close

Enter

Log in using OpenID

(^•üf aftrfar, güf satarlar 0üfden terazi tutarfar G

embedDownload
^
^
A rH Ö (
—:
<1
k
Malatya A tatürk Kız Anadolu Lisesi
Eğitim, Edebiyat ve Kültür Dergisi
Mayıs 2014
(^•üf aftrfar, güf s a ta r la r
0 ü f d e n te r a z i tu ta rfa r
G-üfü güffe ta r ta rfa r
cfçferi, cfısları güftfür güf.
İSTİKLAL MARŞI
Korkm a, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönm eden yurdum un üstünde tüten en son ocak.
O benim m illetim in yıldızıdır, parlayacak;
O benim dir, o benim m illetim indir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehrene ey nazlı hilal!
Kahram an ırkım a bir gül... Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarım ız sonra helal;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, m illetim in istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım , hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakm ış? Şaşarım!
Kükrem iş sel gibiyim: Bendim i çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.
Garb'm afakini sarm ışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"M edeniyet!" dediğin tek dişi kalm ış canavar?
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk C um huri­
yetini, ilelebet, m uhafaza ve m üdafaa etmektir.
M evcudiyetinin ve istikbalinin yegâne tem eli
budur. Bu temel, senin, en kıym etli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni bu hâzineden m ahrum etmek
isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
Bir gün, İstiklâl ve Cum huriyeti m üdafaa
m ecburiyetine düşersen, vazifeye atılm ak için,
içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini
düşünm eyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir m ahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve
Cum huriyetine kastedecek düşm anlar, bütün
dünyada em sali görülm em iş bir galibiyetin
m üm essili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz
vatanın, bütün kaleleri zaptedilm iş, bütün
tersanelerine girilm iş, bütün orduları dağıtılm ış
ve m em leketin her köşesi bilfiil işgal edilm iş
olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha
vahim olmak üzere, m em leketin dahilinde,
iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ
hıyanet içinde bulunabilirler. H attâ bu iktidar
sahipleri şahsî m enfaatlerini, m üstevlilerin siyasi
em elleriyle tevhit edebilirler. M illet, fakr ü
zaruret içinde harap ve bîtap düşm üş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve
şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cum ­
huriyetini kurtarmaktır! M uhtaç olduğun kudret,
dam arlarındaki asil kanda mevcuttur!
Arkadaş! Yurduma alçaklan uğratm a sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
D oğacaktır sana va'dettiği günler H akk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olm az ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etm esin tek vatanım dan beni dünyada cüda.
Ruhum un senden İlahi şudur ancak emeli:
Değm esin m a'bedim in göğsüne na-m ahrem eli;
Bu ezanlar — ki şehadetleri dinin temeli —
Ebedi, yurdum un üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -- varsa — taşım;
Her cerihamda, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım!
O zaman yükselerek A rş'a değer, belki, başım.
D algalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarım ın hepsi helal.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağım ın hürriyet;
Hakkıdır, H akk'a tapan, m illetim in istiklal.
Mustafa Kemal Atatürk
Derginin Sahibi
Malatya
A ta tü rk Kız Anadolu Lisesi Adına
Dizgi & Tasarım
Sorumlu Öğretmenler Yazı İşleri Kurulu
Ö m er Faruk PERÇİN
Şahin AKINCI
Abdulkadir ÇOLAK
m
Büşra KARACA
Betül ASLAN
Neslihan YAŞAR
Rumeysa A LTU N
m
-—
Baskı
@
Doğu
MARMARA
Murat BERKTAŞ-Aytekin EVİN
0.535 315 06 00
Mat Grup Matbaac
Tic. Ltd. Şti.
m%
İ
Başlarken_____________
A
nlamı derleyen, to p a rla y a n o la ra k alındığında
yergi de olabilir. Sanatsal d e ğ e rle n d irm e le r ve e leşti­
dergi, ta m b ir g ü ld e s te ... H e r hal ve d u ru m d a
rile r yeni başlayanlar için can değerinde.
başı sonu belli b ir m e sa j... G azete, o ku n u n -
A rtık bu âlem de benim de adım g e ç iy o r duygusu b ir
caya kadar anlamı olan b ir yapı. Kitap ise zamanları
başkadır sanatseverler, gönül v e rm iş le r için. D e rg i ç ift
kapsayan b ir h ita b e ... A ncak insanlar d e rg ile rle , içinde
yö n lü b ir ile tişim sergiler; yazardan o ku ra , o ku rd a n
yaşadıkları zamana ve geleceğe söz sö yle ye bilirle r.
yazara. D ergi, ö zg ü r düşüncelerin ce n k e ttiğ i b ir âlem.
D ergi çıkarm a, d e rle n m e k b ir araya gelm ek,
Kim senin kim seye eyvallahı y o k tu r. A m a düşünen,
b ir işi b e ra b e r yapm ak, b ir sevinci paylaşmak, b ir yükü
yazan, çizen, okuyanların
b e ra b e r om uzlam ak; b ir em eğin sonunda gelen m u tlu ­
ço k tu r. Yazıya yeni başlayan b ir “ m ü b te d i” , bazen b ir
b irb irin e
sevgisi, saygısı
luğu yaym aktır. U stalar ve çıra kla r b ir aradadır dergide.
usta yazara, b ir filo z o fa ilham kaynağı olabilir. Biz
B in le ri
ö ğ re tm e n le rin de ö ğ re n c ile re b ir şeyleri ö ğ re tirk e n
o lg unluk
m eyve le rin i
v e rirk e n ,
b in le ri
ilk
e m e kle rin i gün yüzüne çıkarm aya çalışırlar. B ir gün g e lir
onlardan yeni şeyleri ö ğ re n d iğ im iz gibi.
“ Ben falan ustayla aynı d e rg id e yazm ıştım .” der, o n u rla
Alanı eğitim olan d e rg ile r daha geniş kapsam lıdır d iğ e r
insan ya da “ Yazmaya filan yazarla b e ra b e r başlam ıştık.”
d e rg ile re g ö re . B ilim ve sanat iç iç e d ir bu d e rg ile rd e .
g ib i...
Bilgiler, haberler, araştırm alar, işin te m e li olan felsefi
Yazarların özgürce kalem o yn a ttıkla rı b ir alan
ta rtışm a la r yan yanadır... Esas sorun katılım ı ve güveni
olduğu için, aynı de rg id e yazan b ir yazar hakkında,-
sağlamakta. G üvenle g e lir özveriler. Ö z v e rin in olduğu
derginin aynı sayısında b ir ele ştiri, b ir iğnelem e, b ir
y e rd e g ü z e llik le r ve başarılar vardır.
Saygılarım la...
A b d u lk a d ir Ç O L A K
Kanalboyu'nda Bir Okul
A sırla r geçse de güze llikle rin d e n h iç b ir şey ka yb e tm e ye ­
Allah vergisi güzel m e vkii ve te c rü b e li ö ğ re tm e n le ri ile
cek, M alatya’nın en m üstesna s e m tle rin d e n b irid ir Kanal-
A ta tü rk Kız A n a d o lu Lisesi, A n a d o lu lisesi olm adan önce
boyu. M alatya’da yaşıyorsanız ya da M alatya’ya gezm ek
bile te rc ih edilen, beğenilen b ir o ku l. Bu yüzden genel
için gelm işseniz; Kanalboyu’na g itm e d e n olm az. Y ıllar
liselerin ü n iversiteyi kazandırm a oranlarının yüzde üçte
önce,
olduğu b ir zamanda, yüzde o tu z
g e n ç l iğ i n d e
M a la ty a ’ da
ç a lış m ı ş
b ir
başarısıyla, bu haklı
p ro fe sö rü m ü zü n ifadesi ile “ O rtasında dere, etrafında
g u ru ru
ta şım ıştır göğsünde. V e lile rin
d ö rt sıra ağaç... Rüyalar â lem inde y ü rü m e y e varmışınız?”
e tm e le rin d e k i b irin ci neden b aşarı... İkinci neden b irin c i­
bu oku lu
te rc ih
B öyle güzel b ir sem tin gerdanına takılm ış b ir inci A ta tü rk
den de ö n e m li güvenlik. B ir de ü niversiteyi kazanm a
Kız A na dolu Lisesi... Ü lk e m iz in d ö rt b ir bucağında acaba
kaygısı olm ayacak ö ğ re n c ile rin ; tü m y e te n e k le ri ortaya
kaç o ku la nasip olm uş böyle b ir konum ? Liselerin ü n iv e r­
çıkacak ve başaracaklar. İnanıyorlar ki kız ö ğ re n c ile r daha
site ağırlığında olduğu yıllarda, b ü y ü k le rim iz böyle b ir
çalışkan ve yüzde on beş daha başarılılar. Geniş kantini,
okulu yakıştırm ış K analboyu’na.
zengin
İlk önce karm a lise o la ra k pek ço k gencim izin yetişm esine
laboratuarlarıyla; ferah, te m iz d e rslik ve aydınlık k o rid o r­
zem in hazırlamış; daha sonraları ise kız lisesi o larak
larıyla h e r zaman e ğ itim i zevke d ö n ü ştü re n bu m ekân,
kütüphanesi,
bilgisayar,
fîzik,
kim ya,
biyoloji
h izm e t ve rm iş. Şimdi ise “A T A T Ü R K K IZ A N A D O L U
M alatya’nın ile ri ge le nle rin d e n b ir çoğunu y e tiş tirm iş ve
LİSESİ” gibi d ö rt te m iz ve ku tlu kelim eyi b a rın d ırıyo r
g e le cekte
tabelasında.
yapısı, saygın disiplini, bol im kânları ve unutulm ayan sosyal
de
y e tiş tirm e y e
devam
ede ce ktir.
G üvenli
Kapısından içeri h uzu rla girin ce , çam ve servi ağaçlarıyla
e tk in lik le ri ile h e r zaman v e lile rim iz in ve ö ğ re n c ile rim izin
gölgeli bahçesinin ortasında o ku l binasına ulaşıyorsunuz.
gözdesi o lm uştur.
Dışarıdan g ö rü lm e ye n g ü z e llik le r karşılıyor bu sefer sizi.
V izyonu parlak, m isyonu m u h ke m bu okul, daha nice
A rkasında yine yeşil b ir bahçe ve ortasında s p o r salonu.
g e nçlere h iz m e t v e re c e k b ir gençliği ve d inam izm i de
Y ü rü m e yolları ve m e rd iv e n le r... A n a şefkati ile b irlik te
içinde barındırıyor.
b ir de anaokulu var yanında; N e n e h a tu n ...
A b d u lk a d ir Ç O L A K
1
I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
ı;.■»«.«*•
liKO.ItMl'fHı . '
IWKwt%ı(U - !»•»•
*•!>.«<*v,o '«-»es*.
r.vı. A.t't-'U
hCv;kV.TlV’U.»»y''»4
r»X.\ıl*JMtnu»,'‘ '
MtıU’.v.t'V'I»*.»«**»
t.ı,uwi''l,i,ll'inı
;m«
CS.iVvfnUl..Wt*»»*î
«uım.v
J nvrv*&
>
»••■
»
Kadromuz
Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
mm
Ö ğ re tm e n lik ; İnsanlık ta rih in in en anlamlı ve en ölüm süz m esleğidir. Ü rü n ü insan olan ve insann
yüce gayeye ulaştırm aya vasıta olan kutsal b ir görevdir.
Ö ğ re tm e n le r, sorum luluğu büyük, b ir o kadar da z o rlu b ir yolun yolcularıdır. Bu yolda h e r tü rlü
fedakârlığa katlanarak g ö n ü lle rd e ki ye ri hak ederler. T oplum ların çağdaş b ir m e d e n iye t kurm aları
yolu nda sarf edilen çabada en büyük ro l onlarındır. A ydınlığa giden yolda ö ğ re n cile ri iyiye, doğruya
ve güzele g ö tü re n , bunun mücadelesini veren ö ğ re tm e n le rd ir. O n la r m e m le ke tin çilekeş um ududur.
Ö ğ re tm e n ; gelecek neslin, kendi ayakları ü zerinde durm alarını sağlayan, hayat boyu ke n d ile rin e
gereken b ilg ile ri kazanmalarına yardım cı olan ve to p lu m a arkasını dönm eden, to p lu m u n sürekli
önünde giden b ir gönül e rid ir. Bu gönül e rin in karşısına çıkabilecek z o rlu k la r onu yıldırm ayacaktır.
B ir m ille tin m illi, ahlaki ve k ü ltü re l yönden güçlü ve m e d e n iye t bakım ından kalkınmış olması
ö ğ re tm e n le rin üstün çalışmalarına bağlıdır. M illi b irlik ve b e ra b e rliğ im izin te m e l taşı ö ğ re tm e n le rim izdir.
Ö ğ re tm e n , genç nesli ham b ir m adde olarak ele alan ve onun ü zerinde titiz , d ik k a tli ve sabırla
çalışarak onu en güzel b içim d e şe kille n d ire n duygularına, ruhuna, fik irle rin e ve hayata en güzel
desenler veren insandır.
Ö ğ re tm e n , bilgi kaynaklarını öğ re te n , yö n le n d ire n , d e ğ e rle n d irm e alışkanlığı kazandıran b ir kişidir.
O, h er şeyden önce b ir gaye adamıdır. Toprağa atılan b ir to h u m u n , onlarca to h u m verm esi için
kendini feda eden b ir gönül e ridir.
O, B ir insanı ku rta rm a n ın b ir alemi k u rta rm a k kadar ö n em li olduğunu ço k iyi b ilm e kte d ir. Ç ünkü iyi
eğitilen insan huzurlu ve m u tlu gelecektir. "Başağın yetişm esine engel zararlı o tla r değil, çiftçin in
ih m a lid ir.” Bunun için m uhatabı insan olan ö ğ re tm e n le rin yapacağı hatanın telafisi y o ktu r.
Sevgi dolu b ir ö ğ re tm e n ışık d e m e ktir. U nutm ayınız ki ke le b ekle rin ışığa koştuğu gibi, çocuk
yü re kle r, genç k a lp le r sevgiye koşar. Sevgi sunan sevgiyi hak eder. En ço k sevilen ö ğ re tm e n seven
öğ re tm e n d ir.
B ir ulusun çağdaş ü lk e le r düzeyine ulaşabilmesi eğitim ve ö ğ re tim in kaliteli ve bilim sel y ö n te m le rle
yü rü te b ilm e s iy le ancak m üm kündür. Eğitim sorunlarını çözen uluslar; kü ltü r, sanat, bilim ve
te k n o lo ji alanında kalkınmış ve ile rle m iştir. Eğitim e gereken önem ve ilgiyi gösterm eyen uluslar,
başka ulusların pazarı, kölesi olm aya m ahkûm dur. Kalkınmanın te m e l şartı eğitim ve ö ğ re tim d ir.
Ö ğ re n c ile r b iz le r sizin için varız. Sizin olm adığınız ye rd e bizim ne işim iz var. Bütün yaptıklarım ız
hep sizin içindir. Sizler bizim u m utlarım ız, geleceğim iz ve tem inatım ızsınız. Sizi en güzel şekilde
y e tiş tirm e k , aydınlık yarınlara hazırlam ak en büyük am acımızdır. Ç ünkü bu g ö re v le ri yarın sîzlere
bırakacağız. Geleceğin d o k to rla rı, h a kim le ri, m ühendisleri, ö ğ re tm e n le ri siz olacaksınız. A yd ın lık ve
büyük T ü rk iy e için uyanık olun, ço k çalışın. U nutm ayınız ki "V atan çalışkan insanların om uzları
üzerinde y ü kse lir.”
3
| Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
AKİF’İN KARAKTERİ VE İSTİKLÂL MARŞI’NIN RUHU
Şahin A K IN C I Türk D ili Edebiyatı Öğretmeni
değerlerdir. Akif, hayatı boyunca bu değerler için mücadele
etm iştir.İstiklal Marşı da zaten bu değerlerin marşıdır.
“ Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz
Bu yol ki hak yo lu d ur dönm e bilm eyiz yürürüz
Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa
D enizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa
Değil mi cephemizin sinesinde iman b ir
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan b ir
Değil mi sinede b ird ir vuran yü rek...yılm az.
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz.
diyen ve varlığını ve birliğini .m illetinin birliğine adayan milli
m efahirim iz, m illi şairim iz
M ehm et AKİF'İ rahm etle yad
ederken; A LLA H için vatan için canlarını feda eden bütün
şehitlerim izi
m innetle anıyor mekanları cennet olsun
diyorum
canavara” benzettiği A vrupa’ya karşı ve rm e d ik mi ? Kanımızı,
canımızı, ırzımızı, namusumuzu, dinim izi vatanımızı ve to p ra k
altında kefensiz yatanlarımızı
bu ırz ve namus düşmanlarına karşı korum adık mı?
Ayşeler, Fatmalar, A lile r M e h m e tle r ;
“ M abedimin göğsüne namahrem eli değmesin,
Akif,
“ Bir zamanlar biz de m illet hem nasıl milletm işiz
Gelmişiz dünyaya m edeniyet nedir öğretm işiz.
Kapkaranlıkken afaki bütün beşeriyetin
N u r olup fışkırmışız ta sinesinden zu lm e tin .”
dediği ve mensubu olmakla iftihar ettiği bu m illetin b ir ferdi
olarak 1873 yılında İstanbul’un
Fatih sem tinde dünyaya geldi. Babası fatih m üderrislerinden
te m iz Tahir efendidir.”
Genelde böyle başlar A k if’i anlatan biyografi kitapları.
Benim maksadım uzun uzun A k if biyografisi anlatmak değil.
Maksadım T ü rk fikriyatında ve edebiyatında b ir Süreyya
yıldızı gibi
C ennet vatanıma düşman ayağı girmesin;
Yurdumun tüten ocakları hiç sönmesin;
Gökyüzünden nazlı hilalim hiç inmesin;
Şehadetleri dinin tem eli olan bu ezanlar hiç susmasın,”
diye
Sakarya’da,
D um lupınar’da, A n te p ’te,
Maraş’ta
U rfa ’da,Van’da, İz m ir’de ... Anadolu’nun d ö rt bucağında
kahramanlık destanları yazarak; kim i yavrusunu kim i yavuk­
lusunu kim i atasını kimi anasını bırakarak bu Avrupalının
süngüsü,mermisi ,topu .tüfengi altında alkanlar içinde kara
toprağın kara bağrına düşm ediler mi?
parlayan ve İstiklal Marşına yansıyan A kifin karakterini,
örn e klik şahsiyetini kalemim elverdiğince aktarabilm ektir.
Öyleyse içim izdeki bu Avrupa kültürüne duyulan hayranlığın
sebebi nedir ?
“ M illeti,
Gökyüzünden şehitler .yeryüzünden şahitler bu halimize
ağlamazlar mı?
devleti,
üm m eti,
dini,
diyaneti
hayatı
boyunca
kendisinden aziz tutm a; M ertlik, dürüstlük, cö m e rtlik, ahde
vefa, fedakarlık, digergamlık, eğilmeme, bükülm em e, zillete
düşmeme ve “ em rolunduğu şekilde dosdoğru o lm a ’gibi
üstün ahlaki faziletler, A k if’in karakterini oluşturan tem el
I
Bize unutturulan hafızamızı, birazcık olsun hatırlamak
babında, cevabı içinde saklı b ir iki soruyla Y ıllardır beni yiyip
bitiren b ir üzüntüm ü sizinle paylaşmak istiyorum .
Biz m illet olarak bu savaşı yani İstiklal Marşının yazılmasına
sebep olan İstiklal savaşını cennet- mekan A kifin “ Tek dişi
kalmış
| Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
AKİF, İstiklal Marşını yazarken T ü rk m illetinin 21. yüzyılda
böyle olacağını hiç düşünmemişti herhalde.
O, İstiklal Marşını yazarken bu marş bu m illete , geçmişi
unutmaması için b ir tarih ve m edeniyet
Rehberi olsun diye yazdı.M illet ve özellikle m illetin gençliği,
hafızasını unutmasın diye yazdı. Yazar-ken de “ İstiklal
Savaşının bu m illetin son diriliş destanı, istiklal Marşının da bu
destanın b ir ebediyet ruhu olacağını bile bile yazdı.
Yemen’de.Galiçya’da din ve vatan uğruna toprağın kara
bağrına düşenlere ciğeri yanıp da “ Kim bu cennet vatan
uğruna olmaz ki feda,
Şüheda fışkıracak .toprağı sıksan şüheda.
Canı, cananı bütün varımı alsın da Hûda
Etmesin te k vatanımdan beni dünyada cüda.”
diye, inleyip de ahuzar eden b ir yüreğin şehadet feryadıdır.
İSTİKLÂL MARŞI ;
Hayatı boyunca bu toprağın, bu tarihin, bu kültürün, bu
Yazdı ama adeta ciğerinden kalemine kan çekerek
yazdı.Gözyaşları dökerek, ahuzar ederek ve
Varlığını pare e rite re k yazdı.
İşte bu yüzden de İstiklal Marşı;
D erin b ir vicdanın, yaralı b ir ruhun, yüksek b ir ahlakın ve
umman gibi b ir imanın şiiridir.
İSTİKLÂL M A R Ş I;
Müslüman T ü rk m illetinin şerha şerha olmuş sinesinin
A K İF ’in kalemiyle sömürgeciliğin hayâsız tem silcilerine karşı
b ir başkaldırışıdır.
Bunun için de ne AKİF, sıradan b ir şair ne de İstiklâl Marşı
sıradan b ir şiirdir.
İSTİKLÂL MARŞI,
Vatan ve m illet sevgisinin .istiklâl aşkının .H A K K ’aolan sonsuz
m illetin sesi olan b ir garipgibi yaşayan
Fakat hayatını ve zihniyetini devrindeki birtakım şair ve
yazarların yaptığı gibi batı m ukallitlerinin
Şatafatlı dünyasına kiralamayan; imanından, şahsiyetinden ve
davasından zerrece taviz verm eyen
Yeri gelince ;
“ G itm e ey yolcu, b irlikte o tu ru p ağlaşalım,
Elemim b ir yüreğin kârı değil; paylaşalım.
Teselliden nasibim yok, hazân ağlar baharımda.
Bugün hanumansız b ir serseriyim öz diyarım da.”
diyerek m illetin uğradığı felakete ve çaresizliğe gözyaşı
döken; lâkin m illet ve mukaddesat düşman­
ları söz konusu olunca da :
“ Tükürün .m illeti arkadan vuran darbelere!
Yaşadığı sürece hiç kimseye boyun eğmeyen, yalan söyle­
T ükürün, onlara alkış tutan kahpelere I
T ükürün ehl-isalibin o hayâsız yüzüne!
T ükürün .onların asla güvenilmez sözüne!
M edeniyet denilen maskara mahluku görün!
meyen, riyakârlık ve dalkavukluk
yapmayan .hiçbir beşeri gücün karşısında eğilmeyen ve
“ Zulm ü alkışlayamam ; zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem,
Ü çbuçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam
Tükürün,m askeli vicdanına asrın tükürün!
diye kükreyen ve volkan gibi kaynayan b ir yüreğin destanıdır.
A K İF ’İ; Bu özellikleriyle öğrenm eyene,,öğretm eyene,tanı­
mayana ve tanıtmayanlara eyvahlar olsun!
A K İF ’İ ;Bu şahsiyetiyle bu karakteriyle yeni nesillere “ önder
şahsiyet” diye tanıtmayanlara eyvahlar olsun!
Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum;
Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum .
Kanayan b ir yara gördüm mü yanar ta ciğerim;
İstiklâl Marşını,
Bu gözle okumayan gözlere eyvahlar olsun!
Bu yürekle hissetmeyen yüreklere eyvahlar olsun!
Bu duyguyla söylemeyen dillere eyvahlar olsun!
teslim iyetin ve zafere duyulan
Kesin inancın yedi düvele karşı lirik b ir meydan okuyuşudur.
İSTİKLÂL M A R Ş I;
O nu din dirm ek için kamçı yerim ,çifte yerim .
Adam .aldırma da geç,git, diyem em ¡aldırırım.
Ç iğnerim ,çiğnenirim ;hakkı tu ta r kaldırırım .”
diyen; zalim ve zulüm karşısında bütün hayatı boyunca dik
Bu duyguyla dinlemeyen gönüllere eyvahlar olsun!
Sözlerimin m ührü olarak derim ki;
duran b ir vicdanın yani A K İF ’in sesidir.
Bu yüzden de ne AKİF .sıradan b ir ş a ird ir, ne de İstiklal Marşı
A K İF ’İ
Bu üstün özellikleriyle öğrenenlere .öğretenlere,sevenlere
sıradan b ir şiirdir.
sevdirenlere,tanıyanlara ve tanıtanlara
İSTİKLÂL MARŞI ;
“ H ayır...H ayâl ile y o k tu r alışverişim,
İS T İK LÂ L M A R Ş IN I da
N e söylemişsem inanıp da söylem işim .”
diyen, âbide b ir şahsiyetin kaleminden H akk’ın, imanın,
İslamın .umudun, onurun, özgürlüğün, direnişin, şehadetin ve
vatanseverliğin ilm ek ilm ek, nakış nakış,Türk M illetinin ruh
Bu
Bu
Bu
Bu
gözle okuyanlara,
yürekle hissedenlere,
duyguyla söyleyenlere ve
duyguyla dinleyenlere,
haritasına aşkın ve imanın çelik kalemiyle işlenmesidir.
İSTİKLÂL MARŞI;
“Asım ’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek;
Ç iğnetm edi namusunu işte çiğnetm eyecek.” D iyerek,
ASIM ’ın neslinden 250 bin fidanın Çanakkale’de, 90 bin
civanın Sarıkamış’ta ve on binlerce kahramanın da
5
| Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Selam olsun, binlerce selam olsun!
A llah’ı anan gönül, yolda kalır sanma
Birleşti iki deniz, aşkın o ilk çağında
Hamdı, pişti, yandı Mevlana, aşkıyla
Coşkun aşkı sembolleşti “’Şems” adında.
Ayrılıklar, birleşmeler, batıp çıkan heyecanlar
Aşkı yere göğe değil de dar gönlüm e sığar.
Ö yle b ir ateş ki sevgiliden gayrı her şeyi yakar
Ö yle b ir aşk ki orda yok o lu r tü m ayrılıklar.
Gönülden söze, sözden gönüle yol bulan,
H a k C E re n ie r Ş a^
M uham m ed’e yar, Kuran’ a kul olan
Karanlığı aydınlatan, pervaneye m um olan
Ab-ı hayat olup damla damla ruhum a dolan.
^ J ^ ir kervan çıkar Belh’ten bulanık b ir gecede
Sanırlar ki bu kervan yolda kalır
Yol alırken Bahaddin Veled ile oğlu
G ö re nle r denizler okyanusun içinde sanır.
Kim özler senin kadar kavuşmayı H akk’a?
Kim erişebilir şendeki ölümsüz sevgiye, aşka?
Anlasa yirm i birinci asır seni anlasa keşke!
Sen başkasın Mevlana, senin aşkın bambaşka.
Celaleddin zayıf, soluk rengi, nazik bedeniyle,
Çileden çileye girdi Seyyid Burhaneddin’le
Aradı sevgiliyi diyar diyar ‘’pişm ek” derdiyle
” H e r şey sensiz b ir hiçtir, durm a gel” sesiyle.
<Jum ö A ^ js a fı
ım
Yine sensiz bir sabaha açtım gözlerim i
Yüreğim buruk, sessiz, sensiz.
Kim bilebilirdi b ir akşam ayazında
Son kez gözlerim e bakıp b itti diyeceğini
Avuçlarımdan sıcacık ellerini çekip b ir kez daha
B itti artık diyeceğini
Evet, sensiz b ir sabaha açtım gözlerim i.
Güneş, sokaklar, insanlar yaşamayı vaat ediyor.
A m a kalbim “ vazgeç” artık diyor.
Bırak, sokaklarda, kaldırım taşlarında
Ayaklar altında kalsın aşkın.
m
Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Sen coşkun akan b ir ırmaktın o ise deniz.
Kavuşmaktı .bütün umudun işte kavuştun
Coşkunluğun onun durgunluğunda y itip gitti.
Denizin durgunluğunda huzuru buldun
Am a hayat misali;
Hırçınlaştırdı onu büyük b ir gemi
D urgunluk, huzur, aşk alabora
Ve aşkınız kayalara çarpa çarpa
Geriye binbir parça
Aşkımız kum m isali....
İstanbul güzel, hem de ç o k güzel. İstanbul F atih ’ le güzel.
T arih i çarşısıyla güzel. Sıcak ve sam im i Vefa s e m tiyle
T arih fışkıran k a ld ırım la rıyla güzel.
e v le rd e n sarkan
aşkıdır.
güzel.
D a r so ka kla rd a ki cum balı
kırm ızı g ü lle rle güzel.
En güzel m a şu ktu r
İsta n b u l’u anlam azsınız te k başına. Ya G alata’dan ya Kız
Kulesinden ya da cam isinden m u tla ka söz e d e rsin iz. Ya da ye d i
İstanbul.A şığının gö zü nü kırpm a d a n canını v e re c e ğ i.... F a tih ’in
te p e le ri
g ö n lü n d e k i c e n n e ttir İstanbul. İstanbul S ü leym aniye’nin ezan
bahsedersiniz.
sesi, A ya so fya ’ nın ihtişam ı, G alata’nın asaletiyle güzel. İstanbul
İsta n b u l’ un b e k ç ile r g ib id irle r. K o ru n m a yı bekleyen b ir kalenin
anarsınız.
H iç
En yü kse k te p e sin d e ki
o lm ad ı
Ç ığ lıkla rıyla
S ü leym aniye’den
M a rtıla r...
b ö le rle r
Sanki
H a liç ’ le güzel, H a liç ’te k i ka yıkla rla güzel. Kayıktaki su lta n la rla
m uhafızları gibi
...
g ü rü ltü sü n ü . Sanki sü re k li b ir şeyi h a tırla tm a k is te r g ib i. A m a
İstanbul b e k lid e aşığının g ö n lü n d e ki y e riy le güzel. Aşığının
m a rtıla r...
m a rtıla rd a n ...
İsta n b u l’un
m aşuğuna bakışı g ib id ir İsta n b u l’a bakm ak. G ü ze lliğ i bozm adan
h iç b ir insan b ö yle düşünm ez.
s e y re tm e k is te r insan. İçini ya ka r İsta n b u l’ un boğazı. İnci gibi
sim id in peşinde old u ğ u za n n e d e rle r. Ben on la rı
d iz ilm iş le rd ir Boğaz’ ın kenarına cam iler, saraylar, k ü lliy e le r...
o la ra k g ö rü y o ru m . T arih in e m a n e tç ile ri g ib i... Ben in a n ıyo ru m
ki; b ir gün İstanbul ye n id e n ta rih le v a r olacak, insanlar m u tla k
H epsi de ayrı ses, ayrı tını, ayrı ritim ...
M a rtıla rın sadece e lle rin d e k i
hala em a n e tçi
ta rih in i hatırlayacak, o n la ra ye n id e n sahip çıkılacak. Ya da ö yle
İstanbul ş iir g ib id ir aslında ya da şairin e lin d e ki kalem ,
u m u t e d iy o ru m . Ç ü n kü b iliy o ru m ki bu şehrin ü ze rin d e o asil
kalem in b a tırıldığı h o kka , h o kkanın için d e ki m ü re k k e p g ib id ir.
sultanın, Fatih Sultan M e h m e d ’in g ö z le ri var, ve şairin sö z le riy le
B ir h a tta tın elifi g ib id ir.E lifte k i va ro lu ş, v a ro lu şta ki asalet g ib id ir
y a n kıla n ıyo r İsta n b u l’ un su rla rın d a ......
İstanbul. İstanbul Leyla g ib id ir, uğruna M ecnun o lunacak g ü ze l­
T a rih in g ö z le ri va r s u rla rd a d e lik d e lik
lik te ya da Şirin g ib id ir dağları d e ld ire c e k asalette ya da Aslı
Servi endam lı servi a h ire te p e rd e lik
g ib id ir aşkıyla yanılacak z a riflik te ...
A ş k tır İstanbul, ta rih tir, islam dır, şandır, şe re ftir. İstanbul
Ben in a n ıyo ru m b ir gün m u tla ka A ya so fya ’nın ezan sesiyle
gü ze ld ir. İstanbul ye n i cam iyle, cam inin ö n ü n d e ki g ü v e rc in le rle
b ir sabaha g ö z le rim iz i açacağız ve o zam an d iye ce ğ iz ki tıp kı
gü ze ld ir. İs ta n b u l’ a F a tih ’ le bakm ak lazım. Ç ü n kü ancak o
Fatih Sultan’ ın dediği g ib i ” Bu şe h rin ism i İslam bol o lsun”
zam an
İstanbul
anlarsın
İsta n b u l’ un
F a tih ’siz,
İs ta n b u l’u güzel
ne
kılan
de
z a ra fe tin i,
Fatih
F a tih ’t i r
a s a le tin i...
İsta n b u l’suz
Yani
ne
Büşra KARACA - " /E
dü şü nü le b ilir.
aslında, Sultanın şehre olan
İnsan aciz b ir varlık. Aynı zamanda acizliğini b ir
kenara bırakıp, dünyaya hep kendi gözüyle bakan
O ’ na saatlerce şükredip, bağışlaması için yalvarm ak
tır. Rab affedicidir. En m e r H * ıe tli, e j^ c ^ f e r t . .
iste k le ri ve d ile k le riy le h a re ke t eden b ir canlı. U n u t­
tuğu b irç o k şeyi var. En önem lisi bütün kainatı
yaratan Rabbi gibi..
Peki Rabb’i de
onu unutm uş mudur? Asla! H e r
H iç b ir şeyi karşılıksız bırakm ayan to a |W a tıc ıd ır.
Kul belki inanır belki inanm az ama O h iç b ir zaman
şeyiyle kulunu kabul e tm iş tir sonsuz n im e tle r
v e rm iş tir ve ondan beklediği te k şey kulluğudur.
İnsanoğlu bu n im e tle re karşılık ona inanm ıyor, inkar
kızmaz. A ffe tm e k ister, dua b e k le r ellerhriÖü açıp
O na yö n e lm e m izi ister. En ç o k da ş ü k re tm e n iz i...
Rabbim izden başka karşılıksız en ufak b ir
var mıdır?
e d iy o r ve o rta k koşuyor. İşte acizlik budur. Bunca
g ü ze llikle rin sahibini g ö re m e m e k tir. H albuki onun
va r olduğuna kanıtlık g e tire n sayısız d e lille r vardır. Ve
insan yine nankör, yine k ib irli ve yine ahmak. Açm ış
m ıd ır kitabını? Sorgulamış mıdır? Hayır. K im ile ri de
inanır, inançlı gibi davranır. G önlünde hissetm ez
diliyle söyler durur. O ’na inanm ak sadece inandığım ı­
zla kalm ak değil ki! B uyruklarını, iste kle rin i en güzel
şekilde y e rin e g e tirm e k tir.
7
| Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Eda KORUCU-10/D
Dünyaya gözlerim izi açtığımızda gördüğüm üz ilk va rlıktır
o . .. Annem iz bizi bu dünyaya getiren, yaşamı boyunca da bizim en
büyük destekçim iz olan b ir bakıma hayatımızdaki mucizedir.
“ C ennet annelerin ayakları altındadır” sözü onların yaptıkları
fedakârlıkların te k derdinin cennet olabileceğini ifade eder. Adını
duyduğumuzda yüzüm üzde b ir tebessüm, kalbimizde şefkat
sağlayan en değerli va rlıktır o. O benim te k sevdiğim
kadın, A N N E M . Bizi dünyaya getirm ekle yetinm eyen, hayata
hazırlayan ve karşılaştığımız her sıkıntıda m utlaka yanımızda olan
annelerim izin hakkını ödem ek imkânsız.
A nnelerim iz hayatları boyunca bizler için yaşarlar. Onların kıym ­
etini kaybetm eden önce m utlaka bilm eli ve gönüllerini hoş
tutmalıyız. Sevgili Peygamberimiz “ anne-babanıza ö ff bile
demeyin” demiştir. Yanımızdan ayırmadan baş tacı etm eliyiz.
Onları kızdırmamalı ve onları üzmem eliyiz. Unutmayalım ki:
“ C ennet annelerin ayakları altındadır.”
(J J ir y \if c
0
ü £ c ffe m e s i
Benim canım ailem varlığım, um udum , her şeyim. Onların
her bir sözü, her b ir hareketi kalbime işler benim. Örneğin;
babam o kadar fedakârdır ki sırf bize bakmak, okutm ak,
evine ekm ek getirebilm ek için işinde gece gündüz çalıştı,
yorulurdu ama bize hiç belli etm ezdi. Biz b ilird ik babamın
bizim için yaptıklarını ve gördükçe daha çok bağlanırdık
birbirim ize. O her zaman derdi ki; “ Ben beş tane pırlanta
ye tiştiriyo ru m bu yaptıklarım az bile” . Mesela annem o ’da
her anne gibi çocuğunu büyütm ek için b irço k acılar
çekm iştir birçok fedakârlıklar yapmıştır. A m a benim annem
daha başka bana her bakışında ağlıyorsam gülerim , üşüyor­
sam sıcacık olurum . H e r gün eve geldiğimde kapıyı açıp, o
dünyaya bedel ılık sesiyle “ Hoş geldin yavrum ” demesi her
geçen
gün
biraz
daha sevdirir
ke n d ini...
A ilem i
çok
seviyorum . Sanki onlarsız kalsam yaşayamam, b iterim , tü m
um ut yapraklarım solar. Ö rneğin kardeşlerim , biz beş
kardeşiz birbirine bağlı ve saygılı... Biz küçükken babam
elinde dondurm a ile gelirdi eve dondurmayı görünce hemen
birim iz tatlı kaşıklarına, birim iz sulara, b irim iz tepsiye
koşardık. Beşimizde aynı kabın içerisinde ye rd ik ve ben aile
olduğum uzu b ir kez daha hissederdim. “ Sen daha fazla
yedin” o benim hakkım diye atışırdık ama o atışma bile o
kadar saf ve güzeldi ki onun tadı bambaşka.
| Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Eskiden evim iz sobalıydı ve hepim iz b ir odada uyumak
zorunda kalırdık. Yer yatağı yapıp ikişer ikişer ayrılırdık. Ve
asla b irb irim ize “ İyi geceler” demeden yatmazdık. A ilem i
aynı odada uyumanın verdiği huzur ve güven beni dünyanı
en m utlu çocuğu yapardı. Sabah kalkınca her birinin yüzünü
g ö rm e k bana aile olduğum uzu te k ra r te k ra r hatırlatırdı.
Sonra biz çok küçükken babamla annem dışarıya çıkınca
biraz geç kaldıkları zaman “ acaba bizi te rk mi ettiler*î"diye
balkona çıkıp yollarını gözlerdik. A m a hep yanılan biz olurduk
çünkü onlar bizi asla te rk etm ezlerdi. Arabayla yolculuk
yaptığımız zaman baraj gölü gördüğüm üzde birbirim ize
bağırmaya başlardık. “Aaa suya bak, geçiyoruz çabuk bak”
derdik. Çünkü birim iz ne görse diğerinin de onu görm esini
isterdik. Tek yapamazdık, her şeyim iziıpaylaşırdık. Çünkü
annemle babam bize bunu öğretm işlerdi, paylaşmayı, saygıyı,
sevgiyi, b irb irim ize sımsıkı tutunmaprıız gerektiğini, bize
bizden başka kimsenin fayda verm eyeceani öğretm işlerdi.
Çünkü biz aileydik “ Tek kalp yedi bedendik” . Bence aile
denen kavram budur. Eğer içinde m u tlu lu ğ u ^ jj^ R ru , sevgiyi,
saygıyı, b irlikte içecek b ir tas çorbayı, paylaşacak b ir parça
ekmeği buluyorsan, eğer her şeyini çekinmeden, utanmadan
ve sıkılmadan onlara anlatabiliyorsan vejkarşında seni seven
l / o l r \ l r \ r k ie p ö / 4 i\ / / M * M i* ı
îrfr» o ll«
k i ıy 4 ı ı v -
Etraf kararmaya başlamıştı. H e r ye r bembeyaz olm uştu. Sokağı aydınlatan lambalar, etrafı daha ürkütücü hale g e tiriy o r­
du. Sokaktaki görünüm aslında güzel olsa da, gecenin karanlığı ve sokak lambalarının verdiği ışık orayı ürkütücü hale g e tiri­
yordu. A rtık hava iyice kararmıştı. H erkes evlerine gitmiş, neredeyse uyuma vakti gelmişti. Sokaktaki evlerin ışıkları te k e r
te k e r sönüyordu. N ihayet bütün evlerin ışıkları sönmüştü. Ve b ir gün daha bitm işti.
Havanın kararmasıyla kar yağmaya başlamıştı. Biraz zaman geçtikten sonra sokağın başından ayak sesleri duyuldu.
Gecenin bu saatinde o adamın dışarıda ne işi olabilirdi? Ç o k geçmeden bu saatte neden dışarıda olduğu anlaşılmıştı. Bu
adamın evi yoktu. Zaten üstü başı da yırtıktı. Ü şüyor gibiydi. A m a gecenin karanlığı ve sokak lambalarının verdiği loş ışık
onu ısıtmışa benziyordu. Biraz daha yürüdükten sonra durdu, etrafına baktı. Daha sonra sokakta bulunan b ir evin
m erdivenlerine otu rd u . Yağan karı izlemeye koyuldu. Büyülenmiş gibiydi. Başını evin duvarına yasladı. Ç o k geçmeden
uyuyakalmıştı.
Sabah evin kapısı açıldı. Adam korkuyla uyandı. Kapıyı açan genç bayan şaşırdı. Adamın neden bu kadar korktuğuna
anlam verem em işti. Uzun süren sessizlikten sonra adam kadından ö zü r dileyip, sokağın başına doğru ilerledi. Kimse onu
tanım ıyordu. Ç ünkü mahalleden biri değildi. Kadın adamın arkasından g itti. A m a adam aniden kaybolmuştu. Kimse kim
olduğunu bilm iyordu ve aniden kaybolmasına anlam verem em işti. Am a o gizemli adam akıllarda soru işaretleri bırakmıştı.
Ö zellikle de kapıyı açan genç bayan uzun süre o adamın etkisi altında kalmıştı.
Bu sıkıntılar ne zaman bitecekti? A rtık ne zaman
üzülmeyecekti? Kendine iyi dostlar bulabilecek
Güvenebileceği kimse yoktu. Yalnızdı...
miydi?
-Peki evladım, sen kim i kaybettin? Kimin değerini anlamıyordun?
Cevap bekleyen gözlerle genç adama bakıyordu. O sırada
genç adamın gözlerinden yaşlar süzüldü. D em ek ki kaybettiği
N e zaman onu görseler hep yalnız olduğunu anlarlardı.
Ç ünkü kulaklık kulağında, sessizce b ir köşede o tu ru p m üzik
dinlerdi. Belki o kendini dile getirem iyor, ama m ü z ik le r...
O n a r sanki tam da onun d e rtle rin i dile getiriyordu. H e r
- “A n n e m ... Babam ... “ .
D edikten sonra gözlerindeki yaşlar süzülmeye devam etti.
Dede, genç adamın böyle acı çekmesini hak ettiğini düşünse
m üzik dinlediğinde, gözü uzaklara dalıp gidiyordu. O yalnız
hayatında gözlerinin öyle çok dalıp gideceği ne olmuştu?
Belki de yalnızlık ona iyi geliyordu. H e r şeyi düşünebileceği
b ir sessizlik ve müzik. Hayatında çok mu hata yapmıştı?
de, o haline üzüldü.
- “ Ü zülm e evladım. Rabbim biz insanları bazı sınavlardan
geçirir. Sen bu sınavını geçememişsin ama önünde daha b ir
sürü sınav var. Bunun telafisini yapabilme şansın var.”
Yoksa b ir hatası, bin hata kadar kötü b ir hatamıydı? Annesini,
babasını, arkadaşlarını çok mu üzmüştü? Bu yalnızlığın sırrı
neydi? Yine b ir köşede, kulaklık kulağındayken yaşlı b ir dede
yanına o tu rdu.
Dedi,
Genç adam isteksiz b ir şekilde gülümsedi. Ç ünkü giden
geri gelmeyecekti. Am a şunu da te k ra r hatırlamış oldu. İnsan-
- “ Evladım, ben buradan her geçişimde seni görüyorum .
lar hayatta belli sınavlardan geçer. Ve ve rd ikle ri kararlar,
Kulaklık kulağında uzaklara dalmış gidiyorsun. N e d ir seni bu
kadar düşündüren şey? Neden böylesin? “ .
yapmış oldukları şeyler. Hepsi kaydediliyor. Ve eninde sonunda, hepsi ortaya çıkacak. Saklı hiçbir şey kalmayacak. Ve o
Genç adam başını kaldırdı. G özbebeklerine sanki üzüntü
kazınmıştı. İçini çektikten sonra cevap verdi:
kaydedilen, yazılanlara göre diğer yaşam yerim iz belirlenecek. Ve biz insanların bunun farkında olarak hareket
- “Ah be dedem. Biz insanlar, neden b ir kişinin değerini
etm em iz gerek,
kaybettikten sonra anlıyoruz?”
Meraklı gözlerle dedeyi izliyordu. D ede biraz düşündü. Ve
sonra:
9
kişinin değerini o varken bilm iyordu.
| Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
y
y T M AYIN *
^\a fa tya 'n ın Ufukları
Doğu A nadolu Bölgem izin batısında y e r alan güzel, şirin ke n tim iz Malatya oldukça eski b ir ta rih e sahiptir. B irço k m edeniyete
beşiklik etm iş olup , dünyanın en eski şehir yerleşm elerinden b iri sayılan ARSLANTEPE H Ö Y Ü Ğ Ü de şehir m erke zin e sadece birkaç km
uzağında bulunm aktadır.
Malatya hakkında söylenm iş b irç o k şey vardır. A ncak ben bu şirin şehir hakkında söylenm iş şeyleri te k ra r e tm e kte n ziyade şehrin
geleceği, neler olabileceği hakkında b ir fik ir y ü rü tm e k istiyo rum . Şehrin potansiyeline dayanarak ufkuna uzanmak ve geçm işte” NELER
YAPILABİLİRD İ?” , şim di ve gelecekte “ NELER YAPILABİLİR?” , bunu konuşm ak istiyo rum . Yoksa m alum un ilanı olacak sözler sarf e tm e k
iste m iyoru m .
Potansiyel olarak Malatya b ir ta rım ve hayvancılık şehridir. Dünyada kayısının en iyisinin ye tiştirild iğ i ke n ttir. Ayrıca çeşitli m eyve
sebze ve tahıl ü rü n le ri yetişir. Yeraltı kaynakları bakımından da hatırı sayılır zenginliğe sahiptir Malatya. Başta d e m ir o lm ak üzere bakır,
kro m , m e rm e r hatta altın m adeninin olduğu söylenir.
Bunlar v a rd ır e lb e t va r olmasına da bunlarla ne yaptığım ız veya yapamadığımız ö nem li değil mi? Yoksa h er ilim izde buna benzer
şeyler var. Ö n e m li olan va r olanla ye tin m e k değil neyaptığımız-dır. Peki, n e le r olabilirdi? Tabi bunlar işin bencesi...
D e m ir çelik fabrikam ız kurulm uş ola b ilirdi. Bu binlerce kişiye iş dem ektir. H a tta d e m ire dayalı diğer sanayi kollarının da ilim ize
çekilm esine yol açabilirdi. A lm anya’nın Ruhr havzası d e m ir madeni sayesinde önem li b ir sanayi m erkezi haline dönüşm üştür.
Ç o k da eski olm ayan şehir m erke zim iz bin yıllık şehirlere taş çıkarırcasına dar kalıplara sıkışmış halde. Bırakın arabayı trafiği güneşin
bile g irem ediği sokaklarım ız var bizim . Yeni açılan caddelerim iz bile ‘S’ harfi çizm ekten kurtulam am ış. C e tve lle çizilm iş geniş kaldırım ı
olan y o lla r bulvarlar açabilirdik.
Şehrin b ir ucundan b ir ucuna bisiklet yolları açabilirdik. Bu hem sağlıklı yaşam için hem de ke n t trafiğ in i rahatlatm ak için b ir g e re klilik­
tir. M od e rn A vru p a ’da bunun ö rn e kle ri var.
Yemyeşil b ir kentin son dönem de betonlaşması, bu uğurda z ü m rü t gibi bahçelerin kesilmesi y ü re k sızlatıyor. İm ar planlarını yaparken
şehrin yerleşim yerinin en verim siz araziye kaydırılması esastır. Fakat bizim ülkem izde maalesef bu anlayış yok. En v e rim li tarım
alanları betonlaşıyor. Ç u ku ro va gibi yılda iki kez ürün alınan b ir ovanın hızla şehirleşmesi, sanayileşmesi çok içle r acısı Bu gidişatın
belediyelerin inisiyatifine bırakılmaksızın kanunla engellenm esi zo ru n lu lu ktu r. Aksi halde ta rım arazilerinden olduğunuz gibi e rozyon
hızlanır, sel a rta r yeraltı sularınız zarar görür.
Yanı başımızda b o m b o z duran Beydağ’ ını ciddi b ir çalışma ile ağaçlandırabilirdik. H a tta bu yüksek manzaralı yam açta çok güzel
rekreasyon alanları yaparak halkın hizm etine sunulabilirdik.
Bölgem izin ye tiştird iğ i tarım ü rü n le rin i işleyen m od e rn işle tm eler ku ru la b ilird i. Tamam bu konuda işleyen te sisle rim iz var
ama bunların y e te rli olduğu söylenem ez. Kendi ü rü n le rim iz d u ru rke n A vru p a mallarının ülkem izde hatta şehrim izde su gibi
satılmasının b ir nedeni de bizim kendi ü rü n le rim izi iyi işleyem em em izdir.
Şehrim izin d ö rt b ir tarafı barajlarla çevrili. A m a halkımız yü zm e k için yüzlerce km uzaklara denizlere gidiyor. Baraj sahaları
d e ğ e rle n d irile re k plaj gibi halkın deniz tu riz m i ihtiyacını karşılayacak büyük işle tm eler yapamaz mıydık? H a tta su sporlarını halkımıza
sunamaz mıydık?
Levent Vadisi gibi doğal yapılarım ız profesyonel e lle rle planlanıp işle tm eler kurulm alı ve tu riz m e kazandırılmalıdır.
Kısaca M alatya’m ız gelişm ek için ço k e m e k istiyor. Em ek ve re ce kle rin profesyonel olmasını g e re ktiriyo r. H e r alanda ama
h e r alanda çevreye duyarlı işinin ehli ellere ihtiyaç var. İşte o e lle r öpülesi ellerdir.
Sem seddin ÇOBAN
Coğrafya Öğretmen^
0 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Acaba özlem senin adının her anıldığı anda kalbinin ye rinden
fırlayacakm ış gibi atm aya başlaması mıdır? Ya da nefes aldığın
anda burnunun sızlaması mıdır? G üldüğün zaman aniden g ö z le r­
inin istem siz dolm asıdır bence özle m e k. Ö z le m e k öyle b ir duygu
ki en m u tlu olduğun anda bile kalbinde seni ö ld ü re ce km iş gibi b ir
acı hissetm ektir.
B iliyo ru m seni hiç g ö rm e d im . Seni duyarak. O ku ya ra k ö ğrendim .
Seni g ö rm e yi o kadar ço k is tiy o ru z ki E fendim iz ama sana
bakacak yüzüm üz yok. Senin kardeşlerin dediğin ü m m e t acaba
bu m u d u r diye düşünüyorum . A le m le r senin için yaratılm ışken
senin ne z o rlu k la r çe ktiğ in i aç uyuduğunu b iliy o ru m . H e r gece
seni g ö rm e k um uduyla y a tıyo ru m . O kadar e ziyeti bu ü m m e t için
mi çe ktin d iy o ru m kendi kendim e. A m a seni g ö rm e d en de
sevenler ço k efendim . Senin adının anıldığında hıçkırıklara
boğularak ağlayanlarda var. A rtık İslam iyet ço k değişti efendim
b ir Müslüman ö ld ü rü lü rk e n diğeri rahat yatabiliyor. Ç oğu ye rd e
M üslüm anlar açlıktan ö lü rk e n biz y e m e k le rim iz i döküyorum
Oysa ki sen aç yatardın ama m utlaka ç e v re n d e k ile ri doyun.
Sana layık b ir ü m m e t olm adık. Senin için canımızı bil^e ver'm
razıyız. Biz seni ço k seviyoruz sende bizi h e r şeye rağmen
sevidiğini b iliyo ru z . Ç ünkü seni bu ö z le llik le rin alem leri
yapıyor. Bizde A lla h ’a senin adının geçtiği b ir duayla
çünkü b iliy o ru z ki A llah(c.c) senin adının geçtiği hiçb
çevi rm e z .
İşte g e ld ik kapına ya Resulullah senden af d iliy o ru z ,
sana layık, b ir ü m m e t olm ayı nasip et.
İç q j [ r
Yalınayak dolaşırken sokakta,
Ç ü rü m e k y a k ıy o r genzim i
H afifçe esnem ek;
U tanm a k biraz da
Tutunm ak,
Yorgun m e vsim lerin kolundan
Ç ü rü m e k dağ ıtıyo r Ç ingeneleri
Yaşlanmak g e re k
Yaşlanırken om uzlarım ın e ld ive n le rin e
G ölgenin eşiğinde
Yaban çiçeğinin
Belki rüzgarın sessizliğinde
Kınaları ç ıld ırtır ustalarımı
H afifçe yayılan ortalığa
Gül kurusunun kokusu
U cunda firk e te le r olan
D ö v m e le rin sonsuzluğu
M evsim ç ü rü tü r mü tü y le ri
Ç ü rü r mü günü geçmiş b ir gazete
A rd ım sıra ç ıtırtıla r
U ç u y o r p e rd e ardındaki k u ru n tu la r
Yaktım ke lim e le rin ağzını
Kazdım kü re d im kalem im le
D a rb e le rin se sonu yo k
Tuzu y o k olm uş gözyaşların
Ten uyum u ise kalfalık
Vesikalık B ir Y orgunluk
Kargaşalar d inlenm ede
La bire n tle rse ço k derin
U ğ u ld u y o r sessizlikte
11 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
A rıte p ! A nadolu’nun m ükem m el şehirlerinden biri. İnsanıyla
mekanlarıyla sam im iyetiyle beni etkisine alan şehir.
^■ H
■
f
“ Hacı ziyaretine” gitm iştim A n te p ’e. Belki niyetim buydu ama
daha ne güzelliklere şahit oldum . H e r tarafı gelişmiş, teknoloji
ilerlemiş, insanlar harıl harıl işinde gücünde çalışıyorlardı.
N e kadar samimi, sıcak insanlarla karşılaştım. Konuğu olduğum
eve gelen misafirler, eş dost kim varsa sanki kırk yıldır birbirim izi
tanıyorm uşuz gibi muhabbetler, so h b e tle r...
Naile teyzenin o kutsal toprakları anlatışı, duygulanışı bizi nasıl da etkilem işti. Havası sıcak çok sıcaktı. Havanın sıcak­
lığı insanların içine de öyle b ir işlemiş ki o denli sıcakkanlı olmuşlardı. Tabi her ne kadar sıcakkanlı desem de A n te p .h e r
tü rlü insan barındırıyordu içinde: İçeni, döveni., seveni,söveni... Ayrıca yem eklerine de düşkün b ir to p lu m . Bunu da
gözden kaçırmak m üm kün değildi. Mutfakları oldukça şen şakrak, iştah kabartıcı yem eklere ev sahipliği yapıyordu. O
güzel yem ek zevklerini tatm ak güzeldi.
Farklı b ir kültüre gidip de o kültürün düğünlerini atlasam ayıp olur. Anlatmadan rahat edemem . Tıpkı m utfakları gibi
güzel eğlence anlayışları vardı. İki farklı düğüne m isafir olduk. Biri m odern, şehrin ortasında zengin b ir ahbabımızın salon
düğünü, b ir de misafir olduğum uz evin köyde oturan yakın akrabalarını n ev düğünü. H e r iki düğünün de ayrı güzelliklerini
tattım . Salon düğünü Malatya’nın düğünlerini biraz andırıyordu. A m a tam amen aynısı gibi diyem em . Ç ünkü usanmadan
yorulm adan o sahnede onlarca insan halaylar, oyunlar, çifte te llile r
oynadılar.
Eğlenceli b ir düğün merasimiydi. Alışık
olmadığım bir durum ; oynamayı çok seviyorlardı. Çünkü düğünün başı sonu oynamayla geçti.
Köydeki düğün ise çok daha farklıydı. Daha sakin, daha yalın... M erkezden köy düğününe giderken, A n te p ’in o
muhteşem fıstık
bahçelerinin önünden geçtik. En çok hoşuma giden şeylerden biri de buydu. Fıstığın o muhteşem
burum buram kokusunu daha fıstık bahçelerine varmadan alabiliyordum .
A n te p ’in şehir kalabalığından uzak, sessiz, fıstık kokulu, fıstık bahçelerini g örm ek güzeldi. Çünkü çok doğal b ir o rta m ­
dı. Orada yaşayanlara bol bol huzur aşılıyor olmalı. Bu yolculuk süresince şarkı söyleye söyleye köy evine geldik. Şarkı
söyleye söyleye diyorum çünkü neredeyse herkesin sesi çok güzeldi. A ntepliler, şarkı söylemeyi seviyor çok da güzel
söylüyorlardı.
Düğün evine biraz erken gelmiştik. O rtalıkta kimse yoktu. Düğün evi olduğu belli bile değildi. Çünkü bilerek erken
geldik. M alum ... Köy düğünü... Gelinin saçı başı yapılacakmış. Köyün genç kızlarıyla .çocuklarıyla
çıktık, tırm andık
dağlara bayırlara.” Eğlence olsun, macera yaşarız.” diye ta dağın tepelerine tırm andık. O köyün genç kızlarıyla,çocuklarıy­
la unutamayacağım bir macera yaşadım.
Oyuna o kadar dalmışız ki düğünün başladığını bile fa rk etm edik. Davulun sesi ile kendim ize geldik. Daha önceki
düğünden farklı şeylere tanıklık e ttik. Köy düğünü değil mi tabi ki d a v u l, zurna ve tabanca ön plana çıkıyordu. Yine halay­
lar eğlenceler ardı ardınca kesilmeden devam etti.
H e r iki düğünü de bu şekilde tasvir e ttikte n sonra şunun
farkına vardım. Buradaki insanlar hep eğlenecek, gülecek
diye bir şey söz konusu değil. Konuk olduğum uz evi arark­
en apartmanların, evlerin çoğunun balkonlarında T ü rk
bayrağının asılı olduğunu gördüm . Açıkçası ilgimi çekmedi
değil. Bu şehit ailelerinin hüznünü, acısını, gururunu
ve
sabrını apaçık gözler önüne seriyordu. Ve bu da A ntep ‘de
tanık
olduğum
ilginç
daha
doğrusu
beni
etkileyen
olaylardan biriydi.
A n te p ’in
tanık
olduğum
yönleri
bu
kadardı.
Tabi
görm ediğim nice olaylar vardır ama bu tanık olduklarım da
güzel şeylerdi.
¡2 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
katıksız, çıkarsız
©U3ÏÏKI
" te ş e k k ü rle r” Bu kez aynı boş g ö zf
m ü d d e t öyle kaldı. İkim izd e çekiniy
b irb irim iz i b ekliyoIHoWk,
rd u k.. @
O fol?
b ir müdc
m adiğim i görü nce te k ra r eski fig
halini,
flfö i g ftsL Ö S H E S H E İL 68?
şeyler sö yle m e liydÖim
.'İç
im d e n ëûp
b ir fete
h feca ©«feffife
Böîb
OgtaKâaa
BEBSaııaEngiFg”
f^fl tgfliYiTgpiTu
İL ^D )ff^İW ff^R T lîî^ fö ^ C T îT IIifo lîflg
3 <sm£]
ijg^hîYuy^fiimilnF^nrfl ngsmrgTîrrftu Co^Fm
^SSEİtg^slIIlL ^
0â> @SQ3Bîîb ®f|pâ Û Ê p fiE )© a iïïÊ S E [l§ ii^ ^
[Vftffl
T^TİFl [rTF^t^rm taT^ÎP
s f t e p © gn<2& m y ®b
musun?” B ö y le b irfsö ru bekliyordum y. Ke
ortağı arayan bu zavallı ihtiyarı üzm ek İst
B p jp / m ¡yorumi W
b eo^fm
^ ^ ^ ^ ^©leîfe
t a gîaiiTRtHFZ
c im a
i S^i g, ÛüSfêfi
fâooo® ©
ıslak g ö zle rin i bu kez endişeljf p if f lavınlâfc
"O n u sevm elisin hem de' o riu 'o vl e si ne« se
z o r anında bile g ü lü m s e y e b ilm e liş iı^B u n
h iç b ir acı hükm edem ez<o z a m a n ıra ^m m
sevm ek, her tü rlü zorlugalkatlanabilm el«
r r n irsaeın^ypennfiK
lf cd rüf ^ ^
le r aciz bed e nEÛaî^te
le riyle rama
z o r anında bile"ufka d ik g ö zle rin i, engiı
yüre ğin de Hisset. Sakın ne hayâtın;sen<
iz in l e r ne de sen hayatın kendisinden
Şaşırmıştım. Bu kez aynı düşünceli tavırlara
b ü rü nm üştüm . B ir an d u ru p yüzüm e baktı. Beni şa
mış olm ak onu m u tlu etm iş gibiydi}|Sonra devam"e
"B a k delikanlı sevdaları içinde gizlem e, dağıt dağıtc
m er Faruk PERÇİN
E d e b iy a t ö ğ r e t m e n ı
13 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
§2
uğruna her
cr f a
y
a
t
^ P
ı n
a
^ j^ e n dünyanın en zengin insanıyım,
Ç ünkü benim hayallerim var.
Ben hayal dünyam ın efendisiyim ,
D ü şle rim d e beyaz gü lle rd e n b ir ta h tım var.
r ı
^ ^ i z in kölesi olduğunuz dünyada zaman b ite r
Ben zamanın efendisiyim ,
Kahkahalara çok va ktim var.
Y ü rü d ü kçe y o ru lm u y o r d in le n iyo ru m ,
Çakıl taşlı d im d ik yokuşlarım var.
Masmavi b ir gökyüzüm ,
Ve hiç batmayan güneşim var.
Ş ükred iyoru m bütün bu sahip olduklarım a,
A vuçlarım da he r dem dualarım var.
Ben dünyanın en zengin insanıyım,
Ç ünkü benim hayallerim var.
Ben hayal dünyam ın efendisiyim ,
D ü şle rim d e beyaz gü lle rd e n b ir ta h tım var.
Kim senin yargısına bakmadan ;
çocukluğum u yaşıyorum
Uçsuz bucaksız kırlarım ,
Papatya ağaçlarım var.
Beni asla te r k e tm e ye ce k dostlarım ,
M o r p ele rin li kuşlarım ,
Ö lüm süz ke le b e kle rim var.
Kim senin yargısına kalmadan çocukluğum u yaşıyorum
Yakutlardan, z ü m rü tle rd e n daha değerli,
Toz pem be hayallerim var.
D ü şle rim d e zamanın efendisiyim , ölüm süzüm ,
Kana kana içtiğ im hayat pınarım var.
nnc
%
.atırlar mısın anne o oyun oynadığımız günleri ?
Hani ben yenemez ağlardım, sen sustururdun ya;
Hani birlikte gülerdik ya halime.
Ben o günleri özledim be anne.
Ben seninle hem ağlamayı, hem de gülmeyi özledim.
N ’olurdu gitmeseydin de beraber gülseydik.
Ben seninle gülmeyi bile unuttum anne.
Elimde b ir fotoğrafın vardı;
O da şimdi yırtılm ak üzere.
Gitmeseydin be anne, beni bırakıp gitmeseydin!
Dinlemeseydin başkalarını, kulağını kapasaydın!
Düşürmeseydin kirpikle rim e göz yaşlarımı;
Tutsaydın sımsıkı ellerim i bırakmasaydın.
Ah be anne! Keşke ilk bırakan sen olmasaydın.
Yıkmasaydın düşlerimi,
Almasaydın benden o masum düşlerimi.
Ç ok mu istedim senden ufacık gülümsemeyi
Zaten bana verm edin ki, seni sevebilmeyi
14 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
^ J ^ i r kez olsun dokunam adım saçlarına.
“ Bu benim annem ” diye m e d im .
T utuşturdun elim e b ir fo to ğ ra f,
Ben yıllarca o kağıt parçasına “ anne” dedim .
B ilm edim ki seni.
Soranlara “ işte bu ” dedim “ işte b u .”
Bu benim annem yalnız bu, b ir te k bu
Kaç gece sabahladım b ir bilsen.
Başımı yastığa koyunca b ir kez daha ağladım.
H ep ağladım, hiç susmadım k i...
G ö re n le re yalan söyledim , hep kaçtım
Ben kendim den kaçtım ; kendim e yalan söyledim
Bırakıp g ittiğ in i öğre n d iğ im ilk gün;
Ben kendim e yalan söyledim .
Konuşmayı değil susmayı te rc ih e ttim ,
Senin yaptığın gibi sadece g itm e yi .
aviliğin gizemini hapsetmiş ve bir o kadar hırçın deniz karşıladı
yolculuğumuzun ilk anlarında bizi. Dağların eteklerini yalayan o deli
dalgaların selamı vardı bize. Dalgalar her ne kadar ürkütücü olursa olsun
güzelliğin ve eşsizliğin tüm emarelerini taşıyordu. Gökyüzünün yeşilliğin
gölgesi vurmuştu denizin üstüne. Karadeniz de mavi bir başka, yeşil
bir başka yeşildi sanki. Her tonun barındıran o eşsiz manzaranın içinde
önce kendini, sonra ruhunun yaralarını buluyor insan. Her ne kadar
insanın içini açan bir doğa olsa da yeşilliğin ve maviliğin derin hüznü
kaplıyor içini.
Karadeniz sahillerine ilk olarak fıkralarıyla adında bolca söz
ettiren Trabzon’dan başladık. Trabzon bizi soğuk havanın sıcak insan­
larıyla karşıladı. Karadeniz insanı hayatını fıkra gibi yaşayan ve her anında
gülmesini bilen insanlardır. Mutluluğu „ve
sevinci anında yaşamasını
bilen, hiçbir şeyi ertelemeyen ve daima sıcakkanlıdırlar. Aynı zamanda
çok da dinçleridir. Karadeniz havasının verdiği bir özellik olsa gerek- bu.
Mavinin insanı daima çalışkan olur derler. Ever, doğru. Ama, genellikle
burada kadınlar daha çok çalışır. Bunun nedenini tam olarak bilmiyorum
ama ben hayatın müşterek olduğuna inanıyorum.
T Trabzon gezisi kısa sürdü. Çünkü asıl gideceğimiz yer buram-buram
çay kokan Rize.
Rize, bir tarafta eşsiz yeşilin, diğer tarafta buğulu mavinin arasında
katmış bir cennet parçası. Yeşilin bin-bir tonunu içine hapsetmiş saklı bir
kutu. Bu kutunun anahtarı oraya tüm ruhuyla ayak basan herkesin
elinde. Bende tüm ruhumla oraya adımımı attım. Yolculuğumuz heybetli
dağların arasında bir yılan gibi kıvrılan yolda devam ediyor. Saklı cennet,
Zil-kalefye doğru götürüyor bizi yol.
Bizim y o lu m u z insan elinin değm em iş olduğu eşsiz güzel­
lik te yaylalar. Yavaş-vavaş sahilden ayrılıp yüksek dağların
sanıyorum son güzelliğini burada saklıyor d iyo ru m .
B iliyo ru m . Evet yanılıyorum . Ç ünkü, Karadeniz dağları
arasına atıyoruz ke nd im izi. N efes kesen manzaranın
arasına tırm anm aya başlıyoruz. A ğır-ağır z irve d e ki güzellik
insanı hayrete düşüren sırlarla kaplı. Z il-k a le gezisi nefes
kesen manzarayla son buluyor. Biraz daha ile rle m e ye karar
v e riy o ru z . Ç at yaylasına doğru çıkm aya başlıyoruz. Günün
yorgunluğunu ü zerim izden atm ak ve biraz d in le n m e k için
y e r arıyoruz. Yaylaya çıkan insanlara ta til imkanı sağlayan,
doğanın içine inci gibi dizilm iş, y ö re n in kü ltü rü n ü yansıtan
ahşap evle r nefes alma imkanı v e riy o r bize. Aslında nefes
alma ta b iri burayı anlatm ak için ye te rs iz kalıyor. Ç ünkü
yeşilin nefesi her şeye ye tiyo r.
Ç at yaylasında b ir pansiyonda kalmaya karar
v e riy o ru z . Pansiyon Fırtına d e resinim tam kenarına k u ru l­
muş. Sanki dere n in sesiyle şe n le niyo r gibi. D e re n in sesi ile
tu lu m b irb irin e karışıyor. Ben ise güriün ve rd iğ in yo rg u n ­
lukla başımı yastığa k o yu yo ru m . Ertösi günün ayrılık vakti
olan Z il-k a le ’ye yaklaşıyoruz. Z il-k a le her ne kadar kimse
tarafından ta rih i a ç ı d ^ J ^ n m iy o r olsa da g ö renin aklını
başından alan b ir g i*e m g e p » h ip . Belki de onu bu kadar
güzel kılan sisli d a ğ c ın y e |« .
G itgide y a k l ^ p H r Z il-k a le ’ye. Dag ic ık taş pah
deres i, sat
yolda ile rliy o ru z . Sol tarafım ız m eşhur F ırt
tarafım ız sonunu g öre m e yece ğ im iz heybetli dağlar
Fırtına deresi adı gibi fırtın a . Aldığını b ir daha v e rm e ^
tü rd e n . Sesi kulakları, suyu içini yakan birgüzelJikt«
İçini yakan dediğim e bakmayın. Aslında da;
heybetini yansıtacak kadar soğuk. Sonunda varıyb rü zTTsl
dağların ardında saklı kalan kaleye. Kalenin yüzyıllarca
sapasağlam ayakta duran taş basamaklarım n çıkmaya
başlıyorum . İçim de b ir ü rp e rti hissediyo m. Ç ünkü
İ
yıllara meydan okum uş ve kim b ilir n
kale beni gerçekten çok heyecanlandın
paşanmış bu
lenin en ü:
kısmına çıkıyoru m . Manzaranın z irve yaptığı noktaya—
Y üzüm ü gökyüzüne ç e v iriy o ru m fakat mavi gö rü n m üyo r.
Sanki ye r-g ö y yeşile bürünm üş. Sanki doğa en güzel
elbisesini seçmiş bizim için. Aşağı bakıyorum , uçsuz
bucaksız b ir u ç u ru m ... Fırtınanın g ü rü l-g ü rü l sesi insanın
içini ü rp e rte n ama yine de m üthiş b ir zevk veren manzara
15 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
olduğunu bildiğim için sanki hiç ayrılhnak istem iyorcağina
d e rin b ir uykuya d alıyorum . A m a nede olsa her g ü jM ğ in
b ir sonunun olduğunu bildiğim gibi bu y o lc u lu ğ p rt^ ^ p n u n u
olduğunu da b iliy o ru m .
Yeşilin hiç kaybolm am asını ve mavinin ise yeşife can
esini dilediğim gibi, b ir daha buraya gelm eyi
■
y o ru m .
lî a y a t t a iki şeyin elden gitm eden, değerini anlamak
zo rd ur; biri sağlık, ötekide gençliktir .
B ir
ışık
parlıyordu,
gözlerim
kamaşıyordu.
G özlerim i
ovuşturup yavaşça yatağımdan kalktım ve gerilip esnedim. O
göz kamaştırıcı ışığa baktım. N e güzel de parlıyordu.
Yatağımdan kalkarak o ışığa doğru yürüdüm . Pencereyi
sonuna kadar açtım. Güneş ne güzel parlıyor ve hava çok
güzeldi bugün. H e r güneşin doğuşu yeni b ir başlangıç ve yeni
b ir gündür. Düşündüm de insanın mutlu olabilmesi ve
hatalarını düzeltm ek için yeni b ir başlangıca mı ihtiyacı var.
Sizce m utluluk bu mu? Bence ne gülümsemek gerçek m u tlu­
luktur, ne de ağlamak en büyük acının ifadesidir. N e seni
seviyorum
sözü
gerçek
sevgidir,
nede
söylemek
sevmediğinin göstergesidir... Hayat ne gideni getirir, ne de
kaybettiğin zamanı geri çe virir...Y a yaşaman gerekenleri
zamanında yaşayacaksın ya da yaşayamadığım diye ağlamaya­
caksın...
Annem “ kızım hadi kalk kahvaltı hazır” dedi. Bende ’’tamam
anne geliyo rum " diye bağırarak yataktan kalktım . Ayıcıklı
geceliğimi çıkartıp, günlük kıyafetlerim i giydim. N e dediğinizi
tahm in edebiliyorum ; bu yaşta ki b ir kız ayıcıklı gecelik giyer
mi hiç? Evet 17 yaşındayım ve bu bensem ayıcıklı gecelik
giyerim . Ahh inanm ıyorum yine kendi kendime konuşuy­
orum . Neyse b ir şey olmaz en fazla deli olurum yani. N e
olmuş yani her fırsatta kendim le konuşuyorsam? Bakma sen
yanlış demiş eskiler;kendi kendine konuşana deli değil yalnız
derler. O ff yine daldım g ittim .
Hemen m erdivenlerde aşağı indim ve karşımda duran
muhteşem b ir kahvaltıyla karşılaştım. Ayy her zamanki
annem işte. H e r seferinde ‘kahvaltı yapılmadan okula
gidilm ez’ der. Aslında haklıda yani. Kahvaltı masasına o tu rd ­
um. Babam işe erken gitm işti, annemle baş başaydık. Annem
“ Ö ykü hadi biraz çabuk ye kızım yoksa okula geç
kalacaksın.’’dedi. -Haa bu arada size kendimi tanıtm adım.
Ben Ö ykü Saraç, 17 yaşında lise 3’e giden genç b ir
kızım .-” Tamam anne hızlanıyorum .’’dedim. Annelerin hepsi
aynı işte. Elinde olsa bana kendi eliyle yem ek yedirecek.
Neyse ki sonunda yem eğim i b itirm iştim . Annem i öpüp,
çantamı da aldıktan sonra evden çıktım. O kula doğru y ü rü m ­
eye başladım okula yürürken arkadaşlarımdan b ir kaçını
görüp selam verdim . Sohbet ederek okula gittik. Arkadaşları­
ma çok değer veren b iriyim d ir ama arkadaşlar insanı kötüye
de yö nle ndirebilir iyiye de. O yüzden arkadaşlarını iyi b ir
şekilde pirinç ayıklar gibi seçmemiz lazım. H e r insan b ir
yağm ur tanesi g ibidir kim i çamura kimi gül yaprağına düşer.
Galiba ben gül yaprakları arasına düşmüşüm ve bu yönden
çok şanslıyım. O kulda ilk dersim iz edebiyattır. Edebiyat
dersini çok severim. Konumuz şiirlerdi. Şiir okumaya
bayılırdım. Hocamız ders anlatmaya başladı ve biz de dinlem ­
eye başladık. Edebiyat dersinden sonra arkadaşlarla bahçede
sohbet e ttik. Bilirsiniz her öğrencinin okulda b ir takım şeyler­
le sorunları vardır ve benim de öyle sorunlarım oluyordu. Siz
haklı olsanız bile başkaları sizi hep suçlu gö ste rir ve o zaman
ne diyeceğinizi bilemezsiniz, öylece çaresiz kalırsınız. Şimdi
bende o durum dayım .
16 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Şu an b ir arkadaşımla kavga ediyorum ve ben sadece susuy­
orum . Hayat böyledir işte çaresizlik anları vardır ki o zaman
çırpınmaya veya haykırmaya gelmez. İnsan batar ve boğulur.
M arifet o anları atlatabilm ektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır
zaten. O anlar da kadere teslim olm ak gerekir, bu kesinlikle
acizlik değildir. Şu sözüme dikkat edin: Bu dünyada ölüm den
başka hemen hemen her şeyin çaresi vardır ve ben bu
kavganın çaresini susarak buluyorum , çünkü susmalıyım.
Başkalarını yaptığı gibi değerim i düşürüp saygısızlık yapamam
bunun nedeni saygı düzenin anahtarıdır. Bunu bana hep
annem söylerdi ve ben şu an annemin sözünü dinliyordum .
Eve geldiğimde annem m oralim in bozuk olduğunu fark
etm işti. Bu yaşta b ir çok duygu beslersiniz aşk,üzüntü,m utlu­
luk,neşe kızgınlık gibi duygular baskındır.Şu an nasıl b ir duygu
içerisindeyim bende bilm iyorum .A nnem ne oldu diye sorun­
ca olanların hepsini anlattım .Annem
“ üzülme değm ez”
dedi.Haklıydı ama üzülme değmez sözünü duymaktan çok
sıkıldım .Değm eyenlere
zaten
üzülm em ,üzüldüğüm
şeyjdeğm eyenlere yüreğim in değmiş olması. Annem biraz
öğüt verdikten sonra g itti. Bende canım sıkılmış b ir şekilde
yatağıma uzandım ve düşünmeye başladım. Hayat akıp g ider­
ken ellerim izden kim ileri b ir yere savulur, kim ileri de başka
b ir ye re ... Sonuç o ayrı b ir yere sen ise ayrı b ir yere savrulup
d u ru rsu n...A m a olan hep size olur.Aslında düşününce insan­
lar önyargılı davranıp bazı şeyleri bilm edikleri halde konuşuy­
o rla r ama içim deki ses ‘uğraşma boşuna seni ancak
gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar. Kim se,bir sen
daha olamayacak bu dünyada.Kimse tam anlamıyla sende
seni bulamayacak.Gücün yetm eyecek
herhangi b ir icat
edilmiş dilde kendini tam anlamıyla anlatm aya.Gördükleri
ancak
kendi
anladıkları
kadar
o la c a k ...’Düşüncelerim in
arasında dolaşırken uyuya kalmışım.Sabah annem başucumda
“ Ö ykü kalk anneciğim geç kaldın.’’diyordu.Yataktan fırlayıp
kalktım ve üstümü aceleyle giyidim , çantamı hazırlayıp
hemen m erdivenlerden indim .Annem yine çok güzel b ir
kahvaltıyla karşımda duruyordu fakat geç kaldığım için
hemen ayakkabılarıma yöneldim .Annem kaşları çatık bir
şekilde “ hemen kahvaltıya geliyorsun “ dedi.” ben sana kaç
kez dedim kahvaltı yapmadan okula g itm ek yok diye
’’dedi.Bende “ ama anneciğim geç kaldım .O kulda bir şeyler
y e rim .’’diye söyleyip hemen
en etkileyici yavru kedi
bakışlarımı atıp dışarı çıktım okula hızlı hızlı yürüyerek
gidiyordum .Y ürürken b ir yandan da düşünüyordum .Bu
dünyadaki her insan hata yapabilir.Büyük hatalar ya da küçük
hatalar bazen insanları üzebilir,bazen de kızdırabilir.Bunlar
çok norm aldir.Ç ünkü hiçbir insan m ükem m el doğmamıştır.
SONUÇTA HERKES HATA YAPABİLİR;
HAYAT BİZE K U L L A N M A K ILA V U ZU Y LA
BİRLİKTE GELMİYOR K İ...
T fa ^ a t v e 'İnsan
Hoş geldin B e b e k !
A ilem ize hoş geldin. . . A ylardır
beklediğim iz gün sonunda geldi . Sen
hayatımıza , ailemize , dünyamıza geldin .
Biliyorum ki ; gelişinle b irço k şeyi
değiştireceksin . Bazen sevincimiz , bazen
üzüntüm üz olacaksın ama hep kıym etlim ­
Hayat! N e kadar da zor. İnsanları ne kadar da
yıpratıyor. İnsanı insanlıktan çıkartıyor bence sanki
gözlerinin önüne b ir perde iniyor da gözleri gibi
iz ve değer verdiğim iz olacaksın.. .
Annen baban , ben ve bütün aile
yüreği de kararıyor insanın. Yavaş yavaş kayboluyor
geleceğin o günü sabırsızlıkla bekledik .
insanlar. N e benlikleri kalıyor ne de benliklerini
Sen bugün doğdun , m inicik , savun­
masızsın , dünya tatlısı b ir bebeksin .
Biraz fazla ağlıyorsun ama varlığın b ir
m utluluk . H enüz adın bile k o y u lm a d ı,
evine bile götürülm edin . Uç saat oldu
bize katılalı ama şimdiden ailenin gözdesi
oldun. H erkes seni g ö rm e k için can
benlik yapan b ir şeyi, insanlar zaman geçtikçe
zalimleşiyor.
Yüreğinde b ir ekm ek kırıntısı kadar
m erham et bile kalm ıyor bazılarında. Hep çift
yüzlüler .çözem iyorsun hatta kim ilerini. N e yapmak
atıyor , kucağına alıp sevmek için can
atıyor . Ufacık , m inicik b ir bebek . . .
istediklerini ne düşündüklerini bilem iyorsun. H atta
Tıpkı b ir m elek gibi günahsız ,
bazen şüphe düşüyor içimize. Hep her an b ir şey
kö tülüklere karşı savunmasızsın . Am a
korkm a ! Biz varız ailen olarak her zaman
yanındayız seni biz koruyacağız o m inik
ellerinden biz tu tu p seni bu hayatta
savunacağız .
İyi ki geldin bebek ! İyi ki geldin m elek !
Evet senin adın M elek olmalı s a f, te m iz ,
olaçakmış gibi te tik te oluyorsun. A m a yi de güveni­
yorsun insanlara sonunda ne olacağını bile bile.
Bazen bazı insanların gerçekten vicdansız
olduklarını düşünüyorum . Neden yıllar geçtikçe
insanlar neden çok değişiyor , kendilerinden başka
günahsız . . .Bizim meleğimizsin sen,
hayatımıza neşe getiren . Herkesin kalbini
kimseyi düşünm üyorlar ki? Oysa eskiden böylem i-
yumuşatan , görenin içini heyecan
ydi insanlar ve hayat!
dolduran , şefkate ihtiyacı olan b ir tanecik
meleğimizsin . Hayatımıza gelip bizi
sevindirdiğin için teşekkür ederim . . .
Hoş geldin B e b e k !
Ah hayat!
Ne kadar da zorluyorsun bizi. N e kadar da
ağlatıyorsun. Günler, aylar, yıllar geçtikçe sabrım
Hoş geldin M elek
tükeniyor. H atta vazgeçiyorum hayat için çabalam­
aktan. Çünkü hayata, yaşama ve insanlara ne
güvenim ne de inancım kaldı.
17 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
İkizimin Engeli
O gün evde b ir sevinç vardı ki herkes
mutluluktan ağlamak derecesine kadar
gelmişti. Sevda Hanım’ın yıllar sonra ilk kez
bir çocuğu olacaktı.Bunun sevinciydi...Aile
üyelerinin sevinçten gözleri parlıyordu.En
çok da Sevda Hanım ile kocası Ferhat
Bey’in.Az sonra Ferhat Bey, içeri geldi ve
arabanın hazır olduğunu söyledi.O da
heyecanlıydı
karısı
gibi.Hastaneye
vardıklarında
önceden
arayıp
haber
verdikleri d o k to r onları karşıladı.Ne de olsa
sürekli tedavi gördüğü doktoruydu.Hem en
ultrasonun olduğu odaya girdiler.Her
zaman girdikleri o odadan bu kez yüzleri
gülerek çıktılar.Nihayet Sevda Hanım’ın
karnında b ir kalp daha atacaktı.
Sevda Hanım, hamile olduktan sonra işine
ara verdi.Yorucu b ir işi vardı, şirkette genel
müdürdü.Karnı yavaş yavaş büyüyordu.Her
ay kontrole gidiyordu.Şimdi 4. ayını
bitiriyordu.Yine kontrole gideceklerdi. Bu
kontrole diğerlerinden daha heyecanlı
gittiler.Çünkü bebek cinsiyetini ilk kez
göreceklerdi.İşte, her zaman girdikleri o
odanın önündeydiler. Sevda Hanım çok
heyecanlıydı.Heyecanını biraz olsun gidere­
bilm ek için b ir ara gözlerini kapadı, elini
şişkin karnına koydu ve bir süre bekledi.Ko­
cası yavaşça elini kapının kulpuna götürdü
ve kapıyı iki tıklatıp açtı.D o kto r sevinçli bir
şekilde:
-O ooo!Hoşgeldiniz!Buyurun geçin.
dedikten sonra kadın hemen yatağa
uzandı, D o k to r aletin düğmesine bastı,
ekranda b ir şeyler belirdi.Karı koca
nefeslerini tutmuş, merakla doktorun
yüzüne bakıyorlardı.D oktor önce şaşırdı,
ağzı açıldı, sonra kekeleyerek müjdeyi
verdi:
-Şey... Burada... Bir değil, iki tane
var. Yani... Evet!
Sizin
ikiz
çocuğunuz
olacaklDurun b ir dakikaîBunların ikisi de
kız...
Karı koca önce birbirlerine baktılar, daha
sonra onlar da haykırdılar:
-Allah’ım sana şükürler olsunlbir istedik sen
iki verdin!
İşte o kapıdan b ir kez daha mutlu çıktılar.
Şimdiden başladılar hazırlıklara.Her gün
alışverişe çıkıyor,
çeşit çeşit kıyafet ve
oyuncaklar alıyorlardı. En son Sevda’nın
annesi bebeklerin beşiğini getirdi. Pembe,
ayıcıklı yastıklar, uzun b ir tülbent, alttan iki
çekmeceli, hoş görünüm lü b ir beşik...Tüm
bunlar hazırlanırken bebekler gün geçtikçe
daha çok büyüyorlardı.
Haziran on dokuzunu gösteriyordu.
Bugün büyük gündü.Sevda’nın Ceren ile
Seren’i doğuracağı gün...Evin hizmetçisi
Kadriye doğum için Hanımın çantasını
hazırladı.Ferhat Bey, hizmetçiye seslendi:
-KadriyeeeiHadi ama biraz acele et! Sevda
çok sancı çekiyor!
Kadriye:
-Tamam, Ferhat Bey!Geldim!
Dedi ve Ferhat Bey çantayı bagaja koydu,
18 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
gaza bastı.Hastaneye vardıklarında Ferhat
Bey bağırdı:
-Çabuk!Hem en b ir sedye getirin!
Bu sırada karısı sancı çekiyordu adeta
inliyordu.N e de olsa bu ilk hamileliği idi.Az
sonra kendi d oktoru geldi ve hemşirelere
hastayı doğumhaneye götürm elerini e m re t­
ti.Ferhat, doğumhane kapısının önünde
tedirgin, çaresizce, başı avuçlarının arasında
bekliyordu.İki saat geçti İşte o muhteşem
ses:
-Ingaaaaa! Ingaaaaa!
D iyo rd u .D o kto r geldi yüzünde boncuk
boncuk te rle r birikmişti.Ferhat, heyecanla
d oktora önce karısını ardından çocuklarını
sordu:
-Karım nasıl?Peki ya çocuk!ar?Bir şey söyle
d o k to rîN ’oldu karıma?Niye susuyorsun?İyi
mi?
Diye ardı arkası kesilmez sorular
so rd u .D o kto r önce sakin olmasını ardından
da karısı ve çocuklarının durumunu anlattı:
-Ferhat BeyîDurun, b ir sakin olun, Allah
aşkına!Merak etmeyin.Karınız da çocuk­
larınız da çok iyiler.Birazdan odaya alacağız,
gidip görebilirsiniz.
-Peki, o zaman, niçin iki saat içerdeydiniz?
-İkizlerden biri bizi çok zorladı, sanırım
onda fiziksel b ir engel var.Daha bir şey belli
değil ama büyüdükçe kendini gösterecektir.
Ferhat Bey, bunları duyunca beyninden
vurulmuşa döndü.Gözleri boş bakıyordu.Az sonra karısını sedye üzerinde, ikizleri
hemşireler
ayrı
ayrı
tutm uş
odaya
götürüyorlardı.Ferhat, onları öyle görünce
gözlerinden
acılı
yaşlar
dökülmeye
başladı.Arkalarından o da odaya doğru
yöneldi. Hemşireye:
-Bunlardan hangisi engelli?
diye acı yüklü b ir soru sordu.Hemşire,
çelimsiz, esmer olanı işaret ederek:
-iş te ş u ...
diye fısıltıyla cevap verdi hüzünlü bakan
çaresiz adama...
Beş yıl sonra her şey düzene girmişti.Sevda ve ikizler iyiydi.Yalnız
Seren’in,
koşmasında, yürümesinde b ir aksaklık
hissediliyordu.Anne ve
baba ona her
baktıklarında
gözleri acı ve hüzünle
sulanıyordu.Çocuk hiçbir şeyin farkında
değildi.Ama
annesi
.babası
kendisine
baktıklarında o da bir şeyler seziyordu.
Seren’in ikizi Ceren hayatından memnundu,
o da bilm iyordu kardeşinin durum unu.İki­
zler okula yeni başlamışlardı.Ceren çok
çalışkandı.Seren de öyleydi fakat engeli tam
anlamıyla o ufak bedenine yerleşiyordu.Bir
m üddet sonra eli kalem tutm az oldu.Bunun
farkındaydı fakat ne olduğunu anlayama­
dı.Ödevlerini yaparken annesi fark e tti ve
sordu:
-Seren, ne oluyor? Yazını niye yazamıyor­
sun?
-Bilm iyorum , anne.Epeydir böyle, ne
olduğunu ben de anlayamadım.
Annesi bunları duyunca kahroldu.Bu
durum u kocasına bildirdi.Kızı hastaneye
götürm eye kara verdiler.İkizi çok üzülüyor­
du.Hastaneye
götürdüklerinde
Ceren
ağlamaklıydı.Doktorun korktuğu başına
gelmişti.Seren artık b ir engelliydi.Bunu
Seren’e söylemek kolaydı.Ya Ceren?Ona
bunu nasıl söyleyeceklerdi? Anne baba
bunu düşünüyorlardı.Ceren’in Serenden
daha çok üzüleceğini biliyorlardı.Doktor,
Soğukkanlılığını
göstererek
Seren’e
durum unu acıyla bildirdi. Seren önce şaşırdı
sonra gözleri boş baktı, b ir süre öyle
çaresizce oturduğu yerde kalakaldı. Eve
dönüyorlardı.Ferhat Bey ne kadar gaza
bassa da ayaklan geri geri gidiyordu.Arabadan inerken annesi Seren’in kolundan
tutup indirdi, baba da kucaklayıp eve
getirdi.Ceren, pencereden onları seyrediyordu.Seren’in kucakta geldiğini görünce
korktu, kalbi yerinden çıkacakmış gibi
hissetti ve babasının yanına geldi.Gözleri
meraklı ve sorgulayıcı bakıyordu.Baba bunu
fark etti ve o sormadan anlattı:
-Ceren.Söyleyeceklerim seni üzebilir fakat
bunu
sana
da
söylemek
zorundayız.Kardeşin, artık eskisi gibi olmayacak,
seninle oynayamayacak,okula gelemeye­
cek,
içeriden
mutfağa gidemeyecek,
kısacası o artık yürüyemeyecek, elleri
tutmayacak.Anlıyor musun?Bundan sonra
ona göre davran.Kardeşini üzm e...
Ceren, bunları duyduktan sonra hiçbir
tepki
verem edi.
Kardeşinin
yüzüne
baktı.Onun da gözleri çaresiz kalmış,
masum b ir kedi gibi bakıyordu.Şimdi gözler
Ceren’in üzerindeydi.Acaba nasıl b ir tepki
verecek diye.Bunu anlamak zo r olmadı.Az
sonra Ceren haykırdı, koşup Seren’e
sarıldı.Sarılınca daha çok üzüldü.Çünkü
Seren ona o şekilde karşılık verem edi.O
m inik elleriyle onun ufak bedenini sarama­
dı. Şimdi hepsinin gözlerine hüzün, acı,
keder çökmüştü.Sevda Hanım’ın o sırada
gözleri b ir yere dalmıştı.Belli ki b ir şeyler
düşünüyordu.Akiından şunları geçirdi:
“ Bundan sekiz yıl önce on dokuz haziran­
da iki tem iz kalp dünyaya getirm işti.yıllar
sonra “ anne” olmuştu.Şimdiye baktıkların­
da ise o ikizlerden biri öm rünün sonuna
kadar sakat yaşayacaktı.Belki b ir daha
“ anne” kelimesini bile söyleyemeyecekti.yaşayan b ir ölü olacaktı.Tüm bedeni sakat
olarak.Engelli o la ra k...”
Bundan sonra o,sabır ve fedakârlık
imtihanına
tabi
tutulacaktı.Söz
verdi
kendine:” Bu imtihanı
Allah’ın izniyle
kazanacağım .Yavruma engelli olduğunu
hissettirmeyecek, hayatın
ona zindan
olmasına müsaade etmeyeceğim.”
N eslihan YAŞAR - 11
^Pufsuz ^ if c k ç c
Sevgili anneciğim , b abacığım ;
B ütün d u y g u ve d ü ş ü n c e le rim i d ile g e tire b ils e y d im , size şunları sö yle m e k iste rd im :
Sürekli b ir b ü y ü m e ve d e ğ işm e iç in d e yim . Sizin ço cu ğ u n u z olsam da sizden ayrı b ir k iş ilik g e liş tiriy o ru m .
Beni ta n ım a ya ve anlam aya çalışın. D enem e ile ö ğ re n irim . Bana ayak u yd u rm a kta g ü ç lü k çe ke b ilirsin iz. O yunda, arkadaşlıkta ve
u ğraşlarım da ö z g ü rlü k ta n ıyın . Beni her yerde, her zam an k o ru yu p ko lla m ayın . D avranışlarım ın sonuçlarını ke n d im g ö rü rse m
daha iyi ö ğ re n irim . Bırakın kendi işim i ke n d im g ö re yim . B ü yü d ü ğ ü m ü başka nasıl anlarım ?
B üyüm eyi çok istiyorsam da ara sıra yaşım dan küçük d a vra n m a kta n k e n d im i a la m ıyo ru m . Bunu ö n e m se m e yin . Am a siz beni
şım artm ayın . Hep çocuk ka lm ak iste rim sonra. Her is te d iğ im i e lde e d e m e ye ce ğ im i b iliy o ru m . Ancak siz ve rd ikçe alm adan e d e m i­
yo ru m . Bana ye rli yersiz söz de ve rm e yin . Sözünüzü tu ta m a yın ca sizlere g ü ve n im azalıyor.
Bana kesin ve kararlı d a vra n m a kta n çe kin m e yin . Yoldan saptığım ı g ö rü n ce beni sınırlayın. K o yd u ğ u n u z ku ra lla r ve yasakların
h e p sin i b e ğ e n d iğ im i söyleyem em . Ancak, hiç kısıtlanm ayınca ne yapacağım ı şaşırıyorum . Tutarsız da vra n d ığ ınızı g ö rü n ce hem
b ocalıyor, hem de b u n d a n ya ra rla n m a d a n e d e m iyo ru m .
Ö ğ ü tle rin iz d e n çok d avranışlarınızdan e tk ile n d iğ im i u n u tm a yın . Beni e ğ itirk e n ara sıra yanlışlar ya p a b ilirsin iz. Bunları çabuk
u n u tu ru m . A ncak b irb irin iz e saygı ve se vg in izin azaldığını g ö rm e k b e n i yaralar ve sürekli te d irg in eder.
Çok ko n u şu p ço k bağ ırm a yın . Yüksek sesle sö yle n e n le ri pek d u ym a m . Yum uşak ve kesin sözler be n de daha iyi iz bırakır. "Ben
senin yaşında iken..." d iye başlayan sö yle vle ri hep kulak ardına a tarım .
Küçük y a n ılg ılarım ı b ü y ü k suçm uş g ib i başıma kakm ayın. Bana yanılm a payı bırakın. Beni, k o rk u tu p sin d irere k, su çlu lu k d u yg usu
aşılayarak uslandırm aya çalışm ayın. Yaram azlıklarım için beni kö tü ço cu km u şu m g ib i yargılam ayın. Yanlış davranışım üze rin d e
d u ru p d ü z e ltin . Ceza ve rm e d e n önce b eni d in le y in . Suçum u aşm adığı sürece cezama k a tla n a b ilirim .
Beni d in le y in . Ö ğ re n m e ye en ya tkın o ld u ğ u m anlar, soru so rd u ğ u m anlardır. A çıkla m a la rın ız kısa ve özlü olsun. Beni y e te n e k le r­
im in ü stü n d e işlere zorlam ayın. Am a ba şa ra b ile ce ğ im işleri ya p m a m ı b e kle yin . Bana g ü v e n d iğ in iz i b e lli e din. Beni d e ste kle yin ;
hiç değilse çabam ı övü n . Beni başkalarıyla karşılaştırm ayın; u m u tsu zlu ğ a kapılırım .
Benden yaşım ın ü s tü n d e o lg u n lu k b e kle m e yin . Bütün kuralları b ird e n ö ğ re tm e ye kalkm ayın; bana süre ta n ıyın . Yüzde yüz d ü rü s t
d a vra n m a d ığ ım ı g ö rü n ce ü rkm e yin . Beni köşeye sıkıştırm ayın; yalana sığınm ak zo ru n d a kalırım . Sizi çok b u n altsa m b ile so ğ u k ­
kanlılığınızı y itirm e y in . Kızgınlığınızı haklı g ö re b ilirim , ama b e n i aşağılam ayın. Hele başkalarının yanında o n u ru m u kırm ayın.
U n u tm a yın ki ben de sizi ya b a ncıla rın ö n ü n d e güç d u ru m la ra d ü ş ü re b ilirim .
Bana haksızlık e ttiğ in iz i anlayınca açıkla m a kta n çe kin m e yin . Ö zür d ile y iş in iz size olan se vg im i azaltm az; tersine, b eni size daha
çok yaklaştırır. Aslında ben sîzleri o ld u ğ u n u z d a n daha iyi g ö rü y o ru m . Bana ke n d in izi ya n ılm a z ve erişilm e z g ö sterm e ye çabala­
m ayın. Yanıldığınızı g ö rü n ce ü zü n tü m b ü yü k olur.
B iliyo ru m , ara sıra sizi üzüyor, b e lki de düş kırıklığ ın a u ğ ra tıy o ru m . Bana v e rd ik le rin iz yanında b e n de n is te d ik le rin iz in çok
o lm a d ığ ın ı da b iliy o ru m . Yukarıda sıraladığım iste kle r size ço k g eldiyse b ir ço ğ u n d a n v a zg e çe b ilirim ; ye te r ki b eni ben olarak
seveceğinize olan in a n cım sarsılm asın.
Benden "Ö rn e k çocuk" o lm am ı istem ezseniz, ben de sizden kusursuz a na-baba olm anızı b e kle m e m . Sevecen ve anlayışlı olm an ız
bana yeter.
Sizin ço c u ğ u n u z ola ra k d o ğ m a k e lim d e d e ğ ild i. Ama seçme h akkım olsaydı, sizden başka kim se nin çocuğu o lm a k iste m e zd im .
Sevgiler,
)cu ğ u n u z.
J
- Selvi boylu, bükülm üş beli, yaşh, sararmış yüzüyle
kavakjarın fısıldam asıyla to p ra ğ a , a rtık ayrılm a vakti
g e ld i vedalaş yavrularınla.*..-Toprak hüzünlüdür, annenin
acısını hissediyor, yavrularından ayrılışı çok çok zor. Kayışı
ağacı her b ir yavrusunu top ra ğ a e m anet ederken biraz
dalpa kırılıyo r içindeki hüzün, öfkeye d ö n ü y o rç jü ra rm ış
yüzü, buruşm uş e lle riy le , insanlara körku salıyor*Toprak
çatlıyor, küsüyor, yüz çe viriyo r bu tiyatroya.
1, V / ''' V"
'flMHfr.
Gökyüzü ve toprak, hep b irb irin e özkyrı içerisindedir.
Kavuşmaları imkansız, bunu b iliyorlar. ıGöky uzü dayan­
am ıyor to p ra ğ ın yüz çevirişine. Ona en güzel pırıl pırıl,
çeşit çeşit kar tanele ri gön d e riyo r. Toprak üstünü
kaplayan kar tanesiyle özlem gideriyor, onları ö p ü p
bağrına basıyor.
Ah insanoğlu! Bu kıym etli hediyeyi görünce hem en
dışarı koşuyor, basıyor eziyor o k ıy m e tliy i... Toprak
kızm ıyor buna çünkü sevgilisinden b ir parçayla daha da
b ü tü n le ş iy o r aslında. Ellerde-daha da b ü tü n le ş ip
başkasının canını acıtıp darm adağın olsalar da te kra r
"' ellerde, b ü tü n le ş ip sevişiyor to p ra k ve kar. Toprak içine
çekiyor, onu n ö zle m in i ve rd iğ i o kalp sıcaklığıyla e ritiy o r
karı, biraz daha, biraz d a h a ....
Toprak artık daha m u tlu daha canlı, o da hediye ve rm e li­
ydi se vg ilisin e ... Gökyüzü, güneş alam ıyor g ö zle rin i
to p ra kta n . Y eşillenm iş ağaçları, çiçek açmış dalları, yeni
d oğm uş bebekleri, kuzuları, b ü yü yü p serpilen çocukları,
coşkun b ir güreşçi edasıyla akarı su la rı;,. Gökyüzü
to p ra ğ ın yeniden doğuşuna hayran.
Toprak ğ ökyüzüne sesleniyor;"H er şey senden geldi
benğe oluştu, beden bende ruh sende olacak."
ö*°
İnsanlığın Anahtarı
“ Hoşgörü nedir?” diye b ir soru sorulsa; şöyle
düşünürdüm. H er şeyi aptalca b ir eda ile yok saymak mı yoksa
insana insanca değer verip onu anlamaya çalışmak mı? Sanırım
b ir çok insan aynı hain sorunun pençesinde kıvranıp duruyor.
Kimi benliğiyle düşünürken kimi de haddinden fazla sencil
oluyor. Bu dengeyi tu ttu rm a k zo r olu yo r sanırım. Hani
hoşgörü, saygı yok der dururuz ya hep. Hiç düşündük mü
acaba biz ne kadar kime göre hoşgörülüyüz.
Alışmışız biz , verm eden almaya, kırılmamak için
kırmaya. Hani açlık oyunları vardır dizilerde. Ö lm em ek için
öldürürsün. Biz de kırılmamak için, incinm em ek için duyguları
daha doğrusu insanlığı ve değerleri öldürüyoruz. İnsanları
öldürenler hapse atılıyor ya duyguları daha doğrusu değerleri
öldürenlerin cezası nedir?
Neyse şöyle bir zaman yolculuğuna çıkalım. Ç ok
değil Osmanlıya kadar gidelim sadece. Osmanlı deyince de
benim aklıma diğer insanlarda olduğu gibi çok büyük, şanlı bir
devlet geliyor. Sadece sınırları büyük olduğu için büyük
değildir. İnsani değerlere sahip çıktığı için kimsenin diline,
dinine müdahale etmeden aynı çatı altında özgürlüğe izin
verdiği için Osmanlı hala saygıyla anılıyor. Biz bundan dolayı
her fırsatta övünm ek için” Osmanlı torunlarıyız “ diyoruz.
Osmanlının ismini değil ahlakını benimsemeliyiz. Çünkü o
Osmanlı ki ihtiyacı olanlar yararlansın diye sadaka taşları
yapm ıştı.Güzellik bu kadarla kalmaz güzellikler ülkesinde.Bir
İ n
s a
n
l ı ğ
ı n
Ş
i d
d
e
de herkes sadece ihtiyacı olan kadarını alırmış. İşte hoşgörü
budur bence. Sadece ben değil başkaları da faydalansın
diyebilm ektir. Peki şimdi öyle b ir şeyden bahsedebilmek
mümkün mü? Şimdi paraları değil sadaka kutularını da çalıyor­
lar. Belki bir işe yarar diye. Ben doydum gerisi umurumda
olmaz mantığı var. Hani bir laf var ya şim dilerde çok kullanılan
"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye . Peki o yılan bir
gün de bizi sokarsa o zaman da bana yardım eden biri yok mu
demeyecek miyiz? Elbette diyeceğiz. O durum a düşmemek
için şimdiden hepimiz karanlığa bir mum yakmalıyız. B irler
bin, binler milyon o lu r ve karanlığa korkuyla değil umutla
bakabiliriz.
Bunu başarmak bize imkansız gelmemeli. A ta tü rk ’
ün Gençliğe Hitabesi’nde b e lirttiği gibi "M uhtaç olduğun
kudret damarlarındaki asil kanda m eve u ttu r.’’.İşte biz A ta tü rk
gibi bir dünya liderinin sadık neferleriyiz ve onun değerlerine
sahip çıkmalıyız. Gençlere "Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır”
diyor. Peki biz nasıl nesiller yetiştiriyoruz. Osmanlının
kanlarıyla suladığı bu topraklarda onların değerlerine sahip
ç ık ıy o r, muyuz? Ç anakkal^ şehitlerinden, Fatih Sultan
Mehnfıet’den , K a n u n ke n esintiler görebiliyorsak insanların
gözlerinde ne mutlu bize işte o zaman Osmanlıya layık to ru n ­
lar oluyoruz. N e demiş Mevlana; C ö m e rtlikte akan su gibi
o l...kusurları örtm ede gece gibi o l...
T u ğ b a Y E Ş İ L C A N
MM
t i
H ayat insana çoğu kez ders ve riyo r. İnsanlık günden
güne tü ke n iyo r. İçim izdeki sevgi, m erh a m e t, acıma, saygı
ve hatta kendi benliğim iz zamanla y o k olup gidiyor. A rtık
herkes dış görünüşe önem v e rir olm uş ve iç g ü ze llikle rin
üzerini siyah b ir perde çekmiş.
Mesela insanlar yolda yürüyen b ir kadına şişman d iyo r;
kilosunu artıran b ir hastalığının olduğunu bilm eden. Yaşlı
b ir adama çirkin d iyo rlâ r> h a y a tta k a la b ilm e k s in , hayatını
daha iyi b ir şekilde yaşamak için yılla rca ^tü m 'zorluklara
göğüs gerdiğini bilm eden. B ir kadına kel deyip alay e d iy o r­
lar; kanser olduğunu bilmeden..,. Açıkçası ihsanlar hep
ko nuşuyor h iç b ir şey bilm eden, e tm e d e n ... n
G ünüm üzde eh çok rastlanan olayların baş.ında.kadmlara
olan şidd et geliyor. Aslında b ir te k kadınlara değil insanlığa
ş id d e t... Oysa ki kadına y ö n e lik şid d e t sadece dayak,
tecavüz ve ö ld ü rm e ile sınırlı kalm ıyor. N e yazık ki T ü rk i­
y e ’de ve dünyada he r gün b in le rce kadın dayak, aşağılama,
İnsanın içine zamanla b ir kıvılcım düşüyor. Bu kıvılcım
onların hayatlarını a ltüst e tm eye y e tiy o r. İçle rin d e ki b ir
insanlığın y e rin i kin, n e fre t, hırçınlık, b encillik, v u rd u m d u y ­
m azlık kaplayabiliyor. H erkes kendi çıkarını düşünm eye
b a ş lıy o r/H iç kim se b ir başkasının hayatına saygı g ö s te rm i­
yor. Bunun için değil m id ir ki fik ir ayrılıkları, kavgalar,
s o ru m s u z lu k la r... H erkesin b ir tarafı eksik ve bu eksikliği
başkalarına ö d e tiyo rla r.
Bazen de sadece seyirciler. Sanki b ir kom edi film i iz le r
gibi gülüp,; geçiyorlar. Belki d e ^b ir bakmışsınız az da olsa
m e rh a m e t duygusu y e ş e riv e riy o r insanın içinde. Bu
m e rh a m e t duygusuna b ir anda b ir kıvılcım düşüp yo k
ed e b iliyo r.
Sonuç o larak insanoğlu insanlığını ka yb e ciiyo r...
tecavüz, te h d it, küçüm sem e, p s ik o lo jik şid d e t ve daha
b irç o k şidd et b içim le rin e m aruz kalıyorlar. E rke k kendisini
kadınlardan daha yüce görüyor.
Gamze
f\ f
f i
20 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
- 1 1 / l
Hasret YAYLAGÜL -JO/D
^/▼yodem/c/ sordunuz, söylemesi farz oldu bana.
Bu çocuk, öğrenmenin sonsuzluğuna uzayan doğru yolu bulmuştur, geri dönümsüz.
Bu çocuk doyumsuzdur bilgiyi her yükleyişimde bir o kadar daha ister.
Bu
Bu
Bu
Bu
Bu
Bu
Bu
çocuk -yorgunluğu kudursa da yanı sıra kalmak için- terini soğumaya salmaz.
çocuk resmen yalanlamıştır yetişkinliğini yaşça büyüklerinin. Gelsin karşına otursun basbayağı mest olursun.
çocuk, her hareketiyle aklımı zora sokar, beni hayrete düşürür.
çocuk sansürsüzdür. Çözüverin dilini sözü görünsün.
çocuk ele almanın iç dürtüsüdür kazanımları.
çocuk öncüsüdür sorgulamayı iş edinmenin.
çocuk, baksanıza neredeyse yanaklarından kan damlar. Allah nazardan saklasın kim görmüştür böylesini?
§
e n ^ e f k i
0
e n e
A c ık ırs ın
i
S‘
)ac ekmeğinin hali bir başka. Arada bir canım çeker sac ekmeğini, isterim öğrencilerimden...
Ben bu ekmeğin kokusu ile göç taşırım düşlerime. Ve ben bu ekmeğin kokusu ile kendimi bırakırım seyrine olacakların.
Geçmişime dönerim "sil baştan” her defasında.
Geçenlerde sac ekmeği getirm işti Rukiye. Beslenme saatiydi. Yanaşıp bir parça istemiştim kendisinden. Ayrılmıştım yanından
sonra.
Bir ara Rukiye’nin peçetesini toplayıp ekmeğiyle birlikte çantasına yerleştirdiğini görmüştüm. Meraklanmıştım ister
istemez. Hemen yanına gidip: “ - Kızım neden yemedin ekmeğini, acıkmadın mı?” diye sormuştum. Bana bakmıştı kapkara
gözleriyle. Tutsak almıştı beni adeta. Ne deseydi beğenirsiniz? “Ama öğretmenim sen belki gene acıkırsın. ”
Bir sızı girmişti içime ansızın. H iç böyle olmamıştım. Geri dönmüştüm çaresiz. O gün, bu gündür “ Neden ve nasıl yok
edilmiştir bu çocuksu yanlarımız?” diye düşünmekteyim. Hangi yetişkin böylesine temiz kalmıştır bilemiyorum.
A li E fter Ö K D E M İR
^ T )ü n y a y a gözlerim izi açtığımızda gördüğüm üz ilk va rlıktır o ... A nnem iz bizi bu dünyaya getiren, yaşamı boyunca
da bizim en büyük destekçim iz olan b ir bakıma hayatımızdaki mucizedir.
“ C ennet annelerin ayakları altındadır” sözü onların yaptıkları fedakârlıkların te k derdinin cennet olabileceğini ifade
eder. Adını duyduğumuzda yüzüm üzde b ir tebessüm, kalbim izde şefkat hislerimizi sağlayan en değerli va rlıktır o. O
benim te k sevdiğim kadın,
Bizi dünyaya getirm ekle yetinm eyen, hayata hazırlayan ve karşılaştığımız her
sıkıntıda m utlaka yanımızda olan annelerim izin hakkını ödem ek imkânsız.
A nnelerim iz hayatları boyunca bizler için yaşarlar. Onların kıym etini kaybetm eden önce m utlaka bilm eli ve gönüller­
ini hoş tutmalıyız. Sevgili Peygamberimiz “ anne-babanıza ö ff bile dem eyin” demiştir. Yanımızdan ayırmadan baş tacı
etm eliyiz. Onları kızdırmamalı ve onları üzmem eliyiz. Unutmayalım ki: “ C ennet annelerin ayakları altındadır.”
21 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
r
İnsanlığı yaşatan şey;
Hayatta m utlu olm ak için b irço k sebep vardır. Bu bazen küçük b ir tebessüm bazen de size verilen küçük b ir hediyedir. M utlu
olm ak için bence çok sebep var. A m a gerçekten küçük şeylerden bile m utlu olmayı başaran insanlar hayatta hep m utlu olurlar.
A m a biz insanların öyle b ir nefsi var ki azı bizim olunca devamını isteriz, hep daha çoğunu daha çoğunu... Hani b ir atasözü
vardır ya “Aza kanaat etm eyen çoğu bulamaz” bu m utluluk için de geçerli. Eğer küçücük şeylerden bile m utlu olabiliyorsanız
siz hayattaki en m utlu insansınızdır.
Bazen kendini çaresiz, mutsuz, yalnız hissedersin. İşte o zaman bile sana sunulan küçük b ir tebessüm seni te k ra r
m otive edebiliyor. M utluluk kuytu köşede bekleyen b ir dost gibidir. M utluluğu sen kendin var edersin. Eğer o kuytu köşeden
dostunu çekip alabildiysen işte o zaman gerçek mutluluğa varmış olursun. M utluluk; huzurdur, ailedir, sevgidir, dosttur.
M utlu olmaya başaran insanlar; aileye, huzura, sevgiye ve dosta sahip olurlar. Eğer sen kendin asık yüzlü birisi isen çevrendekilerde senin gibi olurlar. Am a sen herkese karşı b ir tebessüm bahşediyorsan çevrendekilerde sana karşı tebessüm
bahşederler.
B ir hadiste de buyruluyor ki “ Tebessüm sadakadır” diye. Biz de insanlara ne kadar tebessüm gösterirsek hayattan o
kadar zevk alırız, m utlu oluruz. Bu dünya gelip geçici anın tadını çıkarmaya bakalım. H em kendim izi hem de başkalarını
m utlu edelim.
Bir Pazar sabahıydı. Güneş çoktan doğmuş, sapsarı ışıkları kızın
yüzüne çarpıyordu. Sabaha kadar kapatmamış olan gözlerini,
güneşin ışıklarından kaçırmak için kapattı.
H iç m em nun değildi hayattan. Yorgun yorgun koltuğuna geçti.
Elindeki kitabı, kahvesini yudum larken okumaya başladı. Kitap
okum ak onu rahatlatıyordu. H iç olmazsa kafasını dağıtıyordu.
Hayatı öğreniyordu kitaplardan, bu düzenbaz, yalan olan hayatı.
Eskiden böyle değildi. Hayatın anlamını sadece eğlenmek, gülm ek
sanırdı. Ta ki anne ve babasını kaybedene kadar. Ç o k değişmişti her
şey. Cenazeler onu ilgilendirm ezdi. Ağlayıp, feryat eden kişileri
görm ezden gelirdi. Oysa şimdi onu ilgilendirm eyen soğuk cenazel­
er, onun en sevdikleri olm uştu. Bu kez onları te k ra r görm ek, te k ra r
dokunm ak, te k ra r koklam ak için ardından ağlayıp feryat eden kişi o
olm uştu. Yağmurlu günleri sevmezdi. Am a şimdi en yakın arkadaşı
yağm urlar olm uştu. Çünkü sadece onunla beraber ağlayıp acısını
paylaşan te k onlardı.
Hayat birden değişmişti. Tozpembe yüzünü çevirip kapkara b ir
dünyaya hapsetmişti onu. Değişken olan bu hayata pek fazla
inanmamak lazım.
Nur
M ustafa Kutlu
D ergah Yayınları
!ii
T ü rk edebiyatının usta hikayecilerinden Mustafa Kutlu, son kitabı “ N u r” da m istik
problem leri olan kolejli b ir mimarın fani aşka gönül verm eyip hakiki aşkın peşine düşme­
sini ve varlıktan hiçliğe uzanan yolculuğunu anlatıyor.
Kutlu, “ şehirleşm e” ve “ betonlaşma” nın nasıl b ir hastalık olduğuna dair endişeleri ile
maddiyata bağlanmanın sıkıntılarına işaret ediyor.
A L IN T I
“Aman A llah’ım!
Yahu arkadaş dünyada bu kadar güzel bir göz, güzel b ir yüz olabilir mi?
İri hareli, uzun kirpikli ela gözler, hilal kaşlar; kaş dedikse hiçbir yanı alınmamış hilkatten
böyle. M inik kalkık b ir burun, zarif ağız ve çene. Koyu kestane gür saçlar parıl parıl o
kuğu boyun üzerine dökülmüş. N e desem boş, bu güzelliği tarife dil yetm ez. Bir de
beyaz dişlerini, gamzelerini göstererek gülümsemez mi. Toprak ayağımın altından kaydı,
bayağı b ir sallandım. Gel de düşme.
Buğulu, esrarlı b ir sesle konuştu. Ya Rabbi bu b ir insan mı, yoksa m elek mi?...”
Gönül İklim inde Damladan Deryaya
Gökyüzünden “ rahm et” olarak yağan damlalar, kıvrıla kıvrıla nasıl deryalara kavuşur?
Osman N u ri Topbaş
Erkam Yayınları
Hissetmek ister misiniz?
Hastalıklar saçan bozuk b ir asrın mahzun ve m uzdarip genç kızlarının hidayete ulaşmak için
çektikleri çile ve imtihanlar. D erin iç muhasebeler ve çetin çevre şartları. İnsanın kendi fıtra tı­
na ulaşmak için yaşadığı büyük yolculuk. Böyle devasa b ir yolculuğa adım atm ak ister misiniz?
A L IN T I
İffet Anne bu sözleri söyledikten sonra oturduğu yerden doğrularak okum a masasına yönel­
di. A çık duran kitabın üstündeki bir not kağıdını aldı ve te k ra r koltuğuna otu ra ra k şöyle dedi:
-Sen gelmeden önce Mesnevi isimli şu kitabı okuyordum . Tam da tevekkül hakkındaki bir
pasajı yeni b itirm iş ve b ir kısmını da bu kağıda n o t e tm iş tim . İzninle onu okuyayım sana:
“ Kaderden sakınmakta perişan olmak, kötülüklere uğramak vardır. Y ürü, tevekkül et; çünkü
tevekkül işlerin en iyisid ir”
Düşte Kalan
İskender Pala
Kapı Yayınları
Bir yazar çok iyi yazılar yazabilir. Kelim eleri de çok iyi seçip kullanabilir. Fakat şu var
ki salt madde m erkezli ise ve akla hitap ediyorsa b ir yere kadar e tkili olabilir. Am a
kelim eler kalbe ve ruha hitap ediyorsa işte o zaman mana derinliği artar, vazgeçilmez b ir
lezzet verir.
İskender Pala’nın bu kitabı da artık “ D üşte Kalan’ları anlatıyor. Geçm işimize dair, kimi
zaman bizi tebessüm ettire n , kimi zaman hüzünlendiren ama çokça düşündüren, bizi
bize anlatan, ustalıkla ele alınmış b ir kitap.
A L IN T I
•Bugüne kadar gelmiş geçmiş nüktelerin tüm ünü tartabilecek ağırlıkta olan birisini
büyük kahramanımız ve büyük mücahidim iz Şeyh Şamil, Rus çarına karşı sarf etm iştir.
Bilindiği üzere kahramanımız yıllarca büyük m ücadeleler v e rir ve sonunda maalesef esir
düşer. Çarın sofrasında b ir ziyafet vardır. Günlerce aç bırakılan kahramanımız yiyiş şekill­
erinde p ro to k o le fazla riayet etm eye gerek duymazlar. Çar, tercüm anın kulağına
eğilerek,
-Bu adam bizi de yiyecek, der. Mücahidin cevabı adeta zamanı durd u rur:
-Efendinize söyleyiniz endişe buyurmasınlar; çünkü İslam’da dom uz eti yem ek haramdır.
24 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Cennet ^ n e fe r in
A
A t*J
i"
y\^ağı ^ tm a a a ır.
f
(a sıf1
y ^ n fatsam
Benim annem ; doktor, avukat, öğ re tm e n ya da
m ühendis değil. Benim annem çok sıradan b ir,
kişi. Ben annem le bana d u yd u ğ u sevgiden dolayı
g u ru r d uyuyorum . Onu kendim e örnek alıyorum .
Sabrına, cesaretine, azm ine ve b itm e k tü ke n m e k
bilm eyen m e rham e tin e hayranım.
Fedakarlık, sevgi, şefkat, koruyuculuk, sevincinde
ve
ü züntüsünde
göz yaşı d ö ke b ile n
biri
d e n d iğ in d e aklıma annem gelir. Başarımda
benden daha çok sevinen, ü zü ld ü ğ ü m d e benden
daha çok üzülen, hastalandığım da baş ucum da
sabahlara kadar gözünü kırpm adan bekleyen
canım annem ; Nasıl anlatayım seni b ile m iyo ru m ,
nerden başlayayım anlatmaya?. Sen adeta
cennetten bir bahçe gibisin, çiçeklerin en güzeli,
m eyvelerin en tatlısı, g ü zellerin en güzelisin. O
sıcacık bağrın bana yuva, o yum uşacık sesin bana
ninni, o güzelim tebessüm ün bana m u tlu lu k verir
ya annem işte sen benim m eleğim , sen benim her
şeyim sin. Seni anlatm aya gücüm y e tm iy o r
kelim eler kifayetsiz kalıyor annem . Sana haksızlık
e ttiğ im i düşünü yorum h iç b ir şey yapm ayarak en
basiti seni anlatam ıyorum bile, bu çok kolay işi
bile becerem iyorum canım anam. Yine sen buna
rağm en benim varlığım la sevinen, seni hiç anlata­
mayan evladınla g u ru r duyan sensin canım anam.
Benim için d ö ktü ğ ü n göz yaşlarını mı, yaram a­
zlıklarım da g öste rd iğ in o sabrını mı, hastaland­
ığımda kaybetm e korkusuyla yaşadığın o çaresi­
z liğ in i mi hangi b irin i anlatayım ! Seni b ir sayfaya
mı ,bir kitaba mı sığdırayım! Yetmez, yetm ez
anam. Sen g e re ktiğ in d e bana kalkan, sen bana
sevgi ocağı, sen bana m e rh a m e t durağı, sen bana
eşsiz ana kucağı sunan güzel anam .Yoklukta var
eden , , benim arkam da dağ g ib i duran duvarım sın
canım anam.Sen susuzluğum da bana su, kim sesi­
z liğ im d e bana yoldaş, ke d e rle n d iğ im d e sırdaşsın
benim m elek anam. Toprağa düşen ilk can suyu
g ibisin, bana hayat veren, bana ışık tutsan bir
rehberim sin.
"Cennet annelerin ayakları a ltın d a d ır " senin
ayakların ise benim baş tacım dır. Benim le hayata
yeniden başlayan, be n im le okul sınav ve b ü tü n
çocukluk heyecanlarını yeniden yaşayan, be n im le
yola çıkan yoldaşım , can arkadaşım, her şeyimsin
sen benim , Canım anam seni hangi mısraya, hangi
şiire, hangi kitaba sığdırayım, nasıl ta rif edeyim
seni b ile m iyo ru m .
Benim en büyük şansım annem in olmasıdır. En
büyük servetim , yegane va rlığ ım d ır o benim .
Allah'ım a binlerce kez şükrediyorum beni annesi^
bırakm adığı için. Çok ayrı b ir sevgi bu, yaşa
lazım bu sevgiyi. Allah herkese göstersin kimseyi
annesiz bırakmasın. Buradan b ü tü n annelerin
h ü rm e tle e lle rin d e n öper, hepsine saygılarımı
sunarım .
Büşra U L U T A Ş - ' ° / D
Ön Yargı ve Dış Görünüş
Hayat bir podyu m g ib id ir de rle r bazı insanlar. Doğru
bir yargı m ıdır bilinm ez. İnsanlar ön yargıya ne kadar
açıklar. Bir b irin i tanım adan, din le m e d e n , anlam adan
yargılam ak ne kötü! H albuki dünyada kusursuz insan
yoktur. Ama bunu bile bile her zaman iğneleyici konuşuy­
orlar. Hani kar yağınca için üşür ve titre r ya, hani siyah
g iy d iğ in için sana "yaşlı" damgası v u ru lu rke n için acır ya,
işte insan karşısındakini anlam ayarak konuşurken onun içi
de öyle cızlar, insan siyah giydiyse bu onun m utsuz
o ld u ğ u n u gösterm ez ki!
Esmer te n lile r yani siyahlar da aynı şekilde dış
görünüşten dolayı geçm işte çok aşağılandılar ve en
önem lisi de onların dışındaki insanlara karşı onlardan
daha toleranslı b ir yaşam sunuyorlardı. Ne adaletsizlik
ama! İnsan g ö rünüşü n d e n dolayı de ğ e rli değil, insan
old u ğ u için d e ğ e rlid ir aslında. Ama bunu çoğu insan ne
yazık ki bilm iyor. İnsan sadece başına gelince
mi
anlamalı? İlla bunları yaşamak, bu ü zü n tü yü ta tm a k mı
gerek?
25 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Kimi insan var ki elbiseden yoksul, e rdem iyle yüzü
apaydınlıktır. Kimi insan da var ki, elbiseleri çok güzel, içi
geceden karanlık. Aslında onun da içindeki karanlığı yok
edecek b ir güneş var belki ama bu güneş kim in veya neyin
o ld u ğ u m eçhuldür. Keşke herkes kıyafet ya da saç yarışı
değil de güzel ahlâk yarışı yapsa! Dış görünüş ve ön
yargıya en güzel ö rneklerden b irin in sözüdür. Bu baskılara
, ayrım cılığa ve aşağılanmaya dayanam ayan kadın şöyle
dedi ve d e d iğ i için belki de birçok şey de ğ işti "Siz boyayı
mı beğenm iyorsunuz, boyacıyı mı?".
U n u tu lm a m a lıd ır ki bazen b ir şeyi d e ğ iştirm e k için
sih irli kelim eleri b ilm e k gerekir. Ö nem li olan b u nun fa rkın ­
da o la b ilm e k ve bunu söyleyecek cesareti kendinde
bu la b ilm e ktir.
«¡aİSGL ÎAİSİ^S?
B ilm iy o ru m , b ilir m isin iz y e tim kalan çocukları?
B ilir m isin iz o n la r için aile nedir? Sadece hayaldir,
R e sim le rd e ç iz d ik le ri b ir g ü n e ş,b ir baba b ir de annedi
Bazen b ir ç ift gözyaşıdır.
İm a m -i Q azaffcfen H a y a ti Ö ğütfer
G e ce le ri ya ta kla rın ın ke n a rla rın d a ağlarlar.
Asıl adı Ebu H a m id M u h a m m e d olan İm am -ı Gazali h a z re tle ri H orasan
O n la için siya h tır çoğu zam an ve hüzünlü
H e rk e s için m avi olsa da g ö kyü zü,
b ö lgesinde Tus ş e h rin in G azale k ö yü n d e dünyaya g eldi. I I I I yılında ise
dünyaya veda e le d i. İslam dünyasında H ü c c e tü ’l-islam (İslam ın
B ilm iy o ru m ,b ilir m isin iz anne babasızları
ispatlayıcısı) o la ra k tanınan İm am -ı Gazali, Selçuklu d ö n e m in d e yaşamış,
O n la r için m u tlu k nedir?
İslama yö n e le n hü cu m la ra , d in e yapılan ta a rru z la ra karşı m üdaafalarda
B ir sevgi d o lu te b e ssü m e m u h ta ç tır onlar,
bulunm uş, din in anlaşılması için ta rtışm a ya açılmış olan m ese le le re
K im i m e n d il sata r,kim i k a ld ırım la rd a yatar.
ç ö z ü m le r g e tirm iş b ir m ü ce d d id ir, d in in ye n ile yicisid ir.
B ilir m isin iz anne nedir,
İm am -ı G azali’ nin İslam e ğ itim ve ahlakı ü ze rin d e g e tirm iş olduğu
y e n ilik , İslamın ö zü n de n uzaklaşm a y o lu yla g irm iş olan M üslüm anları
ahlaki e ğ itim e ta b i tu tm u ş tu r. En m ü h im eseri olan ihyau U lu m i’d D in ,
başta im an ve ib a d e t o lm a k ü ze re , ahlak sahasında ç o k cid d i b ir h iz m e t
g ö rm ü ş, d o k u z a sırd ır ta ze liğ n de n b ir şey k a yb e tm e m iştir.
G ece kalkıp üstünü ö rte n d ir.
H e p iyiliğ in i iste ye n ve karşılıksız sevendir.
B ilm iy o ru m ,b ilir m isin iz baba nedir?
A rk a n d a du ra n d ır,se n i ko ru ya n d ır.
Kardeşin ise o m u zla rın d a ağladığındır.
İm am -ı G azali’yi halka ta n ıta n hacım ca kü çü k, fa ka t te s iri bakım ından
b ü y ü k olan eseri E yyühe’ l-Veled o la ra k b ilin e n ve d ilim iz d e Ey O ğul
ş e klin d e b ilin e n e seridir.
Siz n e re d e n b ile ce ksin iz annesiz g e ce le ri.
Sokaklarda yu va la rd a babasız b ü yü ye n le ri
Siz b ilir m isin iz, m u tlu lu k nedir?
Gazali, ü z e rin d e çalıştığım ız “ Ey O ğuT ’ un p iri ve üstadıdır.Bu alanda
yapılm ış olan çalışmanın ilk i ve en m ü k e m m e lid ir. D iğ e r çalışm alar
b ü y ü k ö lç ü d e bu kita b ın ü ze rin e bina e d ilm iş tir.
" A n n e ” d e m e k tir,
babanın işten g e lm e sin i b e k le m e k tir.
O değil de siz b ilir m isiniz, asıl hazine nedir.
Asıl te k hazine; ailedir.
B irç o k dünya d ilin e ç e v rile n , Ü N E S C O tara fın d a n da yayınlanan Ey
O ğ u l, batıda ve d o ğ ud a o k u m a re k o ru kıran b ir e s e rd ir.’’ M üslüm anın
y irm i d ö r t saati” d e m e k olan bu kita p , ayrıca b ir ö ğ ü t ve nasihatlar
b ü tü n ü d ü r.
Bu çe şit çalışm aların ta m a m ın da o lduğu g ib i, İm am -ı G azali’ nin bu
e se rin in baş kısm ında im am ve İslamın esasları ile b irlik te , ib a d e t
konulan iş le n m e k te d ir. A n ca k biz sadece ahlaki b ö lü m le re ve insan
Aigçsig
Biz kim sesiz ç o c u k g eldi aklım a.
Ü zü ld ü m ,n e "a n n e ” d iy o r ne de "b a b a ’
e ğ itim in e y ö n e lik bazı ö rn e k le r v e rd ik .
“A n n e ” d e d im "B e n ç o k z e n g in im ” .
A lla h ’tan k o rk , Babana ita a t e t, Boş sözden uzak d u r
Ş ü k ü rle r olsun .Rabbim sizi v e rm iş bana”
A ğ ır başlı ol, H e rk e s e h o ş n u t davran
O r ta y o lu tu t, Y ü rü yü şü n e d ik k a t e t
K e n d in d e n fazla söz e tm e , G ö zü aç ve savurgan o lm a
N im e tle re ş ü k re t, F a k irle re ihsan e t
B ir çaresiz g e ld i, aklım a.
Ç o cu ğ u nu b ıra k ırk e n , cam i avlusuna ;
Sadakayı gizli ver, T am a h ka r o lm a
Son ke z ko kla d ı, aldı; kucağına.
Salih insanların s o h b e tin d e bulun, D argınları b a rıştır
B ıra ktı; onu acımasız b ir hayata.
M e rh a m e tli ol, A n n e babanın rızasını al
Yakın a krabalarına iy ilik d e bulun, H ocana h ü rm e t e t
Savaşın iç in d e k i ço cu k g eldi; aklım a.
Kardeşinin ayıbını gizle, H ayırlı işle rd e devam lı ol
B ir ku rşu n sıktılar, anne babasına.
A n n e babana karşı ge lm e , A n n e babanı d a rıltm a
İz z e t-i nefsini k o ru , Kim seyi in c itm e
K e ndini h e rk e s te n aşağı gör, M ü ’ m in ka rd e şin i s e v in d ir
F erya t figan bağırdı "a n n e , baba”
"Y a lva rırım , bırakm ayın beni b ir başım a’
M ü m in kard e şin in ihtiyacını g ö r
K ü çü k ve b ü yü k ka rd e şin e güzelce davran
O ğ lu n u kızını iyi y e tiş tir, M isa fire ikra m e t
A rk a d a ş lık h u ku kun a ria y e t e t, Hasta z iy a re tin e g it
C enazeye katıl
M u tlu b ir aile ta b lo su ge ld i , aklım a
B ütün re n k le r kullanılm ış adeta,
K ırm ızı, m avi yeşil, d iz iliy o r a rt arda
G ö z le rin in iç g ü lü y o r baktıkça, çocuğa.
Tek varlığım h a zin e m :A ile m
B e n .o n la rsız yaşam ak iste m e m .
A n n a m , babam , k a rd e ş le rim
K im seyi o n la r ka d a r sevm em .
26 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
.....
#>
HAYVANLAR A LEM İN D EN BAZI İLGİNÇ BİLGİLER
c E n büyük kuş yumurtası devekuşu yumurtasıdır. 15-20 cm
uzunluğunda ve aşağı yukarı 1,7 kg ağırlığında olan bu yu m u r­
tayı kaynatarak pişirm ek 40 dakika sürer.
Sinekkuşları, saniyede 60 kere kanat çırpabilir!
Göç eden kuşlar > biçiminde-siralanarak uçar ve bu
sayede harcadıkları enerjiden % 23 tasarruf sağlar.
S
-r
İngiltere’deki bazı kuşlar evlerin kapısına bırakılan süt şişeler­
inin kapağını delerek beslenmeyi öğrerifniştir.
„
B ir pire, kendi boyunun 150 katı kadar bir-yüksekliğe zıplaya­
bilir. Aynı oranı tu ttu rm a k jç m 'in s a n ın r yaklaşık 3 0 ''m e tre
zıplaması g e re k lid ir.:
^
A tla r b ir ay kadar süre iie ayakta ka la b ilirle r.B ifln e k
hayatı boyunca yaklaşık 200.000 bardaKsütf üretir.
Yetişkin-bir ayı, b ir at kadar hrzîı koşabilir.'-
Kış uykusu sırasında, b ir kirpinin vücut ısısı 5.5 dereceye
düşer. Kalbi dakikada 2-6 arasında b ir
sayıda atar ve dakikada sadece I -3 nefes alır.
A rıla r kovanlarındaki sıcaklığı 10 ay boyunca 32 derecede
sabit tutabilirler.
Bir fil hortum unda 5,0-bin kas vardır ve hortum uyla hem bir
ağaç kütüğünü"kaldırabilir hem de yere düşmüş b ir bezelye
tanâlÎni alabilir.
"]3ir insanın kalbi dakikada 60-80 defa çarparken, sinek
'Kuşugun kalbi dakikada 6 15 defa çarpar.
Ç öl akrebinin ayaklarında, kuma konan b ir kelebeğin yerde
oluşturduğu titre ş im le ri bile hissedebilen algılayıcılar vardır.
Geçen yüzyılda insanlar gübre, köpek yem i, margarin ve
rsabun'yapm ajciçin'23.000 balinayı öldürdüler.
Bazı balıklar yaydiI<larL500 v o ltlu k e le k trik yükü ile avlarını
öldürebilirler.
Yaşayan en küçük m em eli, ağırlığı"yaklaşık 3 gram olan
“ ’’Etrüks, faresi” "dir. Hayvajnm küçücük kalbi saniyedeki 6 kez
atar.
""
^
Biyologların 2100 yılı için yaptıkları „tahm ine göre,J<orum a
altına alınmazlarsa 23000 d ö r t /ayaklı hayvandan 6000
tanesinin nesli tükenecek.
içimdeki ^(3uruk y \c ı
Elinde olmadan ö zler insan birilerini. Belki
hiçbir zaman görem eyeceğini
sarılamayacağını
bilir ama yine de ö zle r işte. Ö zlem ek beklemeyi
ö ğ re tir aslında , çaresiz bile olsa um utlu olmayı
vazgeçmemeyi
ve
pes
etm em eyi
de.
Bir annenin yavrusuna b ir sevgilinin sevdiğine
olan hasretidir özlem. Sevgisini içine sığdıramadığıdır. Belki günlerce , aylarca hatta yıllarca ağlar
hiç dinm ez gözyaşları ya da sadece susar içine
atar özlem ini. Bazıları ise hayal kurar göreceği
kavuşacağı günü bekler. Kişiden kişiye değişir
özlem veya verdiği acı.
İnsanlar hep güzel
günler geçirdiği ve sonunda kaybettiği b ir insanı
özler. Bu özlem den çok acıdır aslında. Veya
uzaktaki birini b e kle m e ktir dediğimiz şey. A m a
çok yakar insanın iç in i, çaresiz yalnız hissetBazen b ir şarkı bazen b ir rüzgar veya b ir anı
gözlerini. H e r şarkıda kendi hayatını
bulur sanki ona yazılmış gibi. Saatin ‘tik ta k ’ları
bile işkence gibi gelir , üşürken yanında olmasını
istediği insanın olmaması üzer. Ağlarken kafasını
koyacağı om uzu özler insan. Kaybolmuş hisseder
, düştüğünde tutacak b ir el olmadığı için düşm ek­
ten korkar. Ö zlem işte kim e duyulursa duyulsun
m utlaka yakar , içini sızlatır beklenen te lefonlar ,
duyulm ak istenen seslerle yaşar , uzaktan takip
eder. Bazen b ir eli bir sesi b ir gülüşü , yürünen
yolu özler. Dudağında hüzün o lu r kelimeler.
Bazen de uykusuz kalır geceler te k b ir şey ister
‘Yanıma gel’ b ir gece b ir sabah veya b ir öğlen ne
zaman istersen ama yine de gel artık. Ö zlem öyle
b ir d e rt o lu r ki içinde ne yağan yağmur da ne b ir
sonbahar da geçer. Kırık , buruk
isyan edersin. Yalan g elir her şey.
gelmeyecek birini be kle m e ktir özlem
buruk acı.
Nihal D id e m D U R A K ll° L
27 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Ç anakkale'ye Selam Olsun
G ezi
Perihan G ÜR - I l/G
A n lık b ir geziydi lâkin h ü z ü n lü ....
Tesadüfen geldi çattı, aldı g ö tü rd ü ve ta rih i tü m çıplak­
lığıyla yüzüm üze b ir to k a t gibi çarptı.
N e z o rlu k la rla bu to p ra k la rı aldığınızı ve kazandığınızı
g ö rd ü m ben. A ncak b ir gülle bahar gelm ez, bilirsin.
Yetm iş m ilyon görsün, fa rk etsin, anlasın seni Çanakkale!
Bende b ir farkınd alık duygusu uyandırdı. Sağlam b ir
Bu vatan uğruna ne A h m e tle r ne M e h m e tle r aldın belki
ama , değdi inanın. Kanınız y e rd e kalmadı, kalmaz sizin.
şekilde
Şimdi orada ki mukaddes ta rih im iz e s e s le n iy o ru m ...
silkeledi
benliğim i
Ç anakkale...
K im ile ri
için
küçük sevim li şehir, k im ile ri için tu riz m , k im ile ri içinse
sanayi şehri belki ama benim için buram buram ta rih ve
Ecdadım!
hüzün kokan b ir şehir.
Ben sizin, sîzlerin to ru n u y u m . H e r karış toprağına
dökülen ş e h itle rim iz in to ru n u y u m ben.
Hangisini, neresini, neyini anlatsam kafi gelm ez. D enizi
desem olm az, yeşili desem olm az. Ben ta rih in i söyleyey­
H atıralarınız, e m e k le rin iz ve bırakm ış olduğunuz h e r şey
nam usum dur benim . H e p in izin ye ri ayrı ve ö z e ld ir bizde.
im. B izlere kazandırdığını
kanı
belki de ço k şey ö ğ re ttiğ in i.
C onkbayırı, 56. piyade alayı, sahipsiz m ezarlar, sayısız
savaş alanları ve daha n ic e le ri...
G özün
arkada
kalmasın
ecdadım !
Mukaddes
şehrin
Ç anakkale!...
Ç anakkale’de göreceğim i g ö rd ü m , duyacağımı duydum .
Şimdi
hepinizi
saygıyla
selam lıyor,
e lle rin izd e n
ö p ü y o ru m .
‘ ’Sen boğazda düğüm lenen k e lim e le r gibisin, içten
bağırıyorsun lâkin dışarıdan kim se d u y m u y o r s e n i...”
M ekanınız c e n n e td ir; sizin b iliy o ru m .
A L N IM IZ A K S O Y U M U Z BELLİ B İZ İM , T Ü M TARİHE
SELAM O L S U N ...
Benim için seni anlamak ve ö ğ re n m ek gezip g ö rm e k te n
ib a re t değil, seni yaşamak ve sonuna kadar seni hisset­
m ek lazım.
Belki dışarıdan pek belli o lm u y o r ancak ç o k şey kattın
bana, ço k şeyi d eğiştird in b e n d e ...
G encecik ağabeylerim in haykırışlarının duydum sende
Çanakkale!
K A H R A M A N Ş E H İR
Çanakkale! A talarım ın kutsal
N am usum un asil şehri, analarım ızın hüzün
Kahraman ecdadım ın kahram an şehri
A k alınların, layık insanların, esir vatanım ın
Ö Z G Ü R O L D U Ğ U Ş E H İ R ...
ÇANAKKALE’DE GÖKLER
M ehm etçiğin karnı aç bedeni üşümüştü
Al kanların üstüne ay ve yıldız düşm üştü
V erdiğim iz ş e h itle r yardım a g e le cekle r
Ç anakkale’de g ö k le r ruhlara b ürünm üştü
**
G eliniyle oğluyla anasıyla kızıyla
Topa tüfeğe d im d ik candan zıh olacaklar
Bugün iyi ol diye ö ld ü le r yavrucaklar
H e r b iri ayrı ayrı b ir ta rih yazacaklar
Ve şim di iyi dinle bu to prağın insanı
Bedava kazanmadık biz bu cennet vatanı
En cesur halleriyle g it d e d ile r düşmana
Hain rezil b irlik le r g irm e s in le r vatana
Eğer gönderem ezsem düşmana d u r dem ezsem
Toprağım a dönünce ne sö yle rim anama
C epheyi k o rk u sarar b u lu tla r karanlıklar
A s ke rle rin önünde hem ö lüm hem sancaklar
T ü rk le r d ö n m e ye ce kle r Rabbe el açacaklar
T evfik-i ilahiyle cennete koşacaklar
N u ru n her zerresini yu rd a taşıyacaklar
Atanın eserini bize bırakacaklar
Bizim ta rih im iz d ir burada yaşanacaklar
Boşuna mı çekildi yere göğe bayraklar
28 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Baba kız ana oğul k im le rin aktı kanı
Toprağına sahip çık utandırm a atanı
Seren C A N B A Y 1 0 /f
Kanşev®
21:00
V ücudum uz biz yatarken b irç o k h o rm o n salgılıyor.
Bunlardan b iri de vücudum uzun b iy o lo jik saatini
koru yu p ,
doğal
ritm in i
ayarlayan
m elatonin
h orm o nudur.
M elatonin h o rm o n u ancak gece biz uyuduğum uzda
belli saatlerde karanlık o rta m d a salgı lan maktadır.
K aranlıkta uyum ak beynin m elatonin h o rm o n un u n
salgılanmasını sağlayarak kişiyi kanserden korur.
M e latonin h o rm o n u ışıkta salgılanmadığı için kanser
h ü cre le ri daha çabuk gelişiyor. M elatonin h o rm o n u
gece biz yatarken belli saatlerde salgılanmaktadır. Bu
saatler 23.00 ile05.00 arasındadır. Bu saatler arasında
karanlıkta uyunduğunda h o rm o n , h ü c re le ri yeniliyor,
bağışıklık sistem ini düzenliyor. V ücudun
b iy o lo jik
saatini ko ru yo r, ritm in i ayarlıyor, ü re m e sistem ini
g e liştiriyo r. En önem lisi kanserli h ü cre le re karşı
ko ru m a sağlıyor.
M ela tonin, beyindeki e pifiz bezinden ö ze llikle
geceleri karanlık o rta m d a salgılanan b ir h o rm o n du r.
T rip fo to n isim li b ir m addeden elde edilir. H o rm o n u n
tem el göre vi, vücudun b iy o lo jik saatini ve ritm in i
24:00
Gece Yansı
02:00
Melatonin salgılanmaya
^En derin gece uykusu
başlıyor.
M
\
04:30
19:00
Vücut sıcaklığı en
Vücut sıcaklığı en
düşük seviyeye
yüksek seviyeye
kulaşıyor.
ulaşıyor.
I 06:45
18:30
Kan basıncında
Kan basıncı en
yükseliş başlıyor.
yüksek seviyeye
ulaşıyor.
07:30
17:00
Melatonin salgısı
Kas gücü en yüksek
sona
eriyor.
seviyeye ulaşıyor.
10:00
14:30
Koordinasyon yeteneği
Dikkat en yüksek
en yüksek seviyeye
12 00
seviyeye ulaşıyor.
ulaşıyor. Gün Ortası
D epresyon hastalığında kartizal seviyesi yüksek ve
m elatonin seviyesi düşük bulunm uştur. B irç o k d e p r­
esyon ilacı, e tkile d iğ i beyin kimyasal m addeleri
aracılığı ile m elatonin salgılanmasını a rtırır. M elatonin
bağışıklık sistem ini o lu m lu e tk ile y e re k , stresi azalt­
tığına d a ir yapılmış çalışmalar vardır. A yrıca başta
şeker olm ak üzere baskılayıcı e tki yapar. Gece
çalışan kadınlarda m elatonin salgılanması azaldığı
için, gündüz çalışanlara g ö re m em e kanseri gelişim i
o ldukça fazla bulunm uştur. Gece çalışılan y e rle rd e ,
karanlık o rta m la rın aydınlatılması ve bu nedenle
ayarlam aktır. M elatonin ü re tim i, gecenin uzunluğu ile
m elatonin düzeyinin baskılanması ile de kanser riski
ilgilidir, gece ne kadar uzunsa ü re tim o kadar o denli
artm aktadır.
G ö rm e e n g ellilerin kansere daha az yakalanması bu
d u ru m u destekliyor.
Bu sebeple gece kesinlikle
uzar. Ü re tim esnasında ışık kısa sürelide olsa y e te rli
ş id d e tte ise, m e latonin salgılanmasını baskılar.
G ecenin uzun olduğu kış m e vsim le rin d e m elatonin
ü re tim i artar, yaz gün lerin d e ise azalır.
ışıkta uyunulm aması lazım.
\0 /D
ü j ^ i r k ita p olsam açıp o k u m a beni
Şiir olsam ha ya lle rin e dağılsam yık geç beni
Ben ne o k u y a b ile ce ğ im d e ğ e rli b ir kita p
N e d e haya lle rin i süsleyen masal p e risi
Ben ka ra n lıkla rın ardından g e liy o ru m
H ik a y e le rin k ö tü k a ra k te riy im
İyi olm ayı b e c e re m e ye n çabuk kırılganlardanım
Ben y a ln ız lık la r da saklı g ö zyaşlarım la m eşu ru m
K im senin çö ze m e d iğ i kafalarda so ru işa re tiyim
K im in e g e re k li g ib i am a çoğu zam an g e re ksizim
H a ya lle re g ire m e y e c e k kadar k ö tü y ü m
Ö z le n ilm e y e n
te k kişiyim b e lki de
H adi hadi bana kim sin de
N e hayatım a son v e re b iliy o ru m
N e d e dünyayı d u rd u ra b iliy o ru m
B enim ka lb im çabuk kırılan b ir oyu n cak
K im in ki ben kayıp şe h ird e m iyim ?
P re n sle rin k ö tü büyücüsü mü?
Kara b ir gül m ü y ü m .ö m rü m b ir gün mü?
29 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
K im im
ben n e re d e n g e liyo ru m ?
Y alnızlıklar kraliçe si m iyim
D eğilsem neden yalnızım?
G ü lm e k iste rk e n neden a ğ lıyo ru m .
G ird iğ im b ü tü n k a lp le rd e n k o v u lu y o ru m
K ırık b ir kalple nasıl bu ka d a r uzun yaşadım
İlk defa bugün bu ka d a r ç o k düşündüm
Söyleyin bana kim im
ben?
Ç ıkm a zla rd a te k başımayım
S e vd ikle rim işlenm iş kazınm ış sayfalara
Parlayan yıld ızım d a solm uş
Bize çalan m ü z ik le r son bulm uş
K u ru ld u kça hayaller h e r defasında yıkılm ış
K im im
ki ben sevginin katili?
G ö z yaşlarının se beplerim i?
Ben bugün içim d e b ir beni daha k a y b e ttim
H adi bana kim sin d e ...
Belki b ir gün ö zle rsin d e ...
Ben b ile ke n d im i ta n ım ıy o ru m
K im im ki b e n ...?
I0 /H
9
Ekm ek İsrafı
Sofralarım ızın vazgeçilm ez besin maddesi olan
İstanbul ilim izd e günde 2 m ilyon e km e k israf e d ilirke n ,
ekm ek, k a rb o n h id ra t ve p ro te in kaynağı o larak beslen­
A n ka ra ve İz m ir ille rin d e
m ede ön em li b ir y e re sahiptir. Ü lke m izd e kişi başına
bulm aktadır.
günde yaklaşık olarak 400 - 450 g r e km e k tü k e tilm e k te ­
dir. Yani, ülke genelinde kişi başına tü k e tile n
enerji
m iktarının yaklaşık % 4 5 'i, p ro te in m iktarının da % 47'si
ekm e kten
sağlanmaktadır.
K a rb o n h id ra t
ve
p ro te in
bu sayı yaklaşık 600
bini
D üşük g e lir gru p la rınd a e km e k tü k e tim i fazla
olmasına karşın
yükseldikçe
israf daha az o lm akta, g e lir düzeyi
e km e k
artm aktadır.
tü k e tim i
Ekmeğin
çöpe
azalm akta
ancak
atılm asındaki
israf
fa k tö rle r
kaynağı olan ekm eğin beyaz, kepek, çavdar, mısır, tam
gereğinden
tahıllı, çok tahıllı gibi pek ço k çeşidi bulunm aktadır.
ekm eğin uygun koşullarda saklanmaması ve kalitesinin
Tahıla dayalı beslenm enin hakim olduğu ülkem izde
düşük
fazla
olması
e km e k
şeklinde
satın
alınması,
sıralanabilir.
satın
E km ek
alınan
israfında
her yıl yaklaşık 44 m ilya r adet e km e k ü re tilm e k te ,
yüzde 70 oranı ile yem ekhaneli işye rle ri, hastane, yatılı
ü re tile n ekm eğin yaklaşık 40 m ilya r adeti tü k e tilm e k te 4
okul, öğrenci y u rd u , o te l ve loka n ta la r ilk sırada y e r
m ilya r adeti ise israf e d ilm e kte d ir. İsraf edilen ekm ek
alm aktadır.
ülke ekonom isini yılda yaklaşık 700 m ilyon d o la r kayba
gün e
ür tilen
e
uğratm aktadır. G ünlük israfın 750 m ilya r lira lık kısmı
1 lfI
Ankara, İstanbul ve İz m ir ille rin d e g e rçe kle şm e kte d ir.
t keti
milyon
Ekmek İsrafını Azaltm ak İçin Evlerde N eler Yapılmalıdır ?
^O v
• İhtiyaçtan fazla ekm e k alınmamalı,
• E km ek p oşette saklanmalı,
• U zun süreli saklama amaçlanıyorsa ekm eğin d erin d o n d u ru cu d a ve poşet içerisinde saklanmalı,
• Ekm ek d ilim le n e re k tü k e tilm e li,
• Kuruyan e k m e k le r israf e d ilm e m e li, içinde az m ik ta rd a su kaynayan te n ce re n in
• Ü zerine ye rle ş tirile n süzgeç üstüne ko nularak tü k e tilm e li,
• Bayatlayan e k m e k le r galeta unu veya ku ru tu lm u ş e km e k içi şeklinde çeşitli yem ek, pasta ve
ta tlı yapım ında kullanılm alıdır.
y cö e
a t ı an
ilu on
Toplu T ü k e tim Yapılan K uruluşlarda Alınması G ereken T e d b irle r
• Toplu tü k e tim y e rle ri olan; hastane, yatılı okul, askeri b irlik ve öğrenci yem e kh a n e le rin d e
‘ekm e k israfı önlem e planları’ oluşturulm ası ve hayata geçirilm esi,
• Ü re tim in talebe göre planlanması,
• Raf ö m rü uzun kaliteli e km e k ü re tilm e si,
• E km e klerin fırında veya satış y e rin d e uygun koşullarda saklanması,
• Toplu yem e k tü k e tim y e rle rin d e ekm eğin d ilim le n m iş veya küçük yuvarlak e km e k olarak ve rilm e si,
• Self servis tezgâhlarında ekm eğin baş ta ra fta değil, y e m e kle rd e n sonra y e r alması,
Toplu yem ek tü k e tim y e rle rin d e , m önüye g ö re e km e k siparişi ve rilm e si, artan e k m e k le rin daha sonraki günlerde
kullanılmasını sağlayacak m önü düzenlem esi yapılması ö n e rilm e k te d ir.
30 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Bu satırları yazarken bütün fo to ğ ra f kareleriyle seni, sadece seni hayal
e tm e ye çalışıyor, o güzel yüzünü hatırlam ak ve seni son b ir defa daha
g ö rm e k için çabalıyorum .
Seni ço k ö zlü yo ru m an n e.A rtık sensiz yapam ıyorum .Senin varlığındı
beni ayakta tutan, hayata bağlayan şendin anne. Şimdi sen yoksun ve a rtık
evim ize güneş girm ez, baharda çiçek açmaz oldu. Keşke hep yanımda
olsaydın, bana eskisi gibi sevgi dolu g ö zle rle bakıp beni kucaklasaydın. Yine
bana kızsaydın, beni her hatam da cezalandırsaydın anne. Şimdi sen beni çok
ağır b ir şekilde sensizlikle cezalandırıyorsun. Beni bu kocaman dünyada b ir
başıma bırakıyorsun . Ben sensiz nasıl yaşarım hiç düşündün mü?
B iliyorum seni ço k üzdüm , ç o k kırıldın ama a rtık bu kö tü rüyadan
uyanmak
ve
senin
yanında
olm ak
istiyo rum .
Defalarca
g ö zle rim i
kapatıyorum ve "A lla h ’ım bu b ir rüya olsun” d iyo ru m . A m a g ö zle rim i her
açtığımda seni karşımda bulamayınca sana sesleniyorum . Senden ses
alamayınca evin h e r köşesinde seni a rıyo ru m . Ve yine bulam ıyorum .
Ağlamaya başlıyorum . Sonra aklıma küçükken seninle oynadığım oyunlar
geliyor. Seninle sürekli saklambaç oynardık, hep ben saklanırdım , sen beni
bulmaya
çalışırdın.
Am a
şim di
oyunun
kuralları
bozuldu
anne.
Sen
saklanıyorsun ben ebe o lu y o r seni arıyorum . Y ılla rd ır seni bulam ıyorum
anne. N e re ye saklandıysan çık a rtık annem. Ç ık ki bu gözü yaşlı küçük
kızının acısı b ir nebze de olsa dinsin.Senin kokunu u n u tu yo ru m diye çok
k o rk u y o ru m anne. Senden başka hiç kim seye sarılm ıyor ve kim seyi seni
sevdiğim kadar sevm iyorum . Sen beni hep güzel kızım, m eleğim diye
severdin anne. A rtık kim se beni senin beni sevdiğin kadar sevmiyor. H erkes
o tu rm u ş ağlıyor.Beni g ö re n le r "Zavallı çocuk bu yaşta annesiz kaldı” diyor.
İşte o zaman anladım ki bundan sonra hiç olmayacaksın. Beni sensizliğe
m ahkum edeceksin. N e o lu r anne bunu bana şim di yapma. Ben seninle
g ö zle rim i açtım hayata.. Ve
seninle kapatm ak istiyorum . Ben hayatın
oyunlarına ye n ilirim , hep kaybeden o lu ru m
anne. Bu oyunlar seninle
oynadığımız oyunlara hiç benzem iyor. Hayat senin kadar m erham etli
davranm ıyor. Beni senin gibi sarıp sarmalamıyor.
Meleğin
Babalar aslında en çok kızlarını severler. Am a inanmaz kimse
buna. “ Yalan” d e rle r “ imkansız “ derler. H e r nedense kimse çıkıp
da “ neden?” demez. N e d e nd ir b ilir misiniz ? Ç ünkü kız babası
olm ak farklıdır , özeldir. Bambaşka b ir duygusallık v e rir babalara.
Zehra D O Ğ A N ^ ? ^
Hayatında hiç ağlamayan babalar bile kızlarını ellerine aldıklarında
tutam azlar gözyaşlarını. Am a b ir taraftan da z o rd u r kız babası
olmak. Bir kız iki evlat dem ektir. Çünkü biri, iki yapan da kadındır
, İkiyi üç yapan da ...
Tıpkı benim babam gibi. Hayat do lu du r , neşelidir benim
babam. A m a asla üzüntüsünü belli etm ez , duygularını bana yansıt­
maz . Evimize hergelene o sıcacık kalbiyle ve şefkat dolu kollarıyla
açar kucağını. Yeri gelir birine baba , birine amca , birine abi ,
birine dayı o lu r benim babam . A m a asla o ilgilendiği kişiler kadar
benim le ilgilenmez. Çünkü b iliyo r ki o b ir kız babasıdır . Bana ne
kadar sevgisini ve bağlılığını belli ettirm ese de bunun b ir sebebi
vardır. O nlara göre baba olm ak dem ek ; güçlü, çatık kaşlı olm ak
d e m e ktir . Ç ünkü baba kavramı onlara böyle anlatılmıştır. Bazen
babamın bana gülümsemek istediğini anlarım. Am a rolünün dışına
çıktığını düşünüp dö n e r yine eski haline. Bazen ağlamak istediğini
hissederim . A m a ‘ E rkekler Ağlamaz ‘ denm iştir onlara . Yapamaz
ve hep içinde saklar gözyaşlarını. Bazen kendini ne kadar tutm aya
çalışsa da dayanamaz ve gelip güzel kızının o tatlı şirin odasına
uzun uzun bakıp d u ru r . Ve babam bir kez daha hayran olur. O
muhteşem güzelliklere . Bazen kıyıp da dokunamadığı gözlerim e ,
ellerim e , hiç bırakmayacakmış gibi d okunur . İçindeki duygularını
gözyaşlarıyla boşaltır , ve beni yavaşça öpüp ‘ İyi geceler ‘ d e r
derinden derinden .
B ir sabah uyandığımda yanağımda b ir gözyaşı ıslaklığı hissed­
ersem b ilirim ki o gece babam, beni uyurken izlemiş, en sonunda
yanağıma b ir“ iyi geceler” öpücüğü kondurup usulcacık ayrılm ıştır
odamdan .
31 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
| KübraNur TOPAL
Tgentfdci îgetıi ^uM um n %ısa»a,J '1
<^3 c n
Siyah sürm eli gözleri vardı öğretm enim in. Başka alemlerden bakan gözleri. C ennet
kokardı elleri. Ben hep sana özendim öğretm enim . Sen, benim için b ir duruş ben, senin için
b ir bakıştım. Kalbime ektiğin sevgi tohum larıyla, beni bana önem li hissettirdin. Senden başka
kimse öğretm edi bana hayatın başka renkleri olduğunu, ama her yeni doğmuş bebeğe de
yepyeni olduğunu kimse öğretm edi. Bir te k sen duydun sesimi; kimsenin değer verm ediği
§ a r ıa
E s ir O fsa
sözlerim i. Kimsesizlik yüreğim e saplandığı zaman seni bulurdum başucumda. Seninle başka
Yaprağın ağaca,
b ir kavrayış, başka b ir bütünlük kurardım içimde. T üm acılarımı, hayal kırıklıklarımı geride
Ağacın toprağa,
Toprağın suya,
bırakıyorsun. Can veriyorsun solmuş bedene. Tarihim olmuşsun sen meğer.
İhtiyacı olduğu gibi
Ben sana esir olsam.
Sen konuştukta sözlerin iri kuşa kanat olurdu. O kuş kanat çırptıkça daha da yükselirdi.
Başka bedenlerde um ut olurdu. Senden öğrendim yasakların olduğunu; anlamıştım
tavırlarından yü re k karartmanın yasak olduğunu. Ö m rünün her durağına b ir um ut bırakıyor­
dun. İçimde dem lenip duran çaresizliğime kendi çarelerinden ekliyordun. H e r zaman
sevmek sevilm ekten bahsederdin. “’Duygular karşılık beklenm eden yaşanmalıdır, karşılık
beklemeden sevm elidir insan b irbirini. Yolda giden birine selam ve rm e k gibi. Çıkarsız,
nedensiz ve karşılık beklemeksizin gösterilen sevgiler insanı o kadar m utlu eder ki.” diye
Gökyüzünün bulutlara,
Bulutların yağmura,
Yağmurun güneşe ,
İhtiyacı olduğu gibi
Ben sana esir olsam.
anlatırdın bana.
Günlerce dökülm eye mecali kalmayan yapraklar bile senin varlığınla canlandı; Ö ğ re t­
menim. Ben hiçbir şey iken her şey olmaya seninle b irlik te adım attım . Seninle b irlikte
Aşkın sevgiye,
Sevginin sevilmeye ,
Sevilmenin yüreğe,
içim de filizlendi umutlar, sevinçler, kederler. Ö ğretm enim sen bana bulut olmayı öğrettin,
zamanı gelince çoğalmayı um ut olmayı öğrettin. Sen olmadan varlığımızın hiçbir anlamı yok.
İhtiyacı olduğu gibi
Ben sana esir olsam.
Ç ünkü biz senin varlığınla varız. Ulaşılması en z o r kalplerde sen vardın öğretm enim . Bir
öğretm en düşünün; gördüğü her öğrencide olum lu b ir yan bulan ve ilim öğrenm ek isteyenin
dostu olan. Bana okul zilinin boşuna çalmadığını sen öğretm iştin, çünkü “’her zil b ir amaç için
çalar burada” demiştin bana. Sıradan işler için, sıradan düşünceler için okunmadığını
anlatmıştın. Bana, sen öğre ttin hayatın b ir oyun olduğunu. H e r şeye sevgiyle bakmayı, aynı
sen gibi seviyorum herkesi, her şeyi, her yeri. Sen yokken yalnızlığım vardı, suskunluğum
vardı ve sen yokken karanlık sabahlarda yaşardım.
Yazının kaleme,
Kalemini m ürekkebe,
M ürekkebin renklere,
İhtiyacı olduğu gibi
Ben sana esir olsam.
Ö ğretm enim geleceğimizi ilim ve irfanla inşa ediyorsun. Gönül heybende Yunus’un bir
avuç insanlık sevgisiyle yaşıyorsun. B ilm iyordum ki, sevgi en büyük dersmiş, verilen en
büyük armağanmış. Ö ğretm enim ; bana ö ğ re ttikle rin sadece okum ak değil, yürekleri de
okum aktı mahzun ve suskun gözleri de. Onun için en büyük amaç, bu dünyadan giderken
Çocuğun aileye,
Ailenin yaşama,
Yaşamın mutluluğa,
İhtiyacı olduğu gibi
Ben sana esir olsam.
geriye sevgi yıldızları bırakmaktır. Yıldızlar karanlık gecelerin ışık parıltısıdır. Hiç sönmeyen
parıltılı b ir yıldız olm ak istiyorsan herkese fayda sağlayacak düşünce ve duygulara sahip
olmamız gerektiğini ö ğrettin bana. Geleceğimize bakmamız gerekiyorm uş geçmişten
aldığımız derslerle. İşte öğretm enim sen bunları öğrettin. Hoşgörü, eğitim in; adalet,
öğretim in simgesiydi sende. İlim hakkını dile getirm iştin nağmelerinde. Yüreğinden çıkıp
yüreğim ize akan sözlerin vardı. O benim kalbimi sevgiyle doldurdu o kadar doldurdu ki
kalbimden taşan sevgi beni saran b ir benlik oldu. “ Bu yaşta, kara deme; karalar bağlama”
derdin bana. Soluğu tükenm iş hayatıma.
Ö zlem ini duyduğum öğretm enim ;
Yaşamın ölüme,
Ö lüm ün kadere,
Kaderin insana,
İhtiyacı olduğu gibi
Ben sana esir olsam.
Kuş olup uçsam,
Bir kalbe konsam ,
Bu kalbi yuva yapsam,
Yüreğim in derinliklerine bıraktığın çıkarsız ve pazarlıksız sıcak tebessüm lerini
unutmayacağım. Ayrıca hayatını bizim için b ir mum gibi erittiğini de unutmayacağım. Sen
yüreğinde eğitim ateşi yanan m elek yüzlü öğretm enim . Sevda meselesiydi öğretm enlik.
Yar ben sana esir olsam
Parayla pulla ölçülem ezdi değeri. Daha büyük fedakarlıklar isterdi. “İnsan kazanmak “’ gibi.
N e çok şey öğrenm işim senden. Yalanın zavallı kılıklı b ir çirk in lik olduğunu yine sen
Kalbimdeki mahkuma,
Mahkumun özgürlüğüne,
Benim sana
Hasret kaldığım gibi
öğretm iştin öğretm enim . Yılların içimden silemediği ve de silemeyeceği büyük değer, dost
insan, baba insan. M im iklerine varıncaya kadar ö rn e k aldığım ve ta k lit etm eye çalıştığım
r
Sende bana hasret kalsan
Yarim ben sana esir olsam.
Zehra ÇAKIR
32 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
değerli hocam ;öğrencilerine karşı bu ö rn e k davranışlarının bütün insanlara ö rn e k olmasını
diliyorum ve ellerinden saygıyla öpüyorum .
G iderken ne kodular ardına
Bir partal b ir urgandan gayrı nemiz kaldı
Koca b ir m illetin çürüdü raflarında
Boş kağıt b ir kalemden gayrı nemiz kaldı.
Namus ile haya hep zindanlarda
Vicdan ile aramız beş on yarda
Ağız bizde dil başka diyarda
‘Hasret
Papağan olm aktan gayrı nemiz kaldı
Boşaldı saki sen doldur
Hakkın lütfü daim boldur
O taşlı dikenli yo ld u r
Benim içim deki hasret
D o ld u r saki saldı m erak
O ki gaye H akk’a varm ak
N e b ir konak ne b ir durak
Benim içim deki hasret
de tuhaf gerçekler...
T ü k ü rü k olmadan yediklerim izden ta t almamızın
müm kün olmadığını,
Ç o k fazla su içmenin sizi hasta edebileceğini hatta öldürebileceğini
Sıvı oksijenin mavi olduğunu;
Balık pulunun ruj yapımında kullanılan genel bileşenlerden biri olduğunu;
Bazı rujların asetat ya da kurşun şekeri içerdiğini ve bu zehirli kurşun
bileşiklerinin ruju daha tatlı hale g etirm ek için kullanıldığını;
Cocacola’nın aslında kokain içerdiğini;
Aynı m iktarda lim onun çilekten daha fazla şeker iç e rd iğ in i,
Tuzlu su ya da deniz suyunu yavaşça dondurduğum uz zaman tatlı su buzu elde
edeceğimizi; Taze yum urtanın , tem iz su içinde batıp; bayat yum urtanın batmadan
yüzdüğünü; N apolyon’un odasındaki duvar kağıdının scheele yeşili ile boyandığını
ve bunun da bakır arsenik (zehir) içerdiğini; Sesin, suda; havaya göre 4.3 kat daha
hızlı ilerlediğini, O rtalam a b ir insan beyninin yaklaşık % 7 8 inin sudan oluştuğunu,
İnsanların derilerinden su kaybetm elerine engel olm ak için su yalıtımını yapan
protein içerdiklerini, Vucudumuzdaki en sert kimyasalın diş minesi olduğunu,
İnci ,kem ik ve dişlerin sirke içinde eriyebileceğim, Suyun kimyasal isminin dihidrojen
m onoksit olduğunu , Lastik bantların öm rünü buz dolabında saklayarak uzatabi­
leceğinizi, Suyun dondurduğunuz zaman yaklaşık % 9 daha genleştiğini, Marsın kırmızı
görünm esinin nedeninin yeryüzündeki d e m ir oksit ya da pas yüzünden olduğunu,
Susamışlık hissettiğiniz zaman vucudunuzdaki suyun % l kadarını kaybetmiş
olabileceğinizi, Sıcak suyun, soğuk suya göre daha çabuk donacağını,
Yanağınızın iç tarafında aynı, dilinizde olduğu gibi ke m o re se ktö r ya da ta t alma
cisimciği bulunduğunu,
Sayime
33 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
utluluk bu kavram size bir şeyler çağrıştırıyor mu? M utluluk
deyince aklımıza gülmek ya da sevinmek gibi kavramlar mı sadece
geliyor? M utlu insan nasıl olmalıdır? Ya insan m utlu olduğu zaman
kimlerin yanında olmak ister? Peki m utluluk insanlara güç yada yaşama
bağlama umudu olabilir mi? M utluluk; sevinmek, insanın içinin cıvıl
cıvıl olması, gülmesi o an başka diyarlarda olduğunu hissetmesi gibi
duyguları içermektedir.
Bence insanlar, mutluluğu yakınlarında aramalıdırlar. Çünkü
hayattaki her şey biz insanların elinde. M u tlu olmak da mutsuz olmak
da. M utluluk , insanın yaşamdan hiçbir umudu kalmadığı ve yaşamının
amaçsız olduğu zaman insanın imdadına koşan bir duygudur. M utlu bir
insanın
hayata dair bir kazancı olmalıdır. M utlu insanlar, etrafına
gülücükler saçan, kendi kendini motive eden ve daha birçok şeyleri
yapanlardır. İnsanlar, ailelerinin yanında arkadaşlarının yanında yada
sevdiklerinin yanında olabilirler. İnsanın sevmediği bir ortamda olması
çok zordur. Mutluluğa en güzel örnek; sokakta yürürken bir çocuğa
bakıp tebessüm etmektir.
Bence m utlu olmak hayattaki bir sır gibidir. Kimse bu sırrı kolay
kolay çözemez. Mutfuluğu bir şeye benzetmek gerekirse bence m utlu­
luk bir binaya benzer. Çünkü binayı inşa etmek zordur, yıkması ise
kolaydır. îtinsan, elindekilerini kaybedince değerini anlar. İşte mutluluk
da öyle bir şey ki insanlar, m utlu olduklarında hiç değerini bilmezler.
Ama kaybedince değerli olur. M utluluk Allahın bize verdiği en güzel
nimetlerdendir.Mutluluk güven, başarı ve dostlukla örtüşebilir.
Kısacası m utlu insanlar, bu dünyayı cennete çeviren insanlardır.
Mutluluğu kaybetmeden değerini bilelim. M utluluk insanı motive eden
ve hayata bağlayan en güzel bir duygudur.
Bir vecizeyle örnek ve re yim ” Bana arkadaşını söyle
sana kim olduğunu söyleyeyim ” .Arkada
şımız yalnızca
z o r günümüzde yanımızda olmaz aynı zamanda bize uyum
sağlar ve bizim kişilik özelliklerim izi yansıtır .Eğer kötü
Arkadaşlığın te k b ir anlamı yoktur. Arkadaşlık dostluk,
kardeşlik b ir elmanın iki yarısı demektir.insanoğlu hayat
biriyle arkadaşlık kurarsak
yaklaşıyoruz
dem ektir.eğer
boyunca birçok zo rlu k yaşar.insanoğlunun her günü iyi
geçmez . yaşadığımız hayatta bazen m utlu bazen mutsuz
oluruz işte bu günlerde onlara ihtiyacımız olur.
kurmuşsak biz daha iyi biri oluyoruz anlamına gelir.bu
yüzden arkadaşlarımıza ve arkadaş seçim lerine dikkat
etm eliyiz.
H e r insanın z o r gününde .dertlerini, sıkıntıların! paylaşa­
bileceği aynı zamanda onunla beraber ağlayabileceği birine
ihtiyacı vardır. Eğer böyle b ir arkadaşa sahipsek çok
şanslıyız d e m e ktir .
Eğer bizim arkadaşımız yalnızca bizim le gülüyor , kötü
günümüzde yanımızda olm uyorsa o arkadaşımızı yanlış
seçtiğimiz anlamına gelir. Bu konuda sîzlere arkadaş
seçiminden bahsetmek istiyorum . Arkadaşımızı seçerk­
G erçek dost, yalnızca sizinle saatlerce o tu ru p konuşan
değil; gerçek dost, sizin z o r durum da olduğunuzu anlayıp
siz çağırmadan gelendir . Eğer böyle b ir arkadaşa
sahipseniz çok şanslısınız dem ektir.
en yalnızca onun fiziksel özelliklerine .güzelliğine,çirkin­
liğine bakmayız.Eğer bakarsak iyi günde yanımızda kötü
günde yanımızda olmaz onun için arkadaşlarımızı seçerk­
en öncelikle onun davranışlarına, kişilik özelliklerine ,kötü
günde yanımızda olup olmadığına bakmalıyız.Arkadaşlarımız,dostlarımız,akrabalarımız bunların hepsi bizim
için değerlidir çünkü z o r günümüzde tanımadığımız insan­
lar bize yardım etm ez . arkadaşlarımız ve akrabalarımız
yardım eder.
Mihrihan GÜLER
34 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
biz
iyi
de kötü olmaya
biriyle
arkadaşlık
Kırmızının bir asaleti vardır.Savaşlarda akan kanı ve aşkı temsil etmesi yönünden kırmızı bir
tutukunun rengidir. Kırmızı bağımlılığın rengidir.Adeta bir gökyüzünün örtüsü gibidir.Güneşin
batışından sonraki kızarıklık bir bedene giyilmiş örtü gibi sarar etrafı. Büyüsü o kadar farklıdır ki
sanki insan kendinden geçer. Birde turuncu var tabi doğaya sonbaharda damgasını vuran;Dökülen
yaprakların ahengi sarar dört bir yanı.Tüm doğa yaşlanır birden yeni bir elbise giyer.Yeşil;ilkbaharın
rengidir.Rahatlatıverir
birden
insanı
huzur
dolar
içimiz.Yeniden
bir
tazelik
dolar
tüm
çevre.Sarı;güneşin rengidir.Sıcaklığın temsili.Mavi ile yeşilin uyumu ne kadar itici olsada gökyüzünü
kaplayan incecik bir örtü ve doğanın o muhteşem yeşilimsi rengi çok yakışır dünyamıza.Mavi
suyun rengi d ir. Hayat kaynağının.Öyle bir renk var ki birde tüm renklerin kraliçesidir.Hang'n
mi?Tabiki Beyaz.Tüm renkleri barındırır içinde.Bulutlar'ın rengidir beyaz.Adeta dans ederler bir
'' ^
melek gibi havada.Siyah...Korku,nefret ve karanlığın simgesi.Geceleri neden korktuğumuzu
B |
7 M ■ı i
anlıyorum şimdi.Karanlık bir ortamda yaşayamaz insan,korkar sürekli. Oysa beyaz öylemi feraklık
verir insana,içine huzur dolar.
Ama birde şu var korumak gerekmez mi renkleri?Sahip çıkmak. Yeşili yeşil yapan değeri korum
yani doğayı. Demek istediğim renklerimize sahip çıkalım o güzel örtüyü mahvetmeyelim. Ydşıl
v --
W \
V
ağaçların dalında güzel,mavi ise gökyüzünde.Başka bir renk yakışmaz doğaya.
A
i
*
ÖZDOĞAN
m
I
i
f
m
p i
Jâ.
(Kararsızım
\g ğ er ne çok şey varmış içimde.
Kimseyle paylaşamadığım.
Benden başkasına açılmak istenm eyen,
Sırlarım , özlem lerim , hayallerim ve dahalarım.
Bazen istersin anlatmayı, çoğu kez denersin
bunu zaten Ama başaramazsın.
Yine kendi kendine kalırsın ortada
Ç o k mu yalnızım, yoksa çaresiz miyim
Bilemiyorum.
Ama şundan eminim bir tarafım bomboş
Ç e ri <J)
( g it m e k g erekir bazen
Arkana bile bakmadan
G erid e bıraktıklarının nasıl olduğun'u
umursam adan
N e bir haber ne bir ses verm eden
Ö ylece kapıyı çekip sessizce gidersin
Sen sessizce gidersin ama ya geride
Bıraktıkların bu kadar sessiz değilse
Yokluğun onların canını çok yakacaksa
G e ri döner misin
O nlar için yaşar mısın
Soruyorum sana bunu bizim için
yapar mısın?
35
Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
öner
m
Arkadan konuşanlar var
Dön bak,
Acaba kim onlar?
“ D ostum “ dediklerin, sana düşman.
“Arkadaşım olamaz” dediklerin ise arkadaşların
Çevrene iyi bak,
İçini um utsuzlukla yak!
A m a unutma;
Arkadaşın da o ateşe
Bir odun atacak.
© i iy i (Tost
Şu ana kadar kaç kitap okudunuz ? O ku d u ­
ğunuz kitaplar arasında en çok hangisini beğendiniz ?
Sizi etkileyen kitap hangisi oldu ya da hangi yazarların
kitaplarını okumaktan hoşlanıyorsunuz ?
Bu sözleri çok duymuşsunuzdur . Ö ğ re tm e n ­
lerim iz , arkadaşlarımız , çevrem izdeki b irço k kişi
bize bu soruları sorar. Aslında ilk sorulması gereken
so ru,” kitap okumayı sever misiniz?” ya da “ kitap
Ve sonunda “ N eden kitap okum aya daha önce
başlamadım ki., diye hayıflanacaksınız. Arkadaşlarınıza ,
ailenize kitabın kahramanlarından , kita p ta geçen
olaylardan bahsedecek sanki ge rçe k b ir olaya şahit
olm uşsunuz gibi onu herkese anlatmaya başlayacaksınız .
Sadece bununla kalmayacak bu heyecan size g ittikçe
okum a alışkanlığı kazandıracak , kelim e hâzinenizi
g ü çle n d ire ce ktir . G ireceğiniz sınavlarda soruları kolay
anlamanıza yardım cı olacak ; hayata başka pencerelerden
okum a alışkanlığınız var mı?” diye olmalı öyle değil mi
bakacak , hayatın farklı yö n le rin i göreceksiniz. Belki de
? Çağımızın en önem li sorunlarından biri aslında kitap
okum a alışkanlığının olmaması.” Ö ğ retm enleri mizin ,
yaşamdan dersle çıkaracaksınız . Hayatın farklı yö n le ri ve
ailemizin zoruyla kitap okumaya başlamak” demek; o
kitabın bir tü rlü sonunu getirem em ek dem ektir. .
Sürekli şikayet ettiğim iz “ zamanım y o k ” da yanında
ço k o ku m a k iste ye ce ksin iz.
bahanesi o lu yo r . Televizyon izlem ek ve in te rn e tte
zaman geçirm ek için birçok vaktim iz olurken ; ders
çalışmak ya da kitap okum ak için ayıracağımız beş
dakikamız bile olmaz ya da istem ediğim iz için
üre ttikle rim iz bahaneler o lu r . Halbuki kitapların
bizim en iyi vakit geçireceğim iz dostlarım ız olduğunu
öğrenm ek hiç de z o r değildir . Bizi başka insanların
dünyalarına sürükleyecek onların hayal alem leriyle
karşılaştıracak belki de bizden b ir şeyleri hatırlatacak
olan b ir kitabı elim ize aldığımızda inanın ondan
vazgeçmek çok z o r olacaktır . H e r seferinde te k ra r
okum ak isteyecek,sizde m erak duygusu uyandıracak
kitapları tercih ettiğinizde inanın o kitabın nasıl
bittiğine inanamayacaksınız .
36 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
başka insanların hayatları sizi cezbedecek; bu kez daha da
“ Bilm ediğim ya da tahm in edem ediğim daha kaç hayat
var?” , diye düşünm eye başlayacaksınız bu da sizin m erak
duygunuzu uyandıracak ve kitaplarla d o st olm anıza
yardım cı olacaktır . Bazen b ir köşeye çekilip harıl harıl
kitap o ku rke n insanlar sizi izleyecek ama siz onları
görm eyecek, kendinizi kitabın akışına bırakacaksınız .
Başka insanlar için siz de b ir m era k konusu olacaksınız .
O n la r sizi bu kadar m utlu eden şeyin ne olduğunu m era k
edecek ve o n la r da kitaplara y ö n e le ce ktir .
Hayatın farklı yö n le rin i g ö rm e k istiyorsanız ve sizi
m utlu edecek b ir dost arıyorsanız elinize b ir kitap alıp onu
okum akla başlayabilirsiniz . U nutm ayın ki sizin daima
yanınızda olacak en iyi d o st k ita p tır .
Kitapları sevm eniz dileğiyle . . .
l a n ı CJJaşımiEifalci ^ ^ t f f u f c
İlk n u r PEKC AN
E /n
m u tlu
soruların
10/A
insan
cevabı
kim dir?
h e p im iz
Nasıl
için
m u tlu
oluruz?
Bu
farklıdır.
Aslında
bu
soruların cevabı o kadar da z o r ve bize uzak değildir.
Y e te r ki nasıl m u tlu olacağımızı b ile lim ve her
karşılaştığımız z o rlu k karşısında pes e tm e ye lim .
B izlerin m u tlu o lm ak için d iğ e r b ir a lte rn a tifi de hayal
ku rm a ktır. A m a nedense ku rd u ğ u m u z o hayaller b izle ri
sadece o an m u tlu e de r ve gerisi gelm ez. Yani elde e d ile ­
m eyen bütün m u tlu lu k la r b ir hayalden ib a re ttir. İnsanlar
çeşitli şe killerde m u tlu lu k duyarlar. Ö rn e ğ in ;b ir İngiliz
gazetesinin açmış olduğu yarışmada o kuyuculara şu soru
so ru lu r; "Y eryüzünde en m u tlu insan kim dir?" gelen
cevaplardan d ö rt tanesi ödül almaya layık görülm üş.
• İyi yapılm ış b ir işten sonra ıslık çalan sanatkar.
• Kum da şatolar yapan b ir çocuk.
• Yoğun b ir iş gününden sonra bebeğine banyo yaptıran
anne.
• Güç ve te h lik e li b ir am eliyattan sonra b ir insanın
m a l-m ü lk ,ş ö h re t şeklinde
algılanıyor.
İnsanlar bunları
m utluluğun olmazsa olmazı gibi g ö rü yo rla r.A m a sonuç
hiç değişm iyor.Tam te rsin e insan m u tlu olacağını zannet­
tiğ i mala m ülke sahip olduğunda iyice m utsuzluğa
sü rü kle n iyo r.Z a te n m u tlu lu k iyi yaşamak değil,yaşamayı
iyi b itirm e k tir.İş te g e rçe k m u tlu lu k b u d u r.B izle r en küçük
şeylerden m u tlu lu k duymayı ö ğ re n m eliyiz. Ç ünkü m u tlu ­
luk dağlar g ib id ir; ses v e rir; ama kım ıldam az, b e k le r ki
sen ona g id e sin ."M u tlu lu k ruhun g ü lü m se yişid ir."d e m iştir
A r if H ik m e t Par. Y e te r ki sağlığımız, huzurum uz, ailem iz
yanım ızda olsun ve vicdanım ız rahat olsun.İşte o zaman
tü m dünya bizim o lu r ve dünyanın en m u tlu insanı o luruz.
O zaman b iz le r de daha çoğunu iste ye re k ve hep daha
fazlasına sahip o larak değil de e lim izd e ki im kanlarla
m u tlu olm ayı b ilm e liyiz. Sadece ke n d im izi değil başkala­
rını da m u tlu etm e yi ö ğ re n m eliyiz. U nutm am alıyız ki
"B üyük m u tsu zlu kla r y o klu kta n değil, ço klu kta n kaynak­
lanır."
hayatını k urtaran d o k to r.
Ö d ü l alan cevaplar arasında ne m evki,ne para,ne de
m a l-m ü lk b ulu n u yo rd u .A m a günüm üzde m u tlu lu k para,-
Kayısı Ç ekirdeği
Nisa BALCI
Y a ra rla n - Z a ra rla rı
I
12/A
Kayısı çekirdeğinin acısı zeh irliyo r tatlısı besliyor Kayısı
çekirdeğinin acı çeşitlerinin zehirleyici etkiye, tatlı tü rle rin in
ise besleyici etkiye sahip olduğunu ortaya çıktı.
Kayısı çekirdeğinin acı çeşitlerinin zehirleyici etkiye, tatlı
tü rlerinin ise besleyici etkiye sahip olduğunu ortaya çıktı.
Malatya İnönü Üniversitesi'nde (İÜ) yapılan b ir araştırma,
kuruyem iş şeklinde tüketilen kayısı çekirdeğinin acı çeşitler­
inin zehirleyici etkiye, tatlı tü rle rin in ise besleyici etkiye
sahip olduğunu ortaya koydu.İnönü Üniversitesi Tıp Fakült­
esinde Dr. Nazan Poyraz, tarafından yapılan 'Malatya'da
yetişen kayısı tohum larındaki amigdalin (siyanür bileşeni)
m iktarı' isimli araştırma projesi, çekirdek nedeniyle zaman
zaman gerçekleşen zehirlenm e vakalarına ışık tutacak
bilgileri ortaya çıkardı. İÜ Kayısı A raştırm a Merkezi'nden
tem in edilen kayısının tatlı tü rle ri ile acı türlerden oluşan I 3
kayısı çekirdeği kırılarak Yeditepe Üniversitesi Toksikoloji
Laboratuvarı'nda analiz edildi. Yapılan inceleme sonucunda
7 tane acı kayısı çekirdeğinin zehirlenm eye neden olabi­
leceği tespit edildi. Tatlı çekirdek tü rle rin in ise içerisinde
barındırdığı besin değeri yüksek maddelerle ile insan sağlığı­
na olum lu katkı sunduğu b e lirtild i.D r. Nazan Poyraz, kayısı
çekirdeğinin acı ve tatlı tü rle rin e göre çocuk sağlığına farklı
etkileri bulunduğunu b e lirtti. Acı kayısı çekirdeklerinin
içinde barındırdığı siyanür bileşeni amigdalin maddesi
dolayısıyla zaman zaman çocuklarda zehirlenm elere neden
olduğunu hatırlatan Poyraz, şöyle devam e tti: "Türkiye'de
kayısı çekirdeği nedeniyle ilk zehirlenm e vakası 1964 yılında
bildirildi. Dokuz çocuk zehirlenmiş, ikisi ölmüştü. Sonrasın­
da Kayseri, Afyonkarahisar, Van gibi şehirlerde son yıllarda
farklı sayılarda zehirlenm e vakası meydana geldiğini tespit
e ttik. Ulusal Z e h ir Danışma M erkezi verilerine göre de
2000 ile 2004 yılları arasında 867 bitki zehirlenmesi
37 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
gerçekleşmiş, bunlardan 216'sını kayısı çekirdeği zehirlen­
mesi oluşturuyor."Konunun boyutlarını gözler önüne
sermek, kayısı çekirdeğindeki amigdalin miktarını ortaya
koymak
amacıyla
böyle
b ir
bilimsel
araştırmayı
gerçekleştirdiklerini anlatan Poyraz, projenin bu alanda
yapılan ilk çalışmalardan biri olduğunu ifade e tti. Araştırm a
sonuçlarının sağlık alanına ışık tutacak bilgileri gün yüzüne
çıkardığını vurgulayan Poyraz, şunları söyledi: "Ç ekirdekler
üzerinde yapılan to ksiko lo jik inceleme sonucu, acı kayısı
çekirdeklerinde, özellikle Paviot türü kayısının çekirdeğinin
bir gramında 44 miligram amigdalin maddesi olduğunu
tespit ettik. Yapılan hesaplamalar sonucu, ortalama 20
kiloluk b ir çocuk, 7 tane bu çekirdekten yediğinde
zehirlenm e gözlenebilir. Acı çekirdek tü rle rin d e en düşük
amigdalin oranı Eski Malatya çeşidinde bulundu. Bu çekird­
ekten aynı anda 3 I tane yenildiğinde toksik etki yapabi­
leceğini tespit e ttik. Bu yüzden acı kayısı çekirdeklerinin
yenmesi konusunda dikkatli olunmalı, hatta tüketim inden
kaçınılmalıdır. Acı kayısı tü rle rin e bitki zararlılarının da
yaklaşmadığını daha önce yapılan araştırmalar ortaya
koymuştu.
Sakallı Celal
Eski Zam an Kahram anı
H atice Ayşe Ö Z Felsefe Öğretmeni
1886-1962 yılla rı arasında yaşayan Sakallı Celal, 2.
it'in d işisid ir.' d iy e c e k tir. Aynı Ayşe M e le k H anım , Celal
A b d ü lh a m it d ö n e m i Bahriye Nazırı A m ira l H üseyin
d e v le t b u rsu
H üsnü Paşanın o ğ lu d u r. G alatasaray Lisesinden 1907
g ittiğ in d e , o ğ lu n d a n g e le n 'd e v le t ka tın d a b ö lü m ü ile
yılın d a m ezun o lm u ş tu r.
ilg ili d e ğ iş ik lik ricasında b u lu n m a s ı' is te ğ in e 'd e v le t
ile
Fransa'ya siyaset b ilim i
o ku m a ya
Celal Yalınız, aslında
neyi u y g u n g ö rm ü ş s e o n u ta h s il et. O n la rd a n daha mı
h e p im iz in ta n ıd ığ ı b ir d ü ş ü n ü r, b ir filo z o f. N erden mİ
iyi b ile ce ksin ? 'ce va b ın ı v e rm iş tir. O g ü n d e n sonra Celal
ta n ıyo ru z?
Bey,
Sakallı
Celal
n a m ıyla
Bir
b ilin e n
çoğum uzun
sıklıkla
a lın tıla d ığ ı
ve
k u lla n d ığ ı sö zle rin s ö y le y e n id ir. S ö zle rin d e n bazıları
o
m eşhur
sakalını
k o y v e rip
b ir
daha
da
ke sm e m iştir.
şu n la rd ır;
Sakallı Celal, yaşı g e ld iğ in d e a ile sin e M e k te b -i
'Bu ü lke d e ilg ilile r b ilg is iz ;b ilg ilile r de ilg isizd ir.'
'İn s a n o ğ lu n d a z e k a ,m id y e d e k i in c i g ib id ir.H e p s in d e
S u lta n i'y e b u g ü n k ü adıyla G alatasaray Lisesi'ne 110
n u m a ra ile ka y d e d ilir.O v a k itte n sonra ne o S u lta n i'd e n
b u lu n m a z.'
'H iç b ir y o ğ u rtç u n u n y o ğ u rt o ld u ğ u g ö rü lm e d iğ i
g ib i h iç b irT ü rk ç ü n ü n d e T ü rk o ld u ğ u g ö rü lm e m iş tir.'
Fransızca b ilir, sa ğlıklı, g ü ç lü , hazırcevap, e sp rili,
ne
de
S u lta n i
ondan
vazgeçer.Liseyi
b itird iğ in d e
Fransa'ya ü n iv e rs ite e ğ itim i için g ittiy s e de ta m a m la y a m a d a n g e ri dö n e r.
k ü ltü rlü , bekar, bakım sız, titiz , b a b a c a n ...
Ö ğ re tm e n lik
çalışm ış
yapm ış,
ç ö p ç ü le rin
A ydın'da
ü c re tin i
in c ir
az
fa b rik a s ın d a
b u la ra k
p ro te s to
Celal Bey,o d ö n e m için 'fazla g e n iş v iz y o n u , ile ri
g ö rü ş lü lü ğ ü ile ta h m in e d ile c e ğ i g ib i d o k u z kö yd e n
am acıyla ç ö p ç ü lü k de ya p m ış tır. Paraya pu la h iç ö n e m
k o v u lu r.Ö ğ re tm e n liğ e
v e rm e m iş tir. Ö yle ki G alatasaray L ise sin d e ki ö ğ re tm e n
Ü skü p 'te ö ğ re n c ile rd e n b ir fu tb o l ta k ım ı k u rd u ğ u n d a ,
v e k illiğ i
şeytan icadı o y u n y ü z ü n d e n 'k o m ü n is t'o la ra k n ite l­
d ö n e m in d e
ço cu kla ra
askıdaki
c e k e tin i
göstererek:'P arası b ite n c e b im d e n ala b ilir.'d e m iş.
b a ş la d ığ ın d a k i
ilk g ö re v ye ri
e n d irilir ve g ö re v d e n alınır.
Sakallı Celal, yazılı b ir eser bırakm am ıştır.Y akın
arkadaşları arasında Y usuf Ziya O rtaç, A h m e t Haşim,
"ö ğ re n c im "
de
d e d iğ i
Nazım
H ik m e t,
A nkara S u lta n is i'n d e d in d e rs le rin i a z a lttığ ı ve e rke k
O rd in a ry ü s
ö ğ re n c ile re bayan ö ğ re tm e n a ta d ığ ı için u y a rılır.D e v le t
M a te m a tik P rofesörü A li Yar, H a ld u n Taner ve A li Sami
m e m u ru o la m a ya ca ğ ın ı a n la y ıp çareyi A ydın'da in c ir
Yen ç e v re s in d e k ile r arasında N u ru lla h Ataç, O rhan Veli
fa b rik a s ın d a çalışm akta b u la n Celal, b u ra d a da ra h a t
g ib i is im le r ye r alır.
e de m e z. İşçilere ya rd ım e ttiğ i g e re kçe siyle k o m ü n is t
o ld u ğ u d ü ş ü n ü lü r ve evi basılır. K ita p la rı ve eşyaları
Orhan Karaveli kaleminden Sakallı Celal'i biraz
ta la n e d ile n Sakallı C e la l,p o lise ne a ra d ık la rın ı sorunca
tanıyalım:
'Fakir işçilere ya rd ım e d iy o rm u ş s u n ? Yani k o m ü n is t­
m işsin! Biz de b u n u n b e lg e le rin i a rıy o ru z .'y a n ıtın ı alır.
Sakallı C e lal,1886 y ılın d a
m a rt ayında
M ira la y
H üseyin H üsnü Paşa ve Ayşe M e le k H anım ın ü çü n cü
Celal
Bey,
işaret
p a rm a ğ ıy la
kafasını
g ö s te r-
e re k 'a ra d ık la rın ız b u ra d a 'y a n ıtın ı verir.
o ğ lu o la ra k d ü n ya ya g e lir, çe vre sin e b iraz te p e d e n
bakan annesi ile C elal'in yıldızı h iç barışm az. Ç ocukken
a n n e sin in
'paşa h a n ım ı' ta v ırla rın a s in irle n d iğ i için
...S a ka llı C elal,hayatı b o y u n c a kim s e d e n ya rd ım
a lm az.R ivayete
g ö re
g ö s te riş li
g ö rü n m e m e k , adına
m akam fa y to n u n d a k e n d in i,„a ra b a c ı askerin yanına
b ile re k e s k ittiğ i p a lto s u ,iç in e k ita p la rın ı d o ld u rd u ğ u
a tıp a n n e sin i u ta n d ırırd ı. Z a te n so nraları annesi için
çuvalı ve ö z g ü rlü k o la ra k n ite le n d ird iğ i sakalıyla k e n d i
'a ske rle r
yağı ile k a vru lu r.
babam a
selam
d u rd u k la rın d a n
daha
çok
a n n e m e selam d u ru rla rd ı! B enim a n n e m A b d ü lh a m -
38 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
O ku llard a Rehberlik ve Psikolojik Danışma
Osm an Ö Z D O G A N
P s ik o lo jik
Psikolojik Danışm anlık Nedir?
Psikolojik Danışman
danışm a,
kişin in
ke n d in i
anlaması,
p ro b
te m le rin i tanım lam ası ve çö zü m yo lla rı ü re tm e s i, k a ra rla r alması,
kapasitesini g e liş tirm e s i, çe vre siyle u yu m lu ve sağlıklı b ir ile tişim
h a linde olm ası ve k e n d in i g e liş tirm e s i için uzm an k işile rce v e rile n
p ro fe s y o n e l ya rd ım sü re cid ir.
P s ik o lo jik danışm a, p ro b le m i olan b ir “ danışan” ile “ danışm an”
arasında, danışanın çe vre si ile daha e tk ili davranışlar g e liştirm e sin i
sağlayıcı yö n d e , uyarıcı b ir b ilg ile n d irm e , tu tu m ve davranışları ile
g e rç e k le ş tirile n ve danışanın ke n d isin i daha iyi hissetm esi ve kişisel
d o y u m sağlayacak şe kild e davranm ası am acına y ö n e lik , karşılıklı b ir
e tk ile ş im sü re ci o la ra k ta n ım la n a b ilir.
R e h b e rlik N e d ir?
R e h b e rlik ise, b ire y in en v e rim li b ir şe kild e gelişm esi ve
ta tm in k â r u y u m la r sağlamasında g e re k li olan s e çm e le ri (te rc ih le ri),
y o ru m la rı, p lâ n la r yapm asına ve ka ra rla rı v e rm e s in e yarayacak bilgi
ve
b e c e rile ri
kazanması
ve
ulaştığı
bu
seçm e
ve
ka ra rla rı
uygulaması için kişiye yapılan siste m li ve p ro fe syo n e l (uzm ansal)
ya rd ım d ır. D anışm anla danışan arasında cereyan eden bu ya rd ım
Çağdaş İnsanın En Ö nem li Kararı:
M eslek Seçimi
o lu şu m u , esasta, karşılıklı g ö rü ş m e le r yo lu ile ce reyan eder. İki kişi
arasında karşılıklı e tk ile ş im yo lu ile cereyan eden p s ik o lo jik b ir
M eslek, b ir kim senin hayatını kazanmak için yaptığı, kuralları
ya rd ım ilişkisidir.
to p lu m tarafından b e lirle n m iş ve belli b ir e ğ itim le kazanılan
bilgi ve b e ce rile re dayalı fa a liy e tle r bütünüdür.
Mesleğin s ü rd ü rü lm e sin d e ki e tke n le rd e n b iri olan kazanç,
b ire yin m eslek seçim i kararını e tkile ye n te k etm en değildir.
Bu kararı e tkile ye n sosyal statü, düzenli yaşam, ide aller gibi
farklı doyum kaynakları da vardır. Bazı b ire y le rin az g e lir
g e tire n m eslekleri çok g e lir g e tire n m esleklere te rc ih e tm e ­
P s ik o lo jik D anışm anlık ve R e h b e rliğ in Ö n e m i
P s ik o lo jik
danışm anın
en
ö n e m li
amacı,
b ire y in
ke n d in i
g e rç e k le ş tirilm e s in e ya rd ım e tm e k tir. K endini g e rç e k le ş tirm e k te
olan b ire y in taşıdığı ö z e llik le r aslında, p s ik o lo jik sağlığı y e rin d e olan
çağdaş
insanda
bulunm ası
g e re k li
ö z e llik le rd ir.
K endini
g e rç e k le ş tire n b ir insanın ö z e llik le rin in bazılarını şu şekild e sıralay­
a b iliriz :
K e ndini
g e rç e k le ş tirm e k te
olan
insan,
kim
old u ğ un u
g e rç e k ç i b ir g özle algıladığı gibi kim o la b ile ce ği hakkında daha
tu ta rlı b ir g ö rü şe sahiptir. İnsan d e ğ e rle rin e saygı duyar, o nları
le rin in nedeni de budur.
M eslek,
b ire yin
y e te n e k le rin i,
kendini g e liştirm e ve
g e rç e k le ş tirm e yoludur. B ireyin kişilik ö z e llik le rin i, id e a lle r­
yaşantılara açıktır. A y rıc a b ire y le rin ke n d in i anlamasını, p ro b le m in i
ini, hayat görüşünü, d e ğ e rle rin i b e lirler. B irey gününün büyük
b ir kısmını işinde geçirir. B ireyin yaptığı faaliyet ilgi ve
çö z e b ilm e s in i, ke n d in e en uygun s e çim le ri yaparak g e rçe kçi k a ra r­
y e te n e k le rin e
la r a la b ilm esin i, kendi k a p a site le rin i en uygun b ir d ü ze yde g e liş tiril­
sağlar. M esleki doyum ise, genel doyum a yansır. B ir nevi
b ire yin hayatta m u tlu olması kendi ö z e llik le rin e uygun doyum
sağlayacağı m eslek seçmesine bağlıdır.
H e r b ire y farklı ilgi ve ye te n e k le re sahiptir. H e r m eslekte
farklı y e te n e k le ri g e re k tirir. B ir kim se sahip olduğu n ite lik le ri
g e re k tire n m e sleklerde başarılı olur.
B ireyin g e lecekteki yaşam tarzını be lirle m e sin de dönüm
b e n im s e r ve g e liş tirir. Zam anı iyi kullanır, değişm eye ve yeni
m esini, ç e vre sin e dengeli ve sağlıklı b ir b içim d e uyum sağlamasını
amaçlar.
R e h b e rlik
h iz m e tle rin in
o rta y a
çıkm asına y o l
açan to p lu m sa l,
düşünsel ve b ilim se l g e liş m e le r şöyle sırala n a b ilir:
R e h b e rlik Anlayışını O lu ş tu ra n İlk e le r :
I .R e h b e rlik te insana ve o n u n k e n d in e ilişkin k o n u la rd a ka ra r v e rm e
hakkına saygı esastır.
2.
R e h b e rlik
h iz m e tle ri
e ğ itim in
a yrılm a z ve
tam am layan
b ir
hitap
ediyorsa kişi m esleki açıdan doyum
noktası olan m esleki te rc ih in i yaparken doğru ve isabetli
karar ve re b ilm e si için izleyebileceği basamaklar şöyle sırala­
nabilir:
parçasıdır.
3. E tk ili re h b e rlik , b ire y s e llik le ri d ik k a te alan e ğ itim d e g e rçe kle şir.
1.Bireyin y e te n e k le rin in belirlenm esi
4. R e h b e rlik tü m b ire y le re y ö n e lik tir.
5.
R e hberliğin
amacı,
b ire y le rin
b ir
b ü tü n
o la ra k gelişm esine
ya rd ım d ır.
2 .İlgi Alanlarının B elirlenm esi
3 .İş D e ğ e rle rin in B elirlenm esi
6. R e h b e rlik h iz m e tle rin d e s ü re k lilik esastır.
7. R e h b e rlik h iz m e tle rin d e g ö n ü llü k esastır.
4 .K işilik Ö z e llik le rin in B elirlenm esi
8. R e h b e rlik o k u lu n ih tiy a ç duyduğu alanlarda yo ğ u nlaştırılır.
9. R e h b e rlik, planlı, p ro g ra m lı, ö rg ü tle n m iş , p ro fe syo n e l b ir d ü ze y­
de uyg u la nm a lıd ır
39 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
5 .İlgi Duyulan M esleklerin incelenm esi
H a tic e H O Ş G E L D İ
FİBONACCİ’N İN TAVŞANLARI VE AĞAÇLARIN YAPRAKLARI
Fibonacci komşularının gözünde tam bir BigoloneAc imiş yani
mankafa! Ama bugün, aklı başında olan hiç kimse, Leonardo Fibonacci’nin mankafa olduğunu söyleyemez. Ortaçağın en büyük matema­
tikçilerinden biri olan Fibonacci I 170’ li yıllarda İtalya’nın Pissa
şehrinde doğmuş. Ancak babasının işi nedeniyle, Kuzey A frika ’ya
gitmiş ve Cezayir’de müslüman matematikçilerden ders alma şansını
yakalamış. Fibonacci, Kendi ülkesinde kullanılan baş belası ve hantal
Roma rakamlarının yanında, yeni öğrendiği Arap rakamlarının
pratikliğini derhal kavrayıvermiş. Sonrasında Müslümanların kullandığı
O’lı ondalık sistem hakkında pek çok Arapça kitabı da okuma fırsatı
bulmuş. Müslümanlardan öğrendiği bilgileri kendi ülkesine taşımak
gayretiyle 1201 yılında, henüz 27 yaşındayken Liber Abaci (cebir
Kitabı) adında b ir eser yazmış. İçinde o zamanın en önemli A ritm e tik
ve Cebir bilgilerinin bulunduğu bu kitap, ilk zamanlar pek kimsenin
dikkatini çekmediyse de, kısa bir zaman sonra, ondalık Arap sayı
sistemi, Avrupa’ya bu kitap yoluyla girmiş
Ancak, Fibonacci’yi I9.yy. başlarında te kra r meşhur eden ve o
tarihlerden bugünlere kadar şöhretine şöhret katan, Batı bilimine
yaptığı bu olağanüstü kıyak değildir. (Aslında asıl kıyağı yapanlar,
Fibonacci’ye ders veren Müslüman bilim adamları idi. Bir arkadaşının
sorduğu sıradan b ir tavşan problem ini çözeyim derken, farkına
varmadan keşfettiği esrarengiz sayı dizisi oldu. Bu esrarengiz sayılara
geçmeden önce, şu tavşan problem i neymiş ona bir bakalım: Fibonacci’nin dostlarından biri, günlerden bir gün kendisine gelip şöyle bir
soru sormuş:’’Sevgili Fibo! Diyelim b ir çift yavru tavşanım var. Bunlar
bir ay sonra yavrulayacak hale gelse ve b ir çift tavşan yavrulasa ve bu
yavru çift tavşan da b ir ay sonra yavrulayacak kadar büyüse ve onlarda
diğerleriyle beraber ayda bir çift tavşan yavrulasa, ancak tavşanlarım
hiç ölmese 100 ay sonra kaç tavşanım olur.?” Soruyu anladınız mi?
Tavşanlar çabuk çoğalır bilirsiniz. Bir çift yavru tavşanımız var. Bunlar
bir ay sonra b ir çift yavru tavşan dünyaya getiriyorlar. Bir sonraki ay
bu ilk çift tavşan bir çift tavşan daha dünyaya getiriyor. Üçüncü ayda
ise, hem ilk çift tavşan hem de ikinci çift tavşan dünyaya yeni b ir çift
tavşan g etiriyor ve bu böyle devam ediyor. Olay çok basit yani. Şimdi
bu tavşan çiftlerini aylara göre sayılarla gösterelim: 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13,
21, 34, 55, 89, 144....İşte böyle tavşanlar çoğalır durur; bu sayı dizisi
de uzar gider. Ve bu uzayıp giden sayı dizisine Fibonacci Sayıları denir.
Ama dikkat ettiyseniz, bu dizide b ir tuhaflık vardır. İlk ikisi dışında, her
sayı kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşuyor. Yani bir
sonraki sayıyı bulmak isteyene, ondan Önce gelen iki sayıyı toplamak
yeterlidir. Merak edenler için 100. ayda kaç tavşan olduğunu hemen
söyleyeyim: 354.224.848.179.261.915.075 Cevap bu; boşuna
kendinizi telef etmeyin. İlginç b ir gerçek.
Bu sayılar her yerde! FİBONACCİ sayıları neden esraren­
gizdir? Çünkü basit bir tavşan hesabından çok daha fazla şey ifade
eder. Bu sayı dizisj, Allah’ın yeryüzünde var ettiği pek çok eserde
kendini gösterir. Özellikle de bitkiler aleminde "tesadüf” kelimesini
en hafif anlamıyla bile kapı .dışarıya koyacak kadar çok görülür.
Etrafınızdaki ağaçlara ve öteki bitkilere baktığınızda ama sadece
baktığınızda ilk gördüğümüz şey; b ir gövdenin orasından burasından
gelişi güzel göğermiş dallar ve yine o dalların sağından solundan
fırlayan daha ince dallar ve bütün bu dal karmaşasının üzerine adeta
pilavın üzerine karabiber serpiştirm ek gibi serpiştirilmiş binlerce
yaprak, çiçek ve meyvedir. Ama görünüş sizi aldatmasın. Bu
manzaranın en küçük parçacığında bile ne bir karmaşa, ne de bir gelişi
güzellik vardır. H er dal, her yaprak ve her meyve olması gerektiği
yerde olması gerektiği gibidir. Hangi dalın ağacın neresinden çıkacağı
bellidir. Hangi dalda kaç yaprak olacağı da bellidir. Hangi yaprağın,
dalın hangi istikametine doğru, hangi açıyla uzanıvereceği de bellidir.
(İnternetten alıntıdır.)
Bütün bunlar sonsuz b ir ilmin hesabı ile hesap edilmiştir. H er
ağacın ve her bitkinin kendine göre b ir şekli şemail ve büyüme tarzı
vardır. Biz o tarz farklılıklarına bakarak onları sınıflandırır ve b irbirin ­
den ayırırız. Allah her ağaç için ayrı bir form ül belirlem iştir ve her
ağaç, kendine ait form ülün zerre dışına çıkamaz. Bu, İstanbul’ daki bir
çam ağacı için nasılsa, Pekindeki çam ağacı için de aynıdır. H er iki çam
ağacı da bir çam ağacının uyması gereken kuralların dışına çıkamaz.
Neticede ortaya çıkan güzellik, işte Rabbimizin bu sonsuz ilminin
sonsuz hesaplamalarının sonucudur. H er şey hesap edilmiştir.
Fibonacci sayılarının bu anlattıklarımızla ne ilgisi var,şimdi
ona gelelim.Eğer yapraklı b ir bitkiyi elinize alıp incelerseniz biraz
sonra ilk fark edeceğiniz şey, yaprakların birbirlerinin üzerini belli bir
mesafeye kadar örtm eyecek şekilde dalın veya sapın etrafında
dizildiği olacaktır.. Böylece üstteki yaprak alttakinin güneş ışığı ile
önünü kesmez. Yağmur yağdığında ise, yaprakların tamamı,
rahmetten nasibini eksiksiz alır. Bir sap üzerindeki yapraklardan birini
seçelim ve ona I numarasını verelim.Sonra I numara ile aynı yönde
olan öteki yaprağa doğru gidelim. Saat yönünde 3 tu r attıktan sonra I
numara ile aynı hizadaki ilk yaprağa ulaşmış oluruz.. Ve bu sırada tam
5 yaprak sayarız. Bu işlemi saat yönünün tersine yaparsak iki tu r
atarız. Böylece 2, 3, 5 rakamlarına ulaşırız ki bunlar ardışık Fibonacci
sayılarıdır. Bu sayılar , bitkiden bitkiye göre değişse de, bazen de tersi
istikam ette olsa da her zaman fibonacci sayısıdır. Mesela bir meşe
yahut elma ya da kiraz ağacının dallarını inceleyecek olursak,
seçtiğimiz başlangıç yaprağının hizasındaki bir sonraki yaprak için saat
yönünde 2 tu r atmamız gerekir. Bu esnada tam 5 yaprak sayarız. Bu
hesap hiç şaşmaz.
Fibonacci’nin tavşan hesabı yaparken bulduğu bu sayı dizisi,
bitkiler âlemindeki sonsuz ince hesapları görm em iz açısından son
derece ilginçtir.
İyi m atematik bilgisine sahip olanlar buradan
istedikleri sonucu çıkarsınlar, ama benim gibi m atem atik özürlüsü
olanların bile ilk çıkarması gereken sonuç, Allah’ın izni olmadan
düşmeyen o yaprakların, elbette O ’nun izni olmadan da dallarında
gelişi güzel ve kendi kendine yeşerm iyor olduğudur. Evet her şeyin bir
ölçüsü, sayısı ve miktarı vardır. Tesadüf ise yoktur. (Bir sonraki ay:
Fibonacci dizisi ve Altın oran mucizesi) Bir sap üzerindeki yaprak­
lardan birini seçelim ve ona I numarasını verelim. Sonra I numara ile
aynı yönde olan öteki yaprağa doğru gidelim. Saat yönünde 3 tu r
attıktan sonra I numara ile aynı hizadaki ilk yaprağa ulaşmış oluruz.
Bu sırada tam 5 yaprak sayarız. Bu işlemi saat yönünün tersine
yaparsak 2 tu r atarız. Böylece 2, 3, 5 rakamlarına ulaşırız ki bunlar
ardışık fibonacci sayılarıdır. Bu sayılar, bitkiden bitkiye göre değişse
de, bazen saat yönünde, bazen de tersi istikam ette olsa da her zaman
Fibonacci sayısıdır. Çiçekler, tohum lar ve kozalaklar...
Fibonacci sayılarının yeryüzünde görünmesi yapraklardan
ibaret değildir. Pek çok çiçeğin taç yapraklarının sayısı Fibonacci
sayısıdır. Yoncalar3, papatyalar, düğün çiçekleri, sardunyalar ve
menekşeler 5 yapraklıdır.... Yapraklar, çiçekler derken, çiçeklerin
tohumlarında da Fibonacci sayılarını okursunuz.. Mesela ayçiçeklerinin ilginç sarmallarını saat yönünde olanlar ve olmayanlar diye
sayarsanız ardışık Fibonacci sayılarını bulursunuz. Bu ilginç durum,
papatyaların
altın
kalplerinde,
çam
kozalaklarında,
ananas
meyvesinde ve soğanın kat kat tabakalarında da görülür. Çam
kozalakları bu konuda çok iyi örneklerdir. Kozalağın üzerindeki
taneler, kozalağın alt kısmındaki sabit noktadan başlayarak tepedeki
sabit b ir noktaya kadar eğriler çize çize gelişir. Bu gelişme sonunda,
tanelen soldan sağa ve sağdan sola doğru sayarsanız Fibonacci dizisi
elde edersiniz. Bitkiler aleminde her şey belli b ir sırada ve sayıdadır.
Tıpkı bütün kainattaki, bütün alemlerde olduğu gibi. Çünkü: ’’Allah,
her şey için bir ölçü kılmıştır.” (Talak Suresi,ayet 3)
S,d.kaKELEŞYILMAZ
M atem atik Öğretme™ _
40 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Spordaki Başarılarım ız
Y üzm e, A tle tiz m
Yaşı Küçük Am a Başarıları Yaşından Büyük
Beliz Şanlı o ku lu m u z I I - E sınıfında başarılı ö ğ re n c ile rim iz d e n b irid ir. B iatlon , Y üzm e , Pentatlon
branşlarında o ku lu m u zu te m sil ediyor. Bu başarılarından dolayı ö n ce likle annesini ve kendisini ku tlu y o ru z .
İsterseniz ö ğrencim izin yaptığı sporu biraz tanıyalım .
B iatlon : Koşu ve yüzm eden oluşur. Ve yaş k a te g o rile rin e g ö re yüzm e ve koşu m esafeleri değişir.
Pentatlon : Beş k a te g o rili b ra n ştır , yine yaş gruplarına g ö re m esafeler değişir . Y üzm e , koşu , havalı tabanca
atışı eskrim ve b in ic ilik te n o lu şu r .
Soru I : Kaç yaşında spora başladın ve bu yüzm e sporunu neden te rc ih e ttin ?
C evap 1 : 1 0 yaşında başladım . A n nem in ve babamın sporcu olmasından ailem izde sporun önem i ço k fazla
. A nnem p ro fesyonel v o le yb olcu , babam ise profesyonel fu tb o lc u olduğundan ailem benim de sp o rla ilg ile n ­
m em i istedi ve yaz okulu ile başlamış o ldum .
Soru 2 : N e kadar antrenm an yapıyorsun ?
Cevap 2 : Sabah 5.00 ‘ da havuza g iriy o ru m . Ve iki saat yü zü yo ru m . Akşam ise koşu antrenm anlarım ı
ya pıyo ru m . Yaklaşık o larak 3 saat antrenm an yapmış o lu y o ru m .
Soru 3 : Şim diye kadar yapmış olduğunuz d e re c e le rin iz n e le rd ir ?
Cevap 3 : Y üzm e branşından sayısız Malatya b irin c iliğ i . Van G ölünde 4800 m e tre açık yaş şampiyonasında
T ü rk iy e 3. sayıyla A nadolu kupasında 3. B iatlon T ü rk iy e Şampiyonasında T ü rk iy e 3. T ü rk iy e M o d e rn P entat­
lon M illi Takı seçm esinde T C 3. ve çalışm alarım a son hızla devam e d iy o ru m ve hedefim e ulaşana kadar da
bırakm ayacağım .
İnönü Ü n ive rsite sin d e düzenlenen k a riy e r g ünleri e tk in lik le rin e ülkem izin başarılı sporcularından M illi Taekvvon
- do ‘ cu A vru p a D ünya Şampiyonu ve O lim p iy a t ikinci Bahri Tanrıkulu ‘ nun katılım larıyla gerçekleşen söyleşiye
A ta tü rk Kız A nadolu Lisesi o larak I I - A sınıfıyla katıldık ve ö ğ re n c ile rim iz in hazırlamış olduğu sorulara cevap
aldık .
Sayın Bahri Tanrıkulu ö ğ re n c ile rim iz le yakınen ilgilenip ve h e r b iriy le ayrı ayrı fo to ğ ra fla r çekilm iştir. Bu
sam im i ve içten davranışından dolayı kendisine o ku lu m u z adına te ş e k k ü r e d e riz.
O ku lu m u zd a şim diye kadar kurulam ayan A tle tiz m takım ında büyük başarılara im za a ttık ve büyük başarılar
alınacağına da inanıyoruz . İlk defa A tle tiz im branşı ile ilgilenen ö ğ re n c ile rim iz kros branşında Malatya 3. olarak
okulum uza kupayı g e tirm iş le rd ir. Bu kupada emeği olan herkese te ş e k k ü r ederiz.
41 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
M r.Sm ith’s dog was sos m a rt th a t he enrolled him at school. W hen the dog came hom e a fte r the first day,
Mr.Smith asked, ’’ Did you learn to read today?” The dog shook his head. ‘’Did you learn to w rite?” asked
Mr.Smith. Again the dog shook his head. Mr.Smith asked, ‘2W ell, did you learn a foreing language?”
the dog replied, "M e o w !”
Speeder
: Was I driving to o fast?
Traffic C op
: N o, you w e re flying to o low !
Little Boy : I’m running away fro m home.
Big Boy
; Then w h y do you keep running around the block?
Little Boy
; I’m not allow ed to cross the Street.
Tom : My father always W histles w hes he W orks.
T im ; He m ust be a happy guy.
Tom : N o t really-he’s traffic cop.
C ostum er; W ha t are these pennies doing in my soup?
W a ite r
: W ell, you said yo u ’d stop eating here if th e re wasn’t some change in the meals.
Teacher; I to ld you to dra w a ring. T h a t’s a square.
Tommy: I k n o w -lt’s a boxing ring.
M other: D on’t pull the cat’s tail, honey!
H oney : I’m not! I’m just holding on, the cat is doing the pulling!
Lady (Standing in the m iddle o f a busy Street): Officer, can you tell me h o w to get to th e hospital?
O fficer: Just stand w here you are.
RIDLES
1) W h at did one arithm etic book say to the other?
2)
3)
4)
5)
W hat did one magner say to the o th e r magnet?
W h at says "o o o m ooom?”
W h y is a policeman is the strongest man in th e w orld?
W h at is the longest w o rd in the dictionary?
6) W h y do you find lost possessions in the last place you look?
7) W h at kind o f stick can walk?
8) W h at is it th at everyone in the w o rld is doing right now?
9) W h at question can never be answered yes?
10) W hich w o rd iis sh o rte r if you put another syllable on th e end?
I I ) If you craw led in to a hole and dug like a mole, w h e re w o u ld you finally com e out?
A nsw e r
: I ) I’ve go t problem s.
2)You are very attractive.
3) A c o w w alking backwards.
4) Because he can stop cars w ith one hand. 5) Smiles 6) Because w hen you find them you stop looking.
7)A w alking stick. 8) G row ing older. 9)A re you asleep? 10) Short. I I ) o u t o f the hole.
HOBBIES
Everybody has differen t hobbies. For exam m ple playing footballi reading a book, listening to music. T here hobbies help
people relax. Also, people make th e ir tim e enjoyable w ith hobbies. E verything can be a hobby fo r a person. I w a n t to say
som ething about m y hobbies. My hobbies are listening to music and playing basketball. I playbasketball everyday w ith my
friends. I am always happy w hen I play basketball. I th in k being happy is the m ost im p o rta n t thing.
M ore over I listen to music anytime. The music motivates me in every subject. A fte r playing basketball and
listening to music, Istudy m y lessons m ore efficiently.
Ö z le m B U L U T - 9 / E
42 I Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Faydalı B ilgiler
Seher U Ç A R - 10/E
• Yapıştırıcılar Nasıl Yapıştırıyor?
Yapıştırıcıların sağladığı yapıştırm a olayı aslında kimyasal reaksiyondan başka b ir şey değildir. G ünüm üzde im alatçılar
yapıştırıcıları se n te tik m a lze m e le r kullanarak yaparlar. Yapıştırm a olayında b e n ze r yada iki m alzem eden iki madde,
b ird e yapışkan gerekir. Burada en ö n em li g ö re v yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcı m o le k ü lle rin in d iğ e r iki m adde m o le kü lle ri
ile birleşm e eğilim i g ö s te rir b ir yapıda olması gerekir.
• Radyonun Sesi Açılınca Pil Daha Çabuk mu Biter?
Pille çalişan p o rta tif radyolarda sesin yüksekliği pilin ö m rü n ü e tkile r. Radyo açık, sesi kapalı d u ru m u ile sesin sonuna
kadar açık du ru m u arasındaki fa rk p ille rin ö m ü rle rin in kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında p illerden
çekilen akim yüzde 30 artm aktadır. Bu d u ru m , küçüğünden büyüğüne, p ille çalışan ve ses yü kselticisi olan bütün radyo,
te yp , vo lkm e n vb. için aynidir.
• Termos Nasıl Sıcağı Sıcak, Soğuğu Soğuk Tutuyor?
Tek nedeni vardır, vakum . Yani boşluk. B ir te rm o s ta iç içe geçm iş iki kap vardır. Dıştaki m etal b ir kap olu p içte ki genel­
likle b ir cam sisedir, ¡kişinin arasındaki hava ise boşaltılm ıştır. Tam olmasa da ü re tic ile r tarafından elde edilebilen tam a
yakin b ir boşluk vardır. Vakum lu b ir o rta m d a hava m o le k ü lle ri de olm adığından isi ile tile m e z. C ism in ısısı başlangıçta
ne ise o halde kalır. İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olm az. Böylece te rm o sa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa
soğuk kalır.
• Bir Hafta Niçin 7 Gündür?
B abillile r 7 gün lük haftayı zaman b irim i o larak ku llanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısının
7 olusu bu sayıyı gizem li ve uğurlu kılıyo rd u . Daha sonra d in le rd e , göğün 7 kat olusu ve doğadaki ana re n k sayısının 7
olusu, m ü zik notalarının 7 olusu sayının önem ini daha ço k b e lirtti. Daha sonra Fransa ta kvim yapısını d e ğ iş tire re k hafta
sayısını 10 yaptı ama kabul g ö rm e d i. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tu tu lm a d ı. Sonunda yine hafta 7 gün
olarak kaldı.
• Niçin O tellerin Kapıları Döner Kapıdır?
D ö n e r kapıların te k amacı e n e rji tasarrufudur. Büyük binaların iç e rle ri devam lı o larak ısıtılır. Açılan norm al kapıdan
içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer norm al kapı kullanılırsa hava değişim i nedeniyle klim a la r veya m o to rla r yeniden
çalışacaktır. Ö z e llik le ço k kişinin g irip çıktığı o te l veya benzeri binalarda e n e rji tasarrufu için d ö n e r kapı kullanılır.
D ö n e r kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girm esini-engeller.
• Bardaktaki Buzlar Niçin Birbirlerine Yapışırlar?
Buzun erim esi için yalnızca sıcaklık değil basınç da ö n e m lid ir. D ağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla
alt tabaka e rir ve kayma oluşur. B ir kabin içinde ya da b ir bardakta üst üste duran buzların h e r b iri altındakine değdiği
noktada b ir basınç o lu ş tu ru r ve bu, noktada ço k küçük kısım erir. Buradan h a re ke t eden su ç o k az yanda iki buz
küpçüğünün b irleştiğ i noktada te k ra r donar. İki buz parçası kaynak yapılmışçasına b irb irle rin e yapışır ve orada b ir daha
e rim e olm az.
• Kumaşlar Yıkandıktan Sonra Niçin Çeker?
Aslında kumaş ıslanınca lifle r şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması g e re k m e k te d ir. A m a b ü kü m le rin açılarındaki d e fo rmasyonun yarattığı çekm e ku vve ti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır, kumaş yıkandıktan sonra k u ru ­
tu lduğunda şişmiş lifle r eski d u ru m la rın a gelirler. A m a kumaş ilk ö lç ü le rin e dönem ez. Su, yüksek isi, çalkalama, sabun
hepsi kumaşın çekm esini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ö lç ü le ri belli b ir dengeye ulaşır ve ondan
sonra yıkandığında çekm ez.
43 | Atatürk Kız Anadolu Lisesi - Nisan 2014
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
1
File Size
3 824 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content