SÜRDÜRÜLEBİLİR AVCILIK İÇİN TEMEL EĞİTİM

SÜRDÜRÜLEBİLİR
AVCILIK İÇİN
TEMEL EĞİTİM
T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI
DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI
DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
SÜRDÜRÜLEBİLİR AVCILIK İÇİN TEMEL EĞİTİM
Yayına Hazırlayanlar:
Ahmet Y. Yıldız, Ali Birerdinç
Batur Evgan, Cemal Akcan
Dr. Ali Ş. Bürkev, Dr. Fehmi Arıkan
Hüseyin Çelik, M. Atıf Göze
Melih Meriç, Merih Uslu
Muzaffer Uyanık, M. Sinan Deliduman
Nevzat Algan, Özge Balkız
Suna Gürler, Tolga Eratak
Yazarlar:
Ahmet Bağcı, Ali Baycın, Ali Coşar
Burak Kabakçı, Doç. Dr. İlhan Deveci
Dr. Vedat Beşkardeş, Edwin Vaassen
Erkan Karagöz, Halil C. Gülçur
İhsan Yey, Okan Arıhan
Ömer Borovalı, Prof. Dr. Kemal Kırıkçı
Rıdvan Uzuntaş, Sebati N. Akbaş
Mehmet Arpaz, Muzaffer Uyanık
Fotoğraflar:
Doğa Koruma ve Milli Parklar
Genel Müdürlüğü Arşivi
Ahmet Karataş, Aykut İnce
Bora Pir, Caner Alp
Dr. Vedat Beşkardeş
Hasan Emir, Kamil Üçbaş
Mustafa Sözen, Muzaffer Uyanık
R. Önder Arslan
Av Doğa Dergisi Arşivi
Av Tutkusu Dergisi Arşivi
Yaban Tv Arşivi
Grafik tasarım: Sevgi Aslan
Kapak fotoğrafı: Handan Vardar
ISBN: ?????????????
ADRES: ???????????
Baskı: ???????????????
SÜRDÜRÜLEBİLİR
AVCILIK İÇİN
TEMEL EĞİTİM
ÖN S Ö Z
Sü rd ü r ü l e b i l i r Av c ı l ı k
i ç i n Te m e l E ğ i t i m
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, ülkemizde avcılığın düzenlenmesi, organizasyonu ve kontrol yetkilerini Bakanlığımıza
vermiştir. Ülkemizin sahip olduğu av ve yaban hayatı kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir yönetim anlayışıyla gelecek nesillere intikalinin sağlanması üzerinde hassasiyetle durduğumuz konuların başında gelmektedir. Av ve yaban
hayatı kaynaklarımızın korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir yönetimiyle alakalı faaliyetlerimiz Bakanlığımız adına Doğa
Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce yürütülmektedir.
Av ve yaban hayatı kaynaklarımızın var olabilmesi ve tabii
dengelerini sürdürebilmesi, doğanın kendine özgü süreç ve döngülerinin çalışmasına bağlıdır. “İnsan tarafından etkilenmeyen
bir doğayı düşünmek hayalcilik olur.” gerçeğinden hareketle,
tabiatta kurulmuş olan ekolojik döngü ve dengeleri gözeterek
av kaynaklarımızı korumak, geliştirmek ve bu kaynaklardan sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde faydalanmak Bakanlığımızın
olduğu kadar yaban hayatına gönül vermiş tüm avcı camiasının
da sorumluluğundadır.
Sürdürülebilir avcılık; av kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının yanı sıra ideal avcı kavramlarını içine sindirmiş avcılarla
mümkün olabilecektir. İdeal avcı; avlanmanın bir hasat olduğuna
inanan; avcılığın sürdürülebilirliği için her şeyden önce avın varlığının sürdürülmesi gerektiğini bilen; bunun için de avda, yasalara, vicdana ve avcılık etiğine uygun davranılması gerektiğine
inanan; bazı hallerde bağışlamanın verdiği hazzın ne denli büyük
olduğunu idrak edebilen; yaban hayvanlarının yaşam ortamıyla
beraber en iyi korumasının yine avcılar tarafından yapılabileceğine inanarak yaban hayatına, avına, avcı arkadaşlarına ve diğer
şahıslarla av yaptığı çevreye saygılı olan bir doğa dostudur.
Yabanıl yaşam alanlarının yönetimi ve işletilmesinin avcılara
emanet edildiği gelişmiş ülkelerde görüldüğü gibi bizim de ülke
çapında sürdürmekte olduğumuz avcı eğitim kurslarında hedefimiz “Avcılık Etiği” ve “Sürdürülebilir Av ve Yaban Hayatı” ilkeleri doğrusunda avlanan avcılar yetiştirmektir. Av kaynaklarımızı
korumak, geliştirmek ve bu kaynaklardan sürdürülebilirlik ilkesi
çerçevesinde faydalanmak Uluslararası Av ve Yaban Hayatı Koruma Konseyi’nin “Avcılar Doğanın Koruyucularıdır” sloganında
ifade edildiği gibi av ve yaban hayatı kaynaklarının korunmasını
kendilerine ilke edinmiş avcılarla mümkün olacaktır.
Bakanlığımızın avcılara yönelik olarak düzenlediği avcı eğitim kurslarında görev alan personelimizin hizmet verimliliği ve
niteliğini arttırmak, yukarıda ifade edilen ilkeleri edinmiş avcılar yetiştirmek, ülke çapında düzenlenen kurslarla ortak bir şuur
oluşturmak maksadıyla bu kitap hazırlanmıştır. Bu kaynağın avcılarımızda ortak bir şuur oluşturarak yaban hayatı kaynaklarımızın korunması konusunda üzerlerine düşen sorumluluğun idrakine varmalarına vesile olmasını diler, kitabın hazırlanmasında
emeği geçenlere teşekkür ederim.
dProf. Dr. Veysel EROĞLU
Orman ve Su İşleri Bakanı
İ Çİ ND E Kİ L E R
n
ÖNSÖZ
4
1
AVCILIK, TARİHİ VE ETİĞİ
10
1.1
1.2
1.3
1.4
AVCILIK
TÜRKLERDE AVCILIK
GELİŞİM SÜRECİNE GÖRE AVCILIĞIN BASAMAKLARI
AVCILIK ETİĞİ
12
16
22
28
2
AVCILIĞA GİRİŞ
32
2.1
2.1.1
2.1.2
2.1.3
2.2
2.3
2.4
34
34
36
37
40
42
2.5
2.6
ADIM ADIM AVCI OLMAK
Avcılık Belgesi
Avlanma İzin Ücreti
Silah Sahipliği ve Ruhsat
AVLAKLAR VE AVLANMA
YAPTIRIMLAR
MERKEZ AV KOMİSYONUN OLUŞUMU
VE GÖREVLERİ
YABANIL YAŞAM ALANLARI
AVCI ÖRGÜTLENMESI
3
SÜRDÜRÜLEBİLİR AVCILIK
56
3.1
3.2
AVCILIĞIN EKOLOJİK BOYUTU
AVCILIĞIN EKONOMİK BOYUTU
62
70
4
AV HAYVANLARI VE AVLAMA YÖNTEMİ
76
4.1
4.1.1
AVINA İZİN VERİLEN AV HAYVANI TÜRLERİ
MEMELİLER
Yaban tavşanı (Lepus europaeus)
Ada tavşanı (Oryctolagus cuniculus)
Yaban domuzu (Sus scrofa)
Tilki (Vulpes vulpes)
Çakal (Canis aureus)
KUŞLAR
Kınalı keklik (Alectoris chukar)
Kaya kekliği (Alectoris graeca)
78
78
79
79
80
83
83
86
86
87
4.1.2
48
50
54
4.2
4.2.1
Çil keklik (Perdix perdix)
Kum kekliği (Ammoperdix griseogularıs)
Bıldırcın (Coturnix coturnix)
Tahtalı (Columba palumbus)
Kaya güvercini (Columba livia)
Üveyik (Streptopelia turtur)
Çulluk (Scolopax rusticola)
Su çulluğu-Bekasin (Gallinago gallinago)
Sakarca kazı (Anser albifrons)
Yeşilbaş (Anas platyrhnchos)
Boz ördek (Anas strepera)
Fiyu (Anas penelope)
Çamurcun-Kirikördek (Anas crecca)
Çıkrıkçın (Anas querquedula)
Kılkuyruk (Anas acuta)
Macar ördeği (Netta rufina)
Tepeli patka (Aythya fuligula)
Karabaş patka (Aythya marila)
Elmabaş patka (Aythya ferina)
Karaördek (Melanitta nigra)
Altıngöz (Bucephala clangula)
Sakarmeke (Fulica atra)
Alakarga (Garrulus glangula)
Küçük karga (Corvus monedula)
Ekin kargası (Corvus frugilegus)
Gri leş kargası (Corvus corone cornix)
Saksağan (Pica pica)
AV TURİZMİ KAPSAMINDA AVLANABİLEN
YABAN HAYVANI TÜRLERİ
AVLANMA PLANLARIYLA AVLANABİLEN MEMELİLER
Yaban keçisi (Capra aegagrus)
Çengelboynuzlu dağ keçisi (Rubicapra rubicapra asiatica)
Kızıl geyik (Cervus elaphus)
Ceylan (Gazella marica)
Anadolu yaban koyunu (Ovis gmelini anatolica)
89
90
91
93
93
94
96
98
99
101
101
102
103
103
104
105
105
106
107
107
108
109
110
110
111
111
113
114
116
116
117
119
120
121
İ Çİ N D E Kİ LE R
n
4.2.2
4.3
4.3.1
4.3.2
4.3.3
Karaca (Capreolus capreolus)
Melez yaban keçisi (Hybrid ibex)
ÖZEL ŞARTLARDA AVLANABİLEN KANATLILAR
Sülün (Phasianus colchicus)
KORUMA ALTINA ALINAN AV HAYVANI TÜRLERİ
MEMELİLER
Alageyik (Dama dama)
Ceylan (Gazella gazella)
Sırtlan (Hyaena hyaena)
Vaşak (Lynx lynx)
Ayı (Ursus arctos)
Kurt (Canis lupus)
Karakulak (Caracal caracal)
KUŞLAR
Urkeklik (Tetraogallus caspius)
Turaç (Francolinus francolinus)
Toy (Otis arda)
Gökçe güvercin (Columba oenas)
Kız kuşu (Vanellus vanellus)
Bağırtlak (Pterocles orientalis)
Kılkuyruk bağırtlak (Pterocles alchata)
Büyük su çulluğu (Gallinago media)
Küçük su çulluğu (Lymnocryptes minumus)
Bataklık çulluğu-Çamur çulluğu (Limosa limosa)
Sibirya kazı (Branta ruficollis)
Bozkaz (Anser anser)
Küçük sakarca kazı (Anser erythropus)
Küçük tarla kazı (Anser brachythnchus)
Tarla kazı-Fasulye kazı (Anser fabalis)
Suna (Tadorna tadorna)
Kaşıkgaga-Bayağı kaşıkgaga (Anas clypeata)
Kadife deniz ördeği (Melanitta fusca)
YIRTICI KUŞLAR
Gündüz ve Gece Yırtıcı Kuşları
Arışahinleri
123
124
126
126
128
128
129
129
130
131
132
133
134
136
136
137
138
139
139
140
140
141
142
143
143
144
144
145
146
146
147
148
150
151
152
Çaylaklar
Akbabalar
Deliceler
Atmacalar
Şahinler
Kartallar
Doğanlar
Gece Yırtıcı Kuşları (Strıgıformes)
152
153
153
154
154
155
157
158
5
GELENEKSEL AVLANMA YÖNTEMLERİ
5.1
5.2
YIRTICI KUŞLARLA AVLANMA
OK VE YAY İLE AVLANMA
162
6
AVDA KULLANILAN SİLAHLAR VE ARAÇLAR
182
6.1
6.1.1
6.1.2
6.2
6.2.1
6.2.2
6.3
6.4
6.5
YİVSİZ AV TÜFEKLERİ
Yivsiz Av Tüfeği Çeşitleri
Yivsiz Av Tüfekleriyle Avcılık
YİVLİ AV TÜFEKLERİ
Yivli Av Tüfeği Çeşitleri
Yivli Av Tüfekleriyle Avcılık
AV TÜFEKLERİNDE GÜVENLİK
CANSIZ MÜHRELER VE DÜDÜKLER
SPORDA VE AVDA KULLANILAN OPTİK AYGITLAR
188
196
201
206
211
217
220
224
228
7
AV KÖPEKLERİ
7.1
7.2
7.3
7.4
AV KÖPEĞİNİN TANIMI VE İŞLEVİ
AV KÖPEĞİ SEÇİMİ
AV KÖPEĞİ EĞİTİMİ
AV KÖPEĞİ GRUPLARI
8
AVDA GÜVENLİK
276
9
İLK YARDIM
284
10
HARİTA BİLGİSİ VE KAMPÇILIK
306
11
AV VE YABAN HAYATINDA AV TURİZMİ
324
12
TROFE VE TAHNİT
332
164
172
234
236
238
240
267
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
AVCILIK,
TARİHİ
VE ETİĞİ
1
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
1.1
AVC I LIK
Erkan Kayaöz
Orman Yüksek Mühendisi
Avcılık, bir canlının değişik amaçlarla diğer
canlıyı, ölü veya diri olarak ele geçirmek için yürüttüğü bir eylemdir.
Ancak burada avcının ava karşı mutlak üstünlüğünün olması etik değildir. Adına avcılık dediğimiz olayın gerçekten oluşması için avlananın
kaçıp kurtulma şansının olması, kural olarak kaçabilecek güçte olması gereklidir. Avın kaçabilme
şansına koşut olarak avcının eve eli boş dönmek
olasılığı vardır. Her zaman zor ve heyecanlı olan
avcılığın en güzel yanı da budur.
Bazı araştırmacılara göre insanları ava iten
neden, aslında insanın yaratılışından kaynaklanmaktadır. Bu düşünceye göre, insan etobur özelliği taşımaktadır. Buna neden olarak, bütün diğer etoburlar gibi parçalayıcı ve kesici dişlerinin
varlığıyla gözlerinin mesafe tayin edebilmesi için
yüzünün ön tarafında olması gösterilmektedir.
Buna karşılık otobur hayvanların ise gözlerinin
hareketlerinin savunma refleksli olması ve yüzün
her iki yanında yeralmasından dolayı av olabilecekleri ileri sürülmektedir.
İnsanın av hayvanı ile karşı karşıya gelmesinde
kesin bir sınır vardır. Bu sınır insanlar tarafından
12
konulmuştur. İnsanın akıl ve teknoloji üstünlüğü öne çıkarsa, avlanmak avcılık olmaktan çıkar. Bu davranış, aynı zamanda doğadan sınırsız yararlanma
arzusu taşıdığı için etik değerlere de uymaz.
Süreç içinde silahların etkinliği arttıkça insanoğlu kendi özgür iradesiyle
bazı sınırlamalar getirmiştir. Hayvana kaçma fırsatı vermek bu sınırlamalardan birisidir.
Avcılığın yalnız insanoğluna ait bir uğraşı olmadığı hayvanlar dünyasının her
kademesinde de var olduğu bilinmektedir. Kedilerin fareleri; kuşların sürüngenleri ve böcekleri; büyük yırtıcıların memelileri; büyük balıkların küçük balıkları
avladıkları hemen hemen herkes tarafından bilinir.
Avcılı ğın Öz ü
İnsanoğlu kendisine verilen yaşamı içgüdüleriyle yaşayan hayvanların aksine, bulduğu çeşitli uğraşlar, seçim ve davranış biçimleriyle doldurmaya çalışmaktadır. Hayat mücadelesi de denilen bu olgu birçok sorumluluğu beraberinde getirmektedir. Yapmaya zorunlu olduğu işlerin baskısı altında bunalan
insanoğlu, yaşamına bir anlam katabilmenin ve mutlu olmanın özlemini çeker. İnsanoğlu arayıştan yola çıkarak doğaya dönüş yollarından biri olan avcılığı, kendisini mutlu eden anlamlı bir etkinlik olarak bulur ve uygular.
13
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
Avlanmanın tek amacının öldürmek olmadığı, hayvanın canlı
ele geçirildiği avlanma biçimleri de vardır. Hayvanları canlı yakalayarak ehlileştiren insan buna örnektir. İlk insan, hayvanı yakalamak için ağ ve kapan kullanmıştır. Bu insan dışındaki varlıklarca
da uygulanan bir yöntemdir. Örneğin, örümcek avını yakalamak
için ağ kurmakta, karınca aslanı da avını ele geçirmek için konik
çukurunu hazırlamaktadır.
İlk insanla başlayan avcılık tutkusunda, çevresel koşullara göre
kullanılan aletler ve iklime göre yöntemler değişmiş fakat özü değişmemiştir. Avlanmanın bir ayrıcalık olduğu gerçeği, tarih boyunca süregelmiştir.
İlk çağlarda taşlarla, sopalarla başlayan, daha sonra mızrak,
balta, ok ile süregelen alet kullanımı, sonunda bugünkü modern
silahlara kadar teknolojik yeniliklerle sürmektedir.
Av tutkusu tarih boyunca süregelmesine rağmen herkese avlanma izni verilmemektedir. Bunun en önemli nedeni av hayvanlarının herkesin avlanmasına yetmeyecek kadar az olması ve
herkesin avlaması halinde tükenmesi ihtimalidir.
İnsanoğlunun doğada karşılaştığı uçsuz bucaksız ormanlar,
çayırlar, berrak sular, neşe veren rengarenk çiçekler, temiz hava,
ötüşen kuşlar ve tertemiz çevre ona büyük bir yaşama arzusu veAvcılıkta
gözün
gördüğü
her yer,
aşılan her dağ
avcınındır.
Bu büyük
bir özgürlük,
aynı zamanda gerçek bir
zenginliktir.
14
rir. Koşmak, atlamak, sıçramak, tırmanmak, takip etmek, yürümek, ata binmek gibi eylemler avcılığın bir parçasıdır. Tüm bu eylemleri içeren avcılık,
bedensel ve ruhi bir dinginlik sağlar.
Avcılık için bir tutku da denebilir. Avcıyı çağıran doğanın sesidir. Kişi, bu
çağrıyı içinde duyup da doğa ile buluştuğunda av tutkusu o kişiyi avuçlarının içine almış demektir. Av vurulmuş veya vurulmamış önemli değildir. Av
tutkusu, doğanın içindeyken duyulacak huzur ve heyecandır. Avcılıkta gözün
gördüğü her yer, aşılan her dağ avcınındır. Bu büyük bir özgürlük, aynı zamanda gerçek bir zenginliktir.
Avlanmada türler arasında eşitsizlik söz konusudur. Ancak bu eşitsizlik aşırı
boyutlara varmamalıdır. Avcı insan doğaya karşı duyarlılık kazandıkça, birkaç
av türü ile yetinir; avlanmada kullandığı tüfeklerin kalibresini düşürür;daha
çok avlayıp kendini kanıtlamakla başladığı avcılıkta zamanla olgunlaşarak bir
yaban hayatı gönüllüsü seviyesine yükselir.
15
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
1.2
T Ü R K LE R D E
AVCILIK
Türk le rde
Avcılı ğın Ta r ihi
16
Avcılığın tarihi, insanlık tarihi ile eş olduğundan, Türklerdeki avcılık da
Türk tarihi ile birlikte değerlendirilebilir.
III-IV. Yüzyıl eski Türk yazıtlarında geyik resmi ve damgalar görülmekte,
dört tekerlekli bir arabaya koşulmuş iki at ve yabani teke resimleri yaban keçisi avcılığının yapıldığını işaret etmektedir. Kaya üzerinde bulunan resimlerde,
oklarını atmış olan iki avcı ve iki av hayvanından biri yabani teke ve diğeri
yaban domuzudur. Avlanmış hayvanın yabani teke olması, büyük olasılıkla
dişi keçi avcılığının yapılmadığını veya avlanmaya değer bulunmadığını göstermektedir. Bu da köklü bir avcılık töresini işaret etmektedir. Aynı dönemde
kaya yazıtlarında bulunan hayvan tasvirleri incelendiğinde; at üstünde okla
geyik avlayan avcı, topluca yapılan sürek avları, ayı ve pars gibi yırtıcıların
yaban keçisi, geyik ve yaban domuzları üzerindeki baskıları, yırtıcıların birbirleriyle olan mücadelesi, yabani koç avı gibi figürlerin bulunduğu görülmektedir. Burada da özellikle yabani koç avlandığına işaret edilmesi, üremeleri için
dişilerinin avlanmadığı anlamını taşımaktadır.
Kök Türklerde avlanma izni ve avlak kavramlarının bulunduğu, av hayvanlarının bulunduğu yerlerin ön araştırmalara göre saptandığı, tarihsel belgelerden anlaşılmaktadır.
Kök Türk obaları içinde cinsiyete dayalı ekonomik iş bölümü, “Erkekler ok
yay yapımı biraz sürüyle uğraşma dışında çalışmazlar. Buna karşılık, avlanır ve ok
talimi yaparlar... Kadınlar bütün işleri görür. Deriden yapılan kürk manto, giysi,
ayakkabı ve tozluk gibi şeyleri onlar diker. Ayrıca, arabaları onarır ve sürerler” biçimindedir. (Caferoğlu, A. Türklerde Av Kültürü ve Müessesesi. VII. Türk Tarih
Kongresi. II. Seksiyon 1972)
Orta Asya’da bulunan Türk boylarının tamamında avcılığa büyük önem
verilirdi. Orta Asya’daki bazı Türklerde avcılık töresi, aile düzenini etkileyecek kadar önemliydi. Avcılığı yasa ile devlet düzenine ilk koyan Moğol Han’ı
Cengiz Han’dır. Cengiz Han av için, “savaş okulu” demiştir. Cengiz Han avın
yapılışını ve kurallarını yasa ile belirlemiştir. Ölümünden sonra da dört parçaya ayrılan imparatorlukta aynı yasa uygulanmıştır. Hatta Timur ve onun
soyundan gelen Babürşahlar bile aynı yasayı uygulamışlardır.
Oğuz soyundan ava merakıyla ün yapmış Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey ile
Sultan Melikşah’tır.
Sultan Melikşah (Aralık 1072-Kasım 1092) ise avcılık konusunda dünyada
ilk bilimsel kitabı yazdıran kişidir. Ava çok meraklı olup av hayvanlarının her
şeyini bilmek isterdi. Sarayındaki vezirler ve şehzadeler de bu yolda hareket
ederler, çoğu zaman bu av konusu konuşulurdu. Sultan Melikşah diğer av üs17
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
Avcılığı
yasa ile devlet
düzenine
ilk koyan
Moğol Han’ı
Cengiz Han’dır.
Cengiz Han
av için,
“savaş okulu”
demiştir.
18
tatlarını dinledikten sonra, adamlarında Felhakbin Mehmet’e bir
kitap yazılmasını emreder. “Saydname-i Melikşahi” adı verilen
kitap daha sonra yazılan pek çok esere kaynak olmuştur. Dünyadaki bilimsel anlamda ilk avcılık kitabının 1072-1092 yılları
arasında yazıldığı düşünülürse, köklü bir avcılık geleneğimizin
olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. (Bayburtlugil, N. Nizamülmülk Seyahatname. S. 183,1987. İstanbul)
Yeniçeri ocağının ağalarının memuriyet ve isimleri; Zağarcıbaşı, Seksoncubaşı, Turnacıbaşı diye anılmıştı. Yine bu ocakta
sekban avcılarıyla şikari denilen avcılar vardı.
Bazı tarihçilere göre I. Murat ile oğlu Yıldırım Beyazıt’ın beş altı
bin kişilik avcılık ekibi bulunuyordu. Bunların içinde aşırı derecede
ava düşkün olan IV. Mehmet olup tarihte avcı lakabını almıştır.
Padişahların yanlarında rikap ağalarından olan ve kendileriyle
beraber av yapan avcı sınıfının başlarına Şikar Ağaları denilmektedir. Bunlarda yukarıdan aşağıya doğru Çakırcıbaşı, Şahincibaşı,
Atmacacıbaşı olarak sınıflandırılmıştır. Bu üç ağa sarayın birunerkanı denilen dış hizmetinde bulunan avcı başlarıdır. Bunlardan
başka bir de Enderun erkanından olan Doğancıbaşı ile Doğancılar vardı. Doğancıbaşı, av sırasında padişaha en yakın olanıdır.
Av getirdikçe bahşiş alır, enderundan çıktığı zaman çok kez Çakırcıbaşı veya Şahincibaşı ile çıkarlardı. Miri avcılar avladıkları
postlu hayvanların postlarını her yıl ağalarına getirip teslim belgesi alırlardı. Bunlar ayı, pars, sansar, vaşak, tilki, çakal avlarlar ve
postlarını ağaları aracılığıyla saraya verirlerdi. Bu avcılara Defterli
Avcılar denirdi.
Taşrada görev yapan vergiden muaf kuşçuların yani çakırcı,
atmacacı ve şahincilerin bağlı oldukları yerleşim birimleri, kimlikleri ellerindeki dirliklerin hasılatını gösteren ayrı ayrı defterler
tutmaktaydı. Her görev sahibinin elinde hizmetlerini gösteren
beratları bulunuyordu. Bunlar babadan oğula, kardeşe, akrabaya
intikal etmekteydi. Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde avcıların defterleri vardı.
Osmanlı padişahları zamanında yürürlükte bulunan avcılık teş-
kilatı, Tanzimat’ın ilan tarihi olan 1839’a kadar çeşitli şekillerde sürdürülmüştür.
Padişahın av halkı olarak eşliğine aldığı maaşlı anlamına gelen ulufeli avcılar;
padişahın özel mülk olarak kullandığı yerlerde avcılığı sürdürmüşlerdir. Bunun
dışında herkesin yararlandığı ormanlarda avlanmak serbestti.
Osmanlıda köylere kadar uzanan av teşkilatı ve kurallarına ait çok miktarda belge günümüze kadar korunmuş ve arşivlenmiştir. Bunlar yurdumuzda avcılığın ve avcıların geçmiş devirlerde önemle kontrol edildiğini
göstermektedir.
Av yapılırken canlı ve cansız av getiren bütün av personeline hatta köylüye bahşiş verilirdi. Avcı Sultan Mehmet de av halkıyla bir yöreye gidip av
yaptığı zaman, köylüyü memnun etmek amacıyla Kadılar vasıtasıyla halka
duyuru yaparak, zarar ziyanı olanların ücretini fazlasıyla öder ve ödediğine
dair de Kadı’dan belge alırdı. Avda vezirler bulunuyorsa padişaha Oğuz
töresinden kalma donanmış bir at peşkeş vermeleri gerekiyordu. Valide
Sultan ve Sadrazam ava katılmamış olsalar bile bulundukları yerden peşkeş
gönderirlerdi.
Avcı Sultan Mehmet 1673 yılında İstanbul’daki yabancı devlet elçilerinin
bile av yapmalarını yasaklayarak, ellerindeki av köpeklerini Bostancıbaşıya
toplattırmıştı. Bu da onun avcılık konusunda otoritesini göstermektedir.
Türk le rde Avcılık Kültür ü
Türklerin avcılık tarihinde avcılık ve av hayvanlarının varlığı, ülkenin gelir
kaynakları arasında görülüp değerlendirilmemiştir. Buna karşılık çok köklü
bir avcılık ahlakının tarih içinde oluştuğu görülmektedir.
Türklerde avcılık sayesinde çok iyi nişancılar, cesur ve sportmen insanlar
yetişmiştir. Av merakı ve avcılık sonucu oluşan güçlü ordu, devleti ve ülkeyi
büyütmüş, sağlam tutmuştur.
Türkler, ordunun yetiştirilmesi için avcılığı en başta gelen bir yetiştirme
aracı saymışlardır. Savaşlardan önce egzersiz niteliğinde büyük sürgün avları
yapmışlardır. Bu sayede güçlü hasımlarına karşı üstün gelmiş ve başarılar kazanmışlardır.
Türklerin tazı ve zağarlar ile yırtıcı kuşlarla at üzerinde veya yaya olarak
yaptıkları avcılık, milli kültürün bir parçası haline gelmiştir.
Cirit oyunlarıyla beraber kılıç ve mızrak kullanılmış, ok atıcılığı, nişancılık
ve binicilik ile avlanmak çocuk yaşta yeni nesillere öğretilmiştir. Çocuklar tarafından vurulan ilk avlara özel bir değer verilmiş ve şenlikler düzenlenmiştir.
19
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
Türklerde
çeşitli
zümrelerden
insanların
birlikte
avlanmaları,
sosyal
farklılıkların
siyasallaşmasını
önlemekte,
sınıf, zümre,
tabaka gibi
keskin sınırların
oluşmasına
engel
olmaktadır.
20
Bazı avlara kadınların da katılımı sağlanmıştır. Genellikle Başbuğ
ve Sultanların katılması ile yılda iki kez genel avlar düzenlenmiştir. Bu avlar birer ziyafetle sona erdirilmiştir.
Türklerin avcılığı birçok yazar tarafından övülmüştür.
“Türkler at üzerinde iken dahi yaban hayvanlarını, kuşları avlarlar. Atlarını dolu dizgin sağa sola koştururken dahi attıkları
oklar hedeflerini bulur. Saklanmış olan avlarını, yere dikilmiş nişanları ve uçan kuşları vururlar. En yorgun oldukları zamanlarda
bile gözlerine ilişen bir geyiği hiç yürümemiş ve hiç yorulmamışçasına, sanki o güçlükleri çeken bir başkası imiş gibi var güçle ve
neşesi ile hemen arkasından fırlarlar.” şeklindeki ifadelerle Türklerin avcılıktaki becerileri vurgulanmıştır. (Anonim)
Padişahların, avcılığının av tutkusunun ötesinde bazı öğeler içerdiği, avcılığın alçak gönüllülükle, ahlaka uygun olarak yapıldığına
ilişkin tarih kitaplarında birçok bilgiye rastlamak mümkündür.
Naima tarihine göre; “Padişah IV. Mehmet bir avında, tazılar
salındığında bir tavşan ileri kaçmayıp kendini dereye attı. Yüzerek
tazı tehlikesinden kurtulduğunu gördüklerinde bostancılar tekrar
köpek salmak istediler. Padişah: “Tavşan azat olsun” diyerek men
etmiştir. Tavşan kurtuluş tarafında da bir zağar ile karşılaşıp kendini suya attığı halde, yakalanınca, bostancılar tavşanı zağardan
alarak padişah huzuruna getirdiler. Daha önce padişah tarafından
affedilen tavşanın bir yerini zedelemeden dağ başına salıverilmesi
emrolunmuştur.” (Naima Tarihi, Cilt 5-6)
Türklerde ava gitme, yalnızca hayvan vurma gayesi gütmez.
Aynı merak ve hobiyi paylaşan insanlarla bir arada olmak, onlarla
konuşup rahatlamak, keyifli zaman geçirmek, eğlenmek öncelik
taşımaktadır. Böylece arkadaşlık ve dostluk ilişkileri gelişir. Ortak
amaç için bir araya gelebilme, dayanışma, acı tatlı şeyleri paylaşmak gibi birçok unsuru içeren avcılık, sosyal bağları güçlendirir.
Av sırasındaki beraberlikler av dönüşünde daha çok perçinleşir.
Yurdun her yerinin evi olduğu anlayışından hareketle, Türklerde
kendi coğrafyasını öğrenme ve kendi yurdunun insanı ile kaynaşma
arzusu, avlanma tutkusunun önüne geçmiştir. Bu duygu aynı za-
manda milli birlik ve bütünlüğün de temelidir. Avcıların ülkesini ve milletini sevmesi, onu korumak için gönüllü olması, hep bu duygudan kaynaklanmaktadır.
Türklerde çeşitli zümrelerden insanların birlikte avlanmaları, sosyal farklılıkların siyasallaşmasını önlemekte, sınıf, zümre, tabaka gibi keskin sınırların oluşmasına engel olmaktadır. Avrupa’da ise avcılık soyluların yapabileceği
aristokrat bir uğraş olagelmiştir.Türklerde avcılığın aynı zamanda spor olarak
da kabul edildiği, sağlıklı ve zinde kalabilmek için heyecanı da içeren avcılığın
tercih edildiği kabul görülmektedir. Türkler bireysel sporlardan çok birlikte
yapılan sporlardan hoşlandıkları için avcılığa ilgi duymaktadırlar.Türklerdeki
at tutkusuna bağlı olarak binicilik ve atıcılık gibi uğraşların da avcılıkla iç içe
olduğu görülmektedir. Genç erkeklerin zor doğa koşullarına alıştırılarak yeteneklerinin artırılmasına tarihsel süreç içerisinde hep önem verilmiştir.
Avcılar, çok iyi tüfek kullanmaları, sportmen kişilikleri ve zorluklara dayanıklılıkları nedeniyle aynı zamanda, zor dönemlerde orduya yardımcı milis
kuvvetler olarak görülmüştür.
Savaş dönemlerinde avcıların bu yeteneklerinden yoğun biçimde yararlanılmıştır. Kuvai-Milliye’nin oluşturulmasında, silah kullanımında deneyimli
olan avcılara öncelik verilmiştir.
Avcılık, Türklerde milli kültürün bir parçası olarak süregelmiştir.
21
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
G E L İ Ş İM
S Ü R E C İ NE GÖR E
AVC I L I Ğ IN
B A S A M A K L AR I
1.3
Avcılığa ilk başlayanlar ile yeterli doyuma ulaşmış ve tecrübe sahibi olmuş avcılar arasında büyük farklılıklar görülmektedir. Daha yeni avcılığa
başlamış kişilerde, gerek
içgüdüsel olarak, gerekse
frenlenemeyen bir tutku
olarak, yaban hayvanlarını
gelişi güzel ele geçirme isteği ağır basmaktadır. Alınan
avcılık eğitimi ve kişisel
gelişim süreci sonucunda,
daha ileriki yıllarda bu istek daha kontrollü bir hal
almaktadır.
ABD Wisconsin Üniversitesi öğretim üyelerin22
den Robert Jakson ve Robert Norton’un anket çalışmaları sonucunda, avcıların avla ilgili davranış gelişimleri beş ayrı basamakla sınıflandırılmaktadır:
Öğrenme Basamağı
Bu basamakta avcının önde gelen amacı, tüfek kullanımı, hedefe bakış,
nişan alma ve atış teknikleriyle ilgili becerisinin geliştirilmesi, bu becerisini
çevresindeki arkadaşlarına öğünerek gösterebilmesi çabalarını kapsamaktadır.
Bu basamaktaki kişinin birlikte olduğu arkadaşlarıyla sürekli olarak tüfek
markaları, nişan ve atış teknikleri konusunda sohbet etme isteği, kendi kabiliyeti ile ilgili biraz da abartılı konuşmaları dikkat çeker. Bir yandan avcılık temel kavramlarını sorgulamaya çalışırken, öbür yandan kendisinde sanki uzun
yılların deneyimi varmış gibi oluşmuş kanaatlerini dillendirir.
Kendisini ava götüren deneyimli avcıları eksiklikle suçlayabilir. Avlanma
sırasında yapmış olduğu hataları sık, sık yineler. Özellikle de tüfek tutuşu konusunda hatalar yapar ki, bu durum bazen istenmeyen kazalara neden olabilir. Yine avlanırken sadece hedef gözettiğinden, bazen yanındaki arkadaşlarına
ve av köpeğine dahi zarar verebilir.
Avcılık etiği konusunda fikri olmadığından, avın değerini bilemez. Avına
kaçma fırsatı vermeyi hiç düşünmez. Yaban hayatının evrensel değerleri ile
ilgilenmez. Onun için avcılık sadece avı ele geçirmekten ibarettir.
Sınırlara Ulaşma Basamağı
Bu basamakta esas amaç, yasal kurallarla belirlenen limitlere ulaşmak için
daha çok av ele geçirmeye çalışmak ve avcılık yeteneğini kendisi ile yakın
çevresine ispatlamaktır. Öğrenme aşamasını geçen avcı, bu basamakta olağan
üstü bir çaba sarf eder. Onun için tek amaç her ne pahasına olursa olsun yasal limit sınırlarına ulaşmaktır. Bir başka ifade ile yasaların ön gördüğü limit
içindeki tüm hayvanları ele geçirmeyi hedefler.
Bu basamağın içinde bulunan avcı, av gününde gün doğumundan gün batımına kadar bütün enerjisini av takibine harcar. Yiyeceğini yanında taşıyarak
zamandan kazanır. Çünkü onun düşüncesine göre, pikniğe gelmemiştir ve
sınıra ulaşmak için zamanı çok iyi değerlendirmesi gerekmektedir. Herkesten
önce av meralarına girme isteği ağır basar ve sık sık av merası değiştirir. Adeta
bir kovalamaca içerisindedir.
Kendince başarılı geçen avlanma sonrasında, vurduğu avları yakın arkadaşlarına ve hatta tanımadığı avcılara gösterme isteği içerisindedir. Başarısız
geçen avlarda ise tam bir ruh çöküntüsü yaşar. Vuramadığı avlar için kendini
23
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
haklı gösterecek binbir neden bulur. Avlanma süreci içinde her
zaman avcının kazanamayacağı olgusunu aklına getirmez.
Gündelik yaşamında av tutkusu her şeyden daha önemlidir.
Konu av olunca bencil ve kıskançtır. Edindiği bilgileri önceki basamaktaki arkadaşlarıyla paylaşmaz.
Trofe Basamağı
Bu basamakta esas amaç, rastgele bir av olmayıp, avlanabilecek avlar arasında titizlikle seçilmiş ve belirgin özelliği olan
birinin avlanmasıdır. Bu seçimde kural, avcı tarafından üretilen
değer yargılarına göre belirlenir. Yüksek değer yargılarına sahip
avcılar, kendilerini yaban hayatı yaşam piramidinde düzenleyici
olarak görürler. Bu avcılar yaban hayatı yaşam zincirine zarar
vermeden avlanmak isterler. Her zaman seçici davranırlar. Bazıları koleksiyonundaki bir eksik trofeyi tamamlamak isterken,
bazıları seleksiyon avlarıyla popülasyona zararlı olabilecek fertleri avlarlar. Yaban hayvanlarının değerini bilirler. Avlanmadan
önce titizlikle araziyi etüt ederler. Hedefledikleri avı bulana kadar sabırla av takibi yaparlar. Önlerine çıkan çok sayıda av hayvanını avlamaz, seyretmekle yetinirler.
Av sezonundan önce
avlayacağı hayvanın özelliklerini belirleyerek, yer
ve zamanı dikkate alarak
plan yaparlar. Bunun için
uzak mesafelere gitmekten
çekinmezler. Avlanacağı
arazide tam bir strateji uzmanı gibi davranır. Hangi
özellikte hayvanı, ne zaman ve kaç tane avlayacağını çok önceden belirler.
Avcılıkla ilgili değer
yargıları gelişmiştir. Avla24
yacağı ava göre tüfek, fişek ve kıyafet seçimi mükemmeldir. Kampçılıkla ilgili
malzemeleri tamdır. Av hayvanlarının davranış biçimlerini bilir ve ona göre
gerekli önlemleri alır.
Ava gittiği arkadaşlarıyla uzun yıllar süren bir beraberliği vardır.
Avlanacağı zamanı ve yeri asla deşifre etmezler. Sadece sonuçları açıklarlar.
İstediği hayvanı avladıktan sonra bir av dergisinin röportajına gönüllüdürler.
Ava gitme sayısında belirgin bir azalma olurken, diğer rafine zevkler çoğalır.
Seçkin yerlerde derin av sohbetleri içeren ziyafet sofralarından zevk alırlar.
Bu basamakta avcı fotoğraf makinesi, kamera gibi kaydedicileri yanından
ayırmaz. Avladığı hayvanı fotoğrafla mutlaka tespit eder. Bunun yanı sıra evinin
bir köşesinde saklayacağı av trofesini tahnit yaptırarak, kalıcı hale getirir.
Metot Basamağı
Bu basamakta avcı, deneyimlerinin verdiği beceri ve sorumluluk anlayışına
yönelerek, av hayvanına kaçıp kurtulma şansını daha fazla tanır. Av hayvanı ve
avcı arasındaki eşitsizliği asgariye indirme gayreti içindedir. Çünkü av hayvanının değerini bilir. Kendine kısıtlar koyarak, tüfek kalibresini düşürür veya
birden fazla atabilen tüfek yerine tek kırma tüfeği tercih eder.
Avlanma eyleminde av vurma ikinci plana düşer. Daha çok avlanma daha
az vurma fikri ön plana çıkar. Av kapsamına aldığı türlerin sayısını azaltır. Giderek insana karşı aldatıcı hünerlerini en iyi sürdüren birkaç av türüyle yetinir.
Ava çıkmadan önce günlük limitlerin çok altında bir sayı belirleyerek bunu
uygular. Avlanma süresi gün içinde olduğu gibi yıl içinde de azalır. Üretilmesi zor hayvanları
avlamaktan kaçınır.
Çoğu zaman avın
kaçmasına sevinir.
Av tutkusu avlanma
eylemi üzerinde yoğunlaşır. Avı vurma
ikinci plana düşer.
Bu basamakta
avcı yaban hayatı
yaşama alanlarının
korunması ve çevre
sorunlarıyla ilgilenir. Av hayvanlarını
25
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
korumanın öncelikle yaşam alanlarını korumaktan geçtiğini
bilir. Ava gittiği kırsal kesimin sosyoekonomik durumuyla ilgilenir. Çünkü o yöredeki sosyoekonomik kalkınmanın, av kaynaklarının korunması için de önemli olacağını düşünür.
Bu aşamada doğaya bakış açısında köklü değişiklikler ortaya
çıkar. Doğal sürecin sebep sonuç ilişkilerini anlamaya çalışır. Yaban hayatının bir beslenme zinciri ile birbirine bağlı olduğunu
bilir. Karşılaştığı olaylarda ayrıntılara girer. Genç avcılara verdikleri öğütlerde ısrarcıdır.
Bu basamağın son yıllarında geçmişini sorgulamaya başlar. Yaptığı hatalardan üzüntü duyar. Geçmişteki hatalarını telafi etmek için
yaban hayvanı yetiştirme veya doğaya salma fikirleri ön plana çıkar.
Sportmenlik Basamağı
Avcılığa ilk
başlayanlar ile
yeterli doyuma
ulaşmış ve
tecrübe sahibi
olmuş avcılar
arasında büyük
farklılıklar
görülmektedir.
26
Bu basamakta uzun yıllar sürdürülmüş avlanma eylemi sonucunda geliştirilmiş değer yargıları belirginleşir. Yaban hayvanlarının değeri, hayvan hakları, yaşam sevgisi, doğa içindeki yaşam
piramidi, doğaya saygı gibi yüksek değerler benimsenir. Bu dönemde koruma kullanma dengesi içinde, sürdürülebilir bir avcılığın geliştirilmesi için zaman ve para harcanır.
Av kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda sorumluluklar artar. Genç avcıların eğitilmesine önem verilir. Her
fırsatta deneyimlerin onlara aktarılması hedeflenir.
Bu dönemde avcı geçmişin hesaplaşmasını yapmış olmanın
huzuru içinde gelecek nesillere deneyimlerini aktarabilmek için
kitap yazar, panellere ve konferanslara katılır.
Avcılık eylemini ait olduğu doğanın içinde olmak, onun derinliklerine ulaşmak, onu takip etmek, doğanında kendisini takip ettiğini hissedip ürpererek heyecanlanmak için yaptığını düşünür.
Bu basamaktaki avcının ulaşmak istediği hedef, deneyimlerinin
sonucu elde ettiği kazanımları, evrensel öneme sahip yüksek değer
yargılarını, gelecek kuşaklara bir disiplin içinde aktarılmasını sağlamaktır. Çünkü artık o ölümün, bir tetik düşürme süresi kadar kısa
bir zaman dilimi içerisinde ona ulaşacağının bilincindedir.
27
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
1.4
28
AVC I LIK ETİĞİ
Avcılık felsefesini bilen ve kültürünü yaşatan avcıların, av ve yaban hayatına özenle sahip çıktığı unutulmamalıdır. Tarihe baktığımızda ilk çevrecilerin gerçek avcılar olduğunu görürüz. Av ve yabanıl kaynakları korunması
ve geliştirilmesi için avcıların diğer çevreci kurum ve kuruluşlarla işbirliği
içinde çalışmalar yapması, gerekirse bazı türlerin avlanılmasına kısıtlar getirilmesinin bizzat avcılar tarafından önerilmesi, kaynakların sürdürülebilirliği açısından dikkate değerdir.
Avcı, çevreye saygılı, bir hasat programı çerçevesinde, yararlanan öder
prensibi ışığında, yaban hayatına kaynak sağlayıcı olma durumundadır. Yaban hayatı için gereken finansmanın önemli kaynaklarından biri avcıdır. Avcı,
avın gereği olan av hayvanlarını korur.
Avcı, kanunlara uymalı, yaban hayatının korunmasına, özellikle av hayvanlarının barınma ve çoğalmasına olanak sağlayarak, avın kanunlara uygun
bir hasat olduğunu kabul etmeli, yaşamı boyunca bu ilkeye uymalıdır. Ayrıca
avcılığın örf ve adetlerine, geleneksel değerlerine uymalı, gelecek kuşaklara bu
değerleri aktarmalıdır.
Ge le ne k s e l Avcılık Değer ler i
Avcılık, usta-çırak ilişkisiyle öğrenilen ve sürdürülebilen bir uğraş olup ustaya saygı ile başlar. Usta avcı; görmüş geçirmiş, öğrenmiş kişidir. Yeni avcıya
öğretecek çok şeyi vardır. Günümüze kadar bu öğretiler avcıdan avcıya geçmiş
yazılı olmayan kurallar
haline gelmiştir.
Avcılıkta sınıf farkı,
meslek farkı kesinlikle
yoktur.
Avcı avına saygı duymalıdır. Ava kaçma şansı
tanımak, onunla mücadele ederek ele geçirmek
ilk şarttır. Mücadele sonunda av yaralı kalırsa
onu arayıp, bulmak, ele
geçirmek gerekir. Bulamadığınız bir avın yerine bir başkasını vurmak
29
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
ava ve doğaya saygısızlıktır. Hiçbir avcı avın azalmasını, yok olmasını istemez.
Ekili tarlalar av hayvanları için vazgeçilmez barınaklar ve besin
kaynaklarıdır. Ekili bir arazide avlanmak tarıma, tarla sahibine
zarar vermek demektir. Avcı asla ekili tarlalara girmemelidir.
Etraftan çalı, çırpı, odun toplamak varken ağaç dalları keserek
ateş yakmak ağaca zarar verir. Ateş yakarken ormana sıçramayacak yerler ve açık alanlar seçilmelidir. Avlanma esnasında sigara
içilmez, asla alkol alınmaz.
Başka bir avcının önündeki ava atış yapılmaz. Av başka bir avcının önüne gidiyorsa mutlaka seslenerek haber verilir. Avda hiza
çok önemlidir; hiçbir zaman ne öne geçilir, ne de geride kalınır.
Avcı arkadaşlarıyla göz temasını kaybetmez.
Avcı paylaşmasını bilen kişidir; ekmeğini, suyunu, avını paylaşır. Yemekten sonra çöp ve artıklarını toplar, çevreyi kirletmez.
Avda atıp vuramayanla alay etmez. Şakayı, av bitip sohbet
ederken arkadaşını kırmadan yapar.
30
Avcılık akıllı ve ekonomik bir hasattır. Avcı, avının azalmaması için tedbirler alır. Bazı yıllarda azalan av türünün yasaklanması veya kısıtlanması
için başvuruda bulunur. Bu şekilde avcı sürdürülebilir bir avcılığın yapılmasını sağlar. Avlanırken eksik ve yanlış gördüklerini ikaz eder ve ilgililere
bildirir.
Avcı vurduğu av hayvanlarıyla böbürlenmez. Onun için limitleri doldurmak gibi bir çabası yoktur.
Eli Tüf e k li Gerçek Avcı
Her eline silah alıp ben av yapıyorum diyen kişi avcı değildir. Avcı; eğitim
almış, yasaların belirlediği belgelere sahip, kanunlarla belirlenmiş avlanma ilkelerine uyan ve avcı etiği edinmiş kişidir. Kanunlara ve etiğe uymadan avlananlar dışlanmakta ve bu kişiler için “eli tüfekli, bohçacı” gibi tanımlamalar
kullanılmaktadır.
KAY NA KL A R
And, M., (1974), XVI. Yüzyılda Av ve Avcılık, Türkiye Ansiklopedisi, Cilt I, 279.
Başbakanlık Arşivi, Arazi Tahrir Defteri, Sayı 433, 563.
Bayburtlugil, N., (1987), Nizamülmülk Seyahatname, İstanbul, 183.
Caferoğlu, A., (1972), Türklerde Av Kültürü ve Müesssesi,
VII. Türk Tarih Kongresi, II. Seksiyon.
Coşkun, M., (Mart 1973), Av Dergisi, Sayı 3, İstanbul.
Divitçioğlu, S., (1987), Kök Türkler (Kut, Küç ve Ülüg), İstanbul.
Esin, E., (1962), The Seljuks in Asie Minor Adlı Eserin Tenkidi, Vakıflar Dergisi, Ankara.
Evliya Çelebi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Cilt 1.
Eremya Çelebi Kömürciyan, İstanbul Tarihi, İstanbul.
Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi, Cilt 11.
Hayat Tarih Mecmuası, (Kasım 1967), Cilt 2, Sayı 10, Sıra 34, İstanbul.
Manastır Şer’i Mahkeme Sicilleri, Cilt 3, 116.
Naima Tarihi, Cilt 5-6.
Nutku, Ö., (1987), IV. Mehmed’in Edirne Şenliği, Ankara.
Orkun, H. N., (1986), Eski Türk Yazıtları, Ankara, TDK.
Türkömer, D., (1998), Av Tutkusu, 2. Baskı, İstanbul.
Uzunçarşılı, H. İ., (1984), Kapıkulu Ocakları I., Ankara.
Uzunçarşılı, H. İ., (1973), Osmanlı Tarihi III., Ankara.
Üçok, C., (1967), Moğol Kanunları, 54-117, Ankara.
The Enlyclopaedia of Islam, Volume VI.
31