Fuat USTAKARA Küreselleşmenin Sürükleyeci Gücü Halkla İlişkiler

Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
KÜRESELLEŞMENİN SÜRÜKLEYİCİ GÜCÜ HALKLA İLİŞKİLER VE HALKLA
İLİŞKİLERİ DÖNÜŞTÜREN KÜRESELLEŞME
Fuat USTAKARA
Gaziantep Üniversitesi,
İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım
Gaziantep
ÖZET
Yirminci yüzyılda modern kimliğini bulan halkla ilişkiler, küreselleşmenin sürükleyici güçlerinden
biri olmuştur. Yirmi birinci yüzyılda yeni iletişim teknolojilerinin Web 2.0 uygulamaları ile genişleyen
web ağı, özellikle çokuluslu şirketlerin kamularıyla etkileşimini güçlendirmiş; geribildirimin hızını
artırmış ve maliyet yükünü düşürmüştür. Halkla ilişkiler, küreselleşmenin pek çok ülkeye
senkronizasyonu noktasında başat faktörlerden biri olmuş; bunun yanında küreselleşme olgusu da
halkla ilişkilerin işlevselliğinin gelişmesine katkı yapmıştır. Sosyal ağ kanallarıyla şirketler yeri
geldiğinde dünyanın bir ucundaki tüketiciler, yatırımcılar, tedarikçiler, bayiler gibi çoklu paydaşlar ile
çevrimiçi bağlantı olanağını yakalamış; halkla ilişkiler küresel dönüşümler sayesinde yeni bir boyut
kazanmıştır. Halkla ilişkiler endüstrisi baş döndürücü rakamlarla gelir düzeyini yükseltmiştir. Sektörde
Amerikan eksenli bir egemenlik durumu gözlenmektedir. Çalışma, öncelikli olarak küreselleşmeyle
beliren değişimi iletişim sosyolojisi açısından değerlendirmektedir. Bundan sonra, çalışmanın çatısını
oluşturan bilgilerden yola çıkarak ağ donatılarıyla kendini yenileyen ve yönetsel gücünü artıran halkla
ilişkiler ile küreselleşme arasındaki etkileşimi ayrıntılarıyla açıklamakta; son olarak, halkla ilişkiler
endüstrisinin teknolojinin olanaklarını kullanarak kurgusal gerçeklik üretimini gerçekleştirmesi
üzerine yönelmektedir. Halkla ilişkiler örgütler adına gerçeklik üretirken kurgusal gerçeklikler
gerçeğin yerini örtmekte; halkla ilişkiler işlevinin etik boyutu tartışmaya açılmaktadır. Buna bağlı
olarak; bu çalışma halkla ilişkilerin etik boyutu ile gerçeklikleri değiştirme boyutu arasındaki uçurumu
göstermekte; küreselleşmiş halkla ilişkiler endüstrisine yönelik sorgulayıcı bir bakış açısını
getirmektedir.
Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, ağ teknolojisi, küresel halkla ilişkiler endüstrisi, gerçeklik üretimi.
Public Relations As The Fluent Power Of Globalization And Globalization Which Converts
Public Relations
ABSTRACT
Public relations which finds own modern identity in twentieth century has been an element of the
fluent power of globalization. The network which has broadened with new communication
technologies on the applications of Web 2.0 especially has reinforced the interaction between
multinational companies and their publics, and has sped feedback, and decreased the cost. Public
relations has been one of the dominant factor on synchronization, beside this the notion of
globalization has contributed the development of public relations function. The companies have
reached multi stakeholders such as the consumers, and the investors, and the suppliers, and the dealers
in anywhere of the world, public relations has gained a new dimension with the global rotations.
Public relations industry has increased income with great amount of money. We can see a dominance
situation which is American-centered in public relations sector. The study firstly evaluates the change
with the globalization process in the context of communicational sociology. Next, the study explains
338
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
the interaction between public relations which renovates own structure with the network equipment,
and enhances the managerial power and globalization in detail by proceeding with the knowledge on
the framework of the study. Finally, the study concentrates on public relations industry’s applying the
fictional reality production by using the technological opportunities. While public relations products
reality on behalf of organizations, the fictional reality covers the fact reality. Therefore, we argue
about the ethical dimension of public relations function. Accordingly, the study presents the
discrepancy between the ethical dimension of public relations and the dimension of public relations’
changing the reality. It has a quizzical perspective on the globalizing public relations industry.
Keywords: Globalization, network technology, global public relations industry, reality production.
Giriş
Küreselleşme, getirdiği kazanımlar ve yitirilen değerler adına tartışmalı bir kavram
olmakla birlikte yirminci yüzyılın son çeyreğinde dile getirilmeye başlanan ve yirmi birinci
yüzyılda ivme kazanan bir gerçekliktir. İçerdiği anlam itibariyle toplumlardaki değişim ve
dönüşümlere işaret eden küreselleşmenin etkileri, dünya genelinde sosyal, ekonomik ve
kültürel boyutlarda görülmüştür.
Zihnimizi biraz üzerine yorduğumuzda, erişimin kolaylığına çağrışım yaptığını
anladığımız küreselleşme, ekonomik ve toplumsal dönüşümleri açıklayan bir kavram
olmasının yanı sıra bir yönüyle de iletişimin sınır tanımaması anlamına gelmektedir. Severin
ve Tankard (1992, s. 7), iletişim teknolojilerindeki değişimlerin hızına bağlı olarak
günümüzde sıklıkla "iletişim devrimi" terimini duymakta olduğumuzu vurgular. Giddens’in
ifadesiyle (1998, s. 66-67) küreselleşme, zamanın mekândan bağımsız kılınmasıdır.
McLuhan ve Fiore (2012, s. 8), toplumların iletişim aracı olarak kullanılan medyanın
içeriğine göre şekillendiğine vurgu yapmakta, yirmi birinci yüzyıl insanının sosyal medya
ağlarıyla etkileşim kurarak zamanın mekândan ayrışmasına imkân tanıyan sosyal kişilik
yapısına bundan uzun yıllar önce gönderme yapmaktadırlar. Bundan başka, Habermas (2002,
s. 50), bilginin yayımlanması, kayda alınması ve işlenmesi sürecindeki yeni tekniklerin zaman
ve mekân algısını değiştirdiğinin altını çizmektedir. Bu minvalde düşünüldüğünde, yirmi
birinci yüzyıldaki halkla ilişkiler yönetiminin örgütlerin kamularıyla ağ donanımlarıyla
geliştirdikleri iletişim yönetiminde zamanın mekândan bağımsız kılınması işlevini
gerçekleştirdiklerini çıkarsayabiliriz.
Şirketlerin uluslararası ölçekte ürün ve hizmet değişimi kabiliyetleri üretimlerini başka
ülkelere kaydırmaktadır ve şirket yönetimleri; teknolojik gelişmeler, gelirlerin artması, sınır
ötesi hareketlerin serbestleşmesi ve ülkeler arasında daha çok müşterek düzenlemeler
sayesinde geliştirilmiş olan yönetmenin etkili yollarını ülke dışına açılarak öğrenmektedirler
(Daniels, Radebaugh ve Sullivan, 2002, s. 8). Bu açıdan bakıldığında, halkla ilişkiler
339
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
yönetiminin şirket yönetimlerine küresel açılmadaki katkıları oldukça yoğun düzeyde
gerçekleşmektedir.
Küreselleşme birçok açıdan halkla ilişkiler endüstrisini geliştirirken, halkla ilişkiler de
küreselleşmenin yayılmasına katkıda bulunan yönetsel bir fonksiyon olmuştur (Sriramesh ve
Verčič, 2007, s. 355). Halkla ilişkiler, küreselleşmenin de hızlandırıcı tesiriyle birlikte
yönetsel kabiliyetini artırmış; dijital çağda örgüt-kamu ilişkilerindeki değerini daha yoğun
hissettiren bir düzeye erişmiştir.
Bu çalışma, küreselleşmenin bir itici gücü olarak halkla ilişkilerin rolüne
odaklanmakta ve halkla ilişkilerin biçimlenmesinde küreselleşmenin etkisini aramaktadır.
Çalışma, sosyolojik bir yönelimde halkla ilişkilerin dijital çağdaki işlevselliğine
değinmektedir. Çalışmanın birinci bölümü, yeni iletişim teknolojileriyle baş döndürücü bir
hıza erişen küresel ağın getirmiş olduğu sosyal değişimleri ele almaktadır. İkinci bölüm,
küresel ağ teknolojisinin halkla ilişkiler işlevine yeni bir biçim vermesine odaklanmakta ve
küresel halkla ilişkiler stratejilerinde öne çıkan konular üzerine eğilmektedir. Üçüncü bölüm,
küreselleşmiş halkla ilişkiler endüstrisine sorgulayıcı bir yaklaşım ile eğilmek üzerine
kurgulanmaktadır. Çalışma, kuramsal açıdan McLuhan, Foucault ve Baudrillard gibi
düşünürlerin çıkarımlarından yararlanarak çoklu bağlantılar kurması yönüyle halkla ilişkiler
alanına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Ağlarla Çevrilmiş Bir Düzen: Küreselleşme
Küreselleşmeyi öz bir anlatımla değerlendirecek olursak; terimi farklı ülkelerden
insanlar arasındaki derinleşen ilişkilere ve yaygınlaşan karşılıklı bağımlılığa gönderme
yapmak için kullanırız (Daniels, Radebaugh ve Sullivan, 2002, s. 4). Küreselleşme üzerine
getirilen bu açıklama, bir ağ örüntüsü kavrayışını ifade eder.
Yirmi birinci yüzyıl küresel düzeninin temel özelliği, ağlarla örülmüş bir toplumsal
sistemin egemen olmasıdır. Bauman (2010, s. 8), zaman-mekân sıkışması teriminin çok yönlü
dönüşümü özetlediğine vurgu yapmaktadır. Bu dönüşümün temelinde ağ teknolojisinin
sarmaladığı bir yeni sistemin bulunduğu açıktır. Dünya çapında ağ teriminde ifadesini bulan
ağ, farklı kaynaklar arasında ortak bir dil geliştirerek bu kaynaklara erişimi sağlayan bir
sistem olarak kendini gösterir (Maigret, 2011, s. 329). Bu gerçekliğe ilişkin olarak, McLuhan
(2014, s. 48), yeni elektronik karşılıklı bağımlılığın dünyayı küresel bir köy imgesinde
yeniden yarattığına işaret eder.
Küresel köyün başat aktörü olarak interneti görmek yanıltıcı olmayacaktır. Civelek
(2009, s. 12-15), internetin temel özelliklerini merkezsiz, özgür, küresel, dinamik, sınırsız,
340
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
eşzamanlı olmayan sözcükleriyle bütünleşik bir yapıda ifade etmektedir. Bunun en açık
örneklerinden biri olarak Castells (2006, s. 67), 2002 yılında Arjantin’de küreselleşme karşıtı
hareketlenme sürecinde internetten yoğun düzeyde yararlanıldığını ve bu hareketlenmenin
internete dayalı ağlar temelinde tüm dünyaya yayıldığını vurgular. Buna göre ʻküreselʻ
kavramının simgesi konumundaki internet, küreselleşme karşıtı hareketlenmelerin temel
aracıdır. Gerçekten de interneti üstün kılan şey mekân ve zaman sınırlaması tanımaksızın
erişim kapasitesinin azami boyutta olması, her geçen gün kazandığı yeni özellikler ile dinamik
bir yapıya sahip olması, kullanıcılara kendini gerçekleştirme ve ifade etme gücünü vermesidir.
Küresel bir ağ toplumuna ilişkin kavrayış getirmede McLuhan, geliştirdiği kuramsal
yapıyla iletişim sosyolojisine yön vermiştir. Buradaki tasavvura göre dijitalleşme, medyanın
küreselleşmesindeki en önemli halkayı oluşturmakla birlikte düşünme, algılama ve kavrama
tarzımızı da değiştiren bir etmendir (Mutlu, 2005, s. 208-209). Matbaayı bireyciliğin
teknolojisi olarak kavrayan McLuhan (2014, s. 223), iletişim araçlarının insan ilişkilerini
biçimlendiren bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekmekte, bize yeni iletişim teknolojilerinin
ağ donatısının sosyalleşmenin önünü açtığı bilgisini vermektedir. Bir örnek vermek gerekirse
sosyal medya ortamlarıyla internet erişimine sahip her kullanıcı, içerik oluşturma, değiştirme,
yorumlama ve değerlendirme gibi eylemlerde bulunma; buna ek olarak, internet kullanmadan
varlığından haberdar dahi olamayacağı topluluklara üye olma gücüne sahip olmuştur (Akyazı
ve Aslan, 2013, s. 177). Sosyal medya ağları, belirli bir ideali paylaşan insanları birbirine
kenetleyerek küresel bir aktivizm ruhunu yakalama fırsatını tanımıştır. Yukarıda geçen
küreselleşme karşıtı aktivist örgütlenmede olduğu gibi Greenpeace’nin uluslararası
örgütlenmesinde ve ses getiren aktivizminde sosyal medya ağlarını kullanması, yeni iletişim
teknolojilerinin küresel boyuttaki etkisini gözler önüne sermektedir.
Küresel köy hiyerarşik, tek biçimli ve bireyci matbaa kültürünü ortadan kaldırmış,
yerine eşzamanlı olayların daha dokunsal kültürünü geçirmiştir (Stevenson, 2008, s. 206). Bu
bölümde yer alan tüm bu bilgilere dayanarak ağ teknolojisinin zaman ve mekân ayrımına yer
vermeksizin erişimi mümkün kıldığını, insanların kendilerini ifade edebilme olanaklarını
artırdığını, kitlesel eylem gücüne fırsat tanıdığını düşünebiliriz.
Küreselleşme ve Halkla İlişkiler: İki Yönlü Yansıma
Halkla ilişkiler küresel bir boyuta erişmiş bulunmakta ve buna paralel olarak,
küreselleşme halkla ilişkileri yapılandırmaktadır. Verčič ve arkadaşları (2001, s. 337), halkla
ilişkilerin tanımı, boyutları ve alanına yönelik küresel bakışa ihtiyaç duyulduğuna dikkat
341
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
çekerler. Buna ek olarak, halkla ilişkilere yönelik sınırlandırma yaklaşımlarının yaşadığımız
çağda tamamen yetersiz kaldığı yorumunu getirirler.
Küreselleşmeye neden olan gelişmeler ile uluslararası pazara açılan şirketlerin ticareti
arasında kurulan bağlantı, bize halkla ilişkilerin küresel boyuta taşınmasını açan bir görüntü
sağlayacaktır. Bu nedenle aşağıdaki şekil konuya geniş bir perspektif kazandırmaktadır:
Şekil 1. Uluslararası Ticaret İle Küreselleşme Yönünde Nedenler Arasındaki Karşılıklı
Etkileşim
Teknolojik gelişmeler
Sınır ötesi hareketlerin
serbestleşmesi
Gelirlerin artması
Ülkeler arasında müşterek
düzenlemeler
Küreselleşme yönünde nedenler
Uluslararası Ticaret
Kaynak: (Daniels, Radebaugh ve Sullivan, 2002, s. 9)
Yukarıda çizilen şekle göre, küreselleşmeyi getiren temel etmenlerin erişime sınır
tanımayan teknolojik gelişmeler, sermaye gruplarının gelirlerini yükseltmesi, ürün ve hizmet
satışında sınırların ortadan kalkması ve ülkeler arasında uluslararası ticareti kolaylaştıran
yasal çerçevelerin oluşturulması olduğu görülmektedir. Bu etmenlerin ortaya çıkması,
şirketlerin girişimcilik yeteneklerini dünya geneline yayma çabalarına yöneltmiştir. Dünya
geneline yayılan akışkanlığı gösteren bu görüngüde halkla ilişkilere yüklenebilecek rol,
pazarına girilecek ülkelere temsil edilen şirketi ve/veya markayı tanıtarak, söz konusu pazar
içerisinde şirketi ve/veya markayı toplumsal değerleri dikkate almak suretiyle kültüre göre
biçimlendirmektir.
Küreselleşme ve halkla ilişkiler arasındaki bağıntıyı genel görüngüde anlamak çok zor
olmasa da; küreselleşmede halkla ilişkiler rolünün karmaşık olduğunu düşünebiliriz. Bu
karmaşıklık durumunu bir sonraki bölüme bırakarak, öncelikle küreselleşmeye halkla
ilişkilerin yaptığı etkiye ve halkla ilişkileri küresel ağ donatılarının biçimlendirmesi
342
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
gerçekliğine değinmek gerekmektedir. Bunu açacak kapı ise McLuhan öğretisinin
izdüşümünden geçmektedir.
McLuhan (2014, s. 34), elektrikli medya etkileşiminin küresel köyün karakteri
olduğuna dikkat çeker ve günümüzden uzun yıllar önce yapmış olduğu tespite göre, karşılıklı
bağımlılığın yeni temel boyutunun en çok farkında olan meslek kesimi, reklamcılık ve halkla
ilişkiler topluluğudur. Reklam ve halkla ilişkilerin kitle iletişim araçlarını kitlelerin bilincine
mesaj yükleme bağlamında kullanmasında medyanın sahip olduğu özellikler dikkate
alınmaktadır. Halkla ilişkiler yöneticileri, aynı zamanda bir bakıma medya tanıma uzmanları
olarak kavranabilir.
McLuhan’ın öğretisinde elektrikli medya henüz bir yenilik olarak televizyon ile
kuşanmıştı. McLuhan’ın öğretisinin izdüşümünde, sosyal medya ağında televizyondakine
görece karşılıklı bağımlılığın daha yoğunluklu olduğunu çıkarsamak mümkündür. Nitekim
sosyal medya, eşzamanlı etkileşimi olası kılarak bu karşılıklı bağımlılığı sağlayan bir mecra
olma özelliğini taşımaktadır. Buna ek olarak dijital ajansların kurulması, sosyal medya
uzmanlığı ve sosyal medya yöneticiliği kavramlarının ortaya çıkması iletişime yönelik
günümüze özgü bir ihtiyaca karşılık gelir. Buna bağlı olarak çağdaş halkla ilişkiler
yönetiminde sosyal medya ağının kullanımı yaygınlık kazanmıştır.
Şirketler ve şirketlerin servetine güç katan markalar, dış pazarlara açılarak
küreselleşirken yerel kültürlerin dinamiklerini ve kültürel açıdan hassasiyet noktalarını
öğrenmeye yönelmeleri gerekmektedir. Buradaki önemli ayrıntıya küresel halkla ilişkiler
üzerine eğilen kaynaklarda rastlanmaktadır. Etkili bir iletişim gerçekleştirebilmek için;
uluslararası alana açılan şirketler, paydaşlarının ve özellikle müşterilerinin dünyaya bakış
açılarını, alışkanlık durumlarını ve düşünüş şekillerini önemsemek durumundadırlar (Ihator,
2000: 38). Halkla ilişkiler yönetimi, kültürel eğilimleri öğrenerek strateji belirlenirken baskın
koalisyona 1 kültürel farklılıklar hakkında bilgi aktarmalıdırlar. Bir örnek üzerinden açmak
istersek; Rhee (2002, s. 179), çalışmasında Güney Kore kültürüne ait -Konfüçyüsçülük ve
özellikle kolektivizm- özelliklerdeki bulguların küresel halkla ilişkiler kuramının gelişmesine
değerli kavrayışlar sağladığını belirtmekte, çalışmasında bulgulanan pozitif ilişkilerin küresel
halkla ilişkilerin genelleyici ilkelerinin Konfüçyüsçü ya da kolektivist bir kültür ile uyumlu
olabileceğine işaret etmektedir. Ni (2009, s. 101), halkla ilişkilerin değerinin özellikle
kamuları ile stratejik bir yönelimde kurumsal stratejilerin uygulamaya geçirilmesine katkı
1
Baskın koalisyon, James E. Grunig ve Mükemmellik Ekibinin kavramlaştırmasıdır. Bir örgütte stratejik
kararları alan ve stratejik kamuları belirleyen örgüt üyeleri için kullanılır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Grunig, 1992:
23-24.
343
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
veren ilişki kurmaktan geçtiğine işaret eder. Buna bağlı olarak, özellikle küresel ağlarla ilişki
kurmaya yönelmekte yarar bulunmaktadır. Markaların kültüre adapte olarak sosyal medya
ağıyla o kültürün özelliklerine göre yapılandırılan bir etkileşim içerisinde bulunmaları, o
markaların küreselliğine artı bir değer katacaktır.
Sosyal medyayı siyasal liderlerin başarılı bir ekip çalışmasıyla halkla ilişkiler
çalışmaları bağlamında kullanması, küreselleşen iş yönetiminin bundan böyle ayrılmaz bir
parçası olarak görünmektedir. Bunun en iyi örneklerine ABD’de rastlanmaktadır. 2008 ABD
Başkanlık Seçimleri döneminde, Cumhuriyetçi aday John McCain ile yarışan Barack Obama,
internet ortamında üç milyon bağışçıdan yüz elli milyon dolar toplamış, iki milyon iki yüz bin
kişi Facebook ve sekiz yüz bin kişi MySpace aracılığıyla kampanyayı takip etmiştir
(Edelman, 2008). Siyasal halkla ilişkiler, küresel ağ donatılarıyla geniş kitlelere erişimde sınır
tanımayan bir güce sahip olmaktadır.
Halkla ilişkiler hizmetlerinin küresel piyasası, başlıca ABD ajansları/ağları tarafından
gerçekleştirilmiştir (Verčič ve diğerleri, 2000; aktaran: Verčič ve diğerleri, 2001, s. 374).
Buna bağlı olarak, küresel çaptaki halkla ilişkiler çalışmalarının yoğun bir düzeyde ABD
merkezli olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin, 2012 yılında gelir bakımından ilk on içerisinde
sıralanan halkla ilişkiler ajanslarının yedisinin ABD’nden olduğu saptanmıştır (Sudhaman,
2013). Bu, aynı zamanda halkla ilişkiler sektöründe bir egemenlik pozisyonunu da açıklar.
Küresel bir ekonomik gösterge olarak aşağıda bir tablo ile halkla ilişkiler endüstrisinin başat
aktörlerinin güncel verileri açıklanmaktadır:
Şekil 2. 2012 Yılı Halkla İlişkiler Endüstrisi Ekonomik Göstergesi
SIRALAMA
2012
2011
1
1
2
2
3
3
4
4
5
5
6
7
7
6
8
8
9
9
10
11
HALKLA İLİŞKİLER AJANSI
Edelman
Weber Shandwick
FleishmanHilllard
MSLGroup
Burson Marsteller
Ketchum
Hill+Knowlton Strategies
Ogilvy Public Relations
Havas PR
Brunswick
ÜLKE
ABD
ABD
ABD
Fransa
ABD
ABD
ABD
ABD
Fransa
Birleşik Krallık
GELİR
2012 ($)
665.600.000
628.350.000
546.000.000
526.000.000
454.500.000
440.000.000
390.000.000
297.000.000
224.000.000
210.000.000
BÜYÜME
(%)
8,2
6,5
5,0
11,0
1,0
14,0
0,0
6,1
7,7
5,0
Kaynak: (Sudhaman, 2013)
Yukarıdaki tablo 2011 ve 2012 yıllarına ait verilerle halkla ilişkiler sektörünün erişmiş
olduğu gücün güncel bir göstergesi olarak okunabilir. İlk on sıralamasında önemli derecede
bir değişikliğin gözlemlenmemiş olması, halkla ilişkiler endüstrisinin başat aktörlerinin belirli
344
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
şirketlerin elinde tutulduğunu açıklar. Büyüme rakamları, halkla ilişkiler sektöründeki yıllık
gelirin ne kadar büyük bir oranda artış gösterdiğini ortaya koyar. Buna göre halkla ilişkiler
endüstrisine yapılan yatırım küresel ölçekte gözle görülür derecede yükselişe geçmiştir.
Günümüzün küresel iş ve politika ortamında halkla ilişkilerin önemi görmezden
gelinemez. Zira Edelman halkla ilişkiler şirketinin 2008 Güven Ölçümü verilerine göre,
ABD’de halkın sadece %23’lük dilimi CEO’ların ve %21’lik dilimi hükümet yetkililerinin
bilgilendirmelerine güven duyduklarını belirtmiştir (Edelman, 2008). ʻGüvenʻ olgusu
önemli bir yönetsel ölçü olarak görünmekte; yine de bunu başaran şirket ve lider sayısı çok az
olmaktadır. Küresel ağlarla birlikte kamular üzerinde güven oluşturmada halkla ilişkilerin
yönetsel araçları artış göstermektedir. Şirketler, günümüzde şeffaflık göstergesi olarak kendi
web sayfalarında ve sosyal ağlar yoluyla sürdürülebilirlik ve kurumsal sosyal sorumluluk
raporları gibi toplumsal duyarlılık türünden verileri ortaya dökerek paydaşlarıyla
paylaşmaktadırlar. Siyasal liderler, kendi adlarına açılmış web sayfası ve sosyal ağ
bağlantılarıyla şirketlerinkine benzer olarak kamu yararı içeren çalışmalarını duyurma
imkânına sahip olmaktadırlar. Artık yazılı, görsel ve görsel-işitsel medyanın yanına sosyal
medyanın gücü eklemlenmiş; böylece kişisel ve şirkete ait bir medya ağı ile kamularla
etkileşim olası kılınmıştır. Halkla ilişkiler araçları ne kadar çok olursa olsun; buradaki kilit
nokta, iletişim yoluyla gerçekleştirilen söylem ile yönetsel olarak ortaya konan eylemin
tutarlılığıdır. Güven oluşumu, ancak bu tutarlılığın tesis edilmesi ve kamulara güncel,
zamanında ve uygun araçlar yoluyla bilgi aktarımı ve geribildirimden yararlanma neticesinde
gerçekleşir.
Bu bölümdeki bilgilerden yola çıkarak; McLuhan’ın kuramsal çizgisinin rehberliğinde
halkla ilişkiler endüstrisinin küresel ağ teknolojisinden stratejik açıdan yararlandığı ve halkla
ilişkilerin küreselleşmeye hız katarak küreselleşmenin değerlerini pekiştirdiği sonucuna
varmaktayız.
Küreselleşme, Halkla İlişkiler ve Gerçeklik
Halkla ilişkiler ile küreselleşme arasında bir paralelliğin söz konusu olduğu
düşünülebilir. Öyle ki, bir yandan halkla ilişkiler endüstrisi küreselleşmeye hız katarken öte
yandan küreselleşme de halkla ilişkileri dönüşüme sürükleyici bir rol oynamaktadır.
Halkla ilişkiler endüstrisi küresel iş akışında gerçekliği kurgusal olarak üretmekte,
kitleler belirli çıkarlara ait düşünce ve ideolojiler etrafında ikna edilmeye çabalanmaktadır.
Tarihsel süreçte cereyan eden küresel boyuttaki bazı önemli olaylar, Baudrillard’ın
simülasyon kuramı ile halkla ilişkilerin yerine geçen spin etkisi arasındaki bağıntıyı kurmaya
345
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
yöneltmektedir. “Konuya ilişkin gerçek ortaya çıkıncaya kadar gerçeklikleri çarpıtma”
anlamına gelen (Foa, 2006, s. 206) spin uygulamaları aslına bakılacak olursa etik açıdan
halkla ilişkilerin özünü yansıtmaktan oldukça uzak olmakta (Kalender, 2008, s. 29); ama
gözle görülür biçimde küresel çaptaki pek çok olayın içerisine yerleşmektedir. Bu bölümde
örnek olaylar üzerinden bu çapraşık konu üzerinde bir değerlendirme yapma yoluna
gidilmektedir.
Baudrillard (2013, s. 69), bütün iletişim araçlarının görevinin gerçeği veya haddinden
fazla gerçek olanı üretmek olduğuna vurgu yapmakta; dolayısıyla bizi spin uygulamaları
türünden halkla ilişkilerin gerçekliği dönüştürücü gücü üzerine eğilmeye sürüklemektedir.
Birinci Körfez Savaşı sürecinde ABD ile Irak arasında savaş koşulları oluşturmak için
bir halkla ilişkiler şirketinin medyayı kullanarak kurgusal gerçeklik inşa ettiğine tanıklık
edilmiştir. Mickey (1997, s. 272), Özgür Bir Kuveyt İçin Yurttaşlar’ın müşterisi olduğu Hill
& Knowlton şirketinin halkla ilişkiler stratejisi ve ABD-Irak savaşındaki rolü üzerine eğilerek
dikkatimizi halkla ilişkiler etkileri üzerine çekmektedir.
Baudrillard’a göre (2013, s. 69), simülasyon uzamı gerçekle modelin birbirlerine
karıştıkları bir uzam olmaktadır. Simülasyonun en belirgin özelliği, “gerçeğin yerini almış
modellerden oluşması” olarak kavranır (Baudrillard, 2011, s. 36). Yukarıda çarpıcı bir örnekle
gösterildiği gibi, örgütler adına bilinçleri manipüle eden bir mekanizmayı da beraberinde
getiren pek çok spin olayı, halkla ilişkiler endüstrisine eleştirel ve sorgulayıcı bir bakış
getirilmesine neden olmaktadır.
Halkla ilişkilerin toplumsal işlevselliği ile kurumsal işlevselliği arasındaki zıtlıklar
literatürde sıklıkla gündeme getirilmekte; kamu yararı ilkesinin ne oranda geçerli olduğu etik
açıdan bakılarak sorgulanmaktadır. Buna yönelik örnekleri gerekçeleriyle birlikte sıralamak
mümkündür. Başarılı halkla ilişkiler çalışmaları gerçekleştiren ve dünya ekonomisinde söz
sahibi olan çokuluslu şirketlerin üretimleriyle insanlara zarar veren kuruluşlar olduğuna
dikkat çekilmekte; örneğin, sigara üreticisi Philip Morris şirketinin halkla ilişkiler
çalışmalarının kamu yararını gözetmesindeki inandırıcılığı sorgulanmaktadır (Bıçakçı, 2006,
s. 137). 1990’lı yılların sonunda, spor giyim sektörünün küresel ölçekteki devi Nike, üçüncü
dünya ülkelerindeki çalışma şartları kötü işyerlerinde ürünlerini ürettiğine ilişkin bir itibar
edinmişti (Knight, 2007, s. 305). Bu bilgiler, Nike’nin yapmış olduğu halkla ilişkiler eksenli
sosyal sorumluluk türünden kamu yararı içeren çalışmaların buradaki suçlamalara muhatap
olmasını ne derecede örtebileceğini sorgulamamıza neden olmaktadır.
Küresel ölçekte bir güce erişen iş dünyası adına halkla ilişkiler uzmanlarının
gerçekleştirdiği iletişim çalışmalarının algıları biçimlendirerek her şeyi şirketlerin lehine
346
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
çevirmeye muktedir olduğu bir yapıya çeşitli çalışmalarda vurgu yapıldığı görülmektedir. İş
dünyasının erişim gücünün küresel ölçeğe uzanması, iletişimin ve iletişim uzmanlarının
üretim faktörleri arasındaki ilişkilerin düzenlenmesinde tahakküm esaslı bir rol üstlenmeleri
tehlikesini açığa çıkarmaktadır (Tellan, 2011, s. 51).
Sosyal medyayı küresel ağın aynası olarak yorumlamak yanlış olmayacaktır. Sosyal
medya ağlarının yeni birtakım özellikleri kendinde toplaması küresel ağın etkileşim
kapasitesini de artırmaktadır. Nitekim sosyal medya temalı bazı akademik çalışmalarda buna
işaret edildiği görülmektedir. Sosyal medya ağlarının kullanımıyla popüler markalar,
geliştirdikleri ürünler ve temsil ettikleri imgeler ile belirli yaşam tarzlarını insanların
bilinçaltına yerleştirmekte ve belirli kimlikleri oluşturarak medya ürünlerinin küresel
yayılımını beraberinde getirmektedir (Keskin, 2013: 168). İmgelerin markaların mesajlarına
yerleştirilmesi, sosyal medyanın niteliğine bağlı olarak yoğun bir kitleye erişimi olası
kılmaktadır. Denilebilir ki sosyal medya ağı, markaların ikna mekanizmalarından biri
konumuna gelmiştir. Bir markanın tüketime ilişkin bilinç aşılama ve aşılanan bilinci davranışa
dönüştürme çabaları, hakla ilişkilerin ikna iletişimiyle gerçekleştirilir. Burada imgelerin
kullanılmasıyla bireylere ve sahip oldukları sosyal gruplara markalaşan ürün veya hizmeti
tüketmeleri yoluyla bir kimlik edinme manipülasyonu söz konusu edilmektedir. Bu, ağ
teknolojisinin tanımış olduğu olanaklarla bir anda değil; aksine, uzun süreli bir etkileşim
yoluyla gerçekleşecek bir sonuçtur.
Küreselleşmeyle gelişen ağ teknolojisinden sadece çokuluslu şirketlerin yararlandığını
düşünmek yanıltıcı olacaktır. Ağ teknolojisi, sivil toplumun uluslararası alana platform
açmasının önemli bir aracına dönüşmektedir. Ağ teknolojisi, küreselleşme sürecinde yaşanan
çoğunluğun zararına olacak gelişmelerde özellikle çokuluslu şirketlerle ve destekleyici
politikalarla kapsamlı bir mücadele yoluna giren aktivistler için önemli bir iletişim ağı
kurmaktadır. Ağ teknolojisine bağlı olarak, aktivist bireyler örgütlenerek küresel eylemler ile
kendi halkla ilişkiler yöntemlerini uygulama yoluna girmektedirler. Wakefield (2009, s. 110),
çokuluslu şirketler ile aktivist gruplar arasındaki mücadeleye ilişkin karşılıklı etkileşimi iki
örnek üzerinden açıklamaktadır: Bunlardan birincisi, internet erişiminin yayılma boyutu ve
çokuluslu şirketler üzerindeki etkileri; ikincisi, aktivist grupların beklentilerini önemsemeyen
çokuluslu şirketler üzerinde yoğun düzeyde ve doğrudan baskı uygulamak amacı
doğrultusunda internet ağıyla etkileşimin aktivist gruplar yönetiminde etkin kullanımıdır.
Wakefield’in aktarımından ve halkla ilişkiler endüstrisine yönelik sorgulayıcı
yaklaşımdan yararlanarak halkla ilişkiler üzerinden bir iktidar mücadelesini aşağıda bir şekil
aracılığıyla anlatmaya çaba gösterilmektedir:
347
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
Şekil 3. Küresel Bir Mücadele Alanı Olarak Ağ Teknolojisi
Sosyal Medya Ağı:
Facebook, Twitter,
Instagram, bloglar,
LinkedIn vb.
Aktivist Gruplar
- Eylemler
- Örgütlenme
- Medya
Çokuluslu Şirketler
- Halkla ilişkiler
- Reklam
- Siyaset ve Medya
Ağ Teknolojisi
Web
sitesi
e-posta
Yukarıda çizilen şekil, çokuluslu şirketler ile aktivist gruplar arasında gözlemlenen bir
iktidar mücadelesini ağ teknolojilerini merkeze alarak açıklamaktadır. Foucault (2012, s.
104), iktidarı ele geçirilmeye çalışılan bir mücadele alanı olarak yorumlar. Burada
açımlamaya çabalanan şey, ağ teknolojisiyle gerçekleşen bir etkileşimin boyutlarını
göstermektir. Çokuluslu şirketler, halkla ilişkiler ve reklam gibi güçlü iletişim yöntemlerini
küresel ağ teknolojisini (sosyal medya ağı, kurumsal web sitesi ve elektronik posta) merkeze
almak suretiyle ve siyaset ve medya ilişkilerini kullanarak oluşturmuş oldukları gücü
pekiştirmeyi amaçlarlar. Aktivist gruplar çokuluslu şirketlerin üretim sürecinden ve
çokulusluların dünya politikasına şekil vermelerinden kaynaklanan çeşitli problemleri
(doğaya zarar verme, çocuk işçi çalıştırma, ucuz işgücü sağlama, tekelleşme, yasaları lehine
çevirme girişimleri vb.) dünya kamuoyuna duyurmak ve dünya politikasını yönlendirmek için
ağ teknolojisini sivil topluma ait bir halkla ilişkiler aracı olarak kullanırlar.
Halkla ilişkiler endüstrisi iş dünyasının gücünü artırmaya çabalayan girişimlere
yönelirken bu kez karşısına sivil topluma ait yapılanmaların halkla ilişkiler çalışmaları
çıkmaktadır. Buna göre küreselleşme halkla ilişkileri dönüştürmektedir. Halkla ilişkilerin bu
dönüşümünde küreselleşmeyle gelen karşılıklı bir mücadele alanı açılması önemli bir rol
oynamaktadır.
Sonuç
Küresel ağ teknolojisiyle biçimlendirilen yeni toplumsal sistem, insanların
sosyalleşme imkânlarını zaman ve mekân sınırlamasını aşındırarak genişletmektedir. Bireyler
348
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
ve bireylerin aidiyet duydukları sosyal gruplar, ağ etkileşimiyle salt bir sosyalleşme
sağlamakla yetinmemekte; aynı zamanda, ağ teknolojisinin donatılarını çalışma hayatlarının
kolaylaştırıcı bir yönü olarak kullanmaktadırlar.
Bireylerde ve sosyal gruplarda gözlemlenen ağ teknolojisinden yararlanma eğilimi,
gerek şirketler ve gerekse kamu yönetimi kuruluşlarında da yankı bulmaktadır. Örneğin, edevlet ve e-şirket uygulamaları kamu sektöründeki ve özel sektördeki kuruluşların işlerini
dijitalleştirmiştir.
Küreselleşmenin etkisiyle uluslararası pazarlara açılan çokuluslu şirketler, girdikleri
pazarların kültürel özeliklerine uyum sağlayarak marka iletişimini o kültürel yapıya göre
yönetmektedirler. Örneğin Coca-Cola, Türkiye pazarında Ramazan ayında büyük şişesini
ailecek bir arada olunan iftar sofralarının bir parçası olarak yansıtmaktadır. Bu türden mesaj
aktarımında sosyal ağlar kitlesel açıdan yoğun bir erişim sağlayarak markaların tüketicilerle
etkileşimlerini daha görünür kılmakta, içeriklerdeki görseller yoluyla mesajlarını cezbedici bir
hale getirmektedir.
Küreselleşme, halkla ilişkiler iletişimine güç katmakta, şirketler paydaşlarıyla
etkileşimde kullandıkları araç ve yöntemleri artırmaktadırlar. Halkla ilişkiler, küreselleşmenin
değerlerini dünya geneline başarıyla yayarken küreselleşme, buna paralel olarak, halkla
ilişkiler iletişimini şirketlerin üretimini destekleyici yönetsel bir fonksiyon olarak
kullanmaktadır.
Etik yöntemlerle uygulanan halkla ilişkiler çalışmalarının diyalog kurma, kamu yararı
ve sosyal sorumluluk gibi olumlu sonuçları görünürken halkla ilişkiler endüstrisine ağ
teknolojisinin de eklemlenmesiyle gerçekliğin üzerini örten kurgusal gerçekliğin üretildiği bir
gelişme söz konusudur. ABD’nin Irak işgalindeki gibi örneklerle kendini gösteren ve spin
terimiyle ifade edilen bu türden stratejik uygulamalar, halkla ilişkilere yönelik algıları
olumsuz yönde etkilemektedir.
Çokuluslu şirketlerin ve çokuluslu şirketlerin lehine sonuç verecek küresel
politikaların aktivist grupları harekete geçirmesinde küresel ağ teknolojisi önemli bir rol
oynamaktadır. Çokuluslu şirketler yeni iletişim teknolojilerinin ağ donatısından yararlanırken
aktivistler ağ teknolojisiyle güçlü bir ittifak sağlayarak adına dijital örgütlenme denilebilecek
bir güç oluşturmaktadırlar. Çokuluslu şirketler ile aktivist gruplar arasında bir iktidar
mücadelesi olduğu görülmekte, halkla ilişkiler araç ve yöntemleri bu mücadelenin önemli bir
parçası olmaktadır.
Sonuç olarak halkla ilişkiler ve küreselleşme birbirini sürükleyen iki kavramdır.
Halkla ilişkiler endüstrisi küreselleşmeyi hızlandırıcı bir güce erişmiş iken küreselleşme
349
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
halkla ilişkileri dönüştüren bir etken olmaktadır. Halkla ilişkiler ve küreselleşme ilişkiselliğini
kurmak ve halkla ilişkilere yönelik kavrayışların diyalektiğini kavramak açısından sosyolojik
yaklaşımlar önemli görünmektedir. McLuhan, Foucault ve Baudrillard gibi düşünürler halkla
ilişkiler kuramına zenginlik katacak eserler vermişlerdir. Bu bağlamda sosyolojik kuramların
halkla ilişkilere uyarlanması, halkla ilişkilerin kuramsal gelişimine önemli katkılar
sağlayacaktır.
Kaynakça
Akyazı, Erhan ve Aslan, Pınar (2013). “Halkla İlişkiler Uygulamaları Açısından Sosyal
Medya”. Sosyal Medya ve Ağ Toplumu-1: Kitle İletişiminde Yaşanan Değişimler. (Ed.
Can Bilgili ve Gülüm Şener). İstanbul: Ege Basım. 177-202.
Baudrillard, Jean (2011). Simülakrlar ve Simülasyon. (Çev. Oğuz Adanır). Ankara: Doğu
Batı Yayınları.
Baudrillard, Jean (2013). Sessiz Yığınların Gölgesinde. (Çev. Oğuz Adanır). Ankara: Doğu
Batı Yayınları.
Bauman, Zygmunt (2010). Küreselleşme: Toplumsal Sonuçları. (Çev. Abdullah Yılmaz).
İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
Bıçakçı, İlker (2006). İletişim Ve Halkla İlişkiler “Eleştirel Bir Yaklaşım”. İstanbul:
MediaCat Kitapları.
Castells, Manuel ve Ince, Martin (2006). Manuel Castells’le Söyleşiler. (Çev. Ebru Kılıç).
İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Civelek, Mustafa Emre (2009). İnternet Çağının Dinamikleri. İstanbul: Beta Yayınları.
Daniels, John D.; Radebaugh, Lee H.; Sullivan, Daniel P. (2002). Globalization and Business.
New Jersey: Prentice Hall.
Edelman, Richard (2008). “Public Engagement: The Evolution of Public Relations”.
http://www.edelman.com/speak_up/blog/UMD_presentation/UMD_files/frame.htm.
Presented on: 30.10.2008.
Foa, Marcello (2006). “Görünmez Tehlike: Spin Doktorları Medya Etik Kurallarını Nasıl
Atlarlar”. İletişim Kuram Ve Araştırma Dergisi. (Çev. Hülya Eraslan). 23. 205-210.
Foucault, Michel (2012). İktidarın Gözü. (Çev. Işık Ergüden). İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
Giddens, Anthony (1998). Modernliğin Sonuçları. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
Grunig, James E. (1992). “Communication, Public Relations, and Effective Organizations: An
Overview of the Book”. Excellence in Public Relations and Communication
Management. (Ed. James E. Grunig). Hillsdale, New Jersey: Lawrence Erlbaum
Associates. 1-28.
Habermas, Jurgen (2002). Küreselleşme Ve Milli Devletlerin Akıbeti. (Çev. Medeni Beyaztaş).
İstanbul: Bakış Yayınları.
Ihator, Augustine (2000). “Understanding the Cultural Patterns of the World-An Imperative in
Implementing Strategic International PR Programs”. Public Relations Quarterly.
January (2000): 38-44.
Kalender, Ahmet (2008). “Halkla İlişkiler: Kavramlar, Tanımlar Ve Uygulama Alanları”.
Halkla İlişkiler. (Ed. Ahmet Kalender ve Mehmet Fidan). Konya: Tablet Yayınları.
11-47.
Keskin, Işıl (2013). “Global Köy’e "Siber Moda": Moda Blogları”. Sosyal Medya ve Ağ
Toplumu-1: Kitle İletişiminde Yaşanan Değişimler. (Ed. Can Bilgili ve Gülüm Şener).
İstanbul: Ege Basım. 163-176.
350
Global Media Journal: TR Edition 5 (9)
Fall 2014
Ustakara
Knight, Graham (2007). “Activism, Risk and Communicational Politics: Nike and the
Sweatshop Problem”. The Debate over Corporate Social Responsibility. (Ed. Steve
May, George Cheney, and Juliet Roper). New York: Oxford University Press. 305318.
Maigret, Éric (2011). Medya Ve İletişim Sosyolojisi. (Çev. Halime Yücel). İstanbul: İletişim
Yayınları.
McLuhan, Marshall ve Fiore, Quentin (2012). Medya Mesajı Medya Masajıdır. (Çev. İlke
Haydaroğlu). İstanbul: MediaCat Kitapları.
McLuhan, Marshall (2014). Gutenberg Galaksisi: Tipografik İnsanın Oluşumu. (Çev. Gül
Çağalı Güven). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Mickey, Thomas J. (1997). “A Postmodern View of Public Relations: Sign and Reality”.
Public Relations Review. 23 (3): 271-284.
Mutlu, Erol (2005). Globalleşme, Popüler Kültür Ve Medya. Ankara: Ütopya Yayınevi.
Ni, Lan (2009). “Strategic Role of Relationship Building: Perceived Links between
Employee-Organization Relationships and Globalization Strategies”. Journal of Public
Relations Research. 21 (1): 100-120.
Rhee, Yunna (2002). “Global Public Relations: A Cross-Cultural Study of the Excellence
Theory in South Korea”. Journal of Public Relations Research. 14 (3): 159-184.
Severin, Werner J. and Tankard, James J. (1992). Communication Theories: Origins, Methods
and Uses in the Mass Media. New York & London: Longman.
Sriramesh, Krishnamurthy and Vercic, Dejan (2007). “Introduction to This Special Section:
The Impact of Globalization on Public Relations”. Public Relations Review. 33
(2007): 355-359.
Stevenson, Nick (2008). Medya Kültürleri: Sosyal Teori Ve Kitle İletişimi. (Çev. Göze Orhon
ve Barış Engin Aksoy). Ankara: Ütopya Yayınları.
Sudhaman, Arun (2013). “Edelman Widens Gap at Top of the Table”.
http://worldreport.holmesreport.com/top-10. Updating Date: 22.07.2013.
Tellan, Derya (2011). “Halkla İlişkiler Endüstrisinde Geriye Bakmak: Kavramlar Ve
Karakterler”. Halkla İlişkiler Ve Reklamın Anatomisi: Eleştirel Bir Kavrayış.(Der.
Sema Yıldırım Becerikli) Ankara: Ütopya Yayınları. 32-53.
Vercic, Dejan; Van Ruler, Betteke; Bütschi Gerhard; Flodin, Bertil (2001). “On the Definition
of Public Relations: A European View”. Public Relations Review. 27 (2001): 373-387.
Wakefield, Robert I. (2009). “Uluslararası Halkla İlişkiler Teorisi, İnternet Ve Aktivizm:
Kişisel Bir Düşünce”. Halkla İlişkiler Üzerine. (Çev. B. Pınar Özdemir). Ankara:
Dipnot Yayınları. 89-115.
351