close

Enter

Log in using OpenID

ABD Senatosu`ndan tarihî basın özgürlüğü mektubu

embedDownload
Ahmet Altan ve Yasemin Çongar, darbeyi
haber yapmaktan ‘şüpheli’ oldular 103
YASEMIN ÇONGAR
AHMET ALTAN
Romanya, Ömer Tetik
yönetimindeki Banca
Transilvania’nın
başarısını
konuşuyor 105
23-29 MART 2015 SAYI 695 WWW.ZAMAN.RO 2 LEI
100 SENATÖRDEN 74’Ü IMZALADI
‘TÜRK- ROMEN KÜLTÜR
GALASI’ HEYECANI BAŞLADI
1
Bilimsel başarılarının yanı sıra kültürel aktiviteleri ile de dikkat çeken Lumina Eğitim Kurumları’nın her
sene büyük ilgi gören Türk-Romen Kültür Galası için geriye sayım başladı. Büyük ilgi görmesi nedeniyle bu sene 2 ve
3 Nisan tarihleri arasında iki gün düzenlenecek Gala, Sala Palatului’de gerçekleştirilecek. Romanya Eğitim Bakanlığı ve
UNESCO’nun partnerleri arasında yer
aldığı Gala için 300 civarında öğrenci yaklaşık 7 aydır hazırlık yapıyor. 1 02
AVRUPA BİRLİĞİ 07
Oğlu ile ilgili ‘hediye saat’ iddiası İtalyan Bakanı istifa ettirdi
BALKANLAR 08
ABD Senatosu’ndan tarihî
basın özgürlüğü mektubu
Türkiye’de medyaya baskı ve gazetecilere tutuklama gündemden
düşmüyor. 74 ABD’li senatör,
Dışişleri Bakanı Kerry’ye ortak
imzalı bir mektupla, Türkiye’deki
basını sansürlemeye yönelik
‘kapsamlı’ çabalardan ‘endişeli’ olduklarını bildirdi. ‘İnsan
hakkı ihlallerinin sürmesinden
kaynaklanan derin kaygılarını’
dile getiren senatörler, Türk hükümetiyle temas kurulurken bu
sorunu ele alma çağrısı yaptı.
ALI H. ASLAN - WASHINGTON
ABD’li 74 senatör, Dışişleri Bakanı John Kerry’ye yazdıkları
ortak imzalı mektupta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetini eleştirerek Türkiye’deki insan
hakları ve basın özgürlüğü sorunlarını
Ankara’yla temaslarında ‘güçlü’ şekilde dile getirme çağrısında bulundu.
18 Mart tarihli mektuba ABD Senatosu’ndaki 100 senatörden 74’ünün imza
atması, Türkiye’de demokrasinin kötüye gittiği hususunda Washington’da
1
eşine az rastlanır bir mutabakat olduğunu gösteriyor. Daha önce de 435
üyeli Temsilciler Meclisi’nin 88 üyesi
Bakan Kerry’ye benzer içerikli bir Türkiye mektubu yazmıştı. Demokrat Partili etkili New York Senatörü Chuck
Schumer ile Cumhuriyetçi Mississippi
Senatörü Roger Wicker’ın öncülüğünü
yaptığı girişime destek veren senatörler,
“Bu mektubu Türkiye’de insan hakkı
ihlallerinin sürmesinden kaynaklanan
derin kaygılarımızı ifade etmek için yazıyoruz.” dediler. 1DÜNYA 06
14 ARALIK OPERASYONUNA TEPKİ
Alman çift, Yunanistan’a
‘savaş tazminatı’ ödedi
www.zaman.ro
Senato mektubunda geçtiğimiz aylarda Zaman Genel Yayın Müdürü Ekrem
Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu
Başkanı Hidayet Karaca’nın gözaltına
alınmalarıyla Ankara’daki hükümetin
‘uluslararası çapta dikkatleri üzerine çektiği’ belirtilerek şöyle denildi: “Bu medya
mensupları 14 Aralık’ta tartışmalı suçlamalarla gözaltına alındı ve tutuklandı.
Sayın Dumanlı serbest bırakıldı ancak
maalesef Sayın Hidayet Karaca’nın tutukluluğu sürüyor.” Dumanlı ve Karaca’nın
‘Erdoğan yönetimini eleştiren büyük haber kuruluşlarını yönettiği’ kaydedildi.
facebook: zamanromania / zamanromanya
1 06
Washington’daki
uzmanlar,
tarihi mektubu
değerlendirdi:
AKP’den ‘hüsran’ı
yansıtıyor
twitter: @ZamanRomanya
02RÖPORTAJ
23-29 MART 2015 ZAMAN
YEDİ AYDIR HAZIRLIK YAPAN 300 ÖĞRENCİ ‘KÜLTÜRLER EL ELE’ DİYECEK
‘TÜRK - ROMEN KÜLTÜR GALASI’ HEYECANI BAŞLADI
“Lumina Eğitim Kurumları
olarak, eğitim sektöründe
20. yılımızı geride bıraktık.
Bu süre içerisinde, halklar
arasında dostluk ve kardeşliğin pekişmesi adına
pek çok faaliyetlerimiz
oldu. Tüm bu gayretlerimizi, ‘Romen - Türk Kültür
Galası’ ile taçlandırdığımızı
düşünüyorum.”
HAYRİ GÜL
Romanya, Nisan başında 13’üncüsü
düzenlenecek Türk - Romen Kültür
Galası’na kilitlendi. Her yıl binlerce kişinin
büyük bir keyifle izlediği Gala’da geriye sayım başladı. Yoğun ilgi nedeniyle bu sene
iki gün düzenlenecek Gala için 300 öğrenci
yaklaşık 7 aydır hummalı bir hazırlık yapıyor.
“Kültürler el ele” sloganı ile gerçekleştirilecek
Gala, Türk-Romen halkları arasında da büyük bir kaynaşmaya vesile oluyor. Bu nedenle
Romen yetkililer tarafından üst düzeyde desteklenen dev etkinlik, büyük bir katılım ve
ilgiye mazhar oluyor. Romanya’da her alanda gösterdiği başarıları ve sosyal etkinlikleri
ile dikkat çeken Lumina Eğitim Kurumları
Organizasyonlardan Sorumlu Genel Müdür
Yardımcısı Salih Katırcı’ya Gala konusunda
merak edilenleri sorduk:
- Lumina Eğitim Kurumları, Romanya’nın eğitim sektöründeki en büyük kültür aktivitesi
olarak değerlendirilen “Romen - Türk Kültür
Galası” programının 13’üncüsünü düzenleyecek. Gala hakkında bilgi verebilir misiniz?
- Lumina Eğitim Kurumları olarak,
Romanya’da eğitim sektöründeki 20. yılımızı geride bıraktık. Bu yirmi yıl içerisinde,
kurumlarımızla, Romen - Türk halkları arasında geçmişi yüzyıllara dayanan dostluk ve
kardeşliğin pekişmesi adına pek çok faaliyetimiz oldu. Tüm bu gayretlerimizi, “Romen
- Türk Kültür Galası” ile taçlandırdığımızı
düşünüyorum. Romen öğrencilerimizin
Türkçeyi ve Türk kültürünü, Türk öğrencilerimizin de Romence ve Romen kültürünü
daha iyi öğrenip, pekiştirmelerini, özgüven
kazanıp, hünerlerini sergilemelerini, amatör olarak başlayıp, profesyonel seviyeye
doğru ilerlemelerini çok önemsiyoruz. Bu
bağlamda, Gala’mızı 2 ve 3 Nisan tarihlerinde Bükreş’te ve 5 Nisan tarihinde
ise Köstence’de yapacağız.
1
’10 BİN İZLEYİCİ BEKLİYORUZ
- Bu yıl program yine Bükreş’in en büyük
gösteri salonu “Sala Palatului” de mi düzenlenecek? Ne kadar seyircinin gelmesini bekliyorsunuz? Kaç ülkeden öğrenciler
görev yapacak?
- Türkçe Olimpiyatları Romanya elemeleri olarak temellerini attığımız ve başlangıçta değişik mekanlarda gerçekleştirdiğimiz Gala programımızı, geçtiğimiz 3 yıl
boyunca Sala Palatului’de yaptık ve her sene
ciddi teveccüh gördü izleyicilerden. Geçen
yıl Köstence ve Bükreş’te gerçekleştirdiğimiz
2 ayrı programı 5500 seyirci izledi. Bundan
aldığımız cesaretle, bu sene, öğrenci ve öğretmenlere özel bir gösteri ekledik programımıza. Devlet okullarının programa katılımı
adına Bükreş Milli Eğitim Müdürlüğü ile bir
protokol imzaladık. Sala Palatului’de, 2 Nisan Perşembe günü saat 11:00’de başlayacak
programa, kendi okullarımızdan gelecek öğrenci ve öğretmenlerle beraber, 4500 katılım
bekliyoruz. 3 Nisan Cuma Akşamı ise, saat
20:00’de başlayacak gösterimize veli, misafir
ve davetlilerimizin yine yoğun ilgi göstereceğini umuyoruz. 5 Nisan Pazar günü saat
16:30’da Köstence Casa de Cultura da
yapacağımız gösteri ile beraber, toplam
seyirci sayısının 10 bin civarı olacağını düşünüyoruz. Genel ağırlık Romen ve Türk
olan 300 civarında öğrencimiz sahne alacak bu programlarda.
‘GALA’DA YİNE GÜZEL SÜRPRİZLER VAR’
- Çok zengin içerikli programda her yıl etkileyici şarkılar, şiirler seslendiriliyor ve folklor
gösterileri düzenleniyor. Bu seneki sürprizler
konusunda biraz bilgi verebilir misiniz?
- İki kültürün yine çok güzel temsil edileceği bir gösteri olacağını söyleyerek, süprizleri Gala programına bırakalım diyorum.
Ama şundan emin olabilirsiniz, öğrenci ve
öğretmenlerimiz, amatör ruhla, heyecanla
dopdolu bir şekilde ciddi hazırlanıyorlar.
- Bu kültür aktivitesi için öğrencileriniz kaç
aydır hazırlık yapıyor?
- Hem kendi öğrencilerimiz, hem de
işbirliği yaptığımız kurumlardan katılan
öğrencilerimiz Ekim ayından başlayarak,
hafta da 1-2 seans olacak şekilde, ders
sonraları çalışıyorlar. Yorucu olduğu kadar, eğlenceli ve zevkli geçen çalışmaların
semeresi verimli olacak inşallah.
- Gala’nın teknik ve diğer altyapı özellikleri ile
ilgili bilgi verebilir misiniz? Kimler sunacak?
- Folklor, şiir, şarkı gibi içeriklerle 10
ayrı bölümden oluşan gösterimizde, 2
Nisan programında Türkçe olimpiyatları,
Romanya elemelerinde dereceye giren öğrencilere ödül verirken, 3 Nisan akşamı ise
ünlü sunucu Andreea Marin’in sunacağı
programda sponsorlarımıza teşekkür plaketi takdim edeceğiz.
- Her yıl üst düzeyde Romen ve Bükreş’teki yabancı misyon şeflerinin de büyük ilgi
gösterdiği bu program hakkında, katılımcıların görüşleri nasıl?
- Geçtiğimiz yıllarda programımıza katılan davetlilerden hep çok güzel geri dönüşümler aldık. İki ülke dostluk ve kardeşliğine
yaptığımız katkıların altını çizenler olduğu
gibi, okullarımızın kültür alanındaki başarısının, akademik başarılarından geri kalmadığını belirtenler oldu. Hep takdir aldı
yaptığımız çalışmalar. Özellikle, çocukları
programda vazife alan velilerimiz, neticeden
hep memnun kaldılar.
“EĞİTİM BAKANLIĞI VE
UNESCO GALA PARTNERLERİMİZ’’
- Bu yıl Gala partnerleriniz fazlaca kalabalık görünüyor. Kimler var Gala’ya
destek veren Romen kurumları arasında?
- Sizin de belirttiğiniz gibi, bu sene
partner olarak programa katkıda bulunan kurumlar bir hayli arttı. Milli Eğitim
Bakanlığı, UNESCO, Bükreş Büyükşehir
Belediyesi, Bükreş Valiliği, Bükreş Milli
Eğitim Müdürlüğü, Romen-Türk Dostluk
Derneği, Bükreş Köy Müzesi, Bükreş Çocuk Sarayı, Köstence Sanat Lisesi, bunlardan bazıları. Yine Bükreş’ten pek çok okul
ile ikili anlaşmalar imzalandı.
- Kültür Galası, her yıl bir slogan altında düzenleniyor. Bu seneki sloganız nedir?
- Bu seneki sloganımız “Kültürler Elele” - “Îmbinarea Culturilor”
- Türk-Romen Kültür Galası bu yıl kaç
kategoride düzenleniyor. Dereceye giren
öğrenciler hangi yarışmaya katılmaya
hak kazanacak?
anizasyonLumina Eğitim Kurumları Org Yardımcısı
dür
Mü
el
lardan Sorumlu Gen
öğrencimizin
Salih Katırcı: “300 civarında ucunda
son
r
kla
ırlı
aylardır yaptığı haz
ce’deki
sahne alacağı Bükreş ve Kösten
liyoruz’.
bek
irci
sey
Gala’larımızda 10 bin
- 21 Şubat 2015 tarihinde yaptığımız
Uluslararası Dil ve Kültür Festivali Romanya seçmelerinde, Ana Dil Şiir, Özel Beceri,
Yabancı Dil Şarkı, Yabancı Dil Şiir, Anadil
Okuma ve Konuşma kategorilerinde başarılı
olan öğrencilere ödülleri, 2 Nisan günü yapılacak olan Gala’da takdim edilecek.
- Gala’da yarışmanın dışında bir de büyük
ilgi gören kermes var. Kermesten de bahsedebilir misiniz?
- Özellikle Romen misafirlerimizin ısrarla istediği kermes için, 3 Nisan günü
18:00 de başlayacak şekilde bir düzenleme
yapıyoruz. Gönüllü ev hanımlarının hazırladığı yemekler, Türk kahvesi, baklava,
mantı, gözleme, şalgam suyu gibi kültürümüze has güzellikler özenle sunulacağı
gibi, Romen kültürüne ait değerler de yine
kermeste yansıtılmaya çalışılacak. Davetlilerimizi gösteriden 2 saat önce başlayacak
kermesimize mutlaka bekliyoruz.
GALA’NIN BİLETLERİ SINIRLI..
- Sadece Romanya’nın dört bir tarafından
değil, aynı zamanda Türkiye ve Avrupa’nın
dört bir tarafından da Gala hayranları
Bükreş’e geliyor her sene. Gala’ya giriş nasıl olacak? Ücretli mi ücretsiz mi olacak?
Biletler nasıl temin edilecek?
- Büyük kısmı davetliler için ayrılmış
olan biletlerimizin sınırlı bir miktarı, Bükreş
Bilgisayar Lisesi, Lumina Üniversitesi ve
Halt Dil Merkezi’nden temin edilebilecek.
Detaylı tüm bilgiler web sitemizden (www.
galaculturala.ro) öğrenilebilir. Yine zengin içeriğiyle facebook hesabımız (https://
www.facebook.com/GalaCulturala) takip
edilebilir. Romanyada yaşayan tüm vatandaşlarımızı “Romen-Türk Kültür Galası”
programımıza davet ediyoruz.
03GÜNDEM
23-29 MART 2015 ZAMAN
BARANSU HUKUKSUZLUĞUNDA İKİNCİ ADIM:
Altan ve Çongar ifadeye çağrıldı
Balyoz darbe planını deşifre ettiği için tutuklanan Mehmet Baransu ile ilgili soruşturma, haberi yayımlayan Taraf’ın
üst düzey yöneticilerine de uzandı. O dönem gazetenin genel yayın müdürü olan Ahmet Altan ile yardımcısı Yasemin Çongar, ifadeye çağrıldı. Dönemin Yazı İşleri Müdürü Yıldıray Oğur ise önceki gün adliyedeydi.
AHMET ALTAN
YASEMİN ÇONGAR
YAKUP ÇETİN - İSTANBUL
Gazeteci Mehmet Baransu’nun
tutuklandığı Balyoz belgelerini
yayımlama soruşturması kapsamında
eski Taraf Gazetesi Yazı İşleri Müdürü
Yıldıray Oğur, şüpheli sıfatıyla ifade
verdi. Balyoz darbe planını devletin gizli belgesi sayarak Mehmet Baransu’yu
‘devletin gizli belgelerini temin etmek’
suçundan tutuklayan Savcı Gökalp
Kökçü, eski Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ve Taraf
Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar’ı da şüpheli
sıfatıyla ifadeye çağırdı. Bu iki ismin de
önümüzdeki günlerde adliyeye gelerek ifade vermesi bekleniyor. Yıldıray
Oğur’un ifadesinde Balyoz belgelerini
kendisinin de aralarında olduğu Taraf
çalışanlarının inceleyerek haberleştirdikleri yönünde ifade verdiği öğrenildi.
Gazeteci Mehmet Baransu’nun
tutuklandığı Balyoz darbe belgelerini
yayınlama soruşturmasında yeni bir
gelişme yaşandı. Savcı Gökalp Kökçü, Balyoz belgelerinin yayımlandığı
tarihte Taraf Gazetesi’nde yazı işleri
müdürü olarak görev yapan Yıldıray
Oğur’u şüpheli sıfatı ifadeye çağırdı.
Önceki gün Çağlayan’daki İstanbul
Adliyesi’ne gelen Yıldıray Oğur’un Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılığı’nca şüpheli sıfatıyla ifadesi alındı. Oğur’a, Balyoz haberlerine
konu olan belgelerin nasıl ve nereden
temin edildiği, Balyoz belgeleri arasında yer alan Egemen Harekât Planı’nın
imha edilip edilmediği, edilmediyse
nerede olduğu soruldu. Oğur’un, belgelerin nasıl temin edildiğini bilmediğini, sadece gazeteye getirildikten
sonra gördüğünü söylediği öğrenildi.
Belgelerin yer aldığı CD’lerin kaynağını da bilmediğini söyleyen Oğur’un,
1
“Belgeleri inceleyip haberleştirdik.
Ancak kaynağını bilmiyorum.” dediği
belirtildi.
Öte yandan, aynı soruşturma kapsamında o dönemki Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ile
yazar Yasemin Çongar da ifadeye çağrıldı. Bu iki ismin ifade vermesi bekleniyor. Mehmet Baransu’nun tutuklanmasından sonra Cumhuriyet gazetesinde
bir yazı kaleme alan Ahmet Altan, “Ben
buradayım, benimle konuşun.” demişti. Ahmet Altan, “Herkese belgelerimizi
açtık. O dönemde Baransu’nun altına
imza attığı o haberlere gelip bakma cesaretini bile gösteremediler.” ifadelerini
kullanarak Baransu’ya destek olmuştu. Mehmet Baransu, 2 Mart 2015’te
yaptığı haberler nedeniyle tutuklanmıştı. Baransu, ifadesinde, yaptığının
gazetecilik faaliyeti olduğunun altını
çizerek, ses kayıtlarındaki “İstanbul’un
üstüne çökerim.” sözlerini hatırlatmıştı.
Baransu’nun deşifre etmekle suçlandığı
darbe planı mahkemede yargılanmış,
verilen cezalar Yargıtay’da onanmıştı. Öte yandan Mehmet Baransu’nun
avukatlarının 4. Sulh Ceza Hâkimliği’ne
yaptıkları tahliye talebi de hiçbir gerekçe
gösterilmeden yine reddedildi.
10 gün önce diş
tedavisi için
cezaevinden
hastaneye götürülen Mehmet
Baransu’nun
kelepçelenmesi
kamuoyunda
büyük tepkiyle
karşılanmıştı.
Baransu’da kelepçeleri göstererek
“Bunlar benim gazetecilik onurum”
demişti.
2 gazetecinin evine
baskın, 1 gazeteci
savcılıkta ifade verdi
1
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’a hakaret ettikleri iddiasıyla haklarında soruşturma açılan
gazetecilere her geçen gün yenileri ekleniyor. Gazeteciler Abdullah Özyurt
ile Aytekin Gezici’nin evlerinde polis
arama yaptı. İki gazeteci, Twitter paylaşımlarında Cumhurbaşkanı’na hareket etmekle suçlanıyor. İstanbul’da
yaşayan gazeteci Mustafa Hoş hakkında ise ‘Big Boss’ isimli kitabı sebebiyle Tayyip Erdoğan’ın şikâyeti üzerine
tahkikat başlatıldı.
Aytekin Gezici’nin evinde arama
yapan polis, bilgisayar ve cep telefonlarına el koydu. Aramanın yasal olmadığını belirten Gezici, hiçbir evrakı
imzalamayarak evi terk etti. Ekipteki
kameralı personel ise aramalara nezaret etmesi gerekirken kapı önünde
bekleyen Aytekin Gezici ve avukatını
görüntüledi. Gezici’nin avukatı Yusuf Özer, arama kararının psikolojik
baskı oluşturmak amacıyla verildiğini söyledi. Aytekin Gezici, daha
önce de makul şüphe gerekçesiyle
Türkiye’de ilk gözaltına alınan kişi
olmuştu. ZAMAN, İSTANBUL - ADANA
04GÜNDEM
23-29 MART 2015 ZAMAN
MALTA'DA YENİ BİR ŞİRKET KURDU
Bilal Erdoğan, Türk bayraklı
gemisine yabancı bayrak çekti!
1
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın ailesine ait BMZ
Group Denizcilik şirketi 18 milyon
dolara inşa ettirdiği Türk bayraklı
M/T MECID ASLANOV isimli nehir
tankerini, Malta'da kurulan yeni bir
şirkete devretti. Gemi denize indirildiğinde Türk bayrağı çekiliydi fakat
1 Mart'ta Türk bayrağı indirilerek
gemiye Malta bayrağı çekildi. Sektör temsilcileri, Türkiye Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ailesine
ait gemilerin Türk bayrağından kaçarak yabancı bayrağa geçmesinin dünyada olumsuz bir imaj oluşturacağını
vurguluyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın oğlu Necmeddin Bilal
Erdoğan, kardeşi Mustafa Erdoğan
ve eniştesi Ziya İlgen ortaklığı ile
kurulan BMZ Group Denizcilik şirketi tarafından, Türkter Tersanesi'ne
inşa ettirilen Türk bayraklı M/T MECID ASLANOV isimli nehir tankeri,
Malta'da kurulan OIL TRANSPORTATION & SHIPPING'e devredildi.
Deniz Haber Ajansı'nın haberine
göre, Erdoğan ailesine ait gemi 140
metre boyunda, 17 metre genişliğinde ve 7 bin 150 DWT taşıma kapasitesine sahip.
Denizhaber'in haberine göre,
Malta'da kurulan ve geminin devredildiği yeni şirkette Erdoğan
ailesinin de ortaklığı bulunuyor.
Malta'da kurulan yeni şirkete devredilen gemi 18 Haziran 2014 tari-
hinde denize indirilmişti. 18 milyon
dolara mal olan Armada Sınıfı Nehir tankeri M/T MECID ASLANOVA, 10 yıllığına Palmali Denizcilik
Şirketi'ne kiralandı. Denize indirildiğinde Türk bayrağı çekili olan
nehir tankere, 1 Mart 2015 tarihinde
Malta bayrağı çekildi.
“Erdoğan'ın ailesi, Türk bayrağından kaçıyor mu?”
Erdoğan ailesi ortaklığıyla kurulan BMZ Group Denizcilik Şirketi
bünyesinde bulunan gemilerin Türk
bayrağını terk ederek yabancı bayrağa geçmesinin hukuki olmasa bile
etik olarak doğru olmadığını söyleyen sektör temsilcileri, bu durumun
uluslararası denizcilik camiasında
olumsuz bir algı oluşturacağını söyledi. Konuyla alakalı olarak daha
önce Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, "Türk
bayrağına geçişin özendirilmesi" kararı alınmasını talep etmişti.
Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı'nın ailesine ait gemilerin Türk bayrağından kaçarak,
yabancı bayrağa geçmesinin dünyada olumsuz bir imaj oluşturacağı
değerlendiriliyor. Sektör temsilcileri, Türk bayraklı yeni inşa gemilerde idari zorluklar olmasına rağmen,
devleti yönetenlerin bu mantıkla
hareket etmelerinin, Türk denizcilik
sektörünü kalkındırmayacağını, aksine geriye doğru gidişi hızlandıracağını vurguladı.
Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip
Erdoğan'ın ailesine ait BMZ Group
Denizcilik şirketi
18 milyon dolara
inşa ettirdiği Türk
bayraklı M/T
MECID ASLANOV
isimli nehir tankerini, Malta'da
kurulan yeni bir
şirkete devretti.
Gemi denize indirildiğinde Türk
bayrağı çekiliydi
fakat 1 Mart'ta
Türk bayrağı
indirilerek gemiye
Malta bayrağı
çekildi.
05İŞ DÜNYASI
23-29 MART 2015 ZAMAN
2008’DE BNR’DEN DESTEK ALAN BT, ŞİMDİ ÜLKENİN EN İYİ İKİNCİ BANKASI
Romanya, Ömer Tetik yönetimindeki Banca
Transilvania’nın başarısını konuşuyor
1
Romanya’nın en önemli ekonomi gazetesi Ziarul Financiar, 2008 yılında
batma tehlikesi nedeniyle Romanya Merkez Bankası’nın (BNR) destek verdiği Banca Transilvania’nın (BT), Türk yönetici Ömer
Tetik’in yönetime geçmesinden sonra olağanüstü başarı grafiğini çizdiğini yazdı. Global krizin
2008 sonlarına doğru Romanya’daki bankacılık
sektörlerine de yansımaya başladığını yazan
gazete, o dönemde Banca Transilvania’nın çok
dramatik bir likidite krizine girdiğini ve BNR’nin
krizin derinleşmesini önlemek için bankaya destek vermek mecburiyetinde kaldığını aktardı.
2009 yılında zor durumdaki Banca
Transilvanya’nın (BT), BRD tarafından satın
alma görüşmelerinin yapıldığını yazan gazete,
ancak 6 yıl sonra BT’nin Romanya Bankacılık
sektöründe BRD’yi de geçerek ikinci sıraya yükseldiğini belirtti. Halen BRD ise sektörde üçüncü
sırada yer alıyor. BÜKREŞ, ZAMAN
Banca
Transilvania’nın
başarısında
bankanın genel
müdürü Ömer
Tetik’in büyük
etkisi var.
Romanya’nın yeni fahri konsolosu Eskişehir’den Firuzhan Kanatlı
1
ETİ Şirketleri Yönetim
Kurulu Başkanı Firuzhan
Kanatlı, Romanya'nın Eskişehir
Fahri Konsolosu oldu.
Firuzhan Kanatlı'nın fahri
konsolos olması nedeniyle Eskişehir'deki Sempre Restoran'da
tören
düzenlendi.
Törene
Romanya'nın Türkiye Büyükelçisi Radu Onofrei, Eskişehir Valisi
Güngör Azim Tuna, Büyükşehir
Belediye Başkanı Başkanı Yılmaz
Büyükerşen ile çok sayıda davet-
li katıldı. ETİ Şirketleri Yönetim
Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı, geçen yıl ilk dış yatırımlarını
Romanya'da yaptıklarını söyleyerek şöyle dedi. “Romanya'da
geçtiğimiz Kasım ayında ilk yurt
dışı yatırımımızı yaptık.” diyen
Kanatlı, yatırım sürecinde Romanya yönetimi ve yerel yönetimlerle
ilişkileri geliştirme fırsatı elde ettiklerini kaydederek, “Büyük onur
duyduğum bu görevi en iyi şekilde
yapacağıma emin olun." Romanya
Büyükelçisi Radu Onofrei de iki
ülke ilişkilerinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Romen doktorlar, İzmir’deki Türk doktorlarla tecrübelerini paylaştı
1
Romanya İzmir Başkonsolosluğu ile Küresel
Doktorlar Ege Sağlık Federasyonu arasında sağlık hizmetleri
noktasında bir süredir sürdürülen ikili görüşmeler ilk meyvelerini verdi. Küresel Doktorlar
ile Focşani bölgesinde bulunan
St. Pantelimon Hastanesi Baştabipliği arasında, Romanya Sağlık
Bakanlığı'nın da onayı ile imza-
lanan protokol kapsamındaki
"Romanya - Türkiye Sağlıkta
Tecrübe Paylaşımı" projesi başarıyla tamamlandı. 2-16 Mart
2015 tarihlerinde 14 gün süre ile
Şifa Üniversitesi Bornova ve Basmane hastanelerinde icra edilen
projeye Romanya'dan yedi doktor, kendi branşlarında iştirak
etti. Projenin bitimini müteakip
Küresel Doktorlar Ege Sağlık Federasyonu Genel Merkezi'nde
değerlendirme toplantısı, kokteyl ve sertifika töreni düzenlendi. ÖMER ORUÇ İZMİR CİHAN
Str. Bobalna
Nr. 28, Sector 5
Bucureþti
Telefon: 021 3377000/01/02
Mobil:0 747 497 351
0 722 533 262
06DÜNYA
23-29 MART 2015 ZAMAN
BAŞKANI AZLEDEBİLECEK ÇOĞUNLUKTAN BİLE FAZLA DESTEK
BİRİNCİ SAYFA’DAN DEVAM
1
Kerry’ye gönderdikleri mektupta
“Yakın geçmişte Türk medya çalışanlarının gözaltına alınması ve tutuklanması ile Erdoğan yönetiminin basın
özgürlüğünü sansürlemeye yönelik kapsamlı çabalarından özellikle endişeliyiz.”
ifadelerini kullanan senatörler, şöyle devam etti: “Güçlü bir demokrasi, hükümete muhalif seslerin yükseldiği zamanlarda
dahi, toplumun her bireyinin ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesini gerektirir.
Türk hükümeti ile temas kurarken bu sorunu ele alacağınızı ümit ediyoruz.”
İmzacı senatörler, yakın geçmişte Türk
medya çalışanlarının gözaltına alınması
ve tutuklanması ile Erdoğan yönetiminin
basın özgürlüğünü sansürlemeye yöneyöne
lik “kapsamlı” çabalarından “özellikle
endişeli” olduklarını belirttiler. 100 üyeli
ABD Senatosu’nda anayasası değiştirmek ve Yüce Divan’da başkanı azletmek
için üçte iki çoğunluğa tekabül eden 67
oy gerekiyor. İmzacı senatörlerin sayısı ise bu ‘süper
çoğunluk’tan bile 7 fazla.
Obama’nın partisi Demokrat Parti’den 39, muhalefetteki Cumhuriyetçi Parti’den 33,
bağımsız 2 senatörün mektupta
imzası bulunuyor. Yani her
iki parti de
Türkiye’deki
demokrasi ve
basın özgürözgür
WASHİNGTON'DAKİ UZMANLAR SENATO MEKTUBUNU DEĞERLENDİRDİ:
AKP'den ‘hüsran'ı yansıtıyor
1
74 ABD senatörünün Dışişleri Bakanı
John Kerry'ye gönderdiği ortak imzalı basın özgürlüğü mektubu, Washington'daki Türkiye uzmanları ve gözlemcilerince 'önemli' bulundu. Önceki hafta AKP
hükümetini keskin ifadelerle eleştiren bir
rapora imza atan Beyaz Saray'a yakın
düşünce kuruluşu Center for American
Progress'in (CAP) uzmanı Michael Werz,
"Obama ile Erdoğan'ın son konuşmasının
üzerinden altı ay geçti. Bu mektup, ABD'de
AKP hükümetiyle ilgili yaşanan hüsranın bir
yansıması." dedi.
Obama yönetiminin Türkiye'yi geniş
Ortadoğu'da yeniden angajman kurabileceği 'ehil ve güvenli bir demokratik ortak'
olarak görmek istediğini belirten Werz,
"O nedenle siyasetçiler ve yönetim temsilcileri, Türkiye'de yerel bağlamda basın
özgürlüğü ve ifade özgürlüğüne ilişkin
kaygılarını açıkça seslendirmekte haklılar."
şeklinde konuştu. Werz, "Mektup, önemli
bir konu olan siyasî muhalifliğe aralıksız
baskıyı gündeme getiriyor." diye ekledi.
Düşünce kuruluşu Council on Foreign
Relations (CFR) uzmanı Steven Cook, ABD
Kongresi'nin her iki kanadında birçok üyenin (senatör ve milletvekili) Türkiye'de olanları 'dehşet' içinde izlediğine ancak şimdiye
dek nispeten 'sessiz' kaldığına işaret ederek,
"Bu mektup, iki partiden birden gelen önemli
bir görüş beyanı" dedi. Mektupta Demokrat
Parti'den 39, Cumhuriyetçi Parti'den 33, bağımsız 2 senatörün imzası bulunuyor.
KUTUPLAŞMIŞ SİYASETÇİLERİ UZLAŞTIRDI
National War College öğretim üyesi ve düşünce kuruluşu Brookings uzmanı Ömer
Taşpınar, Amerika'da gerek iç politika gerek
dış politika alanında ciddi kutuplaşma yaşanan bir dönemden geçildiğini, 100 senatörden 74 tanesinin imzasını alacak bir konu
bulmanın 'neredeyse imkânsız' olduğunu
hatırlatırken, "İşte bu siyasi ortamda Türkiye'deki düşünce ve basın özgürlüğü konusunun böylesine bir uzlaşma yaratıyor olması,
artık bu konuda tartışılacak pek bir şey kalmadığının en açık göstergesi." şeklinde konuştu. Taşpınar, "Her meselede neredeyse
ortadan ayrılan partizan Amerikan siyaseti,
konu Türkiye'deki otoriter gidişat olunca
tek sesle konuşup 'evet, bu konuda uzlaşıyoruz' diyebiliyor. Türkiye'de dibe vuran
basın özgürlüğü zoru başardı ve Amerikan
Senatosu'nda uzlaşma yaşattı. Bu başarımızı
hep birlikte kutlayabiliriz." yorumunu yaptı.
ABD'de yasama ve yürütme kanatlarının birbirinden ayrı olduğuna dikkat çeken Washington Institute uzmanı Soner
Çağaptay'a göre ise, 'Bu (mektup), Obama yönetimi IŞİD'e karşı Ankara'yla daha
güçlü bir işbirliği kurmaya çalışırken, Beyaz
Saray'a ciddi baskı oluşturacak.'
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, bu
hafta ABD Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner'ın resmî davetlisi olarak
Washington'a gelerek Kongre'de temaslarda
bulunacak. Bu hafta 40 dolayında Temsilciler Meclisi üyesinin imzasıyla Kongre'deki
Dış İlişkiler Komitesi'ne bir Ermeni soykırımı tasarısı sunuldu. Gözlemciler, hükümete
yakın medyada dillendirilen ABD'li senatör
ve milletvekillerinin satın alındığı yönündeki
iddiaların Çiçek'in Amerikalı meslektaşlarını
ikna kabiliyetini olumsuz etkileyebileceğini
ifade ediyor. ALİ H. ASLAN WASHINGTON
lüğü konusundaki hassasiyeti paylaşıyor
ve AKP idaresine tepkili.
Mektuba
Senato
Dış
İlişkiler
Komitesi’nin 19 üyesinden 13’ü imza atmış. Aralarında Komite’nin Demokrat Başkan Yardımcısı Robert Menendez de var.
26 üyeli Silahlı Kuvvetler Komitesi’nden
ise başkanı Cumhuriyetçi Senatör John
McCain dahil, 19 üyenin imzası bulunuyor. Adı geçen komiteler, Amerikan dış
politikasında fonlamalar, tayin onayı
ve denetlemeleriyle kilit rol oynuyor.
Uzmanlık alanına göre Türkiye’yle
ilgili Ermeni tasarısı, silah satışları
gibi konuları görüşüyor.
Türkiye ile ABD arasında istihbarat işbirliği dahil önemli sorumlulukları olan Senato İstihbarat
Komitesi’nin Başkan Yardımcısı Demokrat Senatör Dianne Feinstein, imzacılar arasında.
İmzacı Cumhuriyetçi senatörler
Marco Rubiove Ted Cruz, Demokrat
Senatör Elizabeth Warren ve Bağımsız
Senatör Barnie Senders’in 2016 başkanlık seçimlerinde muhtemel aday
olarak adları geçiyor.
İmza kampanyasını Demokrat
Senatör Schumer’la birlikte başlatan
Cumhuriyetçi Senatör Roger Wicker, ABD Senatosu ile Temsilciler
Meclisi adına aralarında Türkiye’nin
de bulunduğu Avrupa Güvenlik ve
İşbirliği Teşkilatı (AGİT) üyelerinin demokratik performansını takip eden Helsinki Komisyonu’nun
eşbaşkanı.
07AVRUPA BİRLİĞİ
23-29 MART 2015 ZAMAN
İtalyan Bakan'dan ‘hediye saat’ istifası
1
İtalya'da büyük altyapı projelerine yönelik yolsuzluk dosyasında adı geçen, ancak hakkında
henüz bir soruşturma olmayan Altyapı ve Ulaştırma Bakanı Maurizio
Lupi, istifa etti. Lupi böylece, yaklaşık 25 milyar Euro büyüklüğündeki
projelerde ihaleye fesat karıştırma,
rüşvet verme ve alma ile zimmete
para geçirme gibi suçları işledikleri
öne sürülen bazı bürokrat ve işadamlarının gözaltına alındığı soruşturmanın üzerinden 72 saat geçmeden görevinden ayrılmış oldu.
Devletten ihale alan bazı işadamlarının, bakana ve yakın çalışma
arkadaşlarına değerli takım elbiseler aldıkları, oğluna ise iş imkânı
sağlayıp, 10 bin 300 Euro değerinde
Rolex bir saat hediye ettikleri öne
sürülmüştü. Yolsuzlukla yeterince
mücadele etmediği yönünde muhalefetin sert eleştirilerine hedef
olan Başbakan Matteo Renzi, Bakan Lupi'nin istifasını ‘akıllıca bir
tercih' olarak yorumladı. Devlet
televizyonu RAI'de kendisini savunan Lupi ise bakanlığı sürecinde
kimseden iyilik istemediğini ya da
bir şey kabul etmediğini iddia etti.
Floransa Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında,
başta Expo 2015 kapsamındaki inşaatlar olmak üzere, bazı liman ve
otoyol projeleri, Milano-Verona ve
Floransa-Bolonya arası hızlı tren
hattı, Roma ve Milano metroları
gibi büyük projelerde yolsuzluk yapıldığı tespit edilmişti. Soruşturma
kapsamında Bakan Lupi'ye yakınlığı ile bilinen bir bürokratın da içinde olduğu 4 kişi tutuklanmıştı. Oğluna ve kendisine ilişkin iddiaların
doğru olmadığını söyleyen Bakan
Lupi, istifa etmeyi düşünmediğini
açıklamıştı. Avrupa Birliği'nin (AB)
28 üyesi arasında yolsuzluğun en
çok görüldüğü ülke olan İtalya'da,
geçtiğimiz günlerde yolsuzluğa karşı sert önlemler içeren yasa tasarısı
hazırlanmıştı. Başbakan Renzi, bunun içeriğini, "Artık hem çalıp hem
de cezaevinden kurtulmak mümkün
olmayacak. Yolsuzluktan ceza alanlar, bundan elde ettikleri kazancı son
kuruşuna kadar devlete iade etmek
zorunda kalacak." sözleriyle izah etmişti. DIŞ HABERLER SERVISI
Italya'da büyük
altyapı projelerine
yönelik yolsuzluk
dosyasında adı
geçen, ancak
hakkında henüz
bir soruşturma
olmayan Altyapı
ve Ulaştırma Bakanı Maurizio Lupi,
istifa etti.
Italya'da büyük altyapı projelerine yönelik yolsuzluk
dosyasında adı geçen, ancak hakkında henüz bir soruşturma olmayan Altyapı ve Ulaştırma Bakanı Maurizio Lupi,
istifa etti. Devletten ihale alan bazı işadamlarının, bakana
ve yakın çalışma arkadaşlarına değerli takım elbiseler
aldıkları, oğluna ise iş imkânı sağlayıp, 10 bin 300 Euro
değerinde Rolex bir saat hediye ettikleri öne sürülmüştü.
Rusya ve NATO arasında ‘tatbikat yarışı'
DRISTOR
Camil Ressu, Nr.1, Sector 3
021 346 81 00
BUDAPESTA
Bulevardul Marasesti Nr.42, Sector 4
021 336 35 36
SUN PLAZA
Calea Vacareşti, Nr. 391, Sector 4
021 780 70 07
PLAZA ROMANIA
Bd. Timişoara, Nr.26, Sector 6
021 318 28 98
LIPSCANI
Str. Franceza, Nr.17, Sector 3
021 315 55 40
COLENTINA
Şos. Colentina Nr.12 Bloc 58, Sector 2
021 346 81 00
MALL VITAN
Calea Vitan, Nr. 55-59, Sector 3
021 346 81 00
PANTELIMON
Şoseaua Pantelimon Nr. 243, Sector 2
0766 055 725
1
ABD öncülüğündeki NATO ülkeleri ile Rusya arasında askeri
tatbikat yarışı başladı. Türkiye dâhil
NATO savaş gemilerinin Karadeniz'de
askeri tatbikatı devam ederken; ABD
de Ukrayna ile ortak tatbikat yapacağını açıkladı. Rusya'da ise Devlet Başkanı Vladimir Putin'in emri ile Kuzey
Filo, kara ve hava birliklerinden 38 bin
asker alarm durumuna geçirildi. 41 savaş
gemisi, 15 denizaltı, 110 savaş uçağı ve
helikopterle, 3 bin 360 ağır askeri araç
tam kapasite savaşa hazır konumuna
getirildi. Rusya Batı Askeri Birliği, Baltık
Filosu da dün sürpriz bir tatbikata başladı. FARUK AKKAN MOSKOVA
Almanya'dan Esed'le müzakereye yeşil ışık
1
Suriye'de devam eden iç savaşta
daha önce Devlet Başkanı Beşşar
Esed'in görevi bırakmasını şart koşan Batılı
ülkeler, arka arkaya ‘rejimle müzakere' edilmesi yönünde sinyal veriyor. ABD Dışişleri
Bakanı John Kerry'nin ardından Almanya
Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier
de Esed rejimiyle diplomatik görüşmelere
açık olunması gerektiğini belirtti. "Şiddete
son vermenin yolu, müzakereler yoluyla
siyasi bir çözümden geçiyor. Bu gerekirse
Esed rejimi ile görüşmeleri de kapsıyor."
ifadelerini kullandı. Suriye ve Irak'ta hızla
büyüyen terör örgütü IŞİD'i bölge ülkeleri
ve Batılı güçler ‘baş düşman' ilan etmiş ve
örgüte karşı ortak bir cephe oluşturmuştu. Yüz binlerce Suriyelinin ölümünden
sorumlu Şam yönetiminin değişmesi ise
IŞİD'in yükselişiyle birlikte, Batı için önceliğini yitirmiş durumda. DIŞ HABERLER SERVISI
08BALKANLAR
23-29 MART 2015 ZAMAN
AB bakanları, Bosna-Hersek'le
ortaklık anlaşmasına onay verdi
ADEL MUJCİC SARAYBOSNA (CİHAN)
Avrupa Birliği'ne üye 28
ülkenin dışişleri bakanları,
Bosna-Hersek'i adaylık sürecine
yaklaştırması öngörülen İstikrar ve
Ortaklık Anlaşması için onay verdi.
Brüksel'de toplanan AB dışişleri bakanları, Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı ve parlamentonun
reform taahhüdüyle, anlaşma için
şartların yerine getirildiğine karar
verdi. Liderler zirvesinde kararın
onaylanması bekleniyor.
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin
Sözcüsü Maja Kocijancic, "Şu
anda Bosna'da açık bir Avrupa
1
Brüksel'de
toplanan AB dışişleri bakanları,
Bosna-Hersek
Cumhurbaşkanlığı
ve parlamentonun
reform taahhüdüyle, anlaşma
için şartların
yerine getirildiğine karar verdi.
Srebrenitsa katillerine ilk yakalama
1
Avrupa'da 2. Dünya
Savaşı'ndan sonra yaşanan en büyük trajedi Bosna
Savaşı'nda gerçekleşen Srebrenitsa soykırımının emrini
verenlerin ardından bizzat katliamı gerçekleştirenlere de operasyon düzenlendi. Katliamdan 20 yıl sonra, Sırbistan'da
savaş suçları savcılarının
emriyle düzenlenen operasyonlarda, Srebrenitsa'da bir
depoda bin kişiyi katleden
grupta yer aldıkları iddiasıyla
7 kişi gözaltına alındı. Sırbistan, daha önce katliam emrini
veren siyasi ve askeri iki lideri Lahey'deki Uluslararası
Savaş Suçları Mahkemesi'ne
teslim etmişti. Zanlıların
uluslararası mahkeme yerine
Sırbistan'da yargılanacakları
tahmin ediliyor. ADEL MUJCİC
SARAYBOSNA CİHAN
perspektifi var ama önemli olan
reformların hız ve tutkuyla gerçekleştirilmesidir." dedi.
Bosna-Hersek, söz konusu anlaşma için 2008'den bu yana çaba
gösteriyordu. Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Dönem Başkanı Mladen İvaniç, Mogherini'nin
son Saraybosna ziyaretinin olumlu
geçtiğini ifade ederek, "Böyle bir
haberi bekliyorduk." dedi. İvaniç, Bosna-Hersek'te hükümetin
kurulmasından sonra iktisadi reformlara hemen başlayacaklarını
belirtti ve en geç 2017'de 'aday
ülke' statüsü kazanmayı hedeflediklerini dile getirdi.
Alman çift, Yunanistan'a ‘savaş tazminatı' ödedi
Yunan bakandan
gülünç montaj iddiası
1
Yunanistan
Maliye
Bakanı Yanis Varoufakis, görüntüleri yayınlanan
iki yıl önce Hırvatistan'da
bir
konuşma
sırasında
Almanya'ya yaptığı el hareketinin montaj olduğunu iddia etti. Bir Alman kanalında pazar gecesi yayınlanan
kayıtta Varoufakis, 2010 yı-
lında Yunanistan'ın yaşadığı
mali krizden çıkmak için iflas açıklamasında bulunması gerektiğini düşündüğünü
anlatırken, Atina'ya zorlu
kemer sıkma politikaları dayatan Almanya'ya da kaba
bir el hareketi yapmasından
yana olduğunu söylüyor. DIŞ
HABERLER SERVİSİ
Başbakan Çipras, Atina
sokaklarında nabız yokladı
1
Yunanistan Başbakanı
Aleksis Çipras, halkın
nabzını yoklamak için Atina
sokaklarında yürüyüşe çıktı.
Çipras'a Maliye Bakanı Yanis
Varufakis de eşlik etti. Yunan
Başbakan Çipras, seçimlerden
1,5 ay sonra Atina sokaklarında uzun bir yürüyüşe çıktı. Ma-
liye Bakanı Yanis Varufakis'i
de yanına alan Çipras, yolda
denk geldiği vatandaşlara
selam verdi, sohbet etti. Bir
kafenin önünde bacak bacak
üstüne atıp kendisine selam
veren vatandaşla da sohbet
eden Çipras'ın, bu durumdan
rahatsız olmadığı görüldü.
1
Yunanistan ile Almanya arasında II. Dünya Savaşı'ndan
kalma tazminat tartışmaları devam ederken, bir Alman çift
Yunanistan'a giderek ‘kendilerine
düşen payı' ödedi. Mora Yarımadası'ndaki Nafplion şehrine gelen
Ludwing Zacaro ve Nina Lahge
isimli iki Alman, belediyeye Alman
vatandaşları olduklarını ve üzerlerine düşen savaş tazminatını ödemek
istediklerini bildirdi. Belediyenin
böyle bir ödemeyi kabul etme yetkisi olmadığını belirtmesinden son-
ra Alman çift, kentte sosyal yardım
amaçlı faaliyet gösteren bir derneğe 875 Euro bağışta bulundu. Çift,
Almanya'nın savaşta işgal ettiği
Yunanistan'ı savaş tazminatı konusunda haklı bulduklarını ifade etti.
YÜKSEL PEÇENEK ATİNA CİHAN
09GÜNDEM
23-29 MART 2015 ZAMAN
Çanakkale şehitleri Bükreş’te törenle anıldı
1
Çanakkale Zaferi'nin 100. yılı,
Bükreş'teki Türk Şehitliği'nde
törenle anıldı. Törene Türkiye'nin
Bükreş Büyükelçisi Osman Koray
Ertaş, Azerbaycan'ın Bükreş Büyükelçisi Farid Abdinbayov, Askeri Ataşe
Jandarma Kurmay Albay Şamil Türk
Özkan, Bulgaristan ve Fransa büyükelçiliği temsilcileri ve Romanya
ordusundan yetkililer katıldı. Soydaş
dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra Türk şirket ve dernek
temsilcileri de törende hazır bulundu.
Tören, Türk ve Romen milli marşlarının okunması ile başladı. Büyükelçinin anıta çelenk bırakması sonrası
hazır bulunan kurum ve kuruluşlar
çelenklerini bıraktı ve saygı duruşunda bulunuldu.
Törende konuşan Kurmay Albay
Şamil Türk Özkan, birçok askerin
Çanakkale'de koyun koyuna yattığını ve Çanakkale'de toprağa düşmüş
askerlerin hepsinin bu vatanın evladı
olduğunu belirtti.
Bükreş Büyükelçisi Osman Koray
Ertaş ise "Galiçya ve Romanya cephesinde şehadet mertebesine ulaşan
şehitlerimizi bugün burada yatmaktadır. Bu cefakar milletin evlatları
Cumhuriyetten sonra da yurtiçinde
ve yurtdışında ülkeleri için canlarını
feda etmeye devam etmişlerdir. Bazen Kore'de olduğu gibi hür dünya
uğruna veya Kıbrıs'ta olduğu gibi
kardeşlerini korumak uğruna şehit
düşmüşlerdir. Şehitlerimizin emanetine tüm millet olarak sahip çıkmaya
devam edeceğiz." dedi.
Konuşmaların ardından Bükreş
Camii İmamı Osman Aziz şehitler
için dua etti. Program sonrasında Büyükelçi Osman Koray Ertaş gelen misafirlerle tek tek tokalaştı. Törene gelenlerle hatıra fotoğrafı çektirdi. ÖMER
SAID BURGAZLI, BÜKREŞ
Çanakkale
Zaferi'nin 100.
yılı, Bükreş'teki
Türk Şehitliği'nde
törenle anıldı.
ISB’DE DUYGULANDIRAN ÇANAKKALE PROGRAMI
1
Çanakkale Zaferi, şehitlerimizi
anma programı ve İstiklal
Marşı’nın kabulü nedeniyle
Uluslararası Bükreş Koleji
(ISB)’de de bir program
düzenlendi. Okulun tiyatro
salonunda gerçekleştirilen
programa öğrenci velilerinin yanı sıra kalabalık bir
davetli topluluğu katıldı.
Şehitler için saygı
duruşu ve İstiklal Marşı’nın
okunmasından sonra Milli
Şairimiz Mehmet Akif Ersoy
ile ilgili bir sunum yapıldı.
Bahri Sevim isimli öğrenci
Çanakkale şiirini seslendirdi.
Program, okul öğrencilerinin
hazırladığı çeşitli şiir, skeç ve
tiyatro etkinlikleri ile devam
etti. Duygulu anların yaşandığı program, öğrencilerin
hazırladığı Oratoryo ile sona
erdi. BÜKREŞ, ZAMAN
Çanakkale Zaferi
ve Şehitlerimiz,
Uluslararası Bükreş Koleji (ISB)’de
düzenlenen zengin bir programla
anıldı.
Sos. Oltenitei, 219-B, Popesti
Leordeni, Ilfov, Tel: 021 361 1872
10AİLE
23-29 MART 2015 ZAMAN
GYV, BM’de uyuşturucu
sorununu konuştu
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Birleşmiş Milletler’in Viyana’daki temsilciliğinde
düzenlediği panelde uyuşturucu bağımlılığını masaya yatırdı. Katılımcılar,
uyuşturucu ve benzeri sorunlarla mücadelede eğitimin hayati önem taşıdığını ve sosyal adaletin inşasında kilit bir rol oynadığını aktardı.
HÜSEYİN BAYÇÖL VİYANA
Gazeteciler ve Yazarlar
Vakfı,
Birleşmiş
Milletler’in Viyana’daki temsilciliğinde düzenlediği panelle dünyanın baş edemediği
uyuşturucu bağımlılığı problemini masaya yatırdı. Birleşmiş
Milletler’in Uyuşturucu Maddeler Komisyonu’nun 58. oturumu
çerçevesinde “Uyuşturucunun
önlenmesi: Eğitimde kamu-özel
sektör partnerliğinin rolü” başlığıyla dün düzenlenen panelde, uyuşturucu ile mücadelede
kamu-özel sektör partnerliğinin
rolü üzerinde duruldu. Friede
Diyalog Enstitüsü’nün partnerliğiyle düzenlenen panele
1
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı
Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Hurmalı, Avusturya’dan
Dr. Artur Schroers, Türkiye’nin
önde gelen psikiyatrlarından
Prof. Dr. İlhan Yargıç ve eğitimci Mehmet Ali Işık katıldı.
Seçkin bir davetli grubunun
hazır bulunduğu panelin açılış konuşmasını vakfın başkan
yardımcısı Hüseyin Hurmalı
yaptı. Sosyal eşitsizliğin toplumun barış içinde yaşamasına bir engel olduğunu belirten
Hurmalı, uyuşturucu ve benzeri
sorunlarla mücadelede eğitimin
hayati önem taşıdığını ve sosyal
adaletin inşasında kilit bir rol
oynadığını aktardı.
Prof. Dr. İlhan Yargıç ise
uyuşturucu bağımlılığının bilimsel temellerini izah etti. Yargıç, bağımlılardaki davranışsal
özelliklerin sorunun kaynağı
değil, uyuşturucu kullanımının sonuçları olduğunu dile
getirdi. Konuyla ilgili bilimsel
izahlar getiren katılımcılardan
Dr. Artur Schroers ise ergenlik
dönemlerinde riskli davranışların takdir hissi, eğlence, zevk
ve macera arayışıyla bu arttığını
söyledi. Uyuşturucu ile mücadelede özsaygı, empati, iletişim, baskıya karşı dayanıklılık
gibi yaşam becerilerinin teşvik
edilmesinin hayati önemde olduğunu vurguladı.
Çocuğa mahremiyet
eğitimi ‘kişilik’ kazandırır
SÜMEYRA ÇİÇEK İSTANBUL
Birçok anne-baba çocuklarını kötü niyetli kişilerden korumak için ‘tanımadığın biri sana şeker verirse oradan
kaç’ gibi tavsiyelerde bulunur
Bir kısım anne-baba da çocuklarının iyiliği için baskı kurup korkutmak, onları tehdit edip sindirmek zorunda olduklarına inanır.
Çocuğu korkutarak ve ürküterek mahremiyet bilinci kazandırmaya
çalışmak, onu sosyal yaşamda korunaksız kılıyor. Böylesi çocuklar
hayata dair güvensiz, başkalarına karşı şüpheci, dost ve arkadaş
yetinmede yeteneksiz oluyor. Pedagog, Dr. Adem Güneş’e göre
mahremiyet eğitimi bir nezaket eğitimidir. Bu sayede çocuk kendini saygın hisseder, olumsuz bir tavır karşısında güçlü bir duruşla
kendini koruyabilir. Güneş, ‘Nezaket ve Zarafet için Mahremiyet
Eğitimi’ eserinde bir yandan çocuklara zarafet ve nezaket kazandıran, diğer yandan kendilerini kötü niyeti kişilerden koruyacak güce
eriştiren mahremiyet eğitiminden bahsediyor. Anne ve babaların
‘mahremiyet eğitimi’ konusunda ciddi bir yanılgı içinde olduğunu
belirten Güneş, “Çocukların (özellikle kız çocukların) engellenmesi, sosyal yaşamdan tecrit edilmesi, daha anaokulundan itibaren
karşı cinsten ayrı tutulması olduğu zannediliyor. Çocuğu yoğun
duygusal denetim altında tutmak, ona suçluluk duygusu edindirmek ve onun ‘değersizlik hissi içinde çekingen davranışlar
sergilemesini sağlamak’ marifet kabul ediliyor.” diyor. Hâlbuki
mahremiyet eğitimi çocuğa utanç duygusuyla çekingenlik
kazandırmak değil. Bilakis insan olmaktan ileri gelen değerlilik duygusuyla kendi hislerini yönetebilecek güce erişmesini
sağlamaktır. Güneş, mahremiyet eğitiminin çocuğun duygularını denetlemek değil, ona kendi duygularını denetleyebilecek yeteneği kazandırmak olduğunu da vurguluyor.
1
ZARAFET, 2-7 YAŞ DÖNEMİNDE EDİNİLİR
Adem Güneş, zarafetin çocuklara en kolay 2-7 yaş döneminde öğretileceğini söylüyor. Zira çocuklar; küçük ayrıntıları rahatlıkla görür,
ince detayları yakalar ve küçük işlerden büyük keyif alır. Güneş şu
örneği veriyor: “Ebeveynin göremediği minik bir boncuğu rahatlıkla
bulur ve onunla dakikalarca oynamaktan da mutluluk duyar. Ancak ruhu kabalaşan çocuk, kırmızıyla pembe arasındaki farkı dahi
algılamaktan geri kalır. Yeniden kazanılacak nezaketin başlangıç
noktası, ince ayrıntılara yoğunlaşmaktır. Örneğin, kişinin yalnız
kaldığı bir sırada gözlerini kapatıp dışarıdaki kuş seslerini duymaya çalışması, zarafet eğitimine katkı sağlar. Sadece işitme değil, koku da kişide zarafeti yeniden oluşturacak etkenlerden biri.”
Bilet almak hiç
bu kadar
kolay olmamýþtý!
Necmettin Yücel
Mobil: 0 726 682 222
e-mail:[email protected]
N
E
C
M
E
T
Ý
N
BU SAYFA, M. FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ’NİN SOHBET VE YAZILARI ESAS ALINARAK HAZIRLANMAKTADIR
Haftanın Duası
Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a sonsuz hamd ve şükür, Kâinatın Medar-ı
Fahri Efendimiz (aleyhisselam)’a, âline ve ashabına da nihayetsiz salât ü
selam olsun. Allah’ım! Dünyada ve ahirette her türlü korku ve endişeden
bizi emin eyle; eyle ki, sadece Senden korkalım ve Sana sığınalım. Bizi
yakınlığınla taltif buyur... Salih kullarını koruyup gözettiğin gibi, bizi de
gözetip kolla ve fâcirlerin hıyanetlerine, şerîr kimselerin kötülüklerine karşı
her zaman yardımcımız ve koruyanımız Sen ol!
İçtimaî bir
hastalık:
TAASSUP 1
Taassup, işin önünü - arkasını hesap etmeden sadece kendi anlayış ve kendi beğenisine göre meseleleri değerlendirme demektir.
2
Taassup; mantık ve muhakemeden uzak bir
davranıştır. Bu sebeple mutaassıp birinin
düşünce ve muhakemeyle hareket etmesi
mümkün değildir.
3
Bazıları her şeyi kendi dar düşünceleri
zaviyesinden değerlendirir; dolayısıyla teferruata ait çok meselelerde hoşgörüsüz bir
tutum sergilerler.
{{
23-2 9 MART 2015 SAYI: 695
Sözün Özü
Hiçlik o kadar sık, o kadar aklî ve mantıkî vurgulanmalıdır ki insan, başarı
ve muvaffakiyet şahikalarında ve zafer sarhoşluğu içinde dolaştığı anlarda bile, ‘ben yaptım, ben ettim, ben başardım...’ gibi şirk kokan şeytanî mırıltılarla İlâhî inayetlere sahip çıkmasın. Evet, insanın tabiatı pörsümeye
müsaittir ve bazı muvaffakiyetler karşısında içine fahir esintileri gelebilir.
Bu sebeple insanın aczini, fakrını ve sıfır olduğunu hatırlatacak türden
ikazlara muhatap olması çok önemlidir.
A
rapça bir kelime olan taassup, işin önünü arkasını
hesap etmeden sadece kendi anlayış ve kendi beğenisine göre meseleleri değerlendirme, akla uymayan
ve dinin ruhuna ters düşen hususlarda bile inat ve temerrüt
içinde bulunma ve Türkçemizde “dediğim dedik” sözüyle
ifade edebileceğimiz tavır ve davranışlar sergileme demektir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)
bazı hadis-i şeriflerde bu tutumu, lügat itibarıyla “sinirlilik”
manasına gelen “asabiyye” sözcüğüyle ifade etmiştir. Çünkü
taassup, tamamen sinir ve hisler üzerine kurulan bir davranış
şeklidir, dem ve damara dayanan, cismaniyet ve hayvaniyetten beslenen bir his ve duyuşun dışarıya vurmasıdır.
“Tefe’ul” babından gelen bu kelime, türediği kip itibarıyla da tekellüf manası ihtiva etmektedir. Bu yönüyle o, bir
mevzuda ifrat derecede haksız yere inatta bulunma, ayak
diretme, kendisi dışındakileri hiç sayarak kendi bildiğine gitme, her şeyi kendi nefsine bağlama gibi manalara gelmektedir. Görüldüğü gibi taassup; mantık ve muhakemeden uzak,
ihsas ve ihtisastan mahrum bir davranıştır. Bundan dolayıdır
ki, mutaassıp birinin düşünce ve muhakemeyle hareket etmesi mümkün değildir. Türkçemizde, -nüansları bulunmakla beraber- taassup kelimesi yerine yobazlık, bağnazlık ve
fanatizm kelimeleri de kullanılmaktadır.
İMANA ENGEL BİR FAKTÖR
Ehl-i inkâr ve ehl-i ilhad öteden beri inananlara karşı hep
taassup göstere gelmişlerdir. Mesela Asr-ı Saadet’teki kâfir
ve münafıklar İslâm’a ve Müslümanlara karşı taassup göstermişler; göstermiş ve yıldızların kaldırım taşı gibi ayaklarının altına serildiği Kâinatın İftihar Tablosu’na karşı dahi
körler ve sağırlar gibi davranmışlardır. Oysaki O Ferîd-i
Kevn u Mekân’a (aleyhi milyon milyon essalâtü
vesselâm) doğru baksalardı, doğru bakanların gördüğünü
onlar da görecek; O’nun
lâl u güher
sözlerine
azıcık
ku-
lak verselerdi, doğru duyanların duyduğunu onlar da duyacaktı. Fakat ne yazık ki, taassup, garaz, kin ve nefret onların
gözünü kör etti, bütün güzelliklerin üstünü örttü ve onları
inkâra sürükledi.
Zaten kibir, zulüm, bakış zaviyesini ayarlayamamanın
yanında imana girmeye mâni olan veya insanın, iman dairesinden çıkmasına sebep olan faktörlerden biri de, doğru olup
olmadığını değerlendirmeksizin körü körüne ataları taklit
etmedir ki, esasında böyle kör bir taklit, taassubun farklı bir
şeklidir. Nitekim cahiliye dönemi insanları sırf atalarından
tevarüs ettikleri cahiliye argümanlarıyla İslâm’a karşı çıkmışlardı. Hudeybiye Musalahası öncesinde Medine’den ayrılarak Kâbe’yi tavaf etmeye gelen mü’minleri engellemeleri de
yine aynı taassubun neticesiydi. Kur’ân-ı Kerim, onların bu
tutumlarını, hamiyet-i cahiliye olarak isimlendirmiştir. Onlar, kendi âdetlerinin delinmemesi, o güne kadar uygulaya
geldikleri teamüllerde kırılmalar olmaması ve diğer Arap
kabilelerine karşı gururlarının zedelenmemesi uğruna böyle
bir taassup yoluna girmiş ve Müslümanların Mekke’ye girmesine engel olmuşlardı.
Aslında buna benzer hâdiseler yer yer günümüz dünyasında da yaşanmaktadır. Mesela siz, dininize, semavî değerlerinize ait hususiyetlerle kendinizi ifade etmek istediğinizde, bazıları hemen harekete geçer ve anlam veremediğiniz
bir sertlik ve huşunetle sizi engellemeye çalışırlar. Hatta siz
devletinizi, yeryüzünde muvazene unsuru olabilecek bir konuma ulaştırma adına plan ve projeler ortaya koysanız; ülkenizi, dünyanın en itibarlı, en müreffeh, en güçlü bir ülkesi
durumuna getirme adına didinip dursanız; buna rağmen bir
kısım insanlar, o güne kadar alışa geldikleri âdetlerine dokunduğunuzdan dolayı size engel olmaya çalışacak ve hakkınızda şöyle diyecektir: “Bunlar iktisadî faikiyet, ekonomik
refah veya bu milleti zirveye taşıma bahanesiyle esasında
bizim değerlerimize zarar vermek istiyorlar.”
TAASSUBUN YERİ-YURDU YOKTUR
Böyle bir cahiliye âdeti sizin ülkenizde olabileceği gibi, çevrenizdeki diğer ülkelerde de olabilir. Hatta denilebilir ki, taassubun belli bir yeri ve yurdu yoktur. Bu mezmum vasıf,
değişik anlayış ve düşüncelere sahip her türlü insana sirayet edebilir. Hatta bazen dindar görünümlü insanlarda bile
böyle bir taassubun tesiri görülebilir. Öyle ki, bazıları Allah
rızası için değil de, sırf sahip oldukları iptidaî bilgilerin doğruluğundan hareket ederek her şeyi kendi dar görüş ve dar
düşünceleri zaviyesinden ele alıp değerlendirir; dolayısıyla teferruata ait çok meselelerde katı, müsamahasız ve
hoşgörüsüz bir tutum sergileyebilirler.
Günümüzde, güya din adına, canlı bomba olmak suretiyle işlenen cinayetler de -şayet bu işin
görünür failleri, birileri tarafından ilaçlarla veya
illüzyonla uyutulmuyor, beyinleri kontrol altına
alınmıyor, iradeleri felç edilmiyor ve robotlaştırılmıyorlarsa- böyle kör bir taassubun sonucudur.
Evet, bu öyle bir marazdır ki, insanlar, hak zannettikleri bir meseleyi ikame etmek için farkına
varmaksızın kendi manevî hayatlarını mahvediyorlar. Zira bellerine bağladıkları bombalarla
intihar edip çoluk çocuk, yaşlı, kadın demeden
masum insanların canına kıyan kişiler, yaptıkları
bu amelle, Cennet’e değil, Cehennem’e kesb-i
istihkak ederler. Bir insanın, Cennet yolunda yürüyebilecek ve başkalarını da Cennet yoluna yönlendirebilecekken gidip Cehennem’e yuvarlanması ne acı ve ne hazin bir âkıbettir!
12YORUM
23-29 MART 2015 ZAMAN
MEHMET KAMIŞ
MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE
Müfteri
Türkiye’nin yeni aktörleri
Yıllarca okuduğunuz, bir şekilde haberdar olduğunuz bir konu, aniden karşınıza çıktığında yine içinizi çok acıtır ya! Yüreğiniz büklüm büklüm olur.
Aradan onca yıl geçmiştir, yaranın küllendiğini
düşünürsünüz, kendinizce içinizde onunla hesaplaşmışsınızdır. Ancak o olayla ilgili aniden yeni bir
bilgi çıkınca karşınıza bütün acılar yenilenir, bütün
hesaplaşmalar hiç olmamış gibi taptaze hale gelir.
İlk günkü kadar içinizi acıtır. Öfkelenir, yaşadıklarınızı bir kere daha yaşarsınız.
“12 askere 6 subay görevlendirildi. Bize mermi dolu tüfekler verdiler, her an tetikte olmamızı
emrettiler. Kimin cenazesi olduğunu bilmiyorduk.
Sorduğumuzda gelen kişinin bir casus olduğunu
söylediler.” İşte tam bu sözü okuyunca film yeniden kopar sizde. İktidarı kullananların zulümleri bir
kere daha aklınıza gelir. Ve geçmiş ile bugünün bu
denli benzeşmesi yüreğinizi yeniden kavurur, içinizi bir kere daha acıtır. Seksen küsur senelik hayatında dünya zevki namına bir şey bilmeyen, bütün
ömrünü harp meydanlarında, esaret zindanlarında,
yahut memleket hapishanelerinde geçiren, hayatı
boyunca çekmediği cefa, görmediği eza kalmayan,
defalarca zehirlenen, hayatına kastedilen, milletin
imanını kurtarmak yolunda bütün dünyasını feda
eden bir adam, kendisini defnedecek askerlere bir
casus olarak tanıtılıyor. Dünyayı ona zindan edenler, vefat etmesinin ardından yalan ve iftirayla cesedine de aynı muameleyi yapıyor. “Zifiri karanlık bir
gecede, cenazeyi, virajlı ve çok bozuk yollardan geçerek Isparta’nın bir dağına götürdük. Kabrinin olduğu yere ne bir mezar taşı, ne de bir işaret konuldu.” Bu ifadeleri hatırlayın; önceki gün Zaman’da
yayımladığımız haberde Bediüzzaman’ın defin işlemlerinde asker olarak görev alan Ahmet Çam’ın
söyledikleriydi bunlar. Hayatını bu millet için feda
eden Bediüzzaman’a söylenen şeylerin ne kadar iç
acıtıcı olduğunu düşünebiliyor musunuz? Ve o söz-
lerin bugün aynısının Fethullah Gülen Hocaefendi
için söylendiğini bilmek iç acınızı öfkeye dönüştürmez de ne yapar? Bilenler iyi bilir, Bediüzzaman’a
da sık sık haşhaşi benzetmesi yapılırdı. Tek parti
rejimi, sürekli olarak Bediüzzaman’ın devleti ele
geçirmek istediğini tekrar eder, Üstad’ın siyasete
iliştiğini vehmederdi. Bütün bunları yapmak için de
gizli cemiyet kurduğunu söylerlerdi.
Bugün de değişen neredeyse hiçbir şey yok. O
zamanın pozitivist yönetim anlayışının dindar bir
insana söylediğinin aynısını dinî bir misyon ile siyaset yaptıkları iddiasında olanlardan duyuyorsunuz.
Üstelik çok daha nezaketsiz, çok daha küfürbaz,
çok daha kaba saba bir dil kullanarak.
Hepimiz biliyoruz ki din, iyiliği emreder kötülükten sakındırır. Yalanı, hırsızlığı, yolsuzluğu, adaletsizliği yasaklar. Zulmü ve zalimi şiddetle reddeder. Hiç kimsenin son nefes garantisi olmadığı için
takım tutar gibi adam tutmaz, fiil ve eyleme bakar.
Bediüzzaman bunları söylediği için; iyiliği anlattığı, zulme rıza göstermediği için haşhaşi ilan edildi.
Pozitivizme rıza göstermediği, imanı anlattığı için
gizli cemiyet kurmakla itham edildi. Hırsızlığın,
yolsuzluğun, adaletsizliğin gayri İslamî olduğunu
söylediği için siyasete karışmakla suçlandı.
O zaman ülkeyi yönetenler er Ahmet Çam’a
ve millete, “Bu adam Allah yolunda yaşadı, Allah
yolunda konuştu ve Allah yolunda dünyaya veda
etti. Küfrümüze rıza göstermedi, yalanlarımıza itiraz etti, sürekli iyiliği anlatıp kötülükten korumaya
çalıştı. Mümin bir insan olarak yaşadı, mümin olarak vefat etti.” diyemedikleri için ona casus iftirasını
attılar. Tıpkı Fethullah Gülen Hocaefendi’ye, “Hayatını milleti ve insanlık için feda etti. Dünya zevki
adına bir şey tatmadı, hayatı sürgünlerde geçti. Ondan ve onu sevenlerden iyilik gördük. Bizim yanlışlarımıza itiraz ettiği için ona bir sürü iftira attık.”
diyemedikleri için bilmem nerenin adamı diyorlar.
ŞAHIN ALPAY
AKP’yi sarsan on gün
Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk
iddialarını içeren 17/25 Aralık 2013 soruşturmasının AKP hükümeti tarafından örtbas edilmesi,
Türkiye'de hukuk devletinin tahribi ve ülkenin bir
tek–adam, tek–parti yönetimine doğru sürüklenmesi sürecini başlatmakla kalmadı, askeri bürokratik vesayet düzeninin tasfiyesi sürecini de tersyüz
etti. İstanbul savcılarının Eylül 2012'den itibaren
büyük bir titizlikle sürdürdüğü soruşturmada ortaya konan rüşvet ve yolsuzluk iddiaları, dört bakanı,
üçünün oğlunu, kamu görevlilerini ve işadamlarını
kapsamakla kalmıyor, bizzat dönemin başbakanı
ve aile fertlerine kadar uzanıyordu. Soruşturmayı
yürüten savcılardan Celal Kara, kanaatini şöyle ifade edecekti: “Dönen işlerin Başbakan'dan habersiz,
bilgisiz ve izinsiz dönmesine imkân ve ihtimal yok.
Telefon konuşmalarına, aralarındaki diyaloglara
bakınca kesinlikle diyorsunuz ki, perde arkasından
bu işlere yol ve izin veren Başbakan'dır.”
Dönemin başbakanının başında olduğu hükümet soruşturmanın örtbas edilmesi için hemen
harekete geçti. Delillerin “montaj, dublaj, piyes”
olduğu; soruşturmanın, “Türkiye'nin güçlenmesini
çekemeyen dış güçler ve Fethullah Gülen cemaati”
tarafından hükümeti devirmek amacıyla kurulan
bir “kumpas” olduğu safsatası ortaya atıldı. Gözaltına alınan zanlılar serbest bırakıldı. Dönemin
başbakanı tarafından ilan edilen bir “cadı avı” başlatıldı. Binlerce emniyet görevlisi, yüzlerce savcı ve
hakimin görev yerleri değiştirildi; yüzlerce emniyet
mensubu gözaltına alındı, bir kısmı tutuklandı.
Kısacası “cadı avı” tüm devlet cihazının tek–
adam, tek–parti yönetimine bağlanmasını temin
için kullanıldı. HSYK kanunu değiştirilerek, yargı
yürütmeye bağlandı. İddiaların ağırlığı nedeniyle
istifa etmek zorunda kalan dört bakan hakkında
takipsizlik kararı verildiği gibi, Meclis'teki AKP ço-
ğunluğu Yüce Divan'a gitmelerini önledi. Böylelikle
vahim iddiaların yargıya intikali (muhakkak ki şimdilik) engellendi.
17/25 Aralık soruşturmasının bastırılmasının
öteki önemli sonucu, AKP iktidarının Balyoz ve Ergenekon davalarının da Türkiye'nin güçlenmesini
çekemeyen dış güçlerin “cemaat” aracılığıyla “milli
orduya kurduğu kumpas” safsatasının ortaya atması, böylelikle darbe girişimi davalarının da örtbas
edilmesi yolunu açması oldu. Bugün AKP iktidarı
ve yandaşlarıyla askeri vesayet yanlıları arasında,
adeta Türkiye'de demokratikleşme tarihini geri çevirmek amacıyla kurulan ittifak ile karşı karşıyayız.
Geçenlerde yazdığım gibi, Türkiye'de “Gazeteciliğin despotlukla imtihanı”na tanık oluyoruz
(Zaman, 14.03.2015). Haberleriyle Türkiye'de rejimi derinden sarsan 17/25 Aralık soruşturmasının
tüm yönleriyle aydınlanmasına katkıda bulunan iki
değerli gazetecinin, Arzu Yıldız ve Fatih Yağmur'un
“AKP'yi Sarsan 10 Gün: 17/25 Aralık'ın Bilinmeyenleri” (Öteki Adam Yayınları, Mart 2015) başlıklı
yeni yayımlanan kitapları, kamuoyunun skandal
hakkında bütün ayrıntılarıyla bilgi sahibi olması
için, ilgili tüm belge ve haberleri yorumsuz olarak
kâğıda döken çok kıymetli bir “hafıza tazeleme”
çalışması. Yazarlar önsözde şunları söylüyor: “Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarına dair pek çok
habere imza attık. Bunun neticesinde iktidar baskısıyla işten çıkarıldık. İşsiz gazeteciler olarak bir
araya gelip haberlerimizi yayınlayacağımız bir haber sitesi kurduk. Ancak 25 Aralık soruşturmasına
takipsizlik kararı veren savcılar tarafından kapatma
kararı verildi. O da yetmedi; Twitter'daki paylaşımlarımız da mahkeme kararıyla karartıldı… Kitap,
bu gazetecilik mücadelesinin ürünüdür.”
“AKP'yi Sarsan 10 Gün”ü vakit geçirmeden
edinmekte yarar var.
Erdoğan, 2011 seçimleri sonrasını "ustalık dönemi" ilan ederken hepimiz Koca
Sinan'ın ustalık eseri Selimiye gibi bir şaheser inşa edeceğini düşünmüştük;
hâlbuki ortaya çıka çıka Beştepe'deki Ak-Saray çıktı. Bir milletin belki yüz senede bir kere yükselen yıldızı Saray'ın şaşaalı ışıkları arasında kaybolup gitti.
Tarihin sunduğu fırsat, demokrasiyi sağlam çivilerle bu topraklara raptetme
vasatıydı. Erdoğan, toplumun ve tarihin önüne serdiği bu eşsiz-benzersiz fırsatı sarayını, yani kendi kişisel otokrasisini inşa etmek için harcadı. İşin tuhafı
onu da başaramadı. Geride gündelik yaşayan, iki ayağı üzerinde duramayan
bir ejderha kaldı. Birkaç müteahhitte, kolay harcanabilen paraya, halka rüşvet
olarak dağıtılan kamu imkânlarına, istihbarat raporlarını köşe yazısı diye yayımlayan beş-on gazeteciye dayanan bu güç, sahibi için bile artık taşınamaz
durumda. Yeni dönemler sancılı geçiş süreçleri ile başlar. Haksız, hukuksuz ve
adaletsiz gücün saltanatı tasfiye edilirken elbette savrulmalar yaşanacak. Demokrasi yavaş işleyen ve maliyeti yüksek bir yönetim biçimi olduğuna göre
bedelini ödemekle meşgulüz.
Erdoğan otokrasisinin devlet üzerindeki tagallübünü sürdüren temel sebep işte bu demokratik maliyeti. Ülke için ağırlaşan bu faturadan daha ağırı
demokrasinin inkıtaya uğraması. Bu "daha ağır" fatura yüzünden herkes çareyi daha az maliyetli olan demokratik yöntemlerde arıyor. Türkiye'de bir darbe ve yeniden vesayet düzenine dönme ihtimali yok. Olmaması, Erdoğan'ın
inandırıcı bir hasma duyduğu ihtiyacın karşılanmaması anlamına geliyor. Güç
sahibine düşman lazım, sandıktan başka rakip olmamalı.
Türkiye'nin yeni iktidar düzeninin Erdoğan otokrasisinin anti-tezi olarak
şekillenmesi kesin görünüyor. "Ustalık dönemi"nde kaybettiğimiz demokrasi
fırsatı, bu şekilde yeniden yakalanabilir. Demek ki kişisel karizmalara kapalı,
gücünü hukuktan ve aklî gereklerden alan bir devlet iktidarı oluşacak. Siyaset
tekelci yapısını kaybedecek, meşrû sınırlarına çekilecek; ortaya çoğulcu, rızaya
ve katılıma dayanan bir iktidar denklemi çıkacak.
Bürokrasinin, kapıkulu düzeninden çıkıp devletin alî menfaatleri ve kamu
yararı adına özerkleşmesi yeni dönemin en bariz özelliği olacak. İran'ın hemen
yanı başımızda yeni bir imparatorluk inşa etmesi, bir devlet sorunu olarak büyürken, Mısır'la ilişki kuramayan bir otokrasi ile kendimizi koruyamayız. En
çok korkulan ekonomik kriz, demokrasi dışı güçlerin tasallutundan değil, hem
iktidarı hem de ekonomiyi tekeline almaya çalışan tek kişiden kaynaklanıyor
ve para bürokrasisi bu tasalluta milim kıpırdamadan direniyor. Yeniyetme
bir devlet değiliz, bürokrasinin devlet menfaatlerini koruma içgüdüsü bu sefer halka da güven verebilir. Demek ki sivil-asker devlet bürokrasisi kapıkulu
düzeninden çıkacak, yeniden özgüven kazanacak ve sorumluluklarını yerine
getirecek. Her şey gelip ekonomiye bağlanıyor. Dar bir oligarşiyi beslemek
için ekonominin bütün dolaşım sistemi otokrata yakın müteahhitlere bağlandı. İnşaat sektörü, çarklarını çevirdiği otokratik düzen ile birlikte ekonominin
üzerinde artık taşınamaz bir yüke dönüştü. Bu ağır yükten kurtulmanın tek
yolu hukuku hakim kılmak ve siyasetin ekonomi üzerindeki tasallutuna son
vermek. Derin ve uzun süreli bir ekonomik krize gömülmeden yeni dönemi
başlatma fırsatı mevcut. Krizden kaçış refleksi, krizin kaynağı olan otokrasiyi
yıkmakla mümkün. Piyasaya eşit ve adil rekabet şartları sağlayacak bir siyasî
çoğulculuk gerekiyor. Güçlü, atak bir siyasî vizyon yerine toplumun ve ekonominin dinamiklerine alan açan, çoğulcu, dengeli, makûl ve uzlaşmacı bir iktidar mimarisi yükselecek. Hukuku evrensel ölçülerde yeniden egemen kılma
çabası, bu geniş yelpazenin ortak paydasını oluşturacak. Köklü bir demokrasi
tecrübemiz var. İfrattan tefrite savrulma ihtimalimiz yok. Türkiye'nin yetişmiş
kadroları, derin birikimi bu sürecin kazasız-belasız atlatılması için yeterli. Toplumu, ekonomisi, siyasî kadroları ve devlet bürokrasisi sağduyuya uygun şekilde işbirliği içine girip otokrasiyi tasfiye edip yeni bir dönem başlatacak. Yeni
aktörler bu grupların temsilcisi olacak.
23-29 MART 2015 SAYI: 695
INTERNATIONAL
NEWSPAPER
S.C. Romzaman
Impex S.R.L.
Romanya Temsilcisi
Representative
in Romania
Bahadýr Van
[email protected]
Dobruca Temsilcisi
Representative
in Dobrogea
Yusuf Küçük
Abone &Reklam
0 721 294 265
[email protected]
ISSN: 1224-113X
Genel Yayýn Yönetmeni
Editor in Chief
Hayri Gül
[email protected]
Reklam Sorumlusu
Marketing Manager
Nihat Altun
[email protected]
Sayfa Tasarým
Graphic Designer
Evghin Veli
Corespondent
Haber Merkezi
Ömer Said Burgazlı
Mirela Popa
KÖSTENCE
Ebubechir Tanior
Adres: Strada Suceava, No. 2C,
Biro No.2, Kat: 2, Constanta
Tel / Faks: 0341 469 676
Mobil: 0 764 337 736
BÜKREÞ
Tel: 021 / 211 21 31 - 32
Faks: 031 / 103 21 36
E-mail: [email protected]
Adres: Str. Vasıle Lascar, Nr. 102, Et.1, Ap.2 Sector, 2
TIPOGRAFIE: UNITED PRINT
Köþe yazýlarýndan yazarlarý, ilan ve reklamlardan reklam sahipleri sorumludur.
Gazetemiz abone usulü ve posta yoluyla daðýtýlmaktadýr
13
23-29 MART 2015
Haftalık Bulmaca
14 SERİ İLANLAR
23-29 MART 2015 ZAMAN
DE VANZARE
CENTURA CONSTANTEI
A4 - Iesirea Constantei
vand teren extravilan pretabil. Constructii 1983m2,
deschidere drum,
vecinatate nod rutier A2,
A4 loc. Cumpana.
Pret: 10 000 Euro.
Pentru depozit, benzinarie
& popas. Prim - propietar,
acte, english speaker.
Tel: 0 732 957 726
İŞ ARIYORUM
Oturum sorunum yok.
Kara fırında pişirici
ve hamurkar olarak
işinin ehli bir ustayım.
Bükreş’te iş arıyorum.
Sait usta.
Tel: 0 722 874 103
DEVREN SATILIK
RESTAURANT
Sağlık nedenlerinden
dolayı Bereket
Restaurant
devren satılıktır.
Tel: 0 731 086 425
İNŞAAT- TAMİR İŞLERİ
İnşaatla ilgili her türlü
tesisat ve onarım işleriniz
için beni arayabilirsiniz.
Tel: 0 760 939 226
Vize sorunum yoktur.
Kendime uygun
bir iş arıyorum.
Tel: 0 764 738 920
DEPO VE MALZEME
SİGORTASI
USTA ARANIYOR
TRAFİK SİGORTASI
VE KASKO
Köstence'de, restorantta
çalışmak üzere vize
problemi olmayan, kebap
ve döner ustası aranıyor.
İBRAHİM ERDOĞMUŞ
Tel: 0745 45 45 25 / e-mail: [email protected]
Türkiye’nin Bükreþ Büyükelçiliði
Büyükelçi: Osman Koray Ertaş
Tel: (+40-21) 206 37 00 - 04 (5 hat)
Faks: (+40-21) 206 37 37
[email protected]
Konsolosluk Þubesi:
(Vize ve Pasaport iþlemleri için)
Tel: (+40-21) 206 37 27 - 29 (3 hat)
Faks:(+40-21) 206 37 30
www.e-konsolosluk.net
Ticaret Müþavirliði
(+4021) 318 39 39
Türkiye’nin Köstence
Baþkonsolosluðu
Baþkonsolos: Ali Bozçalışkan
Tel : (+40-241) 60 79 10
Faks : (+40-241) 60 79 14
[email protected]
Türkiye’nin Cluj
Fahri Konsolosluðu
Fahri Konsolos Vita Vasile Andrei.
Adres: Str. Buna Ziua FN 400495 Cluj-Napoca
Tel : 0264 438 402
Faks: 0264 438 400
Romanya’nýn
Ankara Büyükelçiliði
Büyükelçi : Radu Onofrei
(Embassy of Romania in Ankara)
Tel : (+90 312) 466 37 06 - 427 12 43
Faks: (+90 312) 427 15 30
[email protected]
Romanya’nýn Ýstanbul
Baþkonsolosluðu
Baþkonsolos : Adriana Ciamba
Tel: (+90 212) 358 05 15 -16 -17
Faks: (+90 212) 358 05 18-19
Vize iþlemleri (+90 212) 358 05 35
Tic. Ateþeliði: (+90 212) 292.41.27
E-mail: [email protected]
Romanya’nýn Ýzmir
Baþkonsolosluðu
Baþkonsolos : Cerasela Nicolaş
Tel: (+90 232) 465 04 63
Faks: (+90 232) 465 09 38
Güney Doðu Avrupa
‘Lumina’ Üniversitesi
(Lumina University)
Tel: (+40-21) 240 30 22
Faks: (+40-21) 240 30 33
www.lumina.org [email protected]
Þos. Colentina Nr. 64B, BÜKREÞ
Lumina Eðitim Kurumlarý
Genel Müdür: Fatih Göktaþ
Tel: (+40-21) 306 95 30
Faks: (+40-21) 306 95 34
www.lumina.ro - www.lumina.org
Uluslararasý Bükreþ
Bilgisayar Lisesi (ICHB)
Tel: (+40-21) 327 54 43 - 327 65 70
Faks: (+40-21) 320 95 60
www.ichb.ro - [email protected]
Uluslararasý
Bükreþ Koleji (ISB)
Tel: (+40-21) 306 95 30
Fax: 021-306 95 34 (Primary School)
Faks: 021-306 95 50 (Secondary School)
www.isb.ro - [email protected] [email protected]
Spectrum Bükreþ
Anaokulu ve Ýlkokulu
Tel: (+40 -21) 327 55 71
Faks: (+40- 21) 327 15 41
www.scoalaspectrum.ro
Email: [email protected]
Uluslararasý Köstence
Bilgisayar Lisesi (ICHC)
Tel: (+40- 241) 693 262 - 665 083
Faks: (+40 -241) 545 627
www.ichc.ro - [email protected]
HALT Language Center
Tel: (+40 -21) 335 58 58
www.halt.ro
RODİAP
(Romanya Diyalog Platformu)
www.rodiap.ro
Tel: 0 768 257 566
0 733 713 385
APRT
(Türk-Romen Dostluk Derneği)
email: [email protected]
web: www.aprt.ro
TUNA Vakfı
Tel: (+40 -21) 335 58 58
www.tuna.ro
Türk Ýþadamlarý Derneði (TÝAD)
Baþkan: Aykut Akbulut
Tel : (+40-21) 250 67 46 -250 18 77;
Faks: (+40-21) 250 45 93 www.tiad.ro
Romanya-Türkiye
Ticaret ve Sanayi Odasý
Adresa: Str. Nerva Traian ,
Nr. 27-33 (Complex Nerva Traian)
Tel: 0 734 439 098 / 0 768 599 905
web: adress63.ro
faceebook : Adress” restaurant&terasa
EK,
ÇORBA, SULU YEM
,
TA
LA
SA
PILAV,
KARIŞIK KEBAB, I
LE
TATLI VE IÇECEK 50 LEI
25
IN
IÇ
AR
ÇOCUKL
Baþkan: Tamer Atalay
Tel: (+40 -21) 326 97 22
Faks: (+40-21) 326 36 67
e-mail:[email protected]
Dobruca Ýþadamlarý Derneði
Baþkan: Zeki Uysal
Tel: 0241.692 841 - 0241.610 636
Fax: 0241. 692 841
e mail : [email protected]
website : www.dobrucatiad.org
15
KIŞ ORTASINDA DÜNYA KUPASI
OYNANACAK. FIFA, Katar'ın ev
sahipliğinde düzenlenecek 2022
Dünya Kupası'nın kasım ve aralık
aylarında yapılmasına karar
verdi. Düzenlemenin onayladığı
ve finalin Katar'ın ulusal günü
olan 18 Aralık'ta yapılacağı bildirildi. Şampiyonanın 28 gün sür-
spor
mesinin planlandığı kaydedildi.
Daha önce Katar'daki hava sıcaklığının futbolcuların ve taraftarların sağlığı açısından tehdit oluşturacağı gerekçesiyle hazirantemmuz aylarına olumlu bakılmıştı. O yıl Ramazan ayının nisana denk gelmesinin de hesaba
katıldığı vurgulandı.
23-29 MART 2015 ZAMAN
Hiddink, galibiyetten çok emin
2010-11 sezonunda Ay-Yıldızlıları
çalıştıran 68
yaşındaki Guus
Hiddink, Türkiye
maçını kendisi
için bir meydan
okuma olarak
niteledi.
1
Fransa'da düzenlenecek
2016 Avrupa Şampiyonası grup elemeleri, önümüzdeki
hafta içi yapılacak karşılaşmalarla devam edecek. Türkiye'nin
28 Mart'ta karşılaşacağı Hollanda galibiyet peşinde. Teknik
Direktör Guus Hiddink, "Eğer
Türkiye'ye kaybedersek grupta 4. sıraya gerileriz. Ancak
Türkiye'ye karşı kazanacağımız
için rahatım." dedi. 2010-11
sezonunda Ay-Yıldızlıları çalıştıran 68 yaşındaki antrenör,
Türkiye maçını kendisi için bir
meydan okuma olarak niteledi.
A Grubu'nda Çek Cumhuriyeti
ve İzlanda'nın ardından 3. sırada yer aldıklarını hatırlatan deneyimli hoca, Arjen Robben'in
Türkiye'ye karşı hazır durumda
olacağını ve forma giyebileceği-
ni ifade etti. Hollanda'nın aday
kadrosunda şu isimler yer alıyor.
Kaleciler: Cillessen, Krul, Vermeer. Defans: Blind, Bruma, Willems, Janmaat, Martins Indi, Veltman, De Vrij, Van der Wiel. Orta
saha: Afellay, Clasie, De Guzman,
Klaassen, De Jong, Sneijder, Wijnaldum. Forvet: Depay, De Jong,
Narsingh, Bas Dost, Huntelaar,
Robben. SPOR SERVİSİ
Avrupa'da ilk kayıp geldi
1
Beşiktaş, Atatürk
Olimpiyat Stadı'nda
oynadığı 8. Avrupa kupası
maçında ilk kez mağlup
oldu. Siyah-Beyazlılar, Club
Brugge'a kaybedilen 3-1'lik
maça kadar Feyenoord'u 3-1,
Tottenham'ı 1-0, Partizan'ı
2-1, Liverpool'u da 1-0 mağlup etmiş sadece Arsenal ile
0-0, Asteras ile 1-1 berabere
kalmştı. Kartal, geçen sezon
da bu stadyumda Tromsö
takımını 2-0 yenmişti.
Kulüpler asıl şimdi yandı
1
FIFA'nın "Transfer
yasağı getirecek"
yeni talimatı Türkiye'de
de yürürlüğe girdi. FIFA,
oyuncu ödemeleri konusunda 30+10 günlük gecik-
mede kulüplere iki transfer
dönemine kadar transfer
yasağı getirebilecek. Bu
süre sonunda futbolcuya
FIFA'ya başvurma hakkı
doğacak.
Joachim Löw, İlkay'ı kadroya aldı
1
Uzun süren sakatlığın izlerini
üzerinden atmaya çalışan
İlkay Gündoğan, sergilediği başarılı performansın
ardından Almanya milli
takım kadrosuna davet
edildi. Sırtındaki sakatlığı sebebiyle yaklaşık bir
sezonu oynamadan geçiren
24 yaşındaki orta sahanın
yükselen formu Almanya
Milli Takım Teknik Direktörü Joachim Löw'ün gözünden kaçmadı. Tecrübeli
çalıştırıcı Türk asıllı Alman
oyuncuya her zaman çok
güvendiğini ifade etti.
PARTENERI
SPONSORII
SALA PALATULUI
3 Aprilie 2015
Ora 20:00
T E X T IL
PARTENERI MEDIA
Radio
România
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
1
File Size
14 457 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content