close

Enter

Log in using OpenID

2015 Türkiye için `verimlilik yılı` olmalı

embedDownload
Mart 2015
Netaş CEO’su C. Müjdat Altay
2015 Türkiye için
‘verimlilik yılı’ olmalı
BT
yatırımlarında
rutinden
çıkma
zamanı
Makineler ve
insanların
ilişkisi 2015’te
değişecek
2015’te
işletmeler
karma buluta
yönelecek
4
22
32
Türk
yöneticiler inovasyon için
risk almaya
hazır
36
ÖNSÖZ
Sadece
teknoloji
yatırımı
yetmez
AYHAN SEVGİ
B
ilişim teknolojilerinin iş süreçleri ile entegre olması, doğal olarak
iş yapış biçimlerini de değiştiriyor. Süreçlerdeki zaman ve mekan
kavramı ortadan kalkarken, çalışanların da kendilerini bu gelişime
adapte etmesi gerekiyor. Kısacası teknolojideki gelişim sadece bilişim uzman ve yöneticilerini değil tüm birimlerin yönetici ve çalışanlarını kendilerini geliştirmeye zorluyor. Tasarımdan üretime, depolamadan sevkiyata,
satıştan pazarlamaya, insan kaynaklarından finans ve idari birimlere kadar
her alanda çalışan elemanlar en azından teknoloji okuryazarı olmalı, bilişim
teknolojilerini kullanabilmeli.
Aslında buraya kadar söylediklerimiz çok da yeni bir şey değil. Zaten bu
özelliğe sahip değilseniz, iş ortamında kalabilmeniz mümkün değil. Artık
tüm çalışanlar bilişim departmanlarından daha talepkar olmalı. İşlerini
daha hızlı ve kaliteli yapabilecekleri argümanları talep etmeli. Bu yönde de
bilişim departmanlarını yönlendirmeli. Örneğin büyük veri, bilişimcilerin
projesi değil, satış ve pazarlamacıların ve yöneticilerin projesi olmalı. Bir
büyük veri projesinin başarısı, bu birimlerdeki insanların bu sistemi kullanarak elde ettikleri analiz sonuçlarında saklıdır. Ya da bir dağıtım elemanın
fark ettiği küçük bir ayrıntı sonucu yazılan bir uygulama şirkete çok büyük
bir değer kazandırabilir.
Son yılların gözde kavramı bulut bilişimin bir yandan kullanım oranları hızla
artarken diğer yandan da bu konudaki çekinceler de artıyor. Güvenlik ve
güvenilirliğin yanı sıra sürekli artan veri miktarlarının olası bir durumda
başka bir veri merkezine aktarımı sırasında yaşanacak sıkıntılar da yöneticileri düşündürüyor. Dolayısıyla karma ya da hibrit bulut uygulamaları bir
nebze olsun bu sıkıntılara yanıt veriyor. Bu ve benzeri kavramları 2015
yılında daha sıkça duyuyor olacağız.
Hangi sektörde hangi boyutta bir şirket olursak olalım, doğru teknolojilere
doğru zamanda yatırım yapmalı ve bu sistemlerden maksimum verimi
elde etmeye çalışmalıyız. Unutmayalım başarı sadece teknoloji yatırımı
yapmakla gelmiyor…
1
CO
Mart 2015
www.bthaber.com.tr
[email protected]
BThaber Yayıncılık ve Etkinlik Hizmetleri A.Ş.
adına Sahibi
Ayhan Sevgi
[email protected]
BThaber Grubu Yayın Koordinatörü
Ayhan Sevgi
[email protected]
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu)
Bülent Nevres
[email protected]
Editör
Handan Aybars
[email protected]
Ankara Temsilcisi
Sedef Özkan
[email protected]
Haber Merkezi
Ekrem Uçman
[email protected]
içindekiler
VİZYON
F
inansın yanı sıra, ilaç ve sağlık
gibi önde gelen sektörlerde atılan
başarılı adımlar, bunu izleyecek
yeni adımların da habercisi. Hizmette
sürekliliğini ve büyük veriyi temel alan
bu gibi sektörler, Mirsis’in çalışmalarının
da odak noktasını oluşturuyor, çözümlerin sektörel bazda ihtiyaçlara ne kadar
güçlü yanıt verdiğini gösteriyor.
Şirketin finans sektörü kökenli kurucu
ortaklarından olan, Mirsis Genel Müdürü Gül Düzgider, kendilerini farklı kılan
anlayışı tek bir çözümü her sektörde her
şirkete uygulamak yerine, terzi usulü bir
çalışma yapmaları, sektör öncelikleri ve
kurumsal ihtiyaçları ön planda tutmaları
olarak gösteriyor.
VİZYON / 4-20
Mirsis’in önceliği, tüm hizmetleri belli kalite standartlarında sunmak. Bu önceliği, uluslararası bir yetkinlik belgesi ile teyit etmek ise küresel bazda ortak bir değer demek. İşte Mirsis, bu öncelikle 2014 yılında CMMI (Yetenek
Olgunluk Model Entegrasyonu – Capability Maturity Model Integration) servis belgesini alarak, önemli bir başarıya imza attı. Bu belgeyi Türkiye’de alan
ilk şirket unvanını da taşıyan Mirsis, bu sertifika için tam 3 yıl gerekli hazırlıkları yaptı. Bundan sonra yurtdışına daha net biçimde, referanslar ve uluslararası
geçerliliği olan sertifikayla odaklanmanın önünde bir engel yok. İç pazarda farklı
ihtiyaçları uçtan uca karşılamak, küresel bazda önde gelen entegratörlerle yürütülen
çalışmalar da Mirsis adına artı değerleri oluşturuyor. Bu artı değerlerin yarattığı farkı,
yabancı şirketlerle rekabet adına değerlendirmeyi amaçlayan Mirsis, CMMI gibi uluslararası
bir kalite belgesi ile bu yolda önemli bir katma değere imza attığını biliyor.
Tüm sekTörlerde fark
yaratan danışmanlık
Mirsis, finans sektöründeki uzmanlığını, tüm sektörleri
kapsayan çözümler, yetkin bir danışmanlıkla geliştirmeyi
hedefliyor. KOBİ’ler de bu hedefte önemli bir yere sahip.
Satış Müdürü
Nurşen Usta
[email protected]
Satış Grubu
Evrim Koç Demirci
[email protected]
Canan Şahin
[email protected]
Ece Kutlucan
nin altını çiziyor.
Sektörel uzmanlıkla proaktif olmak ve
sürekli yenilikler yapmak Mirsis’in önceliği. “Danışmanlık uzmanlığımızı tüm
sektörlere sunmak, bundan sonra Mirsis’in faaliyetlerinde öne çıkacak” yorumunu yapan Ece Kutlucan, önceliklerini
şöyle detaylandırıyor:
“Teknoloji firması olarak teknik birimleri tatmin edecek, uzun soluklu işbirliklerine zemin oluşturacak çalışmalar
önceliğimiz” diyen Mirsis Kurucu Ortağı
Ece Kutlucan, bu konuda iki yıl önce
altyapı çalışması önceliği ile yapılan
yatırımları örnek gösteriyor. Ece Kutlucan, Ar-Ge politikaları ve 2015 stratejileri hakkında bilgiler de paylaşıyor. İlk
etapta bir iş ortağıyla birlikte sunulan
sistem danışmanlığı hizmetinde farklı
ürünlerle kombinasyonlar yaparak bunları sunmak söz konusu olacak. Böylece
hizmetlerinin daha da çeşitleneceğine
işaret eden Kutlucan’ın dikkat çektiği
gibi, açık bir gerçek var: Bu yapı, sadece
finansın değil tüm sektörlerin ihtiyacı.
Böylece reel sektörün tüm paydaşlarına,
diğer sektörlere ve özellikle de KOBİ’lere
ulaşma imkanının önemine dikkat çeken
Kutlucan, böylece 2015 yılında KOBİ’leri
çok daha net biçimde hedefleyecekleri-
kendi gücümüzle Büyümeyi
sürdüreceğiz
“Uzmanlaştığımız alanların yanı sıra farklı sektörlerde de uzmanlığımızı sunmak,
ayrıca KOBİ’lere erişmek istiyoruz. Mirsis
olarak bir olgunluk seviyesine geldik ve
daha da güçlü bir büyüme hedefliyoruz.
‘Verimlilik’ ve ‘proaktif’ olma önceliği ile
hareket ediyoruz. Bu da belli bir birikim
oluşturmak, teknolojik gelişmeleri ve bunun sektörlere yansımalarını doğru ve
erken okuyabilmek demek. Bu stratejimiz yabancı şirketlerin de ilgisini çekiyor,
bu bize gurur veriyor. Ancak şu an ana
hedefimiz gelişim ve yenilenme, bir Türk
firması olarak emin adımlarla ilerleyişimizi sürdürmek.”
Her şey dijitalleşecek! Hazır mısınız?................................................10-12
Tüm sektörlerde fark yaratan danışmanlık....................................14-15
Kurumsal mimari, iş modelinin temel parçası..............................16
Hizmet algısına profesyonel dokunuş ............................................18-20
M2M
D
ünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking, yapay zekanın çok hızlı geliştiğini ve yavaş yavaş insanların
kontrolünden çıktığını belirtti. Hawking,
insan zekasını geride bırakmaya başlayan
yapay zekanın, insanlığın sonunu getirmesinden endişe duyduğunu vurguladı.
Gelişen teknolojinin savaşları, hastalıkları
ve açlık gibi problemleri sonlandıracak seviyeye gelebileceğini söyleyen Hawking,
buna karşın insan liderlerinin ve silah üretimine dayalı ekonominin teknolojiyi kendi
çıkarları doğrultusunda kullanabileceğini
öngörüyor. Sonuç olarak insanı kendi ürettiği yapay zekanın ölümcül olabileceği sonucuna varıyor.
Makineler ve
insanların ilişkisi
2015’te değişecek
M2M / 22-24
Bu endişeli öngörünün yakın zamanda
hayat bulması beklenmese de tahmin
Hawking’den geldiği için azımsamamak
gerekiyor. Peki, bizler teknolojik cihazları kendi işimizin gelişimi için kullanabilir
miyiz? Gartner, 2015 ve sonrası için öngörülerini açıkladı. Yapılan son araştırmalara göre, 2015 yılında en fazla dijital iş
yaşamı artış göstererek insan ile makine
arasındaki ilişki farklı bir boyuta geçecek.
Makineler artık daha fazla insani özelliklere
sahip olacak ve her kişiye farklı davranma
gibi yetileriyle öne çıkacak. Artık insanlar
ile robotların neredeyse birer iş arkadaşına
dönüştüğü zamanlara geçiyoruz.
Gartner’ın öngörüleri şu şekilde sıralanıyor:
• 2018 yılında dijital işlerde iş süreçlerindeki çalışanlara ihtiyaç yüzde 50 azalacak
ve geleneksel modellere kıyasla önemli dijital iş olanakları yüzde 500 artacak.
2016 yılında dijital dönüşüm inisiyatiflerinin yüzde 50’si yönetim zafiyeti yaşayacak.
Bu sebepten dönüşüme ayak uyduramayan şirketleri önemli piyasa kayıpları bekliyor. Sosyal medya ve mobil teknolojilerdeki
tüketici davranışlarına bağlı artış önemli bir
fark yaratmaya hazırlanıyor. Özellikle geçtiğimiz yılın en fazla konuşulan konularından
olan drone’lar hızla yaygınlaştı. Örneğin,
buzdolabı artık eksik olanları anlayarak
markete haber verebiliyor, robotlar marketteki gerekenleri topluyor ve drone’lar
kapıya kadar servis yapabiliyor. Böylece iş
gücünde önemli ölçüde azalma yaşanıyor.
Teknolojinin bir gün işlerimizi elimizden
alacağı fikrine de birkaç adım daha yaklaşıyoruz. Özellikle düşük eğitim seviyesi ve
gelire sahip olan kişilerin iş bulma ihtimalleri zorlaşacak.
te en yüksek değerli halka arzlar fiziksel lojistik ile dijital pazarları bir araya getirebilen
girişimlerden oluşacak. Dünya ekonomisi
Uber ve Airbnb gibi önemli girişimlere şahit olmaya başladı. Bu tür işletmeler çok
karmaşık düzenlemelere ve market dinamiklere sahip olduğu için bazı zorluklar
da yaşayacaklar. 5 yaşın altındaki birçok
şirketin milyarlarca dolara varan yatırımlar
alacağı bir yıl yaşayabiliriz.
• 2018’de akıllı makineler ve endüstriyel
hizmetler sayesinde işletme operasyonlarındaki toplam sahip olma maliyeti yüzde
30 oranında düşecek.
İşletmeler artık çok daha hızlı, ucuz ve
daha iyi ürün ve servisler görmek istiyorlar.
Bununla birlikte her an her yerde destek
almayı sıradan bir sürecin parçası olarak
görüyorlar. Evet, akıllı makineler insanların
• 2017 yılında bilgisayar algoritmalarıyla
piyasaya çıkacak dijital oyuncularda önemli bir artış
gözlenecek.
2015 ile birlik-
Mobilite ve akıllı uygulamaların artışıyla iş yaşamındaki
süreçler kolaylaşırken, makinelerin yükselişine 2015 yılında
tanık olacağız.
Makineler ve insanların ilişkisi 2015’te değişecek ................................22-24
GÜVENLİK / 26-30
2015 yılında kurumların
başına daha fazla ne gelebilir?................................................................ 26-30
BULUT BİLİŞİM
2015’te işletmeler
karma buluta yönelecek
2015’te BT sektörünün yeniden şekillenmesinde Veri Gölleri
ve Karma Bulut etkin rol oynayacak. İşletmelerin artan veri
yükü doğrultusunda entegre ve esnek bulut çözümlerine
talebi artacak.
Özge Karataş
[email protected]
Abone ve Dağıtım Sorumlusu
Mirsis Yönetici Ortağı
Gül Düzgider
kOBi’ler hedefte
2015 Türkiye için ‘verimlilik yılı’ olmalı...........................................6-8
Perihan Kıtay Özden
[email protected]
Gizem Güç
[email protected]
Müşterilerin beklentileri ve iş akışları birbirinden çok farklı olduğu için genel olarak bir ‘kişiselleştirme’, yani müşteri ortamında, müşteriye uygun bir modelleme
yapmak şart. Sektör odaklı uzmanlıklarla
anlam kazanan bu gereklilik, Mirsis’in
çalışmalarının da temeli.
Mirsis, İstanbul’da Ataşehir’de merkez
ofisinin yanında, Kocaeli Teknopark’ta
Ar-Ge birimine de sahip. Müşteri ortamında görev yapan Mirsis çalışanları dahil olmak üzere 200’e yakın istihdamla
faaliyet gösteriliyor. Mirsis servis kataloğunda yer alan servislerin kategorize
edildiği bir süreçte olduklarına işaret
eden Gül Düzgider, detayları şöyle anlatıyor:
“İlgili sektörlerde danışmanlık hizmetlerinin yanında, Türkiye İş ve İşçi Bulma
Kurumu’ndan aldığımız yetkiye istinaden Seçme ve Yerleştirme Birimimiz
ile kurumların istihdamlarına personel
sağlıyoruz. Temel hizmet alanımız danışmanlık hizmetleri ve bu konudaki ArGe çalışmaları ile bu başlıkta daha da
çeşitlilik sağlamak 2015 yılı önceliğimiz.
Bunun bir örneği Ar-Ge çalışmalarımızın
BT yatırımlarında rutinden çıkma zamanı......................................4-5
Görsel Tasarım
Nevzat Karataş
[email protected]
Mukadder Keskingözler
[email protected]
REKLAM SATIŞ GRUBU
Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Zehra Sevimli
[email protected]
Mirsis Genel Müdürü
etkin olarak devam ettiği mobil çözüm
ve hizmetlerimiz.”
Çeşitlilik daha da artacak
Başarının kanıtı küresel sertifika
B
T dünyasında yaşanan değişiklikler her geçen yıl daha da heyecan
verici bir boyuta ulaşıyor. Sektörde
eşzamanlı olarak dönüm noktası niteliği
taşıyacak iki önemli konu karşımıza çıkıyor:
Veri Gölleri ve Karma Bulut. EMC, BT dünyasını yeniden şekillendirecek bu iki önemli
konuya ilişkin görüşlerini paylaştı.
EMC’den yapılan açıklama şu şekilde
gerçekleşti: “Bu öngörünün gerçekleşme
ihtimalini güçlendiren en önemli unsur,
üretilen ve üretilmeye devam eden dev
miktarlarda verilerin her tür veri depolama sisteminde, her açıdan talep yaratıyor
olması. Özellikle, yapılandırılmamış veriler
alanında veri depolamada her iki senede
bir, iki kattan fazla büyüme yaşanıyor.
Yapılandırılmış ya da yarı yapılandırılmış
verilerde ise, yıllık yüzde 20 ve üzerinde
büyüme görülüyor. Bu büyüme finansal
hizmetlerden, yaşam bilimlerine; sağlık hiz-
metlerinden üretim sektörüne kadar birçok
sektörde yaşanıyor.”
EMC, işletmelerin istihbarata dayalı kararlar
alma konusunda verilere her geçen gün
daha fazla güvenmesinin, veri depolamayı altyapı sisteminin en önemli ve gerekli
bileşeni haline getirdiğini belirerek, “Veri
miktarında bu düzeyde bir artış, verilerin
kurumsal varlık olarak önemi de göz önüne
alındığında, işletmeleri veri depolamanın
artan maliyetini ve karmaşıklığını azaltmaya yönelik önlemler almaya yöneltiyor. Bu
eğilimin, veri depolama altyapısını kullanan
mevcut ve gelecek uygulamaların gerek
duyacağı kapasite ya da performans ölçeklendirmesinden ödün vermeden gerçekleştirilmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.
EMC açıklaması, maliyet ve performansı
dengeleme ihtiyacının, işletmelerin veri
depolama kaynak yönetiminde ve bulut,
dosya, işlemsel ve analitik iş akışlarını içeren veri depolama altyapılarında, yenilikçi
çözümler arayışına girmelerine neden olacağını belirtiyor.
Veri gölleri, siloların yerini
alacak
İlerleyen dönemlerde geleneksel silo-tabanlı veri depolama altyapılarından konsolide
veri göllerine geçişin yaygın bir biçimde
benimsenmesi bekleniyor. Veri gölleri, akıllı
yazılımlar tarafından yönetilen ve dev miktarda veri artışı ve buna bağlı performans
gereksinimlerine göre ölçeklenebilen yapısıyla tercih ediliyor.
Hadoop’un desteğiyle veri gölleri, işletmelerin veri göllerinin temellerinde depolanan
büyük miktardaki verilerinden değer sağlamalarına olanak sağlayacak. Veri gölleri,
işletme içinde iş akışı optimizasyonunu
sağlayacak ve dev miktarda verilerin yönetimini ve bu verilerden değer sağlanmasını
ekonomik hale getirecek. Ancak veri göllerine geçiş süreci hafife alınabilecek bir
süreç değil. Veri gölünün temelini oluşturan
BULUT BİLİŞİM / 32-33
mimarinin, işletmenin veri türleri ve iş akışlarına uyumlu olmasını sağlamak için belli
bir düzeyde planlama ve analiz gerekiyor.
Bazı işletmeler, birden çok çeşit veri gölü
barındırabilir: ultra yüksek performanslı
işlemsel ve analitik iş akışları için bir veri
gölü; Egzabayt ölçekli coğrafi bazda dağıtılmış nesne veri gölü; dosya-tabanlı çoklu
protokollü veri gölü ve hatta ultra yüksek
performans ölçekli flash mimarileri ve çekirdekte yüksek kapasiteli coğrafi ölçekli
platformları bir araya getiren veri gölü.
2015’te işletmeler, her alanda tasarrufa
yönelecek
Birçok işletme bilgi-işlem, veri depolama ya
da her ikisi için bulut altyapısına geçiş sürecine girmiş durumda. Veri göllerine paralel
olarak 2015, karma bulutun işletmelerin
bulut depolama stratejilerine hükmedeceği; yüklü arşiv verilerine bağlı olarak aşırı
doluluktan patlama noktasına gelen veri
havuzları için kurum dışı hizmet sağlayıcılardan yararlanılacağı bir yıl olacak.
Karma bulut yaklaşımını sınırlandıran unsur; geçiş sürecini sorunsuz bir şekilde
yönetecek ve kurumsal sistemle bulut altyapısını entegre edecek bir akıllı uygulama
yönetim katmanının eksikliği olarak belirlenebilir. Bu kaynak yönetimi katmanı ile, veri
merkezi içinde yönetimde çalışan sayısını
azaltmak, kullanım alanından tasarruf etmek ve aynı zamanda enerji ve soğutma
maliyetlerini düşürmek mümkün. Bu önemli düzeyde tasarruf da karma modele geçişi
haklı çıkarıyor.
Karma model yalnızca veri depolama ile
ilgili değil. Aynı zamanda işletmelerin kendi
bulut bilişim ayakizlerini oluşturmalarına
ve altyapıyı öncü bulut hizmetleriyle tamamen bir arada çalışabilecek şekilde hizmet
olarak sunmalarına olanak sağlıyor. Bu genişletilebilir bulut çözümlerinin geleceği,
gezegendeki en hızlı büyüyen açık kaynak
bulut platformu olan OpenStack teknolojisine bağlı olacak.
2015’te işletmeler karma buluta yönelecek...................................... 32-33
E-TİCARET / 34-35
Yönetim Yeri:
BThaber Yayıncılık ve
Etkinlik Hizmetleri A.Ş.
Fetih Mah. Tahralı Sokak Kavakyeli Plaza
C Blok 7/5 34704 Ataşehir/İSTANBUL
Tel 0216- 291 13 90
ISSN 1300-6495
E-ticaret sektörü 2015’te hız kesmiyor............................................... 34-35
İnovasyon
Türk yöneTiciler
inovasyon için risk
almaya hazır
Türk yöneticiler, inovasyona ayrılmış fon
ve teşviklere ulaşmak isteyen şirketler
için kamu yetkililerinin bürokrasi ve
formaliteyle mücadele etmesi gerektiği
konusunda güçlü bir kaygı ifade ediyor.
G
Baskı
Apa Uniprint San ve Tic. A.Ş.
Hadımköy İstanbul Asfaltı Ömerli Köyü İstanbul
Tel 0212-798 28 40.
BThaber kontrollü abonelik sistemiyle
dağıtılmaktadır.
Fiyatı 1 Yeni Kuruş (KDV dahil)
BThaber, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun
2/f maddesi hükmü gereği ‘yerel süreli yayın’dır.
tarafından dağıtılmaktadır.
2
eneral Electric (GE) tarafından her
yıl yapılan Küresel İnovasyon Barometresi’nin sonuçlarına göre, Türkiye’de iş dünyasının üst düzey yöneticileri
inovasyonun gerek ekonomi gerekse insanların yaşam standartları üzerinde olumlu
bir etki yarattığına inanıyor. Araştırmanın
sonuçlarında, öngörüye dayalı bilgi ve endüstriyel internetin giderek artan önemi,
inovasyon çalışmalarında işbirliğinin etkisi,
Türkiye’nin mevcut inovasyon yapısı ve şirketlerin fonlara ulaşmak ve destek almakla
ilgili beklentileri öne çıkıyor.
İNOVASYON / 36-37
Araştırmada, Türk şirketlerinin inovasyonda başarılı olmak için nitelikli iş gücüne yatırım yapılmasını gerekli gördüğü ortaya çıkıyor. Türk yöneticilerin yaklaşık yüzde 90’ı
(yüzde 64’lük küresel ortalamaya kıyasla)
büyümek için müşterilerin anlaşılması ve
piyasada meydana gelen değişimlerin öngörülmesinin önemli olduğunu belirtirken
yüzde 87’si yaratıcı davranışlar ile yenilikçi süreçlerin teşvik edilmesinin gerekli
olduğunu düşünüyor. Ayrıca inovasyonu
olumlu bir güç olarak kabul ediyorlar ki yö-
neticilerin yüzde 84’ü inovasyon sayesinde
Türkiye’deki insanların 10 yıl öncesine göre
daha iyi bir yaşam sürdüğü konusunda
hemfikir olduğunu belirtiyor.
Başarılı bir inovasyon için müşterilerin
anlaşılması ve piyasadaki değişimlerin
öngörülmesinin gerekliliği Türkiye’deki
yöneticilerin yüzde 90’ı tarafından en büyük öncelik olarak görülüyor. Araştırmaya
katılan yöneticilerin yaklaşık yüzde 84’ü
gelişen teknolojilere hızla uyum sağlanması ve uygulamaya geçilmesinin başarılı bir
inovasyon için önemli bir öncelik olduğunu
belirtiyor. Yöneticilerin yüzde 83’ü yetenekli ve kalifiye çalışanların cezbedilmesi ve
kurumda tutulması gerekliliğini vurguluyor
ki bu oranın geçtiğimiz yılın sonuçlarına
göre 13 puan arttığı görülüyor.
ÖngÖrüye dayalı bilgiye olan
ilgi artıyor
Türkiye’de, yüzde 53’lük küresel ortalamaya kıyasla, öngörüye dayalı bilgi son derece
takdir ediliyor ve yöneticilerin yüzde 77’si
analiz ve öngörüye dayalı bilgi kullanmanın
hayati önem taşıdığını söylüyor. Türkiye’deki yöneticilerin yüzde 38’i, şirketlerinin “Büyük Veri”den en üst seviyede fayda sağlamak için tamamen ya da oldukça hazır
olduğunu belirtirken, küresel düzeyde bu
oran yüzde 25’te kalıyor.
Sonuçlar ayrıca büyük veri ile endüstriyel internetin Türk yöneticilerinin öncelikli konuları arasına girmekte olduğunu
ortaya koyuyor. Türk yöneticilerin yüzde
63’ü endüstriyel internetin iş piyasası
üzerinde olumlu ya da nötr bir etki yaratacağını belirtiyor.
Açık küresel bir ağ olarak endüstriyel internet, öngörüye dayalı çözümler için insanları, verileri ve makineleri birleştiriyor.
GE, müşterilerine bu alanda toplamda 24
adet çözüm sunuyor ve bunların 14’ü kamuoyu ile geçtiğimiz dönemde paylaşıldı.
Çözümler, makinelerin ve tüm faaliyetlerin
yönetiminde esneklik sunarak, nitelik ve
operasyon optimizasyonu sağlıyor, daha iyi
çalışılmasına, daha az enerji harcanmasına,
daha verimli hizmet verilmesine ve plan dışı
aksama sürelerinin asgari seviyeye düşürülmesine yardımcı oluyor.
inovasyon, işbirliği ile küresel
bir oyun haline geliyor
Türkiye’deki yöneticiler, yüzde 64’lük
küresel ortalamanın oldukça üzerine
çıkan ve 2013’e göre 16 puanlık bir
artışa karşılık gelen yüzde 76’lık oranla işbirliğinin değerini giderek daha
çok takdir ediyor ve işbirliğine dayalı inovasyon faaliyetlerinin getirdiği
kazançların geçtiğimiz yıla göre artış
kaydettiğini söylüyor. Üniversitelerle
kurulan işbirlikleri, TÜBİTAK ve benzeri
kuruluşlarla yapılan ortak çalışmalar ve
Teknopark’ta açılan inovasyon merkezleri artık Türk iş dünyası için birer odak
noktası haline geliyor.
Türkiye’deki yöneticilerin yaklaşık yüzde
72’si inovasyonun küresel bir oyun olduğunda hemfikir olmanın yanı sıra dünyada yeteneklerin, fikirlerin, öngörülerin
ve kaynakların bir araya getirilmesinin
inovasyonda başarı sağlamadaki en etkin yol olduğunu ekliyorlar. Yöneticilerin
yüzde 76’sı işbirliğinin değerini takdir
ediyor ve fikri mülkiyet ihlalleriyle ilgili
risklere rağmen işbirliğinin almaya değer
bir risk olduğuna katılıyor.
Türkiye’deki inovasyon yapısı gelişiyor
Yöneticilerin dörtte biri (yüzde 25) Türkiye’nin inovasyon yapısının diğer marketlere kıyasla
son derece zorlu olduğunu düşünürken, araştırmaya katılanların yarısı Türkiye’nin bu yıl inovasyona destek sunan bir ortam yarattığını belirtiyor. Yöneticilerin yüzde 57’si, inovasyona yönelik devlet desteğinin etkin bir şekilde organize edildiği konusunda aynı fikri taşıyorlar. Kamu
yetkililerinin inovasyon şirketlerine yönelik mali desteği diğer ülkelere kıyasla daha tatminkâr
görülüyorken, yöneticilerin yüzde 60’ı kaynakların yeterli bir kısmının inovasyon şirketlerinin
desteklenmesi için tahsis edildiğine katılıyor.
Türk yöneticiler, yüzde 87’lik küresel ortalamanın çok üstünde bir oranla (yüzde 100), inovasyona ayrılmış fon ve teşviklere ulaşmak isteyen şirketler için kamu yetkililerinin bürokrasi ve
formaliteyle mücadele etmesi gerektiği konusunda güçlü bir kaygı ifade ediyor. Yöneticilerin
yüzde 95’i geçen yıl yine bu konuyu Türkiye’deki en büyük sorun olarak ifade etmişti. Türk
yöneticiler için ikinci öncelik yüzde 85’lik küresel ortalamanın üstünde bir oranla (yüzde 98),
diğer ülkelerle araştırma konusunda işbirliği yapılmasının kolaylaştırılması, yüzde 97’si de öğrenci müfredatlarının iş ihtiyaçlarına göre daha iyi uyarlanması gerektiği görüşüne sahip olduğu
ortaya çıkıyor.
1
Türk yöneticiler inovasyon için risk almaya hazır ............................ 36-37
UYGULAMA DÜNYASI / 38 40
İş süreçlerini hızlandıracak uygulamalar ............................................ 36-40
İLK SÖZ
VİZYON
BT yatırımlarında
rutinden çıkma zamanı
2015 Gartner CIO Gündem Raporu, önceliğin
dijital olduğunu açık bir biçimde ortaya koyuyor. Öyle ki,
bu önceliği doğru anlayıp kurgulamak her sektörde ve her
ülkede kazananları ve dolayısıyla kaybedenleri belirliyor.
İ
ş dünyasının son yıllarda aklı fikri bulut
bilişim, mobilite, sosyal medya, büyük
veri gibi unsurlarda. Tüm bu başlıklarda kurumsal ihtiyaca uygun yatırımların
yapılması, bundan sonraki adımlara, yeni
sayısal teknolojiler, eğilimler, fırsatlar ve
kaçınılmaz olarak tehditlere hazır olmayı
gerekli kılıyor.
Bu arada, kurumsal sayısallaşma
adımlarında önderlik rolü artık sadece
CIO’da değil. Çünkü artık BT ve yenilikler konusunda farkındalık seviyesi son
derece yüksek CEO’lar işbaşında ve onların CIO’lardan beklentileri ön planda.
Yani gelişen bir rol dağılımı var. Araştırmaya göre, bu aynı zamanda fırsat
demek ve bu yolda CIO’ların da önce
‘dijital’ felsefesini tümüyle benimsemesi şart. Buradan da anladığımız gibi,
konu sadece bilişim konusunda yetkin
CEO’lar değil, geleneksel komuta-kontrol yapısını vizyon ile geliştirmeyi beceren CIO’lar. Yani geleneksel kabukları
terk etme ve dijital liderlik yolunda ilerleme zamanı.
4
reçlerin etkinliğinden daha da önemlisi
rekabette öne çıkan yeni ürünler, hizmet ve iş modelleri ortaya koymak.
Sayısallaşma bu açıdan bakıldığında,
her ölçekte her sektörden şirketin dönüşümü anlamına geliyor. Bu dönüşüm
hiç olmadığı kadar yoğun fırsatları ortaya koyduğu gibi, CIO ve BT birimleri
için yepyeni mücadeleler anlamına geliyor.
Dijital fırsatlar her yerde, ama bu yıl
araştırmaya katılan CIO’ların yüzde 89
gibi büyük çoğunluğunun hemfikir olduğu bir unsur var: Dijital dünya; yeni,
eski bilinenlerden tamamen farklı ve
daha yüksek seviyede risk demek. Ve
yüzde 69’luk kesimin yanıtlarına göre,
bu devleşen tehditler karşısında risk yönetimi disiplini aynı hızda gelişim sergilemiyor. İşte bu nedenle söz konusu
gelişimin paralelinde, CIO’ların kurumsal performansla riski dengeleme becerilerini geliştirmeleri şart.
Kurumsal BT’de üçüncü devir:
Sayısallaşma
Bulut, mobil, sosyal ve bilgi
daha da öne çıktı, merkeze
geldi
BT başlığında kurumsal hayatta üçüncü bir devir başladı. Bilgi ve teknolojinin
birleşiminin iş hayatında köklü değişim
ve faydaları yarattığı bu dönemde iç sü-
Gartner’ın ‘Nexus of Forces’ olarak adlandırdığı bu dörtlü, kurumsal BT yapılarında önemini artırıyor. Ancak BT
bütçelerinin kayda değer bir büyüme
sergilemediği de aşikar. CIO’lara göre,
BT harcamalarının yüzde 79’u varolan
BT yapısına gidecek. Ama ‘dijital inovasyon’ kavramının bu gibi rutin BT
harcamalarının ‘dışında’ yer aldığını
bilmek şart.
Araştırmaya katılan CIO’ların 2015 yılı
5 yatırım önceliğin 3 tanesi iş zekâsı
ve analitik, bulut ve mobil olarak sıralanıyor. Ama mevzu, bu öncelikleri
kurumda teknik yaratıcılıkla konumlandırıp sonra geleneksel iş rutine devam
etmek de değil. Yani standart bir yatırımdan daha fazlasını yapmak gerek.
Dijital teknolojinin yeni dalgaları hiç
olmadığı kadar hızlı geliyor. Bu nedenle
yeni teknolojileri ve eğilimleri kurumsal
hayatta, ürün ve hizmetlerde konumlandırmaktan daha fazlasını yapmak,
kurumsal bir dönüşümü hayata geçirmek gerek.
Bu kolay bir iş değil, tamam, ama araştırmada da dikkat çekildiği gibi, gelecek
en az 10 yılda her sektörün lider şirketleri için teknoloji odaklı inovasyon, kurum kültüründe bir standart olacak.
CIO’larda bir ‘lider’ yaklaşımı
gelişmeli
Araştırmaya katılan CIO’ların yüzde
9’undan fazlası şirketlerinde bir CDO
(chief digital officer) olduğunu belirti-
yor. Bu oran geçtiğimiz yılki araştırmada ise yüzde 6.6 idi. CEO araştırmasında da yüzde 40’tan fazla CEO, ‘dijital’
başlığındaki işleri üstlenen kıdemli bir
yöneticiye sahip olduğu bilgisini veriyor. Sözün özü, dijital liderlik rolleri
büyüyor ve dijital liderliğin fazlasıyla dinamik olacağı da aşikar. Tabi bu liderliğin, ortalama bir CIO ‘dan daha farklı
olduğunu da bilmek gerek. Kurumsal
dijital başarı için gereken dijital kültürel
devrimi başlatmak adına CIO’lar ve kurumların üç alanda liderlik söz konusu
olduğunda eski ve yeni arasında proaktif bir biçimde manevrayı becerebilmesi gerek: Bilgi ve teknoloji, değer, insan.
Liderlik ve yönetim
alışkanlıkları sil baştan
Rutin perspektiften dijital perspektife geçiş
Dijital bir dünyada başarılı olmak için kurumlar katı iç yapılarında dönüşümü hayata
geçirmek, bu yolda ilk adımı da kurumsal bir dijital perspektif kurgulayarak yapmalılar.
Önceliği dijital olarak belirleyip, BT yapısındaki ve yatırım önceliklerindeki rutini kırmanın
önem taşıdığı bir dönemde, iç işleyiş de buna uyum sağlamalı. Örneğin pasif bir raporlamanın yerini, yorumlara erişmek için sürekli aktif bir arama alışkanlığı almalı. Yani geriye
bakarak önünü görmeye çalışmak yerine, paydaşların yorumları ile ilerlemek, tahminsel
analizlerle ileriyi görmeye çalışmak şart. Mahşerin dört atlısı, yani Gartner’ın deyimiyle
‘Nexus of Forces’, bulut, mobil, sosyal ve bilginin buluşma noktası ve artık erişilmesi güç,
bazı şirketlere mahsus bir BT yapılanması, bilişim algısı değil. Tersine, tüm bu başlıklar
sayısal bir iş için vazgeçilmez parçalar. Farklı şirketler de bu gerçeğin bilincinde, yeni dijital
teknoloji ve eğilimleri keşfediyor, kurumsal yarışa farklı bir anlam katıyorlar.
Değer odaklı liderlikten ‘değerli olanı görebilen’ liderliğe geçiş
CIO’ların ve doğal olarak şirketlerin küçük bir bölümü yatırımlarını başlık başlık ayrıştırıyor. Ama araştırmada da dikkat çekildiği gibi, hele de BT odaklı yatırımlar, diğer yatırım
gerekçelerinden apayrı bir biçimde ele alınmalı. Gerçek fırsat ve faydayı görebilmek, bu
yeni yatırımla oluşan bütünü yönetebilme becerisini ortaya koyabilmek gerek. Burada da
kurumsal bir BT etkinliğinden ziyade, BT’yi kurumsal bir değer yaratma aracı olarak kullanabilmek gerekiyor. Bu arada CIO’ların BT değer ölçütlerini, kurumsal değerlerle birlikte
yeniden ele alması, yeni ölçüler ortaya koyması şart.
Sayısallaşma artık bir tercihten çok
daha fazlası, tüm kurumsal hayatın
merkezi ve süreçlerin hepsinin tepeden tırnağa değişmesinin kaynağı. Bu
tabloda bir CIO, ortaya harika bir BT
yapısı koyabilir. Ama bu zamanda bu
yetmez. Bunun yerine CIO’nun güçlü
bir lider rolü oynaması için benzersiz bir
dönemdeyiz. Bu liderlik, işin uçtan uca
dönüştürülmesi adına da bulunmaz
bir fırsat. Bu yolda CIO’nun görev ve
sorumluluklarını tam olarak bilip buna
uygun ve herkesin onayladığı adımları
atması, CEO ve diğer C seviyesindeki
Yatırımlarda öncelikler
Sıralama
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 Yatırım Başlığı
İş zekâsı / analitik
Altyapı ve meri merkezi
Bulut ERP
Mobil Sayısallaşma / Sayısal pazarlama Güvenlik Networking, ses ve veri iletişimi
Müşteri ilişkileri
Sektöre özel uygulamalar
Modernizasyon
Kurumsal uygulamalar
2014 (%)
41
31
27 26 24 17 13 12 11 9
7
6
2015 (%)
50
37
32
34
36
11
11
12
8
10
7
2
yöneticilerin desteği ile ilerlemesi artık
hiç olmadığı kadar önemli.
5
VİZYON
İLK
SÖZ
‘2015 Türkiye için
verimlilik yılı olmalı’
48 yıllık bir geçmişiyle Netaş, Türkiye’nin uçtan uca
iletişim ve teknoloji sektörlerindeki gelişiminin şahidi.
Türkiye’de önemli bir değer olan Netaş, Ar-Ge gücü ile
dünyayı da imrendiriyor.
2
014 yılında önemli kurumsal yenilikleri hayata geçiren
Netaş, organizasyonel bir
‘yeniden yapılanma’ ile daha verimli
ve daha da müşteri odaklı bir şirket
kimliğine kavuştu. Bu çalışmadan
önce, ilk etapta tüm Netaş çalışanlarına bir ‘değerler anketi’ ulaştırdıklarını söyleyen Netaş CEO C. Müjdat
Altay, bundan sonra da müşterilerle
bazı görüşmeler yaptıklarını belirtiyor.
Tüm bu verilerin anlamlı bir bütün
oluşturması ise ‘business unit’, yani
‘iş birimi’ yapısına geçişi beraberinde getirdi. Bu geçiş esnasında beş
tane genel müdürlük ortaya konuldu:
Kurumsal çözümler, kamu çözümleri, uluslararası çözümler, servis ve
hizmet sektörü ve son olarak Ar-Ge.
2014 Nisan’ında tamamlanan bu yapılanma ile müşteri odaklı organizasyon yapısının daha da güçlü biçimde
hayat bulduğunu vurgulayan Müjdat
Altay, müşterilerin geri dönüşlerinin
de olumlu olduğunu belirtmeden
geçmiyor.
Hedef pazarlarda başarı
Netaş için 2014’ü olumlu kılan
bir unsur da uluslararası pazar-
6
Netaş CEO
C. Müjdat Altay
larda elde edilen önemli başarılar
oldu. Cezayir’de kazanılan 64 milyon dolarlık proje ve bu kapsamda müşterinin tamamen bulut
bilişime geçmesi, yine Cezayir’de
mobil operatör ile imzalanan yaklaşık 70 milyon dolarlık çerçeve
sözleşmesini örnek gösteren Müjdat Altay, bunun dışında Bangladeş, Kazakistan, Azerbaycan gibi
ülkelerde de kapsamlı çalışmaları
olduğunun altını çiziyor. Türkiye
pazarındaki çalışmaların daha
da konsantre biçimde devam ettiğini vurgulayan Altay, tüm bu
adımlarla başarılı bir 2014 yılını
geride bıraktıklarını belirtiyor ve
ekliyor: “2015’in, 2014 yılından
çok daha iyi bir yıl olacağını öngörüyoruz.”
Doğru bir organizasyonun, doğru
sonuçları da hızla ortaya koyduğu
gerçeğine işaret eden Altay, bu
nedenle öncelikle daha verimli ve
daha hızlı hareket eden, daha güçlü bir Netaş olacağının altını çizdi.
“2015 yılının Türkiye için ‘verimlilik
yılı’ olması gerektiğini düşünüyorum” diyen Altay, bu düşüncesini
şu sözlerle detaylandırıyor:
Verimliliğin sırrı
BT’de saklı
“FATİH projesinde 4 bölge için düzenlenen 250 milyon TL’lik ihalede
en iyi fiyatı biz verdik. Önümüzdeki günlerde sözleşme imzalamayı
bekliyoruz. Bu ihale, FATİH Projesi
kapsamında söz konusu bölgelerdeki okullara internet götürülmesi
ve Wi-Fi sunumunu kapsayacak.
Ancak küresel hareketlilik devam
ediyor. ABD ve Avrupa’nın faiz başta olmak üzere birçok konuda alacağı kararlar, Yunanistan ve Rusya
başta olmak üzere birçok ülkedeki
gelişmeler gündemde ve coğrafyamız oldukça karışık. Bunlar Türkiye için biraz daha zor bir 2015’i
işaret ediyor. Bunun yanında, yıl
ortasında bir de seçim var. Kaçınılmaz olarak, bu seçimin öncesi ve
sonrasında olacaklar da piyasalarda etkili olacaktır. İşte bu nedenle,
tüm bunlara bakınca 2015 yılında
tüm firmaların daha verimli olmaya ihtiyaçları var. Bu verimlilik de
BT yatırımlarından geçiyor. Biz de
2015 yılında, firmalara verimlilik
sağlayan bir kurum olarak daha
faal olacağız.”
Hareketliliğin kaynağı
4G olacak
Türkiye pazarının gelişim hızına
yönelik yorumunu sorduğumuz
Altay’a göre, pazarda son 3-4
yıldır bir durağanlık hakim. Yani
2003 yılında başlayıp 2011 yılına
kadar hızla devam eden genişbant
yayılımında bir yavaşlama oldu.
Bu aslında doğal” diyerek, birkaç
yıl hızlı koşunun ardından, bir soluklanma ihtiyacına dikkat çeken
Altay’a göre, aslında pazar bun-
Ar-Ge öncelikleri net
Yerli bir siber güvenlik sistemine yönelik ciddi bir ekip kurduklarını, siber güvenlikte çözümler ve ürünler geliştirdiklerini söyleyen Altay, 2015 yılında bu birimin çalışmalarının da artarak devam edeceğini vurguluyor. Netaş, Ar-Ge alanında öncelikle iki
temel konuya odaklanıyor. Bunlardan ilki VoIP ve çoğul ortam iletimini içeren yeni
nesil iletişim teknolojileri. Bu alanda dünyanın ilk 10 firmasından biri olduklarının altını çizen Altay, “Türkiye’de geliştirdiğimiz ürünler, bugün dünya pazarında yaklaşık
yüzde 20 paya sahip” bilgisini ekliyor. Netaş’ın Ar-Ge’de odaklandığı ikinci ana konu
ise sayısal sinyal işleme, yani DSP. Bu alanda da Türkiye’ye ek olarak bölge ülkeleri
arasında en iyi firma olduklarının altını çizen Altay, şunları söylüyor:
“4G için OFDM tabanlı çalışmayı ancak DSP konusunda dünya standartlarında olan bir
firma yapabilir. Texas Instruments’ın 4G konusunda çıkardığı DSP’yi dünyada ilk kullanan firmayız. Bu alanda bizim Ar-Ge’mizle ortak çalışmaları da oldu. İşte bu nedenle
DSP ikinci önceliğimiz. Savunma Sanayii’nde bu başlıktaki çözümlerimizi kullanıyoruz. DSP’mizle dünyada yapamayacağımız şey yok. 4G bunun ispatı.”
dan sonra yine hareketlenecek.
Çünkü 4G giderek gündemde öne
çıkmaya, bu konuda açıklamalar
artmaya başladı. Ama Altay, bu
konuşmalar esnasında dikkat edilmesi gereken hususlara da işaret
ediyor. Örneğin, Türkiye’nin fiber
altyapısının 4G için yeterli olup
olmadığı. 4G’nin altyapısal ihtiyaçlarının fiber ihtiyacı anlamını
taşıdığını vurgulayan Altay, bu
nedenle 2015 yılından başlayarak BT yatırımlarının yeniden hız
kazanacağı kanısında. Kamunun
farklı yöntemlerle fiberin önünü
açması beklentisine karşılık, belediyelere de önemli görevler düşüyor. Türkiye’de fiber altyapının
artmasına paralel, 2016 yılının ilk
yarısına kadar verilmesi planlanan
4G lisansları, Müjdat Altay’a göre,
BT sektörüne de büyük canlılık getirecek.
KOBİ’lerin bulutla
tanışması gerek
Kamu sektörü, 2003 yılından bugüne, e -devlet projelerine büyük
önem verdi ve böylece bu alanda
dünyayı imrendiren adımlar atıldı. Ama bu kullanımın özellikle
KOBİ’lere doğru hız kestiği de bir
gerçek. KOBİ’lerin hem e-dönüşüm
projelerine daha uzak olduğu hem
kendi firmalarında BT yapılarını kıt
kaynaklarla kurup ayakta tutmaya
çalıştıkları görülüyor. KOBİ’lerin
çok da verimli çalışmadığı gerçeğine dikkat çeken Altay, bu eksende
Netaş’ın KOBİ’lere yönelik planlarını şöyle anlatıyor:
7
VİZYON
İLK SÖZ
“Eğer KOBİ’ler verimliliklerini artırıp büyük bir hamle yaparlarsa,
Türkiye’nin orta gelir tuzağını aşması da mümkün. Bulut çağındayız ve bu yapı en önemli faydayı
da KOBİ’lere sunuyor. Sonuçta bir
zamanlar büyük ölçekli şirketlerin
eriştiği teknolojilere artık KOBİ’lerin
de erişme şansı var. Netaş olarak
2015 ve 2016 yıllarında KOBİ’lere
yönelik çok daha zengin çözümlerimizle karşılarına çıkacağız.”
Verimli işbirliği ile gelişen 4G
Aselsan, Türk Telekom bünyesindeki Argela ve Netaş bir konsorsiyum olarak 4G baz
istasyonu geliştirdi. Netaş, OFDM teknolojisini kullanarak 4G baz ünitesini, Aselsan
RF ünitesini, Argela da self-operating network kısmını geliştirdi. Bu yapıyı bize anlatan Müjdat Altay, laboratuvarlarında 4G sinyalleriyle haberleşmeyi başlattıklarını,
HD TV yayınlarının 4G üzerinden geçtiği bilgisini veriyor. ‘Sürüm 11’ denilen, dünya
standartlarında son sürüm olan yapı ile 4G’yi geliştirdiklerini söyleyen Altay, şöyle
devam ediyor:
“Küresel rekabette teknik olarak hiçbir eksiği olmayan, hatta fazlası olan güzel bir ürünün geliştirmesi tamamlandı. Artık bunu ‘ürünleştirme’ çalışmaları yapılıyor. Bu ihale
sürecinde bize itibar eden müşterilerimize 4G baz istasyonu verebilecek durumdayız.
Bu da bizi farklı kılan bir özellik.”
Yurtdışında rota net
2000’li yıllarda Türkiye’de önemli
BT yatırımlarına imza atıldı. Netaş
da bu gelişim ışığında öncü ve yaratıcı Ar-Ge’si olan bir şirket olarak,
tüm bu gelişmelerin bir parçası
oldu. Türkiye’de böylece bütünsel
bazda elde edilen deneyimi yurtdışına taşıma hedefi de böylece
güçlendi. Burada öncelik, aslında
Netaş’ın felsefesi ile kendini gösteriyor: Yaptığımız tüm çalışmalar,
Türkiye için fayda yaratmalı. İşte
bu felsefe ışığında, kamu ve özel
sektörle birlikte yapılan yatırımlarla erişilen gücü bu coğrafya ile
paylaşmak, bir teknoloji ağı kurup
teknoloji gücü yaratmak, civar ülkelere de bu teknolojiyi aktarmak
Netaş’ın önceliği halini aldı. Ama
bu öncelik, yine Netaş’ın stratejisi ile bütünleşiyor: Her yerde iş
yapmak değil, Türkiye dışında 4-5
ülkede daha derinleşmek. Kuzey
Afrika, Türk Cumhuriyetleri, Bangladeş işte bu nedenle Netaş’ın yurtdışı planlarında önceliği alıyor.
Veri merkezleri merkezi
olabiliriz ama…
Türkiye’nin, bölgede bir ‘veri mer-
8
Enerji sektörüne Netaş dopingi
Enerji sektörünün özelleşmesi Türkiye için önemli bir adım oldu. Şirketlere kayıp oranlarının azalması, enerjinin daha verimli biçimde ülke sathına yayılması gibi hedefler
de verildi. Bu çerçevede enerji sektöründeki tüm şirketler, daha verimli biçimde çalışmak ve daha iyi hizmet sunmak için çalışıyor. Geldiğimiz noktada enerji şirketlerinin
önceliği hem büyük veri hem enerji verimliliği hem enerjinin analitiği konusunda ciddi
yatırımlar. Netaş da bu alanda birçok enerji firması ile çalışmalar yapıyor. Enerji firmalarına hem yazılım hem donanımla ilgili çözümler sunuluyor. Türkiye’de bu konuda
en uzman firmalardan biri olan Netaş, sektöre özel yazılım ve sistem çözümlerini her
geçen gün geliştiriyor.
kezi’ noktası olması gerektiği, giderek daha yoğun bir şekilde dile
getiriliyor. Türkiye pazarında bu
başlıktaki ihtiyaçlar da herkesin
malumu. Netaş olarak müşterilerine veri merkezleri kurduklarını, bu
kurulumlarda danışmanlık hizmetleri verdiklerini, sonuçta veri merkezleri konusunda Türkiye’nin en
iyi şirketlerinden biri olduklarını belirterek sözlerine başlayan Müjdat
Altay, bu konudaki çalışmalarını
şöyle detaylandırıyor:
“Veri merkezi kuran bir müşterimize müşteri getirmek birinci önceliğimiz. Kendi veri merkezimizi
kurmaktan ziyade, biz onlara kurduğumuz veri merkezlerini doldurmak, daha verimli hale getirmek
odaklı uzun soluklu bir yol haritası
çizdik. Türkiye, veri merkezleri konusunda bölgede merkez olabilir,
civar ülkelere bu hizmeti verebilir,
ama Türkiye şu anda kendi açısından da veri merkezi kıtlığı yaşıyor.
Çok hızlı veri üretiliyor ve bunların
hepsini buluta atamazsınız. Bunların bazılarını kendi ülke sınırlarında
tutmanız lazım. İşte bu nedenle
Türkiye’nin daha çok veri merkezi
yapması gerek. Ayrıca, Türkiye’nin
bir ‘veri merkezi merkezi’ olabilmesi için veri merkezlerinin en büyük
maliyet kalemi olan enerjinin daha
uygun bedelle sunulması, en azından başlangıç aşamasında enerji
maliyetleri konusunda bir destek
sunulması lazım.”
9
VİZYON
Her şey
dijitalleşecek!
Hazır mısınız?
Ey üst düzey yöneticiler. İşinize sahip çıkmalısınız,
işinizin bilgisine sahip çıkmalısınız, işinizi teknolojiyle
yüceltmelisiniz. Günler sayılıdır.
Halil Aksu
B
T, yani bilgi teknolojileri
kavramını hiç alıcı gözle,
dikkatlice değerlendirdiniz mi? Bilgi ve teknoloji.
tüm potansiyelini realize edebilir mi?
Ne kadar büyük kavramlar. İkisi de
anlasa iyi olmaz mı? Bence çok iyi
yan yana. Bu kadar önemli iki kavra-
olur…
mı ve konuyu, bir yöneticiye mi ema-
10
Yoksa acaba her yönetici artık biraz
da bilgiden, biraz da teknolojiden
anlamak zorunda mı? Acaba epeyce
Bilgi çağı, bilgi toplumu, bilgi ekono-
net ediyorsunuz? Tek bir yönetici bu
misi, ve sair, ve sair. Bilgi çağına ger-
yükün altından acaba kalkabilir mi?
çekten girdik mi? Bilgi eşya kadar,
Bir yönetici acaba bu iki kavramın
servis kadar, ekmek kadar değerli
İLK
SÖZ
VİZYON
mi? Cevap vermeden önce iyi düşünün. Zira hemen ‘EVET! Kesinlikle!’
cevaplarını duyar gibiyim. Peki, bu
‘evet’in hakkını veriyor musunuz?
Bilgiye hak ettiği itinayı gösteriyor
musunuz? Emin misiniz? Bilançoda
görünüyor mu? HAYIR!
Ya teknoloji. Aklınıza yurt dışı seyahatinden son model telefonu getirmek geliyor. Çocuğunuza son model
oyuncağı almak geliyor. Eşinize sevgililer gününde ilginç bir cihaz almak
geliyor. Ama kendi işinizi düşünürken, teknolojiyi başkasına havale ediyorsunuz. Teknoloji dediğin nedir ki,
elinin kiri… Ama sohbet sofrasında
Silikon Vadisi’nin son haberlerinden
böbürlenerek bahsediyorsunuz.
Pazarlama bilgisiz hiç yapılabilir mi?
Üretim teknolojisiz hiç yapılabilir mi?
Finans, risk, yönetim, insan kaynakları acaba bilgi ve teknoloji kullanı-
larak daha iyi yapılamaz mı? Acaba
siz yapmazsanız, rakibiniz zaten
yapmayacak mı? Ya da sizin işinizi
çok daha keyifli yapan bir girişimci, sizin keyfinizi kaçırmayacak mı?
Evet, evet, evet. Niye seyirci kalmalı?
Niye illa yumurta kapıya dayanmalı?
Son katıldığınız konferansta bu fikirler zaten aklınıza yatmamış mıydı?
Hani o akşam yapmaya karar vermiştiniz. Sonra ofise dönünce hayatın
gerçekleri, günün koşuşturmaları sizi
hapsine aldı, gözünü yumdu, aklınızı
başınızdan aldı. Öyle mi?
Ey üst düzey yöneticiler. Bilgi ve teknoloji işi BT müdürüne terk edilecek
bir mevzu değildir! Evinizin tasarımını ustaya bırakırsanız, onun görgüsü
kadar eviniz olur. Çocuğunuzun bakımını bakıcıya bırakırsanız, terbiyesi
onun gibi olur. Böyle mi olmalı? Sizin
için değerli olan nedir? İşinize sahip
çıkmalısınız, işinizin bilgisine sahip
çıkmalısınız, işinizi teknolojiyle yüceltmelisiniz. Günler sayılıdır.
Drone’lar, insansız araçlar, robotlar,
internet bağlı eşyalar, büyük veri,
yapay zekâ, sanal gerçeklik, beyin
bilimi, genetik, nanoteknoloji, enerji
teknolojileri, 3 boyutlu yazıcılar, gömülü sistemler, giyilebilir teknolojiler
ve daha niceleri son sürat üzerimize
doğru gelen bir tsunami dalgasıdır.
İstesek de istemesek de, kullansak
da kullanmasak da gelmektedir.
Saklanma şansınız yok. Ya kölesi, ya
kullanıcısı, ya mağlubu, ya da bunları anlayan, ehilleştiren, kendi lehine
dönüştürüp, kurumunun, kendisinin, insanlığın yararına sunan, hatta
bunların daha alasını icat eden dahi
olabilirsiniz. Bu imkan varken, niye
sırtınızı çeviriyorsunuz…
Her yönetici bilgiden ve teknolojiden
anlamak, bunlara zaman, kaynak ve
özellikle de akıl ayırmak zorundadır.
Bilgi ve teknoloji dijital çağın, bilgi
toplumunun, yeni ekonominin temelini teşkil etmektedir. Her iş dijitalleşecek, er ya da geç, az ya da çok.
Ya siz yaparsınız ya da sektör size
yaptırır. Edilgen olmaktansa etken
olmak, erken davranmak, en azından
hazırlıklı olmak gerek.
Başka sektörlerden deneyimler edinin. Küçük pilot denemeler yapın.
Yeni ve özellikle yetkin genç yetenekleri bünyenize alın. Girişimcilerle işbirliği yapın, onları destekleyin.
İşinizi nasıl dijitalleştirebileceğinizle
ilgili bilene sorun, yardım isteyin. Dijital dünya için, dijital rakipler için,
yeni iş modelleri, stratejiler, prototipler hazırlayın, bunları hayata geçirin.
Bilginin ve teknolojinin gücü hep yanınızda olsun.
GelecekHane Kurucusu
12
VİZYON
Başarının kanıtı küresel sertifika
Mirsis’in önceliği, tüm hizmetleri belli kalite standartlarında sunmak. Bu önceliği, uluslararası bir yetkinlik belgesi ile teyit etmek ise küresel bazda ortak bir değer demek. İşte Mirsis, bu öncelikle 2014 yılında CMMI (Yetenek
Olgunluk Model Entegrasyonu – Capability Maturity Model Integration) servis belgesini alarak, önemli bir başarıya imza attı. Bu belgeyi Türkiye’de alan
ilk şirket unvanını da taşıyan Mirsis, bu sertifika için tam 3 yıl gerekli hazırlıkları yaptı. Bundan sonra yurtdışına daha net biçimde, referanslar ve uluslararası
geçerliliği olan sertifikayla odaklanmanın önünde bir engel yok. İç pazarda farklı
ihtiyaçları uçtan uca karşılamak, küresel bazda önde gelen entegratörlerle yürütülen
çalışmalar da Mirsis adına artı değerleri oluşturuyor. Bu artı değerlerin yarattığı farkı,
yabancı şirketlerle rekabet adına değerlendirmeyi amaçlayan Mirsis, CMMI gibi uluslararası
bir kalite belgesi ile bu yolda önemli bir katma değere imza attığını biliyor.
Tüm sektörlerde fark
yaratan danışmanlık
Mirsis, finans sektöründeki uzmanlığını, tüm sektörleri
kapsayan çözümler, yetkin bir danışmanlıkla geliştirmeyi
hedefliyor. KOBİ’ler de bu hedefte önemli bir yere sahip.
14
F
inansın yanı sıra, enerji ve sağlık
gibi önde gelen sektörlerde atılan
başarılı adımlar, bunu izleyecek
yeni adımların da habercisi. Hizmette
sürekliliğini ve büyük veriyi temel alan
bu gibi sektörler, Mirsis’in çalışmalarının
da odak noktasını oluşturuyor, çözümlerin sektörel bazda ihtiyaçlara ne kadar
güçlü yanıt verdiğini gösteriyor.
Şirketin finans sektörü kökenli kurucu
ortaklarından olan, Mirsis Genel Müdürü Gül Düzgider, kendilerini farklı kılan
anlayışı tek bir çözümü her sektörde her
şirkete uygulamak yerine, terzi usulü bir
çalışma yapmaları, sektör öncelikleri ve
kurumsal ihtiyaçları ön planda tutmaları
olarak gösteriyor.
Mirsis Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı
Mirsis Kurucu Ortağı
Gül Düzgider
Ece Kutlucan
Çeşitlilik daha da artacak
Müşterilerin beklentileri ve iş akışları
birbirinden çok farklı olduğu için genel
olarak bir ‘kişiselleştirme’, yani müşteri
ortamında, müşteriye uygun bir modelleme yapmak şart. Sektör odaklı
uzmanlıklarla anlam kazanan bu gereklilik, Mirsis’in çalışmalarının da temeli.
Mirsis, İstanbul’da Ataşehir’de merkez
ofisinin yanısıra, Kocaeli Teknopark’ta
Ar-Ge birimine de sahip. Müşteri ortamında görev yapan Mirsis çalışanları
dahil olmak üzere 200’e yakın istihdamla faaliyet gösteriliyor. Mirsis servis
kataloğunda yer alan servislerin kategorize edildiği bir süreçte olduklarına işaret eden Gül Düzgider, detayları şöyle
anlatıyor:
“İlgili sektörlerde danışmanlık hizmetlerinin yanında, Türkiye İş ve İşçi Bulma
Kurumu’ndan aldığımız yetkiye istinaden Seçme ve Yerleştirme Birimimiz
ile kurumların istihdamlarına personel
sağlıyoruz. Temel hizmet alanımız danışmanlık hizmetleri ve bu konudaki
Ar-Ge çalışmaları ile bu başlıkta daha
da çeşitlilik sağlamak 2015 yılı önceliğimiz. Bunun bir örneği Ar-Ge çalışmalarımızın etkin olarak devam ettiği mobil
çözüm ve hizmetlerimiz.”
KOBİ’ler hedefte
“Teknoloji firması olarak teknik birimleri
tatmin edecek, uzun soluklu işbirliklerine zemin oluşturacak çalışmalar önceliğimiz” diyen Mirsis Kurucu Ortağı Ece
Kutlucan, bu konuda iki yıl önce altyapı
çalışması önceliği ile yapılan yatırımları
örnek gösteriyor. Ece Kutlucan, Ar-Ge
politikaları ve 2015 stratejileri hakkında
bilgiler de paylaşıyor. İlk etapta bir iş
ortağıyla birlikte sunulan sistem danışmanlığı hizmetinde farklı ürünlerle kombinasyonlar yaparak bunları sunmak
söz konusu olacak. Böylece hizmetlerinin daha da çeşitleneceğine işaret eden
Kutlucan’ın dikkat çektiği gibi, açık bir
gerçek var: Bu yapı, sadece finansın
değil tüm sektörlerin ihtiyacı. Böylece
reel sektörün tüm paydaşlarına, diğer
sektörlere ve özellikle de KOBİ’lere ulaşma imkanının önemine dikkat çeken
Kutlucan, 2015 yılında KOBİ’leri çok
daha net biçimde hedefleyeceklerinin
altını çiziyor.
Sektörel uzmanlıkla proaktif olmak
ve sürekli yenilikler yapmak Mirsis’in
önceliği. “Danışmanlık uzmanlığımızı
tüm sektörlere sunmak, bundan sonra
Mirsis’in faaliyetlerinde öne çıkacak”
yorumunu yapan Ece Kutlucan, önceliklerini şöyle detaylandırıyor:
Kendi gücümüzle büyümeyi
sürdüreceğiz
“Uzmanlaştığımız alanların yanı sıra
farklı sektörlerde de uzmanlığımızı sunmak, ayrıca KOBİ’lere erişmek istiyoruz.
Mirsis olarak bir olgunluk seviyesine
geldik ve daha da güçlü bir büyüme
hedefliyoruz. ‘Verimlilik’ ve ‘proaktif’
olma önceliği ile hareket ediyoruz. Bu
da belli bir birikim oluşturmak, teknolojik gelişmeleri ve bunun sektörlere
yansımalarını doğru ve erken okuyabilmek demek. Bu stratejimiz yabancı
şirketlerin de ilgisini çekiyor, bu bize
gurur veriyor. Ancak şu an ana hedefimiz gelişim ve yenilenme ile bir Türk
firması olarak emin adımlarla ilerleyişimizi sürdürmek.”
15
VİZYON
Kurumsal mimari, iş
modelinin temel parçası
Mind2Biz Operasyondan Sorumlu
Yönetici Ortağı
Hakan Kıran
B
u amaçla eğitim seminerleri,
web seminerleri ve eğitimler
düzenleniyor ve görünen o ki,
‘kurumsal mimari’ adı konmasa bile
kurumsal mimariye olan gereksinimler
gittikçe artıyor. Değişim günümüzün
temel yönetim konusu. Her sektör ve
özellikle finansal hizmetler sektörü,
uyumluluk gereksinimleri ile öncelikli
olarak kurumsal mimari gereksinimlerini ortaya koymaya başladılar. “2015
yılında bu gereksinimlerin kurumsal
mimari çatısı altında toplanmasına tanıklık edeceğiz” yorumunu yapan Mind2Biz Operasyondan Sorumlu Yönetici
Ortağı Hakan Kıran, bu gereksinimleri
tanımlamak yerine, yönetimden gelen
bazı soruları örnek gösteriyor: Proje
portföyümüzde çok fazla hata var, ne
yapmalıyız? Satışlarım sürekli geriliyor,
yeni bir gelir modeline ihtiyaç var, nasıl
ilerleyebiliriz? Bilgi yönetimimiz yeter-
16
Mind2Biz,
‘kurumların var
olan ve hedeflenen
durumunun,
stratejileri, iş
süreçleri ve
teknolojik
kaynaklarının
dikkate alınarak
ele alınması’ olarak
tanımlanabilecek
kurumsal mimari
süreci konularında
farkındalık
oluşturmaya çalışıyor.
siz, eğer verilerimizi daha etkin kullanabilseydik daha iyi hizmet sunabilirdik.
Yeni bir uyumluluk konusu daha çıktı,
kuruma etkisini nasıl anlayacağız? Rakiplerimizden farklı yaklaşımları nasıl
oluşturabiliriz? Hakan Kıran’a göre, işte
bu ve benzer sorular yanıtlandığında,
ne kadar atak bir kurum yapısına kavuşulabileceğini göz önünde canlandırmak gerek. Kıran, kurumsal mimarinin
kurumda yerleştirilmesinin sağlayacağı konumun işte tam da bu olacağına
dikkat çekiyor. Kıran, bunun nasıl olabileceğini, Mind2Biz’in stratejisi ışığında
şöyle anlatıyor:
Doğru sorulara doğru
yanıtları vermekle işe
başlayın
“Bu aşamada olabildiğince basit, yalın
bakış açılarını oluşturabilen yaklaşım
ve çözümler öne çıkarılmalı. Mind2Biz
olarak iki başlık altında ilerlemeye
çalışıyoruz. Bir koldan halihazırda kurumsal mimari altında firmaları bilinçlendirmeye, diğer koldan da konunun
önemini kavramış ancak sadece teknik mimariyi öne çıkarmış kurumlarda
sadece teknik değil, aynı zamanda iş
ve stratejilerin bu konunun ana damarları olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.
Sunduğumuz eğitim ve danışmanlık
çözümlerinin yanı sıra ülkemizde değişik başlıklar altında sınıflandırılan ve
kurumsal mimari aracı olarak ilerleyen
pazarda bu konuda kendini uluslararası düzeyde kabul ettirmiş bir yazılım
çözümü de sunuyoruz.”
Kurumsal mimari çalışmalarında kullanılacak olan araçların kurumsal mimari amacına uygun olarak ortak bir dil
oluşturabilecek, modelin tüm mimari
bileşenlerini aynı ortamda sunabilen
ve aynı zamanda geniş kitlelerin gereksinimlerine yanıt verebilen özelliklerde olması Kıran’ın da dikkat çektiği
gibi önemli bir gereklilik. Dağınık ortamlarda taşınan mimari yapılar, kısa
zamanda elverişsiz güncelleme ve
erişim nedeniyle yetersiz kalmakta ve
Kıran’ın tabiriyle sadece geriden taşınan bir yük haline gelmekte. Asıl amacın ‘atak olmak’ olduğu bir ortamda,
kurumsal mimari araçlarının önemi de
ortaya çıkıyor. Bu gerçek ışığında Kıran, sundukları çözümlerle kurumların
işlerinde etkin, verimli ve atak olmasına yardımcı olduklarını, bunu yaparken de organizasyonlarında yaratıcılığı, yenilikçiliği, iş süreçlerinde ortak bir
dili, bilgi sistemlerinde doğru bilgiye
zamanında erişimi ortaya çıkarmalarını sağladıklarının altını çiziyor. Böylece
bilgi teknolojilerine ayrılan kaynakların
doğru ve yerinde kullanımı da sağlanmış oluyor.
Herşey bireysel ve dolayısıyla
kurumsal başarı için
Dale Carnegie Türkiye’nin vizyonu; iş ortaklarının güven duyduğu, uzun
soluklu çözüm ortağı olmak. Bu çerçevede sunulan birçok hizmet var.
süreç olduğuna inanan, performans
ölçümleme araçlarında çok yönlü
profesyonel ve bilimsel yaklaşım ile
yatırımın sonucunu görmek isteyen,
stratejik karar alma noktalarda destek
almak üzere danışmanlık ihtiyacı
duyan kurumlar ve bireysel gelişimine
önem veren bütün profesyoneller bu
yapının hedefi. Dilek Faka, şu detayları
paylaşıyor:
“Öncelikli talebi alıyor ve ihtiyacın
ana sebebini araştırıyoruz. Yaptığımız
görüşmelerden sonra ihtiyaca
yönelik proje ekiplerini oluşturuyor
ve kurumların iş performansını
arttırmaya yönelik özel çözümlerimizi
yapılandırıyoruz ve online tabanlı olarak
Yetkinlik bazlı modüller ile kişilerin
ihtiyacına yönelik özel kombinasyonlar
yapılıyor. Çalışan bağlılığı, liderlik
akademisi, satış ve satış yönetimi,
topluluk önünde etkili konuşma, süreç
yönetimi, müşteri ilişkileri olarak yapılan
çalışmalar 6 ana başlıkta şekillendiriliyor.
Faka ekliyor: “Programlarımızın zamana
yaygın yapısı ve katılımcılarda tutum
ve beceri değişikliğini hedeflemesi
nedeniyle, çokça kullandığımız Dale
Carnegie İş Odaklı Koçluk Programımızı,
2014 yılında ICF (International
Coaching Federation) tarafından en
üst akreditasyon seviyesi olan ACTP
olarak akredite ettirttik. Bu sayede
103 senelik tecrübeyi, iş ortaklarımıza
ICF standartlarında sunma imkanını
yarattık.”
verdiğimiz eğitimlerin sonuçlarını takip
ediyoruz. Kurumların eğitim süreçlerine
yaptığı bu önemli yatırımın geri dönüşü
konusundaki raporlama ve ölçümleme
hizmetimiz önem verdiğimiz bir diğer
konu.”
Dale Carnegie eğitimlerinde başarının
5 anahtarı var: İnsan ilişkileri, iletişim,
özgüven, liderlik, süreç yönetimi. Bu
5 ana başlıkta katılımcıların gelişimine
odaklanılıyor ve Faka da, “Dale Carnegie
metodolojisinde önce kişiyi tanır,
engellerini tespit eder gerçek ihtiyacın
üzerine kurguladığımız eğitimlerle kalıcı
çözümler yaratırız” bilgisini veriyor.
Temel felsefe insanların içindeki
potansiyeli ölçmek, bu potansiyeli
ortaya çıkarmak, davranışları ve
tutumu değiştirerek veya geliştirerek
iş sonuçlarına katkıda bulunmak ve bu
katkıyı ölçmek. Programlar da bu amaca
yönelik olarak farklı araçları kullanarak
yapılandırılıyor. 2015 yılında aynı vizyona
yönelik olarak çalışmaları sürdürerek, iş
ortaklarının performanslarını arttıracak
eğitim dışında koçluk, çalışan bağlılığı,
toplantı moderatörlüğü, süreç koçluğu,
danışmanlık, 360 derece değerlendirme,
değerlendirme merkezi, strateji
workshop’ları gibi çözümlerin üretimine
devam edilecek. “Üzerinde çalıştığımız
ve gündemimizin üst sıralarında yer alan
bir konu Takım Koçluğu” diyen Faka,
şöyle devam ediyor:
“Takımların performanslarını arttırmaya
yönelik, takımı oluşturan bireyleri
çatışmadan işbirliğine taşımayı,
dolayısıyla da iş sonuçlarını arttırmayı
hedefleyen çalışmalar gündemimizi
oluşturuyor. Üstünde durduğumuz bir
diğer alan da, kişilerin kariyerlerindeki
terfi süreçleri boyunca girecekleri
değerlendirmelerde başarılı olmaları
ve kazanmaları gereken davranışsal
yetkinlikler konusunda koçluk yapmak
ve başarılı olmalarını sağlamak.”
Raporlama ve ölçümleme
büyük önem taşıyor
İş odaklı kişisel gelişim eğitimlerinin
iş performansını arttıran önemli bir
Dale Carnegie
Türkiye
Genel Müdürü
Dilek Faka
advertorial
D
ale Carnegie, merkezi
ABD’de bulunan, 94 ülkede
faaliyet gösteren, 103 yıllık
iş tecrübesi ile 3 bin eğitmen ile 8
milyondan fazla insanın eğitimine
katıldığı ISO 9001:2000 sertifikasına
sahip tek küresel eğitim firması.
İnsanların işlerine değer katmaya
yönelik becerilerini geliştirmek ise
temel hedef. 18 yıllık eğitim geçmişi
ile 8 senedir Dale Carnegie Türkiye
olarak faaliyet gösterdiklerini, 25 bin
gün eğitim ile 250 binden fazla kişiye
eğitim verdiklerini vurgulayan Dale
Carnegie Türkiye Genel Müdürü Dilek
Faka, “Eğitim metodolojimizin temelini
Kişisel Gelişim Döngüsü oluşturuyor.
Tutum, bilgi, uygulama ve beceri olarak
yapılandırdığımız sürecin katkısını
arttırmak için de programlarımızı
zamana yaygın formatta gerçekleştiriyor
ve katılımcıların iş hayatına taşımasını
sağlıyoruz” diyor.
VİZYON
Hizmet algısına
profesyonel dokunuş
Servisnet Satış Direktörü
Koray Erol
Y
azılım, ağ çözümleri ve katma değerli hizmetler ile
önemli bir geleneği devam
ettiren Servisnet, ihtiyaca uygun
çözümler sunuyor. 1985 yılında
Nortel Netaş’ın müşteri hizmetleri
ve teknik destek departmanı olarak kurulan Servisnet, 2001 yılında
150 civarında uzman mühendis ve
teknisyen kadrosu ile o zamanki
ortak Nortel’in kararıyla outsource
ediliyor. Ancak 2011 yılına kadar
işlerinin büyük bir kısmını Nortel-
18
Veri merkezi,
bütünleştirme
ve yazılım
başlıklarında
çözümler sunan
Servisnet’i
farklı kılan
temel unsur;
yıllara dayanan
deneyim ve bilgi
birikimi ışığında
bugünü çok iyi
takip ederken,
geleceği de
çok başarılı
tasarlayabilmesi.
Netaş ürünlerine servis ve hizmet
verecek şekilde yoğun bir şekilde
çalışmaya devam ediliyor. 2011 yılında karşılıklı bağlayıcı olan sözleşmeyi esnetip proje bazlı çalışmaya
karar verildiğini söyleyen Servisnet
Satış Direktörü Koray Erol, “Netaş
hala çekirdek müşterimiz. Ama
Telekom ve BT altyapı, servis ve
entegrasyon konularında lider konumda olan şirketlere de servis ve
teknik destek veriyoruz” diyor.
Sektörde ‘hizmet’ algısını oturtma
hedefi ile yola çıktıklarını, Nortel ve
Netaş kültürünün kendileri için temel oluşturduğunu vurgulayan Koray Erol, yaptıkları çalışmaları şöyle
anlatıyor.
“Esas konumuz servis ve Netaş
başta olmak üzere tüm büyük telekom altyapı şirketlerine teknik
destek ve çözüm sunuyoruz. Bu
alanda güçlü bir temelimiz var ve
yeni teknolojileri çok iyi bilen ekibimiz sayesinde tüm geçişleri ve
network entegrasyonlarını kayıpsız
yapabilen ve bunun için özel yazılımlar geliştirme yetkinliğine sahip
bir şirketiz. Bu özelliğimiz bizi bu
alanda Türkiye’nin nadir firmalardan biri haline getiriyor.”
Yazılım çözümleri ve servis
Kendi Ar-Ge yapısı ve kendi çözümleri ile katma değerli ve uçtan uca hizmet sunma prensibi
Servisnet’te öne çıkıyor. Şirketin
İstanbul Teknopark’ta bir Ar-Ge
merkezi, Ankara’da bölge ofisi var.
Ar-Ge merkezinde çok farklı projeler üzerinde çalışılıyor ve telekom
sektörüne ek olarak, farklı sektörlere de Ar-Ge çalışması yapılıyor. Telekom başlığında ise Nortel Ar-Ge
ürünlerinin devamı sayılabilecek
Genband’ın ürünlerinin kurulum ve
satışını Netaş üstlenirken, entegrasyon ve operatörlerin özel beklentileri (LDAP, Webservice, CDR,
NP vb.) söz konusu olduğunda, ilgi-
19
İLK SÖZ
VİZYON
li entegrasyon yazılımları Servisnet
Ar-Ge grubu tarafından yapılıyor.
Mobil uygulama yazılımları
Erol, katma değerli hizmetlerinin
bir örneği olan mobil uygulama
alanındaki çalışmalarını şöyle paylaşıyor:
“Mobil odaklı özel projeler geliştiriyoruz. Perakende sektörü için mobil
cihazlara yüklenebilen, TEYDEB ve
TÜBİTAK’tan destek aldığımız, konum belirleme ile ilgili bir yazılım
yaptık. İş odaklı bir yazılımın mobile
de uygun hale getirilmesini sağlayabiliyoruz. Bu, saha çalışanı çok olan
şirketler için önemli. Bu hizmeti telekom ve perakendecilik hizmeti
veren firmalara sunuyoruz ve onlar
kendileri kullanabildikleri gibi, müşterilerine de sunabiliyorlar.”
20
Ar-Ge merkezinin odaklandığı bir
başlık da Servisnet’in katma değerli hizmetlerinden biri olan, uzaktan
denetim ve yönetim sistemidir.
Santral binaları veya veri merkezlerinin birçok başlıkta gözlenmesi,
(sıcaklık, nem, kapı, klima, jeneratör, kamera, yangın, su basması
vb.) ortam bilgilerinin alınması,
değerlendirilmesi, yönetilmesi ve
ilgili kişilere gerçek zamanlı bilgilendirmelerin yapılmasını içeren
yazılım ve donanımdan oluşan bir
çözüm.
Ayrıca Türk Telekom’un ADSL
altyapısını sağlayan en önemli firmalardan birinin dağıtım noktalarındaki soft switch’lerinin (NGN)
ve IPDSLAM altyapısının tüm
Türkiye’de bakım ve servis hizmeti
5 yıldır Servisnet tarafından veriliyor.
Yurtdışı çalışmaları
Yurtdışı çalışmaları ile ilgili detayları Koray Erol şöyle paylaşıyor: “Çok
ortaklı, konusunda lider bir Türk reel
sektör şirketinin yurtiçi ve yurtdışı
fabrikalarını kapsayan bir mini veri
merkezi dizayn ve kurulum çalışmalarımız devam etmektedir. Bu şirketin talebi ile geliştirdiğimiz veri merkezinin kurulum aşamalarında yer
alan Türkiye, Bulgaristan ve Bosna
mini veri merkezlerini tamamladık.
Söz konusu şirketin diğer yurtdışı tesislerindeki çalışmalarımız da 2015
yılı içinde devam edecek. Bu konuda
müşterimizin beklentileri ve talepleri
ile harekete geçiyoruz. Yurtdışı çalışmalarında, ayrıca Netaş’ın profesyonel teknik servisini verdiği Genband
ürünlerine, Servisnet olarak da katkı
sağlamaktayız.”
21
M2M
Makineler ve insanların
ilişkisi 2015’te değişecek
Mobilite ve akıllı uygulamaların artışıyla iş yaşamındaki
süreçler kolaylaşırken, makinelerin yükselişine 2015
yılında tanık olacağız.
22
D
ünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking, yapay zekanın çok hızlı geliştiğini ve yavaş yavaş insanların
kontrolünden çıktığını belirtti. Hawking,
insan zekasını geride bırakmaya başlayan
yapay zekanın, insanlığın sonunu getirmesinden endişe duyduğunu vurguladı.
Gelişen teknolojinin savaşları, hastalıkları
ve açlık gibi problemleri sonlandıracak seviyeye gelebileceğini söyleyen Hawking,
buna karşın insan liderlerinin ve silah üretimine dayalı ekonominin teknolojiyi kendi
çıkarları doğrultusunda kullanabileceğini
öngörüyor. Sonuç olarak insanı kendi ürettiği yapay zekanın ölümcül olabileceği sonucuna varıyor.
Bu endişeli öngörünün yakın zamanda
hayat bulması beklenmese de tahmin
Hawking’den geldiği için azımsamamak
gerekiyor. Peki, bizler teknolojik cihazları kendi işimizin gelişimi için kullanabilir
miyiz? Gartner, 2015 ve sonrası için öngörülerini açıkladı. Yapılan son araştırmalara göre, 2015 yılında en fazla dijital iş
yaşamı artış göstererek insan ile makine
arasındaki ilişki farklı bir boyuta geçecek.
Makineler artık daha fazla insani özelliklere
sahip olacak ve her kişiye farklı davranma
gibi yetileriyle öne çıkacak. Artık insanlar
ile robotların neredeyse birer iş arkadaşına
dönüştüğü zamanlara geçiyoruz.
Gartner’ın öngörüleri şu şekilde sıralanıyor:
• 2018 yılında dijital işlerde iş süreçlerindeki çalışanlara ihtiyaç yüzde 50 azalacak
ve geleneksel modellere kıyasla önemli dijital iş olanakları yüzde 500 artacak.
2016 yılında dijital dönüşüm inisiyatiflerinin yüzde 50’si yönetim zafiyeti yaşayacak.
Bu sebepten dönüşüme ayak uyduramayan şirketleri önemli piyasa kayıpları bekliyor. Sosyal medya ve mobil teknolojilerdeki
tüketici davranışlarına bağlı artış önemli bir
fark yaratmaya hazırlanıyor. Özellikle geçtiğimiz yılın en fazla konuşulan konularından
olan drone’lar hızla yaygınlaştı. Örneğin,
buzdolabı artık eksik olanları anlayarak
markete haber verebiliyor, robotlar marketteki gerekenleri topluyor ve drone’lar
kapıya kadar servis yapabiliyor. Böylece iş
gücünde önemli ölçüde azalma yaşanıyor.
Teknolojinin bir gün işlerimizi elimizden
alacağı fikrine de birkaç adım daha yaklaşıyoruz. Özellikle düşük eğitim seviyesi ve
gelire sahip olan kişilerin iş bulma ihtimalleri zorlaşacak.
te en yüksek değerli halka arzlar fiziksel lojistik ile dijital pazarları bir araya getirebilen
girişimlerden oluşacak. Dünya ekonomisi
Uber ve Airbnb gibi önemli girişimlere şahit olmaya başladı. Bu tür işletmeler çok
karmaşık düzenlemelere ve market dinamiklere sahip olduğu için bazı zorluklar
da yaşayacaklar. 5 yaşın altındaki birçok
şirketin milyarlarca dolara varan yatırımlar
alacağı bir yıl yaşayabiliriz.
• 2018’de akıllı makineler ve endüstriyel
hizmetler sayesinde işletme operasyonlarındaki toplam sahip olma maliyeti yüzde
30 oranında düşecek.
İşletmeler artık çok daha hızlı, ucuz ve
daha iyi ürün ve servisler görmek istiyorlar.
Bununla birlikte her an her yerde destek
almayı sıradan bir sürecin parçası olarak
görüyorlar. Evet, akıllı makineler insanların
• 2017 yılında bilgisayar algoritmalarıyla
piyasaya çıkacak dijital oyuncularda önemli bir artış
gözlenecek.
2015 ile birlik-
23
İLK
M2MSÖZ
yerini alamayacak henüz ancak temel işler
artık el değiştirecek. Yani insanların üretkenliğini, verimliliğini elinden alan tekdüze
görülen iş kollarında azalma yaşanacak.
Hemen her işletmede mobil ve internet
bağlantılı cihazlarla otomasyon süreçleri
hızlanacak.
• 2020’de insan ömrü, kablosuz teknolojilerin sağlık görüntüleme sistemlerinde
yaygınlaşmasıyla yarım yıl uzayacak.
2017 yılında diyabet hastalarının bakım
maliyeti, akıllı telefonlar sayesinde yüzde
10 azalacak. Özellikle giyilebilir teknolojilerin gelişmesi sonucunda en basit elektronik bileklik üzerinden dahi vücut ısısı, kalp
atışı gibi önemli veriler elde edilebiliyor.
Akıllı tişörtler, kalp görüntüleme bantları
ve sensörler gittikçe yaygınlaşıyor. Verinin
aktarımının kolaylaşmasının yanı sıra bu
verilerin işlenerek anlamlı sonuçlar çıkarması da bulut bilişim ile mümkün olabiliyor.
• 2016 yılının sonunda 2 milyar dolardan
fazla çevrimiçi alışveriş mobil dijital asistan-
24
lar üzerinden gerçekleşecek.
Dijital asistanlar alışveriş kararlarımızdaki
sürekliliğe göre otomatik olarak hareket
edecek düzeye geldiler. Artık market alışverişleri sıradan bir otomasyon süreci haline
geldi. 2016’nın sonunda karmaşık satın
alma süreçleri de otomatik şekilde tamamlanabilecek. Örneğin, okulların açılmasına
yakın zamanlarda alınması gerekenlerin
önceden belirlenmesi ya da özel bir günün
yıldönümünde iyi bir etkinlik, ardından yemek ve özel şoförü bulunan bir otomobilin
ayarlanması mobil asistanlar tarafından
yönetilecek. Yıllık otomatik mobil asistan
harcamaları 2 milyar doları aşacak. Yani
tüm mobil kullanıcıların yüzde 2,5’i bu yöntemle yılda 50 harcayacak.
• 2017 yılında ürün yatırımlarının yüzde
50’si müşteri deneyimi inovasyonlarına
harcanacak. 2015 yılıyla birlikte geleneksel
tüketici ürünlerinin yarıdan fazlasının dijital
yansımaları görülecek. Müşterilerden alınan dönüşleri iyi değerlendiren şirketlerin
rekabette öne çıkması her zaman yaşanan
bir konuyken ilerleyen yıllarda markalar
arasında azalan farkta belirleyici öneme
sahip olacak.
• 2017 yılında dayanıklı mal üreticilerinin
yaklaşık yüzde 20’si 3 boyutlu yazıcılarla
kişiselleştirilmiş ürünler sunacak.
2015 yılında dayanıklı malların üreticilerinin yüzde 90’ı daha kişisel ürünler için iş ortağı arayışında olacak. 3 boyutlu yazıcıların
birçok alanda daha kullanılacağı bir dönem
çok yakında. Özellikle sağlık sektörünün 3
boyutlu yazıcılardan fazlasıyla etkilenmesi
bekleniyor.
• 2020 yılında perakende işletmecileri dahili konumlama sistemleri (IPS) ile hedefli
mesajlaşma sisteminin yardımıyla satışlarında yüzde 5 artış sağlayacak.
Dijital pazarlamacılar mobil reklamlara ve
gelişmiş analitik araçları yoğun şekilde kullanmaya başladı. Önümüzdeki dönemde
yakın alan iletişimi, WiFi gibi araçlardan alınan veriler pazarlamada rekabeti artırıyor.
25
GÜVENLİK
2015 yılında kurumların
başına daha fazla
ne gelebilir?
2014 yılında dev veri sızıntılarıyla karşılaşan kurumların
CIO’larının 2015 yılında dikkat etmesi gereken güvenlik
konularını, dünya çapında bilinen markaların uzmanlarının
görüşlerinden derledik.
2
014 yılını dev veri sızıntılarıyla
geride bıraktık. CIO’ların önlem
almasına izin vermeyecek kadar
çok çeşitli saldırılar, dünyanın en büyük
şirketlerini zor duruma soktu. Yıla damga
vuran olaysa kuşkusuz Sony Pictures’a
yapılan saldırıydı. Kuzey Kore kaynaklı olduğu sanılan saldırıda Sony gibi bir devin
dahi siber güvenliği yeterince ciddiye almadığı ortaya çıktı.
Sony’den sızdırılan belgelerin boyutunu
göstermek için aşağıdaki maddelere göz
atabilirsiniz:
• Sony bünyesindeki projelerde görev
almış aralarında Angelina Jolie, Cameron Diaz, Jonah Hill gibi ünlü kişilerin de
bulunduğu oyuncu kadrosu ya da yapım
ekibinin pasaport, vize ve diğer kimlik bilgilerinin bulunduğu PDF dosyaları
• “FTP şifreleri”, “AraştırmaŞifreleri”,
“HESAP ŞİFRELERİ”, “Kişisel Şifreler” gibi
dosya başlıklarına sahip 700’den fazla
doküman
• Aralarında Sony’nin BT Mali Hesaplar
Denetçisinin aralarında bulunduğu birçok
“archive.pst” ve “backup.pst” gibi başlıklı
179 Outlook arşivi
• Şifre korumalı dokümanlar ama isim-
26
lerinde şifreler yazıyor. Örneğin, PASSWORD PALABRA SECRETA NISSAN.
xlsx, PwC 2007 Report_PASSWORD_
pwcemc60.pdf
• BT mali hesap dokümanları. Örneğin,
PASSWORD EQUAL TO USER NAME.xls,
ACCOUNTS WITHOUT PASSWORDS.xls
• Film bütçeleri ve mukaveleler gibi hassas iş dokümanları. Örneğin “JR-Accrued
Mktg Cost 0513 – Evil Dead.xls” ve “Cameron Diaz – Pre-approved Medical Rider.
doc”
• Veritabanı yedekleriyle gizli dosyalar
• Sony Pictures ürünü olmayan ve büyük
ihtimalle çalışanın bilgisayarında korsan
olarak kalan televizyon dizilerinin
kopyaları
Bahsi geçen önemli dosyaların
bu kadar korunmasız olması
karşısında konuya biraz ilgi
duyan herkes hayrete düşüyor.
Hedefli
saldırılar
artacak
Eset’in öngörülerine
göre ise siber suçlular hedef belirleyerek saldırılarına devam edecekler. Bu da
CIO’ların işlerinin daha da zorlaşmasına
sebep olacak. Öngörülere göre, APT yani
‘Gelişmiş Kalıcı Tehditler’ olarak tanımlanan hedefli saldırılar 2015’e damgasını
vuracak. Bu tür saldırıların geleneksel saldırılardan en büyük farkı; hedef seçimi,
saldırı süreci ve sessizliği. Tehdit uzun
süre fark edilmeden sistemde saklanır ve
en uygun zamanda harekete geçecek.
Yapılan açıklamaya göre, Gelişmiş Kalıcı Tehditler (APT - Advanced Persistent
Threats) olarak tanımlanan hedefli saldırıların geleneksel saldırılardan iki önemli
farkı var. İlki, saldırıların amaçlarına ulaşabilmeleri için net seçilmiş hedefleri vardır.
Yani dijital dünyaya salınıp, belirsiz şekilde
korumasız kurbanları yakalaması beklenmez. İkinci olarak ise; bu saldırılar uzun
süre fark edilmeden sistemde saklanırlar.
Siber suçlu açısından en olgun zamanda
tehdit yani zararlı yazılım harekete geçer.
Ödeme sistemleri suçlulara
zemin oluşturacak
Online ödeme sistemlerinin çoğalması,
siber suçluların bu alana ilgisini artırıyor.
2014’te bir tür online cüzdan hizmeti olan
Dogevault kullanıcıları hedef alınmıştı. Bir
başka hedef ise POS makineleri. 2014’te
‘Win32/BrutPOS’ olarak algılanan bir
solucan, POS makinelerine saldırmış ve
kullanıcı şifrelerini kayıt altına almıştı. POS
makinelerine yönelik, kullanıcıların kart
bilgilerini elde etmeye çalışan çok sayıda
kötü amaçlı yazılım bulunuyor. Veriler, bu
yöndeki saldırıların artacağını gösteriyor.
Kaspersky Lab uzmanları; daha yüksekleri hedefleyen siber saldırıların bankaların kendisini hedef alacağını tahmin
ediyor. Şirket, dolandırıcıların doğrudan
ATM’lerden nakit para çekebilecek yeni
bir zararlı yazılım geliştirmeyi deneyeceklerini tahmin ediyor. Nakit çekme makinelerine (ATM) saldırılar birden fazla vaka ile
bu yıl patladı gibi görünüyor ve emniyet
güçlerinin küresel çapta çalışmaları bu
krize yanıt bulmaya çalışıyor. Bu sistemlerin çoğu Windows XP üzerinde çalıştığından ve kırılgan fiziksel güvenliklere sahip
olduklarından en başından itibaren son
derece korumasızlar.
Cryptolocker olarak tanımlanan fidye yazılımları, kötü amaçlı yazılım geliştiricileri
için ana işlerden biri haline gelmeye başladı. 2014 yılı boyunca özellikle ABD’de
Yahoo, Match ya da AOL gibi pek çok
büyük firma, bu fidye yazılımlarının etkisi altına girdi. Aralarında Türkiye’nin de
bulunduğu pek çok ülke, sahte e-fatura
uygulamalarıyla bu saldırılara maruz kaldı. Söz konusu bu tehdidin önümüzdeki
yıllarda da sürmesi ve daha da gelişmesi
bekleniyor.
Akıllı cihazlara
saldırılar artacak
Akıllı televizyonlar, buzdolapları, otomobiller, akıllı
gözlükler gibi internet
bağlantılı pek çok yeni
ürün, siber suçluların
ilgisini çekiyor. Bu alan,
siber suçlar için geliş-
CIO’lar
neler
yapmalı?
2015 yılında hem siber saldırganlar
hem de devletler düzeyindeki önemli
grupların faaliyetleri küreselleşen
dünyada hemen her ölçekteki şirket
için risk yaratıyor. Zira büyük
şirketler göz önünde olsa bile hedefli
olmayan ve daha geniş kitlelere
doğru yapılan saldırılar özellikle
KOBİ ölçeğindeki şirketlerin verilerini kaybetmelerine yol açabilir.
CIO’ların yapması gerekenleri ise şu
şekilde sıralamak mümkün:
• Veri sızıntılarına mahal vermemek
için kurum içerisindeki çalışanlarınıza düzenli eğitimler verin.
• Şirket için politikalarınızı sıkı bir şekilde belirleyerek uygulanması için
gerekli düzenlemeleri yapın.
• Çalışanların özgürlüğünü kısıtlamak
yerine, özgürlük alanları içerisinde
nasıl güvende kalırlar sorusunun
yanıtını bulmaya çalışın. Unutmayın
ki kendisini zorlanmış hisseden çalışanın hem verimi düşer hem de BT
biriminden gizli olarak zorlamaları bir
şekilde aşmaya çalışır.
• Şirket dışından gelebilecek saldırıları
engellemek için güvenlik yazılımlarına ihtiyaç duyulduğunu atlamayın.
• Sadece bir antivirüs yazılımı ile tüm
şirketin güvende olacağını sanarak,
yeni nesil tehditleri görmezden gelmeyin.
27
GÜVENLİK
mekte olan bir alan ve tehditler henüz keşfetme ve gelişme evresinde. Bu nedenle
bu cihazlara yönelen tehditlerin 2015’te
henüz çok büyük problem haline gelmesi
beklenmiyor. Yine de bu yöndeki saldırılar, miktarı yüzünden değil tekliği ve yenilikçi yapısı nedeniyle dikkat çekici olacak.
Geleneksel saldırı yöntemlerinin neredeyse tamamı artık mobil cihazlara uyarlanır hale geldi. Kötü amaçlı yazılımların
gelişimi göz önüne alındığında 2015’te
mobil cihazlara yapılan saldırıların artarak
sürmesi bekleniyor.
Siber güvenlik için ayrılan bütçeler azalıyor
Dünya çapında PwC tarafından yaptırılan
bir araştırmaya göre, siber güvenlikle ilgili
vakalar her geçen gün artarken şirketler
için ortaya çıkardıkları maliyetler de paralellik gösteriyor. Buna rağmen şirketlerin siber güvenlik için ayırdıkları bütçeler
azalıyor. CIO’lar siber güvenliği teferruat
olarak görmeye devam ediyor. Araştırmaya göre, dünya çapında bilgi güvenliği
alanında raporlanan vaka sayısı yüzde 48
artarak, 42,8 milyonu buldu. Araştırma
verileri, 2009’dan bu yana tespit edilen
güvenlik vakalarının yıldan yıla yüzde 66
artış gösterdiğini ortaya koyuyor.
Güvenlikle ilgili olayların daha sık yaşanmasıyla, söz konusu ihlallerin yönetilmesi
ve azaltılmasıyla ilgili maliyetler de artış
gösteriyor. Küresel çapta bakıldığında,
siber güvenlik vakalarının neden olduğu,
tahmini olarak raporlanan ortalama mali
zarar, 2013 yılı süresince yüzde 34 artış göstererek, 2,7 milyon dolar oldu. 20
milyon doları aşan maddi kayıp rakamları
açıklayan organizasyonların sayısı neredeyse iki katına ulaştığı için büyük çaplı
zararlara bu yıl daha fazla tanık olduk.
Artan kaygılara rağmen, araştırma, küresel bilgi güvenliği bütçelerinin 2013 yılına kıyasla yüzde dört düşüş gösterdiğini
ortaya koydu. Bilgi teknolojisi harcama
bütçelerinin yüzdesi olarak bakıldığında
da güvenlik harcamaları, geçtiğimiz beş
yıllık süreçte yüzde dört veya daha düşük
bir oranda asılı kaldı.
Büyüklük ve sektör fark etmeksizin tüm
organizasyonlar, siber güvenlikle ilgili ciddi riskleri biliyor. Bu farkındalığa rağmen,
daha büyük ölçeğe sahip şirketler, her yıl
Hırsızlar “bilgi tacirlerine” dönüşecek
Dev veri sızıntıları, bulutta depolanan verilere yönelik gerçekleştirilen saldırılar ve
şirketlere hem maddi hem manevi zarar veren büyük ölçekli sofistike saldırılarla siber
güvenlik 2014 yılının en çok konuşulan olayları arasında yer aldı. Güvenlik şirketi
Websense’in öngörüleri şu şekilde sıralandı:
1. Sağlık sektöründe veri hırsızlığı saldırıları artacak
2. Saldırılar kullanıcı ürünlerine değil işletmelere odaklanacak
3. Kredi kartı hırsızları “Bilgi Tacirleri”ne dönüşecek
4. Mobil tehditler cihaz içerisindeki verilerden çok kimlik bilgilerini hedef alacak
5. Eski kaynak kodlardan yeni zayıf noktalar ortaya çıkacak
6. E-posta tehditleri kapsam ve hile konusunda yeni bir seviye atlayacak
7. Şirketlerin bulut ve sosyal medyaya erişimi arttıkça, saldırıların komuta ve kontrol yönergeleri hızla bu yöne kayacak
8. Dünya çapında siber savaş ve casusluk alanında yeni oyuncular ortaya çıkacak
28
daha fazla sayıda saldırıya maruz kalıyor.
Yıllık 1 milyar veya daha fazla brüt gelire
sahip büyük ölçekli organizasyonlar, bu
yıl, yüzde 44 daha fazla vaka tespit ettiler. 100 milyon dolar ile 1 milyar dolar
arası gelire sahip orta ölçekli organizasyonlar, tespit edilen vaka sayısı açısından yüzde 64’lük bir artışa tanık oldular.
Risk küresel bir zemin kazanırken, araştırma, mali zararların organizasyonun
ölçeğine göre büyük oranda değiştiğini
de gösteriyor.
Çalışanlar şirket verilerini
riske atıyor
Şirket içindekilerin, siber güvenlik olaylarının en fazla bahsi geçen kaynakları haline gelmesine rağmen çoğu durumda, bu
kişiler, mobil cihazları kaybederek veya
hedeflenen e-dolandırıcılık planlarının
bir parçası olarak farkında olmadan verileri tehlikeye atıyor. Katılımcılar, mevcut ve önceki hizmet sağlayıcılarından,
danışmanlardan ve yüklenicilerden kaynaklanan vakaların sırasıyla yüzde 15
ve 17 arttığını ifade ederken şu anki çalışanların sebep olduğu vakaların yüzde
10 arttığını belirtiyor.
Etkin güvenlik bilinci, en alt makamdan
en üst makama kadar bağlılığı, iletişimi
ve araştırmaya göre çoğu organizasyonun sahip olmadığı bir taktiği gerekli kılıyor. Katılımcıların sadece yüzde 49’u,
bilgi güvenliği konularında konuşmak, işbirliği yapmak ve haberleşmek amacıyla
düzenli olarak bir araya gelen organizasyon çapında bir ekibe sahip olduklarını
belirtiyor.
PwC, güvenlik saldırılarının hızlı tespitine
odaklanmanın ve etkili, zamanında müdahalede bulunmanın şirketler açısından çok önemli olduğunun altını çiziyor.
Günümüzün bağlantılı iş ekosistemine
bakıldığında, bu adım, işletmeyle etkileşimde bulunan üçüncü taraflara yönelik
politikaların ve süreçlerin oluşturulması
kadar önemli.
Devletlere yapılan
saldırılar artıyor
Ulus devletlerce gerçekleştirilen yüksek
nitelikli saldırılarla birlikte organize suçlar
ve rakipler, en az görülen fakat en hızlı
büyüme gösteren siber tehditler arasında bulunuyor. Bu yıl, ulus devletlerce
yapılan siber saldırıları raporlayan katılımcıların oranı, yüzde 86 artış gösterdi.
Üstelik bu vakalar yüksek ihtimalle eksik
raporlanıyor. Araştırma ayrıca, bazılarına ulus devletlerin destek sağlayabildiği
rakiplerle ilgili yaşanan güvenlik vakalarında yüzde 64’lük çarpıcı bir artışı da
ortaya koydu.
Hemen hatırlatalım 2014 yılında aralarında Türkiye’nin de olduğu ülkelere İran
tarafından saldırılar düzenlendiği Cylance
isimli güvenlik şirketi tarafından açıklandı.
Raporda, Türkiye’den akaryakıt ve gaz
alanındaki şirketler ve kamu kurumlarına
yönelik yapılan saldırıyla veri akışı takip
altına alındığı bilgisi verildi. Sızılan sistem
içerisinde çalışanların giriş bilgileri, sunucular üzerindeki Windows ve Linux, Cisco
29
Doğrudan bankalar hedef olacak
Kaspersky’nin 2015 öngörülerinde şu maddeler yer aldı:
• Sanal ödeme sistemlerine yapılan saldırılar, yeni Apple Pay’e kadar uzanabilir
• ATM’lere saldırılar
• Doğrudan hedefli siber saldırı oyun kitabından gelen yöntemler kullanılarak bankaların güvenliklerinin ihlal edildiği zararlı yazılım saldırıları
• Daha fazla internete sızma hikayesi: eski kodda görülen tehlikeli güvenlik açıkları İnternet
altyapısını kötü niyetli saldırılara karşı korumasız bırakıyor.
• Gelişmiş saldırganların bir kurumsal ağ içinde kalıcı olmasını ve yanal olarak hareket etmesini sağlayan ağ bağlantılı yazıcılar ve diğer bağlı cihazlara karşı halen kullanılmakta olan
saldırılar.
• OSX’in torrentler ve korsan yazılım paketleri aracılığıyla yayılması için tasarlanan zararlı
yazılımlar
• Yükselen trend, birbirinden bağımsız olarak çalışan küçük birimlere bölünmüş büyük ve gürültülü siber tehdit aktörleri. Bu, daha fazla kaynaktan gelen çok çeşitli saldırılarla daha
geniş çaplı bir saldırı tabanıyla sonuçlanacak.
Edge yönlendiriciler ve anahtarlar ile sanal özel ağları barındıran Active Directory
etki alanı denetleyicisi yer alıyor. İki yıldan
bu yana süregelen “Operation Cleaver”
adı verilen saldırılarda ortaya çıkanlara
göre PayPal ve GoDaddy bilgilerine dahi
erişim sağlandığı görülüyor.
Saldırı, bundan 28 ay önce özellikle
Suudi Arabistan ve Katar’ı hedefleyen
Shamoon zararlı yazılımının 30 binden
fazla bilgisayara sızarak tüm verileri silmesinin ardından geldi. Enerji sektörünü
hedef alan Shamoon’a yakın zamanlarda
Amerika Birleşik Devletleri’nde önemli
bankalara yapılan saldırılar ortaya çıktı.
Bundan bir yıl önce de DigiNotar’a sızan
saldırganlar Gmail ve diğer yüksek profilli
sitelerin dijital sertifikalarını
ele geçirdiler. Bazı güvenlik uzmanlarına
göre, yıllarca İran’ın
nükleer programını
öğrenmek için ABD
ve İsrail tarafından organize edildiği tahmin
edilen Stuxnet, Duqu
ve Flame zararlı yazılım
saldırılarına karşılık İran
harekete geçti. Cylance’in
raporunda İran’ın siber
uzaydaki çalışmalarının hızla
artırdığı görüşüne yer veriliyor.
Hemen yanı başımızdaki ülkelerden biri olan İran’ın bu faaliyetleri Türkiye’yi de doğrudan
etkiliyor.
29
ADVERTORIAL
KoçSistem, güvenlik tarama
çözümünde Securiskop’u
tercih etti
Türkiye’nin önde gelen bilgi teknolojileri şirketlerinden KoçSistem,
Güvenlik Tarama ve Sızma Testi hizmetlerini Securist’in
Securiskop ürünü ile sağlıyor
T
ürkiye Bilgi Teknolojileri
ve İletişim sektörünün
lider kuruluşlarından
KoçSistem, 1945 yılından
bu yana müşterilerinin BT
ihtiyaçlarını güvenilir, kalıcı
ve yenilikçi işbirlikleriyle
karşılamaya devam ediyor.
Çok sayıda müşteriye, veri
merkezi gibi kritik sunucuların
sürekli çalışırlığının sağlandığı
hizmet sunmasından dolayı,
şirket güvenliğe çok büyük
önem veriyor. Hem kendi hem
de müşteri sistemleri için
mevcut ileri seviye güvenlik
önlemlerini artırmak
amacıyla merkezi bir
güvenlik tarama sistemi
kullanma ihtiyacı duyan
KoçSistem; işletim
sistemi, uygulama ve
veri tabanı gibi farklı
seviyelerde tarama
yapılmasını sağlayan,
kullanılan süreçlerle
uyumlu olan bir çözüm
arayışına girdi.
KoçSistem’in büyümesini
istikrarlı olarak sürdüren bir
şirket olarak, çalışan kadrosunu
ve teknolojik altyapısını da
büyütmeye devam ettiğini
belirten KoçSistem Yönetilen
Güvenlik Hizmetleri Birim
Yöneticisi Serkan Özden sözlerine
şöyle devam etti:
“Büyüyen ekipler, altyapılar ve
yeni hizmetler süreçlerin ve kalite
artırıcı uygulamaların da büyük
bir titizlikle gerçekleştirilmesini
gerektiriyor. Bu çerçevede
sistemlerdeki olası açıkların takibi
de en önemli başlıklar arasında
bulunuyor.”
Kullanımı kolay ve süreçlere
hızla adapte olabilecek bir
çözüme ihtiyaç duyuldu
Çözümde aranan en önemli
özelliklerin başında, birçok farklı
türde tarama yapılabilmesi,
kullanımının kolayı olması, üzerine
belli süreçlerin oturtulabilmesi,
envanter risk kategorisi
tanımlanabilmesi ve otomasyona
imkan sağlayabilmesi geldiğini
belirten Özden, “Tüm bunların
yanında çözüm için en iyi
seviyede ve zamanında
desteği her zaman
alabileceğimi bilmeliydik”
dedi.
Bu çözüm arayışı
sonucunda, şirket güvenlik
taraması ile ilgili birçok ürün
ve çözümü test etmeye başladı.
KoçSistem Yönetilen Güvenlik
Hizmetleri Birim Yöneticisi
Serkan Özden
Ayrıntılı bilgi için:www.securist.com.tr
Sonrasında iş ihtiyaçlarının
tamamen belirginleşmeye
başlaması ile birlikte, aktif olarak
kullanılan bu ürün ve çözümlerin
arasından Securiskop’un da
bulunduğu birkaç ürün seçilerek
detaylı değerlendirilmeler
yapılmaya başlandı.
Geniş destek ve geliştirilebilir
yapı seçimde büyük rol oynadı
Securiskop’un yerel bir
üretici tarafından geliştirilmiş
olmasına rağmen sağladığı
risk sınıflandırması, esnek ve
geliştirilebilir yapısı ile öne
çıktığını ifade eden Özden,
“Geliştiricinin yerel olması
ve bu sayede elde edilecek
geniş destek imkanları da
Securiskop’un tercih edilmesinde
en önemli etkenler oldu” dedi.
Özden, Securiskop ile ilgili
faydaları şu sözlerle ifade etti:
“KoçSistem Yönetilen
Hizmetler bünyesinde
müşterilerimize uçtan uca hizmet
sağlayacak şekilde İşletim
Sistemi, Veri Tabanı gibi tüm
sistem uygulamalarının yönetimini
gerçekleştiren bir yapımız
mevcut. Yönetilen Güvenlik
Hizmetleri tarafında, hem
paylaşımlı hem de özel bu model
ile 27 farklı servis sağlıyoruz. Bu
hizmetler ile müşterilerimizin
güvenlik ihtiyaçlarını uçtan
uca karşılayabilmekteyiz.
Güvenlik Tarama ve Sızma Testi
hizmetlerimizi ise Securiskop
ürünü ile sağlıyoruz. Paylaşımlı
modelde müşterilerimiz herhangi
bir teknoloji yatırımı yapmaksızın
teknolojik altyapıyı uygun
maliyetlerde kullanabiliyor.
Mutlaka konusunda uzman olan
üreticilerin ürünleri ile hizmet
sağladığımız paylaşımlı güvenlik
altyapılarımızı da Securiskop
sistemi ile belirli periyotta
güvenlik taramasına tabi tutarak
hizmet kalitemizi artırıyoruz.”
Securiskop’un tercih
edilmesindeki bir diğer etken
ise ürün ile ilgili bir geliştirme
ya da iyileştirmeye ihtiyaç
duyulduğunda desteğin kısa bir
sürede hızla alınabilmesi oldu.
Özden, “En önemli beklentimiz
sürekli destek alabileceğimiz ve
ürün geliştirmesinde aktif olarak
söz sahibi olabileceğimiz bir
sistem kullanmaktı. Bu noktada
Securist ile iyi bir iş ortaklığı
modeli oluşturduk” dedi.
Securiskop tüm iş
ihtiyaçlarını karşıladı
Özden, projenin
tamamlanmasından sonra
Securiskop’un sağladığı faydalarla
ilgili olarak şunları söyledi:
“Gerek iç süreçlerimizdeki
ihtiyaçları karşılayabilmek gerekse
bir güvenlik servisi olarak ürün
portföyümüzde müşterilerimize
sunabilmek açısından Securiskop
ile proje başında hedeflediğimiz
tüm iş ihtiyaçlarımızı karşıladık.
Bundan sonraki süreçte de
bu iş modelini daha etkin bir
şekilde birlikte yönetebilmeyi
amaçlıyoruz.”
Securist Genel Müdürü Erhan
Görmen ise “Securist olarak en
başından itibaren KoçSistem’le
uyumlu bir şekilde çalışarak
çok başarılı bir projeye imza
attık. Yerli bir üretici olarak
sağladığımız faydalarla
rakiplerimizi geride bırakarak
ilk tercih olduk. Securiskop,
gelişmiş entegrasyon,
raporlama, otomasyon
ve kapsamlı destek gibi
özellikleriyle birçok avantaj
sağlıyor. Örneğin kurulan
sistemlerde şifre yönetim
cihazları ile entegrasyon
sayesinde tarama yapılan
cihazlarda herhangi bir
parola girilmesine gerek
olmuyor. Bu cihazlarda
açık tespit edildiğinde
servis masası uygulaması
ile doğrudan bağlantıya
geçerek ilgili kişilere
doğrudan görev ataması
yapılabiliyor. Yani kurumun
sistemleriyle tam bir
entegrasyonsağlanabiliyor.
Bu sayede hem kaynağın
etkin ve verimli kullanımı,
hem de kurumun güvenli
servis yönetimi hedeflerine
uyması konusunda katkı
sağlanabiliyor” dedi.
Securiskop, 2014
yılında belirli süreçleri
otomatikleştirerek maliyet
avantajı sağlamaya
yönelik olarak KoçSistem
bünyesinde hayata geçirilen
otomasyon projesine aktif
bir şekilde dahil oldu.
Özden, “Securist tarafından
geliştirilen otomasyon
sisteminin arayüzü
sayesinde insan kaynağımızı
daha verimli kullanacak
şekilde tasarruflar elde ettik”
dedi.
31
BULUT BİLİŞİM
2015’te işletmeler
karma buluta yönelecek
2015’te BT sektörünün yeniden şekillenmesinde Veri Gölleri
ve Karma Bulut etkin rol oynayacak. İşletmelerin artan veri
yükü doğrultusunda entegre ve esnek bulut çözümlerine
talebi artacak.
32
B
T dünyasında yaşanan değişiklikler her geçen yıl daha da heyecan
verici bir boyuta ulaşıyor. Sektörde
eşzamanlı olarak dönüm noktası niteliği
taşıyacak iki önemli konu karşımıza çıkıyor:
Veri Gölleri ve Karma Bulut. EMC, BT dünyasını yeniden şekillendirecek bu iki önemli
konuya ilişkin görüşlerini paylaştı.
EMC’den yapılan açıklama şu şekilde
gerçekleşti: “Bu öngörünün gerçekleşme
ihtimalini güçlendiren en önemli unsur,
üretilen ve üretilmeye devam eden dev
miktarlarda verilerin her tür veri depolama sisteminde, her açıdan talep yaratıyor
olması. Özellikle, yapılandırılmamış veriler
alanında veri depolamada her iki senede
bir, iki kattan fazla büyüme yaşanıyor.
Yapılandırılmış ya da yarı yapılandırılmış
verilerde ise, yıllık yüzde 20 ve üzerinde
büyüme görülüyor. Bu büyüme finansal
hizmetlerden, yaşam bilimlerine; sağlık hiz-
metlerinden üretim sektörüne kadar birçok
sektörde yaşanıyor.”
EMC, işletmelerin istihbarata dayalı kararlar
alma konusunda verilere her geçen gün
daha fazla güvenmesinin, veri depolamayı altyapı sisteminin en önemli ve gerekli
bileşeni haline getirdiğini belirerek, “Veri
miktarında bu düzeyde bir artış, verilerin
kurumsal varlık olarak önemi de göz önüne
alındığında, işletmeleri veri depolamanın
artan maliyetini ve karmaşıklığını azaltmaya yönelik önlemler almaya yöneltiyor. Bu
eğilimin, veri depolama altyapısını kullanan
mevcut ve gelecek uygulamaların gerek
duyacağı kapasite ya da performans ölçeklendirmesinden ödün vermeden gerçekleştirilmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.
EMC açıklaması, maliyet ve performansı
dengeleme ihtiyacının, işletmelerin veri
depolama kaynak yönetiminde ve bulut,
dosya, işlemsel ve analitik iş akışlarını içeren veri depolama altyapılarında, yenilikçi
çözümler arayışına girmelerine neden olacağını belirtiyor.
Veri gölleri, siloların yerini
alacak
İlerleyen dönemlerde geleneksel silo-tabanlı veri depolama altyapılarından konsolide
veri göllerine geçişin yaygın bir biçimde
benimsenmesi bekleniyor. Veri gölleri, akıllı
yazılımlar tarafından yönetilen ve dev miktarda veri artışı ve buna bağlı performans
gereksinimlerine göre ölçeklenebilen yapısıyla tercih ediliyor.
Hadoop’un desteğiyle veri gölleri, işletmelerin veri göllerinin temellerinde depolanan
büyük miktardaki verilerinden değer sağlamalarına olanak sağlayacak. Veri gölleri,
işletme içinde iş akışı optimizasyonunu
sağlayacak ve dev miktarda verilerin yönetimini ve bu verilerden değer sağlanmasını
ekonomik hale getirecek. Ancak veri göllerine geçiş süreci hafife alınabilecek bir
süreç değil. Veri gölünün temelini oluşturan
mimarinin, işletmenin veri türleri ve iş akışlarına uyumlu olmasını sağlamak için belli
bir düzeyde planlama ve analiz gerekiyor.
Bazı işletmeler, birden çok çeşit veri gölü
barındırabilir: ultra yüksek performanslı
işlemsel ve analitik iş akışları için bir veri
gölü; Egzabayt ölçekli coğrafi bazda dağıtılmış nesne veri gölü; dosya-tabanlı çoklu
protokollü veri gölü ve hatta ultra yüksek
performans ölçekli flash mimarileri ve çekirdekte yüksek kapasiteli coğrafi ölçekli
platformları bir araya getiren veri gölü.
2015’te işletmeler, her alanda tasarrufa
yönelecek
Birçok işletme bilgi-işlem, veri depolama ya
da her ikisi için bulut altyapısına geçiş sürecine girmiş durumda. Veri göllerine paralel
olarak 2015, karma bulutun işletmelerin
bulut depolama stratejilerine hükmedeceği; yüklü arşiv verilerine bağlı olarak aşırı
doluluktan patlama noktasına gelen veri
havuzları için kurum dışı hizmet sağlayıcılardan yararlanılacağı bir yıl olacak.
Karma bulut yaklaşımını sınırlandıran unsur; geçiş sürecini sorunsuz bir şekilde
yönetecek ve kurumsal sistemle bulut altyapısını entegre edecek bir akıllı uygulama
yönetim katmanının eksikliği olarak belirlenebilir. Bu kaynak yönetimi katmanı ile, veri
merkezi içinde yönetimde çalışan sayısını
azaltmak, kullanım alanından tasarruf etmek ve aynı zamanda enerji ve soğutma
maliyetlerini düşürmek mümkün. Bu önemli düzeyde tasarruf da karma modele geçişi
haklı çıkarıyor.
Karma model yalnızca veri depolama ile
ilgili değil. Aynı zamanda işletmelerin kendi
bulut bilişim ayakizlerini oluşturmalarına
ve altyapıyı öncü bulut hizmetleriyle tamamen bir arada çalışabilecek şekilde hizmet
olarak sunmalarına olanak sağlıyor. Bu genişletilebilir bulut çözümlerinin geleceği,
gezegendeki en hızlı büyüyen açık kaynak
bulut platformu olan OpenStack teknolojisine bağlı olacak.
33
FİNANS
E-TİCARET
E-ticaret
sektörü
2015’te hız
kesmiyor
Türkiye’de e-ticaret sektörünün özellikle ödeme yöntemleri
konusunda gelişmeye ihtiyacı varken, tüm dünyayla birlikte
gerçek zamanlı satın alma eğilimi artıyor
B
u yıl içerisinde e-ticaretin gideceği yönü sektörün temsilcileri
paylaştı. Buna göre dijital ödemeler hızla artarken dünyada olduğu
gibi Türkiye’de de ödeme sistemlerinin
gelişimiyle e-ticaret hacmi artmaya devam edecek.
iyzico CEO’su Barbaros Özbugutu’nun
verdiği bilgilere göre, 2015 Mayıs ayında uygulamaya konulacak 6493 nolu
“Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat
34
Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Kanunu” ödeme
sistemleri sektöründe taşları yerinden
oynayacak. Zira ödeme faaliyetlerine
odaklanmış firmalar, yasayla birlikte hem
altyapı hem de iş süreçleri anlamında
yeni yatırımlar yapmak zorunda kalıyor.
Bu noktada, yüksek yatırım maliyetleri ve
tüm teknik iş süreçlerini karşılamayacak
çok sayıda firma ya pazardan çekilmek
durumunda kalacak ya da satın almalarla
başka büyük yapılara dahil olacaklar. Ay-
rıca küresel markaların ödeme sistemleri
sektörüne giriş yapacağını öngörüyoruz.
Tüm bunlar düşünüldüğünde, ilk bakışta
sektörde küçülme yaşanıyor gibi görülse
de resmin bütününe baktığımızda ekonomiye hareketlilik getirecek bir büyüme
yaşanacak.
E-ticaret ve ödeme sistemleri sektörlerinde mobilitenin etkisi artarak devam
edecek. Türkiye’de kişi başına ortalama 2,4 adet kredi kartı düşüyor. Bu da
yaklaşık 23 milyon kişinin kredi kartı
kullandığı anlamına geliyor. Bunların
arasından 10 milyon kişi yani neredeyse
yarısı İnternet’ten alışveriş yapıyor. İnternet kullanan fakat İnternet’ten alışveriş
yapmayan kitle epey büyük. E-ticareti
yaygınlaştırmak için kredi kartlarının yanı
sıra başka ödeme çözümlerini, örneğin
EFT ve havale gibi klasik ödeme çözümlerini de e-ticarete uyumlu hale getirmek
gerekiyor. Bundan sonraki adım ise mobil
cihazlardan alışveriş yapmayı çok daha
kolay hale getirmek olmalı. Mobil cihazlardan alışveriş yapmaktan ziyade değişik
gün içerisinde yaşanan “problemleri” çözen uygulamalar yaygınlaşacaktır. Mobil
alışveriş deneyimini kolay ve akıcı tutan
siteler mobil oranlarını yükselteceklerdir.
Ödeme sistemleri
çeşitlenmeli
Türkiye’de e-ticaret için tercih edilen
ödeme sistemleri arasında, kartlı ödemeler yoğun bir biçimde kullanılıyor.
Nisan 2014 rakamlarına göre 57,2 milyon kredi kartı ve 100,8 milyon banka
kartının kullanılmasından kaynaklı olarak
e-ticaret için yüzde 93’lük oranda kartlı
ödeme sistemleri ön plana çıkıyor. Kredi
kartları ise yüzde 68’lik payı ile taksitlendirme yapan sadakat kartları ve yüzde
32’lik pay ile tek çekim Master / Visa
kartları olarak kendi bünyesinde ikiye ayrılıyor. Türkiye, Avrupa içerisinde Birleşik
Krallık’tan sonra en fazla kart kullanım
oranına sahip 2. ülke konumunda.
Buna karşın, kart kullanımına paralel olarak çevrimiçi alışveriş yapan kullanıcı sayısı hala yüzde 1,5 civarında. Online alışveriş oranı İngiltere ve ABD’de ise yüzde
8-10 civarında. Türkiye’de bu noktaya
gelmek için öncelikle alternatif ödeme
yöntemlerine önem verilmesi gerektiğini
düşünüyoruz. Yurtdışında
bir ödeme işleminde orta-
lama 5-8 arası ödeme yöntemi sunulurken, Türkiye’de neredeyse sadece kredi
kartıyla yetiniyoruz.
tüketici etkileşimini 2015 yılı mobil uygulama stratejilerinin en önemli hedefi
olarak görüyor.
Gerçek zamanlı satın alma
hızlanacak
Raporun sonuçlarını değerlendiren Criteo
Başkanı ve COO’su Eric Eichmann, şunları söyledi: “Tüketicilerin online alışveriş
alışkanlıklarının çok hızlı bir biçimde geliştiği göz önüne alındığında, 2015 yılının
e-ticaret sektörü için oldukça dinamik bir
yıl olacağını görüyoruz. Birden fazla ekran önünde geçirilen zamanın artması,
reklamverenlerin tüketicileri hedeflerken
daha fazla karmaşayı yönetmesi gerektiği
anlamına geliyor. Bu bakımdan çaprazcihaz (cross-device) hedeflemesi ya da
mobil cihazlara uyumlu web siteleri ve
uygulamalar gibi çözümlere yatırım yaparak sektör ivmesinin bir adım önüne
geçen reklamverenler, tüketicilerin isteklerine cevap verme ve satışlarını artırma
konusunda en avantajlı pozisyona sahip
olacaklar.”
Performans pazarlama teknolojileri şirketi Criteo, 2015 yılı içerisinde e-ticaret
sektöründe etkili olacak en önemli eğilimlere ışık tutan 2015 E-Ticaret Sektörü
Öngörüleri Raporu’nu (2015 eCommerce Industry Outlook Report) yayınladı.
Milyarlarca online ticari işlem verilerinden alınan içgörülere dayanarak hazırlanan raporda öne çıkan dikkat çekici
öngörüler ise şu şekilde sıralanıyor:
• Çapraz-cihaz (cross-device) yetkinliklerinin artırılması, 2015 yılının en önemli
odak noktalarından biri olacak: Temmuz
2014’te Criteo ve Digiday tarafından yapılan araştırmaya göre perakende sektörü
yöneticilerinin ve reklam ajanslarının yüzde 58’i, çapraz-cihaz (cross-device) teknolojisini 2015 yılı mobil pazarlama aktivitelerinin en önemli ayağı olarak görüyor.
• Kendine has reklamlarda (native advertising) görülen hızlı artış, gerçek zamanlı satın alma (programmatic buying)
ile ivmelenecek
• “Webrooming” ve “showrooming”
aktivitelerinin satışları üzerindeki artırıcı etkisi göz önüne alındığında, fiziki bir
varlığı olan perakendeciler 2015 yılında yoğun bir biçimde online stratejilere
odaklanacaklar.
• Perakendeciler, mobil uygulama
yeniden-etkileşimlerine büyük önem
atfedecek: Temmuz 2014’te Criteo
ve Digiday tarafından yapılan araştırmaya göre perakende sektörü yöneticilerinin ve reklam
ajanslarının yüzde 42’si,
35
İnovasyon
Türk yöneticiler
inovasyon için risk
almaya hazır
Türk yöneticiler, inovasyona ayrılmış fon
ve teşviklere ulaşmak isteyen şirketler
için kamu yetkililerinin bürokrasi ve
formaliteyle mücadele etmesi gerektiği
konusunda güçlü bir kaygı ifade ediyor.
G
eneral Electric (GE) tarafından
her yıl yapılan Küresel İnovasyon
Barometresi’nin sonuçlarına göre,
Türkiye’de iş dünyasının üst düzey yöneticileri inovasyonun gerek ekonomi gerekse insanların yaşam standartları üzerinde
olumlu bir etki yarattığına inanıyor. Araştırmanın sonuçlarında, öngörüye dayalı bilgi
ve endüstriyel internetin giderek artan önemi, inovasyon çalışmalarında işbirliğinin
etkisi, Türkiye’nin mevcut inovasyon yapısı
ve şirketlerin fonlara ulaşmak ve destek
almakla ilgili beklentileri öne çıkıyor.
Araştırmada, Türk şirketlerinin inovasyonda başarılı olmak için nitelikli iş gücüne yatırım yapılmasını gerekli gördüğü ortaya çıkıyor. Türk yöneticilerin yaklaşık yüzde 90’ı
(yüzde 64’lük küresel ortalamaya kıyasla)
büyümek için müşterilerin anlaşılması ve
piyasada meydana gelen değişimlerin öngörülmesinin önemli olduğunu belirtirken
yüzde 87’si yaratıcı davranışlar ile yenilikçi süreçlerin teşvik edilmesinin gerekli
olduğunu düşünüyor. Ayrıca inovasyonu
olumlu bir güç olarak kabul ediyorlar ki yö-
36
neticilerin yüzde 84’ü inovasyon sayesinde
Türkiye’deki insanların 10 yıl öncesine göre
daha iyi bir yaşam sürdüğü konusunda
hemfikir olduğunu belirtiyor.
Başarılı bir inovasyon için müşterilerin
anlaşılması ve piyasadaki değişimlerin
öngörülmesinin gerekliliği Türkiye’deki
yöneticilerin yüzde 90’ı tarafından en büyük öncelik olarak görülüyor. Araştırmaya
katılan yöneticilerin yaklaşık yüzde 84’ü
gelişen teknolojilere hızla uyum sağlanması ve uygulamaya geçilmesinin başarılı bir
inovasyon için önemli bir öncelik olduğunu
belirtiyor. Yöneticilerin yüzde 83’ü yetenekli ve kalifiye çalışanların cezbedilmesi ve
kurumda tutulması gerekliliğini vurguluyor
ki bu oranın geçtiğimiz yılın sonuçlarına
göre 13 puan arttığı görülüyor.
Öngörüye dayalı bilgiye olan
ilgi artıyor
Türkiye’de, yüzde 53’lük küresel ortalamaya kıyasla, öngörüye dayalı bilgi son derece
takdir ediliyor ve yöneticilerin yüzde 77’si
analiz ve öngörüye dayalı bilgi kullanmanın
hayati önem taşıdığını söylüyor. Türkiye’deki yöneticilerin yüzde 38’i, şirketlerinin “Büyük Veri”den en üst seviyede fayda sağlamak için tamamen ya da oldukça hazır
olduğunu belirtirken, küresel düzeyde bu
oran yüzde 25’te kalıyor.
Sonuçlar ayrıca büyük veri ile endüstriyel internetin Türk yöneticilerinin öncelikli konuları arasına girmekte olduğunu
ortaya koyuyor. Türk yöneticilerin yüzde
63’ü endüstriyel internetin iş piyasası
üzerinde olumlu ya da nötr bir etki yaratacağını belirtiyor.
Açık küresel bir ağ olarak endüstriyel internet, öngörüye dayalı çözümler için insanları, verileri ve makineleri birleştiriyor.
GE, müşterilerine bu alanda toplamda 24
adet çözüm sunuyor ve bunların 14’ü kamuoyu ile geçtiğimiz dönemde paylaşıldı.
Çözümler, makinelerin ve tüm faaliyetlerin
yönetiminde esneklik sunarak, nitelik ve
operasyon optimizasyonu sağlıyor, daha iyi
çalışılmasına, daha az enerji harcanmasına,
daha verimli hizmet verilmesine ve plan dışı
aksama sürelerinin asgari seviyeye düşürülmesine yardımcı oluyor.
İnovasyon, işbirliği ile küresel
bir oyun haline geliyor
Türkiye’deki yöneticiler, yüzde 64’lük
küresel ortalamanın oldukça üzerine
çıkan ve 2013’e göre 16 puanlık bir
artışa karşılık gelen yüzde 76’lık oranla işbirliğinin değerini giderek daha
çok takdir ediyor ve işbirliğine dayalı inovasyon faaliyetlerinin getirdiği
kazançların geçtiğimiz yıla göre artış
kaydettiğini söylüyor. Üniversitelerle
kurulan işbirlikleri, TÜBİTAK ve benzeri
kuruluşlarla yapılan ortak çalışmalar ve
Teknopark’ta açılan inovasyon merkezleri artık Türk iş dünyası için birer odak
noktası haline geliyor.
Türkiye’deki yöneticilerin yaklaşık yüzde
72’si inovasyonun küresel bir oyun olduğunda hemfikir olmanın yanı sıra dünyada yeteneklerin, fikirlerin, öngörülerin
ve kaynakların bir araya getirilmesinin
inovasyonda başarı sağlamadaki en etkin yol olduğunu ekliyorlar. Yöneticilerin
yüzde 76’sı işbirliğinin değerini takdir
ediyor ve fikri mülkiyet ihlalleriyle ilgili
risklere rağmen işbirliğinin almaya değer
bir risk olduğuna katılıyor.
Türkiye’deki inovasyon yapısı gelişiyor
Yöneticilerin dörtte biri (yüzde 25) Türkiye’nin inovasyon yapısının diğer marketlere kıyasla
son derece zorlu olduğunu düşünürken, araştırmaya katılanların yarısı Türkiye’nin bu yıl inovasyona destek sunan bir ortam yarattığını belirtiyor. Yöneticilerin yüzde 57’si, inovasyona yönelik devlet desteğinin etkin bir şekilde organize edildiği konusunda aynı fikri taşıyorlar. Kamu
yetkililerinin inovasyon şirketlerine yönelik mali desteği diğer ülkelere kıyasla daha tatminkâr
görülüyorken, yöneticilerin yüzde 60’ı kaynakların yeterli bir kısmının inovasyon şirketlerinin
desteklenmesi için tahsis edildiğine katılıyor.
Türk yöneticiler, yüzde 87’lik küresel ortalamanın çok üstünde bir oranla (yüzde 100), inovasyona ayrılmış fon ve teşviklere ulaşmak isteyen şirketler için kamu yetkililerinin bürokrasi ve
formaliteyle mücadele etmesi gerektiği konusunda güçlü bir kaygı ifade ediyor. Yöneticilerin
yüzde 95’i geçen yıl yine bu konuyu Türkiye’deki en büyük sorun olarak ifade etmişti. Türk
yöneticiler için ikinci öncelik yüzde 85’lik küresel ortalamanın üstünde bir oranla (yüzde 98),
diğer ülkelerle araştırma konusunda işbirliği yapılmasının kolaylaştırılması, yüzde 97’si de öğrenci müfredatlarının iş ihtiyaçlarına göre daha iyi uyarlanması gerektiği görüşüne sahip olduğu
ortaya çıkıyor.
37
UYGULAMA DÜNYASI
İş süreçlerini
hızlandıracak
uygulamalar
Durmaksızın gelişen teknoloji, iş modellerini ve dolayısıyla
da iş süreçlerini yeniden şekillendirmeye başladı. Özellikle
mobil uygulamalarla birlikte uzaktan yönetilebilir hale
gelen iş süreçleri yöneticilerin hayatını kolaylaştırıyor.
38
M
obil uygulamaların
yanı sıra giyilebilir
cihazlar da giderek
hayatlarımızın bir
parçası haline gelirken, teknoloji
devlerinin neredeyse her yıl yeniledikleri akıllı telefonlar, tabletler ve
diz üstü bilgisayarlar yöneticilerin
özel yaşamları ve iş yaşamları arasındaki dengeyi çok daha sağlıklı bir
seviyeye getirdi.
lan Dropbox klasörünün içine sürüklenen her türlü veri, platformdan
bağımsız olarak internete bağlı herhangi bir cihazdan erişilebilir hale
geliyor. Bu sayede yoğun programa
sahip yöneticiler diledikleri dosyaya istedikleri zaman ulaşabilme esnekliğine kavuşuyorlar. Dropbox’a
yüklenen verilere Windows, Linux
ve Mac işletim sistemine sahip her
cihaz üzerinden ulaşabiliyor.
Mobil uygulamalarla gelen
kolaylık
Evernote
Mobil cihazlarla birlikte gelişen mobil uygulamalar iş dünyasını ve süreçlerini de baştan yaratmaya başladı. Önceleri dosyalar, dokümanlar,
onay süreçleri gibi detaylar arasında
boğulan yöneticiler, gelişen mobil
uygulama pazarıyla birlikte kendilerine daha geniş bir manevra alanı yakaladılar. Bu değişimin teknolojinin
devinimiyle birlikte 2015 yılında da
sürmesi beklenirken, yöneticilerin
hayatını 2015 yılında da kolaylaştırabilecek uygulamalara şöyle bir göz
attık. Lafı çok uzatmadan sizler için
derlediğimiz uygulamalara geçelim.
Dropbox
Bulut bilişimin gelişimiyle birlikte
ortaya çıkan online depolama ve
yedekleme hizmetlerinden biri olan
Dropbox’ın CIO’lar ve yöneticiler
için sağladığı büyük kolaylığı göz
ardı etmemek gerekiyor. Dosya
senkronizasyonunu oldukça kolaylaştıran bu uygulama dokümanları,
resimleri ve her türlü dosyaya, web
tabanlı olarak akıllı telefon, iPad gibi
mobil herhangi bir cihazdan ulaşım
sağlıyor. 2 GB alanın ücretsiz olarak
kullanıma sunulduğu ve kısa bir üyelik işleminden sonra sistemde kuru-
E-dönüşümle birlikte kağıdın da yavaş yavaş iş dünyasından uzaklaştığına şahit oluyoruz. Yöneticiler da
bu akımdan fazlasıyla etkilenecek
gibi görünüyorlar. Önemli dosyalarını akıllı cihazları ve bilgisayarları
üzerinde yönetmek isteyen yöneticilerin vazgeçilmezlerinden biri haline gelen Evernote da, 2015 yılının
vazgeçilmezleri arasında yer alacak.
Metin, görüntü ve ses dosyası şeklindeki notlara yalnızca e-posta ve tarayıcı arayüzünden değil, akıllı telefon
ve PDA cihazı üzerinden de erişim
sağlayan uygulama, platformlara ve
işletim sistemlerine bağlı kalmayan
yapısıyla öne çıkıyor. Tüm cihazlarla
uyumlu bir şekilde çalışarak yöneticlerin işini kolaylaştıran uygulama,
50 megabayta kadar ücretsiz olarak
kullanılabiliyor.
Remember the Milk
Sıradaki uygulamamız yoğun iş temposunda toplantılarını unutanlar yöneticilere geliyor. Gün içerisinde ne
yapacağını unutan, toplantıları ve
iş görüşmelerini kaçıran yöneticiler
için geliştirilen Remember The Milk
adlı uygulama, kullanışlı arayüzüyle
öne çıkıyor. CIO’lara ve yöneticilere görevlerini eksiksiz bir şekilde
hatırlatacak uygulama, bir yandan
da kullanıcılarına yönetim fırsatı
tanıyor. Remember The Milk’in bir
diğer avantajı da Gmail gibi Google
servisleriyle uyumlu bir şekilde çalışarak, uzaktan da yönetilebilmesi.
FlowDock
Günümüzde yöneticileri en çok zorlayan durumlardan biri şüphesiz iş
süreçlerinde yaşanan kopukluklar
ve bu sebeple aksayan projeler.
Bu sorunları ortadan kaldırmayı
vadeden FlowDock, tüm çalışanların ulaşabilecekleri ortak bir “gelen kutusu” oluşturarak yürütülen
projelerde yaşanan anlık güncellemeleri, sorunları ve değişimleri
tüm kullanıcılara ulaştırıyor. Hem
tarayıcılarda hem de mobil cihazlar
üzerinde kullanılabilen web tabanlı
uygulama, bunun yanı sıra sunduğu sohbet modülüyle de dikkat çekiyor. Kullanıcılara verdiği sohbet
modülü ile CIO’lara ve yöneticilere
uzaktan toplantı yapabilme imkanı
da veren uygulama, bu sayede iş
süreçlerinin akıcılığına önemli bir
katkıda bulunuyor.
Webex Meeting
Yoğun iş temposuna sahip yöneticilerin hayatını kolaylaştıracak uygulamalar arasında yer alan
Webex Meeting, kullanıcılarına sunduğu mobil konferans imkanı ile dikkat çekiyor. Uygulamayla çalışanları
ve ortaklarıyla görüntülü bir şekilde
iletişime geçebilen CIO’lar ve yöneticiler, bu sayede özellikle iş seyahatleri sebebiyle aksayan iş süreçlerinin
önüne geçmeyi başarıyorlar. Uygulama, yüksek video kalitesi sunmasının
yanı sıra görüntülü toplantı yapmayı
kolaylaştıran pek çok özellik sunu-
39
UYGULAMA DÜNYASI
yor. VoIP desteği de olan WebEx
Meeting uygulaması Android cep telefonları ile tabletlerinde ve iPhone,
iPad cihazlarında kullanılabiliyor.
KeePass
Her yeni platform ve cihaz kullanıcılarına yeni şifre zorunluluğu getiriyor. Bu durumdan en fazla müzdarip
olan arasında yer alan yöneticileri bu
sıkıntılı durumdan kurtarmayı amaçlayan KeePass, açık kaynak kodlu
yapısıyla güvenli bir kullanım vadediyor. Windows, Mac, Linux işletim
sistemlerinin yanı sıra Android’den
iPhone’a tüm akıllı telefonlarda kullanılabilen uygulama, şifre ve kullanıcı isimlerini kriptolu olarak saklayabiliyor. Bu belgeye ise DropBox
üzerinden erişilebiliyor.
Giyilebilir teknolojiler
revaçta
Özellikle 2014’ün ikinci yarısından
itibaren hızlı bir yükselişe giren ve
teknoloji şirketlerinin pazarda farklılık yaratma adına birbiriyle yarıştığı
giyilebilir teknolojiler, kendisine iş
dünyasında da yer bulmaya başladı.
Yöneticilerin de tercihleri arasında
yer alan bu teknolojiler, 2015 yılında bu alandaki yerini de iyice sağlamlaştıracak. Sağlık bilekleri gibi cihazlar sayesinde yoğun iş temposu
sırasında ne kadar efor sarf ettiklerinden, kaç kalori harcadıklarına kadar bütün bilgilere sahip olacak yöneticiler, bu sayede formlarına daha
fazla dikkat edebilecekler.
40
Giyilebilir teknolojiden söz ederken
akıllı saat konusuna ayrıca bir parantez açmamız gerek. Son yıllarda
gelişen mobil cihazlarla birlikte gündeme gelen ve son dönemde neredeyse tüm teknoloji şirketlerinin bu
alanda yarışa girdiği akıllı saat pazarı,
iş dünyasında da kendisine yer bulmaya başladı. Geleneksel saat üreticileri bu alanda teknoloji şirketleriyle
iş birliğine giderek ürettikleri “akıllı
kurumsal” saatlerle iş dünyasındaki
yerlerini kaybetmek istemiyorlar.
Samsung’un ardından Apple’ın da
pazara giriş yapmasıyla birlikte tamamen kızışan akıllı saat pazarı, buradan
hareketle iş dünyasına da yeni bir
şekil verebilir. Son dönemde IBM’le
anlaşarak kurumsal tarafta kendi cihazlarına daha fazla yer vermek isteyen Apple, akıllı saatleri üzerinde yer
vereceği kurumsal uygulamalarıyla
yöneticilerin işini biraz
daha kolaylaştırabilir. Hali
hazırda akıllı saatleri üzerinden e-posta kontrolü,
aramalar, mesajlaşmalar gibi temel
işlevleri gerçekleştirebilen kullanıcılar,
bunun yanı sıra sağlık durumlarını da
saatleri üzerinden takip edebiliyorlar.
Bu noktada akıllı saat ve benzeri
giyilebilir cihazların iş dünyası için
lüks olmaktan çıkıp yavaş yavaş
gereklilik haline geldiğini söyleyebiliriz. Yöneticilerin sahip olması
gereken cihazlar arasında yer alan
özellikle akıllı saatler, 2015 yılında
yöneticilerin en önemli yardımcıları
arasında yerini alacağa benziyor.
Akıllı telefonsuz olmaz
Gelişen teknolojiyle beraber mobil cihazlardaki çeşitlilik de giderek artıyor.
Şirketlerin akıllı telefon pazarındaki
rekabetleri giderek artarken, pazara
giren yeni oyuncular da bu rekabeti
körüklüyor. Bu rekabet en çok kullanıcılara yararken,
yöneticiler
de
kurumsal yaşamlarında bu rekabetin ortaya çıkardığı yeniliklerden
de faydalanabiliyorlar. Telefonların ekranları giderek büyürken, bu
durum özellikle
sık sık seyahat
eden yöneticileri
fazla cihaz taşıma derdinden kurtarıyor.
Buna karşın teknolojiye meraklı olan yöneticiler birden
fazla cihaz taşımaktan vazgeçmiyorlar. Bu durumun farkında olan şirketler, oldukça dayanıklı, güçlü sistemlere sahip ve en önemlisi yöneticileri
yarı yolda bırakmayacak kadar uzun
pil ömrüne sahip cihazları kullanıcılarla buluşturmayı sürdürüyorlar.
MIND2BIZ
eğitim
hizmetleri
bilişim teknolojileri danışmanlık hizmetleri
doğru çözüm
MIND2BIZ
kurumsal modelleme eğitim serisi
Kurumunuzu görebildiğiniz oranda geliştirebilirsiniz. Kurumsal
mimari kavramları ile tanışın, rekabet avantajınızı ve kurumsal
çevikliğinizi teknik ve projelendirme eğitimlerimiz ile artırın.
ilgili kavramlar
kurumsal
mimari
| çerçeve modeller | risk
iş
süreçleri analiz ve
modelleme | bilgi
yönetimi | uyumluluk |
kurumsal
mimari ve
uygulamalar
TOGAF
eğitim serisi
BPMN 2.0
teknolojileri yönetimi | süreç
iş süreçleri
analizi ve
modelleme
tasarımı | süreç geliştirme |
süreç iyileştirme | yeniden
yapılanma | simülasyon | yeni
hizmet tasarımı | etki analizi |
agörsel süreçler
asenaryo ve simülasyon
yönetim beyanı |
aetki analizleri
a“multi disipliner”
|
aetkin denetim altyapısı
iletişim
arekabetçi teknolojiler
mind2biz.com.tr
TOGAF |
IDEF | ITIL | CoBIT | denetim
BPMN
|
uyumluluk
yasaları | iş sürekliliği | bilgi
teknolojileri servis yönetimi
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
1
File Size
3 800 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content