close

Enter

Log in using OpenID

01_KONU KAVRAMA FELSEFE (1-24,25

embedDownload
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
01
Felsefeyle Tanışma
Bazı felsefe tarihçilerine göre felsefe, insanlığın üretim fazlasına ulaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Yani insanlar yaşamaları için zorunlu olan gereksinimleri karşıladıktan sonra
oluşan boş zamanlarını düşünsel etkinliklere ayırabilmişlerdir. Günümüz insanları da bilim ve teknoloji yardımıyla
ihtiyaçlarını karşılayabilmekte ve geniş bir boş zaman dilimine kavuşmaktadırlar. Ancak bu olanak genellikle eğlenme veya dinlenmeye ayrılmaktadır. Diğer bir deyişle
insanlık elindeki olanakları felsefe gibi etkinliklere ayırmamaktadır.
3.
Mitolojiler, insanların doğa ve toplum olaylarına ilişkin oluşturdukları bir açıklama olup, olaylar karşısında o çağ insanının tepkilerini ortaya koyar. Bu bakımdan mitolojiler bir
dünya görüşüdür. Varlık ve olayları açıklamayı amaçlayan
mitolojilerde hem gözlemler, hem de soyutlamalar kullanılır.
Parçada, mitolojilerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Varlık ve olayları açıklamaya çalıştığına
Buradan hareketle aşağıdaki sonuçlardan hangisine
ulaşılabilir?
R
İ
T
B) Temelinde insanların olanlara ilişkin tepkileri yattığına
C) İnsanların dünya görüşünü yansıttığına
A) Felsefenin ortaya çıkışıyla ilgili bilgiler doğruluktan
uzaktır.
D) Önyargıdan uzak ve eleştirel bir bakış açısının ürünü
olduğuna
B) Günümüzde insanlar daha çok kültürel alanlarda etkinlikte bulunmaktadır.
E) Soyut düşünme olgusuna dayandığına
C) İnsanlar sahip oldukları olanakları geçmişteki gibi zihinsel etkinliklerle değerlendirmemektedir.
K
E
D) İnsanlığın üretim fazlasına ulaşması sadece bilgisel
alanda faydalar sağlamıştır.
4.
E) Günümüz insanlarının zamanı değerlendirememesinin
nedeni yaşamın karmaşık bir hal almasıdır.
N
R
Ö
2.
Büyüdükçe dünyaya karşı olan hayret etme yeteneğimizi
kaybederiz. Ancak filozoflar bizdeki bu yeteneği yeniden
canlandırmaya çalışırlar. Diğer yandan içimizde yaşamın
büyük bir sır olduğunu söyleyen bir ses vardır. Bu, bizim bir
zamanlar, daha düşünmeyi öğrenmeden önce yaşadığımız
bir duygudur. Dolayısıyla bir filozof dünyaya alışmayı bir
türlü başaramaz. Dünya, onun için hâlâ akıl almaz sırlarla
dolu, gizemli bir yerdir.
Bu parçada vurgulanan temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Filozofun, var olan bilgileri olduğu gibi kabullenerek düşünce sistemini oluşturduğu
B) Felsefi bakış açısının, olgusal temellendirmeler yapmayı gerektirdiği
C) Felsefe yaptıklarını kabul etmeseler bile, tüm insanların felsefe yaptığı
D) Filozofların yaşamla ilgili her şeye meraklı bakış açısıyla yöneldiği
E) İnsanların mutlak doğru bilgilere felsefe yardımıyla erişebileceği
Felsefenin ele aldığı problemler, insan yaşamının ve insanın evren içindeki yerinin ne olduğuna ilişkin soruların ortaya çıkardığı problemlerdir. Buradan yola çıkarak,
felsefenin, soru sormakla ve insan yaşamıyla ilgili problemlere karşı ilginin gelişmesiyle başladığını söyleyebiliriz.
Bu parçada felsefenin ortaya çıkışı aşağıdakilerden
hangisine dayandırılmaktadır?
A) Yaşamın anlamıyla ilgili sorulara yanıt aranmasına
B) Mitolojik iddiaların eleştiri süzgecinden geçirilmesine
C) Yaşamla ilgili temel gereksinimlerin karşılanabilmesine
D) Teknolojik gelişmelerin boş zamanları arttırmasına
E) Tarihsel birikimin ortaya koyduğu verilerin incelenmesine
5.
Felsefe, bilgiyi ve bilgeliği sevme anlamına gelir. Bununla
birlikte akıllıca davranma, aşırılıklardan kaçınma, kendine
egemen olma ve kötü durumlara göğüs germe anlamlarını
da taşır. O halde filozof, yaşamın anlamını bulmaya ve bu
anlama uygun biçimde yaşamaya çalışan kişidir. Buradan
hareketle felsefenin amacının yalnızca bilgi elde etmek
değil, aynı zamanda ahlaklı yaşamayı öğretmek olduğu da
söylenebilir.
Bu parçaya dayanarak felsefeyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Felsefe, hakikatı aramayı amaçlayan düşünsel bir etkinliktir.
B) Felsefe, doğru bilgiye ulaşma kadar, doğru eylemlerde
bulunmayı da gerektirir.
C) Tüm insanlar farkında olmadan felsefe yaparlar.
D) Felsefenin soruları, yanıtlarından daha çok önem taşır.
E) Felsefe hiçbir konuda kesin ve genel bilgiye ulaşmaz.
01
Felsefeyle Tanışma
6.
9.
Felsefe, evrenin yaratılış kuramlarını anlatan mitolojik yapıtlar döneminden beri büyük ilerlemelere sahne olmuştur.
Evrendeki olayların doğaüstü güçlere sahip varlıklarla ilişkilendirildiği mitsel düşünce artık terk edilmiştir. Felsefe
doğduktan sonra, özgürce sorgulama ruhu, yavaş yavaş insanların zihinlerinde egemen olmaya başlamıştır.
Felsefe tarihine ilişkin bu yaklaşımın temelinde aşağıdaki görüşlerden hangisi vardır?
A) Evren ve yaşam ile ilgili algılamalar, zamanla yerini yeni
düşüncelere bırakmaya başlamıştır.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılamaz?
B) Bir düşünürün kişisel birikimleri ve yaşadıkları onun evreni ve yaşamı algılamasını etkiler.
A) Felsefe, sorunlara eleştirel bir tarzda yaklaşır.
C) İnsan tarafından yapılan bütün açıklamaların arkasında
akla dayalı düşünceler vardır.
B) Felsefe, sıradan gözüken soruların öneminin anlaşılmasına yardım eder.
D) Felsefi açıklamalar, düşünce tarihine ışık tutacak biçimde yönlendirilir.
C) Felsefe, kesin bilgiye giden yoldaki problemleri ortaya koyar.
R
İ
T
D) Felsefe, zorlukları aşma çabası değil, onlarla yaşama
çabasıdır.
E) Her düşünür görüşlerini ortaya koyarken felsefi birikimlerden etkilenir.
E) Felsefe, insanın bilgiyle ilgili olan sorunlarına çözüm
arayan bir disiplindir.
K
E
Felsefenin ortaya çıktığı dönemlerde Yunanistan’daki şehir
devletleri gittikçe gelişen ticaret merkeziydi. Yunanlılar, dünyada şansın değil çalışmanın geçerli olduğu yolundaki
inançları sayesinde gelişiyorlardı. Aynı zamanda demokrasinin temellerini atıyorlardı. İşte bu gelişmeler eski Yunanistan’da düşünürlerin ortaya çıkmasını ve onların hayatı
sorgulamalarını, var olan görüşleri eleştirip, özgün düşünceler üretmelerini sağlamıştır.
N
R
Ö
Bu parçada, felsefenin doğuşu aşağıdakilerden hangisine bağlanmıştır?
A) Ticaretle zenginleşen yunan toplumunun rahat yaşam
tarzına
10.
Körfez Yayınları
7.
İlk bakışta kolay gibi görünen, fakat gerçekte sorulabilecek
en zor soru; “Dünyada mantıklı düşünen hiç kimsenin
şüphe duymayacağı kadar kesin doğrulukta bir bilgi var
mıdır?” sorusudur. Bu soruya yanıt vermek kolay değildir,
ancak ikna edici bir yanıtın yoluna çıkacak engelleri saptadığımızda felsefi çalışmalara girmiş oluruz. Çünkü felsefe
böyle en uç soruları yanıtlama girişiminden başka bir şey
değildir. Bu işlemi ise dogmatik biçimde değil, eleştirici bir
tarzda yapar.
Felsefe, insan düşüncesinin gelişimi sürecinde ortaya çıkmış olan bir disiplindir. İnsanlar, önceleri merak ettikleri şeyleri mitolojik bir yaklaşımla anlamaya çalışmışlardır. Bu
dönemde insanlar, her şeyi doğaüstü güçlerle veya yarı
insan, yarı Tanrı bir takım varlıkların yaşantıları ve bilgileriyle ilişkilendirmişlerdir. Fakat bir süre sonra insanoğlu mitolojik açıklamalarla yetinmeyip kendi aklı ve düşüncesiyle
var olanı sorgulayarak, yeni bir yaklaşım sergilemeye başlamıştır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi söz konusu edilmektedir?
A) Felsefenin özellikleri
B) Sanat alanındaki farklı tercihlerin insanların serbest düşünmesine olanak sağlamasına
B) Felsefenin işlevleri
C) Felsefenin ortaya çıkışı
C) Refah yaşam düzeyi ve demokratik yaşamın varlığına
D) Felsefenin diğer disiplinlerle ilişkisi
D) Fikir alışverişinin düşünürlerin görüşlerini zenginleştirmesine
E) Felsefe ile bilimsel bilginin farkları
E) Toplumdaki kültürel çeşitliliğin artmasına
8.
11.
Bu parça aşağıdaki yargıların hangisini destekler niteliktedir?
Filozof olabilmenin ilk koşulu hayret etme yeteneğidir.
Küçük çocuklarda bu yetenek vardır. Doğduktan birkaç ay
sonra yeni şeyler keşfetmeye başlayan çocuk keşfettikçe
bu duygusunu tatmin edecektir. Her şeye alışkanlık perdesiyle bakmaya alışan birey ise, zamanla hayret etme duygusunu kaybedecektir. Bu yitirdiği özellik onun için çok
önemlidir. İşte filozof, kaybolan bu yeteneğimizi açığa çıkarmaya çalışır.
A) Felsefe, fikir özgürlüğünün ön plana çıktığı toplum yapısının ürünüdür.
Bu parçaya göre, filozof olmanın koşulu aşağıdakilerden hangisidir?
B) Felsefe, mitolojik açıklamaların yetersizliğinin sonucu
ortaya çıkmıştır.
A) Eleştirel bir tavır sergilemek
Antik Yunan Siteleri’nde ortaya çıkan demokratik yapı tüm
siyasal özgürlükler ile beraber o çağa kadar hiçbir toplumda
görülmemiş olan, insanların kendini serbestçe ifade etmesini sağlayan hukuksal yapıyı da getirmiştir. Bu hukuksal
yapının sonucunda felsefenin doğuşu hazırlanmıştır.
C) Felsefe, düşünme üzerine yapılan en temel etkinliktir.
D) Felsefede soru sormak cevaplardan daha önemlidir.
E) Felsefe, ele aldığı konuları bir bütün olarak sorgular.
B) Dünyayı gizemli olarak görmek
C) Akıl ve mantık ilkelerini kullanmak
D) Kendini toplumdan soyutlamak
E) Kültürler arası ilişkileri güçlendirmek
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
02
Felsefi Düşüncenin Özellikleri
Bir filozof, felsefi düşünce sistemini tasarlarken öncelikle
kendi içinde tutarlı bir bütün oluşturmaya çalışır. Bu nedenle
bir filozofun düşünce sistemini değerlendirirken ilk yapılacak iş, düşüncelerinin kendi içinde tutarlı bir bütün oluşturup oluşturmadığına bakmaktır.
3.
Bu parçadan filozofla ilgili aşağıdakilerden hangisine
ulaşılabilir?
Felsefeye ilk başlayanlar kendilerini problemlere karşı yabancı ve ilgisiz bulurlar. Birçok insan felsefenin kafa karıştırıcı ve boş bir uğraş olduğunu ileri sürer. Fakat gerçekte
felsefe, bireylerin kendilerinde daha önce var olan, ama fark
edemedikleri çelişkili durumları görmelerini sağlar. Diğer bir
deyişle felsefe insanlara yeni ve renkli pencereler açar.
Bu parçada felsefenin hangi niteliği üzerinde durulmaktadır?
A) Konularını çağının koşullarına göre değerlendirmelidir.
A) Farklı bakış açıları kazandırması
B) Evrensel nitelik taşıyan konulara yer vermelidir.
B) Olması gerekeni ortaya koyması
C) Elindeki bilgileri bilimsel bilgilerle karşılaştırarak sonuca ulaşmalıdır.
C) Eleştirici bakış açısından uzaklaştırması
R
İ
T
D) Problemleri çözmeye yönlendirmesi
D) Filozof, düşüncelerinde çelişkili hükümlere yer vermemelidir.
E) Olaylara bütüncü bir gözle bakması
E) Filozof, düşüncelerini oluştururken mutlaka nesnel olmaya çalışmalıdır.
K
E
2.
N
R
Ö
Felsefi bilgi, birikimli bir bilgidir. Her ne kadar felsefe, var
olan görüşlere yönelik karşı çıkışlarla beslense de, filozoflar önceki filozofların düşüncelerini eleştirip farklı sonuçlara
varırlar. Filozof, aynı problemi farklı açıdan cevaplarla yeniden yorumlarken, öncekilerin sonuçlarından bir ölçüde
yararlanır. Çünkü felsefi görüşler; daha önceki görüşlerden
ayrı düşünülemez. Ancak bu durum bilimdeki birikimsel ilerleme gibi ele alınmamalıdır.
Bu parçaya danayarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Felsefi bir görüş, diğer görüşlerden bağımsız olarak ele
alınmalıdır.
B) Felsefenin kendine özgü bir birikimli olma özelliği vardır.
4.
Felsefi tavır, var olan şeyleri göründüğü gibi, düşünceleri
olduğu gibi kabul etmemeyi; var olan şeylerin ve düşüncelerin olduğundan farklı biçimde de olabileceğini var saymayı
gerektirir. Bu tavır, var olan düşüncelerin doğruluğundan
kuşku duymak, düşünceyi sorgulamak demektir.
Bu parçada felsefenin aşağıdaki özelliklerinden hangisi anlatılmaktadır?
A) Toplumsal yaşamdan etkilendiği
B) Akıl ve mantık ilkelerine dayandığı
C) Eleştirel bir tutumunun olduğu
D) Düşünürün kişisel görüşünü yansıttığı
E) Konularını çağın koşullarına göre değerlendirdiği
5.
Filozoflar evrende ve kendi dünyalarında olup bitenleri anlama ihtiyacını duymasalardı varlığın nedenlerini araştırmaz ve yorumlarda bulunmazlardı. O zaman da insanların
zihinsel ihtiyaçları gözardı edildiği için olayların arkasındaki
gerçekler hiçbir zaman ortaya çıkarılamazdı.
Bu parçadan felsefeyle ilgili aşağıdaki sonuçlardan
hangisine ulaşılabilir?
A) Yaşamın bazı alanları için gerekli değildir.
B) Hayatta başarılı olmanın ön koşullarından birisidir.
C) Felsefede birbirinden etkilenen hiçbir görüş yoktur.
C) İnsanların gerçeği görmelerine ve anlamalarına yardımcı olur.
D) En çok kabul edilen felsefi görüş; diğer görüşlerle de
tutarlı olandır.
D) İnsanların her türlü ihtiyaçlarını giderir.
E) Felsefe her zaman yeni görüşlerin ortaya konulduğu bir
alandır.
E) Determinist bir anlayışın ürünüdür.
02
Felsefi Düşüncenin Özellikleri
6.
9.
Felsefede, bir düşünceyi kavramaya çalışırken, onu ortaya
çıktığı toplumun özellikleriyle birlikte ele almaya çalışmalıyız. O zaman felsefenin ortaya koyduğu doğruları, tartıştığı
sorunları, getirdiği yorumları doğru olarak kavrayabiliriz.
İşte o zaman felsefe insan için yararlı bir çaba olur. Aksi
halde toplumundan soyutlanarak ele alınan bir felsefe, çok
derin ve o ölçüde bulanık gerçekleri ortaya koyan, önemsiz
bir bilgi alanı gibi görünür.
Felsefe varoluşun, insanın ve bu ikisinin ilişkisinin ana niteliklerini inceler. Sadece belirli konularla uğraşan bilimlerin
aksine felsefe, evrende var olan her şeyle uğraşır. Bir benzetme yapacak olursak, var olan bilgi alanları içinde özel
bilimler ağaçlardır, felsefe ise ormanı var eden topraktır.
Bu parçaya dayanarak felsefeyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Yukarıdaki parçaya dayanarak, felsefeyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) İnsanın tüm sorunlarını çözecek bilgiler sunar.
A) Birikimli olarak ilerler.
C) İleri sürdüğü bilgiler birbiriyle tutarlıdır.
B) Çağın önemli olaylarını etkiler.
D) Sunduğu bilgiler bilimsel verilerle uyumludur.
C) Konuları zamanla değişir.
E) Her şeyi bütüncü bir bakış açısıyla ele alır.
B) Ortaya çıktığı toplumun özelliklerini yansıtır.
D) Toplumsal yapıdan etkilenir.
E) Eleştirel bigiler üretir.
N
R
Ö
Bu parçadan hareketle felsefi düşünce ile ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) Her dönemde farklı konuları sorguladığı.
B) Belli bir birikim sonucu oluştuğu.
C) Mutlak hakikatlere ulaşmaya olanak tanıdığı.
8.
Felsefenin değişik konulardaki açıklamalarına dikkat ettiğimizde belli bir dönemde, aynı konuda farklı görüşlerin ileri
sürüldüğünü görürüz. İlk çağda ele alınan bir felsefi problemin felsefe tarihi içerisinde her dönemde tekrar ele alındığını ve yeniden işlenmektedir. Bundan sonra da insanlık
devam ettiği sürece felsefi konular tekrar tekrar ele alınmaya devam edecektir. Son söz hiçbir zaman söylenmeyecektir.
Bu açıklamada felsefi düşüncenin hangi özelliği anlatılmaktadır?
A) Felsefenin ilerleyen bir bilgi olduğu
B) Felsefede bitmişliğin veya kesinliğin olmadığı
D) Var olan bilgileri irdelemeyi ve düşünceyi eyleme geçirmeyi gerektirdiği.
E) İleri sürdüğü bilgileri olgusal olarak temellendirdiği.
R
İ
T
K
E
10.
Felsefi düşünce, sorgulayıcı düşünme sürecini içselleştirip,
eyleme dönüştüren, eleştirici bir tavır takınan düşüncedir.
Diğer yandan felsefi düşünce kendi kendine yönelebilen,
belli bir çerçeve içinde sorunları arayıp bulan, bunların sınırlarını çizmeye çalışan, ilk bulduğuyla yetinmeyen, ona
körü körüne bağlanmayan bir düşünce tarzıdır.
Körfez Yayınları
7.
C) Felsefede nesnel açıklamaların yaygın olduğu
D) Felsefede soru sormanın sürekli olduğu
E) Felsefenin düzenli ve evrensel bilgi olduğu
Felsefe, insanlığın mutluluğu için kendisini araç yapar. Bazı
insanlar maddi zenginliklerden gerçek haz duygusunu alamazlar. Çünkü gerçek haz manevi ve ruhsal hazlardır.
Maddi olan, geçici olmasının yanında değişkendir. Fakat
düşünsel hazlar kalıcı, uzun süreli ve değişken olmayanlardır. Maddi zenginlikler çalınabilir, yok olabilir veya değeri yitebilir; fakat felsefi düşünmenin verdiği hazlar
çalınamaz ve para karşılığı satın alınamaz.
11.
Felsefi kavramlar, her şeyden önce içerikleri ve ortaya koydukları sonuçları bakımından değil, sağlam bir şekilde yönlendirmeye çalışılan bir düşünce örneğini sunmaları
bakımından değerlidir. Kant’ın belirtmiş olduğu gibi, “Öğrenilmesi mümkün olan bir felsefe yoktur; ancak felsefe yapmanın kendisi öğrenilebilir.”
Bu parçada felsefenin hangi özelliği üzerinde durulmaktadır?
Bu parçaya dayanarak felsefe ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Ortaya çıktığı toplumun yapısını yansıttığı.
A) Manevi değerlerle ilgilenenlerde ortaya çıktığı.
B) İnsanları var olanlar üzerinde düşünmeye yönelttiği.
B) İnsanlara önyargısız olabilmeyi öğrettiği.
C) İnsanlara düşünme yolunu öğrettiği.
C) İnsanı düşünmeye yönelterek gerçek hazza ulaştırdığı.
D) Verdiği yanıtlarla değil, sorduğu sorularla ilerlediği.
D) İnsanın var oluşunu anlamlandırmaya yardımcı olduğu.
E) İnsanların öğrenme düzeyini artırdığı.
E) Dinsel değerleri daha anlaşılır bir temele taşıdığı.
Test 01 CA
1.C
2.D
3.D
4.A
5.B
6.A
7.C
8.A
9.D
10.C
11.B
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
Eğer evrende tek tip nesne ve olaylar olsaydı, bizim de evreni anlamamız ve açıklamamız için sadece bir bilgi türü
yeterli olurdu. Ancak evrendeki varlıklar ve olaylar çok ve
çeşitlidir. Bu nedenle bunları anlamak ve açıklamak için bilimsel bir bakış açısı gerektiği gibi, eleştirici bir felsefi bakış
ya da beğeniyi anlatan sanatsal bir bakış açısı da gerekir.
4.
Gündelik bilgi, insanların deneyimleriyle elde ettiği düzensiz bir bilgidir. İster dahi, ister sıradan biri olsun, herkes yağmurun ıslattığını, ateşin yaktığını, terli iken soğuk su
içmenin hastalığa neden olacağını bilir. Bu tür bilgiler, bilinçli bir araştırma yöntemini gerektirmez. Yapısı itibariyle
de sistemsizdir.
Bu parçadan hareketle aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
Bu parçada gündelik bilgiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine yer verilmemiştir?
A) Var olan her şey, sadece bilimsel verilerle kavranabilir.
A) Yaşantı ürünü olmasına
B) Evrenin çok çeşitli varlıklar içermesi onun anlaşılmasını güçleştirmiştir.
B) Bütün insanlar tarafından kullanılabilmesine
R
İ
T
C) Bilinçli bir araştırma gerektirmemesine
C) Evreni tam olarak anlamak farklı bilgi türlerine açık olmayla gerçekleşir.
D) Günlük yaşamda insanlara pratik yarar sağlamasına
D) Evreni anlamada hep aynı bilgi türü kullanılmalıdır.
E) Sistemli bir şekilde elde edilmesine
K
E
E) Farklı bilgi türleri evreni doğru şekilde anlamayı güçleştirir.
2.
03
Bilgi Felsefesi: Bilgi ve Türleri
N
R
Ö
Özne ile nesne arasındaki bilgi ilişkisinde, her şeyden önce,
özne bilinçli bir şekilde nesneye yönelir. Özne, nesneden
beş duyu yoluyla bir takım duyumlar alır ve böylelikle onda
izlenimler meydana gelir. Yine özne zihinsel etkinlikleriyle
nesneden aldığı izleminlerden kavramlara ulaşır. Daha
sonra kavramlar arasında bir takım ilişkiler kurarak yargıları
meydana getirir. O, daha sonra da yargıdan yargıya geçerek çıkarımlar yapar.
5.
Dinin sağladığı bilgiler hiçbir şekilde değiştirilemeyen, kesin
ve mutlak bilgilerden oluşur. Yani bir dine inanan insan için
söz konusu bilgiler, insanlara kutsal bir kaynak tarafından
iletilen bilgiler olduğundan bunların doğruluğundan kuşku
duyulamaz. Dinlerdeki temel doğrular eleştirilemez, kuşkuyla karşılanamaz.
Bu parçada dini bilginin hangi özelliği üzerinde durulmuştur?
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
A) İbadet biçimlerini içermesi
A) Bilgi türlerinin neler olduğu
B) Ahlak kurallarını oluşturması
B) Bilginin nasıl oluştuğu
C) Dogmatik bir bilgi olması
C) Bilginin sınırlarının neler olduğu
D) İnsanın iç yaşamını düzenlemesi
D) Bilginin amacının ve işlevlerinin ne olduğu
E) Toplumsal yaşamı düzenlemesi
E) Bilginin faydasının ne olduğu
3.
İnsan, içinde yaşadığı dünyayı ve toplumu anlayabilmek
için her şeyden önce bilimsel bilgiye ihtiyaç duyar. Yine
insan kendi varlığı üzerinde düşünmek, kendi yaşamının
amacını anlayabilmek için felsefeden yararlanır. O, kendisindeki güzellik ve beğeni duygusunu geliştirebilmek için
sanat bilgisine ihtiyaç duyar. Manevi yaşantısını geliştirebilmek, hatta arınabilmek için dini bilgiden yararlanma yoluna gider. Nihayet insan, günlük yaşamında basit ve
gündelik bilgiden yararlanır.
Bu parçada aşağıdaki konulardan hangisi üzerinde durulmaktadır?
A) Bilginin oluşumu
B) Bilginin anlamı
C) Bilginin yapısı
D) Bilginin türleri
E) Bilginin aşamaları
6.
İnsan tecrübeye dayanarak deneme-yanılma yoluyla bir
takım deneyimsel genellemelere ulaşır. Bu düzeyde insan
bazı bitkilerin çeşitli hastalıklara iyi geldiğini gözler, bulutların yoğunlaşması ve havanın kararmasını yağmurun izlediğini saptar. Bu gözlem ve belirlemelerin bir sonucu
olarak da bazı hastalıklar için bitkilerden yaptığı bazı ilaçları kullanır, bulutlardaki hareketliliğin ardından şemsiyesini
hazırlar.
Bu parçada önemi vurgulanan bilgi türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Teknik bilgi
B) Gündelik bilgi
C) Dini bilgi
D) Felsefe bilgisi
E) Sanat bilgisi
03
Bilgi Felsefesi: Bilgi ve Türleri
7.
10.
Hiçbir bilim dalı tamamlanmış, bütün problemlerini çözmüş
değildir. Bu nedenle bilimi, sürekli bir araştırma etkinliği olarak tanımlayabiliriz. Burada sürekli olarak değişen olgunun
kendisi değil, daha mükemmel araç ve yöntemler kullanarak yapılan açıklamalardır.
Doğada var olan bir hammadde elde veya fabrikada işlenir
ve insanın hizmetine sunulur. İnsan bilgisiyle belli bir malzemeye biçim vererek yararlı araçlar üretir. Bu bilgi türünde
amaç bilme ve anlama değil, üretimdir.
Bu parçada vurgulanan bilgi türü aşağıdakilerden hangisidir?
Bu parçada bilimsel bilginin hangi özelliğinden söz
edilmektedir?
A) İlerleyen bir bilgi olma
A) Teknik bilgi
B) Bilimsel bilgi
C) Felsefi bilgi
D) Dini bilgi
B) Akla dayalı olma
E) Gündelik bilgi
C) Nesnel olma
D) Evrensel olma
E) Mantık ilkelerini kullanma
N
R
Ö
Bu parçada belirtilen sorun bilimsel bilginin aşağıdaki
özelliklerinin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Deney ve gözlem gibi yöntemlere dayanmasından
B) Olgusal olarak sınanabilen bilgiler sunmasından
C) Akıl ve mantık kurallarına uygun olmasından
D) Varlığı parçalar halinde ele almasından
E) Eleştirel yaklaşımlara açık olmasından
9.
R
İ
T
K
E
Bilimsel bilginin hızla çoğalması günümüzde bilim adamlarının belirli bilim dallarında uzmanlaşmalarını gerektirmiş
ve böylece belirli bir alanda derinlemesine ve daha çok bilgi
elde etme imkanı doğmuştur. Ancak bu durum, uzmanlaşma gereği belirli bir alanda yoğun bilgi ile donanmış bilim
adamlarının, “bütün”ü gözden kaçırmalarına ve evrendekileri doğru anlayamamalarına ya da eksik yorumlamalarına
neden olmuştur.
11.
Körfez Yayınları
8.
Rönenans’tan sonra teknik kavramının içeriğinde bir değişiklik meydana gelmiş özellikle pozitif bilimlerinin etkisiyle
teknik, insanın doğaya egemen olma gücü olarak anlaşılmıştır. Geçen yüz yılda ise teknik büyük endüstriye dönüşmüştür. Bu da sürekli üretim yapan fabrikalarla
gerçekleşmiştir. Tekniğin ve bu anlamda endüstrinin yöneldiği belirli bir amaç vardır: İnsana, yaşamında kolaylık sağlamak. Bilimsel bilgi böyle bir fayda amacı gütmez, o
sadece araştırmak için araştırma yapar. Fayda amacı teknik bilginin ana özelliğini oluşturur.
Parçaya göre teknik bilginin bilimsel bilgiden farkı
nedir?
A) Var olanı ele alması
B) Pratik yarar amaçlaması
C) Merak sonucu ortaya çıkması
D) Tümel bir bilgi olması
E) Nesnel bir nitelik taşıması
Felsefi bilgi, bütün bilgilerimizin üzerine kurulmakla beraber, hepsinden daha çok genelliğe sahiptir. Her bilim kendi
konusunda ayrı ayrı sonuçlara ulaşır. Ancak felsefe bu sonuçların hepsini bir araya getirir. Onun çalışma sahası, deneylerin dışına taşıp, deneylerin sahasını da içine alan
geniş bir daire oluşturur.
12.
“Sanat hangi araca başvurursa vursun, tek olan bir şeyi betimler ve sanatın kullandığı kavramlar ve malzeme (dil, ton,
renk, hacim ve kütle) genel olanı değil, betimlenen tek bir
durumu, manzarayı, tonların sağladığı uyumu, geometrik
yapıları ilgilendirmektedir. Halbuki bilim, tipik ve genel olanı
ele alır; bundan dolayı da kullandığı kavramlar geneldir.
Bu parçada felsefi bilginin hangi özelliği vurgulanmıştır?
Bu parçaya göre sanat bilgisi hangi yönden bilimsel
bilgiden farklıdır?
A) Subjektif olması
A) Deneysel olması
B) Evrensel nitelik taşıması
B) Öznel olması
C) Özgün bilgiler vermesi
C) Uygulamaya dayanması
D) Nesnel sonuçlara ulaşması
D) Nesnellik gerektirmesi
E) Birleştirici olması
Test 02 CA
1.D
E) İlerleme özelliği göstermesi
2.B
3.A
4.C
5.C
6.D
7.D
8.C
9.E
10.B
11.C
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
04
Bilgi Felsefesi: Konusu
Gerçekliği sadece dokunabildiğimiz, duyabildiğimiz, görebildiğimiz şeyler olarak tanımlarsak bilginin temeline duyuları yerleştirmiş oluruz. Ancak bu durumda bilgilerimizin
gerçekliği tam olarak yansıttığını iddia edemeyiz. Çünkü
duyuların bilgi edinmede sınırlı ve yanıltıcı oldukları bilinen
bir durumdur.
3.
“Suje” ve “obje” bilginin oluşmasındaki iki temel ögedir.
Obje, bilgi oluşmadan önce ne ise bilgi oluştuktan sonra da
yine öyle kalır. Objenin bilinmesi onu hiçbir şekillde değiştirmez. Suje ise, bilgi sahibi olmakla başka bir duruma gelmiştir.
Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisini
desteklemektedir?
Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Bilgi her zaman genel bir açıklamayı gerektirir.
A) Duyuların bilgisindeki sınırlılık deney ve gözlem verileriyle aşılabilir.
B) Özne, bilme etkinliğinde nesneden etkilenmez.
B) Gerçekliğin duyularla algılanamayacağını savunmak
tutarsızlıktır.
D) Bilgi, özne ve nesne arasındaki ilişkiden doğar.
R
İ
T
C) Bilme etkinliğinde nesne farklılaşır.
E) Bilgi oluşumunda nesne ve özne bağımsızdır.
C) Duyuların sınırlı yapısı gerçeği tanımayı engeller.
D) Gerçekliğin yapısını deney ve gözlemler ile bilmek
mümkündür.
K
E
E) Bilimin gelişmesi, gerçekliği tanımlamada insanlara
yeni ufuklar açmıştır.
4.
2.
N
R
Ö
•
Şu an karşımızda duran varlığın ne olduğunu anlamanın yolu duyularımızın bilgisine başvurmaktır.
•
Bir çemberin alanını veya çevresini akla dayanarak bulabiliriz.
•
Hiçbir deneysel bilgiye sahip olmadan gelecek kışın
çok soğuk geçeceğini söyleyen birine, bunu nasıl bildiğini sorduğumuzda o kişi öyle hissettiğini söyleyebilir.
Bu belirlemeler aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir?
A) Bilginin değerinin ne olduğuyla
B) Bilginin sınırının var olup olmadığıyla
C) Bilginin kaynağının ne olduğuyla
D) Mutlak bilginin var olup olmadığıyla
E) Doğru bilgiye ulaşmanın olanaklı olup olmadığıyla
Gerçeklik, düşünceden bağımsız olarak var olmadır, bir var
oluş tarzıdır. Doğruluk ise, bilgilerin veya önermelerin gerçekliğe uygun olmasıdır. Başka bir deyişle, doğruluk öne
sürülen düşünceyle; gerçeklik ise düşüncenin konusu olan
nesneyle ilgilidir. Örneğin, “Tebeşir beyazdır.” dediğimizde
bilgimizin konusu olan “tebeşir” varlık olduğu için gerçeklikle; tebeşir hakkındaki bilginin ona uygun olması ise doğrulukla ilgilidir.
Yukarıdaki bilgilerden hareketle aşağıdakilerden hangisi gerçekliğe verilebilecek bir örnektir?
A) Bilimsel araştırmalara konu olan evrendeki her türlü
varlık ve olay
B) Bir varlık veya durumla ilgili iki zıt bilginin aynı anda
doğru olamayacağını belirten çelişmezlik ilkesi
5.
“Doğru” nun ne olduğuna ilişkin şu şekilde bir benzetme yapılabilir: “Zihni bir ayna, zihnin konusu olan şeyi de aynanın
önünde bulunan bir nesne olarak düşünürsek, bu nesnenin aynada bir yansımasının meydana geleceği açıktır.
Eğer bu yansıma nesnenin kendisine uyuyorsa, aynanın
nesneyi doğru bir biçimde yansıttığını söyleriz, aksi durumda doğru yansıtmadığına karar veririz”.
C) “Cisimler birbirlerini kütleleriyle orantılı olarak çekerler.”
yargısını içeren çekim yasası
Yukarıda verilen açıklamaya göre “doğru” nedir?
D) Dünyayı iki eşit parçaya böldüğü varsayılan ekvator çizgisi
B) Düşüncelerin birbiriyle tutarlı olmasıdır.
E) Üçgenlerle ilgili problemleri çözmeye yarayan Öklit bağıntısı
D) Düşüncelerin gerçekle uyuşmasıdır.
A) Bireyin yaşamında yarar sağlayan her şeydir.
C) Gözlem ve deneylerle kanıtlanmış bilgilerdir.
E) Akıl yardımıyla temellendirilmiş bilgilerdir.
04
Bilgi Felsefesi: Konusu
6.
•
“ Bilgiler, doğrudan ve aracısız bir bilme tarzına karşılık
gelen sezgiler yardımıyla elde edilir.” (Bergson)
•
“Bilgiye duyularımızın bize sağladığı olgulardan yola
çıkarak, deney ve gözlemle ulaşılabilir.” (A.Comte)
9.
Bu iki görüş bilgi felsefesinin hangi temel sorusuna
yanıt niteliği taşımaktadır?
Antikçağ’da Sofistler, genel olarak neyin doğru, neyin yanlış olduğunun siteden siteye ve kuşaktan kuşağa değiştiğini söylüyorlardı. Yani, sofistlere göre doğru ve yanlış
“değişen” bir şeydi. Sokrates ise bunu kabul etmiyordu. O,
neyin doğru neyin yanlış olduğunu gösteren, tümüyle mutlak ve zamandan bağımsız kurallar olduğuna inanıyordu.
A) Mutlak, genel-geçer bilgiler var mıdır?
Buna göre, Sokrates ve Sofistler bilgi felsefesiyle ilgili
aşağıdaki sorulardan hangisi üzerinde tartışmışlardır?
B) Doğru bilginin ölçütü nedir?
A) Bilginin faydası onun doğruluğu için yeterli midir?
C) Bilimsel bilginin değeri nedir?
B) Bilgilerimiz hangi araçlarla ve nasıl kazanılır?
D) İnsan bilgisinin sınırları nelerdir?
C) Mutlak, genel-geçer bir doğru var mıdır?
E) Bilginin kaynağı nedir?
D) Deneyimlerin insan yaşamındaki faydası nedir?
E) Bilgilerin bir sınırı var mıdır?
N
R
Ö
A) İnsan bilgisinin amacı nedir?
B) Doğru bilginin ölçütü nedir?
C) Bilginin pratik değeri nedir?
D) Bilginin oluşum aşamaları nelerdir?
E) Kuşku, bilgiye ulaşmada bir yöntem midir?
•
B) Tüm cisimler uzayda bir yer kaplar.
Günlük yaşamda doğru diye kabul ettiğimiz şeyler, daha
yakından bakıldığında öylesine göze çarpan çelişkilerle doludur ki, gerçekte inanmamız gereken şeyin ne olduğunu
yoğun bir düşünme süreci sonunda öğrenebiliriz. Kesin bilgiyi ararken elimizdeki deneylerle işe başlamamız doğaldır
ve kuşkusuz bir anlamda bilginin onlardan türemesi gerekir. Fakat deneyimlerimizin bize verdiği bilginin ne olduğunu
belirten yargıların yanlış olması çok olasıdır.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Herkes için geçerli olan bilgiler vardır.
B) Duyu verilerine dayanmayan bilgiler doğru değildir.
C) Gündelik yaşamdaki bilgiler kesin bir nitelik taşımaz.
C) Gerçeklik, bilinçten bağımsız olarak var olamaz.
D) Mutlak ve doğru bilgi iç çelişkilerden uzak değildir.
D) Gerçeklik, zihindeki tasarımların tutarlı olmasıdır.
E) Kesin doğruya ulaşmak için duyulardan hareket edilmelidir.
E) Kendi içinde tutarlı olan bilgiler gerçektir.
4.E
A) Gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfus fazladır.
11.
B) Gerçeklik ve tutarlılık birbiriyle aynı şeydir.
3.D
Buna göre, aşağıdaki ifadelerin hangisinde temellendirmeye gerek duyulur?
E) Boşlukta bırakılan cisimler yere düşer.
A) Tutarlı olan her bilginin gerçekliği olmayabilir.
2.B
Temellendirme ise, bir düşüncenin veya yargının doğruluğunu gösterme, bu doğruluğun dayanaklarını ve
gerekçelerini akıl ve mantık ilkeleri çerçevesinde açıklamaktır.
D) Toplum, bireyin ahlaki eylemlerini kontrol etmelidir.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
1.C
R
İ
T
Doğrulama bir önermeyi, deney ve gözlem gibi yöntemlerle kanıtlamaktır. Bu işlem genellikle olgusal olarak kanıtlanabilen alanlarda yapılır.
C) Hayvanlar içgüdüleriyle hareket ederler.
“Kendi içinde tutarlı olmak bir bilgiyi doğru kılar mı?” Kendi
içinde öyle tutarlı düşünce sistemleri vardır ki, doğru değildirler. Örneğin, bir masaldaki tüm bilgiler birbiriyle çelişmeyebilir. Ancak her masalda olduğu gibi, bu masalda da
gerçek üstü olaylar bulunur. Böyle bir masaldaki bilgiler
kendi içinde uyumludur ama gerçeklikle örtüşmez. Bu durumda biz masaldaki bilgilere doğru diyemeyiz. Dolayısıyla
gerçek olmak ve mantık ilkelerine uygun olmak farklı durumlardır.
Test 03 CA
•
K
E
Bu parçadaki görüşler, aşağıdaki sorulardan hangisine
bir cevap niteliğindedir?
8.
10.
Felsefe tarihi boyunca doğru bilginin ne olduğu konusunda
çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bazı filozoflar doğru bilginin akla dayalı olduğunu söylemiştir, bazıları da onu deneye dayandırmıştır. Ancak doğruluğun ne olduğu
konusunda bu şekilde farklı görüşlerin bulunması bizi doğru
bilginin olmadığı, her türlü bilginin göreceli olduğu sonucuna götürmemelidir.
Körfez Yayınları
7.
5.C
6.B
7.A
8.D
9.E
10.A
11.B
12.B
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
05
Bilgi Felsefesi: Bilginin İmkanıI
Birçok kuşkucu düşünür, günlük deneyimlerimizden ve yaşantılarımızdan hareket ederek, mutlak bilginin şüpheli olduğunu ileri sürmüştür. Bunun nedeni olarak, günlük
bilgilerimizin duyu verilerinin üzerinde temellendirilmesini
göstermişlerdir. Çünkü duyu verileri, bizi sık sık yanıltmaktadır. Duyular sık sık hataya düşmemize neden olduğu için
Sofistler, kesin ve doğru bilgiye hiçbir zaman ulaşılamayacağını savunmuşlardır.
4.
Bu parçaya göre kuşkucu düşünürlerin, doğru bilginin
olanaksızlığını savunmalarının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Aristoteles’e göre, idealar duyusal olarak algılanamazsa,
sadece boş bir kalıp olarak kalır. Duyular olmaksızın hiçbir
şey öğrenilemez. Çünkü duyular yardımıyla edinilen izlenimler ve gözlemler ruhun düşünmesi için gerekli olan hammaddeyi sağlar. Bu hammaddeyi işleyen ve ona biçim
veren ise akıldır. Bu yetinin çalışması ve bilgiyi üretmesi duyusal algılara bağlıdır. Duyuların yansıttığı karışık algılara
düzen vermek ise aklın görevidir.
Parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
R
İ
T
A) Bilginin elde edilmesinde duyular ve akıl birbirini tamamlayıcı işlev görürler.
A) Günlük yaşantılarımızın yetersizliği
B) İnsanlar tüm bilgileri deneyimler yoluyla elde ederler.
B) Sahip olduğumuz bilgilerin olgulardan kaynaklanması
C) İnsan, tüm yaşamı boyuncu kullanacağı bilgilere doğuştan sahiptir.
C) Var olan bilgilerin eleştirilmesinin gerekliliği
D) Doğru bilginin sınırlarının bilinememesi
D) Bilgi, insanın kalbine Tanrı tarafından doğal bir ışık olarak atılır.
K
E
E) Duyulara karşı yaşanan güvensizlik
E) Bilginin elde edilmesi işlemi duyularla başlar ve duyularla son bulur.
2.
N
R
Ö
Kant’a göre “Her türlü bilgi deneyle başlar, ama deneyle
son bulmaz.” Doğru bilgiye ulaşmak için bilginin ögelerinin
ortaya konması; özneden gelen ögeler ile nesneden gelen
ögelerin belirlenmesi gerekir. Kant için sorun şudur; Bilme
sürecinde aklın ve deneyin katkısı nedir? Bunu ortaya koyabilmek için aklı mahkemeye çıkarır. Amacı aklın sınırlarını, neleri bilip, neleri bilemeyeceğini belirlemektir.
5.
Protagoras’ın bu görüşü hangi felsefi akımla ilgilidir?
Kant’ın bu görüşü aşağıdaki felsefe yaklaşımlardan
hangisine aittir?
A) Empirizm
B) Rasyonalizm
C) Sensualizm
D) Kritisizm
Protagoras’a göre, “Her şeyin ölçüsü insandır. Herkes için
geçerli bir bilgi yoktur. Rüzgar üşüyen için soğuk, üşümeyen için soğuk değildir.”
A) Entüisyonizm
B) Rasyonalizm
C) Sensualizm
D) Relativizm
E) Pozitivizm
E) Nihilizm
3.
J. Dewey’e göre, bilginin sınırlarını bilginin işlevi ve sonuçları belirler. Doğru bilgi işe yaradığı ölçüde aranan ve istenen bir etkinliktir. Bu bilgi bilen ve bilinen ayrımı üzerinde
açıklanmamalıdır. Çünkü bilme, nesneden ve dünyadan
ayrı bir durum değil, dünyanın bir parçası olarak doğal bir
etkinliktir. Bilgilerimizin doğruluğu, problem çözmedeki yararıyla ölçülmelidir.
Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Bir bilginin doğruluğu, varlığını bize apaçık hissettirmesine bağlıdır.
B) Metafizik olarak algılanan bilgilerin doğruluğu kanıtlanamaz.
C) Deneysel olarak denetlenebilen ve somut niteliklere
sahip olan bilgiler doğrudur.
6.
Comte’a göre, insan için gerekli olan şey, yalnızca olguları
gözleyerek tasvir etmektir. Ona göre, olaylar doğaüstü güçlerin eseri değildir. Bu nedenle A.Comte, varlıkların insan
tarafından gözlenemeyen özlerini, gizli nedenlerini bulma
çabasından vazgeçer. Bunun yerine o, yalnızca olguları
araştırmak ve varlıklar arasındaki sabit ilişkileri gözlemleyerek ortaya çıkarmak gerektiğini öne sürer.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Comte’un ulaşmak
istediği amaç olabilir?
A) Bilimselliğe dayalı olan bir toplum düzeni oluşturmak
B) Düşünce ile herkes için geçerli pozitif bilgilere ulaşmak
C) Olgular arası değişmez ilişkileri ve doğa yasalarını bulmak
D) Metafizik anlayışın içine düştüğü çıkmazı gidermek
D) Aklın temel ilkeleriyle çelişmeyen bilgiler doğrudur.
E) Evrenin var oluşuna yönelik anlayışları temellendirmek
E) Bilginin doğruluğunun ölçütü sorunları çözebilmesidir.
05
Bilgi Felsefesi: Bilginin İmkanıI
7.
10.
Bir bilgi pratikte işe yaradığı ölçüde bir doğruluk değeri
taşır. Örneğin, kanser hastalığı için bulunacak bir ilacın denenmesiyle ortaya çıkacak olumlu sonuç, onun doğru ilaç
olduğunu gösterir. Bilimsel bulguların pratik alandaki yararları, onların doğru olduğunu göstermektedir. Sorunlarımızı gideren, yarar sağlayan ve bir işleve sahip olan her
şey doğrudur.
Farklı toplulukların kendilerine göre belirledikleri bir takım
doğrular vardır. Toplumların olayları algılama biçimleri ve
dünya görüşleri onları bu farklılığa itmektedir. Pascal’ın da
belirttiği gibi, “Pirene Dağları’nın öte yanında doğru olan bir
şey bu yanında yanlış olabilmektedir.”
Parçaya göre bilginin doğruluğu ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Kendi içinde tutarlı olma özelliği gösterir.
A) İnsanlar hiçbir çağda bilgi konusunda tam bir uzlaşım
sergileyememişlerdir.
B) Göreceli bir yapıya sahiptir.
B) Bir bilginin doğru olması, o bilgiyi elde eden için apaçık
olmasına bağlıdır.
D) Varlık hakkındaki genel açıklamalardan oluşur.
C) Her toplumda aynı özellikleri taşır.
E) Akla dayalı olarak ortaya çıkar.
C) İnsanların karşılaştıkları problemlere çözüm sunan bilgiler doğrudur.
R
İ
T
D) Doğruluğun ölçütü deneyimler olsa da, gelecekteki deneyimler buna dahil değildir.
E) Bir kişinin bilgisinin doğruluğu, o kişinin zihinsel gücüne
bağlıdır.
K
E
Descartes, yalnızca kendi aklının doğal ışığıyla bulduğu
doğruları, diğer tüm bilgiler için bir temel olarak kullanarak
felsefeye yeni bir yön vermiştir. Ona göre, matematiksel
doğrular göstermiştir ki, insan zihni bir takım doğruları açık
ve seçik olarak kavrayabilmektedir. Yine insan zihni, bildiği
bazı doğrulardan hareket ederek bilmediği başka doğruları
üretebilmektedir.
N
R
Ö
Körfez Yayınları
8.
11.
Descartes’ın bu görüşü aşağıdaki felsefi akımlardan
hangisiyle ilgilidir?
A) Empirizm
B) Rasyonalizm
C) Sensualizm
D) Kritisizm
Parçada verilen bu görüşler, hangi felsefi akımla ilgilidir?
A) Entüisyonizm
E) Nihilizm
9.
Felsefe tarihinde bazı şüpheci filozoflar nesnel bilginin olanaklı olmadığını ileri sürüyor ve var olanlar karşısında “yargılarını askıya alma”yı, diğer bir deyişle herhangi bir karar
vermekten kaçınmayı tercih ediyorlardı. Bunu yaparak mutluluğa ulaşabileceklerini savunuyorlardı. Çünkü onlara
göre, herhangi bir görüş ileri sürmemek, bütün zihinsel kargaşa ve sıkıntılardan kurtulmayı ve dolayısıyla özgürlüğe
ulaşmayı sağlıyordu.
B) Septisizm
C) Sensualizm
D) Relativizm
E) Pozitivizm
12.
–
Her insan duyu bakımından farklı yaratılmıştır.
–
Algılar, insanın içinde bulunduğu duruma göre değişir.
–
Aynı uyarıcılar farklı insanlarda farklı etkiler yapar.
Yukarıdaki yargıları savunan filozofların, bilgi alanında
aşağıdaki düşüncelerden hangisini ileri sürdükleri söylenebilir?
Wittengeistein’a göre; felsefe bize dış dünya hakkında bilgi
vermemeli, düşüncelerin ifadesini sağlayan dilin analizini
yapmalıdır. Bu analiz içinde modern mantık kullanılmalıdır.
Çünkü, dil ile gerçeklik aynı yapıya sahiptir. Dilin analizi gerçekliğin de analizi demektir. Dil ile ifade edilemeyen şeyler,
saçma ve anlamsızdır. Dilin sınırları, düşüncenin ve bilginin
de sınırlarıdır.
A) Varlıklara ait bilgiler akılla elde edilir.
Wittengeistein’ın bu düşüncesi, aşağıdaki felsefi akımlardan hangisiyle açıklanabilir?
B) Akıl ve duyular mutlak bilginin oluşmasını sağlar.
A) Empirizm
B) Rasyonalizm
C) Olgulara dayanan bilgiler doğruluk değeri taşır.
C) Entüisyonizm
D) Pragmatizm
D) Sahip olduğumuz tüm bilgiler doğuştandır.
E) Analitik felsefe
E) Bilgiler mutlak, genel - geçer değildir.
Test 04 CA
1.C
2.A
3.D
4.C
5.D
6.E
7.B
8.A
9.C
10.D
11.C
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
06
Bilgi Felsefesi: Bilginin İmkanıII
Platon’a göre, bilgi ne duyumla başlar, ne de duyuma ihtiyaç duyar. Duyumun karıştığı bir bilgi, bilgi değildir. Bilginin
kaynağı yalnızca akıldır. Çünkü sadece akıl bilimsel bilginin
ve felsefe bilgisinin standartlarına ulaşabilir. Duyum ise,
akla yardımcı olmak şöyle dursun, ona bir engeldir. Çünkü
duyum, algılanan hiçbir şeyin gerçeğini yansıtmaz.
3.
Platon’un bu görüşlerine dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Şüphecilik anlayışı “gerçekliğin hiçbir zaman bilinemeyeceği, bilinenlerin ise olasılık değeri taşımanın ötesine geçemeyeceği” görüşüne dayanıyordu. Buna göre, bir
önermenin kesinlikle doğru ya da kesinlikle yanlış olduğunu
değil, bize öyle göründüğünü ileri sürmemiz gerekir. Örneğin Timon’a göre, “Bir şeyin tatlı veya acı, sıcak ya da soğuk
olduğunu söyleyemeyiz. Yalnızca bize öyle göründüğünü
söyleyebiliriz.”
Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Duyular doğru bilgi elde etmede güvenilir bir kaynak
değildir.
R
İ
T
A) Mutlak bilgiye deneyimlerle ulaşılabilir.
B) Bilginin doğruluğunu araştırmada, duyular bize kesin
bilgiler vermez.
B) Doğru bilgi tümevarım yöntemiyle elde edilebilir.
C) Doğru bilgilere sadece akıl aracılığıyla ulaşılabilir.
C) Varlıklar hakkında kesin yargılara ulaşmak imkansızdır.
D) Duyumların verdiği bilgiler, akıl yardımıyla değerlendirilmelidir.
D) Duyuların bize verdiği bilgi, mutlak doğruluk değeri
taşır.
E) Doğru bilgilere, aklın düşünme gücüyle ulaşmak en güvenilir yoldur.
E) Olasılık değeri taşıyan bilgiler doğru olabilir.
K
E
2.
N
R
Ö
Locke’a göre, bütün bilgilerimiz duyulardan ve deneyimlerden gelir. En basitinden en karmaşığına kadar bilincimizdeki bütün bilgiler bu şekildedir. İnsan zihni, üzerinde yazılı
hiçbir şeyin bulunmadığı beyaz bir kağıt gibidir. Her şey deneyimlerden türer. Böylece zihinde birtakım fikirler ortaya
çıkar. Zihin başlangıçta bomboştur ve dış dünyayı yansıtan
bir ayna gibidir. Duyular aracılığıyla edindiğimiz izlenimleri
alır ve bilgiye dönüştürür.
Buna göre Locke, bilgi konusunda aşağıdaki yargılardan hangisini savunmaktadır?
A) Tüm bilgiler zihinde doğuştan yer alır.
B) Zihinde bulunan her türlü bilgi sonradan elde edilmiştir.
C) İnsanın duyu ve deneyimlerle elde ettiği bilgiler mutlak
değildir.
D) İnsan zihni, bilgi edinmede duyu ve deneyimlere bağımlı değildir.
E) Duyu ve deneyimler bilginin sınırlarını genişletmiştir.
4.
Sokrates, okuma yazma bilmeyen genç bir köleye sorular
sorarak geometri problemini çözdürmüştür. Problemin geometriden seçilmesi rastlantı değildir. Çünkü böyle bir problemin çözümünde duyular yardımcı olamaz. Köle, böyle bir
problemi çözmek için akıldan başka bir araç kullanamaz.
Buna göre, Sokrates aşağıdakilerden hangisini kanıtlamak istemiştir?
A) Doğruya ulaşmada aklın yetersiz olduğunu
B) Bütün bilgilerin doğuştan akılda var olduğunu
C) Duyuların geometri çözümüne yardımcı olduğunu
D) Soru sormanın etkili bir öğrenme yöntemi olduğunu
E) Duyuların bilgisinden şüphe edilmemesi gerektiğini
5.
William James’e göre, insan bir sorunu çözmek ya da bir
gereksinimini gidermek zorunda kalmasaydı bilgi edinmesine de gerek kalmazdı. Örneğin, avlanabilmek için yeterli
doğal donanıma sahip olarak doğmuş olsaydı av araçları,
tuzaklar, ağlar geliştirmezdi. Nil’deki taşkın tarla sınırlarını
silmeseydi ve siteler arası savaşlara neden olmasaydı,
geometri biliminin doğmasına ve kullanılmasına gerek kalmayacaktı. Aynı şekilde tarımsal üretim güneşe ve mevsimlere bağlı olmasaydı insan hiç bir zaman takvim
geliştirmeyecekti.
W. James’in bu görüşü hangi felsefi akımla ilgilidir?
A) Pragmatizm
B) Rasyonalizm
C) Empirizm
D) Kritisizm
E) Nihilizm
06
Bilgi Felsefesi: Bilginin İmkanıII
6.
9.
Comte’a göre, sadece olguları bilebiliriz. Ancak olgular konusundaki bilgilerimiz de mutlak değil, görecelidir. Bir olayın özünün ya da gerçek nedeninin ne olduğunu arayıp
sormanın bir anlamı yoktur. Biz ancak, olayların art arda
gelişini ve benzerlik bakımından bir olayın öteki olaylarla
olan ilişkilerinin ne olduğunu sorabiliriz. Bilimsel bilginin anlamı da olguların yasalarını öğrenmek, bunlar yardımıyla
diğer olguları önceden bildirmektir.
Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisiyle
çelişir?
Öz, bir nesneyi kendisi yapan özelliktir veya anlamdır. Fakat
Husserl’e göre, bir nesnenin özünün kavranması kolay bir
şey değildir. Nesnelerin özüne ulaşabilmek için onun özüne
ait olmayan tüm rastlantısal özelliklerin ve ilgisiz görüşlerin
bir kenara atılması gerekir. Başka bir deyişle Husserl için
önemli olan bilincin kendisi ve bilincin aracısız bir şekilde
tecrübe ettiği özlerdir. Bunları ise yalnızca bilinç ortaya çıkarabilir.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Olgularla ilgili bilgiler mutlak bir nitelikten yoksundur.
A) Öz uygulamada bir işe yararsa kavranabilir.
B) Olaylar arası sebep sonuç ilişkileri incelenebilir.
C) Metafiziksel konularla uğraşılmaması gerekir.
B) Nesnenin kavranmasında öz, algıdan sonra gelmektedir.
D) Yasalardan hareketle olgular önceden tahmin edilebilir.
C) Bilincin ortaya koyduğu öz deneyimlerle ortaya çıkar.
E) İdeal olan konular ancak deney ve gözlemle çözümlenebilir.
D) Nesnenin öze dönüşmesi rastlantılara ve tecrübeye dayalıdır.
R
İ
T
E) Özün bilinebilmesi için bilincin her türlü önyargıdan kurtulması gerekir.
N
R
Ö
Gazali’nin bu görüşleri, hangi felsefi akımla ilgilidir?
A) Sensualizm
B) Rasyonalizm
C) Entüisyonizm
D) Pragmatizm
E) Pozitivizm
8.
K
E
Gazali felsefi bilgiye şüpheyle bakar. Çünkü felsefe duyuları
ya da aklı temele almaktadır. Oysa duyular da, akıl da yanıltıcıdır. Onlara dayanarak mutlak doğruya ulaşmak olanaksızdır. Mutlak doğruyu apaçık bir biçimde kavramanın
yolu gönülden geçer. Duyuların ve aklın bize veremeyeceği
bu bilgiye ancak gönül gözüyle ulaşılabilir.
10.
Körfez Yayınları
7.
Pyrrhon’a göre, genel ve geçerli bilgiye ulaşmak mümkün
değildir. Çünkü biz varlıkların gerçek yapısını hiçbir zaman
bilemeyiz. Bildiğimiz şeyler duyumların bize verdikleridir.
Duyumlar ise öznel olup, kişiden kişiye değişebilir. Öznel
bilginin ötesindeki nesnel bilgi kişiye kapalıdır. Bu nedenle
insan bilme arzusundan vazgeçmeli ve hiçbir şey hakkında
yargıda bulunmamalıdır.
Pyrrhon’un bu görüşü, hangi felsefi sistemle ilgilidir?
A) Empirizm
B) Rasyonalizm
C) Sensualizm
D) Septisizm
E) Pozitivizm
Bilginin kaynağının sezgi olduğunu söyleyen filozoflara
göre, aklımız, deneyimlere ve duyumlara bağlı kalarak bilgi
verdiği için hakikate ulaşamayız. Hakikatin bilgisine sadece
sezgilerle ulaşabiliriz. Ayrıca akıl ve deneyin bilgileri dil ile
ifade edildiklerinden yetersizdir. Bunun için kavramlara ihtiyaç duymayan anlık bir bakış veya kavrayış gereklidir.
11.
Pozitivizm, olguları ve bu olgular üzerine kurulmuş bilimi
kendine temel yaparak, metafizik düşüncenin terk edilmesi
gerektiğini ileri süren bir yaklaşımdır.
Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Parçada aşağıdaki görüşlerden hangisine yer verilmiştir?
A) Olgusal olarak doğrulanamayan bilgilerin kesinliği de
yoktur.
A) Deney ve duyuların bilgisi akılla çelişmektedir.
B) Deneysel olarak ele alınamayan konular bilimsel olarak incelenmelidir.
B) İnsan ancak deneyim yaşadığı olayların bilgisine sahiptir.
C) Bilimsel konulara felsefi bir bakış açısıyla yaklaşılmalıdır.
C) Doğuştan insan zihninde bulunan hiçbir bilgi yoktur.
D) Bilginin doğruluğu göreceli olduğu için felsefe bilimsel
konulara yönelmemelidir.
D) Gerçek, akıl ve deneyimlerle değil, içgörü ile aracısız
kavranabilir.
E) Varlığın temel ilkelerini inceleyen metafizik alanında bilimsel çalışmalara yönelmek gerekir.
E) İnsanlar için mutlak, genel ve geçer doğrular yoktur.
Test 05 CA
1.E
2.D
3.E
4.A
5.D
6.C
7.C
8.B
9.E
10.B
11.B
12.E
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
07
Varlık FelsefesiI
Varlık denilince aklımıza sadece somut olan şeyler gelir.
Felsefe ise, varlığın sadece görünen tarafını değil, düşünsel tarafını da ele almaktadır. Örneğin, göremediğimiz aklımızın varlığını kabul ettiğimiz gibi, düşünceye ait olan
metafizik şeylerin de var olabileceğini kabul etmemiz doğru
bir yaklaşımdır.
4.
Taoizm’e göre, dış nesnel dünyada gerçekliği olan bir varlık veya herhangi bir nesne yoktur. Çünkü dış nesnel dünyada her şey çelişkiler ve karşıtlıklar içindedir. Dış dünyada
gördüğümüz ya da vardır dediğimiz her şey gerçekte var
olmayan, aldatıcı görünüşlerdir.
Bu görüşler, aşağıdaki felsefi akımlardan hangisiyle ilgilidir?
Bu parçadaki bilgiler aşağıdaki yargılardan hangisini
destekler niteliktedir?
A) Felsefenin varlığı ele alış tarzı çelişkiler taşımaktadır.
B) Eleştirellik felsefenin, varlığı açıklamasını zorlaştırır.
A) Materyalizm
B) Rasyonalizm
C) Realizm
D) İdealizm
R
İ
T
E) Nihilizm
C) Felsefe, varlığı diğer varlıklarla ilişkisi içinde ele alır.
D) Bilimlerin varlıkla ilgili görüşleri felsefeye yardımcı olur.
E) Felsefe somut ve soyut tüm varlıkları ele alır.
2.
K
E
Metafizik, var olanı bize göründüğü gibi ele almaz; var olanın bize görünüşünün ardında bir asıl varlık olduğunu düşünür. Bu asıl varlığı “kendisinde varlık” diye adlandırır.
Bilen özneden bağımsız olarak, kendi başına var olan, deneyin ötesinde bulunan bu asıl varlığa yönelir. Bu varlığı kanıtlamaya çalışır.
N
R
Ö
5.
Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisi realizme ters
düşer?
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi metafiziğin sorduğu sorular arasında gösterilemez?
A) Davranışların çevreyle ilgisi var mıdır?
B) Varlık bir midir, çok mudur?
C) İyi ve kötü nedir?
Realizm, ontolojik olarak varlığı olduğu gibi kabul eder.
İdealizmin tersine, insan bilincinden ve düşüncesinden bağımsız olarak varlığın var olduğunu iddia eder. Gerçeğin
idealardan önce geldiğini söyler.
A) Zihnin düşünceleri geri planda bırakılmalıdır.
B) Dış dünya aracısız olarak bilinebilir.
C) Dış dünyanın fotoğraf gibi belirtilmesi gerekir.
D) Gerçek varlıklar düşünsel varlıklardır.
E) Varlık doğrudan doğruya duyularla algılanır.
D) Hak ve adaletin kaynağı nedir?
E) Ortak estetik yargılar olabilir mi?
3.
–
Nihilizm (Hiççilik), “Varlık var mıdır?” sorusunu olumsuz karşılar; “Varlık yoktur.” diye cevap verir. Bunun nedeni, varlığın var olup olmadığını bilmenin olanaksız
olmasıdır.
–
Realizm (Gerçekçilik), “Varlık var mıdır?” sorusuna
olumlu cevap verir; onu “Varlık vardır.” şeklinde karşılar.
Buna göre, insan varlığı ya doğrudan duyular aracılığı
ile algılar, kavrar ya da zihnin olanakları aracılığıyla
onun varlığını bilir.
6.
Bilim, nesneler dünyasını araştırır. Bilincimizin objesi olan
bu nesnelerin var olduğunu kabul eder. Bu nesneler, günlük algılarımızın yöneldiği objelerden, matematik ve mantığın ideal obje dünyalarına kadar uzanan geniş bir alan
içinde kendilerini gösterir. Buna göre, her bilim kendi alanı
içerisine giren varlık türünü araştırma konusu yapar. Buradan hareketle bilimin, varlığı bir problem olarak ele almadığı sonucuna ulaşılabilir.
Bu görüşler aşağıdaki konulardan hangisiyle ilgilidir?
Buna göre, bilimin, varlığı bir sorun olarak ele almamasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Varlığın nasıl oluştuğu
A) Zaman içinde birikimli olarak ilerlemesi
B) Varlığın yapısının ne olduğu
B) Varlığı bir önşart olarak var kabul etmesi
C) Varlığın var olup olmadığı
C) Sistemli ve tutarlı bir bilgi olması
D) İlk varlığın ne olduğu
D) Belirli bir yöntemi benimsemiş olması
E) Varlık türlerinin ne olduğu
E) İnsanlığın gelişim sürecinde ortaya çıkması
07
Varlık FelsefesiI
7.
9.
Bir varlık filozofu bilimlerin varlık hakkında elde ettiği sonuçlara kayıtsız kalamaz. Örneğin, bir varlık filozofu materyalist ise varlığın temelde maddi olduğunu veya her
şeyin son aşamada uzayda yer kaplayan fiziksel nesnelere
indirgenebileceğini ileri sürer. Bu nedenle maddenin özellikleri konusunda bilimin verilerini dikkate alır. Demokritos,
varlığın bölünemeyen atomlardan oluştuğunu ileri sürüyordu. Ancak zamanımızdaki bir filozof atomla ilgili olarak
fiziğin sağladığı sonuçlardan habersiz olamaz.
Acıklı bir son ve Dünyanın hüznü buydu. Gökyüzü ve yeryüzü arasında sınırsız nesne vardır. Nesnelerin akışıyla
zaman oluşuyor, her şey gibi zaman da akıp gidiyordu. Dr.
Mavi’nin ruhunu hüzün kaplamıştı. Nesnelerin durmadan
değişmesi her zaman ona şaşırtıcı gelirdi. Elma ağacındaki
elma, renkten renge dönüyordu. İnsan, zamanın akışına
karşı hiçbir şey yapamıyor, sadece şaşkın bakışlarla bu
akışı seyrediyodu.
Parçada, varlığın meydana gelişi aşağıdaki kavramlardan hangisine dayandırılmıştır?
Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) İdea
A) Varlık filozofları, görüşlerini ortaya koyarken bilimlerin
sonuçlarını da dikkate almalıdır.
B) Oluş
D) Madde
C) Töz
E) Ruh
B) Bir varlık filozofu, bilimsel sonuçlardan bağımsız görüşler üretmelidir.
C) Bilimlerin ortaya koyduğu sonuçlar dikkate alınmadan
da felsefi görüş üretilebilir.
D) Varlık filozoflarının görüşleri, birbiriyle tutarlı olmak zorundadır.
10.
E) Günümüzde varlık hakkında sadece bilimler görüş ileri
sürmektedir.
R
İ
T
Gerçek varlık, gerçekliğini nesnelerden, olaylardan, kişilerden alan şeydir. Uzayda bir yer tutar; zaman içinde değişir
ya da yok olur. Örneğin, erik ağacı kışın yapraklarını döker,
baharda yeniden yaprak açar, zamanı gelince de kuruyup
yok olur. Düşünsel varlık ise, duyularla algılanamayan, uzay
ve zaman dışı olan ve gerçekliği bulunmayan şeydir. Nitekim 7 rakamının ya da sayısının elle tutulur, gözle görülür bir gerçekliği yoktur.
K
E
8.
Bu parçaya göre, gerçek varlığı düşünsel varlıktan ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Körfez Yayınları
N
R
Ö
A) Metafizik alana ait olması
B) Belli bir bilim dalının incelemesi
C) Nesnel bir yapıya sahip olması
D) Duyusal alanın sınırlarını aşması
E) Değişmeyen nitelikler taşıması
Varlık, yalnızca düşüncede var olan değil, aynı zamanda
gerçek dünyada da var olandır. Filozoflar varlığı ele alırken,
böyle bir varlığın gerçekten var olup olmadığını incelerler.
Çünkü düşüncede var olmak, zorunlu olarak dış dünyada
var olmayı içermemektedir. Ancak buna karşılık nesnel
dünyadaki her varlık aynı zamanda düşünsel olarak vardır.
11.
Buna göre, filozofların varlık hakkında aşağıdaki görüşlerin hangisini savundukları söylenebilir?
Filozoflar çağlar boyunca metafizik sözcüğüne farklı anlamlar verdiler. Kimi zaman metafizikten yana oldular ya da
onu eleştirdiler. Aslında metafizik, felsefenin belirli bir bölümüdür. Metafizikte, “Varlık nedir? Bir dış dünya var mıdır?
Beden ve ruh arasındaki ilişkiler nelerdir? Tanrı var mıdır?”
gibi sorulara yanıt aranır. Ayrıca bilginin nereden geldiğini,
neleri bilebileceğimizi de araştırır.
Buna göre, metafizikle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) Var olan her şey hem zihinde, hem de nesnel dünyada
bulunmak zorundadır.
A) Somut olarak ispatlanamayan konuları ele alır.
B) Akıl, varlığın gerçek yapısını kavrayacak yetiye sahip
değildir.
B) Soruları felsefi bir içerik taşımaktadır.
C) Çözüm bulunamamış problemlerle ilgilenir.
C) Varlık, düşünceden bağımsız olarak var olan her şeyi
kapsar.
D) Bilimin araştırdıklarından daha farklı konuları ele alır.
D) Düşüncede var olmakla, olgusal dünyada var olmak
aynı şey olmayabilir.
E) Nesnel olarak kabul edilen yanıtlar sunar.
E) Düşünce varlıktan, varlık da düşünceden bağımsız olmalıdır.
Test 06 CA
1.D
2.B
3.C
4.B
5.A
6.E
7.C
8.D
9.E
10.D
11.A
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
Herakleitos, Güneş’in Dünya çevresinde döndüğü görüşünü reddeder. Ona göre, Güneş kendisini hergün yeniden
yaratmaktadır; akşam sönen bu ateş, sabah yeniden yakılır. Ancak sürekli değişme ve devinim içinde olan bu evrende sabit kalan bir yön de vardır. Bu sabit kalan yön,
bütün oluşumları yöneten “Logos” tan oluşur. Evrene egemen olan da bu yasadır.
4.
Herakleitos’in bu parçadaki görüşleri aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemektedir?
Aristoteles, varlık felsefesiyle ilgili olarak algılarımızı oluşturan nesnelerin, algılarımızdan bağımsız olmaları gerektiğini söyler. Çünkü ona göre varlık, algılarımızdan oluşmuş
değildir. Tam tersine nesneler var olduğu için algılarımız
oluşmaktadır. O halde algılarımızın konusu olan ve algılarımızdan bağımsız olan nesnel bir evren vardır. Aristoteles’in varlık hakkında bu şekilde özetlenebilecek görüşüne
realizm denir.
A) Varlıkların ilk ana unsuru ve maddesi atomlardır.
Buna göre, realizmin temel savı aşağıdakilerden hangisidir?
B) Varlıkları duyusal alanın dışındaki bir öge oluşturur.
A) İnsan, varlıkların gerçekliğinden şüphe edebilir.
C) Varlıktaki değişim süreklidir ve belli yasalara göre gerçekleşmektedir.
B) Varlıklar, insan düşüncesinden bağımsız olarak vardır.
D) Varlıklar iki unsurun bir araya gelmesiyle oluşur.
D) İnsan bilincinden bağımsız bir varlık düşünülemez.
K
E
Whitehead, varlıkta sürekli bir değişme ve oluş sürecinin
olduğunu savunur. Bu anlayış, varlığın statik bir açıdan ele
alınamayacağını belirtir. Whitehead, canlı bir oluştan ibaret gördüğü doğada, birbirini tamamlayan iki zıt gücün var
olduğunu belirtir. Bunlardan biri yaratıcılık, diğeri ise sürekliliktir.
N
R
Ö
E) İnsan düşündüğü sürece varlığa gerçeklik kazandırır.
5.
B) Doğanın değiştirilmesinde insanın etkisi büyüktür.
C) Varlığı anlamak için doğaya yönelmek gerekir.
“Ben olmayınca bu güller, bu selviler yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok.
Ben düşündükçe var dünya,
Ben yoksam o da yok.”
Verilen şiir varlıkla ilgili hangi görüşle ilgilidir?
Whitehead bu görüşüyle aşağıdaki genellemelerden
hangisini vurgulamıştır?
A) Doğada var olmak için bir varlığa gereksinim yoktur.
R
İ
T
C) Algılarımız sadece soyut olan bir gerçeklikle ilgilidir.
E) Varlıklar zorunlu varlıktan taşma sonucunda oluşmuşlardır.
2.
08
Varlık FelsefesiII
A) Taoizm
B) İdealizm
C) Realizm
D) Materyalizm
E) Nihilizm
D) Doğadaki değişme basitten karmaşığa doğru olur.
E) Doğada dinamik bir oluşum vardır.
3.
Platon’a göre, duyularla algılanan varlıkların asılları idealardır. İdealar, gerçek varlıklardır. Görünen varlıklar ise onların gölgeleridir. Algıladığımız şeylerin kendi başlarına
varlıkları yoktur; onlar asılları sayesinde vardır. İdealar mükemmel, öncesiz sonrasız varlıklardır, değişmezler; onlar
tektir. Görünüşler alemindeki çokluk ve değişme de idealardan gelir.
Platon’un bu görüşüne dayanarak aşağıdakilerden
hangisine ulaşılabilir?
A) Nesneler, idealar aleminden aldıkları pay ölçüsünde
gerçektirler.
B) İnsan hiçbir zaman gerçek varlığa ulaşamaz.
C) Gerçeklik, sürekli bir oluşum ve değişim halindedir.
D) Varlık düşüncesi, tek tek nesnelerin algısından oluşur.
E) Varlık, dış dünyada gerçeklik olarak vardır.
6.
Berkeley’e göre, nesnelerin bilincimiz dışında bağımsız
gerçekliklerinin olduğunu kabullenmek bir çelişkidir. Çünkü
böylesi bir düşünüş, objelerin dünyasını düşünmeden,
hayal etmeden var olduğunu kabul etmek demektir. Aslında, objelerin var olduklarını ne denli düşünürsek düşünelim, incelediklerimiz, kendi düşüncelerimizdir. Gerçek
olan ise sadece algılarımızdır. Sadece algılarımız, varlığın
var olduğunu bize göstermektedir.
Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisi Berkeley’in görüşleriyle çelişir?
A) Yaşadığımız nesnel dünya düşüncelerimizle biçimlenir.
B) Doğru kabul edebileceğimiz tek gerçeklik bilincin gerçekleridir.
C) Nesnelerin bilincine varmadan gerçeklikleri bilinemez.
D) Asıl gerçeklik nesnel dünyada bulunan gerçekliktir.
E) Nesnelerin varlığı bizim algılarımıza bağlı olarak ortaya
konabilir.
08
Varlık FelsefesiII
7.
10.
Aristoteles, evreni açıklamaya çalışan Platon’a oranla,
maddesel olmayan varlıklardan çok, duyularımızla tanıyabildiğimiz somut dünyaya önem vermiştir. Platon’un idealarının, maddesel dünyadan apayrı ve uzak gerçekler
olduğunu; somut maddesel dünyayı gerektiği gibi açıklayamadıklarını ileri sürer. Ayrıca Aristoteles, somut duyular
dünyasını soyutlayarak gereksiz bir idealar dünyasının varlığını kabul etmenin bilgi edinmeyi de güçleştirdiğini savunmuştur.
Buna göre, Aristoteles Platon’un varlık hakkındaki
hangi görüşünü kabul etmemektedir?
A) Var olan her şey nesnel gerçeklikten ibarettir.
Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
B) Evren, birbirinden farklı iki temel ögeden oluşmuştur.
A) Her varlık başka bir varlığın değişimiyle ortaya çıkar.
C) Doğada var olan değişim, değişmeyen bir gerçeklikten
kaynaklanmaktadır.
B) Varlığın var olup olmadığını bilmek mümkün değildir.
C) Varlık yapıca farklı iki unsurdan meydana gelmiştir.
D) İdealar maddi dünyadan ayrı gereksiz soyutlamalardır.
C) Realizm
D) Materyalizm
11.
Körfez Yayınları
N
R
Ö
Demokritos’un bu görüşleri, aşağıdaki felsefi akımlardan hangisiyle ilgilidir?
B) Rasyonalizm
E) Varlık maddenin değişimiyle varlığa gelmiştir.
K
E
Demokritos, herhangi bir deneysel doğrulama imkanı olmaksızın bugünkü atom anlayışının ilk şeklini ortaya atmıştır. Ona göre, var olan bir şey sonsuza kadar
bölünemez. Çünkü, sonsuza kadar bölünen ve bir sıfır değerine inecek olan parçacıkların ne kadarını biraraya getirirsek getirelim, herhangi bir bütün oluşturamayız.
Dolayısıyla bu bölünmenin bir yerde durması gerekir. Kendisinden daha ileri bir bölünmenin mümkün olmadığı bu bölünemeyen parçacıklar, yani atomlar, tüm varlıkların
yapısını oluşturmaktadır.
A) İdealizm
Fenomen, bir şeyin açığa çıkması demektir. Varlık kendisini fenomenlerle gösterir. Fenomenler, bir bakıma işaretlerdir ve belli bir düzen içerisindedir. Bu düzen, varlığın bir
ön koşuludur. Sözgelimi boşluğa bırakılan bir taşın düşmesi
bir fenomendir. Ama düşme olayının gerisinde “yer çekimi”
determinasyonu(neden-sonuç ilişkisi) yer alır.
Varlık felsefesindeki en önemli problemlerden birisi de “varlığın ne olduğu” problemidir. Varlık nedir? sorusuna kimi filozoflar “Varlık, düşüncenin ürünüdür.”, kimileri ise “Varlık,
maddedir.” diye cevap verirken; varlığın var olup-olmadığına ilişkin verilen cevaplardan biri ise “Varlık, yoktur.” görüşüdür.
Parçada görüşleri verilen yaklaşımlar aşağıdakilerden
hangisinde sırasıyla belirtilmiştir?
A) Realizm, Materyalizm, Rasyonalizm
B) Realizm, İdealizm, Nihilizm
C) Fenomenoloji, Pozitivizm, Septisizm
D) İdealizm, Materyalizm, Nihilizm
E) İdealizm, Pozitivizm, Realizm
E) Nihilizm
9.
R
İ
T
D) Varlık ideaların yansımasıyla ortaya çıkmıştır.
E) İdealar gördüğümüz nesnelerin aslı olan soyut gerçekliklerdir.
8.
Descartes, maddenin niteliklerini açıklamak için bal mumu
örneği verir. “Ben duyu verilerimle bir bal mumunun rengini,
kokusunu, ağırlığını, algılarım ama bu duyu verilerinin tümü
değişkendir, benim bilincimde bulunurlar, bal mumunu bal
mumu yapan şey bunların hiçbiri değildir. Çünkü bal mumu,
ateşe tutttuğum zaman erir ve ilk duyumlarımla elde ettiğim tüm veriler değişir; ama bal mumunun değişmeyen değiştiremediğim bir niteliği vardır. Bu nitelik, bal mumunun
kapladığı yerdir. Bunun gibi ruhun niteliği düşünmedir, maddenin niteliği yer kaplamadır. Madde düşünemez, ruh da
yer kaplayamaz.
12.
Bu parçada fenomenin aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Fenomenler değişen metafiziksel ögelerdir.
B) Fenomenler varlığın görünen yüzüdür.
Empedokles, varlıkların özünde bir tek ana madde olduğu
görüşüne katılmıyordu. Çünkü ona göre, ne su, ne de hava
tek başına bir güle ya da kelebeğe dönüşebilir. Bunu bir
ressamın resim yapmasıyla karşılaştırabiliriz. Örneğin ressam sadece kırmızı renk kullanırsa, yeşil ağaçlar çizemez.
Oysa sarı, kırmızı, mavi ve siyah renkleri kullandığında
renkleri farklı oranlarda karıştırabileceği için yüzlerce değişik renk elde edebilir. Bu nedenle Empedokles’in, doğanın
kökleri olarak toprak, hava, ateş ve suyu seçmesi bir rastlantı değildir.
Empedokles’in bu parçadaki görüşlerine dayanarak
aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
C) Fenomenler bilimsel bilgilerin sınırını belirler.
A) Varlıkların kökeninde birçok temel öge vardır.
D) Fenomenler kendi içinde tutarlıdır.
B) Varlıkların oluşumu tek bir ana maddeyle açıklanabilir.
E) Fenomenler doğa olayları ile açıklanmalıdır.
C) Varlıklarların özündeki çokluk karışıklığa neden olur.
D) Varlıkları bir tek unsurla açıklamak bilimle uyuşur.
E) Varlığın çeşitliliği tek bir ana maddeyle açıklanabilir.
Test 07 CA
1.E
2.A
3.C
4.E
5.D
6.B
7.A
8.D
9.B
10.C
11.E
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
09
Ahlak Felsefesi: Kavram ve Soruları
Ahlâklılık, farklı seçenekler karşısında tercihte bulunabilme
olanağına sahip olmayı gerektirir. Eğer insan eylemleriyle ilgili her şey, önceden belirlenmiş olsaydı ahlâklılık söz konusu olamazdı. Ahlâki özne iyi ile kötü, değerli ile değersiz
olan karşısında kendi isteklerine dayanarak bir seçim yapamadığında, ahlâki bir eylemden söz edilemez. Çünkü eylemlerine özgürce ve kendi seçimleriyle karar veremeyen
bir kimsenin bu eylemlerinin sonuçlarını üstlenebilmesi
mümkün değildir.
4.
Ahlâki yargılar bireyden bireye değişen yargılardır. İyi ve
kötü, doğru ve yanlış gibi değerleri dile getiren yargılardır.
Burada ahlaki yargının neye göre iyi, neye göre kötü olduğu sorunu da bu yargıların içindedir. “İyi, insanın insan
olma değerlerine uygun, yaşadığı topluma yararlı ve değerli olandır.” tümcesi de bu değişkenliğe işaret etmektedir.
Buna göre “iyi” ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
Bu parça ahlak felsefesinin temel sorularından hangisine cevap niteliği taşımaktadır?
A) Ahlâki açıdan süreklilik gösteren davranışlar iyi kabul
edilmelidir.
A) Birey ahlaki eylemde bulunurken özgür müdür?
B) Davranışsal anlamda iyinin ölçütü bireye ve yaşanılan
topluma göre değişir.
B) Herkes için geçerli evrensel bir ahlak yasası var mıdır?
D) Ahlakın kaynağı nedir?
R
İ
T
C) İyi, bütün sorumluluklarını bireyin yüklendiği davranışın temel özelliğidir.
C) Mutlak iyiye ulaşmak mümkün müdür?
D) Toplumsal etkilerden uzak şekilde ortaya konan her
davranış iyidir.
K
E
E) Ahlaki eylemin bir amacı var mıdır?
E) İyi, iradenin özgür bir biçimde ortaya koyduğu davranışlarda görülür.
2.
N
R
Ö
Tek başına yaşayan bir insanın ahlâkından söz etmek olanaklı mıdır? Örneğin Robinson Crusoe’nu yaptığı davranışların ahlâki olup olmadığını söyleyebilir miyiz? Yanına
Cuma isimli kişi gelene kadar, tek başına toplum oluşturamayan Crusoe’nun yaptıklarıyla ahlâklı olup olmadığı sorgulanamaz.
5.
Özgürlük, kişinin kendi kendini belirlemesi, denetlemesi,
yönlendirmesi ve düzenlemesidir. Kişinin hiçbir dış baskının
etkisinde kalmadan ve zorlanmadan, kendi öznel isteğiyle,
bilinçli bir davranışta bulunmasıdır.
Buna göre özgürlükle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Kişinin istemli olarak nitelendirilen seçimidir.
A) Ahlaki eylem irade ile seçilerek yapılan davranıştır.
B) Bireyin bütün arzularını gerçekleştirmesidir.
B) Özgürlük olmazsa ahlaklılıktan söz edilemez.
C) Rasyonel ve bilerek yapılan davranışlardır.
C) Ahlâki durum sosyal ortam için geçerlidir.
D) Herhangi bir etki altında kalmama durumudur.
D) Bilgelik, ahlâklı olmayı ve davranmayı gerektirir.
E) Kişinin kendi davranışlarını kontrol altına almasıdır.
E) Ahlaki tâvır için toplumsal yapıya gerek yoktur.
3.
Bir davranışta bulunduğumuzda, onun sonuçlarına katlanmayı göz önüne almalıyız. Örneğin, otobüste yaşlı ve hasta
bir insana yer verebilir veya vermeyebiliriz. Yer verdiğimiz
taktirde yaşlı insan teşekkür ederek bizi onurlandırır; yer
vermediğimiz taktirde yaşlı adamın veya otobüste bulunan
başka bir insanın ikazını göze almışızdır. Yer verme veya
vermeme sonucunda ortaya çıkacak durumu kabul etmişizdir.
Yukarıdaki parçada verilen durum ahlak felsefesinin
hangi temel kavramıyla ilgilidir?
A) Özgürlük
B) Erdem
C) Vicdan
D) Ahlâki karar
E) Sorumluluk
6.
Bir filozofa göre, vicdanın kendine seslenmesi sonucu birey
kendi varlığını fark ederek, kendisinde kendi var oluşunu
açığa çıkartır. Bireyin kendisine yönelmesi onun diğer bireylerden farklı olduğunu ortaya çıkarır. Vicdanın çağrısını
duymayan insanlar ise, kendi bireyselliğini değil, başkalarını takip eden veya başkalarına özenen varlıklar durumuna
gelirler.
Bu parçaya göre, vicdan bireyde aşağıdakilerden hangisini oluşturmaktadır?
A) Sorumluluk duygusunu
B) Bencil duyguların körelmesini
C) Kendi varlığının farkına varmasını
D) Diğer insanlara özenti duymasını
E) Düşüncelerinin özgürleşmesini
09
Ahlak Felsefesi: Kavram ve Soruları
7.
10.
Erdemli insanların genellikle erdemli olmaya ait özelliklere
sahip olmaları, hem düşünce, hem de davranış olarak aynı
hedeflere yönelmiş olmaları beklenir. Ancak insanın her
zaman için ahlâki olarak düşündüğü iyileri davranışa dönüştürme olanağı olmayabilir. Örneğin işinden atılırsa ailesini
geçindiremeyeceğinden korkan bir kişi, işyerindeki şefinin
bir hatasını patronuna bildiremeyebilir. Ancak bireyin erdemli olabilmesi için, olumsuz davranışları onaylamaması
kadar, davranışlarında olumsuz özelliklere yer vermemesi
de gerekir.
Farklı toplumlardaki insanların doğru ve yanlışla ilgili olarak farklı alışkanlık ve farklı düşüncelere sahip olmaları, hiç
tartışmasız doğrudur. Bu konudaki görüşlerde kayda değer
bir çalışma olsa dahi, hangi eylemlerin doğru hangi eylemlerin de yanlış olduğu konusunda bir uzlaşma bulunmamaktadır. Ahlaki görüşlerin çağdan çağa ve bir yerden
diğerine nasıl değiştiğini dikkate alırsak, mutlak hiçbir ahlaki olgunun bulunmadığını, fakat bunun yerine ahlaklılığın
içinde yetişmiş olduğumuz topluma göre olduğunu düşünmek çok doğru olabilir.
Bu parçada erdemli olmanın aşağıdaki özelliklerinden
hangisi vurgulanmaktadır?
Bu parçada aşağıdaki yargılardan hangisi eleştirilmektedir?
A) Düşünce eylem uyumunun zorunlu olması
A) Toplumdan bağımsız bir siyasi irade yıkılmaya mahkumdur.
B) Birey için sadece duygusal önem taşıması
B) Bireysel hareketlerin meşruiyeti ahlâki normlardandır.
C) Bireyin ve çevresinin mutlu olmasını sağlaması
D) Evrensel olarak belli ilkelere uygun olması
C) Yaşadığı toplumdan etkilenmeden bir ahlâki eylemde
bulunmak mümkün değildir.
E) Erdeme ait özelliklere içten bağlı kalması
D) Tüm insanlar için geçerli ahlâki normlar vardır.
R
İ
T
E) Ahlâki eylemlerin temelinde değer yargıları bulunur.
K
E
“Felsefe açısından ahlâk” deyimi, ahlâkın, hem felsefeden
bağımsız bir alan olduğunu, hem de felsefeye konu olabilen bir disiplin olduğunu göstermektedir. Felsefeden bağımsız bir alan olarak ahlâk, “insanların toplum içindeki
davranışlarını ve birbiriyle olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla başvurulan kurallar sistemi” dir.
N
R
Ö
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Ahlâk felsefesi ahlakı nesnel olarak ele alan disiplindir.
11.
J.J. Roussea’ya göre “İnsan özgür doğar, oysa her yerde
zincirlere vurulmuştur. İnsanın zincirlerinden kurtulması için
onu zincirleyen yasaların olmaması gerekir.”
Buna göre Rousseau ahlâk felsefesiyle ilgili hangi soruya cevap vermiştir?
Körfez Yayınları
8.
A) Kişi vicdanı karşısında evrensel ahlâk yasası var
mıdır?
B) İnsan neye karşı ahlâklıdır?
B) Ahlâk kurallarının temelinde hukuksal esaslar yatar.
C) Ahlaki yargıların niteliği nedir?
C) Ahlâk, felsefe açısından insanı ve eylemlerini konu alır.
D) Ahlaki eylemin amacı nedir?
D) Sosyal ilişkileri düzenleyici ahlâk kuralları yoktur.
E) Evrensel ahlâk yasasının nitelikleri nelerdir?
E) Sosyal yaşamı düzenleme yönüyle ahlâk, felsefeden
ayrılır.
9.
İnsanlar sahip oldukları her türlü duygu ve düşünceyi davranışa dönüştürmek isteyebilirler. Ancak toplumda var olan
kurallar ve değerler nedeniyle bunu yapamazlar. Çünkü ahlaki değerler her insanın istediği gibi davranmasını değil,
tüm bireylerin hiçbir zarar görmeden, belli ilkeler çerçevesinde iyiye yönelip, mutlu olmasını amaçlar. Bu nedenle hiçbir insan, toplum içinde istediği her şeyi yapamamaktan
dolayı tepki gösteremez.
12.
I. İktidar kaynağını nereden alır?
II. Egemenliğin kullanılış biçimleri nelerdir?
III. Bireyin temel hakları nelerdir?
IV. Birey, davranışta bulunurken özgür müdür?
V. Sorumluluk, iyi ve kötü, erdem nedir?
Bu parçada ahlaki değerlerin hangi özelliğine değinilmiştir?
Yukarıdaki sorulardan hangilerine ahlâk felsefesi cevap
arar?
A) Akıl ilkelerine dayalı olma
A) I, II, III
B) III, IV, V
D) IV, V
B) Toplumdan topluma değişme
C) III, IV
E) I, III
C) Evrensel olarak paylaşılma
D) Toplumsal faydaya öncelik verme
E) Sınırsız özgürlük tanıma
Test 08 CA
1.C
2.E
3.A
4.B
5.B
6.D
7.E
8.D
9.B
10.C
11.D
12.A
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
10
Ahlak Felsefesi: Evrensel AhlakI
Sartre’a göre, özgürlük başıboşluk ya da keyfilik değildir.
İnsan ahlaki değer yaratırken başkalarını da hesaba katmak zorundadır. Çünkü onlarla bu dünyayı paylaşmaktadır.
Özgürlük ancak sorumluluk yüklendiği zaman olanaklı olur.
Tüm davranışlarının sorumluluğunu üzerine alan birey,
özgür olabilir.
4.
Sartre’a göre, özgür olmanın koşulu aşağıdakilerden
hangisidir?
Bireyselliği temel alan anarşist ahlâk öğretisi; devlet ve yasalar olmadan, insanların daha iyi yaşayabileceğini öne
sürer. Devlet ve yasalar, insan davranışlarını kısıtlayan ve
belirleyen etken olarak, karşı çıkılması ve yıkılması gereken
olgulardır. İnsan kendini, yasasız ve devletsiz bir ortamda
daha iyi gerçekleştirebilir. Sınırsızlık, düzensizlik ve devletsizlik içindeki davranışlar daha yaratıcı ve değerlidir.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi anarşizmin
görüşlerine ters düşer?
A) Evrensel değerleri kabullenme
R
İ
T
A) Devlet, insanın kendini gerçekleştirmesini kısıtlar.
B) Eylemlerinin sorumluluğunu yüklenme
B) Mutluluk çoğunluğun faydasını gözetmekle gerçekleşir.
C) Genel-geçer doğruları kabullenme
C) İnsan kuralsız ortamda kendini daha iyi ifade ederler.
D) Tüm sorumluluklardan kurtulma
D) Yasalar ahlâksızlığı ortaya çıkardığı için kötüdür.
E) Ahlâki kural ve ilkelere uyma
E) Yasalar olmadan insanlar daha iyi yaşayabilir.
2.
K
E
Epiküros insanların acıdan ve korkudan kurtulmalarını sağlamak için dostluk ocakları kurmuştur. Bu yerler Epiküros’ün materyalist felsefesini benimseyenlerin bir araya
geldikleri yerlerdir. Bu yerlerdeki kişilerin yaşamlarını belirleyen en yüce erdem dostluktur. Dostluk tek tek insanları
birbirine bağlayan ana değerdir.
N
R
Ö
5.
Buna göre, evrensel ahlâk yasasının olmayışı aşağıdaki yargılardan hangisine bağlanmıştır?
Bu parçaya göre Epiküros, korkunun ve acının ortadan
kaldırılmasında aşağıdakilerden hangisinin etkili
olduğunu savunmaktadır?
A) Bireysel yaşam sürmenin
B) Eylemlerde ölçülü olmanın
C) Ölümü sık sık hatıra getirmenin
3.
İnsanın doğuştan getirdiği hiçbir iyi ya da kötü değer yoktur. Tüm değerleri insan kendisi bulmak ya da oluşturmak
zorundadır. Öyleyse her insan göreceli ahlâk yasalarına
ulaşacaktır. Yani insanlar kendi özlerini kendileri belirledikleri için evrensel bir ahlâk sistemi olamaz.
A) İnsanoğlunun toplumun yararına olacak davranışlar
gerçekleştirmeyi amaçlamasına
B) İnsanların her durumda çıkarlarını düşünmesine
C) İnsanların değerlerini kendsinin oluşturmak zorunda olmasına
D) Toplumsal kurallara uymanın
D) Ahlak yasalarının bireyin özgürlük alanını genişletmesine
E) Toplumsal dayanışmanın
E) Her insanın hazlarının peşinde koşmasına
Kişinin kendini temele alarak yaptığı davranışların ahlâki
bir değere sahip olduğunu iddia eden bir görüşe göre; diğerlerinin çıkarları değil de, yalnızca tek kişinin öznel istek
ve çıkarları en değerli olan ilkeyi vermektedir. Kendi iyiliğini
ön planda tutan bu anlayış evrensel bir ahlak yasasını ve
değerlerini kabul etmez. Ahlâki davranış bir yasaya göre
değil, kişinin davranışlarından çıkacak kendi iyiliğine göre
olacaktır.
Bu parçada savunulan ahlâk görüşü aşağıdakilerden
hangisidir?
6.
Thomas Hobbes’a göre, insanı yönlendiren ve harekete geçiren iki önemli güdü vardır. Bunlardan biri “kendini sevme”
diğeri ise “kendini koruma” güdüsüdür. Her şeyde olduğu
gibi ahlâkta da egemen olan unsur bu iki güdüden kaynaklanan “çıkar”dır.
Hobbes’un bu düşünceleri, felsefe tarihinde hangi görüşün temsilcisi olduğunun göstergesidir?
A) Anarşizm
B) Hedonizm
A) Egoist ahlâk görüşü
C) Materyalizm
B) Hazcı ahlak görüşü
D) Egoizm
C) Anarşist ahlak görüşü
E) Egzistansiyalizm
D) Nihilist ahlak görüşü
E) Ödevci ahlak görüşü
10
Ahlak Felsefesi: Evrensel AhlakI
7.
10.
Bir Hintli’nin ahlak anlayışı bir Amerikalı’dan, bir Türk’ün
ahlak anlayışı bir Japon’unkinden farklıdır. Bir matadorun
boğayı öldürmesi bir İspanyol için başarı göstergesi olurken, bir İsveçli için tiksindirici olabilir. Ancak bu İsveçli’nin
ahlâki bakımdan doğru, İspanyol’un da yanlış düşündüğünü göstermez. Çünkü, ahlâki göreceliğe göre ahlâki değerler özneldir.
Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A) Bütün insanların kabul edeceği bir ahlak yasası vardır.
Değerlerin öznel olduğunu savunanlar, varlıklara yüklenilen değerlerle, onların gerçekten nesnel olan nitelikleri arasında bir ayrım yaparlar. Örneğin, bir cismin ağırlığı ve şekli
bütün insanlar için aynıdır. Buna karşılık bu cismin altın olduğunu düşünelim. Onun Aztekler ile İspanyollar için aynı
değere sahip olmadığı tarihsel olarak bilinen bir gerçektir.
Ayrıca çölde susuz kalan biri için su, ormanda karanlıkta
kalan biri için ateş çok değerlidir. Buna karşılık aynı şeylerin normal koşullarda hiç de aynı değere sahip oldukları
söylenemez.
Buradan hareketle değerlerin aşağıdaki özelliklerden
hangisine sahip olduğu söylenebilir?
B) Toplumlar arasındaki etkileşim en sonunda ahlaki bütünlüğü sağlar.
A) Bireysel ihtiyaçlardan bağımsız olma
C) Bütün insanlar için geçerli nesnel ahlak ölçütü yoktur.
B) Açıklanamaz özelliklere sahip olma
D) Bütün toplumlar için ahlak evrensel özelliklere sahiptir.
C) Kişiye, topluma ve zamana göre farklı olma
E) Ahlaki ilkeler bütün dünyada geçerli kabul edilir.
D) Belirli varlık ve olaylarla ilgili olma
R
İ
T
E) Bireyin davranışlarıyla uyumlu olma
K
E
Bencillik ahlâkında başkalarının çıkarları değil de, yalnızca
tek kişinin öznel istek ve yararı en değerli olan ilkeyi vermektedir. Kendi iyiliğini ön planda tutan bu ahlâk anlayışı,
evrensel bir ahlâk yasasını kabul etmez. Ahlâki davranış bir
yaşama göre değil, kişinin davranışlarından çıkacak kendi
iyiliğine göre olacaktır. Tek kişinin yararını ön planda tutan
sonuç önemlidir. Diğer bütün şeyler bu sonuca yardım ettiği
sürece değerlidir.
N
R
Ö
Bu parçaya göre, bencillik ahlâkı aşağıdakilerden hangisini temele almaktadır?
A) Kişinin çıkarını
B) Ölçülü davranmayı
C) Toplumun yararını
D) Bilgi sahibi olmayı
E) Tutkuları dizginlemeyi
9.
11.
Körfez Yayınları
8.
C) Panteizm
D) Nihilizm
A) İnsanların aldıkları hazlar kendi içlerinde sınıflandırılmalıdır.
B) İnsan mutluluğa ancak acılardan ve sıkıntılardan kaçarak ulaşabilir.
D) Manevi hazlar, maddi hazlardan daha değerli ve önemlidirler.
E) İnsanlar mutlu olmak için kendilerini korkutan faktörleri
reddetmelidirler.
12.
yargısının ifade ettiği felsefi yaklaşım aşağıdakilerden
hangisidir?
B) Entüisyonizm
Buna göre Epiküros, aşağıdaki düşüncelerden hangisini savunmaktadır?
C) Gerçek mutluluğa ulaşabilmek için bedensel hazlara
önem verilmelidir.
“Kişi vicdanı karışısında evrensel ahlâk yasası yoktur.”
A) İdealizm
Epiküros’a göre, okumanın, anlamanın ve öğrenmenin vereceği haz, nitelik ve yoğunluk bakımından başka hiçbir
hazla karşılaştırılamaz. Bu hazlar bedenin hazlarından çok
daha büyük, önemli ve yoğundurlar. İnsan ruhu şu andaki
hazları ve acıları anımsar, gelecekteki haz ve acıları öngörebilir.
E) Kritisizm
Sartre, insanlar için bir tek ahlaki kuralın olduğunu söyler:
“Kendi kendinizi seçin.” İnsan kendi kendini seçebildiği için
sorumludur. O halde Sartre, her insanın sorumluluğunu
kendi omuzlarına yüklemektedir. Ona göre, ne davranışlarımızı belirleyen güvenilir duygular, ne de önceden belirlenmiş ahlâki prensipler vardır. İnsanlar kendi seçimleriyle
bireysel ve toplumsal değerleri yaratır.
Bu parçada Sartre, ahlâk felsefesindeki hangi kavramın önemini vurgulamaktadır?
A) İyi - kötü
B) Vicdan
C) Ödev
D) Erdem
E) Özgürlük
Test 09 CA
1.A
2.C
3.E
4.B
5.B
6.C
7.A
8.E
9.D
10.D
11.A
12.D
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
11
Ahlak Felsefesi: Evrensel AhlakII
Bentham’a göre, insan yalnız yaşayamaz. Başkaları onu
kendi eylemleriyle birlikte yaşamaya yöneltir, adetâ onu zorlar. Onun bu aşamadan sonra yapması gereken, diğer insanların eylemlerinin kendi iyiliğine olmasına çalışmaktır.
Bunun için elinde yalnız bir araç vardır: Kendi eylemlerinin
de onların iyiliğine olmasına çalışmak ve böylece onların
iyiliğini kazanmak.
4.
Buna göre, insan ahlâki eylemde bulunurken aşağıdaki
durumlardan hangisini dikkate almalıdır?
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Dünyaya atılmış olduğu için kendi kendisini belirlemelidir.
R
İ
T
A) Yapılan davranışın ödeve uygunluğu mutluluk getirmesine bağlıdır.
B) Her türlü ahlâki kurala karşı savaşmalı, onların dışında
kalmaya çalışmalıdır.
B) Ödeve uygun davranış, aşırı uçlar arasında bulunan
doğru ortadır.
C) Her eyleminde olabildiğince çok sayıda insanın yararını göz önüne almalıdır.
D) Sezgilerine dayanarak hareket etmelidir.
“İnsanların yaptıkları bazı davranışlar sonuç olarak ödeve
uygun olabilir ama bu onların ahlâk yasalarına uyduğunu
göstermez. Örneğin, bir bakkalın bütün müşterilerine aynı
fiyatı uygulaması ödeve uygun bir davranıştır. Böylece bakkal herkese dürüst davranmış olur. Ancak önemli olan, bakkalın bunu hangi niyetle yaptığıdır. Belki bakkal herkese eşit
davranıyor, çünkü çıkarının öyle gerektirdiğine inanıyordur.
Yani eylemin ödeve uygunluğu belli bir eğilimden geliyor
olabilir.”
C) Davranışın ahlaki olması için önemli olan, özgür bir biçimde belirlenmesidir.
K
E
E) Doğru bilgisine dayanarak iyi eylemde bulunmalıdır.
D) Ahlâklı insan olmak için gerçekleştirilen her davranış
erdemlidir.
E) Ödeve uygun olan, ancak çıkara yönelik davranışlar
ahlâki değildir.
2.
N
R
Ö
Sokrates, ahlâklı olma ile bilgili olma arasındaki paralelliğe
dikkat çekmiştir. “Ahlâklı davranış, bilgili olmakla mümkündür.” diyen Sokrates, hiç kimsenin bilerek kötülük yapmayacağını ileri sürer. Bu nedenle eğitime çok büyük bir görev
düşmektedir. Çünkü ahlâklı davranışlar, erdemler ve değerler insanlara öğretilebilir. Eğer erdemler öğretilebilirse,
ahlâklı insan sayısı çoğalır.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) İnsan, yaşadığı koşullara göre davranışta bulunmalıdır.
B) Birey, yaptığı davranışın sonuçlarını dikkate almalıdır.
C) Tüm insanlar için geçerli olan ahlâki değerler yoktur.
D) Ahlâki davranışlar ve değerler bireylere kazandırılmalıdır.
E) Toplum için, kötü davranışlar cezalandırılmalıdır.
3.
Mill, yararcılığı ve ahlakiliği: “büyük mutluluk ilkesi”ne bağlıdır sözü ile açıklar. Bu ilkeye göre bir eylem mümkün olan
en fazla sayıda insana, en fazla mutluluk getirmelidir. Bunu
yaparken çocuk veya yetişkin, zengin veya yoksul aynı değerde kabul edilmelidir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Bir davranış ne kadar çok kişiye yarar sağlıyorsa o
kadar ahlâklıdır.
B) Bir davranıştan fayda sağlamada bütün insanlar eşittir.
C) Ahlaki eylemin amacı toplumsal yarardır.
D) Bir eylemin ahlakiliği daha çok kişiye mutluluk ile sağlanır.
E) Ahlaki eylemlerde faydalı olmak ancak sezgisel bir
yolla gerçekleşir.
5.
İnsanın mutluluğa erişmesi, erdemli olmasına bağlıdır. Mutluluğun ve erdemin kaynağı olan haz, her zaman iyidir.
İnsan duygularını özgürce yaşayarak insanlaşır. Bunun için
yaşadığımız sürece yaşamdan zevk almasını bilmeliyiz.
Fakat yaşamdan haz almak, hazzın kölesi olmakla değil,
efendisi olmakla olanaklıdır. Buna göre insan kendi yönünü
ve doğrultusunu seçerek, aşırılığa kaçmadan haz duymalı
ve duygularına egemen olarak yaşamalıdır.
Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisini
desteklemektedir?
A) Yaşamın zorlamalarına karşı tek çıkış yolu, arzularımıza duyarsız kalmaktır.
B) İnsan gerektiğinde hiç duraksamadan ölümü seçerek
hazları engellemelidir.
C) Erdemli olmak Tanrı’yı bilmeye ve buyruklarına uygun
davranmaya bağlıdır.
D) İnsanların erdemliliğinin koşulu, hazları dengeli ve ölçülü yaşamalarıdır.
E) Erdeme ulaşmak için hazdan kaçınmalı ve gereksinimleri dışlamalıdır.
11
Ahlak Felsefesi: Evrensel AhlakII
6.
9.
“Sonuççu” terimi bir eylemin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu,
eylemi gerçekleştiren kişinin niyetleriyle değil, eylemin sonuçlarıyla yargılayan ahlâk kuramlarını betimlemek için kullanılır. Kant’ın yalan söyleme eyleminin sonunda ortaya
çıkabilecek, olası olumlu sonuçlara rağmen; yalan söylemenin, ahlâken her zaman yanlış olduğunu savunmasına
karşın, bir sonuççu yalan söyleme eylemini olması beklenen sonuçlarıyla yargılar.
Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisi sonuççu
ahlak anlayışının görüşlerini yansıtmaktadır?
A) Ahlâk felsefesinin görevi, insanın mutluluğunu sorgulamak olmalıdır.
A) Nedenleri ne olursa olsun önemli olan bir davranışın
getirdiği sonuçlardır.
B) Mutluluğu yakalamak, insanın kendi varlığının farkına
varmasıyla geçekleşir.
B) Sonucu düşünmek davranışın ahlâkiliğine gölge düşürür.
C) Bir eylemi değerli yapan sonucu değil amacıdır.
C) Mutluluğa ulaşmak iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırmakla
sağlanır.
D) İnsanlar yaptıkları davranışların sonucuna göre hareket
etmemelidirler.
D) İnsanın kendi hedefini gerçekleştirmesi onun mutlu olmasına yetmez.
E) Hiçbir çıkar beklemeden yapılan eylemler iyidir.
E) Evrenin amacını anlayan insan, mutlu olmanın da yolunu bulmuş sayılır.
R
İ
T
K
E
Descartes’a göre, istek ve arzularının kölesi olan insan
ancak gelip geçici olan hazlara erişir; böyle hazların hemen
arkasından da acı ve tiksinti gelir. Oysa iradesiyle bedenine
egemen olan kimse, gerçekten değerli olan şeylere yönelip bunların açık ve seçik bilgisine erişeceği için mutluluğa
da ulaşır.
N
R
Ö
Buna göre, Descartes’ın ahlâk anlayışındaki temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) İçgüdüler insanı mutluluğa en kısa sürede ulaştırır.
B) Mutluluk iradeyi kontrol edip gerçek değerli olana yönelmektir.
Körfez Yayınları
7.
Farabi’ye göre, insanı anlamak, evreni anlamak demektir.
Çünkü insan evrenin bir parçası durumundadır. İnsan parçadan bütüne ulaşmak ister. Bütünlük, mutluluğun kendisinden başka bir şey değildir. Ahlâk felsefesinin amacı,
insanın mutluluğu yakalaması için ona yol göstermektir. Bilgiyi, iyiyi ve faydayı aramak, insanın kendisini ve varlığını
aramasıdır.
C) İnsan, acıdan kaçarak ve hazzı arayarak mutluluğa ulaşalabilir.
D) İnsan, elinde olanı ve olmayanı bilip ona göre davranmalıdır.
10.
E) Mutluluk, zevkli yaşamın hem başlangıcı hem de sonucudur.
8.
Aristoteles’e göre mutluluk, aşırı uçlardan kaçınmaya ve
ılımlı davranmaya bağlıdır. Örneğin, korkaklık ve gözü karalık iki aşırı uçtur, asıl olması gereken ise cesarettir. Aynı
şekilde savurganlık ve cimrilik iki aşırı uçtur. Bunların alternatifi cömertliktir. Bu yönüyle Aristoteles ahlâk kuramında
daha empirist, daha az nesnelci, daha az haz düşmanıdır.
Platon’a göre adalet, doğruluk, haklılık vb. erdemler gerçek
anlamda idealar dünyasında vardır. Bu nedenle değerler
değişmez ve evrenseldir. Peki niçin insanlar farklı değerlere ve yasalara göre ahlâki davranışta bulunmaktadır?
Çünkü onlar aklın ve bilginin onlara gösterdiği doğrultuda
değil, maddenin veya bilgisizliğin egemenliği içinde davranmaktadırlar. İnsanlar yeterli bilgi sahibi olurlarsa, değerlerin nesnel, evrensel ve mutlak olduklarını
göreceklerdir.
Platon, bu sözleriyle aşağıdakilerden hangisini vurgulamaktadır?
A) Değerlerin insanlar arası bir uzlaşma sonucu elde edildiklerini
Buna göre Aristoteles aşağıdaki yargılardan hangisini
ahlâk görüşüne dayanak olarak kabul etmektedir?
B) Değerlerin zaman ve mekan boyutu içinde değişebileceğini
A) İnsanın mutlu olması orta yolu izlemesine bağlıdır.
C) İnsanların farklı değerlere ve yasalara göre ahlâki davranışta bulunduklarını
B) Mutluluğun biricik kaynağı ulaşabilen hazlardır.
D) Bilgiye sahip olmayan insanların bile ahlâki davranışta
bulunabileceğini
C) Mutluluk, sade ve basit bir şekilde yaşamaya bağlıdır.
D) Mutluluk, ancak ahlaklı insan olmaya bağlıdır.
E) Değerlerin göreceli ve değişken olmayıp, evrensel olduğunu
E) Mutluluk, dış etkilere kayıtsız kalmayı öğrenmektir.
Test 10 CA
1.B
2.E
3.A
4.B
5.C
6.D
7.C
8.A
9.D
10.C
11.D
12.E
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
12
Sanat Felsefesi: Konusu
Sanat felsefesi, özelde sanat eserleriyle ilgili ortaya çıkan
problemlerin çözümüyle ilgilenir; yalnızca sanata ve sanattaki güzelliğe yönelir. Estetik ise, insan tarafından yapılmış
olan ya da doğada bulunan tüm güzel şeylere yönelir. Bizim
güzel diye nitelediğimiz bu şeylerle ilgili deneyimlerimizde
ve yargımızda söz konusu olan değerleri, tarzları, tavırları
analiz eder. Bu nedenle sanat felsefesinin kavram ve problemleri bir anlamda estetiğin de ana kavram ve problemleridir.
4.
Buna göre, sanat felsefesi ve estetikle ilgili aşağıdaki
sonuçlardan hangisine ulaşılamaz?
Sanat, yaşamımızda ne gibi bir rol oynuyor ki, ona kendine
özgü bir güç veya bir haz kaynağı olarak bakıyoruz hiç düşündünüz mü? Çünkü sanatta, edindiğimiz tecrübeleri canlandırıp onları çekici bir hale getiren sanatçı vardır. Örneğin
şair, heykeltraş, ressam olaylara ve nesnelere öyle şekiller
verirler ki, göz duraklamak zorunda kalır ve bakmaktan
zevk alır; kulak sadece dinlemek ister; zihnimiz faydacılıktan uzaklaşıp, keşfetmenin, merak ve hayret etmenin hazzını tadar. Bütün bu zevkleri yaşamımıza kazandıran sanat
ve sanatçılardır.
R
İ
T
Bu parçadan hareketle aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) Estetiğin inceleme alanı sanat felsefesinin inceleme
alanından daha geniştir.
A) Sanat insanların hayal dünyalarını açığa çıkarmalarını
sağlayan bir etkinliktir.
B) Estetik her türlü güzeli analiz eder.
B) Sanat, insanların yaşamlarındaki olay ve nesnelerden
haz almasına sağlar.
C) Sanat felsefesi, estetiğin içinde kısıtlı bir alanı inceler.
D) Her ikiside güzele ve güzel olana yönelir.
C) Doğadaki düzensizlikleri farketmeyi sanat sayesinde
öğreniriz.
K
E
E) Her ikiside yalnızca sanat eserlerindeki güzelliği inceler.
D) Eserine doğadaki mükemmeli yansıtan sanatçı bundan
büyük bir haz alır.
E) Duyu organları sanat eserinden çok, doğal varlıklardaki
güzellikten haz alır.
N
R
Ö
2.
Doğa, her şeyi ile güzeldir. Ama bu güzelliği tümüyle sergileyebilecek nitelikteki koşulların çoğunlukla elde edilemediği de bir gerçektir. Şöyle ki, doğa, güzelliğini sıradan bir
bakıştan gizlemektedir ve doğanın her halini, ancak sanat
gereği gibi dile getirilebilmektedir.
Bu parçada yer alan görüşler aşağıdaki yargılardan
hangisini desteklemektedir?
A) Sanat eseri doğadaki mükemmelliği aynen yansıtır.
B) Güzellik herhangi bir araçla ifade edilemez.
C) Sanatçı, doğayı resmederken duygularını da kullanır.
D) Doğadaki güzellik ancak sanat yoluyla ifade edilebilmektedir.
E) Sanat eseri doğadaki güzelliğin öznel bir yansımasıdır.
3.
Doğadaki güzellik, insandan bağımsız olarak var olan bir
güzelliktir. Buna karşın sanattaki güzellik insanın yaratıcılığının bir sonucu olarak, sonradan ortaya çıkan bir güzelliktir. Bu çerçeve içinde, filozofların çok büyük bir bölümü,
sanat güzelliğini doğa güzelliğinden üstün tutar. Hatta bazıları bu konuda daha ileri giderek, doğal güzelliği kavramanın ancak sanat güzelliği yoluyla ve sanatta yetiştikten
sonra olanaklı olduğunu öne sürer.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılamaz?
5.
İnsanlık tarihine bakıldığında, sanatın ilk örnekleri, konser
salonlarında veya sergilerde değil, tarım alanlarında veya
savaş meydanlarında aranmalıdır. Çünkü insanoğlu tehlikelerle dolu ve güvenilmez bir dünyada, güzel yaşamasını
öğrenmeden ve güzeli üretme derdine düşmeden önce, yaşamasını ve varlığını korumasını öğrenmek zorundadıydı.
Bu aşamadan sonra insanlık, çalışıp yapmak zorunda olduğu nesnelere faydasız bir güzellik, gereksiz de olsa çekici bir süs eklemeye olanak bulabildi. Sadece çömlekler,
yazıtlar, silahlar yapmakla kalmadı, onlara güzellik katmaya
da çalıştı.
Bu parçadan hareketle sanatla ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) Değeri, çağları aşan etkileme özelliğinden kaynaklanır.
A) Güzellik evrendeki her şeyi besleyen bir güçtür.
B) İnsan yaşamının bazı alanında kendini gösterir.
B) Doğada bulunan güzellik insan eseri değildir.
C) İnsanın temel gereksinimleri karşılandıktan sonra ortaya çıkmıştır.
C) Sanat güzelliğinin temelinde insanın yaratıcılığı vardır.
D) Bazı filozoflara göre sanat güzelliği her şeyin üstündedir.
E) Doğadaki güzellik sadece sanatla kavranabilir.
D) Tarihin her döneminde varlık gösteren bir etkinliktir.
E) İnsanların, yaşadıkları duyguları somutlaştırmıştır.
12
Sanat Felsefesi: Konusu
6.
9.
Güneşin batması, sıradan bir insan için akşam olduğunu
düşündürürken, bir fizikçiye, güzel ve çirkin kavramlarının
ötesinde bu doğa olayının fiziksel çözümlemelerini hatırlatır. Güneşin batması ancak bir sanatçının gözünde güzeldir. Çünkü güzel denilen şey, bizim dışımızdaki varlıkları
düşünme, onları tanımlama tarzıdır. Dolayısıyla, bunun farkına varmamız iyi bir sanat eğitimi almakla mümkündür.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılamaz?
A) Doğa olaylarındaki güzellik her insan tarafından farkedilir.
B) Güzeli farkedebilmek için özel bir eğitim almak gerekir.
C) Doğa olayları karşısında insanların düşünceleri birbirinden farklıdır
D) Güzellik insandan bağımsız değil, onu algılayabilene
bağlıdır.
E) Doğa olaylarındaki güzellik ancak sanatçı tarafından
farkedilir.
Tarih boyunca her toplum, sanattan bir şeyler beklemiş ve
sanatçının bu beklentileri yerine getirmesini adeta zorunlu
kılmıştır. Örneğin, bazı filozoflar, sanatın ahlâka hizmet etmesini istemiş ve sanat eserlerinin ahlâki bir içerik taşımasını, onu değerli saymanın ilk koşulu olarak ileri
sürmüşlerdir. Kimi filozoflar ve toplumlar için ise sanat bir
özgürlük alanı olmuş, kimileri içinse bir kaçış, gerçek hayattan bir kopuş olarak görülmüştür.
Bu parçadaki bilgilere dayanarak aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) Bazı toplumlar sanata, gereken önemi göstermemişlerdir.
B) Sanattan her çağda ve toplumda farklı işlevleri yerine
getirmesi beklenmiştir.
C) Sanat ve sanaçı, toplumun ihtiyaçlarını gidermediğinden dışlanmıştır.
R
İ
T
D) Sanatın işlevi geçmişten günümüze doğru azalmıştır.
E) Bir çağdaki sanat anlayışı, kendinden sonraki çağın
sanat anlayışına ışık tutmuştur.
K
E
Biz nesnelere bakarak onlara, bize ait bazı nitelikler yükleriz. Kendimizdeki duygu, düşünce ve coşkularla özdeşleştiririz. “Azgın deniz”, “ Çoşkun nehir” deriz. Oysa ne deniz
azgındır, ne de nehir çoşkundur. Nesneleri duygu, düşünce
ve coşkularımızla birleştiririz. Onları bize ait bir takım niteliklerle yaşarız. Yıkık bir sütun karşısında duyduğumuz
eziklik sütuna değil, bize aittir.
N
R
Ö
Bu parçada estetik yargıların hangi yönü vurgulanmaktadır?
A) Doğal nesnelerin sanata yansıtılmasına dayandığı
B) Nesnel bir beğeniye dayandığı
C) Bilimin yargılarından farklı olduğu
10.
Körfez Yayınları
7.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Estetik yargıların kaynağı ahlâksal yargılardır.
B) Olumsuz olaylar estetik değerler taşımaz.
C) Estetik ve ahlaki yargılar birbirinden farklı olabilir.
D) Özdeşleşme ve nesneye nitelik yüklemeyle oluştuğu
D) Estetik ve etik yargılar insanda aynı duyguları uyandırır.
E) Nesnenin içindeki niteliklerden kaynaklandığı
8.
E) Estetik, ahlâk kadar, ahlâk da estetik kadar değerli bir
etkinliktir.
Baumgarten, duyusal algıya dayanan bilgiyi bulanık ve karmaşık bir bilgi olarak görür ve bu bilginin mükemmelliğini
araştıracak olan alana da “Estetik” adını verir. Estetiğe
göre, duyusal bilginin mükemmelliği “güzellik”tir.
11.
Parçaya göre, estetikle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Doğa güzellikten ve mükemmellikten yoksundur.
B) Amacı sanat eserlerinin öznelliğini açığa çıkarmaktır.
B) Doğa ve sanattaki güzellik birbiriyle özdeştir.
C) Duyusal bilginin mükemmelliğini araştırır.
C) Sanattaki güzellik doğadaki güzelliğe bağlıdır.
D) Doğal olanla sanatçının duygusuna dayalı ortaya çıkan
eserleri karşılaştırır.
D) Güzellik sanat eserinde değil, doğada aranmalıdır.
E) Doğa güzelliği ve sanat güzelliği birbirinden farklıdır.
E) Duyusal algıya dayalı bilgiyi bulanıklaştırır.
1.C
2.D
3.E
Picasso, “Hiç doğal bir sanat eseri görmüş olan var mıdır?
Bilmek isterdim. İki ayrı şey olan doğa ile sanat aynı şey
olamaz. Biz sanat yoluyla, nesnelerde doğal durumda bulunmayan şeyi dile getiriyoruz.” demiştir.
Picasso bu sözleriyle aşağıdakilerden hangisini vurgulamaktadır?
A) Suje ile obje arasındaki ilişkiyi nesnel alarak inceler.
Test 11 CA
Şiddet filmlerinin insanlar, özellikle çocuklar üzerinde son
derece olumsuz etkiler bıraktığını ve bundan dolayı bu tür
filmlerin çevrilmemesi gerektiğini söyleyen birine, bu filmleri savunan biri “önemli olanın şiddetin ahlaksal sonucu
değil, estetik görünümü” olduğunu söylemiştir. Buna bir
başka örnek olarak da Neron’un Roma’yı yaktırdığı zaman,
ondan şiiri için çıkardığı esini gösterebiliriz.
4.E
5.D
6.A
7.B
8.A
9.B
10.E
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
13
Sanat Felsefesi: Sanat
Sanatı taklit olarak tanımlayan görüşün karşısında yer alan
yaratma kuramına göre; sanatçı, sanatını özgür bir yaratımla ortaya koyar. Çünkü doğada düzensizlik, ve mükemmelsizlik vardır. Eğer böyle bir düzensizliğin taklidi yapılırsa,
bu estetik bir değer taşımaz. Bu nedenle sanatçı, hayal
gücü sayesinde mükemmeli düşünmelidir. Sanatçının mükemmeli hayal gücüyle kavraması, onu yaptığı bir eserle
ifade etmesi sanatı ortaya çıkarır.
4.
Bu parçada savunulan yaratma kuramına göre sanat
aşağıdakilerden hangisi olarak tanımlanabilir?
Sanat eserlerinin çekiciliği duyusal olmalarından ileri gelmektedir. Bir eseri izlerken, sanki eşyanın cana yakın ve
yoğunlaşmış yüzeyine dalıp gideriz. Bir natürmortu güzel
yapan kompozisyonudur. Ama bizi duraklatan, tablodaki
meyvanın sarısı, yaprağın yeşili, gökyüzünün mavisidir.
Duyu organlarının getirdiği şeylerle vücut adeta canlanır.
Çevremizdekilere alışıp donuklaşan gözler bir tabloya bakarken yeniden keskinleşir, kulaklarımız adeta müziğin sesine dikkat kesilir.
Bu parçaya dayanarak sanatla ilgili aşağıdaki yargıların
hangisine ulaşılabilir?
R
İ
T
A) Sanaçının hayal gücüyle bir anlatım ortaya koyması.
A) Sanat, nesneleri daha dikkatli olarak algılamayı ve var
olanlara farklı bir şekilde yönelmeyi sağlar.
B) Sanatçının renk, ses ve biçimlerle oyun oynaması.
C) Sanatçının idealar evreninde gördüklerini yansıtması.
B) Sanat insanı alışılmış olanın içine hapseden ve doğadaki yerini etkisizleştiren bir faaliyettir.
D) İnsanlardaki ortak duyguların açığa çıkarılması.
E) Doğadaki güzelliğin eserde yansıtılması.
C) Sanat, var olan her şeyi taklit etmeyi ve doğanın akışını
seyredip, ona duygusal olarak bağlanmayı gerektirir.
K
E
D) Sanatın amacı, varlıkları olduğu gibi betimlemek ve insanın beğenisine sunmak olmalıdır.
2.
E) Sanat, sanatçının duygularını yansıtmak için şekil, renk
ve seslerle bilinçsizce oynamasıdır.
Sanat, gelip geçici görüntülerle ilgilenmez. Sanat gelip geçici görüntülerde ebedileştirilmeye layık olanı yakalama, sıradan bir bakış tarafından fark edilmeyen gizli uyumları
açığa çıkarma arzusunun ürünüdür. Görünüş bakımından
çok çeşitli olan olayları birkaç denklemde yoğunlaştıran,
karmaşık görüneni, basit olana indirgeyen bir bilimsel
kuram bu özelliğiyle bir sanat eseri olarak görülebilir.
N
R
Ö
Bu parçada yer verilen görüş aşağıdaki ifadelerden
hangisi ile paralellik göstermektedir?
A) Gündelik yaşamdaki basit görüntülerin, anlaşılabilir bir
kopyasını yapmak sanatsal bir etkinliktir.
B) Bir nesneyi sanat eseri olarak değerlendirmek, onun
gündelik hayattaki kalıcığıyla ilgilidir.
C) Görünen ile görünmeyen arasındaki farkı belirlemede
sanatsal bakış açısı ön plandadır.
D) Sanat sıradan olanın içinde, farkedilmeyeni yakalama
çabasının ürünüdür.
E) Bir şeyin sanat eseri sayılabilmesi öznelliği yakalayabilmesiyle orantılıdır.
3.
Sanat eserinde duygular bir takım ölçülü kalıplara dökülerek daha derin ve daha zengin bir görünüşte açığa çıkarılmıştır. Bu duygulara günlük hayatın gereklerinin pek az
olanak tanıdığı bir düzen verilmiştir. Tatlı ve başı boş hayallerimiz, ölçülü ve mantıklı bir düzen altına alınmıştır.
5.
Sanatın ve sanatçının en belirgin özelliklerinden birisi; dünyayı ve yaşamı yeni, akla gelmedik kalıplar içerisinde görmeyi öğretmektir. Örneğin, bir ressamın hayalindekiler
hiçbir yerde bulunmayan, üstelik bu dünyadaki nesnelerin
çoğundan daha güzel olan şeylerdir. Çünkü o ressamın
hayal dünyası, çevremizde gördüklerimizden çok farklı
renkler, şekiller ve olaylarla doludur.
Bu parçadaki bilgiler sanat ve sanatçıyla ilgili olarak
aşağıdaki özelliklerden hangisini vurgulamaktadır?
A) Var olanlara karşı farklı ve yeni bir bakış açısı kazandırmak
Bu parçada sanat eserinin aşağıdaki özelliklerinden
hangisi vurgulanmaktadır?
B) Çıkar gözetmeden, sadece estetik haz için eserler üretmek
A) Doğal bir ürün olmayıp, insan eseri olma
C) Doğadaki varlık ve olayları gerçeğe uygun şekilde yansıtmak
B) Herhangi bir çıkar kaygısı taşımama
C) Biçim ve içerik bakımından özgün olma
D) İnsanlarda estetik hazlar uyandırma
E) Belli bir ölçü ve düzenlilik taşıma
D) Çevremizdeki varlık ve olayları bütün olarak algılamayı
sağlamak
E) Akıl dışı ve anlaşılmaz içeriğe sahip eserler ortaya koymak
13
Sanat Felsefesi: Sanat
6.
9.
“Bir ressamın tablosunda, doğadaki nesneleri ve renkleri
aynen bulmak mümkün müdür?” Aslında bu soruya olumsuz yanıt vermek daha doğrudur. Çünkü tabiatta bulunmayan göz kamaştırıcı bir renk, resimde yer alabilir. Hiçbir
manzarada bulunmayan bir çizgi kompozisyonu, bu manzarayı gerçek olmaktan uzaklaştırsa bile sanat değeri bakımından daha üstün bir hale getirebilir. Bir tablodaki
orantıların kusursuz olması için bazen doğayı bozmak gerekebilir.
Bu parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden
hangisidir?
Buna göre, sanat eseriyle ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisi söylenebilir?
A) Sanatçı, alımlayıcılar tarafından eserinde ortaya konulanla değerlendirilmelidir.
A) Doğadaki güzelliğin devamı niteliğindedir.
B) Sanatçı tarafından ortaya konulan her ürün sanat eseri
olma niteliği taşımayabilir.
B) Sanatçının zihinsel tasarımlarından bağımsızdır.
C) İnsanlar sanata değil, daha çok sanatçıya değer verirler.
C) Biçim ve içerik bakımından bir değer taşır.
D) Her sanatçı, sanatının anlaşılabilir olmasına özel önem verir.
D) İçinde doğal gerçekliği olmayan ögeler barındırabilir.
E) Sanatçı, ürünlerinde toplumsal nitelikleri dışlayan bir
biçim kullanır.
E) Doğayı aslına uygun bir şekilde yansıtmalıdır.
7.
Sanatçı, yapıtını oluştururken neredeyse ortadan çekilmekte, belki de yapıtının arkasına gizlenmektedir. Sanatta
önemli olan, ise sanatçının bize yansıttığı kişiliğin ya da
duygunun bize uygun olup olmaması değil, gerçekliğe uyup
uymamasıdır. Bu nedenle izleyiciler sanatçıdan çok sanatını değerlendirmelidir.
Platon’a göre, sanatçı yaptığı sanat eserleriyle ideaları
veya onların yansıması olan görünüşler evrenindeki nesneleri taklit eder. Eğer sanatçı, asıl gerçeklik olan ideaları
değil de, onların yansıması olan nesneleri kopyalarsa sanat
eseri güzel olmaz. Kopyanın kopyası olan sanat eseri güzel
değildir. Eğer sanatçı doğrudan ideaların kopyasını veya
taklidini yaparsa, o zaman eserleri güzellik kazanır. Platon’a
göre sadece ideaları bilen ve anlayan sanatçılar güzel
sanat eserleri üretebilirler.
10.
R
İ
T
Aristoteles, sanatı iyi anlamak için onun doğayla karşılaştırılmasının gerektiğini belirtir. Sanat, insan zekâsının kendi
amacına göre doğayı işlemesidir. Bu durumdan, yaşam, uygarlık ve zekanın birbiriyle ilişkili olduğu sonucu çıkar. Zeka,
insanlık tarihinin erken dönemlerinde ilkel davranışın yerini
almaya başlarken: sanat, doğaya yön ve şekil vermeye başlamıştır. Böylece doğal olarak uygarlık da yavaş yavaş ortaya çıkmıştır.
K
E
A) Doğadaki nesnelerin gerçekçi bir taklidini yapmalıdır.
B) Doğada olmayan mükemmelliği eserinde yaratmalıdır.
Aristoteles’in bu görüşüne göre sanat nedir?
Körfez Yayınları
N
R
Ö
Platon’un bu parçadaki düşüncelerine göre sanatçı
eserine güzellik kazandırmak için aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A) Düşünürün anlamlı olanı araştırmasıdır.
B) İdeal olanın yaratılmasıdır.
C) Düşüncenin düşsel tasarımlarıdır.
D) Zekanın doğal olanları işlemesidir.
C) Elindeki malzemeler yardımıyla renkler ve biçimlerle
oynamalıdır.
E) Güzel ideasının dayanağıdır.
D) Aklıyla idealar alemine yönelip, onların kopyasını yapmalıdır.
E) Duygularını zenginleştirip eserine yansıtmalıdır.
8.
Schiller’e göre sanat ile oyun arasındaki benzerlik şudur:
Her ikisinin de amacı kendisindedir, her ikisi de fayda peşinde koşmaz, insanı günlük korku ve baskılardan kurtarır
ve özgürlük dünyasına götürür. İnsan oyun oynadığı zaman
tam anlamıyla özgür olduğunu hisseder ve ancak oynadığı
zaman tam insandır. Böylece görünüşün ve oyunun neşeli
ülkesinde hem fiziksel hem ahlaki zorlamadan kurtularak
özgür olur.
11.
Taklit edilerek ortaya konulmuş bir nesne ya da fabrikada
seri olarak üretilen ve birbirinin eşi olan birçok ürün güzel
olsa da sanat eseri sayılmaz. Bu anlamda Adnan Saygun’un “Yunus Emre Oratoryosu” ya da Mehmet Akif Ersoy’un “İstiklal Marşı” birer sanat eseridir.
Bu parçada sanat eserinin daha çok hangi özelliği üzerinde durulmaktadır?
Parçadan ulaşılacak sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nesneleri taklit etme
A) Sanat ile oyun arasında benzerlik yoktur.
C) Yoğun bir duyguya dayanma
B) Oyun olarak sanat insanın özgürlüğünü baskılar.
D) Çıkara dayalı olmama
C) Oyunu ancak sanatçı oynayabilir.
E) Hakikate ulaşmaya çalışma
B) Orijinal ve biricik olma
D) Sanat ve oyun insanı özgürleştirir.
E) Özgürlük sanat ile oyun arasındaki benzerliğe dayanır.
Test 12 CA
1.E
2.D
3.A
4.B
5.C
6.A
7.D
8.C
9.B
10.C
11.E
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
Bir şeyi estetik olarak değerli kılan öge, kendi özelliklerinden kaynaklanmıyorsa bu anlayışa öznelci sanat kuramı
denir. Örneğin, bir kişi “Bu resim güzeldir.” dediğinde, o
resme estetik bir değer vermiş olmaktadır. Bu değer öznelci
yaklaşımla ortaya çıkmıştır. Burada güzeli belirleyen ölçüt,
nesnenin kendi özelliği veya niteliği değil, öznenin nesneye
bakış açısıdır.
4.
Bilimin yargıları herkes için nesnel ve genel geçer yargılardır. Oysa estetik yargılar, bizim bir resimden ya da doğal
görünümden haz alma durumumuzu dile getiren öznel yargılardır. Çünkü birimizin güzel bulduğunu bir başkası çirkin
olarak değerlendirebilir. O halde estetik yargılar beğeni yargılarıdır. Zihnin bilgi edinme yetisinden farklıdır.
Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Buna göre, estetik değerle ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisi söylenebilir?
A) Olanı, olduğu gibi anlatan ve gösteren yargılardır.
A) Estetik tavır, zihin yetisinden farklı olarak kişilere göre
değişen bir yetiye dayanır.
B) Bireyin, var olanlar hakkındaki öznel beğenisini yansıtan ifadelerdir.
B) Sanat etkinliği, bilimsel bir tavır ile değerlendirilemez.
R
İ
T
C) Sanata ilişkin değerlendirmeler mutlak değildir.
C) Doğayı, kişisel beğeninin dışında algılamayı sağlamaktır.
D) Bilimin ortaya koyduğu gerçekler sanatı destekler.
D) Bireye fayda ve haz veren özel değerlerdir.
E) Sanat, öznel ruh halinin ürünü olarak ortaya çıkar.
K
E
E) Sanat eserinin kendi içinde bir uyum ve düzen taşımasıdır.
2.
14
Sanat Felsefesi: Problemler
Her durumda nesneleri güzelleştiren bizim bakışımızdır.
Kendiliğinden güzel olan ya da kendi kendine güzelleşmiş
nesne yoktur. Bakışımızla farklılaşan bir nesne, nesne olmaktan çıkmaksızın estetikleşmiştir. Bu nesne dış dünyada
bir vazo, bir kalem, bir çiçek demeti; iç dünyada bir anı, bir
duygu veya bir izlenim olabilir. Sanatçı nesneyi estetikleştiren kişidir. Bir nesneyi estetikleştirmek her şeyden önce
ona uygun bir biçim, insani bir anlam kazandırmaktır.
N
R
Ö
5.
Kant’a göre “Çiçek güzeldir.” yargısı kişisel duyguya dayanır. Ancak bu yargı sahibi, kimsenin başka türlü bir kanıda
olmasını istemez. Bu duygu, o kişinin özel bir duygusu
değil, herkeste bulunan ortak bir duygudur. Deneyden gelmez, fakat herkesin aynı estetik yargıda birleşmesi gerektiğini belirtir.
Buna göre, estetik yargılarla ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılamaz?
A) Tüm insanlar için ortak, estetik yargılar yoktur.
A) Nesnelere güzellik kazandıran şey insanın yorumudur.
B) Estetik yargılar, bireyin kendi beğenisini yansıtır.
B) Nesneler kendi başlarına farklı nitelik kazanamazlar.
C) Estetik yargıların temelinde ortak duygular vardır.
C) İnsanın yorumuyla estetikleşen nesne, nesneliğini kaybetmez.
D) Estetik yargılar topluma, zamana, kişiye göre değişir.
E) Estetik yargıların amacı “güzel olanı” bulmaktır.
D) Nesnenin estetikleşmesi için insandan bağımsız olması gerekir.
E) Nesnenin estetikleşmesi dış veya iç dünyada olabilir.
3.
Bir şeyin güzelliğini seyrettiğimiz zaman, onun neye yarayacağını, parçalarının nasıl olduğunu pek düşünmeyiz. Bir
eserin iyilik ve yararından önce güzelliğini fark ederiz. Yani
güzellik duyusu iyilik ve yararlılıktan önce gelir. Örneğin, bir
müzik eserinin öncelikle hoş tonları fark edilir.
6.
Her beğeninin, her zevkin geçerli olduğunu dile getirmek,
her beğeninin haklı ve kabul edilebilir olduğunu söylemek,
bizi gerçekte bir kuşkuculuğa, bir değer ve beğeni karmaşasına götürür. Çünkü beğenilerin tartışalamayacağını söylemek, bir değer anarşisinden başka bir şey değildir.
Yukarıdaki parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan
hangisine ulaşılabilir?
Bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisi savunulmaktadır?
A) Bir eserin önce güzelliği farkedilir.
A) Ortak estetik yargılar vardır.
B) İyilikler güzelse, değer bulur.
B) Estetik beğeniler görecelidir.
C) Her güzel aynı zamanda iyidir.
C) Ortak estetik yargılar yoktur.
D) İyi ile güzel bir bütündür.
E) İyi olan her şey güzel, güzel olan her şey iyidir.
D) Estetik yargılar zorlayıcıdır.
E) Beğeniler öznel bir niteliğe sahiptir.
14
Sanat Felsefesi: Problemler
7.
10.
Platon’a göre, tek tek güzel diye adlandırdığımız duyu nesneleri, aslında güzel idaeasından pay aldıkları için güzeldir. Mükemmel güzel ancak ideadır. İdea ise düşünsel ve
akılsal olandır. Bu nedenle insanlar nesnel değer ve yargılara ancak onların ideasına ulaşarak sahip olabilirler. Bir
çiçek veya bir tablonun güzelliği ideasından aldığı pay oranındadır. Asıl güzellik, hiçbir zaman değişmeyen gerçeklik
olan, güzel ideasıdır. Akıl sahibi her varlık için güzel ideası
ortaktır.
Bu parçada Platon, daha çok aşağıdakilerden hangisini
söz konusu etmektedir?
Her alanda olmasa bile bazı sanat dallarında doğruluktan
söz edilebilir. Örneğin, bazı resimler doğada bulunan bir
nesneyi gerçeğine uygun şekilde taklit eder veya yansıtırlar. Rönesans ressamlarının başlıca kaygılarının da bu olduğu söylenebilir. Onlara göre bir ressam doğada bulunan
bir nesneyi ne derece aslına uygun yansıtırsa o kadar başarılı olurdu. Ancak doğaya uygunluk sanatın ayırt edici tek
özelliği olmamalıdır. Eğer sadece doğaya uygunluk sanatın
ayırdedici bir özelliği olsaydı fotoğrafçılık en değerli sanat
olurdu.
Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Güzellik ile iyi arasındaki ilişkinin niteliğini
A) Doğruluk, sadece bilgi kuramıyla ilgili bir kavramdır.
B) Güzellik tanımlarının birbirleriyle farklılıklarını
B) Nesneye uygunluk, sanat eserine değer kazandıran tek
ölçüt değildir.
C) Sanatları sınıflandırmada kullanılan ölçütleri
D) Estetik yargı anlayışlarının neye bağlı olduğunu
C) Sanat eserine değer kazandıran nitelikler her dönemde
aynıdır.
E) Ortak estetik yargıların olup olmadığını
R
İ
T
D) Fotoğrafçılık, en değerli sanatsal etkinlik alanıdır.
E) Günümüzde santa eserleri, nesnesine uygunluk özelliğini kaybetmiştir.
K
E
−
Aristoteles’e göre güzellik, matematiksel olarak orantılı olandır. Orantılı olmayan şeylere güzel denilemez.
−
Augustinus, güzelliği uyumda görür. Eksiksiz uyum ve
bütünlük Tanrı’dadır. O halde bütün diğer varlıklar güzelliklerini Tanrı’dan alırlar.
N
R
Ö
−
Hegel’de güzellik, mutlak ruhun nesnelerde görünür
hale gelmesidir. Güzel diye, öz ile biçimin uyumuna
denir.
Bu düşünürlerin görüşlerinden hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A) Güzellik her filozofu ilgilendirir.
B) Güzellik, filozoflar tarafından farklı değerlendirilir.
C) Sanat ile güzellik arasında belirgin fark vardır.
11.
Körfez Yayınları
8.
Sanat yapıtı karşısındaki durumumuz bir kavuşma, hatta
bir çakışma durumudur. Yapıtta benzerlerimizi ya da bizimle
ilgili bir takım şeylerin benzerlerini yakalarız. Bu benzerler
bizi açıklar ya da yaşamımızı yorumlar. Bir şiirin bize sunduğu özlem duygusu kendi özlem duygumuza benzer. Her
iki özlem duygusunu birbirinden ayıramayız. Şiirdeki özlem
duygusundan hareketle bizdeki özlem duygusunun özelliklerini ortaya çıkarabiliriz.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Sanat yapıtları gerçek dünyayla uzlaşamazlar.
B) Sanat yapıtları, sanatçının dünyasıyla sınırlıdır.
C) Sanat yapıtlarının temel amacı güzele ulaşmaktır.
D) Sanat yapıtlarının kökeninde duyusal alan vardır.
D) Her güzelliğin doğada bulunması gerekmez.
E) Sanat yapıtları bize duygularımızı farkettirir.
E) Güzelde çıkar gözetilmemelidir.
9.
Güzelliğin öznel olduğunu ileri sürenler olmasına karşın,
güzellik bizden, yani estetik özneden bağımsız olarak vardır. Bu nedenle, nesnenin kendi içindeki biçim ve içerik bütünlüğü özneden bağımsız olarak vardır. Özne burada
sadece bu uyumlu bütünlüğü algılayandır.
12.
Bu parçada verilen bilgilere göre aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
Güzellik anlayışının getirdiği yargılar, algılayanın çirkin
olana tümüyle karşıt bir “beğeni” gücüyle etkilenişinin ürünüdür. Bu bakımdan güzelin ve güzelliğin en üst aşamada
algılanabilmeleri, her iki beğeni türünün de gereğince yorumlanabilmesini mümkün kılacak yargı gücününün, zamanla kazanılmasına bağlıdır.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Güzellik, bireyden kaynaklanan öznel bir yargıdır.
A) Estetik yargıların algılanması belirli bir süreç gerektirir.
B) Güzellik, eserin aslını yansıtmasına göre değişen bir
yargıdır.
B) Güzel kavramı, özneden bağımsız olarak ele alınır.
C) Güzellik, nesnel bir niteliğe sahiptir.
C) Güzellik, öznenin geliştirdiği nesnel bir yargıdır.
D) Güzellik, sadece sanatta anlamını bulan bir yargıdır.
D) Güzellik bir beğeni ürünü olarak görülmemelidir.
E) Güzellik, insan aklının ve duygularının ürünü olan bir
yargıdır.
E) Çirkine yönelik yargılar güzelliğin temellendirilmesinde
kullanılmaz.
Test 13 CA
1.A
2.D
3.E
4.A
5.A
6.D
7.D
8.D
9.A
10.D
11.B
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
I.
15
Din Felsefesi
Bir tanrı vardır fakat insan yaşamına ve evrenin yasalarına müdahale etmez, karışmaz. Tanrı evreni harekete geçirmiş, kendi akışına bırakmıştır; evreni yalnızca izlemektedir. Tanrı evrene aşkın, yani evrenin dışındadır.
3.
Anselmus; Tanrı, “en yetkin varlık” anlamına gelir. Eğer “en
yetkin varlık” gerçekten var olmasaydı “tanrı” kavramı da
var olmazdı. Dolayısıyla “tanrı” kavramına sahipsek tanrının
varlığının kanıtına da sahibiz demektir.
Bu parçada Anselmus din felsefesinin hangi problemine yanıt aramaktadır?
II. Tanrı, insanın bilme gücünü aşar. Tanrının varlığı da
yokluğu da ispat edilemez; görüşüyle hem teizme hem
de ateizme, inanç bakımından aynı mesafede bulunur.
A) Tanrı evren ilişkisi problemi
B) Ruhun ölümsüzlüğü problemi
III. Tanrı olsaydı, depremler, seller gibi doğal felaketlere ve
savaşlarda masum insanların ölmesine izin vermezdi;
görüşünü benimser ve tanrının varlığını inkar eder.
R
İ
T
C) Vahyin imkanı problemi
D) Tanrının varlığı problemi
Tanrının varlığına ilişkin yukarıdaki görüşler sırasıyla
şağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
E) Evrenin yaratılışı problemi
A) Teizm - Agnostisizm - Ateizm
B) Deizm - Agnostisizm - Ateizm
K
E
C) Ateizm - Deizm - Teizm
D) Teizm - Deizm - Ateizm
E) Deizm - Panteizm - Ateizm
N
R
Ö
2.
İnsanlar her dönemde kendilerinden üstün bir varlığa
inanma ihtiyacı içinde olmuşlardır, inandıklarının temelsiz
olduğu gösterilse bile bu ihtiyaçtan dolayı inançlarının eksikliğini kabul etmek istemezler. Mucizelere, doğaüstü güçlere besledikleri sevgi, geleceğe yönelik merakları, umutları
ve korkularını bu dünyanın sınırlarının ötesine taşıma eğilimleri, dinlerin ortaya çıkmasına yol açan başlıca etmenlerdir. İnsanlarda üstün ve yüce bir varlığa inanma
gereksinimi öylesine fazladır ki, herhangi bir inanç sisteminin çökmesi, başka türlü inançların doğuşunu getirmiştir.
4.
Hakkında yeterince kanıt bulunmayan bir şeyi onaylamadır. “İnanıyorum ama emin değilim.” dediğimizde ondan
bahsederiz. Bu kavram, zan ile güçlü kanaat arasındaki
tüm dereceleri karşılar. 7 kere 8’in 56 ettiğine inanmamız
gerekmez çünkü bunu biliriz. Evrende bizden farklı şuurlu
varlıkların olduğuna dair düşüncemiz ise bu türdendir.
Bu parçada anlatılan din felsefesi kavramı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mucize
D) İman
5.
B) Kutsal
C) Vahiy
E) Fıtrat
A) Geçmişten günümüze üstün bir varlığa inanma ihtiyacı
varlığını hep devam ettirmiştir.
Tesadüf, nasıl bu kadar güzel bir dünya yaratabilir? Yaşamın ortaya çıkışını, o inanılmaz karmaşasını, apacık amaçlılığını nasıl açıklayabiliriz tanrıya başvurmadan. Herhangi
bir gezegende bir saat bulsa bir insan, yalnızca doğa yasaları ve tesadüfle açıklayamaz bunu. Çünkü herkes orada
akıllı ve kasıtlı bir eylemin izlerini görür. Rousseau ve Voltaire ise farklı düşünüyor, durumdan şikayet ediyorlardı:
“Saatçi olmadan saat yapılamaz görüşünü; bu nasıl kötü
bir saat ki için de depremler, kasırgalar, afetler, sayısız hastalıklar ve adaletsizlikler barındırıyor! Çok fazla acı, çok
fazla eziyet, çok fazla adaletsizlik diye eleştirmiş ve bir saatçinin olamayacağına ulaşmışlardır.
B) İnsanlar üstün bir varlığa inanma ihtiyacını zamanla yitirmişlerdir.
Bu parçada Tanrının varlığı ile ilgili hangi iki görüş karşılaştırılmıştır?
C) Bir inanç sistemi ortadan kalktığında o insanları bilime
inandırmak kolaylaşır.
A) Deizm - Teizm
D) İnsanlarda inanma ihtiyacı ancak bazı dönemlerde var
olmuştur.
C) Agnostisizm - Teizm
Bu parçadan hareketle aşağıdaki düşüncelerden hangisine ulaşılabilir?
E) İnsanlar inandıklarının yanlış olduğunu ikna edildiklerinde her zaman kabul ederler
B) Ateizm - Panteizm
D) Teizm - Panenteizm
E) Teizm - Ateizm
15
Din Felsefesi
6.
9.
Günümüzde felsefe ne dinin emrindedir ne de dini emri altına alma niyetindedir. Yani felsefe ne din içindir ne de dine
karşıdır. Her ikiside birbirlerini anlamaya çalışan iki bilgi türü
olarak gerekli öneme sahiptir. Bu anlamda felsefe din gerçeğini gözardı etmeden, ona sadece bir problem alanı olarak, felsefi açıdan yaklaşmaya çalışır.
Buna göre aşağıdakilerden hangisinin din felsefesinin
cevap aradığı temel sorular arasında yer aldığı söylenemez?
A) Varlık varmıdır?
Teoloji ve din felsefesi farklı alanlardır. Din felsefesi genel
olarak dinin kavramlarını, anlamını, temel iddialarını ve
insan yaşamındaki yerini, aklın sınırları içinde kalarak açıklamak, sorgulamak ve eleştirmek amacını taşır. Din felsefesi, dinî inançları sorgularken insanları daha inançlı yada
daha inançsız yapmaya çalışmaz. Ayrıca herhangi bir dini
yayma kaygısı taşımadığı için de bütün dinlere eşit uzaklıkta kalır. Böylece tarafsızlığını korumuş olur. Bundan dolayı din felsefesi insan yaşamını düzenleyecek kurallar
koymayı amaçlamaz.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi teolojinin din felsefesinden ayrılan yönü olamaz?
B) Evren nasıl yaratılmıştır?
A) Dini aklın sınırları içinde kalarak açıklaması.
C) Vahiy mümkün müdür?
B) İnananların inançlarını güçlendirmeyi amaçlaması.
D) Ruh var mıdır?
C) İnsan yaşamını düzenleyen kurallar koyması.
E) Tanrı var mıdır?
R
İ
T
D) İnancı temel alması.
E) Dini öğretileri dogmatik olarak kabul etmesi.
K
E
Felsefenin dine bakışı olabildiğince kapsamlı olmak durumundadır. Dinin temel iddialarını açıklamaya çalışırken tek
taraflı yaklaşım sergilemeden karşıt görüşlere de yer vermek gerekir. Örneğin Tanrı'nın varlığı sorununa “Tanrı vardır.” diyen teizmin yanında “Tanrı yoktur.” diyen ateizm ve
“Tanrı bilinemez.” diyen agnostisizme de yer vermek gibi.
N
R
Ö
Bu parçada din felsefesinin dine yaklaşımlarından hangisi anlatılmak istenmiştir?
A) Dini objektif olarak ele alma
B) Din üzerine eleştirel düşünme
C) Dini rasyonel olarak inceleme
D) Dini tutarlı bir şekilde inceleme
E) Din üzerine bütüncül düşünme
8.
10.
Körfez Yayınları
7.
Ortaçağda bilim kilisesinin tekelinde teolojinin buyruğuna
girmişti. Bu ortamda daha sonra ortaya çıkan skolastik felsefe teolojik nitelikli bir metafizik olmaktan başka bir şey
değildir ve dinsel dogmaları ispatlamaya yönelik bir geleneğe dönüşmüştür. 16. ve 17. yüzyıllarda bilimsel atılımları
ölüm cezasıyla sindirmeye yönelen engizisyon bu geleneğin bir aracıydı.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi Ortaçağ düşünme
biçimi için söylenebilir?
A) Gözlem ve deneyimlere dayalı bilgiler değer kazanmıştır.
B) Dogmatik nitelikli bilgiler ön plana çıkmıştır.
C) Bilim adamlarının din adamlarına göre etkisi artmıştır.
D) Teolojinin sınırları daralmıştır.
E) Bilimsel gelişmeler için zemin hazırlanmıştır.
Protagoras’a göre, “Tanrılarla ilgili olarak, onların ne var oldukları ne de var olmadıkları bilinebilir. Çünkü bu konudaki
her hangi bir bilgiye ulaşmak için, tanrının karanlıklığı ve
insan ömrünün kısalığı gibi bir çok engel vardır”.
11.
I.
Din açısından saygıya layık, değerli ve anlamlı olandır.
Tanrı veya Peygamber tarafından değer atfedilen her
şeydir.
II. Her türlü ölçü ve değer üstünde yer alan, en üst noktada bulunan, mutlak, sonsuz, eksiksiz, en güçlü varlık
için kullanılan özelliktir.
Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
A) Panenteizm
B) Teizm
Parçada verilen din felsefesi kavramları sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak sıralanmıştır?
C) Agnostisizm
A) Vahiy - Yüce
D) Deizm
B) İman - Vahiy
E) Ateizm
C) Yüce - İman
D) Kutsal - Yüce
E) Yüce - Kutsal
Test 14 CA
1.B
2.D
3.A
4.D
5.C
6.A
7.E
8.B
9.C
10.B
11.E
12.A
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
2.
Siyaset felsefesi, ilk örneğini Aristoteles’te bulduğumuz siyaset öğretisinin yaptığı gibi, devlet biçimlerini sınıflamaktan, siyasi olguları ve siyasi süreçleri deneysel bir biçimde
betimlemekten, siyasi ideolojileri ele almaktan ibaret değildir. Siyaset bilimi, olanla ilgilidir, siyaset felsefesi ise olması
gereken üzerinde durur.
4.
İnsan yalnızca iyiliğe yönelmiş bir varlık değildir. Çıkarları
çatıştığında, başkalarıyla fikir ayrılığına düştüğünde, o, her
zaman aklının ve vicdanının sesine kulak vermeyebilir. Bu
yüzden toplumsal yaşamda bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyecek ve gerektiğinde gücü kullanacak bir
yapıya ihtiyaç vardır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi siyaset felsefesinin uğraştığı alandır?
Bu parçada siyaset felsefesinin hangi sorusuna cevap
aranmaktadır?
A) Devlet biçimlerini sınıflamak
A) Devlet doğal bir kurum olarak hangi özelliklere sahiptir?
B) Siyasal ideolojileri açıklamak
B) Devletin varlığı ya da bir düzen gerekli midir?
C) Siyasal süreçleri betimlemek
C) İdeal bir devlet yapısına ulaşılabilir mi?
D) İdeal devlet düzenlerini sorgulamak
D) Devlet doğal bir kurum mudur?
E) Siyasal olguları bilimsel yöntemlerle tanımlamak
E) Devletin meşruiyeti neye bağlıdır?
R
İ
T
K
E
Geçmişte siyaset felsefesi, devletin kaynağının, yapısının,
amacının ne olduğu gibi sorularla uğraşmıştır. Günümüzde
ise siyaset felsefesi, özgürlük, eşitlik gibi ideallerin ışığında
birey-devlet ilişkisinin ne olması gerektiği sorusuna cevap
aranmaktadır
N
R
Ö
5.
Çoban seçilen, kurt olursa,
Bekçi, hırsız olursa,
Lider, keyfine uyup halkı unutursa,
Sorunları kim çözecek her şey karışırsa?
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi günümüz siyaset
felsefesinin sorularından biridir?
Bu dörtlükte siyasetin hangi problemi ele alınmıştır?
A) Devlet nasıl bir şekilde tanımlanabilir?
A) Meşruiyetin ölçütünün ne olduğu
B) Devletin oluşmasının temelinde ne vardır?
C) Devletin yapısını oluşturan unsurlar nelerdir?
D) Birey ve devlet ilişkisinin niteliği nasıl olmalıdır?
B) Yönetim biçimlerinin neler olduğu
C) İdeal devlet tasarımının nitelikleri
D) Bireyin temel haklarının kaynağı
E) Yöneticinin niteliklerinin neler olduğu
E) Devletin temel işlevi ne olmalıdır?
3.
16
Siyaset Felsefesi: Konusu
Siyaset felsefesi her şeyden önce bir felsefi yaklaşım gerektirir. Onun asıl amacı, siyasetle ilgili kavramsal çözümlemeler yapmak ve bazı kurallar ortaya koymaktır. Oysa
siyaset bilimi, bir bilimdir ve siyasi olguları inceler. Örneğin
siyaset felsefesi en iyi yönetim şeklinin ne olduğunu ortaya
koymaya çalışırken; siyaset bilimi dünyanın çeşitli ülkelerindeki yasama organlarının nasıl işlediğini araştırır.
Buna göre siyaset felsefesinin, siyaset biliminden ayrılan yönü aşağıdakilerden hangisidir?
6.
“Egemenlik temsil edilemez, aynı nedenden dolayı da devredilemez. Halkın vekilleri onun temsilcileri değildirler, olamazlar da; onlar sadece halkın memurlarıdır; hiçbir konuda
son kararı veremezler. Halkın kendisinin onaylamadığı bir
yasa hükümsüzdür; hatta yasa bile değildir. Ancak halk yalnızca parlamento üyelerini seçerken özgürdür; üyeler seçilir seçilmez, halk onların kölesi haline gelir, bir hiç olur.”
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Var olanla değil, olması gereken durumlarla ilgilenmesi
A) Egemenliğin asıl özelliği, halkın seçtiği kişiler aracılığıyla temsi edilmesidir.
B) Ele aldığı konuları, neden-sonuç ilişkisi içinde açıklaması
B) Doğal yaşamın sona ermesi insanların mutluluğunu da
beraberinde götürmüştür.
C) Toplumların gelişmesine daha büyük katkılarda bulunması
C) Yasaların geçerlilik kazanması için, halk tarafından seçilen vekillerce onaylanması gerekir.
D) İnsana bilgi sağlamakla birlikte, davranışta bulunmaya
yöneltmesi
D) Halkın özgürlüğü kendi temsilcilerini seçmesi ile son
bulur.
E) Her toplumda ve her zaman için geçerli ilkelere ulaşması
E) Egemenliğin halk tarafından kullanımı, toplumu karmaşaya sürükler.
16
Siyaset Felsefesi: Konusu
7.
10.
Bireysel haklar günümüzde sanki devletler tarafından bireye veriliyor gibi görülmektedir. Aslında bireysel haklar sadece insan olmaktan kaynaklanan ve başkasına
devredilemeyen haklardır. Ancak ülkelerin demokratikleşme seviyesine göre tamamen bireyin elinde olan bu haklar, sanki devlet tarafından bireye veriliyormuş gibi
algılanabilir. Günümüzde olması gereken şey, bireysel hakların en iyi şekilde kullanılmasını sağlamak ve onları korumak olmalıdır.
Bu parçadan hareketle sivil toplum örgütleri hakkında
aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Buna göre aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) Her insan bireysel haklardan eşit şekilde yararlanır.
A) Devletin doğrudan denetimi altında meydana gelen yapılanmalardır.
B) Bireysel haklar,insan olmaktan kaynaklanır ve özgürce
kullanılmaktadır.
B) Bireylerin özgür iradeleri ile kurdukları demokratik yapılanmalardır.
C) Toplumlar geliştikçe bireylere sundukları haklar, değişme göstermez.
C) Toplumsal mülkiyet ve eşitliğin vazgeçilmez bir parçasıdırlar.
D) Bireyler, haklarını hiçbir kural tanımadan, sonuna kadar
kullanabilmelidir.
D) Devlet kurumlarının birbiriyle uyum içinde olmasını
sağlarlar.
E) Bireysel hakların ne ölçüde kullanılacağı konusunda
evrensel bir uzlaşı yoktur.
E) Bireylerin yurttaş olma yükümlülüklerini yerine getirmesine yardım ederler.
N
R
Ö
Bu parçada hukuk kurallarının hangi yönü vurgulanmıştır?
A) Var olan durumları açıklamayı amaçladığı
B) Düzeni sağladığı ve yaptırım gücü taşıdığı
C) İnsanların benimsediği nesnel değerler içerdiği
D) Oluştuğu toplumun sosyal yapısından etkilendiği
11.
–
Platon’a göre, devleti oluşturma doğal bir neden vardır, o da insanın kendi kendine yetmemesi ve gereksinimlerini gidermek için başkalarının yardımını
istemesidir. Devletin ödevi, insanların yaşayışlarını kendilerine mutluluk sağlayacak şekilde düzenlemektir.
–
Hobbes’a göre, insanın doğal durumda yaşaması varlığını tehdit eder hale gelmiştir. Bundan dolayı bireyler
biraraya gelerek birtakım haklarını kullanmayı üstün bir
güce devretmişlerdir.
Bu parçada görüşleri belirtilen filozoflar, siyaset felsefesinin hangi sorusuna yanıt vermişlerdir?
A) Sivil toplum ne anlama gelir?
B) Meşruiyetin ölçütü nedir?
E) Uygulamaya yönelik olmayıp, teorik planda kaldığı
9.
R
İ
T
K
E
Hukuk, bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallar bütünüdür. İnsanlara hangi ortamlarda nasıl davranılması gerektiğini
söyleyen,
eylemlerin
sonunda
nelerle
karşılaşacaklarını gösteren alandır. İnsanlar devletin oluşturduğu bu kurallara uymakla yükümlüdür. Her kural toplumsal ilişkilerimizdeki bir açığı kapatmaya yöneliktir.
Körfez Yayınları
8.
Demokratik toplumlarda bireyler, özgürlüklerini rahatça kullanabilmek için örgütlenirler. Bu örgütlenmeler devlet etkinliği ve denetimi dışında, gönüllü bir şekilde bireyler
tarafından meydana getirilir. Bunlar, mesleki örgütler olduğu
gibi, belli düşünceler etrafında meydana gelen örgütler de
olabilir. İşte bireylerin kendi haklarını ve özgürlüklerini savunabilmek için örgütlenmiş, demokratik yapısı olan sivil
toplum örgütleri demokrasinin vazgeçilmez parçası olarak
kabul edilir.
C) İktidar kaynağını nerden alır?
D) Birey - devlet ilişkisi nasıl olmalıdır?
E) Bürokrasiden vazgeçilebilir mi?
İnsan hayatının mutluluğu ancak iyi bir siyasal örgütlenme
içinde söz konusu olabilir. Siyasal örgütlenme sadece bireysel yaşamın korunması ve devam ettirilmesi için değil,
aynı zamanda bireysel yaşamın niteliğinin yükseltilmesi için
de zorunludur.
12.
Fransız kraliçesinin aç ve yoksul olan halkına karşı söylediği “Ekmek yoksa, pasta yesinler.” sözü bir yönetimin, yönettiği halka karşı düştüğü gülünç durumun ve halkıyla ne
derece ilgili olduğunun göstergesidir.
Bu parçaya göre siyaset felsefesinin işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Bu parça, siyaset felsefesinin aşağıdaki sorularından
daha çok hangisiyle ilgilidir?
A) İnsan hayatını belirli alanlarda sınırlama
A) Birey ve devlet ilişkisi nasıl olmalıdır?
B) İnsanla devlet arasındaki ilişkiyi düzenleme
B) Egemenliğin kaynağı nedir?
C) Siyasal örgütlenmenin sınırlarını belirleme
C) Meşruiyetin ölçüsü nedir?
D) İnsan yaşamını koruma, yaşam kalitesini yükseltme
D) İktidar kaynağını nereden alır?
E) Siyasal örgütlenme yoluyla, toplumsal yapıyı koruma
E) En iyi yönetim şekli nedir?
Test 15 CA
1.B
2.A
3.D
4.D
5.E
6.A
7.E
8.C
9.A
10.B
11.D
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
Siyaset Felsefesi: Temel ProblemlerI
Toplumsal yaşamda bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini
düzenleyen ve yaptırım gücü olan kurallara ve yasalara ihtiyaç duyulur. Bu yasaları da uygulayacak ve denetleyecek
bir güç olmalıdır. Bu gücün adı devlettir.
4.
Buna göre, devletin gerekliliğinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsanları olgunlaştırmak ve eğitmek
17
Rousseau’ya göre devletin kaynağı insanın doğasında bulunan özgürlük ve eşitlik duygusudur. Rousseau, insanın
doğal durumdayken tam bir eşitlik içinde mutlu yaşadığını
öne sürer. Ama doğal durum, tarımın başlaması ve mülkiyet kavramının ortaya çıkması ile ortadan kalkmıştır. Doğal
eşitliğin ortadan kalkması da insanları sözleşme yoluyla bir
araya gelmeye zorlamıştır. İşte devlet bu sözleşmenin ürünüdür.
B) Eşitliği ve ortak mülkiyeti sağlamak
Bu parçada J. J. Rousseau devletin ortaya çıkışını aşağıdaki yargılardan hangisine dayandırmaktadır?
C) Dış tehditlere karşı halkı korumak
A) Bireylerin hür iradesini baskı altına almasına.
R
İ
T
B) Bireysel hakların zorla sınırlandırılmasına.
D) Toplumda düzenin devamını sağlamak
C) Bireylerin sözleşmeyle biraraya gelmesine.
E) Üretimi artırıp toplumsal zenginliği sağlamak
D) Bireylerin doğal düzeni devam ettirme arzusuna.
E) Bireysel çıkar ile toplumsal çıkarın çatışmasına.
2.
K
E
Platon’a göre, tek insan bir mikro-organizma olmasına karşılık, devlet bir makro-organizmadır. Tek insan ile devlet
arasında bir benzerlik vardır. Devlette gördüğümüz sosyal
sınıflar, insandaki belli bazı niteliklerin karşılığıdır. Şöyleki:
Devlette gördüğümüz işçi sınıfı, insandaki beslenme güdüsüne; koruyucular sınıfı insandaki irade gücüne karşılık gelmektedir. Yöneticiler ise akıl gücüne karşılıktır.
N
R
Ö
5.
Bu parçada vurgulanan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisini
desteklemektedir?
A) Devlet, insanların doğasında var olan ahlâki değerleri
eğiterek, olgunluk düzeyine çıkartır.
A) Devlet doğal düzenin bir devamı olarak karşımıza çıkmaktadır.
B) Devlet insanlardan meydana gelen yapay bir topluluktur.
Devlet, bireylerin karşılıklı ilişkilerini düzenleyen bir hukuk
sistemine dayanır. Bu düzen içinde bireyler, hayatlarını
güven içinde sürdürürler ve toplumsal, kültürel varlıklarını
yine bu devletin sağladığı güven içinde geliştirirler. Bu nedenle, nerede bir devlet varsa, orada bir toplumsal düzen
vardır.
B) Toplumsal düzenin devamı için devletin varlığı zorunludur.
C) Toplumsallaşmamış bireyler bencil bir şekilde davranırlar.
C) Bireyler arasındaki uzlaşma ve sözleşme devleti meydana getirmiştir.
D) Devlet, insanın özgürlüğünü kısıtlayan ve bu nedenle
insan doğasına aykırı bir kurumdur.
D) Devlet; yasa, ahlâk ve töreler tarafından biçimlendirilen
bir yapıdır.
E) Bireylere ve toplumun bütününe mutluluk sağlayacak
bir devlet düzeni yoktur.
E) Devletin sürekliliği rasyonel amaç ve tutumlarla mümkündür.
3.
Karmaşa ve anarşi durumu, sonuçta herkese doğrudan
doğruya zarar vereceğinden anarşi halinden uzaklaşabilmek için, insanlar, tıpkı bir oyundaki rakip oyuncular gibi,
bir hakeme gereksinim duyarlar. Başka bir deyişle insanlar,
aralarındaki görüş ayrılıklarını çıkar çatışmalarını ortadan
kaldıracak ve herkes için geçerli olan kuralları ortaya koyacak bir otoriteye gerek duyarlar.
Bu parçaya dayanarak ulaşılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
A) Devlet baskıcı bir kurum olduğu için ortadan kaldırılmalıdır.
B) İnsanlar kendi üzerinde bir üst otoriteye ihtiyaç duyarlar.
C) Devlet insanların yaratıcılıklarını köreltir.
D) Toplumsal düzenler sadece güçlüye hizmet eder.
E) Devlet düzeninde güçlüler güçsüzleri ezerler.
6.
Bir yöneticisi olmayan başsız yığınlarda karmaşa durumuna düşülür. Böyle toplumlarda bireyler ve kurumlar arası
ilişkiler düzgün yürüyemez. İnsan hem iyi, hem de kötü
özelliklere sahip bir varlıktır. Sadece vicdanı, onun kötü
davranışlarını engellemeye yetmez. İnsanların hak ve özgürlüklerinin sınırları çizilmezse, herkes birbirine zarar verir
ve kaba güç en etkili unsur halini alır.
Bu parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Bürokrasi, bireysel çıkarlarla, devletin aracısıdır.
B) Devlet sahip olduğu hukuksal temel sayesinde ayakta
kalır.
C) İktidar, hukuki bir temele dayanıyorsa meşrudur.
D) İnsanların birlikte yaşayabilmeleri için düzen gereklidir.
E) İktidar, başkalarının davranışlarını etkileyebilme ve
kontrol edebilmedir.
17
Siyaset Felsefesi: Temel ProblemlerI
7.
10.
T. Hobbes’a göre devlet, insanların uzlaşıp anlaşarak oluşturdukları bir varlıktır. İnsanlar, varlıklarını güvence altına
almak için, birbirlerine söz vererek uzlaşmışlar, sözleşmişlerdir. Devlet, bu sözleşmenin ifadesi olarak doğmuştur.
İnsan bir “ Sosyal sözleşme” ve kendi özgür iradesi ile devleti meydana getirmiştir.
T. Hobbes bu görüşleri ile temelde nasıl bir devlet düşüncesini benimsemiştir?
A) Doğal devlet düşüncesini
Günümüzde her toplumun mutlaka bir siyasi yapılanması
vardır. Çünkü modern insan, her çağda olduğu gibi günümüzde de ihtiyaçlarını en iyi şeklide karşılamak, sahip olduğu birtakım hakları kullanmak ve güvenlik içinde
yaşamak istemektedir. Bu beklentileri gidermek için siyasi
partiler, sivil toplum örgütleri gibi yapılanmaları; seçim, yönetme, yönetilme gibi olanakları oluşturmuştur. Tüm bunlardan dolayı en büyük siyasi örgütlenme olan devlet
günümüz insanlarının en çok ihtiyaç duyduğu bir yapılanmadır.
Bu parçaya göre aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
B) Demokratik devlet düşüncesini
C) Otokratik devlet düşüncesini
A) Toplumda var olan tüm siyasi yapılanmalar, insan gereksinimleriyle doğrudan ilişkilidir.
D) İdeal devlet düşüncesini
E) Yapay devlet düşüncesini
B) İnsanlar, toplumda var olan siyasi örgütlenmelerle
uyuşmazlık gösterilebilirler.
R
İ
T
C) Her toplumun ortaya koyduğu siyasi yapılar birbirinden
farklıdır.
E) Bireyler ihtiyaçları giderilinceye kadar siyasi kurumlara
gereksinim duyarlar.
K
E
Bu parçada devletin aşağıdaki işlevlerinden hangisine
vurgu yapılmaktadır?
N
R
Ö
A) Toplumsal düzeni oluşturup denetlemesi.
B) Özgür düşüncenin teminatı olması.
C) Yöneticileri denetleyerek ideal düzeni kurması.
D) Hukuk kurallarının işlevini belirlemesi.
E) Bireylerin ahlâkça olgunlaşmasını sağlaması.
9.
D) Geçmişten günümüze kadar siyasi kurumların işlevleri
farklılaşmıştır.
İnsanlar toplum içinde başka insanlarla birlikte var oldukları
için birbirleriyle çıkar çatışması içine girerler. Bu durum insanların farklı olmalarından kaynaklanmaktadır. Devlet, burada insanlar arasındaki çıkar çatışmasını önlemek için
insanların davranışlarına müdahale eden, yasalar oluşturarak insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, hukuk kurallarıyla zayıfları koruyan adaletli bir sistem geliştirir. Böylece
devlet toplumsal birliği oluşturarak toplumun devamını sağlar.
Körfez Yayınları
8.
11.
Her devlet sosyal düzeni sağlamak, yönetimi altındaki insanların ihtiyaçlarını karşılamak ve onları geliştirmek için
vardır. Toplumdaki insanların ihtiyaçlarını karşılamayan
veya sorunlarını çözmeyen yönetimlerin devamı olanaklı
değildir. Çünkü devlet ve halk bütünleşmesi, yönetimin
devam etmesinin güvencesidir. Dolayısıyla “halka rağmen
bir yönetim” değil, “halk için yönetim” anlayışı günümüz çağdaş devletlerinin temel prensibidir.
Çağdaş toplumlarda güçlü olmak, haklı olmayı gerektirmediği gibi; herhangi bir hakkı elde etmek için güç kullanmaya
da gerek yoktur. Çünkü çağdaş toplumlarda bireyler ve kurumlar arasındaki ilişkiler belli kurallara dayanmakta ve oluşan sorunlar bu kurallar yardımıyla çözüme kavuşmaktadır.
Toplumdaki her kişiyi ve kurumu kapsayan bu kurallar genel
olarak hukuk kuralları olarak adlandırılır. Hukuk kuralları,
çağdaş bir devletin güç aldığı en büyük dayanaktır.
Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Buna göre, aşağıdaki düşüncelerden hangisi parçadaki
devlet anlayışına uygun düşer?
A) Sosyal düzeni sağlamak için her türlü yola başvurmak
A) Herhangi bir durumun hak olup olmadığını belirlemek
için hukuk kuralları kullanılır.
B) Yönetimin yetersiz olduğu alanlarda halkın desteğini
almak
B) Bireyler arası sorunların çözümünde hukuk kuralları
kullanılır.
C) Yönetimde aksamaların olmaması için bütün yetkileri
elinde bulundurmak
C) Geçmişten günümüze kadar tüm toplumlarda hukuk
kuralları olagelmiştir.
D) Belirli durumlarda yöneticilerin görüşlerini halkın görüşlerinden üstün tutmak
D) Hukuk kuralları çağdaş toplumların güç aldığı en büyük
dayanaktır.
E) Yönetimi altındaki insanların her türlü gereksinimlerini
karşılamak
E) Hukuk kurallarına uymak, devletin devamlılığını sağlayan bir etkendir.
Test 16 CA
1.D
2.D
3.A
4.B
5.E
6.D
7.B
8.B
9.D
10.B
11.C
12.A
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
Siyaset Felsefesi: Temel ProblemlerII
Bazı düşünürler uygulamalardaki hiçbir toplum düzeninin
insanları mutlu edemediğini, ve var olan düzenlerin düzeltilmesinin olanaksız olduğunu savunmuşlardır. Bu nedenle
hiçbir yerde gerçekleşmemiş ve gerçekleşme şansı pek
fazla olmayan toplumsal düzenler tasarlamışlardır.
4.
Bu parçada sözü edilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ütopya
B) Bürokrasi
D) Meşruiyet
18
Nihilizm, her türlü bilgi olanağını yadsıyan, kendisinden
kuşkulanılmayan hiçbir şeyin bulunmadığını ileri süren bir
görüştür. İdeal devlet ve toplum düzenleri ise, evrensel olarak geçerli kabul edilen birtakım ilkeler, değerler üzerine
kurulur. Bu açıdan Nihilizm, siyaset alanında her türlü siyasi düzeni yadsıyan, toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen bir görüş olarak karşımıza çıkar.
Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
C) Hak
E) Sivil toplum
R
İ
T
A) Nihilistler, ideal bir düzenin olamayacağını savunurlar.
B) Nihilizm, toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul
etmez.
C) Nihilizm, her türlü siyasi düzeni reddeden bir görüştür.
D) Nihilizm apaçık, kuşkulanılamayacak bilginin olmadığını savunur.
2.
K
E
E) Nihilizm’e göre insanın mutluluğu ideal bir düzen ile
sağlanabilir.
Sofistlere göre ideal düzen, herkesi memnun edebilecek
bir düzen olmalıdır. Böyle bir düzen hiçbir zaman olmamıştır ve olmayacaktır. Örneğin, Protagoras’a göre, insan her
şeyin ölçüsü olduğu için, her insanın farklı istek ve amaçları vardır. Bu yüzden herkesi mutlu edebilecek ve herkesin
üzerinde uzlaşabileceği bir devlet düzeni yoktur.
N
R
Ö
Bu parçaya dayanarak ulaşılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
A) İdeal düzen, otoriteye boyun eğmeme fikrinden doğmuştur.
B) İdeal devlet düzeni her zaman uygulanamaz.
C) İnsanlar doğal durumda birbirlerine zarar verirler.
D) İnsan eliyle konmuş yasalar ideal devleti belirler.
E) Ortak bir ideal düzen yoktur.
3.
Anarşizm, başta devlet olmak üzere tüm baskıcı kurumların ortadan kalkması gerektiğini öne süren öğretidir. Bu
görüş bireyselliğe önem verir ve bireysel iradeden daha
üstün birşey olamayacağını savunur.
Buna göre, anarşizmin ile ilgili aşağıdaki yargılardan
hangisini savunduğu söylenebilir?
A) Devlet özgürlüklerin teminatıdır.
B) Her türlü kurum bireysel özgürlüğü kısıtlar.
C) En ideal devlet şekli demokrasidir.
D) Kargaşaların önlenmesi devletin temel görevidir.
E) Özgürlükler devlet tarafından sınırlandırılabilir.
5.
Siyaset felsefesinin temel problemlerinden biri de birey ve
devlet ilişkisidir. Günümüzde bu ilişki, bir boyun eğen ve eğdiren ilişkisi olmaktan çıkmıştır. Birey, belirli temel hak ve
özgürlüklere sahip olanı, bu hak ve özgürlüklerini kullanarak kendini gerçekleştiren bir varlıktır. Devlet ise, bireyin
bu haklarını ve özgürlüklerini en ileri derecede kullanabilmesi için oluşturulmuş otoritedir.
Buna göre, bireysel hak ve özgürlüklerle ilgili aşağıdaki
yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Bütün bireyler,bazı hak ve özgürlükleri doğuştan getirir.
B) Devlet, bireyin kullanabilmesine sahip olduğu hak ve
özgürlükleri güvence altına almıştır.
C) İnsanlar bilgi bakımından yeterli düzeye ulaştıktan
sonra bireysel haklarının farkına varırlar.
D) Bireyler kendi seçtikleri yöneticiler yardımıyla bireysel
haklara sahip olurlar.
E) Devlet olmadan da bireysel hak ve özgürlükleri elde
etmek mümkündür.
18
Siyaset Felsefesi: Temel ProblemlerII
7.
8.
Aristoteles, siyaset felsefesiyle ilgili olarak Platon’a oranla
daha gerçekçi davranmış ve ideal bir devlet düzeni tasarlamamıştır. Ancak var olan devlet ve yönetim biçimlerini
eleştirmiştir. Ona göre, en iyi devlet, vatandaşlarını ahlâklı
ve iyi yetişmiş kimseler olacak şekilde eğiten devlettir. Bundan dolayı devlet, eğitim işini ele almalı ve düzenlemelidir.
Ayrıca Aristoteles, yönetim biçiminden çok yöneticilerin ahlâki özelliklerinin önemli olduğunu da vurgulamıştır.
Çağdaş siyaset bilimcilerine göre, insanlığın ilk çağlarında
yöneten ve yönetilen farklılığının bulunmadığını savunanların görüşleri, parlak bir varsayımdan öteye geçmez. Kesin
olan bir şey varsa o da, şimdiye kadar incelenmiş ilkel
denen her toplumda bireyselleştirilmiş iktidar izlerinin bulunduğudur. Adına ister din adamları, ister sihirbazlar, ister
ihtiyar heyeti densin, her zaman bir küçük grup buralarda
yönetimi elinde bulundurmuştur.
Aristoteles’in bu düşüncesiyle, devletle ilgili aşağıdaki
görüşlerden hangisini savunduğu söylenebilir?
Bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Var olan sorunları çözebilen ütopik devletler tasarlanmalı ve onlara ulaşılmalıdır.
A) İnsanda başkalarının haklarına saygı göstermesinin
yanında, onları hiçe sayma eğilimi vardır.
B) Sınıfsız bir toplum oluşturulmalı ve eşitlik en yüce
değer olarak benimsenmelidir.
B) Doğa insanları eşit yaratmıştır; insanları yöneten ve yönetilen diye ikiye ayırmak yanlıştır.
C) En ideal yönetim şekilleri tasarlanmalı ve bunun gerçekleşmesine çalışılmalıdır.
C) En ilkelinden en gelişmişine kadar bütün sosyal gruplarda bir düzen vardır.
D) Bireyler, ahlâklı yetiştirilmeli ve yöneticilerin erdemli olmasına önem verilmelidir.
D) Özgürlüğü ya da eşitliği temel olan yaklaşımlar toplumları ideal düzene eriştirememişlerdir.
E) Bireyin ve toplumun mutluluğu ahlâki değerler için feda
edilmemelidir.
E) İnsanları birbirleriyle kaynaştırabilecek ölçütlerden birisi
de adalettir.
R
İ
T
K
E
N
R
Ö
Körfez Yayınları
6.
Devlet, hak ve özgürlüğün bir güvencesidir. Vatandaş
ancak devlet içinde haklarının ve özgürlüğünün güvencesine sahip olabilir. Devlet de bu güvenceyi varlık nedeni olarak sağlamak zorundadır. Ne var ki böyle bir
devlet-vatantaş ilişkisi yalnız demokratik bir toplumda olanaklıdır. Bu ilgi biçimi, karşılıklı saygı temeline dayanan bir
ilgidir. Birey, hiç bir zaman sahip olduğu haklardan vazgeçmez, çünkü o zaman birey, vatandaş olma niteliğinden
uzaklaşır ve vatandaş olmayan bireylerden oluşan toplum
da demokratik kimliğini sürdüremez.
9.
Başta Sokrates ve Platon olmak üzere birçok Yunan düşünürü, halkın kendi kendisini yönetebileceği görüşünü şüphe
ile karşılayıp demokrasiye karşı seçkinlerin, aristokratların
yönetimi anlayışını geliştirmişlerdir. Çünkü Antikçağ Yunan
şehir devletleri içinde rakip sınıflar arasında devam eden
mücadeleler, bu mücadelelerin yarattığı gerginlik ve iç
savaş durumu, istikrarsızlık; toplum hayatı için çok önemli
olan görevlere yeteneksiz insanların seçilmesi, kitlelerin
güzel konuşan bir kısım insanların peşinden bilinçsizce sürüklenmesi gibi durumlar vardı.
Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Bu parçaya göre eski Yunan düşünürlerinin savunduğu
görüş aşağıdakilerden hangisidir?
A) Devletin var oluş nedeni bireyler arasındaki çıkar çatışmalarını önlemektir.
A) Ülkeyi, yönetim konusunda uzmanlaşmış, yetenekli kişilerden oluşan seçkinler yönetmelidir.
B) Devlet, halkın oluşturduğu yasaların uygulayıcısı ve denetleyicisidir.
B) Yönetim yetkisi ve sorumluluğu ülkedeki tüm insanlara
paylaştırılmalıdır.
C) Devletin temel görevi, bireylerin hak ve özgürlüklerini
güvence altına almaktır.
C) Devleti bir tek kişi yönetmeli ve bu kişi olağanüstü yetkilerle donatılmalıdır.
D) Devlet özel bir takım koşullarda bireysel hakları sınırlama hakkına sahiptir.
D) Ülke yönetiminde “halkın, halk için, kendi kendisini yönetmesi” ilkesi uygulanmalıdır.
E) Devletin varlığı bireylerin ekonomik ve sosyal problemlerini çözdüğünde anlam kazanır.
E) Tüm yönetimler insan özgürlüğünü kısıtlayacağından
doğal yaşama geri dönülmelidir.
Test 17 CA
1.D
2.A
3.B
4.C
5.B
6.D
7.E
8.A
9.E
10.A
11.C
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
Bilim Felsefesi: Konusu, Bilim Tarihi
Bilimler, fiziksel ve sosyal gerçeği açıklarken çeşitli kavramlar kullanırlar. Ancak hiçbir bilim bu kavramları ele alıp
incelemez. Örneğin, bilim adamı sık sık nedensellik, yasa,
kuram ve açıklama gibi kavramlardan söz eder. Peki ama
“Bir olay, başka bir olayın nedenidir.” ne demektir? “Nedensellik” ilkesini nasıl anlamalıyız? “Doğa yasası” ne demektir? Bilimsel kuramların doğası nedir? Bilimde “betimleme”
ve “açıklama” nasıl yapılır? Kuramlar gözlemi etkiler mi; etkilerse nasıl etkiler? Tümevarımı nasıl temellendiririz? İşte
bilim felsefesinin yapmaya çalıştığı şey bu tür soruları yanıtlamaktır.
3.
19
Tarihteki ilk uygarlıklardan Mezopotamya ve Mısır’da kuramsal düşünme tarzında bir bilimsel etkinlik göremeyiz.
Babilliler ise kehanete inanıyor ve gök cisimlerinin konumlarının kişisel ve toplumsal yaşamlarını belirlediğini düşünüyorlardı. M.Ö. 1800 yıllarına doğru Babillilerin, gök
cisimlerinin hareketleriyle, Ay tutulmasıyla ve takvim yılının
hesaplanmasıyla ilgili çok dakik gözlemleri ve bu gözlemlere dayalı güvenilir hesaplamaları olduğunu biliyoruz. Ama
yine biliyoruz ki, bütün bunlar pratik kaygılarla ve günlük
yaşamın gereksinimlerini karşılamak için yapılmıştır.
R
İ
T
Bu parçadan hareketle bilim felsefesiyle ilgili aşağıdaki
yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Bu parçada vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bilimsel kavramların ve yöntemlerin anlamlandırılması
ve sorgulanmasıyla ilgilenir.
A) İlk uygarlıklarda deney ve gözlem verileri üzerine kuramsal olarak açıklama çabası görülmektedir.
B) Tarihsel süreç içerisinde bilimdeki bilgi birikiminin insanlık üzerindeki etkilerini inceler.
B) İlk uygarlıklarda mitolojik veya doğaüstü olaylara
inanma eğilimi görülmemektedir.
C) Bilimin insan yaşamına getirdiği kolaylıkların yanında,
olumsuzluklarını da ele alır.
C) İlk uygarlıklar bilimi günlük yaşamlarının gereksinimlerini karşılamak için yapmışlardır.
D) Bilimin oluşmasına neden olan merak ve hayret duygusunun hangi durumlarda işe yaradığını sorgular.
D) Mitolojik kaygılarla hareket etmek bilimin erken doğuşunu sağlamıştır.
E) İnsan yaşamını kolaylaştırma adına bilimden yararlanma yollarını araştırır.
E) Kuramsal olarak düşünme ilk olarak Mısır ve Mezopotamya’da başlamıştır.
K
E
N
R
Ö
2.
İnsanlığın tarih boyunca ortaya koymuş olduğu bilme etkinliklerinden biri olarak bilim, karşılaşılan sorunların çözümünde rol alan etkili yollardan birisidir. Ancak bilim sadece
olayların gözlenmesiyle yetinmediği gibi, tamamen olgusal
dünyadan uzaklaşan bir çalışma şekli de değildir. Bu açıdan bakıldığında, bilim sorunları çözen açıklamalar içerdiği
gibi, gelecekte oluşabilecek durumlar hakkında da ön bilgi
verebilir.
Bu parçaya göre aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) Bilim, nesnel olsun veya olmasın her alanda inceleme
yapar.
B) Bilimsel çalışmalardan sadece problemleri çözmesi
beklenir.
C) Bilim, var olanları inceleyerek şu an ve gelecek için geçerli açıklamalar sunar.
D) Bilimsel veriler, var olan durumlara uygun olduğu sürece geçerlidir.
E) Bilimsel sonuçlar elde etmek için gözlem yapmak yeterlidir.
4.
İnsanoğlunun evreni yalnızca akıl yoluyla kavramaya ve
açıklamaya çalışmasından dolayı bilimler, felsefe kapsamında ele alınıp değerlendirilmiştir. Ancak evrenin sadece
akılla açıklanması; bilinenlerin uygulanmasına, geleceğin
tam ve doğru şekilde tahmin edilmesine, olaylar ve varlıklar üzerinde somut araştırmalar yapılmasına yetmemiştir.
Üstelik bilimden beklenen şey, sadece zihinsel merakın giderilmesi de değildir. Bu nedenle tüm bu ihtiyaçların giderilmesi için bilimler, felsefeden farklı bir şekilde konularını
ele almaya başlamışlardır.
Bu parçadan hareketle aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) Bilimlerin doğup, gelişmesi felsefeden bağımsız şekilde
gerçekleşmiştir.
B) Bilimler, insanların çok yönlü ihtiyaçlarının karşılanması
amacıyla felsefeden ayrılmıştır.
C) Bilim, felsefeyle ulaşılamayan bilgileri elde etmeye
yarar.
D) Bilim ve felsefe, aynı gerçeği farklı yöntemlerle araştıran iki etkinliktir.
E) Bilimlerin gelişmesi, felsefeye duyulan güveni sarsmıştır.
19
Bilim Felsefesi: Konusu, Bilim Tarihi
5.
8.
Hiçbir millet tek başına bilimleri başlatmış olma şerefine
sahip değildir. Çünkü bilimlerin gelişmesi, tarihi akış içinde
Mezopotamya, Mısır, Çin, Hint ve Eski Yunan medeniyetleri arasında, birbirine miras şeklinde aktarılarak büyüyen
bir süreç olup, herhangi bir milletin tekelinde değildir.
Parçada aşağıdaki yargılardan hangisi vurgulanmaktadır?
Ortaçağ felsefesinden farklı olarak Rönesans felsefesinde
genel eğilim her türlü bağımlılıktan sıyrılmak ve yalnız kendi
düşüncesine dayanmaktır. Örneğin, bu dönemde F. Bacon,
Orta çağdaki tümdengelim yöntemini reddetmiş, yerine tümevarımı koymuş; bilimin doğaya egemen olma çabası olduğunu, bunun için doğayı doğru olarak bilmek gerektiğini,
bu bakımdan da insanın önyargılardan uzaklaşması gerektiğini ileri sürmüştür.
A) Belli uygarlıklarda belli bilimler gelişirken, diğer bilimlerde gerileme vardır.
Buna göre, Bacon’la ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
B) Bilimlerin gelişmesi, milletlerin gelişmişlik düzeyiyle
orantılıdır.
A) Kendinden önceki görüşlerden yararlanmıştır.
B) Bilimsel yöntemin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
C) Her bilim, belli bir uygarlıkta doğmuş ve gelişme göstermiştir.
C) İnanç konularını akılla temellendirmeye çalışmıştır.
D) Bilimlerin oluşmasında ve gelişmesinde her uygarlığın
katkısı vardır.
D) Doğruları kutsal kitapların içinde aramıştır.
E) Doğru bilgiye ulaşılamayacağını savunmuştur.
R
İ
T
E) Bilimsel gelişmelerde belli bir uygarlık, diğerlerinden
daha ön plandadır.
Antik çağdaki Yunan toplum yapısı teknolojiye yönelik değildi. Küçümsenen el işleri kölelere yaptırılıyordu. Seçkin
kesim zamanını felsefe, sanat ve politika gibi etkinliklere
katılarak değerlendiriyordu. Aynı dönemde bilim, felsefe
kapsamında bir etkinlikti. Bunun nedeni, dünyayı anlamak,
evrende olup bitenleri birkaç temel ilke çerçevesinde açıklamaktı. Ancak doğa güçlerini denetim altına almak, insan
yaşamına teknik kolaylıklar sağlamak Yunanlılar’ın uzak
durduğu bir tutumdu.
9.
Dünya’nın haritasını ve gökyüzünün modelini yapmaya çalışan Anaksimandros, aynı zamanda ilk kez şimşeğin, yer
sarsıntılarının, Ay ve Güneş tutulmalarının nedenlerini de
bulmaya çalışmıştır. Onun zamanına kadar Ay ve Güneş
birer tanrı olarak kabul ediliyordu. Ancak Anaksimandros,
tüm gök cisimlerini havanın sıkışmasından oluşan, içleri
ateşle dolu birer küre olarak düşünmüştür. Bu kürelerin
üzerindeki ateş ve ışık çıkartan delikler kapanınca, Güneş
ve Ay tutulmaları olur. Kuşkusuz bu görüş basit ve ilkeldir.
Ancak doğa olaylarını bilimsel olarak açıklaması açısından
önemlidir.
K
E
N
R
Ö
Bu parçaya dayanarak Antik Yunan dönemindeki bilimsel çalışmaların aşağıdaki özelliklerden hangisini taşıdığı söylenemez?
A) Uygulamaya yönelik olma
B) Felsefenin kapsamında algılanma
C) Gerçeği anlamayı amaçlama
D) Temel ilkelere ulaşmayı sağlama
Körfez Yayınları
6.
Buna göre, Anaksimandros’un görüşlerinin felsefede
önemli bir yer tutmasının nedeni nedir?
A) Ahlaki problemlerden çok doğa olaylarına ilgi duyması
B) Mitolojik açıklamaları temel alan görüşler sunması
C) Doğal olayları doğal neden ve sonuçlarla açıklaması
D) Felsefi ve bilimsel açıklamaları birbirinden ayırması
E) Belli bir grup tarafından yapılma
7.
Ondokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda bilimin olağanüstü başarı sağlaması, ona olan ilgiyi daha da arttırmıştır. Bu ilgi,
düşünen kişileri neyin bilim olduğunu ve neyin bilim olmadığını araştırmaya, dolayısıyla bir takım ölçütler aramaya
ve bilimi sorgulamaya götürmüştür. Bu da doğal olarak bilim
üzerinde düşünsel etkinliklerin yapılmasına yol açmıştır.
Bunun sonucu olarak filozoflar bilim üzerinde düşünmeyi
ve bilimin mantığını yapmayı kendilerine görev olarak kabul
etmişlerdir.
E) Bilimsel yöntem sürecinin gelişmesine katkıda bulunması
10.
Milattan önce 600 yıllarında en parlak aşamasına ulaşan
Yunan uygarlığının en çarpıcı özelliği düşüncede tartışmaya göreceli de olsa olanak tanıyan bir toplum yapısına
sahip olmasıydı. Yunan filozofları fikirlerini herkese açık
meydanlarda ileri sürüp tartışabiliyorlardı. Düşünme, eleştiri ve iletişime açık böyle bir ortamın tüm kültürel etkinlikler gibi bilim için de ne denli önemli olduğu açıktır.
Bu parçada bilimsel düşüncenin gelişimi aşağıdakilerden hangisine bağlanmıştır?
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
A) Bilimsel konuların sınırının ne olduğu
A) Özgür bir düşünce ortamını varlığına
B) Bilim felsefesinin ortaya nasıl çıktığı
C) Toplumlar arasında kültürel etkileşimin artmasına
C) Bilimin insanlığa sunduğu yararları
D) Çeşitli uygarlıkların bilgi birikiminden yararlanılmasına
D) Bilimin zaman içinde geçirdiği aşamalar
E) Düşünürlere devlet yönetiminde görevler verilmesine
B) İnsanların mutlu bir yaşam sürmesine
E) Bilimin olumsuz yanlarının neler olduğu
Test 18 CA
1.A
2.E
3.B
4.E
5.B
6.D
7.C
8.C
9.A
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
20
Bilime Farklı Yaklaşımlar
Popper’a göre, gözlem ve deney yoluyla doğrulamaya, belgeleme ya da temellendirmeye dayanmayan bir etkinlik pekâlâ bilimsel, nesnel ve rasyonel olabilir. Popper
yanlışlamacı felsefesiyle böyle bir soruna olumlu yanıt vererek, hem bilimin sınır problemini, hem de David Hume’dan beri felsefecileri uğraştıran tümevarım problemini
çözdüğünü iddia eder.
3.
Bu parçada dile getirilen ve Popper’a özgü kabul edilen
görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Çağımızın bilim çevrelerinde kabul edilmeye başlanan anlayışa göre, “Bilimsel araştırmaya konu olan öge ile bu ögeleri inceleyen bilim adamları birbirinden bağımsız bir
şekilde bilimsel bilgiyi oluşturamaz.” Bilim adamı ile ele aldığı nesne veya olayın bilgi üretiminde birbiriyle bağlantılı
olduğu gerçeği giderek daha çok kabul edilmektedir. Çünkü
bilim adamının deneyimleri ve bilgi birikimleri, incelenen
objeyi nasıl algılayacağına etki etmekte, bundan dolayı aynı
nesne veya olay farklı bakış açılarınca farklı algılanmaktadır.
A) Bir etkinlik deney ve gözlemle doğrulanmadığı sürece
bilimsel nitelik taşımaz.
Buna göre, aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
B) Tümevarım tarih boyunca bütün filozofların kullandığı
bir yöntemdir.
A) Bilimsel buluşlar, önceki bilgi birikiminin ürünüdürler.
R
İ
T
B) En son elde edilen bilimsel bilgiler insanlara daha çok
fayda vermektedir.
C) Gözlem gerektirdiğinden dolayı bilimsel yöntem olarak
tümevarım kullanılmalıdır.
C) Bilimsel sonuçlar, topluma ve çağa göre değişmeyen
genel yargılardır.
K
E
D) Bilimsel olmanın tek ölçütü deney ve gözlemle doğrulamak değil, yanlışlama ilkesine uygun davranmaktır.
D) Bilimin, insanlığın bütün sorunlarına çözüm getirdiği
söylenemez.
E) Bilim, tümevarım yöntemine göre daha kolay olan tümdengelim yöntemini kullanmalıdır.
N
R
Ö
2.
Reichenbach’a göre, dil bilgisel içerik taşıyan bir simgeler
bütünüdür. Bu simgeler, fiziksel işaretlerdir ve biçimleri ne
olursa olsun kendileri dışındaki nesneleri temsil ederler.
Yani, nesneler ile onları temsil eden simgeler arasında bir
uygunluk vardır. Ancak bu uygunluk bir benzerliğe değil,
anlaşmayı içeren bir uzlaşıma dayanır. Örneğin, “ev” sözcüğü ev nesnesini, “kırmızı” sözcüğü nesnelerin kırmızılık
özelliğini adlandırır.
Bu parçada Reichenbach’ın vurgulamak istediği düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Doğruluğu ya da yanlışlığı hiçbir gözlemle belirlenemeyen cümleler anlamsızdır.
E) Bilimsel etkinliklerde ve bilimsel sonuçlarda, bilim
adamlarının özellikleri etkili olabilmektedir.
4.
Kuhn, doğadaki olguları açıklama gücü oldukça yüksek
olan ve herhangi bir bilim dalında daha ileri düzeyde araştırmalar yapılmasına izin veren bir bakış açısı, bir yöntem
ya da varsayıma, “paradigma” adını verir. Bilim adamları bu
paradigmaya göre, o alandaki problemleri çözerler, ayrıntılarla ilgili açıklamalar getirirler. Örneğin, paradigma bir astronomi kuramıysa, bilim adamları bu kurama göre
yıldızların ve gezegenlerin hareketlerini araştırırlar. Onların gelecekteki durumlarını tahmin ederler. Burada belirleyici olan, paradigmadır.
Buna göre, “paradigma” hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
B) Bilimsel bir açıklama genel yasalara dayalı olmalıdır.
A) Toplumdaki egemen güçlerin görüşleri doğrultusunda
oluşturulan bilgilerdir.
C) Aynı olgulardan söz etmeyen, aynı dili konuşmayan paradigmanın yanlışlanması olanaksızdır.
B) Bilim adamlarının ortaklaşa bağlandıkları geçmişteki
otoritelerin görüşleridir.
D) Anlamlı bir önerme, doğrulanma olanağı taşıyan bir
önermedir.
C) Bilimsel çalışmayı yönlendiren geleneksel inanışlardır.
E) Dilsel simgeler biraraya gelerek fiziksel dünyada olup
bitenleri betimleme işlevi görür.
D) Bilim adamının dış dünyaya bakışını belirleyen kuramsal çerçevedir.
E) Kültürel etkileşimin kazandırdığı bilgi birikimidir.
20
Bilime Farklı Yaklaşımlar
5.
8.
Carnap iki tür doğrulamadan söz eder. İlki: “Şu anda mavi
bir zemin üzerinde kırmızı bir kare görüyorum.” önermesinde olduğu gibi dolaysız doğrulamadır. Biz bu önermeyi
mavi bir zemin üzerinde kırmızı bir kare gördüğümüz
zaman doğrulamış oluruz. İkincisi, “Bu anahtar demirden
yapılmıştır.” önermesinde olduğu gibi dolaylı doğrulamadır. Bu önerme ise deneyin ve gözlemin yanı sıra, birtakım
mantıksal işlemlere başvurarak doğrulanabilir.
Bilim, insanın kendini ve dünyayı anlamak için duyduğu
derin ve sürekli bir arzudur. İnsanın çevresinde olup bitenleri açıklama ve olguların nedenlerini ortaya koyma isteği
bu dürtüden doğar. Deneyin ve gözlemin verileri üzerine
kuramsal olarak düşünme, açıklama, doğanın yapısını ve
işleyişini ortaya çıkarma anlamındaki bilim, insanın pratik
kaygılarından bağımsız olan düşünsel merakının bir sonucudur.
Bu parçaya göre, aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılamaz?
Carnap’ın bu parçada vurgulamak istediği görüş aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bilim, insanın çevresinde olup bitenleri açıklama dürtüsünden oluşur.
A) Önermeler farklı şekillerde doğrulanabilir.
B) Bilimsel dil birliğinin sağlanması zorunludur.
B) Bilim, deney ve gözlem verileri üzerine kuramsal düşünmedir.
C) Metafizik doğrulama mantıksal işlemlerle oluşur.
C) Bilim, insanın uygulamaya yönelik ihtiyaçlarından doğmuş bir üründür.
D) Deneysel bilgilerimiz kesin doğruluk değeri taşımaz.
E) Dil, bilgisel içerik taşıyan bir simgeler bütünüdür.
R
İ
T
D) Bilim, insanın kendini ve dünyayı anlamasının bir ürünüdür.
E) Bilim, insanın düşünsel merakının bir ürünüdür.
K
E
Newton: matematik, fizik ve astronomi alanında çalışmış;
Kepler, Kopernik ve Galileo’nun izinden giderek evrendeki
her türlü hareketi “ evrensel çekim kanunu” ile açıklamıştır.
Yukarıdaki parçada anlatılanlara göre, aşağıdaki görüşlerden hangisi bilim için söylenebilir?
N
R
Ö
A) Bilim, kümülatiftir.
B) Bilim, birikimli olarak ilerler.
C) Bilim, objektiftir.
D) Bilim, olması gerekeni ele alır.
E) Bilimin evrensel bir özelliği yoktur.
7.
9.
Körfez Yayınları
6.
Belli bir konuda ele alınan paradigma, ortaya çıkan sorunların çözümünde yetersiz kalınca yeni bir arayış içine girilir. Bu arayış yeni bir paradigmanın, eskisinin yerini
almasıyla son bulur. Kuhn’a göre yeni paradigmanın eskisinin yerini alması bilimsel bir devrimdir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Her bilim adamı bilimde kendine özgü bir yol izlemiştir.
B) Bilim adamları araştırmalarında objektif olmalıdır.
C) Önemini yitiren bilimsel görüşler yerini yenilerine bırakır.
D) Bilim üzerinde tüm toplumların katkısı söz konusudur.
E) Bilim insanların yaşam şekillerini etkilemektedir.
10.
Paradigmalar, bilim topluluğunun son derece önemli olduğuna karar verdiği bazı can alıcı sorunları çözümlemekte
rakiplerinden daha başarılı oldukları için üstün bir konuma
ulaşabilmiştir. Yalnız, paradigmanın başarısını devam ettirebilmesi için sorunlarını çözmeye devam etmesi gerekmektedir.
Bu parçada paradigmaların hangi özelliği vurgulanmak
istenmiştir?
Bilimi “etkinlik” olarak ele alan yaklaşım, bilimi bilim adamları topluluğun etkinliği olarak değerlendirir. Bu yaklaşım bilimi rasyonel bir etkinlik olarak görmez. Bundan dolayı
bilimsel araştırma sürecine giren tüm ögeler, özellikle de
bilim dışı tüm ögeler hesaba katılmalıdır. Söz konusu yaklaşım bilim adamları topluluğun psikolojik ve sosyal özelliklerinin bilimi anlamada çok önemli rol oynadığını vurgular.
Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Genel kabul gören bilim anlayışına ortam hazırlaması
A) Bilim, bilim adamları topluluğunun etkinliğidir.
B) Bilimsel açıklamalarla anlaşılır bir durum alması
B) Bilim bütünüyle rasyonel bir etkinliktir.
C) Diğer bilgi türlerinden sürekli olarak destek alması
C) Bilim, oluştuğu ortamın izlerini taşır.
D) Değişik uygarlıkların ortak katkısıyla ilerlemesi
D) Bilim adamlarının kişilikleri bilimi etkiler.
E) Bilimsel sorunlara çözüm sunmaya devam etmesi
E) Bilimsel süreçte bilim dışı faktörler hesaba katılmalıdır.
Test 19 CA
1.A
2.C
3.C
4.B
5.D
6.A
7.B
8.B
9.C
10.A
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
21
Bilim Yöntem, Özellik, İşlevI
Kendisini bilimsel uğraşa yatkın gören çoğu insan, bazen
üzüntüye ve umutsuzluğa kapılabilir. Bacon bunun nedenini şöyle açıklamıştır: “Doğanın kurnazlığı, gerçeğin gizemli derinliği nesnelerin belirsizliği, deneyin güçlükleri,
nedenlerin karmaşıklığı ve insanın daha derine nüfuz etme
arzusunu veya ümidini yitirmesinden kaynaklanan isteksizliğin yol açtığı kavrama yeteneğinin azalmış olması”
4.
İnsan zihninin bilimi meydana getirmedeki etkin rolü daha
gözlem aşamasında kendini göstermektedir. Çünkü bilim
adamı kendisini pasif bir biçimde olayların akışına bırakmaz. Tam tersine önceden belirlenmiş bir problemle veya
bir soruyla ilgili olarak bilinçli, seçici gözlemler yapar. Dolayısıyla gözlem, gelişigüzel bir bilgi toplama yöntemi değildir.
Buna göre, gözlemle ilgili aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi söz konusu edilmektedir?
A) Tüm bilimsel araştırmalarda kullanılabilen bir yöntemdir.
R
İ
T
A) Bilimsel çalışmaların niteliği
B) Bilimin tarihsel süreç içindeki gelişimi
B) İleri sürülen bilgileri kanıtlamada geçersiz bir yöntemdir.
C) Bilimsel çalışma alanının sınırları
D) Bilimsel çalışmanın bilim adamına kazandırdıkları
C) Bilim adamının olayın değişik boyutlarını görmesini engelleyen bir yöntemdir.
E) İnsanı bilimsel çalışmadan soğutan nedenler
D) Problemlerle ilgili bilinçli ve amaçlı bir biçimde veri toplama yöntemidir.
2.
K
E
E) Araştırmacının düşünsel özelliklerinden bağımsız bir
yöntemdir.
Bilimsel çalışmalar mutlaka bir problemle başlar. Her problem ya da olayın bir nedeni vardır. İşte bilimsel çalışmanın
amacı bu nedeni bulmaktır. Bunun için problemin sınırları
çizilir ve problemin analizi yapılır. Bu ise gözlemle yapılır.
O halde bilimin yöntemi gözlemdir. Gözlem yaparken duyu
organlarının güçleri teleskop ve benzeri aletlerle artırılır. Bu
arada gözlem yaparken, koşullar da belirlenmelidir.
N
R
Ö
Bu parçada bilime ait özelliklerden hangisi üzerinde
durulmaktadır?
A) Bilime ait konular evrensel bir nitelik taşırlar.
B) Bilim, belli bir kapsamdaki konuları sistemli bir şekilde
araştırır.
C) Bilim, gözlem yaptığı konuları sezgisel olarak denetler.
D) Bilim, problemlere yaklaşırken öndeyilerde bulunur.
E) Bilime ait veriler tartışmaya açık ve değişebilir niteliktedir.
3.
Bilim açısından önemli görülen bir kuram, açıklama gücünün yanı sıra, sunduğu öndeyilerle yeni olguların gözlemine
yol açan bir kuramdır. Burada önemli olan şey şudur: Açıklama, doğayı anlamamızı sağlarken, bilimsel öndeyi bizi
doğayı denetim altına alma gücüyle donatmaktadır. Eğer
öndeyiler olmasaydı bilim, bilme ve anlama ihityacımızı giderme işleviyle sınırlı kalırdı.
Buna göre, bilimin öndeyilerde bulunması aşağıdakilerden hangisini yapmayı gerektirir?
A) Eldeki bilgiler yardımıyla oluşacak olayları önceden
tahmin etmeyi
5.
Bilimin yenilenmeye açık yapısı, onun önemli özelliklerinden biridir. Ancak bilimin belli bir ölçüde tutucu olduğu da
söylenebilir. Pek çoğumuz için alışık olduğumuz bir inançtan, koşullandığımız bir ideolojiden kopmamız ne denli
zorsa, bilimde de yerleşik bir varsayımı veya kuramı, ki bu
kuram kimi yeni gözlem verilerini açıklamada yetersiz kalsa
da, değiştirmek güç bir iştir.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) Bilimde elde edilen yeni bulgular, zor da olsa var olan
bilgilerin değişmesine neden olur.
B) Olayların hangi nedenlerle gerçekleştiğini bilmeyi
B) Bilim, elde edilen bilgilerin nesnel olarak kanıtlanmasını gerektiren bir alandır.
C) Ele alınan olayların birçok nedeninin olabileceğini göz
önünde bulundurmayı
C) Bilim, geçmişte ve günümüzde insanlığa ışık tutmuş bir
alandır.
D) Araştırma yaparken, kişisel bilgilerini araştırma sonuçlarına katmamayı
D) Bilimsel gerçeklerin doğrulukları hemen kabul edilmek
zorundadır.
E) Ortaya atılan kuramların, yanlışlanma olasılığını göz
önünde bulundurmayı
E) Bilim, kendi içinde tutarlı olan, çelişkisiz bilgilerden oluşur.
21
Bilim Yöntem, Özellik, İşlevI
6.
9.
Bilim, olgusal dünyayı anlamaya yönelik soyut kavramsal
bir çalışmadır. Bilimde basit gözlemlerden, ince deneylerden en karmaşık açıklama ve öndeyilere dek tüm etkinlikler bir kuramın ışığında ele alınır. İyi bir kuram, açıklama
ve öndeyi gücü yüksek, eleştiriye açık, kendi içinde ve bilimin doğrulanmış diğer ilkeleriyle tutarlı, kavramsal bir bütündür.
Bilimsel bilginin başlangıcında gözlem vardır. Bilim adamı
önce belli bir olayda veya olguda düzenliliğin olduğunu gözler. Sonra bu düzenliliğe ilişkin bir nedensel açıklamada bulunur. Bu açıklama, test edilmek üzere ortaya atılmış bir
varsayıma dayanır. Varsayım, test edilmek üzere ortaya atılmış bir iddiadır. Kuram ise, doğruluğu daha açık bir duruma
gelmiş açıklama modelidir.
Bu parçada bilimsel kuramlarla ilgili aşağıdaki özelliklerden hangisi vurgulanmaktadır?
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Olgular tarafından desteklendiği sürece geçerli olduğu.
A) Kuramlar varsayımlardan daha kapsamlı açıklamalarda
bulunur.
B) Var olan durumu ve gelecektekileri açıklama gücü olan,
çelişkisiz bütünlerden oluştuğu.
B) Kuramların hepsi varsayım olma yolundaki açıklamalardır.
C) Bilim adamından bağımsız değerlendirilemeyeceği.
C) Kuramlarla, felsefi görüşler benzerlik gösterir.
D) Bilimsel çalışmaların ulaşabileceği en son bilgi seviyesi
olduğu.
D) Kuramlar kendi içlerinde kısmen belirsizlik gösterir.
E) Kuramların ele aldıkları konular sınırsızdır.
R
İ
T
E) Geçerliliği için kendi içinde tutarsız olması gerektiği.
Aristarkos, Güneş merkezli evren sistemini ilk olarak ileri
sürenlerdendir. Ama onun zamanında “Dünya, Güneş çevresinde dönerken, niçin büyük fırtınalar çıkmıyor veya yukarıdan aşağıya bırakılan bir cisim niçin daha geriye değil
de, bırakıldığı noktaya düşüyor?” gibi sorulara tam olarak
cevap bulunamamış ve bu nedenle Aristarkos’un düşünceleri kabul görmemiştir.
K
E
N
R
Ö
Buna göre, bilimsel bir görüşün kabul görmesi için,
aşağıdaki özelliklerden hangisine sahip olması gerekir?
A) Var olan bilgilerden farklı ve özgün bir görüş olmalıdır.
B) Karşılaşılan sorunları eksiksiz olarak çözmelidir.
C) Akıl ilkeleriyle tutarlı bilgiler sunmalıdır.
D) Olayları farlı bakış açılarıyla ele almalıdır.
10.
A) Bilim adamı, oluşturduğu hipotezi kesinlikle doğrulamak zorundadır.
B) Bilimsel veriler, olgusal olarak doğrulanmaktan uzaktır.
C) Bilim adamı, hipotezlerini test etmeli ve oluşan sonuçlara uygun davranmalıdır.
D) Bilimsel çalışmalardaki her aşama, birbirinden bağımsız etkinliklerdir.
E) Bilim adamının kurduğu hipotezler, kendi düşünce yapısından bağımsızdır.
E) Benzer olayları kapsayan genellemelere ulaştırmalıdır.
8.
Bir hipotezi test etmek için yapılan deneyler, hipotezi doğrulayabileceği gibi; hipotezin tekrar gözden geçirilmesini ya
da tamamen terk edilmesini de gerekli kılabilir. Bu durumda
yeni bir hipotez kurulması gerekir.
Buna göre, aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
Körfez Yayınları
7.
Bilimi, diğer düşünsel etkinliklerden ayıran en belirgin özellik, olgusal olmasıdır. Olgulara ilişkin olmayan hiçbir varsayım veya teori bilimsel olma niteliğini kazanamaz. Olguların
doğrulamadığı hiçbir önerme kabul edilemez. Öte yandan,
olgular kendi başına bir şey ifade etmez; ancak bir hipotez
veya teorinin ışığında bilimsel veri niteliği kazanır.
11.
Buna göre, bilimsel gerçeğe ulaşmayı amaçlayan bir
bilim adamı aşağıdakilerden hangisine yönelir?
A) Var olan durumları, bilimsel araştırma ilkelerinden bağımsız olarak açıklığa kavuşturmaya
Bilimsel yasaların “genel olma” ve “evrensel olma” gibi iki
özelliği vardır. Ancak bu ikisi genellikle birbirine karıştırılır.
Evrensel olan bir önerme, genel olmayabilir. Örneğin,
“Bakır iyi bir ısı iletkenidir.” önermesi evrensel olmasına karşılık, genel bir yasa değildir; çünkü bu önerme daha geneli
içine alacak şekilde ifade edilebilir. Bu nedenle “Bakır iyi bir
iletkendir.” genel bir yasa olmamasına karşın, “Bütün metaller ısı iletkenidir.” önermesi genel bir yasadır. Demek ki
doğa yasaları olabildiğince geneli kapsayıcı ifadeler olmalıdırlar.
Buna göre, bilimsel bir önermenin genel olması neye
bağlıdır?
B) Ortaya atılan varsayımları,olgularla doğrulamaya çalışma
A) Nesnel dünyada bir karşılığının bulunmasına
C) İnsanlığa yararlı olacak araştırmalara öncelik vermeye
B) Bilgisinin dolaylı veya doğrudan sınanabilmesine
D) Deneyimlerine güvendiği kişilerin yaşadıkları olaylara
dayanarak genellemelere varmaya
C) Bir türün bütün unsurlarını içine almasına
D) Yanlış olma olasılığını içinde barındırmasına
E) Bilime olan güveni artıracak eylemler içinde bulunmaya
E) Dilsel analiz yoluyla denetlenebilmesine
Test 20 CA
1.D
2.E
3.E
4.D
5.A
6.B
7.E
8.C
9.C
10.B
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
22
Bilim Yöntem, Özellik, İşlevII
İçinde yaşadığımız dünyayı doğru değerlendirmenin yolu;
bilimi yeterince anlamaktan geçer. Ancak bilimsel eserlerin
çoğu, bir yığın ezber bilgisi olmaktan ileri geçememekte,
araştırma etkinliğini algılamaya elvermemektedir. Oysa
bilim deneyimsel etkinlikleri de içeren bir süreçtir. Kişi bu
etkinliğe katılabildiği ölçüde bilimi anlama olanağı bulur.
4.
•
•
•
Sabit basınç altında gazlar ısıtılınca genleşir.
Dünya geoid şeklindedir.
Ankara, Türkiye’nin başkentidir.
Yukarıdaki önermeler doğrulanması veya yanlışlanması
için gözleme başvurulması gerektiği için bilimsel nitelik
taşır.
Bu parçada bilimin aşağıdaki özelliklerden hangisi vurgulanmaktadır?
Buna göre, bilimsel önermelerin gözleme dayanması
bilimin hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır?
A) Anlamaya yönelik olma
R
İ
T
A) Eleştirel olmasından
B) Soyut bilgiye dayanma
B) Olgusal olmasından
C) Nesnel bilgiler ortaya koyma
C) Mantıksal olmasından
D) Belirli yöntemleri kullanma
D) Genelleyici olmasından
E) Deneyime ve eyleme bağlı olma
E) Nesnel olmasından
2.
K
E
Bilim insanları ancak sıradışı bakışlarla var olanlara yöneldiklerinde yeni buluşlar yapabilmektedirler. Dolayısıyla buluşlar, başkalarıyla aynı şeye bakıp, farklı düşünebilenler
tarafından yapılır. Çünkü bakış açılarımızın farklılığı gerçeğin farklı boyutlarını yakalama fırsatını doğurur.
N
R
Ö
Her bilim, kendi araştırma alanı içine giren varlıkların bir
bölümünü kendi amaçları doğrultusunda inceler. Bununla
birlikte herhangi bir bilim evrendeki her varlığı değil, ilgi
alanı içine giren varlığı konu alır ve sadece incelenen varlık hakkında belirli bilgilere ulaşır.
Bu parça bilim insanlarında aşağıdaki özelliklerden
hangisinin bulunduğunu gösterir?
Verilen parçada bilimin hangi niteliğinden söz edilmektedir?
A) Öndeyide bulunma
A) Seçici olmasından
B) Olgusal nitelik taşıma
C) Orijinal olma
3.
5.
B) Geçerli olmasından
C) Olgusal olmasından
D) Eleştirel olma
D) Genelleyici olmasından
E) Evrensel olma
E) Birikimli olmasından
Günümüzde bilim başdöndürücü bir şekilde gelişmektedir.
Bugün ortaya konulan bilgiler, kısa süre içinde eskimekte
ve yerine yenileri getirilmektedir. Her geçen gün birçok
alanda ortaya konulan bilgiler varlığa ait karanlık noktaları
aydınlatmaktadır. Dolayısıyla bilimden ve ondaki gelişmelerden uzak kalan insanlar, toplum içindeki etkinliklerini ve
yaşamlarındaki kaliteyi yitirmektedirler.
Buna göre, aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?
A) Bilimsel gelişmeleri takip etmek toplumsal etkinlik ve
yaşam kalitesini arttırır.
6.
Bilimsel bilginin hızla çoğalması bilim adamlarının belirli
bilim dallarında uzmanlaşmalarını gerektirmiş ve böylece
belirli bir alanda derinlemesine bilgi elde etme imkanı doğmuştur. Ancak bu durumda uzmanlaşma gereği, dar alandaki yoğun bilgi ile donanmış bilim adamlarının, “bütün”ü
gözden kaçırmalarına, evrendekileri yanlış veya eksik yorumlamalarına neden olmuştur.
Bu parçada belirtilen sorun bilimsel bilginin aşağıdaki
özelliklerinin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Deneysel yönteme dayanmasından
B) Bilimler, önceki dönemlere göre daha hızlı ilerlemektedir.
B) Olgusal bilgiler sunmasından
C) Bilimlerin zaman içinde sürekli değiştiği kabul edilen bir
gerçektir.
C) Varlığı parçalar halinde ele almasından
D) Bilimlerin gelişmesi insan yaşamını ve doğayı olumsuz
etkilemektedir.
E) Eleştirel yaklaşımlara açık olmasından
E) Bilimlerin ilerlemesinde insan ihtiyaçları etkin rol oynamıştır.
D) Akıl ve mantık kurallarına uygun olmasından
22
Bilim Yöntem, Özellik, İşlevII
7.
10.
Bilim, bir güç kaynağı haline gelerek ilerlemesini engelleyen önyargıları yenmiştir. Ama unutulmaması gereken şey
şudur; bilgelikle birleşmeyen güç tehlikelidir ve çağımız için
gerekli olan şey bilgiden çok, bilgeliktir. Bilgelikten yoksun
bir bilim ise yalnızca yıkıma yol açar.
Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?
A) Bilgiyi değerli kılan bilgelikte bütünleşmesidir.
Bilim adamı, bilimin yapısı gereği nesnel davranır. Dolayısıyla atom bombasını üreten bilim adamının insanların öldürmeyi
amaçladığı
söylenemez.
O,
atomun
parçalanabileceğini ve parçalandığında çok büyük bir enerjinin ortaya çıkacağını göstermeyi amaçlamıştır. Atom bombasını atmaya karar veren bir devlet başkanı onu, bazı
kişilerce barış için, bazı kişilerce masum insanları öldürmek için kullanmıştır.
Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılamaz?
B) Sadece bize yarar sağlayan bilgiler anlamlıdır.
C) Bilgiye sahip olmak aynı zamanda güçlü olmak demektir.
A) Bilim adamlarının tarafsızlığı, bilimin özünün bir gereğidir.
B) Bilimin elde ettiği sonuçları kullanmanın ahlaki bir yönü
olamaz.
D) Bilimsel anlayış günümüzde çok gelişmiştir.
E) Önyargılar bilimlerin ilerlemesinde önemli rol oynar.
C) Bilim adamlarının çalışmalarındaki temel amaç, bir
doğa yasasını ortaya koymaktır.
R
İ
T
D) Bilimsel sonuçların kullanılışı farklı şekillerde değerlendirilebilir.
E) Araştırma sonuçlarının bilimsel nitelikli olması için araştırıcının nesnel bir tavır sergilemesi gerekir.
K
E
Bilim, kültürümüzün temel bir bileşeni olarak kabul edildiği
zamanlarda bile ideolojilerce kuşatılma tehlikesiyle karşılaşmıştır. Her bilimsel veri kitlelere umudu ve korkuyu birlikte getirmiştir. Örneğin, bugün genetik kopyalamanın
faydalarından çok, tehlikeli ellerde nasıl bir felaket aracı olacağı bizleri endişelendirmektedir.
N
R
Ö
Bu parçadaki görüşler aşağıdaki yargılardan hangisini
desteklemektedir?
A) Bilimsel buluşlar, yaşam standardımızı değiştirmektedir.
B) Bilim adamları sadece bilim yapmayı düşünmelidir.
C) Bilimin yararları zararlarından çok daha fazladır.
9.
11.
Körfez Yayınları
8.
Bilim kendi başına kuramsal bir bilme etkinliğidir. Bu bilgi
ne iyi, ne de kötüdür. Bu bilginin teknolojiye dönüştürülmesiyle bilim, insan yaşamının her alanında etkin bir yer alır.
Bilim, bilimin kullanım alanlarındaki sonuçlarına göre değer
kazanır.
Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Bir bilimsel bilginin değerini, elde edilmesinde kullanılan yöntem belirler.
B) Doğa bilimlerinin temel niteliği evrensellik özelliğine
sahip olmasıdır.
C) Bilimsel çalışmaların sonuçları objektif nitelik taşır.
D) Bilimin kötü kullanımına ait korkular insanları etkilemektedir.
D) Bilimlerin değerini belirleyen ölçüt pratik yaşamda nasıl
kullanıldıklarıdır.
E) Bilimsel sonuçların ahlâki bir boyutu olamaz.
E) Bilimlerin doğası gereği ulaşılan sonuçlar iyi ya da kötü
olabilir.
Bilim sayesinde havada uçmakta, denizlerin dibinde dolaşmakta, nehirler üzerinde köprüler inşa etmekte, gökdelenler dikmekte, dünyanın öbür yarısında meydana gelen bir
olayı anında televizyonda seyredebilmekte veya internet
yoluyla hemen hemen bütün ihtiyaçlarımızı karşılayabilmekteyiz.
12.
Albert Bayet, “Bilgin, bilgin olarak değil ancak herhangi bir
insan kadar suçlu olabilir ve ne yazık ki, çok zaman da olmuştur. Suç işlerinde kullanıldığı zaman, bilim bir suç ortağı
değil, olsa olsa o işin kurbanıdır.” demiştir.
Parçada bilimin aşağıdaki değerlerinden hangisi üzerinde durulmuştur?
Bu parçaya göre bilimin değeri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Pratik değeri
B) Kuramsal değeri
A) Bilimin pratik bir yönü vardır.
C) Entellektüel değeri
B) Bilim, insan yaşamına yöneliktir.
D) Ahlaki değeri
C) Bilimin ihtiyaçlarımızı gidermede etkindir.
E) Olgusal değeri
D) Bilim yaşamımızı kolaylaştırır.
E) Bilimin entelektüel yönü ön plandadır.
Test 21 CA
1.E
2.B
3.A
4.D
5.A
6.B
7.E
8.A
9.A
10.C
11.C
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
23
Felsefede KavramlarI
“Ağırlığı olan bütün cisimler boşluğa bırakılınca düşer.” yargısının, tek bir cisim için değil, tüm cisimler için geçerli
olması, bilimsel bilginin hangi özelliği ile ilgilidir?
5.
A) Tekrarlanabilir olmasıyla
B) Olgulara dayanmasıyla
Bilimlerin gelişmesi, tarihsel süreç içinde Mezopotamya,
Mısır, Çin, Hint ve Eski Yunan medeniyetleri arasında, birbirine miras şeklinde aktarılarak büyüyen bir olay olup, herhangi bir ulusun tekeline verilemez. Böylece bilimi tüm
insanlığın ortak ürünüdür diyebiliriz.
C) Genellenebilir olmasıyla
Parçada, bilimsel bilginin aşağıdaki niteliklerinden
hangisi vurgulanmaktadır?
D) Nesnel olmasıyla
A) Evrensel olması
E) Evrensel olmasıyla
C) Olgusal olması
B) Genellenebilir olması
D) Tutarlı olması
R
İ
T
E) Objektif olması
2.
K
E
Locke’a göre, doğuştan bilgi yoktur. Çocuklar, “Bütün ısı
veren şeylerin yakıcı olduğunu önceden değil, sobaya eli
dokunduktan sonra öğrenirler.”
6.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi “gerçeklik” örneği
değildir?
Locke’un bu düşüncesiyle savunduğu görüş, aşağıdakilerden hangisidir?
N
R
Ö
A) Empirizm
B) Pragmatizm
C) Fenomenoloji
D) Rasyonalizm
E) Kritisizm
3.
Edindiğimiz kanıların doğruluk ölçütü, onların yaşam içinde
doğrulanmasıdır. Bir bilginin ya da düşüncenin doğruluğu,
kendisini doğrulayan eylemle anlaşılır. Bilimin önermeleri
de doğayı denetim altına almamızı, doğanın efendisi olmamızı sağladığı için doğrudur.
Gerçeklik, somut ve zihinden bağımsız olarak var olan,
düşlenmiş şeylerin karşıtıdır.
A) Bir müzede sergilenen tablolar
B) Futbol oynamada kullanılan top
C) Fotoğraf çekmede kullanılan makine
D) Çöpleri toplamak amacıyla kullanılan çöp arabası
E) Dünyayı iki eşit parçaya bölen ekvator çizgisi
7.
Gorgias:
–
Hiçbir şey yoktur.
–
Bir şey olsaydı bile biz onu bilemezdik.
Bu düşünce, bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle uygunluk gösterir?
–
Bildiğimizi varsaysak bile başkalarına bildiremezdik.
A) Septisizm
B) Pragmatizm
Gorgias’ın savunduğu bu düşünce aşağıdakilerden
hangisiyle açıklanabilir?
C) Empirizm
D) Entüisyonizm
A) Realizm
E) Fenomenoloji
B) Materyalizm
D) Nihilizm
4.
“Nesneler bize algılarımızı oluşturan duyu etkileşimlerini
verirler. Bunlar daha sonra akıl tarafından ele alınıp kavramlarımızı şekillendirirler. Bu anlamda deneysiz kavramlar boş, kavramsız deneyler kördür.”
Bu düşünce hangi felsefi akımla ilgilidir?
A) Sezgicilik
C) Septisizm
E) Pragmatizm
8.
C) İdealizm
E) Rasyonalizm
Husserl’e göre, “Pozitivizmin en büyük hatası, yalnız duyusal ve bireysel verileri ele almış olmasıdır. Oysa biz,
tümel kavramları düşünerek kavramak istiyoruz. Bir şeyi o
şey yapan özellikleri yani nesnelerin özünü, içinde düşünmenin de yer aldığı bir tür sezgiyle bilebiliriz.”
B) Kritisizm
Husserll’in bu görüşünün dayandığı felsefi sistem aşağıdakilerden hangisidir?
D) Pozitivizm
A) Varoluşçuluk
B) Pozitivizm
C) Empirizm
D) Entüisyonizm
E) Fenomenoloji
23
Felsefede KavramlarI
9.
13.
"Ey varlığı, varı var eden Var!
Yok yok, Sana yok demek ne düşvâr.!"
Bu cümlede bilimsel bilginin hangi özelliği vurgulanmaktadır?
Ziya Paşa’ya ait bu dizelerde felsefenin problem alanlarından hangisinin konusu üzerinde durulmaktadır?
A) Estetik
B) Etik
C) Epistemoloji
D) Bilim
"Bilimsel bilgi, kendi içinde çelişki barındırmayan tutarlı bir
bilgidir."
A) Mantıksal düşünme kurallarına uygun olma
B) Gözlem ve deneyle doğrulanabilme
C) Olgusal olarak denetlenebilme
E) Ontoloji
D) Birikimli olarak ilerleme
E) Evrensel olarak kabul edilme
10.
Bilimsel bilgi, havaya atılan bir taşın düşmesi, giden bir
uçağın aşağı doğru yönelmesi, yıldızların kayması gibi tek
tek ve birbirinden bağımsız gibi görünen olaylar arasında
bir bağlantı kurarak onları tüm cisimleri içeren bir kanun
olan, düşme kanunu ile ifade eder.
14.
Hegel’ in bu düşüncesi hangi felsefi akımla ilgilidir?
Bu parçada, bilimsel bilginin daha çok hangi özelliği
üzerinde durulmuştur?
K
E
B) Objektif olma
C) Genellenebilir olma
D) Evrensel olma
N
R
Ö
Bilim adamı, "Aynı nedenler aynı şartlarda aynı sonuçları
meydana getirir." şeklinde ifade edilen nedensellik yani determinizm ilkesinden hareket eder. Böylece ulaştığı neden
-sonuç ilişkilerine dayanarak bazı doğal ve toplumsal olayların olacağını önceden tahmin edebilir. Örneğin, güneş ve
ay tutulması olaylarının önceden tahmin edilmesi gibi.
A) Nihilizm
C) Empirizm
15.
B) Kendini yenileyerek değişebilmesi
B) Öndeyide bulunduğundan
C) Olgulara dayanması
C) Mantık ilkelerine uygun olduğundan
D) Sistemli ve düzenli olması
D) Birikimli olarak ilerlediğinden
E) Birikimli olarak ilerlemesi
E) Eleştirel bir tavır içerdiğinden
Protagoras, “Her şey insana nasıl görünüyorsa öyledir. Bir
elimizi sıcak, diğerini soğuk suya batıralım, sonra her ikisini
de ılık suya batıralım. Her iki elimizin algısı farklı olacak ve
kaptaki ılık su gerçek ısısıyla algılanamayacaktır.
16.
D) Relativizm
Test 22 CA
1.E
2.C
B) Bilimsel yöntemler nelerdir?
C) Özgürlük ne demektir?
C) Empirizm
D) Evren nasıl meydana gelmiştir?
E) Sensualizm
3.A
4.B
Aşağıdakilerden hangisi epistemolojinin bir sorusudur?
A) Kesin, genel - geçer bir bilgi var mıdır?
Protagoras’ın bilgi ile ilgili bu görüşü, aşağıdakilerden
hangisi ile ifade edilir?
B) Realizm
“Bir bilim adamı zeytinyağının yanıcı olup olmadığını “zeytinyağı” ile “yanıcı”sözlerinin anlamlarına bakarak saptamaz. Bunu anlamak için gözlem ya da deneye başvurur.
Bu özellik bilimsel bilgiyi mantık, felsefe gibi düşünsel bilgilerden ayırır.
A) Güvenilir bir bilgi olması
A) Sistemli ve düzenli olduğundan
A) Entüisyonizm
D) İdealizm
Burada, bilimsel bilginin hangi özelliğinden söz edilmektedir?
Bu parçada bilimsel bilginin hangi özelliğinden söz
edilmektedir?
12.
B) Realizm
E) Sensualizm
Körfez Yayınları
A) Birikimli ilerleme
E) Akla dayanma
11.
R
İ
T
Hegel’e göre: “Akla uygun olan gerçek, gerçek olan akla
uygun olandır”. Yani var olan her şey akılsaldır ve zihinsel
olanın kendisini açması ile ortaya çıkmıştır. Gerçeğe, hiçbir şekilde deneye başvurmadan sadece akılla ulaşılabilir.
E) Bilimsel çalışmalar ne zaman başlamıştır?
5.A
6.C
7.A
8.D
9.E
10.B
11.D
12.D
YGS / LYS
TS / TM / YGS
FELSEFE
1.
2.
Felsefe görüşlerinde otobüsü bir düşünceden ibaret sayanlar, otobüsün altında ezilmemek için hızla karşı kaldırıma koşarken onun düşünceden ibaret olmadığını çok iyi
anlarlar.
5.
Buna göre "doğruluk" ve "gerçeklik" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Nihilizm- İdealizm
A) Gerçeklik bilen özneye bağlı olarak vardır.
B) Realizm - İdealizm
B) Ancak yargılar doğru ya da yanlış olabilirler.
C) Nihilizm - Realizm
C) Doğruluk zihnin ürettiği yargılarla ilgilidir.
D) Rasyonalizm - Materyalizm
D) Gerçeklik insan zihni dışında var olandır.
E) İdealizm - Realizm
E) Bir varlık, doğru ya da yanlış olamaz.
R
İ
T
K
E
Bazı düşünürler kendi dönemlerinde var olan hiçbir toplumsal düzenin insanları mutlu edemediğini ve edemeyeceğini, aynı zamanda da bu durumu düzeltmenin olanaksız
olduğunu savunmuşlardır. Bu nedenle hiçbir yerde gerçekleşmemiş ve gerçekleşme şansı olmayan ideal toplumsal düzenler tasarlamışlardır.
N
R
Ö
6.
Dünyanın başlangıcı, sonu ve niçin var olduğuna ilişkin sorular hep merak uyandırır. Heidegger, bu türden sorulara
ilişkin genel fikirlerin ve bunların tarihinin ayrıca bunlardan
kaynaklanan başka şeylerin belirtilmesinde felsefe sözcüğünün kullanılmasını olanaksız kılmıştır. Bunun da, Heidegger’in felsefeye en temel katkısı olduğu söylenebilir.
Bu parçada sözü edilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Bu parçaya göre Heidegger’in felsefe sözcüğünün kullanılmasını istemediği alan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ütopya
A) Etik
B) Otorite
C) Devlet
E) Erdem
Günümüz çağdaş demokratik toplumlarında insanlar yönetimde daha çok söz sahibi olabilmekte, gerektiğinde isteklerini yaptırabilmek için iktidar üzerinde baskı
oluşturabilmektedirler. Bu amaçla çeşitli sendikalar kurulmuş, dernekler oluşturulmuş ve vakıf çalışmaları yapılmıştır.
A) Ütopya
B) Egemenlik
D) Sivil toplum
7.
B) Vicdan güvenilir bir yol gösterici midir?
C) Eşitlik ne demektir?
D) Evren nasıl meydana gelmiştir?
E) Varlık nasıl meydana gelmiştir?
E) Bilgi kuramı
Bilimsel yargıların doğruluğu genel bir nitelik taşır. Bu yüzden felsefe yalnızca bilimsel kavram ve yöntemlerin analizi
ile ilgilenmeli, matematiktekine benzer bir sembolleştirme
ile bilimsel yargıları en doğru biçimde ifade etmeye çalışmalıdır.
A) Mantıkçı empirizm
B) Rasyonalizm
C) İdealizm
D) Realizm
E) Bürokrasi
A) Kesin, genel - geçer bir bilgi var mıdır?
C) Estetik
Bu paragrafta dile getirilen görüş hangi felsefi akıma
aittir?
C) Hukuk
Aşağıdakilerden hangisi etiğin bir sorusudur?
B) Metafizik
D) Bilim felsefesi
Parçada sözü edilen oluşumlar siyaset felsefesinin
hangi kavramı ile açıklanabilir?
4.
Güneş, havanın sıcaklığı ya da yağmur birer “doğru” değil,
”gerçek”tir. Ama güneşin var olduğuna, havanın sıcak olduğuna ya da yağmurun yağdığına ilişkin yargılarımız
“doğru” ya da “yanlış” tır.
Bu cümlede savunulan ve eleştirilen görüş sırasıyla
aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
D) Egemenlik
3.
24
Felsefede KavramlarII
E) Pragmatizm
8.
“Zavalı akıl, beni çürütmek için dayandığın kanıtları yine
benden alıyorsun.”
Bu cümlede, hangi felsefi sistem eleştirilmektedir?
A) Nihilizm
B) Entüisyonizm
C) Empirizm
D) Rasyonalizm
E) Sensualizm
24
Felsefede KavramlarII
9.
13.
Kant’a göre bilgi, duyuların bir yargının malzemesini, aklın
da onları birleştirmeye yarayacak çimentoyu vermesiyle
mümkündür. Örneğin, “Sıcaklık cisimleri genleştirir.” önermesinde birbirinden farklı iki unsur vardır. Bunlar, duyumun
verdiği unsurlar olan sıcaklık, genleşme ve cisimler. Diğeri,
duyumun dışında kalan ve yalnızca zekâdan (akıl) gelen
bir unsur olan nedensellik bağı. Bu anlamda bilimsel olan
her yargı, zorunlu olarak duyusal unsurlarla akli unsurlardan oluşur.
Pyrrhon’a göre, genel geçer bilgiye ulaşmak mümkün değildir. Çünkü biz varlıkların gerçek yapısını hiçbir zaman bilemeyiz. Bildiğimiz şeyler duyumların bize verdikleridir.
Duyumlar ise öznel olup, kişiden kişiye değişebilir. Öznel
bilginin ötesindeki nesnel bilgi kişiye kapalıdır. Bu nedenle
insan bilme arzusundan vazgeçmeli, hiçbir şey hakkında
yargıda bulunmamalı ve her türlü bilgiden şüphe etmelidir.
Pyrrhon’un bu görüşü aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Buna göre Kant’ın uzlaştırmaya çalıştığı iki alan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nihilizm
B) Realizm
D) Septisizm
A) Rasyonalizm - Entüisyonizm
C) Empirizm
E) Egzistansiyalizm
B) Entüisyonizm - Empirizm
C) Empirizm - Sensüalizm
D) Rasyonalizm - Empirizm
R
İ
T
E) Rasyonalizml - Fenomanoloji
10.
14.
Doğa bilimleri, doğada hüküm süren genel yasaların bilgisine ulaşmaya çalışırken, doğada bir düzenlilik bulunduğunu kabul eder. Bu bilimlerin temelinde yer alan ilkeye
göre, "hiç bir şey nedensiz değildir, aynı nedenler aynı koşullar altında aynı sonuçları verir."
K
E
Parçaya göre doğa bilimlerinin dayandığı ilke, aşağıdakilerden hangisidir?
B) Paradigma
D) Analoji
11.
E) Tümdengelim
A) Nihilizm
B) Entüisyonizm
D) Rasyonalizm
15.
Marx’a göre evren, hareket halinde olan maddedir. Bu
madde, çatışma ve çekişmelerden geçerek, bütün var olanları ortaya çıkarır. Maddesel varlıklar, canlılar, insan ve toplum bu sürecin ürünleridir.
I.
C) Pozitivizm
E) Pragmatizm
Varlık düşünce olarak vardır.
II. Varlık dinamik, canlı ve değişen bir yapıya sahiptir.
III. Varlık fenomendir.
Parçada sözü edilen felsefi düşünce sistemi aşağıdakilerden hangisidir?
IV. Düşünce beynin bir fonksiyonudur.
A) Nihilizm
Bu açıklamalarda, varlıkla ilgili kavramlardan hangisi
yer almamıştır?
B) Realizm
D) İdealizm
12.
C) Determinizm
Comte’un bu yaklaşımında temel aldığı görüş aşağıdakilerden hangisidir?
Körfez Yayınları
N
R
Ö
A) Tümevarım
Auguste Comte’a göre felsefe, duyularımızın bize sağladığı olaylardan hareket etmelidir. Dolayısıyla doğru bilgiye
deney ve gözlem yoluyla elde edilen bilgilerin doğruluğunu
savunur ve duyu organlarının ötesinde kalan metafiziği reddeder. Doğada var olan her türlü varlık ve olayı somut nedenlerle açıklar.
C) Empirizm
E) Materyalizm
A) Oluş
D) Öz
16.
Gazali’ye göre, insan kalp gözüyle yani sezgiyle hakikati
bütün açıklığıyla kavrar. Var olan her şey, sezgi yoluyla bir
aynada olduğu gibi aracısız ve bütün açıklığıyla görünür.
B) Pozitivizm
D) Kritisizm
E) Ruh
Ömer Hayyam’ın:
Eğlenmene bak ömrünü berbat etme!”
Dizelerinde geçen görüşü, aşağıdaki yaklaşımlardan
hangisini temel almıştır?
C) Empirizm
A) Pragmatizm
E) Pragmatizm
B) Hedonizm
D) Realizm
Test 23 CA
1-C
2-A
3-B
4-B
5-A
6-E
Test 24 CA
1-B
2-A
3-D
4-B
5-A
6-B
7-D
7-A
C) Madde
“Geçmiş, gelecek masal hep,
Gazali’nin bu düşüncesi, aşağıdaki felsefi akımlardan
hangisiyle açıklanabilir?
A) Entüisyonizm
B) İdea
8-E
8-D
9-E
9-D
10-C
10-C
11-B
11-E
12-D
12-A
C) İdealizm
E) Materyalizm
13-A
13-D
14-D
15-C
16-A
14-C
15-E
16-B
YGS / LYS
YGS GRB.
FELSEFE
1.
25
Felsefeyle Tanışma
4.
•
K.Jaspers’a göre, felsefe yolda olmak demektir.
I. İnsan neyi bilebilir?
•
T. Hobbes’a göre, felsefe yapmak doğru düşünmektir.
II. Ne kadar özgürüz?
•
Platon’a göre felsefe doğruyu bulma yolunda düşünsel
bir çalışmadır.
III. Varlığın özü nedir?
•
Sokrates’e göre, felsefe neleri bilmediğini bilmektir.
Yukarıdaki sorular felsefenin disiplinlerinden hangilerine aittir?
Felsefenin bu şekilde farklı tanımlanması aşağıdaki
özelliklerinden hangisi ile ilgilidir?
II.
I.
A) Etik
A) Kümülatiflik
Estetik
C) Estetik
C) Evrensellik
D) Ontoloji
D) Tutarlılık
E) Epsitemoloji
E) Sistemlilik
Varlık, bilgi ve değer üzerine tam ve bütün bir bilgiye ulaşılmasına denir. Bütün olan bitenlerin esasını bilmektir.
Tümel yani her şeyi kuşatan bir kavramdır.
5.
Yukarıda anlatılan ve felsefeyi de kuşatan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A) Philosophia
D) Mitoloji
3.
B) Metafizik
E) Hikmet
Ontoloji
Estetik
Epistemoloji
Etik
Etik
Epistemoloji
Etik
Ontoloji
K
E
N
R
Ö
2.
C) Aksiyoloji
Felsefe, kendine dönük düşünmedir. Felsefe yapan zihin
hiçbir zaman yalnızca bir nesne hakkında düşünmez. Herhangi bir nesneyi düşünürken, aynı zamanda hep o nesneye ilişkin kendi düşüncesi hakkında da düşünür. O
zaman, felsefeye ikinci dereceden düşünce, düşünce hakkında düşünce denebilir.
Felsefe sözcüğü, eski Yunancadan Arapçaya ve bu dilden
Türkçeye geçmiştir. Felsefe, “sevgi” ve “bilgelik” ya da
genel olarak “bilgi” şeklinde iki ayrı sözcükten oluşur. Öyleyse, “Felsefe”, bilgi ve bilgelik sevgisi, aşkı anlamına gelmektedir. “Filozof” da, “bilgeliği seven”, “bilgiyi arayan ve
ona ulaşmak isteyen kişi” dir.
Dilimize “felsefe” olarak geçen “bilgelik sevgisi” aşağıdaki
kavramlardan hangisidir?
A) Mitoloji
B) Epistemoloji
D) Philosophia
6.
C) Aksiyoloji
E) Teoloji
Aksiyoloji (değerler felsefesi) bireylerin davranışlarına
temel teşkil eden değerleri araştırmaktadır. Aksiyolojinin,
doğru hareketlere temel olacak değerlerle ilgilenen ve
hayal gücü ile yaratıcılığa dayanan doğal ve sanatsal güzelliklerle ilgilenen iki alanı vardır.
Aksiyolojiye ait bu iki alan aşağıdakilerden hanisidir?
Bu parçada felsefi düşüncenin niteliklerinden hangisi
anlatılmıştır?
A) Epistemoloji ve ontoloji
A) Refleksif olma
B) Estetik ve metafizik
B) Akla dayalı olma
C) Etik ve estetik
C) Eleştirel olma
D) Ontoloji ve metafizik
D) Evrensel olma
E) Metafizik ve etik
E) Subjektif olma
Ontoloji
R
İ
T
B) Epistemoloji
B) Subjektiflik
III.
25
Felsefeyle Tanışma
7.
10.
Bir bilim kişisinin açıklamasını diğer bilim kişilerinin de
kabul etmesi beklenirken bir filozofun görüşlerini diğer filozofların kabul etmesi beklenmez.
Bu durum bilimin hangi yönüyle felsefeden ayrıldığına
kanıt oluşturmaktadır?
•
Bilim hiçbir devletin, ırkın, ulusun malı değil; tüm insanlığın ortak ürünüdür.
•
Felsefi düşünceye katkı yapmayan insan yoktur, felsefenin konuları tüm insanlığı ilgilendirir.
A) Genellenebilir olma
Bu iki durum bilim ve felsefenin hangi yönden ortak olduğuna kanıt oluşturur?
B) Tekrarlanabilir olma
A) Evrensel olma
C) Objektif olma
B) Eleştirel olma
D) Evrensel olma
C) Sistemli ve tutarlı olma
E) Eleştirel olma
D) Akla dayalı olma
E) Merak ve hayret duygusuna dayalı olma
N
R
Ö
Bu parçada anlatılan efsaneler aşağıdaki kavramlardan
hangisi ile ifade edilmektedir?
A)
Refleksif
B)
D) Mitoloji
9.
Etik
C)
E) Objektiflik
Aksiyoloji
Filozofun, içinde bulunduğu dünyayı anlamak ve kavramak için her türlü bilgi, deney, algı ve sezgi sonuçlarından oluşan düşünceyi analiz ederek açıklığa
kavuşturması, felsefi düşüncenin niteliklerinden hangisi ile ifade edilmektedir?
A) Akla dayalı olma
B) Çözümleyici olma
C) Evrensel olma
D) Sistemli ve tutarlı olma
E) Refleksif olma
R
İ
T
K
E
11.
Felsefe öncesinde insanların bütün sorularına değişik efsaneler cevap vermekteydi. Bu efsanelere dayalı açıklamalar nesilden nesile aktarılmaktaydı. Efsaneler insan ve
evrenle ilgili olayların doğaüstü güçlerle ve dinsel inançlarla hayal gücüne dayalı olarak açıklanması şeklinde tanımlanmaktadır.
Felsefenin bilimler gibi bir gelişim süreci yoktur. Örneğin,
günümüz Newton fiziği İlkçağ Aristo fiziğinin çok ötesindedir. Ancak günümüzde bilginin imkanı konusundaki görüşler Aristotelesi’in fikirlerinin ilerisindedir diyemeyiz. Çünkü
tüm felsefi görüşler, diğerlerinden bağımsız bir temellendirmeyle felsefe kazanında kendilerine yer bulur.
Bu parçada felsefenin aşağıdaki özelliklerinden hangisi anlatılmıştır?
Körfez Yayınları
8.
A) Refleksiflik
B) Öznellik
D) Kümülatiflik
12.
C) Eleştirellik
E) Tutarlılık
İyonya’da, insanların düşünce ve görüşlerini serbestçe
ifade etme olanağının olması, yeni fikirlerin ortaya çıkmasına ve felsefenin doğmasına katkıda bulunmuştur.
Bu görüşe göre felsefenin ortaya çıkmasında rol oynayan temel etken aşağıdakilerden hangisidir?
A) Özgür düşünce ortamı
B) Kültürel etkileşim
C) Merak ve hayret duygusu
D) Mitolojik düşüncenin yetersizliği
E) Coğrafi konum
YGS / LYS
YGS GRB.
FELSEFE
1.
Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki
kavramı karşılamamaktadır?
4.
A) Bilgi elde etme sürecini gerçekleştiren öznedir. (Suje)
B) Bilginin elde edilmesi sürecinde bilinen her türlü şeydir. (Obje)
C) Şüpheden hareketle yani şüpheyi araç olarak kullanarak kesin bilgilere ulaşmaktır. (Metodik şüphe)
C) Empirizm
N
R
Ö
5.
3.
•
Gerçeğin bilgisine mantıksal dil çözümlemeleriyle ulaşılabileceğini savunan görüştür. Bu görüşe göre, felsefenin konusu bilimsel önerme ve kavramlardır.
•
Doğru bilgiye doğrudan ve aracısız bir şekilde sezgi (içgörü, gönül gözü) yoluyla ulaşılabileceğini savunan
görüştür.
Bu görüşler, sırasıyla bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki
yaklaşımlardan hangisine uymaktadır?
Duyumların verdiği bilgiler, duyumlayanın o andaki durumuna bağlıdır. Bu bakımdan aynı şey hakkında birbirinin
karşıtı iki görüş ileri sürülebilir. Ancak bunlardan herhangi
biri mutlak doğru olarak nitelendirilemez.
Bunları söyleyen kişinin görüşü, bilgi kuramıyla ilgili
aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine uymaktadır?
C) Empirizm
E) Septisizm
D) Pragmatizm
E) Fenomenoloji
Bu parçadaki görüşler, bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki
yaklaşımlardan hangisine uymaktadır?
B) Pozitivizm
B) Pozitivizm
K
E
W. James’a göre ezeli ve ebedi doğrular yoktur. Doğrular,
hayatımızda bizim işimize yarayan, faydalı olan şeylerdir.
Doğrunun değeri de bize sağladığı fayda ile ölçülür.
D) Pragmatizm
R
İ
T
A) Analitik felsefe
E) İleri sürülen bir düşüncenin, dayanak noktalarını göstererek ispat edilmeye çalışılmasıdır. (Diyalektik)
A) Rasyonalizm
Bu görüşün temel ilkesi, bilincin önündeki görülenlerden
yola çıkarak öze ulaşmaktır. Bu yaklaşım olayları değil,
olayların içindeki özü bilmeyi amaçlayan felsefi sistemdir.
Bu görüşün temsilcisi Husserl’e göre, olayların özü deney
ve gözlem yoluyla değil, ancak sezgisel bir yolla bilinebilir.
Örneğin, insanın özü akıldır ve bu özü ancak bilinç kavrayabilir.
Bu parçadaki görüşler, bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki
yaklaşımlardan hangisine aittir?
D) Düşünülen ya da zihinde tasarlanan değil, somut ve bilinçten bağımsız olarak var olandır. (Gerçeklik)
2.
26
Bilgi Felsefesi
A) Pragmatizm
B) Empirizm
D) Rölativizm
6.
C) Entüisyonizm
E) Sensüalizm
•
Kesin bilgilere ulaşılamayacağı için her tür bilgiden
şüphe edilmesi gerektiğini savunan görüştür. Bu kuram
doğru bilinemeyeceği için “yargısızlık” görüşünü benimsemektedir.
•
Bilgi felsefesinde; evrende kesin bilgilere ulaşılabileceğini savunan görüştür. Bu anlamda şüphecilere karşıt görüşlerin ortak niteliğidir.
A) Mantıkçı empirizm - Entüisyonizm
Bu görüşler, sırasıyla bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki
yaklaşımlardan hangisine aittir?
B) Empirizm - Rasyonalizm
A) Enstrümantalizm - Analitik felsefe
C) Pozitivizm - Fenomenoloji
B) Sensüalizm - Rasyonalizm
D) Pragmatizm - Septisizm
C) Septisizm - Dogmatizm
E) Sensüalizm - Enstrümantalizm
D) Pragmatizm - Septisizm
E) Dogmatizm - Entüisyonizm
26
Bilgi Felsefesi
7.
10.
Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki
kavramı karşılamamaktadır?
A) Bir düşüncenin gerçekle uyuşması, bir bilginin bildirdiğiyle uyuşmasıdır. (Doğruluk)
A) Eğer bir nesne hakkında oluşturduğumuz bir görüş,
nesnenin kendisine uyuyorsa doğrudur. (Uygunluk)
B) Düşünceleri, insanın mutlu olmasına yarayan birer araç
olarak gören yaklaşımdır. (Enstrümantalizm)
B) Bir önermenin doğruluğunun sistemde daha önce
kabul edilmiş doğru önermelerle çelişmemesidir. (Tutarlılık)
C) Genel olarak; herhangi bir düşünceyi körükörüne inanmadır. (Septisizm)
C) Bir bilgi dil çözümlemesi ve mantıksal çıkarsamaya uygunsa doğrudur. (Apaçıklık)
D) Deney öncesi, deneyim gerektirmeyen, aklın ortaya çıkardığı bilgidir. (A priori)
D) Bir bilgi tatmin edici sonuçlar veriyor veya bir problemi
çözebiliyorsa doğrudur. (Yarar)
E) Deney sonrası, deneyim gerektiren, deney sonucu
oluşturulan bilgilerdir. (A posteriori)
8.
E) Herkesin veya çoğunluğun kabul ettiği bilgiler doğrudur. (Tümel uzlaşım)
11.
B) Pozitivizm
N
R
Ö
D) Rasyonalizm
E) Sensüalizm
•
Bilginin kaynağının akıl olduğunu savunan akımdır. Bu
görüşü savunan Sokrates ve Platon gibi bazı düşünürler bilgilerin akılda doğuştan yer aldığını savunurlar.
•
Bütün bilgilerin yaşantı sonucu deneyim, tecrübe yoluyla kazanıldığını savunan görüştür. Bu görüşün temsilcisi J.Locke insan zihnini doğuştan boş bir levhaya
benzeterek bilginin akılda doğuştan bulunduğuna karşı
çıkar.
Bu yaklaşıma göre deney ve gözleme dayanan bilgiler doğrudur. Bu görüşün temsilcisi A.Comte, sadece bilimin sınırı
içinde kalan verileri incelemek gerektiğini savunarak metafizik düşünceyi reddeder.
Bu parçadaki görüşler, bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki
yaklaşımlardan hangisine aittir?
C) Kritisizm
Körfez Yayınları
A) Sofizm
R
İ
T
K
E
Bilgi kişilere göre değişir. Rüzgar üşüyen için soğuktur,
üşümeyen için soğuk değildir. Bu nedenle genel-geçer
(herkes için ortak) doğru bir bilgi yoktur.
Protagoras’a ait bu görüşler aşağıdaki yaklaşımlardan
hangisine uymaktadır?
9.
Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içinde yer
alan bilginin doğruluk ölçütüne ait değildir?
A) Septisizm
B) Pozitivizm
D) Fenomenoloji
12.
C) Empirizm
E) Kritisizm
•
Doğru bilgiye ancak duyu organları yoluyla ulaşılabileceğini savunan görüştür. Bu görüşün temsilcisi Condillac'a göre, bütün bilgiler duyumdan gelir. Duyu
organlarının bildirdiklerinin dışında hiçbir bilgi yoktur.
•
Bilginin deney ile aklın ortak ürünü olduğunu savunan
görüştür. Bu görüşün temsilcisi Kant’a göre, deneyim
yoluyla alınan verileri düzene koyan, işleyen, bilgi haline getiren akıldır.
Bu görüşler, sırasıyla bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki
yaklaşımlardan hangisine uymaktadır?
Bu görüşler, sırasıyla bilgi kuramıyla ilgili aşağıdaki
yaklaşımlardan hangisine uymaktadır?
A) Kritisizm - Mantıkçı empirizm
A) Rölativizm - Entüisyonizm
B) Rasyonalizm - Empirizm
B) Kritisizm - Septisizm
C) Fenomenoloji - Pozitivizm
C) Pozitivizm - Sofizm
D) Pragmatizm - Septisizm
D) Fenomenoloji - Empirizm
E) Sensüalizm - Kritisizm
E) Sensüalizm - Kritisizm
Test 25 CA
1-B
2-E
3-A
4-E
5-D
6-C
7-C
8-D
9-B
10-A
11-D
12-A
YGS / LYS
YGS GRB.
FELSEFE
1.
•
Nicolai Hartmann'a göre; bazı problemlere bilimsel olarak yanıt verilemez. Ancak bu problemleri inceleyen bir
alan bulunmaktadır.
•
Martin Heidegger'e göre de, var olanı olduğu gibi ve
bütünlüğüyle anlama yetisini yeniden kazandırmak için
var olanın ötesini araştıran bir alan bulunmaktadır.
4.
A) Anaxagoras’ın varlığın, doğadaki varlıkların nitelikleri
sayısınca tohumlardan oluştuğunu savunması
B) Demokritos’un tüm evrenin atomlardan oluştuğunu savunması
A) Metafizik alan
R
İ
T
B) Fiziksel alan
C) Descartes’in varlığın ruh ve bedenden oluştuğunu savunması
C) Bilimsel alan
D) F. Herbart'ın varlığı, tek varlık olarak kabul etmemesi
D) Pozitif alan
E) Empedokles’in varlığı hava, su, toprak ve ateş elementlerini birlikte kullanarak açıklaması
E) Fenomen alanı
K
E
N
R
Ö
Elime aldığım bir kaşık ile karşılıklı duruyoruz. Kaşık karşımdayken ve ben onun elimde tuttuğumda, kaşık ve ben,
karşılıklı bulunuyoruz. Birbirimize göre, karşılıklı konumumuz içinde varız. Demek ki bu karşılaşmada söz konusu
olan şey kafamın içinde uçuşan tasarımlar değil.
5.
Bu parça aşağıdakilerden hangisinin varlıkla ilgili görüşlerine örnek oluşturur?
A) İdealizm
B) Düalizm
C) Realizm
D) Nominalizm
Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki
kavramı karşılamamaktadır?
Varlık var mıdır? sorusuna yoktur şeklinde cevap veren bir
görüştür. Her şeyin, değerden ve anlamdan yoksun olduğunu savunur. Genel olarak Tanrı'nın var oluşunu, ruhun
ölümsüzlüğünü, iradenin özerkliğini, değerlerin nesnelliğini,
bilginin imkânını, tarihin mutlu sonunu reddeden bir görüştür.
Bu parça aşağıdakilerden hangisinin varlıkla ilgili görüşlerine örnek oluşturur?
E) Nihilizm
3.
Monizm, varlığın niceliği konusunda var olan herşeyin tek
bir gerçeklikten oluştuğunu savunan görüşlere denir.
Buna göre aşağıdaki görüşlerden hangisi monist bir
görüş olarak gösterilebilir?
Bu iki düşünürün bahsettiği alan aşağıdakilerden hangisidir?
2.
27
Varlık Felsefesi
A) Konseptüalizm
B) Düalizm
C) Materyalizm
D) Plüralizm
E) Nihilizm
6.
B) Varlığı, bilginin öncesine koyan ve bilgi teorisinin ontolojiye dayanması gerektiğini öne süren anlayıştır. (Yeni
ontoloji)
Tek gerçekliğin madde olduğunu ve her şeyin maddeden
oluştuğunu savunan felsefi görüştür. Bu görüşe göre ilk ve
tek varlık maddedir. Düşünce maddeden sonra gelir ve varlığı maddeye bağlıdır. Bu görüşün ilk temsilcilerinden Demokritos, varlığın atomlardan meydana geldiğini söyler.
Atomlar sonsuz sayıda ve sonsuz küçüklüktedir. Hatta
O’na göre ruh da; en ince, en düzgün ve en hareketli atomlardan oluşur.
C) Varoluşun, nesnelerle değil, yalnızca insanlarla ilgili olduğunu savunan anlayıştır. (Öznel idealizm)
Bu parça aşağıdakilerden hangisinin varlıkla ilgili görüşlerine örnek oluşturur?
D) Genel kavramların çevredeki varlıkların içindeki özler
olarak bulunduğunu savunan görüştür. (Fenomenoloji)
A) İdealizm
B) Düalizm
C) Materyalizm
D) Nihilizm
A) Gerçekliğin açıklamasının ancak birden çok ilkeyle
mümkün olabileceğini ileri süren görüştür. (Plüralizm)
E) Varoluşu, insandan bağımsız olarak düşünen anlayıştır. (Nesnel idealizm)
E) Fenomenoloji
27
Varlık Felsefesi
7.
10.
Nesnelerin varlığını insan düşüncesine, bilincine bağlayan
görüştür. Diğer bir ifadeyle, varlığı madde üstü metafiziksek
güçlerle(Tanrı, yaratma, ruh) açıklamaya çalışan felsefi sistemdir. Bu görüşün kurucusu Platon’a göre, iki evren vardır. Bunlardan biri, görünüşler evrenidir. Bu evren, içinde
yaşadığımız evrendir ve aldatıcıdır. Diğer evren ise fikirler
evrenidir. Asıl gerçek olan evren burasıdır. Fikirler evreni,
her biri değişmez bir gerçekliğe sahip olan duyular dünyasındaki gerçekliklerin özünü oluşturan varlıkların bulunduğu
evrendir.
Herakleitos’a göre, “Her şey akar.” Bu dünyadaki hiçbir şey
olduğu gibi durmaz. Her şey her zaman değişir.Yok oluncaya kadar şeyler, farklı yollardan varlığa gelirler. Var oldukları süre boyunca iki an yoktur ki birbiriyle aynı olsun.
Evrendeki her şey böyledir. Belki evrenin kendisi de bu şekildedir.
Bu parçadaki görüşler varlığın ne olduğu konusunda
aşağıdakilerden hangisine uygun düşer?
A) Varlık ideadır.
Bu parçadaki görüşler varlığın ne olduğu konusunda
aşağıdakilerden hangisine uygun düşer?
B) Varlık maddedir.
C) Varlık oluştur.
A) İdealizm
B) Realizm
C) Materyalizm
D) Düalizm
D) Varlık fenomendir.
E) Varlık hem madde hem de düşüncedir.
E) Fenomenoloji
N
R
Ö
Bu parçada tanımı yapılan ilke aşağıdaki kavramlardan
hangisi ile ifade edilmektedir?
A) Paradigma
B) Töz
C) Kaos
D) Monad
E) Tao
9.
C) Realizm
D) Monizm
E) Taoizm
Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki
kavramı karşılamamaktadır?
C) Genel kavramların çevredeki varlıkların içindeki özler
olarak bulunduğunu savunan görüştür. (Konseptualizm)
B) Platon’un idealizmini
D) Hiçbir değer, kural ve ahlaki öğreti kabul etmeyen görüşün adıdır. (Nihilizm)
C) Demokritos’un materyalizmini
D) E.Husserl’in fenomenolojizmini
E) Var olan herşeyin tek bir gerçeklikten oluşamayacağını
savunan görüştür. (Monizm)
E) F.Nietzsche’nin nihilizmini
3-A
B) İdealizm
B) Genel kavramların zihin dışında bir varlığa sahip olmadığını iddia eden görüştür. (Nominalizm)
A) R.Descartes’in dualizmini
2-D
A) Fenomenoloji
A) Genel kavramların zihin dışında gerçekten var olduğunu savunan öğretidir. (Ontolojik realizm)
Bu parça aşağıdaki özgün görüşlerden hangisini yansıtmaktadır?
1-E
Lao Tse görüşünü, evrendeki tüm karşıtlıkları kendisinde
birleştiren tanımlanamaz bir kavram ile açıklar. Bu kavram;
evrenin adsız kaynağı, yasaların yasası, kendi kendine
yeten, mutlak, kavranamayan, anlatılamayan bir düzen
ilkesidir. Lo Tse’ye göre, tanımlanamaz bu kavram; her
şeydir, her şey O’na akar ve O'na döner.
Bu parça aşağıdakilerden hangisinin varlıkla ilgili görüşlerine örnek oluşturur?
12.
Bu akımın düşünürlerine göre varlık; birbirine indirgenemeyen iki ögeden oluşur. Bu akıma göre, varlık alanı
madde ve düşünce olarak ikiye ayrılmıştır. Bu iki alan öz ve
yapı bakımından birbirine indirgenemeyen niteliktedir. Bunlar birbirinden bağımsız alanlardır.
Test 26 CA
R
İ
T
K
E
11.
Varlık alanında yapı ve öz bakımından birbirinden farklı iki
ilkenin bulunduğunu kabul edenlere ikici denir. İkicilerin
kabul ettiği ve birbirine indirgenemez özelliğe sahip olan bu
ilke, var olmak için kendisinden başka bir varlığa ihtiyacı
olmayan şey olarak tanımlanır.
Körfez Yayınları
8.
4-E
5-D
6-C
7-C
8-A
9-B
10-C
11-B
12-E
YGS / LYS
YGS GRB.
FELSEFE
1.
Aşağıda verilen görüşlerden hangisi, ayraç içindeki
kavramı karşılamamaktadır?
4.
A) İnsan, sorumluluklarını başkalarına dağıttığı ölçüde
özgürlüğe kavuşur. (Otodeterminizm)
B) Herşeyin önceden doğaüstü bir güç tarafından belirlenmiş olduğunu ve kimsenin bu yazgıyı değiştiremeyeceğini savunur, bu nedenle de özgürlüğü kabul
etmez. (Fatalizm)
B) Biyo etik (tıp etiği)
C) Enformasyon etiği
D) Siyaset etiği
E) İnsan özgür değildir, çünkü, toplumun beklentileri, vicdanımızın baskısı, ahlak normları, hukuk kuralları, eylemlerimizin nasıl olması gerektiğini belirlemektedir.
(Determinizm)
K
E
N
R
Ö
Bireyin yalnız kendi çıkarını düşünmesini, başkalarının haklarını gözardı etmesi gerektiğini savunan bir görüştür.
E) Çevre etiği
5.
Evrensel ahlak yasasına da karşı çıkan bu görüş aşağıdakilerden hangisidir?
B) Egoizm
C) Utilitarizm
D) Hedonizm
Birçok akımın tersine bireye genel bir kavram gibi yaklaşmaz, onun öznelliğini nesnelliğinin üstünde tutar. Bireyin
varoluşunu, özünden önceye alan bu öğretide insanın önce
var olduğu daha sonra kendini tanımlayıp, bilerek özünü
oluşturduğu dile getirilir. Bu akıma göre hayatın anlamı ve
bireyin öznel tecrübesiyle ilgili sorular diğer bütün bilimsel
ve felsefi alanlardan önemlidir.
Bu parçada görüşleri verilen felsefe yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hedonizm
B) Pragmatizm
C) Utilitarizm
D) Entüisyonizm
E) Egzistansiyalizm
“Toplumsal fayda” davranışlarımızın temel ilkesidir. Bu ilke,
“olabildiğince çok insanın olabildiğince mutluluğu” şeklinde
dile getirilir.
Bu görüşlere sahip bir düşünürün aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini savunması beklenir?
E) Egzistansiyalizm
3.
R
İ
T
A) Meslek etiği
D) İnsan eylemleri bir takım kurallara göre ortaya çıkmaz.
Bu nedenle eylemleri belirleyen kurallar olmadığı için
insan özgürdür. (Liberteryanizm)
A) Nihilizm
Danışma, tanıtma, bilgi, haber alma, haber verme, haberleşme gibi anlamlara gelir. Özellikle günümüzde haberleşmenin, teknolojinin gelişimine bağlı olarak, bu etik çeşidinin
önemi artmıştır. Gazete ve radyodan sonra televizyon ve
internetin haber kaynağı olarak insanları bilgilendirmede
kullanılması ve bu durumun hızlı ve karmaşık olması, bu
uygulamalı etik alanının ortaya çıkışını gerekli hale getirmiştir.
Bu parçada anlatılan uygulamalı etik alanı aşağıdakilerden hangisidir?
C) İnsan özgürdür, çünkü, insan eyleminin sonuçlarına
katlanmayı göze aldıktan sonra dilediğini yapabilir. (İndeterminizm)
2.
28
Ahlak Felsefesi
A) Pragmatizm
B) Entüisyonizm
C) Utilitarizm
D) Hedonizm
E) Ödev ahlakı
6.
Koşullu buyruk (hipotetik imperatif) belirli bir amaca ulaşmak için ne yapılması gerektiğini söyleyen buyruktur. İnsanın arzu ve isteklerine bağlı olan bu buyruk, eylemin
muhtemel sonuçlarını dikkate alarak ortaya çıktığı için bu
buyruğa bağlı ortaya çıkan eylemler ahlaki değildir. Koşulsuz buyruk (kategorik imperatif) ise; bir koşula bağlı olmadan, bütün insanlar için geçerliliği olan buyruktur. İnsanın
arzu ve isteklerine bağlı olmayan bu buyruk, eylemin muhtemel sonuçlarını dikkate almadan, zorunlu olarak ortaya
çıktığı için ahlakidir.
Kant’a ait bu görüşler, bir eylemin ahlakiliğini belirleyen aşağıdaki ölçütlerden hangisinin açıklamasıdır?
A) Mutluluk
B) Sezgi
C) Özgürlük
D) Fayda
E) Ödev
28
Ahlak Felsefesi
7.
10.
Hayat sürekli akış hali içerisindedir. Bu akış hâlinde nasıl
davranacağımızın bir kuralı olmadığından iyi ve kötünün
ne olduğunu sezgilerimizle bilebiliriz. Sezgilerimizle ortaya
çıkan ahlak, özgürleştirici ahlaktır. Sezgide kural yoktur, örnekler vardır. Geçmişten gelen birçok erdemli insan bizler
için örnek teşkil eder. Sezginin insana ait bir özellik olması
bütün insanlarda aynı davranışın ortaya çıkmasına sebep
olur.
A) Eylemlerde bilginin belirleyici olmasını gerektiren ideal
erdemlilik durumudur. (Bilgelik)
B)
D) Herkesin hak ettiği ödül ya da cezayla karşılaşması hâlidir. (Erdem)
A) Egoizm
B) Pragmatizm
C) Nihilizm
D) Entüisyonizm
E) Davranışlarda orta yolu bulma, aşırıya kaçmama durumudur. (Ölçülülük)
E) Hedonizm
11.
B) Beğeniye dayalı olduğundan subjektiftir.
D) Nihilizm
E) Hedonizm
9.
F.Nietzsche, insan değer yaratabildiği ölçüde üstün insan
olarak özgürdür. Özgürlük güç istenci ile değerler yaratmak
ve bu yaratılan değerlere göre yaşamakla oluşur. Ahlaklılığın başka ölçütü de yoktur. Bu nedenle evrensel ahlak
yasası diye bir şey yoktur.
B) Entüisyonizm
C) Hedonizm
D) Septisizm
D) Dogmatik bir yapıda olduğu için eleştiriye kapalıdır.
E) Olgusal alana ait olduğu için objektif bir yapısı vardır.
12.
F.Nietzsche’nin bu görüşleri aşağıdaki yaklaşımlardan
hangisine aittir?
A) Anarşizm
C) Normatif olduğu için zorlayıcılığı vardır.
Körfez Yayınları
N
R
Ö
C) Egoizm
Aşağıdaki ifadelerden hangisi hem ahlak yargılarının
hem de estetik yargıların özelliği arasında yer alır?
A) Rölatiftir (görecelidir), kültürden etkilenir.
Bu parçada görüşleri verilen yaklaşım aşağıdakilerden
hangisidir?
B) Anarşizm
R
İ
T
K
E
Doğası gereği iyi olan insanın özünü devam ettirmesi için
özgür olması gerekir. İnsanın özgürlüğünü kısıtlayan her
türlü kuralı, yasayı reddetmek gerekir. Bu yüzden en üst
kural koyucu olan devlet ortadan kaldırılmalıdır.
A) Egzistansiyalizm
Bir tehlikeyi korkmadan göğüsleme olanağı veren yüreklilik, yiğitlik halidir. (Cesaret)
C) Başarılı bir sonuç elde etmek amacıyla güç harcayarak yapılan devamlı etkinliktir. (Çalışkanlık)
Bu parçada görüşleri verilen yaklaşım aşağıdakilerden
hangisidir?
8.
Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki
kavramı karşılamamaktadır?
•
Yaşamın amacının en yüksek hazza erişmek olduğunu
savunan görüştür. Hazzı sağlayan her şey iyi, acı
veren şey ise kötüdür.
•
“Bana faydalı olan iyi; bana faydalı olmayan kötüdür.”
anlayışıdır. Evrensel ahlak yasalarına karşı çıkar.
Bu görüşler, sırasıyla ahlak felsefesiyle ilgili aşağıdaki
yaklaşımlardan hangisine uymaktadır?
A) Hedonizm - Utilitarizm
B) Egoizm - Pragmatizm
E) Nihilizm
C) Nihilizm - Egoizm
D) Anarşizm - Entüisyonizm
E) Hedonizm - Pragmatizm
Test 27 CA
1-A
2-C
3-D
4-B
5-E
6-C
7-A
8-B
9-A
10-C
11-E
12-E
YGS / LYS
YGS GRB.
FELSEFE
1.
2.
Bütün güzellikler için, parçaların uyumlu birleşmesi önemlidir. Hem hareketli hem de hareketsiz bütünlerde uyum
önemlidir. Sanatçı, evrendeki ve varlıklardaki gizli uyumu
yakalayıp onu eserlerinde yansıtmak ister. Güzellik, bir varlıkta karşıtların gerilimine dayanan bir uyumdur.Evrendeki
bu uyum sanat eserlerine de yansırsa onlar da güzel olur.
4.
Felsefede sanatı tanımlamanın bir yolu da sanatı bir tür öykünme olarak değerlendirmektir. Platon ve Aristoteles’in
savunduğu bu yaklaşımın adı Yunanca mimesis sözcüğünden gelmektedir. Bu yaklaşıma göre sanatçı aslında
yeni bir şey ortaya koymamaktadır, gerçeklikte var olan bir
şeyi eserine aynen aktarmaktadır.
Bu parçada anlatılanlarda güzelliğin hangi niteliğinin
öne çıkarıldığı söylenebilir?
Bu parçada anlatılan sanat anlayışı aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Yetkin olmak
A) Oyun olarak sanat
B) Orantılı olmak
B) Yaratma olarak sanat
C) Aslına uygunluk
C) Toplum için sanat
D) Harmonik olmak
D) Taklit olarak sanat
E) Simetrik olmak
E) Nesne olarak sanat
N
R
Ö
A) Sanat eseri
B) Estetik tavır
C) Estetik yargı
D) Estetik nesne
E) Estetik suje
Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa
Aşık Veysel’e ait bu dizelerden aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A) Güzelliğin önemsiz olduğu
B) Aşk’ın önemsiz olduğu
C) Asıl olanın nesne olduğu
D) Asıl olanın özne olduğu
E) Değerlerin belirsiz olduğu
R
İ
T
K
E
Estetik sujenin estetik nesne hakkında "güzel" veya "çirkin"
şeklinde hüküm bildirmesine denir.
5.
Yukarıda tanımlanan sanat felsefesinin temel kavramı
aşağıdakilerden hangisidir?
3.
29
Sanat Felsefesi
Aşağıda verilenlerden hangisi, ayraç içindeki ifadeyi
karşılamamaktadır?
A) Plastik sanatlar (Görsel sanatlar)
B) Ritmik sanatlar (İşitsel ve görsel sanatlar)
C) Fonetik sanatlar (İşitsel sanatlar)
D) Oyun olarak sanat (İnsan oynadığı sürece insandır)
E) Yaratma olarak sanat (Sanat taklidin taklididir)
6.
•
İnsan ürünü olmalıdır.
•
Özgün, tek ve biricik, orijinal olmalıdır.
•
Pratik kaygılardan (maddi çıkar, fayda) uzak olmalıdır.
•
Doğal olandan farklı olmalıdır.
Bu özellikler sanat felsefesinin temel kavramlarından
hangisine aittir?
A) Sanat eseri
B) Estetik tavır
C) Estetik yargı
D) Estetik nesne
E) Estetik suje
29
Sanat Felsefesi
7.
10.
Yunanca’da; duyum, duyulur algı anlamına gelen bir kavramdır. Başlangıçta sadece “güzel”i inceleyen bu alandır.
Daha sonra gelen Kant, Hegel gibi birçok filozof, bu alanın
kapsamına güzelden başka; yüce, zarif, hoş, alımlı, trajik
ve çirkin gibi kavramları da dahil ederek onu güzel sanatların hepsini inceleyen bir felsefe disiplini hâline getirmişlerdir.
A) Estetik sujenin çıkar gözetmeyen bakış açısıyla estetik
nesneye yaklaşmasıdır. (Estetik tepki)
B) Estetik sujenin estetik nesne hakkında bildirdiği "güzel"
veya "çirkin" yargısıdır. (Estetik tavır)
Bu parçada anlatılan alan aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?
C) Estetik nesnenin meydana getirdiği beğenme duygusudur. (Estetik haz)
A) Etik
D) İnsanın kendi çevresi ile kurduğu ilişkiyi estetik bir ifadeyle sunmasıdır. (Sanat)
B) Ontoloji
C) Estetik
D) Metafizik
E) İnsanın bilinçli, amaçlı etkinliği sonucu oluşan doğada
bulunmayan yapıtlardır. (Sanat eseri)
E) Harmoni
8.
11.
B) Güzel
C) Hoş
D) Vicdan
E) Sanat eseri
Güzellik nesnelerin salt duyusal görünüşleri ile ilgilidir. Güzelliğin kavramla ve akılla ilgisi yoktur. Güzellik akla değil
duyulara, duygulara ve hayal gücüne yöneliktir. Bu nedenle
estetik olarak hoşa giden, haz duyulan bir şeyin bilgisinden
yoksun olsak bile, o şeye güzel diyebiliriz.
C) Estetik yargı
B) Estetik tavır
D) Estetik obje
E) Estetik suje
Karadeniz ormanlarındaki ağaçları, yapmayı düşündüğü
ahşap eve uygun olduğu için güzel bulan bir mimar ya da
incelemek istediği canlıları barındırdığı için beğenen bir biyoloğun bakış açısı çıkar gözettiği için estetik değildir. Aynı
ormanları, yalnızca, sahip olduğu doğal dinginliğinden ve
göze hitap eden yeşilin tüm tonlarına sahip renklerinden
etkilenerek beğenen bir kişinin bakış açısı ise estetiktir.
Bu parçada anlatılan sanat felsefesinin temel kavramı
aşağıdakilerden hangisidir?
B) İyi
C) Hoş
A) Güzellik
12.
Bu parçada güzel kavramının aşağıdaki kavramlardan
hangisi ile ayrımı yapılmıştır?
A) Fayda
Estetik nesnenin estetik öznede, estetik haz ya da beğenme duygusuna yol açan özelliğine denir.
Bu parçada anlatılan sanat felsefesinin temel kavramı
aşağıdakilerden hangisidir?
Körfez Yayınları
N
R
Ö
A) Sanat
R
İ
T
K
E
Hem doğadaki hem sanattaki güzelin ne olduğunu sorgulayan ve bunun bilgisine ulaşmaya çalışan alana estetik
denir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi estetiğin temel kavramları arasında yer almaz?
9.
Aşağıda verilen tanımlardan hangisi, ayraç içindeki
kavramı karşılamamaktadır?
D) Yüce
E) Doğruluk
A) Sanat
B) Estetik tavır
C) Estetik yargı
D) Estetik haz
E) Estetik suje
Test 28 CA
1-A
2-B
3-E
4-C
5-C
6-E
7-D
8-B
9-E
10-D
11-A
12-E
YGS / LYS
YGS GRB.
FELSEFE
1.
30
Din Felsefesi
•
Belli bir dinin akidelerini ele alır.
•
•
4.
•
Tanrı, buyruklarını bir insan ile nasıl bildirebilir?
İncelediği dinin inanç ve ibadetlerini doğru olarak kabul
eder ve bu inanç ve akideleri güçlendirmeye çalışır.
•
İki farklı varlık olan Tanrı ile insan (peygamber) arasındaki iletişim nasıl gerçekleşmektedir?
Dogmatik bir yapısı olduğu için eleştiri kabul etmez.
Bu sorular din felsefesinin aşağıdaki problemlerinden
hangisi ile ilgilidir?
Yukarıda özellikleri verilen alan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Din felsefesi
C) Metafizik
A) Tanrı’nın varlığı problemi
B) Teoloji
B) Evrenin yaratılışı problemi
D) Bilim
C) Vahyin imkanı problemi
E) Ontoloji
R
İ
T
D) Ruhun ölümsüzlüğü problemi
E) Tanrı evren ilişkisi problemi
2.
K
E
Tanrı’ya ve her türlü inanca karşı çıkan, bunun yanında
ruhsal varlıklarla ilgili metafizik inançları reddeden ve var
olan gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen bir
felsefi düşünce akımıdır.
N
R
Ö
5.
Şintoizm’in bu parçada geçen görüşleri aşağıdakilerden hangisine “karşı örnek” oluşturur?
Bu parçada görüşleri anlatılan öğreti aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Agnostisizm
B) Teizm
C) Ateizm
D) Panteizm
E) Deizm
3.
Bir okulda iki müdür, bir köyde iki muhtar, bir ilde iki vali
olmaz; olsa o yerde düzen olmaz. Birlik ve beraberlik de
olamaz. Çünkü herkes kendine göre bir yönetim benimser.
Aynen bunun gibi kâinattaki düzen tek bir Tanrı’nın varlığına delildir.
Bu parçada geçen görüşler aşağıdakilerden hangisine
“karşı örnek” oluşturur?
A) Monoteizm
Şintoizm “Tanrılar’ın Yolu” anlamına gelen, belli bir kurucusu ve inanç sistemi olmayan milyonlarca tanrısı olan bir
dindir. Şintoizm Japonlar’ın millî dinidir.
A) Monoteizm
B) Politeizm
C) Panenteizm
D) Panteizm
E) Agnostisizm
6.
Tanrıcılık, tek, ezeli, ebedi, her şeye gücü yeten bir Tanrı'nın var olduğunu savunan öğretidir. Tanrıcılık öğretisine
göre, Tanrı sürekli olarak evrenle etkileşim halindedir yani
Tanrı evrenle iç içe(içkin)dir.
Bu parçada görüşleri anlatılan öğreti aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Teizm
B) Deizm
C) Panenteizm
D) Panteizm
B) Teizm
C) Panenteizm
D) Deizm
E) Agnostisizm
E) Politeizm
30
Din Felsefesi
7.
10.
Aşağıda verilenlerden hangisi, ayraç içindeki ifadeyi
karşılamamaktadır?
A) Her türlü ölçü ve değer üstünde yer alan, en üst noktada bulunan, mutlak, sonsuz, eksiksiz. (Yüce)
A) Yaratılıştan gelen, dış etkilerle bozulmamış yapıdır.
(Fıtrat)
B) Tanrının peygamberlere bildirdiği ilahi sözler. (Vahiy)
B) Dince saygıya layık, değerli ve anlamlı olandır. (Kutsal)
C) Tanrı'nın bildirdiği emir ve sözleri insanlara iletmek için
Tanrı tarafından seçilmiş insanlardır. (Peygamber)
C) İnanan insanda gerçekleşen her türlü dini yaşantı içerikleri ve manevi haz durumudur. (Dini tecrübe)
D) Tanrı'nın ilahlığını tanımak, bir olduğunu tasdik etmek
ve ona hiçbir eş, ortak koşmamaktır. (Tevhit)
D) Tanrı'nın emri gereği yapılan saygı gösterisi ve tapınma etkinlikleridir. (Mucize)
E) İnanan insanda gerçekleşen her türlü dini yaşantı içerikleri ve manevi haz durumudur. (Kutsal)
8.
E) Tanrı'nın varlığını söz ve kalple tasdik etmedir. (İnanç)
Her şey Tanrı'dadır diyen ve Tanrı ile evreni bir saymayanTanrı görüşüdür. Buna aynı zamanda çift kutuplu Tanrı
anlayışı da denir. Bu görüş Tanrı'yı soyut¸ mutlak ve değişmez gibi yönleriyle evrenin üstünde; somut, göreli ve değişen yönleriyle de evrenin içinde görür.
11.
B) Deizm
C) Panteizm
D) Agnostisizm
E) Panenteizm
T.H.Huxley, hem geleneksel Yahudi-Hristiyan Tanrıcılığını,
hem de “Tanrı Tanımazlık Öğretisi”ni, reddederek Tanrı’nın
varlığı sorununu; “Tanrıya var diyemem, yok da diyemem”
şeklinde ortada bırakan bir görüş ortaya çıkarmıştır.
B) Panteizm
C) Panenteizm
D) Agnostisizm
A) Ateizm
C) Panteizm
B) Deizm
D) Agnostisizm
E) Panenteizm
12.
Bu parçada anlatılan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ateizm
Bu sözleri söyleyen bir düşünür aşağıdaki görüşlerden
hangisini savunmaktadır?
Körfez Yayınları
N
R
Ö
A) Teizm
R
İ
T
"...Tanrı-alem ikiliğini kaldıran, Tanrı'nın her şeyi ihtiva ettiğini, hatta onun her şey olduğunu, dolayısıyla ne tabiatın
ne de insanın müstakil varlıklar gibi görülemeyeceğini; onların sadece varlığın farklı tarzlardaki açılımlarından ibaret
olduğunu ileri süren felsefî bir görüştür."
K
E
Bu parçada anlatılan felsefi yaklaşım aşağıdakilerden
hangisidir?
9.
Aşağıda verilenlerden hangisi, ayraç içindeki ifadeyi
karşılamamaktadır?
Bu görüşe göre, evren başlangıçta Tanrı tarafından tasarlanan, hareketi başlatılan, daha sonra ise dışarıdan müdahale olmadan doğa kanunlarına uygun şekilde işleyen bir
bütünlüktür. Bu akım, kaynağı ilahi ilan edilen dinlerin reddinden dolayı peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günâh,
ibâdet, dua, vahiy, melek, cin, şeytan, cennet, cehennem,
ahiret ve kader gibi kavramları da kabul etmez.
Bu parçada anlatılan felsefi yaklaşım aşağıdakilerden
hangisidir?
E) Politeizm
A) Monoteizm
B) Deizm
C) Teizm
D) Ateizm
E) Politeizm
Test 29 CA
1-D
2-C
3-D
4-D
5-E
6-A
7-C
8-D
9-E
10-B
11-A
12-B
YGS / LYS
YGS GRB.
FELSEFE
1.
Aşağıda verilenlerden hangisi, ayraç içindeki ifadeyi
karşılamamaktadır?
4.
A) Din ve devlet işlerinin ayrılarak bireylerin dini inanç ve
vicdan konusunda özgür bırakılmasıdır. (Laiklik)
B) İktidara sahip olma, iktidarı kullanmadır. (Meşruiyet)
B) Tüm vatandaşların, devlet politikasını şekillendirmede
eşit hakka sahip olmasıdır. (Demokrasi)
C) Yasalar önünde herkesin aynı haklara sahip olmasıdır.
(Eşitlik)
D) Devleti, belirlenen kurallar, ilkeler ve amaçlar çerçevesinde idare etmedir. (Yönetim)
E) Var olması için halk, toprak, bağımsızlık birlikteliği gereken en büyük siyasi otoritedir. (Toplum)
K
E
N
R
Ö
Hiçbir toplum düzeninin insanları mutlu edemeyeceği ve
var olan devlet düzenlerinin düzeltilmesinin olanaksız olmasından hareketle gerçekleşmemiş ve gerçekleşme
şansı pek fazla olmayan toplumsal düzenlere denir.
5.
Bu parçada anlatılan ve gerçekleşmesi zor toplumsal
tasarımlara ne ad verilir?
A) İktidar
B) Meşruiyet
C) Demokrasi
D) Bürokrasi
E) Ütopya
Liderde bulunan üstün ve büyüleyici niteliklere dayalı bir
egemenlik türüdür. Bu egemenlik türünde liderler güçlerini,
topluma sağladıkları başarılardan alırlar.
Bu parçada anlatılan egemenlik türü aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Geleneksel egemenlik
R
İ
T
D) Devleti yönetme yetkisi, devleti yönetme gücüdür. (İktidar)
E) Bireylerin yasalar karşısında aynı haklara sahip olmasıdır. (Eşitlik)
3.
Aşağıda verilenlerden hangisi, ayraç içindeki ifadeyi
karşılamamaktadır?
A) Devletten özerk, özgür vatandaşların oluşturduğu topluluklardır. (Sivil toplum)
C) Yaptırım gücünü devletten alan yazılı kurallar ve yasalar sistemidir. (Hukuk)
2.
31
Siyaset Felsefesi
Özgürlüğün eşitsizliğe yol açacağı görüşünden hareket
eden ve mülkiyeti devlete devrederek eşitliği sağlamaya
çalışan felsefi görüştür. Bu görüş insanların ekonomik, siyasal ve sosyal bakımdan eşit haklara sahip olduğu sınıfsız bir toplum ideal bir toplum düzenini savunur.
Bu parçada görüşleri verilen felsefi akım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Liberalizm
B) Sosyalizm
C) Nihilizm
D) Anarşizm
E) Cumhuriyet
6.
Özgürlükçülük, bireysel özgürlüğü temel alan politika geleneği ve düşünce akımına denir. Bu akım her türlü alanda
özgürlüğü temel alan devlet modelini ve insan hakları, çoğulcu demokrasi, sivil haklar, inanç özgürlüğü ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve özel mülkiyet gibi fikirleri
savunur.
B) Feodal egemenlik
Bu parçada görüşleri verilen felsefi akım aşağıdakilerden hangisidir?
C) Karizmatik egemenlik
A) Liberalizm
B) Sofizm
D) Rasyonel egemenlik
C) Sosyalizm
D) Anarşizm
E) Teokratik egemenlik
E) Monarşizm
31
Siyaset Felsefesi
7.
10.
Kişinin devletten gerçekleştirmesini isteyebildiği haklardır.
Bunlara “isteme hakları” da denir. Başlıcalar şunlardır; ailenin korunması, eğitim öğretim hakkı, çalışma ve sözleme
özgürlüğü, sağlık hakkı gibi haklardır.
Bu parçada anlatılan haklar aşağıdaki başlıklardan
hangisinin altında yer alır?
Aristoteles’e göre bir devletin yasal olması için kuruluş gayesini yerine getirmesi gerekir. Devlet, kuruluş dayanaklarına uygun eylemlerde bulunmuyorsa yasal değildir.
Örneğin insanlarını korumak için kurulmuş bir devletin yasallığı ancak insanlarını korumasına bağlıdır.
Bu parçada anlatılan siyaset felsefesi temel kavramı
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kişisel haklar
B) Siyasal haklar
A) Demokrasi
B) Bürokrasi
C) Hukuk
D) Meşruiyet
C) Meşru haklar
E) Sivil toplum
D) Sosyal ve ekonomik haklar
E) Resmi olmayan haklar
8.
11.
Bu parçada anlatılan siyaset felsefesi temel kavramı
aşağıdakilerden hangisidir?
B) Meşruiyet
C) Demokrasi
D) Bürokrasi
E) Laiklik
9.
“Bir kimsenin haklarıyla başkalarının hakları arasında bir
uyumun bulunması hali” olarak tanımlanır. Tanımlanan bu
kavramın uygulanması hem özgürlüğün hem de eşitliğin
temel ilke olarak kabul edildiği bir devlet biçimini ortaya çıkarır.
A) Özgürlük
B) Eşitlik
C) Adalet
D) Ütopya
A) Nihilizm
C) Liberalizm
12.
Bu parçada anlatılan devlet modeli aşağıdaki kavramlardan hangisini ölçüt olarak almıştır?
Bütün toplumsal kötülükler, insanların özgür olmamasından kaynaklanır. Bu nedenle insanı sınırlayan bütün değer,
kurum ve düzenler yıkılmalıdır.
Bu parçada görüşleri anlatılan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Körfez Yayınları
N
R
Ö
A) Sivil toplum
R
İ
T
K
E
Devlet işlerini yürütmek için hiyerarşik bir yapı içinde örgütlenmiş çalışanların oluşturduğu bütüne denir.
B) Sofizm
D) Sosyalizm
E) Komünizm
Bu görüşe göre, doğa düzeni ve doğal yaşam, toplumsal
olandan daha değerli ve önceliklidir. Doğada güçlünün egemen olması gibi toplumsal yaşamda da yasalar güçlüden
yana olmalıdır. Oysa toplumsal yaşamda güçsüzler kendilerini korumak amacıyla yaptıkları yasalarla güçlü olanın
egemen olma hakkını elinden almaya çalışmışlardır. Bu ise
doğal yaşama aykırıdır.
Bu parçada görüşleri anlatılan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Liberalizm
E) Laiklik
B) Sofizm
C) Nihilizm
D) Sosyalizm
E) İdealizm
Test 30 CA
1-B
2-C
3-E
4-C
5-A
6-A
7-E
8-E
9-D
10-D
11-C
12-B
YGS / LYS
YGS GRB.
FELSEFE
1.
32
Bilim Felsefesi
"Neden?" sorusuna verilen cevaptır. Nedeni bilinmeyen olguların, nedeni bilinenlerle ifade edilmesidir. Örneğin, hızlıca sıcak suya batırılan bir civalı termometrenin göstergesinin
önce düşmesinin, sonra ise hızlıca yükselmesinin nedeni
nedir? Civanın çevresindeki cam ısınır ve genleşir; bu
durum göstergenin başlangıçta düşmesine neden olur.
Daha sonra ise civa da ısınarak genleşir; bu durum da göstergenin yükselmesine neden olur.
4.
Bu yaklaşım, bilimi bir süreç ve bilim adamlarından oluşan
bilimsel topluluğun faaliyetleri olarak değerlendirir. Bu yaklaşıma göre bilimi anlamak için, bilim adamlarının; yaşayış
biçimine, inançlarına, başka grup ve kesimlere bakış açılarına, içinde bulundukları kültür ortamlarına bakmak gerekir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine yer verilmiştir?
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi örneklendirilmiştir?
A) Mantıkçı empirist bilim anlayışına
A) Bilimsel açıklama
B) Denence
C) Etkinlik olarak bilim anlayışına
C) Bilimsel öndeyi
D) Hipotez
B) Bilimsel kuram ile bilimsel hipotezin farkına
R
İ
T
D) Klasik bilim görüşüne
E) Paradigma
E) Ürün olarak bilim anlayışına
2.
K
E
N
R
Ö
Henüz gerçekleşmemiş bir olayı bilimsel araştırmalara dayanarak ve bilimsel açıklamalardan hareketle önceden
haber vermeye, kestirmeye, tahmin etmeye denir.
5.
Bu parçada anlatılan bilim felsefesi kavramı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Paradigma
B) Denence
C) Hipotez
D) Kuram
Bu parçada görüşleri verilen yaklaşım aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Siyantizm
E) Öndeyi
3.
Pozitivizmin bir kolu olarak da tanımlanan bir görüştür. Metafizik ve ahlaki problemler de dahil her sorunun madde ve
hareketin araştırılmasından elde edilecek verilerle çözülebilecegini savunan görüştür.
Bu parçada anlatılan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
A) Paradigma
B) Siyantizm
C) Mantıkçı empirizm
D) Determinizm
E) İndeterminizm
Evrende meydana gelen her şeyin değişmez yasalarla
açıklanamayacağını; nedensellik yasasına bağlı olmadan
gerçekleşen olay, olgu ve süreçlerin de bulunabileceğini;
her şeyin neden-sonuç zincirine bağlı olarak çalışmadığını
ileri süren görüştür.
B) Fatalizm
C) Pozitivizm
D) Determinizm
E) İndeterminizm
6.
Doğruluğu deney sonucu kesinleşen hipotezlere denir. Bir
ölçüde de olsa doğrulanmış ama henüz bütünüyle kesinleşmemiş bir sistemdir. Bu sistemler, yasa ve ilkelerde belirtilen veya çok sayıdaki araştırmada tekrarlanmış olan
ilişkilerin sebeplerini belirtir.
Bu parçada anlatılan bilimsel yöntem aşaması aşağıdakilerden hangisidir?
A) Denence
B) Hipotez
C) Yasa
D) Kuram
E) Gözlem
32
Bilim Felsefesi
7.
10.
Daha çok mantıkçı empirizmin görüşlerini yansıtan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre bilim, bilimsel yöntemlerle yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıkan bir üründür. Bu
nedenle bilimi anlamak için, yazılmış metinlere, bilim adına
ortaya konan eserlere bakmak gerekir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine yer verilmiştir?
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi örneklendirilmiştir?
A) Bilimsel yöntemin aşamalarına
A) Bilimin pratik değeri
B) Bilimsel kuramın özelliklerine
B) Bilimin entelektüel değeri
C) Etkinlik olarak bilim anlayışına
C) Bilimin ahlaki değeri
D) Klasik bilim görüşünün eleştirisine
D) Bilimsel yöntem
E) Ürün olarak bilim anlayışına
8.
E) Bilimsel öndeyi
B) Etkinlik
C) Skolastik
D) Ürün
E) Analitik
Bu parçada anlatılan görüş aşağıdaki kavramlardan
hangisi ile ifade edilir?
B) Öngörü
C) Varsayım
D) Teori
A) Paradigma
C) Hipotez
12.
Bilim adamlarının bir döneme hakim olmuş, bir dönem geçerliliğini korumuş bilimsel düşünce ve bakış açılarıdır. Bu
bakış açıları zaman içerisinde değişebilir.
A) Dogmatiklik
Doğruluğu henüz kanıtlanmamış, doğrulanmak üzere öne
sürülen iddiadır.
Bu parçada anlatılan bilim felsefesi kavramı aşağıdakilerden hangisidir?
Körfez Yayınları
N
R
Ö
A) Paradigma
R
İ
T
K
E
11.
Ortaçağ Avrupası’nda kilisenin öğretilerini temel alan dogmatik felsefi anlayıştır.
Bu parçada anlatılan felsefi anlayış aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?
9.
Fayda ve zarar teknolojinin kendisinde değil, onu kullananın niyetinde ortaya çıkar. Bir bıçak doktorun elinde hayat
kurtarırken, bir katilin elinde hayat alır. O hâlde, iyilik ve kötülük, fayda ve zarar, bilim ve teknolojinin bizatihi kendisinde değil, onu kullanan insana göre değişmektedir.
B) Gözlem
D) Kuram
E) Öndeyi
Bilim insanı inanç, önyargı, fikir ve isteklerinden bağımsız
olarak dış nesnel gerçekliği olduğu gibi bilmeye ve anlamaya çalışır. Böyle bilgi, insandan insana değişmez. Bireysel değildir. Toplumdan topluma, çağdan çağa da
değişmez. Bu nedenle bilim herkes tarafından test edilebilir bilgiler bütününden oluşur.
Bu parçada anlatılan bilimin özelliği aşağıdakilerden
hangisidir?
E) Paradigma
A) Objektiflik
B) Eleştirellik
C) Seçicilik
D) Akla dayalılık
E) Birikimlilik
Test 31 CA
1-B
2-E
3-C
4-E
5-B
6-A
7-D
8-D
9-C
10-D
11-A
12-C
Test 32 CA
1-A
2-E
3-B
4-C
5-E
6-D
7-E
8-C
9-E
10-C
11-C
12-A
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
1
File Size
1 428 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content