close

Enter

Log in using OpenID

2013-2014 Nisan Ayı Bülteni "Çocuklukta Korkular"

embedDownload
Çocuklukta Korkular
Korku, hayatta kalabilmenin vazgeçilmez bir unsurudur.
Hannah Arendt
Korku da tıpkı sevinç, üzüntü, heyecan, utanma, öfke gibi normal bir duygudur.
Hemen hemen her insanın öyle ya da böyle mutlaka korktuğu birtakım şeyler ya da durumlar
bulunmaktadır. Korku aynı zamanda bir savunma mekanizmasıdır. Örneğin, kendisine doğru
hızla gelen bir arabadan korkup, güvenli bir yere kaçarak, kendini koruma davranışında
olduğu gibi. Korku yukarıdaki örnekte de görüldüğü üzere genellikle beklenmedik bir anda
ortaya çıkan sebeplerden kaynaklanır, bu bir kişi, nesne ya da bir olayla da bağlantılı olabilir.
Hissedilen korkunun şiddeti ise korkuya sebep olan şeyin durumuna, kişinin o anki genel
psikolojik veya fiziksel durumuna bağlı olarak değişir.
Çocuklar korkularını yetişkinlere kıyasla çok daha fazla vurmaktadırlar. Genellikle yeni
ve bilinmeyen şeylere karşısında korku duyan çocuk bu korkusunu dile getirir, güven
duyduğu bir yetişkine sığınır, bir yerlere saklanarak kendini koruma altına alır bunun yanında
içe kapanma, güvensizlik, sosyal ortamlara katılmama gibi davranışlarla dolaylı olarak da
ifade edebilir. Çocuklukta görülen korkular yaşlara göre de değişkenlik gösterir. Daha küçük
çocuklar(2‐2,5yaş)özelikle seslerden korkarken yaş büyüdükçe korkunun kaynağını somut
nedenler oluşturur.6 yaş dönemi ise genellikle çocuklarda korkuların artış gösterdiği bir
dönemdir. Burada önemli olan nokta çocukların korkuları karşısında neler yapabileceğimizi
bilmek ve bu konuda bilinçlenmektir.
Öncelikle;
Korku duyan çocuğa güven vermek, onu anlayışla karşılamak ve dinlemek
gerekmektedir. Çocukların korkularını küçümsemek, dalga geçercesine yaklaşmak ya da
abarttığını düşünerek;
“ Aman sen de koca çocuk oldun bundan da korkulur mu hiç”
“ Sana bebek derler, sana gülerler” gibi ifadeler kullanmak çocuğun güven
duygusunu sarsacağından, korkularını içinde saklamasına ve bunun akabinde daha başka
sorunları beraberinde getirebilir. Bu yüzden çocuğu sonuna kadar dinlemek, sebepleri
saptamaya çalışmak gerekmektedir. Ailesi ve çevresindekiler tarafından anlaşıldığını bilen ve
hisseden çocuğun korkularının nedenini saptamak her zaman daha kolay olacaktır. Çünkü
korkuların nedenini saptamak, korkuya sebebiyet veren durumların ortadan kaldırılması
açısından çok önemlidir.
Disiplin sağlamak amacı ile çocuğu gereksiz korkutmalardan kaçınmak
gerekir. Örneğin; sütünü içmeyen bir çocuğa “ iç yoksa doktor gelir sana iğne yapar” ya da
“uslu dur yoksa polisler seni alır götürür” gibi ifadeler kullanmak çocuğun doktor, iğne, polis
ve bunlarla bağlantılı çeşitli korkular geliştirmesine neden olabilir.
Çocuklarda korkular oluşturabilecek ya da korkularını pekiştirecek ortamlara fırsat
verilmemeli, çocuklar korku ve şiddet içerikli tv programları, masallar, oyunlar ve
haberlerden uzak tutulmalıdır. Bu tür konuşmalar çocuğun yanında yapılmamalıdır.
Çocuğun korkusunu yenmesi için ailelerin sabırlı olması, çocuğa zaman vermesi
gerekmektedir. Korkunun hemen üstesinden gelmesi için çocuk zorlanmamalı, aşırı motive
edilmemelidir.Bunun yerine çocuğa örnek olunmalıdır.Örneğin; Kendisi köpekten korkan
birinin çocuğuna köpeği sevmesi konusunda yardımcı olması biraz zordur. Köpekten
korkan veya köpek gördüğünde çok huzursuz olan bir çocuğu köpekle hemen karşı karşıya
getirmek yerine aşama aşama hareket edilmelidir. Köpeklerle ilgili bir filmi rahat bir ortamda
bir arada izlemek, köpekler ve özelliklerini anlatan ilgi çekici dergi ve kitapları incelemek,
pet- shoplarda bulunan köpekleri uzaktan izlemek, çocuk hazır olduğunda ise küçük sevimli
bir köpeğe birlikte yaklaşmak ve belki daha sonra ona sizin gözetiminizde sizinle birlikte
dokunması konusunda cesaretlendirmek izlenecek aşamalı yollardan birkaçıdır.Bu noktada
önemli olan çocuğun korkunun üstesinden gelmesi için acele hareket etmek yerine aşama
aşama alışmasını sağlamaktır.
Kimi zaman ailenin aşırı korumacı veya baskıcı tutum içinde bulunması; çocuğa zarar
gelecek düşüncesi ile fırsat verilmemesi, cesaretine ket vurulması ya da çocukla iletişimde
sert, aşırı otoriter, değişken ve tutarsız olması da korkuların pekişmesine neden olabilir.
Çocuğu cesaretlendirmek, ona doğru bir model olmak, korkularını yenme sürecinde
gösterdiği her türlü çabasını övmek, çocuğa her daim sevgi ile yaklaşmak, zaman ayırmak,
destek olmak ve çocukla ilgilenen tüm bireylerin aynı tutumda davranmasını sağlamak
gerekmektedir.
Unutulmamalıdır ki çocuklukta başlayıp, önlemi alınmayan, üzerinde durulmayan ya
da yanlış yaklaşımlarla düzeltilmeye çalışılan bazı korkular ileriki yaşlara kadar devam
edebilir, kişinin günlük hayatını etkileyebilir.Bunu engellemek amacı ile korkuları erken
dönemde fark etmek, çocuğun yaşadığı korkunun yaşına uygun olup olmadığına dikkat
etmek, korkunun nedenlerini bulmaya çalışmak ve gerekiyorsa uzman kişilerden yardım
almak doğru olacaktır.
Aylin ALTINTOPUZ
Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
722 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content