close

Enter

Log in using OpenID

bt - Doç. Dr. Ahmet Sönmez

embedDownload
Sağlığınıza kasteden hiçbir şey olmadan vücudunuza bir işlem yaptırmanızın, hele hele bir ameliyatı göze almanızın kararını vermek hiç de
kolay değildir. Bu yüzden en güvenilir ellerde olmak sizin en doğal hakkınız. Sizi dinleyecek, sorununuzu anlayacak bir doktora ihtiyacınız
olacak. Bu doktorun sizi dürüstçe bilgilendirmesi ve istediğiniz sonuca
en kısa yoldan sizi ulaştırması gerekli.
Madalyonun diğer yüzünde de estetik cerrahınız var. Dünyanın her
yerinde cerraha giden hasta “inşallah ameliyatsız kurtulurum” diye dua
eder. Tüm cerrahi dallar arasında sadece estetik cerrahlara gelen hastalar “lütfen beni ameliyat edin” der. İşte bu durum biz plastik cerrrahlara ayrı bir sorumluluk yükler; gelen hastaların hangisinin “ameliyat
olmaması” gerektiği kararını vermek.
Bu kitapçık da böyle bir düşünceden yola çıkılarak hazırlandı. “Yapılacak estetik işlemlerden kimler, ne zaman, nasıl fayda sağlayabilir?”.
Dolayısıyla biz estetik cerrahların kime faydamızın dokunamayacağı da
kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Bir estetik cerraha başvurmadan önce yeterli bilgiye ulaşmada bu kitabın size yardımcı olması dileğiyle…
İÇİNDEKİLER:
1- Estetik Müdahaleler Öncesi Kılavuzunuz
2- Dr. Ahmet Sönmez kimdir?
3- Cerrahi Olmayan Müdahaleler
a. Botulinum Toksin
b. Dolgu
c. Laser
4- Cerrahi Müdahaleler
a. Estetik Yüz Cerrahisi
b. Göz Kapakları
c. Burun Estetiği
d. Kulak Estetiği
e. Meme Cerrahisi
i. Meme Büyütme
ii. Meme Dikleştirme
iii. Meme Küçültme
f. Vücut Şekillendirme Ameliyatları
i. Karın Germe
ii. Popo Germe
iii. Bacak Germe
iv. Kol Germe
v. Liposuction
g. Obezite Ameliyatları Sonrası Plastik Cerrahi
5- Hasta Geri Bildirimleri
6- İndeks
1- Estetik Müdahaleler Öncesi Kılavuzunuz
Amerikan Estetik Plastik Cerrahi Derneği’nin verilerine göre son 15 yıl içinde estetik cerrahi
işlemler yaklaşık % 60 oranında artmıştır. Botoks, dolgu gibi cerrahi içermeyen estetik uygulama larda ise yaklaşık % 800 oranında bir artış olmuştur. Fiziki estetik ve görselliğin giderek
önem kazandığı günümüz dünyasında artan bu talebi anlamak mümkündür ve görünen odur
ki bu talep artışı devam edecektir. İşte bu noktada hastalar için önemli bir problem ortaya
çıkmaktadır:
“Güven”. Talep artışını karşılamak üzere sunulan hizmetin kalitesi arzu edilen oranda olamamıştır, çünkü yeterli bilgi ve beceri birikimine sahip bir uzman hekimin yetişmesi belli bir süre
almaktadır. Dolayısıyla artan talep, yeterli donanıma sahip olmayanlar tarafından karşılanmaya
başlanmıştır. Bu da estetik müdahaleler konusunda bir güvensizlik ortamı yaratmıştır. Artık
hasta için en önemli husus emin ellerde olduğunu hissetmesidir. Benzer şekilde plastik cerrahi
camiası içinde de son yıllarda “hasta güvenliği” giderek artan bir önem kazanmıştır.
Bu kitapçıkta estetik müdahale isteyenler, ama güvenilir bir adres arayanlar için dikkat etmeleri
gereken önemli noktaları bulacaksınız :
Öncelikle akılda tutulması gereken, ister estetik cerrahi bir ameliyat olsun, ister botoks veya
dolgu gibi bir müdahale olsun tüm estetik uygulamalar hastanın kendisini daha iyi hissetmesi
için yapılan, sonucunun hastaya keyif vermesi gereken uygulamalardır. Dolayısıyla hastanın
işlemle ilgili merak ettiği tüm ayrıntıları bilmesi, üzerinde düşünüp karar vermesi için istediği
kadar zamanı vardır. Başvurduğunuz kişinin sizin müdahalenizi gerçekleştirecek hekim olduğuna emin olun. Estetik işlemler tıbbi birer müdahaledir ve kesinlikle doktor tarafından yapılmalıdır. Bazı durumlar da hastanın konu ile ilgili bilgisi olan ve doktor olmayan kişilerle öngörüşme
yapması doğaldır. Ama sonuçta işlemi gerçekleştirecek kişi hekim olmalı ve siz bu hekimle birebir görüşebilmeli tüm merak ettiğiniz konuları detaylı olarak konuşabilmelisiniz.
Bir diğer konu, başvurduğunuz doktorun sizin ihtiyacınız olan konularda yeterli eğitime ve
tecrübeye sahip olduğundan emin olmanız. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de estetik
işlemler günümüzde çoğu hekimin ilgi alanı olmuş ve farklı dallardan hekimler zaman zaman da
alanlarının dışına çıkarak estetik işlemlerle ilgilenmeye başlamışlardır. Oysa sadece Plastik
Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanlık dalını seçmiş uzman doktorlar, 5-6 sene süren eğitimlerinin başından sonuna eğitim programlarında cerrahi ve cerrahi olmayan estetik müdahaleler
konusunda eğitilmektedirler. Doktorunuza geçirmeyi düşündüğünüz estetik müdahale hakkındaki eğitimini, bilgi ve tecrübesini sorma hakkına sahipsiniz. Üyesi bulunduğu plastik ve estetik
cerrahi ile ilgili dernekleri de sorabilirsiniz.
Tek kriteriniz düşük maliyet ile işleminizi gerçekleştirmek olmasın. Bu, market alışverişi için
uygun bir yöntem olabilir. Ama sağlık alanında promosyonel işlemler, düşük maliyetli ve düşük
kaliteli malzeme kullanmakla ve aynı işi daha düşük ücretle gerçekleştirebilecek deneyimsiz
personel istihdam etmekle mümkün olabilmektedir. Market alışverişinde beğenmediğiniz bir
ürünü bir daha satın almayabilirsiniz, ama kaybettiğiniz sağlığınızı geri kazanmanız aynı kolaylıkta olmayacaktır.
Size gül bahçesi vaat eden hekimden uzak durun. Cildinize sürdüğünüz bir ilacın, vücudunuza batan bir iğnenin ya da geçireceğiniz estetik cerrahinin sonuçta tıbbi bir işlem olduğunu ve
her tıbbi işlemin az veya çok bir risk ve komplikasyon oranı olduğunu hatırınızda tutun. Size
sadece olumlu vaatlerde bulunan ve garanti veren hekime mesafeli olmanızda yarar vardır.
Dürüst bir hekim, geçireceğiniz işlem öncesi sizi olumlu ve olumsuz yönleriyle bilgilendirecektir. Unutmayın ki kendi vücudunuz üzerinde gerçekleştirilecek bir işleme karar verme
aşamasındasınız. Bu karar öncesi dilediğiniz kadar düşünmeye, her soruyu sormaya ve gerekiyorsa başka hekimlerden de görüş almaya hakkınız vardır.
Eğer cerrahi bir müdahale geçirecekseniz bunun hangi sağlık kuruluşunda olacağını önceden
öğrenmelisiniz. Bu kuruluşun altyapısının yeterliliğini, herhangi bir aksi durumda size tam
teşekküllü olarak hizmet verip veremeyeceğini araştırın.
Tüm bu aşamalarda sizi tatmin eden cevaplar alabiliyorsanız güvenilir ellerdesiniz demektir.
Kendine ve yaptığı işe güvenen bir hekim yukarıda belirttiğim hususları araştırmanızı hoşgörü
ve memnuniyetle karşılayacaktır. Geçireceği müdahalenin bilincinde olan bir hasta, hekim için
de bir avantajdır. Unutmayın ki hasta-hekim görüşmesi sırasında sadece hasta hekimi değerlendirmemekte, aynı zamanda hekim de hastasını değerlendirmektedir. Bu iyi bir hasta-hekim
ilişkisi kurulmasında önemli bir adımdır ve bu ilişki kurulduktan sonra her şey hasta için daha
kolay olacaktır.
Buraya kadar doktor seçimi ile ilgili önemli noktalar üzerinde durduk, ancak bir de madalyonun öbür yüzü var. Yani geçireceği işlem öncesi hastaya düşen görevler. Bunlardan en önemlisi gerçekçi beklentilere sahip olmaktır. Her gün gazete, dergi, televizyonda “mucizevi” estetik yöntemler konusunda birçok yayın yapılırken, insanların beklentileri doğal olarak yükselmektedir. Hastalara tavsiyem, hiçbir tıbbi müdahalede %100 garanti olamayacağını akıllarında
tutmalılar. Kendilerini dergilerde gördükleri insanlarla özdeşleştirmeden aynada kendi vücutlarıyla ilgili rahatsızlıkları üzerinde yoğunlaşmaları daha yararlı olacaktır. Aksi takdirde gerçekliği kaybetmek çok kolaydır ve bu durumdaki her hasta kendisi gibi gerçekliği kaybedecek bir
doktoru çok kolay bulmaktadır. Bunun neticesi olarak da hastanın memnun kalmadığı sonuçlar ve bu sonuçları telafi etmek için yapılan ek ameliyatlar kaçınılmazdır.
Bir başka sık rastladığımız durum da eşe, anneye, babaya haber vermeden “gizli” estetik yaptırmak. Bu gibi durumlarda hastanın üzerinde ameliyat olmanın verdiği stres dışında bir de
gizliliğin verdiği stres olmaktadır. Daha da kötüsü, hastanın en çok desteğe ihtiyacı olan ameliyat sonrası dönemde bazen bu gizlilik olumsuz tepki almakta ve hastayı ameliyat olduğuna
pişman etmektedir. Bu nedenle ailenin ve özellikle eşlerin desteği, geçirilecek bir ameliyat
öncesi çok önemlidir.
Dr. Ahmet Sönmez
2- Dr. Ahmet Sönmez Kimdir?
Dr. Ahmet Sönmez 1971 yılında Ankara’da doğmuştur. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji’nde
tamamlamış, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1996 yılında mezun olarak Tıp Doktoru ünvanını kazanmıştır. 1996-2002 yılları arasında Marmara Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı’nda plastik cerrahi eğitimini tamamlayarak “Plastik Rekonstrüktif
ve Estetik Cerrahi” uzmanı olmuştur.
Asistanlık eğitiminin ilk yılında USMLE (Amerika Birleşik Devletleri Tıp Lisansı) sınavını kazanıp
A.B.D. ‘de tıp doktoru denkliği almıştır. Asistanlık eğitimi sırasında rekonstrüktif mikrocerrahi,
sinir iyileşmesi ve yüz reanimasyonuna ilgi duymuş, 2002 yılında sinir iyileşmesi konusunda
uzmanlık tezini vermiştir. Yapmış olduğu çalışmalarla 2000 ve 2002 yıllarında iki kez Marmara
Üniversitesi Bilimsel Aktivite ödülünü kazanmıştır.
Ahmet Sönmez Marmara Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı’nda
2005-2008 yılları arasında Yardımcı Doçent, 2008-2009 yılları arasında Doçent Dr. olarak
öğretim üyeliği yapmıştır. Aynı zamanda 2005-2009 yılları arasında Özel Akademik Hastane’de konsültan hekim olarak çalışmıştır. Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanlığı
yanı sıra El Cerrahisi ve Ağız Çene Yüz Cerrahisi branşlarında da uzmanlık belgesi sahibidir.
2005 yılında Türk Plastik Cerrahi Yeterlilik Belgesi, 2008 yılında Avrupa Plastik Cerrahi Yeterlilik Belgesi (European Board) almıştır. Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği,
Estetik Plastik Cerrahi Derneği, Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) ve Amerikan Plastik Cerrahi Derneği (ASPS) üyesidir. Ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmış otuzun üzerinde makalesi; ulusal ve uluslararası toplantılarda kırkın üzerinde sunumu
vardır.
Dr. Ahmet Sönmez 2009 yılından itibaren hastalarını kendi kliniğinde kabul etmektedir.
Günlük aktivitelerinin büyük bir kısmını cerrahi veya cerrahi olmayan yöntemlerle yapılan
estetik işlemler oluşturmaktadır. Laser ile yüz gençleştirme ve estetik meme cerrahisi özellikle
ilgi duyduğu alanlardır.
Ahmet Sönmez’in Kayra ve Kerem isimli 2 çocuğu vardır. İlgi alanları arasında kitap okumak,
kayak ve yüzme vardır.
4- Cerrahi Olmayan Müdahaleler
BOTULİNUM TOKSİNİ (BT)
Botulinum toksini (BT) ya da halk arasında yaygın bilinen şekliyle botoks yıllardan beri en sık
gerçekleştirilen estetik müdahale olma konusunda birinciliği almaktadır. 1980’li yıllarda göz
doktorlarının şaşılık tedavisinde uyguladıkları BT’nin göz kenarı kırışıklıklarını da azalttığı tesadüfen fark edilince estetik uygulamaların önü açılmıştır. BT’nin temel etkisi uygulandığı alandaki kasları geçici süre ile güçsüzleştirmesidir. Bu süre ortalama 3 aydır. Üç ayın sonunda
BT’nin etkisi tamamen geçer.
Hangi durumlarda kullanılır?
Estetik amaçlı olarak kırışıklık tedavisi en yaygın kullanım alanıdır. Yüzümüzdeki kırışıklıkların
temel nedeni fazla mimik hareketleridir. Göz kısma ve gülümseme “kaz ayağı” denen göz
kenarındaki çizgilenmelere neden olur. Kaş çatma, kaşlar arasında dikine oluşan çizgilere
sebep olur. Alın hareketleri ve kaş kaldırma mimiği de alındaki enine çizgilere sebep olur. BT
bu bahsedilen bölgelere uygulandığında çizgilerde belirgin bir düzleşme görülür. Kazayağı
çizgilerini düzeltmek için yapılan BT aynı zamanda kaşların yan taraflarını yukarı kaldıracağı
için, çoğu hasta güzel bir estetik görünüm ve dinlenmiş bir yüz ifadesine de sahip olur. Bu üç
bölge estetik amaçlı BT uygulamalarının en sık yapıldığı alanlardır. Bunun dışında; üst dudak
çizgilerini, gülümserken burun sırtında oluşan çizgileri ve boyundaki çizgilenme ve katları
gidermek amaçlı olarak da BT kullanılabilir.
BT’in yaygın olarak kullanıldığı bir başka alan da aşırı terlemenin tedavisidir. Koltuk altı, avuç
içi ve ayak tabanında oluşan aşırı terleme BT ile ortalama 6-8 aylık bir süre boyunca etkili
olarak kontrol edilebilmektedir.
Son yıllarda BT’in giderek artan bir kullanım alanı da migren tedavisidir. Çoğu migren çeşidinde uygun alanlara uygulanan BT ile migren ağrılarının sıklığında ve şiddetinde azalma görülüyor.
Kimler uygun hastadır?
Estetik amaçlı uygulamalar aslında genç sayılabilecek yaşlardan itibaren yapılabilir. Günümüzde otuzlu yaşlarında ortaya çıkabilecek kırışıklıkları önlemek amacıyla yirmili yaşlarının sonundan itibaren BT yaptıran hastalar vardır. Mimiklerle ortaya çıkan kırışıklıkları olan hastalar BT
için en ideal gruptur. Eğer mimik hareketleri dışında da oturmuş kırışıklıklarınız varsa bu
durumda da BT uygulamasından fayda görebilirsiniz, ancak belki beraberinde dolgu yapmak
da gerekli olabilir. En iyi değerlendirmeyi doktorunuz yapacaktır. Hamilelerde, emziren annelerde ve bazı kas hastalıklarında BT yapmıyoruz. Bu durumlar dışında uygulama alanı oldukça
geniştir.
Migren ve terleme tedavisi için her yaş grubu hasta değerlendirmeye uygundur.
Uygulama için benim tercih ettiğim yöntem işlemin 30 dakika öncesinden uyuşturucu kremler
sürerek bölgeyi hissizleştirmek, iğnenin hemen öncesinde ise buz uygulayarak daha üst seviyede bir anestezi sağlamaktır. BT için mevcut en ince iğneler kullanılır. Tüm bu hususlara
dikkat edildiğinde hastaların büyük bir çoğunluğu herhangi bir rahatsızlık hissetmezler. İşlemden sonra nadiren morarma görülebilir. Bunu kontrol etmek için de morarmayı önleyici kremler kullanılır. Sonrasında hasta sosyal hayatına kaldığı yerden devam edebilir.
BT etkisi hemen ortaya çıkmaz. Uygulamadan 1-2 gün sonra yavaş yavaş ortaya çıkar ve takip
eden 10-15 gün içinde etki tam olarak oturur.
BT uygulamalarında hastaları en çok rahatsız eden iki nokta yüzün tamamen mimiksiz ve
anlamsız bir ifadeye bürünmesi, deyim yerindeyse maske gibi olmasıdır. İkinci olarak da
kaşların aşırı yukarı kalkması keskin hatlara kavuşması ve yüze sert bir ifade vermesidir. Bu iki
durum da hastanın yüz anatomisi ve mimikleri iyi irdelendiğinde ve uygun teknikle önlenebilir.
BT ile kötü uygulamaların var olması iyi uygulamaları gölgede bırakmamalıdır.
SIK SORULAN SORULAR:
Botulinum Toksini ne derece güvenli?
Oldukça güvenli. Estetik amaçlı kullanımlar için genelde insana zararlı dozun yüzde biri ile
binde biri arasında bir doz uygulanır. BT ile bildirilmiş alerjik reaksiyon sayısı da oldukça azdır.
Daha önce BT yaptırdım ama bana etki etmedi, bu neden olabilir?
Bu durumun iki sebebi olabilir. Çok nadir görülen bir durumda (ki ben şimdiye kadar böyle bir
hasta görmedim) kişide BT Tip A’ya karşı direnç vardır. İlaç vücutta etki göstermemektedir.
Genelde rastladığımız ikinci durumdur. BT uygulanana kadar geçen süreçte soğuk zincir
kurallarına uyulmamışsa, eski ilaç kullanılmışsa veya eksik doz ilaç yapılmışsa istenen etki
elde edilemeyecektir. O yüzde işlemin ehil ellerde ve uygun bir merkezde yapılmasını öneririm.
BT etkisi ne kadar sürer?
İşlemden sonra etki süresi ortalama 3 aydır. Bazı çevreler 6 ay veya daha uzun etki gösterdiğini ileri sürseler de ilacın kullanım talimatlarında da belirtilen süre budur. Ancak kasların hareketsiz kalmasına bağlı zayıflaması, mimik hareketlerde azalma gibi nedenlerle kırışıklıklar üzerinde daha uzun süreli bir iyileşme söz konusu olabilir. Migren ve terleme tedavisinde ise etki
süresi 6-8 ayı bulabilmektedir. BT etkisi tamamen geri dönüşlüdür.
BT ile yüz germek mümkün mü?
Kısmen. Yukarıda belirtilen bölgelere uygun şekilde uygulandığında geçici bir yüz germe
etkisi elde edilebilir. Ancak her yüz bu şekilde gerilebilir anlamı çıkmamalıdır.
Ne kadar süre işimden uzak kalırım?
Kalmazsınız. Tüm yüz ve boyun bölgesine bile botox uygulamak yaklaşık 15–20 dakikalık bir
işlemdir. Bu süre sonunda işinize geri dönebilirsiniz.
Botox yaptırırken istenmeyen ne gibi durumlar olabilir?
En sık görülen iğne yerlerinde küçük morarmalardır. Doktorunuz bu durumu en hafif şekilde
atlatmanız için gereken önlemleri alacaktır. Bu morlukları en kötü ihtimalle birkaç gün kozmetik malzemeleriyle kapatabilirsiniz. Göz çevresi ve alın uygulamalarında en sık göz kapağında
geçici düşüklük veya kaşlarda asimetri görülebilir. İyi teknik uygulandığında böyle durumlar
söz konusu değildir.
Üstüste botoks yaptırırsam yüz ifadem değişir mi ?
Değişmez. Çünkü botoksun etkisi tamamen geçicidir. Etki süresi sonlandığında, yüz eski
haline geri döner.
Botokslar arası ne kadar zaman bırakmak gerekir ?
Botoksun etkisi ortalama üç ayda sonlanır. Hastanın şikayetlerinin, yeniden ortaya çıkmasına
bağlı olarak, üç ile altı ay arasında enjeksiyonların yenilenmesi uygundur.
DOLGULAR
Vücuda enjekte edilen dolgu maddelerinin estetik amaçlı kullanımı, botulinum toksini uygulamalarından sonra ikinci sıklıkta yer almaktadır. Yıllar içinde özellikle yüz bölgesinde oluşan
derin çizgilerin ve çukurların doldurularak çizgileri düzleştirmek, yüze daha oval ve dolgun bir
görünüm vermek mümkündür.
Dolgu maddelerinin ilk kullanılmaya başlandığı yıllardan beri bu maddelerin vücuda zararlı
etkilerin olup olmadığı da en büyük tartışma konusudur. Bana göre bu konuda kendini ispat
etmiş tek madde hyalüronik asittir (HA). Dolgunun kalıcılığını arttırmak, maliyetini düşürmek
gibi sebeplerle başka başka maddeler de kullanıma sunulmuştur. Ama 1980’li yıllardan beri
milyonlarca hastaya uygulanmış olan ve zaten derimizin de bir yapı taşı olan HA en güvenilir
ve deri kıvamına en yakın olan bu nedenle de en doğal görünümü veren maddedir. Benim
bundan sonra bahsedeceklerim de HA ile dolgu hakkında olacak.
Kimler dolgu için adaydır?
Kendi uygulamalarımda dolgu maddelerini aslında oldukça kısıtlı bölgelerde kullanıyorum.
Bana göre dolgu maddeleri en belirgin etkiyi üst dudak-yanak arasında ve alt dudak-yanak
arasında ortaya çıkan olukların doldurulmasında ve dudakların şekillendirilmesinde gösteriyor. Dudaklar ve yanaklar arasında otuzlu yaşlardan itibaren derinleşmeye başlayan oluklar
(nasolabial oluk) kişiye yorgun, çökkün bir görünüm verir. Bu bölgelere dolgu yapıldığında
hastalar daha canlı ve zinde görünürler. Cildin genetik özelliklerine, elastisitesine bağlı olarak,
otuzlu yaşlardan ellili yaşlara kadar bu bölgeleri dolgu ile takviye etmek yararlı olur. Dolguların
yetersiz kaldığı noktada yüz germe ameliyatını düşünmenin zamanı gelmiş demektir.
Dudaklar için ayrı bir paragraf açmak gerekiyor çünkü bana göre gereğinden fazla müdahale
edilen yerlerin başında dudaklar geliyor. Dolgu maddeleri ile hem dudaklara dolgunluk
kazandırmak hem de konturu belirleyip şekillendirmek mümkündür. Alt dudak ve üst dudak
arasında doğal bir oran vardır. Bu oranın bozulduğu her dolgu işlem yapay bir görünüm verecektir. Yine aynı şekilde kişinin genel yüz yapısı ve yanak dolgunluğu ile uyuşmayacak abartılı
uygulamalardan kaçınmak gerekir.
Göz çevresi uygulamaları da dolgu maddelerinin yaygın olarak kullanıldığı ama benim uygulamayı tercih etmediğim bir alandır. Gözaltı çukurlarının ve kırışıklıkların giderilmesi mümkündür.
Ancak göz kapağı derisi çok incedir ve kusurları çok çabuk gösterir. İşlem sonrası bu bölgede
uzun süren şişlikler de görülebilir.
Üst dudak çizgileri, kaz ayakları veya alın bölgesi çizgileri için de botulinum toksininin yeterli
olmadığı durumlarda dolgu maddelerinden destek alınabilir. Böylece çizgilerin de gizlenmesi
söz konusu olabilir. Ayrıca doktorunuzun önereceği herhangi bir bölge için ve bazı durumlarda yara izlerini gizlemek için de dolgular kullanılabilirler.
Unutulmaması gereken şey her kırışıklıktan dolgu maddeleri ile kurtulamazsınız. Size uygun
olan yöntemin botox mu, dolgu maddeleri mi, peeling mi, ameliyat mı yoksa çeşitli yöntemlerin bir arada uygulanması mı olduğuna en iyi doktorunuz karar verecektir.
Uygulama için benim tercih ettiğim yöntem aynı botulinum toksin uygulamasında olduğu gibi
işlemin 30 dakika öncesinden uyuşturucu kremler sürerek bölgeyi hissizleştirmek, iğnenin
hemen öncesinde ise buz uygulayarak daha üst seviyede bir anestezi sağlamaktır. Dolgu
enjeksiyonlarında mümkün olan en ince iğneler kullanılır. Ayrıca günümüzde çoğu dolgu
maddesinin içinde lokal anestetik ajanlar da vardır ve bunlar ilave uyuşturma etkisi yaratırlar.
Tüm bu hususlara dikkat edildiğinde hastaların büyük bir çoğunluğu herhangi bir rahatsızlık
hissetmezler. İşlemden sonra nadiren morarma görülebilir. Bunu kontrol etmek için de morarmayı önleyici kremler kullanılır. Sonrasında hasta sosyal hayatına kaldığı yerden devam edebilir. Uyuşturucunun etkisi geçtikten sonra da ağrı kesici ihtiyacı olmaz.
Uygulamadan sonra etki anında görülür. Ancak jel kıvamında, yoğun olan maddenin dokuda
su tutması ve daha homojen kıvama gelmesi takip eden günlerde olur. Yani etkinin tam olarak
ortaya çıkması için 7-10 güne ihtiyaç vardır.
SIK SORULAN SORULAR:
Dudaklarımı dolgunlaştırmak için silikon enjeksiyonu yaptırmak istiyorum, ne düşünüyorsunuz?
Sakın yaptırmayın. Silikonun jel halinde enjeksiyonu zararlı etkilerinden ötürü artık terk edilmiş bir uygulamadır. Benim önerim bu amaçla hyalüronik asit (HA) içeren dolgular kullanılmasıdır. Bu konuda en uygun bilgiyi doktorunuzdan edinebilirsiniz. Zaten hiçbir plastik cerrah
size silikon enjeksiyonu önermeyecektir.
Dolgu maddeleriyle elde edeceğim etki kalıcı mıdır?
Çoğu HA dolgunun vücutta kalıcılığı 6 ay ile 18 ay arasında değişir. Dolgunun yapıldığı bölge
veya kullanılan ürünün özellikleri de kalıcılığı belirler.
Dolguların yan etkileri var mı?
İçeriklerinde bulunan maddelere göre reaksiyon oluşturma potansiyelleri vardır. HA dolgular
vücutla en uyumlu maddeler olmalarına karşın bunlarla da alerjik reaksiyonlar görmek mümkündür.
Dolgu sırasında istenmeyen etkiler nelerdir?
Oldukça azdır. İğnelerin battığı yerde birkaç gün süreyle kızarıklık veya küçük morarmalar
olabilir. Yine birkaç gün süren, uygulama alanındaki bölgelerde normalden fazla bir şişlik gözlenebilir. Uygun teknik uygulandığında doldurulan bölgelerde asimetri görülmemelidir.
Yağ enjeksiyonu konusunda ne düşünüyorsunuz?
Vücudunuza ancak kendi yağınız enjekte edilebilir. Bu da öncelikle sizden yağ alınması, sonra
bu yağın işlemden geçirilerek size geri verilmesi demektir, yani bir ameliyattır ve ameliyathane şartlarında yapılması gerekir. Bunu ancak başka bir nedenle zaten ameliyat olacak olan
hastalarıma ikinci bir uygulama olarak öneriyorum. Tek başına, yüz bölgesine dolgu amacı için
büyük uygulamadır.
LASER
Laser basit olarak ışık enerjisinin yoğunlaştırılmış halidir. Laser enerjisi pek çok hastalığın
tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanında
da giderek artan bir şekilde kullanım alanı bulmuştur.
Laserin estetik amaçlı olarak kullanıldığı alanlar şöyle özetlenebilir: Yüzdeki ince ve orta derecede kırışıklıkların giderilmesi, cilt gençleştirme; sivilce izlerinin iyileştirilmesi; problemli yara
izlerinin iyileştirilmesi; bazı cilt lezyonlarının ve güneş lekelerinin tedavisi; deride kan damarından oluşan lekelerin tedavisi; kılcal damar ve varis tedavisi; bazı renkli benlerin tedavisi ve
dövmelerin çıkarılması. Bunun yanı sıra epilasyon amacıyla da laser kullanılmaktadır. Yukarıda
bahsedilen işlemleri gerçekleştirmek için farklı dalga boylarında çalışan farklı cihazlar üretilmiştir. Bir cihazın başarıyla tedavi edebileceği bir soruna diğeri hiç etki etmeyebilir. Bu yüzden
sorununuza uygun cihazı bulmak konusunda doktorunuza danışın.
Son yıllarda estetik uygulamalar alanında ortaya çıkan en önemli yeniliklerden birisi fraksiyonel CO2 laser uygulamalarıdır.
Fraksiyonel Karbondioksit (CO2) Laser ile yüz gençleştirme, leke ve yara izi tedavisi:
CO2 laser uzun yıllardan beri cilt gençleştirme, kırışıklık ve lekelerin giderilmesi ve yara izi
tedavisinde başarıyla kullanılıyordu. Ancak bu yöntem hasta için oldukça ağrılı ve zahmetliydi
çünkü işlem sonrası yüz oldukça şişiyor ve iyileşme zaman alıyordu. Açık veya koyu renk
lekelenme, iz kalması gibi istenmeyen etkilerle karşılaşılabiliyordu. Deri iyileştikten sonra bile
aylarca devam eden kızarıklık kalıyordu. Yeni geliştirilen fraksiyonel teknoloji ile tüm bu istenmeyen durumlar en aza indirilmiş oldu. Bu sayede laser ile cilt gençleştirme daha fazla hasta
için, cazip hale geldi.
Fraksiyonel CO2 laser cilde iki şekilde etki eder. Birincisi cildi soyarak yeni deri oluşumunu
sağlar. Bu sayede cildin yenilenmesi (rejuvenasyon) gerçekleşir. İkinci etki daha derindedir.
Derinin derin tabakalarına kadar ilerleyen laser ışını burada kolajen yapan hücreleri uyarır ve
derideki kolajen miktarını arttırıcı yönde etki sağlar. Artan yaşla birlikte derimizdeki kolajen
miktarının azaldığını düşünürsek laserin bu etkisi cilt sağlığı için çok önemlidir. Kolajendeki
artış aynı zamanda ciltte lifting etkisi yaratır. Gözenekleri sıkılaştırır. Tüm bu etkiler bir bütün
halinde cildin gençleşmesine katkıda bulunur.
Fraksiyonel CO2 laser ile şu durumlar tedavi edilebilir;
1- Fraksiyonel CO2 laserlerin en sık kullanıldığı alan cilt gençleştirme uygulamalarıdır. Özellikle yüzde meydana gelen kırışıklıkların tedavisinde başarılı sonuçlar alınmaktadır.
2- Deride güneşin yarattığı tahribatın ve lekelerin giderilmesinde de fraksiyonel CO2 laserler
etkili olarak kullanılmaktadır. En sık güneşe maruz kalan alanlar olan yüz, boyun, göğüs dekoltesi ve el sırtı gibi alanlar bu laserin yoğun kullanıldığı bölgelerdir.
Laser ışınları pigment hücrelerinde depolaman ve lekeye sebep olan maddeleri dağıtarak
daha homojen bir cilt rengine kavuşmamızı sağlar.
3- Kadınlarda özellikle doğum sonrası ortaya çıkan lekelerin tedavisinde de fraksiyonel CO2
laserler kullanılmaktadır. Gerek kırışıklık tedavisi, gerek leke tedavisi amaçlı kullanımda olsun
ortaya çıkan ikinci bir etki de cildin tazelenmesidir. Bu sayede daha diri ve genç bir cilde
kavuşmak mümkündür.
4- Fraksiyonel CO2 laser sivilce ve yara izlerinin tedavisinde de etkili bir şekilde kullanılmaktadır.
5- Sivilce izi tedavisinde de fraksiyonel CO2 laser yeni bir kapı açmıştır. Eskiden dermabrazyon yöntemi sivilce izi tedavisinde altın standarttı. Ancak laser teknolojisi klasik dermabrazyon yöntemini pekçok açıdan geride bırakmıştır.
6- Fraksiyonel CO2 laser ile son yıllarda etkili olarak tedavi edilen bir alan da cerrahi yara
izleridir. Kolejden yapımını düzenleyici etkisiyle özellikle erken dönemde yara izlerine müdahale edildiğinde eskisine oranla daha az miktarda kabarık yara izi problemiyle karşılaşıyoruz.
Eğer hasta erken yara iyileşmesi döneminde gelememiş ve kabarık yara problemi oluşmuşsa
bu durumun tedavisinde de CO2 laserin yeri vardır.
7- Steroid kullanımı, kilo verme veya hamilelik sonrasında ortaya çıkan çatlakların da tedavisinde karbondioksit laserin rolü vardır. Bugüne kadar bilinen etkili bir tedavi yöntemi olmayan
bu tür çatlakların tedavisi bir grup hastada fraksiyonel CO2 laser tedavisi sonrası oldukça
başarılı olmuştur.
Doktorunuzun muayenesi sonrası nasıl bir tedavi planı uygulanacağı ortaya çıkmaktadır.
Çoğunlukla birkaç seans uygulamanın sonunda etkin bir sonuç elde edilmektedir. Tüm cilt
tiplerinde tedavi mümkündür, ancak tedavi sonrası iyileşme döneminde tüm laserlerde
olduğu gibi güneş ışınlarından korunmak önemlidir.
Uygulama nasıl yapılır?
Kliniğimizde fraksiyonel laserle tedaviden 60 dakika önce ağrı hissini gidermek için uyuşturucu kremler uyguluyoruz. Bu kremler oldukça etkilidir ve hastanın rahatlığı açısından gereklidir.
Uygulanacak bölge ve amaca göre işlem 20-30 dakika arasında sürer. Laser ışınının zararlı
etkilerinden korunmak için özel göz karuyucuları kullanılmalıdır. İşlem sırasında soğuk hava
uygulaması hastaları rahatlatan bir başka etmendir. Bu hususlara dikkat edildiğinde ortalama
bir hasta işleme bağlı rahatsızlık seviyesini 10 üzerinden 4 olarak nitelendirmektedir. İşlemden
sonra uygulanan nemlendirici kremler ve soğuk tamponlar yaklaşık 30 dakika içinde hastanın
tamamen rahatlamasını sağlar. Hasta makyaj yapıldıktan sonra eve gitmeye hazırdır.
Evde yapılması gereken ilk birkaç gün nemlendirici kremlerle ve soğuk kompreslerle cildi
rahatlatmaktır. İlk 3-4 gün belirgin olan kızarıklık giderek hafifler ve kaybolur.
Laser ile yüzeysel cilt lekelerinin tedavisinde Alexandrite laser de başarılı bir şekilde kullanılabilir. Yüz, el sırtı veya göğüs dekoltesinde yer alan izole ve koyu renk lekeler Alexandrite
laserle 2-3 seanslık uygulamalara çok iyi yanıt verirler.
Kılcal damarların tedavisinde de NdYAG laser başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Hem bacaktaki hem de yüzdeki kılcal damarlar, küçük çapta varisler ve diğer damarsı oluşumların kaybolduğu anında görülebilir. Laser atışı sırasında cilde lastik çarpmış gibi bir yanma hissi olabilir.
SIK SORULAN SORULAR:
Laserin kırışıklıkların, lekelerin ve sivilce izlerinin giderilmesinde peeling ve dermabrazyona göre üstünlükleri var mı?
Laser cihazı uygulanan her alanda kontrollü ve eşit düzeyde bir etki sağlar. Yani dermabrazyon ve peeling yöntemlerinde insan eliyle sağlanmaya çalışılan kontrolü burada makine
sağlar. Bu anlamda daha hassas bir etki elde edilir.
Laser yüz germe ameliyatı yerine geçer mi?
Hayır, laser ciltte gençleşme yaratabilir ama yüz germe ameliyatında cilt altı dokuların da
toparlanması sağlandığı için daha kapsamlı bir iştir.
Laser sonrası ciltte görülebilecek yan etkiler nelerdir?
İyileşme sürecinde az veya çok her hastada kızarıklık görülür ve cildinizin yapısına ve kullanılan laserin türüne göre bir müddet devam edebilir. Bu kızarıklık döneminde cildiniz güneş
ışınlarına hassas olduğundan açık havada koruyucu kremler kullanmanız gerekir. Ayrıca bazı
laser türlerinde, uygulanan alanlarda cilt renginde açılma veya nadiren de koyu lekeleşmeler
görülebilir.
5- Cerrahi Müdahaleler
ESTETİK YÜZ CERRAHİSİ
Aynaya baktığımızda ilk fark edilen yaşlanma belirtileri alındaki ve göz çevresindeki kırışıklıklardır. Genelde otuzlu yaşlarda ortaya çıkan bu kırışıklıkları kırklı yaşlara gelindiğinde göz
kapaklarındaki sarkmalar ve torbalanmalar takip eder. Ellili yaşlarda yanaklar aşağıya sarkar,
boyunda fazladan katlantılar ortaya çıkar. Bu belirtiler tabii ki herkeste aynı zaman diliminde
ortaya çıkmaz. Genetik özelliklerimizden tutun da sigara içme alışkanlığı, güneşe maruz
kalma veya beslenme alışkanlıklarımıza kadar pek çok faktör yukarıda belirttiğimiz yaşlanma
belirtilerinin belirmeye başladığı zamanı etkiler.
Biz plastik cerrahların şanslı olduğu bir taraf hastamızın bize ne istediğini bilerek gelmesidir.
Örneğin karnı ağrıyarak doktora giden bir hastanın neden karnının ağrıdığını bulmak için
detaylı tetkikler gerekebilir. Ama kaşlarındaki sarkıklıktan şikâyetçi olan hastaya yapmanız
gereken işlem ilk andan bellidir. Dolayısıyla yüzünde yaşlanma belirtileri başlayan bir hasta
eğer bundan rahatsızsa ve müdahale istiyorsa otuzlu yaşlarından itibaren bize gelebilir. Yüz
ameliyatları için bir yaş sınırından da bahsedilemez. Sağlığı elveriyorsa seksen yaşında bile
ameliyat olanlar vardır.
İlk yaşlanma belirtileri alın ve göz çevresinden başladığı için öncelikle bu bölümden bahsetmek yerinde olacak. Göz kapakları bir sonraki bölümde ayrıca ele alınacaktır.
Alındaki kırışıklıkları gidermek, düşük kaşları yukarı kaldırmak için Günümüzde en sık kullanılan yöntem saçlı deri içinden yapılan küçük kesilerle girerek alnı ve kaşları germe işlemidir. Bu
işlem için endoskopik bir kamera kullanıldığı zaman kesiler daha küçük olmakta, yapılan işlem
daha net görülebilmektedir. Üst göz kapağındaki sarkıklıklar ve torbalanmalar lokal anestezi
ile giderilebiliyor. Kaş asma ile üst göz kapağı estetiği birlikte uygulandığında hastanın yorgun
ifadesini dinamikleştirmek mümkün hale geliyor. Alt göz kapağındaki torbalanmalar ve gevşeklik için son yıllarda önemli kavram değişimi oldu. Eskiden sadece göz kapağını içeren ve
yağ çıkarılmasına dayalı teknikler artık giderek daha az kullanılıyor.
Bunun yerine hastanın mevcut yağ dokusunun korunduğu ancak yeniden şekillendirildiği ve
göz kapağıyla birlikte yanakların da gerdirildiği orta yüz germe ameliyatı daha fazla kabul
görüyor. Bu sayede alt göz kapağında daha az komplikasyonla daha kalıcı sonuçlar elde
etmek mümkün. Öte yandan alın, kaşların arası ve göz çevresi en sık botoks uygulaması yapılan bölgelerdir. Özellikle kaz ayağı denen, göz kenarlarındaki kırışıklıklar için botoks bilinen
en etkin tedavi yöntemidir. Yine botoksla kaşları da bir miktar yukarı kaldırmak mümkündür.
Bu sayede ameliyatsız ve hızlı çözümler mümkün olurken sağlanan etki geçicidir ve belli
aralıklarla tekrar edilmesi gereklidir.
Biraz daha ileri yaş grubunda iseniz, eğer yanaklar ve boyunda da problem varsa ayna karşısına geçip yanaklarınızı gerdirerek nasıl göründüğünüze bakıyorsanız yüz germe ameliyatından fayda görebilirsiniz.
• Yüzün orta kısmında ve yanaklarda meydana gelen sarkmalar
• burun ve ağız kenarındaki derin çukurlar
• çene seviyesinde ve çene altında ortaya çıkan fazla deri ve sarkıklıklar
• gerdan oluşumu ve boyunda oluşan gevşeklikler giderilebilir.
Ameliyat öncesi bilmem gerekenler nelerdir?
Öncelikle ayna karşısında yüzünüzün hangi özelliklerinden memnun olmadığınızı kendi başınıza tespit etmenizde büyük yarar vardır. Doktorunuzla görüşmenizde bunları belirtmeniz
büyük kolaylık sağlar. Yüzün; alın, göz çevreleri, burun, yanaklar, ağız çevresi ve çene kısmından oluşan bir bütün olduğunu unutmamak gerekir. Buna bir de yakın komşulukta bulunan
boyun bölgesi de eklenmelidir. Yaşlanma tüm bu dokuları birlikte etkileyen bir süreçtir. Bazen
bir veya birkaç bölge daha çok etkilenmiş olabilir ve sadece bu bölgelere yönelik müdahale
isteyebilirsiniz. Ancak istediğiniz bu bölgeler 10–15 sene önceki hallerine gelince bu sefer
yüzün diğer kısımlarıyla doğal olmayan bir tezat oluşturabilirler. Doktorunuz, en doğal ifadeyi
koruyarak sizi genç göstermek için gerekli önerilerde bulunacaktır.
Klasik bir yüz germe ameliyatında sadece sarkmış deri gerdirilmez. Derinin altında yüze
formunu veren dokuların da gerdirilmesi ve şekillendirilmesi en az deri kadar önemlidir. Zannedildiğinin aksine yüz germe ameliyatı ağrılı değildir. İlk bir hafta içinde dikişler alınır ve ameliyata bağlı şişlikler önemli ölçüde geçer. Sonrasında hastanın iş ve sosyal hayatına dönmesi
hızla gerçekleşir. Tam sonuç için 2 ay kadar beklemek gerekebilir.
SIK SORULAN SORULAR:
Ameliyatsız yöntemlerle yüzü gençleştirmek mümkün müdür?
Belli bir yere kadar mümkündür. En azından yaşlanma sürecini geciktirmek mümkündür.
Yüzde yaşlılık belirtileri; kişinin yaşına, ailesel genetik özelliklerine, beslenme şekline, sigara
alışkanlığına ve güneş etkisine ne kadar maruz kaldığına göre değişir. Bunun yanı sıra çeşitli
kozmetik ürünler, botoks, laser, peeling gibi uygulamalar yaşlılık izlerini tamamen yok etmese
bile geciktirir. Son zamanlarda sarkıklıkların giderilmesi için özel askı dikişleri de piyasaya
sürülmüştür. Bu şekilde küçük bir cerrahi müdahale ile bir süreliğine sarkıklıkların toparlanması mümkün hale gelmiştir.
Madem yüz gençleştirmede pek çok yöntem var, plastik cerrahlar yüz germe ameliyatlarından neden hala vazgeçmediler?
Aslında biz değil hastalar bu ameliyatlardan vazgeçmediler. Hastaların talebi olduğu sürece
yüz germe ameliyatları yapılmaya devam edecektir.
Hastaların talebi neden devam ediyor?
Çünkü piyasaya çıkan kozmetik ürünlerin, dolgu maddelerinin, diğer müdahale yöntemlerinin
hiçbirisi yüz bölgesinde cerrahi müdahale kadar etkin, kalıcı ve yüzü üç boyutlu olarak gençleştirecek kadar başarılı değildir.
Yüz germe ameliyatı sonrası görülebilecek istenmeyen durumlar nelerdir?
Ameliyat alanında kanama görülebilir. İyileşme sürecini etkileyecek kadar fazlaysa biriken
kanın boşaltılması gerekir. Enfeksiyon son derece nadirdir. Yapılan kesilerin yakınındaki dokularda iyileşme problemleri görülebilir, bu özellikle fazla miktarda sigara içenlerde görülebilecek bir durumdur. Ameliyat sonrası yüzde geçici bir uyuşukluk normaldir, haftalar içinde düzelir. Nadir de olsa bazı durumlarda yüz mimik kaslarını hareket ettiren sinirler zarar görebilir. Bu
durum sıklıkla geçicidir ve haftalar içinde tam iyileşme ile neticelenir.
Alın ve göz çevresinde ortaya çıkan kırışıklıklar için ne önerirsiniz?
Ameliyatsız yöntemler olarak botulinum toksini ve dolgu maddeleriyle alın bölgesindeki
kırışıklıkları gidermek ve kaşlarda bir miktar kavis oluşturacak bir etki elde etmek mümkündür.
Bu yöntemler genelde hafif ve orta derecede problemli durumlarda, bazen ayrı ayrı, bazen de
birlikte kullanıldıklarında etkili olmaktadır. Ancak etkileri geçicidir. Daha uzun süreli etki isteyen hastalarda veya ileri derece problemli durumlarda cerrahi seçeneğini düşünmek gerekir.
Alın germek ve kaş asmak için ameliyat seçenekleri nelerdir?
Burada da birkaç alternatif vardır. Ancak akılda kalması gereken bir konu genelde işlem ne
kadar basitse kalıcılık da o kadar kısa olmaktadır. Örneğin yakın zamanda geliştirilen özel
dikişlerle küçük bir müdahale ile kaş dokusu yukarı taşınmaktadır ancak kalıcılığı ortalama
1-1.5 senedir.
GÖZ KAPAKLARI
Yıllar içinde göz kapağı derisi gevşer ve kırışır. Alt ve üst göz kapaklarındaki yağların fıtıklaşması sonucu torbalar oluşur. Alt göz kapağının gevşemesi sonucu göz badem şeklini kaybeder ve yuvarlaklaşır, gözün beyazı gözükmeye başlar. Sizde de bu şikayetlerden bir veya
birkaçı varsa göz kapağı estetiği (blefaroplasti) ameliyatından fayda görebilirsiniz.
Blefaroplasti ameliyatıyla:
• üst göz kapağından sarkan hatta kimi zaman görüşü engelleyen deri fazlası giderilebilir
• üst göz kapaklarında şişlik gibi duran yağ fazlalıkları giderilebilir
• göz altı torbaları giderilebilir
• alt göz kapaklarındaki gevşeklik ve gözün yuvarlaklığı giderilebilir
• alt göz kapaklarındaki deri fazlası ve ince kırışıklıklar giderilebilir.
Ameliyat:
Ameliyatta, üst göz kapağında sarkıklık yapan cilt fazlası uygun miktarda çıkarılır. Bu alan dikildikten sonra dikişler göz kapağı katlantısına gelecek şekilde ayarlandığı için iz problem
olmaz. Eğer bu alanda yağ fıtıklaşması varsa, ya fıtıklaşan zayıf duvar güçlendirilir, ya da dışarı
sarkan yağlar uygun miktarda çıkarılır. Eğer göz kapağında düşüklük varsa aynı anda bunu da
gidermek mümkündür.
Alt göz kapağı ameliyatının üst göz kapağından farkı burada cilt fazlasından ziyade derindeki
dokuların gevşekliği sorundur. Alt kapakta kesi kirpiklerin hemen altından yapılır. Bu bölge iyi
iyileştiğinden ve kirpiklerle de gizlendiğinden iz sorun olmaz. Alt kapakta fıtıklaşan yağ dokuları varsa (ki genelde vardır) ya bunların duvarı güçlendirilir, ya da yağ dokularının yerlerini
değiştirerek gözaltı torbalanmaları giderilir. Nadir olarak da yağ çıkartmak gerekebilir. Eğer alt
kapakta gevşeme varsa, kapağı gözün kenarına asan bağlar güçlendirilir. Böylece hastanın
gözü, gençlikteki gibi badem gözlü hale gelir.
Ameliyat sonrası…
Göz kapağı cildi çok ince olduğu ve çok iyi kanlandığı için ameliyat sonunda bir miktar şişme
ve morarma muhakkak olacaktır. Bu şi kapaklara müdahale yapılmışsa bu süre birkaç gün
daha uzayabilir. Özellikle alt göz kapağı ameliyatında kesin sonuçlar için 2-3 ay beklemek
gereklidir.
SIK SORULAN SORULAR:
Göz ve göz çevresinde yaşlanmayla ne gibi değişiklikler olur?
Kaşlar düşer, kirpiklerle kaşlar arası mesafe azalır. Bu kişide yorgun bir ifadeye neden olur. Üst
göz kapağı cildinin katlantısı artar, ileri durumlarda üst göz kapağı, gözün renkli kısmının üzerine doğru iner. Alt göz kapağını yanlarda kemiğe asan bağların gevşemesiyle göz badem şeklini kaybeder, giderek yuvarlaklaşır. İleri durumlarda ise bu nedenle kirpiklerin dışa dönüklükleri artar, gözyaşı dolaşımı etkilenir, bu da gözde yaşarma, yanma, batma hissi yapabilir. Özellikle alt kapaktaki yağların fıtıklaşmasıyla gözaltı torbalanmaları oluşur, bu da kişiye yorgun bir
ifade verir. Göz kenarlarında ise, göz çevresi kaslarının aktiviteleri sonucu, kırışıklıklar oluşur.
Göz kapağı estetiği tüm bu sorunlara çare olabilir mi?
Kaşların düşmesi ve göz kenarlarındaki kırışıklıklar hariç, tüm bahsedilen problemler alt ve üst
göz kapaklarına yönelik müdahalelerle düzeltilebilir. Kaşların düşmesi ve göz kenarındaki
kırışıklıklar için ise tavsiye edilebilecek yöntemler, duruma göre; botulinum toksin uygulaması,
alın germe ve yüz germedir.
Bu ameliyatlardan sonra ne gibi istenmeyen durumlar olabilir?
En istenmeyen durum gözün açık kalması problemidir. Eğer fazla miktarda deri çıkarılmışsa
göz kapanması zorlaşır, bu gözde kuruluğa neden olur. Alt kapaktan fazla deri çıkarılması gibi
durumlarda da alt kapak düşüklüğü hastayı rahatsız eder. Bu durum düzeltilebilmesi için,
ikinci bir ameliyat gerekebilir.
BURUN ESTETİĞİ
Burun yüzün ortasında, kaş, göz, dudaklar, çene ve tüm bir yüz ile uyum içinde olması gereken bir organdır. Bu anlamda burnun tek başına güzelliği fazla bir anlam taşımaz. Önemli olan
bir bütün olarak yüzle uyumudur. Dolayısıyla her yüze uygun tek bir burun tipi yoktur. Günümüzde yapılan rinoplasti ameliyatları kişiye özel tasarlanmış operasyonlar olmalıdır. Biz plastik
cerrahlar burun estetiği için gelmiş olan bir hastayı değerlendirirken, yüzle uyumu muhakkak
göz önünde bulundururuz. Bazen dudaklara, bazen çeneye de müdahale etmek hastayı daha
fazla tatmin edecek bir estetik sonuç verecektir. Burun ayrıca nefes alma ve koku alma fonksiyonlarını da gören bir organdır. Bu yüzden sadece estetik değil, fonksiyonel açıdan da son
derece önemlidir.
Burnun iç yapısı ve dış yapısı ayrı ayrı değerlendirilemez. Nefes alma problemi yaratan bir
deviasyon (eğrilik) dış yapıyı da bozabilir. Keza estetik ameliyatla yapılan aşırı daraltmalar
nefes alma problemi yaratabilir. Bu nedenle ameliyatı yapacak hekimin burnun hem içine,
hem de dışına müdahale edebilmesi çok önemlidir.
Kimler burun estetiği ameliyatı (rinoplasti) veya deviyasyon ameliyatı (septoplasti) olabilir?
Burnunun şeklinden memnun olmayan veya burundan nefes alma sorunu olan, 16 yaşını
doldurmuş ve böyle bir ameliyata engel ciddi bir sağlık durumu olmayan herkes bu ameliyatı
olabilir.
Bu ameliyatla;
• iri ve geniş burunlar küçültülerek yüz ile uyumu sağlanabilir
• kemerli burunlar düzeltilebilir
• eğri burunlar düzeltilebilir
• hava yolu sorunları giderilebilir
• burun ucunun düşüklüğü veya aşırı yukarıda olması düzeltilebilir
• burun ucu şekillendirilebilir
• küçük burunlar büyütülerek yüz ile uyumu sağlanabilir
• önceden geçirilmiş burun ameliyatı veya darbeler sonucu oluşan istenmeyen sorunlar giderilebilir.
Rinoplasti ameliyatı en sık yirmili yaş grubu hastalara yapılıyor. Çok erken, daha çocuk denecek yaşlarda yapılan ameliyatlar hastanın isteklerini tam olarak bilemediği kişiliğinin gelişmediği dönemlerde olduğu için problem oluşturabilir. Belli bir yaştan sonra burun estetiği yaptırmak isteyen hastalar da iyi düşünmeliler, çünkü bu hastaların da yüzlerinde meydana gelen
bu kalıcı değişimi kabul etmeleri güç olabilir.
Ameliyat öncesi, bu ameliyattan beklentilerinizi, burnunuzda veya yüzünüzde neleri beğenmediğinizi tam olarak belirlemeniz gereklidir. Bazen yüzde hoşa gitmeyen ifade sadece burun
yapısını düzeltmekle giderilemez. Tüm yüzü bir bütün olarak değerlendirmek gereklidir. Bu
konuda doktorunuz size yardımcı olacaktır ama son kararı siz vereceksiniz. Gerçekçi olmayan
beklentiler sonuçta hastayı mutsuz eder. Ayrıca her ameliyat öncesi olması gerektiği gibi
yakın çevrenizin desteğini alırsanız ameliyat sonrası dönem sizin için sorunsuz ve rahat geçer.
Ameliyatlar genellikle kapalı ve açık yöntem olarak bilinen iki yöntemle yapılır. Kapalı yöntemde tüm kesiler burun içine saklanır ve dışarıdan iz gözükmez. Açık yöntemde ise burun içi
kesilerine ilave olarak burun alt kısmında ciltte de ufak bir kesi yapılır. Ancak bu kesi de
çoğunlukla fark edilmeyecek şekilde iyileşir ve belirsiz bir iz kalır. Hangi yöntemin uygulanması gerektiği konusuna cerrahınız size detaylı bilgi verecektir.
Herkesin burun özellikleri ve ameliyattan beklentileri farklıdır. Bu yüzden yapılacak işlem de
kişiye özel olarak belirlenmelidir. Ancak ana hatlarıyla, ameliyat sırasında burun ucundaki
kıkırdak dokulara şekil verilir. Bazen kıkırdak çıkartılır, bazen de ilave etmek gerekir. Burnun
kemik yapısı kesilerek ve törpülenerek yeniden şekillendirilir. Eğer nefes alma güçlüğü gibi
şikayetler varsa burun içinde tıkanıklık yapan kemik ve kıkırdak yapılar yeniden düzenlenir.
Ameliyattan sonra 5-7 gün kadar burma şekil vermek için alçı olur. Şişlik ve morlukların geçmesi 10-15 gündür. İlk sonuçların alınması 6-8 haftadadır, ancak kesin sonuçlar için bir yıla
kadar beklemek gerekir.
SIK SORULAN SORULAR:
Kimler burun estetiği ameliyatı olabilir?
Burnunun şeklinden memnun olmayan, 16 yaşını doldurmuş ve böyle bir ameliyata engel
ciddi bir sağlık durumu olmayan herkes bu ameliyatı olabilir.
Burun ameliyatı ne sıklıkta yapılır?
Avrupa ve Amerika’da estetik ameliyatlar arasında genelde 3-4. sırada gelir. Ancak ülkemizde
burun ameliyatı en sık yapılan estetik ameliyattır. Burada ırk olarak batı Avrupa ülkelerine göre
daha belirgin bir burun yapısına sahip olmamız en önemli etkendir.
Hastalar plastik cerrahi uzmanına ne şikâyetle gelirler?
Hastaların bir kısmı daha önceden geçirilmiş travma sonrası burun şeklinde kalıcı değişiklikten şikayet ederler. Bir kısım hasta nefes almakta zorluk çektikleri, burun tıkanıklığı yaşadıkları
için başvururlar. Büyük çoğunluk ise sadece burnunun görüntüsünden memnun olmadığı için
doktora başvurur. Bazıları da daha önce burun ameliyatı geçirmiş ama memnun kalmamış
olarak plastik cerrahına müracaat eder. Tüm bu grup hastalara plastik cerrahinin yardımcı
olabileceği noktalar vardır.
Ameliyat sonrası ortaya çıkabilecek problemler nelerdir?
Ameliyat sonrası dönemde kanama görülebilir. Enfeksiyon son derece nadirdir, genellikle
burna yabancı maddelerin yerleştirildiği ameliyatlardan sonra görülür. Burun içindeki kesilerin
uygun iyileşmemesinden kaynaklanan yapışıklıklar görülebilir. Bunlar çoğu zaman küçük
müdahalelerle önlenebilir. Uygun teknik uygulanmayan ameliyatlar sonrası; burun kıkırdak ve
kemik yapılarının fazla alınmasına bağlı çökmeler; yetersiz alınmasına bağlı çıkıntılar veya
kemiklerin yanlış şekilde iyileşmelerine bağlı şekil bozuklukları görülebilir.
Ameliyat olduktan sonra burun düşer mi?
Burun ameliyatı konusunda belki de en sık duyulan ve merak edilen konu budur. Genelde
kemik ve kıkırdak yapıların iyileşmesi için 7–10 günlük süre yeterlidir. Bu süre sonunda normal
olan bir burun dışarıdan bir darbe gelmediği takdirde yapısını koruyacaktır. Ancak kıkırdak ve
kemik yapının aşırı çıkarıldığı ameliyatlar sonrası, burun ameliyata bağlı şiş olduğu için çöküklük erken dönemde hasta tarafından fark edilmez. Birkaç ay sonra şişler tamamen geçince
burun çöküklüğü giderek belirginleşir.
Septum deviasyonu nedir?
Burnun ortasında sağ tarafı soldan ayıran kıkırdak ve kemik yapıların eğriliğidir. Bu eğrilik
hiçbir şikayet vermeyecek kadar hafif olabileceği gibi burunda tıkanıklık hissi de oluşturabilir.
Hatta ileri derecelerde burnun dış görüntüsünü de etkileyecek kadar belirgin olabilir. Bazen
hastalar burnun dış görüntüsünden memnun olup sadece nefes alma güçlüğü nedeniyle
ameliyat olmak isterler. O takdirde sadece burun içine yönelik müdahale yapmak mümkündür.
Ameliyatta burnuma tampon konacak mı?
Estetik burun ameliyatında hastaları en çok tedirgin eden konulardan bir tanesi de ameliyatta
burna yerleştirilen tamponların çıkarılması sırasında çok acı verdiğidir. Eskiden kullanılan ve
burun içinde oldukça derin bölgelere yerleştirilen tamponları kullanan doktor artık pek kalmamıştır. Günümüzde tampon artık ya hiç kullanılmamakta, ya da çok küçük bir tampon ameliyatın ertesi günü kolayca alınmaktadır.
Burun ameliyatı ağrılı mıdır?
Zannedildiğinin aksine burun estetiği ameliyatı ağrılı da değildir. Zaten ameliyat sırasında verilen uyuşturucu ilaçlar sonraki 12-24 saat için etkisini sürdürürler. Sonrasında da normal bir ağrı
kesici hap ağrıyı kontrol etmekte oldukça başarılıdır. İlk 2-3 günden sonra, hastalar ağrı kesici
alma ihtiyacı bile duyamamaktadır.
KULAK ESTETİĞİ
Kulaklarının yapısından, şeklinden memnun olmayan ve bunu problem yapan insan sayısı az
değildir. Bu yapısal bozukluklar genelde doğuştandır ve özellikle çocukluk çağında psikolojik
rahatsızlıklara sebep olabilir. En sık görülen bozukluk kepçe kulak veya yelken kulak denen
deformitedir.
Plastik cerrahi yöntemlerle kulakların;
• kafa ile yaptıkları açı değiştirilebilir
• şekli değiştirilebilir
• büyüklükleri değiştirilebilir
• eksik veya gelişmemiş parçaları tamamlanabilir
• tamamı yeniden yapılabilir (kulak rekonstrüksiyonu)
Kimler uygun hastadır:
Kulaklarının şeklinden memnun olmayan çocuk veya erişkin yaşta herkes ameliyat olabilir.
Çocuklarda kulak yapısı gelişimini tamamlayana kadar (çocuk 5 yaşını doldurana kadar) beklemek gereklidir. Ancak arkadaş baskısından kurtarmak için de çocuk okula başlamadan
ameliyatı yaptırmak yerinde olur.
Kulaklardaki bazı şekil bozuklukları yeni doğmuş çocuklarda ameliyatsız yöntemlerle de giderilebilir. Bunun için zaman kaybetmeden plastik cerraha başvurmak gerekir.
Kulak estetiği ameliyatlarında çocuklarda genel, erişkinde lokal anestezi tercih edilir. Kulağın
arka kısmından kesi yapıldığı için görülen alanda herhangi bir iz kalmaz. Mevcut şekil bozukluğunun derecesine göre yapılabilecek işlemler vardır. Temelde kulak kıkırdağı çizilerek, kesilerek ve dikişler yardımıyla yeniden şekillendirilir. Kesi dikilerek kapatılır ve özel bir pansuman
yapılır.
Ameliyattan sonra hastalar aynı gün eve gidebilir. Ağrı şikâyeti çok fazla değildir. 3-4 hafta
sonunda yapılan işleme bağlı şişlik ve morluklar geçer, ilk sonuçlar alınır. Kesin sonuçlar için
3-4 ay beklemek gerekir. Ameliyat sonrası dönemde 3–4 hafta kadar, kulağa ameliyatla verilen şekli korumak için elastik bandaj (tenisçi bandı) takmanız gerekir.
SIK SORULAN SORULAR:
Kepçe kulak tanımlaması tam olarak neyi ifade eder?
Kulağın kafayla yaptığı açının normalden daha fazla olmasına kepçe kulak deformitesi denir.
Tek taraflı veya çift taraflı olabilir. Kepçe kulak, kulak şekil bozuklukları içinde en sık görülenidir. Çok hafif bir açı bozukluğundan daha ileri derecede bozukluklara varan değişik şekillerde
görülebilir. Bu şekil bozukluğu doğuştandır.
Bu şekil bozukluğunun işitmeye olumsuz etkisi var mıdır?
Hayır, kepçe kulaklı kişilerin işitmesinde kulak şekline bağlı bir engellenme söz konusu değildir. Hastalar sadece estetik nedenlerle ameliyat olurlar. Ancak yine doğuştan olan bazı kulak
gelişim bozukluklarında işitme de etkilenebilir.
Tedavi için tek yol ameliyat mı?
Eğer erken fark edilirse, doğuştan itibaren ilk 3–4 hafta içinde bebeklerin kulaklarına dışarıdan şekil vermek mümkündür. Bunun için vakit kaybetmeden doktorunuza başvurmanız
yerinde olur.
Ameliyat için uygun bir yaş var mıdır?
Genelde 5–6 yaşlarından sonra her yaşta ameliyatı yapılabilir. Daha erken yaşlarda kulak gelişimi yeteri kadar tamamlanmadığından ameliyat önerilmez. En doğrusu çocuk ilkokula başlamadan ve arkadaş baskısı altına girmeden ameliyatı yaptırmaktır.
Ameliyat sonucu oluşabilecek istenmeyen durumlar nelerdir?
Ameliyat alanında nadir de olsa kanama ve enfeksiyon görülebilir. Bu hem iyileşmeyi geciktirebilir hem de elde edilecek sonucu etkileyebilir. Her iki durumun da zamanında ve etkin bir
şekilde tedavi edilmesi gerekir. Bunun dışında istenmeyen bir durum da ameliyat sonrası
dönemde deformitenin tekrar ortaya çıkmasıdır. Bu genelde seçilen cerrahi teknikle ilgilidir.
Örneğin kıkırdakları daha ince ve elastik olan çocuklarda uygulanacak teknik, kalın ve sert
kıkırdaklara sahip yetişkinlere uygulanacak teknikten farklı olmalıdır.
Kepçe kulak deformitesi dışında kulakta görülen başka şekil bozuklukları da var mıdır?
Evet. Kulakların bir tanesinin daha büyük olması, kıkırdak yapıda kısmen gelişim bozuklukları
ve çeşitli şekil bozuklukları görülebilir. Daha önceden geçirilen yaralanmalar sonucu bazı şekil
bozuklukları oluşabilir. Sıkıntıya bağlı olarak yapılacak işlemler de değişmektedir.
MEME BÜYÜTME AMELİYATI
Meme büyütme ameliyatları üzerinde en çok tartışma yapılan estetik ameliyatların başında
gelmektedir. Bu tartışmalar silikon meme protezlerinin ilk olarak kullanılmaya başlandığı
1960’lı yıllardan beri devam etmektedir. Silikon protezler, şimdiye kadar kansere neden
olmakla, vücutta bağ dokusu hastalıkları gibi birtakım rahatsızlıklara neden olmakla ve anne
sütünden bebeğe geçip bebeğe zarar vermekle suçlandılar. Ancak elli yıldır yapılan araştırmalar bu iddiaların hiçbirisini haklı çıkarmadı. Sanki bu iddialara inat kadınlar giderek daha
fazla oranda protez taktırmaktadırlar.
Meme büyütme ameliyatı genelde yirmili yaşlarda meme gelişimi hiç olmamış genç kızlara
yapılırdı. Oysa şimdi otuzlu, kırklı yaşlarda, doğum sonrası memeleri deformasyona uğramış
kadınlardan gelen talep daha fazla. İlginç tarafı, böyle gelen kadınların eşleri genelde bu ameliyatı ya “gereksiz” buluyor ya da “ameliyata karşı çıkıyor”. Yani kadınlar doğum sonrası meme
estetiğini eşleri istediği için değil, kendileri istedikleri için yaptırıyorlar.
Meme dokusu her ne kadar bebeğe süt vermek için yapılandırılmış olsa da kadın için dişiliğin,
seksüalitenin sembolüdür. Günümüzde memeye atfedilen psikolojik anlam fizyolojik görevinin önüne geçmiştir.
Meme büyütme ameliyatı ile;
• memelerin hacmi büyütülebilir, dekolte dolgunluğu verilebilir
• hafif derecede sarkıklıklar giderilebilir
• memelerdeki mevcut asimetri ve şekil bozuklukları giderilebilir
• memelerin tüm vücut ile uyumu düzenlenebilir
Bu sayede kişinin özgüveni yerine gelir ve vücut imajı güçlendirilebilir.
Ameliyat öncesi doktorunuzla en azından şu dört konuyu konuşmalısınız: Kullanılacak protez
türü (serum veya silikon içerikli, yuvarlak veya damla şekilli), protezin konacağı bölge (meme
dokusunun veya kasın altına), cilde yapılacak kesi (ya meme ucundaki renkli doku etrafına, ya
meme altındaki kıvrıma, ya da koltuk altına 3.5- 4 cm.lik kesiler yapılabilir) ve ne kadar büyük
protez konacağı (doktorunuza isteğinizi belirtmelisiniz).
Tüm bu konular doktorun muayenesi, hastayı aydınlatması ve hasta isteğine göre yüzyüze
konuşarak şekillendirilir.
Ameliyatta daha önce kararlaştırılan alanlardan girilerek protezi yerleştirebilecek kadar bir
cep açılır. Hastanın iskelet yapısına, boyuna ve isteğine bağlı olarak uygun büyüklükte protez
seçilir. Uygun teknikle, atravmatik olarak gerçekleştirilmiş bir ameliyatta eğer aşırı büyük bir
protez de tercih edilmemişse ameliyat sonrası dönem korkulduğu kadar ağrılı geçmez. Cerrahiye bağlı şişlikler 2-3 hafta içinde geçer. 7-10 gün içinde işinize dönebilirsiniz. Aktif spor
yapabilecek duruma gelmeniz 4-6 haftayı bulabilir.
SIK SORULAN SORULAR:
Meme büyütmek için günümüzde geçerli yöntemler nelerdir?
Günümüzde meme hacmini büyütmek için en geçerli yol meme protezi uygulamasıdır. Son
yıllarda yağ enjeksiyonuyla ya da başka bazı maddelerin enjeksiyonuyla da memenin hacmi
belli bir oranda arttırılabilmektedir, ancak bu yöntemle uzun dönemde elde edilen sonuçlar ve
kalıcılık konusunda henüz yeterli bilgi mevcut değildir.
Meme protezlerinin kanser yaptığı doğru mu?
Bu yıllardan beri üzerinde en çok tartışılan konudur. Bugüne kadar meme protezlerin kansere
yol açtığı ispatlanamamıştır. Zaten öyle olsaydı tüm dünyada yasaklanması gerekirdi. Tam
tersine, meme protezi konan kadınlarda meme kanserine yakalanma riskinin azaldığını gösteren çalışmalar vardır. Bunun, doğrudan protezin koruyucu etkisinden mi, yoksa meme protezine ihtiyaç duyan kadınlarda zaten meme dokusu ve dolayısıyla kanser ihtimali az olmasından
mı kaynaklandığı belli değildir.
Kaç çeşit protez var?
Temel olarak iki çeşit. İçi serum doldurulanlar ve içi silikon olanlar. Her iki çeşitte de protezin
kılıfı silikon içeriklidir. Bunlar da kendi içlerinde yüzeyi pütürlü olanlar, düz olanlar; yuvarlak
olanlar, damla şeklinde olanlar diye çeşitlendirilirler. Sizin için en uygun seçimin hangi tür
olacağına doktorunuzla karar vermelisiniz.
Neden silikon?
Çünkü bugüne kadar bulunabilen, vücutta en az reaksiyon oluşturan ve meme dokusu kıvamına en yakın madde silikondur. Zaman zaman silikonun yerini almak için çeşitli maddeler
piyasaya sürülmüştür, ancak çeşitli problemlerle karşılaşılmıştır. Silikon içerikli protezler ise
1960’lardan beri geliştirilerek kullanılmaktadır.
Ameliyat sonrası dönemde ne gibi istenmeyen durumlar olabilir?
Diğer ameliyatlara göre daha dikkat edilmesi gereken durum burada vücuda yabancı bir
maddenin (protezin) bulunmasıdır. Kan ve serum birikmesi geç dönemde protez etrafında
istenmeyen dokuların oluşmasına ve şekil bozukluklarına neden olabilir. Eğer enfeksiyon
görülürse bir süre antibiyotik tedavisi görmeniz gerekir ve hatta protezin çıkartılması gerekebilir. Ameliyattan aylar ve hatta yıllar sonra görülebilecek can sıkıcı bir durum da “kapsül kontraktürü” denen olaydır. Proteze karşı cildin oluşturduğu kapsül, bazen ileri bir reaksiyona
dönüşebilir ve memede sertlik, deformite ve hatta ağrı sebebi olabilir. Şikâyetler ileri seviyedeyse tekrar ameliyat olmayı gerektirebilirler.
Memelerim hem küçük, hem sarkık. Ne yapmalıyım?
Meme büyütme ameliyatları meme dikleştirme ameliyatı ile birlikte yapılabilir. Bu durumda
protez memeyi dikleştirmek için yapılacak kesilerden yerleştirilir. İyileşme süresi meme
dikleştirme ameliyatına benzerdir.
Asimetrik olan memelerde de protez uygulanabilir mi?
Evet uygulanabilir. Amaç mümkün olduğu kadar simetriyi sağlamak olunca her iki tarafa farklı
büyüklükte protez yerleştirmek, bazen bir tarafa protez koyup diğer tarafı dikleştirmek veya
hiç dokunmamak gerekebilir.
MEME DİKLEŞTİRME (MASTOPEKSİ)
Vücudun hemen her yerinde görüldüğü gibi memeler de zamana ve yer çekiminin kuvvetine
karşı koyamazlar, zamanla eski diri görünümlerini kaybeder ve sarkarlar. Hamilelik ve emzirme sonrası veya aşırı kilo kayıpları sonrası da sıklıkla memelerde sarkıklıklar oluşur. Bu gibi
durumlarda meme dikleştirme ameliyatı size uygun bir seçenek olabilir.
Meme dikleştirme ameliyatında amaç memeyi bozulan formuna kavuşturmak ve sarkan dokuları toparlamaktır. Meme ucu yukarı kaldırılır, fazla deri çıkartılır ve meme dokusu gerdirilir.
Meme başının etrafındaki renkli kısım da çok genişlemişse bu da daraltılır. Çıkarılması gereken derinin fazlalığına göre kesi miktarı değişkendir. Bu da hastalar için en önemli konu olan
iz miktarını belirler. Basitçe az miktarda sarkıklıklar sadece meme başı etrafından yapılan kesilerle giderilebilir. Orta derece sarkmalarda meme başı etrafı ve buradan meme altı katlantısına doğru ilerletilen İ-şeklindeki bir iz yeterlidir. Daha ileri durumlarda kesiler meme altı katlantısına doğru ilerletilir. Bu şekilde ters T şeklinde bir iz ortaya çıkar.
Bazen sadece memeyi dikleştirmek yeterli olmaz. Örneğin hamilelik sonrası dönemde meme
dokusunda hacim kaybı da görülebilir. Bu durumda hastanın da arzusuna göre hacim kaybını
telafi etmek için bir protez kullanılabilir.
Ameliyat sonrası dönemde işleme bağlı şişlikler ve morluklar 2-3 hafta içinde geçer. Memenin
yeni şeklinin tam olarak ortaya çıkması 2-3 ayı bulur. Yapılan kesilerin en ince haline gelmesi
ise yaklaşık 1 yılda gerçekleşir.
SIK SORULAN SORULAR:
Sarkan memeleri toparlamanın ameliyatsız yolları var mıdır?
Günümüzde etkinliği kanıtlanmış, geçerli bir yöntem yoktur.
Meme dikleştirme ameliyatının meme küçültme ameliyatından farkları nelerdir?
Meme dikleştirme ameliyatında meme dokusu çıkarılmaz. Memeye şekil verilir ve sarkıklıklar
toplanır. Bu anlamda meme küçültme ameliyatına göre daha küçük bir cerrahi işlemdir. Ameliyat sonrası hastaların iyileşme dönemi daha hızlıdır.
Ameliyat sonrası dönem nasıl geçer?
Lokal anesteziyle ameliyat olan hastalar aynı gün eve dönebilirler. Genel anestezi alanlar ise
genel durumlarına göre bir gece yatırılabilirler. Çoğu hastaya meme küçültme ameliyatındaki
gibi dren koymaya gerek yoktur. Dren konmuşsa da 24–48 saat içinde alınır. Yapılan cerrahinin türüne göre kısa süreliğine özel bir sutyen kullanmanız gerekebilir.
Ameliyat sonrası görülebilecek istenmeyen durumlar nelerdir?
Ameliyat alanında kanama ve serum birikmesi ve enfeksiyon görülebilir. Bunun dışında dikiş
alanlarında iyileşmede gecikme görülebilir. Her iki memenin simetrisine de dikkat etmek
gereklidir.
Ameliyat sonuçları kalıcı mıdır?
Oldukça kalıcıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki tüm estetik müdahaleler zamanın saatini
ancak geriye alabilir, onu durduramaz. Bu sebeple ameliyattan 10 sene sonrası muhakkak ki 1
sene sonrasıyla aynı olmayacaktır.
MEME KÜÇÜLTME
Memelerin normale oranla daha büyük olması çok değişik ağrı yakınmalarına sebep olabilir.
Büyük memeler vücudun ağırlık merkezini değiştireceğinden tüm vücut pozisyonunu etkiler.
Bu da bel ağrısı, sırt ağrısı, boyun ağrısı olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenle fizik tedavi uzmanlarına başvuranların sayısı az değildir. Memelerin aşağı çekmesiyle omuz ağrıları ve sutyenin
aşağı çekmesiyle omuzlarda izler olabilir. Yine memelerin karın üst tarafında ciltle temas
etmeleri sonucu pişikler hatta zaman zaman mantar enfeksiyonları görülebilir. Tüm bu fiziksel
şikâyetler yanında büyük memeler sosyal olarak da kişiyi rahatsız edebilir.
Kimler uygun hastadır?
Memelerinin büyük olması nedeniyle yukarıda bahsedilen şikayetleri olan gerek genç gerek
ileri yaşlı herkes meme küçültme ameliyatından fayda görebilir. Ayrıca büyük memeler nedeniyle kıyafet seçiminde zorlananlar, psikolojik olarak rahatsız olanlar meme küçültme ameliyatı için adaydır.
Meme küçültme ameliyatında meme dokusu küçültülür, meme ucu yukarı taşınır ve meme
dokusu gerdirilir. Meme başı etrafındaki renkli bölge de küçültülür. Hasta için en önemli konu
ameliyat sonrası ne kadar iz kalacağıdır. Bazı yöntemlerde, iz sadece meme ucu etrafındaki
renkli dokunun çevresi ile sınırlıdır. Ancak bu yöntemle ameliyat edilebilecek meme sayısı
azdır. Bazı yöntemlerde meme ucu etrafındaki ize ilave olarak aşağıya, meme kıvrımına doğru
iz oluşturulur. Bazı yöntemlerde de bu izlere ilave olarak memenin alt kısmındaki kıvrıma
oturan çeşitli uzunluklarda iz vardır. İzin uzunluğu kadar kalitesi de önemlidir. Uzun ama iyi
iyileşmiş bir iz kısa ama geniş ve kabarık bir izden daha iyidir. Her yöntemin avantaj ve dezavantajlarını cerrahınızla tartışmanızı öneririm.
Ameliyat sonrası dönemde işleme bağlı şişlikler ve morluklar 2-3 hafta içinde geçer. Memenin
yeni şeklinin tam olarak ortaya çıkması 2-3 ayı bulur. Yapılan kesilerin en ince haline gelmesi
ise yaklaşık 1 yılda gerçekleşir. Meme küçültme ameliyatlarından sonra hasta memnuniyet
oranı son derece yüksektir. Ameliyat öncesi var olan fiziksel şikayetlerde de düzelme kaydedilir.
SIK SORULAN SORULAR:
Meme küçültme ameliyatı sadece estetik amaçlı mı yapılıyor?
Bu tür ameliyatların çoğunda hem estetik kaygılar hem de fiziksel şikayetler birliktedir. Bu
yüzden de %90’lara varan hasta memnuniyeti ile en yüz güldürücü plastik cerrahi ameliyatlarındandır.
Meme küçültme ameliyatlarının meme kanseriyle ilişkisi var mı?
Hayır, bilinen böyle bir ilişki yoktur. Hatta ameliyatla meme dokusu çıkarıldığı için teorik olarak
meme kanseri ihtimalini azaltır. Burada akılda kalması gereken konu ameliyat olsun olmasın
her kadının zaman içinde meme kanseri olma riski taşıdığıdır. Eğer belli bir yaşın üzerindeyseniz veya ailenizde meme kanseri hikâyesi varsa doktorunuz sizden ameliyat öncesi rutin bir
mamografi isteyecektir. Ameliyattan belli bir süre sonra da bu mamografiyi tekrarlamakta
fayda vardır. Çünkü bazen meme ameliyatları sonrası memenin bazı bölgelerinde tamamen
ameliyata ve dikişlere bağlı sertleşmeler olabilir. Bu da endişeye sebep olabilir.
Meme küçültme ameliyatı sonrası emzirebilir miyim?
Genelde tüm küçültme ameliyatları sonrası hamile kalındığında emzirmeye yetecek kadar
meme dokusu meme ucu ile ilişkili olarak bırakılır. Sadece çok büyük memeleri küçültmekte
kullanılan bir yöntemde meme ucu ile meme dokusunun ilişkisi tamamen kesilir ve emzirmek
mümkün olmaz.
Meme ucunda his kaybı olur mu?
Ameliyattan hemen sonraki dönemde meme ucunda his kaybı normaldir. Ancak bunun kalıcı
olmaması gerekir. Bazı yöntemler his kaybını engellemek için daha çok tercih edilir. Bu
konuda detaylı bilgiyi doktorunuzdan alabilirsiniz.
Ameliyat sonrası iyileşme dönemi nasıl geçer?
Genellikle doktorunuz ameliyat gecesini hastanede geçirmenizi isteyecektir. Böylece kontrol
altında olacak, ameliyat ve anesteziden kaynaklanabilecek ağrı, bulantı, kusma gibi şikâyetleriniz daha rahat kontrol edilebilecektir. Çoğu doktor meme küçültme ameliyatı sonrası ameliyat alanına dren koymayı tercih eder. Dren genelde 24–48 saat içinde çekilir. Bu işlem sırasında hafif ağrı duysanız bile dayanılmayacak derecede değildir. Drenler çekildikten 24 saat
sonra da banyo yapabilirsiniz. Ameliyatın ertesi günü eve çıkabilir, 5–6 gün içinde de işinize
dönebilirsiniz. 7–14. günler arasında dikişleriniz alınabilecek derecede iyileşmişsinizdir. Bazen
de kendiliğinden eriyen dikişler kullanılır ki bu durumda dikiş aldırmak gerekmez. Doktorunuz
ameliyat sonrası dönemde özel bir sutyen kullanmanızı isteyecektir. Bu sutyenle iyileşme
döneminde memenin daha güzel bir şekil alması sağlanır. İlk bir ay devamlı, sonraki iki ay da
gündüzleri bu sutyeni kullanmanız gereklidir. Ameliyattan yaklaşık 3–4 hafta sonra spor yapabilecek düzeye gelirsiniz.
Bu ameliyat sonrası görülebilecek istenmeyen durumlar nelerdir?
Ameliyat alanında kanama ve serum birikmesi görülebilir. Bu nedenle dokuların iyileşmesi
gecikebilir, pansumanlarınız uzayabilir. Her ameliyat sonrası olduğu gibi enfeksiyon görülebilir. Ciltte iyileşme problemleri olursa pansumanlar uzayabilir. Memelerde ve meme ucunda
asimetri olabilir.
KARIN GERME (ABDOMİNOPLASTİ)
Karın germe ameliyatı karın bölgesindeki sarkmış, fazla yağ ve derinin alındığı, karın duvarı
kaslarının ve derinin gerdirildiği bir vücut şekillendirme ameliyatıdır. Düz ve gergin bir karna
sahip olmak istiyorsanız bu ameliyat size yardımcı olabilir.
Hamilelik sonrası dönemde veya kilo verdikten sonra karın bölgesinde sarkma ve gevşeme
olan hastalar karın germe ameliyatı için uygun adaylardır. Karında sarkık fazla bir doku olması
estetik açıdan kişiye rahatsızlık verebilir, kıyafet seçimini engelleyebilir. Ayrıca bu sarkmış
dokular fonksiyonel olarak da vücudun ağırlık merkezini bozar. Bu da bel ve sırt ağrılarına
neden olabilir. Ayrıca karın bölgesindeki sarkma ve katlantılar özellikle sıcak havalarda hijyenik problemler ortaya çıkarabilir. Karın germe ameliyatı kilo vermek amaçlı yapılmaz. Aşırı
kilosu bulunanlar ancak yeterli kiloyu verdikten sonra ameliyatı düşünmelidirler.
Karın germe ameliyatında kullanılan kesi sezaryen ameliyatının izine benzer. Aynı bölgededir,
ancak daha uzundur. İz, iç çamaşırı ve bikininin altında kalacak şekilde planlanır, böylece dışarıdan görülmez. Karındaki sarkıklık fazla ise iz daha uzun, sarkıklık az ise iz daha kısadır. Bu
ameliyat sırasında ayrıca zamanla gevşeyen karın kasları da sıkılaştırılır. Böylece karın bölgesi
daha da şekillendirilmiş olur. Göbek deliğine yeniden şekil verilerek genç bir görünüm alması
sağlanır. Karnının sadece alt bölgesinde sarkıklık olanlar daha küçük bir iz ile mini abdominoplasti denen ameliyatı da tercih edebilirler.
Ameliyat sonrası 2-3 hafta içerisinde hasta ilk sonuçları görmeye başlar. Ancak kesin sonuçlar
için en az 2-3 ay beklemek gerekir. Bu süre içerisinde yapılan işleme bağlı şişlik giderek kaybolur ve ameliyatın etkisi ortaya çıkar. Vücudun formunu alması için bir süre özel bir korse
giymeniz uygundur. Kesi izlerinin incelmesi ve son halini alması bir yılı bulabilir.
SIK SORULAN SORULAR:
Karın derisi neden sarkar?
Vücudun tüm bölgelerinde olduğu gibi karın bölgesinde de cilt zamanın ve yer çekiminin etkilerine karşı koyamaz. Buna, cildin elastikiyetini belirleyen genetik özellikler, kişinin beslenme
alışkanlıkları, sigara içmesi de katkıda bulunan sebeplerdir. Karın bölgesinde tüm bu sebeplere ilave olarak iki faktör daha söz konusudur. Aşırı kilo alma durumunda en çok yağ depolanan ve en çok gerilen bölge karındır. Aşırı kilo kaybında da karın bölgesinin gerilen cildi gevşeyeceğinden kendini toparlayamayabilir Hamilelik sonrası da benzer sebeplerden karın
cildinin toparlaması zor olabilir.
Kimler karın germe ameliyatından fayda görürler?
Karın bölgesi istediği kadar düz ve diri olmayan, aynaya baktığında bu görüntüden rahatsız
olan herkes karın germe ameliyatı için adaydır. Ancak tıpkı meme küçültme ameliyatında
olduğu gibi, bu ameliyat sonucunda da bazı fiziksel yakınmalar düzelebilir. Karın bölgesindeki
yağlanma bazı durumlarda o kadar fazla olabilir ki vücudun ağırlık merkezi değişebilir. Buna
bağlı olarak kasların orantısız ve fazla çalışmasından şiddetli bel ve sırt ağrıları ortaya çıkabilir.
Karın bölgesinde cilt katlantıları oluşabilir. Bu bölgeler özellikle sıcak havalarda hijyenik problemler ortaya çıkarabilirler.
Karın germe ameliyatı mı liposuction mı daha yararlı?
İkisinin de uygulama alanları farklıdır. Liposuction yöntemiyle karın dahil vücudun herhangi bir
bölgesindeki yağlı dokuyu inceltmek ve şekillendirmek mümkündür. Ancak karın bölgesi
cildinde de fazlalık varsa bu fazlığı ancak karın germe ameliyatıyla gidermek mümkündür.
Bazı hastalarda iki yöntem birlikte de kullanılabilir. Sizin için hangi yöntemin iyi olduğuna doktorunuz karar verecektir.
Ameliyat sonunda iyileşme dönemi nasıl geçer?
Ameliyat sonrası bir süre özel bir korse takmanız gerekir ki bu sayede ameliyat izleriniz sorunsuz iyileşirken siz daha rahat hareket edebilirsiniz. Drenler genelde 24–48 saatin sonunda
çekilir. Drenler çekildikten bir gün sonra da duş yapabilirsiniz. Ameliyata bağlı olarak karın
duvarında geçici bir his azalması olacaktır. Tüm kesiler için genelde kendiliğinden eriyen
dikişler kullanıldığından bu dikişlerin alınması gerekmez. Ameliyat alanında morarmalar
olması normaldir. Eğer aynı anda liposuction da yapıldıysa bu morarmalar biraz daha fazla
olabilir. Tamamı 3 hafta içinde geçer. Yaklaşık 7-10 gün sonunda masa başında işinize dönebilecek duruma gelirsiniz. Ameliyat sonrası 3-4 hafta içinde yürüme, bisiklet gibi sporları yapabilirsiniz.
Ameliyata bağlı gerçekleşebilecek istenmeyen durumlar nelerdir?
Ameliyat alanında kanama, serum birikmesi ve enfeksiyon oluşabilir. Tüm bunlar iyileşmeyi
geciktirici nedenler olabilir. Karın derisi aşırı yağlı, kilolu insanlarda serum birikmesine bağlı
iyileşme problemleri daha sık görülmektedir. Dikiş alanlarında iyileşme problemleri olursa,
pansuman süresi uzar, nadiren ikinci bir ameliyata ihtiyaç doğabilir.
BACAK ve POPO GERME
Vücut şekillendirme ameliyatları oldukça çeşitlidir ve hastanın ihtiyacına göre bir veya birkaç
yöntem birleştirilerek uygulanır. Sizin için en yararlı yönteme, sizi muayene ettikten sonra doktorunuz karar verecektir. Genel olarak liposuction yöntemiyle fazla yağlardan kurtulmak mümkündür. Ama ciltte fazlalıklar varsa uyluk iç kısmı, uyluk yan kısımları, karın cildi ve kalçalar
birlikte veya ayrı ayrı gerdirilebilirler.
Bacak ve popo germe ameliyatları için ideal adaylar rejim sonrası ciddi kilo kaybeden, bacak
ve basen bölgesinde yaygın deformasyon ve deri sarkmasına uğrayan hastalardır. Eğer
sadece yağlanmaya bağlı bir deformasyon varsa çoğunlukla tercih edilecek yöntem liposuction olacaktır. Bir diğer hasta grubu da önceden liposuction ameliyatı olmuş ancak cildi yeteri
kadar elastik olmadığı için sonrasında deformasyon gelişmiş hastalardır. Uyluk ve kalça
germe ameliyatına ihtiyaç duyan hastaların büyük kısmı aynı zamanda karın germe için de
adaydır. Bu ameliyatlar aynı seansta tüm vücut şekillendirme şeklinde veya iki ayrı seansta
yapılabilir.
Vücut şekillendirme ve germe ameliyatlarında hastalar için en önemli konu ameliyat izidir.
Kalça germe ameliyatında iz popoda leğen kemiği boyunca ilerleyen ve iç çamaşırı altında
kalacak şekildedir. Eğer bacağın iç kısmından da cilt gerdirilecekse kesi kasıklardan bacak
içine doğru da uzatılır. Yapılan işlemin kalıcı olması için deri altında çeşitli alanlara tespit dikişleri konur. Gerdirilen derinin fazla olan kısmı çıkartılır ve cilt en az iz kalacak şekilde. Elde
edilen formun korunması için özel bir korse kullanılır.
Ameliyat sonrası yapılan işleme bağlı bir miktar ağrı hissedilmesi normaldir. Bu süreci en iyi
şekilde geçirmeniz için 1-2 gün hastanede kalarak daha iyi yardım almanız sağlanır. 2-3 haftalık dönem sonunda şişlikler ve morluklar büyük oranda geçer ve ilk sonuçlar alınır. Korse
uygulaması 4-6 hafta sonra sonlandırılır. Kesin sonuçlar için 3-4 ay beklemek gerekebilir.
SIK SORULAN SORULAR:
Ameliyatlar sonucu karşılaşılabilecek istenmeyen durumlar nelerdir?
Ameliyat alanında kan ve serum birikimi hem pansumanların uzamasına neden olabilir, hem
de iyileşme üzerine olumsuz etki edebilir. Enfeksiyon gelişmesi de görülebilir. Plastik cerrahların ve hastaların tüm vücut şekillendirme ameliyatlarına çok sıcak bakmama nedenleri
genelde karın ve kalçayı çepeçevre dönen izlerdir. Uygun teknik uygulandığında bu izler
kabul edilebilir sınırlarda kalmaktadır. Bir de uyluk içi kısmını gerdirirken genital bölgede şekil
bozukluğu oluşturmayacak şekilde planlama yapılmalıdır.
KOL GERME (BRAKİPLASTİ)
Kollarda sarkma derinin elastikiyet kaybı ve ilerleyen yaşa bağlı oluşabileceği gibi aşırı kilo
verme sonucunda da oluşabilir. Derisi sıkı olan, elastikiyetini kaybetmemiş kolu inceltmek için
liposuction ameliyatı uygun bir yöntem olabilir. Ancak deride sarkma olduğu durumlarda bu
fazla deri çıkarılmadıkça etkili bir sonuç alınamaz. Sarkık deri ve yağlı dokunun alınması işlemi
de kol germe ameliyatıdır.
Kol germe ameliyatı iki şekilde yapılabilir. Eğer kolda hafif derecede sarkıklık var ise, koltuk
altına enine yapılmış bir kesi ile fazlalıklardan kurtulmak ve deriyi gerdirmek mümkündür.
Ancak çoğu hasta ameliyat olurken sarkıklık daha belirgindir. Bu durumda koltuk altı kesisine
ilave olarak kolun iç kısmından aşağıya dirseğe doğru da bir kesi yapmak gerekir. Bu kesinin
uzunluğu sarkıklık derecesi ve çıkarılması planlanan derinin miktarına göre değişir. Gerekli
gerdirme sağlandıktan sonra fazla deriler çıkarılır ve yaralar uygun şekilde dikilir. Kola şekil
vermesi için özel bir korse uygulanır.
Ameliyat sonrası işleme bağlı şişlik ve morluklar 3-4 hafta içinde geçer ve ilk sonuçlar alınır.
1-2 ay içinde kolunuzu rahat hareket ettirir duruma gelebilirsiniz. Kesin sonuçların alınması 3-6
ay içindedir. Cilt kesisinin tam olarak iyileşmesi ise 1 yılı bulabilir.
SIK SORULAN SORULAR:
Kollarımın ve koltukaltımın ileri yaşlarda sarkmaması için ne yapmalıyım?
Öncelikle düzenli spor yapmalısınız. Spor alışkanlığı hem vücudunuzu diri tutar, hem de sizi
aşırı kilo almaktan korur. Genelde koltuk altı ve kollarında aşırı sarkması olan hastalar rejim
sonrası epey kilo kaybedenlerdir. Bu bölgelerdeki yağlar incelir ama cilt bu duruma uyum sağlayamaz ve sarkıklıklar oluşur.
Peki, sarkıklıklar oluştuktan sonra ne yapılabilir?
Sizi rahatsız eden şeyin bu bölgelerdeki cilt fazlalıkları mı, yağlanma mı, yoksa her ikisi birden
mi olduğuna karar vermek gerekir. Bu kararı siz de verebilirsiniz ama en sağlıklı değerlendirmeyi bir plastik cerrah yapacaktır. Fazla yağları sadece liposuction yöntemiyle gidermek de
mümkündür, ama bu yöntem bazen kol germe ameliyatına yardımcı olarak da kullanılabilir.
Bu ameliyata bağlı istenmeyen ne gibi durumlar oluşabilir?
Ameliyat alanında kanama, serum birikmesi enfeksiyon gibi iyileşmeyi etkileyebilecek durumlar dışında bu ameliyat özgü olarak, yapılan kesilerin iyi planlanamamasına bağlı olarak koltuk
altında bant oluşumu gibi durumlar görülebilir.
LIPOSUCTION
Aşırı kilolu olmamanıza rağmen veya yaptığınız tüm rejime rağmen bazı bölgelerdeki yağlardan kurtulamıyorsanız liposuction ameliyatı sizin için uygun olabilir. Bu ameliyat bölgesel
fazlalıkları olan hastalar için idealdir. Liposuction ile vücudunuzun tüm bölgelerinin uyumunu
sağlayabilir kıyafetlerle saklamaya çalıştığınız fazlalıklardan kurtulabilirsiniz. Bu kişinin vücut
imajının güçlenmesini ve özgüveninin artmasını sağlayabilir.
Liposuction vücutta yağ tabakası kalınlaşması bulunan tüm alanlara uygulanabilir. Ancak
pratikte bel, kalça, uyluk ve diz içleri en sık uygulama alanlarıdır. Yine yanaklar, boyun, kollar,
göğüsler ve bölgesel yağ depolanması olan hemen her alan da uygulama alanına girer. Unutulmaması gereken en önemli nokta liposuction bir kilo verme yöntemi değildir ve zayıflamak
amacıyla uygulanmamalıdır.
Yağ alınacak alana işleme başlamadan önce belirli bir miktarda özel bir serum verilir. Bu
serum, hem o bölgede uyuşmayı sağlar, hem de hastanın kan kaybetmeden, güvenli bir şekilde ameliyat edilmesine yardımcı olur. Uygulama alanının çevresindeki 2–3 noktadan küçük
delikler açılır. Tüm ameliyat bu delikler vasıtasıyla gerçekleştirilir. Açılan deliklerden ince liposuction kanülleri yağ dokusu içine ilerletilir. Kanüllerin diğer ucu vakum oluşturan bir sisteme
bağlıdır. Bu vakum sayesinde operasyon alanındaki yağ dokusundan gerektiği kadarı emilir.
Yağ alımını kolaylaştırmak için laser veya ultrasound enerjisinden yararlanan cihazlar da kullanılmaktadır. İşlem sonunda özel bir korse giydirilir.
Liposuction ameliyatından sonra ağrı oldukça az hissedilir. İlk 2-3 hafta içinde ameliyata bağlı
şişlik ve morluklar geçer ve erken sonuçlar alınır. Kesin sonuçların alınması 3-6 ay kadar sürebilir.
SIK SORULAN SORULAR:
Liposuction dışında, etrafımdan, “lipoaspiration, liposhaving, liposculpturing, liposhifing”
gibi birçok yöntem adı duyuyorum. Bunlar nedir?
Tüm bahsedilen işlemlerin temeli liposuctiondır. İşlem sırasında makine veya enjektörle
vakum yaratılması, farklı büyüklükte kanül kullanılması veya alınan yağların tekrar vücudun
belli bölgelerine geri verilmesi esaslarına göre çok farklı isimlerle adlandırılmaktadır. Bir başka
deyişle aynı yöntemin farklı isimlerde pazarlanmasıdır.
Liposuction ile selülit tedavisi mümkün müdür?
Evet, bu yöntem sırasında selülitleri de parçalayacak özel kanüllerle selülit tedavisi de mümkündür.
Çok uğraşmama rağmen kilo veremiyorum, liposuction yaptırarak kilolarımdan kurtulabilir
miyim?
Hiç tavsiye etmem. Öncelikle bilinmesi gereken liposuction bir zayıflama yöntemi değildir.
Sadece vücutta istenmeyen alanlardaki yağlanmalardan kurtulmanızı sağlayacak bir şekillendirme ameliyatıdır. Zaten vücut ölçülerinize ve kilonuza göre güvenli sınırlarda alınabilecek
yağ miktarı belirlidir ve bu miktar aşılmamalıdır. Dolayısıyla bir plastik cerraha kilo vermek için
değil, kilo verdikten sonra vücudunuzda oluşan deformiteleri düzeltmek için başvurmanızı
öneririm.
Liposuction ameliyatı başka ameliyatlarla birlikte yapılabilir mi?
Sıklıkla diğer vücut şekillendirme ameliyatlarıyla kombine edilir. Meme küçültme, karın germe,
bacak germe gibi ameliyatların bir parçası olarak da bu yönteme sıklıkla başvurulur.
Ameliyat sonrası dönem nasıl geçer?
Ameliyat sırasında vücuda verilen serum ve cerrahi işlem nedeniyle bir süre vücudunuzu
şişmiş hissedersiniz, hatta ilk günler tartıda kilo almış olduğunuzu bile görebilirsiniz. Ayrıca
ameliyat yerinde morarmalar da normaldir. Tamamı 3 hafta içinde geçecektir. Yine işlemin
özelliğine bağlı olarak ameliyat alanlarında geçici bir uyuşukluk olur. Tamamen düzelmesi
birkaç ayı bulabilir. Ameliyattan 48 saat sonra korsenizi çıkarıp duş yapabilirsiniz. Eğer nispeten küçük bir alanda yağ emme işlemi yapılmışsa ertesi gün işe dönebilirsiniz. Geniş alanlarda
ise işe dönüş 5–7 günü bulabilir. Korsenizi ise 6-8 hafta sonunda çıkarabilirsiniz.
Ameliyata bağlı istenmeyen ne gibi durumlar ortaya çıkabilir?
Liposuction, iyi eğitim almış ellerde genelde son derece etkili ve zararsız bir yöntemdir. Her
ameliyatta görülebilecek kanama ve enfeksiyon gibi durumlar görülebilir, ama son derece
nadirdir. Eskiden, ameliyat alanının sıvı ile şişirilmesi tekniği geliştirilmeden önce kan pıhtılarının ve yağ parçacıklarının akciğerlerde tıkanıklık yapması gibi ciddi komplikasyonlar görülebiliyordu. Ancak yeni tekniklerle bu komplikasyonlar son derece nadirdir. İşlem sırasında yağ
dokusunun altındaki dokulara zarar verilmemelidir.
Ameliyat sonrası vücudumda düzensizlikler oluştu, tekrar deformasyon oldu. Bu neden
kaynaklanıyor?
Ameliyat düşünen hastaların da en çok merak ettiği sorulardan birisi budur. İki sebebi olabilir.
Eğer ameliyattan sonraki birkaç haftalık erken dönem içinde bu durum ortaya çıkmışsa, ameliyat sırasında bazı bölgelerden çok bazı bölgelerden az yağ alınmasına bağlı gelişen düzensizliklerdir. Bu durum küçük müdahalelerle giderilebilir. Eğer ameliyattan aylar ve yıllar sonra
böyle bir şikâyet ortaya çıkmışsa bu muhtemelen hastanın ameliyat sonrası dönemde ciddi
miktarda kilo alımına bağlıdır. Bazen hastalar, “yağlarımı aldırdım, nasıl olsa bir şey olmaz”
diye düşünerek yeme alışkanlıklarını değiştirmektedir. Bu durumda liposuction yapılan alanda
fazla bir yağlanma görülmez, ama bu alanın çevresi yağlanır ve deformasyonlara sebebiyet
verir.
Laser lipoliz nedir?
Yağları eritme amaçlı laser enerjisinin kullanılmasıdır. Burada da vücuda küçük delikler açarak
liposuction işleminde olduğu gibi derinin altına kanüller yerleştirilir. Bu kanüllerden iletilen
laser enerjisi yağların erimesine sebep olur. Eğer uygulama alanı genişse liposuctiondaki gibi
vakumlu bir cihaz yardımıyla eritilen yağlar vücudun dışına alınır. Eğer alan küçükse yağlar
vücutta bırakılır ve kendiliğinden iyileşmesi beklenir. Yani laser lipoliz zannedildiğinin aksine
cerrahi bir işlemdir.
OBEZİTE AMELİYATLARI SONRASI PLASTİK CERRAHİ
Obezite, yani aşırı kilolu olma durumu 1980’lerden sonra giderek artan bir sorun olarak
günlük hayata girdi. 21. yüzyılda artık obezite denince aynı bir kalp hastalığı veya şeker hastalığı gibi tedavi edilmesi gereken bir durum anlaşılıyor. Obezite cerrahisi de son yirmi yılda
giderek gelişti. Artık kalp damarlarında tıkanıklık olan bir kişi nasıl kalp damarlarına yönelik
by-pass ameliyatı olabiliyorsa aşırı kilolu olan bir kişi de benzer şekilde mide barsak sistemine
yönelik by-pass ameliyatı olabiliyor.
Ameliyatlı veya ameliyatsız kilo veren hastaların sağlık durumları öncesine göre çok daha iyi
oluyor. Öyle ki bu hastalar aşırı kilolu dönemlerine ait taşıdıkları tek iz kilo verdikten sonra
ortaya çıkan vücut deformasyonları olabilir. Tabii plastik cerrahi ameliyatlarla bu deformasyonların izini silmek de büyük oranda mümkün olabiliyor. Son yıllarda plastik cerrahinin en çok
gelişme gösterdiği alanlardan birisi de aşırı kilo vermiş hastalara yönelik vücut şekillendirme
ameliyatları. Biz plastik cerrahlar doğum sonrası veya kısmen kilo verme sonrası ortaya çıkan
deformasyonları gidermeye alışkındık, ama şimdi ortaya çıkan durumda 60, 80 hatta 100 kg.
verdikten sonra vücudu ileri derecede deformasyona uğramış hastalarla ilgilenmek gerekiyor. Bu hastaların sağlıklarını tehlikeye atmadan mümkün olan en iyi sonucu almak ayrı bir
uzmanlaşma gerektirir oldu.
Aşırı kilo vermiş hastalar hele ki yaşları da biraz ilerlemişse vücutlarının hemen heryerinden
şikayetçi olabilirler. Karın, popo, göğüs, sırt, bacaklar, kollar ve yüz hep birlikte etkilenmiş
olabilir. Bu durumda yapılacak işleme hasta ile karar vermek gerekir. Tüm bu ameliyatlar tek
bir seferde yapılamaz, çünkü çok uzun süren ameliyatların sonunda hasta için riskli durumlar
söz konusu olabilir. Hastanın öncelikli olarak hangi bölgelerden şikayetçi olduğunu belirlemek gerekir. Karın ve meme, özellikle kadınlardaki şikayet edilen noktaların başında geliyor.
Meme ve karna yönelik dikleştirme ve germe işlemi aynı seansta yapılabilir, ama burada
benim dikkat ettiğim bir nokta daha var. Çoğu hastanın sadece karnını germek yeterli olmaz.
Gevşek doku arkaya bele doğru devam eder ve popoda da boşalma ve sarkıklığa sebep olur.
Bu durumda sadece karın germe işlemi yerine 360 derece tüm karın ve bel bölgesini içeren,
popoyu da geren tüm vücut germe ameliyatı daha uygun olacaktır. Tüm vücut germe tek
başına 6-7 saat sürebilecek bir işlem olduğu için bu ameliyatı başka ameliyatlarla kombine
yapmayı önermiyorum. Daha sonra memelere yönelik dikleştirme işlemi planlanmalıdır. Bu
işlemle birlikte en iyi kombinasyon, eğer hastanın şikayeti varsa, kol germedir. Bu sayede
gövdenin üst kısmı ile kollar estetik olarak şekillendirilmiş olur.
Bacaklar çoğu zaman tek başına ele alınmasında fayda olan alanlardır. Burada dikkat edilecek
en önemli nokta hastanın ideal kilosunda veya biraz üzerinde olmasıdır. Eğer bacaklar fazla
yağlı ise hem estetik sonucu çok iyi olmayacaktır, hem de iyileşme döneminde komplikasyon
riski nispeten fazla olacaktır. Yüz, eğer hastanın yaşı gençse genelde kilo vermeden en az
etkilenen yerdir. Genelde tüm işlemlerin en sonuna bırakılabilir ve çaresi standart bir yüz
germe ameliyatıdır.
Vücut germe ameliyatlarının hepsinde orantılı ve harmonik bir vücut şeklinin deride bir iz
karşılığında elde edildiği akıldan çıkarılmamalıdır. Genel kural olarak, çıkarılması gereken deri
ne kadar fazla ise bırakılması gereken iz de o oranda fazla olacaktır. Uzun süren ve birkaç
seanstan oluşan bu tür ameliyatlarda hasta memnuniyeti herşeye rağmen yüksektir. Derideki
iz ise kilolu geçirilen yılların izini silmede kullanıldığından kolay kabul görmektedir.
6- Hasta Geri Bildirimleri
Sevgili Ahmet,
İyiki seni tanımışım. Senelerce büyük ve formu bozuk olan göğüslerimle yaşadım. Giydiğim
hiçbir şey beni mutlu etmiyor ya da güzel göstermiyordu. Resim çekilirken eşimin arkasına
saklanıyordum göğüslerimin görüntüsü yüzünden. Ve bir gün sevgili arkadaşım Yunus Y.
Senden söz etti ve bütün cesaretimle seninle tanışmaya geldim. Çok güzel bir ameliyat geçirdim. Bu kadar acısız ve başarılı olacağını bilseydim on sene beklemezdim. İyi ki seni tanımışım
Ahmet’ciğim. Şu an çok mutluyum. Omuz ve sırt ağrılarım da yok ve göğüslerim çok güzel
görünüyor ve resim çekilirken eşimin önünde durabiliyorum. İkinci olarak yüzüme yaptığın
dolgu ve botokslar da süper. Ben çok mutluyum, çok çok ve çok teşekkürler.
N.T.Ş.
Sevgili Ahmet,
Sana ikinci gelişim. İlkinde göz kapaklarımdaki fazlalıkları aldırdım. Elinin hafif oluşu ayrıca
güzel tarafın. Bu sefer de botoks yaptın bana, hiçbir şey hissetmedim.
İyi ki varsın. Elerine sağlık.
T.F.
Sevgili Doktorum,
Sizi ilk gördüğümde sağduyum beni size güvenmem konusunda yönlendirdi. Bugün, koluma
yaptığınız operasyonun sonucu da beni haklı çıkardı. Aslında farkında olmadan takıntı haline
getirdiğim kusurdan beni kurtardığınız için teşekkürler. Ellerinize sağlık.
Dt.Y.K.
Sevgili Hocam,
Uzun süredir yapmayı planladığım burun ameliyatım için bir aile dostu vesilesiyle sizi tanımaktan onur duydum. Nefes alabilmek çok güzel bir duygu, bunu bana yaşattığınız için teşekkür
ediyorum. Saygılarımla,
H.S.
Değerli Doktorum,
İyi ki varsınız. Hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını sizi tanıyınca anladım. Sizinle konuşmak
inanın gerçek bir terapi gibi. İnsanın kendini mutlu hissetmesi, hayata daha farklı ve özgüvenle bakması için bizlere yaklaşımınız ve değerli bilgilerinizi paylaşımlarınız çok çok önemli.
Hayatımızda hep varolmanızı diliyor, yaptığınız ve yapacağınız herşey için çok teşekkür ediyorum.
N.S.
Sevgili Doktorcuğum,
Sağladığınız güven duygusu ve rahatlık için içten teşekkürler. Ailenizden biri gibi hissettirmeniz çok güzel. Sizi hayatımıza sokan tesadüflere şükran duyuyorum. İyi ki varsınız.
S.Ş.
Sevgili Ahmet Bey,
Ben de sizinle tanışmış olmak ve “ailemizin doktoru” olmanızdan dolayı şansli olan gruptanım.
Sayenizde kendimin en iyisi oldum. Moralim, hayatım da bana katıldı.
Yardımlarınız, ustalığınız, bilgi paylaşımınız, hastanızın her zaman yanında olmanız, desteğiniz,
yeteneğiniz, bilginiz için sonsuz teşekkürler…
Başarılarınızın devamı ve önümüzdeki 40 yıl boyunca yine “ailemizin doktoru” olmanız dileklerimle. Sevgiler,
Dr.İ.T.
Ahmet Bey,
Uzun arayışlar sonunda seni tanımak… İnsanlara verdiğin sıcaklığı, güveni ve herkeste olmayan insanlığı en doğal haliyle yansıttığın için bugün buradayım.
Bir kere konuşmak senin hakkında karar vermeye yetiyor. Açıklayıcı, yalın doğallığın her doktorda bulunmayan en belirgin özelliklerinden.
Seni tanıdığım için gerçekten şanslıyım. Hep Varol, kaybolma biryerlere tamam mı? Güzel
kalpli insan
D.
Sevgili Hocam,
Bir hastanın doktorunda bulmak istediği en önemli duygu olan güveni tam olarak verdiğiniz
için size çok minnettarım.
Sizinle tanışmış ve hastanız olmaktan dolayı çok şanslıyım.
İlk gün konuşmalarımızı hatırlıyorum ve beni ne kadar iyi anlamışsınız.
Bugün hocamla ameliyatımın birinci yılını kutladık. Tüm samimiyetiniz ve emeğiniz için teşekkürler hocam. Sevgiler,
S.
Ahmet Bey,
İlk geldiğimde ne kadar çekindiğimi, korktuğumu çok net hatırlıyorum. Ama o kadar çok
güven verdinizki, diğer gelişlerimin adeta bir arkadaş ziyaretine gider gibi olması beni çok
şaşırtıyor.
CV’niz ve referanslarınız hastalarınızı çok rahatlatıyor ancak hastalarınıza yaklaşımınız sizi
diğer tüm başarılı doktorlardan bir adım öne çıkarıyor.
Başarılarınızın devamını diliyorum. Sevgilerimle,
S.A.
Sevgili Doktorumuz,
Herşeyden önce sizi tanımış olmak bizim için en büyük kazanç oldu. Umarım bu güzel dostluğumuz her zaman bu şekilde devam eder. Geçirdiğimiz tüm operasyonlarımızdan çok
memnun kaldık; yine geleceğiz. Sizin sayenizde rahatsız olduğumuz her görüntüden kurtulduk. Yaklaşımınız ve pozitifliğinizle bize hep destek oldunuz. Herşey için çok teşekkürler.
Çocuklarınız ve ailenizle hep mutlu, sağlıklı bir yaşam dileriz.
K.G.Ç.
İNDEKS:
Abdominoplasti
Kapsül kontraktürü
Meme küçültme
Alexandrite laser
Karbondioksit laser
Meme küçültme ameliyatı
Alın germe
Karın geme ameliyatı
Meme sarkması
Alın kırışıklığı
Kaş düşmesi
Migren tedavisi
Anatomik protez
Kaş kaldırma
Nasolabial oluk
Bacak germe
Kaz ayağı çizgileri
NdYAG laser
Bel ağrısı
Kepçe kulak ameliyatı
Otoplasti
Blefaroplasti
Kılcal damar tedavisi
Popo germe
Botulinum toksini
Kırışıklık tedavisi
Rinoplasti
Boyun germe
Kol germe
Septoplasti
Brakioplasti
Kulak deformitesi
serum protez
Burun estetiği
Laser
Sırt ağrısı
Burun tamponu
Laser lipoliz
Silikon enjeksiyonu
Cilt rejuvenasyonu
Leke tedavisi
Silikon meme protezi
Damla protez
Lipoaspiration
Sivilce izi tedavisi
Deviyasyon
Liposculpturing
Terleme tedavisi
Dudak dolgusu
Liposhaving
Varis tedavisi
Fraksiyonel laser
Liposhifing
Vücut şekillendirme
Göz çevresi operasyonları
Liposuction
Yağ embolisi
Göz kapağı düşüklüğü
Mastopeksi
Yara izi tedavisi
Göz kapağı estetiği
Meme büyütme ameliyatı
Yuvarlak protez
Göz kuruluğu
Meme dikleştirme
Yüz gençleştirme
Hyalüronik asit
Meme kanseri
Yüz germe
Kalça germe
%30
indirim
için tıklayın!
Polat Tower Residence
Ofis kat No: 447 Fulya, İstanbul
Tel: 0212 266 73 00
Faks: 0212 266 73 00
[email protected]
www.plastik-cerrahi.com
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
2
File Size
3 495 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content