Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi

ISSN: 2148-2837
MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ
“İstiklalden İstikbale”
Sağlık Bilimleri Enstitüsü
Dergisi
Mehmet Akif Ersoy University
Journal of Health Sciences
Institute
Yıl/Year: 2013 - Cilt/Volume :1 - Sayı/Issue: 1
ii
ISSN: 2148-2837
MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ
SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DERGİSİ
Mehmet Akif Ersoy University Journal of Health Sciences Institute
Sahibi / Owner
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi adına Rektör
(On behalf of Mehmet Akif Ersoy University)
Prof. Dr. Mustafa SAATCI
Editör / Editor in Chief
Doç. Dr. Ayhan ATA
Editör Yardımcıları / Assoc. Editors
Yrd. Doç. Dr. Fulya TAġÇI
Yrd. Doç. Dr. Mesih KOCAMÜFTÜOĞLU
Yrd. Doç. Dr. Cevat SĠPAHĠ
Ġstatistik Editörü / Statistical Editor
Doç. Dr. Mehmet ġükrü GÜLAY
Yabancı Dil Editörleri / Foreign Language Editors
Prof. Dr. Mümtaz NAZLI
Doç. Dr. Mehmet ġükrü GÜLAY
Yrd. Doç. Dr. Faruk PEHLĠVANOĞLU
Derleme Editörü / Compilation Editor
Prof. Dr. Halil Ġbrahim GÖKÇE
Yayın Türü / Publication Type
Yerel Süreli Yayın / Local Periodical Publication
Basımevi / Publising House
Kapak-Dizgi / Cover –Design
Cihat ġENER
ĠletiĢim Adresi / Correspondence Address: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri
Enstitüsü Müdürlüğü MAKÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi Sekreterliği 15030 - BURDUR
Telefon: +90 248 2133181 Faks: +90 248 2133190 E-posta: [email protected]
Web Adresi: http://edergi.mehmetakif.edu.tr/index.php/sabed
iii Enstitüsü Dergisi yılda 2 sayı olarak yayınlanır
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri
Yıl/Year: 2013 – Cilt/Volume:1 – Sayı/Issue: 1
iv
ĠLKSÖZ
Ġlkleri baĢarmak zordur. Emek ister, özveri ister, sabır ister. Genç üniversitemizin
birçok birimi gibi, sağlık Bilimleri Enstitümüz‟de yaptığı bu hizmetle bir ilki gerçekleĢtirerek
„‟Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi‟‟ni yayın hayatına baĢlatmıĢtır.
Üretmenin, hele bilgiyi üretmenin zevki bambaĢkadır, tarifsiz bir gurur verir. Bu
üretimi paylaĢmak ise akademik hayatın vazgeçilmezlerindendir. Bilimsel dergiler, özverili
bilim insanlarının değerli katkılarıyla ayakta durur ve geliĢir.
Bu adımı atan enstitümüz müdürlüğüne teĢekkürlerimi sunar, baĢarılarının devamını
dilerim.
Enstitümüzün bu baĢlangıcını destekleyerek, dergimizi hak ettiği düzeye getirme
adına katkı yapan ve bundan sonra da katkılarını dergimizden esirgemeyecek olan bütün
bilim insanlarına Ģimdiden kolay gelsin der, selam ve saygılarımı sunarım.
Prof. Dr. Mustafa SAATCI
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü
v
EDĠTÖRDEN / YAYINA BAġLARKEN
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, sağlik bilimleri alanında
lisansüstü eğitim-öğretim çalıĢmalarına devam ederken bunun yanısıra güncel bilgilerin
paylaĢılmasına katkıda bulunabilmek amacıyla hakemli, tarafsız Sağlık Bilimleri Enstitüsü
Dergisi olarak bu ilk sayısı ile yayın hayatına baĢlamıĢtır. Dergimizin öncelikle ulusal daha
sonra uluslararası önemli dergiler arasına girebilmesi hepimizin ortak çalıĢmasına bağlıdır.
Katkı sağlayan ve sağlayacak olan tüm araĢtırıcılara Ģimdiden teĢekkür eder, saygılar
sunarım.
Doç. Dr. Ayhan ATA
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü
Editör
vi
Bilimsel DanıĢma Kurulu / Advisory Board
Prof. Dr. Özcan ÖZGEL (Anatomi Anabilim Dalı)
Doç. Dr. AyĢe HALIGÜR (Anatomi Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Emine KARAKURUM (Anatomi Anabilim Dalı)
Prof. Dr. Mümtaz NAZLI (Histoloji-Embriyoloji Anabilim Dalı)
Prof. Dr. Hakan ÖNER (Histoloji-Embriyoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Jale ÖNER (Histoloji-Embriyoloji Anabilim Dalı)
Prof. Dr. ġule DEMĠRCĠ (Fizyoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Mehmet ġükrü GÜLAY (Fizyoloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Özlem YILDIZ GÜLAY (Fizyoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Orhan KANKAVĠ (Biyokimya Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Alparslan Kadir DEVRĠM (Biyokimya Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Tülay BÜYÜKOĞLU (Biyokimya Anabilim Dalı)
ArĢ. Gör. Dr. SavaĢ Volkan GENÇ (Veteriner Hekimliği Tarihi ve Deontoloji Anabilim Dalı)
Prof. Dr. Özlem ÖZMEN (Patoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Mehmet HALIGÜR (Patoloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Ahmet AYDOĞAN (Patoloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Özgür Özyıldız (Patoloji Anabilim Dalı)
Prof. Dr. Hülya TÜRÜTOĞLU (Mikrobiyoloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Dilek ÖZTÜRK (Mikrobiyoloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Faruk PEHLĠVANOĞLU (Mikrobiyoloji Anabilim Dalı)
Prof. Dr. Bayram Ali YUKARI (Parazitoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Ahmet GÖKCEN (Parazitoloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Ramazan ADANIR (Parazitoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Firdes MOR (Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Asım KART (Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Fatma KOCASARI (Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Mehmet KALE (Viroloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Sibel HASIRCIOĞLU (Viroloji Anabilim Dalı)
Prof. Dr. Sırrı AVKĠ (Cerrahi Anabilim Dalı)
Prof. Dr. M. Doğa TEMĠZSOYLU(Cerrahi Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. KürĢat YĠĞĠTARSLAN (Cerrahi Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Yusuf Sinan ġĠRĠN (Cerrahi Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Özlem ġENGÖZ ġĠRĠN (Cerrahi Anabilim Dalı)
Prof. Dr. Halil Ġbrahim GÖKÇE (Ġç Hastalıkları Anabilim Dalı)
Prof. Dr. ġima ġAHĠNDURAN (Ġç Hastalıkları Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Mehmet KARACA (Ġç Hastalıkları Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Mehmet Çağrı KARAKURUM (Ġç Hastalıkları Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Nuri MAMAK (Ġç Hastalıkları Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Kenan SEZER (Ġç Hastalıkları Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. M. Koray ALBAY (Ġç Hastalıkları Anabilim Dalı)
vii
Bilimsel DanıĢma Kurulu / Advisory Board
Prof. Dr. Ġbrahim TAġAL (Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Örsan GÜNGÖR (Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Yunus ÇETĠN (Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. AfĢin KÖKER (Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Mesih KOCAMÜFTÜOĞLU(Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Ali Reha AĞAOĞLU (Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Ayhan ATA (Dölerme ve Suni Tohumlama Anabili Dalı)
Prof. Dr. Fatma KARAKAġ OĞUZ (Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim DaIı) Dalı)
Doç. Dr. M. Numan OĞUZ (Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim DaIı)
Yrd. Doç. Dr. Kadir Emre BUĞDAYCI (Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim DaIı)
Yrd. Doç. Dr. Cevat SĠPAHĠ (Hayvan Sağlığı Ekonomisi ve ĠĢletmeciliği Anabilim Dalı)
Prof. Dr. Mahiye ÖZÇELĠK METĠN (Zootekni Anabilim Dalı)
Prof. Dr. Mustafa SAATCI (Zootekni Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Özkan ELMAZ (Zootekni Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Özgecan KORKMAZ AĞAOĞLU (Zootekni Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Mehmet ÇOLAK (Zootekni Anabilim Dalı)
Doç. Dr. Özen YURDAKUL (Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Fulya TAġÇI (Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı)
Yrd. Doç. Dr. Mustafa DEMĠREL (HemĢirelik Bölümü)
Yrd. Doç. Dr. Murat A. KUġ (Acil Yardım Afet Yönetimi)
Yrd. Doç. Dr. Emine Hilal ġENER (Sağlık Yönetimi)
Prof. Dr. Mehmet YALÇINER (Beden Eğitimi ve Spor)
Yrd. Doç. Dr. Kadir PEPE (Beden Eğitimi ve Spor)
Doç. Dr. Fatma ÇELĠK KAYAPINAR (Beden Eğitimi ve Spor)
Prof. Dr. Berrin KOCAOĞLU GÜÇLÜ (Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi, KAYSERĠ)
Prof. Dr. Sandor Gyorgy FEKETE
(St. Istvan Universitesi Veteriner Fakültesi, MACARĠSTAN)
Doç. Dr. Muammer TĠLKĠ (Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı, KARS)
Kafkas
Veteriner
Fakültesi
Zootekni
Anabilim
Dalı, e-mail:
Doç.
Dr.Üniversitesi
Bilal AKYÜZ
(Erciyes
Üniversitesi
Veteriner
Fakültesi
[email protected]
Anabilim Dalı, KAYSERĠ)
Prof. Dr. Harun ÖZER (Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı, ELAZIĞ)
Prof. Dr. Kenen ÇOYAN (Pamukkale ÜniversitesiTıp Fakültesi Histoloji Anabilim Dalı, DENĠZLĠ)
Harun elazığ
Dr. Abdullah KAYA (University of Wisconsin, Madison Department of Animal Sciences, USA)
Harun elazığ
University of Wisconsin, Madison
Abdullah Kaya
University of Wisconsin, Madison
viii
Bu Sayının Hakem Listesi / The Referees List of This Issue
Dr. Mehmet Çağrı KARAKURUM (Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi)
Dr. Mehmet ÇOLAK (Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi)
Dr. Dilek ÖZTÜRK (Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi)
Dr. ġinasi UMUR (19 Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi)
Dr. Sevil ATALAY VURAL (Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi)
Dr. Ahmet NAZLIGÜL (Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi)
Dr. Özgür ÖZYĠĞĠT (Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi)
ix
YAZARLARA BĠLGĠ
I- Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi Genel Bilgiler:
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi, MAKÜ Sağlık Bilimleri
Enstitüsü‟nün yayın organıdır. Derginin kısaltılmıĢ adı “MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg.” dir. Yılda 2 kez
yayınlanır. MAKÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi sağlık bilimleri, (veteriner, tıp, diĢ hekimliği, hemĢirelik
ve spor bilimleri) alanlarında temel ve klinik hakemli bilim yazılarının yayınlandığı hakem-denetimli bir
dergidir. Derginin dili Türkçe ve Ġngilizce‟dir. Dergiye gönderilen yazıların baĢka herhangi bir dergide
yayınlanmamıĢ, yayına kabul edilmemiĢ ya da yayınlanmak üzere değerlendirme aĢamasında olmaması gerekir.
Bu kural bilimsel toplantılarda sunulan ve özeti yayınlanan bildiriler için geçerli değildir. Ancak, bu gibi
durumlarda bildirinin sunulduğu toplantının adı, tarihi ve yeri bildirilmelidir. Makalelerin formatı “Uniform
Requirements for Manuscripts Submitted to Biomedical Journals: Writing and Editing for Biomedical
Publication (http:/www.icmje.org/)” kurallarına göre düzenlenmelidir. Gönderilen yazılar yayın kuruluna
ulaĢtıktan sonra öncelikle, yazım kurallarına uygunluğu yönünden değerlendirilir; sonucu yazara dört hafta
içinde bildirilir. Yazının, gerek teknik özellikleri gerekse genel kapsamı açısından derginin genel yayın
ilkelerine uygun bulunmaması durumunda yazı reddedilir. Ya da, gerekirse, yazar(lar)ın yazıyı yazım kurallarına
uygun biçimde yeniden göndermeleri istenebilir. Yeniden gönderilen yazılar benzer bir teknik incelemenin
ardından yazım kurallarına uygun ise danıĢman denetimi sürecine alınır. Yazı, editör ve yardımcı editörler ile
yazının baĢlık sayfasını görmeyen en az iki danıĢmana gönderilerek incelenir. Yazı, yayın kurulunun belirlediği
ve bilimsel içerik ve yazım kuralları açısından değerlendirilir. Editör ve yardımcı editörler gerek gördüğünde
makaleyi üçüncü bir danıĢmana gönderebilir. Hakem belirleme yetkisi tamamen editör ve yardımcı editörler ve
yayın kuruluna aittir. DanıĢmanlar belirlenirken derginin uluslararası yayın danıĢma kurulundan isimler
seçilebileceği gibi yazının konusuna göre ihtiyaç duyulduğunda yurt içinden veya yurt dıĢından bağımsız
danıĢmanlar da belirlenebilir. Daha sonra, danıĢman raporları dikkate alınarak ve gerekirse yazar(lar)la tekrar
iletiĢim kurularak yayın kurulunca son redaksiyon yapılır. Yazıların kabulüne editör karar verir. Editör yayın
koĢullarına uymayan yazıları; düzeltmek üzere yazarına geri gönderme, biçimce düzenleme veya reddetme
yetkisine sahiptir. Yazılarını geri çekmek isteyen yazarlar bunu yazılı olarak editöre bildirmek durumundadır.
Editör görülen lüzum halinde bazı makaleler hakkında yayın yürütme kurulunun görüĢüne baĢvurur. Bu
değerlendirme süreci dergiye gönderilen yazı türlerinden araĢtırma yazılarını, olgu sunumlarını ve özgün yazıları
kapsar. Diğer yazı türlerindeki yazılar doğrudan yayın kurulunca değerlendirilir. Dergiye gönderilen yazılar
yayınlansın ya da yayınlanmasın geri gönderilmez. Tüm yazarlar bilimsel katkı ve sorumluluklarını ve çıkar
çatıĢması olmadığını bildiren toplu imza ile yayına katılmalıdır. AraĢtırmalara yapılan kısmi de olsa nakdi ya da
ayni yardımların hangi kurum, kuruluĢ, ilaç-gereç firmalarınca yapıldığı dip not olarak bildirilmelidir. Dergide
yayınlanan yazılar için herhangi bir ücret ya da karĢılık ödenmez. Yayın kurulu yazar(lar)ın dergiye
gönderdikleri yazıları değerlendirme süreci tamamlanmadan baĢka bir dergiye göndermeyeceklerini taahhüt
ettiklerini kabul eder. Ġnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan deneysel araĢtırmaların bildirildiği yazıların
yöntem bölümünde, bu araĢtırmanın yapıldığı gönüllü ya da hastalara uygulanan iĢlemler anlatıldıktan sonra
kendilerinin onaylarının alındığını (informed consent) gösterir bir cümle bulunmalıdır. Yazar(lar), bu tür
araĢtırmalarda, uluslararası alanda kabul edilen kılavuzlara (2002 yılında revize edilen 1975 Helsinki
Deklarasyonu- http://www.wma.net/e/policy/b3.htm, Guide for the care and use of laboratory animals www.nap.edu/catalog/5140.html), T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından getirilen, 29 Ocak 1993 tarih ve 21480
sayılı Resmi gazetede yayınlanan "Ġlaç AraĢtırmaları Hakkında Yönetmelik" ve daha sonra yayınlanan diğer
yönetmeliklerde belirtilen hükümlere uyulduğunu belirtmeli ve kurumdan aldıkları Etik Kurul Onayı‟nın bir
kopyasını göndermelidir. Metin içinde standart kısaltmalar kullanılır, bunlar ilk geçtikleri yerde açık olarak
yazılır. Ġlaç adları kullanımında ilaçların jenerik adları Türkçe okunuĢlarıyla yazılır. Ölçüm birimleri metrik
sisteme uygun olarak verilir; örneğin, "mg" olarak yazılır, nokta kullanılmaz; ek alırsa („) ile ayrılır. Laboratuar
ölçümleri Uluslararası Sistem (US; Systéme International: SI) birimleri ile bildirilir.
II- Dergiye Gönderilecek Yazı Türleri ve Özellikleri
A. AraĢtırma Makaleleri: Bu yazılar daha önce yayınlanmamıĢ özgün araĢtırma verilerinin
değerlendirildiği ve aĢağıda tanımlanan yazı düzenine tümüyle uygun hazırlanmıĢ yazılardır. AraĢtırma
yazılarının ana metin bölümü; giriĢ, yöntem ve gereç, bulgular, tartıĢma ve sonuç bölümlerinden oluĢmalı
(baĢlık sayfası, kaynaklar, tablo/Ģekil/resim hariç) 20 sayfayı geçmemelidir. AraĢtırma yazılarının özetleri 250
kelime olmalıdır. Bu yazılarda belirtilen araĢtırma verilerinin bir bölümü daha önce baĢka bir yazıda iĢlendi ise,
bu durum yazı gönderilirken mutlaka bildirilmeli ve ayrıca adı geçen yazıya kaynaklarda atıf yapılmalıdır.
B. Derleme Makaleleri: Derleme makaleleri derginin yayın alanına giren güncel konuları içermelidir.
Bu makaleler yazarlar tarafından önerilebilir veya çağrılı olarak istenebilir. Çağrılı derlemeler normalde derleme
editor tarafından istenebilir, fakat derleme konusu ile ilgili uygun öneriler editöre gönderilebilir.
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi
x
YAZARLARA BĠLGĠ
C. Olgu Sunumları: Klinik değerlendirme, gözlem ya da bir baĢka açıdan özellik ve bilimsel önem
taĢıyan, bir ya da birden çok olgunun özelliklerini sunan ve tartıĢan yazılardır. Olgu sunumları baĢlık sayfası,
özetler, ana metin (giriĢ, olgu ve tartıĢma bölümlerinden oluĢur), kaynaklar, tablo/Ģekil/resim bölümlerini içerir;
ana metin alt baĢlıkları yazı içeriğinin gerektirdiği biçimde düzenlenir. Olgu sunumlarının özetleri 150 sözcük
olmalıdır. Ana metin bölümü (baĢlık sayfası, kaynaklar, tablo/Ģekil/resim hariç) 10 sayfayı geçmemelidir.
D. Kısa AraĢtırma Raporu: Konusuyla ilgili önemli kuramsal ya da uygulama sorunlarına değinen
özgün düĢüncelerin üretildiği ve tartıĢıldığı yazılardır. Özgün yazılar baĢlık sayfası, özetler, ana metin,
kaynaklar, tablo/Ģekil/resim bölümlerini içerir; ana metin alt baĢlıkları yazı içeriğinin gerektirdiği biçimde
düzenlenir. Özgün yazıların ana metin bölümü (baĢlık sayfası, kaynaklar, tablo/Ģekil/resim hariç) 10 sayfayı
geçemez.
E. Özel Bölümler: 1. Editöre mektuplar: Dergide yayınlanan yazılara iliĢkin değerlendirme ve
eleĢtirileri içeren yazılardır. Mümkün olduğunca eleĢtirilen yazının yazar(lar)ınca verilen yanıtlar ile birlikte
yayınlanır. Editöre mektuplar 5 sayfayı geçemez. 2. Toplantı haberleri/izlenimleri: Derginin yayın alanıyla ilgili
konularda yapılmıĢ ya da yapılacak olan bilimsel toplantıları tanıtıcı yazılardır. 1 sayfayı geçemez. 3. Dergi
haberleri: Derginin yayın alanıyla ilgili konularda yayınlanmakta olan bilimsel dergileri tanıtıcı yazılardır; 1
sayfayı geçemez. 4. Web siteleri tanıtımı: Derginin yayın alanıyla ilgili konulardaki web sitelerini tanıtıcı
yazılardır; 1 sayfayı geçemez. 5. Kitap/tez tanıtımı: Derginin yayın alanıyla ilgili konularda yayınlanmıĢ bulunan
kitapları/tezleri tanıtan yazılardır; 3 sayfayı geçemez.
III- Yazı Düzeni
Dergiye gönderilecek yazılar türlerine göre, baĢlık sayfası, Ġngilizce ve Türkçe özetler, ana metin,
kaynaklar, tablo/Ģekil/resim bölümlerini içerir. Dergiye yayınlanması için gönderilen makalelerde aĢağıdaki
biçimsel esaslara uyulmalıdır: Yazı Microsoft Word programında Times New Roman yazı stilinde 12 punto
büyüklüğünde, siyah renkte, 1,5 satır aralığında hazırlanmalıdır. Kenarlardan 2,5 cm boĢluk bırakılmalıdır.
Anatomik terimler Latincede yazıldığı gibi kullanılmalıdır. Günlük tıp diline yerleĢmiĢ terimler ise okundukları
gibi Türkçe yazım kurallarına uygun olarak yazılmalıdır. Ġngilizce veya baĢka bir yabancı dildeki Ģekli ile
yazılan terimler tırnak içinde belirtilmelidir. Yazının baĢlık sayfasında, yazının Türkçe ve Ġngilizce baĢlığı ve
sayfa üstünde kullanılmak üzere boĢluklar da dahil 40 karakteri aĢmayacak Ģekilde Türkçe ve Ġngilizce kısa
baĢlık önerisi bulunmalı. Ayrıca yazarların açık ad, soyadları akademik ünvanları ile birlikte yazılmalıdır.
ÇalıĢmaların yapıldığı klinik, anabilim dalı/bilim dalı, enstitü ve kuruluĢun adı belirtilmelidir. BaĢlık sayfasında
yazıĢmaların yapılacağı kiĢinin adı, yazıĢma adresi, elektronik posta adresi, telefon ve faks numaraları yer
almalıdır.
A. BaĢlık Sayfası: Yazının baĢlığı (sadece ilk kelimenin ilk harfi büyük olacak Ģekilde, kısaltmalara ait
büyük harfler hariç), yazarların adı, ünvanları, çalıĢtıkları kurum ve yazıĢmalardan sorumlu yazarın yazıĢma
adresi, telefonu, faksı ve e-postası yazılır. Yayın sisteme yüklenirken baĢlık sayfası ek dosya olarak ayrı
yüklenmelidir.
B. Ana Metin Bölümü: Yazının ana metni özetler ve anahtar sözcükler, giriĢ, yöntem, bulgular ve
tartıĢma baĢlıkları içinde düzenlenir. Özetler ve anahtar sözcükler: Türkçe ve Ġngilizce olmak üzere iki dilde
yazılır ve yazının baĢlığını da içerir. Özet 250 kelimeyi geçmemeli, çalıĢmanın ana noktaları olan amacını,
hayvan ve örnek popülâsyonunu, metodunu ve önemli sonuçlarını, çalıĢmadan elde edilen çıkarımı klinik olarak
uygulabilirliğini içermelidir. Yayını okumadan okuyucular için anlaĢılır olmalıdır ve özet içinde kaynaklara atıf
yapılmamalıdır. Türkçe ve Ġngilizce özetler ayrı sayfalarda yazılmalı ve özetlerin sonunda her iki dilden en az 3,
en çok 5 anahtar sözcük (keywords) yer alır. Anahtar kelimeler Index Medicus Medical Subject Headings
(MeSH)'e uygun olmalıdır. Anahtar kelimeler için www.nlm.nih.gov/mesh/MBrowser.html adresine
baĢvurulmalıdır.
GiriĢ bölümünde yazının dayandığı temel bilgilere ve gerekçelere kısaca değinildikten sonra, son
paragrafında amaç açık bir anlatımla yer alır. Yöntem bölümü gerekirse araĢtırma/hasta/denek grubu, araçlar,
uygulama ve istatistik değerlendirme gibi alt baĢlıklara göre düzenlenebilir. Bu bölüm çalıĢmaya katılmayan
birisinin de rahatlıkla anlayabileceği açıklıkta yazılmalıdır. Bulgular bölümü çalıĢmanın sonuçlarını özetler ve
temel bulgular gerekirse tablo ve Ģekillerle desteklenir. TartıĢma bölümünde çalıĢmanın bulguları ilgili yurt içi
ve yurt dıĢı çalıĢmaların sonuçları bağlamında tartıĢılır; genel bir gözden geçirmeyi değil, özgün bulguların
tartıĢılmasını içerir. Yayın sisteme yüklenirken ana metin bölümü ana dosya olarak yüklenmelidir.
C. TeĢekkür: Yazar(lar) gerekli gördüklerinde yazıya katkıları yazarlık düzeyinde olmayan, ancak
belirtilmeyi hakettiğini düĢündükleri kiĢilere birkaç cümlelik kısa teĢekkür yazabilirler. Burada, teĢekkür edilen
kiĢilerin katkıları (parasal ya da araç gereç desteği, teknik yardım gibi) açıklıkla belirtilmeli (örneğin; "bilimsel
danıĢmanlık", "taslakta düzeltme", "veri toplama", "klinik araĢtırmaya katılma" gibi) yazılmalıdır.
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi
xi
YAZARLARA BĠLGĠ
D. KAYNAKLAR: Yayındaki bütün kaynaklar kullanılmalıdır. Makale içinde referans kullanma
Ģekline örnekler.
Makale içinde kaynaklar “(Yazar Soyadı, Tarih)”, “(Allan, 2000)” ve/veya “Yazar Soyadı (Tarih)”,
“Allan (1999)” Ģeklinde yazılmalıdır. Kaynaklar grup halinde verildiğinde önce alfabetik olarak daha sonra tarih
sırasına göre (kronolojik) sıralanmalıdır.
1.Tek yazarlı:→ Yazarın soyadı ve yayının yılı →Örn: (Allan, 2000a, 2000b, 1999);
2.Ġki yazarlı:→ Her iki yazarın soyadı ve yayının yılı →Örn: Allan ve Jones, (1999),
3.Üç yazarlı:→ ilk yazarın soyadı arkasından “ve ark.” ve yayının yılı →Örn: Kramer ve ark. (2010) have
recently shown…….
Makale sonunda kaynaklar “Yazar Soyadı, Tarih” alfabetik olarak sıralanmalıdır. Daha sonra gerekli ise tarih
sırasına göre (kronolojik) sıralanmalıdır. Aynı yazara ait aynı yıl yayınlanmıĢ birden fazla referans varsa 'a', 'b',
'c', harfleri yayın tarihinin sonuna eklenmelidir Örn: (Allan, 2000a, 2000b, 1999). Kaynaklar metinde,
tablolarda, tablo ya da Ģekil dipnotlarında parantez içinde gösterilir. Kaynakların yazımında, aĢağıdaki örnekler
dikkate alınır. Makaledeki tüm yazarların ismi yazılır. Burada örneği verilmemiĢ kaynakların yazım kuralları
için “Ortak kurallar”a baĢvurulur. Dergi adları Index Medicus‟taki biçime göre kısaltılır; burada bulunamayan
bir dergi ise, kısaltılmadan yazılır.
Makale için:
Kankavi O, Ata A, Gungor O. 2007. Surfactant protein A and D in the genital tract of mares. Anim. Reprod. Sci.
98: 259-270.
Yazar sayısı üçten fazla ise:
Kale M, Yavru S, Ata A, ve ark. 2011. Bovine Viral Diarrhea Virus (BVDV) infection in relation to fertility in
heifers. J. Vet. Med. Sci. 73: 331-336.
Yazar kurum ise:
The Brain Trauma Foundation. 2000. The American Association of Neurological Surgeons, The Joint Section on
Neurotraumaand Critical Care. Role of antiseizure prophylaxiss following head injury. J. Neurotrauma. 17: 549553.
Dergi eksayısı (supplementum):
Ata A, Saatcı M, Gulay MS. 2009. Relationship between body condition score and fertility of Saanen goats
under intensive conditions. J. Anim. Sci. 87 (E-Suppl. 2): 307, Quebec, Canada.
Kitaplar, Kitap ise; Yazar bir kiĢi ise
Tanrıdağ O. 1987. Afazi, 3rd ed. Ġstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, s. 100-110.
Kitap bölümü ise:
Aktekin B. 2008. Epileptik nöbetler. Bora Ġ, Yeni SN, Gürses C, ed. Epilepsi. Ġstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, s.
103-134.
Tez ise:
Ata A. 1997. Repeat Breeder ineklerde GnRH uygulaması ve döl verimi. Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
Kaynak internetten sağlanmıĢ ise:
Anonim. 2009. www.tugem.gov.tr/db/sud/sudweb/sazan-alabalik.doc. (EriĢim tarihi: 01.08.2009).
Elektronik gazete ve dergi:
Eyigör A, Çarlı KT, Ünal CB. 2004. Kümes hayvanlarının salmonella analizinde Real-Time PCR uygulaması.
OrLab OnLine Mikrobiyoloji Dergisi.www.mikrobiyoloji.org/pdf /702040702.pdf. (EriĢim tarihi: 01.04.2004).
Doğrudan yararlanılmamıĢ kaynaklar kesinlikle kullanılmamalıdır; kabul edilmiĢ tezler dıĢında
yayınlanmamıĢ yapıtlar ve kiĢisel haberleĢmeler kaynak gösterilemez. Kaynakların doğruluğundan yazar(lar)
sorumludur.
Tablolar: Her bir tablo ayrı sayfaya basılarak, metin içinde geçtiği sıraya göre numaralandırılır. Her
tablonun bir baĢlığı bulunur ve gerektiğinde (örneğin, tabloda geçen kısaltmalar) tablo altına açıklamalar yazılır.
Her bir tablo ana metne baĢvurma gereği doğurmayacak biçimde anlaĢılır olmalıdır. Her tablodan metin içinde
söz edilmelidir. Tablolar; 10 punto, 1 satır aralığı olarak hazırlanmalı ve tablolarda dikey çizgiler
bulunmamalıdır. Metin tek satırlı, 12 fontlu, altı çizilme yerine italik olarak vurgulanmıĢ (URL adresleri dıĢında)
ve tüm Ģekil, resim ve tablolar metnin sonunda ayrı sayfalarda gösterilerek, metin içinde atıf yapılmalıdır. Baskı
için, resimlerin kaliteli kopyalarını ek dosya olarak gönderiniz. Gönderilen dosyanın boyutu çok fazla olur ise,
sistem almayabilir. Böyle durumlarda yazıyı bölüp, diğer bölümleri ek dosya olarak tek, tek gönderebilirsiniz.
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi
xii
YAZARLARA BĠLGĠ
G. ġekil ve Resimler: Her Ģekil ayrı bir sayfaya profesyonel olarak çizilmeli, elle yapılmamalıdır. ġekil
içindeki harfler, numaralar ve semboller net olmalı, baskı için küçültüldüğünde de okunabilir olmalıdır. ġekil ve
resimler metin içinde geçtiği sıraya göre numaralandırılır; 127x173 mm ile 203x254 mm boyutlarında olmalıdır.
Ġnternet ve cd ortamında gönderilecek olan resim, Ģekil, grafik ve tabloların çözünürlükleri en az 300 dpi
olmalıdır. Eğer hasta(lar)nın fotoğrafı kullanılacaksa, ya hasta(lar) fotoğraftan tanınmamalı ya da hasta(lar) veya
yasal olarak hasta(lar)dan sorumlu yakınından yazılı izin alınmalıdır. Yazar baĢka kaynaktan aldığı resim, Ģekil,
grafik ve tablolar için telif hakkı sahibi kiĢi ve kuruluĢlardan izin almalı, gerekli izin belgelerini dergiye sunmalı
ve yazı içinde kaynağını belirtmelidir.
IV- Yazının Dergiye Gönderilmesi:
Dergiye gönderilecek tüm yazıların gönderilmeden önce yazım kurallarına uygunluğu mutlaka son bir
kez kontrol edilmelidir. Yazılar http://edergi.mehmetakif.edu.tr/index.php/sabed web sayfası üzerinden
online çevrimiçi olarak gönderilmelidir. Sisteme online kayıt olup makale yüklemesi basamaklar atlanmadan,
sistemin yönlendirdiği Ģekilde yapılmalı ve makalenin değerlendirilme süreci buradan takip edilebilmektedir.
Makale yükleme aĢamasında “Ana Metin Bölümü” (özetler ve anahtar sözcükler, giriĢ, yöntem, bulgular ve
tartıĢma) tek dosya halinde kaynakların sonunda Ģekil, tablo ve resimleri içeren ana dosya olarak
yüklenmelidir. Yazar ve kurum bilgilerini içeren “BaĢlık Sayfası” ise ek dosya olarak sisteme yüklenmelidir.
Sistemde bulunan “müracaat ve yayın hakları devir formu” makaledeki yazarlar tarafından imzalanıp,
scanner ile taranarak baĢvuru sırasında sisteme yüklenmeli veya e-posta yolu ile ([email protected])
adresine veya 0248 213 31 90 numaraya faks aracılığıyla gönderilmelidir. Formda ayrıca tüm yazarların makale
ile ilgili bilimsel katkı ve sorumlulukları yer almalı, çalıĢma ile ilgili herhangi bir mali ya da diğer çıkar
çatıĢması alanı varsa bildirilmelidir. Online Çevrimiçi sistemin dıĢında elektronik posta, normal posta veya faks
ile gönderilen yazılar kabul edilmez. Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi‟nde yayınlanan tüm yazılarda GörüĢ ve
raporlar yazar(ların) görüĢüdür, Enstitü, Editörler, Yayın Kurulu veya Bilimsel DanıĢma Kurulu‟nun görüĢü
değildir. Enstitü, Editörler, Yayın Kurulu veya Bilimsel DanıĢma Kurulu bu yazılar için herhangi bir sorumluluk
kabul etmemektedir. Burada açıklanmayan diğer hususlar için “Uniform requirements for manuscripts
submitted to biomedical journals” (Vancouver style) Ann Intern Med 1997;126:36-47 baĢlıklı yazı
incelenmelidir.
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi
xiii
INSTRUCTIONS TO AUTHORS
I- Mehmet Akif Ersoy University Journal of Health Sciences Institute General Information:
Mehmet Akif Ersoy University (MAKU) Journal of Health Sciences Intitute is the publication of
MAKU Health Sciences Institute. It is published two times annualy. MAKU Journal of Health Sciences Intitute
is a peer-reviewed scientific journal in which basic and clinical scientific articles in the field of medical sciences
(veterinary, medicine, dentistry, nursing and sports sciences) are published. The language of the journal is both
Turkish and English. Papers submitted to the journal should not have been previously published, accepted for
publication or be in the process of evaluation for publication in any other journal. This rule does not apply to
articles presented as bulletins in scientific meetings and whose summaries are published. In such cases, however,
the name, date and place of the meeting in which the paper was presented should be notified. The format of the
article should be in accordance with the rules of “Uniform Requirements for Manuscripts Submitted to
Biomedical Journals: Writing and Editing for Biomedical Publication (http:/www.icmje.org/)”. On receipt of the
paper by the Editorial Board, the paper is evaluated for compliance with the format rules and the authors are
informed about the result in four weeks. In the event that the paper is not found to comply with the general
publication principles of the journal from the standpoint of either technical characteristics or general scope, the
paper is rejected. Alternatively, the author(s) may be asked to re-submit the paper in accordance with the writing
requirements. Papers resubmitted are passed through a similar technical examination and, if found to comply
with the rules, are passed on for peer review. The paper is sent, without the title, to two reviewers selected by the
board, who then assess the paper for scientific content and format compliance. When necessary the Editorial
Advisory Board can send the paper to third reviewers. The selection of reviewers is ultimately at the discretion
of the editor, associate Editors and/or the editorial board. The appropriate reviewers can be selected from
journal‟s international database of reviewers listing or, if needed; independent reviewers can be determined from
inland or abroad. Thereafter the Editorial Advisory Board carries out the final editing, taking the reports of the
reviewers into consideration, and, when necessary, communicating with the author(s). The Editor gives the final
decision about the acceptance of the manuscript. The Editorial Board is authorized to publish the paper, return it
for correction, or reject it. The assessment process involves research articles, case reports and original articles
submitted to the journal. Other types of articles are evaluated directly by the Board. Papers submitted to the
journal will not be returned whether they are published or not. The Editor and the Editorial Board have the right
to reject, to require additional revision or to revise the format of manuscripts which do not follow the rules. The
authors should inform the editorial board if they decide to withdraw the manuscript. The editor may consult
editorial executive board about a manuscript if (s) he deems necessary. All the authors should submit a
collectively signed statement that there is no conflict of interest regarding scientific contribution or
responsibility. The association, establishment, and medication-material supply firms which have given financial,
even partial, or material support to the research should be mentioned in a footnote. No fee or compensation will
be paid for articles published in the journal. The Editorial Board assumes that the author(s) are obliged not to
submit the paper to another journal before completion of the assessment process. In the “method” section of
articles concerned with experimental research on humans or animals, a sentence showing that the informed
consent of patients and volunteers has been obtained following a detailed explanation of the interventions carried
out on them. In such studies, authors should clearly state the compliance with internationally accepted guidelines
(1975 Helsinki declaration revised in 2002 http://www.wma.net/e/policy/b3.htm, Guide for the care and use of
laboratory animals”-www.nap.edu/catalog/5140.html) issued by the Republic of Turkey Ministry of Health and
published in the Official Journal dated 29 January 1993 number 21480 “Regulations Concerning Drug
Research”, and other more recently published rules laid out in governing statutes. They should forward a copy of
the Ethic Committee Approval received from the relevant institution. Standard abbreviations used in the text are
written in full when first mentioned. In the use of drugs, the generic names should be written in their Turkish
pronunciation spelling form. Measurement units are given according to the metric system; e.g. written as “mg”,
no punctuation is used, in the case of extensions (,,) is used as a separator. Laboratory measurements are
reported in International System Units (US; Systeme Internationale; SI).
II. Types and Characteristics of Papers to be Submitted to the Journal
A. Research Articles: These articles are prepared in full accordance with the writing style definitions
given below, in which previously unpublished original research data are evaluated. The main text section of the
research articles should include (Title, Introduction Materials and Methods, Results, Discussion and Conclusion)
sections and (excluding title page, bibliography, tables/figures/pictures) should not exceed 20 pages. Abstract
are limited to 250 words. If some parts of the research data given in these articles have previously been
discussed in another paper, this must be notified without fail when sending the paper and, in addition, reference
should be made to the relevant paper within the bibliography.
Mehmet Akif Ersoy University Journal of Health Sciences Institute
xiv
INSTRUCTIONS TO AUTHORS
B. Review Articles: Review Articles should cover subjects falling within the scope of the journal
which are of active current interest. They may be submitted or invited. Invited reviews will normally be solicited
by the Review's Editor, but suggestions for appropriate review topics may be sent to editör:
C. Case Reports: These are articles which present and discuss the characteristics of one or more cases
which have special features and scientific importance from the clinical evaluation, observation or other
standpoint. Case presentations include the title page, summary, main text (includes introduction, case and
discussion), bibliography, table/figure/picture sections; subtitles in the main text are organised according to the
text content. Abstracts of the case presentations should have 150 words. The main text (excluding title page,
bibliography, table/figure/picture) should not exceed 10 pages.
D. Brief Reports: These are articles in which original ideas dealing with important theoretical or
practical problems related to a specific subject are presented and discussed. Original articles include a title page,
summary, main text, bibliography, table/figure/picture sections; subtitles in the main text are organised
according to the text content. The main text of original articles (excluding title page, bibliography,
table/figure/picture) should not exceed 10 pages.
E. Special Sections: 1. Letters to the Editor: These articles include evaluation and criticisms of articles
published in the journal. These are published together with the responses of the author(s) of the paper concerned
where possible. Letters to the Editor may not exceed 5 pages. 2. Meeting news/notes: These articles introduce
scientific meetings held or to be held on subjects within the scope of the journal. The paper may not exceed 1
page. 3. Journal news: These articles introduce scientific journals being published within the scope of the
journal. The paper may not exceed 1 page. 4. Introduction of websites: These articles introduce websites relevant
to the scope of the journal. These articles may not exceed 1 page. 5. Book/Thesis Section: These articles
introduce books/theses published on subjects related to the scope of the journal and may not exceed 3 pages.
III. Writing Style
Papers to be submitted to the journal include the sections of title page, summary, main text,
bibliography and tables/figures/pictures according to their types.
A. Title Page: The title of the paper, names, titles and institutions of the authors, mailing address,
telephone and, if any, fax and e-mail of the corresponding author are written.
B. Main Text: The main text of the paper is organised under the subtitles of abstract and keywords,
introduction, material and method, results and discussion: Abstract and Keywords: This is written in two
languages, Turkish and English, and also includes the title of the paper. The abstract is consists of 250 words.
The abstract should bring out the main points of the manuscript and should include the following information:
objective, the animals or sample population involved, design, the materials and methods used, the main results, a
brief conclusion and clinical relevance, where applicable. They should be comprehensible to readers before they
have read the paper, and abbreviations and reference citations should be avoided. At the end of the abstract, at
least 3, at most 5 keywords in both languages are included. In the introduction, following a brief statement of
basic information and justifications which constitute the basis of the paper, the objective is clearly given in the
last paragraph. If necessary, the “method” section may be organised according to sub-titles such as
research/patient/ test group, instruments, application and statistical analysis. This section should be written with
clarity so that a person not involved in the study may easily understand. Results summarize the findings of the
study and, when necessary, basic findings are supported with tables and figures. In the discussion section, the
findings of the study are discussed in the light of relevant national and international studies; this section includes
discussion of original findings, not a general review.
D. Acknowledgements: When considered necessary, author(s) may add brief acknowledgements in a
few sentences to those whose contributions to the paper are not at author level but deserve to be mentioned.
Here, the contributions of those acknowledged (e.g. financial or equipment aid, technical support etc) are clearly
stated (e.g. “scientific counseling”, “editing of the draft”, “data collection”, “participation in clinical research”
etc).
E. Bibliographic References: Reference style, Text: All citations in the text should refer to:
1. Single author: the author's surname (without initials, unless there is ambiguity) and the year of publication; →
Examples: (Allan, 2000a, 2000b, 1999),
2. Two authors: both authors' surnames and the year of publication; → Examples: Allan ve Jones, (1999),
3. Three or more authors: first author's surname followed by 'et al.' and the year of publication. → Examples:
Kramer ve ark. (2010) have recently shown…….
Mehmet Akif Ersoy University Journal of Health Sciences Institute
xv
INSTRUCTIONS TO AUTHORS
Citations may be made directly (or parenthetically). Groups of references should be listed first
alphabetically, then chronologically. References used are listed alphabetically according to authors' surnames
(authors' surnames and the year of publication) “(Allan, 2000)” or “Allan (1999)” and shown in brackets in
the text and tables or figure and table footnotes. The examples below are referred to in writing the sources;
names are written in full in the case of all authors. „General Rules? are referred to for sources of which some
example has been given here. List: References should be arranged first alphabetically and then further sorted
chronologically if necessary. More than one reference from the same author(s) in the same year must be
identified by the letters 'a', 'b', 'c', etc., placed after the year of publication. Examples: (Allan, 2000a, 2000b,
1999),
Examples for bibliography:
Journals: Number of authors is three or less:
Kankavi O, Ata A, Gungor O. 2007. Surfactant protein A and D in the genital tract of mares. Anim. Reprod. Sci.
98: 259-270.
Number of authors is more than three:
Kale M, Yavru S, Ata A, et al. 2011. Bovine Viral Diarrhea Virus (BVDV) Infection in Relation to Fertility in
Heifers. J. Vet. Med. Sci. 73: 331-336.
Author is an institution:
The Brain Trauma Foundation. 2000. The American Association of Neurological Surgeons, The Joint Section on
Neurotrauma and Critical Care. Role of anti seizure prophylaxis following head injury. J Neurotrauma. 17: 549553.
Supplement:
Ata A, Saatci M, Gulay MS. 2009. Relationship between body condition score and fertility of Saanen goats
under intensive conditions. J. Anim. Sci. 87 (E-Suppl. 2): 307, Quebec, Canada.
Books Author(s) is a person:
Tanrıdağ O. 1987. Afazi, 3rd ed. Ġstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, pp. 100-110.
Book section
Aktekin B. 2008. Epileptik nöbetler. Bora Ġ, Yeni SN, Gürses C, ed. Epilepsi. Ġstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri,
pp. 103-134.
Dissertations:
Ata A. 1997. Fertility and application of GnRH in Repeat Breeding cows. Ph.D. Thesis. Ankara Üniversity.
Institute of Health Sciences, Ankara.
Internet resources:
Anonymous. 2009. www.tugem.gov.tr/db/sud/sudweb/sazan-alabalik.doc. (Date last accessed: 01.08.2009).
Electronic journal and news:
Eyigör A, Çarlı KT, Ünal CB. 2004. Kümes hayvanlarının salmonella analizinde Real-Time PCR uygulaması.
OrLab OnLine Mikrobiyoloji Dergisi www.mikrobiyoloji.org/pdf /702040702.pdf. (Date last accessed:
01.04.2004).
Sources which have not been directly referred to must not be used; unpublished works and personal
correspondence other than accepted theses may not be shown as a source. The author(s) is responsible for the
authenticity of the sources.
F. Tables: Each table is printed on a separate page and numbered according to the sequence of referral
within the text. Each table has a title and, when necessary, explanations are given under the table (e.g.
abbreviations given in the table). Each table should be understandable without need for referral to the text. Each
table should be referred to in the text. Each table should be prepared with 10 pt, single-spaced and vertical lines
should not be drawn. Texts should be single-spaced with 12 pt and italicized-not underlined (except URL
addresses); whole figures and tables must be given in separate sheets at the end of the manuscript and each table
and figures should be cited in the text. For prints, authors should submit high quality figures as separate files.
G. Figures and Pictures: Each figure should be drawn professionally on a separate page and should
not be hand drawn. Letters, numbers and symbols within the figure should be clear and readable when
downsized for printing.
Mehmet Akif Ersoy University Journal of Health Sciences Institute
xvi
INSTRUCTIONS TO AUTHORS
Figures and pictures should be numbered in accordance with the referral sequence in the text and have
the dimensions of 127x173 mm and 203x254 mm. Pictures, figures and tables sent via the internet or in a CD
should have a resolution of at least 300 dpi. If photographs of a patient, in any form, are used, patients should
not be recognised and a specific signed permission statement from the patient or patient‟s legal guardian must be
obtained. When the author(s) has used a picture, figure or table from another source, permission of the author
must be obtained, the necessary printing permission document must be provided and the source referred to in the
text.
IV. Submission:
Before submitting to the journal, a final check of compliance with the writing rules must be made.
Papers should be sent online via the webpage: http://edergi.mehmetakif.edu.tr/index.php/sabed.Once
registered online, the authors should follow the instructions for submission electronically via the journal's online
submission system without skipping any step, and upload their manuscript to the journal‟s system. The authors
will be able to view the submission's progress through the editorial process by logging in to the journal web site.
The main manuscript, (abstract and keywords, introduction, material and method, results and discussion)
references and as follows figures, illustrations and tables with appropriate citations in the text should be
uploaded as a single main file during the online submission to the system. Title page including information
about the authors‟ name and affiliations should be uploaded to the system as a separate file. All authors should
sign the “application and copyright transfer statement” form appearing in the system and the scanned copy
of the form should be uploaded to the system during submission or should be sent via e-mail
([email protected]) or facsimile (+90 248 213 31 90) to the Editor. In this form each author
acknowledges that he/she participated in the work in a substantive way and if there is any, all authors should
state all potential conflicts of interest, including relevant financial interests, activities, relationships, and
affiliations. Papers sent by e-mail, mail or facsimile or any means other than the online system will not be
accepted. The opinions and reports in all articles published in the Journal of Health Science Institute are those of
the author(s), and not of the Institute, Editors, Publishing Directors and Scientific Advisory Committee. Institute,
Editors, Publishing Directors and Scientific Advisory Committee do not accept any responsibility whatever for
these papers. For the issues that were not mentioned here, please refer to “Uniform requirements for
manuscripts submitted to biomedical journals” (Vancouver style) Ann Intern Med 1997;126:36-47”.
Mehmet Akif Ersoy University Journal of Health Sciences Institute
xvii
MEHMET AKĠF ERSOY ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ DERGĠSĠ
(Mehmet Akif Ersoy University Journal of Health Sciences Institute)
MÜRACAAT VE YAYIN HAKLARI DEVĠR FORMU
(Application and Copyright Transfer Statement)
Derginin kısaltılmıĢ adı: ”MAKÜ Sağ. Bil. Enst. Derg.” dir.
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisinde yayınlanmak üzere göndermiĢ
olduğumuz “………………………………………………………………………….” adlı
Orijinal AraĢtırma / Research Articles ( ),
Derleme / Review Articles ( ),
Gözlem / Case Reports ( ),
Editöre Mektup / Editorial Letter ( ),
Diğer / Other ( ), (……………………………...……………….) ile ilgili olarak;
The authors confirm the fallawing statements:
1-that there has been no duplicate publication or submission elsewhere of this work
2-that all authors have read and approved the manuscript, are aware of the submission for publication
and agree to be listed as co-authors.
1-Bu makalenin/derlemenin bir kısmı ya da tamamı baĢka bir dergide yayınlanmamıĢtır.
2-Bu makale/derleme yayınlanmak üzere baĢka bir dergiye gönderilmemiĢtir.
3-Makale/derleme yayınlandıktan sonra tüm hakları Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri
Enstitüsü Dergisine devredilmiĢtir.
4-Tüm yazarlar makaleyi okumuĢ ve onaylamıĢtır. Yayınlanmak üzere dergiye gönderildiğinden
haberdardır.
5-Tümü veya bir bölümü yayınlandı ise derginizde yayınlanabilmesi için gerekli iznin alındığını garanti
ederiz.
AĢağıdaki maddelerde belirtilen haklarımız saklı kalmak kaydı ile makalenin telif hakkını Mehmet Akif
Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi‟ne devrettiğimizi taahhüt ve imza ederiz.
a- Telif hakkı dıĢında kalan patent vb. bütün haklar,
b- Yazarların ders, kitap gibi çalıĢmalarında makaleyi ücret ödemeksizin kullanabilme hakkı,
c- Satmamak üzere kendi amaçları için makaleyi çoğaltma.
Yazarlar / Author Name (tüm yazarlar tarafından imzalanacaktır)
Ġmza / Signature
Tarih / Date
YazıĢma adresi / Corresponding author address:
Telefon:
E-mail: …….@..........................
Fax:
(Form doldurulup imzalandıktan sonra; “Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü
Dergisi Editörlüğü, 15030-BURDUR” adresine yollayınız).
This Form should be signed by all authors OR by the corresponding (or senior) author who can vouch for
all co-authors. A scanned copy of the completed Form may be submitted online. Alternatively, the completed
Form may be faxed to the relevant Editor:
xviii
MEHMET AKĠF ERSOY ÜNĠVERSĠTESĠ
SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ DERGĠSĠ
“MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg.”
http://edergi.mehmetakif.edu.tr/index.php/sabed/index
ĠÇĠNDEKĠLER / CONTENTS
AraĢtırma Makaleleri / Research Articles
Sayfa/Page
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring Aspergillosis in Pigeons
Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste Klinikopatolojik Bulgular
Özlem Özmen, Metin Koray Albay, Mehmet Halıgür, ġima ġahinduran
1-10
Giardia psittaci and Eimeria dunsingi in Budgerigar Colonies
Muhabbet KuĢu Kolonilerinde Giardia psittaci ve Eimeria dunsingi
Necmettin Sarp Sevgisunar, ġima ġahinduran, Ramazan Adanır
11-18
Olgu Sunumları / Case Reports
Bir Keçide Bilateral Konjenital Hidrosalpinks Olgusu
Case of the Bilateral Congenital Hydrosalpinx in a Goat
Mehmet Halıgür, AyĢe Halıgür, Mesih Kocamüftüoğlu, Özlem Özmen
19-25
Efficacy of Secnidazole in the Treatment of Giardiasis in a Cat
Giardiazisli Bir Kedide Secnidazolün Etkinliği
Necmettin Sarp Sevgisunar, ġima ġahinduran, Ramazan Adanır
26-29
Derlemeler / Reviews
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
Ayhan Ata
30-41
Çiftlik hayvanlarında davranıĢ ve refah iliĢkisi
Farm animal behaviour and welfare relationship
Aykut Asım AkbaĢ
xix
42-49
xx
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 1-10
ARAġTIRMA MAKALESĠ / RESEARCH ARTICLE
MEHMET AKĠF ERSOY ÜNĠVERSĠTESĠ
SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ DERGĠSĠ
“MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg.”
http://edergi.mehmetakif.edu.tr/index.php/sabed/index
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring
Aspergillosis in Pigeons
Güvercinlerde Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste
Klinikopatolojik Bulgular
Özlem Özmen1, Metin Koray Albay2, Mehmet Halıgür1, ġima ġahinduran2
1
Dpt. of Pathology, Mehmet Akif Ersoy University, Fac. of Veterinary Medicine, BURDUR, TURKEY
Dpt. of Internal Medicine, Mehmet Akif Ersoy University, Fac. of Veterinary Medicine, BURDUR, TURKEY
2
Abstract: Aspergillosis is a serious fungal diseases and
it affected all of the animals including birds. The aim of
this study is to present clinicopathological findings of
severe aspergillosis and treatment of the diseases in a
pigeon flock. In this study, 1-1.5 month‟s old 17
pigeons from a flock of 85 presented with symptoms of
respiratory
distress,
inappetence,
torticollis,
incoordination and 20% mortality were examined
macroscopically and microscopically. At necropsy
granulomatous lesions were observed mainly in air sacs
and lungs. Microscopic examination of the squeeze
preparation of the air sacs and lungs revealed the
presence of typical conidiophores of an Aspergillus sp.
Histopathologically, necrosis with heterophil leukocyte,
lymphocyte, macrophage and giant cells were observed
in the granulomatous lesions. Although severe nervous
symptoms were observed there were no macroscopical
lesions seen in brains and cerebellums, slight gliosis
was diagnosed at histopathological examinations.
Immunohistochemical examination of central nervous
system for Newcastle Disease was negative. Fungal
agents were demonstrated in lesions in lungs and air
sacs with periodic acid Schiff (PAS) methods. After
diagnosis the tiny house were ventilated remained
pigeons without neurological but with general
symptoms were treated with 10.3 mg/kg itraconazole
and multivitamin complexes.
Öz: Aspergillosis kuĢlar dâhil bütün hayvanları
etkileyen bir mantar hastalığıdır. Bu çalıĢmanın
amacı bir güvercin sürüsünde karĢılaĢılan Ģiddetli
bir aspergillozis hastalığında klinik ve patolojik
bulguların incelenmesidir. Bu çalıĢmada, solunum
yolu
problemleri,
iĢtahsızlık,
tortikollis,
inkoordinasyon ve %20 mortalitenin olduğu, 85
hayvanlık bir sürüden 1-1.5aylık, 17 güvercin
makroskobik ve mikroskobik olarak incelendi.
Nekropside, hava keseleri ve akciğerlerde
granülomatöz lezyonlar gözlendi. Akciğer ve hava
keselerinden yapılan sürme preparatlarda tipik
Aspergillus
sp.
konidioforları
saptandı.
Histopatolojik olarak granülomatöz lezyonlarda
heterofil lökositler, lenfositler, makrofajlar ve dev
hücreler gözlendi. ġiddetli sinirsel semptomlara
rağmen beyin ve beyincikte makroskobik lezyon
gözlenmedi, histopatolojik yoklamada hafif gliozis
dikkati çekti. Merkezi sinir sisteminin Newcatle
hastalığı yönünden yapılan immunhistokimyasal
incelemesi negatifti. Fungal etken akciğer ve hava
keselerinde periodic acid Schiff (PAS) method ile
gösterildi. TeĢhisten sonra kümes havalandırıldı ve
sinirsel semptomu olmayan ancak genel semptomu
bulunan güvercinler 10.3 mg/kg itraconazole ve
multivitamin kompleksleriyle tedavi edildi.
Key words: Aspergillosis,
symptoms, pigeon, treatment.
Anahtar sözcükler: Aspergillosis, airsakkülitis,
sinirsel semptomlar, güvercin, tedavi.
airsacculitis,
nervous
YazıĢma Adresi: Prof. Dr. Özlem ÖZMEN
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Patoloji Anabilim Dalı, Ġstiklal YerleĢkesi, 15030, BURDUR
GeliĢ Tarihi: 13.02.2013
Kabul Tarihi: 29.04.2013
E-posta: [email protected] Tel: 0248 213 2170
Citation: Özmen Ö, Albay MK, Halıgür M, ġahinduran ġ. 2013. Clinicopathological findings on naturally
occurring aspergillosis in pigeons. MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 1 (1): 1-10.
1
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring Aspergillosis in Pigeons
Güvercinlerde Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste Klinikopatolojik Bulgular
Introduction
Aspergillosis is a mycotic disease that affects many bird species. Although the term
“aspergillosis” usually refers to pulmonary form, the disease may also manifest as systemic,
ophthalmic or encephalitic syndromes (Chute and Richard, 1997). The most common cause of
aspergillosis is Aspergillus fumigatus and A. flavus, the other causative agents are A. niger, A.
terresus, A. glavucus (Clark et al., 1954; Beckman et al., 1994; Chute and Richard, 1997;
Shivaprasad, 2002). Aspergillosis is a disease of economic importance in the poultry industry
(brooder pneumonia), and is a frequent cause of respiratory disease in companion, aviary and
free-ranging birds (Bauck, 1994; Shivaprasad, 2002). The disease may be chronic and
insidious, or it may cause peracute death. Established aspergillosis infections are clinically
challenging to resolve. Aspergillosis is occasionally described in pigeon flocks with one
report listing a prevalence of 2.4%. Mouldy straw is a particularly common source of
numerous fungal pathogens including Aspergillus sp. (Bauck, 1994).
In systemic cases, lesions are typically found in lungs, air sacs, heart muscle, liver and
abdominal viscera. Grossly, lesions in all areas are similar. A cream colored granuloma or
plaque is present with or without grey or white “cotton- wool” mycelia masses (Bauck, 1994;
Chute and Richard, 1997). Histopathological examination of granulomas generally shows a
necrotic foci surrounded by macrophages, heterophils and giant cells, sometimes within a
connective tissue capsule. Aspergillus sp. are among the three most common mycotoxigenic
genera (Chute and Richard, 1997). The aim of this study was to describe pathological
findings in naturally infected pigeons with pulmonary aspergillosis and neurological
symptoms and treatment of this severe mycotic infection with itraconazole, improved
environmental condition and multivitamin complexes.
Material and Methods
Seventeen 1-1.5 months‟ old pigeons from a flock of 85 were presented with
symptoms of respiratory distress, opistotonus, torticollis, incoordination, and approximately
20% mortality. The birds were housed in a small tiny house as a very crowded flock. The
environment was humid, airless, dusty and sunless. In addition to this bad condition, feed for
cattle and sheep that contaminated with mould was also stored in this part of the tiny house
together with the pigeons. Birds that different age and species including poultry were kept in
same flock. Owner stated that he put the pigeons this place two weeks ago for to prevent
winter cold.
2
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 1-10
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring Aspergillosis in Pigeons
Güvercinlerde Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste Klinikopatolojik Bulgular
Necropsy was performed and samples were taken from all organs. Tissues were fixed
in 10% buffered formalin and processed routinely for light microscopy. Five micron thick
sections were taken from paraffin embedded tissues and stained with Hematoxylin-Eosin
(HE) and periodic acid Schiff (PAS). At the same time squeeze preparations of air sacs were
also made. Brain samples were sent to Istanbul University, Veterinary Faculty, and
Department of Pathology for to immunohistochemical examination for Newcastle Disease.
After aspergillus diagnosis, remained birds without neurological symptoms in the
flock were treated with 10.3 mg/kg itraconazole and multivitamin complexes for to modulate
immune system. Itraconozole was given via the drinking water, every 24 hours during 14
days. At the same time the tiny house was aired, cleaned and enlarged.
Results
All of the 17 death pigeons were young and showed mild to severe neurological
symptoms together with respiratory symptoms (Fig.1). Owner stated there were slight general
symptoms like as depression at the remained birds. At necropsy, gross lesions were observed
in air sacs and lungs. Thick, yellow cheese-like deposits and plaque formations were seen on
the air sacs and lungs of all of the 17 pigeons (Fig.2). In four pigeons, yellowish- white foci
were seen on peritoneum and mesenterium.
Fig.1. A pigeon with neurological symptoms suffer from Aspergillosis.
3
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 1-10
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring Aspergillosis in Pigeons
Güvercinlerde Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste Klinikopatolojik Bulgular
Fig.2. Numerous granulomatous lesions on air sacks (arrows).
Microscopic examination of the squeeze preparations of air sacs revealed the presence
of typical conidiophores of an Aspergillus sp. Histopathological lesions were located mainly
in air sacs and lungs. In air sacs membranes severe hyperaemia, oedema, heterophil leukocyte,
lymphocyte, plasmacyte and epitheloid macrophage infiltration were observed in some
pigeons. The pleural and subpleural spaces were markedly thickened with infiltrates of large
numbers of heterophils and moderate numbers of lymphocytes, macrophages, and
plasmacytes admixed with fibrin and homogenous proteinic material. Typical lesions in lungs
were characterized by granulomatous inflammation with necrosis, hemorrhage and fungal
elements in the centre of granulomas that were locally invasive in PAS stained sections. They
were scattered throughout the pleura and subjacent lung tissue. Many of the granulomas had
either heterophilic centers or central necrosis. Multinucleate giant cells were readily seen in
granulomas (Fig.3). Fungal elements were demonstrated with PAS methods in granulomas as
red filamentous structures (Fig. 4). Moderate numbers of fungal elements were present in
granulomas. At the histological examination, branched hyphae morphologically similar to
Aspergillus sp. were detected in the air sacs and lungs in PAS stained sections. Hyphae
aligned themselves in a radial pattern around the beads fixed in alveoli. The involved alveoli
and bronchiolar luminae were filled with heterophil leukocytes and necrotic including nuclear
debris. There were no prominent reaction at the brain and cerebellum except slight gliosis at
the microscopical examination. Immunohistochemical examination of brains for Newcastle
Disease was negative.
4
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 1-10
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring Aspergillosis in Pigeons
Güvercinlerde Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste Klinikopatolojik Bulgular
After improvement of the environment and 2 weeks itraconazole - multivitamin
treatment, all of the general symptoms were recovered and no new neurological symptoms
were observed.
Fig.3. Multinucleate giant cells (arrows) in the granulomatous lesion in lungs, H.E.
Bar= 100 m.
5
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 1-10
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring Aspergillosis in Pigeons
Güvercinlerde Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste Klinikopatolojik Bulgular
Fig.4. Demonstration of fungal elements in granulomas in lungs, PAS. Bar= 100 m.
Discussion
Aspergillosis is a spectrum of disease of humans and animals caused by members of
the genus Aspergillus. These include mycotoxicosis due to ingestion of contaminated foods,
allergy and sequel to the presence of conidia, colonization without extension in performed
cavities and debilitated tissues, invasive, inflammatory, granulomatous, necrotizing disease of
lungs and other organs and rarely systemic fatal disseminated disease. The type of disease and
severity depend upon the physiologic state of the host and the species of Aspergillus involved
(Chute and Richard, 1997; Jones et al., 1997). Aspergillosis occurs as an acute disease with
high morbidity and mortality rates in young birds (Chute and Richard, 1997; Clark et al.,
1954). In this study, especially young pigeons were affected from the disease and possible
cause of the disease was overcrowded flock, contaminated food and humid environment.
While young birds died from the illness, the old ones recovered after improving the
environment and treatment.
Healthy birds can generally withstand exposure to a high concentration of spores.
Aspergillosis infections are generally divided into local and systemic diseases. Lesions
frequently originate in one system or area and later advance into adjacent organs and systems
6
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 1-10
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring Aspergillosis in Pigeons
Güvercinlerde Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste Klinikopatolojik Bulgular
as the disease progresses. Acute cases occur when spores germinate in a particularly vital area
or when multiple lesions germinate at once. Air sac infections in mature birds may progress
for weeks, or can induce granulomas that are present for months (Bauck, 1994). Although the
lesions were mainly localized in air sacs the disease was acute and combined neurological
symptoms, the mortality rate was high in this case. Severity of the disease in this study
attributed the rabid environmental change and bad management.
Avian aspergillosis usually affects pulmonary system. For that reason, the disease is
also known as mycotic pneumonia and brooder pneumonia (Chute and Richard, 1997).
However, reports about the encephalitic or meningoencephalitic aspergillosis in poultry are
also present (Alexandrov et al., 2001; Raines et al., 1956). Raines et al. (1956) were firstly
described encephalitic aspergillosis in turkeys. They observed necrotic foci in the cerebrum
and cerebellum in naturally infected 18-days-old poults. The same authors also described that
the typical lesions on the air sacs, lungs, livers, kidneys and serous surface of the small
intestines. Aspergillus sp. has common mycotoxins and toxins can cause necrosis in brain.
Some toxins of Aspergillus sp. are immunosuppressive (Chute and Richard, 1997). Although
the nervous symptoms were present in this study there were no prominent lesions in brain or
cerebellum. The possible cause of these nervous symptoms was attributed to toxins of the
agent. High mortality was also attributed to immunosupperative effect of the toxins.
Aspergillus commonly grows in damp soils, decaying vegetation, organic debris and
free grains. High numbers of spores (called conidia) are released in to the atmosphere and are
inhaled by humans, birds and other animals. These spores travel through the upper respiratory
tract to the lungs. If the spores colonized the lungs, the fungi may be disseminated to the other
parts of the body and disease often leading to death occurs (Powel et al., 1994; Wobeser,
1997). The diagnosis can be confirmed by demonstration of the characteristic organisms with
their slender dichotomously branching septate hyphae, in tissue section (Chute and Richard,
1997; Jones et al., 1997; Marks et al., 1994). In this study, similar findings were observed and
they were suggested that transmission of infection by inhalation. The diagnosis was made on
microscopic examination of the squeeze preparations of air sacs and characteristic
histopathological findings. Morphology of the agents was similar to those in previous studies
(Chute and Richard, 1997; Pal, 1992).
Aspergillus is ubiquitous, and the infections should always be considered to occur
secondarily to an immunosuppressive event. It has been suggested that healthy birds exposed
7
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 1-10
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring Aspergillosis in Pigeons
Güvercinlerde Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste Klinikopatolojik Bulgular
to
high
concentrations
of
spores
are
generally
resistant
to
infections,
while
immunocompromised hosts exposed to small concentrations of spores are frequently infected.
Factors that influence the susceptibility of a bird to aspergillosis include shipping,
overcrowding, malnutrition, poor ventilation, very young or old age, antibiotic therapy,
corticosteroid administration, respiratory irritants or concomitant disease. The type of disease
induced by aspergillosis is thought to be dependent on the source and number of spores
contacted and the general condition of the bird (Chute and Richard, 1997). This study also
showed that the environment is very important for mycotic infections and the disease is
usually affected young ones and together with antifungal treatment, immunostimulation and
improving the environment can be effective for treatment of aspergillosis.
Vitamins are organic trace nutrients that have either cofactor or hormone functions in
the body (Roudybush, 1996). Studies done for several years have confirmed that vitamins are
necessary for the proper functioning of the immune system. The action of immune system has
been shown to be undetermined by a variety of nutrient deficiencies. Supplementation with
higher than normal levels of certain vitamins (e.g. vitamin A ad vitamin E) has been shown to
enhance the immune competence of poultry. Stress has been shown to increase the need for a
number of vitamins, especially vitamin C (Jordan and Pattison, 1999). Dietary manipulations
of some nutrients result in immunoregulatory consequences due to the participation of the
nutrient or its products in communication within and between leukocytes (Klasing, 1997). For
the treatment general supportive measures are indicated in very sick patients which must be
kept in a quite, warm, clean and dry environment. Immuno-stimulants have been used for
respiratory system infections (Wobeser, 1997). This study also showed that vitamins are
effective to immununodulation and they can be used for preventive aim and supportive
treatment of fungal infections together with antifungal drugs and improved environment.
The diversity of immune failure suggests that many lines of immunity are implicated
in the Aspergillus elimination process. Non specific immunity plays a major role in the
defense against Aspergillus fumigatus, including three major lines; anatomical barriers,
immune system and phagocytic cells (Aldebert et al., 2001). The evidence of rodlet layer in
conidia of aspergillosis may play an important role in the physiopathology of the disease in
eliminating the neutrophils and macrophages of hosts on the early stage of the infection in
mammalians (Shibuya et al., 1999). The respiratory tract plays a significant role; toxins and
immunity are also important factors (Chute and Richard, 1997). The pathogenesis of
8
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 1-10
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring Aspergillosis in Pigeons
Güvercinlerde Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste Klinikopatolojik Bulgular
aspergillosis in birds is poorly understood but possible physiopathology may be similar. In
this study, while severely affected bird died, but the birds on early and general symptom stage
were recovered by antifungal drug, supportive immunomodulatory treatment together with
environmental improvement.
Aspergillosis is not contagious (it will not spread from bird to bird) agent commonly
grows in damp soils decaying vegetation, organic debris, and feed grains. High numbers of
conidias are released in to the atmosphere and inhaled by humans, birds, and other animals.
Failure to maintain clean environment often leads to severe outbreaks (Friend and Franson,
1999). Numerous antifungal drugs were reported for treatment of the disease but generally an
effective therapy for avian aspergillosis in severely affected bird is not available (Chute and
Richard, 1997). Changing the environment and administering supportive treatment with
multivitamin complexes together with antifungal treatment were found effective in
aspergilllosis in pigeon in this study.
References
1.
to industrial application. Plenum Press, New York.
Aldebert A, Pinel C, Brion JP, Ambrose-
pp. 380.
Thomas P, Grillot R. 2001. Invasive pulmonary
7.
aspergillosis. Press Medicale. 25: 1258-1264.
2.
BW Ritchie, GJ Harrison, LR Harrison, (Eds.),
Marks SL, Stauber EH, Ernstrom SB.
Avian
1994. Aspergillosis in an ostrich. JAVMA. 204:
3.
Alexandrov M, Vesselinova A. 1973.
Durch
Aspergillus fresenius bei
8.
Principles
and
Application,
report. JAVMA. 129: 435-436.
9.
20: 304-309.
in
a
caged
Chute HL, Richard JL. 1997. Fungal
infection. In: BW Calnek, HJ Barnes, CW Beard,
Pal M.1992. Disseminated Aspergillus
infection
Raines TV, Kuzdas CD, Winkel FH et al.
1956. Encephalitic aspergillosis in turkeys- a case
truthühnern
verursachte meningoenzephalitis. Zbl. Vet. Med B.
terreus
Medicine:
Florida: Wingers Publishing Inc. pp. 1000-1004.
784-785.
4.
Bauck L. 1994. Diseases Etiologies. In:,
LR McDougald, and YM Saif, (Eds.), Disease of
pigeon.
Poultry. 9th Ed. Iowa: Iowa State Univ. Press. pp.
Mycopathologia. 3: 137-139.
351-360.
5.
Beckman BJ, Howe CW, Trampel DW, et
10.
al. 1994. Aspergillus fumigatus keratitis with
Roudybush, T. 1996. Nutrition. In: WJ
Rosskopf, RW Woerpel (Eds.), Disease of Cage and
intraocular invasion in 15-day-old chicks. Avian
Aviary Birds, Maryland :Williams and Wilkins, pp.
Dis. 38: 660-665.
222-225.
6.
Powell KA, Renwick A, Peberdy JF. 1994.
The genus Aspergillus from taxonomy and genetics
9
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 1-10
Clinicopathological Findings on Naturally Occurring Aspergillosis in Pigeons
Güvercinlerde Doğal Olarak ġekillenmiĢ Aspergilloziste Klinikopatolojik Bulgular
11.
15.
Clark DS, Jones EE, Crowl WB, et al.
Jones TC, Hunt RD, King NW. 1997.
1954. Aspergillosis in newly hatched chicks.
Disease caused by fungi. In: Veterinary Pathology,
JAVMA. 124: 116-117.
Lippincott Williams & Wilkins, Baltimore.
12.
16.
Shibuya K, Takaoka M, Uchida K, et al.
Spira A. 1996. Disorders of the respiratory
1999. Histopathology of experimental invasive
system. In: WJ, Rosskopf, RW Woerpel (Eds.)
pulmonary aspergillosis in rats: Pathological
Disease of Cage and Aviary Birds., Maryland:
comparison of pulmonary lesions induced by
Williams & Wilkins, pp. 422-424.
specific
virulent
factor
deficient
mutants.
17.
Microbial Pathogen. 3: 123-131.
13.
Friend
M,
Franson
Jordan FTV, Pattison M. 1999. Nutritional
Disorders. In: Poultry Disease, Saunders, London.
JC.
1999.
18.
Aspergillosis. In: Field Manual of Wildlife
Wobeser GA. 1997. Aspergillosis. In:
Disease of Wild Waterfowl. Plenum Press, New
Diseases. US Department of the Interior, US
York, pp. 95-101.
Geological Survey. pp. 129133.
14.
19.
Shivaprasad HL. 2002. Aspergillosis. In:
Pathology
Conference
of
on
Birds.
Gross
CL
Davis
Morbid
nutrition and infectious disease. In: BW Calnek
Foundation
Anatomy
Klasing KC. 1997. Interaction between
(Ed.), Diseases of Poultry, Iowa: Iowa State
of
University Press, pp. 73-74.
Animals, AFIP, Washington DC. April: 8-12.
10
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 1-10
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 11-18
ARAġTIRMA MAKALESĠ / RESEARCH ARTICLE
MEHMET AKĠF ERSOY ÜNĠVERSĠTESĠ
SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ DERGĠSĠ
“MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg.”
http://edergi.mehmetakif.edu.tr/index.php/sabed/index
Giardia psittaci and Eimeria dunsingi in Budgerigar Colonies
Muhabbet KuĢu Kolonilerinde Giardia psittaci ve Eimeria dunsingi
Necmettin Sarp Sevgisunar1, ġima ġahinduran1, Ramazan Adanır2
1
Dpt. of Internal Medicine, Mehmet Akif Ersoy University, Fac. of Veterinary Medicine, BURDUR, TURKEY
2
Dpt. of Parasitology, Mehmet Akif Ersoy University, Fac. of Veterinary Medicine, BURDUR, TURKEY
Abstract: Severe diarrhea, ruffled feathers and lack
of appetite were diagnosed in a budgerigar flock and
totally 35 birds had died within last 2 weeks. Birds
were captived in two rooms and there was a corridor
separating them. Fresh faecal samples collected from
both of sections. Native method and zinc sulphate
flotation methods were used to diagnose Giardia sp.
and Eimeria sp., respectively. After examination,
Giardia psittaci was diagnosed in 8 of 10 samples
from one section and Eimeria dunsingi was
diagnosed in 7 of 23 samples from another section.
Birds with giardiasis treated with metronidazole for
5 days (800 mg/L) in drinking water and birds with
coccidiosis treated with toltrazuril 1.5 ml for 1 lt, 2
days by in drinking water.
Öz: Bir muhabbet kuĢu sürüsünde Ģiddetli ishal,
kabarmıĢ tüyler ve iĢtahsızlık problemleri teĢhis
edildi ve son 2 haftada 35 kuĢ ölmüĢtü. KuĢlar bir
koridorun ayırdığı iki ayrı odada besleniyorlardı. Her
iki bölümden de taze dıĢkı örnekleri toplandı. Giardia
sp. ve Eimeria sp. teĢhisi için sırasıyla natif ve çinko
sülfat flotasyon metotları kullanıldı. Muayene
sonrasında, bir bölümden alınan 10 numunenin 8‟inde
Giardia psittaci teĢhis edilirken, diğer bölümden
alınan 23 örneğin 7‟sinde ise Eimeria dunsingi teĢhis
edildi. Giardiasis görülen kuĢların içme sularına 5
gün boyunca 800 mg/L dozunda metronidazole ve
coccidiosis görülen kuĢların içme sularına 2 gün
boyunca 1 litreye 1.5 ml %2,5 toltrazuril eklenerek
tedavi edildi.
The purpose of this study was to determine the
treatment of Giardia and Eimeria infections in
budgerigars and prophylaxys in Turkey.
ÇalıĢmanın amacı Türkiye‟de muhabbet kuĢlarında
Giardia ve Eimeria infeksiyonlarının tedavisi ve
profilaksisini belgelemektir.
Key words: Budgerigar, Eimeria dunsingi, Giardia
psittaci, treatment.
Anahtar sözcükler: Muhabbet kuĢu,
dunsingi, Giardia psittaci, sağaltım.
YazıĢma Adresi: ArĢ. Gör. Necmettin Sarp SEVGĠSUNAR
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Ġç Hastalıkları AD, Ġstiklal YerleĢkesi, 15030, BURDUR
GeliĢ Tarihi: 21.03.2013
Eimeria
Kabul Tarihi: 18.04.2013
E-posta: [email protected]
Tel: 0248 213 2208
Citation: Sevgisunar NS, ġahinduran ġ, Adanır R. 2013. Giardia psittaci and Eimeria dunsingi in budgerigar
colonies. MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 1 (1): 11-18.
11
Giardia psittaci and Eimeria dunsingi in Budgerigar Colonies
Muhabbet KuĢu Kolonilerinde Giardia psittaci ve Eimeria dunsingi
Introduction
Giardia spp. is a protozoan that has been reported in budgerigars (Melopsittacus
undulatus) with morphological differences to those parasiting mammals mostly Giardia
psittaci (Acosta et al., 2009). Giardia infections have been described in aviary birds (Filippich
et al., 1998; Fudge and McEntree, 1986), but most reports have examined symptomatology
rather than transmission potential. Although Giardia spp. typically found in birds, such as G.
ardeae and G. psittaci, it does not cross the host class boundary (Erlandsen et al., 1991;
Filippich et al., 1998) and, some G. duodenalis-like organisms observed in birds (Gallagher et
al., 1995) do warrant further consideration. Diagnosis can be made by visualizing the
trophozoites on a direct fecal smear or by a positive Giardia antigen ELISA test. Treatment
involves the administration of metronidazole (Greenacre, 2003).
Coccidiosis is a disease caused by parasites of the genus Eimeria and Isospora
belonging to the phylum Apicomplexa with a complex life cycle, affecting mainly the
intestinal tract of many species of mammals and birds (Peek and Landman, 2011). The
disease can cause hemorrhagic diarrhea, depression, emaciation, weight loss and sometimes
death (Hiepe and Jungman, 1983; Levine, 1985; Mimioglu et al., 1969). Species of coccidial
agents that diagnosed in aviary birds are Eimeria dunsingi, E. haematodi, Isospora
psittaculae, I. serini and I. lacazei (Black et al., 1997; Inci, 2001; Ritchie et al., 1994). For
diagnosis faeces collected from live birds or at necropsy can be examined directly for oocysts
or by first concentrating oocysts by flotation using standard zinc sulphate or Sheather‟s sugar
(Yabsley, 2008).
Materials and Methods
Twelve budgerigars from a group of 210 animals were brought to the Veterinary
Medical Teaching Hospital from a breeding budgerigars flock in Burdur province with
diarrhea, ruffled feathers and lack of appetite. The breeding flocks were visited by the
veterinarian of the Veterinary Teaching Hospital of the Faculty of Veterinary Medicine,
University of Mehmet Akif Ersoy.
Birds were captived in two separate rooms and there was a corridor between them. In
one of the rooms (2x3 m² approximately) nearly half of the birds (n= 110) were bred free.
These birds were aged between 6-10 months. In the other room, rest of the birds (n= 100)
were placed in small cages individually as pairs and they were between 1-2 years old.
However, in both sections mice were seen and their nest box contained excessive loose
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 11-18
12
Giardia psittaci and Eimeria dunsingi in Budgerigar Colonies
Muhabbet KuĢu Kolonilerinde Giardia psittaci ve Eimeria dunsingi
droppings and not given importance to hygiene rules. Also an aquarium was used to create
moisture.
According to the history taken from the owner, the birds suffered from the disease and
totally 35 birds had been died within last 2 weeks (22 birds from free room and 13 birds from
cages). Fresh faeces samples collected from both of rooms and numbered same with cage
numbers. Samples from free breeding room defined as “free room”. Twenty three of caged
room and 10 of free room (in total 33) fresh faeces samples were collected for parasitological
examination.
All faecal samples were examined by native technique and centrifuge flotation method
in ZnSO4 solution for initial diagnosis (MAFF, 1986). After examination a solution of 2.5%
potassium dichromate was added to the faeces containing oocysts and mixed to homogenize.
This mixture was filtered and stored in a petri dish at room temperature for sporulation.
Identification of the oocyst was made according to morphological characteristics (Inci, 2001;
Levine and Ivens, 1986). Direct smear examination were conducted from faecal samples
containing Giardia cysts and trophozoites under the microscope after stained by Giemsa.
Results
After examination, Giardia psittaci was diagnosed in 8 of 10 samples from “free
room” and Eimeria dunsingi was diagnosed in 7 of 23 samples from numbered cages. After
completed sporulation, the morphological characteristics of oocysts and sporocysts were
identificated. According to this, the oocysts were distinctly ovoid and outer layer were
colourless or slight brown, inner layer were colourless or slight blue. They were measured at
25 to 33 µm. Sporulated oocysts were 12.5 to 15 x 7.5 to 10 µm in diameter (mean 14 x 9
µm). The sporocysts contained two sporozoites arranged head-to-tail. The sporozoite nuclei
were located centrally next to a single large refractile granule. According to this data, only
one Eimeria spp. was diagnosed in birds and it was very pathogenic Eimeria dunsingi
(Figures 1 and 2).
Trophozoites and cysts of Giardia species were detected in the same faecal samples.
Cysts of parasites can be seen particularly with native preparations. However nucleus and
parts of non-resorbed filament may be visible in stained preparations.
13
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 11-18
Giardia psittaci and Eimeria dunsingi in Budgerigar Colonies
Muhabbet KuĢu Kolonilerinde Giardia psittaci ve Eimeria dunsingi
Figure 1. Unsporulated Eimeria dunsingi oocyst in budgerigar
ġekil 1. Muhabbet kuĢunda Eimeria dunsingi’nin sporlanmamıĢ oocysti
Figure 2. Sporulated Eimeria dunsingi oocyst in budgerigar
ġekil 2. Muhabbet kuĢunda Eimeria dunsingi‟nin sporlanmıĢ oocysti
14
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 11-18
Giardia psittaci and Eimeria dunsingi in Budgerigar Colonies
Muhabbet KuĢu Kolonilerinde Giardia psittaci ve Eimeria dunsingi
Cysts are elliptical with a thin and, smooth cyst wall where contain two to four nuclei,
two slender, linear intracytoplasmic flagella and two thick, comma-shaped median bodies.
This cyst measures 4.04-5.55 µm long, 6.06-7.57 µm wide. Trophozoites are dorsoventrally
flattened, possess eight flagella, and have an adhesive disc on the ventral surface. They
possess a claw-hammer-shaped median body, similar to other members of the genus.
Trophozoites measures 10.1 µm to 15.15 µm long by 4.04 µm to 6.06 µm wide. Giardia
psittaci differs with Giardia duodenalis of mammals by lacking a ventrolateral flange and
thus having no marginal groove bordering the anterior and lateral borders of the adhesive
disc.
According to these results remained birds in the free room were treated by
metronidazole for 5 days (800 mg/L) in drinking water. Birds with Eimeria dunsingi were
treated by toltrazuril 1.5 ml for 1 lt, 2 days by in drinking water.
Discussion
Giardia infections have been reported in budgerigars (M. undulates) associated with
diarrhoea and death, especially in young birds (Box, 1981; Scholtens et al., 1982). Giardia
infection can affect all age groups, but young birds are more susceptible and high mortalities
can occur in budgerigars‟ nestlings. Giardia sp. is commonly found in the faeces of
asymptomatic adult budgerigars (Panigrahy et al., 1979). Adult birds may have no signs but
can continue to excrete infectious cysts (Scholtens et al., 1982). Asymptomatic birds may
intermittently shed the parasite (Panigrahy et al., 1979). Many clinically affected psittacine
birds are fed marginal diets, are maintained in overcrowded, hygienically unsanitary
conditions or they are heavily inbred. Birds that recover from an infection are susceptible to
re-infection which indicates that a long-lasting protective immune response does not occur
with infection (Greiner and Ritchie, 1994). In this study more deaths occurred in free room
where younger birds were there. In these birds Giardia psittaci was diagnosed. The results of
the studies about the Giardia species in budgerigars are similar to our result. Therefore this
parasite was called Giardia psittaci (Figure 3).
Birds in this section captived as free in 2x3 m2 room that contained excessive moisture
and loose droppings. In this room nearly 110 birds were maintained. Treatment with
metronidazole in drinking water was effective in controlling mortality.
15
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 11-18
Giardia psittaci and Eimeria dunsingi in Budgerigar Colonies
Muhabbet KuĢu Kolonilerinde Giardia psittaci ve Eimeria dunsingi
Figure 3. Giardia psittaci cyst in budgerigar
ġekil 3. Muhabbet kuĢunda Giardia psittaci kisti
On the other hand in birds that were individually placed in small cages as pairs,
Eimeria dunsingi was identified. The only coccidia known to be pathogenic for budgerigars is
E. dunsingi (oocysts ovoid, colorless, without micropyle, 33x24µm) (Greve, 1996). Eimeria
dunsingi is a very pathogenic Eimeria species and found in parrots and budgerigars. The
agent localized in anterior part of the guts (Inci, 2001). Clinical coccidiosis is associated more
with young birds, even nestlings, than it is with adults, which are more resistant. However,
this age resistance is a relative matter, and clinical coccidiosis leading to fatalities is also
known among adult birds (Greve, 1996). Preventing crowding or stress may be more effective
approaches to reduce or prevent outbreaks of coccidiosis in free-ranging birds (Yabsley,
2008). In this study birds with coccidiosis were aged between 1-2 years old. They were older
than birds with giardiasis. These birds were treated by toltrazuril, 1.5 ml for 1 lt, 2 days by in
drinking water. Treatment with toltrazuril was also effective in controlling mortality.
To minimise faecal-oral transmission, metal wire-floored cages recommended
reducing faecal access. To avoid faecal contamination, feed and water containers were
elevated. Aquariums removed from both section and all areas susceptible to moisture kept
dry. To avoid the crowd, the number of cages increased. For rodent control, the food sources,
water, and items that provide them shelter, were removed. Holes were closed inside and
16
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 11-18
Giardia psittaci and Eimeria dunsingi in Budgerigar Colonies
Muhabbet KuĢu Kolonilerinde Giardia psittaci ve Eimeria dunsingi
outside the rooms to prevent entry by rodents. Potential rodent food sources and nesting sites
were cleaned up.
As a result, our results showed that insufficient hygiene, crowded colonies, infected
feed and water containers, and poor quality food factors can play important role in budgerigar
colonies‟ health. Giardia psittaci infection can occur mostly in young budgerigars, while E.
dunsingi infection can occur in adult budgerigars. Metronidazole can be effective for
treatment of G. psittaci and toltrazuril can be effective for treatment of E. dunsingi in
budgerigars. After treatments, all of birds recovered and death stopped. The aim of this study
is to examine parasitological findings of simultaneous infection by E. dunsingi and G. psittaci
in budgerigars, treatment and prophylaxis of the disease.
References
1.
Acosta GI, Soto CJ, Cruz E. 2009.
chicks,
ducklings,
budgerigars,
Mongolian
budgerigars
gerbils and neonatal mice with Giardia ardeae,
(Melopsittacus undulatus) in Cuba. Red Vet. 10:
Giardia duodenalis, Giardia psittaci and Giardia
6.
muris. Int. J. Environ. Health Res. 1: 144-152.
Presence
2.
of
Giardia
spp.
on
Inci A. 2001. Hindi, kaz, ördek ve
8.
Mimioglu M, Goksu K, Sayın F. 1969.
kuĢlarda Coccidiosis. Dinçer S, ed. Coccidiosis.
Veteriner ve tıbbi protozooloji II. Ankara: Ankara
Izmir: Türkiye Parazitoloji Derneği Yayın No.
Universitesi Basımevi.
17: 177-199.
9.
3.
1998. Giardia infection in budgerigars. Aust. Vet. J. 76:
Black SS, Steinohrt LA, Bertucci LB, et
Filippich LJ, McDonnell PA, Munoz E, et al.
al. 1997. Encephalitozoon hellem in budgerigars
246-249.
(Melopsittacus undulatus). Vet. Pathol. 34: 189-
10.
198.
(MAFF).
4.
Levine
ND.
1985.
Veterinary
Ministry of Agriculture, Fisheries and Food
1986.
Parasitological
London:
Laboratory
Manual
of
Veterinary
Techniques
References
protozoology, 1st ed. Ames, Iowa: Iowa State
Book, 418.
Univ. Press, pp. 130-218.
11.
5.
Giardiasis: syndromes, diagnosis and therapy. Proc.
Box ED. 1981. Observations on giardia
Fudge
AM,
McEntree
of budgerigars. J. Protozool. 28: 491-494.
Assoc. Avian Vet. 155-164.
6.
12.
Levine ND, Ivens V. 1986. The
L.
1986.
Avian
Panigrahy B, Grimes JE, Rideout MI, et al.
Coccidian parasites (protozoa, apicomplexa) of
1979. Zoonotic diseases in psittacine birds: apparent
artiodactyla. Illinois Bio. Monogr. 55. Urbana
increased occurrence of Chlamydiosis (psittacosis),
and Chicago: Illinois University Press.
Salmonellosis, and Giardiasis. JAVMA. 4: 359-361.
7.
13.
Erlandsen SL, Bemrick WJ, Jakubowski
Gallagher AN, Gartrell BD, Upcroft JA. 1995.
W. 1991. Cross-species transmission of avian
Pathogenic Giardia isolated from a wild-trapped sulfur-
and mammalian Giardia spp.: inoculation of
crested cockatoo (Cacatua galerita). In: Proceedings of
17
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 11-18
Giardia psittaci and Eimeria dunsingi in Budgerigar Colonies
Muhabbet KuĢu Kolonilerinde Giardia psittaci ve Eimeria dunsingi
the Australian Committee of the Association of Avian18.
Veterinarians, Dubbo, pp. 267-268.
14.
Peek
HW,
Landman
Scholtens RG, New JC, Johnson S. 1982. The
nature and treatment of Giardiasis in parakeets.
WJM.
2011.
JAVMA. 180: 170-173.
Coccidiosis in poultry: anticoccidial products,
19.
vaccines and other prevention strategies. Vet.
Rosskopf WJ, Woerpel RW, ed. Diseases of cage and
Quart. 3: 143-161.
aviary birds. 3rd ed. Baltimore: William & Wilkins, pp.
15.
613-619.
Greenacre CB. 2003. The avian patient.
Greve JH. 1996. Gastrointestinal parasites.
Ballard B, Cheek R, ed. Exotic animal medicine
20.
for the veterinary technician. Basım yeri Blackwell
Thomas NJ, Hunter DB, ed. Parasitic diseases of wild
Publishing, pp. 5-29.
birds. Singapore: Wiley-Blackwell, pp. 162-180.
16.
21.
Ritchie BW, Harrison GJ, Harrison LR.
Yabsley MJ. 2008. Eimeria. Atkinson CT,
Hiepe
T,
Jungman
R.
1983.
1994. Avian medicine: Principles and application.
Veterinärmedizinische protozoologie. Lehrbuch der
Lake Worth, FL: Wingers Publishing Inc, pp. 482-
parasitologie band 2, Stuttgart, New York: Gustav
521.
Fischer Verlag.
17.
Greiner EC, Ritchie BW. 1994. Parasites.
Ritchie BW, Harrison GJ, Harrison LR, ed. Avian
medicine: Principles and application. Florida:
Wingers Publishing Inc., pp. 1007-1029.
18
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 11-18
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 19-25
OLGU SUNUMU / CASE REPORT
MEHMET AKĠF ERSOY ÜNĠVERSĠTESĠ
SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ DERGĠSĠ
“MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg.”
http://edergi.mehmetakif.edu.tr/index.php/sabed/index
Bir Keçide Bilateral Konjenital Hidrosalpinks Olgusu
Case of the Bilateral Congenital Hydrosalpinx in a Goat
Mehmet Halıgür1, AyĢe Halıgür2, Mesih Kocamüftüoğlu3, Özlem Özmen1
1
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patoloji AD, BURDUR, TÜRKĠYE
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Anatomi AD, BURDUR, TÜRKĠYE
3
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Doğum ve Jinekoloji AD, BURDUR, TÜRKĠYE
2
Abstract: In this study, bilateral congenital
hydrosalpinx
in
a
goat
was
evaluated
pathomorphologically and gynecologically. Material
was obtained from the Antalya slaughterhouse.
Macroscopically, both fallopians tubes were
exteremely enlarged with serous fluid. The wall of
the salpinx was became thiner, tube was strained due
to fluid. Salpinxs were filled with clear, serous and
totally 50 cc fluid. While the widthness of the right
follapian tube was changing 14.56–16.87 mm in
diameter, length was measured 71.53 mm. The left
ones widhtness were changing 1.17–12.06 mm in
diameter and legngth was measured 45.75 mm.
Obstructions were observed where the righ tuba
uterina connected the cornu uterina 29.32 mm, and
the left tuba uterina connected the cornu uterina
27.16 mm. Epitheilal layer changes and epithelial
desquamation were seen in some areas at the
histopathologic examination. Epithelial cells were
flattened and marked tinness was detected at the
salpinx wall. The tinness was severe in the musculer
layer. And muscular layer was changed in to the
fibrous tissue in most of the areas. Because of the no
previous gestations and absence of the inflammatory
reaction, this case thougth to be congenital.
Öz: Bu çalıĢmada bir keçide saptanan bilateral
konjenital hidrosalpinks olgusunun patomorfolojik ve
jinekolojik olarak değerlendirilmesi amaçlanmıĢtır.
ÇalıĢma materyali Antalya mezbahanesinde kesilen 1
yaĢlı, diĢi bir kıl keçisine aitti. Makroskobik olarak
her iki fallopian tüpünün içinde aĢırı miktarda sıvı
olduğu tesbit edildi. Tuba uterinanın duvarı oldukça
incelmiĢ olup, tüp gergin görünümdeydi. Salpinksler
açıldığında; berrak, seröz kıvamlı, Ģeffaf ve toplamda
50 cc kadar sıvı birikimi saptandı. Sağ taraftaki
fallopian tüpünün eni 14,56–16,87 mm arasında
değiĢirken boyu 71,53 mm ölçüldü. Sol tarafın ise
eninin 1,17–12,06 mm arasında değiĢirken boyunun
45,75 mm olduğu saptandı. Sağ kornu uterinin tuba
uterinaya bağlandığı yerde 29,32 mm‟lik, sol
kornunun tuba uterinaya bağlandığı yerde ise 27,16
mm‟lik bir alanın tıkalı olduğu tespit edildi.
Histopatolojik olarak ampulla ve istmus kısımlarında
epitel tabakalarında değiĢiklikler ile bazı alanlarda
epitel tabakalarında dökülmeler görüldü. Epitel
hücreleri yassılaĢmıĢ ve salpinks duvarı oldukça
incelmiĢti. Bu incelme kas tabakasında daha belirgin
olup, birçok bölgede fibröz dokunun kas tabakasının
yerini aldığı saptandı. Hayvanın hiç gebe kalmamıĢ
olması ve histopatolojik incelemede yangısal
reaksiyonun görülmemesi olgunun konjenital
olduğunu düĢündürdü.
Key words: Hydrosalpinx, goat, ultrasonography,
pathology.
Anahtar
sözcükler:
ultrasonografi, patoloji.
YazıĢma Adresi: Doç. Dr. Mehmet HALIGÜR
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Patoloji Anabilim Dalı, Ġstiklal YerleĢkesi, 15030, BURDUR
E-posta: [email protected]
GeliĢ Tarihi: 03.04.2013
Hidrosalpinks,
keçi,
Kabul Tarihi: 09.05.2013
Tel: 0248 213 2072
Kaynak göstermek için: Halıgür M, Halıgür A, Kocamüftüoğlu M, Özmen Ö. 2013. Bir keçide bilateral
konjenital hidrosalpinks olgusu. MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 1 (1): 19-25.
19
Bir Keçide Bilateral Konjenital Hidrosalpinks Olgusu
Case of the Bilateral Congenital Hydrosalpinx in a Goat
GiriĢ
Hidrosalpinks çok çeĢitli sebepten dolayı tüpün distal kısmında tıkanıklığa bağlı olarak
fallopian tüpünün dilatasyonudur (Strandell, 2000). Hidrosalpinksin varlığında erken gebeblik
kaybı, zayıf implantasyon ve gebe kalma oranında azalma görülür. Bu nedenle insanlardaki in
vitro fertilizasyonun altında yatan temel nedenlerden biridir (Strandell, 2000; Camus ve ark.,
1999). Bu durum olasılıkla endometrial değiĢikliklerden dolayı meydana gelmektedir (Katz
ve ark. 1996; Strandell ve ark. 1994). Genellikle daha önceki tubal enfeksiyonların neden
olduğu, fallopian tüpünün sıvı ile dolu, dilate ve bloke edilmesi hidrosalpinksi oluĢturur.
Hidrosalpinksin oluĢmasına sebep olan pelvik enfeksiyonlar genellikle cinsel yolla bulaĢan
hastalıklardır. Tubal hastalıklar diĢi infertilitenin en büyük nedenlerinden birisidir (Westrom,
1980). In vitro fertilizationu (IVF) ve embriyo transferi (ET) ilk defa tubal kökenli
infertilitenin üstesinden gelmek amacıyla uygulanan bir metot olarak kullanılmıĢtır (Edwards
ve ark., 1984). Birçok bölgede IVF/ET için temel gösterge kalıcı olan tubal faktörlerdir. Eğer
fallopian tüpü tamamen tıkanmıĢsa ve medikal müdahale olmazsa gebelik Ģekillenmez. Hafif
olgularda, fertilite cerrahi olarak tüpün açılmasıyla düzeltilebilir. Ancak tüpün katmanları
eğer kötü bir Ģekilde etkilenmiĢse in vitro fertilizasyonda tüpün bypass edilmesi bir tedavi
seçeneği olarak değerlendirilmektedir (Marana ve ark., 1995).
Hidrosalpinksin tanısı genellikle histerosalpingografi (HSG), ki bu durumda özel bir
sıvı serviksten uterus boĢluğuna verilir böylece uterusun iç tabakaları tespit edilir ve fallopian
tüpünün açık olup olmadığı x-ray prosedurü ile belirlenir. Eğer tüpler açılırsa sıvı tüplerden
etrafa doğru saçılır. Hidrosalpinks tanısı laparoskopy ile de konulmaktadır. Ayrıca
ultrasonografi ile de tespit edilmekte ve görüntülenmektedir (Mol ve ark. 1996; Swart ve ark.
1995). Bu çalıĢmada, bir keçideki konjenital hidrosalpinks olgusunun anatomo-patolojik ve
ultrasonografik bulgularının tanımlanması amaçlanmıĢtır.
Materyal ve Metot
Bu çalıĢmanın materyali Antalya mezbahanesinde kesilen bir keçiye aitti. Olgu
kesimden önce ultrasonografi ile incelendi. Kesimden sonra organ patolojik inceleme için
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı‟na getirildi.
Lezyonun boyutları ölçüldükten sonra numune alındı ve % 10‟luk tamponlu formalinde tespit
edildi. Dokular rutin doku takibine alındı, parafinde bloklandı ve 5 µm kalınlığında kesitler
alındı. Tüm dokular Hematoksilen-Eosin (HE) ile boyandı. Ölçümler Mitutoya dijital kompas
(150 mm) ile yapıldı.
20
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 19-25
Bir Keçide Bilateral Konjenital Hidrosalpinks Olgusu
Case of the Bilateral Congenital Hydrosalpinx in a Goat
Bulgular
Vaka Takdimi
Hayvan sahibinden alınan anamnez bilgilere göre, hayvanın hiç doğum yapmadığı,
çiftleĢmenin olduğu ancak bir türlü döl tutmadığı ve gebe kalmadığı öğrenildi. Hayvanın
genel durumunda herhangi düzensizliğin saptanmadığı belirtildi. Yapılan ultrasonografi
muayenesinde idrar kesesinin kranialinde nonekogenik alanlar görüldü. Bu alanlarda oldukça
geniĢlemiĢ salpinks yapısına rastlandı (Resim-1).
Resim-1. Hidrosalpinksin ultrasonografik görüntüsü
Patomorfolojik bulgular
Anatomo-patolojik olarak hidrosalpinks tablosu, ovaryumdan sonra ve cornu uteriden
önce olmak üzere tüm fallopian tüpü boyunca ĢekillenmiĢti. Tıkanma bölgesi sonrasında bir
daralma söz konusu iken daralma öncesinde bir divertikulum tesbit edildi. Sağ ve sol fallopian
tüpünün her ikisinde de seröz, berrak, akıĢkan kıvamlı bir sıvının toplandığı dikkati çekti.
Makroskobik olarak tüp duvarı incelmiĢ olup, tüp duvarı oldukça gergin görünümdeydi
(Resim-2).
21
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 19-25
Bir Keçide Bilateral Konjenital Hidrosalpinks Olgusu
Case of the Bilateral Congenital Hydrosalpinx in a Goat
Resim-2. Olgunun makroskobik görüntüsü (oklar)
Sağ taraf: boyu kranialden kaudale 18,37, eni ise 14,56 mm olarak ölçüldü. Kornu
uterinin ucunda geniĢlemenin olduğu yere kadar olan uzaklık 29,32 mm, bu uzunluğun
kalınlığı 1,96 mm olarak belirlendi. GeniĢlemeden hemen sonra yapının kendi üzerine
kıvrılarak “U” Ģeklinde bir kıvrım yaptığı görüldü. “U” Ģeklindeki kıvrımın uzunluğu 27,32
mm olarak ölçüldü. Bu kıvrımdan sonra kendi üzerinde 3 kıvrım oluĢturduğu görüldü. Ġkinci
kıvrımlar arası 51,37 mm uzunluğunda, üçüncü kıvrımın ise 71,53 mm olarak ölçüldü.
Kıvrımların en geniĢ yerinin 16,87 mm, ortadaki kıvrımın en geniĢ yerinin 14,57 mm, üçüncü
kıvrımın 10,24 mm ve en uçtaki geniĢleme ise 3,72 mm olduğu saptandı. Ovaryuma uzaklığı
ise 9,26 mm olarak hesaplandı. Sol taraf: kornudan çıkıp geniĢlemenin olduğu yere kadar ki
uzunluğu 27,16 mm, kalınlığı ise 1,17 mm olarak ölçüldü. Sağ taraftakine benzer Ģekilde 3
kıvrım yaptığı görüldü. Ġlki kendi üzerinde “U” Ģeklinde olup uzunluğu 27,60 mm olarak
ölçüldü. Çapı 11,96 mm olarak saptandı. Ġkinci kıvrım ile birinci kıvrım arası 45,08 mm
olarak ölçüldü. Çapının ise 9,91 mm olduğu saptandı. Ġkinci kıvrım yerinden üçüncü kıvrım
yerinin uç kısımları arası uzaklık 67,71 mm olarak ölçüldü. Üçüncü kıvrımın çapı 12,02 mm
olarak tespit edildi. Üçüncü kıvrımdan incelme yerine kadar olan uzaklık 45,75 mm olarak
belirlendi. Ġnce yerin çapının 0,57 mm olduğu ve ovariuma uzaklığı 25,44 mm olarak ölçüldü.
Histopatoljik olarak, doku incelendiğinde tüpün epitel hücrelerinde yassılaĢmaya
rastlandı. Epitel hücrelerinin bazılarında veziküller görüldü. Bazı bölgelerde kas tabasının
azaldığı, yerinin bağ doku ile doldurulduğu saptandı (Resim-3).
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 19-25
22
Bir Keçide Bilateral Konjenital Hidrosalpinks Olgusu
Case of the Bilateral Congenital Hydrosalpinx in a Goat
Resim-3. Salpinksin histopatolojik görüntüsü, HE, Bar=200µm.
Bazı alanlarda ise ödem sıvısı dikkati çekti. Genelde destek doku olarak bulunan kas
ve bağ dokuda atrofi yaygın olarak görüldü. Ayrıca ovaryumlarda kistik oluĢumlar mevcuttu.
TartıĢma
Genital anormallikler fertilite ve steriliteye sebep olduklarından ekonomik kayıp ile
hayvanların döl verimi üzerinde önemli rol oynarlar (Al-Fahad ve ark., 2004). Hidrosalpinks,
fallopian tüpünün sıvı dolarak geniĢlemesini tanımlayan bir terimdir. Bu durum tek taraflı
veya iki taraflı olabilmektedir. Etkilenen tüp birkaç cm çapına kadar ulaĢabilmektedir. Tüpün
sulu kıvamlı bir sıvı ile dolu olduğu sıvının 120 ml kadar ulaĢabildiği ifade edilmektedir
(Shafler ve Miller, 2007; Jones ve ark., 1997). Tıkanıklık konjenital veya yangısal temelli
olmaktadır. Freemartinismus hariç konjenital kökenli anomalliler oldukça nadir görülürler.
Sekonder hidrosalpinksin Ģekillenmesinde tıkanıklığın ve uterus kornularının segmental
olarak aplazisi ile iliĢkili olabilir. Eğer tüpler tam tıkanmıĢ ise infertilite problemlerine yol
açmaktadır. Bu durumun Ģekillenmesinde en büyük neden pelvik yangısal hastalıklardan
klamidya veya gonorrhea gibi kronik salpingitisle (Falopian tüpünün yangısı) seyreden
hastalıklardır (Shafler ve Miller, 2007; Bahamondes ve ark., 1984). Bu çalıĢmada bir keçide
saptanan konjental hidrosalpinks olgusu tanımlanmıĢtır. Alınan anamnez bilgide keçinin hiç
gebe kalmamamıĢ olması ve histopatolojik olarak yangısal reaksiyonun görülmemesi olgunun
23
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 19-25
Bir Keçide Bilateral Konjenital Hidrosalpinks Olgusu
Case of the Bilateral Congenital Hydrosalpinx in a Goat
konjenital olabileceğini düĢündürmüĢtür. Ayrıca bu durum keçinin neden hiç gebe
kalmadığınıda açıklamaktadır.
Hidrosalpinks daima HSG veya ultrasonografi ile teĢhis edilmektedir. Fallopian tüpü
sıvı ile dolu ve geniĢlemiĢ olan hastalar için ultrasonografi kullanılabilmektedir. Ancak
sonografi ile yapılan incelemelerde, küçük hidrosalpinks olguları gözden kaçabilir, böyle
durumda teĢhis için HSG önerilmektedir (Velde ve ark., 1989). Eğer tüp blokajı utero-tubal
bağlantı yerinde ise, hidrosalpinks belirlenemeyebilir. Böyle durumda ise en doğru yol
laparatominin yapılmasıdır (Camus ve ark., 1999; Aboulghar ve ark., 1998; Zeyneloglu ve
ark., 1998; Andersen ve ark., 1984). Bu çalıĢmada da ultrasonografi kullanılmıĢ ve teĢhis ilk
olarak bu Ģekilde tanımlandıktan sonra mezbahane kesiminden sonra potolojik inceleme
yapılmıĢtır. Bu nedenle hiç gebe kalmamıĢ olan hayvanlarda öncellikle ultrasonografinin
yapılması teĢhisin konulmasında yararlı olabileceğini ortaya koymuĢtur.
Makroskobik olarak hidrosalpinks olgularında fallopian tüpünün sıvı ile aĢırı gergin
olduğu, tıkanıklık bölgelerinin olduğu belirtilmiĢtir. Tüp içindeki sıvının 120 ml‟ye kadar
ulaĢabildiği kayd edilmiĢtir (Shafler ve Miller, 2007). Bu çalıĢmadaki makroskobik bulguların
literatur bilgi ile uyumlu görülmüĢtür. Histopatolojik olarak tıkanmıĢ olan lumen
mukozasında multilokuler kistlerin görüldüğü, bazı olgularda kronik yangısal reaksiyonun
Ģekillendiği ve yoğun intersitisyel fibrozisin olduğu ifade edilmiĢtir (Shafler ve Miller, 2007).
Bu çalıĢmada ise ne yangısal reaksiyon ne de yoğun fibrozis alanları saptanmıĢtır.
Sonuç olarak bu olguda konjenital hidrosalpinksten kaynaklandığı düĢünülen döl
verim yetersizliği ve keçilerde bu tablonun nadiren görülüyor olması vakanın sunulmaya
değer olduğu kanısını oluĢturmuĢtur.
Kaynaklar
1.
occlusion, salpingoscopy, and reproductive outcome
Aboulghar M, Mansour R, Serour G, Sattar
M, ve ark. 1990. Transvaginal ultrasonic needle
in tubal surgery. Fertil. Steril. 64: 924-929.
guises aspiration of pelvic inflammatory cystic
3.
masses before ovulation induction for in vitro
2004. Histological and morphological study of
fertilization. Fertil. Steril. 53: 311-314.
abnormal cases of female reproductive system in
2.
Iraqi buffaloes. Iraqi J. Vet. Sci. 18: 109-115.
Marana R, Rizzi M, Muzii L, ve ark. 1995.
Al-Fahad TA, Alwan AF, Ibraheem NS.
Correlation between the American Fertility Society
4.
classifications of adnexal adhesions and distal tubal
1996. Reproducibility of the interpretation of
24
Mol BWJ, Swart P, Bossuyt PMM, ve ark.
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 19-25
Bir Keçide Bilateral Konjenital Hidrosalpinks Olgusu
Case of the Bilateral Congenital Hydrosalpinx in a Goat
hysterosalpingography in the diagnosis of tubal
12.
pathology. Hum. Reprod. 11: 1204-1208.
1995. The accuracy of hysterosalpingography in the
5.
diagnosis of tubal pathology, a meta-analysis. Fertil.
Andersen A, Yue Z, Meng F, ve ark. 1994.
Swart P, Mol BWJ, van der Veen F, ve ark.
Low implantation rate after in-vitro fertilization in
Steril. 64: 486-491.
patients
13.
with
hydrosalpinges
diagnosed
by
Zeyneloglu HB, Arıcı A, Olive DL. 1998.
ultrasonography. Hum. Reprod. 9: 1935-1938.
The adverse effects of hydrosalpinx on pregnancy
6.
rates. Fertil. Steril. 70 (3): 492-499.
Shafler DH, Miller RB. 2007. Female
Genital Systems. Maxie MG, ed. Jubb, Kennedy and
14.
Palmer‟s Pathology of Domestic Animals, Printed in
ark.
China: Saunders Elsevier, pp. 457.
hysterosalpingography
7.
Bahamondes L, Bueno JGR, Hardy E, ve
predicting the pregnancy outcome in patients with a
ark. 1984. Identification of main risk factors for
bilateral hydrosalpinx. Eur. J. Obstet. Gynecol.
tubal infertility. Fertil. Steril. 61: 478-82.
Reprod. Biol. 31: 33-45.
8.
15.
Strandell A. 2000. The influence of
Velde ER, Boer-Meisel ME, Meisner J, ve
1989.
The
significance
and
of
preoperative
laparoscopy
for
Jones TC, Hunt RD, King NW. 1997.
hydrosalpinx on IVF and embryo transfer: a review.
Diseases caused by viruses. Jones TC, Hunt RD,
Hum. Reprod. 6: 387-95.
King NW, ed. Veterinary Pathology. London:
9.
Lippincott Williams& Wilkins, pp. 461-462.
Camus E, Poncelet C, Goffinet F, ve ark.
1999. Pregnancy rates after in-vitro fertilization in
16.
cases
without
and trends of acute pelvic inflammatory disease and
published
its consequences in industrialized countries. Am. J.
of
tubal
hydrosalpinx:
a
infertility
with
meta-analysis
and
of
Westrom L. 1980. Incidence, prevalence,
comparative studies. Hum. Reprod. 14: 1243-1249.
Obstet. Gynecol. 138. 880-892.
10.
17.
ark.
Strandell A, Waldenstrom U, Nilsson L, ve
1994.
Hydrosalpinx
reduces
Katz E, Akman MA, Damewood MD, ve
in-vitro
ark. 1996. Garcia JE. Deleterious effect of the
fertilization/embryo transfer pregnancy rates. Hum.
presence of hydrosalpinx on implantation and
Reprod. 9: 861-863.
pregnancy rates with in vitro fertilization. Fertil.
11.
Steril. 66: 122-125.
Edwards RG, Fishel SB, Cohen J, ve ark.
1984. Factors influencing the success of in vitro
fertilization for alleviating human infertility. J. In.
Vitro. Fert. Embryo Transfer. 1: 3-23.
25
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1(1): 19-25
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 26-29
OLGU SUNUMU / CASE REPORT
MEHMET AKĠF ERSOY ÜNĠVERSĠTESĠ
SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ DERGĠSĠ
“MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg.”
http://edergi.mehmetakif.edu.tr/index.php/sabed/index
Efficacy of Secnidazole in the Treatment of Giardiasis in a Cat
Giardiazisli Bir Kedide Secnidazolün Etkinliği
Necmettin Sarp Sevgisunar1, ġima ġahinduran1, Ramazan Adanır2
1
Dpt. of Internal Medicine, Mehmet Akif Ersoy University, Fac. of Veterinary Medicine, BURDUR, TURKEY
2
Dpt. of Parasitology, Mehmet Akif Ersoy University, Fac. of Veterinary Medicine, BURDUR, TURKEY
Öz: Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
Veteriner Fakültesi Hastanesi‟ne 6 aylık, 2 kilogram
ağırlığında diĢi bir kedi kanlı ishal ve dehidrasyon
Ģikayetiyle getirildi. Kedinin hastalığı 1 haftadan
uzun geçmiĢe sahipti. Parazitolojik muayeneler için
dıĢkı örnekleri alındı ve analizde çinko sülfat (%33
ZnSO4) santrifüjlü flotasyon ve natif muayene
kullanıldı. Kedinin dıĢkısında Giardia duodenalis (G.
lamblia) kistleri ve trofozoitleri tespit edildi.
Trofozoitler natif teknikte görüntülendi. Ek olarak,
trofozoitler Giemsa solüsyonuyla boyandı. Kediye
tek doz 30 mg/kg secnidazole 1 ml suda eritilerek
oral olarak verildi. Ġlaç etkinliğinin değerlendirilmesi
için dıĢkı tedaviden 1 hafta sonra tekrar muayene
edildi.
Abstract: A 6 month old, 2 kg, female cat was
referred to the Veterinary Medical Teaching
Hospital of the Faculty of Veterinary Medicine,
University of Mehmet Akif Ersoy in Burdur
province with bloody diarrhea and dehydration. The
cat had a history of more than 1 week of disease.
Faecal sample was taken for parasitological
examinations and analyzed by zinc sulfate (%33
ZnSO4) centrifugal flotation and native techniques.
Giardia duodenalis (G. lamblia) cysts and
trophozoits were detected from cat faeces. Motile
trophozoites were seen with native technique.
Additionally, trophozoites were stained with Giemsa
solution. The cat received a single oral dose of 30
mg/kg secnidazole diluted in 1 ml water. For the
evaluation of drug efficacy, faeces were re-examined
at day 7 after treatment.
ÇalıĢmanın amacı, kedide simültane gerçekleĢen G.
duodenalis enfeksiyonunun parazitolojik bulgularını
değerlendirmek ve hastalığı tek doz secnidazole
uygulamasıyla tedavi etmektir. Bu vaka giardiazisli
kedilerde
secnidazolün
etkinliği
konusunda
Türkiye‟de yayınlanan ilk rapordur.
The aim of this study is to examine parasitological
findings of simultaneous infection by G. duodenalis
in cat, and treatment of the disease by a single dose
of secnidazole. It is also the first case report about
secnidazole treatment in cats with giardiasis in
Turkey.
Key words: Cat, Giardia lamblia, treatment,
secnidazole.
Anahtar sözcükler: Kedi, Giardia lamblia, tedavi,
secnidazole.
YazıĢma Adresi: ArĢ. Gör. Necmettin Sarp SEVGĠSUNAR
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Ġç Hastalıkları AD, Ġstiklal YerleĢkesi, 15030, BURDUR
GeliĢ Tarihi: 19.04.2013
Kabul Tarihi: 19.05.2013
E-posta: [email protected]
Tel: 0248 213 2208
Citation: Sevgisunar NS, ġahinduran ġ, Adanır R. 2013. Efficacy of secnidazole in the treatment of giardiasis in
a cat. MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 1 (1): 26-29.
26
Efficacy of Secnidazole in the Treatment of Giardiasis in a Cat
Giardiazisli Bir Kedide Secnidazolün Etkinliği
Introduction
Giardia species, especially G. duedonalis (G.lamblia, G.intestinalis) can affect both
dogs and cats. The prevalence of infection in canine studies ranges from less than 2% to
100% in kennels. Cats are less commonly infected than dogs (Hall and German, 2005).
Prevalence in cats commonly range between 1% and 10% (Kirkpatrick, 1985; Barr, 2006), but
some high prevalence rates like 50% have been reported in some catteries and animal shelters
(Kirkpatrick, 1985).
The parasite is usually transmitted via the fecal-oral route. The parasite primarily
infects the small intestine of dogs and cats. The cecum and colon are only occasionally
colonized by Giardia (Washabau and Holt, 2005). Ingested oocysts excyst in the upper small
intestines, and trophozoites attach to the intestinal mucosa from the duodenum to the ileum.
After multiplication of trophozoites, oocysts are passed in the faeces at 1 to 2 weeks after
infection. Molecular epidemiologic studies indicate that giardiasis may be a zoonosis (Hall
and German, 2005). The most common signs in cat are acute or chronic diarrhea, weight loss,
acute or chronic vomiting may develop (Washabau and Holt, 2005; Janeczko and Griffin,
2010). Metronidazole and fenbendazole have been used in the treatment of feline and canine
giardiasis (Stokol et al., 1997; Scorza and Lappin, 2004). But, drug resistance against
giardiasis, especially to metronidazole and albendazole, has been reported elsewhere
(Balteiro, 2006).
Case
A 6 month-old, 2-kg, female cat was referred to the Veterinary Medical Teaching
Hospital of the Faculty of Veterinary Medicine, University of Mehmet Akif Ersoy in Burdur
province with bloody diarrhea and dehydration. The cat had a history of more than 1 week of
disease. Faecal sample was taken from the cat for parasitological examinations.
The faecal sample was analyzed with zinc sulfate (%33 ZnSO4) centrifugal flotation
and native examination techniques. Giardia duodenalis (G. lamblia) cysts and trophozoites
were detected (Figure 1). Motile trophozoites were seen with native techniques. Additionally
these Giardia trophozoites were stained with Giemsa solution (Zajac and Conboy, 2006;
MAFF, 1986). Cysts of Giardia intestinalis were measured between 9.09-13.13 X 7.07-9.09
µm. Measurement of 10 cysts gave 11.6 X 8.3 µm mean size.
27
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 26-29
Efficacy of Secnidazole in the Treatment of Giardiasis in a Cat
Giardiazisli Bir Kedide Secnidazolün Etkinliği
Figure 1. Cyst of Giardia duodenalis
Resim 1. Giardia duodenalis kisti
The cat received a single oral dose (1 mL) of 30 mg/kg secnidazole diluted in water.
For the evaluation of drug efficacy, faeces were re-examined at day 7 after treatment.
No adverse reactions were observed either during or after the treatment. Treatment
efficacy was measured by the reduction in cyst excretion. Giardia spp. cysts were not
observed in the faeces of the cat by microscopic examination after faecal flotation at day 7
after treatment. Episodes of diarrhea were not more observed at the seventh day of treatment.
Therefore, the therapeutic protocol obtained 100% of effectiveness.
Discussion
Giardia lamblia is a flagellate parasite that can cause significant gastrointestinal
disease in a wide variety of mammals including kittens and humans (Monis and Thompson,
2003). It is postulated that animals may be a reservoir for human infection and vice versa,
thus, giardiasis can be classified as a zooanthroponotic disease (Zarebavani et al., 2006).
Clinical signs range from mild, self-limiting, acute diarrhea to severe or chronic small bowel
diarrhea associated with intestinal protein loss and weight loss. Metronidazole is the most
commonly used drug to treat Giardia infection in pet animals. The standard dosage for cats is
10 to 25 mg/kg given orally two times a day for 5 days. However, gastrointestinal and central
nervous system toxicity has been associated with the administration of metronidazole and
bone marrow toxicosis has been associated with albendazole in kitten (Caylor and Cassimatis,
2001; Stokol et al., 1997).
28
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 26-29
Efficacy of Secnidazole in the Treatment of Giardiasis in a Cat
Giardiazisli Bir Kedide Secnidazolün Etkinliği
Secnidazole is a commercialized drug for the treatment of giardiasis in humans. It has
the advantage to be administered in a single dose with sound curative effects (Di Prisco et al.,
2000). Da Silva et al. (2011) have reported that curative efficacy of secnidazole in cats
infected by G. duodenalis was 100%. In this case no cyst was seen in the faeces after
treatment by single dose of secnidazole on day 7. As a conclusion, a single oral dose of
secnidazole (30 mg/kg) can be effective in treatment of giardiasis in naturally infected cats.
This is the first case report about secnidazole treatment in cats with giardiasis in Turkey.
References
Balteiro AJD. 2006. Indução de resistência
ao metronidazol e albendazol em Giardia lamblia.
Dissertação de Mestrado. Departamento de Biologia,
Universidade de Aveiro, pp. 78.
1.
9.
Janeczko S, Griffin B. 2010. Giardia
infection in cats. Compendium: Continuing education
for veterinarians. E1-E7.
10.
Kirkpatrick CE. 1985. Giardiasis in cattery.
JAVMA. 187 (2): 161-162.
2.
Barr SC. 2006. Enteric protozoal infections.
Grene CE, ed. Infectious diseases of the dog and cat.
3rd ed. Philadelphia: WB Saunders, pp. 736-742.
11.
Ministry of Agriculture, Fisheries and Food
(MAFF). 1986. Manual of Veterinary Parasitological
Laboratory Techniques. References Book. London,
pp. 418.
3.
Bowman DD. and Lucio-Forster A. 2010.
Cryptosporidiosis and giardiasis in dogs and cats:
Veterinary and public health importance. Exp
Parasitol. 124: 121-127.
12.
Monis PT, Thompson RCA. 2003.
Cryptosporidium and Giardia-zoonoses: fact or
fiction? Infect Genet Evol. 3: 233-244.
4.
Caylor KB, Cassimatis MK. 2001.
Metronidazole neurotoxicosis in two kittens. J Am
Anim Hosp Assoc. 37: 258-262.
13.
Scorza AV, Lappin MR. 2004. Metronidazole
for the treatment of feline giardiasis. J. Feline Med
Surg. 6 (3): 157-160.
5.
Da Silva AS, Castro VSP, Tonin AA, et al.
2011. Secnidazole for the treatment of giardiasis in
naturally infected cats. Parasitol Int. 60: 429-432.
14.
Stokol T, Randolph JF, Nachbar S, et al.
1997. Development of bone marrow toxicosis after
albendazole administration in a dog and cat. J. Am.
Vet. Med. A. 210: 1753-1756.
6.
De Carli GA, Moura H. 2000. Parasitologia
clínica: diagnóstico de laboratório dos coccídios e
microsporídios intestinais. Porto Alegre: Edipucrs,
pp. 73.
15.
Washabau RJ, Holt DE. 2005. Diseases of the
large intestine. Ettinger SJ, Feldman EC, ed. Textbook
of Veterinary Internal Medicine. Sixth Edition.
Philadelphia, USA: Elsevier-Saunders, pp. 1378-1408.
Di Prisco MC, Jiménez JC, Rodríguez N, et
al. 2000. Clinical trial with Secnidazole in a single
dose in Venezuelan children infected by Giardia
intestinalis. Invest Clin. 41: 179-88.
7.
16.
Zajac AM, Conboy GA. 2006. Veterinary
Clinical Parasitology, 7th ed. Iowa, USA: Blackwell
Publishing. 48
8.
Hall EJ, German AJ. 2005. Diseases of the
small intestine. Ettinger SJ, Feldman EC ed.
Textbook of Veterinary Internal Medicine, Sixth
Edition. Philadelphia: USA. Elsevier-Saunders, pp.
1332-1378.
17.
Zarebavani M, Pezeshki A, Jamshidi S, et al.
2006. Study of Giardia infection in cats. Iran J. Public
Health. 35 (3): 77-80.
29
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 26-29
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
DERLEME / REVIEW
MEHMET AKĠF ERSOY ÜNĠVERSĠTESĠ
SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ DERGĠSĠ
“MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg.”
http://edergi.mehmetakif.edu.tr/index.php/sabed/index
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
Ayhan Ata1
1
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama AD, BURDUR, TÜRKĠYE
Abstract: In this review, current assessments of
herd persistency of dairy cattle, achieving
appropriate fertility parameters, economic benefits
and obtaining fertility parameters to accomplish one
calf per year were evaluated.
Öz: Bu derlemede süt sığırcılığı iĢletmelerinin sürü
devamlılığı
ve
ekonomik
faaliyetlerini
sürdürebilmeleri için uygun döl verimi değerlerinin
yakalanması ve yılda bir yavru alınması için gerekli
döl verimi ölçütleri güncel olarak değerlendirildi.
Key words: Dairy cow, Fertility parameter.
Anahtar
ölçütleri.
YazıĢma Adresi: Doç. Dr. Ayhan ATA
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Dölerme ve Suni Tohumlama AD, 15030, BURDUR
sözcükler:
GeliĢ Tarihi: 18.01.2013
Sütçü
inek,
Döl
verimi
Kabul Tarihi: 09.05.2013
E-posta: [email protected]
Tel: 0248 213 2115
Kaynak göstermek için: Ata A. 2013. Sütçü sığırlarda döl verimi ölçütlerinin güncel yorumu. MAKÜ Sag. Bil.
Enst. Derg. 1 (1): 30-41.
30
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
GiriĢ
Süt sığırcılığında karlılığı belirleyen ana unsur döl verimidir. Ġdeal ölçütlerde döl
veriminin anlamı; daha yüksek süt verimi, yıllara göre daha fazla buzağı üretimi ve daha
yüksek bir verim için daha fazla seleksiyon olasılığı demektir. Ancak süt sığırlarında süt
veriminin arttırılmasına paralel olarak döl veriminde gerilemeler görülebilmektedir (Campos
ve ark., 1994; Marti ve Funk, 1994; Oltenacu ve ark., 1991).
Konu ile ilgili bazı terminolojik tanımlar yapılmıĢtır:
a) Döllenme (Fertilizasyon)
Spermatozoa‟nın ovuma girmesi ve onunla kaynaĢması, bütünleĢmesi anlamına gelir
(Dinç, 1990; Özkoca, 1986). Evcil hayvanlarda döllenme oranı % 90‟ın üzerindedir (Hafez ve
Hafez, 2000; Rogers, 2007), döllenme düvelerde % 95–100, ineklerde % 83–85 oranında
oluĢmaktadır. Buna bağlı olarak 34. günde gebelik oranı fertil düvelerde % 75–86 fertil
ineklerde % 69–70, olarak Ģekillenmektedir (Ayalon, 1978; Rogers, 2007; Whitmore ve ark.,
2001). Döllenme ile gebelik oranları arasında meydana gelen yaklaĢık %30‟luk kayıp
dünyada sığır yetiĢtiricilerinin yıllık 1,4 milyar dolarlık zararına yol açmaktadır (Lamb, 2002;
Whitmore ve ark., 2001).
b) Döl verimi (Fertilite)
Döl veriminin, fizyolojik ve ekonomik sınırlar içinde devamlılığıdır (Alaçam, 1994b).
c) Dölsüzlük (Sterilite)
Döl verme yeteneğinin tamamen yok olması ve kaybedilmesidir (Alaçam, 1994b).
d) Döl verimi düĢüklüğü (Ġnfertilite)
Döl veriminin aksaması, yani buzağılama ile yeni gebelik arasındaki süreninin
uzamasıdır (Alaçam, 1994b).
e) Döllenmenin Ģekillenmemesi
Döllenmenin Ģekillenmemesinin nedenleri sırası ile ovulasyonun oluĢmaması (% 8,7–
9), ovidukt tıkanıklığı (% 6,7–7), anormal ovum (% 3,3–3), ovaryum yapıĢmaları (% 2),
bilinmeyen veya açıklanamayan nedenler (% 17,3–24) olarak bildirilmektedir (Graden ve
ark., 1968; Özkoca, 1986).
31
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
Süt ineklerinde, döl veriminin değerlendirilmesinde kullanılan ölçütler Tablo 3‟de
verilmiĢtir. Sıklıkla kullanılan ölçütlerin güncel yorumu yapılmıĢtır:
1. Damızlıkta kullanma yaĢı (DKY) (Ġlkine Tohumlama YaĢı)
Damızlıkta kullanılan hayvanın ilk olarak aĢım gördüğü tarihteki yaĢıdır. Gebelikle
sonuçlanan ilk tohumlama tarihi ile hayvanın doğum tarihi arasındaki süre olarak hesaplanır.
HolĢtayn (Siyah-Alacalar) için ideal kabul edilen DKY 14–16 ay ve 340 kg canlı ağırlıktır.
DKY=
Ġlk tohumlama tarihi – Doğum tarihi
DKY‟nı sadece zaman (ay) olarak değerlendirmekten ziyade canlı ağırlık üzerinden
yapılan değerlendirmeler daha doğru olmaktadır. Düveler için DKY‟ı; hayvanın geliĢmesinde,
yaĢam boyu veriminde ve vücut kondüsyonunda bir gerilemeye yol açmayacağı en erken
yaĢtır.
ÇeĢitli ırklara ait düveler için ortalama (Tablo 1) ve ideal (Tablo 2) DKY ve canlı
ağırlıkları tablolarda verilmiĢtir (DaĢkın, 2005).
Tablo 1. Düvelerin ortalama damızlıkta
Tablo
kullanma yaĢ ve canlı ağırlıkları
kullanma yaĢ ve canlı ağırlıkları
Irk
Esmer
Karacabey
esmeri
Esmer melezi
HolĢtayn
HolĢtayn melezi
Jersey
Jersey melezi
20–22
Canlı
ağırlık
(kg)
325–350
22–24
300–325
24–26
18–20
20–22
15–17
16–18
275–300
300–325
275–300
220–230
200–220
YaĢ
(ay)
2.
Düvelerin
Irk
YaĢ
(ay)
Holstayn
Esmer
Jersey
Guernseys
Ayrshire
Heroford
Angus
Chorlais
15
15
13
13
13
15
13
14
ideal
damızlıkta
Canlı
ağırlık
(kg)
340
340
225
250
275
270
250
330
2. Buzağılama yaĢı (BY)
Ġneğin ilk canlı buzağısını doğurduğu tarihteki yaĢıdır. Ġlk buzağılama tarihi ile ineğin
doğum tarihi arasındaki süre olarak hesaplanır.
BY=
Ġlk buzağılama tarihi – Doğum tarihi
32
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
Bu ölçüt için ideal değer 23–25 ay arasındadır. Ülkemizde yapılan araĢtırmada
BY‟ındaki bir günlük gecikmeden meydana gelen mali kaybın her inek için 2.428 YTL
(yaklaĢık 16 lt süt) olduğu hesaplanmıĢtır (Yalçın, 2000).
3. Buzağılama aralığı (BA) (Ġki Doğum Arası Süre)
Ġneğin canlı doğum yaptığı tarihler arasında geçen süre olarak hesaplanır. Süt inekleri
için hala en geçerli döl verimi değerlendirme ölçütüdür.
Ġneğin ilk buzağılamadaki yaĢı – Ġneğin
son buzağılamadaki yaĢı + 365
BA=
x 100
Buzağılama sayısı
BA için ideal değer 365 gündür. Ancak sürü bazında 365 günlük düzeyin tutturulması
çoğunlukla mümkün olmadığından bu süre ortalama 390 günü bulmaktadır. Ġngiltere‟de
Galler Süt Pazarlama Kurumu, gebelik dıĢı her bir günün iĢletmeye maliyetini 3 pound olarak
hesaplamıĢtır (Smale, 1992). Ülkemizde yapılan araĢtırmada BA‟ndaki bir günlük
gecikmeden meydana gelen mali kayıp her inek için 1,643 YTL (yaklaĢık 11 lt süt) olarak
bildirilmektedir (Yalçın, 2000).
4. Servis periyodu (SP) (Buzağılama-Gebe Kalma Tarihi Arasında Geçen Süre)
Buzağılama tarihi ile ineğin bir sonraki doğum için gebe kaldığı saptanan son
tohumlama tarihi arasındaki süre olarak hesaplanır.
SP=
Gebe kalma tarihi – Buzağılama tarihi
Buzağılama günü değerlendirme dıĢı bırakılır. SP için iĢletme düzeyinde tutturulması
gereken süre 60–90 gündür.
5. Buzağılamadan sonraki ilk kızgınlık (BSĠK)
Normal ve sağlıklı ineklerde ilk kızgınlık buzağılamayı izleyen ilk 10 gün içinde
görülebilir. Ancak kızgınlık belirtileri zayıf olduğu için bu ilk kızgınlığın belirtileri her zaman
saptanmayabilir (Alaçam, 1994b). Fakat normal ve sağlıklı ineklerde buzağılamadan sonraki
40 gün içinde kızgınlık tespit edilebilmelidir.
33
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
6. Buzağılama - Ġlk tohumlama arası süre (BĠTAS) (Buzağılamadan Sonra Ġlk
Tohumlama)
Buzağılama tarihi ile 1. tohumlama arasında geçen süredir. Buzağılama günü
değerlendirme dıĢı bırakılır. Ġdeal BA olan 365 güne ulaĢılabilmek için tohumlama veya
aĢımların buzağılamadan sonra olabildiğince erken baĢlatılması gereklidir. Buzağılamadan
sonra ilk tohumlama veya aĢım 60. günlerde yapılırsa elde edilen gebelik oranı daha yüksek
olmaktadır.
Tablo 3. Süt ineklerinde döl verimi ölçütlerinin değerlendirilmesi (Alaçam, 1994a; Alaçam,
1994b; DaĢkın, 2005; Hutchinson, 2007; Rogers, 2007; Varner ve ark., 2007; Wattiaux,
2007).
Ölçütler
Ġlk östrus gösterme yaĢı (ay)
Ġlk damızlıkta (yetiĢtirmede) kullanılma yaĢı (ay)
Ġlk buzağılama yaĢı (ay)
Ġlk tohumlamada canlı ağırlık (HolĢtayn) (kg)
Ġlk buzağılamada canlı ağırlık (HolĢtayn)
(kg)
YetiĢkin canlı ağırlık (HolĢtayn) (kg)
Buzağılama-ilk östrus görülene kadar geçen
süre (gün)
Buzağılamadan sonra 60 gün içinde kızgınlık
gösteren ineklerin oranı (%)
Östrus belirleme oranı (%)
Östrus tespit edilemeyen inek oranı (%)
Tohumlama aralığı 18–24 gün inek oranı (%)
Buzağılama -ilk tohumlama aralığı (gün)
Servis periyodu
(Buzağılama–gebe kalma aralığı) (gün)
Buzağılama aralığı (ay)
Ġlkine tohumlama gebelik oranı
(düveler için) (%)
Ġlkine tohumlama gebelik oranı
(birinci laktasyondakiler için) (%)
Ġlkine tohumlama gebelik oranı (yetiĢkinler
için) (%)
Ġki tohumlamada gebe kalan inek oranı (%)
Üç tohumlamada gebe kalan inek oranı (%)
Üçüncü tohumlamaya gerek duyan inek oranı
(%)
Ġdeal
değer
Hafif
problem
<8
13–15
24
340
10
15–17
25–26
320
Orta
Ciddi
derecede
problem
problem
11
> 12
18–20
<13 veya >20
27–29
<24 veya >30
310
< 300
510–550
540–580
580–620 <510 veya >620
650–725
650–690
690–725 <650 veya >725
< 40
40–50
50–60
> 60
> 90
80–90
70–80
< 90
> 80
50–65
< 10–14,9 19,9–15
> 65–62,5 60,1–62,4
< 60- 65
70–65,1
66–80
40–20
50–60
85–70,1
< 50
> 40
< 50
> 85
< 80–82,5
85–82,6
100–85,1
> 100
11,8–13
13–13,5
13,6–14
<11,7 veya >14
65–70
60–65
55–60
< 50
> 65–60,1
50,1–60
45–50
< 40
40–50
35–40
30–35
< 30
> 80
> 90
70–80
80–90
60–70
70–80
< 50
< 60
30,2–25
> 30,2
< 12,3–15,9 24,9–16
34
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
Dördüncü tohumlamada gebe kalan inek
> 96
oranı (%)
Dördüncü tohumlamaya gerek duyulan inek
< 4,3–6,3
oranı (%)
Doğumdan sonraki 120 gün içinde gebe
< 10
kalmayan ineklerin oranı (%)
Gebelik baĢına tohumlama (aĢım) sayısı
< 1,75
Ġnfertilite nedeniyle zorunlu kesim oranı (%)
< 5–7,1
Gebe kalmayarak elden çıkarılma oranı (%)
<6
Repeat Breeder inek oranı (%)
< 15
Abort oranı (%)
<3
Retensiyo sekondinarum oranı (%)
<8
Metrit (rahim iltihabı) görülme oranı (%)
< 10
Ovaryum kisti oluĢma oranı (%)
<5
85–95
75–85
< 50
12,4–6,4
16,6–12,5
> 16,6
11–12
13–14
> 15
1,76–2
10,1–7,2
10
15–20
4–5
10–15
10–20
10–20
2,01–2,30
13–10
15
20–25
5–10
15–20
20–30
20–30
> 2,30
> 13
> 20
> 30
> 10
> 20
> 30
> 40
7. Ġki kızgınlık arası süre (ĠKAS)
Ġki kızgınlık arası süre ortalama 21 gündür. Eğer bir inek yapılan tohumlama veya
aĢımdan gebe kalmazsa ortalama 21 gün sonra tekrar kızgınlık gösterir. Kızgınlık süreleri
farklı olabileceğinden kızgınlığın ne zaman baĢladığı iyi takip edilmeli ve kaydedilmelidir.
Ġneklerde kızgınlık yaklaĢık 6–30 saat sürmektedir (Ġleri ve ark., 2005). Kızgınlık baĢlangıcını
takip eden 12–18. saatler arasında yapılan tohumlamalar baĢarılı bir döl verimi için en uygun
zamandır.
8. Ġlkine tohumlama gebelik oranı (ĠTGO)
Buzağılamadan sonraki ilk aĢım ya da tohumlamada gebe kalanların oranı süt inekleri
için döl verimini gösteren en önemli ölçütlerdendir. Birinci tohumlamada gebe kalan ineklerin
tohumlanan tüm ineklere oranı olarak hesap edilir.
1. toh. gebe inek sayısı
ĠTGO=
x100
1. toh. toplam inek sayısı
Süt ineği yetiĢtiriciliğinde ĠTGO ortalama % 50–60 çevresindedir. BaĢka bir deyiĢle,
her tohumlamada ineklerin % 60‟ından buzağı elde edilebilirken % 40'ında baĢarısız
kalınmaktadır. BaĢarısız kalınan hayvanların % 10–15'inde ovumun fertilize olmadığı, % 15–
20'sinde erken embriyonik ölümlerin (<13 gün) Ģekillendiği, % 10'unda geç embriyonik
ölümlerin görüldüğü ve fötal ölümlerin ise % 5'lik bir oran oluĢturduğu belirlenmiĢtir
(Alaçam, 1994a; Rogers, 2007). Süt ineklerinde son 20–30 yılda genetik ilerlemeler ile süt
35
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
üretiminde 2–3 kat artıĢ olmasına rağmen ĠTGO‟nın 1951 yılında % 66 iken 1986 yılında %
40–52 oranına düĢtüğü, hâlbuki düvelerdeki gebelik oranının % 60 civarında sabit kaldığı
bildirilmektedir (Guthrie ve West, 2007). Bunu doğrulayacak Ģekilde ĠTGO süt verimi düĢük
ineklerde % 76, süt verimi yüksek ineklerde % 40 olarak gerçekleĢmektedir (Brunner, 2002;
Currie ve Larson, 2002; Staples ve Thatcher, 2002). Toplam 100 inek tohumlandığında altı
tohumlama sonucunda 100 adet gebelik elde edebilmek için 165 kez suni tohumlama
yapılmalıdır. Bununla ilgili mantıksal hesaplama Tablo 4‟de verilmiĢtir. ĠTGO‟na örnek
olarak Ġsrail Holstain YetiĢtiriciler Birliğinin yayınladığı 1993–2005 yıllarını içeren ĠTGO‟nı
(Tablo 5) ve 2005 yılı süt sığırları döl verimi ölçütlerini (Tablo 6) verebiliriz (Anonim, 2005).
9. Toplam gebelik oranı (TGO)
Buzağılama sonrası 120. günde tohumlanan tüm diĢilerden gebe kalanların
tohumlananlara oranıdır ve iĢletmede bu oran % 90‟dan fazla olmalıdır.
10. Tohumlama indeksi (TĠ) (Gebelik BaĢına Tohumlama Sayısı)
Gebelik elde etmek için yapılan tohumlama sayısının ortalaması olarak hesaplanır,
ideali 1‟dir. Ortalama değer 1,65 olarak kabul edilmektedir. Bu süre en fazla 1.
tohumlamadan sonraki 120 günlük dönemi kapsar.
Gebe inek sayısı
TĠ =
x100
Tohumlanan inek sayısı
Bu dönem içinde sürüden çıkarılan ve bir daha verileri kayıt edilemeyen inekler de
(gebe kalmıĢ kabul edilerek) TĠ hesaplamasına dâhil edilir. Aynı günde yapılan birden fazla
doz sperma ile yapılan tohumlama değerlendirme dıĢı bırakılır (Ġleri ve ark., 2005).
11. Gebelik indeksi (GĠ) (Her Gebe Sığır Ġçin Tohumlama Ġndeksi)
Gebelik teĢhisi konulan hayvanlara kaç kez tohumlama yapıldığını belirtir.
Tohumlama sayısı
GĠ=
x100
Gebe inek sayısı
Sürüde bulunan ineklerin gebe bırakılabilmeleri için bazılarının birden fazla
tohumlanması gerekebilir. Ġlk tohumlamada gebe kalan ineklerde ilk tohumlama indeksini
ayrı ayrı hesaplamak gerekir (Ġleri ve ark., 2005).
36
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
12. Buzağılama oranı (BO) (Doğan Buzağı Oranı)
Sürü düzeyinde toplam inek sayısına göre yılda doğan buzağı oranını tanımlar.
Canlı doğan buzağı sayısı
x100
BO=
Tohumlanan inek sayısı
Ġyi yönetilen iĢletmelerde buzağılama oranı %, 90'ın üzerindedir, % 80–90 oranı orta
% 80'nin altındaki sürülerde sorunlu olarak kabul edilir.
Tablo 4. Sığırlarda suni tohumlama ile 100 buzağı alabilmek için gerekli tohumlama sayısı
Tohumlama
sayısı
Tohumlanan
inek sayısı
1. tohumlama
2. tohumlama
3. tohumlama
4. tohumlama
5. tohumlama
6. tohumlama
Toplam
100
40
16
6
2
1
165
Her
tohumlamada
gebelik oranı (%)
% 60
% 60
% 60
% 60
% 60
% 60
Doğan
buzağı sayısı
60
24
10
4
1
1
100
13. Geri dönmeme oranı (GDO) (Non-Return-Rate)
Tohumlamayı takiben 30–60 gün içerisinde tekrar kızgınlık göstermeyen ineklerin,
toplam tohumlanan ineklere oranıdır. Bu inekler gebe olarak kabul edilir. GDO doğum
sonuçlarını beklemeden döl verimi hakkında bilgi verir.
Tekrar kızgınlık göstermeyen ineklerin sayısı
x100
GDO=
Tohumlanan ineklerin toplam sayısı
GDO boğaların tohumladığı inekler ve kızları dikkate alınarak iki Ģekilde hesaplanır.
37
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
Tablo 5. Ġsrail‟de yıllara göre sığırlarda ilkine tohumlama gebelik oranları (Anonim, 2005).
Yıl
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002
2003
2004
2005
Düve
Gebelik oranları
(%)
61,2
65,6
65,1
64,6
62,7
59,6
63,3
63,2
63,9
63,8
64,6
65,9
64,2
1. Laktasyondaki
inek
Gebelik oranları (%)
43,3
42,6
44,7
44,2
43,9
40,4
43,1
44,5
44,0
43,0
43,0
43,0
40,7
YetiĢkin inek
Gebelik oranları
(%)
34,8
34,7
36,8
36,9
35,7
33,2
36,7
37,4
37,1
36,1
36,4
35,6
32,6
Tablo 6. Ġsrail‟de 2005 yılı sütçü sığırlarda döl verimi ölçütleri (Anonim, 2005).
Düveler için
Döl verimi
ölçütleri
Gebelik
oranı
(%)
Birinci tohumlama 33.809
64,2
Ġkinci tohumlama 12.276
55,6
Üçüncü
5.216
48,4
tohumlama
Dört ve daha fazla
4.105
35,3
tohumlama
Toplam
55.406
58,7
tohumlama sayısı
Sayı
(n)
Bir doğum yapmıĢ
inekler için
Gebelik
Sayı
oranı
(n)
(%)
28.062
40,7
16.725
36,2
YetiĢkin inekler
için
Gebelik
Sayı
oranı
(n)
(%)
54.014
32,6
35.514
32,7
10.562
32,7
22.479
30,5
17.499
27,2
33.855
25,1
72.846
35,3
145.862
30,6
Toplam
sayıya
göre %
Kızgınlık siklus
süresinin dağ.
(gün)
5–17 gün
18–15 gün
16–35 gün
36–60 gün
Toplam doğal
siklus sayısı
Toplam
sayıya
göre %
Toplam
sayıya
göre %
735
10.116
959
4.010
1.652
21.030
3.439
7.356
4,9
62,8
10,3
22,0
4.592
41.100
8.342
14.640
6,7
59,8
12,1
21,3
15.820
33.477
90,2
68.674
89,5
38
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
UyarılmıĢ siklus
Toh. arasındaki
ort. gün sayısı
Tohumlama için
uygun olmayan
Gebelik mua. boĢ
çıkan
1.964
3.618
27
27
9,8
8.069
10,5
27
17,9
14,1
10,7
11,4
23,2
28,3
Boğalar için yapılan hesaplamalarda boğanın kendisine ait veriler kullanılırken, diĢiler
için boğa kızlarına ait verilerden yararlanılır (Anonim, 2007).
13.1. Boğaya ait GDO
Tohumlamadan sonra 56. güne kadar tekrar kızgınlık göstermeyen ineklerin oranı
olarak hesaplanır En az 300 tohumlamasından veriler elde edildiğinde hesaplanır ve
yayınlanır (Anonim, 2007).
13.2. Kızlarına ait GDO
Boğanın tohumlamadan sonra 90. güne kadar tekrar kızgınlık göstermeyen kızlarının
oranı anlamına gelir. En az 50 kızından elde edilen veriler gereklidir (Anonim, 2007).
En uygun GDO‟ı % 65‟tir, dalgalanma % 50–75 arasında olabilmektedir. GDO
hesaplaması ile gebe kaldıkları kabul edilen hayvanlara gebelik muayenesi uygulandığında %
5-10‟unun gebe olmadığı saptanabilmektedir (Ġleri ve ark., 2005).
14. Üreme etkinliği (ÜE)
Bir ineğin gebe kalıp canlı bir buzağı doğurabilme yeteneği üreme etkinliği olarak
tanımlanabilir. Sığırların her yıl buzağı vermesi ilkesine göre düzenlenmiĢ bir ölçüttür.
Sürüde inek baĢına yılda ortalama bir canlı buzağı elde ediliyorsa üreme etkinliği % 100' dür.
Üreme etkinliği için % 75–85 değeri uygun sayılır.
Uluslararası atom enerjisi komisyonunca desteklenen ve Perera ‟nın (Perera, 2002)
organizasyonunda yapılan çalıĢmada 1.735 çiftlikteki 7.990 inekte yapılan 11.000
tohumlamadan radioimmunoassay (RIA) testinden elde edilen sonuçlara göre; 14 ülkedeki
ĠTGO‟nın % 15–62 arasında değiĢtiği ve ortalamasının % 41, BĠTAS‟nin 122 gün ve SP‟nun
138 gün olduğu tespit edilmiĢtir. Aynı çalıĢmaya göre infertilitenin ana nedenleri; östrus tespit
yetersizliği, tohumlama zamanının uygun olmaması, sperma kalitesinin düĢük olması,
embriyonik ölümler, mevsimsel etkiler ile çiftliklerin yönetim hataları olarak bildirilmektedir.
39
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
Yine aynı çalıĢmada tohumlama için uygun zamanda olmayan ineklerin oranının % 17,3 (%
2–55) olduğu bunlardan % 7‟sinin (% 1,5–18) luteal faz döneminde veya gebe iken, % 10‟nun
ise (% 1–48) anöstrus dönemde yanlıĢlıkla tohumlandığı bildirilmektedir. Progesteron (P4)
hormonu ölçümü sonucu gebe olduğundan Ģüphelenilen ineklerin % 12‟nin ise geç
embriyonik ölüm veya kalıcı korpus luteumdan dolayı gebe olmadıkları rektal muayene ile
belirlenmiĢtir.
Sonuç
Sütçü ineklerin ekonomik olarak verimli hale geçmeleri için gereken süre ile gebelik
süresinin diğer hayvan türlerine göre daha uzun olması nedeni ile verimli olarak elde
tutulmaları gereken süreninde uzun olması istenmektedir. Ancak süt sığırcılığı iĢletmelerinde
ideal döl verimi ve karlılığın ana göstergesi olan DKY ve BA beslenme bozuklukları,
kızgınlık tespit hataları, ovulasyonun oluĢmaması veya geç oluĢumu, erken embriyonik
ölümler, kalıcı luteal yapılar veya diğer nedenlerle tekrarlanan tohumlamalara rağmen gebelik
elde edilmemesi sonucu uzar. Bunun sonucunda da döl verimi düĢük ineklerin zorunlu olarak
iĢletmeden çıkarılması sonucu ile karĢı karĢıya kalınır. Sütçü ineklerin SP olarak 60–90 gün,
BA olarak da 365–400 günlük süreyi tutturmaları, döl verimi ölçütlerinin olumlu yönde
geliĢtiğinin iyi bir belirtisidir.
Kaynaklar
1.
Alaçam E. (1994a). Evcil hayvanlarda
reprodüksiyon sun‟i tohumlama, doğum ve
infertilite.
(Editör)
(Büyük
ruminantlarda
infertilite). Dizgi Evi. Konya, s. 265-289.
2.
Alaçam E. (1994b). Sütçü ineklerin döl
verimi kontrolunda güncel yaklaĢımlar. Lalahan
Hay. AraĢt. Enst. Derg. 4 (1): 1-4.
3.
Anonim. (2005). The dairy ındustry in
Israel 2005. http://www.israeldairy.com/info/dairyfarming/annrep2005.pdf.
(EriĢim
tarihi:
05.01.2007).
4.
Anonim. (2007). Soy kütüğü talimatı.
5.
Ayalon N. (1978). A review of embryonic
mortality in cattle. J. Reprod. Fertil. 54: 483-493.
6.
Brunner MA. (2002). Repeat Breeding.
http://www.wvu.edu./exten/infores/pubs/livepoul/d
irm 23.pdf. (EriĢim tarihi: 24.01.2002).
7.
Campos MS, Wilcox CJ, Becerril M, et
al. (1994). Genetic parameters for yield and
reproductive traits of Holstein and Jersey Cattle in
Florida. J. Dairy Sci. 77: 867-873.
8.
Currie WB, Larson SF. (2002). Delay on
the onset of the luteal phase (DOLP) and ıts
correction by progesterone can affect conception
rate
in
highly
productive
cattle.
http://www.ansci.cornell.edu/tmplobs/baaAoCCab.p
df. (EriĢim tarihi: 17.03.2002).
9.
DaĢkın A. (2005). Sığırcılık iĢletmelerinde
reprodüksiyon yönetimi ve suni tohumlama. Aydan
Web Ofset. Ankara, s. 193-226.
10.
Dinç DA. (1990). Döl tutmayan (Repeat
Breeder) hayvanlar In. Ed. Alaçam, E.
Theriogenoloji Nurol Matbaacılık A.ġ. Ankara, s.
233-240.
11.
Graden AP, Jolds D, Mochow CR, et al.
(1968). Causes of fertilization failure in repeat
breeding cattle. J. Dairy Sci. 51: 778-781.
12.
Guthrie LD, West WJ. (2007). Nutrition
reproduction
interactions
in
dairy
cattle.
http://www.dairyrepro.com/LI/nutri.pdf.
(EriĢim
tarihi: 23.02.2007).
13.
Hafez B, Hafez ESE. (2000). Fertilizasyon
ve cleavage. In: ESE. Hafez, Editor, Reproduction in
farm animals (7th ed.). Lea and Febiger,
Philadelphia, Chapter 6.
14.
Hutchinson LJ. (2007). Reproductive herd
health
program.
40
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
Sütçü Sığırlarda Döl Verimi Ölçütlerinin Güncel Yorumu
Current Assessments of Fertility Parameters in Dairy Cows
http://www.wvu.edu/~agexten/forglvst/Dairy/
dirm18.pdf. (EriĢim tarihi: 02.03.2007).
15.
Ġleri K, Ak K, Pabuççuoğlu S ve ark.
(2005). Evcil hayvanlarda reprodüksiyon ve sun‟i
tohumlama. Ġstanbul Üniversitesi Veteriner
Fakültesi. Ġstanbul, s. 121-132.
16.
Lamb C. (2002). Embriyonic mortality in
cattle.
http://www.ibc.iastate.edu/PDFs/BHC/Bch02220.p
df. (EriĢim tarihi: 15.02.2002).
17.
Marti CF, Funk DA. (1994). Relationship
between production and days open at different
levels of herd production. J. Dairy Sci. 77: 16821690.
18.
Oltenacu PA, Frick A, Lindhe B. (1991).
Relationship of fertility to milk yield in Swedish
cattle. J. Dairy Sci.74: 264-268.
19.
Özkoca
A.
(1986).
Sığırlarda
reprodüksiyon ve infertilite. Gür-ay Matbaası.
Ġstanbul, s. 111-142.
20.
Perera B. (2002). Radioimmunoassay and
related
techniques
to
improve
artificial
insemination programmes for cattle reared under
tropical and sub-tropical conditions. Internatıonal
Atomic
Energy
Agency.
http://www.iaea.or.at/programmes/nafa/d3/public/t
d1220.pdf. (EriĢim tarihi: 20.03.2002).
21.
Rogers P. (2007). Bovine fertility and
control of herd ınfertility. http://homepage.eircom.
net/~progers/infertil.htm.
(EriĢim
tarihi:
08.03.2007).
22.
Smale K. (1992). Hayvansal Üretimi
Artırmak. Pfizer Veteriner Bülten. 4: 8-11.
23.
Staples RC, Thatcher WW. (2002). Effect
of dietary fat supplementation may improve fertility
of
lactating
dairy
cows.
http://www.afns.ualberta.ca/hosted/wcds/wcds2000/
proceedings/chapter18htm.
(EriĢim
tarihi:
26.03.2002).
24.
Wattiaux
MA.
(2007).
Managing
reproductive
efficiency.
http://babcock.cals.wisc.edu/downloads/de_
html/ch13.en.html. (EriĢim tarihi: 07.03.2007).
25.
Whitmore HL, Conlin BJ, Sequin BE.
(2001). Repeat breeder problems in dairy cattle.
http://www.Ġnform.umd.edu/EdRes/Topic/AgrEnv/n
nd/reproduc/REPEAT_BREEDER_PROB. (EriĢim
tarihi: 30.09.2001).
26.
Yalçın C. (2000). Süt sığırcılığında
infertiliteden kaynaklanan mali kayıplar. Lalahan
Hay. AraĢt. Enst. Derg. 40 (1): 39-47.
41
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 30-41
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 42-49
DERLEME/REVIEW
MEHMET AKĠF ERSOY ÜNĠVERSĠTESĠ
SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ DERGĠSĠ
“MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg.”
http://edergi.mehmetakif.edu.tr/index.php/sabed/index
Çiftlik Hayvanlarında DavranıĢ ve Refah ĠliĢkisi
Farm Animal Behaviour and Welfare Relationship
Aykut Asım AkbaĢ1
1
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı, BURDUR, TÜRKĠYE
Abstract: Animals lives have been more questioned
with increasing the interaction between humans and
animals. So, their behaviour patterns have taken a
place among the important works of science world.
The animal‟s comforts in which they live were
discussed and this was accompanied by the wellbeing concept in their environmental condition in
time. The fourth one of the five freedoms published
by The Farm Animal Welfare Council in 1993 is
related to showing the natural behaviours of animals.
From this point of view, it is important providing the
opportunity of showing natural behaviours of
animals in terms of animal welfare. The farms
should be designed considering account the number
of animals and their behaviours. In this way, the
desired level of animal welfare will be reached and
this positive situation will show itself with the
increasing the animal productivity.
Öz: Hayvanlar ile insanlar arasındaki etkileĢimin
artmasıyla, hayvanların yaĢantıları daha fazla
sorgulanmaya baĢlanmıĢ, onların gösterdikleri
davranıĢ Ģekilleri bilim dünyasının önemli çalıĢma
konuları arasındaki yerini almıĢtır. Zaman içerisinde
hayvanların bulundukları ortamdaki rahatları
tartıĢılmıĢ ve bu da beraberinde refah kavramını
doğurmuĢtur. Çiftlik hayvanları refah komitesi
tarafından 1993 yılında ortaya konulan hayvanların
sahip olması gereken beĢ temel özgürlükten
dördüncüsü, hayvanların normal davranıĢlarını
sergileyebilmeleriyle ilgilidir. Buradan hareketle
hayvan refahı açısından, hayvanların doğal
davranıĢlarını sergilemelerine olanak tanınması
önemlidir. Çiftlikler mevcut hayvan sayıları ve bu
hayvanların gösterebilecekleri davranıĢlar dikkate
alınarak düzenlenmelidir. Bu Ģekilde hayvanlarda
arzu edilen refah düzeylerine ulaĢılabilecek, bu
olumlu durum da kendisini hayvanlardan elde
edilecek verimlerdeki artıĢla gösterecektir.
Key words: Farm Animal, behaviour, welfare.
Anahtar sözcükler: Çiftlik Hayvanları, davranıĢ,
refah.
YazıĢma Adresi: ArĢ. Gör. Aykut Asım AKBAġ
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Zootekni Anabilim Dalı, Ġstiklal YerleĢkesi, 15030, BURDUR
GeliĢ Tarihi: 29.03.2013
Kabul Tarihi: 09.05.2013
E-posta: [email protected]
Tel: 0248 213 2175
Kaynak göstermek için: AkbaĢ AA. 2013. Çiftlik hayvanlarında davranıĢ ve refah iliĢkisi. MAKÜ Sag. Bil.
Enst. Derg. 1 (1): 42-49.
42
Çiftlik Hayvanlarında DavranıĢ ve Refah ĠliĢkisi
Farm Animal Behaviour and Welfare Relationship
GiriĢ
Ġnsanlar çok eski tarihlerden itibaren hayvanlarla etkileĢim içerisinde olmuĢ ve
avlandıkları hayvanları izlemiĢ, farkında olmadan onların davranıĢlarını kontrol etmiĢtir.
Zaman içerisinde ihtiyaçları doğrultusunda hayvanları evcilleĢtiren insanlar, amaçlarına
uygun olanları seçerken, gözlemlerine dayandırdıkları davranıĢ Ģekillerinden de yararlanmıĢtır
(Slater, 1989).
YerleĢik hayata geçiĢle birlikte, hayvancılık önemli bir faaliyet haline gelmiĢ; bu
durum hayvan davranıĢlarına olan ilgide de artıĢa neden olmuĢtur (SavaĢ ve Yurtman, 2008).
Bu ilgiyi bilimsel düzeyde değerlendirebilme çabaları 19. yüzyılda baĢlamıĢ olup, davranıĢ
çalıĢmaları 1975‟ten sonra faklı bir boyuta kaymıĢtır. Bu tarihten önce davranıĢın sebepleri
üzerine olan çalıĢmalar, adaptasyonla olan iliĢkisini sorgular hale gelmiĢtir. DavranıĢ
karakterlerinin adaptif değerlerinin belirlenmesine yönelik sorular, psikoloji ve davranıĢ
geliĢimi alanlarına doğru bir yönelime neden olmuĢtur (Alcock, 2003).
Hayvanlar ile insanlar arasındaki etkileĢimin artmasıyla, hayvanların yaĢantıları daha
fazla sorgulanır olmuĢ; zaman içerisinde hayvanların bulundukları ortamdaki rahatları
tartıĢılmıĢ ve bu da beraberinde refah kavramının ortaya çıkmasına neden olmuĢtur.
Hayvanların davranıĢları, refah düzeylerinin belirlenmesi açısından bir kriter olarak
değerlendirilmektedir. Ġki özellik arasındaki iliĢkinin daha iyi anlaĢılabilmesi için, söz konusu
tanımlamaların anlaĢılması gerekmektedir.
DavranıĢ Nedir?
Genel bir tanım ile bir canlının yaĢama tutunabilmek için yaptıklarının hepsi, davranıĢ
olarak belirtilebilir. Doğum ve beslenme ile baĢlayıp, öğrenme, üreme, oyun oynama gibi
karmaĢık olayları içeren (Öber, 2007) davranıĢ; herhangi canlı bir yapının, içerisinde
bulunduğu özel durumlara veya birbirleriyle etkileĢimleri sonucu ortaya çıkan durumlara karĢı
verdiği yanıtlardır (Barrows, 2001). Hayvan davranıĢları, hayvanların farklı iç ve dıĢ
faktörlere adaptasyonları için sergilenen tutumları belirtirken, hayvanların belirli bir uyarana
karĢı verdikleri cevap olarak da tanımlanabilir (Blackshaw, 1986).
DavranıĢ bilimi, yetiĢtirme koĢullarının iyileĢtirilmesi, bireysel ya da çevresel kökenli
olumsuzlukların tanımlanması ile sağlık koruma uygulamalarının geliĢtirilmesine katkıda
bulunmuĢ; hayvanların sahip oldukları biyolojik olguların da açıklanabilmesine yardımcı
olmuĢtur (SavaĢ ve Yurtman, 2008).
43
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 42-49
Çiftlik Hayvanlarında DavranıĢ ve Refah ĠliĢkisi
Farm Animal Behaviour and Welfare Relationship
Hayvan davranıĢı çalıĢmaları etholoji ismiyle adlandırılmaktadır. Ġlgili kavram,
Yunanca‟dan “ethos” yani doğal kelimesinden gelmektedir. Bu bağlamda düĢünüldüğünde
etholoji ile ilgilenenler, hayvanların doğal yaĢam alanlarındaki davranıĢlarını konu edinirler
(Blackshaw, 1986).
Hayvan Refahı Kavramı
Hayvan refahı, tüm hayvanların (çiftlik, pet, arkadaĢ, egzotik, laboratuar ve vahĢi
hayvanlar) bakımı, beslenmesi, barındırılması, yetiĢtirilmesi, nakliyesi, kesimi, tedavisi ya da
bilimsel araĢtırmalarda kullanımı sırasında ağrı, acı ve ıstıraptan uzak, sağlık, mutluluk ve
iyilik hallerinin sağlanması (YaĢar, 2005), bir baĢka ifade Ģekliyle hayvanların bulundukları
ortamlarda rahat olmalarını kapsamaktadır. Hayvan refahı, birçok farklı Ģekillerde
tanımlanmakta ve bu tanımlamalarda genel olarak hayvanların davranıĢları, biyolojik
fonksiyonları ve duyguları baz alınmaktadır. Özetle hayvan refahı, hayvanların zihinsel ve
fiziksel olarak iyi olma yani sağlıklı olma durumudur (Ünal, 2010).
20. yüzyılın baĢlarında artan hayvan ıslahı çalıĢmalarının bir sonucu olarak
hayvanlardaki verim düzeyleri yükselmiĢ, ancak hayvan refahı mevcut durumda gerekli ilgiyi
görememiĢtir. Fakat 1960‟lı yıllardan sonra, yazılı ve görsel iletiĢim araçlarının etkisi, hayvan
refahı ile ilgili yapılan yasal düzenlemeler, gıda güvenliği konusundaki duyarlılığın artıĢı ile
ilgili alanda yapılan bilimsel çalıĢmalar sayesinde hızlı bir geliĢim görülmeye baĢlanmıĢtır
(Millman ve ark., 2004). Ġngiltere hükümeti tarafından kurulan çiftlik hayvanları refah
komitesi, 1993 yılında hayvanlar için 5 temel özgürlük belirlemiĢtir (Gonyou, 1994). Bu
maddelerde hayvanların aç, susuz bırakılmamaları, uygun barınak ve çevre koĢullarının
sağlanması, çarpma, yaralanma ve hastalıklardan korunmaları, normal davranıĢlarını
sergileyebilmeleri ile korku ve stresten korunmaları gerektiği belirtilmiĢtir (Farm Animal
Welfare Council, 1993).
Çiftlik Hayvanlarında DavranıĢ ve Refah ĠliĢkisi
Hayvanların refah seviyelerinin belirlenmesinde iki temel soru vardır. Birincisi
hayvanlar sağlıklı mı? Ġkincisi ise hayvanlar doğal davranıĢlarını gösterebiliyorlar mı? Bu
sorular hayvan refahının fiziksel ve mental boyutunun varlığını ortaya koymaktadır (Dawkins,
2004, Duncan, 2002). DavranıĢ, hayvanların refah ve verim düzeyleri tespiti açısından
oldukça önemlidir (Dawkins, 2003).
44
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 42-49
Çiftlik Hayvanlarında DavranıĢ ve Refah ĠliĢkisi
Farm Animal Behaviour and Welfare Relationship
Hayvanların davranıĢ Ģekillerine yönelik elde edilen bilgiler, hayvanlarla ilgili
yapılacak çalıĢmaları kolaylaĢtırdığı gibi, hem hayvanların hem çalıĢan kiĢilerin güvenliğinin
sağlanmasına katkıda bulunacaktır (Albright, 1983). Etholoji bilim dalı altında çalıĢan
araĢtırmacılar, hayvanların doğal
yaĢam
alanlarındaki tutumlarıyla ilgilenmiĢlerdir.
Günümüzde insanların kontrolüne girmiĢ olan çiftlik hayvanlarında doğal davranıĢların
izlenebilme imkânı olmadığından “uygulamalı etholoji” adı altında farklı bir alan ortaya
çıkmıĢtır.
Uygulamalı
etholoji,
çiftlik
hayvanlarının
davranıĢlarını
incelemektedir
(Blackshaw, 1986). Hayvanların sergiledikleri bireysel tutumlar davranıĢ baĢlığı altında
incelenmekle birlikte, sürü içerisinde gösterdikleri tavırlar da davranıĢın konuları arasında
olduğundan (Jensen, 2009), uygulamalı etholojinin çalıĢma alanı içerisinde yer almaktadır.
Modern sistemlerin geliĢiminden önceki süre zarfında da insanlar çiftlik hayvanlarıyla
oldukça yakın bir iliĢki içerisinde bulunmalarına rağmen, sistemli bir yetiĢtiriciliğe
geçememiĢlerdir. Ancak hayvanlar günümüzün mevcut ekonomik sistemi içerisindeki önemli
pozisyonlarından dolayı daha farklı bir yaklaĢımla yetiĢtirilmeye baĢlanmıĢtır (Kilgour,
1978).
Hayvanların davranıĢ Ģekillerinde insan kontrolü altına girip, evciltilmelerinden sonra
vahĢi yaĢamdakilere göre farklılıklar görülmeye baĢlanmıĢtır (Mignon-Grasteau ve ark.,
2005). Bu durumun Ģekillenmesinde hayvanlara sağlanan bakım-besleme koĢullarının rolü
bulunmaktadır. Örneğin çiftlik hayvanlarının bulunduğu ortamlardaki su azlığı, yem
yetersizliği, hayvanların annelerinden ayrılarak farklı çevrelere götürülmeleri gibi faktörler
hayvanlar üzerinde stres yaratmaktadır (Fraser, 2009). Stres olgusu, kronikleĢtiğinde, arzu
edilmeyen stereotipik davranıĢ Ģekillerine de neden olabilir. Bu durum ise, refah düzeyindeki
azalmanın bir göstergesi olarak kabul edilebilir (Swaisgood, 2007). Görüldüğü üzere,
hayvanların duygusal durumları, refahları üzerine etkilidir. Ancak burada dikkat edilmesi
gereken nokta, bir arada barındırılan çiftlik hayvanlarının duyusal özelliklerinin sosyal
boyutlarının da bulunduğudur (Spinka, 2012).
Uygulamalı davranıĢ biliminin hayvan refahı ile olan iliĢkisinin ortaya konulabilmesi
açısından hayvanların çevrelerine karĢı gösterdikleri reaksiyonları anlaĢılabilmesine
odaklanılmıĢtır (Jensen ve ark., 2008). Hayvanların gereksinim duydukları tüm davranıĢ
Ģekillerini ortaya koyabilmeleri açısından, çevrenin zenginleĢtirilmesi önemlidir. Aynı
zamanda çevresel zenginleĢtirme ile, hayvanlarda görülen ve refah açısından sıkıntı
yaratabilecek anormal davranıĢların azaltılması da mümkün olabilir (Mason ve ark., 2007).
45
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 42-49
Çiftlik Hayvanlarında DavranıĢ ve Refah ĠliĢkisi
Farm Animal Behaviour and Welfare Relationship
Anormal davranıĢlarının tespit edilebilmesi için, öncelikle hayvanların normal davranıĢ
Ģekillerinin bilinmesi gerekmektedir. Çiftlik hayvanları refah komitesi tarafından 1993 yılında
ortaya konulan hayvanların sahip olması gereken beĢ temel özgürlükten dördüncüsü,
hayvanların normal davranıĢlarını sergileyebilmeleriyle ilgilidir. Bu konuda yapılan
araĢtırmalar, doğal davranıĢlarını gösteren hayvanların daha fazla hareket ettiklerini ve daha
sağlıklı bir vücut yapısına sahip olduklarını, dolayısıyla da daha uzun bir yaĢam sürdüklerini
göstermektedir (Dawkins, 2004).
Çiftlik hayvanlarının refah düzeylerinin belirlenebilmesi açısından, çeĢitli davranıĢ
Ģekillerini barındıran protokollerin ortaya konulması ve buna göre hayvanların davranıĢlarının
kontrol edilmesi gerekmektedir (Andreasen ve ark., 2013; Wechsler, 2007). Hayvanlar
bulundukları ortamda birçok olumsuz etkenle baĢa çıkmak zorundadır. Gösterdikleri tutum ve
davranıĢlar onlara bu mücadelede yardımcı olabilecek unsurlara dönüĢtürülebilir. Hayvanların
bulundukları çevreyle etkileĢimleri sonucu ortaya çıkabilecek durumlar, refah düzeylerinin
ortaya konulmasında birer belirleyici olabilmektedir (Fraser ve Broom, 1997). Hayvanların
refahları
bulundukları
ortama
adaptasyonlarıyla
yakından
iliĢkilidir.
Hayvanların
hareketlerinin kısıtlanıp, kısıtlanmaması adaptasyonlarını etkileyen önemli durumlardandır
(Korte ve ark., 2007; Ohl ve Van Der Staay, 2012). Hayvanlar davranıĢlarını sergileyerek,
vücutlarında ve dıĢ çevre koĢullarında oluĢan değiĢikliklere kendilerini kolayca adapte
edebilmektedir. Bu sebeple hayvan davranıĢlarının anlaĢılmasında, çevre ve etkisinin iyi
bilinmesi temel noktalardan birini oluĢturmaktadır (Demirören, 2002). Yine hayvanların
bulundukları ortama uyumlarının bir parçası olarak insanlarla olan etkileĢimleri de oldukça
önemlidir. Çünkü hayvanlarda oluĢabilecek korku, stres durumları verimlerinin düĢmesine,
ürünlerin pazarlanabilirliğinin azalmasına ve refahtaki düĢüĢe de neden olacaktır (Waiblinger
ve ark., 2006). Hayvanlardaki yüksek ölüm oranları, üremedeki baĢarısızlık, anormal
davranıĢların görülmesi, yaralayıcı davranıĢların çokluğu gibi olumsuz durumlar, aynı
zamanda negatif refahın göstergeleri arasında sayılabilirken; doğal davranıĢ Ģekillerini
gösterebilme eğilimleri ise pozitif refah düzeyi anlamına gelmektedir (Bracke ve Hopster,
2006). Bunun yanı sıra özellikle oyun davranıĢı, hayvanların pozitif refah düzeylerinin bir
göstergesi olarak kabul edilebilir. Çünkü hayvanlar kendilerini rahat hissettikleri zaman oyun
oynamaya daha fazla vakit ayırır. Oyun davranıĢı hayvanların fiziksel ve mental sağlıkları için
olumlu etki yaptığından refah düzeylerine de katkıda bulunur (Held ve Spinka, 2011; Mintline
ve ark., 2013).
46
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 42-49
Çiftlik Hayvanlarında DavranıĢ ve Refah ĠliĢkisi
Farm Animal Behaviour and Welfare Relationship
Daha önce de ifade edildiği gibi hayvanın refahının sağlanabilmesi için, doğal
davranıĢlarını gösterebilmesine olanak tanınmalıdır. Ancak bu durum bazı sıkıntıları da
beraberinde getirmektedir. Doğal davranıĢlar kolaylıkla tanımlanabilecek yapıda olmayıp,
türlere göre farklılık göstermektedir. Bunun yanı sıra doğal olarak nitelendirilebilecek bazı
davranıĢ Ģekilleri hayvanların refah durumlarına zarar verebilir. Hayvanları strese
sokabilecek, aniden Ģekillenen kaçma davranıĢı ile hayvanların zarar görmesiyle
sonuçlanabilen agonistik davranıĢlar bunlardan birkaçıdır. Ancak gerekli önlemlerin
alınmasıyla bu sorun giderilebilir (Spinka, 2006).
Sonuç
Günümüzde çiftlik hayvanlarında sıkça uygulanan entansif yetiĢtirme Ģekli ile
hayvanların bulundukları alanların kısıtlanması, hayvanlarda alıĢılagelmiĢ davranıĢlardan
farklı davranıĢ Ģekillerinin görülmesine neden olmaktadır. Bu durumun hayvanların verim
düzeylerini etkilemesi istenmemektedir. Hayvancılık iĢletmeleri hayvanların normal
davranıĢlarını göstermeleri üzerine en az engelleyici etkiye sahip olacak Ģekilde
düzenlenmelidir.
Hayvancılık iĢletmelerinde karlılık temel hedef durumundadır. Bu nedenle önemsiz
gibi görünse de bu hayvanların davranıĢlarındaki ani değiĢimler, ekonomik değerler açısından
belirleyici
olabilmektedir.
Çiftlikler
mevcut
hayvan
sayıları
ve
bu
hayvanların
gösterebilecekleri davranıĢlar dikkate alınarak dizayn edilmelidir. Bu Ģekilde hayvanlarda
arzu edilen refah düzeylerine ulaĢılabilecek, bu olumlu durum da kendisini hayvanlardan elde
edilecek verimlerdeki artıĢla gösterebilecektir.
Kaynaklar
1.
4.
Albright JL. 1983. Status of animal
Korte SM, Olivier B, Koolhaas JM. 2007.
welfare awareness of producers and direction of
A new animal welfare concept based on allostasis.
animal welfare research in the future. J. Dairy. Sci.
Physiol. Behav. 92: 422-428.
66: 2208-2220.
5.
2.
et al. 2013. The correlation of qualitative behavior
Kilgour R. 1978. The application of
Andreasen SN, Wemelsfelder F, Sandøe P,
animal behavior and the human care of farm
assessments
animals. J. Animal. Sci. 46: 1478-1486.
outcomes in on-farm welfare assessment of dairy
3.
cattle. Appl. Anim. Behav. Sci. 143: 9-17.
Alcock J. 2003. A textbook history of
with
Welfare
Quality®
protocol
animal behaviour. Journal of Animal Behaviour.
6.
65: 3-10.
Why and how should we use environmental
Mason G, Clubb R, Latham N, et al. 2007.
enrichment to tackle stereotypic behaviour. Appl.
47
Anim. Behav. Sci. 102: 163-188.
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 42-49
Çiftlik Hayvanlarında DavranıĢ ve Refah ĠliĢkisi
Farm Animal Behaviour and Welfare Relationship
7.
18.
Barrows EM. 2001. Animal Behavior
SavaĢ T, Yurtman ĠY. 2008. Hayvan
Desk Reference: a dictionary of animal behavior,
davranıĢ bilimi ve zootekni: tanım ve izlem.
ecology and evolution, 2nd ed. Florida: CRC
Hayvansal Üretim Dergisi. 49: 36-42.
Press, pp. 46-59.
19.
8.
or subjectivity? Br. Poult. Sci. 43: 643-652.
Mignon-Grasteau S, Boissy A, Bouix J, et
Duncan IJH. 2002. Poultry welfare: Science
al. 2005. Genetics of adaptation an domestication
20.
in livestock. Livest. Prod. Sci. 93: 3-14.
animal behavior, 2nd ed. New York: Facts on File,
9.
pp. 2-10.
Blackshaw JK. 1986. Notes on some
Slater PJB. 1989. The encyclopedia of
topics in applied animal behaviour, 3th ed.
21.
Queensland: University of Queensland press, pp.
1993. Second Report on Priorities for Research and
1-3.
Development in Farm Animal Welfare. MAFF
10.
Farm Animal Welfare Council (FAWC).
Tolworth, United Kingdom.
Millman ST, Duncan IJH, Stauffacher M,
et al. 2004. The impact of applied ethologists and
22.
the International Society for Applied Ethology in
behaviour in animal farming systems. Appl. Anim.
improving animal welfare. Appl. Anim. Behav.
Behav. Sci. 100: 117-128.
Sci. 86: 299-311.
23.
11.
Bracke
MBM,
Hopster
H.
2006.
Spinka M. 2006. How important is natural
Fraser AF, Broom DM. 1997. Farm animal
behaviour and welfare, 2nd ed. London: CAB
Assessing the importance of natural behaviour for
International Co., pp. 1-30.
animal welfare. J. Agric Environ. Ethics. 19: 77-
24.
89.
emotions and its implication for animal welfare.
12.
Mintline EM, Stewart M, Rogers AR, et
Spinka M. 2012. Social dimension of
Appl. Anim. Behav. Sci. 138: 170-181.
al. 2013. Play behavior as an indicator of animal
25.
welfare: Disbudding in dairy calves. Appl. Anim.
welfare and the scientific study of affect. Appl.
Behav. Sci. 144: 22-30.
Anim. Behav. Sci. 118: 108-117.
13.
26.
Dawkins MS. 2003. Behaviour as a tool
Fraser D. 2009. Animal behaviour, animal
Swaisgood RR. 2007. Current status and
in the assessment of animal welfare. Zoology. 106:
future directions of applied behavioral research for
383-387.
animal welfare and conservation. Appl. Anim.
14.
Behav. Sci. 102: 139-162.
Ohl F, Van Der Staay FJ. 2012. Animal
welfare: At the interface between science and
27.
society. The Vet. J. 192: 13-19.
animal behavior is associated with the animal
15.
welfare issue. J. Animal. Sci. 72: 2171-2177.
Dawkins MS. 2004. Using behaviour to
Gonyou HW, 1994. Why the study of
assess animal welfare. Animal Welfare Journal.
28.
13: 3-7.
refahının ölçülmesi. III. Ulusal Veteriner Zootekni
16.
Öber A. 2007. Hayvan davranıĢları temel
Ünal N. 2010. YetiĢtiricilikte hayvan
Kongresi, Afyon, s. 100.
öğeler, 1st ed. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım Ltd.,
29.
s. 1-2.
and animal welfare. Anim. Behav. 81: 891-899.
17.
Demirören E. 2002. Hayvan DavranıĢları.
30.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları No:
Held SDE, Spinka M. 2011. Animal play
Waiblinger S, Boivin X, Perdersen V, et al.
2006. Assessing the human animal relationship in
547.
48
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 42-49
Çiftlik Hayvanlarında DavranıĢ ve Refah ĠliĢkisi
Farm Animal Behaviour and Welfare Relationship
farmed species: a critical review. Appl. Anim.
33.
Behav. Sci. 101: 185-242.
Animals: An introductory text, 2nd ed. London:
31.
CAB Ġnternational Co., pp. 1-3.
Jensen P, Buitenhuis B, Kjaer J, et al.
Jensen P. 2009. The Ethology of Domestic
YaĢar
A.
2005.
Selçuk
Üniversitesi
2008. Genetics and genomics of animal behaviour
34.
and welfare-challenges and possibilities. Appl.
Veteriner Fakültesi‟nde hayvan gönenci eğitimi.
Anim. Behav. Sci. 113: 383-403.
Türkiye‟de Birinci Hayvan Refahı ve Veteriner
32.
Hekimliği Eğitimi Konferansı, Ankara, s. 37.
Wechsler B. 2007. Normal behaviour as a
basis for animal welfare assessment. Anim. Welf.
16: 107-110.
49
MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2013, 1 (1): 42-49