Untitled

İSTANBUL TİCARET ODASI
YAYIN N O : 1993-29
TARIM DESTEKLEME POLİTİKALARI
VE SONUÇLARI:
ABD, AT VE TÜRKİYE
Doç. Dr. Fatma Doğruel
Marmara Üniversitesi
İngilizce İktisat Bölümü
İSTANBUL
Can Matbaa
Tel: 511 86 66
ÖNSÖZ
Tarım sektörü ülkemiz ekonomisi içerisinde önemli bir yer tutmaktadrr. Gayri Safi
Milli Hasıla'ya olan katkısı açısından toplam sektör gelirleri içerisinde yaklaşık %16-18
payla tarım sektörü sanayi ve ticaret sektöründen sonra üçüncü sırada yeralmaktadır.
Türkiye tarım sektörünün gelişmesi için önemli kaynaklar ayırmaktadır. Bu kaynak­
lar da büyük ölçüde tarım destekleme politikaları çerçevesinde kullanılmaktadır. Tarım
destekleme politikaları ise çeşitli açılardan eleştirilere yolaçmaktadır.
Odamız, konu ile ilgili olarak ABD ve Avrupa Topluluğu'nda uygulanan tarımsal
destekleme politikalarının ışığında, ülkemiz için alternatif politikalar geliştirilmesini
amaçlayan bir araştırma yapmıştır. Araştırmada konu ayrıntılı bir şekilde ve karşılaştır­
malı olarak incelenmektedir.
Araştırmanın, başta üyelerimiz olmak üzere tüm ilgililere faydalı olmasını diler,
araştırmayı gerçekleştiren Doç. Dr. Fatma Doğruel'e teşekkürlerimi sunarım.
Genel Sekreter
Prof. Dr. İsmail Özaslan
İÇİNDEKİLER:
Sayfa No:
ÖNSÖZ
SUNUŞ
1
GİRİŞ
1.1 ,
Tarımsal Müdahale Neden Yapılıyor
2
1.2
Çalışmanın Amacı ve Çerçevesi
3
2
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ TARIM POLİTİKALARI
2.1
ABD Tarım Politikalarına Geriye Doğru Bir Bakış
5
2.1.1
1930 Öncesi Dönem
5
2.1.2
1930'lu ve 1940'h Yıllar
6
2.1.3
19501i ve 1960'h Yıllarda Değişen Politikalar
8
2.1.4
1970'li Yıllarda Tarımda Değişen Ortam
8
2.1.5
1980 Sonrası Dönem
10
2.2
Politikaların Değerlendirilmesi ve Sonuçları
12
2.2.1
Politikaların Değerlendirilmesi
12
2.2.1.1 Arza Yönelik Uygulamalar
12
2.2.1.2 Talebe Yönelik Politikalar
14
2.2.2
15
Politikaların Sonuçları
2.2.2.1 Tarım Üzerine Etkisi
15
2.2.2.2 Ekonominin Bütünü ve Tarım Dışı Kesim Üzerindeki Etkisi
15
3
AVRUPA TOPLULUĞU TARIM POLİTİKALARI
3.1
AT Tarım Politikalarına Geriye Doğru Bir Bakış
22
3.1.1
Ortak Tarım Politikasının Doğuşu
22
3.1.2
Topluluğun İlk On Yılı
22
3.1.3
1970'li Yıllar ve Yapısal Politikalar
24
3.1.4
1980'li Yıllar ve Ortak Tarım Politikası Krizi
25
3.2
Politikalar ve Sonuçları
26
3.2.1
Ortak Tarım Politikasının Kurumsal Çerçevesi ve
Uygulamanın Yapısı
-.26
3.2.1.1 Topluluk Kurumsal Çerçevesi
26
3.2.1.2 Fiyat ve Piyasa Düzenlemeleri
26
3.2.2
27
Politikaların Sonuçları
3.2.2.1 Topluluk Üzerine Etkisi
27
3.2.2.2 Ortak Tarım Politikasının Ekonomik Sonuçları
29
4
TÜRKİYE'DE TARIMSAL YAPININ GELİŞİMİ
4.1
Giriş
31
4.2
Kronolojik Olarak Tarım ve Uygulanan Politikalar
31
4.2.1
Cumhuriyet Öncesi Yapı
31
4.2.2
1950 Öncesi Yavaş Değişim
34
4.2.3
1950-1980 Dönemi, Tarımsal Değişimin Hızlanması
38
4.3
1980 Sonrası ve 1990 Başlarında Tarım
40
4.3.1
Tarım İşletmeleri
41
4.3.2
Tarımın Türkiye Ekonomisi İçindeki Yeri
43
4.3.3
Tarım ve Gelir Dağılımı
45
5
TÜRKİYE'DE TARIMSAL DESTEKLEME NASIL YAPILIR
5.1
Giriş
49
5.2
Tarımın Desteklenmesinde Yer Alan Kuruluşlar
50
5.2.1
Tarım Kredi Kooperatifleri
51
5.2.2
Tarım ve Köy İşlerine Bağlı Diğer Kooperatifler
55
5.2.3
Tarım Satış Kooperatifleri
56
5.2.4
Desteklemeye Aracılık Eden Diğer Kuruluşlar
60
5.3
Desteklemenin Finansman Kaynakları
61
5.3.1
Fonlar
61
5.3.2
Bütçe
62
5.3.3
Ziraat Bankası
62
6
TÜRKİYE'DE TARIM DESTEKLEME POLİTİKALARININ
SONUÇLARI
6.1
Giriş
63
6.2
Desteklemenin Tarım Üzerindeki Etkisi
63
6.2.1
Tarımsal Üretim
63
6.2.2
Tarımsal Gelirler ve Gelir Dağılımı
71
6.3
Nasıl Bir Destekleme Politikası Uygulanmalı
73
6.3.1
Destekleme Politikalarının Kıstasları Neler Olmalı
73
6.3.2
Destekleme Sisteminin Öncelikli Sorunları ve Öneriler
74
SUNUŞ
Türkiye tarım kesiminin desteklenmesine çok ciddi kaynaklar ayırmaktadır.
Ancak bu harcamalar öncelikleri çok iyi belirlenmiş bir programla yapılmadığı
için, tarım kesiminde uzun dönemli rahatlama yaratacak etkiler yapamadığı gibi
makroekonomik dengeleri bozucu bir etki de yaratabilmektedir.
Desteklemede temel sorun, desteklemenin üreticiye hangi aşamada ve nasıl
yapılacağının ve hangi ürünlerin destekleneceğinin çok ciddi kriterlerle belirlen­
memiş olmasıdır.
Çalışmada, yapısal sorunlar taşıyan, herşeyden önce politik etkilere çok açık
olan, bu tarım destekleme sisteminin nasıl yeniden ele alınabileceğinin incelen­
mesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede araştırmada; i) Türkiye'deki tarım destekle­
me sisteminin bir değerlendirmesi yapılarak etkinliğinin saptanmasına, ii) Türki­
ye'de orta ve uzun dönemli -şehirleşme, nüfus, gelir dağılımı, vb.- hedeflerin
gerçekleşmesi ile ihracat, enflasyon gibi makro politikaların başarısının sağlan­
ması da gözetilerek destekleme ilkelerinin belirlenmesine çalışılmış, iii) bu des­
tekleme ilkelerinin saptanmasında, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Topluluğu'nda izlenen tarım destekleme politikaları ve tarımın dünya ticareti ile
bütünleşmesi gibi sorunlar dikkate alınmıştır.
Araştırmanın tamamlanışına kadar geçen süre içinde pek çok kişi ve kuruluş­
tan yardım ve destek gördüm. Başta bu araştırmayı destekleyen İstanbul Ticaret
Odası Başkanlığına, Genel Sekreterliğine ve araştırmanın yürütülmesinde yar­
dımcı olan Etüt ve Araştırma Şubesi ile Kütüphane Çalışanlarına teşekkür ede­
rim.
Araştırmanın en sorunlu aşaması Türkiye'de tarım destekleme sistemi hak­
kında veri toplanmasıydı. Bu aşamada bilgi vermekten kaçınmayan Devlet Plan­
lama Teşkilatı, Devlet İstatistik Enstitüsü ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri
Merkez Birliği ilgilileri ile kişisel olarak yardımcı olan T.C. Merkez Bankası Baş­
kan Yardımcısı Sayın Dr. Hasan Ersel'e teşekkür ederim. Çalışmada kullanılan
verilerin toplanmasını ve çizelgelerin hazırlanmasını gerçekleştiren Doç. Dr. A.
Suut Doğruel'e ise özel olarak teşekkür ederim. Tarımsal desteklemede kullanı­
lan kaynakları büyük oranda denetleyen, kamu kaynaklarını kamu yararına kul­
lanma durumunda olan ve bu etkinliğini en azından bilim çevrelerine karşı şeffaf
yürütmesi gereken T.C. Ziraat Bankası'nın üst düzey yöneticileri ise veri sağla­
ma konusunda yardımcı olmaktan şaşırtıcı ve anlaşılmaz bir biçimde kaçındı.
Doğal olarak çalışmanın hata ve eksikliklerinin sorumluluğu bana aittir.
Doç. Dr. Fatma Doğruel
1
1. GİRİŞ
1.1 Tarımsal Müdahale Neden Yapılıyor
Rausser tarım politikasını; girdi ve çıktı piyasalarını, ticaret, kamu yatırımları­
nı, yenilenebilen ve tükenebilir doğal kaynakları, dışsallıkların regülasyonu, eği­
tim ile gıda ürünlerinin dağıtım ve pazarlamasını içeren karmaşık bir müdahale­
ler ağı olarak tanımlıyor (Rausser, 1992). Tarıma müdahalenin nasıl yapılacağının
çok kesin bir biçimde belirlemek zordur. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik,
sosyal ve siyasi koşullar; kısa ve uzun dönemli büyüme hareketinin nasıl olma­
sının istendiği; tarım kesiminin yapısı bu desteklemenin belirlenmesinde etkili
olabilir. Ancak ülkenin ihtiyaçları kadar o ülkedeki baskı gruplarının istekleri ve
güçleri de politikaların şekillenmesinde belirleyicidir.
Tarımsal destekleme yeni bir olay değil. Avrupa'da 19. yüzyılda tarımsal des­
tekleme çabaları gözleniyor ve bu destekler ekonomik gelişmenin bir ürünü ola­
rak düzenli biçimde büyümeye devam ediyor. Yine Amerika Birleşik Devletle­
rinde de 19. yüzyılda tarımın gelişmesine dolaylı olanak sağlayacak tarımsal
araştırma ve geliştirme faaliyetleri, bedava tohumluk dağıtımı gibi çabalar gözle­
niyor. Aslında bu, hızla değişen ekonomik ortamda tarımın diğer sektörler ve ül­
kelerle rekabetçiliğini koruyabilmesi için bir direnme çabası olarak alınabilir.
Ancak tarımsal korumacılığın yapıldığı ülkelerde, korumanın bugünkü yapısı ile
diğer sektörleri ve dünya ticaretini de olumsuz etkilediği sıkça dile getirilmeye
başlamıştır.
Genel olarak en sıkı tarımsal korumacılık, tarım ve gıda ürünlerinin fiyatları­
nın hükümet tarafından güçlü biçimde etkilendiği Japonya'da görülmektedir.
Yeni Zellanda tarımsal korumacılığın en az uygulandığı diğer uçta yer alan ülke­
dir. Bu ülkede tarım fiyatlarına hükümet müdahalesi çok az olmakta; fiyatlar
ağırlıklı olarak dünya talep ve arz koşulları ile belirlenmektedir. Amerika Birleşik
Devletleri (ABD) bu iki zıt ucun ortasında bir yere düşmektedir. Hükümet seçil­
miş bazı malların -ki bu ABD üreticisinin ulusal gelir payının yarısıdır- fiyatların­
da kesin kontrole sahipken piyasa güçleri geride kalan diğer fiyatların belirlen­
mesinde geniş biçimde söz sahibidirler (Robinson, 1989, s. 2). Avrupa
Topluluğu (AT) ülkeleri de tarımsal korumanın çok sıkı uygulandığı bir yapıya
sahiptir.
OECD'ye (Organisation for Economic Cooperation and Development) göre
korumacılığın maliyetleri çok yüksektir. Özellikle sanayileşmiş ülkelerin ticaret
savaşında uyguladıkları korumacılık, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ti­
caretini olumsuz etkilediği gibi kendileri de bu savaştan oldukça zararlı çıkmaktadırlar(1). Bu sorunlar en geniş biçimde ilk 1986'da Uruguay'da yapılan bir top­
lantıda tartışılmıştır (Uruguay Round-1986, GATT-General Agreement on Tariffs
and Trade). Bu toplantıda ticareti bozan tarım ürünlerindeki iç politikalar konu­
sunda görüşme yapılması görüşülmüş; ABD ve diğer tarım ürünleri ihracatçısı
ülkeler, eğer tarım ürünleri ticaretinin liberalizasyonunda önemli bir ilerleme sağ­
lanamaz ise görüşmenin diğer konularında anlaşma yapılabilmesi için yeterli iç
2
desteği sağlayamayacaklarını belirtmişlerdir. Ancak, yapısal tarım reformlarına
karşı Avrupa, Japonya ve Kuzey Amerika'da (Kanada ve ABD) çok güçlü bir di­
renç vardır (Sanderson, 1990). Bu tartışmalar 1993'te bazı ilerlemeler sağlan­
makla birlikte hala devam etmektedir.
1. 2 Çalışmanın Amacı ve Çerçevesi
Türkiye tarım kesiminin desteklenmesine çok ciddi kaynaklar ayırmaktadır.
Ancak bu harcamalar öncelikleri çok iyi belirlenmiş bir programla yapılmadığı
için, tarım kesiminde uzun dönemli rahatlama yaratacak etkiler yapamadığı gibi
makroekonomik dengeleri bozucu bir etki de yaratabilmektedir. Desteklemede
ilk sorun, desteklemenin üreticiye hangi aşamada ve nasıl yapılacağının ve
hangi ürünlerin destekleneceğinin çok ciddi kriterlerle belirlenmemiş olmasıdır.
İkinci sorun ise, yapılan uygulamaların ülkeye maliyetinin iyi hesaplanamamasıdır(2).
Gelişmiş ülkelerde de tarımsal destekleme politikalarının ve dış ticaret dü­
zenlemeleri gibi diğer korumacı önlemlerin hem kendi ekonomilerine, hem de
dünya ekonomisini etkileyecek güçte oldukları için gelişmiş ve az gelişmiş ülke
ekonomilerine olumsuz etkileri olmaktadır. Ancak bu ülkeler izledikleri politikalar­
da belirli ilkeler çerçevesinde politikalarını uyguladıkları için, korumacı politikala­
rın gerek tarım gerekse tarım dışına etkisi bilinebilmekte ve bu bağlamda politi­
kaların yeniden gözden geçirilmesi sağlanabilmektedir.
Bu çalışmada temel olarak; yapısal sorunlar taşıyan, her şeyden önce politik
etkilere çok açık olan Türkiye'deki tarım destekleme sisteminin aksayan yönleri­
ne bazı öneriler getirmek amaçlanmıştır. Ancak bu sistemin antaşılması ve öne­
rilerin sağlam bir çerçeveye oturması için ikincil bir amaç olarak; i) Türkiye'deki
tarımsal yapının ve varolan tarım politikalarının yapısı incelenerek karşılıklı etki­
leşimi anlaşılmaya çalışılmış; ii) Yaygın tarımsal destekleme ve korumacılık uy­
gulamaları olan Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Topluluğu'nun politikaları
da incelenmiştir.
Araştırma Giriş ile birlikte altı bölümden oluşmaktadır. 2. Bölüm'de ABD
Tarım Politikaları, 3. Bölüm'de ise AT Ortak Tarım Politikası incelenmiştir. Her
iki bölümde de yapılan uygulamaların kronolojik bir değerlendirmesi yapılmış;
ABD'de fiyat destekleme gibi dolaysız tarım destekleme uygulamalarının ilk or­
taya çıkış dönemine kadar inilmiş, ancak AT için topluluğun ortak politikalarını
oluşturduğu 1960'h yıllar başlangıç dönemi olarak seçilmiştir. Bu incelemelerde
politikaların tarım üzerinde ve genel olarak nasıl bir etki yaptığı da aktarılmaya
çalışılmıştır.
Türkiye uygulaması incelenirken de benzer bir yol izlenmiş, 4. Bölüm'de Tür­
kiye'nin kronolojik olarak tarım ve tarıma uygulanan politikalar ele alınmıştır.
Ancak ABD ve AT incelemelerinden farklı olarak, yine aynı bölümde 1980 son­
rası değişmelerle birlikte tarımın üretim ve gelir dağılımı gibi yapısal özellikleri
de incelenmiştir. Bunda amaç, önerilerin sorunları da dikkate alacak şekilde ya­
pılmasını sağlamaktır. 5. Bölüm Türkiye'nin destekleme politikası yapısının ince3
lenmesine ayrılmıştır. Bu bölümde Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri, Tarım
Kredi Kooperatifleri, Toprak Mahsûlleri Ofisi (TMO) ve Şeker Şirketi gibi tarımsal
desteklemede kullanılan kuruluşların bir dökümü yapılmıştır. Yine aynı bölümde
desteklemenin finansmanını sağlayan kuruluşlar ve işleyiş mekanizmaları da in­
celenmiştir. 6. Bölüm'de politika sonuçları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme
ile destekleme politikalarının sorunları daha net tanımlanmaya çalışılmış ve aynı
bölüm içinde yer alan öneriler bu değerlendirmelere dayandırılmıştır.
Çok kısaca özetlemek gerekirse, elde edilen sonuçlar tarım destekleme ve
korumacılık politikalarının sadece Türkiye'de değil, gelişmiş ülkelerin sorunu da
olduğunu göstermiştir. Ancak özellikle ABD'nin uygulamaları, teknik olarak çok
gelişmiş ve piyasadaki dengesizliklerin giderilmesinde daha rasyonel politikalar
olarak ortaya çıkmışlardır. Tarımsal politikalarda AT'de daha çok stratejik önce­
likleri belirleyen kavramlar belirleyici iken ABD'de ekonomik kavramlar önemli ol­
duğu gözlenmiştir. Şüphesiz AT, üye ülkelerin farklı yapılardaki ekonomilerini
birleştirmeye çalıştığı için daha heterojen bir yapı sergilemekte, bu da ekonomik
kavramları ikinci plana itmektedir. Bugün bile ABD'de temel amaç üreticiyi korur­
ken piyasadaki dengesizlikleri de gidermek ve ABD'nin rekabetçi gücünü koru­
makta yoğunlaşmakta; AT ise kaynaklarının önemli bir bölümünü ayırdığı Ortak
Tarım Projesi'nde öncelikli olarak birleşmenin üye ülkeleri tarımlarındaki rahat­
sızlıklardan doğan şikayetleri gidermeye çalışmaktadır.
Türkiye ile karşılaştırma yapılırken ABD ve AT uygulamaları arasındaki bu
fark dikkate alınmış, uygulamaların net etki ve sonuçları bu çerçevede değerlen­
dirilmiştir. Türkiye'deki destekleme politikası sonuçları gerek ülke tarımı, gerek­
se ülke genelinde bu politikaların etkileri ve özellikle bugünkü yapısı hakkında
olumlu şeyler söylemeyi engellemektedir. Tarım kesimi açısından her şeyden
önce bir etkinlik sorunu vardır. Tarım gelirleri düşük ve tarım içi gelir dağılımı bo­
zuktur. Bunun da ötesinde tarıma yönlendirilen ya da 'yönlendirildiği sanılan'
fonlar artarken, çok hantallaşmış destekleme sistemi nedeni ile bu kaynaklar
aracı kurumlarda kaybolmaktadır.
Tarımda destekleme sistemi üzerine öneriler yapılırken ağırlıklı olarak bu so­
nuçlar dikkate alınmış ve ilk aşamada kaynak kaybını engelleyecek bir destekle­
me sistemi benimsenmesi istenmiştir. Böylece zaten çok fazla tarıma gitmeyen
kaynakların tutulması, kamu açıklarının kapanmasına yardımcı olacaktır. Bunun
için yapılması gereken kooperatifler ve TMO gibi kuruluşların kendi başlarına
yarattıkları maliyetlerin aşağı çekilmesi ve kurumların yeniden elden geçirilmesi­
dir. Bu sistemin rehabilitasyonu, tarım kesiminin üretim kararlarında piyasa sin­
yallerine duyarsızlığını da azaltacaktır.
İkinci aşamada, tarım kesiminin desteklenmesinin tarım kesiminde gelir dü­
zeyi ve tarım içi gelir dağılımını düzenleyebilecek bir şekilde yapılması için bir
refah kriteri oluşturulması önerilmiştir. Bu desteklerde refah sağlamanın yanısıra
desteklenecek ürün ya da üretici kesiminin seçiminde tarımın etkinlik sorunlarını
çözecek teknik önlemler de dikkate alınabileceği belirtilmiştir.
Son olarak bütün bu politikalarda tarımın liberalizasyonunu dikkate alma zo­
runluluğu vurgulanmıştır. Dünyadaki ticareti serbestleştirme çabalarına paralel
4
olarak Türkiye'de tarımın ââfia fazla bu değişmelerden uzak yönlendirilmesi zor­
dur. Bu gelişmelerden en fazla geleneksel tarımla uğraşanlar etkileneceği için
öneriler içinde bu kesime yönelik politikalar tartışılmıştır.
2. AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ TARIM POLİTİKALARI
2.1 ABD Tarım Politikalarına Geriye Doğru Bir Bakış
2.1.1 1930 Öncesi Dönem
ABD'de Birinci Dünya Savaşı öncesindeki dönemde, tarıma doğrudan müda­
hale ya da destek gözlenmez. Fiyatlar piyasa sinyallerine göre belirlenir. Tarıma
destek daha çok dolaylı olarak; tarım kredileri, kooperatiflerin desteklenmesi ve
çiftçi eğitimi ile yapılır (1). Tarım kesimine yönelik bu -dolaylı- destekleri sağla­
yacak kurumlaşma çabaları 19. yüzyılın ikinci yarısında başladı. 1850 ve
1900'lü yılların ilk başlarında özel kesimde, amaçları maliyetleri düşürmek olan
bir dizi kurumlaşma çabası görülür. Bunlar; 1862'de Morrill Kanunu ile her eya­
lette parasız, kamunun yüksek eğitim veren 'Land Grant College' sistemi;
1862'de başlangıçta araştırma, regülasyon ve bilgi üretme amacıyla kurulan
ABD Tarım Bakanlığı; 1887'de Hatch Kanunu ile her eyalette tarımsal araştır­
malara destek sağlayan tarımsal deney istasyonlarının kuruluşu ve 1914'de
Smith-Lever Kanunu ile Tarımsal Yayım Servisi'nin kuruluşudur (Rausser,
1992}. Smith-Hughes Kanunu ile de tarımsal eğitime devlet katkısı lise düzeyin­
de de verilmeye başlanır. Üreticiler için kredi kullanımında kolaylık sağlayıcı ka­
rarlar (1916), dönemin bir diğer önemli gelişmesidir (Robinson, 1989, s. 14).
ABD Kongresi tarafından Danimarka ve Almanya örnekleri incelenerek uygula­
maya konan bu sistemde, tarımsal kredi fonu merkezi para piyasalarından sağ­
ladığı kaynakları yerel kooperatif kuruluşlarına üreticiye borç verilmek üzere
göndermektedir.
1920'li yıllar tarım dışı kesimin lehine, tarım kesiminin ise krizde olduğu bir
dönemdir (Frederick ve Spitze, 1983). 1920'li yıllarda üreticiler ve bazı politikacı­
lar, ekonominin tarım dışı kesimleriyle tarım arasındaki gelir eşitsizliğine yönelik
rahatsızlıklarını dile getirerek baskıda bulunurlar. Şüphesiz bu talepte Birinci
Dünya Savaşı'ndan hemen sonra, 1921'de, tarım fiyatlarının çökmesi etkilidir.
İhracat talebinin düşmesi ve uygulanan yeni teknolojilerle artan verimlilik sonucu
artan üretim, fiyatların düşerek üreticilerin durumlarının kötüleşmesine neden
olur. Diğer tarafdan ise iç göç ve dolayısı ile artan gıda talebi ve savaşın gerek­
tirdiği gıda stoğu ihtiyacı, bu direkt destek talebini güçlendirir. Bu durum, temel­
de üretici fiyatlarını stabilize etmek ve üretici gelirlerini artırabilmek amacıyla, di­
rekt fiyat desteğini içeren bir dizi planın hazırlanmasını sağlar. McNary-Haugen
Planı en fazla uygulamaya yaklaşan plan olur. Bu plana göre destek yapılırken
buğday, mısır ve pamuk gibi ihraç ürünlerine ikili bir fiyat sistemi uygulanacak;
bu ürünlerin iç piyasada satılan bölümüne yüksek fiyatlar verilirken dış piyasa­
larda satılan bölüm için dünya fiyatları uygulanacaktır. Ancak plan Başkan Coolidge tarafından veto edilir. 1920'li yıllar boyunca süren ve 1929'da sona eren
5
Coolidge Dönemi'nde bu çabalardan bir sonuç elde edilemez (Frederick ve Spitze, 1983; Luttrell! 1989, s. 1-11 ve Robinson, 1989, s. 15).
Tarım piyasalarındaki olumsuz yapı, 1928 seçim kampanyasında ABD'nin iki
büyük partisine de seçim malzemesi olur. Bu seçimle gelen Başkan Hoover üre­
ticiye yardımda, önceki başkanlara göre daha isteklidir. Dolaysız yardımlar için
aracı olacak Federal Çiftçi Örgütü'nün (Federal Farm Board) işleyişini sağlaya­
cak kanunun geçmesini sağlar ve örgüte kongre ilki 1929'da başlamak üzere
kaynak aktarmaya başlar. İki yıl içinde satılamayacak milyonlarca dolarlık ürün
için destek yapılır. Destekleyen örgütün üretim üzerinde hiçbir kontrolü yoktur.
Bazı önemli ürünlerde fiyatların dünya fiyatlarının üzerine çıkması, aşırı stokla­
rın birikmesi ve iç piyasadaki yüksek fiyatlar nedeniyle buğday ve pamukta ihra­
catın azalması bu politikanın bir fiyaskoyla sonuçlanmasına neden olur (Luttrell,
1989, s. 10-11; Robinson, 1989, s. 15-16). Üreticiye kısa dönemli kazançlar
sağlayan bu uygulama, Büyük Bunalım'a sürüklenmeye de katkıda bulunur(2).
2.1.1 1930'lu ve 1940'lı Yıllar
1930'lu yılların ABD hükümeti -başkan Roosevelt'tir- ekonomik bunalımdan
çıkabilmek için 1933'de Tarımsal Uyum Kanunu'nu (Agricultural Adjustment Act)
çıkartır. Bu kanunun çıkması, artık varolan politikalar ile bir yere gidilemeyeceği­
ni gören bütün kesimlerin desteği ile olur. Önemli çiftçi kuruluşlarının liderleri,
kongre ve hükümet bu kanun öncesinde tartışmaları konsensüsün olduğu bir ze­
minde yürütürler. Kanun üreticiye yönelik fiyat desteği ve üretimin kontrolünde
hükümete yetki vermektedir. Ancak, birkaç yıl sonra açlığın ortaya çıkması üreti­
min kontrolünün ciddi biçimde eleştirilmesine neden olur. 1936'da 1933 Kanunu'nun bazı maddeleri -programın finansmanında kullanılan bazı vergiler ve üre­
tim kontrolünde toprak koruma ile bağlantılı maddeler- anayasaya uygun
olmadığı gerekçesi ile iptal edilir. Bu değişmelere rağmen 1938'de oluşturulan
yeni Tarım Uyum Kanunu buğday, mısır, pamuk, pirinç ve tütün için fiyat desteği
ve ekim alanlarının kontrolünü mümkün kılmaktadır (Robinson, 1989, s. 16).
1933 ve 1938 kanunları daha çok pamuk ve buğday gibi dayanıklı ve depola­
nabilir tarım ürünleri ile ilgiliydi. 1933 Kanunu'nun değişmelerine ek olarak iki
program daha uygulamaya konulur. Kongre'nin onayladığı bu programlardan ilki
çabuk bozulabilen süt, meyve ve sebze ürünleri için fiyat desteği için zorunluk
olmadığını, ancak gerek görüldüğünde destekleme yapılabileceğini belirtir. İkin­
cisi ise, gümrüklerden Tarım Bakanlığfna kesilen bir fon ile sağlanan finans­
manla okullara, hayır kurumlarına ve yardıma muhtaç ailelere ürün fazlalarının
dağıtımının yapılması hakkındadır 1930'lu yılların sonlarında uygulamaya konu­
lan bu "gıda yardımı (food stamp)" programı İkinci Dünya Savaşı süresince askı­
ya alınmış, daha sonra 1960'lı yıllarda da farklı bir biçimde yeniden uygulanmış­
tır. Bu programın uygulanışı, düşük gelirli ailelere verilen yardım pulları gıda
malları satılan mağazalarda belirlenmiş mallar için para yerine harcamalarıdır
(Robinson, 1989, s. 16-17). Burada mallar arz fazlası ve halkın iyi beslenmesi
için gerekli mallar dikkate alınarak belirlenmektedir.
1930'lu yıllar, ürün alımlarına yönelik bu önlemler dışında üreticinin finans6
man ve tarımla ilişkili altyapı sorunlarını çözmeye yönelik önlemler de alındığı
bir dönem olur. Bunlar ipotekli malların kaybeden üreticiler için düşük faizli kredi­
ler vermek üzere kongrenin bu kesime yönelik kredi sağlayan bankanın (Federal
Land Bank) sermayesini yükseltmesi ve çiftliklerin elektriklendirilebilmesi için
yeni bir birimin kurulmasıdır (Rural Electrification Administration). Roosevelt yö­
netimi içinde birçok kişi kanunların özellikle ortakçı konumundaki düşük .gelirli
üreticilere yardım edilmesi gerektiğini düşünürjer. Hatta bu çerçevede kırsal ke­
simde işsiz insanları istihdam edecek bazı dokuma ve eşya üretimini organize
edecek kooperatiflerin kurulmasını da sağlayacak bir yönetim birimi de kurarlar
(Resettlement Administration). Ancak Kongre bu tip faaliyetleri tartışmalı bulur
ve kooperatifleri bu faaliyetleri bırakması için zorlar. Bu birimin faaliyetleri
1937'de Tarım Bakanlığı bünyesinde toplanarak (Farm Security Administration)
faaliyetleri sadece toprak sahibi olmak isteyen ortakçı ve kiracı konumundaki
üreticilere yardım ile sınırlandırılır. Tarım alanlarının iyileştirilmesi içinde bu yıl­
larda önemli bir çaba gözlenir. "Soil Conservation Service", ki bu servis faaliyet­
leri tartışmalı bulunarak bir bölümünden daha sonra vazgeçilmiştir, toprak koru­
ma konusunda üreticiye yardım edilmesini sağlayacak bir kuruluş olarak
planlanmıştır (Robinson, 1989, s. 17-18).
1930'lu yıllar boyunca çabalar üretici gelirlerinde bir iyileşme yaratmaz. Ayrı­
ca üretimin azaltılması hedefi de gerçekleştirilemez. Nitekim 12 Aralık 1934 ta­
rihli tarım bakanının raporunda bir önceki yıl için (1933) buğday, pamuk ve tütün
yığınlarından söz edilmekte; savaş nedeniyle gıda stokçuluğu, ekonomik ulusal­
cılık, dış ticaretin engellenmesi ve dış pazarların kaybolması ile iç tüketimin
azalması, bu stokların nedeni olarak gösterilmektedir (Luttrell, 1989, s. 17). Bu
nedenlerle ekilen alanların kontrolü ve pazarlama anlaşmaları ile üretim kısıtlan­
maya çalışılır. Ancak bütün bu tartışmalar ve kurumsal gelişmeler ABD'de tarı­
ma yönelik desteği de içeren politikaların daha 1930'lu yıllardan itibaren çok
kapsamlı ele alındığını göstermektedir.
Alınan önlemlerin hiçbirine cevap vermeyen tarım fiyatları, İkinci Dünya Sa­
vaşı koşulları ile yükselir. Yine stoklar azalan üretimin bir sonucu olarak erir.
Çünkü binlerce çiftçinin ve tarım çalışanının tarımı, asker olmak ve tarım dışı iş
olanağı elde etmek için terketmesi üretim fazlalarının erimesi için çok uygun ko­
şullar yaratır. ABD Kongresi bir kez daha, Birinci Dünya Savaşı sonrası 1920'li
yıllarda olduğu gibi üretimi destekleme ve üreticiyi fiyat düşüşlerine karşı koru­
ma çabasına girer. Bu yaklaşımla Kongre zorunlu olarak desteklenecek ürün lis­
tesine yenilerini ekler. Bu destekleme koşulları, yumurta ve patates dışında,
19401ı yıllar boyunca bir problem yaratmaz. Tahıl ve pamuk üretim fazlaları
1948'de oluşmaya başlar, ancak süratle büyüyen dünya talebi ve Kore Savaşı
hükümeti bu konuda harekete geçme konusunda engeller. Ancak, Kongre üye­
leri 1948'den itibaren tahıl, pamuk ve süt fiyatlarının zorunlu destekleme düzeyi­
nin (ki bu parite fiyatlarının yüzde 90'ıdır) devletin yüksek maliyetler altına gir­
mesi ile sağlanabileceğini gördüler(3). O zamanki düşünce, destek fiyatlarının
pariteye katı bir yüzdeyle değil, esnek oranlarla bağlanmasının daha doğru ola­
cağıdır. Bunun için önerilen formül destek fiyatlarının stok fazlaları ile ilişkilendirerek hesaplanmasıdır. Stokların yükselmesini önleyecek bu esnek fiyat formülü
7
1948 Tarım Kanunu ile uygulamaya konur, ama etkili olması için geçtir (Robinson, 1989, s. 18-19).
2.1.3 1950li ve 1960lı Yıllarda Değişen Politikalar
1950'li yıllarda da hızlı teknolojik gelişme, ucuz gübre ve azalan ihracat bir
kez daha arz fazlasına yol açar. Bu problemin üstesinden gelebilmek için topra­
ğın ekilmeyip boş bırakılması ve ihracatın artırılması uygun görülür. Bu amaçla
hazırlanan program "Soil Bank"dır (Agricultural Act-1956). Eisenhower Yönetimi'nin ilk yıllarında, ekim alanlarının zorunlu kontrolüne bir alternatif olan bu
program gönüllü bir uygulama öngörür: Programa katılan üreticiler kısmen ya da
tamamen boş bıraktıkları ve boş bıraktıkları için para ödenen toprağa çim ve
ağaç dikebildikleri gibi golf kursu gibi tarım dışı bir amaçla da kullanabilirler. Bu
program 1950'li yılların sonunda sona erer, ancak 1960'lı yıllarda değiştirilmiş
biçimi ile yeniden uygulamaya konur. 1960ların başında tekrar zorunlu üretim
kontrolü söz konusu iken, aşırı üretim ve biriken stoklarla hükümet 1961'de bir
kez daha, üretimi kontrole döner (Feed Grain Act-1961). Ancak 1961 Kanunu'nda üreticiye daha fazla insiyatif verilmiştir(4). Program kongre içinde her iki
tarafda da güçlü destek bulduğu için Eisonhover ve Kennedy yönetimlerinin
tarım politikalarının önemli bir tamamlayıcı unsuru olur. Ürün fazlalıklarını kont­
rol edilebilecek kadar ekim alanının dışarıda bırakılması, uygulanan bu prog­
ramlarla ancak 1960'h yılların sonlarında sağlanabilir (Frederick ve Spitze,
1983; Robinson, 1989, s. 20).
Bir önceki dönem içinde (1930'lu ve 1940'lı yıllar) anlatılan İkinci Dünya Sa­
vaşı öncesi uygulamaya konulan bir tür gıda yardımı (Food Stamp Program)
1961'de yeniden canlandırılır ve bu program 1964'de yeni bir kanunla kaldırılın­
caya kadar devam eder. Bu yardıma daha sonra yaklaşık 20 yıl sonra 1982'de
dönülür (Frederick ve Spitze, 1983).
2.1.4 19701i Yıllarda Tarımda Değişen Ortam
1970'lerin ortalarında ihracat talebinin aniden artması, ABD tarımının içinde
bulunduğu koşullar köklü biçimde değişir. Tahıl fazlaları eridiği gibi fiyatlar da
aniden yükselir. Bu gelişme ile bir önceki dönemde yoğun biçimde kullanılan
"ekim alanlarına sınırlama getiren programlar", 1973 ve 1977'de (Agriculture
and Consumer Protection Acat-1973 ve Food and Agriculture Act-1977) iki defa
yeniden uyarlanmasına rağmen çok fazla kullanılmaz. Ayrıca genel enflasyon
düzeyi de bu tırmanışı hızlandırır. Bu ihracat patlamasından kazançlı çıkan
kesim buğday, mısır ve soya üreticileri olur. Ancak hayvancılık kesimi bu değişi­
min kazançlarından faydalanamadığı gibi yem maliyetleri yükseldiği için zararlı
duruma düşerler. İhracat patlamasının en önemli etkilerinden biri tarım içi gelir
dağılımı üzerinde olur ve hayvancılık kesiminden bitkisel üretimle ilgilenen kesi­
me yönelik bir gelir kayması gerçekleşir. Tahıl ve soya ihracat talep tahminleri­
nin yarattığı iyimser beklentiler toprak talebini de artırır ve ekilebilir alanların,
özellikle Midwest'in tahıl üretilebilen alanları fiyatlarındaki yükselme enflasyonun
8
yükselmesi yönünde bir baskı yapar(5). Altı yıllık bir dönemde tarım arazisi fiyat­
ları bazı bölgelerde üçe katlanır (Frederick ve Spitze, 1983; Robinson, 1989, s.
21).
İhracat talebindeki patlama görece az sayıda mal grubunu etkilemekle birlik­
te, ABD tarımının uluslararasılaşması, ihracat talebine karşı üreticiyi ve tarım
mallarını talep eden iç kesimi de para ve maliye politikalarına karşı duyarlı hale
getirir. Bunun nedeni, aynı dönemde doların da dalgalanmaya bırakılması ile do­
ların değerinin düşmesinin dış piyasalarda ucuzlayan ABD tarım ürünleri fiyatla­
rının rekabet şansının artmasıdır. Ancak iç fiyatlarda üretici yönünden rahatlatıcı
olan bu ihracat artışı iç fiyatlarda yukarı doğru bir baskı yaratır. Bu durum daha
sonra tersine döner ve 1981 ve 1986 arasında doların artan değeri ihracatı
olumsuz etkiler (Robinson, 1989, s. 21-22).
1970'lerin ortalarında ekonomik ortamdaki bu değişme uygulanan politikada
da bir değişme yaratır; daha önce üretimden belli bir hükümet programı çerçe­
vesinde üretimden çekilen alanlar tekrar üretime döndürülür, destek fiyatları artı­
rılır ve üreticilere cömert zarar ziyan ödemeleri sunulur. Üreticilerin bu politika
değişikliğine tepkisi, tarlalarını en uç noktasına kadar ekmek olur. Kaçınılmaz
olarak bu gelişmelerle ürün açığının hızla kapanmasına neden olduğu gibi de­
polama programları da tekrar gündeme gelir (Robinson, 1989, s. 22).
Hükümetin büyüyen stokları dünya piyasalarında değerlendirmesi ABD tarım
ürünlerinin iyi koşullarda değerlendirilmesini sağlamakla birlikte üretici bu geliş­
meden fazla bir şey kazanmaz. Bunun yarattığı hoşnutsuzluk üzerine hükümet,
kendi tahıl stoklarını yapabilmesi için üreticilere daha fazla insiyatif verecek bir
destekleme programı geliştirir. Ancak pratikte bu uygulama ürün fiyatlarının yük­
sek tutulmasını sağlayacak bir araca dönüşür. 1970'lerin sonlarına doğru üretim
fazlaları yeniden ortaya çıkmaya başladığında, üreticinin ürünü piyasaya çıkar­
mayıp elinde tutması karşılığında ödeme yapılarak fiyatların çok fazla düşmesi
önlenmeye çalışılır (Robinson, 1989, s. 22).
Üretim artışını teşvik etmek ve üretici gelirlerini koruyabilmek için, tahıl ve pa­
mukta garanti ya da hedef fiyat uygulamasına geçilir. Bu program şu şekilde uy­
gulanır: Eğer piyasada oluşan ortalama fiyatlar garanti fiyat düzeyinin altına dü­
şerse ya da fiyat destekleme fonunun önerdiği fiyatlar piyasadaki fiyatlara göre
yüksek kalırsa aradaki fark üreticiye ödenir. Destek fiyatları enflasyon dikkate
alınarak yükseltilmektedir. Bu uygulama destek fiyatlarının çok yüksek olmasına
yol açar. 1977'ye kadar yapılan uygulamada üretim talepten fazla olur. Buna
bağlı olarak düşen tahıl fiyatları, beraberinde yüksek faiz oranları ve daha fazla
borçlanma birçok üreticiyi riskli bir mali konuma itekler. Destekleme fiyatlarını
talep yapısına göre ayarlama girişimleri ise üretici tarafından sert tepki ile karşı­
laşınca, kongre destekleme fiyatlarında aşağı doğru bir ayarlamayı erteler (Luttrell, 1989, s. 55-60; Robinson, 1989, s. 22).
1970'li yıllar boyunca gıda yardım programları her iki parti döneminde de
(Demokratlar ve Cumhuriyetçiler) genişletildi. Ayrıca kiliseler ve yardım kuruluş­
ları gibi örgütlerin oluşturduğu açlık lobisi de bu konuda kongreye baskı yapıyor­
du. Bu talep kısmen karşılandı, ancak 1980'de muhafazakar başkanın seçilişi,
9
devlet müdahalesi ile beslenmenin iyileştirilmesi yönünde gıda yardımı çabaları­
nı sona erdirdi (Robinson, 1989, s. 23).
1970lerin bir diğer özelliği de çevrecilerin ve "küçük güzeldir" savunucuları­
nın tarım politikaları ile ilgilenmeye başlamalarıdır. Bu gruplar tarım ilacı kullanı­
mının azaltılmasını, tarım topraklarının korunmasını ve geniş tarım işletmeleri­
nin büyümesinin kontrol altında tutulmasını istiyorlardı. Dönemin tarım bakanı,
kısmen bu grubun taleplerini de içeren, temel konularda bir ulusal diyalog çağrı­
sında bulundu. Aslında tarım bakanı da üretimin geniş birimlerde konsantrasyo­
nundan ve küçük ve orta büyüklükteki aile işletmelerinin kaybolmasından rahat­
sızdı. Ancak modern tarımın eleştirileri, politik gündemi genişletmede başarılı
olmakla birlikte 1977-1981 döneminde kanunlaşan tarım tasarılarında çok az et­
kisi oldu (Robinson, 1989, s. 23).
1920 ve 1970 döneminde tarım politikaları ağırlıklı olarak içinde çiftçilerle iliş­
kili organizasyonlar, ürünlerle ilgili baskı grupları, tarım bakanlığı, tarım okulları
ve kongrenin tarım komitesi tarafından belirleniyordu. Ancak bu organizasyonlar
1970'lerde tarımın gündemini artık kontrol edemez oldular(6). Bununla birlikte
tarımın eski baskı grupları bazen çevreyi koruma gibi güncel kavramları kullana­
rak politik etkilerini sürdürebilmektedir. 1993 yılı içinde sayıları sadece iki bin
olan arıcılar hükümetin destekleri kaldırmasına karşı direnmişler ve bunda da
başarılı olmuşlardır. Bu başarıda, arıların çevreyi ve doğal ortamı koruduğu tezi­
ni yanısıra diğer kesimlerde yer alan lobilerin "bir gün bizim de başımıza gelir,
destekler kaldırılır" korkusuyla arıcılık lobisine destek vermesi de etkili olmuştur.
Bu şüphesiz devlete bağımlı kesimlerle politika değişikliklerinin yapılmasının ne
kadar zor olduğunun da bir göstergesidir.
2.1.5 1980 Sonrası Dönem
1981'de iktidara gelen Reagan Yönetimi tarıma devletin müdahalesini azalt­
mak ve tarımsal destek programlarının maliyetini düşürmek niyetindeydi. Ancak
tarımsal reform çabalarının çoğunluğunda başarısızlığa uğradılar. Kongre des­
tek fiyatlarının indirilmesi yönündeki önerilerin çoğunu reddetti. Yönetim zayıf ih­
racat piyasası, artan buğday ve mısır ürünleri fazlası stokları ve rekor düzeyde
yüksek maliyetlerle mücadele etmeye zorlandı. Diğer tarafdan üreticiler zorlaşan
koşullarla devletin ödemelerine daha fazla bağımlı duruma geldiler (Robinson,
1989, s. 24).
Bu dönemde ABD tarımı önünde yeniden sorunlar birikir. ABD dışında artan
üretim, gelişmekte olan ülkelerde düşük büyüme hızı, potansiyel alıcı ülkelerin
ödemeler dengesi açıklarının fazlalığı ve güçlü dolar 1980'lerin başlarında ABD
tarımsal ürün ihracatını düşürür. Özellikle 1981 ve 1982'de özellikle ihracatta
talep düşük gerçekleşir. İhracatta rekabet gücünün yeniden kazanılması için
fiyat desteğine başlanır (Food Security Act-1985). Ancak Kongre hedef fiyatları­
nı azaltarak üretici gelirlerini düşürmeyi reddedince hedef fiyat ve ihracat için
kullanılan fiyat arasındaki fark genişler. Hazine bu boşluğu doldurmak üzere
devreye girer ve üretim alanlarının kısılmasına yardımcı olacak ödemeler yapar.
10
Üreticiler ödemelere hak kazanabilmek için buğday, mısır, pamuk ve pirinç ekim
alanlarını daraltırlar. BJ sonuç, tarıma girdi sağlayan tarım sanayiini de olumsuz
etkiler. Ancak yönetim arazilerin ekilmemesine yönelik başka bir alternatif
çözüm bulamaz (Frederick ve Spitze, 1989; Robinson, 1989, s. 24).
Hazineden yapılan geniş nakit ödemelerden kaçınmak ve piyasaya daha
fazla ürün sürerek piyasa fiyatlarını düşük tutmak için bu kez bir tür sertifika uy­
gulamasına gidilir (Payment-in-kind ya da kısaca PIC uygulaması). Üreticiye
PIC sertifikaları, ekim alanının bir bölümünün boş bırakılması karşılığında ve ay­
rıca hedef fiyatlar ile ihracat için uygulanan fiyatlar ya da piyasa fiyatı (hangisi
yüksekse) arasındaki farkı kapatmak için veriliyordu. Sertifikalar üreticiye ürün
biçiminde de verilebiliyordu. Bu üreticinin toprağı boş bırakma ya da ekmeme
(set-aside program) programına katılımının, nakit ödeme yerine ürünle ödeme
yapılarak sağlanmasıydı. Üreticiler bu ürünleri kendileri kullanabildikleri gibi pi­
yasada da geçerli fiyattan satabiliyorlardı. Devletin elinde bulunan stoklardan bu
yolla ürün dağıtımı, stokların azaltılmasına yardım ettiği gibi fiyatların yükselme­
sini önlediği kadar ekim arazilerinin azaltılmasına da bir önlem oldu. Yönetim, fi­
yatları düşük tutarak ihracatın uyarılacağını ya da en azından dünya piyasasını
geniş ölçüde elinde tutan ihracatçıları önleyebileceğini umuyordu. Bu uygulama
aynı zamanda gönüllü toprağı boş bırakma programınına önem vermeyen ve
daha fazla ekim yapan üreticilere yönelik teşviği azaltabilecek bir düzenleme
umuduydu (Luttrell, 1989, s. 58; Robinson, 1989, s. 24).
1985 yılında yapılan tarım kanunu düzenlemesinde bir başka unsur da ihra­
catın direkt ya da dolaylı olarak desteklenmesiydi. Çok miktarda pamuk ve pi­
rinç, fiyat kırarak dünya piyasalarına sürüldü (Luttrell, 1989, s. 59). İhracat teşvi­
ki ve temelinde destekleme politikaları ile yürütülen bu ticaret savaşı, tarımsal
ürünlerde yüksek korumanın yapıldığı Avrupa ve Japonya ile ABD'nin arasında
sert tartışmalara yol açmaktadır (7).
Geçmiş dönemlerde arz kontrolü için toprağın üretimden çekilmesi ile ilgili
yöntemler bu dönemde tekrar bir kez daha canlandırılır. Ayrıca 1984'de süt
ürünleri arzını kısabilmek için üreticiye ödeme yapılmaya başlanır. Bu uygulama
iki yıl sonra bütün büyükbaş hayvancılığa genişletilir. Üreticiye bu uygulama çer­
çevesinde kapsamlı bir ödeme karşılığında hayvanları kesim ya da ihracat için
satma olanağı sunulur. Bu çerçevede programa katılan üreticiler beş yıl için süt
ya da başka bir şey üretmemeyi kabul ederler (Robinson, 1989, s. 24-25).
1970'li yılların sonunda ve 1980'li yılların ortalarında ürün fiyatlarında meyda­
na gelen düşmeler kırsal kesime yönelik bankaları üretici ortaklı kooperatif kredi
bankalarını zor durumda bıraktı. Aynca tarım gelirlerindeki düşüşler toprağın de­
ğerini de azalttığı için borçların bir bölümü karşılıksız duruma düştü. Bunu önle­
mek için bu borçlara yönelik ikinci bir piyasa yaratılarak devlet destekli kuruluş­
lar tarafından, yerel bankalar da kullanılarak bu borçlar satın alınması yoluna
gidildi (Robinson, 1989, s. 25).
1980'li yıllar boyunca izlenen politikalarda hedef fiyatların düşük tutulması
Kongre tarafından kabul edilmedi. Satış kotoları kullanılması Reagan Yönetimi'nin felsefesi için ters bir uygulamaydı. Bu arada tarımın kötüleşmesi arazi fi11
yatlarını olumsuz etkilemeyi de sürdürdü. Dönemin, hükümetin karşılaştığı ta­
rımsal maaliyetler açısından çok parlak olmadığı söylenebilir.
19901ı yıllara gelindiğinde tarımsal politikaların ağırlığının yönetim üzerinde
sürdüğü gözlenmektedir. Bush Yönetimi'nin tarım bakanı, tarımsal ürün arzına
yönelik politikalarla üretici gelirlerini yükseltmenin ve korumacı ticaret politikala­
rının sadece kısa dönemde Amerika tarımı için bir çözüm olabileceğini; çözü­
mün de sadece GATT'ın Uruguay Toplantısı'nda alınan tarım kanun önerileri ve
reformlarının yapılmasına bağlı olduğunu söylemektedir (Yeutter, 1990) (8). Hü­
kümet açısından 1990'da gözlenen temel sorun: Artan boş bırakılan araziler için
yapılan ödemelerin üretim maaliyetlerini artırarak ABD'nin rekabet avantajını
azaltması, yabancı üreticilerin kendi üretim alanlarını genişleterek ABD'nin
pazar payını ele geçirmesi ve kaybedilen pazarın tekrar kazanılmasının zorluğu­
dur. Örneğin destekleme programlarının 1980'lerde dünya piyasalarında soya
ürününe talep yüksek iken soya yerine mısır ekiminin teşvik edilmesi, Latin
Amerikalı üreticilerin bu alana girip üretimlerini iki kat artırarak pazarı ele geçir­
melerine neden olmuştur. Bu savaşın örneklerini Avrupa için de vermek müm­
kündür (Yeutter, 1990).
Sonuç olarak ABD tarım politikaları, önemli ölçüde uluslararası tarımsal ürün
ticareti (GATT savaşı) ile de bağlantılı bir dizi sorunla 1990'lı yıllarda da yüz yü­
zedir.
2.2 Politikaların Değerlendirilmesi ve Sonuçları
2.2.1 Politikaların Değerlendirilmesi
Bir önceki bölümde anlatılan tarımsal sorunlara ağırlıklı olarak 1920'li yıllar­
dan başlayarak ABD hükümetleri gündemlerine almış ve politikalarını inşa et­
mişlerdir. Bu sorunlar genel olarak fiyat istikrarsızlıkları, kaynakların getirişinin
düşük olması ve tarımda gelirlerin düşüklüğü olarak işaret edilmiştir. Bu politika­
ların değerlendirilmesinde değişik çerçeveler kullanılabilir (9). Burada, i) arzı dü­
zenleyen ve teşvik eden politikalar ve ii) talep yaratıcı politikalar olmak üzere ikili
bir ayrım yapılmıştır.
2.2.1.1 Arza Yönelik Uygulamalar
Ticari ürünlere yönelik arz teşvik ve düzenleyici politikaların uygulanmasına
ilişkin iki nokta vurgulanabilir: İlki, bazı üreticiler kamu fonlarından daha az ya­
rarlanırlar. Bunlar sığır, domuz, kümes hayvanları ve soya üreticileridir. Buğday,
tütün, yerfıstığı ve pamuk üreticileri ise destekleme programlarından çoğunlukla
yararlanan üretici kesimi olmuştur. İkincisi ise, politika uygulama araçlarının ürü­
nün niteliğine göre değişik biçimlerde kullanılmasıdır. Aşağıda özellikleri verilen
uygulama araçları ürünlere şu şekilde uygulanmıştır:
1) Arz kontrolü ve fiyat desteği: Buğday, mısır ve diğer taneli bitkiler, pamuk,
pirinç, yerfıstığı ve tütün.
12
2) Arz kontrolü olmadan fiyat yardımı: Yün ve işlenen süt ürünleri için.
3) Öncelikle ithalatı sınırlama aracılığı ile fiyat yardımı: Şeker ve sığır hayva­
nı (10). Yeni ithalat sistemi ile şekerdeki fiyat dünya fiyatının yüzde 100'ünden
daha fazla gerçekleşmiştir ki bu fiyatın ABD'de herhangi bir ürüne konan en yük­
sek ek tarife olduğu belirtilmektedir (Tucker, 1990).
4) Pazar düzenlemeleri (fiyat farklılaştırması) aracılığı ile fiyat yardımı: süt
ürünleri, bazı meyveler ve bazı sebzeler.
Fiyat Desteği:
Federal hükümetlerin en fazla başvurduğu araçtır. Eğer destek fiyatı piyasa
fiyatının üzerinde oluşursa üretici bu aradaki fark kadar kredi alıyor ve bu kredi
hükümete nakit ya da teminat (karşılık) gösterilen ürünle ödeniyor. Başta bu
kredi "parite fiyatr'nın bir bölümü olarak ödenirken daha sonra dünya fiyatları
dikkate alınarak belirleniyor (11).
FOR (farmer-owned reserve):
1977 tarım kanununda taneli yem bitkileri ve buğday için uzun dönemli (3-5
yıllık) periyodlar için yukarıda açıklanan fiyat desteğinin yapılmasıydı. Bunda
amaç uzun dönemli iç talebin ve ihraç talebinin rahatça karşılanabilmesiydi. Fi­
yatlar yükseldiği zaman üreticinin krediyi nakit ödeyebilmesi ve ürünü ayrıca sa­
tarak değerlendirebilmesi, üreticiyi avantajlı duruma getiriyordu. Daha sonra bu
uygulama hükümetin elinde çok miktarda rezerv ürün birikmesine neden oldu.
Bu problemi halletmek için uygulama aşağıda açıklanan PIC programı ile değiş­
tirildi.
Arz Kontrolü:
Bu program da 19301u yıllardan itibaren sıkça kullanılır. Arz ve talebi fiyat
destek düzeyinde dengeye getirmek için uygulanır. Arz kontrolünün farklı etkin­
liklerde değişik uygulamaları olmuştur. Temelde zorunlu ve gönüllü olmak üzere
iki tür uygulama vardır. 1960'da uygulanan "zorunlu üretim kontrolü" programı,
her üreticinin geçmişteki üretim faaliyetleri ile bağlantılı olarak arazisinin bir bö­
lümünün ekilmemesi ve pazarlama kotaları ile yapılıyordu. Etkin olamayan bu
sistem yerine 1961'de uygulamaya konan "isteğe bağlı üretim kontrolü", üretici­
ye daha fazla esneklik sağlar. Üreticinin daha fazla katılımını amaçlayan bu
programda üretici ekilmemesi istenen belli ürünler karşılığında tarlasının belli bir
yüzdesini boş bırakıp, kalan tarlaya istediği bir ürünü ekebiliyordu. 1970'lerde ih­
racat talebiyle artan talebe bu uygulama bir süre cevap verememekle birlikte,
daha sonra yeniden gözden geçirilerek uygulaması sürdürülmüştür.
Direkt Ödemeler:
Bu tip ödemelerin ilki, 1933'den itibaren aralıklarla uygulanan toprağı üretim13
den çekme programıdır. Stokların ve üretimin azaltılabilmesi için bu program
1956'da önemli bir politika aracı durumuna gelir (12). Uygulamada üreticiler üre­
timden çektikleri toprağı Toprak Bankası'na (Soil Bank) teslim etmektedirler.
İkincisi, 1973'de "hedef fiyatların altına düşen piyasa fiyatlarını desteklemek
için uygulanan ek ödemedir (13). Bu ödemenin uygulaması, daha sonra 1983 ve
1985'de yeniden gözden geçirilir. Payment-in-kind (PIC) uygulaması bu uygula­
manın son şeklidir. PIC sertifikaları, ekim alanının bir bölümünün boş bırakılma­
sı karşılığında ve hedef fiyatlar ile ihracat için uygulanan fiyatlar ya da piyasa fi­
yatı (hangisi yüksekse) arasındaki farkı kapatmak için olmak üzere iki amaçla
veriliyordu. Ayrıca bu sertifikalar üreticiye ürün biçiminde de verilebiliyordu. FOR
uygulamasından önemli farkı üreticiye ödemenin (sertifikanın) ürün biçiminde
yapılarak devlet elinde biriken stokların azaltılabilmesidir.
Piyasanın Parçalanması:
1920'li yıllardan başlayarak değişik dönemlerde uygulanan ikili fiyat (price
discrimination) uygulamasıdır. Birincil (aşıl) piyasada yüksek fiyattan satılan
ürün ikincil piyasada daha düşük bir fiyattan değerlendirilmektedir. Eğer piyasa
iyi parçalanmışsa üreticinin getirişi tek fiyat uygulamasından daha yüksek ol­
maktadır. Örneğin un yapılmak üzere iç piyasada satılan buğdayın fiyatı yükek,
dışarıya hayvan yemi olarak ihraç edilen buğdayın fiyatı düşük olmaktadır. Bu
uygulama işlenmeye uygun süt, meyve ve sebze için iç piyasada da uygulan­
mıştır. Tahıl ve pamuk için bu tür bir uygulama olmamakla birlikte 1960'h yıllar
boyunca ve 1970lerin başlarında ihracat teşvikleri bu amaca hizmet etmiştir.
2.2.1.2 Talebe Yönelik Politikalar
Ticaret Politikaları:
İhracat teşvikleri ve artışları, bazı ülkeler için imtiyazlı dış satışlar ve gıda yar­
dımları, ihracat teşvikleri ve ithalatla ilgili kısıtlamalar bu uygulamanın içinde sa­
yılabilir.
ABD tarihinde en önemli tarım ticaret kanunu olarak bilinen ve kısaca PL-480
(Public Low-480: Agricultural Trade, Development and Assistance Act-1954)
olarak adlandırılan düzenleme, bu türdeki politikaların uygulama aracıdır. PL480, 1980'lerdeki uygulama biçimi ile, ürünlerin satılabilmesi için hükümet ve gö­
nüllü yardım kuruluşları aracılığı ile uzun dönemli kredi sağlanmasını ve acil yar­
dımı içermektedir. Ancak bu programın maaliyetlerinin artması PL-480 üzerinde
yeni değişiklikler gerektirmiştir. Dış ticaret ve tarımla ilgili komiteler 1990'da bu
kanun üzerinde yapısal pek çok değişiklik yapmışlardır (14).
İç Pazarı Genişletici Politikalar:
1933'de ilk kez uygulanmaya başlayan, önceleri üretim fazlalarının dağıtımını
amaçlayan daha sonra ise beslenme iyileştirilmeleri için hazırlanan bu program14
lar değişik aralıklarla uygulanmıştır. Etkileri genel olarak olumlu olarak yorumla­
nan ve harcamaları federal hükümet tarafından karşılanan bu programlar, top­
lam gıda tüketimi harcamalarının yüzde 4 ile 5'i arasında bir oranı tutarındadır.
Bu uygulamaların türleri aşağıda verilmiştir:
1) Gıda Dağıtım Programı: Üretim fazlalarının dağıtımını amaçlayan bu ilk
program çerçevesinde et, yağ, peynir ve işsiz işçi ve ailelerine un veriliyordu. Bu
program okullara, hayır kurumlarına ve ihtiyacı olan kişilere bugün de devam et­
mektedir.
2) Okul Yemeği Programı: Tarımsal ürünler için pazar genişlemesini sağla­
mayı amaçlayan bir diğer programdır. Parasal sorumluluk, federal ve eyalet hü­
kümetleri tarafından ortak biçimde paylaşılmıştır.
3) Gıda Pulu Programı: Eğitimi olmayan düşük gelirli kişilere yönelik bu prog­
ram beslenmenin iyileştirilmesini amaçlamaktadır. İkinci Dünya Savaşı'ndan
önce ilk kez uygulanmıştır. Bir diğer uygulama 1960'larda olmuş, son olarak da
1980'li yıllarda uygulamaya konmuştur. Bu program ABD'de uygulanmış en
büyük ölçekli yardım programıdır. 1982'deki 20 milyon kişinin katıldığı progra­
mın maliyeti 1980'lerde yıllık 11 milyar dolardır.
4) Çocuk Beslenmesi Kanunu-1966: Çocukların iyi beslenmesi için özel süt,
okul kahvaltı servisi ve yaz beslenme servisi alt programlarından oluşan bu
program hamile anne adayları ve küçük çocuk annelerini de içermektedir.
11.2.2 Politikaların Sonuçları
ABD'de uygulanan politikaların sonuçlarını değerlendirebilmek için iki soru
sorulabilir: Bunlardan ilki, uygulanan politikaların tarım kesiminde nasıl sonuç
verdiğidir. Burada en temel konu tarım gelirlerinin nasıl değiştiğidir. İkincisi ise,
ekonominin bütününün ve tarım dışı kesimlerin devlet eliyle tarıma harcanan
kaynakların harcama biçiminden nasıl etkilendiğidir. Bu sorudaki kritik konu ise
tarım dışı kesimlerin, tüketicilerin ve tarım dışında vergi ödeyen kesimin, bu des­
tekleme sürecinden kazanç ve kayıplarının hesaplanmasıdır.
2.2.2.1 Tarım Üzerine Etkisi
Çizelge-2.1'den gözlenebileceği gibi 1960'lı yılların başlarında ulusal gelir
hızla yükselirken tarım gelirleri 1950'lerin ilk yıllarındaki düzeyin de altına düş­
müştür. Ancak daha sonraki yıllarda bu gerileme giderilmiş ve özellikle ihracat
patlamasının olduğu 19701i yıllarda iyice yükselmiştir. Çizelge-2.2, 2.3 ve 2.4'de
ABD'deki tarımsal destekleme programı ile ilgili diğer göstergeler yer almaktadır.
2.2.2.2 Ekonominin Bütün ve Tarım Dışı Kesim Üzerindeki Etkisi
ABD'de uygulanan tarım politikalarının sonuçları gösteriyor ki, "üretken politi­
kalar" aracılığı ile etkinlik artarken; "yağmacı" politikalar ya da kamu kaynakları­
nın savurucu politikalarla bölüşümü" ile de refahın ve gelirin baskı grupları ara­
sında yeniden dağılımı sağlanıyor (Rausser, 1982a) (15). Yazara göre, ilk grup
politikalar piyasanın başarısızlıklarını düzeltme ya da kamu malları sağlamak
amacında iken -ki bu politikaların dağıtım etkisi nötr olup varolan yapıyı değiştir15
mez- ikinci grup politikalar etkinlik kaygısı olmadan refahı bir sosyal gruptan di­
ğerine aktarır. ABD'de kamunun tarım politikalarının geçmişinin bir gözden geçi­
rilişi, kamu kesiminde sadece bu iki farklı politikanın gerilimini ve mücadelesini
değil, aynı zamanda bu iki tip politika uygulamasının koordinasyonunu ortaya
serer. Örneğin toprak koruma politikaları yıpranmış ekim alanlarının üretimden
çekilmesini önerirken ürün fiyat destekleme politikaları bu arazilerin kullanımının
sürdürülmesini gerektirebilir. Şüphesiz bu açık tutarsızlıklar, bu tutarsızlıkları do­
ğuran politikaları üreten devletin kurumsal düzenlemelerinin bir sonucudur.
Böyle bir ortamda, yapılması gereken hem üretken, hem de politik olarak kalıcı
politikaların ikisini birden tasarlamak ve savunmaktır (Rausser, 1992).
Kamu tarafından gerçekleştirilen araştırma, eğitim ve tarımsal yayım (çiftçi
eğitimi) yatırımları, ABD tarımında tarımsal üretimin iyileştirilmesi ve geliştirilme­
sinde önemli bir dayanak oldu. Ürün fiyat destek politikalarının önemi yadsına­
mamakla birlikte, tarım teknolojisindeki gelişmeler üretim artışının bir başka kay­
nağı olmuştur. Lave (1962), ABD'de 1850 ve 1958 arasında tarımdaki teknolojik
gelişmenin imalat sanayidekinden iki kat daha hızlı olduğunu bulmuştur (Janvry
et al, 1989, s. 356). Maliyetleri geniş bir kesim tarafından paylaşılan bu yatırım­
ların faydaları sınırlı bir kesimde yoğunlaşmış bu da tarım alanında rant arayan
davranışların yerleşmesine bir araç olmuştur. Bu davranışları doğuran temel po­
litikalar: Su kaynaklarının geliştirilmesi, toprak koruma, tarım ilaçlarından çevreyi
koruma politikası ve tarımsal kredilerdir (Rausser, 1992).
Gelirin yeniden dağıtımı politikaları ise, daha çok geliri daha zengin olana; ül­
keler düzeyinde de sanayileşmiş olanlara doğru daha büyük oranda gelir trans­
feri olarak gerçekleşmektedir. Çizelge-2.5 ve 2.6'da uygulanan destekleme
programlarının refah üzerindeki etkileri ile ödemelerin değişik işletme gruplarına
göre nasıl dağıldığı yer almaktadır.
Çizelge 2.1: Federal Hükümet Harcamalarının ve Net Çiftçi Gelirinin
Yüzdesi Olarak ABD Tarım Bakanlığı Harcamaları
ABD Tarım
Bakanlığı
Harcamaları
Yıllar
1932
1933
1934
1935
1936
1937
1938
1939
1940
1941
1942
1943
16
Federal
Hükümet
Harcamaları
(Milyar Dolar)
0 .3
4.7
4 .6
0.3
0 .6
6.6
1 .2
6.5
0.9
8.5
1 .2
7.8
0.9
6 .8
1 .4
9 .1
1 .4
9.5
13.7
1 .5
2 .1
35.1
2.6
78 .6
Net Çiftçi
Geliri
2.0
2 .6
2.9
5.3
4.3
6.0
4 .4
4.4
4.5
6.5
9.9
11 .7
Yüzde Olarak
Tarım Bakanlığı Harcamaları
Federal
Harcamalar
6
7
9
18
11
15
13
15
15
11
6
3
Net Çiftçi
Geliri
15
12
21
23
21
20
20
32
31
23
21
22
ABD Tarım
Bakanlığı
Harcamaları
Yıllar
1944
1945
1946
1947
1948
1949
1950
1951
1952
1953
1954
1955
1956
1957
1958
1959
1960
1961
1962
1963
1964
1965
1966
1967
1968
1969
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
Federal
Hükümet
Harcamaları
Net Çiftçi
Geliri
Federal
Harcamalar
(Milyar Dolar)
2.8
2 .3
1 .3
1 .5
1 .2
2.8
3 .0
0.8
1 .2
3.2
2.6
4 .3
4 .8
4.6
4.4
7.1
5.4
5 .9
6.7
7 .7
7.9
6.8
5 .5
5.8
7.3
8.3
8.4
8.6
10.9
11 .4
9.8
15 .6
12 .8
16.7
20 .4
31 .8
34 .8
41 .6
45 .7
52 .4
42 .0
55 .5
58 .7
91 .3
92 .7
55 .2
34 .5
29 .8
38 .8
42 .6
45.5
67 .7
76.1
70 .9
68 .4
70 .6
76 .6
82 .4
92.1
92 .2
97 .7
106 .8
111 .3
118 .5
118.2
134 .5
157 .5
178 .1
183.6
195 .6
210 .2
230 .7
245 .7
269 .4
332 .3
371 .8
409 .2
458 .7
503 .5
590 .9
678 .2
745 .7
808 .3
851 .8
946 .3
989 .8
Yüzde Olarak
Tarım Bakanlığı Harcamaları
11 .7
12 .3
15 .1
15 .4
17 .7
12 .8
13 .6
15.9
15.0
13 .0
12.4
11 .3
11 .3
11 .1
13.2
10.7
11 .5
12.0
12 .1
11 .8
10 .5
12 .9
14 .0
12.3
12 .3
14 .3
14 .4
15.0
19 .5
34 .4
27 .3
25 .5
20 .2
19.9
25 .2
27 .4
16 .1
26 .9
23 .5
12 .7
32 .0
32 .3
37 .5
3
3
2
4
4
7
7
2
2
4
4
6
7
6
5
8
6
6
6
7
7
6
4
4
4
5
4
4
5
5
4
5
3
4
4
6
6
8
6
6
5
6
6
Net Çiftçi
Geliri
24
19
9
10
7
22
22
5
8
25
21
38
42
41
33
66
47
49
55
65
75
53
39
47
59
58
58
57
56
33
36
62
63
84
81
118
216
155
194
413
131
172
157
Kaynak: Luttrell (1989)
17
Çizelge 2.2: Tarım Fiyatı, Gelir Desteği ve İlgili Programlarda
Gerçekleşen Hükümet Zararları (Milyon $)
Toplam Zararlar
Yıllar
1933
1934
1935
1936
1937
1938
1939
1940
1941
1942
1943
1944
1945
1946
1947
1948
1949
1950
1951
1952
1953
1954
1955
1956
1957
1958
1959
1960
1961
1962
1963
1964
1965
1966
1967
1968
1969
1970
1971
1972
1973
1974
1975
18
Üretici
Ödemeleri
-
-
-
-
333
868
946
1 .285
1 .608
1 .657
2 .458
2 .033
2 .146
2.945
2 .909
2 .369
3 .122
2 .351
560
CCC(1)
Stok
İşlemleri
Diğer
1
1
20
9
3
8
16
36
-79
, -36
-8
61
-33
-157
81
266
294
389
103
123
546
980
1 .139
1 .320
1 .086
980
971
965
1 .235
970
1 .147
871
685
764
710
411
398
316
454
161
72
114
75
48
178
450
434
224
582
731
730
714
548
410
-11
57
106
36
63
193
235
203
208
108
139
275
492
562
430
914
784
696
739
795
569
643
591
455
556
870
833
634
811
336
36
Toplam
75
49
179
470
443
227
590
747
766
635
512
402
50
24
-51
117
329
487
624
306
331
654
1 .119
1 .414
1 .812
1 .648
1 .410
1 .885
2.082
2.799
2 .655
3.227
3 .048
2 .985
3 .813
3.198
3 .113
4.213
4.058
3 .457
4 .094
2.759
710
Net Tarım
Gelirine Göre
% Pay
3
2
3
11
7
5
13
17
12
6
4
3
0
0
0
1
3
4
4
2
3
5
10
13
16
12
13
16
17
23
23
31
24
21
31
26
22
29
27
18
12
10
3
Toplam Zararlar
Yıllar
Üretici
Ödemeleri
CCC(1)
Stok
İşlemleri
Diğer
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
288
594
2 .152
1 .928
418
1 .030
1 .491
4 .734
4 .553
7 .308
13 .950
162
108
296
333
479
926
1 .377
2.562
2 .701
3 .620
4 .255
75
122
608
1039
1399
1575
2855
12217
1264
2007
1793
Toplam
Net Tarım
Gelirine Göre
% Pay
525
824
3 .056
3 .300
2 .296
3 .531
5 -723
19 .513
8.518
12 .935
19 .998
3
4
11
10
11
12
24
154
27
40
53
1) CCC (Commoditv Credit Cooperation) ürün Kredi İsletmesi
Kaynak: Luttrell (1989)
Çizelge 2.3: Belli Başlı Ürünlerde Destekleme Fiyatı (DF (1) Ve Piyasa Fiyatı (PF)
Yıllar
1933
1934
1935
1936
1937
1938
1939
1940
1941
1942
1943
1944
1945
1946
1947
1948
1949
1950
1951
1952
1953
1954
1955
1956
1957
1958
1959
1960
Buğday
($/bu)
DF
PF
0.73
0.85
0.83
1 .02
0.96
0 .60 0.56
0.63 0.69
0 .64 0.68
0 .98 0.94
1 .14 1.10
1 .23 1 .36
1 .35 1 .41
1 .38 1 .49
1 .49 1 .90
1 .84 2.29
2 .00 1 .98
1 .95 1 .88
1 .99 2 .00
2 .18 2.11
2 .00 2 .09
2 .21 2 .04
2 .24 2.12
2 .08 1 .98
2 .00 1 .97
2.00 1 .93
1 .82 1 .75
1 .81 1 .76
1 .78 1 .74
Pirinç
($/cwt)
PF
DF
1 .73
1 .76
1 .60
1 .85
1 .46
1 .42
1 .62
1 .80
2.06 3 .01
2.30 3 .62
(2) 3 .96
(2) 3 .93
2.82 3 .98
(2) 5 .00
3 .76 5 .97
4.09 4.88
3 .96 4 .10
4.56 5 .09
5 .00 4.82
5.04 5 .87
4.84 5 .19
4.92 4 .57
4.66 4.81
4.57 4.86
4.72 5 .11
4.48 4.68
4.38 4.59
4.42 4.55
Mısır
($/bu)
DF
PF
0 .45 0.52
0.55 0 .81
0 .45 0.66
0 .55 1 .04
0 .50 0 .52
0 .57 0.49
0 .57 0.57
0 .61 0.62
0.75 0.75
0.83 0.92
0.90 1 .12
0 .98 1 .03
1 .01 1 .23
1 .15 1 .53
1 .37 2.16
1 .44 1 .28
1 .40 1 .24
1 .47 1 .52
1 .57 1 .66
1 .60 1 .52
1 .60 1 .48
1 .62 1 .43
1 .58 1 .35
1 .50 1 .29
1 .40 1 .11
1 .36 1 .12
1 .12 1 .05
1 .06 1 .00
Pamuk
(fl/lb)
DF
PF
10 .0 10 .2
12 .0 12 .4
10 .0 11 .1
12 .4
9 .0 8 .4
8 .3 8 .6
8 .7 9 .1
8 .9 9 .9
14 .0 17 .0
17 .0 19 .1
18 .4 19 .9
20 .8 20 .7
20 .9 22 .5
22 .8 32 .6
26 .5 31 .9
28 .8 30 .4
27 .2 28 .6
27 .9 40 .1
30 .5 37 .9
30 .9 34 .6
30 .8 32 .3
31 .6 33 .6
31 .7 32 .3
29 .3 31 .7
28 .8 29 .6
31 .2 33 .2
30 .4 31 .7
29 .0 30 .2
Tütün
(0/lb)
DF
PF
13 .0
21 .3
18 .4
23 .6
20 .4
19 .6
15 .4 15 .4
15 .0 16 .1
19 .6 26 .4
25 .1 36 .9
27 .6 40 .5
28 .9 42 .0
29 .7 42 .6
32 .1 45 .1
40 .0 43 .6
43 .9 48 .2
42 .5 47 .2
45 .0 54 .7
50 .7 52 .4
50 .6 50 .3
47 .9 52 .8
47 .9 52 .7
48 .3 52 .7
48 .9 51 .5
50 .8 55 .4
54 .6 58 .2
55 .5 58 .3
55 .5 60 .4
Soya
($/bu)
DF
PF
0 .94
0 .99
0 .73
1 .27
0 .85
0 .67
0 .81
0 .90
1 .05 1 .55
1 .60 1 .61
1 .80 1 .81
2 .04 2 .05
2.04 2 .08
2 .04 2 .57
2 .04 3 .33
2.18 2.27
2 .11 2 .16
2 .06 2 .47
2 .45 2 .73
2.56 2 .72
2.56 2 .72
2 .22 2.46
2 .04 2.22
2 .15 2 .18
2.09 2.07
2 .09 2 .00
1 .85 1 .96
1 .85 2 .13
19
Buğday
($/bu)
Pirinç
($/cwt)
Mısır
($/bu)
Yıllar
DF
PF
DF
PF
DF
1961
1962
1963
1964
1965
1966
1967
1968
1969
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
1 .79
2 .00
2 .00
2 .00
2 .00
2 .57
2 .61
2 .63
2 .77
2 .82
2 .93
3 .02
3 .39
2 .05
2 .05
2 .29
2 .90
3 .40
3 .40
3 .63
3 .81
4 .05
4 .30
4 .38
4 .38
4 .38
1 .83
2 .04
1 .85
1 .37
1 .35
1 .63
1 .39
1 .24
1 .25
1 .33
1 .34
1 .76
3 .95
4 .09
3 .55
2 .73
2 .33
2 .97
3 .78
3 .91
3 .66
3 .55
3 .53
3 .38
3 .08
2 .42
4.71
4.71
4.71
4.71
4.50
4.50
4.55
4.60
4.72
4.86
5.07
5.27
6.07
7.54
8.52
8.25
8.25
8.57
9.05
9.49
10.68
10.85
11 .40
11 .90
11 .90
11 .90
5.10
5.04
5.01
4.90
4.93
4.95
4.97
5.00
4.95
5.17
5.34
6 .73
13.80
11 .20
8.35
7.02
9 .49
8 .16
10.50
12.80
9.05
8.11
8 .76
8.06
6.53
3 .80
1 .20
1 .20
1 .25
1 .25
1 .25
1 .30
1 .35
1 .35
1 .35
1 .35
1 .35
1 .41
1 .64
1 .38
1 .38
1 .57
2 .00
2 .10
2 .20
2 .35
2 .40
2 .70
2 .86
3 .03
3 .03
3 .03
PF
1 .10
1 .12
1 .11
1 .17
1 .16
1 .24
1 .03
1 .08
1 .16
1 .33
1 .08
1 .57
2.55
3.02
2.54
2.15
2.02
2.25
2.52
3.10
2.50
2.68
3.25
2.62
2.23
1 .45
Pamuk
(0/lb)
DF
33 .0
32 .5
32 .5
33 .5
33 .3
30 .4
31 .8
32 .5
35 .0
37.1
35 .0
35 .8
41 .5
38 .0
38 .0
43 .2
47 .8
52 .0
57 .7
58 .4
70 .9
71 .0
76 .0
81 .0
81 .0
81 .0
Tütün
(0/lb)
PF
32
31
32
29
28
20
25
22
22
22
28
27
44
42
51
64
52
58
62
74
54
59
66
57
56
51
.9
.9
.2
.8
.1
.8
.6
.1
.0
.0
.2
.3
.6
.9
.3
.1
.3
.4
.5
.7
.3
.1
.0
.5
.5
.5
Soya
($/bu)
DF
PF
DF
PF
.5
.1
.6
.2
.7
.8
.9
.6
.8
.6
.4
.7
.6
.3
.2
.0
.8
.0
.3
.5
.7
.9
.9
.9
.9
.8
64 .3
60 .1
58 .0
58 .5
64 .6
66 .9
64 .2
66 .6
71 .8
72 .9
78 .6
83 .0
90 .1
108 .6
102 .6
112 .5
118 .6
132 .4
141 .1
152 .3
170 .6
176 .4
174 .6
180 .6
171 .9
152 .7
2.30
2.25
2.25
2.25
2.25
2.50
2.50
2.50
2.25
2.25
2.25
2.25
2.25
2.25
2.28
2.34
2.51
2.62
2 .54
2.75
2 .49
2.43
2.35
2.85
3 .03
4.37
5.68
6 .64
4.92
6.81
5 .88
6 .66
6.28
7.57
6.04
5.69
7.81
5.78
5 .05
4.67
55
56
56
57
57
58
59
61
63
66
69
72
76
83
93
106
113
121
129
141
158
169
169
169
169
143
-
2.50
3.50
4.50
4.50
5.02
5.02
5.02
5.02
5.02
5.02
4.77
1) Ortalama ulusal kredi faizi ile doğrudan destekleme ödemeleri toplamı.
2) Destekleme fiyatını belirlemek için yeterli bilgi yok.
Kaynak: Luttrell (1989)
Çizelge 2.4: Net Üretici Geliri, 1961-1982 ($)
İşletme Başına Tarımda Çalışan
Ailenin Net Tarım Geliri
Yıllar
1961 -65
1966-70
1971-75
1976-80
1981
1982
ortalaması
ortalaması
ortalaması
ortalaması
Cari
1967 Fiyatları ile
1967 Fiyatları ile
3.313
4.369
9.798
9.922
12.349
9.188
3.604
4.139
6.357
4.935
4.533
3.178
3.327
4.796
6.128
6.266
6.014
5.683
Kaynak: Frederick ve Spitze (1983)
20
İşletme Başına Tarımda
Çalışan Ailenin Tarım
Dışı Geliri
Çizelge 2.5:1985 Gıda Güvenliği Kararnamesi Uygulamaları Altında Destek
Programlarının Yarattığı Yıllık Refah Kayıpları ve Kazançları Aralıkları,
1985-1988 (Milyar $)
Ürünler
Tüketici
Kaybı
Üretici
Kazancı
Kamu Bütçesi
Maliyeti
Buğday
Mısır
Pamuk
Yer Fıstığı
Süt Ürünleri
Şeker (1)
Durum I
Durum II
Tütün
0.24-0.30
0.68-0.76
0.19-0.21
0.36-0.40
1.80-2.90
2.62-3.22
7.23-7.62
1.20-1.46
0.29-0.35
1.50-2.20
3.67-4.27
7.30-8.10
1.40-1.60
0
1.13-1.72
1.90-2.40
1.35-1.55
0.20-0.22
1.50-1.70
1.15-1.25
0.34-0.38
0
0
0
Net
Kayıp
0.69-1.95
0.36-1.63
0.13-0.61
0.01-0.11
0.73-3.12
0.20-0.90
0.10-0.40
(0.12-0.18) (2)
1) Durum I ABD politikalarının dünya şeker fiyatlarını etkilemediği varsayımını,
Durum II ise politikaların dünya şeker fiyatlarını düşürdüğü varsayımını gösterir.
2) Tütün programının net positif kazanç sağladığı tahmin edilmiştir. Bu sonucun
kaynağı, ABD'nin büyük miktarlarda tütün ihraç etmesi nedeniyle yerli üreticinin
yabancı tüketiciden kaynak transfer etmesidir. Kaynak: Rausser (1992)
Çizelge 2.6: İşletme Gruplarına Göre ABD'de Hükümet Ödemelerinin
Dağılımı, 1988
İşletme
Grupları
İşletme
Sayısı
Ortalama
Ödemeler
Yıllık
Satış ($)
(Bin)
($)
<10.000
10.000-19.999
20.000-29.999
40.000-99.999
100.000-249.999
250.000-499.999
500.000<
Toplam
1.051
270
253
300
220
67
35
2.195
Kaynak: Rausser (1992)
559
2.368
5.821
11.461
21.452
32.484
40.874
6.597
Toplam
Ödeme
(Milyon $)
588
640
1.472
3.444
4.714
2.188
11.435
14.481
Toplam
Ödeme
İşletme
Sayısı
Yüzde Dağılım
4.1
4.4
10.2
23.8
32.6
15.1
9.9
100.0
47.8
12.3
11.5
13.7
10.0
3.1
1.6
100.0
3. AVRUPA TOPLULUĞU TARIM POLİTİKALARI
3.1 AT Tarım Politikalarına Geriye Doğru Bir Bakış
3.1.1 Ortak Tarım Politikasının Doğuşu
Tarımda bir ortak pazar yaratmak sanayiide ortak pazar yaratmaktan çok
daha güçlü bir çaba gerektirir. Bu nedenle AT içinde, kurulma çalışmaları başla­
dığından bugüne kadar tarımla ilgili tartışma ve sorunlar hiç bitmemiştir. Şüphe­
siz tarım politikaları, daha önce varolan her ülkenin kendi sistemi üzerine de
oturduğu için yapısal olarak tek bir ülke politika üretme ve uygulamasından
daha fazla sancı yaratmaktadır. Ancak ortak bir tarım politikası uygulanmaması
durumunda, bu kez her ülke kendi üreticisini desteklemek ve korumak isteyece­
ği için belki de ekonomik entegrasyon için gereken koşullar hiçbir zaman oluşa­
mayacaktı.
Ortak tarım politikası oluşturmanın en zor tarafı, Topluluğu oluşturan ülkele­
rin kendi aralarındaki tarım ticareti sorunlarının yamsıra AT dışı ülkelerle de yü­
rütülen ticaret savaşıdır. Özellikle gelişmiş ülkeler arasındaki savaş, ABD'nin
kendi tarım destekleme ve ticaret politikalarından da hatırlanacağı gibi, her ülke­
yi ve topluluğu kendi başına tarım ve ticaret politikalarına yönelik bir hareket
yapmaktan alıkoymaktadır. 1986 yılında Uruguay'da yapılan GATT toplantısın­
da alınan bir dizi karara rağmen çok fazla bir ilerleme kaydedilememektedir (1).
Ortak tarım politikası inşa edilmesinde bir diğer güçlük ise, bu tartışmaların
başladığı 19501i yıllarda tarım nüfusunun görece fazla olması ve bunun karar al­
mada yarattığı politik güçlüklerdi. İngilizlerin 1957'de "serbest ticaret alanı" ile il­
gili sundukları öneri tarımı dışarıda bırakıyordu; ancak söz edilen politik güçlük­
ler ve Fransa'nın rekabet gücünde tarımın önemi nedeni ile Fransızlar
tarafından kabul edilemez bulundu. Şüphesiz Fransa'yı dışarıda bırakan bir
çözüm Topluluk tarafından kabul edilemezdi. Çünkü İngiltere'nin yokluğunda Al­
manya'ya karşı denge sağlamak için ağırlığını koyacak önemli bir ülkeydi. Fran­
sızlar Alman sanayiisinin güçlülüğünden rahatsız oldukları için kendi sanayilerini
Alman rekabetine açmakta isteksizdiler; Fransa, sanayii ortak pazarında alabile­
ceği risklere karşılık tarımsal ticaretteki potansiyel kazançları gerekli görüyordu.
Böylece, bu tartışmalarla başlayan Topluluk Ortak Tarım Politikası, her ülkenin
kendi pazarlık gücünün kullanılmasıyla sağlanan güvenli ulusal çıkarların bir so­
nucu olarak görülmeye başlandı (Pinder, 1991, s. 77). Topluluğu oluşturan ülke­
lerin çıkarları çakışmadığı zamanlarda tarım politikaları ve ortak bütçe sorunları
Topluluk tarihi boyunca anlaşmazlık konuları içinde önemini korudu. Pinder
(1991, s. 78), sonraki dönemlerde tarımsal çıkarların Topluluğun dengesini tehli­
keye atacak bir noktaya doğru baskı yaptığını söylemektedir.
3.1.2 Topluluğun İlk On Yılı
Mart 1957'de Roma Andlaşması'nın imzalanması ile AT'nin altı ülkeden olu­
şan birliğine ilk adım -ki bu ekonomik bir birliktir- atılmıştır. Bu andlaşmaya göre
Ortak Tarım Politikasının amacı: Tarımda verimliliği artırmak, böylece tarım ke22
simindeki nüfusa tarım dışı kesimdeki düzeyde bir yaşam sağlamak, pazarı sta­
bilize etmek, gıda rezervleri için gerekli arzı garanti altına almak ve tüketici için
uygun fiyatların oluşmasını sağlamak olarak belirtilmiştir (Roma Andlaşmasf nın
39. maddesi) (Commission des Communautés Européennes, 1987, s. 18). Bu­
rada, Topluluk Ortak Tarım Politikasının hem üretici ve hem de tüketicinin çıkar­
larını dikkate aldığı -en azından andlaşma metnindeki ifadeye bakarak- gözlen­
mektedir. Ancak, derinlemesine bir analiz bu ifadelerin bazılarının dilek
düzeyinde kaldığını gösterir. Topluluğun kurulma aşamasında karşı karşıya ol­
duğu gerçekler, politikaların önceliklerinin belirlenmesinde temel nedenleri oluş­
turmuştur. Başlangıçta topluluk tarımı ABD ile karşılaştırıldığında, verimliliğin
düşüklüğü ve görece üretici sayısının fazlalığı açısından olumsuz bir tablo çiz­
mekteydi; ABD üreticisi, Avrupalı meslektaşının yaklaşık yirmi katı, ortalama
100 hektar arazi sahibiydi. Ayrıca ABD'de bir tarım işletmesi 50 kişiyi beslerken,
bu sayı Avrupa'da sadece 10'du. O yıllarda Topluluk gıda üretiminin yaklaşık
yüzde 85'ini üretebilmekteydi (Commission des Communautés Européennes,
1987, s. 18). Bu yapı Avrupa tarımında varolan sorunları ortaya çıkarmaktadır.
Temmuz 1958'de İtalya'nın Stresa kentinde yapılan toplantıda altı ülke yetki­
lileri tekrar bir araya gelirler. Amaç varolan ulusal politikaların tartışılması ve
kaynakların ve ihtiyaçların belirlenerek gelecekteki Ortak Tarım Politikasının ha­
zırlığını yapmaktır. Burada rekabetçi yapıyı gerçekleştirebilmek için Avrupa tarı­
mının yapısında reforma gidilmesi konusunda önceki anlaşmaya bazı ekler ya­
pılır; aile işletmelerinin korunması ve ekonomik kapasitelerinin artırılması
konusuna da yer verilir. Bu çerçevede tartışılan konular: Bir problem olarak üre­
tim maliyetlerinin Topluluk ülkelerinde diğer gelişmiş ülkelerden daha yüksek ol­
ması; tarım fiyatlarının kademeli olarak bütün üye ülkelerde tek tip duruma geti­
rilmesi; tarım fiyatlarının dünya fiyatlarının üzerinde saptanması, ancak bu
fiyatın üretim fazlalığına yol açmayacak şekilde belirlenmesidir. Ortak Tarım Po­
litikasının üye ülkelerden bütünü ile bağımsız bir ekonomi politikası izleme
amacı olmayacaktı; Topluluk dünya ticaretine katılabilecek, ancak iç piyasa ko­
runacaktı (Commission des Communautés Européennes, 1987, s. 19; Çınar,
1992, s. 56). Bu toplantı daha çok üye ülkelerin varolan tarım politikalarının
genel bir çerçeveye oturtulmasını sağlamıştır.
1962'de tarımsal ortak pazar ile ilgili ilk düzenlemeler yapılırken altı ülkede
yaklaşık 14 milyon kişi tarımda aktif durumdaydı. Bu o dönem için yaklaşık top­
lam aktif nüfusun yüzde yirmisini oluşturuyordu. Ayrıca bu nüfusun önemli bir bö­
lümü küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinde istihdam ediliyordu. Diğer kesimler
dikkate alındığında bu kesimdeki nüfusun gelirleri düşüktü. Bu nedenle o dönem­
de düşük gelirli üreticinin gelirlerini artırmak en temel sorun olarak görülüyordu.
Gelirlerin artırılmasında 'direkt parasal yardım' ya da 'yüksek fiyatlar' olmak
üzere iki temel yol izlenebilirdi. Topluluğun kurucu üyeleri ikinci yolu seçtiler.
Çünkü direkt parasal yardım daha bürokratik bir yoldu ve toplam maliyeti daha
yüksekti. Diğer tarafdan Ortak Tarım Politikası öncesinde yüksek fiyatlle desteğe
alışık olan üye ülkeler bu yolun tercihi ile çok radikal bir değişiklikle de yüz yüze
kalmamış oldular. Yüksek fiyatlar ile gelir desteği uzun süre fazla bir problem ya­
ratmadan kullanıldı (Commission of the European Communities, 1992. s. 32).
23
Bu dönemin önemli bir gelişmesi Manshold Planı'dır (1968) (2). Bu planın de­
ğerlendirmeleri, 1960'lı yılların ikinci yarısında topluluğun tarım yapısını da orta­
ya koymaktadır. Manshold Planı'na göre: i) Tarımsal istihdam sürekli düşme eği­
limindedir. Bu gelişme tarım kesimindeki nüfusu azaltmakla birlikte geride kalan
nüfusun yaşlı olması olumsuz bir tablo ortaya çıkarmaktadır (İşletme sahipleri­
nin sadece yarısı o dönemde 57 yaşının altındadır), ii) Kişi başına üretim 1960'lı
yıllarda sanayidekinden çok daha hızlı bir biçimde artmıştır. Bu iki temel geliş­
menin sonucu olarak tarım kesiminde yaşam düzeyinin iyileşmesi için yol açılır­
ken bazı ürünlerde ürün fazlası da sağlanmaya başlanmıştır (3). iii) Yine aynı
dönem için, sulama ve toprak iyileştirilmelerinde oldukça mesafe alındığı, maki­
neleşmenin de hızlı bir gelişme sağladığı belirtilmektedir, iv) Küçük işletmelerin
sayıca ağırlığı, fiyat desteğinin gelir desteğini sağlayamaması sonucunu doğur­
maktadır. Ayrıca işletmelerin tarım tekniklerini etkin olarak kullanacak kadar
büyük olmamaları bir diğer yapısal sorunu oluşturmaktadır (Çınar, 1992, s. 6263).
Ortaya konulan yapı, Ortak Tarım Politikasının finansal anlamda henüz
1980'li yıllarda oluşan düzeyde bir sorunla karşılaşmadığını, ancak daha çok
tarım kesimine yönelik sosyo-ekonomik sorunların belirleyici olduğu izlenimini
vermektedir.
3.1.3 19701i Yıllar ve Yapısal Politikalar
Bir önceki dönemde ortaya konan sorunların halledilmesi konusunda ilk top­
luluk kararları Nisan 1972'de alınır. Alınan kararlardan ilkinin amacı üreticiye
yeni yatırımlar yapacak düşük faizli krediler vermektir. Bu krediler toprak, makina ve hayvan edinmek, işletme binası kurmak için kullanılabildiği gibi toprak iyi­
leştirmesi yatırımları için de kullanılabilmekteydiler. Ancak, bu yatırımlardan ya­
rarlanabilmek için temel uğraşın tarım olması gerekiyordu ve işletme sahibinin
yatırımların sonucunda işletmeden en az iki kişinin gelirinin tarım dışı gelir düze­
yine ulaşabileceğini gösteren bir modernizasyon planı sunması gerekiyordu.
Kredi bu sınırlamalar altında selektif olarak uygulanıyordu. Bu harcamaların fi­
nansmanı ortak tarım bütçesinden sağlanıyordu. Bu koşulları sağlayamayan iş­
letmeler için üye devletler kendi kaynaklarından yardım edebiliyorlardı (Çınar,
1992, s. 72-73).
Yine 1972 yılında alınan bir diğer bir karar ise tarımdaki yaşlı nüfusu tarım­
dan çekme amacındadır. Tarımsal uğraştan vazgeçmek isteyen 55-65 yaşında­
ki işletme sahiplerine bü kararla iki seçenek sunulur. İlki, boşaltılan işletmelerin
satış ya da kira yoluyla modernleştirilecek işletmelere devri; diğeri ise, toprakla­
rın tarım dışına kullanımlara yöneltilmesidir, Bu koşullarda işletme sahibine
maaş ödemesinin yanı sıra toprağın hektarı başına belli bir prim ödenmesi
esası benimsenir. Bu kararın finansmanı ise ortak tarım bütçesinin yanısıra üye
devletlerin kendi bütçelerinden yapılan ödemelerle de karşılanacaktır. Aynı
yılda alınan son karar, tarımda kalan ve tarım dışına kayan kesime bulundukları
alana uygun olarak mesleki bilgiler kazandırılması hakkındadır (Çınar, 1992,
s.73-74).
24
3.1.4 19801i Yıllar ve Ortak Tarım Politikası Krizi
Güvenli garanti fiyat desteği, üreticileri tarımda teknik ilerlemenin bütün im­
kanlarını da kullanarak ve ürettikleri ürünlerin nasıl satılacağını düşünmeden git­
tikçe daha fazla üretme konusunda cesaretlendirdi. Bu politikalar, artan üretimin
depolanması ve elden çıkarılması çok yüksek maaliyetlere ulaşan 'ürün dağları'nın oluşmasına yol açtı. Gelişmeler sonucu ürün fazlalarının yarattığı baskı ile
piyasa fiyatları ve üretici gelirlerinin her ikisi birden düştü. 1980'li yılların ortala­
rından itibaren Topluluk Piyasa dengesini yeniden oluşturabilmek için kısıtlayıcı
bir politika izlemeye başladı. Destekleme fiyatları donduruldu ve hatta kesintiye
uğradı. Bu politikalarla üretici gelirlerinde olan aşınmalar da direkt gelir yardımla­
rı ve diğer destek önlemleri ile giderilmeye çalışıldı. Bu reformların amacı, Top­
luluk üreticilerinin gelecekte dünya fiyatlarından üretim yapmasını sağlamak gibi
anlam taşımıyordu. Ortak Tarım Politikasının bu aşamada da amacı, üretici ge­
lirlerini korumak ama yanısıra arz kontrolü de yapabilmekti (Commission of the
European Communities, 1992. s. 32-33). Burada ABD ile karşılaştırma yapıldı­
ğında AT'de, en azından politikaların amaçlarını dikkate alarak, görece koruma­
cılığın daha büyük olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim GATT görüşmele­
rinde AT ve ABD arasında temel tartışmalar bu yaklaşımın sonuçları üzerinedir.
Amaçları özetlenen 1980'li yıllardaki bu reform çabasında öncelikle üreticide
fazla üretme eğilimi kırılmaya çalışıldı. Üretim fazlaları daha çok süt ve sütlü
ürünler, tahıllar, yağlı tohumlar, sığır eti, şeker ve şarapta oluşmuştu. Bu fazlala­
rın yüksek maliyetleri Topluluğun 1980'li yılların ilk yarısında bir bütçe savaşına
girmesine de yol açtı (Çınar, 1992, s. 98). Ortak Tarım Politikasının önemli bir
parçasını oluşturan Avrupa Tarımsal Garanti ve Yönlendirme Fonu (EAGGFEuropean Agricultural Guidance and Guarantee Fund) harcamalarının çoğunlu­
ğu garanti fiyatlarına gidiyordu (Çizelge-3.16). Oysa bu fon tarımsal yapının iyi­
leştirilmesi için harcamalar yapılması amacı ile de kurulmuştu. 1987'de garanti
bölümü için harcanan kısım yüzde 96'ydı. Bu oranın yüzde 60'ı (yüzde 96'nın
yüzde 60'ı) pazarın regülasyonu için harcanırken -bunun içinde ürün stok harca­
maları da yer alıyordu- yüzde 40'ı Topluluk dışına yapılan ihracatı desteklemek
için kullanılabildi. Ayrıca 1984'de, Topluluk tarım politikaları bazı ürünlerde kota
sistemi getirmesine rağmen son yıllarda garanti harcamalarının önemli bölümü
tahıl, zeytinyağı ve yağlı tohumlara ayrılmaya devam etti (Commission of the
European Communities, 1992. s. 43). 1989 yılı için EAGGF'nin ürünler için dağı­
lımında bu sonucu görmek mümkündür (Çizelge-3.2).
1980'li yılların ilk yarısında üretim eğiliminin kısılması için uygulanması düşü­
nülen kararlar ürün alımlarına sınırlama getirdiği gibi kalite konusunda da bazı
yaptırımlar getiriyordu(4). 1980'li yılların ikinci yarısında alınan bazı kararlarla ta­
rımın desteklenmesi çok daha sıkı koşullara bağlandı. Bu koşullar 1968'de ha­
zırlanan Manshold Planı ile bazı benzerlikler taşıyordu.
Yeni politikanın temel hedefleri; tarımsal yapının etkinliğinin iyileştirilmesi,
tarım kesiminde erken emekliliğin sağlanması ve tarımsal alanların bir bölümü­
nün tarım dışı bırakılması ile işletmenin üretim türünün değiştirebilirliği (üretimin
sorunsuz ürünlere kaydırılması) ve yoğun üretimden yaygın üretime geçilmesiydi
25
(Çınar, 1992, s. 107). Bu hedefler tarımın teknik sorunlarının bazı yatırım prog­
ramları ile düzeltilmesi, erken emeklilik ile verimsiz işletmelerin tasfiyesinin yanı
sıra fazla üretimin de önünü kesmekti. Yoğun üretimden yaygın üretime geçmek
ise tarım topraklarını yoran ve ekolojik dengeyi bozan tarım gübre ve ilaçlarının
kullanımını azaltmak ve doğal koşullarda yapılan tarımı teşvik etmekti(5).
3.2 Politikalar ve Sonuçları
3.2.1 Ortak Tarım Politikasının Kurumsal Çerçevesi ve
Uygulamanın Yapısı
3.2.1.1 Topluluk Kurumsal Çerçevesi
AT'nin kurumsal sistemi bilinen herhangi bir kategoriye uymamaktadır. Toplu­
luk hükümetler arası bir kurum olmaktan öte bir yapıya sahiptir. Topluluk organ­
larının kendi bağımsız yapısı ve kapsamlı yetkileri vardır. Bununla birlikte Toplu­
luk, ulusal hükümet ve parlamentoları yetkileri altında tutarak ikincil konuma iten
federal bir hükümet de değildir (Commission of the European Communities,
1992. s. 53). Bu görünümü ile AT ABD'de olduğu gibi homojen bir devlet görün­
tüsü sergilemekten uzaktır. Daha çok Avrupa'nın taleplerine yönelik özel kural
ve işleyişlerin geliştirildiği yeni bir düzenlemedir. Bu talebin içinde, daha sağlam
ve rekabetçi bir ekonomi ile -ki geniş pazar bunu sağlayabilecek koşullardan bi­
ridir- ABD, Japonya ve diğer rakip ülkelerle rekabet edecek bir gücün oluşturul­
masının önemli bir yer tuttuğunu söylemek çok iddialı bir yaklaşım olmayacaktır.
Topluluk karar ve düzenlemeleri Avrupa parlamentosu, Konsey, Komisyon ve
Adalet Divanı tarafından yürütülmektedir. Ortak Tarım Politikasına ilişkin karar­
larda da diğer konulardaki karar alışlara benzer bir işleyiş vardır. Birinci aşama­
da Komisyon bir öneri yapmakta, öneri Parlamento'da tartışılmakta ve burada
bir karar alınmaktadır. Ekonomik ve Sosyal Komite danışma için kullanılmakta
ve son karar onikilerin yer aldığı Konsey'de verilmektedir (6).
Ortak Tarım Politikası temelde; pazarın tekliği, topluluk tercihi ve finansal
destek olmak üzere üç ilke üzerine oturmaktadır. Pazarın tekliği, tarım ürünleri­
nin üye ülkelerde serbestçe alınıp satılması anlaşmasını içerir ve üye ülkelerin
oluşturduğu tek tarım pazarında haksız rekabete neden olacak desteklere izin
verilmez. Topluluk tercihi ise, ortak tarım ürünleri iç pazarının dış pazarlara
(düşük fiyat ile ithalat ve fiyat dalgalanmalarına) karşı korunması ilkesini oluştu­
rur. Son olarak finansal destek fonu (EAGGF-European Agricultural Guidance
and Guarantee Fund) topluluğun tarımla ilgili harcamalarının ortak bir bütçeden
karşılanmasıdır (Commission of the European Communities, 1992. s. 42; Com­
mission des Communautés Européennes, 1987, s. 20-21).
3.2.1.2 Fiyat ve Piyasa Düzenlemeleri
Üretim ve pazarlama koşulları bir tarım sektöründen diğerine önemli oranda
farklılaşır. Bu nedenle bütün ürünler için tek bir piyasa düzenlemesinden bahsedi­
lemez. Basitleştirmek amacı ile piyasa organizasyonları dört farklı kategori içinde
değerlendirilebilir (Commission of the European Communities, 1992. s. 29-31).
26
Dışsal Koruma ve Müdahale:
Bu tip piyasa organizasyonu değişik biçimlerde tarımsal üretimin yüzde
70'inden fazlasında kullanılır. Bunun iki parçası vardır; iç pazarlarda müdahale
düzenlemesi ve dışsal koruma sistemi. Amaç Topluluktaki piyasa fiyatlarının
belli bir minimum düzeyin altına inmesini engellemektir. Tahıllar, yağ, süt tozu,
şeker ve sığır eti dahil olmak üzere birçok ürün için Topluluk özel müdahale ku­
ruluşları oluşturmuştur. Arz fazla olduğu zaman piyasa fiyatlarını dengelemek
için bu kuruluşlar fazla üretimi alırlar. Piyasa dengeye dönünce ürün yeniden sa­
tılır ya da Topluluk dışı ülkelere ihracat gibi başka yollar devreye sokulur.
Müdahalesiz Dışsal Koruma:
Üretimin yaklaşık yüzde 25'ini kapsayan ikinci bir grup olarak piyasa düzenle­
mesi temel olarak dışsal koruma ile sınırlandırılmıştır. Bu grup yumurta ve tavuk
ürünleri, kaliteli şarap, çiçek ve bir çok meyva ve sebze türü için piyasa düzenle­
melerini içerir. Bunlar yerleşik ürünler ya da şu veya bu oranda topraktan bağım­
sız üretilen ürünlerdir. Bu ürünlerde iç pazarları desteklemek için özel programlar
gerekli değildir. Dışsal koruma her piyasa düzenlemesi için farklı olarak hesapla­
nan 'kesintiler', gümrük vergileri ya da bu ikisinin bileşimi biçimindedir (7).
Fiyatı Tamamlayan Yardım:
GATT'a göre Topluluk çok sayıda ürün üzerindeki ithalat vergisini sabit bir
düzeyde tutmakla yükümlüdür. Bu nedenle piyasa düzenlemeleri bu ürünler için
herhangi bir dışsal koruma olmadan gerçekleşmelidir. Söz konusu ürün grubu;
kolza tohumu, ayçiçeği tohumu, çiğit ve fasulye gibi protein içeren ürünleri kap­
sar. Topluluk üreticilerinin ucuz ithalat rekabetine rağmen ürünlerini satabilmele­
rini garanti altına almak için ilgili sanayiler Topluluk içinde üretilen ürünleri kul­
lanmaları durumunda para yardımı alırlar. Amaç Konsey tarafından belirlenen
Topluluk fiyatı ile ithal ürün fiyatı arasındaki farkı kapatmaktır. Bu Topluluk ürü­
nüne ve üretici gelirlerine bir destek sağlarken tüketici fiyatlarının oldukça düşük
düzeyde kalmasını sağlar.
Düz Oranlı Yardımlar:
Son olarak bazı piyasa düzenlemeleri birim toprak alanı ya da birim üretim
miktarı başına düz oranlı yardımları içerir. Bu gruba çok fazla özelleşmiş ürünler
girer ve birlikte alındıklarında toplam Topluluk üretiminin çok küçük bir oranını
oluştururlar. Ancak bazı bölgeler ve bazı çiftçiler için bu ürünler önemlidir.
3.2.2 Politikaların Sonuçları
3.2.2.1 Topluluk Üzerine Etkisi
Ortak Tarım Politikası oluşturulurken Topluluğun tarım yapısı doğal olarak
bugünkü durumdan oldukça uzaktaydı. Tarım kesiminde görece gelirlerin düşük­
lüğü, tarımın fiziksel sorunları ve gıda ürünleri üretiminde bir ölçüde kendine ye­
terlilik başlangıçta temel sorunlardır. 1950'li yılların sonunda ve Topluluk Ortak
27
Tarım Politikası oluşturulduktan sonraki ilk on yılda bu yapı ağırlığını korudu.
Sorunlar içinde bunlara ek olarak, Topluluğu oluşturan ülkelerin farklı sosyal ve
ekonomik yapılarının ve izlenen destekleme politikalarının farklılığının yarattığı
sorunları da vurgulamak gerekir.
19801i yıllarda Topluluk tanımındaki bu görünüm bütünüyle değişmiştir. Artan
teknik koşulların ve yüksek garanti fiyat politikasının etkisiyle tarımdaki nüfus
azalmakla birlikte birçok üründe ihtiyacın çok üzerinde stoklar birikmiştir. 1973
ve 1982 yılları arasındaki on yıllık dönemde tarımsal işgücü yüzde 35 oranında
azalmış, buna rağmen Topluluk tarımsal üretiminin değeri reel olarak yüzde 18
oranında büyümüştür. Diğer tarafdan aynı dönemde kendi kendine yeterlilik ta­
rımsal üretimin bütünü dikkate alındığında yüzde 87'ye yükselmiştir; buğday,
şeker ve siyah et üretiminde Topluluk daha 1970'li yılların ortasında kendi kendi­
ne yeterli duruma gelmiştir (Villain, 1984). Ancak Ortak Tarım Politikası 20 yıl
sonra bir kez daha sorunlarla karşı karşıyadır; sadece halledilmesi gereken so­
runlar değişmiştir.
Ortak Tarım Politikası ABD'de uygulanan tarım poitikası ile karşılaştırıldığın­
da destekleme için dikkate alınan değişkenlerin daha ekonomik kavramlar ile
ifade edildiği gözlenmektedir. ABD'de politika değişikleri, ilgili baskı gruplarının
da yönlendirmesiyle kesinleşmekte ve uygulamaya konmaktadır. Bu kararlarda
mikro ve makro düzeyde kısa ve uzun dönemli ekonomik beklentilerle çeşitli
çıkar gruplarının etkisi belirleyicidir. Oysa Toplulukta kararlar iktisadi anlamda
görece daha az homojen bir ortamda alınmakta ve öncelikler değişmektedir.
Belki de Topluluk Ortak Tarım Politikası'nda doğan sorunların bir bölümü bu ya­
pıdan kaynaklanmaktadır.
Topluluğun bugünkü yapısında Topluluk tarımının geliştirilmesi zorunluluğu
vurgulanmaktadır. Bunun için üç değişik faktörün etkisi belirleyicidir: Birincisi,
Topluluk için üreticiliğin ekonomik önemidir. Hemen hemen ekonominin yüzde
20'si, tüketime direkt olarak sunduğu ürünlerle ve ara malı olarak tarım ürünleri­
nin kullanılması ile; diğer tarafdan ise tarım kesiminde yer alanların tüketici kim­
liği ile, tarıma bağlıdır. İkincisi, tarımın gıda malları üretiminin temeli olması ne­
deniyle stratejik önemidir. Son olarak, Topluluğu oluşturan ülkelerin farklı
sektörleri farklı gelişmiş olduğu için politik ve ekonomik dengenin sağlanmasın­
daki rolünden söz edilebilir (Commission of the European Communities, 1992.
s. 42). Şüphesiz bu koşullarda Topluluğun kendi iç dinamiği Ortak Tarım Politi­
kası üzerinde etkili olmayı sürdürecektir.
Topluluğun beklentisi tarım politikasının bu gelişmeyi desteklemesidir.
1960'larda ve 1970'lerde uygulanan pek çok araç bugünkü koşullara artık uyma­
maktadır. Aralarında radikal farklılıklar olan piyasa koşullarında, kaynaklar artan
oranda harekete geçiren boyutlarına rağmen politikalar amaçlarına ulaşmakta
başarısız oldu. Destekler ya sanayiye ya da verimliliği yüksek ve tarım kesimin­
de üst gelir grubuna giren kesime gitmiş, bu da kırsal kesimde farklılaşmayı ar­
tırmıştır. Tarımsal harcamalarda hızlı artış ve bunun gelirler üzerindeki hayal kı­
rıklığına yol açan sonucu, bu başarısızlığın açık bir göstergesidir. Çizelge3.3'teki göstergeler bu noktayı ortaya koymaktadır (8). Oyle bir noktaya gelin­
miştir ki, sosyal güvenlik harcamaları dışarıda bırakılsa bile, Topluluk ve üye
28
ülke bütçelerinden tarıma aktarılan kamu fonlarının toplamı neredeyse tarım ke­
siminin net gelirine eşitlenecek düzeye ulaşılmıştır (Commission of the Europe­
an Communities, 1992. s. 9 ve 58).
Özet olarak Toplulukta bugün, uzun zamandır uygulanan ve üye ülke üretici­
lerinin karşılıklı rekabetini önleyen yüksek fiyatlar ve aşırı ölçüde katı müdahale
yapısı, sonuçta tarımın rasyonelleşme sürecine engel oldu (Commission of the
European Communities, 1992. s. 61). Sergilenen bu yapı, Ortak Tarım Politika­
sının uygulanabilirlik sınırının Topluluk' boyutunu göstermektedir. Oysa politika­
nın uygulanabilirliğini etkileyen bir diğer temel boyut da uluslararası ekonominin
koşullarıdır. Üye ülkeler ekonomilerin özellikle 1990'lı yıllarda Topluluk dışında
daha fazla bir uluslararasılaşma sürecine girdiğini görmektedirler. 1990'lı yıllar
artık bu gerçeklerle değerlendirilecektir.
3.2.2.2 Ortak Tarım Politikasının Ekonomik Sonuçları
Korumacılık eğilimlerinin dünya da yarattığı refah kaybı nedeniyle Topluluk
Ortak Tarım Politikası, topluluk dışından da hep çok fazla eleştiri aldı.
AT'nin koruyucu politikalarının tarım ihracatçısı ülkeler üzerinde de ciddi so­
nuçları vardı. Teknolojideki hızlı değişme ile birlikte yüksek oranlı koruma üretimi
fazlası ile uyardı. Sonuç olarak AT ılıman iklim kuşağında yetişen tarımsal ürün­
lerde net ihracatçı duruma geldi. Buğday, et, süt ürünleri, şeker, şarap ve zeytin­
yağı fazlaları düşük fiyatlarla dünya piyasalarına sürüldü. Tarım ürünlerinde net
ithalatçılıktan net ihracatçılığa dönüş, geleneksel tarım ürünü ihracatçısı ülkele­
rin satışlarını düşürdü ve dünya fiyatlarını aşağı çekti (Robinson, 1989, s. 218).
İç ve dış piyasalardaki fiyat farkını yüksek iç piyasa fiyatı lehine dengelemeye
yönelik ithalat üzerindeki değişken vergi sistemi ve ithalattaki miktar kısıtlamaları
AT üreticilerini düşük fiyatlı ithalattan korumada kullanılan temel araçlardır.
AT'de büyük ölçekte üretilen hemen hemen bütün ürünler korunuyorlar. Tahıl ve
hayvan ürünleri ithalat üzerindeki değişken vergi sistemi ile korunurken, meyva
ve sebzeler ithalattaki miktar kısıtlamaları ve sağlık düzenlemeleri (meyve ve
sebzelerin üretim koşulları ve kullanılan hormon vb. kimyevi maddeler açısından
kontrolünü içeren düzenlemeler) ile korunuyorlar. Durum buğdayı, zeytinyağı ve
bazı yağlı tohumların fiyatı piyasa fiyatı ile üretim maliyetleri arasındaki farkın
üreticiye ödenmesi yoluyla destekleniyor (Robinson, 1989, s. 218).
Geleneksel olarak ılıman iklim koşullarında yetişen ürünlerin ihracatçısı ülke­
ler AT'nin Ortak Tarım Politikası'nı koruma yöntemlerinden çok oluşturulan yük­
sek destek düzeyinden dolayı eleştirmektedirler. Tahıl ve birçok hayvan ürünle­
rinde fiyatlar dünya ya da ithalat fiyatlarının oldukça üzerinde oluşturulmuştur (9).
Çizelge 3.1 : Brüt EAGGF Harcamaları (Milyon ECU)
Garanti Bölümü
Yönlendirme Bölümü
Toplam
1985
19.744
898
20.642
1986
22.137
972
23.109
1987
22.968
938
23.906
1988
27.687
1.180
28.867
1989
25.872
1.468
27.340
Kaynak: Commission of the European Communities (1992)
29
Çizelge 3.2: Ürün Gruplarına Göre 1989 Yılında EAGGF Garanti Bölümü
Harcamaları (Yüzde Dağılım)
19.1
12.1
15.9
9.3
7.6
3.9
32.1
100.0
Süt Ürünleri
Tahrl
Zeytin Yağı ve Yağlı Tohumlar
Sığır ve Dana Eti
Şeker
Sebze ve Meyveler
Diğerleri
Toplam
Kaynak: Commission of the European Communities (1992)
Çizelge 3.3: Sabit Değerlerle Ekonomik Göstergelerdeki Değişmeler,
1975-1988 (EUR 10)
Endeks 1975=100
Yıllık
Çalışma
Birimi
İşgücü Tarımsal Başına
EAGGF
Başına
Net
Net
Toplam Tarımsal Tarımsal Tarımsal Katma Katma Destekleme Üretici Tüketim
Garanti
Fiyatı Fiyatları
Değer
Değer
Fiyatı
İstihdam Çıktı
Çıktı
Harcamaları GSMH
(1.4)
(1.4)
(3)
(2)
(2)
(2)
Yıllar
(D
(D
(D
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
1987
1988
100 .0
112 .1
126 .2
148 .5
165 .9
164 .4
146 .4
151 .3
181 .9
198 .4
206 .6
222 .2
220 .1(5)
246 •5(6)
100 .0
104 .9
107 .3
110.7
114.5
116.0
116.2
117.1
119.0
121 .9
124 .8
128 .0
131 .1
135 .6
100 .0
99 .7
103 .3
108 .4
112.6
114.6
114.7
120 .7
120 .7
124 .0
123 .3
126 .0
126 .4
127 .5
%
100 .0
97 .5
94 .4
92 .3
89 .9
87 .4
85.1
81 .4
81 .4
79.1
77 .0
75 .5
73 .2
71 .0
100 .0
102 .3
109 .4
117.4
125 .3
131 .1
134 .8
148 .3
148 .8
156 .8
160.1
166 .9
169 .9
179 .6
1) Sabit değerlerde (GSMH deflatörü).
2) Sabit fiyatlarda.
3) Sabit değerlerde ağırlıklı ortalama.
4) Bütün ürünler ve tüketim mallarında ağırlıklı ortalama.
5) 1 Ocak - 31 Ekim 1987 dönemi bütçesi.
6) 1 Kasım 1987-15 Ekim 1988 bütçesi.
Kaynak: Commission of the European Communities (1992)
30
100 .0
99 .3
95 .4
95 .5
92 .2
83 .9
84 .7
91 .4
87 .0
88.1
82 .4
82 .0
77 .9
78 .6
100 .0
100 .6
99 .6
100 .9
99 .5
92 .5
96 .6
107 .6
102 .6
106 .0
101 .3
102 .8
100 .7
100 .4
100 .0
100 .6
99 .6
100 .4
96 .8
92 .7
93 .9
94 .8
92 .3
88 .6
86 .4
83 .9
83.4
81 .6
100 .0 100 .0
105 .3 101 .8
102 .4 100 .6
93 .8
98 .2
94 .4
93 .0
88,6
93 .1
87.6
95 .3
94 .4
87 .2
93 .8
84 .9
82 X) 93 .8
78 .4
89 .5
82 .5
75 .6
78 .0
72 .5
77 .3
70.1
4. TÜRKİYE'DE TARIMSAL YAPININ GELİŞİMİ
4.1 Giriş
Türkiye'de devlet tarım ilişkisinin tarihi Osmanlı İmparatorluğu dönemine
kadar uzanır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde devletin tarıma bakışının temel
amacı merkezi idarenin ihtiyaçlarının karşılanması olarak tanımlanabilir. Zaman
içinde değişen koşullar başlarda başarıyla yürütülen tarımsal düzenin artık ihti­
yaçları karşılayamaz duruma gelmesine yol açtı, bu kesimdeki düzenlemeleri iyi­
leştirmeye yönelik uygulamalar ise ya yetersiz kaldı ya da yeni koşullara uygun
olmaktan uzaktı. Böylece, bu dönemin sonlarında tarımsal yapı büyük ölçüde
geriledi. Birinci Dünya Savaşı ve onu izleyen Kurtuluş Savaşı boyunca tarım ke­
simindeki yıkım derinleşti. Cumhuriyet döneminin devraldığı bu nerdeyse işle­
mez durumdaki tarımsal yapı, yeni yöneticilerin öncelikli sorunları arasında baş
sıraya yerleşti. Osmanlı döneminin bakış açısından farklı olarak, bu kez devletin
tarıma yönelik tavrı merkezi ihtiyaçların karşılanmasından çok tarımın sektör
olarak gelişmesini ekonomik gelişmenin önemli bir unsuru olarak tanımlanabilir.
Bu yaklaşım, İkinci Dünya Savaşı'nın özel koşulları hariç bütün Cumhuriyet dö­
nemin boyunca korundu. İzleyen bölümlerde, devletin tarıma bakışındaki değişi­
min ana hatları ve tarım kesiminin bu süreç içinde gösterdiği gelişmeler özetlen­
mektedir.
4.2 Kronolojik Olarak Tarım ve Uygulanan Politikalar
4.2.1 Cumhuriyet Öncesi Yapı
Nüfuz Azlığı ve Göçerlik:
Tarımda geleneksel bilgi ve tekniklerin kullanıldığı dönemlerde nüfus ve
nüfus hareketlerinin tarımsal üretim üzerindeki belirleyiciliğinin temel üretim fak­
törü arazinin kıtlığından daha fazla önem taşıdığı söylenebilir. Yüzyıllarca gele­
neksel üretimin hakim olduğu Anadolu'da da nüfus azlığına dayanan işgücü kıt­
lığı, tarımın özgül niteliği olmuştur (Keyder, 1984, s. 1258). Anadolu tarımının bir
diğer özelliği ise sürekli göçler nedeniyle oluşan tarımsal üretim biçimindeki ikili
yapıdır. Yerleşik tarım ve göçebe otlatıcılığına dayanan iki ayrı üretim biçimi ara­
sında 11. yüzyılda başlayan ve birkaç yüzyıl toplumsal açıdan da kararsızlık ya­
ratan çatışma (Tezel, 1982, s. 32, 44-45), 16. yüzyılda da varlığını sürdürür (1).
17. yüzyılda ise göçebe ve otlatıcılık güçlenir. Bu güçlenmenin nedenleri olarak
16. yüzyıl sonları ile 17. yüzyıl başlarında Celâli İsyanları, yönetim ve kırsal
kesim arasındaki bağın kopması gibi siyasal ve toplumsal sorunların sonucunda
köylü kesiminin dağlara çekilmesi gösterilebilir (Güçer, 1964, s. 26; Tezel, 1982,
s. 55-56). Köylerin bazılarının kısmen bazılarının tamamen boşalması yerleşik
üretimi gerçekleştiren tarım kesimindeki nüfusun azalması sonucunu doğurur.
Anadolu'da nüfus 16. yüzyılın ortalarından 19. yüzyıla kadar pek az artar (Key­
der, 1984, s. 1258). Nüfus azalması ve göçerliğin yerleşik tarıma verdiği zararlar
19. yüzyılda da etkisini sürdürür (2).
31
Zayıf Pazar Hakimiyeti ve Vergi Düzeni:
16. yüzyılda Osmanlı toplumsal düzeninde ortaya çıkan sorunların tarımsal
üretim, özellikle yerleşik üretimle sıkı bağlantı içindeki bitkisel üretim aleyhine
ortaya çıkan olumsuzluklara ek olarak bu sorunlarla bağlantılı iki sonuç daha be­
lirginleşir. İlki vergi düzeninde ortaya çıkan aksamadır. Bu gelişme aynı zaman­
da Osmanlı toprak düzeninin bozulması anlamını da taşımaktadır. Nitekim 18.
yüzyılda toprağın denetiminde ve vergi toplamada merkezin denetiminin zayıfla­
ması, bu bozulmanın sonuçları olarak değerlendirilebilir (Tezel, 1982, s. 56). Di­
ğeri ise 16. ve 17. yüzyıllardaki toplumsal ve siyasal sorunlarla isyan ve yağma
olaylarının köylüleri dağlara çekilmeye zorlaması nedeniyle para-pazar ilişkileri­
nin zayıflamasıdır (Tezel, 1982, s. 56). Bu sonucun zaten cılız olan iç ticareti
iyice gerilettiği ve tarımın pazara kapalılığı sürecinin devamını sağladığı söyle­
nebilir.
Bu çerçeve içinde 19. yüzyılın sonlarına kadar tarımsal üretimde temel sınır­
lamaların nüfus azlığına dayalı işgücü kıtlığı ile tarımda göçerliğin yaygınlığı ol­
duğu; pazara kapalılık, toprak hukuku ve vergi düzenine ilişkin sorunların diğer
başlıca sınırlamaları oluşturduğu söylenebilir. Özellikle vergi düzeninde vergi yü­
künün bütünü ile tarım üstünde yığılmış olması ve vergi sisteminin kırsal kesi­
min pazarla dolaysız ilişkiye girmesini engellemesi, tarımsal üretimin gelişememesi açısından önemlidir. Vergi ve toprak hukukuna ilişkin sorunlar, para-pazar
ilişkilerinin yetersizliği, göçerlik ve nüfus azlığının tarımsal üretimde yarattığı çö­
küntü, bütün gelirleri topraktan gelecek vergiye bağlı Osmanlı İmparatorluğu'nun
19. yüzyılının ekonomisinin kötüleşmesini hazırlayan olgular olmuştur. Diğer tarafdan 19. yüzyılda İmparatorluğun gelişen dünya ekonomisi içindeki yeni konu­
mu bazı temel yapıları farklılaştırır. Bu gelişmelerin ortaya çıkardığı temel dönü­
şümlerden biri engelsiz (liberal) bir dış ticaret politikasının temellerini atan 1838
Ingiliz-Osmanlı Ticaret Sözleşmesi (Tezel, 1982, s. 64); diğeri ise bozulan top­
rak düzeninin düzenlenmesi amacını taşıyan ve arazi mülkiyetini de kurumsal­
laştıran 1858 Arazi Kanunu'dur.
Reform Çalışmaları ve Tarımsal Kredi:
Bu iki önemli dönüşüme ek olarak gerileyen devlet gelirleri ve bozulan ekono­
mik yapı yönetimi bazı reform çalışmalarını zorlar (3). Tanzimat Dönemi (18391876) ve izleyen yıllarda tarımın bütününe yönelik yenilikler öngören çalışmalar
gündeme gelir. Bu dönemin programları arasında göçebe toplulukların yerleşik
tarıma verdikleri zararın önlenmesi; tarımsal işgücü yetersizliği için önlem alın­
ması; kredi sorununun çözümü; hayvan hastalıklarının önlenmesi; modern tarım
araçları ve iyi cins tohum alımı gibi teknolojik yeniliklerin yanısıra, tarımsal altya­
pı yatırımları ve iç ticareti geliştirecek pazar yerlerinin kurulması gibi konular yer
alır (Güran, 1980, s. 247; Tezel, 1982, s. 71).
Bu dönemde dikkate değer bir gelişme tarımsal kredi için yapılan çalışmalar­
dır. İlk girişimi 1863 yılında yapılan 'Memleket Sandıklan', 1867 yılına özel bir
yasa ile yaygınlaştırılır. 1867 tarihi tarımsal kredinin Devlet Hukukuna ilk girdiği
32
tarih olması bakımından önem taşımaktadır. Çiftçi olması koşulu ile her kişiye
kredi veren Memleket Sandıkları sermaye ve işletilmesine ilişkin yasanın belir­
sizliği ve alınan borçların geri ödenmemesi nedeni ile işlerliğini kaybeder. San­
dıkların sermaye belirsizliğini ortadan kaldırmak için Aşar Vergisi'nin bir miktar
çoğaltılmasına ve çoğaltılan miktarın Memleket Sandıklarına aktarılmasına
karar verilir. Aşar 1983 yılından itibaren onda bir oranında artırılır ve Memleket
Sandıklarının adı Menafi Sandıkları olarak değiştirilir. Aşar Vergisi üzerinde ya­
pılan kesinti daha sonra Ziraat Bankası kurulurken banka sermayesi için temel
birikimi oluşturur (Atasagun, 1943).
Bu sorunların ele alınması tarımın bütününde hissedilir bir etki yaratmamakla
birlikte tarımsal üretimi sınırlayan faktörlerin farklılaşması açısından önemlidir.
Böylece önceki yüzyıllardan taşınan işgücü arzı sınırlılığı ve göçerliğin yanısıra
sermaye, teknoloji yetersizliği ve altyapı eksikliğinin doğurduğu sınırlamalar da
hissedilmeye başlanır. Dönemin tarıma yönelik reform çalışmaları ve sonuçlarını
ilerki yıllarda (1950'lerden sonra) ortaya çıkacak yapısal dönüşümün ilk uyarıcı­
ları olarak yorumlanabilir.
Tarımda Göreli Gelişme ve Geleneksel Tarımın Devamı:
Dönemin tarım teknolojisi, Batı Anadolu ve Çukurova'nın göreli üstünlükleri
dikkate alınmazsa, oldukça düşüktür. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başları­
nı içeren dönem için söz edilebilecek en önemli teknolojik farklılaşma
1890'lardan sonra tarıma karasaban yerine pulluğun girmesi, 1910 yılından
sonra da marjinal düzeyde traktörün kullanılmaya başlamasıdır (Tekeli ve İlkin,
1977, s. 37).
İmparatorluğun son yıllarını içeren bu dönemde tarımda düşük teknoloji dü­
zeyi ve tasarlanan reformların genellikle gerçekleştirilememesine rağmen geli­
şen dış ticaretin etkisi ile tarımsal üretim düzeyinde önemli artışlar ortaya çıkar
(4) (5). Tarımsal üretimin bileşimi ihraç ürünleri lehine değişir ve iç tüketimi kar­
şılayan tahıl üretiminde de önemli artışlar olur (tahıllardaki artış 1888-1911 ara­
sındaki dönemde yüzde 51 oranındadır. Yine aynı yıllar arasında tütün üretimi
yüzde 191, incir yüzde 68, fındık yüzde 217, ipek kozası yüzde 122 ve Adana
bölgesi pamuk üretimi yüzde 472 oranında artar) (Tezel, 1982, s. 71). Tarımda
ihraç ürünleri üretimi ve özellikle pamuğun yaygınlaşmasının sonucu Ege ve Çu­
kurova'da üretim artışı sağlanırken bu etkiyle her iki bölgede de görece daha
yeni teknoloji kullanımı yerleşir (6). Bu gelişmeler Anadolu'da yüzyıllardır hay­
vancılığın oransal olarak daha ağırlıklı üretim türü olmasının da değişme koşul­
larını hazırlar. Her ne kadar tarımda asıl dönüşüm yeni arazilerin üretime açıldı­
ğı, makine kullanımının arttığı ve altyapı yatırımlarının yoğunlaştığı 1950'li
yıllardan sonra olduysa da, bitkisel üretimde görülen bu gelişme hiç değilse ta­
rımsal üretimde süren durağanlığın değişmesine bir ivme kazandırır.
Hayvancılık Anadolu tarihinde özellikle göçerliğin yaygınlığının etkisi ile de
tarımsal üretim içinde hep ağırlığını korur. Geçmiş dönemlere ilişkin bulgular
kesin olmamakla birlikte genelde hayvancılığın daha yaygın olduğu söylenebilir
33
(7). Geçmiş yüzyıllarda, çok yakın bir döneme kadar, Anadolu'da bitkisel üretim
bileşiminde pamuk gibi ihraç ürünleri yerine kırsal kesimin kendine yeterliliğinin
de bir göstergesi olan tahıllar daha yaygındır. 1912 Tarım Sayımı, dönemin son­
larında da bitkisel üretimin yaygın türünün tahıllar olduğunu gösterir (8).
Anadolu tarımının Cumhuriyet öncesi sahip olduğu bu yapı; 19. yüzyılda dış
ticaretteki gelişmeler, toprak hukukunda düzenlemeler, tarımdaki reform çalış­
maları, ihracata yönelik üretim türlerine yönelmek gibi gelişmelere rağmen uzun
yıllar köklü bir değişime uğramayan ve 'geleneksel' niteliği ağır basan bir üretim
yapısıdır.
e
4.2.2 1950 Öncesi Yavaş Değişim
20. yüzyılda 1950'li yıllara kadar Anadolu'da bir tarafdan yüzyılların verdiği
durağanlık kırılmaya çalışılırken; diğer tarafdan Birinci ve İkinci Dünya Savaşla­
rı, Kurtuluş Savaşı ve 1929 Bunalımı'nın ekonomi ve tarım üzerinde yarattığı
kaynak daraltıcı etkileriyle uğraşmak zorunda kalınır. Özellikle Cumhuriyetin ilk
yıllarında nüfus azlığı tarımda işgücü yetersizliği sorununu devam etmesinin ne­
deni olur. Bu yıllarda nüfus artırıcı ve tarımda işgücü verimliliğini yükseltici çaba­
lar gözlenir (Tekeli ve İlkin, 1982, s. 108). 1927 nüfus sayımına göre 13.6 milyon
toplam nüfusun aktif olan 5.4 milyonunun yüzde 81.6'sı tarımda çalışmakla bir­
likte nüfus yoğunluğunun bölgeler arası farklılığı, işgücü girdisi sıkıntısının farklı
bölgelerde değişen düzeylerde hissedildiğini gösterir (9). Dönemin siyasal geliş­
melerinin nüfusla ilişkili bir diğer sonucu da Cumhuriyetin ilk yıllarında azınlıkla­
rın ülkeyi terketmesidir. Bu olayın tarımsal üretim üzerinde olumsuz etkisi olur
ve özellikle pazara yönelik üretimin aksamasına yol açar (Tezel, 1982, s. 90).
Fakat bu sorunlardan ilk yıllarda varlığını sürdüren işgücü yetersizliği etkisini
dönem içindeki hızlı nüfus artışı ile kaybetmeye başlar. Nüfus 1940'da 17.7 mil­
yondan 1950'de 20.8 milyona ulaşır (DİE, 1973, s. 60).
Toprak Hukuku ve Tarımda Vergileme:
Cumhuriyet Dönemi Türkiye'si toprak hukuku ve vergi düzeniyle özellikle ilk
birkaç yılda çok fazla ilgilenilmez. 1924 Anayasası ve 1926 Medeni Kanunu'na
dolaylı biçimde giren 1858 Arazi Kanunu'nun mülkiyetle ilgili hükümleri ana hat­
ları ile bugünkü toprak hukukuna ilişkin yapının da temellerini oluşturur. Bu yapı­
nın günümüze taşıdığı en önemli sorunlardan ve verimlilik üzerinde yarattığı sı­
nırlamalardan biri özellikle miras hukukunun, toprağın etkin olmayan biçimde
kullanılması sorununu yaratan, tarım arazilerinin parçalanmasına neden olması­
dır. 19. yüzyıldan bu döneme -1858 Arazi Kanunu ile- taşınan bir diğer yapı da
arazi vergisidir (Akalın, 1975, s. 103). Toprağın gelirinin vergilendirilmesinde ise
bazı değişmeler olur.
Gelir vergi düzenindeki değişme açısından 1926-1950 yılları Osmanlı İmpa­
ratorluğu vergi sisteminin tasfiye edildiği bir dönem olması açısından önem
taşır. Bulutoğlu (1976, s.50) bu dönemle çağdaş gelir sistemine daha yakın bir
34
sistemin uygulandığı 1950 sonrasını vergi yapısı açısından ayrı iki dönem ola­
rak değerlendirmektedir. 1925 yılında Aşar'ın kaldırılması ise şüphesiz bu döne­
min tarım kesimine yönelik en önemli politika değişmelerinden biridir. Verginin
kaldırılmasının tarımda pazar ilişkilerini geliştirici yönde etki yaptığı bilinmektedir
(Silier, 1981, s. 40; Keyder, 1982, s. 53). Bu gelişmeden sonra Cumhuriyet Dö­
nemi içinde Aşar türü vergi denemesi daha sonra iki kez yapılmış, bir kez yürür­
lüğe konan Varlık Vergisi (1942) ve 1943'de yürürlüğe konan Toprak Mahsûlleri
Vergisi dışında bir daha uygulanmamıştır (Çeçen, Doğruel ve Doğruel, 1990, s.
33). Yeni Aşar adı verilen Toprak Mahsûlleri Vergisi'nin konmasının nedenleri
olarak, İkinci Dünya Savaşı sırasında dış talebin artması ve tarım gelirlerinde o
dönemdeki göreli artış söylenebilir (10).
Tarım üzerindeki bu vergi yapısının değişmesi ile tarım kesimi bir daha etkin
biçimde vergilendirilemedi. Bu olayın tarımdaki sermayeyi yönlendirememe ve
tarımın -arazi vergisi dışında- dolaysız vergilendirilememesi gibi sonuçları olma­
sına karşın vergi düzenindeki değişmenin (aynı vergilemenin kalkmasının) ta­
rımsal üretim üzerindeki sınırlayıcılardan birinin daha kalkması anlamını taşıdığı
da açıktır.
Tarımda Teknoloji Düzeyi:
Türkiye'nin 1950 öncesi sermaye olanakları çok sınırlı olmakla birlikte gelişen
dünya ticaretinin uyarıcı etkisi teknolojide bazı değişmeler doğurur. Birinci ve
İkinci Dünya Savaşları'nın bir yönüyle dünyaya pahalı bir fatura çıkarırken diğer
yönüyle dünya ekonomisi üzerinde farklı düzeylerde uyarıcı etkileri olduğunu
kabul etmek gerekir. Bu etkilerden bir de dünya ticaretindeki gelişmedir: Birinci
Dünya Savaşı'nın getirdiği teknolojik gelişmelerden yararlanan dünya tarımsal
makine sanayi ulaştığı üretim kapasitesini kullanmak için pazar arayışlarına
girer ve bu olay Anadolu'ya da yansır (Tekeli ve İlkin, 1977, s. 37). Fakat bu ti­
caretin Anadolu'ya etkisi sınırlı düzeydedir. 1920'li yıllarda yaygın teknoloji hay­
van gücü ile çekilen sabana ve pulluğa bağlıdır. 1927 yılındaki tarım sayımı için
hazırlanan anketlerde gübre ve ilaç gibi girdilere yer verilmemiştir (DİE, 1973, s.
84). Ancak 1923-1948 yılları milli gelir hesaplamalarında bitkisel üretim değeri
hesaplanırken ilaç ve gübre harcamalarına ilişkin veriler kullanılmıştır (Bulutay,
Tezel ve Yıldırım, 1974, s. 36-38). Buradan tarımsal ilaç ve gübre kullanımının
ilk yıllarda yaygın düzeyde olmadığı, bununla birlikte Türk tarım kesiminin bu gir­
dileri sınırlı ölçüde kullandığı sonucuna ulaşılabilir. Dönemin modern tarım tek­
nolojisi kullanımında gelişme göstergesi sayılabilecek bir diğer olay da yeni cins
tohum kullanımıdır (13). 1950'nin hemen öncesinde asıl teknolojik değişme
Marshall Yardımı'nın gündeme geldiği İkinci Dünya Savaşı sonucunda çok sayı­
da traktör artışı ile ortaya çıkar. Etkileri daha çok 1950'den sonra hissedilen bu
dönüşüm 1950 sonrasında yeni arazilerin üretime açılmasında etkili olur.
Sermaye İhtiyacı ve Kredi Kullanımı:
Geleneksel üretim tekniğinin çok fazla değişmediği bu dönemde üreticinin
35
yoğun biçimde sermaye talebine yöneldiği söylenemez. Zaten varolan sermaye
ihtiyacı çok fazla değişmeden bu dönemde de sürer. Memleket Sandıkları adı ile
1863'de kurulan, 1883'de Menafi Sandıkları adını alan ve 1888 tarihinde Ziraat
Bankası'na dönüşen tarımdaki ilk kredi organizasyonu bu dönemde de varlığını
sürdürür. Sadece 1937'de banka kanununda yapılan bir değişme ile organizas­
yon daha etkin duruma getirilmeye çalışılır (Atasagun, 1943).
Dönem içinde üreticinin kısa vadeli nakit talebini karşılamaya yönelik bir
diğer gelişme de 1929 yılında Tarım Kredi Kooperatifleri'nin kurulmasıdır. Müla­
yim (1975, s. 202-203) kooperatiflerin kurulma nedeni olarak Ziraat Bankası'nın
hizmet götüremediği alanlara da ulaşabilme amacını göstermektedir. Bütün bu
gelişmelerin çok yaygın olduğu söylenemese de tarımda finansman sorunlarına
daha düzenli ve belli bir kurumsal yapı içinde yaklaşma gereğinin duyulduğunu
göstermektedir.
Tarım ve Ulaşım Altyapısı:
Tarımsal üretimin özellikle pazarla ilişkisini etkileyen bir diğer gelişme de ula­
şım ağının artmasıdır. 1950'lerden sonraki altyapı yatırımları çok daha yoğun ol­
makla birlikte bu dönemde demiryollarındaki artış tarımsal üretimin ulaşacağı
alanları artırır. Demiryolu yatırımları bakımından en önemli gelişmeler Cumhuri­
yetin ilk 20-30 yılında olur; 1923'de 3750 km olan hat uzunluğu 1950'de 7671,
1980'de ise 8397 km'dir (DİE, 1973, s. 407 ve 1985, s. 309). Hat uzunlukların­
dan da gözlenebileceği gibi 1950-1980 dönemindeki artış görece daha düşüktür.
Dönemin ilk yıllarında varolan demiryolları ülke iç pazarını bütünleştirecek
yoğunlukta değildir (14). Pazara yönelik üretim ise sadece kıyı ve demiryolları
ulaşımının varolduğu Batı Anadolu, Marmara ve Çukurova bölgelerindedir. Ör­
neğin Erzincan'da o yıllarda pazara sürülen ürün toplam üretimin ancak yüzde
ikisidir (15). Ayrıca daha önce söz edilen azınlıkların savaş sonrası ülkeyi terketmesi pazara yönelik üretimin azalması dışında ülke iç ticaretini de aksatır
(Çeçen, Doğruel ve Doğruel, 1990, s. 6). Birinci Dünya Savaşı'nın etkisiyle ihraç
ürünleri üretiminin düşmesi sonucu ilk yıllarda dış ticaret de kötüleşir. Nitekim ih­
racat üretimi için önemli bir merkez olan Adana'da 1912'de 115 bin, 1913'de
120 bin balya olan pamuk üretimi 1917'de 20 bin balyaya kadar düşmüş
1919'da ise 100 bin balya ile 1912 ve 1913 yılları üretim düzeyine bile ulaşama­
mıştır (Adana Ticaret Odası, 1973, s. 63).
Tarıma Devlet Müdahalesi:
Aşar'ın kaldırılmasıyla tarım kesiminin para ekonomisiyle doğrudan ilişkisi
sağlanırken (Çeçen, Doğruel ve Doğruel, 1990, s. 8), dönem içinde devletin ta­
rımsal üretim ilişkili olarak yaptığı bazı müdahalelerin sonuçları da tarım kesimi­
nin piyasa ekonomisine girmesi sürecine katkıda bulunur. Bunlardan ilki, 1932
yılında artan buğday üretiminin iç piyasada fiyatlarının düşmesini engellemek
için Ziraat Bankası'nın alıcı olarak piyasaya girmesidir. Çok fazla etkili olmayan
36
bu uygulama tahıl üretimini piyasaya yöneltmesi açısından anlamlıdır. İkinci ola­
rak tütün, pamuk, üzüm gibi ihraç ürünleri bazında düzenlenen uzmanlık kong­
releri ile ihraç ürünleri üretimine yön verilmesi ve buradan piyasa içinde bugün
de ağırlığını koruyan Tarım Satış Kooperatifleri'nin ilk adımının atılmasıdır. Bir
diğer önemli müdahale de yeni kurulan sanayilerin hammadde ihtiyacını karşıla­
mak üzere üretim alanlarına müdahale edilmesidir. Bu gelişme ile şeker pancarı
ilk kez Anadolu'ya girer; ayrıca pamuk ihraç dışında dokuma fabrikalarının üre­
tim ihtiyaçlarına bağlı olarak da yönlendirilmeye çalışılır (Tekeli ve ilkin, 1982, s.
107-133).
1950 Öncesi İzlenen Politikaların Tarıma Etkisi:
Tarımda para ekonomisiyle kurdukları ilişkinin artması oranında Türkiye'de
tarım bölgeleri arasında farklılaşma bu dönemde oldukça şekillenir. Bu farklılığın
başlangıcı Ege ve Çukurova'da 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın ilk yıllarından
başlayarak bütün savaş ve ekonomik buhran sınırlamalarının yarattığı olumsuz­
luklara rağmen, ihraç tarım ürünleri üretimi ve ticaretinin yerleşmesidir. Bu geliş­
me her iki bölgede de üretim ve tüketim davranışlarını etkiler. Doğal olarak bu
değişmenin tüketim yönünden de piyasa ile ilişkiyi güçlendirdiği söylenebilir.
Oysa geleneksel üretimin parçası olan tahılın yaygın olduğu bölgelerde bu an­
lamda bir ilişki bulunması ihtimali daha zayıfdır. Örneğin 1936 yılında gerçekleş­
tirilen tarımsal işletmeler anketine göre Orta Anadolu'da kırsal kesim, toplam
harcamalarının yüzde 50'den daha fazlasını kapsayan malları kendi işletmesin­
den sağlamak da, bu oran gıda maddelerinde yüzde 62'ye ulaşabilmektedir
(DİE, 1973, s. 241). Bu farklılaşmalara rağmen 1950 öncesinde bölgelerin ho­
mojen yapısının pek fazla bozulmadığı söylenebilir. Gerçekte pazarla ilişki ve
teknoloji yoğunluğunun birlikte hızlandırdığı bölgeler arası farklılaşma 1950'li yıl­
lardan sonra önem kazanır (Gülöksüz ve Gülöksüz, 1984, s. 1240).
Tarımsal üretim üzerindeki kısıtlamalar çerçevesinde yapılan bu değerlendir­
meler ile, Cumhuriyet Dönemi'nin 1950 öncesinde, geleneksel tarım değişme
yönünde dinamizm kazanmakla birlikte yapısal bir değişimin bu yıllarda sağlana­
madığı söylenebilir. Tarımda dönüşümü sağlayan farklılaşmanın izleri daha çok
üretimi sınırlayan faktörlerin değişmesinde yakalanabilir. Bu dönem sonlarında
artık işgücü kısıtlayıcı bir faktör olmaktan uzaklaşmış, yerine teknoloji ve serma­
ye kısıtlayıcı faktörler olarak ağırlık kazanmaya başlamıştır. Dönem içinde vergi­
nin üretim üzerindeki ağırlığını kaldırıcı yönde somut sonuçlar elde edilmiş ve
tarımın piyasa ile etkileşimi güçlenmiş, fakat toprak hukuku ile ilgili sorunlar -ve
bunun doğurduğu toprak parçalanması sorunu- 1950'den sonra da gündemde
kalmaya devam etmiştir.
Bazı tarımsal göstergelere -ki bu göstergeler olarak üretim bileşimi (kompo­
zisyonu), verim ve işletme genişlik gruplarında aile sayısının oranları dikkate
alınmıştır- bu dönemde yapısal denilebilecek nitelikte bir dönüşüm olmadığını
sonucunu desteklemektedir. Çizelge-4.1'den izlenebileceği gibi tahıl üretimi
oransal olarak toplam ekilen alan içinde azalmakla birlikte önemini korumayı
sürdürür. Verimde ise tahıllar artış değil de düşüş göstermişlerdir (Çizelge-4.2).
37
İşletme genişlikleri dağılımında aile sayısının oranı da nisbi bir farklılaşma gös­
termekle birlikte bu değişme yapısal olarak nitelendirilebilecek bir düzeyde değil­
dir. 1937 Tarım Bakanlığı anketlerine göre 50 dekarın altındaki işletmeleri işle­
yen aile sayısı yüzde 76.6 (Barkan, 1980, s. 477), 1952 DİE Sonbahar Anketi'ne
göre yüzde 62.1'dir (DİE, 1973, s. 91). Bu oran 19601ı yıllarda da benzer düzey­
de kalmış, 19701i yıllarda önemli bir değişime uğramamıştır (16).
Çizelge 4.1: Ekili Alanların Ürün Gruplarına Göre Yüzde
Dağılımındaki Değişme
Ürün Grubu
1927
1950
Tahıllar
Baklagiller
Endüstri Bitkileri
Diğer
89.5
3.5
83.5
4.4
6.6
0.4
7.3
4.8
100.0
100.0
Toplam
Kaynak: DİE (1973, s. 86, 89-90).
Çizelge 4.2: Seçilmiş Ürünlerde Verim Değişmesi
1912
Ürün
Buğday
Arpa
Pamuk
Tütün
1946
Kg/Ha
1.450
952
1.670
500
700
953
451
794
Kaynak: DİE (1973, s. 31) ve DİE (1948, s. 245-6).
4.2.3 1950-1980 Dönemi, Tarımsal Değişimin Hızlanması
1950 dönemi öncesi tarım kesiminin piyasa ile ilişkilerinin zayıflığının tarımın
kendi başına değerlendirilmesini ve tarımsal üretim üzerindeki kısıtlayıcı koşulla­
rı görmeyi kolaylaştırdığı söylenebilir. Oysa 1950 sonrası tarımda ve ekonomi­
nin genelinde yaşanan gelişmeler, sektörler arasındaki ilişkilerin artması, kısıtla­
maları görmeyi ve sorunları anlamayı zorlaştırmaktadır. Ayrıca devletin
ekonomiye çok yönlü madahalesi ile bazen tarım desteklenir gibi görünürken
değişik mekanizmalarla tarımdan sanayi kesimine sermaye akışı sağlanarak gö­
rünürdeki durumun tersi gerçekleşebilmektedir (17). Şüphesiz sanayinin finans­
manında tarımdan kaynak sağlanması Türkiye'nin 1980 öncesi dönemde izledi38
ği ithal ikameci sanayileşme stratejisi ile uyumludur. Sadece bu gelişmeler tarı­
mın diğer kesimlerle girdiği ilişkinin karmaşıklaşması nedeniyle tarımı etkileyen
politikaların analizini güçleştirmektedir.
Bu döneme hız kazandıran en önemli gelişme 1950-1960 yılları arasında ya­
tırımların kazandığı hızdır. İkinci Dünya Savaşı öncesi yatırımlarını hemen
hemen bütünüyle devlet üstlenmişken, ülke içi ticaretin kazandığı yoğunluk ve
savaş yıllarının olağanüstü koşullarında yaratılan birikimler dönem içinde özellik­
le sanayi yatırımlarının kaynağı olur (Çeçen, Doğruel ve Doğruel, 1990, s. 32).
Diğer tarafdan hızlı dış borçlanmanın yarattığı finansmanla çok değişik alanlar­
da kamu yatırımları gerçekleşir. Tarımda Marshall Yardımı ile gelen kredilerin
makine alımı için kullandırılması, özellikle traktör için önemli bir talep gücü yara­
tır. 1948'de 2.7 bin olan traktör sayısı 1950'de 10.3 bine, 1960'da ise 42.1 bine
yükselir (Herslag, 1968, s. 336). Genellikle makine yatırımı kamunun finansman
desteği ile özel yatırım olarak gerçekleşirken 19601ı yıllardan sonra artan sula­
ma ve toprak iyileştirici çalışmalar kamu yatırımı olarak gerçekleşir.
Traktör sayısındaki artışın bu dönem içinde iki önemli sonucundan söz edile­
bilir (18). İlki yeni arazilerin üretime açılışının sağlanması, diğeri ise kırsal ke­
simde makine-insan ikamesiyle bir miktar işgücü açığa çıkarmasıdır. Ekilen
alanların toplam alana oranı 1950'de yüzde 18.7'den 1955'de yüzde 27'ye,
1960'da da yüzde 29.9'a çıkar (DPT, 1963, s. 26). Bu arazi artışı 1953 yılına
kadar bir üretim artışı olarak yansır, fakat toprak verimliliğinde pek fazla bir artış
olmaz (DPT, 1963, s. 27). Ekilen alanlardaki artış önce işgücü talebini ve verim­
liliğini artırmış, yeni toprakların açılma hızı yavaşlayınca ise faal işgücü talebi
düşmüştür (Kazgan, 1973, s. 587). Artan makine kullanımının tarımdaki işgücü
talebinde nisbi bir düşme yaratması, yanısıra gelişen kent ve istihdam olanakla­
rı, kırsal nüfusun kentlere çekilmesi sonucunu doğurur. Kentleşme hızı 1927-50
Döneminde yüzde 2.5 iken 1950-1955 Döneminde yüzde 7.4, 1955-1960 Döne­
minde yüzde 6.3 olur (19).
Planlı Dönemde sulama ve makinalaşma için yapılan yatırımlar gübre, ilaç
gibi modern girdi kullanımını da hızlandırır. Bu gelişmeler tarımdaki yapının de­
ğişmesini sağlar. Artık işgücü kıtlığı değil, tarımdaki yeni teknoloji kullanımı ve
hızlı nüfus artışının yarattığı işgücü fazlası problem olmaya başlamıştır. Diğer
tarafdan modern teknolojinin yeterli düzeyde tarıma girebilmesi için ülke düze­
yinde yatırım ihtiyacının doğurduğu sermaye ihtiyacı yükselirken, tarım işletme­
lerinde değişen üretim tekniklerinin doğurduğu yoğun girdi talebi de işletmelerin
nakit ihtiyacını artırır. Tarımda kullanılan teknolojilerin yaygınlaştırılması sürecin­
de ortaya çıkan aksamalar ise, aşırı sulamanın yarattığı çoraklaşmanın yeni top­
rak iyileştirici yatırımlar gerektirmesi gibi, zaman zaman yeni yatırım talepleri do­
ğurur.
Tarımdaki değişmeyi, bir önceki dönemde olduğu gibi, bazı göstergelerle iz­
lenebilir. Çizelge-4.3'ten görülebileceği gibi tarla ekim alanlarında tahıllar hala
önem taşırken toplam üretim değeri içinde payı 1963'te yüzde 38.6 olan tahılın
payı 1983'teki payı yüzde 20.4'e gerilemiştir (20). Oysa aynı dönemde sebze
üretim değeri 1960'h yıllarda çok önemsizken 1983'te toplam üretim değerinin
39
yüzde 11.2'sine ulaşır. Çizelge-4.4'de başlıca birkaç üründe görülebileceği gibi
1950 öncesi tarımdaki durağanlık üretim verimliliği açısından da kırılmış ve
19601ı yıllarda artış başlamıştır. Gerek üretim değerleri gerekse fiziksel verimli­
likteki bu farklılaşma dönemin teknik ve ekonomik değişmelerini işaret etmekte­
dir. Bu değişmelerin anlattığı bir diğer olgu da; artık bu yapı ile tarımın üretimin
kendi içinde olup bitme sürecinin iyice dışına çıktığını ve ekonominin bütünündeki gelişmelerle karşılıklı etkileşim içinde bulunduğunu göstermektedir. Özellik­
le üretim kompozisyonu, ihracat ve iç talep artışları, fiyat destekleme politikaları
ile tarımsal üretimin izin verdiği fiziksel esneklikte değişebilme özelliğini kazan­
mıştır (21).
Çizelge 4.3:1950 Sonrası Tarla Ekim Alanlarının Yüzde
Dağılımındaki Değişme
Ürün Grupları
1950
1960
1970
1980
Tahıllar
83.5
4.4
84.9
3.4
81.2
7.3
4.8
84.6
3.7
7.2
4.5
6.6
5.1
7.5
6.8
100.0
100.0
100.0
100.0
Baklagiller
Endüstri Bitkileri
Diğer
Toplam
4.5
Kaynak: DİE
Çizelge 4.4:1950 Sonrası Önemli Bazı Ürünlerde Verimlilik Değişmesi
Ürün Grupları
1950
1960
1970
1980
Kg/Ha
Buğday
Arpa
Tütün
Pamuk
864
1.097
1.301
730
234
1.304
734
282
1.163
1.255
456
758
1.829
1.893
1.024
744
4.3 1980 Sonrası ve 1990 Başlarında Tarım
1980 öncesindeki değişme çerçevesinde 1980lerin tarım kesimi artık üretim
aşamasında, pazarlama sürecinde ve tarımsal gelirdeki değişmenin tüketim ka­
lıplarına yansıması nedeni ile tüketim süreci ile tarım dışı kesimle daha fazla iliş­
ki içindedir. Ekilebilir arazilerin sınırına gelinmiş olması toprağı çok kısa bir süre­
de sınırlayıcı faktöre dönüştürebilecek bir gelişmedir. Bu gelişme ile 1950
öncesi kısıtlamalar değişmiştir. Toprağın sınırlayıcı bir faktör olarak doğmasını
40
engelleyecek önlemler; verimliliğin ve çiftçi eğitiminin artırılması ile nadas alan­
larının azaltılmasıdır. Verimlilik yatırım ve eğitim gerektirmektedir. Tarım tekno­
lojisinin bugün gerektirdiği yatırımlar ise çoğu zaman sulama gibi ülke kaynakla­
rını zorlayıcı büyük yatırımlardır. Buna ek olarak üreticiye modern teknolojinin
benimsetilmesi 'tarımsal yayım' gibi eğitim hizmetlerini gerektirmektedir.
Ancak bu söz edilen önlemler, tek başına tarımın yapısal sorunlarını çözmek­
te yeterli olmayacaktır. Çünkü özellikle gelişmiş ülkelerde tarıma bu önlemleri
aşan bir çerçevede bakılmakta, teknik ve ekonomik önlemler bu çerçevede ele
alınmaktadır. Bu yeni çerçevedeki temel iki konudan ilki, tarımda üretim fazlala­
rının -ki bu fazlalar genellikle destekleme politikaları ve artan yoğun teknoloji
kullanımının sonuçlarıdır- yarattığı ticaret problemleri; diğeri ise yoğun tarımın,
bitkisel üretimde bilinçsiz gübre ve ilaç ile hayvancılıkta hormon vb. kullanımı­
nın, çevre üzerindeki olumsuz etkileridir. Özellikle Avrupa Topluluğu ülkeleri,
tarım politikalarında bu sorunları dikkate alan çözümleri 1980'li yılların politikala­
rında yoğunlaştırmışlardır.
Tarımın varolan koşullarını değerlendirebilmek, potansiyellerini ve sınırlama­
larını geliştirilmesi gereken yeni bir çerçevede görebilmek için bu alt bölümde ta­
rımın bugünkü yapısının on yıllık bir değişme döneminde nereye geldiği incelen­
miştir.
4.3.1 Tarım İşletmeleri
1980 ve 1991 Genel Tarım Sayımları sonuçları karşılaştırıldığında 1980
tarım sayımında kırsal kesimde bulunan hanehalkı sayısının arttığı görülmekte­
dir (Çizelge-4.5). Ancak Çizelge-4.5'den hesaplanan oranlara göre tarımsal faa­
liyette bulunan hanehalkı sayısı sayısal olarak artmakla birlikte (artış yüzde 19
oranındadır) oransal olarak azalmıştır. 1980'de yüzde 91 olan tarımsal faaliyette
bulunma oranı, 1991'de yüzde 86'ya gerilemiştir.
1980'de tarımsal faaliyette bulunan hanehalkı başına düşen işlenen alan
57.5 dekar iken 1991'de 51.6 dekara düşmüştür. 1980'e göre işlenen alan
yüzde 7 artarken, yukarıda belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunan hanehalkı
sayısının yüzde 19 artmış olması, hanehalkı başına düşen toprağın azaldığını
göstermektedir.
1980 Genel Tarım Sayımına göre 5 dekardan az araziye sahip olan işletme­
lerin sayısı toplam işletmelerin 7.2'sini oluştururken bu oran 1991'de yüzde 6.3'e
düşmüştür. Bu işletmelerin ellerinde tuttukları alan ise 1980'de yüzde 0.2'den
1991'de yaklaşık olarak yüzde 0.3'e küçük bir artış göstermiştir (Çizelge-4.6).
Yine Çizelge-4.6'dan görülebileceği gibi 5 dekardan fazla ve 20 dekardan küçük
işletme sayısında ve bu iki grubun ellerinde tuttukları arazi miktarında artış var­
dır. 20-49 dekar grubu işletme sayısında ise çok küçük bir azalma dışında fazla
değişme yoktur. 50 ve 1000 dekar arasında bulunan -ki bunlar bölgelere göre
değişmekle birlikte küçük orta, büyük orta ve büyük işletmeleri oluştururlar- işlet­
melerde sayısal ve işledikleri alan bakımından önemli bir azalma gözlenmekte­
dir. 1000 dekardan büyük çok büyük işletmelerde ise sayı ve işlenen toprak ba­
kımından önemli bir artış vardır.
41
Çizelge 4.5: Kırsal Kesimde Hanehalkı Sayısı (Milyon)
1980
1991
Tarımsal Faaliyette Bulunan
Tarımsal Faaliyette Bulunmayan
3.43
0.36
4.09
0.67
Toplam
3.79
4.76
Kaynak: DİE
Çizelge 4.6:1980 ve 1991 Tarım Sayımlarına Göre İşletme
Büyüklüklerinin Dağılımı (Yüzde)
1980 Genel Tarım Sayımı
İşletme Büyüklüğü
(Dekar)
<5
5-9
10-19
20-49
50-99
100-199
200-499
500-999
1000-2499
2500<
İşletme
Sayısı
Arazi
7.23
6.70
14.13
32.56
21.07
0.20
0.69
2.96
15.69
21.42
11.99
5.46
0.77
0.01
0.01
23.98
22.73
8.04
1.59
2.71
1991 Genel Tarım Sayımı
İşletme
Sayısı
Arazi
6.34
9.61
18.96
32.13
17.98
9.66
4.38
0.61
0.26
0.06
0.28
1.07
4.28
16.49
19.94
20.99
19.82
6.39
5.91
4.83
Kaynak: DİE
Tarım politikalarının sonuçlarının beklenen yönde olabilmesi için bu değişme­
leri yaratan nedenlerin bulunması gerekmektedir. Ayrıca bölge il düzeyinde Tür­
kiye ortalamasından sapmanın nedenleri de bulunmalıdır. Örneğin Türkiye dü­
zeyinde arazi büyüklüğüne göre işletme sayısının en yoğun olduğu grup 20-49
dekar iken Diyarbakır 100-199 dekar grubunda (yüzde 26.7), Şırnak 200-499
dekar grubunda (yüzde 30.9) yoğunlaşmaktadır (DİE, 1993, Tarım İstatistikleri,
Tablo-8). Güneydoğu illerindeki işletmelerin ellerinde tuttukları toprak genişliği­
nin Türkiye ortalamasından farklı olması, bu bölgedeki sosyal, ekonomik ve poli­
tik sorunlarla ilişkili olabilir. Bununla birlikte yapılan üretimin niteliği de belirleyici­
dir. Sebze üretmek için yeterli gelir elde etmek için elde tutulan arazi ile buğday
ya da pamuk üretmek için elde tutulan arazi farklıdır (Doğruel, 1987). Burada
sadece varolan durum ortaya konmak istendiği için bu farklılıkların nedenleri
üzerinde çok fazla durulmamıştır.
42
4.3.2 Tarımın Türkiye Ekonomisi İçindeki Yeri
Çizelge-4.7'den görülebileceği gibi tarımın GSMH içindeki payı gerek
1980'den önce gerekse 1980'den sonra hep azalmıştır. Büyüklük olarak
1970'de GSMH'yı dikkate alarak tarım ekonominin üçte birinden fazlasını oluştu­
rurken bu oran 1980'de dörtte birden daha küçük, 1991 ve 1992'de ise kabaca
yüzde onbeş ile yaklaşık yedide bire gerilemiştir. Son on yılda izlenen politikala­
rın da hızlandırmasıyla ihracatta da benzer bir gelişme olmuş, 1980'de ihracatın
yarıdan fazlası tarım ürünleri iken bu oran 1992'de 15'e kadar düşmüştür (Çizelge-4.8).
Çizelge 4.7: Cari Fiyatlarla GSMH'nın Sektörel Dağılımı (1)
Yıllar
Tarım
Sanayi
Hizmetler(2)
Dış Alem Net
Faktör Geliri
46.1
46.6
48.5
48.2
46.7
48.2
50.2
50.9
51.0
52.9
53.8
53.3
54.2
57.1
57.2
58.3
54.8
56.8
56.2
55.7
56.0
57.9
25.2
1.1
2.4
3.0
4.0
3.3
2.5
1.3
1.1
0.8
0.9
1.4
1.5
1.1
0.2
0.8
0.7
0.2
0.4
0.0
1.3
1.0
0.7
1.0
Yüzde
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
1987
1988
1989
1990
1991
1992
35.3
33.1
30.1
29.6
31.7
31.3
29.2
27.8
28.1
25.4
23.9
22.6
21.1
19.7
20.0
18.7
19.1
17.4
17.0
16.4
18.0
15.6
15.2
17.5
17.9
18.4
18.2
18.3
18.0
19.3
19.9
20.1
20.8
20.9
22.6
23.6
23.0
22.0
22.3
25.9
25.4
26.8
26.6
25.0
25.8
25.6
1) DİE yeni seri.
2) İnşaat sektörünü içerir.
Kaynak: DİE
43
Yatırım tercihleri açısından en azından son beş yıllık dönemde kamu yatırım­
ları içinde düzenli bir azalma ya da artış olmamıştır. Toplam özel yatırımlarda
ise görece daha düzenli bir iniş vardır (Çizelge-4.9). Çizelge-4.10'da yer alan
sabit sermaye yatırımlarındaki değişme yüzdeleri, bu anlamda da yıldan yıla dü­
zenli bir değişme olmadığını göstermektedir. Düzenli bir gelişme göstermemekle
birlikte tarımda bazı marjinal iyileştirmeler olmuştur; on yılda 14.5 milyon dekar
alan nadas alanlarının daraltılması üretim alanlarına eklenmiştir (yaklaşık 211
milyon hektardan biraz fazla olan toplam ekilen alana, bu iyileştirilen alanın
oranı yüzde 7 dolayındadır). Yine 1980'de yüzde 21 sulanan arazi oranı yüzde
21'e yükselmiştir. Zirai mücadele yapan yerleşim yeri oranı yüzde 66'dan yüzde
74'e, kimyasal gübrü kullanan yerleşim yeri oranı yüzde 89'dan yüzde 94'e yük­
selmiştir. Son on yıllık dönemde, traktör sayısının yaklaşık 484 binden 703 bine
yükselerek, önceden 1000 hektarlık işlenen alana 2.4 traktör düşerken bu oran
1991'de 3.3 traktöre yükselmiştir (DİE, 1993, Tarım Bölümü). Bütün bu gelişme­
ler verimlere de yansımış, mercimek hariç bütün ürünlerin verimlerinde 1980
Tarım sayımından 1991 Tarım Sayımına artış olmuştur (DİE, 1992, s.7).
Çizelge 4.8: İhracatın Ana Sektörlere Göre Dağılımı
Yüzde
Yıllar
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
1987
1988
1989
1990
1991
1992(19)
Kaynak: DİE
44
Tarım
Madencilik
Sanayi
75.3
72.5
68.6
63.2
55.6
56.6
64.0
59.4
67.4
59.4
57.5
47.2
37.3
32.8
24.5
21.6
25.3
18.2
20.1
18.3
18.4
20.1
15.4
7.7
7.2
5.6
4.3
5.7
7.6
5.6
7.2
5.4
5.8
6.6
4.1
3.0
3.3
3.4
3.1
3.3
2.7
3.2
3.6
2.6
2.1
1.8
17.0
20.2
25.8
32.6
38.6
35.8
30.4
33.4
27.1
34.7
36.0
48.7
59.7
63.9
72.1
75.3
71.4
79.1
76.7
78.2
79.0
77.8
82.8
4.3.3 Tarım ve Gelir Dağılımı
1987'de yapılan Hanehalkı Gelir ve Tüketim Harcamaları Anketine göre gelir
dağılımı açısından tarım kesiminin bugünkü durumunu, veriler altı yıl için öncesi­
ne ait olsa da, bir ölçüde anlamak mümkündür. Çizelge-4.11'de yer alan bilgile­
re göre yalnız tarım geliri elde eden haneler yüzde 13'dür. Tarım ve Tarım dışı
gelirin herikisini birden elde eden hane sayısının toplam haneye oranı ise yüzde
28'dir. Sadece tarım dışı gelir elde edenler de yüzde 59'a ulaşmaktadır. Bu so­
nuçlar sadece tarım gelirine bağlı olan ailelerin yüzde 13'de kaldığını göster­
mektedir. Diğer tarafdan toplam Türkiye gelirleri dikkate alındığında tarım geliri
kırsal kesimdeki gelirin sadece yüzde 52'si ile toplam kırsal kesim hanehalkı ge­
lirlerinin yarısını biraz aşmakta; maaş ve ücret, ticaret, hizmet, gayrimenkul,
tarım dışı üretim ve diğer karşılıksız gelirler yaklaşık diğer yarısını oluşturmakta­
dır (Çizelge-4.12).
Buradan hanehalkını birim olarak aldığımızda sadece tarım geliri ile yaşayan
kesim (kırsal kesimde yaşadıkları varsayımı yapılıyor) ekonomiye daha zayıf bi­
çimde katılıyor. Düşük düzeyde de olsa kırsal kesimde yaşayanlar için tarım dışı
gelirler en azından tarım dışı imkanların varlığını temsil ediyor. Nitekim Çukuro­
va üzerine yapılan ampirik bir araştırma da küçük üreticiliğin kaybolmama ne­
denlerinden biri olarak tarım dışı iş imkanlarının olduğu bulunmuştur (Doğruel
ve Doğruel, 1989).
Tarım kesiminde hanehalkı olarak bakıldığında gelir dağılımı açısından bazı
sorunlar bir ölçüde örtülmektedir. Tarım kesiminde yığılmış olan nüfusun fazlalı­
ğı bu tabloyu çok daha fazla kötüleştirmektedir. 1990 yılı için kırsal kesimde
hala Türkiye nüfusunun yüzde 41'i yaşamaktadır, bu oran 1985 yılı için de
yüzde 47'dir (Çizelge-4.13). Faal nüfus dikkate alındığında ise durum biraz daha
kötüdür; 1985 yılı için faal nüfusun yüzde 59'u kırsal kesimdedir (Çizelge-4.14).
Bu sayılar Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Topluluğu ülkelerinde en fazla
yüzde 5 oranı ile temsil edilmektedir.
Buna ek olarak tarım kesiminin bölgeler arası gelir dağılımı da çok kötüdür.
Çizelge 4.15'den izlenebileceği gibi gelirin bölgelere göre dağılımında en kötü
durumda olan 1990 yılı için yüzde 9 ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi;
ikincisi ise yüzde 14 ile Karadeniz Bölgesidir. 1974'den bu yana oranlar izlendi­
ğinde özellikle Karadeniz bölgesinin yüzde 21'den yüzde 14'e gerilediği görül­
mektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ise yapısal bir değişme yok­
tur. Orta Anadolu ve Marmara-Ege Bölgeleri 1990 yılı için oransal olarak en
fazla geliri elde eden bölgeler durumundadır. Ancak tarım sektöründe çalışan
başına reel üretim değeri bakımından sıralama değişmektedir. Çizelge-4.16 ve
Çizelge-4.17'den görülebileceği gibi Marmara ve Ege ile Akdeniz Bölgelerinde
kişi başına reel üretim değeri ve kişi başına reel üretim değeri nisbi endeksi hep
yüksektir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi en kötü durumdadır. Karadeniz
Bölgesinin de kişi başına reel üretim değeri ve reel üretim değeri nisbi endeks
değeri düşük olmakla birlikte Orta Anadoluya daha yakın olup Doğu ve Güney­
doğu Anadolu Bölgesi kadar kötü durumda değildir.
45
Çizelge 4.9: Tarım Kesiminde Sabit Sermaye Yatırımları
1988 Fiyatlarıyla Milyar TL
Kamu
Kesimi
Yatırımı
Yıllar
Toplam Kamu
Yatırımları
İçinde Pay
(Yüzde)
1087
1046
1110
1054
1249
1048
1987
1988
1989
1990
1991
1992(1)
Toplam Özel
Yatırımlar
İçinde Pay
(Yüzde)
Özel
Kesim
Yatırımı
8.9
9.1
10.4
9.1
10.4
8.6
776
681
499
739
653
668
6.9
5.4
3.8
4.7
4.3
4.4
(1) Geçici.
Çizelge 4.10: Tarım Kesiminde Sabit Sermaye Yatırımlarında Bir Önceki
Yıla Göre Yüzde Değişme (1988 Fiyatlarıyla)
Yıllar
Özel Kesim Yatırımı
Kamu Kesimi Yatırımı
1988
1989
1990
1991
1992(1)
-3.8
6.2
-5.0
18.5
-16.1
-12.3
-26.7
48.2
-11.7
2.3
(1) Geçici
Çizelge 4.11: Türkiye Genelinde Hanehalklarının Tarım ve Tarım
Dışı Gelirlerine Göre Dağılımı
Hanehalkı
Sayısı
Toplam Gelir
Miktarı
Yüzde
Hanehalkı
Ortalama
Gelir Düzeyi
(Milyon TL)
Yalnız tarım geliri
elde eden haneler
13.07
11.58
3.26
Yalnız tarım dışı
gelir elde eden
haneler
58.73
61.31
3.84
10.41
15.50
1.52
2.02
Tarım ve tarım dışı
gelir elde eden
haneler
Tarım geliri
Tarım dışı gelir
Kaynak: DİE
46
28.20
Çizelge 4.12: Toplam Gelirin Gelir Türlerine Göre Dağılımı
Türkiye
Gelir Türü
Kent
Kır
Yüzde
Maaş ve Ücret Geliri
Tarım Geliri
Ticaret Geliri
Hizmet Geliri
Tarım Dışı Üretim Geliri
Gayrimenkul Geliri
Menkul Kıymet Geliri
Karşılıksız Gelirler
24.07
22.83
13.08
7.30
8.24
11.84
1.82
10.82
29.92
2.73
15.72
8.44
11.37
15.90
2.81
13.20
15.72
51.99
9.25
5.61
3.70
5.96
0.39
7.36
Kaynak: DİE
Çizelge 4.13: Sayım Yıllarına Göre Şehir ve Köy Nüfusu Dağılımı
Kır
Kent
Sayım Yılları
Yüzde
1970
1975
1980
1985
1990
38.5
41.8
43.9
53.0
59.0
61.5
58.2
56.1
47.0
41.0
Kaynak: DİE
Çizelge 4.14: Sayım Yıllarına Göre Faal Nüfusun Faaliyet
Kollarına Göre Dağılımı
Tarım
Sanayi
Sayım Yılı
1970
1975
1980
1985
Hizmetler
Diğer
20.9
22.3
27.5
29.1
2.0
1.3
1.0
0.5
Yüzde
67.7
67.3
60.0
59.0
9.4
9.1
11.6
11.4
Kaynak: DİE
47
Çizelge 4.15: Gelirin Bölgelere Göre Dağılımı
Orta
Anadolu
Marmara
ve Ege
Karadeniz
15.59
18.20
16.49
14.38
10.04
7.13
9.97
9.34
Yüzde
Yıllar
1975
1980
1985
1990
Akdeniz
Doğu ve
Güneydoğu
30.58
31.15
30.85
31.68
30.07
28.21
28.49
31.21
13.73
15.31
14.31
13.40
Kaynak: Ayhan ve Kilci (1992)
Çizelge 4.16:1974 Yılı Fiyatlarıyla Tarımda Çalışan Nüfus Başına
Üretim Değerinin Bölgelere Göre Dağılımı
Orta
Anadolu
Marmara
ve Ege
Karadeniz
Yıllar
2983
2609
3078
Akdeniz
Doğu ve
Güneydoğu
TL
1975
4765
5706
4649
1980
1985
6087
5291
6919
6805
5091
4913
7165
8286
6963
Kaynak: Ayhan ve Kilci (1992)
Çizelge 4.17:1974 Yılı Fiyatlarıyla Tarımda Çalışan Nüfus Başına
Üretim Değerinin Bölgelere Göre Dağılımı
Orta
Anadolu
Marmara
ve Ege
Karadeniz
Yıllar
1975
1980
1985
TL
96
105
98
115
119
126
Kaynak: Ayhan ve Kilci (1992)
48
Akdeniz
Doğu ve
Güneydoğu
94
88
91
144
143
129
60
45
57
5. TÜRKİYE'DE TARIMSAL DESTEKLEME NASIL YAPILIYOR
5.1 Giriş
Türkiye'de bugün tarımsal destekleme politikası, gerek destekleyen gerekse
desteklenen kesim tarafından etkinsizliği sürekli vurgulanan bir uygulama haline
gelmiştir. Temel eleştiri, destekleme adına tarıma yapılan harcamanın gerçekte
tarıma gitmemesi ve tarım destekleme sistemi içinde bir 'kara delik' tarafından
yutulması ve dolayısı ile harcanan kaynakların büyüklüğüne rağmen tarım kesi­
minin gerçek anlamda desteklenememesidir. Bu bölümde Türkiye'de tarımsal
destekleme politikasının hangi kurumsal çerçeve içinde ne tür kuruluşlar aracılı­
ğı ile uygulandığı ortaya konmaya çalışılacaktır.
Tarımın desteklenmesinde iki ayrı kanaldan söz edilebilir: İlki, toprak ve su
kaynaklarının geliştirilmesi, tarımsal üretimi geliştirme çalışmaları ve hatta ula­
şım altyapı yatırımlarıdır. Bunlar 'dolaylı' desteklerdir. Diğeri ise, üretim ya da
satış aşamasında ürün desteklenmesi ya da üreticiye gelir yardımı yapılması ile
uygulanabilen 'dolaysız' desteklerdir.
Türkiye'de, 1950 öncesi tarım yapısı incelenirken vurgulandığı gibi demiryol­
larının yapımı o dönemde tarımın pazara açılmasında önemli bir etki yaratmıştır.
Diğer tarafdan toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesi için de yapılan yatırımlar
hep Devlet tarafından karşılanmıştır. Büyük sulama projelerinin uygulandığı
alanlarda beklenen faydanın sağlanabilmesi tarla içi geliştirme çalışmaları ge­
reklidir. Yine bu çalışmalar da kamu yatırımları ile gerçekleşmektedir. Tarımda
özel.yatırımlar daha çok makine alımı yönünde olmaktadır. Tarıma yapılan bu
yatırımlarla, dolayısı ile tarıma verilen bu 'dolaylı' desteklerle Türkiye'de tarım
belli bir gelişmişlik düzeyine ulaşmıştır. Ancak burada bazı sorunlara değinmek
gerekir. Sulamanın tarımsal üretim değerine ve götürüldüğü alanda toprağın de­
ğerine net gelir katkısı çok yüksektir; toprak değerine yaptığı katkı ile toprak sa­
hibine belli bir rant sağlamaktadır (1). Teknik olarak her toprağın sulanması ve
iyileştirilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte Türkiye'de yatırım yapılabilecek
alanlardaki önceliklerin iyi saptanamaması bölgeler arası eşitsizliği de hızlandır­
mıştır. Bir diğer sorun da tarımsal araştırma ve geliştirme ile tarımsal eğitime
çok fazla önem verilmemiş olmasıdır (2). Oysa 2. Bölümde destekleme politikası
anlatılan Amerika Birleşik Devletlerinde, bu yatırımlar başlangıçta tarımın geliş­
mesine çok katkı yapmıştır.
Türkiye'de destekleme politikalarında asıl tartışma konusu olan 'dolaysız' ola­
rak yapılan desteklerdir. Türkiye'de dolaysız destekleme sistemi, üretilen ürünle­
rin desteklemeye aracılık eden kuruluşlar tarafından satın alınması üzerine ku­
rulmuştur. Ancak üretim aşamasında destek yapabilmek için de bir kurumlaşma
vardır ve bu kurumlaşma içinde yer alan kuruluşlar girdi sağlamada parasal ve
ayni olarak üreticiye destek sağlamaktadırlar. Bu çerçevede ürünün yüksek fi­
yatla devlet tarafından alınması, girdilerin düşük fiyatla devlet tarafından satıl­
ması ile destekleme süreci tamamlanmaktadır. Bu bölümde, bu destekleme sü­
recinin ('dolaysız' destekleme sisteminin) kurumsal yapısı ve işleyişinin
anlatılması amaçlanmıştır.
49
5.2 Tarımın Desteklenmesinde Yer Alan Kuruluşlar
Desteklemeye aracılık eden kuruluşların bir bölümü kamu kuruluşları, bir bö­
lümü ise kooperatif örgütlenmeleri olup yine yoğun kamu müdahalesi yönlendiri­
len (ya da yarı kamu nitelikli) kuruluşlardır. Çizelge-5.1'de kooperatif olarak ör­
gütlenmiş kuruluşların sayısal dağılımı yer almaktadır. 1991 yılı dikkate
alındığında bu kooperatif örgütlenmelerinden Tarım Satış ve Tütün Tarım Satış
Kooperatifleri Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlıdır. Tarım Kredi, Pancar Ekici­
leri, Su Ürünleri, Sulama ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri ise Tarım ve Köy
İşleri Bakanlığına bağlıdır.
Çizelge 5.1: Tarımsal Amaçlı Kooperatiflerin Türü ve Sayısı
(31.12.1991 itibariyle)
Kooperatifin Türü
Sanayi ve
Ticaret Bak.
Bağlı
Olanlar
Tarım ve Köyişleri Bakanlığına Bağlı Olanlar
Tarım
Kredi
Tarım
Satış
Tütün
Tarım
Satış
1163
1581
3186
1196
1282
3602
2474
421
22
17
124
524
1480
685
10
1
8
4
74
16
17
-
28
82
33
1366
2474
397
_
Sayısı
-
-
-
1
-
-
Bağlı Koop.
Sayısı
-
-
16
-
Pancar
Ekicileri
Su
Ürünleri
1163
1163
1163
28
252
Ortak
Sayısı (Bin Kişi) 1421
ı abı uidugu
Kanun
Kooperatif
Sayısı
Tarımsal
Sulama Kalkınma
Kooperatif
Birliği:
Sayısı
Bağlı Koop.
Sayısı
Merkez
Birliği:
Kaynak: Çağlar (1992)
50
5.2.1 Tarım Kredi Kooperatifleri
Tarihçe:
Tarım Kredi Kooperatiflerinin kuruluşu Cumhuriyetin ilk yıllarına uzanmakta­
dır (1924). Başlangıçta amaç kredi dağıtmak iken kooperatifler daha sonra ürün
pazarlama işine de girmiş, ancak kredi ve ürün pazarlama fonksiyonlarının ya­
rattığı karışıklığın giderilmesi için pazarlama fonksiyonunu yerine getirmek
üzere Tarım Satış Kooperatifleri kurulmuştur (1935). Ancak aynı zamanda aynı
yıl içindeki düzenleme de Tarım Kredi Kooperatiflerine ucuz üretim kredisinin
yanısıra tarımsal girdi, alet ve makine sağlanması ile 'ortakları zararlı kredi yolla­
rına başvurmaktan alıkoymak' sorumluluğu da yüklenmiştir. 1972'de kuruluş ka­
nununda yeniden bir değişiklik yapılarak bir devlet bankasına bağımlılık koşulu
zayıflatılarak müdahale azaltılmaya çalışılmıştır. Ancak daha sonra 1984 yılın­
da, tarım sektörünün bir bütün olarak ele alınması için yapılan düzenlemede ya­
pılan değişiklikle Tarım Kredi Kooperatifleri Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlı­
ğının bir kuruluşu haline getirilmiştir. 1985 yılında yapılan değişiklikle de üst
düzey yöneticileri ilgili bakanlık tarafından atanan bir kuruluşa dönüştürülmüştür
(3). Bölge birlikleri ve Ankara'da bulunan merkezi bir birimden oluşan Tarım
Kredi Kooperatiflerinin il, ilçe ve köy düzeyinde dağılımı ile ortak sayıları Çizelge-5.2'de verilmiştir.
Finansman Yapısı:
Kredi Kooperatiflerinin öz kaynaklar ve dış kaynaklar olarak iki tür kaynakları
vardır. Öz kaynaklar kuruluşun ödenmiş sermayesi ile, her yıl gelir giderin pozitif
farkından ayrılan; destekleme, yedek akçe vb. fonlardan oluşmaktadır. Koopera­
tif dışı kaynaklar ise Ziraat Bankası tarafından ayrılan plasmanlar ve Tarım
Kredi Kooperatiflerinin Merkez ve Bölge Birliklerince sağlanan kredilerden mey­
dana gelmektedir (3).
Çizelge-5.3'te Tarım Kredi Kooperatiflerinin finansman kaynaklarında özkaynakların ve Ziraat Bankasının oranları yer almaktadır. Bu oranlardan özkaynakların ağırlığının düşük olduğu görülmektedir. Çizelge-5.4'de ise Ziraat Bankası­
nın Tarım Satış ve Kredi Kooperatiflerine açtığı kredilerin son beş yıldaki
dağılımı görülmektedir. İki gruba toplam kooperatiflere kullandırılan krediler için­
de Kredi Kooperatiflerinin payı sırası ile 1988 yılı için yüzde 24.7,1989'da yüzde
25, 1990'da yüzde 20.3, 1991'de yüzde 26.7 ve 1992'de yüzde 18.0 olarak ger­
çekleşmiştir (Çizelge-5.4'den hesaplanmıştır). Kredilerin geriye dönmesinde Ko­
operatifler oldukça kayıp vermektedirler. Çizelge-5.5'de 1982-1989 dönemi için
vadesi gelen borç geri ödemelerinin ödenme yüzdesi yer almaktadır. Geriye
dönmeme oranı incelenen dönem için yaklaşık oranlarla yüzde 25 ve 40 arasın­
da değişmektedir. Bu sonuç, tarımda kaybolan kaynakların kanallarından sade­
ce birini göstermektedir.
Kredilendirme Biçimi:
Ortaklara açılan krediler kısa vadeli çevirme ve orta vadeli dpnatma kredileri­
dir. Çevirme kredileri üretim aşamasında tohum, fide, gübre, akaryakıt, vb. har­
camalar için, bir yıl süre ile ayni ya da nakit olarak verilen işletme kredileridir.
Orta vadeli krediler ise en fazla beş yıl- için demirbaşa yapılacak harcamalar kar51
şılığı verilmektedir. Tarım Kredi Kooperatiflerinin kredileri daha çık kısa vadeli
çevirme kredisi olarak kullanılmaktadır (Çizelge-5.6). Yatırım kredilerinin oranı
yine 1982-1989 dönemi dikkate alındığında 1989 hariç (bu yıl yaklaşık yüzde 27
olarak gerçekleşmiştir) hep yüzde 20'ler dolayında seyretmektedir.
Çizelge 5.2: Tarım Kredi Kooperatifleri Bölge Birlikleri, Kooperatifleri
ve Ortak Sayıları (31.12.1991 itibariyle)
Birliğin
Kooperatif Sayısı
Adı
Merkezi
İl
Ankara
Antalya
Balıkesir
Erzurum
G.Antep
İçel
İzmir
Kayseri
Konya
Kütahya
Malatya
Sakarya
Samsun
Sivas
Tekirdağ
Trabzon
TOPLAM
Ankara
Antalya
Balıkesir
Erzurum
G.Antep
Mersin
İzmir
Kayseri
Konya
Kütahya
Malatya
Adapazarı
Samsun
Sivas
Tekirdağ
Trabzon
3
3
3
3
3
3
4
4
4
5
10
2
4
3
3
6
63
İlçe
67
34
38
24
26
27
75
32
36
51
37
41
41
31
30
47
637
Köy
148
64
154
45
71
98
293
126
113
149
33
88
120
98
102
72
1.774
Kooperatifsiz
Ortak
Sayısı
Toplam
Bağlı Köy
Sayısı
218
101
195
72
100
128
372
162
153
205
80
131
165
132
135
125
2.474
2.874
144.942
840
74.611
1.804
106.095
1.128
56.945
1.717
64.336
1.145
53.635
2.262
187.187
1.086
77.539
873
84.576
1.749
113.983
1.444
43.976
1.860
97.888
1.677
127.442
1.632
93.062
762
74.574
1.532
79.603
24.385 1.480.39*4
Kaynak: Çağlar (1992)
Çizelge 5.3: Tarım Kredi Kooperatiflerinin Finansman Kaynaklarının
Dağılımı
Özkaynak
Yıllar
Ziraat Bankası
Plasmanları
Yüzde
1982
26.2
1983
28.5
1984
35.7
37.5
1985
1986
33.5
1987
35.0
1988
37.5
1989
34.8
Kaynak: Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri
52
Toplam
73.8
71.5
64.3
62.5
66.5
65.0
62.5
65.2
Merkez Birliği.
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
100:0
100.0
-
Çizelge 5.4: Ziraat Bankası'ndan Tarım Satış ve Kredi Kooperatiflerine
Açılan Kredilerin Yıl Sonu Bakiyeleri
Tarım Kredi
Kooperatifleri
Milyar TL
Yıllar
1988
1989
1990
1991
1992
Tarım Satış
Kooperatifleri Birlikleri
769.23
1.304.98
2.127.86
3.953.61
6.074.41
2.347.59
3.906.13
8.328.75
10.841.16
27.652.79
Kaynak: T.C. Ziraat Bankası.
Çizelge 5.5: Tarım Kredi Kooperatifleri Kredilerinden Vadesi Gelenlerde
Gerçekleşen Tahsilat Oranı
Yıllar
Tahsilat Oranı (%)
1982
1983
1984
1985
1986
1987
1988
1989
63.0
71.6
72.6
67.2
61.2
71.7
72.2
75.5
Kaynak: Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği.
Çizelge 5.6: Tarım Kredi Kooperatifleri Kredilerinin Türlerine Göre Dağılımı
Yatırım Kredileri
(Orta Vadeli Krediler)
İşletme Kredileri
(Kısa Vadeli Krediler)
Yıllar
1982
1983
1984
1985
1986
1987
1988
1989
Yüzde
80.9
77.4
78.9
79.9
79.7
89.1
82.2
73.4
19.1
22.6
21.1
20.1
20.3
10.9
17.8
26.6
Kaynak: Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği.
53
İştirakler ve İşletmeler:
Başta da belirtildiği üzere Tarım Kredi Kooperatiflerine kuruluş kanunu ile
daha 1935'de; üretim ve gerekli tüketim malları ile üretim araçlarını toptan sağ­
lamak, imal etmek ve ortak ürünlerin değerlendirilmesiyle ilgili faaliyetleri rasyo­
nel biçimde düzenlemek ve bu konularda her türlü girişimi yapmak ve katılmak
için gerekli tesisleri kurmak gibi çok yönlü sorumluluklar verilmiştir (4). Kredi Ko­
operatiflerinin bu çerçevede katıldıkları ya da kurdukları şirketler; suni gübre,
yem, gıda, tarımsal ilaç, tarım alet ve makineleri, ambalaj, lastik, plastik, pazar­
lama ve hizmet konularında faaliyette bulunmaktadır. Çizelge-5.7'de işletmelerin
Çizelge 5.7: Tarım Kredi Kooperatifleri İştiraklerinde Sermaye Payı
Tarım Kredi Kooperatiflerinin Hissedar Olduğu İşletmeler
Sektör
Sektördeki İşletme Sayısı
Gübre
Yem
Gıda
Tarımsal İlaç
Tarım Alet ve Makine
Ambalaj Sanayi
Lastik
Plastik
Hizmet Sektörü
TOPLAM
Sermaye Payı (%)
2
8
3
1
1
1
1
1
7
26.95
39.77
42.67
7.30
10.00
85.18
0.02
35.00
14.25
25
9.51
Kaynak: Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği.
Çizelge 5.8: Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Dağıtımı Yapılan
Gübrenin Toplam Gübre Tüketimi İçindeki Payı (Yüzde)
Yıllar
Tarım Kredi Kooperatiflerinin Payı (%)
1982
1983
1984
1985
1986
1987
1988
1989
36.27
36.73
37.19
37.31
40.12
27.12
31.37
24.73
Kaynak: Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği.
54
sektörlere göre dağılımı ve sermaye payları yer almaktadır. 25 şirketin sermaye
payı yüzde 9.5'dir. Ancak sermaye payını bu kadar düşük oranlı yapan nominal
sermayesi kooperatiflerin katıldığı şirketlerin toplam sermayesinin yüzde 64'ünü
oluşturan lastikteki düşük iştirak oranıdır. Bu dışarıda bırakıldığı zaman 24 şir­
ketle sermaye payı yüzde 26.3'e yükselmektedir (4). Bu iştiraklerin üretimleri
aracılığı ile; örneğin gübrede 1982-1989 döneminde toplam tüketim içindeki
Kredi Kooperatiflerinin payı oldukça önemlidir. Ancak Çizelge-5.8'den görülece­
ği gibi bu oran azalmaya başlamıştır. Miktarlar dikkate alındığında 1987'de top­
lam tüketim artarken Kooperatiflerin payı sabit kalmış; 1989'da ise toplam tüke­
tim değişmemiş, ancak Kooperatiflerin satışları düşmüştür.
5.2.2 Tarım ve Köy İşlerine Bağlı Diğer Kooperatifler
Bu grupta yer alan kooperatifler kent ve belediye örgütlenmesinin olmadığı
kırsal kesimde genellikle 1950'li ve 1960'lı yılların başlarında kurulmuşlardır. Ko­
operatiflerin türleri, kırsal kesimin üretim ve üretim dışındaki sorunların Ankara'daki hükümetlerle birlikte o yıllarda bu şekilde çözülmesinin amaçlandığı anla­
şılmaktadır. Ancak 1990'larda nasıl bir işlevleri olduğu tartışılmalıdır. Amerika
Birleşik Devletlerinde de kırsal kesimin kendi kooperatif örgütlenmeleri finans pi­
yasasına bile girmekte ancak bu yerel bankalar faaliyetlerinde diğer bankalar­
dan farklı davranmamaktadırlar. Ancak Hükümet kırsal kesime yönelik program­
larında bu bankaları bir araç olarak kullanabilmektedir. Burada sorun İktidar
partilerinin yerel örgütler üzerindeki kontrollerini bu tür kuruluşlar aracılığı ile
daha rahat kurabilmeleridir. Şüphesiz, tarım kredi ve tarım satış kooperatiflerini
bu tür kuruluşlar aracılığı ile daha rahat kurabilmeleridir. Şüphesiz, tarım kredi
ve tarım satış kooperatifleri de ekonomide faaliyetleri nedeniyle daha etkin ol­
makla birlikte aynı amaçlar için kullanılabilmektedir. Aşağıda Tarım Kredi Koo­
peratifleri dışında kalan Tarım ve Köy İşlerine Bağlı Diğer Kooperatifler tanıtıl­
mıştır.
Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri:
1950'lerde kurulmaya başlanan bu kooperatiflerin amacı: Pancar tarımının
geliştirilmesi, ortakların ihtiyacı olan tarım ve alet makineleri ile gübre gibi girdi­
lerin uygun koşullarda sağlanmasıdır. Bunlar ayrıca pancar üreticileri ile Türkiye
Şeker Fabrikaları arasında bir bağ kurmak gibi bir sorumluluk da yüklenmişler­
dir. Yaklaşık 13 bin köyde yine yaklaşık 1.5 milyon üyesi vardır (Çağlar, 1992, s.
20;Çizelge-5.1).
Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri:
Çok fazla kırsal kesime, en azından tarımsal üretime yönelik bir faaliyeti ol­
mayan Köy Kalkınma Kooperatifleri ile Çay Ekicileri, Hayvan Ürünleri Pazarlama
55
ve Tedarik Kooperatifleri, Elektrik Üretim (köylerin elektrifikasyonu için), Orman
Köyleri Kalkınma ve Toprak ve Tarım Reformu kooperatiflerinden oluşmaktadır
(Çağlar, 1992, s. 28-29).
Sulama (Toprak-Su) Kooperatifleri:
Temel amacı tarımsal sulama, toprak koruma ve arazi İslahı olan bu koope­
ratiflerin ilki 1962 yılında kurulmuştur. Bu kooperatifler devletçe yapılmış ve ya­
pılacak sulama tesislerinin arazi tesviyesi, drenaj kontrolü gibi tarla içi işlemlere
yönelik tesis kurmak ve işletmekle görevlidirler. (Çağlar, 1992, s. 21).
Su Ürünleri Kooperatifleri:
Balıkçılık ve su ürünlerini değerlendirme kooperatiflerinden oluşmaktadır
(Çağlar, 1992, s. 28).
5.2.3 Tarım Satış Kooperatifleri
Tarihçe:
İlk tarım satış kooperatifi 'Aydın İncir Müstahsilleri Ticaret Anonim Şirketi' adı
ile 1914'de Aydın'da kurulmuştur. Tarım satış kooperatiflerinin ilk birliği ise yine
Ege'de Aydın şehrinin beş incir kooperatifi ile kurulmuştur. Ancak kanuna dayalı
bir resmileşme 1935'de gerçekleşmiştir. 1935 yılındaki kanun 1937 ve 1960'da
iki kez değişikliğe uğramış, ancak kapsamlı değişme 1984'de yapılmıştır (5).
Faaliyetleri, Destekleme Alımları ve Üretim:
Çizelge-5.1'den de görülebileceği gibi Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı
olan Tarım Satış Kooperatifleri ve bunların bir üst kuruluşu olan birlikleri daha
çok ihracata yönelik ve üretim değeri yüksek ürünlerin alım ve satımında görev
yapmaktadır. Çizelge-5.9'da birliklerin hangi konuda alım yaptıkları, birliklere
kaç kooperatifin bağlı olduğu ve bağlı kooperatifler bünyesinde yer alan üye sa­
yıları yer almaktadır.
Kooperatiflerin amacı; ürünleri değerlendirmesinde üreticiyi kollamak ve aynı
zamanda tarımsal üretim faaliyeti ile ilgili ihtiyaçlarını karşılamak, olarak belirtil­
miştir. Ayrıca Bakanlar Kurulu ya da yetki vereceği kurullarca üreticiden Devlet
adına destekleme alımında bulunabilmektedirler. Bu görevlerin dışında Tarım
Satış Kooperatif ve Birliklerine önceden Sanayi ve Ticaret Bakanlığından izin
alarak, alış ve satışı ile ilgilendikleri konularda ürünlerin muhafaza edilmesine ve
piyasaya hazırlanmasına yönelik işleme ve ambalajlama tesisleri kurabilmek
gibi bir yetki de verilmiştir (Çağlar, 1992, s. 53-54).
56
Çizelge 5.9: Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri ve Ortak Sayıları
(31.12.1991 itibariyle)
Birliğin adı
Merkezi
Konusu
Antalyabirlik
Antbirlik
Çukobirlik
Antalya
Antalya
Adana
Narenciye
Pamuk
Pamuk, Soya,
Yerfıstığı
Fındık
Gülçiçeği
Bakliyat, A.fıstığı,
K.Biber, Çekirdekli
K. Üzüm, Zeytinyağı
Ayçiçeği
Kayısı
Yaş İpek Kozası
Zeytin
Fiskobirlik
Gülbirlik
Güneydoğubirlik
Karadenizbirlik
Kayısıbirlik
Kozabirlik
Giresun
İsparta
Gaziantep
Samsun
Tariş İncir TSKB(1)
Malatya
Bursa
Bursa
İzmir
Tariş Pamuk TSKB(1)
Tariş ÜzümTSKB(1)
Tariş Z.YağıTSKB(l)
Taskobirlik
Tiftikbirlik
Trakyabirlik
İzmir
İzmir
İzmir
Nevşehir
Ankara
Edirne
Marmarabirlik
TOPLAM
Birliğe Bağlı Olmayan (2)
GENEL TOPLAM
Bağlı Koop.
Sayısı
Bağlı Koop.
Ortak Sayısı
5
7
1.248
23.991
44
62
13
54.024
216.587
12.148
27.393
54.851
68
34.037
Pamuk
22
19
6
6
8
21
54
Kuru Üzüm
Zeytinyağı
Çekirdekli K.Üzüm
Tiftik
Ayçiçeği
15
32
10
25
48,
Kuru İncir
397
24
421
34.370
9.297
56.825
17.704
15.440
4.925
15.280
127.278
684.466
853
685.319
1) Bu birlikler Tariş adıyla bir genel müdürlük altında toplanmışlardır.
2) Bu gruptaki tarım satış kooperatiflerinden 592 ortaklı 17 tanesi Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı kayıtlarında gayrıfaal olarak görülmektedir.
Kaynak: Çağlar (1992).
Bu amaçlar ile Tarım Satış Kooperatif ve Birliklerine çok değişik alanlarda fa­
aliyet imkanı doğmuştur; ürünün işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili sorumluluk­
lar ile, kooperatifler çok büyük sanayi işletmeleri kurmuşlar ye ihracat yapmaya
da başlamışlardır. Hatta ihracat için piyasa araştırmaları yapmak ve yurt içinde
ve dışında temsilcilik bulundurmak kooperatiflerin çalışma konuları içine alınmış57
tır. Diğer tarafdan kooperatife üye olan kişilerin kullanmak istedikleri kredi tavan
ve vadelerinin saptanması bile o kooperatifin üye olduğu birliğin insiyatifindedir.
Ayrıca bu kuruluşların piyasaya düzenleyici müdahale yetkileri vardır (Çağlar,
1992, s. 56).
Devletin piyasaya müdahalesinde sıkça başvurulan destekleme alımları şu
şekilde yapılmaktadır: Bakanlar Kurulu kararı ya da yine aynı kurul aracılığı ile
yetki verilen bir kuruluş kooperatif ve birlikleri alım için görevlendirir. Yine aynı
kurullar tarafından ilgili birlik ve kooperatife bir 'hizmet komisyonu' ödenir. Sana­
yi ve Ticaret Bakanlığı bu alımla ilgili kanun hakkında altı ay içinde bir yönetme­
lik hazırlar ve yürürlüğe koyar. Destekleme alımı sonucunda kâr edildiği takdirde
bu kâr yine Sanayi ve Ticaret Bakanlığının izni ile üreticilere ortaklık kârı ya da
destekleme alımlarına konu olan bir ürünün alınmasında ya da üretimi teşvik
edici ve artırıcı teşebbüsler ile kooperatif ve birliklerin yeni ürünlere yönelik yatı­
rımlarında kullanılabilir. Ancak zarar olduğunda bu zarar ertesi yıl devlet bütçesi­
ne konan ödenekten karşılanmaktadır.
Finansman Yapısı:
Tarım Satış Kooperatiflerinin de sermaye yapısı öz kaynak ve dış kaynaklar­
dan oluşmaktadır. Kooperatif sermayesi ortakların ürün karşılığı taahhüt ettikleri
paylardan oluşmaktadır. Ancak bu kooperatif ve birlikler büyük işletme ve tesis­
lere sahip oldukları, ayrıca özkaynakları ürün alımına da yetmediği için Tarım
Kredi Kooperatiflerinde olduğu gibi dış kaynaklar kullanmaktadırlar. Tarım Satış
Kooperatif ve Birliklerinin dış kaynağının tamamı Ziraat Bankası tarafından kar­
şılanmaktadır. Çizelge-5.4'den görüleceği gibi Ziraat Bankasının Tarım Satış
Kooperatif ve Birliklerine ayırdığı kaynak 1991'den 1992'ye üç kata yakın bir
oranda artarak yaklaşık 27.7 trilyona yükselmiştir.
Kooperatiflerin zararlarının çoğunluğunu Devlet adına yapılan destekleme
alımları oluşturmaktadır. 1988 yılından bu yana alınan ürün sayısı azaltılmaya
çalışılmıştır. 1987'de 8 ürün bu kapsamda iken 1990'da yalnızca 2 ürün destek­
leme kapsamına alınmış, ancak bu sayı 1992'de 11'e çıkmıştır. Şüphesiz
1991'den 1992'ye bu artış (cari değerler söz konusu olduğu için artışın tamamı
ürün artışına bağlı değildir) ürün sayısındaki artışla paralellik taşımaktadır. Çizelge-5.10'da kümülatif olarak gerçekleşen görev zararları yer almaktadır. Bu
Çizelge 5.10: Tarım Satış ve Kooperatif Birliklerinin Yıllara
Göre Kümülatif Olarak Görev Zararları
Milyar TL.
1987
1988
1989
1990
762
617
1.599
3.306
Kaynak: Binay, Tuncer ve Alacaoğulları (1992).
58
gerçekleşen zararlar Hazine tarafından Ziraat Bankasına ödenmektedir. 1990
yılı için Hazine Ziraat Bankasına 3.3 Trilyon liralık iç borçlanma tahvili vermiştir.
Ağustos 1992 tarihi itibariyle Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin Ziraat Banka­
sına 12.6 Trilyon TL. borcu vardır. Bu borcun 6.7 Trilyon TL. destekleme alımla­
rından kaynaklanmaktadır (Binay, Tuncer ve Alacaoğulları, 1992).
Destekleme Alımını Etkinsizleştiren Uygulamalar:
Birlikler çeşitli ürünlerde toplam üretimin yüzde 20'si ile yüzde 50'si arasında
alım yapmaktadırlar. Peşin ödeme yapılmadığı durumlarda yüksek gibi görünen
destekleme fiyatları, üreticiye peşin ödeme yapılmadığı için yüksek enflasyon
nedeni ile üreticinin eline yüzde 35.40 dolayında bir değer kaybı ile geçmektedir.
Diğer tarafdan o yılın üretiminin geri kalanını alan tüccar da üreticiye peşin
ödeme yapmakta, ancak Birlik fiyatının yüzde 35-40 eksiğini vermektedir. Üreti­
cinin elindeki ürün tüccar ve Birlik tarafından satın alındıktan sonra fiyatlar bir
anda birlik alım fiyatına yükseltilmekte, üreticiden yüzde 40 eksiğine alınan ürün
2-3 ay gibi sürede tüketici ve sanayiciye yüzde 40 zam ile ulaşmaktadır. Bu ha­
liyle Birlikler üreticiye koruyan ve destekleyen, tüketiciye ucuz fiyatla ürün satan
kuruluşlar olma özelliğini yitirmişlerdir. Ayrıca, önemli Birliklerin sanayi işletmeci­
liğine girmeleri, bu işletmeciliği aşırı ve pahalı istihdamla gerçekleştirmeleri
kamu kaynaklarının üretici yerine Birliklerin istihdam ve yönetim giderlerinde kul­
lanılmasına yol açmaktadır. Örneğin; Çukobirlik, aylık satış hasılatının yüzde
47'sini personel ödemektedir. Birliklerin fiktif maliyet hesapları sonucu piyasaya
mal arz etmemeleri de fiyatın gerçek değerine inmesini önlemekte ve enflasyo­
nu körüklemektedir. Birkaç yıl önce ayçiçeği yağının elde tutulması ile yağ fiyat­
larında ortaya çıkan yükselme bu durumu örnekleyecek en tipik olaydır (Binay,
Tuncer ve Alacaoğulları (1992).
Özellikle destekleme alımlarında Birliklerin verdikleri zararların azaltılabilmesi
için Eylül 1992'de alınan bir kararla Birliklerin Devlet adına yaptıkları alımların
ayrı stok ve hesaplarla izlenmesi istenmiştir. Böylece stoklar daha hızlı nakite
çevrilebilecek, Ziraat Bankasına olan destekleme alım borçlar karşılığı doğan
maliyetler daha net biçimde görülebilecektir (Binay, Tuncer ve Alacaoğulları
(1992).
Ancak Tarım Satış Kooperatif Birliklerinin Devlete diğer faaliyetleri ile verdik­
leri zararlar bu karardan etkilenmeyecektir. Birlik yönetimleri genel olarak üretici­
nin çıkarlarının korunmasında ve kamu kaynaklarının harcanmasında gereken
titizliği göstermemektedirler. Birliklerin işleyişinde kanunla da sağlanan boşluk­
lar, Birliklerin ve Birliklere bağlı işletmelerin piyasa sinyallerine göre hareket
etme gibi bir sorumluluk duymamalarına yol açmaktadır. Bu yapı Türkiye'de üre­
tim kesiminden kopuk, denetleme süreci iyi işlemediği için zarar etme ihtimali
bulunmayan 'pahalı oyuncaklar' yaratmıştır. Ayrıca değişen iktidarlara göre,
diğer kooperatifler için de vurgulandığı gibi, değişen yönetimlerle partilerin güç
sergiledikleri bir alana dönüşmüşlerdir. Bu ilkelerle (daha doğrusu ilkesizlikle yö­
netilen) birliklerde dış piyasalarda ihracat avantajını kıran sonuçlara kadar uza­
nan bir dizi örnek verilebilir.
59
Fiskobirliğin üretici yerine tüccarı koruyarak ihracatta yüksek fiyatlarla dünya­
da hem fındık talebinin badem ve cevize yönelmesine, hem de Amerika Birleşik
Devletlerinde bile fındık üretimine başlanmasına neden olmuştur. Tiftikbirlik
1992 öncesinde 4 yıl boyunca elinde biriktirdiği tiftiği hiç teminat almadan 2-3
tüccara bağlanması ve bu şirketlerin çok az mal çekmeleri; yüksek stoklara, ka­
munun bu stokların maliyetine katlanmasına, Türkiye'nin dünya tiftik pazarındaki
payının azalmasına ve tiftik üreticisinin zarara uğramasına yol açmıştır. Çukobirlik yöneticileri ise Ziraat Bankasına rehinli olan ürün stoklarını bu bankanın izni
olmadan satarak, parasını yönetim giderlerine harcamışlardır. Tarişbirlik elindeki
yüksek zeytinyağı stoğuna, Güneydoğubirlik yüksek antepfıstığı stoğuna rağ­
men dış satım arayışına çok geç başlamışlardır (Binay, Tuncer ve Alacaoğulları,
1992).
5.2.4 Desteklemeye Aracılık Eden Diğer Kuruluşlar
Bir önceki bölümde belirtildiği gibi Tarım Satış Kooperatifleri aracılığı ile des­
tekleme alımı yapılan ürünler toplam destekleme uygulanan ürünlerin bir bölü­
münü oluşturmaktadır. 1990 yılında toplam desteklenen ürün sayısı 10 iken
(Tarım Satış Kooperatifleri aracılığı ile desteklenen sadece 2), bu sayı 1991'de
24'e, 1992 yılında ise 25'e çıkmıştır (MB, 1993, s. 28). Tarım Satış Kooperatifle­
ri dışında destekleme alım yapan başlıca kuruluşlar aşağıda verilmiştir.
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.:
Her yıl çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararı ile alım yapan şirket pancar alımı ile
ilgilenmektedir. Faaliyetlerine 1956 yılında başlamıştır (Aruoba, 1992). Türkiye
Şeker Fabrikalarına, Ziraat Bankası ve Şekerbank aracılığıyla verilen ve şeker
üretim faaliyetleri ile şeker pancarı alımında kullandırılan kredinin Merkez Bankası'nın toplam kredileri içindeki payı düşmeye başlamıştır. 1990 yılından sonra
Türkiye Şeker Fabrikalan'na, Merkez Bankası tarafından yeni kredi açılmamıştır
(MB, 1993, s. 30).
Tekel:
Tekel anason alımlarına 1940, tütün alımlarına 1947 yılında başlamıştır (Aru­
oba, 1992). Bu kuruluşun destekleme kararı da Bakanlar Kurulu tarafından ya­
pılmaktadır. Kuruluş destekleme alımlarını tahakkuk eden vergi ve fonları öden­
mesini geciktirerek finanse etmektedir. Örneğin, 1990 yılı sonunda ödenmesi
ertelen vergi ve fonların tutarı 10.4 trilyon TL'sıdır (Binay, Tuncer ve Alacaoğul­
ları, 1992).
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO):
TMO 1932 yılından beri tahıl alımı stoklaması yapmaktadır. Finansmanını
Merkez Bankası, Ziraat Bankası ve ticari bankalar sağlamaktadır. Stok durumu­
na göre kuruluş kendi başına ithalat ya da ihracat yapabilmektedir.
60
Bu üç kuruluş ile ilgili finansal göstergeler Çizelge-5.11'de yer almaktadır.
Yukarıda adı geçen kuruluşlar dışında 1974 yılından bu yana Et ve Balık Kuru­
mu, 1973 yılından bu yana da Çaykur destekleme alımı için piyasada yer almak­
tadır (Aruoba, 1992).
5.3 Desteklemenin Finansman Kaynakları (6)
Desteklemenin bugünkü yapısı içinde finansmanında üç tür kaynak kullanıl­
maktadır: i) Fonlar, ii) Bütçe, iii) Ziraat Bankası.
5.3.1 Fonlar
Tarımsal desteklere kaynak sağlayan en önemli fon Destekleme ve Fiyat İs­
tikrar Fonu'dur (DFİF). Diğer iki önemli fon ise Geliştirme ve Destekleme Fonu
ile Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu'dur.
Çizelge 5.11: TMO, Türkiye Şeker Fabrikaları (TŞF) ve T e k e l i n
Finansal Göstergeleri
1990
1991
1992 (1)
Yüzde
KİT'lerin Kamu Kesimi Borçlanma
Gereksinimi İçindeki Payı
50
31
24
TMO, TŞF ve Tekel'in KİT Borçlanma
Gereksinimi İçindeki Payı
57
46
50
TMO, TŞF ve Tekel'in Kamu Kesimi
Borçlanma Gereksinimi İçindeki Payı
29
14
12
KİT'lerin Borçlanma Gereksiniminin
GSMH'ya Oranı
5
4
3
TMO, TŞF ve Tekel'in Borçlanma
Gereksiniminin GSMH'ya Oranı
3
2
2
0.06
1.2
0.2
TMO, TŞF ve Tekel Yapılan Bütçe
Transferlerinin GSMH'ya Oranı
1) Gerçekleşme tahmini.
Kaynak: Merkez Bankası (1993)
61
Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF):
Bu fonun kaynakları Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu kararları ile kullandı­
rılmaktadır. Gübre, zirai ilaç, tohum ve süt teşvik primi ödemeleri bu fondan sağ­
lanmaktadır. 1986'ya kadar gübre sağlanması ve dağıtımının tek sorumlu kuru­
luş Türkiye Zira Donatım Kurumu'ydu (Günay, 1993). Bu tarihten sonra gübre
sübvansiyonunda, dağıtımı gerçekleştiren diğer özel kuruluşlar da DFİF tarafın­
dan desteklenmeye başlanmıştır. Bu desteklerden aynı zamanda Türkiye Şeker
Fabrikaları, Tarım Kredi Kooperatifleri ve TZDK yararlanmaya devam ettiği için
DFİF giderek ağırlaşmıştır.
Geliştirme ve Destekleme Fonu (GDF):
GDF'nin yönetimi Toplu Konut İdaresi Başkanlrğında bulunmaktadır. GDF'nin
kullanım amaçları arasında tarım, hayvancılık ve besicilik faaliyetlerinin geliştiril­
mesi yer almaktadır.
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF):
KKDF'nin amacı kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere
uygun olarak yatırımların yönlendirilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetleri­
nin düşürülmesidir. Örneğin, Ziraat Bankasfnın yüzde 34 faizle kullandırılan
hayvancılık ve yüzde 43 faizle kullandırılan su ürünleri kredileri için 11 puanlık
faiz farkı ile diğer kredilerde 3 puanlık faiz farkları KKDF tarafından ödenmekte­
dir.
5.3.2 Bütçe
Bütçeden yapılan ödemeler tarımsal kuruluşlara görev zararı ve sermaye
transferleri biçiminde yapılan kaynak aktarımlarıdır. Bu biçimde kaynak aktarılan
kuruluşlar 5.2.4. Bölümde verilmiştir. Son yıllarda uygulanan para politikaları so­
nucunda destekleme alımlarında Merkez Bankası'nın reeskont kredilerinin kul­
landırılmaması sonucunda bu kuruluşlar ticari bankaların yanısıra ödemeleri ge­
reken vergi, prim ve fon borçlarını ödemeyi erteleyerek kendilerine kaynak
yaratmaya çalışmışlardır.
5.3.3 Ziraat Bankası
Çizelge-5.4'den izleneceği gibi Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri ve Tarım
Kredi Kooperatiflerine kaynak aktarılmaktadır. Tarımsal amaçlı kredilerin nere­
deyse tamamı Ziraat Bankası tarafından karşılanmaktadır. Zaman zaman TMO,
Çaykur gibi kuruluşlar da Ziraat Bankası kaynaklarını kullanmaktadır. Ziraat
Bankası'nın tarım kredi ve satış kooperatiflerine kullandırdığı krediler bu koope­
ratifler tarafından geri ödenmemektedir (7).
62
6. TÜRKİYE'DE TARIM DESTEKLEME POLİTİKALARININ SONUÇLARI
6.1 Giriş
1980 öncesindeki değişme çerçevesinde 1980'lerin tarım kesimi artık üretim
aşamasında, pazarlama sürecinde ve tarımsal gelirdeki değişmenin tüketim ka­
lıplarına yansıması nedeni ile tüketim süreci ile tarım dışı kesimle daha fazla iliş­
ki içindedir. Bölgeler arası farklılaşmalar nedeni ile her bölgede aynı düzeyde ol­
masa da kırsal kesimin talepleri geçmişe göre artık daha yüksektir. Ancak bu
yükselen talepler karşılanmaktan çok uzaktır. 1980 sonrası dönemde, Türki­
ye'nin bütünüyle değişen gelişme stratejisi doğrultusunda izlenen ortodoks yapı­
sal uyum politikaları ile tarım kesiminin geliri, ücretli kesimle birlikte kâr ve faiz
gelirlerinin arkasına düşmüştür. Fonksiyonel gelir dağılımındaki bu bozulma
gelir gruplarına göre dağılımdaki bozulmadan çok daha belirgindir (Çeçen, Doğruel ve Doğruel, 1990, s. 127). Sektörel olarak bakıldığında tarımın OECD ülke­
lerinin çok gerisinde desteklendiği, bunun yanında zaman zaman bazı ürünlerde
destekleme yoluyla kaynak aktarmanın negatif değer aldığı görülmektedir (Kasnakoğlu, 1993). Devletin son yıllarda artan oranda tarıma kaynak ayırmasına
rağmen bu sonuca ulaşılmıştır.
Tarım kesimindeki bu gelişmeler olurken tarıma akan ya da 'tarıma aktığı
varsayılan' kaynakların ekonominin bütünü üzerindeki etkileri de çok iç açıcı de­
ğildir. Bu bölümde, tarıma yönelik destekleme politikalarının tarımsal üretim ve
tarımsal gelir dağılımı üzerindeki etkileri ile ekonominin bütününü nasıl etkilediği
incelenmiş; tarımsal destekleme politika ve uygulamalarının nasıl daha etkin
olabileceği tartışılmıştır.
6.2 Desteklemenin Tarım Üzerindeki Etkisi
6.2.1 Tarımsal Üretim
Türkiye tarımının en önemli özelliklerinden birini dönemsel dalgalanmalar
oluşturmaktadır. Bu durumda, tarım dışı koşullardaki değişmelere bağlı olarak
ürün fiyatlarındaki değişmeler tarım içinde üreticilerin ekim planı tercihlerinde
yönlendirici bir faktör olmaktadır. İkinci önemli özellik bu dalgalanmalar birbirine
ikame edilebilen ürünler için daha kuvvetli olarak ortaya çıkmaktadır. Bu özellik­
teki ürünlerden birinde ortaya çıkan talep kayması sadece o üründe değil, aynı
toprakta üretimi yapılabilen ürünün piyasasında da dalgalanmaya yol açmakta,
bu da tarımda kararsız bir piyasa yapısı doğurmaktadır. Bir diğer önemli özellik
de girdi kullanım miktarı ve fiyatlarının üretim miktarı üzerinde önemli bir belirle­
yiciliğinin olmasıdır (Doğruel, 1989) (1).
Tarımsal üretimdeki bu yapı üretimi Devlet'in müdahalesine duyarlı duruma
getirmektedir; müdahaleye açık bir yapıda piyasa istikrarsızlıklarını düzeltmekte,
kötü yönde bozmak ta kolaydır. Müdahalenin hangi yönde olacağı politik iktidar­
ların kararlılığına bağlıdır. Burada yukarıda çizilen çerçeve içinde son yıllarda ta­
rımsal üretimin nasıl değiştiği değerlendirilmiştir.
Bir önceki bölümden de izlenebileceği gibi tarım destekleme politikalarının
'destekleme alımı' konusunda dönem içinde kararsız bir yapı vardır. Destekleme
63
de tarımsal üretime talebin yanısıra kırsal kesimin gelir olarak desteklenme ge­
rekliliği ve politik iktidarların tercih farklılıkları, bu kararsız yapının temel nedeni­
dir. Aşağıda temel ürün grupları dikkate alınarak üretimin gelişimi izlenmiştir.
Tahıllar:
Geleneksel bir üretim olan tahıl üreticiliği Türkiye'nin bütün bölgelerinde üre­
tilmektedir. Ancak ağırlıklı olarak Orta Anadolu (1990'da bölge toplam üretiminin
yüzde 71'i) ve Doğu Güneydoğu Anadolu'da (1990'da bölge toplam üretiminin
yüzde 59'u) üretilmektedir (Ayhan ve Kilci, 1992). Çizelge-6.1 ve 6.2'de tarımsal
üretim miktarlarının değişimine göre tahıl (hububat) üretiminde 1989 yılı hariç
çok önemli bir değişme yoktur. Buğday ve arpadaki düşük rekolte, 1989'daki ku­
raklık sonucu oluşmuştur. Aynı yıl TMO üretim yetersizliği nedeni ile ithalat da
yapmak zorunda kalmıştır. Buğday ve arpa da Devlet'in çok az alım yapabildiği
Çizelge-6.3'ten gözlenebilmektedir. Ayrıca uygulanan fiyatın oransal olarak yük­
sekliği de tahıllarda 1989 yılı için tahıldaki üretim problemini doğrulamaktadır
(Çizelge-6.4 ve 6.5). Ancak bu dönem için tahıl destekleme alımlarında yapısal
bir politika değişikliği yoktur.
Baklagiller:
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin önemli bir ürün grubu olan baklagiller de ta­
hıllar gibi aynı dönemde kuraklıktan etkilenmişlerdir. Mercimekte 1988'den 1989
üretim yüzde 50 oranında azalmıştır (Çizelge-6.2). Önemli baklagillerden olan
yeşil mercimek ve nohutta 1982'den sonraki on yıllık dönemde, 1991'e kadar
destekleme alımı yapılmamıştır. Ancak 1991'de çok genişletilen destekleme
kapsamı ile bu iki ürün de destekleme kapsamına alınmıştır. Özellikle nohutta
destekleme alım fiyatı 1992 yılında çok yüksek tutulmuştur (Çizelge-6.4). Bu­
nunla birlikte toplam üretim dikkate alındığında alımı yapılan ürün miktarı çok
düşüktür (Çizelge-6.1 ve 6.3).
Sanayi Bitkileri:
Bu grupta şeker pancarı, pamuk, tütün ve çay önemli ürünlerdir. Şeker pan­
carında üretimin tamamı Devlet tarafından alındığı için bu ürünün üretici açısın­
dan bir riski yoktur. Bu ürün ağırlıklı olarak Orta Anadolu'da üretilmektedir. Ağır­
lıklı olarak Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ekilen pamukta
ise 1988, 1989 ve 1990 yıllarında destekleme alımı yapılmamış; ancak 1991 ve
1992'de üretimin önemli bir bölümü Devlet tarafından alınmıştır (Çizelge-6.1 ve
6.3). Destekleme politikalarında bu grup ürün için en önemli değişiklik tütün ve
çaydadır. Son iki yılda Türkiye tarımında en fazla desteklenen ürünlerden birisi
tütündür. Çizelge-6.2'de görülebileceği gibi tütün üretim oranı 1992'de rekor bir
artışla neredeyse ikiye katlanmıştır (Çizelge-6.1 ve 6.2). Çay üretimi de Türkiye
için problemli bir üründür. 1989'da bu ürünün üretim alanları sınırlandırılmış
daha sonra bu karar 1991 yılına kadar uzatılmıştır (Binay, Tuncer ve Alacaoğulları, 1992). Ancak yine de üretim fazlası sorunu sürmektedir.
64
Çizelge 6.1: Temel Ürünlerde Tarım Üretimi (1)
Bin Ton
1986
1987
1988
1989
1990
19.000
18.900
20.500
16.200
20.000 20.400 19.300
Arpa
7.000
6.900
7.500
4.500
7.300
7.800
6.900
Mısır
2.300
2.400
2.000
2.000
2.100
2.180
2.225
Mercimek
850
925
1.040
520
850
640
600
Nohut
630
725
778
683
860
855
770
Kuru Fasulye
170
210
211
193
210
214
200
10.662
12.717
11.534
10.929
13.986
Pamuk
542
558
673
608
635
593
629
Tütün
158
182
214
270
296
228
320
Çay
725
683
801
670
672
-
-
Pamuk Tohumu
867
892
1.077
972
1.015
947
1.006
Ayçiçeği
940
1.100
1.150
1.250
860
800
950
Yerfıstığı
50
80
60
50
63
60
67
Üzüm ve İncir
3.370
3.655
3.700
3.709
3.800
3.914
3.700
Turunçgiller
1.369
1.343
1.445
1.443
1.474
1.696
1.674
300
280
403
550
375
315
520
1.865
1.680
1.950
1.850
1.900
1.900
2.100
1991
1992
HUBUBAT
Buğday
BAKLAGİLLER
SANAYİ BİTKİLERİ
Şeker Pancarı
15.474 14.840
YAĞLI TOHUMLAR
MEYVELER
Fındık
Elma
1) 1991 yılı rakamları üçüncü tahmindir.
Kaynak: DİE, DPT.
65
Çizelge 6.2: Temel Ürünlerde Tarım Üretimi Yüzde Değişme
Yüzde
1987
1988
1989
1990
-0.5
-1.4
4.3
8.5
8.7
-16.7
-21.0
-40.0
0.0
23.5
62.2
5.0
2.0
6.8
3.8
-5.4
-11.5
2.1
BAKLAGİLLER
Mercimek
Nohut
Kuru Fasulye
8.8
15.1
23.5
12.4
7.2
0.5
-50.0
-12.2 .
-8.5
63.5
25.9
8.8
-24.7
-0.6
1.9
-6.3
-9.9
-6.5
SANAYİ BİTKİLERİ
Şeker Pancarı
Pamuk
Tütün
Çay
19.3
2.9
14.9
-5.8
-9.3
20.7
11.7
17.3
-5.2
-9.7
25.9
-16.4
28.0
4.4
9.7
0.3
10.6
-6.7
-23.1
-4.1
6.2
40.5
-
-
YAĞLI TOHUMLAR
Pamuk Tohumu
Ayçiçeği
Yerfıstığı
2.9
17.0
60.0
20.7
4.5
-25.0
-9.7
8.7
-16.7
4.4
-31.2
26.0
-6.7
-7.0
-4.8
6.2
18.8
11.7
MEYVELER
Üzüm ve İncir
Turunçgiller
Fındık
Elma
8.5
-3.8
-6.7
-9.9
1.2
7.6
43.8
16.1
0.2
-0.1
36.6
-5.1
2.5
2.1
-31.8
2.7
3.0
15.0
-16.0
0.0
-5.5
-1.3
65.1
10.5
TARIM KATMA
DEĞERİ (1)
2.1
8.0
-10.8
11.6
-0.8
HUBUBAT
Buğday
Arpa
Mısır
1) 1968 Yılı fiyatlarıyla. 1991 yılı değeri DPT tahminidir.
Kaynak: DİE, DPT.
66
1991
1992
Çizelge 6.3: Tarımsal Ürünlerin Destekleme Alım Miktarları (1)
Bin Ton
Ürünler
Buğday
Arpa
Çavdar
Mısır
Yulaf
Pamuk
Tütün
Şeker Pancarı
Ayçiçeği
Fındık
Kuruincir
Çikerdeksiz K. Üzüm
Zeytinyağı
Tiftik
Antepfıstığı
Soya Fasulyesi
Haşhaş Kapsülü
Kanola
Canlı Hayvan
Çeltik
Yeşil Mercimek
Nohut
Yerfıstığı
Yaş Koza
Çöplü Kırmızıbiber
Zeytin
Gülçiçeği
Kırmızı Mercimek
1987
3.664
617
23
40
121
115
12.717
198
21
7
20
0.4
00.2
100
-
-
1988
2.793
727
30
50
2
101
11.531
-
1989
473
4
11
157
0.07
106
10.929
523
-
1990
5.159
814
56
131
10
184
13.986
-
0.5
10
0.2
-
-
0.97
-
3
32
-
1.2
3
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
0.5
-
-
1992
1991
4.453 2.550
1.114
570
117
60
187
250
11
3
516
815
154
193
14.975 13.180
327
600
85
230
3
9
23
50
20
25
0.8
1
10
2
12
25
20
20
4
10
2
10
53
25
11
1
0.4
1
1
19
30
5
7
1) 1992 değerleri tahmindir.
Kaynak: DPT
67
Çizelge 6.4: Tarımsal Ürünlerin Destekleme Fiyatlarında Yüzde Artışlar
Ürünler
1988
1989
Buğday
70.9
98.1
Arpa
70.1
Çavdar
1991
1992
53.6
49.9
53.9
99.1
44.2
61.5
56.8
70.9
101.4
54.8
44.4
53.8
Mısır
92.2
86.9
42.6
66.5
75.1
Yulaf
-
96.5
53.8
40.9
57.9
Pamuk
-
-
-
-
57.3
101.2
62.3
63.5
41.1
125.7
98.4
85.4
69.3
53.5
63.1
Ayçiçeği
-
-
-
-
66.7
Fındık
-
-
-
-
60.7
Kuruincir
-
-
-
-
138.1
Çekirdeksiz K. Üzüm
-
-
-
Zeytinyağı
-
-
-
-
52.9
27.1
66.7
22.2
50.0
51.5
Antepfıstığı
-
-
-
-
51.5
Soya Fasulyesi
-
-
-
-
100.0
Haşhaş Kapsülü
-
222.3
124.1
20.6
56.6
Çeltik
-
-
-
-
92.4
Yeşil Mercimek
-
-
-
-
59.2
Nohut
-
-
-
Yaş Koza
-
-
-
-0.4
68.9
Çöplü Kırmızıbiber
-
-
-
-
60.0
Zeytin
-
-
-
-
52.2
Tütün
Şeker Pancarı
Tiftik
Kaynak: DPT
68
1990
72.2
125.7
Çizelge 6.5: Tarımsal Ürünlerin Destekleme Fiyatları
TL/Kg
Ürünler
1982 1983
1984 1985 1986
1987
1988
1989
1990
1991
1992
Buğday
22
29
47
60
79
97
165
328
503
754
1 .161
Arpa
16
21
43
51
63
80
136
270
389
628
985
Çavdar
15
18
44
50
62
78
134
269
416
601
925
86
166
310
422
737
1 .290
Mısır
-
-
-
-
71
Yulaf
-
-
-
-
-
-
138
271
417
588
929
Pamuk
78
95
160
232
285
345
-
-
-
3 .560
5.600
Tütün
211
282
378
538
773 1 .443 2.904 4.714
7.707 10.870
24 .532
6
7
9
14
Şeker Pancarı
17
23
45
84
142
202
-
650
218
356
-
1 .500
2.500
9.00
50
61
95
135
168
150
175
240
675
700 1 .200
-
-
-
5 .600
78
94
135
180
250
400
-
-
-
3 .150
7.500
Çekirdeksiz K. Üzüm
132
158
210
290
400
570
-
-
-
3.600
6.200
Zeytinyağı
150
-
-
-
750
-
-
-
-
8.500
13 .000
Tiftik
885
- 1 .800
-
- 4.250 5.400 9 .000 11 .000 16.500
25 .000
- 2 .200
-
-
-
16.500
25 .000
-
-
-
1 .300
2 .600
2 .488
3.001
4.700
Ayçiçeği
Fındık
Kuruincir
-
-
670
-
Soya Fasulyesi
52
63
95
132
162
192
Haşhaş Kapsülü
45
49
50
71
104
-
345 1 .110
335
Antepfıstığı
Kanola
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Canlı Hayvan
-
-
-
-
-
-
- 4.694
-
-
-
Çeltik
-
-
-
-
-
-
-
-
-
1 .664
3 .200
Yeşil Mercimek
-
-
-
-
-
-
-
-
-
1 .751
2.788
Nohut
-
-
-
-
-
-
-
-
-
1 .480
3.339
Yerfıstığı
-
-
-
-
-
-
-
-
-
7.500
-
Yaş Koza
-
-
-
-
- 11 .898 11 .851 20 .017
-
-
-
-
-
-
4 .750
7.600
-
-
-
-
-
-
-
11 .500
17.600
-
-
-
-
-
-
-
-
-
2.400
-
-
-
-
-
-
-
-
-
3.320
-
-
Çöplü Kırmızıbiber
-
-
-
Zeytin
-
-
Gülçiçeği
-
Kırmızı Mercimek
-
-
Kaynak: DPT
69
Çizelge 6.6: Tarımsal Ürünlerin Destekleme Alım Miktarları (1)
Bin Ton
Ürünler
1987
1988
1989
1990
1991
1992
Buğday
Arpa
Çavdar
Mısır
Yulaf
Pamuk
Tütün
Şeker Pancarı (2)
Ayçiçeği
Fındık
Kuruincir
Çikerdeksiz K. Üzüm
Zeytinyağı
Tiftik
Antepfıstığı
Soya Fasulyesi
Haşhaş Kapsülü
Kanola
Canlı Hayvan
Çeltik
Yeşil Mercimek
Nohut
Yerfıstığı
Yaş Koza
Çöplü Kırmızıbiber
Zeytin
Gülçiçeği
Kırmızı Mercimek
353
49
2
3
462
97
4
8
0.3
155
1
3
49
0.02
2.597
317
23
58
4
-
-
-
293
353
498
669
349
1.417
979
2.960
561
55
322
2
4.634
3.779
4.214
1.557
2.118
64
317
358
23
50
65
47
-
-
-
-
-
1
0.1
20
3
9
13
-
-
-
-
3
0.1
3
8
3.359
700
71
138
7
1.838
2.102
2.520
494
480
11
91
188
13
164
13
60
-
-
-
-
-
149
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
• -
6
-
-
-
6
4
78
42
8
6
133
-
76
165
213
43
25
2
13
-
TOPLAM
-
-
-
-
-
-
- •
-
-
-
•-
-
-
-
-
-
-
966
1.224
1.885
5.421
-
2) Pancar ödemeleri bir önceki yıldan kalan borç ödemelerini de içerir.
70
-
8
10
315
11
23
12.526 21.638
1) 1992 değerleri tahmindir.
Kaynak: DPT
32
28
83
Yağlı Tohumlar:
Ayçiçeği üretiminin incelenen dönemde zaman zaman destek dışı bırakılma­
sı görüldüğü kadarı ile bu ürün üretiminde bir istikrarsızlık yaratmıştır. Marmara
bölgesinin önemli bir ürünü olan ayçiçeği 1991 yılında genişletilen destekleme
kapsamı ile yeniden destekleme alımı yapılmaya başlanmıştır. Bu üründe son
iki yılda devlet önemli miktarda destekleme alımı yapmıştır (Çizelge-6.1 ve 6.3).
Yerfıstığı için ise 1991 yılı için destekleme fiyatı verilmiş, 1992 için kapsam dı­
şında kalmıştır. 1991 için Devlet bu ürünün yaklaşık altıda birini almıştır. Bir
diğer yağ bitkisi pamuk tohumu destekleme kapsamında değildir.
Meyveler:
Bu grupta Türkiye'nin önemli iki geleneksel ihraç ürünü olan fındık, üzüm ve
incir yer almaktadır. Karadenizin temel ürünlerinden biri olan fındık 1988-1990
yıllarında destekleme kapsamı dışında bırakılmıştır (Çizelge-6.5). Üretiminde de
çok fazla dalgalanma vardır (Çizelge-6.2). 1990 ve 1991'de üretimde bir azalma
olmuş, 1992'de üretim tütünü bile geçerek yüzde 65 oranında artış olmuştur (Çi­
zelge-6.2). Üzüm ve incirde ise yine aynı dönemde destekleme alımı yapılma­
mış, 1992'de ise en yüksek artış oranı kuru incire verilmiştir (Çizelge-6.4).
Ancak meyve üretimi, yıllık üretimlerde olduğu gibi fiyat ve talep değişmelerine
hemen cevap gösterememektedir. Gerek fındık, gerekse üzüm ve incirde yurtdı­
şı talep koşulları da önem taşımaktadır.
6.2.2 Tarımsal Gelirler ve Gelir Dağılımı
Tarıma tarımsal yatırımlar olarak yapılan dolaylı destekler ile; kredi, destekle­
me alımı, borç affı, ihracat destekleri olarak verilen dolaysız desteklerden tarım­
sal gelir etkilenmektedir. Türkiye'de tarımsal gelirler üzerindeki sorunlardan ilki,
tarımsal gelirlerin düşüklüğü; diğeri ise, bölgesel farklılıkların da şiddetlendirdiği
tarımın kendi içindeki gelir dağılımı bozukluğudur. Her şeyden önce bu iki soru­
nun, bu düzeyde değilse de, gelişmiş Batı Ülkeleri'nin de sorunu olduğunu bil­
mek gerekir. Piyasaya müdahale konusunda temelde çok isteksiz olan Amerika
Birleşik Devletleri bile tarım kesimi ile tarım dışı kesimler arasındaki gelir farklı­
lıklarını dikkate alarak -şüphesiz bu müdahale nedenlerinden sadece biridirdestekleme yapmaktadır. Yine Avrupa Topluluğu hem gelir farklılıkları hem de
bölgesel dengesizlikler nedeni ile sürekli olarak tarım piyasalarına müdahale et­
mektedir.
Türkiye'deki uygulamalarla diğer söz edilen uygulamalar arasındaki fark, mü­
dahalenin amaçlarının iyi belirlenememesinin de etkisi ile Türkiye'de problemle­
rin halledilmesinde daha az yol alınmış olmasıdır. Amerika Birleşik Devletleri ve
Avrupa Topluluğu'nda ise tarımın yarattığı piyasa dengesizliklerine tam çözüm
bulunamamakla birlikte tarım kesiminde yaşayanların gelirleri açısından dönem
dönem olumlu ilerlemeler gerçekleştirebilmişlerdir.
Şüphesiz tarım kesiminin gelirlerinin düşüklüğünde en önemli sorun kırsal ke71
simde yaşayan nüfusun büyüklüğünden ileri gelmektedir (Çizelge-4.13). Geliş­
miş ülkelerde bu oran yüzde iki ile yüzde 5 arasında değişirken, Türkiye'nin hala
nüfusunun neredeyse yarısı kırsal kesimde barınmaktadır. Bir diğer sorun da
başta da belirtildiği gibi bölgesel farklılıklardır. Bölgesel gelişmişlik düzeyi bakı­
mından Türkiye'yi üç ayrı düzeyde ele almak mümkündür. Çalışan nüfus başına
tarımsal üretim değerleri dikkate alındığında; Doğu ve Güneydoğu Anadolu böl­
geleri en kötü durumdadır. Karadeniz ve Orta Anadolu orta düzeyi, Akdeniz,
Marmara ve Ege ise en gelişmiş tarım bölgeleri oluşturmaktadır (Çizelge417'den bu durum izlenebilir). Kişi başına tarımsal üretim değeri bakımından
bazı yıllarda Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun 2-3 katına yaklaşmak­
tadır. Bu farklılıkta düşük gelirli bölgelerin kırsal nüfusunun çokluğu kadar üre­
timde kullanılan teknolojilerin geriliği de, bir başka deyişle geleneksel üretimin
yaygınlığı da belirleyici bir faktördür. Ayrıca toprak dağılımı düşük gelirli bölge­
lerde, özellikle Güneydoğu Anadolu'da oldukça bozuktur (Doğruel, 1990).
Tarımsal gelir ve gelir dağılımı açısından belirlenen bu çerçeve içinde des­
tekleme politikalarının tarım kesimini sistematik bir biçimde iyileşme yaratacak
bir çizgide yürümediği görülmektedir. Dolaylı, sulama gibi yatırımlar toprağın de­
ğerini çok artırdığı için yatırımın yapıldığı yerdeki tarımsal üretim değerini ve kır­
sal kesimdeki serveti artırmaktadır. Ancak her toprak aynı kalitede olmadığı için
bu yatırımların bozucu etkisi ancak aynı kalitede iki bölgede karşılaştırabilir.
Dolaysız politikalar içinde kaynak kullanma miktarı ve maliyeti açısından
gerek işletme grupları, gerekse bölgeler arasında eşitsizlik vardır. Gelişmiş böl­
gelerde bile, örneğin Çukurova'da küçük üreticinin yüz yüze kaldığı faiz yükü
büyük üreticilere göre çok daha yüksektir. Bunun da ötesinde örgütlü tarım kredi
piyasaları daha çok büyük üreticinin kaynak bulma sorununa yardımcı olmakta,
küçük üretici çok yüksek faizli tefeci ve tüccar kaynaklarını kullanmaktadır (Doğ­
ruel ve Doğruel, 1989). Bu alanda Tarım Kredi Kooperatifleri'nin hantal yapısı
tarıma ulaştırılmak istenen kaynaklar da başka bir engeldir. Bu kanalla -ki 5.
Bölüm'den hatırlanacağı gibi Ziraat Bankası'nın bir bölüm kaynakları da bu ka­
nalla kullandırılıyor- kullandırılan kaynakların geri dönen miktarları Kooperatifle­
rin kuruluşlarında tarım dışı faaliyetler için harcanarak, Kooperatiflere yatırım ya­
pılarak erimektedir (2).
Destekleme alımlarında sorun ise daha farklıdır. Destekleme alımlarının çok
yüksek maliyetine rağmen destekleme sisteminden kaynaklanan problemler ne­
deni ile destekler tarım kesimine gitmemektedir (Bkz. 5. Bölüm). Tarım Satış Ko­
operatifleri'nin ürün alımına aracılık etmesi durumunda fiyat yüksek olsa bile
alım yöntemleri nedeniyle üretici gelirlerine yansıyan iyileşme marjinalde kal­
maktadır. Bu desteklemede kaynaklar ağırlıklı olarak Birliklere ve tüccarlara git­
mekte; Birliklerin verimsiz sanayi yatırımlarında erimektedir. TMO, Şeker Fabri­
kaları, Çaykur ve Tekel uygulamalarında ise üretici ile Devlet'in karşılaşması
'kuruluşların iyi ve etkin çalıştığı varsayımı' altında mümkündür. Ancak bu alım­
lar ihtiyaç fazlası alımlarla Devlet'i zarara soktuğu gibi, bu tür desteklemede de
küçük üretici aleyhine bir sonuç çıkmaktadır. Bu tür alımlar diğer ülkelerde de
benzer sonuçlar vermekte gelirlerin destekleme alımları yolu ile desteklenmesi
72
durumunda büyük üretici daha çok kazanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri
ve Avrupa Topluluğu uygulamalarında da aktarılan gelir düzeyi açısından ben­
zer sonuçlar ortaya çıkmakta; büyük üreticiye daha fazla kaynak transfer edilmiş
olmaktadır.
6.3 Nasıl Bir Destekleme Politikası Uygulanmalı
6.3.1 Destekleme Politikalarının Kıstasları Neler Olmalı
Politikaların kısa ve uzun dönemli hedeflerine göre öncelikleri değişir. Kısa
dönemde uygulanacak bir öneri uzun dönemli bir hedefi geriletebilir. Bazen de
uzun dönemle bir hedef için belirlenen politikanın kısa dönemde güçlükler çıkar­
ması mümkündür. Diğer tarafdan tarım kesimine yönelik bir politika ne kadar
sektörel özellikler taşısa da, ülkenin büyüme hedefleri ve uluslararası ekonomik
-bazen de politik- ilişkilerinden ve ortamından bağımsız olmamalıdır.
Uzun dönemli hedefler sektörlerle ilişkili stratejik planlamalar, nüfusun gelişi­
mi ve sosyal göstergelerin nasıl iyileştirileceğidir. Bütün bunlara ek olarak ekolo­
jik limitler kaynakların daha etkin Kullanılmasını ve korunmasını gerektirdiği için
artık politikalarda çevre konusu da belirleyici bir faktördür. Nitekim Avrupa Top­
luluğumun tanm yapısal destekleme fonu, her ne kadar tarım fonlarının çoğunlu­
ğu ürün destekleme (garanti) alımlarına gitse de, kaynaklarını içinde çevreyi ko­
rumaya ilişkin önlemler olan projeler temelinde kullandırmaktadır. Diğer tarafdan
Türkiye dışında incelenen her iki destekleme sisteminde de tarımsal nüfus çok
azdır ve yönlendirme esnekliği daha fazladır. Oysa Türkiye'de önümüzdeki yıl­
larda muhtemelen planlı ya da plansız hızlı bir kentleşme olacak ve bunun;
gerek tarım, gerek tarım dışı istihdam, gerekse kent yaşamı üzerinde şu andan
bilinmeyen yabancı olduğumuz faktörlerle bir baskısı olacaktır. Bütün bunlar po­
litikaların uzun dönemli hedeflerinin gerekliliğine işaret etmektedir.
Kısa dönemde ise Türk tarımı bir etkinlik sorunu ile karşı karşıyadır (3). Uy­
gulanan politikalar tarımın ne etkinlik, ne de gelir ve gelir dağılımı problemlerine
cevap verememektedir. Bunun da ötesinde tarım kesiminin destekleme biçimi,
ekonomideki diğer kesimlerin etkinliğine de olumsuz katkılar yapmaktadır. Kamu
açıklarının önemli kaynaklarından biri de tarıma yönlendirilen kaynaklardır.
Bugün desteklemenin finansmanı, üreticinin verimsizliğini ve buna yol açan fak­
törleri kaldıramamaktadır. Bunun yerine üreticinin ürününü alan ve işleyen kamu
kuruluşları ve Tarım Satış Kooperatiflerinin sınai ve ticari faaliyetleri ile girdi üre­
ten kuruluşların verimsizliğinin desteklenmesi gibi üç amaca cevap verdiği söy­
lenebilir (Günay, 1993). Burada kısa dönemde bu atıl sistemin bir şekilde değiş­
tirilmesi tek çıkar yoldur.
Sorunlar bu kadar acil baskı yaratırken önce bu sistem içinde eriyen 'kaynak
kaybının en aza indirilmesi' ilk hedef olabilir. Bu ekonominin bütünü için gerekli
olan etkinlik kriteridir. İkinci temel kriter ise tarım kesiminin varolan sorunları ile
nasıl daha iyi koşullara getirileceğidir. Ancak bu iyileştirme, maliyetleri çok yük73
sek olan fazla.üretim problemini yaratmadan yapılmalıdır.
Sorunların çözülmesinin uluslararası boyutunda ise tarımın liberalizasyonu
problemi vardır. Bu nedenle destekleme politikalarının tarımın liberalizasyonu
çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Ancak serbest ticaret ve daha az mü­
dahale edilen piyasalar yoluyla genel olarak kazanılan etkinlikten ülkeler bir
fayda elde ederken, buna karşılık ulusal otonominin bir miktar yitirilmesi de söz
konusu olabilmektedir. Burada başarı bu karşıt güçleri etkin bir şekilde dengeleyebilmekten geçmektedir (Coleman, 1992) (4).
Özellikle Uruguay Round (1986) kararları ile dünya çok sancılı bir ticaret ser­
bestleştirilmesi sürecine girmiştir. Bundan gelişmiş ülkelerin olduğu kadar geliş­
mekte olan ve az gelişmiş ülkelerin de kazancı olacaktır. Yapılan ampirik araştır­
malarla ekonomik olarak en zayıf durumda olan ülkelerin, gelişmiş ülkelerin
liberalleşmesi ile dış borçlarının yüzde 5 oranında azalacağı; yine gelişmiş ülke­
lerin tarımsal desteklerini azaltmasının genel olarak istihdamı ve elektronik gibi
sanayi ürünleri ihracatını artıracağı bulunmuştur (Stoeckel, Vincent ve Cuthbertson, 1989, s. 4-5).
Bu koşullarda Türkiye kendi destekleme programlarını bu gelişmelerin çok dı­
şında kalarak oluşturamayacaktır. İzleyen bölümde bu çerçevede varolan tarım
destekleme sistemi üzerinde neler yapılabileceği tartışılmıştır.
6.3.2 Destekleme Sisteminin Öncelikli Sorunları ve Öneriler
Bu bölümde öneriler iki temel üzerine oturtulmuştur. İlki, kaynak kaybının
nasıl azaltılacağı; diğeri ise tarımın ve her bölgenin gelir ve üretim yapısı içinde
nasıl yönlendirileceğidir.
Kaynak Kaybının Azaltılması:
Kaynak kaybının azaltılması, önce nerelerden kaynak transferi yapıldığının
tam olarak saptanması ile mümkündür. Desteklemenin hukuki yapısı ve finans­
man kaynaklarının dağınıklığı net bir finansman hesabı yapmayı engellemekte­
dir. Günay (1993), 1992 yılı için bir finansman hesabı yapmayı denemiştir. Bu
hesaba göre; tarım satışlar, TMO, Tekel, Şeker Fabrikaları, Çaykur alımları ve
gübre sübvansiyonları için tahmini rakam 30 trilyon civarındadır. Ortalama
yüzde 30 finansman maliyeti ile bu para 39 trilyon TL.'sına yükselmektedir.
Bunun yıl içinde dağıldığı gözönüne alınırsa, yıl sonunda zarara ya da gidere
dönüşecek miktar, eldeki stokların nakite dönüşmesi hızı ile, yıl sonu stoku ve
aracı kuruluşların kendi normal faaliyetlerinin finansmanı için ihtiyaç duydukları
rakama' bağlı olmaktadır. (Bu ihtiyaç duyulan rakam, Kredi Kooperatifleri gibi
krediyi üreticiden tahsil edip kuruluş içinde tutan bir anlayışla geri dönme olayı­
nın zayıflığını hep göz önünde bulundurmak gerekmektedir). 1993 yılında fiziki
bir artış meydana gelmediği takdirde bu rakam fiyat artışları kadar artacaktır.
Ancak, her yıl dönmeyen paraların yarattığı bir tortu, ya direkt ya da bütçe yoluy-
74
la mali sistem üzerinde kalacaktır. 1992 Aralık ayı dikkate alındığında Günay
(1993), bu tortunun 34.5 trilyon TL. olduğunu, mali sistemin diğer bölümlerinde
bulunabilecek 15 trilyonluk bir bakiye bulunduğu varsayımıyla bu stok 49-50 tril­
yona ulaşmaktadır. Bu rakam döviz mevduatı hariç mali sistem kaynaklarının
yüzde 30'unu oluşturmaktadır. 5. Bölüm'de Çizelge-5.4'de verilen 1992 yılı için
27.7 trilyon liralık Tarım Satış Kooperatif Birliklerine kullandırılan kaynaklar ve
bunların bürokratların her an dile getirdikleri geri dönmeme problemi dikkate
alındığında maliyeti çok yüksek bir uygulama ile karşı karşıya olduğumuz anla­
şılmaktadır.
Bu uygulamalar ürünlerin piyasa koşullarını düzeltmekten çok bu ürünlerin pi­
yasa ile tanışmasını engellemektedir. Piyasa sinyallerine göre üretici hareket et­
mediği zaman üretimin kalite ve pazarlanabilirlik kaygısı bütünü ile kaybolmakta­
dır. Kalitesiz çay ve tütün, rutubetli buğday zaman zaman alımı yapılan ürünlerin
değerlendirilmesinde ve ihracında sorunlar yaratmıştır. O halde destekleme poli­
tikasının destekleme alımı için yapılacak olan destekleme yapılan ürünler için bir
piyasa oluşmasını sağlamaktır.
Özellikle garanti alımlarında ortaya çıkan üretim fazlası problemini eritmek
için üretim alanlarında sınırlamaya gidilebilir. Bu uygulama ile Amerika Birleşik
Devletlerinde 19601ı yılların sonlarına doğru üretimde arz ve talep dengesi kuru­
labilmiştir (Bkz 2. Bölüm). Bu uygulama önceleri zorunlu daha sonra uzun yıllar
üreticilerin gönüllü katılımı ile sağlanmıştır. Bu uygulamanın finansman ihtiyacı
toprağın boş bırakılması karşılığında üreticiye verilen bir ödeme karşılığında
Devletin yaptığı harcamadır. Üreticilerin gönüllü katılımında üreticilerin ekilmesi
istenmeyen ürün dışında tarım dışı bir faaliyet yapmaları ve boş bırakmayı taah­
hüt ettikleri alan dışında uygun gördükleri bir ürünü ekme hakları vardı.
Bu tür üretim fazlaları problemi olan bölgelerden biri Karadenizdir. Çay ve fın­
dık hem bölgenin zenginlik kaynağı, hem de önemli bir problem kaynağıdır. Çay
üretimi 1980'li yılların ortalarında özel kesime de açılmış, ancak Çaykur'un mali­
yetlerin altında ürünleri elinden çıkarması, Çaykur dışındaki ürün pazarlayanla­
rın piyasada kalabilmesini zorlaştırmaktadır. Burada, Devlet Çaykur'un ziyanları
ile kaynak kaybına uğrarken serbest bir piyasanın oluşumunu da sergilemekte­
dir.
Devletin alım yapmasının bir diğer maliyet unsuru da çok yüksek stok mali­
yetleridir. Yine Amerika Birleşik Devletleri'nde 1980lerin ortalarında, ekim alan­
larının daraltılması için üreticiye ekim yapmadığı toprak için ödemeler bir ürün
sertifikası (PIC: Payment-in-Kind) aracılığı ile yapılmıştır. Bu sertifika devletin
elinde tuttuğu stoklar karşılığıdır. Ayrıca aynı dönemde hedef fiyat (çiftçinin
yaşam standardını dikkate alan bir parite yardımı ile belirleniyor) ile üreticinin
dünya piyasalarında rekabet etmesini sağlayacak fiyat arasındaki fiyat farkı da
bu sertifikalarla ödendi. Bu sertifikaların satılması da mümkündür (Robinson,
„1989, s. 55). Türkiye'de ürünün piyasaya çıkışını sağlayan ve ekonomik rasyo­
nelleri üreticiye öğretebilecek bu tür bir uygulamayı Türkiye sistemine uyarlaya­
bilir.
Tarımda işletmelerin klasik işletme kavramı içinde düşünememeleri Avrupa
75
Topluluğu Tarım Politikasını inceleyen raporlarda da dile getirilmektedir. Ameri­
ka Birleşik Devletleri'ndekine göre görece daha katı bir koruma uygulayan Avru­
pa Topluluğu bu sorunu kredi verirken üreticinin bu bilincinin oluşmasını sağla­
yacak kriterler öne sürebilmektedir. Sorunların bir bölümü de böylece bir teşvik
sistemi içinde halledilebilir.
Tarımın Yönlendirilmesi:
Türkiye tarımında teknik ve ekonomik etkinliğin düşük olması, ülke kaynakla­
rının etkin kullanılmadığını düşündürmektedir. Burada 'tarımın iyileştirilmesi
nasıl bir destekleme politikası ile bağdaşır' sorusunun irdelenmesi gerekmekte­
dir. Bu çerçeveden bakıldığında ürün temelinde destekleme politikasının devamı
düşünülebilir. Şüphesiz bu, 1991 ve 1992 yıllarında Hükümetin iki yıl içinde po­
pülist politikalarla, destekleme alımı yapılacak ürünlerin sayısını artırması türün­
de bir politika değildir. Herşeyden önce, ürünlerin talep koşullarının nasıl olduğu
iyi saptanmalıdır. Bu, destekleme politikasının 'ekonomik kriterini' oluşturmakta­
dır.
Diğer tarafdan tarımın ve kırsal kesimin sorunlarının halledilmesi ihtiyacı
diğer bir kriterleri oluşturabilir. Bu ise 'refah' kriteri olacaktır. Refah kriteri destek­
lenecek ürünün seçiminde ve hedef fiyat belirlemesinde dikkate alınabilir.
Ancak, bu fiyat hiçbir zaman Devlet'in, savaş stoku gibi stratejik nedenler dışın­
da, ürünü alacağı anlamına gelmemeli; Devlet'in ilan ettiği fiyat, piyasa fiyatının
üreticinin yaşam standardının altına düştüğü zamanlarda bu farkı kapatan ve bu
farkın Devlet tarafından üreticiye ödendiği bir fiyat olmalıdır. Bu koşullarda üreti­
ci mağdur olmayacak, ancak piyasa sinyallerini dikkate alma ihtiyacı da hissede­
cektir.
'Refah' kriterlerinin belirlenmesinde birçok gösterge kullanılabilir. Ürünün ye­
tiştiği bölgenin gelir düzeyi düşük bir bölge olması ya da ürünün 'geleneksel' ya
da 'modern' teknoloji kullanılarak üretilmesi gibi değişkenler, bugün Türkiye'nin
tarım sorunları ile uyumludur. Zaten tarım gelirlerinin değerlendirmesi de göster­
miştir ki Türkiye'de gerek bölgesel farklılıklar, gerekse geleneksel üretim ve mo­
dern üretim tarımdaki gelir dağılımı bozukluğunun önemli kaynaklarıdır. Örneğin
pamuk gibi ihraç ve sanayi ürünleri üreten Akdeniz ve Ege ve Marmara gibi böl­
geler görece daha iyi durumdadırlar.
Başta da belirtildiği gibi, destekleme politikalarının dünyadaki gelişmelerle
paralellik sağlayabilmesi için tarımın liberalleşmesi gerekmektedir. Ancak Türki­
ye'nin on yılı aşan bir süredir (son iki yıl hariç) Ortodoks bir istikrar politikası izle­
miş olması ve bu politikaların gelir dağılımını bozması, Türkiye'nin bu liberalleş­
me çabasında esnekliğini azaltabilecektir (Çeçen, Doğruel ve Doğruel, 1992).
Ticaretin liberalleştirilmesinden sağlanan kazançdan gerekli önlemlerin alınma­
ması durumunda sadece gelir düzeyi yüksek kesimler yararlanmaktadır. Ser­
best ticaretten sağlanacak kazancın tarım kesiminde daha geniş bir üretici kitle­
sine yayılabilmesi için, toprak kalitesi ve verimliliği arttırıcı altyapı yatırımlarının
yaygınlaştırılması gerekmektedir (Levy ve van VVijnbergen, 1992). Bu tür yatı76
rımlar üreticinin tarımsal faaliyette esnekliğini artıracağı için gelirlerde aşırı kötü­
leşmelerin ortaya çıkma olasılığı da azalacaktır. Daha az sert istikrar politikası
(heteredoks politikalar) uygulayan ve Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada ile
serbest ticaret anlaşması (NAFDA) imzalayan Meksika'da bu tür önlemler alın­
madığı için, geleneksel mısır üreticisi çok zor durumda kalmıştır.
Bu çerçeveden bakınca, GAP'ın tarımsal boyutunun Güney Doğu Anadolu
bölgesindeki önemi dikkati çekmektedir: Türkiye'de son on yıllık dönemde gide­
rek bozulan gelir dağılımının düzeltilmesi ve tarım-tarım dışı yaşam standartla­
rındaki dengenin kurulmasında tarımsal alt yapı yatırımları desteklemenin
önemli bir unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. Destekleme sistemindeki etkinsizlikler nedeniyle kaybolan fonlar sistemin rasyonalize edilmesi ile bu alana aktarı­
labilir.
77
NOTLAR:
1. BÖLÜM
1) Stoeckel, Vincent ve Cuthbertson (1989), sanayileşmiş ülkelerin hem kendi ekonomilerine
hem de gelişmekte olan ülkelerin ekonomisine verdikleri kayıp konusunda geniş bir çalışmadır.
2) Türkiye'de uygulanan politikaların sosyal maliyetleri genel olarak hesaplanmamaktadır. Oysa
yüksek tutulan bir fiyatın tarım dışı kesimlere maliyeti çok yüksek olabilir. Luttrell (1989) ve Ro­
binson (1989)'da bu tür tartışmalar geniş olarak yer almaktadır.
2. BÖLÜM
1) 1862'den önce hükümet tarafından üreticiye yönelik tek dolaysız destek, parasız tohumluk
verilmesidir (Robinson, 1989, s. 12).
2) Luttrell, çok iddialı bir yorumla bu politikayı büyük bunalımın temel nedeni olarak göstermiş
ama bunalımın nedenini sadece ABD'deki tarım fiyatlarına bağlamak çok gerçekçi bir yaklaşım
olamaz (Luttrell, 1989, s. 10).
3) Parité kavramı ABD'de 19301u yıllarda tarım fiyatlarının adil bir düzeyde olması için geliştiril­
miş bir kavramdır. Burada çiftçilerin 1910-1914 yılları arasındaki satın alma güçleri dikkate alına­
rak ürün fiyatları belirlenmekte, destekleme düzeyi bu şekilde belirlenen fiyat 100 kabul edilerek
tamamı ya da belli bir yüzdesi şeklinde yapılır (Robinson, 1989, s. 18-19).
4) Bu programın ayrıntıları için bkz. 2.1.1. Bölüm.
5) Midwest, ABD'nin orta bölgesi.
6) Bu görüşler Eisenhower, Nixon ve Ford dönemlerinde tarım bakanlığında üst düzeyde görevli
(Assistant Secratary of Agriculture) olan Paarlberg (1980, s. 60-61) tarafından dile getirilmekte­
dir (Aktaran: Robinson, 1989, s. 23).
7) Giriş bölümünde de belirtildiği gibi Tarım ürünleri destek politikaları konusu GATT tartışmala­
rının en önemli bölümünü oluşturmaktadır.
8) 1986 yılında Uruguay'da düzenlenen bu GATT toplantısı ile dünya ticaretinin önündeki engel­
lerin kaldırılarak liberalizasyonu kabul edilmiştir. Özellikle sanayileşmiş ülkelerde öncelikle tarım­
da fiyat ve ihracat desteği ile kotalarla yapılan korumacılık en büyük tartışma konusunu oluştur­
maktadır.
9) Burada ağırlıklı olarak Frederick ve Spitze (1983) sınıflandırmasından ve açıklamalarından
yararlanılmıştır. Bu kaynak dışındakiler yeri geldikçe belirtilmiştir.
10) Şeker ve sığır için konulan ithalat kotaları rahatsız edici bir diğer politika olmuştur. 1970'İi yıl­
ların sonlarına kadar şeker kamışı ve sığır üreticileri tarif ve kotalarla dolaylı olarak desteklen­
miştir. Şekerdeki destek 1985'de çıkartılan tarım kanunu da iki yönlü biçimde, fiyat ve ithalat ko­
taları ile şekere desteği sürdürmüştür. Bu desteklemede daha çok şeker tüketicisi ve şekerli
mamul üreten üretici zarar görmüşlerdir (Luttrell, 1989, s. 99).
11) Parité fiyatları için Bkz. 2.1. Bölüm, 1930'lu ve 1940'lı Yıllar.
12) Soil Bank Program. Bkz. 2.1. Bölüm, 1950'li ve 1960'lı yıllar.
13) "Hedef Fiyatların, gerek 1973 gerekse 1977 kanunlarında yıllık üretim maaliyetleri ile bağ-
78
lantılı olarak saptanacağı belirtiliyordu (Frederick ve Spitze, 1983).
14) Bu değişiklikler Sykes (1990)'da yer almaktadır.
15) Yazarın editörlüğünü yaptığı Rausser (1982b) ABD tarımı üzerine çok kapsamlı kantitatif ça­
lışmaları içermektedir.
3. BÖLÜM
1) Temmuz (1993) ayı içinde Tokyo'da yapılan önde gelen yedi sanayileşmiş ülkenin (G-7) top­
lantılarında umut verici gelişmeler olmuş, ancak tarımla ilişkili çok net açıklamalar telaffuz edil­
memiştir. Ancak önceki tartışmalar bu noktaya çok zor gelindiğini göstermektedir. Örneğin 1992
yılının sonlarında Japonya ve Kuzey Kore pirinç ithalat yasaklarını korumak istemeleri; Kanada,
İsviçre ve diğer varolan destek sistemini korumak isteyen ülkeler nedeni ile GATT görüşmeleri
hep tıkanmaktaydı. Bu ticaret savaşında Fransa ve ABD arasındaki problemleri de unutmamak
gerekir (Milliyet, 1993; Williams, 1992; Cohen, 1992). Uruguay Round-tarım konusunda gelişmiş
ülkelerin tartışmaları konusunda bkz. Valdés (1987).
2) M. Sicco Manshold o dönemde Komisyon'un tarımdan sorumlu başkan yardımcısıdır. Aralık
1968'de Konsey'e sunulan değerlendirme raporu adıyla anılmıştır.
3) Plan'a yapılan değerlendirmelere göre üretim fazlası oluşan ürünler başta süt ürünleri, şeker,
buğday, domates, elma ve şeftalidir.
4) Bu yaptırımlar şöyle sıralanabilir (Çınar, 1992, s.99):
-1980 yıllarının ikinci yarısına kadar ticaret kampanyasının on iki ayı boyunca destekleme alımı
yapan destekleme kuruluşlarının, bu kampanyanın önemli bir kesiminde üreticiye kapatılması,
- Destekleme alımı karşılığı üreticiye yapılacak ödemenin belli bir dilimle sınırlandırılması ve
kalan kısmın ödemesinin belli bir süre sonra yapılması,
- Destekleme kuruluşuna mal sunuluşunda asgari miktar ve kalite koşullarının ağırlaştırılması,
- Üretim üzerine bazı ek vergilerin konması,
- Bir sonraki dönemde uygulanacak destek fiyat ve yardımlarının düşürülmesi,
uygulanacak dengeleme politikalarının ana maddelerini oluşturuyordu.
5) Şüphesiz AT Ortak Tarım Politikasının yarattığı bürokrasi ve desteğin çekilmesi kaygısı üreti­
ciler üzerinde oldukça fazla sorun yaratıyor. Örneğin süte uygulanan kota Hollanda çiftçisini bık­
tırmış ve bir bölümü devekuşu üreticiliğine dönmüş durumdadır (Öztürk, 1993). Fransız üreticisi
ise bu gelişmelere en fazla tepki duyan üreticilerin başında gelmektedir (Riding, 1992).
6) Bu işleyişin ayrıntıları için bkz. Commission of the European Communities (1992. s. 53-54) ve
Commission des Communautés Eropéennes (1987, s. 64-65).
7) 'Kesintiler' İngilizce 'levy', Fransızca olarak 'prélèvement' karşılığı kullanılmıştır.
8) Çizelge-3.3'te yer alan göstergelerden 1970'li yılların ortalarından başlayarak tarım kesimini
ilgilendiren temel göstergelerin nasıl değiştiğini gözlemek mümkündür.
9) Hayvan ürünleri üretim maaliyetleri tahıl ve diğer yem fiyatları ile yakından ilintili olduğu için,
tahıl için destek fiyatları büyük oranda hayvan ürünleri için garanti fiyatları düzeyini belirler (Ro­
binson, 1989, s. 218).
79
4. Bölüm
1) Güçer (1964, s. 13), ünlü Fransız tarihçi Braudel'e dayanarak; 16. yüzyılda bütün Akdeniz ül­
kelerinin Çoban ve yerleşik köylü mücadelesine sahne olduğunu belirtmektedir.
2) Güran (1980), Tanzimat Dönemi programlarında tarımın sorunları içinde göçerlerin yerleşik
tarıma verdiği zararların önlenmesi gereğine dikkat çekerek bu sorunların o yüzyılda da sürdü­
ğünü bölgelemektedir.
3) Bulutoğlu (1976, s. 46-47)'nun ilkel gelir düzeni olarak adlandırdığı reform çalışmalarına konu
olan ve 19. yüzyıl Tanzimat'a kadar süren bu yapı, mali kurumlarda batılı ülkelerin kurumlarına
benzer yapının oluştuğu dönemle yavaş yavaş silinir.
4) Tarımsal üretimde özellikle Osmanlı İmparatorluğu dönemine ilişkin çok sağlıklı istatistikler
bulmak oldukça güçtür. Vilayet salnameleri ve vergi cetvelleri sayılı birkaç kaynaktan bazılarıdır.
(Tezel, 1982, s. 70-71), o dönemde artan vergi gelirlerine dayanarak tarımsal üretimin arttığını
belirtmektedir.
5) Bu dönemde reformların gerçekleştirilemeyişinin İmparatorluğun içinde bulunduğu sermaye
sıkıntısından kaynaklandığı söylenebilir. Nitekim Güran (1980, s. 273) Tanzimat Dönemi için re­
formların başarılamayışının nedenini yönetimin mali olanaklarının yetersizliğine bağlamaktadır.
6) Owen (1981, s. 200-201) o dönemde ihracata yönelik ürünlerin Adana, İzmir ve Aydın illerine
yoğunlaştığını belirtmektedir.
7) Akdağ (1979, s. 28-36), 13. yüzyılda hayvancılığın ihracata konu olduğunu bitkisel ürünler
için ise bir üretim fazlasından söz edilemeyeceğini belirtir. Bu gelişmenin izleyen yüzyıllarda da
devam ettiği, bitkisel üretim üzerinde nüfus ve göçerliğin yaygınlığından doğan sınırlamalar dik­
kate alınarak söylenebilir.
8) Vilayet Salnameleri kullanılarak yapılan bu ilk tarım sayımında tarımsal üretim miktarı ile ilgili
bazı sayısal veriler de yer almaktadır. Bu sayıma göre buğday 4 milyon ton, arpa 2 milyon ton,
soğan 100 bin ton, patates 60 bin ton, tütün 40 bin, pamuk 20 bin, üzüm 800 bin ve zeytin 130
bin tondur. Hayvan varlığı içinde ise koyun 19 milyon baş ile ilk sırayı almakta ve bunu 16 mil­
yon ile keçi, 7 milyon ile sığır izlemektedir (DİE, 1973, s. 83-84).
9) 1927 Nüfus Sayımı ile ilgili bilgiler DİE (1973, s. 60)'dan, diğer bilgiler: Selim Sabit Aykut
(1947). Rakamlarla Türkiye, Cilt 1,2. Ankara, s. 63 ve Zhukovski (1954). Türkiye'nin Zirai Bünye­
si. Ankara, s. 126'dan aktaran: Tekeli ve İlkin, 1977, s. 36-37.
10) Muzaffer Egesoy (1962). Cumhuriyet Dönemi Vasıtasız Vergileri (teksir), A.Ü.S.B.F. Maliye
Ens. Ankara, s. 119'dan aktaran: Akalın, 1975, s. 109.
11) Nitekim ABD'nin üretim fazlalarının yarattığı stoklar ancak savaş koşulları ile erimiştir (Bkz.
2. Bölüm).
12) Şevket Raşit Hatiboğlu (1932). "Türkiye'de Ziraat ve Münakalat", Dönüm, N.3, s. 6-10'darı
aktaran: Tekeli ve İlkin, 1977, s. 37.
13) Yeni cins tohum kullanımında önemli bir gelişme Çukurova'da verimli pamuk tohumlarının
kullanılmaya başlamasıdır. Bu konuda geniş bilgi için bkz. Tekeli ve İlkin, 1982, s. 130.
14) Şevket Raşit Hatiboğlu (1932). "Türkiye'de Ziraat ve Münakalat", Dönüm, N.3, s.6-10'dan
aktaran: Tekeli ve ilkin, 1977, s. 37.
15) Yahya Kanbolat, Türkiye Ziraatinde Bünye Değişiklikleri (tarihsiz). Ankara, s. 17'den akta­
ran: Tekeli ve İlkin, 1977, s. 38.
16) 1963 Tarım Sayımında 50 dekarın altında toprak işleyen ailelerin oranı yüzde 68.9, 1970
80
Tarım Sayımında ise yüzde 75'dlr (Keten, 1971).
17) Tarımdan sanayiye kaynak aktarma yolları için bkz. Çeçen, Doğruel ve Doğruel, 1990, s. 42.
18) Hansen (1992, s. 264), Türkiye için kendisi tarafından yapılan kalkınma stratejileri sınıflan­
dırmasında 1950-1953 Dönemini 'tarımsal genişleme ve mekanizasyon'u, yine 1953-1959 Dö­
nemini 'tarımsal genişleme'yi vurgulamaktadır.
19) Ruşen Keleş (1979). "Türkiye'de Şehirleşme Eğilimleri". SBF Dergisi, Cilt XXV, N.4, s.
46'dan aktaran: Ekin, 1971, s. 361.
20) T.C. Ziraat Bankası, Tarımsal Üretim Değerleri yıllıklarından hesaplanmıştır.
21) Örneğin 1980'den sonra baklagil ihracatının artması ile üretim alanlarının artması gibi. Ağaç
yetiştiriciliğinin uzun zaman alması (bir üretim dönemi ile sınırlı değil) nedeniyle fiziksel olarak
aynı esnekliği bazı meyveler gösteremez. Burada anlatılmak istenen bu anlamdaki esnekliktir.
5. BÖLÜM
1) Çukuova'da sulama dışında toprak, pazara uzaklık gibi kıstaslarla homojenliği sağlanan iki
ayrı alanda pamuk ve buğday üreten işletmeler üzerinde yürütülen çalışma da sulamanın tarım­
sal gelirleri artırdığı ve toprağın değerini artırarak toprak sahibine belli bir rant sağladığı gözlen­
miştir (Doğruel, 1987).
2) Bugün sosyal bir soruna dönüşen çok yüksek sayıda istihdam edilemeyen ziraat mühendisle­
ri, bu eğitim yatırımlarının aynı zamanda rasyonel yapılmadığına bir delil olarak gösterilebilir.
3) Bu bilgiler, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü, 1987 Yılı Ça­
lışma Raporu, Ankara, 1988'den alınmıştır.
4) Bu bilgiler, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Üçüncü Olağan Genel Kurul Faa­
liyet Raporu, 1988 ve 1989, Ankara, 1990'dan alınmıştır.
5) 1994'de kanun hükmünde kararname olarak çıkarılmış, daha sonra değişiklik 1985'de kanun­
laşmıştır (Çağlar, 1992, s. 37).
6) Bu bölümde önemli ölçüde Binay, Tuncer ve Alacaoğulları (1992)'den yararlanılmıştır.
7) Bu bilgiler Ziraat Bankası yetkilileri ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir.
6. BÖLÜM
1) Bu bilgiler 1973-1983 yıllarını içeren bir dönemde Türkiye tarımında ürün gruplarını dikkate
alarak tarımsal üretimin arz davranışlarını inceleyen bir model çalışmasına dayanmaktadır. Tür­
kiye tarımının son on yılda kullanılan teknoloji bakımından çok fazla değişmemesini dikkate ala­
rak üretici davranışlarında da yapısal bir değişme olmadığını kabul edebiliriz. Özellikle 1980 ön­
cesi tarımsal destekleme politikasının kapsamlı bir değerlendirmesi için Somel (1979)'a; bu
politikaların uygulanmasındaki siyasal etkiler için de Ergüder (1981 )'e bakılabilir.
2) Bu bilgiyi Tarım Kredi Kooperatifleri'ndeki yetkilier yapılan görüşme de aktarmışlardır.
3) Çakmak ve Zaim (1993), Türk tarımının 1981 yılına kadar teknik etkinlik açısından olumlu bir
seyir izlediğini; ancak 1981'den sonraki dönemde fazla girdiden kaynaklanan etkinlikte bir azal­
ma olduğunu bulmuşlardır.
4) Coleman (1992), bu görüşleri: Manuel Guitiân, Rules and Discretion in International Economic Policy, IMF's Occasional Paper Series, N. 97'den aktarıyor.
81
HANSEN, Bent (1992). The Political Economy of Poverty, Equity, and Growth:
Egypt and Turkey (World Bank Comparative Study). Published for World Bank by Ox­
ford University Press, Washington.
HERSLAG, Z.Y. (1968). Turkey: The Challenge of Growth, E.J. Brill, Leiden.
JANVRY, Alain de, SADOULET, Elisabeth ve FAFCHAMPS, Marcel (1989). "Agrarian
Structure, Technological Innovation, and the State", Pranab BARDHAN (1989) içinde,
s. 356-382.
KASNAKOĞLU, Haluk (1992), "Producer and Consumer Subsidies in Agriculture: The
Case of Turkey in Relation to OECD Countries", METU Studies in Development,
N.3, V.19 pp. 317-336.
KAZGAN, Gülten (1973). "İkinci Dünya Harbinden Günümüze Kadar Tarım Kesiminde
Gelişme ve Tarım Politikası" Türkiye Ekonomisinin 50 Yılı Semineri, Bursa İ.T.İ.A.,
s. 579-636, Bursa.
KETEN, Mustafa (1971). Tarım İşletmelerinin Yapısı, DPT, Ankara.
KEYDER, Çağlar (1982). Dünya Ekonomisi İçinde Türkiye (1923-29), Yurt Yay., An­
kara.
KEYDER, Çağlar (1984). "Türk Tarımında Küçük Köylü Mülkiyetinin Tarihsel Oluşumu
ve Bugünkü Yapısı", Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, s. 1254-72.
LAVE, L. (1962). "Empirical Estimates of Technological Change in United States Agri­
culture, 1850-1958", Journal of Farm Economics, V. 44, s. 941 -52.
LEVY, Santiago, van WIJNBERGEN, Sweder (1992). Transition Problems in Econo­
mic Reform, Agriculture in the Mexico-U.S. Free Trade Agreement, The World
Bank Working Papers, Washington.
LUTTRELL, Clifton B. (1989. The High Cost of Farm Welfare. Cato Institute, Was­
hington, D.C.
MERKEZ BANKASI (1993). 1992 Yıllık Rapor, Ankara.
MİLLİYET (1993). AT, ABD ve Japonya Arasında Ticaret, 9 Temmuz.
MÜLAYİM, Ziya Gökalp (1975). Genel ve Tarımsal Kooperatifçilik, Bilgi Yay., Anka­
ra.
OKYAR, Osman ve İNALCIK, Halil (Derleyen) (1980). Birinci Uluslararası Türki­
ye'nin Sosyal ve Ekonomik Tarihi Kongresi Tebliğleri, Meteksan, Ankara.
OWEN, Roger (1981). The Middle East in the World Economy 1800-1914, Methuen, London.
ÖZTÜRK, Yasemin (1993). "Hollanda Çiftçisi AT'ye Küstü", Hürriyet, 27 Mart.
82
PAARLBERG, Don (1980). Farm and Food Policy-Issues of the 1980s. University of
Nebraska Press, Lincoln.
PINDER, John (1991). European Community. Oxford University Press, New York.
RAUSSER, Gordon C. (1982a). "Political Economic Markets: PEST's and PERT's in
Food and Agriculture", American Journal of Agricultural Economics, December, V.
64, s. 821-833.
RAUSSER, Gordon C. (Editor) (1982b). New Directions in Econometric Modeling
and Forecasting in U.S. Agriculture, North Holland, New York.
RAUSSER, Gordon C. (1992). "Predatory Versus Productive Government: The Case
of U.S. Agricultural Policies", Journal of Economic Perspectives, V. 6, N.3.
RIDING, Alan (1992). "French Farmers Set to Fight", International Herald Tribune,
13 Kasım.
ROBINSON, Kenneth L. (1989). Farm and Food Policies and Their Consequences.
Prentice Hall, New Jersey.
SANDERSON, Fred H. (1990). "Agricultural Protectionism in the Industrialized World",
Resources, Summer.
SİLİER, Oya (1981). Türkiye'de Tarımsal Yapının Gelişimi (1923-38), Boğaziçi Üni­
versitesi yay., İstanbul.
SOMEL, Kutlu (1977). "Agricultural Support Policies in Turkey: A Survey of Literature",
METU Studies in Development, N. 24-25, V.6, s. 274-325.
STOECKEL, Andrew B., VINCENT, David ve CUTHBERTSON, Sandy (1989). Macroeconomic Consequences of Farm Support Policies. Duke Press Policy Studies,
London.
SYKES, Charles (1990). "Farm Bill 1990: Senate and House Committees Finish Work
on New Food Aid Authorization Bills for 1991 to 1995", Food Notes, A Biannual Publi­
cation of the CARE Food Programming Unit CARE, New York.
TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ MERKEZ BİRLİĞİ (1988). 1987 Yılı Çalışma Ra­
poru, Ankara.
TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ MERKEZ BİRLİĞİ (1990). Üçüncü Olağan Genel
Kurul Faaliyet Raporu, Ankara.
TEKELİ, İlhan ve İLKİN, Selim (1977). 1929 Buhranında Türkiye'nin İktisadi Politika
Arayışları, ODTÜ Yay., Ankara.
TEKELİ, İlhan ve İLKİN, Selim (1982). Uygulamaya Geçerken Türkiye'de Devletçili­
ğin Oluşumu, ODTÜ yay., Ankara.
83
HANSEN, Bent (1992). The Political Economy of Poverty, Equity, and Growth:
Egypt and Turkey (World Bank Comparative Study). Published for World Bank by Ox­
ford University Press, Washington.
HERSLAG, Z.Y. (1968). Turkey: The Challenge of Growth, E.J. Brill, Leiden.
JANVRY, Alain de, SADOULET, Elisabeth ve FAFCHAMPS, Marcel (1989). "Agrarian
Structure, Technological Innovation, and the State", Pranab BARDHAN (1989) içinde,
s. 356-382.
KASNAKOĞLU, Haluk (1992), "Producer and Consumer Subsidies in Agriculture: The
Case of Turkey in Relation to OECD Countries", METU Studies in Development,
N.3,V.19 pp. 317-336.
KAZGAN, Gülten (1973). "İkinci Dünya Harbinden Günümüze Kadar Tarım Kesimjnde
Gelişme ve Tarım Politikası" Türkiye Ekonomisinin 50 Yılı Semineri, Bursa İ.T.İ A ,
s. 579-636, Bursa.
KETEN, Mustafa (1971). Tarım İşletmelerinin Yapısı, DPT, Ankara.
KEYDER, Çağlar (1982). Dünya Ekonomisi İçinde Türkiye (1923-29), Yurt Yay., An­
kara.
KEYDER, Çağlar (1984). "Türk Tarımında Küçük Köylü Mülkiyetinin Tarihsel Oluşumu
ve Bugünkü Yapısı", Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, s. 1254-72.
LAVE, L. (1962). "Empirical Estimates of Technological Change in United States Agri­
culture, 1850-1958", Journal of Farm Economics, V. 44, s. 941-52.
LEVY, Santiago, van WIJNBERGEN, Sweder (1992). Transition Problems in Econo­
mic Reform, Agriculture in the Mexico-U.S. Free Trade Agreement, The World
Bank Working Papers, Washington.
LUTTRELL, Clifton B. (1989. The High Cost of Farm Welfare. Cato Institute, Was­
hington, D.C.
MERKEZ BANKASI (1993). 1992 Yıllık Rapor, Ankara.
MİLLİYET (1993). AT, ABD ve Japonya Arasında Ticaret, 9 Temmuz.
MÜLAYİM, Ziya Gökalp (1975). Genel ve Tarımsal Kooperatifçilik, Bilgi Yay., Anka­
ra.
OKYAR, Osman ve İNALCIK, Halil (Derleyen) (1980). Birinci Uluslararası Türki­
ye'nin Sosyal ve Ekonomik Tarihi Kongresi Tebliğleri, Meteksan, Ankara.
OWEN, Roger (1981). The Middle East in the World Economy 1800-1914, Methuen, London.
ÖZTÜRK, Yasemin (1993). "Hollanda Çiftçisi ATye Küstü", Hürriyet, 27 Mart.
84
PAARLBERG, Don (1980). Farm and Food Policy-Issues of the 1980s. University of
Nebraska Press, Lincoln.
PINDER, John (1991). European Community. Oxford University Press, New York.
RAUSSER, Gordon C. (1982a). "Political Economic Markets: PEST's and PERT's in
Food and Agriculture", American Journal of Agricultural Economics, December, V.
64, s. 821-833.
RAUSSER, Gordon C. (Editor) (1982b). New Directions in Econometric Modeling
and Forecasting in U.S. Agriculture, North Holland, New York.
RAUSSER, Gordon C. (1992). "Predatory Versus Productive Government: The Case
of U.S. Agricultural Policies", Journal of Economic Perspectives, V. 6, N.3.
RIDING, Alan (1992). "French Farmers Set to Fight", International Herald Tribune,
13 Kasım.
ROBINSON, Kenneth L. (1989). Farm and Food Policies and Their Consequences.
Prentice Hall, New Jersey.
SANDERSON, Fred H. (1990). "Agricultural Protectionism in the Industrialized World",
Resources, Summer.
SİLİER, Oya (1981). Türkiye'de Tarımsal Yapının Gelişimi (1923-38), Boğaziçi Üni­
versitesi yay., İstanbul.
SOMEL, Kutlu (1977). "Agricultural Support Policies in Turkey: A Survey of Literature",
METU Studies in Development, N. 24-25, V.6, s. 274-325.
STOECKEL, Andrew B., VINCENT, David ve CUTHBERTSON, Sandy (1989). Macroeconomic Consequences of Farm Support Policies. Duke Press Policy Studies,
London.
SYKES, Charles (1990). "Farm Bill 1990: Senate and House Committees Finish Work
on New Food Aid Authorization Bills for 1991 to 1995", Food Notes, A Biannual Publi­
cation of the CARE Food Programming Unit CARE, New York.
TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ MERKEZ BİRLİĞİ (1988). 1987 Yılı Çalışma Ra­
poru, Ankara.
TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ MERKEZ BİRLİĞİ (1990). Üçüncü Olağan Genel
Kurul Faaliyet Raporu, Ankara.
TEKELİ, İlhan ve İLKİN, Selim (1977). 1929 Buhranında Türkiye'nin İktisadi Poiitika
Arayışları, ODTÜ Yay., Ankara.
TEKELİ, İlhan ve İLKİN, Selim (1982). Uygulamaya Geçerken Türkiye'de Devletçili­
ğin Oluşumu, ODTÜ yay., Ankara.
85
TEZEL, Yahya S. (1982). Cumhuriyet Döneminin İktisadi Tarihi (1923-50), Yurt
yay., Ankara.
TUCKER, Stuart K. (1990). "A Bittersweet Sugar Policy", The Journal of Commerce,
Wednesday, October 17.
VALUES, Alberto (1987). "Agriculture in the Uruguay Round: Interest-of Developing
Countries", The World Bank Economic Review, V.1, N.4, s. 571-593.
VARLIER, Oktay (1978). Türkiye Tarımında Yapısal Değişme, Teknoloji ve Toprak
Bölüşümü, DPT, Ankara.
VILLAIN, Claude (1984). "Crise de PAC et PAC de Crise", Economie Rurale, N. 163.
sept.-oct.
WILLIAMS, Frances (1992). "Round and round go the Uruguay trade reform negotia­
tors", Financial Times, 16 Aralık.
YEUTTER, Clayton (1990). Remarks (Remarks Prepared for Delivery to the Journal of
Commerce and the National Foreign Trade Council's Uruguay Round Conference by
Secretary of Agriculture Clayton Yeutter. June 6, 1990, New York). News Division, Of­
fice of Public Affairs, USDA, Washington.
86