close

Enter

Log in using OpenID

BUL - Yedigün Gazetesi

embedDownload
MÜJDELER VAR
YURDUMUN
TOPRAĞINA TAŞINA
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
23 Aralık 2014 Salı
74 bin memur
ALINACAK
2015 kamuya memur alımları bekleyenlere, yılbaşı öncesinde
müjdeli haber geldi! TBMM'de bütçe görüşmelerinde söz
alan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, gelecek yıl kamuya 74 bin
memur alınacağını açıkladı.
Bakan Şimşek şunları
söyledi: 2015 yılında
onaylayacağımız bütçeyle
74 bin kişiye kadro sağlayacağız. Bunun yaklaşık 34
bini otomatik olarak gelen
elemanlardan. Yani doktor,
hakim, savcı ve polis gibi.
40 bin kişinin dağılımını da
ilgili bakan arkadaşların da
ihtiyaçlarını dikkate alaraktan sayın Başbakan'ın onayına bir
çerçeve sunacağız. Şu anda bir dağılım yok. O nedenle şu
bakanlığa şu kadar kadro vereceğim demek doğru olmaz.
Türkiye'yi "nano çağa" taşıyacak "çip fabrikası"
kuruluyor. ASELSAN ve Bilkent Üniversitesinin
ortaklığında kurulan savunma, uzay, haberleşme
ve enerji sektörleri için bir saç telinden daha ince
ve dayanıklı malzemelerin üretileceği Türkiye'nin
ilk çip fabrikasının temeli bugün atılacak.
Ankara’da buzlanma felaketi…
1günde 100 kaza!
Fotoğraflar: Ahmet TEKEŞ
15 milyon çalışanın Ocak ayında birçok kesim zam alacak.
Alamayanlar üzülmesin. Yeni asgari ücret ile kayıtlı olarak
çalışan herkesin maaşında artış olacak... İşte bunun sebebi.
Kültürel Boyut
8. Sayfada
Fehmi Koru
Konunun tarihi
boyutunu da
hatırlatırım
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
Raid Salah'ın liderliğini yaptığı 1948 Filistin
İslami Hareketi'nin Necef
sorumlusu Usame elAkibi, "İsrail güçleri,
2014 yılı içinde Arapları
topraklarından tehcir
etmek (göç ettirmek)
amacıyla Necef'te yaklaşık bin Filistinlinin evini
yıktı" dedi.
HABERİ
12. SAYFADA
CHP'nin üye sayısı
1 milyon 95 bin 480
CHP Merkez Yönetim Kurulu
raporundaki, Genel Sekreterliğin
çalışmalarına göre; en fazla üye, 226 bin
908 ile İstanbul'da yer alıyor, Siirt Tillo'da
1, Hakkari Çukurca'da 6, Sivas
Doğanşar'da ise 8 üye bulunuyor.
HABERİ 12. SAYFADA
9. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Anadolu Bulvarı’nda Ostim istikametine
askeri servis araçlarının da karıştığı zincirleme trafik kazası yaşandı. Kaza sonrası yol
trafiğe kapandı. Kazada yaralananlar ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Ambulansların
kaza yerine gelişlerinde ve kaza yerinden
ayrılışlarda zorluk yaşadıkları görüldü.
Keçiören’de yaklaşık 20 aracın karıştığı zincirleme kaza yaşandı.
HABERİ 12. SAYFADA
İsrail; öldürüyor
yakıyor, yıkıyor
İsrail'in ülkenin
güneyindeki Necef
bölgesinde bu yıl içinde
Filistinlilere ait yaklaşık
bin evi yıktığı belirtildi.
Her yıl Ocak ayında memurlar ve emekliler bu ayda ilk 6 aylık
zamlarını alıyor. Özel sektör çalışanlarının birçoğu da Ocak'ta
ücretlerinde artış yaşıyor… Çocuk sayısı arttıkça ödenecek miktar da yükseliyor. Yine evliler için eşin çalışıp çalışmadığı da
ödenecek miktarı etkiliyor. HABERİ 12. SAYFADA
Hayrettin İvgin
Bilkent Üniversitesi NANOTAM Başkanı
ve AB-Mikro Nano Genel Müdürü Prof.
Dr. Özbay, "Türkiye bir koyup 10
kazanacağı katma değeri yüksek ürünler
sektörüne giriyor" dedi. HABERİ 12’DE
ÇOK KÖTÜ HABERLER
Başkent Ankara'nın birçok
yerinde gizli buzlanma sebebiyle
maddi hasarlı ve yaralamalı
trafik kazaları yaşandı. Gizli
buzlanma nedeniyle sabah saatlerinde 100’ü aşkın trafik kazasının gerçekleştiği ifade edildi.
15 milyonun
zam sevinci
Türkiye, üretilecek yeni nesil çipler
sayesinde savunma radarı, elektrikli
araba, yüksek hızlı tren ve 4G/5G cep
telefonu sistemleri gibi stratejik teknolojiler
üretebilen dünyanın 4. ülkesi konumuna
yükselecek.
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
İsrail'in izlediği zulüm siyaseti,
"Filistin topraklarını talan etmeyi ve
oradaki Filistin varlığını ortadan
kaldırmayı" hedefliyor.
2
TV / MAGAZIN
SINEMA
23 Aralık 2014 Salı
Kanadalı sinemaseverler Türk filmleriyle buluşuyor
İSTANBUL - Türk filmleri, 2325 Ocak 2015'te gerçekleştirilecek
1. Vancouver Türk Film
Festivali'nde (VTFF), sinemaseverlerle buluşacak. Festivalden yapılan
yazılı açıklamaya göre, Kuzey
Amerika'nın önde gelen sinema
yapım merkezlerinden
Vancouver'da, Türk kültür, sanat ve
kimliğini sinema aracılığıyla tanıtmanın öngörüldüğü festivalin hedefleri arasında, Kanada ve Türkiye
arasında sinemaya ilişkin bağlar
kurmak ve pekiştirmek de yer alıyor. Festivalde son dönemlerde vizyona giren ve seyirci tarafından
büyük bir ilgiyle karşılanan filmler
belirlenen çeşitli seçkilerde sinemaseverlerle buluşacak. VTFF seçkisi,
"Ana Akım Türk Sineması", "Türk
Sanat Filmleri", "Cannes &
Venedik Vitrinleri", "Belgesel" ve
"Ödüllü Kısa Filmler"den oluşacak.
Ana Akım Türk Sineması seçkisinde, Cem Yılmaz'ın "Pek
Yakında", Çağan Irmak'ın
"Unutursam Fısılda", Yılmaz
Erdoğan'ın "Kelebeğin Rüyası" ve
Ozan Açıktan'ın "Silsile" filmleri
yer alacak.
Türk Sanat Filmleri kapsamında
Reha Erdem'in yönettiği "Şarkı
Söyleyen Kadınlar" ve Onur
Ünlü'nün yönetmenliğini yaptığı
"Sen Aydınlatırsın Geceyi" gösterilecek. Cannes & Venedik
Vitrinleri seçkisinde de Kaan
Müjdeci'nin "Sivas", Ali Aydın'ın
"Küf", Rezan Yeşilbaş'ın "Sessiz"
ve Burak Cem Arlıel'in "Türk
Pasaportu" izleyiciyle buluşacak.
Andrea Luka Zimmerman'ın
yönettiği "Taşkafa" ve Can
Candan'ın yönettiği "Benim
Çocuğum" Belgesel, Onur Yağız'ın
"Patika" ve Buğra Dedeoğlu'nun
"Şeref Dayı ve Gölgesi" filmleri ise
Ödüllü Kısa Filmler seçkisinde
alacak. "Kelebeğin Rüyası"nın
bestelerinin canlı çalınacağı klasik
müzik konseri ve "Pek Yakında"nın
gösterimiyle açılışı yapılacak festival, "Kelebeğin Rüyası" ile sona
erecek. (AA)
“Kuzu”, 26 Aralık'ta vizyona girecek...
İSTANBUL - Kutluğ
Ataman'ın yazıp yönettiği,
başrollerinde Nesrin Cavadzade,
Cahit Gök, Mert Taştan ve Sıla
Lara Cantürk'ün yer aldığı
"Kuzu", 26 Aralık'ta vizyona
girecek.
bkz. İletişim'den yapılan
yazılı açıklamaya göre, The
Hollywood Reporter'da "İnsan
davranışları üzerine destansı bir
film" olarak değerlendirilen ve
Variety dergisinin "Mizahın
ustası" olarak tanımladığı
Kutluğ Ataman'ın "Kuzu" filminde, Cavadzade, Gök, Taştan
ve Cantürk'ün yanı sıra Nursel
Vizyona
yeni
girecek
filmler
Köse, Taner Birsel, Güven
Kıraç, Emel Göksu, Necmettin
Çobanoğlu, Şerif Sezer, Erdal
Yıldız, Nalan Kuruçim, Hikmet
Karagöz, Sedat Kalkavan,
Hakan Karsak, Gökhan Kıraç,
Hülya Duyar ve Aysan
Sümercan da rol alıyor.
"Kuzu", dünya prömiyerini
yaptığı Uluslararası Berlin Film
Festivali'nde CICAE ödülü
kazandı. Film, 51. Uluslararası
Antalya Altın Portakal Film
Festivali'nde "En İyi Film", "En
İyi Kadın Oyuncu", "En İyi
Yardımcı Kadın Oyuncu",
"Behlül Dal Özel Ödülü" (Mert
"Yağmur: Kıyamet Çiçeği"
Engin Hepileri, Elena Viunova,
Erkan Kolçak Köstendil,
Devrim Saltoğlu, Settar
Tanrıöğen, Altan Erkekli, Sait
Genay, Rıza Sönmez, Hüseyin
Avni Danyal ve Ruhi Sarı'nın
oynadığı "Yağmur: Kıyamet
Çiçeği" adlı filmi, Onur Aydın
yönetti.
Dram türündeki filmde, Kazım
Koyuncu'nun hayatının yanı
sıra Çernobil felaketi, Rus
kadınları ve Trabzonspor'un
1995-1996'da şampiyonluğu
kaybedişi ve sonrasında şehirde
ilan edilen yas konu ediniliyor.
05:33 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
05:35 Sarayın Doktoru
06:40 1'de Sabah
09:00 Avrupa Avrupa
10:45 İyi Fikir
12:50 Yedi Güzel Adam
14:45 Yeşil Deniz
16:35 Dizi Klip
16:40 Zengin Kız Fakir Oğlan
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Seksenler
23:00 Hayat Ağacı
01:00 Aşkın Kanunu
02:40 Dünya Derbileri
"Looking For"
03:30 Dizi Klip
03:40 İyi Fikir
06:15Benim Annem Bir Melek
07:00Kahvaltı Haberleri
10:00Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00Kızlar ve Anneleri
15:00Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Kaçak
20:30 FB - KAYSERİSPOR
22:20 Kim Milyoner
Olmak İster?
20:00 KAÇAK
Faysal, Serhat ve ekibini alt
etmek için gözünü Şahingöz'e
dikecektir. Ertan'la çıktıkları yola
ayrı ayrı devam etmek zorunda
kalacaklar. Şahingöz'ün yaşayacağı olay Serhat ve ekibini yolundan edecek mi yoksa daha
fazla mı hırslandıracak? Faysal'ın
hayatında işler gittikçe karışacaktır. Faysal, Merve konusunda
hızlı ve emin adımlarla ilerlerken
önüne geçemeyeceği sorunlarla
karşılaşacaktır. Cemile artık
Tülay'ı babası Faysal'la tehdit
edemeyecek ve Tülay babasıyla
yüzleşip tüm gerçekleri ona
anlatacak. Tülay babasıyla
arasındaki sırları kaldırmışken
Merve'nin öğrendiği gerçekle onu
kaybetme korkusu içine düşecek...
Taştan-Sıla Lara Cantürk) ve
"SİYAD En İyi Film" olmak
üzere 6 ödülün sahibi oldu.
İspanya'nın Valladolid
kentinde bu yıl 59'uncusu
düzenlenen Seminci
Uluslararası Film Festivali'nin
ana yarışma bölümünde "En İyi
Senaryo" ve "En İyi Görüntü
Yönetmeni" ödüllerini alan film,
Erzincanlı çocuk oyuncular
Mert Taştan ve Sıla Lara
Cantürk'e de özel ödül
getirirken, ödül sayısını 11'e
çıkardı. "Kuzu", Roll Caption
dağıtımcılığında 26 Aralık'ta
sinemaseverlerle buluşacak.
"Fakat Müzeyyen
Bu Derin Bir Tutku"
Çiğdem Vitrinel'in yönettiği "Fakat
Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku" filminin
oyuncu kadrosunda Erdal Beşikçioğlu,
Sezin Akbaşoğulları, Harun Tekin, Derya
Alabora ile Hare Sürel rol aldı.
Filmde, Erdal Beşikçioğlu'nun canlandırdığı "Arif" ile Sezin
Akbaşoğulları'nın hayat verdiği
"Müzeyyen" karakteri arasında geçen
acıklı aşk hikayesi beyaz perdeye
aktarılıyor. 48. Uluslararası Antalya Altın
Portakal Film Festivali'nde "Geriye
Kalan" filmiyle "En İyi Yönetmen"
ödülünü alan Çiğdem Vitrinel'in ikinci
uzun metrajlı filmi, İlhami Algör'ün aynı
adlı romanından uyarlandı.
07:0HER SABAH
08:42.SAYFA
MAGAZİN-CANLI
10:40 DUDAKTAN KALBE
DİZİ-TEKRAR
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
Haber (Canlı)
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
KADIN PROGRAMI-CANLI
15:00 DUDAKTAN KALBE
YERLİ DİZİ
16:40 GAGGUK
17:00 DOLU DOLU
ANADOLU
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER BÜLTENİCANLI
19:45 YABANCI SİNEMA
GÖRÜNMEZ SAVAŞÇI
21:30 YABANCI
SİNEMA
23:20HAYATIN RENGİ
05:40 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:30 Kaderimin Yazıldığı Gün
23:30 Yerli Dizi
19:45 GÖRÜNMEZ SAVAŞÇI
Orjinal İsmi:Stealth
Yönetmen:Rob Cohen
Oyuncular:Josh Lucas, Jessica
Biel, Jamie Foxx
Yapım Yılı:2005
Tür:Aksiyon/Macera/Bilim
Kurgu
Amerikan ordusu, Talon Jet
adında “görünmez” bir savaş
uçağı geliştirmiştir. Test pilotları
Wade, Purcell ve Gannon’a son
görevlerinde şaşırtıcı bir buluş
daha verilir: EDI adında bir
yapay zeka... EDI sayesinde
savaş uçağı insansız uçabilmektedir. EDI’yle çıktıkları ilk görev
olağanüstü başarılı geçer. Ancak
dönüş yolculuklarında EDI’ye
yıldırım çarpar ve yapay zekası
kontrolden çıkarak emirlere karşı
gelmeye başlar.
Arda-Serenay
aşkına Sinem
Kobal engeli!
İSTANBUL - Arda Turan'ın Serenay
Sarıkaya ile yakınlaşmasının eski aşkı Sinem
Kobal'a takıldığı ortaya çıktı.
Arda Turan'ın Serenay Sarıkaya ile yakınlaşmasının eski aşkı Sinem Kobal'a takıldığı
ortaya çıktı.
Oyuncu Serenay Sarıkaya'nın kendisiyle
tanışmak isteyen Atletico Madrid'li futbolcu
Arda Turan'ı neden geri çevirdiği ortaya çıktı.
'Gönül İşleri' dizisinin yıldızı Sinem
Kobal'la aynı ajansta olan Sarıkaya'nın ortak
dostlarının "Arda Sinem'i çok üzdü, seni de
üzmesin" sözlerinden etkilendiği öğrenildi. Bu
uyarı üzerine Arda Turan'la tanışmaktan
vazgeçen Sarıkaya arkadaşları vasıtasıyla
Kobal'a şu mesajı gönderdi: "Arda'yla aramızda bir şey yok, olamaz."
Dört gün önce bir açıklama yapan
Sarıkaya Arda Turan’la yakınlaşma haberlerini
yalanladı.
"Rimolar ve Zimolar: Kasabada Barış"
İsmet Kurtuluş ile Nermin Er'in yönettiği ve Yekta Kopan, Janset, Ezgi Mola
ile Şevket Süha Tezel'in seslendirdiği
"Rimolar ve Zimolar: Kasabada
Barış", Türkiye'nin ilk kukla çocuk
yapımı olarak sinemalarda yer alacak.
Çocukları kuklaların renkli ve
eğlenceli dünyasına davet eden filmin
teması iki farklı kasabada yaşayan
Rimolar ve Zimolar'ın dargınlık ve
yanlışlıkları üzerine kurulu.
Türkiye genelinde 60'ı aşkın salonda
vizyona girecek filmde, birbirinden
renkli ve sempatik kahramanların
komik ve düşündürücü hikayeleri
izlenebilecek.
00:15 Ütopya
01:30 Ver Fırına
02:30 Aramızda Kalmasın
04:30 Şeffaf Oda
05:30 Para Bende
06:30 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin
08:45 Aramızda Kalmasın
11:45 Oynat Bakalım
12:45 Para Bende
14:00 Kaçak Gelinler
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel
Hareketler Bunlar
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
06:00 Geniş Aile GENİŞ AİLE
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım ALIN
11:00 Bana Her Şey Yakışır
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Küçük Ağa
20:30 KADERİMİN YAZILIĞI GÜN
Bebeğin kalp sesini dinlemek
için gittikleri hastanede, Elif
fenalaşmış, Defne’ye babasının
düştüğü haberi gelmiştir.
Kahraman ve Kıymet hastanede
kaygıyla beklerken, Maksut
Defne’yi kaçırır. Elif’i geri alabilmek için Defne’yi rehin tutar.
Kadir kararını vermiştir, Kerem’e
babası olduğunu açıklayacaktır.
Ancak onların buluştuğunu haber
alan Yakup, Kadir’i arar ve acele
görüşmek ister. Doktor Elif’in
Kahraman’ı görmek istediğini
haber verir. Elif bebeği iyi
koruyamadığı için üzgündür,
düşük ihtimali onu perişan
etmiştir. Kahraman Elif’e
güvendiğini söyler.
23 Aralık 2014 Salı
Antalya'da
yaşanan
sağanakta
evlerini
su basan
Cumhuriyet
Mahallesi'ndeki
4 aile yaşam
savaşı veriyor.
Antalya’da evlerini su basan
aileler yardım bekliyor
ANTALYA - Geçtiğimiz hafta Antalya il
merkezi ve ilçelerinde yaşanan sağanak sırasında, evleri yağmur ve patlayan kanalizasyon sularıyla dolan 4 aile, 1 haftadır komşularında hayatlarını sürdürüyor.
Zemin katlardaki dairelerinin sular altında
kalmasıyla bütün kıyafet ve yiyecekleri zarar
gören, beyaz eşyaları da çalışmaz hale gelen
aileler, yetkililerden gelecek yardımları bekliyor.
Cumhuriyet Mahallesi 624 sokaktaki
Sümer Apartmanı'nın zemin katında iki torunu ve bir oğluyla yaşamını sürdüren Hazne
Karayurt (49), AA muhabirine yaptığı açıklamada, olay günü saat 07.00 sıralarında
büyük bir su kütlesinin bir anda eve girdiğini
söyledi.
Torunları ve çocuğuyla kendisini dışarı zor
attığını dile getiren Karayurt, "Yıllardır böyle
bir olay yaşamamıştık. Bütün eşyalarımız
kullanılamaz hale geldi. Olayın ardından,
Muratpaşa Belediyesi'nden yardım istedik.
Evin sadece kaba temizliğini yaptılar. Başka
bir yardımda bulunan olmadı" diye konuştu.
Karayurt, evin ve içindeki eşyaların kullanılamaz halde olduğunun altını çizerek, yetkililerden yardım talep ettiklerini aktardı.
Güven Apartmanı'nın zemin katında oturan Suriye Gültekin de (70), sabah saatlerinde kahvaltı tepsisini yere koyduğu sırada,
yağmurun durumunu merak ederek evin
kapısını açtığını söyledi.
Kapıyı açmasıyla yağmur suyu baskınına
uğradığını dile getiren Gültekin, "Hemen
kapının önünde bulunan çıkıntının üstüne
çıktım. Boyuma kadar su vardı. Yandaki
komşum 'İmdat' diye bağırıyordu. Murat
isimli komşu çocuğu onu sırtına alarak dışarı
çıkardı. Beni de boğulmak üzereyken komşunun çocuğu kurtardı" dedi.
Gültekin, evdeki tüm giyecek, yiyecek ve
beyaz eşyaların kullanılamaz ve tamir edilemez hale geldiğini ifade ederek, belediyenin
sadece evde kısmi temizlik yaptığını belirtti.
Bir haftadır komşularında yatıp kalktığının
dile getiren Gültekin, öncelikli olarak evinin
boya, badanasının yapılması için yardım
beklediğini dile getirdi.
Sosyal Sorumluluk Projesi Gönüllüleri
isimli sosyal medya sayfasının kurucusu
Doğan Elden de yağmur suyu ve patlayan
kanalizasyon nedeniyle zarar gören 4 aileye
yardım yapmak istediklerini ancak getirecekleri eşyaları koyacak sağlıklı bir ev ortamlarının olmadığını söyledi.
Evlerin temizlik, bakım ve onarımı için
hayırseverlerden yardım beklediklerini dile
getiren Elden, "Ailelerin her türlü kıyafet, ev
eşyasına ihtiyacı var. Yardım etmek isteyen
vatandaşlarımız bize ulaşarak, sayfamız aracılığıyla yardım edebilirler" diye konuştu.
(AA)
Mevlana ziyaretçileri, Konyalı
lokantacıların yüzünü güldürdü
KONYA - Şeb-i Arus için Konya'ya gelen
Mevlana dostları, kentin en çok bilinen lezzeti etliekmeği yemeden dönmüyor.
Mevlana'nın 741. Vuslat Yıldönümü
Uluslararası Anma Törenleri'nin başladığı 7
Aralık'tan bugüne Konya'daki lokantalar
büyük bir yoğunluk yaşıyor. Müze etrafı ve
Mevlana Caddesi yerli ve yabancı turistlerle
dolup taşıyor.
Mevlana Müzesi'ni ziyaret edenler, vakit
kaybetmeden yakınlardaki etliekmek salonlarına koşuyor. Tavsiye üzerine özel lokantalara
yönelenler de oluyor, buldukları ilk iş yerinde
etliekmeği tatmak isteyenler de.
Ününü duydukları ya da uzun süredir
tadına hasret kaldıkları Konya etliekmeğini
yemeye gidenler, Selçuklu'ya başkentlik yapmış bu kentin mutfağının, çok lezzetli ama
fazla bilinmeyen diğer tatlarıyla da karşılaşıyor.
Et ve peynirin bir arada kullanıldığı pide
çeşidi olan, "karışık" olarak da bilinen Konya
böreği, peynirli börek, bamya çorbası ve
Konya kebabını tadanlar en az etliekmek
kadar bu yemeklere de hayran kalıyor.
Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği
Başkanı ve Konya Lokantacılar Odası
Başkanı Ali Osman Karamercan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mevlana Haftası'nın
başladığı günden itibaren çok büyük bir
yoğunluk yaşadıklarını ifade ederek, bunun
diğer esnafa da olumlu yansıdığını söyledi.
Dolu dolu bir hafta geçirdiklerini ifade
eden Karamercan, Mevlana Müzesi'ni ziyarete gelenlerin ikinci durağının etliekmek lokantaları olduğunu, iş yerlerinin bazen yoğunluğa cevap vermekte zorlandığını belirtti.
Etliekmek için lokantalara gidenlerin
Konya böreği (karışık), peynirli börek, bamya
çorbası, Konya kebabıyla da buralarda tanıştıklarını dile getiren Karamercan, onların tadına da hayran kaldıklarını vurguladı.
Karamercan, "Etliekmeğimiz, Konya böreğimiz, bıçak arası, peynirli börek, fırın kebabı, bamya çorbamız, geçmişi binlerce yıl
geriye uzanan Konya mutfağının en önemli
çeşitleri. Konya'ya gelip de etliekmeğimizi
yemeden giden yok. Çok dolu dolu geçiyor.
Konya esnafı olarak çok mutluyuz" dedi.
Mevlana Müzesi yakınında etliekmek fırını
olan Rasim Dağ da yerli ve yabancı turistlerin bu özel damak tadına büyük ilgi gösterdiklerini söyledi. Dağ, "İşlerimiz bugünlerde
daha çok. Konya'ya gelen etliekmek yemeden gitmez. Etliekmek dışında Konya böreği
ve peynirli böreğimiz var. Mevlana törenlerine
gelenler mutlaka etliekmek veya börek yer"
diye konuştu. (AA)
Hırsızları
apartmana
kilitlediler
ESKİŞEHİR - Eskişehir'de bir eve hırsızlık amacıyla girdiği öne sürülen iki kadın,
durumu fark eden komşuların bina kapısını
dışarıdan kilitlemesiyle yakalandı.
Alınan bilgiye göre, Büyükdere Mahallesi
Mehmet Osman Caddesi'nde, bir apartmanda yaşayan vatandaşlardan bazıları, birinci
kattaki Erdal Duygun'un evine tanımadıkları
kişilerin girdiğini gördü. Bina sakinleri, o sırada caddede bulunan yakınlarına telefonla
haber vererek ana giriş kapısının kilitlenmesini sağladı.
Evden ziynet eşyası çaldığı iddia edilen
iki kadın, aşağıya indiklerinde kilitli kapıdan
dışarı çıkamadı. Bu sırada ihbar üzerine olay
yerine gelen polis ekipleri, şüpheliler S.İ. ve
S.D'yi apartmanın merdiveninde yakaladı.
Gözaltına alınan zanlılar, polis merkezine
götürüldü.
Erdal Duygun, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, olay sırasında evde bulunmadığını söyledi. Bir arkadaşının kendisini telefonla arayıp durumu anlattığını belirten Duygun,
"Hemen eve geldim. Polislerle baktık, eşimin
kolyesinin çalındığını tespit ettik. Sağ olsun
karşı komşu fark etmiş. Şüphelenmesi üzerine başka birini telefonla arayıp dışarıdan
kapıyı kapattırmış. Hırsızları daha dışarı çıkarmadan yakalamışlar" diye konuştu.
Kapıyı dışarıdan kilitleyen Arif Kalkan ise
bina yakınındaki internet kafede bulunduğu
sırada kendisine telefon edildiğini bildirdi.
Olayı öğrenince hemen gelip kapıyı kilitlediğini dile getiren Kalkan, "Şüpheliler aşağı indi.
Çıkmak istediler ancak çıkamadılar. İçeriye
kilitledik ve dışarı çıkmalarını engelledik.
Daha sonra polisler geldi ve şüphelileri yakaladı" ifadesini kullandı. (AA)
3
Fehmi KORU
[email protected]
[email protected]
yurt haberlerİ
Konunun tarihi boyutunu da
hatırlatırım
SAVAŞ işte böyle bir şeydir; içinde yer aldığınızda,
karşı saflarda yer alanlara vereceğiniz zarardan başka bir
şeyle ilgilenmez, kazandığınız (ve tabii kaybettiğiniz)
muharebelerin muhasebesini yapıp durursunuz.
En çok muharebeden başarılı çıkan, her zaman savaşın
galibi olmayabilir...
“Kazanıyoruz, kazanıyoruz” diye sevinirken, savaşın
kaderini değiştiren farklı bir gelişme sonucu, hüsrana
uğramak da mümkün. “Ergenekon” ve “Balyoz” süreçlerini başlatanlar, sürecin kamuoyunda gördüğü destekten başları döndüğü için, başka hesapları da o davalar içerisine
sokarak nihai zafere kavuşma rüyaları görürken ne oldu,
hep beraber gördük...
Güçlü olmak tek başına yeterli değil; hukukun da devrede olduğu savaşlarda haklı da olmanız gerekiyor. Oysa
savaşın doğası yüzünden aklınız sadece kazanmakta olacağı için, hak-hukuk tanımaktan uzaklaşabiliyorsunuz.
Savaşan taraflar, bir süre sonra, hakkı kendilerinin temsil
ettiğine, karşı tarafın haksız olduğuna kendilerini inandırıyor ve bu da gözün yanlışları fark etmesini engelliyor...
Özellikle işin içine “kutsal” değerler de girdiğinde...
İslam tarihinde bunun çarpıcı örnekleriyle karşılaşmak
mümkündür.
Hicret’ten sadece 40 yıl sonra başlayan ihtilafları düşünün... Cennetle müjdelenmiş isimlerin taraflarını oluşturduğu ihtilafları... İki taraf da kendilerinin haklı olduğuna
inanıyor ve karşı tarafı kıyasıya suçluyordu. Savaş boyunca taraflar ittifak halkalarını genişletmeye çabaladılar.
Sonuç? Sonuç, İslamiyet’in ortadan kaldırmaya çalıştığını
kurumsallaştıran Emevi devlet geleneğinin başlaması ve
günümüze kadar varlığını sürdüren kalıcı ihtilaflar olmadı
mı?
Bugün yaşananlarla o dönemde yaşananlar arasında çap
ve tavır farklılıkları olduğunu ben de biliyorum elbette;
ama eskiler böyle durumlar için “Teşbihte hata olmaz”
demezler miydi?
Savaşlarda kimin haklı kimin haksız olduğunun bütünüyle tespit edilemez hale geldiği durumlar çoktur. İki
taraf da “haklı” olduğunu iddia eder, ancak “hak”, çoğu
kez, bir o tarafa bir bu tarafa gider durur.
Taraflar haksız duruma düşmemek için ne yaparlarsa
yapsınlar, bu gerçek değişmez.
Kaç muharebe kazandıkları hesabı üzerinde kafa yoranları yanıltan da bu durumdur; savaşların sonucu muharebelerin muhassalası değildir çünkü.
Gelin şu son gelişmeye bir de bu gözle bakalım:
14 Aralık günü başlayan “Tahşiye operasyonu” taraflardan birinin geçmişte başlattığına inanılan hukuki bir süreci
o tarafın aleyhine döndürme girişimiydi. Muharebede ilk
skoru, kamuoyu oluşturma bakımından, süreci başlatan
taraf kaydetti.
Ancak karşı taraf muharebeyi derhal başka bir zemine
kaydırmayı, basın özgürlüğüne darbe girişimi biçiminde
takdim etmeyi başardı ve arada yeni iç ve dış ittifaklar
oluşturma yoluna gitti. Girişimi başlatanların ittifaklarını
çatlatacak bir söylemle hem de... Buna karşılık, girişimi
başlatanlar da, yabancı müttefikleriyle aralarına kara kedi
girse bile, bir süredir varlığını iyice belli eden “devlethükümet-parti” yakınlaşmasında yeni bir merhale kaydetti.
“Tahşiye operasyonu” uzun süreceğe benzeyen savaşın
bir muharebesi ise, son muharebeyi kim kazanmış oldu?
Kazananı bilmiyorum, ama kaybedeni söyleyebilirim:
“Kutsal” hassasiyeti olanlar daha büyük çapta olmak
üzere, millet olarak hepimiz kaybettik...
“Ergenekon” ve “Balyoz” davalarında küçük hesaplarının peşinde koşmayı yeğleyenlere o günlerde yazıp söylediklerinin hesabı soruluyor ya; yarın da bugünlerde yazılan-çizilenlerin, takınılan tavırların hesaba çekileceğini
unutmayalım.
22 Aralık 2014/ HABER TÜRK
Afyonkarahisar'da çaldılar,
Ankara'da yakalandılar
AFYONKARAHİSAR - Afyonkarahisar'da girdikleri bir
evden 20 bin lira değerinde ziynet eşyası çaldığı ileri sürülen 2
kişi, güvenlik kamerası kayıtlarından bulundukları aracın plakası
tespit edilerek 3 saat sonra Ankara'da yakalandı.
Alınan bilgiye göre, Karaman Mahallesi'nde Şükrü
Karaca'ya ait evden hırsızlık yapıldığı ihbarını alan
Afyonkarahisar Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, araştırmaları
sonucu zanlıların eşkallerini ve kaçtıkları otomobilin plakasını
güvenlik kamerası kayıtlarından tespit etti.
Otomobilin Ankara yönüne gittiğini de belirleyen ekipler,
durumu güzergahtaki diğer görevlilere bildirdi.
Şüpheliler A.A. (32) ve M.E.P. (17), olaydan 3 saat sonra
Ankara girişinde otomobilin durdurulması sonucu gözaltına
alındı. Araçta ve zanlıların üzerlerinde yapılan aramalarda ise
söz konusu olayda çalınan ziynet eşyaları bulundu.
Afyonkarahisar'a getirilen A.A. ve M.E.P, emniyette işlemleri
tamamlandıktan sonra adliyeye sevk edildi. (AA)
İHD'nin toplu mezar raporu kitaplaştırıldı
DİYARBAKIR - İnsan Hakları Derneği (İHD)
Diyarbakır Şubesince 6 yıl süren çalışmanın sonucunda güncellenen Türkiye'deki "Zorla Kaybedilenler, Faili
Meçhul Cinayet, Yargısız İnfazlar, Toplu Mezarlar"
raporu kitaplaştırıldı. İHD Şube Başkanı Raci Bilici,
dernekte düzenlediği basın toplantısında Türkiye'de
binlerce insanın evlerinden, yerlerinden, yurtlarından
alınarak kaybedildiğini iddia etti. Faili meçhullerle ilgili
en büyük sorunun zaman aşımı konusu olduğuna dikkati çeken Bilici, taleplerinin başında, toplu mezarların
açılarak bulunan insan kalıntılarının kimlik tespitinin
dışında nasıl öldüğünün de araştırılması geldiğini kaydetti.
Türkiye'de 30 yılı aşkın süre devam eden çatışmalarda öldürülen PKK'lıların da toplu mezarlara gömüldüğünü iddia eden Bilici, "Bu ülkede yıllar boyu devletin güvenlik güçleri organizasyonuyla ve bizzat ülkeyi yönetenler tarafından yürütülen konsept gereği binlerce insan evlerinden, yerlerinden, yurtlarından alınarak kaybedilmiştir. Yine binlercesi devlet gözetiminde-
ki yapılar tarafından faili meçhul bir şekilde katledilmiştir. Onlarca sivilin cenazeleri toplu mezarlarda ortaya çıkmıştır" dedi. Bilici, geçmişle yüzleşme ve hakikatlerin araştırılması konusunu önemsediklerini,
Türkiye'nin, toplu mezarlarla ilgili "Minnesota
Protokolü"ne imza atması ve gereklerini yerine getirmesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye'de 25 kentte 348 toplu mezarın bulunduğunu, bu mezarlarda 4 bin 201 kişinin olduğunun
iddia edildiğini dile getiren Bilici, şimdiye kadar açılan
45 mezarda 281 kişiye ait kemiklerin çıkarıldığını söyledi. (AA)
4
ANKARA
23 Aralık 2014 Salı
Arazi Toplulaştırma Projesi
ÇİFTÇİLERE ANLATILDI
2013 yılında Ankara İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından başlatılan
Şereflikoçhisar-Evren toplulaştırma projeleri hakkında çiftçiler bilgilendirildi.
HABER MERKEZİŞereflikoçhisar Kaymakamlığı’nda gerçekleştirilen toplantıya Kaymakam Erol
Karaömeroğlu, İl Gıda, Tarım ve hayvancılık
Müdürlüğü yetkilileri, yüklenici firma yetkilileri,
muhtarlar ve çiftçiler katıldı.
Kaymakam Erol Karaömeroğlu’nun açılış
konuşmasının ardından İl Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Müdürlüğü Tarımsal Alt Yapı ve Arazi
Değerlendirme Şube Müdürü Ziya Parlak
çiftçilere toplulaştırma çalışmaları hakkında bilgi
verdi. Arazi toplulaştırma çalışmalarının yapılış
nedeni, çiftçilere sağladığı avantajlar ve yürütülen
çalışmaların hangi aşamada olduğunu anlatan
Şube Müdürü Parlak, muhtar ve çiftçilerin toplulaştırma hakkındaki sorularını da yanıtladı.
Ankara’daki arazi toplulaştırma çalışmaları
hakkında bilgi veren İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Müdürü Muhsin Temel, Ankara’daki en büyük
toplulaştırma projelerinin Şereflikoçhisar ve Evren
ilçelerinde olduğunu belirterek, bu iki ilçede
toplam 85 bin hektarlık toplulaştırma çalışması
yürütüldüğünü söyledi.
Türkiye’de tarım arazilerinin çeşitli nedenlerle
ekonomik değerini kaybedecek ölçüde
parçalanıp küçüldüğünü dile getiren İl Müdürü
Temel, arazi toplulaştırma çalışmaları ile daha az
zaman, işgücü ve sermaye kullanımı ile tarım
arazilerinden en iyi biçimde yararlanarak tarımsal
üretimi ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmayı hedeflediklerini kaydetti.
Ankara’da şimdiye kadar 7 bin hektar arazi
HABER MERKEZİAnkara Zabıta Müdürleri’nin 13. İstişare Toplantısı,
Etimesgut Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapıldı.
Etimesgut Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, Ankara’nın ilçe
zabıta müdürlerini ağırladı.
Toplantıda, güncellenen ve değişen kanunlar, yönetmelikler ve genelgeler değerlendirildi. Vatandaşların ve
esnafın huzuru için daha verimli nasıl çalışılabileceği
yönünde fikir alışverişi yapıldı. İlçe zabıta müdürleri,
ilçelerinde yaşadıkları sorunları meslektaşlarıyla paylaşarak ortak çözüm noktaları aradılar. Kanun ve yönetmelikleri uygularken hem esnafın hem de vatandaşın
memnuniyetini sağlamanın önemine vurgu yapan zabıta
müdürleri, bütün zabıta müdürlüklerinin uygulamalarının
bütünlük oluşturmasının gerekliliğine işaret ettiler.
toplulaştırdıklarını ifade eden Temel, 161 bin hektarlık bir alanda da toplulaştırma çalışmalarının
sürdüğünü söyledi. Bir milyar insanın açlıkla
mücadele ettiği günümüzde, tüm ülkelerin öncelikli hedefinin birim alandan en yüksek verimi
elde etmek olduğunun altını çizen Temel,
parçalanmış çok küçük arazilerle en yüksek verimi almanın mümkün olmadığını söyledi. Arazi
parçalanmasını önlemek amacıyla devrim
niteliğinde bir kanun çıkartılarak, tarım arazilerinin
mirasa konu olmaktan çıkarıldığını hatırlatan
Temel, artık arazilerin parçalanmadığını bu çalış-
mayla parçalanmış arazilerin birleştirilerek verimli
hale getirileceğini kaydetti.
Bu konuda çiftçilerin en ufak bir kuşku duymaması gerektiğini vurgulayan Temel, “Projeye
alınan arazileri yolundan sulama kanallarına
kadar her şeyi yaparak çiftçilerimize teslim
ediyoruz. Çiftçilerimizin parsel sayısı azalıyor
ama daha büyük arazilere sahip oluyor. Böylece
birim alana daha az masraf ederek, daha çok
ürün alıyor. Toplulaştırma çalışmaları çiftçilerimiz
ve ülkemiz için son derece önemli bir çalışma”
şeklinde konuştu.
Büyükşehir Zabıtası’ndan
TİCARİ ARAÇ DENETİMİ
HABER MERKEZİBüyükşehir Belediyesi Zabıta Daire
Başkanlığı, minibüs, özel halk otobüsü ile
ticari taksilere yönelik denetimlerini aralıksız
sürdürüyor.
Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı
Ulaşım Trafik Merkez Amirliği ekiplerince Ankara
genelinde gerçekleştirilen denetimlerde, sigara
içilen, yırtık, kirli döşeme ile faaliyette bulunan,
gereksiz klakson çalan, susturucusu olmayan ya
da egzoz ile gürültü çıkararak çevreye ve vatandaşlara rahatsızlık veren minibüs, özel halk otobüsü ile ticari taksiler hakkında cezai işlem
yapıldı.
Ayrıca Büyükşehir Zabıta, tehlikeli araç kullanan, aracın belirtilen hatta ait yazısı, protokol
Zabıta müdürleri
Etimesgut’ta buluştu
numarası, yan ve ön yazıları olmayanlara, belirlenen rengin dışında araçlarını boyatanlara, kendi
hattı dışına çıkanlara, fazla yolcu alanlara, servise
geç çıkan ve erken ayrılanlara, protokol
gereğince son durağa kadar gitmeyip dönüş
yapanlara, yolcusunu başka minibüse aktaranlara, müşteriye kaba davranan, yangın söndürme
cihazı, ilk yardım çantası, reflektör, hava şartlarına
göre zincir ve çekme halatı bulundurmama gibi
kurallara uymayanlara yasal işlem başlattı.
Büyükşehir Zabıta Daire Başkanı Kemal
Sonunur, Başkent genelinde Alo 153 Mavi Masa
telefon hattına, e-posta, sosyal medya ve birebir
görüşme şeklinde vatandaşlardan gelen
şikayetler üzerine denetimlerin artırılarak
sürdürüldüğünü söyledi.
Gölbaşı’nda kaldırım
çalışması sürüyor
Gölbaşı Belediyesi ilçe genelinde kaldırım çalışması yürütüyor.
Keçiören’den organ
bağışına destek
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi, Gençlik ve Spor
Bakanlığı ile Türkiye Organ Nakli Vakfı’nın işbirliğiyle hayata geçirilen “Gençler Organ Bağışını
Destekliyor” kampanyasına destek verdi.
Kampanya kapsamında Ankara’nın 25
ilçesinde düzenlenen konferanslardan birisi de
Keçiören Neşet Ertaş Sanat ve Gösteri
Merkezi’nde gerçekleştirildi.Keçiörenli öğrencilerin katıldığı konferansta konuşan Türkiye
Organ Nakli Vakfı Başkanı Dr. Eyüp Kahveci,
slayt gösterimi eşliğinde organ bağışı ile ilgili
önemli bilgiler paylaştı. Türkiye’de 30 bin kişinin
organ beklediğine dikkat çeken Kahveci, “Bu yıl
2 bin kişi organ beklerken hayatını kaybetti.
Organ bağışı bekleyen hasta sayısı giderek
artıyor. Türkiye’de şu anda, 22 bin hasta
böbrek, 2 bin 200 hasta karaciğer, 3 bin 500
hasta kornea, 600 hasta kalp ve 60 hasta
akciğer nakli bekliyor” dedi.
Her bağışın bir hayat kurtardığını vurgulayan
Kahveci, “Düzenlediğimiz bu konferansların
organ bekleyen insanlara umut olacağına
inanıyoruz. Gençlerin konuya olan ilgisi organ
bağışının aile içinde ve sosyal ortamlarda daha
fazla konuşulmasında ve daha büyük kitlelere
ulaşmasında etkili oluyor” mesajını verdi.
Kahveci, gençlerin organ bağışı konusunda
duyarlı olmasının toplumu da hareketlendireceğine inandıklarını kaydederken, konferanslar
dizisini tüm Türkiye’ye yaymayı hedeflediklerini
söyledi.
HABER MERKEZİ Gölbaşı Belediyesi Fen
İşleri Müdürlüğü tarafından
yürütülen çalışmalar sonucunda ilçe merkezinde
kaldırımsız sokak bırakılmadı. Fen İşleri Müdürlüğü
ekipleri kış aylarında bile
Gölbaşılı vatandaşların
rahatlığı için çalışmalarına
hız kesmeden devam
ediyor. Belediye ekipleri
son olarak Ankara
Üniversitesi Gölbaşı
Yerleşkesi ve Kredi Yurtlar
Kurumunun bulunduğu
bölgede bulunan cadde de
kaldırım çalışması başlattı.
Ekipler Cadde boyunca 350
metre tül bordür ve 1000
metrekare kilitli parke
döşedi.
Gölbaşı Belediye
Başkanı Fatih Duruay,
kaldırımsız ve asfaltsız
sokak bırakmadıklarını
bildirerek, “Yaptığımız çalışmalar ile modern bir kent
haline gelen Gölbaşımız için
çalışmalarımızı sürdürmeye
devam edeceğiz” dedi.
Sağlık turizmine
galerici desteği
İSMAİL YILDIZSağlık Bakanlığı tarafından, Sağlık Turizmi ve Marka
Zirvesi Kongresi düzenlendi. Kongreye Sağlık Bakanı
Mehmet Müezzinoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi,
ASIAD Başkanı Barış Aydın ve OTONOMİ Yönetim Kurulu
Başkanı Aydın Erkoç katıldı.
Türkiye'de sağlık ve sağlık turizmi alanındaki
gelişmelerin değerlendirildiği zirvede konuşan Motorlu
Araç Satıcıları Federasyonu (MASFED) Başkanı Aydın
Erkoç, Türkiye'de sağlık turizminin gelişmesi konusunda
ellerinden gelen katkıyı yapmaya hazır olduklarını söyledi.
Aynı zamanda Ankara'da inşa edilen dünyanın en büyük
otomobil yaşam merkezlerinden biri olan OTONOMİ'nin de
Yönetim Kurulu Başkanı olan Erkoç, yaptığı konuşmada
Otonomi projesine dahil etmeyi planladıkları bir termal
tesis ile sağlık turizmi alanında da Türkiye'yi başarıyla temsil etmek istediklerini dile getirdi. Erkoç, Esenboğa
Havalimanına 3 km mesafede inşa edilmekte olan
OTONOMİ projesi içerisinde yer alacak 5 yıldızlı otelin de
müjdesini verdi. Havaalanı oteli olmanın ötesinde, otomotiv
ticaretinin merkezinde ve 41 derece sıcaklığında yer altı
suyunun bulunduğu bir noktada bulunacak otel ile
Ankara'nın sağlık turizmine de katkı sağlayacaklarını belirtti. Ülke ekonomisinin lokomotiflerinden biri olan otomotiv
ve bağlı sektörlerinin temsilcileri adına zirvede yer alan
Aydın Erkoç, "Bizler, içinde bulunduğumuz sektör paydaşlarına kurumsal bir kimlik kazandırmak, sektörün
hizmet kalitesini yükseltmek ve Ankara'yı cazibe merkezi
marka bir şehir haline getirebilmek adına OTONOMİ projesi için büyük bir özveriyle çalışıyoruz. Konum ve destekleyici donatı alanları ile önemli avantajlara sahip bu proje
içerisindeki termal otelimizle de sağlık ve yaşlı turizminde
Ankara'yı dünya markası yapabilmek için üzerimize düşeni
yapmaya hazırız" dedi.
Elmadağlılar
Konya’yı gezdi
HABER MERKEZİHz. Mevlana’yı Anma Haftası etkinlikleri kapsamında,
Elmadağ Belediyesi tarafından Konya’ya 2 otobüs ile
gezi düzenlendi.
Mevlana şehri olan Konya’yı ziyaret eden Belediye
Meclis üyeleri, şehit aileleri, muhtarlar ve çok sayıda
vatandaştan oluşan grup geziden dolayı duydukları
memnuniyeti dile getirdiler. Soysal ve kültürel anlamdaki
desteklerinden ve ilçeye kazandırdığı hizmetlerinden
dolayı Başkan Gazi Şahin’e teşekkür ettiler.
Sosyal Belediyeciliğe önem verdiğini, bu tür Kültür
ve Sosyal faaliyetlerle birlik, beraberlik ve kaynaşma
ortamının sağlandığını belirten Elmadağ Belediye
Başkanı Gazi Şahin; “Bu amaç doğrultusunda yürüttüğümüz faaliyetlerimize halkın katılımları ile olumlu tepkiler vermesi bizleri mutlu etmektedir” dedi. Başkan
Şahin; “Konya, insanlık tarihi açıdan önemli
medeniyetlere sahne olmuş, büyük bir tarihe ev sahipliği
yapmış şehirlerimizdendir.”dedi. Şahin, Mevlana'nın
düşüncelerinin mutlaka gelecek nesillere aktarılması
gerektiğini dile getirdi.
ANKARA
23 Aralık 2014 Salı
Türkiye Genç
İşadamları Derneği
(TÜGİAD), 15. Olağan
Genel Kurulu’nda tek
liste oluşturdu ve bu
listeyi oybirliği ile
seçti. Ali Yücelen,
yeniden TÜGİAD
Başkanlığı’na
seçildi.
TÜGİAD, başkanını oy birliğiyle seçti
HABER MERKEZİTürkiye Genç İşadamları Derneği
(TÜGİAD) 15. Olağan Genel Kurulu
gerçekleştirildi. 1986 yılında
zamanın Başbakanı Turgut Özal'ın
yönlendirmesiyle kurulan TÜGİAD,
bünyesinde farklı sektörlerden, farklı
bölgelerden 850'den fazla genç
işadamı ve girişimciyi barındırıyor.
Son dönemde hızlı bir büyüme trendine giren TÜGİAD hem uluslararası
hem de ulusal anlamda yeni şube
ve temsilcilikler açarak daha etkili
bir sivil toplum örgütü haline geldi.
Ali Yücelen'in başkanlığında
tamamlanan 14. dönemin ardından
15. dönem için sandık başına giden
TÜGİAD üyeleri Türkiye'ye adeta bir
demokrasi dersi verdiler...
Birbirinden farklı siyasal görüşleri,
inanç yapıları, etnik renklerine rağmen tek bir başkan adayı ve tek bir
yönetim listesi üzerinde olgunlukla
uzlaşan genç işadamları, bu
duruşlarıyla da gelecek için umut
verdiler. Genel kurula katılan üyeler
oybirliğiyle Ali Yücelen'i bir kez
daha başkan seçtiler.
TÜGİAD Genel Kuruluna,
Ekonomi BakanYardımcısı Adnan
Yıldırım, CHP Milletvekilleri Kadir
Gökmen ve Faik Tunay, MÜSİAD
Başkanı Nail Olpak başta olmak
üzere ekonomi dünyasının önde
gelen isimleri katıldı. Genel kurul
konuşmasında TÜGİAD üyelerine
teşekkür eden TÜGİAD Başkanı Ali
Yücelen, tüm üyelerin özgürlükler
söz konusu olduğunda rahmetli
Turgut Özal'ın çok değer verdiği 3
hürriyet konusunda uzlaşmasının
öneminin altını çizerek; "Düşünce,
inanç ve teşebbüs hürriyeti
konusunda o kadar mutabıkız ki;
hangi düşünce, hangi inanç ya da
hangi teşebbüs fark etmiyor. Bizden
farklı düşünen diğer arkadaşımızın
kendisini ifade edebilmesine değer
veriyoruz.. TÜGİAD'ın başarısın
ardındaki sır zaten kendimiz gibi
düşünenlere değil bizden farklı
düşünenlere verdiğimiz değerdir"
dedi. Türkiye'de yaşananları umutsuzlukla değerlendirmediğini
söyleyen Yücelen sözlerine şöyle
devam etti: "Yaşadıklarımıza bakınca ümitsizliğe kapılmıyorsam nedeni
TÜGİAD'dır... Gelecekte nasıl anılmak istiyorsan bugün onu yapacaksın. Bizim için esas olan demokrasidir. İktidar da muhalefet de bu
nedenle kıymetlidir. Biz bir sorunu
dile getiriyorsak çözüm önermeye
de özen gösteriyoruz. Ancak çözüm
için siyasette olmak şart. Bu
nedenle hangi partiden olursa olsun
siyasete girmek isteyen
arkadaşlarımızı destekliyoruz. Bana
siyasete girmeyecek misin diye
soruyorlar. Beni siyasette görmek
isteyenlere soruyorum; nerede
siyaset yapayım? Bana siyaset yap
derken vicdanen rahat olduğunuz
bir yer varsa söyleyin orada olayım.
Görev süremiz içinde çözüm önerisi
üretmediğimiz hiç bir sorunu dile
getirmedik. KOBİ'lerin sesi olmaya
çalıştık. Bazı bankaların KOBİ'ler
için zulüm haline gelen uygulamalarına karşı çıktık. İyi yapanı
alkışladık; teşekkür kültürünü
desteklemeye çalıştık. Hiç bir ayrım
gözetmeden herkese saygılı olduk.
Bizler örnek gençleriz; dik durarak
Özal'ın özgürlük ateşini, Atatürk'ün
bize emanet ettiği ülkemizi ve
değerlerimize sahip çıktık... Bizi
siyaseten bir yerde görmek isteyenler olmuştur; biz siyaseten her
yerdeyiz. Aramızda herkes var
Allaha şükür... Başka bünyelerde
olsa rövanş peşinde koşmanktan
işini yapamayacaklardı; burada
karşıt düşüncedeki arkadaşları ile iş
yapmanın keyfini sürüyorlar. Bu
nedenle TÜGİAD bugün burada...
Moğolistan heyetinden Kaymakam Dirim’e ziyaret
MİHRİBAN DEMİRELKeçiören Kaymakamı Nusret
Dirim, Uluslararası Kardeşlik
Barış ve Ahlak Derneği
UKBADER Moğolistan temsilcilerini konuk etti.
Ziyarete Halil Vahapoğlu
(UKBADER Moğolistan Ülke
Başkanı), Hasan HARMAN
(UKBADER Moğolistan Ülke
Müdürü), Esentay Kavlethan
(UKBADER Moğolistan
Bayan Olgi Eğitim Birimi
Sorumlusu) ve Kalman
Makay UKBADER
(Moğolistan Bayan Olgi
Sosyal İşler Birim
Sorumlusu) katıldı. Derneğin
çalışmaları ve faaliyetlerinden bahsedildi.
Sayın Halil Vahapoğlu
Kaymakam Dirim'e yöresel
kıyafetlerinden doppi isim
verilen şapkayı hediye
ederken, Dirim'de
kendilerine ziyaretleri adına
hediyelerini takdim etti.
Mevlana Kültür ve Spor Merkezi
Keçiörenlilerden yoğun ilgi görüyor
Altındağ, Tokat’a
örnek oluyor
HABER MERKEZİAltındağ Belediyesi, Tokat tarafından örnek
alınıyor. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA)
Kalkınma Kurulu’nun 2014 yılı dördüncü toplantısında Tokat Valiliği’nin Altındağ’ı örnek alarak alacağı açıklandı.
Toplantıya Altındağ belediye Başkanı Veysel
Tiryaki’nin yanı sıra, Tokat Valisi Cevdet Can,
Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu, Amasya
Üniversitesi Rektörü Kalkınma Kurulu Başkanı
Prof. Dr. Metin Orbay katıldı. Toplantıda konuşan
Tokat Valisi Cevdet Can “Altındağ’da yapılan
örnek çalışmanın benzerini Tokat’ta yapmak için
gayret sarf ediyoruz. Onların tecrübelerinden faydalanacağız.” dedi.
OKA Yönetim Kurulu Başkanı Vali Cevdet Can
Tokat’ın tarihi konakları ile Altındağ’a benzediğini
ifade ederek “Altındağ’da yapılan başarılı çalışmanın benzerini Tokat’ta yapmak için gayret sarf
ediyoruz. Onların tecrübelerinden faydalanacağız.
Mevlana Hazretleri ‘Acemilerin aynaya bakıp
göremediklerini, tecrübeliler tuğlaya bakıp görür.’
diyor. Bu bir tecrübe paylaşımıdır. Bunu, burada
gerçekleştireceğiz.” dedi.
Konuşmaların ardından Altındağ Belediye
Başkanı Veysel Tiryaki bir sunum gerçekleştirdi.
Türkiye’de tarihi yapıların restorasyonu konusunda
örnek teşkil eden Hamamönü çalışmasıyla büyük
beğeni toplayan Başkan Tiryaki “Turizme yönelik
kentsel dönüşüm deneyimi” üzerine bir seminer
verdi. Seksen yıldır Türkiye’de takip edilen ve
hiçbir sonuç alınamayan koruma ve korumacılık
anlayışından kurtulunması gerektiğini söyleyen
Tiryaki, Hamamönü’ndeki tarihi yapıların
restorasyonu sürecinde yaşanan zorlukları anlattı.
Altındağ’ın eski ve yeni halini, yapılan restorasyon
çalışmalarını fotoğraflarla anlatan Tiryaki, Tokat’ta
da çok büyük tarihi zenginlik olduğunu sözlerine
ekledi.
HABER MERKEZİMevlana Kültür ve Spor
Merkezi, Yarı olimpik
yüzme havuzu, eğitim
alanları, spor, sergi ve
kongre salonları ile
Keçiörenlilerin gözdesi
haline geldi.
Türkiye’nin en büyük
ilçesi olmasına rağmen
uzun yıllar boyunca tek
kültür merkezi ile idare
etmek zorunda kalan
Keçiören, ikinci kültür
merkezine tam 20 yıl
sonra kavuştu. Mevlana
Kültür ve Spor Merkezi,
modern mimari yapısı ve
sosyo-kültürel faaliyetleriyle Keçiören’in çehresine büyük değer kattı.
Kapılarını 11 Ekim 2013
tarihinde açan Mevlana
Kültür ve Spor Merkezi,
Keçiören’in en önemli
sorunlarından sosyal tesis
açığına çare oldu. Atapark
Mahallesi’nde inşa edilen
5 bin 600 metrekarelik
kapalı alana sahip tesis
sosyal, kültürel ve sportif
faaliyetlerinin çeşitliliğiyle
Keçiörenlilerden büyük ilgi
görüyor.
Merkezde 500 kişilik
çok amaçlı salonunun
yanısıra,
KEÇMEK(Keçiören
Belediyesi Meslek
Edindirme Kursları) ve
KEDEM(Keçiören
Belediyesi Eğitime Destek
Merkezi) kursları için kullanılan derslikler ve
atölyeler de bulunuyor.
Kursiyerler Mevlana Kültür
Merkezi’nde modern ve
son model teçhizatlarla
eğitim almanın ayrıcalığını
yaşıyor. Spor alanları ile
de dikkat çeken merkez,
yarı olimpik kapalı yüzme
havuzu, fitness salonu,
sauna ve masaj odaları ile
Keçiörenlilere beş yıldızlı
hizmet sunuyor. Her
mevsim yüzme imkanına
sahip olan yarı olimpik
yüzme havuzunda, yüzme
bilmeyenler için
profesyonel eğitmenler
nezaretinde yüzme
kursları veriliyor. İlçenin en
büyük kongre salonunda
ise kendi sahalarında
önemli çalışmalarda
bulunmuş siyaset,
edebiyat ve sanat
dünyasının temsilcilerinin
katılacağı açık oturum ve
konferanslar düzenleniyor.
Sergi salonları, belediye
hizmet birimleri ve
kafeteryanın da yer aldığı
merkez her türlü ihtiyaca
cevap veren yapısı ile
Keçiören’in marka projelerinden biri olmayı hak
ediyor.
Başta geleceğin teminatı çocuklar ve gençler
olmak üzere bütün halkın
yararlandığı bu tesisin
önemli bir eksikliği
giderdiğini söyleyen
Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak,
“Hem Ankara’nın hem
Türkiye’nin en büyük ilçesi
olan Keçiören’de 20 yıldır
yalnızca bir tane kültür
merkezi bulunuyordu.
2012 yılında yenilediğimiz
Yunus Emre Kültür
Merkezi’nin yanısıra
Keçiören’e Mevlana Kültür
ve Spor Merkezi’ni de
kazandırmaktan gurur
duyuyoruz” dedi. İsmini
büyük tasavvuf düşünürü
ve şair Mevlana’dan alan
merkezin adına yakışan
etkinliklerle Keçiören’e
zenginlik kattığını belirten
Başkan Ak, “Yeni nesillere
bırakacağımız ana miras
değerlerine ve kültürüne
bağlı bir Keçiören olacaktır” mesajını verdi.
5
Sanatçı Bilal Ercan son
yolculuğuna uğurlandı
HABER MERKEZİGeçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybeden Türk Halk
Müziği’nin önemli isimlerinden Bilal Ercan, 2013 yılında
emekli olduğu Çankaya Belediyesi’nin çalışanlarının katıldığı
törenle son yolculuğuna uğurlandı.
Ameliyatını erteleyerek Kobani’ye destek konserinde
sahneye çıkan ve geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren
Halk Müziğinin Türkü Beyi Bilal Ercan son yolculuğuna sevenleriyle uğurlandı. Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney
Sahnesi önünde düzenlenen törende, Çankaya Belediyesi
Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya da bir konuşma yaptı.
Törendeki konuşmasında Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun
“Ne zaman bir türkü duysam şairliğimden utanırım. Şairim,
şiirin gerçeğini köy türkülerinde bulmuşum. Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim, onlarla ağlamış onlarla gülmüşüm… ”
dizeleriyle Bilal Ercan’ı anan Çankaya Belediyesi Başkan
Yardımcısı Nafiz Kaya, Bilal Ercan’ı, Nesimi Çimen, Hasret
Gültekin, Aşık Mahzuni ve Neşet Ertaş gibi saz ve söz ustalarının yanına uğurladıklarını söyledi.
Kazan’da vuslata
741 fidan dikildi
HABER MERKEZİKazan Belediyesi, AK Parti Gençlik Kolları ve AK Parti
Kadın kolları tarafından Mevlana’nın ölümünün 741. yıl
dönümü nedeniyle 741 fidan dikildi. Kazan İlçesi Kayı
Mahallesi’nde düzenlenen fidan dikim törenine Belediye
Başkan Yardımcıları Cengiz Gevrek, Ahmet Ceylan, Abidin
Arıkök, AK Parti İlçe Başkanı Ali Yıldıztepe, AK Partili
Belediye Meclis üyeleri, Gençlik Kolları Başkanı Natık
Emre, birim müdürleri ile gençlik ve kadın kolları üyeleri
töreninde hazır bulundu.
Kazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk “Mevlana’nın
ölümünün 741. yıldönümünde 741 fidanımızı vuslata
kavuşturduk. Sevgi ve hoşgörünün hakim olduğu Kazan
İlçemizde gençlerimizle birlikte ağaç dikerek Mevlana’nın
izinde bu sevgi ve hoşgörüyü pekiştirdik” şeklinde konuştu.
Ertürk, daha sonra törene katılanlar ile birlikte 741 fidanı
hazırlanan yerlere dikti.
Ankara Büyükşehir ve Kazan Belediyesi’nin desteği ile
yaşları 3 ile 4 arası değişen çam fideleri ile 10 Bin
metrekarelik yeşillendirecek.
Sokak hayvanları
için seferberlik
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi, İlçe’deki boş araziler ile park ve
bahçelerde sahipsiz sokak hayvanları için besi odakları
oluşturuyor. Bu besi odaklarına, zorlu kış mevsimi şartları
nedeniyle aç kalan veya yiyecek bulmakta zorlanan sokak
hayvanları için kedi ve köpek mamaları bırakılıyor.
Keçiören’in dört bir yanına dağılan bu besi odaklarına şu
ana kadar bin 500 mama kabı konularak, 15 kiloluk 40
paket köpek maması ve 15 kiloluk 10 paket kedi
mamasının dağıtımı gerçekleştirildi. Belediye ekiplerinin
çalışmalarına DOHAYKO Ankara Temsilcisi, Anadolu
Hayvan Hakları Federasyonu Kurucu Kurul Üyesi Deniz
Tokmak Ekinci ile beraberindeki heyet de katılarak sokak
hayvanlarına mama dağıtımı yaptı. Deniz Tokmak Ekinci,
sokak hayvanlarına yönelik duyarlılığından dolayı Keçiören
Belediye Başkanı Mustafa Ak’a teşekkür etti.
İlçede yaşayan insanların olduğu kadar diğer canlıların
da yaşam hakkına saygı duyulması gerektiğini ifade eden
Belediye Başkanı Mustafa Ak, “Soğuk kış günlerinde
sokak hayvanlarının yiyeceksiz kalmamaları için tedbir
alıyoruz. Keçiören'de vatandaşlarımız için yaptığımız
hizmetlerin yanısıra doğadaki diğer canlıları da unutmuyoruz. Doğanın parçası olan bu canlılara tüm iklim
koşullarında hangi şartları sağlamak gerekiyorsa o şartları
sağlayarak önlemler alıyoruz” dedi.
6
EKONOMİ
23 Aralık 2014 Salı
Almanya'da
geçen yıl 16,2
milyon kişi, yani
ülke nüfusunun
yüzde 20,3'ü
yoksulluk ya da
sosyal dışlanmaya maruz
kaldı, bu durumdan en fazla
kadınlar etkilendi.
Almanya’nın beşte biri yoksulluktan
ya da sosyal dışlanmadan etkilendi
FRANKFURT - ABDULSELAM DURDAKAA muhabirinin Almanya Federal İstatistik
Ofisi'nden (Destatis) edindiği verilere göre,
Avrupa'nın lokomotif ülkesi Almanya'da geçen
yıl 16,2 milyon kişi yoksulluktan ya da sosyal
dışlanmadan etkilendi.
Bu da ülke nüfusunun yüzde 20,3'üne karşılık
geldi. Böylece ülkede her beş kişiden biri söz
konusu durumdan etkilenmiş oldu.
2008 yılından bu yana nispeten sabit kalan
söz konusu oran 2012 yılında yüzde 19,6 olarak
belirlendi.
2010 yılında önceki 2 yıla oranla gerileyen
yoksulluk ve sosyal dışlanma oranı, 2013 yılına
gelindiğinde 2008 yılındaki kriz dönemleri
seviyesinin üzerinde gerçekleşti.
Ülkede yoksulluktan ve sosyal dışlanmadan
en çok yüzde 21,9'la kadınlar etkilendi. Bunu
yüzde 19,4'le 18 yaş altı gençler izledi. Erkeklerin
oranı yüzde 18,8 ve 65 yaş ve üstü grubun oranı
da yüzde 16 olarak belirlendi.
AB'DE ORAN YÜZDE 24,5
Avrupa Birliği'nde ise geçen yıl yoksul ya da
sosyal olarak dışlanmış kişilerin oranı yüzde
24,5'le Almanya'ya oranla daha yüksek ölçüldü.
AB'de söz konusu bu oran 2010 yılında
yüzde 23,8 iken bu oran 2013 yılına kadar artmaya devam etti.
Bölgede söz konusu durumdan en fazla etkilenenler Almanya'da olduğu gibi kadınlar oldu.
AB'de yoksulluktan ve sosyal dışlanmadan etkilenenlerin arasında kadınların oranı yüzde 25,4
oldu.
Bunu yüzde 27,6 ile 18 yaş altı gençler ve
yüzde 23,6 ile de erkekler takip etti. 65 yaş ve
üstü grubun oranı da yüzde 18,3 olarak ölçüldü.
Avrupa Birliği Gelir ve Yaşam Şartları
İstatistik'i (EU-SILC) Avrupa'da gelir, yoksulluk
ve yaşam koşulları ile ilgili AB çapında
karşılaştırılabilir veri sağlıyor.
EU-SILC'in "yoksulluk ve ya sosyal dışlanma" tanımına göre "Yoksulluk riski, önemli maddi
yoksunluk ve çok düşük iş gücüne katılan hane
halkı" gibi kriterlerden en az birinin bulunması
gerekiyor.
(AA)
Ceviz fiyatı tavan yaptı
AVM’lerin yılbaşı
hediye rekabeti
ANKARA- Yılbaşı alışveriş pastasından daha
fazla pay almak için rekabet eden alışveriş merkezleri (AVM) birbirinden cazip hediyelerle müşteri çekmeye çalışıyor.
Yeni yıl öncesi rengarenk süslenen AVM'ler,
çeşitli aktivitelerle 2015'i karşılamaya hazırlanıyor.
Sayıları son dönemde artan AVM'ler, yılbaşı alışverişinde daha fazla müşteri çekebilmek için önceki
yıllarda olduğu gibi birbirinden cazip hediyeler
vadediyor.
Armada Alışveriş Merkezi, geçen yıl müşterilere
Mercedes SLK verirken, bu yıl Jeep Cherokee
kazanma şansı tanıyor. Ziyaretçiler Armada'dan 1
Mart 2015'e kadar yapacakları her 100 liralık harcamaya karşılık bir çekiliş hakkı kazanacak. Talihli
müşteri çekilişle belirlenecek.
Panora Alışveriş ve Yaşam Merkezi de ziyaretçilerini araç sahibi yapacak AVM'ler arasında yer alıyor. Müşteriler, Panora'dan 16 Şubat 2015'e kadar
yapacakları her 250 liralık alışveriş karşılığında 3
Mercedes GLA 200 AMG'den birini kazanma şansı
yakalayacak.
CEPA Alışveriş Merkezi de yeni yılda talihli müşterilerinin ayağını yerden kesecek. Ziyaretçiler, 15
Ocak'a kadar CEPAKART veya CEPASO Kartla aynı
gün içinde yapacakları 200 lira ve üzeri alışverişle 3
BMW'den birinin sahibi olabilecek.
Yeni yılı The Cavern Beatles Partisi ile karşılayacak Next Level AVM'de ziyaretçilerini otomobil
sahibi yapacak. Geçen yıl şanslı müşterisine Range
Rover Sport kazanma fırsatı sunan Next Level bu
yıl hediye tercihini otomobilden yana kullandı. Next
Level Alışveriş Merkezinden 15 Şubat'a kadar Next
Card ile toplamda 150 lira ve katlarından alışveriş
yapanlar 3 Mercedes Benz CLA 200 Style'den
birinin sahibi olma şansını elde edecek.
ANKAmall Alışveriş Merkezi, 18 Şubat'a kadar
her 100 liralık alışveriş için 1 çekiliş hakkı
kazandıran otomobil kampanyası düzenliyor.
Kampanya sonunda çekilişle AVM'nin müşterilerinden biri Mercedes CLA 200 Urban sahibi
olacak.
Antares Alışveriş ve Yaşam Merkezi'nden yapılacak her 100 liralık alışverişle bir çekiliş hakkı
kazanılacak. Çekiliş sonucunda bir talihi Hyundai
İx35 kazanacak.
Müşterilerine otomobil vadeden bir diğer AVM
ise Kentpark. Ziyaretçilerine her 200 liralık alışverişe kampanya kapsamında bir çekiliş hakkı veren
Kentpark, şanslı müşterisine BMW 420d Grande
Coupe hediye edecek. (AA)
İZMİR - ALİ RIZA KARASU - Üretimi
mart ayında yaşanan soğuklardan etkilenen cevizde kilogram fiyatı iki kat artışla
20 liraya ulaştı.
Geçen yıl en ucuzunun kilogramı 10
lira olan kabuklu ceviz, bu yıl 20 liradan
satılıyor. İç randımanı yüksek ve daha iri
olan kabuklu cevizin kilogramı 30 liraya
kadar çıkıyor. Kuruyemişcilerde iç çeviz
ise 44-50 liradan satılıyor.
Cevizin tane fiyatının ekmek fiyatına
yaklaşması, rekolte düşüklüğünden kaynaklanıyor. Mart ayında yaşanan soğuk
hava, ağaçlarda açmak üzere olan çiçekleri dondurdu. Düşen rekolte son yıllarda
artan tüketimle birlikte talebi karşılayamayınca fiyat artışına yol açtı.
AA muhabirine açıklamalarda bulunan
Tüm Kuruyemiş Sanayici ve İşadamları
Derneği (TÜKSİAD) Yönetim Kurulu
Başkanı Muammer Çaputçu, fiyat
artışlarının arz talep dengesinden kaynaklandığını söyledi. Çaputçu, "2014 yılı
kuruyemiş sektörü açısından kuraklık ve
don olayı gibi doğa olaylara bağlı
rekoltenin düştüğü ve fiyatların yükseldiği
bir yıl oldu. Antep fıstığı, fındık gibi ürünlerin yanında ceviz de bu olumsuz doğa
koşullardan etkilendi" dedi.
Türk toplumunun tüketim geleneğinde
çok önemli yeri olmasının yanı sıra
sağlığa faydasının her geçen gün daha iyi
anlaşılmasının cevize olan talebi artırdığına dikkati çeken Çaputçu, üretimin iç
tüketime yetmediğini, talebin ithalatla
karşılandığını dile getirdi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2013 yılında ceviz üretiminin
212 bin 140 ton olduğunu kaydeden
Çaputçu, bu miktarın, yüzde 30 randıman
ile 63 bin 642 ton iç cevize karşılık
geldiğine işaret ederek, "TÜKSİAD olarak
biz bu rakamın gerçek durumu yansıtmadığını düşünüyoruz. Bize göre
Türkiye'nin yıllık kabuklu ceviz üretimi
yaklaşık 76 bin tondur. Bu da 22 bin 800
ton iç cevize karşılık geliyor. Bu miktar iç
tüketime yetiyor" diye konuştu.
REKOLTE 4'TE 1 ORANINDA DÜŞTÜ
Cevizde yerli üretimin tüketimi
karşılayamadığını, talebin ithalatla karşılandığını dile getiren Çaputçu, bu yıl
rekoltenin 4'te 1 oranında düşerek,
kabuklu 20 bin ton seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Düşük rekoltenin fiyatları
yükselttiğini anlatan Çaputçu, "2013 yılında 10 lira olan yerli kabuklu cevizin kilogramı fiyatı yüzde 100 artarak 20 lira
oldu. Fiyat artışını, rekolte düşüşü ve
kuruyemiş sektörünün diğer kalemlerinde
yaşanan artışlar tetikledi" dedi.
TALEP İTHALATLA KARŞILANIYOR
Üretimin iç tüketimi karşılayamadığını
belirten Çaputçu, talebin ithalatla karşılandığını söyledi. Türkiye'nin yıllık iç ceviz
tüketiminin yaklaşık 45 bin ton olduğunu
ifade eden Çaputçu, buna karşılık üretimin 22 bin 800 tonlarda kaldığını dile
getirdi. Çaputçu, şunları söyledi:
"TÜİK verilerine göre 2013 yılında
ihracat düşürüldükten sonra 6 bin 250
ton iç ceviz ithalatı yapılmıştı. İhracatımız
düşüldükten sonra net iç ceviz ithalatımız
yaklaşık 6.250 tondur. Bu veriler geçen yıl
kaçak yollarda Türkiye'ye 16 bin ton iç
ceviz geldiğini ortaya koyuyor. Bu yılın ilk
10 ayında 20 bin ton kabuklu, 649 ton da
iç ceviz ithalatı yapıldı. Yıl sonu itibariyle
ithalat 23 bin 500 ton kabuklu ve 800 ton
iç ceviz olarak gerçekleşeceğini tahmin
ediyoruz."
İzmir Kemeraltı Çarşısı'nda
kuruyemişçilik yapan İsmail Değişti, fiyatların artmasının tüketimi azalttığını söyledi. Geçen yıl 10 liraya sattıkları cevizin
şimdiki fiyatının 20 liranın üzerinde
olduğunu ifade eden Değişti, Niksar
cevizinin kilogram fiyatının 24 lira
olduğunu ifade etti. Cevizi üreticiden
aldıklarını dile getiren Değişti, ürün bulmakta zorluk çektiklerini sözlerine ekledi.
(AA)
Kazakistan’daki
Türk ortaklı şirket
sayısı 500’e ulaştı
KIRŞEHİR- TUĞBA YARDIMCI - Avrasya
Ekonomik İlişkiler Derneği (EkoAvrasya) Yönetim
Kurulu Başkanı Hikmet Eren, Kazakistan'da 500'ün
üzerinde Türk ve Kazak ortak sermayeli işletme
bulunduğunu, tamamı Türk sermayeli şirket sayısının
ise 160 civarında olduğunu söyledi.
Eren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, önemli
yeraltı zenginliklerinin bulunduğu Kazakistan'ın aynı
zamanda dünyanın en önemli iç denizlerinden Aral
Denizi'ne ve uzay üssü Baykonur'u sahip olduğunu
belirtti.
Kazakistan'daki 23 yıllık siyasi istikrarın sürekli
olmasını arzu ettiğini dile getiren Eren, "Kazakistan'ın
en büyük şanslarından biri Nursultan Nazarbayev
gibi çok büyük yol göstericiye sahip olmasıdır.
BM'nin tarihine baktığımız zaman Kazakistan hariç
son 25 yıl içinde bağımsızlığını ilan etmiş hiçbir
ülkenin kalkınma hızının yüzde 20'nin üzerinde
olduğunu söyleyemeyiz" dedi.
Eren, özellikle Bağımsız Devletler Topluluğu içinde
Avrasya'nın kalkanı olarak nitelendirilen
Kazakistan'ın, bu manada çok büyük yatırımlar ve
hamleler ortaya koyduğunu, bunlara bağlı olarak
2017 yılında icra edilecek dünyanın en önemli fuarlarından biri olan EXPO'ya ev sahipliği yapma fırsatı
yakaladığını vurguladı.
Kazakistan'ın 2 milyon 724 bin kilometrekare
toprağı ile dünyanın 9'uncu, Türk dünyası ve İslam
coğrafyasında ise en geniş alana sahip ülke
olduğunu anlatan Eren, "120 milyar dolarlık Gayri
Safi Milli Hasıla'sını (GSMH) 2015 yılında 200 milyar
dolara çıkarmanın gayreti içerisinde. Yıllar önce 2030
stratejisini ortaya koyan Cumhurbaşkanı Nazarbayev,
2050 stratejisini de açıkladı. Kazakistan'da, 2030
yılında GSMH'dan kişi başına düşecek payın 25 bin
dolar civarında olması hedefleniyor" diye konuştu.
Eren, Türkiye-Kazakistan arasındaki ilişkilerin,
1991 yılından bu yana devam ettiğini belirterek, şunları söyledi:
"İki ülke arasında 4 milyar dolarlık dış ticaret
hacmi söz konusu. İnşallah önümüzdeki süreçte
Türkiye-Kazakistan arasında 15 milyar dolarlık dış
ticaret hacmi potansiyeli oluşturacağız. 2009 yılında
imzalanan Stratejik İşbirliği Anlaşması, TürkiyeKazakistan arasındaki en önemli ilişki taşlarından
biridir. Verilere göre, 2014 yılında gerçekleşen 4 milyar dolarlık dış ticaret hacminin 2 milyar 600 milyon
doları Türkiye'nin Kazakistan'a, 1 milyar 400 milyon
doları ise Kazakistan'ın Türkiye'ye yaptığı ihracattan
oluşmaktadır."
Türkiye'nin, Türk Cumhuriyetleri içinde en fazla
yatırımının bulunduğu ülkelerden birinin Kazakistan
olduğuna işaret eden Eren, Türk yatırımcıların
1993'den bu yana Kazakistan'daki yatırımlarının 2
milyar dolar civarına yaklaştığına işaret etti. (AA)
Sertifikalı tohum ihtiyacını
GAP Teknoparkı karşılayacak
ŞANLIURFA - YASİN DİKME - Türkiye'nin en
büyük tarım arazisine sahip illerin başında gelen
Şanlıurfa'da, Harran Üniversitesi (HRÜ) bünyesinde
kurulan GAP Teknoparkı'nın Türkiye'nin sertifikalı
tohum ihtiyacını karşılayacağı bildirildi.
Yaklaşık iki yıl önce Kalkınma Bakanlığı'na
sunulan proje kapsamında hayata geçiren
teknoparkta, ilk etapta sertifikalı tohumculuk ve
tohum ıslahı alanında Ar-Ge çalışmaları gerçekleştirilecek. Açılışı önümüzdeki günlerde yapılması planlanan teknopark, bölgenin en büyük tarım
teknoparkı niteliğini de taşıyor.
HRÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Halil Mutlu, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, GAP'ın
başkenti konumundaki Şanlıurfa'da
teknopark açtıklarını
söyledi.
Tarımın ilk
yapıldığı yerlerden biri
olan
Şanlıurfa'da
teknoparkın
açılmasıyla
bölgenin tarım
ve sanayisine
büyük katkı
sunmayı
hedeflediklerini belirten Mutlu, özellikle bölgenin
sertifikalı tohum ihtiyacını karşılayıp, yurt dışından
tohum alımının önüne geçmeyi amaçladıklarını ifade
etti. Tohumculuk alanına büyük önem verdiklerini
dile getiren Mutlu, "Tescilli tohum üretip başta bölgemiz illeri olmak üzere Türkiye'ye, daha sonra da
yurt dışına ihraç etmek istiyoruz" dedi.
Teknopark sayesinde bölgenin tarım deseninin
daha da genişleyeceğine işaret eden Mutlu,
"Mercimeğin ve nohudun ana vatanı, Konya'dan
sonra en çok buğdayın yetiştiği yer Şanlıurfa'dır.
Harran, Suruç ve Ceylanpınar ovalarının tamamı
sulamaya açıldığında daha fazla ürün alınacak.
Özellikle pamuk ve mısır gibi ikinci üründe artış
yaşanacak" diye konuştu.
Mutlu, teknoparkın bölge halkının yanı sıra ülke
ekonomisine de büyük katkı sunacağını ifade etti.
HRÜ Ziraat Fakültesinde yapılan çalışmalara da
değinen Mutlu, şöyle konuştu:
"Ziraat fakültesi öğretim görevlilerinin yaptığı
çalışmada, gece sulamayla hem arazide hem de
sudan yüzde 30 tasarruf edildiği tespit edildi. Bu
yöntemle dönüm başına elde edilen ürün 300-350
kilogram alınan yerde 600-700 kilograma çıkmıştır.
Bu da iyi bir tohum ve iyi bir planlamayla bu verimli
topraklardan daha fazla ürün alınacağını gösteriyor.
Suyumuz, güneşimiz, toprağımız var. Bunları biraz
bilimle yoğurabilirsek, çiftçimiz de buna destek
sunarsa daha fazla katma değeri olan ürünleri
yetiştirme imkanına sahip olacağız." (AA)
EKONOMİ
23 Aralık 2014 Salı
Etin lezzeti ve kalitesi
“kıvırcık koyun” ile artacak
Kırklareli'nde,
nesli tükenme
tehlikesiyle karşı
karşıya olan ve
geçen yıl Gıda,
Tarım ve
Hayvancılık
Bakanlığı
tarafından
koruma altına
alınan "kıvırcık
koyun" ırkının
geliştirilmesi için
çalışma
başlatıldı.
KIRLARELİ- Kırklareli Damızlık Koyun Keçi
Yetiştiricileri Birliği Başkan Yardımcısı Aydın
Keskin, yaptığı açıklamada, kıvırcık koyunun
etinin diğer koyun ırklarına göre, daha lezzetli
olduğunu söyledi.
Kıvırcık koyun ırkının, çetin kış şartlarına karşı
dayanıklı olduğu belirten Keskin, bu ırkın neslinin güvence altına alınması için 3 yıl önce
başlatılan "Gen Kaynaklarının Korunması" ve
"Halk Elinde Islah" projelerinin sürdürüldüğünü
ifade etti.
Kıvırcık koyun ırkı gen kaynağının önemli
olduğuna işaret eden Keskin, şöyle konuştu:
"Trakya, hastalıklardan ari bir bölge olduğundan kıvırcık koyunun önemi de büyük. Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü işbirliğiyle üreticilere kıvırcık koyun dağıtıyoruz. Kıvırcık koyun
besleyen üreticilere maddi destekler
de veriliyor. Projenin 2009'da kıvırcık koyun
neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya
kalmasıyla başladı. Ana vatanı Kırklareli olan
kaliteli ve lezzetli ete sahip kıvırcık koyun ırkının
gelişmesi için çalışıyoruz. Kıvırcık ırkının en
önemli özelliği, vücut yağının kaslar içerisinde
dağılması ve bu özelliği ile sahip olduğu lezzetin
başka bir ırkta bulunmamasıdır."
Keskin, kıvırcık koyunlara ilişkin yürütülen
projelerin üreticilere ek gelir sağladığını dile
getirdi.
Özellikle İstanbul'daki birçok restoran sahibinin, müşterilerine lezzetli et sunmak için kıvırcık
koyuna ilgi gösterdiğini aktaran Keskin, şunları
kaydetti:
"Irkın kuzularının bölgede kurulacak modern
kombinalarda kesilmesiyle ilimiz en lezzetli kuzu
etinin üretildiği merkez konumuna gelecektir. Bu
sayede katma değer kazanması planlanan kıvırcık ırkının geliştirilmesi için damızlık koç üretim
sstasyonu da kurmayı planlıyoruz."
Üretimi teşvik için kümesiyle
tavuk dağıtılacak
Tüketici Sorunları
Derneği (TÜSODER)
Genel Başkanı
Aydın Ağaoğlu,
benzin ve motorin
fiyatlarının 2,5 yıl
öncesine
döndüğünü
belirterek, "Bu süre
içinde akaryakıt
fiyatları yükseldiği
ve maliyet arttığı
için dolmuş, taksi,
belediye ve şehirler
arası otobüs biletlerine zam oldu.
Akaryakıt ucuzladı,
ulaşımda indirim talep edildi
BALIKESİR - ZAFER AKPINAR Fiyatlar artarken zammı düşünenlerden
şimdi de indirim bekliyoruz" dedi.
Ağaoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son aylarda uluslararası
piyasaların da etkisiyle petrol fiyatlarında ciddi düşüşler yaşandığını söyledi.
Bu düşüşlerin Türkiye 'de akaryakıt
fiyatlarına kısmen de olsa yansıdığını
ve fiyatların gerilediğini dile getiren
Ağaoğlu, "En yüksek değere ulaştığı 20
Haziran 2014'ten bu yana benzin yüzde
17, dizel ise yüzde 15'e varan oranlarda
ucuzladı" ifadesini kullandı.
Akaryakıt fiyatlarında indirimlerin
daha fazla olmasını isteyen Ağaoğlu,
benzinin litre fiyatının kesinlikle 4
liranın altına çekilmesi gerektiğini
savundu. Ağaoğlu, şunları kaydetti:
"Benzin ve motorin fiyatları 2,5 yıl
öncesine döndü. Bu süre içinde
akaryakıt fiyatları yükseldiği ve maliyet
arttığı için dolmuş, taksi, belediye ve
şehirler arası otobüs biletlerine zam
oldu. Fiyatlar artarken zammı düşünenlerden şimdi de indirim bekliyoruz.
Ulaşımın ana girdisi ucuzladıysa tüketiciye yansıtılmalı. Taksiciler, dolmuşçular, belediye otobüsleri zam gördü. Bu
durum açıkça istismar ekonomisinin
uygulandığının göstergesidir. Çiftçinin
mahsulünü taşıyan araçların akaryakıt
kullandığını iddia ederek domatesten
salatalığa kadar sebzelerin meyvelerin
fiyat artıranlar, neden şimdi düşürmüyor?"
Doğalgaz ve elektriğe geçen ekim
ayında yapılan zamların da geri çekilmesi gerektiğini anlatan Ağaoğlu,
toplu ulaşım hizmeti veren belediyelere
çağrıda bulundu.
Aydın Ağaoğlu, indirime belediyelerin
öncü olmasını ve toplu taşıma ücretlerini geriye çekmesini talep ederek,
"Taksi ücretlerinin indirilmesi için girişim yapılmalı. Nasıl ki zamlar
tüketicinin bütçesini zorluyorsa
indirimlerin de hane halkı bütçesine
olumlu yansıması sağlanmalı. Sadece
akaryakıtta indirimle yetinilmemeli"
diye konuştu.
(AA)
MERSİN- Mersin'in Toroslar Belediyesi, geçmiş
yıllarda kuş gribi gibi çeşitli hastalıklar nedeniyle
tavuklarını itlaf etmek zorunda kalan ve bir daha
üretim yapamayan köylülere, teşvik amacıyla içinde
10 tavuk ve 1 horoz bulunan 500 kümes dağıtacak.
Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile köy statüsünü
kaybedip ilçeye bağlanan mahalleleri gezen Toroslar
Belediye Başkanı Hamit Tuna, köylülerin büyük
çoğunluğunun tavuk veya horoz beslemediğini fark
etti.
Köylülere bu durumun nedenini soran Tuna,
geçmiş yıllarda kuş gribi gibi çeşitli hastalıklar
nedeniyle tavuklarını itlaf ettikleri, bir daha
beslemedikleri yanıtını aldı.
Tuna, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu
durumun ortadan kalkması için proje başlattıklarını
söyledi.
Köylülerin, birçok ihtiyacını kendilerinin
karşıladığını belirten Tuna, şöyle devam etti:
"Köylünün kendi ihtiyaçlarını karşılaması için
destek verelim, onları teşvik edelim istedik. Bu
amaçla 500 kümes yaptırdık. Bu kümesleri, içine 10
tavuk ve 1 horoz koyarak her köyde 10 kişiye dağıtacağız. Bu şekilde köylüleri üretime teşvik etmeye
karar verdik."(AA)
7
İŞKUR yaklaşık
1,5 milyon kişiyi
iş sahibi yaptı
ANKARA - İLKAY GÜDER- Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, İŞKUR'un nitelikli
işgücü temini için 11 yılda 1,7 milyar lira kaynak harcadığını ve yaklaşık 1,3 milyon kişiye hem meslek
hem de deneyim kazandırdığını bildirdi.
Çelik, AA muhabirine, işsizlik sigortasından
kanun gereğince İŞKUR'a verilen ödeneklerle ilgili
değerlendirmede bulundu.
Toplumun bütün kesimleri için sürdürülebilir ve
nitelikli istihdam hedefleyen İŞKUR'un, işsizliği kalıcı
şekilde azaltmayı hedeflediğini belirten Bakan Çelik,
başta kadınlar, gençler, engelliler, niteliksiz işgücü
olmak üzere tüm işsizlerin kalıcı istihdamını arttırmak
için yapısal politikaları etkin bir şekilde uygulamaya
devam ettiğini anlattı.
Çelik, İŞKUR'un bu çalışmaları sonucunda yüz
binlerce işsiz vatandaşın evine ekmek götürdüğünü,
ev kadınlarının ve gençlerin kendi işini kurduğunu ve
engellilerin hayata umutla baktığını dile getirdi.
Ulusal İstihdam Stratejisi kapsamında 2023'te
işsizliği yüzde 5 seviyesine indirmek hedefinin
gerçekleştirilmesinin önemli olduğuna işaret eden
Bakan Çelik, şunları söyledi:
"İŞKUR istihdam teşvikleri, toplum yararına
programlar, mesleki eğitim kursları, işbaşı ve girişimcilik eğitim programları, engellilere yönelik destekler
gibi birçok araçla işsizlikle mücadele kapsamında
önemli çalışmalara imza atıyor. Bütün bu çalışmalar
için en önemli kaynağımız İşsizlik Sigortası
Fonu'ndan 2009'dan itibaren her yıl kanun
gereğince aktarılan kaynaktır. Bu kaynağın en verimli
şekilde ve israf edilmeden işverenlerimiz, işsizlerimiz
ve çalışanlarımızın faydasına kullanmak için İŞKUR,
tüm çalışanlarıyla gece gündüz demeden çalışıyor.
İŞKUR İşsizlik Sigortası Fonu'ndan aldığı 1,7 milyar
lira katkıyla 2003'ten itibaren yaklaşık 1,3 milyon
kişiye hem meslek ve hem de deneyim
kazandırarak, işverenlerimizin aradığı nitelikli
işgücünü temin etti." (AA)
Sanayide yüzde 45’e varan
enerji tasarrufu imkanı
BURSA-Enerji verimliliği alanında hizmet veren
EWE Grubunun şirketi Enervis, Ekonomi Bakanlığı
iş birliğiyle Türkiye'nin en büyük sanayi merkezlerinden Bursa Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB)
enerji verimliliğine ilişkin rapor hazırladı.
Tekstil ve otomotiv firmalarında yürütülen
etütlere göre, sanayicinin enerjisini yüzde 45'e
varan oranda boşa harcadığı tespit edilirken çalışmanın yürütüldüğü 16 şirkette yapılacak
iyileştirmeyle yıllık 5,7 milyon lira tasarruf
öngörülüyor.
Enervis Genel Müdürü Osman Kipoğlu, düzenlediği basın toplantısında, enerji verimliliği,
yenilenebilir enerjiler, mesleki eğitim ve belgelendirme, kalibrasyon alanlarında profesyonel
hizmet veren Enervis'in, EWE AG uzmanları ile
yürüttüğü etüdün, sektörün önde gelen 16 sanayi
şirketinde gerçekleştirildiğini belirtti.
Kipoğlu, ortalama yüzde 22 enerji kazanç potansiyeli tespit ettiklerini belirterek, fabrikalardaki verimsizliğin en fazla, atık ısının tekrar değerlendirilmemesi ve basınçlı hava kayıpları gibi sebeplerden kaynaklandığını vurguladı. Kipoğlu, şöyle
konuştu: "Sanayi işletmelerinin son 3 yıla ait elektrik ve ısıl enerji tüketimleri ile üretim verilerini
inceleyerek buhar ve yakma sistemlerinden iklimlendirmeye, aydınlatmadan elektrik ve otomasyon
sistemlerine kadar tüm alanlarda detaylı ölçüm ve
analizler yaptık. Bu analizler sonucunda tekstilde,
atık ısının proseslerde geri kazanılıp değerlendirilmemesi, yetersiz ya da yanlış izolasyon ve
verimsiz buhar sistemleri ile otomotivde basınçlı
hava kayıpları ve verimsiz soğutma sistemlerinin
enerji kaybına sebep olduğunu tespit ettik. Üretim
için ihtiyaç duyulan ısıl kapasitenin çok üzerinde
sistem tasarımı yapılması da önemli bir kayıp oluşturuyor. Gördük ki basınçlı hatlarda meydana
gelen kayıplar, eksik veya yetersiz yalıtım uygulamaları ve en önemlisi proseslerde meydana gelen
atık su ısısı ile baca gazı ısısının geri kazanılmadan
atılması yüzde 45'lere varan oranlarda enerji kaybına neden oluyor. Bu gibi enerji kayıplarının gerçekleştiği alanların bir kısmında yapılacak basit ekipman bakımı veya değişikliği ile önemli oranda
tasarruf sağlanabilir." (AA)
Çin firmasından Van’a
güneş enerjisi yatırımı
VAN- Çin'deki bir enerji firması, Van'a güneş
enerjisi yatırımı için kentte fizibilite çalışması
yapacak.
Çin'de faaliyet gösteren enerji firması Risen Solar
Technology Proje Yöneticisi Yun Jia Yang, yatırım
danışmanı Ning Li ve Türk-Çin İş Konseyi Başkan
Yardımcısı ve Türk-Çin Ticaret Ve Sanayi Odası
(TSO) Başkanı Yavuz Onay, Prodesing Firması
Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Rüştü Karabıyık'ın da
aralarında bulunduğu heyet, Van Ticaret Ve Sanayi
Odası TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva'yı
ziyaret etti.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden
Takva, Van'ın yabancı yatırımcı kabul etmeye hazır
olduğunu, toplumun bu değişim ve dönüşüme hazır
olduğunu söyledi.
Van'ın yabancı yatırımcılar için bölgedeki cazip
kentlerden biri olduğunu vurgulayan Takva, sahip
olduğu coğrafi konum itibarıyla kentin yatırımcılara
önemli ayrıcalıklar sağladığına dikkati çekti.
Takva, 6'ncı bölge yatırım teşvikleriyle yabancı
yatırımcılar için uygun yatırım alanlarından birinin de
Van olduğunu ifade ederek, "Ayrıca kalkınma ajansı
tarafından sunulan desteklerle kentimiz uygun
yatırım alanları arasında çok önemli bir yere sahip.
Van TSO olarak ilimizde yatırım yapan her yatırımcıya destek vermek üzere çalışmalarımız var.
Kendilerine de her türlü desteği vereceğimizin bilinmesini istiyoruz" dedi.
Kentteki toprakların henüz işlenmemiş ve organik
tarım için elverişli olduğunun altını çizen Takva,
"Ayrıca atalarımız Van'ı su ve güneş kenti olarak
kabul etmişlerdir. Bu potansiyelimiz şimdi çok önemli endüstriyel yatırıma dönüştürülebilir. Bu açıdan da
Van çok önemli bir yatırım merkezi olabilir" diye
konuştu. (AA)
8
KÜLTÜR-SANAT
23 Aralık 2014 Salı
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
CUMHURİYET ÖĞRETMENLERİ
Büyük Atatürk öğretmenlerimiz için şunları söylemişti: “Öğretmenler, Cumhuriyet sizden fikri hür, irfanı hür,
vicdanı hür nesiller ister.”
Cumhuriyet öğretmeninden istenen budur. Önce öğretmenin fikri (düşüncesi) hür olmalıdır. Öğretmenin gerçeğe ulaşma gücü, sezgisi, hedefe varışı olmalıdır. Yani
öğretmen bilmeli, anlamalı, sezmeli, kültürlü olmalıdır.
Bu yeteneğe irfan denir. Demek ki, öğretmen önce irfanlı olacak ama bu irfanını hür zemin ve ortam içinde
öğrencilerine aktaracaktır. Öğretmen önce kendisi vicdanlı olmalıdır, sonra öğrencisini hür vicdanlı yetiştirebilmelidir. Vicdan; kişiyi kendi davranışları hakkında bir
yargıda bulunmaya iten, kişinin ahlak değerleri üzerine
dolaysız olarak ve kendiliğinden yargılama yapmasını
sağlayan soyut bir güçtür. İşte öğretmen, öğrencilerini
vicdanlı yetiştirecek ama vicdanlar hür yani bağımsız
olacaktır.
Büyük Atatürk öğretmenlere böyle bir görev ve hedef
verirken bütün öğretmenlerimizin; önce fikrinin hür
olduğunu, irfanının hür olduğunu ve vicdanın hür olduğunu düşünerek bu görevi yüklemiştir.
O sebeple öğretmenlik bir meslektir. Bu mesleği ona
bir meslek okulu vermelidir. Herkes öğretmen olmamalıdır. Tayinle öğretmen olunmaz. Öğretmen yetişir ve
yetiştirilir. Hem ilimle, bilgiyle donatılmış, hem de eğitbilim (pedagoji) kuralları edinmiş olmalıdır. Pedagoji,
yani eğitbilim; öğretmenlik sanatı, uygulaması veya
mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran bilim
dalıdır. Bir öğretmen bu bilimi edinerek öğretmenlik
sanatına sahip olur.
Eskiden eğitimin adına “maarif” denirdi. Arapça bir
kelime olan maarifin Türkçe karşılığı “bilgi ve kültür”
demektir, öğretim ve eğitim sistemi demektir.
Daha sonra bu sistemin adına yani bakanlığın adına
bir “millî” kelimesi eklenerek “millî eğitim” adı verilmiştir.
Büyük Atatürk’ün en çok istediği mesleklerden birisi
öğretmenlik idi. “Cumhurbaşkanı olmasaydım, beni
bakan olarak atasalardı, Millî Eğitim Bakanı (Maarif
Vekili) olmak isterdim.” demiştir. O sebeple, Büyük
Atatürk’e “Başöğretmen” unvanı verilmiştir. O, bütün
öğretmenlerin başöğretmenidir.
Ölümsüz liderimiz Büyük Atatürk “En büyük emelim,
maarif vekili (milli eğitim bakanı) olarak; yurdumun
irfanını yükseltmektir.” sözleriyle eğitimin sadece okullarda değil, vatandaşların tümünün eğitilmesi gerektiğine
işaret etmiştir. Millî Eğitim; bir milletin bütün halinde,
düşünme ve yaratıcılık alanında seferber edilmesidir.
Başka bir söyleyişle Millî Eğitim; Türk toplumunun
düşünüş tarzının, kültürünün ve ideallerinin geliştirilmesidir. Bunları kim yapacaktır? Cumhuriyet öğretmenleri
bu konuda görevlidir. Yani devlet toplumun her kesimini
öğretmenler eliyle eğitmelidir. Demek ki, öğretmenin
görevi yalnızca okulla sınırlı değildir. O, toplumun da
yani milletin de öğretmenidir. Bu eğitime din de dahildir.
Düşünüş biçimi yani fikir tarzı, metod demektir.
Okullarda her yaştan her öğrenciye okutulan derslerin
her biri metodun bir parçasıdır. Bu okutulan, verilen
dersler bir araya getirildiğinde millî eğitimin bütüncül
metodu ortaya çıkar.
Siz toplumun bir kesiminin eğitimini görmezden gelir
ve bu insanları boş bırakırsanız; o boşluğu hûrafeler doldurur. Bu boşluğu; şeyhler, dervişler, yetkisiz yarımyamalak bilgisi olan din bezirganları ele geçirir. İşte devlet, Cumhuriyet öğretmenleriyle bu boşlukta yer almalıdır.
Eğer örgün eğitimde eğitbilim kuralları ile öğrencileri
yetiştirmeyi önemsiz sayarak, eğitimi sınavlara endeksleyerek, dershaneler bakanlığı haline getirirseniz; halkın
ve toplumun boş bıraktığınız alanlarını başka güçlerin
doldurmasına göz yumarsanız, bakın neler olur?:
Toplum hûrafeler içinde kültürsüz bir halk yığını olur.
Gençlerimizin inançları, yurtseverlik duyguları ortadan
kalkar. Hayat anlayışını, sadece empirik (tecrübî) kültüre
dayar. Televizyon, internet kültüründen öteye objektif
bakış, olamaz. İrfanı hür değil, vicdanı hür değildir. İşte
böyle bir toplum yapısıyla karşılaşırız.
Zaman geçmiş değildir. Ülke millî eğitimi yeniden
dizayn edilerek, ideal kültürün ölçüsü haline getirilebilir
ve yeni kuşaklara, “hür irfan” aşılanarak gerçek bir millî
eğitim tesis edilebilir. Bu da cumhuriyet öğretmenleriyle
gerçekleştirilir. Ama önce fikri hür, irfanı hür, vicdanı
hür öğretmenleri arayıp bulmalıyız. Böyle öğretmenler
halâ Milli Eğitimin içinde var, müsterih olunuz.
"Kuklacı çift" parmaklarını
yetişkinler için de oynatıyor
ESKİŞEHİR Eskişehir'de yaşayan ve oyunlarını
sahibi oldukları tiyatroda sahneleyen
Şafak ve Adem
Dağlar çifti, çocukların yanı sıra yetişkinlere kukla gösterileri
sunuyor.
"Ters Ağaç" adlı kukla tiyatrosunun sahibi Şafak
Dağlar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eşinin
sosyoloji, kendisinin ise turizm ve otel işletmeliği
eğitimi aldığını söyledi.
Bir kukla workshop etkinliğine katıldıktan sonra
bu alana yöneldiklerini dile getiren Dağlar, "Daha
sonra evde kendimizce amatör olarak kukla yapmaya başladık. Kuklalarımız, bu işten anlayan profesyoneller tarafından görüldü ve beğenildi. Sonra bir
anda baktık ki yaşamımızın merkezine kukla oturmuş ve hayatımızı da bundan kazanıyoruz. Yani bir
anda kuklacı oluverdik. 6 yıldır da bu işi yapıyoruz"
diye konuştu. Kukla oyunlarının sadece çocuklar
için olmadığını anlatan Dağlar, bu düşünceyle yetişkinler için gösteri hazırladıkları bilgisini verdi.
"Son İncir" adlı bu oyunun senaryosunu kendisinin yazdığını ifade eden Dağlar, "Tarzımızı söz değil
daha çok imge ve hareket üzerine kurgulamayı seviyoruz. Bu yüzden sözsüz oyunları tercih ediyoruz.
Sözün artık bitmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi.
Adem Dağlar ise bu işe başlamalarından bu
yana imge tiyatrosu üzerine çalışmalar yaptıklarına
değindi. "Kukla denilince akla çocuk eğlencesi geliyor" ifadesini kullanan Dağlar, bu konuda araştırmalarda bulunduklarını bildirdi.
Dağlar, yabancı kuklacılardan, bu işin farklı bir
uzmanlık gerektirdiğini ve önemli bir performans
alanı olduğunu gözlemlediklerine dikkati çekerek,
şunları kaydetti. (AA)
Türk dünyasının ortak
tarih kitabı hazır
Türk Konseyi Genel Sekreteri Ramil Hasanov, konseye üye ülkelerin tamamında okutulacak
ortak tarih kitabının taslağının ''olur'' aldığını belirterek, "Mayıs ayında bakanlar, kitabın son
halini onaylayacak. Devlet başkanlarının ve meclislerin onayından sonra, kitabın 2016 öğretim
yılında 8. sınıflarda okutulmaya başlanacağını öngörüyoruz" dedi.
İSTANBUL - Tam adıyla Türk Dili Konuşan
Ülkeler İşbirliği Konseyi, 1992 yılından itibaren
düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet
Başkanları Zirvelerinin ürünü olarak 2009'da
Nahçıvan'da imzalanan anlaşmayla kuruldu.
Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve
Kırgızistan'dan oluşan konseyin projelerinde
Türkmenistan da rol alıyor.
Konseyin yeni genel sekreteri Azerbaycanlı
diplomat Ramil Hasanov, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, 2009'da Nahçıvan'da Azerbaycan
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ev sahipliğinde
gerçekleştirilen zirvede Türk devletlerinin tarihte
ilk defa bir araya gelerek Türk birliğini, Türk
Konseyi adı altında kurduklarını anlattı.
Türk Konseyi'nin kurulması yönündeki teklifin
sahibinin Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan
Nazarbayev olduğu bilgisini veren Hasanov,
dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül ile Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın da teklife destek verdiğini vurguladı.
Türk Konseyi'nin üyeleri arasında askeri alan
dışındaki tüm alanlarda işbirliğini öngören bir
uluslararası kuruluş olduğunu belirten Hasanov,
konseyin 4 üye devleti Avrupa Güvenlik ve
İşbirliği Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve
Birleşmiş Milletler gibi daha geniş uluslararası
platformlarda temsil edebildiğini kaydetti.
Konseyin, faaliyet gösterdiği işbirliği alanları
itibarıyla üyelerinin gelecekte Avrupa Birliği'ne
benzer bir entegrasyonuna açık olduğunu ifade
eden Hasanov, ancak bunun uzun yıllar alacak
bir süreç olduğunu dile getirdi.
Hasanov, Türk Konseyi'nin zaman zaman bir
STK gibi algılandığını ancak bunun yanlış bir algı
olduğuna işaret ederek, "Biz sivil inisiyatif değiliz. Bunun, iyi anlaşılması lazım. Konseyde görev
yapan 17 diplomat, 4 üye ülkenin 10 bakanlığı
arasında koordinasyonu sağlıyor. Ben de genel
gidebilirler" dedi.
Konseyin potansiyel tam üyelerinden birinin
Macaristan olduğuna değinen Hasanov, bu ülkenin kökeninin Avrupa Hun Devleti ve
Macarca'nın Altay dil ailesine mensup olduğunu
söyledi.
Macaristan'ın yakın zamanda Türk
Konseyi'nin bir alt kuruluşu olan Türk
Parlamenter Assemblesi'ne (TÜRKPA) gözlemci
üye kabul edildiğini anımsatan Hasanov, ayrıca
Macar Bilimler Akademisi ile yine konseyin bir
diğer alt kuruluşu olan Astana merkezli Türk
Akademisi arasında iyi ilişkiler bulunduğunu kaydetti.
Konsey çalışmalarının ekonomi, sanayi, ulaştırma, kalkınma, milli eğitim, gençlik ve spor, kültür, enformasyon teknolojileri ve gümrük gibi
alanlarda yoğunlaştığını anlatan Genel Sekreter
Hasanov, konseyin işbirliği çalışmalarının en çarsekreter olarak devlet başkanlarına karşı sorum- pıcı örneklerinden birinin üye ülkelerin tamamınluyum" diye konuştu.
da okutulacak ortak tarihi kitabı olduğunu dile
Konseyle ilgili bir diğer yanlış algının da
getirdi.
"Turancılık, ırkçılık, kafatasçılık" gibi yakıştırmaAvrupa Birliği'nde üye ülkelerin kendi tarihlelarda kendini gösterdiğine dikkati çeken
rinin yanı sıra Avrupa tarihini de okuduğuna
Hasanov, sözlerini şöyle sürdürdü:
değinen Hasanov, şöyle konuştu:
"Temel prensibimiz 'Herkese saygılıyız, her"Türk Akademisi, 15. yüzyıla kadar gelen
kesten de saygı bekliyoruz.' Türk Konseyi'nin
ortak tarih kitabının taslağını 26 Kasım'da
amacı bölgesinde barışa, istikrara, ekonomik
Bakü'de üye ülkelerin milli eğitim bakanlarına
refaha, toleransa, halkların yakınlaşmasına katkı sundu ve bakanların olurunu aldı. Mayıs ayında
sağlamak. Din, dil, ırk farkı bizim için yok, insan- bakanlar kitabın son halini onaylayacak. Devlet
lık ve insan değerleri var, 4 kardeş devletin birlik- başkanlarının ve meclislerin onayından sonra,
te çalışmasının başka ülkelere, bölgelere zararları kitabın 2016 öğretim yılında 8. sınıflarda okutuldeğil, katkıları ve faydaları vardır."
maya başlanacağını öngörüyoruz."
Konseye tam üyelik için temel şartın, üye
Hasanov, konseyin diğer bir çalışmasının
olmak isteyen devlette resmi dillerden en az biri- "Kardeş Limanlar" projesi olduğunu ifade edenin Türkçe olması olduğunu belirten Hasanov,
rek, "Hazar'da Türkmenbaşı ve Aktau limanların"Ancak misafir ve gözlemci üye statüleri de
dan Bakü'ye gelecek mallar demiryoluyla
bulunuyor. Bölgeden veya bölge dışından devlet- Samsun limanına ulaştırılacak. Samsun, dünyaya
açılan kapımız olacak" dedi. (AA)
ler de bu statüleri kazanarak bizimle işbirliğine
Ali Aktaş, yargılandığı şarkıları şimdi barış
ve kardeşlik için söylüyor
DİYARBAKIR - Kürtçe şarkı seslendirdiği için
1990'lı yıllarda hakkında birçok dava açılan ve
Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) yargılanan ses sanatçısı Ali Aktaş, atılan demokratik
adımlar ve çözüm süreci ile bu şarkıları artık
barış ve kardeşlik için söylüyor.
Medrese eğitiminin ardından musikiye gönül
veren ve 1989 yılında TRT'nin düzenlediği ses
yarışmasını kazanarak sanat yaşamına başlayan
Aktaş (45), Kültür Bakanlığı'nca düzenlenen ses
sınavında da başarılı oldu.
Çeşitli nedenlerle bakanlıkta göreve başlayamayan Aktaş, Diyarbakır Büyükşehir
Belediyesi'nde 12 yıl koro şefliği yaptı. Türkçe ve
Kürtçe albüm çıkaran Aktaş hakkında, bu süreçte çok sayıda dava açıldı.
TRT'de koro şefi, programcı ve sunucu olarak
görev yapan Aktaş, Kürtçe'nin yasaklı olduğu yıllarda yaşadığı sıkıntıların artık hatıralarda kalmasının mutluluğunu yaşıyor.
Ali Aktaş, AA muhabirine, hayatının, medrese
eğitimi sonrası katıldığı ses yarışmasıyla değiştiğini, hayatını musiki üzerine kurduğunu söyledi.
Hayatını, "Medreseden mikrofona bir yaşam"
diye tarif eden Aktaş, 25 yıldır ara vermeksizin
Kürtçe ve Türkçe şarkılar söyleyerek gönüllere
hitap etmeye çalıştığını anlattı.
Aktaş, 1990'lı yıllarda çok sıkıntılı bir sürecin
yaşandığını dile getirerek, "Geriye dönüp baktığımızda yaşadıklarımız bize şaka gibi geliyor, o
günleri anımsayıp gülüyoruz. Neden bu kadar
sıkıntı yaşadığımızı da sorguluyoruz" diye konuştu.
O dönem Kürtçe okumanın, yazmanın ve
konuşmanın yasak olduğunu hatırlatan Aktaş,
şöyle devam etti:
"Hakkımda çok sayıda dava açıldı. Siyasi içerikli değil Kürtçe şarkı okudum diye defalarca
yargılandım. Hatta DGM'de 6 ila 9 yıl hapis
cezası istemiyle yargılandım. Ama pes etmedim.
İnançlı bir insanım. Hakka, hukuka ve Allah'ın
adaletine inanıyordum. Allah'ın bize lütfettiği bazı
şeyler ne kadar hak ise bunun da hak olduğuna
inandığım için Kürtçe şarkı okuyordum. Siyasi bir
amacım yoktu. Hiç korkmadım. Korksaydım
bırakırdım. Benim gibi bölgede o dönem Kürtçe
şarkı söylemek için çok mücadele eden yoktu.
3-5 insan vardı.''
O yıllarda Kürtçe şarkı söyleyenlerin çok kötü
muamele gördüğünü, bazılarının yurt dışına gitmek zorunda kaldığını ifade eden Aktaş, ''Beni
Allah korudu" dedi.
Aktaş, o dönem polis ve asker dahil talepte
bulunan her kesim için konser verdiğini anlatarak, "Bir emniyet müdürüne, 'Size konser verince
faşist, karşı tarafa konser verince terörist oluyoruz' dedim. Çünkü hep arada kalıyorduk. Halbuki
tek derdimiz kardeşlik için şarkılar söylemekti"
diye konuştu. (AA)
gören gözler bizim değil ki bizleri koyacak olan aşkın ayrık otlarından temizle nefvar eden, bizi değerli kılan
simizi, seni bizden koparacak düşünce ve eylemMevlâ’nın gözüdür.
lerden men eyle kalbimizi.
O zaman neye sahibiz biz bu
Senin kapına bağışlanmak üzere dualarla gelhayatta, gönlümüzü değerli kılan
dik, faniliğimizi unutursak hatırlat; acizliğimizi
nedir ki aşkta?
gönlümüze tac eyle. Geri çevirme kalbimizi, geri
Hasadımızın değerli, ömrümü- çevirme ellerimizi.
zün verimli olmasını istiyorsak
Tarlamız dünya, nefesimiz dua, kalbimiz seni
HAYATA VE AŞKA DAİR
ilk önce sükût yağmurlarının
zikirde; yüreğimize aşkı koyan sensin, bizi biz
bereketinde yıkamamız lazım
eyleyen, ömrümüzü var eyleyen ve bizi ‘ol”
gönlümüzü ve unutmamalıyız
eyleyen sensin.
kâlû belâda verdiğimiz sözü.
‘Kün fe yekûn” dersen senin iradene yarattıBu hedefe ulaşmak için razı
ğın hangi mahlûkat karşı koyabilir ki, ‘Ol’ derolmak isimli şimşeklerden korksen senin sözüne kim karşı gelebilir ki?
mamalı, sabır bulutlarının gölgeAşka susayan gönlümüzü senin dağlarına vurAŞKIN AYRIK OTLARI
sinden çıkmadan şehvet denen
duk senin rızan için, aşkla titreyen ellerimizi
dolulardan sakınmalı ve şükre âşık senin vuslatına erteledik aşk için.
Niyet değil midir kararın öncesi, kâlû belâ
eylemeliyiz nefesimizi.
Bizi bizden, gönlümüzü gönlünden, rızamızı
değil mi insanın dibacesi?
Büyütmemeliyiz geçici olan şeyleri, susmanın rızandan uzak eyleme, aşkın ayrık otlarının sevNasıl bir çiftçi için tarlası, bir bağban için
zirvesindeki mutluluğun saltanatını muzaffer kıl- damızı ve kalbimizi sarmasına izin verme.
gülistanı değerliyse bizim içinde değerli olanın
malıyız kalbimize ve onu amacından uzaklaştıraSana sığındı, sende huzur buldu gönlüm.
dudaklarımızdan dökülenlerle beraber dualarımız cak ayrık otlarını bir bir söküp atabilmeliyiz
Biliyorum sana varışın diğer adıdır ölüm.
ve ömrümüzü nasıl tükettiğimiz olduğunu unutömrümüzden.
mayalım hiç.
Ayrık otlarını gönül gülistanıNefes ki ona varlığı vereni unutursa değerini
mızdan ayıklamak zordur lakin
GÜNÜN ŞİİRİ
kaybeder, ömür ki nimetleriyle onu süsleyenden
niyet değil midir kararın öncesi,
uzaklaştıkça dünyaya bağlanır ve varoluş amacı- kâlû belâ değil mi insanın dibaÇokça gördüm seni yârim doyabildim diyemem,
nı kaybeder.
cesi?
Aşk ise yaratılışın özü, hayatın közü ve insaSana kızdım bazı günler kıyabildim diyemem.
Ey Allah’ım! Bizi sana ırak
nın kâlû belâda verdiği sözüdür. Bu atan kalp, bu
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
23 Aralık 2014 Salı
Bozkırda yetişen
fidanlar orman oluyor
Konya Orman
Bölge Müdürlüğü
fidanlıklarında
yetiştirilen
milyonlarca fidan
ile Türkiye'nin
ağaçlandırma
çalışmalarına destek
veriliyor.
KONYA - Konya Orman Bölge
Müdürlüğü fidanlıklarında yetiştirilen
milyonlarca fidan ile Türkiye'nin ağaçlandırma çalışmalarına destek veriliyor.
Kurak ve yarı kurak iklimi ve 300 milimetre dolaylarındaki yağış miktarına
sahip Konya Ovası, hububatın yanı sıra
ağaçlandırmada da Türkiye'ye önemli
katkı sağlıyor.
Ovanın toprağındaki tuz ve kireç miktarının yüksek, yağış rejiminin ise düşük
seviyelerde olmasına rağmen Konya
Orman Bölge Müdürlüğü bünyesindeki
6 fidanlıkta 70 türde fidan üretimi gerçekleştiriliyor.
Kurak ve yarı kurak mıntıkaya yönelik
en büyük fidanlık üretim merkezi özelliğini de barındıran bu fidanlıklarda yetiştirilen milyonlarca fidan, Türkiye'nin
çeşitli bölgelerinde toprakla buluşturuluyor.
Konya Orman Bölge Müdürü Bekir
Karacabey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Konya'nın orman varlığı bakı-
“Dünyanın en pahalı
bitkisi safran” millileştirildi
ESKİŞEHİR - "Dünyanın en pahalı bitkisi" olarak bilinen ve kozmetik, ilaç,
gıda gibi birçok alanda kullanılabilen
safranın Türkiye'deki çeşidi,
Eskişehir'deki Geçit Kuşağı Tarımsal
Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün
(GKTAEM) çalışmaları sonucu dünyada
bu alanda tescili sağlanan ilk alt tür
oldu.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, ağırlığının 100 bin katı
kadar sıvıyı sarıya
boyayabilen, dünyada 3 bin 500 yıllık
geçmişe sahip olan
ve uğruna savaşların
yapıldığı safran,
Türkiye'de 1400'lü
yıllardan itibaren üretilmeye başlandı.
Daha sonra üretimi sırasındaki zahmeti nedeniyle ekim alanı daralan ve
Karabük'ün Safranbolu ilçesindeki bazı
köylerde yetiştirilen safranla ilgili 2002
yılında GKTAEM tarafından çalışma başlatıldı.
GKTAEM'de yaklaşık 12 yıl yapılan
ıslah çalışmalarının ardından
"Karaarslan" adı verilen safran çeşidi,
Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez
Müdürlüğü tarafından tescil edildi.
Enstitü Müdürü Sabri Çakır, 12 ilde
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
tarımsal araştırmalar yaptıklarını belirterek, başta tahıl olmak üzere 151 çeşidi
geliştirip tescil ettirdiklerini söyledi.
Safranın geliştirilmesine yönelik
2002'de başlattıkları çalışmaların ardından "Karaarslan" adı verilen çeşidin tescilini sağladıklarını anlatan Çakır, şöyle
konuştu: "Safranın stigmaları (çiçeğin
dişi organının ucu) özellikle tıp ve gıda
sanayisinde kullanılıyor.
Biz o stigmalar üzerinde çalışmalar yaptık.
şu anda bulduğumuz
çeşidin dekar başına
200-300 gram stigma
verimi var. Ayrıca 1,52 tona yakın safran
soğanı elde ediyoruz.
Safran bitkisinin ülkemizde geniş çaplı üretilmesi amacıyla çalışmalar yürütüyoruz.
Yetiştirme tekniği konusunda da eğitim
veriyoruz."
Enstitünün Tıbbi ve Aromatik Bitkiler
Birim Sorumlusu İsmail Kara ise safranın
dünyanın en pahalı bitkileri arasında yer
aldığını vurguladı.
Bu bitkinin kilogramının Safranbolu'da
20 bin liradan satıldığını dile getiren
Kara, diğer bazı ülkelerde değerinin ise
İran'da 8-10 bin, İspanya'da 7-8 bin,
Fransa'da 42 bin lira olduğu bilgisini
verdi. (AA)
7
8
9
10
mından diğer orman bölgelerinin gerisinde bulunduğunu söyledi.
Ovada iklimin kurak ve yarı kurak
olduğuna dikkati çeken Karacabey, bu
şartlarda fidanların güçlükle yetiştirildiğini belirtti.
Karacabey, Orman Genel
Müdürlüğünün ağaçlandırma faaliyetlerinde dışarıdan fidan almadığını dile
getirerek, şöyle konuştu:
"Kendi ürettiğimiz fidanları dikiyoruz.
Kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum
örgütleri ile vatandaşlarımıza da bu
fidanlardan veriyoruz. Onların da katkılarıyla yaşadığımız coğrafyayı ağaçlandırmaya çalışıyoruz. Bu yıl merkezimizde ürettiğimiz fidan sayısı 12 milyon
500 bin. Bunların 10 milyonu toprakla
buluştu. Bazı zorluklar var. Konya'daki
toprağın kireç ve tuz miktarının yüksek
olması ağaçlandırma çalışmalarını zorlaştırıyor. Tüm bunlara karşın kireç ve
tuza dayanıklı fidanlar yetiştirerek, bu
engeli aşmaya gayret ediyoruz."
Türkiye'deki ağaçlandırma faaliyetlerine ürettikleri fidanların önemli ölçüde
katkı sağladığını vurgulayan Karacabey,
"Genel Müdürlüğümüz ülkemizde bugüne kadar 156 bin hektar orman kurdu.
Doğal ormanların haricinde kurulan bu
yeni ormanlarda bizim yetiştirdiğimiz
fidanlar da yeşeriyor. Bu çalışmalara
katkımız ciddi oranda oldu" dedi.
Karacabey, son günlerde ağaç üzerinden çeşitli spekülasyonların yapıldığına
dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Ormanlarımızı kaybetmiyoruz, tam
tersine yeni ağaçlandırma alanlarına
kavuşuyoruz. Türkiye, dünyada orman
varlığını ve kalitesini artıran nadir ülkelerden biridir. Ağaçlandırma da çok
ciddi artışlar oldu. Erozyonla mücadele
ve ağaçlandırma eylem planlarının
bunda büyük katkısı var. Türkiye'deki
orman varlığı her geçen yıl ciddi oranda
artıyor. Hem ağaç sayısı hem de alan
olarak artış sağlandı. Okul, hastane
bahçesi, yol kenarları, mezarlıklar ve
birçok yerde ağaçlandırma çalışması
yürütülüyor. 'Nerede olursa olsun bir
fidan yetişsin' diyoruz. Halka bu amaçla
ücretsiz fidan veriyoruz." (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Tekel, inhisar. – Kiloamperin simgesi. 2. Yabancı. – Alacak, borç. 3.
Keçinin erkeğine verilen ad. – Bir pamuk türü. 4. Yurdumuzun güneyinde
Akdeniz’e dökülen bir çay. 5. Mitolojik bir çalgı. – Çirozluktan sonra yağlanmaya başlayan uskumru. 6. Köpek. – Damarlarda dolaşan hayati sıvı. –
Mezar. 7. Bir tür etli ve büyük zeytin. 8. Metal parlaklığı verilmiş deri ya da
kumaş. – Aylardan biri. 9. Bir nota. – Seyrek olarak dokunmuş delikli bir tür
kumaş. 10. Kiraya verilerek gelir getiren mülk. – Göğe çıkma. 11. İtalya’da
Latium bölgesi halkından olan kimse. – Şaşma anlatan ünlem. 12. Çocuk
sahibi olmuş kadın. – Bir sayı. – Saçı dökülmüş olan kimse. 13. Kayakta
dengeyi sağlamak için kullanılan araç. – Yunan alfabesinde bir harf. 14.
Açıklık. 15. Üvey ana. – Voltamperin simgesi. 16. Genişlik. – Alınıp satılabilen her türlü eşya. – Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin
yaşama ve büyüme organı. 17. Giyeceklerde takım. – Orta öğretimde bir
kurum. 18. Etrafı suyla çevrili kara parçası. – Tamirat. 19. Yırtık bir yeri
kapamaya yarayan parça. – Gelir. 20. Dolaylı anlatma. – Yarı yaş yarı kuru,
rutubetli toprak.
Yukarıdan aşağıya:
1.Eskiden kullanılan on para değerindeki gümüş sikke. – Çiftçilikte, toprağı
işleyerek ürüne ortak olan kimse, şerik. – Fazla bön, avanak. 2. İspanyolların
ünlü sevinç nidaları. – Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi. – Ağlayan,
inleyen. – Dansta kavalyenin eşi. 3. Bir yağış türü. – Bir nota. – Cüzamlı. –
Oyunda kazanılan her parti. 4. Yolcu evi. – Alıcı, fotoğraf makinesi. – Uygun
bulma, tasvip etme. 5. Panama’nın plaka işareti. – Belirti, iz, nişan, işaret. –
Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan, bir tona eşit birim. 6.
Yumurta biçiminde yapılan ve sekiz deliği bulunan üflemeli bir çalgı. –
Dualardan sonra söylenir. – Sene. – Afrika’da bir
ırmak. 7. Takılmış ad. – Sağlama, elde etme. –
Futbolda savunucu. – Antalya ilinde dünyaca ünlü
ÇÖZÜMÜ
bir plaj. 8. Sodyumun simgesi. – Askerler. – Engel,
BUGÜN
mani. – Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defa11. SAYFADA
da söylediği parça. 9. Isın. – İyilik, ihsan, lütuf. –
Araç. 10. Eski bir devlet. – Emanet, vedia. –
Gelişigüzel, durmadan yazarak.
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
9
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
TÜRK’ÜN MİLLİYET BİLİNCİ ÇOK LAZIM
Haçlı-Siyon çevrelerin ve Türk düşmanı bütün emperyalist odakların Türk
ve İslam dünyası üzerindeki menfur
emellerinin akamete uğraması için
Türk milletinin Türklük bilincinin çok
sağlam olması gerekiyor.
En eski zamanlardan, Haçlı savaşlarından bu yana Batı bütün
Müslümanlara “Türk” demiş. Türk
deyince Müslüman, Müslüman deyince
Türk anlaşılmış. Batılı kaynaklarda
bunun yüzlerce örneği, belgesi var. O
halde bugün itibariyle Türk olmak
demek, bir yönüyle antiemperyalist
olmak demek oluyor. Türk olmak
demek, tam istiklalci, hür ve şahsiyetli,
onurlu ve efendice bir hayat yaşamayı
istemek demektir.
Türkiye’de ve bütün dünyada Türk
olmak demek böyle bir şeydir.
Türklüğe düşman olmak ve Türklük
değerlerini bütün resmî kurumlardan
ve kamusal alanlardan çıkarmak
demek, Haçlı-Siyon emperyalizmine
hizmet etmek, bu coğrafyada Türklerin
özgürce değil de, esir hayatı yaşamasını istemek demektir.
Hele Türklerin Türklük ruh ve şuurunu yok etmek için canla başla çalışan, bunun için PKK eşkıya örgütünden dinsiz liberallere kadar, bütün
karanlık çevrelerle ittifak halinde çalışan İslamcı görünümlü siyasilere destek vermesi demek, kendi idam fermanını kendisi imzalamak demektir. İşte
mankurtluk dediğimiz tam da budur.
Biraz önce sözünü ettiğimiz Batının
emperyalist projelerini gerçekleştirebilmesi için, Türk milletinin zihnen,
ruhen, kalben, kafa ve beyin olarak
hazırlanması, ayarlanması ve belli bir
çizgiye getirilip iğdiş edilmesi gerekiyor.
Türk’ün bilinci felç edilirse, Türk’ün
kendilik bilinci dumura uğratılırsa,
Türk’ün millî ve manevî değerlerine
olan bağlılık duygusu yok edilirse
kolayca köleleştirilebilir. Türk’ün vatanını, milletini, bayrağını, dilini, dinini,
edebiyatını, geleneklerini göreneklerini, âdetlerini, ahlakını sevmesi, sahiplenmesi, geliştirmesi, koruması ve
yaşatması duygusu ve isteği yok edilirse kolayca esir edilebilir. Türk’ün gelecek Turan tasavvuru hakkındaki ümidi
kötürüm hale getirilirse, yok edilirse,
Türk’ün hamasî duyguları törpülenirse,
Türk’ün tarihine, ecdadına olan sevgisi
ve bağlılığı suçlamalarla aşağılık duygusu içinde yok edilirse kolayca yok
edilebilir. Yani Türk, vicdan, ruh, kalp
ve kafa bakımından tam teslim alınırsa
işte o zaman vatanı kolayca ele geçirilebilir, kolayca köleleştirilebilir.
Mankurtlaştırma, Türk’ü Türk’e yani
kendine, kendi kimliğine, adına, değerlerine, kültürüne, tarihine düşman etme
demektir. Mankurtluk, Türk’ün celladının bıçağını yalaması demektir.
“Öküzün ahmağı, kasabın bıçağını
yalarmış” atasözünü de hatırlayabiliriz.
Mankurt Türk, düşmanı olan
Amerika’nın, Avrupa’nın, İsrail’in,
PKK’nın, onun bunun tek taraflı sırnaşık ve yüzsüz âşığı demektir. Mankurt
Türk, kendisine hakaret edile edile sahtiyana dönmüş suratıyla düşmanlarına
sırıtan ucube bir yaratık demektir.
Bugün Amerikancı, Avrupacı, PKK’cı
Türk, böyle bir Türk’tür.
Bugün bu anlamda bir hayli mesafe
alınmış gibi görünüyor. Bugün dışarıdan haricî bedhâh olan Haçlı-Siyon
çevreler, içerden dahilî bedhâh olan
işbirlikçi, mandacı, teslimiyetçi çevreler, ortaklaşa bütün televizyon, gazete,
dergi yayınlarıyla, sinemalarla, müziklerle, eğlence programı ve faaliyetleriyle, kapitalist tüketim ve israf kültürüyle, ehlileştirilmiş ve tahrif edilip
Hristiyanlık ve Yahudiliğin yedeğine
sokulmuş, dinlerarası diyalog ve ılımlı
İslam ucubesiyle çaputa döndürülmüş
bazı cemaat ve tarikatlar, Türk’ü mankurtlaştırmak için olağanüstü bir çaba
içindeler.
Liberaller, “Türk mürk yok, hepimiz
dünya kardeşiyiz, dünya ise küresel bir
köye döndü” diyerek, bazı İslamcı çevreler, “Türk’üm deme ırkçı olursun,
günah; ama devamlı Kürt de, o zaman
demokrat olursun” diyerek,
Komünistler, “milliyet, vatan, bayrak
yok hepimiz proleteryayız yani enternasyonal bir birlik içindeyiz” diye
Türk’ün milliyet bilincini yok etmek
için tam bir işbirliği içindeler. O halde
bütün Türklerin kendi milliyet kimliklerine sahip çıkmaları, varoluşlarının
temel mecburiyetlerinden biridir.
Göçerler, artık yerleşik
düzene geçmek istiyor
ŞANLIURFA - Yazın Doğu Anadolu
Bölgesi'nde kiraladıkları yaylalarda
konaklayan göçerler, havaların soğumasıyla daha ılık kışın yaşandığı
Şanlıurfa'yı tercih ediyor.
Yaşamlarının kiraladıkları meralarda
kurdukları kıl çadırlarda zor şartlar
altında sürdüren göçerler, yılın 4
mevsimini farklı yörelerde geçirmek
zorunda kalıyor. Birçok imkandan
mahrum kalan göçerler, yaşadıkları
sorunlara çözüm bulunmasını istiyor.
Göçerlerden Mehmet Kırlı, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, her
yıl sonbaharda konakladıkları
Elazığ'ın Kovancılar ilçesinden
Şanlıurfa'ya koyun sürüleriyle göç
ettiklerini söyledi.
Uzun yıllar göçebe hayatı yaşadığını anlatan Kırlı, ilkbahar ile yaz mevsimini Erzurum, Elazığ ve Bingöl'deki
yaylalarda geçirdiklerini ifade etti.
Konakladıkları alanlar için kira ödeyerek 3-4 ay kaldıklarının belirten
Kırlı, "Sürekli göç ettiğimiz için
çocuklarımız eğitimden uzak kalıyor.
Okula devam edebilmeleri için
çocuklarımı memleketteki yakınlarımızın yanına bırakıyoruz. Birçok
imkandan da yararlanamıyoruz. Artık
bu sıkıntılarımızın giderilmesini istiyoruz" dedi. Selvinaz Kırlı da hayvanların ihtiyacına göre mevsimsel göçler
yaptıklarını, her göç döneminde de
büyük sıkıntı yaşadıklarını ifade etti.
Herkes gibi kendilerine ait bir evde
yaşamak istediğini belirten Kırlı, şöyle
konuştu:
"6 çocuğumdan ikisini Elazığ'da
annemin yanına bıraktım. Orada
okula gidiyorlar. Diğer 4 çocuğum ise
burada bizimle hayvanlara bakıyor.
Gönül ister ki hepsini okutalım ama
imkanlar el vermiyor. Hayvanları satmaya kalksak zaten ucuza gidiyor.
Bir de bunlar elimizden giderse daha
fazla maddi sıkıntı çekeriz.
Memlekette kalan çocuklarım bizi,
biz de onları özlüyoruz. Cep telefonları düzenli çekmediği için de sık sık
görüşme imkanımız olmuyor."
Göçebelerden 76 yaşındaki Ali Arat
da Siverek ilçesine bağlı İleri köyünde dünyaya geldiğini ancak babası
hayvancılık yaptığı için sürekli göç
etmek zorunda kaldıklarının söyledi.
Ömrünün neredeyse tamamını
koyunların peşinde, çadır ve meralarda geçirdiğini belirten Arat, çocuk ve
torunlarının da bu hayatı yaşamak
zorunda kaldığını dile getirdi.
Yaklaşık 10 bin küçükbaş hayvanı
bulunduğunu, bunlarla da hayvancılık
sektörüne katkı sunduklarının anlatan
Arat, şöyle konuştu:
"Yerimiz ve yurdumuz olmadığından göçebe olarak hayatımıza
devam ediyoruz. Sürekli hayvanlara
endeksli yaşıyor ve büyük zorluklarla
karşılaşıyoruz. Elektriğimiz, suyumuz
ve yolumuz yok. Yaşadıklarımızdan
dolayı yeni nesil bu işle uğraşmak
istemiyor. Ama bizler bu işi yapamazsak ülkedeki hayvancılık sektörü
büyük zarar görür."
Göçerlerden 25 yaşındaki Mahmut
Bağatimur ise baba mesleği olan
hayvancılığı sürdürdüklerini söyledi.
Bu işi bırakmak istediğini ifade
eden Bağatimur, "Başka bir iş bilmediğim için hayvancılığa devam ediyorum. Hala bekarım. Çünkü evleneceğim kadının günahını almak istemiyorum. Allah nasip ederse en kısa
zamanda farklı bir iş yapmak istiyorum" diye konuştu. (AA)
10
SAĞLIK
23Aralık 2014 Salı
Zihinsel engelliler için
MOBİL YAZILIM
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim
Teknolojileri Eğitimi Bölümü bünyesinde yürütülen "Engelsiz Kavram
Projesi" kapsamında, öğrenme güçlüğü çeken zihinsel engelli bireylerin,
mobil cihazlar için geliştirilen yazılımla eğitilmesi hedefleniyor.
olacak. Bu projenin geliştirebilmesinde
iş birlikçi öğrenme metoduyla çalışan
tüm öğrencilerime verdikleri katkıdan
dolayı teşekkür ediyorum" ifadesini
kullandı.
Engelli oğluyla özel program aracılığıyla anlaşıyor
Oğlu spastik engelli olan Mustafa
Ali Kılıç da projenin çok önemli bir atılım olduğunu anlattı.
Kılıç, oğlu Ömer'in konuşamadığını,
özel aparat aracıyla 29 harfi tek tek
göstererek kendileriyle iletişim kurduğunu aktardı.
Oğlunun, özel bilgisayar programı
bulunduğu ve bununla yazabildiğini
ifade eden Kılıç, şöyle konuştu: "Bu
proje, yaşamımızı kolaylaştıracak.
Öncelikle bu program Ömer'in dili oladoğru-yanlış uygulamaları bulunduğu- cak ve onun ihtiyaçlarını daha çabuk
SAKARYA - Fakültenin öğretim
nu
dile
getiren
Çengel,
görsel,
işitsel
görevlilerinden Dr. Metin Çengel, AA
karşılamak adına bize kolaylık sağlayamuhabirine yaptığı açıklamada, projeye ve motivasyonu artırıcı materyaller kul- cak. Üstümüzdeki yük hafifleyecek ve
lanılarak öğrenmenin kolaylaştırıldığını Ömer, arkadaşlarıyla daha kolay iletişi4 yıl önce başladıklarını belirterek,
geliştirdikleri materyallerle hafif zihinsel bildirdi.
me geçebilecek. Ömer'in bu projeyle
"Sahadaki öğretmen arkadaşlarıengelli öğrencilerin motivasyonunun
sosyal alanı genişleyecek. Ömer'i okul
mızdan aldığımız dönüşlerle uygulamaartacağını, dikkat eksikliklerinin ortaçağında okula gönderemediğimiz için
yı daha da geliştirerek öğrenme güçlüdan kaldırılacağını söyledi.
eğitimsiz bir çocuk. Biz ve yakınlarımız
ğü çeken bireylerin engellerini azaltmaÇalışma grubunda 20 öğrenci
yardımıyla evde eğitimini tamamlayalarına katkı yapmayı hedefliyoruz"
bulunduğunu belirten Çengel, bir kısdiyen Çengel, kavram öğretimiyle baş- bildi. Ömer, şu anda yerel gazetede
mının yazılımı geliştirdiğini, bazılarının
köşe yazarlığı yapıyor. Böyle bir proje
da okullardaki uygulamalarla geri bildi- ladıkları çalışmaya okuma-yazma ve
onu daha ileriye götürecek. Oğlumun
oyun öğretimi gibi bölümleri katarak
rim aldığını kaydetti.
kafasında çok proje var ama her yerde
Test aşamasının ardından yazılımın devam etmek istediklerini belirtti.
kendini çok çabuk anlatamadığı için
Projeye Samsung Türkiye'nin de
mobil cihazlara aktarılması için
sıkılıyor. Bu proje onu konuşturacak ve
tablet desteği verdiğini söyleyen
"Google Play" ve "Apple Shop"a
sosyal hayatı için de faydalı olacak. Bu
Çengel, "Uygulamayı Sakarya'daki
ücretsiz yükleyeceklerini vurgulayan
projelerin desteklenmesini istiyorum
Çengel, zihinsel engelli öğrenciler yazı- kamu ve özel eğitim kurumlarında
çünkü bizim gibi engelli çocukları olan
denemeye devam ediyoruz. Bu çalışlımdaki ikonlara tıkladıklarında sesli
aileler için de çok faydalı olacaktır."
maların yaygınlaştırılması gerekiyor.
uyarı alacaklarını anlattı.
İnşallah bu çalışma ülkemize rol model (AA)
Yazılımda eşleştirme testleri ve
Gribal enfeksiyon, kalp
krizini tetikliyor
ERZURUM - Atatürk Üniversitesi
Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri
Anabilim Dalı Kardiyoloji Bölümü
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Sevimli,
gribal enfeksiyonun getirmiş olduğu
vücut üzerindeki etkilerin kalp krizini
tetiklediğini, o yüzden kardiyovasküler
hastalarının mutlaka grip aşısı olması
gerektiğini söyledi.
Sevimli, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, Yakutiye Araştırma
Hastanesi Kalp Merkezi'ne günlük
250-300 civarında hastanın müracaat
ettiğini belirterek, teknolojik imkanları
kullanarak, hastalara en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarını vurguladı.
Kalp krizinin bazı önemli belirtileri
olduğuna dikkati çeken Sevimli,
"Hasta göğüs ağrısıyla geliyor. Bu
şekilde müracaat edenlerin çoğu kalple alakalı değil. Bunun ayırt edilmesi
gerekiyor ama hastanın kendi kararıyla
ayırt etmesi mümkün değil" ifadesini
kullandı.
Sevimli, kalp ağrılarının belirli özelliklere sahip olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Egzersizle eforla birlikte gelen
merdiven çıkarken, hızlı yürürken, istirahat edince de kaybolan ağrıların
kalple ilgili olmama olasılığı yüksek.
Kalp krizleri biraz daha farklı, daha çok
akut başlangıçlardır. Ortada hiçbir
bulgu yokken başlıyor. Bunlarda tablo
daha gürültülü. Hastada çok şiddetli
soğuk terlemenin eşlik ettiği, dayanılmaz bir göğüs ağrısı. Özellikle şöyle
bir yanlış algı var. Hastalar arasında,
'sol kolum uyuşuyor, ağrıyor' derler.
Kalp ağrısının tipik yerleşimi, göğsün
orta bölgesindedir."
Prof. Dr. Sevimli, mideyle çene arasındaki herhangi bir bölgede iki kolda
dahil olmak üzere ağrı olabileceğini
dile getirdi. Fakat hastanın bunu en iyi
algılayacağı durumun, göğsün ortasında bir ağrı, baskı, sıkıştırma ya da
göğsün üzerine birisi oturmuş gibi oluşacağını anlatan Sevimli, "Bu belirtiler
varsa kalp krizi geçirme olasılığı yüksek" dedi. Sevimli, kalp ve damar hastalarının tedavilerini aksatmadan
devam ettirmesi gerektiğinin altını
çizerek, özellikle bu aylarda viral
enfeksiyonlara eğilimin arttığını ve hastalar üzerinde çok ciddi olumsuz etkilere sahip olduğuna işaret etti.
Kardiyovasküler hastalara mevsimsel olarak mutlaka grip aşısı yaptırmalarını tavsiye eden Sevimli, özellikle bu
aylarda, önceden tedbirlerini almalarını
ve aşılarını yaptırmaları gerektiğini
belirtti.
Bazı aşıların yapıldıktan belirli bir
süre sonra etkisini gösterdiğini anlatan
Sevimli, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kalp hastalarına mutlaka grip aşısını öneriyoruz. Özellikle yaşlı hastalara, kalp hastalığı varsa şeker hastalığı
varsa yüksek tansiyon varsa akciğer
problemi varsa mutlaka grip aşısı yaptırmalıdır. İyice soğuk dönemlerden
önce bu tedbiri alması gerekiyor. Viral
ve gribal enfeksiyonun getirmiş olduğu
vücut üzerindeki etkiler kalp hastalıklarını tetikler. İlaçlarını düzenli kullanan,
hiçbir şikayeti olmayan bir hasta gribal
bir enfeksiyon sonrası kalp hastalıklarından dolayı şikayetleri ileri derecede
artabilir, hastaneye yatıracak pozisyona
getirebilir. Onun için mutlaka enfeksiyonlardan korunmaları gerekiyor." (AA)
İlk yerli morfin
tablet ruhsat aldı
ANKARA - "Maliyeti ve yan etkileri
yüksek sentetik ağrı kesiciler yerine uygulanacak, etki düzeyi yüksek, yan etki bildirimi ise en az olan ilk yerli morfin sülfat
tablet" ruhsat aldı.
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Rektörü
Prof. Dr. Murat Tuncer, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, morfinin ağrının giderilmesinde kullanıldığını ve bu açıdan çok
önemli olduğunu söyledi.
Ağrı şikayetinin başta ileri evre kanser
hastaları olmak üzere birçok hastalıkta
karşılaşılan ciddi bir sorun olduğunu ifade
eden Tuncer, morfinin en ucuz ve en etkin
ağrı kesici olduğunu vurguladı.
Tuncer, özellikle kanser gibi hastalıklarda karşılaşılan ağrıların sadece morfin
tabletler ile kesilebildiğine işaret ederek,
morfin kullanılmadığında ikinci bir seçeneğin maliyeti çok yüksek olan, yeni jenerasyon ağrı kesiciler olduğunu söyledi.
Bunların "sentetik morfinler" olarak da
isimlendirildiğini anlatan Tuncer, " Türkiye
'de çok zor tedavi edilebilen ağrıların
yüzde 90'ından fazlasında hep bu tür çok
pahalı, dışarıdan ithal edilen sentetik morfinler kullanılıyor. Buna çok ciddi bir
maddi kaynak harcanıyor. Öte yandan, bu
sentetik ağrı kesicilerin, çok ciddi yan
etkileri var. Bu nedenle bunların kullanılmasının bir anlamı yok" diye konuştu.
Sentetik ağrı kesicilerin, başta sindirim
sistemi olmak üzere, hematolojik dokulara
yan etkilerinin olduğunun ve bir süre
sonra ağrıya karşı direnç gelişmesine yol
açabildiğinin altını çizen Tuncer, şöyle
devam etti:
"En yan etkisiz, en ucuz ve en etkili
tedavi morfin tablettir. Ancak, bu
Türkiye'de bulunamıyordu. Maliyeti çok
ucuz olduğundan ithal de edilemiyordu.
Firmaların kar marjı çok az olunca getirmiyorlardı. Hacettepe olarak, bunun ülkemize karşı bir sorumluluk olduğunu düşünerek Sağlık Bakanlığı ile birlikte proje geliştirdik ve üretimi gerçekleştirdik.
Başvurumuza olumlu yanıt alındı ve ilk
yerli morfin tablet ruhsat aldı. Bu aşamadan sonra artık kullanılabilecek, yerli morfinin yurt dışına ihracı da söz konusu olabilecek."
Hacettepe Üniversitesi Eczacılık
Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bülent Gümüşel
de üniversitelerinin yerli ilaç sanayi ile
işbirliği yaparak, İlko İlaç Sanayi ve
Ticaret A.Ş. ve İlko Araştırma ve
Geliştirme Merkezi arasında hızlı ve uzatılmış etki sağlayan morfin sülfat tabletlerinin geliştirilmesi, üretilmesi ve ruhsatlandırılmasında işbirliği yapılmasına ilişkin sözleşmenin Mayıs 2013'te imzalandığını
anımsattı. (AA)
Topuklu ayakkabı
giyenlere "alfabe
egzersizi" önerisi
KAYSERİ - Memorial Kayseri
Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji
Bölümü’nden Prof. Dr. Sinan
Karaoğlu, yüksek topuklu ayakkabıların ayakta ağrı ve şekil bozukluklarının yanı sıra diz ve bele de zarar
verdiğini belirterek, bu ayakkabıları
giyenlere "alfabe egzersizleri" yapmalarını önerdi.
Karaoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, kadınlara estetik görünüm
kazandıran topuklu ayakkabıların
bilinçsiz ve uzun süreli kullanımlarda
ayak bileğinde incinme, bacak, diz
ve bel ağrılarıyla "balerin hastalığı"na
neden olduğunu belirtti.
Yüksek topuklu ayakkabıyla kişinin parmaklarının ucunda yükselerek
uzun süre vakit geçirmesinin ayağın
arka kısmında sıkışmaya yol açtığına
dikkati çeken Karaoğlu, bunun için
topuklu ayakkabının daha sağlıklı
olanını seçmek gerektiğini ifade etti.
Her adımda, vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 50'sinin ayağın ön tarafına, yüzde 50'sinin de topuğa yüklendiğini belirten Karaoğlu, şunları
kaydetti:
"Ayakkabının topuğu ne kadar
yüksek olursa ayağın önündeki yük
de buna bağlı olarak artar. 5 santimetre yüksekliğindeki topukta normal yürüyüş bozulur. 7,5 santimetrelik topuk yüksekliği, ayaktaki yük ve
basınç miktarını 7 kat artırır. Günlük
normal aktivitelerde yüksek topuklu
ayakkabı giyenler, gün içinde 6 kilometreden fazladan yürüyüş yapmış
kadar ayaklarına ilave yük bindirir.
Yüksek topuklu ayakkabı, ayaktaki
ağrı ve şekil bozukluklarının yanı sıra
diz ve bele de zarar verir. Denge
çabuk bozulduğu için ayakta burkulma riski artar ve ayak bileğindeki
bağ ve eklemlerde zedelenmelere
yol açar. İlave olarak bacak arkasındaki kas ve bağların kısalması,
bacak ön ve yan bağlarla kasların
gerilmesi ve zorlanmasına neden
olur."
Karaoğlu, 5 santimetreden fazla
topuk yüksekliğine sahip ayakkabılardan ön kısmı yükseltilmemiş olanlar tercih edildiğinde, ayak bileğinin
arka kısmının sıkışmasıyla ortaya
çıkan "balerin hastalığının" görülme
riskinin arttığına dikkati çekti.
Topuklu ayakkabıların ayakta en
kısa sürede kalacak şekilde kullanılması gerektiğini vurgulayan
Karaoğlu, "Özel bir davet ya da toplantıda birkaç saat ayakta kalması
söz konusuysa ayakkabıyı çıkardıktan sonra ılık su masajları ve egzersizler yapılmalı. Ayağın etrafında
döndürülmesi ve alfabe egzersizleri
de ayakların dinlendirilmesi için
yararlıdır. A harfinden başlayarak
alfabenin tüm harflerinin başparmakla havaya çizilmesi, ayağın her yöne
hareket etmesini sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Karaoğlu, iş yerine gidiş
gelişlerde topuksuz ve rahat ayakkabı tercih edilmesi, iş yerindeki molalarda bacak kaslarının esnetilmesi
gerektiğini kaydetti. (AA)
Ruanda ordusu Türk sahra
hastanesinde şifa bulacak
ANKARA - Ankara Üniversitesi
Teknoloji Geliştirme Bölgesi'nde,
Ruanda ordusunun Orta Afrika
Cumhuriyeti'ndeki iç savaş bölgesinde
kullanılması için sahra hastanesi üretildi.
AA muhabirine bilgi veren
Nanomaks Genel Müdür Yardımcısı
Oğuz Aroymak, sahra hastanelerinin
özellikle afet ve acil durumlarda bölge
halkına hizmet vermek amacıyla uluslararası standartlarda üretildiğini ifade
etti. Sahra hastanelerinin en büyük
özelliğinin, ihtiyaç duyulan yere ulaştıktan sonra birkaç saatle birkaç gün arasında değişen bir sürede kurulma özellikleri olduğunu vurgulayan Aroymak,
böylece afet ve acil durumlarda son
derece hızlı bir şekilde kurularak, 700
metre kapalı alanıyla cerrahi müdahalelere kadar son derece kapsamlı sağlık
hizmetinin verilebildiğine dikkati çekti.
Ruanda ordusu için yaptıkları hastanenin, BM'de ve uluslararası standartlarda "rol 2" olarak geçen bir
ölçekte yapıldığını anlatan Aroymak,
ürettikleri hastaneyi bir süre önce
Ruandalı yetkililere teslim ettiklerini,
hastanenin gemiyle Orta Afrika
Cumhuriyeti'ne sevk edildiğini bildirdi.
Sahra Hastanesinin 60 yatak kapasitesi ile hizmet vereceğini, hastanede
poliklinik ve ayakta tedavi hizmetlerinin,
acil servis ünitesinin, cerrahi birimlerin,
ameliyathanenin, yoğun bakım ünitesinin ve uyandırma ünitesinin bulunduğunu anlatan Aroymak, hastanede
ayrıca standartların dışında diş ünitesi,
radyoloji, kendi sterilizasyonunun
yapabilme kabiliyetlerinin de eklendiğini söyledi. Aroymak, hastanenin bu
haliyle yerleşik bir hastaneden farkı
olmadan hizmet verebileceğini vurguladı. Ruanda'yla birlikte 12 ülkeye hastane yaptıklarını bildiren Aroymak, hastanelerin tamamında yerli ürünleri tercih
ettiklerini belirtti.
Hastanenin gövdelerinde çelik,
kaplamalarında ise alüminyum ve koru-
yucu boyalar kullanıldığını ifade eden
Aroymak, şöyle konuştu:
"Sahra hastanelerine, sağlık alt
yapısını eksik olan ve zor koşullarda
kullanılmak üzere ihtiyaç duyuluyor.
Hastaneler, aşırı sıcağa ya da aşırı
soğuğa maruz kalabiliyor. Ürettiğimiz
hastanelerin kendilerine yeterli olma
zorunluluğu bulunuyor. Her hastanemizin jeneratörü bulunuyor. Güneş enerjisinden de destek amaçlı yararlanıyoruz. Hastanemiz, aynı zamanda hem
tıbbi hem askeri personel için konaklama imkanları da sağlıyor. Askerin yatacağı yerler, rekreasyon alanları, yemekhane, mutfak hepsi hastanenin içinde.
Laboratuvar, sterilizasyon, eczane,
cenazeleri saklamak için morg, röntgen, dişçi, muayene poliklinikleri bulunuyor."
Sahra hastanelerinin yüksek teknoloji gerektirdiğine işaret eden Aroymak,
7 yıl önce sadece Almanya ve ABD'nin
tekelinde olan sektörün artık ulaşılabilir
olduğunu belirterek, "Sektöre 7 yıl
önce girdiğimizde, bu hastaneleri
sadece Almanya ve ABD yapabiliyordu. Sektöre girmemizle gurur duyduğumuz bir şekilde bu sahra hastaneleri,
artık daha ulaşılabilir oldu. Özellikle
maddi imkanları sınırlı ülkeler veya idareler fiyatlarımızın makullüğü sayesinde
bu hastanelere kolaylıkla ulaşabiliyorlar.
Fiyatlarımız, kalite ve kapsam aynı kalmak kaydıyla piyasa fiyatının yarısıyla
üçte bir oranında değişiyor" diye
konuştu. (AA)
dış dünya
23 Aralık 2014 Salı
Türkiye'den, Latin
Almanya'dan
Amerika'da örnek proje
Peşmerge'ye askeri
eğitim desteği
Almanya Bakanlar Kurulu'nun, terör örgütü IŞİD'le mücadele eden Irak
Bölgesel Kürt Yönetimi (IKBY) güçlerine eğitim vermesi için bölgeye yaklaşık
100 kişilik eğitim birliği gönderme kararı aldığı bildirildi.
BERLİN - Başbakanlık'taki Bakanlar
Kurulu Toplantısı'nın ardından Almanya
Dışişleri Bakanı Frank-Waleter Steinmeier
ve Savunma Bakanı Ursula von der
Leyen, Federal Basın Merkezi'nde basın
toplantısı düzenledi.
Steinmeier, herkese acımasızca ve
inanılmaz bir şiddet uygulayan terör örgütü IŞİD’in ülke sınırlarıyla konumunun
belirlenemediğini söyledi.
‘’Bundan dolayı Irak’ta mı yoksa
Suriye’de mi bir şey yapalım' diye karar
veremiyoruz. Bilakis tüm Ortadoğu’ya
bakmamız lazım’’ diyen Steinmeier, şu an
siyasi faaliyetlerinin özünün Suriye’ye
yönelik olduğunu belirtti.
Suriye’de 4 yıl içinde 250 bin kişinin
hayatını kaybettiğine dikkati çeken
Steinmeier, bu konuda Birleşmiş Milletler
(BM) Suriye Özel Temsilci Staffan di
Mastura'nın, ABD, İngiltere ve Fransa dışişleri bakanlarıyla görüşmeler yaptığını
hatırlattı.
Steinmeier, ancak IŞİD’e karşı cephe
hattının tutulması için Irak’ın da göz
önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti.
Bu hattın Kuzey Irak bölümünde
Peşmerge'nin bulunduğuna işaret eden
Steinmeier, Peşmerge'ye daha önce insani yardım ve askeri teçhizat yardımı yaptıklarını hatırlattı.
Steinmier, şimdi de hem Kuzey Irak
Bölgesel Yönetimi’nin hem de
Bağdat’taki Irak merkezi hükümetin askeri eğitim konusunda ricasının bulunduğunu ifade etti.
Bunun üzerinde titiz bir şekilde çalıştıklarını dile getiren Steinmeier, bölgeye
de dışişleri ve savunma bakanlıklarından
iki heyetin gittiğini anımsattı.
Maceraya girişmeyeceklerini ifade
eden Steinmeier, gönderilecek asker sayısı konusunda üst sınır getirdiklerini,
güvenlik durumunun değişmesi halinde
bu kararın her zaman geri alınabileceği
güvencesinin bulunduğunu vurguladı.
Bölgedeki duruma da dikkati çeken
Steinmeier, ‘’Genel duruma bakılırsa
askeri destek olmadan da olmuyor. Bu
savaş görevi değil, eğitim görevidir’’ dedi.
Savunma Bakanı Leyen de IŞİD’in
durdurulmasının önemli olduğunu belirterek bundan dolayı sığınmacıları koruyanları ve IŞİD’e karşı çıkanları desteklediklerini söyledi. Bunların özellikle Irak Silahlı
Kuvvetleri ile Peşmerge olduğunu belirten
Leyen, IŞİD’e karşı kurulan ittifakta
Almanya’nın Kuzey Irak’a yoğunlaşmasının kararlaştırıldığını ve orada sorumluluğu üstlendiklerini kaydetti.
‘’Peşmerge ile iyi tecrübeler edindik’’
ifadesini kullanan Leyen, Peşmerge'nin
güvenilir ve motiyasyonlu olduğunu
ancak askeri teçhizata ve iyi bir eğitime
ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Peşmerge'ye askeri eğitim vereceklerini ifade eden Leyen, ‘’Yaklaşık 100
askeri Irak’ın kuzeyinde göndereceğiz.
Başka ülkelerle de birlikte çalışıyoruz.
Özellikle de İtalyanlarla ve aynı zamanda
Hollandalı veya İskandinavlarla’’ şeklinde
konuştu. Eğitimi bölümlere ayırdıklarını
belirten Leyen, Peşmerge'ye temel eğitimin yanı sıra sıhhiye ve mayın temizleme
ile yönetim ve taktik konularında da eğitim verileceğini bildirdi.
Eğitimin misyonunun Erbil'de yoğunlaşacağını, diğer partner ülkelerin de
Irak’ın kuzeyindeki başka yerlerde eğitim
vereceğine işaret eden Leyen, birlikte
ortak bir eğitim misyonu gerçekleştireceklerini kaydetti.
İtalyanların yaz aylarında eğitimin
lojistiğini üstlenmek istediğine işaret eden
Leyen, tüm bunların IŞİD’e karşı ittifak
güçlerince kararlaştırıldığını belirtti.
IKBY Başkanı Mesut Barzani ile 10
gün önce görüştüğüne işaret eden Leyen,
Barzani’nin İŞİD’e karşı savaşmak istemeleri durumunda Hristiyanların,
Yezidilerin veya Müslümanların da
Peşmerge'nin içine alınabileceğini söylediğini aktardı.
Tüm grupların birlikte IŞİD’e karşı
durması konusunda ortak hareket etmelerini memnuniyetle karşıladığını belirten
Leyen, IKBY’nin Irak merkezi hükümet ile
yakın temasta olmasının kalcı bir çözüm
için önemli olduğu kaydetti. (AA)
Netanyahu: “Hamas’ın terör örgütü
listesinden çıkarılması büyük bir hatadır”
KUDÜS- İsrail Başbakanı Binyamin
Netanyahu, Avrupa'nın Ortadoğu'da
olup bitenlerden dolayı kızgın olduğuna
işaret ederek, "Kızgınlığın yanlış politikaları akladığını düşünmüyorum. Hamas'ın
terör örgütü listesinden çıkartılması
büyük bir hatadır" dedi.
Netanyahu, Başbakanlık Basın Ofisi
Yıllık Resepsiyonu'nda yaptığı konuşmada, "Bugün Avrupa'nın safça yaklaşımının birkaç örneğine şahit olduk" diyerek,
"Bunların hepsi aynı yöne işaret ediyor:
Avrupa'nın kendisini de tehdit eden bir
takım güçlere karşı taviz vermesi.
Avrupa'da birçok kesimden İsrail'in bazı
konularda taviz vermesi yönünde talepler
geliyor. Ancak verilecek söz konusu
tavizler sadece İsrail'i değil Avrupa'yı da
tehdit altına alacaktır" ifadesini kullandı.
İsrail'in Avrupa değerlerinin koruyucusu olduğuna işaret eden Netanyahu,
"İsrail'de hukuk önünde eşitlik vardır ve
tüm azınlıkların hakları korunur. İsrail'de
gerçek manada güçler ayrılığı bulunuyor.
Yargımız bağımsızdır ve bundan dolayı
gurur duyuyoruz. Ayrıca, İsrail Ortadoğu
ve ötesinde hakikaten basın özgürlüğünün bulunduğu tek ülkedir" görüşünü
dile getirdi. Cenevre'de toplanan konferansta ana gündem maddesinin "İsrail'in
savaş suçu" ile yargılanıp yargılanamayacağı olduğunu hatırlatan Netanyahu,
şunları kaydetti:
"Ne büyük komedi. Sorarım size, en
temel düzeydeki Avrupa dürüstlüğü
nerede? Şimdi, biliyorum ki bazı Avrupa
devletleri, Ortadoğu'da olup bitenlerden
dolayı kızgın. Gelin size bir sır vereyim.
Biz, İsrail'dekiler de Ortadoğu'da olup
bitenden dolayı kızgınız. Filistinli komşularımızın İsrail'i Yahudi devleti olarak tanımayı reddederken, bizim onları devlet
olarak tanımamızı istemelerinden dolayı
kızgınız."
Netanyahu, Ortadoğu'daki gelişmelerden dolayı Avrupa'nın, kızgın olduğunu ifade ettiğinde onlara "Aramıza hoş
geldiniz" dediklerini belirterek, "Yine de
kızgınlığın yanlış politikaları akladığını
düşünmüyorum. Hamas'ın terör örgütü
listesinden çıkartılması büyük bir hatadır"
değerlendirmesinde bulundu.
"Barış, ancak Filistinliler içlerindeki
radikallere karşı durursa gelebilir" diyen
Netanyahu, "Avrupa demokrasileri,
Ortadoğu'da sadece bir demokrasiyi
desteklemelidir o da İsrail'dir" ifadesini
kullandı.
İsviçre'nin Cenevre kentinde, Batı
Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs'teki gelişmelerin uluslararası insani hukuk bakımından ele alındığı "Dördüncü Cenevre
Sözleşmesi'ne Taraf Devletler
Konferansı"nda, 10 maddelik bildiri üzerinde anlaşılmıştı. Bildiride, tüm ciddi
boyuttaki şiddet olaylarının araştırılması
ve adalet önüne çıkarılması gerektiği
belirtilmişti.
Ayrıca, Avrupa Adalet Divanı, AB'nin
Hamas'ı terör örgütleri listesinde tutma
kararını iptal etmişti. Merkezi
Lüksemburg'da bulunan AB mahkemesinin kararında, Hamas'ın terör örgütleri
listesine alınma gerekçesinin incelenmiş
ve teyit edilmiş gerçek eylemler yerine,
basın ve internette yer alan iddialara
dayandırılması nedeniyle işlemin hukuka
aykırı olduğu belirtilmişti. Mahkeme ayrıca Hamas'ın terör örgütleri listesinde
bulunmasından kaynaklanan AB'deki
mal varlığının dondurulması gibi yaptırımların üç ay sonra kaldırılmasına hükmetmişti. (AA)
Etiyopyalıların
zorlu yaşamı
ADDİS ABABA - Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da, ülke genelinde
olduğu gibi halkın çoğunluğu, büyüklüğü 5 ila 15 metrekare arasında değişen
evlerde yaşıyor.
İç içe geçmiş dar sokakların bulunduğu başkentteki söz konusu evlerde
birden fazla aile birlikte yaşıyor.
Buralarda yaşayan halk, genellikle
tuvalet ve banyoları müşterek kullanıyor.
Sık sık elektrik kesintilerinin meydana geldiği kentte su ihtiyacı da sokak
aralarındaki çeşmelerden temin ediliyor. Halk gıda ve diğer gereksinimlerini
ise cadde üzerinde bulunan baraka
şeklindeki küçük dükkanlardan sağlamaya çalışıyor.
Çocuklar ise içinde bulundukları
duruma aldırmadan sokak aralarında
oyunlar oynuyor.
Addis Ababa'nın Gola bölgesinde
yaşayan Amela Wırk (55) maddi
durumları kötü olduğu için dört kişilik
ailesiyle bir barakada yaşadıklarını
belirterek, yağmur yağdığında evlerinin
kullanılmaz hale geldiğini, komşularının
yardımıyla yaşamlarını sürdürdüklerini
söyledi.
Aylık 10 dolara kiraladığı tek odalı
evde yaşayan Fikreaddis Maru (23)
mutfak, banyo ve tuvaleti komşularıyla
ortak kullandığını ifade ederek, "Su
ihtiyacımızı evimize çok uzak bölgeden
bidonlarla taşıyarak karşılıyorum.
Gelirim çok düşük olduğu için barakada yaşamak zorundayım" diye konuştu.Ailesiyle barakada yaşayan Hana
Nigus (13) çocuk ise bu ortamda yaşamanın çok zor olduğunu ancak başka
şansları olmadığını dile getiriyor. (AA)
aynı fırsatlara sahip olmaları için
Kolombiya yetkilileriyle bölgede
pilot çalışma başlattı.
TİKA yetkilileri, projeyle çocukların eğitim koşulların iyileştirilmesi, geleceğe yönelik umutların
yeşermesi, yetişen yeni nesille
bölgenin kalkınmasına büyük destek olunmasının hedeflendiğini
kaydetti. TİKA'nın bölgede okullara sağladığı bu projeden büyük
minnettarlık duyan bölge halkı
başta Türk halkına sonra da TİKA
yetkililerine teşekkür etti.
Proje neticesinde okullara sağlanan elektrik sayesinde öğrenciler
aydınlatmanın yanında internet,
müzik ve kültürel faaliyetlerde teknolojik imkanlardan yararlanma fırsatı yakaladı. Bölgedeki çocuklar
sevinçlerini ifade edebilmek için
şarkılar yazarak, yapılan projenin
sürecini konu alan tiyatrolar oynadı ve Türk-Latin dostluğunu simgeleyen resimler çizdi.
- Sadece okul değil, sosyal
tesis
Proje kapsamındaki okullar
sadece eğitim amaçlı değil öğretmenler için lojman, yatılı öğrenciler
için yurt olarak kullanılıyordu.
Bölge halkı hafta içi çocukların
eğitimi için kullanılan bu binaların
akşamları ve hafta sonları bölge
halkının yararlanacağı sosyal merkezler haline getirilmesini talep
etmişti.
Söz konusu projeyle okullara
sağlanan enerji sadece öğrencilerin modern teknolojilerle tanışmalarını sağlamadı aynı zamanda lojman ve derslik amacıyla kullanılan
okullar bölge halkının kullanılabileceği sosyal merkezler haline dönüştürüldü.
- Paneller katırlarla taşındı
Kolombiya dağlarının zorlu yollarında bölgeye taşınan güneş
enerjisi panelleri karanlıkta eğitim
gören öğrenciler tarafından sevinçle karşılandı.
Ekipman ve malzemeler, okulların bazılarına Caqueta bölgesinin
başkenti Florencia’dan 10 günlük
nehir yolculuğuyla bazıları da 10
saatlik kamyon yolculuğu sonrası
katırlarla sağlanabildi. Bölgenin
sürekli yağış alması nedeniyle kara
ulaşımında da sorunlar yaşandı.
Teknik ekip Villa Del Rio okuluna
ulaşmaya çalışırken çamura saplanan kamyonlarında 5 gün toprağın
kurumasını bekledi. (AA)
ANKARA - Türk İşbirliği ve
Koordinasyon Ajansı Başkanlığı
(TİKA) dünyada yürüttüğü dev projelere bir yenisini daha ekleyerek
Latin Amerika ülkesi
Kolombiya'nın And Dağları'na sırtını dayayan Caqueta bölgesindeki
okullara çevre dostu son teknolojiyle elektrik götürdü.
TİKA'dan alınan bilgiye göre,
karanlık dersliklerde eğitimin sürdürüldüğü Kolombiya'nın Caqueta
bölgesinde en önemli ihtiyaç olan
altyapı hizmetlerine hız verildi ve
TİKA tarafından "Fotovoltaik
Alternatif Enerji Sistemleri
Kurularak Okullara Elektrik
Sağlanması ve Eğitim
Standartlarının Yükseltilmesi
Projesi" hayata geçirildi.
Türkiye'nin Bogota
Büyükelçiliği işbirliğinde bu yıl
temmuz ayında başlatılan proje,
Kasım 2014'te Caqueta Valiliğine
teslim edilerek bölge halkının hizmetine sunuldu.
İlk aşamada bölgenin iki kasabasında dört okulun elektriğe
kavuşması amacıyla pilot projeyi
hayata geçiren TİKA, çocukların
günümüz teknolojisi standartlarında gerekli eğitim altyapısına
kavuşmalarını sağladı.
- Latin Amerika'da örnek proje
TİKA'nın dünyanın diğer bölgelerindeki tecrübeleriyle planlanan
ve hayata geçirilen proje, sadece
Kolombiya’da değil aynı şartlardaki diğer Latin Amerika ülkelerinde
de örnek gösterildi.
En önemli yenilenebilir enerji
kaynaklarından biri olan güneş
enerjisi kullanılan proje, altyapı
hizmetlerinin ulaştırılması mümkün
olmayan Latin Amerika'nın dağlık
ve ormanlık arazilerinde bulunan
köy ve kasabaları için umut oldu.
Türkiye'den yaklaşık 11 bin
kilometre uzaklıkta bulunan Puerto
Rico ve Solano kasabaları Latin
Amerika'nın simgelerinden And
Dağları'nın havzasında bulunuyor
ve bu dağların sularıyla beslenen
bölge büyük ekonomik sorunlar
yaşıyor. Ekonomik verilere göre,
burası Kolombiya’nın en çok yardıma muhtaç olan bölgesi.
- Kolombiyalı miniklere eşit fırsat
Kolombiya'nın dağlık bölgelerinde karşılaşılan olumsuzluklardan en çok çocuklar etkileniyor.
Dış dünyadan tecrit edilmiş
durumda hayata gözlerini açan
çocuklar bölgeye gelen turistler ve
yetkililer sayesinde dış dünyadan
haberdar olabiliyor. TİKA da bu
çerçevede yaşıtlarından farklı şartlarda hayata başlayan bu çocukların geleceklerine ışık tutmak ve
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
12
haber
23 Aralık 2014 Salı
Türkiye’yi dünya markası
yapacak fabrikanın temeli
BUGÜN ATILIYOR
ANKARA- SELMA
KASAP- ASELSAN ve
Bilkent Üniversitesi ortaklığında kurulan savunma, uzay,
haberleşme ve enerji sektörleri için bir saç telinden daha
ince ve dayanıklı
malzemelerin üretileceği
Türkiye'nin ilk çip fabrikası 23
Aralık 2014 bugün, düzenlenecek törenle atılacak.
"AB-MikroNano" şirketin
temiz odaları ve ilk kez
denenecek teknolojilerle inşa
edilecek binasının temeli,
Bilkent yerleşkesinde yer alan
Bilkent Cyberpark Teknokent
bölgesinde Milli Savunma
Bakanı İsmet Yılmaz'ın
katılımıyla düzenlenecek törenle atılması planlanıyor.
Türkiye, bu tesiste üretilecek GaN temelli
çipler sayesinde savunma radarı, elektrikli araba,
yüksek hızlı tren ve 4G/5G cep telefonu sistemleri gibi stratejik teknolojiler üretebilen dünyanın
4. ülkesi konumuna yükselecek.
Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma
Merkezi (NANOTAM) Başkanı ve AB-MikroNano
şirketinin Genel Müdürü Prof. Dr. Ekmel Özbay,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, ASELSAN ve
NANOTAM'ın uzun yıllardır nano ve mikro
teknolojiler üzerine ortak pek çok teknoloji
geliştirdiğini anlattı.
Üretilen çiplerden elde edilen sonuçların,
hedeflenen performansların çok üzerinde çıkması
sonucunda ASELSAN ve BİLKENT yönetimlerinin
bu konuda ortak şirket kurma kararı aldığını dile
getiren Özbay, şirketin üretime geçmesiyle
Türkiye'nin bu alanda ticari nano mikro çip üretimini yapabilen dünyadaki 4. ülke konumuna yükseleceğini bildirdi.
Şirketin 30 milyon dolarlık bir yatırımla kurulduğunu aktaran Özbay, "Şirketimiz üniversitesanayi işbirliği açısından Türkiye'ye örnek olacak.
Türkiye'de ilk kez bir üniversite elini taşın altına
koyuyor ve üniversitede geliştirilen teknolojinin
ticarileşmesi için sanayi ile beraber bu tür bir
işbirliğine giriyor. 'Spin-off' olarak adlandırılan ve
ABD'de sayıları onbinleri bulan bu tür yüksek
CHP'nin üye sayısı
1 milyon 95 bin 480
En fazla üye, 226 bin 908 ile
İstanbul'da yer alıyor, Siirt
Tillo'da 1, Hakkari Çukurca'da
6, Sivas Doğanşar'da ise 8 üye
bulunuyor.
ANKARA (AA) - MEHMET TOSUN - CHP'nin
üye sayısı 1 milyon 95 bin 480'e yükseldi.
CHP Merkez Yönetim Kurulu raporunda, Genel
Sekreterliğin çalışmalarına yer verildi.
Buna göre, 17 Aralık 2014 itibarıyla, parti
kütüğünde kayıtlı asıl üye sayısı 1 milyon 95 bin
480'e yükseldi.
Kayıtlı üyelerin, 332 bin 332'si kadınlardan, 130
bin 270'i ise 1984 doğumlu olanlar temel alınmak
kaydıyla gençlerden oluştu.
Raporda il bazında üye sayılarına da yer verildi.
Buna göre, CHP'nin en fazla üyesi 226 bin 908 ile
İstanbul'da bulunuyor. Bunu 129 bin 742 ile İzmir,
72 bin 307 ile Ankara, 39 bin 232 ile Mersin takip
ediyor.
CHP'nin en az üyesinin bulunduğu il ise 421
üye ile Hakkari oldu. Raporda, parti kütüğündeki
47 ilçenin üye sayısının ise 1 ile 49 arasında
olduğu belirtildi. Listeye göre, CHP'nin, Siirt
Tillo'da 1, Hakkari Çukurca'da 6, Sivas
Doğanşar'da 8 üyesi bulunuyor.
Asıl üyelerden fotoğrafları uygun olan 994 bin
531 kişiye kimlik kartı düzenlendi.
Parti kütüğünde kayıtlı üyelerle ilgili 24 Ekim
2014'te Parti Meclisi toplantısına verilen raporda,
üye sayısı 1 milyon 73 bin 816 gösterilmişti. Bu
üyelerden, 323 bin 179'unu kadınlar, 124 bin
407'sini ise gençler oluşturuyordu.
ONLİNE ÜYELİĞİ 16 BİN BAŞVURU
Partinin, 1 Ağustos 2014'ten itibaren
"www.chp.org.tr" adresinden online üyelik başvurusu aldığı hatırlatılan raporda, 17 Aralık 2014
itibariyle 16 bin 81 kişinin elektronik yolla üyeliğe
başvuruda bulunduğu belirtildi. Başvuranlardan 2
bin 435'inin üyeliklerinin kabul edilerek il ve ilçe
başkanlıklarına bildirildiği ifade edilen raporda, 6
bin 212 kişinin üyelik işlemlerinin devam ettiği
kaydedildi.
Üyelik başvurusu sırasında aidatını ödemeyen,
resmi uygun olmayan, gönderilen dosyayı almayan
veya üyelik başvurusundan vazgeçen 7 bin 434
kişiyle ilgili herhangi bir işlem yapılmadığı bildirilen
raporda, genel merkez parti kütüğünün güncellenmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sicil
bürosunda tutulan parti kayıtları ile uyumlu olması
çalışmalarının büyük önem taşıdığı belirtildi.
Bu amaçla, il ve ilçe başkanlıkları ile yapılan
yazışmalar sonucu, yeni üye, istifa, vefat, disiplin,
nakil ve üye kimlik kartlarının yapımının, düzenli
olarak devam ettiği ifade edilen raporda, bunların
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirileceği
kaydedildi.
Türkiye'yi "nano çağa"
taşıyacak "çip fabrikası"
kuruluyor. ASELSAN ve
Bilkent Üniversitesinin
ortaklığında kurulan
savunma, uzay, haberleşme ve enerji sektörleri
için bir saç telinden daha
ince ve dayanıklı
malzemelerin üretileceği
Türkiye'nin ilk çip fabrikasının temeli salı günü
törenle atılacak.
teknoloji şirketleri Türkiye'nin kalkınması ve ferahı açısından çok önem
taşıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Laboratuvar ortamında
geliştirdikleri teknolojilerin, bir fabrikada ürün olarak ortaya çıkmasının
bir zamanlar ancak hayal
edilebildiğini, ancak bu hayallerinin
gerçeğe dönüştüğünü ifade eden
Özbay, "Hep konuşuyorduk şimdiye
kadar: 'Yaptığımız işler, ticari ürüne
dönüşecek, Türkiye zenginleşecek'
diyorduk, ama bir türlü olmuyordu.
Şu an bunu oldurmuş durumdayız.
2014 Kasım ayında ASELSAN ve
Bilkent Üniversitesinin yüzde 50yüzde 50 ortaklığıyla kurulan şirketin, üretim tesisinin temelini
atıyoruz. Türkiye'nin ticari anlamda ilk çip üreten
şirketi olacağız" dedi.
Savunma, uzay, havacılık ve enerji sektörlerinin gelişebilmesi için mikro nano çiplerin
stratejik önemine işaret eden Özbay, "Türkiye'nin
satın aldığı, bazen istese bile temin edemediği
çiplerin çok daha gelişmişlerini bu tesiste
yapacağız. Böylece artık Türkiye de katma değeri
yüksek teknolojik ürünler geliştirebilir bir ülke
konumuna yükselecek. Şirket tarafından üretilecek nanoteknoloji temelli ürünler ihraç da edilecek. Teknolojisine kendimiz geliştirdiğimiz için
yüksek katma değerli ürünleri üreteceğiz. Yani
Türkiye bir koyup 10 kazanacağı bir sektöre
giriyor" ifadesini kullandı. (AA)
İsrail; öldürüyor
yakıyor, yıkıyor
İsrail'in ülkenin
güneyindeki Necef bölgesinde bu yıl içinde
Filistinlilere ait yaklaşık
bin evi yıktığı belirtildi.
Raid Salah'ın liderliğini yaptığı 1948 Filistin
İslami Hareketi'nin Necef
sorumlusu Usame elAkibi, "İsrail güçleri,
2014 yılı içinde Arapları
topraklarından tehcir
etmek (göç ettirmek)
amacıyla Necef'te yaklaşık bin Filistinlinin evini
yıktı" dedi.
İsrail'in izlediği bu
siyasetin, "Filistin topraklarını talan etmeyi ve
oradaki Filistin varlığını
ortadan kaldırmayı" hedeflediğini kaydeden Akibi, "Necef'te yaşayan Filistin halkı,
işgalcinin yerleşim birimleri inşa etmek
amacıyla topraklarına el koyamaması için
direnişini sürdürecek" ifadesini kullandı.
İsrail askerleri, Filistinlilere ait evlere
İsmail KARA
[email protected]
ANADOLU’DA ÇOK ŞAİR VAR
Türkiye’de tanınmış pek çok şair var. Bunlar
yazdıkları şiirlere göre toplumun belli kesimlerinde sevilmişlerdir.
Yanlış anlaşılmasın, şunu belirtmek istiyorum; bazıları Türk Halk şiirini sever ve o tür
şiirleri okur, halk şiiri ve hece ölçülü şiirleri
tercih ederler.
Bazı şiir severler halâ eski tarz şiirleri
beğenirler. Yani aruzla yazılanları okurlar.
Bazıları ise serbest şiirden hoşlanırlar.
Bana kalırsa en çok okunan şiirler
günümüzde de “Türk Halk Şiiri” tarzında
yazılanlardır. Çünkü, o tarz şiirler müziğimize
de genelde kaynak olurlar.
Anadolu’da çok güzel hece ölçüsü ile şiir
yazanlar olmuştur ve halâ da vardır. Fakat
bunların çoğundan insanların haberi olmaz.
Nedeni, şiirlerinin her hangi bir yerde yayınlanmaması, kendi kayıtlarında kalmasıdır.
Ben bunu çok duydum.
Birkaç radyoda uzun süreli radyo programları yapmıştım. O sıralarda bir gün tıraş
olurken, şiirden söz açıldı. Berberin yanındaki
yardımcısı,
“Benim babam da şair ama tanıyan yok”
dedi ve babasının bir şiirini çıkarıp okudu.
Şaşırdım kaldım. Olağanüstü idi. Ona
ulaşarak, programıma davet ettim. Parmak
ısırtan şiirlerini zevkle dinledik. Harika bir
program oldu.
İnanıyorum ki, Anadolu’da böyle yüzlerce
şair ve gün yüzüne çıkmamış nice şiirler
vardır. Onların pek çoğu da sahibiyle birlikte
kaybolup gider. Bazıları ise, beklenmedik anda
kardelen gibi çıkıverir ortaya…
Müzik dünyasında çok gördük; hiç şiire benzemeyen sözüm ona şiirler bestelenmiş, bir
kısım kişiler haksız yere ünlenmişlerdir.
Zoraki dayatmalarla meydana getirilen böylesi
eserler, tabiî tez zamanda mum gibi sönüp yok
olurlar.
Yıllar önce, bir gün tanıdık bir aileye misafir
olarak gittik. Bakkallık yapan ev sahibi bize
bir kaval çaldı ki, deme gitsin. Başlı başına bir
resitaldi sanki… Ben, daha sonra onunla
görüşerek; yaptığı o harika müziği neden
kayda almadım diye halâ dövünür dururum.
Adam haliyle yaşlıydı ve de çoktan vefat
etmişti böyle düşündüğüm zamanda…
Gerçek değerleri araştırmak, bulmak ve gün
ışığına kavuşturmak için ciddi ve samimî
araştırmacılar olmalı.
Sanatın ve sanatkârın elinden tutulmalı.
Bazı ülkelerde sanatçıya bir hayli destek
verilmekte, aylık dahi bağlanmaktadır.
15 milyonun
zam sevinci
zaman zaman baskınlar düzenleyerek,
"ruhsatsız olduğu" gerekçesiyle buldozerlerle yıkıyor. Söz konusu uygulamanın
hiçbir hukuki dayanağı olmadığını vurgulayan Filistinliler, bunun "İsrail'in yıldırma
politikalarının parçası olduğunu" ifade
ediyor.
Ankara’da buzlanma
yüzünden kazalar oldu
ANKARA- Başkent Ankara'nın birçok
yerinde gizli buzlanma sebebiyle maddi
hasarlı ve yaralamalı trafik kazaları
yaşandı.
Anadolu Bulvarı’nda Ostim istikametine askeri servis araçlarının da karıştığı
zincirleme trafik kazası yaşandı. Kaza
sonrası yol trafiğe kapandı. Kazada
yaralananlar ambulanslarla hastaneye
kaldırıldı. Ambulansların kaza yerine gelişlerinde ve kaza yerinden ayrılışlarda zorluk yaşadıkları görüldü. Araçlar saatler
süren çalışmanın ardından çekicilerle
kaldırıldı. Yolun kapanması nedeniyle bazı
KARA’CA
araçlar geri dönüp ters istikamette ilerlemek isteyince trafik felç oldu. Bazı
araçlar ise bağlantı yolundan tersten ilerleyip Ankara Bulvarı’na inmeye çalıştı.
Gizli buzlanma nedeniyle sabah saatlerinde 100’ü aşkın trafik kazasının
gerçekleştiği ifade ediliyor. Keçiören’de
yaklaşık 20 aracın karıştığı zincirleme
kaza, Ankara Bulvarı TİGEM kavşağında
yaklaşık 15 aracın karıştığı zincirleme
kaza, Şaşmaz köprüsüne yakın yerde 12
aracın karıştığı zincirleme kaza, Ümitköy
köprüsünde 4 aracın karıştığı kaza yine
Eskişehir Yolu Gordion AVM önünde çok
sayıda aracın karıştığı yaralamalı kaza,
Doğukent Caddesi’nde 2 aracın karıştığı
maddi hasarlı kazalar oluştu. Polis ekipleri
tuzlama araçları ve ambulanslar kaza yerlerine ulaşmakta güçlük çekti.
TUZLAMA ARACI DA KAZA YAPTI
Büyükşehir Belediyesi'ne ait tuzlama
aracı orta refüjdeki aydınlatma direğine
çarptı. Kaza sonucu direk devrilirken
tuzlama aracında uzak çaplı hasar oluştu.
Konya yolunda ise buzlanma nedeniyle
araçların ağır ağır ilerledikleri görüldü.
15 milyon çalışanın Ocak ayında birçok kesim
zam alacak. Alamayanlar üzülmesin. Yeni asgari
ücret ile kayıtlı olarak çalışan herkesin maaşında
artış olacak... İşte bunun sebebi.
Her yıl Ocak ayı milyonlarca çalışan için zam ayı
olarak da biliniyor. Takvim gazetesindeki habere
göre, memurlar ve emekliler bu ayda ilk 6 aylık
zamlarını alıyor. Özel sektör çalışanlarının birçoğu
da Ocak'ta ücretlerinde artış yaşıyor. İster zam
yapılsın ister yapılmasın yaklaşık 15 milyon kayıtlı
çalışanın maaşında Ocak ayında artışa sebep olacak sistem ise Asgari Geçim İndirimi (AGİ). Her yıl
Aralık ayında belirlenen asgari ücretteki artışla
tespit edilen Asgari Geçim İndirimi çalışanların her
ay ücretlerine ilave olarak veriliyor. AGİ, çalışanın
bekar olup olmamasına ve çocuk sayısına göre
değişiyor. Çocuk sayısı arttıkça ödenecek miktar
da yükseliyor. Yine evliler için eşin çalışıp çalışmadığı da ödenecek miktarı etkiliyor. Yapılan
hesaplamalarda AGİ 2014 yılı için en yüksek aylık
136 lira 55 kuruş olarak hesaplandı. Bu miktar
2015 yılı asgari ücreti belirlendiğinde artacak. AGİ
ödemesi çalışanlardan kesilen verginin bir miktarının devlet tarafından alınmaması anlamına
geliyor. Asgari Geçim İndirimi'nden ücretli olarak
çalışan herkes faydalanıyor. Emekli olduktan sonra
çalışmaya başlayanlar da bu ödemeleri alabiliyor.
HESAP FORMÜLÜ
Asgari geçim indirimi; ücretin elde edildiği
takvim yılı başında geçerli olan asgari ücretin yıllık
brüt tutarına; mükellefin kendisi için yüzde 50'si,
çalışmayan ve geliri olmayan eşi için yüzde 10'u,
çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere ilk iki
çocuk için yüzde 7.5'i, diğer çocuklar için yüzde 5'i
olmak üzere hesaplanıyor.
ŞİKAYET EDİN
İşletmeler Asgari Geçim İndirimi'ni ödemezlerse
suç işlemiş oluyor. Bu yüzden bordrolarınızda bu
ödemenin yapılmadığını görürseniz, hemen en
yakın vergi dairesine giderek bildirimde bulunabilirsiniz. Yetkililer hemen duruma el koyacak ve iş
yerine idari ve adli soruşturma başlayacaktır. Ağır
cezalar ile karşılaşmamak için işverenlerin bu ödemeyi yapması gerekiyor.
TURİZM
23 Aralık 2014 Salı
13
Türkiye'nin önemli kayak merkezleri arasında yer alan Erzurum'daki Palandöken ve Konaklı ile
Kars'ın Sarıkamış ilçesindeki Cıbıltepe'de, hafta sonunu fırsat bilen vatandaşlar pistleri doldurdu.
Turizmcilerin
yüzünü “yılbaşı”
güldürdü
ISSN 1308-7622
ERZURUM (AA) - AYŞE YILDIZ - Türkiye'nin
önemli kayak merkezleri arasında yer alan
Palandöken'deki otellerde yılbaşına sayılı günler
kala doluluk oranı yüzde 100'e ulaştı.
Palandöken'de, kar kalınlığı istenilen seviyeye
ulaşmasına rağmen her ihtimali göz önünde
bulunduran işletme sahipleri, pistlerde suni karlama da yaparak yılbaşı hazırlıklarını sürdürüyor.
Otellerinde ağırlayacakları misafirlere en iyi
hizmeti sunmayı amaçlayan turizmciler, özellikle
yılbaşı gecesi bir sorun yaşanmaması için hummalı çalışma yapıyor.
Palandöken'de faaliyet gösteren otellerde ise
doluluk, başta Rusya, Polonya, Ukrayna,
Gürcistan, İran olmak üzere farklı ülkelerden
yapılan rezervasyonlarla yüzde 100'e ulaştı.
Palandöken'i tercih eden turistler, kayağın
yanı sıra kentte kar-raf, buz tırmanma, buz
pateni, buz hokeyi ve curling gibi kış sporlarını da
yapma imkanı buluyor.
Kayak merkezinde faaliyet gösteren bir otelin
genel müdürü Altuğ Kargı, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, 4 Aralık'tan itibaren kayak sezonunu
açtıklarını belirterek, son üç yıldır Türkiye'nin
kayak sezonunu en erken açan bölgesinin
Erzurum olduğunu söyledi.
Palandöken'deki pistlerin yüzde 80'inin suni
karlama sistemleri sayesinde karlandırılabildiğini
anlatan Kargı, aydınlatılan pistler sayesinde saat
08.00'den 20.00'ye kadar kesintisiz kayak yapılabildiğini ifade etti.
Kargı, Erzurum'da kayağın yanı sıra kış
sporları merkezi olma yolunda da büyük adımlar
atıldığına dikkati çekerek, "Misafirlerimize her
türlü kış sporu imkanı sağlıyoruz" ifadesini kullandı. Rusya, Polonya, Gürcistan, Azerbaycan
başta olmak üzere birçok ülkeden yılbaşı için
yoğun talep olduğunu vurgulayan Kargı, şöyle
konuştu: "Yılbaşı için 26 Aralık sonrasında
Palandöken'e yoğun yabancı akını başlayacak.
Bu yıl da bereketli bir yılbaşı geçireceğiz. Oteller
olarak bütün hazırlıklarımızı tamamladık.
Palandöken'deki otellerin tamamında doluluk
oranları yüzde 100 olacak. Son misafirleri kabul
ediyoruz. Yılbaşında sanatçılar yer alacak, karda
birtakım aktivitelerimiz olacak. Dilek fenerleri
uçuracağız, meşaleli kayak gösterisi olacak.
Etkinlikler saat 04.00'e kadar devam edecek."
Bölgedeki bir başka otelin genel müdürü
Mehmet Varol da valiliğin ve büyükşehir
belediyesinin desteğiyle suni karlama için göleti
doldurduklarını ve kar sıkıntısı yaşamadıklarını
söyledi. Yılbaşı için yoğun bir çalışma yaptıklarını
anlatan Varol, "Yılbaşı için oda satışımızı tamamen kapattık. Ocak ayı içerisinde de sadece 3-4
gün satışa açık olacak. Şubat ayında da 11-14
tarihleri satışa kapandı. Bu sene bilhassa
Palandöken'e çok büyük bir talep var. Yılbaşında
tamamen doluyuz. İran'dan, kriz olmasına rağmen Rusya ve Ukrayna'dan talepler var.
Buralardan büyük gruplar geliyor.” (AA)
Yıl: 44
Sayı: 15053
23 Aralık 2014
Salı
ERZURUM - KARS Bölgede aralıklarla etkili olan
kar yağışının ardından ve suni
karlamayla kar kalınlıkları istenilen seviyeye ulaşan
Palandöken ve Konaklı kayak
merkezlerinde yerli ve yabancı
turistler kayak yapmanın keyfini
yaşıyor.
Palandöken'de havanın sisli
olmasına rağmen kayak ve
snowboard yapan, kızakla
kayan tatilciler, otel işletmeleri
tarafından düzenlenen eğlence
programlarına da katılarak,
güzel vakit geçirmeye çalışıyor.
Kayakseverlerden Şeyma
Açıkevren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karaman'dan
kayak için geldiğini vurgulayarak, ilk defa kayak yaptığı için
heyecanlı olduğunu söyledi.
Kayak yapmanın zevkli
olduğunu belirten Açıkevren,
"Ben bugüne kadar kayak yapmadığıma pişman oldum. Çok
eğlenceli. Suni karlama yapılmış
ve güzel kayılıyor. Ben kendi
kendime kayak yapmasını
öğrendim, herkese tavsiye
ederim kayağı" ifadesini kullandı.
Adana'dan gelen Emine
Ekmen de ilk kez kayak yaptığını dile getirerek, "Kayak yapmak çok zor. Sabahtan bu yana
düşüyorum. Genelde düşmek
nasıl onu öğreniyorum. Çok
düşüyorum, ayakta durduğumuz söylenemez ama çok zevkli, vazgeçemiyorum. Kararlıyım,
öğreneceğim" dedi.
Kayak merkezinde faaliyet
gösteren bir otelin genel
müdürü Mehmet Varol, otel
olarak kar festivali düzenlediklerini ve bu kapsamda yarışmalar, eğlence programları
organize ettiklerini ifade etti.
Festivalin herkese açık
olduğunu anlatan Varol, "2 bin
500 kişilik kalabalık var. Festival
iki gün sürecek. Sanatçılar konserler veriyor. Biz farklı alanlarda yarışmalar düzenliyoruz.
Festivale katılanlar aynı zaman
da kayak yapma imkanı da
buluyor" şeklinde konuştu.
Bölgedeki bir başka otelin
genel müdürü Altuğ Kargı da
Palandöken'de 4 Aralık'tan bu
yana kayak keyfinin devam
ettiğini belirterek, Türkiye'nin en
erken kayak sezonunu açan
bölge özelliğini taşıdıklarını
söyledi.
Suni karlama sistemleri
sayesinde karın az olduğu
dönemlerde bile sezonun
devam ettiğini ifade eden Kargı,
müşterilere gece kayağı imkanı
da sağladıklarını vurguladı.
Kış turizmi açısından
Türkiye'nin önemli kayak
merkezleri arasında yer alan ve
kar kalınlığı 40 santimetreye
ulaşan Kars'ın Sarıkamış
ilçesindeki Cıbıltepe'de de
hafta sonu yoğunluğu yaşanıyor.
Kristal kar kalitesiyle
sarıçam ormanları arasında
uzun kayak pistleriyle kayak
tutkunlarının gözdesi haline
gelen Cıbıltepe'de, Türkiye'nin
farklı illerinden gelen vatan-
daşlar, kayak ve snowboard
yaptı, kızak kaydı.
Vali Günay Özdemir, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Sarıkamış'ın hem inanç hem de
kış turizminde önemli altyapı
çalışmalarıyla büyük mesafe
aldığını ifade ederek,
Cıbıltepe'nin doğal karı ve
kayak pistleriyle ülkenin güzel
kayak merkezlerinden birisi
haline geldiğini kaydetti.
Türkiye'deki hava şartlarına
rağmen Sarıkamış'ta pistlerde
Turizm merkezlerinde yılbaşı mesaisi
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
İmaj İç ve Dış Tic. A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Ayşegül BALDEMİR
İstihbarat Şefleri
Şenol GÜNÜÇ - Kenan ERGEN
Görsel Yönetmen
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörleri
Hakkı Murat SÖBÜTAY - Emine ÖZCAN
İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
İsmail YILDIZ, Mihriban DEMİREL, Ayşenur GÜRER, Tülay CANPOLAT,
Gazi BOZKURT, Burcu KERİM, Betül SÜSLEN
İdari Merkez
Macun Mah. 195. Cadde No: 2 Yenimahalle/ANKARA
Yazı İşleri Tel: 397 91 40 (PBX) Fax: 397 41 54
[email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
İstanbul Temsilciliği
Ankara Temsilciliği
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu Cad.
Rüzgarlı Cd. Plevne Sk. No: 14
No: 2 K.1 Sefaköy/Küçükçekmece/İSTANBUL
Ulus/ANKARA
Tel: (0212) 540 40 45
Tel: (0312) 310 35 53
Dağıtım: TURKUVAZ DAĞITIM SAN. VE TİC. A.Ş.
Yayın Türü: Yaygın Süreli (Pazar hariç)
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
MUĞLA- Yılbaşı tatili dolayısıyla yerli
turist yoğunluğu yaşanması beklenen
Muğla ve ilçelerindeki turistik bölgelerdeki otellerde hazırlıklar devam ediyor.
Güney Ege'nin ünlü turizm merkezleri
Marmaris, Bodrum ve Fethiye'nin bu yıl
da çok sayıda yerli turisti ağırlaması bekleniyor. Yaz sezonunun sona ermesiyle
birçok otel ve turistik tesisin kapanarak
tadilat çalışmalarına başlandığı bugünlerde kış döneminde de açık olan
otellerde yılbaşı için hazırlıklar devam
ediyor.
Türkiye Seyehat Acenteleri Birliği
(TÜRSAB) Marmaris Bölgesel Yürütme
Kurulu (BYK) Başkanı İsmail Özbozdağ ,
AA muhabirine, Marmaris'te yaz ve kış
aylarında açık olan 5 otelin yılbaşı için
hazırlıklarını tamamladığını söyledi.
Yılbaşı için yapılan rezervasyonlarla
otellerde doluluk oranının yüzde 40
civarında olduğunu bildiren Özbozdağ,
"Önümüzdeki hafta içerisinde rezervasyonların dolacağını tahmin ediyoruz.
Geçen yıla göre talep daha fazla. Yerli
turistin yanı sıra her yıl gelen yabancı
misafirlerimiz de yılbaşı için rezervasyon
yaptırdı. Ayrıca ilçedeki birçok eğlence
merkezi de program hazırlıyor" dedi.
KAYIP
Başbakanlık Basın Yayın
Enformasyon Genel Müdürlüğü’nden
aldığım Sarı Basın Kartımı Kaybettim.
Hükümsüzdür.
Gözde KİŞİN
altyapının hazır durumda
olduğunu vurgulayan Özdemir,
"Sarıkamış'ı bereketli eğlenceli
bir yıl bekliyor" diye konuştu.
Kayak için İzmir'den gelen
Özge Önder ise Cıbıltepe'nin
doğa güzelliği ve kayak pistleriyle büyülediğini belirtti.
Cıbıltepe Kayak Merkezi'nde
toplam uzunlukları 25 kilometreyi bulan 8 slalom, bir snowboard pisti ve saatte bin 200
kişi kapasiteli 4 telesiyej hizmet
veriyor. (AA)
Akigo'da "duraklama" devri
23 Aralık 2014 Salı
İZMİR- Spor Toto Süper
Lig'de deplasmanda
Beşiktaş'a 3-1 mağlup olan
Akhisar Belediyespor, ligde 8
haftada galip gelemedi.
Ligde 6. haftada
Kasımpaşa'yı 2-0 mağlup
ettikten sonra istediği sonuçları alamayan Ege temsilcisi,
Beşiktaş yenilgisiyle galibiyet
özlemini 8 maça çıkardı.
Süper Lig'de 3. sezonun
geçiren Akhisar
İSTANBUL - Vodafone
Arena'daki inşaat çalışmaları
nedeniyle bu sezon maçlarını
farklı statlarda oynamak zorunda
kalan Beşiktaş'a Başakşehir
Fatih Terim Stadı uğurlu geldi.
Bu sezon Spor Toto Spor
Lig'de 3 maçını Başakşehir'de
oynayan siyah-beyazlılar, bu karşılaşmaların tamamını kazandı.
İlk olarak İstanbul Başakşehir'in
evsahipliğinde ligin 9. haftasında
Başakşehir Fatih Terim Stadı'na
çıkan "Kara Kartallar", sahadan
2-1 galip ayrıldı.
Sonraki hafta aynı statta
evsahibi olarak Kasımpaşa'yı
konuk eden Beşiktaş, bu kez 20'lık skorla 3 puanı hanesine
yazdırdı. Siyah-beyazlılar, bu
galibiyetin ardından averajla
liderlik koltuğuna yükseldi.
"Kara Kartallar", son olarak
14. haftada Başakşehir'de konuk
ettiği Akhisar Belediyespor'u 31'le geçerek, liderliğini sürdürdü.
Başakşehir Fatih Terim
Belediyespor, 2012-2013
sezonunda iki kez 7'şer maç
üst üste galip gelememişti.
Ege temsilcisi ilk olarak
2-8. haftalar arasında oynadığı 7 maçta 4 beraberlik ve
3 mağlubiyet, yağışlı hava
nedeniyle daha sonra oynanan Antalyaspor maçı hariç
10-17. haftalarda ise 7
müsabakada 2 beraberlik ve
5 yenilgi almıştı.
(AA)
Roberto Carlos'un
Sivasspor macerası
567 gün sürdü
Stadı'nda oynadığı 3 maçta rakip
fileleri 7 kez havalandıran
Beşiktaş, kalesinde sadece 2 gol
gördü.
Beşiktaş, İstanbul'da evsahipliği yaptığı Atatürk Olimpiyat
Stadı'nda ise bu sezon ligde
galibiyet yüzü göremedi.
Bu statta da 3 lig maçına
çıkan siyah-beyazlılar, 2 beraberlik alıp, 1 kez mağlup oldu ve
toplam 7 puan yitirdi. Atatürk
Olimpiyat Stadı'nda Çaykur
Rizespor ve Eskişehirspor ile 1-1
berabere kalan "Kara Kartallar",
Fenerbahçe'ye ise 2-0 yenildi.
Atatürk Olimpiyat Stadı'nda
bu sezon sadece Avrupa kupalarında başarılı sonuçlar alan
siyah-beyazlılar, Ziraat Türkiye
Kupası'nda da Çaykur
Rizespor'a 1-0 mağlup oldu
Beşiktaş, evsahibi olarak
Ankara'da oynadığı Sivasspor
maçını 3-2, Konya'da oynadığı
Trabzonspor karşılaşmasını ise
3-0 kazandı. (AA)
SİVAS - Sivasspor ile yolları ayrılan
Brezilyalı teknik adam Roberto Carlos'un ilk
teknik direktörlük deneyimi, 567 gün sürdü.
Brezilya Milli Takımı'nın ve İspanyol ekibi
Real Madrid'in efsane isimlerinden biri olarak
futbol kariyerini tamamladıktan sonra 3 Haziran
2013'te Sivas 4 Eylül Stadı'nda düzenlenen
görkemli imza töreniyle Sivasspor'da göreve
başlayan Carlos, kırmızı-beyazlı ekipteki görevinden bugün ayrıldı.
İlk teknik direktörlük deneyimi 567 gün
süren Carlos'un Sivasspor'daki ilk sezonu
başarılı geçti. Carloslu Sivasspor, geçen sezon
34'ü ligde, 10'u Ziraat Türkiye Kupası'nda
olmak üzere 44 maçın 21'inden galibiyetle,
18'inden mağlubiyetle, 5'inden beraberlikle
ayrıldı. Bu maçlarda rakip fileleri 75 kez havalandıran Sivasspor, kalesinde ise 66 gol gördü.
Teknik direktörlükteki ilk yılında başarılı bir
grafik çizen Carlos, Sivasspor'un ligi 53 puanla
5. sırada tamamlayarak UEFA Avrupa Ligi'ne
gitmesini sağladı ancak kırmızı-beyazlılar, "futbolda şike davası" nedeniyle Avrupa kupalarına katılamadı. Carlos yönetimindeki
Sivasspor'un, Avrupa kupalarına katılma hedefiyle başladığı bu sezon ise işler bir türlü iyi gitmedi. Sakatlıklar ve cezalı oyuncular nedeniyle
kadro kurmakta sıkıntı yaşayan ve bunu her
ortamda dile getiren Carlos, takımının üst üste
aldığı mağlubiyetlere engel olamadı. Ligde
geride kalan 14 haftada sadece 2 maç kazanan Carloslu Sivasspor, topladığı 10 puanla
17'nci sırada kaldı. (AA)
“CİM BOM”da goller yerlilerden...
Spor Toto Süper Lig'de Mersin İdmanyurdu'nu 3-2 yenerek maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturan Galatasaray'da bu sezon Türk futbolcular gol yollarında etkili bir performans sergiliyor.
İSTANBUL - Sarı-kırmızılı takımın bu sezon Spor Toto Süper Lig,
UEFA Şampiyonlar Ligi ve Ziraat
Türkiye Kupası'nda oynadığı 22
resmi maçta attığı gollerin çok
büyük bölümünü yerli futbolcular
kaydetti.
Mersin İdmanyurdu ile yapılan
karşılaşmada Güven Varol'un kendi
kalesine attığı gol dışında, sarı-kırmızılı takımda toplam 13 futbolcu
resmi maçlarda 39 kez fileleri
havalandırdı. Bu gollerin 29'una
Türk, 10'una ise yabancı futbolcular imza attı.
Türk futbolcular, Süper Lig'de
17, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 3
ve Ziraat Türkiye Kupası'nda ise 9
kez fileleri havalandırdı.
Galatasaray'ın bu sezon gol
yollarındaki en etkili isimleri Burak
Yılmaz ve Umut Bulut oldu.
Teknik direktörlüğe Hamza
Hamzaoğlu'nun getirilmesiyle forvette birlikte oynamaya başlayan
Burak ve Umut, takımları adına bu
sezon 17 kez ağları havalandırma
başarısı gösterdi.
Sarı-kırmızılı takımın en golcü
futbolcusu Burak Yılmaz, bu sezon
resmi maçlarda 12 kez ağları havalandırırken, Umut Bulut ise 5 gol
attı.
Burak Yılmaz, Spor Toto Süper
Lig'de kazandıkları son 4 maçta da
skora katkı yaptı ve rakip ağlara 6
gol gönderdi. Umut Bulut ise son
iki lig maçında 2 kez meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu.
Süper Lig gol krallığı yarışında
Akhisar Belediyesporlu futbolcu
Teofanis Gekas'ın bir gol gerisinde,
10 golle ikinci sırada bulunan
Burak Yılmaz'ın bu sezon ligde gol
attığı bütün maçlarında
Galatasaray kazandı.
Galatasaray'da Burak Yılmaz ve
Umut Bulut dışında 7 Türk futbolcu
skora katkı sağladı.
Sarı-kırmızılı takımda Olcan
Adın 3, Selçuk İnan, Hamit Altıntop
ve Yekta Kurtuluş ikişer gol attı.
Hakan Balta, Emre Çolak ve Sinan
Gümüş ise birer kez fileleri sarstı.
Galatasaray'da yabancılar bu
sezon resmi maçlarda 10 gol atar-
ken, bu gollerin 4'ünü Hollandalı
yıldız futbolcu Wesley Sneijder
kaydetti.
Hollandalı futbolcuyu, Ziraat
Türkiye Kupası'ndaki FBM Makina
Balçova Yaşamspor maçında hattrick yapan Goran Pandev 3 golle
takip ederken, Aurelien Chedjou 2,
Armindo Bruma ise 1 kez topu
ağlarla buluşturdu. (AA)
Yiğidolar'dan son
5 sezonun en
kötü performansı
SİVAS - Spor Toto Süper Lig ekiplerinden
Sivasspor, bu sezon yaptığı 14 maçta 10
puan toplayarak, 14. haftalar itibarıyla son 5
sezonun en kötü performansını sergiledi.
Sezona Avrupa kupalarına katılma hedefiyle başlayan ancak geride kalan haftalarda
2 galibiyet, 4 beraberlik ve 8 mağlubiyetle
sadece 10 puan toplayabilen kırmızı-beyazlı
ekip, ligde 17. sırada kaldı.
Brezilyalı teknik direktör Roberto Carlos
ile dün yolları ayrılan Yiğidolar, ligde 14. haftalar itibarıyla son 5 sezondaki en kötü performansını sergileyerek taraftarlarını hayal
kırıklığını uğrattı.
Carlos yönetiminde geçen sezon ligi 53
puanla aynı puana sahip Trabzonspor'un
averajla gerisinde 5. sırada tamamlayan
Sivasspor, geçen sezon ligde ilk 14 haftalık
periyotta 7 galibiyet, 2 beraberlik ve 5 mağlubiyetle 23 puan toplamıştı.
15
SPOR
23 Aralık 2014 Salı
Hedefleri namağlup
şampiyonluk
Ağrı'da TFF Kadınlar 3. Ligi
8. Grup'ta mücadele eden
lider Ağrı Birlik Spor kadınlar futbol takımı, namağlup
şampiyon olmak istiyor.
Beşiktaş'ın
potada gözü
yükseklerde
İSTANBUL - Beşiktaş Kulübü Basketbol Genel
Direktörü Yiğiter Uluğ, Beşiktaş İntegral Forex'in
ULEB Avrupa Kupası'nda en iyi 16 takım arasına
gireceğine inandığını söyledi.
Uluğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hem
erkek hem kadın takımının Avrupa'da yoluna emin
adımlarla ilerlediğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
"Avrupa'da sezon boyunca iyi sonuçlar almak
ve iyi yerlerde grupları bitirip kura avantajı yakalamak önemli. Neticede şubat ayında iki maç
sonunda turların geçildiği bir sistemde oynuyorsunuz. Birer hafta arayla oynanan o maçlarda formda olan, sağlıklı kalan oyuncusundan en yüksek
verimi alan takımlar çok küçük farklarla öne çıkıyor. Burada biraz da şansın yardımcı olması,
yelkenlerinizi rüzgarla doldurması gerekiyor. İkinci
turda oynayacağımız 6 maç sonunda ULEB
Avrupa Kupası'nda en iyi 16 takım arasına gireceğimize inanıyorum. Bundan sonrası biraz da
eşleşme şansı ve günlük formlarla belirleniyor.
Önemli olan bizim şubat ayının ortasından itibaren
formumuzun en yüksek aşamasına gelebilmemiz.
Bu bölümde formda olursak sonuna kadar gitmememiz için hiçbir neden yok."Siyah-beyazlı
kulüp olarak sezon başında iyi takımlar kurduklarını belirten Uluğ, şunları kaydetti:
"Hedeflerimizi sezon başında koymuştuk. Bu
yıl her iki takımla da geçen yıl bitirdiğimiz noktadan daha iyisine, daha yukarılara ulaşabilmek
istiyoruz. Bu yolda yürüyoruz. Sezon başında iyi
takımlar kurduk. Özellikle birbirleriyle uyumlu olabilecek isimleri bir araya getirdik. İyi çalışıyoruz.
Şu anda da bunun semeresini aldığımızı düşünüyoruz. Sezon boyunca sağlıklı kalabilmek çok
önemli. Sağlıklı kalabildiğimiz ölçüde her iki
takımımızın da ilk 4 sıra için aday olduğunu
düşünüyorum." Türkiye Basketbol Ligi'ndeki yeni
yabancı uygulamasıyla ligde güçsüz takımın
kalmadığını vurgulayan Uluğ, şöyle konuştu:
"Türkiye Basketbol Ligi bu sene belki de tarihinin en zorlu yarışlarından birine sahne oluyor.
Gittiğiniz her deplasmanda, rakibinizin sıralaması
her ne olursa olsun boş bulunduğunuz anda
yenilip dönebiliyorsunuz. Bunun örneklerini biz de
yaşadık. Kazanılan maçlarda bile favori takımların
son dakikalara kadar rahat edemediğini görüyoruz. Bu da basketbol izleyicileri için bulunmaz
bir nimet. Şu anda Avrupa'nın en dengeli, en çekişmeli, en heyecan verici ligi bizde diye düşünüyorum." (AA)
Werder Bremen
Levin Öztunalı'yı
kiraladı
BERLİN - Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga)
ekiplerinden Bayer Leverkusen'de oynayan Levin
Öztunalı, Werder Bremen'e kiralandı. Werder Bremen
Kulübü'nden yapılan yazılı açıklamada, Bayer
Leverkusen'de forma giyen Öztunalı'nın kiralık olarak
30 Haziran 2016'ya kadar Werder Bremen kadrosunda yer alacağı belirtildi. Hamburg altyapısından
yetiştikten sonra geçen yıl Bayer Leverkusen'e transfer olan genç futbolcu Öztunalı, bu sezon ilk 11'de
forma şansı bulmakta zorlandığı takımıyla 11 maça
çıktı ve 1 gol attı. (AA)
AĞRI - Takımın antrenörü Önder Tunay, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, yenilgisiz ender
takımlardan biri olduklarını ve hedeflerinin 2. çıkmak olduğunu belirtti. Doğu'nun zor şartlarında
takım kurduklarını ifade eden Tunay, "Bayan futbol takımı kurmak çok zor, erkek futbol takımı gibi
değil. Erkek futbol takımı kurarken bin futbolcudan 10 tanesini değerlendirirsiniz ama bayan futbol takımında elinizdekini işlemek zorundasınız"
dedi. Ailelerin yeni yeni duyarlı olmaya başladıkla-
rını söyleyen Tunay, şunları kaydetti:
"Takımda üniversite öğrencisi, lise öğrencisi ve
memuru var. Bunları antrenmana getirmek çok
zor. Haftanın bir günü öğrencilerimize okullarından izin alıyoruz. Duyanlar ilk etapta bayan futbol
oynar mı ama izlemeye gelenler beğeniyor ve bir
gelen bir daha geliyor tribünlerimiz doluyor. Biz de
bunun ön yargılarını kırmaya çalışıyoruz. Biz de
iyi futbol oynuyoruz. Bayan futbolunda 10-12-14
pas çok önemlidir, biz 13-14 pasa ulaştık.” (AA)
Sinan Kurumuş
gollerini sıralayacak,
Beşiktaş’a dönecek
Spor Toto 2. Lig
Kırmızı Grup ekiplerinden
Tepecikspor'da
kiralık olarak forma
giyen Sinan
Kurumuş, sezonun
ikinci yarısında performansını artırarak
bonservisinin bulunduğu Beşiktaş'a
dönmeyi hedefliyor.
BURSA -Sezon başında
Tepecikspor tarafından
kiralanan Kurumuş, ilk
devrede ikisi Ziraat Türkiye
Kupası olmak 15 maça
çıkıp 10 gol attı.
Devre arası tatilini memleketi İnegöl ilçesinde
geçiren Kurumuş, formunu
korumak için İnegölspor'un
Mesudiye Tesisleri'nde
idman yapıyor.
Kurumuş, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, sezon
başında 4-5 kulüpten daha
teklif geldiğini ancak
Tepecikspor'u tercih ettiğini
söyledi. Sezonun ilk
devresini çok iyi geçirdiğini
belirten Kurumuş, "Güzel
goller attım, mutlu oldum.
Yeri geldi arkadaşlarıma
üzüldüm ama Tepecik'in
yeri elbette burası değil.
Ligin ikinci yarısında
Tepecikspor'u daha yukarı
çıkarmak için elimizden
gelen her şeyi yapacağız"
dedi. Bu sezon ligde 25
gole ulaşmayı hedeflediğini
anlatan Kurumuş,
Tepecikspor'a gelmeden
önce Beşiktaş Teknik
Direktörü Slaven Bilic ile
görüştüğünü dile getirdi.
Kurumuş, şöyle konuştu:
"Hocam, gidip oynamam,
kendimi çok geliştirmem ve
goller atmam gerektiğini
söyledi. Ben de
Tepecikspor'da 10 gol
atarak başarılı bir ilk yarı
geçirdim. Beşiktaş'ta çok
kaliteli santraforlar var.
Demba Ba var, Mustafa
ağabey var, Cenk Tosun
var. Çok iyi adamlar var
ama iyi bir çıkış yaptığım
zaman inşallah orada yer
bulurum. Beşiktaşlı yöneticilerle sık sık görüşüyorum.
Herkes beni arayıp halimi
hatırımı soruyor. Ben de
onları arıyorum. 'Böyle
devam et. Böyle devam
ettiğin zaman biz de seninle
gurur duyuyoruz' diyorlar.
İnşallah sezon sonu
Beşiktaş'a döneceğim.
Beşiktaş formasına herkes
talip olur ama ben oradan
Boluspor'a,
Kahramanmaraşspor'a gitmiştim. Bu sene
Tepecikspor'da kiralık
olarak oynuyorum. Futbol
anlamında biraz daha
olgunlaştım. Kişisel olarak
da olgunlaştım. İnşallah
ikinci yarıda kendimi daha
çok gösterip, daha çok
goller atıp Beşiktaş'a geri
dönmek istiyorum."
Kurumuş, Beşiktaş ile
sözleşme süresinin 30
Haziran 2017'ye kadar
olduğunu sözlerine ekledi.
(AA)
Türk basketinin
bir parçası
olmaktan mutlu
ANKARA - Türkiye Basketbol Ligi takımlarından Rönesans TED Ankara Kolejliler'de
forma giyen Vanja Plisnic, üst düzeyde
oynanan Türk basketbolunun bir parçası
olmaktan mutlu olduğunu söyledi.
Plisnic, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye Basketbol Ligi'nin, Avrupa'nın en
güçlü iki liginden biri olduğunu belirterek,
"Çok kaliteli oyuncuların yanı sıra çok tecrübeli teknik adamlar var. Obradovic, Ivkovic ve
Ergin Ataman gibi isimler genç antrenörler
için önemli bir şans. Çekişmeli, mücadeleci
ve seyir zevki yüksek maçlar oynanıyor.
Getirilen yabancı oyuncu kuralıyla beraber,
daha pahalı ve güçlü takımlar kuruldu. Üst
düzeyde oynanan Türk basketbolunun bir
parçası olmaktan mutluyum" dedi.
Rönesans TED Ankara Kolejliler olarak
hedeflerinin play-off'a kalmak olduğunu vurgulayan Plisnic, "Dört hafta üst üste yenildik.
Bu maçları da hep az sayılarla kaybettik.
Bundan sonraki süreç bizim açımızdan çok
daha önem kazandı. Üst üste galibiyetler
alarak bir seri yakalamamız gerekiyor. Playoff'a kalabilmek için mücadele ediyoruz. Bu
nedenle rakiplerimiz kuvvetli de olsa kazanmamız gerekiyor. Bunun için sahada ne
gerekiyorsa yapacağız" diye konuştu.
Vanja Plisnic, başantrenör Burak Gören'in
sezon başında kadro yaparken daha önce
çalıştığı ve karakterleri yüksek oyunculardan
kurulu bir takım yarattığını ifade ederek, şöyle
devam etti: "Genç bir teknik ekibimiz var,
hepsi işlerini çok seven ve çalışkan isimler.
Takımda atmosfer çok iyi. Takım
arkadaşlarımızla sadece sahada beraber
olmuyoruz, özel hayatımızda da çok zaman
geçiriyoruz. Ailelerimizle akşam yemekleri
organize ediyoruz, dart oynamaya gidiyoruz.
Birlikte zaman geçirmeyi seviyoruz."
Plisnic, başkent temsilcisine transferinden
önce İtalya'da forma giydiğini hatırlatarak,
"Açıkçası ilk geldiğim zaman uyum sağlamak
benim için kolay olmadı. Örneğin insanların
dışarıda zaman geçirmek yerine alışveriş
merkezlerine gidiyor olması beni çok şaşırtmıştı. Zaman geçtikçe kendimi burada çok
rahat hissetmeye başladım. Oğlum da
Türkiye'de çok iyi eğitim alıyor.”
(AA)
23 Aralık 2014 Salı
“Harik” de süs
eşyası oldu
Kışın sıcak, yazın serin tutması dolayısıyla eski dönemlerde tercih edilen Bitlis'in yöresel ayakkabısı "harik",
şimdilerde süs eşyası olarak kullanılıyor.
BİTLİS - OKTAY
BAYAR - Ustasının elinde
çeşitli aşamalardan geçtikten sonra şekillenen harik,
Bitlis'te yüzyıllardır el işçiliğiyle ve tamamen doğal
malzemelerle üretiliyor.
Kışın sıcak, yazın serin
tutan bu ayakkabı türü,
şimdilerde ya halk oyunları
ekiplerinin giymesi için ya
da süs eşyası olarak
üretiliyor.
İlginin azalması
nedeniyle ustalarının bir bir
yok olduğu Bitlis'te harik
üretimine devam eden
Haydar Yılmaz, bu geleneği
yaşatan tek usta olarak
genellikle halk oyunları
ekiplerine ayakkabı üretiyor.
Yılmaz, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, yöresel
ayakkabı üreten tek usta
olduğunu ve 17 yıldır harik
süredir çalışıyoruz. Allah vergisi bir
yeteneği ve çok iyi müzik kulağı var.
Başta klavyede sağ eliyle tüm melodileri
çıkarmaya başlamış. Bunu o zaman
sınıf öğretmeni görmüş. Ondan sonra
beraber çalışmaya başladık ve çok
yetenekli olduğunu anladık. Şimdi iki
eliyle çok güzel piyano çalmaya başladı.
İlk olarak çocuk parçalarıyla çalışmaya
başladık. Şimdi ise ünlü bestekarlardan
parçalar çalabiliyor. Mesela
Beethoven'ın, Türkçe anlamı 'Elise İçin'
olan 'Für Elise' diye bir parçası var, onu
çalıyoruz. Bunun dışında popüler
şarkılar çalıyor ve pek çok kişiye şarkı
söylerken eşlik edebiliyor."
Mutluer, Fitoz'un evinde piyanosu
olmadığı için yeterince çalışamadığını
anlattı.
Mevcut koşullarda iyi bir geliri bulun-
madan piyano almanın çok zor
olduğunu dile getiren Mutluer, "Evinde
piyanosu olsa daha iyi çalışacak çünkü
çok ünlü görme engelli müzisyenler var.
Türkiyemizden ve Yalovamızdan böyle
bir çocuğun çıkması hepimizin yararına
olacaktır. Umarım evinde piyanosu olur
ve daha çok çalışır" ifadesini kullandı.
Çetin Mutluer, bu tür çocuklara
ellerinden gelen her türlü desteği vermeye çalıştıklarını bildirdi.
İstenildiği ve çalışıldığı takdirde ideallerin önünde hiçbir engel olamayacağını
ifade eden Mutluer, "Çalışıldıktan,
ilgilendikten sonra yapılamayacak şey
yoktur. Bu çocuklara fırsat verildiğinde
sağlıklı insanlardan hiçbir farkları yok.
Fırsat verilirse toplum içinde daha
uyumlu yaşayabilirler" diye konuştu.
(AA)
Bu da
pırlantalı
EMZİK
BALIKESİR - ZAFER AKPINAR Türkiye 'de son yıllarda altın emziğe
talebin artması üzerine bir firma tarafından tasarlanan pırlantadan emzik 22 bin
lira , altın biberon ise 2 bin liralık fiyatlarıyla dikkati çekiyor.
Altın emziği yaklaşık iki yıl önce ilk
olarak piyasaya sunan kuyum firmasının
sahibi Ömer Kaya, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, bu ürünün patentini geçen
sene aldıklarını ve talebin de giderek arttığını söyledi.
Bu emziklere talep arttıkça taklitlerinin
çoğaldığını ancak tasarım bakımından
tek tek anlatan Yılmaz,
"Hiçbir aşamada makine
kullanılmıyor. Harik tamamen el işi olarak üretiliyor
ve 12 aşamadan geçerek
son halini alıyor.
Bunlar ip, üst örgü, iç
dikiş, yan dikiş, üst
örgünün tabanının monte
edilmesi, yöresel nakışların
atılması, bağ yapımı ve
bezlendirme gibi aşamalardan oluşuyor. Bu aşamaların tümü el emeği ile
gerçekleşiyor" dedi.
Yılmaz, hariğin artık
günlük ihtiyaca cevap vermediğini, genelde halk
oyunları ekipleri tarafından
kullanıldığını bildirerek,
bunun yanı sıra evlerinde
süs eşyası olarak kullanmak
isteyenlerden de sipariş
aldıklarını sözlerine
ekledi.(AA)
‘UZUN ADAM’
33 yaşına girdi
Piyanonun
tuşlarına “gönül
gözü”yle basıyor
YALOVA- YILMAZ ORUÇ Yalova'da, 8 yaşındaki görme engelli
otistik çocuk , Ludwig van Beethoven
gibi dünyaca ünlü bestekarların eserlerini piyanoda çalabiliyor.
İbni Sina Özel Eğitim Uygulama
Merkezi'nde eğitim alan İrem Fitoz,
öğretmenlerinin desteğiyle piyano çalmaya başladı.
Fitoz, evinde piyanosu olmadığı için
sadece okulda günde bir saat müzik
eğitimi alabiliyor.
Okulun müzik öğretmeni Çetin
Mutluer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Fitoz'un, görme engelli ve otistik
bir çocuk olmasına rağmen müzik
tutkusuyla hayata bağlandığını söyledi.
Onun için hiçbir şeyin engel
olmadığını vurgulayan Mutluer, şunları
kaydetti:"İrem'le 1,5 yıla yakın bir
yaptığını söyledi.
Hariğin kaybolmaya yüz
tutan bir gelenek olduğunu
belirten Yılmaz, şöyle
konuştu:
"Son harik ustasıyım.
Çünkü harik kaybolmaya
yüz tutan bir sanat. Harik,
Bitlis iline özgü yöresel bir
ayakkabı çeşididir.
Hammaddesi kendir ve keçi
kılıdır. Kendir, keçi kılı ve
suyla temas ettiği zaman
şişiyor. Dolayısıyla diğer
maddelere göre suyu daha
az çekiyor. Bölgedeki olumsuz hava koşulları ve kar
yağışı dikkate alındığında,
bu maddelerin kullanımının
anlamı da ortaya çıkıyor."
Yılmaz, harik yapımının
zorluğuna değinerek, bir çift
hariğin yapımının en az 5
gün sürdüğünü ifade etti.
Hariğin yapım aşamasını
sundukları çeşitlilikle bu alanda tek olduklarını belirten Kaya, şunları kaydetti:
"Altın emzik fiyatları 500 liradan
başlıyor. Bin liranın üzerine kadar çeşitleri
var. İç piyasada yıllık 5 bin civarında altın
emzik satışımız oluyor. Talep olması
üzerine pırlantalı bir ürün de tasarladık.
Pırlantalı emziği 22 bin liradan satışa sunduk. Emziğin üzerine istenirse altın
harflerle bebeğin ismi yazılıyor. İnsanlar
çeyrek ya da gram altın, altın harf, bileklik
gibi sıradan, klasik hediyelerin dışına çıkmak istiyor."
Kaya, altın emzikten sonra altın
biberonu da tasarladıklarını dile getirdi.
Cam kısmı ile ağızlık arasındaki kalan
bölümü 15 gram civarında 14 ayar altından yaptıklarını ifade eden Kaya, bunun
fiyatının 2 bin lira olduğunu anlattı.
Altın emzik ve biberona yurt dışında
özellikle Arapların büyük ilgi gösterdiğini
bildiren Kaya, "Araplar altınla çok
ilgileniyor. İstanbul 'da düzenlenen fuarda
altın emzik ve biberon, Araplardan büyük
ilgi çekmişti. İç piyasada da yurt dışında
da verilen paralar boşa gitmiyor. Sonuçta
altın da pırlanta da değer kaybetmeyecek
ürünler" diye konuştu.
Mardin'de 2 metre 51 santimetre boyu ile
"dünyanın en uzun boylu adamı" unvanını
koruyan Sultan Kösen için doğum günü düzenlendi. Derik ilçesine bağlı Dede köyünde yaşayan,
boyunun yanı sıra 27,5 santimetre uzunluğundaki
el ve 36,5 santimetrelik ayaklarıyla da Guinness
Rekorlar Kitabı'na giren ve rekoru 6 yıldır kimseye
kaptırmayan "dev adam" Kösen, 33 yaşına girdi.
MARDİN- Kızıltepe
ilçesinde bir kafede üzerinde
"küçük adam" yazılı doğum
günü pastasındaki mumları
üfleyen Kösen, pastayı
keserken boyuna uygun ev
ve araba sahibi olmayı diledi.
"Normal bir çocuk olarak
dünyaya geldim"
Yeni yaşına arkadaşlarıyla
girmenin kendisini sevindirdiğini kaydeden Kösen,
şöyle konuştu:
"Doğum günümde bir ev
ve araba sahibi olmak için
dilek tuttum. Normal ev ve
arabalara sığamadığım için
büyük zorluk çekiyorum.
İnşallah hayalim gerçekleşir.
Ben normal bir çocuk olarak
dünyaya geldim. 9 yaşında
akranlarımdan biraz daha
uzun ve kiloluydum. 9 yaşından sonra boyum giderek
uzamaya başladı. Uzun
boylu olduğum için çok mutluyum."
"Dünyanın en uzun boylu
adamı" unvanını 6 yıldır
koruyan Kösen, bu unvanı
kimseye kaptırmayacağını
ifade ederek "6 yıldır
Guinness Rekorlar
Kitabı'ndayım ve rekoru
kimseye kaptırmıyorum"
dedi.
"Huzur istiyoruz"
Kösen, yeni yılda huzur ve
barış dilediğini belirterek
"İnşallah 2015 yılı bütün
dünyaya ve ülkemize barış
getirir. Ülkemizde barış ve
huzur istiyoruz" ifadesini
kullandı.
Bir gazetecinin, yeni yılda
çocuk sahibi olmayı isteyip
istemediklerine ilişkin
sorusunu Kösen, "Şimdi yok
ama ileride neden olmasın"
şeklinde yanıtladı.
Sultan Kösen, bir süre
önce İngiltere'de 54.6 santimetrelik boyuyla dünyanın
en kısa adamı unvanına
sahip Chandra Bahadur
Dangi (72) ile buluştuğunu
anımsatarak, Dangi'yi
tanıştığı için mutlu olduğunu
sözlerine ekledi.
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
4
File Size
2 478 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content