semirapid maksiller ekspansiyon - İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi

 T.C. İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SEMİRAPİD MAKSİLLER EKSPANSİYON Fatih ATICI DOKTORA SEMİNERİ ORTODONTİ ANABİLİM DALI Danışman Prof. Dr. Tancan UYSAL İZMİR-­‐2014 T.C. İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SEMİRAPİD MAKSİLLER EKSPANSİYON Fatih ATICI DOKTORA SEMİNERİ ORTODONTİ ANABİLİM DALI Danışman Prof. Dr. Tancan UYSAL İZMİR-­‐2014 İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SEMİNER ONAY FORMU Adı Soyadı Anabilim/Bilim Dalı Fakültesi Lisansüstü Öğretim Türü Yüksek Lisans Doktora Danışmanı Seminer Konusu Tarih Verildiği Saat Yer Başarı Durumu Başarılı Başarısız Anabilim Dalı Başkanı Danışman Öğretim Üyesi Semineri İzleyen Öğretim Üyesi İçindekiler
ii
ÖZET
iii
1-GİRİŞ
1
2-GENEL BİLGİLER
2-1 Maksiller Darlık Etiolojisi
2
2-2 Yavaş Üst Çene Genişletmesi
4
2-3 Hızlı Üst Çene Genişletmesi
5
2-4 Yarı Hızlı Üst Çene Genişletmesi
6
2-5 Aparey Dizaynı
10
2-6 Yarı Hızlı Üst Çene Genişletmesinin Etkinliği
11
ve Stabilitesi
3-SONUÇ
12
4-KAYNAKLAR
13
ii SEMİRAPİD MAKSİLLER EKSPANSİYON ÖZET
Posterior
çapraz
kapanış,
transversal
yönde
en
fazla
görülen
maloklüzyonlardan biridir . Posterior çapraz kapanışın tedavisi amacıyla üst
çenenin transversal yönde genişletilmesi, ortodontistler tarafından bir asırı
aşkın süredir yapılan bir uygulamadır. Bu amaç için pek çok aparey
kullanılmıştır. Bu apareyler, ankraj noktalarına, aktif parçalarına, suturayı
açmak için uygulanan kuvvetin büyüklüğüne ve sıklığına göre hızlı, yarı hızlı
ya da yavaş genişletme sağlarlar. Bu seminerin amacı yarı hızlı üst çene
genişletmesi protokolünü, kullanılan apreyleri ve diğer tekniklerden farkını
açıklamaktır.
ABSTRACT
A crossbite is one of the most common transverse malocclusions in the
posterior region of the dental arch. Rapid maxillary expansion (RME)
treatment has been used over the past century in orthodontics. Different
methods have been used to expand constricted maxillary arches. When
evaluated on the basis of anchorage points, frequency of the activations,
magnitude of the applied force, duration of the treatment, different mechanics
produce
rapid,
semi-rapid,
or
slow
expansion
iii GİRİŞ
Normal bir oklüzyonda; maksiller diş kavsi, mandibuler diş kavsini uzayın
her yönünde kutu kapağı gibi örtmektedir [Ülgen, 2001]. Üst ve alt dişler
arasındaki oklüzal ilişkinin bukkolingual yönde bozulması çapraz kapanış
olarak tanımlanmıştır [Halicioglu et al., 2010]. Başka bir ifadeyle, posterior
çapraz kapanışta dişler sentrik oklüzyonda iken üst posterior dişlerin vestibül
tüberkülleri ile alt posterior dişlerin santral fossalarına temas eder [Wood,
1962].
Posterior çapraz kapanış, tek veya çift taraflı olarak gözlenebilir ve
genellikle üst çenenin alt çeneye göre yetersiz genişlikte olmasından
kaynaklanır [Chaconas and Caputo, 1982]. Posterior bölgede transversal
düzlemde en sık karşılaşılan problemlerden biri de çapraz kapanışlardır
[Ferrario et al., 2003].
Ortodontik
düzensizlikler
içinde
en
sık
görülen
problemlerden
biride; maksillanın transversal yöndeki yetersizliğidir. Maksiller darlık tanımı ilk
olarak Corpus Hippokratikum'da yapılmıştır. Burada dar ve derin damak
yapısı sebebiyle dişlerle ilgili sorunlardan ve beraberinde gelen semptomlar
olan başağrısı ve kulak şikayetlerinden bahsedilmektedir. Bu zamandan
1860’a kadar maksiller darlığın çözülmesinde, bazı yavaş genişletme
tekniklerinin kullanılmasından başka teşebbüste bulunulmamıştır. Bu yavaş
genişletme tekniklerini uygulayanlar arasında; Fauchard (1728), Bourdet
(1757), Fox (1803), Delabarre (1819), Lefoulon (1839 ve 1841), Shange
(1841), Robinson (1846), Tomes (1848), Allen (1850), White (1859) ve
Wescott (1859) bulunmaktadır.Bu yetersizlik hem dişsel hem de iskeletsel
olarak görülebilmektedir.Bunun sonucunda gelişen tek veya çift taraflı
posterior çapraz kapanışın giderilmesi,ortodontik tedavinin temel amacıdır.
Maksillanın transversal yöndeki daralması sonucu gelişen anomalilerin sıklığı
ile ilgili birçok epidemiyolojik çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların raporlanan
sonuçları oldukça farklıdır .
Posterior çapraz kapanış insidansı farklı toplumlarda % 2,7 ile % 18,2
arasında bulunmuştur [Ferrario et al., 2003]. Türk toplumunda ise bu oran
1 %2.7 olarak bildirilmiştir [Sandikcioglu and Hazar, 1997]. Bu durum kendini
süt dentisyonda da üst arktaki lateral darlık olarak belli etmektedir [da Silva
Filho et al., 1991].
Apikal kemik kaidesi yeterli ve ve darlık dental düzeyde ise sadece diş
kavsinin genişletilmesi gerekmektedir. Ancak, apikal kemik kaidesinde bir
darlık ve bununla beraber oluşan kompansasyondan dolayı dişlerin
kronlarında bukkal yönlü bir eğim mevcutsa midpalatal suturanın açılmasıyla
apikal kaidenin genişletilmesi gerekmektedir [Proffit and White, 2003].
Maksiller Darlık Etiyolojisi
Kutin ve Hawes, maksiler darlık etyolojisi olarak süt dişlerinin retansiyonunu,
çapraşıklığını, süt dişlerinde görülen prematür kontakları, dudak damak
yarıklarını, parmak emmeyi ve diş/ ark boyu uyumsuzluklarını görmektedir
[Kutin and Hawes, 1969].
Graber ve Swain, Harvold ve ark. maksiller dental konstrüksiyonun anormal
fonksiyona ve fonksiyonel alışkanlıklara bağlı olarak meydana gelebileceğini
bildirmişlerdir [Harvold et al., 1972].
Harvold
ve
ark.
deneysel
olarak
nazal
tıkanıklık
yaratılan
Rhesus
maymunlarında dar maksiller dental arklar oluştuğunu gözlemlemişlerdir
[Harvold et al., 1972].
Linder-Aronson maksiller darlığı olan hastalarda nazal obstrüksiyon ile sıklıkla
karşılaşıldığını, ancak erken dönemde yapılacak müdahalelerle nazal
solunuma geçildiğinde problemin kendiliğinden düzelebileceğini bildirmiştir
[Linder-Aronson and Lindgren, 1979].
Adenoid yüz tipi olan hastalarda yüksek nazal dirençten dolayı ağız solunumu
görülmektedir. Bu duruma retrognatik mandibula, protrüze üst kesiciler, derin
ve V şeklinde maksilla, daralmış maksiller dental ark, kısa ve zayıf üst dudak,
zayıf ağız çevresi kasları sebep olmaktadır ve tüm bunların sonucunda ağız
açık bir postür ortaya çıkmaktadır [Warren et al., 1987].
Thilander ve ark. süt dişlenme döneminde genellikle unilateral çapraz kapanış
görülmesini parmak emmeye bağlamaktadırlar [Thilander et al., 1984].
2 Proffit
nazal enflamasyon veya kronik nazal obstrüksiyonlar sonucu ağız
solunumunun, mandibulanın alçalmasına, dilin mandibulada konumlanmasına
ve dolayısıyla maksiller darlığa neden olabileceğini ifade etmiştir [Proffit,
2000].
Fonksiyonel çapraz kapanış, çoğunlukla süt ve karışık dişlenme döneminde
görülmektedir. İstirahat pozisyonunda alt çene transversal yönde normal
konumdadır. Üst çene diş kavsi alt çene diş kavsine göre dar olduğundan , alt
çene istirahat konumundan maksimum kapanışa geçerken erken temaslar
nedeniyle laterale doğru kayarak, posterior çapraz kapanış oluşturmaktadır.
Bu durum tedavi edilmezse, hem temporamandibular eklemde fonksiyonel
kaymalara hem de çenelerde asimetrik dentoalveolar ve bazal kaide
gelişimine neden olabilmektedir [Proffit, 2000] .
Dişsel posterior çapraz kapanış, diş kavislerinde darlık olmaksızın dişlerin
sadece palatinale eğilmesiyle karakterizedir. Bu tek bir diş olabileceği gibi bir
diş grubunu da kapsayabilmektedir. Dişsel posterior çapraz kapanış çoğu kez
lokal faktörler nedeniyle ortaya çıkmaktadır [Proffit, 2000].
İskeletsel posterior çapraz kapanışta ise, maksilla ve mandibula arasındaki
transversal yön uyumsuzluğunun nedeni çoğunlukla maksillanın çift veya tek
taraflı olarak daralmasıdır. Maksillada apikal kemik kaidesi yetersizdir.
Posterior çapraz kapanış, maksillanın normal gelişip mandibulanın aşırı
gelişmesiyle de ortaya çıkabilmektedir.
Maksiller darlık dudak-damak yarıkları, Binder sendromu, akondroplazi gibi
bazı sendromlar sonucu da görülebilmektedir [Bishara and Staley, 1987].
Moyers, ortodontik anomalilerin etyolojisini 7 kategoride incelemektedir
[Moyers, 1988, ]:
1-Kalıtım
2-Kaynağı bilinmeyen gelişimsel defektler
3-Travma
4-Fiziksel ajanlar
5-Alışkanlıklar
6-Hastalıklar
7-Kötü beslenme
3 Dar maksillaya sahip bireylerde genişletme için değişik yöntemler
kullanılmaktadır. Aktivasyon frekansı, kullanılan kuvvetin şiddeti, hasta yaşı ve
uygulanacak tedavinin süresine göre farklı teknikler uygulanabilmektedir
[Usumez and Uzel, 2008]
Üst çene genişletmesi ne kadar farklı amaçlar için kullanılmış olsa da temel
hedef sutura palatina medianın açılmasıdır. Bu yüzden üst çene genişletmesinde
kullanılan
yöntemler,
suturanın
açılma
hızına
bağlı
olarak
sınıflandırılmıştr [Bishara and Staley, 1987]. Suturanın açılma hızına bağlı
olarak üç farklı metod ile üst çene genişletmesi yapılabilir.
1. Yavaş Üst Çene Genişletmesi (SME – Slow Maxillary Expansion)
Yavaş üst çene genişletmesi metodu ile 450 ile 900 gr. arasında kuvvet
uygulayan mekanikler ile genişletme işlemi ortalama olarak 2 ile 6 ay arasında
yapılmaktadır [Bishara and Staley, 1987; Lagravere et al., 2005]
Bell, yavaş üst çene genişletmesi ile üst çenenin yeniden pozisyonlanması
ve yeniden şekillenmesi esnasında doku bütünlüğü korunduğu için nüksün
daha az olacağını ve 900 gr.’lık kuvvetin üst çenede sutural ayrılmayı
sağlayabileceğini ancak yaş ilerledikçe bu etkinin azaldığını söylemiştir [Bell,
1982]. Mew, ise yavaş üst çene genişletmesi ile haftada 1/3 mm.
genişletmenin hedeflendiğini vurgulsmıştır [Mew, 1997].
Yavaş üst çene genişletmesiyle elde edilen toplam genişlemenin ne
kadarının iskeletsel genişleme olduğunu araştıranlardan; Sandıkçıoğlu ve
Hazar [Sandikcioglu and Hazar, 1997] ve Mossaz-Joelson ve Mossaz
[Mossaz-Joelson and Mossaz, 1989], % 50 oranında, Hicks [Hicks, 1978] ise
% 16’sı ile % 30’u arasında iskeletsel genişleme olduğunu söylemiştir.
Yavaş üst çene genişletmesinde, sutural dokuların direnci kırılmadığı için
ortodontik hareket miktarı fazla ortopedik hareket miktarı azdır [Bishara and
Staley,
1987],
dönemlerinde
Bununla
üst
birlikte
çenenin
özellikle
ortopedik
süt
veya
karışık
separasyonunun
dişlenme
sağlandığı
da
belirtilmiştir [Hicks, 1978].
4 2. Hızlı Üst Çene Genişletmesi (RME - Rapid Maxillary Expansion)
Temeli 1860[Angell, 1860] ‘lara dayanan hızlı üst çene genişletme
prosedürü zamanla, dar maksillası olan hastalar için rutin bir ortopedik
genişletme yöntemi halini almıştır[Haas, 1980]. Hızlı üst çene genişletmesinin
maksiller darlığı olan genç hastalarda, pseudo Cl III malokluzyonlarda,
solunum problemi olanlarda ve yarık damak olgularında geçerli bir proseür
olduğu gösterilmiştir [İsaacson and Murphy, 1964]
Hızlı üst çene genişletmesiyle; dişlere ve alveoler yapılara ortodontik diş
hareketi limitlerini aşan kuvvetler uygulayarak [Timms, 1980], ortodontik diş
hareketinin miktarını azaltmak ve ortopedik hareketin miktarını arttırmak
istenilmektedir [Bishara and Staley, 1987].
Hızlı üst çene genişletmesi metodu ile 0.9-4.5 kg. kuvvet uygulayan
mekanikler kullanılarak haftada 3 mm. veya daha fazla genişletme
yapılmaktadır [Mew, 1977]
Hızlı üst çene genişletmesi işleminin en çok tartışılan kısmı genişletme hızı
olmuş ve literatürde çok değişik vida çevirme protokolleri önerilmiştir.
Zimring ve Isaacson, genç bireylerde sutura açılıncaya kadar (ortalama 4-5
gün) günde 2 çeyrek tur, suturanın açılmasını takiben günde 1 çeyrek tur
yapılarak elde edilen genişletmenin daha dengeli olacağını belirtmişlerdir
[Zimring and Isaacson, 1965]. Yaşlı bireylerde ise ilk iki gün 2 çeyrek tur, daha
sonraki 5. veya 7. güne kadar yani sutura açılana kadar ve sonrasında günde
1 çeyrek turluk çevirme programını önermişlerdir. Haas [Haas, 1973], birinci
gün beşer dakika aralıklarla 15 dakika içinde genişletme vidasını 4 çeyrek tur,
sonraki günlerde ise günde 2 çeyrek tur olacak şekilde çevirme protokolünü
uygularken, Biederman [Biederman, 1973] ise birinci gün 5 veya 10 dakika
aralıklarla 3 çeyrek tur, sonraki günlerde ise günde 2 çeyrek tur olacak şekilde
vida aktivasyonu uygulamıştır .Ceylan ve arkadaşları [Ceylan et al., 1996] ile
Taşpınar ve arkadaşları [Taspinar et al., 2003] ise sutura açılana kadar günde
3 çeyrek tur, suturanın açılmasından sonra ise günde 2 çeyrek tur yapılan
vida çevirme programını uyguladıklarını bildirmişlerdir .Tecco ve arkadaşları
[Tecco et al., 2005] ise vidanın ilk gün 4 çeyrek tur, takip eden günlerde 1
5 çeyrek tur şeklinde çevrilmesini önermişlerdir . Sander ve arkadaşları, hızlı üst
çene genişletmesi nedeniyle oluşan kök rezorpsiyonunun vidanın uyguladığı
kuvvetten ziyade aktif tedavi süresi ile ilişkili olduğu düşüncesiyle Hyrax
vidasının günde en az 5 defa (0,225 mm. x 5 = 1,125 mm.) çevrilmesini
önermişlerdir [Sander et al., 2006]. Chatellier ve Chateau ise ilk 3 gün içinde
üst çenede 6 mm. ve takip eden bir hafta içinde ise 3 mm. olacak şekilde
genişletme işlemi uygulamışlar ve bu işleme ultra-rapid maksiller ekspansiyon
ismini vermişlerdir [Chatellier and Chateau, 1963]. Farklı apareylerle yapılan
hızlı üst çene genişletmesinde genel olarak önerilen yöntem vidanın sabah ve
akşam olmak üzere günde 2 çeyrek tur çevrilmesidir [Haas, 1973; Timms,
1980].
3. Yarı Hızlı Üst Çene Genişletmesi (SemiRapid Maxillary Expansion)
Uzun dönemli çalışmalar dikkatleri
hızlı maksiller genişletmenin relaps
eğilimine çekmiştir [Bishara and Staley, 1987]. Bir çok araştırmacı hızlı üst
çene genişletmesinin stabilitesini; hasta yaşı , genişletme miktarı [Bishara and
Staley, 1987], aperey dizaynı [McNamara and Brudon, 1993; Velazquez et al.,
1996], retansiyon döneminin uzunluğu ve retansiyon sürecindeki hasta
kooperasyonu, maksiller darlığın derecesi, midpalatal sutur ve çevre dokuların
cevabı [Memikoglu and Iseri, 1999] ve yumuşak dokuların yeni pozisyonlarına
adaptasyonları [Halazonetis et al., 1994] gibi stabiliteye etkili faktörlerle
değerlendirmiştir.
Literatür maksiller genişletme işleminin çevre iskeletsel yapıları etkilediği
konusunda hemfikirdir. Buradaki asıl önemli husus doku direncini azaltarak ve
çevre yapıların adaptasyonunu sağlayarak uzun dönemde stabil bir tedavi
sonucuna ulaşmaktır[Iseri and Ozsoy, 2004]. Bishara ve Staley yaptıkları
çalışmada
oluşan direncin suturun kendisinden değil de, sfenoid ve
zygomatik kemik gibi çevre dokulardan kaynaklandığını belirtmişlerdir
[Bishara and Staley, 1987]. Işeri ve ark. da yaptıkları çalışmada özellikle
sfenoid kemiğin pterygoid plaklarının üst kısımlarında ve zygomatik kemiğin
ön bölgesinde en yüksek stres ölçümlerine ulaşmıştır[Iseri et al., 1998]. Tüm
bu bilgilere dayanarak maksiller genişletmenin sadece suturda değil,
6 kraniofasiyal kompleksin birçok bölgesinde yüksek dereceli kuvvetler
oluşturduğu görülmektedir. Fasiyal kemiklerdeki hızlı yer değiştirmenin ve
deformasyonun uzun dönemde relaps eğilimini artıracağı düşünülmektedir.
Ancak rölatif olarak daha yavaş yapılan bir maksiller genişletme işlemi
nazomaksiller kompleksde daha az doku direnci oluşturabilmektedir [Iseri and
Ozsoy, 2004]. Suturun açılmasını sağlayan bir hızlı genişletme işleminin
hemen arkasından devam ettirilen yavaş maksiller genişletmeye semirapid
maksiller genişletme ismi verilmektedir [Iseri and Ozsoy, 2004].
1977 yılında Mew “bioblock” ismini verdiği kroşeleri ve akrilik kaidesi
bulunan vidalı müteharrik bir aparey ile haftalık 1–1.5 mm.'lik genişletme
yapmış ve bu miktardaki genişletmenin yavaş ve hızlı üst çene genişletmesine
göre daha fizyolojik olduğunu söylemiştir [Mew, 1977]. Mew
bir başka
çalışmasında, yine aynı aparey ile haftada 1 mm. olarak yaptığı üst çene
genişletme işlemini yarı hızlı üst çene genişletmesi olarak adlandırmıştır
[Mew, 1983].
Diğer bir tarifi ile yarı hızlı üst çene genişletmesi quad-helix ve mine
expander gibi yay ya da vida ile aktive olan sistemlerle sağlanabilir. Bu tip
apareyler bantlarla ya da akrilik bloklarla dişlere sabitlenirler. Quad-helix ve
minne expander gibi apareylerin aktivasyon mekanizmaları maksillaya
uyguladıkları sürekli kuvvetlere dayanır. Aktivasyon miktarına ve sayısına
bağlı olarak sağladıkları ekspansiyon miktarı ayda 2-2,5 mm arasında
değişmektedir [Rokasi and Graber, 2010]. Hicks ve ark. 10-15 yaş arası 5
hasta üzerinde implantlarla yaptıkları çalışmada minne expander’ın iskeletsel
etkilerini irdelemiş ve tüm genişleme miktarının %16’sı ile % 30’u arasında
olduğunu bulmuştur [Hicks, 1978]. Yine implantlarla yapılan diğer bir
çalışmada ise haftalık 0.64 mm’lik açılma oranıyla kullanılan minne
expander’ın % 50 iskeletsel etki oluşturduğu gözlenmiştir [Mossaz-Joelson
and Mossaz, 1989]. Ancak bu araştırmadaki çalışma grubunun
8-12 yaş
arası hastalardan oluşması bu sonucun ortaya çıkabilmesini sağlamaktadır. 2
pound’luk bir kuvvet kullanılarak yapılan ekspansiyon işlemi maksillanın iki
parçası arasında açılmaya neden olmamakta, 5-6 derecelik bir açıyla
frontomaksiller sutur etrafında bir devrilme hareketi oluşturmaktadır [Haas,
1980].
Bazı kaynaklarda quad-helix ve minne expander yavaş genişletme
7 apareyleri olarak gösterilirken [Halicioglu et al., 2010] bazı kaynaklarda da
yarı hızlı genişletme apareyleri sınıfına alınmıştır [Rokasi and Graber, 2010].
Quad-Helix Apareyi: Klinik olarak en çok kullanılan yavaş genişletme
apareyidir. Ortalama 400 gr. kuvvet uygulayan helikal bükümlü paslanmaz 0.9
mm. çapında çelik teller ile anterior ve posterior genişleme miktarı
ayarlanabilmekte
ve
molar
dişlerdeki
rotasyonlar
düzeltilebilmektedir
[Halicioglu et al., 2010]. Karışık dişlenme gibi erken yaşlarda midpalatal
suturanın ayrılması ile ortopedik etki sağlanırken erişkin yaşlarda alveol ve
dişlerin eğilmesine yol açarak ortodontik etki meydana getirdiğini söyleyen
yazarlar da vardır [Rokasi and Graber, 2010].
Quad-Heliks apareyinin okluzal görüntüsü
Quad-heliks apareyi gibi kalın bir tel yardımıyla kuvvet uygulayan “Porter”
aygıtı ve “W” apareyi; quad-helix apareyinin modifikasyonları olarak sayılabilirler. 1978 yılında Harberson ve Myers, süt ve karışık dişlenme döneminde
10 bireyde “W” apareyi ve Porter aygıtı ile çapraz kapanışı düzelttiklerini
bunlardan sekizinde midpalatal suturada açılma izlendiğini söylemişlerdir
[Harberson and Myers, 1978] .
Minne apareyi: 1978 yılında Cotton, tarafından tanıtılan bu aparey bir vida
düzeneğine sahiptir ve uyguladığı kuvvet bir coil springin sıkıştırılmasıyla
oluşur ve ortalama 0.5 – 1 kg. kuvvet uygular . Cotton, Minne apareyi ile
macaca mulatta maymunları üzerinde genişletme yapmış ve sutural açılma
oluşturduğunu söylemiştir [Cotton, 1978] . Akkaya ve arkadaşları bu apareyi
8 oklüzal yüzüne akrilik ekleyerek akrilik bonded genişletme apareyi olarak
modifiye etmişlerdir [Akkaya et al., 1998].
Minne apareyinin oklüzal görüntüsü (Bishara SE, Textbook of Orthodontics
W.B.Saunders Company Philadelphia, London, Toronto, 2001).
2004 yılında İşeri ve Özsoy tarafından rijit akrilik bonded hızlı maksiller
genişletme apareyinin vida çevirme programı, sutural açılma oluncaya kadar
günde iki çeyrek tur (0.4 mm.), sutural açılma oluştuktan sonra haftada 3
çeyrek tur (0.6 mm.) şeklinde değiştirilerek üst çene genişletmesi yapılmış ve
bu vida çevirme programı “Yarı Hızlı Maksiller Üst Çene Genişletmesi” adıyla
literatüre tanıtılmıştır [Iseri and Ozsoy, 2004].
İşeri ve Özsoy ve Özsoy,
maksiller genişletmenin daha yavaş olarak uygulanmasıyla çevre dokulara
daha fizyolojik kuvvetlerin uygulanacağını, çevre dokuların tamir işlemiyle
birlikte yeni duruma daha iyi uyum sağlanacağını söylemişler ve hızlı
genişletme işlemi sonrası meydana gelen değişimlerin 3 yıllık pekiştirme
dönemi sonrasında da korunduğunu rapor etmişlerdir [Özsoy, 2001].
9 APAREY DİZAYNI
Yarı hızlı üst çene genişletmesindeki ilk aparey Mew [Mew, 1983] tarafından
tanımlanmıştır. Bu dizayn akrilik kaidesi bulunan vidalı ve haraketli bir
genişletme apareyinden oluşmaktadır.
Işeri Ve ark. 2004’de tanımladığı bonded rijit semirapid genişletme apareyi Memikoğlu ve İşeri yaptıkları çalışmada yavaş ekspansiyon vidasını 1.
premolarlar hizasında, palatal kubbenin mümkün olan derin noktasına
yerleştirmişlerdir. Maksiller posterior dişlerin vestibül yüzeyleri akrilikle
örtülmüştür. Aparey ilk 5-7 gün dişlere simante olarak kullandırılmış ve
suturdaki açılma okluzal radyografi ile onaylandıktan sonra aparey çıkarılarak
slow ekspansiyondaki gibi hareketli olarak kullanılmaya başlanılmıştır. Aktif
ekspansiyon süresi yaklaşık 4 ay olarak uygulanmış ve ilave 3 ay da
retansiyon için kullanılmıştır.
Ramoğlu ve ark.[Ramoglu and Sari, 2010] ile Kılıç ve ark. [Nichat and
Hüsamettin, 2008] ise rijit bonded akrilik RME apareyini, sutur açılana kadar,
günde iki çeyrek tur çevrilen hızlı genişletme prosedürüne uyarak kullanmış,
daha sonra günde bir çeyrek tura düşürerek, bu prosedürü yarı hızlı maksiller
genişletme olarak uygulamışlardır.
10 YARI HIZLI GENİŞLETMENİN ETKİNLİĞİ VE STABİLİTESİ
Rapid maksiller genişletmede olduğu gibi semi rapid genişletmede de
hastanın yaşı etkinliğin değerlendirilmesinde en önemli faktörlerden biridir. Bir
çok araştırmacı erken yaşlarda yapılan hızlı üst çene genişletme tedavisinin
daha stabil olduğunda hemfikirdirler. Yaşla birlikte artan kraniofasiyal
kompleksin rijitliği uzun dönemdeki stabiliteyi olumsuz yönde etkileyecektir
[Bell, 1982; Haas, 1980].
Ramoğlu ve ark. [Ramoglu and Sari, 2010] yaptıkları çalışmada rapid ve
semi rapid üst çene genişletmesinin dentofasiyel yapılar üzerinde, benzer
etkileri olduğunu belirtmiştir.
Midpalatal suturda görülen açılmanın yanında bir çok kaynakta yarı hızlı üst
çene
genişletmesinden
sonra
zygomatik
genişlikte
de
belirgin
artış
olduğundan bahsedilmiştir [Iseri and Ozsoy, 2004; Memikoglu and Iseri,
1999]. Nasal kavite genişliğinde de artış olduğu ve özellikle bu artışın
midpalatal sutura bitişik nasal tabanda gerçekleştiği belirtilmiştir [Haas, 1973,
1980].
Yarı hızlı maksiller genişletmenin etkili olduğu diğer parametrelerden biri de
maksiller kaidedeki artıştır. İşeri ve ark. [Iseri and Ozsoy, 2004] yaptıkları
çalışmada maksiller kaidenin, dentoalveoler yapılardakinin yarısı kadar
açıldığını belirtmiştir. Memikoğlu ve ark.’nın hızlı üst çene genişletme ile
yaptıkları çalışmada ise maksiller kaidenin intermolar genişlemenin yarısından
fazla açıldığı saptanmıştır [Memikoglu and Iseri, 1999]. Aynı çalışmada en çok
dikkat çeken husus yarı hızlı üst çene genişletmesi vakalarında sutural
açılmanın en az gelişim gösteren bulgu olmasıdır. Bu vakalarda maksiller
genişlemenin temeli dentoalveoler yapılardaki değişime dayanmaktadır [Iseri
and Ozsoy, 2004].
Değişik kaynaklarda farklı teknikler tanımlanmış olsa da semi rapid üst çene
genişletmesinin ana prensibi dentofasiyal yapılar üzerindeki rezidüel stresi
azaltmak [Ramoglu and Sari, 2010] ve adaptasyon sürecini stimüle etmektir
[Iseri and Ozsoy, 2004]. Hem kısa hemde uzun dönemde görülen bulgulara
dayanarak bu prensibin relapsı minuma indirgediğidir [Iseri and Ozsoy, 2004].
11 SONUÇ
İskeletsel seviyedeki posterior çapraz kapanış, üst ve alt çene arasında
transversal yöndeki uyumsuzluktan kaynaklanmaktadır. Tedavi seçenekleri
değerlendirilirken;darlığın tipi ve miktarı,hastanın yaşı,hastanın kassal ve
kemiksel pattemi,hastanın kooperasyon yeteneği gibi faktörler göz önünde
bulundurulmalıdır.
Yarı hızlı üst çene genişletmesinin günümüz literatüründeki amacı hızlı
genişletme işleminde gerek dentoalveoler gerekse tüm nazomaksiller
komplekste oluşan aşırı gerilimleri azaltmak ve tedavinin sonundaki relaps
potansiyelini en aza indirgemektir.
Yarı hızlı üst çene genişletme prosedürü bir çok araştırmacı tarafından farklı
tekniklerle uygulanmıştır
Tekniği ilk olarak Mew tarafından tanımlanmış ve ‘’bioblock’’ ismini verdiği
kroşeli ve hareketli ortodontik apareye genişletme vidası ekleyerek üst çene
genişletmesi amaçlanmıştır.
Daha sonra İşeri ve ark. aparey dizaynını ve çevirme prosedürünü özel bir
şekilde tanımlamış ve literatüre kazandırmışlardır.
Yarı hızlı üst çene genişletmesi ile ilgili çalışma sayısı literatürde oldukça
azdır. Ancak genel olarak teknik; hızlı üst çene genişletmesi sırasında sutural
açılma
sağlandıktan
sonra
çevirme
prosedürünün
yavaşlatılmsına
dayanmaktadır .
Yapılan uzun dönem çalışmalarda da yarı hızlı üst çene genişletmesi ile
sağlanan transversal değerlerin stabil kaldığı görülmüştür.
12 KAYNAKLAR
Akkaya S, Lorenzon S, Ucem TT: Comparison of dental arch and arch perimeter changes between bonded rapid and slow maxillary expansion procedures. European journal of orthodontics 1998;20:255-­‐261. Angell E: Treatment of irregularities of the permanent or adult teeth. Dental Cosmos 1860;1:540–544. Bell RA: A review of maxillary expansion in relation to rate of expansion and patient's age. American journal of orthodontics 1982;81:32-­‐37. Biederman W: Rapid correction of class 3 malocclusion by midpalatal expansion. American journal of orthodontics 1973;63:47-­‐55. Bishara SE, Staley RN: Maxillary expansion: Clinical implications. American journal of orthodontics and dentofacial orthopedics : official publication of the American Association of Orthodontists, its constituent societies, and the American Board of Orthodontics 1987;91:3-­‐14. Ceylan I, Oktay H, Demirci M: The effect of rapid maxillary expansion on conductive hearing loss. The Angle orthodontist 1996;66:301-­‐307. Chaconas SJ, Caputo AA: Observation of orthopedic force distribution produced by maxillary orthodontic appliances. American journal of orthodontics 1982;82:492-­‐501. Chatellier J, Chateau M: Premieres observations des disjonctions mediopalatine ultra rapide sous anesthesie locale. Rev Stomatol 1963;64:145-­‐149. Cotton LA: Slow maxillary expansion: Skeletal versus dental response to low magnitude force in macaca mulatta. American journal of orthodontics 1978;73:1-­‐23. da Silva Filho OG, Boas MC, Capelozza Filho L: Rapid maxillary expansion in the primary and mixed dentitions: A cephalometric evaluation. American journal of orthodontics and dentofacial orthopedics : official publication of the American Association of Orthodontists, its constituent societies, and the American Board of Orthodontics 1991;100:171-­‐179. Ferrario VF, Garattini G, Colombo A, Filippi V, Pozzoli S, Sforza C: Quantitative effects of a nickel-­‐titanium palatal expander on skeletal and dental structures in the primary and mixed dentition: A preliminary study. European journal of orthodontics 2003;25:401-­‐410. Haas AJ: Rapid palatal expansion: A recommmended prerequisite to class iii treatment. Transactions European Orthodontic Society 1973:311-­‐318. Haas AJ: Long-­‐term posttreatment evaluation of rapid palatal expansion. The Angle orthodontist 1980;50:189-­‐217. Halazonetis DJ, Katsavrias E, Spyropoulos MN: Changes in cheek pressure following rapid maxillary expansion. European journal of orthodontics 1994;16:295-­‐300. Halicioglu K, Kilic N, Yavuz I, Aktan B: Effects of rapid maxillary expansion with a memory palatal split screw on the morphology of the maxillary dental arch and nasal airway resistance. European journal of orthodontics 2010;32:716-­‐720. Harberson VA, Myers DR: Midpalatal suture opening during functional posterior cross-­‐bite correction. American journal of orthodontics 1978;74:310-­‐313. Harvold EP, Chierici G, Vargervik K: Experiments on the development of dental malocclusions. American journal of orthodontics 1972;61:38-­‐44. 13 Hicks EP: Slow maxillary expansion. A clinical study of the skeletal versus dental response to low-­‐magnitude force. American journal of orthodontics 1978;73:121-­‐141. Iseri H, Ozsoy S: Semirapid maxillary expansion-­‐-­‐a study of long-­‐term transverse effects in older adolescents and adults. The Angle orthodontist 2004;74:71-­‐78. Iseri H, Tekkaya AE, Oztan O, Bilgic S: Biomechanical effects of rapid maxillary expansion on the craniofacial skeleton, studied by the finite element method. European journal of orthodontics 1998;20:347-­‐356. İsaacson R, Murphy T: Some effects of rapid maxillary expansion in cleft lip and palate patients. Angle Orthod 1964;34:143–154. Kutin G, Hawes RR: Posterior cross-­‐bites in the deciduous and mixed dentitions. American journal of orthodontics 1969;56:491-­‐504. Lagravere MO, Major PW, Flores-­‐Mir C: Long-­‐term skeletal changes with rapid maxillary expansion: A systematic review. The Angle orthodontist 2005;75:1046-­‐1052. Linder-­‐Aronson S, Lindgren J: The skeletal and dental effects of rapid maxillary expansion. British journal of orthodontics 1979;6:25-­‐29. McNamara J, Brudon W: Orthodontic and orthopedic treatment in the mixed dentition. Ann Arbor, Mich, Needham Press, 1993. Memikoglu TU, Iseri H: Effects of a bonded rapid maxillary expansion appliance during orthodontic treatment. The Angle orthodontist 1999;69:251-­‐256. Mew J: Relapse following maxillary expansion. A study of twenty-­‐five consecutive cases. American journal of orthodontics 1983;83:56-­‐61. Mew J: In favor of semirapid expansion. American journal of orthodontics and dentofacial orthopedics : official publication of the American Association of Orthodontists, its constituent societies, and the American Board of Orthodontics 1997;112:20A-­‐21A. Mew JR: Semi-­‐rapid maxillary expansion. British dental journal 1977;143:301-­‐
306. Mossaz-­‐Joelson K, Mossaz CF: Slow maxillary expansion: A comparison between banded and bonded appliances. European journal of orthodontics 1989;11:67-­‐76. Moyers R: Handbook of orthodontics,, Yearbook medical publishers inc., 1988, . Nichat K, Hüsamettin O: Effects of semirapid maxillary expansion on conductive hearing loss. American journal of orthodontics and dentofacial orthopedics 2008;133. Özsoy F: Semirapid üst çene genişletmesinin dentofasiyal yapılar üzerine olan etkilerinin incelenmesi; in: Sağlık Bilimleri Enstitüsü Ortodonti Anabilim Dalı Ankara, Ankara Üniversitesi 2001. Proffit W: Contemporary orthodontics. St. Louis, Mosby Co., 2000. Proffit W, White R: Contemporary treatment of dentofacial deformity,. Toronto, Mosby, 2003. Ramoglu SI, Sari Z: Maxillary expansion in the mixed dentition: Rapid or semi-­‐
rapid? European journal of orthodontics 2010;32:11-­‐18. Rokasi T, Graber TM: Orthodontic and dentofacial orthopedic treatment. Germany, Thieme, 2010. Sander C, Huffmeier S, Sander FM, Sander FG: Initial results regarding force exertion during rapid maxillary expansion in children. Journal of orofacial 14 orthopedics = Fortschritte der Kieferorthopadie : Organ/official journal Deutsche Gesellschaft fur Kieferorthopadie 2006;67:19-­‐26. Sandikcioglu M, Hazar S: Skeletal and dental changes after maxillary expansion in the mixed dentition. American journal of orthodontics and dentofacial orthopedics : official publication of the American Association of Orthodontists, its constituent societies, and the American Board of Orthodontics 1997;111:321-­‐327. Taspinar F, Ucuncu H, Bishara SE: Rapid maxillary expansion and conductive hearing loss. The Angle orthodontist 2003;73:669-­‐673. Tecco S, Festa F, Tete S, Longhi V, D'Attilio M: Changes in head posture after rapid maxillary expansion in mouth-­‐breathing girls: A controlled study. The Angle orthodontist 2005;75:171-­‐176. Thilander B, Wahlund S, Lennartsson B: The effect of early interceptive treatment in children with posterior cross-­‐bite. European journal of orthodontics 1984;6:25-­‐34. Timms DJ: A study of basal movement with rapid maxillary expansion. American journal of orthodontics 1980;77:500-­‐507. Usumez M, Uzel I: Evaluation of rapid maxillary expansion and quad-­‐helix in the late mixed dentition period. Turkish Journal of Orthodontics 2008; 21:187–195. Ülgen M: Ortodonti anomaliler, sefalometri, etioloji, büyüme ve gelişim, tanı. İstanbul, Yeditepe Üniversitesi Yayınları), 2001. Velazquez P, Benito E, Bravo LA: Rapid maxillary expansion. A study of the long-­‐
term effects. American journal of orthodontics and dentofacial orthopedics : official publication of the American Association of Orthodontists, its constituent societies, and the American Board of Orthodontics 1996;109:361-­‐367. Warren DW, Hershey HG, Turvey TA, Hinton VA, Hairfield WM: The nasal airway following maxillary expansion. American journal of orthodontics and dentofacial orthopedics : official publication of the American Association of Orthodontists, its constituent societies, and the American Board of Orthodontics 1987;91:111-­‐116. Wood A: Anterior ve posterior crossbite. J Dent Child 1962;29:280-­‐285. Zimring JF, Isaacson RJ: Forces produced by rapid maxillary expansion. 3. Forces present during retention. The Angle orthodontist 1965;35:178-­‐186. 15