Yeniden Yapılanma, Süreç Yenileme, Küçülme

YENİDEN YAPILANMA, SÜREÇ YENİLEME VE KÜÇÜLME
1. GİRİŞ
Dünya tarihinin en önemli küresel ekonomik krizlerinden birini yaşadığımız bugünlerde,
özellikle krizin merkezi olarak kabul edilen gelişmiş ülkelerde, hükümetlerin en önemli
gündem maddelerinden birini batmakta olan devasa işletmelerin nasıl kurtarılacağı sorusuna
cevap aramak oluşturmaktadır. Hükümetler bir yandan bu işletmeleri kurtararak ekonomik
krizin etkilerini azaltmaya çalışmakta, diğer yandan da vergi mükelleflerine zor durumdaki
işletmelere aktarılan milyar dolarların hesabını vermeye çalışmaktadırlar. Bu nedenle bazı
hükümetler kurtarmaya çalıştıkları işletmelere yönelik, CEO’ların ücretleri, özel jetlerinin
kullanımı gibi konularda, basına da yansıyan eleştirilerde bulunmaktadırlar. Gerek
kamuoyunun gerekse hükümetlerin zor durumdaki işletmelere yönelik desteklerinin en önemli
şartlarından biri ise bu işletmelerin bir yeniden yapılanma sürecine girmeleri, yeniden
yapılanmaya
işletmelerden
yönelik
beklenen
planlar açıklamalarıdır.
nedir?
Yeniden
Acaba
yapılanma
yeniden
yapılanma sürecinde
planlarından
tam
olarak
ne
kastedilmektedir?
Daha önce işletmelerin ekonomik krizler gibi değişen çevre koşullarına uyum sağlayabilmek
için geliştirdikleri stratejilerin temelde yapısal ve yönetsel olmak üzere iki bakış açısına sahip
olduklarından bahsedilmiş ve önceki bölümde bu amaçla kullanılan yönetsel stratejilerden
üçüne yer verilmişti. Bu bölümde ise üç farklı yapısal strateji üzerinde durulacaktır. Aslında
işletmelerin değişime uyum sağlama için başvurdukları yöntemlerin birbirinden tamamen
ayrılması çok kolay olmasa da, yeniden yapılanma, süreç yenileme ve küçülme stratejilerinin
daha çok örgüt yapıları ve süreçleri ile ilgili yaklaşımlar oldukları söylenebilir. Yeniden
yapılanmada (restructuring) ve küçülmede (downsizing) işletmeler örgüt yapıları açısından bir
bütün olarak ele alınırlarken, süreç yenilemede (reengineering) daha çok iş süreçleri üzerinde
durulmaktadır.
1
2. YENİDEN YAPILANMA
Yeniden yapılanma kavramı en basit anlatımla işletmelerin mevcut yapılarının yenilenmesini
ifade etmektedir. Peki, yapı (structure) kavramı ile anlatılmak istenen nedir? Bir işletmenin
yapısı, çeşitli unsurların bileşiminden oluşmaktadır. İşletmelerin büyüklük ve yaşları, temel
süreçleri, içinde faaliyet gösterdikleri çevre, strateji ve hedefleri, bilgi yönetim sistemleri ve
çalışan personelin nitelikleri en başta gelen yapı unsurları arasındadır (Bolman ve Deal,
1997). Bazen bu unsurlar finansal, örgütsel ve yatırım yapılacak farklı alanların seçimi
anlamında stratejik boyutlar olarak da sınıflanmaktadır (Bowman ve Singh,
1993).
Dolayısıyla bir işletmenin yapısı belli sayıda insanın, belli bir yerde, belli pazarlara
ürün/hizmet sunmak üzere, belli faaliyetleri yerine getirecek şekilde bir araya gelmesiyle
oluşmaktadır (Lazonick, 2005).
2.1. Stratejik Konfigürasyonlar
Yapılanma
(structuring)
kavramı
ise
işletmelerin
söz
konusu
yapı
unsurlarının
konfigürasyonu, yani nasıl bir araya geldikleri ile ilişkilidir. İşletmeler
hedeflerine
ulaşabilmek üzere yapı unsurlarını çeşitli şekillerde bir araya getirmektedirler. Yapı
unsurlarının konfigrasyonu ile ilgili en bilinen yaklaşımlardan biri Mintzberg’in (1979)
yaklaşımıdır. Ona göre işletmelerde yönetim kurulu, işletme sahibi ve yöneticilerin bulunduğu
en üst düzey, stratejik zirveyi oluşturmaktadır. Teknolojik yapı olarak adlandırılan bölümde
ise stratejik planlama, personel eğitimi, sistem analizleri ve tasarımları gerçekleştirilmektedir.
Danışma, halkla ilişkiler gibi bölümlerde çalışan insanlar orta kademeyi oluşturmaktadır.
Destek personeli; satış, pazarlama, vb. bölümlerin yöneticilerinin bulunduğu yerdir. En alt
düzeyde olan işletici ve yönetici kademede ise satın alma bölümünde çalışanlar, makine
operatörleri, satış elemanları gibi operasyonel düzeydeki personel yer almaktadır. Buradaki
yapı unsurlarının özellikleri işletmeden işletmeye değişkenlik gösterebilir. Bu nedenden
dolayı her bir işletmeyi farklı kategoriler, sınıflar ve tipolojilerdeki örgütlenmeler olarak
incelemek mümkündür (Yeloğlu, 2008).
2.2. Farklı Örgütleniş Biçimleri
Bu bağlamda Mintzberg, işletmelerin örgütleniş biçimlerini beş farklı grupta incelemiş fakat
daha sonra bu yapıların zaman içerisinde geliştiğini gözlemlediği için farklı işletme yapıları
da öne sürmüştür. Bu yapıların temel özellikleri şu şekilde özetlenebilir (Bolman ve Deal,
1997; Yeloğlu, 2008):
2
Mintzberg’e göre “basit yapılar” teknolojik yapının çok küçük ve az sayıda çalışanın olduğu,
iş bölümünün düşük, birimler arası farklılaşmanın olmadığı ve hiyerarşi seviyesinin az olduğu
yapılardır. Bu tür yapılarda koordinasyon üst yönetim tarafından sağlanmaktadır. Şekildeki
yapı unsurlarından sadece stratejik tepe ve alt kademenin olduğu bir yapıdır. Genellikle kısa
vadeli bakış açısının olduğu, hızlı davranabilen, başlangıç aşamasındaki işletmelerdir.
Stratejik Tepe
Teknolojik
Yapı
Orta
Kademe
Destek
Personeli
Alt Kademe
Şekil 1. Minztberg’in Yapısal Modeli (Mintberg, 1979)
“Makine bürokrasi” türündeki yapılarda ise uzmanlaşma üst seviyelerde, görevler rutin ve
biçimsel bir şekilde bulunmaktadır. Önemli kararlar stratejik tepede alınmakta, gündelik
operasyonların yapım ve denetimi yöneticiler veya prosedürler tarafından idare edilmektedir.
Orta kademenin olmadığı yapıda geniş kapsamlı teknolojik yapı ve destek personeli görev
yapmaktadır. Bu örgütlerin bulunduğu çevre basit ve kararlı bir yapıya sahiptir. Bu yüzden
standartlaşma seviyeleri yüksektir.
“Profesyonel bürokrasi” daha çok, becerilerin standartlaştırılmasındaki koordinasyona bağlı
kalmaktadır. Bu türden örgütlerde çalışan insanların eğitim seviyesi yüksektir. Teknolojik
yapı daha zayıf, alt kademe ve destek personeli güçlüdür. Birimler birbirinden bağımsız
çalışabileceği gibi bir arada da bulunabilirler. Bireyler bu tip örgütler için oldukça önemlidir.
Çok fazla esnek yapıya sahip olmadıkları için yönetimsel yeniliklere adaptasyon sürecinde
zorlanabilmektedirler.
“Bölümlendirilmiş yapı”da ise örgütteki birimler teknik ve yönetsel özellikleri bakımından
birbirlerinden ayrılmışlardır. Her ayrılan birimin kendine özgü yapısı mevcuttur. Bu yüzden
3
merkeziyetçilik seviyesi düşüktür. Diğer yönden uzmanlaşma seviyeleri birimden birime
farklılık göstermektedir. Finans, pazarlama, üretim gibi işlevsel olarak veya coğrafya, ürün,
hedef pazar bazında farklı birimler olarak faaliyet gösterebilirler. Bu tür örgütlenmelerde
teknolojik altyapı önem kazanmaktadır.
Son olarak “adhokratik” yapılarda ilk göze çarpan özellik, istendiğinde organikleşmenin
yüksek olduğu bir örgüt yapısıdır. Merkeziyetçilik ve standardizasyon seviyesi oldukça
düşüktür. Bu türden örgüt yapıları yenilikçilik üzerine yoğunlaşırlar. İşletme içi uzmanlık
seviyesine oldukça önem verilir ve çalışanlar sürekli eğitimden geçirilirler. Bu türden örgütler
dinamik ve karmaşık çevrelerde bulunurlar.
2.3. Yeniden Yapılanma Biçimleri
Bütün bu açıklamaların ardından yeniden yapılanma kavramıyla kastedilenin, işletmelerdeki
mevcut örgütlenme biçimlerinde çeşitli amaçlarla gerçekleştirilen bir reorganizasyon olduğu
anlaşılmaktadır. Yeniden yapılanma, işletmenin yapı unsurlarından herhangi birinde veya
birkaçında değişen koşullara uyum sağlamak için, çoğu kez de istenmeyen değişimlerle başa
çıkabilmek amacıyla gerçekleştirilen bir dizi uygulamanın genel adı olarak kullanılabildiği
gibi, bu uygulamalardan herhangi biri olarak da kabul edilebilmektedir. Uygulamalardaki
farklılık yeniden yapılanmanın hangi yapı unsuru üzerinde gerçekleştirildiği kadar, hangi tür
bir strateji izlendiği ile de ilişkilidir. Örneğin Lazonick (2005) altı farklı yeniden yapılanma
türünden bahsetmektedir: Satın alma (buyout), elden çıkarma (divestiture), dış kaynaklardan
yararlanma (outsourcing), yer değiştirme (relocation), küçülme (downsizing) ve iflas
(bankruptcy).
Satın alma, işletmenin belli bir biriminin finansal açıdan daha fazla avantaj sağlayabileceği
için müstakil bir şirket haline dönüştürülmesidir. Elden çıkarma ise işletmenin belli bir
biriminin işletme dışındaki birilerine satılmasıdır. Dış kaynaklardan yararlanma, daha önce
işletme bünyesinde gerçekleştirilen süreçlerden bir bölümünün stratejik nedenlerle bir başka
işletmeye yaptırılmasıdır. Yer değiştirme, işletmenin faaliyetlerin farklı bir yere taşımasıdır.
Küçülme ise özellikle çalışan sayısında sistematik ve kalıcı olarak azaltmaya gitme
uygulamasıdır. Bu durum geçici ve dönemsel işten çıkarmaları kapsamaz, sadece maliyetleri
kısmak anlamında değil, etkinlik ve verimliliği artırmayı da hedefleyen daha uzun dönemli ve
stratejik bir karardır. Son aşama olan iflasta ise artık işletme paydaşlarına karşı
sorumluluklarını yerine getiremeyecek durumda olduğunu kabul etmiştir. İflas genellikle
diğer yeniden yapılanma uygulamalarının başarısız olması durumunda alınan bir karardır.
Bunlar dışında işletmenin optimum büyüklüğe getirilme çabaları (rightsizing), büyütme
4
(upsizing), kademe azaltma (delayering) ve süreç yenileme (reengineering) gibi uygulamaları,
hatta geniş anlamıyla birçok yeni yönetim yaklaşımını yeniden yapılanma kavramı
çerçevesinde
değerlendirmek
mümkündür.
Burada
bahsedilen
yeniden
yapılanma
yöntemlerinin en önemlilerinden olan dış kaynaklardan yararlanma önceki bölümde, süreç
yenileme ve küçülme de ilerleyen başlıklarda kapsamlı olarak açıklanmaktadır.
3. SÜREÇ YENİLEME
Süreç yenileme (reengineering) ya da ilk ve en yaygın çevirisiyle değişim mühendisliği de
diğer pek çok çağdaş yönetim yaklaşımı gibi, birtakım çevresel gelişmelere doğru tepki
verebilmek amacıyla ilk olarak Hammer ve Champy (1994) tarafından geliştirilen bir
yaklaşımdır. Süreç yenileme yaklaşımının ortaya çıkmasında rol oynayan çevresel faktörlerin
en önemlisi klasik değer zincirinin tersine dönmesidir. Klasik değer zincirinde üretim
faktörleri bir araya getirilerek üretim gerçekleştiriliyor ve pazarlanarak dağıtım kanalları
aracılığıyla müşteriye ulaştırılıyordu. Oysa günümüzde, “ne üretirsen satarsın” şeklinde
özetlenebilecek klasik değer zinciri anlayışı, “ne satabileceksen onu üret” haline gelmiş, tüm
süreçlerin merkezine müşteriler oturmuştur. Bunun sonucunda rekabet anlayışı değişmiş, hatta
değişimin kendisi tek başına bir değer haline gelmiştir. Sadece kalite, sıfır hata, müşteriye
yakınlık gibi uygulamalar zaten seçenek değil, zorunluluk haline gelmiştir ve bunların ötesine
geçilmelidir. İşte süreç yenileme yaklaşımı değişen çevre koşullarına uyum sağlayabilmek
amacıyla “her şeye yeniden başlama”yı önermektedir.
3.1. Süreç Yenileme Nedir?
Hammer ve Champy (1994) süreç yenilemeyi şöyle tanımlamaktadırlar: “Süreç yenileme,
maliyet, kalite, hizmet ve hız gibi çağımızın en önemli performans ölçütlerinde çarpıcı
geliştirmeler yapmak amacıyla iş süreçlerinin temelden yeniden düşünülmesi ve radikal bir
şekilde yeniden tasarlanmasıdır”. Bu tanım süreç yenilemenin ne olduğunu anlamamıza
yarayacak dört anahtar sözcük içermektedir: Temel, radikal, çarpıcı, süreç.
Süreç yenileme işletmelerin bazı temel soruları kendilerine yeniden sormaları ile
başlayabilecek bir faaliyettir. Yaptığımız işleri neden yapıyoruz ve neden bu şekilde
yapıyoruz? Çünkü işletmelerin genellikle çok uzun süre önce tasarlanmış yapıları zamanla
sorgulanamaz hale gelmekte ve verimlilik artıcı çabalarda söz konusu yapı olduğu gibi veri
alınmaktadır. Üst düzey yönetici veya patronların çoğunlukla “eski köye yeni adet
getirmeyin” direnişiyle karşılaşılan alan bu sorgulanamaz temel yapılardır. Oysa süreç
5
yenilemede işletme işe ilk defa başlıyormuş gibi her şey yeniden düşünülür ve işletmenin neyi
nasıl yapması gerektiği, var olan bütün uygulamalar göz ardı edilerek yeniden tasarlanır.
İkinci anahtar sözcük radikal’dir. Radikal düzenlemeler var olan yapıyı kökten söküp atmayı
gerektirir. Eksik kısımları tamamlamak, yanlış giden bazı süreçleri değiştirmeye çalışmak gibi
uygulamalar süreç yenilemede dikkate alınmaz.
Çarpıcı sözcüğü ile kastedilen şey tasarlanan değişimlerin işletmede çok önemli oranda
farklılık ortaya çıkarması gerektiğidir. Herhangi bir performans alanında %10’luk bir gelişme
hedefleyen işletmelerin süreç yenileme faaliyetine girmelerine gerek yoktur. Bunun için
uygun yönetim yaklaşımları bulunmaktadır. Süreç yenileme ancak büyük bir patlamaya gerek
duyulduğu durumlarda uygulanmalıdır. Genellikle süreç yenileme uygulaması üç tür işletme
tarafından tercih edilmektedir: Bugünkü küresel krizi derinden yaşayan GM gibi ciddi boyutta
bir yok olma tehlikesiyle karşılaşan işletmeler, başı henüz belaya girmemiş ancak yöneticileri
yaklaşan felaketi önceden sezebilen işletmeler ve hayat eğrisinin zirvesinde olan, ancak düşüş
aşamasına geçmemek, rakiplerle arayı iyice açmak için saldırgan stratejiler izleyen işletmeler.
Son ve belki de en önemli kelime ise süreçtir. Süreç sözcüğü belki diğer sözcüklerden daha
fazla aşina olunan bir sözcüktür ancak uygulamada en fazla problem yaşanan alandır.
Süreçlerin doğru bir şekilde tanımlanması birçok yönetici için kolay olmamaktadır. Süreçler
genellikle yapı unsurlarıyla karıştırıldıkları için gözden kaçırılmaktadırlar. Süreç, “bir veya
birkaç çeşit girdinin alınıp bunlardan müşteri için değer oluşturacak bir çıktının yaratıldığı
faaliyetlerin toplamı”dır. İşletmelerde genellikle uzmanlaşma ve işbölümü sistemleri
uygulandığından her birim kendi görevi üzerinde odaklanmakta, birimler arası geçişler ve
bunların müşteriye yansımaları üzerinde pek durulmamaktadır.
Örneğin bir üretim işletmesinde aslında en önemli süreç müşteriye teslimatın zamanında ve
uygun biçimde yapılmasıdır. Müşteriye zamanında teslim edilemeyen bir ürünün mükemmel
kalitede olması müşteri için bir değer oluşturmaz. Bu durumun en güzel örneklerini bürokratik
kamu işletmeleri olan devlet dairelerinde görebilmekteyiz. Ellerinde evraklarla masa masa
gezen insanlar çoğu kez aslında tek bir kişinin yapabileceği işler için çok sayıda birime
uğramak zorunda kalmaktadırlar. Her masadaki çalışanın görevleri mükemmel biçimde
tanımlanmış ve yerine getiriliyor olabilir. Ama önemli olan bir işlem için çok sayıda masa
gezilmesine gerek olup olmadığıdır. Buna arşın bankalardan kredi alabilmek için izlenen uzun
süreçler bugün kimi bankalar tarafından artık cep telefonu mesajı ile halledilebilir hale
getirilmiştir.
6
Sonuç olarak süreç yenileme uygulamaları süreçlere odaklamayı, çarpıcı oranda büyüme
hırsını, statükoyu yani mevcut kuralları yıkmaya hazır olmayı ve bilgi teknolojilerinden
yaratıcı bir biçimde yararlanmayı gerektirmektedir.
3.2. Süreç Yenileme Ne Değildir?
Süreç yenileme gibi aslında yeniden yapılanma şemsiyesi altında ele alınabilecek tüm çağdaş
yönetim yaklaşımları sıklıkla birbirleriyle karıştırılabilmektedir. Bu nedenle her birin
taşıdıkları benzerliklerin yanı sıra süreç yenileme ile farklı yönlerinin bilinmesi, süreç
yenilemenin daha net anlaşılmasına katkı sağlayacaktır (Hammer ve Champy, 1994).
Süreç yenileme otomasyon teknolojisi veya otomasyon yazılımları demek değildir. Var olan
süreçleri bilgi teknolojileriyle otomasyona geçirmek, patikaları asfaltlamaya benzer.
Otomasyon yanlış işleri daha etkili yapmaya yarar. Süreç yenileme ise öncelikle o işlerin
yapılmasının gerekip gerekmediği ile ilgilenir.
Süreç yenileme bir yeniden yapılanma türü olarak kabul edilebilirse de, kendisi bir yeniden
yapılanma değildir. Yeniden yapılanma işletmenin yapı unsurlarının konfigürasyonu ve
örgütlenişi ile ilişkilidir. Oysa süreç yenileme iş süreçleriyle ilgilenir.
Süreç yenileme küçülme de değildir. Küçülme, azalan talebe bağlı olarak başta çalışan sayısı
olmak üzere üretim faktörlerinin azaltılarak kapasitenin düşürülmesidir. Yani daha az
kaynakla daha az iş yapmak demektir. Oysa süreç yenileme daha az kaynakla daha çok iş
yapmayı hedefler.
Aynı şekilde kademe azaltma, optimum büyüklüğü sağlama, büyütme ve diğer yeniden
yapılanma yöntemleri de yapısal unsurlarla ilişkili olduklarından süreç yenilemeden
farklıdırlar. Bir tek dış kaynaklardan yararlanma süreçlerle ilgili kabul edilebilir ancak o da
bazı süreçlerin yeniden tasarlanmasını değil, işletme dışına devredilmesini konu almaktadır.
Son olarak süreç yenileme başta toplam kalite yönetimi (TKY) gibi kalite geliştirme
yöntemlerinden de farklıdır. Gerçi TKY de süreçlerle ilgilidir ancak Kaizen felsefesi gereği
süreçlerin aşamalı olarak iyileştirilmesinden yanadır. Oysa süreç yenileme verimsiz süreçlerin
iyileştirilmesi değil, tamamen kaldırılması ve yeniden tasarlanması üzerinde durmaktadır.
3.3. Süreç Yenilemenin Temel İlke ve Özellikleri
Süreç yenileme uygulamalarında dikkate alınması gereken birkaç temel ilke bulunmaktadır.
Süreç yenileme çalışmaları öncelikle müşteri odaklılığı esas almalıdır. Süreçlerin değeri,
müşteri için ifade ettikleri değer kadardır. Süreçler ortadan kaldırılırken ve yenilenirken
7
müşteri bakış açısı daima göz önünde bulundurulmalıdır. Süreç yenilemede ikinci ilke
örgütsel öğrenmenin sürekli kılınmasıdır. Öğrenen bir örgüt olabilmek mevcut yapıyı
değiştirebilmenin temel koşullarındandır. Aksi halde değişime direnç kaçınılmazdır. Üçüncü
ilke süreç yenileme uygulamalarının paylaşımını sağlamaktır. Çalışanların benimsemediği
yenileme çalışmaları etkili olmayacaktır. Bu amaçla dördüncü ilke olan çalışanları
güçlendirme yaklaşımından yararlanılabilir. Süreç yenilemede işletmedeki dikey yapıdan
ziyade yatay yapı üzerinde durulmalıdır. İşletme süreçleri yatay düzlemde daha kolay ele
alınabilecektir. Son olarak, süreç yenileme çalışmalarında yenilikçilik anlayışının da önde
tutulması gerekmektedir (Özalp, 2008).
Süreç yenileme uygulamalarının temel özellikleri ise şu şekilde özetlenebilir (Hammer ve
Champy, 1994):

Farklı nitelikteki iş ve görevler birleştirilerek tek bir iş haline getirilmektedir,

Süreç yenileme ile ilgili karar alma yetkisi öncelikle çalışanlara verilmektedir,

Süreçleri oluşturan aşamaların tasarlanmasında çizgisel değil, doğal sıralama gözetilir,

İşleri gerçekleştirmenin bir tek doğru yolu yoktur, pek çok farklı süreç türü olabilir,

İşlerin gerçekleştirilmesi için en mantıklı yer ve zaman gözetilir, bazı süreçler işletme
dışında da gerçekleştirilebilir. Ama bu dış kaynaklardan yararlanmadan farklıdır.
Örneğin IKEA ürünün montaj ve kurulum sürecine müşteriyi katmaktadır.

Kontrol ve denetimler azaltılır, süreçler kontrol ihtiyacını azaltacak şekilde tasarlanır,

Süreçlerde gereksiz aşamaların elenmesi, tekrarlayan işlerin yok edilmesi esastır,

Birimlerin değil, süreçlerin yönetilebilmesine yönelik problem çözme odaklı ve
yetkilendirilmiş vaka yöneticileri görev almaktadır,

Veriler
bilgi
sistemleri
aracılığıyla
merkezileştirilir,
uygulamada
ise
merkeziyetçilikten uzak durulur.
3.4. Süreç Yenileme Aşamaları
Süreç yenileme çalışmalarında izlenebilecek pek çok farklı model önerilmiştir. Bu modellerin
ortak özellikleri dikkate alındığında birkaç aşamalı bir süreç yenileme sürecinden söz
edilebilir.
Öncelikle tüm değişim süreçlerinde olduğu gibi süreç yenilemeye yönelik stratejik bir niyet,
bir vizyon bulunması gerekmektedir. Ardından süreç yenileme çalışmalarını sürdürecek
ekibin oluşturulmasına sıra gelir. Süreç yenileme ekibinde genellikle işletmenin tüm
8
süreçlerine hâkim, gerektiğinde ekibe yol gösterebilecek, danışılabilecek bir süreç yenileme
çarı, yenileme sürecini yönetecek bir ekip lideri, sürecin gerçek sahibi ve süreç sahibinin
belirleyeceği diğer ekip üyeleri bulunmaktadır. Bazen süreç yenileme konusunda uzman
danışmanlık firmalarından da yardım alınabilmektedir. Daha sonra işletme içerisindeki
mevcut süreçlerin dökümü yapılır. Süreç haritalaması olarak da adlandırılan bu aşamada
mevcut süreçler müşteriye sundukları değer ve işletme hedefleri açısından incelenir. Bir
sonraki aşamada gereksiz olan süreçler elenir. Süreçlerin elenmesinin ardından süreç
geliştirme aşamasına geçilir. Bu aşamada elenen süreçlerin yeniden tasarlanması, mevcut bazı
süreçlerin birleştirilmesi gibi uygulamalarla süreçler en iyi hale getirilmeye çalışılır. Bu
amaçla başka işletmelerin ilgili süreçlerinin örnek edinilmesi de söz konusu olabilir. Son
aşamada ise yenilenen süreçlerin işletmeye uyarlanması, yani süreç inceleme ve uygulamaya
geçirilmesi, yani süreç sürdürme söz konusudur (Hammer ve Champy, 1994; Demirkol, 2002;
Yeşil ve Güven, 2004).
3.5. Süreç Yenilemede Başarı ve Başarısızlık Faktörleri
Süreç yenileme çalışmalarının başarılı olabilmesi için üzerinde durulması gereken noktalar
şunlardır: Süreç yenileme iş süreçleri üzerinde odaklanmalıdır. Bir sürecin yürütülmesine ne
kadar az çalışan katılırsa o kadar iyidir. Süreç yenilemenin başarısı için her türlü sıra dışı
öneriye ve yeniliğe açık olunması gerekmektedir. Süreç yenileme çalışmalarına müşteri bakış
açısı, hatta mümkünse müşteriler dâhil edilmelidir. İyi bir süreç yenileme ekibi
oluşturulmalıdır. Dışarıdan alınabilecek katkılar da ihmal edilmemelidir. Süreç yenileme
çalışmaları uzun sürebilir ve çok maliyetli olabilir. Buna da hazırlıklı ve sabırlı olunması
gerekmektedir. Süreç yenileme büyük bir değişim projesi olduğundan örgüt kültürünün
değişime direnci azaltacak şekilde yönetilmesi önem kazanmaktadır. Süreç yenileme
yukarıdan aşağıya uygulanan ama demokratik katılımla yürütülen bir süreç olmalıdır (Yeşil ve
Güven, 2004; Efil, 1999).
Süreç yenileme çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlanmasında etkili olan faktörler ise şu
şekildedir (Hammer ve Champy, 1994): Bir süreci değiştirmek yerine tamir etmeye çalışmak,
iş süreçleri yerine başka konulara odaklanmak, süreç yenilemenin işletmedeki her şeyi kökten
değiştirebileceğini kabullenememek, insanların değer ve inançlarının ihmal edilmesi, küçük
sonuçlarla yetinmeye hazır olmak, çok erken vazgeçmek, süreç yenileme çalışmalarının
hedefler yerine yöntemler üzerine odaklanması ve bazı sınırlara takılıp kalması, mevcut örgüt
kültürünün ve yönetim anlayışının süreç yenilemeye engel olması, süreç yenilemeyi aşağıdan
yukarıya doğru uygulamaya çalışmak, süreç yenilemeye uygun olmayan bir ekiple çalışmak,
9
süreç yenileme çalışmalarını şirket gündeminin orta sıralarında tutmak, çok sayıda süreç
yenileme projesini aynı anda yürütmeye çalışmak, genel müdürün emekliliğine iki ay kala
süreç
yenileme
çalışması
başlatmak,
süreç
yenilemeyi
diğer
yeniden
yapılanma
programlarından ayırt edememek, tasarım üzerinde aşırı yoğunlaşarak uygulama boyutunu
ihmal etmek, herkesi mutlu edecek bir süreç yenileme projesi hayal etmek, değişim
dirençlerine karşı koyamamak, süreç yenileme çalışmasını sürüncemede bırakmak.
Süreç yenileme çalışmaları gerçekten devrimci ve riskli uygulamalardır. Özellikle kökten
değişmelere karşı daha soğuk duran Türkiye gibi kültürlerde uygulanması biraz daha zor
olmaktadır. Ancak en azından yapılan işlerin daha farklı bir biçimde de yapılabilecek olma
ihtimalinin akılda tutulması, değişimin kaçınılmaz olduğu iş dünyasında küçük de olsa bazı
değişimleri gündeme almayı kolaylaştırabilecektir.
4. KÜÇÜLME
Örgütler ancak sürdürülebilir bir rekabet gücüne sahip olmakla hayatta kalabilirler. Rekabet
gücünün en önemli kaynaklarından biri de düşük maliyetlerle çalışabilmektir. İşletmeler için,
özellikle hizmet ve bilgi sektörünün hızla büyüdüğü günümüzde, en önemli maliyet kaynağı
işgücü maliyetleridir. Bu sebeple yöneticiler her bir çalışan için katkı/maliyet analizi yapmak
zorundadırlar. İşletmeler aynı zamanda yaşayan organizmalar olduklarından sağlıklı olmaları
için kapasitelerine uygun bir iş ive işgücü yüküne sahip olmalıdırlar. Gereğinden fazla iş ve
işgücü yüküne sahip olan işletmeler “şişman” işletmeler olarak isimlendirilirler ve optimum
büyüklüğe gelmeleri için belli işlerden çekilmeleri (downscoping) ve işgücünde indirime
gitmeleri (downscaling) gerekmektedir (Coşkun, 2002). Küresel bir kriz yaşamakta
olduğumuz bugünlerde gerek dünyada gerekse ülkemizdeki işletmelerde bu iki yöntemin bir
arada uygulandığı ve işsizlik sayısının hızla artıran çok sayıda küçülme (downsizing) kararları
izlemekteyiz.
Küçülme, bir işletmenin performansını artırmak için işgücü sayısını azaltmak üzere bilinçli
olarak alınan bir karardır. Bu karar her zaman finansal bir küçülme anlamına da gelmeyebilir.
Yani sadece zor durumdan kurtulmak amacıyla değil, küçülerek büyümek amacıyla da
gerçekleştirilebilir. Hatta denebilir ki 1990’lı yıllara kadar maliyetleri kısmak için bir
savunma yaklaşımı olarak uygulanan işçi çıkararak küçülme uygulamaları, zamanla stratejik
bir büyüme ve etkinliği artırma aracı olarak kullanılmaya başlamıştır. Ancak uygulama
sonuçları üzerinde yapılan araştırmalar, küçülmenin her zaman büyümeyle sonuçlanan bir
yaklaşım olduğu yönünde şüpheler ortaya koymaktadır. Bu nedenle küçülmenin nasıl
uygulanması gerektiğine dair çalışmalarda artış meydana gelmiştir (Ölçer, 2004).
10
4.1. Küçülmenin Kuramsal Gerekçeleri
Küçülme, Bowman ve Singh (1993)’in ortaya koyduğu üç yapısal stratejik boyut olan
finansal, örgütsel ve yatırım yapılacak farklı alanların seçimi boyutlarından örgütsel boyut ile
ilişkili bir yeniden yapılanma yaklaşımıdır. Ancak küçülme yaklaşımı kendi içinde bazı
kuramsal çelişkiler içeriyor gibi görünmektedir. Özellikle 1980’li yıllardan bu yana, bu kitap
boyunca da önemli bir kısmı üzerinde durulan çağdaş yönetim yaklaşımlarının ortaya
çıkmasına sebep olarak gösterilen temel nedenlerden birisi, insana verilen önemin artmasıdır.
Personel yönetiminden insan kaynaklarına geçiş, toplam kalite yönetimi, örgütsel öğrenme,
bilgi ekonomisi gibi temel değişimlerin odak noktası, insanın en önemli üretim faktörü haline
gelmesidir. Hal böyleyken en önemli üretim faktörünün özellikle küçülme uygulamalarında
heybeden ilk atılacak unsur olarak görülmesi, küçülmenin maliyetleri azaltmak dışında
büyümeyi de hedefleyen bir
yaklaşım olabileceği konusunda bir çelişki olarak
algılanmaktadır.
Söz konusu çelişkinin izah edilebilmesi ve küçülme kararlarının meşru bir çerçeveye
oturtulması için geliştirilmiş iki farklı açıklama bulunmaktadır: Çalışanın özgüveni ideolojisi
ve bürokratiksizleştirme ideolojisi (Coşkun, 2002). Küçülmeyi mazur göstermeye yönelik ilk
açıklama çalışanların özgüvenlerine yönelik açıklamadır. İşlemelerde çalışanlar ve yönetim
arasında güven ve bağlılık esasına dayalı psikolojik sözleşmeler bulunmaktadır. Normal
şartlarda işini gerektiği gibi yapan çalışanlara istihdam garantisi sunulmaktadır. Ancak
çevresel koşulların dayatmasıyla bazen işgücü azaltımı söz konusu olabileceğinden artık
çalışanlar kendi iş güvencelerini kendileri oluşturmalıdırlar. Yani belli koşullarda işçi
çıkarmak zorunluluktur, dolayısıyla işini kaybetmemek için kendini geliştirmek ve işini
kaybedenlerden biri olmamak için gayret göstermek çalışanın kendi sorumluluğundadır.
Nitelikli çalışanların işsiz kalması söz konusu değildir.
İkinci açıklama ise işletmelerde bürokratik yapılanmanın azaltılması gerekliliğidir. Çünkü
bürokrasi bir zamanlar önemli işlevler yerine getirse de bugünün iş dünyasında işletmelerin
değişen çevre koşullarına yeterince hızlı tepki vermesini zorlaştırmaktadır. Esnek ve yalın
örgütlerin üstünlükleri bağlamında yapılan bu tür açıklamalarda küçülmenin nedeninin
maliyetleri düşürmek değil, etkinliği artırmak olduğu, böylece uzun vadede büyüme
yaşanacağı ve daha çok kişiye istihdam imkanı sağlanacağı iddia edilmektedir. Diğer taraftan
bürokratik örgütlerde uzun süre çalışan insanların yaratıcılıklarını kaybettikleri, bu tür
çalışanların ayıklanmasının hem onlara kendilerini geliştirmek için bir ufuk sağlayacağı hem
de işletmelerin performansını artıracağı öne sürülmektedir.
11
4.2. Küçülmenin Temel Özellikleri ve Küçülme Türleri
Küçülme, işletmelerin uyguladığı yeniden yapılanma yöntemlerinden biridir. Küçülmeyi diğer
yeniden yapılanma yöntemlerinden ayıran temel özellikler şu şekilde özetlenebilir (Ölçer,
2004): Küçülme bilinçli olarak gerçekleştirilen, performans artırımına yönelik bir stratejidir.
Aynı zamanda da bir değişim yöntemidir. Genellikle işgücü azaltımı yoluyla gerçekleştirilir.
Küçülme programları işletmenin her biriminde eşit oranda veya belli birimlere yoğunlaşarak
uygulanabilmektedir. Sadece örgüt yapısının değil, faaliyetlerinin de gözden geçirildiği ve
gereksiz olanların belirlendiği bir süreçtir. Küçülme proaktif ve geleceğe yönelik veya reaktif
ve savunmacı olabilir. Dünyada genellikle perfomans artırımına yönelik olarak saldırgan bir
biçimde uygulanırken ülkemizde daha çok savunmacı amaçlarla, krizden kurtulabilmek için
bir araç olarak kullanılmaktadır. Küçülme stratejisi, süreç yenileme ve yeniden yapılanma gibi
çabalardan sonra ortaya çıkmakta ve sonuçta dış kaynaklardan yararlanma gibi sonuçlar
doğurabilmektedir. Küçülme her zaman finansal boyutta da bir küçülme anlamına
gelmemektedir. Özellikle dış kaynaklardan yararlanma ile sonuçlanan küçülme uygulamaları
işletmenin finansal hacmini büyütebilmektedir. Küçülme, temel yeteneklerine odaklanmak
isteyen işletmeler açısından bir tür aslına dönüş planının bir parçası olarak görülmektedir.
İşletmelerde küçülme uygulamaları çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilmektedir. Zorunlu işten
çıkarma, gönüllü işten çıkarma, kendiliğinden işten ayrılma, her birimde sabit oranda işten
çıkarma, erken emeklilik, saygın emeklilik, kademe azaltma, dış kaynaklardan yararlanma,
belli işlerden vazgeçme, işe almaları durdurma veya azaltma, yönetim ücretlerinde kesintiye
gitme, esnek çalışma biçimlerinin kullanımı ve iş paylaşımı ilk akla gelen yöntemler
arasındadır. Bu yöntemlerden her birinin avantajları kadar dezavantajları da bulunmaktadır.
Hangi yöntemine uygulanacağına dikkatle karar vermek gerekmektedir. Aşağıdaki tabloda
farklı küçülme yöntemlerinin artı ve eksileri bir arada gösterilmektedir (Ölçer, 2004).
Küçülme Türü
Her birimde sabit
oranda işten çıkarma
Erken emeklilik
Tanımı
Her bölüm personelinde sabit
bir oranda azaltmaya gider.
Yaşa ve kıdeme göre
emeklilik teşvikleri ödenir.
Geçici işgörenler
Tam zamanlı yerine yarı
zamanlı çalışanlar.
Kademe azaltma
İşlerin daha düşük veya
yüksek kademelere devri ve
ara kademelerin azaltılması.
Avantajları
İşletme çapında
eşitlik hissi verir.
İşgörenler ayrılmaya
zorlanmazlar. Daha
barışçıldır.
Daha düşük maaş ve
yan ödemelerden
dolayı maliyet azalır.
İşletmedeki tüm
birimleri etkin hale
getirir.
Dezavantajları
İşletmenin etkin birimleri
cezalandırılmış olur.
Ödenen teşvikler karlılığı
azaltır. Uzman personel
kaybedilebilir.
Genellikle daha düşük
nitelikte personelle
çalışılır.
İş yükü artan üst ve alt
birimlerdeki personelin
eğitilmesi gerekir.
Şekil 2. Farklı Küçülme Türlerinin Avantaj ve Dezavantajları (Ölçer, 2004)
12
4.3. Küçülmenin Amaçları ve Sonuçları
Küçülme stratejisinin temel amaçları şu şekildedir: Küresel anlamda piyasa taleplerine daha
hızlı cevap verebilmek, sinerji katkısını yükseltmek, personel güçlendirmeyi hızlandırmak,
işletme içi süreçlerden daha çok müşteri beklentilerine odaklanmak, yaratıcılık ve yeniliği
geliştirmek, maliyetleri azaltmak, karar verme sürecini hızlandırmak, verimliliği artırmak,
karlılığı artırmak, örgütsel iletişimi geliştirmek, amaca yönelik çalışmayı özendirmek, yeni
fikirlerin kısa sürede uygulamaya geçmesini sağlamak, bürokrasiyi azaltmak, kişisel
sorumlulukları daha iyi izleyebilmek, kaynakların amaca yönelik tahsisini sağlamak, daha
yalın bir örgüt haline gelmek (Ölçer, 2004).
Yapılan çalışmalarda küçülme uygulamalarının sonuçları çeşitli açılardan sınıflandırılmıştır.
Buna göre küçülmenin işletme üzerindeki genel olumlu etkileri pazar payının artması, gelir ve
karlılığın yükselmesi, artan verimlilik ve optimize edilmiş yapı ile rekabet gücünün artışıdır.
Küçülmenin çalışanlara yönelik olumlu etkileri ise çalışanların yeteneklerinin gelişmesi, bu
yeteneklerin etkin kullanımı, kariyer geliştirme beklentilerinin artışı ve insan kaynakları
biriminin iş yükünün azalmasıdır (Ölçer, 2004).
Küçülmenin bu olumlu yanlarının yanı sıra bazı olumsuz sonuçları da olabilmektedir.
İşletmenin geneli açısından artan ilişik kesme ödemelerinden dolayı finansal başarısızlık,
uluslararası rekabet gücünde azalma, hisse senedi fiyatlarının düşmesi, yasal süreçlerin
getirdiği tazminat vb. maliyetler, plansız küçülmenin olumsuz sonuçları, verimlilik ve
yaratıcılıkta azalma, karlılıkta azalma, kalitenin ve müşteri memnuniyetinin azalması, kısa
dönemdeki yüksek maliyetler en başta gelen olumsuz sonuçlardır. Diğer yandan küçülmenin
insan kaynakları açısından da olumsuz etkileri bulunmaktadır. İşten çıkarılan insanların
topluma maliyetleri, temel yeteneklerin kaybedilmesi, geride kalan çalışanların yaşadıkları
olumsuzluklar en önemli olumsuz sonuçlar arasındadır. Özellikle geride kalanlar üzerinde
yapılan çalışmalarda geride kalanların algıladıkları adalet düzeyinin düşmesi, değişen çalışma
koşullarına uyum sağlayabilme sorunları, geride kalanların işten çıkarılanlarla olan
ilişkilerinde ortaya çıkan geride kalma sendromu gibi olumsuzluklar işletmenin genel
performansına olumsuz biçimde yansıyabilmektedir (Ölçer, 2004; Coşkun, 2002).
Küçülmenin işletmeler üzerindeki olumlu ve olumsuz sonuçları
incelendiğinde bazı
sonuçların hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar arasında yer aldığı görülecektir. Yapılan
araştırmalarda küçülmenin farklı işletmelerde farklı sonuçlar ortaya çıkardığı belirlenmiştir.
Örneğin küçülme bazı işletmelerin rekabet gücünü artırırken bazılarınınkini de azaltmaktadır.
Bu nedenle küçülme, işletmeler açısından dikkatle yönetilmesi gereken ciddi bir süreçtir.
13
4.4. Küçülme Süreci
Her zaman olduğu gibi küçülme uygulamalarında da üst yönetimin yaklaşımı ve desteği
önemlidir, ancak küçülme uygulamalarında asıl önemli birim insan kaynakları birimidir.
Küçülme sürecinde insan kaynakları uzmanlarına önemli görevler düşmektedir. Küçülme
süreci genel olarak yedi aşamada özetlenebilir: Yaklaşım, katılım, liderlik, iletişim, hazırlık,
maliyet azaltma ve uygulama (Genç, 2004).
Öncelikle küçülme faaliyetine reaktif değil proaktif olarak yaklaşılmalıdır. Küçülme,
işletmenin zor durumlarda başvurduğu bir savunma taktiği olarak değil, performans artırımına
yönelik bir saldırı stratejisi olarak kabul edilmelidir. İkinci olarak küçülme çalışmalarına
çalışanların da katılımı sağlanmalıdır. Küçülme sadece üst yönetimin kararı ve uygulaması
olmamalıdır.
Gerekirse
müşteri,
tedarikçi
ve
danışman
firmaların
önerileri
değerlendirilmelidir. Birinci maddedeki yaklaşımın çalışanlarca paylaşılması için liderlik
gösterilmelidir. Bu yaklaşıma önce lider inanmalı, liderliği olumsuz sonuçların üstünü örtmek
için değil, işletmeyi geleceğe taşıyacak vizyonu paylaştırmak için kullanmalıdır. Tüm
çalışanların küçülmenin nedenlerinden ve sonuçlarından haberdar edilmeleri gerekmektedir.
Bu süreç mümkün olduğunca şeffaf şekilde yönetilmelidir. Yoksa boşluğu dedikodular
doldurmaya başlayacaktır. Küçülme her an gerekebilecek bir uygulama olarak görülmeli ve
bu durum için önceden hazırlık yapılmış olmalıdır. Bu konuda gerekli acil durum senaryoları
sürekli hazır tutulmalıdır. İşten çıkartmaların en önemli amacı maliyet azaltma olarak
açıklanmaktadır ancak genellikle daha önemli maliyet kalemleri gözden kaçırılmaktadır.
Maliyet azaltmada işten çıkarma en son seçenek olarak kabul edilmelidir. Küçülme sadece
çalışanların azaltılması demek değildir. Gerekirse diğer yeniden yapılandırma yöntemlerine
ve değişim yönetimi araçlarına da başvurulmalı, küçülme kapsamlı bir strateji olarak
uygulanmalıdır.
14
Yararlanılan Kaynaklar:
Bolman L. G. ve Deal T. (1997). Reframing Organizations. San Fransisco, CA: Jossey-Bass
Publishers.
Bowman E. H. ve Singh H. (1993). “Corporate Restructuring: Reconfiguring the Firm”.
Strategic Management Journal. Vol. 14, s. 5-14.
Coşkun R. (2002). “Stratejik Bir Karar Olarak Küçülme (Downsizing)”. Dalay vd. (Ed.)
Stratejik Boyutuyla Modern Yönetim Yaklaşımları. İstanbul: Beta Yayınları. s. 143-162.
Demirkol Ş. (2002). “Süreç Tasarım-Business Process Re-engineering (Değişim
Mühendisliği)”. Dalay vd. (Ed.) Stratejik Boyutuyla Modern Yönetim Yaklaşımları.
İstanbul: Beta Yayınları. s. 163-182.
Efil İ. (1999). İşletmelerde Yönetim ve Organizasyon. 6. Basım. İstanbul: Alfa Yayınları.
Genç N. (2004). Yönetim ve Organizasyon Çağdaş Sistemler ve Yaklaşımlar. Ankara: Seçkin
Yayıncılık.
Hammer M. ve Champy J. (1994). Değişim Mühendisliği. İstanbul: Sabah Kitapları.
Lazonick W. (2005). “Corporate Restructuring”. Ackyord S. vd. (Eds.) The Oxford Handbook
of Work & Organization. Oxford: Oxford University Pres, s. 577-601.
Mintzberg H. (1979). The Structure of Organizations. Englewood Cliffs, NJ: Prentice-Hall.
Ölçer F. (2008). “Örgütsel Küçülme”. Özyılmaz A. ve Ölçer F. (Ed.) Güncel Yönetim ve
Organizasyon Yaklaşımları. Ankara: Seçkin Yayıncılık. s. 429-508.
Özalp İ. (2008). “Yeniden Yapılanma”. Koparal C. (Ed.) Yönetim Organizasyon. 6. Basım.
Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları.
Yeloğlu, H. O. (2008). “Örgütlerde Yapısal Stratejik Konfigürasyonlar: Koşulbağımlılık
Kuramı, Konfigürasyon Yaklaşımı Bağlamında Örgüt Yapıları Üzerine Önermeler”.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İİBF Dergisi. C. 3, S. 2, s. 155-170.
Yeşil S. ve Güven M. (2004). “Değişim Mühendisliği (Reengineering)”. Bakan İ. (Ed.)
Çağdaş Yönetim Yaklaşımları. İstanbul: Beta Yayınları. s. 271-295.
15