close

Enter

Log in using OpenID

BOND ARZU NESNELERİ MACERALARI MODA

embedDownload
Sayı - 9 / Ocak - Şubat 2015 / Ücretsizdir.
KAYAK
MODASI
ROMANS’A
YOLCULUK
KEDİLERİN
İSTİLASI!
REZAN KİRAZ İLE
ASTROLOJİ
edito
‹MT‹YAZ SAH‹B‹
Adına
AVM Müdürü
A. Vedat C. Özeren - [email protected]
A. Vedat C. Özeren
Maltepe Park Alışveriş
Merkezi Müdürü
YENİ BAŞLANGIÇLARA MERHABA!
S
evinçleri ve üzüntüleriyle bir yılı daha arkamızda bırakarak, yeni bir heyecan, yeni bir ışık, en
önemlisi de yeni bir umut ile bir yıla daha merhaba diyoruz. Her yeni yıl umutları canlandırır.
Daha iyi yaşam koşullarına ulaşma beklentilerini arttırır. Yeni bir yıl başladı; ancak getirdiği
umutların yanında gerçek olan yeni sabahta uyandığımızda geçen yıldan kalan duygular, yeni hedeflerimiz, seyahat planlarımız, iyi dileklerimizin aynı kalmasıdır. Umutlarla yeni bir yıla girdik, geçen
yıldan kalan acılarımız, hastalıklarımız, dertlerimiz ile birlikte. Dünyanın dört bir yanında yürekleri
yaralayan, acılar, açlık ve sefalet sona ermedi. Ne kriz umursadı takvimi, ne de savaş acıları eski yeni
tanıdı, hepsi yerli yerinde… Olumsuz şeylerin yanında olumlu şeyler de nokta kadar değişmedi. Sevinçlerimiz, mutluluklarımız, umutlarımız da aynen kaldı.
Olumlu olumsuz değişmeyen her şeye rağmen biliyorum ki insan hayatı başlı başına bir armağandır. Her gün küçük mucizelerle doludur, yaşadığımız her şeyin bir nedeni vardır ve kocaman bir yıl için
koyu karamsarlık bu gerçeğe haksızlık olur. Bence; yazı yazmak için, karalama ya da resim yapmak
için açtığımız bembeyaz bir sayfa yeni bir yıl. Yeni yıl ile birlikte her şeye yeniden başlama şansımız
olduğunu sanıyoruz. Tek bir an bile olsa, yaşamı yaşanılır kılan şeylerden en önemlisini “umudu”
yaşıyoruz. Zaman zaman anlamaya çalışıyorum. Her an neden aynı umut ile hayatımıza devam etmiyoruz? Neden zaman zaman sadece yeni bir yıla başlarken umudu, huzuru, dostluğu, mutluluğu
yaşıyoruz ve yeni bir yıldan bekliyoruz bütün bunları? Yaşadığımız her an geleceğimizi oluşturmuyor
mu? Şimdiyi nasıl yaşarsak geleceği de öyle yaşamaya devam edeceğiz. “Dünya her gün yeniden kurulur ve her sabah taze bir başlangıçtır!“. Her taze başlangıç ise yeni mucizeler getirebilir hayatımıza.
Yılbaşını beklemeden, hep olumlu düşünerek her gün yeni bir başlangıç yapabilmeyi, şükredebilmeyi, gülümsemeyi ihmal etmemek gerekli. Madem 1 Ocak yeni bir başlangıç, ben de diyorum ki sınırlamalar koymayın yaşantınıza. Kendinize ait yeni başlangıçlar yapabilirsiniz hayatın her döneminde.
Sızlanmayı, şikâyet etmeyi, eleştirmeyi, kusurlar bulmayı, eksikleri görmeyi hayatınızdan çıkarmayı
deneyin. Dostlarınızın değerini bilin. Karşılıklı oturup çay içerken, yapılan sohbetin size nasıl iyi geldiğini düşünün. Kalbinizin sesini daha çok dinleyin. Hayat paylaşmaktır. Paylaşabilmek için hoşgörülü
olmayı unutmayın. Hayatınızı gerçekten paylaştığınız, sizi sizin kadar düşünen, her şeye rağmen yanınızda olan sevenlerinizin ellerini hiç ama hiç bırakmayın.
Lütfen bu yıl iyi olanı, güzel olanı görün, takdir edin. Her konuda salt eleştirebilmek için eleştiriyi
bir yana bırakın. Karşılık beklemeden güzel ve keyifli ortamlar yaratın. Hayal kurun. İçten olun. Duygularınızı paylaşın, ne olursa olsun. Birbirinize vakit ayırın, konuşun, ne kadar farklı fikirleriniz de
olsa, anlamaya çalışın, savunmaya geçmeden. Her anı yaşarken sadece ve sadece hatırlayın “hayat
gerçekten çok kısa”. Ve hayat sadece “şimdi”… Şimdinin ise bir tekrarı daha yok. Herkes için kalbindekinin, hayalindekinin olduğu bir yıl olması dileğiyle!
04
Style
Pazarlama
Özgecan Elif Sucu - [email protected]
Selma Birinci - [email protected]
Yönetim Adresi
ECE Türkiye Proje Yönetimi A.Ş.
Maltepe Park Alışveriş Merkezi
Cevizli Mah. Tugay Yolu No:67
34846 Maltepe İstanbul
Tel: 0216 515 15 50
Yapım
Genel Yay›n Yönetmeni
Kader Ay - [email protected]
Yayın Koordinatörü
Güler Emektar - [email protected]
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Melike Yıldırım - [email protected]
Yazı İşleri
Merve Ermiş - [email protected]
Berna Yılmaz - [email protected]
Sanat Yönetmeni
Serkan Velioğlu - [email protected]
Fotoğraf Editörü
Barış Aşık - [email protected]
Reklam Müdürü
Eslihan Uygun - [email protected]
ERA İSTANBUL İLETİŞİM MEDYA
VE DAN. HİZ. TİC. LTD. ŞTİ.
Asmalımescit Sokak Asmalı Han No:19 Beyoğlu/İst.
Tel: (0212) 252 46 00 / Faks: (0212) 252 46 36
www.eraistanbul.com
Baskı-Cilt
Şan Ofset Matbaacılık, Hamidiye Mah. Anadolu Cad.
No:50 Kağıthane / İstanbul
Tel: 0212 289 24 24 www.sanofset.com
Reklamlar, reklam veren şirketlerin sorumluluğundadır. Dergimizde
yayımlanan yazı ve fotoğraflar, yayıncının izni alınarak, kaynak
belirtilerek, tam veya özet alıntı yapılarak kullanılabilir.
36
İÇİNDEKİLER
08 - ŞEHİR&YAŞAM
74
16 - SHOPPING
24 - ROMANS’A YOLCULUK
36 - KEDİLERİN İSTİLASI!
42 - REZAN KİRAZ İLE
ASTROLOJİ
48 - ÇOCUKLARA İLHAM
VEREN SEYAHATLER
58 - MODANIN
TRENDSETTER’LARI
68 - MELTEM MİRALOĞLU İLE
“FARKLI BİR GÜN”
74 - KAYAK MODASI
82 - YERYÜZÜNDEKİ
CENNETLER: SPA
94 - AJANDA
96 - KAT PLANLARI
82
06
Style
KAT
PLANLARI
96
24
68
ŞEHİR
08
&
YAŞAM
48
AJANDA
94
SHOPPING
42
58
16
Style
07
ŞEHİR&YAŞAM
Kuzey Işıkları’nın masalsı dansı…
ma
a ve karşılaştır ın
am
ar
at
ah
ey
S
rı’n
o, Kuzey Işıkla
sitesi momond
in farklı
iç
ak isteyenler
keyfini çıkarm
ernatifler
a getirmiş. Alt
ay
ar
ir
b
rı
la
ta
ro
bir
rın altında cam
,
sınırsız; yıldızla
ek
m
le
y Işıklarını iz
tavandan Kuze
e
nd
ıkhava jakuzisi
s
köpüklü bir aç
,
ak
e bakm enfe
n
zü
yü
ök
g
n
parlaya
i
zaraların keyfin
panaromik man
apları
n kozmik gird
ya
la
ar
p
,
ak
rm
çıka
ı
için kar arabas
yakalayabilmek
ir
b
tılmak, sıcacık
safarilerine ka
tipik bir ‘lavvo’
ateşin başında pmak…
p ya
çadırında kam
com.tr
ww.momondo.
w
in
iç
r
la
ay
et
D
08
Style
ŞEHİR&YAŞAM
Laleper Aytek’in gözüyle Paris
L
aleper Aytek’in “Non Paris” başlıklı 14. kişisel sergisi geçtiğimiz ay İstanbul Fransız Kültür
Merkezi’nde açıldı. 31 Ocak tarihine kadar açık kalacak olan sergide fotoğrafçının Paris’te iki yıl
boyunca sürdürdüğü fotoğraf çekimlerinden 63 siyah-beyaz fotoğraf yer alıyor. Fransız Kültür
Merkezi’yle birlikte Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi tarafından da desteklenen
projesinde Laleper Aytek yeni bir ziyaretçi olarak Paris’te çektiği “non” görüntülerinde Hoffmannstall’ın
söylediği gibi, “hiç yazılmamış olanı okumayı”, farklı bir kayıt yapmış olmayı az da olsa becerebilmiş
olmayı diliyor. www.laleperaytek.com
Divan’da balkabağı günleri
Gözalıcı rengi
ve nefis tadıyla
kış aylarını
renklendiren
balkabağı,
farklı lezzet
yorumlarıyla
Divan otelleri ve restoranlarında
misafirlerin beğenisine sunuluyor. 26
Ocak - 13 Şubat tarihleri arasında
düzenlenecek olan “Balkabağı
Günleri”nde, balkabağının özgün
yorumları lezzet severlerle buluşacak.
Cildinizi besleyin
Cildinizi organik kremlerle
canlandırabilir, parlak ve ışıltılı
görünmesini sağlayabilirsiniz.
Fakat şu bir gerçek ki sağlıklı
beslenmezseniz kremlerin etkisi
kısa süreli ve yetersiz olacaktır.
Yaşlılık etkilerini azaltan yeşil çay,
cildin sağlıkla parlamasını sağlayan
somon, zeytinyağı, C vitamini, lifler
açısından zengin yabanmersini,
antioksidan zengini bitter çikolata
ve avokado cildinizin sağlığı için
vazgeçilmezleriniz arasında olmalı.
10
Style
ŞEHİR&YAŞAM
Erciyes ve Kapadokya “cultural skiing”
konseptiyle buluşuyor
Erciyes; Kayseri Büyü
kşeh
ir Belediyesi’nin “Erciye
s
Kayak Merkezi Master
Planı” kapsamında Türki
ye’nin
birinci, dünyanın ise sa
yılı kayak merkezlerinde
n biri
olmaya hazırlanıyor. 30
0 milyon Euro’luk bu ya
tırım
kapsamında; değişik zo
rluk derecelerinde Ulusla
rarası
Kayak Federasyonu sta
ndartlarında kayak pistle
ri,
gondol, lift ve sabit hız
lı teleferik hatları, yaz ve
kış
aktivite merkezleri, beş
bin kişilik günübirlik so
syal
tesisler, kongre ve kültü
r merkezleri, kafe ve res
toranlar,
futbol sahaları ve antre
nman merkezleri, sağlı
k
noktaları, 5 bin kişilik ko
naklama kapasiteli ote
ller ve
Alp Köyü bulunuyor. Ay
rıca 3 bin kişi kapasiteli
kongre
merkezi ile Erciyes hem
ulusal hem de uluslarar
ası
toplantı ve kongrelere ev
sahipliği yapmayı da pla
nlıyor.
Turizmde yeni bir
anlayış;
“Cultural Skiing“
Dünyanın 8. Harikası
Kapadokya ile kış sporl
arı
konusunda dünyanın sa
yılı merkezleri arasına
girmeyi
hedefleyen Erciyes, “C
ultural Skiing” (kültür
ka
yağı)
konseptiyle bir ilke im
za atıyor. Böylece farklı
seyahat
deneyimleri sunan ihtişa
mlı Erciyes ile büyülü
Kapadokya yeni Cultu
ral Skiing turizm anlay
ışıyla
bölgesel bir destinasy
on oluşturuyor. Yurt dış
ı pazarı
için 3 gün Kapadokya,
4 gün Erciyes olmak üz
ere
bir haftalık tur halinde
sunulacak paketlerle kü
ltü
r ve
kayak turu dünyada ilk
defa bir araya getiriliy
or. Yurt
içi pazarına yönelik ise
Onur Air, 02 Ocak-29
Mart
tarihleri arasında her Cu
ma 21.20 ve Pazartesi
07.30
uçağı ile 3 gece 699
TL’ye dolu dolu bir ka
r tatil
paketi sunuyor.
12
Style
ŞEHİR&YAŞAM
Mobilyaya tasarım eli değerse…
Vespa tutkunlarının
buluşma noktası
ugenio Perazza tarafından 1976 yılında kurulan Magis, farklı tasarımcıların çalışmalarını
harmanlayarak sunduğu ürünleriyle tasarım vurgusunu her daim ön plana çıkaran markalardan
biri. Magis markası ile birlikte hayata geçen Wonderpus, kaliteli hizmet anlayışıyla farklı olmayı
seven Ankaralı dekorasyon tutkunlarının ilk adresi olmaya hazır. İtalyan stilinin tüm niteliklerini bir arada
sunan dev tasarım markası hem özgünlük, hem kullanım kolaylığı, hem de eğlence isteyen herkese
hitap ediyor. İtalyan tasarımının tercih edilmesinin en önemli sebebi, tasarımların kullanılabilirliği, uzun
dönemde birer klasik olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri, farklı kültürleri önemseyen bir anlayışın
öne çıkarılması ve tasarımdaki hedefin yaratıcılık ve orijinallik olması. Ürünlerin en büyük avantajı
neredeyse her alanda kullanılabilmeleri. İster sıcak salonlarda, istenirse de bahçe, balkon ve teraslarda
konfor ve şıklık bir arada sunuluyor. Markanın ürün yelpazesi ise fazlasıyla geniş. Evlerde, iş yerlerinde
ve akla gelebilecek her türlü açık ve kapalı alanlarda kullanılabilecek çok sayıda ürünü bünyesinde
barındırıyor. İtalyan devi Magis, sandalyeleri ve koltukları başta olmak üzere, masalar, sehpalar, banklar,
ev aksesuarları ve çocuk grubu ürünleriyle dikkat çekiyor. Ron Arad, Konstantin Grcic, Jasper Morrison,
Karim Rashid, Stefano Giovannoni ve Marc Newson gibi dünyaca ünlü tasarımcılar yeteneklerini
konuşturarak Magis için benzersiz ürünler tasarlıyorlar.
Avrupa’nın
en çok satan
iki tekerleklisi,
Vespa severlerin
deneyimlerini
paylaşabilecekleri
yeni bir platform
olan “Do You Vespa?”yı hayata
geçirdi. Her türlü sınırın, dilin ve
kültür engelinin ötesine geçerek tüm
nesilleri ortak bir tutku etrafında
bir araya getiren Vespa, motosiklet
tutkunlarını www.doyouvespa.com’da
buluşturuyor.
E
AKUT, iki bininci
canı kurtardı
AKUT Arama
Kurtarma Derneği,
kurulduğu 1996
yılından bu yana
gönüllülük ve
karşılıksız yardımseverlik ilkeleriyle
gerçekleştirdiği arama kurtarma
operasyonlarını aralıksız sürdürüyor.
2 bininci canı kurtarmanın
mutluluğunu yaşayan AKUT bugün
ülke genelinde 35 ekip ve 1600
gönüllüyle her geçen gün büyüyerek
hayatımızda çok önemli bir boşluğu
doldurmaya devam ediyor...
14
Style
Bu aksesuarlar
evinizi ısıtacak
SHOPPING
ALIŞVERİŞ TUTKUNLARINA ÖZEL...
Alışverişin
keyfi
İpekyol’da
çıkar
Karaca Home aksesuar
koleksiyonundan
seçeceğiniz, yaşam
alanlarınıza sıcak bir
ambians katacak olan
dekoratif objeler, kışın
soğuk havasını biraz olsun
bahara dönüştürebilir.
Stilinize en uygun objeleri;
salon, oturma odası, yatak
odaları, mutfak ve banyo
dekorasyonunuzda keyifle
kullanabilir ve isteğinize
göre kombinleyebilirsiniz.
Feminen ve şık çizgisiyle dikkat çeken Ipekyol, alışveriş heyecanını
indirim keyfiyle ikiye katlıyor! Sezonu açan 1960’ların pastel tonlarını,
düşük omuzlu hacimli kabanları, otriş hareketli saten bluzları ve
birbirleriyle kombinlenebilen alt ve üst tasarımları geçmişten bugüne
yenilenmiş olarak koleksiyonunda bir araya getiren Ipekyol’da Büyük
Sezon İndirimi ile hem sevdiklerinizi mutlu edip hem de %50
indirimden yararlanarak alışverişi keyfini doyasıya yaşayabilirsiniz.
16
Style
En teknolojik parfüm!
Givenchy parfüm tarihinde
birçok şişe tasarımına hayat veren
Serge Mansau, yüksek teknoloji
tutkunları için Play şişesini özel
olarak tasarladı. Givenchy Play For
Her Intense, günümüz Givenchy
kadınları için çantalarında
taşıyacakları tasarım bir parfüm.
Yeni iletişim oyuncağınız,
Givenchy’nin özel tasarımında
hayat buluyor.
SHOPPING
Tergan’la kış
stilinizi
tamamlayın
Tergan koleksiyonu,
kış soğuğuna meydan
okuyarak kadın ve erkeklere
zahmetsiz bir şıklık
sunuyor. Kar yağışlarına
hazırlıksız yakalanmak
istemeyenler markanın
içi kürklü modelleriyle
eşsiz kombinlere imza
atıyor. Mevsimin soğuğunu
hissettirmeye başladığı
bugünlerde, Tergan’ın diz
üstü çizmelerinin yanı sıra
sert formları da koleksiyonda
görmemiz mümkün.
ALIŞVERİŞ TUTKUNLARINA ÖZEL...
Sezonun en
ışıltılı parti
gardırobu
Koton Partywear’ın birbirinden zarif ve ışıltı gece elbiseleri
2014-15 Sonbahar/Kış sezonunun en eğlenceli anlarında stil sahibi
bir şıklık sunuyor. Bu gösterişli ve özel koleksiyonla Koton Kadını
kış partilerinde etkileyici bir iz bırakıyor, şıklığıyla konuşturuyor.
Koleksiyonda yer alan vücudu saran sıkı elbiseler ve gösterişli kadife
dokular kadınsı hatları sıcacık bir şıklıkla birleştiriyor.
18
Style
Hello Kitty Keskin Color
ajanda ve takvimlerde
Japon çizgi film
karakteri Hello Kitty,
bugün hem sayısız
tutkunu bulunan
bir fenomen ve
moda trendi
hem de popüler
kültürün önemli
ikonlarından biri. Milyonlarca kişinin
hayranı olduğu ve küçük kızlar kadar
yetişkinlerin de beğenisini kazanan
sevimli Hello Kitty şimdi Keskin
Color’ın ajanda ve takvimlerinde
sizinle buluşmaya geliyor. Keskin
Color’ın lisanslı Hello Kitty karakterleri
ile süslü ajanda ve takvimler,
öğrencilere ve çocuk ruhunu
kaybetmeyen büyüklere yıl boyunca
eşlik ediyor.
Kışa sıcak
dokunuş
SHOPPING
ALIŞVERİŞ TUTKUNLARINA ÖZEL...
Gülümsemeye değil
kırışıklara veda!
Abdullah Kiğılı,
gelenekselleştirdiği
kalitesi, estetik ve özgün
tasarımlarıyla bu sezon
da stil sahibi erkeklerin
ilk tercihi olacak. Kışın
soğuk ve kasvetli havasına
bürünmek istemeyenler,
Abdullah Kiğılı’nın lüks ve
maskülen havayı yansıtan
kaşmir ağırlıklı ürünleriyle,
bu kışı hem şık hem de
sıcak geçirecek.
Sezonun hiti Culotte
pantolonlar Batik’te!
Doksanlı yılların en popüler trendlerinden pantolon etekler,
bu sezon biraz form değiştirerek “culotte” olarak yeniden moda
dünyasını fethetmeye hazırlanıyor. Batik’in koleksiyonunun da
vazgeçilmezi culotte pantolonlar, özgür ve iddialı formuyla stilize
kadınların stiline iddialı bir vurgu yapıyor. İpekli culotte’leri hem
gündüz hem de gece giyebilir, ofis şıklığı içinse blazer ceket ve
gömleklerle kombinleyebilirsiniz.
20
Style
Kırışıklar, çoğu kadının cildiyle
ilgili ortak endişesi… Öyle ki,
gülümsemekten bile alıkoyabiliyor.
Oysa Nivea, cilt bakımındaki 100
yılı aşkın uzmanlığıyla, mutluluğun
her şey gibi cildi de iyileştirdiğini
söylüyor. NIVEA Q10 Gündüz
Kremi, kırışık endişesine son verip,
kadınları doyasıya gülümsemeye ve
mutlu olmaya çağırıyor. Kozenzim
Q10 ve kreatinin öne çıktığı özel
formülüyle kırışıkları 4 haftada
azaltan krem, yeni kırışıkların
oluşmasını engelliyor.
GEZİ
Yazı: Özgür Cinbiş
14 Şubat, tüm dünyanın aşkı
kutladığı hatta neredeyse kutsadığı
bir gün. Günler öncesinden
hazırlıklar yapanlar mı istersiniz,
sürpriz sınırlarını zorlayanlar mı,
özel organizasyonların peşine
düşenler mi... Siz de bu yılki 14
Şubat’ta sınırlarınızı zorlamak
isteyenlerdenseniz ve elbette
ki kucaklayacak, aklını çelecek,
yollara düşürecek bir sevgiliniz de
varsa buyurun uzaklar rotamıza.
Bildiğiniz klişeleri bir kenara
bırakmak ve yalnızca size özgü bir
romantizmin tanımını yapmak için
kolları sıvayanlar hazırladığımız
5’li tam size göre. Biz unutulmaz
bir 14 Şubat için ilham veriyoruz,
gerisi size kalmış!
24
Style
ROMANS’A
YOLCULUK…
Style
25
YOLCULUK ZAMANI
Yalnız Sevgililer Günü’nde değil, her
daim İspanyol ateşiyle yanmak isteyenler
için belirtelim: Yaz mevsimi eğlenceli,
ancak bir o kadar da kavurucu. Bahar ise
festivaller ve tatiller zamanı: Feria de Abril
(Nisan tatili) 16-21 Nisan, Semana Santa
(Azizler Haftası) ise 24-31 Nisan tarihleri
arasında.
26
Style
ENDÜLÜS’TE AŞK:
SEVİLLA
E
ndülüs’te raks için Sevgililer Günü’nden
daha güzel bir zaman düşünülebilir
mi? Öyleyse istikamet Sevilla! İspanya’nın
güneybatısında konumlanan Endülüs
başkenti, gotik kuleleri, Guadalquivir
Nehri’nin romantik manzarası ve ateşli gece
yaşantısıyla büyülü bir atmosfere sahip.
İspanyol ateşinin iki geleneksel mirası olan
boğa güreşi ve Flâmenko dansını da listeye
eklemeden olmaz!
Ateşli randevu: Sevilla kaçamağınıza
eski bir balıkçı köyü olan Triana’da bir
gezintiyle başlamalısınız. Ardından yerel
bir ‘tablao’ya, yani İspanyol mezeleri olarak
tarif edebileceğimiz tapas çeşitlerini sunan
bir bara yolunuzu düşürüp leziz deniz
ürünleri, baharatlı sucuklar, salatalar ve
İspanyol omletlerinden oluşan mükellef
bir yemeğin tadına varmanız önerilir.
Gecenin devamı elbette ateşli bir Flâmenko
gösterisine akacak! Biraz izleyip feyz
aldıktan sonra ise sıra sizde!
En güzel öpücük: Sevilla Katedrali’nin
çan kulesi, nefes kesici şehir panoraması
önünde sevdiğinizi öpeceğiniz en romantik yer.
Kalbe giden yol: İştah açıcı tapas barlar
kentin dört bir yanına dağılmış vaziyette.
Atıştırmalıklarınızı ‘fine’ ve ‘manzanilla’
sherry’lerinden biriyle tamamlamayı
unutmayın. İki kişilik şık bir yemek için
ise Hotel Alfonso X111’ün içerisinde yer
alan kentin popüler restoranı Italica’dan yer
ayırtmayı deneyebilirsiniz
Aşk yuvası: Guadalquivir Nehri’nin
büyüleyici manzarasına bakan lüks
odalarıyla Hotel Principe de Asturias çok
cazip.
Style
27
I FOUND MY LOVE IN PORTOFINO…
N
iyetiniz bir yudum ‘tatlı hayat’
almaksa eğer, bu güzel
Akdenizliden daha uygun bir yer
bulmanız zor. Ligurya Körfezi’nin
sakin, bozulmamış bir köşesinden
denize bakan, çam ağaçları ve
zeytinliklerle çevrili eski balıkçı köyü
Portofino, müzik tarihinin en meşhur
aşk şarkılarından birine dahi ismini
bağışlamış, fazla söze gerek var mı?
Olmazsa olmaz: İyi yaşamanın
kitabını yazan İtalyanlardan
öğrenilecek çok şey var; Portofino da
bunlardan biri. Yatına atlayıp bu güzel
körfeze demir attıktan sonra, tarihin
en ünlü çiftlerinden Elizabeth Taylor
ve Richard Burton’un ayak izlerinin
peşi sıra hayatın tadını çıkarmayı kim
istemez? Gözlerden uzak, sakin ve bir
o kadar da konforlu bir kaçamak için
dünya zenginlerinin de tercihi burası.
Ateşli randevu: Parayla aşkın
satın alınamayacağına inanacak
kadar romantik, ancak lüksün ve
konforun ucuza elde edilemeyeceğini
de savunacak kadar zengin olanlar
28
Style
için Portofino bir cennet. Öte yandan
pahalı butiklerin yanı sıra, daha
mütevazı bütçelere hitap eden
mağazalar da bol burada. Ayrıca
piknik sepetinize İtalyan lezzetleri
ve bir şişe Chianti şarabı yerleştirip
dağlık burna ya da deniz fenerine
doğru yola koyulabilirsiniz. Turkuaz
suları seyre dalıp sevdiceğinizle
romantik anlar yaşamanın maliyeti o
kadar da fazla değil!
En güzel öpücük: Akdeniz’in
masmavi sularından daha romantiği
var mı? Limandan her boy ve tipte
tekne kiralanabiliyor…
Kalbe giden yol: Dillere destan
İtalyan mutfağının inceliklerine varmak
için romantik liman manzaralı La
Stalla’yı deneyin.
Aşk yuvası: Albenisi son derece
yüksek bir otel olan Hotel Piccolo,
Portofino Körfezi’ne bakan tarihi bir
villadan otele dönüştürülmüş, şehir
merkezine yürüyüş mesafesinde
bulunuyor. Romantik bir buluşma için
ideal bir seçim.
YOLCULUK ZAMANI
Ajandanıza not alın: çılgın kalabalıklardan
ve tırmanışa geçen fiyatlardan uzak
durmak için en ideal dönem Eylül-Ekim
ayları.
Style
29
AŞK BİR KUMARSA: MONTE CARLO
K
endi küçük, hükmü büyük Monako
Prensliği’nin müreffeh başkenti,
playboy’ların, Formula 1 yarışçılarının
ve dünya jet-set’inin ikinci adresi.
Fransız Rivierası’nın orta yerinde,
Nice’e kısacık bir araba yolculuğu
mesafesinde yer alan Monte Carlo,
şehirli şıklığı ile sahil beldesinin tüm
güzelliklerini bir arada sunan bir vergi
cenneti aynı zamanda!
30
Style
Olmazsa olmaz: Beyazperdenin
zarif güzeli Grace Kelly’yi cazibesiyle
baştan çıkaran ve Prens Rainier
ile aşka düşürüp kraliçelik tahtına
oturtan bir diyar burası. Öyleyse
Prenslik Sarayı’nı, Monako Katedrali’ni
ve Grace Kelly’nin mezarını ziyaret
etmemek olmaz! Şampanyanın su gibi
aktığı, casino’ların para bastığı bu lüks
belde çok ama çok şık!
Ateşli randevu: “Kumarda
kaybeden aşkta kazanır” deyişine
inancınız tamsa, şansınızı casino’da
deneyin. Her halükarda kârlı
çıkarsınız! Eh, bir de “Boğulacaksam
büyük denizde boğulayım!” diyorsanız,
lüksün doruğa çıktığı Loew’s
Casino’ya uğrayın.
En güzel öpücük: Tabii ki
bulutların üzerinde yaşanandır!
Aşk ayaklarınızı yerden kesmeye
yetmiyorsa bile, 40 kilometre ötedeki
Nice Havaalanı’ndan bir helikoptere
atlayarak kente havalı bir giriş
yapabilirsiniz, ki bu havanın size aşkta
da kazandıracağı garanti! Üstelik
zannettiğiniz kadar pahalı da değil.
Kalbe giden yol: Monte Carlo’da
iyi bir restoran bulmak çocuk
oyuncağı; ancak sevgiliyle başbaşa
romantik bir yemek için önerimiz,
oda servisini arayıp, otel odanızın
balkonunda marinaya demirlenmiş
mega yatlara nazır bir sofra
kurdurmanız!
Aşk yuvası: ‘Belle Epoque’ şatafatını
gönlünüzce yaşayabileceğiniz Monte
Carlo Grand Hotel Monte Carlo
Grand Prix’si güzergâhı üzerinde,
marinanın yanı başında yer alıyor.
Fiyatlar kafanızı karıştırmasın; varınızı
yoğunuzu casino’ya bırakacağınızdan
emin oldukları için tarifeyi özellikle
düşük tutuyorlar!
YOLCULUK ZAMANI
Havaların muhteşem olduğu sıcak yaz
ayları, Monte Carlo’nun en gözde zamanı.
Tabii Grand Prix tarihlerini de unutmamak
lazım!
Style
31
MASALLARIN PEŞİ SIRA: MARAKEŞ
M
arakeş’in ismi gibi mistik esintiler taşıyan
sokaklarında Bin Bir Gece Masalları’nın
egzotizmini yaşamak kulağa hoş geliyor değil
mi? Etrafı pembe ve toprak rengi yüksek
surlarla çevrili, sırtını Atlas Dağları’nın karlı
tepelerine dayamış bu Mağrip şehri her
daim cıvıl cıvıl. ‘Suk’ adı verilen geleneksel
kent pazarlarında Çölde Çay filminin bir
sahnesindeymiş gibi hissedeceksiniz. Özellikle
Kıyamet Meydanı, rengârenk görüntüleri ve
baharat kokularıyla baş döndürüyor.
Olmazsa olmaz: Fas’ta yerel hayata
karışmak, kentin hem hayhuyunun hem de
sükûnetinin tadına varabilmek için yegâne
önkoşul. Kavurucu sıcaktan uzak durmanızı ve
Marakeş Medinesi’nin dinginliğinde nane çayı
yudumlamanızı öneririz. Pazar yerinin olanca
kargaşasından uzakta, yüksek duvarlarla
çevrili bu vaha, geniş divanlara uzanıp uzun
öğleden sonra şekerlemeleri yapılan egzotik
bir dünyaya doğru yolculuğa çıkarıyor. ‘Riyad’
adı verilen geleneksel Fas evlerinin birçoğuysa
bugün otel olarak hizmet veriyor.
Ateşli randevu: Ateş yutucular, akrobatlar,
32
Style
yılan oynatanlar, hikâye
anlatıcılar ve falcılarla
rengârenk ve büyüleyici bir
dünya sunan pazaryerleri,
tüm duyularınızı harekete
geçirecek.
En güzel öpücük:
Atların çektiği bir faytonda,
Medine’nin kuzeybatısında
kalan
palmiye vahası La Palmeraie’den
geçerken alacağınız bir buseyi ömür boyu
unutamayacaksınız! Bir saatlik bu gezintilerin
sudan ucuz olduğunu da ekleyelim.
Kalbe giden yol: Binbir Gece Masalları
fantezisini yaşamak için doğru adres Dar
Yacout. Gül yapraklarıyla bezenmiş romantik
sofranız için terasta yer ayırtmaya çalışın.
Rezervasyon şart.
Aşk yuvası: Restore edilerek zarif bir otele
dönüştürülmüş Riad Noga, yedi odası, özel
havuzu ve geniş çatı terasıyla son derece
romantik. Otelin yemekleri öylesine lezzetli
ki, konuklar genellikle dışarı adımlarını bile
atmak istemiyorlar!
YOLCULUK ZAMANI
Güneşin kavurduğu haziran-ağustos
dönemi dışında kalan her zaman
Marakeş’in tadına varmak için uygun.
Style
33
34
Style
JİVAGO’NUN İZİNDE: ST. PETERSBURG
R
omantik bir tatil
için egzotik
diyarların hayaline
kapılanların
ezberlerini
bozacak bir şehir
St. Petersburg.
Güneşin neredeyse
hiç batmadığı yaz aylarında Beyaz
Geceler’in büyüsü elbette bir başka;
ancak soğuk kış günlerinde de Dr.
Jivago’nun romantizmini iliklerinize
kadar hissedebileceğiniz bir masal diyarı
burası. Hareketli gece hayatıyla New
York’a rakip olabilecek kentte fiyatlar
da başkent Moskova’ya göre çok daha
hesaplı.
Olmazsa olmaz: Burası Rus şairlerin,
yazarların, entelektüellerin diyarı; burada
‘entelektüel ukalalık’ her daim prim
yapıyor! Özellikle trajik aşk romanlarının
tutkunları, karlarla kaplı bulvarlar veya
buz tutmuş kanallar boyunca el ele
yürümekten hazin bir keyif alacak.
Ateşli randevu: Söz konusu şehir
St. Petersburg ise
romantizmi dolu
dolu yaşayacağınız
yer de elbette ki bir
bale gösterisi olur.
Muhteşem Hermitage
Tiyatrosu’nun 150
koltuklu “minik”
salonunda, dünyaca ünlü Kirov Balesi’ne
50 dolara bilet bulabilirsiniz.
En güzel öpücük: Hermitage
Müzesi’nin Louvre ile boy ölçüşecek
koleksiyonu manzarasına karşı
hayatınızın en “artistik” öpücüğünü
yaşayacağınızdan kuşkunuz olmasın!
Kalbe giden yol: Her ne kadar
mutfak Rusların en büyük kozlarından
biri sayılmasa da, eski bir saray olan
Senat Bar’ın lüks atmosferinde borç
çorbası bile bir başka lezzetli gelecek.
Havyardan bahsetmek bile istemiyoruz!
Aşk yuvası: Tarihi meydanda
bulunan şehrin en eski oteli Grand
Hotel Europe, kendinizi Çar/Çariçe gibi
hissedebileceğiniz bir mekân.
YOLCULUK ZAMANI
Beyaz Geceler için yaz, ‘kırmızı geceler’
içinse kış ayları.
Style
35
TREND
Yazı: Melike Yıldırım
KEDİLERİN
İSTİLASI!
Leopar, belki de moda tarihinin en eski deseni.
Çünkü insanoğlunun şıklık için değil, üzerini
örtme ihtiyacı hissederek giydiği hayvan
derisinden yapılma kıyafetlerden beri zorunlu
olarak var. Bugün neredeyse kült mertebesine
erişen leopar deseni son dönemde yeniden
gündemde. Görünen o ki kedilerin istilası bir
süre daha devam edecek.
36
Style
Style
37
Y
alnızca tasarımcıların, trendsetter’ların, ünlü
isimlerin değil son birkaç sezondur tarzı ne
olursa olsun bir şekilde tüm kadınların gardırobunda kendine yer buluyor “vahşi hayat”... Sadece kıyafette de değil, takıdan çantaya,
şapkadan iç çamaşırına farklı alternatifleriyle vahşi
hayvan baskıları, tribal desenler tarzımızı altüst ettiler bile. İçlerinde bir tanesi var ki sezon modası ne
olursa olsun ayrıcalıklı yerini koruyor; modası hiç
geçmiyor. Modanın tahtını ne olursa olsun kaptırmayan klasiği leopardan söz ediyoruz. Yırtıcı mı, vahşi
mi, kadınsı mı, frapan mı bir türlü karar veremediğimiz leopar desenler, bu kış da akıllarda hiçbir
karmaşaya yer bırakmayacak kadar moda. Aslında
bu trend son birkaç sezondur etkilerini hissettiğimiz
safari temalı kıyafetlerin, vahşi hayvan desenli elbise
ve aksesuarların vardığı son nokta. Koleksiyonlarında leopar desenine yer veren modaevleri saymakla
bitmiyor. Balmain, Dolce&Gabbana, DKNY, House of
Holland, See by Chloe, Roberto Cavalli, Michael Kors
bu markaların başında geliyor.
38
Style
Rihanna
LEOPAR DENİNCE
AKLA…
Banu Alkan
n Unutulmaz dizi Evli ve Çocuklu’nun
seksi karakteri All Bundy’nun karısı Peg
Bundy’nin neredeyse tüm kıyafetleri.
n Süper babaanne Tina Turner’ın seksi
leopar kıyafetleri.
n Şuh ve kadınsı bir imaj yarattığı
konusunda herkesin hemfikir olduğu
leopar deseni denince akla gelen
bir önemli isim de Marilyn Monroe.
Monroe, leopar deseninin seksi bir imaj
kazanmasında büyük rol oynadı.
n Leopar deseni denince akla gelen
ilk tasarımcı olan, leopar deseninden
Coca-Cola şişesi bile tasarlayan Roberto
Cavalli.
n Ahu Tuğba, Suzan Avcı ve elbette ki
Banu Alkan.
n Tıpkı jean gibi leoparı da tarzının bir
parçası yaparak modanın klasiklerinden
biri haline getiren, bir anlamda imajını
yükselten ikon Kate Moss.
n Aksesuar ve iç çamaşırı seçimleri de
dahil leopar desenini tarzının bir parçası
haline getiren Rihanna.
Fergie
Marilyn Monroe
Tina Turner
Kate Moss
Style
39
NASIL KULLANALIM?
Leopar modası, taşıması, stile adapte edilmesi
zor bir tarz. Leopar desenini tarzınızda kullanırken şık olmak ile bayağı görünmek arasında
çok ince bir çizgi var. Bu yüzden bir seferde
tek parça leopar desenli kıyafet giymeye özen
gösterin. Üzerinizdeki diğer parçaları yalın
tutmakta fayda var. Bu deseni nötr renklerle
(siyah, beyaz, bej, haki) eşleştirmeye dikkat
edin. Kış mevsimi için leopar desenli şallara
bir alternatif de yün ya da sahte kürkten yapılan etoller olabilir. Leopar deseni kumaşlar
genelde orijinaline sadık kalınarak kahverengi,
bej olarak kullanılsa da farklı renklerle tasar-
40
Style
lanan yapay leopar desenleri de var. Alışveriş
yaparken leopar desenindeki renklerin yumuşak renkler olmasına dikkat edin. Kilolu iseniz
ayrıntılarda veya minik desenlerde, zayıf iseniz
daha büyük alanlarda kullanabilirsiniz. Sezonun
trendi leoparı cool ve pratik bir şekilde tarzınıza
dahil etmek istiyorsanız bolca aksesuar kullanabilirsiniz. Kemer, saat, ayakkabı, cüzdan gibi
detaylar leoparı desenini abartıdan kurtarırken
tarzınızı da hareketlendirecektir. Sadece bu
parçalar mı… Aklınıza gelebilecek her detay
vahşi desenlerle göz alıcı hale getiriliyor bu sezon; babet, toka, çanta, bileklik, taç, küpe, saç
bandı, fular hatta cep telefonu kılıfı…
CESUR BİR TERCİH
Stilettolardan parmak arası
terliklere, bilek hizası botlardan
spora ayakkabılara neredeyse her
modelde leoparla karşılaşmak
mümkün. Saint Laurent, Louboutin,
Gianvito Rossi, Tory Bruch,
Givenchy, Fendi, Miu Miu, Gucci,
Jimmy Choo, Isabel Marant gibi
birçok ünlü markayı etkisine alan
leopar desenini cesur bir biçimde
tarzınıza dahil etmek istiyorsanız
ayakkabı iyi bir seçim.
LEOPAR HAKİMİYETİ
Leopar desenleri bu kış
kısa, bol mantolarda
ağırlığını fazlasıyla
hissettiriyor. Stiliniz
ne olursa olsun leopar
desenli bir parka, bir
kaban, bir trençkot, bir
manto ile tüm dikkatleri
üzerinize çekmeyi
başaracaksınız.
KURTARICI PARÇA
Leoparın belki de en
sık tercih edildiği parça
çanta. Sezonun trendi
sırt çantaların bile leopar
desenli onlarca alternatifi
mevcut. Yapay kürk
detaylı modeller, zincir
saplılar, clutch’lar, minik
cüzdanlar, sırt çantaları,
klasik modeller… Leopar
belki de en cool çanta
modellerinde kendini
gösteriyor.
AKSESUARLAR
Kolye, bileklik, saç bandı,
fular, atkı, eldiven, taç,
küpe, saat hepsinde leopar
ayrıntılarıyla karşılaşmak
mümkün. Aksesuarlar leopar
desenini kullanmakta zorluk
çekenler için de ideal bir
tercih.
Style
41
ASTROLOJİ
Şans ve bolluk getiren iyimser Jüpiter,
değneğiyle bizi dizginleyen Satürn,
değişimin sembolü Plüton, ateşli Mars,
radikal fikirlerin babası Uranüs…
Zodyak’ın gezegenleri bu yıl da çok
çalışacak ve hayatımızı değiştirecekler.
Peki neler olacak; şans, para, aşk kimlerin
kapısını çalacak? Tüm merak edilenleri
Rezan Kiraz bizler için yorumladı.
Rezan Kiraz’dan
yorumları
42
Style
Style
43
KOÇ BURCU
BOĞA BURCU
İKİZLER BURCU
(21 Mart - 20 Nisan)
(21 Nisan - 20 Mayıs)
(21 Mayıs - 21 Haziran)
Ateş grubunun ilk burcusun. Sevgide
heyecanlı, atılgan, çabuk seven ve çabucak
da soğuyan birisin. Ancak bu yıl yaşantında
bazı değişiklikler olacak; tabii kişiliğinde
de. Sabırlı olmasını öğreneceksin. Yine ani
çıkışlar yapacaksın ama havailik azalacak,
özellikle yılın ilk yarısında. İlginç ve heyecan
dolu ilişkilerin, maceraların olacak ve aşkta
başarılı olacaksın. Disiplin yıldızı olgunlaşmanı
da sağlayacak. İsteklerinde kararlı olacak ve
sebat etmesini bileceksin. Kısacası büyük
bir aşkla sevip bağlanabilir hatta evliliğe de
gidebilirsin. Yalnız hayalleri bir kenara bırakır,
gerçekleri görürsen ilişkini sürdürebilirsin.
Sosyal yaşamında değer kaybına uğrayabilirsin
veya yaşam standardını düşürebilirsin. Tüm bu
sorunlar için dikkatini açarak olası tehlikeleri
bertaraf edebilmelisin. Eğer o müthiş zekanı
kullanacak olursan her durumda kazançlı
çıkabilirsin. Özellikle burcun ortalarında
doğanlar için hayallere kavuşmak hiç de
zor olmayacak. Düşlenen gerçekleşecek ve
yaratım güçleri sanatsal faaliyetleri artacak.
Bu arada evli olanların eşleriyle daha uyumlu
olabilecekleri anlaşılıyor.
Geçen yıl senin için bir hayli yorucu geçti.
Dayanıklı, güçlü, yakınmaktan hoşlanmayan
biri olduğun için de ses çıkartmadan sabırla
bekledin. Şimdi sana haz verecek şeyleri
beklemen oldukça doğal karşılanmalı. Geçen
yıldan süregelen bazı etkiler var fakat buna
karşılık pek çok şey de değişime uğrayacak.
Bu yıl yaşamdan daha çok zevk almayı
isteyebilir, isteklerine kavuşmayı dileyebilirsin.
Sevgiye en çok değer veren ve olmazsa
olmaz diyen burçlardan birisin. Dolayısıyla
bu konu yaşamında çok büyük yer alıyor.
Burcun ilk dekanında doğanlar sevgide
ilginç olaylar yaşayacaklar. Sosyal yaşamın
iyice canlanacak, yeni kişilerle karşılaşacak,
seviyorsan daha çok bağlanacaksın. Kalbin
boşsa çok çekici biriyle karşılaşabilir ve ona
aniden aşık olabilirsin. Bu aşk, yine kısa
sürede evlilikle sonuçlanabilir. Evliysen ve
eşinle aranda soğukluk varsa biraz dikkatli
olman gerekecek. Evliliğini korumalısın. Aksi
halde aranızdaki soğukluk artabilir, ayrılma
veya boşanma kararı alabilirsin.
Bu yıl sana güzel şeyler getirecek. Yalnız,
bir yıl önceki koşulların birden silinip ortadan
kalkacağını sanıyorsan yanılmaktasın. Bazı
yıldızların burç değiştirmesi seni yoran
ve hatta sinirlerini yıpratan etkilerden
kurtaracaktır. Yaşamın daha huzurlu ve daha
anlamlı olabilir. Geçen yıllarda sevgide bazı
sorunlar oldu. Evli olanlar bile zaman zaman
hayal kırıklıkları yaşadılar. Bu yıl bu durum
çok daha ılımlı olabilir. Özellikle yılın ilk
yarısında yaşamın daha keyifli hale gelecektir.
Kalbin boşsa kafa dengi birisiyle karşılaşabilir,
sevebilir ve bir süre sonra da evlilik yapmak
isteyebilirsin. Sevdiğin biri varsa ilişkin bir
hayli canlı olacaktır. Bu durumda evlilik
kaçınılmaz gibi görünüyor. Eğer evliysen eşinle
arandaki bazı fikir ayrılıkları ortadan kalkacak.
Yine bu yıl sosyal yaşamın canlanacak,
çevreni genişletecek ve dikkatleri üzerine
çekeceksin. Ayrıca çocuk konusu ön plana
çıkabilir. Çocukların varsa onların problemlerini
halledebileceksin.
44
Style
YENGEÇ BURCU
ASLAN BURCU
BAŞAK BURCU
(22 Haziran - 22 Temmuz)
(23 Temmuz - 23 Ağustos)
(24 Ağustos - 23 Eylül)
Yuvaya, aileye bağlı birisin ve sevgiye büyük
değer veriyorsun. Ayrıca geçmişe bağlı olduğun,
yenilikleri ve değişimleri hemen kabullenmediğin
de biliniyor. Çekingen ve geleneksel olduğun
için de sevgide çekingen bir tutumun var.
Tanımadığın kişilere yaklaşımlarında tedirginlik
duyarsın ancak bu yıl yıldızların durumu seni
bazı sürprizlerin beklediğini gösteriyor. Hesapta
olmayan ani bir aşk, her şeyi unutmana neden
olabilir. Belki de bu aşkı ani bir kararla evliliğe
bile taşımak isteyebileceksin. Yine değişim
yıldızının etkisiyle, çok çekici ve ilginç birinin
etkisinde kalarak yaşam tarzının değişebileceği
de kabildir. Yılın ikinci yarısında oldukça
başarılı olabilirsin. Sevdiğin ya da sevebileceğin
kişilerin yönetimine girme, evlenme, ev, yer
hatta şehir bile değiştirme ihtimalin var.
Anlaşılacağı gibi bu yıl sürprizlerle dolu olabilir.
Bu yıl eski bağlar, ilişkiler kopabilir, çevrenden
uzaklaşabilirsin. Aslında böyle bir kararı alman
senin için çok zor; ancak güçlü bir aşk, bütün
bunların hepsini gölgede bırakabilir. Evliysen
eşinle arandaki fikir farklılıkları aranıza soğukluk
getirebilir. Duygularını gizlemeden açıkça
konuşmalısınız.
Gelirini arttırmak, maddi güvene kavuşmak,
daha iyi bir çevreye sahip olmak veya
yaşam tarzını değiştirmek istiyorsan bu yıl
senin yılın sayılabilir, çünkü bütün bunları
hatta daha fazlasını yapabilme kudretine
sahip olabileceksin. Mantığını kullanarak
fırsatları değerlendirmeye çalışmalısın. Bu
yıl dişi Aslanlar son derece çekici olacaklar.
Kalbin boşsa bu dönemde aşık olduğunu
zannedebilirsin. Fazla beğenmeyi aşk sanmak
gibi bir tehlikeyle karşı karşıya kalabilirsin.
O nedenle kalbinin götürdüğü yere giderken
aklını da yanına almayı unutma. Evli
olanların eşleriyle ilgilenmeleri ve huzurlarını
korumaları gerekiyor. Hem dişi hem erkek
Aslan çevrelerinin dikkatini üzerlerine
çekmeye bayılırlar. Bu belki de son derece
masum bir hazdır ama işi ileri götürmek;
bazı kişilerin fazla yaklaşmasını sağlayabilir
ki bu da evliliklerde depremlere yol açabilir.
Sevdiklerinin kafasında kuşku yaratacak
hareketlerden sakınmalısın. Bazılarınız hem
güzel bir yuvaya ve çocuğa kavuşacaklar;
mutluluğunuz daim olsun.
Geçen zamanda bir hayli problemler yaşadın.
Yeni yıla girerken bundan kurtulmayı umman
çok doğal. Bu isteğine de kavuşabilirsin.
Burcun ilk on gününde doğanlar için bazı
sorunlar çıkacaktır. Plüton’un etkisiyle planların
hayata geçemeyebilir. Sen de değişen
durumlara ayak uydurmasını bilmelisin. Sen
göstermesen de neşeli, cana yakın, dost
canlısı birisin ama diğer insanlar seni soğuk,
kuru mantık sahibi, katı bir eleştirmen olarak
algılıyor. İlk anda uyandırdığın bu etkiyi aştıktan
sonra insanlar seni vazgeçilmez bulabilirler.
Seni beğenen, seven bir hayli dostun olacaktır.
Fakat sevgi konusunda biraz çekingensin; bu
çekingenlikten sıyrılman gerekiyor. Belki de yılın
ikinci yarısından sonra karşına ideallerindeki
gibi biri çıkabilir. İşte o zaman büyük bir
kararla evliliğe gidebilirsin. Evliysen iletişim
kurarken sözlerine dikkat etmelisin. Farkına
varmadan eleştirmen, kınaman eşini üzecek,
mutluluğunu zedeleyecektir. İstediğin zaman
dilinden bal damlayabiliyor. Böyle olmaya çalış
ve eşinle dost olarak her şeyi paylaşmaya çalış.
Aranızdaki kırgınlık ve yanlış anlaşılma
ortadan kalkacak.
Style
45
TERAZİ BURCU
AKREP BURCU
YAY BURCU
(24 Eylül - 23 Ekim)
(24 Ekim - 22 Kasım)
(23 Kasım - 21 Aralık)
Geçen yıllarda hayattan zevk almadığını bile
düşünmüş olmalısın. Fakat bundan böyle
pek çok şey istediğin gibi şekillenecek.
Sıkıcı sorunlarından kurtulacağın gibi
yaşam sana zevk vermeye başlayacak.
İsteklerine kavuşmak konusunda kendini
şanslı hissedeceksin; en azından yılın ilk
yarısında. Senin için sevgi daima en ön
sırada geldi. Yılın ilk altı ayında beğendiğin
kişiyi kendine bağlaman son derece kolay
olacaktır. Bekarsan, karşına gerçekten cazip
olan ve senin sevebileceğin biri çıkabilir.
Yeni bir aşkın ilk temelleri atılacak. Bu
sevgiyi evliliğe götürmek bile isteyebilirsin.
Hayatını değiştirecek önemli kararların olacak.
Sorumlulukların artacak ve zaman zaman
bu sorumluluğu taşımakta zorlanacaksın.
Ayrıca olgunlaşma ve düşüncelerin değişimi
yüzünden evli Teraziler eşlerini eskisi gibi
sevip, beğenmedikleri duygusunda olabilirler.
Böyle durumlar boşanmalara yol açabilir. Öte
yandan ayrılmış olan Teraziler ani kararlar
vererek yeniden evlenebilirler.
Bir süredir özel bir amaca erişebilmek için
uğraşıyorsun. Bu yıl bu amacına ulaşabilirsin.
Toplum hayatında istediğin değişiklikleri
yapabilir, seni üzmekte olan sorunları ortadan
kaldırabilirsin. Yaşamına ani bir kararla yeni
bir yön verebilirsin. Geçmişini tam anlamıyla
geride bırakarak geleceğe yönelebilir ve
yepyeni bir yaşam kurabilirsin. Daha güvenli
bir yaşam istiyorsan ve duygularınla ilgili
hayallerin varsa bu yıl seni mutlu edebilir.
Geçen yıl bir hayli bocaladın, duyguların sana
rahat vermedi. İç alemini etkileyen yıldızlar
seni daha da duygusallaştıracaktır. Kuşku
ve kıskançlık daha da yoğunlaşmaktadır. O
nedenle analizci kafandan faydalanmalı, olayları
iyice incelemelisin. Gerçekleri görmen aşkta
mutlu olmanı sağlayacaktır. Geçen yıllardaki
tecrübeler seni olgunlaştırdı; artık aynı hatalara
düşmemelisin. Sevgi konusunda çok dikkatli ol;
sana hiç yakışmayacak birine aşık olduğunu
zannedebilirsin. Hatta evlilik gibi ciddi bir karar
almakta ısrar bile edebilirsin. Sonra pişman
olursun ama geç kalmış bir pişmanlık olur bu.
O nedenle daha iyi düşünmeli, yoğun duygulara
kapılmadan kararını vermelisin.
Bu yıl burcuna geçmiş olan Satürn’ün etkisiyle
sevgi konusunda zorlanabilirsin. Yaklaşık iki
buçuk yıl boyunca sorumlulukların artacak
ve sabırlı, sebatlı olmayı, disipline girmeyi
deneyebilirsin. Gelecek endişelerin, zaman
zaman korku, kuşku ve güven arayışların
sürebilir. Engellerle karşılaşabilirsin. Doğru
zamanlama yaparak ciddi çalışmalar içinde
olursan geleceğini garanti altına alabileceksin.
Bekar Yaylar, 28 yaş civarında olanlar bu yıl
içinde ilişkilerini ciddi boyutlara taşıyabilir,
evlilik yolunda ilk adımları atabilirler. Dış
dünyanın gürültülerinden uzakta, sıcak
bir yuva kurmak arzusu içinde olacaksın.
Çevrende olanlar duygularının dengelenmesine
yardım edecekler. 2015, uyum ve sevgi
yılı olabilir; sevgiliyle olan bağlarınız
sağlamlaşacak. Bekarlar sağa sola koşuşturup
çapkınlık yapmaktan vazgeçecekler. Duygusal
açıdan rahatlık ve huzur arayışı artacak.
Birliktelik yaşayan Yay burçlarının hayatında
bir dizi yenilik yapması zorunlu hale gelecek.
Yeni bir çocuk evlilik yaşam şeklinin
değişmesi gibi. Anlaşılan aşk konusu önemli
bir yer tutacak yaşantında.
46
Style
OĞLAK BURCU
KOVA BURCU
BALIK BURCU
(22 Aralık - 20 Ocak)
(21 Ocak - 19 Şubat)
(20 Şubat - 20 Mart)
İstediklerini bilen, sabırlı, sebatlı, kuşkucu,
hırslı ama isteklerine ağır ağır ilerleyen birisin.
Detaylara olan düşkünlüğün ve en ağır konuları
bile sıkılmadan işlemen başarının gtemelini
oluşturuyor. Kim ve ne olduğunu biliyor, iki
ayağının üstünde dengede durabiliyor ve çoğu
zaman da kendine yetebiliyorsun. Bu nedenle
de evlilik senin için biraz daha geç gündeme
geliyor. Çünkü, önce yaşamda kendine iyi bir
yer sağlamak istiyorsun. Sonrasında da üstün
vasıflı, sana uygun bir eş arayışına giriyorsun. Bu
yıl Oğlaklara sevgi konusunda başarı gözüküyor.
Eskisi kadar içine kapanmayacak, duygularını
rahatça ifade edebileceksin. Ciddi beraberlikler
kurman mümkün. Evli Oğlaklar eşleriyle ortak
amaçlarını, mutluluklarını perçinleyecek. Zaman
zaman kırıcı davranışlarla karşılaşabilirsin. Kafanı
kullanmalı ve eleştirilere izin vermemelisin.
Jüpiter, Başak burcuna geçtiğinde evinde
daha fazla bolluk ve huzur ve neşe olacağını
göreceksin.
Yeniliklerden hoşlanan, farklı alanlara ilgi
duyan, sıradışı ve oldukça havai bir tipsin.
Bekarsan bu yıl çok ilginç durumlarla
karşılaşabilirsin. Kısa süreli maceralar
görülmekte. 2015’i yönetici planetinizin
olumlu etkisi altında yılı geçireceksiniz. Sürpriz
gelişmeler yaşayabilir, yeni ilişkiler kurabilir
ve ani kararlar alabilirsiniz. Bu yıl Satürn’ün
olumlu yönlendirmesiyle ciddi konularla
ilgilenmek durumundasınız. Geçmişten
getirdiğiniz tecrübeleriniz geleceğinize ışık
tutacaktır. Yaşlı ve tecrübe sahibi kişilerle
iletişimleriniz artacaktır. Yaz aylarında
önemli kararlar alacaksanız çok daha fazla
düşünmelisiniz. Jüpiter’in zıt burcunuzda
kalacağı süre ki bu yılın ilk yarısıdır, dikkatli
olun, hiçbir konuyu abartmayın. Aşırı iyimserlik
size zarar vermemeli.
İçine kapalı, derin duygulara sahip, romantik
ve hayal gücü yüksek, isteklerini belli etmeyen
birisin. Bu yıl her zamankinden farklı bir
şeyler yaşamak istiyorsan hayli ilginç bir yıl
geçireceksin. Fazla duygulu, kah iyimser, kah
karamsarsın. Çift karakterli olman sevgide
mutluluğu bulma konusunda seni zorluyor.
Bekarsan bu yıl hoş maceralara atılabilirsin.
Yine çok sevmen ve bağlanman da mümkün.
Ama diğer yandan git gide huzursuzlaşabilirsin
de. Evlenmeyi düşünüyorsan biraz sabırlı
olmalısın. Yanılgıya düşebilirsin. Evliysen de bu
yıl çok dikkatli olmalısın. Çünkü kişiliğindeki
değişiklik, çekiciliğinin artması ve etrafında
dönen cazip kimseler, evlilik yaşamını alt üst
edebilir. Eş ya da sevgiliyle açık konuşman
ve aile büyüklerinin fikirlerini alman, öğütlerini
dinlemen yerinde olacaktır.
Style
47
ÇOCUK SEYAHAT
Yazı: Melike Yıldırım
48
Style
ÇOCUKLARA
İLHAM
VEREN
SEYAHATLER
Çocuğunuzun hayatına
tümüyle istediğiniz gibi yön
veremeyebilirsiniz, ama bu hayatı daha
kaliteli, daha eğlenceli, daha zengin
yaşamasına katkıda bulunabilirsiniz.
Elinizdeki sihirli değnek ise kesinlikle
seyahat! Siz siz olun, çocuğunuzun
seyahat dünyasını bildik, rutin “tatil”lerle
sınırlamayın, biraz daha büyük adımlar
atın. Sömestr tatili de başlamak
üzereyken seyahatin zenginleştiren
dünyası size de çocuğunuza da ilham
kaynağı olacak.
Style
49
ÇOCUKLARLA MÜZE KEYFİ: LONDRA
Ç
ift katlı otobüsleri, sevimli taksileri,
kırmızı telefon kulübeleri, at üstünde
gezinen polisleri, şehrin göbeğindeki
kraliyet sarayı, komik şapkalı nöbetçileri, bin
bir çeşit müzeleri, bisikletli faytonları, kent
çiftlikleriyle Londra, çocuklu bir seyahat için
gereken tüm dekorlara sahip.
Bilim Müzesi: Bilimle ilgili aklınıza
gelen ve gelmeyen her şey! İlgi alanınız
ister uzay olsun, ister yerin altı. Bu müze,
50
Style
minik beyinlerin merak edeceği her konuya
değinmeyi amaç edinmiş, kimi zaman
anlatarak, kimi zaman uygulatarak çocukları
saatlerce oyalamayı başaran bir mekân.
Doğa Tarihi Müzesi: Dinozorlar,
sürüngenler, balıklar... Vahşi hayvanlar,
kuşlar, memeliler... Değerli taşlar, bitkiler,
ekoloji... Dünyamıza ve doğaya ait ne var ne
yoksa hepsini burada görmek ve öğrenmek
mümkün. 1828 yılında dünyanın ilk bilimsel
hayvanat bahçesi olarak açılan merkez, o
tarihten beri her yaştan insanı büyülemeye
devam ediyor.
Madame Tussauds: Ünlülerden ünlü
seçin! Bu müzede her birinin mumyadan
yapılmış heykelini en ince detayına kadar
inceleyin.
Ripley’s Believe it or Not Museum:
Dünyanın en küçük arabasından Swarovski
taşlarıyla süslenmiş Mini Cooper’a, çift başlı
inekten beyaz timsaha, pirinç tanesinin
üzerine yapılmış “Son Yemek” tablosundan
ressam ata... Şaşkınlıktan ağzınızı açık
bırakacak birçok sürpriz bu müzede sizi
bekliyor.
Pollock Oyuncak Müzesi: Kağıt
tiyatrolar, oyuncaklar ve oyunlarla dolu
müzede düşlerinizdeki oyuncaklara
rastlayabilirsiniz. Eski tip oyuncak ayılardan
Sooty ve Sweep’e, Kızıl Ordu askerlerinden
balmumu bebeklere uzanan bir çeşitliliğe
sahip müzenin altı küçük odası tam bir
oyuncak cenneti.
Kent çiftlikleri: Bir Londra gezisinin
olmazsa olmazlarından biri de kent çiftlikleri.
Keçiler, koyunlar, atlar… Bir keçinin sütünü
de sağmak ya da midilli üstünde minik bir
gezinti yapmak çocuğunuz için unutulmaz bir
deneyim olacak.
Style
51
Sanat ve doğa iç içe: PARİS
P
aris’i her daim aşkın şehri olarak biliriz.
Dar sokakları, minik kafeleri, büyülü
ışıklarıyla burası romantizmin en önemli
duraklarından biridir. Peki çocuklar için
ne sunar bu büyülü şehir? Paris çocukları
unutmaz; parkları, bahçeleri, müzeleri, oyun
alanlarıyla burası ideal bir çocuk kentidir aynı
zamanda.
Eyfel Kulesi’nde heyecan: Eyfel,
yalnızca büyükleri heyecanlandırmıyor,
metrelerce yükseklikteki bu dev çelik yapı,
52
Style
çocukların da en çok görmek istediği
yapılardan biri. Yanıp sönen ışıkları,
büyüleyici ışık şovlarıyla Eyfel çocuklu bir
Paris gezisinin olmazsa olmazı.
Harikalar diyarı: Eğlenceli bir Paris için
diğer bir durak da 1800’li yılların ortasında
kurulmuş olan Jardin D’acclimantation. Mini
kanal ve tren seyahatinin, macera parklarının
ve çiftlik hayvanlarının olduğu bu harikalar
diyarından etkilenmeyecek çocuk yok desek
yanlış olmaz.
Olmazsa olmaz: Çocuklar için farklı
atölyelere, etkinliklere ev sahipliği yapan
müzelerin başında dünyaca ünlü Louvre
Müzesi geliyor. Müzenin medarıiftiharı olan,
dünyanın en tanınmış tablosu Mona Lisa ile
çocuklarınızı mutlaka tanıştırın.
Asteriks’in izinde: Paris’in 30 km.
kuzeyinde bulunan Parc Asterix, Fransa’nın
en iyi eğlence parklarından biri. Farklı
seviyelerdeki sürat trenleriyle 7’den 70’e
hemen herkesin yolunu düşürdüğü dev park
beş ana bölüme ayrılıyor. Parkta Asteriks
ile birlikte dünyanın farklı coğrafyalarında
maceradan maceraya koşabilirsiniz. Parkı
diğerlerinden ayıran en önemli özellikse
sahne şovları.
www.parcasterix.fr
Style
53
“JAMBO”: AFRİKA!
G
öz alabildiğine uzanan bozkırlarda
güneşin doğuşunu seyretmek, mis
gibi çayır kokusunu içinize çekmek,
hiçbir ışığın olmadığı bulutsuz gecelerde
binlerce yıldızla baş başa uyumak, çitaların av
sahnelerine tanıklık etmek, 50-100 bireylik fil
ailelerini görüntülemek, hayvanlar arasındaki
hiyerarşiye ve uyuma hayran olmak, sonsuzluk
ve özgürlüğü en derinden hissetmek... Bugüne
54
Style
kadar Afrika hakkında onlarca belgesel izlemiş
olmanızın önemi yok, çünkü hiçbir şey sizi
gerçeği kadar etkileyemez. Altı tonluk bir
filin salınarak safari aracınızın yanından,
elinizi uzatsanız ona dokunabileceğiniz
bir mesafeden geçtiğini bir düşünsenize.
Afrika kesinlikle size ve çocuğunuza ömür
boyu unutamayacağınız bir macera vaat
ediyor.
SAFARİ KEYFİ
Önerimiz, safarinin anavatanı Kenya, özellikle
de büyük göç zamanı. “Jambo…” yani
“merhaba” bu eşsiz coğrafyada yerlilerden
duyacağınız ilk kelime! Alışılagelmişin
ötesinde bir tatil düşleyenler; 2015 yılında
Kenya’ya kendi dilinde bir “merhaba” demek
için şimdiden hazırlıklara başlayın. Mottosu
“city in the sun” (güneşin içindeki şehir)
olan Nairobi; Afrika’nın tüm güzelliklerini
modern bir şehir içinde soluyabilme
şansı sunuyor. Dünyanın en önemli doğal
parklarından Nairobi Ulusal Parkı, şehir
merkezinin yalnızca 7 km. güneyinde yer
alıyor. Nairobi’de; tüm günü doğal park
ve rezervlerde safari turlarına çıkıp, vahşi
hayatı gözlemleyerek geçirebilmek, akşam
saatlerinde ise Nairobi mutfağı eşliğinde
konforlu bir tatilin rahatlığını yaşamak
mümkün. Gergedanlar, Afrika bufaloları,
babunlar, zebralar, çitalar, geyikler,
ceylanlar, hipopotamlar, leoparlar, aslanlar,
impalalar, zürafalar sizi bekliyor. Çocuğunuz
için hayatı boyunca unutamayacağı bir tatil
olacak, sizin için de bambaşka bir hayatı
deneyimleme fırsatı.
Style
55
ÇOCUKLARIN MASAL
ÂLEMİ: DISNEY WORLD
Ç
ocuğunuzla baş başa, adrenalin ve heyecanın
iç içe geçtiği, unutulmaz bir macera
yaşamaya ne dersiniz? Her yaştan çocuğun
“bir gün mutlaka dediği” masal diyarı Orlando
Disney World, gündelik hayatın rutinleri arasında
sıkışmış çocuğunuzu masal kahramanlarıyla
tanıştırmak, binbir çeşit animasyonlar, oyunlarla
hayal gücünü geliştirmek, çocuğun kent yaşamı
içinde mahrum kaldığı doğayla birkaç gün iç içe
olmasını sağlamak, hem eğlenip hem öğrenerek
yeni dünyalara kapı aralamasına vesile olmak için
ideal bir yer.
56
Style
WALT DISNEY KAHRAMANLARININ
DÜNYASINA HOŞ GELDİNİZ
Mickey Mouse’tan Pamuk Prenses ve yedi
cücelere, unutulmaz masal ve çizgi film
kahramanlarıyla dolu bir efsaneye hoş
geldiniz: Orlando Disney World. İki su
parkı, altı golf sahası, bir spor kompleksi,
çok sayıda alışveriş merkezi, onlarca otel,
restoran ve eğlence merkeziyle kocaman
bir eğlence dünyası sunan Orlando
Disney World, hem dünyadaki en büyük
özel park hem de Disney’in merkezi
konumunda. Yapımı 400 milyon ABD
Dolarına mal olan Orlando Disney World,
her yıl yaklaşık 15 milyon turisti ağırlıyor.
Magic Kingdom, Epcot, Animal Kingdom
ve Disney MGM Stüdyoları, burada
bulunan dört önemli eğlence parkı. Magic
Kingdom’da havai fişek gösterileri yapan
Disney kahramanlarının geçit törenini
mutlaka izleyin. İki bölümden oluşan
Epcot, geleceğe adanmış bir eğlence
parkı; burada farklı ülkeleri anlatan
14 pavyon bulunuyor. Disney’s Animal
Kingdom, tropik orman gezintisi, safari,
geçit törenleri, havai fişek gösterileriyle bir
hayvan krallığına götürecek sizi. Universal
Stüdyoları, filmlerin kamera arkasını
merak eden çocuklar için unutulmaz
bir deneyim olacak. Orlando Disney
World’ün eğlenceleri bu kadarla da sınırlı
değil; korku tünelleri, araba yarışları,
film gösterileri, uçan halı, animasyonlar,
havai fişek gösterileri, bol adrenalin
ile şölen niteliğindeki bu muhteşem
rüya âleminde tüm masal kahramanları
ile bir araya gelerek çocuğunuzla
birlikte unutulmayacak bir deneyim
yaşayabilirsiniz.
floridadisneyland.com
Style
57
‹KON
Yazı: Berna Yılmaz
MODANIN
trendsetter’ları
“Tiffany’de Kahvaltı” ile
Audrey Hepburn, “Annie
Hall” ile Diane Keaton,
“Grease” ile John Travolta,
“Ve Tanrı Kadını Yarattı”
ile Brigitte Bardot, “Pulp
Fiction” ile Uma Thurman,
“Bonnie ve Clyde” ile
Faye Dunaway… Sinema
tarihi, modaya ilham
veren filmlerin, aktör ve
aktrislerin geçit töreni gibi.
İşte o geçit töreninin öne
başlıca ilham perileri…
58
Style
Style
59
H
angimizin siyah beyaz fotoğrafları arasında
“Grease” müzikalinden etkilenip düzeltilmiş
briyantinli saçlar, favoriler yok? Veyahut
“Serseri Âşıklar” filmini izleyenler arasında
saçlarını kestirmeye kalkışanımız olmadı mı? “Love
Story” bize upuzun örgü atkıları, bereleri, kalın düz
kaşları ve makyajsız yüzleri miras bıraktı. 1979 tarihli
bir Woody Allen filmi olan “Manhattan”daki Diane
Keaton’ın maskülen stilinden ilk görüşte etkilenen
kadınlar, sokakları bir anda erkeksi pantolon, gömlek
ve kravatlara bürünmüş bir şekilde doldurmuşlardı.
“Doors” filmi rock ve hippie tarzını yeniden canlandırdı. “Thelma ve Louise” filmini izledikten sonra
fular ve gözlüklerimizi taktığımız gibi otomobile atlayıp uzak yerlere gitmek istemiştik. “Baba” filmi de
verilebilecek en iyi örneklerden; jilet gibi koyu renk
takım elbiselerin hâlâ revaçta olduğunu biliyoruz. “It
Happened One Night” filminde Clark Gable’ın gömleğinin içine atlet giymediğini gösteren sahne o yıl
Amerika’da atlet satışlarının yarı yarıya düşmesine
neden olmuştu. “Paris’te Son Tango”da kadınlar permalı saçlarla tanıştı. Payetler de o yıllarda parladı.
“Strange Days”da Juliette Lewis’in üzerindeki o siyah
payetli elbise payetleri hayatımıza soktu. 2001 tarihli
“Moulin Rouge” filmindeki can can dansı yapan Nicole Kidman’ı gören her kadın, soluğu, korseler ve
file çoraplar bulabileceği dükkânlarda almıştı. 20’lerin
uçuş uçuş, pastel renkli kıyafetlerinden gözümüzü
alamadığımız “The Great Gatsby”, Oscar ödüllü kostüm tasarımlarıyla “Marie Antoinette” ve fütüristik bir
şaheser olan “A Clockwork Orange”… Sinema tarihi, modaya ilham veren filmlerin de geçit töreni gibi...
60
Style
SİNEMANIN TRENDSTTER’LARI
Brigitte Bardot, Catherine Deneuve, Humphrey Bogart, Marcello Mastroianni, Katherine Hepburn… Brigitte
Bardot, dönemin vahşi, yaramaz kızıydı. Uzun bermudaları, dağınık saçları ön plana çıkardı. Catherine Deneuve
alev alev yanan buzdu! Soğuk bir görüntüsü vardı ama kadın olduğu iliklerine kadar belli oluyordu. Humphrey
Bogart, ise erkeklere trençkotu sevdirdi.
AUDREY HEPBURN
“Breakfast at Tiffany’s”ten
aklımızda kalan siyah elbiseli
gülümseyen Audrey Hepburn
hiç kuşkusuz mucizenin vücut
bulmuş hali. Pembeye, gülmenin
en iyi kalori yakıcı olduğuna,
mutlu kadınların en güzel kadınlar
olduğuna ve mucizelere inanan
Audrey Hepburn aynı zamanda siyah
küçük elbiselere, siyah eldivenlere
ve kocaman güneş gözlüklerine
de inanıyordu. Bu film sayesinde
yalnızca ‘küçük siyah elbise’
efsanesi doğmakla kalmamış,
Hubert Givenchy de efsane bir
tasarımcı mertebesine ulaşmıştı.
Tabii Tiffany takılar ve inci
kolyelere karşı oluşan bağımlılıktan
hiç söz etmiyoruz bile.
MARILYN MONROE
Tüm bu yıldız oyuncular arasında biri vardı ki o hemen her şeyiyle modayı etkiledi: Marilyn
Monroe. Bugün efsanesi hâlâ süren; kıyafetleri, aksesuarları, ayakkabıları, imzalı kartpostalları
binlerce dolara alıcı bulan efsanevi sarışın, modayı da kendi bildiği gibi değiştirmeyi başardı.
Sadece kıyafetleriyle değil, kirpiklerinin gölgelediği kışkırtan bakışları, yanağındaki küçücük
beni, alaycı gülüşüyle de bir idol haline geldi. Evet, Marilyn Monroe belki ismiyle anılan bir akım
yaratmadı, ama hangimiz dudağımızın üstüne bir ben kondurup onu taklit etmedik ki ya da
gülüşüne, yürüyüşüne, bakışlarına imrenip kendimizden bir Marilyn yaratmaya çalışmadık mı?
En nihayetinde pop müziğin kraliçesi Madonna bile “Hepimiz nihayetinde Marilyn Monroe olmak
için uğraşıyoruz,” dememiş miydi?
Style
61
MARCELLO MASTROIANNI’DEN
“TEK BAŞINA BİR ADAM”A
Sadece İtalyan sineması
değil dünya sinemasının da
en önemli filmlerinden kabul
edilen 1963 yapımı “8 ½”
Guido Anselmi rolündeki
Marcello Mastroianni’yi stil
konusunda ilham alınan film
karakterlerinden biri haline
getirdi. Aile albümlerinize
baktığınızda filmde öne çıkan
gözlüklerden bol miktarda
göreceksiniz. Günümüzde
yeniden popüler olan kalın
çerçeveli gözlüklerin en çok
yakıştığı aktörlerden birinin
Guido Anselmi olduğunu
söylemek yanlış olmaz ama
yine de modacı Tom Ford’un
geçen yıl çektiği “A Single
Man”e bakmadan kesin
karar vermek yanlış. Çünkü A
Single Man’in neredeyse tüm
sahneleri moda katalogundan
fırlamış gibi olsa da Colin
Firth Oscar’a aday gösterilen
performansı ve tarzıyla –
özellikle de gözlükleriyle- en
çok akılda kalan isim oldu.
62
Style
AUDREY TAUTOU
Fransız ve kadın denince
akla gelen ilk isimlerden biri
Brigitte Bardot olsa da, 2000’li
yıllarda moda dünyasına
Fransız yönetmen Jean Pierre
Jeunet sayesinde Brigitte
Bardot’nun vahşi seksapelinin
neredeyse tamamen zıttı
olan bir karakter armağan
edildi: Amelie Poulain!
Uğruna Montmartre’da özel
“Amelie turları” düzenlenen
oyuncu Audrey Tautou’dan
bahsediyoruz. Amelie’nin
dağınık kısa kâküllü saç
kesiminden, giyim tarzına ve
şalını bağlama şekline kadar
birçok detay dünya kadınları
tarafından kopyalandı.
Özellikle 2000’lerin başında ‘it
girl’ olmanın ön koşullarından
biri bu sempatik Fransız
gibi ‘bohochic’ olarak da
adlandırılabilecek tarza sahip
olmaktan geçiyordu.
Style
63
BRIGITTE BARDOT
Brigitte Bardot oyunculuğuyla kendinden
söz ettiren bir isim olmaktan uzak, ama
Fransız kadını denince akla gelen bir imge.
Aslında Marilyn Monroe (MM) Amerikan
sinemasını kasıp kavurduktan sonra, Avrupa
sinemasında Brigitte Bardot (BB) gibi bir
alternatif marka yaratılması şaşırtıcı değil.
Fransızların –özellikle Simone de Beauvoir
gibi entelektüellerin- çoğu zaman tepkisine
maruz kalsa da bu marka hep çok güçlü oldu.
“Ve Tanrı Kadını Yarattı”dan sonra oyuncu
olarak çok da parlak olmayan kimliğine sex
kitten sıfatını ekledi BB. Bu filmden sonra
gözlerde yoğun makyaj, dağınık sayılabilecek
kadar özgür saçlar tüm dünya kadınlarının
buluştukları noktaydı.
JEAN SEBERG
1960’lı yıllar Amerika ve Sovyetler Birliği arasındaki
soğuk savaş üzerinden şekillenir ve anlatılır. Sinema ise
Hollywood ve Avrupa sineması arasındaki ‘soğuk savaş’
üzerinden yorumlanabilir. Bu ilginç savaşta 1960’lı
yıllar Fransa’daki‘Yeni Dalga’ akımı sayesinde Avrupa
sinemasını üstün duruma getirir. Yeni Dalga’nın en önemli
yönetmenlerinden Jean Luc Godard’ın oyunculuk anlamında
fenomen haline getirdiği Alain Delon, Jean Paul Belmondo
gibi isimlerin yanında, sadece oyunculuğuyla değil, kısacık
saçları ve zarif tarzıyla da en beğenilen kadın idollerden
biri haline gelen, Avrupa sinemasındaki Amerikalı Jean
Seberg’den bahsetmemek olmaz. Fırtınalı yaşamı, Carlos
Fuentes ile ilişkisi ve intiharıyla da çok konuşulan
oyuncu, birçok kadının kuaförden onunki gibi kesilmiş
kısacık saçlarla çıkmalarına neden olmuştur. Hatta
Teoman’ın bir şarkısında ‘kısacık kestirip saçlarını, içtin
ilk sigaranı’ diyerek gönderme yaptığı kişi de Jean Luc
Godard’ın Serseri Âşıklar filminde Patricia rolündeki
Jean Seberg’den başkası değildir.
64
Style
MARLENE DIETRICH
Amerika ve Avrupa sinemalarının
oyuncu alışverişi Jean Seberg ile
başlamamıştır elbette. Amerikan
sinemasındaki en tanınmış Avrupalı,
bir kadının erkek kılığında da
seksi olabileceğini kanıtlayan
Alman oyuncu ve şarkıcı Marlene
Dietrich’tir. Ağzından düşürmediği
sigarası, takım elbisesi ve şapkası
ile moda dünyasına erkeksi
seksapel konusunda ilham veren
MarleneDietrich, Almanya’da
kalsaydım Hitler’i yaptıklarından
vazgeçirebilirdim, diyecek kadar da
kendine güvenen bir femme fatale.
HUMPHREY BOGART
Küçük siyah elbiseler gibi her gardırobun
vazgeçilmez parçalarından trençkot ise ününü
1942 yapımı Casablanca’nın kült karakteri Rick
Blaine karakterine, yani Humphrey Bogart’a
borçlu. Böylece trençkot ‘militer’ bir sembol
olmaktan uzaklaşıp gündelik hayata karıştı.
Style
65
SIENNA MILLER
Sinema ikonlaşan yıldızlara
zaman zaman geri dönüşler
yapıyor, 2004 yapımı Alfie’de
makyaj ve saçlarıyla neredeyse
Brigitte Bardot’nun aynısı
olan bir Sienna Miller gördük.
Miller’ın filmdeki karakterinin
Bardot’nun oynadığı seksi,
umursamaz ve biraz nevrotik
kadın karakterleriyle benzerlikler
göstermesi de şaşırtıcı değil. Ve
zincirin son halkası olarak Sienna
Miller da Alfie’de yan rollerden
birinde olmasına rağmen bu
filmden sonra moda çevresinde
efsaneleşti, markasını ve
takipçilerini yarattı.
66
Style
JAMES D
EAN
Bugün ka
dın erkek
pek çok
insanın ü
zerinde g
örd
deri mon
tlar ilk ola üğümüz
rak 1928’d
Irving Sc
e
hott tara
fı
n
dan
motosikle
t kullanır
ken
giymek iç
in tasarla
nmış,
rock’n ro
ll’un gayr
i resmi
üniforma
sı olmuşt
u, ancak
dünya ça
pında tan
ın
mışlığını
James De
an’e borç
lu. Aslınd
Don Vito
a
Corleone
olmadan
önce Mar
lon Brand
o da
perfectos
uyla belle
klere
kazınmış
akt
24 yaşınd örlerden biri ama
a ölen Ja
mes Dean
ve meşhu
r perfect
osu daha
fazla akıl
da kalmış
bir imge.
Style
67
SÖYLEŞİ
Röportaj: Zeynep Rana AYBAR
Fotoğraf: FİLMEKS / Aziz ER
Mekan: Maltepe Park Cookshop
Meltem Miraloğlu 27 yaşında. Naif bir yapısı var. Hatta ürkek
bile duruyor diyebilirim. Nedendir bilinmez şefkat duygusu
uyandırıyor. İnsanın içinden, sarılıp, sakin ol her şey geçecek
diyesi geliyor. Ama bu görünen. Konuşunca cesur ve mücadeleci
bir kız ile karşılaşıyorsunuz. Zaten Miraloğlu’nu tanımamız
da oldukça sahici ve cesur bir sahne ile olmadı mı? Bu güzel
gözlü, güzel bakışlı kız nasıl yollardan geçti, üstünde nelerin
izi kaldı , şimdilerde neler yapıyor sorularının cevapları
röportajımızda. Farklı Bir Gün“ projemize verdiği desteğe ise
yürekten teşekkürler…
S
eninle ilgili neredeyse hiçbir şey bilmiyorum. Aslında sen kimsin?
Çok güzel bir soru. Bu soruyu insan olarak ara
sıra kendimize de sormamız gerekiyor. Ben kimim
diye… Ben küçüklükten beri oyunculuk yapmak
isteyen ve bu konuda ilk adımı okulda tiyatro sahnesine çıkarak atan biriyim. Annem babam Mardin
Kızıltepe’de dünyaya gelmiş. Ben Diyarbakır’da
doğdum ve 2 yaşından beri İstanbul’da yaşıyorum.
Liseyi okuduğum dönemde, oyunculuğa merakımı
ve ihtiyacımı farkettim. Oyunculuk benim ruhumun
ihtiyacıydı. Arkadaşlarımla konuşuyorduk ve bir
68
Style
noktası ile oyuncu olabilmek, başarabilmek bana
imkansız geliyordu.
Diyarbakır’da sadece iki yaşına kadar mı yaşadın?
Evet ama biz gelenek ve göreneklerine bağlı bir
aileyiz. İstanbul’da yaşıyor olmamız bir şey değiştirmedi.
Köklerin, hayatın daha ağır olduğu ve imkanların
kısıtlı yaşandığı bir yere ait. Hayatlarında gelenek
ve göreneklerin daha büyük yer kapladığı insanlar
daha zor mu hayal kuruyor?
Hayır, aslında daha kolay hayal kuruyorlar. Çünkü ben imkansızlıklar yaşarken daha fazla hayal
FARKLI
BİR GÜN:
“MELTEM
MİRALOĞLU”
“DUYGULARIMI
SATARAK PARA
KAZANIYORUM!”
Style
69
kurabiliyordum. Düne göre kendimi daha özgür
hissediyorum ama dün daha büyük hayaller kuruyordum.
Ne kadar özgürsün?
Bu tartışılır. Bu sorunun cevabı nesiller boyu hep
tartışılacak gibi geliyor. Kime göre, neye göre özgürlük… Şu an hedeflerimin sadece birkaçına
ulaşabilmiş biri olarak kendimi düne göre biraz
daha özgür hissediyorum.
Özgürleşmek için ilk adımın ne oldu?
Kitap. Kitap okudum.
Seni ilk hangi kitap özgürleştirdi?
Jack Ensign Addington’ın “% 100 Düşünce Gücü”
kitabı. O kitabı okudum, istediklerimi yapacağım
dedim ve yaptım.
Oyunculuk adına ilk profesyonel adımın ne oldu?
17 yaşında tiyatroda sahne aldım. Kendi paramı
kazanmaya başladım. Sonra 1 sene Müjdat Gezen
Kültür Merkezi’nde eğitim aldım. Tiyatrolarda hem
sahne aldım hem de sahne arkasında çalıştım.
Mahsun Kırmızıgül ile tanışman dönüm noktan mı
oldu...
Ben tiyatro yaparken de televizyonlardan teklif
alıyordum. Ama çekiniyordum. Sektör, uzaktan
bakınca korkutucu geliyordu. Ailem de ilk başta
oyunculuk yapmama sıcak bakmıyordu. Ben mesleğin içine girdikçe, zamanla önyargıları kırıldı. Artık
ailemin güvenini kazandım ve rahatım. Annem 15
yaşında erken evlenmiş biri. Hep Yeşilçam oyuncularına bakıp, hevesle izleyen biridir. Bence annemin
içinde de oyunculuğa dair bir heves varmış. Hep
der zaten, imkanlarımız olsaydı, farklı noktalara
gelebilirdim diye. Bana da mesleğin ile ilgili içinde
aşk taşırken, ideallerinin peşinden git der.
Hayat Devam Ediyor dizisinde çarpıcı bir sahne
ile seni tanıdık. Çocuk gelini oynuyordun. Mesela kuzenlerinin çok küçük yaşlarda evlendiğinden
bahsettin. Bu sahneyi bu kadar inandırıcı oynadıktan sonra mevzunun esas sahibi çocuk gelinlerden
70
Style
nasıl yorumlar aldın?
Gerçek bir duygu ile oynadım ve bunu yaşayanlar
“Bizim yaşayıp, konuşamadıklarımıza ses oldun.”
dediler. Beni izleyenlerden hala benim gerçek bir
çocuk gelin olduğumu düşünenler ve bana şefkatle yaklaşanlar var.
Yer aldığın projelerde hep dram oynadın. Oynamayı
hayal ettiğin bir rol var mı? Mesela komedi oynayabilir misin?
Oynarım ve çok da başarılı olurum. Bu sezon komedi teklifleri geldi fakat kabul etmedim. Güçlü
kadın, savaşçı kadın rollerini oynayabileceğim
projelerde yer almak istiyorum.
Şu an neler yapıyorsun?
Sosyal sorumluluk projelerine ve kısa filmlere destek veriyorum. Her şeyden önce sosyal
sorumluluk projelerinde yer almak beni mutlu
ediyor. Özellikle uyuşturucu madde bağımlılığı ile
ilgili kısa bir film çekilse seve seve destek vermek
isterim.
Naif bir yapın var. En çok neden utanırsın?
Hatalarımdan. Yanlış yaptığımda utanırım ve kendime çok kızarım.
Hayatındaki en büyük şansın nedir?
Mesleğim.
Mesleğindeki en büyük şansın?
“Hayat Devam Ediyor” dizisi.
Mahsun Kırmızıgül ile yeniden bir projede birlikte
yürümeyi düşünüyor musun?
Mahsun Abi’ye her daim kapım açıktır. Mahsun
Kırmızıgül’ün bana bugün hangi projesi gelirse
gelsin, her daim önceliği vardır. Çünkü üzerimde
emeği var.
Türkiye’de neredeyse her yönetmenin, her projesinde birlikte çalıştığı kemikleşmiş isimler var. Bu
konuda ne düşünüyorsun?
Çok değerli isimler var ve bu isimler ile ilgili
ahkam kesme hakkını kendimde görmüyorum.
Ama yeni isimlere şans vermek, sektörü daha
dinamik, enerjik bir noktaya getirecektir. Herkes
belli isimleri kayırırsa, ilerleme kaydedemeyiz diye
düşünüyorum.
Son olarak, burada bulunma nedenimize gelmek
istiyorum. Bugün Türkiye Sakatlar Derneği KartalPendik şubesi üyeleri ile birlikte vakit geçirdik.
Türkiye’de yaşayan engelliler ve yaşam şartları ile
ilgili neler söylemek istersin? Bu konuda özellikle
altını çizmek istediklerin nelerdir?
Ben bugün engellerin olmadığı çok sağlıklı bir
masaya oturdum. Aslında kafamı kaldırıp etrafımdakileri gözlemlediğimde hatta kendimi düşündüğümde daha fazla engel ile karşılaştım. Aslında
bugün ben buraya moral olmaya geldim ama
onlar bana moral oldular. Hayata tutunuşları ve
pozitif bakış açıları beni çok etkiledi. Bugün bizi
burada buluşturduğunuz için çok teşekkür ederim. Bugün ben hangi imkanlara sahipsem, bu ülkede engelleri ile yaşamaya çalışan herkes, başka
bir kişiye ihtiyaç duymadan hayatına devam edebilmeli. Bunun için çok emek sarf etmeliyiz. Bir
oyuncu olarak elimden gelen desteği vermeye çalışıyorum. Herkes bu konuda elinden geldiğince,
elini taşın altına koymalı ve duyarlı davranmalı.
Style
71
“BİZİ ÖZGÜRLEŞTİRİN!”
Türkiye Sakatlar Derneği Pendik – Kartal Şube Başkanı Nur
Özgen ve derneğin üç üyesi Cemil Yazarkan, Semra Yazarkan
ve Volkan Tercanlı ile bir araya geldik. Masamızın ana
konusu engelli olmanın getirdiği sorunlar ve bu sorunların
nasıl çözümlenebileceğiydi. “Farklı Bir Gün”de bir kere daha
anladık ki en büyük engel, önyargılarımız ve empati yapmak
konusundaki kısırlığımız… Onların en çok istediği şey ise;
kimseye bağlı olmadan devam ettirebilecekleri bireysel, özgür
bir yaşam…
Engelli değilsiniz. Engelliler ile ilgili dernek faaliyetlerinde bulunma fikri nereden çıktı?
Sıradan bir insanım. Engelli değilim. Dernekçilik
ile ilgilli herhangi bir fikrim yokken 26 yıl sınıf
öğretmenliği yapmış, 2 üniversite bitirmiş eşimin epilepsi hastalığı nedeniyle, zihinsel engelli
duruma gelmesine dayanamadığım noktada, bir
şeyler yapmam gerektiğini düşünerek bu işlerin
içine girdim. Eşime bir şeyler yapabilmek adına
girdiğim yolda, diğer engelliler için de ne yapabilirim noktasında Türkiye Sakatlar Derneği PendikKartal Şube Başkanlığını sürdürüyorum.
Derneğinizi kaç üyesi var ve ne tarz faaliyetler
içerisindesiniz?
Derneğimizin toplam 170 üyesi var. Resim, tiyatro, folklor, halk oyunları, işaret dili Braille alfabesi
konularında faaliyetler gösteren sınıflar oluşturduk. Kendi bütçemiz ve imkanlarımız dahilinde
çalışmalarımıza devam etmeye çalışıyoruz.
Türkiye’de her engel grubuna ait farklı sorunlardan
bahsedebiliriz. Ancak fark gözetmeksizin konuş72
Style
mamız gerekirse; Türkiye’de engelliler adına ilk
atılması gereken adımın ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Nur Özgen: Sağlam insan kendine hiçbir şey
olmayacak gözü ile bakıyor. En büyük sıkıntılardan biri bu. Ben bunu söylediğimde karşı taraf
sağlıklıyken bunu anlayamıyor. Kısacası empati
yapma ile ilgili bir sorun var. Özellikle zihinsel
engelliler ile ilgili ciddi adımlar atılması gerektiğini
düşünüyorum. Engel ayrımı yapmak hiç doğru
değil ancak zihinsel engelli, hayatı boyunca birine
bağımlı olarak yaşamak durumunda ve zihinsel
engelli bir insanın ailesi ondan önce ölüm korkusu
yaşıyor. Bu durumda en büyük eksikliğin bakım
evleri olduğunu düşünüyorum. Zihinsel engellilerin
özellikle anneleri çok zor durumda. Bu annelerin
yükünü hafifletebiliriz. Psikolojik destek sağlayabiliriz. Ben tekrar dünyaya gelsem yine eşimle
evlenirdim. Ama ben eşimden önce ölürsem, onu
bırakabileceğim bir bakım evi olmalı. Bu durumu
yaşayan çok fazla insan var.
Semra Yazarkan: Eğitim en önemli şey.
Mesela engellilerin de binebileceği otobüsler
yapıldı ama şöfor, engellinin o otobüse nasıl
bineceğini bilmiyor. Ciddi düşme riskleri yaşıyoruz. Konulan engelli otobüsleri saat başı
geçiyor. Yani bir engellinin otobüsü kaçırması, 1 saat karda, yağmurda, güneşte gelecek
diğer otobüsü beklemesi anlamına geliyor. Bir
bedensel engelli olarak kaldırımlarla boğuşuyorum. Sokağa çıkamıyorum. Bizi biraz daha
özgürleştirin lütfen.
Cemil Yazarkan: Gözlerim görmediği için
hangi otobüsün geldiğini anlayabilmek adına
etrafımdakilerden yardım almak zorunda kalıyorum. Ben avukatım ve adliyeye gitmekte zorlanıyorum. Yani tek başına yolculuk edemiyorum.
5 Temmuz 2005’te 5378 sayılı yasa çıkarıldı.
Bu yasa bir türlü yürürlüğe giremedi. Kamu kurum ve kuruluşları kendilerini bu yasaya uygun
hale getirmediler. Örneğin; şehir içinde ulaşım
araçları engellilere uygun hale getirilmediği için
yasanın yürürlük süresi 2015 yılı sonuna kadar
ertelendi. 2015 yılı sonunda bir şeyin değişmeyeceğini düşünüyorum çünkü hali hazırda hala
eski üç basamaklı otobüsler kullanılıyor. Bazen
beyaz masayı arayarak, görme engelli olduğumu ve otobüsün durakta durmadığını anlatıyorum. Bana „otobüsün rengi neydi“ gibi bir soru
ile dönüyorlar. Bilinç ve eğitim ile ilgili başka bir
şey anlatmama gerek var mı?
Volkan Tercanlı: Engelliler olarak sıkıntıyı
özellikle iş hayatında çekiyoruz. İşe girmeye
çalıştığımız zaman reddediliyoruz. İstihdam en
büyük sıkıntımız. Ben çalışmak istiyorum.
Style
73
TREND RAPORU
Yazı: Melike Yıldırım
74
Style
KAYAK
KEYFİ
BAŞLADI,
ŞİMDİ
ALIŞVERİŞ
ZAMANI
Keyfin, hızın, özgürlüğün,
adrenalinin, muhteşem
manzaraların iç içe geçtiği
kayak, kış mevsiminin en
gözde sporu. Kayak keyfinin
tam zamanı gelmişken kayak
modasında neler oluyor bir
bakalım istedik...
Style
75
K
ışı doyasıya yaşadığımız şu günlerde kayak
sporunu sevenler yavaş yavaş dağlara akın
etmeye başladı. Özellikle sömestr tatiline
doğru kayak merkezlerinde adım atacak yer
bulamayacağız gibi görünüyor. Modayı takip edenler
kayak kıyafetlerini seçerken de tutkularından vazgeçmiyor ve moda olanı giymeye özen gösteriyorlar.
İşin içine bir de ‘lüks’ girince kayak merkezleri her
kış adeta podyuma dönüyor. Üstelik sadece kadın
kayakçılar değil, erkekler de kayak modasının sıkı
takipçileri arasında. İşte 2015 kışında dağlarda karşınıza çıkacak kayak modası...
EN ÖNEMLİ TREND:
ŞIKLIK VE FONKSİYON BİR ARADA
Son yıllarda kayak modasını belirleyen en önemli
trend şıklık ile fonksiyonu buluşturmak. Ancak elbette şehir modasındaki eğilimler, pistlere de yansıyor.
Bu sezon kayak kıyafetlerinde de retro hava estiren
modeller, ekose ve grafik desenleri çok popüler. Kış
boyu sokak modasında gördüğümüz leopar ve kürk
detayları bu yıl kayak modasına da damga vuracak.
Renkli ve parlak kumaşlar da sıkça karşımıza çıkıyor. Kayak kıyafetlerinde kadınlar için “slim cut” yani
76
Style
dar kesim pantolonlar, erkekler için de Loose,
Athletic ya da Regular kesim gibi farklı seçenekler var. Sırt çantası, kar maskeleri, gözlükler
ve kasklar gibi aksesuarlarda da grafik desenler
ve özellikle beyaz renk ön plana çıkıyor. Erkekler rahatlığı ön planda tutup renk konusunda
beyaz, kırmızı, lacivert gibi klasik renklere yöneliyor. Kadınların ise kayak kıyafeti alırken ilk
dikkat ettikleri nokta renk ve desenler. Pistlerde daha çok ayrı ayrı ya da uyumlu renklerde
giyilen mont ve pantolonlara rastlanıyor. Tabii
güvenliğe bağlı aksesuar ve kıyafet kullanımı da
gittikçe önem kazanıyor. Pistler eskisine göre
çok daha kalabalık olduğu için güvenlik önlemleri almak şart. Artık sadece bere ile
kaymaya demode
gözüyle bakılıyor.
Avrupa ve Amerika’da özellikle çocuklar artık
kasksız piste çıkmıyor.
PARLAK KUMAŞLAR, RENKLİ DESENLER
Kayakçılar rahatlık, fonksiyonellik ve sıcaklık
kadar estetik duruşu da
önemsiyorlar. Kayak kıyafetleri teknolojik gelişmeler kadar sezon
Style
77
trendlerinden de etkileniyor çünkü. Lüks kayak
modası denilince akla gelen markaların başında
Bogner, Moncler, Spyder geliyor. Prada, Chanel, Armani, Ralph Lauren gibi dev markalar
da uzun yılllardır kayak kıyafeti tasarlıyor. İnce
detaylara sahip kayak montları, ekose desenli,
jean, kapitone gibi kumaşlar kullanılarak hazırlanan kayak pantolonları, şık kayak aksesuarları, kürk, taş, parlak kumaş detaylı kayak
78
Style
kıyafetleriyle kayak modası sezon trendlerinden
geri kalmıyor.
GİYİNMEYE NEREDEN BAŞLAMALI?
İlk olarak kayak pantolonu almanız gerekiyor.
Bu sizi hem soğuktan hem de kayak yaparken
düşme esnasında koruyacak. İhtiyacınız olan
bir diğer malzeme ise kayak montu. Rüzgâra,
yağışa ve soğuğa karşı sizi koruyacak olan bu
Lüks kayak
modası denilince
akla gelen
markaların
başında Bogner,
Moncler, Spyder
geliyor. Prada,
Chanel, Armani,
Ralph Lauren gibi
dev markalar da
uzun yılllardır
kayak kıyafeti
tasarlıyor.
Style
79
montlardan bir tane edinin. İşin püf noktası
ise hava koşullarına her daim uymak. İnce
ince fakat kat kat giyinmek, kayak yaparken
terleme konusunda önlem alabileceğiniz tek
çözüm. Marifet sadece sizde değil giydiğiniz
kıyafetlerin dokusunda da. Bu yüzden kayak
için önerilen kumaşlar gore-tex, teflon, mikrolite ve pertex gibi terletmeyen ama teri dışarıya veren gözenekli kumaşlar. Kat kat giyinmek
istemeyenler termal içliklere yönelebilirler. Her
spor aktivitesinde olduğu gibi kayak, snowboard
gibi kış sporlarında da çok fazla efor sarfedildiği için, terlendiğinde oluşan su buharının dışarı
atılması gerekiyor. Ancak kayak kıyafetlerinizin
nefes alan kumaşlardan imal edilmiş olması
yetmez. Bu yüzden kayak kıyafetinin içine giyilen özel termal içlikler büyük önem taşıyor. Bu
içlikler vücudun mevcut ısısını korumaya yardımcı oluyorlar. Kayak alışverişi yaparken alacağınız içlikleri şehirde de çok soğuk günlerde
80
Style
giyebilirsiniz. Eğer çok üşüyen bir yapıya sahipseniz yün karışımlı içlikleri, terlemeye müsait
bir yapınız varsa “dry” etiketli termal içlikleri
deneyin. Olmazsa olmazlardan biri de kar botları. Karlı zeminde yürümekte sıkıntı çekmemek
için ve sıcak tutması açısından güzel bir seçenek. Güneşli bir hava için gözlüğünüzü yanınıza
almakta yarar var. Ağır hava koşulları için ise
goggle (kar gözlüğü) kullanabilirsiniz. Unutulmaması gereken diğer aksesuarları ise kalın
çorap, eldiven ve bere olarak sıralayabiliriz.
TEKNOLOJİ KAYAK MODASINI
YÖNLENDİRİYOR
Teknoloji her geçen yıl kayak sporu yapanlara
özel ürünler sunmaya başladı. Markalar akıllı ısı değiştiren ürünler üzerinde çalışıyorlar.
Hepsi mutlaka su geçirmeyen, ter tutmayan,
vücut ısısını sabitleyen malzemelerden yapılıyor. Tabii ki en önemli teknoloji, kumaşların su
ve rüzgar geçirmez ama nefes alabilir olması.
Kıyafetlere yeni yeni eklenmeye başlayan GPS
de kaybolma durumunda kayakçının bulunmasına yarıyor.
ALIŞVERİŞİN PÜF
NOKTALARI
n Kayak kıyafeti alırken kaplamasının ne
kadar olduğuna dikkat etmek gerekiyor.1000,
5000, 10000 mm. gibi rakamlarla ifade edilen
korumalı kıyafetleri alırken, kumaşların sağlıklı
bir sonuç verebilmesi için minimum 5000 mm.
suya dayanıklı ve metrekarede 5000 gram
havayı geçiriyor olmasına dikkat edin. Rakam
yükseldikçe koruma artar.
n Kıyafetler suyu genelde dikiş yerlerinden alır.
Kapalı dikişle üretilen modeller tercih edilmeli.
n Kayak montlarının kol altındaki “melek
kanadı” denen fermuarlar kayak yaparken
rahat hareket etmenizi sağlar. Bu özelliği olan
modelleri seçmekte yarar var.
n Alacağınız giysiler çok dar veya çok bol
olmamalı. İçinde rahat hissedeceğiniz modeller
seçmeye özen gösterin.
n Kıyafetlerin içindeki aksesuarlar ufak
detaylar gibi görünse de çok önemli. Mont
alırken kayak gözlüğü, cep telefonu, mp3 player
gibi özel eşyalarınızı taşıyabileceğiniz su
geçirmeyen özel cepleri olması rahat etmenizi
sağlar.
n Normal güneş gözlüklerini kayak sırasında
kullanmak kırılıp çizilebilecekleri için risklidir.
Yüz yapınıza uygun, UV korumalı “Goggles” adı
verilen özel kayak gözlüklerinden edinin.
n Günlük çoraplar ısıtma konusunda yeterli
değildir. Destekli ve termal özelliği olan
çoraplardan edinin.
n Eldiven çok önemli; hem şık olmalı hem de
hareket kabiliyetinizi sınırlamamalı.
n Çocukların kaybolma riskini azaltmak
için renkli, fosforlu giysiler ve üzerlerinde
reflektörleri olan montlar tercih edin.
Style
81
YAKIN PLAN
Yazı: Kader Ay
S
PA; yani Saunus Per Aquam, yani ‘sudan gelen sağlık’, yani
ortaçağdan günümüze dek uygulanan su terapileri… Ama tarih
biraz daha fazlasını söylüyor. SPA kavramının, Belçika’nın tarihi
Romalılar zamanına uzanan SPA isimli kasabasından türediği
biliniyor. Ortaçağdan itibaren demir yetersizliğinin yol açtığı hastalıklar
doğal demirli su içirilerek tedavi ediliyordu ve bu doğal kaynak suyuna
“espa” deniyordu. 16. yüzyıl İngiltere’sinde eski Romalılara özgü banyo
tedavisi, Bath gibi şehirlerde yeniden ilgi görmeye başladı. Daha önce
Belçika’da, kendisinin “Spaw” diye adlandırdığı bir şehirde bulunan William Slingsby, 1571’de Yorkshire’de doğal demirli su kaynağı keşfetti.
Etrafını örerek bir pınar haline getirdiği alan, İngiltere’nin ilk şifalı içme
suyu mekânı olarak “Harrogate” ismiyle anılmaya başladı. İlerleyen yıllarda pınarın bulunduğu bu mekân “The English SPAw” (İngiliz SPAw’ı)
olarak isimlendirildi. Sonrasında SPA kavramı bir şehir isminden ziyade,
82
Style
genel bir tanım olarak kullanılmaya başlandı ve şifalı içme sularına banyo
tedavileri de eklendi. Bugün SPA, bitki ve çamur kürlerinden yağlara,
mineral banyolarından masaja, egzersizden diyete kadar uzanarak günümüzün önemli bir sağlık ve turizm sektörü haline gelmiş bulunuyor.
Her geçen gün daha sofistike, daha lüks, daha huzurlu, daha egzotik,
daha geleneksel ya da daha modern alternatifler sunarak beden ve ruh
sağlığını, bir başka ifadeyle zihin – beden dengesini korumak isteyen
büyük bir kitlenin tüm beklentilerini karşılayacak SPA merkezi sayısı
artıyor. Kişileri tercih yapmakta zorlayacak kadar çok alternatif var; hepsi
birbirinden iyi, hepsi birbirinden mükemmel. İşte size karar verme ya
da kıyas yapma fırsatı tanıyacak, dünyanın dört bir köşesinden ‘best of
best’ SPA merkezleri… Ancak yazının akışı içinde yapılan sıralamayı,
en iyiden itibaren yapılan bir sıralama olarak düşünmemek gerek, çünkü
gerçekten hepsi birbirinden mükemmel.
YERYÜZÜNDEKİ
CENNETLER...
Son derece egzotik, natürel,
görkemli ya da modern,
bir o kadar da konforlu
ve huzurlu ortamlarda,
envaiçeşit kür ve masaj
uygulamasından egzersiz
ve diyete kadar, beden ve
ruh sağlığını destekleyecek
SPA seçenekleri yarışı içinde
‘ultra’ hizmet anlayışına
ulaşan SPA turizmi, artık
insanlara bir anlamda
yeryüzünde cennet vaat
ediyor. Çok daha seçici
ve seçkin bir kitleyi, tüm
duyulara hitap edecek
şekilde dört dörtlük ağırlayan
dünyanın en iyi SPA’ları,
bu kez bizim sayfalarımıza
konuk oldu.
Style
83
FOUR SEASON RESORT,
TAYLAND
B
ir Thai tapınağı şeklinde tasarlanan bu
lüks SPA resort, egzotik bir deneyim
yaşamak isteyenler için ideal. Lanna tarzı,
kameriyeyi andıran küçük köşk, Mae Rim
Vadisi’nin yeşillikleri içinde, pirinç tarlalarına
ve dağlara bakıyor. Her tür masaj, şifalı
bitki ve kür uygulamaları dışında, aroma taş
terapisi, refleksoloji, Ayurveda, shirodhara
(üçüncü göze, yani alnın ortasına yağ
dökülerek yapılan uygulama), chi nei tsang
(iç organ masajı) ve reiki gibi uygulamalar
da bulunuyor. Four Season Resort, SPA
uygulamalarında antik Thai ritüellerinde
kullanılan, tamamı organik yöresel şifalı
bitkiler, baharatlar ve aromatik yağlar
kullanılıyor. Resort, kullandığı ürünlerle de
ayrıcalıklı. Başlıca ürünleri olan “Ytsara”
ve “Elemis” kullanıldığı her masaj ve
uygulamada neredeyse kalıcı bir canlılık ve
rahatlama duygusu yaratıyor. Tüm Elemis
tedavileri ‘hoş geldin dokunuşu’ denen
masajıyla başlıyor. Ayağa uygulanan bu
sıcak aromatik kompresin, şehir ortamının
etkilerini giderip duyulara odaklanmaya
yardımcı olduğuna inanılıyor. Antik pirinç
ambarlarına uygun olarak tasarlanan geniş
bir açık alan salonda yoga yapmak veya
yoga dersleri almak mümkün. SPA resortta
ayrıca Thai Lanna tarzı bir güzellik salonu
da bulunuyor. Burası, SPA keyfini güzellikten
ayrı düşünemeyenler için vazgeçilmez bir
adres.
84
Style
Style
85
BANYAN TREE - PHUKET / BANGKOK
A
sya SPA merkezlerinin gözde lokasyonu Tayland’da adı anılmadan
geçilmeyecek adreslerden biri de Banyan Tree, Phuket ile Banyan
Tree, Bangkok. Phuket’te Asya’nın orijinal tropikal bahçelerinden
birinde bulunan SPA resort, hindistancevizi bahçeleri ve sarı
plajlarla çevrili. Metropol merkezindeki 5 yıldızlı lüks SPA otel
Banyan Tree, Bankok ise özellikle Budist rahiplerin antik sutralarına
tanıklık eden tapınaklara, yılankavi kanallara ve gece gündüz canlı
86
Style
pazarlara tepeden bakan ve kendinizi dünyanın tepesinde hissettiren
Vertigo Gril & Moon Bar’ı ile meşhur. Diğer SPA merkezlerinin
sunduğu tüm tedavilerin yanı sıra, ana malzemesini limonotu ve
salatalığın oluşturduğu kürler, aküpresür masajlar ile geleneksel Thai
uygulamaları, Royal Banyan imzası taşıyan ayrıcalıklı seçenekler. Her
iki SPA merkezi de hem ruhunuz hem bedeniniz hem de zihniniz için
dört dörtlük bir yenilenme vaat ediyor.
Style
87
88
Style
SONEVA GILI BY SIX SENSES
SPA, MALDİVLER
H
uzur ve konforun bin bir çehreye büründüğü bir
başka egzotik ortam… Maldivler’in en büyük
lagünlerinden birinde, SPA merkezi ve villa tarzı
süitleri suyun içinde olan bu resort, müthiş okyanus
manzarasının yanı sıra üst düzey uluslararası
standartlarda konfor ve SPA seçenekleri sunuyor. SPA
mönülerinin başını ‘the touch of body’, ‘the touch of
beauty’ ve ‘the touch of wellbeing’ uygulamaları, yani
beden, güzellik ve zindelik için uygulanan tedaviler
çekiyor. Aynı zamanda misafirlerini meditasyon, yoga,
reiki ve abhyangam gibi uygulamalarla desteklenen,
detoks, ayurveda, Asya, zindelik ve denge yolculuğu
dedikleri ayrı ayrı spiritüel serüvenlere çıkarıyorlar.
SPA keyfi, yalnızca bedensel rahatlamayı değil, ruhsal
ve zihinsel bir arınmayı da beraberinde getiriyor.
Style
89
MANDARIN ORIENTAL,
PRAG, ÇEK CUMHURİYETİ
1
4. yüzyılda inşa edilen, eski bir Rönesans şapelinde
hizmet veren bu SPA resort, sadece mekân ve
sunulan hizmet açısından değil, bulunduğu çevre
itibariyle SPA tatillerinden romantizm de bekleyenlere
özel bir seçenek. Paket olarak sunulan pek çok
vücut, yüz, ayak, bacak tedavi ve masaj uygulamaları
arasında, resort’un tescilli masajları ‘time rituals’ her
bir müşterinin kişisel ihtiyacına göre, kişiye doğal
dengesini yeniden kazandırmayı hedefliyor. Arınmışlık
ve ahenk duygusunu deneyimlemek isteyenler için
‘oriental harmony’ tepeden tırnağa ideal bir uygulama.
Bu resort’ta, alışveriş meraklılarını baştan çıkaracak,
hem resort’un kendi ürünlerini hem de aromaterapik
ürünlerin bulunabileceği çok hoş bir SPA butik
bulunuyor. Bu alışveriş ile SPA keyfi kendi banyonuzda
da sürecek.
90
Style
Style
91
92
Style
THE SPA VILLAGE / MALEZYA
M
alay, Çin, Hint, Tayland, Japon ve Bali
geleneklerinin bir otelde, üstelik bir SPA otelinde
bir araya geldiğini düşünün… Malezya’da, özel bir
adada bulunan Spa Village Pangkor Laut, lüks ve
egzotik bir atmosferde naturopatik tedavi yöntemleriyle
geleneksel tıp uygulamalarını bütünleştirerek kişiye
özel tedaviler sunan bir otel. YTL SPA Village
kompleksinin en çok tercih edilen bu otelinde
yeryüzündeki cenneti keşfedeceksiniz. Burada iyileşme
ve arınma yalnızca fizyolojik bir değişim olarak
değerlendirilmiyor, aynı zamanda gündelik hayatın
tam içinde, yaşam kültürünün de bir parçası olarak
görülüyor. SPA ritüelleri özel uzmanlar eşliğinde
hazırlanıyor: Rahatlatıcı banyolar, bitmeyen masajlar,
yalnızca vücudunuzu değil ruhunuzu da dinlendiren
terapiler… Uzakdoğu’da yer bulan tüm kültürlerin
SPA geleneklerinin sunulduğu villalarda farklı masaj
teknikleri, detoks, banyo odaları, ayurvedik tedavileri
bulunuyor. www.spavillage.com
Style
93
AJANDA
TÜM ETKİNLİKLER ELİNİZİN ALTINDA
Manolis Anastasakos ilk kez Hush Gallery’de
HUSH Galeri, Yunan Sanatçı Manolis Anastasakos’un “Personhood II” isimli solo sergisine ev
sahipliği yapıyor. Sanatçı işlerinde Yunanistan’ın IMF ve AB denetimi altında kaldığı 2010 yılı
dönemine ve medyanın kışkırtmaları ile sağlanan gerilimli “isyan” atmosferine ayna tutuyor.
Bu ortamın insan davranışları, içsel düşünceler ve duygulardaki yansımalarını belgeliyor. Açlık
korkusu ve ekonomik gerilemeden kaynaklı toplumdaki sosyal huzursuzlukların yansımalarına
odaklanan “Personhood II” adlı sergi 10 Ocak – 9 Mart 2015 tarihleri arasında pazar ve
pazartesi hariç her gün 11.00-18.00 saatleri arasında Yeldeğirmeni’nde konumlanan Hush’da
gezilebilir.
“Ressam ve Resim:
Mehmet Güleryüz”
İSTANBUL
Modern, “Ressam
ve Resim:
Mehmet Güleryüz
Retrospektifi”
ile eleştirel ve
dışavurumcu
üslubuyla yarım
yüzyıldır Türkiye
sanat sahnesinde kendisine özel ve ayrıcalıklı
bir yer edinen Mehmet Güleryüz’ün 1960’lı
yıllardan 2010’lu yıllara uzanan kariyerinin
dökümünü sunuyor. İstanbul Modern’in 8
Ocak – 28 Haziran 2015 tarihleri arasında
Süreli Sergiler Salonu’nda yer alacak yeni
retrospektifinde, 150’ye yakın yapıt ve
multimedya sunumuyla 200’e yakın desen bir
araya geliyor.
94
Style
İstanbul’da Kedi
GÜNDÜZ Vassaf’ın, dünyamıza kedi
gözüyle de bakan, ince bir mizahla kaleme
aldığı İstanbul’da Kedi kitabı Yapı Kredi
Yayınları’ndan çıktı. Vassaf, kitabında
mitolojilerde ve dinlerde kedilerin başından
geçenleri aktarırken hem insan türünün
değerlerini sorguluyor hem de Türkiye’nin
yakın geleceğinin çılgın projelerinde
“İstanbul’da Kedi”nin akıl almaz dönüşümünü
anlatıyor. İstanbul’da
Kedi, metne eşlik
eden görsellerle,
şaşırtıcı, oyuncu,
evcil, kutsal, yaban,
tuhaf, tılsımlı kedi
türünün şiir-romanı...
Öyleyse şimdi, bütün
kediler bıyık altından
gülebilir!
Flamenko efsanesi
İş Sanat’ta
40 yıldan uzun bir zamana yayılan kariyeriyle
bugün en büyük Flamenko gitaristlerinden
ve bestecilerinden biri olarak kabul edilen
Paco Peña, Flâmenko’nun gerçek ruhunu
yaşattığı çığır açan gösterileriyle tüm dünyada
izleyenlerin hayranlığını kazanıyor. Dünyaca
ünlü gitarist, yeni projesi Flamencura ile ilk kez
12 Şubat’ta İş Sanat’ta!
Capri Adası hakkında her şey
ÖZEL bir İtalyan vakfı olan Fondazione Capri, Mart 2014’ten bu yana
Bermuda, Bakü, Johannesburg ve Mexico City’de gerçekleştirdiği Capri
Trend adlı gezici fotoğraf sergisini SALT’ın ev sahipliğinde İstanbul’a getiriyor.
Capri Adası’nın sahip olduğu değerleri dünyanın farklı yerlerinde sunmayı
amaçlayan sergideki fotoğraflar, Olivo Barbieri, Maurizio Galimberti, Francesco
Jodice, Irene Kung ve Ferdinando Scianna’nin objektifinden Capri ruhunu
yansıtarak bu benzersiz coğrafyanın görkemine tanıklık ediyor. Küratör Denis
Curti’nin seçkisi olan sergi 20 Ocak’a dek Salt Beyoğlu Forum’da!
“Hayatın Dengesi”
Kafamda Bir Tuhaflık
HALKI dengeli tuz tüketimi konusunda
bilinçlendirmeyi görev bilen Estuz’un başlattığı
ve 3 binin üzerinde başvurunun olduğu Hayatın
Dengesi Fotoğraf Yarışması sonuçlandı. “Hayatın
Dengesi” ana temalı yarışmada birincilik
ödülünü Bursa’dan Ali Osman Ak kazanırken,
ikincilik ödülüne İstanbul’dan Mühenna Kahveci,
üçüncülük ödülüne ise Bursa’dan Bülent
Suberk’in fotoğrafı layık görüldü. Yarışmada
ayrıca 1 mansiyon ödülü verildi. Mansiyon Ödülü
de Şanlıurfa’dan Bünyamin Çadırcı’nın oldu.
ORHAN Pamuk’un
üzerinde altı yıl
çalıştığı yeni romanı
“Kafamda Bir
Tuhaflık”, bozacı
Mevlut ile üç yıl
aşk mektupları
yazdığı sevgilisinin
İstanbul’daki
hayatlarını hikâye
ediyor. Aşkta insanın
niyeti mi daha önemlidir, kısmeti mi? Mutluluk
veya mutsuzluğumuz bizim seçimlerimize mi
bağlıdır, yoksa bizim dışımızda mı gelişirler?
Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Kafamda
Bir Tuhaflık bu sorulara cevap ararken
aile hayatıyla şehir hayatının çatışmasını,
kadınların ev içlerindeki öfke ve çaresizliklerini
resmediyor.
“Sessizliğin Bakışı”
ilk kez !f İstanbul’da
14. !f İstanbul
Uluslararası Bağımsız
Filmler Festivali için
geri sayım başladı.
Festivalde gala
yapacak filmlerden
biri yılın en iyileri
arasında gösterilen
Joshua Oppenheimer
filmi “The Look of
Silence/Sessizliğin
Bakışı”. “The Act of Killing/Öldürme Eylemi”nin
devamı niteliğinde olan belgesel, Endonezya’da
yaşanan katliamı bu kez mağdurların ağzından
anlatıyor ve yılın en sarsıcı filmlerinden birine
dönüşüyor. Festival 12-22 Şubat’ta İstanbul’da,
26 Şubat-1 Mart tarihlerinde ise Ankara ve
İzmir’de gerçekleştirilecek.
Style
95
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
1
File Size
10 413 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content