close

Enter

Log in using OpenID

9 Dil ve Anlatım Konu PDF

embedDownload
9. Sınıf
Dil ve Anlatım
Konu Anlatımlı
Menekşe BAŞER
Tayfun USLU
Metin ÇETİN
Copyright ©
Evrensel İletişim Yayın Dağıtım
San. Tic. Ltd. Şti.
Bu kitabın her hakkı
EVRENSEL İLETİŞİM LTD. ŞTİ.’e aittir.
Hangi amaçla olursa olsun, bu kitabın tamamının ya da bir kısmının,kitabı yayınlayan yayınevinin öncedenizni olmaksızın elektronik,
mekanik, fotokopiya da herhangi bir kayıt
sistemi ile çoğaltılması, yayınlanması ve depolanması yasaktır.
Yazarlar
Menekşe BAŞER
Tayfun USLU
Metin ÇETİN
Genel Yayın Yönetmeni
Engin KARAPINAR
Dil Uzmanı
Metin ÇETİN
Dizgi . Tasarım . Kapak
EVRENSEL İLETİŞİM YAYINLARI
DİZGİ SERVİSİ
Basım Yeri
Cem OFSET
ISBN
978 - 605 - 5247 - 46 - 1
EVRENSEL İLETİŞİM YAYINLARI
Yeni Ziraat Mah. 655. Sk. No: 15/A
Altındağ/ ANKARA
Tel: (0312)384
65 00 Faks: (0312) 384 61 00
email: [email protected]
www.evrenseliletisim.com.tr
ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet
muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek
dâhilî ve hâricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa
mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün
dünya da emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile
ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün
orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu
şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara
sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu
iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk
istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki
asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK
İstiklâl Marşı
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünya da cüdâ.
Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerîhamdan, İlâhi boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Meh­met Âkif ER­SOY
yazardan
Değerli Öğretmenler ve Sevgili Öğrenciler,
9. sınıf Dil ve Anlatım Dersi kazanımlarının çok yoğun olması ve ders kitaplarının yapı-
landırıcı programa uygun olarak öğrenciyi merkeze alan bir anlayışla hazırlanması kazanım
odaklı bir yardımcı kaynağı zorunlu kılmıştır.
Dil ve Anlatım Dersi Öğretim Programı’na göre hazırlanan bu kaynakta öğretim progra-
mındaki temel amaçlar esas alınmıştır. Konu ve kazanımların işlenişinde kazanımlar ve kazanımlarla ilgili sınırlılıklar göz önünde bulundurulmuştur. Sizlere de yardımcı olması amacıyla
hedeflenen kazanımlar ve açıklamalar konu işlenişinde verilmiştir.
Kaynak kitapta:
•
Konu anlatımlarına,
•
Çözümlü sorulara,
•
Doğru-yanlış sorularına,
•
Boşluk doldurma sorularına,
•
Test sorularına yer verilmiştir.
Hazırladığımız kaynak kitap 9. Sınıf Dil ve Anlatım dersi kazanımlarını kavratmanın
yanı sıra sınavlara hazırlanmanıza da yardımcı olacaktır.
Tüm meslektaşlarımıza ve siz sevgili öğrencilere başarı dileklerimizle...
İÇİNDEKİLER
1. ÜNİTE : İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR .........................................................................................................
1. İletişim ........................................................................................................................................................
7
8
2. İnsan, İletişim ve Dil .................................................................................................................................... 15
3. Dil-Kültür İlişkisi .......................................................................................................................................... 19
I. Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme ......................................................................................................... 24
I. Ünite Sonu Tekrar Testleri ............................................................................................................................ 27
2. ÜNİTE : DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ ........ 33
1. Dillerin Sınıflandırılması . ............................................................................................................................. 34
2. Türk Dilinin Tarihî Gelişimi ve Türkiye Türkçesi ........................................................................................... 37
II. Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme ......................................................................................................... 42
II. Ünite Sonu Tekrar Testleri ........................................................................................................................... 44
3. ÜNİTE : SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ) ................................................................................... 51
1. Türkçenin Ses Özellikleri . ........................................................................................................................... 52
2. Telaffuz (Söyleyiş) ....................................................................................................................................... 70
III. Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme ........................................................................................................ 83
III. Ünite Sonu Tekrar Testleri .......................................................................................................................... 86
4. ÜNİTE : KELİME BİLGİSİ .......................................................................................................................... 95
1. Kelimede Anlam ve Kavram ....................................................................................................................... 96
2. Kelimelerin Farklı Anlamlarda Kullanımı ...................................................................................................... 98
3. Anlam İlişkilerine Göre Kelimeler ................................................................................................................ 106
4. Kelimelerde Anlam Değişmeleri . ................................................................................................................ 110
5. Kelime Grupları . ......................................................................................................................................... 111
IV. Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme ........................................................................................................ 142
IV. Ünite Sonu Tekrar Testleri .......................................................................................................................... 145
5. ÜNİTE : CÜMLE BİLGİSİ ........................................................................................................................... 161
1. Cümlede Anlamın Oluşumu . ...................................................................................................................... 162
2. Bildirdikleri Kiplere Göre Cümleler . ............................................................................................................ 163
Haber Cümleleri . ............................................................................................................................................ 163
Dilek - İstek Cümleleri . ................................................................................................................................... 164
Haber ve Dilek Kiplerinde Soru ...................................................................................................................... 165
Haber ve Dilek Kiplerinde Olumluluk – Olumsuzluk ........................................................................................ 166
3. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler ......................................................................................... 167
V. Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme ......................................................................................................... 178
V. Ünite Sonu Tekrar Testleri ........................................................................................................................... 180
6. ÜNİTE : PARAGRAF BİLGİSİ .................................................................................................................... 187
1. Anlatım Birimi Olarak Paragraf . .................................................................................................................. 188
2. Paragrafta Yapı ........................................................................................................................................... 189
3. Paragrafta Anlam ve Ana Düşünce . ........................................................................................................... 192
4. Paragrafta Düşünceyi Geliştirme Yolları . .................................................................................................... 196
5. Metin ve Paragraf ....................................................................................................................................... 198
VI. Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme ........................................................................................................ 199
VI. Ünite Sonu Tekrar Testleri . ........................................................................................................................ 200
9. Sınıf
1.
ÜNİTE
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
9. Sınıf
1.
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
ÜNİTE
konu anlatımlı
1. İLETİŞİM
İletişim Nedir?
İnsan düşünür, konuşur, kaynak ve araç kullanır, bunlarla üretim yapar. Duygu ve düşüncelerini ifade edebilir,
bunları biriktirebilir ve aktarabilir. Hayvanlardan farklı olarak zaman ve mekân
boyutuna ve soyutlama yeteneğine sahiptir. Başka işaret ve simgeler
KAZANIM 1
kullanmadan anlam üretme yeteneğine sahiptir. Anlam parçacıkları olan
İletişimin önemini ve de“sembol” veya “simge” yardımıyla mesajları kodlayabilir, onları gönderir, filtre
ğerini sezer.
eder, algılar ve kodunu çözerek iletişim sürecini başlatır. Sembol veya
simgeler yardımıyla dilin en küçük birimleri olan sözcükler üretir. İşte bütün
bunlardan sonra diyebiliriz ki “simgeler” veya “semboller (mesaj)” aracılığıyla bilgilerin, düşüncelerin, duyguların
biriktirilip aktarılmasına iletişim denir.
İletişim, mesajın “kaynak (gönderici) ve “hedef (alıcı)” arasında aktarılma sürecidir. İletişim tarafların üzerinden
anlaşmaya varabilecekleri ortak bir dil üzerine inşa edilir. Mesajların kodlanarak kanal aracılığıyla kaynaktan
hedefe veya hedeflere aktarılması ve onlardan geri bildirim alma suretiyle iletişim kurulmuş olur. Örneğin, bir
konuşmacı (kaynak) ortak bir dil aracılığıyla (Örn. Türkçe) kodladığı mesajı (iletiyi), ses dalgaları ve hava yoluyla
(kanal) hedefe aktarır. Bu süreçte geribildirim bekleniyorsa iletiyi gönderen “başat kaynak”, hedef ise “sonat
kaynak” olarak tanımlanır.
İletişim kısaca, “kaynak ile hedef arasında mesaj alışverişi” olarak tanımlanabilir. Bununla birlikte sosyal
bilimlerde diğer tüm kavramların tanımında olduğu gibi iletişim kavramının da herkes tarafından kabul edilen
bir tanımını yapmak neredeyse imkânsızdır. Yine de bazı tanımları verecek olursak iletişim; bilgi, fikir, duygu ve
düşünceleri kapsayan anlamların, semboller yardımıyla aktarıldığı bir süreçtir. İletişim; bilgi, fikir, duygu gibi her tür
anlam (mesaj) alışverişidir. İletişim bir anlam iletme çabasıdır.
İletişimin Önemi
İletişim kişilerin birbirlerine duygu ve düşüncelerini aktardıkları bir süreçtir. Bu sürecin başarısı, bireyin özel
yaşamında mutluluğun, iş yaşamında tatminin kaynağıdır. Karşımızdaki kişileri tanımak, onların varlığını kabul
etmek, onlara önem ve değer verdiğimizi göstermek ancak iletişimle olabilir. Bireysel, örgütsel ve toplumsal
yaşam biçimlerinde iletişim bir ihtiyaçtır.
Bir sosyal yapı içinde iletişime ihtiyaç göstermeyen hiçbir iş yoktur çünkü iletişim, insanların birbirlerini
anlamaları için gerekli olan bir köprüdür. Köprünün bir ayağında “kaynak”, diğer ayağında “alıcı (hedef)” bulunur.
İletişim, bu iki ayak arasındaki mesaj alışverişidir. İletişimi kaynaktan, alıcı veya alıcılara mesajın iletilmesi olarak
düşünmek doğru değildir çünkü mesajı gönderen kişinin genellikle bir amacı vardır. Kaynak gönderilen mesaj
doğrultusunda hedeften bir davranışta bulunmasını bekler. Hedefin göstereceği davranış ise mesajı alma biçimine
ve mesajın alınma derecesine bağlıdır.
Mesajı gönderenin istediği davranışın, alıcı tarafından gösterilmesi hâlinde etkin iletişim gerçekleşir.
İnsan ister tek başına, ister toplumla birlikte yaşasın, amacına iletişim kurarak ulaşabilir. İnsanda iletişim
kurma ihtiyacı, çevreyi etkileme isteğinden kaynaklanır. Bu nedenle iletişim, ister bilgiyi yaymak, ister eğitmek,
ister eğlendirmek veya yalnızca anlatmak için olsun asıl amaç, bilgi verme ve karşıdakini etkilemektir. Örgütsel
ve grup iletişiminde, birlikte çalışan insanların davranışlarını kontrol etme ve belli bir amaç doğrultusunda
yönlendirmenin vazgeçilmez aracı iletişimdir.
İletişim sadece bir ileti alışverişi değil, insanın toplumsallaşma sürecinde ortak bir etkinliktir.
Örgütler insani, fiziki ve mali kaynaklardan oluşan iş birliği sistemleridir. Örgütsel unsurların bir araya getirilip
organize edilmesinden sonra, belirlenen amaçlara yönlendirilmeleri gerekir ve bu, ancak iletişimle olur. İyi bir
iletişim örgütsel amaçlara ulaştırmada yardımcı olur. Etkin iletişim, tüm yönetim faaliyetleri ve fonksiyonları için
temel bir öneme sahiptir. İletişim her şeyden önce, insanın kendini bir insan olarak gerçekleştirmesi ve sosyal
süreçlere girmesi bakımından önemlidir. İletişim sayesinde insanlar düşüncelerini açığa vurma, onları paylaşma
ve değerlendirme olanağı bulur. Başkalarını etkileme ve onlardan etkilenme, yararlanma, yararlı olma iletişim
sayesinde olur.
8
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
İnsan ilişkilerinin temelinde iletişim vardır. İletişim şüphesiz insanlar ve diğer tüm sosyal sistemler için önemlidir
ancak iletişim özellikle bugün her zamankinden daha büyük bir öneme sahiptir. Günümüzde iletişimin öneminin
artmasının nedeni, iletişimin bugün bir güç kaynağı olan bilgi iletiminin temel aracı olmasıdır. Yaygın bir tanımlamayla
içinde bulunduğumuz çağ, "enformasyon çağı" olarak nitelendirilmektedir. Çağımıza adını veren bilginin bir değer olarak
ortaya çıkması ve iletilmesi, iletişim sayesinde mümkün olabilmektedir.
SORU
Dil ve iletişimle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) İletişim en gelişmiş şekliyle, dille yapılır.
B) Sözcükler iletimizi ulaştırmada başvurduğumuz en etkili göstergelerdir.
C) İnsanlar iletişim tekniklerini son yüzyılda keşfetmiş ve kullanmışlardır.
D) Bir toplumun kültüründeki her değişme dili de değiştirir.
E) İletişimin gerçekleşmesi için her zaman dile gereksinim duyulmaz.
ÇÖZÜM
A, B, D, E seçeneklerindeki iletişim ve dille ilgili bilgiler doğrudur. İnsanlar tarih öncesi dönemlerden
itibaren iletişim tekniklerini keşfetmiş ve kullanmışlardır.
Doğru Yanıt C
İletişimin Ögeleri
Tam bir iletişimin kurulabilmesi için altı temel
öge kullanılır. Bu ögeler; kaynak (gönderici), alıcı
KAZANIM 2
(hedef), ileti (mesaj), bağlam (ortam), dönüt (geri
İletişimde yer alan ögeleri belirler.
bildirim) ve kanal (araç)dır. Burada “gönderici
• Her türlü iletişimde gönderici, alıcı ve gönderilecek bir
(mesajı gönderen)”, hedefi belli bir tutum ve
ileti vardır.
davranışta bulunmaya iten kişi, grup veya
• İletişim bir bağlamda gerçekleşir.
toplumdur. “Hedef veya alıcı”, mesajı alan taraftır.
• Gönderici ile alıcı arasında ilişkiyi sağlayan bir kanal
“Mesaj” veya “ileti”, gönderici ile alıcı arasında
vardır.
aktarılan duygu, düşünce ya da isteğe denir.
• İleti bir iletişim kanalından bir şifre aracılığıyla gönderilir.
İletişimin gerçekleştiği ortama “bağlam”, gönderici
ile alıcı arasında mesajın izlediği yola “kanal” denir. İletiye verilen yanıta “geribildirim” veya “dönüt” denir. Eğer sistemde
şifreleme varsa ve konuşanların birbirini anladığı seslerden oluşan ve belli kuralları olan her doğal dile de “kod” denir.
Gönderici
İletiyi gönderen kişi
İleti
Gönderilmek istenen duygu
ya da düşüncenin şifrelenmesi
Bağlam
İletişimin gerçekleştiği ortam
Kanal
İletinin ulaştığı
yol, araç
Alıcı
İletinin gönderildiği kişi
Dönüt
İletişimdeki amacın yerine getirilmesi, geribildirim
9
9. Sınıf
1.
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
ÜNİTE
konu anlatımlı
İletişim Süreci
İletişim sürecinde gönderici bir mesaj oluşturur ve bunu alıcıya aktarır. Alıcı, mesajı yorumlar ve göndericiyi
yanıtlar. Böylece iletişim süreci başlamış olur. İletişimin tanımları incelendiğinde, iletişimin kaynak ve hedef
arasında mesaj alışverişi olduğu anlaşılır. İletişim, kaynağın mesajı düzenleyip (kodlama) göndermesi ile başlar.
Sonra alıcıya ulaşan mesajın kodu alıcı tarafından açılır. Bunun için alıcının mesajı algılayacak, başka bir ifadeyle
mesajın kodunu çözecek yetenekte olması gerekir. Alıcı, kaynağın gönderdiği mesajı çözümler, bir düşünce hâline
dönüştürebilir ve geribildirimde bulunabilirse iletişim süreci tamamlanmış olur.
İletişim sürecinin ögelerini ve işleyişini açıklayabilmek için her şeyden önce iletişimin “süreç” olduğunu
kabul etmek gerekir. Süreç, “bir olayın düzenli olarak ve birbirini izleyen değişimlerle gelişmesi, başka bir olaya
dönüşmesi” olarak tanımlanmaktadır.
İletişim, birkaç adımı gerektiren bir süreçtir. Süreç, göndericinin düşünceleri, duyguları veya görüşleri
kodlamasıyla ve hedefe göndermesiyle başlar. İletişim süreci, bir mesajı herhangi bir kanalla gönderen “gönderici”
veya “kaynak”, gönderilen “mesaj” veya “ileti”, mesajı alan “hedef” veya “alıcı” olmak üzere üç temel unsurdan
oluşur. Bu unsurlardan biri eksik olursa iletişim kurulamaz. Gönderici mesajı gönderebilir ancak alıcı onu duymaz
veya algılayamaz ise iletişim gerçekleşmez.
İletişim süreci, kaynağın mesajı kodlayarak alıcıya göndermesiyle başlar. İletişim sürecinde kaynak, iletmek
istediği mesajı, önce hedef tarafından algılanabilir ve anlaşılabilir işaretlere dönüştürür; yani kodlar. Kodladığı
mesajı bir araç (sözel ve görsel) veya kanal aracılığıyla gönderir.
Mesajı alan hedef, gönderilen mesajı algılayabilirse kodunu açar, yorumlar ve bu yorumuna göre tepkisini
kodlayıp geri gönderir (geri-bildirim). Kaynak, hedefin tepkisine göre kendi amacının, karşısındakinin algılamasıyla
aynı olup olmadığını kontrol etme imkânına sahip olur.
İletişim sürecinin dördüncü unsurunu, iletişim kanalı oluşturur. İletişim kanalı, mesajın göndericiden alıcıya
gönderilmesinde kullanılan yolu ifade eder. Örneğin, sözlü iletişimde mesaj ses dalgaları yoluyla alıcıya ulaşır.
Telefon görüşmelerinde ise kanal telefon hatlarıdır.
İletişim sürecinin önemli bir unsuru da “çevresel faktörler”dir. Çevre faktörleri, mesajın iletişim kanalı içinden
akışını etkileyen koşulları ifade eder. Örneğin, gürültü bir çevresel faktördür. Aynı şekilde, hava şartlarının radyo
dalgaları üzerindeki etkisi de bir başka çevresel faktördür.
Alıcı (hedef), iletişim sürecinin en önemli diğer unsurudur. İletişim gönderici ve alıcı arasında kurulur. Hedef,
mesajı alan kişidir. Alıcının, mesajı taşıyan sembolleri algılaması ve geri bildirimde bulunması ile iletişim süreci
tamamlanır. İletişim sürecinin son aşamasını geri-bildirim oluşturur. Geri-bildirim, alıcının, göndericinin mesajına
cevabıdır. Bu cevap sayesinde, gönderici mesajının anlaşılıp anlaşılmadığını öğrenir.
Örnek: Aşağıda yer alan trafik işaretindeki iletişim ögelerini belirleyelim.
Gönderici: Trafik işareti
İleti: Durulması gerektiği
Kanal: Görsel
Alıcı: Sürücüler
Bağlam: Trafik ortamı
Dönüt: Trafik işaretini gören sürücülerin durması
10
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
SORU
“Gençler, cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz.”
Atatürk’ün gençlere yönelik bu sözü ile ilgili iletişim ve ögeleri hakkında aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşamayız?
F) Gönderici Atatürk’tür.
G) Öğretmen alıcıdır.
H) Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz, ifadesi iletidir.
I)
Mesaj sözlü ve yazılı kanallarla gençlere iletilmiştir.
J) Bu iletişimde temel ögeler kanal ve dönüttür.
ÇÖZÜM
İletişimde temel ögeler gönderici ve alıcıdır. Bu iletişimde temel ögeler, Atatürk (gönderici) ve gençler (alıcı) dir.
Doğru Yanıt E
Göstergeler
İletişimde semboller, imgeler ve göstergeler
KAZANIM 3
kullanılır. Kendi dışında başka bir şeyi temsil eden,
onu gösteren, düşündüren, onun yerini alabilen
Gönderici-alıcı ilişkisinde göstergelerin yerini ve önemini
fark eder.
“gösterge” denir. Göstergenin gerçek dünyadaki
•
Göstergeler; doğal göstergeler, sosyal göstergeler ve dil
göstergeleri olmak üzere üçe ayrılır.
şekil, işaret gibi diğer ögelere de “gösteren” adı
•
Gösterge kendi dışında bir başka şeyi gösteren, düşündüren, onun yerini alabilen nesne, görünüş ve olgudur.
oluşturuyorsa buna da “gösterilen” denir.
•
Her göstergenin bir gösteren bir de gösterilen yanı
vardır.
•
Göstergeler birbirinden ayrılması mümkün olmayan ses
ve anlam birimlerinden oluşur.
•
Dil göstergeleri diğer göstergelerden farklıdır.
•
İnsanın anlatma yeteneğinin en gelişmiş aracı dildir.
•
Dil ruh hâllerinin ve duyguların anlatılmasında da kullanılabilir; dil göstergeleri kendi anlam ve değerlerinden
başka anlamları da ifade etmeye elverişlidir.
•
Ses taklidi ile oluşan dil göstergeleri dışındaki göstergeler nedensizdir.
•
Göstergeler anlam bakımından kullanıldıkları yere ve
zamana göre yeni değerler kazanır.
Doğal Göstergeler
•
Gösterge bilimi gösterge sistemlerini inceleyen çalışma
alanıdır.
Doğadaki her değişimin, her yeni durumun
•
Gösterge bilimi göstergeler üzerine kuruludur.
sözcük,
nesne,
görünüş,
olgu
veya
olaylara
karşılığına ise “gönderge” denir. Sözcük, resim,
verilir. Eğer gösteren olgu akılda birtakım görüntüler
Göstergeler aşağıdaki gibi üç gruba ayrılır:
Dil Göstergesi
Söz veya yazıyla gerçekleştirilen her türlü
iletişimsel eylem bu gruba girer. Her sözcük,
her işaret bir dil göstergesidir. İnsanın duygu ve
düşüncelerini anlatmasının en etkin aracı dildir.
Şüphesiz iletişimin resim, şekil, işaret ve vücut diliyle
yapılması da mümkündür ancak bunların hiçbiri dil
göstergesi kadar güçlü değildir.
farklı bir mesajı vardır. Sonbaharda sarının, yeşilin
ve kırmızının farklı tonlarında sararan yaprakların mesajı farklı, ilkbaharda farklı renklerde açan çiçeklerin mesajı daha
farklıdır ve bunların her biri doğal göstergelerdir.
11
9. Sınıf
1.
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
ÜNİTE
konu anlatımlı
Havanın bulutlanması ve şimşek
çakması yağmur yağacağının
göstergesidir.
Yaprakların sararması sonbaharın geldiğinin göstergesidir.
Ağaçların çiçek açması ilkbaharın
geldiğinin göstergesidir.
Sosyal Göstergeler
Toplumsal yaşamın sürmesi için gerekli olan göstergeler bu gruba girer. Trafik ışıkları, protokol, nezaket ve
görgü kuralları sosyal göstergelerdir.
İletişim sürecinde özellikle bazı göstergeler daha önemli bir yere sahiptir. İletişimin tamlığını ve etkinliğini bu
göstergeler ortaya koyar. Bunlardan biri de dil dışı göstergelerdir. Bunlar iletişim sürecinde mesajın etkinliğini
artırmak veya tek başına mesaj iletmek amacıyla kullanılan ögelerdir.
SORU
I. İnsanların yardım derneklerine üye olması
II. Sürücülerin trafik işaretlerine uyması
III. Kuşların göç etmesi
IV. Gölge boyumuzun iyice uzaması
Numaralanmış cümlelerden hangisi doğal göstergedir?
A) I ve II
B) I ve III
C) II ve III
D) II ve IV
E) III ve IV
ÇÖZÜM
İnsanların yardım derneklerine üye olması ve sürücülerin trafik kurallarına uyması sosyal göster-
gelerdir. Kuşların göç etmesi yazın bittiğini, gölge boyumuzun iyice uzaması da güneşin batmak üzere
olduğunu gösteren doğal göstergelerdir.
Doğru Yanıt E
Dil Dışı Göstergeler
Belirti
Belli bir amaçla ortaya çıkmamış, istem dışı gelişen doğal göstergelere “belirti” denir. Belirtide gösteren (duman)
ile gösterilen (ateş) arasındaki ilişki belli bir nedene dayanır. Örneğin, “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.”
atasözünde olduğu gibi dumanın görülmesi ateşin olduğunun bir kanıtı olarak düşünülmektedir.
12
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
SORU
Aşağıdakilerden hangisi bir belirti değildir?
A) Yayaların kırmızı ışıkta durması
B) Mutfaktan gelen yanık kokusu
C) Gökyüzünde kara bulutların belirmesi
D) Çocuğun ateşlenmesi ve öksürmesi
E) Yaprakların sararması
ÇÖZÜM
B seçeneğinde mutfaktan gelen yanık kokusu yemeğin yandığının,
C seçeneğinde gökyüzünde kara bulutların belirmesi yağmur yağacağının,
D seçeneğinde çocuğun ateşlenmesi ve öksürmesi hastalandığının,
E seçeneğinde yaprakların sararması sonbaharın geldiğinin belirtisidir.
Yayaların kırmızı ışıkta durması bir uzlaşma sonucunda uygulanan belirtkedir.
Doğru Yanıt A
Belirtke
İletişim kurma, ileti aktarma, belli bir kuralı hatırlatma ve bilgi verme amacıyla
oluşturulan göstergelerdir. Burada gösteren ve gösterilen arasındaki ilişki
uzlaşımsaldır. Örneğin, yollardaki trafik levhaları belirtkelerdir.
İkon (Görsel Gösterge)
Sözlü veya yazılı dili kullanmadan bilgi ve ileti aktaran basit araçlardır.
Burada benzerlik ilişkisinden yararlanılır. Örneğin, bir kişinin fotoğrafları, heykel,
resim vb. görsel göstergelerdir. Göstergeler betimleme, ifade etme ve algılama
işlevini ayırır.
Simge
Bir toplumda belli kavramları, kurumları, değerleri temsil eden işaretler,
resimler veya görselliklerdir. Örneğin, bir ulusun bayrağı veya bir futbol
kulübünün arması birer simge örneğidir.
Gösterge Bilimi
Göstergebilim, en genel ve en bilinen tanımıyla göstergeleri ve gösterge dizgelerini inceleyen bilimdir. Göstergebilim,
dilbilimsel metotları nesnelere uygulayan, her şeyi (oyunlar, jestler, yüz ifadeleri, dinî ayinler, edebiyat eserleri, müzik
parçaları…) dille tasvir etmeye ve dilsel olmayan bütün olguları da dil metaforuna dönüştürerek açıklamaya çalışan bir
bilimdir.
13
9. Sınıf
1.
ÜNİTE
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
Göstergebilimin temel konusunu oluşturan “gösterge”yi anlamadan göstergebilimi anlamak imkânsızdır.
Gösterge, “genel olarak bir başka şeyin yerini alabilecek nitelikte olduğundan kendi dışında bir şey gösteren her
türlü nesne, varlık ya da olgu”dur. Daha geniş bir tanımla gösterge, insanların bir topluluk yaşamı içinde birbirleriyle
anlaşmak amacıyla yarattıkları ve kullandıkları doğal diller (Türkçe, İngilizce, Fransızca vb.), çeşitli jestler (el, kol,
baş hareketleri), sağır-dilsiz alfabesi, trafik işaretleri, bazı meslek gruplarında kullanılan flamalar, reklam afişleri,
moda, mimarlık düzenlemeleri, yazın, resim, müzik gibi çeşitli birimlerden oluşan ve ses, yazı, görüntü, hareket
gibi gereçler vasıtasıyla gerçekleşen dizgelerin oluşturduğu anlamlı bütünün birimleridir. Mesela bir tablodaki bir
renk ögesi ya da bir figür bir gösterge olarak değerlendirilebileceği gibi, bir yazınsal yapıtta bir kahramanın amacı
ya da davranışı veya moda açısından bir bluz, bir etek, bir kazak vb. çevresindeki öbür birimlerle ilişkiye girmiş bir
gösterge olarak değerlendirilebilir. Sonuçta göstergebilim, sadece dilsel göstergeleri değil, temsilî olan ve anlamlı
bir bütün oluşturan her şeyi inceler.
Bağlam
Bağlam iletişimin olduğu bütünlüğü, koşulu, durumu anlatır. İletişimde
KAZANIM 4
bağlam bir ilişkinin, bir faaliyetin olduğu koşulları, örgütlü yer ve zamandaki
durumu anlatır.
Bağlamsız iletişim yoktur. İletişim bağlamından soyutlandığında veya
belirsizlik olduğunda, olası bağlamlar eklenerek tamamlama yapılır. Bu
durumda farklı anlamlandırmalar olasılığı artar.
verdim.
Örneğin, size üç kâğıt
İletişimde bağlamın önemini fark eder.
İletişime katılan unsurların
birlikte meydana getirdikleri
ortama “bağlam” denir.
Birinci kâğıtta “Adamın rengi soldu, ne dersin?” yazsın, bunun sizce anlamı nedir?
İkincide “Yıkandıktan sonra adamın rengi soldu, ne dersin?” yazılı olsun; şimdi bunun anlamı nedir?
Üçüncü kâğıtta ise şöyle yazsın: “Giydiğin resimli T-shirt kalitesiz olmalı çünkü yıkandıktan sonra adamın
rengi soldu, ne dersin?” Bu son cümlede anlam neye dönüştü?
Her cümlede yapılan yeni eklemelerle farklı bağlam oluşmakta ve iletişimde anlam değişmektedir. Her
üç cümlede de sadece kelimeler değil, kelimelerin anlamlarıyla ilgili olarak geçmişten gelen ve deneyimlere
dayanan bağlamlar anlamları vermede rol oynamaktadır. Dolayısıyla bağlam bilinmiyorsa, verilmemişse veya
sınırlıysa biz bağlam ekleriz veya bağlamı biz sunarız. Eğer eklediğimiz veya sunduğumuz bağlam yanlış ise
iletişimi ve ilişkiyi anlamlandırmamız da yanlış olur.
Eğer bağlam kuramazsak anlamlandırma yapamayız çünkü anlayamayız. Örnekteki ilk iki cümlede amaç,
üçüncü cümlede söylenmek istenen olsun. O zaman birinci cümleye karşılık olarak belki de adamın rengi solduğu
için (T-shirt’ü) hastaneye götürün önerisinde bulunurduk. İkinci cümlede ise yıkanmanın adamın sıhhatine iyi
gelmediğini söylerdik belki de.
14
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
2. İNSAN, İLETİŞİM VE DİL
Dillerin Doğuşu
Dil bir anlaşma aracı olduğuna göre dillerin doğuşunu da insanların topluca
yaşamaya
başladıkları
tarihin
ilk
dönemlerinde
aramak
KAZANIM 1
gerekmektedir.
Günümüzdeki arkeolojik buluntulara dayanarak ilk insanların bir milyon yıl önce
yaşadıkları söylenmektedir. Ama insanlık tarihine ait en eski belgelerin altı bin yıl
öncesine ait olduğu düşünülürse yazının bulunuşundan yüz binlerce yıl önce var
olan sözlü dilin doğuşunu açıklamak zorlaşır. Nitekim dillerin doğusuyla ilgili teoriler
de birtakım varsayımlara ya da kutsal metinlere dayanmaktadır.
Dil-insan ilişkisini belirler.
•
Dilin oluşumu
•
İnsan dil yetisine sahip
bir varlıktır.
•
Dil yetisi çevresinde
iletişim etkinliği gerçekleşmeye başlamıştır.
•
İletişim, anlaşmayı sağlamak için gerçekleştirilir.
•
İşaretle anlatmadan
sembollerle anlatmaya
geçiş için zamana ihtiyaç
vardır.
Dilin doğusuyla ilgili belli başlı teoriler (kuramlar) şunlardır:
Yansıma teorisi: Ses yansıması kelimeler yeryüzündeki bütün dillerde
bulunmaktadır. Dilde yansıma adı verilen bu özelliğin dilin doğuşunu aydınlattığı
savunulmuş ve bütün dil unsurlarının yansımalardan oluştuğu benimsenmiştir.
Ünlem teorisi: İnsanların duygularının etkisiyle çıkardıkları ünlemlerin çeşitli
kavramları karşılamak üzere kelimelere dönüştüğünü ileri süren görüştür.
İş teorisi: İnsanların bir arada çalışırken vücut hareketlerinin doğurduğu refleks seslenmelerden dilin doğduğunu
savunan teoridir.
Güneş dil teorisi: XX. yüzyılın ilk yarısında Fransız bilim adamı Hlaire de Barenton tarafından ortaya atılan bu görüş
göre bütün dillerin ve milletlerin kökünün Sümer dini ve Sümerler olması gibi bütün dillerin kaynağı da Sümercedir.
Metafizik / dinî görüşler: Yukarıda bahsedilen bu teorilerin dışında, kutsal kitaplarda (Tevrat, İncil ve Kur'an)
eşyanın isimlendirilişiyle ilgili çeşitli hükümler vardır. Bu hükümler, evrenin ve ilk insan Hz. Âdem'in yaratılışı ile ilgili
kutsal metinlerdeki ayetlerdir. Yeryüzündeki dillerin tek kaynaktan çıktığını savunan tek kökenci görüş (monojenist),
metafizik /dinî görüşlere dayanmaktadır.
Dil ve İletişim
Dil, bir anda düşünemeyeceğimiz kadar çok yönlü, değişik açılardan bakınca başka başka nitelikleri beliren,
kimi sırlarını bugün de çözemediğimiz büyülü bir varlıktır. O gerek insan, gerek toplum, gerekse insan ve toplumdan
ayrı düşünülemeyecek olan bilim, sanat, teknik gibi bütün alanlarla ilgili bulunan, aynı zamanda onları oluşturan bir
kurumdur.
İnsan açısından bakınca insanın dünyadaki yerini ve değerini belirleyen dildir. Konuşma yeteneği dolayısıyla
dil, insanı insan yapan niteliklerin başında gelir. Onun duygularını, düşüncelerini, isteklerini bütün incelikleriyle açığa
vurmasına, yaşamını sürdürebilmesine olanak sağlar.
İnsanların bir arada, birlikte yaşayabilmesinin ön koşulu iletişimdir. İletişimin olmadığı yerde insan topluluğundan da söz
edilemez. İnsanlar; duygularını, düşüncelerini, özlemlerini, gözlemlerini, yaşantılarını dil aracılığıyla birbirlerine iletir. Kimi
hayvan türlerinde de iletişimin olduğu bilinmektedir ancak hayvanlar bunu çokluk içgüdüleriyle gerçekleştirir. Sözgelimi
yunusların yüksek titreşimli seslerden yararlanarak deniz altında iletişim kurdukları saptanmıştır. Maymunların da 300
sözcüğe kadar öğrenebildiği anlaşılmıştır.
15
9. Sınıf
1.
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
ÜNİTE
konu anlatımlı
Günlük yaşamımızda, her simgenin belli bir anlamı vardır. Sokak, dükkân adları; trafik işaretleri bize bir bilgi
iletir. Renklerin de çok özel anlamları vardır. Sözgelimi siyah renk “yas”ı ; kırmızı renk bağlamına göre “aşk”ı, “savaş”ı ,
“kan”ı simgeler. Hasta bir tanıdığımıza götürdüğümüz bir demet çiçek “En kısa zamanda sağlığınıza kavuşmanızı
dilerim.” anlamına gelir; sevgilinize verdiğiniz bir kırmızı gül, ona duyduğunuz sevgi'nin somut/göstergesel bir kanıtıdır.
En kısa tanımıyla iletişim, bir iletinin birtakım yalın veya karmaşık işaretler dizgesiyle bir kimseden ötekine
iletilmesi demektir. Şunu anımsatmakta yarar vardır: Bu işaretler dizgesi, o toplumda uzlaşmalı bir değer taşır,
yani her işaretin anlamını o toplumun bireyleri, o toplum içinde yaşayarak öğrenmişlerdir. Bilmediğimiz bir işaretler
dizgesiyle bir iletişim kuramayız. Sözgelimi Çince bilmiyorsak bir Çinliyle anlaşmamız hemen hemen olanaksızdır.
Ortak imler dizgesiyle kurulmaya çalışılan iletişim kimi olumsuz durumlarda (hızlı konuşma, dil yanlışı yapma, aşırı
gürültü, duyma yetersizliği vd.) gerçekleşemez.
SORU
Dille ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Millî kimliğin ve kültürün oluşmasında çok önemli bir yeri vardır.
B) Dil, kullanıldığı yere ve zamana göre yeni anlam değerleri kazanabilir.
C) Dil, insanın kendisini ifade etmesinde etkin bir rol oynar.
D) Hiçbir dil ortaya çıktığı dönemdeki haliyle kalamaz.
E) Dil, sadece somut dünyayı anlamlandırmada kullanılan bir iletişim aracıdır.
ÇÖZÜM
A, B, C, D seçeneklerindeki dille ilgili yargılarda bir yanlışlık yoktur. Dil sadece somut dünyayı değil
soyut dünyayı anlamlandırmada da kullanılan en gelişmiş iletişim aracıdır.
Doğru Yanıt E
Dille gerçekleştirilen iletişim, en etkili ve kullanışlı iletişim biçimidir. Bu iletişim
ve sözlü yazılı olabilir. Bu sayede gelecek zamanlara aktarılabilir ve saklanabilir.
Verilmek istenen iletiyi en kısa, kesin ve anlaşılır biçimde aktaran iletişim çeşididir.
Dil dışı araçlarla gerçekleştirilen iletişim resim, şekil, işaret, hareket, jest mimikler
KAZANIM 2
Dille gerçekleştirilen iletişimle diğer iletişimler arasındaki farklılıkları sezer.
•
Dille gerçekleşen iletişim; resim, şekil, işaret
ve vücut diliyle gerçekleştirilen iletişimden çok
daha kullanışlıdır.
•
Dille gerçekleştirilen
iletişim, gelecek zamanlara aktarılmak üzere
saklanabilir.
aracılığıyla olabilir. Bu tür iletişimde araç olarak simge, belirti ve belirtke kullanılır. Dil
dışı araçlarla gerçekleştirilen iletişimde iletiler anlıktır, kalıcı değildir.
16
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
Dilin İşlevleri
Göndergesel İşlev
Bir ileti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi
KAZANIM 3
için düzenlenerek oluşturulmuşsa dil “göndergesel”
işlevde kullanılmıştır. Bu başka bir ifadeyle dilin bilgi
verme işlevidir. Burada amaç, gönderge konusunda
doğru, nesnel, gözlemlenebilir bilgi vermektir. Bu işlev daha çok kullanma kılavuzlarında, nesnel anlatı-
Dilin işlevlerini açıklar.
•
İleti, göndergeyi olduğu gibi ifade etmek amacıyla
düzenlenirse dil “göndergesel işlev”de kullanılır.
•
İleti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu
ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulursa
dil “heyecana bağlı işlev”de kullanılır.
•
İleti, alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenirse dil
“alıcıyı harekete geçirme işlevi”nde kullanılır.
•
İleti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını
öğrenmek amacıyla düzenlenirse dil “kanalı kontrol
işlevi”nde kullanılır.
•
İleti, dille ilgili bilgiler vermek üzere düzenlenirse dil
“dil ötesi işlev”de kullanılır.
•
İletinin iletisi kendinde ise dil “şiirsel (poetik) işlev”de
kullanılır.
•
Dil, “şiirsel işlev”de kullanıldığında iletinin iletmek
istediği husus, iletinin kendisinde aranır.
larda, bilimsel bildirilerde, kısa not ve özetlerde karşımıza çıkar.
Örnek:
•
Dünya üzerindeki çoğu bölgede sıcaklık
rekorları kırıldı.
•
Kuraklık temel besin olan ekinlerin kurumasına neden oldu.
Heyecana Bağlı İşlev
Bir ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla
oluşturulmuşsa dil “heyecana bağlı” işlevde kullanılmıştır. Bu işlev, göndericinin kendi iletisine karşı
tutum ve davranışını belirtir. Bu işlevde çoğunlukla
duygular, heyecanlar, korkular, sevinç ve üzüntüler
dile getirilir. Dilin heyecana bağlı işlevinde öznellik
hâkimdir. Özel mektuplarda, öznel betimlemeler ve
anlatılarda, lirik şiirlerde, eleştiri yazılarında dilin heyecana bağlı işlevinden sıkça yararlanılır.
Bu durumda ileti kendi dışında herhangi bir şeyi, herhangi
bir olguyu ifade etmez. Yani obje iletinin kendisidir. Bu
durumda ileti insandan, hayattan ve yaşanılan dünyadan
soyutlanmaz. Bu tür iletilerde sanata özgü gerçeklik söz
konusudur.
•
Edebî metinlerde, şiirsel işlevin hâkimiyetinde dilin
diğer işlevleri de kullanılır.
•
Bazı metinlerde, dilin birkaç işlevi birlikte kullanılabilir.
Örnek:
•
Bana bunu nasıl yaparsın?
•
Yaşasın, bütün derslerden geçmişim!
Alıcıyı Harekete Geçirme İşlevi
Bu işlevde ileti, alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmiştir. İletinin bir çeşit çağrı işlevi gördüğü bu işlevde
amaç, alıcıda bir tepki ve davranış değişikliği yaratmaktır. Propaganda amaçlı siyasi söylevler, reklam metinleri, genelgeler, el ilanları genellikle dilin bu işleviyle oluşturulur. Dilin alıcıyı harekete geçirme işleviyle hazırlanan metinlerde
gönderici, iletiyi alanı işin içine sokmayı, onu sorgulamayı ister.
Örnek:
•
Kitabını eline al ve okumaya başla.
•
Televizyonun kumandasını bana ver.
17
9. Sınıf
1.
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
ÜNİTE
konu anlatımlı
Kanalı Kontrol İşlevi
Bir ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse dil, “kanalı kontrol” işlevinde kullanılmıştır. Gönderici ile alıcı arasında iletişimin kurulmasını, sürdürülmesini ya da kesilmesini
sağlayan bu işlevde iletinin içeriğinden çok iletişimin devam ettirilmesi olgusu ağır basar. Uzun söylevlerde, aile
yakınları ya da sevgililer arasındaki konuşmalarda dilin kanalı kontrol işlevini yansıtan iletiler sıkça kullanılır.
Örnek:
•
Sesimi duyuyor musunuz?
•
Beni anlıyor musunuz?
Dil Ötesi (Üst Dil) İşlevi
Bir ileti, dille ilgili bilgi vermek üzere düzenlenmişse o iletide dil, “dil ötesi” işlevde kullanılmıştır. Dilin dil ötesi
işlevinde iletiler, dili açıklamak, dille ilgili bilgi vermek için düzenlenir. Daha çok bilimsel metinlerde ve öğretme
amaçlı konuşmalarda karşımıza çıkan ve "yani, demek istiyorum ki, bir başka deyişle" gibi sözcüklerde kendini
gösteren dil ötesi işleve, günlük yaşamda da sıkça başvurulur. Örneğin "Beni yanlış anlamayın, ben bu sözcüğü
mecaz anlamda kullandım." cümlesinde ileti, dille ilgili bilgi vermek, başka bir iletiyi açıklamak üzere düzenlenmiştir.
Örnek:
•
Varlıkları niteleyen ya da belirten sözcüklere sıfat denir.
•
Fiil kök ya da gövdelerinden belirli yapım ekleriyle türetilerek isim, sıfat ve zarf olarak kullanılan kelimelere fiilimsi denir.
Sanatsal İşlev
Bir iletinin iletisi kendisinde ise dil “sanatsal” işlevde kullanılmıştır. Dil bu işlevde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisindedir. Bu durumda ileti, kendi dışında herhangi bir şeyi ifade etmez, yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Örneğin, dilin sanatsal işlevde kullanıldığı metinler olan lirik anlatılarda ve şiirlerde
şiirin amacı o şiirin kendisidir. Sanatsal metinler, kendinden başka bir şeyi ifade etmeye ihtiyaç duymaz, bir şiir
sadece şiir olduğu için önemli ve anlamlıdır, yani şiirin gerçeği, şiirin kendisidir. Dilin sanatsal işleviyle kullanıldığı
metinlerde gönderici alıcıda hissettirmek istediği etkileri uyandırmak için dili istediği gibi kullanır, yani kendi özgün üslubunu oluşturmak için bir anlamda dili yeniden yaratır. Edebî sanatlardan, karşılaştırmalardan, çağrışım
gücü yüksek sözcüklerden yararlanarak imgeler oluşturur, sözcükleri daha çok yan ve mecaz anlamlarda kullanır.
Edebî metinlerde dil sanatsal işlevde kullanılır.
Örnek:
•
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerim
Ben sana mecburum bilemezsin
18
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
SORU
Dilin işlevleriyle ilgili aşağıda verilenlerden hangisinde yanlışlık vardır?
A) Göndergesel işlev dilin bilgi verme işlevidir.
B) Heyecana bağlı işlevde duygular, heyecanlar, korkular dile getirilir.
C) Söylevler, reklam metinleri ve genelgelerde kanalı kontrol işlevi kullanılır.
D) Dil ötesi işlevde ileti dille ilgili bilgi vermek amaçlı düzenlenir.
E) Edebî metinlerde dil sanatsal işlevde kullanılır.
ÇÖZÜM
A, B, D, E seçeneklerindeki dilin işlevleriyle ilgili verilen bilgiler doğrudur. Söylevler, reklam metinleri
ve genelgelerde kanalı kontrol değil, alıcıyı harekete geçirme işlevi kullanılır.
Doğru Yanıt C
3. DİL-KÜLTÜR İLİŞKİSİ
Dillerin Doğuşu
Prof. Dr. Zeynep Korkmaz kültür konusunda
KAZANIM 1
şunları söyler: “Kültür, insanı öteki yaratıklardan
ayıran, dolayısıyla da yalnızca insana vergi olan bir
özelliktir. En ilkel topluluklardan başlayarak en
gelişmiş İnsan topluluklarına varıncaya kadar bütün
toplumların kendilerine göre birer kültürlerinin
bulunduğu inkâr kabul etmez bir gerçektir. Ne var ki
toplumların hayat karşısındaki tutum ve davranışları
birbirinden farklı olduğu, yaşayışlarında, eğitim ve
düşünce
tarzlarında,
yaratıcılıklarında
birbirini
tutmayan başkalıklar bulunduğu için bu başkalıklar,
kültürleri toplumdan topluma değişik ve çeşitli
Dil-kültür ilişkisini belirler.
•
Dil toplum hâlinde yaşamada büyük bir öneme
sahiptir.
•
İnsan dille düşünür, dille hisseder.
•
Dil, kültür alanının oluşmasını sağlar.
•
Dil ulusal kimliğin oluşmasında önemli role sahiptir.
•
Kültür ve sanat etkinlikleri dille gerçekleştirilir.
•
Kültür ürünleri, bilimsel buluşlar, kişisel tecrübeler
kuşaktan kuşağa dille anlatılır ve dille aktarılır.
yapılarda karşımıza çıkarmıştır. Bir kültür için vazgeçilmez önem taşıyan unsurlar, başka bir kültür için önemsiz
sayılabilir. Toplumların ve dünyadaki milletlerin mozaik hâlindeki farklı görünümleri de genellikle kültür yapılarındaki bu
farklılıktan kaynaklanmaktadır.”
Kültür, milletin bireyleri arasında sosyal akrabalık bağını oluşturan maddi ve manevi değerlerin tümüdür ve bu
değerler kültürün başlıca unsurlarını oluşturur. Bunlar, o milletin bireylerini birbirine bağlarken diğer milletlerden ayırır;
içeride birleştirici, dışarıya karşı ayırıcı rol üstlenir.
Kültürün özellikleri şu şekilde özetlenebilir:
Millîdir.
Tarihîdir.
Özgündür (orijinal).
Milletin ortak malıdır.
Canlı ve tabii bir varlıktır.
Ahenkli bir bütündür.
Özünün değiştirilmesi mümkün değildir.
19
9. Sınıf
1.
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
ÜNİTE
konu anlatımlı
Dil, millî kültürün temel unsuru ve taşıyıcısıdır. Maddi-manevi kültürel değerlerin oluşmasında ve aktarılmasında
dilin inkâr edilemez bir rolü vardır. Edipler, kendi dönemlerindeki olayların, anlayışların ve geleneklerin izlerini ister
istemez yazılı veya sözlü olarak ortaya koydukları eserlerine yansıtırlar. Bu eserleri okuyan yeni nesil, kendi kültürünü,
kendi değerlerini öğrenir ve sosyal bir miras olarak kendinden sonra gelenlere aktarır. Bütün bunlar dil sayesinde
gerçekleştiği için dil ve kültür birbirini tamamlayan, birbirinden ayrılmayan unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Her toplumun kendine göre bir yaşama tarzı, hayat anlayışı vardır. Diller, milletlerin bu yaşama tarzına göre
biçimlenir. Kültürle ilgi her türlü yaşayış ve davranış tarzı, ifadesini dilde bulur. Dil, milletin dış dünyasını kendine
göre seslendirmesi, evreni ve hayatı kendine göre adlandırması ve ona kendi damgasını vurmasıdır. Bir milletin
manevi özelliği, millî karakteri kendini dilde gösterir. Dil, milletlerin kültürleri ile birlikte yol alır ve kültürün taşıyıcısı
olur. Milletlerin inanç, örf, anane, gelenek ve görenekleri kültürü oluşturduğuna göre demek ki dil kültürün ayrılmaz
bir parçasıdır.
Dil bir kültür yapıcısı olarak da ortaya çıkar. Yeni duygular, yeni düşünceler dille anlatıldığına göre yeni
kültürler de dille oluşur. Dilin gelişmesi, milletlerin de kültürlerinin de gelişmesi demektir. Dili gelişmemiş milletler,
kültürce gelişmemiş milletlerdir. O hâlde, millet hayatında toplum bilincini oluşturan ortak değerlerin hepsi kültürü
oluşturmaktadır. Dil de bu kültürün (millî kültürün) aktarılmasında temel etkendir.
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bilgi yanlışı vardır?
A) Kültürün aktarılmasında en önemli öge dildir.
B) Dil, bireyler arasında duygu ve düşünce birliği oluşturmaktadır.
C) Toplumları kalıcı kılan, dilin kültürün taşıyıcısı olma özelliğidir.
D) Yazı dili oluşturabilmeleri için toplumların kültürel birikimlerinin olması gerekir.
E) Dünyadaki yazı dilleri ortaya çıktığı andan günümüze kadar değişmeden gelmiştir.
ÇÖZÜM
A, B, C, D seçeneklerinde verilen bilgilerde bir yanlışlık yoktur. Bütün yazı dilleri zaman içerisindeki
kültürel değişmeler sonucu farklılaşmışlardır.
Doğru Yanıt E
Türk Dilinin Bugünkü Durumu ve Yayılma Alanları
Türk milletinin yaşadığı coğrafya sürekli değişmiştir. Çünkü Türk milleti,
dünyanın en hareketli milletlerinin başında gelmektedir. Türkler, anayurtlarından
zaman zaman dalgalar hâlinde batıya doğru hareket etmişlerdir. Bu
hareketlerinde, iki ana yol izlemişlerdir. Bunlardan biri Hazar Denizi’nin
kuzeyinden, diğeri de Hazar Denizi’nin güneyinden batıya gitmektedir. Bu
göçlerde kuzey yönünü kullanan Türk toplulukları, maalesef varlıklarını
korumakta başarı gösterememişler, birçoğu gittikleri bölgelerde asimile olarak
tarih sahnesinden silinmişlerdir. Güney yolunu takip eden Oğuz (Türkmen)
Türkleri ise büyük devletler (Osmanlı Devleti, Selçuklu Devleti) kurarak Türk
kültür ve medeniyetinin koruyucusu, geliştiricisi ve yayıcısı olmuşlardır. İşte bu
hareketli hayat macerası, bugünkü Türk coğrafyasının da çok geniş bir alana
yayılmasına sebep olmuştur. Bugün Türkler ana hatlarıyla “Balkanlardan Büyük
Okyanus’a, Kuzey Buz Denizi’nden Tibet’e” kadar olan sahada yaşarlar.
Türklerin yaşadığı bu alanın içinde şu ülkeler bulunmaktadır: Çin, Moğolistan,
20
KAZANIM 2
Coğrafi ve siyasi ayrımdan
kaynaklanan farklılıkları
belirler.
• Türkçenin özellikleri ve
yayıldığı coğrafya
• Lehçe ve ağız terimleri
• Bir ülkedeki ağızlardan
biri çeşitli sebeplerden
ortak kültür dili durumuna gelir.
• Ortak kültür dili ülkenin
resmî dilidir.
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
Rusya Federasyonu, Ukrayna, Moldovya, Romanya, Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ,
Bulgaristan, Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Tacikistan, Afganistan, Polonya, Türkiye, Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan. Bu kadar geniş bir coğrafyada yaşayan Türklerin
konuşmalarında bölgelerine göre farklılıklar vardır. Bu farklılıklar; “lehçe, şive, ağız” farklılıklarıdır.
Lehçe
Bir dilin bilinmeyen, karanlık bir devresinde kendisinden ayrılmış olan; ses, şekil ve kelime farklılıkları gösteren ve
yeni bir dil olma yolu tutan kollarına lehçe denir. “Çuvaş Türkçesi (Çuvaşça)” ve “Yakut Türkçesi (Yakutça)” Türkçenin
iki lehçesidir.
Şive (Yakın Lehçe)
Bir dilin bilinen tarihî seyri içinde ayrılmış olup bazı ses ve şekil ayrılıkları gösteren kollarına şive denir. Şivelerden
geriye doğru gidersek hepsi bir noktada birleşir. “Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Kazak Türkçesi,
Türkiye Türkçesi vs.” birer şivedir.
Örnek:
Türkiye Türkçesi: “Bir kilo şeker istiyorum.”
Azeri Türkçesi: “Hahis edirem bir kilo gend verin.”
Özbek Türkçesi: “Bir kilo şeker isteymen.”
Kırgız Türkçesi: “Bir kilogram kant beringiz.”
Tatar Türkçesi: “Bir kilo şeker alırga tılım.”
UYARI: Son zamanlarda “şive” sözcüğü sadece söyleyiş farklılıkları için kullanılmakta, bu terim yerine
daha çok “lehçe” terimi söylenmektedir. Lehçe de kendi içinde; “uzak lehçe (lehçe)”, “yakın lehçe (şive)” diye
ayrılmaktadır. Bu görüşe göre Çuvaş ve Yakut Türkçeleri uzak lehçe, Diğer Türk yazı dilleri de yakın lehçe
(şive) dir.
Ağız
Bir şive içinde mevcut olan ve söyleyiş farklılıklarına dayanan küçük kollara, bir memleketin çeşitli bölge ve şehirlerinin kelimeleri söyleyiş bakımından birbirinden ayrı konuşmalarına “ağız” denir. Türkiye Türkçesinin “Trabzon ağzı,
Elazığ ağzı, Malatya ağzı, Kayseri ağzı” gibi her yöresinin ağızları vardır. “İstanbul ağzı” yazı dilimizin temeli olmuştur.
Örnek:
Fethiye yöresi:
Çorum yöresi:
Tombalak aşmak: takla atmak
Göbel: oğlan çocuk
Seğertmek: koşarak gitmek
Okkalık: ekmek
Helke: kova
Soyha: sevimsiz
21
9. Sınıf
1.
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
ÜNİTE
konu anlatımlı
Ortak Dil
Dilin toplumsal yönünü kazanmasındaki
temel şart, o dili konuşan insanlar arasında ortak bir iletişim aracı, başka bir ifadeyle ortak
dil olmasından kaynaklanmaktadır.
Bir ülkede konuşulan lehçe ya da ağızlar
arasında en yaygın ve en üst konumda olanına
“ortak dil” adı verilmektedir.
Ortak dil genelde bir ülkedeki yönetim,
siyaset ve kültür merkezi olan yörenin konuşma dili üzerine kurulmuştur. Türkiye için bu
merkez Osmanlı İmparatorluğu'nun yüzyıllarca başkentliğini yapmış olan İstanbul'dur. Bu
nedenle Türkiye Türkçesinde ortak dil “İstanbul ağzı” üzerine kurulmuştur.
Konuşma Dili, Yazı Dili
Dil iki yönlü olarak gelişimini sürdürür:
KAZANIM 3
Kullanımdan kaynaklanan dil farklılıklarını açıklar.
• Yazı dili ile konuşma dili arasında farklılıklar vardır.
• Yazı dili ortak kültür dili temelinde şekillenir.
• İlmî dil yazı dili üzerine kurulur.
• İnsanların sözlü iletişimde başvurdukları dile konuşma dili denir.
• Konuşma dilinde ses tonu, söyleyiş tarzı ile el, yüz ve
vücut hareketlerinin de rolü vardır.
• Tarih boyunca kendilerine özgü kültürü, edebiyatı ve
medeniyeti olan milletlerin kendi yazı dili vardır.
• Her ülkede farklı meslek grupları kendi aralarında
jargon adı verilen nispeten farklı bir dil kullanır.
• Argo, dilin söz veya söz kümesi düzeyindeki birimlerine bir grubun verdiği yeni anlam ve değerlerle oluşur.
•
İnsanlar arasında sesli olarak iletişimi sağlayan konuşma dili.
•
İnsanların söylemek istediklerini yazıya geçirdikleri yazı dili.
Konuşma dili ile yazı dili arasında farklılıklar vardır:
Konuşma dili, günlük hayatta insanların karşı karşıya geldikleri her an için kullanılan doğal bir dildir. Bu
nedenle bir ülkede bölgeler ya da yerleşim birimleri arasındaki söyleyiş özelliklerinin farklı olmasına dayanan
değişik konuşma dilleri bulunabilir. Konuşma dili, bir dil alanı içinde farklı özellikler gösterebilir. Fakat aynı dil
alanında tek bir yazı dili vardır. Konuşma dilindeki farklılıklar yazı dilinde gösterilmez.
Yazı dili, konuşma diline oranla yapay bir dildir. Hiçbir yerde konuşulduğu gibi yazılmaz. Her yazı dili o
ülkedeki bir konuşma diline, ortak dile dayanır. Fakat yazı dilinin bütün unsurları bu ortak dilden alınmıştır
denilemez çünkü yazı dili diğer konuşma dilleriyle de beslenip gelişimini sürdürür.
Yazılan dil, konuşulan dilden daha kurallıdır. Konuşma dilindeki bölgesel söyleyiş farklılıkları genelleşip kural
hâline gelmedikçe yazı dilinde kullanılamaz.
Yazı dili bir uygarlık dilidir. Bir ülkedeki bütün eserlerde kullanılan kültür ve edebiyat dili olduğu için buna
edebî dil de denilmektedir. Dünya üzerinde bugün sadece konuşma dili olarak varlığını sürdüren pek çok dil
vardır. Türk yazı dili tarihinin bilinen en eski eserleri Orhun Yazıtları’dır.
SORU
Yazı diliyle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi söylenemez?
A) Konuşulduğu gibi yazılır.
B) Gelişimi yazılı metinlerle takip edilebilir.
C) Dilde birliği, anlaşma kolaylığını sağlar.
D) Okuma, yazmada kullanılan ortak dildir.
E) Kendine göre belirli kuralları vardır.
ÇÖZÜM
B,C,D,E seçeneklerinde verilen bilgiler yazı dilinin özellikleridir. Konuşma diliyle yazı dili farklılık
gösterebilir.
Doğru Yanıt A
22
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
Argo
Aynı uğraş alanındaki insanların, kullanılan genel dilden ayrı olarak benimseyip kullandıkları, herkesçe anlaşılmayan, kendilerine özgü kelime ve deyimlerin yer aldığı özel dildir. Bir ana dilin, genel kültür dilinin, ortak dilin içinde yer
alan, özel bir dil olan argo, Fransızca "argo"dan dilimize yerleşmiştir.
Argo kaba ve küfürlü bir dil olarak anlaşılır, bozuk dil olarak algılanır
ancak küfürlü dilden veya bozuk dilden (jargon) ayrıdır. Bu dile, külhanbeyi
dili olarak bakılmaktadır. Bir gruba özgü bozulmuş dile “jargon”, genel olarak kaba halk diline, özel bir terminolojisi olan gizli dile “argo” denilmektedir.
Jargondan argoya, argodan genel dile geçişler olabilmektedir. Argo, teklifsiz
konuşma, hareket dili, şakacı dili ile karışmıştır. Argo ana dilin üst düzeyindeki
yazı dilinden ayrı, anadilin alt düzeyindeki konuşma diline özgüdür.
Sokağın, çarşı-pazarın dili argo ile doludur. Döviz piyasasında paraların özel adları vardır, “Beyoğlu, Galata, Tophane, Kemeraltı, Bitpazarı” gibi.
Argo, bir toplumda belli kesimlerin kendi aralarında anlaşmayı sağlamak amacıyla kullandıkları özel dil olduğuna
göre yeryüzündeki bütün dillerde argoya rastlamak mümkündür.
Argo, genelde toplumun alt tabakasına özgü, özel sözler olarak bilinse de gerçekte bu dil türü, toplumun aydın
kesimi de dâhil bütün katmanlarını içine almaktadır. Fakat her grubun argosu değişiktir. Bu nedenle öğrenci argosu,
asker argosu gibi, konuşulduğu yere göre isimlendirilen argo türleri ortaya çıkmıştır.
Jargon
Belli bir grup arasında dayanışma ve çıkar birliğini devam ettirmek, korumak amacıyla oluşturulmuş başka kişiler
tarafından anlaşılmayan yapay dile “jargon” denir. O grup içinde yer alan üyelerin sıkça kullandıkları, düşünceleri kısaca
ifade edebilmek için geliştirilmiştir. Jargon, çoğu zaman dil iletişimini engeller çünkü bu grubun dışındakiler söylenenleri anlamazlar.
SORU
I. Bir dilin yazılı metinlerle izlenemeyen dönemlerde kendisinden ayrılan kolları
II. Bir ülke içinde aynı dilin farklı konuşma şekilleri
III. Bir ülkede konuşulan lehçe ya da ağızlar arasında en yaygın ve en üst konumda olan dil
IV. İnsanların günlük yaşamında diğer insanlarla iletişim kurarken kullandığı dil
Numaralı cümlelerde verilen açıklamalar aşağıdakilerin hangisiyle ilişkilendirilemez?
A) Jargon
D) Ağız
B) Lehçe
C) Şive
E) Konuşma dili
ÇÖZÜM
Bir dilin yazılı metinlerle izlenemeyen dönemlerde kendisinden ayrılan kolları “lehçe”dir.
Bir ülke içinde aynı dilin farklı konuşma şekilleri “ağız” dır.
Bir ülkede konuşulan lehçe ya da ağızlar arasında en yaygın ve en üst konumda olan dil “ortak dil” dir.
İnsanların günlük yaşamında diğer insanlarla iletişim kurarken kullandığı dil “konuşma dili” dir.
Numaralanmış cümlelerde şivenin açıklaması yoktur.
Doğru Yanıt C
23
9. Sınıf
1.
ÜNİTE
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
1. ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
Aşağıdaki cümlelerin başına yargılar doğru ise “D” , yanlış ise “Y” yazınız.
FF 1. İletişim, mesajın gönderici ve alıcı arasında aktarılma sürecidir.
FF 2. Bağlam, gönderici ile alıcı arasında aktarılan duygu, düşünce ya da isteğe denir.
FF 3. Gönderici ile alıcı arasında mesajın izlediği yola kanal denir.
FF 4. İşaret, resim ve şekil kullanarak yapılan iletişim dille yapılan iletişimden daha etkili ve kullanışlıdır.
FF 5. Dille gerçekleştirilen iletişim gelecek zamanlara aktarılmak üzere saklanabilir.
FF 6. Dil, ruh hallerinin ve duyguların anlatılmasında yeterli bir iletişim aracı değildir.
FF 7. Ses taklidi ile oluşan dil göstergeleri nedensizdir.
FF 8. Kendi dışında başka bir şeyi temsil eden, onu gösteren, düşündüren, onun yerini alabilen, sözcük,
nesne, görünüş, olgu veya olaylara gösterge denir.
FF 9. Sözcük, resim, şekil, işaret gibi ögelere gösterilen adı verilir.
FF 10. Söz veya yazıyla gerçekleştirilen her türlü iletişimsel eylem dil göstergesidir.
FF 11. Trafik ışıkları; protokol, nezaket ve görgü kuralları doğal göstergelerdir.
FF 12. Kuşların sıcak bölgelere göç etmesi kışın geldiğini gösteren bir sosyal göstergedir.
FF 13. Dil dışı göstergeler iletişim sürecinde mesajın etkinliğini artırmak veya tek başına mesaj iletmek
amacıyla kullanılan ögelerdir.
FF 14. Belli bir amaçla ortaya çıkmamış, istem dışı gelişen doğal göstergelere belirtke denir.
FF 15. Belirtkelerde gösteren ve gösterilen arasındaki ilişki uzlaşımsaldır.
FF 16. Bir kulübe üye olunduğunu gösteren arma bir simgedir.
FF 17. İnsanların bir topluluk yaşamı içinde birbirleriyle anlaşmak amacıyla yarattıkları ve kullandıkları doğal
diller birer göstergedir.
FF 18. İletişimde bağlam olmadan da anlamlandırma yapmak mümkündür.
FF 19. Göndergesel işlevde amaç, gönderge konusunda doğru, nesnel, gözlemlenebilir bilgi vermektir.
FF 20. Kanalı kontrol işlevinde çoğunlukla duygular, heyecanlar, korkular, sevinç ve üzüntüler dile getirilir.
FF 21. Propaganda amaçlı siyasi söylevler, reklam metinleri, genelgeler ve el ilanlarında genellikle dil alıcıyı
harekete geçirme işleviyle kullanılır.
FF 22. Dil ötesi işlevde iletiler, dili açıklamak, dille ilgili bilgi vermek için düzenlenir.
FF 23. Dilin sanatsal işlevi çoğunlukla bilgi vermeyi amaçlayan metinlerde kullanılır.
FF 24. “İmdat, bana yardım edin!” cümlesinde dil heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır.
FF 25. Kültür, milletin bireyleri arasında sosyal akrabalık bağını oluşturan maddi ve manevi değerlerin tümüdür.
FF 26. Maddi ve manevi kültürel değerlerin oluşmasında ve aktarılmasında dilin önemi büyüktür.
FF 27. Çuvaş Türkçesi ve Yakut Türkçesi Türkçenin şiveleridir.
FF 28. Bir memleketin çeşitli bölge ve şehirlerinin kelimeleri söyleyiş bakımından birbirinden ayrı konuşmalarına ağız denir.
FF 29. Yazı dili, ortak kültür dili temelinde şekillenir.
FF 30. Konuşma dili yazı diline oranla daha kurallı bir dildir.
FF 31. Yazı dili bir ülkedeki bütün eserlerde kullanılan kültür ve edebiyat dili olduğu için buna edebî dil de
denilmektedir.
24
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
1. Simgeler veya semboller aracılığıyla bilgilerin, düşüncelerin, duyguların biriktirilip aktarılmasına ……………………
denir.
2. İletişim ögeleri ……………………….. , ……………………. , ………………….. , ………………….. ,
……………………… , ………………………… olarak sıralanabilir.
3. Gönderici ile alıcı arasında mesajın izlediği yola ……………………… denir.
4. İletiye verilen yanıta geribildirim veya ………………………… denir.
5. Göstergeler; ……………… , …………………… ve ………………………. olmak üzere üçe ayrılır.
6. Kendi dışında bir başka şeyi gösteren, düşündüren, onun yerini alabilen nesne, görünüş ve olguya
………………………….. denir.
7. İnsanın anlatma yeteneğinin en gelişmiş aracı olarak ……………………. kabul edilir.
8. Göstergenin gerçek dünyadaki karşılığına …………………………. denir.
9. Bulutların kararması ……………………………. bir göstergedir.
10. Belli bir amaçla ortaya çıkmamış, istem dışı gelişen doğal göstergelere …………………denir.
11. İletişim kurma, ileti aktarma, belli bir kuralı hatırlatma ve bilgi verme amacıyla oluşturulan göstergelere
……………………… denir.
12. Bir toplumda belli kavramları, kurumları, değerleri temsil eden işaretler, resimler veya görselliklere
………………………… denir.
13. Göstergeleri ve gösterge dizgelerini inceleyen bilime …………….. denir.
14. İletişime katılan unsurların birlikte meydana getirdikleri ortama ………………….denir.
15. Gönderici ile alıcı arasında iletişimin kurulmasını, sürdürülmesini ya da kesilmesini sağlayan
…………………………………… işlevinde iletinin içeriğinden çok iletişimin devam ettirilmesi olgusu ağır basar.
16. Bir ileti dille ilgili bilgi vermek üzere düzenlenmişse o iletide dil …………………………………… işlevde kullanılmıştır.
17. Bir iletinin iletisi kendisinde ise dil …………………………………….. işlevde kullanılmıştır.
18. “Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edilmiştir.” cümlesinde dil ……………….. işlevde kullanılmıştır.
19. Bir dilin, bilinmeyen, karanlık bir devresinde, kendisinden ayrılmış olan ses, şekil ve kelime farklılıkları gösteren
kollarına …………………………….. denir.
20. Türkiye Türkçesinde ortak dil olarak ……………………… kabul edilmiştir.
21. İnsanların sözlü iletişimde başvurdukları dile ……………………. denir.
22. Her ülkede farklı meslek grupları kendi aralarında …………………… adı verilen nispeten farklı bir dil kullanır.
23. Aynı uğraş alanındaki insanların, kullanılan genel dilden ayrı olarak benimseyip kullandıkları, herkesçe anlaşılmayan, kendilerine özgü kelime ve deyimlerin yer aldığı özel dile …………………… denir.
25
9. Sınıf
1.
ÜNİTE
DİL VE ANLATIM
İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR
konu anlatımlı
Aşağıdaki ifadeleri ilgili oldukları tanım ya da kavramlarla eşleştiriniz.
26
1.
İletişim, Dil ve Kültür
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 1
1. İnsan, sosyal çevresinde sağlıklı bir yaşam sürmek
için sağlıklı bir iletişim kurmak zorundadır. İletişimi
ve anlaşmayı sağlayan araçlar içinde en kolay, en
yaygın, en hızlı, en sağlam ve en ekonomik olanı dil
aracılığıyla yapılan anlaşma biçimidir. Her canlı gibi
dil de doğar, gelişir, kendini yeniler, değişime uğrar, zamanla da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya
gelir. Dili olduğu gibi kabul etmek gerekir. İnsanlar
ona istedikleri gibi bir biçim veremezler. Dilin bütün yaşamı kendiliğinden oluşur. Dil tek tek bireyleri
değil, bütün bir ulusu ilgilendiren sosyal kurumların
başında gelir.
ÜNİTE
3. İletişim kurmak amacıyla oluşturulmuş göstergelere
belirtke denir. Belirtkeler, bir canlı ya da cansız nesne tarafından üretilir ve bilgi taşıma özelliği gösterir.
Parçaya göre aşağıdakilerden hangisi belirtke
değildir?
A) Tehlike ve alarm işaretler
B) Gökyüzündeki kara bulutlar
C) Kumanda üzerindeki işaretler
D) Mors alfabesi
E) Trafik levhaları
Bu parçada dilin aşağıdaki özelliklerinden han-
4. Anne, çocuklarına: “Bugün size çok güzel bir çiko-
gisine değinilmemiştir?
latalı pasta yaptım.” der demez büyük bir alkış aldı.
A) Canlı bir varlık olmasına
B) Doğal bir varlık olmasına
Bu cümlede iletişim ögelerinden hangisine yer
verilmemiştir?
C) Sosyal bir kurum olmasına
A) Gönderici
D) Anlaşma aracı olmasına
B) Alıcı
Evrensel İletişim Yayınları
E) Gizli anlaşmalar sistemi olmasına
C) İleti
D) Dönüt
E) Bağlam
5. Aşağıdakilerden hangisi sosyal göstergeler arasında sayılamaz?
A) İş yerinde giyilen üniformalar
B) İyi bir üniversite bitirme
C) Bir ülkedeki okuma, yazma oranı
2. Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkı, Türk mille-
D) Bebeğin ateşinin yükselmesi
tidir. Türk milleti demek, Türk dili demektir. Türk dili,
E) Hakemin futbolcuya gösterdiği sarı kart
Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti, geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakının
ananelerinin, hatıralarının menfaatlerinin kısacası
bugün milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.
Mustafa Kemal Atatürk, yukarıdaki demecinde
Türk dilinin hangi özelliği vurgulamıştır?
A) Anlaşma aracı olması
B) Canlı bir varlık olması
C) Millî birlik ve beraberliği sağlaması
D) Gizli anlaşmalar sistemi olması
E) Doğal bir varlık olması
6. •Göndericinin aktardığı duygu, düşünce, hayal, istek ve bilgiler.
•İletişime katılan ögelerin birlikte meydana getirdi-
• İletinin göndericiden alıcıya ulaştığı yol veya araç.
• İletiyi hazırlayan kişi.
Yukarıdaki cümlelerde iletişimin hangi ögesin-
ği ortam.
den söz edilmemiştir?
A) Gönderici
B) Alıcı
C) İleti
D) Bağlam
E) Kanal
27
1.
ÜNİTE
İletişim, Dil ve Kültür
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 1
7. Öğretmen sınıfta öğrencilere: “Önümüzdeki ay,
10. İletişim kurma, ileti aktarma, bilgi verme amacı ta-
sizden Atatürk konulu bir pano hazırlamanızı isti-
şıyan, göstereni ile gösterileni arasında uzlaşıma
yorum.” dediğinde öğrenciler kolları sıvayıp hemen
bağlı bir ilişki bulunan göstergelerdir. Gemilerde
hazırlığa başladılar.
kullanılan sirenler, trafik işaretleri örnek olarak gös-
terilebilir.
Bu iletişimle ilgili aşağıdakilerden hangisi yan-
lıştır?
Bu parçada sözü edilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gönderici öğretmendir.
A) Belirti
B) Alıcı öğrencilerdir.
B) Belirtke
C) Kanal sınıftır.
C) Simge
D) İleti, pano hazırlanması isteğidir.
D) İkon
E) Dönüt, öğrencilerin hazırlığa başlamalarıdır.
E) Kod
11.
•Edatlar tek başlarına anlam ifade etmeyen söz-
8. Aşağıdakilerden hangisi simge kavramını karşılar?
A) Gemilerde kullanılan bayraklar
B) İzcilerin ileti taşıyan vücut hareketleri
C) Bir kişinin yağlı boya tablosu
D) Dengede duran terazi resmi
E) Çiçeklerin açması
Evrensel İletişim Yayınları
cüklerdir.
• Sera gazları küresel ısınmaya sebep oluyor.
• Oynamayı bırak da git dersini yap.
• Beni duyuyorsun değil mi?
Numaralanmış cümleler dilin hangi işlevini örneklemez?
A) Kanalı kontrol işlevi
B) Göndergesel işlev
C) Alıcıyı harekete geçirme işlevi
D) Heyecana bağlı işlev
E) Dil ötesi işlev
I. Elindeki ekmeği masaya bırak.
II. Yaşasın, sınavda birinci oldum.
9. Aşağıdakilerden hangisi iletişimi engelleyen
faktörler arasında yer almaz?
A) Duygusal faktörler
B) Sabırlı olmak
C) Dildeki farklılık
III. Tören için dışarıda sıra olun.
IV. Aman, az daha düşecektim.
12. Numaralanmış cümlelerin hangilerinde dil alıcıyı
harekete geçirme işlevinde kullanılmıştır?
A) I - II
B) I - III
D) Yetersiz bilgi
C) I - IV
E) Algılama farklılıkları
D) II - III
E) II - IV
28
1.
İletişim, Dil ve Kültür
ÜNİTE
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 2
1. Dille ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlış-
4. Karadeniz Bölgesi, ismini Karadeniz’den alan Sakarya Ovası’nın doğusundan Gürcistan sınırına
tır?
kadar uzanan Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden
A) Kuşaktan kuşağa aktarılan bir sistemdir.
biridir. Türkiye’deki bölgeler arasında büyüklük ba-
B) Sözlü ve yazılı olabilir.
kımından üçüncü sırada yer almaktadır. Ayrıca do-
C) En etkili ve kullanışlı iletişim biçimidir.
ğu-batı genişliği ve bu nedenle yerel saat farkı en
D) Zamanla değişmez, kalıcıdır.
fazla olan bölgedir.
E) Bütün ulusun ortak malıdır.
Bu parçada dil, hangi işlevinde kullanılmıştır?
A) Göndergesel
B) Kanalı kontrol
C) Heyecan bildirme
D) Alıcıyı harekete geçirme
E) Şiirsel
2. “Ne kadar bilirsen bil, anlattıkların karşındakinin an5. Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
layabildiği kadardır.”
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor
Mevlana’nın bu sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anlama, anlatma, yorumlama kişiden kişiye değişir.
B) Kişi sabırlı bir şekilde karşısındakini dinlemelidir.
C) Bilgi başkasına anlattıkça büyür.
D) Ne anlattığın değil nasıl anlattığın önemlidir.
E) Karşındakinin anlamak istediğinden fazlasını
anlatamazsın.
Sende seyrediyorum denilerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim
Evrensel İletişim Yayınları
Şiirsel işlevin kullanıldığı bu dizelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Sanata özgü gerçeklik söz konusudur.
B) Bilgi aktarma amaçlı yazılmıştır.
C) İletinin iletisi şiirin kendindedir.
D) Her okuyan farklı anlamlar çıkarabilir.
E) Mecaz anlamlı ve çağrışımlı sözcüklerden yararlanılmıştır.
3. Bu işlevin kullanıldığı metinlerde ileti, kendi dışında
6. Birey olarak nasıl kendimizi dilsiz düşünemezsek
ve dil hayatımızın her anına hâkim bir unsursa aynı
herhangi bir şeyi ifade etmez. Obje, iletinin kendi-
şekilde toplumun hiçbir alanı da dilden bağımsız
sidir. Gönderici, alıcıda hissettirmek istediği etkileri
değildir. Edebiyatımız, musikimiz, mimarimiz, fel-
uyandırmak için dili istediği gibi kullanır. Kendi özgün üslubunu oluşturmak için bir anlamda dili yeni-
sefemiz dille ilişki içindedir ve dilden ayrı düşünü-
den yaratır. Edebî sanatlardan, karşılaştırmalardan,
lemez. Aynı şekilde gelenek ve göreneklerimiz dil
çağrışım gücü yüksek sözcüklerden yararlanarak
olmadan kuşaktan kuşağa aktarılamaz.
imgeler oluşturur.
Bu parçada sözü edilen dil işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Göndergesel işlev
B) Heyecana bağlı işlev
C) Alıcıyı harekete geçirme işlevi
D) Kanalı kontrol işlevi
E) Şiirsel işlev
Bu parçada dilin kültürle ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisine değinilmiştir?
A) Kültürün dilden ayrı olduğuna
B) Dilin kültürden önemli olduğuna
C) Kültürün dilden öncelikli olduğuna
D) Dilin kültürü kapsamasına
E) Dil ve kültürün birbirlerine dayandıklarına
29
1.
ÜNİTE
İletişim, Dil ve Kültür
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 2
7. Aşağıdakilerden hangisi dil ile kültürün ortak
10. Bir ülkedeki ağızlardan herhangi biri çeşitli neden-
özellikleri arasında yer almaz?
A) Geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi görmeleri
B) Toplumun yaşayış biçiminden önemli izler taşımaları
C) Durağan olmaları, zamanla değişikliğe uğramamaları
D) Birbirlerini tamamlayarak ayrılmaz bir bütün olmaları
E) Nesilden nesile aktarılabilmeleri
lerden ötürü o ülkenin ortak kültür dili kabul edilir.
Bu ortak dil o ülkenin yazı dili de olur. Türkiye Türk
II
çesinin yazı dili olarak İstanbul ağzı kabul edilmiştir.
III
Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek ya
da topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya
söz dağarcığına jargon denir. Argo ise belli bir grup
IV
V
korumak amacıyla oluşturulmuş başkalarınca anla-
eserleri dille oluşturulmaktadır. Annelerimizin kun-
şılmayan yapay dildir.
dakta bizi uyutmak için söyledikleri ninnilerden “bir
varmış, bir yokmuş” diye başlayan masallara kadar
ğıdakilerden hangisine değinilmiştir?
A) Dilin, kültürün yaratıcısı olduğuna
B) Ulusal birlik ve beraberliği sağladığına
C) Kültür ve uygarlık değişmelerinin dile yansıdığına
D) Dilin, bir milletin düşünce tarzını yansıttığına
E) Kültürün, toplumun ayakta kalmasını sağladığına
9. Bir dilin metinlerle takip edilemeyen karanlık dönemlerinde kendisinden ayrılan kollarına .....................,
metinlerle takip edilebilen dönemlerinde kendisinden ayrılmış olup bazı ses ve şekil farklılıkları
hangilerinin yer değiştirmesi gerekir?
A) I ve II
B) I ve III
C) I ve III
D) III ve IV
E) IV ve V
Evrensel İletişim Yayınları
Bu parçada, dilin kültürle ilişkisi hakkında aşa-
Bu parçadaki bilgi yanlışının giderilmesi için
numaralanmış kelime veya kelime gruplarından
her sözlü ürün; Köktürk Yazıtları’ndan İstiklal Mar
karşısında dayanışmayı, çıkar birliğini devam ettirmek; başkalarına karşı korunmak, bir meslek sırrını
8. Sözlü ve yazılı bütün edebî ürünler, bilim ve sanat
şı’na kadar her yazılı ürün dille söylenmiş, yazılmıştır.
I
11. Aşağıdakilerden hangisi, iletişim olamaz?
A) Taksi şoförüne soru sormak
B) İnternette paylaşılan yazıların altına yorum yazmak
C) Dolmuşu, el kaldırıp durdurmak
D) Şiir okumak
E) İnternet üzerinden fatura yatırmak
gösteren kollarına ....................., şehirden şehre
değişebilen ve sözcüklerin dildeki söylenişlerinden
farklılıklar gösteren kollarına ..................... denir.
Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisinde verilenler sırasıyla getirilmelidir?
A) Ağız-şive-lehçe
B) Şive-lehçe-ağız
C) Lehçe-ağız-şive
D) Lehçe-şive-ağız
E) Ağız-lehçe-şive
30
12. Gönderici ve alıcı arasında gerçekleşen duygu, düşünce, davranış ve bilgi alışverişine ------- denir.
Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden
hangisi getirilmelidir?
A) Gönderge
B) Gösteren
C) Belirtke
D) Kanal
E) İletişim
1.
İletişim, Dil ve Kültür
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 3
1. Başarılı bir iletişim kurabilmek için anlatıcıdan
ÜNİTE
5.
aşağıdakilerden hangisine dikkat etmesi bek-
I. Gel! Vatandaş gel!
lenmez?
II. Alo, sesim geliyor mu?
A) Anlatılmak istendiği tam karşılayacak sözcükler
III. Hava ısındıkça yükselir.
seçmesi
IV. Sıfatlar bir ismin niteliğini verir.
B) Açık, anlaşılır, yalın bir dil kullanması
C) Kısa, öz cümleler kurması
Yukarıdaki cümlelerde dil hangi işlevde kullanılmamıştır?
D) Sözcükleri yerli yerinde kullanması
A) Göndergesel işlevde
E) Anlatıma katkısı olmayan sözcükleri kullanması
B) Alıcıyı harekete geçirme işlevinde
C) Heyecana bağlı işlevde
D) Üst dil işlevinde
2. Bir toplumu oluşturan kişilerin düşünce ve duy-
E) Kanalı kontrol işlevinde
gularının o toplumda ses ve anlam bakımından
ortak ögeler ve kurallardan yararlanarak başkalarına aktarılmasını sağlayan çok yönlü ve gelişmiş sisteme ne ad verilir?
B) Dil
C) Kültür
D) Bilim
E) Yaşantı
3. Öğretmen, ders anlatırken öğrencilere dönüp
“Arka sıradakiler, sesim geliyor mu?” dediğinde
Evrensel İletişim Yayınları
A) İletişim
6. “Çaylar şimdi 10’lu mini paketlerde. Deneyin, bu
keyfi siz de yaşayın. Bu çay yaşamayı bilenlere…”
Bu metinde dil hangi işlevde kullanılmıştır?
A) Alıcıyı harekete geçirme işlevinde
B) Heyecana bağlı işlevde
C) Dil ötesi işlevinde
D) Kanalı kontrol işlevinde
E) Göndergesel işlevde
dili hangi işlevde kullanmış olur?
A) Göndergesel işlevde
B) Heyecana bağlı işlevde
C) Kanalı Kontrol işlevinde
D) Dil ötesi işlevinde
E) Sanatsal (şiirsel) işlevde
7. Kültürle ilgili, aşağıda verilen yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Kültür, bir toplumu millet yapan, o toplumu diğer milletlerden ayıran yaşantılar bütünüdür.
4. Reklamlarda, siyasi söylevlerde, propaganda
amaçlı konuşmalarda, yönetmeliklerde, ilanlarda dil ağırlıklı olarak hangi işlevde kullanılır?
A) Göndergesel işlevde
B) Alıcıyı harekete geçirme işlevinde
C) Heyecana bağlı işlevde
D) Üst dil işlevinde
E) Kanalı kontrol işlevinde
B) Kültür, insanların kendi yarattıkları, yıllar içinde
benimsenmiş davranışları içine alır.
C) Kültür, dünyada yaşayan tüm insanların paylaştığı evrensel davranışlardır.
D) Toplumlar farklılaştıkça çeşitli kültür düzeyleri
de ortaya çıkar.
E) Kültürler hareketlidir, zaman içerisinde yeni ihtiyaçlarla değişir ve güncellenir.
31
1.
ÜNİTE
İletişim, Dil ve Kültür
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 3
8. Aşağıdakilerden hangisi kültürü oluşturan öge-
11. Filologlar (dil bilimciler) “sözcük” yerine “gösterge”
terimini kullanırlar. Her sözcük birer “dil gösterge-
lerden değildir?
si”dir. Bu göstergenin yaşadığımız dünyadaki karşı-
A) Edebiyat
lığına “gönderge” denir.
B) El sanatları
C) İnançlar
Dil göstergeleri hakkında verilen bilgilere göre
aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
D) Bilim
A) İnsanlar kavramlarla düşünür, düşündüklerini de
E) Ahlak anlayışları
göstergelerle anlatırlar.
B) Bir göstergenin anlamı, kullanıldığı yere göre
değişir.
C) Dilde anlamı olan en küçük birime dil göstergesi
denir.
D) Göstergenin anlamı cümle içinde kullanımına
9. Dil ve kültür arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıda ve-
göre değişmez.
rilen yargılardan hangisi yanlıştır?
E) Sokaktaki bir kedi göndergedir.
A) Dil ve kültür birbirini karşılıklı etkilemektedir.
12. Bir nesneyi, durumu, olayı gösteren, düşündüren
B) Dil kültürü yaratır.
ve onun yerini alabilen sözcük, nesne ve görüntüle-
D) Bir toplumun kültürü, o toplumun dil ve iletişimi
re gösterge denir.
üzerinde etkilidir.
E) Dil ve kültür arasındaki ilişki ekonomiden etkilenmektedir.
Evrensel İletişim Yayınları
C) Dil kültürü sonraki nesillere aktarır.
Aşağıdakilerden hangisi bir gösterge olamaz?
A) Trafikteki “Dur” işareti
B) Güneşin batması
C) Havanın yoğun bulutlanması
D) İnternet kullanımının artması
E) Televizyon izlemek
13.
10. Sağlam ve başarılı bir iletişim (sözlü ve yazılı)
Gönderici
kurabilmek için;
I.
İletişim kurulan kanalın sorunsuz olması
II.
Gönderici ile alıcının dil ortaklığının sağlanması
III. Gönderici ile alıcının aynı mekânda bulunması
IV. Göndericinin, anlatmak istediğini en iyi ve etkili biçimde anlatabileceği simgeleri seçmesi
özelliklerinden hangilerine dikkat edilmesi gerekir?
A) I , II
B) I, III
C) I, II, IV
D) I, II, III, IV
E) I, II, III
32
İleti
I.
Alıcı
II.
III.
Yukarıdaki iletişim şemasında gösterilen numaralı kutulara aşağıdakilerden hangileri sırasıyla
getirilmelidir?
A) Dönüt – Bağlam – Belirti
B) Mesaj – Gösterge – Bağlam
C) Simge – Mesaj – Dönüt
D) Kanal – Dönüt – İletişim
E) Kanal – Geri Bidirim – Bağlam
9. Sınıf
2.
ÜNİTE
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI
VE TÜRKÇENİN DÜNYA
DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
9. Sınıf
2.
DİL VE ANLATIM
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
1. DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI
Bugün yeryüzünde kaç dil konuşulduğu kesin olarak belli değildir. Bu
belirsizlik bazı lehçelerin dil durumuna gelmemesi, yani lehçelerin ayrı bir dil
KAZANIM 1
olarak sayılıp sayılamayacağı konusunda bir görüş birliğine varılmamasından
Dil ailelerinin oluşumunu
açıklar.
incelenmemiş, yazı dili durumuna gelmemiş diller bulunmaktadır. Bununla
•
kaynaklanmaktadır. Ayrıca yeryüzünün bazı bölgelerinde daha işlenmemiş,
birlikte yeryüzünde konuşulan dil sayısının ortalama 3000-3500 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Yeryüzündeki diller, ses sistemi, biçim yapısı ve söz dizimi bakımından
bazı yakınlıklar ve benzerlikler gösterir. Diller arasındaki bu yakınlık ve ben-
Diller arasında ses
sistemi, yapı, söz
dizimi bakımlarından
benzerlikler dil ailelerini
oluşturur.
zerliğe “dil aileleri (dil akrabalığı)” adı verilir.
Dil akrabalığı olan diller, ulusların aynı soydan geldiklerini göstermez. Aynı soydan gelen ve dilleri akraba
olan uluslar bulunmakla birlikte, farklı soydan gelen ve aralarında kültürel bağları görülen ve dil akrabalığı olan
uluslar da vardır.
Yeryüzündeki diller (dil aileleri) bazı yakınlık ve benzerliklerine göre yapı ve köken olmak üzere iki bakımdan
incelenir.
KÖKEN BAKIMINDAN DÜNYA DİLLERİ
KAZANIM 2
Köken bakımından birbirine benzer diller, aynı kaynaktan çıkmış akraba
dillerdir.
Yeryüzündeki başlıca dil aileleri şunlardır:
1. Hint - Avrupa Dilleri Ailesi
A) Asya Kolu
Dillerin sınıflandırılmasında esas alınan ölçütleri
kavrar.
•
Diller köken bakımından, Hint-Avrupa dilleri, Hami-Sami dilleri,
Çin-Tibet dilleri, Altay
dilleri, Bantu dilleri gibi
gruplara ayrılır.
•
Yapı bakımından diller
tek heceli, eklemeli
(bitişken) ve çekimli
(bükümlü) biçiminde
sınıflara ayrılır.
Hintçe, Farsça, Ermenice
B) Avrupa Kolu
I. Germen (Cermen) Dilleri: Almanca, İngilizce, Felemenkçe (Hollan-
II. Romen Dilleri: Latince, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, İtal-
III. İslav Dilleri: Rusça, Sırpça, Lehçe (Lehistan bölgesinde kullanı-
da’da ve Belçika’nın bir kısmında kullanılan dil).
yanca
lan dil).
2. Hami-Sami Dilleri Ailesi: Akatça, Arapça, İbranice
3. Bantu Dilleri Ailesi: Orta ve Güney Afrika’da yaşayan Bantuların dilleri bu gruba girer.
4. Çin Dilleri Ailesi: Çince ve Tibetçe bu ailedendir.
5. Ural- Altay Dilleri Ailesi
A) Ural Kolu
Fince, Macarca, Samoyetçe, Estonca
B) Altay Kolu
34
Türkçe, Moğolca, Mançu-Tunguzca
DİL VE ANLATIM
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
konu anlatımlı
Ural - Altay dillerinin özellikleri şöyle sıralanabilir:
1. Ünlü uyumu vardır.
2. Sondan eklemeli bir yapısı vardır.
3. Ön ekler yoktur.
4. Sözcüklerde dil bilgisi bakımından erkek ve dişi tür ayrımı yoktur.
5. Bazı ekler çekim eki olmalarına rağmen yapım eki olarak da kullanılır.
6. Ses, yapı ve söz dizisi bakımından benzerlikler bulunur.
7. Türkçede ve Macarcada durum ekleri, çoğul ve iyelik eklerinden sonra gelir.
8. Söz diziminde yardımcı unsurlar (tamlayan, belirten) önce, asıl unsurlar (tamlanan, belirten) sonra gelir.
9. Sıfatlar isimlerden önce kullanılır.
10. Soru eki vardır.
Dünyadaki Başlıca Dil Aileleri
Hami-Sami
Dil Ailesi
Hint-Avrupa Dil Ailesi
Asya
Dilleri
Avrupa
Dilleri
Hint İran
Dilleri
Hint
Dilleri
Latin Dilleri
İran
Dilleri
Germen Dilleri
Slav Dilleri
Fransızca
Almanca
Rusça
Çin-Tibet
Dil Ailesi
Bantu
Dil Ailesi
Ural-Altay
Dil Ailesi
Arapça
Çince
İbranice
Tibetçe
Macarca
Türkçe
Habeşçe
Vietnamca
Fince
Moğolca
Akatça
Kmerce
Estonca
Mançu
Tunguzca
Afrika Dilleri
Ural Dilleri
Altay Dilleri
Hintçe
Farsça
İtalyanca
İngilizce
Bulgarca
Urduca
Peştunca
İspanyolca
Felemenkçe
Sırpça
Japonca
Tacikçe
Romence
İsveççe
Hırvatça
Korece
Norveççe
Çekçe
Lehçe
SORU
I. Estonca
II. Macarca
III. Hırvatça
IV. Fince
V. Habeşçe
Yukarıda verilen dillerden hangileri köken bakımından aynı dil ailesi içerisinde yer alır?
A) I ve II.
B) I, II ve III.
C) I, IV ve V.
D) I, II ve IV.
E) II, III ve IV.
35
9. Sınıf
2.
DİL VE ANLATIM
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
ÇÖZÜM
Estonca, Macarca ve Fince, Ural-Altay dil ailesinin Ural koluna ait dillerdendir. Habeşçe, HamiSami dil ailesine; Hırvatça, Slav dil ailesine ait dillerdendir.
Doğru Yanıt D
YAPI BAKIMINDAN DÜNYA DİLLERİ
1. Tek heceli Diller Bu dillerde her kelime tek hecelidir. Sözcüklerde çekim eki yoktur. Sözcükler ek almadan; çekime, değişime
uğramadan kalmaktadır. Sözcükte vurgu hâkimdir. Cümle içerisinde sözcükler, bulundukları yere ve başka sözcüklerle yan yana gelme durumuna göre anlam kazanır, bir sözcük yerine göre 10-15 anlam kazanabilir.
Yeryüzünde Çince ile Vietnam dili, bazı Himalaya dilleri, Afrika dilleri ve Avrupa’da Bask dili bu gruba girer.
2. Eklemeli (Bitişken) Diller Bu dillerde bir veya daha çok heceli köklere yapım ve çekim ekleri eklenir. Getirilen ekler kökle kaynaşmışlardır. Köke getirilen yapım ekleri ile yeni sözcükler, yeni kavramlar türetilir. Yeni ekler getirildiğinde kökte bir
değişiklik olmaz. Ekler bazen başa, bazen sona getirilir. Türkçeye yabancı dillerden giren bazı sözcük köklerine
de ekler getirilerek yeni sözcükler türetilir.
Bu dile en güzel örnek Türkçedir. Ayrıca Altay dilleri, (Moğolca, Mançu-Tunguzca) küçük ayrımlarla Japonca; Ural dilleri (Fince, Macarca, Samoyetçe) ile bazı Asya ve Afrika dilleri bu gruba girer.
3. Çekimli (Bükümlü) Diller Büküm, sözcüğün çekimi sırasında kökün, özellikle kökteki ünlünün değişmesidir. Bu dillerde tek ve çok heceli kökler ve birtakım ekler vardır. Çekim sırasında çoğunlukla köklerde değişiklik olur. Çekim sırasında görülen
değişikliklerle yeni sözcükler ve kavramlar ortaya çıkar.
Hint- Avrupa dilleri (Almanca, Farsça, Fransızca, Hintçe) ile Arapça çekimli dil grubuna girer.
SORU
Eklemeli (bağlantılı) dillerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Sözcüklerin köklerine ek eklendiğinde kökte herhangi bir değişiklik olmaz.
B) Sözcüklerin başına ve sonuna getirilen ekler sözcüğün anlam ve görevini değiştirir.
C) Sözcüğün kök anlamıyla ek aldığındaki anlam arasında anlam bağlantısı yoktur.
D) Türkçe, Moğolca, Tunguzca, Korece, Japonca gibi diller bu grupta yer alır.
E) Eklerle yeni sözcükler türetilebilir.
ÇÖZÜM
A, B, D, E seçeneklerindeki bilgilerde bir yanlışlık yoktur. Eklemeli dillerde, sözcüğün ek aldıktan
sonraki hâliyle kökü arasında anlam bağlantısı devam eder. C seçeneğinde verilen bilgi doğru değildir.
Doğru Yanıt C
Türkçe dünya dilleri arasında yapı bakımından sondan eklemeli dil grubuna girer. Köken bakımından ise Ural-Altay
dil ailesinin Altay koluna bağlıdır.
Ural – Altay dilleri, diğer dil aileleri gibi sağlam bir aile oluşturmaz. Bu gruptaki
diller arasındaki yakınlık, köken akrabalığından ziyade yapı yönüyle benzerlik şeklinde ortaya çıktığı için sınıflandırmanın dil ailesi yerine dil grubu olarak yapılması
görüşü benimsenmektedir.
36
KAZANIM 3
Türkçenin dünya dilleri
arasındaki yerini belirtir.
DİL VE ANLATIM
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
konu anlatımlı
Türkçe, bugün yaşayan dillerin en yaşlılarından biridir ve bu tarih derinliğinin yanında mekânca da geniş bir coğrafyaya sahiptir. Türkler, bu geniş tarih ve coğrafya diliminde birçok devlet kurmuşlar, komşu kavimlerden birçok bilgi
öğrenmişler ve komşularına da birçok bilgi öğretmişlerdir. Dolayısıyla bu bilgi alışverişi Türkçe ile ona komşu olarak
yaşayan başka diller arasında zengin bir söz alışverişini de sağlamıştır.
Türkler bozkır kuşağının tek hâkimi olmakla kalmamışlar aynı zamanda Çin, Kuzey Hindistan ve Ortadoğu’yu içine
alan tarım kuşağını da yurt edinmişlerdi. Bu sebeple de bugün nüfus yoğunluğu Türkistan, Hazar çevresi ve Anadolu
ekseninde olmak üzere yaklaşık 6-7 milyon kilometreyi kaplayan Türk dili tarih içinde Sibirya’dan Doğu Avrupa’ya, Orta
Asya’dan Orta Akdeniz’e kadar yaklaşık 11 milyon kilometrelik bir coğrafyaya yayılmıştır.
2. TÜRK DİLİNİN TARİHÎ GELİŞİMİ VE TÜRKİYE TÜRKÇESİ
TÜRK DİLİNİN TARİHÎ GELİŞİMİ
Türk dilinin kökeni çok eski çağlara dayanmaktadır.
Bu konuda bilim adamlarınca farklı görüşler ileri sü-
rülmektedir. Türk dili gelişme aşamalarına göre şöyle
sınıflandırılır:
KAZANIM 1
Türk dilinin tarihî gelişimini dönemlere ayırır.
•
sonra Oğuzların Anadolu’ya yerleşmesiyle birlikte
1. Altay Çağı eski Anadolu Türkçesi adı verilen yeni bir yazı dili
Altay Çağı’nda Türkçe henüz bir dil niteliği ka-
zanmamıştır. Türkçe - Moğolca dil birliğinin görüldü-
ğü dönemdir. Bu dönem tarihin karanlık dönemlerini
oluşmuştur.
•
de Batı Türkçesinin İstanbul ağzı temelinde şekillen-
2. En Eski Türkçe Çağı Ana Altaycadan ayrılan Türkçenin bağımsız bir
Batı Türkçesi de denilen bu dönem Osmanlı Türkçesi
ile devam etmiş, bugün konuşulan Türkiye Türkçesi
içine almaktadır.
dil olarak oluşmaya başladığı varsayılan dönemdir.
13 yy eski Türkçenin bir kırılma noktasıdır. Bu tarihten
miştir.
•
Bu devreye “Türk-Çuvaş Dil Birliği Dönemi” veya
“Proto Türkçe (Ön Türkçe) Dönemi” de denilmek-
tedir. Bu dönemle de ilgili kesin bir tarih söylemek
mümkün değildir. Bazı değerlendirmeler bu dönemi
Doğu Türkçesi Hakaniye ve Çağatay Türkçesi biçiminde devam etmiş, 20. yüzyıl başlarında Orta Asya
coğrafyasında uygulanan dil politikaları neticesinde
Kırgızca, Kazakça, Özbekçe gibi Türk yazı dilleri
ortaya çıkmıştır.
MÖ 8000’li yıllara kadar götürmektedir.
3. İlk Türkçe Çağı MÖ 5. yy - MS 5-6. yy arasını kapsar. Hun İmparatorluğu’nun hâkim olduğu dönemdir. Bu dönemde Hun İmpara-
toru Mete Han’ın anlatıldığı Oğuz Kağan Destanı oluşmuştur.
4. Eski Türkçe Çağı Bu çağ 5. yy - 10. yy arası dönemi kapsar. Türkçenin bilinen en eski örnekleri bu dönemden (8. yy) kalmıştır. Eski
Türkçe Çağı, Türk adının kullanıldığı ve ilk Türkçe belgelerin ortaya konulduğu çağdır. Türk adı ilk kez (550-745) yılları
arası devlet kuran Göktürklerde kullanılmıştır.
Eski Türkçe Çağı, Göktürkçe ve Uygurca olmak üzere iki döneme ayrılır. Göktürkçe, Çin’in kuzeyinde bugünkü
Moğolistan’da büyük bir göçebe devleti kuran Göktürklerin dilidir. Bu dönemde Tonyukuk Anıtı, Kültigin Anıtı ve Bilge
Kağan Anıtı yazılmıştır. Uygurca ise yerleşik hayata geçerek tarımla uğraşan Uygurların dilidir. Bu dönemde Altun Yaruk,
Sekiz Yüknek (Altın Işık) adlı metinlerle Budizm ve Maniheizm’e ait bazı dinî metinler yazılmıştır.
37
9. Sınıf
2.
DİL VE ANLATIM
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
Eski Türkçe Çağı’ndan örnekler:
Kültigin Yazıtı: Üze kök tengri, asra yağız yer kılundukda, ekin ara kişi oğlı kılınmış. Kişi oğlınta üze eçüm
apam Bumin Kağan, İstemi Kağan olurmuş. Olurupan Türk bodunıng ilin törüsin tuta birmiş, iti birmiş.
Prens Papamkara ve Kalyanamkara Hikâyesi: Taşgarus ilinçüke atlanturdı erti. Balık taştın tarıgçılarag
körür erti. Kurug yerig suvayu öl yeri tarıyu; kuş, kuzgun, sukar, yulıyur; sansız tümen özlüg ölürür.
5. Orta Türkçe Çağı
10 ve 16. yüzyıllar arası kullanılan Türkçe dönemidir. Türkler İslâmiyet’i bu dönemde kabul etmişlerdir. Bu
dönemde eski Türkçe özellikleri korunmakla birlikte din yoluyla Arapçadan, Farsçadan yeni yeni sözcükler dilimize girmeye başlamıştır.
Bu dönem üç ayrı sahada gelişme göstermiştir.
1. Doğu Türkçesi (Çağatayca)
2. Batı Türkçesi (Anadolu Türkçesi, Azeri Türkçesi, Türkmence)
3. Kuzey Doğu Türkçesi (Kırgızca ve Kazakça)
Bu dönemi temsil eden eserler, İslam inancı doğrultusunda yazılmışlardır. İçlerinde Uygur yazısıyla yazılmış
olanlar bulunsa da genellikle Arap-Fars temelli harflerle eserler kaleme alınmıştır. Bunlar arasında en önemlileri
şunlardır:
Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi): 1069-1070 yıllarında Balasagunlu Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır. 6645 beyitlik hacimli, manzum bir eserdir. Temel amacı; yönetenlere, hükümdarlara bir tür yönetim bilgisi
dersi vermektir. Bu hâliyle siyasetname örneğidir.
Dîvânü Lügati't-Türk (Türk Dilleri Kitabı): 1077 yılında Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmıştır. Eserin yazılış amacı Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça ile at başı yarışan bir dil olduğunu ispat etmektir. Eser
Arapça kaleme alınmış ve Bağdat’ta tamamlandıktan sonra Abbasi halifesine sunulmuştur. Kaşgarlı Mahmut,
eserini yazmadan önce bütün Türk ülkelerini dolaşmış; onlardan dil, edebiyat ve folklor malzemeleri derlemiştir.
Bu yönüyle eser, Türkçenin ilk ansiklopedik sözlüğü durumundadır.
Atabetü'l-Hakayık (Hakikatler Eşiği): Yüknekli Edip Ahmet tarafından yaklaşık olarak XII. yy. da yazıldığı
tahmin edilen bir eserdir. Dinî, ahlaki bir özellik arz eder. Tamamı manzumdur.
Divan-ı Hikmet (Hikmetler Kitabı): Ahmet Yesevi tarafından 12. yüzyılda yazılmıştır. Halk diliyle yazılan
eser Hakaniye Türkçesinin özelliklerini taşır. Ahmet Yesevi din ve tasavvuf hakkındaki görüşlerini “hikmet” adını
verdiği 3-5 dörtlükten oluşan şiirlerine yansıtmıştır.
Orta Türkçenin en karakteristik özelliği, Orta Asya'da yaşayan Türklerin (özellikle de Oğuz ve Kıpçak Türklerinin) çeşitli sebeplerle yerlerini terk edip büyük dalgalar ve kalabalıklar hâlinde göç etmeye ve bunun sonucu
olarak gittikleri, yerleştikleri yerlerde kendi konuşma dillerine dayanan yazı dilleri (lehçeleri) oluşturmaya başlamalarıdır. Bir bakıma bu dönem, yeni yazı dillerinin oluştuğu, Eski Türkçe ile yeni Türkçe arasında köprü kuran
bir dönemdir. Bu göç dalgalarından biri, Hazar’ın kuzeyinden batıya doğru ilerlemiş ve Karadeniz’in kuzeyi de
dâhil olmak üzere geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Bu göç hareketini yapanlar Kıpçak Türkleridir. Göç sebebiyle
Kıpçak Türkçesi söz konusu geniş bozkırlara yayılmıştır. Ancak bu coğrafyadaki Kıpçak Türkleri, bölgede bir
devlet kuramadıkları için Kıpçak Türkçesi de pek verimli olamamıştır. O dönemdeki Kıpçaklardan bize yadigâr
kalan tek eser, “Codex Cumanicus”tur. ‘’Kuman Sözlüğü” anlamına gelen eser (Kıpçaklar sarışın oldukları için
Avrupalılar “Kıpçaklara “Kuman” derlerdi.) 1303 tarihinde Karadeniz’in kuzeyinde bir bölgede kaleme alınmıştır.
Kıpçakça, Latince, Farsça, Almanca kelimeler; Hıristiyan ilahileri, İncil’den parçalar, atasözleri içeren eser, İtalyan
ve Almanlar tarafından derlenmiştir. Bu eser, Kıpçakçayı öğrenmek amacıyla oluşturulmuş; ticari ve dinî fayda
gözetilerek yazılmıştır.
Hazar’ın güneyinden Kafkaslara ve Anadolu’ya inen diğer bir Türk boyu olan Oğuzlar, 1071’de Anadolu’ya artık temelli olarak girince Anadolu’da kendi konuşma dillerine (lehçesine) dayanan bir yazı dili de geliştirdiler. Başlangıçta geldikleri ve bağlı oldukları Doğu Türkçesi özelliklerini de içinde barındıran eserler verdiler. Son-
38
DİL VE ANLATIM
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
konu anlatımlı
raları yaklaşık olarak XIII. yüzyıldan XV. yüzyıla kadarki dönem içinde Eski Anadolu/Türkiye Türkçesi diye adlandırılan
ve Oğuz Türkçesi özellikleri barındıran Türkçeyle eserler kaleme aldılar. Bugün de zevkle okuduğumuz Yunus Emre’nin
şiirleri, Süleyman Celebi’nin Mevlid’i (Eserin asıl adı Vesiletü’n-Necat “Kurtuluş Vesilesi’dir.), bu dönem Türkçesiyle yazılmışlardır. XV. yüzyıldan sonra yine bu Oğuz Türkçesi temelinde Osmanlıca denilen bir dönem başlayacak ve yaklaşık
XIX-XX. yüzyıla kadar devam edecektir.
Orta Türkçe Dönemi’nde oluşan yeni yazı dillerinden (lehçelerinden) biri de Harezm, yazı dilidir.
Harezm Türkçesi, XIII-XIV. yüzyıllarda Hazar Denizi ile Aral Gölü arasında, yani Batı Türkistan’ın Amuderya (Ceyhun) bölgesi merkezli kurulup gelişen yazı dilidir. Temelde Doğu Türkçesi olan Karahanlı Türkçesine dayanır ama içinde
Kıpçak, Oğuz dili unsurları da bulunur.
Harezm Türkçesini temsil eden eserler arasında en önemlileri şunlardır:
Nehcü’l-Feradis: Kerderli Mahmut tarafından 358’de yazılmıştır. Cennetlerin Açık Yolu anlamına gelen eser kırk
hadis tercümesi niteliğindedir, çok akıcı ve zevkli bir eserdir.
Hüsrev ü Şîrîn: 1341’de Kutb tarafından yazılmıştır. Eserde Kıpçak Türkçesinin özellikleri baskındır.
Kısasü’l-Enbiya (Peygamber Kıssaları): 1310’da yazılan Rabguzî tarafından kaleme alınmıştır.
Muînü’I-Mürid (Müridlerin Yardımcısı): Bu eser de yine Rabguzî tarafından kaleme alınmıştır.
Muhabbetname: Harezmî’nin; Harezmi mahlaslı bir ozan tarafından 1352 yılında Hoca Bey adlı birinin isteği üzerine manzum olarak yazılmıştır.
Mukaddimetü’l-Edeb: Zemahşerî tarafından yazılmıştır. Arapça-Türkçe pratik bir sözlük niteliğindedir.
Çağatay Türkçesi, yaklaşık XV. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar devam eden, bütün doğu Türklerinin tek yazı dili
konumunda olan Türkçedir. En önemli temsilcileri arasında Ali Şir Nevaî, Hüseyin Baykara, Babür Şah zikredilebilir.
Eser sayısı ve yetiştirdiği edip, âlim sayısı bakımından çok verimli, çok zengin bir karakter arz eder. Çağatayca, yerini
günümüz Özbek Türkçesine bırakmıştır.
6. Yeni Türkçe
16 - 20. yüzyıllar arası dönemi kapsar. Osmanlı, Azerî, Türkmen, Çağatay (Hive-Hokant lehçeleri), Özbek edebiyatlarının dili bu döneme girer. Orta Türkçe çağında karşımıza çıkan Türk şivelerinin edebiyatlarının bu devirde gelişerek devam ettiğini görmekteyiz. Bir başka deyişle, Orta Türkçe Dönemi’ni Türk şivelerinin teşekkül ettiği dönem, Yeni
Türkçe Dönemi’ni de bu şivelerle meydana getirilen edebiyatların geliştiği dönem olarak nitelendirebiliriz.
7. Modern Türkçe
Bugün içinde yaşadığımız devrin Türk lehçe, şive ve ağızlarını içine alan dönemdir.
SORU
(1) Eski Türkçe, Türk dilinin geniş bir aile olan Altay dillerinden henüz kopmadığı Çuvaş, Moğol
ve Tunguz dilleriyle bütün olduğu bir dönemdir. (2) Eski Türkçe Dönemi’ni kendi içinde Göktürk,
Uygur ve Karahanlı dönemi olarak inceleyebiliriz. (3) Göktürk Dönemi’nden kalan başlıca eserler
Orhun Abideleri adıyla anılan taşlardır. (4) Bu taşlar bugünkü Moğolistan sınırlarında bulunmaktadır. (5) Orhun Irmağı kıyısındaki bu taşlar Kültigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilmiştir.
Numaralanmış cümlelerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 4
E) 5
ÇÖZÜM
2, 3, 4, 5 numaralı cümlelerde bir bilgi yanlışı yoktur. Eski Türkçe Türkçenin İslamlık öncesi dönemiyle İslamiyet’in kabulünün ilk zamanları arasında geçen dönemdir. 1. cümlede verilen dönem, Altay
Dönemi’dir.
Doğru Yanıt A
39
9. Sınıf
2.
DİL VE ANLATIM
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
Türkçenin Karanlık Çağı
Altayca
İlk Türkçe
Ana Türkçe
Göktürkçe
Batı Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
Osmanlıca
Uygurca
Karahanlı Türkçesi
Kuzey - doğu Türkçesi
Kuzey Türkçesi
Kıpçakça
Doğu Türkçesi
Çağatayca
Çağdaş Türkçe
Kazak Türkçesi
KırgızTürkçesi
ÖzbekTürkçesi
Çağdaş Türkçe
Türkiye Türkçesi
Azeri Türkçesi
Türkmen Türkçesi
40
Uygur Türkçesi
Tatar Türkçesi
DİL VE ANLATIM
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
konu anlatımlı
11-12 ve 13. yüzyıllarda Anadolu’da, Anadolu Selçukluları Devleti
KAZANIM 2
yönetime hâkimdi. Bu dönemde devletin resmî dili Farsça idi. Edebiyat ve
sanat dili olarak Farsça, bilim dili olarak da medreselerde Arapça öğretiliyordu.
Türkçe “avam dili” sayılmakta, bu nedenle de hor görülmekteydi. Aydınlar
dahi eserlerini ya Arapça – Farsça ya da bu dillerin karışımıyla yazıyorlardı.
Anadolu’da Türkçe Oğuz
ağzı temelinde şekillenmiştir.
Bu koşullar altındaki Türk dilini kurtarmak için Karamanoğlu Mehmet Bey 15
Mayıs 1277 yılında şu tarihî fermanı yayımladı:
“Bugünden sonra divanda, dergâhta, mecliste, meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.”
Bu ferman Türkçenin gelişmesinde, ulusal bilincin yerleşmesinde önemli olmuştur. Türkçenin gelişimine 12
ve 13. yüzyıllarda Şeyyad Hamza, Ahmet Fakih, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Hoca Dehhani, Dede Korkut vb.
pek çok yazar ve düşünür katkı sağlamıştır.
SORU
Türkçe sözcüklerin karşılıklarını Arapça veren ve Arap grameri temelinde düzenlenen eserde o günkü Türk dünyasına ait pek çok özellik bulmak da mümkündür. Sözcükler açıklanırken atasözleri ve
şiir örnekleri verilmesi eski Türk yaşayışı hakkında bilgi sahibi olmamızı da sağlamıştır. Eserde Türk
dilinin grameriyle ilgili önemli bilgiler de yer almıştır.
Bu parçada sözü edilen eser aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kutadgu Bilig
B) Divanı Lügat’it Türk
D) Divan-ı Hikmet
C) Atabetü’l Hakayık
E) Sekiz Yükmek
ÇÖZÜM
Kutadgu Bilig, bir siyasetnamedir. Nasıl mutlu olabileceğimizi anlatır. Atabetü’l Hakayık, hadis ve Arapça
beyitlere dayanılarak yazılmış şiirlerle, ahlaklı insan olmanın yollarını anlatmış, İslami düşünürlere yol gösterici olmuştur. Divan-ı Hikmet, dinî ve ahlaki öğütlere yer veren şiirlere yer vermiştir. Hece ölçüsü kullanılmıştır.
Tasavvuf kültürünün temeli bu yapıttadır. Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli gibi mutasavvıfların
düşüncelerinin kaynağı bu yapıttır. Parçada Divanı Lügat’it Türk’ten söz edilmektedir.
Doğru Yanıt B
41
9. Sınıf
2.
DİL VE ANLATIM
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
2. ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
Aşağıdaki cümlelerin başına yargılar doğru ise “D” , yanlış ise “Y” yazınız.
FF 1. Hintçe, Farsça, Ermenice Hint-Avrupa dil ailesinin Asya koluna ait dillerdir.
FF 2. Ural-Altay dillerindeki sözcüklerde dilbilgisi bakımından erkek ve dişi tür ayrımı vardır.
FF 3. Tek heceli dillerde cümle içerisinde sözcükler, bulundukları yere ve başka sözcüklerle yan yana gelme
durumuna göre anlam kazanır.
FF 4. Eklemeli dillerde çekim sırasında çoğunlukla köklerde değişiklik olur.
FF 5. Ural-Altay dillerinde isimler sıfatlardan önce kullanılır.
FF 6. Altay Çağı’nda Türkçe henüz bir dil niteliği kazanmamıştır.
FF 7. Altay Çağı, Türk adının kullanıldığı ve ilk Türkçe belgelerin ortaya konulduğu çağdır.
FF 8. Eski Türkçe Çağı, Göktürkçe ve Uygurca olmak üzere iki döneme ayrılır.
FF 9. Göktürkler Dönemi’nde Altun Yaruk adlı metin ile Budizm ve Maniheizm’e ait bazı dinî metinler yazılmıştır.
FF 10. Orta Türkçe Çağı, 10. ve 16. yüzyıllar arası kullanılan Türkçe dönemidir.
FF 11. Eski Türkçe Çağı’nda Arapçadan, Farsçadan yeni yeni sözcükler dilimize girmeye başlamıştır.
FF 12. Dîvânü Lügati't-Türk’ün yazılış amacı Türklere Arapça öğretmektir.
FF 13. Dîvânü Lügati't-Türk, Türkçenin ilk ansiklopedik sözlüğü durumundadır.
FF 14. Orta Türkçe Dönemi, yeni yazı dillerinin oluştuğu, Eski Türkçe ile yeni Türkçe arasında köprü kuran
bir dönemdir.
FF 15. Orhun Yazıtları, Uygur devleti zamanında dikilmiştir.
FF 16. Eski Türkçe Dönemi Göktürklerle başlayıp İslamiyetin kabulüne kadar süren evredir.
FF 17. Göktürkçe ve Uygurca Orta Türkçe Çağı’nın kollarıdır.
Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
1. Yeryüzündeki dillerin, ses sistemi, biçim yapısı ve söz dizimi bakımından bazı yakınlıklar ve benzerlikler
göstermesi sonucu …………………………… oluşmuştur.
2. Diller köken bakımından, ………………………………………………………… gibi gruplara ayrılır.
3. Akatça, Arapça, İbranice ……………………………………….. dil ailesine ait dillerdir.
4. Almanca, Farsça, Fransızca, Hintçe ve Arapça yapı bakımından …………………. grubuna girer.
5. Çince ile Vietnam dili yapı bakımından ……………………………. diller grubundandır.
6. Türkçe, köken bakımından …………………………….. dil ailesine mensup bir dildir.
7. Türk adı, ilk kez (550-745) yılları arası devlet kuran ……………………….. kullanılmıştır.
8. Eski Türkçe Çağı’nda ilk yazılı belgelerimiz olan ……………………………… dikilmiştir.
9. Türkler İslâmiyet’i ……………………. Çağı’nda kabul etmişlerdir.
10. Kutadgu Bilig 1069-1070 yıllarında ………………………………. tarafından yazılmıştır.
11. Dîvânü Lügati't-Türk …………………………………. anlamına gelir.
12. Atabetü'l-Hakayık …………………………… tarafından yazılmıştır.
13. Yeni Türkçe ……………………… yüzyıllar arası dönemi kapsar.
14. Bugün içinde yaşadığımız devir …………………………………. olarak adlandırılır.
15. “Gerçeklerin eşiği” anlamına gelen ……………………………….. 12. yüzyılda yazılmıştır.
42
DİL VE ANLATIM
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
konu anlatımlı
Aşağıdaki dilleri ait olduğu dil aileleriyle eşleştiriniz.
Aşağıda verilen özellikleri, yapısı bakımından dillerle eşleştiriniz.
43
2.
ÜNİTE
Dillerin Sınıflandırılması ve Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 1
1. Aşağıdakilerden hangisi Altay grubu dil ailesin-
5. ................................ dilinde bütün sözcükler tek
den değildir?
A) Türkçe
B) Moğolca
D) Japonca
hecelidir. Bu sözcükler ek almaz ve çekime girmez.
C) Korece
Bu dilde sözcük türetme yerine hep aynı biçimi ko-
E) Çince
runan sözcükleri cümle içinde farklı yerlerde kullanarak, sözcük birleştirerek ya da çok zengin bir
tonlama ve vurgu sistemi kullanarak yeni kavramlar
2. “katib, mektub, mekteb” örneklerinde olduğu gibi
karşılanır.
çekim ve türeme sırasında sözcüklerin kökündeki
ünlülerde değişiklik olurken ünsüzler korunmakta-
den hangisinin getirilmesi uygun olmaz?
dır. Ama bu gruba giren bazı dillerde kök, çekime
A) Çin
girdiğinde tümüyle değişir ve tanınmaz hâle de ge
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdaki dillerB) Tibet
D) Endonezya
lebilir.
C) Vietnam
E) Fin
Aşağıdakilerden hangisi özellikleri verilen dil ailesinde yer alan dillerden değildir?
A) Farsça
B) Arapça
D) Almanca
C) Türkçe
6. Aşağıdakilerden hangisi eklemeli dillerin özel-
E) Fransızca
liklerinden değildir?
A) Sıfatlar adlardan önce kullanılır.
3.
lenen ve çeşitli görevleri bulunan ekler vardır.
II. Sözcüklerin ne anlama geldiği, cümle içinde
nerede kullanıldığı ile vurgu ve tonlamanın ne
şekilde yapıldığıyla anlaşılır.
III. Ek alırken sözcük köklerinde herhangi bir ses
C) Hem yapım hem çekim eki alma özellikleri var-
Evrensel İletişim Yayınları
I. Tek ve çok heceli sözcük kökleriyle bunlara ek-
B) Bu dillerde ön ekler yoktur.
dır.
D) Sayı bildiren sözcüklerden sonra çokluk eki kullanılmaz.
E) Kelime türetme ve çekim son eklerle yapılırken
köklerde değişme olur.
değişikliği olmaz.
IV. Bütün sözcükler tek hecelidir, bu sözcükler ek
almaz ve çekime girmez.
Numaralandırılmış cümlelerden hangileri Türk-
çenin de aralarında yer aldığı eklemeli dillerin
7. Aşağıdakilerden hangisi Ural-Altay dil ailesinin
özellikleri arasında sayılamaz?
özelliklerindendir?
A) I ve II
B) I ve III
D) II ve IV
A) Ses uyumu kuralı vardır.
C) II ve III
B) Sözcüklerde cinsiyet ayrımı vardır.
E) III ve IV
C) Çekimlenme ve sözcük türetme eklerle yapılır.
D) Sayı sıfatından sonra gelen ekler tekildir.
E) Söz diziminde özne-tümleç-yüklem sırası izlenir.
4. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) Tek heceli dillerde cümle, tek heceli sözcükler
dizisinden ibarettir.
B) Moğolca, Mançuca, Tunguzca tek heceli dillerdendir.
8. Dünya üzerinde konuşulan diller ses sistemi, yapı,
C) Bitişken dillerde ekler sözcüğün başına ya da
söz dizimi, söz dağarcığı gibi açılardan benzerlik
sonuna gelebilir.
D) Eklemeli dillerde, ek alırken sözcüğün kökü değişmez.
E) Arapça, İngilizce, Almanca bükümlü dillerdendir.
44
gösterdiği için dil aileleri sınıflandırmaları yapılmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi bir ana dil ailesi değildir?
A) Hint- Avrupa
B) Hami- Sami
D) Çin- Tibet
C) Hint- İran
E) Ural- Altay
2.
Dillerin Sınıflandırılması ve Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 1
9. Eski Türkçe, Türkçenin İslamlık öncesi dönemiyle
12. Göktürk alfabesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
İslamiyet’in kabulünün ilk zamanları arasında ge-
A) Türkçenin ses yapısıyla en iyi örtüşen alfabedir.
çen dönemdir.
ÜNİTE
B) Bu alfabe ile yazılan en önemli eserlerden biri
Aşağıdakilerden hangisi Eski Türkçe Dönemi
Altun Yaruk’tur.
eserleri arasında değildir?
C) 38 harften meydana gelir.
A) Orhun Abideleri
D) Türklerin ilk yazılı ürünleri bu alfabeyle oluşturul-
B) Yenisey Yazıtları
muştur.
C) Muhakemetü’l- Lugateyn
E) 4 ünlü, 34 ünsüz harfi vardır.
D) Altun Yaruk
E) Sekiz Yükmek
13. Aşağıdakilerden hangisi Çağatay Türkçesi ile
yazılmıştır?
A) Garipname
B) Babürname
C) Harname
10.
D) Kabusname
E) Yusuf u Züleyha
mıdır.
2. Orta Asya’daki Türklerin ortak dilidir.
3. 15. yüzyıldan itibaren Çağatay Türkçesi olarak
adlandırılmıştır.
Numaralandırılmış cümlelerde özellikleri verilen dönemde kullanılan Türkçe aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Doğu Türkçesi
Evrensel İletişim Yayınları
1. Eski Türkçenin ve Karahanlı Türkçesinin deva-
14. Türklerin İslam medeniyetinin etkisinde yazdıkları,
Karahanlı dönemi eserlerindendir. Mutlu olma bil-
gisi anlamına gelen eser, bir çeşit siyasetnamedir.
Yusuf Has Hacip tarafından yazılmış, 6645 beyitlik
manzum bir eserdir.
Bu parçada tanıtılan eser aşağıdakilerden hangisidir?
A) Divan-ı Lügat’it Türk
B) Batı Türkçesi
B) Divan-ı Hikmet
C) Azeri Türkçesi
C) Atabetü’l Hakayık
D) Kıpçak Türkçesi
D) Kutadgu Bilig
E) Eski Anadolu Türkçesi
E) Muhakemetü’l Lugateyn
15. Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) Türkçe yapı bakımından eklemeli dillerdendir.
11.
B) Kaşgarlı Mahmut eski Anadolu Türkçesi devri-
I. Eski Türkçe – Orhun Yazıtları
nin şairlerindendir.
II. Orta Türkçe – Kutadgu Bilig
C) Altun Yaruk ve Sekiz Yükmek Uygur dönemi
III. Yeni Türkçe – Mecalisü’n Nefais
IV. Eski Anadolu Türkçesi – Yunus Emre Divanı
D) Orhun Yazıtları Göktürk devleti zamanında dikil-
V. Modern Türkçe Devresi – Hüsn ü Aşk
Numaralandırılmış cümlelerdeki dönem- eser
eşleştirmelerinin hangisinde bir yanlışlık vardır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
eserleridir.
E) V
miştir.
E) Eski Anadolu Türkçesi 13 ve 15. Yüzyıllar arasındaki dönemdir.
45
2.
ÜNİTE
Dillerin Sınıflandırılması ve Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 2
1. Karahanlı, Göktürk ve Uygur Türkçesi Türkçe-
5. Aşağıdakilerden hangisinin Türkçe bir sözcük
nin hangi dönemine aittir?
olduğu söylenebilir?
A) Eski Türkçe
A) Şiir
B) Millet
B) Batı Türkçesi
C) Tren
D) Üçgen
E) Jeton
C) Türkiye Türkçesi
D) Kuzeydoğu Türkçesi
E) Çağdaş Dönem Türkçesi
6. Aşağıdaki dillerden hangisi ötekilerden faklı bir
dil ailesi içinde yer alır?
A) Türkçe
B) Moğolca
D) Mançuca
2. Yeni bir kelime türetilirken veya çekim yapılırken
C) Hititçe
E) Korece
kökleri değişikliğe uğrayan dillere ………………….
denir.
Boşluğa gelmesi gereken sözcük grubu aşağı-
7. Aşağıdakilerden hangileri aynı dil ailesi içinde
dakilerden hangisidir?
yer alır?
A) Çekimli diller
A) Farsça- Almanca – Urduca
C) Eklemeli diller
D) Bitişken diller
E) Ayrımlı diller
3. Aşağıdaki dillerden hangisi yanlış eşleştirilmiştir?
A) Korece- Altay Dil Ailesi
B) Fince- Ural Dil Ailesi
C) Farsça- Hint- Avrupa Dil Ailesi
Evrensel İletişim Yayınları
B) Tek heceli diller
B) İngilizce-Almanca- Çince
C) Rusça- Latince- Arapça
D) Türkçe- Japonca- Tibetçe
E) Korece- Tunguzca-İbranice
8. Aşağıdakilerden hangisi Avrupa dil ailesi içerisindeki Germen kolunda yer almaz?
A) İzlandaca
B)İngilizce
D) Fransızca
C)Almanca
E)Hollandaca
D) Arapça- Hami Dil Ailesi
E) Tibetçe- Bantu Dil Ailesi
9. Doğu Afrika ve Arabistan Yarımadasında konuşulan İbranice, Habeşçe ve Berberice gibi dilleri
4. Aşağıdaki dillerden hangileri aynı dil ailesi için-
46
içerisine alan dil ailesi aşağıdakilerden hangisi-
de yer alır?
dir?
A) Türkçe- Farsça
A) Bantu dil ailesi
B) Moğolca- Japonca
B) Arap dil ailesi
C) Fince- Hintçe
C) Hami – Sami dil ailesi
D) Arapça- Farsça
D) Hint dil ailesi
E) Çince- Japonca
E) Baltık dil ailesi
2.
Dillerin Sınıflandırılması ve Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 2
10. “k, t, b” seslerinin arasına eklenen çeşitli ün-
14. Aşağıdakilerden sınıflamalardan hangisinde bir
lülerle “kitabe, katib, mekteb” gibi sözcüklerin
yanlışlık yapılmıştır?
türeyebildiği diller yapısına göre hangi isimle sı-
Yapısına Göre / Kökenine Göre
nıflandırılır?
A) Bükümlü
B) Tek heceli
C) Eklemeli
D) Çok Bükümlü
ÜNİTE
E) Yalınlayan
A) Moğolca:
Eklemeli / Ural-Altay
B) Fince: Çekimli / Hint- Avrupa
C)Arapça: Çekimli / Hami – Sami
D)Japonca:
Eklemeli / Ural- Altay
E) Almanca:
Çekimli / Hint – Avrupa
11. Aşağıdaki dillerden hangisinde yeni bir kavramı, durumu, eylemi karşılamak için sözcüklerin
cümle içinde farklı yerlerde kullanılmasından ya
da tonlama ve vurgu sisteminden yararlanılır?
A) Çince
B) İngilizce
D) Almanca
C) Türkçe
E) Arapça
15. Türkçenin gelişim evrelerinin hangisinde ”Altun
sözcüğün farklı tonlanmasıyla farklı anlamlar ortaya
çıkar. Yine aynı sözcük cümle içindeki yerine göre
anlamı değişebilir.
Aşağıdaki dillerden hangi ikisi bu yapıda bir dil-
Yaruk, Sekiz Yükmek, Irk Bitig, Kalyanamkara
Evrensel İletişim Yayınları
12. Bu yapıdaki dillerde her sözcük tek hecelidir. Bir
ve Papamkara Hikâyesi” metinleri bulunur?
A) Karahanlı Dönemi
B) Köktürk Dönemi
C) Orta Türkçe Dönemi
D) Yeni Türkçe Dönemi
E) Uygurlar Dönemi
dir?
A) Çince – Arapça
B) Arapça – Almanca
C) Çince – Tibetçe
D) Arapça – Farsça
E) Farsça – Moğolca
16. Türkçenin bu dönemi pek bilinmemektedir. TürkMoğol dil birliği dönemi diye de adlandırılır. Daha
13. Bu yapıdaki dillerde sözcüğün sonuna, önüne ya
ortada sistematik bir dil yoktur. Diğer akraba diller-
da sözcük içine ekler eklenebilir ve sözcüğün kökünde de değişiklikler olabilir.
Aşağıdaki gruplardan hangisi bu yapıdaki dilleri
kapsar?
A) Eklemeli diller
B) Bükümlü diller
C) Tek heceli diller
D) Bağlantılı diller
E) Yalınlayan diller
den bu dönemde daha ayrışmamıştır.
Yukarıda özellikleri verilen Türkçenin dönemi
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ana Türkçe Dönemi
B) Altay Dönemi
C) Köktürk Dönemi
D) Eski Türkçe Dönemi
E) Orta Türkçe Dönemi
47
2.
ÜNİTE
Dillerin Sınıflandırılması ve Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 3
1. 13. yy. ile 15. yüzyıllar arasında Mısır, Suriye ve Al-
4. İslâmi Orta Asya Türk yazı dilinin ilk evresi olarak
kabul edilir. 11 - 13. yüzyıllar arasında gelişen bu
tınoradu bölgelerinde kullanılan Türkçedir.
yazı dilinin merkezi Dogu Türkistan'da Kaşgardır.
Kodeks Kumanikus, Hüsrev ü Şîrîn, Gülistan Ter-
Orhon ve Uygur Türkçesinin devamıdır. Bu dönem
cümesi gibi eserler bu Türkçenin en önemli eserleri
arasındadır.
Türkçesi için Hakaniye Türkçesi terimi de kulla-
hangisidir?
tul-Hakâyık bu dönemin en önemli eserleridir.
nılır. Kutadgu Bilig, Dîvânu Lugati't-Türk, Atebe-
Parçada sözü edilen Türkçe aşağıdakilerden
A) Çağatay Türkçesi (Doğu Türkçesi)
B) Batı Türkçesi
Yukarıdaki bilgilere göre sözü edilen Türkçe
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kıpçak Türkçesi (Kuzey Türkçesi)
C) Eski Türkçe
B) Karahanlı Türkçesi
D) Kıpçak Türkçesi (Kuzey Türkçesi)
C) Orta Türkçe (Harezm Türkçesi)
E) Osmanlı Türkçesi
D) Doğu Türkçesi (Çağatay Türkçesi)
E) Osmanlı Türkçesi
2. 15. yüzyılda Harezm Türkçesinin devamı olarak
5. Bu Türkçeye “Batı Türkçesi” ve “Batı Oğuzcası”
kabul edilir. 20. yüzyılda ise yerini Özbekçeye bı-
da denilmiştir. Türkiye Türkçesi'nin ikinci dönemine
rakmıştır. Bu dönem eserlerinin en önemlileri Ali
şah’ın Vekâyî (Babürnâme)’sidir.
Yukarıdaki bilgilere göre sözü edilen Türkçe
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kıpçak Türkçesi (Kuzey Türkçesi)
B) Eski Türkçe
verilen addır. Bu dönem 15 - 19. yüzyılları arasını
Evrensel İletişim Yayınları
Şir Nevai’nin “Muhakemetü’l-Lûgateyn”i ile Babür-
kapsar. Günlük dilden oldukça uzaklaşmış Arapça
ve Farsçadan sayısız denilecek ölçüde sözcükle
yüklü bir dildir.
Yukarıdaki bilgilere göre sözü edilen Türkçe
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kıpçak Türkçesi (Kuzey Türkçesi)
C) Batı Türkçesi
B) Karahanlı Türkçesi
D) Doğu Türkçesi (Çağatay Türkçesi)
C) Orta Türkçe (Harezm Türkçesi)
E) Karahanlı Türkçesi
D) Doğu Türkçesi (Çağatay Türkçesi)
E) Osmanlı Türkçesi
3. Karahanlı Türkçesiyle Çağatay Türkçesi arasında
6.
bir geçiş dilidir. 13 ve 14. yüzyıllarda, Hazar De-
I. Yeni Türkçe Dönemi’nde Kaşgarlı Mahmud ta-
nizi ile Aral Gölü arasında ve Aral’ın güneyindeki
rafından yazılmıştır.
Amuderya bölgesi merkez olmak üzere Batı Türkis-
II. Harezm Türkçesiyle yazılmıştır.
tan’da oluşmuş ve gelişmiş bir yazı dilidir. Kısasü’l-
III. Batı Asya yazı Türkçesi hakkında varolan en
Enbiya, Mukaddimetü’l Edep, Nehcü’l Feradis bu
IV. Kitap içinde 11. yüzyılda Balasagun'u merkeze
Yukarıdaki bilgilere göre sözü edilen Türkçe
alan bir Dünya Haritası da vardır.
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kıpçak Türkçesi (Kuzey Türkçesi)
B) Eski Türkçe
C) Orta Türkçe (Harezm Türkçesi)
D) Osmanlı Türkçesi
E) Kuzey- Doğu Türkçesi
48
kapsamlı ve önemli eserdir.
dönemin en önemli eserleridir.
V. İçerisinde atasözleri ve şiirler bulunmaktadır.
“Divânü Lûgâti’t-Türk”le ilgili yukarıda verilen bilgilerden hangileri yanlıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
D) II ve III
C) I ve II
E) I, II ve III
2.
Dillerin Sınıflandırılması ve Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 3
7.
10. Aşağıdakilerden hangisi Orta Türkçe dönemine
Harezm Türkçesine ait bir eser değildir?
I. Balasagunlu Yusuf Has Hacib tarafından yazılmıştır.
A) Mukaddimetü’l – Edeb:
II. Bu eseri meydana getirirken Firdevsi’nin Şeh-
B) Kısasü’l – Enbiyâ
name’sinden etkilenmiştir.
C) Nehcü’l – Ferâdis
III. İslami Türk edebiyatının ilk büyük sözlüğüdür.
D) Muhabbetnâme
IV. Aruz ölçüsüyle mesnevi tarzında yazılmıştır, son
E) Kodeks Kumanikus
bölümleri gazel biçimindedir.
V. Düz yazıyla yazılmıştır.
“Kutadgu Bilig”le ilgili yukarıda verilen bilgilerden hangileri yanlıştır?
11. Aşağıdakilerden hangisi Kıpçak Türkçesine ait
bir eser değildir?
A) Kodeks Kumanikus
A) II ve III
B) Gülistan Tercümesi
B) Yalnız II
C) Husrev ü Şirin
C) I ve II
D) Et-Tuhfetü’z-Zekiyye fi’l-Lûgati’t-Türkiyye
D) III ve IV
E) Mukaddimetü’l - Edeb
8. 13 bölümden oluşmuş eser, 40 beyit ve 101 dörtlükten oluşur. Hakaniye Türkçesiyle yazılan eserde, bilginin faydaları, cehaletin zararları, cömertlik
ve cimrilik, dili tutmanın erdemi anlatılarak sosyal
hayata yararlı olmak hedeflenmiştir. Dili bulunduğu
döneme göre biraz ağırdır.
Yukarıdaki paragrafta sözü edilen eserin Türkçe
karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
Evrensel İletişim Yayınları
E) IV ve V
ÜNİTE
12. Türkçenin başlamasında 10. yüzyıla kadar olan dönemidir. Bu dönemden daha gerisi “karanlık devir”
olarak nitelendirilir. Bu devir kendi içinde Göktürk
Türkçesi ve Uygur Türkçesi olmak üzere ikiye ayrılır.
Yukarıdaki bilgilere göre Türkçenin bu devri
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Altay Türkçesi
B) Ana Türkçe Dönemi
A) Hakikatlerin Eşiği
C) Eski Türkçe
B) Mutluluk Veren Bilgi
D) Köktürk Dönemi
C) Bilgece Söz
E) Orta Türkçe
D) Altın Işık
E) Cennetin Yolu
9. (I) Hoca Ahmet Yesevî’nin şiirlerine hikmet, bu şiirlerin toplandığı deftere de Divân-ı Hikmet denilmektedir. (II) Dîvânü Lûgati’t-Türk, Türklere Arapça
öğretmek için Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılmıştır. (III) Kutadgu Bilig, 1069 yılında 6645 beyitten
oluşan bir siyasetnamedir. (IV) Atabetü’l-Hakayık,
dinî ve tasavvufî konuların anlatıldığı Edib Ahmet
Yükneki tarafından 12. yüzyılın başlarında yazıldığı
tahmin edilmektedir. V) Bu dört eser, Eski Türkçenin Karahanlı dönemine ait başlıca eserlerlerdir.
Yukarıdaki parçada numaralı cümlelerden hangisinde bilgi yanlışı vardır?
A) I.
B) II.
C) III.
D) IV.
E) V.
13. 13. yüzyılın ikinci yarısından itibaren metinlerini günümüze kadar aralıksız bir şekilde takip ettiğimiz
yazı dilidir. Bu devir, Selçuklulardan başlayarak bugüne kadar gelir ve devam etmektedir. Türklüğün
en büyük ve en verimli yazı dili durumundadır. Bu
Türkçenin esasını Oğuz şivesi teşkil eder. Onun için
bu yazı diline Oğuz Türkçesi de denilebilir.
Yukarıdaki bilgilere göre Türkçenin bu devri
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Batı Türkçesi
B) Orta Türkçe
C) Ana Türkçe
D) Eski Türkçe
E) Köktürk Dönemi
49
DÜNYA ÜZERİNDE TÜRKÇENİN KONUŞULDUĞU BÖLGELER
9. Sınıf
3.
ÜNİTE
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ
(SÖYLEYİŞ)
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
1. Türkçenin Ses Özellikleri
Akciğerlerden gelen havanın ağızdan çıkarılması sırasında, gırtlaktan
itibaren herhangi bir yerde tıkanması, hava yolundaki çeşitli daralmalar,
KAZANIM 1
sürtünme, kapanma, sızma, ses tellerinin titreşip titreşmemesi, dilin dişlere
Türkçedeki seslerin özelliklerini açıklar.
ya da damağa değip değmemesi, dudakların durumu vb. gibi çeşitli durumlar
seslerin niteliğini belirler. Sesler, bu çıkış biçimlerine göre benzerlikleri veya
Ünlü ve ünsüzler sınıflandırılarak özellikleri belirtilir.
farklılıkları göz önünde bulundurularak sınıflandırılırlar.
ÜNLÜLER
Seslerin çıkarılması sırasında akciğerlerden gelen havanın, tam kapanma türünden bir engelle karşılaşma-
dan, sadece ses tellerinin titreşmesiyle oluşan seslere ünlü ses denir. Ünlülere bazı kaynaklarda sesli denildiği
de görülür.
Türkçede 8 ünlü ses vardır.
Bunlar: “a, e, ı, i, o, ö, u, ü” ünlüleridir.
Ünlülerin Sınıflandırılması
Ünlüler, söylenişleri sırasında ağız boşluğunda yarattıkları açıklık - darlığa, dudakların durumuna, dilin önünün veya arkasının kabararak soluğun geçiş yolunda bir
engel oluşturmasına göre belli sınıflara ayrılırlar.
Dilin Durumuna Göre
Dilin geriye çekilmiş durumunda çıkarılan sesler: “a, ı, o, u” kalın ünlüleridir. (“Art
ünlü” olarak da adlandırılır.)
Dilin ileriye sürülmüş durumunda çıkarılan sesler: “e, i, ö, ü” ince ünlüleridir. (“Ön ünlü” olarak da adlandırılır.)
Dudakların Durumuna Göre
Dudaklar düz durumdayken çıkarılan sesler: “a, e, ı, i” düz ünlüleridir.
Dudaklar yuvarlak şeklindeyken çıkarılan sesler: “o, ö, u, ü” yuvarlak ünlüleridir.
Ağız Boşluğunun Durumuna Göre
Alt çene düşük, ağız boşluğu genişken çıkarılan sesler: “a, e, o, ö” geniş ünlüleridir.
Alt çene düşük, ağız boşluğu darken söylenen sesler: “ı, i, u, ü” dar ünlüleridir.
Ünlülerin Sınıflandırılması Tablosu
Dudakların Durumuna Göre
DÜZ
ÜNLÜLER TABLOSU
YUVARLAK
Ağız Boşluğunun Durumuna Göre
GENİŞ
DAR
GENİŞ
DAR
Dilin Durumuna
KALIN
a
ı
o
u
Göre
İNCE
e
i
ö
ü
Ünlüleri diğer seslerden ayıran önemli bir özellik de tek başlarına söylenebilir ve hece kurabilir olmalarıdır.
Örnek: “o, a-yak, ö-vünç, ı-şıl, i-ki” vb.
52
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
ÜNSÜZLER
Akciğerlerden gelen havanın çıkışı sırasında ses yolunda tıkanma, daralma, sürtünme gibi çeşitli engellerle karşılaşması sonucu oluşan seslere ünsüz ses denir. Ünsüzlere bazı kaynaklarda sessiz denildiği de görülür.
Türkçede 21 ünsüz vardır.
Bunlar: “b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z” ünsüzleridir.
Alfabe kanununa göre ünsüz harfler kendilerinden sonra gelen bir “e” ünlüsü ile seslendirileceklerdir. Buna göre
örneğin “t” ünsüzü “te” biçiminde söylenir. Ünsüzler, tek başlarına bir hece oluşturamaz.
Ünsüzlerin Sınıflandırılması
Ünsüzler, ağız boşluğundaki boğumlandığı yere (oluşum yerlerine), ses yolunda engellenmesine, ses tellerinin
titreşimlerine göre belli sınıflara ayrılır.
Ses Yolunun Durumuna Göre Ünsüzler
Akciğerlerden gelen havanın telaffuz organlarında tam olarak engellenmesi ve daha sonra serbest bırakılması
sonucu oluşan ünsüzlere süreksiz ünsüzler veya patlayıcı ünsüzler adı verilir: b, c, ç, d, g, k, p, t
Bir patlama sonucu değil de daha uzun bir sürede çıkarılan ünsüzlere ise sürekli ünsüzler denir: f, ğ, h, j, l, m,
n, r, s, ş, v, y, z
Ses Tellerinin Durumuna Göre Ünsüzler
Ünsüzlerin sınıflandırılmasında kullanılan ölçütlerden biri de oluşum sırasında ses tellerinin titreşip titreşmemesidir. Seslerin titreşimli olup olmadığını anlamanın yollarından biri ellerle kulakları tıkayarak sesleri söylemektir. Titreşimli
seslerde, ses içeriden açıkça duyulurken titreşimsizlerde hiçbir şey işitilmez. Boyun çenenin altından tutulduğu zaman da titreşimli sesler hissedilir.
Oluşmaları sırasında ses tellerinin titreştiği ünsüzlere yumuşak (tonlu, ötümlü) ünsüzler adı verilmektedir: b, c,
d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z
Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere sert (ötümsüz, tonsuz) ünsüzler adı verilir: c, f, h, k, p, s, ş, t
Oluşum Yerlerine (Boğumlanmalarına) Göre Ünsüzler
Bir ünsüzün boğumlandığı yere çıkak adı verilir. Boğumlanma yeri, sesin söyleyiş organlarının neresinde gerçekleştiğine göre belirlenir. Oluşum yerlerine göre ünsüzler dört gruba ayrılır: dudak, diş, damak, gırtlak
Dudak ünsüzleri: b, f, m, p, v
Diş ünsüzleri: c, ç, d, j, n, s, ş, t, z
Damak ünsüzleri: g, ğ, k, l, r, y
Gırtlak ünsüzleri: h
53
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
Ünsüzlerin Sınıflandırılması Tablosu
Ses Yolunun Durumuna Göre
ÜNSÜZLER TABLOSU
Ses Tellerinin
Durumuna
Süreksiz
Sürekli
Boğumlanma Noktalarına Göre
Boğumlanma Noktalarına Göre
Dudak
Diş
Damak
Gırtlak
Dudak
Diş
Damak
Gırtlak
SERT
p
ç, t
k
–
f
s, ş
–
h
YUMUŞAK
b
c, d
g
–
m, v
j, l, n, r, z
y
ğ
Türkçe Sözcüklerin Ses Özellikleri
1. Türkçe kökenli sözcüklerde, sözcük başında “c, ğ, l, m, n, r, ş, v, z” ünsüzleri bulunmaz.
Bazı istisnaları vardır. Örneğin “n” ünsüzü “ne, nereye, nasıl, neden” gibi sözcüklerde bulunabilir. Bazı ses
yansımalı sözcükler “cıvıltı, cızırtı, lıkır lıkır, mırıltı, miyavlamak, rap rap, vızıldamak, vıdı vıdı, zonklamak, zırıltı vb.
2. Türkçe sözcüklerin sonunda yumuşak ünsüz “b, c, d, g” bulunmaz. Yabancı dillerden dilimize
girmiş bu yumuşak ünsüzlerle biten sözcükler “p, ç, t, k” ünsüzleriyle bitirilerek söylenmiştir.
Örnek: kitab → kitap, etüd → etüt, metod → metot, reng → renk vb. Bu sözcüklere ünlüyle başlayan bir
ek eklendiğinde tekrar yumuşama olur: kitap + a → kitaba, renk + i → rengi vb.
3. Türkçede “f, h, j” ünsüzleri yoktur.
Örnek: jeton, kadraj, oje, fikir, horoz vb.
4. Türkçe sözcüklerin köklerinde ikiz ünsüz (aynı ünsüzün yan yana olması) bulunmaz.
Örnek: millet, şeffaf, cennet, bakkal, şiddet, tıbbiye, madde gibi sözcükler Türkçe değildir.
Bazı istisnalar vardır: ana → anne, elig → elli gibi kelimeler zamanla ikiz ünsüzle söylenegelmiş ve değişime
uğramış istisnalardır.
“Kök: sert + ek: -di → sertti, kök: kol + ek: lu → kollu” örneklerindeki duruma dikkat ediniz. Bu ünsüz ikizleşmesi olamaz çünkü aynı iki ünsüz kökte yan yana gelmemiştir.
5. Türkçe sözcüklerde uzun ünlü (diğer seslere göre daha uzun seslendirilen) bulunmaz.
Örnek: rüzgâr, hâkim, millî, mekân, âlem gibi.
6. “o, ö” geniş yuvarlak ünlüleri Türkçe sözcüklerin sadece ilk hecelerinde bulunabilir.
(Örnek: diyalog, sosyolog, doktor, atom, şoför vb. bu kurala uymaz.)
UYARI: “-yor” eki bu durumun istisnasıdır: “gel + (i)yor → geliyor” “gel” sözcüğüne eklenen şimdiki
zaman “-yor” eki bu kuralın dışındadır yani sözcük Türkçedir.
7. Türkçede kesme işareti, sözcük içinde olmaz.
Örnek: kur’an, mü’min, san’at, kat’i, sun’i gibi.
54
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
8. Türkçede iki ünlü yan yana gelemez.
Örnek: saat, fuaye, fiil, reaktör, teori gibi. Bu sözcükler yabancı kaynaklıdır.
9. Türkçede sözcük ya da hece sonunda yan yana üç ünsüz bulunmaz.
Örnek: sfenks, kontr, tekst gibi.
10. Türkçe sözcüklerin başında iki ünsüz veya üç ünsüz bulunmaz.
Örnek: grup, tren, plaj, psikoloji, kronoloji, stratosfer, strateji gibi.
11. Türkçe sözcüklerde vurgu genelde son hece üzerindedir.
12. Türkçe sözcükler büyük ve küçük ünlü uyumlarına uyar.
Ünlüler tablosuna tekrar dönüp sınıflandırmayı tekrar hatırlayınız.
SES UYUMLARI
Türkçede ses uyumları terimiyle ünlü ve ünsüz uyumları birlikte akla gelir.
Özellikle ünlü uyumları, Türkçenin tipik özellikleri arasındadır.
Ayrıntılara geçmeden ses uyumlarının sadece sözcük ve ona eklenen eklerle
ilgili olmadığını, aynı zamanda ünlü uyumları açısından ek gibi davranan soru eki
“mi”, bağlaç olan “de” gibi ögeleri de ilgilendirdiğini belirtelim.
Türkçeyi diğer dillerden ayıran özellikler olarak bu uyumların bilinmesi gerekmektedir. Uyumlar konusunun önemi bu ayırıcı özelliğinden gelmektedir.
KAZANIM 2
Türkçedeki ses uyumlarının oluşumlarını kavrar.
Ünlü uyumlarının Türkçenin
ek düzeniyle ilişkisine dikkat
çekilir.
Ünlülerle İlgili Ses Uyumları
Ünlüler, ağız boşluğunda ve ses yolunda hiçbir engelle karşılaşmadan çıkan seslerdir. Türkçede 8 ünlü bulunmaktadır. Bunlar da çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre üçe ayrılır:
• Kalın ve ince ünlüler: (a, ı, o, u kalın; e, i, ö, ü ince)
• Düz ve yuvarlak ünlüler: (a, e, ı, i düz; o, ö, u, ü yuvarlak)
• Geniş ve dar ünlüler: (a, e, o, ö geniş; ı, i, u, ü dar)
Ünlülerin “kalınlık - incelik”, “düzlük - yuvarlaklık” ve “darlık - genişlik” özellikleriyle oluşan uyuma, ünlü uyumları
denir.
Ünlü uyumları kalınlık - incelik uyumu (büyük ünlü uyumu) ve düzlük - yuvarlaklık uyumu (küçük ünlü uyumu) olmak üzere iki grupta incelenir.
55
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
KALINLIK-İNCELİK UYUMU (BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU)
Sözcük içindeki ünlülerin kalınlık- incelik bakımından uyumudur.
Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) varsa sonraki hecelerde de kalın ünlüler olmalıdır.
Örnek: kapı, barış, koruluk vb.
İlk hecede ince (e, i, ö, ü) ünlü varsa sonraki hecelerde de ince ünlülerin olması gerekir.
Örnek: ince, hepsi, gözlük vb.
Yukarıdaki örneklerde sözcüklerin tüm ünlüleri ya kalın ya da ince ünlüdür ve böylelikle sözcükler büyük
ünlü uyumuna uymuştur.
İlk hecede
Sonraki hecelerde
a, ı, o u
a, ı, o u
İlk hecede
Sonraki hecelerde
e, i, ö, ü
e, i, ö, ü
ünlüler kalın
Sözcükteki tüm ünlüler
kalın ünlü olmalı.
ya da
ünlüler ince
Sözcükteki tüm ünlüler
ince ünlü olmalı.
Örnekler
ünlüler kalın
kapı → a ı (Büyük ünlü uyumuna uyar.)
yamuk → a u (Büyük ünlü uyumuna uyar.)
kalem → a e (Büyük ünlü uyumuna uymaz.)
Örnekler
ünlüler ince
resim → e i (Büyük ünlü uyumuna uyar.)
gözlük → ö ü (Büyük ünlü uyumuna uyar.)
kiralık → i a ı (Büyük ünlü uyumuna uymaz.)
Büyük Ünlü Uyumunu Bozan Durumlar
• Türkçe olmasına karşın, bu kurala uymayan sözcükler de bulunmaktadır.
Örnek: anne, kardeş, hani, elma, şişman, inanÖz Türkçede bu sözcükler kurala uydukları hâlde, zaman içinde uyumsuz duruma gelmişlerdir.
Ana → anne, kanı → hani, alma → elma, şışman → şişman, kardaş → kardeş, ınan → inan• Yabancı sözcüklerde büyük ünlü uyumu aranmaz. Büyük ünlü uyumuna uymayan sözcüklere getirilen ekler, sözcüğün son ünlüsüne göre kalınlık-incelik uyumuna girer.
Örnek: televizyon - cu, kitap - lık, maliye - nin, kardeş - iz, adalet - in
Türkçe olduğu hâlde büyük ünlü uyumunu bozan birkaç ek vardır:
-yor (şimdiki zaman eki): sevi-yor
-daş (isim türetme eki): meslek-taş
-ken (bağfiil eki): sorar-ken
-gil (isim türetme eki): dayım-gil
-ki (ilgi eki, sıfat türetme eki): akşam-ki
-leyin (zarf türetme eki): sabah-leyin
-(i)mtırak (küçültme eki): yeşil-imtırak
UYARI: Türkçede sözcüğe eklenen ekler (örneğin, “-ma” olumsuzluk eki) sözcüğün ünlülerine göre
uyuma girerek değişebilir (“-ma” , “-me”ye dönüşebilir). Ancak yukarıda gösterdiğimiz “-yor, -daş, -ken,
-gil, -ki, -leyin, -mtrak” eklerinin tek şekilleri olduğu için bu ekler eklendikleri bazı sözcüklerin ünlü uyumlarına uymasını engellemektedir.
56
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
SORU
Altı çizili sözcüklerden hangisi kalınlık - incelik uyumuna uymaktadır?
A) Dayımgil emekli olunca Antalya’ya yerleşecekmiş.
B) Yoldaki trafik işaretlerine dikkat et!
C) Sınava çok iyi hazırlandığını söylüyor.
D) Ünlü yarışçı kayarken az kaldı düşüyordu.
E) Yurttaşlarımızın eğitim seviyesi maalesef çok düşük.
ÇÖZÜM
“Dayımgil” sözcüğündeki, “gil” eki de ince ünlü olduğu için bu ek eklendiği sözcükteki kalın ünlülere uymuyor. “Yoldaki” sözcüğündeki “ki” ekinde “i” ince ünlü olduğu için bu ünlü önceki kalın ünlülere uymuyor.
“Söylüyordu” sözcüğündeki “-yor” ekinde “o” ünlüsü kalın ünlü olduğundan bu ünlü önceki hecelerdeki ince
ünlülere uymamıştır. “Kayarken” sözcüğündeki “ken” ekinde “e” ince ünlü olduğu için bu ünlü önceki kalın ünlülere uymuyor. “Yurttaşlarımızın” sözcüğünde ise tüm hecelerde kalın ünlülü olduğu görülüyor.
Doğru Yanıt E
DÜZLÜK-YUVARLAKLIK UYUMU (KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU)
Bu uyumun iki durumu mevcuttur:
1. Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz bir ünlü (a, e, ı, i) varsa sonraki komşu ünlüler de düz olmalıdır.
Örnek: bekçi, insan, kalın, ince, saygı, yazı vb.
a
a
e
e
ı
ı
i
i
kalemlik
televizyon
“a” → “e” kurala uygun, “e” → “i” kurala uygun “kalemlik” sözcüğü küçük ünlü uyumuna uymuştur.
“e” → “e” kurala uygun, “e” → “i” kurala uygun, “i” → “o”
kurala uygun değil. O hâlde “televizyon” sözcüğü küçük ünlü
uyumuna uymaz.
2. İlk hecede yuvarlak bir ünlü (o, ö, u, ü) varsa sonraki komşu ünlü ya düz - geniş ünlü (a, e) ya da dar - yuvarlak ünlü
(u, ü) olmalıdır. İkinci hecedeki ünlü düz - geniş ünlü ise diğer hecedeki ünlüler düz olmalı, dar - yuvarlak ünlü ise ilk hece
ile ilgili kural geçerlidir. Diğer heceler için de aynı tekrar söz konusudur.
Örnek: oyun, ufak, ölüm, üvey vb.
o
a
ö
e
u
u
ü
ü
sorular
“o” → “u” kurala uygun, “u” → “a” kurala uygun. O hâlde “sorular” sözcüğü küçük ünlü uyumuna uyar.
kolonya
“o” → “o” tabloya uymuyor, “o” → “a” tabloya uygun o hâlde
“kolonya” sözcüğü küçük ünlü uyumuna uymaz.
UYARI: Büyük ünlü uyumunda sözcük içindeki tüm ünlülerin kalın ya da ince olup olmadığına bakar-
ken; küçük ünlü uyumunda sadece komşu (yan yana) ünlülerin uyumlarına bakıyoruz.
57
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
Küçük Ünlü Uyumunu Bozan Durumlar
• Türkçe sözcüklerde “o” ve “ö” ünlüleri ilk hece dışında bulunmadığından “–yor” şimdiki zaman
eki Türkçe olduğu hâlde büyük ünlü uyumundaki gibi küçük ünlü uyumuna da uymaz.
Örnek: geliyor, koşuyor, soruyor, alıyor vb.
• Birleşik sözcüklerde ünlü uyumları aranmaz.
Örnek: açıkgöz, gecekondu, özveri, Şereflikoçhisar
• Dudak ünsüzleri olan “b, m, p, v” nin “u” ve “ü” ünlülerinin düzleşmesini engelleyici bir rol oynama-
ları sonucu dudak ünsüzlerinden sonra “u” ve “ü” biçimleri kalmakta ve küçük ünlü uyumu bozulmaktadır.
Örnek: kamu, kambur, yavru, kavun, kabuk, çamur vb.
Not: Düzlük-yuvarlaklık uyumu, kalınlık-incelik uyumu kadar yaygın ve kesin değildir. Bu nedenle kalınlık-incelik uyumuna “büyük ünlü uyumu”, düzlük yuvarlaklık uyumuna “küçük ünlü uyumu” denilmiştir.
SORU
Aşağıdaki dizelerin hangisinde altı çizili sözcük küçük ünlü uyumuna uymaz?
A) Sevgilim her insan doğarken ağlar.
B) Yüksek kayalarda şahinler olmaz.
C) Sevecen gönül kuşum, geri dön.
D) Bir nisan yağmurunda avucunda güneşle…
E) Döndüm daldan kopan kuru yaprağa.
ÇÖZÜM
“Doğarken” sözcüğünde “o→a, a→e” kurala uymuştur. “Şahinler” sözcüğünde “a→i, i→e” kurala uymuştur.
“Gönül” sözcüğünde “ö→ü” kurala uymuştur. “Döndüm” sözcüğünde “ö→ü” kurala uymuştur. D seçeneğindeki
“yağmurunda” sözcüğünde “a→u” kurala uymaz.
Doğru Yanıt D
SES OLAYLARI
Sözcüklerin ses yapılarında meydana gelen değişikliklere ses olayları
denmektedir.
Çeşitli eklerin eklenmesiyle oluşan eş zamanlı ses değişikliklerine ses
olayları, zaman içinde olan değişikliklere de ses değişiklikleri denmektedir.
58
KAZANIM 3
Ses olaylarının oluşumunu
kavrar.
Ünlü ve ünsüzlerin özelliklerinden hareketle ses olaylarının oluşumu üzerinde
durulur.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
ÜNLÜLERDE GÖRÜLEN SES OLAYLARI
ÜNLÜ DARALMASI
Türkçede “a, e” geniş ünlüleriyle biten fiiller “-yor” şimdiki zaman ekini aldıklarında sondaki geniş ünlü daralarak
“ı, i, u, ü” seslerine dönüşür.
Geniş ünlüler
Dar ünlülere dönüşür.
-ı
-a
-e
-i
+ yor
-u
+ yor
-ü
sakla + yor
→saklıyor
bekle + yor
→
bekliyor
boya + yor
→
boyuyor
sorma + yor
→sormuyor
söyle + yor
→
söylüyor
Bu olay ünlüyle biten “de-” ve “ye-” fiillerine gelen ve kaynaştırma ünsüzü “y” ile başlayan eklerin önünde
de görülür.
ye+y+enler
→ yiyenler
de+y+ecekler→ diyecekler
UYARI: Kaynaştırma ünsüzü, yukarıdaki iki örnek dışında da “a” ve “e” ünlülerini daraltır ancak bu ünlü
daralmaları yazıda gösterilmez. Sadece telaffuzu sırasında darlaşmış şekilde söylenir.
Yazılışı Telaffuzu
söyleyen
söyliyen
sollayabilir
sollıyabilir
görmeyelim
görmiyelim
dileyen
diliyen
boyayacak
boyuyacak
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü daralmasıyla ilgili yazım yanlışı vardır?
A) Büyücek bir ev almış, doğru mu?
B) Çözülemeyecek sorun, sorun değildir zaten.
C) Anahtarlarını bir türlü bulamıyordu.
D) Bu maç sanki hiç bitmiyecek.
E) Kitabın dizgisini yetiştirmeye çalışıyorum.
59
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
ÇÖZÜM
Olumsuzluk eki “-ma/-me”yi ancak şimdiki zaman eki “-yor” daraltabilir.
Bu nedenle D seçeneğinde, “bitmiyecek” sözcüğünün yazımı yanlıştır. Doğrusu “bitmeyecek”tir.
Doğru Yanıt D
ÜNLÜ DÜŞMESİ (HECE DÜŞMESİ)
Türkçede hece kurabilmek için bir ünlüye ihtiyaç vardır. Bu nedenle ünlü düşmesi aynı zamanda “hece düşmesi” sonucunu doğurur ve bu şekilde de adlandırılır.
• İkinci hecesinde “ı, i, u, ü” dar ünlülerinden biri bulunan bazı iki heceli Türkçe veya yabancı sözcüklere, ünlü ile
başlayan bir ek getirildiğinde sözcüğün ikinci hecesindeki dar ünlü “ ı, i, u, ü ” düşer.
İkinci hecesinde “ı, i, u, ü”
Ünlü ile başlayan ek
dar ünlü bulunan sözcük
Hece düşmesi
akıl -ıaklı
bağır -ı
bağrı
beyin
-i
beyni
devir-
-ik
devrik
oğul
-um
oğlum
gönül
-ü
gönlü
yalın -ız
yalnız
yanıl-
-ış
yanlış
kavur-
-ul
kavrul-
devir-
-il
devril-
oyun-
-a
oyna-
kavuş-
-ak
kavuşak
• Arapça kökenli ve asılları tek heceli olup dilimizde iki heceli olarak kullanılan bazı sözcükler, yardımcı eylemlerle (et-, ol-, kıl-, eyle gibi) birleştiğinde, bu sözcüklerin ikinci hecesindeki ünlü düşer. (Yardımcı eylemle sözcük birleşirken ünlü düşmesi yaşanmışsa bileşik sözcük bitişik yazılmalıdır. Ünlü düşmesi yaşanmamışsa birleşik sözcük ayrı
yazılmalıdır. (Örnek: Hasta olmak). Bu durumlara uymamak yazım yanlışlığı meydana getirir.)
kahır
→
-olmak
→
kahrolmak
emir
→
-etmek
→
emretmek
hapis
→
-olmak
→
hapsolmak
• Bazı sözcüklere ünsüzle başlayan bazı ekler geldiğinde de ünlü düşmesi görülebilir.
60
uyu-
→-ku
→
koku
→-la
→kokla-
ileri
→
-le
→
uyku
ilerle-
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
UYARI: Yukarıdaki örnek durumlar dışında kalan bazı sözcükler, konuşma sırasında ünlü düşmesi
varmış gibi telaffuz edilir. Ancak yazıda bu durum gösterilmez.
Yazılışı
Telaffuzu
nerede
→
nerde
burada
→
burda
SORU
Bazı yabancı sözcüklere, ünlü ile başlayan bir ek ya da yardımcı eylem getirildiğinde ünlü düşmesi, ünsüz türemesi olayları gerçekleşmektedir. Bu ses olayının görüldüğü yardımcı eylemli bileşik
fiiller bitişik yazılır.
Bu açıklamaya göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yoktur?
A) Bu akşam bir kez daha yalnızlığı his ettim.
B) Zan etme ki her şey bitti sevdiğim.
C) Sayın Başkan, insanları emiri altında tutmak isterdi.
D) Bodrum’a yolculuğa nasıl sabır etsin?
E) Bir de amcamdan fikir aldım.
ÇÖZÜM
A seçeneğinde “hissettim” biçiminde ünsüz türemesi, B seçeneğinde “zannetme” biçiminde ünsüz tü-
remesi, C seçeneğinde “emri” biçiminde ünlü düşmesi, D seçeneğinde “sabretsin” biçiminde ünlü düşmesi
gerçekleşir. Dolayısıyla bu sözcüklerin yazımı yanlıştır. E seçeneğindeki “fikir” sözcüğünün aslı “fikr”dir. Dilimize
uyarak “fikir” olmuştur, yazımında bir yanlışlık yoktur.
Doğru Yanıt E
UYARI:
bu ara
→bura
şu imdi
→
şimdi
kahve altı
→
kahvaltı
sarı armak
→sararmak
sütlü aş
→
sütlaç
karında eş
→
kardeş
dalda eş
→
dadaş
arkada eş
→
arkadaş
ne için
→niçin
ne asıl
→
nasıl
Yukarıdaki sözcüklerde görülen olay bir ünlü düşmesi hadisesidir. Ancak bu olayda iki ayrı sözcüğün (“ek”
yok) yan yana gelmesi ve iki ünlünün karşılaşması durumu vardır. Karşılaşan iki ünlüden birisinin zamanla
aşınarak düşmesi, bu olayı diğer ünlü düşmelerinden ayırır. Bu olaya ise “ünlü aşınması” denir.
61
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aşınma kuralına örnek olabilecek bir sözcük yoktur?
A) Her sabah mutlaka kahvaltı yaparım,
B) Geceleri oğlumun uykuları kaçıyor.
C) Akşam mutlaka orada ol.
D) Sen nasılistersen öyle olsun.
E) Kardeşime yeni telefon alacağız.
ÇÖZÜM
A seçeneğinde “kahve + altı → kahvaltı”, C seçeneğinde “o + arada → orada”, D seçeneğinde “ne + asıl →
nasıl”, E seçeneğinde “karında + eş → kardeş” ünlü aşınmasıdır. B seçeneğindeki “oğlum, uyku” sözcüklerinde
ünlü düşmesi olmuştur. Aşınma değildir.
Doğru Yanıt B
ÜNLÜ TÜREMESİ
Tek heceli ve ünsüzle biten sözcüklere “-cık, -cik” küçültme eki getirildiğinde araya sözcüğün aslında ol-
mayan bir ünlü girmesiyle oluşur.
Tek heceli ünsüzle
Ünlü türemesine
-cık / -cik
biten sözcük
uğrayan sözcük
bir
+
-cik
→biricik
az
+
-cık
→
azıcık
genç
+
-cik
→
gencecik
dar
+
-cık
→
daracık
Kimi sözcüklerin anlamını güçlendirmek için “m, p, r, s” ünsüzleriyle yapılan pekiştirmelerde sözcüğün
kendisinde olmayan bir ünlü türer.
m, p, r, s ünsüzleriyle
Sözcük
62
Ünlü türemesine
uğrayan sözcük
yapılan pekiştirme
düz
+
düpdüz
→
düpedüz
gündüz
+
güpgündüz
→
güpegündüz
çevre
+
çepçevre
→
çepeçevre
yalnız
+
yapyalnız
→
yapayalnız
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
ÜNLÜ DEĞİŞİMİ
Türkçede “sen, ben” zamirlerine “a / e” yönelme eki eklendiğinde sözcüğün içindeki “e” ünlüsünün “a”ya dönüş-
tüğü görülür. Bu durum dilin tarihsel gelişimi sırasında gerçekleşmiştir.
Sadece iki örnekte görülür.
ben + e → bana
sen + e → sana
SORU
“Bir tek köşen bile ayrılmamışken bana” dizesinde geçen “bana” sözcüğündeki ses olayı, aşağıdaki cümlelerin hangisinde vardır?
A) Ah uzatma dünya sürgünümü benim.
B) Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil.
C) Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği.
D) Bütün törenlerin, şölenlerin, ayinlerin, yortuların dışında.
E) Sana geldim, ayaklarına kapanmaya geldim.
ÇÖZÜM
“Ben” zamiri adın “-e” durum ekini alınca “bene” değil “bana” şekline dönüşür. Buna “ünlü değişimi” denir.
Bu olay E seçeneğindeki “sana” sözcüğünde de gerçekleşmiştir.
Doğru Yanıt E
ÜNSÜZLERDE GÖRÜLEN SES OLAYLARI
Ünsüz Sertleşmesi (Ünsüz Benzeşmesi)
Türkçede sert ünsüzle (p, ç, t, k, f, s, ş, h) biten sözcüklerden sonra “c, d, g” ünsüzleriyle başlayan bir ek geldi-
ğinde “c, d, g” yumuşak ünsüzlerinin “ç, t, k” sert ünsüzlerine dönüşerek ünsüzlerin sertleşmesi ve birbirlerine benzeşmesi olayıdır.
Sert ünsüzle biten
c, d, g ile baş-
sözcük
layan ek
Sertleşme
(benzeşme)
Örnekler
hafi f
hafifce
→ hafifçe
se s
sesde
→ seste
kana t
aya k
se ç
co ş
sila h
kita p
c
ç
d
t
g
k
kanatdan → kanattan
ayakda → ayakta
seçgi
→ seçki
coşgu
→ coşku
silahda → silahta
kitapcı → kitapçı
63
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
• Ünsüz benzeşmesi, özel isimlere ve sayılara getirilen eklerde de görülür.
Örnek: Sivas’dan → Sivas’tan
Mehmet’den → Mehmet’ten
2015’den → 2015’ten (İki bin on beşden → iki bin on beşten)
• Ünsüz benzeşmesi sözcüğün sonuna eklenen eklerin yanı sıra sözcük içinde de görülür.
Sözcük içi örnekleri: başka, bohça, göster-, çift, yufka, tepsi, ıssız, köstek, defter, kasket vb.
• Eğer kısaltmalar bir sözcük gibi okunursa sondaki ünsüze göre sertleşme uygulanır. ancak “TRT” gibi
harfler okunursa sertleşme uygulanmaz:
TÜBİTAK’da → TÜBİTAK’ta (Kısaltma sözcük gibi okunduğu için sertleşme olayı meydana gelir.)
TRT’de → TRT’de (Harfler tek tek okunduğu için ek aynı kalır ve sertleşme olayı meydana gelmez.)
TDK’da → TDK’da
RTÜK’den → RTÜK’ten
• Geometrik şekil isimlerindeki sayılara getirilen “-gen”, akrabalık ismi yapan “-gil” ve küçültme anlamı
katan “-cağız” ekleri ünsüz benzeşmesine aykırılık gösterir ve sertleşmez.
Örnek: beşgen, Mehmetgil, çocukcağız vb.
Ünsüz benzeşmesi yabancı dillerden dilimize giren bazı yabancı sözcüklerde uygulanmaz.
Örnek: İstikbal, makbul, işgal, meşgul vb.
Birleşik sözcüklerde ünsüz benzeşmesi aranmaz.
Örnek: akbaba, kurtdağlı, Akdeniz, kırkbayır vb.
UYARI: Ünsüz sertleşmesi yazımda gösterilmezse yazım yanlışı olur.
Yanlış
64
Doğru
4’den
4’ten
Karabük’den Karabük’ten
gelmişdir.
gelmiştir.
çalışgan çalışkan
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazımı yanlış bir sözcük vardır?
A) Besbelli yeni uyanmıştı, saçları dağınıktı.
B) Bilmem, pek anlamadım önüm kalabalıktı.
C) Çanakkale’de, kavgadan kinden uzakta, dostca yatanlar.
D) Duyulurdu sertçe sesi bir kapının.
E) Seninle tüm yaşadıklarım film şeridi gibi geçer mi gözlerimden.
ÇÖZÜM
Ünsüz sertleşmesi kuralı gereği, “dost” sözcüğüne “–ca” eki eklendiğinde, ek sertleşerek “-ça”ya dönüş-
meliydi.
Doğru Yanıt C
ÜNSÜZ YUMUŞAMASI (ÜNSÜZ DEĞİŞİMİ)
Türkçede “p, ç, t, k” süreksiz sert ünsüzüyle biten bir sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde, sözcüğün
sonunda bulunan sert ünsüz yumuşayarak “b, c, d, g, ğ” ünsüzlerine dönüşür.
Sert ünsüzle biten sözcük
Ünlü ile başlayan ek
kita p
ağa ç
kana t
aya k
çelen k
Ünsüz yumuşaması
-ın
-a
-ı
-ım
-i
kitabın
ağaca
kanadı
ayağım
çelengi
Bazı birleşik sözcüklerde de yumuşama görülebilir.
Örnek: kayıp-et- → kaybet-, kayıt-ol- → kaydol- , kayıp-ol- → kaybol- vb.
Bazı tek heceli sözcüklerde yumuşama olmaz.
Örnek: ak → akı, at → atı, bük → bükü, ek → eki, et → eti, göç → göçü, ip → ipi, kaç → kaçıncı,
kök → kökü, ok → oku, ot → otu, saç → saçı, sap → sapı, suç → suçu, süt → sütü vb.
Tek heceli olduğu hâlde sonlarındaki ünsüzleri yumuşayan sözcükler de vardır.
Örnek: but → budu, dip → dibi, gök → göğü, kap → kabı, kurt → kurdu, uç → ucu, yurt → yurdu vb.
Birden fazla heceli olduğu hâlde sonlarındaki ünsüzleri yumuşamayan kelimeler de vardır.
Örnek: anıt - ı → anıtı, bulut - u → bulutu, kanıt - ı → kanıtı, ölçüt - ü → ölçütü, konut - u → konutu,
yönet - im → yönetim, ilet - en → ileten
65
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
Dilimize yabancı dillerden girmiş bazı sözcüklerde ünsüz yumuşaması gerçekleşmez.
Örnek: sanat – ın → sanatın, cumhuriyet – imiz → cumhuriyetimiz, hukuk – un → hukukun,
ahlak – ı → ahlakı, sürat – i →sürati, halk - ın→ halkın, devlet – in → devletin vb.
Özel isimlerde yazımda yumuşama olmaz (Okunuşta olabilir).
Zonguldak – a → Zonguldak’a, Serhat- a → Serhat’a, Ayvalık – ın → Ayvalık’ın
UYARI: Ünsüz benzeşmesinde (sertleşmesinde) iki ünsüzün yan yana geldiğine, ünsüz yumuşamasında ise yumuşayan ünsüzün yanına ünlü sesin geldiğine dikkat ediniz.
SORU
Tek heceli sözcüklerde genellikle ünsüz yumuşaması görülmez.
Aşağıda altı çizili sözcüklerden hangisi, ünlüyle başlayan bir ek aldığında yumuşamaya uğrar?
A) Arabanın sıfırıyla arasındaki fark çoktu.
B) Mangalda et en sevdiğim yemektir.
C) Takım son maçında resmen öç aldı.
D) Tuna’ya, bir türlü süt içiremiyoruz.
E) Ormanda ağaç kesmek büyük bir suç.
ÇÖZÜM
A seçeneğinde “fark → farkı”, B seçeneğinde, “et → eti”, D seçeneğinde, “süt → sütü”, E seçeneğinde
“suç → suçu” sözcüklerinde görüldüğü gibi yumuşama olmaz. Ancak C seçeneğindeki “öç” sözcüğüne ünlü
ile başlayan bir ek getirildiğinde “öcünü aldı.” şeklinde yumuşama olur.
Doğru Yanıt C
ÜNSÜZ TÜREMESİ
Yabancı dillerden dilimize geçen bazı tek heceli sözcüklere ünlüyle başlayan bir ek veya yardımcı eylem (et-, ol-,
kıl-, eyle-, buyur- vb.) eklendiğinde asıllarındaki (sözcüğün ilk hâli zaten çift ünsüzlüdür.) çift ünsüz ortaya çıkar buna
“ünsüz türemesi” adı verilir:
Tek heceli sözcük
66
Ek
Ünsüz türemesi
şık
-ı
şıkkı
sır
-ı
sırrı
hat
-ı
hattı
hak
-ı
hakkı
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
Tek heceli sözcük
Yardımcı eylem
Ünsüz türemesi
af
et-
affet
his
et-
hisset
red
et-
reddet
hâl
ol-
hallol
zan
et-
zannet
(Yardımcı eylemle kurulan birleşik sözcüklerde ünsüz türemesi meydana gelirse birleşik sözcük mutlaka bitişik
yazılır. Herhangi bir ses olayı olmamışsa ayrı yazılır: Örnek: mest ol-, ayırt et-, hasta ol-)
UYARI: Yan yana gelen her çift ses ünsüz türemesi değildir.
Örnek: his-siz → hissiz, cad-de → cadde, mad-de → madde, cid-di → ciddi vb. Eklere dikkat ediniz.
Eklerdeki ünsüz, sözcüğün son ünsüzüyle aynı olduğundan türeme gibi görünmüştür ancak türeme olabilmesi için ortaya bir ünsüzün çıkması gereklidir.
ÜNSÜZ DÜŞMESİ
Ünsüz düşmesi birkaç durumda gerçekleşir.
1) Sonunda “k” ünsüzü bulunan bazı sözcüklere “–cik / -cek” küçültme ekleri eklendiğinde sözcüğün sonundaki
“k” sert ünsüzünün düşmesiyle oluşur.
“k” ile biten sözcük
-cik/-cek küçültme eki
Ünsüz düşmesi
minik
-cik
minicik
küçük
-cük
küçücük
çabuk
-cak
çabucak
67
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
2) Sonunda “k” ünsüzü bulunan bazı sözcüklere isimden eylem türetme “–l” ve “-msi” ekleri getirildiğinde
sözcüğün sonundaki “k” ünsüzü düşerek ünsüz düşmesi gerçekleşir.
“k” ile biten sözcük
-I/-mse ekleri
Ünsüz düşmesi
seyrek
-l
seyrel-
yüksek
-l
yüksel-
alçak
-l
alçal-
küçük
-l
küçül-
küçük
-mse
küçümse-
3) “ast, üst” gibi Türkçe kökenli sözcüklerle kurulan birleşik sözcüklerde, sözcüğün sonundaki “t” ünsüzü-
nün düşmesiyle birlikte ünsüz düşmesi görülebilir.
“ast” ve “üst” sözcükleri
Sözcük
Ünsüz düşmesi
ast
teğmen
asteğmen
üst
teğmen
üsteğmen
KAYNAŞMA
Ünlüyle biten bir sözcükten sonra ünlüyle başlayan bir ek getirilirse Türkçede iki ünlü yan yana bulunmaya-
cağından, iki ünlü arasına “n, s, ş, y” kaynaştırma ünsüzlerinden uygun olanı girer. Bu ses olayına “kaynaşma”,
araya giren ünsüze de “kaynaştırma harfi” denir.
Ünlüyle biten sözcük
68
"n, s, ş, y"
Ünlüyle başlayan ek
Kaynaşma
su
-y
-u
suyu
öğrenci
-n
-in
öğrencinin
kira
-s
-ı
kirası
yedi
-ş
-er
yedişer
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
SORU
Aşağıdakilerden hangisinde kaynaştırma ünsüzü “n, s, ş, y” kullanılmamıştır?
A) Arabanın resmen tozunu aldı.
B) Kardeşini otobüs terminalinden almak için çıktı.
C) Bu konuyu enine boyuna tartıştılar.
D) Uygun bedene bakmak için depoya indi.
E) Sanıyorum sabahtan beri bekliyor.
ÇÖZÜM
A seçeneğinde “tozu+n+u”; B seçeneğinde, “kardeş+i+n+i”, C seçeneğinde “konu+y+u, eni+n+e,
boyu+n+a”, D seçeneğinde “depo+y+a” sözcüklerinde koyu renkli ünsüzler birer kaynaştırma ünsüzüdür.
Ancak E seçeneğinde, iki ünlü arasında “y” ünsüzü sanki kaynaştırma ünsüzüymüş gibi durmasına rağmen, bu
“y” şimdiki zaman “-yor” ekinin ünsüzüdür. Kaynaştırma ünsüzü kullanılmamıştır.
DUDAK ÜNSÜZLERİNİN BENZEŞMESİ
Doğru Yanıt E
Dudak ünsüzlerinden olan “b” ünsüzü, kendinden önceki hecede “n” ünsüzü gelirse bu “n” ünsüzünü “m” ünsüzüne dönüştürür:
Örnek:
saklan+baç → saklambaç
pen+be → pembe
kan+bur → kambur
tan+bur → tambur
çen+ber → çember
UYARI: Birleşik sözcükler ve özel adlar bu kuralın dışındadır.
Örnek: Zeytinburnu, İstanbul, sonbahar, binbaşı vb.
SORU
Aşağıda cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerin hangisinin yazımı yanlıştır?
A) Hasan Onbaşı çok sevilen bir adamdı.
B) Ambar memuru olarak işe başlamış.
C) Bu gidişle kambur olacağız.
D) Tenbel insanları hiç mi hiç sevmem.
E) Safranbolu evleri 18. Yüzyıl Osmanlı aile yaşantısını yansıtıyor.
ÇÖZÜM
Türkçede “b” ünsüzünden önce “n” ünsüzü bulunmaz “m” ünsüzü kullanılır. Özel isimler ve birleşik
sözcükler bu kuralın dışındadır. Bu nedenle, A, B, C, E seçeneklerindeki altı çizili sözcüklerin yazımı doğrudur.
Ancak D seçeneğinde, “tenbel” sözcüğünün yazımı “tembel” şeklinde olmalıdır.
Doğru Yanıt D
69
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
ULAMA
Ünsüzle biten bir sözcükten sonra ünlüyle başlayan bir sözcük gelirse bu iki sözcük birbirine ulanarak bitişik
okunur. Bu duruma “ulama” adı verilir.
Aralarında “noktalama işareti” bulunan sözcükler ulanarak okunmaz.
akşama geliyormuş.
Tayfun
Ünsüz
Dün
Ünlü
Aynur
elbisenin
askısını tamir
ettirmiş.
UYARI: Ulama sadece söyleyişte gerçekleşen bir olaydır. Yazıda bitişik gösterilmez.
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ulamaya örnek yoktur?
A) Doğrusu, bu kadar mert olduğunu duymuştum.
B) Yanından ayrıldıktan sonra ilk iş derse oturmak olmuş.
C) Anlatacaklarım oldukça önemlidir.
D) Arkadaşım Serdar, akşama burada olur.
E) Sözcükler ulanarak okundukça akıcı oluyor.
ÇÖZÜM
A seçeneğinde “mert olduğunu”, B seçeneğinde, “yanından ayrıldıktan”, C seçeneğinde “anlatacaklarım
oldukça” E seçeneğinde sözcükler ulanarak okundukça” sözcüklerinde görüldüğü gibi ulama vardır. Ancak
D seçeneğinde “Serdar, akşama” sözcüklerinde ünsüzden sonra ünlü ses gelmiş olmasına rağmen arada “,”
virgül olduğu için sözcükler ulanarak okunmaz.
Doğru Yanıt D
TELAFFUZ
Konuşma, insanın duygu ve düşüncelerini çeşitli
sesler aracılığıyla karşısındaki kişi ya da kişilere aktarmasıdır. Ses, konuşmamızı sağlayan en önemli
ögedir ve konuşmanın ana maddesidir. Bu nedenle
sesimizi doğru kullanmamız, ona özen göstermemiz
gerekir. Güzel ve etkileyici bir ses, konuşmamızı
destekler, iletişimin kalitesini ve insanlar üzerindeki
etkisini arttırır.
Düşüncemiz ne kadar parlak olursa olsun, bu
düşünceyi cılız, yorgun ve tembel bir sesle söylemeye kalkarsak o parlak düşünce tüm parlaklığını yitirip
soluk bir hâl alır, matlaşır. Bu nedenle konuşmamızın temelini oluşturan sesleri doğru, düzgün ve etkili
kullanmalıyız.
70
KAZANIM 1
Ses ve telaffuz ilişkisini fark eder.
• Konuşmada seslerin özelliklerini bilmek, onları doğru
ve güzel telaffuz etmede önemlidir.
• Türkçedeki ünlü ve ünsüzlerin söyleniş özellikleri
• Telaffuzda boğumlamanın önemi ve boğumlama kusurları
• Boğumlama; seslerden oluşan heceleri gerekli ses
değerlerini vererek bazı sesleri ve heceleri atlamadan,
değiştirmeden doğru, güzel ve iyi anlaşılabilecek biçimde söylemektir.
• İnsan hançeresinde aynı veya yakın kaynaklardan
çıkan seslerin bir kelimede veya birbirine yakın kelimelerde kullanılması ifadenin ses bakımından kusurlu
olmasına sebep olur.
• Ünlü ve ünsüzlerle ilgili ses olaylarını uygulamamak
telaffuz kusuruna neden olur.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
Telaffuz (Söyleyiş)
Bir sözcüğü ya da cümleyi dilin kurallarına göre seslendirmektir. Doğru ve düzgün söyleyiştir. Konuşmanın etki-
leyiciliği, anlaşılırlığı ve iletişimin kalitesi için; cümleleri ve sözcükleri oluşturan, dilin en küçük birimi olan sesleri doğru
ses değerlerinde seslendirmek, telaffuz etmek önemlidir.
Telaffuzun temeli sestir. İyi bir telaffuz için sesleri doğru boğumlamak gereklidir.
Boğumlama Akciğerlerden çıkan hava, sese dönüştükten sonra önüne çıkan engellerle biçim kazanır. Nefes yolu üzerinde dil,
damak ve dudaklarımızla sese, engellemeler yaparak sesi biçimlendiririz. Buna “boğumlanma” adı verilir.
Sesin çıkmasına ve çeşitlenmesine yarayan organlar, “göğüs boşluğu, akciğerler, küçük dil, dil, damak, dişler,
dudaklar, geniz ve burundur.”
Önemli olan, sesi biçimlendirerek anlaşılır hâle gelmesini sağlamaktır. Söylenen sözlerin anlaşılması doğru bo-
ğumlandırmayla mümkündür.
Boğumlandırmayı gerçekleştiren organlarımız ikiye ayrılır: Bunlar; hareket eden ve hareket etmeyen boğum-
lanma organlarıdır.
Hareket eden organlar: alt çene, dudaklar ve dil
Hareket etmeyen organlar: diş, diş etleri, damak
Hareket eden organlarımızı hareket ettirerek sesin çıkışı sırasında sesi engele uğratır ve boğumlanmayı sağlarız.
Boğumlanma sırasında en çok kullandığımız organlar dilimiz ve dudaklarımızdır. Bu iki organımız da kaslarla çalışmaktadır. Boğumlanmamızı düzgün bir biçimde gerçekleştirebilmemiz için bu kaslarımızın eğitilmesi gereklidir.
Bir yağış biçimi anlamına gelen “kar” ile kazanç anlamındaki “kâr” sözcüklerinin ikisi de aynı harflerle yazıldığı
hâlde, bu sözcükler farklı telaffuz edilir. “kâr”daki “â” ünlüsü üzerinde bulunan düzeltme (inceltme) işareti “a” ünlüsü-
nün ince okunduğunu gösterir. Bu şekilde “k” sesi de incelmiş olur. Çünkü Türkçede ince seslendirilen “k” dan sonra
gelen “a” lar incedir.
Boğumlama; seslerden oluşan heceleri gerekli ses değerlerini vererek bazı sesleri ve heceleri atlamadan, değiş-
tirmeden doğru, güzel ve iyi anlaşılabilecek biçimde söylemektir. Bunların yanlış kullanılması boğumlama kusurlarını
meydana getirir.
UYARI: Telaffuz bozukluklarını boğumlanma bozukluklarıyla karıştırmayalım.
Telaffuz bozuklukları genellikle ünlülerin telaffuzunda görülen bir durumdur.
Örnek: “açık e” yerine “kapalı e”; “kalın a” yerine “ince a” ya da “ince o” yerine “kalın o” kullanılması
gibi.
Kemâl→ Kemal (“ince a” yerine “kalın a”),
Gökhan→ Gökân (“kalın a” yerine “ince a”)
Azrail → Ezrail (“a” yerine “e” )
Lokum (“ince o” yerine “kalın o”)
Boğumlanma bozukluklarıysa genellikle ünsüzlerin biçimlendirilmelerindeki yanlışlıklardan meydana
gelir.
71
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
Boğumlama kusurları şunlardır:
“Gığılama, ıslıklama, kekemelik, ekleme, boğumlama gecikmesi, ağır boğumlama, hızlı boğumlama, tutukluk, gevşeklik” vb.
Gığılama: “r” ünsüzünün, küçük dilin titremesiyle “gr” sesine benzer bir sesle boğazda meydana gelmesidir.
Islıklama: “s” ünsüzünün boğumlanması sırasında, dilin üst dişlere yaklaşmasıyla aradan sızan havanın “s”
sesinin kuvvetini arttırmasıyla oluşan kusurdur.
Kekemelik: Bir sözcüğü ya da sesi yineleyerek duraklama, kimi sesleri uzatma ya da patlatma nedeniyle
konuşmayı olağan ritim ve akıcılığı ile sürdürememedir. (Konuşma sırasında sözcüklerin akışının, solunum tutuklukları, kas gerilimi gibi nedenlerle yinelenip, takılıp, engellenip, kesintiye uğraması)
Örnek: sen→sesesen, okul→ookkuul vb.
Ekleme: Sözcükte olmayan ses ve hecelerin sözcüğe eklenmesi şeklinde meydana gelen konuşma kusurudur.
Örnek: eşofman→eşortman, apartman→apartuman, klip→kılip, gardrop→gardolap
Boğumlama gecikmesi: Ses aygıtının olgunlaşma seviyesine uygun olmayan, kişinin yaşının gerektirdiği dil
olgunluğu içinde bazı sesleri boğumlayamama durumuna denir.
Örnek: arı→ayı, bakıyorum→bakıyoyum, araba→alaba→ayaba, sekiz→şekij, zil→şil vb.
Ağır boğumlama: Sözcük içindeki sesleri veya heceleri gerektiğinden daha uzun söylemek bu kusuru oluşturur. Cümlenin hızının ağırlaşmasına neden olur. Genellikle sözcüğün seslendirilmesinin yanlış öğrenilmesinden
kaynaklanan bir bozukluktur.
Örnek: meydana→meydaana, tuvalet→tuvaalet, hakem→haakem vb.
Hızlı boğumlama: Ağır boğumlamanın tersine sözcüğün telaffuzu sırasında, hızdan dolayı söylenilen sözcüğün anlaşılamamasıyla oluşur.
Değiştirme: Sözcüğün bir ünsüzünün yerine başka bir ünsüzü söylemedir. Sert ünsüzlerde sık rastlanır.
Örnek: şarj →şarz, birader→bilader, merhem→melhem, terlik→tellik, mintan→miltan vb.
Atlama: Sözcüğün bazı seslerinin atlanarak söylenmesi şeklinde çok sık rastlanan boğumlama kusurudur.
Örnek: Hanımefendi →hanfendi, nasılsınız →nassınız, Galatasaray→Gassaray, Kilitledim→kitledim vb.
Tutukluk: Dil tutulması olarak bilinir. Seslerin, hecelerin, sözcüklerin fazlaca yinelenmesi ve kimi takılmalar,
ritmik bozuklukları yaratarak konuşmanın akıcılığını geçici durdurur. Kendine güvensizlik, sıkılganlık, kararsızlık,
heyecan gibi nedenlere bağlanmaktadır.
Gevşeklik: Dil, dudaklar ve ağız aygıtlarının boğumlanmaya yeterince katılmamasından ötürü oluşan bozukluktur. Ses aygıtlarının tembelliğinden oluşur. Yaygın kusurlardandır.
NOT: Telaffuz ve boğumlanma bozukluklarını düzeltmek için ünlü ve ünsüzlerin çıkış yerlerini iyice bilip
bunlar üzerinde çalışmak gerekir.
72
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
İnsan hançeresinde (gırtlağında) aynı veya yakın kaynaklardan çıkan seslerin bir sözcükte veya birbirine yakın kelimelerde kullanılmasının ifadenin ses bakımından kusurlu olmasına sebep olur.
Örnek: şemsiye → semşiye (“ş” sesi, “s” yi kendisine benzetiyor.)
Ünlü ve ünsüzlerle ilgili ses olaylarını uygulamamak telaffuz kusuruna neden olmaktadır.
Örnek: Doğru
Yanlış
kitaptan →
kitapdan (ünsüz sertleşmemiş)
sırrı
→
sırı (ünsüz türememiş)
aklım
→
akılım (ünlü düşmemiş) vb.
Bir insanın çıkarabileceği ses sayısı, KAZANIM 2
alfabedeki seslere karşılık gelen işaretlerin
sayısından çok daha fazladır. Bu nedenle yazı
dilindeki bir işaret, konuşma dilinde birden
fazla sese karşılık gelebilir.
Yazı ile telaffuz ilişkisini gösterir.
•
Örneğin, “perde” sözcüğünde “e” sesleri
iki
“e”
sesi
vardır.
Ancak
alfabemizde bir “e” ünlüsü mevcuttur. Bazı
sözcüklerin telaffuzunun yazı dilinden farklı
olduğu unutulmamalıdır.
Örnek: açık e (çene açık, dil ileri doğru
yükselir.): eş, sen, çene
kapalı e (çene kapalı, dil damağa
Bu ses değerlerinin tamamının alfabedeki işaretlerle
gösterilmesi mümkün değildir. Bu sebeple kelimelerin
aynı yazılırken farklı telaffuz edilmektedir.
Türkçede
Sesler telaffuza göre farklı ses değerleri kazanırlar.
yazılışıyla söylenişleri her zaman örtüşmez.
•
Hiçbir dil yazıldığı gibi okunmaz.
•
Yazı dilindeki bir işaretle, konuşma dilinde birden
•
Konuşma esnasında meydana gelen duraklamaların,
fazla sesi gösterilebilir.
soluk alıp vermeyle ilişkisi vardır. Bunlar yazı dilinde
noktalama işaretleriyle karşılanır.
yaklaşır.): kedi, yedi, gece
Hiçbir alfabe insanın çıkarabileceği tüm sesleri göstermeye yetmez. O yüzden hiçbir dil yazıldığı
gibi okunmaz.
Örnek: “Merhaba” anlamına gelen sözcüklerin yazı dili ile telaffuz farkları:
Almancada “hallo →halo”
Çincede “xiè xie→sşie sşie”
İtalyanca “ciao →çav” vb.
DURAKLAMA
Ses çıkarabilmek için nefes almaya ihtiyacımız vardır. Konuşurken bu ihtiyacı karşılayabilmek için belli
yerlerde az ya da çok durmamız gerekir. Bu nefes alma noktalarına “durak” adı verilir.
Metinlerde durak yerleri çeşitli noktalama işaretleriyle gösterilir. Ancak bazen bu işaretler yeterli gelmeyebilir.
Bu durumda duraklama yerlerini metnin anlam bütününü bozmayacak biçimde oluşturmamız gerekebilir.
73
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
Genelde kısa (/), normal (//), uzun (///) süreli olmak üzere üç biçimde durak yapılır.
• Eş görevli söz gruplarından, bağlaçlardan, ünlem ve ünlem görevli ögelerden, sıralı cümlelerden yan
cümleciklerinden, çok kısa cümlelerden; koşullu, ki'li ve başka yan cümleciklerden, cümle başı bağlaçlarından,
uzun cümlelerde öznelerden sonra, kısa duraklamalar yapılabilir.
Örnek: Tevfik Fikret/şiirin biçimsel olanaklarını alabildiğine zenginleştiren bir şair olarak kalmadı/Atatürk
Türkiyesi'nin/“fikri hür/irfanı hür/vicdanı hür”/insanına da ışık tuttu.//
• Cümle bitişlerinden sonra, açıklayıcı cümle başlangıçlarında (üst üste iki nokta, noktalı virgül işaretlerinden
sonra), anlamca bağlı cümlecikler arasında; diyaloglar, sorular ve yanıtlar arasında, uzun olan bağlı ve sıralı
cümlecikler arasında, karşıt duygu ve düşünceleri yansıtan söz dizileri arasında, uzun arasözlerden önce ve
sonra soluk verişi tamamlanarak yeni bir soluk alıştan sonra söze başlanır. Bu, normal soluk duraklamasıdır.
Örnek: Sana vermiş olduğum kitapları//-hiçbirinin benim olmadığını çok iyi biliyorsun-//halâ getirmedin.//
• Konuşma metinlerinin bölümleri arasında, paragraflar ve dizeler arasında, bir de anlamlı susuşların
gerektirdiği yerlerde uzun süreli durak yapılır. Bu durak aralarında solunum tamamlandıktan sonra da soluk
alınıp verilebilir.
Sözde/ senden kaçıyorum// dolu dizgin atlarla///
Bazen/ sessiz sedasız// ipekten kanatlarla///
Ama sen hep/ bin yıllık bilenmiş inatlarla///
Karşıma çıkıyorsun// en serin imbatlarla///
…
Yavuz Bülent Bakiler
VURGU
Telaffuz bir sanat gibidir. Çeşitli seslerle, vurgularla, tonla-
malarla âdeta konuşmanın bestelenmesidir.
Vurgu, bir sözcükte ya da cümlede hece ya da sözcüklerin
diğerlerinden daha baskılı, ağırlıklı, farklı söylenmesidir.
Sözcükler bir ya da birden çok heceden oluşur. Türkçede
tek heceli çok sözcük vardır ve tek heceli sözcüklerde vurgu
aranmaz çünkü vurgu hecenin üstündedir. Ancak birden çok
heceli sözcüklerde bazı heceler diğer hecelere göre daha baskılı
söylenir.
KAZANIM 3
Vurguyla ilgili kuralları uygular.
•
Türkçede vurgu genellikle son hecededir. Orta hece vurgusuzdur. Bazı
ekler vurguyu kendilerinden önceki
heceye atar. Vurgunun bazı durumlarda anlam belirleyici özelliği vardır.
Örnek:
“ev” tek hecelidir, vurgu aranmaz.
“ev” sözcüğüne ek eklenirse hece sayısı artar ve “vurgu” oluşur: “evden ”: vurgu “den” ekindedir.
Vurguyu Bulma Yöntemi
Türkçe sözcüklerde vurgunun hangi hecede olduğunu anlamak için bir yöntem vardır. Sözcüğün her zaman
bir hecesi daha baskılı, abartılı, kuvvetli söylenir. Sözcüğü telaffuz ederken hecelerden birine yaptığımız baskılı
söyleyiş yadırganmazsa vurgu o hece üzerinde demektir.
74
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
Vurgu, “sözcük vurgusu” ve “cümle vurgusu” olarak ikiye ayrılır:
SÖZCÜK VURGUSU
Dilimizde, sözcük içindeki vurgu genellikle son hecededir.
Sözcüğe ek eklenince vurgu eke geçer. Ek eklenip yeni yeni sözcük türetildikçe vurgu en sondaki eke geçer. Örnek: gözlük, gözlükçü, gözlükçülük vb.
Özellikleri:
Tek heceli sözcüklerde vurgu aranmaz.
• Çekim eki eklenmemiş sözcüklerde vurgu genellikle son hecededir.
Örnek: ılık, doğu, elbise vb.
• Bazı çekim ekleri eklendiğinde vurgu çekim eklerinden önceki heceye geçer.
Örnek: gözlükler, Türkçenin vb.
Sözcüğe soru eki eklendiğinde vurgu soru ekinden önceki heceye geçer.
Örnek: gelecek misiniz?: (Vurgu “cek” hecesindedir.)
oturmaz mısınız?: (Vurgu “maz” hecesindedir.)
• Şehir isimlerinde vurgular değişkendir.
İki heceli bazı yer isimlerinde vurgu ilk hecededir.
Örnek: İzmir (Vurgu “İz” hecesindedir.)
Bursa (Vurgu “bur” hecesindedir.)
• Üç heceli ya da daha çok heceli yer isimlerinde vurgu ünsüzle biten hecededir.
Örnek: Antalya (Vurgu “tal” hecesindedir.)
Amasya (Vurgu “mas” hecesindedir.)
Ankara (Vurgu “An” hecesindedir.)
• Zarf türündeki sözcüklerin çoğunda vurgu ilk hecededir.
Örnek: yukarı, içeri, fazla, şimdi, doğru, bugün vb.
• Pekiştirilmiş sıfatlarda vurgu ilk hecededir.
Örnek: simsiyah (saç), pespembe (dünya), sapsarı (gömlek) vb.
• İki heceli pekiştirme sıfatlarında vurgu ikinci heceye kayar.
Örnek: sırılsıklam, sapasağlam, yapayalnız vb.
• Küçültme eki (–cık/-ca) almış sıfatlarda vurgu ilk hecededir.
Örnek: minicik (kuş), yaşlıca (bayan), küçücük (köpek) vb.
• “-ma, -me” olumsuzluk ekinden önceki hece vurgulanır.
Örnek: gitmeseydi, unutmayasın, kanıtlamadı vb.
• Bazı ünlemlerde, ünlem olarak kullanılan isimlerde vurgu ilk hecededir.
Örnek: haydi!, eyvah!, birader!, dikkat!, durma! vb.
• Bileşik sözcüklerde vurgu ilk sözcüktedir.
Örnek: gökyüzü, mirasyedi, cankurtaran, gelgit vb.
75
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
• Tamlamalarda genellikle vurgu ilk sözcüklerin son hecelerindedir.
Örnek: kitabın başlığı, okulun müdürü, araba lambası, otuz asker, güzel yemek, mavi gözlü vb.
NOT: Sıralanan bu durumların hiçbirine girmeyen ama vurgusu son hecede bulunan bazı sözcükler de
vardır.
Örnek: karınca, masa, telefon, teyze, anne vb.
CÜMLE VURGUSU
Cümle vurgusu, o cümlenin işaret parmağı gibidir. Amacı göstermektir. Asıl gösterilendir. Önem verilen bir
sözcük güçlü söylenir. Vurgu yanlışlığı, söylenmek istenenin yanlış anlaşılmasına neden olur.
Örnek:
“Tülay yarın Antalya’ya uçakla gidiyor.” cümlesinde vurgulanan sözcük “uçakla” sözcüğüdür.
“Yarın Tülay uçakla Antalya’ya gidiyor.” cümlesinde vurgulanan sözcük “Antalya’ya” sözcüğüdür.
“Tülay Antalya’ya uçakla yarın gidiyor.” cümlesinde vurgulanan sözcük “yarın” sözcüğüdür.
Yukarıdaki örneklerde, önemli olan durum ya da dikkat çekilmek istenen öge yüklemden hemen önce söylenerek dikkat o ögeye (araca, yere, zamana) çekilmiştir.
Devrik cümlelerde yüklemin başa gelmesinin nedeni, eylemin önem kazanmış olmasıdır.
Örnek: “Gidiyor, Tülay yarın Antalya’ya uçakla.” Vurgu “Gidiyor” yüklemindedir. Bunu gitme eylemini vurgulamak için yapıyoruz.
TONLAMA
Tonlama, konuşma sırasında duygu ve düşünceye göre cümle-
lerin veya sözcüklerin sesinin alçaltılıp yükseltilmesidir. Şarkılarda olduğu gibi, konuşmada da seslerin ton dereceleri vardır.
İnsan sesi “kalın, orta, tiz” olmak üzere yükseklik bakımından üç
temel tona ayrılır.
Bilimsel, ciddi, haber, ders vb. metinlerinde: “orta ton”; duygusal
metinlerdeyse, bu duygunun havasına uygun olarak “tiz “ve” kalın”
tonlardan biri içinde bir genel ton ayarlanır.
Sayısız çeşitlilikler gösteren duygulardan kimileri, şematize edile-
KAZANIM 4
İfadenin gerektirdiği biçimde
tonlama yapar.
• Şarkılarda olduğu gibi konuşmada da seslerin ton dereceleri vardır. İnsan sesinin kalın,
orta, tiz olmak üzere yükseklik
bakımından üç temel tona ayrılır.
rek aşağıdaki tabloda göstermiştir.
Tiz
Sesin
yüksekliği
Kararsızlık
Sıkılganlık
Sevinçte kararsızlık
Rahatlık
Sakinlik
Orta
Kalın
Kararsızlık
Umutsuzluk
Yılgınlık
Zayıf
76
Aşırı heyecan
Sevinç
Kızgınlık
Kararlılık
Kıskançlık
İnat
Orta
Sesin şiddeti
Kuvvetli
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
Tonlamaya dikkat edilmediğinde tek düze, renksiz, monoton, doğallıktan uzak bir konuşma gerçekleşir. İletişim
olumsuz etkilenir.
Konuşma esnasında kelimeler aynı tonda söylemeyip yaşanan duygu hâline ve alıcıda uyandırılmak istenen etkiye göre sese bir akış kazandırılır.
Örneğin, “evet” sözcüğünün değişik anlamlardaki tonlama örneklerine bakalım:
— Evet, bu güzel. (Beğeni)
— Ne olur, evet de. (Rica)
— Evet, dedi! Evet, dedi! (Sevinç)
— Evet, anlat bakalım. (Merak)
— Evet evet evet… (Coşku)
— N’olur sanki, lütfen evet de. (Yalvarma)
Görüldüğü gibi aynı sözcüğü farklı tonlamalarla farklı anlamlarda söyleyebiliyoruz.
Ses Akışını Bozan Durumlar
Doğallık - Yapaylık
Telaffuzda, kişinin kendine ait konuşmalarından
çok, sesiyle canlandırdığı metinlerde ortaya çıkan
“doğallık” sorunu mevcuttur. Şiir okurken, başkalarının
konuşmalarını canlandırırken, çeşitli duyguları sesle
belirtmeye çalışırken doğallığın çokça bozulduğu ve
KAZANIM 5
Ses akışını bozan durumları gösterir.
•
Konuşmada sesin nasıl kullanıldığı
•
Konuşma esnasında kelimeleri aynı tonda söylemeyip
yaşanan duygu hâline ve alıcıda uyandırılmak istenen
yapaylığa kaçıldığı görülür.
Ses normalden fazla yükseltilirse yapaylığa
etkiye göre sese bir akış kazandırır.
•
meydana gelen yapmacık söyleyiş vardır. Yapmacık
kaçar. Bu da zorlama, samimiyetsiz, sevimsiz bir
konuşma etkisi yaratır.
İyi bir konuşmacı, doğal olan hareketlerini
konuşma dinleyiciyi rahatsız eder.
•
nedenle, konuşma sırasında duygu ve düşüncelerle
Bir cümlede veya birbirini takip eden cümlelerde aynı
seslerin art arda tekrarı anlatımın bozulmasına sebep
denetleyebilmelidir. Yapaylığa, zorlamaya düşüldüğü
zaman, konuşma etkisini yitirir hatta gülünçleşebilir. Bu
Bir doğal söyleyiş, bir de onun bozulması sonucu
olur.
•
tonlama, vurgu, duraklar bağdaşmalıdır. Konuşmanın
dinleyici üzerinde fazlalık, abartı, zorlama etkisi
İsim tamlamalarında ikiden fazla yapılan zincirleme
bir anlatım kusuru, aynı ekle yapılan tamlamaların bir
cümlede art arda kullanılması ifadeyi ses bakımından
kusurlu kılar.
bırakmaması gerekir.
Ses Tekrarları
Bir cümlede veya birbirini takip eden cümlelerde, aynı seslerin art arda tekrarı anlatımın bozulmasına sebep olur.
Özellikle ses çıkış yerleri (boğumlanmaları) aynı ya da yakın olan seslerin sık tekrarı konuşmayı zorlaştırır.
Örnek:“Kırk kırık küp kırkının da kulpu kırık kara küp.”
“Kartal kalkar dal sarkar, dal sarkar kartal kalkar.”
Fazla Yapılan Zincirleme Tamlaması
İsim tamlamalarında ikiden fazla yapılan zincirleme, bir anlatım kusuru oluşturur. Aynı ekle yapılan tamlamalar bir
cümlede art arda kullanılırsa ifade ses bakımından kusurlu olur.
Örnek: Okulun birinci katının kapısının boyasının döküldüğünü söyledim.
Arabanın penceresinin tamirinin yapılması gerekli.
77
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
Dil, insanlar arasındaki anlaşmayı sağlayan bir araç olarak tanımlanabilir. İnsanların birbiriyle iletişimi arttıkça dilin sınırları da genişlemiştir. Özellikle farklı toplumların karşılaşması, birbiriyle ilişkilerinin artması sonucu; dilleri birbiriyle etkileşime girmiş değişmiş, gelişmiş,
zenginleşmiştir.
Günümüzde, insanların bölgeler arası yolculukları ve kitle iletişim araçlarının yaygınlığı dili ortaklaştırmış, konuşma dilinin bölgeler
arasındaki farklılıklarını da zaman içinde ortadan yavaşça kaldırmıştır.
Vurgu, ton, durak, ezgi, sesin perdesi, tınısı, şiddeti konuşma di-
KAZANIM 6
Bir dilin ses terbiyesi ve konuşma biçiminin tarihi zamanın akışı
içinde insani ilişkiler çevresinde
gerçekleştiğini sezer.
• Telaffuzu kusurlu öğrencilere
tiyatro sanatçılarının konuşmalarını içeren ses bantları
dinlemeleri önerilir.
linin özellikleridir. Bu özellikler dilden dile farklılıklar göstermektedir.
Burada Türkçenin konuşma dilinin özelliklerine değinmekte yarar vardır.
Türkçe söyleyişte bazı önemli kurallar vardır:
“ğ” sesi
Türkçede “yumuşak g” yani “ğ” söylenmez. Söyleyişte gırtlağı zorlayan bu ses seslendirilmez, söylenmeye
kalkılırsa akış durdurulmuş olur. “Yumuşak g” söylenmek yerine önceki ünlü uzatılır ya da kimi ünlüler arasında
“y”ye dönüşür.
1. “ğ”, hece sonundaysa kendinden önce gelen ünlü bir değer uzar.
Örnek: ağlamak → a:lamak (“: “önceki sesi uzatarak söylemek anlamına gelir.)
doğmak → do:mak
2. “ğ”, “o – a” sesleri arasında ise “o” ve “a” sesleri kaynaşır.
Örnek: poğaça → po aça
boğaz → bo az
doğan → do an
3. “ğ”, “o – u” sesleri arasında ise “o”ve “u“ sesleri kaynaşır.
Örnek: oğul → o ul
soğuk → so uk
4. “ğ”,” a - a “sesleri arasında “a” bir değer uzun söylenir.
Örnek: mağara → ma:ra
sağanak → sa:nak
5. “ğ”, “a – ı” sesleri arasında ise “a” bir değer uzar.
Örnek: kâğıt → kâ:t
ağır → a:r
6. “ğ”, “e –i” sesleri arasında ise “y” ye dönüşür.
Örnek: eğitim → eyitim
değişim → deyişim
7. ”ğ”, “e - i ya da ü” sesleri yanında ise “y” sesine dönüşür.
Örnek: iğne → iyne
düğme → düyme
78
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
Geniş ünlülerin daralması
(-ecek, -acak ekleri)
1. Sonu ünsüzle biten eylem köklerine eklendiğinde eylem içindeki “a, e, ı, i” düz ünlüleri
“a” lar → “ı” ya, “e” ler → “i” ye dönüşür ve darlaşır.
Örnek: getir+ecek→ getiricek
gel+ecek→gelicek
yap+acak→yapıcak
kır+acak→kırıcak
2. Telaffuzda eylem kökleri içinde “o, ö, u, ü” gibi yuvarlak ünlüler varsa bu eklerin başındaki
“a”lar → “u”ya, “e”ler → “ü” ye darlaşır.
Örnek: ol+acak→olucak
kur+acak→kurucak
gül+ecek→gülücek
gör+ecek→görücek
3. “y” kaynaştırma sesi:
a) Eylemsi ekleri olan “–a, -e, -an, -en, arak, -erek, -acak, -ecek” ekleri, sonu ünlüyle biten eylem köklerine
eklendiğinde Türkçede iki ünlü yan yana gelemeyeceği için araya “y” kaynaştırma ünsüzü girer.
(Telaffuzda “y” kaynaştırma ünsüzü kendinden önceki “a”ları → “ı” ya , “e”leri → “i”ye darlaştırır.)
Örnek: anla+y+a→ anlıya
anla+y+an→anlıyan
anla+y+arak→anlıyarak
söyle+y+e→söyliye
söyle+y+en→söyliyen
söyle+y+erek→söyliyerek
anla+y+acak→anlıyacak
söyle+y+ecek→söyliyecek
oturma+y+acak→oturmıyacak
b) “de-” ve “ye-” eylemlerine “y” kaynaştırma eki eklenirse hem yazıda hem telaffuzda kendinden önce
gelen ünlüyü darlaştırır.
Örnek: ye+y+e→yiye
ye+y+en→yiyen
ye+y+erek→yiyerek
de+y+e→diye
de+y+en→diyen
de+y+erek→diyerek
79
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
ULAMA
Konuşmayı tek düzelikten kurtarıp ona akıcılık sağlayan bir uygulamadır. Eğer ulamaya uyulmazsa
akıcılıktan uzak bir telaffuz oluşur. Bu da dinleyiciyi rahatsız eder.
“Akşam evine gidip onu göreceğim.” cümlesinde ulama yapmazsak her sözcüğü durarak telaffuz
edersek tüm sözcükleri öne çıkarmış oluyor hatta devamında tehdit edecekmişiz gibi “Bak ona o zaman neler
söyleyeceğim!” gibi bir beklenti doğuyor.
Ulama hakkında detaylı bilgi için SES OLAYLARI konusuna bakınız.
Tüm bu kurallar iyi bir telaffuz, söyleyiş için gereklidir.
Telaffuz konuşmanın bestelendiği bir sanat gibidir. Çeşitli seslerle, vurgularla, tonlamalarla âdeta bu
besteyi doğru ve düzgün yaparak sağlıklı, etkili, düzgün, iyi bir iletişim kurarız.
TELAFFUZ KONUSUYLA İLGİLİ ALIŞTIRMALAR
Aşağıdaki cümleleri kısa (/), normal (//), uzun durak (///) sürelerine uygun biçimde okuyunuz.
/ : Hafif soluk alınmalı
//: Normal soluk alınmalı
///: Normal soluktan biraz fazla beklenmeli
• İşten çıkar çıkmaz /gün boyu yaptıklarını gözden geçirir / hafif bir gülümsemeyle gökyüzüne bakar /
sonra ağır ağır caddede yürürdü.//
• O mevzuya gelince/ onun kolay çözüleceğini sanmam.// Ne var ki/ başarmak öyle kolay olmuyor.//
• Buna karşın/ bütün gücünü kullanmayı bilemedi.//
• Solunum//yaşamın sürdürülmesi için/ havayla vücuda oksijen alınıp/zehirli gazın dışarı atılması
faaliyetidir./
• Uzun suredir geceleri saatlerce oturup duruyor// başına gelenleri bütün ayrıntılarıyla gözden geçiriyor//
kendini fazlaca hırpalıyordu.//
• İlk tercih ODTÜ’yü mü yazacaksın?//
• Tabii ki/ ODTÜ/ dünyanın en iyi 60 üniversitesi arasında//
Sen Sen Sen
Bir / dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden//
Dağbaşı yalnızlığı / ölümden beter//
Hiç kimse / aramasa / sormasa beni//
Sen gelsen / yeter///
80
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
Huzur / ellerinin güzelliğidir//
Gözlerin karşımda mutluluk denizi//
Her sabah soframızda ekmeğimizi/
Sen bölsen / yeter///
Yüreğim / seninle yaylalar kadar serin//
Ne bir çizgi hasret / ne bir nokta gam//
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam//
Sen dolsan / yeter///
Bende /çaresizlik sonsuz kördüğüm//
Bende sabır / sende naz//
Gündüzünden vazgeçtim / düşümde biraz//
Bir yüz görümlüğü/ sen olsan / yeter///
Duymasa da hiç kimse / şair gönlümün//
Sende karar kıldığını//
Ve / içimin şerha şerha yarıldığını//
Sen bilsen / yeter///
Bir gün duysan / bittiğimi / tükendiğimi//
Çıkıp gelsen uzaklardan / korkulu / ürkek//
Bir / incecik dal gibi üzerime titreyerek//
Eğilsen / yeter///
Yavuz Bülent Bakiler
BOĞUMLANMA ALIŞTIRMALARI
Aşağıdaki tekerlemeleri anlamlarına dikkat etmeden başta yavaş, sonra hızlı tempolarda söyleme çalışmaları
gerçekleştirilirse yararlı sonuçlar elde edilebilir.
Aşağıdaki tekerlemeleri derin soluk aldıktan sonra bir soluk verişte, ağır ağır söyleyiniz.
• Bir berber bir berbere bıre berber beri gel diye bağırmış.
• Kartal kalkar dal sarkar, dal sarkar kartal kalkar.
• Üstü üç taslı taç saplı üç tunç tası çaldıran mı çabuk çıldırır, yoksa iç içe yüz ton saç kaplı çanı kaldıran mı
çabuk çıldırır.
• Tarlada taş toplayarak tıkanan tembel taşçı tarhana tenceresini tekmeledi.
• Kürkü kürke kürkçü ular; kürekçi kürekle kürür karır; kürsü ile kürdan, kürkas, kürit ile küskün, küskütük,
kürtün, küriyumla kürevi apayrı.
• Karayağız kahraman kirli kalpakla kelepçeyi karşı kanepeye koydu.
• Şu yoğurdu sarımsaklasak da mı saklasak sarımsaklamasak da mı saklasak.
81
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
DUYGULARIN İFADESİ ALIŞTIRMASI
Aşağıda çeşitli duyguların ifadesi ile yeteneğinizin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Sözlerinizin inandırıcılığı için
sözün duygu anlamıyla söze yapılan duygusal vurgu paralel olmalıdır. Yani söz ile duygu uyumsuz olduğunda
dinleyicide doğallıktan uzak “yapmacıklık” izlenimi bırakılır ve inandırıcılık kaybolur. Duygular yöneltildiği
kişiye veya ortama göre ifade değişikliğine uğrayabilir. Dolayısıyla istenen duyguyu kime yönelttiğinize dikkat
etmelisiniz.
Örneğin “Seni seviyorum” cümlesi “anneye, babaya, çocuklara, eşe, dedeye” farklı söylenir.
Aşağıdaki çalışmaları sık sık tekrar ederek duyguyu ifade yeteneğinizi geliştirin.
Şüpheli: Eh! Belki bugün görüşürüz.
Şakacı: Evet, hava güzel ama ahmaklar için.
Münakaşa: Hava güzel diyorsunuz demek? Pek iyimsersiniz doğrusu.
Kızgın: Hava güzel ama kös kös oturuyorsun.
Şefkat: Hava çok güzel. Sokağa çıkalım mı oğlum. Biraz yürüyelim.
Acıklı: Hava güzel ama içim kapkaranlık hiçbir şey yapasım yok.
Öfkeli: Hava güzel güzel. Başka bir şey söylemez misin sen?
Kesin inanç: Yağmur yağacak, adım gibi biliyorum.
İtirazla: Kimse kusura bakmasın böyle olmaz.
Güvensizlik: Akşama parayı havale ederim diyorsun şimdi.
Alay: Tabi canım, arabayı nasıl kullanıyorsan artık.
Sabırsızlık: Gel, asansör gel artık!
İnanç - şüphe: Yalan söylediğini ne gördüm ne de duydum. Yalan mı söylüyor, aceba?
Gurur: Bu iş benden sorulur, arkadaş!
Sevgi - nefret: Sizi çok seviyorum. Davranışlarınızdan nefret ediyorum.
Endişe: E, sınavı kazanamadım şimdi n’olacak?
Saygı: Emredin yeter efendim.
Karşı durmak: Çekmiyorum arabayı işte, böyle sokağa mı dönülür.
82
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
3. ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
Aşağıdaki şiirlerden ses olayı oluşmuş sözcükleri bulunuz.
Seviyorum seni SES OLAYLARI
ekmeği tuza banıp yer gibi Ünsüz Yumuşaması: 1……… 2………
Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa suyu içer gibi Ünlü düşmesi:1………
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
Kaynaşma: 1……… 2………
içimde kımıldayan bir şeyler gibi Seviyorum seni Ünlü daralması:………
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
Ünsüz düşmesi:………
Nazım Hikmet Ran
Bin bir ismin bir cismin var Ünlü düşmesi: 1……… 2………
Oğlun, kızın ne hısmın var 3……… 4………
Her bir irenkte resmin var
5……… 6………
Nerde baksam orda senin.
7 ………
Aşık Veysel ŞatıroğluÜnlü türemesi :………
Bir gün çıkıp gideceksin Ünsüz yumuşaması: 1……… 2 ………
Sonra arkandan yine ince bir yağmur yağacak 3……… 4 ………
Cadde cadde, sokak sokak 5……… 6………
Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım
Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar. Ünlü düşmesi: …………………………………
Saklamak zor olacak, çaresiz kalacağım Ünlü daralması: ………………………………..
Seni sevdiğimi anlayacaklar.
Üstüme yağmurlar yağacak
İnce bir dal gibi birden kopup kırılacağım
Kaldırım taşlarında sıcaklığım kalacak
Kahrolacağım.
…
Yavuz Bülent Bakiler
83
9. Sınıf
3.
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
ÜNİTE
konu anlatımlı
Selam vererek Anadolu çocuklarına Ünsüz sertleşmesi: 1……… 2………
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz'in hâlini bir görmeliydi. Kaynaşma: 1……… 2………
Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
Ünsüz yumuşaması: 1……………………………
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum'a kadar.
Cahit Külebi
…
Hem davacı pişman, hem de davalı
Ünsüz sertleşmesi: 1………
Bu yolda tükettik çulu, çuvalı
Sabret makamından çalma kavalı Ünlü düşmesi: ………
Sürüler ekine daldı hakim beğ.
Abdurrahim Karakoç
Kılları uzadıkça ellerimin Ünsüz sertleşmesi: 1……… 2………
unuttum kâğıtlardan
nasıl gemi yapıldığını Ünsüz yumuşaması: 1……… 2………
ki yaşlılığa uzanan
birer iskeledir parmaklarım
Ünlü aşınması: ………
çözüldü uçlarından
nice kâğıt geminin palamarı
Sunay Akın
…
Kırların sessizliğinde Ünsüz yumuşaması: 1……… 2………
yüreğinin sesini dinle
ve orada benim için 3………
Ünsüz düşmesi: ………
küçücük bir yer ayır ve bekle beni küçüğüm
…
Ünlü aşınması: ………
Ahmet Telli
…
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri Ünsüz yumuşaması: 1…………….. 2 …………………..
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Ünlü daralması: …………………..
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
Ünlü aşınması: …………………..
…
84
Ceyhun Atıf Kansu
DİL VE ANLATIM
SES BİLGİSİ VE TELAFFUZ (SÖYLEYİŞ)
konu anlatımlı
DOĞRU-YANLIŞ SORULARI
Aşağıdaki cümlelerin başına yargılar doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
�
1. “Başımızın üstünde bir bulutun, güneşe asılmış gölgesi” dizesinde ulama yoktur.
�
2. “Yoğurtçu” sözcüğü büyük ve küçük ünlü uyumuna uyar.
�
3. “Meslektaş, kavuşmak, kilogram” sözcükleri küçük ünlü uyumuna uymaz. �
4. “-leyin, -gil, -mtırak, -ken, -daş (-taş),-ki, -yor” ekleri büyük ünlü uyumunu bozar.
�
5. “Çenber, tonbala, çarşanba, saklanbaç ” sözcükleri doğru yazılmıştır. �
6. Kelime sonunda iki ünlü arasında kalan “p, ç, t, k” sesleri yumuşayarak
“b, c, d, g ve ğ”ye döner.
�
7. “başka, çift, yufka, tepsi, ıssız, defter” kelimelerinde ünsüz benzeşmesi olmuştur.
�
8. “but, dip, gök, kap, kurt, uç, yurt “ tek heceli sözcüklerde yumuşama olmaz. �
9. Özel isimlerde yazımda yumuşama olmaz (Okunuşta olabilir.).
�
10. “şimdi, kahvaltı, sararmak, sütlaç, “ sözcüklerinde ünlü aşınması olmuştur.
BOŞLUK DOLDURMA SORULARI
Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
1. Ünlülerin “kalınlık - incelik”, “düzlük - yuvarlaklık” ve “darlık - genişlik” özellikleriyle oluşan uyuma, ……………….
denir.
2. Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) varsa, sonraki hecelerde de kalın ünlüler olmalıdır.
Bu uyuma ………………………. adı verilir.
3. Kavun ve horoz sözcükleri …………. ünlü uyumuna uymaz.
4. “İçinde muhteşem bir yetenek saklıyor.” cümlesindeki altı çizili sözcükte ………………………. olayı vardır.
5. “Başı var, aklı yok; dili var, kabı yok” atasözündeki altı çizili sözcükte ……………………. olayı gerçekleşmiştir.
6. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” atasözündeki altı çizili sözcükte …………………….
gerçekleşmiştir.
7. “Bugün bana ise yarın sana” atasözündeki altı çizili sözcüklerde ………………………. gerçekleşmiştir.
8. Türkçede sert ünsüzle (p, ç, t, k, f, s, ş, h) biten sözcüklerden sonra “c, d, g” ünsüzleriyle başlayan bir ek
geldiğinde “c, d, g” yumuşak ünsüzlerinin “ç, t, k” sert ünsüzlerine dönüşmesi olayına ……..…………… denir.
9. Türkçede “p, ç, t, k” süreksiz sert ünsüzüyle biten bir sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde,
sözcüğün sonunda bulunan sert ünsüzler yumuşayarak “b, c, d, g, ğ” ünsüzlerine dönüşür, bu ses olayına
………………………. adı verilir.
10. “Ucu çıkmaz bir küçücük yol tuttum.” dizesinde geçen “küçücük” sözcüğünde ………………………. olayı
gerçekleşmiştir.
11. “Sonbahar oldu mu dallar eğilir / Sararır ayvalar altınlaşarak.” dizelerindeki altı çizili yerlerde ……………
gerçekleşmiştir.
12. “Bir yanda oya gibi işlenmiş pembe mermer / Öte yanda öbek öbek, çirkin kaba, şekilsiz / Kerpiçten harabeler...” dizelerindeki altı çizili sözcükte ………………………. gerçekleşmiştir.
13. “Ben suyun bir dakika durduğu / Durunca boğulduğu bir yerdeyim.” dizelerindeki altı çizili sözcükte
…………… gerçekleşmiştir.
14. “-yor,-daş, -ken, -gil, -ki, -leyin, -(i)mtırak” ekleri ……….. ünlü uyumunu bozan eklerdir.
15. Türkçe sözcüklerde vurgu genelde ………… hece üzerindedir.
16. “o, ö” geniş yuvarlak ünlüleri Türkçe sözcüklerin sadece ……… hecelerinde bulunabilir.
85
3.
ÜNİTE
Ses Bilgisi ve Telaffuz (Söyleyiş)
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 1
1. Aşağıdaki dizelerin hangisinde büyük ünlü uyu-
4. Aşağıdaki sözcüklerden hangisi ünlüyle başla-
muna uymayan bir sözcük kullanılmıştır?
yan bir ek aldığında sonundaki sert ünsüz yu-
A) Yalnızlığıyla doldurup her yeri
muşar?
B) Bir renk çığlığı içinde bahçemizden
A) Zonguldak
C) Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
B) hukuk
D) Lavanta çiçeği kokan kederleri
C) kürk
E) Unutuşun o tunç kapısını zorlar.
D) süt
E) kurt
2. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi küçük
5. Aşağıdaki tarihlerin hangisinin sonuna eklenen “–den/-dan” durum eki (hâl eki) sertleşerek
A) Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir
“–ten/-tan” ekine dönüşmez?
B) Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir
A) 2014
C) İnsan, yağmur kokan bir sabaha karşı
D) Hatırlar bir gün bir camı açtığını
E) Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu
Evrensel İletişim Yayınları
ünlü uyumuna uymaz?
B) 2015
C) 2040
D) 2070
E) 2080
3. “nk” ünsüzleriyle biten ve dilimize Farsça’dan giren
6. Düz - geniş olan “a, e” ünlülerinden sonra gelen
sözcüklerde sözcüğün sonundaki “k” sesi yumuşa-
şimdiki zaman “–yor” eki, bu ünlüleri daraltarak “ı,
yınca “ğ” sesine değil, “g” sesine yumuşar.
i, u, ü”ye dönüştürür.
86
Aşağıdaki sözcüklerden hangisi bu kurala uy-
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kuralla ilgili
maz?
bir örnek yoktur?
A) çelenk
A) Ağaçlara yağmur çiseliyordu.
B) renk
B) Üstüne düştüğü ayağı sızlıyordu.
C) ahenk
C) Kitapçıda aradığını bulamıyordu.
D) bank
D) Arabasını yeni almış, diyorlar.
E) cenk
E) Durmadan sizi soruyor.
3.
Ses Bilgisi ve Telaffuz (Söyleyiş)
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 1
7. Aşağıdakilerden hangisinde ünlü daralmasıyla
ÜNİTE
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüz yumu-
ilgili bir yazım yanlışı yapılmıştır?
şamasıyla ilgili bir yazım yanlışı yapılmıştır?
A) Çözülemeyecek bir soru kalmadı.
A) Akaryakıda yine zam gelmiş.
B) Dolaşır saf saf tenhalarında şiir söyleyerek.
B) Okul taşıtımızı değiştirdiler.
C) Bir türlü soramıyordu.
C) Sınava site üzerinden kaydolmalısın.
D) Çok ağlıyan bir çocuktu demek.
D) Maça dakikalar kaldı.
E) Büyücek bir evi vardı diyorlar.
E) Hukukun üstünlüğü tartışılamaz bile.
11. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yazım yanlışı
zım yanlışı aşağıdakilerden hangisinde vardır?
A) Karabük’te oturduğunu öğrendim.
B) Okulca Sinop’da buluşacağız.
C) Kars’taki kayak merkezini gördün mü?
D) Hande Zonguldak’ta oturuyormuş.
yapılmıştır?
Evrensel İletişim Yayınları
8. “Ayvalık’da bulundun mu hiç?” cümlesindeki ya-
A) Kitap insanın en iyi dostudur.
B) Az kalsın geçiti bulamıyorduk.
C) Elinde kanıtı vardı.
D) Bugün anıtı ziyarete gideceğiz.
E) İlk millî Türk tankı Altay tamamlandı.
E) Annem Tuna’yı görmeye Antalya’a gidiyor.
12. Bazı coğrafi adlarda, zarf türündeki sözcüklerin çoğunda, ünlem bildiren sözcüklerde, pekiştirilmiş ve
küçültme eki almış sıfatlarda, bileşik sözcüklerde
vurgu genellikle son hecede olmaz.
9. Aşağıda altı çizili sözcüklerden hangisinde ün-
Bu açıklamaya göre aşağıdaki sözcüklerin han-
süz yumuşaması olmamıştır?
gisinde vurgu ilk hecede değildir?
A) Düşen bir yaprağa bakakaldım.
A) bugün
B) O devasa ağaca mı çıkacaksın?
B) incecik
C) Maket uçağımın kanadını kırdım.
C) şimdi
D) Yemeği yaparken içine sütü yavaşça dök.
D) Almanya
E) Kek kalıbıyla tatlı yapacağız.
E) gözlükçü
87
3.
ÜNİTE
Ses Bilgisi ve Telaffuz (Söyleyiş)
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 2
1. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde ünlü türeme-
4. “-ki” ekini alan sözcük bir adla tamlama kurarsa
si, ünsüz düşmesi ve ünsüz benzeşmesi (sert-
sıfat özelliği kazanır. “Hangi?” sorusuna cevap ver-
leşmesi) bir arada kullanılmıştır?
meye başlar. Bu durmda –ki eki bitişik yazılır.
A) Gaziantep’in daracık sokaklarında geziyordum.
Yukarıdaki açıklamaya göre aşağıdakilerden
B) Minicik bir bebekti gördüğümde.
hangisinde sıfat yapan “-ki” eki yanlış yazılmış-
C) Küçücük ama sapasağlam bir kayıktı.
tır?
D) Yerde ufacık arabalarla saatlerdir oynuyor.
A) Cebindeki mektubu okudu.
E) Ay ışığı bu akşam kıpkırmızıydı öylece bakakal-
B) Evdeki hesap tutmadı.
dım.
C) Yarın ki maça hazır mısın?
D) Söye ki ben de bileyim.
E) Arabadaki çocuğu gördün mü?
2. Bazı yabancı sözcüklere ünlü ile başlayan bir ek ya
da yardımcı eylem eklendiğinde, “ünsüz türemesi”
ses olayı olduğunda yardımcı eylemli birleşik sözcük bitişik yazılır.
Bu açıklamaya göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yoktur?
A) Sınavı geçeceğimi his ediyorum.
Evrensel İletişim Yayınları
ya da “ünlü düşmesi” olayları görülür. Herhangi bir
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A) Dışarıda asfaltı eritecek kadar bir sıcak var.
B) Odanın rengi çok gösterişli olmuş.
C) Yarın beden dersi için eşofman bakacağız.
B) Her defasında red ediyorum.
D) Ağızının kenarı hep dondurma olmuştu.
C) Daha ne kadar sabır edebilirim bilemiyorum.
E) Her biri birbirinden güzel kravatlar aldık.
D) Seni af edeceğini sanmıyorum.
E) Fikir alacağım kimse kalmadı.
6. ………… bir sözcük ya da cümlenin, kendi dilinin
3. Bulunma durumu eki “-da / -de / -ta / -te” getiril-
okuma özelliklerini dikkate alarak seslendirilmesi-
diği sözcüğe bitişik yazılır.
88
Aşağıdakilerden hangisinde bu kurala uyulma-
dir.
Boşluğa gelmesi gereker sözcük aşağıdakiler-
masından kaynaklanan yazım yanlışı vardır?
den hangisidir?
A) Yurtta sulh, cihan da sulh.
A) Tonlama
B) Bu söylediğin devede kulak.
B) Artikülasyon
C) Yarın işteki ilk günüm.
C) Telaffuz
D) Ayakta durmaktan yoruldum.
D) Konuşma
E) Meğer yollar da bitermiş.
E) Vurgu
3.
Ses Bilgisi ve Telaffuz (Söyleyiş)
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 2
7. Aşağıdaki açıklamalardan hangisi parantez
ÜNİTE
10. Zarf türündeki sözcüklerin çoğunda vurgu ilk hece-
içinde verilen terimle ilgili değildir?
dedir.
A) Konuşma sırasında içinde bulunulan duygu-
Aşağıdaki altı çili zarflardan hangisinde bu du-
ya göre ya da karşıdakinde yaratılmak istenen
rum gözlenmez?
duygu veya düşünceye göre sözcüğün hecele-
A) Şimdi size soruyorum.
rinin söyleyişinin yükseltilip alçaltılmasıdır. (Ton-
B) Ne kadar hızlı konuşuyorsun.
lama)
C) Hatta hiç gitmeyelim.
B) Konuşma sırasında belli yerlerde kısa aralıklarla
D) Biliyorum Serdar ansızın çıkagelir.
soluk almaya denir. (Durak)
E) Umut kitabını bugün getirdi.
C) Konuşma sırasında sözcüğün bir hecesinin diğerlerinden daha baskılı söylenmesidir. (Fonetik)
D) Sözcüğün sonunda bulunan ünsüz sesin, kendisinden sonra gelen sözcüğün başında bulunan ünlü sese bağlanarak okunmasıdır. (Ulama)
E) Sözcüğü meydana getiren seslerin, gerekli ses
ma)
8. Türkçede, çekim eki almayan sözcüklerde vurgu
genellikle son hecededir. Bazı yer isimleri, zarfların
çoğu, küçültme eki almış bazı sıfatlar, dil isimleri,
Evrensel İletişim Yayınları
değerlerine göre seslendirilmesidir. (Boğumla11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde vurgu yer bildiren sözcük üzerindedir?
A) Tülay Antalya’ya dün uçakla gitti.
B) Uçakla dün Antalya’ya Tülay gitti.
C) Antalya’ya Tülay uçakla dün gitti.
-me/-ma olumsuzluk ekini almış eylemler ve ve bazı
D) Dün uçakla gitti Tülay Antalya’ya.
birleşik sözcüklerde ise vurgu son hecede olmaz.
E) Tülay dün uçakla Antalya’ya gitti.
Bu açıklamaya göre aşağıdakilerden hangisinde
vurgu son hecededir?
A) konuşmayacak
B) Türkçe
C) ağaç
D) yarın
12. Türkçede vurgu genellikle son hecededir. Sözcük
E) ayakkabı
yapım eki alıp genişledikçe vurgu sona kaymaya
devam eder.
9. Türkçede bazı sözcükler yazıldığı gibi telaffuz edilmez.
Aşağıdakilerden hangisi yazıldığı gibi telaffuz
edilir?
A) şarj
B) değil
D) görmeyen
C) anlayan
E) duracak
Bu açıklamaya göre aşağıdaki sözcüklerin hangisinde vurgu son hecededir?
A) Türkiye
B) düşünce
C) Aferin!
D) onbaşı
E) masmavi
89
3.
ÜNİTE
Ses Bilgisi ve Telaffuz (Söyleyiş)
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 3
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde vurgu nesne
5. Düz - geniş ünlülerle (a-e) biten bir sözcüğe “-yor”
üzerindedir?
eki getirildiğinde “a-e” ünlüleri daralarak “ı, i, u, ü”
A) Dün sabah bitirmiş Aynur kitabını.
ye dönüşür. Aynı sözcüğe “y” kaynaştırma ünsüzü
B) Kitabını dün sabah bitirmiş Aynur.
gelirse daralma olmaz.
C) Dün sabah bitirmiş kitabını Aynur.
D) Aynur dün sabah kitabını bitirmiş.
Aşağıdakilerden hangisinde bu kurala uymayan
bir sözcük vardır?
E) Bitirmiş kitabını dün sabah Aynur.
A) Söylediklerini bir türlü anlayamadım.
B) Babasının sözlerini can kulağıyla dinliyor.
C) Sana bunu diyenin hiç acıması yokmuş.
D) Dün derse gelmeyen oldu mu?
2. “p, ç, t, k” ünsüzleri ile biten sözcüklere ünlü ile
E) Bu yıl yüzmeye gelmiyor Ayşe.
başlayan bir ek geldiği zaman bu ünsüzler yumuşayarak “b, c, d, g” ye dönüşür.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde buna örnek
yoktur?
A) Diziye dalınca yemeğin dibi tuttu.
C) Her sene o ağacın altında buluşmaya karar verdiler.
D) Kuşun kırık kanadını sardılar.
E) Yazarın bu yapıtı çok ilgi gördü.
Evrensel İletişim Yayınları
B) Kavanozun kapağını bir türlü açamadı.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü daralmasına uğramış bir sözcük yoktur?
A) Çocukluğundan beri çok ağır yükler taşıyor.
B) Köpekler sabahları durmadan havlıyor.
C) Ne söylediysem bir türlü anlamıyor.
D) Arkadaşın evde seni bekliyor.
3. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi ünsüz
E) Gidenler hiçbir zaman geri gelmiyor.
değişimine örnek değildir?
A) Biz evde yokken çiçeğe su verir misiniz?
B) Dağın etekleri yeşilliklerle kaplıydı.
C) Sağlığımız için düzenli beslenmeliyiz.
D) Çardağı üzüm bağı kaplamıştı.
E) Kitaplığın tozu uzun zamandır alınmamış.
7. “Ne diye bu kadar konuşuyorsun, anlamıyorum.”
cümlesindeki altı çizili sözcükte gerçekleşen
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüz yumuşamasına uğramış bir sözcük yoktur?
A) Havalar soğuyunca biz kaçarız buralardan.
B) İyileşeceğime dair ümidim kalmadı artık.
C) Hastalığı, yüzünün renginden anlaşılıyordu.
D) Gelecek günlerin aydınlığını görebiliyorduk.
E) Yudum yudum içtiği sevdaydı gözlerinden.
90
ses olayı, aşağıdakilerin hangisinde görülmektedir?
A) Bu sokakta boşuna dönüp dolaşıyoruz.
B) Onu en son gördüğümde sinemaya giriyordu.
C) Onu eskisi kadar sevmiyorum artık.
D) Evde her şey eski yerinde duruyordu.
E) Bu söylediklerinizi hiç doğru bulmadığımı bilin.
3.
Ses Bilgisi ve Telaffuz (Söyleyiş)
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 3
8. “Çekim eki alan bazı sözcükler, ünlü düşmesi nede
ÜNİTE
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ses düşmesi-
niyle hece yitimine uğrar.”
ne uğramış bir sözcük vardır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu ses olayı
A) Çocuk, cüzdanını kaybedince ağlamaya başla-
örneklenmemiştir?
dı.
A) Ağzında bakla ıslanmayan biriydi.
B) Olanları görünce şaşırdım kaldım.
B) Uzun zamandır aklı bir karış havadaydı.
C) Yüzündeki benler ona bir güzellik veriyordu.
C) Ömrüm seni beklemekle geçecek.
D) Sıcak davranışlarıyla kendini sevdirdi.
D) Bağrına taş basıp onun gelmesini bekledi.
E) Geleceğe dönük planları vardı.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ses düşmesine uğramış bir sözcük vardır?
A) Domateslerin iyilerini ayırıp öne koydu.
B) Elindeki sıyrıkların izi geçmek bilmiyordu.
C) Okuldan çıkınca doğru eve giderdi.
Evrensel İletişim Yayınları
E) Bu hikâyede bir sürü noktalama hatası var.
12. Aşağıdakilerin hangisinde küçültme eki almış
sözcükte farklı bir ses olayı görülmektedir?
A) Küçücük, kutu gibi bir evleri vardı.
B) Evlerinin büyücek bir bahçesi vardı.
C) Azıcık daha çalışsan birinci olurdun.
D) Sofradan doymadan kalkarsan kilo almazsın.
D) Yumuk yumuk, minicik elleri vardı.
E) Hiçbir zaman bizden yardımını esirgemedi.
E) Ufacık bir iyiliği çok gördü bize.
13. “Okuduğunuz kitaplar üzerinizde ufacık bir etki bı10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözcüğün
kökünde ünlü düşmesi görülmektedir?
rakmıyorsa boşuna okuyorsunuz demektir.”
Bu cümlede aşağıda verilen ses olaylarından
A) Bütün gün ders çalışmak zorunda kaldı.
hangisi yoktur?
B) Sınavda derece yapamadığına çok üzüldü.
A) Ünsüz düşmesi
C) Akşamları dizi izlemekten başka bir şey yapmı-
B) Ünsüz benzeşmesi
yordu.
C) Ünlü daralması
D) Çok tekdüze bir yaşam sürüyordu.
D) Ünsüz yumuşaması
E) Ödülü duyunca aklı başından gitti.
E) Ünlü türemesi
91
3.
ÜNİTE
Ses Bilgisi ve Telaffuz (Söyleyiş)
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 4
1. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
4. Türkçede ekler, sözcüklerin son hecesindeki ünlü-
Hatırası bile yabancı gelir
ye uyar.
Hayata beraber başladığımız
Aşağıdakilerin hangisinde bu kurala aykırı bir ek
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir
bulunmaktadır?
Gittikçe artıyor yalnızlığımız
A) Gelecek hafta yazılılar başlıyor.
Bu dizelerde aşağıdaki ses olaylarından hangisi
B) Uygunsan sabahleyin bir uğrarım.
yoktur?
C) Görüşmeyeli yıllar oldu neredeyse.
A) Ulama
D) Dünkü filmi izledin mi?
B) Ünlü düşmesi
E) Söylemekten dilimde tüy bitti.
C) Ünsüz yumuşaması
D) Ünsüz benzeşmesi
E) Ünlü daralması
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ulama yapılabilir?
A) Geleceğini haber verseydin keşke.
Evrensel İletişim Yayınları
5. “Gidiyorum gurbeti gönlümde duya duya.”
Yukarıdaki dizede altı çizili sözcüklerdeki ses
olaylarının ikisinin de örneklendiği cümle aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ona karşı ödenmez bir gönül borcu vardı.
B) Adını kalbime yazdım, silinmez.
B) Seni görmeden yapamam ben.
C) Her işe burnunu sokarsan böyle olur.
C) Usta halk şairlerimizden biriydi.
D) Boynu bükük, kanadı kırık bırakıp gitti beni.
D) Seni görünce dilim tutuluyor.
E) Varı yoğu bu tek oğlandı hayatta.
E) Sana bir şeyler anlatacağım.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüz benzeş3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kaynaştırma
ünsüzü kullanılmamıştır?
A) Susuzluktan dili damağı kurudu.
A) Evin kapısı rüzgârdan kapandı.
B) Dersini bitirip dışarı çıktı.
B) Odanın perdesini hiç açmıyordu.
C) Arkadaşını yüzüstü bırakıp gitti.
C) Son günlerde hiç kitap okumuyor.
D) Çocukça davranışları affedilir gibi değil.
D) Bu sene bilgisayar kursuna gitmek istiyorum.
E) Çocuğun yanlışlarını görmezden geliyordu sü-
E) Bu konuyu sonra konuşalım.
92
mesine örnek bir sözcük kullanılmamıştır?
rekli.
3.
Ses Bilgisi ve Telaffuz (Söyleyiş)
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 4
7. Küçük ünlü uyumuna göre düz ünlüden sonra düz
ÜNİTE
11. Seviyorum seni, ekmeği tuza banıp yer gibi
ünlü gelir.
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde, al-
İstanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
dığı ek nedeniyle küçük ünlü uyumuna aykırı bir
Seviyorum seni “Yaşıyoruz çok şükür” der gibi.
sözcük vardır?
Bu parçada aşağıdaki ses olaylarından hangisi
yoktur?
A) Aradığımız kitabı birkaç ayda bulabildik.
A) Ünsüz benzeşmesi
B) Acısından günlerdir yemek yemiyordu.
B) Ünsüz yumuşaması
C) İçimde sebebini bilmediğim bir sıkıntı var.
C) Hece düşmesi
D) Elmanın bu kadar güzelini hiç yememiştim.
D) Ünsüz düşmesi
E) Kardeşini uzun süredir aramamıştı.
E) Ünlü daralması
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tüm sözcükler
12. Ağaçların yeşili, denizin laciverde
büyük ünlü uyumuna aykırıdır?
Tekrar erdiği vakti hatırlarsın, şafaktı
A) Arkadaşıyla sinemaya gitmek üzere sözleştiler.
yordu.
C) Suyun dibine dalınca rengârenk balıkları gördü.
D) Her aklına geleni hemen söylüyordu.
E) Birçoğu tiyatroya gitmeyi aklına bile getirmiyor.
Seninle buluşmuştuk yine her günkü yerde
Evrensel İletişim Yayınları
B) Sabahleyin etrafta dolaşırken annesini düşünü-
Bilmiyordum, gelişim artık son olacaktı
Bu parçada aşağıdaki ses olaylarından hangisi
yoktur?
A) Ünsüz değişimi
B) Ünsüz düşmesi
C) Ünlü düşmesi
D) Ünsüz benzeşmesi
E) Ünlü daralması
9. “Çağımızda çok gecikmeden mutluluğu tadabilmenin yolu zamanında hayatı doya doya yaşamak,
kazandığını harcamak, sağlığımıza özen göstermektir.” cümlesinde ünsüz değişimine örnek
olabilecek kaç sözcük vardır?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 4
13. Hiçbir ses, sessizlik kadar
Haykırmıyor kulağımda
E) 5
Hiçbir renk, gecenin karanlığı kadar
Kamaştırmıyor gözlerimi
Ve hiçbir ateş yakmamıştı bağrımı
Yalnızlığımın soğuk duvarları kadar
10. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde ünsüz deği-
Bu şiirde aşağıdaki ses olaylarından hangisi
şimine uğramış bir sözcük yoktur?
yoktur?
A) Altın eşik, gümüş eşiğe muhtaç olur.
A) Ünsüz yumuşaması
B) Köpeğe gem vurma, kendisini at sanır.
B) Ünlü daralması
C) Şeytanın dostluğu dar ağacına kadardır.
C) Ünsüz düşmesi
D) Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
E) Kurdun adı yaman çıkmış, tilki vardır baş keser.
D) Ünsüz benzeşmesi
E) Ünlü düşmesi
93
9. Sınıf
4.
ÜNİTE
KELİME BİLGİSİ
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
1. KELİMEDE ANLAM VE KAVRAM
KELİME (SÖZCÜK)
İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük
KAZANIM 1
parçasıdır. Sözcüklerin belirli bir düzen içerisinde bir araya gelme-
Kelimenin ses ve anlam kaynaşmasından oluşan bir yapı olduğunu fark eder.
• Kelimeler, birbirinden ayrılması imkânsız olan gösteren ve
gösterilenden oluşur; gösterilen kelimenin kavram yönü,
gösterenin de ses imgesinin
işaretidir.
siyle anlaşma sağlanır. Sözcükler, bir kavram birimidir. Sözcükler;
canlı, cansız, soyut, somut bütün varlık ve nesnelerin; bu varlık ve
nesnelerle ilgili durumların, niteliklerin dildeki karşılıklarıdır. Harfler,
seslerin işaretidir, sözcükler ise seslerden oluşur.
Bir varlığın adını duyduğumuzda zihnimizde hemen bir tasa-
rım oluşur. Zihinde oluşan bu karşılığa gösterge denir. Bir gösterge
gösteren ve gösterilen olmak üzere iki ögeden oluşur. Gösteren,
bir sözcüğü meydana getiren seslerin her biridir. Gösterilen ise keli-
menin zihnimizdeki tasarım yönü yani gösterenin oluşturduğu içerik,
anlamdır.
Bu bilgiyi aşağıdaki şemada gösterelim:
Bir bitkinin üreme
organlarını taşıyan,
çoğu güzel kokulu,
renkli bölümü
Ç.İ.Ç.E.K
Gösterilen
(Varlığın anlam yönü)
Gösteren
(Varlığı anlatan sesler)
ÇİÇEK
DİL GÖSTERGESİ
Gösterge
(Varlığı gösteren kelime)
Gösterge
Gösteren
(Göstergenin fiziksel varlığı)
Gösterilen
(Zihinsel kavram)
Anlamlandırma
Anlam
KAVRAM
Nesnelerin, duygu ve düşüncelerin zihindeki tasarım biçimine kavram denir.
ANLAMLANDIRMA VE KAVRAMLAŞTIRMA
Bir sözcük duyulduğunda veya okunduğunda onun karşıladığı varlık, kavram, olay ya da durum insanın
zihninde canlanır. Bu, sözcükleri anlamlandırma sürecidir. Bu anlamlandırma aynı dili konuşan insanlar arasında
gerçekleşir. Kavramlaştırma ise bir varlığı, olayı, duyguyu ve düşünceyi seslerle, sözcüklerle simge hâline getirmektir.
Örnek:
Mutfakta kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı aleti gördüğümüzde “bıçak” diyebiliyorsak kavramlaştırma; “bıçak” dendiğinde bu aleti zihnimizde canlandırabiliyorsak anlamlandırma yapıyoruz demektir.
96
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
Bir sözcüğe iki farklı yönden bakılabilir:
KAZANIM 2
a) Biçim yönünden: Biçim, sözcüğün herhangi bir şeyin duyular
aracılığıyla algılanabilen yönünü gösterir. Sözcüğün biçim yönü kişiden
kişiye değişmez. Örnek:
“k.ö.p.e.k” seslerinden oluşan simge, sözcüğün biçim yönüdür. Bu
seslerden oluşan sözcük ile onun gösterdiği varlık arasında doğrudan bir
bağlantı bulunmamaktadır. Bu nedenle bu seslerle işaret ettiğimiz varlık,
başka dillerde farklı farklı seslerden oluşmuş simgelerle (sözcüklerle) ifade
edilmektedir. b) Anlam yönünden: Sözcüklerin biçim boyutunun yanında bir de
anlam boyutu vardır. Sözcüğün anlamı ise kullanıldığı cümleye göre değişir. Örnek:
Kelimede anlamın oluşumunu
açıklar.
• Varlık, olay, duygu, düşünce
ve hayaller ses bileşimiyle
simge hâline getirilerek kelime
ortaya çıkar.
• Dilin anlamlı en küçük birimi
kelimedir.
• Her kelimenin anlamı, anlam
birimlerden oluşan bir bütündür.
• Anlam var olandan hareketle
gerçekleştirilen soyutlamadır.
“Açık” sözcüğünü biçim yönüyle inceleyecek olursak “a.ç.ı.k”ın dört
sesten oluştuğunu görürüz. Bunu işitme ya da görme yoluyla anlayabiliriz. Bu sözcüğün anlam boyutu ise kullanıldığı
bağlama göre farklılıklar gösterir:
• Açık pencerenin yanında yatınca her yerim tutulmuş.
• Pazar günü açık olan tek mağaza bizimkiydi.
• Seninle açık konuşma zamanı geldi artık.
• Açık sarı saçlı, çelimsiz bir çocuktu.
• Bütçe açığı giderek büyüyor.
• Dürüstlüğü ve açık elliliğiyle kendini sevdirmişti.
SORU
Aşağıdakilerden hangisinde “kalmak” sözcüğünün anlamıyla kullanımı birbirine uymamaktadır?
Anlam
Kullanım
A) Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek Aldığı oylarla hükümet yerinde kaldı.
B) Belirtilen miktarda bulunmak
Evde bir ekmekten başka bir şey kalmadı.
C) Oyalanmak, vakit geçirmek
Almanya’da yıllarca kaldı.
D) İşlemez, yürümez duruma gelmek
Otobüs yarı yolda kaldı.
E) Geriye atılmak, ertelenmek
İstanbul yolculuğu cumaya kaldı.
ÇÖZÜM
Çok anlamlı bir sözcük olan “kalmak” A,B,D,E seçeneklerinde verilen anlamlara uygun kullanılmıştır. C
seçeneğindeki kullanım verilen anlama uygun değildir.” Almanya’da yıllarca kaldı.” cümlesindeki “kalmak”
sözcüğünde “oturmak, yaşamak, eğleşmek” anlamı vardır.
Doğru Yanıt C
97
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların
dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç
KAZANIM 3
cümlede veya söz içinde yeni anlamlar da kazanabilir. Konuşma ya da
Kelimelerin anlam oluşturmada
birbiriyle ilişkisini belirler.
kelime de kullanılabilir. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi
yazma sırasında sözler art arda sıralanır. Konuşmanın akışı içerisinde
konuya uygun sözcükler, kavramlar peş peşe mantıksal bir düzen içe-
risinde ifade edilir. Cümle içerisinde her bir sözcüğün bir anlamı vardır. Anlamdaş sözcükler bile olsa değiştirilen
sözcüğün anlam değerini tutmaz. “Kara” ile “siyah” anlamdaş sözcüklerdir. “Karadır şu bahtım.” cümlesinde
“kara” yerine “siyah” diyemeyiz. Her sözcük cümlede kullanıldığı yere göre anlam kazanır.
2. KELİMELERİN FARKLI ANLAMDA KULLANIMI
Türkçede kelimeler kullanıldıkları yere göre yani bağlama göre
değişik anlamlar kazanır. Dilimizin bize sunduğu bu imkân sayesinde
aynı kelimeyi farklı cümlelerde, birbirinden farklı anlamlarda kullanabi-
liriz. Kelimelerin farklı anlam kazanmalarında yeni bir kelimeye duyulan
ihtiyaç, yabancı dillerin etkisi, tarihî, toplumsal ve duygusal nedenler
etkili olabilir.
Örnek:
“ağız” sözcüğü kullanıldığı bağlama göre farklı anlamları olan bir
sözcüktür.
1. Organ adı: Ağzımda bir acılık var.
2. Kapların veya içi boş şeylerin açık yanı: Mağaranın ağzı zamanla kapanmış.
3. Bir akarsuyun denize döküldüğü yer: Derenin ağzı yosunlarla
kaplanmıştı.
KAZANIM 1
Kelimelerin farklı anlam kazanmalarında nelerin etkili olduğunu
belirler.
• Kelimenin anlamı, kullanım
alanlarına ve diğer kelimelerle ilişkilerine göre farklılık
kazanır.
• Kelimelerin farklı anlamlarda
kullanılmasında tarihsel, toplumsal gelişmeler ve bireysel
özellikler etkilidir.
• Kelimelerin anlamlarından
çok, kullanıldıkları yerde
kazandıkları anlam değerleri
önemlidir.
4. Kesici aletlerin keskin yanı: Bıçağın ağzı körelmişti.
5. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer: Seni yol ağzında bekliyorum.
TEK ANLAMLI SÖZCÜKLER
Sadece bir anlamı olan sözcüklerdir. Dilimizde tek anlamı olan
sözcüklerin sayısı fazla değildir.
Örnek:
Aşağıdaki altı çizili sözcükler tek anlamlıdır.
·
Divan şairleri uyak konusunda çok titizdir.
·
Alışverişte her zaman nakit ödemeyi severim.
ÇOK ANLAMLI SÖZCÜKLER
Bir sözcüğün zamanla değişik anlamları ve kavramları karşılar
hâle gelmesine denir. Dilimizde her nesne ve kavram için ayrı bir söz-
KAZANIM 2
Kelimelerin sözlü ve yazılı iletişimde kazandığı farklı anlam değerlerini belirler.
• Felsefe kavram, sanat imge,
bilim terim üzerine kurulmuştur.
• Terimlerin anlamları kesin ve
değişmezdir.
• Terimler, terimin kullanıldığı
alanın uzmanlarının uzlaşmasıyla belirlenir ve kesinlik ifade
eder.
cük yoktur. Yeni bir kavram ya da durum için mevcut ek ve köklerle yeni kelime oluşturulabileceği gibi mevcut
bir kelime de bu kavramı ifade eder hâle gelebilir.
98
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
Örnek:
“el” sözcüğü ilk anlamıyla “kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölü-
mü” demektir. Sözcük anlam genişlemesi yoluyla ilk anlamının dışında “aracı, vasıta”, sahiplik, mülkiyet”, “iskambil
oyunlarında kâğıt atma sırası”, “bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü”, “yabancı”,”ülke, yurt” gibi birçok
anlama gelecek şekilde kullanılabilir.
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “oturmak” sözcüğü “Kapak tencereye oturdu.” cümlesindeki anlamıyla kullanılmıştır?
A) Beli oturmamış pantolonunu çekerek uzaklaştı.
B) Bir sandalyeye oturmuş etrafı seyrediyordu.
C) Çok sevdiği arkadaşıyla aynı semtte oturuyordu.
D) Babam ölünce annem benimle oturmaya başladı.
E) Sofraya oturma saatimiz her zaman sekizdir.
ÇÖZÜM
“oturmak” sözcüğü “Kapak tencereye oturdu.” cümlesinde ve A seçeneğinde “uygun gelmek” anlamında
kullanılmıştır.
GERÇEK ANLAM
Doğru Yanıt A
Kelimenin bağlamdan bağımsız olarak akla gelen ilk anlamıdır. Gerçek anlama kelimenin sözlükteki ilk anlamı da
diyebiliriz. Bir kelime gerçek anlamda kullanıldığında herkesin zihninde aynı kavram canlanır.
Örnek:
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcükler gerçek anlamda kullanılmıştır.
• Boğazı yırtılırcasına bağırıyordu.
• Bu sene tarlaları geç ektik.
• Kuşun kanadındaki yarayı temizleyip bir güzel sardılar.
• Mavi gömleğin üzerine yeşil kravat bağlanır mı hiç?
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
A) Aydınlık bir gelecek hepimizin hayali.
B) Böyle sığ düşüncelerle bir yere varamayız.
C) Onun gibi birinden böyle incelikler beklemezdim doğrusu.
D) Fırtınalar kopuyor ruhumun derinliklerinde.
E) Kasabanın dar sokaklarında hızla ilerlediler.
ÇÖZÜM
A, B, C, D seçeneklerindeki altı çizili sözcükler gerçek anlamından uzaklaşarak başka bir sözcüğün yerine
kullanılmış, mecaz anlam kazanmıştır. E seçeneğinde “dar” sözcüğü gerçek anlamda kullanılmıştır.
Doğru Yanıt E
99
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
MECAZ ANLAM
Bir sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır. Bir kelimenin cümle dışında tek başına mecaz anlamı karşılaması mümkün değildir. Kelime cümle içinde diğer kelimelerle birlikte kullanıldığında mecaz anlam söz konusu olabilir. Kelime, bu cümleden çıkarıldığında mecaz anlamını koruyamaz. Bu
nedenle bu anlama kullanım anlamı da denir.
Örnek
• Davetliler yavaş yavaş dağılıyorlardı. (temel anlam)
• Annenin ölümünden sonra aile dağıldı. (mecaz anlam)
“dağıldı” sözcüğü birinci cümlede “toplu durumda iken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak” temel anlamında
kullanılmıştır. İkinci cümlede “birliği, beraberliği bozulmak” anlamı kazanarak mecaz anlamda kullanılmıştır.
Aşağıdaki altı çizili sözcükler mecaz anlamda kullanılmıştır.
• Yıllardır tek başına beş boğaza bakar.
• Dün yine bizi ektin, alacağın olsun.
• Hâlâ ailesinin kanatları altında yaşıyor.
• Senin söylediklerin bizi bağlamaz.
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
A) Sabah uyanamadığı için uçağı kaçırdı.
B) Son zamanlarda çok durgun görünüyor.
C) Onun soğuk şakalarından bıktık artık.
D) Bugünlerde, hava olması gerektiğinden daha sıcak.
E) Fırtına başlamadan kayıklar kıyıya döndü.
ÇÖZÜM
B seçeneğindeki “durgun” sözcüğü “neşesiz, keyifsiz, sessiz” anlamlarında kullanılarak gerçek
anlamından uzaklaşmış ve mecaz anlamda kullanılmıştır.
Doğru Yanıt B
MECAZ OLUŞTURMA YOLLARI
Kelimeler değişik yollarla mecaz anlam kazanır. Bunun sonunda mecazla ilgili birtakım anlam sanatları doğmuştur. Mecaza bağlı sanatlar aslında sözcüklerin mecaz anlam kazanma yollarıdır. Mecaz, süsten çok anlama
ve anlatıma güç kazandırmak için yapılır.
Mecaza bağlı sanatlar şunlardır:
1. BENZETME(TEŞBİH)
Aralarında ortak özellik bulunan iki kavramdan zayıf olanı güçlü olana benzetmektir. Tam bir benzetmede
dört öge bulunur.
•
Altın
Kendisine
benzetilen
gibi
Benzetme
edatı
sarı
Benzetme
yönü
• Her gölge bir insan kadar inceydi, derindi.
100
saçları
Benzeyen
vardı.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
2.
EĞRETİLEME (İSTİARE)
Benzetmenin temel ögelerinden biriyle yapılan mecaz çeşididir.
a) Açık Eğretileme
Sadece kendisine benzetilenle yapılır.
• Doya doya sevemedim beşikteki kuzumu.
Bu cümlede beşikte yatan bebek kuzuya benzetilmiş, bebek(benzeyen) söylenmemiştir.
b) Kapalı Eğretileme
Sadece benzeyenle yapılır.
• Ufukta günün boynu büküldü.
Bu cümlede gün boynu bükük olma özelliği yönünden insana benzetilmiştir. Bu cümlede sadece benzeyen
söylenmiş benzetilen söylenmemiştir.
• Bir sarmaşık uyanıyordu uykusundan
“ağlayan bulutlar, gülen ayva, ağlayan nar, mahzun menekşe” söz gruplarında da kapalı eğretileme vardır.
3. AD AKTARMASI (MECAZ-I MÜRSEL)
Benzetme amacı taşımadan bir sözün başka söz yerine kullanılmasıdır. Ad aktarmalarında sözcükler arasında şu
ilişkiler kurulur:
a) Parça-bütün: Uçak iki saat önce İstanbul’a indi.
Uçak İstanbul’a değil, İstanbul havaalanına inmiştir.
b) Sanatçı-yapıt: Bütün yaz Ayşe Kulin’i okudum.
Ayşe Kulin sözüyle anlatılan sanatçının eserleridir.
c) İç-dış: Bir oturuşta üç tabak nasıl yedin?
Tabakla kastedilen yemektir.
d) Yer-insan: Soma, günlerce kan ağladı.
Kan ağlayan Soma değil, orada yaşayan halktır.
e) Neden-sonuç: İzmir’e günlerce bereket yağdı.
Bereket yağmur yerine kullanılmıştır.
4.
DEYİM AKTARMASI
Bir sözün anlatmak istedikleriyle başka kavramlar arasında benzetme, yakıştırma yoluyla ilişki kurmaya denir.
Deyim aktarmaları dört şekilde karşımıza çıkar:
1. İnsandan Doğaya Aktarma
2. Doğadan İnsana Aktarma
3. Doğadan Doğaya Aktarma
4. Duyular arası Aktarma
101
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
1. İnsandan Doğaya Aktarma
İnsana özgü niteliklerin, organların, vücutla ilgili kullanımların doğaya aktarılması yoluyla yapılır.
Örnek:
• Gülen ayvam, ağlayan narımsın.
Gülmek, ağlamak insana özgü niteliklerdir. Bu nitelikler doğadaki ayva ve nara aktarılarak insandan doğaya
aktarma yapılmıştır.
• Baharı göremeyen ağaçlar hüzünlendi.
• Ruhumun güvertesine şen martılar konmuyor.
• Emektar arabam artık vaktini doldurdu.
• Gökyüzü sabaha kadar öfkesini kustu.
• Güneş erkenden bütün sevecenliğini gösterdi.
2. Doğadan İnsana Aktarma
Doğaya ait niteliklerin ve nesne isimlerinin insanlara aktarılması yoluyla yapılır.
Örnek:
• Olgun insanlar olaylar karşısında serinkanlı davranır.
Doğadaki varlıklar için kullanılan “olgunluk” kavramı insan için de kullanılarak doğadaki bir nitelik insana
aktarılmıştır.
• Sert davranışları öğrenciyi korkutuyordu.
• İçimdeki fırtına dinmek bilmiyor.
• En ufak eleştiride hemen parlar.
SORU
Aşağıdakilerin hangisinde insana ait özelliklerin doğaya aktarılması söz konusu değildir?
A) Karanlık gökyüzünde yıldızlar bize göz kırpıyordu.
B) Eline alır almaz saz dile geldi.
C) Öfkeli dalgalar kıyıya vuruyordu.
D) İşçiler arı kovanı gibi işliyordu.
E) İhtiyar çınar yaşadıklarını bir bir anlattı.
ÇÖZÜM
A seçeneğinde yıldızların göz kırpması, B seçeneğinde sazın dile gelmesi, C seçeneğinde öfkeli dalgalar,
E seçeneğinde ihtiyar çınar söz gruplarında insana ait özellikler doğaya aktarılmıştır. D seçeneğinde işçiler
arılara benzetilmiştir.
Doğru Yanıt D
102
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
3. Doğadan Doğaya Aktarma
Doğaya ait niteliklerin doğadaki başka varlık ya da nesnelere aktarılması yoluyla yapılır.
Örnek:
• Bulutlar birden kükremeye başladı.
“Kükremek” aslana ait bir özelliktir. Bu özellik bulutlara verilerek doğadan doğaya aktarma yapılmıştır.
• Uluyan rüzgar dağcıları endişelendiriyordu.
4. Duyular Arası Aktarma
Bir duyuya ait algının başka bir duyu tarafından algılanmış gibi gösterilmesine duyular arası aktarma denir.
Örnek:
• Sıcak bir merhaba her şeyi çözer.
Ses sıcak bir nesneye benzetilmiş; “sıcak” sözcüğü “samimi” sözcüğünün yerine geçerek mecaz anlam kazanmıştır.
• Tatlı bakışlarıyla herkesi etkilemeyi başardı.
• Söylediği güzel sözler içimizi ısıttı.
• Beni her gördüğünde yüzünü ekşitiyor.
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde duyular arasında aktarım söz konusudur?
A) Çarşıya girer girmez sizi keskin bir baharat kokusu karşılar.
B) Akşamları serin bir rüzgar eserdi hafiften.
C) İçeriden gelen sesler kulaklarımı tırmalıyor.
D) Bakışları artık bizi rahatsız etmeye başladı.
E) Bütün öfkesini benden çıkarınca bozuldum.
ÇÖZÜM
A seçeneğinde “keskin” sözcüğü dokunma duyusuna ait bir özelliktir. “Keskin” sözcüğü koku sözcüğüne
aktarılarak duyular arası aktarma yapılmıştır.
Doğru Yanıt A
DEĞİNMECE (KİNAYE)
Bir sözcüğü aynı anda hem gerçek hem mecaz anlama gelecek şekilde kullanmaktır. Değinmecede asıl kastedilmek istenen mecaz anlamdır.
• Söylenenler karşısında yüzü kızardı.
“Yüzü kızarmak” hem gerçek anlamda hem de “utanmak” mecaz anlamında kullanılmıştır ama asıl “utanma”
anlamı kastedilmiştir.
• Yenik düşüyor her şey zamana
Biz büyüdük ve kirlendi dünya
103
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
4. DOKUNDURMA (TARİZ)
Alay etmek, yermek, iğnelemek amacıyla bir sözün söylenen anlamının tam tersini kastetmektir.
• Bu ne çalışkanlık, yataktan hiç çıkmıyorsun!
5. KİŞİLEŞTİRME VE KONUŞTURMA (TEŞHİS VE İNTAK)
İnsan dışındaki varlıklara ya da kavramlara insan kişiliği kazandırmaya kişileştirme, onları konuşturmaya
intak adı verilir.
Örnek:
Ey benim sarı tanburam,
Sen ne için inilersin
İçim oyuk, derdim büyük
Onun için inilerim
Dörtlüğün ilk iki dizesinde şair, sarı tanburaya niçin inlediğini sorarak onu insan yerine koymuştur. Burada
kişileştirme sanatı vardır. Son iki dizede sarı tanbura inleme sebebini söylediği için konuşturma sanatı vardır.
UYARI: İntak olan her yerde kişileştirme var demektir.
6. ABARTMA (MÜBALAĞA)
Bir kavramı ya da olayı olduğundan daha küçük ya da daha büyük göstermektir.
• Öyle obur ki dünyayı yese doymaz.
• Âlem sele gitti gözüm yaşından.
7. KARŞITLIK (TEZAT)
Anlamca birbirine karşıt sözcüklerin bir arada kullanılmasıdır.
• Dost, düşman herkes başına gelenlere çok üzüldü.
“dost-düşman” sözcükleri karşıt anlamlıdır.
• İlk zamanlarda acemiydin, şimdi usta oldun çıktın.
“acemi-usta” sözcükleri karşıt anlamlıdır.
8. DOLAYLAMA
Bir sözcükle anlatılabilecek bir kavramı birden çok sözcükle anlatmaktır.
Meşin yuvarlak
Ulu Önder
104
top
Atatürk
Beyaz altın
pamuk
Yavru vatan
Kıbrıs
Yedi tepeli şehir
İstanbul
Marmara’nın incisi
İstanbul
Altın Boynuz
Haliç
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
9. GÜZEL ADLANDIRMA
Korku, iğrenme gibi olumsuz çağrışımlar yaratan sözcükler yerine anlamı daha güzel sözcükler kullanmaktır.
verem
ince hastalık
ölmek
vefat etmek
kefen
yakasız gömlek
yarasa
karanlık kuşu
cin
üç harfliler
10. SOMUTLAMA
Soyut bir kavramın gözle görünür kılınması için somut anlamlı bir sözcükle anlatılmasıdır.
Örnek:
“cesur” soyut anlamlı bir sözcüktür.
• Cesurlar, hiçbir şeyden korkmazlar.
Bu cümlede soyut olan cesur sözcüğü “korkusuz insanlar” anlamında kullanılarak somutlaştırılmıştır.
• Can kafeste durmaz uçar, dünya bir han konan göçer.
• Münazarada karşı tarafın fikirlerini çürütmek esastır.
11. SOYUTLAMA
Somut anlamlı bir sözcüğün zaman içinde soyut anlam kazanmasıdır.
Örnek:
• Merdivenden düşünce bileğini incitti. (Somut anlam)
• Bileğine güvenen cesur bir adamdı.
(Soyut anlam)
Birinci cümlede bilek kelimesi somut iken ikinci cümlede kuvvet anlamında soyut bir anlam kazanmıştır.
• En basit şeyleri bile anlamayan kafasızın tekiydi.
TERİM ANLAM
Herhangi bir bilim, sanat ya da meslekle ilgili özel bir kavramı karşılayan sözcüklere denir. Felsefe kavram, sanat
imge, bilim ise terimler üzerine kurulmuştur. Terimlerin anlamı kesin ve değişmezdir.
Örnek:
Eksen, paralel, kutup
Coğrafya terimi
Edat, yüklem, tamlama
Türkçe terimi
Korner, smaç, set
Spor terimi
105
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
YAN ANLAM
Kelimenin temel anlamıyla ilgili olarak zamanla yeni anlamlar
kazanmasıdır. Bir kelimenin sadece bir tek temel anlamı olmasına
KAZANIM 3
rağmen birden fazla yan anlamı olabilir. Gerçek anlamla yan anlam
Kelimelerin yan anlamlarını belirler.
• Yan anlam, kelimenin kullanıldığı bağlamdaki çağrışım ve
duygu değeridir.
arasında mutlaka bir benzerlik ve anlam bağlantısı vardır. Kelimenin
yan anlamlarının tespitinde temel anlamla yan anlam arasında bulunan şekil ya da görev benzerliğinin hiçbir zaman göz ardı edilmemesi gerekir.
Örnek:
• Kanadı kırılan kuşu tedavi ettik. (Temel anlam)
İniş sırasında yan yatan uçağın kanadı parçalandı. (Yan anlam)
• İstanbul’da boğaz manzaralı ev bulmak kolay değil. (Yan anlam)
• Köprünün ayaklarını sağlamlaştırma çalışmaları başlamış. (Yan anlam)
YANSIMA SÖZCÜKLER
Doğadaki varlıkların çıkardığı seslerin taklidi yoluyla oluşan sözcüklerdir. Yansımalar, canlı varlıkların sesle-
rini, cansız varlıkların gürültülerini taklit eden sözcüklerdir.
Doğadaki sesler:
• İnsan sesleri: hor hor, fıs fıs…
• Hayvan sesleri: hav, miyav, me…
• Doğa sesleri: hış, şır, gür…
• Nesnelerin çarpmasından doğan sesler: tak, tuk, pat, küt…
UYARI: Bazı sözcükler yansıma sözcük gibi görünse de bunlar bir sesin karşılığı olmadığı için
yansıma değildir.
• Pırıl pırıl bir gökyüzü bizi karşıladı.
Altı çizili söz grubu yansıma değildir.
3. ANLAM İLİŞKİLERİNE GÖRE KELİMELER
EŞ ANLAMLI KELİMELER
Aynı kavramı karşılayan sözcüklere eş anlamlı sözcük denir.
Sözcüklerin eş anlamlılığı cümledeki kullanımına bağlı olarak ortaya
KAZANIM 1
çıkar. Eş anlamlı gibi görünen sözcüklerin çoğu başka dillerden alın-
Eş anlamlı kelimelerin işlevini
belirler.
• Kelimede eş anlamlılık,
farklı anlam alanlarına sahip
kelimelerin anlam alanlarının
çakışmasına dayanır.
mış olan sözcüklerdir.
Örnek:
etki
106
tesir
görev
vazife
sorun
problem
etken
faktör
ayrıntı
detay
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
Tek başlarına kullanıldığında eş anlamlı gibi görünen sözcükler cümle içine bu anlamını korumayabilir.
Örnek:
“Siyah” sözcüğünün eş anlamlısı “kara” dır.
• Siyah, lüle lüle saçları vardı.
“Siyah” sözcüğü “kara”nın eş anlamlısı olarak kullanılmıştır.
• Yanımda hep kara gün dostlarım vardı.
“Kara” anlamca “siyah” ile eş anlamlı değildir.
ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER
Birbirinin karşıtı kavramları karşılayan sözcüklere zıt anlamlı sözcükler
denir. Eş anlamlılıkta olduğu gibi karşıt anlamlılıkta da dilimize Arapça ve
Farsçadan gelmiş sözcüklerin büyük payı vardır.
Örnek:
ırak
yakın
ıslak
kuru
tatlı
geri
bayat
acı
ileri
taze
KAZANIM 2
Zıt anlamlı kelimelerin işlevini
belirler.
• Eş anlamlılık ve zıt anlamlılığın
kelime boyutuyla sınırlandırılmayıp anlam alanı boyutunda
düşünülmesi gerekir.
• Kelimenin olumsuzluk ifade
eden eklerle kazandığı anlam
değerleriyle zıt anlamlılık
farklıdır.
UYARI: Tek başlarına düşünüldüğünde karşıt anlamlı gibi görünen kimi sözcükler cümle içinde kazandığı anlamla karşıtlık ilişkisi taşımaz.
Örnek:
“Islak- kuru” sözcükleri karşıt kavramlardır.
• Pastaneden kuru pasta aldım.
“Kuru” sözcüğü “ıslak” sözcüğünün karşıtı değildir.
• Ormandaki kuru ağaçları kestiler.
“Kuru” sözcüğü “ıslak” sözcüğüyle karşıtlık ilişkisi taşımaz.
NOT: Bir sözcüğün olumsuzu, onun karşıt anlamlısı demek değildir. Sözcüğün olumsuzu ile karşıt anlamlısı birbirinden farklı şeylerdir.
gül – : olumsuzu → gülme – , karşıt anlamlısı → ağla–
neşeli : olumsuzu → neşesiz, karşıt anlamlısı → üzgün
SORU
Aşağıdaki dizelerin hangisinde karşıt kavramlar bir arada kullanılmıştır?
A) Gözlerimin geri dönmesini istemem dünyaya.
B) Sonsuza dek uyusun ebedi uykusunda.
C) Asla sulamayacağım gözü yaşlı anıları.
D) Ödülün ceza olması bile mutlu eder beni.
E) Kalbim gülümsedi aydınlık gözlerin kanıma girince.
107
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
ÇÖZÜM
“Ödülün ceza olması bile mutlu eder beni.” dizesinde “ödül” ve “ceza” sözcükleri karşıt kavramları
karşılamaktadır.
Doğru Yanıt D
YAKIN ANLAMLI SÖZCÜKLER
Anlamca aynı yönde olup eş anlamlı olmayan sözcüklerdir. Türkçede
bazı sözcükler, aynı anlamı karşılamasa da cümlelerde aynı anlamı
karşılayacak şekilde kullanılabilir. Eş anlamlı sözcüklerde birebir anlam eşitliği varken yakın anlamlı sözcüklerde anlamca yakın olma
KAZANIM 3
Yakın anlamlı kelimelerin işlevini
belirler.
özelliği vardır.
UYARI: Yakın anlamlılık sözcüklerin cümledeki kullanımlarına göre ortaya çıkan bir durumdur.
Örnek:
“Çiğnemek, basmak, ezmek” kelimeleri yakın anlamlı sözcüklerdir.
•
Yasaları çiğnemek yaptırım gerektiren bir suçtur.
Bu cümledeki “çiğnemek” sözcüğüyle “basmak, ezmek” kelimeleri arasında yakın anlamlılıktan söz edilemez.
EŞ SESLİ (SESTEŞ) SÖZCÜKLER
Ses yapısı aynı, anlamları ayrı olan sözcüklere sesteş sözcük denir.
Dil içinde birbiriyle anlam bakımından hiç ilgisi olmayan iki varlık, nesne ya da kavramın ses ve yazım yönünden aynı niteliğe sahip olması
eş sesli sözcükleri oluşturur.
Örnek:
Uçaktan iner inmez otobüse bin, gel.
KAZANIM 4
Eş sesli kelimelerin işlevini belirler.
• Eş sesli kelimelerin ilk anlam
farklılığı üzerine kurulur.
• Bu kelimeler birbirinin mecazı
değildir.
Bu zamanda bin lira maaşla geçinilir mi?
Bu cümlelerde geçen “bin” sözcükleri farklı anlamlara gelerek sesteşlik özelliği göstermektedir.
NİCEL- NİTEL ANLAMLI SÖZCÜKLER
Bir varlığın sayılabilen, ölçülebilen özelliklerini anlatan sözcükler nicel; bir varlığın ne durumda olduğunu
gösteren sözcüklere nitel anlamlı denir.
108
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
Örnek:
• Pazardan iki kilo domates aldım. (Nicel anlam)
Bu cümledeki “iki kilo” söz grubu alınan domatesin miktarını belirtmektedir ve nesnel olarak ölçülebilir.
• Sıcak çay içmeyi hiç sevmem. (Nicel anlam)
• Ağır valizleri kaldıracağım diye belini incitti. (Nicel anlam)
• Sıcak davranışlarıyla herkesi etkiledi. (Nitel anlam)
lıdır.
Bu cümledeki “sıcak davranış” söz grubu kişinin ölçülemeyen bir özelliğini vermektedir. Bu nedenle nitel anlam-
• Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. (Nitel anlam)
• Yemek çok güzel olmuş.
(Nitel anlam)
UYARI: Bazı sözcükler, kullanıldığı yere göre nicel ya da nitel anlam kazanır.
• Kimseyi kırmayan iyi bir insandı. (Nitel anlam)
• Bu işten iyi para kazandık.
(Nicel anlam)
GENEL- ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER
Ortak özellikleri olan birden çok varlık türünü zihnimizde canlandıran sözcükler genel anlamlı, bir tek varlık türünü
düşündüren sözcükler özel anlamlıdır.
Örnek:
Varlık
Canlı
İnsan
Bora
varlık → canlı → insan → Bora
Şemada sözcükler, genelden özele doğru sıralanmıştır.
UYARI: Bir sözcüğün genel ya da özel anlamlı olması cümle içindeki kullanımına göre belirlenmelidir.
• Şiir herkes tarafından yazılabilecek bir tür değildir.
Bu cümlede “şiir” sözcüğü genel anlamlı kullanılmıştır.
• Yazdığım son şiirde seni anlattım.
Bu cümledeki “şiir” sözcüğü belli bir şiiri karşıladığı için özel anlamlıdır.
109
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
4. KELİMELERDE ANLAM DEĞİŞMELERİ
Bir kelimenin çeşitli sebeplerle zamana bağlı olarak temel anlamından az çok uzaklaşmasına veya yeni bir kavramı karşılamasına
anlam değişmesi denir. Anlam değişmeleri birbiriyle ilgili birbirine
yakın kavramlar arasında daha çok görülür.
KAZANIM 1
Kelimelerdeki anlam değişmelerini açıklar.
ANLAM DARALMASI
Bir kelimenin eskiden karşıladığı nesnenin bir bölümünü, bir türünü anlatmasına genel anlamdan özel anlama geçmesine anlam daralması denir.
Örnek:
• “Zerdali, kayısı, şeftali” gibi meyvelerin ortak adı eskiden “erik” iken bugün bu kelime sadece bir meyveyi
karşılamaktadır.
• “Mal, mülk, eşya” anlamındaki davar sözcüğü bugün sadece koyun ve keçinin ortak adıdır.
• Eski Türkçedeki “geyik” sözü, tüm yabani hayvanların ortak adı iken bugün bunlardan sadece birini karşılamaktadır.
ANLAM GENİŞLEMESİ
Bir kelimenin zamanla bir varlığın bütün çeşitlerini anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir.
Örnek:
• “Yıldız” kelimesi temel anlamının yanında “meşhur sinema sanatçısı” için de kullanılır olmuştur.
• Eskiden sadece güreş müsabakalarında galip gelene verilen “ödül” bugün çok geniş bir alanda kullanılmaktadır.
BAŞKA ANLAMA GEÇİŞ
Bir kelimenin eski anlamından farklı yeni bir kavramı karşılamasıdır.
Örnek:
Eski
Yeni
ordu: Kağanın ikamet ettiği yer.
ordu: Silahlı kuvvetler.
uşak: Küçük.
uşak: Erkek hizmetçi.
A. ANLAM İYİLEŞMESİ
Bir kelimenin önceki anlamına göre daha olumlu, daha iyi bir anlam kazanmasıdır.
Örnek:
Eski
110
Yeni
yavuz: kötü, fena.
yavuz: Güçlü, güzel, iyi.
emek: zahmet, eziyet.
emek: Bir iş için harcanan güç.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
B. ANLAM KÖTÜLEŞMESİ
Bir kelimenin önceki anlamına göre daha olumsuz, daha kötü bir anlam kazanmasıdır.
Örnek:
Eski
Yeni
ukala: akıllılar
ukala: kendini akıllı sanan
5. Kelime Grupları
Tek sözcük ile karşılanamayan varlık, kavram, nitelik, durum ve hareketlerin ifade edilebilmesi için birden fazla sözcüğün belirli kurallar içinde
yan yana gelmesiyle oluşur.
Birden çok sözcüğü içine alan, anlamında ve yapısında bir bütünlük
KAZANIM
Kelime gruplarının oluşum biçimlerini açıklar.
bulunan, cümlede bir tek sözcük gibi iş gören; cümleden küçük, sözcükten büyük, anlamlı geniş dil birliğine “kelime
grubu” adı verilir. Sözcükler, ek alarak ya da eksiz olarak birbirine bağlanma yolu ile kelime gruplarını oluşturur.
Bu gruplara “sözcük öbekleri, belirtme grupları, yargısız anlatımlar, birlik” isimleri de verilmiştir.
Kelime gruplarının en önemli işlevi, bir kelimeymiş gibi işlem görmesidir. Çünkü kelime grupları, bir cümle içerisinde bir unsur oluşturur. Kelime grupları bilinmeden cümlenin tahlil edilmesi zordur. Cümle konusunu da anlayabilmek
için kelime gruplarını anlamak gerekmektedir.
Kelime gruplarının özellikleri şunlardır:
I. Kelime grupları birden fazla kelimenin belirli kurallar içinde yan yana
gelmesiyle meydana gelir. Bu gruplar, kavramlar arasında ilişki kurar, bir
niteliği, bir durumu, bir kavramı veya bir hareketi karşılar.
II. Kelime grupları yargı bildirmez.
III. Kelime gruplarının yapısında ve anlamında bir bütünlük bulunur.
IV. Kelimeler ayrı ayrı değil bir bütün olarak değerlendirilir.
V. Gerektiği takdirde çekim eki alabilir.
VI. Cümlede tek bir kelime gibi vazife gören bir dil birliğidir.
Kelimeler, yan yana gelirken birtakım görevler üstlenir. Aynı zamanda
kelimelerin grup oluşturabilmesinin belirli ölçüleri vardır. Bu ölçüler, kelime gruplarının çeşitlerini gösterir.
A. ANLAMLARINA GÖRE KELİME GRUPLARI
1. DEYİMLER
Bir kavramı, durumu karşılamak ve anlatımı daha güzel, etkili hâle getirmek amacıyla genellikle mecaz hâlde hatta
mantık dışına çıkabilen, kalıplaşmış kelime gruplarına deyim denir.
Deyimler, kalıplaşmış sözlerdir yani kelimelerin yerleri değiştirilemez, hiçbir kelimesi atılamaz. Kısa, özlü ve etkili
anlatımlar oluşturan gruplardır.
Deyimlerde bir abartı söz konusudur. Mantık dışına çıkarak dikkat çekme, anlatımı kuvvetlendirme, kolayca durumu anlatma çabasındadır. “Kafası kazan gibi olmak.” deyiminde gürültüden rahatsız olan bir adamın zihninin çok
dolduğu, abartılarak kazana benzetilmiş ve durum kolayca anlatılmıştır.
Dikkat edilirse deyimlerde resmedilen hayaller, durumlar abartılı ve genellikle mantık dışıdır.
111
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
Deyimlerin özellikleri:
I. Deyimler en az iki sözcükten oluşur. Cümle şeklinde olan deyimler de mevcuttur.
Örnek: “Ağzından çıkanı kulağı duymamak.”
II. Deyimi oluşturan sözcüklere çekim ekleri getirilebilir.
Örnek: “Başında kavak yelleri esiyor (esiyordu, esmişti, esecek vb.).” “Baş, kavak, esmek” sözcükleri kalıplaşmıştır değişmez.
“Atı alan Üsküdar’ı geçer ( geçti, geçmiş vb.) .” “At, almak, Üsküdar, geçmek” sözcükleri kalıplaşmıştır.
“Burnu (burnun, burnum) kaf dağında olmak (oldu, olacaktı vb.).” “Burun, kaf dağı, olmak” kalıplaşmıştır.
“Anasından (anamdan) emdiği (emdiğim) süt burnundan (burnumdan) geldi (gelmiş gelecek vb.)” “Ana,
emmek, süt, burun, gelmek” sözcükleri kalıplaşmıştır.
UYARI: Cümle biçiminde deyimler en çok atasözleri ile karıştırılır. Oysa atasözünü oluşturan eylemler
genellikle 3. şahıs ya da 2. şahıs emir kipinde çekimlenir. Deyimlerse genellikle her şahısta çekimlenebilir.
III. Deyimlerin çoğu mastar (-mek/ -mak) biçimindedir.
Örnek: Göze girmek, dile düşmek, el vermek, serden geçmek, abayı yakmak, burnunda tütmek, surat
asmak vb.
Mastar biçiminde olmayan deyimler de vardır: Say beni sayayım seni, “suya sabuna dokunma”, “vur patlasın çal oynasın” vb.
IV. Bazı deyimler insanların kişilik özelliklerini veya özel durumlarını karşılayan sözlerdir.
Örnek: Eli açık, cebi delik, boynu bükük, eli sıkı vb.
V. Deyimler birleşik kelimelerle karıştırılmamalıdır. Birleşik kelimelerde sözcükler daha çok benzetme yoluyla anlam kaymasına uğrar. Deyimlerde ise daha çok sözcükler, mantık dışına çıkma yolu ile bir
anlam kaymasına uğrar.
Örnek:
Birleşik sözcük: gözbebeği, uçaksavar, imambayıldı, yanardağ vb.
Örnek:
Birleşik sözcük: göze girmek, gözden düşmek, dillere destan olmak, dil bir karış vb.
VI. Bazı deyimlerde sözcükler arasına bazı kelimeler getirilebilir.
Örnek: “Gözden epeyce düştü. Gözüme nihayet girdi. Dili maşallah bir karış. Vb.”
VII. Bazı deyimlerde kelimelerin gerçek anlamlarından çıkmadığı olur.
Örnek: Balta değmemiş, el kaldırmak, elde avuçta bir şey kalmamak vb.
VIII. Deyimler kalıplaşmış olduklarından deyimi oluşturan kelimelerden birinin yerine o kelimenin yakın ya da eş anlamlısı getirilemez.
Örnek: “eğri oturup doğru konuşmak” deyimi “yan oturup düzgün konuşmak”, şeklinde söylenemez.
“Kafası şişmek” yerine “başı büyümek”, “kalbini kırmak” yerine “yüreğini kırmak” biçimlerinde yan ve mecaz
anlamlı kelimeler kullanılamaz.
112
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
IX. Deyimlerde, hatırda tutma kolaylığını sağlamak ve anlatıma kuvvet kazandırmak için kafiyeye başvurulur.
Örnek: “Al gülüm, ver gülüm”, “önce can, sonra canan”, “Sabreden derviş, muradına ermiş”, “Dediği dedik,
çaldığı düdük” vb.
X. Bazı sayı adları bazı sözlerle kalıplaşarak deyim olurlar.
Örnek: “Kılı kırk yar-”, “binde bir”, “kırk yılda bir”, "üç aşağı beş yukarı”, “dört elle sarıl-” vb.
XI. Deyimler daha güçlü bir anlatım için tanınan ve yaygın hikâyelerdeki durumları birkaç kelimeyle anlatır.
Örnek: “Halep orada ise arşın burada”, “ipe un sermek”, “küplere binmek” vb.
XII. Deyimlerde çeşitli kavramlar bazen karşıt bazen de zıt anlamlarıyla kullanılır.
Örnek: “Sağı solu belli olmamak.”, “tok evin aç kedisi”, “üç aşağı beş yukarı” vb.
XIII. Bazı deyimler eski geleneklere, eski ilkel hayata dayanır ya da değinir.
Örnek: “kan gütmek”, “tefe koymak”, “çile doldurmak” vb.
XIV. Tekerleme biçiminde olan deyimler de vardır.
Örnek: “gel zaman git zaman”, “az söyle, öz söyle”, “bir varmış, bir yokmuş” vb.
SORU
“Göz” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim kalıbı içerisinde kullanılmamıştır?
A) Kitapçıda çok satılanlara hızlıca göz attı.
B) İki gözlü küçük bir öğrenci eviydi.
C) Tatile gidince bizim bahçeye göz kulak olur musun?
D) Bu sözlere göz yummamam gerekirdi.
E) Ne dediğini bilmezsen böyle gözden düşersin.
ÇÖZÜM
A seçeneğindeki “göz atmak”, C seçeneğindeki “göz kulak olmak”, D seçeneğindeki “göz yummak”,
E seçeneğindeki “gözden düşmek” deyimleşmiş birleşik fiillerdir. B seçeneğinde ise “göz” sözcüğü mecaz-ı
mürsel (ad aktarması) yoluyla “oda” sözcüğü yerine kullanılmıştır. Deyim olarak değerlendirilemez.
Doğru Yanıt B
2. İkilemeler (Tekrar Grupları)
Anlamı pekiştirip güçlendirmek, zenginleştirmek, çekici kılmak ya da değişik anlam ilgileri oluşturabilmek için aynı
türden birden fazla kelimenin arka arkaya kullanılmasıyla oluşan kelime gruplarına “tekrar grubu” denir.
Tekrar grubunun özellikleri:
I. Tekrar grubu en az iki kelimeden oluşur (Türkçede az da olsa üçlü ve dörtlü tekrarlara da rastlanabilir.).
Örnek: eş dost ahbap, boy bos endam, dayalı döşeli vb.
113
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
II. İkilemeyi oluşturan kelimelerin arasında birleşmeyi sağlayacak herhangi bir eke ihtiyaç yoktur.
Örnek: ağır ağır, büyük küçük, uzun uzun, eğri büğrü vb.
III. Tekrar grubunu oluşturan kelimeler arasında noktalama işaretleri kullanılmaz.
Örnek: İrili ufaklı, pırıl pırıl, cayır cayır vb.
IV. Tekrar grubunu oluşturan her iki kelime de çeşitli çekim eklerini ve yapım eklerini alabilir:
Örnek: Çekim eki eklenebilir: havadan sudan, evi barkı, arada sırada vb.
Yapım ekleri eklenebilir: süslü püslü, yerli yersiz, irili ufaklı vb.
V. Tekrar gruplarında kelimelerin yerleri değiştirilemez.
Örnek: “er geç” yerine “geç er”, “eğri büğrü” yerine “büğrü eğri” vb. söylenemez.
Kelime
Kelime
az
az
çok
az
azar
azar
maz
az
Tekrar grubu
az az
az çok
azar azar
az maz
İkilemeler aşağıdaki yöntemlerle kurulur:
I. Aynı kelimelerin tekrarıyla yapılır.
Örnek: güle güle, alıştıra alıştıra, kıtır kıtır, buram buram, sürüm sürüm vb.
Terden yüzüm yol yol olmuştu.
Arif Nihat Asya, Sevgi Mektupları
Bu şarun hayalleri dürlü dürlü halleri
Aldamış gâfilleri câzû ayyâra benzer
Yunus Emre, Divan
II. Eş ya da yakın anlamlı kelimelerin tekrarıyla yapılır.
Örnek: doğru dürüst, derli toplu, derme çatma, yalan yanlış, hısım akraba vb.
Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.
Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları
Dîn ü millet sorarısan âşıklara din ne hâcet
Âşık kişi harâb olur âşık bilmez din diyânet
114
Yunus Emre, Divan
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
III. Zıt anlamlı kelimelerin tekrarıyla yapılır.
Örnek: er geç, öte beri, irili ufaklı, içli dışlı vb.
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Aşık Veysel Şatıroğlu
IV. Biri anlamlı biri anlamsız (anlamı unutulmuş) kelimenin tekrarıyla yapılır.
Örnek: çoluk çocuk, süslü püslü, zar zor, pılı pırtı vb.
Para mara ... boş laf.
Peyami Safa, Fatih – Harbiye
Teveccüh eyleyerek sonradan gelen babaya:
Demek taşınmalı artık çoluk çocuk buraya!
Mehmet Akif Ersoy, Meyhane
V. İki anlamsız (anlamları unutulmuş) kelimenin tekrarıyla yapılır.
Örnek: allak bullak, karman çorman, mırın kırın, ıvır zıvır vb.
Ve denizin yüzüne yakın suyun içi allak bullak.
Nazım Hikmet, Memleketimden İnsan Manzaraları
Bütün bu karman çorman gürültü patırtıyla
inleyen boş kubbe sen söyle!
Tevfik Fikret, Tarih-i Kadim
VI. Yansıma kelimelerin tekrarıyla yapılır.
Örnek: Vızır vızır, lıkır lıkır, şırıl şırıl, gürül gürül, horul horul vb.
Yuvası aşk yuvası görkemli salon
Kapısı vızır vızır spor mercedesler
Attila İlhan, Kalk Gidelim Kadınlar Baladı
Boğazından lıkır lıkır geçen
Şu suyun kıymetini bil
Oktay Rifat Horozcu, Son Söz
115
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
SORU
Aşağıdaki ikilemelerden hangisi anlamsal kuruluşu yönünden ötekilerden farklıdır?
A) eş dost
B) doğru dürüst
C) ıvır zıvır
D) kılık kıyafet
E) yalan yanlış
ÇÖZÜM
Anlamsal olarak bakacak olursak, A, B, D, E seçeneklerindeki ikilemeleri oluşturan sözcükler anlamlıyken,
C seçeneğindeki “ıvır zıvır” sözcükleri anlamsızdır.
Doğru Yanıt C
SORU
İkilemeler anlamı pekiştirip güçlendirmek, zenginleştirmek, çekici kılmak ya da değişik anlam ilgileri
oluşturabilmek için yapılan aynı türden birden fazla kelimenin arka arkaya kullanılmasıyla oluşan kelime gruplarıdır.
Bu açıklamaya göre aşağıdaki ikilemelerin hangisinde anlamı pekiştirme söz konusu değildir?
A) dertli dertli
B) usul usul
C) sert sert
D) zaman zaman
E) uzun uzun
ÇÖZÜM
A, B, C, E seçenekleri anlamı güçlendirirken D seçeneğindeki “zaman zaman” ikilemesi anlamı seyreltir,
azaltır.
3. Atasözleri
Doğru Yanıt D
(Atasözlerinin kelime grupları içerisinde değerlendirilmesi tartışmalı bir konudur. Bazı dil bilimciler anlamca kalıplaşmış yapıları kelime grubu olarak inceler. Biz de kelime gruplarından olan deyimlerin atasözleriyle karıştırıldığını göz önünde bulundurarak burada atasözlerine değinmek istedik.)
Bir toplumda uzun süren gözlemler ve deneyimler sonucu oluşmuş, belirli kalıplar içinde öğüt veren, yol
gösteren, akıl veren, çoğunlukla mecaz anlam taşıyan, söyleyeni belli olmayan cümlelerdir.
116
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
Atasözlerinin özellikleri:
I. Atasözleri birer yargı taşır. Daima cümle hâlindedir. Atasözlerini bildiren cümleler genellikle fillerin geniş zamanının 3. şahsıyla veya 2. şahıs emir kipiyle (öğüt verdiği için) çekimlenir. Bunların dışında 1. şahıs ve
2. şahıs ekleriyle çekimlenmiş fiiller atasözlerinde bulunamaz. Bu yönüyle deyimlerden ayrılır.
Geniş zamanın 3. şahsı (Tecrübeleri aktarır.).
Damlaya damlaya göl olur.
Acı acıyı bastırır.
Olumsuzu da yapılabilir.
Et tırnaktan ayrılmaz.
Eski dost düşman olmaz.
Emir kipinin 2. şahsı (Öğüt verir.).
Ayağını yorganına göre uzat.
Bugünün işini yarına bırakma.
II. Atasözleri kalıplaşmıştır. Değişikliğe uğratılamaz. Çekim ekleri alarak isim ve fiil çekimleri yapılamaz,
şahıslara bağlanamazlar.
Örnek: “Atılan ok geri dönmez.” yerine “Atılan ok geri dönmeyecek.” ya da “Derdini söylemeyen derman bulamaz.” yerine “Derdini söylemiyor derman da bulamıyor.” şekline çekimlenemez.
III. Atasözlerinde kelimeler yerlerinde kalıplaşmış sayılır. Atasözlerinde bir kelime veya ek ancak yeri değiştirilmeden, bir başka benzer kelime veya ekle değiştirilebilir veya kalıbın bir kısmı başa ya da sona kaydırılarak değiştirilebilir.
Örnek: “Denize düşen yılana sarılır.” yerine “Sarılır yılana denize düşen.” şeklinde değiştirilemez.
“Hayır söyle komşuna hayır çıksın başına.” yerine “Hayır söyle komşuna hayır gelsin (gele) başına.” Benzer kelime ya da ekle söylenebilir.
“Gelen gidene rahmet okutur.” yerine “Gelen gideni aratır.” söylenebilir.
“Acı patlıcanı kırağı çalmaz.” yerine “Acı patlıcanı kırağı yakmaz.” söylenebilir.
UYARI: Atasözleri bir bölgede, söylendiği kalıpla tanınır. O bölgede söylenildiği şekli doğru kabul edilip
diğer söylenişleri yanlış sayılabilir. Oysa yukarıda atasözlerin değişebilen sınırlı yanlarını gösterdik.
IV. Atasözleri az sözle çok şey anlatır. Atasözleri özlü sözlerden oluşur.
V. Atasözleri, ait olduğu toplumun inanışlarını, geleneklerini de yansıtır.
Örnek: “Allah kulundan geçmez.” (Allah dar zamanlarında kulunun imdadına yetişir.)
“Bir fit bin büyü yerini tutar.” (Bir kimseyi başkasına karşı kışkırtmak için ara bozacak bir söz, bin büyü kadar
etkilidir.)
“Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı (hakkı) vardır.” (İyilik, küçük de olsa unutulmaz.)
“Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar.” (Kocası iyi olmayan bir kadın, kendi ne kadar zengin olursa olsun, mutlu olamaz.)
117
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
VI. Atasözlerinin kuşaktan kuşağa aktarılmasına, korunmasına, hatırlanmasına kafiye oldukça yar-
dım eder. Kafiyeli atasözler daha uzun ömürlüdür. Kafiyeler atasözünün her yerinde olabilir ve genellikle
yarım kafiyelidir.
Örnek: “Gülme komşuna gelir başına.”
“Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar.”
VII. Atasözleri çoğunlukla bir cümleden oluşan yargılardır fakat iki cümleli, soru cümleli ya da eksil-
tili cümlelerle kurulmuş atasözleri de vardır:
Örnek: “Atın bahtsızı arabaya düşer.” (1 cümleli)
“Danışan dağı aşmış, danışmayanın yolu şaşmış. “(2 cümleli)
“Kiminle dans ettiğini biliyor musun?” (Soru cümleli)
“At arıklıkla, yiğit gariplikle…” (Eksiltili cümleli)
VIII. Atasözleri genellikle mecaz anlamlıdır, gerçek anlamlı atasözleri de vardır.
Gerçek Anlamlı: “Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var.”
“Boyuma göre (boyumca) boy buldum, huyuma göre (huyumca) huy bulmadım.”
Mecaz Anlamlı: “Deve boynuz ararken kulaktan olmuş.”
“Karadeniz’de gemilerin mi battı?”
IX. Atasözleri, anlam bakımından akıl veren, öğüt veren, öğretici özelliği bulunan birtakım deyimlere
benzetilebilir. Ancak atasözleri ve deyimler şekil olarak birbirinden kesin çizgilerle ayrılır. (Atasözleri, geniş
zamanlı, emir kipli, her şahsa göre çekimlenemez. Deyimler ise eylem zamanlarına göre çekimlenip her türlü
çekim eklerini alır.)
Atasözleri; yılların tecrübesinden geçmiş, denenmiş, doğruluğuna inanılmış, genel kural niteliğinde, akıl
gücünü yansıtan “hazır akıl”dır. Deyimler ise cümle şeklinde olanlar bile bir anlam bütünlüğü taşımaz. Asıl anlamlarını içinde bulundukları cümleden alır, aldıkları anlam da içinde bulunduğu metne göre değişiklik gösterir,
atasözleri gibi değişmez bir kural niteliğinde değildir.
Atasözleri sadece akıl gücüdür. Düşünmede kolaylık sağlayan bir hazır akıldır. Bu bakımdan bir dildeki kuvvetli bir atasözü bir başka dile çevrildiğinde düşüncenin kuvvetini kaybetmez. Düşüncenin kuvvetiyle, atasözü
her dilde yaşar hatta zamanla o dile aitmiş gibi evrensel olur. Çin atasözü, Hint atasözü, İngiliz atasözü gibi başka
milletlerin atasözlerini yeri geldikçe kullanır ve yadırgamayız. Oysa deyimler başka dillere çevrildiğinde bozulur,
manasını kaybeder.
Örnek: “Denize düşen yılana sarılır.” (Her millet bu sözü kolayca anlar ve içindeki düşünceyi fark eder. Bir
öğüt, akıl vermektedir. Bu yüzden atasözüdür.)
“Atı alan Üsküdar’ı geçti.” (Bu sözde ise her millete anlatılamayacak “Üsküdar” sözü olmasının yanı sıra
bir öğüt ya da akıl vermediği anlaşıldığından bu cümle bir deyimdir.)
118
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
Atasözlerinin hepsi anlam bakımından deyim kuvvetindedir fakat deyimlerin hiç biri atasözü kuvvetinde
olamaz.
UYARI: Atasözleri deyim gibi kullanılabilir. Bir atasözünden de bir deyim yapılabilir.
Örnek: “Ne ekersen onu biçersin” atasözünde “ekmek “ ve “biçmek “eylemleri kalıplaşmıştır. Aynı
kalıp bir deyime aktarılabilir. “Ektiğini biçti, sonunda.” Bu deyimleşen atasözü bir söz arasında kullanılabilir.
Atasözü: “Kurt kocayınca köpeklerin maskarası olur.” Deyim: “Kurt kocadı, köpeklerin maskarası
oldu.”
Atasözü: “Mal canın yongasıdır.” Deyim: “Malım canımın yongasıdır, çok değer veriririm.”
SORU
I. Zorla güzellik olmaz.
II. İyilik yap denize at.
III. Birlikten kuvvet doğar.
IV. Zora dağlar dayanmaz.
V. Merhametten maraz doğar.
Yukarıdaki atasözleri anlamca zıttı ile eşleştirilirse hangisi dışta kalır?
A) I.
B) II.
C) III.
D) IV.
E) V.
ÇÖZÜM
I. seçenekte “Bir iş insana zor kullanılarak yaptırılamaz.” aklı verilirken, bu anlamın zıttıysa IV. seçenektedir.
II. seçenekte “karşılıksız iyilik yapmak” öğütlenirken V. seçenekte ise bu öğütün aksi şekilde “iyilik edenlerin
başının derde gireceği” aklı verilmiş bu iki seçenek de birbirine zıttır.
Doğru Yanıt C
B. YAPILARINA GÖRE KELİME GRUPLARI
1. İsim Tamlamaları
İki veya daha çok isimden kurulan tamlamalara “ad tamlaması (isim tamlaması)” adı verilir.
İsim tamlamasının ilgi hâlinde bulunan unsuruna tamlayan, iyelik ekini almış unsuruna ise tamlanan adı
verilir.
Türkçede tamlamayı oluşturan isimler aldıkları eklerin varlığı ve yokluğuna göre belirtili, belirtisiz zincirleme ve takısız ad tamlaması şeklinde adlandırılır.
A. Belirtili İsim Tamlaması
Belirtili isim tamlamaları, en az iki kelimeden oluşan ve her iki kelimenin de ek aldığı tamlamalardır.
Tamlayana eklenen eke: ilgi eki, tamlanana eklenen eke iyelik eki adı verilir.
Tamlayan Ekleri : “-in, -im, -den” (Ses değişimine uğrayabilir.)
Tamlanan Ekleri: “-i, -si, -im, -in, -imiz, -iniz, -leri ” (Ses değişimine uğrayabilir.)
119
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
TAMLAYAN
TAMLANAN
Tamlayan
(İsim soylu kelime)
Tamlayan eki
(İlgi hâli eki)
okul
un
Tamlanan
(İsim soylu kelime)
kapı
Tamlanan eki
(İyelik eki)
ı
Belirtili
İsim
Tamlaması
okulun kapısı
Kaynaştırma ünsüzü
NOT 1: Ünlüyle biten sözcüklere tamlayan eki (ilgi eki) getirildiğinde araya “-n”; tamlanan eki (iyelik
eki) getirildiğinde araya “s” kaynaştırma ünsüzü gelir.
“Su”ve “ne” kelimeleri bu kurala uymaz.
Örnek: Su-y-un, ne-y-in
NOT 2: Bazı tamlamalarda tamlayan eki olarak “-den/ -dan” ekleri kullanılabilir. (Bu ek “seçme” anlamı katmak için eklenmelidir.)
Örnek: çalışkanlardan biri, öğrencilerden biri vb.
SORU
Aşağıdaki “-den” eki almış sözcüklerden hangisi, bir ad tamlamasının tamlayanıdır?
A) Filmlerden birini çok beğendim, ona gidelim.
B) Bu sınava hangi kitaptan çalıştın?
C) Yalandan nefret ediyorum.
D) Baba çocuğunun damdan düşercesine cevabına kızdı.
E) Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
ÇÖZÜM
“-den” eki tamlananı “sayı adı” ya da “belgisiz zamir” (kimisi, biri, başkası, birçoğu, birkaçı, birtakımı vb.)
olan tamlamalarda “-ın” ekinin görevini üstlenebilir. Bu kurala uyan tamlama “Filmlerden biri” tamlamasıdır.
Doğru Yanıt A
• Belirtili isim tamlamalarında sahiplik (iyelik) anlamı bulunur.
Örnek: “Ali”+nin çanta+sı”; sahip olan “Ali”, sahip olunan “çanta” ve aradaki anlam ise sahiplik (iyelik) tir.
Benim okulum, öğretmenin kitabı vb.
• Tamlamayı kuran sözcükler ad soylu sözcükler olduğu için bazen tamlamadaki kelimelerden biri
sıfat ya da zamir olabilir.
Örnek: Balığ+ın taze+si (Sıfat kullanılmış.)
120
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
Çocuğ+un kendi+si (Dönüşlülük zamiri kullanılmış.)
O+nun araba+sı (Zamir kullanılmış.)
• Belirtili isim tamlamasında, tamlayanla tamlanan arasına ya da önüne farklı türde sözcükler gelebilir.
Bu durumda isim tamlamasının türü değişmez.
Örnek: Marmara’+nın soğuk deniz+i (Araya sıfat girmiş belirtili isim tamlaması)
Sert adam+ın soğuk bakışlar+ı (Tamlayanı da tamlananı da sıfat almış belirtili isim tamlaması)
• Tamlayan ya da tamlanan birden fazla olabilir.
Örnek: Araba+nın
Tamlayan
Araba+nın,
kaporta+sı,
çamurluğ+u ezilmiş. (Tamlanan iki tane)
+ Tamlanan + Tamlanan
ev+in
masraf+ı hiç eksik olmuyor. (Tamlayan iki tane)
Tamlayan + Tamlayan + Tamlanan
• Tamlamada kelimeler cümle içerisinde yer değiştirebilir.
Örnek: Ev+in kapı+sı kırılmış.
Kırılmış kapı+sı ev+in.
• Tamlayanı zamir olan isim tamlamalarında, zamir düşünce “tamlayanı düşmüş isim tamlaması” oluşur.
(Benim)
Zamir
notlarım yüksek.
+
İsim
(Tamlayan) (Tamlanan)
→
Notlarım yüksek. (Tamlayanı düşmüş isim tamlaması)
İsim
(Tamlanan)
• İsim tamlamalarında asıl üzerinde durulan ve vurgulanan kelime “tamlanan”dır.
Örnek: “Okulun kapısı” tamlamasında vurgulanan öge tamlanan kapı kelimesidir.
B. Belirtisiz İsim Tamlaması
Belirtili isim tamlamaları, tamlayanın ek almadığı sadece tamlananın ek aldığı tamlamalardır.
Tamlamada ilgi eki yoktur, sadece tamlanana eklenen iyelik eki vardır.
TAMLAYAN
Tamlayan
(İsim soylu kelime)
okul
TAMLANAN
Tamlanan
(İsim soylu kelime)
kapı
Tamlanan eki
(İyelik eki)
ı
Belirtisiz
İsim
Tamlaması
okul kapısı
Kaynaştırma ünsüzü
121
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
• Bu tamlama yapısında iki kelime arasında bir iyelik (aitlik) ilişkisi söz konusu olmayıp ikinci kelimenin “türü, cinsi ya da çeşidi” bilgisi verilir.
Örnek: Elma ağacı (Ağacın çeşidi)
Duvar boyası (Boyanın türü)
• Belirtisiz ad tamlamalarında tamlamayı oluşturan kelimelerin yer değiştirmesi mümkün değildir.
Örnek: “Okul kapısı” yerine “kapısı okul” denilemez.
• Belirtisiz ad tamlamasında çokluk eki (-lar/-ler) sadece tamlanana gelebilir.
Örnek: Müdür yardımcıları
Ceviz ağaçları
• Belirtisiz isim tamlamalarının arasına sözcük girebilir.
Örnek: Sivas yeni kara yolu
Spor eski bakanı
• Belirtisiz isim tamlamasının önüne getirilen sıfat, tüm tamlamanın sıfatı olur ve sıfat tamlaması oluşur.
Örnek: Sıcak
deniz suyu →
sıfat
+
b.siz isim tam.
Sıfat tamlaması
Belirtisiz isim tamlaması bir ismin önüne gelerek sıfat olarak kullanılabilir.
Örnek: Kan kırmızısı
domates
B.siz isim tamlaması
isim
Sıfat tamlaması
C. Zincirleme İsim Tamlaması
Bir isim tamlamasında tamlayanın ya da tamlananın veya her ikisinin de isim tamlaması (belirtili isim ya da
belirtisiz isim tamlaması) biçiminde iç içe girmesiyle oluşan tamlama türüdür.
Zincirleme isim tamlamasının oluşabilmesi için en az üç isim gereklidir. Bir isim tamlamasının önüne, ortasına ya da sonuna bir isim getirilerek oluşabileceği gibi iki isim tamlamasının birleşmesiyle de oluşabilir. Tamlanan mutlaka ek alır.
Yandaki “Ali’nin ceketinin boyası” tamlamasında;
Ali+nin ceketi+nin boya+sı
1. tamlama: Ali’nin ceketi → belirtili isim tamlaması,
1. tamlama
İki isim tamlaması da iç içe girmiş ve zincirleme isim tamlaması
oluşmuştur.
2. tamlama
2. tamlama: ceketinin boyası → belirtili isim tamlamasıdır.
Yandaki “masa örtüsünün rengi” tamlamasında;
Masa
örtü + sü + nün
1. tamlama
122
rengi
2. tamlama
1. tamlama: masa örtüsü → belirtisiz isim tamlaması,
2. tamlama: örtüsünün rengi → belirtili isim tamlamasıdır.
İki isim tamlaması da iç içe girmiş ve zincirleme isim tamlaması oluşmuştur.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
2. tamlama
Kardeşim+in
Türkçe
defteri
Yandaki “kardeşimin Türkçe defteri” tamlamasında;
1. tamlama: kardeşimin defteri → Belirtili isim tamlaması
2. tamlama: Türkçe defteri → Belirtisiz isim tamlaması
İki isim tamlaması da iç içe girmiş ve zincirleme isim tamlaması oluşmuştur.
1. tamlama
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zincirleme ad tamlaması vardır?
A) Filmdeki olaylar Almanya sınırında geçiyor.
B) Fantastik romanların okuyucusu her yıl artıyor.
C) Elbiseleri, renklerine göre ayırarak gardıroba yerleştirdim.
D) Gelecek yıl yaz tatilini Viyana’da geçireceğiz.
E) Ressam, ilk sergisini önümüzdeki ay Antalya’da açacakmış.
ÇÖZÜM
“Fantastik romanları: belirtisiz isim tamlaması”+ “romanların okuyucusu: belirtili isim tamlaması”=
“Fantastik romanların okuyucusu: zincirleme isim tamlaması” olur.
Doğru Yanıt B
D. Takısız İsim Tamlaması
Bazı dilbilimcilere göre tamlayan ve tamlanan eki almadan, anlam bakımından birbirini bütünleyen isimlerin kurduğu tamlamalara “takısız isim tamlaması” denir.
UYARI: Takısız isim tamlaması tartışmalı bir konudur. Bu tartışmalar, daha çok bu kelime grubunun
gerçekte isim tamlaması mı yoksa sıfat tamlaması mı olduğu noktasında yoğunlaşmıştır. Bazı dil bilimciler,
“demir kapı”, “altın yüzük”, “taş duvar” gibi kelime gruplarındaki “demir”, “altın” ve “taş” sözcüklerinin isim
görevinde değil, bir varlığın özelliğini bildirme görevinde kullanıldığını belirterek bu kelime gruplarının anlam
bakımından sıfat tamlaması olduğunu söylemişlerdir. Son yıllarda bu konuyla ilgili tartışmaların azaldığı ve
akademik yayınların çoğunda “taş yürek, tahta kaşık, kız kardeş, altın kolye” vb. dizilişindeki yapıların sıfat
tamlaması olarak kabul edildiği görülmektedir.
Sonuç olarak; pek çok dil bilimci, gramerci ve uzman “takısız isim tamlamasını” kabul etmemekte,
bunların anlamlarından ve görevlerinden hareketle birer “sıfat tamlaması” ya da “belirtisiz isim tamlaması”
olduğunu belirtmektedirler.
123
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
2. Sıfat Tamlaması
Bir veya daha fazla “sıfatın”, bir veya daha fazla “ismi” nitelediği ya da belirttiği kelime gruplarına “sıfat tamlaması” denir.
Sıfat tamlamasında tamlayan “sıfat”, tamlanan “isim”dir. Bir kelimenin sıfat olabilmesi için kendisinden sonra
gelen kelimeyi ya nitelemesi ya da belirtmesi gerekmektedir. İsme sorduğumuz “nasıl?” sorusuna alacağımız cevap
“niteleme sıfatını”, “hangi?, ne kadar?, kaç?" sorularına alacağımız cevap da “belirtme sıfatını” göstermektedir. Bir
kelime sıfat ise mutlaka ondan sonra gelen bir isim bulunmaktadır. İsimsiz sıfat olmaz.
Sıfat
İsim
Genç
sıfat
adam
isim
Birkaç
öğrenci
Zavallı
kadın
Her
sabah
İki
sene
Kaç
gün
Sıfat Tamlaması
(nasıl adam? Genç = niteleme sıfatı)
Sıfat tamlaması
• Tamlayanı “sıfat-fiil” olan sıfat tamlaması
Örnek:
Geçen sene
sıfat-fiil
Verilmiş sadaka
sıfat-fiil
• Bir sıfat tamlaması, biri sıfat diğeri isim olmak üzere yalnızca iki kelimeden oluşabileceği gibi birden
çok kelimenin oluşturduğu unsurlardan da sıfat tamlamaları oluşabilir.
Örnek:
kırmızı kuşaklı elbise
Sıfat unsuru
geniş fikirli gençler
Sıfat unsuru
124
Tamlayanı birleşik sıfat (kelime grubu) olan sıfat tamlaması
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
Sıfat tamlamasında sıfatlar derecelendirilebilir.
Örnek:
güzel kız → en güzel kız.
Not: Derecelendirilmeyen sıfatlar da vardır: “canlı hayvan, burma bıyık vb.”
• Sıfat tamlamalarının genellikle olumsuzu yapılabilir.
Örnek:
İyi oyuncu → kötü oyuncu
ak gün → kara gün
hızlı araba → yavaş araba
Sıfat tamlamasında sıfatla isim arasına noktalama işareti konmaz. Konulursa sıfat isimleşir.
Örnek:
Yaşlı kadına yer verdi.
sıfat
Yaşlı,kadına yer verdi.
isim
• Birkaç sıfat, ardı ardına sıralanarak bir ismi niteleyebilir veya belirtebilir.
Örnek:
Geniş, aydınlık ve manzaralı bir ev.
Sıfat unsuru
Ulu, yaşlı, bitkin, sararmış o ağaç.
Sıfat unsuru
Sert ve kuru kek.
Sıfat unsuru
• Bir sıfat birden fazla ismi de nitelemiş olabilir.
Örnek:
Alçak dağlar, tepeler, platolar bölgenin coğrafî yapısını oluşturur.
Sıfat
Değerli arabalar, evler, elbiseler, takılar ile insanları kıskandırıyorlardı.
Sıfat
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir isim, birden çok sıfatla nitelenmiştir?
A) Onunla pastanede buluşup çocukluktan, okul günlerimizden uzun uzun söz ettik.
B) Büyük şehirlerde, hayvanların korunması ve barınması çalışmalarına önem veriliyor.
C) Bahar gelince annemin küçük bahçesinde güller, papatyalar, karanfiller açardı.
D) Senin ne kadar terbiyeli, çalışkan ve titiz bir insan olduğunu herkes biliyor.
E) Sıcak Akdeniz akşamlarında balkonda oturup geç saatlere kadar sohbet ederdik.
125
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
ÇÖZÜM
“terbiyeli, çalışkan, titiz” sözcükleri “insan” isminin nitelikleridir ve böylelikle niteleme sıfatıdır. Bir isim
birden çok sıfatla nitelenmiştir.
Doğru Yanıt D
3. Bağlama Grubu
İki ya da daha çok isim unsurunun, bağlaçlarla birbirine bağlanması sonucu meydana gelen kelime grubuna “bağlama grubu” denir.
Bağlaçlar; kelimeleri, kelime gruplarını, cümleleri, kimi paragrafları şekil ve anlam bakımından birbirine
bağlayan, bağladıkları arasında türlü anlam ilişkileri kuran kelimelerdir.
Başlıca bağlaçlar: “ve, veya, ile, ya da, ama, da, ki, fakat, yani, çünkü, ancak, yahut, eğer, oysa, belki, sadece, sanki, ne … ne, hem ... hem, ha … ha, ya … ya vb.”
Örnek: “Hem kendini hem başkalarını üzeceksin.” cümlesinde “hem…hem” bağlaçları nesneleri bağlamıştır.
İsim unsuru
Bağlama
grubu
İsim unsuru
Bağlaç
karga
ile
tilki
karga ile tilki
su
ve
ateş
su ve ateş
aç
ama
gururlu
aç ama gururlu
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlama grubu isimleri bağlama göreviyle kullanılmamıştır?
A) Öğretmen eğer seni görürse yandık.
B) Ev ama çiftlik evi sanki.
C) Yeni bilgisayarında şiir ile öykü yazmaya başlamış bile.
D) Davranışı ve konuşması, güvenilir biri olduğunun göstergesi.
E) Bebekleri ne uyuyor ne de uyutuyor.
ÇÖZÜM
A, B, C, D seçeneklerindeki “eğer, ama, ile, ve” birer bağlaçtır. İki ya da daha çok isim unsurunu bağlamış
ve bağlama grubu oluşturmuşlardır. Ancak E seçeneğindeki “ne…ne” bağlacı isim gruplarını bağlamadığından
bağlama grubu oluşturmamıştır.
Doğru Yanıt E
126
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
4. Edat Grubu
Bir edat ile bu edata anlamca ve yapıca bağlanmış bir isim unsurunun oluşturduğu kelime grubuna “edat grubu”
denir.
Edatlar, kendilerinden önceki kelimelerle genellikle “sıfat ya da zarf ” görevinde kullanılan kelime grupları oluşturur.
Başlıca edatlar: “için, gibi, kadar, göre, ile, rağmen, -e karşı, -den başka, doğru, önce, dolayı, ötürü, yüzünden, dek,
değin vb.”
İsim unsuru
Çekim eki
(gerekirse)
Çekim edatı
Olumsuzluk
lara
rağmen
Olumsuzluklara rağmen
Anne
m
için
Annem için
Aslan
-
gibi
Aslan gibi
Edat grubu
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat grubu yoktur?
A) Köye kadar yol asfaltlanmış.
B) Bana göre sınav öncekinden daha kolaydı.
C) Sizden başka herkes dilekçeyi imzalamış.
D) Haydi koçum, baban sana güveniyor.
E) Onu, okula doğru yürürken gördüm.
ÇÖZÜM
A, B, C, E seçeneklerindeki “kadar, göre, -den başka, -e doğru” birer edattır ve kendilerinden önceki isim
unsurlarıyla beraber edat grubu oluşturmuşlardır. Ancak D seçeneğinde edat yoktur.
Doğru Yanıt D
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “karşı” kelimesi edat görevinde kullanılmamıştır?
A) Akşama karşı bir gürültüyle irkildik.
B) Sana karşı ne kadar da mahcubum.
C) Engin, evini denize karşı almış.
D) Bana karşı geldikçe sinirleniyorum.
E) Bu iyiliğine karşı bir şey yapmam gerekli.
ÇÖZÜM
“Karşı” kelimesi; A, B, C, E seçeneklerinde “–e” ekinin yardımıyla grup kurarak edat görevi üstlenmiştir. D
seçeneğine dikkat edilirse “gelmek” fiiliyle öbekleşmiş ve deyim kurmuştur.
Doğru Yanıt D
127
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
5. Ünlem Grubu
Bir ünlem unsuru ile bir ya da birden çok isim unsurundan oluşan kelime grubuna “ünlem grubu” denir.
Ünlem grubunu oluşturan kelime grubunda, başta ünlem unsuru, ardındansa isim unsuru gelir.
Ünlemler; “Acıma, beğenme, sıkılma, üzülme” vb. duyguları ifade eden, bu duyguları daha canlı bir şekilde
anlatmaya yarayan unsurlardır.
Ünlem olarak kullandığımız sözcükler: asıl ünlemler, ünlem olmuş sözcükler, yansıma ve ikilemelerden
oluşan ünlemlerden oluşur.
• Asıl ünlemler: “a!, ah!, eh!, hey!, ha!, vah!, of!, ey!, ya!, üf!, eyvah!” vb.
• Ünlem olmuş sözcükler: “Arkadaşlar!, Yarabbi!, yahu!, yuh!, hoppala!, yoo!, güzel! dur!, git, otur!, konuşma!, gel!” vb.
• Yansıma ve ikilemelerden oluşan ünlemler: “güm güm!, dank!, hav hav!, çat!, küt!, aman aman!, vah
vah!, deh!, güm!, pisi pisi!” vb.
Ünlem
İsim unsuru
Ünlem grubu
Ey
mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü!
Ey
hicran üzgünü ana
Ey hicran üzgünü ana!
A
olacak şey değil
A, olacak şey değil!
Ah
bu yalnızlık
Ah, bu yalnızlık!
Of
yemek harika
Of, yemek harika!
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir ünlem grubu yoktur?
A) Bir of çeksem, karşıki dağlar yıkılır.
B) Of! anam of! Daha çok bekleyeceğiz.
C) Televizyon of sinemaskopmuş!
D) Of! olacak şey mi şimdi?
E) Gürültüye bak, of yarabbim!
ÇÖZÜM
B, C, D, E seçeneklerindeki “Of” ünlemine bir isim unsuru eklenmiş ancak A seçeneğinde ünlem isim
görevinde kullanılmıştır .
Doğru Yanıt A
128
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
6. Unvan Grubu
Unvan kelimesi “bir kimsenin işi, mesleği veya toplum içindeki durumu ile ilgili olarak kullanılan ad, san” şeklin-
de tanımlanır.
Unvan bildiren kelimeler, bir kişi adıyla birlikte bir grup oluşturmaktadır. Buna göre, bir kişi adı ile bir unvan
veya akrabalık gösteren adın, eksiz olarak yan yana gelip oluşturduğu kelime grubuna “unvan grubu” denir.
• Unvan grubunu oluşturan kelime grubunda, başta kişi adı onun ardından unvan veya akrabalık ismi
gelir.
• İki unsur ek almadan birleşir.
• Unvan gruplarında vurgu kişi adı üzerindedir.
• Akrabalık adı küçük harfle yazılır ancak akrabalık adı olup lakap veya unvan olarak kullanılan kelime-
ler büyük harfle başlar.
Kişi adı
Unvan veya akrabalık ismi
Unvan grubu
Mustafa
Çavuş
Mustafa Kemal
Paşa
Mustafa Kemal Paşa
Ali
Hoca
Ali Hoca
Ayşe
Sultan
Ayşe Sultan
Yusuf
amca
Yusuf amca
Mustafa Çavuş
Not: Birinci unsurun kişi adı olmayıp unvan veya akrabalık ismi olduğu “Dede Korkut, Sultan Ahmet, Hoca
Nasrettin, Doktor Ayhan, Prens Sebahattin, Mareşal Fevzi Çakmak, Şair Mehmet, Onbaşı Seyfi, Öğretmen Serhat, Şah İsmail” gibi tamlamalar unvan grubu değil birleşik isimdir. Bu birleşik isimlerde vurgu yine kişi adı üzerindedir.
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde unvan grubu yoktur?
A) Bayındır Han, Türk söylencelerinde adı geçen efsanevi hakandır.
B) Orhan Gazi'nin eşi ve Murad-ı Hüdavendigar'ın annesi Nilüfer Hatun’dur.
C) Seydi Ali Reis, Kaptan-ı Deryalık da yapmış olan Osmanlı denizcisidir.
D) İsmail Üstçavuş, kıdemli unvanını emekliye yakın almıştı.
E) Şeyh Galib sadece 26 yaşındayken 6 ayda “Hüsn’ü Aşk”ı yazmıştır.
ÇÖZÜM
A, B, C, D seçeneklerindeki “Han, Gazi, Hatun, Reis, Üstçavuş” unvanları bir isimden önce gelmiş ve
unvan grubu oluşturmuş. E seçeneğindeyse “Şeyh” unvanı “Galib” isminin önüne gelmiş ve unvan isimden
önce söylendiği için unvan grubu olmaktan çıkmıştır.
Doğru Yanıt E
129
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
7. Birleşik Fiil Grubu
Bir hareketi, durumu ya da oluşu karşılamak üzere bir araya gelen, birden fazla kelimenin oluşturduğu
kelimeler topluluğudur.
“Bir isimle bir yardımcı fiilden oluşan birleşik fiiller, bir fiil ile yardımcı fiilden oluşan birleşik fiiller ve
anlamca kaynaşmış birleşik fiiller” olmak üzere üçe ayrılmıştır.
Birleşik Fiil
1. Yardımcı Fillerle Kurulan Birleşik Fiiller
(İsim + Yardımcı Fiil)
2. Kurallı Birleşik Fiiller
(Fiil+ Bağlayıcı ünlü + Yardımcı Fiil)
3. Anlamca Kaynaşmış Birleşik Fiiller
1. Yardımcı Fiille Kurulan Birleşik Fiiller (İsim + Yardımcı Fiil)
Bir isim unsuru (ad soylu bir kelime) ile bir yardımcı fiilin birleşmesiyle oluşan birleşik fiillerdir.
(Türkçedeki en çok kullanılan yardımcı fiiller, “et-, ol-, kıl-, eyle-, buyur-, tut-, bulun-, yap- yardımcı fiilleridir. Yardımcı fiiller de temel eylemler gibi çekimlenir.)
Örnekler:
İsim
Yardımcı fiil
dost
ol-
dost ol-
yardım
et-
yardım et-
memnun
kıl-
memnun kıl-
iş
buyur-
iş buyur-
gürültü
yap-
gürültü yap-
yakın
eyle-
yakın eyle-
Örnek cümleler
Vardığın dergahta post ol, büyürsün
Gördüğün garibe dost ol, büyürsün
Meclise devam et, el sürme mey’e
Girdiğin sohbette mest ol, büyürsün.
Abdurrahim Karakoç
Feymani kefinmiş servetin malın,
Hakka yakın eyler ahvalin, hâlin
130
Birleşik fiil
Aşık Feymani
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
• Yardımcı fiiller cümlede tek başlarına bir anlam ifade ettiklerinde yardımcı fiil olmaktan çıkar. Bu fiiller
asıl fiil olarak kullanılır.
Örnek:
• Bu ev kaç lira eder?
• Etme bulma dünyası
• Yemek artık olmuştur.
• Akşama orada olurum.
• Ad soylu kelimeyle yardımcı eylem birleşirken bir ses olayı gerçekleşirse (ünlü düşmesi, ünsüz türemesi vb.) bileşiği oluşturan kelimeler bitişik yazılır:
Örnek:
hapis olmak → hapsolmak
zan etmek → zannetmek
Not: Ses olayı gerçekleşen bu tür bileşiklerde ad soylu kelimeler genellikle Arapça ya da Farsça kökenlidir.
UYARI: İsim unsurunun sıfat-fiil olduğu ve yardımcı fiillerle (genellikle “ol-“ fiili) kurulan bileşik fiillere “karmaşık fiiler” adı verilir: “gelmez ol -, almış ol-, alacak ol-, gezer ol-” vb.
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yardımcı fiille kurulan birleşik fiil yoktur?
A) Bir şey olacağını hissetmiştim.
B) Acele etme, biraz sabret.
C) Seni görmeye gelebilir miyim?
D) Bu ilçeye hapsolduk resmen.
E) Gözümün önünden birden kayboldu.
ÇÖZÜM
A, B, D, E seçeneklerinde ad soylu bir sözcükle yardımcı fiilden oluşan (hisset-, sabret-, hapsol-, kaybol-)
fiiller kullanılmış ancak C seçeneğinde “gel-“ fiiline “–ebil-“ fiili eklenerek kurallı birleşik fiil kullanılmıştır.
Doğru Yanıt C
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “etmek” sözcüğü yardımcı eylem olarak kullanılmamıştır?
A) Bu matematikle ona ancak sen yardım edebilirsin.
B) Annesini yolcu etmeye gitmiştik.
C) Bu sonucu hak ettiğini o da biliyordu.
D) Bu ev sence o kadar lira eder mi?
E) O kadar çok rica ettim ki bıktım artık.
131
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
ÇÖZÜM
A, B, C, E seçeneklerinde “yardım et-, yolcu et-, hak et-, rica et-” kelime grupları birer yardımcı fiille
oluşmuş birleşik fiildir. D seçeneğinde ise “et-” fiili herhangi bir isimle bir grup oluşturmamıştır.
Doğru Yanıt D
2. Kurallı Birleşik Fiiller (Fiil+ Bağlayıcı ünlü + Yardımcı Fiil)
Bu tür birleşik fiillerde ana öge olan asıl fiil başta, yardımcı fiil ise sonda bulunur.
Burada yardımcı fiiller: “bil- (yeterlilik), ver- (tezlik), yaz-(yaklaşma), kal-, dur-, gel-(süreklilik)” fiilleridir; bu yar-
dımcı fiiller, “tasvir fiilleri” diye de adlandırılmaktadır.
Asıl fiillere "-a, -e, -ı, -i, -o, -ö, -u, -ü” zarf fiil ekleri ile bağlanırlar “-ebil-, -iver-, -eyaz-, -ekal-, -edur-, -egel-”
şeklinde asıl fillerle birleşirler.
Bu yardımcı fiiller, kurallı birleşik fiil oluşturduğunda kendi anlamlarını tamamen yitirir; “yeterlik, tezlik, sürerlik
ve yaklaşma” olmak üzere dört anlam ifade eder.
a) Yeterlik Fiili (-ebil-)
Asıl fiile eklenen “-ebilmek” fiili gerçek anlamından uzaklaşarak asıl fiile üç anlam katar:
1. Gücü yetme, başarma
2. Olasılık
3. İstek, rica
Asıl
fiil
Zarf fiil eki
(-a, -e)
Yard. f.
bil-
Kip
eki
Kişi
eki
Kurallı birleşik fiil
Örnek
sür-
-e
bil-
-yor
-m
sürebiliyorum
Araba sürebiliyorum. (Başarma)
git-
-e
bil
-ir
-m
gidebilirim
gel-
-e
bil-
-ir
-m
gelebilir misin?
Yarın gidebilirim. (Olasılık)
Yardıma gelebilir misin (Rica)
UYARI: Yeterlik fiilinin olumsuzu, asıl fiile “–e-“ekinden sonra olumsuzluk eki “-ma/-me” getirilerek
yapılır:
Yeterlilik: “asıl fiil + -ebil-“ Olumsuzu: “asıl fiil + -eme”
gelebiliyorum →
gelemiyorum
gidebilir
gidemeyebilir
→
b) Tezlik Birleşik Fiili (-iver-)
Asıl fiile eklenen “-ivermek” fiili gerçek anlamından uzaklaşarak asıl fiile dört anlam katar:
1. Tezlik
2. Beklenmezlik 3. Önemsemezlik
4.Kolaylık
Asıl
fiil
Zarf Fiil
(-ı,-i,-u,-ü)
Yard. f.
ver-
Kip
eki
Kişi
eki
Kurallı birleşik fiil
gir-
-i
ver-
-di
-k
giriverdik.
Zil çalınca içeri giriverdi. (Tezlik)
yıkıl-
-ı
ver-
-di
–
yıkılıverdi.
Bir anda yıkılıverdi. (Tezlik)
sal-
-ı
ver-
-miş
-ler
salıvermişler.
Köpekleri salıvermişler. (Önemsemezlik.
çöz-
-ü
ver-
-di
-n
çözüverdin.
Hemen çözüverdin. (Kolaylık)
132
Örnek
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
UYARI: Tezlik fiilinin olumsuzu, asıl fiile ya da yardımcı fiile “-ma -me” olumsuzluk eki getirilerek yapılır.
Yeterlilik: “asıl fiil + -iver-” Olumsuzu: “asıl fiil + -me”
gidiver
→
gitmeyiver (“git” asıl fiiline “-me” olumsuzluk eki eklenmiş)
bakıver
→
bakıverme ( “-iver-“ yardımcı fiile “-me” olumsuzluk eki eklenmiş)
c) Yaklaşma Fiili (-eyaz-)
Asıl fiile eklenen “-eyazmak” fiili gerçek anlamından uzaklaşarak asıl fiile “olmak üzereydi, neredeyse oluyordu,
çok yaklaştı” anlamı katar.
Asıl
fiil
Zarf Fiil eki
(-a, -e)
öl-
-e
Yard. f.
yaz-
Kip
eki
Kişi
eki
Kurallı birleşik fiil
Örnek
yaz-
-dı
-k
öleyazdık
Arabayı birden arkamda görünce
korkudan öle yazdım..
düş-
-e
yaz-
-dı
-m
düşeyazdım
Merdivenlerden düşeyazdı.
UYARI: Yaklaşma fiilinin olumsuzu yoktur çünkü fiilin anlamında zaten olumsuzluk vardır.
NOT: Yaklaşma fiili günümüzde pek kullanılmamaktadır. “Düşeyazdı” yerine “Neredeyse düşüyordu.”
ya da “Düştü düşecekti.” gibi kullanımlar, yaklaşma fiili yerine kullanılır olmuştur.
d) Sürerlik Fiili (-ekal-, -edur-, -egel-)
Asıl fiile eklenen ”-e-kalmak, -e-durmak, -e-gelmek” fiilleri gerçek anlamlarından uzaklaşarak asıl fiile “süreklilik,
devamlılık” anlamı katar.
Asıl
fiil
Zarf fiil
eki
(-a, -e)
Yard. f.
geldurkal-
Kip
eki
Kişi
eki
Kurallı
birleşik fiil
Örnek
bak-
-a
kal-
-dı
-m
bakakaldım.
Manzaraya bakakaldım.(Devamlı baktım.)
düşün-
-e
dur-
-muş
-lar
düşünedurmuşlar. Onlar öylece düşünedurmuşlar. (Sürekli
düşünmüşler.)
sür-
-e
gel-
-miş
-
süregelmiştir.
Böyle süregelmiş. (Yıllardır sürmüş.)
NOT: “Alıkoy-” fiili tek başına sürerlik fiilidir.
UYARI: Sürerlik fiilinin olumsuzu kullanılmaz.
Örnek: • Şoförü alıkoydular.
• Yolda önüme çıkıp beni alıkoydu.
• Dersanede beni alıkoyuyor.
133
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kurallı birleşik fiil kullanılmıştır?
A) Bu sınavda çok rahat olacağımı hissetmiştim.
B) İstediklerin olacak, biraz sabret.
C) Nereye koydum ki sanki bir anda ortadan kayboldu.
D Biraz gezelim, bu otele resmen hapsolduk.
E) Alçıyı çıkarmışlar artık yürüyebiliyormuş.
ÇÖZÜM
A seçeneğinde “hissetmek”, B’de “sabretmek”, C’de “kaybolmak”, D’de “hapsolmak” birleşik fiilleri
yardımcı eylemlerde kurulan birleşik fiillerdir.
Ancak “yürüyebiliyormuş” fiili kurallı bileşik fiildir.
Doğru Yanıt E
SORU
Aşağıdakilerin hangisinde birden çok birleşik fiil vardır?
A) Kalbim ümit içinde yüzer
Dünyam yıkanır ay ışıklarıyla
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
belini sarmayalı, gözünün içinde durmayalı
Atarak ben de geniş bir kebe mangal yanına
Tutulmuş paralı askerlerle
B) Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
C) Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
D) İhtiyar terleyedursun gömülüp yorganına...
E) Seyredin iniveriyorlar Ossaad tepesine
ÇÖZÜM
E seçeneğinde, “seyredin” yardımcı eylemle kurulmuş birleşik fiil, “iniveriyorlar” Kurallı birleşik (tezlik)
fiilidir.
Doğru Yanıt E
134
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
SORU
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir birleşik fiil kullanılmamıştır?
A) Gün içinde burada oluyordu.
B) En sonunda istediği evi alabildi.
C) Gerçekten otelden memnun kaldık.
D) Diyebilirim ki sizden iyisi gelemez.
E) İlanı internette yayınlandığı gibi arabayı satıverdi.
ÇÖZÜM
B seçeneğinde “al-” fiiline “–ebil-” yeterlilik fiili eklenmiş ve kurallı birleşik fiil yapılmıştır. C seçeneğinde
“memnun” ismine “kal-” yardımcı fiili getirilmiş, yardımcı fiille kurulan birleşik fiil oluşmuştur. D seçeneğinde
“de-” fiiline “–ebil-” yeterlilik fiili eklenmiş ve kurallı birleşik fiil yapılmıştır. E seçeneğinde ise “sat-” fiiline “-iver-”
tezlik fiili eklenerek kurallı birleşik fiil yapılmıştır. A seçeneğinde ise “ol-” fiiline “–yor” şimdiki zaman eklenerek fiil
çekimlenmiş bu fiile eklenen bir isim ya da fiil mevcut olmadığından birleşik fiil değildir.
Doğru Yanıt A
3. Anlamca Kaynaşmış Birleşik Fiil
Bir ya da daha fazla isim (eksiz veya çekim eki almış) ile bir fiilin sözlük anlamlarından tamamen ya da kısmen
uzaklaşmalarıyla meydana gelen kalıplaşmış yapılara denir.
Bu fiillerin çok büyük bir bölümü mecaz anlam kazanmış ve deyimleşmiştir. Anlamca kaynaşmış birleşik fiilleri
oluşturan sözcükler ayrı yazılır.
Bir
isim
göz
Fiil
Anlamca kaynaşmış birleşik fiil
gezdirmek
göz gezdirmek
bileğine + güvenmek
deniz
tutmak
Birden fazla
isim
bileğine güvenmek
deniz tutmak
Fiil
Anlamca kaynaşmış birleşik fiil
etekleri zil
çalmak
etekleri zil çalmak
ağzında bakla +
ıslanmamak
ağzında bakla ıslanmamak
ekmeğini taştan
çıkarmak
ekmeğini taştan çıkarmak
NOT: Bazı isim ve fiilden oluşan birleşik fiiller, deyim özelliği göstermez. Bu iki sözcük de anlamından uzaklaşır ve
bitişik yazılır. Bunlara “tam kaynaşmış birleşik fiiller” denir.
Örnek: varsaymak, başvurmak, vazgeçmek, öngörmek vb.
UYARI: Sonu fiille biten deyimler, “anlamca kaynaşmış birleşik fiil” sayılır.
135
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
8. Fiilimsi Grupları
Fiillerden türeyen, fiil anlamı yansıtan ancak fiillerin tüm özelliklerini taşımayan; ayrıca cümlede isim soylu
sözcükler gibi görevlerde kullanılan kelimelere “fiilimsi (eylemsi)” denir.
Fiilimsilerin özellikleri:
I. Hareket anlamı taşır. Bu yönüyle fiillere benzer.
II. Fiil kip ve kişi eklerini almaz, fiiller gibi çekime girmez.
III. Fiilimsilerin olumsuzu yapılabilir.
Örnek: seven sevmeyen, katlanan katlanmayan vb.
IV. Fiilimsi ekleri birer yapım ekidir.
V. Cümlede “isim, sıfat, zarf, bağlaç edat” göreviyle kullanılır, isim göreviyle kullanılan fiilimsiler isim çekim
eklerini alabilir.
Örnek: Yazmaya başladım. Gülenler dışarı çıksın.
VI. Fiilimsiler cümlede ancak “ek fiil (-idi, -imiş, -ise, -dir)” alarak yüklem olabilir.
Örnek: Gürültü yapan sonradan gelenlerdi.
Tek isteğim buradan gitmektir.
VII. Fiilimsiler “yan cümle” kurarak bulundukları cümleyi “birleşik yapılı cümle” hâline getirir.
Bir fiilimsi (eylemsi) ile bu fiilimsiye bağlı bir isim unsurundan oluşan kelime grubuna “fiilimsi grubu” denir.
Bir fiilimsi grubunda önce “isim unsuru” sonra “fiilimsi” gelir.
a) İsim - Fiil (Ad - Eylem) Grupları
İsim fiiller (ad eylemler), bir fiili ya da fiilin yapılışını bildirdikleri için “fillerin adı” olur.
İsim fiiller, fiile getirilen -ma (-me), -ış (-iş), -mak (-mek) ekleriyle türetilir.
Örnek: görme, görüş, görmek
İsim fiillerin olumsuz biçimi “-ma/-me” ekleri ile yapılır.
Örnek: görmeme, çalışmama
Bazı isim-fiil ekiyle türemiş sözcükler, isim- fiil özelliğini yitirip kalıplaşarak kalıcı bir nesneye ya da kavrama ad olabilir. Bunlar artık isim-fiil değildir.
Örnek: Köy kahvaltısında bal ile kaymak yerdik.
Kışları da artık dondurma yiyoruz.
Kavurma, dolma, gözleme, bağış vb. örnekler artık birer isim olmuştur.
Bir isim unsuru ile bir isim-fiilinden oluşan kelime grubuna “isim-fiil grubu” denir.
İsim unsuru
İsim-fiil
yanıt
almak
Soruma yanıt almak istiyorum.
hazırlama
İşimiz sınava hazırlama olmuş.
dönüş
Sılaya dönüş için gün sayıyor.
sınava
sılaya
çivi
136
+
çakmak
İsim-fiil grubu
Duvara çivi çakmak gerekli.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
b) Sıfat –Fiil (Ortaç) Grupları
Sıfat-fiil eki alan fiiller, bir ismi niteledikleri, fiil kökünden türedikleri ve hareket anlamını sürdürdükleri için “sıfat-fiil” olur.
Sıfat-fiiller, fiil kök ve gövdelerine -an (-en), -ası (-esi), -maz (-mez), -r (-ar, -er), -dik (-dik, -duk, -dük, tık,
-tik, -tuk, -tük), -acak (-ecek), -mış (-miş, -müş, -muş) ekleri getirilerek yapılır.
Sıfat-fiillerin olumsuz biçimleri -ma (-me) ve -maz (-mez) ekleri ile yapılır.
Örnek: gezmedik yer, bitmez tükenmez iş vb.
Bir isim unsuru ile bir sıfat-fiilinden oluşan kelime grubuna sıfat-fiil grubu denir.
İsim unsuru
Sıfat-fiil
Sıfat-fiil grubu
önümde
gülen
Önümde gülen çocuklar filmi izletmedi.
kapının önünde
bekleyen
Kapının önünde bekleyen grup bir süre sonra dağıldı.
raflardan
indirilmeyecek
Raflardan indirilmeyecek bir kitaptı.
utanmaz
Çocuğundan utanmaz adam neler söylemiş.
akşamki
söyleyeceğin
Akşamki söyleyeceğin lafa dikkat edesin.
dergideki
yazdığın
Dergideki yazdığınız bölümleri çok beğendim.
çocuğundan
+
SORU
“El için kuyu kazan, evvela kendi düşer.”
Bu atasözündeki sözcük öbekleri aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak sıralanmıştır?
A) Sıfat tamlaması - fiilimsi öbeği
B) İsim tamlaması - sıfat tamlaması
C) Fiilimsi öbeği - ikileme
D) İsim tamlaması - birleşik fiil
E) Edat öbeği - fiilimsi öbeği
ÇÖZÜM
“El+için”: edat grubu, “kuyu+kazan (insan)”: sıfat-fiil grubudur. “evvelâ”: zarf, “kendi”: dönüşlülük zamiri,
“geçer”: Geniş zamanla çekimlenmiş fiil.
Doğru Yanıt E
c) Zarf –Fiil (Ulaç) Grupları
Zarf-fiiller, fiillere -a (-e), -ıp (-ip, -up, -üp), -ınca (-ince, -unca, -ünce), -dıkça (-dikçe, -dukça, -dükçe, -tıkça,-tikçe, -tukça, -tükçe), -arak (-erek), -madan (-meden), -maksızın (-meksizin), -alı (-eli), ...r ...maz, -ken,
-cesine ekleri getirilerek yapılır.
Zarf- fiiller; anlamlarını, türedikleri eylemlerin anlamlarından ve o eylemlere “durum, zaman” anlamı katan zarf-fiil
eklerinden alır.
Zarf-fiillerin olumsuz biçimleri “-ma (-me)” ile yapılır.
Zarf-fiiller cümlede daima zarf olarak kullanılır, çekim eki almaz.
Örnek: gitmeyince göremezsin, çalışmayıp gelmiş vb.
137
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
Bir isim unsuru ile bir zarf-fiilinden oluşan kelime grubuna zarf-fiil grubu denir.
İsim unsuru
Zarf-fiil
Zarf-fiil grubu
eve
gidip
Eve gidip geleceğim.
başını
sallayarak
Başını sallayarak onayladı.
servise
gide gide
Servise gide gele yoruldum.
konuşmaksızın
Birbiriyle konuşmaksızın yürüdüler.
ders
çalışırken
Ders çalışırken telefonumu kapatırım.
beni
aradığında
Beni aradığında evde bulursun.
işe
gelir gelmez
İşe gelir gelmez beni mutlaka gör.
Antalya'ya
geldikçe
Antalya’ya geldikçe beraber gezeriz.
birbiriyle
+
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zarf-fiil grubu yoktur?
A) Hiçbir yere sapmadan yola devam ediniz.
B) Güneş doğalı da yarım saat olmamış.
C) Tek isteği müfettiş olabilmekti.
D) Havaalanında beni görür görmez bana doğru koşmaya başladı.
E) Otomobili dağ sırtı boyunca sürerek sapaktan çıkmaya çalıştı.
ÇÖZÜM
A, B, D ve E seçeneklerindeki “sapmadan, doğalı, görür görmez, boyunca ve sürerek” zarfları
kendilerinden önceki isim unsurlarıyla birlikte birer “zar-fiil grubu” oluşturmuştur. Ancak C seçeneğinde
herhangi bir zarf-fiil olmadığından zarf-fiil grubu da yoktur.
Doğru Yanıt E
9. Sayı Grubu
Büyük basamaklı bir sayı ile ona göre küçük basamaklı bir sayının bir araya gelmesiyle sayı grubu oluşur.
Büyük basamaklı sayı
Küçük basamaklı sayı
On
dokuz
On dokuz
sekiz
Doksan sekiz
Doksan
Üç yüz
+
elli
Sayı grubu
Üç yüz elli
UYARI: Sayı grubu ile sıfat tamlamasını birbirine karıştırmayalım. Sıfat tamlamasında küçük basamaklı sayıdan sonra büyük basamaklı sayı gelmektedir.
Örnek: on milyon: Sıfat tamlaması, beş bin: Sıfat tamlaması, bin beş yüz: Sayı grubu, bir milyon yüz yirmi
beş: Sayı grubu
138
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
Küçük basamaklı sayı
iki
beş
üç yüz
Büyük basamaklı sayı
+
yüz
bin
bin
Sıfat tamlaması
iki yüz
beş bin
üç yüz bin
• Sayı grupları, bu tür sıfat tamlamalarında sıfat unsuru olarak görev alabilir.
Doksan sekiz
+
bin
Sayı grubu
isim
Sıfat tamlaması
• Bu şekilde oluşmuş sıfat tamlamaları da sayı gruplarında görev alabilir.
Üç yüz
+
sıfat tam.
elli
isim
Sayı grubu
SORU
Aşağıdakilerden hangisi bir sayı grubu değildir?
A) Beş yüz bin
B) Yüz on bir
C) Bin beş yüz
D) Beş yüz dört
E) Seksen altı
ÇÖZÜM
B seçeneğindeki “yüz + on bir”, C seçeneğindeki “bin + beş yüz”, D seçeneğindeki “beş yüz + dört”, E
seçeneğindeki “seksen+altı” kelime gruplarında birinci unsur büyük basamaklı ikinci unsur küçük basamaklı
sayıdır. Bu nedenle sayı grubudur. Ancak A seçeneğindeki “Beş yüz+bi” grubunda birinci unsur küçük basamaklı,
ikinci unsur büyük basamaklıdır. Bu grup ise bir sıfat tamlamasıdır.
Doğru Yanıt A
10. Kısaltma Grubu
Kısaltma grupları, çeşitli kelime grupları ve cümlelerden yıpranma ve kalıplaşma yoluyla ortaya çıkan ve her iki
öge arasındaki bağlantıyı hâl ekleri ve iyelik ekleriyle sağlayan kelime gruplarıdır.
Bu gruplar genellikle isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil gruplarının kısalması ve kalıplaşması sonucu oluşmuşlardır.
İsnat grubu, yönelme, bulunma, uzaklaşma, ve vasıta grupları olarak sınıflandırılır.
A) İsnat Grubu
İsnat, bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırmadır.
Biri diğerine isnat edilen iki isim unsurundan meydana gelen bu tür kelime grubuna isnat grubu denir.
İsnat gruplarında vurgu ikinci unsur üzerindedir.
139
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
Kendisine isnat yapılan isim unsuru
(İyelik eki alabilir.)
İsnat edilen isim unsuru
alın (ı)
göz (ü)
el (i)
can (ı)
gün ( )
baş ( )
para ( )
açık
tok
kulağında
sıkkın
aydın
aşağı
peşin
+
Kısaltma grubu
(İsnat grubu)
alnı açık
gözü top
eli kulağında
canı sıkkın
gün aydın
baş aşağı
para peşin
UYARI: Sıfat-fiil veya zarf-fiil gruplarından kısalma yoluyla oluşur (“olan” ya da “olarak” sözcüklerinin düşmüş hâli olarak kısaltılmıştır)
Örnek: başı açık (olan), burnu havada (olan); baş açık (olarak), canı sıkkın (olarak) vb.
SORU
Sıfatların addan sonra gelmesiyle oluşan ve genellikle deyim olarak kullanılan kelime gruplarına isnat
grupları adı verilir.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde kısaltma grubu (isnat grubu) vardır?
A) Epeydir görmemiştim nasıl da uzamış.
B) Başı dik, asilce sahneye çıktı..
C) Aracına daha yeni benzin almış.
D) Mağaza dolaşmaktan ayağıma kara sular indi.
E) Bisiklet sürdükçe iyiden iyiye zayıfladı.
ÇÖZÜM
B seçeneğindeki “başı dik” sözcük grubu bir isnat grubudur. Sıfat isimden sonra gelmiştir.
Doğru Yanıt B
B) Yönelme grubu
Yönelme eki “-e”, almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.
Birinci unsur yönelme eki alır.
İsim
can
dış
+
-e / -a
İsim
a
a
yakın
dönük
Kısaltma grubu
(Yönelme grubu)
cana yakın (insan)
dışa dönük (çocuk)
Örnekler: “etine dolgun, gerçeğe aykırı, gerçeğe aykırılık, halka dönük, içe dönük, içe kapanık, işe uygun,
işe yarar, akla ziyan, Allah’a (bin) şükür, anasından doğduğuna pişman, başına buyruk, bin derde deva, canına
düşkün, canına minnet, dile destan, dile kolay, diline sağlık, dillere destan, dişe dokunur, doğduğuna bin pişman,
gırtlağına düşkün, huyu huyuna suyu suyuna uygun” vb.
140
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
C) Bulunma Grubu
Bulunma eki “-da/-de” almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.
Birinci unsur bulunma eki alır.
İsim
el
yüz
+
-de / -da
İsim
de
de
bir
yüz
Kısaltma grubu
(Bulunma grubu)
elde bir
yüzde yüz
Örnek: “arada bir, ayda yılda bir, denizde kum, onda para, devede kulak, ikide bir, iş başında eğitim, on parma-
ğında on hüner, on parmağında on marifet, solda sıfır, yükte hafif pahada ağır, yerinde vuruş” vb.
D) Uzaklaşma Grubu
Uzaklaşma eki “-dan/-den” almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.
Birinci unsur uzaklaşma eki alır.
İsim
açık
baş
el
-den / -dan
İsim
tan
tan
den
tayin
savma
düşme
Kısaltma grubu
(Uzaklaşma grubu)
açıktan tayin
baştan savma
elden düşme
Örnek: “içten pazarlıklı, kulaktan dolma, kümeden düşme, sonradan görme, tepeden inme, tümden gelim,
+
yandan çarklı, yeniden yapılanma, yerden bitme, anadan doğma, baştan savma, bedavadan ucuz, dağdan inme,
dededen kalma, dostlar başından ırak, dünden hazır, dünden razı, evlerden ırak, felekten bir gün, günlerden bir gün,
içinden pazarlıklı, iki iyilikten biri, iki rahmetten biri, lüzumundan fazla, sudan ucuz, uzaktan merhaba vb.”
E) Vasıta Grubu
Vasıta eki “-ile ” almış bir ismin başka bir isimle oluşturduğu kelime grubudur.
Birinci unsur vasıta ekini alır.
İsim
kendi
bilgi
+
-ile
İsim
ile
ile
barışık
yüklü
Kısaltma Grubu
(Vasıta grubu)
kendiyle barışık
bilgiyle yüklü
Örnek: “el elle tutulur, tam maaşla emekli, tam maaşla tekaüt, yedi düvelle barışık, seninle dost, pırlantayla süs-
lü, kromla kaplı vb.
NOT: “Kısaltma grupları” da dilbilimcilerin üstünde anlaşamadığı konular arasındadır. Bu konu bazı kaynaklarda
ya hiç geçmemekte ya da birleşik sıfat olarak bir kısmı verilmektedir. Ancak son akademik kaynaklar bize kısaltma
gruplarının yukarıdaki gibi bir sınıflamasının olduğunu belirtmektedir.
141
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
4. ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1. Aşağıda deyimlere ve atasözlerine ait özellikler verilmiştir. Bu özelliklerin hangisiyle ilgili olduğunu özelliklerin başında bulunan harfleri kutucuklara yazarak gösteriniz.
a. Bu sözlerde eylemler genellikle 3. şahıs ya da 2. şahıs emir kipinde çekimlenir.
b. Bu sözler genellikle her şahısta çekimlenebilir.
c. Bu sözlere çekim ekleri getirilebilir.
ç. Bu sözlerin çoğu mastar (-mek / -mak) biçimindedir.
e. Bu sözler kalıplaşmıştır. Değişikliğe uğratılamaz.
f. Az sözle çok şey anlatılır.
g. Ait olduğu toplumun inanışlarını, geleneklerini yansıtır.
h. Bu sözlerde sözcükler arasına bazı kelimeler getirilebilir.
i. Mantık dışına çıkma yolu ile bir anlam kaymasına uğrar.
j. Yılların tecrübesinden geçmiş, denenmiş, doğruluğuna inanılmış, genel kural niteliğinde akıl gücünü yan-
sıtan “hazır akıl”dır.
DEYİMLER
ATASÖZLERİ
2. Aşağıdaki tabloda ikilemelerin kuruluş özellikleri verilmiştir. İkinci sütuna bu özellikleri taşıyan
ikişer örnek yazınız.
142
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
konu anlatımlı
Aşağıdaki cümlelerin başına yargılar doğru ise “D” , yanlış ise “Y” yazınız.
FF 1. Gösteren, bir sözcüğü meydana getiren seslerin her biridir.
FF 2. Bir sözcüğü duyduğumuzda onun karşıladığı kavramın zihnimizde canlanması, anlamlandırma sürecidir.
FF 3. “t.a.v.ş.a.n” seslerinden oluşan simge sözcüğün anlam yönüdür.
FF 4. Türkçede kelimeler kullanıldıkları yere göre farklı anlam kazanabilir.
FF 5. İki kelimenin anlamdaş ya da yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşıması gerekir.
FF 6. Yazılış ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelere eş anlamlı kelimeler denir.
FF 7. Bir sözcüğün genelleşerek daha geniş, daha kapsayıcı bir anlam alanı kazanması anlam daralması
olarak adlandırılır.
FF 8. Eskiden olumlu bir anlam taşıyan “efendi” sözcüğünün zamanla saygınlığı düşük meslekleri yapanlar
için kullanılır hâle gelmesine anlam kötüleşmesi denir.
FF 9. Bir sözcüğü aynı anda hem gerçek hem de mecaz anlama gelecek şekilde kullanmaya dokundurma
denir.
FF 10. “Bezmek, bıkmak, usanmak” sözcükleri yakın anlamlıdır.
FF 11. “Beni yokuşun başında bekle.” cümlesinde “baş” sözcüğü gerçek anlamda kullanılmıştır.
FF 12. “Büyük kurtarıcı 1881 yılında Selanik’te doğdu.” cümlesinde “büyük kurtarıcı” söz grubuyla somutlama yapılmıştır.
Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
• Bir kelimenin eskiden karşıladığı nesnenin bir bölümümü, bir türünü anlatır hâle gelmesine
…………………………………………. denir.
• Nesnelerin, duygu ve düşüncelerin zihindeki tasarım biçimine ………………….. denir.
• “Beyaz altın, Çukurova’nın en önemli geçim kaynağıdır.” cümlesinde “beyaz altın” sözcük grubu
……………………………….. örneğidir.
• “Şiirde aynı ünlü seslerin tekrarına asonans
…………………………………… anlamda kullanılmıştır.
denir.”
cümlesinde
“asonans”
sözcüğü
• “Beni evden kovmasına çok kırıldım.” cümlesindeki “kırıldım” sözcüğü …………………… anlamda kullanılmıştır.
• “Oğluma tuttuğu takımın renklerinde bir yastık yüzü aldım.” cümlesinde “yüz” sözcüğü
……………………………. anlamda kullanılmıştır.
• “O yeşil gözler beni peşinden az mı koşturdu?” cümlesinde mecaz oluşturma yollarından
………………………………….. başvurulmuştur.
• “Üst katı temizledikten sonra alt kata inip yemek pişirdi.” cümlesindeki altı çizili sözcükler
…………………………… anlamlıdır.
• “Uğraşmak” ve “didinmek” sözcükleri ……………………………. anlamlı sözcüklerdir.
• “Eve geç gelirsen yandın.” cümlesindeki “yandın” sözcüğü ……………………. anlamda kullanılmıştır.
• “Oğlan” sözcüğü eski Türkçede hem erkek hem kız çocukları için kullanılırken bu sözcüğün günümüzde
sadece erkek çocuklar için kullanılmasına ………………………….. denir.
143
9. Sınıf
4.
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcükleri ilgili anlam özelliğiyle eşleştiriniz.
• Her akşam yatarken bir bardak sıcak süt içerim.
A. Terim anlam
• Dikmen sırtları önceden bağlarla kaplıydı.
B. Eş anlam
• Sabahtan beri cam sileceğim diye kollarım koptu.
C. Yakın anlam
• Hipotenüs, bir dik üçgende kenarlar arasındaki bağıntıdır.
D. Mecaz anlam
•
E. Zıt anlam
Değer, kıymet bilmeyen nankör bir insandı.
• Bıktım, usandım senin bu yaptıklarından.
F. Yan anlam
• Ağlamakla gülmek kardeştir derler.
G. Gerçek anlam
Aşağıdaki mecaz anlama dayalı anlam olaylarını ilgili olduğu örnekle eşleştiriniz.
144
4.
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 1
1. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden
ÜNİTE
4. “Oldum olası o çocuğu hiç sevemedim.”
hangisi, temel anlamıyla kullanılmıştır?
Bu cümleye altı çizili sözün kattığı anlam, aşağıdakilerden hangisinde vardır?
A) Bahar gelince adanın sırtları yemyeşil görünürdü.
A) Beş yıldan beri her yerde onu arıyorum.
B) Başını sokacak tek göz evi olsa yeterdi ona.
B) Kendimi bildim bileli bu mahallede oturuyoruz.
C) Ayağında eski bir ayakkabı, üstü başı perişandı.
C) Olur olmaz şeyler söyleyip canımı sıktı.
D) Tepenin öteki yüzünde tahtadan evler vardı.
D) O kadar değişmiş ki neredeyse onu tanıyama-
E) Sarmaşıklardan ağacın gövdesi görünmüyordu.
yacaktım.
E) Ne olursa olsun onu aramaktan vazgeçmeyeceğim.
2. Bir sözcüğün temel anlamının dışında yakıştırma
Yan anlamların temel anlamla mutlaka bir ilgisi vardır.
“Diş” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde
temel ve yan anlamıyla kullanılmamıştır?
A) Herkes gibi bize de diş geçireceğini zannetti.
B) Bir yaşına geldiği halde hala dişi çıkmamıştı.
C) Günde iki diş sarımsak vücut direncini artırır.
Evrensel İletişim Yayınları
yoluyla edindiği yeni anlamlara yan anlam denir.
5. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden
hangisi soyut anlamlıdır?
A) Boğazım ağrıdığından sesim çıkmıyor.
B) Okurken ışığın soldan gelmesi gerekir.
C) Hava bir haftadır açmadı.
D) Akşam gelince kaygılandım.
E) Bugün yemeği çocuklar yapacak.
D) Saçlarını sık dişli tarakla tararsan dökülür.
E) Diş doktoruna gitmekten korkuyordu.
6. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden
hangisi soyut anlamda kullanılmamıştır?
3. “Düğüne şöyle böyle on gün kaldı.” cümlesindeki
altı çizili sözcüklerin cümleye kattığı anlam aşa-
A) Topluluğa katıldıktan sonra sanat çizgisini değiştirdi.
ğıdakilerin hangisinde vardır?
B) Babası öldükten sonra çekmediği kalmadı.
A) Durmadan konuşup herkesi rahatsız ediyor.
C) Çocuğun hâlini görünce ciğerim yandı.
B) Konuşmacı aşağı yukarı saat ikide burada olur.
D) Çevirdiği dolaplar yüzünden etrafında insan kal-
C) Babasını görür görmez oradan uzaklaştı.
D) Bilir bilmez her işe burnunu sokuyor.
E) Olur olmaz yerde fıkra anlatmaya kalkıyor.
madı.
E) Şaşkınlıktan kafasını duvara vurduğunu fark etmedi bile.
145
4.
ÜNİTE
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 1
7. Dolaylama, bir sözcükle anlatılabilecek bir kavramı,
Kelime Bilgisi
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması
en az iki sözcükle anlatmaktır.
yapılmamıştır?
Aşağıdakilerin hangisinde dolaylamaya örnek
A) Sel yüzünden bütün Hatay evsiz kaldı.
yoktur?
B) Can Yücel’i her zaman zevkle okurum.
A) Sevginin gücü her zorluğu aşabilir.
C) Sivas, yaşadığı acıyı hiç unutmadı.
B) Marmara’nın incisi pislikten tanınmaz hâlde.
D) Tabağını bitirmediği için annesinden azar işitti.
C) Ormanlar kralını kafese tıkmak insafsızlık.
E) İzmir en sıcak şehirlerimizden biridir.
D) Böyle giderse derya kuzusuna hasret kalacağız.
E) Ulu Önder, bu ülkenin en büyük şansıdır.
8. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde dolaylama
yapılmıştır?
A) Yaşadıkları yüzünden hayatının baharında sol-
12. “Anlattıklarındaki karanlık noktaları aydınlatmak
du, gitti.
uzun zamanlarını aldı.” cümlesindeki altı çizili
B) Hayat, boşa geçirilecek kadar uzun değil.
sözcükler arasındaki anlam ilişkisi, aşağıdaki
C) Yaşam, size verilen bir armağandır, kıymetini biD) Sabır ve dirençle her zorluğu aşabiliriz.
E) Geçmişe özlem duyarak yaşarsak hayatın tadını
çıkaramayız.
9. Aşağıdakilerden hangisinde benzetme yoktur?
A) Bebeğin yüzü tıpkı babası.
B) Çocuk değil, sanki ayaklı kütüphane.
cümlelerin hangisinde vardır?
Evrensel İletişim Yayınları
lin.
A) Yemekten önce abur cubur yemesine bir türlü
engel olamadım.
B) Kötü gününde yanında olacak iyi bir eş lazım
sana.
C) Güneş batmadan bir hüzün çöker içime.
D) Çalışan kazanır, sözü her durumda geçerli olmayabilir.
E) Yeteneklerinin farkında olsa çok başarılı olur.
C) Şu havanın güzelliğine bak, sanki yaz günü.
D) Bu çocuk konuşması, davranışlarıyla tıpkı dayısı.
E) Buraların yazı, baharı kadar güzel değil.
10. Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeksizin başka bir sözcüğün yerine kullanılmasına ad aktarması
denir.
Aşağıdakilerin hangisinde ad aktarması kullanılmamıştır?
A) Bir de şu eve soralım, belki tanıyan çıkar.
B) Söyledikleri içime ateş düşürmüştü bir kere.
C) Batı’nın bu konudaki tavrını herkes biliyor.
D) Mahallede bütün gözler onun üzerindeydi.
E) Bütün köyün ağzında aynı söylenti dolaşıyordu.
146
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özelden genele doğru bir anlatım vardır?
A) Menekşe en mahzun çiçektir.
B) Sporun en sevdiğim dalı basketboldur.
C) Ağaç deyince aklıma çınar gelir.
D) Yöneticilerden bir tek başkan yardımcıları gelmiş.
E) Hayvanlar içinde en çok köpeği severim.
4.
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 2
1. Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili sözcük, ger-
ÜNİTE
4. “Ankara, büyük bir sevgiyle bağrına bastı, Ata’yı.”
çek anlamıyla kullanılmıştır?
cümlesinde Ankara sözcüğünün kullanılışına
A) Ruhum dalgın bulutlar kadar durgun.
benzer bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde
B) Büyülenmiş aşk denizinde yüzüyordu gönlüm.
vardır?
C) Ağlayan bulutlar ayrılığımın yasını tutuyordu.
A) Antalya bu sene yabancı turistlerin akınına uğra-
D) Hülyalı gözlerinde kaybolmak istiyordum.
dı.
E) Geçmiş, güzel günleri anıyorduk birlikte.
B) Konya dendi mi akla Mevlânâ gelir.
C) İzmir’ e alışması uzun zaman aldı.
D) En kalabalık ilimiz İstanbul’dur.
E) Halk oylaması konusunda Ankara’nın görüşüne
yer verildi.
2. İnsana özgü niteliklerin, organ adlarının, vücutla
ilgili sözcüklerin doğaya aktarımıyla sözcükler yan
5. Aşağıdakilerin hangisinde “için” sözcüğü ne-
anlam kazanabilir.
den-sonuç ilişkisi kurmamıştır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu yolla yan
anlam kazanmış bir sözcük vardır?
A) Yürümekten takati kalmamıştı, ayakları zonkluyordu.
B) Boğazına düşkünlüğü herkes tarafından bilinirdi.
A) Otobüs gelmediği için derse geç kalmış.
Evrensel İletişim Yayınları
B) Söz verdiğim için geldim, yoksa çok hastaydım.
C) Çok çekingen olduğu için hiç arkadaşı yok.
D) İş bulamadığı için gurbete gitmek zorunda kalmış.
E) İstediği üniversiteye girebilmek için çok çalışı-
C) Dağın başı dumandan görünmez olmuştu.
yor.
D) Yeni aldığım kazak boğazımı sıkıyordu.
E) Bütün gün gezmekten ayaklarıma kara sular inmişti.
6. “Sesi öyle tatlıydı ki insanın içine işliyordu.” cümlesindeki “tatlı” sözcüğü ayrı bir duyu alanına giren
“ses” sözcüğü ile kullanılarak duyularla ilgili kavramlar arasında aktarma yapılmıştır.
3. Benzetme ilgisi olmadan bir sözcüğü başka bir
sözcük yerine kullanmaya mecaz-ı mürsel (ad aktarması) denir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi bir mecaz-ı
mürsel değildir?
A) Ankara’ya ineli çok oldu.
B) Kaç bardak içtin?
C) Ayaklarını çıkar da gir!
D) Yemek harika olmuş.
E) Çok soğuk, sobayı yakmadın mı?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde böyle bir aktarma vardır?
A) Çocukları keskin bakışlarıyla susturacak kadar
otoriterdi.
B) Tatilimin son iki gününü çok sevdiğim köyde geçirdim.
C) İçtenlik bir insanda olması gereken en önemli
özelliktir.
D) Son eserimi yazmak için gerekli sessizliği orada
buldum.
E) Benim için şiir, her zaman romandan önce gelmiştir.
147
4.
ÜNİTE
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 2
7. Deyim aktarması yoluyla sözcüklere yeni anlamlar
11. Sözcük; bilim, sanat, ya da belli bir uğraş alanında
kazandırırız. İnsana özgü niteliklerin doğaya, do-
kavramlaşmış olarak tek anlamlı kullanıldığında te-
ğaya özgü niteliklerin de insana aktarımını sık sık
rim niteliği kazanır.
kullanırız.
Aşağıdakilerin hangisinde farklı bir aktarım var-
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “toplama” sözcüğü terim olarak kullanılmıştır?
dır?
A) Komik davranışlarıyla herkesi etrafında toplu-
A) Ayrılığımıza bulutlar bile ağlıyordu.
yordu
B) Hasretinden menekşeler boynu bükük kaldı.
B) Yere düşen domatesleri hemen toplamaya baş-
C) Deli dalgalar gemiyi dakikalar içinde yuttu.
ladı.
D) Soğuk davranışları yüzünden yanında kimse
C) Toplamadaki hata yüzünden o sorudan tam
kalmadı.
puan alamadım.
E) Hırçın akan dere geçit vermiyordu.
D) Ameliyattan sonra kendini toplaması uzun sürdü.
8. Aşağıdakilerin hangisinde insana özgü bir kav-
E) Halk, Kurtuluş Mücadelesi’nde Ata’nın etrafında
ram doğaya aktarılarak kullanılmıştır?
toplandı.
A) İnsan sesine karışan bir saz duyulur uzaktan.
C) Uzak diyarların tozlu yollarında aşınır ayaklarımız.
D) Giden sevgilinin ardından yaş döker gözlerimiz.
E) Onunla birlikte sevincimiz, umudumuz da gitti.
9. Aşağıdakilerin hangisinde doğaya özgü bir kavram insana aktarılmıştır?
A) Yorgun dereler akmayı bırakmıştı artık.
B) Sert bakışlarla bize bir şeyler anlatıyordu.
C) Küskün dağlar şimdi insanlara kucak açmıştı.
D) Kırk ikindi yağmurları bu sene erken başladı.
Evrensel İletişim Yayınları
B) Ağaçsız kalan orman boyun eğmiş kaderine.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sesteş sözcükler bir arada kullanılmıştır?
A) Şu pastadan gözünü de çek elini de.
B) Kazdığın yeri tekrar kazmasan iyi edersin.
C) Taradığın saçlarını yerlere saçmışsın.
D) Oraya hem sabah uğruyordu hem akşam.
E) Bütün gücünü oyun için harcadı.
E) Yolun iki tarafındaki asmalar bizi selamlıyordu.
10. Dereye girmiş yüzüyorduk. Babamı görünce çil
yavrusu gibi dağıldık. Çamurlara bata çıka eve varıncaya kadar soluk soluğa kaldım. Ayaklarımı çıkarmadan odaya dalıp üstümü değiştirdim.
Parçadaki anlatımda aşağıdakilerden hangisi
yoktur?
A) Deyim
B) Benzetme
C) Ad aktarması
D) İkileme
E) Dolaylama
148
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcüğün sesteşi yoktur?
A) Saçlarına kırlar düşeli uzun zaman olmuştu.
B) Kaç yıldır görmediğim arkadaşımla karşılaştım.
C) Sporun bütün dallarına ilgi duyuyordu.
D) Bina yeni yapıldığı halde sıvaları dökülmüştü.
E) Bu yolda devam edersen sonun iyi değil.
4.
Kelime Bilgisi
ÜNİTE
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 3
1. “Görmek” sözcüğü aşağıdaki cümlelerden han-
4. Aşağıdakilerden hangisinde “kapalı” sözcüğü
gisinde “Gözlüğünü çıkardı mı etrafını net göremi-
“Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan” anlamında
yordu.” cümlesindeki anlamıyla kullanılmıştır?
kullanılmıştır?
A) Bu işin ilerisini göremiyorum.
A) Açık mavi, kapalı bir kazak giymiş.
B) Özgür’ü aylardır görmüyordum.
B) Eczane kapısında kapalı yazısını görünce bayı-
C) Bize neler yaptığını görmüyor musun?
lacaktık.
D) Burası çok uzak, onu göremiyorum.
C) Başkan kapalı oturumla seçilecek.
E) Ne kadar iyi oynuyor görmüyor musun?
D) Kapalı bir ortamda yetişmiş, uyum sağlayamıyordu.
E) Kapalı bir adamdı, ona ulaşılamıyordu.
5. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi mecaz
2. Aşağıdakilerden hangisinde “ağır” sözcüğü temel (ilk) anlamında kullanılmıştır?
A) Ağır adımlarla masanın en başına geçti.
B) Kapıdan içeri girer girmez ağır bir koku duyduk.
C) Öğretmenlik ağır sorumlulukları olan bir meslektir.
Evrensel İletişim Yayınları
anlamda kullanılmıştır?
A) Yağmurdan kaçıp saçak altına sığındık.
B) Boyun uzun oraya erişebilirsin.
C) Filmde beni çarpan şey efektlerdi.
D) Kâğıdın kenarı nasıl oldu da elini kesti, inanamadık.
E) Bunu bilmek beni çok üzüyordu.
D) Adam ağır bir sesle kulağıma fısıldadı.
E) Taş yerinde ağırdır.
6. Aşağıdakilerin hangisinde, “yüzmek” sözcüğünün anlamıyla kullanımı birbirine uymamaktadır?
A) Bir sıvının yüzeyinde batmadan durmak
Tahtalar suda yüzer.
B) Herhangi bir durumun en aşırı derecesinde olmak
3. Aşağıdaki aldı çizili sözcüklerden hangisi temel
Zenginlik içinde yüzmektedir.
C) Dalgalanmak
(ilk) anlamının dışında kullanılmıştır?
A) Evine doğru gidiyordu.
D) Herhangi bir şeyle üzeri kaplanmak
B) Bu yaptıklarından sonra onu saymamı bekliyor.
C) O şarkıyı, defalarca tekrarladı.
E) Özel birtakım hareketlerle su içinde ilerlemek
D) Soğukkanlılıkla beni yatıştırmak istedi.
E) Nihayet son uçağa yetiştirdik.
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Ev toz içinde yüzüyor.
Yanlış işlerde uğraşıyor, tehlikeli sularda yüzüyor.
149
4.
ÜNİTE
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 3
7. Aşağıdakilerden hangisinde farklı türde bir isim
10. Somut bir durum soyut anlamlı bir sözcükle ifade
tamlaması vardır?
edilirse soyutlama oluşur.
A) Yüzyılımızın sonunda böyle olaylar olmamalı ar-
tık.
Buna göre aşağıdakilerden hangisinde bir soyutlama vardır?
B) Türk şiiri hak ettiği yere bir türlü gelemedi.
A) Aramızdaki en soğukkanlı öğretmendi.
C) Şirket yöneticileri yemeğe katılmadı.
B) Meleğim, tuzu bana uzatabilir misin?
D) Türk tiyatrosu bizde Cumhuriyetten sonra gelişti.
C) Rüya gibi bir tatildi.
E) Bizde akşam herkes yemek masasında toplanır.
D) Simitçi küreği gibi dili var.
E) Aklına gelen başına geldi.
8.
• Soma’da hayatlar, bir avuç kara elmas için karardı.
• Tablonun yumuşak renkleriyle mest olduk.
• Kader nihayet yüzümüze güldü.
• Soma’da ateş düştüğü yeri yaktı.
11. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde duyu aktar-
• Bu kafalar değişmedikçe dünya değişemez.
Yukarıdaki cümlelerde aşağıdaki kavramlardan
hangisinin örneği yoktur?
A) Teşhis (Kişileştirme)
B) Kinaye
C) Duyu aktarması
D) Soyutlama
masına örnek bir kullanım yoktur?
A) Kadife gibi yumuşacık bir sesi vardı.
Evrensel İletişim Yayınları
B) Aldığı parfüm çok sert kokuluydu.
C) Ceketini giy de sıcak tutsun.
D) Güneşin kızıllığı soğuk renkli duvarı adeta ısıttı.
E) Acı bir ses böldü uykumu.
E) Dolaylama
9. Soyut bir kavram, somut sözcükler vasıtasıyla
anlatılırsa buna somutlama denir. Somutlamalar;
kişileştirmelerde, benzetmelerde ve daha yaygın
olarak deyimlerde görülür. Örneğin, “acımasız”
sözcüğü soyutken “taş” somut sözcüğüyle “taş
12.
kalpliydi.” şeklinde somut şekilde ifade edildiğinde
I. Daha hamsın, çok çalışman lazım.
somutlama yapılmış olur.
II. Bu iş, kaygan zeminde ilerliyor.
Aşağıdakilerden hangisi somutlamaya örnek
III. Yaptıklarını duyunca resmen kudurdu.
olamaz?
IV. Dağ başında küçücük bir ev yapacağız.
A) Bu sefer baltayı taşa vurdun.
B) İçimiz kan ağlıyor.
C) Bu işin artık tadı tuzu kalmadı.
D) Bu sorunun kolay bir yolu olmalı.
E) Antalya’nın denizi karşımızda gülümsüyordu.
150
V. Onun olgunluğuna hayrandık.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde doğaya özgü bir nitelik insana aktarılmamıştır?
A) I.
B) II.
C) III.
D) IV.
E) V.
4.
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 4
ÜNİTE
4. Aşağıdakilerden hangisinde “akıl” sözcüğü, de-
1.
I. Bizden ayağını kesti.
II. Fikirlerinde bize ayak diretiyor.
yim içinde kullanılmıştır?
III. Ayaklar baş, başlar ayak oldu.
A) Bir kimsenin giriştiği işlerde en büyük yardımcısı
IV. Düğünde ayak basacak yer kalmadı.
V. Yavaş yavaş bize ayağını alıştırıyor.
Yukarıdaki cümlelerin hangilerindeki deyimler
aklıdır, akıl adama sermayedir.
B) Bu arabanın gürültüsüne akıl erdirmek bizim yapabileceğimiz bir şey değil.
anlamca birbirinin karşıtıdır?
C) Nasıl düşünemedim, akıl akıldan üstündür.
A) I ve V.
D) Akıllı kişi, sözünü akılsıza söyletir.
B) II ve III.
E) Aklın yolu birdir.
C) II ve IV.
D) III ve IV.
E) IV ve V.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, deyim anlamıA) Tüm okul el ele vermiş, okul duvarını beraberce
bitirmişlerdi.
B) Romanı yazmış, yakında emeğinin karşılığını alır.
C) Elimizi çabuk tutalım yoksa yağmura yakalanacağız.
D) Göz açıp kapayıncaya kadar çabucak bitiririz.
E) Bu çamaşırları hangi rüzgâr attı böyle?
Evrensel İletişim Yayınları
na uygun olarak kullanılmamıştır?
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim “değerini yitirmek, rağbet görmemek” anlamına gelmektedir?
A) Bugün gazeteleri gözden geçiremedim.
B) Geldiğimi duyan şimdi gözaydına gelir.
C) Yalan söylediğini öğrendiğim günden beri gözümden düştü.
D) Cesaretinin gözümden kaçmış olmasına şaşıyorum.
3. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi, açıklamasına
E) Okuldan sonra birbirimizi gözden kaybetmiştik.
uymamaktadır?
A) Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir - Sağlanmış bir kazanç beklenen, umulan daha büyük
bir kazanca feda edilemez.
B) İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı - İyiliğe karşı iyiliği herkes yapabilir,
önemli olan kötülüğe karşı iyilik yapabilmektir.
C) İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir –
Karşılıksız iyilik yap.
D) Yatan kurttan, gezen tilki yeğdir - Az güçlü olup
çalışan, çok güçlü olup çalışmayandan daha
başarılı olur.
E) Malın iyisi boğazdan geçer – Malın iyisini alan,
onu tasasız kullanır.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki ikilemelerde
anlamsız bir sözcük vardır?
A) Bu gazete yalan yanlış bilgiler veriyor.
B) Acı tatlı bir dönemi daha bitirdik.
C) Onu iyi kötü avutabildik.
D) Duyan hısım akraba herkes eve koşmuş.
E) Aralarından su sızmaz sıkı fıkılardı.
151
4.
ÜNİTE
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 4
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, fiile eklenen
10. Bir sıfat-fiille bu sıfat-fiile bağlı sözcüklerden oluşan
“–miş, –mış, –muş” eki cümleye “başkasından du-
sözcük grubuna “sıfat-fiil grubu” denir. Sıfat-fiiller,
yulma, aktarılma” anlamı katmıştır?
fiil anlamlarını korur ve cümlede herhangi bir kipte
A) Anne çok üşümüşsün, neredeyse ellerin buz
çekimlenmez.
tutmuş.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sıfat-fiil
B) Ayşe, anlaşılan çok yorulmuşsun.
grubu yoktur?
C) Umut, bu yazıyı sen yazmışsın, çok belli.
A) Marmaris’e yaklaşırken bir çağlayan gördük.
D) Aynur’un dünkü sınavı çok iyi geçmiş.
B) Size yardımcı olabilecek birilerini tanıyorum.
E) Serdar, saçın ne kadar da dökülmüş.
C) Şu karşıdaki durakta duran otobüse binmeliydiniz.
D) Sanatçının daha önce yayımlanmamış şiirleri
çıktı.
E) Bize şimdi söyleyeceğiniz sözler çok önemli.
8. Bir isim-fiil (ad eylem, mastar) ile ondan önce gelen
ve ona bağlı olan sözcüklerin veya sözcük grupları11. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi adlaş-
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir isim-fiil
grubu yoktur?
A) Arkadaki asmayı budamalıyız.
B) Testleri hızlıca yanıtlamak zorundayız.
C) Onunla eskisi gibi konuşmak istiyorum.
D) Onun bu işe sıcak bakması bizi sevindirdi.
E) Gelip benimle konuşması çok hoşuma gitti.
Evrensel İletişim Yayınları
nın oluşturduğu yeni gruba isim-fiil grubu denir.
mış sıfat-fiildir?
A) Hiç kalacak zamanım yok.
B) Sınavlarda anlaşılmaz yazıları okumaktan yoruldum.
C) Randevum gelecek haftaya ertelendi.
D) Yarışmaya katılacaklara katılım belgesi verilecek.
E) Yeni taşınan komşumuzu çok sevdim.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir unvan gru9. I. Deneme sınavlarıyla çocukları denememiz gerek-
bu yoktur?
A) Samsun’a çıkmasıyla Mustafa Kemal Paşa, yeni
li.
bir dönem başlatmıştı.
II. Çok fazla dondurma yemişiz.
III. Bir an önce sofrayı hazırlamak lazım.
IV. Ankara’ya gitmeyi çok istiyoruz.
V. Kalan konuları yetiştirmek için çok çalıştı.
C) Şinasi Efendi, ilklerin edebiyatçısıdır.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerin-
D) Profesör Doktor Fuat Köprülü, Dil ve Tarih-Coğ-
de isim-fiil yoktur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
152
D) II ve III
B) Seyit Ali Onbaşı top mermisini tek başına sırtlamış ve ateşlemişti.
C) I ve II
E) III ve IV
rafya Fakültesinde çalışmıştır.
E) Orhan Veli Kanık, “Cemal Bey, gittiğinden beridir şiirler aşksız kaldı.” demiştir.
4.
Kelime Bilgisi
ÜNİTE
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 5
1.
I. Köşesine çekilmiş dünyadan haberi yok.
II. Nihayet oğlunun mürüvvetini görebildi.
sözcük grubuna “edat grubu” denir. Edat grupla-
III. Sınavın sonucunu görünce kabına sığamadı.
rında isim başta ve edat sonda bulunur.
IV. Dünyadan tamamen elini eteğini çekti.
V. Ameliyatı iyi geçince düğün bayram ettik.
edat grubu yoktur?
Yukarıdaki cümlelerin hangilerindeki deyimler
A) Her şeye sıfırdan başlayan bir öğrenci gibi istekli
anlamca birbirine yakındır?
A) I ve IV.
B) II ve III.
D) III ve V.
4. Bir edatla bu edata bağlı bir isimin oluşturduğu
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir
ve heyecanlıydı.
C) II ve IV.
B) Onun hakim olduğunu görmek için hepsi de çok
E) IV ve V.
çalıştı.
C) Emeklilik hayalinde denize doğru açılmak vardı.
D) Sığ bataklarda değildik, kuşlar gibiydik.
E) Bu yıl ekinler yağmur ile güneşe hasret kaldı.
2. Zarf-fiiller, fiil anlamlarını korur ve cümlede herhangi bir kipte çekimlenmez. Çekimli bir fiilin zamanını,
durumunu, miktarını, yönünü belirterek zarf göre
Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi bir
zarf-fiil değildir?
A) Ben gidince hüzünler bırakırım.
B) Gitmem düşünerek geri döneceğim günü
C) Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Evrensel İletişim Yayınları
vinde kullanılan fiil köklü sözcüklerdir.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir edat grubu
yoktur?
A) Bulutlar, sisler içinde bunaldım; gök mavisine
hasret.
B) Yapraklar ipek mendil gibi tiril tiril.
C) Ellerin var beyaz güller kadar küçücük.
D) Büyüdükçe büyüyor gözlerin.
D) Tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar.
E) Durup köşe başında deliksiz dinlesem.
E) Allah dağına göre kış verir.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sıfat-fiil
6. Bağlaçlarla birbirlerine bağlanmış iki ya da daha
grubu vardır?
A) Öğretmeniyle sınav üstüne konuştukça daha
fazla ders çalışıyor.
B) Sahilde başıboş dolaşmak kafamızı toparlamak
istiyoruz.
C) Bugüne kadar çalışmalarımızın karşılığını alarak
en baştan yeniden başlıyoruz.
D) Siz Antalya’ya doğru hareket ederken biz de geleceğiniz evi temizliyorduk.
E) Kimseye bir şey söylemeden bizi küçük düşürdü,
gitti.
fazla isim unsuruna “bağlama grubu” denir.
Aşağıdakilerden hangisi bir bağlama grubu değildir?
A) Ayna gibi akan bir dere ve dibinde beyaz çakıllar.
B) Yıllardır birbirlerinden uzakta Leyla ile Mecnun’a
dönmüşler.
C) Sahne büyük bir ihtişam ile açıldı.
D) Memleket isterim, ne başta dert ne gönülde hasret olsun.
E) Hem bir tek insana hem milyonlara seslenen şiirler yazmak istiyorum.
153
4.
ÜNİTE
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 5
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde isim-fiil grup-
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat tamlama-
larını bağlamıştır?
sı belirtili nesne görevindedir?
A) Ansızın masmavi bir gökyüzü ve ıpıssız bir kum-
A) Serhat’la iyi filmleri defalarca izlemekten sıkıl-
sal onları karşıladı.
mazdık.
B) Emekli olmak ve tüm okuyamadığı kitapları oku-
B) Öğretmen, bize Baki’nin şiirlerini okurdu.
mak istiyordu.
C) Sınıfımızda güzel yazıları hep o yazardı.
C) Çağın ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek
D) Yoğun tipi nedeniyle trafik aksadı.
bir sistem gerekliydi.
E) Benimle oldukça kibar konuşuyordu.
D) Nüfus cüzdanı ile bir fotoğraf, başvuru için yeterliymiş.
11. Takısız isim tamlamalarında tamlayan somuttur ve
E) Yarın ya da en iyisi bugün git.
karşıtı yoktur. İsim unsurunun neden yapıldığını,
neye benzediğini açıklar. Sıfat tamlamalarında ise
nitelik bildiren sözcük soyuttur ve genellikle karşıtı
vardır.
8. Sıfatlar, çekim eklerini almadan bir isim unsurunun
lerden hangisi diğerlerinden farklıdır?
A) ipek kravat
B) parlak ışık
C) taş yürek
Buna göre aşağıdaki altı çizili sözcüklerden
hangisi bir sıfat tamlaması değildir?
A) Bu elbisenin kırmızısını hiçbir yerde bulamadık.
B) Öğretmenden yoksun bir millet, henüz millet ol-
Evrensel İletişim Yayınları
önüne gelerek ismin çeşitli özelliklerini bildirir. İsim
unsuruyla birlikte birer sıfat tamlaması kurar.
D) sert yatak
D) Millî mücadelelere şahsî hırs değil, millî ideal,
millî onur sebep olmuştur.
E) O havaya ayarlı değil bu yelken bu gemiler.
E) kömür göz
12. Tamlananı sayı adı veya belgisiz zamir olan tamlamalarda tamlayan eki –in yerine –den eki gelebilir.
mayı keşfetmemiştir.
C) Bugün kaç soru çözebildin?
Buna göre tamlama türü bakımından aşağıdaki-
Buna göre aşağıdaki dizelerde “-den” eki almış
sözcüklerden hangisi bir tamlayandır?
A) Ey unutuş! Kurtar bu gamlardan beni.
B) Çıkmaz artık sular altından o dünya.
C) Şiirlerden biri var ki bir ömür.
D) Selam, sonsuzluğun aydınlık bahçesinden.
E) Yeşil pencerenden bir gül at bana.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tamlayan ile
tamlanan arasına sıfat girmiştir?
layandan önce söylenmiş bir belirtili ad tamla-
A) Eskiden kalma bir mobilyayı onarmış.
ması vardır?
B) Mor gömleği daraltması için terziye vermiş.
A) Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret.
C) Arabanın yıpranmış tekerleğini değiştirme zama-
B) Sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
nı gelmiş.
154
13. Aşağıdaki dizelerin hangisinde, tamlananı tam-
C) Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin.
D) Senin gönderdiğin kargo daha elime geçmedi.
D) Karşındakinin gördüğüdür rengin senin.
E) Üç boyutlu film izlemeye, sinemaya gideceğiz.
E) Yerin seni çektiği kadar ağırsın.
4.
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 6
1. “inmek” sözcüğü aşağıdakilerden hangisinde
ÜNİTE
4. Bir sayı sıfatının ardından yüz, bin, milyon, milyar,
“konaklamak” anlamıyla kullanılmıştır?
trilyon, katrilyon vb. sözcüklerin geldiği gruplar sayı
A) Sürü tepeden aşağıya doğru iniyordu.
grubu değil, birer sıfat tamlamasıdır.
B) Ayşe ninenin sağ tarafına inme inmiş.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir
C) Köye geldi mi bize inerdi.
sayı grubu yoktur?
D) Güneş Akpınar’a doğru iniyordu.
A) Malazgirt Savaşı bin yetmiş bir yılında olmuştur.
E) Sırtımdan soğuk bir ter indi.
B) Elli sekiz yaşında emekli olabileceğim.
C) Bu oyunda iki bin kırk sekiz sayısını bulmaya çalışıyorsun.
D) Ağrı Dağı, beş bin yüz otuz yedi metre yüksekliğe sahiptir.
E) Verilere göre, evrenimiz yaklaşık on dört milyar
yaşındadır.
2. Bir kişi ismiyle unvan ya da akrabalık bildiren bir
denir. Unvan grubunda kişi ismi başta, unvan veya
akrabalık ismi sonda bulunur.
Aşağıdakilerden hangisi bir unvan grubu oluşturamaz?
A) Hasan Onbaşı
B) Mimar Sinan
Evrensel İletişim Yayınları
isimden oluşan sözcük grubuna “unvan grubu”
5. Aşağıdaki cümleleden hangisinde yeterlik bileşik eyleminin olumsuzu yoktur?
A) Bu kalabalıkta bize bakamaz.
C) Özgür Bey
B) Bu kalabalıkta bizi görmez.
D) Ali Ağa
C) Bu kalabalıkta bizi seçemez.
E) Halide Edip Hanımefendi
D) Bu kalabalıkta bizi duyamaz.
E) Bu kalabalıkta bizi çıkaramaz.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sayı grubu
vardır?
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yeterlik bileşik
A) Bin dokuz yüz yetmiş yedide doğmuşum.
eyleminin olumsuzu kullanılmıştır?
B) Yetmiş altı milyon, tek yürek olmuştuk.
A) Evi boyamamda bana yardım eder misin?
C) Erozyonla mücadele için bir milyon fidan diki-
B) O bu gidişle evlenemez.
lecek.
C) Bu film kesinlikle tutmaz.
D) Işık hızı saniyede yaklaşık üç yüz bin km’dir.
D) Sen gidedur, ben gelmeyeceğim.
E) Kırk altı bin yeni öğretmen ataması yapılacakmış.
E) Gün doğmayacaktı sanki.
155
4.
ÜNİTE
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 6
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yardımcı ey-
11. Bir ya da birden çok isimle bir eylemin anlam kay-
lemle kurulmuş bileşik eylem kullanılmamıştır?
ması yoluyla oluşturduğu kalıplaşmış eylemlere
A) Bu karneyle beni çok mutlu ettin.
“anlamca kaynaşmış birleşik eylemler” denir. Bu tür
B) Siz gidince nasıl yapar nasıl ederiz?
eylemlerin büyük bir kısmı mecaz anlam kazanarak
C) Almanya’ya gidişi, bize pahalıya mâl oldu.
deyimleşmiştir.
D) Bu işde hâlloldu sonunda.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca kaynaşmış birleşik bir eylem kullanılma-
E) Adamı hasta ediyorsun.
mıştır?
A) Bunların hepsi bir kuru iftira.
B) Kaş yapayım derken göz çıkardık.
8. Aşağıdakilerden hangisinde bileşik eylem olu-
C) Eminim, bir kulağından girip öteki kulağından
şumu yönünden diğerlerinden farklıdır?
çıkmıştır.
A) İlaçlar onu zayıf düşürmüş.
D) Ankara’dan ayağının tozuyla geldi.
B) Sadece ufak bir şaka yapmış.
E) Herkesin nabzına göre şerbet verirdi.
C) Yıllarca bu şekilde süregelmiş.
D) Bir anda gökyüzünde yok olmuş.
9. Aşağıdaki eylemlerden hangisi yapısı bakımın-
Evrensel İletişim Yayınları
E) Ona söylediklerini hazmedemiyomuş.
12. (I) Beyaz, upuzun kumsal gerimizde
kalıyor.
(II) Uzaklarda yamaca sırtını dayayan yalılar, iğne
atsan yere düşmeyecek sıklıkta. (III) Yeşil renkli
tepeler görünüyor. (IV) Yalıların çatılarının kiremitleri, filmlerdeki kadar canlı, büyüleyici. (V) Renkler
dan bileşiktir?
tüm ayrıntıları kontrast şeklinde birbirinden ayırıyor
A) Felaketim olurdu ağlardım.
sanki deniz mavi, kumsal beyaz, ağaçlar yeşil.
B) Limanda hep gemiler olurdu.
C) Gitti de gelmeyiverdi.
D) Sağı solu dolaşalım.
Bu parçadaki altı çizili tamlamalardan hangisi,
tür bakımından ötekilerden farklıdır?
A) I.
B) II.
C) III.
D) IV.
E) V.
E) Ne zaman gelir ki?
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zincirleme
isim tamlaması kullanılmamıştır?
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yapısına göre
bileşik bir eylem yoktur?
B) Seçim sonuçlarının ilanını bekliyoruz.
A) Yavaş yavaş her şeyi unutuyoruz.
C) Yazlık evin çatısının onarılmasını bu yıl aksatma-
B) En sonunda güzel bir ev alabildi.
C) Yeni aldığı arabayı hemen satıverdi.
D) Tabloya saatlerce bakakaldık.
E) Meğer hasta olduğundan gelememiş.
156
A) Gülhane’deki ceviz ağacının önünde buluşalım.
mak lazım.
D) Üniversitede sinema tarihinin gelişimini zevkle
okumuştuk.
E) Bu bulunduğumuz şehir, o eski İstanbul değil.
4.
Kelime Bilgisi
ÜNİTE
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 7
1. “Geriye bakmanın olumlu bir amacı da vardır. Geç-
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “göz” sözcüğü
deyim grubunda yer almamıştır?
mişteki hataları görmek ve onlara bir daha düşme-
A) Uzun zamandır yerime göz diktiğinin farkınday-
meye çalışmak.” düşüncesi bizi, aşağıdaki hangi
dım.
atasözüne ulaştırır?
B) Öğretmenin gözüne girmek için yapmadığı kal-
A) Zararın neresinden dönülse kardır.
madı.
B) Akla geleni işleme, her ağacı taşlama.
C) Türkçeye şöyle bir göz atıp matematik soruları-
C) Korkak bezirgan ne kar eder ne zarar.
na geçti.
D) İyiliğe iyilik olsaydı kara öküze bıçak olmazdı.
D) Gözünde büyütecek kadar zor bir sınav değildi.
E) Baht olmayınca başta ne kuruda biter ne yaşta.
E) İki göz odası olan bir evde oturuyordu.
2. Aşağıdakilerden hangisi atasözü olarak değerlendirilemez?
A) Her koyun kendi bacağından asılır.
B) Öfkeyle kalkan zararla oturur.
C) Hem suçlu hem güçlü.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir ad tamla-
D) İşten artmaz, dişten artar.
3. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözlerden hangisi deyim değildir?
A) Bakışları bir noktada, donmuş kalmıştı sanki.
B) Masum olduğumu ispatlayana kadar akla karayı
ması kullanılmamıştır?
Evrensel İletişim Yayınları
E) Kaynayan kazan kapak tutmaz.
A) Şu asmanın dallarını budamak gerek.
B) Doğu’da nüfusun çoğu hayvancılıkla uğraşır.
C) Soruların ikisini anlayamadığım için boş bıraktım.
D) Konservenin kapağı sıkıştığı için bir türlü açamadım.
E) Bu çok bilmiş, tatlı dilli çocuk da nereden çıktı?
seçtim.
C) Karşıma çıkıyor ama ateşle oynadığının farkında
değil.
D) Geziye gitmek için can attığını biliyordum.
E) Her şeyi bırakıp uzaklara gitmeyi kafasına koymuştu.
4. Aşağıdakilerin hangisinde deyimin yanlış kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu
vardır?
A) Çetin ceviz çıktı, bir türlü sözünden dönmüyor.
B) Babası kızdığında annesi hep ona arka çıkardı.
C) Beni sık boğaz etme, on dakikaya çıkıyorum.
D) Bıkmadan usanmadan senelerce hasta kardeşine baktı.
E) Çok kızdığı öğretmenine yüreğini boşaltıp rahatladı.
7. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcük grupla-
rından hangisi, tamlananı niteleme sıfatı almış
bir ad tamlamasıdır?
A) Anadolu’nun bazı köylerine hâlâ kardan ulaşılamıyor.
B) Mahallenin sokak lambaları hâlâ arızalı.
C) Mutfak kapısının anahtarı bozulduğundan içeride kitli kaldık.
D) Ablamın kırmızı elbisesinin fermuarı bozuldu.
E) Deniz suyunun sıcaklığı artsa da denize girsek.
157
4.
ÜNİTE
8. Ad tamlamalarında kimi zaman tamlayanla tamla-
11. Fiilimsiler, anlamları ve görevleri bakımından isim-fi-
nanın yer değiştirdiği olur.
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 7
il, sifat-fiil ve bağ-fiil olmak üzere üçe ayrılır.
Bu açıklamayı örneklendiren cümle aşağıdaki-
lerden hangisidir?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde her üçü de
kullanılmıştır?
A) Sözlerinin güzelliği karşısında dilim tutuldu.
A) Bazen düşünmeden söylediklerimiz bizi zor du-
B) Yazarın son kitabı satış rekorları kırmış.
ruma sokabilir.
C) Yaşlandıkça solar yüzleri insanların.
B) Yut dışında gördüklerini anlata anlata bitireme-
D) Uzağı göremeyenlerin başarı şansı yoktur.
di.
E) Ömür, her şeyi dert edecek kadar uzun değil.
C) Kendisine yöneltilen suçlamaların hiçbirini kabul
etmedi.
D) Sorgulayan insanlar çıkmadıkça bu düzen değişmez.
E) Yaşarken hayatın tadına varmak, alışkanlıkların
kazandırdığı bir durumdur.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sıfat tamlaA) Soğuk rüzgârla karışık bir yağmur başladı.
B) Ağacın gölgesinde oturmuş kitap okuyordu.
C) Buranın havasına, suyuna, insanlarına bayılıyorum.
D) Bahçe duvarının üstünden atlayıp gözden kay-
Evrensel İletişim Yayınları
ması kullanılmıştır?
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemsi bir ad
tamlaması içinde yer almıştır?
A) Sevdanın yükünü taşıdı yıllarca omuzlarında.
B) Yaşamanın güzelliğini seni gördükten sonra anladım.
boldu.
C) Gülüşü açan çiçeklerdi papatya tarlalarınca.
E) Yol yorgunluğunu üstünden atması günler aldı.
D) Seni sevmek nefes almakla birdi sanki.
E) Aşkın acısını tattım ömrüm boyunca.
13. Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sıfat
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
tamlaması, bir ad tamlamasının tamlayanı göre-
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
vindedir?
A) Böyle iyi arkadaşların oldukça sırtın yere gelmez.
B) Küllenmiş duyguları ortaya çıkardı gelişin.
C) Müfettiş dosyalanmış belgelere teker teker baktı.
D) Tablolarda en çok göz alıcı renkler ilgi çekti.
E) Hala aklımdadır, güzelliği uzak diyarların.
158
Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken
Bu parçada aşağıdaki sözcük gruplarından hangisi yoktur?
A) Sıfat tamlaması
B) Tekrar grubu
C) Edat grubu
D) İsim tamlaması
E) Fiilimsi grubu
4.
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 8
1. Yaşam içinde pek çok kişi birbirine kötülük etmek-
ÜNİTE
4. Aşağıdakilerin hangisinde eylemsiyle oluşmuş
ten çekinmez. Bunun içindir ki insanlar etrafındaki
bir ikileme yoktur?
kişilere karşı dikkatli olmalıdırlar. Eğer dikkatli ve
A) Yürüye yürüye ayaklarımda hal kalmadı.
uyanık olmazlarsa tahmin etmeyecekleri kötü du-
B) Onu görür görmez kaçmaya başladı.
rumlarla karşılaşabilirler. Zor durumda kalmamak
C) Gezip gezip sonra da şikayet ediyorsun.
için her zaman tedbirli, ihtiyatlı ve uyanık bulunmak
D) Pırıl pırıl bir hava varken birden yağmur başladı.
gereklidir.
E) Yatar yatmaz kötü rüyalar görmeye başlıyordu.
Bu durum aşağıdaki atasözlerinden hangisinin
açıklamasıdır?
5. Türkçede bazı birleşik eylemler, ad soylu bir söz-
A) Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu.
cükle yardımcı eylemden oluşur.
B) Aç gözünü açarlar gözünü.
C) Borçtan korkan kapısını geniş açmaz.
Bu tanım dışında kalan birleşik eylem aşağıda-
D) Akıllı düşman akılsız dosttan iyidir.
kilerin hangisinde vardır?
E) Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.
A) Parayı bulunca ilk iş onu terk etti.
B) Bunca yıl sabrettim de ne oldu?
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir eylemsi
kullanılmıştır?
A) Kimi zaman suya vuruyor tan yerinin kızıllığı.
B) Bazı bazı bakıyoruz yıldızlara umutla.
Evrensel İletişim Yayınları
C) Beni ele güne rezil ettin.
D) Bu küçücük köye hapsolduk.
E) İşim biterse akşama doğru uğrayabilirim.
6. Aşağıdaki birleşik fiillerden hangisi diğerlerinden farklı türdedir?
A) Desteğinle her zorluğun üstesinden gelebilirim.
C) Umutlarımızı saklayarak düşüyoruz sevda yolu-
B) Bir makarna yapıver, demekle olmuyor işte.
na.
D) Birçok şey kaybedebilir insan umudu varsa.
C) Film izlerken televizyon karşısında uyuyakalmış.
E) Hülyalı gözlerine dalıyorum sensiz zamanlarda.
D) Yardım teklifini reddedince o da sinirlenmiş.
E) Zayıflamak için her şeyi yapabilirim.
7. “Bilmek” sözcüğüyle kurulan yeterlik eylemleri “ey3. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi ek
lemi yapmaya gücü yetmek” anlamını taşımakta-
eylem almış bir eylemsidir?
A) Şiirde ahengi sağlayan en önemli özellik müziktir.
B) Şiirin kişiden kişiye değişen farklı tanımları vardır.
C) Şiir yazmak, hikaye ve roman yazmaktan zor
değil mi?
dır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, yeterlik eylemi bu açıklamada belirtilenden farklı bir anlamda kullanılmıştır?
A) Elindeki işi ancak bir haftada bitirebilmişti.
B) İstese hayatını kısa sürede düzene sokabilir.
C) Bu akşam arkadaşımla sinemaya gidebiliriz.
D) Onulmaz dertlere dermandır şiir.
D) Çalışsan sen de yüksek not alabilirsin.
E) Şiiri sevmekti bu dünyadaki tek suçumuz.
E) Üç saatlik bir çalışmayla odayı boyayabildi.
159
4.
ÜNİTE
Kelime Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 8
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “olmak” söz-
11. Aşağıdakilerin hangisinde bağlaç kullanılma-
cüğü, yardımcı fiil olarak kullanılmamıştır?
mıştır?
A) İşe girdiğimde annem çok mutlu oldu.
A) Sonradan pişman oldum ama bir kere kızmış
B) Anlattığım konuyu kimse anlamayınca kahrol-
bulundum.
dum.
B) Sen de umarım aynı hatayı bir daha tekrar et-
C) Bu yıl bademler vakitsiz oldu.
mezsin.
D) Bu kadar iş arasında gelebildiğinize memnun
C) Ona sert, derler oysa çok merhametli biridir.
oldum.
D) Ben bile bu kadar zor soru sormadım şimdiye
E) Babamın hasta olması bütün aileyi etkiledi.
kadar.
E) Ömrü boyunca candan bir dost bulamadı.
12. “ile” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde
bağlaç görevindedir?
9. “Kadar” edatıyla öbekleşen “ne” sözcüğü, aşalam katmıştır?
A) Ne kadar da beklettin beni, aşk olsun.
B) Bu elbise için ne kadar kumaş almam gerekiyor?
A) Onunla uğraşmaktan bıkmıştı artık.
Evrensel İletişim Yayınları
ğıdaki cümlelerin hangisinde cümleye farklı an-
B) Yemeğini kendi eliyle hazırlayıp önüne koydu.
C) Oğlum hasta kardeşiyle çok ilgilenir.
D) Annemle geçerken size uğrarız belki.
E) Her pazar dergiyle gazetemi okumadan yataktan çıkmam.
C) Burada oturabilmek için ne kadar para verdin?
D) Bu okul için ne kadar öğrenci sırada bekliyor?
E) Pasta için ne kadar çilek almam gerekiyor?
13. Süzülüp mavi göklerden yere doğru
Omzuma bir beyaz güvercin kondu
Uzattı sevgi ile pembe gagasını
Birden öğrendim hayatın manasını
Bir nağme yükseldi sevinçten ve hazdan
10. Aşağıdaki cümlelerden hangisine “gibi” edatı
“olamazlık” anlamı katmıştır?
A) Böyle giderse bu iş olacak gibi.
B) Havalar soğudu gibi, sıkı giyin.
C) Öyle çalışıyor ki sanki şirket kendinin gibi.
D) Buz gibi havada soğuk su içilir mi hiç?
E) Seninle eskisi gibi samimi olmak istiyorum.
160
Bir nağme yükseldi güzelden, beyazdan
Şiirde aşağıdaki sözcük gruplarından hangisi
yoktur?
A) Fiilimsi grubu
B) Sıfat tamlaması
C) İsim tamlaması
D) Bağlama grubu
E) Unvan grubu
DİL VE ANLATIM
KELİME BİLGİSİ
9. Sınıf
konu anlatımlı
5.
ÜNİTE
CÜMLE BİLGİSİ
161
9. Sınıf
5.
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
1. CÜMLEDE ANLAMIN OLUŞUMU
Cümle, bir anlam ifade etmek üzere anlamlı
KAZANIM 1
kelime ve kelime gruplarının bir kurala uygun biçimde düzenlenmesiyle oluşur. Kelime ve kelime
grupları bir yargı bildirmez. Cümle, yargı bildirme
özelliği yönünden kelime ve kelime gruplarından
ayrılır.
Kelimeler teker teker kullanıldığında ortaya
Cümlede anlamın oluşumunu açıklar.
•
Cümle, kelime ve kelime gruplarından tam bir yargı
bildirmesiyle ayrılır.
•
Cümle, bir anlam ifade etmek üzere anlamlı kelime ve
kelime gruplarının bir kurala uygun biçimde düzenlenmesiyle oluşur.
•
Cümledeki dil birlikleri arasında anlam ilişkisi vardır.
Buna da “bağdaştırma” denir.
•
Cümlede anlam, cümleyi meydana getiren kelime ve
kelime gruplarının anlamlarının toplamı değildir.
•
İletişimde, gönderici durumundaki kişi ile alıcı durumundaki kişi ve kişiler arasındaki ilişkinin cümlede
anlamın oluşmasında rolü vardır. Cümlenin bu özelliğinin bağlamla ilgisi vardır. Belli bir bağlamı olmayan
cümle anlam bakımından soyuttur.
•
Cümlede anlamın oluşmasında dil birliklerinin dil bilgisi ögeleriyle birleşmesi, anlam değerleri bakımından
birbirini tamamlaması gerekir.
bir anlam çıkmaz. Sözcükler, ancak cümle içerisinde bir bağlamda kullanıldığında anlamlı hâle
gelir. Cümlede anlam, cümleyi meydana getiren
kelime, kelime gruplarının anlamlarının toplamı
değildir.
Örnek:
“Kendini, tavuk, ambarında, buğday, görür,
aç” sözcükleri tek başına bir yargı ifade etmez.
Ancak “Aç tavuk kendini buğday ambarında görür.” şekline getirirsek anlamlı bir cümle ortaya
çıkar. Cümleyi oluşturan sözcüklerin anlamlarının
toplamı bize cümlenin anlamını vermez. Çünkü
atasözlerinin çoğu mecaz anlamlıdır. Bu atasözünde de varlık yüzü görmeyen kişilerin kendilerini hasretini çektikleri şeyleri elde etme hayaline
kaptırarak olmayacak düşler kurması anlatılmıştır.
BAĞDAŞTIRMA
Kelimelerin bir araya gelerek anlamlı söz öbekleri ya da cümleler oluşturmasına bağdaştırma denir. Cümlede anlamın oluşması için cümledeki kelimeler arasında bağdaştırma sağlanmış olmalıdır.
a) Alışılmış bağdaştırma: Dilde yaygın olarak kullanılan ifadelerle oluşturulan bağdaştırmalardır.
b) Alışılmamış bağdaştırma: Birbiriyle uyuşmayan ifadelerden oluşturulan bağdaştırmalardır.
Örnek:
“Kara gece” dile yerleşmiş, herkesçe bilinen bir tamlama olduğu için “alışılmış bir bağdaştırma”dır.
“Uçurum renkli gece” ise daha çok şiirlerde kullanılan, güçlü imgelerin yaratılmasına olanak veren bir ifade
şekli olduğu için “alışılmamış bağdaştırma”dır.
Cümlede anlamın oluşmasının temelinde kelimelerin aynı bağlam içerisinde kullanılmaları yatmaktadır.
162
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
konu anlatımlı
BAĞLAM
Kelime, kelime grupları ve cümlelerin konuşmada veya bir metin içinde bulunduğu yere bağlı olarak farklı anlam
kazanmasıdır.
Örnek:
“Ters” sözcüğü kullanıldığı bağlama göre faklı anlamlar taşıyan çok anlamlı bir sözcüktür.
• Tişörtünü ters giymişsin.
• Ters adamın işi rast gitmez.
2. BİLDİRDİKLERİ KİPLERE GÖRE CÜMLELER
Haber Cümleleri
Haber verme, bilgi aktarma amacıyla oluşturulan
cümlelerdir. Haber cümlelerinde herhangi bir kavram,
eşya, olay, kişi ya da görünüşün ne olduğu, nasıl ol-
KAZANIM 1
Haber cümlelerinin işlevlerini belirler.
duğu zamana bağlı olarak açıklanır. Bu cümlelerde
•
Haber cümlelerinde dil daha çok göndergesel işlevde
kullanılır.
lı işleviyle kullanılır. Haber cümleleri genellikle ders
•
Haber cümleleri mekân ve zamana bağlı olarak bu
göndergeler hakkında bilgi, düşünce, kanaat ve tavır
bildirir.
•
Haber cümlelerinde kelime ve kelime grupları yalnızca
göndergesel işlevde kullanıldığında cümlenin anlamı
nesneldir. Göndergesel işlev, heyecana bağlı işlevle
zenginleştirildiğinde nesnel olanın kişisel değerlerle
(öznel) anlatılmasını sağlar.
•
Bir eylemin gerçekleştiğini, gerçekleşmekte olduğunu, gerçekleşeceğini bildiren cümleler bilgi vermek
veya bir konuda bilgisinin olduğunu belirtmekle
görevlidir.
•
Haber cümlelerinde verilen bilgiler doğru ve yanlış
olabilir.
•
Haber cümleleri bilgi ve haber aktarmak üzere
düzenlenir, alıcı durumundaki kişinin verilen haber ve
bilgi karşısındaki tavrına göre cümlede bazı düzenlemelere ihtiyaç vardır.
•
Dinleyicinin haberin doğruluğuna kanaat getirmesi
için haberi pekiştiren söz ve söz grupları kullanılır.
•
Haber cümleleri dinleyicinin bilmediği bir hususu
öğretir veya dinleyenin bildiğinden söyleyenin de
haberdar olduğunu ortaya koyar.
•
İsim cümleleri de haber kipindeki cümleler gibi bilgi
vermek üzere düzenlenir.
dil, çoğunlukla göndergesel bazen de heyecana bağkitapları, gazete ve dergi yazıları, televizyon ve radyo
haberleri gibi öğretici metinlerde kullanılır.
Fiil cümlelerinde bir eylemin gerçekleşme süreci
aktarılır.
Örnek:
Gecesini gündüzüne katarak çalışıyor.
Gecesini gündüzüne katarak çalıştı.
Gecesini gündüzüne katarak çalışmış.
Gecesini gündüzüne katarak çalışır.
Gecesini gündüzüne katarak çalışacak.
Bu cümleler haber cümleleridir. Bir konuda bilgi
vermek veya bilgisinin olduğunu anlatmak amacı taşımaktadır.
Haber cümlelerinin yüklemi, fiil dışındaki söz-
cüklerden yani isim ve isim soylu sözcüklerden de
olabilir. İsmin yüklem olması ek-fiille gerçekleşir.
Örnek:
• Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var.
dır.
• Başkasının kazandığı parayı harcamak kolay• Yeni elbisen çok güzelmiş.
163
9. Sınıf
5.
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
Haber cümleleri beş zamanda karşımıza çıkar.
KAZANIM 2
1. Şimdiki Zaman (-yor/ -makta, -mekte)
Yapılmakta olan filler için kullanılır.
• Neredeyse on saattir uyuyor.
Haber cümlelerinde zamanın nasıl bildirildiğini açıklar.
2. Görülen Geçmiş Zaman (-dı, -di )
Geçmişte olup tanık olduğumuz fiiller için kullanılır.
• Bu ödevi yapmak iki ayımı aldı.
3. Öğrenilen Geçmiş Zaman (-mış, -miş)
Geçmişte olup tanık olmadığımız başkasından öğrenilen fiiller için kullanılır.
• Annemlerin çocukluğunda televizyon bile yokmuş.
4. Geniş Zaman (-r, -ar, -er)
Her zaman için geçerli olan fillerle kullanılan zaman kipidir.
• Can çıkar, huy çıkmaz.
5. Gelecek Zaman (-acak, -ecek)
Henüz yapılmamış olan, yapılması düşünülen fiiller için kullanılan zaman kipidir.
• Toplantı bitmezse yemeğe yetişemeyeceğim.
DİLEK-İSTEK CÜMLELERİ
Bu cümleler; isteme, tasarlama, dileme, buyurma ya da eylemin yapılmasını bir şarta bağlama anlamı veren
cümlelerdir. Bu cümleler bir haber değeri taşımadığından doğru ya da yanlış olmalarına da imkân yoktur. Dilek-istek cümleleri öznel cümlelerdir. Bu cümlelerde bir zaman anlamı bulunmamaktadır.
Örnek:
• Siz gidin, biz biraz daha bekleyelim. (İstek)
• Herkes gelmeden sofra hazır olmalı. (Niyet)
• Ne olursa olsun çalışmaktan vazgeçme. (Bir işin yapılmasını
buyurma)
KAZANIM 1
Dilek-istek cümlelerinin işlevlerini belirler.
•
İstenilen, tasarlanan bir
eylemi, eylemler hakkında bir
niyet ve duyguyu ifade eden
cümlelere dilek-istek cümleleri denir.
•
Dilek-istek cümleleri doğru
ve yanlış olmalarına imkân
bulunmayan cümlelerdir,
gerçekleşmesi mümkün olsun
veya olmasın bir husus için
duyulan özlemi ifade eder.
Dilek-istek cümleleri dört kip olarak karşımıza çıkar:
1. Gereklilik Kipi (-malı, -meli)
Fiillere “gereklilik, gücü yetme, tahmin” gibi anlamlar katar.
• Bu zorlukların hiçbiri seni yıldırmamalı.
2. Şart Kipi (-sa –se)
Fiillere ve isim soylu sözcüklere “şart, dilek” gibi anlamlar katar.
• Keşke bu konuda herkes senin gibi duyarlı olsa.
164
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
konu anlatımlı
3. İstek Kipi (-a, -e)
Fiillere “istek” anlamı katar.
• Akşam yemeğe hep birlikte gidelim.
4. Emir Kipi (Kip eki yoktur.)
Fiillerin “emir” anlamında kullanıldığı kiptir.
• Kilo vermek için öğün sayını azalt.
UYARI: Emir kipinin ikinci ve üçüncü kişi çekimleri vardır, birinci kişi çekimleri yoktur çünkü insan kendi kendine
emir veremez.
Tekil
Çoğul
1. kişi
–
–
2. kişi
yaz
yazın
3. kişi
yazsın
yazsınlar
HABER VE DİLEK KİPLERİNDE SORU
Bir işin gerçekleşip gerçekleşmediğini öğrenmek, bir konu ile ilgili daha
ayrıntılı bilgi sahibi olmak ya da söylediklerini doğrulatmak gibi değişik
amaçlarla kurulan cümlelere “soru cümleleri” denir.
Soru cümlelerinin bir kısmı bilinmeyen bir konuda mutlaka cevap almak
amacıyla düzenlenir. Bunlar gerçek soru cümleleridir. Dilimizde soru anlamı
KAZANIM 1
Soru cümlelerinin oluşumunu ve
işlevlerini belirler.
•
“Ne, kim, nasıl, hangi, kaç”
gibi soru kelimeleri ile cümlede ögelerin ve onları tamamlayan kelimelerin sonuna “mi”
soru edatı getirilerek soru
cümleleri kurulabilir
•
Vurguyla soru cümlesi düzenlenebilir.
soru sıfatıyla, soru zamiriyle, soru zarfıyla ve soru edatıyla sağlanabilir.
Örnek:
• Bana söylemek istediğin bir şey mi var? (Soru edatı)
• Parka giderken beni neden çağırmadınız? (Soru zarfı)
• Akşamki partiye kimler gelecek? (Soru zamiri)
• Hangi dersten proje almayı düşünüyorsun? (Soru sıfatı)
Bazı soru cümleleri “reddetme, rica, kınama, şaşırma, sitem, abartma,
heyecan” gibi anlamlarda kullanılır. Bu anlamdaki soru cümlelerine “sözde soru cümlesi” denir.
Örnek:
• Böyle bir şeyi bana nasıl söylersin? (Kınama- şaşırma)
• Niye onun dediklerini yapacak mışım? (Reddetme)
• İnsan gelir de bize uğramaz mı? (Sitem)
• Bir bardak su verir misin? (Rica)
SORU
Yanıt gerektirmeyen cümleler, sözde soru cümlesi adını alır.
Aşağıdakilerden hangisi, bu tanıma uygun bir cümledir?
A) Başvuru süresi bugün mü bitiyor?
B) Ben böyle bir şey söyler miyim hiç?
C) Niçin söylediklerini yapmıyorsun?
D) Gitmek istediğin kursu seçtin mi?
E) Neden herkese bağırıyorsun?
ÇÖZÜM
A, C, D, E seçeneklerindeki cümleler cevap bekleyen gerçek soru cümleleridir. B seçeneğindeki "Ben
böyle bir şey söyler miyim hiç" cümlesi cevabı kendi içinde olan sözde soru cümlesidir.
Doğru Yanıt B
165
9. Sınıf
5.
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
HABER VE DİLEK KİPLERİNDE OLUMLULUK, OLUMSUZLUK
OLUMLU CÜMLE
Yüklemi “yapma, olma” anlamı taşıyan cümlelere denir. Eylemin ya da yargının olduğunu, gerçekleştiğini
bildiren cümlelerdir. Bu tür cümlelerde yüklem ya olumlu bir fiildir ya da ek-fiil almış isim ya da isim soylu bir
sözcüktür.
Olumlu cümlelerin yükleminde olumsuzluk ifade eden “yok, değil” gibi kelimeler ya da “-sız, -siz, -ma, -me”
gibi ekler yer almaz.
Örnek:
• Başarı, planlı bir çalışma gerektirir.
• Havadan sudan konuşarak eve doğru yürüdük.
• Canını dişine takmış, sürekli çalışıyor.
KAZANIM 1
Olumlu ve olumsuz fiil cümlelerinin kuruluş özelliklerini belirler.
OLUMSUZ CÜMLE
Yüklemi “yapmama, olmama” anlamı taşıyan cümlelerdir. Olumsuz cümlelerde yüklemin bildirdiği yargının
geçersiz olduğu ya da eylemin yapılmadığı belirtilir. Bu tür cümlelere olumsuzluk anlamı “yok, değil” kelimeleriyle
ya da “-sız, -siz, -ma, -me” olumsuzluk ekleriyle yüklenir.
Örnek:
• Gerçek sanatçı, duygularını esere yansıtmaz.
• Çalışmanı hiç yeterli görmüyorum.
• Günlerdir gazete bile okumuyor.
Olumlu isim cümleleri “yok, değil” ya da “-sız, -siz” ekleriyle
olumsuz yapılır.
Örnek:
• Dışarıda bekleyen bir sürü insan vardı.
KAZANIM 2
Olumlu ve olumsuz isim cümlelerinin kuruluş özelliklerini belirler.
(Olumlu isim cümlesi)
• Dışarıda hiç kimse yoktu.
(Olumsuz isim cümlesi)
• Yaşadıklarına rağmen çok güçlüydü.
(Olumlu isim cümlesi)
• Uzun süre hasta yattığı için çok güçsüzdü.
(Olumsuz isim cümlesi)
• Sınavdan iyi not alan bir tek sendin.
(Olumlu isim cümlesi)
• Sınavdan düşük not alan tek sen değilsin.
(Olumsuz isim cümlesi)
UYARI: Bazı cümleler biçim bakımından olumlu gözükseler de anlam yönünden olumsuz olabildiği gibi
bunun tersi de olabilir.
Örnek:
• Aslında tatile gitmeyi istemiyor değilim. (Biçimce olumsuz, anlamca olumlu)
• Küçücük bir köpekten korkulur mu hiç? (Biçimce olumlu, anlamca olumsuz)
166
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
konu anlatımlı
METİNDE KAZANDIKLARI ANLAMLARA GÖRE CÜMLELER
Cümle, belirli bir yapısı ve görevi olan kelimelerin aynı bağlam içinde
anlam ifade eden dil birimidir. Dil birimlerinin en alt basamağında ses, en üst
basamağında ise cümle yer alır. Her cümle içerdiği anlama göre bir mesaj
taşır. Bu yönüyle her cümle bir iletişim aracıdır. Cümleler belirttikleri duygu
ve düşüncenin içeriğine göre bir yargı bildirir. Bu yargıların tanımlanması ve
çeşitlendirilmesinde cümlede anlatılan konu belirleyici rol oynar. Cümleler
metin içinde anlam ve değer kazanır. Yalnız başına bir cümlenin anlamından
söz etmek yanılmaya sebep olabilir.
KAZANIM 1
Cümlenin metinde tamamlanan
bir anlam birimi olduğunu fark
eder.
•
Cümleler metin içinde anlam
ve değer kazanır.
•
Yalnız başına cümlenin anlamından söz etmek yanılmaya
sebep olabilir.
YAKIN ANLAMLI CÜMLELER
KAZANIM 2
Bildirdikleri anlam bakımından aynı ya da yakın olan cümlelerdir. Bu
cümlelerde bir konu ortaklığı söz konusudur. Belirli bir konu benzer bakış
açılarıyla değerlendirilir ve benzer mesajlar verilir. Yakın anlamlı cümleler ku-
Yakın anlamlı cümleleri ayırır.
rulurken yakın anlamlı sözcüklerden yararlanılır.
Örnek:
• Bir sanat yapıtının güzellik kaygısı yanında izleyicisine de bir şeyler iletmesi gerekir.
• İyi bir yapıtın hem içerik hem biçim bakımından yetkin olması gerekir.
Her iki cümlenin konuya bakış açısı aynıdır.
SORU
“Sayfalarına ne kadar çok okur gözü değerse bir eser ancak o zaman kâğıt ve mürekkepten ibaret olmaktan öteye gider.”
Aşağıdakilerden hangisi anlamca bu cümleye en yakındır?
A) Her okur eseri kendi zevkine göre seçer.
B) Sanat eserinde önemli olan biçim değil içeriktir.
C) Okuru çok olan eser basit bir eserdir.
D) Bir eserin kalıcılığının okurla ilgisi yoktur.
E) Eserler ancak okuru fazla olursa anlam ve değer kazanır.
ÇÖZÜM
Örnek cümlede esere değer kazandıran özelliğin okunması olduğu belirtilmiştir. E seçeneği bu anlamı
içermektedir.
Doğru Yanıt E
167
9. Sınıf
5.
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
BİLDİRDİĞİ DUYGU, DÜŞÜNCE VE KAVRAMLARA GÖRE CÜMLELER
TANIM CÜMLELERİ
Bir varlığın kavramın ya da durumun özelliklerinin verilip açıklandığı
cümlelere tanım cümlesi denir. Tanım cümleleri “Bu nedir?” sorusuna
cevap verir.
KAZANIM 3
Bildirdiği duygu, düşünce ve
kavramlara göre cümlelerin işlevlerini belirler.
Örnek:
• Sanat; bir duygunun, tasarının veya güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım
sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılıktır.
Cümlede “sanat nedir?” sorusuna cevap olarak sanatın tanımı yapılmıştır.
SORU
Aşağıdakilerden hangisi bir tanım cümlesidir?
A) Folklorun tanımlanması ve içeriğinin belirlenmesinde bilim insanları kendi toplumlarının yaşayışına ilişkin değerlendirme yoluna gitmişlerdir.
B) Folklor; toplumların kendilerine özgü yapılarını, maddi, manevi, millî kültürün unsurlarını araştırıp inceleyen bilim dalıdır.
C) Başlangıçta sadece anonim ve sözlü halk edebiyatı ürünleriyle ve inançlarla meşgul olan halk
bilimi bugün hemen hemen her şeyle ilgilidir.
D) Folklor çalışmalarının kesin bir başlama tarihini söylemek mümkün değildir.
E) Folklor, insan ve insan hayatının gerektirdiği her türlü ürün ve malzemeyle ilgilenir.
ÇÖZÜM
Seçeneklerin tümünde folklorla ilgili temel bilgiler verilmiştir. Bunlardan sadece B seçeneği “Folklor
nedir?” sorusuna cevap vermektedir.
Doğru Yanıt B
KARŞILAŞTIRMA CÜMLELERİ
Varlıkların, kavramların ya da durumların benzer ya da farklı yönlerini ortaya koyarak anlatmaya karşılaştırma
denir.
Örnek:
• Divan şiirinde hiçbir sanatçı Fuzuli kadar başarılı olamadı.
Cümlede Fuzuli diğer divan şairleri ile karşılaştırılmaktadır.
• Roman ve hikâyeye göre şiir daha zor yazılan bir türdür.
Cümlede şiir, roman ve hikaye türleriyle karşılaştırılmaktadır.
168
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
konu anlatımlı
SORU
(I) Öğrencilerinizin güvenini geliştirmenin en etkili araçlarından biri onlarla ilgilendiğinizi göstermektir.
(II) Öğrenciler birey olarak değerli olduklarını bilmek isterler. (III) Kabul edilebilir bir şekilde dokunmak, sözden çok daha etkilidir. (IV) Ders esnasında dokunma alışkanlığını geliştirin. (V) Unutmayın,
siz elinizle öğrencilerin omuzlarına değil, bir kalbe dokunuyorsunuz.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde karşılaştırma yapılmıştır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
ÇÖZÜM
Paragrafın üçüncü cümlesinde öğrenci güvenini geliştirmede dokunma ve söz karşılaştırılmış ve “kabul
edilebilir bir şekilde dokunmanın” sözden daha etkili olduğu ileri sürülmüştür.
Doğru Yanıt C
NESNEL CÜMLELER
Kişisel duygu ve düşünce içermeyen, doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanabilen cümlelerdir.
Örnek:
• Kitabın ilk bölümünde yazarın biyografisi verilmiş.
• Yönetmenin son filmi beş dalda ödüle layık görülmüş.
• Türk edebiyatında edebî roman türünün ilk örneğini Namık Kemal vermiştir.
SORU
Aşağıdakilerden hangisi kişisel yargı içermemektedir?
A) Romanlarının geniş ölçüde halk anlatımına dayanması Yaşar Kemal’in anlatış güzelliğini sağlamıştır.
B) Destansı bir havaya bürünen anlatımı romanlarını okutan ve sevdiren ögelerden biridir.
C) Teneke romanında Çukurova’nın en büyük sorunlarından biri olan çeltik ekimini ele almıştır.
D) Birçok romanında karşımıza çıkan beklenmeyen son yazarın en ilgi çekici yönüdür.
E) Kahramanlarını seçerken özel bir önem gösteren yazarın herkesin sevebileceği türden roman kişileri
vardır.
ÇÖZÜM
A seçeneğindeki “anlatış güzelliği”
B seçeneğindeki “sevdiren ögeler”
D seçeneğindeki “ilgi çekici yön”
E seçeneğindeki “herkesin sevebileceği türden roman kişileri” söz grupları kişisel bakış açısını
yani öznelliği yansıtır. C seçeneğindeki yargı ise kanıtlanabilir, nesnel bir yargı olduğundan kişisel yargı
içermemektedir.
Doğru Yanıt C
169
9. Sınıf
5.
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
ÖZNEL CÜMLELER
Doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanamayan, kişisel duygu ve düşünceleri içeren cümlelerdir.
Örnek:
• Yahya Kemal’in şiirleri, özlemini çektiğimiz bir güzelliği getiriyor.
• Buluşmaya geç gelmesi onun ne kadar sorumsuz olduğunu gösteriyor.
• Yazarın başarısı, olaylarının canlılığıyla okuru etkilemesinden gelir.
• Her türlü yapmacıktan ve sanat kaygısından uzak bir dille yazdığı eserler beğeni kazanmıştır.
SORU
Aşağıdakilerden hangisi öznel bir yargı içermektedir?
A) Kemal Tahir’in üç romanı da onun cezaevinde geçirdiği yıllara dayanıyor.
B) Romanın temelini Malatya ve Çorum cezaevi notları oluşturuyor.
C) Üç romanından Kadınlar Koğuşu 1974 yılında yayımlanmıştır.
D) Tarihsel romanlarından ilki olan Devlet Ana’da 13. yüzyıl Anadolu’sunu görüyoruz.
E) Romanlarında tartışmaya yol açan konulara yer vermiş kimi zaman da yanılgılara düşmüştür.
ÇÖZÜM
A, B, C, D seçeneklerinde belirtilen yargılar kanıtlanabilir, nesnel yargılardır. E seçeneği ise öznel bir nitelik
taşır. Çünkü bu cümlede yazarın “yanılgılara düştüğü” söylenmiştir. Bu ifade kişisel bakış açısını, yani öznelliği
yansıtır.
Doğru Yanıt E
DOĞRUDAN ANLATIM CÜMLELERİ
Bir sözü, söyleyenin ağzından çıktığı gibi (kelimesi kelimesine) aktaran cümlelerdir. Bu cümlelerde başkasından aktarılan söz ya tırnak işareti (“ ”) içinde gösterilir ya da aktarılan sözden sonra virgül konur.
Örnek:
• Kitabın daha yirminci sayfasına gelmeden sıkılıp elimden bıraktım.
• Suut Kemal Yetkin: “Sanat eri, çevresindeki kişilerle uğraşmak, kendini onlara anlatmak zorunda değildir.”
der.
• Oğlum: “yaşlandın sen artık, yarım saat dolaşsan yoruluveriyorsun, bir de gezme sözü ediyorsun.” deyince olduğum yerde kalakaldım.
• Sait Faik sanatının özünü şöyle açıklar: “Her güzel şey, bir insanı sevmekle başlar.”
DOLAYLI ANLATIM CÜMLELERİ
Bir sözü, söyleyenin değil de aktaranın ifade ettiği gibi yansıtan cümlelerdir.
Örnek:
• Yazar bir yazısında devletin romancıları, hikâyecileri koruması gerektiğini yoksa bizde edebiyatın kolay
kolay gelişemeyeceğini söylemiş.
170
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
konu anlatımlı
• Hakkında anlatılanların tamamen gerçek dışı olduğunu belirtti.
• Bazı gazeteciler, yazılarını yetiştirmek zorunda oldukları için araştırmaya vakit bulamadıklarını söylüyorlar.
• Sait Faik, her güzel şeyin bir insanı sevmekle başlayacağını söylemiştir.
BETİMLEME CÜMLELERİ
Bu tür cümlelerde bir manzara, kişi ya da nesne onları benzerlerinden ayırt eden temel nitelikleriyle anlatılır. Yani
sözcüklerle resim yapılır. Kişilerin fiziksel görünümleri betimlenebildiği gibi ruhsal özellikleri de betimlenebilir.
Örnek:
• Sarı saçları, bal rengi gözleri; solgun, hastalıklı bir yüzü vardı.
• Durmadan konuşan, ne söylediğini bilmeyen, patavatsız bir adamdı.
• Bir sürü küçük, beyaz badanalı ev birbirine destek verir gibi sırt sırta vermiş, yol boyunca uzanıyordu.
SEBEP-SONUÇ CÜMLELERİ
Bir yargıyı gerçekleşme nedeniyle veren cümlelere neden – sonuç cümleleri denir. Bu tür cümlelerde yargılardan
biri diğerinin gerçekleşme nedenini verir. Eylemin hangi gerekçeyle yapıldığını bildiren cümlelerde de neden- sonuç
ilişkisi vardır. Bu tip yargıları bulmak için yükleme “niçin” sorusu sorulmalıdır.
Örnek:
• Yolların kaygan olması yüzünden birçok kaza oldu.
Bu cümlede kaza olma sebebi olarak yolların kaygan olması gösterilmiştir.
• Zamanında gelmeyince otobüsü kaçırdı.
• Tartışmaya girmemek için oradan uzaklaştım.
• Onun istediği mesleği seçmedim diye babam benimle konuşmuyor.
SORU
Aşağıdakilerin hangisinde yargının nedeni belirtilmemiştir?
A) Başına gelenlerin hepsi bizi dinlememesinden değil mi?
B) Uzun yıllar sigara içtiği için rahat nefes alamıyordu.
C) Onca sıkıntıya tek başına göğüs germek zorunda kaldı.
D) Çok alıngan olduğundan kimseyle anlaşamıyordu.
E) Yemek çok acı olduğu için kimse yiyemedi.
ÇÖZÜM
A, B, D, E seçeneklerindeki yargılar nedenleriyle verilmiştir. C seçeneğinde neden- sonuç ilişkisi yoktur.
Doğru Yanıt C
171
9. Sınıf
5.
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
AMAÇ- SONUÇ CÜMLELERİ
Bir yargının gerçekleştirilme amacı ve sonucunun birlikte verildiği cümlelere amaç- sonuç cümleleri denir.
Bu tür cümlelerde “için, diye, üzere, ötürü, maksadıyla” gibi ifadeler sıkça kullanılır. Bu ifadelerden bazıları nedensonuç cümlelerinde de bulunabilir. Amaç-sonuç cümlelerinde yükleme “hangi amaçla, hangi maksatla” soruları
sorulmalıdır.
Örnek:
• Okula birlikte gideriz diye yanına geldim. (Hangi amaçla)
Bu cümlede okula birlikte gitme amacıyla yanına geldiği belirtilmektedir.
• Daha iyi görebilmek için en ön sıraya oturdum.
• Antalya’ ya gitmek üzere erkenden yola çıktım.
UYARI: Neden- sonuç ve amaç-sonuç cümlelerini birbirinden ayırmak zordur. Neden- sonuç cümlelerinde her iki yargının da yani nedenin de sonucun da gerçekleşip bittiğini görürüz. Amaç-sonuç
cümlelerinde ise sonuç belli ise de amacın gerçekleşip gerçekleşmediği belli değildir.
KOŞUL ANLAMLI CÜMLELER
Bir durumun gerçekleşmesinin ya da gerçekleşmemesinin başka bir duruma bağlı olduğunu belirtmek amacıyla kurulan cümlelerdir.
Örnek:
• İstediğin spor ayakkabıyı almam sınıfı geçmene bağlı.
• Bu sefer de yalan söylersen sana bir daha güvenmez.
• Geri getirmek şartıyla defterimi almıştı.
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koşula bağlılık söz konusudur?
A) Otobüsün arızalanması yüzünden eve gece yarısı döndük.
B) Sana bu kitabı veririm yalnız geri vermeyi unutma.
C) Onunla konuşmak mümkün olmadığından derdimizi anlatamadık.
D) Yanlış kullanım yüzünden okulda sağlam bilgisayar kalmadı.
E) Çevre bilinci gelişmediğinden her yer pislik içinde.
ÇÖZÜM
A, C, D,E seçeneklerindeki yargılar nedenleriyle verilmiştir, yani bu cümleler kendi içlerinde neden-sonuç
ilişkisiyle birbirine bağlıdır. B seçeneğinde kitabın geri verme koşuluyla verileceği söylenmektedir.
Doğru Yanıt B
SORU
(I) Divan şiirini anlamak zordur, diyorlar. (II) Matematiği, fiziği, kimyayı, müziği, resmi öğrenmek
daha mı kolaydır? (III) Divan edebiyatı eserlerinin birçoğunu ancak sözlüğe başvurursak anlamamız
mümkün olabilir. (IV) Her şeye rağmen kültür, birikim olduğuna göre halkın yüzyıllar boyunca kazandığı her şeyi öğrenmek doğal hakkıdır. (V) Dil, sıkı sıkıya milli varlığa, hayat ve topluma bağlıdır.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde yargı, bir koşula bağlanmıştır?
A) I
172
B) II
C) III
D) IV
E) V
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
konu anlatımlı
ÇÖZÜM
3. Cümlede Divan edebiyatı eserlerinin anlaşılabilmesi sözlüğe başvurulması koşuluna bağlanmıştır.
Doğru Yanıt C
AÇIKLAMA CÜMLELERİ
Bir kavram, olay ya da durumla ilgili bilgi vermek amacıyla kurulan cümlelerdir. Bu tür cümlelerde önce sonuç
sonra neden belirtilir. Açıklama belirten cümlelerde yargılar arasındaki bağlantı bağlaçlarla kurulabilir.
Örnek:
• Bugün işe gitmeyeceğim çünkü çok hastayım.
• Bir kez bile aramadı anlaşılan vefasızın tekiymiş.
İÇERİĞE İLİŞKİN CÜMLELER
Bir eserin konusuna, temasına, ne hakkında yazıldığına, hangi duygu ve düşüncelerin dile getirildiğine ilişkin
cümlelerdir.
Örnek:
• Yaşar Kemal, romanlarında Çukurova’yı, kendisinin de içinde yoğrulduğu ve ezildiği sorunları, insanları, doğa
yapısı ve özellikleriyle yansıtmıştır.
• Rıfat Ilgaz, eserlerine konu olarak kendi yaşadığı çevreyi ve olayları seçer.
ÜSLUBA İLİŞKİN CÜMLELER
Bir eserde, sanatçının anlatış özelliklerine, dili nasıl kullandığına açıklık kazandıran cümlelerdir.
Örnek:
• Yazarın anlatırken yaptığı benzetmeler, kullandığı imgeler şiirli bir dil oluşturur.
• Hançerlioğlu genellikle kısa cümlelerle anlatımı yeğlemiş, dili zorlamadan kullanmıştır.
SORU
Aşağıdakilerin hangisinde yer alan yargılar üslupla ilgili değildir?
A) Yazar, ilk romanında aile yaşamında sürdürülen düzenin acı sonuçlarını işler.
B) Şair, konuşma diliyle oluşturduğu yalın bir anlatımı yeğlemiştir.
C) Halk arasında kullanılan deyimlere yer yer de argoya yer verişi sanatçının çok okunmasını sağlamıştır.
D) Devrik cümlelerden de yararlandığı sade, sürükleyici bir anlatımı var.
E) Hikâyelerinde kelimelerin konuşma dilindeki söylenişlerini bozmadan yazı diline geçirmiştir.
ÇÖZÜM
B,C,D,E seçeneklerinde sanatçıların eserlerinde dili nasıl kullandıklarına ilişkin özellikler vardır. Bunlar
üslupla ilgili özelliklerdir. A seçeneğinde romanda işlenen konudan söz edilmektedir yani içerikle ilgili bir yargı
vardır.
Doğru Yanıt A
173
9. Sınıf
5.
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
OLASILIK (TAHMİN) CÜMLELERİ
Bir olay ya da durumun nasıl gerçekleşeceği hakkında kesin olmayacak şekilde fikir yürütmektir.
Örnek:
• Böyle tembellik etmeye devam ederse sınıfta kalabilir.
• Şimdi söylediklerinin hepsine pişmandır.
• Dolu, çiçeklere zarar verebilir.
• Bu akşam belki sinemaya gideriz.
• Toplantı bitmek üzeredir, boşuna gitmeyelim.
ÖN YARGI BİLDİREN CÜMLELER
Nasıl gerçekleştiğini kesin olarak bilmediğimiz olay ya da durumlarla ilgili önceden edinilmiş
olumlu ya da olumsuz yargılardır.
Örnek:
• Bu sefer de sözünü tutmayacak, görürsün bak.
• Ünlü yönetmenin son filmi büyük hayal kırıklığı yaratacak bence.
VARSAYIM CÜMLELERİ
Henüz gerçeklik kazanmamış bir olay ya da durumu gerçekleşmiş gibi kabul eden cümlelerdir. Bu tür cümlelerde “varsayalım, tut ki, ola ki, düşünelim, farz edelim, velev ki” gibi sözcükler sıkça kullanılır.
Örnek:
• Bir an için senin zengin olduğunu düşünelim.
• Diyelim ki bu proje kabul edildi.
• Tut ki seninle birlikte gelmeyi kabul etti.
SORU
Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir varsayımı ifade etmektedir?
A) Gece geç yattığı için derse geç kalabilir.
B) İstediğin bisikleti alırım yeter ki sen sınıfını geç.
C) Belki bundan sonra ailesinin sözünü dinler.
D) Diyelim ki senin dediğin oldu ve babasıyla barıştı.
E) Aynı tarihte izin alabilirsek tatile birlikte gidebiliriz.
ÇÖZÜM
“Diyelim ki senin dediğin oldu ve babasıyla barıştı.” cümlesi bir varsayımı ifade etmektedir. Çünkü bu
cümlede gerçekleşmemiş bir olayın bir an için gerçekleşmiş olduğu kabul edilmektedir.
Doğru Yanıt D
174
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
konu anlatımlı
ÖNERİ CÜMLELERİ
Öğüt vermek, yol göstermek, birine ne yapması ya da ne yapmaması gerektiğini söylemek üzere kurulan cümlelerdir.
Örnek:
• Çocuklarınıza sorumluluk verin ki hayatı öğrenebilsinler.
• Yazılarınızda açık, anlaşılır, sade bir dil kullanmanızda fayda var.
SORU
(I) Gelin, bir iyiliği paylaşarak insanın kendisini iyi hissetmesine katkıda bulunalım. (II) Tanıyalım ya
da tanımayalım sokakta insanlara tebessüm edelim. (III) Sabah işinize giderken hiç tanımadığınız
insanlara selam verin. (IV) Bu verilen örneklerdeki davranışların hiçbirinin maddi bir bedeli yoktur.
(V) Yani hiçbir sermaye gerektirmez. (VI) Hemen şimdi bir fırsat bulun ve bir iyilik yapın.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde bir öneriden söz edilmemektedir?
A) I ve II
B) II ve III
C) III ve IV
D) IV ve V
E) V ve VI
ÇÖZÜM
I, II, III ve VI. romen rakamları cümlelerde iletişimle ilgili yol gösteren, nasıl davranılması gerektiğini
belirten öneri cümleleri vardır. IV ve V. cümlelerde bir öneride bulunulmamaktadır.
Doğru Yanıt D
ELEŞTİRİ CÜMLELERİ
Herhangi bir kişinin, eserin ya da sanatçının olumlu ya da olumsuz yanlarını ortaya koyan cümlelerdir.
Örnek:
• Halide Edip’in romanlarında özen gösterilmemiş bir anlatım göze çarpar. (Olumsuz eleştiri)
• Yazarın çoğu eseri akla geldiği gibi yazıvermenin, düzeltilmek için bir çaba gösterilmeyişin izlerini taşır. (Olumsuz
eleştiri)
• Temiz dili ve güçlü anlatımı yazarın öykülerine ayrı bir değer kazandırır. (Olumlu eleştiri)
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eleştiri söz konusu değildir?
A) Romanlarında kenar semt yaşantılarını bulduğumuz yazar, kişilerini halk ağzıyla konuşturmadığından başarıyı yakalayamıyor.
B) Dil ve anlatıma önem vermediğinden Ercüment Ekrem’in eserleri roman tekniği yönünden pek
güçlü sayılmaz.
C) Eserlerinde aydınlara hitap etmeyi ilke edindiği için kullandığı gereğinden fazla yabancı sözcük
ve terimler yazarın anlaşılmasını engelliyor.
D) Gazeteciliğinin yanı sıra öğretmenlik de yapan yazar, felsefe, tarih ve sosyoloji okumuştur.
E) Romanlarında toplum sorunlarına çözüm getirme kaygısıyla yola çıksa da kendini taraf tutmaktan alıkoyamamıştır.
175
9. Sınıf
5.
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
ÇÖZÜM
A, B, C, E seçeneklerinde yazar ve eserle ilgili olumsuz yönler ortaya konularak eleştiri yapılmış, D
seçeneğinde ise nesnel bir değerlendirme verilmiştir. Bu cümlede eser ya da yazarla ilgili ne olumlu ne de
olumsuz herhangi bir ifadeye yer verilmiştir.
Doğru Yanıt D
DEĞERLENDİRME CÜMLELERİ
Bir olaya, esere ya da kişiye değer biçme, bunların belirleyici özelliklerini, olumlu ve olumsuz yönlerini gös-
terme amaçlı kurulan cümlelerdir. Değerlendirmeler nesnel de öznel de olabilir.
Örnek:
• Yazar, ölçülü bir biçimde kullandığı ağız özellikleriyle öykülerine sevimlilik kazandırmayı bilmiştir. (Öznel
değerlendirme)
• Yazarın, romanlarının başkişileri daha çok kadınlar arasından seçilmiştir. (Nesnel değerlendirme)
TASARI CÜMLELERİ
İleriye dönük olarak yapılması düşünülen planları, projeleri anlatan cümlelerdir.
Örnek:
• İleride kendime bahçeli bir ev almayı düşünüyorum.
• Ölmeden önce anılarımı yazmak istiyorum.
• Seneye arabayı değiştirmeyi planlıyorum.
• Önümüzdeki yıl diksiyon dersini bütün sınıflara koymayı düşünüyoruz.
SORU
(I) Türkiye’de ilk defa geçen yıl, Gazi Üniversitesi Türk Halk bilimi Bölümünde “Uygulamalı Masal”
dersini başlattık. (II) Türk masallarını güncelleme, günümüze uyarlama, oyun metnine dönüştürme
ve oynama çalışmaları yapmaktayız. (III) Önümüzdeki sene oyunlarımızı üniversite yerleşkesi dışına
da açmayı düşünüyoruz. (IV) Amacımız unuttuğumuz, ihmal ettiğimiz masallarımızı yeniden canlandırmak, reklamını yapmak ve tanıtmaktır. (V) Çünkü bugün kaybettiğimiz, eksikliğini hissettiğimiz
ne kadar insani, evrensel değerimiz varsa hepsi masallarımızda gizlidir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir tasarıdan söz edilmektedir?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
ÇÖZÜM
Tasarı, bir kişinin yapmayı düşündüğü, planladığı şeydir. Yazar, III. cümlede oyunları üniversite yerleşkesi
dışına açmayı tasarladığını belirtmiştir.
Doğru Yanıt C
YAKINMA CÜMLELERİ
Herhangi bir olumsuz durumdan dolayı şikâyet etme, sızlanma anlamı taşıyan cümlelerdir.
Örnek:
• Herkes sorumluluk sahibi olsa da ödevini zamanında teslim etse, ama nerde?
• Gençler her şeyi kendilerinin bildiklerini zannediyorlar.
176
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
konu anlatımlı
SORU
(I) Çağdaş kentin çocukları, sokakları terk etmiştir. (II) Bütün toplanma mekânları kapalıdır ve bu
mekânların yazılı kuralları vardır. (III) Parklar, spor sahaları, marketler, sinemalar hep ya tavanı ya
duvarları ya da sınırları olan mekânlardır. (IV) Bu mekânlarda çocuklar beş taş, aşık, seksek, saklambaç ve dalya oynayamazlar. (V) Zaten bu eski oyunları oynayan çocuk mu kaldı etrafta?
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde yakınma söz konusudur?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
ÇÖZÜM
Yazar, çocukların günümüzde “beş taş, aşık, seksek, saklambaç ve dalya” gibi eski oyunları
oynamamalarından yakınmaktadır.
Doğru Yanıt E
SEZGİ CÜMLELERİ
Bir olayın olup olmayacağını önceden hissetme anlamı taşıyan cümlelerdir.
Örnek:
• Uzun süredir aramayınca bir terslik olduğunu anlamıştım.
• Bu sessizliğin ardından bir şey çıkacağını hissetmiştim zaten.
AŞAMALI DURUM BİLDİREN CÜMLELER
Bir olayın, durumun ya da kişinin olumlu ya da olumsuz yönde giderek değiştiğini anlatan cümlelerdir. Bu tür cümlelerde genel olarak “ günden güne, her geçen gün, git gide, gittikçe yıldan yıla…” gibi sözcük ya da sözcük gruplarına
yer verilebilir.
Örnek:
• Zavallı çocuk hastalığı yüzünden günden güne zayıflıyordu.
• Ülkedeki kaos gün geçtikçe tırmanıyor.
• Gözümdeki değeri gittikçe azalıyor.
PİŞMANLIK BİLDİREN CÜMLELER
Yapılan bir hatadan dolayı duyulan üzüntüyü bildiren cümlelerdir.
Örnek:
• Onu evde yalnız bırakmam bir hataydı.
• Keşke ona bu kadar bağırmasaydın.
HAYIFLANMA BİLDİREN CÜMLELER
Herhangi bir olaydan ya da yapılmayan bir işten duyulan üzüntüyü anlatan cümlelerdir.
Örnek:
• Keşke zamanında ders çalışsaydım.
• Üniversite yıllarımda bu kadar ders çalışacağıma biraz da eğlenseydim keşke.
UYARI: Pişmanlık cümleleri ile hayıflanma cümleleri anlam olarak birbirine çok benzer. Bu cümleleri şu şekilde ayırabiliriz. Hayıflanma cümlelerinde yapılmayan bir işten dolayı duyulan üzüntü anlatılırken pişmanlık
cümlelerinde yapılan bir işten dolayı duyulan üzüntü vardır.
177
9. Sınıf
5.
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
ÜNİTE
konu anlatımlı
5. ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
Aşağıdaki cümlelerin başına yargılar doğru ise “D” , yanlış ise “Y” yazınız.
FF 1. Kelime ve kelime grupları yargı bildirir.
FF 2. Sözcükler ancak cümle içerisinde bir bağlamda kullanıldığında anlamlı hâle gelir.
FF 3. Cümlede anlam, cümleyi meydana getiren kelime, kelime gruplarının anlamlarının toplamıdır.
FF 4. “Çocukların o hâlini görünce yüreğim sızladı.” cümlesi haber cümlesidir.
FF 5. Yükleminde zaman değil de tasarlama, isteme, buyurma ya da şart anlamı olan cümleler haber cümleleridir.
FF 6. “Seni sevmiyor değilim.” cümlesi biçimce olumlu, anlamca olumsuz bir cümledir.
FF 7. Doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanamayan, kişisel duygu ve düşünceleri içeren cümleler özneldir.
FF 8. Yeterince uyuyamadığı için çok hâlsizdi.” cümlesi amaç-sonuç anlamı içeren bir cümledir.
FF 9. “Kemanı ilk başladığı zamanlara göre çok daha güzel çalıyor.” cümlesi karşılaştırma cümlesidir.
FF 10. “Ne kadar yorgun olursanız olun çocuklarınıza vakit ayırın.” cümlesinde yakınma anlamı vardır.
Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
1. Kelimelerin bir araya gelerek anlamlı söz öbekleri ya da cümleler oluşturmasına …………………….. denir.
2. Haber verme, bilgi aktarma amacıyla oluşturulan cümlelere …………………………… denir.
3. “Siz bence bu fırsatı kaçırmayın.” cümlesinin yüklemi ……………………………. kipiyle çekimlenmiştir.
4. ……………………………… kipi fiillere ve isim soylu sözcüklere şart, dilek gibi anlamlar katar.
5. Bir cümle eğer bilinmeyen bir konuda mutlaka cevap almak amacıyla düzenlendiyse buna
………………………… denir.
6. Olumlu isim cümleleri ……………………. sözcükleri ya da ………………….. ekleriyle olumsuz yapılır.
7. Kişisel duygu ve düşünce içermeyen, doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanabilen cümlelere
…………………………. denir.
8. “Hikâye, edebiyatımıza Batı’dan gelen yazınsal türlerden biridir.”
cümlesi kanıtlanabilirlik açısından
………………………… bir cümledir.
9. Herhangi bir sanatçının ya da eserin olumlu veya olumsuz yönlerini ortaya koyan cümlelere
………………………………. denir.
10. “Seninle sinemaya gelirim ancak sen de işleri bitirmeme yardım edeceksin.” cümlesi anlam bakımından
…………………………… cümlesidir.
178
DİL VE ANLATIM
CÜMLE BİLGİSİ
konu anlatımlı
Aşağıdaki ifadeleri ilgili oldukları tanım ya da kavramlarla eşleştiriniz.
179
5.
ÜNİTE
Cümle Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 1
1. Aşağıdaki dizelerin hangisinde haber cümlesi
4. Bunca emekler harcanarak bir eser mi hazırlanmış?
yoktur?
Önce yüzler asılıyor, herkes öfke ile bakışıyor birbi-
A) Günlerden öyle bir gündü
rine. Dudaklar kısılmış, tırnaklar avuçlara batırılmış.
Bir sessizlik, ölüm sessizliği sarıyor ortalığı. Ardın-
Üstüne tarih düştüğüm
B) Gözümün önüne geldi birden
dan da hücumlar, küçümsemeler...
Balkıyan güzel yüzün
Bu parçadaki cümlelerde aşağıdaki duygular-
C) Ve yüreğim yandı, söndü
dan hangisi anlatılmak istenmiştir?
A) Umut
Ter bastı avuçlarımı
D) Bir işlek kovan uğultusu
B) Çalışkanlık
D) Kıskançlık
C) Karamsarlık
E) Paylaşım
Kapladı kulaklarımı
E) Uzanayım usulca sana
Yavan ömrüme katık
vardır?
A) Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam
Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak
B) Gözlerine yavaşça, yavaşça doldu akşam
Göklerin ateşini kalbime boşaltarak
Evrensel İletişim Yayınları
2. Aşağıdaki dizelerin hangisinde dilek cümlesi
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “abartma” söz
konusudur?
A) Sel felaketinin yol açtığı zarar çok büyük.
B) Öyle yorgun ki yatınca uyuyakaldı.
C) Dünya kadar altını var, hâlâ fakir hayatı yaşıyor.
C) Benim içimde yaktı sanki gurubu akşam
D) Hedefimize en hızlı şekilde ulaşmalıyız.
E) Sen kendini çok akıllı mı zannediyorsun?
Senin kirpiklerinde bir damla oldu akşam
D) Eriyor fırtınanın hızı pencerelerde
Soba ılık bir hava dağıtıyor içerde
E) Bize unutturuyor dışarıda yağan karı
Saadet içimizden bir sel gibi taşıyor
3. Aşağıdakilerin hangisi yanıt beklemeyen soru
180
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin ger-
cümlesidir?
çekleşmesi bir koşula bağlı değildir?
A) Artık futbolla ilgilenmiyor musun?
A) Biraz daha büyüsün de birlikte maça gidelim.
B) Aradığın sevgiyi bulabildin mi?
B) Şu elimdekileri alsan da kapıyı açsam.
C) Gecenin bu saatinde dışarı çıkılır mı hiç?
C) Erken çıkarsan derse yetişebiliriz.
D) Hâlâ yazmaya devam ediyor musun?
D) Biraz daha çalışırsan geçer not alabilirsin.
E) Gelmeyeceğimi sana kim söyledi?
E) Artık oyun oynamayı bıraksanız iyi olur.
5.
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 1
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde olasılık anlamı
ÜNİTE
10. Aşağıdaki cümlelerden hangisi biçimce olum-
yoktur?
suz, anlamca olumludur?
A) Bu hafta antrenman iptal olabilir.
A) Bu iş öyle zannettiğin kadar kolay değil.
B) Bu gidişle herhalde projeyi tek başıma yapaca-
B) Aradığımız evi bir türlü bulamadık.
ğım.
C) Ne dinlemeyi biliyor ne konuşmayı.
C) Mezuniyet törenine gelmeyeceğim.
D) Mükemmelliği aramıyor değilim.
D) Akşama belki yemeğe gelir.
E) Yenilgiyi kabullendiğimi kim söyledi?
E) Sanırım bundan sonra onunla konuşmazsın.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisine yazar kişisel
A) Yazarın hikâye kitapları romanlarına oranla daha
fazla.
B) Son kitabının dili bana yavan geldi.
C) Şiirlerinin çok ilgi göreceğini zannetmiyorum.
D) Betimlemeleri dikkat çekici ama sıkıcı olabiliyor.
E) Hayatı öğrenmek için şiir okumalı insan.
Evrensel İletişim Yayınları
duygusunu katmamıştır?
11. Aşağıdakilerden hangisi anlamca olumlu bir
cümledir?
A) Ne beni dinliyor ne ailesini.
B) Bu gürültüde ders çalışabilirsen çalış.
C) Sanki İstanbul’a gitti de iyi mi etti?
D) Artık kimseyi yargılamıyorum.
E) Seni anlamaz olur muyum hiç?
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylı anlatım
vardır?
A) Bazıları, tiyatro öldü artık, denenecek her şey
denendi, diyor.
B) Montaigne, denemelerinde hep kendinden söz
eder.
C) Attila İlhan’ın “Ben Sana Mecburum” şiirini çok
beğendiğini söylüyordu.
D) Yazar, eserde içerik ve biçim birbirini tamamlamalıdır, dedi.
E) Konuşmacının “Sözcükler yapının kerestelerini
tutan çiviler gibidir.” sözü çok hoşuma gitti.
12. Aşağıdaki cümlelerden hangisi anlamca olumsuzdur?
A) Dürüst olan adam böyle davranır mı hiç?
B) Söylediklerimi anlamış mıdır sence?
C) Sanat için mi yoksa toplum için mi eser verilmelidir?
D) Mesleğimiz kişiliğimizin aynası mıdır?
E) Sanat eserinde içerik, biçimden önemli midir?
181
5.
ÜNİTE
Cümle Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 2
1. (I) Sinemayı çok seviyordu ama sinema çok zaman
5. Aşağıdakilerin hangisinde “beklenmezliğin yarattığı şaşkınlık” anlamı vardır?
kaybettiriyordu ona. (II) Vizyonda izlemediği film
kalmamıştı neredeyse. (III) İyi de vaktinin çoğunu
A) Ödevini çabucak bitirip sokağa fırladı.
çalışmayla geçirmesi gereken biriydi o. (IV) Oysa
B) Sen bulaşıkları yıka o da tozu alıversin hemen.
beyaz perdenin o göz alıcı dünyasına kendine kap-
C) O kadar olaydan sonra hiçbir şey olmamış gibi
tırdı mı bu dünyadan kopup gidiyordu. (V) Ondan
eve gelmesin mi bir de.
sonra da çalış çalışabilirsen.
D) Toplantıda çenesi düştü, konuştu da konuştu.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisin-
E) Bu işin üstesinden nasıl geleceğiz şimdi?
de, olumlu ve olumsuz bir durum bir arada verilmiştir?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
2. Yazar; sevgiyi, arkadaşlığı, paylaşımı, kıskançlığı,
korkuyu, öfkeyi romanlarına konuk ediyor.
Aşağıdakilerden hangisi anlamca bu cümleye
6. Aşağıdaki yargıların hangisinde bireye yönelik
en yakındır?
bir eleştiri söz konusudur?
A) Yazar, romana özgün bir anlayış getirmiştir.
A) Gelenekleri yaşatma, genellikle küçük topluluk-
B) Yazar, geçmişin söz dağarcığından yararlanmıştır.
atmıştır.
D) Yazar, roman tekniklerini çok iyi bilmektedir.
E) Yazar, yaşamın gerçeklerini romanlarına yansıtmıştır.
ların bir özelliğidir.
B) Eğitimsizlikten çektik şimdiye kadar ne çektiy-
Evrensel İletişim Yayınları
C) İyi bir gözlemci olan yazar, değişik konulara el
sek.
C) Eserlerinde kullandığı akıcı dil okunmasını sağlayan en önemli etkendir.
D) Çağın gereklerine ayak uydurmak medeni toplumların özelliğidir.
E) Toplum olarak savaşmamız gereken en önemli
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde söyleyenin
düşman cahilliktir.
duygu ve düşüncelerine yer verilmemiştir?
A) Çok etkili, çarpıcı bir anlatımı var.
B) Eserleri hak ettiği yere bir türlü gelemedi.
C) Romanın dili âdeta insanı büyülüyor.
D) Bu eserlerin geleceğe kalma şansı hiç yok.
E) Romanlarında Çukurova insanını işlemiş.
7. Bilgili olup da mutsuz olmayı, bilgisiz olup da mutlu
4.
I. Betimleme, bir manzaranın göz önünde canla-
II. Betimlemede niteleyici sözcüklerden yararlanılır.
nacak şekilde anlatılmasıdır.
olmaya tercih ederim.
Böyle düşünen birisi aşağıdaki sözlerden hangisini söyleyemez?
A) Öğrendikçe mutsuzluklarım arttı belki ama her
şeyi bilerek yaşadım.
III. Betimleme tekniğinde sanatlı anlatım söz konu-
B) Beni mutsuz etse de yaşamı tüm gerçekleri ile
IV. Betimleme, gözlemlerin sözcüklerle anlatılmasıdır.
C) Sonuçları ne olursa olsun öğrenmekten asla
lama yapılmıştır?
D) Yaşadığım her şeyin nedenini bilmek isterim.
sudur.
Numaralanmış cümlelerin hangi ikisinde tanımA) I ve II
182
B) I ve III
D) III ve IV
E) IV ve V
C) I ve IV
yaşamak isterim.
vazgeçmem.
E) Yaşam hakkında az şey bilip mutlu olmayı tercih
ederim.
5.
ÜNİTE
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 2
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir ön yargı
11. (I) Bağımsızlığını kaybeden millet, yaşayan bir ölü
vardır?
gibidir. (II) Türk milleti, bağımsız olmayı değişmez
A) Öyle derin anlamlar barındırıyor ki her okudu-
biçimi kabul etmiştir. (III) İstiklal Savaşı, Türk mille-
ğunda farklı anlamlar çıkarıyorsun şiirden.
tinin bağımsızlığa tutkusunun son somut örneğidir.
B) Tiyatrodan sonra oyuncular dakikalarca ayakta
(IV) Bağımsızlığını kaybeden bir millet, dilini tekrar
alkışlandı.
koruyabilirse bir gün bağımsızlığına kavuşabilir.
C) Yazarın son kitabında işlediği konuyu hiç sev-
(V) Türkçemiz, başlangıçta yabancı dillerin etkisin-
medim.
den uzak bağımsız bir dildi.
D) Hikâyedeki uzun betimlemeler beni değişik yer-
lere götürüyordu.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi koşul anlamı taşımaktadır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) Konusu o kadar sıkıcı ki bu filmin ödül alacağını
hiç sanmıyorum.
E) V
9. (I) Yahya Kemal’in ölümü her şeyden ziyade bir abidenin yıkılışını andırır. (II) İstanbullular bir sabah kalkınca onun yerini boş buldular ve içlerinden sanki
12. (I) Bir kitabı okumadan köşeye atıp mahkum eden-
Süleymaniye ortadan kalkmış gibi bir hisse kapılıp
lıdır. (IV) Sinan, İstanbul’un dış manzarasında neyi
tamamlamakta ise Yahya Kemal onun iç manzarasında öyle bir şeyi tamamlıyordu. (V) O, Sinan gibi
hünerinin bütün sırrını beraberinde alıp götürmüş
eşsiz bir sanatkârdı.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili
olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) I. cümlede benzetme yapılmıştır.
ler vardır. (II) Onlara benzememeye çalışalım.
Evrensel İletişim Yayınları
üzüldüler. (III) İstanbullular ne kadar üzülseler hak-
(III) Gerçek okuyucular, hoşlarına gitmeyen kitaplardan bile ağırbaşlı bir dille bahsederler. (IV) Kendilerini naza çekenler ancak sahte okuyuculardır.
(V) Goethe: “İçinde iyi bir tarafı bulunmayacak kadar kötü kitap yoktur.” der.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde öneri söz konusudur?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
B) II. cümlede öznel bir anlatım vardır.
C) III. cümlede neden-sonuç ilişkisi vardır.
D) IV. cümlede karşılaştırma yapılmıştır.
E) V. cümlede olumlu bir eleştiri vardır.
10. (I) Tüm ada yemyeşil... (II) Pirinç tarlalarının teras
teras şekilleri öylesine uygun bir tarzda yapılmış
ki bunları seyrederken hayretler içinde kalmamak mümkün değil. (III) Tarlaların ötesinde meyve ağaçları, daha içlere doğru sık ormanlıklar var.
(IV) Adanın yapısı volkanik olduğundan kuzeyde
birkaç yanardağ bulunuyor. (V) Üç bin metreye ulaşan Gunung Agug, Bali’nin en kutsal tepesi.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde öznellik söz konusudur?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde olumsuz bir
değerlendirme yoktur?
A) Son yılların en iyi kitabı dense de diğerlerinden
hiçbir farkı yok bunun da.
B) Büyük ümitlerle alınan oyuncunun takıma hiçbir
faydası olmadı.
C) Yönetmenin son filmi için olumlu değerlendirmelerde bulunmak isterdim.
D) Filmin sürükleyiciliği koltukta uyumamı engelledi.
E) Kadroda ünlü oyuncunun bulunması bile filmin
beğenilmesini sağlayamamış.
183
5.
ÜNİTE
Cümle Bilgisi
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 3
1. Bir yazar şöyle diyor: “Zeki adamlar söyleyecek bir
4. (l) Tiyatroya âdeta aşık bir eleştirmen. (I) Durdurak
bilmeden izlediği oyun sayısıyla ve izlediği oyunları
şeyleri olduğu için konuşurlar.”
hızlıca kâğıda geçirmesiyle anlaşılabilir. (III) Yüz-
Bu cümlede anlatılmak istenene en yakın aşağı-
lerce oyun kritiği yazmış bu önemli eleştirmenin,
dakilerden hangisidir?
bu kitapta 2011-2012 dönemi yazıları yer alıyor.
A) Bazı insanlar gereksiz yere çok konuşurlar.
(IV) Her zaman yazdığına ve içtenliğine inandığım
B) Gevezelik etmek boş konuşmaktır.
nadir eleştirmenlerden. (V) Sadece tiyatroseverin
C) Söyleyecek sözün yoksa konuşmamalısın.
değil yazmaya hevesli herkesin arşivinde bulunma-
D) Akıllılar nerede ne diyeceğini bilir.
sı gereken bir kitap olmuş.
E) Akıllı insan boş yere konuşmaz.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden
hangisi, kendinden önceki cümlenin açıklaması
durumundadır?
A) I.
B) II.
A) Öğrencilerimiz bazen bir tek ders yüzünden
A) Birey, kendisi hariç kimsenin çıkarını ilgilendir-
okul uzatmaktadırlar.
C) Özgür toplumun vazgeçilmez temelinin, birey
hakları ilkesi olduğu bilinmelidir.
D) Aşırı özgürlük, gerek devlette ve gerekse bireylerde köleliğe dönüşür.
Evrensel İletişim Yayınları
mediği sürece hareketlerinden dolayı topluma
hayatlarının sınırına kadardır.
E) V.
tilmemiştir?
farklı bir düşünce dile getirilmiştir?
B) Özgürlüğün bir anlamı varsa bu, diğer insanların
D) IV.
5. Aşağıdakilerin hangisinde yargının nedeni belir-
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ötekilerden
karşı sorumlu değildir.
C) III.
B) Bu kıraç alanda sera tesisleri kurulmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.
C) Ünlü futbolcuya bu maçta kadro verilmediğinden takım istediği sonucu alamadı.
D) Basit elemelerle ehliyet alanlar trafikte çok büyük tehlike yaratmaktadır.
E) Anne karnındayken iyot eksikliği yaşayan çocuklar, zekâ geriliğiyle ve boy kısalığıyla karşı-
E) Bir kimsenin düşüncesini açıklayamaması köleliktir.
laşıyorlar.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ötekilerden
farklı bir düşünce dile getirilmiştir?
A) Eğitim insan daha doğmadan başlar ve ömür
3. (I) Eleştirinin kıymeti tartışılmaz. (II) Gerçek eleştirinin yoksunluğu, sanatın gelişmesini yavaşlatır ya
da gelişmesine engel olur, oluyor da.(III) Lafını esirgemeyen o kadar az eleştirmen var ki, hele sahne
sanatları alanında. (IV) Bir de, çatır çatır yazan eleştirmenlere göğüs gerebilen, onlardan da az tiyatro
ekibi var tabii. (V) Bu başka bir yazının konusu olaYukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi
düşüncenin akışını bozmuştur?
A) I.
B) ll.
C) III.
D) IV.
184
B) Bebeklere, anne karnında müzik dinletme ve
hikâye okuma eğilimlerini de hesaba katarsak
eğitim bebeğin dış dünyayı görmesinden önce
başlar.
C) Bebeklerin organları oluşurken her sesten etkilendiğini ve böylece hayatının sonuna kadar
değişim sürecinin başladığını söyleyebiliriz.
D) Eğitim, bir bebeğin doğumuyla başlar ve hayatı-
bilir ancak.
boyu sürer.
E) V.
nın sonuna kadar devam eder.
E) Hayat boyu eğitime, dünyaya gelmeden öncesi
de katılmalı.
5.
ÜNİTE
ÜNİTE TEKRAR TESTİ – 3
7. Aşağıdaki dizelerin hangisinde eylem, nedeniyle
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tanımlama
birlikte verilmiştir?
vardır?
A) Nisan ayı içinde donanır dağlar
A) Eğitim, bireyin davranışlarında isteyerek deği-
Donanır yeşilinden alından
şim meydana getirme sürecidir.
B) İstasyon deresi kabarmıştır
B) Bilim, insanın hem kendisi hem de diğer varlıklar
Hacıdağ'ın selinden
hakkındaki bilgisini artırır.
C) Dağlar sıra sıradır eylim eylim
C) Öğrenmek ve öğrendiklerini uygulamak insana
Dağlar uzanır bir uçtan bir uca
mutluluk verir.
D) Dağlar birbirinden yüce
D) Gerçek bilim adamı para ve şöhrete değil, bilim-
Yamaçlarında kireç yakılır
sel gerçeğe koşar.
E) Bir ömür boyunca kahrı çekilir E) Bilim yapan kişi yeni bir şey öğrendikçe kendi
Kimse anlamamış sırrını hikmetini biliminin sınırlı olduğunu görür.
Evrensel İletişim Yayınları
8. Aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı, bir “gerekçe” içermektedir?
A) Müzikte enstrümanın kalitesi önemli midir?
10. (I) Bazı ördekler sık olarak kendi yavrularıyla birlikte bir başka ördeğin yavrularını da büyütür. (II) Fa-
Evet, kaliteyi önemsiz göremezsiniz.
kat yapılan araştırmalar bu kreş açma davranışının
B) Konser yapacağınız mekân sizi ne kadar etkiler?
pek de göründüğü gibi olmadığını ortaya koydu.
Evet, bulunulan ortam seslerin kalitesini etkile-
(III) Dişi ördekler yavruları az sayıdaysa onları terk
diği için mekân önemlidir.
ederler. (IV) Terk edilen yavrular ölmemek için zo-
C) Tek başınıza mı yoksa grupla mı çalıyorsunuz?
runlu olarak ilk gördüğü ana ördeğin arkasına takılır.
Bu konserden konsere değişiklik gösteriyor.
(V) Üvey ana onları hemen kabul edecek sanmayın.
D) Seyircilerin konser sırasında sizi etkilediği olu
yor mu?
(VI) Üvey ana eğer kendi yavruları on günlük olma-
Özellikle alkışın sanatçı için çok önem arz ettiği-
mışsa yabancı yavruları kabul eder.
ni düşünüyorum.
E) Konsere hazırlanırken nasıl bir yol izlersiniz?
Önce dikkatimi ele alacağım konu üzerinde yoğunlaştırırım, onunla yaşarım; konsere çıkana
kadar devamlı çalışırım.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri koşul anlamı taşımaktadır?
A) I ve II
B) II ve III
D) III ve V
C) III ve IV
E) III ve VI
185
9. Sınıf
6.
ÜNİTE
PARAGRAF
9. Sınıf
6.
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
ÜNİTE
konu anlatımlı
1. ANLATIM BİRİMİ OLARAK PARAGRAF
Düz yazılarda bir düşüncenin, duygunun,
durumun değişik şekillerde ifade edildiği me-
tin birimine “paragraf” denir. Paragraf, bir temel cümle çerçevesinde yardımcı cümleler-
KAZANIM 1
Bir anlatım birimi olarak paragrafın oluşumunu açıklar.
•
Paragraf; yerine göre belli bir bağlamda kelime, kelime grubu, tek cümleden veya birden çok cümleden
oluşan anlatım birimidir.
•
Dildeki ses ve anlam birimleri, ifade edilecek bir
husus etrafında dil bilgisi kurallarına göre birleşerek
anlatım birimi olarak paragrafı oluşturur.
•
Kelimede sesler, cümlede kelimeler, paragrafta cümleler, metinde paragraflar birer birimdir.
•
Cümle, soyut anlam değerine sahip dil birimidir.
•
Cümle, yer aldığı bağlamla birlikte ifade edildiğinde
ortaya paragraf adı verilen anlatım biçimi çıkar.
den oluşan cümleler topluluğudur. Her parag-
raf, başlı başına bir metin aynı zamanda da o
metnin bir parçasıdır. İyi düzenlenmiş bir metinde her düşünce, olay ya da durum ayrı pa-
ragraflarda işlenir. Paragraflar, kendi içlerinde
bağımsız bir birim olmanın yanında bir bütü-
nün parçası olarak da diğer parçalarla uyum
içinde ve tutarlılığa sahip parçalardır. Paragraflar cümlelerden, cümleler sözcüklerden,
sözcükler seslerden oluşur.
SES
KELİME
KELİME GRUBU
CÜMLE
PARAGRAF
Paragraf bir satır başından öteki satır
başına kadar olan bölümdür. Bu açıdan her
paragraf kendi içinde bir bütünlük taşımalıdır.
Bu bütünlük, paragrafı oluşturan cümleler
arasında dil ve düşünce bağıntısı kurmakla
sağlanır. Paragrafta her cümle bir yargı bildirir.
Kişi duygularını, düşüncelerini anlatırken
anlamca birbiriyle ilgili yargıları bir araya
KAZANIM 2
Paragrafta anlamın bağlamla ilişkisini belirler.
•
Belli bir bağlamda iletişime katılan ögeler bütünü çeşitli yönlerden birbirlerini tamamlar. Birbirini tamamlayan ve birbiriyle ilişkili olan bu ögeler birlikte bir
anlatım birimi olan paragrafı oluşturur.
getirir. Cümleler de tıpkı sözcükler gibi kullanıldığı bağlama göre anlam kazanır. Paragraf içinde yer almayan, tek
başına bir cümlenin anlamından söz etmek yanılgıya sebep olabilir.
Örnek
S.E.Ç.M.E
SEÇME
Seçme hakkı
Ses
“Seçme hakkımız var.” cümlesi anlam kapsamı geniş olan
bir cümledir. Cümleyi tek başına değerlendirdiğimizde hangi
Kelime
anlamda kullanıldığı ile ilgili kesin bir yargıda bulunamayız.
Kelime grubu
Seçme hakkımız var.
Cümle
Ancak bu cümleyi paragraf içinde değerlendirdiğimizde
“nasıl yaşamak istediğimizi seçme hakkından” söz ettiğini
anlayabiliriz.
Can sıkıntısı tekdüzelikten kaynaklanır. Tekdüze yaşamak can sıkıntısına yol
açar ve eğer sıkılıyorsanız kendiniz de sıkıcısınız demektir. Ondan sonra da
insanların neden sizinle birlikte olmak istemediklerini merak edersiniz. Oysa
seçim yapabiliriz. Seçme hakkımız var. Yaşamınızı nasıl yaşamak istediğiniz
konusunda seçim yapabilirsiniz.
188
Paragraf
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
konu anlatımlı
KAZANIM 1
2. PARAGRAFTA YAPI
Paragrafın yapısını belirleyen unsurları açıklar.
Metinde paragrafların sayısı için bir sınır
•
Paragraftaki cümleler veya ifade kalıpları arasındaki
ilişki paragrafın yapısını belirler. Paragrafın anlamı
paragraftaki cümlelerin anlamının toplamı değildir.
Paragraf şekil ve anlam kaynaşmasından oluşan
organik bir birliktir.
•
Anlatma birimi olan paragraf, yer aldığı metne göre
boyut kazanır; anlatılan, tanıtılan, bildirilen konunun
yer, zaman ve kişilerle ilgi derecesi paragrafın yapısını
belirler.
•
Anlatıcının anlattığı konu, yer ve objeyle ilişkisi paragrafın uzun veya kısa olmasını belirleyen ögelerden
biridir. İletişim biçimi, yeri, iletinin niteliği, alıcının,
göndericinin durumu ve ileti kanalı paragrafın boyutunu birlikte belirler.
olmadığı gibi paragrafı oluşturan cümleler için
de bir sınır yoktur. Bir paragrafta üç ayrı bölüm vardır. Giriş, gelişme ve sonuç. Bunların
sıralanış biçimine “paragrafın planı” denir. Paragrafı oluşturan bölümler hem birbirine bağlı
hem de birbirinden bağımsızdır. Paragraftaki
cümleler arasındaki ilişki paragrafın yapısını
belirler.
SORU
(I) Kuşadası’nın çehresi 1960’tan sonra turizm yatırımlarının getirdiği plansız ve hızlı betonlaşmayla değişti. (II) İlçenin devlet hastanesinin yeni binasının arsa bulunamadığı için şehir dışına inşa
edilmesi, yapılaşmanın ulaştığı boyutun bir göstergesi. (III) Kuşadası, Türkiye’de turizm potansiyeli
ilk fark edilen yerlerin başında geliyor. (IV) Yapılaşmanın sahil ve ovayı doldurduktan sonra dağ
yamaçlarını zorladığı izleniyor. (V) Atatürk heykelinin bulunduğu tepeden kente bakıldığında yapının
olmadığı tek yeşil alan, eski mezarlık ne yazık ki…
Bu parçada numaralandırılmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
ÇÖZÜM
I, II, IV, V numaralı cümlelerde Kuşadası’ndaki plansız ve hızlı betonlaşmadan ve yeşil alan yokluğundan
söz ediliyor. III. cümlede ise Kuşadası’nın turizm potansiyelinden söz edilmektedir.
Doğru Yanıt C
PARAGRAFIN BÖLÜMLERİ
Giriş Cümlesi
Giriş cümlesi dil, yapı ve anlam bakımından bir sonraki cümleye bağlıdır.
Giriş cümlesindeki sözcükler sonraki cümlelerde tekrarlanır çünkü bir paragraf anahtar sözcük ve sözcükler
etrafında yoğunlaşır.
Paragrafta sorulan “Neden söz ediliyor?” sorusunun yanıtının bulunduğu yani konunun belirtildiği cümledir.
Bir metnin giriş cümlesinde bağlantı ögesi bulunmaz.
Gelişme Cümlesi
Paragrafın yardımcı düşünceleri gelişme cümlelerinde bulunur.
Yardımcı düşünceler; ana düşünceyi belirli bir açıdan açar, destekler ya da buna karşı çıkar, ana düşüncenin
anlaşılmasını kolaylaştırır.
189
9. Sınıf
6.
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
ÜNİTE
konu anlatımlı
Giriş cümlesinde verilen konunun ayrıntılandığı, yardımcı düşüncelerle beslendiği, içinde bağlayıcı ögelerin
bulunduğu cümlelerdir.
Yardımcı düşünceyi bulmaya yönelik soruların kökleri çoğunlukla olumsuzdur.
Sonuç Cümlesi
İşlenen konuyla ilgili olarak varılan sonucun belirli bir yargı olarak ifade edildiği kısımdır.
Kendinden önceki gelişme bölümüyle sıkı sıkıya bağlı bulunan duyguların, düşüncelerin, olayların toparlandığı son bölümdür.
Bu bölümde yazar vermek istediği mesajı belirterek yazıyı tamamlar.
Paragraf ve Başlık
Başlık ana düşüncenin özetidir.
Başlık paragrafta vurgulanan anahtar kavram ya da kavramlardır.
Başlık yoğunlaştırılmış konudur.
Başlık, konunun hangi bakış açısıyla ele alındığını bildiren bir söz öbeğidir.
SORU
Bir şair, başkalarının şiirlerinde geçen sözcükleri kullanabilir. O şiirlerin konularını, izleklerini yeni-
den işleyebilir. Bu, metinler arası ilişkilerin ve sanattaki evrensel bakışın doğal bir sonucudur. Ama
bu özellik onu taklitçi yahut değersiz saymayı gerektirmez. Yeter ki o, bu kullanış ve işleyişte başkalarından ayrılabilsin. Onları ayrı bir görüş, biçim ve yöntemle yeni bir bileşime sokabilsin. Kısaca
şiirinde bir kişilik gösterebilsin.
Bu parçaya getirilebilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şair ve Özgünlük
B) Sanatçının Değeri
C) Sanatta Evrensel Bakış
D) Şiirde Konu
E) Şairlik Yeteneği
ÇÖZÜM
Paragrafın ana düşüncesi, “Bir şiiri özgün kılan temel özellik neyin anlatılacağı değil, neyin nasıl
anlatılacağıdır.” şeklinde belirlenebilir. Bu da özgünlük olarak değerlendirilir. Başlık ana düşüncenin özetidir.
Doğru Yanıt A
PARAGRAFTA KONU
Bir paragrafta konu üzerinde söz söylenen, düşünce yürütülen olay, varlık ya da kavramdır. Yazarın üzerinde
durduğu, hakkında yazı yazdığı şeydir konu. Doğal ve toplumsal çevremizdeki her şey yazı konusu olabilir. Sanat
eserinde konunun esas değil, sadece bir araç olduğunu, birçok sanatçının aynı konuyu ele almasından anlayabiliriz.
Bir paragrafın konusu giriş cümlesinden çıkarılabilir. Çünkü yazar okuyucusuna bu ilk cümleyle ele alacağı
konuyu bildirir.
Bir paragrafın konusunu bulabilmek için, yazıda “Ne üzerinde duruluyor?”, “Ne hakkında söz söyleniyor?”
sorularına cevap aranmalıdır. Bu sorulara vereceğimiz cevaplar bizi konuya götürür.
190
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
konu anlatımlı
SORU
Doğayı yenebilmek için onun gücünün büyüklüğünü kabul etmek gerekir. Eğer bu kabul edilmezse
doğanın gücünün nerden geldiği bilinemez ve onun gücünü ortadan kaldırmak ya da gücünün ya-
rattığı olumsuzlukları gidermek için önlemler alınamaz. Depremi, tayfunu, sel felaketini, erozyonu,
tusunamiyi yenmek, doğanın bu güçlerini kabullenip tanımadan nasıl mümkün olabilir?
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
A) Doğanın gücünün bilinmezliği
B) Doğayı yenebilmenin yolu
C) Felaketlere hazırlıklı olma
D) Doğal felaketleri kabullenme
E) Doğaya karşı insanın acizliği
ÇÖZÜM
Paragrafın konusu ilk cümlede verilmiştir. Diğer cümlelerde insanın doğayı yenebilmesi için onu
tanımasının gerekliliğinden söz edilmiş, konu açılarak örneklenmiştir.
Doğru Yanıt B
İYİ BİR PARAGRAFIN ÖZELLİKLERİ
Paragrafta ele alınan düşünceyi olayı kısaca ifade
etmeye yarayan cümle temel cümledir. Bu cümle
başta bulunabileceği gibi sonda veya paragrafın bütününde yer alabilir.
Yardımcı düşünceler temel düşünceyi, olayı geliştirerek açıklayan nitelikte olmalıdır.
KAZANIM 2
İyi bir paragrafta bulunması gereken özellikleri belirler.
•
Paragraftaki cümleler veya ifade kalıpları arasındaki
ilişki paragrafın yapısını belirler.
•
Paragrafın anlamı paragraftaki cümlelerin anlamının
toplamı değildir, paragraf şekil ve anlam kaynaşmasından oluşan organik bir birliktir.
•
Anlatma birimi olan paragraf, yer aldığı metne göre
boyut kazanır; anlatılan, tanıtılan, bildirilen konunun,
yer, zaman ve kişilerle ilgi derecesi paragrafın yapısını
belirler.
•
Anlatıcının anlattığı konu, yer ve objeyle ilişkisi paragrafın uzun veya kısa olmasını belirleyen ögelerden
biridir. İletişim biçimi, yeri, iletinin niteliği, alıcının, göndericinin durumu ve ileti kanalı paragrafın boyutunu
birlikte belirler.
Paragraftaki her cümle, ana fikirden uzaklaşmadan temel cümleyi tamamlamalıdır.
İyi düzenlenmiş bir paragraftan herhangi bir
cümle çıkarılamaz.
Paragrafta dil ve anlam kaynaşması önemlidir.
Söylenmesi gerekenden az veya çok cümleye
yer verme paragrafın yapısında düzensizliğe sebep
olur.
Örnek:
Oy verme de bir tür görevdir. Bu görevin yaşı ülkeden ülkeye değişir. Her ülkede değişik partiler vardır. Seçmenler
de partilere göre değişir. Bizde 18 yaşına giren her vatandaş oy verme hakkına sahiptir. Oy kullanma vatandaşın temel
görevlerinden biridir. Her vatandaş oyunu dilediği partiye verir. Çoğu insan oyunu kullanmada gerekli fikri hazırlıkları
yapmaz, bunun için yeterince zaman ayırmaz.
Bu paragraf oy vermekle ilgili ama belli bir ana düşünce yok. Paragraf belli bir düşünce ve görüşe göre düzenlenmemiştir. Cümleler arasında bir birlik ve bütünlük yoktur. Her cümle farklı bir düşünceyi ele almaktadır. Bu nedenle bu
paragraf iyi bir paragraf olarak kabul edilemez.
191
9. Sınıf
6.
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
ÜNİTE
konu anlatımlı
Örnek:
İnsanın içini dökmeden edemediği dakikalar olur. Bir dost, bu dakikalarda erişilmez bir değer kazanır. Ama
her şey bir dosta söylenmez ki! Onun için hele bu insan bir yazarsa içinin gizli kavramlarını görmesini biliyorsa
masasının başına geçip kalemi eline almadan edemez. İşte günlük dediğimiz yazarın kendi kendisiyle alçak sesle
konuşmasından başka bir şey olmayan o günü gününe tutulmuş hatıralar bu iç dökme ihtiyaçlarından doğmuştur.
Paragrafta önce okuyucunun ilgisi uyandırılıyor, sonra ana düşünce cümlesi söyleniyor. “Günlük, yazarın iç
dökme ihtiyacından doğmuş günü gününe yazılan bir türdür.” Paragrafın yapısında bir birlik ve bütünlük vardır.
Bütün cümleler ana düşünceyi destekler niteliktedir. Bu nedenle bu paragraf iyi düzenlenmiş bir paragraftır.
Bağlantı Ögesi: Bir cümlenin daha önceki cümlelerin devamı olduğunu belirten sözcük ya da sözcük
öbeğidir. Bu bağlayıcı ögeler şunlardır: KAZANIM 3
Zamirler: bu, şu,o, öteki, beriki, öyle, böyle, şöyle…
Paragraflar arasında bağlantıyı sağlayan söz veya
söz gruplarını belirler.
Bağlaçlar: yalnız, ama, ancak, ise, sözgelimi, gerçi, hâlbuki, oysa, de/
da…
Edatlar: bu nedenle, bundan dolayı, buna karşı, bunun için…
SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisi bir paragrafın başlangıç cümlesi olabilir?
A) Oysa okuyucularını sanatçıya bağlayan onun bu yazı dilini kullanmasıdır.
B) Bunun için Cumhuriyet Dönemi öykücülüğünde gerçekçiliğin başta gelen temsilcilerindendir.
C) Sanatçının bir özelliği de düşüncelerini ve hayallerini anlatışındaki içtenliktir.
D) Ancak zaman zaman insanı anlatmaktan bezdiğini söyler.
E) Sait Faik’in öykülerini bizi sevdiren onun dilidir.
ÇÖZÜM
A seçeneğinde “Oysa”, B seçeneğinde “Bunun için”, C seçeneğinde “de”, D seçeneğinde “ancak”
sözcükleri bağlayıcı ögelerdir. E seçeneğinde bağlayıcı öge bulunmadığı için bir metnin başlangıç cümlesi
olabilir.
Doğru Yanıt E
3. PARAGRAFTA ANLAM VE ANA DÜŞÜNCE
Bir yazının okunabilir nitelikte olması, iyi cümleler kurmanın
yanı sıra fikirlerin ve paragrafların iyi düzenlenmesiyle de yakından
ilgilidir. Bir yazıda sadece sözcüklerin anlamlarını bilmek çoğu zaman yeterli olmayabilir. O sözcüklere yazarın yüklediği yeni anlam-
KAZANIM 1
Paragrafta anlamın oluşumunu
açıklar.
•
Paragrafta anlam, paragrafta kullanılan dil ögelerinin bütününün
birlikte ifade ettikleri anlamdır.
•
Her paragraf, yapısı ve ana düşüncesiyle bileşenlerine indirgenemeyen bir bütündür.
•
Paragrafta anlam, iletişime katılan
ögelerin yüklendikleri rolle ilişkilidir.
ları, sözcüğün cümle oluştururken kazandığı anlamı, paragraf içindeki anlamını ve bütün dil ögelerinin bütünleşmiş şekli olan yazının
varlık sebebine göre kazandığı anlamı da çıkarmak gerekir.
Paragraf bir düşünce birimidir bu yönüyle onu başlı başına bir
yazının minik bir örneği sayabiliriz. Yazının bütününde olduğu gibi
paragrafta da bir ana düşünce cümlesi vardır. İyi düzenlenmiş bir
paragrafta birlik ve bütünlük göz önünde tutularak paragraf, bu
cümle etrafında geliştirilir. Paragrafta birlik her cümlenin ana dü-
şünce cümlesine sıkı sıkıya bağlanmasıyla sağlanır. Paragrafta yer alan bütün cümleleri ana düşünce cümlesine
göre gelişmelerini kontrol ederek aralarındaki bağlantıyı sağlar, birlik ve bütünlüğü gerçekleştiririz.
192
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
konu anlatımlı
PARAGRAFTA ANA DÜŞÜNCE
Her yazı belirli bir amaca yöneliktir. Türü ne olursa olsun her metinde,
KAZANIM 2
iletilmek istenen temel bir düşünce ya da duygu vardır. Yazıda bu temel
düşünce ya da duyguyu ifade eden cümleye ana fikir cümlesi denir. Ana
Paragrafın ana düşüncesini belirler.
fikir cümlesi yazıya başlamadan önce, yazının planının oluşma aşama• Paragrafta iletilmek istenen ilesında belirlenir. Metindeki diğer yan düşünceler, hep bu merkezdeki ana
tinin en kısa ve açık ifadesi ana
düşünce etrafında birleşir. Ana düşünce cümlesi yazının merkezinde yer
düşüncedir.
aldığından diğer yardımcı düşünceleri de kontrol altında tutar.
• Paragrafta iletinin, metnin tamamı
Ana fikrin yazıda kesin bir yeri yoktur. Yazının başında veya sonunda
dikkate alınarak ne, kim, nerede,
verilebildiği gibi yazının bütününe de yayılabilir. Bir metnin bütününün
ne zaman, nasıl, ne kadar gibi soana fikri olduğu gibi tek tek paragrafların da ana fikri vardır. Paragrafrulara gerek duyulmayacak biçimlar birer fikir topluluğu olduğu için onların da iletmek istediği düşünce,
de ifade edilmesi gerekir.
metnin bütününün ana düşüncesiyle bağlantılı ve paralel olmalıdır. Me• Paragrafta ana düşüncenin farklı
tinde olduğu gibi paragrafların da ana fikir cümlesi belirli bir yere sahip
ifade ediliş biçimleri vardır.
değildir. Paragrafın ilk cümlesinde veya son cümlesinde olabildiği gibi
paragrafın tamamına da yayılabilir.
Ana fikir cümlesi bazı özellikler taşımalıdır. Bunlar:
• Konu değil, fikir olmalıdır.
• Açık ve kısa anlatılmış olmalıdır.
• Farklı yorumlara yol açmamalıdır.
• Ana fikir cümlesi geliştirmeye uygun olmalıdır.
• Yargı bildiren tek bir cümle olmalıdır.
UYARI: Ana düşünceyle ilgili sorular karşımıza şu şekilde çıkabilir:
• Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
• Bu paragrafta asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
• Bu paragraftan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Örnek: Tiyatro, sınırları o kadar geniş bir bilgi ve çalışma alanı ki insanın bir ömrü değil, yüz ömrü bile olsa onu bütünüyle
öğrenmeye yetmez. Öyle ki insan, bütün bir yaşamını tiyatroya ayırmış olsa da ömrünün sonunda tıpkı başlangıçtaki gibi
boş ve bilgisiz görür kendini. Çünkü yaşam, nasıl yeni günler getiriyorsa yeni günler de tiyatroya yeni yeni üsluplar, yeni
yeni düşünceler, yeni yeni deneyimler getiriyor.
Bu parçanın ana düşüncesi ilk cümlede belirtilmiştir.
Örnek:
Okumak için her zaman vakit bulmuşumdur. İyi ya da kötü bir kitabı okurken vaktimin boşa gittiğini asla düşünmem.
Her türden kitabı okumanın gerekli olduğuna inanmışımdır. Bu da benim okuma zevkimi oluşturmuş, geliştirmiştir. Nitekim sıradan ya da değersiz bir kitabı daha ilk satırından anlayabilirim, kolay kolay aldanmam. Bu yönden biz okurlar iyi
bir seçici olmak istiyorsak birçok iyi kitap yanında birçok işe yaramaz sıkıcı kitap da okumak zorundayız.
Bu paragrafta ana düşünce son cümlede verilmiştir.
Örnek:
Ülkemizde son otuz - kırk yılda eleştiri alanında bir atılım gerçekleştirildi. Eleştirinin bugünkü durumunu görenler
seviniyor. Sağlıklı düşünen hiçbir kafa eleştirinin artık nesnel ve bilimsel varlığını yadsımıyor. Eleştirmenler kişisel beğenilerini, öznel yargılarını bir yana bırakıyor, eseri çözümlüyor, inceleyip nesnel ölçütlerle onu değerlendiriyor. Bireysel
beğeni, ölçüt ve yargılarını, bilimsel bilgilerle yeniden oluşturmanın gerekliliğine inanıyorlar.
Bu paragrafta ana düşünceyi “Yapıta yönelik nesnel eleştiri bizim ülkemizde de gelişip yerleşmiştir.” şeklinde belirleyebiliriz. Dikkat edilirse ana fikir cümlesi paragrafta yer almamış, paragrafın tamamına yayılmıştır.
193
9. Sınıf
6.
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
ÜNİTE
konu anlatımlı
SORU
Tiyatro eserinin ruhunu aydınlatacak olan maddi vasıtaların başında dekor gelir. Romanda çevre
tasviri ne ise sahne üzerinde de dekor odur. Romandaki şahısların içinde yaşadıkları çevre ile
tamamlandıkları, bu çevrenin tasviri ile anlaşıldıkları bugün artık söz götürmeyen bir gerçektir. İlk
anda lüzumsuz görülen tasvirlerin karakterleri belirtmesi, olup bitenleri hazırlaması bakımından
önemi sonsuzdur. Tasvir, süs olsun diye nasıl romana konulmazsa dekor da sokak fotoğrafçılarının
arkalık olarak kullandıkları manzaralı bez gibi süs olsun diye sahneye öylece konulmaz.
Bu paragrafta asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dekor, seyircinin düş gücünü etkileyerek onu oyunun havasına götürür.
B) Tiyatronun seyirci üzerindeki etkisi sinemaya göre daha fazladır.
C) Kostümler tiyatro eserinin havasını yaratan dekorun gerekli ögelerinden biridir.
D) Yapıttaki kişilerin davranışları, dekorla anlam kazanır.
E) Tiyatro yapıtının ruhunu aydınlatıp yansıtmada dekorun rolü büyüktür.
ÇÖZÜM
Paragrafta tiyatro eserinde dekorun öneminden söz ediliyor. Ana düşünce paragrafın ilk cümlesinde
verilmiştir. Diğer cümleler ana düşünceyi açıklamak ve anlaşılmasını kolaylaştırmak amacıyla verilen yardımcı
düşüncelerdir.
Doğru Yanıt E
PARAGRAFTA YARDIMCI DÜŞÜNCE
İyi yapılandırılmış bir paragrafta temel olarak işlenen bir düşünce,
mutlaka yardımcı düşüncelerle desteklenmelidir. Yardımcı fikirler
ana fikrin daha iyi anlaşılmasına, yazıda ileri sürülen düşüncenin
daha sağlam temellere oturmasına katkıda bulunur.
Paragrafın yardımcı düşünceleri gelişme cümlelerinde bulunur. Gelişme cümleleri giriş cümlesinde verilen konunun ayrıntılandığı, yardımcı düşüncelerle beslendiği, içinde bağlayıcı ögelerin
bulunduğu cümle veya cümlelerdir.
Paragrafın etrafında döndüğü bir anahtar kavram olabilir. Bu
KAZANIM 3
Paragraftaki yardımcı düşüncelerin
ana düşünceyle ilişkisini açıklar.
•
Paragraftaki yardımcı düşünceler,
paragrafın ana düşüncesi etrafında, ana düşünceyi değişik yönlerden destekleyen, tamamlayan,
açıklayan ve onun doğruluğunu
veya yanlışlığını kanıtlayan cümle
ve ifade kalıplarıdır.
anahtar kavram cümlelerde yinelenir. Örneğin paragrafın gelişme
bölümünde “özgünlükten” söz ediyorsak diğer cümlelerde özgünlük kavramının etrafında kümelenir.
Yardımcı düşünceler ana düşünceyi belli bir açıdan açar, destekler ya da buna karşı çıkar, ana düşüncenin
anlaşılmasını kolaylaştırır. Yardımcı düşünce, ana düşünce gibi kapsamlı değildir. Ayrıntıdır, varılmak istenen sonuç değil sonuca gitmede etkili olan yargıdır.
Yardımcı düşünceleri bulmaya yönelik soruların kökleri genellikle olumsuzdur.
194
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
konu anlatımlı
SORU
Şiirlerinde kendinden önce de aydınların üzerinde durdukları geleneksel değerlerimizle Batı’nın
teknik ilerlemesini kaynaştırmanın gerekli olduğu düşüncesini buluruz. Şair, anlatmak istediklerini
geniş halk yığınlarına iletmek için şiirlerini açık, anlaşılır, temiz bir dille yazmıştır. Şiirlerini herkesçe
bilinen sözcüklerle oluşturması da onlara ayrı bir değer kazandırır. Bazı şiirlerinden her okuyan
farklı anlamlar çıkarır. Hatta aynı kişi her okuduğunda bile farklı anlamlar çıkarabilir. Şiirlerinin ko-
nularını yaşadığımız hayattan alır. Onları şiir diline dönüştürürken değiştirir, olabileceği tasarlar,
olmayacağı dile getirir.
Bu parçada sanatçının şiirleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Şiirlerini dilin sık kullanılan sözcüklerinden oluşturmasına
B) Dilinin güç anlaşılan bir yapıda olmamasına
C) Anlamının kişiden kişiye değişmesine
D) Konularını kurgulayarak aktardığına
E) Şiirlerini oluştururken doğadan yararlandığına
ÇÖZÜM
A seçeneğine 3. cümlede
B seçeneğine 2. cümlede
C seçeneğine 4. cümlede
D seçeneğine 7. cümlede değinilmiştir. E seçeneği paragrafta yer almamıştır.
Doğru Yanıt E
SORU
Yazınsal yaratılara tutku düzeyine varan bir ilgisi vardı. Her türde eseri büyük bir titizlikle inceleyip
dil ve anlatımını bunlarla beslerdi. Anlatımındaki çok yönlülük ve somutlama gücü de büyük ölçüde
bundan gelirdi. Olayları, durumları, insanları algılama biçiminde derinlik ve gerçeklik vardır. Eserlerindeki olağanüstü etki gücü de buradan gelir.
Bu parçada tanıtılan yazarla ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
A) Etkili bir anlatımı vardır.
B) Kendini geliştiren bir insandır.
C) Çevresindekileri değişik boyutlarıyla inceler.
D) Duygusallığa ağırlık verir.
E) Okuduklarını eleştirel bir yaklaşımla değerlendirir.
ÇÖZÜM
Paragrafın ana fikrini “Yapıtlarındaki olağanüstü etki gücünün temelinde olayları, durumları ve insanları
algılama biçimindeki derinlik ve gerçeklik vardır.” olarak belirleyebiliriz. Bu ifade bilimsel bakış açısını gösterir.
Bilimsel bir yaklaşım sergileyen birinin duygusallığa ağırlık vermesi söz konusu değildir.
Doğru Yanıt D
195
9. Sınıf
6.
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
ÜNİTE
konu anlatımlı
4. PARAGRAFTA DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI
İyi düzenlenmiş bir yazıda kaç paragraf varsa o kadar da düşünce var demektir. Ancak her paragraf bir düşünceyle ilgili cümleler
topluluğudur. Paragrafı oluşturan cümlelerin çokluğu ya da azlığı
öne sürülen düşüncelerin geliştirilmesine bağlıdır. Düşünceyi geliştirmek, onu okurun kolayca kavrayabileceği bir duruma getirmek
demektir. Düşünceyi geliştirmenin birtakım yolları vardır. Bunlar:
KAZANIM 1
Paragrafta ana düşüncenin bağlam
içerisinde hangi ögelerle geliştirildiğini belirler.
Tanımlama
Bir şeyi özel ve değişmez nitelikleriyle tanıtmaktır. Tanımlama,
bir düşünceyi karşımızdakine aktarmanın doğrudan bir yoludur.
Bir kavramın ne anlama geldiğinin belirtilmesi gerektiğinde başvurulan bir tekniktir. Tanımlama, sözcüğün gösterdiği varlığın ya da
nesnenin yapısını, niteliklerini, temel özelliklerini, benzerlerinden
ayıran özelliklerini, işlevini dil aracılığıyla ortaya koymadır. Tanım-
KAZANIM 2
Tanımlamanın işlevlerini belirler.
•
Düşünceyi zenginleştirmek ve belirgin kılmak; bağlamdaki ögeleri
ve bunların düşünceyle ilişkilerini
ortaya koymak için tanımlara ihtiyaç vardır.
•
Tanımlarda anlam yoğunlaştırılır
ve sınırlandırılır.
lamada bir anlam yoğunlaştırması vardır. Tanımlama “Bu nedir?”
sorusunun cevabıdır.
Örnek: • Sanat, hayatı daha anlamlı kılma çabasıdır.
• Dil, insanların birbiriyle iletişim kurmalarını sağlayan bir araçtır.
• Eğitim bireyin ruhunu, davranışlarını ve gündelik yaşamını
değiştirme uğraşıdır.
Örnek: Kitapta doğru, güzel, iyi dediğimiz en yüksek kültür değerlerinin dildeki anlatışları tespit edilmiştir.
Bunların sözler hâlinde kalarak uçup gitmeleri önlenmiş, sürüp gitmeleri sağlama bağlanmıştır. Kuşaklar edindikleri
bilgi ve görgüleri birbirlerine aktarırlar. Gelenek dediğimiz de budur. Kültürün sürekliliğini, bir yazboz tahtası olmamasını sağlayan gelenektir. Kitap da kültürdeki sürekliliği, kendi görevi bakımından en sağlam biçimde gerçekleştiren aracımızdır. Kitap, insanın kültür belleğinin dayanağıdır. Kitap, bir yandan geçmiş kuşakların kültürdeki kazanç
ve başarılarını bize güvenecek bir biçimde ulaştırması öbür yandan da yaşayan kuşakların oluş hâlindeki düşünce,
görüş ve duygularını yayması dolayısıyla karşılıklı uyarmalara yol açması ile tam bir kültür değeridir.
Yazar paragrafta “Kitapta doğru, güzel, iyi dediğimiz en yüksek kültür değerlerinin dildeki anlatışları tespit
edilmiştir.” yargısını ileri sürüyor. Bu düşüncesini desteklemek için de tanımlamalardan yararlanıyor. Paragrafta
gelenek ve kitabın tanımları yapılıyor.
Karşılaştırma
Aralarında ortak özellikler bulunan iki kavram, durum, olay ya da
kişinin benzer veya farklı özelliklerini göstermektir.
Örnek: Gecekondu ailesinin kimi nitelikleri kırsal aileyi andırır.
KAZANIM 3
Karşılaştırmanın işlevlerini belirler.
Her ne kadar kadın ve çocuklar geleneksel aileye oranla daha çok
özgürlüğe sahipseler de babanın aile içindeki denetimi gecekondu
ailesinde de son derece güçlüdür. Örneğin çocukların iş ve eş seç-
me özgürlükleri, kırsal aileye oranla daha yaygındır. Buna karşılık,
hemen hemen bütün önemli ailesel konularda karar baba tarafından verilir. Parçada gecekondu ailesiyle kırsal aile karşılaştırılmıştır.
Tanık Gösterme (Alıntı Yapma)
KAZANIM 4
Tanık göstermenin işlevlerini belirler.
•
Paragrafta ileri sürülen düşüncenin doğruluğunu, yanlışlığını güzelliğini, çirkinliğini ifade amacıyla
tanık gösterme yoluna gidilir.
• Yersiz bir tanık gösterme paragBir düşünceyi inandırıcı kılmak amacıyla savunulan konu hakrafın ana düşüncesine ve varlık
kında başkalarının görüşlerinden ve sözlerinden yararlanma yönsebebine zarar verir.
temidir. Yazar, düşüncesini açıklamasına yardım eden ya da kendisine esin veren, başkasına ait bir düşünceyi yazısında kullanabilir.
Ancak tanık olarak sözüne ve düşüncesine başvurulan kişinin ele alınan konu alanında tanınmış, güvenilir bir kişi
olması gerekir.
196
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
konu anlatımlı
Örnek:
İnsan aslında her yerde aynıdır. Farklı ülkelerde ve çağlarda yaşamış olması hiçbir şey değiştirmez. Tüm inanlarda
ortak bir tek insan vardır. İnsanların tutkuları, aşk, acı gibi duyguları ve çocuklarına olan sevgileri her zaman aynıdır. Montaigne “Bir insanda tüm insanlığın hâlleri vardır.” der.
Paragraftaki temel düşünce, insanın her yerde aynı olduğudur. Yazar, bu düşüncesini desteklemek için Montaigne’nin sözünden yararlanmıştır.
Örnek:
Fellini’nin çok sevdiğim bir sözü var: “Ben hep aynı filmi yönettim.” diyor. Ben de hep aynı şeyi yazıyormuşum gibime geliyor. Kim bilir belki de bütün sanatçılar hep aynı şeyi yapıyorlar. Ama burada önemli bir ayrım var. Kimininki kuru
bir yineleme olmaktan öteye geçemezken kimininki her defasında taze bir güç olarak çıkıyor karşımıza.
Bu paragraf “Sanatçılar hep aynı konuları işlemelerine ve kendilerini tekrar etmelerine rağmen bazıları farklı olmayı
başarmaktadır.” düşüncesini işlemektedir. Yazar bu düşüncesini inandırıcı kılmak için Fellini’nin sözünden yararlanmıştır.
Örneklendirme
Bir konuyu pekiştirmek, ileri sürülen bir iddiayı inandırıcı kılmak ama-
KAZANIM 5
cıyla örneklere başvurma yöntemidir. Örnekleme, soyut bir düşünceye
Örneklendirmenin işlevlerini belirler.
somutluk, görünürlük katar, söylenmek isteneni okurun zihninde canlan-
•
dırır.
Örnek:
Paragrafta anlatılan düşünce ile
ilgili okunan, bilinen ve kabul görmüş örneklerden yararlanılabilir.
Yazdıklarında yaşanmışlığın payı olan her şairde görülür, öyküye yakınlık. Bu durumu özümlenmiş, damıtılmış yaşam gerçeğinin bir bakıma şiirde somutlaşması yaratır. Üstünde durulması
gereken öykü özünün şairce yansıtılıp yansıtılmadığı, şiir biçimine ulaşılıp ulaşılmadığıdır. “Fahriye Abla, Gizli Sevda, Zindandan Mehmed’ime Mektup, Kuvayi Milliye, Han Duvarları, Bingöl Çobanları” gibi şiirler bunun en tipik göstergesidir.
Bu şiirlere kim öykü diyebilir.
Paragraf “Öykü, şiir biçiminde yansıtılabilir.” düşüncesini inandırıcı kılmaya yöneliktir. Yazar, bu düşüncesine “Fahriye Abla, Gizli Sevda, Zindandan Mehmed’ime Mektup, Kuvayi Milliye, Han Duvarları, Bingöl Çobanları” gibi şiirleri
örnek olarak göstermektedir.
SORU
Röportaj da öykü de yaşamın gerçekleriyle beslenir. Röportajın gerçekliği belgelere, kanıtlara, somut olay ya da olgulara dayanmasından ileri gelir. Öyküde ise bunlar hayal gücüyle bir renk, yeni
bir görünüm kazanır. Öte yandan bütün anlatı türleri için geçerli olan dilin güzel ve etkili kullanımı
röportaj ve öykü için de söz konusudur.
Paragrafta ağır basan düşünceyi geliştirme yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tanımlama B) Örneklendirme
D) Alıntı yapma
C) Karşılaştırma
E) Sayısal verilerden yararlanma
ÇÖZÜM
Paragrafta röportajla öykü karşılaştırılmış, önce faklılıkları sonra da benzer yönleri ortaya konmuştur.
Doğru Yanıt C
197
9. Sınıf
6.
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
ÜNİTE
konu anlatımlı
Metin ve Paragraf
Metin sözcüğünün Fransızcadaki (texte) ya da İngilizcedeki
(text) karşılıklarının kökenine baktığımızda, bunların Latincede “kumaş” anlamına gelen textus sözcüğünden geldiğini görmekteyiz.
KAZANIM 1
Metin-paragraf ilişkisini belirler.
•
raf da bu iletişim aracının bir alt
Kumaş nasıl ipliklerden dokunarak bir bütün oluşturuyorsa metin de
birimidir.
kendisini oluşturan ögelerin birbirlerine aşama aşama eklemlenmesiyle bir “dokuma” süreci sonucunda ortaya çıkar.
Metin kavramını, kendisini oluşturan tümce dizilerinin birbirleri-
ne bağdaşıklık ve tutarlılık ölçütleriyle bağlanarak bir anlam bütünü
oluşturmasıyla meydan gelen, belli bir amaçla üretilmiş, başı ve sonu
kesin çizgilerle sınırlandırılan yazılı ya da sözlü bir dilsel ürün olarak
KAZANIM 2
Paragrafların
•
kullanılış
Metinde, birbirini tamamlayan paragraflar farklı anlatım türleriyle
oluşturulabilir.
metin de basit bir çizgisel tümce dizisi değildir.”
Bir metni metin yapan ölçütler, her defasında metnin kendi
metinde
şeklini belirler.
tanımlayabiliriz. “Nasıl bir tümce basit bir sözcük dizisi değilse bir
Metnin bir iletişim aracıdır, parag-
•
Bir metinde okuyucuyu bilgilen-
içinde oluşur ve üretilen her metnin özelliğine, türüne (edebî, siyasi,
diren, okuyucuyu duygulandıran,
hukuki...), işlevine (betimleyici, kanıtlayıcı, öyküleyici...), kendisini
olağanüstünün ve komik olanın
üreten özneye, alıcısına ve üretildiği koşullara göre düzenlenir. Ön-
imkânlarını sunan paragraflar bir
celikle tümceler birleşerek bölümleri oluşturur. Bunlar kendi içlerinde
arada yer alabilir.
bir anlam birliği oluşturan tümce gruplarıdır (örneğin paragraflar). Bölümlerin belli bir mantık dizgesi çerçevesinde birbirlerine eklenmesiyle de metinler oluşur ve her metin belli bir tema etrafında gelişir.
Örnek: ÇEVİRMEN
Çok kitap çevirdim, diyor, nice kitap çevirdim, diyor, birçok ya-
KAZANIM 3
Duygu ve düşüncelerini bir paragrafta ifade eder.
zardan, birçok dilden, yazınsal, kuramsal, estetik, günlük, mektup...
Çevirdiklerimin tümünü anladığımı ya da benimsediğimi söyleyemem, uğraşım gereği çevirdim onları, diyelim ki ekmek parası için.
KAZANIM 4
Paragraflardan metin oluşturur.
Bir gün, çevirdiğim kitaplardan birinde şöyle bir cümleyle karşı-
laştım (Olduğu gibi çeviriyorum.): “Beni bir başka dile çevirmek isteyen sen, sözcükleri evirip çevirme, ne anlıyorsan
kendi dilinde onu yaz ama bunu yaparken yalnız sözcüklerle yetinme.”
Başka bir açıklama yoktu.
Düşündüm: Sözcüklerle yetinmezsem, neyle yetinecektim? Sözcüklerin gerisinde ya da ötesinde ne var? Ne
olabilir? Çevirdiğim bir şiir bile değildi. Romandı. Ya da roman gibi bir şey.
Bana bu çeviriyi öneren yayımcıya kitabı geri verdim. Hiç şaşmadı buna.
Biliyordum, dedi. Sizden önce de birçok ünlü çevirmen getirip masama attılar bu kitabı. Oysa oldukça açık bir
dili var. Çevirisi kolay.
Piposundan bir duman çektikten sonra sordu: Peki, hangi yazarı, hangi kitabı çevirmek isterdiniz?
Hiçbir kitabı, dedim ona. Ve ilk kez kendimi (uğraşımı bir kalemde yitirmiş olmama karşın) bir tüy denli hafif,
bir...bir...bir bilmiyorum ne kadar özgür duydum.
Ferit Edgü
Çığlık
Yukarıdaki metinde her paragraf anlamsal olarak birbirleriyle ilişki içinde bir araya gelerek bir metin oluştur-
muştur. Metnin ifade ettiği anlam tek tek cümlelerin ya da paragrafların anlamının toplamı değildir.
198
DİL VE ANLATIM
PARAGRAF
konu anlatımlı
6. ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
Aşağıdaki cümlelerin başına yargılar doğru ise “D” , yanlış ise “Y” yazınız.
FF 1. Paragrafta birlik, her cümlenin ana düşünce cümlesine sıkı sıkıya bağlanmasıyla sağlanır.
FF 2. Ana düşünce cümlesi her zaman paragrafın sonunda bulunur.
FF 3. Paragrafa soru cümleleriyle, konuşma, tanımlama ve tasvir cümleleriyle giriş yapılabilir.
FF 4. Gelişme paragrafının görevi, okuyucunun ilgisini uyandıracak şekilde konuyu tanıtmaktır.
FF 5. Bir paragrafın konusu, giriş cümlesinden çıkarılabilir.
FF 6. Paragrafta “Bu parçada neden söz ediliyor?”sorusunun cevabı bizi konuya götürür.
FF 7. “Bunda tiplerin çok canlı verilmesinin de etkisi vardır.” cümlesi giriş cümlesi olabilecek niteliktedir.
FF 8. “Duygu ve düşüncelerin etkileyici bir anlatımla mısralar hâlinde anlatılmasına şiir denir.” cümlesinde tanımlama yapılmıştır.
Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
1. Bir düşünceyle ilgili cümleler topluluğuna ………………………………… denir.
2. Bir paragrafta üç bölüm vardır. ……………………, …………………………., ……………………… adı verilen
bu bölümlerin sıralanış biçimine paragrafın planı denir.
3. Giriş bölümünde verilen konunun örneklerle, karşılaştırmalarla, alıntılarla ayrıntılandırıldığı, olgunlaştırıldığı
cümlelere ……………………… denir.
4. Paragrafın yardımcı düşünceleri …………………………… bölümünde ortaya konur.
5. Cümleleri birbirine değişik anlam ilgileriyle bağlayan, açıklayan, bir önceki yargıya karşı çıkılacağını gösteren …………………………………………………………….. gibi sözlere bağlayıcı ögeler denir.
6. Paragrafta ele alınan düşünce, olay, duygu ya da görüşe …………………….. denir.
7. “Bu paragraf hangi mesajı veriyor?” sorusunun cevabı bize ………………………… buldurmaya yöneliktir.
8. İleri sürülen düşüncenin doğruluğunu kanıtlamak, bir durumu açıklamak amacıyla yapılan somutlamaya
…………………………. denir.
9. Yazarın savunduğu bir düşünceyi desteklemek ya da karşı çıktığı bir düşünceyi geçersiz kılmak için alanında yetkin kişilerin görüşlerine başvurmasına ………………….. denir.
10. “Sanatın iyisi insanı tedirgin eder, değiştirir; kötüsü ise rahatlatır, çürütür.” cümlesinde düşünceyi geliştirme
yollarından ………………………………… kullanılmıştır.
11. Yazar, düşüncesini kanıtlamak amacıyla bilim, sanat ya da siyaset insanlarının sözlerinden yararlanırsa buna
…………………….. denir.
Aşağıdaki paragraflarla bu paragraflarda kullanılan düşünceyi geliştirme yollarını eşleştiriniz.
199
6.
ÜNİTE
Paragrafta Yapı - I
ÜNİTE TEKRAR TESTİ
1. (I) Bugün günlük yaşayışımızda sinemanın oynadığı
4. (I) Hayat, başlangıcı ve sonu bilinmeyen, uzun
rol iki yönlüdür. (II) Eğitme ve eğlendirme. (III) Hiç
göründüğü hâlde çabuk biten bir yolculuktur.
(II) Yalnız geçilecek yollar çok zahmetlidir. (III) Bu
şüphesiz bizde sinemanın ağır basan tarafı eğlen-
yolculuğu sıkıntısız yapabilmek için fikrin, bedenin,
dirici yönüdür. (IV) Çoğunluk ona bu gözle bakar.
ruhun hazırlıkta bulunması şarttır. (IV) Hayat, do-
(V) En çok ilgi gören filmlerin basit, eğlendirici, su-
ğumla başlayan ölümle biten bir okuldur ki orada
dan şeyler olması bunu göstermez mi? (VI) Bizim
herkes hem hoca hem de talebedir. (V) Hazırlıksız
sinemamız diğer ülkelerinkiyle karşılaştırılırsa çok
yola çıkanların yalnız kendilerine değil içinde yaşa-
geridir. (VII) Bu geriliğin birçok nedenleri vardır.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci
paragraf hangi cümleyle başlar?
A) II
B) III
C) IV
D) V
E) VI
dıkları topluluklara da zararı dokunur.
Bu parçada numaralandırılmış cümlelerden
hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
5. (I) Çalıkuşu, hem büyük bir aşk romanı hem de ülkemizin en etkili sosyal romanıdır. (II) İkisinin iç içe
olması bu romanın misyon sahibi roman olmasını
2. (I) Gerçek ve sürekli dostluk düşünce ortaklığından
sağlamıştır. (III) Şayet Feride’nin yaşadıkları sadece
doğar. (II) İnsanlar düşünceleri uyuşmadı mı dost
birbirlerine düşman da olurlar. (IV) Dost insanın en
büyük dayanağıdır. (V) Acımıza kendi acısı gibi or
tak olur. (VI) Sevincimizi de kendi sevinci sayar.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci
paragraf hangi cümleyle başlar?
A) II
B) III
C) IV
D) V
E) VI
aşk romanı olarak kaleme alınsaydı roman sadece
Evrensel İletişim Yayınları
olamazlar. (III) Dost olmak bir yana böyle insanlar
okunduğu zaman etkileyici olurdu sonra da unutulup giderdi. (IV) Dilinin düzgün, üslubunun akıcı olması Çalıkuşu’nun çok okunan bir eser olmasında
baş faktörlerdir. (V) Modası geçince de okunmayan
bir eser olarak tarihteki yerini alırdı.
Bu parçada numaralandırılmış cümlelerden
hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
6. (I) Haldun Taner’in kişileri, içinde yaşadıkları toplum
kesiminin özelliklerini yansıtırlar. (II) Onun öykülerin-
3. (I) Doğa, insana akıl vermiştir. (II) Ama bunu kul-
de ekonomik durumları iyi olan kimseler olarak zen-
lanmak insanların kendisine düşen zorunlu bir gö-
gin, değer ölçüleri paraya dayanan kadınlar, paraya
revdir. (III) Oysa bizler aklımızı kullanma işini çok
düşkünlükleri ile belirginleşen erkekler, diplomat ve
zaman yapmayız. (IV) Yani doğanın bize verdiği
iş adamları görülür. (III) Haldun Taner’in eserlerinde
yetiyi kullanmayız. (V) Ama bu tarz bir davranış,
sosyal temalar mizah, hiciv ve yergi tonlarıyla ve-
bizi çok zaman yanılgılara hatta yıkımlara götürür.
rilmiştir. (IV) Kültür düzeyleri pek yüksek olmayan
(VI) İnsan aklını kullanarak düşüncelerini devam-
bu insanlar daha çok Tanzimat’tan beri eleştirilen
lı hareket hâlinde bulundurmazsa hareketsizlikten
yarı aydın tipleridir. (V) Bunlar, ekonomik durumları-
dolayı düşünceler donup kalır. (VII) Artık o kişinin
nın rahat bir yaşam sağlamasına karşın kendilerine
verdiği yargılar, davranışlar hep o dar çerçeve için
200
özgü kişilikleri olmayan, bir arada oldukları halkla
de gördüklerine göre şekillenir.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci
paragraf hangi cümleyle başlar?
A) II
B) III
C) IV
D) V
E) VI
bütünleşemeyen insanlardır.
Bu parçada numaralandırılmış cümlelerden
hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
6.
Paragrafta Yapı - I
ÜNİTE TEKRAR TESTİ
ÜNİTE
7. Onun yazılarında sözü uzatmak, büyütmek, dallan-
9. Sanat adamı gerçekle çalışmaktan, eserini gerçek-
dırmak, gereksiz sözcüklerle doldurmak yoktur. Ne
le yoğurmaktan kaçınamaz. Çünkü duygu, düşün-
diyecekse en açık, en doğru biçimde söyler. Ama
ce nesi varsa hepsini bu dünyadan, kendisine ve-
bu sözler bir araya geldi mi bir derinlik, bir anlam
rilmiş olan dünyadan, almıştır. Hiçbir sanat adamı
çoğaltması, üzerinde uzun uzun durmak, incele-
gördüklerini olduğu gibi söylemek istememiştir. Se-
mek gerekliliği yaratır.
çer, büyültür, küçültür, istese de istemese de kendi
Bu parçaya getirilebilecek en uygun başlık aşa-
kişiliğini katar. Gerçekle yetinmez, gerçeği alır, ken-
ğıdakilerden hangisidir?
A) Açık Sözlülük
di düşleriyle, düşünceleriyle yoğurur. Bunun içindir
ki hiçbir sanat adamı bir yandan bir gerçek adamı
B) Anlatımda Sadelik
C) Özlü Anlatım
D) Anlatımda Doğruluk
E) Etkileyici Anlatım
bir yandan da bir düş adamı olmaktan kurtulamaz.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanatçının esere kişiliğini katması
B) Sanatçının düşüncelerinin esere yansıması
C) Hayal unsurlarının esere katkısı
D) Sanatın tabiatla olan ilgisi
Evrensel İletişim Yayınları
E) Sanat adamının gerçekle olan ilişkisi
10. I. Sonraları teknik gelişmelerle birlikte filmler büyümüş, seslendirme işi de başarılmıştır.
II. Sinemanın anlatım gücü, her geçen günle birlikte artmaktadır.
8. Bir sanatçı dilediği yolu seçmekte özgür olmalıdır.
İster biçimsel güzelliğe hayran olsun ister gerçeklerin güzelliğine. Yapıtını nasıl diliyorsa öyle yaratsın.
Bu yetisine engel olmak onun yaratıcılığını yok etmektir. Güdümlü sanat olmaz. Günümüz sanatının
doğrultusu budur.
Bu parçaya getirilebilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
A) Biçimsel Güzellik
B) Gerçeğin Güzelliği
C) Sanatçının Yaratıcılığı
D) Yaratma Özgürlüğü
E) Günümüz Sanatı
III. Bunların gerçek hayata uymazlığı, anlatım gücünü de o denli sınırlardı.
IV. Şöyle ki ilkin kısa sahneler hâlinde sessiz filmler
yapılırdı.
V. Bunu sinema sanatındaki hızlı gelişme doğrular.
Yukarıdaki cümlelerle bir paragraf oluşturulursa cümlelerin doğru sıralanışı aşağıdakilerden
hangisi olur?
A) II - V- IV - III - I
B) II - V - III - IV - I
C) II - III - IV - I - V
D) II - IV - V - III - I
E) II - I - III - IV - V
201
6.
ÜNİTE
Paragrafta Yapı - II
ÜNİTE TEKRAR TESTİ
1. Sanatçılar insanın iç dünyasını yani insan ruhunu
3. ……………. çünkü çağlar arasındaki düşünsel et-
inceler. İnsanın içindeki iyiyi ve kötüyü gösterir.
kileşim büyük ölçüde yazının yardımıyla gerçekleş-
Böylece bilim gibi sanat da ikinci bir tabiat yaratır.
miştir. İnsanoğlu düşünceyi saklayan, saptayan bu
Yalnız, bilim insanı çevreleyen tabiatı değiştirdiği
büyülü işaretler dizgesini bulmasaydı İlk Çağ’dan
hâlde sanat……
bu yana belleği kim olurdu insanın?
Paragrafı anlam bütünlüğü içerisinde hangi
cümleyle tamamlamak gerekir?
Paragrafın anlam bütünlüğünü sağlamak için
hangi seçenekle tamamlamalıyız?
A) İnsanın dış yapısını değiştirir.
A) Her insan belleğine güvenir.
B) İnsanın huyunu bozar.
B) Yazı, en büyük belgedir.
C) İnsanı oldukça etkiler.
C) Güzel yazı, sanat işidir.
D) İnsanın içindeki tabiatı değiştirir.
D) Yazı yazmak hüner gerektirir.
E) İnsanı duygulandırır.
E) Yazı, düşüncenin şekillenmesidir.
4. (I) Bir gazetede günlük yazı yazmak hiç de kolay
Evrensel İletişim Yayınları
değildir. (II) Halkın nabzını iyi tutmak zorundasınız.
(III) Onların beklentilerini bilip ona göre yazmalısınız. (IV) Bir gazetecinin dili iyi kullanması gerekir.
(V) Zaman zaman kendi düşüncelerimiz de önemini
2. ……….. Yapıtlar çoğu kez bir perdelik, iki perdelik,
yitirir bu nedenle.
Paragrafta düşüncenin akışını bozan cümle
aşağıdakilerden hangisidir?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
üç perdelik gibi adlandırmalarla anılır. Bunun gibi
tiyatro yapıtında her perde, olayın akışı gereği kişilerin bir araya gelmesi tekrar ayrılması biçiminde
bölümlere ayrılır. Bu bölümlerin her birine meclis
denir.
Paragrafın başına getirilecek en uygun cümle
5. Diller yazarların, düşüncelerin, sanatçıların yazılarıyla gelişir. Daha çok sanatçıların, ozanların,
aşağıdakilerden hangisidir?
öykücülerin, romancıların. Dili en iyi onlar kullanır,
gelişmesine en çok onlar emek verirler. Dil uzman-
A) Dramatik olaylar dizisi ve kişiler dışında bir baş-
ları, kurullar, dernekler dillerin gelişmesinde ancak
ka ana öge de dekordur.
yardımcı olabilirler. Bilimsel çalışmaların verilerini
B) Sonuç bölümünde izleyicinin merakı ağır ağır
giderilir.
C) Tiyatro yapıtının bölümlere ayrılışına perde denir.
D) Gösterilenlerin geçtiği yeri, çevreyi oluşturmaya
yarayan eşyaların bütünüdür dekor.
E) Dramatik örgüyü ya da olaylar dizisini oluşturup
geliştiren de oyunun kişileridir.
202
değerlendirenler de sanatçılardır.
Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafa daha uygun bir başlıktır?
A) Dil Bilinci
B) Dili Geliştirmek
C) Sanatçı ve Dil
D) Dil Sorunu
E) Sanatın Dili
6.
Paragrafta Yapı - II
ÜNİTE
ÜNİTE TEKRAR TESTİ
6. ………… Her çağda geçerliliği tartışılmaz düşünce-
8. Anlamak bir bakıma alışmak demektir. Kişi alıştır-
ler, duygular oluşturması demektir. Günlerin süsüne
malıdır kendini anlamaya. İlk okuyuşta anlamadı-
püsüne kapılanlar, günlük kişilerin sözcüleri olan-
ğımız, bir tat almadığımız kitabı elimizden atmak,
lar geçemezler bu sınavdan, yanına yaklaşamazlar
düşüncemizi işletmek istemediğimizi gösterir. İyi
böyle bir değerlendirmenin. Çünkü böyle bir değer-
olarak bilinen bir kitabı okurken isteksizlik duyar-
lendirmenin terazisinin dirhemi tartmaz onları.
sanız kendinizi zorlayın. Sevmediğinizi anlamaya
Bu paragrafın başına getirilecek en uygun cümle aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir yazarın çağların sınavından geçmesi ne de-
kendinizi alıştırmalısınız ……..
Aşağıdakilerden hangisi bu parçanın sonuna
getirilemez?
A) İyi okuyucu anlamadığı bir kitap karşısında ye-
mektir?
nilgiye düşmeyendir.
B) Bir sanatçının geleceğe kalması neye bağlıdır?
C) Sanatçının en önemli görevi nedir?
B) İyi okuyucu okudukları üzerinde düşünen kişidir.
D) Bir sanatçıyı değerlendirmenin ölçüsü ne de-
C) İyi okuyucu okuduklarını eleştiren, yorumlayan
kişidir.
mektir?
D) İyi okuyucu anlamadığı bir eseri bir kez daha
E) Çağdaş bir sanatçı olmanın koşulları nelerdir?
okuma isteği duyandır.
E) İyi okuyucu yazarın mesajını sadece onun yazEvrensel İletişim Yayınları
dıklarında arayıp bulan kişidir.
7. Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş
cümlesi olamaz?
A) Sanatçı kimi sıkıntılarını dışa vuran insandır.
9. (I) Şiirin tanımlanamaz olduğu söylenir hep. (II) Ancak günümüze kadar çok çeşitli tanımı yapılmış,
B) Şiirin temel ögeleri, seçilen konu ve bu konuyu
sırrına erilmeye çalışılmıştır. (III) Geleceğe kalan şiirler, evrensel konulara yönelen tüm insanlığın ortak
yansıtan sözcüklerdir.
bakış açısıyla yorumlanan şiirlerdir. (IV) Şiirin bu ta-
C) İnsan belirli aşamalardan geçtikten sonra asıl
nımlanamazlığı, duyguyla olan iletişimden kaynak-
verimliliğe ulaşır.
lanır. (V) Şiirde duygular biçimleniyor. (VI) Her duygu
D) Sözcüklerin şiire kazandırdığı ahenk, şiirin ayrılmaz bir parçasıdır.
E) Şiirlerinden, denemelerinden örnekler vererek
göklere çıkarmıştım bu sanatçıyı.
aynı kalıba girer mi?
Paragrafta düşüncenin akışını bozan cümle
aşağıdakilerden hangisidir?
A) II
B) III
C) IV
D) V
E) VI
203
6.
1. Yunus Emre edebiyatımızın ve kültürümüzün bir
geçiş çağında yaşamıştır. Göçebe kültürü Anadolu’da yerleşik kültüre dönüştürmekte, yerleşim birimlerinde ise eğitime dayanan yeni bir klasik edebiyat çiçeklenmektedir. Gazeli, kasidesi, mesnevisi
ve İslam kültür temeli ile bu edebiyat aydınların
ve idarecilerin edebiyatı olmaya adaydır. En büyük
ustalarını Yunus’tan ancak iki yüz yıl sonra yetiştirebilecektir. Yunus bu edebiyatın kurucularından
biridir. Ama Yunus’un dinleyicisi sadece konaklarda
ve divan köşelerinde oturan kişiler değildir. Köyde,
odada Türk halk edebiyatının örneklerini dinleyerek büyüyen köylü konargöçer eğitimsiz kasaba
ve kent halkıdır. Bunların arasında epik gelenek ve
sözlü edebiyat yaygındır.
Bu parçada aşağıdaki yargılardan hangisine değinilmemiştir?
A) Klasik edebiyat, yerleşik kültürde ortaya çıkan,
temeli eğitime dayanan bir edebiyattır.
B) Klasik edebiyat daha çok idareci ve aydınlara
hitap eder.
C) Klasik edebiyat alanındaki usta sanatçılar Yunus
döneminde yaşamıştır.
D) Yunus Emre’nin şiirleri aydınlar kadar halka da
hitap eder.
E) Yunus Emre göçebe hayattan yerleşik düzene
geçiş çağında yaşamış bir şairdir.
2. Herhangi bir konuda ilk sanat eserini yaratan kişi,
bir sanat eseri yapmak için işe koyulmadı. O, sadece bir mesaj iletmek istiyordu. O mesajını, bugün
adına sanat eseri dediğimiz resim, heykel, müzik,
şiir gibi bir iletişim aracıyla ifade etti. Ondan sonra,
onu taklit ederek benzer işi yapanlar, ilk sanatçının
amacından sapmıştır. Bir duygu ya da mesaj ileten
ilk sanatçının bir eser yaratıp ondan çıkar sağlama
düşüncesi yoktu. Ama bugün sanatçıların büyük
çoğunluğu eser yaratarak geçimlerini sağlamaktadır. Dolayısıyla yarattıkları ya da yaratacakları,
sanatın varlık nedeni olan bir “duygu veya mesaj
iletme” amacı yok olmuştur.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
A) Amacı sadece mesaj iletmek olan ilk sanatçılardan sonra sanat anlayışı değişti.
B) İlk sanatçılar, eserlerini ekonomik kaygı gütmeden yaratmışlardır.
C) Bir duygu ya da mesaj iletme amacı günümüz
sanatçısının vazgeçilmez ilkelerindendir.
D) Sanat eseri ilk ortaya çıktığı zamanın aksine günümüzde geçim vasıtası olarak algılanmaktadır.
E) Resim, şiir, müzik gibi sanat eserleri sanatçıların
mesaj iletmede kullandıkları iletişim araçlarıdır.
204
Paragrafta Ana Düşünce Ve Yardımcı Düşünce
ÜNİTE TEKRAR TESTİ
Evrensel İletişim Yayınları
ÜNİTE
3. Cahit Sıtkı, şahsi yaşantısının birikimini hem hikâyelerinde hem de şiirlerinde işlemiştir. Bazen önce
hikâyelerinde işlediklerini, kelimelerin istifinden doğan şiir sesine ulaştıkları zaman şiirine geçirmiş,
bazen de şiirini yazdıktan sonra onu bir de hikâyede işleyerek açıklamıştır. Böylece hikâye ve şiirleri birbirlerini tamamlamıştır. Nasıl ki şiirinde az
kelimeyle çok şey söylemek ve söylediklerinin ses
ve çağrışım bakımından zenginliğine önem verirse
bunları bir bakıma hikâyesinde kullanır. Şair şiirlerinde olduğu gibi hikâyelerinde de mihnetlere katlanırken yine de yaşamın tadını çıkarabilen insanları
anlatır.
Bu parçada Cahit Sıtkı’nın eserleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Hikâyelerinde zorluklara rağmen hayattan zevk
alan kahramanlara yer verdiğine
B) Şiirleri ve hikâyeleri arasında paralellikler bulunduğuna
C) Şiirlerinde yoğun bir anlatım kullandığına
D) Eserlerinde yaşantısından izler bulunduğuna
E) Cahit Sıtkı’nın şair ve hikâyeci olarak ayrı kişi
olduğuna
4. Sinema; müzik, resim, heykel, edebiyat gibi sanatların hemen hepsinden daha fazla ilgiyle karşılanmaktadır. Sevilen bir filmi seyredenlerin sayısı, bir
romanı okuyanların, bir müzik parçasını dinleyenlerin ya da bir resim ve heykel sergisini gezenlerin
sayısına oranla çok daha fazladır. Bu, sinemanın
anlatım gücünden doğmaktadır. Bir resmi anlama,
bir müzik parçasını dinleyip değerlendirme, bir şiirin
tadına varma bazı ön bilgiler gerektirir. Bu bilgilerden yoksun olanlar dinlediklerinin, gördüklerinin,
okuduklarının zevkine varamazlar. Ama sinema
böyle değildir. Değişik bilgi ve beğeni düzeyinde
bulunanların aynı filmin değeri ve güzelliği üzerinde
birleştikleri olur.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
A) Sinemanın anlaşılması diğer sanatlar kadar zihni
bir çaba gerektirmez.
B) Sinemanın herkese inebilen bir anlatım gücü
vardır.
C) Sinema diğer sanat dalları kadar ilgi gören bir
alan değildir.
D) Şiir, resim ya da müzik hakkında bilgi sahibi olmayanlar bu sanatları anlayamazlar.
E) Sinema, anlatım gücü bakımından daha çok insana ulaşır.
6.
Paragrafta Ana Düşünce Ve Yardımcı Düşünce
ÜNİTE TEKRAR TESTİ
ÜNİTE
5. Orhan Kemal’in yapıtlarında okur, olumlu bir kah-
7. Çeviri, şiirin aslının uyandırdığı kendine özgü coş-
ramanın her yanıyla bütün boyutlarıyla verildiğini
kunun pek azını aktarır okuyucusuna. Bir çeviriyi
hiçbir zaman görmüyor. Belki de yazar, kendi ya-
okuduktan sonra şiirin yazıldığı dili öğrenmiş olan
şamında böyle bir kahraman yaratmayı gerektire-
herkes söyler bunu. Ölçü yeniden yaratılabilir. Duy-
cek olaylarla karşılaşmamıştır. Ama yazarın ayrı ayrı
gu denen şey eksiksiz çevrilebilir. Ama o çok özel
eserlerindeki kahramanların özelliklerini bir araya
toplarsak onun sanat anlayışında olumlu bir kahra
manın nasıl olduğunu anlarız.
Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı,
şiir coşkusu kaybolur.
Bu paragrafın ana düşüncesi aşağıdakilerin
hangisinde verilmiştir?
A) Dil bilmek çeviriyi kusursuz yapar.
aşağıdakilerden hangisidir?
B) Şiiri şiir yapan ondaki ahenktir.
A) Yazarın eserlerindeki kahramanlar dikkat çekici
C) Çeviri şiirlerde şiirsel coşkuyu tam olarak bula-
tiplerdir.
mayız.
B) Yazar gözleme önem vermediğinden kahraman-
D) Her şiir kusursuz olarak çevrilebilir.
ları yüzeyseldir.
E) Şiir başka dile çevrildiğinde duygusundan bir
C) Yazar, eserlerinde hep olumsuz kahramanlara
şey kaybetmez.
yer vermiştir.
karmıştır.
E) Yazarın kahramanlarının bütün boyutları tek bir
eserde anlaşılmaz.
Evrensel İletişim Yayınları
D) Yazar, eserlerinde daha çok olayları ön plana çı-
8. Bir resim, bir heykel, ortadan biraz üstün bir zekâ
için ilk bakışta yakalanan, lezzetine az çok erilen bir
6. Sinema, çağdaş uygarlığın ürünlerinden biridir. Ge-
şeydir. Mimari eserleri de böyledir. Her cinsten, her
çen yüzyılın sonlarında bulunmuş ve şaşırtıcı bir
milletten insan yetişme şartları derecesinde onunla
hızla gelişmiştir. Öyle ki bugün güzel sanatların ye-
ilk karşılaşmasında zevk alır, beğenir, sever ya da
dincisi olma değerini kazanmıştır. Acaba gençliği-
reddeder. Yalnız şiirdir ki yazıldığı dilin malıdır. O
ne karşın sinemaya bu değeri kazandıran nedenler
dilde okunmak şartıyla güzelliklerine sahiptir, vardır.
nelerdir? Sinemanın herkese inebilen anlatım gücü
çok yönlü bir sanat olmasından ileri gelir. Yazı ve
sahneyle olan sıkı ilgisi onu sıkı sıkıya edebiyata
bağlamıştır. Müzik ve sahne etkinliklerinin her türlüsüne kendi içerisinde yer verir. Bu yönden onu
güzel sanatların bir bileşimi de sayabiliriz.
Bu parçada aşağıdaki yargılardan hangisine değinilmemiştir?
A) Ne zaman ortaya çıktığına
B) Kazandığı değere
C) Anlatım gücünün kaynağına
D) Edebiyatla ve müzikle olan ilgisine
E) Eğitimde araç olarak kullanılmasına
Çünkü şiir dilin özüdür, kokusudur, lezzetidir.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
A) Şiir yazıldığı kültürün özelliklerini taşır.
B) Şiirin güzelliğine varmak için ortaya çıktığı kültürün özelliklerini bilmek gerekmez.
C) Sanattan zevk alabilmek belli bir bilgi ve kültür
birikimi gerektirir.
D) Resim, heykel, mimari gibi sanat eserleri evrensel özellikler taşır.
E) Şiir oluşturulduğu dilde okunduğunda bir anlam
ifade eder.
205
6.
ÜNİTE
Paragrafta Düşünceyi Geliştirme Yolları
ÜNİTE TEKRAR TESTİ
1. Dünyanın büyüklüğüyle insanın güçsüzlüğünü kar-
3. Montaigne okunacak yazarların en sağlamlarından
şılaştırmaya kalkarsak hiçbir iş göremeyiz. Onun
biridir. Sağlamlığı nerden mi geliyor? Gerçekten
için hemen işe koyulmalı ve yalnız işi düşünmeli.
düşünen, düşüncelerini durmadan irdeleyen, ayrı
Bizzat şu tırtıllardan örnek alın. Koca ağacın yanın-
ayrı tartan, ölçüp biçen, hiçbir şeye aldırmaksızın
da bir tırtılın lafı mı olur? Ama o küçük dişlemelerle
eleştiri süzgecinden geçiren bir insan oluşundan...
bütün bir orman yok olup gider. Küçük çabaların
doğrusu Renover de sağlam bir düşünürdür ama
göreceği işe inanmalı ve böceğe karşı bir böcek
soyuttur. Üstelik daha az tabiidir. Oldukça basit fa-
sabrıyla savaşmalı.
kat o ölçüde de önemli bir düşüncesi vardır: “Deli,
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisi-
hiç kuşkuya düşmez, önüne gelen her şeye inanır.”
ne başvurulmuştur?
A) Tanımlar kullanma
B) Alıntılara yer verme
der.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi
geliştirme yollarından hangisi ağır basmaktadır?
C) Kişileştirmeler yapma
A) Tanımlama
D) Örneklemeden yararlanma
B) Örnekleme
E) Sayısal verilerden yararlanma
C) Alıntı yapma
D) Karşılaştırma
Evrensel İletişim Yayınları
E) Sayısal verilerden yararlanma
2. Ürkme, hayvanlara özgü tehlikeli bir harekettir. Kor-
4. Çoğu zaman kendimizi kaptırıp bazı şeyleri fazla
kunun verdiği nedir bize? Birdenbire ortaya çıkan
dert ederiz ama yakından bakınca bunlar hiç de
inanç değil mi? Korku, ezercesine insanı bir inanca
öyle büyütülecek şeyler değildir. Tüm dikkatimizi
götürür. Diyelim ki kurttan korkuyorum, onu görün-
küçük sorunlara yöneltip onları normal boyutları-
ce var gücümle kaçmaya başlarım. Koştukça inan-
nın çok üstüne çıkarırız. Trafikte bir araç önümüzü
cım artar çünkü kaçışım inancıma dayanak olur.
kesebilir. Oluruna bırakıp yolumuza devam etmek
Körü körüne inanan her insanda bu davranış az çok
yerine öfkelenmeyi kendimizde hak buluruz. Kafa-
görülür. Bu konuda Montaigne şunları der: “Kanı-
mızda hayali bir kapışma yaratırız. Hatta çoğumuz
larında direnmek, inançlarından dolayı alevlenmek,
206
alıklığın söz götürmez belirtileridir.”
Bu parçada yazar düşüncesini geliştirmek için
aşağıdaki yolların hangisinden yararlanmıştır?
bu olayı unutmak yerine başkalarına da anlatırız.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi
geliştirme yollarından hangisi ağır basmaktadır?
A) Karşılaştırma
A) Tanımlama
B) Sayısal veriler kullanma
B) Örnekleme
C) Alıntı yapma
C) Alıntı yapma
D) Benzetme
D) Karşılaştırma
E) Kişileştirme
E) Sayısal verilerden yararlanma
6.
Paragrafta Düşünceyi Geliştirme Yolları
ÜNİTE TEKRAR TESTİ
ÜNİTE
5. Devrin omuz çevirdiği erdemlerden biri de bu oldu.
7. İlhan Tarus’un altıncı kitabını “Köle Hanı”nı okuyup
Sihirli düğmeler ve hızın artışıyla birlikte esnekliği-
bitirince Goethe’nin bir sözünü hatırladım: “Yeşil
ni artıran zaman bizi çalışmada hayvani bir taraf
hayat ağacı karşısında her nazariye kül rengi ka-
keşfettiğimiz kuruntusuna düşürdü. Çiçero: “Çalış-
lır.” İlhan Tarus’un hikâyelerinde de bir kül rengilik
makla yükselen insanların sayısı, tabiatın yükselt-
var. İlkokulda iken bazı güzel kır çiçeklerini koparır;
tiklerinden çok daha fazladır.” demiştir.
defterlerimizin, kitaplarımızın arasında kuruturduk.
Bu parçada yazar, aşağıdaki düşünceyi kanıtla-
İlhan Tarus da sanki insan gerçeğini, toplum ger-
ma yollarından hangisini kullanmıştır?
çeğini hikâye hâline getirirken kurutuyor. Bakıyorsunuz “canlı gerçek” canını, sıcaklığını, renkliliğini
A) Tanımlama
B) Örnekleme
C) Tanık gösterme
D) Karşılaştırma
yitirip soluk, ölü, buz gibi oluveriyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Alıntı yapma
E) Sayısal verilerden yararlanma
B) Benzetme
C) İkileme
D) Açıklayıcı anlatım
Evrensel İletişim Yayınları
D) Betimleme
6. Yaşlılar gençlerin yaptıkları işleri yapamazlar. Be-
densel güçleri yetmez. Gençler ise taşı sıksa su-
8. Aslında şiirin, genel olarak sanatın tek bir tarifi
yunu çıkarırlar. Ama yaşlılar çok daha büyük , çok
vardır: “Sanat, güzelliğin ifadesidir.” Bu tarif, Tols-
daha değerli işler yapabilirler. Büyük işler, çeviklikle
toy’undur. Sanatın neyin hizmetinde olması gerek-
değil, bilgi ve düşünce gücüyle yapılır. Yaşlılık bu
tiğini bu tariften daha açık anlatan başka bir fikre
güçler artırır. Yaşlandıkça belleğimizin gücünü yitir-
rastlamadım. Aynı gerçeğe realizmin kurucusu olan
diği sanısı doğru değildir. İşleyen akıl, gücünü yitir-
Flaubert şöyle bir cümle ile dokunur: “Hiçbir mana
mez. Homeros’u, Simonides’i, Platon’u, Diogenes’i
ifade etmeyen güzel bir mısra , bir mana ifade eden
düşünün. Bunlar en ünlü yapıtlarını en yaşlılık gün-
fakat daha az güzel olan bir mısradan çok daha üs-
lerinde vermişlerdi.
tündür.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
Bu parçada yazar, düşüncesini geliştirmek için
aşağıdaki yolların hangilerinden yararlanmıştır?
A) Tanımlama - betimleme
A) Karşılaştırma, örnekleme, alıntı yapma
B) Karşılaştırma - örnekleme
B) Karşılaştırma, tanımlama, örnekleme
C) Örnekleme - öyküleme
C) Örnekleme, tanık gösterme, tanımlama
D) Açıklama - tanık gösterme
D) Tanımlama, tanık gösterme, örnekleme
E) Tartışma - betimleme
E) Tanımlama, tanık gösterme, karşılaştırma
207
C E VAP AN AHTARL ARI
1. Ünite Doğru - Yanlış Cevap Anahtarı
1.D
2.Y
3.D
4.Y
16.D
17.D
18.Y
19.D
5.D
20.Y
6.Y
7.Y
21.D
22.D
8.D
23.Y
9.Y
24.D
10.D
25.D
11.Y
26.D
12.Y
27.Y
28.D
13.D
29.D
14.Y
30.Y
15.D
31.D
1. Ünite Boşluk Doldurma Cevap Anahtarı
1. iletişim
2. gönderici, alıcı, ileti,
kanal, bağlam, dönüt
9. doğal 10. belirti
17. şiirsel
3. kanal
4. dönüt
11. belirtke 12. simge
18. göndergesel
19. lehçe
5. doğal, sosyal, dil
dışı göstergeler
13. gösterge bilim
20. İstanbul Türkçesi
14. bağlam
6. gösterge 7. dil
8. gönderge
15. kanalı kontrol
16. dil ötesi
21. konuşma dili
22. argo
23. jargon
1. Ünite Eşleştirme Cevap Anahtarı
Alıcının iletiyi değerlendirip geri göndermesi: dönüt
Amacı olmayan, istem dışı gelişen doğal göstergeler: belirti
İletişimin gerçekleştiği ortam: bağlam
Göndericinin iletiyi sunduğu kişi: alıcı
Uzlaşmaya bağlı olarak soyut ve sayılamayan tek bir gösterilene göndermede bulunan görsel biçim: simge
İletiyi sunan kişi: gönderici
İletişim kurma, bir ileti aktarma, bir bilgi verme amacı içeren göstergeler: belirtke
İletinin gönderilme şekli: kanal
Göstergenin gerçek dünyadaki karşılığı: gönderge
Kendisinden başka nesneleri, kavramları düşündüren, onların yerini alabilen kelime, nesne, simge ve olgular: gösterge
1. Ünite Test Cevap Anahtarı
Test 1 1.E
2.C
3.B
4.E
5.D
6.B
7.C
8.D
9.B
10.B
11.D
12.B
Test 2 1.D
2.D
3.E
4.A
5.B
6.E
7.C
8.A
9.D
10.E
11.E
12.E
Test 3 1.E
2.B
3.C
4.B
5.C
6.A
7.C
8.D
9.E
10.C
11.D
12.E
13.E
12.Y
13.D
14.D
15.Y
2. Ünite Doğru - Yanlış Cevap Anahtarı
1.D
2.Y
16.D
17.Y
208
3.D
4.Y
5.Y
6.D
7.Y
8.D
9.Y
10.D
11.Y
C E VA P AN AHTARLARI
2. Ünite Boşluk Doldurma Cevap Anahtarı
1. Dil aileleri
2. Hint- Avrupa, Hami- Sami, Çin- Tibet,
Bantu, Ural-Altay
6. Ural-Altay
7. Göktürkler
11. Türk dilinin sözlüğü
3. Hami- Sami
8. Orhun Anıtları
12. Yüknekli Edip Ahmet
13. 16-20.
4. çekimli
5. tek heceli
9. Orta Türkçe
10. Yusuf Has Hacip
14. Modern Türkçe
15. Atabetül-Hakayık
2. Ünite Eşleştirme - 1 Cevap Anahtarı
Farsça, Hinduca, Afganca, Urduca: Asya Grubu Hint- Avrupa
Çince, Tibetçe, Birmanca: Çin Tibet Dilleri
Bulgarca, Lehçe, Çekçe, Hırvatça: Slav Dilleri
Asurca, İbranice, Arapça: Hami Sami Dilleri
Türkçe, Moğolca, Korece, Japonca: Ural- Altay Dilleri
İngilizce, Almanca, Flemenkçe, İsveççe: Germen Dilleri
2. Ünite Eşleştirme - 2 Cevap Anahtarı
Bu dillerde bütün sözcükler tek hecelidir: Tek heceli diller
Moğolca, Mançuca, Tunguzca bu dillerdendir: Eklemeli diller
Çekim sırasında sözcüklerin kökündeki ünlülerde değişiklik olur: Çekimli diller
Bu dillerde çok zengin bir tonlama ve vurgu sistemi vardır: Tek heceli diller
Bu dillerde sözcükler başına ya da sonuna ek alırken kökler değişikliğe uğramaz: Eklemeli diller
Çince, Tibetçe, Vietnamca bu dillerdendir: Tek heceli diller
2. Ünite Test Cevap Anahtarı
Test 1 1.E
2.C
3.B
4.B
5.E
6.E
7.B
8.C
9.C
10.B 11.C 12.B 13.B 14.D 15.B
Test 2 1.A
2.A
3.E
4.B
5.D
6.C
7.A
8.D
9.C
10.A 11.A 12.C 13.B 14.B 15.E
Test 3 1.D
2.D
3.C
4.B
5.E
6.C
7.D
8.A
9.B
10.E
11.E
16.B
12.C 13.A
3. Ünite Ölçme Değerlendirme Cevap Anahtarı
Seviyorum seni SES OLAYLARI
ekmeği tuza banıp yer gibi Ünsüz Yumuşaması: 1 ekmeği 2 musluğa
ağzımı dayayıp musluğa suyu içer gibi Ünlü düşmesi: 1 ağzımı
İstanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
Kaynaşma: 1 suyu
Geceleyin ateşler içinde uyanarak …
içimde kımıldayan bir şeyler gibi Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
Nazım Hikmet Ran
2 kımıldayan
Ünlü daralması: yaşıyoruz
Ünsüz düşmesi: yumuşacık
209
C E VAP AN AHTARL ARI
Bin bir ismin bir cismin var Ünlü düşmesi:
1 ismin ……2 cismin ………..
Oğlun, kızın ne hısmın var 3 oğlun ……4 hısmın ………
Her bir irenkte resmin var
5 resmin ……6 nerde ………….
Nerde baksam orda senin.
7 orda …………………..
…
irenkte ………………………
Aşık Veysel Şatıroğlu
Bir gün çıkıp gideceksin Ünlü türemesi:
Ünsüz yumuşaması:
Sonra arkandan yine ince bir yağmur yağacak 1 gideceksin
2 arayacağım
Cadde cadde, sokak sokak Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım 3 kalacağım
Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar. 4 sevdiğimi
Saklamak zor olacak, çaresiz kalacağım 5 sıcaklığım
Seni sevdiğimi anlayacaklar. Üstüme yağmurlar yağacak
İnce bir dal gibi birden kopup kırılacağım Ünlü düşmesi: kahrolacağım.
Kaldırım taşlarında sıcaklığım kalacak Ünlü daralması: ağlıyor
Kahrolacağım.
…
Yavuz Bülent Bakiler
…
Selâm vererek Anadolu çocuklarına Ünsüz sertleşmesi: 1 baktı 2 kalktı .
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz’in halini bir görmeliydi. Kaynaşma: 1 verseydi 2 görmeliydi
Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum’a kadar.
210
Cahit Külebi
Ünsüz yumuşaması: ayağa
v
C E VA P AN AHTARLARI
…
Hem davacı pişman, hem de davalı
Ünsüz sertleşmesi:1 tükettik
Bu yolda tükettik çulu, çuvalı
Sabret makamından çalma kavalı Ünlü düşmesi: sabret Sürüler ekine daldı hakim beğ.
Abdurrahim Karakoç
Kılları uzadıkça ellerimin Ünsüz sertleşmesi: 1 uzadıkça 2 unuttum
unuttum kâğıtlardan
nasıl gemi yapıldığını Ünsüz yumuşaması: 1 yapıldığını 2 yaşlılığa
ki yaşlılığa uzanan
birer iskeledir parmaklarım
Ünlü aşınması: nasıl
çözüldü uçlarından
nice kâğıt geminin palamarı
Sunay Akın
…
Kırların sessizliğinde Ünsüz yumuşaması: 1 sessizliğinde 2 yüreğinin
yüreğinin sesini dinle
ve orada benim için 3 küçüğüm
Ünsüz düşmesi: küçücük
küçücük bir yer ayır
ve bekle beni küçüğüm
…
Ahmet Telli
…
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri Ünsüz yumuşaması: 1 yurdumun 2 toprağı
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Ünlü daralması: istiyorum
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
Ünlü aşınması: nasıl
…
Ceyhun Atıf Kansu
211
C E VAP AN AHTARL ARI
3. Ünite Doğru - Yanlış Cevap Anahtarı
1. “Başımızın üstünde bir bulutun, güneşe asılmış gölgesi” dizesinde ulama yoktur. Y
2. “Yoğurtçu” sözcüğü büyük ve küçük ünlü uyumuna uyar. D
3. “Meslektaş, kavuşmak, kilogram” sözcükleri küçük ünlü uyumuna uymaz. D
4. “-leyin, -gil, -mtırak, -ken, -daş (-taş),-ki, -yor” ekleri büyük ünlü uyumunu bozar. D
5. “Çenber, tonbala, çarşanba, saklanbaç ” sözcükleri doğru yazılmıştır. Y
6. Kelime sonunda iki ünlü arasında kalan “p, ç, t, k” sesleri yumuşayarak “b, c, d, g ve ğ”ye döner. D
7. “Başka, çift, yufka, tepsi, ıssız, defter” kelimelerinde ünsüz benzeşmesi olmuştur. D
8. “But, dip, gök, kap, kurt, uç, yurt” tek heceli sözcüklerde yumuşama olmaz. Y
9. Özel isimlerde yazımda yumuşama olmaz (Okunuşta olabilir.). D
10. “Şimdi, kahvaltı, sararmak, sütlaç” sözcüklerinde ünlü aşınması olmuştur. D
3. Ünite Boşluk Doldurma Cevap Anahtarı
1. Ünlülerin “kalınlık - incelik”, “düzlük - yuvarlaklık” ve “darlık - genişlik” özellikleriyle oluşan uyuma, ünlü uyumları denir.
2. Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) varsa, sonraki hecelerde de kalın ünlüler olmalıdır. Bu uyuma
büyük ünlü uyumu adı verilir.
3. Kavun ve horoz sözcükleri küçük ünlü uyumuna uymaz.
4. “İçinde muhteşem bir yetenek saklıyor.” Cümlesindeki altı çizili sözcükte ünlü daralması olayı vardır.
5. “Başı var, aklı yok; dili var, kabı yok” atasözündeki altı çizili sözcükte ünlü düşmesi olayı gerçekleşmişti.
6. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” atasözündeki altı çizili sözcükte ünlü aşınması gerçekleşmiştir.
7. “Bugün bana ise yarın sana” atasözündeki altı çizili sözcüklerde ünlü değişimi gerçekleşmiştir.
8. Türkçede sert ünsüzle (p, ç, t, k, f, s, ş, h) biten sözcüklerden sonra “c, d, g” ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde “c,
d, g” yumuşak ünsüzlerinin “ç, t, k” sert ünsüzlerine dönüşmesi olayına ünsüz sertleşmesi veya benzeşmesi denir.
9. Türkçede “p, ç, t, k” süreksiz sert ünsüzüyle biten bir sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde, sözcüğün sonunda
bulunan sert ünsüzler yumuşayarak “b, c, d, g, ğ” ünsüzlerine dönüşür bu ses olayına ünsüz yumuşaması adı verilir.
10. “Ucu çıkmaz bir küçücük yol tuttum.” Dizesinde geçen “küçücük” sözcüğünde ünsüz düşmesi olayı gerçekleşmiştir.
11. “Sonbahar oldu mu dallar eğilir, / Sararır ayvalar altınlaşarak.” Dizelerindeki altı çizili yerlerde ulama gerçekleşmiştir.
12. “Bir yanda oya gibi işlenmiş pembe mermer / Öte yanda öbek öbek, çirkin kaba, şekilsiz / Kerpiçten harabeler...” dizelerindeki altı çizili sözcükte ünsüz benzeşmesi gerçekleşmiştir.
13. “Ben suyun bir dakika durduğu / Durunca boğulduğu bir yerdeyim.” Dizelerindeki altı çizili sözcükte kaynaşma gerçekleşmiştir.
14. “-yor,-daş, -ken, -gil, -ki, -leyin, -(i)mtırak” ekleri büyük ünlü uyumunu bozan eklerdir.
15. Türkçe sözcüklerde vurgu genelde son hece üzerindedir.
16. “o, ö” geniş yuvarlak ünlüleri Türkçe sözcüklerin sadece ilk hecelerinde bulunabilir.
3. Ünite Test Cevap Anahtarı
Test 1
1.B
2.C
3.D
4.E
5.E
6.E
7.D
8.B
9.D
10.A
11.B
12.E
Test 2
1.C
2.E
3.A
4.C
5.D
6.C
7.C
8.C
9.A
10.B
11.E
12.B
Test 3
1.D
2.E
3.B
4.A
5.C
6.A
7.C
8.E
9.B
10.E
11.A
12.C
13.E
Test 4
1.E
2.E
3.C
4.B
5.D
6.E
7.B
8.B
9.E
10.D
11.A
12.B
13.C
212
v
C E VA P AN AHTARLARI
4. Ünite Cevap Anahtarı
1.
DEYİMLER
ATASÖZLERİ
b
a
c
e
ç
f
h
g
i
j
2. ağır ağır, uzun uzun vb.
hısım akraba, akıllı uslu vb.
doğru dürüst, yalan yanlış vb.
az çok, aşağı yukarı vb.
şırıl şırıl, tak tak vb.
çoluk çocuk, eğri büğrü vb.
abur cubur, ıvır zıvır vb.
4. Ünite Doğru - Yanlış Cevap Anahtarı
1.D
2.D
3.Y
4.D
5.D
6.Y
7.Y
8.D
9.Y
10.D
11.Y
12.Y
4. Ünite Boşluk Doldurma Cevap Anahtarı
1. anlam daralması
6. sesteş
2. kavram
7. ad aktarmasına
3. dolaylama
8. zıt
4. terim
9. yakın
10. mecaz
5. mecaz
11. anlam daralması
4. Ünite Eşleştirme Cevap Anahtarı
1
G
2
F
3
D
4
A
5
B
6
C
7
E
4. Ünite Eşleştirme Cevap Anahtarı
Bir sözcüğü benzetme amacı gütmeksizin bir başka sözcük yerine kullanma
dakikada bitirdi.
Bir sözcükle belirtilebilecek bir kavramı birden fazla sözcükle anlatma
bedince yalnız kaldı.
Bütün gün aç kalınca tabağını beş
Tek dayanağı olan hayat arkadaşını kay-
İnsan zihninde olumsuz çağrışımlar uyandıran sözcükler yerine daha güzel anlamlı sözcükler kullanma
yolculuğunda namazını kılan birkaç kişiden başkası yoktu.
Aralarında türlü yönden benzerlik bulunan iki kavramdan zayıf olanı güçlü olana benzetme
titriyordu.
Bir sözün hem gerçek hem mecaz anlamı düşündürecek şekilde kullanılması
İnsan dışındaki varlıklara insan kişiliği kazandırma
Vücudu yaprak gibi
Mum dibine ışık vermez.
Gül, gözyaşı döktü bülbülün ardından.
Somut bir sözcüğü soyut anlama gelecek şekilde kullanma
Karşıt kavramları bir arada kullanma
Son
Amma yüreksizsin, örümcekten korkulur mu hiç?
Dosta, düşmana rezil ettin beni.
Soyut olan bir kavramı somutlaştırarak anlatma
Hayallerine gem vurman gerekiyor.
213
v
C E VAP AN AHTARL ARI
4. Ünite Test Cevap Anahtarı
Test 1
1.C
2.A
3.B
4.B
5.D
6.E
7.A
8.A
9.E
10.B
11.E
12.B
13.A
Test 2
1.E
2.C
3.D
4.E
5.E
6.A
7.D
8.B
9.B
10.E
11.C
12.C
13.D
Test 3
1.D
2.E
3.B
4.D
5.C
6.E
7.A
8.D
9.E
10.B
11.C
12.D
Test 4
1.A
2.E
3.E
4.B
5.C
6.E
7.D
8.A
9.B
10.A
11.D
12.D
Test 5
1.D
2.A
3.B
4.E
5.A
6.C
7.B
8.A
9.C
10.C
11.D
12.C
13.D
Test 6
1.C
2.B
3.A
4.E
5.B
6.B
7.B
8.C
9.C
10.A
11.A
12.D
13.E
Test 7
1.A
2.C
3.A
4.E
5.E
6.E
7.D
8.C
9.A
10.E
11.E
12.B
13.B
Test 8
1.B
2.C
3.E
4.D
5.E
6.D
7.C
8.C
9.A
10.C
11.E
12.E
13.E
5. Ünite Doğru - Yanlış Cevap Anahtarı
1.Y
2.D
3.Y
4.D
5.Y
6.Y
7.D
8.Y
9.D
10.Y
5. Ünite Boşluk Doldurma Cevap Anahtarı
1.bağdaştırma
6.yok, değil, -sız, -siz
2.haber cümleleri
3.istek
7.nesnel
4.dilek-şart
8.nesnel
5.gerçek soru cümleleri
9.eleştiri cümleleri
10.koşul
5. Ünite Eşleştirme Cevap Anahtarı
Babam, tatilde Alanya’ya gideceğimizi söyledi.
Dolaylı cümle
Halikarnas Balıkçısı Bodrum’u etkileyici bir anlatımla romanlarına taşır.
Öznel anlam
Eserlerinde tartışmalı konulara yer vermesi okurlarca hoş karşılanmadı.
Eleştiri cümlesi
Neden sonuç cümlesi
Yeterli çoğunluk sağlanamadığından oylama yapılamadı.
Koşul cümlesi
Kitap okudukça anlatımın da düzelecek.
Karşılaştırma cümlesi
“Ben Sana Mecburum” şairin en tanınmış şiiridir.
Bir an için bütün istediklerini yaptı farz edelim.
Öğretmen, herkes defterini açsın, dedi.
Varsayım cümlesi
Doğrudan cümle
Verdiği sözleri yine tutmayacağını adım gibi biliyorum.
Ön yargı cümlesi
Kendinizi karşınızdakinin yerine koymaya çalışırsanız onu anlamanız kolaylaşacaktır.
Öneri cümlesi
Kendi dışında başka bir şeyi gösteren, düşündüren onun yerini alabilen kelime, nesne, görünüş ve olgulara gösterge
denir.
214
Tanım cümlesi
C E VA P AN AHTARLARI
5. Ünite Test Cevap Anahtarı
Test 1
1.E
2.A
3.C
4.D
5.C
6.E
7.C
8.A
9.C
10.D
11.E
12.A
Test 2
1.A
2.E
3.E
4.C
5.C
6.C
7.E
8.E
9.C
10.B
11.D
12.B
Test 3
1.E
2.A
3.E
4.B
5.B
6.D
7.B
8.B
9.A
10.E
13.D
6. Ünite Doğru - Yanlış Cevap Anahtarı
1.D
2.Y
3.D
4.Y
5.D
6.D
7.Y
8.D
6. Ünite Boşluk Doldurma Cevap Anahtarı
1. paragraf
6. konu
2. giriş, gelişme, sonuç 3. gelişme cümlesi 4. gelişme bölümünde
7. ana düşünceyi
8. örnekleme
9. alıntı yapma
5. bu nedenle, bundan dolayı…
10. karşılaştırmaya
11. Tanık gösterme
6. Ünite Eşleştirme Cevap Anahtarı
1. paragraf
karşılaştırma
2. paragraf
tanık gösterme
3. paragraf
örnekleme
4. paragraf
tanımlama
6. Ünite Test Cevap Anahtarı
Test 1
1.E
2.C
3.E
4.D
5.D
6.C
7.C
8.D
9.E
Test 2
1.D
2.C
3.B
4.D
5.C
6.A
7.E
8.E
9.B
Test 3
1.C
2.C
3.E
4.C
5.E
6.E
7.C
8.B
Test 4
1.D
2.C
3.D
4.B
5.C
6.B
7.E
8.E
10.A
215
C E VAP AN AHTARL ARI
KAYNAKÇA
Akbayır, Sıddık, Nasıl Konuşabilirim?, Pagem Akademi, Ankara, 2011.
Akbayır Sıddık, Metin Bilgisi, Deniz Kültür Yayınları,Samsun 2004.
Aktaş, Şerif, O. Gündüz, Yazılı ve Sözlü Anlatım, Akçağ Yayınları,Ankara, 2002.
Altun, Mustafa, Türkçede Kelime Grupları Çözümlemeleri, MVT Yayıncılık, İstanbul, 2001.
Banguoğlu, Tahsin, Türkçenin Grameri, TDK Yayınları, Ankara, 2004.
Beyreli Latif, Z. Çetindağ, A. Celepoğlu, Yazılı ve Sözlü Anlatım, Pagem Akademi Yay.2008.
Bozkurt, Fuat, Türkçenin Gizemi, Kavim Yayınları, İstanbul, 2007.
Demir, Nurettin - Yılmaz, Emine, Türk Dili Yazılı ve Sözlü Anlatım, Nobel Yayıncılık, Ankara, 2009.
Demirel, Özcan - Demirel, Melek, Türkçe ve Sınıf Öğretmenleri İçin Türkçe Öğretimi, PegemA Yayıncılık, Ankara, 2006.
Dil ve Anlatım Dersi Öğretim Programı ve Kılavuzu (9-12. Sınıflar) Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2011.
Durukan, Erhan, Türkiye Türkçesinde Sözcük Grupları ve Öğretimi Üzerine, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, S:43,
s. 145-166, Erzurum, 2010.
Ediskun, Haydar, Türk Dil Bilgisi, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1985.
Erdem, İlhan – Çelik, Muhittin‚ Dil Bilgisi Öğretim Yöntemi Üzerine Değerlendirmeler, Turkish Studies. International Periodical
Ergin, Muharrem, Türk Dil Bilgisi, Bayrak Yayınları, İstanbul, 1993.
Günay, Doğan, Metin Bilgisi, Multilingual, İstanbul, 2003.
Hatiboğlu, Vecihe, Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Basımevi, Ankara, 1982.
Karaalioğlu, Seyit Kemal, Sözlü ve Yazılı Kompozisyon Sanatı, İnkılap Kitabevi, İstanbul.
Karahan, Leyla, Türkçede Söz Dizimi, Akçağ Yayınları, Ankara, 2005.
Karahan, Leyla, Türkçede “-DAn biri” Yapılı Kelime Grupları Üzerine, Dil Araştırmaları, Sayı: 11, 9-15 ss, 2012.
Kerimoğlu, Caner, Türkçe Dil Bilgisi Öğretiminde Söz Dizimi İle İlgili Kabuller Üzerine I (Kelime Grupları), Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, S:20, s. 106-118, 2006.
Koç, Nurettin,Türk Dilinde Öbek, Çağdaş Türk Dili, c. 19, Ekim, 3-9, 1996.
Koç, Nurettin, Kelime Grubu Üzerine, Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, S:598, s. 491-497, 2001.
Korkmaz, Zeynep, Türkiye Türkçesi Grameri,TDK Yay, Ankara, 2003.
Öner, Sakin, Örneklerle Kompozisyon Sanatı, Veli Yayınları, İstanbul, 1981.
Özben Raif, Türkçe Diksiyon, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1989.
Özdemir, Emin, Eleştirel Okuma, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2011.
Özdemir, Emin, Sözlü ve Yazılı Anlatım Sanatı Kompozisyon, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999.
Özkan, Abdurrahman, İsnat Grubunun Yapısı ve Görevleri, İnsan Bilimleri Araştırmaları, Yıl: 3, Sayı: 5-6, 2001.
Sever, Sedat, Türkçe Öğretimi ve Tam Öğrenme, Anı Yayıncılık, Ankara, 2004.
Şenbay, Nüzhet. Alıştırmalı Diksiyon Sanatı, Milli Eğitim Basımevi, Ankara, 1972.
Tekin, Talât, Türkçede Kaynaştırma Sesleri, XII. Dilbilim Kurultay Bildirileri, s. 109-112, İstanbul, 2000
Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2011.
Usta, Halil İbrahim, Türkiye Türkçesinde Kelime Grupları İle İlgili Bir Sınıflandırma, Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, S:579,
s.209-216, 2000.
Üstünova, Kerime, Ad Tamlaması-İyelik Öbeği Ayrımı, Türk Dili, S:641, s. 418-425, 2005.
Yazım Kılavuzu, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2011.
http://www.tebd.gazi.edu.tr/
http://www.turkishstudies.net/
http://www.turkoloji.cu.edu.tr/
http://www.academia.edu
http://web.deu.edu.tr/
http://e-dergi.atauni.edu.tr/
http://www.tdk.gov.tr/images/css/TDA/1963/1963_10_Hatiboglu.pdf
216
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
10 715 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content