close

Enter

Log in using OpenID

7 - 6N1K Haber

embedDownload
TÜRK KAHVESİ CAMIN ŞAİRLERİ
MADRİD’DE
Türk Kültürü, Uluslararası FİTUR Turizm
Fuarı’nda ilgi görüyor
Sayı: 6
4’te
ARKAS SANAT MERKEZİ’NDE
Lucien Arkas’ın koleksiyonunun bilinmeyen bir bölümü
açığa çıkıyor. Fransız cam sanatının öncülerinden Émile Galle,
Daum kardeşler ve Rene Lalique’nin eserleri Arkas Sanat
Merkezi’nde 27 Nisan tarihine kadar sergilenmeye devam
3’te
edecek
29 Ocak 2014 Çarşamba
25 Kr
GAZETE
Ne Mutlu
Türküm Diyene...
Siyasi
Haftalık
Gazete
UZUNDERE’DE
www.6n1k.com.tr
MUTLU SON
Uzundere tematik parkıyla Ege’nin çekim merkezi olacak
6’da
“DÖRT GÜNDE
200 BİNLERİ AŞAN
MİTİNGLER YAPTIK”
2011-2012 yıllarında 17 ay CHP İzmir
İl Başkanlığı görevinde bulunan
Tacettin Bayır, 6N1K’ya özel
açıklamalarda bulundu
6’da
“BALÇOVA’YI
İZMİR’İN İNCİSİ
HALİNE GETİRMEK
İSTİYORUZ”
“İZMİR BÜYÜK BİR KÖYE
DÖNÜŞÜYOR”
CHP Balçova Belediye Başkan
aday adaylarından Semra Aksakal
Kayacan, 6N1K’ya Balçova ile ilgili
7’de
projelerinden bahsetti
AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali
Yıldırım Balçova Çiçek Mezatı’nı ziyaret etti. Yıldırım “İzmir’in
geri gittiğini, İzmir’i yönetenler de söylüyor. İzmir büyük bir
köye dönüşüyor. Bu şikayeti etmek sonuç vermiyor. Buna ‘Dur’
7’de
demenin zamanı geldi” dedi
“İZMİR GERİ KALDI, BUNA
DUR DEYİN!”
İzmirli sivil toplum örgütlerini ziyaret eden MHP Büyükşehir
Belediye Başkan Adayı Murat Taşer, İzmir’in şehircilik yarışında
geri kaldığını ifade ederek, “Günlerdir İzmir’i geziyoruz. Karşımıza
kim çıktıysa, ‘buna bir dur deyin’ diyor” şeklinde konuştu
7’de
5’te
12’de
Rabin Yönetim Kurulu Başkanı Gürcan
ressam Türel Süt, görme
Rabin
TOPLUMSAL İzmirli
“17 ARALIK SÜRECİ,
Keskiner, Almanya, Fransa, İsviçre ve daha
engelliler için tasarladığı resimler ile
bir çok ülkenin Rabin’i tercih ettiğini belirtti
AVRUPA’DA
SANAT PROJESİ dünyada isminden sıkça söz ettirdi
TÜRK EKONOMİSİ
“BEKO BASKETBOL
ÜZERİNDE AĞIR
FEYYAZ UÇAR:
LİGİ AVRUPA’NIN EN
TAHRİBAT YARATTI”
PUAN KAYBINA
EBSO Meclis Başkanı Salih Esen,
İYİ LİGLERİNDEN BİRİ TAHAMMÜLÜMÜZ YOK
Ocak ayı meclis konuşmasında
Beko Basketbol Ligi’nin sayı lideri,
17 Aralık sürecinin zararlarından
bahsetti. Esen bu süreçte Türk
ekonomisinin ciddi zaralar
gördüğünü söyledi
5’te
Olin Edirne formasını terleten başarılı
basketbolcu Darius Washington,
6N1K’ya açıklamalarda bulundu
10’da
Ligin ikinci yarısına mağlubiyet ile başlayan
siyah beyazlı kulübün puan kaybına artık
11’de
tahammülü yok
2
magazin
Haber`siz´siniz35
Camın şairleri
Arkas Sanat
Merkezi’nde
Lucien Arkas’ın koleksiyonunun bilinmeyen bir bölümü açığa
çıkıyor. Fransız cam sanatının öncülerinden Émile Galle, Daum
kardeşler ve Rene Lalique’nin eserleri Arkas Sanat Merkezi’nde
27 Nisan tarihine kadar sergilenmeye devam edecek
B
ir sanatsever ve
koleksiyoner olarak
sanata sadece resim ve
heykel penceresinden
bakmanın kısıtlayıcı bir
bakış açısı olduğunu
düşündüğünü söyleyen
Lucien Arkas, bu
nedenle Arkas Sanat
Merkezi’nde açılan yeni
sergide dekoratif sanatlar
zincirinin en güçlü
halkalarından biri olan cam
sanatını sanatseverlerle
buluşturuyor.
Arkas Sanat Merkezi
açıldığı ilk günden
itibaren İzmir’de resim
ve fotoğraf sergileri
gerçekleştirdi. Bu sergiyle
de dekoratif sanatlara
eğilmek, ziyaretçilere
diğerlerinden farklı ve
hoş bir deneyim yaşattı.
20. Yüzyılın başlarında
Fransa’da filizlenen Art
Nouveau akımının cam
sanatındaki en önemli üç
temsilcisi Emile Galle,
Daum kardeşler ve Rene
Lalique’e ait eserlerin
sunulduğu sergi ile Arkas
Koleksiyonu’ndan 160
eserin yer aldığı geniş bir
seçki sergilendi. Camın
Şairleri sergisinde
ziyaretçiler, Art Nouveau
akımının dekoratif sanatlar
alanındaki en büyük
temsilcisi Emile Galle’yi
tanıyarak, öncülüğünü
üstlendiği cam sanatındaki
yenilikçi anlayış hakkında
fikir sahibi oldu ve
Nancy Ekolü’nün (Ecole
de Nancy) en büyük
temsilcilerinden Daum
Kardeşler ve ünlü tasarımcı
Rene Lalique’in dünyanın
çeşitli noktalarından bir
araya getirilmiş örneklerini
görme şansı yakaladı.
Johnny Depp
nişanlandı
Oyuncu Johhny
Depp’in, uğruna
2 çocuğunun
annesini Vannessa
Paradis’ten ayrıldığı
oyuncu sevgilisi
Amber Heard
ile nişanlandığı
öğrenildi.
YAKIN ZAMANDA
EVLENECEKLER
ifade etti.
Johnny Depp
50, sevgilisi oyuncu Amber
Heard 27 yaşında. İkili,
Sevgilisine bir süre önce
başrollerini paylaştıkları
evlenme teklifi eden ve
‘tutku Günlükleri’ filminde
olumlu yanıt alan Depp’in
tanışmış ve aşık olmuştu.
oldukça heyecanlı olduğu
Depp, aşık olduğu Herad için
söyleniyor. People’a konuşan iki çocuğunun annesi Vanessa
çifte yakın bir kaynak, ikilinin Paradis’i terk etti.
Amber
çok mutlu olduğunu ve yakın Herad, 2012 yılında biseksüel
zamanda evleneceklerini
olduğunu açıklamıştı.
Scarlett Johansson
evlilik hazırlıklarına
başladı
Güzel oyuncu aşkını gazetecilere itiraf etti
S
carlett Johansson,
People dergisinin
Şubat sayısında özel
hayatına dair açıklamalarda
bulundu. İkinci kez evliliğe
hazırlanan yıldız, Fransız
gazeteci nişanlısı Romain
Dauriac için “Ona çok
aşığım” dedi.
Evlilik hazırlıklarına
başlamadığını belirten
Johansson, “Nişanlı
olmak çok heyecanlı bir
dönem. Hiçbir zaman
geleneksel bir kadın
olmadım ama bana
nostaljik geliyor”
dedi. Ünlü oyuncu
sevgilisi için “O
benim arkadaşım
gibi. Çok mutluyum.
Her zaman
güvenebileceğim bir
kişi” yorumunu yaptı.
Johansson’ın
nişan haberi “evlilik
benim için şart değil”
açıklamalarından
sonra gerçekleşmesi
hayranlarını
şaşırtmıştı.
Scarlett Johansson,
2008 yılında
kendisi gibi oyuncu
Ryan Reynolds ile
evlenmişti. Ancak
çiftin birlikteliği
sadece 2 yıl sürdü.
Dünyaca ünlü oyuncu Johhny
Depp, kendisinden 23 yaş
küçük sevgilisi Amber Heard
ile nişanlandı
Haber`siz´siniz35
3
magazin
H&M ilk kez
Muammer
BAŞKAN
Paris Moda
Haftası’nda
Bu seçim farklı
geçecek gibi...
H&M 2013 Sonbahar defilesiyle ilk kez Paris Moda Haftasında yer aldı
H
&M, Paris’te
Moda Haftası
sırasında ilk kez
defilesini sunarken,
Ashley Olsen, Chloe
Moretz ve Emma
Roberts konuklar
arasındaydı.
H&M’in 2013
Sonbahar
Koleksiyonu, Musée
Rodin’de özel
olarak oluşturulmuş
bir alanda konuklara
gösterildi ve aynı
zamanda hm.com’da
canlı olarak
Kylie Minogue
yeni albümüyle
çok iddialı
Albüm kapağı çok konuşulacak
Avustralyalı pop şarkıcısı Kylie Minogue yeni
albümü için iddialı bir kapakla geldi
U
zun bir aradan
sonra yeni
bir albüm çıkaran
45 yaşındaki Kylie
Minouge, albüm
kapağı ile ilerleyen
yaşına rağmen hâlâ
iddialı olduğunu
kanıtladı. Yeni albümü
‘Into The Blue`nun
kapak çekimlerini
yayınlayan Minouge
fotoğraflarda sadece
transparan bir bluzle
görülüyor.
Henüz albümün
single parçasını
yayınlamayan şarkıcı,
albüm kapağını
ve şarkı sözlerini
hayranları ile paylaştı.
Avustralya `nın
‘The Voice’ adlı ses
yeteneği yarışmasında
jürilik yapan Minouge
geçtiğimiz günlerde
programın kulisinde
kombinezonu ile
kitap okurken çekilen
bir fotoğrafını
paylaşmıştı.
Minouge`un yeni
albümü 27 Ocak`ta
piyasaya çıktı.
yayınlandı. “Erkek
gibi kız” görünümü
oluşturmak için
ince elbiselerle sert
kesimli giysileri
birleştiren defile,
izleyicilere H&M’in
yeni koleksiyonunu
uluslararası moda
takvimiyle paralel
olarak görme
fırsatını sundu.
Koleksiyon, 5 Eylül
2013’te dünya
çapında yaklaşık
200 mağazada satışa
sunulacak.
Uzun zamandır bu kadar gergin bir
yerel seçim havası yaşamıyorduk.
Kendimize geldik, özlemiştik sanki!
Seçim büroları basmalar, adaylara
silahlı saldırılar, hatta cinayetler…
Yurt genelinde birkaç yer dışında bu
olayları duymuyorduk bir süredir.
Şimdi büyük şehirlerin göbeğinden
geliyor bu haberler. Sanırım bu, yarıştaki
kızışmayı da gösteriyor. Aynı siyasi
partinin sempatizanları bile birbirini
yiyor adeta. Kavgalara aşinayız da
ölümle sonuçlananlar fazlasıyla üzücü,
yakışıksız.
İzmir’de de küçük çaplı sürtüşmeler
geliyor kulağımıza, hem rakip partiler
arası, hem parti içi. AK Parti adaylarını
açıkladı, bazı yerlerde ya teşkilat adayı
beğenmedi tepki gösterdi, ya da partinin
tabanı istediği isim aday gösterilmedi
diye eylemler yaptı. Yani bir gerilim
mevcut.
Adaylarını daha önce açıklayan MHP
ise bu anlamda sakin.
Gelelim CHP’ye… Ana muhalefet
partisinin “kale” dediği yerde henüz
adayları belli değil. Çok değil, 60 gün
kadar bir şey kaldı seçime ama CHP’de
adeta fırtına öncesi sessizlik var.
Önceleri iktidar partisinin adaylarıyla
beraber açıklanacağı yönünde genel
kanı vardı ama bunun doğru olmadığını
gördük. İki aydan az bir zaman kala
açıklanacak ilçe belediye başkan
adayları. Bu adayın çalışmalarını nasıl
etkileyecek birlikte göreceğiz. Aslında
“ceketimi koysam kazanır” şeklinde bir
düşünce varsa teşkilatta adayların geç
açıklanmasının önemi yok. Ama adaylar
açıklandığında parti içinde mutlaka bir
fırtına kopacak gibi.
Fırtınanın en şiddetli hissedileceği
yerlerden biri Konak olacak gibi. Güçlü
aday adayları koltuk için mücadele
edecek. Genel merkezin, il başkanlığının,
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz
Kocaoğlu’nun ve CHP tabanının bu ilçe
için düşündüğü isimler birbirinden farklı.
Böyle olunca kim aday olursa olsun
mutsuzluğunu sertçe dile getirecek bir
taraf mutlaka olacak.
CHP için kritik önem taşıyan iki
ilçe de Bayraklı ve Karabağlar…
Geçtiğimiz seçimde AK Parti’nin en çok
kazanma umudu taşıdığı iki ilçe. Yarış
bu iki ilçede daha keskin hissedilecek.
Görülüyor ki AK Parti ince hesaplar
yaparak seçmiş buralardaki adaylarını.
CHP’nin de oldukça dikkatli olması
ortada. Ve belki de seçimin sonucunu
en fazla etkileyecek parti MHP… AK
Parti’nin Gezi direnişi ve yolsuzluk
iddialarından sonra yara aldığı ifade
ediliyor. Daha önce MHP’ye, DYP’ye,
DP’ye, ANAVATAN’a oy veren, ancak
son seçimlerde kararını AK Parti’den
yana kullanan seçmen rahatsız. Onların
oylarının en güçlü adresi MHP olacak.
Bu kritik iki ilçedeki MHP tabanı da
oldukça ciddi. Bu durum da CHP’yi
zorlayacak gibi.
CHP için hassas bölgelerden biri
de Ödemiş ve civarı olacak. AK Parti
burada sağ oyları toplayacak adayları
seçmeye çalıştı. Bakalım CHP’nin
tutumu ne olacak.
Karşıyaka’daki tablo biraz daha net
gibi seçim sonucu açısında. CHP’nin en
güçlü olduğu ilçelerden biri olduğu için
aday seçmek sahiden zor burada. Burada
da açıklanacak isim ya Kocaoğlu’na
rağmen ya da parti genel merkezine
rağmen gösterilmiş olacak sanki.
Henüz soru işaretleriyle dolu CHP’de
merak edilen bir ilçe de Balçova. Güçlü
erkek adaylarının yanı sıra güçlü bir
kadın aday adayı da var orada. Semra
Aksakal Kayacan, partisinin kadın
kotasından da güç alarak adaylık
yarışında “ben buradayım” diyor.
Tablonun geneline bakıldığında
30 Mart’taki seçimin İzmir için çok
önem taşıdığı ortada. Taşlar yerinden
oynayacak mı hep birlikte göreceğiz.
Penelope Cruz
yeniden kamera
karşısında
Doğumdan bir kaç ay
sonra kamera karşısına
geçti
2
012’den beri ünlü çanta
markası Loewa ile çalışan
Penelope Cruz, doğum yaptıktan
bir kaç ay sonra kamera
karşısına geçti.
Çekimlerini Mert Alaş
ve Marcus Piggott’un
gerçekleştirdiği markanın fildişi,
bej ve karamel tonlarındaki şık
çantaları dikkat çekiyor.
Loewa İlkbahar - Yaz 2014
koleksiyonu için yine tüm
cazibesiyle poz veren ünlü
oyuncu, fotoğraflardan birinde
sadece bir trençkot ve Loewa
marka çantayla görülüyor.
4
güncel
TÜRK KAHVESİ
Uzm. Dr.
Serdar
BİÇEROĞLU
Sahi kaç para ya sizin
canınız?
Sağlıkta reform diye yazdim hem
eleştiri hem beğeni aldım. Reformu
anlat dediler, anladığım kadar devam
ediyorum...
Reform başladığından beri kimse
hekime sormadı ne istersin diye. Çok
para ister diye korktular belki. Oysa
çok yalındı; yalnızca tedavi etmek
istiyordu. Para diye çırpındığını sandılar,
yanıldılar...
Bir hekim olarak; senin beynindeki
tümörü çıkarmak istiyorum, pankreas
başındaki kanseri almak, sen nefes
alamazken nefes olmak istiyorum. Ama
olamıyorum. Bir de inanmazsın ama
sen para harcıyorsun diye üzülüyorum.
Yıllarca prim ödüyorsun, sağlık
hizmetinden ücretsiz faydalan diye
sokaklarda yürüyorum, gazlanıyorum.
Sen, benim kendim için yürüdüğümü
sanıyorsun. Destek vermediğin gibi “oh
olsun bu doktorlara” diyorsun. Gelirim
azaldığı için isyan ettiğimi sanıyorsun.
Hiç düsündün mü aç gözlü müyüm
gerçekten bu kadar acaba? Hiç alakası
yok canım kardeşim. İçine düstüğün
çamurun ben farkındayım sen değilsin.
Ben bu kadar rahatsızken senin rahat
olman beni üzüyor o kadar. Bak gör
mesela, bilmezsin ama “SUT” diye
birşey var. Hastalığının tedavi şartlarını
SUT belirlemiş ve fiyatlamış. SUT kadar
yaşıyorsun yani. Tedavin bir paket. Bunu
anlaman çok zor ama bak anlatacağım.
Şimdi bir şirkette bir boyacı düşün.
Elinde sadece bir kova boya var. Her ev
için aynı miktar boya hakkı var. Badana
güzel olmazsa cezası var. Boyamazsa
da aç kalıyor. Eğer boyamak için girdiği
evde boya yetmez ve biterse şirketin
parasıyla boya alıp boyuyor. Ancak şirket
bunu görünce boyacı işsiz kalıyor. Yani
boyacı uyanık olmak zorunda, tek kova
ile boyanacak evleri seçmek zorunda.
Sence boyacı ne yapar? Ben söyleyim.
Duvarı az olan, küçük zahmetsiz evleri
bulur ve onları boyar. Kirli, çok duvarlı
büyük evleri boyamaz. Yani boyasının
yetmeyeceği evleri kaderine bırakır. O
evler de sorunları çözülmediği için eskir
durur. Anladın mı canım kardeşim?
Hastalığın basitse tedavin yapılır. Zor ise
araki boyacı bulasın.
Bir de şu var tabi, boyacı sanatkar aynı
zamanda, isterse duvara motifler de işler
ama elindeki boya ile bunu yapamaz. “
Sen boya duvarı geç “ deniyor garibime,
kederi ondan. Sana reva görmüyor bu
durumu ama sen umursamazken, farkında
değilken ve hatta kulağının dibine top
patlamasına rağmen duymazken ne
yapsınki garibim?
Bak canım kardeşim; miting
meydanlarında ellerim cebindeymiş
gibi gösterilerek alçaltıldım ben. Para
para para dedi ülkenin başı. Oysa
ben saat sabahın 4’ünde senin tıkalı
damarını açmaya gelirken ne üşendim
ne de benzim paramı düşündüm. Düşün
bakalim, uzaktan çağırdığın usta bile
evine gelince yol masrafı yazıyor... Ben
cebimden verdim yanına geldim... Nefes
olabilmek için sana... Üstelik geç geldim
diye cezalandırıldım. Allah korusun ama
öldüysen de ifade verdim... Düşünki
nöbetçi olmadığım gün hastanede
yokum diye bile ifade verdim. Sırf sen
rahat rahat şımarasın diye... Çok güzel
şımardın da bak bakalım hala hastasın.
İyileşemiyorsun farkında mısın?
Devam edeceğim yazmaya da, merak
ediyorum kaç para değer verdin canına?
Zira bana muayene olmanın bedeli 36 lira
tüm ülkede. Bu senin için devletin ödediği
para. Şimdi aç bakalım tesisatçına telefon
da sor, kaç para musluğu değistirmenin
fiyatı? Sonra bak bakalım. Sahi kaç para
senin nefes alamayan bebeğini karnından
çıkarmanın bedeli? Sonra gör bakalım
devletimin sana verdiği değeri. Hani
inanmıyorsan, gir google’a yaz Manisa
bölgesi veteriner hekimler odası hayvan
muayene ücretleri diye, sonra karşılaştır
devletin sana verdigi değer ile. Ben
yakıştıramıyorum sana bu bedeli de,
sen yakıştırıyorsan hala bunu kendine,
düşünüyorum artık daha da ne demeli
diye?
MADRİD’DE
“Türk kültürü, Uluslararası Fitur Turizm Fuarı’nda ilgi görüyor”
U
luslararası FITUR
Turizm Fuarı,
bu yıl 34. Kez turizm
profesyonellerini ve
ziyaretçilerini bir araya
getirdi. Türkiye standında
ziyaretçilere ikram edilen
Türk kahvesi beğeni topladı.
Dün başlayan ve 26 Ocak
Pazar gününe kadar ziyarete
açık olacak fuara Türkiye
ile birlikte yaklaşık 200 ülke
katılıyor.
Avrupa ülkeleriyle aynı
salonda yer alan 645
metrekarelik Türkiye
standında,
geleneksel el
sanatlarından
Türk mutfağına
kadar birçok öge
tanıtılıyor.
Fuar kapsamında
stantta, performans
sergileyen ebru ve
hat sanatçılarıyla
çömlek ustaları
uşadası’nın barlarıyla
ünlü Kaleiçi dün gece
kana bulandı. Ahmet ile
Saim kardeşlerin işlettiği
Kuşadası’nın en popüler
eğlence mekanı olan Heaven
Bar’ın işletmecisi Saim Özkan
(40) kendi barında öldürüldü.
Edinilen bilgiye göre, dün
gece saat 01.30 sıralarında
Aura Moonlight’ın sahibi V.K.
(Veysel Keleş), üç arkadaşıyla
birlikte Heaven bara eğlenmeye
geldi. Ancak işletme sahipleri
barda yer olmadığını
fuar ziyaretçilerince ilgiyle
izleniyor. 38 kuruluş
ve işletmenin birlikte
oluşturduğu Türkiye
standında, ziyaretçilere
hediyelik eşyalar veriliyor.
TÜRK KAHVESİ DE
FUARDA
Ayrıca, ziyaretçilere
ikram edilen UNESCO
Somut Olmayan Kültür
Mirası Listesi’ndeki Türk
kahvesi de beğeniyle
tadılıyor ve ilgi topluyor.
İlgiyle takip edilen fuarı,
200 bin kişinin ziyaret
etmesi bekleniyor.
Yetiştirme yurtlarında
büyüyenler örgütleniyor
Aydın ilindeki yetiştirme yurdu mezunları bir dernek çatısı altında örgütleniyor.
Merkezi Kuşadası’nda olacak Yetiştirme Yurdu Mezunları ve Dayanışma Derneği
için ilk adım atıldı
bu derneklerden 15’i
altında toplanmak amacıyla
ile ve Sosyal
sendikamıza kayıtlı ve
Kuşadası’nda dernek
Politikalar
sendikada 600 üyemiz
kurmayı amaçladıklarını
Bakanlığının yetiştirme
var. Yetiştirme yurdunda
yurtlarını kapatarak çocukları söyleyen Mehmet Ali
yaşadığım dönemde oraya
Ergüder, “Biz çocuklara
ailelere vereceğini öne
polis tarafından getirilen
destek olmak amacıyla
süren bir grup Yetiştirme
çocukların adları geldikleri
Yurdu Mezunu, bu çocuklara bu derneği kurmaya karar
gün yada aya göre adları
verdik. Sosyal ve kültürel
yardımcı olmak için
konuluyordu. Örneğin,
çalışmalar yapacağız.
örgütlenme kararı aldı.
Ramazan ayı ise adı
Aydın Bölgesinde ortalama
Kuşadası’nda kurulacak
Ramazan, Eylül ayında
1000’e yakın arkadaşımız
dernek için, Yetiştirme
geldiyse adı Eylül oluyordu.
var. Bu kişilerden yaklaşık
Yurtlarından Ayrılanlar ve
Bizler yurt kardeşliği ile
100 kişi biraya geldik ve
Eğitim Çalışanları Sendikası
derneği kuruyoruz. En büyük gönüllü olarak biz birlikte
(YURT-AY SEN) Genel
güçlüyüz diyerek bu yola
destekçimiz olarak siz basın
Başkanı Hakan Çeliksoy,
mensupları aracılığıyla diğer çıktık. Yozgat’ta kurduğumuz
Genel Teşkilatlandırma
derneğimizde yurttan ayrılıp
arkadaşlara da ulaşmayı
Başkanı Halil Yolalan,
devlet tarafından memur
istiyoruz. 9 Şubat tarihinde
Genel Mali İşler Başkanı
olarak göreve atanana kadar
Türkiye genelindeki yurttan
Naim Çetin, Genel Eğitim
kalacakları misafirhaneler
ayrılan dostlarımızla
İşleri ve Arge Başkanı
temin ettik. Madde
ve dernek üyeleriyle
Taner Karabulut, Genel
bağımlılarını kurtardık.
Kuşadası’nda bir araya
Sosyal İşler Başkanı Murat
Düğünlerde arkadaşlarımızın
geleceğiz” dedi.
Akkuş, Ankara İl Başkanı
yanında olduk ve onların
Murat Yıldız, İl Yönetim
Yetiştirme Yurtlarından
abisi ve kardeşi olduk.
Üyesi Yılmaz Uzunoğlu,
Ayrılanlar ve Eğitim
Kuşadası’nda yeni kurulacak
Sağlık Çalışanları Sendikası
Çalışanları Sendikası
Yetiştirme Yurdu Mezunları
Genel Başkan Yardımcısı
(YURT-AY SEN) Genel
ve Dayanışma Derneğine
Ahmet Eyüpoğlu tüzük
Başkanı Hakan Çeliksoy,
gerçekleştirecekleri
hazırlıklarına başladı.
“Sendikamız 1 yıl önce
sosyal projelerde başarılar
kuruldu. Türkiye genelinde
Yetiştirme yurdunda
35 ilde yetiştirme yurdundan diliyoruz” dedi.
yaşamış ve mezun olmuş
ayrılan dernek var ve
arkadaşlarıyla bir çatı
A
BAR CiNAYETi
K
Haber`siz´siniz35
söyleyerek grubu içeri almadı.
İşletme sahiplerinden Ahmet
Özkan ile tartışan, ve ön
tarafa bir masa konulması
isteği geri çevrilen V.K. olay
yerinden ayrıldıktan sonra
polisi arayarak Ahmet Özkan’ın
üzerinde silah olduğunu ihbar
etti.
Karakola davet edilen
Ahmet Özkan’ın ifadesi
alınırken, V.K. yanına yeğenleri
U.Ö. (Ulaş Özel), F.K(Fatih
Keleş), ve D.K(Deniz Keleş)
ile ismi belirlenemeyen iki
kişiyi daha alarak saat 02.00
sıralarında tekrar bara geldi.
Ahmet Özkan’ın kardeşi Saim
Özkan ile karşı karşıya gelen
U.Ö. Saim Özkan’a iki el ateş
ederek karnından ve göğsünden
vurdu. Özkan kanlar içinde
yere yığılırken, U.Ö. kendisine
müdahale etmek isteyen
bar güvenlik görevlisi Onur
Hacıbekir’e de 2 kez ateş etti.
bar içine girerek müşterilerin
olduğu bölümlere doğruda
ateş açan U.Ö bar çalışanının
daha kafasına ateş etmek istedi
ancak, tutukluk yaptı. Daha
sonra bar bölümüne giderek
içki şişelerini müşterilerin
üzerlerine fırlatan gurup olay
yerinde çıkarak uzaklaştı.
Olay yerine çağrılan 112
ekiplerinin müdahalesine
rağmen Saim Özkan’ın
olay yerinde öldü. Çalışanı
Hacıbekir ise Kuşadası Devlet
Hastanesine kaldırılarak
tedavi altına alındı. Yaralının
hayati tehlikesinin bulunduğu
öğrenildi.
Saim Özkan’ın
cenazesi Kuşadası Devlet
Hastanesi’nden İzmir Adli
Tıp Kurumuna otopsi için
gönderildiği bildirildi. 2009
Yılında evlenen ve bir erkek
çocuk babası olan Özkan’ın
cenazesi bu gün İzmir’in
Animasyon
öğrencilerine
tam not
K
uşadası Anadolu
Otelcilik ve Turizm
Meslek Lisesi eğlence
ve animasyon hizmetleri
bölümü öğrencileri
hünerlerini ailelerine ve
arkadaşlarına sergiledi.
Öğrencilerin hazırlayıp,
oynadığı Truva adlı
gösteriyi, Kuşadası
Kaymakamı Muammer
Aksoy, İlçe Milli Eğitim
Müdür Vekili Murat
Yurttutan, Okul Müdürü
Fevzi Kumtepe ile öğrenci
aileleri izledi.
Açılış konuşmasını
yapan Okul Müdürü
Fevzi Kumtepe, “Otelcilik
okulları arasında sadece
üç okulda eğlence bölümü
var. Bölümümüzde, yabancı
dil, spor, diksiyon, drama
eğitimleri veriliyor. En
iyi eğitimi verdiğimizi
inandığımız bölümümüzde
okuyan öğrenciler sizlerin
değerlendirmeleriyle karşı
karşıya geliyor. Başarılı
Karşıyaka ilçesinde, Mevlana
camisinde kılınacak ikindi
namazından sonra toprağa
verilecek. Polis olayla ilgili
olacaklarına da inanıyorum”
dedi.
Eğlence hizmetleri
öğretmeni Ümit Demir,
“Türkiye’de otellerin eğlence
hizmetlerinde çalışanların
çoğunluğunu yabancılar
oluşturuyor. Türkiye’de üç
okulda bu bölüm var ama
Üniversitede yok. Barlarda
ve otellerde çalışma yaşı
18 olması sebebiyle 17
yaşında mezun olacak
öğrencilerin staj yapma
konusunda da bazı sorunları
var. Bu sorunların çözümü
konusunda girişimlerimiz
sürüyor” dedi.
Yatılı ve yatısız olmak
üzere eğlence ve animasyon
hizmetleri bölümünde
öğrenim gören toplam 60
öğrenci büyük heyecan
içersinde sergiledikleri Truva
adlı gösteri ve danslar beğeni
topladı ve ayakta alkışlandı.
Program bitiminde de emeği
geçenlere plaket verildi.
Veysel Keleş, yeğeni Ulaş Özel,
Fatih Keleş ve Deniz Keleş
gözaltına aldı. Soruşturmayı
sürüyor.
5
ekonomi
Haber`siz´siniz35
Rabin
M
erkezi
İzmir’de
bulunan Rabin,
1990 yılından beri
tekstil piyasasında
ismin den sıkça söz
ettiriyor. Kendine has
stil ve kreasyonları
ile müşterilerin
yüzüne güldüren
Rabin, bu yıl
düzenlenen gelinlik
fuarında, yine aynı
yerinde stant açtı.
Çeşitli kreasyonları
Avrupa’da
ile dünyanın
her yerinden
müşteri çeken
Rabin, parlament
damatlıkları ön
plana çıkardı. Bunun
dışında ise bordo,
lacivert ve kırmızı
damatlıklar moda.
Yönetim Kurulu
Başkanı Gürcan
Keskiner, fuar
hakkında konuştu.
Kubilay “6 yıldır
fuara katılıyoruz.
Fuar gayet başarılı.
Gelen müşterilerimiz
standımızı rahat
bulsun diye, aynı yere
açıyoruz standımızı.
Yurt içinden olmak
üzere yurt dışından
da müşterilerimiz
geliyor.
Çoğunlukla Arap
ülkelerinden geliyor
müşterilerimiz.
Bunun dışında
Almanya, Fransa,
İsviçre ve daha
bir çok ülkeden
müşterilerimiz
geliyor.
Müşterilerimiz
kreasyonlarımızı
çok beğeniyor.
Rabin’in kendine
has kreasyonları ve
stilleri var. Bütün
kreasyonlar bize ait.
Bu yıl parlament ön
planda olmak üzere
bordo, lacivert ve
kırmızı tonda ki
damatlıklar moda.”
‘’17 Aralık süreci, Türk ekonomisi
üzerinde ağır tahribat yarattı’’
EBSO Meclis Başkanı Salih Esen Ocak ayı meclis konuşmasında 17 Aralık
sürecinin zararlarından bahsetti. Esen bu süreçte Türk ekonomisinin ciddi
zaralar gördüğünü söyledi
İZBAN’IN
MAKİNİST ORDUSU
Tren seti, istasyon sayısı ve uzunluğu sürekli büyüyen
İZBAN’ın buna bağlı olarak makinist sayısı da 106’dan
130’a çıktı. 24 makinist adayı, 15 bin kilometre yol kat
edip brövelerini almaya hak kazandılar
bin kilometre yol kat alınmasıyla bu
İZMİR halkına
rakam 83 olacak.
ederek brövelerini
sunduğu raylı toplu
Hilal Aktarma
almaya hak
taşıma sistemini
İstasyonu’nun
kazandılar. Bröve
daha güçlü bir
açılmasıyla istasyon
töreninin ardından
hale getirebilmek
sayısı 32’ye
İZBAN’ın makinist
amacıyla çıktığı 40
sayısı 106’dan 130’a yükselen İZBAN,
adet EMU tren seti
Torbalı hattı devreye
yükselecek.
ihalesindeki ilk 9
girince 38 istasyona,
vagona önümüzdeki
Her yönde büyük
ay kavuşacak olan
bir gelişim içerisinde 80 kilometrelik hattı
ise 111 kilometreye
İZBAN, buna bağlı
olan İZBAN’ın tren
ulaşacak. Bergamaolarak bünyesindeki seti sayısı Şubat
Selçuk yönlerindeki
makinist sayısını da
ayından itibaren
artırıyor. İZBAN’da artmaya başlayacak. çalışmaların
tamamlanmasıyla
6 aydır çok yoğun
43 olan sayı, önce
birlikte bu uzunluk
bir eğitimden ve
46’ya çıkacak,
188 kilometreyi
testlerden geçen 24
diğer setlerin de
geride bırakacak.
makinist adayı, 15
İzmir’de işletmeye
Salih Esen özellikle
son dönemde yaşanan
hadiselerin, Türkiye
ekonomisi üzerinde
ağır tahribat yarattığını
söyleyerek, “Gerekli
önlemler alınmaz ise ileriki
dönemde tüm etkileri ile
bu tahribatı daha derinden
hissedeceğimiz aşikardır.
Doların tarihi bir rekor ile
2,40 seviyelerine gelmesi,
Kurlardaki aşırı oynaklık,
Borsa İstanbul’da yaşanan
tedirgin edici gelişmeler,
girdi fiyatlarındaki artışlar
reel sektörü doğrudan
etkilemektedir. Ard
arda gelen zamlar, tüm
dengeleri altüst edecek,
vatandaş da bundan
nasibini alacaktır.”
“TÜM BU GELİŞMELER
KARŞISINDA, ACİLEN
ÖNLEM ALINMALIDIR”
Geldiğimiz noktada;
süregelen belirsizlikler,
öngörülemeyen kur
artışları, Türkiye’yi üreten
toplum olmaktan hızla
uzaklaştırmaktadır. Bu riski
göz ardı edemeyiz. Tüm
bu gelişmeler karşısında,
acilen önlem alınmalıdır.
Bunu da yapacak olan
siyasi erktir.’’
“TÜM PARTİLER VE
ADAYLAR BİZİM İÇİN
EŞİT MESAFEDEDİR”
EBSO Meclis Başkanı
Salih Esen, tüm partilere
ve adaylara eşit mesafede
olduklarını söyleyerek,
’’Bilindiği gibi
Mart ayında
yerel seçimler
gerçekleştirilecek.
Adayların büyük
bir çoğunluğu
açıklandı. Bu
kürsüden şunu
bir kez daha ifade
etmek isterim ki;
Odamız ve tabi
ki Meclisimiz,
tüm partilere
ve adaylarına
eşit mesafede
yer almaktadır.
Bu konuda hiç
kimsenin bir şüphesi
olmasın. Söz konusu İzmir
olunca, elbette ki projeleri
dinleme ve taleplerimizi
iletme hakkını kendimizde
görüyoruz. O nedenle
buradan da açık bir davet
yapalım. Siyaset değil,
projeleri konuşmak için
İzmir Büyükşehir Belediye
Başkan adaylarımızı
Meclis toplantılarımızda
konuk etmekten mutluluk
duyacağız.’’
EGİAD’da
çok tercih edilen Kişisel
Gelişim Hizmetlerinden olan
Yaşam Koçluğu Desteği
EGİAD’da düzenlenen bir
organizasyonla üyelerin
hizmetine sunuldu. EGİAD
Üyesi ve Sentinus Koçluk
ve Danışmanlık Firması
ortaklarından Hakan Özçelik
tarafından verilen seminerde;
Yaşam Koçluğu, Yönetici
Koçluğu, Kariyer Koçluğu
ve Yeni Nesil Koçluğu
gibi kavramların üzerinde
durularak, öncelikle kişinin
kendisine ilişkin güçlü
bir farkındalık kazanması
hedeflendi.
Yaşam Koçluğu’nun hedefe
kitlenen kişilerin organize
ve planlı adımlarla yürümesi
için verilen bir destek
hizmeti olduğunu belirten
EGİAD Yönetim Kurulu
Başkanı Seda Kaya, “Kişinin
yaşamının her alanında
dengede olması önemlidir.
Yaşam koçluğu süreci
tamamen organize ve planlı
bir değişim sürecidir. Riskleri,
analizleri dengede tutmaya
çalışan iş dünyası için
Yaşam Koçluğu son yıllarda
başarının anahtarı oldu. Biz
de EGİAD üyelerimize, iş
dünyamıza bu hizmeti vererek
destek olmak istedik” dedi.
Yaşam Koçluğu’nun belirli
KURU MEYVE, ZEYTİN, ZEYTİNYAĞI
VE DERİ TANITIM GRUPLARINDAN
ÇİN VE JAPONYA ATAĞI
eytin ve
Z
Zeytinyağı
Tanıtım Komitesi,
Ticaret Heyeti
Organizasyonu”
düzenliyor.
Kuru Meyve Tanıtım
Ekonomi Bakanlığı
Grubu ve Deri
koordinasyonu,
Tanıtım Grubu,
Türkiye İhracatçılar
bu üç sektördeki
Meclisi (TİM)
ihracatçıların
organizasyonunda,
Japonya ve Çin
Deri , Kuru Meyve,
pazarına açılmaları
Zeytin ve Zeytinyağı
amacıyla “Sektörel
Tanıtım Gruplarının
işbirliğinde hedef
pazarlarımız
içerisinde yer
alan Japonya ve
Çin pazarlarına
yönelik olarak
düzenlenecek olan
“Ticaret Heyeti”
organizasyonu
16-22 Şubat 2014
tarihleri arasında
Merkez, dövizin
belirli bir bandı
geçmesini istemiyor
Merkez Bankası, 2,30’a doğru giden
dolar kuruna ilk defa yüksek miktarlı bir
doğrudan müdahalede bulundu.
Dolar-TL kurunun ard arda rekor
kırması ve 2,30’a yaklaşmasının ardından
Merkez Bankası kura müdahale etti. Kura
Ocak 2012’den bu yana ilk kez doğrudan
müdahalede bulunan Merkez Bankası’nın
müdahale miktarının 3 milyar doları
aştığı tahmin ediliyor. Net döviz
rezervinin yaklaşık yüzde 8’i civarında
olan bu yüklü satışa karşın dolar/TL’de
ve euro/TL’de rekor seviyeler devam etti.
Yani Merkez Bankası, belirli bir band
içinde dalgalanmaya müsaade ederken,
direnç noktası olarak gördüğü 2,30’ larda
müdahaleye geçme eğiliminde.
Merkez Bankası, Para Politikası
Kurulu (PPK) toplantısında yüzde 4,50
olan politika faizi olan 1 hafta vadeli repo
faiz oranını değiştirmemişti. Yüzde 7,75
olan faiz koridorunun üst bandı da aynı
kaldı. Yüzde 3.50 olan gecelik borçlanma
faizi de yine aynı bırakılmıştı.
Merkez Bankası ek sıkılaştırma
uygulanması gerekli görülen günlerde
bankalararası piyasadaki faizlerin
yüzde 7,75 yerine yüzde 9 civarında
oluşmasının kararlaştırıldığını da
bildirmişti. Bu karar uzmanlar
tarafından örtülü faiz artırımı olarak
değerlendirilmişti.
Gösterge ve alt ve üst koridor faizlerine
dokunulmadan fonlama maliyetini
artırarak döviz kurlarına müdahale
düşüncesi etkili olmamış görülüyor.
Şimdiye kadar döviz satarak kurları
kontrol etmeye çalışıldı. Haziran
ayından bu yana yaklaşık olarak 19
milyar dolarlık satışa karşılık Dolar
değer kazanmaya devam etti. Hatta
Banka, uzun bir aradan sonra, büyük
bir miktarlar doğrudan piyasalara dolar
satışıyla müdahalede bulundu.
Merkez bankasının faiz konusunda
da temkinli davranması ve önümüzdeki
döneme ilişkin politikası konusundaki
belirsizlik nedeniyle döviz fiyatlanmaya
devam edeceğe benziyor.
Merkez Bankası bir taraftan piyasaların
gerisinde kaldığının ve faizi artırmak
gerektiğinin farkında. Diğer taraftan da,
siyasilere karşı “faizi değiştirmedik’’
havası yaratma hareketi içinde bulunuyor.
Burada şunu da unutmamak gerekir,
Brezilya Merkez Bankası faizleri arttırdı
ancak istediğini alabildi mi? Yanıt
hayır. Küresel sermayenin çıkmaya
başladığı gelişmekte olan ülkelerde, çıkış
aşamasında yapılan faiz artırımlarının
çok yararlı olmadığı biliniyor. Çıkışların
durmasının ardından yapılacak büyük
faiz artırımlarının yükselen piyasalara
daha çok sermaye çektiği ifade ediliyor.
Piyasalar, bekleyen, gelişmelere göre
adım atan değil, öncü olan, yol gösteren,
pro-aktif bir Merkez Bankası bekliyor.
DAVOS ZİRVESİ
Yaşam Koçluğu
İş dünyasının gelişmesi
ve toplum yapısının
değişmesiyle birlikte modern
dünyada, sorunlara çözüm
önerileri getirmekte Yaşam
Koçluğu da en çok tercih
edilen yöntemler arasında ilk
sıralarda yer almaya başladı.
Amerika’dan ülkemize gelen;
Kimimizin çok yakından
takip ettiği, bazılarımızın
ise hakkında çok fazla şey
bilmediği fakat son günlerde
çok fazla gündemde olan
Yaşam Koçu kavramı en
çok tercih edilen başarı
anahtarlarından biri haline
geldi.
Dünyada son on yılın en
Mustafa
SEVEN
gerçekleştirilecek.
Japonya yaklaşık
130 milyonluk
nüfusu ve kişi başı
34 bin ABD Dolarlık
milli gelir düzeyi
ile deri ürünleri
(deri konfeksiyon,
ayakkabı, saraciye
ürünleri), kuru
meyve, zeytin
ve zeytinyağı
için önemli bir
pazar potansiyeli
oluştururken,
dünyanın en
kalabalık ve
dolayısıyla en büyük
pazarı konumundaki
bir hedefi gerçekleştirmek için
mevcut sürecin profesyonelce
yönetimi olduğunu dile
getiren Sentinus Koçluk
ve Danışmanlık Firması
ortağı Hakan Özçelik ise,
profesyonel desteğin bir
başka değişle hedefe giden
yolda danışana yapılan yol
arkadaşlığı olduğunu söyledi.
Koçluğun hedef
gerçekleştirme ve performans
arttırma süreci olduğunu
vurgulayan Özçelik,
“Danışanın yani koçluk
hizmeti alan kişinin yaşam
alanında etkin bir hakimiyet
düzeyine ulaşmasını sağlar.
Kişi kendi hayatında sahip
Çin de benzer bir
potansiyel sunuyor.
16-22 Şubat 2014
tarihleri arasında
Japonya’nın
başkenti Tokyo ile
Çin’in Şanghay
kentlerine yönelik
olarak düzenlenecek
“Ticaret Heyeti”
organizasyonu
kapsamında
Türkiye’den,
Japonya’dan
ve Çin’den üst
düzey yetkililerin
katılımları ile Türk,
Çinli ve Japon
işadamları arasında
olmak istediği kariyer, özel
yaşam, iş yaşamı, hobiler,
sosyal hayat, para, sağlık
gibi farklı konularda kendi
durumu hakkında koçla
beraber objektif tespit
yapar. Kişi bulunduğu
durumun farkındalığına varır.
Yaşam koçluğu bütüncül
bir çalışmadır. Hayatımızı
oluşturan bu değerler kendi
içinde denge halinde olursa
kişi sağlıklı bir şekilde
hedefini gerçekleştirir.
Danışan bu rehberlikle
kendini heyecanlandıran ve
yaşama bağlayan bir vizyon
kazanır. Hedefler ve ihtiyaçlar
belirlenir” dedi.
ikili iş görüşmeleri
gerçekleştirilmesi
ve sözkonusu
pazarların yakından
incelenmesi
hedefleniyor.
Gerek Japonya ve
Çin pazarına girmek
isteyen ve gerekse
bu pazarlara yönelik
olarak ihracat
gerçekleştiren
firmalarımızın
pazar paylarının
geliştirilmesi
açısından önemli bir
fırsat niteliğindeki
heyete katılım
bedeli kişi başı
2.770 Avro olup,
katılım ücretine
ekonomi sınıfı
İstanbul-TokyoŞanghay- İstanbul
uçak bileti bedeli ile
4 gece oda+kahvaltı
konaklama bedeli
ve transferler dahil
olup, Çin vize
bedeli ve yemek
bedelleri dahil
değildir.
Öte yandan, 44.Davos Zirvesi (Dünya
Ekonomik Forumu), “Dünyayı Yeniden
Şekillendirmek’’ teması ile toplandı.
Foruma 40’tan fazla lider 100 ülkeden 2
bin 500 kişi katılıyor.
Dünyayı yeniden biçimlendirmenin, iş
dünyasına, siyaset ve topluma etkileri,
sonuçları ele alınacak.
Dünyanın, hiyerarşik bir toplum
yapısından, iletişimin arttığı daha
homojen bir toplum yapısına doğru
gittiğine dikkat çekiliyor.
Davos, “küresel bir köydür’’. Dünyanın
bütün tanınmış simaları, bu bizim Uludağ
benzeri kayak merkezinde, “dünyanın
nasıl daha iyi bir duruma getirilebileceği’’
tartışılır. İşadamları da belki en önemli iş
bağlantılarının temellerini burada atarlar.
Uluslararası şirketler, büyüme
için yönlerini gelişmiş ekonomilere
çevirmeye başladılar. ABD, Almanya ve
İngiltere’nin, artık Hindistan ve Brezilya
gibi ülkelere göre daha çok güven verdiği
düşünülüyor.
Gelişmekte olan ekonomiler hız
keserken Türkiye, Güney Afrika,
Hindistan, Endonezya ve Brezilya’da
2014’te yapılacak seçimler öncesinde
siyasi belirsizlikler de artıyor.
ZAYİ İLANLARI
Gümrüklü Saha Giriş Kartımı Kaybettim
Hükümsüzdür. Onur MORAL
Gümrüklü Saha Giriş Kartımı Kaybettim
Hükümsüzdür. Sezer ÖZDEN
Gümrüklü Saha Giriş Kartımı Kaybettim
Hükümsüzdür. Nejat İNAN
Gümrüklü Saha Giriş Kartımı Kaybettim
Hükümsüzdür. Görkem TUTUCU
Gümrüklü Saha Giriş Kartımı Kaybettim
Hükümsüzdür. Hakan TUTUCU
Gümrüklü Saha Giriş Kartımı Kaybettim
Hükümsüzdür. Gül Hediye KÖK
Nüfus Cüzdanımı Kaybettim Hükümsüzdür.
Aylin TURAN
6
politika
Feyzullah
BUDAK
Atatürk ve Kürtler
Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin bu
topraklara gökten zembille inmediğine,
bu devletin bin yıllık Selçuklu - Osmanlı
geleneğinden ve bunlardan da eski devlet
birikimlerinden beslenen bir “devam
devleti” olduğuna inananlardanız. Gerçi
Osmanlı’da devlet yönetimiyle ilgili
faziletli davranış örnekleri kadar, (bilhassa
Kanuni’den sonra) rüşvet ve menfaat temini
gibi yozlaşmalara da sıklıkla rastlandığını
biliyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin bilhassa
Atatürk’lü dönemi ile onu izleyen uzun
yıllar boyunca bu konuda bize onur
duyulacak bir miras bıraktığı herkesin
malumudur. Evet, Osmanlı’nın bilhassa
son dönemlerinde, devlet işlerine rüşvet ve
iltimasın ne denli girmiş olduğu ve bunun
koskoca devletin çözülüp dağılmasına ne
denli etkili olduğu, tarihimizin en ibret verici
olaylarındandır. Ama Türkiye Cumhuriyetini
kuran ve yöneten kadrolar uzun yıllar
boyunca bu olaydan gereken dersi aldıklarını
bize kanıtladılar ve bizlere bu konuda zirve
diyebileceğimiz davranış örnekleri miras
bıraktılar.
Önce bu örnek davranışlardan ikisini
paylaşmak istiyorum.
1949 yılında Cumhurbaşkanı İsmet
İNÖNÜ’nün oğlu Erdal İnönü yüksek lisans
eğitimi için Amerika’dadır. Oradan annesine
bir mektup yazar;
”Sevgili anneciğim, Dün bir kürkçüye
gittim. Bir hermin kap (dediğiniz gibi kısa
ve tuvaletin üzerine omuza alacak şekilde,
beyaz), vergiyle beraber 1260 dolar; fakat
Amerika dışına satılırken bu vergiden muaf
tutuluyor, biz 1000 dolara alabileceğiz.
Bugünler Christmas’tan sonraki ucuz
zaman dönemi olduğu için şimdi nispeten
ucuzmuş, yaza doğru daha pahalılaşacakmış.
Ben, söylediğim beyaz kapı benim için
saklamalarını tembih ettim. Üç haftaya kadar
bir cevap vereceğimi söyledim. O zamana
kadar düşündüğünüzü söylerseniz iyi olur.
Erdal İnönü, 21 Şubat 1949”
Mektubun ilk satırındaki “dediğiniz gibi
kısa ve tuvaletin üzerine omuza alacak
şekilde, beyaz” ibarelerine bakılırsa, daha
önce ana-oğul arasında bu konuda ya bir
konuşma veya bir yazışma olmuş ve şimdi
de oğul İnönü bunun gereğini yapmaya
çalışıyor. Yani koskoca Cumhurbaşkanının
karısı özel günlerde tuvaletinin üzerinde
omuzuna alabileceği bir kısa kürk parçası
istemiş ve oğul da bunu Amerika’da bulmuş
ama Cumhurbaşkanı oğlunun bu kürkü satın
alacak bin doları yok ve kürkü mağazada
ayırttırarak annesinden para istiyor. İşte oğul
Erdal İNÖNÜ’nün bu mektubuna karşılık
Cumhurbaşkanı babadan gelen mektup;
“Erdal’ım, sevgili oğlum, Annene
yazdığın 21 Şubat tarihli mektubunda (...)
kürk hikâyesini okudum. Olacak iş değil; o
kadar doları bulamayız. Hemen sözünü geri
al. Senin bu kadarcık ihtiyat paran için üç
senedir uğraşıyoruz. Hulasa, olacak iş değil.
İsmet İnönü, 27 Şubat 1949”
İşte bu Cumhurbaşkanı, Sayın
Başbakanın ikide bir aşağıladığı, her fırsatta
hakaret ettiği “2 ayyaş” tan birisidir ve
İsmet İnönü tek parti döneminin solcu
cumhurbaşkanıdır.
İkinci ibretlik örnek ise çok partili
döneme aittir. Adnan MENDERES’in
Başbakan olduğu yıllarda oğlu Yüksel
MENDERES, “bir arkadaşıyla ortak ticari
işe girme arzusundan” bahsederek, bu
konuda babasından izin ister. Başbakan
babanın oğluna verdiği cevap tam bir ahlak
ve siyaset dersidir; “‘Hayırlı olsun oğlum…
ama eğer bu işe girersen bil ki ancak beni
alır beni satarsın. Bu makamı parayla
ölçmek mümkün değil. Doğru git, devlet
memurluğu yap. Ben Başbakan oldukça
ticaret yapamazsın”
Bu da İNÖNÜ’nün ve CHP’nin
yönetimini beğenmediği için oradan
ayrılarak Demokrat Partiyi kuran ve
sonra da başbakan olan sağcı Adnan
MENDERES’in davranışıdır. Yani güzel
ahlak ve doğru davranış ne tek parti çok
parti dönemi tanıyor ve ne de solculuk veya
sağcılık bu konuda ölçü oluyor.
Peki şimdi bu güzel örnekleri siyaset ve
yönetim mirasında taşıyan Türkiye’ye ne
oldu?
Ne oldu da, artık bu ülkede Başbakanlar
hiç sıkılmadan “maaşımla geçinemiyorum,
onun için ticaret yapıyorum” diyebiliyor?
Veya bir Başbakan henüz 20’li
yaşlarındaki oğlunun gemileri olacak kadar
zenginleşmesini eleştirenlere “Ne gemileri
canım, oğlumun sadece bir gemiciği var”
diyebiliyor ve bundan sıkıntı duymaksızın
siyasete devam edebiliyor?
Ne oldu da, bir Bakan daha düne
kadar ticarette varlığı bilinmeyen henüz
20’li yaşlardaki oğlunun evinden çıkan
milyonlarca doları ve 6-7 para kasasını
“villasını satmıştı da, onun parasıdır” diye
izah edebiliyor ve bundan utanmaksızın
siyasette kalmaya ve milleti temsile devam
edebiliyor?
Ne oldu da, evindeki ayakkabı
kutularından 4-5 milyon dolar çıkan bir
banka genel müdürü bu paraları “imam hatip
yaptırmak” için sakladığını söyleyebiliyor
ve bunu söylerken çarpılabileceğinden
korkmuyor? Ve dahi siyaset erbabı da hem
halkın ve hem de Hakk’ın ne diyeceğini
umursamadan onu savunabiliyor?
Ne oldu da böylesine bir arsızlık düzeyine
geldik? İnsanlar öz çıkarları için şahsi
olarak bir çok şeyi göze alabilirler ve bu da
anlaşılabilir. Peki bize ne oldu da, toplumun
önemli bir bölümü hala bu arsızlıkları
onaylıyor ve destek oluyor? Tarihinde
yukarıda anlattığım türden zirve ahlak
örnekleri barındıran bu toplum nasıl oluyor
da bu seviyeyi kendisine layık görüyor?
Sosyologlar….! Psikologlar…! Toplum
Bilimciler….! Ahlak Bilimciler…! Din
Bilimciler neredesiniz..?
UZUNDERE’DE
“İzmir büyük bir
GERİ SAYIM BAŞLADI
Uzundere tematik parkıyla Ege’nin çekim merkezi olacak
K
arabağlar
Belediyesi’nin
prestij projesi Uzundere
Rekreasyon Alanı’nda
yer alacak sanatsal
ve heykel yapılar ile
tematik oyun alanlarının
yapımı hızla sürüyor.
Üst yapısı ile Türkiye’ye
örnek, Ege’nin çekim
merkezi olmaya aday
proje, kısa bir süre sonre
tamamladıkları, 250
hektarlık alanda
hayat bulacak proje
ile Türkiye’ye örnek
olacaklarını söyledi.
Projenin önemli bir
bölümünü oluşturan
sanatsal ve heykel
yapıların içinde
bulunduğu tematik
parkın halkın hizmetine
açılacağını açıklayan
Kürüm, “Bu proje
Karabağlar’ın projesi
olmaktan öte, İzmir’in,
Ege’nin projesi. Yapımı
hızla süren, tematik
park alanında yer
alacak Nasrettin Hoca
figürlü heykel bina ve
sanatsal yapı projeye
ayrı fark katıyor. 1200
metrekare alana inşa
edilen, göle maya çalan
Nasrettin Hoca figürlü
tamamlanarak, halkın
heykel bina, 37,5
hizmetine sunulacak.
metre yüksekliğinde
olacak, müze ve kültür
CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu’nun merkezi olarak hizmet
verecek. Nasrettin
da örnek gösterdiği
Hoca’nın kavuğu ise
projede, alt yapı
çalışmaları hızla sürüyor. seyir terası olarak
değerlendirilecek.
Çalışmaları yerinde
Nasrettin Hoca figürlü
denetleyen Belediye
heykel bina, dünyanın
Başkanı Sıtkı Kürüm,
en büyük heykel
alt yapı yatırımlarını
yapısı ile Gunniess
belediye olanaklarıyla
Rekorlar Kitabı’na
girmeye aday” dedi.
YEŞİL ALANI İLE
ÖRNEK
Uzundere Rekreasyon
Alanı’nın diğer
bölümlerinde ise 2500
kişilik amfi tiyatro,
gençlik merkezleri,
kapalı yüzme havuzları,
nikah, düğün ve kır
düğün salonları ile seyir
teraslarının yer aldığını
vurgulayan Kürüm,
şunları söyledi:
“Amfi tiyatro, düğün
salonu, kır düğün
salonunun yapımı
tamamladı. Madımak
Şehitleri Anıtı’nın
açılışını yaptık. Su
depoları, istinat
duvarlarının yapımı
bitti, ağaçlandırma
çalışmalarının büyük
bölümü tamamlandı.
Süs havuzları, göletler
de tamamlanmak
üzere. Tematik parkın
ise yapımı hızla
sürüyor. Uzundere,
yeşil dokusuyla da
Karabağlar’ın kaderini
değiştirecek. Sadece
İzmir’in değil, Ege’nin
en önemli dinlence
ve eğlence mekanı
haline gelecek.
İnsanlar köpek balığı
figürlü havuzlarda
sörf yapacak.
Çocuklar, gençler
havuzlarda yüzecek,
sörf yapacak, tematik
parkta eğlenecekler,
aileler restoranlarda
yemeklerini yiyebilecek,
mantar kamelyalarda
piknik yapacak.”
TÜRKİYE’NİN EN
BÜYÜK ENGELLİ PARKI
Projenin engellilerin
kullanımına da uygun
olarak yapıldığını
belirten
Kürüm,
yürüyüş
yolları,
asansörleri
ile Uzundere
Rekreasyon
Alanı’nın
Türkiye’nin
en büyük
engelli parkı
olacağına
da dikkati çekti.
Uzundere’de olimpik
kapalı yüzme havuzu,
buz pateni pisti, çim
kayak pisti, tay park gibi
7
politika
Haber`siz´siniz35
projeleri de olduğunu
belirten Başkan
Kürüm, bu konuda
İzmir Büyükşehir
Belediyesi’nden destek
almak istediklerini
belirtti. Görüşmelerin
sürdüğüne dikkati çeken
Kürüm, “Uzundere
Rekreasyon Alanı’nın
hemen yanında kapalı
yüzme havuzu ve buz
pateni pistinin de yer
alması, bölgeye ilgiyi
daha da arttıracak,
sporcular için çekim
merkezi haline
getirecektir. İzmir
Büyükşehir Belediye
Başkanı Aziz Kocaoğlu
da taleplerimize sıcak
bakıyor. Önümüzdeki
günlerde bu konuyu
da değerlendirerek,
netleştireceğiz” diye
konuştu.
TEMATİK PARK’TA
NELER YER ALIYOR
Tematik park ve oyun
alanlarında, Nasrettin
Hoca figürlü heykel
binaların yanı sıra
Nuh’un Gemisi’nin
figüre edildiği bir
diğer heykel bina da
bulunuyor. Heykel
yapılar, restoran,
kafeterya, müze,
kültür merkezi olarak
hizmete açılacak.
Çocuk ve gençlerin
sörf yapabileceği
dev köpek balığı
heykellerinin bulunduğu
yüzme havuzlarının
toplam alanı ise 4 bin
metrekare. Tematik
park alanında, ejderha
figürlü kaydıraklar,
mantar kamelyalar da
bir unsur. Oyun alanında
Tom&Jerry, Keloğlan,
Pamuk Prenses Yedi
Cüceler gibi çocukların
çok sevdiği onlarca
masal ve çizgi film
kahramanları, fil, timsah,
balık, dino figürlü
kaydıraklar, heykeller ve
oyun grupları projenin
diğer ayrıntıları.
Projenin bitiminde
açılışı CHP Genel
Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu
gerçekleştirecek.
Ömer Faruk
ALTINDAĞ
köye dönüşüyor”
Fotoğrafa
geniş açıdan bakmak
AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım Balçova Çiçek Mezatı’nı ziyaret
etti. Yıldırım “İzmir’in geri gittiğini, İzmir’i yönetenler de söylüyor. İzmir büyük bir köye dönüşüyor.
Bu şikayeti etmek sonuç vermiyor. Buna ‘Dur’ demenin zamanı geldi” dedi
Binali Yıldırım,
ilçenin köye
dönüştüğünü iddia
ederek, “Şu ilçeye
bakın. İlçe şehirle
köyü bir arada
yaşıyor. Bir tarafta
inşaat atıkları bir
tarafta koyunlar
otluyor. Bu bir
vizyonsuzluktur.
Burada imar sorunu
var. Bununla ilgili
özel yasa çıkardık.
Buranın sağlık kenti
olması için yasa çıktı
ancak o Büyükşehir
Belediyesi’nde
bekliyor. İnsanlar
eğer hizmet yapma
kabiliyetleri yoksa
her zaman mazeret
üretirler. İzmir’de
de 10 yıldır üretilen
mazeretlerin bedeli
İzmir’in büyük köye
dönüşmesidir” dedi.
“İZMİR’İN GERİ
KALDIĞINI İZMİR’İ
YÖNETENLER
SÖYLÜYOR”
Yıldırım, İzmir’in
geri kaldığını İzmir’i
yöneticilerinin
bile söylediğini
belirterek, göreve
geldiklerinde
şikayet değil hizmet
üreteceklerini ifade
etti. Yıldırım, şöyle
konuştu:
“Biz mazeret
değil iş ve hizmet
üreteceğiz.
Sorunların parçası
olmayacağız,
çözümün parçası
olacağız. Biz 11
yılımızı böyle
geçirdik. Hep iş
ve hizmet odaklı
çalıştık, kolaycılığa
kaçmadık. İzmir’in
geri gittiğini
İzmir’i yönetenler
de söylüyor. İzmir
büyük bir köye
dönüşüyor. Bu
şikayeti etmek sonuç
vermiyor. Buna dur
demenin zamanı
geldi. Antalya’ya
12 milyon turist
geliyor. İzmir
dünya, tarih kültür
çiçekçilik, liman
ve ticaret kentine
nüfusunun yarısı
kadar bile turist
gelmiyorsa bu
sorgulanmalı. Ne
kadar çok insan
gelirse hareketlilik
o kadar artar.
Sadece süs bitkileri
değil refüjlerdeki
yol kenarındaki
çiçekleri değil kesme
çiçek üreticileri
destekleyecek
her imkanı
yasal çerçevede
kullanacağız.
Vakıflar Yasası ve
KDV konusunda
seçimlerden
sonra ele alacağız
mücadelesini
birlikte vereceğiz.
Taleplerimizin
makul ve kabul
edilebilir olması
gerek. Her şeyi
istemek hiçbirinin
olmaması anlamına
gelir.”
MHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat TAŞER:
“İzmir geri kaldı,
buna dur deyin”
İzmirli sivil toplum örgütlerini ziyaret eden MHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Taşer, İzmir’in şehircilik yarışında geri
kaldığını ifade ederek, “Günlerdir İzmir’i geziyoruz. Karşımıza kim çıktıysa, ‘buna bir dur deyin’ diyor” şeklinde konuştu
‘’DÖRT GÜNDE 200 BİNLERİ AŞAN
MİTİNGLER YAPTIK’’
“ŞUBAT’IN İLK
HAFTASININ SONUNA
DOĞRU İZMİR’DEKİ
CHP BELEDİYE BAŞKAN
ADAYLARININ TAMAMI
AÇIKLANMIŞ OLACAK”
2011-2012 yıllarında 17 ay
İzmir İl Başkanlığı görevinde
bulunan Tacettin Bayır,
6N1K’ya özel açıklamalarda
bulundu. Bayır, en geç Şubat
ayının ilk haftasının sonuna
doğru, İzmir’de ki CHP
Belediye Başkan adaylarının
tamamının açıklanmış
olacağını söyledi. Kendi
hayatı ile ilgili açıklamalarda
da bulanan Bayır, 17 aylık
İl Başkanlığı görevinden de
bahsetti.
Eski İzmir İl Başkanı
Tacettin Bayır, adayların
açıklanmasında geç
kaldıklarını itiraf ederek,
AKP’nin de geç kaldığını
dile getirdi. Bayır ‘’ Şuan
benim bildiğim kadarıyla 11
ilçe kesinleşti. Açıklamasını
beklediğimiz ilçeler var daha.
Şubat ayının ilk haftasında
Genel Merkezi Yürütme
Kurulumuz, Genel Merkez’de
toplanacak. Aday isimleri
parti meclisine sunacak
ve Şubat’ın ilk haftasının
sonuna doğru İzmir’deki CHP
Belediye Başkan adaylarının
tamamı açıklanmış olacak.’’
‘’DÖRT GÜNDE İZMİR’DE
200.000’LERİ AŞAN
MİTİNGLER YAPTIK’’
2011-2012 yıllarında 17
ay yaptığı İl Başkanlığı
görevinden de bahseden
Bayır, “Biz İzmir İl örgütü
olarak birçok başarıya
imza attık. Zaten seçim
sonuçlarında da bunlar ortada.
Önümüzdeki seçimlerde de
aynı sonuçların alınacağını
düşünüyorum. O dönem
Milletvekili seçimlerinde
yoğun bir tempoda çalışma
yaptık. Beş tane ayrı miting
yaptık. Belki Türkiye’de
ilk defa bir kırsal kesimde
yüzbinleri aşan Ödemiş
çiftçi mitingi yaptık. Sadece
çiftçilerin katıldığı bir
mitingdi. Bunlar gerçekten
çok iyi şeyler. Dört günde
İzmir’de 200 binleri aşan
mitingler yaptık. Çarşamba
günü Genel Merkez’den
talimat geliyor ve Pazar
gününe, yani dört gün içinde
miting organize ettik.’’
İzmir’e göç etmek zorunda
kaldılar. İzmir’de babam bir
fabrikada işçiydi ve üç tane
çocuğu okutmaya çalıştı. Üç
kardeştik bu arada. Sonra ki
süreçte ticarete atıldım. 12-13
yaşlarında sokaklarda çiçek
satarak veya sinemalarda
gazoz satarak ticarete atıldım.
Bu tarz işlerle ticarete atıldım.
Daha sonra orta okulda
okurken, yaz sezonunda
bir panjur atölyesinde çırak
olarak çalıştım. Orada
yetiştim ve 17-18 yaşlarında
iyi bir usta oldum. Zaten
18 yaşında ailemin karşı
çıkmasına rağmen bir
panjur atölyesi kurdum.
Yanımda çalışan elemanlar
vardı. İzmir’in ilk 5 panjur
ustasından biriydim.’’
ile birleşti. Yedi ayrı Genel
Başkan ile çalıştım. Üç defa
partimin adı değişti ama buna
hiç darılmadım, küsmedim.
Hep mücadelenin içinde
oldum. Bunun sonucunda da
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu
“1983’TE AKTİF SİYASETE çalışmalarımızı incelemiş ve
bize İl Başkanlığı görevini
BAŞLAMIŞ OLDUM”
verdiler. 2011-2012 yıllarında
1983’te aktif siyasete
17 ay boyunca CHP İzmir
başlayan, Tacettin Bayır , ‘’
İl Başkanlığı görevinde
1983’te aktif siyasete başlamış bulundum. Gece gündüz
oldum. SODEP’e kayıt
çalışarak bugün ki noktaya
oldum. SODEP daha sonra
geldim.’’
SHP’ye katıldı. SHP ise CHP
“12-13 YAŞLARINDA
SOKAKLARDA ÇİÇEK VEYA
SİNEMALARDA GAZOZ
SATARAK TİCARETE
ATILDIM”
Çocuk yaşlarında ekonomik
zorluklar yaşadığını anlatan
Bayır, ‘’ Karaburun’dan
İzmir’e 6 aylıkken göç
etmişiz. O zaman ekonomik
zorluklar çektiğimiz için
İzmir’e göç etmişiz. Tütün
yerleştiren bir aileydik.
Tütün para etmeyince
Tacettin Bayır, 6N1K’ya özel açıklamalarda bulundu.
Seçim çalışmalarını
hızla sürdüren MHP
Büyükşehir Belediye
Başkan Adayı Murat
Taşer, İl teşkilatı ile bir
günde tam 5 sivil toplum
örgütünü ziyaret etti.
İlk olarak İzmir Kent
Federasyonunu(İZKEF)
ziyaret eden Taşer,
Federasyon Genel
Başkanı Turgay Yokuş’a
projelerini anlattı. Bir
İzmirli olarak 250
projesiyle İzmir’i köy
olarak anılmaktan
kurtarmak için yola
çıktığını belirten Taşer,
bu şehire hizmet etmek
istediğini söyledi.
CHP rüzgârıyla
alınan oyların arkasına
sığınılarak, 10 yıldır
İzmir’e hizmet
yapılmadığını savunan
Taşer, “Vatandaş her
şeyin farkında. Günlerdir
İzmir’i sokak sokak
dolaşıyoruz. Karşımıza
kim çıktıysa şehrin geri
kalmışlığından şikâyet
ederek, ‘Artık yeter
buna bir dur deyin’
söyleminde bulunuyor”
dedi.
“Maalesef Kocaoğlu,
şehrine hizmet etmek
yerine yurt dışı ve yurt
içi gezileri düzenlemeyi
tercih ediyor
vurgusunu yapan
Murat Taşer,
“Hatırlarsanız
Aziz
Kocaoğlu’nun
EXPO 2015 için
lobi yapmak
amacıyla
düzenlediği
Tayland gezisi,
katılımın
yüksekliği ve
500 bin dolara
mal olması
nedeniyle CHP
Genel Merkezi
başta olmak üzere
kamuoyu tarafından
tepki görmüş, İzmirli
vatandaşlar Tayland
gezisinin ertelenmesi
gerektiğini ve bu şartlar
altında yapılmaması
gerektiğini ifade etmişti.
Fakat Kocaoğlu,
yine CHP rüzgarıyla
kendisine çok fazla oy
verilmesinin arkasına
sığınarak şımarıklığını
sergilemiş ve Tayland
gezisine gidilmesine
sebep olmuştu. Ancak
İzmirli bundan bir sonuç
alamadı. Alamadığını
da EXPO sonucuyla
gördük” dedi.
‘’Balçova’yı İzmir’in incisi
haline getirmek istiyoruz’’
CHP Balçova
Belediye Başkan aday
adaylarından Semra
Aksakal Kayacan,
Balçova için
projelerinden bahsetti.
6N1K’ya özel
açıklamalarda bulunan
Kayacan’ın en büyük
hedeflerinden biri ise
Balçova’yı turizme
kazandırmak ve İzmir’in
incisi haline getirmek.
Kayacan Balçova’yı
geliştirmek istediklerini
söyleyerek, ‘’Balçova’yı
turizme kazandırmak
ve İzmir’in incisi haline
getirmek istiyoruz.
Şimdi baktığınız zaman
İzmir’in ev sahibi
Alsancak Kordon’dur.
Oysa bu denizin
devamı İnciraltı’dır.
İnciraltı İzmir’in
akciğeri ve o güzel
yeri İzmir’e
kazandırmak
istiyoruz.
Doğru
işletmelerin
ve sağlık
turizminin
olduğu bir bölge
yapmak istiyoruz.
Balçova’nın hayali
İnciraltı olmalı.
Balçova’nın hayali
teleferiği olmalı.
Balçova’nın hayali
Agamemnon
kaplıcalarının
uluslararası
statüye ulaşması
ve Türk halkının
da onun varlığını
bilmesi olmalı.
Agamemnon 3-4
tane İskandinav
ülkesi dışında
pek bilinmeyen
bir kaplıcadır. Oysa
ki bütün dünya termal
merkezlerinin en
güçlüsüdür. Benim
kendi halkımın da
yararlanmadığı bir
alandır.
‘’TÜM PROJELER İZMİR
ADINA BÜYÜK BİR
KAZANÇ OLACAK’’
Bu üç olguyu İzmir
bir yer. Bizim
amacımız denizle
anayolu suç olmaktan
çıkarıp, barışık hale
getirmek. Balçova
İnciraltı’na arkasını
dönüyor. Oysa
İnciraltı Balçova’nın
mahallesi. Bunların
hepsi İzmir adına
büyük bir kazanç
olacak.
ile buluşturmak ve
Balçova’yı Türkiye’de
turizm merkezi yapmak
istiyoruz. Balçova yüz
ölçümü olarak küçük
olabilir ama o kadar
derin kaynaklara ve o
kadar güzel varlıklara
sahip ki bunu İzmirli
fark etmiyor. Balçova,
Konak ve Narlıdere
arasına sıkışmış, sekiz
mahalle ile anayolla
deniz arasında kalan
‘’BALÇOVA’DA
ACİLEN YAPILMASI
GEREKEN
PROJELER VAR’’
CHP Başkan adayı
adaylarından Semra
Aksakal Kayacan’ın
en büyük iddialarından
biri ise Balçova’nın
Büyükşehrin ukdesinde
olan İnciraltı’nda söz
sahibi olması. Kayacan
‘’Ben o bölgenin
Balçova’ya katacak
ekonomik katkıyı
çok iyi görüyorum.
O ekonomik güçten
doğacak yatırımlar var.
En büyük hayalimiz
kreşi ve huzurevi.
Kreşler ücretsiz olacak.
Termalleri ücretsiz
hale getireceğiz ve
teleferiğin çalıştıracağız.
Balçova’da acilen
yapılması gereken
projeler var. Mezhepsel
olarak baktığımızda
Balçova’nın kanayan
bir yarası, Cemevi’nin
olmaması. Cemevimiz
yok. Cemevi yapacağız.
Gençleri spora ve sanata
ilgi duyuracak, onları
daha motive edebilecek
bir kültür merkezimiz
yok. Bir annenin
evladına bakar gibidir
bu projeler. Hiçbir
projenin birbirinden
öncelliği ve sonrası
yok. Kreşimiz mutlaka
olmalı. Huzurevimiz
mutlaka olmalı. Hayvan
fuarımız mutlaka
olmalı. Teleferiğimiz
mutlaka çalışmalı.
Engelli rehabilitasyon
merkezimiz mutlaka
olmalı.’’
Türkiye, 17 Aralık 2013 günü
yolsuzluk iddialarıyla Başbakan’a
yapılan operasyondan sonra farklı bir
atmosfere büründü. Bu operasyonlar
üzerine söylenecek çok şey var. Ancak
fotoğrafı biraz daha geniş ele almak
gerektiğini düşünüyorum.
Elimizdeki bu fotoğrafa yakından
baktığımızda demokratik şekilde seçilmiş
bir parti ile örgütlenmiş gayrimeşru bir
yapının iktidar kavgası gibi görünüyor.
Kolluk kuvvetlerinin amiri olan
savcıların bakanlara ve vekillere yönelik
operasyon emri vermesi, polislerin bu
emirleri hiçe saymaları, savcıların yetki
alanlarının daraltılması veya sürgün-tayin
edilmeleri buna örnek verilebilir -halka
yansıyan kısmıyla, herhangi bir ithamda
bulunmamakla beraber.
Şayet fotoğrafa geniş perspektiften
bakacak olursak bu operasyonların
Mısır’daki askeri darbeyle ve Suriye
meselesiyle ilişkilendirebiliriz. Henüz
kendi içimizde güven ve adaleti
sağlayamamışken kişisel fikirlerin
ülkemizin dış politikasına uygulama
eğilimiyle çekişmeli döneme girmiş
olduk.
Konjektür gereği, ülke olarak
attığımız birçok adım aslında
Ortadoğu’yu henüz iyi okumadığımızı
gösterdi bize. Ülke olarak atılan her
adımın, söylenen her sözün uluslararası
arenada yer bulduğu aşikar. Bu
söylemlerle proje geliştiren, önlem alan
ülkelerin de olması gayet tabii.
İlk olarak “1 saatte Suriye’yi
deviririz, 3 saatte Şam’a gireriz”
diyen Şamil Tayyar ve Egemen
Bağış’ın açıklamalarında hükümetin
konjektürü iyi okumadığını gördük.
Ortadoğu’nun lideri konumunda
Türkiye’yi görmek istemek elbetteki
gurur verici. Ancak Mısır’daki darbeyi,
Mursi’yi, Suriye’yi ve arkasındakileri,
bu olayların arkaplanlarını görmeden
böyle açıklamalarda bulunmak bir yerde
başımızı ağrıtacaktı. Nitekim öyle oldu.
Liderlik kavgası Ortadoğu
üzerineyken halk olarak meseleyi sadece
cemaat-hükümet kavgası olarak gördük
veya öyle görmemiz istendi. Oysaki
meselenin arkaplanında Ortadoğu,
İsrail, petrol yatakları bulunmaktaydı.
Bunun yanında ayakkabı kutularındaki
ve operasyon sonrası dolar zengini olan
abilerin muazzam miktardaki paraları
da gözardı edilemez. Elbetteki kimse
Suriye’de, Mısır’da veya diğer ülkelerde
kan dökülmesini, savaşlar çıkmasını,
çocukların öldürülmesini istemez.
Zulümlerin olduğu yerde gücümüz
oldukça buna karşı koymak bizim kutsal
görevimiz olacaktır.
Ancak buna hazır olmadığımızı
MİT’in tırlarına yapılan operasyonlarla
anladık. Bu operasyonlar adeta ülkemizi
Amerika’ya ve İsrail’e şikayet eder
niteliği taşımaktadır. Sonuçta MİT’in
26. maddesinde Başbakanlıktan
izin alınmadan MİT’e operasyon
yapılamayacağını herkes bilir, mesele
bu tırları medyaya duyurmaktı ve
başarılı olundu. Hükümet ise büyük
bir sorumluluk altına girerek bu tırları
korumuş, arkasında İsrail, Amerika,
Rusya gibi, Türkiye’yi Ortadoğu’da söz
sahibi olarak görmek istemeyen ülkelerin
bulunduğu Esad’ın karşısındaki güçlere
yardım edildiğini itiraf etmiş ve zorlu bir
sürece girmiştir.
Türkiye’nin her zamanki gibi dimdik
ayakta duracağı, hiçbir zaman Mısır gibi
olmayacağı kesin. Ancak ülke olarak
iyi bir temizliğe girmemiz gerektiğini
düşünüyorum. Kurumlarımızdaki
(partilerde veya bürokraside) CIA,
Mossad, cemaat, el-kaide vs. gibi
ülkemiz aleyhine plan yapan yandaşlarını
ve gerçek manada yolsuzluk yapanları
uzaklaştırıp yerlerini tertemiz, Türkiye’yi
karşılıksız seven insanlara emanet ederek
gerçek manada halka hizmet etmiş
olacağız.
6N1K Medya Ajans Reklam Fotoğrafçılık Hizm.
San. ve Tic. Ltd. Şti. adına
İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Muammer BAŞKAN
Genel Koordinatör ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Ömer Faruk ALTINDAĞ
Spor Editörü
Menderes SUNKAR
Ekonomi Editörü
Mustafa SEVEN
Muhabirler
Görsel Yönetmen
Şahin Salih KAYA
Ahmet SUNAL
Gizem KUMBASAR
Hukuk Danışmanı
Faruk ÇALIŞKAN
BASIMCI: STAR MEDYA YAYINCILIK A.Ş.
BASKI YERİ: GAZİEMİR TREN İSTASYONU KARŞISI ESKİ
BETONTAŞ TESİSLERİ İÇİ NO: 29 GAZİEMİR/İZMİR
TEL: 0232 251 76 32 BASKI TARİHİ: 28.01.2014
SAYI: 6 TÜRÜ: YAYGIN HAFTALIK
YÖNETİM YERİ: 6N1K MEDYA AJANS REKLAM
FOTOĞRAF HİZM. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Atatürk Cad. No: 370/1 Kat: 4 D: 8 - Alsancak/İZMİR
Tel: 0232 421 20 43 - 46 Fax: 0232 421 20 49
Fiyatı: 25 Kr (+KDV)
GAZETE 6N1K’DA YAYINLANAN HABER, YAZI, RESİM VE FOTOĞRAFLARIN
FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU İLE BASIN KANUNU’NDAN KAYNAKLANAN
HER TÜRLÜ HAKLARI 6N1K MEDYA AJANS REKLAM FOTOĞRAF HİZM. SAN.
TİC. LTD. ŞTİ. NE AİTTİR. İZİN ALINMAKSIZIN KAYNAK GÖSTERİLEREK DAHİ
İKTİBAS EDİLEMEZ. YAYINLANAN KÖŞE YAZILARINDAN YAZARLAR
SORUMLUDUR.
8
kültür - sanat
Yaşar
AKSOY
Her şey Homeros’la
başlar
Dünya Edebiyatı deyince her şey
Homeros’la başlar.. Üstelik bu baba
şairimiz, İzmirlidir.. Her dünya aydının
kütüphanesinde bu ozanın yarattığı
destanlar mutlaka bulunur.
İlyada ve Odyssiea isimli efsanevi
destanları yaratan, tarihin ilk ve en
büyük şairi Homeros, tarihçi Herodot’a
göre milattan önce 850 yıllarında
yaşamıştı. Dünya halklarını en fazla
etkileyen şair olarak tarihe ismi
kazınmıştır. Şairin kendi topraklarında
doğduğunu iddia eden Sakız adası,
Atina, Salamis, Argos, Rodos,
Kolophon’un iddiaları temelsizdir.
Çünkü Homeros’un bir başka ismi,
Melesigenes, yani Meles Çayı’nın
Çocuğu’dur. Meles Çayı da tarih
boyunca İzmir’den akıp Ege denizine
dökülmektedir.
Homeros’un başyapıtı İlyada Destanı,
16.000 mısradan oluşur ve Anadolulu
halkların Troya kentini savunması ile
bu kente saldıran Yunan Orduları’nın
istilasını anlatır. Bu destanda Homeros,
apaçık olarak savunmacı Anadoluluları
tutmuş, on yıl boyunca saldıran istilacı
Yunanlıları afişe etmiştir, İlyada’nın
şifresi budur. Odysseia ise, 12.000
mısradır, Troya savaşı sonrasını
anlatır.. Kitap deyince ilk akla gelen
Homeros’un yapıtları olmalıdır. Orada
insanlık destanı, insanlık hikayesi,
tarihin kuramları vardır. Her İzmirli,
Homeros’la övünmelidir.. Dede Korkut
gibi bizim ozanımızdır..
Şair Ümit Yaşar Işıkhan, 1989’da
İzmir’de “Homeros” isimli bir
uluslararası edebiyat dergisi
yayınlamıştır ve bu kültüre sahip
çıkmıştır.. Karşıyaka Belediyesi de şair
Veysel Çolak öncülüğünde “Homeros
Şiir Ödülü” oluşturdu..
Bir hatıramı anlatayım..
Ahmet Piriştina’nın İzmir Büyükşehir
Belediye Başkanlığı dönemi.. Meles
Çayı’nın denize döküldüğü yerde bir
Homeros Anıtı yapıldı, törenle, şovla
açıldı. İyi güzel.. Birkaç gün sonra
kameramanı alıp televizyon programı
yapmak için anıtın yanına gittim. Bir de
ne göreyim?..
Yanıbaşındaki tabelada, “Şiir yazarı
Homeros” yazılı..
Aklım kaynadı..
Bir kere Homeros anadan doğma
kör bir adam.. Şiirlerini hep aklından
söylemiş durmuş, başkaları kaleme alıp
yazmış..
Sonra şiir yazarı olmaz, şair olur..
Hangi birini düzeltelim?..
Ah, şu bizim aydın olmadan, aydınlık
saçmaya çabalayan hırsımız?..
KİTAPLARI
ÖZGÜR BIRAK
Farklı projeleri olan ve farklı alanlarda çalışan Kerem ve Erbil’i ortak
sevgileri olan kitap buluşturdu
Bilgi
Üniversitesi’nde
Karşılaştırmalı
Edebiyat okuyan
Özel Haber
Kerem Güneş,
Gizem Kumbasar
‘Kira Parası’
adında bir fanzin çıkartıyor.
Aynı zamanda ilk romanı
üzerinde çalışıyor. Erbil
Sivaslıoğlu ise farklı projeleri
olan tasarımcı ve girişimci.
StreetartIstanbul uygulaması
ve YanKoltuklar’ın kurucusu
olan Erbil el yapımı
kameralar ve serigrafi baskı
yaparken bir yandan da
Dubai merkezli vatandaş
haberciliği üzerine çalışan bir
oluşum ile ilgileniyor.
Roman okumaktan çok
keyif alan Kerem ve Erbil
komşu oldukları zaman
birbirlerinin kitaplarını
paylaşırken birbirlerinin
kütüphanelerinde paylaşacak
çok fazla kitap bulduklarını
belirtiyorlar. “Bir gün
insanların kitaplarını
birbiriyle paylaştığı, tanıştığı,
[email protected]
yeni kitaplar önerdiği bir
platform olup olmadığını
merak ettik. Google’da
aradık, bizi tatmin eden
türde bir şey bulamadık ve
kendimiz yapmaya karar
verdik. Bookserf’de bu
şekilde doğmuş oldu” diyor
Erbil Bookserf’in başlangıcı
için.
İnsanların
gönüllü olarak
kitaplarını ortak
ilgi alanlarındaki
insanlarla
paylaşabildiği
bir internet sitesi
olan Bookserf
için “Sanal
ortamda kitapların
fotoğraflarına
bakarak ödünç almak
istediğin kitabı seçiyorsun
ama buluşma gerçek
dünyada oluyor. Almak
istediğin kitabın altında mail
adresinin olduğu bir yorum
yazıyorsun, kitap sahibi
seninle temasa geçiyor ve
bir buluşma ayarlıyorsunuz.
İki hafta kitap sende kalıyor,
sonra da yine kitap sahibiyle
buluşuyorsun ve kitabı geri
veriyorsun” diye anlatıyor
Kerem kitap paylaşımı
hakkında.
Bu yola sadece iki kişi
olarak yola çıktılarını belirten
Erbil “2 ay gibi kısa bir
sürede kitaplığını paylaşan
kişi sayısı 10’a çıktı. Takipçi
sayımız dört binin üzerine
çıktı. Artık kitap paylaşımının
yanında pekçok farklı
alanda da içerik üretiyoruz.
Genco Gülan’ın 6,5 sergisi,
Türk Yazarlar baskı serisi,
kitap okumalı müzik
aktiviteleri ve röportajlar
bunların başında geliyor.
Şimdilik sadece Istanbul’da
paylaşım yapıyoruz, çok
yakında İzmir’de de üç
farklı kitaplığımızla başlıyor
olacağız. Bir sonraki
hedefimizse Berlin’de Türkçe
kitap paylaşımına başlamak
dedi.
Kitap paylaşmayı ve
insanlara olabildiğince
fazla kitap ulaştırmak
istemelerinin yanında
Türkçe kitapların satın
alınmaya teşvik edilmesi
açısından kütüphanelerinde
şu anda sadece yabancı
eserler paylaştıklarını
sözlerine ekleyen Erbil
“Yabancı basım kitapların
Bu resimler
fiyatlarının fahişliğini
avantaja çevirip benzer
ilgi alanından insanları
buluşturmayı amaçlıyoruz.
Bir kez tanıştıktan sonra
aramızda Türk basımı
kitapları da paylaşıyoruz,
ancak bunu açık bir şekilde
desteklercesine yapmak
istemiyoruz.” dedi.
Öncelikli olarak satın
almadıkları kitapları inceleme
fırsatlarının olduğunu
belirten Erbil “Kısa zamanda
gören ilgiyle biz de kitap
paylaşımından daha fazlasını
yapmak istedik. Sevdiğimiz
romanlardan kısa pasajlar
okuması eşliğinde saykodelik
gitar ile parçalar üretmek,
sevdiğimiz yazarların
serigrafi baskılı eşyalarını
yapmak, düşüncelerini
ve yaşayış biçimlerine
hayranlık duyduğumuz
insanlardan ilham vermesi
için en sevdikleri 10
kitap serisi hazırlamak
bunlardan sadece birkaçı.
Yaratıcılığımızı içinde kitap
ve yazarların bulunduğu
aklımıza gelebilecek
her yönden kullanmaya
çalışıyoruz. BookSerf’e
yeni eklenenler ve yardımcı
olmak isteyen yeni insanlarla
da üretkenliğimiz giderek
artıyor”
Türkiye’de hem kitap
okuma oranının hem de
Duyguların Aynası
Sevgili Bahattin Bilgin‘in atölyesine
girdiğiniz anda bir gökkuşağının
içinde buluyorsunuz kendinizi.
Resimlerinin arasında gezinirken, sizi
içine alan renk armonisinin arasında,
duygularınızın aynalarıyla karşı
karşıya kalıyorsunuz.
Bence Bahattin
Bilgin‘in resimleri
duyguların aynası…
Duyguların çığlık atması.
Tabiki de böylesine
güzel bir gökkuşağının
içinde gezinirken dilek
tutmaya başlıyorsunuz.
Çünkü Bilgin‘in resimleri
aynı zamanda umut
dolu, özgürlük dolu,
çoşku dolu… Ressam
Bahattin Bilgin “Sıcak
ve soğuk renkleri, bunları
harmanlamayı, bir bütün
olarak kompoze etmeyi
seviyorum. Hayatı,
yaşanmışlıkları, hayatın
içindeki tüm duyguları,
aşkı, nefreti, sevgiyi,
öfkeyi, mutluluğu
Kutsal Dağın
Emaneti
Aydın’ın Söke ilçesindeki Beşparmak
Dağları’ndaki doğal ve kültürel kaynakların
korunması için doğa sevenlerin mücadelesi
sürüyor
Batı Menteşe
Dağları’nın bir uzantısı
olan Beşparmak
Dağları’nda
(Latmos), doğal ve
kültürel kaynakların
korunmasına yönelik
çalışmalar sürüyor.
Çeşitli bakanlıklarla
Haber`siz´siniz35
Latmos’un korunması
için temaslarını sürdüren
Eko Sistemi Koruma
ve Doğa Sevenler
Derneği (EKODOSD),
dağdaki antik dönem
yerleşimlerden biri Ören
Asar’ının tescil edilerek
korunması için Milas
Müze Müdürlüğü’ne
başvurdu. EKODOSD
Başkanı Bahattin
Sürücü, “Latmos’un
bakir coğrafyasındaki
araştırmalarda bugüne
kadar bilinmeyen
birçok buluntu ve farklı
yerleşme izleriyle
coşkuyu renklerle anlatmak benim
tarzım ” diyerek kendini anlatıyor
. En yakın arkadaşı Gülcan Erdem
ise “Benim Renklerim” adlı şiiri
ile bakın nasılda güzel yorumlamış
sevgili ressamımızı.
Benim baktığım gibi bakabilir
misiniz renklere?
Benim gördüğümü siz görebilir
misiniz?
Sizde benim gibi sevebilir misiniz?
Pembelere konup, yeşili
kucaklayarak?
Gökyüzünde uçabilir
misiniz ormanlara
bakarak.
Su yüzünde kayabilir
misiniz uzaklara
yalınayak?
Ufukları dolanıp
oradan bakabilir misiniz
bıraktığınız yere.
Maviye basıp güneşi
kucaklayarak?
Varoluşun tadını
çıkarabilir misiniz
karşılaşıyoruz.
Bunlardan bir
tanesi de, kayıt
altına alınarak
tescil edilmesi
ve korunması
için Milas Müze
Müdürlüğü’ne
başvurduğumuz
Ören Asarı’dır.
Ören Asarı’nın
olduğu bölge
ilginç coğrafyası
ve muhteşem
panoramasıyla
Latmos’un doğal ve
kültürel zenginlikleriyle
dolu yerlerinden
biridir. Öncelikle bu
yerleşmenin tescil
edilerek korunma
altına alınması ve bir
üniversitenin bu alanda
tuvalimde,
Yaşayabilir misiniz renklerimde
gülümseyerek?
Eksilmeyen heyecanımla
gökkuşağımda
Bu gün
Fırçamın ucunda gezinebilir misiniz
benimle?
“Renkler tamamen bana özgü. Bu
biraz Foça’dan kaynaklanan, biraz
da benim hayata pozitif bakışımla,
insanları sevmem ve onlarla barışık
çalışarak, geçmiş
uygarlıkların tarihinin
meydana çıkarılması
sağlanmalı” diye
konuştu.
DEFİNECİLER DELİK
DEŞİK ETTİ
Son bir yıl içinde
kutsal dağda büyük
bir talanın yaşandığını
bildiren Sürücü,
definecilerin dağı
delik deşik ettiğini
söyledi. Sürücü açılan
çukurların, sökülen antik
taşların, parçalanan
eserlerin sayısında
gözle görünür bir artış
olduğunu kaydederek,
“Bölgede yöre insanları
tarafından Anadolu
Parslarını avlamak için
kullanılan kapanlar
bulduk. Bulduğumuz
yerleşmenin Antik
Dönem’e ait olmasını,
bu muhteşem
hayvanın avlarının
geçmiş uygarlıklarda
da yapıldığının bir
göstergesi olarak
düşünüyoruz” dedi.
ÇÖP VE MADEN
OCAĞI TEHDİDİ
Sürücü, çöp
sorununun acilen
çözülmesi gerektiğini
kaydetti. Dağda en
önemli ve acil çözüm
bekleyen sorunun
maden ocakları
olduğunu ifade etti.
basım oranının çok düşük
olduğuna değinen Erbil
Sivaslıoğlu sözlerine şu
şekilde devam etti; “2012
yılında Türkiye’de kişi başı
6,5 kitap basılmış, 2013 de
ise bu rakam 7,2. Basılan
kitap hesaplamasına üstelik
eğitim kitapları ve dini
baskılar dahil. Bunun en
büyük sebebinin yetersiz
yönlendirme sonucu oluşan
kitaplara karşı bir önyargı
olduğunu düşünüyoruz. Bu
yüzden beğendiğiniz türde
kitapları daha önce okumuş
insanlarla tanışmanın da
faydası çok büyük aslında.
BookSerf’ten birkez kitap
aldıktan sonra kitap paylaşan
ile tanışmış ve birbirinizin
zevklerini daha iyi anlamış
oluyorsunuz, sonrasında
okuyacağınız kitaplar hemen
sıralanıveriyor. Güncel büyük
kitapçılarda sizinle böyle bir
temas maalesef ki yok”
yaşamamla ilgilidir” diyen Bahattin
Bilgin 1955 Ladik – Samsun,
Hasırcı Köyü doğumlu. Orta okul ve
liseyi Akpınar Öğretmen Okulu’nda
okudu. 1973 yılında İstanbul Çapa
Öğretmen Okulu Resim Bölümüne
girdi. Mezuniyet sonrası Tatbiki
Güzel Sanatlar Akademisi Resim
Bölümü’ne girdi. İş hayatına
grafikerlikle başlayarak yaklaşık 10
yıl bu işi yaptı. Bu süre içerisinde
resimle ilgisi hiç kopmadı. Uzun
yıllar iş hayatı dolayısıyla amatör
olarak çalışmaları devam etse de,
yağlı boya çalışmalarını üç yıldır
düzenli olarak Foça’da sürdürüyor.
Soyutlamalarının bu serisinde genelde
Foça, deniz ve Foça renkleri ya da
Foça sentezi olarak adlandırdığı
renkler hakim. İlk sergisi 6 Temmuz
2013’de kendi galerisi Foçart’ta açtı.
Bir süredir çalışmalarını Foça’da
sürdüren Ressam Bahattin Bilgin,
Foça’ya yepyeni bir sanat galerisi ve
resim atölyesi kazandırdı. Bahattin
Bilgin’in eserlerinde, sürrealizm
yeni dönem resmin yansımaları
gözlemlenmektedir. Çalışmaları,
tual üstüne yağlıboya... . Resim
anlayışı – resimlerimde de görüldüğü
üzere – modern soyutlama. Tüm
alanlarda olduğu gibi resimlerinde
görülen soyutlama, duyguların
dışavurumunda, görsel anlamda da,
çizgide, renkte gözleniyor.“ Bilgin,
“Emeklilik günlerini Foça’nın huzurlu
mekanında hasret kaldığı tablolarıma
ve sanata ayıracağım” dedi.
9
saglık
Haber`siz´siniz35
10 soruda Jinekomasti
Prof. Dr. Cüneyt ÖZEK’in anlatımlarıyla
Erkeklerde Meme Büyümesi
Memeleri
ile ilgili tek
konuşan
kadınlardır
ama tek
Estetik Cerrah
sorun
Prof. Dr. Cüneyt ÖZEK
yaşayan
kadınlar değildir. Erkeklerde
de özellikle puberte
döneminde ve orta yaşın
üstünde, memelerin aşırı
şekilde büyümesi ve deforme
olması söz konusu olabilir.
Her ne kadar erkeklerde
meme kanseri gelişme
olasılığı kadınlara göre
çok düşükse de meme de
oluşabilecek büyümeler ve
şişmeler ek olarak kafalar
da “acaba mı?” sorusunu
da tetikler. Bunun yanı sıra
her yaşta ama özellikle
puberte döneminde büyüyen
memeler, erkekleri bir
hayli derin psikolojik
sıkıntıya sokar. Hele bu
yaşta arkadaşlar arasında
yapılabilecek esprilerin ne
kadar keskin olabileceği
düşünüldüğün de durumun
vahameti daha da belirgin
olarak ortaya çıkar. Bu
sebeplerden dolayı, her
ne kadar bir takım deniz
kenarı tişört ve bol gömlek
giyme operasyonlarıyla üstü
kapatılan bir patoloji de
olsa, binlerce kişinin büyük
problemi olan jinekomastiyi
yani erkeklerde meme
büyümesini bu ayın konusu
olarak seçtik. Bu sayede
“ışığı kapa geliyorum
veya yok ya denize girince
ıslanıyorum” durumunda
yaşamak zorunda kalan pek
çok vatan evladına yardımcı
olabileceğimizi düşündük.
O halde şimdi gelelim
“Erkelerde meme büyümesi;
Jinekomasti” konusunda en
sık sorulabilecek on soruya;
1. Jinekomasti nedir?
Hangi yaş gruplarında
görülür? Bu yaş
gruplarında görülme sıklığı
nedir?
Jinekomasti yunancadan
‘kadına benzer meme’
anlamında türemiştir. Erkek
memesinin normalden
fazla büyümesi demektir.
Jinekomasti sanıldığının
aksine az görülen bir patoloji
değildir. Erkeklerin yaklaşık
%40 ile %60 nı etkiler. Yani
Erkeklerin yaklaşık yarısı
bu sorundan hayatının bir
döneminde muzdariptir.
Özellikle en sık görüldüğü
dönemler;
•Yeni doğan bebekler
•Puberte yani ergenlik
•Ve orta yaşın üstü gruptur
Yeni doğan bebekler de;
bu oran %60 civarındadır.
Bunun sebebi anneden geçen
östrojen hormonudur.
Puberte çağında %65 yakın
oranlardadır. Özellikle de
14-15 yaş civarında en sık
olarak görülür. Ve yaklaşık
olarak 1-2 sene sürer.
Orta yaşın üstü grupta
ise, yaş ilerledikçe görülme
sıklığı artar ve 70 yaş
civarında oran %60 tan
fazladır.
2. Jinekomasti
hastalarında ağrı olur mu?
Genelde olmaz, çok az bir
grupta ağrı veya hassasiyet
görülebilir.
3. Jinekomastinin
oluşma sebepleri nelerdir
?Şişmanlık jinekomasti
sebebimidir?
Yapısal, kullanılan
ilaca bağlı veya bir başka
hastalığa bağlı olarak
oluşabilir. Pek çoğu yapısal
kökenlidir, ve oluşma sebebi
tam olarak bilinmemektedir.
Şişmanlık bilinenin aksine
jinekomastinin en sık
rastlanan nedeni değildir,
ayrıca yapısal jinekomasti
de seks hormonları
normaldir.
4. Jinekomasti
kansere dönüşür mü?
Jinekomasti tedavi
olmaksızın kendi
kendine geçer mi?
Yapılan çalışmalarda
bu yönde hiçbir bulgu
saptanmamıştır, yani
jinekomasti kansere
dönüşmez.
• Puberte döneminde
oluşan jinekomastiler
genellikle iki sene içinde
gerileme eğilimindedir
•İlaçlara bağlı oluşan
jinekomastiler ilaç
kesildiğinde
•Başka bir hastalığa bağlı
olanlar hastalık tedavi
edildiğinde kendiliğinden
gerileyebilir.
•Ama 2 seneden uzun bir
süredir mevcutsa tedavisiz
geçmesi çok zordur.
5.Jinekomastinin tedavisi
nedir?
Jinekomastinin tedavisi 3
şekilde olabilir;
İlaç kullanımı, karaciğer
tiroid hastalığı gibi bir
nedene bağlıysa nedenin
ortadan kaldırılması
Hormon yetersizliğine
veya fazlalığına bağlı ise
testosteron gibi erkeklik
hormonu verilmesi, veya
tamoxifen, danazol gibi
hormon karşıtlarının
verilmesi
En sık olarak ta; cerrahi
tedavi yapılması.
6. Cerrahi tedavi ye hangi
şartlarda karar verilir?
• Ağrı ve duyarlılık
şikayeti varsa
• Sertleşmeye sebep olacak
kadar uzun süredir mevcutsa
• Kanser riski taşıyorsa
• Ergenlikte; artan şekilde
18-24 ay arasında, yani 2
sene civarında bir süredir
mevcutsa cerrahi tedavi
uygulanır
Jinekomasti ameliyatları
herhangi bir yaştaki sağlıklı
ve duygusal olarak stabil
erkeklere uygulanabilir.
Ameliyat için en uygun
adaylar, vücudu tekrar
şekillenebilecek sıkı ve
esnek bir cildi olan kişilerdir.
Sorunlarını ilk önce,
egzersiz ya da kilo kaybı ile
düzeltmeye çalışmamış obez
ya da aşırı kilolu erkekler
için ameliyat önerilmez.
Alkollü içecekler tüketen ve
marihuana kullanan kişiler de
ameliyat için uygun adaylar
olarak düşünülmezler.
Kullanılan bu maddeler
anabolik steroidlerle birlikte
jinekomastiye yol açabilirler.
7. Ameliyat öncesi
yapılması gerekenler
nelerdir?
Meme operasyonu
öncesi meme dokusunun
yapısı hakkında fikir
sahibi olunmalıdır. Bu
amaçla ultrasonografik
veya mammografik tetkik
yapılmalıdır. Meme yapısı 3
türlü olabilir; meme dokusu
ağırlıklı, yağ ağırlıklı veya
ikisinin karışımı şeklinde
tespit edilebilir. Memenin
hangi tipte olduğunun
bilinmesi yapılacak
ameliyatın natürünü
belirleme de son derece
etkilidir.Jinekomastinin
yapısal değil de başka
bir hastalıktan veya ilaç
kullanımından olup olmadığı
araştırılmalıdır. Ayrıca
hastanın ameliyata engel
ilaç kullanıp kullanmadığı,
diyabet gibi kronik
hastalığı olmadığı ve diğer
tıbbi hikayesi dikkatlice
alınmalı ve rutin operasyon
öncesi kan tetkikleri ve
grafiler istenmelidir.
Yaraların iyileşmesi
açısından sigara ve madde
bağımlılığı dikkatlice
sorgulanmalıdır. Eğer
hasta sigara kullanıyorsa
operasyondan 21 gün önce
mutlaka kesilmesi gerekir,
aksi taktirde yara iyileşmesi
ile ilgili ciddi problemler
yaşanılması kaçınılmazdır.
Aspirin gibi kan sulandırıcı
maddelerinde operasyondan
10 gün önce kesilmesi şarttır.
8. Ameliyat Nasıl
Gerçekleşir?
Jinekomastinin natürüne
göre operasyon planlanır.
Eğer meme dokusu ağırlıklı
bir jinekomasti söz konusu
ise yapılacak işlem meme
başından girilerek meme
dokusunun çıkarılmasıdır.
Yağ dokusu ağırlıklı bir
jinekomasti varsa liposuction
yani kanüllerle girilerek
yağ dokusunun emilmesi
operasyonu uygulanır.Eğer
patoloji bu iki durumun
karışımı ise uygulanacak
yöntem her iki operasyon
tekniğinin kombine
edilmesidir. Jinekomastinin
çok ileri olduğu durumlar da
veya cilt dokusunun yeterli
elastikiyeti olmadığı
hastalarda ek olarak
cilt eksizyonu yani
fazla cildin çıkarılması
da uygulanır.
Bu ameliyat genel
anestezi altında
yapılmaktadır. Genel
anestezi hastanın tam
olarak uyutulması
ve solunumunun
nefes borusuna yerleştirilen
bir tüple anestezi ekibince
denetlenmesi anlamına
gelmektedir. Herhangi bir
sorun yaşanmaması için
öncelikle bazı laboratuar
testleri yapılmaktadır.
Anestezi uzmanı
ameliyat öncesi hastayı
değerlendirmeye alacaktır.
Ameliyathanede hastanın
kalp atımları ve kan oksijen
seviyesi ameliyat süresince,
devamlı olarak elektronik
cihazlar yardımıyla takip
edilmektedir. Alerji veya
ilaç reaksiyonu nadiren
de olsa görülmekte ve
ölümcül olabilmektedir.
Üstelik rutin testlerle
duyarlı kişiler önceden
saptanamazlar. Ancak bu
istenmeyen durumlar hastane
koşullarında oluştuklarında,
başarıyla tedavi edilebilirler
ve hastaya zarar verecek bir
durum olma olasılığı son
derece azdır. Genel anestezi
öncesi, hastanın midesi boş
olacak şekilde, 6-8 saat
hiçbir şey yenmemeli ve
içilmemelidir.
Ameliyat sonrası da en
az 4-6 saat ağızdan hiçbir
şey verilmez. Bu süreler
hastanın doktoru tarafından
değiştirilebilir. Ameliyat
1,5-2 saat kadar sürmektedir.
GENÇ KIZIN BOYU
Ameliyat sonrası genellikle
1 saat kadar ayılma odasında
izlendikten sonra, hasta
odasına gönderilir. Ancak
anesteziye bağlı olarak
bulantı ve benzeri sorunlar
olursa kalış süresi uzayabilir.
9. Ameliyat sonrası nelere
dikkat edilir?
Ameliyat sonrası
genellikle rahat geçer .Ağrı
minimaldir .Birkaç gün
kol hareketlerinde kısıtlılık
olabilir .Memeler üzerine
elastik bir sargı uygulanır
. Meme başı üzerine
ayrı pansuman konur.
Pansuman 2 gün sonra
açılarak yara kontrol edilir.
Konulan drenler duruma
göre çekilir.7 gün sonra
sargı açılır .Dikişler 10
gün sonra alınır .Hastaya
elastik bandaj 3 hafta kadar
daha uygulanmaya devam
edilir. Erken dönemde şişlik
olabilir , meme başında
hissizlik ve deri üzerinde
morumsu renk değişimi
olabilir. Bunlar genellikle
bir süre sonra kendiliğinden
kaybolur. Hasta 3-4 gün
içinde işine dönebilir. 1-2 ay
ağır sporlardan uzak durması
sağlık verilir.
10. Meme büyütme
cerrahisinin riskleri nedir,
bu risklerin azaltılması için
ne yapılmalıdır?
Her cerrahi girişimin
olduğu gibi jinekomasti
operasyonunun da riskleri
mevcuttur. Bunlar,
enfeksiyon, cilt zedelenmesi,
kanama, anesteziye ters
tepki, ve meme altında
sıvı ya da kan birikmesidir.
Operasyon belirgin yaralara,
göğüs bölgesinde pigment
değişimine ya da simetrik
olmayan göğüs ya da göğüs
uçlarına neden olabilir.
Eğer asimetri çok
belirginse, fazla dokuyu
almak ve simetriyi sağlamak
amacıyla için ikinci bir
prosedür yapılabilir.
Jinekomasti operasyonlarının
geçici etkileri; göğüste
duyarlılığı kaybetmek ya da
uyuşukluktur, bu durumun
normale dönmesi bir yıla
kadar uzayabilir.
Bu riskleri en aza
indirmenin yolu doğru
kişiye ameliyat olmaktır. Bu
operasyonlar estetik plastik
ve rekonstrüktif cerrahlarca
yapılmalıdır. Bu cerrahların
Türk plastik rekonstrüktif
ve estetik cerrahi derneğine
üyeliğine dikkat edilmesi
cerrah seçiminde bir
güvencedir. Estetik cerrahlar
dışında yapılan operasyonlar
risklerin artması anlamına
gelir.
9 SANTİM UZATILDI
Kemik eğriliği tedavisi için 2012 yılı Eylül ayında KSÜ Tıp Fakültesi’nde tedavi
altına alınan Nergiz Kırmızı, hem hastalığından kurtuldu hem de boyu 9 santim
uzatıldı
Ortopedi ve Travmatoloji
Anabilim Dalı Başkanı ve El
Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr.
Murat Üzel tarafından tedavi
edilen Kırmızı, 15 aylık zorlu
tedavi sürecinin ardından
sağlığına kavuşarak büyük
mutluluk yaşadı.
Lise son sınıftayken ameliyat
olduğunu ve hasta yatağında
derslerini çalışarak, okulunu
dışarıdan bitirdiğini ifade eden
Nergiz K., “Ben daha 7 yaşımda
iken tanıştım hastaneler ile. O
günden bu yana da derdime çare
aradık ailemle. Babam tedavim
için arabası da dahil varını
yoğunu sattı Mersinde beni
ameliyat ettirdi ama büyüdükçe
aynı sıkıntılar tekrar oluştu. Biz
tekrar çare aramaya
başladığımızda
rabbim bizim
karşımıza Murat
Hocamı çıkardı
ve 20 Eylül
2012 tarihindeki
ameliyatımın
ardımdan süren 15
aylık sıkıntılı ve
dikkat gerektiren
dönemde hocam ve
hastane çalışanları
bana sanki kendi
çocuklarıymış gibi davrandı.
Onların ilgileri, ailemin desteği
ile çok şükür hem kemik
eğriliğim düzeldi hem de 142
santim olan boyum 151 santime
çıktı. Allah derdimize çare
olan herkesten razı
olsun” diye konuştu.
Genç kızın annesi
Hediye K. ise, “7
yaşından bu yana
onu ilk defa böyle
mutlu görüyorum,
Nergizim çok
çekti ama inşallah
bütün dertleri
artık bitecek.
Allah’ıma şükürler
olsun ki karşımıza
Murat hocamızı çıkardı, Allah
onlardan razı olsun” dedi.
Genç kızı tedavi eden Prof.
Dr. Murat Üzel de KSÜ’de
uygulanan bu ilk tedaviyi
başarıyla sonuçlandırmaktan
mutluluk duyduklarını ifade etti.
Tedavi sürecini anlatan Üzel,
şöyle konuştu:
“Hastamız bize müracaat
ettiğinde bilinmeyen bir nedenle
her iki bacakta dışa kavislenme,
içe dönme olarak tarif
edilebilecek şekil bozukluğu,
yürüme güçlüğü ve aşırı boy
kısalığı mevcuttu.
Hastamız doğuştan
beri mevcut olan bu
hastalığı nedeniyle
7 yaşında başka bir
merkezde ameliyat
olmuş ancak bir süre
sonra bacaklarındaki
eğrilik ve yürüme
Veteriner Hekim
Burak
İŞMAN
Felis
Domesticus
Latince kedi demektir.Kedilerin tarihi
neolitik çağa (M.Ö. 8000-5500) kadar
uzanır.İlk olarak Mısır’lılar tarafından
evcilleştirilmişlerdir.Konya yakınlarında
Hacılar bölgesinde ve İsrail’deki Jericho
‘daki kalıntılar kedilerin ilk yerleşim
yerleri olarak karşımıza çıkıyor.Eski
mısır’da kediler kutsal olarak görülmüştür.
Nil bölgesine ait en eski kedi kalıntısı MÖ
4 bin yıllarına ait. MÖ 945-715 tarihleri
arasında hüküm süren 22. Sülale döneminde tanrıça Bastet, dişi bir kedi olarak
betimlenmiş. 1800’lü yıllarda keşfedilen
Ben-i Hasan mezarlığında binlerce kedi
mumyası bulunmuş.
İslam peygamberi Muhammed’in
kedinin içtiği suyla abdest aldığına
ve kedisini uyandırmamak için
entarisinin eteğini kestiğine dair
rivayetler, Müslümanların kediye olumlu
yaklaşmasına yol açmış görünüyor. Hatta
Muhammed’i yılandan kurtaran “Müezza”
adlı bir kediden bahseden kaynaklar var.
Yine Ömer’den nakledilen bir hadiste
“öldürülünceye kadar hapsettiği kedi
yüzünden bir kadın cehenneme girdi ve
azap gördü” deniyor. Osmanlı döneminde
kediye, eski Türklere nazaran daha sevecen yaklaşılmış. Örneğin Ahmed Eflâkî
(ö. 14. yüzyılın başı), bazı Mevlevilerin
biyografilerini topladığı Menâkibü’l
Ârifîn adlı eserinde Mevlana’nın bir kedisi
olduğunu ve Mevlana’nın ölümünden yedi
gün sonra bu kedinin de öldüğünü, kedinin
Mevlana’nın sandukasının hemen sol
tarafına ayak ucuna gömüldüğü anlatıyor.
Bu yüzden Mevlana halk arasında ‘Pisili
Sultan’ diye anılırmış.
Ansiklopedik bilgiler kedileri bir yere
kadar tanıtıyor.Ya yaşamlarını kedilerle
paylaşanlar,onlar ne düşünüyorlar.Yaklaşık
20 yıldan beri Klinisyen olarak pek çok
şey biriktirdim onlar hakkında.En somut
olarak sizlere söyleyebileceğim özgür
ve asi olduklarıdır.Çok güçlü bir hayatta
kalma inaçları ve stratejileri var.Siz hangi
2 haftalık bir bebeğin kendini korumak
için tısladığını veya kaçmaya çalıştığını
gördünüz.Eğer bir kedi iseniz sürekli
tetikte olmak zorundasınız.Avlanmak ve av
olmamak bu becerinizin gücüne bağlıdır.
Bana göre kediler vahşi ataları olan aslan
kaplan leopar gibi kuzenlerinin küçük
birer kopyasıdır.Hangimiz televizyonda bir
aslan görünce etkilenmez hangi insan bir
kaplanı doğal ortamında izlemek istemez.
Sadece bu bile kedilerin hayatımızda
olması için yeterli bir nedendir.Kediyle
yaşamak vakur olmayı öğretir.Hiç
eyvallahı yoktur kedinin kendi aurası
vardır ve isterse içine alır istemezse ne
yaparsanız yapın dahil olamazsınız.Hep
odak olmayı isterler her zamanda baş
aktördürler aslında-bu yazıyı yazdığım
sırada kedim Maydanoz’u kaç kez klavyenin üzerinden kaldırdım bilemezsiniz-hep
ilgi onlarda olmalıdır.
Kedilere nankör dendiğini
duymuşsunuzdur.Dünya üzerindeki en
büyük yanılgıdır kedinin nankör olduğu.
Türk toplumu olarak köpeğe daha çok
alışığızdır.Aynı köpek davranışlarını
kediden bekleyen insanların yanılgısıdır
nankör kedi.Köpek insanlarla sosyal
iletişim kurar ama kedi ekmeğini taştan
çıkartır mücadelecidir ve yemeği
haketmiştir.
Avcıdır kedi , her zaman vahşi yanı
onunladır tam olarak evcilleşmez ve hep
güçlüdür.O yüzden ormanlar kralı bir
kedidir.
Hiç bir kediyi yürürken dikkatle
izlediniz mi?O yumuşak adımları ,yılan
gibi kıvrılan estetik dönüşleri o denge
yeteneğini.Doğanın en iyi tasarımlarının
başında gelir kedi.Gerektiğinde sert
ölümcül gerektiğinde yumuşacık tüy
yumağı.
Kedilerin karanlıkta daha iyi gördüklerini hepimiz biliriz.Peki mırıldamalarının
sırrını biliyormusunuz?Bu işlem
diyaframın titreşmesiyle oluşuyor
ve bir tür mutluluk ifadesi.Ancak
daha ilginç olan ise çıkarılan bu ses
frekansının kedilerin kemiklerinin daha
esnek ve dayanıklı olmasını sağlıyor.
Yapılan çalışmalarda bu mırıldamaların
kemik erimesini yavaşlattığı yönünde
bilgiler mevcut.Hatta kemik kırıklarının
iyileşmesini hızlandırmak için kedilerin
mırıldamalarından yararlanmak fikri
üzerine araştırmalar bile var.
Kedilerle yaşamın ayrıcalığı hakkında
daha yazacak çok şey var aslında,bir
kediniz varsa biliniz ki o sizin kediniz
değil siz onun insanısınız,yaşadığınız ev
artık onun siz misafirsiniz ve son olarak en
rahat koltuğa oturmak istiyorsanız kedinizi
kaldırmalısınız.
güçlüğü tekrar nüksetmiş. 20
Eylül 2012 tarihinde ameliyat
ettiğimiz hastamıza yurt dışında
da yeni uygulanmakta olan
ve bir Türk mucizesi olan
‘Adam Frame’ adlı bilgisayar
destekli en gelişmiş İlizarov
sistemi (Kemiğin ince teller
ve çemberlerle tespit edildiği
bir sistemdir) uygulandı.
Her iki diz altındaki iki
kemik toplam 6 noktadan
kırılarak kemik parçaları
tel ve çivilerle sabitlendi ve
kemikteki eğrilikler ile boy
kısalığı yavaş yavaş (günde 1
mm’lik hızla) düzeltildi. 15 ay
boyunca yakından takip edilen
hastanın boyu 9 cm uzatıldı
ve 142 santim olan boyu 151
santime ulaştı. Cihazdan bugün
çıkartılan hastamıza kırılmaya
karşı bir tedbir olarak diz ve
ayak bileğini serbest bırakan
boru alçı uygulandı. Hastamız
şu an alçısıyla yürüyor, oturup
kalkabiliyor. Bacaklarındaki
düzelme ve boy uzamasından
hem kendisi hem de ailesi son
derece memnun.”
10
Menderes
SUNKAR
Ligde bu hafta
Merhaba sevgili okurlar,bu hafta
şu ana kadar oynanan ve oynanacak
maçları değerlendireceğiz. GÖZTEPE
sezonun ilk maçında olduğu gibi yine
G.O.P maçında yine iyi oynayamadan
yine 2:0 dan 2:2 ye getirdiği maçtan
bir puanla ayrıldı, inşallah başkan
kızıp ta hocayı yollamaz!!!neyse
önemli olan 2.yarıya deplasmanda
puanla başlamış oldu.umarım içerdeki
maçla seriye başlar...K.S.K yoğun
yağış altında oynadığı MERSİN
maçında yenemese bile bence doğru
oyunla bir puan almıştır, önceki
Karşıyaka’dan farkı hurra hücum
etmeden telaşsız bir oyun ortaya
koyması oldu.Şuursuzca saldırıp
kalesinde kontradan gol gördüğü
maçlar yüzünden puanlar kaybetmişti.
YUSUF hoca bu mantaliteyi
değiştirmiş ve bunun devam etmesini
diliyorum.Bugün oynanacak maçlarda
ekiplerimize başarılar diliyorum,bir
parantez de FATİH TERİM
hocamıza açalım TÜRK futbolunun
kurtuluş reçetesi kendisidir ve
İZMİR futbolunun içler açısı halini
yüzümüze vurmuştur inşallah İZMİR
futbolunu FATİH TERİM’i olarak
gördüğüm futbol altyapı profösörü
sn:MEHMET ÖZKAN gibi insanların
çoğalması ile İZMİR futbolu
önümüzdeki en kısa sürede layık
olduğu yere gelir.
ALTAY deplasmanda aldığı
mağlubiyetle bu seneyi kapatmış
gibi oldu işi oldukça zor şimdiden
gelecek sezonun planlanmasına
başlamalıdır. ALTINORDU
TEPECİKSPOR karşısında 3:0 öne
geçtiği maçtan uzatmalarda yediği
golle 3:3 berabere kaldı ve spor kamu
oyunu şaşırttı,maçın doksan dakika
olduğunu hatırlatmakta fayda var.
yaklaşık 2 yıldır bu kadar (özellikle 2.
yarı) zor duruma düşmeyen Altınordu
umarım gereken dersi alır,rehavete
kapılmaz bunu bir yol kazası olarak
değerlendirir ve yoluna kaldığı yerden
devam eder..İZMİRSPOR aldığı
Muratpaşa galibiyetiyle önemli bir
maçı daha kayıpsız atlatmıştır ve 3.lig
yolunda emin adımlarla yürümektedir
tememnimiz sezon sonu layık olduğu
lige geri döner.BAL ligi temsilcimiz
BALÇOVA Bldspor,SAKARYASPOR
deplasmanından puanla dönerek en
azından içerde geçen hafta kaybettiği
üç puanı birini kurtarmış oldu.Ayrıca
yine MENEMEN,AYVALIKGÜCÜ,
DENİZLİ BBSK ve diğer galibiyet
alan ege temsilcilerimizi tebrik
ediyorum,şuan devam eden
MANİSASPOR’un da maçını üç
puanla tamamlamasını bekliyoruz.
spor
Haber`siz´siniz35
‘’Beko Basketbol Ligi
Avrupa’nın en iyi
liglerinden biri’’
Beko Basketbol Ligi’nin sayı lideri Darius Washington, 6N1K’ya
açıklamalarda bulundu. Olin Edirne formasını terleten başarılı
basketbolcu, Beko Basketbol Ligi’nin Avrupa’nın en iyi liglerinden biri
olduğunu dile getirdi
Beko
Basketbol
Ligi’nin
sayı lideri
Haber - Röportaj
Darius
Ahmet SUNAL
[email protected]
Washington,
6N1K’ya açıklamalarda
bulundu. Olin Edirne
formasını terleten
başarılı
basketbolcu,
Beko
Basketbol
Ligi’nin
Avrupa’nın
en iyi
liglerinden
biri
olduğunu
dile getirdi.
3 yıldır
Beko
Basketbol
Ligi’nde
çeşitli takımlarda forma
giyen Washington,
bu sezon sayı lideri
durumunda bulunuyor.
Başarılı basketbolcuya
göre ligde her takım
her takımı yenebilir
durumda. Darius bu
konu hakkında ‘’ Beko
Basketbol Ligi’nde
oynamak çok keyifli.
Toplamda 3 sezondur
Türkiye’deyim. Ama
ligin en iyi yanı
herhangi bir takımın
başka bir takımı
yenebilme olasılığı. En
alt sıradaki
takım üst
sıralardaki
takımları
yenebiliyor.
Rekabet
oranı çok
yüksek.
Bence Beko
Basketbol
Ligi
Avrupa’nın
en iyi
liglerinden
biri, hatta ilk
üçte diyebilirim.’’
‘’CEM AKDAĞ GERÇEKTEN ÇOK İYİ BİR KOÇ’’
Washington, “Cem
Akdağ’nın çok iyi bir
antrenör olduğunu ve
oyuncuların kendi oyun
tarzlarını oynamasını
sağlıyor” dedi antrenör
Cem Akdağ’nın bu
sistemiyle oyuncuların
daha rahat ve kendi
potansiyellerini ortaya
koyup oynadıklarını
söyledi.
‘’BENCE İYİ BİR SEZON Her zaman yapılabilecek
GEÇİRİYORUZ’’
bir aktivite var. Bütün
Darius sezon hakkında
ise ‘’ Bence iyi bir
sezon geçiriyoruz.
Koç sürekli bizi en uç
noktaya kadar zorluyor
ve çok sıkı çalışıyoruz.
Sezon başında birçok
insanın Olin Edirne’nin
ligde alt sıralarda
olacağına inanıyordu.
Ama biz iyi bir sezon
geçiriyoruz playoff’ları
zorlamak hedefimiz ve
bunu yapabileceğimizi
düşünüyorum.’’
‘’TÜRKİYE GERÇEKTEN
ÇOK GÜZEL BİR ÜLKE’’
Türkiye’nin çok
güzel bir ülke olduğunu
söyleyen Washington, ‘’
‘’Herkes İzmir’in Süper Lig’de en
az bir takımı olmasını ister”
‘’HERKES İZMİR’İN SÜPER LİG’DE
EN AZ BİR TAKIM OLMASINI
İSTER”
Ege Palas’ta gerçekleşen ödül
törenine Türkiye futbol direktörü
Fatih Terim, İzmir Büyükşehir
Belediyesi Başkan adayı Binali
Yıldırım, Konak Belediye Başkanı
Dr. Hakan Tartan, çok sayıda kulüp
temsilcileri ve konuklar yer aldı.
Törende konuşma yapan Terim,
İzmir’in futbol takımları hakkında
açıklamalarda bulundu. Fatih Terim,
İzmir’in tarihi kulüplerin olduğu bir
şehir olduğunu ve herkesin İzmir’den
bir takımı Süper Lig’de görmek
istediğini
‘’AİLEMDEN UZAKTA
OYNAMAK BAZI
ANLARDA ÇOK ZOR
OLABİLİYOR’’
Terim “İzmir bu kadar güçlü,
tarihi kulüplerin olduğu güzel bir
şehir. Buradan bir takım herhangi bir
gelişimi çok uzun süredir yapmadı.
Barcelona modelinden, Alman
altyapısı yerine Türk modelini
denemekte fayda var. Bunu kendi
içimizde çok iyi yapanlar var.
Bunu yapmaya devam edecekler.
Yakın bir zamanda Türkiye Futbol
Federasyonu’nun ataklarını
göreceksiniz. Herkes İzmir’in Süper
Lig’de en az bir takım olmasını ister.
‘’İZMİR’DE MİLLİ TAKIM OLARAK
MALTA MAÇINI 80 BİN KİŞİYE
OYNADIĞIMIZI HATIRLIYORUM’’
Zamanında Galatasaray, Altay’la
şehirler neredeyse
çok büyük. İnsanlar
çok iyi ve arkadaşça
davranıyorlar.
Tanımamalarına rağmen
yardıma ihtiyacınız
olduğunda yardım
ediyorlar. Hava bazen
çok soğuk oluyor. Ben
soğuk havayı seven
bir insan değilim.
Orlando’da hava çok
sıcak ve sıcağa çok
alışkınım. Soğuk
havayı kesinlikle
sevmiyorum ve ayrıca
İstanbul’daki trafik çok
kötü. Sevmediğim tek
şey İstanbul’daki trafik
diyebilirim’’ dedi
İzmir Gücü Spor Vakfı’nın
düzenlediği ödül töreninde, ödüller
sahiplerini buldu. Fatih Terim’inde
katıldığı ödül töreninde, en başarılı
takım Altınordu seçildi
biz de yani Göztepe de Aydınspor’la
oynuyorduk. Atatürk Stadı’nda 7500
kişi varken, biz Alsancak Stadı’nda
20 bin kişiye oynuyorduk. İzmir’in
böyle bir potansiyeli var. Karşıyaka
ile Göztepe’nin maçının 80 bin kişi
olduğunu biliyoruz. İzmir’de milli
takım olarak Malta maçını 80 bin
kişiye oynadığımızı hatırlıyorum.
İzmir gibi futbol geçmişi uzun olan,
tarihi güçlü olan bir şehrin, bütün
kamil insanlarının bir araya gelmesi
lazım. İZVAK gibi amatörce hizmet
edenlerin dışında futbolun tüm
elementlerinin bir araya gelmesi
lazım. Sorunlar biliniyor ama
çözümlerde ortak noktada buluşmak
lazım.”
EN BAŞARILI TAKIM ALTINORDU
İZVAK ‘’Yılın Başarılıları’’
ödülleri ise sahiplerini buldu. Yılın en
KARŞIYAKA STADI’NIN
İHALESİ
Darius, aileden
uzak yaşamanın
çok zor olduğunu
belirterek sözlerine
şu şekilde devam etti
“Ailemden uzakta
olmak bazı anlarda
çok zor olabiliyor,
çünkü 8 yaşında oğlum
var. Onu bazen çok
özlüyorum. Yanlarında
olmak istediğim çok
özel anlar var ama
orada olamıyorum.
Bu sporcu hayatında
her zaman karşımıza
çıkıyor. Sadece tatil
zamanı ailemle ve
arkadaşlarımla vakit
geçirebiliyorum. Ama
özellikle Noel veya
Şükran Günü gibi
tatillerde ailemden
uzakta olmak yorucu
oluyor.”
İZMİR spor
kamuoyunun
yıllardır en çok
tartıştığı konulardan
biri olan yeni
statlarla ilgili ilk
somut adımlar Salı
ve Çarşamba günü
atılacak.
Toplu Konut
İdaresi (TOKİ) 15
bin kapasiteyle
yenilenecek
Karşıyaka
İlçe Stadı’nın
ihalesini Salı günü
Ankara’da yapacak.
Aynı kapasitede
yenilenecek Göztepe
Gürsel Aksel
Stadı’nın ihalesi
ise çarşamba günü
gerçekleşecek.
İhaleleri kazanan
firmalara sözleşme
imzalandığı tarihten
itibaren 5 gün içinde
yer teslimi yapılacak,
inşaatın bitmesi
için 700 gün süre
tanınacak.
Karşıyaka
Stadı’nın inşaatı
kapsamında kulüp
binası, tesisteki tenis
kortları, tartan pist
ve salonlar yıkılacak.
Projede 158 kişilik
başarılı takımı Altınordu seçildi.
İşte ödüler:
En başarılı takım: Altınordu
En başarılı teknik direktör:
Hüseyin Eroğlu (Altınordu)
En başarılı futbolcu: Gökhan
Karadeniz (Altınordu)
En centilmen takım: Altay
En centilmen taraftar: Menemen
Belediyespor
En centilmen futbolcu: Kemal
Zencirkıran (İzmirspor)
Jüri özel ödülü: Konak
Belediyespor Kadın Futbol Takımı
İZVAK özel ödülü: Hamza
Hamzaoğlu (Akhisar Belediyespor)
loca, 881 kişilik
VIP, 482 kişilik
protokol, 813 kişilik
basın, 18 kişilik
engelli tribününe
sahip toplam 15
bin kapasiteli stat,
kamp eğitim merkezi
ve il müdürlüğü
hizmet binası var.
Kulüp projeye,
kulüp binası, müze,
tribün altında
salon ve dükkanlar
eklenmesini de
talep edecek. Tesis
bittiğinde Karşıyaka
ilçesi, 1937’den
sonra ilk kez yeni bir
stada kavuşacak.
Göztepe Stadı
projesinde 500
kişilik VIP, 300
kişilik
protokol,
250 kişilik
basın tribünü,
75 engelli
koltuğu var.
Stat altında
12 asansörlü
500 araçlık
kapalı
otopark,
dışında 100
otomobil ve
10 otobüslük
açık otopark
olacak. Stat
cephesi ve çatısı
doğal ışık alması
için yarı geçirgen
malzemeden
yapılacak. Çatıdan
akan yağmur suları
bodrum katında
arıtılıp kullanılacak.
Çatıdaki panellerle
stat kendi enerjisini
üretecek. UEFA
standardındaki
projede restoran,
büfe, sosyal alan var.
Tesisteki mevcut
kamp merkezi,
tenis kortları,
sahalar yıkılacak.
Salonun akıbeti
ise belirsizliğini
koruyor.
11
spor
Haber`siz´siniz35
BUCASPOR’DA KÖTÜ
GİDİŞ SÜRÜYOR
PTT 1’inci Lig’de Tavşanlı
Linyitspor’a deplasmanda
2-0 yenilerek üst üste ikinci
mağlubiyetini alan Bucaspor,
küme düşme hattına yaklaşmanın
tedirginliğini yaşadı.
Düşme hattıyla arasında 5 puan
fark kalan sarı lacivertli ekipte
sağ bek Okan’ın kırmızı kart
görmesi sıkıntıyı bir kat daha
artırdı. Faul beklediği pozisyonda
itirazı nedeniyle oyundan atılan
Okan için hakemin raporunda
küfrettiğini belirttiği ve başarılı
oyuncunun en az 2 maç ceza
alacağı öğrenildi.
aldı. Pazar günü Fethiyespor’u
konuk edecek Bucaspor, rakibine
deplasmanda 4-0 kaybetmişti.
İlk yarıda
Kahramanmaraşspor’u yenip,
İstanbul Büyükşehir Belediyespor
ve Tavşanlı Linyitspor’a yenilen
Bucaspor, üç rakibine karşı
ikinci yarıda da aynı sonuçları
Forvetler Yasin ve Anıl’ı ikinci
yarıda oyuna alıp, takımın en
skorer ikinci futbolcusu Ricketts’ı
yanında oturtan teknik direktör
Mustafa Bahadır, tercihiyle
şaşkınlık yarattı. Yönetim,
Bahadır’dan takviye için rapor
alacak.
KARŞIYAKA’NIN
ÇEHRESİ DEĞİŞTİ
PTT 1’inci Lig’de ilk yarıyı düş kırıklığı ile kapatan Karşıyaka’nın
Kerem, Umut, Muhammet ve Tayfun’u gönderip Ahmet Arı, Can Erdem,
Cenk Güvenç, Cafercan ve Onur’u almasıyla yeşil kırmızılı ekibin
çehresi değişti
Karşıyaka’da sahaya
çıkan 11 kadar yedek
kulübesinin de kalitesi
arttı. İlk yarıda Tekden
Denizlisporlu Ahmet ve
Çaykur Rizespor’dan
kiralanan Cenk, tribünleri
heyecanlandırırken,
Can forvete canlılık
kazandırdı.
Yeşil kırmızılı ekip yeni
kadrosuyla 3 maçta 7
puanla ligde ikinci yarın
en karlı takımlarından
biri oldu. Orta sahada
görev yapmasına rağmen
Tavşanlı Linyitspor’a
8’inci golünu atan
Cafercan ve Tekden
Denizlispor’da 19
maçta forma giyen
Onur, önümüzdeki
haftalardan itibaren
forma rekabetine dahil
olacak. Yenilerin gelişi
ilk yarıda altenatifsiz
olan Ars, Ofoedu, Caner,
Mustafa, Hüseyin, Burak
gibi isimlere de rekabet
getirecek.
FEYYAZ UÇAR:
PUAN KAYBINA
TAHAMMÜLÜMÜZ YOK
FEYYAZ UÇAR: PUAN KAYBINA
TAHAMMÜLÜMÜZ YOK
Uçar transfer çalışmalarıyla ilgili ‘’
Elbette transfer şart. Fakat son kararı
yönetim verecek. Takımın eksik olan
Ligin ikinci yarısına mağlubiyet ile yönlerini ortada. Yöneticilerimizden
başlayan siyah beyazlı kulübün puan
bazıları son maçımıza gelerek takımı
kaybına artık tahammülü yok. 100.
izlediler. Niyetimiz takıma birkaç
Yılında bir üst ligi hedefleyen takımda takviye yapmak. Play-off’ larda
gözler 2 Şubat Pazar günü oynanacak mücadele etmek istiyorsak takviye
Diyarbakır BBSK maçına çevrilmiş
kaçınılmaz.’’ dedi.
durumda.
Zorlu Diyarbakır BBSK maçında
Eyüpspor mağlubiyeti ile
puan kaybını aklına getirmek bile
İstanbul’dan eli boş dönen Altay,
istemediklerini belirten takımın
play-off umutlarını kaybetmemek
teknik patronu Feyyaz Uçar ‘’Ligin
adına Pazar günü İzmir’de oynanacak kritik maçlarından bir tanesi.
maçtan 3 puan çıkarmak için
İzmir’de saha avantajımızı kullanarak
çalışmalarına devam ediyor. Ara
mutlak galibiyet için çıkacağız.
transferde altyapıdan genç oyuncuları Rakip gerçekten zorlu bir takım.
profesyonel takıma dahil eden
Özellikle deplasmanda katı bir defans
Altay’ın tecrübeli çalıştırıcısı Feyyaz uyguluyorlar ve az gol yiyorlar.
Kazanarak 3 puanı almak istiyoruz.
Artık puan kaybına tahammülümüz
yok ve üst sıralara yaklaşarak playoff’ ta bizde varız demek istiyoruz.’’
diye konuştu.
TRANSFERDE İSTEDİĞİMİZ
OYUNCUYU BULAMIYORUZ
Takımda transfer çalışmalarının
devam ettiğini belirten Altay Kulübü
Başkan’ı Niyazi Konuşmaz ise ‘’
Transfer yapmak istiyoruz fakat
istediğimiz oyuncuları bulamıyoruz.
Zaten bu zamana kadar gelip
hiçbir şey katmayan oyunculardan
yeterince zarar ettik. Artık kemik
kadro oluşturmak istiyoruz. Şu an
için maliyet önemli değil ama bizim
tarzımıza uygun bir futbolcu olması
da çok önemli. Her sene kadro kurup
sezon sonunda kadro dağıtmaya
tamamen karşıyım. Başarı istiyorsak
artık istikrar şart. Bu yüzden altyapıya
daha çok önem veriyoruz. ‘’ dedi.
Şahin Salih
KAYA
İzmir’e gelince
çifte standart
Dünyada düzeni sağlamak amacıyla
insanlar hukuk diye bir kavram
çıkarmış ve bu kavram yüzyıllardan
beri uygulanmaya devam edilmiştir.
Zaman ilerlemiş, değişmeyen tek şey
değişimin kendisi olmuş ve nerede bir
arıza meydana gelse, hemen bir yasayla
sistem toparlanmak istenmiştir. Her
şey yazılıp biçildikten sonra en alta
bir dipnot düşülmüş ve adalet önünde
herkes eşittir denilmiştir. Fakat spor
alanında çıkan yasalarda her zaman
İzmir üvey evlat muamelesi görerek, hep
en kötü muameleye maruz kalmıştır.
Bunun en çarpıcı örneğini
geçtiğimiz hafta sonu İzmir’in iki
köklü camiası Altay ve Göztepe’ye
yapılan haksızlıklarla gördük. İstanbul
deplasmanına giden bu iki takımın
taraftarı statlara alınmamış ve her
ikisine de gerekçe olarak ‘’güvenliğinizi
sağlayamayız’’ denilmiştir. Toplumsal
olaylarda şövalye kesilen güvenlik
güçlerimiz, İzmir’de işini gücünü
bırakarak takımlarını desteklemek
isteyen taraftara yalan söylemiştir. Yeter
ki Altay ve Göztepe puan kaybetsin,
yeter ki amaçlarına ulaşamasınlar
düşüncesi ile oynanan kirli oyunlar
herkesin malumudur.
İZVAK tarafından en centilmen
takım seçilen ve 100. yılında
takımlarını hiçbir maçında yalnız
bırakmak istemeyen Altay taraftarına
büyük yanlış yapılmıştır. Peki ya
Göztepe? Şampiyonluk yolunda dolu
dizgin ilerleyen Göztepe’ye sahada
takamadıkları çelmeyi, tribünlerde
takmak istemişlerdir.
Deplasman yasağı ya vardır, ya
yoktur sayın spordan anlamayan
abilerim. Eğer varsa bundan sonra
İzmir’de hiçbir rakip takımın taraftarını
görmek istemiyoruz. Eğer yoksa biz de
deplasman tribünlerinde yerimizi alarak
aslanlar gibi takımlarımızı desteklemek
istiyoruz. Eğer hala ‘’güvenliğinizi
sağlayamayız’’ derseniz, bu konuda
İzmir Emniyeti’nden tavsiyeler almanızı
öneririz. Buraya gelen hiçbir misafir
takım, takımını izleyemeden geri
dönmedi çünkü.
Kendi imkanları ile ayakta durmaya
çalışan bu kulüplere destek olacağınıza
daha çok köstek olmaya çalışmaktasınız.
Sanmayın ki başkaları gibi unuturlar.
Siz daha hala bu şehrin çocuklarını
anlayamamışsınız. Türk futbol tarihine
ilkleri yaşatan bu iki kulübün taraftarını
ne zamandan beri öcü gibi görmeye
başladınız? Bu kadar korkmayın artık
İzmir’in bu yürekli adamlarından.
Takımları için her şeyi bırakıp,
kilometrelerce yol kateden bu insanların
sevdalarına yasaklar koyarak engel
olamazsınız. Sizler böyle yaparak arının
deliğine çomak soktuğunuzun farkında
bile değilsiniz. Kaybetmeye daha fazla
tahammülü olmayan bu insanları lütfen
rahat bırakın artık. Sizler dün geldiğiniz
için belki bu kulüplerin tarihini
bilmeyebilirsiniz. Eğer bilmiyorsanız
zarar vermek istediğiniz camiaların
geçmiş tarihine bakmanızı öneririm.
Ata’lardan miras kalan bu renklere zarar
vermek, kimsenin haddi değildir.
Türk futbol tarihinde, ilk deplasmana
giden takım Altay’ı, 2014’te
deplasmanda stada sokmamak İzmir için
üzücü bir durumdur. Herkesten önce
Türkiye’nin adını Avrupa’ya duyuran
Göztepeli futbolcuları sahada yalnız
bırakmak fazlasıyla yakışıksız kalmıştır.
Sporun her alanında İzmir takımlarına
uygulanan bu çifte standardı bünyeler
daha fazla kaldırmıyor artık. Ne yani
sizlerin de bizim arkamızda durmanız
için biz de mi illegale koşalım ?
HÜSEYİN ALTINBAŞ:
HATALARDAN DERS ÇIKARMALIYIZ
Gaziosmanpaşa
maçında 2-0 geriye
düşmesine rağmen
durumu toparlayarak
maçı 2-2’ye getiren
fakat galibiyet golünü
bulamayan Göztepe
fırsat tepti. Aynı hafta
lider Hatayspor’unda
puan kaybetmesiyle
aradaki 6 puan farkı
korunurken, Göztepe
Başkanı Hüseyin
Altınbaş önemli
açıklamalarda bulundu.
Devre arasında
Antalya’da yaptığı
hazırlık maçları ile olumlu
sinyaller veren Göztepe
geçtiğimiz hafta sonu ligde
berabere kalınca bu durum
camiada soğuk duş etkisi
yarattı. Özellikle defans
bölgesinde ağır kalan
takıma gelen eleştiriler
üzerine başkan Hüseyin
Altınbaş “ Takım daha yeni
sayılır. Devre arasından
sonra ilk resmi maçımıza
çıktık. Elbet bocaladığımız
anlar oldu. Önemli
olan hatalardan ders
çıkartmak. Zamanla uyum
sağlanacağından eminim.
Hangi bölgede eksiklik
varsa o bölge üzerine daha
çok çalışarak eksiklerimizi
gidermeyi planlıyoruz.
Zafer Turan iyi ve azimli
bir teknik direktör. Bu
takımla büyük işler
çıkaracağına eminim. Puan
kaybetmemizin sebebi,
rakibin sert oyununa
maruz kalmamızdır. Yoksa
Gaziosmanpaşa bizden çok
iyi takım değildi.’’ dedi.
Bir yandan da
transfer çalışmalarını
sürdürdüklerini belirten
başkan Hüseyin Altınbaş “
Kaliteli futbolcu arayışımız
hala sürüyor. Fakat yine
söylüyorum transfer olsun
diye transfer olmaz. Şu an
için santrafor bölgesine
bir oyuncu arıyoruz.
Aradığımız oyuncuyu
Şaban’ın alternatifi
olarak düşünüyoruz.
Herhangi istenmeyen bir
durumda Göztepe’yi gol
yollarında sırtlayabilecek
bir oyuncuyu daha belki
alabiliriz.’’ dedi.
Gaziosmanpaşa
maçında taraftarların
stada alınmamasına
tepki gösteren başkan
Altınbaş “ Taraftar
ve futbolcu ayrılmaz
ikilidir. Taraftarın desteği
futbolcuya %100 pozitif
enerji veriyor. Bizimde
sonradan haberimiz oldu.
İzmir’e kim gelirse gelsin
biz onlara misafirperver
bir şekilde yaklaşıyoruz.
Gaziosmanpaşa maçında
taraftarımızın gördüğü
muamele haksızlıktan
başka bir şey değil.’’ diye
konuştu.
Sayı: 6
29 Ocak 2014 Çarşamba
25 Kr
GAZETE
Ne Mutlu
Türküm Diyene...
Siyasi
Haftalık
Gazete
Toplumsal
için potansiyeli var”
“İzmir’de makyaj sanatçılığı
Birçok dizi ve filmlerde makyaj sanatçısı
olarak görev alan Arzu Yurter, 6N1K’ya
açıklamalarda bulunda. Dabbe 2,
Cehennem 3D filmlerinde de set ekibinde
görev alan Yurter, İzmir’de makyaj eğitimi
vermek için stüdyo açmayı planlıyor
Birçok dizi ve
filmlerde makyaj
sanatçısı olarak
görev alan Arzu
Yurter, 6N1K’ya
açıklamalarda
bulunda. Dabbe
2, Cehennem 3D
filmlerinde de set
ekibinde görev alan
Yurter, İzmir’de
makyaj eğitimi
vermek için stüdyo
açmayı planlıyor.
Birçok sette
makyaj sanatçısı
olarak yer alan Arzu
Yurter, ‘’Dabbe
2, Cehennem 3D,
Bez Bebek, Kayıp
Prenses filmlerinde
ve Arka Sokaklar
dizi setinde makyaj
sanatçısı olarak görev
aldım. Bunun dışında
müzik albümü
çekimleri için Yalın,
Tan, Gökçe, Badem,
Barlas ve birçok
sanatçının makyajını
yaptım. Televizyon
programlarında
ekran karşısına
çıkan, başta Saba
Tümer olmak üzere
birçok sunucunun
da makyajlarını
yaptım.’’
‘’İZMİR’DE MAKYAJ
SANATÇILIĞI İÇİN
POTANSİYELİ VAR’’
sanat projesi
İzmirli ressam Türel
Süt görme engelliler için
tasarladığı resimler ile
dünyada isminden sıkça
söz ettirdi. Süt, 6N1K’ya
verdiği özel demeçte,
güzel şehrinde
yeni projesi ‘’Renkleri
geçirmek istiyorum. hisset’’ ile resim ve
plastik sanatlardan
‘’MAKYAJ
görme engellilerin
MESLEĞİNİ
faydalanabilmesi için
SANATA ÇEVİRMEK Avrupa’da sergiler
İSTEYEN HERKES organize edeceğini
belirtti.
KATILABİLİR’’
Makyaj mesleğini
İzmir’de makyaj
sanata çevirmek
sanatçılığı için
isteyen, doğru
potansiyelin var
uygulama yapmak
olduğunu gören
isteyen ve doğru
ve bu şehri çok
teknik bilgi almak
sevip yerleşen
isteyen herkes
Yurter ‘’ İzmir’e
katılabilir. Açmak
ilk Universiad’ların
istediğim stüdyo
olduğu yıl gelmiştim. sadece eğitim amaçlı
3 yıldır sürekli
değil, aynı zamanda
İzmir’e geliyorum.
güzellik salonuda
Bu şehirde makyaj
olacaktır.’’
sanatçılığına
potansiyel var.
Türkiye genelinde
makyajı sanata
çeviren bir isim
olarak, dingin bir
yaşam ile birlikte,
mesleğimin zirve
yıllarını Ege’nin bu
www.6n1k.com.tr
Türel Süt görme
engelliler resimlerin
üzerinde açıklayıcı
kabartmaların
olduğunu dile getirerek,
‘’Bilgilendirici
TAKEV öğrencileri,
hayvan barınağında
kulaklıklar olacak.
Bunun dışında çeşitli
kokular, büyüteçler, ısı
ve ses değişimli panolar
ve teknolojik gereçler
olacak.’’
‘’NESLİ TÜKENME
TEHLİKESİ OLAN
HAYVANLARI ELE
ALIYOR’’
İzmirli sanatçı yeni
projesi Sense ‘The
Colours/ Renkleri
hisset hakkında’ ‘’
Sergi hakkında “Bu
sergi ile nesli tükenme
tehlikesinde olan
hayvanlara ilgi çekmeyi
Narlıdere’de hizmet veren
TAKEV Alman Okulu
öğrencileri, Güzelbahçe
Belediyesi Geçici Hayvan
Barınağı’nı gezdi, sokak
hayvanlarını sevdi, yiyecek
verdi.
Okulun “e-twinning proje
klübü”ne üye bir gurup
öğrenci, öğretmenleriyle
birlikte Güzelbahçe
Belediyesi’nin Yelki’deki
Hayvan Barınağı’nı
TÜRKİYE’Yİ YİNE
KADIN KURTARDI
Uzun süreden beri çocuk gelinler, kadına taciz ve şiddet
olayları nedeniyle dünya gündeminde yer alan Türkiye
ilk kez ‘kadının gücü’ ile ‘tt’’ en çok izlenen oldu. Konak
Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan’ın öncülüğünde
kuruluşu gerçekleştirilen Türkiye’nin ilk, dünyanın 54.
Kadın Müzesi Türkiye dışında dünyada da ‘en çok ilgi
çeken’ konulardan biri oldu. İnternette dünyada en çok ilgi
gören konulardan biri de Kadın Müzesi idi
amaçlıyorum.
Resimlerindeki
odak noktası
hayvanların yüz ve
göz kısmına yoğunluk
vermesidir” dedi.
‘’DIĞER
DUYULARIN DA RENK
TANIMINDA YARDIMCI
OLDUĞUNA
INANIYORUM’’
“Birinci neden olarak
görme duyumuzun
önemine dikkat çekmek
istiyorum. Bizler
doğamızda görsel
varlıklarız. Hayatımızı
şekillendiren en büyük
duyu organımızdan
biri olan gözümüzün
kıymetini
bilmeliyiz.Ve bu
sayede görebilen
kişilerin kendi
görme duyusunun
değerini bilip
göremeyenlerinde
yaşadığı zorluklara
dikkat çekmeliyiz.
Fakat her ne kadar
renkleri tanımlayıp
hissetmek için görme
duyumuza ihtiyaç
duysakta, diğer
duyuların da renk
ziyaret etti. Buradaki
kedi ve köpekleri seven
öğrenciler, “Amacımız
doğa, çevre ve hayvan
sevgisini yaygınlaştırmak.
Bunun için burada
çektiğimiz fotoğrafları okul
gazetesinde yayınlayacağız
ve hayvan sevgisi bilincini
yaygınlaştırmak için çaba
sarfedeceğiz” dediler
Bu arada Güzelbahçe
Belediye Başkanı Mustafa
tanımında yardımcı
olduğuna inanıyorum.
Bu sergi görebilen
insanlar için de ayrı bir
deneyim olacak.
‘’İNSANLAR
HAYVANLARIN
GÖZLERINDEN
BAKACAK’’
Bu sayede insanlar
dünyaya hayvanların
İnce de öğrencilerle
birlikte oldu, sorularını
yanıtladı, TAKEV Alman
Okulu yöneticilerine de
okulun yemekhanesinden
artan yemekleri hayvan
barınağına verdikleri için
teşekkür etti.
ve İzmir de yaşama geçirilmesi
Anadolu kadınının unutulan mücadele
tarihini, gücünü hem kendisine
hem de dünyaya kronolojik olarak
anlatılması açısından son derece
önemli. Buluyorum. . Kadınlarımız
bu müzeye sahip çıktıkları sürece
kadınların olacaktır ve kentin
kadın belliğini oluşturacaktır. Tüm
Dünyadaki kadınları müzemizde
buluşmaya davet ediyoruz.
davetlinin katılımıyla
yapılan açılışın ardından
davetliler müzeyi gezdi.
Hayranlık uyandıran ve
büyük takdir toplayan
müzeyi İzmir’e kazandıran
Konak Belediye
Başkanı Dr. Hakan
Tartan’ı kutlayan ve
şükranlarını sunan İzmirli
kadınlar ‘Artık bizim de
adımız var’ dedi. Sivil
Toplum Kuruluşlarının
temsilcileri de Kadın
Müzesi’nin İzmir’e
kazandırılmasından gurur
duyduklarını ifade etiler.
İmren Aykut (Devlet eski
Bakanı):
İzmir’de Kadın
Konak Belediye
protestosunun anlamlı bir de sonucu
Müzesi
açılmasını
son
Başkanı Dr. Hakan Tartan, ‘Türk kadını var: Zammın geri alınması.
derece
sevinç
ve
takdirle
karşıladım.
üreten, paylaşan, varlığı ile topluma
Böyle bir şey ancak İzmir’de
Tarihi bir bina restore edilerek açılan
güç katan, paylaşımcı ve sorumlu bir
Kadın Müzesi’nde oluşturulan ‘protesto olabilirdi. Bu Türk kadınına bir vefa
değer. Kadın Müzesi’nde bedenine
örneği olmuştur. Konak Belediye
ipotek konulan, şiddet ve tacize uğrayan odası’nda ise kadına yönelik her türlü
Başkanı Dr. Hakan Tartan’a minnet ve
haksız
eylem
değil, topluma umudu taşıyan kadın
ve düzenleme şükranlarımızı sunuyoruz.
var. Bunun için dünya İzmir Kadın
‘robot kadın’ Engin Demir (Türkiye Kadın
Müzesi’ni izledi. Değişimin ayak
tarafından
izleri her zaman olduğu gibi İzmir’den
Dernekleri Federasyonu Ege Bölge
gündeme
görülüyor. Artık kadının adı var. Bunu
Temsilcisi ve Kadın Haklarını Koruma
getirilerek
Türk kadını tüm dünyaya gösteriyor’
Derneği İzmir Şube Başkanı): Türkiye
eleştirilecek. ve kadınlar için çok önemli bir güzellik.
dedi.
Türkiye’nin
Dünyada çok az sayıda olan kadın
Londra Hyde Park’ta olduğu gibi
ilk Kadın
müzesi var. Bu anlamda İzmir’de açılan
Nazım Hikmet heykeli yanında
Müzesi
Kadın Müzesi ve bu sesin Konak’tan,
‘şiirsel bir serbest kürsü’ de bulunan
görkemli
İzmir’den yükselmesi çok önemli.
İzmir Kadın Müzesi, Türkiye’deki
bir törenle
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu
ilk toplumsal eylemi de gözler önüne
Basmane’de olarak Dr. Hakan Tartan’a kadına dair
seriyor: Ekmeğe zamma protesto.
açıldı.
çalışmalarından dolayı çok teşekkür
1868 yılında gerçekleşen ve kadınların
Yüzlerce
ediyoruz.
gerçekleştirdiği ekmek zammı
gözlerinden bakıp,
hayatlarındaki tehlikeyi
görecek. Doğal yaşam
ortamlarının kaybı,
hayvanların neslinin
tükenmesindeki en
büyük unsurlardan
biridir. İnsanlar bu
tehlikeyi, resimler ile
görecek. Hayvanların
nasıl bir korku
içinde yaşadıklarını
hissedecekler.’’
Işılay Saygın (Devlet eski Bakanı):
Çok güzel örnek bir çalışma. İzmir gibi
bir medeni şehirde gelen konuklarımızı
nereye götüreceğimizi şaşırıyorduk.
Turizm için büyük kazanç. Hakan
Tartan’ın çalışmalarını takdirle
karşılıyoruz.
Filiz Eczacıbaşı Sarper (IKSEV
Başkanı): Türkiye’nin ilk kadın
müzesinin ilklerin kenti İzmir’de
açılması çok anlamlıdır. Kadına
yönelik şiddetin arttığı günümüzde
Konak Belediyesi’nin tüm kadınlara
seslerini duyurabilecekleri, başarılarını
ve toplumsal önemlerini vurgulayan
böyle bir müze kazandırması her
türlü takdirin üzerindedir. İzmirlilerin
müzeye ilk günden gösterdiği ilgide
ayrıca sevindiricidir.”
Şengül Baysak (Ege Kadın Buluşması
Platformu Başkanı): Dünyadaki Kadın
Müzeleri’nin 53’cüsünün Türkiye’de
Şener Anadol (Tülay AKTAŞ İzmir
Gönüllü Kuruluşlar Güç Birliği
Dönem Sözcüsü): Açılıştaki manzara
fevkalade güzeldi. Türkiye’de ilk
Kadın Müzesi’nin Başkan Tartan
öncülüğünde açılması çok anlamlı.
Geçmişimizden bugüne kadının adına
çok özel şeyler gördüm müzede. Ayrıca
tarihi bir yapının da restore edilerek
müze haline getirilmesinden derneğim
ve kendi adıma Başkan Tartan’la gurur
duydum.
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
0
File Size
4 355 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content