Sümeyye`ye Suikast

Ali Sirmen
Sümeyye'ye Suikast
Yandaş medyanın bütün allayıp, pullama çabalarına karşın tel
tel dökülen Sümeyye Erdoğan'a suikast haberi bir çokları
tarafından aklımıza hakaret olarak karşılandı.
Gerçekten de güya cemaat CHP işbirliği ile kotarılmış olan ve
ayrıntıları düzenleyicileri tarafından Twitter'de mesajlaşarak
herkesin gözü önünde olgunlaştırılan sözde suikast en pespaye
dizinin veya filmin en aval senaristinin bile kurgusuna rahmet
okutacak yapıdaydı.
beceren, donanımlı insan dolu.
Hatta değerli bilim adamı Orhan Güvenen, Türkiye'de bir Belçika
kadar AB standartlarının en üst basamadığında adam olduğunu
söylerdi hep. Sanırım aradan geçen zamanda bu görüşünde
önemli bir değişiklik olmamıştır.
Nitelik açısından AB ortalaması niteliklerine sahip insanımızın
sayısının, Belçika nüfusunu bile fazlasıyla aştığını rahatlıkla
söyleyebiliriz.
Onun içindir ki, aklı selim sahiplerinin ortak kanısı şu oldu:
- Bu
kadar teneke bir iddia, bu kadar külüstür bir kurgu tutmaz.
Peki bu durumda nasıl oluyor da, bu kadar nitelikli insana sahip,
koskoca toplum böylesine akla ziyan öykülerle kandırılabiliyor?
Öyle mi dersin?...
Sorunun yanıtı niteliklilerin niteliklerinde değil de, niteliklerin
niceliklerinde yatıyor sanırım. Yani niteliklilerin, etkin olabilmek
için miktarları kafi gelmiyor.
Bence tutmaz yargısına varmak için çok acele etmemek gerek.
Çünkü daha acemice kotarılmış nice dolap başarıya erişmiştir.
***
Dolandırıcının başarısı, öyküsünün kurgusunun ustalığından
çok, dolandırılacak avın seçimindeki isabette yatar.
O, Sülün Osmanlar Fil Hamdiler, Karaköy köprüsünü, ya da
üstünden geçen tramvayları, Galata kulesini pazarlarlarken, avın
seçimindeki isabet olmasa hangi dahiyane kurguyla olursa
olsun, satmayı becerebilir miydiler?
Dolandırıcılıkta, gözünü kurguya dikersen olayı kaçırırsın. Avın
ahmaklığı olmasa tek başına kurgudaki deha hiçbir şeye
yetmez.
Cemaat ile CHP'nin ABD ve İsrail lehine Sümeyye Erdoğan'a
suikast girişiminde bulunmaları öyküsünün kurgusundaki
derme çatmalığa değil,kurgunun ulaştırılmak istendiği hedef
kitleye bak sen!
***
Evet kurgu, aklı başında herkesi kahkahadan kırıp geçirecek
kadar aptalcadır, ama buna
inanmaya amade hiç de
küçümsenmeyecek bir kitle vardır.
Burada bütün
karşılaşıyoruz:
demokrasilerin
şu
ortak
noktasıyla
-Demokrasilerde, nicelik nitelikten önce gelir.
Bu kural gereğince, nitelikliler, eğer azınlıkta iseler, ya da başka
br deyişle sayıları ne kadar hatırı sayılır düzeyde olursa olsun,
miktarları kafi değilse eğer, nitelikleri ne olursa olsun, yazgılarını
onlardan daha aşağı nitelikte olanların düzeyi belirler.
Demokrasiler bunun çözümünü , toplumun ortalamasını
yükseltmede bulmuşlardır
Yalnız burada da şöyle bir sorun var:
-Eğer bir ülkede iktidar cehalet üzerine saltanat kurmuşsa,
ondan eğitim düzeyini yükseltmesini istemek bindiği dalı
kesmesini talep etmek demek olmuyor mu?
Bilmem ki bu soruya senin cevabın ne olacak?
Şurası kesin ki, bu sorunu çözmeden
mümkün görünmüyor.
toplumsal kurtuluş
Zaten kurgu da onlara yöneliktir.
Onlar bunu yiyip yutarlar ve bir seçimde daha mağdur edebiyatı
sonuç vermiş olur.
En kendini açık göz sanan safların yuttuğu hikayelerle badem
edilmiş olmak tabii ki çok acı bir şey.
İnsan. O zaman şu soruyu haklı olarak kendi kendine sorar:
Ben buna layık mıyım? İLK bakışta haklı gibi görünür bu soru.
Bu sorunu çözmediğin sürece, okunan mavalların boşluğunu
ne kadar kavrasan kavra sonuçta, hiçbir önemi olmuyor.
Sen anlatılanları istediğin kadar yeme! Kafi miktarda yiyen
olduğu sürece yemişsin yememişsin fark etmiyor.
Malum altın kuralı bir kez daha hatırlatalım:
Demokrasilerde
nicelik nitelikten önce gelir!
Gerçekten de Ülkemizde iyi yetişmiş, kültürlü, düşünmeyi
http://www.mgkmedya.com
Pazar, Şubat 22, 2015 - Sayfa 1 / 1