close

Enter

Log in using OpenID

“Proje Özetleri Kitabı” na buradan ulaşabilirsiniz. - BEÜ I. AR-GE

embedDownload
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ONUR KURULU
Ali KABAN (Zonguldak Valisi)
Prof. Dr. Mahmut ÖZER (Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü)
DÜZENLEME KURULU
Prof. Dr. Orhan UZUN (BEÜ Rektör Yardımcısı)
Prof. Dr. Yılmaz YILDIRIM (Mühendislik Fakültesi Dekanı)
Yrd. Doç. Dr. Gülhan ÇAKMAK (Metalurji ve Malzeme Müh. Böl. Bşk.)
Yrd. Doç. Dr. Barış AVAR (Metalurji ve Malzeme Müh. Böl.)
Yrd. Doç. Dr. Gülten SADULLAHOĞLU (Metalurji ve Malzeme Müh. Böl.)
Yrd. Doç. Dr. Nergizhan KAVAK (Makina Müh. Böl.)
Yrd. Doç. Dr. Rukiye UZUN (Elektrik Elektronik Müh. Böl.)
Arş. Gör. Deniz KÜÇÜKALİ (Makina Müh. Böl.)
Arş. Gör. Ersin AYTAÇ (Çevre Müh. Böl.)
Arş. Gör. Fatih AliYAZICIOĞLU (Geomatik Müh. Böl.)
Arş. Gör. Recep Melih AKMAZ (Jeoloji Müh. Böl.)
Arş. Gör. Seyit ÇAĞLAR (Metalurji ve Malzeme Müh. Böl.)
Arş. Gör. Veli BAYSAL (Biomedikal Müh. Böl.)
Arş. Gör. Volkan ARSLAN (İnşaat Müh. Böl.)
Uzman Serdar YILMAZ (Maden Müh. Böl.)
DANIŞMA KURULU
Burhan İNAN (Türkiye Taşkömürü Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı)
M. Salih DEMİR (Zonguldak Ticaret Ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı)
Mehmet ÇANAKÇI (Çanakcılar Şirketler Grubu, YK Üyesi, Onursal Başkan)
Mithat ÇANAKÇI (Çanakcılar Şirketler Grubu, YK Üyesi, Onursal Başkan)
Resul ACAR (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Zonguldak İli Müdür V.)
Yaşar YILDIRIM (KOSGEB Zonguldak Hizmet Merkezi Müdürü)
Yusuf GÜNAY (Arı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)
Zeki YURTBAY (Yurtbay Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)
i
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ÖDÜL KURULU
Prof. Dr. Yılmaz YILDIRIM (Mühendislik Fak. Dekanı – BEÜ)
Prof. Dr. Mustafa AYDIN (Tıp Fak. Dekanı – BEÜ)
Prof. Dr. Baki HAZER (Üni.-Sanayi İşbirliğini Geliş.Uyg.Araş.Mrk.Müd. – BEÜ)
Mehmet ÇETİNKAYA (Strateji Geliştirme ve Prog. Birim Bşk. – BAKKA)
Serhat SAYGIN (KOBİ Uzmanı – KOSGEB)
PROJE DEĞERLENDİRME KURULU
Prof. Dr. Kemal BÜYÜKGÜZEL (Fen Edb. Fak. Dekanı – BEÜ)
Prof. Dr. Mehmet Selçuk ORUÇ (Diş Hekimliği Fak. Dekanı – BEÜ)
Prof. Dr. Özden ÖZEL GÜVEN (Eczacılık Fak. Dekanı V. – BEÜ)
Prof. Dr. Şadi ŞEN (Fen Bilimleri Enst. Müd. – BEÜ)
Prof. Dr. Ertan ÖZTÜRK (Elektrik Elektronik Müh. Böl. Bşk. – BEÜ)
Prof. Dr. İhsan TOROĞLU (Maden Müh. Böl. Bşk. – BEÜ)
Prof. Dr. Mehmet DİLMAÇ (Makina Müh. Böl. Bşk. – BEÜ)
Prof. Dr. Şenol Hakan KUTOĞLU (Geomatik Müh. Böl. Bşk. – BEÜ)
Prof. Dr. Hüseyin AYTEKİN (Fizik Böl. – BEÜ)
Prof. Dr. Mustafa SÖZEN (Biyoloji Böl. –BEÜ)
Prof. Dr. Türkan KOPAÇ (Kimya Böl. – BEÜ)
Doç. Dr. H. Alper ÖZYİĞİT (Mekatronik Müh. Böl. Bşk. – BEÜ)
Doç. Dr. İsmail Hakkı ÖZÖLÇER (İnşaat Müh. Böl. Bşk. – BEÜ)
Doç. Dr. Seda TIĞLI AYDIN (Biyomedikal Müh. Böl. Bşk. – BEÜ)
Doç. Dr. Adnan TOPUZ (Makina Müh. Böl. – BEÜ)
Doç. Dr. Ayşe KAPLAN (Biyoloji Böl. – BEÜ)
Doç. Dr. Ayten GENÇ (Çevre Müh. Böl. – BEÜ)
Doç. Dr. Burak ÇOBAN (Kimya Böl. – BEÜ)
Doç. Dr. Bülent EKMEKÇİ (Makina Müh. Böl. – BEÜ)
Doç. Dr. Kemal BARIŞ (Madencilik ve Maden Çıkarma Prog. – BEÜ)
Doç. Dr. Melih GENİŞ (Maden Müh. Böl. – BEÜ)
Doç. Dr. Mertol GÖKÇE (Tıp Fak. Göğüs Cerrahisi ABD – BEÜ)
Doç. Dr. Olgay YARALI (Maden Müh. Böl. – BEÜ)
Doç. Dr. Şeyda KORKUT (Çevre Müh. Böl. – BEÜ)
Doç. Dr. Turhan BİLİR (İnşaat Müh. Böl. – BEÜ)
Doç. Dr. Zehra SARAÇ (Elektrik Elektronik Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Okan ERKAYMAZ (Bilgisayar Müh. Böl. Bşk. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Alaaddin ÇAKIR (Maden Müh. Böl. – BEÜ)
ii
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
Yrd. Doç. Dr. Alaiddin YILMAZ (Fizik Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Barış AVAR (Metalurji ve Malzeme Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Ergin YILMAZ (Biyomedikal Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Erkan ÇETİNER (Bilgisayar Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Gülten SADULLAHOĞLU (Metalurji ve Malz. Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Handan BAYCIK (Makina Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. İbrahim ALIŞKAN (Elektrik Elektronik Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Jülide YENER (Kimya Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Mehmet YETMEZ (Makina Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Muhammet UZUNTARLA (Biyomedikal Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Mustafa EYRİBOYUN (Makina Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Okan SU (Madencilik ve Maden Çıkarma Prog. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Rıdvan BALDIK (Fizik Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Serpil KARAKUŞ (Makina Müh. Böl. – BEÜ)
Yrd. Doç. Dr. Tolga ACUN (Moleküler Biyoloji ve Genetik Böl. – BEÜ)
Bayram GEBEŞ (Elektrik Bakım Müh. – EREN Enerji Elektrik Üretim A.Ş.)
Efkan YARDIM (Firma proje ve yatırımlar sorumlusu – CİLAS Kauçuk A.Ş.)
Evran MİYANYEDİ (Makine Müh., Fabrika Üretim Müd. – EMKO Isıtma Sist.)
Ferhat PARLAK (Hammaddeler ve Demir Üretim Ar-Ge Müd. – ERDEMİR)
Gökhan KESİN (Türbin Bakım Müh. – EREN Enerji Elektrik Üretim A.Ş.)
İbrahim ADAR (Ölçü Kontrol Müh. – EREN Enerji Elektrik Üretim A.Ş.)
İbrahim TAM (Makine Müh. – EREN Enerji Elektrik Üretim A.Ş.)
İlker ÇALIŞOĞLU (Kömür İşlet.Bakım Müh.–EREN Enerji Elektrik Üretim A.Ş.)
Muharrem BALCI (Makine Müh. – EREN Enerji Elektrik Üretim A.Ş.)
Oktay ELKOCA (Sıcak Ürün ve Proses Ar-Ge Müd. – ERDEMİR)
Örsan KOROŞ (Makine Müh. – EREN Enerji Elektrik Üretim A.Ş.)
Simten PAPİLA PERVANELİ (Gıda Müh. – Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası)
Utku BOSTANCI (160 MW İşletme Müh. – EREN Enerji Elektrik Üretim A.Ş.)
iii
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ETKİNLİK PROGRAMI
09.00-09.30
Kayıt
09.30-10.00
Açılış Töreni
10.00-10.45
ASELSAN A.Ş.
Tolga KANIMTÜRK – Kurumsal Strateji Geliştirme Md.
“Araştırma-Geliştirme ve ASELSAN”
BOSCH SANAYİ ve TİCARET A.Ş.
Serhan ANAÇ – Ar-Ge Ürün Geliştirme Mühendisi
“BOSCH AR-GE Merkezi Sunumu”
10.45-11.00
Sergi Alanına Geçiş ve Çay-Kahve Arası
11.00-13.00
Proje Sunumları ve Değerlendirme
13.00-14.00
Öğle Arası
14.00-16.30
Proje Sunumları ve Değerlendirme
14.00-16.30
Proje Sahibi ve Firma Görüşmeleri
16.30-17.00
Çay-Kahve Arası
17.00
Proje Pazarı Ödül Töreni
Kayıt ve Açılış Töreni: Prof.Dr. Arif Amirov Konferans Salonu
Proje Sunumları: BEÜ Çok Amaçlı Spor Salonu
İkili Görüşmeler: Spor Salonu Toplantı Odası
Ödül Töreni: Tahir Karauğuz Konferans Salonu
iv
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
İÇİNDEKİLER
Poster No
Yazarlar & Proje Adı
Sayfa No
BEU-P01
Emre GÖNÜLTAŞ*, Selman ZENGİN, Ş. Engin MENDİ
“Felçli Hastalara Yönelik EEG Tabanlı Bir Tekerlekli Sandalye Sisteminin
Geliştirilmesi”
BEU-P02
Nuray KAYAKOL
“Kömür Kırıcısının İkinci Bir Hava Girişi ile Optimizasyonu”
2
BEU-P03
İbrahim TUFAN*
“İlk Yardım Lambası”
3
BEU-P04
Muharrem KARAASLAN*
“Metamalzemeler ile Biosensör Tasarımı”
4
BEU-P05
Muharrem KARAASLAN*
“Radara Yakalanmama Amacı İle Üretilmiş Tekstil Malzemesi Tabanlı Polarizasyon
Bağımsız Sinyal Emici”
5
BEU-P06
Nevzat ADABAĞ
ATM (Otomatik Para Ödeme Makinası) Para Kasetlerinin Güvenlik Açığının
Giderilmesi
BEU-P07
Nevzat ADABAĞ
“Araçlarda Rüzgâr Enerjisi Kullanımı-Rüzgarmobil”
BEU-P08
Nevzat ADABAĞ
“Diesellerde LPG”
8
BEU-P09
Beytullah ERDOĞAN*, Adnan TOPUZ, Rahman KAHRAMAN, Mustafa YILMAZ
“Rüzgar Enerjisi Kullanılarak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve
Araştırma Merkezinin Elektrik İhtiyacının Karşılanması”
9
BEU-P10
Elif Eser (Eke) Bayramoğlu
“Yaban Mersini (Myrtus Communis) Özütü ile Ekolojik Deri Üretimi”
10
BEU-P11
İbrahim GARİP*
“Mobil Nöbetçi/Devriye Robotu”
11
BEU-P12
Muhammed Fatih KILIÇASLAN*
“Bilgisayar Kontrollü Eriyik Eğirme Cihazı (Melt-Spinner) Geliştirilmesi”
13
BEU-P13
Muhammed Fatih KILIÇASLAN*
“Yerli Bir Eriyik Kaldırma (Melt Extraction) Cihazının Tasarımı ve Üretimi”
14
BEU-P14
Taner ÇARKIT*
“Raysız Ray Yaysiz Yay Sistemi”
15
BEU-P15
Ekrem GÜLSEVİNÇLER*, Emine CERYAN, Ahmet Ümit TEPE
“Akışkan Yataklı ve Mikrodalga Üniteli Kombine Kurutma Sisteminin Kanatlı
Hayvan Kümeslerinde Kullanımı”
16
BEU-P16
Ekrem GÜLSEVİNÇLER *
“Negatif İyonizasyon ile Endüstriyel Kanatlı Hayvan Kümeslerindeki Toz
Partiküllerinin İndirgenmesi”
1
*
*
6
*
7
*
*
1
v
17
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
BEU-P17
Gökhan BAYAR*
“Portakal Bahçeleri Hasat-Gözlem Otomasyon Sistemi”
18
BEU-P18
Burhan ÇETİNKAYA*, Reyhan KOYUNCU
“UV ile Sterilize Edilmiş Tabldotlara 9 Çeşit Hazır Kahvaltı Dolum ve Paketleme
Makinası”
19
BEU-P19
Ekrem GÜLSEVİNÇLER*
“Toprağın Hidrolik Erozyonu ile Mayın İmha Sistemi”
20
BEU-P20
Ahmet Ümit TEPE*, Ekrem GÜLSEVİNÇLER
“Hava Akişkanli Scroll Genleştiricili Dalga Enerjisi Dönüştürücüsü”
21
BEU-P21
Ahmet Ümit TEPE*
“Jeneratörlerde Yakit Ekonomisi”
22
BEU-P22
Ahmet Ümit TEPE*
“Sıkıştırma ve Genleşme Oranı Farklı 4 Zamanlı Buji Ateşlemeli Motor”
23
BEU-P23
Muharrem KARAASLAN*, Furkan DİNÇER, Emin ÜNAL, Oğuzhan AKGÖL
“Radara Yakalanmayan Tekstil Malzemeler”
25
BEU-P24
Mithat Gökhan ATAHAN*
“Karbon Fiber Çubuklarla Takviyelendirilmiş Bal Peteği Kompozit Malzemeden
Havasız Lastik Üretimi”
28
BEU-P25
Selim KARALAR*
“Yerli 2D Türk Çizim Programı (Türk CAD)”
29
BEU-P26
Özge Duygu OKUR*
“Kestane Balı ve Probiotik Kültür İlaveli Fonksiyonel Yoğurt Üretimi”
30
BEU-P27
Ümmühan Meltem ÖZTÜRK*
“Rommatik”
31
BEU-P28
Abdülhamid ÖZTÜRK*, Bahadır Can ÇALIŞKAN
“Kümes Hayvanları Tüyü ve Atık Plastikler ile Kompozit Yalıtım Malzemesi
Yapımı”
32
BEU-P29
Ahmet Ümit TEPE*, Ekrem GÜLSEVİNÇLER
“Lpg’ li Araçlarda Emme Manifoldu Üzerine Isı Değiştirici Entegrasyonu”
33
BEU-P30
Semra ERGEN , Fikret YILMAZ , Fatih YAŞAR , Uğur KÖLEMEN , Orhan
2
UZUN
“İnert Atmosferde Çalışan İndüksiyon Ergitme ve Döküm Fırını Üretimi”
BEU-P31
Kerem E. ERCAN , Pelin ALTAY, Aslı M. SOYLU, M POLAT, D. A. ERDOĞAN,
M. DEMIRKIRAN, E. ÖZENSOY
“Fotokatalitik Noxyükseltgeme ve Depolama (Phonos) Katalizörleri”
35
BEU-P32
Uğur HASÇELİK*
“Kablosuz Elektrik”
36
BEU-P33
Yavuz SEZER ,Ömerfaruk KARADAVUT, Hüseyin AKDEMİR
“Rüzgar Türbin Uygulamaları için Çift Beslemeli Asenkron Generatör Modellenmesi
ve Kontrolü”
37
BEU-P34
Cengiz TEMİZ*, Fikret YILMAZ, Semra ERGEN, Uğur KÖLEMEN
“Eriyik Eğrilmiş Al-5Cu-XSc (X=0,5 ve 1,0) Alaşımlarının Tribolojik ve Mekanik
Özellikleri”
38
1*
1
1
1
34
*
*
vi
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
BEU-P35
Sercan ORTAKCI*, Mustafa ŞAHİNGÖZ, Hakan ÖĞÜCE, Fatih KAHRAMAN,
İlhan DEMİR
“Robot Kol Projesi (Excavator)”
39
BEU-P36
Kezban ÖZCAN*, Oğuz ÖZBEK, Yakup BUDAK
“UV Lambası Takımı ve Kabini Üretimi”
40
BEU-P37
Volkan DERELİ*, Oğuzhan ERGİN, Oğuz ACAR, Kadir EKİCİ, İbrahim
ÖZTOZAN, Gökhan ERDEN, Adnan TOPUZ, Serkan KARAKIŞ, Bülent EKMEKÇİ
“Uzaktan Algılama Uygulamaları için Hibrit Zeplin Tasarımı”
41
BEU-P38
Memet Vezir KAHRAMAN, Ferhat ŞEN*, Elif Merve Eminoğlu
“Medikal Röntgen Uygulamaları için Radyasyon Önleyici Yerel Kaynaklı Kurşun
İçermeyen Çevreci Zırh”
42
BEU-P39
Ferhat ŞEN , Memet Vezir KAHRAMAN
“Yüksek Performanslı Siyanat Ester Kompozit Yapıştırıcılar”
43
BEU-P40
Cumhur HARMANCI*
“Doğal Konak Üzerinde Yetiştirilen Pimpla Turionellae L. (Hymenoptera:
Ichneumonidae)’nın Yaşama ve Gelişimine Neomisinin Etkisi”
44
BEU-P41
Çağlar Çelik BAYAR*, Lemi TÜRKER
“Renkli Kompleks Oluşumuna Dayalı Kimyasal Patlayıcı Dedektörleri”
BEU-P42
Serhat İKİZOĞLU*, Ahmet ATAŞ, Emre CEYHAN, Tunay ÇAKAR, Eyüp KARA
“Dinamik Vestibüler Sistem Analiz Algoritması Geliştirilmesi ve Denge Tespit Cihazı
Tasarımı”
46
BEU-P43
Aliihsan ŞEKERTEKİN*, Şenol Hakan KUTOĞLU
“Yer Yüzey Sıcaklığı (YYS) Görüntüleri ve Sayısal Yükseklik Modeli (SYM)
Kullanılarak Güneş Enerji Sistemleri için Uygun Alanların Belirlenmesi”
47
BEU-P44
Şenol ALAN*, Tuğba SARIŞAHİN, Serap ŞAHİN, Ferudun KOÇER
“Ülkemize Özgü Polen Kaynaklarından Deri Prick Testi Çözeltilerinin Üretimi”
48
BEU-P45
Şenol ALAN*, Tuğba SARIŞAHİN, Serap ŞAHİN
“Ülkemize Özgü Polen Kaynaklarından Spesifik İmmünoblot Üretimi”
49
BEU-P46
Hakan ÖGÜCE , Halil KATIKSIZ, Barış GÜBÜL, Murat BİLGİLİ, Mustafa
ŞAHİNGÖZ, Kadir Kemal KULABER
“Güneş Paneli ile Çalışan Gemi”
50
BEU-P47
Bianca BADULESCU*, Alexandru MARİN
“Preservation of Historical Monuments Using 3D Laser Scanning Technology”
51
BEU-P48
Onur DÜNDAR*, İsmail Hakkı ÖZÖLÇER
“Yağmursuyu ve Kanalizasyon Bacalarının Had Modellenmesi”
52
BEU-P49
Nazım KUNDURACI*
“Geleceği Aydınlatan Lavabolar”
53
BEU-P50
Yasin POLAT*, Yılmaz DAĞDEMIR, Mehmet ARI
“Bor Oksit Katkılı Bi2O3 Elektrolit Malzemelerin Sentezlenmesi ve Özelliklerinin
Araştırılması”
54
BEU-P51
Hüseyin UZUN
“Hidrolik Sistemli Havaalanı Araç Tasarımı”
55
BEU-P52
Ali Kemal YILDIRIM*, Wibisono Bagus NIMPUNO
“Saman Malzemesinden Ekolojik Yapı Malzemeleri”
56
*
45
*
*
vii
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
BEU-P53
Şenol Hakan KUTOĞLU*, Fatih ALİYAZICIOĞLU
“Kapalı Alanlarda Mobil Konumlama”
57
BEU-P54
Özlem A. KALAYCI*, Baki HAZER
“Photocatalytic Activities of Nanoparticles Embedded into Amphiphilic Graft
Copolymers”
58
BEU-P55
Muhammet ÖREN*, Hasan ÇABUK, Ayşe Dilek ÖZÇELİK
“Atmosferik Kirleticilerin Tespitinde Biyomonitör Olarak Karayosunlarının
Kullanımı”
59
BEU-P56
Burak ALPARGU*, Armağan DAL
“Kombine Çevrim Biyogaz Santrali”
60
BEU-P57
Murat Emre KARTAL*, Mahmuthan KELEŞ, İlhan DİRİL
“3E Çelik Köprü Projesi”
61
BEU-P58
Şaban GÜRBÜZ*
“Yalıtım ve Isıtma Perdesi”
62
BEU-P59
Dursun KISA*
“Üzüm Atıklarından Resveratrol Üretimi”
63
BEU-P60
TANER ÇARKIT*
“Akıllı Çöp Kutusu”
64
BEU-P61
Burakhan ÖZYOL*
“Anneler Cevaplasın”
65
BEU-P62
Necati BAŞMAN*, Aykut KOSOVA
“Elektrik Üreten Tekerlekler”
66
BEU-P63
Onur MEMİŞ*, Mükremin DOĞAN
“Daha Az Nükleer Facia”
67
BEU-P64
Mükremin DOĞAN*, Onur MEMİŞ
“Kazasız, Cezasız ve Güvenli Trafik”
68
BEU-P65
Onur MEMİŞ*, Mükremin DOĞAN
“Hava Durumundan Korkma Egzozunu Kullan!”
69
BEU-P66
Onur MEMİŞ*, Mükremin DOĞAN
“OSB”
70
BEU-P67
Mükremin DOĞAN*, Onur MEMİŞ
“Toplu Taşımacılığın Her Noktasında Kendini Özel Hisset!”
71
BEU-P68
Onur MEMİŞ*, Mükremin DOĞAN
“Uçan Otobüs”
72
BEU-P69
Hüseyin UZUN*
““Boss” Akıcı Trafik Sistemi Konumlama Cihazı”
73
BEU-P70
Hüseyin UZUN*
“Çok Fonksiyonlu Emniyet Kemeri”
74
BEU-P71
Kemalcan BORA*, Emre ABANOZOĞLU, Utku Mert ÖZEN
“Datamole Projesi”
75
BEU-P72
Serkan KARAKIŞ*, Bülent EKMEKÇİ, Gökhan SAĞLAM, Çağlar BAYIK
“Fotogrametrik Veri Üretiminde İnsansız Hava Araçları için Donanım ve Yazılım
Geliştirilmesi”
76
viii
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
BEU-P73
Mahmut TOKUR*
“Kaburga ve Sternum Kemiklerini Dikme Zımbası”
77
BEU-P74
Mahmut TOKUR*
“Hastanın Bulunduğu Merkezden Hasta Verilerini Toplayıp Diğer Hastaneler
Arasında Sanal Konsultasyon Sağlayarak Etkin Hasta Nakli Gerçekleştirmeye
Yardımcı 112 Çağrı Merkezi Otomasyonu”
78
BEU-P75
Mahmut TOKUR*
“Sağlıklı ve Ergonomik Serinleme Ve Isınma Sağlayan Otomobil Gövde Soğutma Ve
Isıtma Sistemi”
79
BEU-P76
Lütfi Erdi ŞAHİN*, Tuğba ESENLİK, Burak KÖSE
“Akıllı Trafik Lambaları”
80
BEU-P77
Mahmut TOKUR*
“Hızlı ve Güvenli Takılabilen Göğüs Dreni Tasarımı”
81
BEU-P78
Mahmut TOKUR*
“Kalp ve Büyük Damar Yaralanmalarının Tedavisine Yardımcı Kateter Tasarımı”
82
BEU-P79
Sercan SARAÇ*
“GNSS Cihazlarının Android OS Cihazlar ile Kontrolü”
83
BEU-P80
Olgu ORUÇ, Temel ÖZTÜRK, Timur ŞANAL*, Baki HAZER
“Synthesis of Ph-, and Thermoresponsive Poly (Ɛ-Caprolactone-B-4-Vinyl Benzyl-GDimethyl Amino Ethyl Methacrylate) Brush Graft Copolymers via Raft
Polymerization”
84
BEU-P81
Özgür ÇINAR*, Burcu Nilgün ÇETİNER
“Aluminyum Endüstrisindeki Kalıplarda Vanadyum Karbür Kaplamaların
Uygulanması”
85
BEU-P82
Burcu Nilgün ÇETİNER*, Özgür ÇINAR
“Tantal Esaslı ve Tantal Oksit Kaplı Yeni Nesil Ortopedik İmplantların Tasarlanması”
86
BEU-P83
Necati BAŞMAN*, Orhan UZUN
“Süperelastik Nikel-Titanyum Diş Eğeleri Üretimi”
87
BEU-P84
Ezgi Taylan KOPARAN*, Ekrem YANMAZ
“Ferromanyetik Çivileme Merkezleri Taşıyan MgB2 Süperiletken İnce Filmlerin
Üretimi ve Karakterizasyonu”
88
BEU-P85
Burcu SAVAŞKAN, Ezgi Taylan KOPARAN*
“C4H6O5 Eklenmiş MgB2 Süperiletkeninin Manyetik Kaldırma Kuvveti
Özelliklerinin Elektromanyetik Uygulamalar İçin Araştırılması”
89
ix
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
FELÇLİ HASTALARA YÖNELİK EEG TABANLI BİR
TEKERLEKLİ SANDALYE SİSTEMİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Emre GÖNÜLTAŞ*, Selman ZENGİN, Ş. Engin MENDİ
KTO Karatay Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği, Konya
*
[email protected]
ÖZET
Tekerlekli sandalye; fiziksel bir rahatsızlık ya da engel nedeniyle yürüyemeyen veya
kolayca hareket edemeyen kişilerin mobilizasyonu için kullanılan bir araçtır. Çeşitli ölçülerde
tekerleklere sahiptir. Genelde ellerle kullanılabildiği gibi özel ihtiyaçlara göre vücudun
neredeyse her yeriyle kullanılabilecek çözümleri de barındırabilmektedir. Tüm dünyada kalp
hastalıkları ve kanserden sonra üçüncü ölüm nedeni olan inme - felç, her yıl bin kişiden
altısını etkilemektedir. ABD'de yılda 700 bin kişinin karşı karşıya kaldığı inme, hastaların
yüzde 30'unun hemen kaybedilmesine, geri kalanın ise çoğunlukla sakat kalmasına neden
olmaktadır. Öyle ki, 2001 yılında tüm dünyada 5,5 milyon kişi inme nedeniyle hayatını
kaybetmiştir. Yapılan araştırmalar Türkiye'de de felç riskinin oldukça yüksek olduğunu
göstermektedir. Özellikle Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde risk oranı yüzde
19'a kadar çıkmaktadır [1]. Yaşamında önemli bir yer tutan ve doğal bir süreç olan yürümenin
olmaması çeşitli nedenlerle bireye büyük sorunlar yaşatabilmektedir. Felçli kişiler seyahat
ederken, alışveriş yaparken ve sosyal hayatın gerektirdiği temel ihtiyaçlarını dile getirirken
büyük problemlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Yapılacak bu çalışma sonrasında felçli ve
vücut hareketleriyle elektrikle tekerlekli sandalyeye komut veremeyen insanlar sosyal
hayatlarında bir yerden başka bir yere tek başına gitmekte zorluk çekmeyeceklerdir ve sosyal
hayatın gerekliliği olan ihtiyaçlarını üretilecek cihaz ile karşılayabileceklerdir. Çalışmamızın
sonunda yürüyemeyen felçli insanlar üretilecek olan elektrik sandalyede vücutsal herhangi bir
fonksiyona ihtiyaç duymadan beyin ile düşünce odaklı kontrol sayesinde sandalyeyi
istedikleri doğrultuda istedikleri konuma yönlendirebileceklerdir. Sürekli yatağa mahkum
olan bu insanlar geliştirilecek olan sistem sayesinde günlük ihtiyaçlarından en önemlilerinden
birisi olan hareketi gerçekleştirerek başka kişilere olan bağlılıklarının bir kısmını ortadan
kaldırmış olacaklardır.
Anahtar kelimeler: EEG, Tekerlekli Sandalye, Felç, Düşünce.
Kaynaklar
[1] http://www.aktuel.com.tr/Saglik/2012/12/17/turkiyenin-felc-riski-haritasi
1
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
KÖMÜR KIRICISININ İKİNCİ BİR HAVA GİRİŞİ İLE
OPTİMİZASYONU
Nuray KAYAKOL *
Organize Sanayi Bölgesi, Eflatun Cad.11 16159 Bursa Türkiye
*
[email protected]
ÖZET
Kömür yakan buhar kazanlarında ısı veriminin arttırılmasının bir faktörü de kömür
beslemesindeki parçacık boyutunun ortalama 90 micron olması yani iyi pulvarize edilmesidir.
Bunun sağlanabilmesi içintermik santrallerde kullanılan ve maliyeti bir milyon doların
üzerinde olan kömür kırıcısında (coal mill) 45-250 micron arasında kırılan kömür
parçacıkların birbirlerinden girdaplı hava akımı ile ayrışması sağlanır. Konvansiyonel
uygulamalardan farklı olarak ikinci bir hava girişi sağlanarak bir kömür kırma kırıcısı
optimize edilmiştir. Kömür kırıcısının CFD (Computational Fluid Dynamics) simülasyon
çalışmaları gösterilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Kömür Kırıcısı, CFD, Parçacık-Hava Ayrışımı, Buhar Kazanı, Enerji.
2
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
İLK YARDIM LAMBASI
İbrahim TUFAN*
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, İncivez 67100,
Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Trafik lambalarına eklediğimiz acil yardım lambası, mavi renkle gösterilmiştir. İlk
yardım araçları için yapılmış olan mavi ışık, yeşil ile birlikte yandığında ilk yardım aracının
istikameti yönünde olan araçların acil bir şekilde yol vermesi gerektiğini gösteriyor. Mavi
yeşil yandığında otomatikman diğer kavşaktaki lambalar kırmızı ve mavi yanacaktır bunun
anlamı ise; acil bir durumun olduğu ve araçların durması, hareket halinde olmaması
gerektiğini ifade ediyor.
Anahtar kelimeler: PIC16F877A, Mavi Led, Kırmızı Led.
3
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
METAMALZEMELER İLE BİOSENSÖR TASARIMI
Muharrem KARAASLAN*
Mustafa Kemal Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği,
İskenderun 31140,Hatay
ÖZET
Bu projede, bakışımsız metamalzemeler kullanılarak biosensör uygulamaları
gerçekleştirilmiştir. Bu sensör uygulamalarında sıcaklık, basınç, yoğunluk ve konsantrasyon
özellikleri oldukça hassas bir sensör yapısı oluşturulmuştur. Özellikle denek olarak sıklıkla
kullanılan domuzların kemik iliğinin sıcaklıkla değişimi çalışmanın ayırt edici özelliğidir.
Çalışma genel anlamda hem benzetim hemde üretim-ölçümler ile desteklenmiştir. Projede
kullanılan bakışımsız metamalzemeler ilk defa sensör olarak kullanılmıştır ve emsallerine
göre daha lineer ve daha hassas algılama sunmaktadır.
Anahtar kelimeler: Biosensör, Metamalzeme, Bakışımsızlık.
4
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
RADARA YAKALANMAMA AMACI İLE ÜRETİLMİŞ TEKSTİL
MALZEMESİ TABANLI POLARİZASYON BAĞIMSIZ SİNYAL EMİCİ
Muharrem KARAASLAN*
Mustafa Kemal Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği,
İskenderun 31140,Hatay
ÖZET
Bu buluş, tekstil malzemesi tabanlı olarak (Tablo 1) içerisine nano ölçekte titanyum
cinsi metaller entegre edilmiş bir sinyal emici ile alakalıdır. Yapılan bu buluş ile 4.42 GHz
rezonans frekansında dalganın deneysel olarak %99.36 oranında emilim sağlanmıştır. Ayrıca
dalganın sadece belirli bir yönde olmayıp açılı geldiği durumlarda da sinyal emilim
sağlanabilmektedir. Ek olarak; yapı ölçeği ayarlandığında istenilen rezonans frekansında
emilim gerçekleştirilebilmektedir. Yapılan esnek, taşınabilir ve kolay üretilebilir bu buluş ile
herhangi bir cihaz ya da malzeme kaplandığı takdirde, belirtilen frekanslarda sinyali
emeceğinden ve yansıtmayacağından ötürü radara ve uyduya yakalanmayacaktır.
Anahtar kelimeler: Radar, Görünmezlik, Pelerinleme.
5
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ATM KASETLERİ GÜVENLİK AÇIĞININ GİDERİLMESİ
Nevzat ADABAĞ*
Ergazi Mah. Özpetek 5 Sitesi 16/1 Batıkent, ANKARA
*
[email protected]
ÖZET
ATM (Otomatik Para Ödeme Makinaları)’ lerde makine içinde bulunan kasetlerde
normalde bir para yüklemesinin yapıldığı üst kapak ve makine içinde normal çalışma halinde
kasetten dışarı paranın verilmesini sağlayan bir kepenk bulunmaktadır. Üst kapak kasede para
yüklemesi yapıldıktan sonra kilitlenir ve özel bir mühür ile güvenliği sağlanır. Ancak yapısal
bir eksiklik t kasetler makine dışında iken paraya ulaşılmasını engelleyen ön para verme
kepengi makine dışında iken asla açılmaması gerektiği halde hatalı yapısal özellik dolayısıyla
bilhassa taşıma esnasında bilenler tarafından bu kepenk saniyeler içinde açılıp içinden para
alındıktan sonra kapatılmakta ancak kutuda ve mühürde tahribat olmadığı için ilgili personele
herhangi bir soru yöneltilememekte veya suçlama yapılamamaktadır. Bu durum dolayısıyla
ATM işleticisinin yüksek miktarda para kaybı olmaktadır. Bu sorun tarafımızdan yapılan
çalışmalarla çözülmüş kesin sonuç alınarak bu kasetlerin makina dışında iken ön kepenginin
açılması tamamen engellenmiş bulunmaktadır. Buluşumuz prototipide üretilerek patent
talebinde bulunulması üzerine TPE ce patent verilerek güvence altına alınmıştır.
Anahtar kelimeler: ATM, BTM Güvenlik Açığı Çözümü.
6
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ARAÇLARDA RÜZGÂR ENERJİSİ KULLANIMI-RÜZGARMOBİL
Nevzat ADABAĞ*
Ergazi Mah. Özpetek 5 Sitesi 16/1 Batıkent/ANKARA
*
[email protected]
ÖZET
Araçlarda yakıtı etkileyen başlıca faktör araç ağırlığı olup tüm araç üreticileri yakıt
sarfiyatını aşağılara çekmek için öncelikle araç ağırlığını azaltmaya hedeflenmişlerdir. Bu
buluşumuzda tarafımızdan aracın hareketi dolayısıyla oluşan rüzgar kullanılarak araç
ağırlığının belirli bir oranda ki kısmının azaltılması ve dolayısıyla araç ağırlığı azaltılarak
motorun gereksinim duyacağı güç azaltılmasıyla yakıt tasarrufu sağlanması hedeflenmiş olup
bu amaçla prototip bir araç üzerine airfoil kesitli –Uçak kanadı – kanat yapıları monte
edilmiştir. Kumanda kaybını –aracın yere tutunması, savrulmanın olmaması için- önlemek
üzere aracın çevresinden geçen hava hızı ölçülecek ve kanat yapılarının hava hızına göre
alması gereken açı anlık kontrol edilip düzeltilerek maksimum verim elde edilecektir. Prototip
şu anda manuel olarak çalışmasına rağmen yaklaşık 5000 km’ lik yol testlerinde yakıt
sarfiyatı 10.50 lt/100 km den 7.63 lt civarına çekilmiştir. Prototip şartlar dolayısıyla şu anda
küçük binek bir araca uygulanmış ise de projeden amaçlanan günlük 1000 km civarında yol
yapan Kamyon-Tır-Otobüs gibi ağır yük araçlarına uygulanmasıdır ki TR’ deki çok sayıda
büyük araçlar düşünüldüğünde bu tasarruf oranı büyük bir ekonomik fayda sağlayacaktır.
Anahtar kelimeler: Rüzgâr Mobil, Aerodinamik Yapılar, Airfoil Aircar.
7
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
DİESELLERDE LPG
Nevzat ADABAĞ*
Ergazi Mah. Özpetek 5 Sitesi 16/1 Batıkent/ANKARA
*
[email protected]
ÖZET
LPG uygulamada benzinli araçlarda alternatif yakıt olarak kullanılmakta ve parasal
tasarruf sağlamaktadır. LPG’ nin sağladığı bu parasal tasarruf LPG’ nin fiyatından (fiyatın
ucuz olmasından) kaynaklandığı gibi bir kanaat varsa da aslında LPG’ nin enerji
muhteviyatına göre bir hesaplama yapıldığında LPG’ nin ucuz bir yakıt olmadığı görülebilir.
LPG piyasada akaryakıt olarak fiyatlandırılıp satılmakta ancak özgül ağırlığı yaklaşık 0.585
gr/lt oluşu ve sair sebeplerle 1000 Kcal üzerinden hesap yapıldığında yaklaşık fiyat açısından
benzin fiyatı civarında olduğu görülecektir. Ancak kullanımda benzine göre %50 civarında
parasal tasarruf edilmektedir. Bu tasarrufun sebebini LPG’ nin gaz yakıt oluşundan
kaynaklanmakta olup LPG motorda benzine göre çok daha yüksek verimle yanmasında
aramak gerekir. Diesel motorlarda ise yanma verimi benzine göre daha düşük olup diesel
araçlarda tam yanmayan yakıt kısmı egzozdan atılmaktadır. Bu sebeplerle Diesel motorlar
dada LPG kullanımı hem çevre temizliği hem de tasarruf açısında daha da elzemdir. Ancak
Benzinli araçlarda LPG kullanılırken yakıt seçimi yapılmakta ya benzin ya da LPG
kullanılabilmekte olmasına karşın Diesellerde ateşleme sistemi olmadığı için LPG
kullanabilmek için farklı bir metot kullanmak zorunludur. 1. metot diesel motorda tadilat
yapıp ateşleme düzeni eklemektir ki bu hem kapsamlı bir tadilat gerektirdiği gibi hem de çok
maliyetli bir işlemdir. Bu tadilatın geri dönüşümü olmadığı gibi dönüşüm sonrası artık diesel
motor benzinli bir motor olacaktır ve diesel motor avantajları kalmayacaktır. 2. metot ise
diesel’ i pilot yakıt olarak kullanıp ateşlemenin bu yolla sağlanmasıdır ki sadece bir düğmeye
kumanda edilerek motoru orijinal haline döndürmek mümkün olduğu gibi maliyette 1. metoda
göre çok ekonomiktir. Diesellerde LPG kullanımı bir çift yakıtın motorda aynı anda yanmaya
iştirak ettirilmesi ile sağlanıp Diesel yakıtı LPG ile yanma verimi yükseltilmektedir. Yakıt
sisteminde hiçbir tadilat yapmadan dönüşüm sağlanmaktadır. Genelde kamyon ve tır gibi yük
araçlarında kullanıldığında bir arıza veya LPG tükenmesi durumunda motor orijinal halinde
çalışmasına devam edecektir. Ancak iki yakıtın aynı anda yanmaya iştirak etmesi dolayısıyla
birbirlerine olan yakıt oranının ve hava miktarının, dış hava sıcaklığı, rakım, yüklü, yüksüz
durum değerlendirmelerinin dikkatle ayarlanması ve motorun zarar görmemesi için çalışma
şartlarına göre dikkatle ayarlanması gerekmektedir. Uyguladığımız mekanik ve elektronik
sistem kontrolleriyle bu sağlanmış olup araç cinsine göre (Yakıt kontrol sistemlerine göre
%15 ila %30 arası) yakıt tasarrufu ve performans artışı elde edilmiştir. Uzun yol ve bilhassa
yük araçları için (Günde 1000 km veya daha fazla yapan araçlarda)bu ciddi bir tasarruf
rakamıdır.
Anahtar kelimeler: DİESEL, LPG, Bifuel, Çift Yakıt.
8
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
RÜZGAR ENERJİSİ KULLANILARAK BÜLENT ECEVİT
ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA
MERKEZİNİN ELEKTRİK İHTİYACININ KARŞILANMASI
Beytullah ERDOĞAN*, Adnan TOPUZ, Rahman KAHRAMAN, Mustafa YILMAZ
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Bu çalışmada, Zonguldak Meteoroloji Müdürlüğü’ nden 2000-2012 yılları arası 10 m
yükseklikteki günlük ortalama rüzgâr hızı, basınç, nem, sıcaklık, güneşlenme süresi ve güneş
radyasyonu değerleri ele alınarak, farklı yükseklikteki 50 m, 75 m ve 100 m’ deki rüzgâr
hızları ve buna bağlı rüzgâr güçleri modellenerek, arazinin coğrafi yapısına göre, rüzgâr
türbini yüksekliği ve rüzgâr türbini sayısı belirlendi. Yapılan hesaplamalar sonucunda; Bülent
Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinin elektrik ihtiyacının belirli
oranda karşılanması incelenmiş olup, Arazinin coğrafi yapısına ve rotor çapına göre 2 adet
500 kW’ lık türbinler ile Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma
Merkezinin yaklaşık olarak %7,45’ lik elektrik ihtiyacını karşılayacağı hesaplanmıştır.
Anahtar kelimeler: Zonguldak, Bülent Ecevit Üniversitesi, Rüzgâr, Yenilenebilir Enerji.
9
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
YABAN MERSİNİ (MYRTUS COMMUNİS) ÖZÜTÜ İLE EKOLOJİK
DERİ ÜRETİMİ
Elif Eser (Eke) BAYRAMOĞLU*
Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Deri Mühendisliği Bölümü, Bornova, İZMİR
ÖZET
Deri sanayi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye içinde önemlidir ve Türkiye’nin 10.
büyük sektörüdür. Dünyada artan sağlık ve çevre bilinci ile birlikte, ürünlerin sağlık ve çevre
açısından güvenilir olduğunun dürüst bir etiketle kanıtlanması müşteri gözünde bir farklılık
yaratmaktadır. Günümüzde tüketiciler gerek üretim aşamasında gerekse kullanım sırasında
çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyen malzeme ve yöntemlerle üretilen, atık duruma
geldiğinde yine çevreye zarar vermeden imha edilebilen ve ekolojik etiket taşıyan ürünleri
tercih etmeye başlamışlardır. Çalışmamızın amacı ülkemizde doğal şartlarda bol miktarda
yetişen yaban mersini (Myrtus communis) bitkisinden özüt elde ederek ekolojik deri
üretiminde kullanımını araştırmaktır. Çalışmada yaban mersini bitkisinin ekstraksiyon işlemi
gerçekleştirilerek tanen oranının % 34.3 olduğu tespit edilmiş ve elde edilen özüt sepileme
işleminde kullanılmıştır. Deri ağırlığı üzerinden %7 oranında özüt ile yapılan sepileme işlemi
sonucu, derilerin büzülme sıcaklığının 65 oC ye kadar çıktığı tespit edilmiştir. Ayrıca yaban
mersininin derideki serbest formaldehit üzerine etkisi TS EN ISO 17226-1 uluslararası test
metoduna gore HPLC test cihazı ile incelenmiştir. Deriler direkt olarak formaldehitle
tabaklanmış olsa bile yaban mersini özütü retenaj aşamasında %4 oranında kullanıldığında
derideki serbest formaldehiti %24 oranında düşürdüğü tespit edilmiştir. Bu bağlamda yaban
mersini hem sepileme maddesi hem dolgu maddesi olarak ve aynı zamanda da derideki
serbest formaldehiti düşürücü bir ajan olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir.
Anahtar kelimeler: Yaban Mersini, Deri, Ekoloji, Özüt.
10
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
MOBİL NÖBETÇİ/DEVRİYE ROBOTU
İbrahim GARİP*
Erciyes Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü, Melikgazi 38039 Kayseri
*
[email protected]
ÖZET
“Mobil Nöbetçi / Devriye Robotu” adlı projemizdeki temel amaç; askeri ve sivil
alanlarda kritik, stratejik öneme sahip tesislerin çevre güvenliğini insan faktörünü ön planda
tutmadan sağlamaktır. Kritik ve stratejik alanların güvenliği nöbetçi güvenlik görevlileri ve
güvenlik kameraları ile sağlanmaktadır. Nöbetçi güvenlik görevlileri sadece tek bir bölgeyi
kontrol ederken diğer bölgelerde oluşabilecek güvenlik ihlalleri problem oluşturmaktadır.
Gelişen bilişim teknolojileri ise güvenlik kameralarının verdiği görüntülerin ne kadar gerçekçi
olduğunu sorgular duruma getirmiştir. Yapmayı planladığımız bu robotta tüm bu problem ve
oluşabilecek ihtimalleri büyük ölçüde azaltmak hedeflenmiştir. Robotumuz askeri ve sivil
alanlarda yani hayatın her istenilen alanında kullanılabilecektir. Askeri kuvvetlerin
kontrolünde olan tesisler, sınır bölgeleri, karakol ve tüm birlikler de güvenliğin sağlanması
için kullanılabilecektir. Kritik tesislerde ( Uluslararası doğalgaz boru hatları, petrol boru
hatları ve petrol rafineleri, elektrik santralleri ) güvenliği ve alan kontrolünü yine bu sistemle
sağlanabilecektir. Sivil alanda da birçok yerde kullanılabilecek bir opsiyona sahip olacaktır.
Başta ASELSAN, TUBİTAK gibi Türkiye’ nin önemli merkezlerinde, bakanlıklar,
müsteşarlıklar, elçilikler, teknoloji, ilaç, savunma sanayi vb. tüm fabrikalarda ve özel
mülklerin güvenliğinde tercih edilmesi amaçlanmaktadır. Diferansiyel sürüş sistemine sahip
robotumuz 4 adet yüksek güçte DC motoru ile desteklenmiştir. Yüksek güçte seçilmesinin
nedeni ise toprak arazide ve eğimi 15°- 40° arasında değişen alanlarda zorlanmadan yol
almasını sağlamak içindir. Robotta sensör olarak Harici Ortam PIR detektörlerinden 4 adet
kullanılacaktır. Bu detektörün her birinin bir cismi algılama mesafesi 100 metredir. Robota
yerleştirilen 4 sensör ile 200 m çapında bir alanda tarama yapılabilecektir. Yağmur ve soğuğa
karşı korumalı olan sensörler ayrıca kötü hava koşulunda otomatik olarak hassasiyetini
artırmaktadır. Sensörün görüş açısı
dir. Bu robotta 4 adet kullanılması ile
robotta kör nokta oluşması engellenmiştir. Robot ile kullanıcı birim arasındaki görüntü
aktarımını biri sürüş, diğeri çevre kontrol amaçlı olan 2 adet SONY 1.3 Megapixel CCD
kamera ile sağlanacaktır. Kameramız ayrıca C/CS lens ile desteklenmiştir. Görüntünün sonsuz
aktarımı için kullanıcı birim sistemine kamera kontrol ünitesi entegre edilerek
profesyonelleşmiş bir sistem oluşturulacaktır. Kameranın hava koşullarından ve dış ortamdaki
etkilerden etkilenmemesi için fiber glass bir koruma ile muhafaza edilecektir. Ayrıca gece
görüş sistemini optimum düzeyde tutabilmek için bir de termal kamera sisteme entegre
edilecektir. Robotun işletim sistemi ise gelişmiş yazılım programları ile sağlanacaktır. Robot
kullanıcının isteği ve seçimine göre farklı formatlarda hazırlanacaktır. Genel olarak sesli uyarı
ve sessiz takip olmak üzere iki özelliğe sahip olacaktır. Sesli uyarıda algılama yapan PIR
detektörler hedefe sesli uyarı vererek yaklaşacaktır. Sessiz takip formatında ise hedefin
algılanması durumunda robot hedef arasında belirli bir mesafe bırakarak takibe başlar.
Kullanıcı birim uyarı vermediği sürece takip eder. Bu özellik dağlık alanlarda ve sınırlarda
kullanıldığında yararlı olacaktır. Çünkü araziden geçen hayvanlarda sesli uyarı vermeyerek
konumunu belli etmeyecektir. Ayrıca fabrika gibi büyük alanlarda kendi güvenlik ya da
çalışanlarını görmesi halinde sesli alarm çalışmayacaktır. Projenin misyonu olarak birçok
11
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
alanın güvenliğinin tek bir kişi tarafından sağlanarak insan gücünün 2. Plana alan bir sistemin
geliştirilmesi olarak belirlenmiştir. İş fikrinin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkacak ürünün
en büyük avantajı ve farklılığı, prototipin kameralı olması, istenilen alan ve arazide
kullanılabilirliği, kolay kullanımı, düşük maliyetli bir ürün olmasıdır. Ortaya çıkacak ürün ile
aynı görevi yapan çok az sayıda araç vardır. İnsansız bir kara aracı olarak bu araç, amaca
bağlı durumlarda keşif ve gözlem içinde kullanılabilecektir. Uzaktan fark edilmemesi ve
gizlenebilmesi bakımından da avantaj sağlayacaktır. Askeri ve sivil alanlarda kritik, stratejik
öneme sahip tesislerin çevre güvenliğini üslenmesi bakımından ve hem zaman hem de iş gücü
kazanımından çok büyük üstünlükler sağlamaktadır. İnsansız kara aracı çalışması olan bu
araç, ülkemizdeki insansız hava aracı çalışmalarından sonra yeni bir alana girildiğinin bir
göstergesi olacaktır. Prototipi üretilecek olan ürün uluslararası arenada da Türkiye’yi temsil
edebilecek bir durumda olacaktır. Robota, “sürü robot mantığı” verilerek daha geniş tarama
arazisi ve daha kesin sonuç elde edilmesi mümkün olabilir. Robotun daha farklı
fonksiyonlarının da sahip olması son kullanıcının isteklerine göre yeniden şekillenecektir.
Projemizi özetlersek:
 Kritik, stratejik tesislerin çevre güvenliği
 Fabrikaların çevre güvenliği
 Özel mülk, alan ve arazilerinin çevre güvenliği
 Değişik arazi yapılarında kablosuz kontrol
 Algılayıcılar
 Renkli kamera
 Otomatik hedef tespiti ve takibi
gibi özelliklere sahip bir robot planlanmıştır.
Anahtar kelimeler: İnsansız Kara Aracı (UGV), PIR detektör, Robot, Algılayıcılar,
Güvenlik.
12
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
BİLGİSAYAR KONTROLLU ERİYİK EĞİRME CİHAZI (MELTSPİNNER) GELİŞTİRİLMESİ
Muhammed Fatih KILIÇASLAN*
Kastamonu Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Malzeme ve Nanoteknoloji Mühendisliği
Bölümü, Kuzeykent, Kastamonu
Eze Nanoteknoloji Mühendislik Danışmanlık Makine İnşaat Arge Yazılım Sanayi ve Tic. Ltd. Şt.
Tokat Teknoparkı, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Taşlıçiftlik Kampüsü, Tokat
ÖZET
Bilindiği üzere, dünyada hem üniversite ve araştırma enstitüleri hem de endüstri
kuruluşlarında hızlı katılaştırma teknolojileri üzerine yoğun çalışmalar yapılmaktadır.
İngiltere, Güney Kore, Hollanda vb. pek çok gelişmiş ülkede hızlı katılaştırılmış metal
alaşımları ticari ürün olarak ta üretilmektedir. Ancak Türkiye’ de, hızlı katılaştırma
teknolojileri üzerine yapılan çalışmalar sadece üniversitelerin yaptıkları ile sınırlıdır.
Ülkemizde hızlı katılaştırma yöntemlerini ticari olarak kullanan/üreten herhangi bir
kurum/kuruluş bildiğimiz kadarı ile mevcut değildir. Dolayısıyla, Türkiye’ de üniversitelerde
kullanılan bir çeşit hızlı katılaştırma sistemi olan eriyik eğirme (melt spinner ) sistemi yurt
dışından çok yüksek maliyetle ithal edilmektedir. Böylece, hızlı katılaştırma teknolojileri
üzerine yapılan/yapılacak olan bilimsel çalışmaları oldukça maliyetli hale getirmekte ve bir
anlamda da yavaşlatmakta hatta bazen de engellemektedir. Bu sebeple bu proje kapsamında
marka tescili ilk yerli standart laboratuvar tipi bir eriyik eğirme cihazının üretilmesi
hedeflenmiş ve 2014 yılı başı itibariyle de ilk cihazın üretimi firmamızca gerçekleştirilmiştir.
Bu proje; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Tekno Girişim Sermaye Desteği Programı
(TGSD) kapsamında desteklenmiş (TGSD No: 0015.TGSD.2013) ve 2013 yılında Tokat
Teknopark’ ta bir firma kurulmuştur (Eze Nanoteknoloji Ltd. Şti. ). Üretilmiş olan cihazın
belirli özellikleri bilgisayar ile kontrol edilebilmektedir. Proje konusu cihazın başarı ile
üretilmiş olması, hızlı katılaştırılmış metal alaşımlarını ticari olarak üretmek gibi bir fırsatı da
ortaya çıkarmıştır. Nitekim firmamızca, otomotiv, havacılık, savunma ve uzay endüstrilerinde
kullanılmaya namzet üstün fiziksel ve mekaniksel özelliklere sahip hızlı katılaştırmış metal
alaşımlarının Türkiye’ de ticari amaçlı üretimleri için gerekli hazırlıklar ve projeler hızla
yapılmaktadır. Örneğin, yakın zamanda eriyik eğirme yöntemi ile üstün özellikli sert ve
yumuşak manyetik mıknatısların (soft ve hard magnetler) üretimi planlanmaktadır.
Anahtar kelimeler: Eriyik Eğirme, Hızlı Katılaştırma.
13
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
YERLİ BİR ERİYİK KLADIRMA (MELT EXTRACTİON)
CİHAZININ TASRAIMI VE ÜRETİMİ
Muhammed Fatih KILIÇASLAN*
Kastamonu Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Malzeme ve Nanoteknoloji Mühendisliği
Bölümü, Kuzeykent, Kastamonu
Eze Nanoteknoloji Mühendislik Danışmanlık Makine İnşaat Arge Yazılım Sanayi ve Tic. Ltd. Şt.
Tokat Teknoparkı, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Taşlıçiftlik Kampüsü, Tokat
ÖZET
Bu proje kapsamında, hızlı katılaştırılmış tel formunda metalik alaşımların
üretilmesinde kullanılan laboratuvar ölçekli bir eriyik kaldırma (melt extraction) cihazının
tasarımı ve üretimi planlanmaktadır. Eriyik kaldırma yöntemi bir çeşit hızlı katılaştırma
yöntemi olup, bu yöntem ile nano yapılı mikro teller üretilebilmektedir. Bu yöntem ile hem
var olan metalik malzemelerin özelliklerinin iyileştirilmesi hem de yeni malzemelerin
keşfedilmesi mümkün görünmektedir. Örneğin demir asıllı alaşımlardan, alüminyum esaslı
alaşımlara, şekil hafızalı alaşımlardan termoelektrik malzemelere kadar pek çok çeşit yeni
nesil malzemenin (mikro tel/fiber) üretilmesi mümkündür. Türkiye’ de eriyik eğirme ve gaz
atomizasyonu gibi hızlı katılaştırma yöntemleri yeteri kadar olmasa da üniversite
laboratuvarlarında çalışılmaktadır. Ancak, eriyik kaldırma tekniği ise ne üniversitelerde ne
de ticari anlamda Türkiye’ de bilebildiğimiz kadarıyla henüz kullanılmamaktadır. Dolayısıyla,
bu proje kapsamında üretilmesi planlanan cihaz, Türkiye’ nin hem ilk eriyik kaldırma cihazı
hem de ilk yerli üretim eriyik kaldırma cihazı olacaktır. Eriyik kaldırma tekniği ile üretilen
mikro teller hakkındaki bilimsel makaleler hali hazırda yüksek etki çarpanlı SCI
kapsamındaki dergilerde kolaylıkla yer bulabildiğinden [1,2], üretilecek olan cihazın özellikle
üniversiteler tarafından ilgi görmesi beklenmektedir. Proje kapsamında üretilecek olan cihaz,
yüksek vakum veya inört ortamda üretim yapmaya uygun olacaktır. Cihaz aynı zamanda
vakumlu indüksiyon eritme sistemi olarak ta kullanılabilecektir. Ayrıca üretilmesi planlanan
cihaza yapılacak olan ufak bir takım eklemeler sonucunda, cihaz hem eriyik kaldırma (melt
extraction) hem de eriyik eğirme (melt spinning) cihazı olarak ta kullanılabilecektir.
Dolayısıyla proje sonunda kombine bir hızlı katılaştırma cihazının üretimi söz konusudur.
Ayrıca bu kombine hızlı katılaştırma sistemi (eriyik kaldırma + eriyik eğirme) için bir patent
veya faydalı model belgesinin alınması da ihtimal dahilindedir.
Anahtar kelimeler: Eriyik Kaldırma, Hızlı Katılaştırma, Mikrotel, Mikrofiber.
Kaynaklar
[1] Qin FX., Binghamb NS., Wang H., Peng HX., Sun JF., Franco V., Yu SC., Srikanth H., Phan MH.
Acta Materialia. 61:1284-129, 2013.
[2] Wang H., Qin FX., Xing, DW., Cao FY., Wang XD., Pen HX., Sun JF. Acta Materialia 60:54255436, 2012.
14
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
RAYSIZ RAY YAYSIZ YAY SİSTEMİ
Taner ÇARKIT*
Köşk Mah. Çakır Sok. Hasdal Sit. B Blok 11.Kat/21 Numara Melikgazi/Kayseri
*
[email protected]
ÖZET
Bu proje, Şekil 1’de göstertildiği gibi yüksek hızlı trenlerde kullanılan sistemlerle ve
yapılan doğal elektromıknatıslarla ilişkilidir [1]. Projenin amacı; Şekil 4’ de görüldüğü üzere
yüksek hızlı trenlerin temassız ilerleme fikrini inşa temellerinde kullanarak inşaların
sarsılmalardan, yıkılmadan ayakta kalmasını sağlamaktır [2]. ‘Eğer inşa temellerine Şekil 2 ve
Şekil 3’ de görüldüğü gibi zıt kutuplu mıknatıslar yerleştirilirse sarsıntılarda inşa yıkılmadan
durabilir.’ hipotezinin bu proje ile desteklenmesidir. Bu sistemin literatür araştırması genelde
manyetik sistemler ve hız üzerine yapılmıştır, ama bu sistem denge üzerine yapılmıştır.
Çalışmanın genel amacı deprem gibi doğal afetlerde inşaların yaylanarak ve raylanarak
yıkılmadan ayakta kalmasını sağlamak, can ve mal kaybını en aza indirmektir.
Anahtar kelimeler: Magnet.
Kaynaklar:
[1] Huson FR., MacKay WW., Miao Y., Pissanetzky S., Xiang Y., Texas.IEEE Transactions on
Magnetics, 27(2):2269-2270, 1991.
[2] T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Raylı Sistemler Teknolojisi Alanı, Raylı Sistem Araç Tekniği.
Ankara, pp.61-67, 2011.
15
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
AKIŞKAN YATAKLI VE MİKRODALGA ÜNİTELİ KOMBİNE
KURUTMA SİSTEMİNİN KANATLI HAYVAN KÜMESLERİNDE
KULLANIMI
Ekrem GÜLSEVİNÇLER*, Emine CERYAN, Ahmet Ümit TEPE
Kastamonu Üniversitesi, Abana Sabahat-Mesut Yılmaz Meslek Yüksekokulu, Elektrik ve Enerji
Bölümü, Abana 37970, Kastamonu
*
[email protected]
ÖZET
Hayvan gübresi hayvan gübreleri içinde en değerli gübredir. Başta gübre özelliğini
taşımayan dışkı taze halde kullanılırken bitkiye zarar verip çeşitli hastalıklara neden
olabilmektedir. Tavuk dışkısı açık arazide bırakılınca 8 ile 24 ay arasında doğal fermantasyon
sürecinde organik gübreye dönüşür ama bu dönüşüm sırasında gübre kalitesi düşmektedir [1].
Taze dışkıları işlemden geçirmeden direkt olarak kullanmak barındırdığı üre, ürik asit,
amonyak vb. azotlu kimyasallar ile bitkiyi yakmakta ve toprak kirliliğine neden olmaktadır.
Tavuk gübrelerinin kullanılmasına elverişli hale getirilmesindeki bir yol da yerinde
kurutulmasıdır. Günümüzde akışkan yataklı gübre kurutucular ile kurutularak yeni gelişen bu
çözüm uzun kurutma sürelerine ve yüksek kapasitelerde enerjiye neden olmaktadır. Ayrıca bu
süre içerisinde zararlı organizmanın gelişmesi ve var olan kümes içinde hastalığa sebep
olması yararından çok zararına sebep olmaktadır. Akışkan yataklı gübre kurutmaya alternatif
olarak geliştirilen mikrodalga ile kurutma da ekstra bir enerji harcamasına rağmen gübre
kurutma süresini düşürmekte ve çevreye hastalık yaymasının önüne geçmektedir. Öngörülen
sistem var olan kümeslerin gübre sevk kısmının arkasında ufak bir kapalı alan ilave edilerek
gübrelerin bir konveyör halinde continuum dönmesi sağlanacak ve kümes içerisindeki sıcak
havayı egzost eden fanlar bu gübreyi kurutacaktır. Bu var olan continuum konveyör bir
mikrodalga odasından geçirilerek, gübre kurutma süresi hızlandırılacak, suyu uzaklaştırırken
ışınım yoluyla bir ısı transferi sağladığı için fermantasyon süresini kısaltacak, sonraki günler
için gereken ekstra bekleme yerinden tasarruf edilecek ve zararlı mikrobiyolojik üremenin
önüne geçilecektir. Bu şekilde genel maliyetler düşürülecek, çekirdeğe kadar kurumuş, kaliteli
gübre ve maksimum verim elde edilecektir. İki ayrı gübre kurutma sistemi kombine şekilde
daha önce kullanılmamıştır.
Anahtar kelimeler: Kombine Kurutma, Gübre Kurutma, Gübre.
Kaynaklar
[1] Kütük C., İhlas Haber Ajansı, “Tavuk gübresi en değerli gübre”, http://www.iha.com.tr/prof-drcihat-kutuk-e28098tavuk-gubresi-en-degerli-gubre-saglik-309084, Erişim Tarihi: 14.04.2014.
16
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
NEGATİF İYONİZASYON İLE ENDÜSTRİYEL KANATLI
HAYVAN KÜMESLERİNDEKİ TOZ PARTİKÜLLERİNİN
İNDİRGENMESİ
Ekrem GÜLSEVİNÇLER1*
1
Adres (Kastamonu Üniversitesi, Abana Sabahat-Mesut Yılmaz Meslek Yüksekokulu, Elektrik ve
Enerji Bölümü, Abana 37970, Kastamonu)
ÖZET
Kümes içindeki hava genellikle yüksek konsantrasyonda toz veya partikül içerir. Tozlar
özellikle çöplerden, gübreden, tüylerden, idrarın içindeki mineral kristallerinden ve yemden
kaynaklı şekilde oluşmaktadır. Kümesin içinde bulunan toz konsantrasyonu ışıklandırma
periyodlarında meydana gelir ve doğrudan kümes hayvanlarının aktivitesi ile bağlantılıdır [1].
Toz partikülleri boyutuna göre veya insan solunum yollarındaki depolandıkları bölge
cinsinden sınıflandırılır. Kısaltması “PM10” olan terim toz fraksiyonunundaki partiküllerin 10
mikrometre ya da daha küçük boyutta olduğunu ifade etmektedir. “PM2.5” ise 2.5
mikrometre ve boyutu daha küçük çok ince toz fraksiyonu olduğunu ifade eder. Küçük
olmasının dezavantajı ise burundan, ağızdan ve gırtlaktan kolayca geçip gidebilirler. Akciğer
dokusu içine nüfus ederek bazı olumsuz solunum ve kardiyovasküler sağlık problemlerine
neden olmaktadır. Artık günümüzde var olan tarımsal araştırmalar kanatlı tesislerindeki
mazur kalınan tozları azaltmak için bazı tedbirler alma yolunda çalışmaktadır. Son on yılda,
Avrupa’da, halk sağlığı açısından ortam havasının temizlenmesi için ödenen miktarlarda daha
fazla bir artış meydana gelmiştir. 2008’ de Avrupa birliği PM10 ve PM2.5 sınır değerleri ile
üye ülkelerine gerekli direktifi vermiştir [1]. Öngörülen sisteme ait ilk kısım 30 kV gerilim ve
düşük akım sağlayan bir güç sağlayıcı devreden oluşmaktadır. İkinci kısım ise tavan
yüzeyinin altında kümes boyu uzanan tellere iğne şeklinle pimler bağlanarak oluşturulmuştur.
Pimlerin asılı olduğu yüksek gerilim kabloları tavan ve diğer topraklı yüzeyler arasında bir
elektrik-manyetik alan oluşturur. Elektronlar pimlerden yayılarak tavana doğru ilerler.
Böylece karşılarına çıkan toz parçacıkları ile yüklenirler. Negatif yüklü partiküller daha sonra
topraklı yüzeylere yapışır ve havadan ayrılmış olurlar. Bu süre içerisinde de tozlar
yüzeylerden normal temizlik ile uzaklaştırılır.
Anahtar kelimeler: Negatif İyon, Toz İndirgenme Sistemleri
Kaynaklar:
[1] Winkel, World Poultry, Negative Air Ionisation Strongly Decreases Fine Dust,
http://www.worldpoultry.net/Broilers/Health/2012/3/Negative-air-ionisation-strongly-decreasesfine-dust-WP010084W/ Erişim Tarihi: 14.04.2014.
17
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
PORTAKAL BAHÇELERİ HASAT-GÖZLEM OTOMASYON
SİSTEMİ
Gökhan BAYAR*
Bülent Ecevit Ünv., Mühendislik Fak., Makina Mühendisliği Bölümü, İncivez 67100, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Dünya’da sağlık konusunda bilinçlenme ve buna paralel olarak C vitamini deposu
olarak düşünülen turunçgile yönelim hızla artmaktadır. Son verilere göre, dünya turunçgil
üretimi yıllık 123.755.750 tondur. Bu üretimin yarıdan fazlasını (% 56’ sını) portakal
oluşturmaktadır. Şu anda dünyadaki en büyük portakal üreticisi Brezilya’dır (19.112.300 ton).
Brezilya’ yı 7.478.830 ton ile ABD takip etmektedir. Türkiye dünya portakal üretiminde 8.
sırada yer almaktadır. Ülkemizde, Batı Akdeniz Tarım Araştırma Enstitüsü’nün paylaştığı son
verilere göre yılda 1.710.500 ton portakal üretimi 53.236 hektar’ lık alanda yapılmaktadır. En
fazla portakal üretimi Antalya merkez ve ilçelerinde olup, yıllık 121.743 dekar’ lık portakal
üretim alanında 3.078.015 adet portakal ağacı ile toplamda 442.852 ton portakal üretimi
gerçekleştirilmektedir [1]. Bu proje ile portakal bahçeleri hasat-gözlem otomasyon sisteminin
hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Büyük araziler üzerine kurulmuş olan portakal
bahçelerinde, her bir portakal ağacının ayrı ayrı detaylı olarak gözlenmesi neredeyse
imkânsızdır. Sunulan bu proje kapsamında bir portakal bahçesinde bulunan her bir portakal
ağacı ve üzerindeki portakallar detaylı bir şekilde otonom bir araç kullanılarak
gözlenebilecektir. Bu amaç doğrultusunda, dört tekerlekli elektrik motorlu bir araç otonom
hale getirilecektir. Aracın direksiyon, hız ve fren özellikleri otonom olarak kontrol edilecektir.
Aracın önüne takılacak bir adet uzun mesafe lazer tarayıcı, ağaçların algılanması ve ağaç
sıralarının bulunmasında kullanılacaktır. Araç üzerine yüksek çözünürlüklü kameralar
yerleştirilecektir. Bu kameralardan gelecek görüntüler, geliştirilen yazılıma aktarılacak ve
gerçek zamanlı olarak her bir ağaç üzerinde ki, (yaklaşık) portakal sayısı, portakalların çapları
ve tahmini ağırlıkları bulunacaktır. Geliştirilecek sistem tarafından her bir ağaç ve ağaç
sırasına ayrı ayrı etiketler verilecektir. Bu sayede her bir ağaç ve ağaç sırası başına yaklaşık
portakal sayısı, çapları, ağırlıkları gibi veriler bulunabilecektir. Bunlara ek olarak, sağlıksız
(lekeli, bereli, çürük, vb.) portakal sayısı ve bu portakalların toplam ağırlığı tahmin
edilecektir. Projenin hayata geçirilmesi ile hasat öncesi, portakal bahçesinden toplanacak
portakalların toplam ağırlığı, sayısı, sağlıksız portakal sayısı ve bunun toplam ağırlığa oranı
ve ayrıca portakalların çap ve ağırlık sınıflandırması yapılabilecektir. Bu sistem, hasat
öncesinde portakal rekoltesini maksimum doğrulukta tahmin edebilmeye olanak sağlamasının
yanı sıra, portakal gelişiminin anlık olarak gözlenebilmesine de imkân verecektir. Bu sayede
portakal gelişimi gözlenebilecek ve gelişim sürecinde karşılaşılabilecek sorunlar (çürüme,
gelişememe, vb.) önceden algılanabilecek ve çözüm üretilmesi için zaman kazanılmış
olacaktır.
Anahtar kelimeler: Portakal Bahçesi, Otomasyon, Gözlem, Hasat.
Kaynaklar
[1] www.batem.gov.tr/urunler/meyvelerimiz/portakal/portakal.htm
18
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
UV İLE STERİLİZE EDİLMİŞ TABLDOTLARA 9 ÇEŞİT HAZIR
KAHVALTI DOLUM VE PAKETLEME MAKİNASI
Burhan ÇETİNKAYA*, Reyhan KOYUNCU
İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uçak Ve Uzay Mühendisliği Bölümü
*
[email protected]
ÖZET
Çalışmada gıdalardan maksimum düzeyde ve faydalı olacak miktarda yararlanılmıştır.
Uygun hesaplamalarla desteklenen sistemin ilk basamağı UV sterilizasyonla başlamaktadır.
Bakterilerin sterilizasyonu için en etkin dalga boyu 254,4 nm olarak seçilmiştir. Parazitlere ve
fotoreaktivasyon göz önünde bulunarak UV cihazı seçiminde en az 400 J/m2 dozu esas
alınmalıdır. UV dozu 100 W/m2 x 4 sn = 400 J/m2 olacaktır. Burada en etkin süre 4 saniye
UV ışın yoğunluğu 100 W/m2 seçilmiştir. Tabldotlarımız UV ile sterilize edilerek %99’ a
kadar patojen bakterilerin üremesini engellenmiştir. Haznesinde 32 ºC ye ısıtılan bal, çikolata
ve reçellerimiz 15’ er gram olarak dolumunu yapabilmek için küresel vanamız zamanlayıcı
sensör yardımıyla açılır ve pnömatik silindirimiz emme hareketiyle haznede ki akışkanı
kanallara dolmasını sağlar. Zamanlayıcı sensörle işbirliği içerisinde çalışan küresel vana ters
yönde açılarak pnömatik pistonumuz basma yaptığında tabldot kaplarımıza ürünlerin hepsinin
dolumunu 8sn’de gerçekleştirir. Ardından tane hesabına göre çalışan sayım sensörlü zeytin
gramajlama makinamız zeytinler titreşim motorları yardımıyla nozula dizilirler ve
zamanlayıcı sensörün komut vermesiyle nozul kapağı açılır ve sayım sensörü 4 tane zeytinin
geçtiğini gördüğünde nozul kapısını kapatır ve böylece 4 er adet yeşil ve siyah zeytinin
dolumu gerçekleşir bu işlem ortalama 6 sn almaktadır. Cihazın sağında ve solunda kısmında
duran çalışanlarımız kaşar peynir, beyaz peynir ve yeme aparatlarını maksimum 7 sn’ de
yerleştirilir. Makinamızın son kısmında ise modifiye atmosfer paketleme ile birlikte vakum
paketleme kullanılarak 4 tane tabldotu yaklaşık 40 sn’ de (1 paket=10 sn) paketler. Toplamda
bir paketin dolumu ve paketlenmesi için geçen süre 80 sn’ den 27.5 sn’ ye düşmüştür.
Böylece günlük 10 saat çalışan işletmemiz için ilk durumda ki üretimini 450 den 1310 adete
yükseltecektir. İşletmemiz 5 makine kullandığı takdirde günlük 135 TL’den 1965 TL’ ye
çıkartacaktır. Bunun yanında makine başına 3 işçi daha az çalıştırarak maaş ve sigorta
giderlerinden kâr elde edecektir. Bunun yanında en önemli etmenlerden biri olan UV ile
sterilizasyon yapılarak raf ömrü 20 gün olan kahvaltı tabldotunun raf ömrünü uygun koşullar
sağlandığında 90 güne çıkardığı görülmüştür. Bu sürede toplu yaşam alanlarında iş yükünü
azaltacak işletmeye işçi maaşı, sigortası, sakin çalışma ortamı, su, deterjan, elektrik ve iş gücü
yükünü kârı kazandıracaktır. Aseptik dolum ile işleyecek sistem insan sağlığını tehdit eden
bütün unsurları kaldırarak, insanlara daha sağlıklı ve daha taze ürünler sunulabilecektir.
Anahtar kelimeler: Gıda Makinaları, Dolum Makinaları, Paketleme Makinaları, UV
Sterilizasyon
19
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
TOPRAĞIN HİDROLİK EROZYONU İLE MAYIN İMHA SİSTEMİ
Ekrem GÜLSEVİNÇLER*
Kastamonu Üniversitesi, Abana Sabahat-Mesut Yılmaz Meslek Yüksekokulu, Elektrik ve Enerji
Bölümü, Abana 37970, Kastamonu
ÖZET
Öngörülen sistem toprağın hidrolik bir akışkan ile aşındırılması sonucu mayının su
yüzüne çıkarılmasını hedeflemektedir. Su yüzüne çıkarılan mayın uzmanlar tarafından
kolayca imha edilebilmektedir. Aşındırma işlemi temini kolay olan su ile yapılabilmektedir.
Su yüzüne çıkarılması gereken mayının daha önce tespitinin yapılması gerekmektedir. Tespit
edilen mayının çapı ve mayının aktive olduğu yük miktarına göre su yüzüne çıkaran cihazın
alt kısmında bulunan çevresel nozullar uygun konuma ve uygun açıya getirilir. Nozul basınç
değeri regülatörden ayarlanarak aşındırma işlemi başlatılır. Cihazın ortasında bulunan emiş
ünitesi ise aşınmış halde bulunan toprak-su karışımını bir vakum pompası vasıtası ile
ortamdan uzaklaştırır. t işlem mayın su yüzüne çıkana kadar alt tabakalardaki toprak
katmanları için de tekrar edilir. Aşındırma şekli ve basıncı özelleştirilmiş bir tür sondaj
mantığı ile sadece anti-personel mayınlar değil her türlü mayın su yüzüne çıkartılabilecektir.
Türkiye' nin "anti-personel mayınların kullanımının, depolanmasının, üretiminin ve
devredilmesinin yasaklanması ve bunların imhası ile ilgili sözleşmeye [1] katılmasına ilişkin
yasa, 12 Mart 2003 tarihinde TBMM' de kabul edildi (Wikipedia 2013). Sözleşmeye göre
Türkiye’nin, 1 Mart 2014’e kadar kendi sınırları içinde toprağa döşeli mayınları temizlemesi
gerekiyor [2]. Çeşitli medya organlarından gelen bilgilere göre bu mayınların tam olarak
temizlenmediği vurgulanmaktadır. Yasal olarak konumlandırılan ve temizlenmesi beklenen
mayınların dışında ayrıca yasadışı olarak terör örgütlerinin konumlandırdıkları mayınların da
temizlenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda mayının imhasını kolaylaştıracak bu proje yüksek
önem arz etmektedir. Düşük maliyette üretimi, sarf malzeme olarak sadece su’ yun
kullanılması bu projenin avantajlarındandır.
Anahtar kelimeler: Hidrolik Erozyon, Mayın İmha Sistemi.
Kaynaklar
[1] Wikipedia, Ottawa Antlaşması, http://tr.wikipedia.org/wiki/Ottawa_Antla%C5%9Fmas%C4%B1
Erişim Tarihi 15.04.2014.
[2] Kızılkoyun F., Hürriyet, 1 milyon 150 bin metrekarelik alan temizlendi,
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23202275.asp Erişim Tarihi 15.04.2014.
20
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
HAVA AKIŞKANLI SCROLL GENLEŞTİRİCİLİ DALGA
ENERJİSİ DÖNÜŞTÜRÜCÜSÜ
Ahmet Ümit TEPE*, Ekrem GÜLSEVİNÇLER
Kastamonu Üniversitesi, Abana Sabahat Mesut Yılmaz MYO, Abana, Kastamonu
*
[email protected]
ÖZET
Bu projede dalga enerjisini elektrik enerjisine dönüştürmek amaçlanmıştır ve sistemin
maksimum elektrik üretimi 10 kwh olarak tasarlanmıştır. Bu projede suyun kaldırma
kuvvetinden faydalanmak için deniz üzerinde yüzen, duba ya da şamandıra diye
adlandırabileceğimiz bir cisim bulunmaktadır. Şamandıranın kendi ağırlığı düşünüldüğünde
çıkış gücünü besleyebilmesi için 1.5 m³ lük bir hacme ihtiyaç duyduğu hesaplanmıştır.
Şamandıra, kıyıda emin üzerine konumlandırılmış, diğer ucunda 250 mm çap ve 500 mm
strok özelliklerine sahip pnömatik piston bulunan ve toplam 6 m uzunluğu olan bir kola bağlı
bulunmaktadır. Dalganın gelmesiyle birlikte belli bir yüksekliğe çıkacak olan şamandıra bağlı
bulunduğu kolu hareket ettirecek ve hareket eden kola bağlı pnömatik pistonu tahrik
etmektedir. Pnömatik piston, içerisinde bulunan havayı sıkıştırarak hava tankına
göndermektedir. Deniz seviyesinin düşmesiyle birlikte şamandıra aşağı yönde hareket etmeye
başlamakta, pnömatik piston ise tekrar başlangıç pozisyonuna gelmeye başlamaktadır ve
içerisine tekrar taze hava çekmektedir. Böylelikle her dalga geldiğinde işlem
tekrarlanmaktadır. Hava akışının kontrolü çekvalflerle sağlanmaktadır. Pnömatik pistonun
üretmiş olduğu basınçlı hava rezervuar olarak düşünülebilecek bir hava tankı içerisinde
biriktirmektedir. Dalgalanma boyunca piston dış ortamla basınç farkı 6 bar olana kadar tankın
içine hava basmaya devam eder. Tankın içinde bulunan basınçlı hava, regülatörle istenilen
çıkış gücüne göre basıncı ve debisi ayarlanıp sabit basınç ve debide pistonlu genleştiriciye
gönderilerek mekanik enerji elde edilir, bu mekanik enerji, dinamo tarafından elektrik
enerjisine dönüştürülür. Türkiye dalga enerjisi atlasına bakıldığında Akdeniz ve Ege
bölgesinde, yatırım maliyeti 3 yıl içerisinde geri döneceği görülmektedir. Sistemde akışkan
olarak havanın kullanılması sistemin korozyona olan dayanımını arttırmaktadır. Ayrıca
sistemin kompakt olması da bir avantaj olarak görülmektedir.
Anahtar kelimeler: Dalga Enerjisi.
Kaynaklar
[1] Özhan E., Abdalla S., “Türkiye Kıyıları Rüzgar ve Derin Deniz Dalga Atlası”, Orta Doğu Teknik
Üniversitesi, 2002.
21
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
JENERATÖRLERDE YAKIT EKONOMİSİ
Ahmet Ümit TEPE*
Kastamonu Üniversitesi, Abana Sabahat Mesut Yılmaz MYO, Abana, Kastamonu
*
[email protected]
ÖZET
Bu projede amaç içten yanmalı motorlarla çalışan jeneratörlerin egzoz gazı ile atılan
ısısının organik rankine çevrimi (ORC) ile geri kazanımıyla, çıkış gücünün arttırılması,
veriminin iyileştirilmesi ve özgül yakıt tüketiminin azaltılmasıdır. İçten yanmalı motorlarda
motorun tüketmiş olduğu yakıtın sadece %30’ u faydalı işe dönüştürülür. Kalanı motorun
egzozundan, soğutma suyundan ve konvektif ile ışınım yoluyla motor bloğundan atılır.
Yaklaşık olarak ısı enerjisinin %40’ ı motorun egzoz gazıyla atılmaktadır [1]. Egzozdan atılan
ısının bir kısmının geri kazanılması ile çevrim verimi arttırılmış olunur. Bunu sağlayabilmek
için egzoz sistemi üzerine ORC sistemi eşleştirilebilir. ORC sisteminin ana elemanları pompa,
ısı değiştirici, genleştirici ve kondenserdir. Akışkan, pompa ile yüksek basınca çıkarılarak ısı
değiştiricisine gönderilir, ısı değiştiricisine sıvı fazda giren akışkan egzoz gazının ısısından
faydalanarak buhar fazına geçirilir. Isı değiştiricisinden buhar fazında çıkan akışkan
genleştiriciden geçerken genleşir ve mekanik iş elde edilir. Elde edilen mekanik iş krank
miline aktarılır. Daha sonra basıncı düşen ve doymuş fazda olan akışkan kondenserde
yoğuşarak sıvı fazda pompaya gelerek çevrim tamamlanmış olur. ORC sisteminde akışkan
olarak soğutucu akışkanlar kullanılmaktadır. Literatürde ORC’ nda sistem verimini %1
düşürmesine rağmen ODP ve GWP değerlerine göre ve güvenli olmasından dolayı en uygun
gazın R245fa gazı olduğuna değinilmiştir [1]. Egzoz sisteminden atılan ısının ORC’ na
transferi için ısı değiştirici kullanılması gerekmektedir. Literatürde yapılan çalışmalardan
birinde Isı değiştirici olarak ısı transfer verimi %78 ile en verimlinin shall and tube ısı
değiştirici olduğu sonucuna varılmıştır [2]. Yapılan hesaplamalarla birlikte projenin
uygulanmasıyla 61 kW kapasiteli dizel jeneratörün çıkış gücü 67 kW’ a çıkmış, özgül yakıt
tüketimi ise artan çıkış gücüyle birlikte azalmıştır.
Anahtar kelimeler: İçten Yanmalı Motorlar, ORC.
Kaynaklar
[1] Wang E H, Zhang H G., Fan B Y, Ouyang M G, Zhao Y, Mu Q H, Energy, 36: 3406-3418, 2011.
[2] Bari S, Hossain S N, Applied Thermal Engineering, 61: 355-363, 2013.
22
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
SIKIŞTIRMA VE GENLEŞME ORANI FARKLI 4 ZAMANLI BUJİ
ATEŞLEMELİ MOTOR
Ahmet Ümit TEPE*
1
Kastamonu Üniversitesi, Abana Sabahat Mesut Yılmaz MYO, Abana, Kastamonu
*
[email protected].edu.tr
ÖZET
Bu projede buji ateşlemeli (SI) motorlarda sıkıştırma oranını değiştirmeden işin elde
edildiği proseste sıkıştırma oranından daha büyük bir hacimde genleşme prosesini yaparak
çevrim verimini ve çıkış gücünü arttırmak hedeflenmektedir. SI motorlarda verim sıkıştırma
oranına (Ɛ ) bağlıdır. Çevrimin verimini arttırmak için sıkıştırma oranını arttırmak
gerekmektedir. Verim (Ƞ );
Ƞ =1-1/Ɛ k-1
formülüyle hesaplanmaktadır. SI motorlarda sıkıştırma oranını (Ɛ ) 12’ in üzerine çıktığında
sıkıştırma sonucu hava yakıt karışımının sıcaklığı benzinin kendiliğinden tutuşma sıcaklığına
ulaşacağından kontrolsüz yanma sonucu vuruntuya sebep olmaktadır. Bu yüzden sıkıştırma
oranını (Ɛ ) 12’nin üzerine çıkarılamamaktadır. SI motorlarda genleşme sonrası silindir
içindeki sıcaklık ve basınç ortam sıcaklığına ve basıncına göre hala çok yüksektir. Bunun
sebebi genleşmenin sıkıştırma oranı kadar yapılabilmesindendir. Bu yüzden çevrimden dışarı
egzozdan boşa enerji atılmaktadır. Sıkıştırma oranını değiştirmeden genleşmeyi daha büyük
hacim oranında yapılırsa çevrime giren ısı miktarı değişmemesine rağmen çevrimden alınan iş
miktarı arttığı için çıkış gücü ve verim artmış olacaktır. Bunu sağlamak için 4 zamanlı 2
silindirle, sadece genleşme ve egzoz işlemlerini yapan hacmi diğer silindirlerle aynı 3’ üncü
bir silindir paralel olarak çalışmaktadır. Aşağıdaki şekiller silindirlerin yerleşimini ve sistemin
çalışma prensibini sırasıyla göstermektedir.
Şekil 1. 1’nci silindir emmede, 2’nci ve
3’ncü silindir genleşmede.
23
Şekil 2. 1’nci silindir sıkıştırmada, 2’nci
ve 3’ncü silindir egzozda.
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
Şekil 3. 1’nci ve 3’ncü silindir genleşmede,
2’nci silindir emmede.
Şekil 4. 1’nci ve 3’ncü silindir ortak
egzozda,
2’nci
silindir
sıkıştırmada.
P-V diyagramı
T-S diyagramı
Yapılan hesaplamalarla birlikte çıkış gücü ve verimi belli olan motora projenin
uygulanmasıyla %18 oranında çıkış gücünde artış olduğu, veriminin iyileştirilmesiyle birlikte
özgül yakıt tüketiminin azaldığı sonucuna varılmıştır.
Anahtar kelimeler: İçten Yanmalı Motorlar, Sıkıştırma Oranı, SI Motorlar.
24
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
RADARA YAKALANMAYAN TEKSTİL MALZEMELER
Muharrem KARAASLAN*, Furkan DİNÇER, Emin ÜNAL, Oğuzhan AKGÖL
Mustafa Kemal Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği,
İskenderun 31140,Hatay
ÖZET
Arc-PVD yöntemi, fiziksel buharlaştırma yöntemidir. Bu yöntemde elektriksel bir ark
ile katod hedef üzerindeki metal buharlaşır. Buharlaşmış metal bir yüzey üzerine tutunur ve
ince bir madde tabakası oluşturur. Bu yöntemle metal, seramik veya komposit malzemeler
depolanabilir (Şekil 1.). Fiziksel buharlaştırma yönteminde ilk olarak yüksek voltaj ve düşük
akıma sahip bir ark katod hedefte buharlaşmaya neden olur bu buharlaşma noktasına katod
noktası (cathode spot) denir. Bir katot noktası birkaç mikrometre büyüklüğündedir ve birçok
yüksek enerjiye sahip parçacık katod noktasında oluşur. Katod noktası yerel çevresinde
sıcaklık oldukça yükselir yaklaşık 15000 C dereceye çıkar, oluşan partiküller yaklaşık
10Km/s gibi yüksek hızlara sahip olurlar. Bu buharlaşan maddeler katod noktasından
ayrıldıktan sonra bu noktada bir krater şeklinde oyuk bırakırlar. Oluşan katod materyaline
elektromanyetik alan uygulanarak yönlendirilir ve istenmeyen makro partiküller filtre
edilebilinir (Filtered Arc-PVD). Oluşan arc çok yoğun enerji sahip olduğundan, yüksek
seviyede katod materyalini iyonize eder (%30-100), çoğunlukla iyonlaşma yüksek seviyeye
daha yakın bir dağılıma sahiptir. Buharlaşan katod buharının içerisinde, yüklü iyonlar, nötral
parçacıklar, kümeler veya makro parçacıklar olabilir. Arc oluşum ortamında reaktif bir gaz
bulunursa katod noktasında ve kaplanan yüzey bölgesinde tekrar yapılanma (dissociation),
iyonizasyon, uyarılma gerçekleşir. Yüzeyi oluşturan iyon akısı ortamdaki gazın etkisiyle
bileşik oluşturur. Katodik arc depolama yöntemi ile sert ince film kaplama, süpersert
kaplama, nanokomposit kaplamalar yapılabilir. Sert kaplamada kullanılabilecek bileşikler,
TiN, TiAlNi, CrN, ZrN, AlCrTiN, TiAlSiN vb. örnek olarak verilebilir. Sistem ayrıca yaygın
olarak karbon iyon depozisyonu ile DLC(diamond like Carbon) yüzey oluşturulmasında
kullanılır. Bu sistemle üretilen karbon filmlerde sp3 (tetrahedral amorphous carbon) yapısı
yüksek oranlarda bulunmuştur. Bu sistem ile mevcut bir yüzeye iyon ekme (ion implantation)
işlemi de gerçekleştirilebilir. Burada anlatılan yöntem detayları farklı metalik parçacıkların
tekstil yüzey üzerine tutularak ince bir metal tabakası oluşturması sağlanmıştır.
Şekil 1. (a) Arc-PVD sistem blok şeması (b) ARC-PVD ile işlenmiş tekstil malzemesinin
SEM görünüşü
25
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
Metamalzeme absorber çalışmalarında emilim oranlarının değeri en önemli
parametrelerin başında gelmektedir [1]. Bu emilim değerleri A(w)=1-S112-S212 şeklinde
yansıma ve iletim değerlerine bağlı olarak elde edilmektedir ve emilimin %90’ ın üzerinde
olması iyi bir emilimden bahsetmek için yeterlidir. Metamalzeme absorber tasarımında bir
yüzeyin (arka yüzey) tamamen metal katman olmasından dolayı mikrodalga aralığında iletim
değeri bütün ölçüm frekans aralığı için sıfıra yakın olduğundan (S21), emilim değeri sadece
yansımaya bağlı (S11) olarak temsil edilir (A(w)=1-S112). Metamalzeme absorberlarda bir
diğer dikkate değer olgu, emilimin maksimum olduğu frekans aralığı için geliş açısından
olabildiğince bağımsız sonuç elde etmektir. Bir diğer ifade ile geliş açısına bağlı olarak
maksimum emilim frekansında kayma ve azalma olmaması önemlidir. Emilimin geliş açısı ile
değişimi gözlenmesi (ölçülmesi) amacı ile Fakültemiz bünyesinde olan MATS1000 deney seti
ile yansıma parametresini ölçen (S11) anten, bilgisayar bağlantılı olarak 300-600 ve 900
değerlerine getirilerek ölçüm yapılmıştır. Örnek samplede bu açılar birden fazla denenerek
test edilmiştir. Çalışmamızda 15cm*15cm’ lik bir örnek ARC-PVD sistemi ile şablon
kullanmadan üretilmiş ve Şekil 2’ de görüldüğü gibi 4.3 GHz civarında açı bağımsız tekstil
metamalzeme absorber gerçeklenmiştir. Deney ölçüm metodunun şematik ve reel gösterilmesi
Şekil 3’ de verilmiştir.
Şekil 2. (a) Arc PVD tabanlı tekstil malzemesinin yansıma ve emilim sonuçları (b) Geliş
açısı değimine bağlı tansıma katsayısı.
Şekil 3. Ölçüm metodunun şematik ve reel gösterimi.
Bu projenin çıktıları kullanılarak ve genişletilerek üretilecek radara yakalanmayan
tekstil malzemeleri, top, tank, yerde konuşlanmış uçak gibi pek çok askeri malzemenin radara
yakalanmaması için bir ürün prototipi ortaya koymaktadır (Şekil.4).
26
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
Şekil 4. Absorber kaplanmış tank örneği.
Anahtar kelimeler: Radar, Tekstil, Metamalzeme
Kaynaklar
[1] Dincer F, Sabah C, Karaaslan M, Unal E, Bakir M, Erdiven U, Prog. Electromagn.Res.,140:227239, 2013.
27
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
KARBON FİBER ÇUBUKLARLA TAKVİYELENDİRİLMİŞ BAL
PETEĞİ KOMPOZİT MALZEMEDEN HAVASIZ LASTİK ÜRETİMİ
Mithat Gökhan ATAHAN*
Abdullah Gül Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Makine Mühendisliği
Bölümü, Melikgazi, Kayseri
*
[email protected]
ÖZET
Lastikler kara taşıtlardan hava taşıtlarına kadar birçok alanda kullanım imkanı
bulmaktadır. Lastikler araç ağırlığını taşımak, ivmelenme anında ortaya çıkan büyük yük
transferlerine mukavemet göstermek ve araç ile zemin arasında istenen temas kuvveti bağının
uygun bir şekilde sağlayan elemanlardır. Kullanımları gereği çok önemli bir yere sahip olan
lastiklerin istenen çalışma şartlarını sağlamasında ki ana etken lastik içerisinde bulunan
havadır. Bundan dolayı lastiklerin patlaması durumunda taşıt için tehlikeli durumlar
oluşmaktadır. Bu sorunun çözümü amacıyla lastiklerde hava yerine karbon fiber çubuklarla
takviyelendirilmiş bal peteği kompozit malzeme kullanılarak daha sağlam ve güvenilir bir
yapı elde edilmesi proje kapsamında amaçlanmaktadır. Bal peteği kompozit yapı ile karbon
fiber çubuklar hafif ve mukavim malzemeler olduğundan bu iki malzemenin kombinasyonu
ile oluşan yapının lastiklerde kullanılmasının olumlu sonuçlar doğuracağı düşünülmektedir.
Bal peteği kompozit malzemede bulunan boşluklu yapı içerisine karbon fiber çubuklar belli
sayıda yerleştirilerek reçine vasıtasıyla bağlantı sağlanacaktır. Bu kompozit yapı teker jantları
ile dış lastik arasına yerleştirilecektir. Bal peteği kompozit malzemenin basma gerilmelerine
karşı dayanımı yüksek iken, karbon fiber çubukların ise darbeli yüklemeler altında ki
dayanımı yüksektir. Bu iki olumlu etki birleştirilerek, lastikten istenen performansı ortaya
koyabilecek bir yapı hedeflenmektedir. Geliştirilecek kompozit yapının öncelikle taşınan
yükün hafif olduğu bisiklet lastiklerinde denenmesi düşünülmektedir. Lastiklerde havaya
alternatif bir çözümün kullanılması ulaşımda tehlikeyi azaltırken, askeri araçlar gibi kritik
birimlerde kullanılan araçların daha güvenilir olmasını sağlayacaktır. Dünya genelinde ki
araçlar düşünüldüğünde geliştirilecek kompozit lastiklerin satış pazarının çok yüksek olacağı
tahmin edilmektedir.
Anahtar kelimeler: Kompozit Malzemeler, Karbon Fiber, Bal Peteği Kompozit
Malzemeler.
28
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
YERLİ 2D TÜRK ÇİZİM PROGRAMI(TÜRK CAD)
Selim KARALAR*
Selçuk Üniversitesi Makine Bölümü, Alaaddin Keykubat Kampüsü 42003, Selçuklu-KONYA
ÖZET
Geliştirdiğimiz yerli2D Türk Çizim Programı çizim yapmaya yeni başlayan
mühendisler, mimarlar, teknik ressam ve elemanlar için düşünülmüş. Tasarımcıların kağıt
üzerinde kalemle çizim yapıyormuşçasına bilgisayar ortamında farklı geometrik şekiller ve
tasarımlar oluşturabileceği bir yazılım. Bu sayede yeni çizim yapmaya başlayanların teknik
çizim oluşturmada kendini geliştirebileceği bir ortam yaratılmış. Programda birçok şey
düşünülmüş; çizgi, daire, dikdörtgen, üçgen, elips ve oluşan hataları gidermek için birde silgi.
Şekillerin ölçüleri doğrusal ve yatay oklarla gösterilebilir. Yapılan Tasarımlara metin
eklenebilir. Oluşturulan çizimlerin içleri taranabilir. Kısacası yeni başlayanların çizim yaparak
kendini geliştirebileceği bir programdır. Yeni Bir Ürün tasarlanırken fiziksel prototip
üretmeye gerek kalmadan ürün içerisindeki mekanik sistemleri sanal ortamda tasarlanıp,
oluşturulabilir. Ürün geliştirirken yapılmak istenen AR-GE çalışmaları sırasında pahalı
prototip işlemlerine gerek kalmadan sistemdeki mekanizmalar bilgisayar ortamında kolayca
modellenebilir, böylelikle tasarlanmış parçanın prototip maliyeti sıfıra inmiş olur.
Tasarlanacak mekanik sistemlerin çizimini yaparak tasarladığınız sistemi pahalı prototipler
yapmadan anlayabilir, Sonucunda da başta makine üreticileri olmak üzere tasarım yapan diğer
sektörlerin mevcut tasarımlarının geliştirilmesine yardımcı olabilir. Bu buluş, Tasarım
Teknolojileri alanında Tasarım işlemini sırasıyla tek başına yapabilecek bir Yazılımdan ve
buna bağlı olarak da yazılım üzerinde sanal ortamda yapılan çizim ve tasarımları bilgisayar
ortamına aktarabilecek bir elektronik donanım ile ilgilidir. Daha öncesinde tasarımcılar ürün
geliştirirken bilgisayar ortamında CAD programları kullanarak Bilgisayar Faresi (Mouse) ile
çalışırlardı. Geliştirdikleri ürünleri burada gözlemleyerek çeşitli sonuç ve analizlere
ulaşırlardı. Geliştirdiğimiz uygulama ile Bilgisayar Faresi kullanmaya gerek kalmadan bir
tasarımcının tasarımlarını gerçek ortamda oluşturuyormuşçasına sanal ortamda çizerek
buradan bilgisayar ortamına aktarıp, tasarımları gözlemleyebilmektedir.
Anahtar kelimeler: Çizim, Tasarım, Yazılım Geliştirme, CAD(Bilgisayar Destekli
Tasarım), Grafik Tablet ile Çizim.
29
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
Kestane Balı ve Probiotik Kültür İlaveli Fonksiyonel Yoğurt Üretimi
Özge Duygu OKUR*
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, İncivez 67100,
Zonguldak
*[email protected]
ÖZET
Kestane balı antioksidan ve toplam fenolik içeriği yüksek, antimikrobiyal ve prebiyotik
özellik gösteren, sağlık yönünden oldukça fazla olumlu etkisi olan bir üründür [1-4]. Yoğurt
geleneksel fermente süt ürünlerimizden en çok tüketilen ve sevilen üründür [5]. Çalışmamızda
bu iki fonksiyonel ürünü farklı probiotik kültür ilaveleri ile birlikte bir araya getirerek
fonksiyonel yeni bir ürün oluşturulması hedeflenmektedir. Zonguldak ili, kestane balı
üretiminin en yoğun yapıldığı illerden birisidir. Kestane balının yoğurt ile birlikte alternatif
bir ürün olarak tüketime sunulması, bu balın hem kullanılabilirliğini arttıracak hem de sağlık
yönünden olumlu etkiler sağlanacaktır. Özellikle kestane balının prebiotik özelliği ile
kullanılan probiotik kültürlerin etkisini arttırması beklenmektedir. Kestane balının tek başına
tüketimi zor olmakla birlikte bu şekilde tüm tüketici grubuna hitap eden fonksiyonel bir ürün
oluşturulmuş olacaktır. Kontrollü şartlarda yeni ürün oluşumu farklı üretim modifikasyonları
ile gerçekleştirildikten sonra, başlıca antioksidan, toplam fenolik, duyusal, mikrobiyolojik ve
kimyasal analizler gerçekleştirilecektir [2, 6]. Bu şekilde ürün karakterizasyonu da sağlanacak
ve yeni fonksiyonel bir ürünün her yaştan tüketiciye ulaşması hedeflenecektir. Çalışmanın en
önemli getirilerinden birisi ürünün sağlık etkilerinin yanı sıra ekonomik olarak Zonguldak ili
kestane balı üretiminin değerlendirilmesi yönünde olacaktır.
Anahtar kelimeler: Kestane balı, Yoğurt, Probiotik, Beslenme, Sağlık.
Kaynaklar
[1] Nasuti C, Gabbianelli R, Falcioni G, Cantalamessa F, Nutrition Research, 26:130–137, 2006.
[2] Sarıkaya A O, Ulusoy E, Öztürk N, Tunçel M, Kolaylı S, Journal of Food Biochemistry, 33:470481, 2009.
[3] Kropf U, Korošec M, Bertoncelj J, Ogrinc N, Nečemer M, Kump P, Golob T, Food Chemistry,
121:839–846, 2010.
[4] Karadal F, Yıldırım Y, J Fac Vet Med Univ Erciyes, 9(3):197-209, 2012.
[5] Özer B, Yoğurt Bilimi ve Teknolojisi, Sidas Yayınevi, Syf 448, 2006.
[6] Castro-Vázquez L, Díaz-Maroto M C, de Torres C, Pérez-Coello M S, Food Research
International, 43:2335–2340, 2010.
30
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ROMMATİK
Ümmühan Meltem ÖZTÜRK*
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü 15100/Burdur
*
[email protected]
ÖZET
ROMMATIK sağladığı hareket mekanizması ile hem hastanın günlük egzersizini
yapmada hem de bu egzersizleri yaptırma sorumluluğunda olan hemşireye büyük kolaylık
sağlamaktadır. Yoğun bakım, felçli hastaların bakımında ve yatak yaralarının (dekibütler)
oluşmasını önlemede büyük önem taşımaktadır. Pratik bir aparat olan ROMMATIK sayesinde
hemşirenin sorumluluğunda olan hastanın tüm günlük egzersizleri zaman alan ve yorucu bir
uygulama olmaktan çıkıp basit bir hal almaktadır. ROMMATIK bacaklara verdiği açı ve
yükseklik sayesinde bilinçsiz ve felçli hastaların alt değişimlerinde de büyük kolaylıklar
sağlamaktadır.
-Bası yarası çoğunlukla ileri yasa bağlı halsiz düşen ve yatalak kalan insanlarla, felç
sonucu yatalak kalan her yaş grubundaki insanlarda meydana gelir.
-Bası yarası oluşum riski olan hastalarda yara oluşumu 2 saatte bir yapılan pozisyon
değişimi sayesinde önlenmeye çalışılmaktadır.
-Yatalak hastalar hareket ettirilirken korunmalı ve mümkünse hareket ettirilecek kısım
havaya kaldırılmalıdır.
ROMMATIK sayesinde bunların hepsi kolaylıkla yapılabilecektir. ROMMATİK’ in
yaptırdığı hareketler sayesinde yatak yaralarının oluşum riski büyük ölçüde önlenmiş
olacaktır. Havalı yatak kullanımının koruyucu bir önlem olmasına karsın tek basına yatak
yaralarına bir çözüm olmamaktadır. Havalı yatak mevcut diye hasta hep aynı pozisyonda ve
hareketsiz olarak yatırılamaz bu sebeple yine her 2 saatte bir hasta düzenli olarak hareket
ettirilmelidir. Felçli ve bilinçsiz hastalarda duyu olmadığı için yaranın oluşumu esnasındaki
ağrı ve acı duyulmaz, bakımları dikkatli yapılmıyorsa yatak yaraları kolaylıkla oluşabilir.
ROMMATIK sistemi sayesinde bunun önüne geçilecektir. ROMMATIK simetrik olarak
farklı egzersiz hareketlerini bir bütün halinde sunmasıyla hastaya ve kullanıcıya büyük bir
avantaj sağlamaktadır. Kurulum kolaylığı ve pratikliği sayesinde hem hastanelerde hem de
evde kullanıma uygundur. Her bir hastanın günlük egzersizi ve alt değiştirme işleminde
hemşireler hem oldukça vakit harcamakta hem de efor sarf etmektedirler, bu zaman içerisinde
hemşireler tek bir hastayla ilgilenmek durumundadırlar. ROMMATIK sayesinde hemşireler
aynı anda birden çok hastayla ilgilenebileceklerdir. Yoğun bakım hastaları ve felçli hastaların
bakımında kullanılan havalı ve hareketli özelliğe sahip yatakların fiyatları çok yüksektir.
ROMMATIK her türlü yatağa kolayca monte edilebilen pratik bir sistem olup maliyeti bu
yataklara göre oldukça düşüktür. ROMMATIK sayesinde hemşireliğin yüz karası olan yatak
yaraları tarihe karışacaktır.
Anahtar kelimeler: Yatağa Bağımlı ve Felçli Hastalar, Dekibüt Ülserleri, Hemşirelik
Bakımı, Hareketsizlik, Alt Değiştirme İşlemi.
31
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
KÜMES HAYVANLARI TÜYÜ VE ATIK PLASTİKLER İLE
KOMPOZİT YALITIM MALZEMESİ YAPIMI
Abdülhamid ÖZTÜRK*, Bahadır Can ÇALIŞKAN
Samsun Özel Feza Anadolu Lisesi, Atakum 55210, Samsun
*[email protected]
ÖZET
Yapılacak malzeme ucuza mal edilmeli, çevreyi kirletmekten çok atıklardan
faydalanarak yapılmalıdır. Fikrimiz sayesinde düşük maliyette yalıtım malzemesi üretilecek
ve piyasaya sunulacaktır. Ürünümüzün evlerin dış cephe yalıtımlarında, özellikle tuğla
içlerinde kullanılması planlanmıştır. Hayvan yemlerinde kullanılan tavuk türleri daha verimli
bir şekilde bu sayede kullanılabilecektir. Yapılan malzemeler hafif olduklarından taşınmaları
ve işçilikleri daha ucuz olacaktır. Ürünümüz atık maddelerden elde edildiği için maliyeti çok
düşüktür. Maliyetinin düşük olması ve rakipleri kadar iyi bir yalıtım malzemesi olması
sebebiyle piyasada iyi bir yer elde edeceği düşünülmektedir. Tavuk tüyleri köylerden temin
edildi. 2 gün süre ile güneş altında ve 4 saat etüvde kurutuldu. Atık plastiklerle daha iyi
karışabilmesi için ince ince kıyıldı. Tavuk tüylerini bir arada tutmak için atık plastik
kullanıldı(1/3 oranında). Elde edilen tavuk tüyleri ve atık plastik parçaları iyice karıştırıldı.
Karışımın bir arada durabilmesi için etrafı kağıtla kaplandı. Karışım iki demir levha arasında
sıkıştırıldı. Sıkıştırılan demir levhalar ısıtılmaya başlandı. Isıtma olayına atık plastik torba
parçacıkları eriyene kadar devam edildi. Son olarak demir levhalar çıkartılıp kompozit
malzeme elde edildi. Ürünümüzün üretim aşamasında harcamalar sadece çalışacak
makinelerin enerji ihtiyacı, nakliye ve işçi ücretleri olacaktır. Ürünün üretiminde fabrikalarda
kullanılan sıcak pres makineleri kullanılabilir. Elde ettiğimiz kompozit yalıtım
malzemesinden ses yalıtımında, sunta ve inceltilmiş izocamdan daha iyi sonuçlar elde
etmiştir. Kompozit malzeme ısı yalıtımda normal sıcaklıklarda sunta ve izocamı geride
bırakmıştır, fakat sıcaklık yükseldikçe inceltilmiş izocamdan geride kalmıştır. Bu olaydan
kompozit malzemenin yaşam alanlarında daha etkili bir yalıtım malzemesi olduğu görülür.
Yüksek sıcaklıklarda plastik eridiği için malzememizin ısı yalıtımı düşmektedir. Malzeme
doğal olduğundan alerjik etkisi yoktur. Tamamen atıklardan yapılan bir malzemedir. Tavuk
tüylü kompozit malzemenin sudan etkilenmemesi, ısı ve ses yalıtımında başarılı bir
performans göstermesi onu alternatif bir malzeme haline getirmiştir.
Anahtar kelimeler: Yalıtım, Çevre, Enerji, Atık, Geri Dönüşüm.
32
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
LPG’Lİ ARAÇLARDA EMME MANİFOLDU ÜZERİNE ISI
DEĞİŞTİRİCİ ENTEGRASYONU
Ahmet Ümit TEPE*, Ekrem GÜLSEVİNÇLER
Kastamonu Üniversitesi, Abana Sabahat Mesut Yılmaz MYO, Abana, Kastamonu
*
[email protected]
ÖZET
Proje, LPG’li araçlarda kışın düşen hava sıcaklığından kaynaklı 30%’lara varan ekstra
yakıt sarfiyatını azaltmayı amaçlamaktadır. Birçok LPG’li araçlarda hava yakıt karışımını
optimize eden MAP (manifold absolute pressure) ile oksijen sensörüdür. MAP sensörü, emme
manifoldu içindeki basıncı ölçerek ECU (Engine control unit) diye bilinen LPG’nin
işlemcisine veri göndermektedir. ECU, MAP ve oksijen sensöründen almış olduğu verilere
göre yakıt miktarını ihtiyaca göre belirleyip hava yakıt karışımını optimum düzeyde
ayarlamaya çalışmaktadır. Fakat MAP sensörü sadece emme manifoldu basıncını
ölçtüğünden, özellikle kışın soğuk havalarda, havanın yoğunluğundaki artışı
değerlendirememekte, silindirlere soğuk havalarda havanın yoğunluğunun artmasıyla kütlesel
olarak daha fazla hava girdiğini hesaplayamamaktadır. Bu nedenle hava yakıt karışımını
(stokiyometrik oran) olumsuz yönde etkileyerek motorun verimsiz çalışmasına sebep
olmaktadır. Motor benzinde çalışırken bu sorun oksijen sensörüyle egzozdan atılan oksijen
miktarına göre optimizasyonu yapılabilmektedir. Fakat birçok motor üreticilerinin oksijen
sensörleri LPG’ye tam uyumlu olmadığından motor LPG ile çalıştığında hava yakıt karışımı
optimizasyonu yeterince yapılamamaktadır. Projede özellikle hava sıcaklığındaki değişimden
kaynaklı sorunları ortadan kaldırmaya çalışılmıştır. Bunun için emme manifoldu üzerine ısı
değiştirici entegrasyonuyla motor hava giriş sıcaklığı 30 ±3°C’de sabit tutulacaktır. Böylelikle
havanın termodinamik özellikleri sadece tek bir değişkene indirgenerek, basınçla
belirlenecektir ve bu değişim de MAP sensörüyle doğru bir şekilde ECU’ya iletilecektir. Bu
şekilde stokiyometrik oran yanmadan önce iyileştirilerek, oksijen sensörünün okuma hataları
da en aza indirgenecektir. Isı değiştiricide havanın ısıtılması için motor soğutma suyunun
sıcaklığından faydalanılacaktır ve ısı değiştirici olarak Fin tüp ısı değiştirici kullanılacaktır.
Akışkanların sıcaklık kontrolü termostatlarla yapılacaktır. Hava sıcaklığı değişiminden
olumsuz etkilenen stokiyometrik oran projenin uygulanmasıyla birlikte ortadan
kaldırılabileceği öngörülmektedir.
Anahtar kelimeler: LPG, Stokiyometrik Oran.
33
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
İNERT ATMOSFERDE ÇALIŞAN İNDÜKSİYON ERGİTME VE
DÖKÜM FIRINI ÜRETİMİ
Semra ERGEN1*, Fikret YILMAZ1, Fatih YAŞAR1, Uğur KÖLEMEN1, Orhan UZUN2
1
Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü, Taşlıçiftlik Kampüsü
60240, TOKAT
2
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği,
İncivez, 67100, ZONGULDAK
*[email protected]
ÖZET
Döküm endüstrisi, sanayi, otomotiv, havacılık, savunma, makine v.b. pek çok sektöre
hizmet vermesi sebebiyle bir ülkenin gelişmişliğinin en önemli göstergelerinden biridir.
Döküm, metallerin ergitilmesi ve eriyiğin uygun kalıplara dökülmesi olmak üzere iki
aşamadan oluşmaktadır. Ülkemizde mevcut dökümhanelerde kullanılan indüksiyon ocakları
diğer ergitme ocaklarına nazaran sahip olduğu avantajları sebebiyle (düşük maliyet, enerji
tasarrufu, kolay uygulanabilirlik, v.b.) döküm sanayinde ve laboratuar araştırmalarında yoğun
olarak kullanılmaktadır. Ancak gerek yurt içi gerekse yurt dışında mevcut olan indüksiyon
ocaklarının pek çok eksik yönleri bulunmaktadır. Örneğin, atmosfer ortamında kullanılan
indüksiyon ocaklarında eriyik oksijene maruz kaldığı için elde edilen üründe ciddi safsızlıklar
oluşmaktadır. Vakumlu indüksiyon ocaklarında ise inert ortamın bozulmaması için ergitme
esnasında kabin içerisine müdahale edilememektedir. Dolayısıyla tüm bu olumsuzluklar hem
deneyin sürekli tekrarlanması hem de düşük kalitede ürün elde edilmesi gibi ciddi sorunlara
neden olmaktadır. En iyi araştırmalarımıza göre yukarıda özetle değindiğimiz
olumsuzlukların tamamının giderildiği, döküm yapabilen bir indüksiyon ocağı tasarımı iç ve
dış piyasada mevcut bulunmamaktadır. Bu bağlamda söz konusu özelliklere sahip indüksiyon
ocağının hem iç hem de dış piyasada pazarlama potansiyelinin oldukça yüksek olacağı
kanaatindeyiz. Proje başarılı olduğu takdirde indüksiyon ocağının sahip olacağı özellikler;
1.
2.
3.
4.
5.
1600° kadar ısıtma yapabilecek,
50-100 g arası metal eritebilecek,
Üretim işleminin tüm aşamaları inert atmosferde yapılabilecek,
Eriyik, hareketli bir motora bağlı grafit çubukla sürekli karıştırılabilecek,
Modifiye edici ve/veya gaz giderici elementler hareketli bir hazne vasıtasıyla eriyiğe
ilave edilebilecek,
6. Eriyik 180° dönebilen motor yardımıyla kalıp içerisine dökülebilecek
7. Sıcaklık sensörü ( termalçift veya payrometre) yardımıyla eriyiğin sıcaklığı sürekli
izlenebilecek,
8. Sistem, sıcaklık ve basınç yükselmesi durumlarında uyarı verebilecektir.
Anahtar kelimeler: İndüksiyon Ocağı, Ergitme, Döküm.
34
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
FOTOKATALİTİK NOX YÜKSELTGEME VE DEPOLAMA
(PHONOS) KATALİZÖRLERİ
Kerem E. ERCAN*, Pelin ALTAY, Aslı M. SOYLU, M POLAT, D. A. ERDOĞAN,
M. DEMIRKIRAN, E. ÖZENSOY
Bilkent Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü,Bilkent 06800, Ankara
*
[email protected]
ÖZET
TiO2’in fotokimyasal aktivasyonu, güneş enerjisi dönüşümü ve çevreyi koruma
konularındaki uygulamalarından dolayı son yıllarda çok ilgi görmektedir [1]. Azot oksitlerden
(NOx), özellikle NO(g) ve NO2(g)’den kaynaklanan hava kirliliği, yaşam alanlarında ciddi bir
çevresel problem oluşturmaktadır [3].Bu sebeple, havadaki NO(g) ve NO2(g) seviyelerini
yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak ortam şartlarında azaltmak amacıyla, yeni katalitik
yöntemlerin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. TiO2 temelli malzemeler, UV aydınlatma
ile fotokatalitik NOx azaltılması konusunda olanaklar vaat etmektedir [1-8]. Dolayısıyla, bu
çalışmada otomotiv emisyon kontrol uygulamalarında kullanılan “NOx Storage Reduction”
(NSR) katalitik teknolojisi ile “konvansiyonel yükseltgeme fotokatalizörlerinin”
melezlenmesinden oluşan, özgün bir hibrit teknoloji olarak, Fotokatalitik NOx Yükseltgeme
ve Depolama (PhoNOS) katalizörleri kullanılmıştır. PhoNOS katalizörleri, O2(g), H2O(g) ve
UVA fotonları yardımıyla NO(g) ve NO2(g)’yi heterojen fotokatalitik yükseltgeme yaparak
nitrat ve nitrit türlerine çevirip bunları katı halde depolamaktadır. UV-aktif katalitik sistemler
üçlü karşık oksit yapıda olup, bunlar TiO2 fotokatalitik yükseltgeme bileşeni, taşıyıcı/destek
katı fazda NOx depolama birimlerinden oluşmaktadır. Bahsedilen numunelerin fotokatalitik
etkinliği ve verimi, kurduğumuz sürekli akış sistemi ile test edilmiştir. Bu sistem, kütle akış
kontrolörleri, özel tasarım UVA-aydınlatmalı fotokatalitik reaksiyon hücresi ve oda koşulu
kimyasal ışıldama NOx analizöründen oluşmaktadır. Degussa P25 tüm testlerde referans
malzeme olarak kullanılmıştır. Fotokatalitik performans deneyleri sonucunda TiO2- katkılı
üçlü karışık oksitlerinin NOx depolama verimlerinin Degussa P25’e kıyasla çok daha yüksek
olduğu görülmüş; bu ikili oksitlere NOx depolama bileşeni eklenmesinin ise; katı fazda NOx
depolanmasını kat kat arttırdığı ve gaz fazda NO2 salınımını yok denecek seviyede tuttuğu
anlaşılmıştır. Gelinen noktada, PhoNOS malzemelerinin yapı malzemelerine katkı olarak
üretmek suretiyle (alçı, harç, çimento, seramik) ticarileştirilmesi öngörülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Hava Arıtımı, Fotokatalitik NOx Yükseltgenmesi/Depolanması,
TiO2, DeNOx
Kaynaklar
[1]
[2]
[3]
[4]
[5]
[6]
[7]
Fujishima A,Honda K, Nature, 238:37–38, 1972.
Liu S W, Yu J G, Jaroniec M, Chemistry of Materials, 23:4085-4093, 2011.
Chaloulakou A, Mavroidis I, Gavriil I, Atmos. Environ., 42:454-465, 2008.
Skalska K, Miller J S, Ledakowicz S, Sci. Total Environ., 408:3976–3989, 2010.
O’Regan B, Gratzel M, Nature, 353:737-,1991.
Asahi R, Morikawa T, Ohwaki T, Aoki K, Taga Y, Science, 293:269–271, 2001.
Wang Y, Feng C X, Jin Z S, Zhang J W, Yang H J, Zhang S L, J.Mol. Catal. A: Chem., 260:1–3,
2006.
[8] Sakthivel S, Kisch H, Angew. Chem. Int. Ed., 42:4908–4911, 2003.
35
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
KABLOSUZ ELEKTRİK
Uğur HASÇELİK*
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektrik-Elektronik Bölümü, İncivez 67100,
Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Elektriksel kablo şebekesi konuşlandırılmadan önce, elektromanyetizmanın ilk
zamanlarında, herhangi bir taşıyıcı iletişim aracı olmaksızın çok uzun mesafelere enerji
transferi için projelerin gelişimine yönelik ciddi ilgi ve çaba sarf edildi (özellikle Nicola Tesla
tarafından). Kablosuz haberleşmenin gereği olarak, insanoğlu enerji sağlanmasında elektriksel
tel bağlantısının kaybolup gittiği bir geleceği sabırsızlıkla bekliyor. Bu yüzden kablosuz enerji
transferi insanoğlunun bir rüyasıdır. Bu teknoloji belirli bir mesafede kablosuz elektrik
ekipmanlarına enerji sağlamak için kullanılabilir. Bu metot elektrik cihazlarını şarj etmek için
kablosuz enerji sağlamak amacıyla da kullanılabilir. Gelecekte hızlı ve uygun bir metot
olacağı açıktır. Kablosuz güç transfer teknolojisinde, elektrik iletimi yakın alan kavramına
dayandırılır yani güçlü bir şekilde kuplajlanan manyetik rezonans. Bu prensibin temelinde,
rezonansta olmayan objeler zayıf bir şekilde birbirini etkilerken, rezonans objeleri verimli bir
şekilde enerji alış verişinde bulunur. Yayılan elektromanyetik dalgaların kendisi enerji içerir
ve alıcı olup olmaması önemli değildir. Bu elektromanyetik dalganın enerjisi sürekli olarak
emilime uğrar. Aynı öz rezonanslı iki sistem, güçlü manyetik rezonans sistem modeli
meydana getirecektir. Bir rezonatör enerji kaynağı olarak, sürekli güç kaynağıyla bağlantılı
olabilir ve diğerleri de enerjiyi harcayacak sistemlerdir.
Anahtar kelimeler: Kablosuz Elektrik, Witricity.
36
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
RÜZGÂR TÜRBİN UYGULAMALARI İÇİN ÇİFT BESLEMELİ
ASENKRON GENERATÖR MODELLENMESİ VE KONTROLÜ
Yavuz SEZER* ,Ömerfaruk KARADAVUT, Hüseyin AKDEMİR
Yıldız Teknik Üniversitesi, Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği Bölümü C
BlokDavutpaşa Mah., Davutpaşa Caddesi 34220 Esenler- İstanbul
*[email protected]
ÖZET
Çift beslemeli asenkron generatörler (ÇBAG) rüzgar türbini uygulamalarında yaygın bir
şekilde kullanılmaktadır. Bu projede bir çift beslemeli asenkron generatörün kontrolü üzerine
bir çalışma hedeflenmiştir. öncelikle elektrik makinelerinin temelleri ile ilgili çalışmalar
yapılmış, matematiksel modelleme yoluna gidilerek d-q eksen takımında bir makinenin nasıl
modelleneceği ortaya konmuş ve bu sayede makinenin temel büyüklükleri arasındaki
matematiksel ilişkiler kurarak; bu modellemenin bilgisayar ortamında simülasyon sonuçları
elde edilmiştir. Sonrasında da bu çalışmalardan hareketle makinenin kontrolü için
kullanılacak kontrol topolojisi ve gereken donanımsal ekipmanların tasarımı aşamasına
geçilmiştir. Ortaya atılan proje fikri rüzgar türbin sistemlerinin kontrol ünitelerinin yerli
olarak üretimi hedeflenmiştir.
Anahtar kelimeler: Rüzgar Türbini, Çift Beslemeli Asenkron Generatör, Çift Beslemeli
Asenkron Generatör Kontrolü.
37
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ERİYİK EĞRİLMİŞ Al-5Cu-xSc (x=0,5 ve 1,0) ALAŞIMLARININ
TRİBOLOJİK VE MEKANİK ÖZELLİKLERİ
Cengiz TEMİZ1*, Fikret YILMAZ2, Semra ERGEN2, Uğur KÖLEMEN2
1
2
Bülent Ecevit Üniversitesi, Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi 67100,
ZONGULDAK
Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Taşlıçiftlik Kampüsü
60240, TOKAT
*
[email protected]
ÖZET
Alüminyum esaslı alaşımlar, çeşitli mühendislik uygulamalarında yoğun olarak tercih
edilen alaşım gruplarının başında gelmektedir. Düşük yoğunluğu (2,7 g/cm3) nedeniyle
özellikle taşıt ve uçak sektöründe yaygın olarak kullanılmaktadır. Elektriksel özelliklerinin
çeşitli katkı elementleriyle değiştirilebilmesi, söz konusu alaşımlar için elektrik sanayisinde
de birçok uygulama alanı yaratmıştır. Özellikle Al-Cu alaşımlarının, düşük yoğunluk, yüksek
erime sıcaklığı, iyi termal iletkenlik, yüksek dayanım ve tokluk gibi özelliklere sahip olması
çalışmaların söz konusu alaşım grubu üzerine yoğunlaşmasını sağlamıştır. Al-Cu
alaşımlarında, ağ. % 4-5 en çok çalışılan bakır (Cu) oranıdır. Skandiyum (Sc) elementi,
alüminyumun mikro yapısını inceltmek için son yıllarda yoğun olarak çalışılmaktadır. Sc
katkılı alüminyum alaşımlarının çoğu, yüksek dayanımlı Al alaşımlarına göre üstün mekanik
özellikler sergilemektedir. Bununla birlikte, Al-Sc alaşımları spor, taşıma ve uzay
endüstrisinde de tercih edilmektedir. Çoğunlukla saf alüminyumda tane inceltici olarak
kullanılan Sc, son zamanlarda Al-Cu alaşımlarında da kullanılmaya başlanmıştır. Sc
ilavesinin, Al2Cu plakalarının düzenli dağılmasını engelleyerek, Al-Cu alaşımında önemli
oranda dayanımı arttırdığı tespit edilmiştir. Al-Cu alaşımlarının, kullanıldığı endüstri
sektörleri (otomotiv, havacılık) dikkate alındığında, aşınma, sürtünme gibi tribolojik
performansının iyi olması gerekmektedir. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda, çoğunlukla Al5Cu alaşımlarının üretiminde soğuma hızının düşük olduğu geleneksel döküm yöntemleri
kullanılmıştır. Öte yandan, Sc katkısının, hızlı katılaştırılmış Al-5Cu alaşımlarının tribolojik
ve mekanik özellikleri üzerine etkisini inceleyen bir araştırma bulunmamaktadır. Bu
bağlamda, sunulan çalışmanın amacı, literatürde mevcut olan eksikliği gidermek adına, hızlı
katılaştırılmış Al-5Cu-Sc alaşımlarının tribolojik ve mekanik davranışlarını incelemektir. Söz
konusu çalışmanın hem bilimsel hem de endüstriyel bir önem taşıyacağı kanaatindeyiz.
Anahtar kelimeler: Al-Cu Alaşımları, Eriyik Eğirme, Tribolojik Özellikler, Mekanik
Özellikler, Mikroyapı.
38
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ROBOT KOL PROJESİ
Sercan ORTAKCI*, Mustafa ŞAHİNGÖZ, Hakan ÖĞÜCE, Fatih KAHRAMAN, İlhan
DEMİR
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makina Mühendisliği Bölümü, İncivez
67100, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Robot kol projemizde ki amaç operatör kontrollü yük kaldırma ve taşıma yapabilen
mekanik bir kol üretmektir. Bu amaç doğrultusunda hafif, dayanıklı ve güçlü bir sistem
oluşturulmuştur. Projede kullanılan konstrüksiyon malzemesi dekato (PVC foam) hafif ve
dayanıklı oluşundan dolayı tercih edilmiştir. PVC foam levhalar piyasada Dekota ya da
Foreks olarak da bilinirler. Hafif bir malzemedir. Dolayısıyla işleme, taşıma ve depolama
rahatlığı sunmaktadır. Düzgün bir yüzeye sahiptir. Operatör kontrolü ise kolay kullanım
amaçlanmış ve bu nedenle uzaktan kumanda tercih edilmiştir. Uzaktan kumanda 6 kanallı
hassas kon-trole imkân sağlayan bir model seçilmiştir. Uzaktan kumanda üzerinde bulunan
ekran ve yardımcı tuşlar sayesinde dönüş açısı ve hareket miktarları istenilen durumlarda
milimetrik ayar-lamaya imkân tanımaktadır. Projede hafif ve yüksek torklu servo motorlar
kullanılarak robot kola 1 eksen dönme hareketi, 3 eksen öteleme hareketi ve 1 tutma işlevi
kazandırılmıştır. Sonuç olarak istenilen hassasiyette kontrol edilebilinen ve belirli miktarda
yük kaldırmaya ve taşımaya elverişli, uzaktan kumandalı robot kol tasarlanmış ve üretilmiştir.
39
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
UV LAMBASI TAKIMI ve KABİNİ ÜRETİMİ
Kezban ÖZCAN*, Oğuz ÖZBEK, Yakup BUDAK
Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Taşlıçiftlik Kampüsü
60250, TOKAT
ÖZET
Bu projenin amacı; özellikle ürün saflaştırma işlemlerinde, doğal ürün sentezinde,
mikrobiyoloji çalışmalarında ve birçok alanda kullanılan UV Lambası ve kabin sistemini
tamamen yerli kaynaklardan yararlanarak üretmek. Üretmeyi planladığımız ürün öncelikli
olarak kaliteli malzemeler seçilerek yapılacaktır. Piyasada bulunan muadillerine göre daha
uygun fiyatta olacağından, daha tercih edilebilir bir ürün olması için Ar-Ge çalışmalarına
özellikle dikkat edilecektir. Sonuç olarak hedefimiz cihazımıza benzer özellik gösteren tüm
lamba, ışık sistemlerinin imalatının yapılabilmek ve bunu seri üretime geçirebilmektir.
Anahtar kelimeler: UV lambası ve kabini
40
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
UZAKTAN ALGILAMA UYGULAMALARI İÇİN HİBRİT ZEPLİN
TASARIMI
Volkan DERELİ*, Oğuzhan ERGİN, Oğuz ACAR, Kadir EKİCİ, İbrahim ÖZTOZAN, Gökhan
ERDEN, Adnan TOPUZ, Serkan KARAKIŞ, Bülent EKMEKÇİ
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Quadrocopterlerin yüksek hareket kabiliyetleri ve zeplinlerin havada asılı kalarak uzun
süreli uçuş yetenekleri birleştirilerek, uzaktan algılama faaliyetlerine yönelik, düşük hacimli
insansız hibrit bir hava aracının tasarımı ve konstrüksiyonu hedeflenmiştir. Geleneksel
zeplinlerde bulunan basınç kontrollü balonet yapı, rijit bir iskelet üzerinde yükseklik (altitute),
eğim (pitch) ve yuvarlanmanın (roll) X düzeninde yerleştirilmiş 4 motorun, eş zamanlı ve geri
besleme sinyali ile kontrol edildiği bir yapı ile değiştirilmiştir. Dönme (yaw) ise bu,
ilerlemeyi sağlayan ana itici motorların dönüş hızının kontrolü ile elde edilecektir.
Böylelikle, yanal hareketler ile hassas konumlandırma ve uzun seyir sürelerine ulaşılması
mümkün olacaktır. Sessiz çalışabilme, yüksek irtifalarda uçabilme özellikleri ise önerilen
insansız hava aracının diğer avantajları arasında sayılabilir. İskelet yapısının hafifliği ve
rijitliği, yüksek mukavemeti ile öne çıkan karbon kompozit ve alüminyum yapı elemanları ile
sağlanacaktır. İskelet, iki boyutlu iç ve üçüncü boyutta dış konstrüksiyonu ile portatif ve
balonun vakumlanabilir geometrisi ile kolay taşınabilirliği sağlanacaktır. Keşif ve gözlem,
sınır güvenliği, savunma, haritacılık, doğal maden yataklarının belirlenmesi, doğal afetlerde
inceleme gibi birçok alanda kullanılabilmesi muhtemel alternatif hava araç modelinin
üzerinde, kamera, konum belirlemek için GPS, basınç ve sıcaklık gibi algılayıcı verilerinin
telemetri ile yer istasyonuna iletiminin sağlanması düşünülmektedir. Sistemin motor
kontrolleri hazırlanacak yazılım ile gerçekleştirilecektir. Bülent Ecevit Üniversitesi Makine
Mühendisliği Bölümümü öğrencileri ile geçmiş yılların çalışma deneyimleri birleştirilerek, bu
yıl hazırlanan hibrit zeplin prototipin çalışma ilkeleri, performansı ve uygulanabilirliği
değerlendirilecektir.
Anahtar kelimeler: Hibrit, Zeplin, Quadrocopter, Hava Araçları, Uzaktan Algılama.
41
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
MEDİKAL RÖNTGEN UYGULAMALARI İÇİN RADYASYON
ÖNLEYİCİ YEREL KAYNAKLI KURŞUN İÇERMEYEN ÇEVRECİ
ZIRH
Memet Vezir KAHRAMAN1, Ferhat ŞEN2*, Elif Merve Eminoğlu1
1
Marmara Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Göztepe 34722, İstanbul
2
Bülent Ecevit Üniversitesi, Çaycuma Meslek Yüksekokulu, Gıda İşleme Bölümü,
Çaycuma 67900, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Radyasyon, başta kanser gibi ölümcül olabilen biyolojik hasarlara yol açabilmektedir.
Tıbbi, mesleki ve diğer sebeplerden dolayı maruz kaldığımız radyasyonun dozu alınabilecek
en düşük düzeyde optimize olmalıdır. Radyasyondan korunmada kullanılan en etkili yöntem
kurşunla zırhlamadır [1]. Kurşunun ağır oluşu ve fonksiyon azlığı nedeniyle radyasyondan
korunmada farklı yöntemler araştırılmaktadır. Ayrıca endüstrinin birçok alanında kullanılan
kurşun, çeşitli araçlar yoluyla çevreye yayılmakta ve insan vücuduna nüfuz edebilmektedir.
Bu yolla kanda, kemiklerde, beyinde, sinir sisteminde, kaslarda, karaciğerde ve böbreklerde
biriken kurşun, insan vücuduna bir kez girdikten sonra 20 yıl kalmaktadır [2]. Araştırmalar,
özellikle beyinsel gelişimi etkileyen kurşunun, kanda bulunan her 10 mg/dL'sinin çocukların
IQ' sunu 2-4 değer düşürebileceğini göstermektedir [3]. Projede temel amacımız, tolere
edilebilen (tahammül edilebilen) radyasyon dozunun sağlanması ve böylece radyasyon
uygulamalarında çalışan personelin ve hastaların minimum dozda radyasyona maruz
kalmasını sağlamaktır. Bu proje kapsamında; medikal uygulamalar için sağlık personeli ve
hastaları tedavi amaçlı uygulanan x-ışınları ve ɣ -ışınları uygulamalarında koruyucu olarak
yerel kaynaklı, kurşun içermeyen, mevcut ürünlere göre daha hafif ve çevreci bir ürün
geliştirildi. Mevcut durumda sağlık sektöründe bu amaçla kullanılan malzemelerin tamamı
yurtdışından ithal edilmektedir. Ayrıca bu ürünler kurşun içermektedir. Proje, elde edilecek
ürünlerin kurşun içermemesi yönüyle uluslararası bazda, yerel kaynaklar kullanılarak
ihracatın azaltılması ve ülke ekonomisine katkıda bulunması yönüyle ulusal bazda önem
taşımaktadır (5120004 numaralı TÜBİTAK projesi).
Anahtar kelimeler: Radyasyon, Medikal, X-ışınları, Zırh, Röntgen.
Kaynaklar
[1] Hohl C, Mahnken A H, Klotz E, Das M, Stargardt A, Mühlenbruch G, Schmidt T, Günther R W,
Wildberger J E, American Journal of Roentgenology, 184: 128-, 2005.
[2] Schroeder H A, Tipton I H, Archives of Environmental Health, 17:965-, 1968.
[3] Merchant T E, Kiehna E N, Li C, Xiong X, Mulhern R K, International Journal of Radiation
Oncology Biology Physics, 63:1546-, 2005.
42
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
YÜKSEK PERFORMANSLI SİYANAT ESTER KOMPOZİT
YAPIŞTIRICILAR
Ferhat ŞEN1*, Memet Vezir KAHRAMAN2
1
Bülent Ecevit Üniversitesi, Çaycuma Meslek Yüksekokulu, Gıda İşleme Bölümü,
Çaycuma 67900, Zonguldak
2
Marmara Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Göztepe 34722, İstanbul
*
[email protected]
ÖZET
Yüksek performanslı termoset reçineler olan siyanat esterler; yüksek termal kararlılık,
mükemmel mekanik özellikler, iyi derecede radyasyon ve alev direnci, son derece düşük
dielektrik sabiti, minimum gaz çıkışı ve minimum su absorblama kapasitesi gibi üstün
özelliklere sahiptirler [1,2]. Aynı zamanda siyanat esterler metal, cam ve karbon esaslı
malzemelere mükemmel yapışma özelliği gösterirler. Siyanat ester yapıştırıcılar bu üstün
özellikleri nedeniyle yüksek performanslı elektronik ve havacılık uygulamalarında yapısal
birimleri birbirine yapıştırmada sıklıkla kullanılırlar. Siyanat esterler hali hazırda ülkemizde
üretilmemekte olup, tamamen yurtdışından temin edilmektedir. Bu projede, elektronik ve
havacılık sektörlerine yönelik, yüksek performanslı siyanat ester kompozit yapıştırıcıların
geliştirilmesi amaçlandı. Bu amaçla iki ana başlık altında siyanat esterler geliştirildi. Çevre
Dostu (Solvent İçermeyen) Işıkla Kuruyabilen Kompozit Yapıştırıcılar: Siyanat ester
yapıştırıcılar yüksek sıcaklıklarda kuruyabilen ve solvent kullanılarak uygulanabilen
yapıştırıcılar olarak bilinmektedir. Bu çalışmada, yeni sentezlenen siyanat esterler ile oda
sıcaklığında ışık ile kuruyabilen yapıştırıcılar elde edildi. Böylelikle uluslararası bazda
yalnızca yüksek sıcaklıklarda işlenebilen siyanat esterlerin bu zor uygulama şartları önemli
ölçüde kolaylaştırılmış oldu. Solvent ile Uygulanabilen Kompozit Yapıştırıcılar: Solvent bazlı
uygulamalar için, farklı yapılardaki siyanat esterler sentezlendi ve nanokompozitleri
hazırlandı. Yapılan testler, hazırlanan kompozit yapıştırıcıların termal iletkenlik özelliklerinin
önemli ölçüde geliştirildiğini gösterdi. Termal iletkenlik, mikro elektronik paketleme
işlemlerinde yapısal birimler arasındaki ısı transferi bakımından çok önemli bir özelliktir. Bu
çalışma ile birlikte nispeten düşük termal iletkenliğe sahip siyanat ester yapıştırıcıların bu
özelliği geliştirilerek özellikle elektronik endüstrisi için elverişli hale getirildi.
Anahtar kelimeler: Siyanat esterler, Yapıştırıcılar, Kompozitler, Termal kararlılık.
Kaynaklar
[1] Şen F, Kahraman M V, Polymer Composites, 34:1977-, 2013.
[2] Şen F, Kahraman M V, Progress in Organic Coating, 77:1053-, 2014.
43
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
DOĞAL KONAK ÜZERİNDE YETİŞTİRİLEN PİMPLA
TURİONELLAE L. (HYMENOPTERA: ICHNEUMONİDAE)’NIN
YAŞAMA VE GELİŞİMİNE NEOMİSİNİN ETKİSİ
Cumhur HARMANCI*
Bülent Ecevit Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, İncivez 67100, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Pupal endoparazitoid Pimpla turionellae L. Lepidoptera takımına ait zararlı böceklerin
doğal mücadelesinde kullanılan önemli bir biyolojik kontrol ajanıdır. Tarım alanlarında tek
başına biyolojik mücadele için kullanılabildiği gibi çeşitli kimyasal veya biyolojik
insektisitler ile birlikte entegre zararlı mücadelesi şeklinde (IPM) de kullanılmaktadır. Bir
kimyasal ile birlikte kullanıldığı durumda kullanılan kimyasal insektisitin bu tür biyolojik
kontrol amacıyla kullanılan böceklere toksik olmaması veya en az toksisiteye sahip olması
gerekir. Doğal ortamda zararlı böceklerin puplarının içine yumurtalarını bırakarak onların
ölümüne sebep olduklarından o alanda daha önce kullanılan kimyasal bir insektisitin
bahsedilen konak puplarda kalıntı oluşturmuş olabilir. Böylece kontamine olmuş konak
puplara P. turionellae’nın ergin dişileri yumurta bıraktığında dolaylı olarak konak aracılığıyla
kendisine de bu kimyasallar veya konaktaki metabolitler aktarılmaktadır. Büyük bal mumu
güvesi Galleria mellonella L. yapay besin ortamında aminoglikozit türevi bir antibakteriyel
olan neomisin ile beslenerek elde edilen puplar deneysel gruplarda P. turionellae için doğal
konak olarak kullanılacaktır. G. mellonella birinci evre larvaları antibiyotiğin 0,005, 0,01 ve
1,0 g’larını içeren yapay besinler ile beslenecektir. Kontrol grubunda ise neomisin içermeyen
yapay besinle beslenen larvalardan elde edilen puplar kullanılacaktır. P. turionellae dişileri
tarafından 20 dk süre ile parazitlenerek yumurta bırakmaları sağlanacaktır. Deney üç defa
tekrarlanacak ve her bir tekrarda 15 Galleria pupu kullanılacaktır. Deney sonucunda ise P.
turionellae larvalarının 5. evreye ulaşma oranı, pup evresine ulaşma oranı ve ergin olma oranı
ile bu evrelere ulaşma süreleri belirlenecektir.
Anahtar kelimeler: Pimpla turionellae, Galleria mellonella, Neomisin, Antibiyotik,
İnsektisit.
44
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
RENKLİ KOMPLEKS OLUŞUMUNA DAYALI KİMYASAL
PATLAYICI DEDEKTÖRLERİ
Çağlar Çelik BAYAR1*, Lemi TÜRKER2
1
Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, 65080 Van
2
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen–Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Üniversiteler Mah.,
Dumlupınar Blv., No:1, 06800 Çankaya, Ankara
*
[email protected]
ÖZET
2,4,6-Trinitrotoluen (TNT), patlayıcı literatüründe adı sıkça geçen enerjetik
malzemelerden biridir. Altılı aromatik halka içerdiği halde bu halkaya bağlı üç adet elektron
çekici nitro grubu içerdiğinden, electronca oldukça fakirdir. Bu yüzden elektronca zengin
türlerle (donor) etkileşime girip elektron yönünden kendini doyurmaya çalışır (akseptör). Bu
şekilde oluşan kompleksin (π–kompleksi) UV dalga boyu TNT'ninkine ve elektronca zengin
türünkine (donor) nazaran yüksek değere kayar (batokromik kayma) ve görünür bölgededir.
Kompleksler bu sayede gözle görünür hale gelir. Bu π–komplekslerine yük transfer
kompleksleri denir. İnsan vücuduna gerek solunum yoluyla gerekse cilt temasıyla nüfuz
edebilme potansiyeli olan TNT'nin, vücutta üretilen melatonin, östron ve epinefrin gibi
hormonlarla oluşturduğu kompleksler ve bu nedenle yol açtığı hormon blokasyonları ekibimiz
tarafından keşfedilip literatüre kazandırılmıştır [1-3]. Keşfedilen bu reaksiyonlar aynı
zamanda birer kimyasal dedektör görevi görmektedir. Bu projede, Makina ve Kimya
Endüstrisi Kurumu’ndan temin edilecek olan TNT, indirgenerek 2,4,6-triaminotoluen’e
dönüştürülecektir. 2,4,6-Triaminotoluen elektronca zengin tür olan donor rolünü üstlenecek
ve mühimmat artığı (numune) olarak topraktan alınan ve aromatik nitro grubu içeren
patlayıcılar (akseptörler) ile kompleksleştirilecektir. Geliştirilecek metot sadece TNT ile
sınırlı kalmayıp, TNT'ye benzer şekilde aromatik nitro grubu içeren diğer patlayıcılara da
(HNS, tetril, vb.) uygulanabilecektir. Tasarladığımız kimyasal dedektörler iki şekilde analiz
imkanı verecektir: (i)Nitel analiz: Bu bir test yöntemidir. 2,4,6-Triaminotoluen reaktifi
(belirteç) bir kağıt yüzeye tutturulur ve toprak yüzeyinde artık olarak bulunmasından şüphe
edilen patlayıcının buharları ile emdirilerek doyurulur. Toprakta numune varsa kağıt
renklenir. (ii) Nicel analiz: 2,4,6-Triaminotoluen (belirteç), topraktan izole edilen patlayıcı
(numune) ile reaksiyona sokulur. Oluşan renkli kompleksin UV spektrumu alınır. Kalibrasyon
grafiğinden yararlanarak numunedeki patlayıcı konsantrasyonu tayin edilir.
Anahtar kelimeler: Patlayıcılar (Aromatik Nitro Bileşikleri), Patlayıcı Dedektörleri,
Yük Transfer Kompleksleri, Trinitrotoluen (TNT), Görünür Bölge UV Spektroskopisi.
Kaynaklar
[1] Türker L, Atalar T, Polycycl. Arom. Comp., 32:615-625, 2012.
[2] Türker L, Bayar Ç, Z. Anorg. Allg. Chem., 639(10):1871-1875, 2013.
[3] Türker L, Varış S, Z. Anorg. Allg. Chem., 640(2):334-338, 2014.
45
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
DİNAMİK VESTİBÜLER SİSTEM ANALİZ ALGORİTMASI
GELİŞTİRİLMESİ VE DENGE TESPİT CİHAZI TASARIMI
Serhat İKİZOĞLU1*, Ahmet ATAŞ2, Emre CEYHAN1, Tunay ÇAKAR1, Eyüp KARA1
1
2
İstanbul Teknik Üniversitesi, Elektrik-Elektronik Fakültesi, Kontrol ve Otomasyon
Mühendisliği Bölümü, Maslak 34469, İstanbul
İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, KBB, Odyoloji Bölümü, Kocamustafapaşa,
İstanbul
*
[email protected]
ÖZET
Baş dönmesi yakınması, herhangi bir nedenle KBB polikliniklerine başvuran hastaların
% 10’unda, nöroloji polikliniklerine başvuranların %15’inde, acil servise başvuranların ise %
26’sında rastlanan bir şikayettir [1]. Projenin amacı, belirtileri/sonuçları bu derece yaygın
olan rahatsızlıkların teşhisinde ve tedavisinde kullanılmak üzere bir ‘Dinamik Vestibüler
(Denge) Sistem Analiz Algoritması‘ geliştirmek ve ‘Denge Tespit Cihazı’ tasarlamaktır.
Halen ülkemizde kullanılmakta olan denge belirleme cihazları yurt dışından ithal
edilmektedir. Proje kapsamında gerçekleştirilecek olan sistemin benzerlerine göre teknik
olarak daha üstün özellikleri barındırması ve düşük maliyetli olması hedeflenmiştir.Bugün
için var olan denge belirleme cihazları yalnızca klinik ortamlarda kullanılabilmekte olup,
yöntem olarak sadece ayak-altı basıncından faydalanmaktadırlar. Bu sistemler hastanın gün
içerisindeki yaşadığı sorunları belirlemede ise yetersiz kalmaktadırlar. Önerdiğimiz entegre
sistemde ise, ayakkabı tabanlarına yerleştirilecek olan ayak-altı basınç algılayıcıları ile birlikte
vücudun çeşitli noktalarına yerleştirilecek olan hareket algılayıcıları yardımıyla, ayak-altı
basınç dağılımı ve uzuvların hareketleri eşzamanlı olarak izlenecek, böylece hastanın gerek
durağan gerekse hareket halindeki denge sorunları ayrıntılı olarak belirlenebilecektir. Bu
nedenle önerdiğimiz cihaz bu alanda mevcut cihazlardan denge tespitinde kullandığı yöntem
ve buna bağlı uygulanan algoritma açısından farklıdır ve ilktir. Hastanın üzerine algılayıcılar
yerleştirilip çeşitli yürüme testlerini yerine getirmesi istenecektir. Bu testlerden elde edilen
veriler, ilk olarak hastanın üzerindeki bir veri toplama kartında toplanacak, daha sonra
kablosuz haberleşme ile ana veri toplama ünitesine aktarılacaktır. Burada geliştirilen
algoritmayı kullanan bilgisayar ile veriler işlenip, hastanın detaylı denge karakteristiği ve
eğrileri oluşturulacaktır. Hastanın denge eğrisi ile önceden toplanıp elde edilmiş referans
eğriler karşılaştırılıp teşhis konulacaktır. Kesin olarak karar verilemeyen durumlarda tanı
işlemi bulanık (fuzzy) olarak belli bir yüzde ile gerçekleştirilecektir. Üretilecek denge tespit
cihazının denge sorunu yaşayan kişilerin hastalıklarının belirlenmesi ve tedavisi için hızlı,
doğru ve ekonomik bir çözüm getirmesi hedeflenmiştir.
Anahtar kelimeler: Dinamik Vestibüler Sistem Analizi, Denge Tespiti, Sensör
Füzyonu, Korelasyon, Bulanık Sistem.
Kaynaklar
[1] Cohen H S, Kimball K T, Otol Neurotol., 26(5):1034-40, 2005.
46
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
YER YÜZEY SICAKLIĞI (YYS) GÖRÜNTÜLERİ VE SAYISAL
YÜKSEKLİK MODELİ (SYM) KULLANILARAK GÜNEŞ ENERJİ
SİSTEMLERİ İÇİN UYGUN ALANLARIN BELİRLENMESİ
Aliihsan ŞEKERTEKİN*, Şenol Hakan KUTOĞLU
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Geomatik Mühendisliği Bölümü, İncivez
67100, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Sanayileşme, her geçen gün teknolojideki gelişmelere paralel olarak ilerlemekte ve bu
gelişmeler ile sanayi tesislerindeki enerji tüketimi de artmaktadır. Ülkemizde genellikle fosil
yakıtlar kullanarak enerji sağlanmaktadır. Gün geçtikçe tükenen fosil yakıtların maliyetinin
artması ve çevreye olan zararları nedeniyle gelişmiş ülkeler yeni enerji kaynakları arama
çabalarına girmişlerdir. Bu bağlamda; güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, jeotermal enerji vb.
yenilenebilir enerji kaynakları, doğal bir döngü içinde sürekli devam eden kaynaklar olduğu
için dikkat çekmektedirler. Kurulum aşaması ve bakım giderleri dışında çok fazla maliyet
gerektirmeyen bu sistemler aynı zamanda çevreye emisyon yaymadıkları için yaşayan canlılar
ve gelecek nesiller açısından önem arz etmektedirler. Enerji sistemleri doğa ile ilgili süreçler
göz önünde bulundurulması gerektiği için her yere kurulamazlar. Örneğin, rüzgar enerjisi
sistemi kurulması planlanan bir alanda yıllık ortalama rüzgar şiddeti ve yönü önemli
parametrelerdir. Aynı zamanda güneş enerji sistemi kurulacak bir alanın yıllık ve dönemlik
güneş alma miktarı önemli bir etkendir. Bu çalışmanın amacı, güneş enerji sistemi kurulması
planlanan alanların seçiminde Yer Yüzey Sıcaklık (YYS) haritaları ve Sayısal Yükseklik
Modellerinden (SYM) etkin bir şekilde yararlanılmasıdır. Yüzey sıcaklık haritaları gelişen
uzaktan algılama teknolojileri sayesinde uydu görüntülerinin işlenmesiyle elde
edilebilmektedir [1-5]. SYM verilerini de topoğrafik haritalar, hava fotoğrafları ve uydu
görüntüleri vb. veriler kullanarak elde etmek mümkündür [6]. Elde edilen YYS ve SYM
haritaları ile güneş enerji sistemi kurulması için sıcaklık ve eğim bakımından uygun yerlerin
belirlenmesi sağlanabilmektedir. Projenin ilerleyen aşamaları için Coğrafi Bilgi Sistemi
(CBS) çalışmaları yapılarak güneş geliş açıları, ortalama rüzgar yönü ve şiddeti vb.
parametreler de eklenerek çalışmanın içeriğinin genişletilmesi düşünülmektedir.
Anahtar kelimeler: Güneş Enerji Sistemleri, Uzaktan Algılama, Yer Yüzey Sıcaklığı,
Sayısal Yükseklik Modeli, Coğrafi Bilgi Sistemi.
Kaynaklar
[1] Şekertekin A, Uzaktan Algılama Verileri İle Bölgesel Çevre Etkilerinin Belirlenmesi: Zonguldak
Örneği, Yüksek Lisans Tezi, BEÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü, Zonguldak, 83 s., 2013.
[2] Sobrino J A, Li Z L, Stoll M P, Becker F, International Journal of Remote Sensing, 17:20892114, 1996.
[3] Gillespie A R, Rokugawa S, Matsunaga T, Cothern J S, Hook S J, Kahle A B, IEEE Transactions
on Geoscience and Remote Sensing, 36:1113-1126, 1998.
[4] Qin Z, Karnieli A, Berliner P, International Journal of Remote Sensing, 22(18): 3719-3746, 2001.
[5] Jimenez-Munoz J C, Sobrino J A, Journal of Geophysical Research, 108(D22), 4688,2003.
[6] Alkanalka E, Yılmaz A, Harita Dergisi, Sayı 127, Ocak 2002.
47
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ÜLKEMİZE ÖZGÜ POLEN KAYNAKLARINDAN DERİ PRİCK
TESTİ ÇÖZELTİLERİNİN ÜRETİMİ
Şenol ALAN*, Tuğba SARIŞAHİN, Serap ŞAHİN, Ferudun KOÇER
1
Bülent Ecevit Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Aeroalerjen Laboratuarı,
İncivez 67100, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Alerji gün geçtikçe toplumda frekansı artan bir rahatsızlıktır. Yaşam şartlarının
değişmesi ile beraber artış gösteren bu rahatsızlık ile ilgili en yaygın korunma yolu alerjenden
kaçınmadır. Polenler ve küf sporları gibi hava yolu ile taşınan alerjen kaynaklarından
korunmak hemen hemen imkansızdır. Alerjik hastalıkların teşhisi için çoğunlukla deri Prick
testi adı verilen ve deri üzerine uygulanan alerjen kaynağından elde edilen özütler
kullanılmaktadır. Bu özütler tek olabileceği gibi birkaç bitki poleni karışımı halinde de
kullanılabilmektedir. Ülkemizde kullanılan bu karışımların tümü yurt dışı kaynaklı olup,
birçoğu ülkemizde yer almayan ya da ülkemizdeki bazı bitkileri kapsamayan çözeltilerdir.
Ayrıca alerjik hastalıkların günümüz toplumunun ortalama %25’ini etkilediği göz önüne
alındığında bu testler ülke ekonomisine büyük bir yük getirmektedir. Bu nedenle bu testlerin
yerli imkan ve polenlerle hazırlanabilmesi alerjik hastalıkların daha kesin ve az maliyetle
belirlenmesine yardımcı olacaktır. Bunun için araziden bu bitkileri tanıyan ve polenlerini
toplayacak bir ekibin yanı sıra bunların özütlenmesi, sterilizasyonu ile standardizasyonu için
gerekli alt yapının kurulması gereklidir. Polen örneklerinin toplanması ile hazırlanması için
gerekli tüm koşullar, Aeroalerjen Laboratuvarı’nda bulunmaktadır. Önerilen proje ile bu
çözeltilerin hazırlanması planlanmaktadır. Ülkemiz doğal kaynakları kullanılarak deri prick
test çözeltilerinin hazırlanması ve üretimi, ülke ekonomisine ve istihdamına yönelik yeni
alternatifler yaratacağı, ayrıca standart olarak kullanılan deri testlerinin çeşitlendirilmesi ve
spesifitenin arttırılmasında fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Anahtar kelimeler: Alerji, Polen, Deri Prick Çözeltisi, Üretim.
48
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ÜLKEMİZE ÖZGÜ POLEN KAYNAKLARINDAN SPESİFİK
İMMÜNOBLOT ÜRETİMİ
Şenol ALAN*, Tuğba SARIŞAHİN, Serap ŞAHİN
1
Bülent Ecevit Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Aeroalerjen Laboratuarı,
İncivez 67100, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Son zamanlardaki biyoteknolojik gelişmeler ile alerjik hastalıkların teşhisi ve
tedavisinde önemli yol katedilmiştir. Özellikle alerjene özgül immünoterapi bunlardan öne
çıkanlardan bir tanesidir. Bu yöntemde hastaya sadece duyarlı olduğu alerjenle immünoterapi
uygulanmaktadır. Bu nedenle hastanın duyarlı olduğu alerjenin belirlenmesi bu tedavinin
başarısı için anahtar öneme sahiptir. Deri prik testleri gibi geleneksel yöntemler ucuz
olmalaına rağmen, hastanın duyarlı olduğu alerjeni belirleme konusunda yetersizdir. Bu
amaçla kullanılan yöntemlerden bir tanesi immünoblot tekniğidir. Bu yöntemde alerjen
kaynağındaki proteinlerin profilleri SDS-PAGE yöntemi ile belirlenmekte, daha sonra bu
profil western-blot adı verilen bir yöntemler membrana aktarılmaktadır. Bu membranlar ve
hasta serumu kullanılarak özgül olarak alerjen belirlenmesi mümkün olabilmektedir. Ayrıca
alerjik hastalıkların günümüz toplumunun ortalama %25’ini etkilediği göz önüne alındığında
bu testler ülke ekonomisine büyük bir yük getirmektedir. Bu nedenle bu testleri yerli imkan
ve doğal kaynaklar ile hazırlanabilmesi alerjik hastalıkların daha kesin ve az maliyetle
belirlenmesine yardımcı olacaktır. Bunun için araziden bu bitkileri tanıyan ve polenlerini
toplayacak bir ekibin yanı sıra bunların özütlenmesi, sterilizasyonu ile standardizasyonu için
gerekli alt yapının kurulması gereklidir. Polen örneklerinin toplanması ile hazırlanması için
gerekli tüm koşullar Bülent Ecevit Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde yer almaktadır. Ancak
standardizasyon için gerekli laboratuvar (steril koşulları) şartları gibi bazı eksiklikler
bulunmaktadır. Önerilen proje ile ülkemize özgün polen ya da diğer alerjen kaynaklarından
özgül western blotlar hazırlanarak hastaların duyarlı olduğu protein bantlarının
belirlenmesidir. Daha spesifik sonuçların elde edilmesinde ve farmakolojik giderlerin
azaltılmasında etken olabileceği düşünülmektedir. Ülkemizde ve diğer gelişmekte olan
ülkelere ticari olarak pazarlanmasında ayrıca nitelikli personel ihtiyacı ile istihdam
yaratılmasında yeni bir iş kolu yaratacağı umulmaktadır.
Anahtar kelimeler: Alerji, Polen, Spesifik İmmünoblot, Üretim.
49
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
GÜNEŞ ENERJİSİ İLE ÇALIŞAN GEMİ
Hakan ÖGÜCE*, Halil KATIKSIZ, Barış GÜBÜL, Murat BİLGİLİ, Mustafa
ŞAHİNGÖZ, Kadir Kemal KULABER
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makina Mühendisliği Bölümü, İncivez 67100,
Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Projedeki amacımız doğal kaynaklarla elde edilen enerjiden yararlanmak ve enerji
tasarrufunu sağlamaktır. Gündelik hayata uyarlanmış enerji kaynakları olarak doğal güneş
enerjisini tercih ettik ve solar güneş panelleriyle doğrudan faydalanmaya çalıştık. Bu projeyi
gemi üzerinde uyarlamaktaki amacımız ise doğrudan güneş ışınlarını alabilmek ve açık alanın
rahat bulunduğu denizlerde engellere maruz kalmamaktır. Gemi yapımını maket tarzında
ahşaptan yapıp deniz suyuna dayanıklı macun vernik ve de boyalardan faydalandık. Böylece
suda yüzen gemi şişme, korozyon vb. engellere takılmadan rahatça yüzer vaziyete getirildi.
Gemi kontrolü uzaktan kumanda ile yapılarak komutlandırıldı. Enerjiyi panelden elde edip
kuru aküde depoladık. Bu aküler seri bağlı şeklinde ayarlandı. Kumanda komutları ise esc
yardımı ile ayarlanıp doğrudan motora iletilen enerji ile motor çalıştırıldı. Yön kontrolu ise
yine kumanda aracılığı ile dümene iletilerek yapıldı.
Anahtar Kelime: Solar.
50
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
PRESERVATION OF HISTORICAL MONUMENTS USING 3D
LASER SCANNING TECHNOLOGY
Bianca BADULESCU*, Alexandru MARİN
University of Agronomic Sciences and Veterinary Medicine of Bucharest, Faculty of Land
Reclamation and Environmental Engineering, 59 Mărăşti Blvd, District 1, 011464, Bucharest,
Romania, Phone: +4021.318.25.64, Fax: + 4021.318.25.67
*
[email protected]
ABSTRACT
This project aims to present the using of 3d laser scanning technology in historical
monuments inventory. Laser scanning technology is among the latest methods of collecting
geodata, and is therefore most useful technology in studying and preserving national heritage
monuments. Many times, there are no appropriate construction plans that are based on future
plans regarding upgrading or renovating, so, 3D Laser scanning allows the realization of a 3D
documentation of historical buildings. Data can also be recorded in the field and further
processed in the office, with varying degrees of detail for future planning - for example in
CAD applications. 3D documentation may also be used for the purpose of prevention; it
provides a higher degree of security developers and construction companies. It would call into
question the methods of data acquisition and processing and integration and their inventory in
a GIS database. Therefore obtained data will be for users more friendly, more readable, more
recent and accessible, and through the web interface will be easier for the users to get the
required information.
Key words: 3D Laser Scanning, Heritage, Technology, Gıs, Database.
51
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
YAĞMURSUYU VE KANALİZASYON BACALARININ
HESAPLAMALI AKIŞKANLAR DİNAMİĞİ PROGRAMLARI İLE
MODELLENMESİ
Onur DÜNDAR*, İsmail Hakkı ÖZÖLÇER
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü, Zonguldak
ÖZET
Ülkemizde son yıllarda, taşan ve çevrede kirlilik ve hatta can ve mal kaybı oluşturan
yağmursuyu ve kanalizasyon bacalarına sıkça rastlanmaktadır. Yağmursuyu ve kanalizasyon
şebeke inşaatlarında kullanılmakta olan bacaların geometrileri TS EN 1917/ AC’ de verilen
geometrilere uygun olarak üretilmiş standart yapılardır. Bacalarda oluşan su taşması her ne
kadar yağmursuyu ve kanalizasyon sistemlerinin kapasitesinin üzerinde akım şartları olarak
görülse de, baca geometrisi de baca içinde biriken suyun yüksekliğini etkilemektedir.
Gelişmiş Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) programları ve artan bilgisayar
kapasiteleri ile birlikte baca içi akımların gerçeğe yakın olarak modellenmesi mümkün
olmuştur. HAD modellemeleri ile baca kayıp katsayıları farklı akım koşulları için elde
edilebilmektedir. Mevcut veya proje aşamasındaki kanalizasyon, yağmur suyu, içme suyu,
sulama suyu yapıları gibi çeşitli hidrolik sistem elemanlarının kritik koşullar altında
modellemeleri HAD yardımıyla yapılabildiği gibi, ihtiyaç halinde en uygun performansı
verecek yapının tasarımı da yapılabilmektedir. Bu çalışmada, yaygın olarak kullanılan 3 kollu
bir bacanın TS EN 1917/ AC ile belirlenen modeli ve alternatif olarak sunulan baca içinde
oluşan akımlar HAD programı ile çözülmüştür. Yeni tasarlanan baca performansı ile
standartlara uygun olarak üretilen baca performansı karşılaştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği, Modelleme, Yağmursuyu,
Kanalizasyon, Su Yapıları.
52
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
GELECEĞİ AYDINLATAN LAVABOLAR
Nazım KUNDURACI*
Çanakcılar Seramik San.Tic. Aş. , Arge Bölümü, Çukurköy Mevkii 67670, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Seramik Sağlık Gereçleri üretiminde kalite, maliyet ve inovasyon üçgeni içerisinde
gelişen teknolojiler ile birlikte inovasyon yönü giderek ağırlık kazanmaktadır. Özellikle son
10 yıl içerisinde gelişen Sanayi-Üniversite iş birliği ile geleneksel üretim yöntemlerinden
ziyade inovasyon içeriği yüksek üretimler hem üniversitelerimize, hem sektördeki firmalara
hem de ülkemize katma değer sağlamıştır. Bu bağlamda seramik sağlık gereçleri sektöründe
üretim yapan firmamız hem Sanayi-Üniversite iş birliğine hem de inovasyona büyük önem
vererek bu alanda desteğini sürekli olarak arttırmıştır. Firmamız bünyesinde gerçekleştirilen
inovatif çalışmalarından birisi de fosforesans özelliğe sahip seramik lavabolardır. Son yıllarda
fosfor malzemesi ile üretilen çeşitli renkteki pigment içeren bünyeler, hem iç hem de dış
uygulamalarında kullanılabilmektedir. Plastik, lastik, polivinil klorür, diğer sentetik reçineler
ve cam ile de karıştırılabilirler. Trafik güvenlik işaretlerinde, trafik kontrol eldivenlerinde,
araçların refleksiyon plakalarında, refleksiyon bayraklarında, otoyol işaretlerinde, güvenlik
kordon iplerinde, güvenlik şemsiyelerinde, yağmurluklarda, telefon tuş kaplamalarında,
saatlerde, acil çıkış göstergelerinde, oyuncaklarda, kendilerine uygulama alanı bulmaktadırlar.
Bu arge projesinde, fosforlu pigmentler kullanılarak seramik sağlık gereçleri ürünlerinde
kaplamalar gerçekleştirilmiştir. Fosforun sahip olduğu ışıma sayesinde, kamu kuruluşlarında,
alışveriş merkezlerinde ve evlerimizde elektrik enerjisinden tasarruf sağlanması
amaçlanmıştır. Sağlık açısından bir tehdit oluşturmayan ve Türkiyede üretilen fosfor pigmenti
ile düşük sıcaklıklarda ergime özelliğine sahip frit karıştırılarak seramik sağlık gereçleri
ürünlerine püskürtme yöntemiyle uygulanmıştır. Kaplanmış ürünler dekor pişirim fırınlarında
sinterlenmiştir. Floresans ışık altında şarj edilen seramik sağlık gereçleri ürünlerinde şarj
süresinin yarısı kadar sürede ışıma özelliği sağladığı belirlenmiştir. Bu fosforlu camsı seramik
yüzeylerin sağladığı hem ultra clean özelliği hem de ışıma özelliği ile çalışmamız seramik
sağlık gereçleri sektöründe bir ilke adım atmıştır.
Anahtar Kelimeler: Fosfor Pigmenti, Işıma Özelliği, Ultra Clean Yüzeyler Ve
Enerjiden Tasarruf.
53
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
BOR OKSİT KATKILI Bİ2O3 ELEKTROLİT MALZEMELERİN
SENTEZLENMESİ VE ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI
Yasin POLAT*, Yılmaz DAĞDEMIR, Mehmet ARI
Erciyes Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Fizik Bölümü, Talas 38039 Kayseri
*
[email protected]
ÖZET
Bu projede, farklı katkı oranlarında ve farklı ısıl işlem sıcaklıklarında, bor oksit (B2O3)
katkılı bizmut trioksit (Bi2O3) iyonik iletkenliğe sahip elektrolit malzemeler katı hal
reaksiyonu ile sentezlenecektir. Bu çeşit elektrolit malzemeler, alternatif enerji kaynaklar
arasında sayılan ve yakıt olarak hidrojen kullanıldığında atık maddenin sadece su olduğu bir
pil çeşidi olan, katı oksit yakıt pil (KOYP) yapısına uygunluğu araştırılacaktır.Böylece,
dünyada ve ülkemizde ilk defa yapılacak olan bu araştırma ile ülkemizde bol miktarda üretimi
yapılan bor madeninin kullanıldığı kompozit malzemelerin üretimi ve alternatif enerji
sistemlerinden olan KOYP’lerde kullanılmasına yönelik bir çalışma olacaktır. Bilindiği gibi,
oksijen iyonu iletkenliğine sahip katı elektrolit malzemeler, yüksek verimde kimyasal enerjiyi
doğrudan elektrik enerjisine dönüştürebilme yeteneğine sahip malzemelerdir [1]. Dönüştürücü
sistemlerden biri olan KOYP’leri yüksek enerji çevrim verimliliğine, doğrudan doğruya bir
yakıtı (hidrojen, doğal gaz, metanol vb.) kullanarak çalışma özelliğine ve çevre güvenliğine
sahip olmaları nedeniyle alternatif elektrik güç üretme sistemleridir. Temel madde olarak
alınan Bi2O3’e değişik yüzdelerde B2O3 katkılanarak elde edilen karışımların değişik
sıcaklıklarda ısıl işlemlere tutulmaları ve ısıl işlemlerden sonra bu malzemelerin kararlılığında
bir değişme olup olmadığını ortaya koyan kristal yapılarını ve elektriksel yapılarını
belirlemek için yapılan XRD, dört-nokta prob ve TG/DTA ölçümleri ve elde edilen kararlı
elektrolit ile katı oksit yakıt pilinin nasıl yapıldığı anlatılacaktır [2]. Dünyada en büyük bor
elementi rezervinin Türkiye’de olmasından ve ülkemizde üretimi gerçekleştirilen borun en
güncel enerji alanlarında kullanılması ile enerji üretim sanayindeki yeni bir kullanım alanı
açılmış olacaktır. Bilim adamları petrol bitmeden onun yerini doldurabilecek yeni alternatif
enerji kaynaklarını aramaya başlamışlar ve şimdiden otomobil üreticileri akülerle çalışan
arabaları üretmişlerdir. Yakın bir gelecekte de bütün taşıtları elektrikle çalışan taşıtlar olarak
üretmeyi planlamaktadırlar. Bunun için gerekli olan elektrik enerjisini alternatif elektrik güç
üretme sistemi ile elde edilen enerji yakıt pilleri kullanarak elde etmeyi tasarlamaktadırlar.
Enerji üretim sistemlerinden olan KOYP yapısında kullanıma uygunluğun belirlenmesi ile bor
için enerji üretim sanayindeki yeni bir kullanım alanı açılmış olacaktır.
Anahtar kelimeler: Bizmut (III) Oksit, Bor (III) Oksit, Katı Hal Reaksiyonu, Elektrolit,
Katı Oksit Yakıt Pili (KOYP).
Kaynaklar
[1] Meibuhr S G, Electrochimica Acta, 11:1301-, 1966.
[2] Durmuş S, Çorumlu V, Çiftci T, Ermiş İ, Ari M. Ceramics International, 39: 5241-, 2013.
54
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
HİDROLİK SİSTEMLİ HAVAALANI ARAÇ TASARIMI
Hüseyin UZUN*
Karabük Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Demir – Çelik
Kampüsü, Balıklarkayası Mevkii 78050, Karabük
ÖZET
İnsansız hava araçları günümüz dünyasında yeni ve popüler bilim alanı kabul ediliyor.
Teknolojinin hızla gelişimine devam ettiği günümüzde; mühendislik birikimlerinin
eklenmesiyle insansız araçlar yakın gelecekte insan ile kontrol edilen hava araçlarına eşdeğer
nitelikte olacaktır. İnsansız Hava Araçları iki şekilde tasarlanabilir; birincisi uzaktan kumanda
kontrol sistemi ile uçan, diğeri ise belirli bir seyir haritası belirlenip, seyir bittikten sonra
otomatik iniş/kalkış yapan sistemlerle tasarlanabilir. Bu çalışmada ise her iki sistemi de İHA’
na entegresi planlanmaktadır. Sistem; prototipi ve tüm yeryüzü koşullarının gerektirdiği
olumsuz koşullara göre tasarlanıp, geliştirilmesini amaçlamaktadır. Çalışma, “Teorik
Tasarım; Yapısal Tasarım (Aerodinamik), Geliştirme ve Test” aşamalarından oluşmaktadır.
Bu çalışmada, ilk olarak; teorik tasarımın planlanması yapıldı. Araç ne için kullanılması
gerektiği ve aracın yeryüzü koşullarına göre hangi özellikleri taşıması gerektiği hesaplama ve
komponent belirleme işlemleriyle tamamlanmış olup bir sonraki aşama olan Yapısal Tasarım
aşamasına geçilmiştir. Yapısal Tasarım aşamasında ise öncelikle aracın çizimleri ve
simülasyon işlemleri CATİA, SOLİDWORKS ve analiz işlemleri ise ANSYS 15.0
programlarıyla yapıldı. Malzeme seçiminin ise yapısal tasarıma göre uygun bir kompozit
malzemenin belirlenmesi ile yapılması planlanmaktadır. Bu aşamadan sonra aracın ön
tasarımının tamamlanması planlanmış olup, bu tasarıma ek olarak Aerodinamik, Kontrol
Sistemleri, Elektro – optik, Radar, Transec/Comsec, Satcom, Otonom Uçuş Yazılımı, Güdüm
Sitemi, Elektriksel Güç vb. gibi sistemlerinin araca entegre edilmesi ve bu sistemlerin çalışır
hale getirilerek tasarımın geliştirilmesi planlanmaktadır. Bu sistemlerin birbirleriyle entegre
hale getirilmesinin planlanması yöntem ve metot kısmında açıkça anlatılmıştır. Sistemin
yazılımlarının tamamıyla tarafımızdan yapılmasını planlamaktayız. Bunun için; şu aşamada
C#, C/C++ ve Java dilleriyle (Microsoft. NET)tabanlı bir yazılım kullanmayı
hedeflemekteyiz. (Tasarım ve Çizimleri Mevcuttur).
Anahtar kelimeler:
Transec/Comsec.
Elektro-Optik,
Aerodinamik,
55
Satcom,
Microsoft.
NET,
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
SAMAN MALZEMESİNDEN EKOLOJİK YAPI MALZEMELERİ
Ali Kemal YILDIRIM1*, Wibisono Bagus NIMPUNO2
1
Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim dalı, Yıldız-İSTANBUL
2
İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim dalı, Taşkışla
İSTANBUL
*[email protected]
ÖZET
Günümüzde inşaat sektörü ekolojik yapılar yapmanın öneminin farkında ve bu
yapıların firmaya prestij katması söz konusudur. Ekolojik yapılar yaparken firmalar yapıda
kullanılacak olan yapı elemanlarının çevre dostu etiketi ve ekolojik sertifika sahip olmasına
dikkat etmektedirler. Bu bağlamda günümüzde kullanılan yapı elemanlarının çoğunun
üretimi, nakliyesi ve yok edilmesi sürecinde enerji harcamakta, dolayısıyla bu malzemelerin
bünyesinde bulundurduğu enerji miktarları yüksektir. Bu proje kapsamında saman
malzemesinin ekolojik özellikleri göz önünde bulundurarak, çevre dostu yapı elamanlarının
üretilmesi düşünülmüştür. Yöntem olarak ise preslenen saman malzemesi ile yanmayan ve
malzemelerin yapışmasını sağlayan beyaz çimento yanı sıra bağlayıcılığı sağlamak için cam
elyaf karıştırılıp önceden hazırlanan kalıplara dökülüyor. Saman malzemesi doğada kolayca
bulunan, maliyeti düşük, ısı yalıtım performansı yüksek bir malzemedir. Bu proje sonucunda
günümüzde inşa edilen yapılarda ihtiyaç duyulan yapı elemanlarının saman malzemesi
sayesinde ekolojik ve ucuza projelendirmesi söz konusu olacaktır.
Anahtar Sözcükler: Saman Malzemesi, Ekolojik, Yapı Elemanı.
56
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
KAPALI ALANLARDA MOBİL KONUMLAMA
Şenol Hakan KUTOĞLU*, Fatih ALİYAZICIOĞLU
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Geomatik Mühendisliği Bölümü, Zonguldak
ÖZET
Hastane, Alışveriş Merkezi ( AVM ) gibi büyük mekânlarda insanların yaşadığı en
önemli problem, bina içinde kendilerinin bulunduğu yeri konumlamak ve ulaşmak istedikleri
noktaya hangi yoldan gidebileceğini çözmektir. Bu sorunu çözmekte genellikle başarısız
olduklarından çözüm için en çok başvurdukları yol, binada çalışan personelin bilgisine
başvurmaktır. Gün içerisinde benzer sorularla defalarca karşılaşıldığından, bu durum personel
üzerinde memnuniyetsizliğe ve bıkkınlığa yol açmaktadır. Günümüzde cep telefonu ve cep
telefonu üzerinden Android / IOS uygulamalarının kullanımı son derece yaygınlaşmıştır. Bu
bağlamda, cep telefonu üzerinden kullanılabilecek bir kapalı mekân konumlama sistemi, sözü
edilen sorunun azaltılmasına katlı sağlayacaktır.
Anahtar kelimeler: Mobil Konumlama, Kapalı Alanda Yön Bulma.
.
57
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
PHOTOCATALYTIC ACTIVITIES OF NANOPARTICLES
EMBEDDED INTO AMPHIPHILIC GRAFT COPOLYMERS
Özlem A. KALAYCI*, Baki HAZER
Bülent Ecevit Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü, 67100, Zonguldak
*
[email protected]
ABSTRACT
Inorganic–organic composite materials are increasingly important due to their
characteristic properties, interaction between the properties of the different segments. When
inorganic blocks embedded in organic blocks, a new material is obtained which has new
mechanic, thermal, electric and magnetic properties. Nanocomposites are used various
industrial applications, automotive, bio-medical, optical devices and catalytic membranes.
Consequently, a large number of interdisciplinary studies are focused on novel and cheap
nanocomposite materials. The amphiphilic brush typed copolymer synthesized by our study
group was used in the production of antibacterial hybrid structure containing monometallic
nanoparticles [1], in studies of in vivo biocompatibility [2] and for the analysis of the hybrid
structure with semiconductor CdS nanoparticles [3]. In this study, in order to analyze the
nanoparticles in imidazole grafted polypropylene, PP-g-Im, the colloidal solutions of hybrid
structures embedded Au, CoO nanoparticles were synthesized. The photo catalytic properties
of hybrid structures were determined by using Fluorescence Spectrometer. The size analysis,
morphology and optic properties in hybrid structures were analyzed by high resolution TEM
(HRTEM), and the energy dispersive spectroscopy (EDS), UV-Visible Spectrometer.
Nanoparticles embedded polymer samples were shown interestingly photo catalytic activities.
Consequently, the hybrid structure synthesized here is a strong and enduring film, and thus
conveniently advantageous to be used in catalytic applications.
Keywords: Au, CoO, Amphiphilic copolymer, Photocatalytic, SPR.
Kaynaklar
[1] Kalaycı Ö A, Cömert F B, Hazer B, Atalay T, Cavicchi K, Çakmak M, Polym. Bull., 65:215226, 2010.
[2] Hazer D B, Hazer B, J. Polym. Res., 18:251-262, 2011.
[3] Kalaycı Ö A, Duygulu Ö, Hazer B, J. Nanoparticle Research, 15(1355): 1-12, 2013.
58
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ATMOSFERİK KİRLETİCİLERİN TESPİTİNDE BİYOMONİTÖR
OLARAK KARAYOSUNLARININ KULLANIMI
Muhammet ÖREN1*, Hasan ÇABUK2, Ayşe Dilek ÖZÇELİK1
1
Bülent Ecevit Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Zonguldak
2
Bülent Ecevit Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Zonguldak
ÖZET
Atmosferik kirleticilerin izlenmesinde biyoindikatörlerin kullanımı hem potansiyel
olarak hemde daha ekonomik olmasından dolayı alternatif bir yöntem olarak tercih
edilmektedir [1]. Karayosunları kökleri olmadığından, bitki bünyesine alınan kirleticiler
atmosferik kökenlidir [2]. Karayosunlarının kirli bölgelerde de yayılıyor olması, kutikula
tabakalarının olmaması, iletim dokularının olmaması, metal birikimlerinin kuru ve ıslak
birikim konsantrasyonları ile ilişkili olması gibi diğer özellikleri böylesi çalışmalarda tercih
edilmelerinin diğer artılarıdır. Biyomonitör çalışmalarında aktif ve pasif örnekleme
yöntemleri kullanılmaktadır [3]. Proje kapsamında aktif örnekleme yapılacak olup, temiz
alanlardan toplanan örnekler, Batı Karadeniz Bölgesi’nde yerleşim, sanayi, ulaşım alanları ve
kırsal alanları temsil eden noktalara yerleştirilecektir. Üç aylık periyotlar sonunda
yerleştirildikleri noktalardan alınan karayosunu örnekleri üzerinden ağır metal ve PAH
analizleri yapılacaktır. Ağır metal analizleri için örnekler 40 °C’de kurutulacak, mikrodalgada
nitrik asit içerisinde parçalanacaktır ve numuneler ICP-MS cihazında analiz edilecektir. PAH
analizi için örnekler Soxhlet ile extre edilecek ve numuneler HPLC’de analiz edilecektir [4,5].
Analiz sonuçlarının istatistiksel analizi ise SPSS 19 programı kullanılarak
gerçekleştirilecektir. Proje sonunda alandaki atmosferik kirleticilerin mevsimlere ve bir
yıldaki birikimleri tespit edilecektir.
Anahtar kelimeler: Biyomonitör, Karayosunu, PAH, Ağır Metal.
Kaynaklar
[1] Chakrabortty S, kro Paratkar GT, Aerosol and Air Quality Research, 6:247-258, 2006.
[2] Ötvös E, Kozak I O, Fekete J, Sharma V K, Tuba Z, Science of The Total Environment,
330:89-99,2004.
[3] Szczepaniak K, Biziuk M, Environmental Research, 93:221-230, 2003.
[4] Anicica M, Tomasevica M, Tasica M, Rajsica S, Popovicb A, Frontasyevac M V,
Lierhagend S, Steinnesd E, Journal of Hazardous Materials, 171:182-188, 2009.
[5] Çabuk H, Kılıç M S, Ören M, Environmental Monitoring & Assessment, 186:15151524, 2014.
59
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
KOMBİNE ÇEVRİM BİYOGAZ SANTRALİ
Burak ALPARGU*, Armağan DAL
Osmangazi Üniversitesi,Mimarlık-Mühendislik Fakültesi,Makina Mühendisliği Bölümü 26480
Meşelik/ESKİŞEHİR
*
[email protected]
ÖZET
Günümüzde enerji tüketimi hem endüstriyel hem de kamusal alanda artmaktadır.
Teknolojinin ve çevre bilincinin de gelişmesiyle enerji üretimi için dünyada kömür ve linyit
gibi çevreyi kirleten yakıtlardan vazgeçilmeye başlanmış, bu yakıtlara alternatif olarak
doğalgaz kullanımına geçilmiştir. Ancak ülkemizde yeterli doğalgaz rezervi
bulunmadığından, hem dış ülkelere bağımlı hale gelmekte hem de doğalgaz ithalatı için ciddi
paralar harcamaktayız. Türkiye 2013’de 45,27 milyar metreküp doğalgaz tüketmiş ve bu
doğalgazın %58’i Rusya’dan, %19’u İran’dan ve %9’u da Azerbaycan’dan ithal edilmiştir
[1]. Bu verilere göre yaklaşık 20 milyar dolar doğalgaz ithalatına harcanmıştır. Son yıllarda
doğalgaza alternatif olarak ortaya çıkan biyogaz, ülkemizdeki tarım ve hayvancılığın
yaygınlığı göz önüne alındığında doğalgaza olan bağımlılığı azaltacak, yapılacak yatırımlarla
doğalgaz ithalatını %5-10 seviyelerine kadar düşürecektir. Türkiye’nin de biyogaz üretimine
önem vermesiyle biyogaz üretim tesisleri ile ilgili projeler çoğalmıştır. Ancak bu projeler
küçük çaplı olup, projelerde elektrik verimi daha az olan kojeneratif sistemler
kullanılmaktadır. Biyogazın doğalgaz, kombine çevrim esasına dayalı santrallerinse
kojeneratif sistemler yerine kullanılması hem çevresel hem de ekonomik açıdan daha verimli
olacaktır. Ayrıca biyogaz üretiminde, bakterilerin optimum üreme sıcaklığı olan 40-70 ºC
aralığı, geliştirdiğimiz sistemle, ek bir enerji kaynağına ihtiyaç duyulmadan sadece atık ısı ile
sağlanacaktır. Bu sayede verim artacak; kombine çevrim santrallerinin en önemli dezavantajı
olan atık sıcak suyun, deniz veya göl ekosistemlerini tahrip etmesi de engellenecektir. Bu
projenin sadece ekonomik alanda değil çevresel anlamda da birçok yararı olacaktır.
Türkiye’de elektrik enerjisinin yaklaşık %20’si (12,5 GWh) hala linyit ile sağlanmaktadır [2].
Bu proje ile ülkemizi kirleten enerji kaynaklarının kullanımı azaltılacak, yeni nesile temiz ve
kalkınmış bir Türkiye bırakılacaktır.
Anahtar kelimeler: Kombine Çevrim, Biyogaz, Çevre Kirliliği, Kojenerasyon, Verim.
Kaynaklar
[1] EPDK
2013
verileri,
http://www.epdk.gov.tr/index.php/dogalgaz-piyasasi/lisans/12icerik/dogalgaz-icerik/1128-dogal-gaz-ithalat-bilgileri
[2] TMMOB
Elektrik
Mühendisleri
Odası
verileri,
http://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=88369#.U1w3Wvl_tBE
60
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
3E ÇELİK KÖPRÜ PROJESİ
Murat Emre KARTAL*, Mahmuthan KELEŞ, İlhan DİRİL
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü, İncivez, 67100,
Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Günümüzde, dünya üzerinde gelişmişliğin yapısal karşılığı yoldur. Bir ülkenin
medeniyet seviyesi mevcut yollarıyla paraleldir. Gelişmekte olan Türkiye’miz ve
Zonguldak’ın bu bağlamda yeni, modern yollara ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçtan dolayı yolların
yanı sıra o yolların düz bir satıhta ilerlemesini mümkün kılan köprülere ihtiyaç
bulunmaktadır. Bu projede ülkemizin özelde Zonguldak’ın ihtiyacı olan köprülerin tasarımı,
projelendirilmesi ve imalatı esnasında maliyet azaltarak, ülke ekonomisine katkı sağlanması
ve ayrıca köprünün inşa süresinin kısaltılması amaçlanmıştır. Bu proje kapsamında, seçilen
modelin maksimum köprü yüksekliği 110 cm, köprü açıklığı 620 cm ve tabliye genişliği 90
cm olarak dikkate alınmıştır. Bu ölçüler ışığında amaç en hafif, en küçük deformasyonu veren
ve en kısa sürede imal edilebilecek köprü tasarımını gerçekleştirmektir. Yapı malzemesi
olarak köprü inşaatı için yaygın olarak kullanılan çelik uygun görülmüştür. Çalışma
sonucunda dikkate alınan ölçüler ışığında, 173 kg’lık köprü ağırlığı ile mevcut açıklık
geçilmiştir. Yükleme olarak 1.5 tonluk kuvvet (0.25+1+0.25) köprünün orta kısmına
etkitilmiştir. Bu yükleme altında sayısal çözümlemeler Sap 2000 [1] yapı analiz programında
gerçekleştirilmiştir. Çözümlemeler sonucu her çubuktaki iç kuvvetler ve gerilmelerin elde
edilmesinin yanı sıra 0.024 mm gibi son derece küçük sayılabilecek düşey deformasyon
değerine ulaşılmıştır. Bu proje kapsamında yapılan bütün işlemlerin temel amacı emniyet,
ekonomi ve estetik kriterlere optimum riayet edilmesidir. Tasarımı yapılan köprü ile bir nehir,
vadi veya göl yatağı üzerinden geçirilebilir ve hatta üst yaya geçidi olarak da kullanılabilir.
Anahtar kelimeler: Çelik Köprü, Sap 2000, Optimum Tasarım.
Kaynaklar
[1] SAP 2000 V16, Computers & Structures, Structural Analysis Program (2014).
61
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
YALITIM VE ISITMA PERDESİ
Şaban GÜRBÜZ*
Zincirlikuyu mah. Ecem sok no:1 Tepebaşı Eskişehir
ÖZET
Yalıtım perdesi kullanıldığı ortamların yalıtılmasını ve ısıtılmasını amaçlamaktadır.
Perde çift yüzlü olup mevsimine göre ışığı soğuran yüzü veya yansıtan yüzü kullanılarak
yalıtım sağlanabilmektedir. Mekanları ısıtmakta en çok yalıtıma ihtiyaç duyulan yerler
duvarlardan sonra pencerelerdir. Bu pencereleri kapsayan yalıtım ise bu geliştirdiğimiz perde
sayesinde gerçekleşecektir. Perdenin içinde bulunan kılcal ısıtıcı teller elektrikle çalışan bir
ısıtıcı düzenek sayesinde hem mekanı ısıtıyor hem de yalıtıma büyük fayda sağlıyor. Bu perde
ile yapılan ısıtma işlemi hem daha ekonomik oluyor. Hem de ortamdaki ısıyı muhafaza
konusunda yani yalıtımda çok daha etkili sonuçla elde ediliyor.
Anahtar kelimeler: Yalıtım, Isıtma, Çift Yüzlü Perde.
62
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ÜZÜM ATIKLARINDAN RESVERATROL ÜRETİMİ
Dursun KISA*
Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Taşlıçiftlik,60250
Tokat
*
[email protected]
ÖZET
Üzüm üretimi ve ihracatında dünyada ilk sıralarda yer alan ülkemizde; üzüm sofralık,
üzüm suyu, pekmez ve pestil gibi ürünlerin yapımında ve şarap üretiminde kullanılmaktadır.
Üretim sonucu oluşan kompost, resveratrol bakımından zengin olup değerlendirilmeden çöpe
atılmaktadır. Üzüm kabuğunda bol miktarda bulunan resveratrol; anti-aging, anti-kanser, antiinflamatuar ve antioksidan özellikleri nedeniyle genel olarak Güney Avrupa ülkeleri ile üzüm
tarımının yapıldığı ABD de üretilmektedir. Bu projeyle, sözü edilen ürünün üretimi açısından
bakir durumda olan ülkemizde yeni teknik kullanarak üzüm kabuğundan resveratrol üretimi
hedeflenmiştir.Şarap ve pekmez üretimi sonucu ortaya çıkan ve çoğu zaman atılan kabuklar
işletmecilerle görüşülerek talep edilecektir. Resveratrol üretimi için kullanılacak olan
kabuklar, daha önce bu alanda kullanılmayan fakat etkinliği kanıtlanmış elektroporasyon
teknolojisiyle ön muamele edilerek hücre duvarlarının daha iyi parçalanması ve dolayısıyla
daha fazla resveratrol elde edilebilir hale getirilecektir. Elektroporasyon medikal alanlarda,
meyve suyu üretiminde ve sürdürülebilir çevresel uygulamalarda yeni tercih edilen bir ön
işleme yöntemidir. Elektroporasyon hücre duvarlarını yıkar ve daha geçirgen hal almasını
sağladığından dokulardan madde salınımı kolaylaşır. Bu yöntemle yaklaşık olarak % 30 daha
az enerji kaybı, % 50 oranında üretimde artış sağlanır. Ayrıca elektroporasyon yönteminde
mikroorganizmalar canlılığını yitirdiğinden oluşan ürünün muhafazası daha kolay olmaktadır.
Resveratrol organik ekstraksiyon yöntemiyle üretilecektir. Resveratrol üretimi üzerine,
rekombinant üretim ve klasik ekstraksiyon yöntemleri kullanılarak yapılan çalışmalar ve
patentler mevcuttur. Önerilen çalışmayı yapılanlardan ayıran özellik bu projeyle; ilk defa yağ
elde işleminde elektroporasyon ve soğuk presleme yöntemleri birleştirilerek geleneksel
yöntemlerden daha fazla oranda ve yüksek kalitede resveratrol üretilmiş olacaktır.
Anahtar kelimeler: Üzüm, Resveratrol.
63
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
AKILLI ÇÖP KUTUSU
TANER ÇARKIT*
Köşk Mah.Çakir Sok.Hasdal Sit.B Blok 11.Kat/21numara Melikgazi /Kayseri
*
[email protected]
ÖZET
İnsanların çöp konusunda hassas olduğu bilinen bir gerçektir. Özellikle ev hanımları
evlerinde, girişimciler restaurantlarında hoşa gitmeyen bir görüntü istemezler. Bu
durumlardan biri de çöp kutusundan pis atık sıvı akmasıdır. Çöp kutularına sıvı dolu atıklar
atıldığı zaman, sıvı çöp kutusunun tabanına iner ve çöp poşeti değiştirileceği vakit veya kutu
boşaltılacağı zaman pis atık sıvı poşetin, kutunun altından damlayarak çevrede pis bir görüntü
oluşturur ki bu ev hanımlarının ve özellikle restaurant sahiplerinin hoşuna gitmez.Çöp
kutularına hacmi büyük çöpler atıldığı zaman, kutuların dolu olduğu varsayılır, ama presleme
sistemiyle kutuya atlan çöp ezildiğinde hem çöpün hacmi azalır, hem de çöp poşetinden,
zamandan, hacimden tasarruf edilmiş olunur. Ayrıca pis sıvıların çöp kutusunun tabanına
inmesi kolaylaştırılır.İnsanların çöp kutularını akşam karanlık vakitlerde karanlıktan dolayı
görememesi ve çöplerini etrafa atmaları, dışarıda karanlıkta kendi kendini aydınlatan çöp
kutuları sayesinde önlenir. Temiz bir çevre için bir adımdır bu proje. Malum günümüzde
çevre kirliliği, küresel ısınma canlılar için ciddi tehdit oluşturmaktadır. Bu projeyle bu
tehditler bir nebze önlenir ve çevrenin temiz kalması sağlanır.
Anahtar kelimeler: Akıllı, Çöp, Çöp Kutusu.
64
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ANNELER CEVAPLASIN
Burakhan ÖZYOL*
Kozlu Alparslan Ortaokulu Güney Mah. Orkide Sok. No: 7 Kozlu 67600, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
www.annelercevaplasin.com; anne ve anne adaylarının sorular sorarak / sorulan
sorulara cevap vererek deneyimlerini paylaşmalarını amaçlayan bir web sitesidir. Bu alanda
dünyada yapılmış bir örneği olmadığı için alanında tek diyebiliriz. Annelerin çocuk gelişimi
ve eğitimi üzerindeki etkisinin yüksek olduğu düşünüldüğünde; elde edilen verilerin analizi
sonucunda yanlış bilinen, hatalı uygulanan, korkulan ve çekinilen davranışları ortaya
çıkartarak, bu tür davranışların doğruluğu daha geçerli davranışlar ile yer değiştirmesini
sağlamayı amaçlamaktadır. Günümüzde internetin bilgi kaynağı olduğu göz önünde
bulundurulduğunda çocuk gelişimi alanında farklı kültürlerden yanlış olarak devşirilen
davranışların kültürel bir kayba neden olmasından dolayı, kendi kültürümüz içinde deneyimli
olan insanların deneyimlerini paylaşarak kültürel kaybın önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Anne ve anne adaylarının komik ve basit olarak düşündüğü, soruları soramadığı, çekindiği
yahut paylaşabileceği bir yer bulamadığında rahatlıkla sorularını yöneltebileceği bir platform
oluşturmayı amaçlamaktadır. Anne ve anne adaylarının ücretsiz olarak üye olabileceği
sistemde gösterilecek olan reklamlar ve destekleyici üyelikler ile ede edilen gelir, sistemin
genel işleyişini ve ayakta kalmasını sağlamaya yönelik kullanılacaktır. Talep gelmesi halinde
aile eğitimleri ve grup seminerleri için aracılık hizmeti verebilecektir. Tamamı açık kaynak
olan teknolojilerden yararlanılarak yapılmıştır. Bu şekilde hiç bir lisans hakkını ihlal
etmemektedir. Geçerli sonuçların elde edilebilmesi için 6 aylık bir zaman dilimi
öngörülmektedir.
Anahtar kelimeler: Soru Cevap, Çocuk Gelişimi, Bebek Bakımı, Ergenlik Sorunları,
Annelik Psikolojisi.
65
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ELEKTRİK ÜRETEN TEKERLEKLER
Necati BAŞMAN*, Aykut KOSOVA
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektik-Elektronik Mühendisliği Bölümü,
Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Elektrikli araçlar, küresel ısınma ile iklim değişikliğine neden olan sera gazı
emisyonlarını önleme ve enerjinin verimli kullanımı açısından geleceğin taşımacılığını temsil
etmektedir. Bilinen petrol rezervleri, dünyanın ihtiyaçlarını ekonomik ve çevresel kriterlere
uygun bir şekilde karşılama yeteneğini her geçen gün kaybetmektedir. Elektrikli araçlar, içten
yanmalı motorlu araçlara oranla %80'e varan enerji tasarrufu sağlarken, doğayı kirletmeyen,
gürültü kirliliğine yol açmayan, çevreye duyarlı, sessiz ve ekonomik araçlar olarak karşımıza
çıkmaktadır. Ancak, elektrikli otomobillerin en büyük dezavantajı dolu şarjla alınan yolun az
olması, yani menzil mesafesinin kısa oluşudur. Bu projede, aracın menzilini arttırmak için
araç hareket halindeyken akünün şarj edilmesini sağlayacak bir tasarım yapılması
planlanmıştır. Projemizde otomobilin tekerlekleri bir alternatör görevi yapacak şekilde
tasarlanacaktır. Bu sayede tekerleklerdeki mekanik enerji elektrik enerjisine çevrilecektir.
Bunun için tekerleklere tıpkı bir alternatördeki gibi mıknatıslar yerleştirilecek, bu mıknatıslar
yine tekerlerin iç tarafına yerleştirilecek bobinlerin etrafında dönerek AC elektrik akımı
üretecektir. Üretilen bu akım ile araç hareket halindeyken akünün şarj edilmesi sağlanacaktır.
Anahtar kelimeler: Elektrikli Otomobil, Enerji Verimliliği.
66
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
DAHA AZ NÜKLEER FACİA
Onur MEMİŞ*, Mükremin DOĞAN
İnönü Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Battalgazi 44100,
Malatya
*
[email protected]
ÖZET
60 yıldır araştırmacı mühendisler nükleer yakıt iletim ve taşıyıcı çubukları Zirkonyum
esaslı metal alaşımlardan yapıyor. Bu alaşımlar yüksek sıcaklıkta bile yapısal bütünlüğü
bozmaması ve Uranyum nötronları kaçırıp nükleer tepkimeye girmesine yardımcı olmasıyla
bilinir. Ancak Fukuşima kazasında görüldüğü gibi bu alaşımların dezavantajı 1100 °C
civarında buharla tepkime vermesi ve Hidrojen gazı açığa çıkarmasıdır. Toz metalürjisi
üzerine yaptığımız araştırmalar sonucunda bu alaşımlardan daha üstün özelliklere sahip
Silikon karpit (SiC) seramik çubukların kullanılmasının daha avantajlı ve kazasız bir çalışma
imkânı verebileceğini düşünüyoruz. SiC çubuklar 1600 °C’ i geçse bile sapasağlam kalıyor.
Anahtar kelimeler: Çevre, Enerji, Nükleer.
67
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
KAZASIZ, CEZASIZ VE GÜVENLİ TRAFİK
Mükremin DOĞAN*, Onur MEMİŞ
İnönü Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Battalgazi 44100,
Malatya
*
[email protected]
ÖZET
Proje doğrultusunda araçlara monte edilecek çipli bir sistem ve aracın hızını
düzenleyecek mekanik düzenek yardımı ile aracın hız sınırını aşmaması sağlanacaktır.
Araçların şehir içi hız sınırları, şehirlerarası hız sınırları GPS ile tanımlanacaktır. Sisteme
hangi yollarda kaç km/h hız ile gidileceği bilgisi yüklenecektir. Güvenli sürüş teknolojisi GPS
veri servisinden aldığı bilgiler doğrultusunda sanal düzenekten mekanik düzeneğe verilecek
sinyal görevi araca gerektiğinde, fren yaptırılacak, uygun hızda ilerlemesi sağlanacaktır.
Böylelikle trafik polislerinin olmadığı yerlerde de güvenli bir şekilde trafiğin akışı
sağlanacaktır. Çeşitli lastikli araç kullanılan sektörlerde projemiz araç takip sisteminden,
navigasyon görevi görecek ve maddi manevi kazançlar sağlayacaktır. Ürün kullanıcıları trafik
para cezalarından kurtulmuş, her yıl binlerce kaza ve kayıplar önlenmiş olacaktır.
Anahtar kelimeler: Telekomünikasyon, Ağlar, Teknoloji, Toplum ve İstihdam.
68
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
HAVA DURUMUNDAN KORKMA EGZOZUNU KULLAN
Onur MEMİŞ*, Mükremin DOĞAN
İnönü Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Battalgazi 44100,
Malatya
*
[email protected]
ÖZET
Basitçe taşıtlarda tekerin kara saplanmasını, don ve buzlanmalarda aracın kaymasını
engellemek amacıyla ne yapılabilir, tekere zincir takmak gibi uğraşlardan nasıl kurtulabiliriz
diye düşündük. Aslında bu tarz olaylar kolay bir şekilde ortadan kaldırılabilir. Egzoz boru
hattına yapılacak eklemeler ile her tekerleğin çamurluk bölgesine, çeşitli nedenlerden
tıkanmayacak, büyük delikler açarak tekere egzoz üflemesi yapabiliriz. Bu sistem araca
ekstra bir masraf gerektirmeyecek, sadece kullanıcının yol ve hava şartları doğrultusunda
kullanıcının sürüş esnasında ulaşabileceği bir aksamla etkileşip başarılı olacaktır. Soğuk hava
şartlarının yaşandığı bölgelerde kullanılan araçlarda projemizin çok yararlı olacağı ve
tekerleğin ömrünü artıracağı bir gerçektir. Dolayısıyla kullanıcı zincir kullanmaktan,
mevsimine göre kış ve yaz lastiği değiştirme derdinden kurtulacak, kaza yapma riski
azalacaktır.
Anahtar kelimeler: Enerjinin Akıllı Kullanımı, Güvenlik.
69
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
OSB
Onur MEMİŞ*, Mükremin DOĞAN
İnönü Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Battalgazi 44100,
Malatya
*
[email protected]
ÖZET
Havalı fren ve süspansiyon sistemi vasıtasıyla bırakılan havanın; geri dönüş hattı
üzerinden, motor hava emişine bağlanması uygulaması. Bu işlem performans artımı için
mümkün olduğu kadar yüksek basınçta yapılmalıdır. Körüklerden çıkan temiz hava atmosfere
verileceğine motora verilir. Böylece motor ömrü ve verimi artırılmış olacaktır. Sisteme destek
olarak acil durumlarda çalışan; aracın yokuş tırmanırken fazla güç ihtiyacında kick-down ile
sisteme geçici olarak hava tanklarından da destek sağlanabilir.
Anahtar kelimeler: Enerjinin Akıllı Kullanımı, Tasarım, Maliyet, Verim.
70
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
TOPLU TAŞIMACILIĞIN HER NOKTASINDA KENDİNİ ÖZEL
HİSSET
Mükremin DOĞAN*, Onur MEMİŞ
İnönü Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Battalgazi 44100,
Malatya
*
[email protected]
ÖZET
Bugün özellikle büyükşehirlerde insanlar büyük çoğunlukla toplu taşıma araçlarını
seçerken olası ve çözülemeyen sorunlarla karşılaşabiliyor. Fikrimizde ise oturan yolcuları ele
alıp onlara daha konforlu bir hizmet verebilme anlayışı içerisine girdik. Özellikle birden fazla
yan yana koltuklarda oturan, uzun bir yolculuk geçirecek ve birbirini tanımayan kişiler bazen
meraklı gözlerden uzak olmayı, kendi işine odaklanmayı yani kısaca rahatsız edilmemek
isteyebilir. Bunu başarmayı da çok uzakta aramayı veya başarısızlığı düşünmeyecek olursak
aslında çözüm oldukça basit. İsmini ‘yelpaze perde’ koyduğumuz ve gerçekten yelpaze
düzeneğine benzeyecek yolcu koltukları arasındaki mekanik uygulamamızla sağımızda,
solumuzda veya her iki yanımızdaki insanlardan saklanabiliriz.
Anahtar kelimeler: Toplum, Konfor, Tasarım.
71
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
UÇAN OTOBÜS
Onur MEMİŞ*, Mükremin DOĞAN
İnönü Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Battalgazi 44100,
Malatya
*
[email protected]
ÖZET
Sistemin amacı yolcu otobüslerinin üzerine uygun ölçülerde yerleştirilecek rüzgâr
türbinleri ile verimli ve temiz enerji elde edilmesidir. Projede aracın üzerine yerleştirilen
türbinler sabit açıda değil de rüzgârın geliş açısına göre değişecek bir uygulama olacaktır. Bu
şekilde rüzgârdan en verimli şekilde yararlanılmış olacaktır. Ayrıca araçlar hareket
halindeyken sistem kapalı olacaktır. Araç durduğu zaman ve yokuş aşağı indiğinde açılacak
olup gerekli enerji sağlanacaktır. Hareket halindeyken kapalı olması aracın sürüşüne,
aerodinamiğine zarar vermeyecek, bozmayacak şekilde tasarlanacaktır. Bu ayrıntılar ile ‘basit
biçimde otobüs üzerine türbin koymak’ anlayışından uzak bir fikirde olduğumuza inanıyoruz.
Anahtar kelimeler: Alternatif Enerji.
72
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
“ BOSS” AKICI TRAFİK SİSTEMİ KONUMLAMA CİHAZI
Hüseyin UZUN*
Karabük Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Demir- Çelik
Kampüsü, Balıklarkayası Mevkii 78050, Karabük
ÖZET
Günümüzde teknoloji; yaşamı kolaylaştırmak, zamandan tasarruf etmek ve insanların
konforlarını artırmak için kullanılan, değişen bir yaşam biçimi haline gelmektedir. İnsanlar
evden işe işten eve veya sevdiklerine ulaşmak için ulaşımı kullanmaktadır, neredeyse
yaşamlarının büyük kısmını bir yerden bir başka yere gitmek için kullanmaktadır. Bu da
genellikle insanların kendine en uygun bulduğu otomobiller aracılığıyla gerçekleşmektedir.
Günümüzde otomobil sayısının artmasıyla trafikte uzun kuyruklar oluşmaya ve bu uzun
kuyruklar sonrasında insan hayatının içine stres girmektedir. Yoğunluğun sebebi genelde
kırmızı ışık; kavşaklara koyulan ve bir taraftan araç geçerken diğer taraftaki aracın
durduğunda arakada uzun kuyruk oluşturan araçlar. Sistemiz bu duruma çok kolay bir çözüm
yöntemi bulmaktadır. Şehir trafik merkezinden bütün ışıkların yerlerini tespit edelim ve uydu
aracılığıyla merkez navigasyon sistemine tıpkı adres tanımı gibi IŞIKLARI tanıtalım ve en
önemlisi ışıkların ne zaman kırmızı olduğudur. Bu da her ışık için bellidir zaten ışıkları ilk
kırmızı yandığında sisteme tanıtmalıyız ki sonrasında navigasyon sistemindeki zaman ile
uyumlu hale gelip hangi saniye aralığında kırmızı yandığı belli olsun. Işık uyarısı sürücüye
gelsin ve hızını ayarlamasını önersin (1000 m. ileride KIRMIZI MAKS. HIZ: 50 km/h) ve
sürücü hızını belirtilen hıza düşürsün YEŞİL ışıkla karşılaşıp akıcı bir trafikle yoluna devam
etsin. Sistemin araca kurulması ise oldukça basittir. Günümüz araçlarında zaten navigasyon
sistemi fabrika çıkışlı olup sadece ekstra olarak uyarı sisteminin kurulmasını
gerektirmektedir. Sistemi sıfırdan kurmak ise alacağınız bir BOSS uyarı sistemli bir
navigasyon aracılığıyla tıpkı günümüzde mevcut olan sistemlerin kurulumu kadar basit olup
daha işlevseldir. Sonuç olarak; bu kadar kolay ve maliyeti düşük bir sistemle artık trafikte
bekleme son bulacak ve zamandan tasarruf sağlanmış olunacaktır. Sistemin maliyeti bir süre
sonra kendini amorti edecek olup sistem aslında maliyetsiz olmaktadır, sadece sistemi yatırım
olarak almış olacak. Nedeni beklenilen sürenin düşmesinden kaynaklanan ekstra yakıt
maaliyeti ortadan kalkmış olacaktır. Hatta bu sistem bir süre sonra kullanıcıyı karlı hale
getirecektir. Bu sistemin kazançları sadece yakıtla değil; zamandan kazanım, trafik stresinden
uzak durma ve şehrin trafiğinin düzenli hale gelerek yaşamın normal bir hale getirmek için
planlanmaktadır.
Anahtar kelimeler: Otomobil, Kırmızı ışık, Navigasyon, Trafik.
73
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ÇOK FONKSİYONLU EMNİYET KEMERİ
Hüseyin UZUN*
Karabük Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, Demir – Çelik
Kampüsü, Balıklarkayası Mevkii 7805, Karabük
ÖZET
Ülkemizde ve dünyada her yıl birçok kişi trafik kazaları nedeniyle hayatını
kaybetmektedir. Trafik kazalarında güvenlik için iki önemli unsur vardır. Birincisi kişilerin
dikkatli davranması ve çevreden gelen birçok etkenlerdir. İkincisi ise emniyet kemeri, hava
yastığı ve diğer koyucuların kullanılmasıdır. Yapılan araştırmalarda çarpışma sonucu oluşan
trafik kazalarında hava yastığının tek başına kullanılması ölüm riskini %12 azaltırken,
emniyet kemeri ise %45-60 oranında azaltmaktadır. Buradan da anlaşılacağı gibi sürücülerin,
her türlü çarpışmadan korunabilmeleri için emniyet kemeri kullanması gerekmektedir. Bu
nedenle bu çalışmada kazalarda hayat kurtarma bakımından en önemli güvenlik
sistemlerinden olan emniyet kemeri kullanımını sürücüye bırakmamak, sistemin direk olarak
zorunlu hale gelmesini sağlamak; ayrıca olası bir emniyet kemeri fonksiyonlarının
çalışmaması durumunu ortadan kaldırmak amaçlanmıştır. Emniyet kemeri tasarımı yapılırken;
emniyet kemerinin tüm fonksiyonları birbirleriyle bağlantılı halde düşünülmüş olup bir bütün
halinde düşünülmüştür. İlk olarak emniyet kemeri bağlantı tokasını (kilit mekanizmasını)
düşünelim. Bu mekanizmanın kusursuz çalışması gerekmektedir. Çünkü bu mekanizma çoğu
zaman hayat kurtarırken, kimi zamanda hayata mani olabilmektedir. Örneğin; araç suya düştü
ve emniyet kemeri işlevini olması gerektiği gibi yapıp sizi ön camdan fırlatmadı ama bir
sorunumuz var su içinde kilit mekanizması açılmadı ve boğularak bir ölüme sebep oldu.
Oysaki küçücük bir malzeme katkısıyla bunun önüne geçebiliriz. İkinci bir durum ise;
günümüzde emniyet kemeri yerine uyarı sistemine engel olan tokalar kullanılmaktadır ve bu
sistemde bu emniyet kemerinde kullanılamaz hale getirip olası bir tehlike anında daha güvenli
hale gelen hatta ölüm riskini %45-60 azaltmış olacağız. Sistemdeki kilit mekanizmasını,
yerine suda eriyen kapsül mekanizması ile değiştirdiğimizde suda kilitli kalma durumunu
ortadan kaldırırız. Yani kilitli kalma durumunu bir mekanik sensör yardımıyla ortadan
kaldırmış oluruz. Suda eriyen kapsül araç suyla temas etmesinden 5-20 sn. arasında kilit
mekanizması kendiliğinden açılıp sürücünün veya yolcunun güvenli bir şekilde sudan çıkması
için yeterli bir zaman kazandırabiliriz. Sistemdeki ikinci aşama ise; kemeri zorunlu hale
getirmektir. Daha önce birçok şirket bu durumu fark etmiş olup birçok yöntem geliştirmiştir;
öyle ki VOLVO isimli bir otomobil üreticisi bunun için kemer takılmadan çalışmayan araçlar
üretmiş olup marşla kemer arasında bağlantı kurmuştur; fakat bu sistem araç satışında
düşüşlere sebep olmuştur. Bunun için bu sistemden vazgeçilmiştir. Bizim sistemiz ise; insanı
rahatsız etmeyecek şekilde ve aynı zamanda insana emniyet kemerini her koşulda takılmasını
sağlayacak bir şekilde tasarlanmıştır. Çizimlerde de görüldüğü gibi sistem oldukça basittir: bu
çalışmada emniyet kemerinin araç kapılarıyla bağlantısı oluşturulmuştur ve araç kapısı
açıldığında emniyet kemeri takılı olduğu yuvasından çıkar, kapı kapandığında ise kemer
kapıyla doğru orantılı hareket edip kemer yuvaya oturur. Böylelikle ne insanlar rahatsız olur,
ne de insanlar ölümle karşı karşıya kalır. Emniyet kemeri kapı açıldığında ön konsola doğru
hareket eder, kapı kapandığında ise kilit mekanizması ile birlikte yerine gelir. Tasarlanan bu
sistem ile birlikte artık insanlar güvende olup, emniyet kemerini aktif olarak kullanılır hale
gelir. Sistemin hiçbir dezavantajı olmaz. Çünkü bu tasarımda insanların herhangi ekstra iş
yapmaları (kemeri takıp, çıkarmaları ya da bu sistem için herhangi bir tuşa basmaları)
gerekmez her şey kendiliğinden hareket sınırlarını etkilemeden otomobili; kolay ve güvenli
kullanım haline getirir. (Tasarımların teknik çizimleri mevcuttur.)
Anahtar kelimeler: Otomotiv, Emniyet Kemeri, Çözünebilen Kilit.
74
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
DATAMOLE PROJESİ
Kemalcan BORA*, Emre ABANOZOĞLU, Utku Mert ÖZEN
Bartın Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü,
Ağdacı 74100, Bartın
*
[email protected]
ÖZET
Datamole, şirketlere ve sektörlere ait verilerinin bulunduğu bir ücretsiz veri paylaşım
ortamıdır. Datamole’ün asıl amacı Türkiye’de eksik gördüğümüz veri madenciliği konusunda
yenilikçi çözümler üretmektedir. Çeşitli yollarla elde ettiğimiz verileri çeşitli veri analizi ve
veri madenciliği yöntemleriyle analiz ederek şirketlerin ileride atacağı adımları daha net bir
şekilde görmesini sağlıyoruz. Projemiz ile kaynakları güvenilir olan verileri elimizde
barındırarak veri elde etme bağlamında teknolojik olarak dışa bağlılığımızı en aza
indirgemeyi hedeflemekteyiz. Sonuç olarak Datamole, veri madenciliği yöntemleriyle
şirketlerin kararlarına ışık tutacak bir projedir diyebiliriz.
Anahtar kelimeler: Veri Madenciliği, Veri İşleme, Analiz, Analiz Teknikleri.
75
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
FOTOGRAMETRİK VERİ ÜRETİMİNDE İNSANSIZ HAVA
ARAÇLARI İÇİN DONANIM VE YAZILIM GELİŞTİRİLMESİ
Serkan KARAKIŞ*, Bülent EKMEKÇİ, Gökhan SAĞLAM, Çağlar BAYIK
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Geomatik Mühendisliği Bölümü, Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Fotogrametri ve uzaktan algılama, gelişen teknolojilerle birlikte pek çok alanda yapılan
haritacılık uygulamalarında vazgeçilmez yöntemler haline gelmiştir. Kullanılan görüntüleme
sistemleri ve taşıyıcı platformların hızlı gelişimi, yapılacak uygulamalardaki kaliteyi
arttırmaya yetmiştir. Bunun yanında, teknolojik olanaklar kadar önemli olan bu olanakları
etkin şekilde kullanabilme fikri ortaya çıkmıştır. Son yıllarda, İnsansız Hava Araçlarına (İHA)
monte edilen video ve fotogrametrik görüntüleme cihazları ile alınan veriler değişik
yazılımlar ile değerlendirilerek birçok uygulamaya altlık teşkil edecek sonuçlar ortaya
konulmaktadır. Günümüzde İHA, taşıyıcı platform olarak uygulamadaki yerini almaktadır [13]. Ancak kullanılan İHA’ lar barındırdıkları uçuş ekipmanlarına bağlı olarak bazı zorlukları
da beraberinde getirmektedir. Örneğin İHA üzerinde kullanılacak bir yakıtlı motor görüntü
alımı esnasında titreşim problemlerini beraberinde getirirken, elektrik motorları da enerji
kaynağı olarak kullanılacak batarya ağırlıkları ve tasarım karmaşasını beraberinde
getirmektedir [4]. Bu çalışmayla tasarımı devam etmekte olan sekiz motorlu bir İHA için
kullanılacak yazılım rutinleri ve donanım bileşenlerinin optimum çözüm üretmesi
hedeflenmektedir. Bu bağlamda bugüne kadar bu cihazlarda kullanılan daha düşük hızlardaki
işlemciler yerine yeni yeni piyasada yerini almakta olan ARM işlemcili kontrol üniteleri ve
bunun için üretilecek analog-dijital filtreler ile İHA’nın uçuşunu daha stabil hale getirecek
yazılım geliştirilmesi yöntemi oluşturmaktadır. Bu sayede çok daha kısa sürede görevi yerine
getirerek, fotogrametrik anlamda hiçbir yer bağımlılığına ihtiyaç duymadan, doğrudan
yöneltmeleri yapılmış görüntüler temin edilerek literatürde büyük problem olarak görünen bu
adıma çözüm getirilmiş olacaktır [5-7].
Anahtar kelimeler: İHA, Fotogrametri, Uzaktan Algılama, Elektronik Programlama.
Kaynaklar
[1] Blyenburgh P V, UAVS - Current Situation And Considerations For The Way Forward,
Development and Operation of UAVs for Military and Civil Applications Report, Belgium, 1999.
[2] Eisenbeiss H, UAV Photogrammetry PhD Thesis, ETH Zurich Switzerland, 2009.
[3] Karakış S, Küçük Alanlarda Model Uçaklarla Haritalama Amaçlı Veri Üretim Olanaklarının
Araştırılması, Doktora Tezi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2011.
[4] Pinkney F, Hampel D, DiPierro S, Abbe B S, Sheha M, MILCOM 97 Proceedings 1, pp. 403-407,
1997.
[5] Abdel-Aziz Y I, Karara M, American Society Of Photogrametry Symposium On Close-Range
Photogrammetry, pp. 420-475, 1971.
[6] Heipke C, ISPRS Journal of Photogrammetry and Remote Sensing, 59(11):1651-1658, 1997.
[7] Heipke C, Jacobsen K, Wegmann H, OEEPE Integrated Sensor Orientation Test Report and
Workshop Proceedings, Official Publication, 43:11-18, 2002.
76
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
KABURGA VE STERNUM KEMİKLERİNİ DİKME ZIMBASI
Mahmut TOKUR*
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı,
Kahramanmaraş
ÖZET
Projenin bir amacı, kaburga kırıklarının tedavisi için endoskopik olarak kaburgayı
dikmeyi sağlayan zımba aparatı ve titanyum gibi metallerden yapılmış zımba teli
geliştirmektir. Diğer amacı ise, herhangi bir cerrahi işlem için kesilmiş olan sternum
kemiğinin anatomik biçimde ve hızlı olarak dikilmesini sağlayarak olası komplikasyonları
önlemektir. Kaburga yaralanmaları sıklıkla kırılma şeklinde olup bir veya daha fazla sayıda
olabildiği gibi, göğüs kafesinin her iki tarafındaki kaburgalarda da görülebilmektedir. Bu
yaralanmalara sternum kemiği kırıkları da eşlik edebilmektedir. Bu yaralanmalarda bazen
kırılan bu kemikleri onarmak için cerrahi girişim gerekmektedir. Bu cerrahi girişim açık
cerrahi yöntem olup, onarım sırasında kırılan kemik bölümlerini birbirine sabitlemek için
çoğunlukla pahalı implantlar kullanılmaktadır. Bu implantların tamamına yakını yurtdışı
orjinlidir. Açık kalp cerrahilerinde ve bazı mediasten hastalıklarının tedavisinde sternum
kemiği açılmaktadır. Operasyon sonunda sternum kemiği yeniden tel sütürlerle dikilmektedir.
Bu işlem sırasında sternuma ortalama dört adet tel sütür konulmaktadır. Sütürlerin dördü de
atıldıktan sonra sternum parçalarını birbirine yaklaştırma işlemi yapılmakta, bu sırada
sütürlerin birinde bile kırılma olsa tamamını açıp yeniden dört sütür atmak gerekmektedir. Bu
da işlemin uzamasına neden olmaktadır. Yukarıda bahsedilen sorunları çözme amacıyla
kaburga ve sternumu efektif ve hızlı dikmeye yarayan bir zımba makinası tasarımı yapmış
bulunmaktayız. Bu zımba titanyum sütürlerle endoskopik olarak kaburga tamiri yapabilecek
özelliktedir. Bu özelliği sayesinde hasta açık cerrahiden kurtulmuş olacağı gibi travma
nedeniyle zaten hasarlı olan göğüs kafesine ek bir cerrahi travma uygulanmamış olacak,
böylece iyileşme süreci hızlanacaktır. Hastaların ventilatör ihtiyacı azalacaktır. Ayrıca pahalı
ve yurtdışı kökenli implantlar için ödeme yapılmamış olacak milli ekonomiye katkı
sağlanacaktır. Aynı ürün sternum kırıklarının tedavisi ve sternotomi kapamalarında
kullanılacak özelliktedir. Bu ürün ile sternum kapama daha hızlı, minimal travmatik ve
anatomik bir şeklide gerçekleştirileceğinden yukarda bahsedilen klasik kapama
tekniklerindekine göre olumsuzluklar asgariye indirilecektir. Proje konusu zımba
makinasının; titanyum zımba teli kullanarak kaburga ve sternum kemiklerinin onarımını
endoskopik teknikle anatomik, hızlı, etkin ve ucuz maliyetle sağlayacağı kanaatindeyiz.
Anahtar kelimeler: Kaburga, Sternum, Kırık, Zımba, Dikiş.
77
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
HASTANIN BULUNDUĞU MERKEZDEN HASTA VERİLERİNİ
TOPLAYIP DİĞER HASTANELER ARASINDA SANAL
KONSULTASYON SAĞLAYARAK ETKİN HASTA NAKLİ
GERÇEKLEŞTİRMEYE YARDIMCI 112 ÇAĞRI MERKEZİ
OTOMASYONU
Mahmut TOKUR*
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı,
Kahramanmaraş
ÖZET
Bu projenin amacı 112 komuta merkezine ait bir otomasyon programı geliştirmektir.
Mevcut 112 komuta merkezi hasta kayıt sisteminin eksikleri ve bu eksiklerin doğurduğu
sonuçlar şunlardır;
1. Hastaya ait tıbbi verileri hastane otomasyonunda var olan hali ile görme ve karşı
hastaneye iletme şansı yoktur. Bu durum hasta hakkında hatalı tıbbi veriye sahip olma ve
bu hatalı veriyi diğer hastane ile paylaşma durumunda hastanın tanı ve tedavi sürecinde
sorunlarla karşılaşılmaktadır. Ayrıca 112 komuta merkezinin ve ambulansların iş yükünü
artırmakta, hasta ve hekim mağduriyetleri oluşmaktadır.
2. 112 komuta merkezinde reel veri deposu oluşturma imkanı yoktur. Gerçek veri deposu
oluşturulabilse yapılacak analitik çalışmalar sayesinde 112 adına daha etkin ve verimli
çalışma metodu geliştirilebilir, sorun analizleri ve çözümleri kolaylıkla yapılabilir.
Bu sorunların giderilmesi amacıyla hazırladığımız proje önerimiz 112 komuta merkezine web
tabanlı bir otomasyon kurulmasıdır. Bu otomasyonun diğer ucu tüm hastane acillerinde,
ayrıca eğer mümkün olursa ambulanslara birer bilgisayar verilerek bunlara da yüklenecektir.
Mevcut hastane otomasyonunda hasta ile ilgili var olan veriler bu otomasyona aktarılabilir.
Ya da 112 komuta merkezince yüklenmiş veriler karşı hastaneden bu otomasyona giriş
yapıldığı takdirde görülebilir. Böylece hastaya ait tıbbi veriler komuta merkezi ve tüm
hastaneler tarafından görülebilir hale gelecektir. Sistem üzerinden resmi konsültasyonlar
yapılabilecektir. Otomasyon web tabanlı olduğundan cep telefonları aracılığı ile de
kullanılabilir. Böylece uzaktan erişim sağlanabilir. Sistem SMS ve MMS alıp vermeye uygun
olacaktır. Bu otomasyon sayesinde hastaya ait tüm tıbbi veriler paylaşılır hale gelecek ve bilgi
kirliliği olmadan gerçek bilgilere ulaşılabilecek, hızlı ve etkin bir nakil süreci
gerçekleştirilecektir. Bu da etkin ve doğru tedaviyi sağlayacaktır. Hastanın akıbeti takip
edilebilecektir. Ayrıca komuta merkezinde data bankası oluşacak, bilimsel ve analitik
çalışmalar yapılabilecek, sağlık planlaması ve sağlık politikaları üretilebilecektir. Öte yandan
SGK, kolluk güçleri ve adli merciler tarafından adli vakaları takip etmek kolaylaşabilecektir.
Anahtar kelimeler: Otomasyon, 112, Acil, Hasta Sevki.
78
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
SAĞLIKLI VE ERGONOMİK SERİNLEME VE ISINMA
SAĞLAYAN OTOMOBİL GÖVDE SOĞUTMA VE ISITMA SİSTEMİ
Mahmut TOKUR*
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı,
Kahramanmaraş
ÖZET
Bu tasarımın amacı; klima ve havalandırma sistemlerinden gelen soğuk ve sıcak
havanın hava kanalları ile araç içerisine doğrudan aktarılması yerine otomobil camları ve
otomobil gövdesinde (tabanı, tavanı ve kapılarında) dolaştırılarak ekonomik, çevreci ve
sağlıklı soğutma ve ısıtmanın sağlanmasıdır. Mevcut otomobil klima sistemlerinde yaşanan
sorunlar şöyle özetlenebilir;
1. Otomobil içerisini serinletme sırasında soğuk havanın direk sürücü ve yolcu bedenine
verilmesi çeşitli akciğer ve solunum yolu hastalıklarına, klima zatüresine neden
olabilmektedir.
2. Klimadan gelen havanın hava kanalı aracılığı ile araç tabanına yönlendirilmesi araç
tabanındaki tozların hareket ettirilmesine neden olur. Bu durumda ise araç içerisindeki
insanların solunum havasının kirlilik oranı artar ve solunum yolu hastalıkları oluşabilir.
3. Havalandırma sistemi aracılığı ile otomobil içerisine alınan dış havada aynı yolda seyahat
eden diğer araçların egzoz gazlarından çıkan kirli hava da araç içerisine alınabilir. Bu
durumda da araç içerisindeki insanlarda solunum yolu hastalıkları oluşabilir.
Bu sorunların çözümü amacıyla gerçekleştirilen bu tasarım otomobil camları, tavanı, tabanı,
yan kapıları içerisinde yer alan hava geçiş kanallarından oluşmaktadır. Bu sistem içerisinde
dolaşacak olan hava otomobilin mevcut klima sisteminden çıkıp araç içerisine yeni hava
kanalları ile iletilen havadır. Yani otomobilin klima sisteminde üretilen hava ek bir hava
kanalı çıkışı ile bahsedilen yeni sisteme aktarılmakta ve otomobilin tüm gövdesini dolaşması
sağlanmaktadır. Böylece otomobilin tüm gövdesi ısıtılıp soğutulabilmektedir. Bunun
sonucunda ise eski teknikte klima havasının insan vücuduna teması sonucunda oluşan sağlık
sorunları engellenmektedir.Bu sistem taşıt içerisinin daha hızlı soğutulması, ısıtılması, taşıt
camlarında buğulanmanın önlenmesi, insan sağlığı açısından daha sağlıklı bir serinleme ve
ısınma sağlanması ve bütün bunların sonucunda daha az yakıt kullanımı ve çevre kirliliği
sağlaması öngörülen bir projedir.
Anahtar kelimeler: Otomobil Kliması, Zatüre, Otomobil Gövde Soğutma.
79
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
AKILLI TRAFİK LAMBALARI
Lütfi Erdi ŞAHİN*, Tuğba ESENLİK, Burak KÖSE
Bahçelievler Mah. Yıldız Sok. Yıldız Apt. No:1 67100 Merkez/ZONGULDAK
*
[email protected]
ÖZET
Günümüzde cep telefonları, ev aletleri hatta evler bile akıllanırken hayati önem taşıyan
trafik lambaları neden akıllanmasın? Bu projenin amacı insanların hayatlarını emanet ettikleri
üç birim olan polis, ambulans ve itfaiyelerde kullanılan siren sesine duyarlı akıllı trafik
lambaları tasarlamaktır. Bu amaçtan yola çıkarak tasarlanacak sistemde araçlardan çıkan siren
sesleri ses sensörleri sayesinde algılanıp ses sinyalleri elektrik sinyallerine çevrilecektir. Bu
sinyaller sayesinde siren sesinin geldiği yönde ki ışıklar önce sarıya ardından da yeşile
çevrilir. Bu sayede aracın ilerlediği yöndeki trafik akışı sağlanmış olur. Sinyali alan lambanın
yeşil ışığı yandıktan sonra trafikte geçiş sorunu yaşanmaması için, diğer lambalarında ilk
sinyali alan lambadan gelen uyarı sinyali sayesinde önce sarı sonra kırmızı ışığı yakması
sağlanır. Ses hızı yaklaşık olarak 1224 km/saat olduğu için araçtan çok daha önce trafik
lambasına ulaşır. Tasarlanan trafik lambası sisteminde ses dalgalarını elektrik sinyaline
çevirme işini mikrofonlar görür. Bu mikrofonların lambalar üzerine yerleştirilmesi
planlanmıştır. Projede kullanılacak mikrofon çeşidi kapasitif mikrofonlardır. Kapasitif
mikrofonların kullanılmasının sebebi ise 50-15000 Hz. arasında oldukça geniş bir frekans
karakteristiğine sahip olması ve bu sayede uzaktan gelen düşük sinyali algılama yeteneğidir.
Bu mikrofonların bir diğer özelliği ise distorsiyon; yani genlik, frekans ve fazdaki
bozulmaların az ve empedansının da büyük olmasıdır. Bu sayede sinyalin bozulması ve
algılanmaması söz konusu olmayacaktır. Aynı zamanda sistemin çalışmasında gerekli olan
akım azalırken, distorsiyonun artması engellenecektir. Trafikte araç sayısının çoğalması
trafik akışını engellemektedir. Projenin sonucunda trafikte geçiş üstünlüğü olan araçların
trafiğe takılıp zaman kaybetmeleri ve faciaların önüne geçilmesi sağlanmış olacaktır.
Anahtar kelimeler: Ses, Sinyal, Sensör, Trafik Lambası.
80
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
HIZLI VE GÜVENLİ TAKILABİLEN GÖĞÜS DRENİ TASARIMI
Mahmut TOKUR*
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göğüs Cerrahisi Anabilim
Dalı, Kahramanmaraş
ÖZET
Pnömotoraks akciğerin değişik nedenlerle yırtılması sonucunda sönmesi ve ölüme kadar
giden solunum problemlerinin oluşması durumudur. Bazen akciğerin kendinden kaynaklı
hastalıkları nedeniyle bazen de travmalar sonucunda oluşur. Acil bir sağlık sorunu olup erken
müdahale hayat kurtarıcıdır. Hastalığın tedavisi olan göğüs tüpü takma işlemi; tanı koyma
işlemlerine gereksinim olmadan, her yerde bulundurulabilecek aletlerle, uzmanlık eğitimi
gerektirmeden tüm hekimler tarafından gerçekleştirilebilen bir işlem haline getirildiğinde
pnömotoraksta müdahale gecikmesine bağlı ölümler azaltılabilir. Bu projede bu amaca
yönelik geliştirilen yeni göğüs dreni setinden bahsedilmektedir.Trafik kazası, afet gibi
durumlarda hastanın olay yerinden alınıp hastaneye getirilmesi (hasta bulunduğu yerde
sıkışmış olabilir, hastaneye mesafe uzak olabilir) uzun zaman alabilir. Hastaneye ulaştığında
tanı için yeterli zaman olmayabilir. Cerrahi müdahaleyi yapacak uzman hekim o hastanede
bulunmayabilir. Müdahale için gerekli cerrahi aletler steril halde hazır olarak bulunmayabilir
veya müdahale ortamına getirilmesi zaman alabilir. Aynı senaryolar hastanede yatan yoğun
bakım hastalarında özellikle de yenidoğan ve pediatrik yaş grubundaki hastalarda da
geçerlidir. Tüm bunlar pnömotoraks hastalığından ölüm oranlarını artırmaktadır. Yukarda
bahsedilen sorunların çözümüne yönelik olarak ‘Hızlı ve güvenli yerleştirilebilen göğüs dreni’
adında bir ürün geliştirilmiştir. Bu ürün; hastane dışında veya acil şartlarda göğüs tüpü
takılması gereken hallerde kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Ürün tek kullanımlık olup set
içerisinde göğüs tüpü takılması işlemi için gereken tüm enstrümanları içerir. Ürünün,
ambulanslarda, hastane acillerinde, yoğun bakımlarda, kaza-savaş-deprem gibi hallerde
hastane dışı ortamlarda kullanması amaçlanmıştır. Proje konusu göğüs dreni hastane içi ve
dışı her ortamda tüm hekimler ve acil tıp teknisyenleri tarafından pnömotoraks şüphesi olan
her hastaya güvenle uygulanabilecek özelliktedir. Bu sayede hastalık varlığında tedavi edecek
özellikte olup, hastalık yokluğunda ise hastaya zarar vermeyecek şekilde tasarlanmıştır. Ürün
bu özellikleri sayesinde ambulanslar, acil servis ve yoğun bakımlarda bulundurulması zorunlu
tıbbi cihazlar arasına girmeye adaydır.
Anahtar kelimeler: Pnömotoras,Trafik Kazası, Deprem, Savaş, Kateter.
81
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
KALP VE BÜYÜK DAMAR YARALANMALARININ TEDAVİSİNE
YARDIMCI KATETER TASARIMI
Mahmut TOKUR*
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göğüs Cerrahisi Anabilim
Dalı, Kahramanmaraş
ÖZET
Kalp ve büyük damar yaralanmaları acil tedavi gerektiren ölümcül durumlardır.
Hastaneye ulaşan hastalara gereken cerrahi müdahaleyi yapmak için yeterli zaman veya ekip
çoğunlukla yoktur. Bu çalışmada kalp yaralanmalarından ölüm oranını azaltma amacıyla bir
kateter tasarımı yapılmıştır. Kalp yaralanmalarının tedavisi birkaç aşamadan oluşur. İlk aşama
hastanın kaybettiği kanın yerine konması ve kanama olan deliğin acil kapatılmasıdır. Daha
sonra deliğin kalıcı (kesin) onarımı yapılır. Ancak bu süreçte şu sorunlarla karşılaşmaktayız;
1. Parmak ile deliği kapatma yöntemi: parmak kesiden çekilmeden kesi tamiri yapılırken
iğne cerrahın parmağına batabilir. Sütür atmak için parmağın kısmen ya da parsiyel geri
çekilmesi veya yerinden oynatılması sırasında yeniden masif kanama gelişebilir.
2. Foley ile deliği kapatma yöntemi: başarılı bir ilk kanama kontrolü ve sıvı resusitasyonu
için yeterli zaman sağlayabilmektedir. Ancak kesinin tamiri aşamasına gelindiğinde
iğnenin balonu patlatması nedeniyle yeniden masif kanama ve kan kaybı, yeniden sonda
yerleştirilmesi sırasında yaşanan panik ve zaman kaybı mortaliteyi artırmaktadır. Geniş
kesilerde kanamayı durdurmak için foley sondayı aşırı şişirmek gerekebilir, bu da kalbin
doluş hacmini ve kardiyak çıktıyı düşürebilir.
3. Direk sütür metodu: geçici kanama kontrolü yapmak mümkün değildir. Direk kalıcı
kanama kontrolü yapılmaya çalışıldığından hastanın kaybettiği kan ve sıvı açığını yerine
koymaya zaman kalmaz, kalp deki kesi tamir edilse bile sıvı kaybı mortaliteye neden
olabilir.
4. Kompleks yaralanmalar: eşlik eden koroner kesisi, büyük damar yaralanmaları veya
birden fazla kesi olan olgularda cerrahi onarım şansı oldukça azalmaktadır.
Bu sorunların çözümüne yönelik geliştirdiğimiz ürün iç içe geçmiş üç borudan oluşmaktadır.
Bu borulardan birisinin ucunda şişirilebilen bir balon bulunmaktadır. Balon şişirildiğinde
kalpteki deliği kapatmakta ve kanama kontrol altına alınmaktadır. Diğer boru kısmın ucu bir
delikle sonlanmaktadır. Bu bölüm aracılığı ile kalbe direk kan ve sıvı verilebilmektedir.
Üçüncü boru ise içerisindeki kılavuz tel sayesinde kateterin kalp boşluğuna
yerleştirilebilmesini sağlamaktadır. Proje konusu kateter tüm hekimler ve acil tıp
teknisyenleri tarafından her zaman ve her yerde uygulanabilecek şekilde tasarlanmıştır. Bu
kateter kalp kesisinin tamiri sırasında daha hızlı ve efektif kanama kontrolü sağlamaktadır.
Olay yerinde hastaya uygulanarak direk kalbe sıvı verilebilmekte böylece hastaneye gelene
kadar hastanın kan kaybından ölmesi engellenebilmektedir.
Anahtar kelimeler: Kalp Yaralanması, Kateter, Ambulans, Acil.
82
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
GNSS CİHAZLARININ ANDROİD OS CİHAZLAR İLE
KONTROLÜ
Sercan SARAÇ*
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Geomatik Mühendisliği Bölümü, İncivez
67100, Zonguldak
ÖZET
Uydularla konum belirlemede Küresel Konumlama Uydu Sistemi (GNSS: Küresel
Konumlama Sistemleri) kullanılır. Askeri ve sivil amaçlı olarak; kara, deniz ve hava
araçlarının navigasyonu, jeodezik ve jeodinamik amaçlı ölçümler, yerel ve küresel
deformasyon ölçmeleri, araç takip sistemi, turizm, tarım, ormancılık, spor ve daha pek çok
alanda kullanımı yaygındır. GNSS`de uydulardan gönderilen sinyaller ile uydu alıcı
arasındaki uzaklık belirlenir ve uydu konum bilgileri bu sinyaller üzerinden alıcıya aktarılarak
alıcının konum bilgileri çeşitli fonksiyonlar yardımı ile hesaplanır. GNSS; uydu sinyallerini
toplayan bir alıcı, bu sinyalleri kontrol edip işleyen el bilgisayarı ve bilgisayarda bulunan
yazılımdan oluşur GNSS`in en önemli ögelerinden birisi de sistemi kontrol ve kalibrasyon
eden bu donanım ve yazılımlardır. Mevcut donanım ve yazılımlar kendine özgü GNSS
alıcılarına bağımlı olarak çalışırlar. Bu bağlamda sektörde bir pazara dönüştürülmeye
çalışılarak kazanç sağlanmaktadır. Kullanıcıyı ise bu el bilgisayarı ve yazılımları almaya
muhtaç hale getirmişlerdir. Günümüzde ise cep telefonlarının bu el bilgisayarlarından bir farkı
kalmamıştır. Bu çalışmanın amacı, mevcut yazılımları Android OS tabanlı (Cep
telefonu/Tablet/PDA) donanımlar ile bütünleştirilerek geliştirilebilir teknoloji altyapısını
oluşturmak ve kullanıcıya alternatif sağlamaktır. Çalışmada “JAVA” programlama dili ve
Android OS SDK(Kullanıcı Geliştirme Modülü) kullanarak herhangi bir GNSS alıcısına sahip
kullanıcı için bir yazılım oluşturup kullanım alanını geliştirmeye çalışılacaktır.
Anahtar kelimeler: GNSS, Android OS, Kalibrasyon, Kontrol.
83
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
SYNTHESIS OF PH-, AND THERMORESPONSIVE POLY (Ɛ CAPROLACTONE-B-4-VINYL BENZYL-G-DIMETHYL AMINO
ETHYL METHACRYLATE) BRUSH GRAFT COPOLYMERS VIA
RAFT POLYMERIZATION
Olgu ORUÇ 1, Temel ÖZTÜRK 2, Timur ŞANAL1*, Baki HAZER1
1
Bülent Ecevit University, Department of Chemistry, 67100 Zonguldak, Turkey.
2
Giresun University, Department of Chemistry, 28100 Giresun, Turkey.
[email protected]
ABSTRACT
The increasing diversity in the polymer architecture, with unprecedented features and
functions provided versatility in the development of new polymer materials [1]. With
reversible addition–fragmentation chain transfer (RAFT) polymerization, which is one of the
controlled polymerization methods, several polymer syntheses can be performed [2]. In this
study, a new pH-sensitive brush graft copolymer was synthesized in four steps by using a new
macro-RAFT agent attached to poly-(CL-b-VB) via control living polymerization. The
synthesis route of the copolymer is shown in Scheme 1. The characterization of the products
was achieved using gel-permeation chromatography (GPC), thermal and spectrometric
analysis techniques. It is seen that, with surface tension and permeability measurements, the
LCST value is determined to fall to 43-44 oC depending on the amount of DMAEMA in the
copolymer content which was 46.6 oC pure DMAEMA. Furthermore, it was observed that the
brush type graft copolymer became pH-sensitive at pH=12.5, and their swelling or solution
properties depending on the acrylic polymer inclusion were examined and determined.
Keywords: Graft/block Copolymer, Reversible Addition–Fragmentation Chain Transfer
(Raft) Polymerization, Thermo- And Ph Responsive Polymer.
84
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
ALUMİNYUM ENDÜSTRİSİNDEKİ KALIPLARDA VANADYUM
KARBÜR KAPLAMALARIN UYGULANMASI
Özgür ÇINAR*, Burcu Nilgün ÇETİNER
Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü,
Göztepe Yerleşkesi, 34722, İstanbul
*
[email protected]
ÖZET
Tranzisyon metal karbürleri, yüksek sertlik, ergime noktası, ısıl iletkenlik, yüksek
sıcaklıklarda dayanım, aşınma, korozyon dirençleri ve kimyasal kararlılıkları nedeniyle başta
kesici takım ve aşınmaya dayanıklı parçaların üretimi olmak üzere kullanılmaktadır [1].
Termoreaktif difüzyon (TRD) ve termokimyasal depozisyon/difüzyon tekniklerinden biri olan
TD (Toyota Difüzyon veya termal difüzyon), çelik altlıkların üstüne çok sert ve aşınma
direnci yüksek karbürler, nitrürler ve karbonitrürlerin kaplanması için geliştirilen bir prosestir
ve çeliğin karbür ve/veya nitrür yapıcı V, Nb veya Cr gibi elementleri ihtiva eden ergimiş
boraks banyosuna daldırılmasıyla gerçekleştirilir. TRD prosesinde belirli elementlerin (C
ve/veya N) yüzeyi sertleştirmek üzere altlığa difüze oldukları konvansiyonel yüzey
sertleştirme tekniklerinden farklı olarak, tuz banyosunda karbon ve nitrür yapıcı elementlerin
altlıktan difüz eden C ve/veya N ile reaksiyonu yoluyla kaplama tabakası, altlığın yüzeyinde
büyütülür. Bundan dolayı, karbür kaplama elde etmek için altlığın karbon ihtivasının %
0.3’den fazla olması gerekir, öbür türlü kaplama kalınlığı çok sınırlı kalacaktır. Karbon
miktarına ve proses şartlarına bağlı olarak 5-20 mikron arasında kaplama elde
edilebilmektedir [2-7]. Alüminyumun ektrüzyonunda kullanılan kalıpların sertliğinin ve
ortalama ömrü olan 100000 basım sayısının arttırılması için PVD ve CVD gibi buhar
depozisyon yöntemleri kullanılmakta ve bu kaplamaları ülkemizdeki alüminyum profil
üretimi yapan şirketler, genel olarak yurt dışında yaptırmaktadır. Bu maliyet, üretilen kalıpla
gerçekleştirilecek alüminyum döküm maliyetinin yaklaşık % 10’una denk gelmektedir [8]. Bu
projemizin amacı, alüminyum ektrüzyon sektöründe kullanılan kalıp üretim maliyetlerini
aşağıya çekecek, kalıp ömrünün uzatacak ülkemizde henüz uygulamaya geçmeyen vanadyum
karbür kaplamaların uygulama proseslerinin optimizasyonlar ile sektöre kazandırılmasıdır.
Anahtar kelimeler: Toyoto Diffüzyon Prosesi (TD), Termokimyasal Diffüzyon (TRD),
Vanadyum Karbür Kaplama, Aluminyum Ektrüzyunu Kalıbı.
Kaynaklar
[1] Chen Y, Zhang H, Ye H, Ma J, International Journal of Refractory Metals and Hard Materials,
29:528-531, 2011.
[2] Chicco B, Borbridge W E, Summerville E, Materials Science and Engineering, A 266:62-72,
1999.
[3] Fan X S, Yang Z G, Zhang C, Zhang Y D, Surface and Coating Industry, 208:80-86, 2012.
[4] Fan X S, Yang Z G, Zhang C, Zhang Y D, Che H Q, Surface and Coating Industry, 205:641-646,
2010.
[5] Liu X J, Wang H C, Li Y Y, Surface and Coating Industry, 202:4788-4792, 2008.
[6] Huang Z T , Tian W H, Journal of Iron and Steel Research International, 21(1):104-108, 2014.
[7] Aghaie-Khafri M, Fazlalipour F, Journal of Physics and Chemistry of Solids, 69:2465-2470,
2008.
[8] Swapnil V S, Narendara B. D, Journal of Materials Processing Technology, 124:105 112, 2002.
85
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
TANTAL ESASLI VE TANTAL OKSİT KAPLI YENİ NESİL
ORTOPEDİK İMPLANTLARIN TASARLANMASI
Burcu Nilgün ÇETİNER*, Özgür ÇINAR
Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü,
Göztepe Yerleşkesi, 34722, İstanbul
*
[email protected]
ÖZET
İmplantların kararlılığının en önemli ön koşulu osteoentegrasyonu sağlamasıdır.
Yapılan geniş kapsamlı in vivo çalışmalar, kemik-implant ara yüzeyindeki 50-150 μm
mikrohareketliliğin osteoentegrasyonu ve kemikte kemik-implant ara yüzeyinde yeniden
biçimlendirmeyi kötü yönde etkileyebileceği bildirilmiştir. Kemik-implant ara yüzeyindeki,
mikrohareket ve aşırı mikrogerinimlerin oluşturduğu olumsuz etkileri bertaraf etmek üzere
implant yüzey özelliklerinin farklı teknikler –kumlama ile yüzey pürüzlendirme, asitle
dağlama, kaplama veya benzer işlemlerin kombinasyonu- kemik desteğinin arttırılması için
önerilmiştir [1]. Tantal (Ta) çok yüksek biyouyumluluk ve korozyon direncine sahip metalik
elementtir ve 1940lar’dan beri çeşitli medikal uygulamalarda kullanılmaktadır. Tantal ısıl
işlem, akımla kaplama veya PVD kaplama teknikleri kullanılarak oksit formu ile de beraber
uygulanabilmektedir. Isıl işlem ile Ta uygulandığında, metal altlık üzerinde nanodokulu
yüzey topografisi oluşur, bu yapının kansellöz kemiğe benzerliğinden dolayı yeni kemik
dokusu implantın etrafını sarar ve yapılan histolojik çalışmalar titanyum implantlara kıyasla
daha fazla kemik dokusunun tantal metal ile temasta olduğunu göstermiştir [2-4]. Çok işlevli
bir malzeme olarak tantal oksit son yıllarda hafıza cihazları, kapasitörler, ortopedik implantlar
ve fotokatalistlerde kullanılan ilgi çekici bir malzemedir. Tantal oksit kaplamalar, farklı PVD
ve CVD yöntemleri, termokimyasal difüzyon, anodizasyon gibi farklı yöntemler ile
uygulanmaktadır [5-8]. Ortopedik spinal (Omurga) implant cerrahisi, kemik-implant
fiksasyonunun hayati olduğu ve kemik dokusunun cevabının hızlı olmasının beklendiği, bu
amaçla titanyum ve çelik alaşımlarının implant hammaddesi olarak seçildiği alandır. Bu
projemizin amacı, yeni bir anterior lumbar implant tasarımının tantal metali esaslı ve titanyum
metali üzeri tantal oksit kaplamalar olarak iki başlık altında tasarlanması ve ülkemizdeki
implant sektörüne örnek olarak kazandırılmasıdır.
Anahtar kelimeler: Tantal Metali Biyouyumluluğu,
Biyouyumluluk, Ortopedik Anterior Lumbar İmplantı.
Tantal
Oksit
Kaplama,
Kaynaklar
[1] Kim D G, Huja S S, Tee B C, Larsen P E, Kennedy K S, Chien H H, Lee J W, Wen H B, Implant
Dentistry, 22(4):399-405, 2013.
[2] Spinato S, Zaffe D, Felice P, Checchi L, Wang H L, Implant Dentistry, 23(1):3-7, 2014.
[3] El Abedin S Z, Welz-Biermann U, Endres F, Electrochemistry Communications, 7:941-946,
2005.
[4] Macionczyk F, Gerold B, Thull R, Surface & Coating Technolog, 142-144:1084-1087, 2001.
[5] Chang Y Y, Huang H L, Chen H J, Lai C H, Wen C Y, Surface & Coatings Technology xxx-xxxxxx, 2014,(SCT-19316, No of Pages 6, Article in Press).
[6] Imai Y, Watanabe A, Mukaida M, Osato K, Tsunoda T, Kameyama T, Fukuda K, Thin Solid
Films, 261:76-82, 1995.
[7] Kukli K, Aarik J, Aidla A, Kohana O, Uustare T, Sammelselg W, Thin Solid Films, 260:135-l42,
1995.
[8] Yu H, Zhu S, Yang X, Wang X, Sun H, Huo M, PLOS ONE, 8(6):e66447, 2013.
86
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
SÜPERELASTİK NİKEL-TİTANYUM DIŞ EĞELERİ ÜRETİMİ
Necati BAŞMAN*, Orhan UZUN
Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü
Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Dişlerin kök kanal tedavilerinde kullanılan süper-elastik Ni-Ti eğeler, ülkemizde ki
bütün kamu ve özel diş kliniklerinde günde binlerce adet tüketilmektedir. Bu eğeler
ülkemizde üretilmediğinden zorunlu olarak yurt dışından ithal edilmektedir. Söz konusu
ithalat rakamları bu malzemelerin kullanım sıklığı ve yaygınlığı sebebiyle her yıl 10
milyonlarla ifade edilen rakamlara ulaşmaktadır. Bu projede süper-elastik Ni-Ti eğelerin yerli
üretiminin, piyasadaki eğelerden farklı olarak hızlı katılaştırma ve mikro-tel erozyon
yöntemleri kullanılarak yapılması hedeflenmektedir. Bu iki yöntem, kalite ve mekanik
dayanımı arttırıcı yenilikçi ve özgün yöntemlerdir. Söz konusu eğelerin, ülkemizde bu yeni
yöntemlerle üretilmesinin, ülkemizin yurt dışı bağımlılığını azaltma, rekabet gücünü arttırma
ve istihdam sağlama potansiyeli bulunmaktadır.
Anahtar kelimeler: Ni-Ti Eğeler, İleri Malzeme Üretimi.
87
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
FERROMANYETİK ÇİVİLEME MERKEZLERİ TAŞIYAN MGB2
SÜPERİLETKEN İNCE FİLMLERİN ÜRETİMİ VE
KARAKTERİZASYONU
Ezgi Taylan KOPARAN1*, Ekrem YANMAZ2
1
Bülent Ecevit Üniversitesi, Ereğli Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi Bölümü, Ereğli 67300,
Zonguldak
2
Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fen Fakültesi, Fizik Bölümü, 61080, Trabzon
*
[email protected]
ÖZET
İnce filmler, herhangi bir fonksiyonel maddenin teknolojik uygulaması için olduğu
kadar temel araştırmalar için de önemlidir. 2001 yılında, 39 K’de MgB2’deki süperiletkenliğin
keşfinden sonra, MgB2 ince filmlerin çökeltilmesine büyük çaba harcanmıştır. Yüksek
kalitede MgB2 ince filmler üretilmeye çalışılmıştır ve bu ince filmler elektronik aygıtlar ve
devrelerde ve de RF boşluklarında uygulamanın yanı sıra yüksek manyetik alan iletkenleri
olarak iki band süperiletkenlik çalışmalarında kullanılmıştır. Bu proje çalışmasında, yüksek
akım yoğunluğuna (Jc), yüksek geçiş sıcaklığına (Tc) ve düşük yüzey pürüzlülüğüne sahip
süperiletken MgB2 ince filmlerin elde edilmesi ve bu filmlerin yapısal, elektriksel, ve
manyetik özelliklerinin ortaya konulması amaçlandı. Bu çalışmada, yaklaşık 600 nm kalınlıklı
MgB2 ince filmler “iki-adım” sentezleme tekniği kullanılarak MgO (100) and r-plane Al2O3 (
1 1 02 ) altlıklar üzerine çökeltildi. İlk olarak, altlıklar üzerine borun çökeltilmesi rf manyetron
püskürtme ile gerçekleştirildi ve bu aşamayı 850 ºC’de magnezyum buharında tavlama takip
etti. Filmlerin yapısal ve manyetik özellikleri üzerinde Fe2O3 nanopartiküllerin etkisini
araştırmak için, MgB2 filmler döndürmeli kaplama yöntemiyle Fe2O3 nanopartiküllerinin
farklı konsantrasyonlarıyla kaplandı. Elde edilmiş filmlerin süperiletken özellikleri üzerinde
ferromanyetik Fe2O3 nanopartiküllerinin farklı konsantrasyonlarının etkisi, yapısal (XRD,
SEM, AFM), elektriksel (R-T) ve manyetizasyon (M-H, M-T ve AC Alınganlık) ölçümleri
yapılarak incelendi. Her iki altlık için, anizotropi katsayıları yaklaşık γ=1,2 ve koherens
uzunlukları yaklaşık  ab  5 nm hesaplandı. Koherens uzunluğunun bir sonucu olarak, Fe2O3
nanopartiküllerinin yaklaşık çapının 10 nm olması gerektiği bulundu. Bu sonuç, Fe2O3
nanopartiküllerinin çivileme merkezleri olarak görev yaptığını belirledi. Bu çalışmadan elde
edilen verilere dayanarak, kaplanmış filmlerde Fe2O3 nanopartikülleri tarafından oluşturulmuş
yapay çivileme merkezlerinin varlığı görüldü. Bütün sonuçlar, MgO altlık üzerine çökeltilmiş
filmlerin r-düzlem Al2O3 altlık üzerine çökeltilmiş filmlerden daha iyi süperiletken özellik
sergilediğini gösterdi.
Anahtar kelimeler: MgB2 Süperiletken Ince Film, Fe2O3 Nanopartikülleri, Kritik Akim
Yoğunluğu, Üst Kritik Manyetik Alan, Koherens Uzunluğu.
88
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
C4H6O5 EKLENMİŞ MGB2 SÜPERİLETKENİNİN MANYETİK
KALDIRMA KUVVETİ ÖZELLİKLERİNİN ELEKTROMANYETİK
UYGULAMALAR İÇİN ARAŞTIRILMASI
Burcu SAVAŞKAN1, Ezgi Taylan KOPARAN2*
1
Karadeniz Teknik Üniversitesi, Of Teknoloji Fakültesi, Enerji Sistemleri
Mühendisliği,61830,Of,Zonguldak
2
Bülent Ecevit Üniversitesi, Ereğli Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Eğitimi Bölümü, Ereğli 67300,
Zonguldak
*
[email protected]
ÖZET
Mıknatıslar ile süperiletkenler arasında oluşan kararlı manyetik kuvvet, bu
süperiletkenlerin manyetik yatak, enerji depolayan dönen çark, yük taşıma, yük kaldırma,
güçlü süperiletken mıknatıs ve manyetik olarak havalanmış ulaşım araçları (MAGLEV
trenleri) gibi büyük teknolojik enerji kazanımları sağlayacak kontaksız sistemlerin
yapılmasına imkân verir. Bu uygulamaların neredeyse tamamı manyetik alan altında yüksek
kritik akım yoğunluğu(Jc) gerektirir. Metal alaşımlar içinde en yüksek geçiş sıcaklığına
(~39K) sahip olması, basit kristal yapısı, başlangıç materyallerinin bolluğu, taneler arası zayıf
bağların yokluğu, yüksek Jc ve yüksek manyetizasyon özelliklerine sahip oluşu MgB2’yi çok
sayıda teknolojik uygulamalar için umut vaat eden bir aday yapmaktadır. Yüksek sıcaklık
süperiletkenlerinin manyetik kaldırma kuvveti ile ilgili pek çok çalışma yapılmış olmasına
rağmen MgB2’nin kaldırma kuvvetinin sıcaklık, yapısal faklılıklar ve akı çivileme özellikleri
ile değişimi nadiren çalışılmıştır. Proje kapsamında elde edilecek verilerin literatürdeki bu
eksikliği gidereceği ve MgB2 süperiletkenin pratik uygulamalardaki kullanımına katkı
sağlayacağı düşünülmektedir. Malik asit katkılı MgB2 süperiletkeninin manyetik kaldırma
kuvveti bu proje ile ilk kez incelenmiş olacaktır. Karbon kaynağı olarak malik asitin, MgB2
süperiletkenine eklenmesiyle örnek içerisinde akı çivileme merkezleri oluşturması, böylece
akı tuzaklama kapasitesi, kritik akım yoğunluğu ve manyetik kaldırma kuvveti özelliklerinin
iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Manyetik kaldırma kuvveti düşey ve yanal yönlerde
ölçülerek, üretilecek katkılı süperiletkenlerin, Maglev tren sistemlerinin temelini oluşturan
kılavuzlama kuvveti olarak kullanabilirliği de incelenmiş olacaktır. Bu projede hazırlanmış
örneklerin hepsi, magnezyum tozu, amorf bor tozu, malik asit (C4H6O5), ve toluen (C7H8)
kullanılarak iki adım katıhal tepkime metodu ile hazırlandı. Malik asit ekleme seviyeleri,
toplam MgB2’nin ağırlıkça %0 ile %15’i arasında değiştirildi. Yapılan manyetik kaldırma
kuvveti deneylerinde alansız soğutma işlemi (ZFC) sonrasında 24 K sıcaklıkta, ağırlıkça %10
malik asit eklenmiş örneğe kadar her bir örneğin kendi kütlesinin yaklaşık 900 katını havada
tutabildiği belirlendi. Özellikle ağırlıkça %4 malik asit eklenmiş MgB2 süperiletken örneğin
kendi ağırlığının yaklaşık 950 katını kaldırdığı bulundu. Bu sonuç şu ana kadar literatürdeki
en yüksek sonuç olarak belirlendi.
Anahtar kelimeler: MgB2 Süperiletkeni,C4H6O5 Katkı, Manyetik Kaldırma Kuvveti.
89
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
Ad Soyad
Kurum/Kuruluş
E-Posta Adresi
Abdülhamid Öztürk
Samsun Özel Feza Anadolu Lisesi
[email protected]
Ahmet Ümit Tepe
Kastamonu Üniversitesi
[email protected]
Ali Kemal Yıldırım
Yıldız Teknik Üniversitesi
[email protected]
Aliihsan Şekertekin
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Aykut Kosova
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Beytullah Erdoğan
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Bianca Badulescu
University of Agronomic Sciences and
Veterinary Medicine of Bucharest
[email protected]
Burak Alpargu
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
[email protected]
Burakhan Özyol
Kozlu Alparslan Ortaokulu
[email protected]
Burcu Nilgün Çetiner
Marmara Üniversitesi
[email protected]
Burhan Çetinkaya
İstanbul Teknik Üniversitesi
[email protected]
Cengiz Temiz
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Cumhur Harmancı
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Çağlar Çelik Bayar
Yüzüncü Yıl Üniversitesi
[email protected]
Dursun Kısa
Gaziosmanpaşa Üniversitesi
[email protected]
Ekrem Gülsevinçler
Kastamonu Üniversitesi
[email protected]
Elif Eser (Eke) Bayramoğlu
Ege Üniversitesi
[email protected]
Emre Gönültaş
KTO Karatay Üniversitesi
[email protected]
Emre Abanozoğlu
Bartın Üniversitesi
[email protected]
Ezgi Taylan Koparan
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Fatih Aliyazıcıoğlu
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Ferhat Şen
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Gökhan Bayar
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Hakan Ögüce
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Hüseyin Uzun
Karabük Üniversitesi
[email protected]
İbrahim Garip
Erciyes Üniversitesi
[email protected]
İbrahim Tufan
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Kerem Emre Ercan
Bilkent Üniversitesi
[email protected]
Kezban Özcan
Gaziosmanpaşa Üniversitesi
[email protected]
Lütfi Erdi Şahin
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Mahmut Tokur
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
[email protected]
Mithat Gökhan Atahan
Abdullah Gül Üniversitesi
[email protected]
M. Fatih Kılıçaslan
Kastamonu Üniversitesi
[email protected]
Muhammet Ören
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Muharrem Karaaslan
Mustafa Kemal Üniversitesi
[email protected]
Murat Emre Kartal
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Mükremin Doğan
İnönü Üniversitesi
[email protected]
90
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
Nazım Kunduracı
Çanakcılar Seramik San.Tic.Aş.
[email protected]
Necati Başman
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Nevzat Adabağ
Adabağ Mühendislik
[email protected]
Nuray Kayakol
Bosch Sanayi ve Ticaret A.Ş.
[email protected]
Onur Dündar
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Onur Memiş
İnönü Üniversitesi
[email protected]
Özge Duygu Okur
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Özgür Çınar
Marmara Üniversitesi
[email protected]
Özlem Altunordu Kalaycı
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Selim Karalar
Selçuk Üniversitesi
[email protected]
Semra Ergen
Gaziosmanpaşa Üniversitesi
[email protected]
Sercan Ortakcı
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Sercan Saraç
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Serhat İkizoğlu
İstanbul Teknik Üniversitesi
[email protected]
Serkan Karakiş
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Şaban Gürbüz
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
[email protected]
Şenol Alan
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Taner Çarkıt
Erciyes Üniversitesi
[email protected]
Timur Şanal
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Uğur Hasçelik
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Ümmühan Meltem Öztürk
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
[email protected]
Volkan Dereli
Bülent Ecevit Üniversitesi
[email protected]
Yasin Polat
Erciyes Üniversitesi
[email protected]
Yavuz Sezer
Yıldız Teknik Üniversitesi
[email protected]
91
Bülent Ecevit Üniversitesi I. Ar-Ge Proje Pazarı, 13 Mayıs 2014, Zonguldak
DESTEKLEYEN KURUM VE KURULUŞLAR
92
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
204
File Size
4 442 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content