savaşın ortasında sıkışıp
kaldığımızda bir yol bulup merkezlerin dışında ıssız köylerde kalırdım.
Bu kalışlarım bana hep şunu düşündürmüştür.
Dışarda bir savaş oluyor. Birileri kimi çıkarları için bunu başlatıyor.
Birileri onlara karşı savaşıyor. Ölümlerin ve yıkımların bedelini kim
ödüyor. Bu savaşların hiçbir yerinde ve hiçbir masasında söz hakkı
olmayan sıradan insanlar hep bu bedelleri ödeyenler oluyor. Hiçbir
şeyden haberdar olmayan ama her şeyin faturasını ödeyen insanların
kaderi dünyanın her yerinde aynı.
Sanatı hep bu masumiyetin yanına taşıma arzum, yıllardır bana
Orkestra projesini hayata geçirmem konusunda baskıcı güç olmuştur.
Bu proje fantastik bir düşü tarihten bu yana yaşanan acımasız iktidar
kavgaları üzerine oturtan bir kurguyla ele almaya çalışmıştır. 1300 yıl
önceki Kerbela olayı ile bu gün yaşananlar arasında çok fazla bir fark
yoktur. Şekil, biçim ve silahlar değişmiş ama akıllar ve iktidar hırsı hiç
değişmemiştir.
Orkestra şefi Karayan karakteri ile doğuyu anlamakta zorlanan batının
temsilini çizerken, Tır şoförü karakteri ile de doğunun kargaşasını
ortaya koymaya çalışacağız. Orkestranın çölün ortasında az su ve az
yiyecekle yalnız kalmasından sonra ise insanların gerçek kimliklerinin
ortaya çıkışı üzerine yoğunlaşacağız.
PITCHING / PITCHING
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Ölümlerin ve
yıkımların bedelini
kim ödüyor. Bu
savaşların hiçbir
yerinde ve hiçbir
masasında söz hakkı
olmayan sıradan
insanlar hep bu
bedelleri ödeyenler
oluyor.
Finale taşıyacağımız büyük müzik karşılaşması ile insanın ortak dilini
bulma yolunda sahneler kurmaya çalışacağız.
Komedi-dram türünde bir yol filmi olarak tanımlayabileceğimiz
Orkestra projesi aslında insanın derinliklerini arayan bir felsefe filmi
olarak da tanımlanabilir.
My film project Orkestra (Orchestra) has been with me for about
fifteen years. During my time as journalist I often entered war zones
in the Middle East, and I witnessed firsthand so many things and lived
so many stories.
From time to time, when we were captured in the middle of the war,
I often found a way to escape from the cities and stayed in villages,
far from the so-called civilization. These stays always made me think
of the following: There’s war going on outside. Someone began it for
some interests. Some others are fighting against them. And who is
paying for all the death and destructions? Those who pay the most
are always ordinary people whose voices are never heard.
The destiny of all people who aren’t aware of anything but have to
pay the bill of everything is the same, all over the world. My desire is
to make my art about this innocence was the driving force behind my
Orkestra (Orchestra) project.
This project tries to set a fantastic dream above the power struggles
that are fought since the beginning of mankind. There are not many
differences between the Battle of Karabala in the year 680 and today’s
wars. The war types and weapons may have changed but the minds
and the power hunger never have changed.
There’s war going
on outside. Someone
began it for some
interests. Some
others are fighting
against them. And
who is paying for
all the death and
destructions? Those
who pay the most
are always ordinary
people whose voices
are never heard.
With the character of the Conductor Karajan we are drawing the
picture of the West who never understood but also never tried to
understand the East, and the character of a truck driver will represent
the bedlam of the Middle East.
Reis Çelik
55
PITCHING / PITCHING
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Orkestra film projesi,
yapımcı açısından
birkaç yönüyle
ele alındığında,
sanatsal ağırlığı,
yapılabilirliği ve
pazarlanabilirliği ile
dikkat çekmektedir.
Orkestra / Orchestra
Orkestra film projesi, yapımcı açısından birkaç yönüyle ele
alındığında, sanatsal ağırlığı, yapılabilirliği ve pazarlanabilirliği ile
dikkat çekmektedir.
Öncelikle Orkestra projesinin çok özgün öykü zenginliği dikkat çeken
birincil özelliğidir. Aynı zamanda bu zengin öykünün yapım açısından
zor bir proje olduğu gerçeğini bir yapımcıya hemen fark ettirmektedir.
Müzik temelli öykünün doğuyu ve batıyı temsil eden orkestralarının
oluşturulması ve film çekiminden uzun süre önce çalıştırılmaya
başlanılması, yapımcılık açısından önemli bir ön çalışma sürecini
işaret etmektedir. Uluslararası oyuncuların ve ekiplerin yer alacağı
projenin çekimlerinin çöl ortamında gerçekleştirilmesi ise yine ciddi
bir organizasyonun gerektirdiğini ortaya koymaktadır.
Tüm zorluklarına rağmen dünyanın bölgesel savaşlarla büyük acılar
yaşadığı günümüzde, içinde dram ve komedi unsurlarını barındıran
Orkestra projesi, müzik teması üzerinden barışı ana fikir edinmesi,
filmin sinema dünyasında gişe şansını ve farklı ülkelerde pazarlanma
şansını ortaya koymaktadır. Gerçek bir film yapımcısının bir yapıma
girmesinin temel teşviki elbetteki o yapımın yatırımı karlı kılmasıdır
fakat sanatın sözününün böyle bir süreçte tüm dünyaya taşınmasında
bir yapımcınında pay sahibi olması da onu duygusal olarak teşvik edici
diğer bir unsurdur.
Tüm bunlar, Orkestra film projesinin bir yapımcıyı böyle bir maceraya
sürükleyecek en önemli ipuçlarıdır.
The film project
Orchestra is a
project that from
the producers’
perspective has
a number of
advantages in terms
of its artistic vision,
feasibility and
marketability.
The film project Orkestra (Orchestra) is a project that from the
producers’ perspective has a number of advantages in terms of
its artistic vision, feasibility and marketability. The first thing any
producer will notice is the sheer originality of the story of Orkestra
(Orchestra). At the same time, producers will notice how potentially
difficult it might be to complete the full rich tapestry of this project.
It is important to note that this music-based story has its orchestra
representing both the West and the East and that work on the project
has been ongoing for quite some time now, which of course is quite
an important point for any producer. Organizing both international
actors and crews and moving them to the middle of the desert is a
serious undertaking and takes significant planning.
Despite all the difficulties, today the world is once again experiencing
great loss of life and pain from regional conflicts, within which
are the dramas and comedies depicted by Orkestra (Orchestra). A
critical idea is that music remains one of the potential keys to peace,
as well as the fact that the film’s box office potential and ability to
be marketed abroad provide much opportunity. While of course
any producer’s primary concern is to make profit off of his or her
investment, this project presents the opportunity to both satisfy the
material requirements of the investment as well as satisfy emotional
investment in being part of this important and artistic production.
All of the above represent the most important points for a producer
to bring about the opportunity offered by the Orkestra (Orchestra)
film project.
Reis Çelik
56
Orkestra / Orchestra
PITCHING / PITCHING
REİS ÇELİK
1961 yılında Ardahan’da doğdu. İlk ve orta öğrenimden sonra
İstanbul’a yerleşti. İstanbul Belediye Konservatuarı’nda müzik
öğrenimi ve İktisat Fakültesinde Uluslararası Ekonomi okudu. “Dünya
Gazetesi”, daha sonra “Günaydın Gazetesi”nde muhabir olarak on yılı
aşkın çalıştı. “Günaydın Gazetesi” içinde 1984 yılında Türkiye’nin ilk
özel televizyon girişimi olan “Video Gazete” projesinde yer aldı. Daha
sonra bu yayının yönetmenliğini üslendi. Benzer bir yayını Almanya’da
“Türkiye’den Video Selam” adıyla gerçekleştirdi. Çok sayıda reklam
filmleri ve on iki belgesel film yaptı. Fotoğrafçılık konusundaki
çalışmalarını ise aralıksız sürdürdü. On iki ayrı ülkede fotoğraf
sergileri açtı. 1992 yılında ATV televizyonun kurucuları arasında yer
aldı. Çok sayıda program hazırlayıp yönetti. 1995 yılında gazetecilik,
televizyonculuk ve reklamcılıkla ilgili çalışmalarına son vererek
tamamen sinemaya yöneldi. İlk uzun metraj filmi Işıklar Sönmesin’i
1996 yılında çekti. Şu sıralar altıncı uzun metraj sinema filmi Orkestra
üzerine çalışmaktadır.
YÖNETMEN,
YAPIMCI
DIRECTOR,
PRODUCER
Reis Çelik was born in Ardahan in eastern Anatolia in 1961. He moved
to Istanbul after middle school and studied music and theatre at
the State Conservatoire. In 1982 he began a career in journalism,
working as an economics/political correspondent for various
national newspapers. In the following years, both his interviews
and photographs appeared in several international newspapers and
magazines. Around the same time, he began making documentary
films, commercial and political campaign films, as well as maintaining
an active interest in still photography. To date Çelik’s photographic
work has been featured in exhibitions in over twelve countries. In
1996 he directed his debut feature, Let There Be Light. He is currently
working on his sixth feature film, Orchestra.
Orkestra (Orchestra), 2016 proje geliştirme aşamasında /
in development
Lal Gece (Night Of Silence), 2012
F Tipi Film, 2011 kısa film / short film
Mülteci (Refugee), 2007
İnat Hikayeleri (Tales of Intransigence), 2004
Hoşçakal Yarın (Goodbye Tomorrow), 1998
Işıklar Sönmesin (Let There Be Light), 1996
57
PITCHING / PITCHING
OLIVER
DAMIAN
YAPIMCI
PRODUCER
Orkestra / Orchestra
Yirmi yıllık profesyonel tecrübesiyle, yapımcı Oliver Damian, Alman
film endüstrisinin sevilen ve tanınan yapımcılarından birisidir.
Damien, Berlin’deki Egoli Tossell Film’de yapımcılık tecrübelerinden
sonra 2005’de 27 Films Production adlı kendi yapım şirketini
kurdu. 1996’da Babelsberg’deki Konrad Wolf Üniversitesi’nde film
ve televizyon yapımcılığı bölümünü bitirdi. Oliver Damian, Avrupa
Film Akademisi, Almanya Film Akademisi, ACE (Ateliers du Cinéma
Européen) ve EAVE (European Audiovisual Entrepreneurs) üyesidir.
2010’da Cannes’da Producers on the Move’a seçilmiştir.
With twenty years of professional experience in the film business,
producer Oliver Damian is a well-known and appreciated partner in
the German film business. He founded 27 Films Production in 2005
in order to focus on his own slate of Projects after being for years
producer partner at Egoli Tossell Film Berlin. He made his graduate in
Film & Television Production from the University of Film & Television
“Konrad Wolf” in Babelsberg in 1996. Oliver Damian is member of the
European Film Academy (EFA), German Film Academy, ACE Network
(Ateliers du Cinéma Européen) and EAVE (European Audiovisual
Entrepreneurs). Oliver was appointed Producer On The Move in 2010
in Cannes..
58
Orkestra / Orchestra
Kaz Film kuruluşundan buyana toplan beş uzun metraj film yapını
gerçekleştirmiştir. Belgesel film yapı üzerine de çalışmalar yapan şirket
yedi belgesel film yapımını gerçekleştirmiştir.
Kaz Films has produced five feature films since its establishment. The
company is also involved in the production of documentaries, and has
completed the production of seven documentary films.
PITCHING / PITCHING
KAZ FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Orkestra (Orchestra), Director
/ Producer: Reis Çelik, 2016
proje geliştirme aşamasında / in
development
Lal Gece (Night Of Silence),
Director / Producer: Reis Çelik,
2012
İnadına Film Çekmek (Filming
Against All Odds), Director
/ Producer: Reis Çelik, 2009
belgesel / documentary
F Tipi Film, Director / Producer:
Reis Çelik, 2011 kısa film / short
film
Mülteci (Refugee), Director /
Producer: Reis Çelik, 2007
Deli mi? Veli mi? (Crazy?
Parents?), Director / Producer:
Reis Çelik, 2006, belgesel /
documentary
İnat Hikayeleri (Tales Of
Intransigence), Director /
Producer: Reis Çelik, 2004
Hoşçakal Yarın (Goodbye
Tomorrow), Director / Producer:
Reis Çelik, 1998
İlkleri Toprağı Anadolu (First
the soil of Anatolia), Director
/ Producer: Reis Çelik, 1997
belgesel / documentary
Işıklar Sönmesin (Let there Be
Light), Director / Producer: Reis
Çelik, 1996
İşçiler Şirket Kurunca (Workers
Company by the Authority),
Director / Producer: Reis Çelik,
1992 belgesel / documentary
Bir Köy Kent Olurken (The city
Becomes a Village Of), Director
/ Producer: Reis Çelik, 1991
belgesel / documentary
Nazım Hikmet Ziyaretçin Var
(There Nazim Hikmet Visitor),
Director / Producer: Reis Çelik,
1990 belgesel / documentary
59
PITCHING
ORYANTALYA
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Kutluğ Ataman
Yapımcı / Producer
Arzu Göknar, Kutluğ Ataman
Planlanan Çekim Tarihi
Estimated Shooting Dates
2016 Ocak–Şubat / January–
February
Planlanan Çekim Yerleri
Estimated Shooting Locations
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
(Maraş Bölgesi) / Turkish
Republic of Northern Cyprus
(Maras District)
Tahmini Bütçe / Estimated
Budget
1.700.000 Euro
Kurmaca / Feature
Psikolojik Drama /
Psychological Drama
Türkçe, Almanca / Turkish,
Germany
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production
Company
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
İletişim / Contact
Tacim Açık (yapımcı / producer)
[email protected]
+90 533 763 10 90
Son filmi Kuzu, Berlinale
Panorama bölümünde
yer alan deneyimli
yönetmen Kutluğ
Ataman’ın yeni projesi.
Ataman aynı zamanda
Arzu Göknar ile birlikte
filmin yapımcısı. Kutluğ
Ataman’s newest project
following The Lamb
which was at Berlinale
Panorama this year.
Ataman is also one of
the producers of the film
with Arzu Göknar.
60
On dokuz yaşında yakışıklı Mazlum fakir olduğu için, sevdiği Vicdan’la
evlenmesine izin verilmez. Vicdan’ın ailesinden öç almak için en yakın
arkadaşı, Vicdan’ın ikiz erkek kardeşi Civan’ı öldürdüğünde yanlışlıkla
Vicdan’ı öldürdüğünü anlar. Mazlum bu büyük ihanetinin verdiği
suçluluk duygusundan kaçmaya çalışırken, kendini tekrardan bu aşkın
başladığı 70’li yılların savaş sonrası şehrinde bulacak, aynı hayatı
sonsuza dek yaşayacaktır.
Mazlum bu büyük ihanetinin verdiği suçluluk
duygusundan kaçmaya çalışırken, aynı hayatı
sonsuza dek yaşayacaktır..
As Mazlum tries to escape from the guilt of
destroying the love of his life, he repeatedly returns to
this story.
Mazlum, an attractive nineteen year old man, is in love with Vicdan,
a beautiful young woman whom he cannot marry because of class
differences. In revenge against her family he murders his best friend,
Vicdan’s twin brother Civan, only to discover that through mistaken
identity he has killed her instead. As he tries to escape from the guilt
of destroying the love of his life, he repeatedly returns to this story,
trapped in the post-apocalyptic world of the 1970’s Mediterranean
city where it all began.
Oryantalya
PITCHING / PITCHING
Oryantalya, aşk ve tutkunun neden olduğu bir cinayetin hikayesini
anlatır. Tutku, hikayenin kahramanı Mazlum’un işlediği cinayetin
bir cezası olarak onun yakasını asla bırakmaz ve onu ölümsüzlüğe
mahkum eder. Mazlum sonsuza kadar sevmeye, sevdiğini yeniden
öldürmeye ve onu tekrar bulup sevmeye mahkumdur. İlk bekaretini
kaybettiğini ana döndüğü her zaman cinsellik ve mahremiyet korkusu
her seferinde onu yakalar. Bu an, masumiyetini kaybettiği o an,
sonsuza kadar kendini tekrar edecektir.
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Dairesel yapısı Oryantalya’yı bir doğu masalı kılar ancak anlatım tarzı
modernisttir.
Oryantalya aynı
anda geleceğe ve
geçmişe doğru
ilerleyen bir hikaye
anlatır. Oryantalya
hiç bitmeyen bir aşk
hikayesidir.
Oryantalya hayalet bir şehirde mi geçer? Neden hep kendini tekrar
eder? Sevgilinin büyük evinde neler yaşanır? Hikayesi gerçek mi yoksa
Mazlum’un cinsel nevrozunun bir ürünü müdür?
Hikayenin dünyası yanmakta, yağmalanmakta ve kendisini küllerinden
tekrardan yaratmaktadır. Oryantalya’nın dünyası aktif bir savaş
alanıdır.
Oryantalya aynı anda geleceğe ve geçmişe doğru ilerleyen bir
hikaye anlatır. Kişilikler ve hikayeleri sarmal bir şekilde gelişen
zaman içerisinde her iki yöne doğru ilerler, sarmal çatıdan dolayı
seyahatleri boyunca tekrardan buluşur, tekrardan sever ve birbirlerini
tekrardan katlederler. Bütün bu çıldırmışlığa rağmen hikaye neden
ve sonuç ilişkisi mantığını korur ve kendi içerisinde bütün erotik bir
masal anlatır. Bu masal genel seyirci tarafından rahatça algılanır bir
eğlencedir. Oryantalya hiç bitmeyen bir aşk hikayesidir.
Modernist tarzı ve gerçek bir hayalet şehirde geçen sürreel
dünyasıyla, Oryantalya dünya seyircisi için alışılagelmişin dışında,
benzersiz bir deneyim olacaktır.
Oryantalya tells the story of a murder caused by love and obsession.
As punishment for the murder he commits, obsession will never set
Mazlum’s conscience free and it condemns him to immortal agony.
Mazlum is bound to the forces of love, and must kill the object of
his love, and must rediscover the object of his desire in order to love
again. His own fear of sexuality and intimacy keeps haunting him,
as he will always come back to the starting point of the loss of his
virginity. That moment, the time he loses his innocence, will repeat
forever. This circular structure is what makes Oryantalya a typically
Middle Eastern tale. And yet it is told in a modernist style.
Is Oryantalya set in a ghost city? Why does it repeat itself? What
happens in the lover’s large house? Is the story real or is it a product
of Mazlum’s sexual neurosis? It is implied that the world of the story
is charred, burnt and pillaged, recreating itself from its own ashes.
Oryantalya’s stage is an active battleground.
Oryantalya’s story
moves toward
the future and
back to the past
simultaneously.
Oryantalya is a never
ending love story.
Oryantalya’s story moves toward the future and back to the past
simultaneously. The characters and their stories progress in time
in both directions and in a circular fashion; they meet again, they
love again, they kill each other again. Despite the implication of
insanity, the story progresses in the usual logic of cause and effect
and tells a simple and coherent erotic story. For this reason the story
is accessible and entertaining to a broad audience. Oryantalya is a
never ending love story.
Modernist in its style and set in a surreal world of a real ghost city,
Oryantalya will be a unique experience for audiences everywhere.
Kutluğ Ataman
61
PITCHING / PITCHING
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Hikaye, 70’li yıllarda,
savaştan sonra terk
edilmiş gerçek bir
Akdeniz şehrinde
gerçekleşir.
Oryantalya
Oryantalya ile olgun dünya seyircisine ulaşmayı amaçlıyoruz. Sürreel
hikayesi hem eğlenceli hem de sade. Bir filmin de bu sadelikte ve bu
anlayışta yapılmasına inanıyoruz.
Bütün oyunculuklar çok gerçekçi olacak. Stili ve hikayesi fazlaca
dramatize edilmiş anlardan uzak olacak; bu durum da hikayenin
amacına tezat yaratmış olacak. Kesinlikle bir sürreel hikaye anlatımı
havasına vurgulama yapılmayacak. Hikayenin kendinden başka, bütün
oyunculuklar ve hikaye anlatımı son derece gerçekçi olacak, adeta 70’li
yıllardan bir moda defilesi havasında anlatılacaktır.
Hikayenin erkek karakterinin cinsel nevrozları ve belki de eşcinsel
olabileceğine dair imalar, genel seyirci kitlesinin yanı sıra, özellikle
eşcinsel seyirci kitlesinin de ilgisini çekecektir. Ancak eşcinsellik
teması hikayenin ana aktörü olmadığından seyirci kitlesi sadece
eşcinsel seyirci ile sınırlı kalmayacak. Bu hikayenin ana aktörü
cinselliktir. Eşcinsel ve heteroseksüel erotizm, arzu ve seks, binaların
duvarlarından akacak ve sıcak asfalttan yüzeye çıkacak.
Hikaye, 70’li yıllarda, savaştan sonra terk edilmiş gerçek bir
Akdeniz şehrinde gerçekleşir. Türk ordusu tarafından kapatılmış ve
mühürlenmiş şehre, o tarihten bu yana geçiş izni verilmemiştir. Şehir,
70’li yıllarda kalmıştır. Hala el sürülmemiştir ve erotik bir hikaye
için mükemmel bir mekandır. Bu şehirde çekim yapmak için özel bir
iznimiz bulunmaktadır.
Çok etkileyici oyuncularının ve 70’lı yılların mimarisinin dışında, filmde
tüm duygusunu ve etkisini tamamlayacak ve yine 70’li yıllara ait moda
ve aksesuarlar kullanılacaktır.
Müziğin, Dalida’nın, Aznavour’un ve onların Türkçe versiyonlarının
havasında olmasını hayal ediyoruz.
Dünya festival seyircisine ek olarak Avrupa ve Türkiye’de eğitimli
seyirciye ulaşmayı amaçlıyoruz.
The story is set in a
real Mediterranean
city which was
deserted in a war in
the 1970s.
With Oryantalya we aim to reach mature global audiences.
This somewhat surreal story is enjoyable and unpretentious. This is
how the film must be made.
All acting will be very realistic. The style and story will be without
operatic moments: these would work against its purpose. There will
be absolutely no emphasis on the fact that this is surreal storytelling.
Apart from the tale itself, all acting and storytelling elements will be
realistic, told in a hyper-modernist fashion.
As a story about the male character’s sexual neurosis, with
implications that he may be gay, the film will be of special interest to
gay audiences worldwide. And yet its appeal is not limited to a gay
public, since the gay theme is not the main actor here. Sexuality is.
Gay and straight eroticism, desire and sex will ooze from the walls of
the buildings and from the hot asphalt.
The story is set in a real Mediterranean city which was deserted in a
war in the 1970’s. It is a no-go area sealed by the Turkish Army and
has never been seen since. The city is frozen in time. It is still intact
and offers a unique location for an erotic story. We obtained a special
permit to film in this city.
Aside from attractive actors and cool 70’s architecture, the film will
have 70’s style fashion and props, which should add to the overall
mood and effect.
We imagine the music to be the sound of Dalida and Aznavour, and
their Turkish versions.
We aim to reach educated European and Turkish publics for both
cinema and TV, as well as festival audiences around the world.
62
Arzu Göknar, Kutluğ Ataman
Oryantalya
PITCHING / PITCHING
KUTLUĞ ATAMAN
1988 yılında Amerika, Kaliforniya Üniversitesi’nde (UCLA) sinema
yüksek lisansını tamamladıktan sonra 1994 yılında Karanlık Sular
adlı ilk filmini çekti. SİYAD Ödülleri’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen
ve En İyi Senaryo ödüllerinin yanı sıra Uluslararası Ankara Film
Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazandı. 1998 yılında ikinci uzun metrajlı
filmi Lola+Bilidikid, 49.Uluslararası Berlin Film Festivali’nin Panorama
bölümünün açılışını yaptı. Film, New York, The New Festival’de En İyi
Film ödülü ve Berlin Film Festivali’nde de Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.
2005 yılında gösterime giren İki Genç Kız ile Ankara ve Antalya film
festivallerinde En İyi Yönetmen ve En İyi Film ödülünü aldı. Asya Film
Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazandı. 2009 yılında Uluslararası
İstanbul Film Festivali’nde Jüri Başkanlığı yaptı. 2014 yılında çektiği
son filmi Kuzu dünya prömiyerini Berlinale’de yaptı ve festivalde
CICAE Ödülü’nü kazandı.
YÖNETMEN,
YAPIMCI
DIRECTOR,
PRODUCER
Kutlug Ataman was educated at UCLA Film School. He is a filmmaker
known for his strong characterizations and humanity. His first
feature, The Serpent’s Tale, brought him rapid acclaim, winning the
Best Film, Director and Screenplay awards from the Turkish Film
Critics Association and many others.
Lola+Bilidikid opened the Panorama section of the 49th Berlinale, won
the Best Film award at New York’s The New Festival and the Jury
Special Prize at the Berlinale. 2 Girls confirmed his position as one
of the top Turkish filmmakers, winning Best Director and Best Film
prizes at both the Ankara and Antalya Film Festivals, and Best Film
at the Asian Film Festival, India. Journey to the Moon is a feature
length mockumentary, screened at Moscow, London and Istanbul
Film Festivals. It was shown on the occasion of Ataman’s appointment
as laureate of the 2011 Routes Award by the European Culture
Foundation. Ataman’s The Lamb was shown in the Panorama Special
Section of Berlinale 2014 where it won the CICAE Art Cinema Award.
Oryantalya, 2016 proje geliştirme aşamasında / in development
Kuzu (The Lamb), 2014
Aya Seyahat (Journey to the Moon), 2009
İki Genç Kız (2 Girls), 2005
Lola+Bilidikid, 1998
Karanlık Sular (Serpent’s Tale), 1994
63
PITCHING / PITCHING
Oryantalya
ARZU GÖKNAR
YAPIMCI
PRODUCER
İstanbul doğumlu sanat profesyoneli ve yapımcı Arzu Göknar, Saatleri
Ayarlama Enstitüsü’nün yeni projelerinin geliştirilmesi alanında
çalışmaktadır. Aynı zamanda, Kutluğ Ataman’ın yeni film projesi
Oryantalya’da yapımcı olarak görev almaktadır.
Göknar, İstanbul Modern’in kuruluş aşamasında bulunmuş ve
kurumun Kaynak Geliştirme Departmanı yürütücülüğünü yapmıştır.
Çağdaş Sanat dünyasındaki diğer önemli rolü ise; Türkiye’nin
en büyük sanat fuarı olan Contemporary Istanbul’un ortak
yürütücülüğünü yapmış olmasıdır. İstanbul Avrupa Kültür Başkenti
2010 Fonu desteğiyle özel bir tasarım projesi yaratmış Berlin, Milano
ve İstanbul’da tasarım sergileri yönetmiştir.
Andrei Konchalovsky, Marco Rissi, Kim Dempster gibi tanınmış
yönetmenler ve NBC, Hallmark, Co-Production gibi yapım şirketleriyle
uzun metrajlı film, reklam ve belgesellerde çalışmıştır.
Born in Istanbul, art professional and producer Arzu Göknar is
working on the development of new projects for The Institute of
Readjustment of Clocks. She is currently working as a producer on
Kutluğ Ataman’s Oryantalya.
She was one of the establishers at the start-up operation of Istanbul
Museum of Modern Art and has worked as the Head of Resource
Development. Another key role she has played in the contemporary
art world is as co-director of Turkey’s largest and most important art
fair Contemporary Istanbul. In 2010 she created a project funded by
the European Capital of Culture Fund. As part of this project she was
the director for a major design exhibition that took place in Berlin,
Milan and Istanbul.
She worked with some well known directors and production
companies such as Andrei Konchalovsky, Marco Rissi, Kim Dempster,
NBC TV, Hallmark and Co-Production in their feature lenghth films,
documentaries and commercials.
Oryantalya, 2016 proje geliştirme aşamasında / in development
64
Oryantalya
İstanbul merkezli Saatleri Ayarlama Enstitüsü uzun metrajlı filmler
ve belgeseller alanında ticari ve sanatsal uzmanlığa sahiptir. Kutluğ
Ataman’ın kendi filmleri ve eserlerine ek olarak diğer başarılı
yönetmen ve sanatçıların işbirliğine de açıktır.
Dünya çapında önemli festival ve marketlerde geniş izleyici kitlesine
ulaşan yapıtlar birçok uluslararası ödül kazanmıştır. Saatleri Ayarlama
Enstitüsü Avrupa Film Akademisi üyesidir.
The Institute (for the readjustment of clocks) is a production
company based in İstanbul, Turkey. We specialize in feature films and
documentaries with artistic and commercial potential. The company
has produced all of Kutluğ Ataman’s features and major artwork
installations as well as other directors and artists, receiving awards
and attracting wide audiences in major film festivals and markets
around the globe. We are a member of the European Film Academy.
PITCHING / PITCHING
SAATLERİ
AYARLAMA
ENSTİTÜSÜ
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Oryantalya, Yönetmen /
Director: Kutluğ Ataman, 2016
proje geliştirme aşamasında / in
development
Kuzu (The Lamb), Yönetmen /
Director: Kutluğ Ataman, 2014
Aya Seyahat (Journey to the
Moon), Yönetmen / Director:
Kutluğ Ataman, 2009
İki Genç Kız (2 Girls), Yönetmen
/ Director: Kutluğ Ataman, 2005
Lola+Bilidikid, Yönetmen /
Director: Kutluğ Ataman,1998
Karanlık Sular (Serpent’s Tale),
Yönetmen / Director: Kutluğ
Ataman,1994
65
PITCHING
PUSLU AYDINLIK
MISTY ILLUMINATION
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Hüseyin Karabey
Yapımcı / Producer
Hüseyin Karabey, Su Baloğlu
Planlanan Çekim Tarihi
Estimated Shooting Dates
2015 Mayıs / May
Planlanan Çekim Yerleri
Estimated Shooting Locations
İstanbul
Tahmini Bütçe / Estimated
Budget
450.000 Euro
Kurmaca / Feature
Kara Film, Dram /
Film Noir, Drama
Türkçe, Kürtçe / Turkish,
Kurdish
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production
Company
Asi Film
İletişim / Contact
Hüseyin Karabey (yapımcı,
yönetmen / producer, director)
[email protected]
+90 532 285 34 86
İstanbul hastanesinin acil bölümüne gece yarısı, şalvarlı Türkçe
bilmeyen bir baba, kollarında ağır travma altında Ferhat (14) isimli bir
Kürt çocukla gelir.
Aynı gece Ahmet (20) adlı bir genç sokakta karıştığı bir kavga
sonrasında polisler tarafından aynı hastaneye getirilir. Ahmet askere
gidecek bir gruba saldırmıştır ve ağır bir şekilde dövülmüştür. Elinde
sıkı sıkı tuttuğu bir kutu vardır. Her iki kolunda da toplam üç saat.
Bir gün Aysun hemşirenin saati Ferhat’ın odasında kaybolur. Ertesi
gün saatin farklı bir kayışla Kürt babanın kolunda, Aysun Hemşirenin
saatinin kayışının ise farklı bir saatle Ferhat’ın kolunda olduğunu
görür.
Hastane yönetimi ne Ferhat, ne Ahmet ne de kaybolan saatlerle
ilgilenir. Genç Kürt psikolog Zeynel durumu araştırmaya karar verir.
Su Baloğlu (yapımcı / producer)
[email protected]
Elinde
+90 538 916 51 16
sıkı sıkı tuttuğu bir kutu vardır. Her iki kolunda
da toplam üç saat.
He has a box in his hands, which he does not let go of.
He is wearing three watches on his wrist.
Son dönem Türk
sinemasının başarılı
yönetmenlerinden
Hüseyin Karabey’in
yeni projesi. Projenin
yapımcılığını Karabey
ile birlikte Su Baloğlu
yapacak. This is the
newest project of one
of the latest sensations
of Turkish cinema,
director Hüseyin
Karabey. Su Baloğlu
will produce the film
along with Karabey.
66
A fifty-year old Kurdish father arrives at the emergency room of the central
hospital in Istanbul with his son Ferhat (14) in his arms who is suffering from
serious trauma.
That same day, Ahmet (20) gets involved in a fight and is brought to the
hospital by the police because of mental problems. Ahmet attacked a group
of men who was about to leave for their military service. He has a box in his
hands, which he does not let go of. He is wearing three watches on his wrist.
Nobody pays any attention to the stolen watches of the patients until the
watch of a nurse Aysun (30) is stolen in Ferhats’ room. The next day the
nurse sees her watch with a different band on the wrist of the Kurdish
father and the band with a different watch on Ferhats’ wrist.
The doctors in charge do not want to deal with Ahmet, Ferhat or the
watches.
The young resident Kurdish doctor Zeynel decides to investigate Ahmet
the young soldier, Ferhat the Kurdish child and the mystery of the stolen
watches.
Puslu Aydınlık / Misty Illumination
Puslu Aydınlık Kürt gerillaları ve Türk devleti arasında otuz yıldır süren
çatışmaların yol açtığı sorunları anlatan bir film. Bu dönemde devletin
uyguladığı yanlış politikalar sonucu sivil Kürt halkı ile istemedikleri bir
savaşta yer almak zorunda kalan genç Türk askerleri ve onların aileleri
savaşın kurbanı olmuşlardır. Savaşın büyük kentlere yansıması ekonomik
zorluk ve her türden insan ilişkililerinin bozulması şeklinde gerçekleşti.
Hikayemiz 90’lı yılların sonunda İstanbul da bir akıl hastanesinde geçer.
Toplumun her kesiminden gelen hastalar Türkiye’nin bir prototipidir.
Hastane ve yöneticileri de her türlü sorunu yok sayan Türkiye’nin kendisi.
Sorunları çözmek yerine sorun yokmuş gibi davranan doktorlar bir
hastaneyi yönetirse ne olur diye sordum kendime, çünkü Türkiye’nin son
otuz yılına yön veren politikacılar bunu yaptı sadece.
Hastane içine sıkışmış, birlikte yaşamak zorunda olan insanlar. Kimin hasta
kimin doktor olduğu sık sık karışıyor. Hastane yönetimi sorunlara çare
olmaktan çok uzakta. Resmi politikalar sonucu tedavi süreçleri tıkanmış
durumda. İşte bu koşullara isyan edip rahatsızlananların, aslında bu
ülkenin vicdanı olduğunu göstermek istiyorum. Her şeye rağmen hiçbir şey
yokmuş gibi davrananlar ise sağlıklı gözüken doktorlar ve yöneticiler.
Karanlık bir film olacak. Katastrofik bir ortamda hastaneye sıkışmış
karakterlerin gidebilecekleri başka bir yer de yoktur. Kamera dar
mekanlarda sıkışmışlığımızı aktüel kamera ile daha tedirgin hale
getirecek. Uzun plan sekanslar dramatik gerilimi aktaracak. Oyunculuk ve
senaryonun öne çıktığı psikolojik bir drama yaratmaya çalışacağım Puslu
Aydınlık ‘ta.
Yaşanan trajedilerin içinde umudun pırıltısının hissedileceğini
söyleyebilirim filmin sonunda. Savaş sonrası travma ile Türkiye daha
yüzleşmedi. Barış sürecini yaşadığımız şu süreçte toplumu bekleyen ruhsal
hastalıklarımızla yüzleşmek zorundayız diye düşünüyorum. Bölgesel
çatışmaların yoğunlaştığı günümüz dünyasında, her ülkede yaşanabilecek
bir hikaye Puslu Aydınlık.
This is a story about the problems created by the conflict between the
Turkish state and Kurdish guerrillas over the past 30 years. In this period,
due to the flawed policies of the state many Kurdish civilians, Turkish
soldiers and their families fell victim of an unwanted war. The war had
economic repercussions in urban areas but it also damaged human
relations on many levels. Our story takes place in the 1990s in a mental
institution. Here patients from all sections of society are like prototypes of
Turkey. The hospital and its workers represent Turkey who has a tendency
to pretend that problems do not exist. I asked myself what would happen
in a hospital if the doctors who run it ignore its problems, because that’s
exactly how I feel Turkey has been run by politicians in the last 30 years.
In this hospital people are stuck and forced to live together. Often one
loses track of who is in fact the patient and who is the doctor. The
hospital’s management is far from trying to find solutions to problems.
Hence what I would like to show is that the people who up rise against
these terrible conditions and fall ill represent the country’s consciousness.
And that those who carry on as if nothing is wrong are the seemingly
healthy management and doctors.
The film is a little dark. The characters that have ended up in this hospital
due catastrophic events are trapped here and have nowhere else they
can go. The use of the camera in tight, claustrophobic locations will reflect
and support this eerie sense of being trapped. Long shot sequences
will enhance the dramatic suspense. The script and the acting will be
at the forefront in the psychological drama that Puslu Aydınlık (Misty
Illumination) will be.
I would like to add that at the end of the film the audience will be left with
a glimmer of hope despite the tragedy of the story told. Turkey has yet
to face its postwar traumas. I feel that in this time where we are going
through a peace process it is imperative that we face and accept that our
society will experience psychological illnesses. In a time where there is an
increase in territorial conflicts in the world I feel that this story could take
place anywhere in this world.
Hüseyin Karabey
PITCHING / PITCHING
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Bu koşullara
isyan edip
rahatsızlananların,
aslında bu ülkenin
vicdanı olduğunu
göstermek istiyorum.
Her şeye rağmen
hiçbir şey yokmuş
gibi davrananlar
ise sağlıklı gözüken
doktorlar ve
yöneticiler.
What I would like
to show is that
the people who up
rise against these
terrible conditions
and fall ill represent
the country’s
consciousness. And
that those who carry
on as if nothing
is wrong are the
seemingly healthy
management and
doctors.
67
PITCHING / PITCHING
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Bu koşullara
isyan edip
rahatsızlananların,
aslında bu ülkenin
vicdanı olduğunu
göstermek istiyorum.
Her şeye rağmen
hiçbir şey yokmuş
gibi davrananlar
ise sağlıklı gözüken
doktorlar ve
yöneticiler.
What I would like
to show is that
the people who up
rise against these
terrible conditions
and fall ill represent
the country’s
consciousness. And
that those who carry
on as if nothing
is wrong are the
seemingly healthy
management and
doctors.
68
Puslu Aydınlık / Misty Illumination
Puslu Aydınlık yönetmen ve yapımcı olarak gerçekleştirdiğim
üçüncü filmim olacak. Yapımcı kimliğimde ise daha başka birçok
film var. Günümüz Türkiye’sinde kendi filmlerimizin yapımcısı olmak
sorumluluğu, bize bu mesleğin inceliklerini de öğretti.
Puslu Aydınlık tek mekanda geçen hikayenin ve oyunculuğun öne
çıktığı bir proje olacak. Yönetmen ve yapımcı olarak bunu hem
yapımcılık hem de yönetmen ayağında bir avantaj olarak görüyorum.
Tek mekan, bize uzun süre prova ve kısa sürede çekim olanağı
tanıyacak.
Hikaye yaratıcı bir ekip elinde nefes kesici bir psikolojik drama
dönüşeceğine eminim.
Ortak yapımlara müsait bir proje olduğu da açık. Nispeten düşük bir
bütçe ile gerçekleşebilecek olmasının da ortak yapımcılar için cazip
olacağını düşünüyorum.
Bütün oyuncu kadrosunun profesyonel oyunculardan oluşmasının,
hem çalışma koşullarını hem de satış olasılıklarını kolaylaştıracağına
inanıyorum.
Puslu Aydınlık (Misty Illumination) will be the third film that I will
have directed and produced. I have many other films in which I have
only worked on the production side. The reality of today’s Turkey has
in a way forced filmmakers like myself to assume the role of producer
in order to make our films happen but this has taught us the work.
Puslu Aydınlık (Misty Illumination) will be shot in a single location
and thus the acting will be at the forefront. I feel that this is a great
advantage as both the producer and the director of the project,
because the single location will allow us a long period dedicated to
rehearsals and only require a short amount of shooting time.
In the hands of a good creative team I am confident that this film will
be a breathtaking psychological drama. I believe that the relatively
low budget aspect of the film will be an appealing opportunity for
co-producers.
The cast will be formed by established professional actors which I feel
will create a good working environment and help boost sales.
Hüseyin Karabey
Puslu Aydınlık / Misty Illumination
1970 İstanbul doğumlu. İstanbul’da Pertevniyal Lisesi’ni bitirdikten
sonra Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde beş yıl okudu mezun
olmadan okulu bıraktı. Ardından Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar
Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü’ne girdi ve mezun oldu. On iki
yıldır belgesel sinema alanında çalışmakta. İlk Uzun metrajlı filmi
Gitmek: Benim Marlon ve Brandom 37.Rotterdam Uluslararası Film
Festivali’nde gösterildi ve 6.New York Tribeca International Film
Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü kazandı. Gitmek: Benim Marlon
ve Brandom filmi otuz altı uluslararası film festivaline katıldı ve birçok
ödül kazandı. Dünya prömiyerini Berlin film festivalinde yapan Sesime
Gel yönetmenin ikinci uzun metraj filmidir.
PITCHING / PITCHING
HÜSEYİN
KARABEY
YÖNETMEN,
YAPIMCI
DIRECTOR,
PRODUCER
Born in 1970, he graduated from the Cinema-TV department of
Marmara University in 2001. My Marlon and Brando is his first
feature film; it was selected for 37th Rotterdam International Film
Festival and made its North American premiere at the 6th New York
Tribeca International Film Festival where it brought Hüseyin Karabey
the Best Director award. To this date, the film has been screened in
thirty six international film festivals and won numerous awards. Come
to My Voice is Hüseyin Karabey’s second feature film premiered in
Berlinale 2014.
Puslu Aydınlık (Misty Illumination) , 2015 proje geliştirme
aşamasında / in development
Sesime Gel (Come to My Voice), 2014
Unutma Beni İstanbul (Do Not Forget Me Istanbul), 2011
Hiçbir Karanlık Unutturamaz (No Darkness Can Make Us Forget),
2010 animasyon kısa film / short animation
Gitmek: Benim Marlon ve Brandom (My Marlon and Brando), 2008
Pina Bausch, Istanbul, “Breath”, 2004 belgesel / documentary
Sessiz Ölüm (Silent Death), 2001 docudrama
Boran, 1999 kısa film / short film
69
Puslu Aydınlık / Misty Illumination
PITCHING / PITCHING
SU BALOĞLU
YAPIMCI
PRODUCER
Fransa Charles de Gaulle (Lille III) Üniversitesi’nde iki yıl “Kültürel
Endüstriler” eğitimi aldı. 2012 yılında Ottawa Carleton Üniversitesi
“Film Çalışmaları” bölümünden mezun oldu. 2006 yılından bu yana
Türkiye, Fransa ve Kanada’da çeşitli film festivallerinde görev aldı.
2011 yılında ortağı olduğu RS SU YAPIM tarafından gerçekleştirilen
televizyon programlarının prodüksiyon tasarımını ve program
editörlüğünü yapmaktadır. 2013–2014 yılları arasında Sinema ve
Televizyon bölüm asistanlığını yürüttüğü Kadir Has Üniversitesi’nde
Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.
She studied Cultural Industries in Université Charles de Gaulle - Lille
3 for two years. In 2012 she graduated from Carleton University in
Ottawa with a B.A. degree in Film Studies. She worked in various
film festivals in Turkey, France and Canada. Since 2011, she has been
working as a production designer in television programs produced
by RS SU YAPIM of which I am the co-founder. She is in the process
of pursuing a M.A. degree in Cinema and Television at Kadir Has
University, where she served as a teaching assistant between
2013–2014.
Puslu Aydınlık (Misty Illumination), Yönetmen / Director: Hüseyin
Karabey, 2015 proje geliştirme aşamasında / in development
Tabu, 2014 kısa film / short film
70
Puslu Aydınlık / Misty Illumination
Asi Film yapım yaklaşık on yıldır bağımsız filmcilerin oluşturduğu
kolektif bir yapıdır. Uzun yıllardır ulusal ve uluslararası birçok
yönetmeni bir araya getiren projeler gerçekleştirmiştir.
2006 yılında bu oluşumun kurucularından Hüseyin Karabey’in Gitmek
adlı filmiyle Asi Film resmi bir yapı da kazanmıştır. Asi Filmin ilk ve
uzun metraj projesi Gitmek: Benim Marlon ve Brandom filmi otuza
yakın ülkede gösterilmiş ve on sekiz uluslararası ödül kazanmıştır.
Belgesel projeleri ve uzun metraj çalışmalarını kolektif bir yapıda
gerçekleştiren Asi Film en son yedi yönetmenli Unutma Beni İstanbul,
2010 uzun metraj kurmaca filmi gerçekleştirmiştir.
Yine yönetmenliğini ve yapımcılığını Hüseyin Karabey’in yaptığı
Sesime Gel, 2014 dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde
gerçekleştirmiştir.
Bir çok uluslararası yapımın Türkiye ortaklığını gerçekleştirmiştir.
Çalışılan ülkeler arasında Malezya, Almanya, Yunanistan, Fransa
bazılarıdır.
Asi Film, sinema filmi, belgesel film, kısa film ve uluslararası ortak
yapım projeleri gerçekleştirmektedir. Uluslararası film yapımcılarının
Türkiye’de gerçekleştirmek istedikleri projelerde prodüksiyon
hizmetleri sağlamaktadır.
Asi Film Production has been a collective of independent filmmakers
in Istanbul for over ten years, bringing together filmmakers. In 2006,
its co-founder Hüseyin Karabey registered it as an official production
company in order to produce My Marlon and Brando, which has
already received some international awards, thus transforming Asi
Film Production into an established and successful company in the
public eyes.
Resources and facilities have been built up which are now being
used by a collective of filmmakers who may be temporarily based in
Istanbul but tell stories from all around the region.
Asi Film produced recently Do Not Forget Me Istanbul with seven
international directors.
Come to My Voice is Hüseyin Karabey’s second feature film premiered
in Berlinale 2014.
Asi Film also coproduced many international productions from
Germany, Greece, France and Malaysia.
Asi Film produces motion pictures, documentary films, short films and
international co-production projects and also provides production
services to international filmmakers working on projects in Turkey.
PITCHING / PITCHING
ASİ FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Puslu Aydınlık (Misty
Illumination), Yönetmen /
Director: Hüseyin Karabey, 2015
proje geliştirme aşamasında / in
development
Sesime Gel (Come to My Voice),
Yönetmen / Director: Hüseyin
Karabey, 2014
Unutma Beni İstanbul (Do Not
Forget Me Istanbul) Yönetmen /
Director: Hüseyin Karabey, 2011
kısa film / short film
Hiçbir Karanlık Unutturamaz
(No Darkness Can Make Us
Forget), Yönetmen / Director:
Hüseyin Karabey, 2010
animasyon kısa film / short
animation
Gitmek: Benim Marlon ve
Brandom (My Marlon and
Brando), Yönetmen / Director:
Hüseyin Karabey, 2008
Pina Bausch, Istanbul,
“Breath”, Yönetmen / Director:
Hüseyin Karabey, 2004 belgesel
/ documentary
Sessiz Ölüm (Silent Death),
Yönetmen / Director: Hüseyin
Karabey, 2001 docudrama
Boran, Yönetmen / Director:
Hüseyin Karabey, 1999 kısa film
/ short film
71
PITCHING
SON ÇIKIŞ
SIREN’S CALL
Yönetmen / Director
Ramin Matin
Yapımcılar / Producers
Emine Yıldırım, Oğuz Kaynak
Senarist / Screenwriter
Can Kantarcı, Ramin Matin
Planlanan Çekim Tarihi
Estimated Shooting Dates
2016 Haziran–Temmuz / June–
July
Planlanan Çekim Yerleri
Estimated Shooting Locations
İstanbul, Antalya
Tahmini Bütçe / Estimated
Budget
600.000 Euro
Kurmaca / Feature
Kara Komedi / Black Comedy
Türkçe / Turkish
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production
Company
Giyotin Film
İletişim / Contact
Emine Yıldırım
(yapımcı / producer)
[email protected]
+90 532 646 19 07
Oğuz Kaynak (yapımcı /
producer) [email protected]
+90 216 450 33 11
Ramin Matin
(yönetmen / director)
[email protected]
+90 533 466 43 78
Geçtiğimiz sene Kusursuzlar
filmi ile Altın Portakal’da En
İyi Film Ödülü’nü kazanan
Ramin Matin’in üçüncü
uzun metrajı. Yapımcı Emine
Yıldırım ve Matin üçüncü
kez birlikte çalışıyorlar. This
is the third feature film of
Ramin Matin, who last won
the award of Best Film at the
Golden Orange film festival
with his film The Impeccables.
Producer Emine Yıldırım and
Matin are working together
for the third time.
72
Yeni İstanbul’a hoş geldiniz! Kaosun, plansız betonlaşmanın ve
15 milyonluk bir ahalinin fethettiği bir saatli bomba. Hayatından
bezmiş, 9–5 ofis çalışanı Tahsin ise artık sabrının son demlerinde.
Tahsin, canına tak eden bir gün, bu vahşi İstanbul’dan kaçıp onu
cezbeden Akdeniz sahillerine yerleşmeye karar verir. Pılını pırtısını
toplar ve yollara düşer. Lakin, umutlu bir yolculuk gibi başlayan bu
macera absürt ve komik bir şehir kabusuna dönüşür. Çünkü Tahsin
İstanbul’dan ne kadar kurtulmak istese de, İstanbul onu bırakmaya
hazır değildir ve çıkmasına izin vermez!
Tahsin, canına tak eden bir gün, bu vahşi
İstanbul’dan kaçıp onu cezbeden Akdeniz sahillerine
yerleşmeye karar verir.
Getting out of this joint, Tahsin has decided to take
off to the picturesque Mediterranean coast.
Welcome to the New Istanbul! It’s become a ticking time bomb
conquered by chaos, engulfed by its own concrete jungle and a mob
of 15 million people. Weary 9-to-5er Tahsin has had it, he’s getting
out of this joint and he’s decided to take off to the picturesque
Mediterranean coast. He packs his essentials, hits the road. But what
begins as a hopeful journey transforms into an absurd and comical
urban nightmare in this mega-city. Because even though Tahsin wants
to let go of Istanbul, Istanbul is not quite ready to let go of Tahsin and
doesn’t allow him to leave!
Son Çıkış / Siren’s Call
Dünyanın her yerinde şehirler yaşamı kolaylaştırmak yerine
zorlaştırmaya başladı. Bitmeyen yeni konut inşaatları, genişleyen
şehir, sonsuz trafik ve kapasite üzerinde çalışan aşırı kalabalık toplu
taşıma araçları şehirlilerin sınırlarda gezen ruh hallerini alt üst
ediyor, dengelerini bozuyor. Kimi şehirler bu sorunları planlamaya ve
dengelemeye çaba sarf ederken kimileri kontrolsüz bir akışa bırakıyor
kendini. İşte bu şehirler arsız bir kanser gibi yayılıp genişliyor. Tahsin’e
göre İstanbul tam da böyle bir şehir ve artık Tahsin’in tahammül
eşiği çoktan aşılmış. Gürültüye ve şehrin getirdiği früstürasyona
dayanamaz hale gelmiş Tahsin. Nedensiz basılan kornalardan, avazı
çıktığı kadar bağıran sokak satıcılarından, havlayan sokak köpeklerine
kadar İstanbul’daki ses katman katman durmadan çoğalıyor ve
Tahsin’in sinirlerini adeta yiyip bitiriyor. Ses tasarımı hem bütün
bunları yansıtmakta ve filmin absürt mizahını vurgulamakta kilit bir rol
oynayacak.
Tahsin büyük bir inşaat şirketi çalışanı olarak bir yerde kendisini sorumlu
hissediyor şehrin başına gelenlerden. Bütün rahat yaşamını, kaliteli
eğitimini, zevklerini aslında şehrin talanından elde etmiş bir yerde. Ancak
bu şirket de tıpkı İstanbul gibi, Tahsin’e kafes gibi geliyor.
Film boyunca Tahsin’in yaşadıkları çoğunlukla İstanbulluların günlük
olarak karşılaştığı durumlar. Film bir yerde mecburen komediye dönüyor
çünkü aslında İstanbul’da gündelik hayat genelde son derece absürt ve
akıldışı. Bu yolculuk esnasında film, şehrin ve insanlarının çok çeşitli
taraflarını gösterecek. Örneğin, karşıdan karşıya geçmek gibi çok basit
şeylerin bile zor olabileceği bir şehirde yaşamanın insanı nasıl etkilediğini
irdeleyecek. Diğer taraftan film burjuva sınıfın değişim için caba sarf
etmek yerine durmadan şikayet edip çekip gitmeyi hayal eden tavırlarını
da eleştiriyor.
PITCHING / PITCHING
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Film, After Hours
veya Coen kardeşlerin
filmlerinde olduğu
gibi gittikçe
absürtleşen bir
kara komedi. Şehrin
ritmine uygun olarak
çok akıcı ve dinamik
bir kurgusu olacak.
Film, After Hours veya Coen kardeşlerin filmlerinde olduğu gibi gittikçe
absürtleşen bir kara komedi. Şehrin ritmine uygun olarak çok akıcı ve
dinamik bir kurgusu olacak.
All around the world cities are becoming nightmarish and impossible
to live in. Endless construction, non-stop traffic, and over-crowded
public transportation are taking their toll on inhabitants’ fragile psyches.
Whereas some places around the world are trying their best to control
and limit these problems others are perfectly content to let their cities
run amok, spreading voraciously like cancer. Istanbul is one of those,
especially from the point of view of Tahsin, who is about the cross the
threshold of his tolerance. He cannot bear all of the noise and frustration
of this city. From cars needlessly honking, to street peddlers bellowing to
stray dogs barking the city is layer upon layer of unnerving sounds. The
sound design will be key in bringing all of this forward while at the same
time emphasizing the absurd humour of it in the style of Tati.
Tahsin also feels responsible somewhere deep in his mind. As the
employee of a large construction company he owes all his fancy
education and comfortable lifestyle to the lucrative destruction of the
city. This corporation entraps him like a spider web, much like Istanbul
itself.
The film is a dark
comedy with an everincreasing absurdity
similar to After Hours
or the style of the
Coen brothers. It
will be a very fluid
and dynamic film
matching the rhythm
of the city.
What Tahsin experiences throughout the film is what a good part of
Istanbulites deal with on a daily basis. The film plays out inevitably as a
comedy because most of what happens to people in this city is absurd.
Throughout this reversed odyssey the film deals with the many aspects
and inhabitants of the city but more importantly it aims to explore and
display the effects of the city on people when even simple things like
crossing the street can quickly become a Sisyphean task. The film also
challenges the defeatist attitude of the Turkish upper middle class who
constantly complain and dream of running away but never can bring
itself to push for change.
The film is a dark comedy with an ever-increasing absurdity similar to
After Hours or the style of the Coen brothers. It will be a very fluid and
dynamic film matching the rhythm of the city.
Ramin Matin
73
PITCHING / PITCHING
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Hedefimiz, tipik
oryantalist
fantezilerin ötesinde,
bu şehirde yaşayan
insanların günlük ve
pratik hayatlarının
hakiki ve maskesiz
deneyimini aktarmak.
We want to go
beyond the typical
oriental fantasies
regarding this city
and present an
authentic and raw
experience of what
the city is really like
for its inhabitants.
74
Son Çıkış / Siren’s Call
Son Çıkış megapollerdeki günlük hayatın absürtlüğünü otuzlu yaşların
sonundaki bir erkek karakterinin bakış açısından anlatmaktadır.
Tahsin, ütopik Akdeniz sahillerine ulaşmak için bu megapolden çıkmaya
çalışmaktadır. Ama sürekli başına gelen aksiliklerden ötürü, kendini
İstanbul sınırları içeresinde, irade dışı gelişen farklı bir yolculuğun
içinde bulur. Nihayetinde hikaye mizaha öncelik vererek, herhangi bir
kentlinin (yerli ve yabancı) özdeşleşebileceği , gerçeküstü ama sahici
deneyimlerinden oluşan bir şehir içi odisesi sunacaktır. Arka planda ise
İstanbul’u şiddetle istila eden beton cangılı kentsel dönüşümüne işaret
edecektir.
Benchmark gördüğümüz filmler Scorcese’den After Hours, Date Night,
Inside Llewyn Davis ve İtirazım Var’dan oluşmaktadır. Hem yerel sinema
seyircisini hem de Avrupa Türk diyaspora seyircisinin ilgisini çekmek için,
televizyonda tanınan A-listesi bir oyuncuyla çalışmak istiyoruz. Ana hedef
kitlemiz 35–45 yaş arası izleyiciler.
İstanbul 2014’te Tripadvisor sitesinde bir numaralı seyahat destinasyonu
seçildi; pazarlama stratejimizde şehrin cazibesini kullanacağız. Ama
hedefimiz, tipik oryantalist fantezilerin ötesinde, bu şehirde yaşayan
insanların günlük ve pratik hayatlarının hakiki ve maskesiz deneyimini
aktarmak. Nörotik ama hareketli, gelişmemiş ama çağcıl, plansız ama
heybetli, tahammülsüz ama gevşek, akıldışı ama isterik bir şekilde komik.
Son Çıkış bir EAVE 2014 projesidir ve aynı zamanda Temmuz 2014’te DAB
Ortak-Yapım’dan Uluslararası Yapım Potansiyeli Geliştirme Ödülü almıştır.
2015 senesinin sonunda finansmanı kilitleyip, bahar 2016’da çekime
girmeyi hedefliyoruz.
2017’de A-Listesi bir festival prömiyerinden sonra Türkiye’de alternatif bir
dağıtım modeli uygulayacağız. Kulaktan-kulağa-yayma amacıyla, filmi önce
belirli açık hava sinemalarında ve parklarda özel gösterim gerçekleştirip,
hemen sonrasında klasik sinema dağıtımını yapmak hedefimiz. Ardından,
TV ve VOD gösterimleri.
Şu anda senaryonun ilk taslağını çalışıyoruz.
The film is about the absurdities of daily life in a mega-city told through
the POV of a thirty-something male character called Tahsin, who is trying
to get out of the crazy city to set out on his journey towards the utopic
Mediterranean coast. The only problem is that because of constant
mishaps he finds himself on an alternative and involuntary journey
throughout Istanbul. Ultimately the story will prioritize humour as we
watch Tahsin’s odyssey within the city which are composed of hyperbolic
yet genuine situations that any city-dweller (local & foreign) can ultimately
relate to, and in the in the background we will suggest the effects of
massive urban growth in a city which does not know any borders.
The benchmark films we can refer to are Martin Scorcese’s After Hours,
Date Night, Inside Llewyn Davis and the Turkish film Itirazım Var. We
intend to work with a Turkish A-List actor who is also a national TV
celebrity and can draw in the local audience and the Turkish diaspora
audiences in Europe. Our main target audience is the 35–45 age group.
Istanbul is the No.1 destination voted on Tripadvisor.com in 2014; in our
marketing strategy we’ll use the city’s present lure. Yet in the film, we
want to go beyond the typical oriental fantasies regarding this city and
present an authentic and raw experience of what the city is really like
for its inhabitants: messy but lively, underdeveloped yet contemporary,
disorderly yet formidable, intolerant but yielding, insane but hysterically
funny.
The film is an EAVE 2014 project, and also received funding at DAB
Yerevan for its international co-production potential. We plan to secure
financing by the end of 2015, and shoot in spring 2016.
We want to start off with an A-List Festival Premiere in 2017, and then
set out on a mixed- distribution model. We would first utilize an eventdriven theatrical release by showing the film in open-air neighborhood
parks throughout Turkey to spread the word-of-mouth. After several of
these events we would like to release the film through a classical theatrical
release, and then release it to TV and VOD.
Currently we are working on the first draft of the screenplay.
Emine Yıldırım
Son Çıkış / Siren’s Call
PITCHING / PITCHING
RAMİN MATİN
1977 yılında doğdu. Loyola Marymount Üniversitesi Sinema
Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Bilgi Üniversitesi’nden Sinema
Bölümü’nde yüksek lisansını bitirdi. 2005’te kurulan Giyotin Film’in
kurucu ortaklarındandır. İlk uzun metraj filmi Canavarlar Sofrası Altın
Portakal Film Festivali’nde, Montpellier Cinemed Film Festivali’nde,
Ankara Film Festivali’nde ödüller aldı. Kusursuzlar ikinci filmidir, film
Busan Film Festivali’nde dünya prömiyerinden sonra Altın Portakal
Film Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödülünü kazanmıştır,
aynı zamanda yurtdışında bir çok festivalde gösterilmiştir. Şu anda iki
uzun metraj film projesi üzerine çalışmaktadır.
YÖNETMEN
DIRECTOR
Ramin was born in 1977. He completed his bachelor degree in
Communication Arts, Loyola Marymount University. He then
completed his master’s degree from the Istanbul Bilgi University
Cinema Department. In 2005 he co-founded Giyotin Films. His first
feature The Monsters’ Dinner won awards at the Antalya Golden
Orange, Ankara and Montpellier Film Festivals and has been screened
at the “No Limit” section of the Transylvania Film Festival. His second
film The Impeccables premiered at the Busan Film Festival and has
moved on to receive the Best Film and Best Director Awards at the
Antalya Golden Orange Film Festival. He is currently working on the
development of two feature films.
Son Çıkış (Siren’s Call), 2016 proje geliştirme aşamasında / in
development
Kusursuzlar (The Impeccables), 2013
Canavarlar Sofrası (The Monsters’ Dinner), 2011
75
PITCHING / PITCHING
EMİNE
YILDIRIM
ODTÜ İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra Emine Yıldırım,
İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nde yüksek
lisans çalışmalarını tamamladı. 2005 senesinde, Bilgi Üniversitesi’nden
sınıf arkadaşlarıyla beraber Giyotin Film Prodüksiyon Şirketi’ni
kurdu. Tanıtım filmleri, kısa filmler ve uluslararası yapım belgesellerin
yapımcılığını ve ortak yapımcılığını yürüttü. Ramin Matin’in ilk uzun
metraj filmi Canavarlar Sofrası’nın yapımcılığını gerçekleştirdi, film ulusal
ve uluslararası festivallerden ödül aldı. Matin’in yönettiği Kusursuzlar’ın
yapımcılığını ve senaristliğini üstlendi, film 2013 Altın Portakal Film
Festivali En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini aldı. Yapımcılığını
gerçekleştirdiği ve Derya Durmaz’ın yönettiği Ziazan adlı kısa film
2014 Diversity in Cannes’dan iki ödülle döndü, 2014 Mersin Kısa Film
Yarışması’nda birincilik ödülü aldı. Emine Yıldırım, “Todays Zaman”
gazetesi için sinema yazarı olarak çalışmaktadır ve EAVE üyesidir.
After completing her undergraduate degree in Business Administration at
METU, Emine Yildirim obtained her MA in Film Studies at Istanbul Bilgi
University. In 2005, she co-founded Giyotin Film and started producing
short films and internationally co-produced documentaries. Her first
feature-length fiction film The Monster’s Dinner, directed by Ramin
Matin won multiple awards nationally and internationally. She is also
the writer/producer of Matin’s second feature The Impeccables which
premiered at the Busan FF and received the Best Film and Best Director
Awards at the Antalya Golden Orange FF. She recently completed Derya
Durmaz’s short film Ziazan, which had already won major awards at in
short film circuit including Diversity in Cannes Short Showcase.
Emine also writes for the “English Daily Today’s Zaman”. She is a 2014
EAVE participant.
Son Çıkış (Siren’s Call), Yönetmen / Director: Ramin Matin, 2016 proje
geliştirme aşamasında / in development
Ziazan, Yönetmen / Director: Derya Durmaz, 2014 kısa film / short film
Kusursuzlar (The Impeccables), Yönetmen / Director: Ramin Matin,
2013
Canavarlar Sofrası (The Monsters’ Dinner), Yönetmen / Director:
Ramin Matin, 2011
OĞUZ
KAYNAK
İstanbul Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü’nden mezun olan Oğuz
Kaynak, yüksek lisansını Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü’nde
tamamlamıştır. Tezini sinemada ses kullanımı üzerine gerçekleştirdikten
sonra pek çok ulusal ve uluslararası projede ses tasarım, montaj ve
kayıt alanlarında çalışmıştır. TRT İstanbul Radyosu Radyo 3’de on yılı
aşkın program yapımcılığı yapan Oğuz Kaynak 2007 yılından bu yana
çalışmalarına kurucusu olduğu Giyotin Film’de yapımcı ve ses tasarımcısı
olarak devam ettirmektedir. Yapımcılığını ve ses tasarımını üstlendiği
projelerden Canavarlar Sofrası Altın Portakal Film Festivali’nde jüri özel
ödülü, Kusursuzlar en iyi film ve en iyi yönetmen ödüllerini kazanmıştır.
Oğuz Kaynak had graduated from Istanbul University Radio TV Cinema
Department and got his MA degree from Istanbul Bilgi University Film &
TV Department. After finishing his MA thesis that focused on film sound,
he worked in various national and international projects as a sound
designer, sound editor and production sound mixer. He produced radio
programs on film music and guitar music for 10 years in the national
radio, TRT Radio 3. He is one of the co-founders of Giyotin Film. Since
2007 he is working in Giyotin Film as a producer and sound designer. The
films he produced and did the sound design; Monsters’ Dinner got the
jury award in Golden Orange Film Festival and The Impeccables won the
best film and best director awards in the same festival.
Son Çıkış (Siren’s Call), Yönetmen / Director: Ramin Matin, 2016 proje
geliştirme aşamasında / in development
Kusursuzlar (The Impeccables), Yönetmen / Director: Ramin Matin,
2013
Canavarlar Sofrası (The Monsters’ Dinner), Yönetmen / Director:
Ramin Matin, 2011
YAPIMCI
PRODUCER
YAPIMCI
PRODUCER
76
Son Çıkış / Siren’s Call
Son Çıkış / Siren’s Call
Giyotin Film 2005’te İstanbul’da kurulan bağımsız bir yapım şirketidir.
Bağımsız uzun metraj, belgesel ve kısa film alanında çalışmakta olan
Giyotin Film, uluslararası ortak yapım ve dağıtım potansiyeli taşıyan
filmler üretmetmeye odaklanır. Aynı zamanda Türkiye’de çekilen
yabancı projelere yürütücü yapımcılık yapmaktadır. Uzun metraj
yapımlarımız arasında uluslararası ve ulusal ödüllü distopik hiciv
Canavarlar Sofrası (Antalya FF, Montpellier FF, Transivanya FF)
ve psikolojik gerilim Kusursuzlar (Busan FF, Antalya FF En İyi Film
ve En İyi Yönetmen) bulunmaktadır. Giyotin’in belgesel yapımları
içinde Discovery Kanalı Avrupa için gerçeklşetirilmiş altı kısa belgesel
(Baloon Tycoon, Oktaykan Power, TT Motors, Pimp My Moped,
Istanbul Apocalypse ve Devrim), ulusal ödüllü uzun metraj belgesel
3 Saat ve Avrupa Komisyonu Fonuyla gerçekleştirilen Yastığım Taş,
Yorganım Taş belgeselleri bulunmaktadır. Giyotin şu anda iki uzun
metraj film ve web serisi üzerinde calışmaktadır. Amacımız kalbi,
cesareti ve vizyonu olan projeler üretmek ve bu özelliklere sahip
projelerde işbirliği yapmaktadır.
Giyotin Film is an Istanbul-based independent production
company founded in 2005. We produce high-quality feature films,
documentaries and short films, with a potential for international
co-production and international circulation. Giyotin also provides
production services to foreign companies filming in Turkey. Our
feature line-up is comprised of the social satire The Monsters’ Dinner
which won several awards in the international and national festival
circuit including at the Montpellier, Transylvania, and Antalya
Film Festivals and The Impeccables, a psychological thriller which
competed at the Busan FF Flash Forward Competition, received the
Best Film and Best Director awards at the Antalya Golden Orange
IFF. Giyotin’s documentary line-up includes six short films for the
Discovery Channel Europe (Balloon Tycoon, Oktaykan Power, TT
Motors, Pimp My Moped, Istanbul Apocalypse and Devrim), the
nationally acclaimed social documentary 3 Hours and Sinasos an
Oasis in the Desert, funded by the European Commission to Turkey.
Giyotin is currently developing two feature films and a web-series. It
is our aim is to create and collaborate on projects that have soul, grit
and vision.
PITCHING / PITCHING
GİYOTİN FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Son Çıkış (Siren’s Call),
Yönetmen / Director: Ramin
Matin, 2016 proje geliştirme
aşamasında / in development
Ziazan, Yönetmen / Director:
Derya Durmaz, 2014 kısa film/
short film
Kusursuzlar (The Impeccables),
Yönetmen / Director: Ramin
Matin, 2013
Canavarlar Sofrası (The
Monsters’ Dinner), Yönetmen /
Director: Ramin Matin, 2011
3 Saat (3 Hours) Yönetmen /
Director: Can Candan, 2008
belgesel / documentary
Yaştığım Taş, Yorganım Taş,
(My Pillow is Stone, My Blanket
is Stone) Yönetmen / Director:
İrem Kütük, 2007 belgesel /
documentary
77
78
YAPIM AŞAMASI PLATFORMU
WORK in PROGRESS PLATFORM
Bir Varmış Bir Yokmuş
Once Upon a Time
Dolanma
Entanglement
Kıtmir
Rüzgarın Hatıraları
Memories of the Wind
Sarmaşık
Ivy
Toz Bezi
Dust Cloth
WORK
in
PROGRESS
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ
ONCE UPON A TIME
Yönetmen / Director
İlksen Başarır
Yapımcı / Producer
Hazal Dut
Senarist / Screenwriter
İlksen Başarır
Mert Fırat
Oyuncular / Cast
Mert Fırat
Melisa Sözen
Görüntü Yönetmeni
Director of Photography
Emre Tanyıldız
Kurgu / Editor
Ömer Özyılmazel
Çekim Tarihi / Shooting Dates
2014 Eylül / September
Çekim Yeri /Shooting Location
İstanbul
Filmin Tahmini Süresi /
Estimated Running Time
90’
Planlanan İlk Gösterim Tarihi /
Planned Release Date
2015 Mart / March
Kurmaca / Feature
Romantik / Romance
Türkçe / Turkish
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production
Company
Kutu Film
İletişim / Contact
Hazal Dut (yapımcı / producer)
[email protected]
+90 531 568 21 83
Yönetmen/senarist İlksen
Başarır ve oyuncu/senarist
Mert Fırat ikilisinin yeni
projeleri. Çekimleri Eylül
ayında gerçekleştirilen
filmin 2015 bahar aylarında
bitirilmesi planlanıyor. The
newest project of director/
screenwriter Ilksen Başarır
and actor/screenwriter
Mert Fırat. Shooting
has just completed in
September and the film is
expected to be finished by
spring 2015.
80
Bir şarkıyı beğenirsiniz çünkü onu yazan, bir şekilde size
dokunmuştur. Nehir’in peşine düştüğü şarkıda ise sonu olmayan
bir yol Ozan’a çıkmaktadır. Birinin kararlılığı ile diğerinin gelgitleri
arasında sıkışıp kalan ilişkileri, aslında biraz da yetişkinlerin elinde
kalan son masaldır.
Birinin kararlılığı ile diğerinin gelgitleri arasında
sıkışıp kalan ilişkileri, aslında biraz da yetişkinlerin
elinde kalan son masaldır.
Their relationship constantly traps them between
one’s indecision and the decisiveness of the other.
The story of their relationship is thus one of the last
remaining fairy tales for adults.
When you like a song, you like it because the writer touches you in
some way. The song Nehir hears always ends up leading her to Ozan.
Their relationship constantly traps them between one’s indecision and
the decisiveness of the other. The story of their relationship is thus
one of the last remaining fairy tales for adults.
Bir Varmış Bir Yokmuş / Once Upon a Time
Bir Varmış Bir Yokmuş; masallardan yola çıkan, şimdiki zamanı sözlü
anlatımdan bize kalanlar üzerine yakalayan bir hikaye. Modern
dünyada yaşanan bir aşkın öyküsü. Sorunlar bildik ve herkes için
tanıdık ama kahramanların başa çıkma yöntemleri farklı. Film aşkın
büyüsünü anlatıyor çünkü aşk, iki insanın birbirlerine anlattıkları
masalı yaşamak istedikleri sürece devam eder.
Film, aşka dair tüm anları extreme close-up’lar ve film boyunca
kullanılan omuz kamera stiliyle anlatacak.
Filmde, kahramanın bir rock grubu solisti olması nedeniyle, karakterin
dünyasını yansıtan şarkılar olacak. Ayrıca aşkın inişli çıkışlı ruh halini
yansıtmak amacıyla ve hikayenin merkezinde masallar olduğu için,
tanıdık müzik aletlerinin bilinmeyen sesleri kullanılacak.
Filmin bir masalla başlayıp bir masalla bitmesi de bütün hikayeyi
seyirciye nasıl algılaması gerektiğine dair net bir fikir verecek.
WORK IN PROGRESS
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Modern dünyada
yaşanan bir aşkın
öyküsü. Sorunlar
bildik ve herkes
için tanıdık ama
kahramanların başa
çıkma yöntemleri
farklı.
Bir Varmış Bir Yokmuş (Once Upon a Time) is a story that takes tales
left to us from oral narrative traditions as its point of departure to
the present day. This is the story of a love lived in the modern world.
The problems may be familiar for everyone but what’s not are the
protagonists’ ways of coping with them. The film illustrates the spell
of love, for love lasts as long as two individuals want to live the tale
they tell each other.
In the film all moments of love are shot using extreme close-ups, and
the style of shoulder camera is made use of throughout the film.
Music in the film will be fashioned in a way to reflect the male
protagonist’s world as a rock band soloist/guitarist as well as the
bumpy mood of the central love story, and since at the core of the
story are tales, unknown sounds of musical instruments will be used.
That the film begins and ends with a tale suggests to the audience a
clear idea of how the whole story should be perceived.
İlksen Başarır
This is the story of
a love lived in the
modern world. The
problems may be
familiar for everyone
but what’s not are the
protagonists’ ways of
coping with them.
81
WORK IN PROGRESS
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Projenin başarısını
gerek senaryo, gerek
çekim teknikleriyle,
günümüz “brutal”
gerçekçiliğinin
karşısına kendi masal
dilini koymasında
buluyor ve seyirciye
başka bir dünyayı
mümkün kılacağına
inanıyorum.
The anticipated
success lies in the
fact that both with its
subtle screenplay and
shooting techniques,
the project effectively
opposes its language
of tales against
today’s brutal realism,
and I believe that it
will make another
world possible for the
audience.
82
Bir Varmış Bir Yokmuş / Once Upon a Time
Kutu Film’in yapımcısı olarak 2009’dan beri beraber İlksen Başarır’la
birlikte çalışmaktayım. Bu beş sene içinde, yurtiçi ve yurtdışında
çeşitli ödüller almış olan Başka Dilde Aşk ve Atlıkarınca gibi başarılı
projeler gerçekleştirdik. Mars Entertainment Group’la işbirliği içinde
tamamladığımız Erkek Tarafı (Testosteron) filmi, vizyona girdiği Kasım
2013’ten beri beğeni toplamakta. Bir yıldır senaryo çalışmaları süren
Bir Varmış Bir Yokmuş isimli sinema filmi, Kutu Film Yapımcılık’ın
dördüncü filmi olup, çekimleri Eylül ayında tamamlanmıştır.
Yönetmenliğini İlksen Başarır’ın yaptığı filmin başrollerinde son
dönemin dikkat çeken oyuncularından Mert Fırat ve Melisa Sözen yer
alıyor. Filmin görüntü yönetmenliğini Emre Tanyıldız, kurgusunu ise
Ömer Özyılmazel üstlenmektedir.
2015 yılında ortalama yüz kopya ile vizyona girmesi planlanmakta
olan projenin, yurtiçiyle sınırlı kalmayıp uluslararası platformlarda da
başarı kazanacağını öngörürken, Başka Dilde Aşk filmimiz referans
olarak gösterilebilir. Projenin başarısını gerek senaryo, gerek çekim
teknikleriyle, günümüz “brutal” gerçekçiliğinin karşısına kendi masal
dilini koymasında buluyor ve seyirciye başka bir dünyayı mümkün
kılacağına inanıyorum. Bir Varmış Bir Yokmuş isimli sinema filmi, Kutu
Film Yapımcılık’ın dördüncü filmi.
As the producer of Kutu Films, I have been working with İlksen
Başarır since 2009. Within these five years, we have produced
successful projects such as Başka Dilde Aşk (Love in Another
Language) and Atlı Karınca (Merry-go-round) which received
various awards both domestically and abroad. The film Erkek Tarafı
(Testosteron-The Boy’s Side) which we completed in collaboration
with Mars Entertainment Group has also received wide acclaim
since November 2013 it came out. The motion-picture Bir Varmış Bir
Yokmuş (Once Upon a Time), the screenplay of which has been in
development for a year is the fourth film of Kutu Film Production
and its shooting process has completede in September. The leading
characters are played by Mert Fırat and Melisa Sözen who are
among the prominent actors/actresses in Turkey. The director of
photography is Emre Tanyıldız, while Ömer Özyılmazel will take care
of the editing process.
The success of our film Başka Dilde Aşk (Love in Another Language)
may well be taken as cause for our anticipation that this project,
which we expect to come out in 2015 with a hundred copies on will
also achieve success in the international platform as well as at home.
I think that the anticipated success lies in the fact that both with its
subtle screenplay and shooting techniques, the project effectively
opposes its language of tales against today’s brutal realism, and I
believe that it will make another world possible for the audience. Bir
Varmış Bir Yokmuş (Once Upon a Time) will be the forth feature film
of Kutu Film..
Hazal Dut
Bir Varmış Bir Yokmuş / Once Upon a Time
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Okulu
bitirdikten sonra 2000 yılında İFR (İstisnai Filmler ve Reklamlar)’de
yardımcı yönetmen olarak çalışmaya başladı. Burada dört sene
boyunca birçok yabancı ve Türk yönetmenle reklam ve uzun metraj
projelerinde yer aldı. İlk sinema filmi deneyimi Semir Aslanyürek’in
Şellale adlı filmi oldu. 2005 yılından itibaren serbest olarak mesleğini
sürdüren İlksen Başarır, ANS, Dinamo, PTT, Anka Film gibi yapım
şirketleriyle çalışmaya devam etti.
WORK IN PROGRESS
İLKSEN
BAŞARIR
YÖNETMEN
DIRECTOR
İlksen Başarır, 2009 yılında T.C Kültür Bakanlığı katkılarıyla Başka
Dilde Aşk filmini çekmiştir. Bu filmiyle ulusal ve uluslararası önemli
ödüller aldı. Yönetmen, ikinci filmi Atlıkarınca’yı 2010 yılında
gerçekleştirmiştir. Bu filmiyle 47. Antalya Altın Portakal Uluslararası
Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü; 30. İstanbul Uluslararası
Film Festivali’nde Radikal Halk Ödülü aldı. Son filmi Erkek Tarafı
(Testosteron) 2013 yılında vizyona girdi.
Born in 1978 in Istanbul, director Ilksen Başarır graduated from
Saint-Benoit French High School. After obtaining a bachelor’s degree
in Marmara University Department of Communications, she went
on to work in IFR as an assistant director. During her four years of
employment at IFR, she collaborated with many foreign and Turkish
directors in television commercials and feature film projects.
Ilksen Başarır directed her first feature film Love in Another
Language in 2009, with the support of Republic of Turkey Ministry of
Culture. The film won several awards both national and international.
Her second feature film Merry-go-round in 2010 also won Best
Screenplay at the 47th Antalya International Film Festival, Radikal City
Council Special Award in 30th Istanbul Film Festival. Her third film
Testosteron-The Boy’s Side was released in 2013.
Erkek Tarafı (Testosteron) / Testosteron-The Boy’s Side, 2013
Atlıkarınca (Merry-go-round), 2010
Başka Dilde Aşk (Love in Another Language), 2009
83
WORK IN PROGRESS
Bir Varmış Bir Yokmuş / Once Upon a Time
HAZAL DUT
YAPIMCI
PRODUCER
1982 yılında İstanbul’da doğdu. Saint Benoit Fransız Lise’sini
bitirdikten sonra eğitimini Fransa’da Nice Üniversitesi Sophia
Antipolis’de sanat ve iletişim okuyarak, ardından Paris’de Ecole
Supérieur de Pub.’de iletişim marketingi masterı yaparak tamamladı.
Paris’de İrene75 adlı prodüksiyon ajansında bir sene çalıştıktan sonra,
İstanbul’a dönerek Fırat Erez ile birlikte fotoğraf üzerine çalıştı. 2009
yılından bu yana Kutu Film’de yapımcı olarak yer almaktadır.
Hazal Dut was born in 1982 in Istanbul. After graduating from
Saint Benoit French High School in Istanbul, she studied art and
communication at University of Sophie Antipolis in Nice and received
a master’s degree at Ecole Supérieure de Publicité, de Communication
et de Marketing in Paris. During 2007, she worked at Irene-75, a
production agency in Paris and moved back to Istanbul in February
2008. After spending one year working on commercial photography
with Firat Erez, she joined Kutu Film as a producer in 2009.
Erkek Tarafı (Testosteron) / Testosteron-The Boy’s Side, Yönetmen
/ Director: İlksen Başarır, 2013
Atlıkarınca (Merry-go-round), Yönetmen / Director: İlksen Başarır,
2010
84
Bir Varmış Bir Yokmuş / Once Upon a Time
2009 yılında İlksen Başarır ve Mert Fırat tarafından kuruldu. Kutu
Film 2009 yılında, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, ilk
uzun metraj filmi olan Başka Dilde Aşk’ı yaptı. İlksen Başarır ve Mert
Fırat’ın beraber yazdığı ilk uzun metraj olan bu filmin başarısında,
Türkiye’de ilk kez sağır bir karakterin başrolde olmasının da önemli
etkisi vardı. Başka Dilde Aşk aynı zamanda işitme engellilere özel
gösterim yapan ilk film olup hem ulusal hem uluslararası yarışmalarda
birçok ödül kazandı. Kutu Film ikinci uzun metraj filmi Atlıkarınca’yı
2010 yılında gerçekleştirdi. Senaryosu İlksen Başarır ve Mert Fırat
tarafından yazılan ikinci film oldu. Ensest konusunun son derece
gerçekçi ve etkileyici biçimde anlatıldığı film, vizyona girdiği tarihten
itibaren uzun süre tartışıldı. Mars Entertainment Group işbirliğiyle
gerçekleştirilen üçüncü film Erkek Tarafı (Testosteron) ise 2013’ün
Kasım ayında gösterime girdi.
Kutu Film was established by İlksen Başarır and Mert Fırat in 2009.
Kutu Film produced its first feature film Love in Another Language
in 2009 with the support of Turkish Ministry of Culture. This was
the first feature film Ilksen Basarir and Mert Fırat have written
together. The film had great success because it was the first time
a deaf character was used as a leading role in a movie in Turkey.
Love In Another Language is the first movie that was shown with
closed captioning in Turkey for deaf people and won various awards
both in local and international competitions. Kutu film produced its
second feature movie Merry-go-round in 2010. It was the second
co-written script by Ilksen Basarir and Mert Fırat. This movie caused
much discussion in Turkey. The incestuous relationship in the family
has been revealed with remarkable realism. Kutu Film’s third movie
executed with Mars Entertainment Group Testosteron-The Boy’s Side
was in theatres by November 2013.
WORK IN PROGRESS
KUTU FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Erkek Tarafı (Testosteron) /
Testosteron-The Boy’s Side,
Yönetmen / Director: İlksen
Başarır, 2013
Atlıkarınca (Merry-go-round),
Yönetmen / Director: İlksen
Başarır, 2010
Başka Dilde Aşk (Love in
Another Language), Yönetmen /
Director: İlksen Başarır, 2009
85
WORK
in
PROGRESS
DOLANMA
ENTANGLEMENT
Yönetmenin İlk Filmi / Debut Feature
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Tunç Davut
Yapımcı / Producer
Sinem Altındağ, Tunç Davut
Oyuncular / Cast
Muhammet Uzuner
Defne Halman
Şükrü Babacan
Görüntü Yönetmeni
Director of Photography
İlker Berke
Kurgu / Editor
Ayhan Ergürsel
Çekim Tarihi / Shooting Dates
2014 Temmuz–Ağustos / July–
August
Çekim Yeri /Shooting Location
Bolu
Filmin Tahmini Süresi /
Estimated Running Time
100–110’
Planlanan İlk Gösterim Tarihi /
Planned Release Date
2015 Şubat / February
Kurmaca / Feature
Drama
Türkçe / Turkish
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production
Company
Tekhne Film Yapım
İletişim / Contact
Sinem Altındağ (yapımcı / producer)
[email protected]
+90 532 592 64 47
Tunç Davut (yapımcı, yönetmen /
producer, director)
[email protected]
+90 533 551 63 72
Tunç Davut’un ilk uzun
metraj filmi. Çekimleri
Ağustos ayında
tamamlanan filmin kurgu
süreci devam ediyor. Tunç
Davut’s first feature length
film. Shooting began in
August and the editing
process is still ongoing.
86
Kemal ve Cemal, Batı Karadeniz’deki bir köyün dışında, babadan
kalma evde yaşayan mevsimlik orman işçisi iki kardeştir. Kadro
alamamaları onları belirsiz bir geleceğe sürüklemektedir. Yeni
bir yaşam kurma umuduyla Kemal’in peşine takılıp gelen Nalân
kısa sürede evi sahiplenir. Nalân’ın varlığı, annelerinin ölümüyle
sarsılan Cemal’e huzur verirken Kemal’in kaygılarını artırır. Cemal,
ağabeyinin annelerinin maaşını almayı sürdürmesinden tedirgindir.
Onu vazgeçirmeye çalışır. Kardeşler arasındaki ikilik büyümektedir.
Nalân’ın gidişiyle aralarının düzeleceğine inanan kardeşler iki yabancı
gibi yaşamlarını sürdürür. Cemal gizlice Nalân’ı görmeye gider.
Bir gün Kemal, yitirmek istemediği kardeşini ucuz kasaba oteline
değin izler. Korkularını ona anlatırken Nalân elinde bavulu yanlarında
belirir.
Nalân’ın varlığı, annelerinin ölümüyle sarsılan Cemal’e
huzur verirken Kemal’in kaygılarını artırır.
Although Nalan’s presence soothes Cemal, who feels
shaken by his mother’s death, it deepens a growing
rift between the brothers.
As seasonal forest workers, brothers Kemal and Cemal struggle with
an uncertain future, living in a house on the outskirts of a village
in the West Black Sea Region. One day Kemal arrives home with
Nalân. Although her presence soothes Cemal, who feels shaken by
his mother’s death, it deepens a growing rift between the brothers.
Cemal feels uneasy about his brother concealing their mother’s death
to withdraw her salary from the bank. Their differences mount as he
tries to deter him. Nalân gets disappointed with Kemal’s increasingly
erratic behavior. She opens herself up to Cemal’s compassionate
world. After Nalân’s departure, the brothers carry on living like two
strangers. Cemal secretly sees Nalân.
Afraid of losing his brother, Kemal one day follows him to the town’s
cheap hotel. As he confesses his fears of their possible separation,
Nalân appears with a suitcase in her hand.
Dolanma / Entanglement
WORK IN PROGRESS
Toplumsal ve ekonomik baskılarla yabancılaşan günümüz insanı
sonlu varlığının içine kapanmış, mutluluğunu bu sonluluğun içinde
arayıp ‘Umutsuzluk Hastalığı’na yakalanmıştır. Dolanma, Karadeniz
kırsalında bu hastalığa yakalanmış mevsimlik orman işçisi iki
kardeş ve düşkün bir kadının öyküsüdür. Doğaya ve kendilerine
yabancılaşan, ilişkileri birbirine dolanan, yazgılarına boyun eğen bu
üç kişinin umutsuzluklarını sorgulamak bu çalışmanın düşünsel ve
duygusal boyutlarını oluşturmaktadır.
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Dolanma, insanın varoluşu kadar eski bir anlatı olan Habil-Kabil
mitosundan beslenir. Mitos bilindiği gibi ‘Kardeşlik, Kıskançlık ve
Pişmanlık’ temalarını içerir. Bu temalar hiçbir çağda güncelliğini
yitirmemiş gerek klasik gerek modern anlatılarda farklı biçimlerde
ele alınmıştır. Dolanma’nın bu temaları işleyişi açısından yerelden
yola çıkıp evrensele ulaşabilecek nitelikte özgün bir öykü olduğunu
düşünüyorum.
Dolanma, Karadeniz
kırsalında umutsuzluk
hastalığına
yakalanmış mevsimlik
orman işçisi iki
kardeş ve düşkün bir
kadının öyküsüdür
ve bu öykü, insanın
varoluşu kadar eski
bir anlatı olan HabilKabil mitosundan
beslenir.
Dolanma’da öyküyü, karakterlerin gündelik olaylar içerisindeki
duygusal çatışmalarını öne çıkarak kurdum. ‘Neden-Sonuç’ mantığının
kırıldığı bir ‘Gerçekçilik’e vurgu yapan bir öyküleme yöntemini
benimsedim. Karakterlerin açılımı hakkında bir iki ipucu vermek isterim.
Bir ben’i olduğunun farkında olmayan umutsuz kişi Kemal için gelecek
belirsizdir; elle tutulur bir yarın düşü yoktur, gününü kurtarmaktan
başka bir şey düşünemez. Sıkıntılı geçmişinden kurtulmaya çalışan,
kendisi olmak istemeyen umutsuz kişi Nalân’dır. Yaşama karşı inancını
yitiren bu kadın için de gelecek belirsizdir. O da kaçmayı seçer, oradan
oraya sürüklenir. Bir şeyler yapma, bir şeyler kurma gücünü bulan,
kendisi olmak isteyen umutsuz kişi Cemal’dir. HES direnişinin sesine
kulak kabartır; toprağına, suyuna, doğasına sahip çıkmak için direnen
köylülere destek verip geleceği tasarlamak ister.
The modern human, alienated under social and economic pressure, is
shut inside his finite existence, and is suffering from the “Sickness of
Despair”, looking for his happiness within this finitude. Entanglement
is of two brothers, seasonal forest workers in the rural Black Sea
Region and an indigent woman who are suffering from the sickness
of despair. Questioning their despair, who’ve become alienated from
nature and themselves, whose relationships have gotten tangled up,
and who’ve given in to their destinies, constitutes the intellectual and
emotional focus of this work.
Entanglement feeds off of the myth of Cain and Able, a narrative
dating back to the origins of humanity. The myth includes the themes
of Brotherhood, Envy and Remorse which have never lost their
currency in any age, and have been studied in different manners in
various classical and modern narratives.
In Entanglement, I’ve set up the story by putting the emotional
conflicts of the characters in the course of daily events in the
foreground. I’ve embraced a method of narrative that emphasizes a
particular realism where the logic of cause and effect is broken. I’d
like to present a few clues on the development of my characters. For
Kemal, in despair at not being conscious of having a self, the future is
uncertain; there is no concrete dream of tomorrow; all he can think of
is how to save the day. The one trying to escape from her troublesome
past, in despair at not willing to be herself is Nalân. The future is also
uncertain for her, and she’s lost her belief in life. She too chooses
to run away, dragging herself from place to place. The one who’s
found the power to do, to establish things, in despair at willing to be
himself, is Cemal. He gives an ear to the voice of the resistance against
hydroelectric power stations; in supporting the villagers who resist to
protect their soil, water and nature, he sets out to design the future.
Entanglement is
of two brothers,
seasonal forest
workers in the rural
Black Sea Region
and an indigent
woman who are
suffering from the
sickness of despair.
Entanglement feeds
off of the myth of
Cain and Able, a
narrative dating
back to the origins of
humanity.
Tunç Davut
87
WORK IN PROGRESS
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Post-prodüksiyon
takvimi
gözetildiğinde,
Berlin Film Festivali
başvurusu, öncelik
arz etmektedir.
SE-YAP Festivaller
İstanbul’da projesi
kapsamında
Kasım’da Berlin Film
Festivali yetkililerine
sunum yapılması
hedeflenmektedir.
Applying to
international festivals
is our main concern
and according to
our post-production
schedule, the Berlin
Film Festival takes
priority. We’ve been
planning to meet with
Berlin Film Festival
representatives
during SE-YAP’s
Festivals in Istanbul
Project which will
happen in November.
88
Dolanma / Entanglement
Dolanma, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2012/4 dönem kararıyla yapım
desteğine uygun görülmüştür. Proje geliştirme sürecinde ortak yapım
arayışına girilmiştir. Ortak yapım marketlerine, forumlara ve fonlara
başvurulmuş ancak somut bir gelişme sağlanamamıştır. Bolu’da yerel
destek aranmıştır. Kamu kurumları, sanayici ve iş adamları, ticaret odası
ve çeşitli dernekler ile görüşülmüştür. Bolu Belediyesi’nin desteğiyle,
Aladağlar bölgesinde bir kütük ev ve ahır yapılmıştır. Ekip konaklaması
ve yemeği için aynî destek alınmıştır. Bolu Valiliği ve Orman Bölge
Müdürlüğü’nden lojistik destek sağlanmıştır.
Çekimler 21 Temmuz 2014 tarihinde başlamış, dört hafta sürmüştür.
Sony F65 kamera kullanılmış, RAW video formatında 4K çözünürlük
ile çalışılmıştır. Çekim sonuna kadar yapılan harcamalar, Kültür
Bakanlığı’ndan sağlanan yapım desteği, aktarılan öz kaynak ile ayni
destekler toplamının üzerinde gerçekleştiğinden projenin tamamlanması
için kaynak ve ortak yapımcı arayışı sürmektedir. Almanya’dan Salar Film,
Ayhan Salar ile görüşülmektedir. Anlaşılırsa Kasım 2014’te Filmförderung
Hamburg’a başvuru yapılacaktır. Work in Progress platformları
başvuru takvimi hazırlanmıştır. Başlıcaları Antalya Film Forum, AGORA
Work in Progress, Doha Film Instute Grants, When East Meets West
organizasyonlarıdır.
Off-line kurgu Eylül ayının ikinci haftasında başlamıştır. Ekim sonunda
bitirilmesi öngörülen bu aşamada Ayhan Ergürsel ile çalışılıyor. Ses
tasarımı için Zound Studio, Burak Topalakçı ile görüşülmektedir. Kırlangıç
animasyonları ve kompozit eşlemeler için Toni Landis ile görüşülmektedir.
Post-prodüksiyon takvimi gözetildiğinde, Berlin Film Festivali
başvurusu, öncelik arz etmektedir. SE-YAP Festivaller İstanbul’da
projesi kapsamında Kasım’da Berlin Film Festivali yetkililerine sunum
yapılması hedeflenmektedir. İstanbul, Antalya ve Adana Film Festivalleri
öncelikli olarak başvurulacak ulusal mecralardır. Dağıtım stratejisi henüz
kesinleşmemiştir, festival takvimine göre belirlenecektir.
Our project Entanglement that we’ve been working on it since 2011
obtained support from the Turkish Ministry of Culture and Tourism’s
production fund in 2012. During the project development period,
application to co-production markets were reached out to however no
tangible result was achieved. We sought for local support and contacted
public institutions, industrialists and businessmen in Bolu. With the
support of Municipality of Bolu, the main film location, a log house and
a barn was constructed. For the crew’s accommodation, in kind support
was found. During the pre-production and production period logistical
support was provided by public institutions.
Shooting started on July 21st, 2014 and lasted for four weeks. The
film is shot using a Sony F65 in 4K, RAW format. The actual budget
covering the whole pre-production and production stage exceeded total
finances, including the Ministry of Culture’s fund, equities and in-kind
investments. Hence we are looking for financers, co-producers and other
support. We’ve been in contact with Ayhan Salar, Salar Film, Germany for
co-production. If we come to an agreement, application to Filmförderung
Hamburg in October 2014 is on the agenda. An application plan for the
post-production support has been made. Antalya Film Forum, AGORA
Works in Progress, Doha Film Instute Grants, Trieste Film Festival When
East Meets West stand as first options.
Off-line editing has started in the second week of September and is
planned to be finished by the end of October. For audio editing and
sound design we are in contact with Burak Topalakçı from Zound Studio.
For swallow animations and composite editing processes we are planning
to work with Toni Landis.
Applying to international festivals is our main concern and according to
our post-production schedule, the Berlin Film Festival takes priority. We’ve
been planning to meet with Berlin Film Festival representatives during
SE-YAP’s Festivals in Istanbul Project which will happen in November.
Istanbul, Antalya and Golden Boll Film Festivals are our national festival
application priorities. We haven’t determined a distribution strategy yet,
but it will be planned after festival schedule is shaped.
Sinem Altındağ, Tunç Davut
Dolanma / Entanglement
WORK IN PROGRESS
TUNÇ DAVUT
Tunç Davut, Anadolu Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi’nde Sinema ve Televizyon eğitimi almıştır. İlk kısa filmi
Çatal, Bilge Karasu’nun bir öyküsünden uyarlamadır. Tunç Davut,
Yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun Güneşe Yolculuk filminde yönetmen
yardımcılığı yapmıştır. Kariyeri boyunca çeşitli TV filmi, dizi ve reklam
filmlerinde yönetmenlik, senaristlik ve yapım yardımcılığı görevlerinde
bulunmuştur. Çalışmalarından olan Kınalı Kuzular, Radyo Televizyon
Gazetecileri Derneği tarafından En İyi Belgesel Film ödülüne layık
görülmüştür. Uzun metraj film projesi Dolanma Kültür Bakanlığı
tarafından yapım desteğine uygun görülmüştür.
YÖNETMEN,
YAPIMCI
DIRECTOR,
PRODUCER
Tunç Davut studied Cinema and Television in Eskişehir and Istanbul.
His first work was a short film The Fork based on a story by Bilge
Karasu. He worked as a First Assistant Director in the film Journey To
The Sun by Yeşim Ustaoğlu. His career in the film and media industry
to date includes several made-for-TV films, TV series and commercials
of exceptional quality. One of his works, Hennaed Lambs, thirteen TV
films about Gallipoli Campaign, created for Turkish Radio&Television
are acknowledged as some of the best documentary films in Turkey
and awarded by RTGD (Turkish Association of Radio Television
Journalists). His first feature film Entanglement is supported by
Republic Of Turkey Ministry Of Culture’s Production Fund.
Dolanma (Entanglement), 2014 post-prodüksiyon / post-production
Korkma (Fear Not), 2011–2012 belgesel / documentary
Kınalı Kuzular (Hennaed Lambs), 2006–2007 televizyon filmi / TV
movie
Çatal (The Fork), 1996 kısa film / short
89
WORK IN PROGRESS
Dolanma / Entanglement
SİNEM
ALTINDAĞ
YAPIMCI
PRODUCER
Sinem Altındağ 2008 yılında Boğaziçi Üniversitesi Makine
Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuştur. 2012 yılında uluslararası
nitelikte bağımsız filmler yapmak amacıyla Tunç Davut ile Tekhne
Film’i kurmuştur. Yine aynı yıl içerisinde, Yapımlab’da Zeynep Özbatur
Atakan yönetiminde yürütülen Temel Yapımcılık Atölyesine katılmıştır.
Dolanma ilk film projesidir.
Graduated from Boğaziçi University Mechanical Engineering
Department in 2008 and went on to concentrate on the field of
film making, Sinem Altındağ participated in Yapımlab’s Producer
Workshop led by Zeynep Özbatur Atakan. In 2012, aiming to make
high-profile, director driven independent films, she established
Tekhne Film with Tunç Davut. She’s since been working on
Entanglement, the first feature film project of the company.
Dolanma (Entanglement), 2014 post-prodüksiyon / post-production
90
Dolanma / Entanglement
WORK IN PROGRESS
Tekhne Film uluslararası nitelikte bağımsız filmler yapmak amacıyla
2012 yılında Tunç Davut ve Sinem Altındağ tarafından kurulmuş bir
yapım şirketidir. Tekhne Film özgün, yüksek nitelikte, yönetmene
dayalı filmler geliştirmeyi ve yapmayı amaçlar. Şirketin ilk uzun metraj
projesi olan Dolanma, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından
yapım desteğine uygun görülmüştür.
TEKHNE FİLM
Tekhne Film is an internationally oriented, independent film
production company from Istanbul, Turkey. It was established in 2012
by Tunç Davut who is an experienced professional with more than
fifteen years in the field and by Sinem Altındağ, a young and dynamic
entrepreneur. Tekhne Film is dedicated to develop and produce
unique, author driven feature films, both fiction and documentary.
Hence, it aims to enhance the New Turkish Cinema with independent
films of high quality of content and have a potential to be acclaimed
in international cinema scene. The current title is Entanglement
supported by Turkish Ministry of Culture’s Production Fund.
Dolanma (Entanglement),
2015 Post-Prodüksiyon / PostProduction
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
91
WORK
in
PROGRESS
KITMİR
Yönetmen / Director
Yapımcı / Producer
Senarist / Screenwriter
Derviş Zaim
Oyuncular / Cast
Gizem Akman
Mehmet Ali Nuroğlu
Görüntü Yönetmeni
Director of Photography
Taner Tokgöz
Çekim Tarihi / Shooting Dates
2014 Ağustos–Eylül / August–
September
Çekim Yeri / Shooting Location
İstanbul
Filmin Tahmini Süresi /
Estimated Running Time
100’
Planlanan İlk Gösterim Tarihi /
Planned Release Date
2016 Şubat / February
Kurmaca / Feature
Drama
Türkçe / Turkish
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production
Company
Yeşil Film
İletişim / Contact
Derviş Zaim (yapımcı, yönetmen
/ producer, director)
[email protected]
+90 542 416 34 00
Deneyimli yönetmen
Derviş Zaim’in son filminin
çekimleri Eylül ayında
tamamlandı. Festivalde
ulusal yarışmada Balık
filmi ile yer alan Derviş
Zaim, Kıtmir’in kurgusuna
yeni başladı. Experienced
director Derviş Zaim’s
newest feature film was
recently finished. Derviş
Zaim recently received
much acclaim in national
competitions with his last
film Fish which will be at
the national competition
of Antalya Golden Orange
Film Festival.
92
Sine amcasının mimarlık ofisinde çalışan ama sektörün durumundan
hoşlanmayan bir mimardır. Sine’nin amcası Rüstem ihale almak için
rüşvet dahil riskli ilişkilere girmeye başlamıştır. Sine ve amcası geçmiş
senelerde küçük ve parasız bir dernek için İstanbul’un varoşlarına bir
toplu konut projesi yapmıştır. Aynı dernekte çalışan, kendisi ile aynı
yaşlardaki Yaren adlı erkek, toplu konutlara yakın bir yere bir cami
inşa ettirmek istediklerini belirtir. Sine alışılmışın dışında bir cami
tasarlar. Sine’nin erkek arkadaşı Hakan onları kıskanmaktadır. İnşaat
başlar. Ancak toplu konutlardaki yer kayması ile süreç yarım kalır. Yer
kayması dernek üyelerinin bazı konutlarının çökmesine yol açmıştır.
Felaketzedeler Sine’ye kötü davranırlar. Polis dernek üyelerini yakalar.
Sine suçluluk duyar. Hakan’dan ayrılmak ister. Hakan kıskançlık
krizine girer, polisi arar ve şirketin rüşvet verdiğini ihbar eder. Polis
Sine’yi aramaya başlayınca Sine yarım kalmış cami inşaatına sığınır.
Mekan onu değiştirir.
Sine amcasının mimarlık ofisinde çalışan ama
sektörün durumundan hoşlanmayan bir mimardır.
Sine, a bright, young architect who works for Rüstem,
her uncle’s practice, is troubled by the shape of
present-day architecture.
Sine, a bright, young architect who works for Rüstem, her uncle’s practice, is
troubled by the shape of present-day architecture, but she can’t resign due
to her uncle’s financial woes. To avoid bankruptcy, the firm plans to bid for
state contracts to build prestige mosques. Success requires wheeling and
dealing, a job which is delegated to Hakan. As Sine’s boyfriend, he is out to
impress Rüstem in order to secure his marriage. Hakan finds ways to bribe
officials to improve the company’s chances of landing better construction
projects from the local government.
As an escape from the office, Sine agrees to design another mosque on a
suburban housing complex the firm built for a small housing co-op. Her
innovative plans for a cave-like mosque meet with approval from Yaren, her
peer at the co-op. We sense an electricity between them.
Construction of Sine’s cave mosque is halted by a landslide which flattens
the co-op houses. The co-op sues Rüstem’s firm and loses its case.
Traumatized Sine separates from Hakan. Hakan talks to the police about
bribery. Sine hides in an unfinished mosque.
Kıtmir
Proje, özgün bir mimari üretim sürecinin çalkantılarını ele almakta;
bu coğrafyanın mimari biçimlerinin günümüze nasıl aktarılabileceğine
ya da aktarılması esnasında ne gibi zorluklarla karşılaşılabileceği
konusuna odaklanmaktadır. Toplumda, kolayca fark edileceği üzere,
iyi, sahici ve değerli mimarinin nasıl olması gerektiğine dair ilgi
artmaktadır. Türk sinemasında daha önce fazla ele alınmamış bu
tarz bir arayış sürecinin mimar ve birey üzerinde yarattığı çalkantıyı
dokunaklı biçimde ele almak projenin temelinde yer almaktadır.
Böylesi bir arayış sürecinin ortasında, insanın başkalarına karşı
insani değerlerini korumaya devam edip edemeyeceği filmin önemli
meselelerinden biridir. Film, ucuz iyimserliklere düşmeden sorunu
dürüst ve mesafeli olarak ele almaya çalışacak yine bu tavrına paralel
olarak nihilizme ve kör karamsarlığa sapmadan, insanın kendi
geleceğini kurma kapasitesinin altını çizmeye gayret edecektir. Film
rahatlamaya (uyumaya) çalışan uyku hastalığına yakalanmış bir
karakteri ele almakta ve onun bu yöndeki yolculuğunun serüvenini
ekrana getirmeye gayret etmektedir. Bu neden dolayısıyla karakterin
kendi yaptığı mimari yapıda ilk kez uyuduğu yerden sonrası ile
ilgili gelişim çizgisinin nasıl anlatılacağı konusunu ele almak yararlı
olacaktır. Bu rahatlama noktasından sonraki olayları; karakteri başka
bir oyuncuyu oynatmak sureti ile anlatmayı tasarlıyoruz.
This project addresses the upheaval involved in an innovative
approach to the architectural production process; the focus is on how
the architectural forms of this particular geographical region can be
adapted to the present day, or on the kind of problems that can be
encountered during their adaptation. There is plenty of evidence to
suggest that society in general is showing a growing interest in what
constitutes high-quality, genuine and reputable architecture. This
project therefore sets out to take an incisive look at the dilemmas
facing both the architect and the individual in the quest to tailor
traditional forms to contemporary use. It is, indeed, a theme which
has been given little screen time in Turkish cinema before now. One
of the film’s main concerns is to explore whether a person is able to
maintain his/her sense of humanity towards others when engaged
in such a quest. The film will address the problem honestly and
dispassionately without recourse to facile optimism and, in a similar
way, seek to emphasize the individual’s capacity to build his/her own
future without deviating into nihilism or bleak pessimism. The film
also deals with a character (Sine) in search of release (sleep) and
sets out to mirror the episodes involved in her journey on screen.
So it may at this point be worth elucidating how the character’s
development will be portrayed after she sleeps properly for the first
time in an architectural structure of her own design. Specifically, I
intend to use another actress to play the character throughout the
narrative following this point of release.
Derviş Zaim
WORK IN PROGRESS
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Film, ucuz
iyimserliklere
düşmeden sorunu
dürüst ve mesafeli
olarak ele almaya
çalışacak yine bu
tavrına paralel
olarak nihilizme ve
kör karamsarlığa
sapmadan, insanın
kendi geleceğini
kurma kapasitesinin
altını çizmeye gayret
edecektir.
This project therefore
sets out to take an
incisive look at the
dilemmas facing
both the architect
and the individual
in the quest to tailor
traditional forms to
contemporary use.
93
WORK IN PROGRESS
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Kıtmir sanat
sineması örneği olma
özelliği taşıdığı için
uluslararası satış
ajanları arasından
filme uygun ve yakın
olabilecek olanlarla
öncelikle bağlantı
kurulacaktır.
Since Kıtmir is an
art house oriented
project, we plan to
contact with relevant
sales agents as soon
as possible.
94
Kıtmir
Filmin montajını Şubat 2015 gibi bitirmeyi planlıyoruz. Çekim
sonrası görsel efektleri Nisan 2015 gibi İstanbul’da bitirmemiz
olası gözükmektedir. Çekim sonrası özel efektleri için gereken
çalışmalar devam ederken onlara paralel olarak ses işlemlerini de
başlatmayı düşünüyoruz. Ses işlemleri Türkiye’de gerçekleştirilecek ve
muhtemelen Haziran 2015 gibi sona erdirilecektir. Daha sonra renk
düzeltme ve DCP hazırlama gibi işlemlere sıra gelecek ve bu işlemler
Atina’da Eylül sonrasında gerçekleştirilmeye çalışılacaktır. Kasım gibi
filmi bitirmeyi planlamaktayız. Kıtmir sanat sineması örneği olma
özelliği taşıdığı için uluslararası satış ajanları arasından filme uygun ve
yakın olabilecek olanlarla öncelikle bağlantı kurulacaktır. Ayrıca ulusal
ve uluslararası film festivallerine başvurularda bulunulacaktır. Yerli
film festivalleri arasından Antalya Film Festivali başvurulacak yerlerin
arasında ilk sırada yer alacağa benzemektedir.
We plan to finish picture editing in Turkey by February 2015. It is
estimated that we may be able to finish up the post production visual
effects by April 2015. While we focus on VFX, sound-editing and other
sound works will be on the agenda parallel to VFX preparation. We
guess that sound work may finish up by June 2015. Color grading,
DCP mastering will be done in Athens after we finish sound (this stage
will be after September). We estimate that the film will be ready by
November 2015. Since it is an art house oriented project, we plan to
contact with relevant sales agents as soon as possible. At the same
time, we’ll try to submit the film first to international film festivals and
then to national ones. Antalya Film Festival will be our first internal
platform. It is among our objectives to have an optimal Turkish
Distributor for the internal market.
Derviş Zaim
Kıtmir
WORK IN PROGRESS
DERVİŞ ZAİM
Derviş Zaim Boğaziçi ve Warwick Üniversitelerinde; sırasıyla İşletme
ve Kültürel Çalışmalar (MA) eğitimi gördü. Yunus Nadi Roman
ödülünü kazanan “Ares Harikalar Diyarında”(1994) adlı kitabından
sonra ilk filmi Tabutta Rövaşata’yı çekti. Yurtiçi ve yurtdışında
birçok ödül kazanan bu filmi, yine benzer biçimde, prestijli birçok
ulusal ve uluslararası festivallerden başarıyla dönen Filler ve Çimen,
Çamur, Cenneti Beklerken, Nokta ve Gölgeler ve Suretler adlı uzun
metrajlı kurmaca filmleri ve Paralel Yolculuklar (Ortak yönetmen:
Panicos Chrysanthou) adlı belgeseli izledi. Derviş Zaim, halen çeşitli
üniversitelerde sinema konusunda ders vermektedir.
YÖNETMEN,
YAPIMCI
DIRECTOR,
PRODUCER
Derviş Zaim graduated from Boğaziçi University (Istanbul) with an
economics degree and then from Warwick University (UK) with an
MA in cultural studies. His debut feature Somersault In A Coffin,
made in 1997, won him international recognition and numerous
awards at leading festivals worldwide. This was followed in 2000 by
Elephants and Grass, which achieved similar success at national and
international festivals. His third feature, Mud, considers the ethnic
problem in Cyprus and won the UNESCO Award at the Venice Film
Festival in 2003. Next came Waiting for Heaven, Dot and Shadows
and Faces, a trilogy reflecting on three of Turkey’s traditional art
forms. In between, he co-directed Parallel Trips, a 2003 documentary
on the experiences and legacy of the 1974 war in Cyprus, with Cypriot
filmmaker, Panicos Chrysanthou. He is also author of the 1992 awardwinning novel, ‘Ares in Wonderland’. Now based in Istanbul, Zaim
lectures on filmmaking at a number of universities.
Kıtmir, 2016 post-prodüksiyon / post-production
Balık (Fish), 2014
Devir (Cycle), 2012
Gölgeler ve Suretler (Shadows and Faces), 2010
Nokta (Dot), 2008
Cenneti Beklerken (Waiting For Heaven), 2006
Paralel Yolculuklar (Parallel Trips), 2004, belgesel / documentary
Çamur (Mud), 2003
Filler ve Çimen (Elephants and Grass), 2000
Tabutta Rövaşata (Somersault In A Coffin), 1997
95
Kıtmir
WORK IN PROGRESS
YEŞİL FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Kıtmir, Yönetmen / Director:
Derviş Zaim, 2016 postprodüksiyon / post-production
Balık (Fish), Yönetmen /
Director: Derviş Zaim, 2014
Gölgeler ve Suretler (Shadows
and Faces), Yönetmen /
Director: Derviş Zaim, 2010
96
Yeşil Film Derviş Zaim’in yönettiği Gölgeler ve Suretler ile Balık
filmlerinin ortak yapımcısı konumundadır.
Yeşil Film is co-production company of Shadows and Faces and Fish.
Kıtmir
WORK IN PROGRESS
97
WORK
in
PROGRESS
RÜZGARIN HATIRALARI
MEMORIES OF THE WIND
Yönetmen / Director
Özcan Alper
Yapımcı / Producer
Soner Alper
Senarist / Screenwriter
Özcan Alper, Ahmet Büke
Oyuncular / Cast
Onur Saylak
Mustafa Uğurlu
Ebru Özkan
Görüntü Yönetmeni
Director of Photography
Andreas Sinanos
Kurgu / Editor
Baptiste Gacoin
Ses Tasarımcısı / Sound Design
Lars Ginzel
Çekim Tarihi / Shooting Dates
2014 Haziran–Ağustos / June–August
Çekim Yerleri / Shooting Locations
Batum (Gürcistan / Georgia), Artvin
II. Dünya Savaşı’nın son günlerinde, muhalif şair Aram Türkiye’den
(Türkiye / Turkey), İstanbul
kaçmak zorunda kalır. Aram’ın Karadeniz ormanlarındaki, SovyetFilmin Tahmini Süresi / Estimated
Gürcistan sınırına olan bu yolculuğu Türkiye’nin unutturulmaya
Running Time
çalışılan geçmişi ve sürgün hayatı ile ilgili ipuçları taşır.
130’
Planlanan İlk Gösterim Tarihi /
Planned Release Date
II. Dünya Savaşı’nın son günlerinde, muhalif şair
2015 Kasım / November
Aram Türkiye’den kaçmak zorunda kalır.
Kurmaca / Feature
Drama, Dönem, Tarihi / Drama,
Toward the end of the Second World War, an
Period, Historical
Türkçe, Ermenice, Rusça / Turkish, opposition artist, Aram, has to flee from Turkey to
Armenian, Russian
save his life.
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production Company
Toward the end of the Second World War, an opposition artist, Aram,
Nar Film
has to flee from Turkey to save his life. This journey that ends before
İletişim / Contact
reaching Soviet-Georgia border in the forest carries clues about the
Soner Alper (yapımcı / producer)
forgotten past of Turkey and life of an exile.
[email protected]
+90 554 364 04 50
Son dönem Türk
sinemasının başarılı
yönetmenlerinden Özcan
Alper’in Sonbahar ve
Gelecek Uzun Sürer’den
sonraki üçüncü uzun
metraj filmi. Filmin kurgu
süreci devam ediyor. Özcan
Alper’s third feature film
following Autumn and
Future Lasts Forever. The
film was shot in Batum,
Artvin and Istanbul and
editing is still ongoing.
98
Rüzgarın Hatıraları / Memories of the Wind
Bundan önceki iki filmimde politik olarak esasen hep şunu anlattım.
Resmi tarihin yarattığı tahribatlara rağmen, geçmişte yaşananlarla
bir şekilde hem kişisel olarak hem de toplum olarak yüzleşmek. Bunu
gerçekleştirirken ise, bütün bu politik tarih içerisinde özellikle de
insanı aramak ve onu anlatmak, yapmak istediğim sinema için bu etik
dürtüyü kaybetmemek önemli bir olguydu benim için.
İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşanan Holokost, genelde insanlık,
özelde ise Avrupa uygarlığı için hiç şüphesiz asla tahayyül edilecek,
varılacak bir yer değildi. Türkiye de ise bu dönemle ilgili halen
konuşulamıyor. Konuşma çabalarının olduğunda ise neredeyse bu
insanlık suçunun benzer uygulamalarını mazur gösterme gibi bir çaba
söz konusu. Açıkçası yine aynı durum devam etmektedir; geçmişini
üzerini örtme, yüzleşmeme. Benzer şeyleri tekrar, tekrar yaşama. Oysa
henüz bugün bile kabul edilmeyen Ermeni soykırımı ve trajedisinin
üzerinden henüz otuz yıl bile geçmemişti o yıllarda.
Beni bu filmde, Şair Aram’ın özelinde genel olarak 1940’ların
Türkiye’sindeki benzer hayatların izini sürmeye iten, esas olarak,
hep baskıcı ve otoriter dönemlerdeki entelektüellerin yaşamı ve özel
olarak da onlardaki bu ‘nostalji duygusu ve melankoli’ oldu. Çünkü
bu tarz dönemleri yaşamış entelektüellerin portrelerinde, melankolik
bir yaşama ve doyumsuz bir nostaljiye tanık olunur hep. Onlar,
hep şimdinin gerçekliği ile yaşanılası geleceğin hayali arasındaki o
uyumsuz çizgide yaşamaya yazgılı oldular. Şair Aram da, Türkiye’de
‘hem Ermeni, hem de sosyalist’ olmanın gerilimini iliklerine kadar
yaşayanlardan biriydi.
Nerdeyse insanlığın tarihi ile koşut bu iki duyguyu anlama çabası,
benim için sisler içindeki bir ormanda yürüyüşe çıkan belirsiz pek çok
yüzü belirleme, fotoğraflama, peliküle aktarma çabasına dönüşüyor.
Her bir yüz, bu kişisel biyografilerle, grupsal biyografiler arasında
yaşanmış bir ömrün hüzün dolu belgelerine dönüşüyor.
Rüzgarın Hatıraları (Memories of the Wind), like my former feature
films Sonbahar (Autumn) and Gelecek Uzun Sürer (Future Lasts
Forever), is a project aiming to dwell on the efforts to confront the
past, and confront the history of Turkey through the intermingling of
individual and social experiences.
The Second World War and in particular the Holocaust makes the most
critical section of this rupture. What led me to pursue the traces of
lives similar to that of Aram the Poet in 1940’s was my interest in the
lives of the intellectuals in the age of oppression and authoritarianism
as well as the particular “sense of nostalgia” and “melancholy”. Because
when we look at the portraits of the intellectuals who live through such
oppression, we witness a melancholic life and dissatisfied nostalgia.
They have always been doomed to live on the absurd border between
the reality of the present and the dream of the future. Aram the Poet
felt the tension—to the extreme—of being simultaneously “an Armenian”
and “a dissident”.
In general, contrary to melancholy which is confined with individual
consciousness, nostalgia concentrates on the relationship between
individual biography and intercommunal/international biographies,
between individual memory and collective memory. In this film, I
am going to try to demonstrate the link between Aram’s individual
memory and Turkey’s collective memory.
WORK IN PROGRESS
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
Beni bu filmde,
Şair Aram’ın
özelinde genel
olarak 1940’ların
Türkiye’sindeki benzer
hayatların izini
sürmeye iten, esas
olarak, hep baskıcı ve
otoriter dönemlerdeki
entelektüellerin
yaşamı ve özel olarak
da onlardaki bu
‘nostalji duygusu ve
melankoli’ oldu.
What led me to
pursue the traces of
lives similar to that
of Aram the Poet
in 1940’s was my
interest in the lives
of the intellectuals in
the age of oppression
and authoritarianism
as well as the
particular “sense
of nostalgia” and
“melancholy”.
For me, trying to understand these two emotions which are almost
parallel to the history of the humanity is like an act to identify and
photograph numerous shadowy faces walking in the woods and
to transfer them to pellicle. Between individual biographies and
community biographies, each face, each frame turns out to be the sad
documents of a life.
Özcan Alper
99
WORK IN PROGRESS
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Rüzgarın
Hatıraları‘nın içerik
bakımından ve
sinematografik
açıdan çok
güçlü olacağına
inanıyorum.
I believe Memories
of the Wind will be
very strong both
content-wise and
cinematographically.
100
Rüzgarın Hatıraları / Memories of the Wind
Rüzgarın Hatıraları, yönetmen Özcan Alper’in uzun zamandır
yapmayı düşündüğü bir projeydi. Bu projenin bugünün Türkiye’sinde
hakim olan linç kültürü ve eksilen kültürler arası diyalog bağlamında
çok önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin kuruluş tarihi ve
öncesinde toplu sürgüne göndermeler, katliamlar Türkiye’deki insanlar
için önemli travmalar haline gelmiştir. Maalesef ki bugün halk da,
hükümet de genellikle bu acıyla yüzleşmektense reddetmeyi tercih
ediyor.
Özcan Alper’in önceki iki filmini hesaba katarsak ve senaryosunun
sürgüne gönderilen bir Ermeni şairi konu aldığını düşünürsek,
Rüzgarın Hatıraları’nın içerik bakımından ve sinematografik açıdan
çok güçlü olacağına inanıyorum. Bu sebeplerden ötürü yukarıda da
ifade ettiğim gibi filmin Türk sineması için cesur ve heyecan verici bir
yapım olacağına düşünüyorum.
Memories of the Wind is a project that director Özcan Alper has been
considering for a long time. I believe this project is very important in
the context of today’s Turkey where dialogue between cultures are
diminishing and a culture of lynch mobs is prevailing. Mass exiles
and massacres which date back to the establishment of the Turkish
Republic and before have become a very significant trauma for the
people of Turkey. Unfortunately today both the state and the public in
general still choose to deny these past pains, instead of facing them.
Taking Özcan Alper’s two previous films into account, and the story
of this new project which is based on the exile of an Armenian
poet, I believe this film will be very strong both content-wise and
cinematographically. Because of the reasons I stated above, I also
believe it will be a courageous and exciting film for the Turkish
Cinema. I’m sure that the director will handle this issue in a way to
open new grounds for further discussion of these crucial topics.
Soner Alper
Rüzgarın Hatıraları / Memories of the Wind
WORK IN PROGRESS
ÖZCAN ALPER
1975’te Artvin’de doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde 1992–1996
arasında Fizik, 1996–2003 arasında Bilim Tarihi okudu. 1996–2001
yılları arasında çeşitli sinema atölyelerine ve Nazım Kültür Evi
sinema seminerlerine katıldı. 2008’de yönettiği ilk uzun metrajlı filmi
Sonbahar Türkiye ve dünyada altmıştan fazla festivalde gösterildi,
otuz dört ödül kazandı. 2009’da Avrupa Film Akademisi Avrupa Keşfi
ödülüne aday gösterildi. İkinci uzun metrajlı filmi olan Gelecek Uzun
Sürer’in Dünya Prömiyerini Toronto Film Festivali’nin Çağdaş Dünya
Sineması seçkisinde yapan Alper, 18. Adana Altın Koza Film Festivali,
Malatya Film Festivali, Kerala Film Festivali (Hindistan) ve Vesoul
Asya Filmleri Festivali gibi festivallerden çeşitli ödüller aldı. On beşten
fazla festivalde yarışan ve on bir tane ödül alan Gelecek Uzun Sürer’in
festival yolculuğu devam ediyor.
YÖNETMEN
DIRECTOR
Özcan Alper was born in Artvin in 1975. He studied Physics and the
History of Science at Istanbul University. He attended various cinema
workshops between 1996–2001. His first feature film Autumn was
shown at more than sixty international film festivals and won many
awards and much acclaim. He was nominated for the European
Discovery by the European Film Academy. His second feature film
Future Lasts Forever made its World Premiere at the 36th Toronto
International Film Festival.
Rüzgarın Hatıraları (Memories of the Wind), 2015 post-prodüksiyon
/ post-production
Gelecek Uzun Sürer (Future Lasts Forever), 2011
Sonbahar (Autumn), 2008
Tokai City’de Rapsodi ve Melankoli (Rhopsody and Melancholy in
Tokai City), 2005, belgesel / documentary
Bir Bilim Adamıyla Zaman Enleminde Yolculuk (Voyage in The Time
With a Scientist), 2004 belgesel / documentary
Momi, 2001 kısa film / short film
101
WORK IN PROGRESS
Rüzgarın Hatıraları / Memories of the Wind
SONER ALPER
YAPIMCI
PRODUCER
Artvin’de doğdu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İstatistik Bölümü’nden
mezun oldu. Özcan Alper’in ilk uzun metraj filmi olan Sonbahar’ın
yapım ve dağıtım süreçlerinde görev aldı. Kültür Bakanlığı tarafından
desteklenen Uluslararası Kafkas Film Günleri’nin koordinatörlüğünü
yürüttü. Nar Film’in kurucuları arasında yer almaktadır.
Özcan Alper’in yönetmenliğini üstlendiği TMMOB belgeseli ve
Gelecek Uzun Sürer filminde yapımcı olarak görev aldı. Alper, ayrıca
32.İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Bölümde yarışacak Saroyan
Ülkesi isimli belgesel filmin de yapımcısıdır.
He was born in Artvin. He was graduated from Ondokuz Mayıs
University, Statistics Department. He worked with Özcan Alper for
his film Autumn in the production and distribution processes. He has
worked as the coordinator of the International Caucasus Film Days
which was supported by Turkish Ministry of Culture. He is the cofounder of Nar Film.
He is the producer of the documentary project TMMOB as well as
Özcan Alper’s second feature film Future Lasts Forever. Recently
Soner Alper produced a feature documentary titled Saroyanland
which was chosen for National Competition in the Istanbul Film
Festival.
Rüzgarın Hatıraları (Memories of the Wind), Yönetmen / Director:
Özcan Alper, 2015 post-prodüksiyon / post-production
Saroyan Ülkesi (Saroyan Land), Yönetmen / Director: Lusin Dink,
2013
Gelecek Uzun Sürer (Future Lasts Forever), Yönetmen / Director:
Özcan Alper, 2011
102
Rüzgarın Hatıraları / Memories of the Wind
WORK IN PROGRESS
NAR FİLM
Nar Film 2009 yılında kuruldu. 2008’de Özcan Alper’in yönettiği,
Türkiye ve dünyada birçok festivalde gösterilen ve ödüller alan ilk
filmi Sonbahar’ı şirket bünyesine aldı. Kurulduğu günden itibaren
çeşitli kurumsal belgeseller, tanıtım filmleri ve uzun metrajlı sinema
filmleri gerçekleştirdi. 2011 yılında Özcan Alper’in yönetmenliğini ve
senaristliğini üstlendiği Gelecek Uzun Sürer isimli filminin ve 2013
yılında Lusin Dink’in Yönetmenliğini yaptığı Saroyan Ülkesi isimli
film projelerinin yapımcılığını üstlenmiştir. Ayrıca şirketin hedefleri
arasında yer alan genç yönetmenlerin ilk filmlerine yapımcılık
yapma ilkesi kapsamında yönetmenliğini Kıvanç Sezer’in yapacağı
Babamın Kanatları isimli uzun metraj film projesinin yapımcılığını
üstlenecektir. Filmin çekimlerine 2014 yılının Kasım ayında başlanması
planlanmaktadır.
Rüzgarın Hatıraları (Memories
of the Wind), Yönetmen /
Director: Özcan Alper, 2015 postprodüksiyon / post-production
Özcan Alper’in üçüncü film projesi olan Rüzgarın Hatıraları’nın
çekimlerine 2014 yılının haziran ayında başlanacaktır. Kurulduğu
günden itibaren birçok uluslararası ortak yapım film projesine imza
atan Nar Film, Türkiye sinemasının görünürlük kazanması ve başarıya
ulaşması için çaba göstermektedir.
Babamın Kanatları (My
Fathers Wings), Yönetmen /
Director: Kıvanç Sezer, 2015,
proje geliştirme aşamasında /
in development
Nar Film was founded in 2009. The company acquired the rights for
Özcan Alper’s 2008 debut feature film Autumn, which was screened
at numerous festivals in Turkey and around the world, and won
many awards. The company went on to produce various corporate
documentaries, commercials and feature films. In 2011, Nar Film
produced Future Lasts Forever, written and directed by Özcan Alper, and
in 2013, Lusin Dink’s Saroyanland. In line with its mission of producing
the debut feature films of up-and-coming young directors, the company
is currently preparing to produce Kıvanç Sezer’s feature film project My
Father’s Wings. Principal photography for the film is planned to begin in
November 2014.
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Saroyan Ülkesi (Saroyanland),
Yönetmen / Director: Lusin Dink,
2013
Gelecek Uzun Sürer (Future
Lasts Forever), Yönetmen /
Director: Özcan Alper, 2011
Sonbahar (Autumn), Yönetmen
/ Director: Özcan Alper, 2008
Memories of the Wind, Özcan Alper’s third feature film to be produced
by Nar Film, began filming in June 2014. Having completed many
co-production projects since its establishment, Nar Film is working to
contribute to the recognition and success of the cinema of Turkey.
103
WORK
in
PROGRESS
SARMAŞIK
IVY
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Tolga Karaçelik
Yapımcı / Producer
Bilge Elif Turhan
Oyuncular / Cast
Nadir Sarıbacak
Hakan Karsak
Kadir Çermik
Özgür Emre Yıldırım
Osman Alkaş
Görüntü Yönetmeni
Director of Photography
Gökhan Tiryaki
Kurgu / Editor
Evren Luş
Ses Tasarımcısı / Sound Designer
Umut Şenyol
Çekim Tarihi / Shooting Dates
2014 Mart–Nisan / March–April
Çekim Yeri / Shooting Location
Istanbul
Filmin Tahmini Süresi / Estimated
Running Time
100’
Planlanan İlk Gösterim Tarihi /
Planned Release Date
2015 Kasım / November
Kurmaca / Feature
Drama
Türkçe / Turkish
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production Company
Karaçelik Film
İletişim / Contact
Bilge Elif Turhan
(yapımcı / producer)
[email protected]
+90 5334598747
İlk uzun metraj filmi Gişe
Memuru ile tanıdığımız
Tolga Karaçelik’in ikinci
uzun metraj filmi. Projenin
post-prodüksiyonunun
2015 başında bitirilmesi
hedefleniyor. Second
feature film of Tolga
Karaçelik who’s known
with debut feature Gişe
Memuru. The postproduction is expected to
finish at the beginning of
2015.
104
Yönetmenin İkinci Filmi / Director’s Second Film
Sarmaşık gemisi Mısır’dan yük aldıktan sonra Angola’ya gidecektir.
Sefer devam ederken geminin armatörü iflas eder ve ortadan kaybolur.
Gemi Mısır’a geldiğinde armatörün liman parasını ödemediği anlaşılır,
geminin üstünde haciz vardır. Liman yetkilileri, gemiyi kimsenin
uğramadığı demirleme alanına çekerler. Mürettebattan gemiyi olası
tehlikelere karşı hareket ettirebilecek sayıda kişinin kalması gerektiğini
belirtirler. Beybaba diye hitap edilen geminin kaptanı, makineden Kürt,
mutfaktan kamarot Nadir, gemicilerden Alper ve Cenk, usta gemici
olarak da İsmail gemide kalır. Hepsinin kalmayı seçişindeki hikaye
başkadır. Sarmaşık bu altı adamın yiyecek ve içecek kıtlığıyla gemide
geçirdiği yüz yirmi günün hikayesidir. Bu süre boyunca bu altı adamın
arasında tartışmalar çıkacak, gruplaşmalar olacak, kaptanın yanında
yer alma çabası bir gelgitle kaptana karşı birleşmeye dönüşecek ve gemi
insanın insanı avladığı bir arenaya dönüşecektir.
Sarmaşık, altı adamın yiyecek ve içecek kıtlığıyla bir
gemide geçirdiği yüz yirmi günün hikayesidir.
A team of six people will need to stay on board for twenty
days in case the ship has to be moved while there.
Sarmaşık is a boat with plans to carry goods from Egypt to Angola.
When the ship arrives in Egypt, it becomes clear that the ship owner
has not paid the port fee and that the ship has been foreclosed.
Port authority officials pull the ship to the anchorage zone. A team
of six people will need to stay on board in case the ship has to be
moved while there: a machinist, an officer, two sailors, a cook, and a
master sailor. As their passports are seized, the crew starts to wait on
Egyptian shores for an indefinite period of time. Small conflicts grow
into big fights as the food and beverage supplies run out and the ship
turns into a battlefield where men hunt men.
Sarmaşık / Ivy
İşlevini kaybetmiş bir otorite, hiyerarşinin içindeki konumunu ne
kadar devem ettirebilir? Bu senaryoyu yazarken aklımda olan soru hep
buydu. Bir gemi gitmediği sürece gemi değildir. Peki o zaman kaptanla
ne yapalım? Farklı altyapılardan, sosyal, etnik, kültürel geçmişlerden
gelen beş adam ve otoritesini devam ettirmek zorunda olan gitmeyen
bir geminin kaptanı. Beraber açlık ve susuzlukla geçen yüz yirmi gün.
Geri dönmek istemeyen bu gemide kalacağı ve çekeceği zorluğu geri
dönmeye tercih eden beş kişi ve esasında hikayesi onlara benzeyen
geri dönecek evi olmayan bir kaptan.
Denizcilik dünyasında buna benzer çok olay yaşanmaktadır. En
son bu senaryoyu yazarken 22 Eylül tarihli “Hürriyet” gazetesi,
Angola açıklarında doksan gün boyunca kaderlerine terk edilmiş
gemicileri haber yaptı. Bu gemiciler tıpkı benim hikayemde olduğu
gibi doksan gün boyunca yağmur suyu içip tuttukları balıkları yiyerek
hayatta kalmışlardı. Ne düşündüler? Birbirleriyle ilişkileri nasıldı?
Hikayenin nerdeyse bir sosyolojik test haline dönen bu kısmı ilk başta
ilgimi çekti. Somali korsanlarının elinde gemide dört ay kalmış bir
makineciyle konuşmuştum. Bana en büyük zorluğun korsanlardan
değil, mürettebattan geldiğini söylemişti.
Bu şekilde zorlanan insanların başında bir de otoritesini devam
ettirmek zorunda olan Kaptan’ın durumu. Otorite ve birey ilişkileri
açısından benim için birçok şeyi düşünme fırsatını sundu bu hikaye.
Gemide mahsur kalan gemiciler için geçerli olan bazı şeylerin hepimiz
için geçerli olduğunun farkına vardım.
WORK IN PROGRESS
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
İşlevini kaybetmiş bir
otorite, hiyerarşinin
içindeki konumunu
ne kadar devem
ettirebilir? Bir gemi
gitmediği sürece gemi
değildir. Peki o zaman
kaptanla ne yapalım?
Kaptanlarımız gittikçe muhafazakarlaşıyor hatta yer yer faşistleşiyor,
acaba onlar da denizin bittiğinin farkındalar mı? Deniz bitti. Gitmeyen
gemi, gemi değildir. Hikayemizdeki gemicilerin sorduğu soruyu
sormanın vakti bugün değilse yarın gelmeyecek mi: Peki öyleyse
kaptanla ne yapmalı?
I always had this question in mind as I was writing this script: “An
authority that has lost its function—how long can it maintain its
hierarchical status?” Five men from different social, ethnic, cultural
backgrounds who prefer to stay onboard an idle ship instead of
returning and a captain with no home to return to. One hundred and
twenty days spent together—hungry and thirsty.
Many stories like this take place in the shipping world. As I was
writing this script, I saw a newspaper article about seamen left to
their faith for ninety days offshore in Angola. These men survived
these ninety days by drinking rainwater and eating the fish they
caught. What do they think, how do they interact—this part of the
story—which is almost a sociological experiment—attracted me first.
I had talked to a machinist who was kidnapped by Somali pirates for
four months. He told me that the biggest difficulty was not the pirates
but the ship’s own crew.
I always had this
question in mind as
I was writing this
script: “An authority
that has lost its
function – how long
can it maintain its
hierarchical status?”
The position of the captain who needs to continue his authority above
the men in this difficult situation. This story gave me the chance to
think about authority and personal relations. I realized that some
parts of the seamen’s situation also apply to all of us.
Our captains are becoming more conservative every day, sometimes
more fascist. Do they also realize that the sea is over? The sea is over; a
ship that doesn’t sail is not a ship. Isn’t it time we ask the questions that
the seamen in our story are asking: What to do with the captain now?
Tolga Karaçelik
105
WORK IN PROGRESS
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Film Temmuz ayında
Karlovy Vary Film
Festivali Works in
Progress bölümüne
seçildi. Orada
hem World Sales
şirketleri hem de
festival direktörleri
ile görüşme
şansımız oldu.
The film was selected
for the Karlovy Vary
Film Festival’s “Works
in Progress” section.
At the festival,
we have had the
opportunity to meet
many World Sales
representatives and
festival directors.
106
Sarmaşık / Ivy
Sarmaşık filminin çekimleri Nisan 2014’te tamamlandı. Montaj ve ses
dizaynı Türkiye’de yapıldı ve Eylül 2014’te bitti. Filmin renk düzeltme
ve özel efekt işlemleri halen Berlin’de ortağımız Cine Choramatix
tarafından yapılmaktadır. Ekim sonuna doğru bitmesini planlıyoruz.
Temmuz ayında Karlovy Vary Film Festivali Works in Progress
bölümüne seçildi. Orada hem World Sales şirketleri hem de festival
direktörleri ile görüşme şansımız oldu. Dünya prömiyeri için Sundance
Film Festivali ile irtibat halindeyiz.
The film Ivy completed filming in April 2014. Editing and sound
design for the film was completed in Turkey in September 2014. Color
correction and special effects are still underway, being carried out by
our partner Cine Choramatix in Berlin, to be completed in October.
The film was selected for the Karlovy Vary Film Festival’s “Works in
Progress” section. At the festival, we have had the opportunity to
meet many World Sales representatives and festival directors. We are
in contact with the Sundance Film Festival for our world premiere.
In July, the film was selected for the Karlovy Vary Film Festival’s
“Works in Progress” section. At the festival, we have had the
opportunity to meet many World Sales representatives and festival
directors.
Bilge Elif Turhan
Sarmaşık / Ivy
Tolga Karaçelik Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun
olduktan sonra New York’da sinema eğitimi almıştır. Yurtiçi ve yurtdışı
festivallerde gösterilmiş beş kısa filmi vardır. İlk uzun metraj filmi
olan Gişe Memuru dünya çapında çok sayıda festivalde gösterilmiştir.
Gişe Memuru New York’taki Modern Sanatlar Müzesi’nde bir
hafta boyunca gösterimde kalan ilk Türk filmidir. Film, Amerika ve
Kanada’da otuz beşten fazla şehirde gösterilmiştir.
WORK IN PROGRESS
TOLGA
KARAÇELİK
YÖNETMEN
DIRECTOR
Tolga Karaçelik studied film in New York after receiving his law degree
in Turkey. In addition to writing and directing five short films that
have been shown at various festivals domestically and internationally,
he wrote and directed music videos and served as director of
photography on a documentary. His award winning feature debut
Toll Booth has screened at numerous prestigious international film
festivals. Toll Booth is the first Turkish film ever to have a one-week
theatrical run at MoMA in New York.
Sarmaşık (Ivy), 2015 post-prodüksiyon / post-production
Gişe Memuru (Tool Booth), 2010
107
WORK IN PROGRESS
Sarmaşık / Ivy
BİLGE ELİF
TURHAN
YAPIMCI
PRODUCER
1980’de İstanbul’da doğdu. 2002 yılında Çanakkale Üniversitesi
İşletme Bölümü’nden mezun oldu. 2002–2007 yılları arasında
bilişim sektöründe çalıştı. 2008 yılında Yeni Sinemacılar ile
sinema sektöründe çalışmaya başladı. Sinema filmlerinin yapım
departmanında yapımcı asistanlığından yürütücü yapımcılığa kadar
farklı görevler aldı.
She was born in 1980 in İstanbul and graduated from Cannakale
University, Management Department on 2002. She worked in IT
between 2002–2007. She started her career with Yeni Sinemacilar,
one of the leading independent production companies in Istanbul and
participated in many titles. She worked in several different positions
in Production Department such as Assistant to the Producer and Line
Producer.
Sarmaşık (Ivy), Yönetmen / Director: Tolga Karaçelik, 2015 postprodüksiyon / post-production
İstanbul United, 2014 ortak yapımcı / co-producer, belgesel /
documentary
108
Sarmaşık / Ivy
Karaçelik Film 2010 yılında kuruldu. Şirketin ilk yapımı olan Gişe
Memuru dünyada çok sayıda prestijli festivalde gösterildi.
Karaçelik Film was founded in 2010. Its first production was Toll
Booth. The award-winning feature debut Toll Booth has screened at
numerous prestigious international film festivals.
WORK IN PROGRESS
KARAÇELİK
FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Sarmaşık (Ivy), 2015 postprodüksiyon / post-production
Gişe Memuru (Toll Booth), 2010
109
WORK
in
PROGRESS
TOZ BEZİ
DUST CLOTH
Yönetmenin İlk Filmi / Debut Feature
Yönetmen / Director
Senarist / Screenwriter
Ahu Öztürk
Yapımcı / Producer
Çiğdem Mater, Nesra Gürbüz
Oyuncular / Cast
Asiye Dinçsoy
Nazan Kesal
Mehmet Özgür
Serra Yılmaz
Didem İnselel
Görüntü Yönetmeni
Director of Photography
Meryem Yavuz
Kurgu / Editor
Ali Aga
Çekim Tarihi / Shooting Dates
2014 Mayıs–Haziran / May–June
Çekim Yeri /Shooting Location
İki gündelikçi kadın...Temizliğe gittikleri evlerdeki insanlarla kurdukları
Istanbul
ilişkiler, gündelik çatışmalar, kendi arkadaşlık-kardeşlikleri ve bu yakın
Filmin Tahmini Süresi / Estimated
arkadaşlığın hiyerarşisi, hayata tutunma çabası, kadınlık, annelik,
Running Time
temizlik ve yoksulluk…
100’
Nesrin ve Hatun şehrin yoksulluğuyla zenginliği arasındaki bir
Planlanan İlk Gösterim Tarihi /
vagonda gelip giderken hayatı anlamaya ve kendilerine çıkış yolları
Planned Release Date
bulmaya çalışırlar. Hatun temizliğe gittiği mahallede bir ev almak için
2015 Şubat / February
para biriktirmeye çalışırken, Nesrin önce onu terk eden kocasının
Kurmaca / Feature
yokluğuyla, kendi yalnızlığıyla yüzleşir; ardından da beş yaşındaki
Drama
kızıyla tek başına hayata tutunmanın yollarını arar. Yolları birbirine
Türkçe, Kürtçe / Turkish,
benzemez ama yoldaşlık bakidir. İki kadın, birbirine benzemez
Kurdish
hayallerle hayata tutunmaya çalışırlar.
Türkiye / Turkey
Yapım Şirketi / Production
Nesrin ve Hatun şehrin yoksulluğuyla zenginliği
Company
Ret Film / Roni Film
arasındaki bir vagonda gelip giderken, hayatı
İletişim / Contact
anlamaya ve kendilerine çıkış yolları bulmaya
Çiğdem Mater (yapımcı /
çalışırlar.
producer)
[email protected]
Travelling between the ghettos of Istanbul and the
+90 532 291 12 11
city lights, Nesrin and Hatun try to understand life
Nesra Gürbüz (yapımcı /
and survive in their own ways.
producer)
[email protected]
+90 535 969 03 19
Two cleaning women, their relationships with the people they clean for,
the conflicts in their daily lives, the hierarchy in their sisterly friendships,
their struggle to survive, womanhood, motherhood, cleaning and
poverty. These are the essential themes the film deals with.
Ahu Öztürk’ün ilk uzun
Travelling between the ghettos of Istanbul and the city lights, Nesrin
metraj filmi. Projenin
and Hatun try to understand life and survive in their own ways. As
post-prodüksiyonunun
Hatun tries to save enough money to buy a home in a neighborhood
2015 başında bitirilmesi
where she goes to clean, Nesrin first faces up to the absence of her
planlanıyor. Debut feature
runaway-husband and her own loneliness, and then tries to find
by Ahu Öztürk. The posta way to survive with her five year-old daughter. Their paths are
production is expected to
different, but fellowship is eternal. Two women attempting to survive
finish at the beginning of
with/despite their divergent dreams.
2015.
110
Toz Bezi / Dust Cloth
Çocukluğumun net anlarından. İstanbul’a geldik, ilk durak teyzem. Bir
sabah onunla, bir oda bir mutfak evinden, uzun bir yolculukla üç oda
bir salon bir eve geldim. Bu, orta sınıfın mahrem alanıyla ilk tanışmamdı.
Evde kimse yoktu, yatağın üstüne yatacak kadar yakınlıkla eşyalara
dokunamamamı sağlayan hayali duvar arasındaydım. Bu yoksulluk
yaşantımdan sezgisel olarak bildiğim mesafeyi işaret ediyordu. Bu
mesafeden rahatsız olan, aşılabilir bulan annem bana üstü utançla
kaplı bir sır emanet etti. Sır, teyzemin temizlikçi olduğu, bu bilginin
saklanması gerektiğiydi. Üniversitede sol tedrisatla birlikte, devraldığım
utancın ilk deşifresi sınıfsal kinle oldu. Çalışmaya başlayınca,
arkadaşlarımın gündelikçi kadınlarla problemlerini anlatmaları, bu
duyguyu bana anımsattı. Peki ben nerede duruyordum? İki yıl önce
başka bir gündelikçi akrabamız “Çerkeziz biz bacı,” dediğinde şaşkınlıkla
baktım. Kürtçeden başka dil bilmeden ölen annesini tanıdığım bu kadın,
hiçbir rasyonel cevaba teslim olmadan, gerçeküstü bir kahraman gibi
karşımdaydı. Kürtlüğü, bütün siyasi meselelerin arasında kaynayan
gündelik alanda, kaçılacak bir coğrafya gibi algılamıştı. Olanaksız duran
bu algı, Türkiye’deki Kürtlüğün farklı yaşandığını, gerçeğin tam da bu
heterojenlikte saklı olduğunu anlamamı sağladı. Bu hikayeyi dillendirme
isteğim üzerine çok düşündüm. Kültürel, politik, etik cümleler kurdum.
Bunların üzerinden atladığımda ulaştığım şey, dipteki utanç oldu. Bu ilk
gençliğimde ailemin gündelikçi kadınlarını sevmeme rağmen onlardan
duyduğum utanç değildi bu. Bu utançtan duyduğum utançtı. Utancın
akılsal olana geçit vermeyen, indirgenemez bir yara olduğunu, ancak
dillendirilerek akıtılabileceğini biliyordum. Yazmaya başladım. Bu
dünyanın bir parçası olduğum için gerçekliği, doğallığı yakalayacağımı
düşündüm. Ama gördüm ki artık bu dünyadan değilim. Bu sınıfa ait
olmak dilsiz, sessiz olmak anlamına geliyordu ama hikayeyi anlatacak
bir dilim vardı. Sonuçta bu film, gerçeği yakalamaya çalışan kişisel bir
film olacak.
It was one of the clearest memories of my childhood. We came to
Istanbul to visit our relatives. The first stop was my aunt and one day, I
traveled from her one-room flat to a three-room one. This was the first
time that I met with the private space of middle class. We were alone.
I felt that I was so close to everything, though technically I could just
lie down on the bed, there was an imaginary wall that prevented me
from doing it. This represents a distance that I know intuitively from
my poorer years growing up. Noticing my frustration between the
differences in means, my mother told me a secret when we returned.
The secret was the fact that my aunt was a cleaning woman though I
should not tell this to anyone else. After my leftist college years, the first
indication of carrying this secret was my class resentment. Afterwards,
when I started working, the conversation of my colleagues about their
problems with their cleaning woman reminded me this feeling again.
So, where was I? Two years ago when another cleaning woman relative
came to visit us and told us that she was Circassian, I was shocked. This
woman whose mother I knew had died without knowing any language
other than Kurdish, was standing in front of me like a surreal character
without being defeated to any rational explanation. This helped me
understand that Kurdish identity can be experienced very differently
in Turkey and the point that we can touch reality is hidden in this
heterogeneity. I thought a lot about my willingness to tell this story of
my aunt. First, I looked for answers in the cultural, political, and ethical
spheres. After all these, what I began to feel shame. It was not the shame
that I felt about these women of my family, it was the shame of feeling
this shame. So I decided to write the story, knowing that it is the only
way of recovering.When I started to work on this film, I believed that I
would catch the nature and reality, as I was part of this world. However, I
understood that I do not belong to this world anymore. Because belonging
to that class means being speechless, silent, but I found a language to
tell these stories. So even though I will try to catch the reality, it will be a
personal film.
Ahu Öztürk
WORK IN PROGRESS
YÖNETMEN
GÖRÜŞÜ
DIRECTOR’S
STATEMENT
İlk gençliğimde
ailemin gündelikçi
kadınlarını sevmeme
rağmen onlardan
duyduğum utanç
değildi bu. Bu
utançtan duyduğum
utançtı!
After all these, what I
began to feel shame.
It was not the shame
that I felt about these
women of my family,
it was the shame of
feeling this shame.
111
WORK IN PROGRESS
YAPIMCI
GÖRÜŞÜ
PRODUCER’S
STATEMENT
Bir kadının, kadınların
öyküsünü anlatacak
olmasından
heyecanlandık,
hararetle çalışmaya
başladık. Toz Bezi’nin
zorlu ama güzel bir
yolculuğu oldu.
Toz Bezi / Dust Cloth
Ahu hikayesi Toz Bezi’ni bizimle paylaştığında 2011 Kasım ayıydı.
Anlatmak istediği hikaye geldiği sınıftan, çevredendi, çok güçlüydü.
Hikayeyi anlatmasını, sanki kendi hayatını anlatırmışçasına heyecanla
dinledik. Bir kadının, kadınların öyküsünü anlatacak olmasından
heyecanlandık, hararetle çalışmaya başladık. Toz Bezi’nin zorlu ama güzel
bir yolculuğu oldu.
Toz Bezi iki Kürt temizlikçi kadının hayallerini ve mücadelesini anlatan bir
kadın draması, bir arkadaşlık filmi. Çok yakın arkadaş olan iki kadının,
Hatun ve Nesrin’in kimi zaman benzer, kimi zaman farklı dertlerle başa
çıkmaya çalışmaları, İstanbul’da ayakta durma çabaları…
Türkiye’de orta sınıf insanların çoğunun evlerine gündelikçiler gidiyor.
Bu kadınların %99’u sosyal güvence olmaksızın çalışıyor. Gündelikçi
kadınlar, çoğumuzun gündelik hayatının bir parçası…
Çekimlerini 2014 Haziran’ında tamamladığımız Toz Bezi’nin postprodüksiyonunu 2014 Aralık’ında bitirmeyi hedefliyoruz.
2015 Kış dönemi festivallerine başvurmak niyetindeyiz: Sundance,
Rotterdam ve Berlinale. Filmi 2015 bahar aylarında vizyona sokmayı
hedefliyoruz. Toplu bilet satımı ve Başka Sinema izleyiciye ulaşmamız
için önemli iki araç olacak. Ayrıca filmin vizyonu sırasında, Ev İşçileri
Sendikası IMECE ile birlikte paneller ve kadın matineleri düzenlemek
istiyoruz. Bu süreçte medya ile ilişkilerimizi de kullanarak, konuyu ve filmi
gündeme getirmeyi ve kamusal alanda tartışmaya açmayı umuyoruz.
Klasik dağıtım modellerinin yanı sıra, günü yakalamayı ve böylece
seyirciyi yakalamayı hedefliyoruz. Hem VOD, hem DVD hem de Pay TV
açısından yeni ve hızlı yöntemleri kullanmayı amaçlıyoruz.
Sinefiller ve festival izleyicileri dışındaki ana hedef kitlemiz otuz yaş
üstü, şehirli, orta sınıf, evlerini gündelikçi kadınlara emanet eden kadın
izleyici…
We’ve been watching
her telling us the
story of her life with
enthusiasm. And also,
having a story about
women that will be
told by a woman was
a very important
motivation for us.
It was 2011 autumn, when Ahu first shared with us her story Toz Bezi
(Dust Cloth). As she is coming from the class and environment that she
want to explain, we’ve been watching her telling us the story of her life
with enthusiasm. And also, having a story about women that will be told
by a woman was a very important motivation for us.
Toz Bezi (Dust Cloth) is a female drama/buddy film expressing the wishes
and struggles of two Kurdish cleaning ladies in Turkey. Nesrin and
Hatun are two close friends, dealing with sometimes similar, sometimes
different problems, and they are trying to survive in a big city, Istanbul.
In Turkey, most of the middle class have cleaning ladies at home. 99% of
them do not have a social security. The issue of cleaning ladies is somehow
related to most of our lives, at least in most of the women’s lives.
We are planning to finish the post-production by November 2014.
We will apply to the 2015 winter term festivals: Sundance, Rotterdam
and Berlinale. The film will be in theaters by spring 2015 and we will use
crowd-ticketing as a distribution tool. Başka Sinema will also be a very
important tool to reach our audience. We are also planning to organize
women-only matinees and some social events like talks with the NGO’s of
home workers. We will make the issue a hot topic of that term, and use
our connections within media.
We are not planning to follow the classical distribution model, as times
are changing and it is not easy to hold an audience’s interest for a long
time. We want to follow the day and date release model, in terms of DVD
sales, VOD platforms and film distribution to Pay TV’s.
Our main target beside cinephiles and festival audiences will be 30+
women; mostly urban, middle class who have social conscious on the
issue. As we also have a quite famous cast and a specific understanding
of humor, Toz Bezi (Dust Cloth) can be successful both in festivals and
theatres.
112
Çiğdem Mater, Nesra Gürbüz
Toz Bezi / Dust Cloth
WORK IN PROGRESS
AHU ÖZTÜRK
İstanbul’da doğdu. Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe
Bölümü’nden mezun oldu. 2002’de Marmara Üniversitesi, Güzel
Sanatlar Enstitüsü, Sinema-TV bölümünde yüksek lisans eğitimini
tamamladı. 2000 yılından bu yana çeşitli sinema projelerinde
çalışmaktadır. Toz Bezi ilk uzun metraj projesidir. Toz Bezi, 7.Köprüde
Buluşmalar Film Projesi Geliştirme Atölyesi’nde Fransa Ulusal Film
Merkezi (CNC) tarafından verilen 10.000 Avro değerinde destek
ödülünü kazandı. Ardından Saraybosna Film Festivali Cinelink Ortak
Yapım Marketi’nde EAVE Yapımcılık ödülünü kazandı ve Hollanda Film
Festivali kapsamında düzenlenen Holland Film Meeting’e katıldı.
YÖNETMEN
DIRECTOR
She studied philosophy and cinema. In 2004, she directed her first
documentary Chest. In 2010, she participated in the ‘Tales from Kars’
of Festival on Wheels with her short Open Wound. Open Wound has
been shown in many international film festivals such as Rotterdam,
Istanbul, Jerusalem, Sarajevo, Beirut. Dust Cloth is her first feature
film project and received a CNC Award at the Meetings on the Bridge
Film Development Workshop in Istanbul, April 2012 and the EAVE
Scholarship award at Cinelink Co-Production Market in Sarajevo, July
2012. Dust Cloth has been selected to the Holland Film Meeting in 2012.
Toz Bezi (Dust Cloth), 2015 post-prodüksiyon / post-production
Kars Öyküleri: Açık Yara (Tales from Kars: Open Wound), 2010, kısa
film / short film
Sandık (Chest), 2004 belgesel / documentary
113
WORK IN PROGRESS
Toz Bezi / Dust Cloth
ÇİĞDEM
MATER
YAPIMCI
PRODUCER
Anadolu Üniversitesi’nde sinema okudu, Marmara Üniversitesi’nde
medya sosyolojisi yüksek lisansı yaptı. 2005’e kadar ABC News,
Boston Globe, Sky News, ARTE, Los Angeles Times gibi yabancı basın
yayın kuruluşlarına çevirmen, yapımcı ve muhabir olarak çalıştı.
2005–2009 arasında Anadolu Kültür’de program koordinatörlüğü,
2009–2010’da Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde
koordinatörlük yaptı. Seren Yüce’nin yönettiği Çoğunluk’ta
yardımcı yapımcıydı. 2009’dan bu yana Ermenistan Türkiye Sinema
Platformu’nun koordinatörlüğünü yürütüyor.
She studied film in Anadolu University in the, Faculty of
Communication Sciences and did her MA on media sociology in at
Marmara University, Communication Faculty. She has worked as a
translator, reporter and producer for international media such as ABC
News, Boston Globe, Sky News, ARTE, Los Angeles Times. Between
2005 and 2009, she was the program coordinator mostly responsible
for the Caucasus Programs. She was the coordinator in Mithat Alam
Film Center on 2009– 2010. She was the associate producer for Seren
Yuce’s Majority in 2010. She is the coordinator of the Armenia Turkey
Cinema Platform. She now produces feature films and documentaries
in Ret Film.
Çarpık Ev (The Crooked House), Yönetmen / Director: Barış Özbiçer,
2015 proje geliştirme aşamasında / in development
Geçmiş Şehirler (Past Cities), Yönetmen / Director: Yetvart
Danzikyan, proje geliştirme aşamasında / in development, belgesel /
documentary
Toz Bezi (Dust Cloth), Yönetmen / Director: Ahu Öztürk 2015 postprodüksiyon / post-production
Sivas, Yönetmen / Director: Kaan Müjdeci, 2014 ortak yapımcı / coproducer
NESRA
GÜRBÜZ
YAPIMCI
PRODUCER
1985’te Ankara’da doğdu. ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü‘nde
lisans ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Bölümü’nde
yüksek lisans yaptı. Birçok film festivalinde ve kültür kurumunda
çalıştı. 2010–2011’de Ermenistan Türkiye Sinema Platformu’nun
yapım koordinatörlüğünü yaptı ve platform kapsamında yapılan üç
filmin yürütücü yapımcılığını üstlendi. 2009–2012 yılları arasında
Anadolu Kültür’de çalışan Nesra Gürbüz, belgesel ve uzun metraj film
yapımcılığı yapıyor.
She studied international relations and cultural studies. During
2010–11, she was the production coordinator of Armenia Turkey
Cinema Platform’s “Films Beyond Borders”. She worked as executive
producer of the three films made as within the Platform. She worked
in Anadolu Kültür as project coordinator and now she is producing
films and documentaries.
Toz Bezi (Dust Cloth), Yönetmen / Director: Ahu Öztürk 2015 postprodüksiyon / post-production
Sivas, Yönetmen / Director: Kaan Müjdeci, 2014 ortak yapımcı / coproducer
Galata, 2011
Garabet Amca (Uncle Garabet), 2011
114
Toz Bezi / Dust Cloth
Ret Film, Çiğdem Mater ve Nesra Gürbüz tarafından 2012 yılında
kurulmuştur. Bağımsız uzun metrajlar, belgeseller ve kısa filmler
üretmeyi hedeflemektedir.
Ret Film anlatım dilinde yeni yollar/stillere sahip genç yönetmenleri
desteklemeyi amaçlamaktadır.
Toz Bezi, Ret Film’in ilk uzun metraj film projesidir.
Ret Film was founded in 2012 by Çiğdem Mater and Nesra Gürbüz. It
aims to produce independent features, documentaries and shorts.
Ret Film aims to support young directors with new ways/styles of
narration.
WORK IN PROGRESS
RET FİLM
YAPIMCI ŞİRKET
PRODUCTION
COMPANY
Toz Bezi (Dust Cloth),
Yönetmen / Director: Ahu Öztürk
2015 post-prodüksiyon / postproduction
Dust Cloth is its first feature film project.
115
116
ETKİNLİKLER
EVENTS
Paneller, Ustalık Sınıfları,
Atölye Çalışması ve Kahvaltı Buluşmaları
Panel Discussions, Master Classes,
Workshop and Round Table Talks
14 EKİM SALI
TUESDAY OCTOBER 14
Ustalık Sınıfı / Master Class
LAURENT CANTET
İlk uzun metrajı Ressources Humaines ile En iyi İlk Film
Sezarı’nı alan Laurent Cantet, 2008 yılında Sınıf filmi ile
Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi aldı. Son filmi
Havana’ya Dönüş’ün gösterimi için festivalin konuğu olan
Cantet, Antalya Film Forum kapsamında filmleri ve sinemaya
bakışına dair katılımcılarla bir sohbet gerçekleştirecek.
Laurent Cantet won the Caesar Award for Best Debut in 2001
with his debut feature Human Resources, In 2008 he won
the Palme d’Or at the Cannes Film Festival with his master
piece The Class. Cantet will be attending the 51st International
Antalya Golden Orange Film Festival for the screening of his
latest film Return to Ithaca, and will be hosting a Master Class
on his films and his approach to cinema at the Antalya Film
Forum.
 14.00
Su Otel
Hotel Su
118
Panel / Panel Discussion
15 EKİM ÇARŞAMBA
WEDNESDAY OCTOBER 15
FESTİVALLERİN GELECEĞİ
FUTURE OF FILM FESTIVALS
ELMA TATARAGIC
Saraybosna Film Festivali / Sarajevo Film Festival
Elma Tataragic, kurucularından olduğu Saraybosna
Film Festivali’nin “Yarışma” ve “In Focus” bölümlerinin
seçicilerindendir.
Movies for the competition as well as the “In focus”
programme were selected by Elma Tataragic, one of the
festival’s founders.
PAOLO BERTOLIN
Uluslararası Venedik Film Festivali / Venice International
Film Festival
Venedik Film Festivali’nin programcılarından Bertolin aynı
zamanda Nyon’daki Visions du Réel Film Festivali’nin ve
Udine’deki Far East Film Festivali’nin danışmanlarından
birisidir.
Bertolin is currently a correspondent of the Venice
International Film Festival, responsible for South East
Asia; Asia Pacific consultant for Visions du Réel in Nyon,
Switzerland; and a consultant for Far East Film Festival in
Udine, Italy, responsible for Malaysia, Indonesia and Vietnam.
REMI BONHOMME
Cannes Film Festivali—Eleştirmenler Haftası / Cannes Film
Festival—La Semaine de la Critique
Rémi Bonhomme, 2003’te katıldığı La Semaine de la Critique’in
genel koordinatörüdür.
Rémi Bonhomme is the general coordinator of La Semaine de
la Critique that he started to collaborate in 2003.
 14.00
Su Otel
Hotel Su
119
16 EKİM PERŞEMBE
THURSDAY OCTOBER 16
Panel / Panel Discussion
YAPIMCILARLA SİNEMANIN
GELECEĞİ ÜZERİNE
PRODUCERS TALKING ABOUT
THE FUTURE OF CINEMA
ALEXANDRE MALLET-GUY
Memento Films Distribution—Memento Films Production
Tüm dünyadan ödüllü yönetmenlerin yapımlarının da
bulunduğu art-house filmler konusunda uzman prodüksiyon
ve dağıtım şirketleri, Memento Films Distribution ve Memento
Films Production şirketlerinin kurucusudur.
Alexandre Mallet-Guy is the founder of Memento Films
Distribution and Memento Films Production (France)
specialized in art-house films by award winning directors from
all over the world.
CEDOMIR KOLAR
A.S.A.P. Films
Cedomir Kolar, Paris’de yaşayan otuz yılı aşkın deneyimi olan
bir film yapımcısıdır. Akademi ödülü adayı Before The Rain’in
ve Akademi Ödüllü No Man’s Land’in de yapımını üstlenmiştir.
Film producer since over thirty years based in Paris. He also
produced Academy Award nominee Before The Rain and
Academy Award winner No Man’s Land.
JIM STARK
La Semaine de la Critique / Eleştirmenler Haftası
Amerikan bağımsız sinemasının önemli yapımcılarından Jim
Stark, 1983’den bu yana, düşük bütçeli sinema filmlerinin
yapım, dağıtım, pazarlama, proje geliştirme, senaryo ve
finansman aşamalarında yer almıştır.
Jim stark is an independent American producer who has been
involved in writing, developing, financing, producing, selling,
distributing and marketing low budget fiction feature films
since 1983.
 14.00
Su Otel
Hotel Su
120
Ustalık Sınıfı / Master Class
17 EKİM CUMA
FRIDAY OCTOBER 17
ABBAS KIAROSTAMI
İran Yeni Dalga Sineması’nın önemli temsilcilerinden Abbas
Kiarostami, 70’li yıllardan bu yana bir çok belgesel ve uzun
metraj filme imzasını attı. 1997’de Kirazın Tadı filmiyle
50. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’nin sahibi
olan Kiarostami bu yıl Altın Portakal’a Yaşam Boyu Başarı
Ödülü almak için konuk oluyor. Sinema anlayışını İran Yeni
Dalga’sının özelliklerinden biri olan şiirsel anlatımlarla
destekleyen Kiorostami, Antalya Film Forum’a bir Ustalık Sınıfı
ile konuk oluyor.
Among the most notable figures of Iranian cinema, Abbas
Kiarostami has directed numerous documentaries and feature
films since the 1970s. In 1997, Kiarostami won the Palme d’Or
at the Cannes Film Festival with his masterpiece Taste of
Cherry, and will be receiving the Lifetime 50th Achievement
Award at the 51. International Antalya Golden Orange Film
Festival this year. Kiarostami, whose poetic storytelling has
been a central feature of the Iranian New Wave, will be
presenting a Master Class at the Antalya Film Forum.
 14.00
Su Otel
Hotel Su
121
18 EKİM CUMARTESİ
SATURDAY OCTOBER 18
Atölye Çalışması / Workshop
PAUL CRONIN
New York’da bulunan School Of Visual Arts ve London Film
School’da öğretim görevlisi olan Paul Cronin 18 Ekim 2014’te
geleneksel hikâye anlatıcılığı hakkında bir atölye yapacak.
Herzog ve Kiarostami gibi yönetmenler hakkındaki kitapların
yanı sıra, efsanevi hoca Alexandre Mackendrick’in kitaplarının
da editörlüğünü yapan Cronin, bu atölyesinde dramatik
yapının öğelerini Aristo’nun Poetika’sından David Mamet’in
eserlerine uzanan bir çerçevede inceleyecektir.
Paul Cronin, lecturer at the School of Visual Arts (New York)
and the London Film School, will hold a one-day seminar on
October 18th about classical storytelling in cinema.
Editor of books about Werner Herzog, Abbas Kiarostami
and legendary teacher Alexander Mackendrick, Cronin’s
presentation will focus on some of the key works of dramatic
construction, from Aristotle’s Poetics to the books and essays
of David Mamet.
 10.30–15:30
Su Otel
Hotel Su
122
Kahvaltı Buluşmaları
Round Table Talks
Stefano Tealdi
Konuşmacı / Speaker
1985’te ortaklarıyla birlikte Stefilm’i kuran Stefano Tealdi,
burada belgesel projeleri geliştiriyor, yapımcılığını üstleniyor
ve yönetiyor.
Stefano Tealdi established Stefilm with his partners in 1985
where he develops, produces and directs documentary
projects.
Teresa Hoefert De Turegano
Konuşmacı / Speaker
Teresa Hoefert de Turégano, Medienboard BerlinBrandenburg (Almanya) sinema fonunun, uluslararası ortak
yapımlar ve Türkiye-Almanya ortak yapım geliştirme fonları da
dahil olmak üzere çeşitli işbirliği programlarından sorumludur.
Teresa Hoefert de Turégano is a funding advisor at the
Medienboard Berlin-Brandenburg (Germany) responsible
for international co-productions and various cooperation
programmes including the Germany-Turkish co-production
development fund.
Francine Hetherington Raveney
Konuşmacı / Speaker
Francine Hetherington Raveney European Women’s Audivisual
Network (EWA) direktörlüğünün yanı sıra art house belgesel
ve tür sineması prodüktörlüğü yapmaktadır.
Francine Hetheringon Raveney is Director of the European
Women’s Audivisual Network (EWA) and producer of a
number of art house documentaries and genre features..
16 EKİM PERŞEMBE
THURSDAY OCTOBER 16
“Belgeselde Yeni
Eğilimler”
“Current Trends
in Documentary”
“Almanya ile
Ortak Yapım”
“Co-production
with Germany”
“Sinema
Endüstrisi’ne
Kadınların
Katkısı”
“Participation
of Women
in Cinema
Industry”
123
16 EKİM PERŞEMBE
THURSDAY OCTOBER 16
“Post Prodüksiyon
Aşamasında Renk
Düzeltme”
“Color Grading
in Post
Production”
“Online
Dağıtımda Yeni
Eğilimler”
“Current Trends
in Online
Distribution”
124
Kahvaltı Buluşmaları
Round Table Talks
Serkan Semiz
Konuşmacı / Speaker
İşini seven, yaratıcı ve hızlı renk düzeltmecilerin çalıştığı
Color-ist, DaVinci Resolve ile 4K’ya kadar her türlü dijital
formatta color grading yapmaktadır.
With its team of enthusiastic, creative and hard-working
colorists, Color-ist performs color grading using Da Vinci
Resolve in all digital formats, with up to 4K resolution.
David Nicholas Wilkinson
Konuşmacı / Speaker
Guerilla Films’in kurucu ve sahibi David Nicholas Wilkinson,
aynı zamanda yüzün üstünde filmin yapımcılığını ve dağıtımını
üstlenmiştir.
David Nicholas Wilkinson founder and current owner of the
Guerilla Films, has produced and/or distributed well over
hundred feature films.
Kahvaltı Buluşmaları
Round Table Talks
Ally Derks
Konuşmacı / Speaker
Ally Derks, Avrupa’nın önde gelen belgesel festivallerinden
IDFA’nın (Uluslararası Amsterdam Belgesel Filmler Festivali)
direktörüdür.
Ally Derks is the director of IDFA (International Documentary
Film Festival Amsterdam) which is one of the prominent
festivals in Europe.
Nadia Dresti
Konuşmacı / Speaker
2006’da sanat direktörü delegeliğine seçildiği Locarno Film
Festivalinde Endüstri Günleri’ni de başlatanlardan Nadia
Dresti, halen festivalin ulusararası ilişkiler sorumlusudur.
17 EKİM CUMA
FRIDAY OCTOBER 17
“Yaratıcı
Belgesellerin
Festival Stratejisi”
“Festival Strategy
of Creative
Documentaries”
“Locarno Film
Festivali’nde İletişim
Ağı Olanaklarını
Keşfedin”
Nadia Dresti is the delegate of the Artistic Direction of the
Festival del Film Locarno since 2006, where she also launched
the Industry Days as well and became Head of International.
“Discover the
Networking
Possibilities at
the Locarno Film
Festival”
Nurcan Güzel, Münir Karataş
Konuşmacılar / Speakers
“Türk Filmlerinin
İnternet Hakları
ve salonsuz.com
Projesi”
Nurcan Güzel, uzun yıllar pazarlama, reklam ve
prodüksiyonda çeşitli alanlarında çalıştıktan sonra 2001
yılında Mor Film’i kurmuştur.
After working in several fields at marketing, advertising and
production several years, Nurcan Güzel established Mor Film
in 2001.
Münir Karataş işletme lisans ve reklamcılık yüksek lisans
eğitimlerinden sonra, freelance yönetmen olarak tv dizileri,
reklam filmleri, belgeseller, tv program/showları ve video
klipler gerçekleştirmiştir.
“Turkish Films
Internet Rights
and salonsuz.com
Project”
After studying management and advertising, Münir Karataş
worked as a director at TV serials and shows advertisements,
documentaries and music clips.
125
17 EKİM CUMA
FRIDAY OCTOBER 17
“Başka Sinema’nın
Yaratıcılarıyla
Tanışın”
“Meet the
Creators of
Başka Sinema”
“Binger Lab ve
Sinema Filmleri
Proje Geliştirme”
“Binger Lab
and Project
Development
of Films”
“Festivallerden
ne beklemeli?”
“What to Expect
From Film
Festivals?”
126
Kahvaltı Buluşmaları
Round Table Talks
İmre Tezel, Emre Akpınar
Konuşmacılar / Speakers
İmre Tezel, Başka Sinema proje direktörüdür.
Imre Tezel is the project director of Başka Sinema.
Emre Akpınar, M3 Film yönetici ortağıdır.
Emre Akpınar is M3 Film’s associate manager.
Gamila Ylstra
Konuşmacı / Speaker
Gamila Ylstra Amsterdam’da bulunan uluslararası kurmaca
ve belgesel film geliştirme platformu olan BingerFilm Lab’ın
CEO’su.
Gamila Ylstra is the CEO of BingerFilm Lab, an Amsterdam
based Lab for the development of International feature film
and documentary.
Peter Scarlet
Konuşmacı / Speaker
I-Cut’ın kurucu CEO’su olan Peter Scarlet film festivallerine,
programlama ve organizasyon alanında, sinema
profesyonellerine de festival tercihlerinde danışmanlık
yapmaktadır.
Peter Scarlet is the founder and CEO of I-Cut, the company
advises film festivals on programming and organization, and
filmmakers on festival choices.
NOTLAR
NOTES
127
ANSET
Özel Sağlık ve Eğitim Kültür İnş. Tic. Ltd. Şti.
Meltem Mh. Sakıp Sabancı Bulv.
Atatürk Kiltür Parkı İçi AKM No:7
Muratpaşa, ANTALYA
Tel: +90 (242) 248 90 22
[email protected]
www.anset.com.tr
EDGE YAPIM ve DANIŞMANLIK
Sheraton İstanbul
Üçyol Mevkii 34398
Maslak İSTANBUL
Tel: +90 (212) 265 92 92
[email protected]
ZEYNO FİLM
Başkurt Sok. Ürgüp Palas Apt. 19/3
34433 Beyoğlu İSTANBUL
Tel: +90 (212) 252 4556
Fax: +90 (212) 252 4556
[email protected]
Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
beşinci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde
bandrol taşıması zorunlu değildir
128
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
2
File Size
6 689 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content