Sultanahmet Camii Koruma ve İhya Derneği Bülten Yıl 2014 Ekim

Sultanahmet Camii
K O R U M A
V E
İ H Y A
D E R N E Ğ İ
K U R U L U Ş
1 9 9 6
İÇİNDEKİLER
YAYIN KURULU
Emrullah Hatipoğlu
Necati Sönmez
İbrahim Girgine
Ramazan Apaydın
Yakup Kaya
Hasan Kara
İsmet Ünal
Vakfiye Duası (Vakfiye)......................................................... 3
Sultan Ahmet Han................................................................ 4
Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa............................................... 5
Sultanahmet Camii Külliyesi Planı......................................... 7
Camii Külliye Binalarından..................................................... 8
HAZIRLIK
Yakup Sarı
Hüseyin Kavaklı
Sultanahmet Camii Güneş Saati............................................ 10
Bir kitabe ve bir hatt-ı celil’e................................................. 12
Çini....................................................................................... 14
Yabancıların gözüyle Sultanahmet Camii.............................. 15
Sultanahmet Mosque Islamic Informattion Center............... 16
İhtida Edenler (İslamı Seçenler)............................................ 17
Camimizi ziyaret eden devlet misafirlerimiz......................... 18
Sultanahmet Cami Din Görevlilerinden;
Bir İmam-Hatip, Bir Müezzin................................................ 19
Sultanahmet Camii Koruma ve İhya Derneği........................ 20
Dernek Faaliyetleri............................................................... 21
BASKI VE CİLT
TDV Yay. Mat. ve Tic. İşlt.
(0312) 354 91 31
TEKNİK DANIŞMAN
Osman Sarıköse
GRAFİK TASARIM
Salih Koca
SULTANAHMET CAMİİ
KORUMA VE İHYA
DERNEĞİ
At Meydanı No: 7
Sultanahmet - Fatih
İSTANBUL
Tel: 0212 458 07 76
Fax: 0212 458 71 07
[email protected]
www.sultanahmetcami.com
2
Hünkâr Kasrı,
Muvakkithane,
Arasta.
Camimize kazandırılan ayakkabılıklar,
Temizlik faaliyetleri,
Bahçe peyzaj çalışmaları,
İslami Tanıtıcı pano afiş çalışmaları,
Ayakkabı poşetleri,
Elbise mekanları,
Dini ve Kültürel Etkinlikler,
Cami ve İslamı Tanıtıcı Broşür – Kitap Faaliyetleri,
Eğitim Hizmetleri,
Hizmetiçi Eğitim.
El Yazması Kur’an-ı Kerimler................................................ 30
Minare Restorasyonu............................................................ 31
VAKIF DUASI (VAKFİYE)
Her kim ki, mükemmel, dört başı mamur bir şekilde hazırlanan bu vakıf
eserini ya bizzat kendisi veya dolaylı yollardan başkası vasıtasıyla zarar
verme niyetiyle veyahut izzet sahibi olan Allah’tan korkmayan, çekinmeyen
başka kimselere bu konuda yardımcı olursa “O Allah’ın gazabını hak etmiş
olarak döner. Onun yeri de cehennemdir. Orası varılacak ne kötü yerdir...”
(Enfal,8/16) ayetinin ifade ettiği manaya uygun şekilde kendisi dünyada zalimler zümresinden sayılıp anıla. Ahirette de, Allah tarafından azarlanıp
azaba mahkum olan kimselerle haşrola.
Ve her kim ki, vakfın aslının veya şubelerinin ve yan varlıklarının devamlılığına ve vakfa bırakılan gelir kaynaklarındaki mahsulünün gelişmesine yardımcı olma teşebbüsünde bulunursa; Gafur olan Rabbim huzurunda
sa’y-i cemil-i meşkur (teşekküre layık güzel bir amel) ecr-i cezil-i mevfur
ğayr-ı mahsur (kat kat çoğaltılan sınırsız bir ödülle) mükafatlandırılıp bütün çirkinlik ve kötülüklerden korunup gizlenmiş ola.
Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse,
günahı onu değiştirenleredir. “Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi)
bilir.” (Bakara: 2/181 )
3
Sultan
I. Ahmet Han
Bu mabede önce karar veren
sonra yerini bulan parasını
veren ve başında durup
yaptıran kişi kimdi. Gencecik bir
delikanlı, temelleri attırdığında
bile henüz on dokuz yaşında,
Cami fikri aklına düştüğünde
bundan da genç, 14 – 15’ inde.
likle de Ayasofya’yı geçmek ve buna bir
de nam-ü şanını kıyamete kadar yaşatacak
bir eser bırakma düşüncesi hiç çekinmeden
eklenebilir. Çünkü hemen bütün taç sahiplerinde hatta elinde imkanı ve kudreti olan
pek çok insanoğlunun içinde böyle bir tut14 yaşında tahta çıkıyor ve padişahların ku vardır ve yaşamıştır. İyi ki de vardır.
14 üncüsü oluyor. 14 yıl saltanat sürüyor ve 28 Çünkü olağan dışı pek çok eser de ancak o
yaşında vefat ediyor, oda iki kere 14 eder ya. sayede meydana çıkabilmiştir.
17.yy İngiliz’in gözü ile Caminin ”banisi”
Genç ama epeyce de azimli. Babası III. Mehmet ansızın ölünce, Sarayda derhal düzeni genç Hünkârı seyredelim: Sultan içinde bukoruyup tahta o gece kendisi oturuyor ve Sa- lunduğumuz şu 1610 yılında 23 yaşlarındadaret Makamı ( Yani Başbakan Vekili) Kasım dır. Güçlü kuvvetli, boyu posu yerinde, fakat
Paşaya bir Hatt-ı Hümayun gönderiyor;
şişmanlığa büyük eğilimi olan bir kişi... Sul“Sen ki Kasım Paşasın, Babam Allah tanın yüzü ve hatları da ona göre dolgundur.
emriyle vefat eyledi ve ben taht-ı saltanata Sadece gözleri olağan üstü büyüklükte olup
cülus eyledim. Şehri muhkem zapteyleye- bu Türklerde en makbul, en güzel göz olarak
sün. Bir fesad olursa senin başını keserim!” nitelendirilir.
Bu mabede önce karar veren sonra yerini bulan parasını veren ve başında durup
yaptıran kişi kimdi. Gencecik bir delikanlı, temelleri attırdığında bile henüz on dokuz yaşında, Cami fikri aklına düştüğünde
bundan da genç, 14 – 15’ inde.
Sultan Ahmed’in askeri bir başarısı olan
Zitvatorok barış anlaşması bölgeye ve Osmanlıya bir rahatlama dönemi açıp devletinin prestijini tekrar perçinleyince Allah’a
bir şükür nişanesi olmak üzere taht şehrinde o zamana kadar görülmemiş güzellikte
bir mabed yükseltmeyi aklına koyar.
Solgun, durgun ifadesi yüzünün en belirgin özelliği olarak göze çarpar. Üst dudağında bıyık namına bir tutam seyrek kıl, çenesinde de daha seyrek koyu renkte kıllar vardır.
Sultanın görünüşü de, imparatorluğun genişliği oranında heybetli ve azametli...
Bununla beraber, sarayında üstünde kitabeler
yazılı direklerin arasından büyük bir
Kulluğunu da kanıtlayabilmek üzere o
zamana kadar yapılmış olan camilerin en demir küreyi atması, onun gücünü ve idmabüyüğünü ve en güzelini yapmak ve özel- na yatkınlığını gösterir.
4
Mimar Sedefkar Mehmet Ağa
Kanuninin son zamanlarında 15621563’te İstanbul’a getirilmiş 5 yıl ulufesiz (
ulufe/ücret ) çalışmış altıncı yılda ulufeye
yazılıp büyük hünkârın vefatından sonra
onun türbesine bir yıl süre ile “bahçe bekçisi” olmuş. Bir sonra da Topkapı Sarayına dahil edilip Hasbahçeye bahçıvan tayin
edilmiş.
Camii ve mimarisi üzerine doktora yapmış olan Mimar Zeynep Nayır, Evliya Çelebinin Arnavutluk bölümünde kayıtlı bir
bilgiye dayanarak Mimarımızın Orta Arnavutlukta Elbasan (İlbasan) kentinde çeşmeler yapmış olduğunu nakletmekte ve bu
özel ilginin, onun doğum yeri hakkında bir
işaret olabileceğini kaydetmektedir.
Devşirme Mehmet, bahçıvanlık döneminde önce sarayın saz takımına aşık olur.
Hüner sahibi bir sazende-den, herkesin
hayranlığını ve sevgisini çeken bu musiki
1569-1570- de böylece
sarayın sedefkarlık ve mimarlık
kârhanesine dahil olduktan sonra
önünde yepyeni bir yol açılır ve
tam 21 yıl dahi Koca Mimar Sinan
ağaya çıraklık ve kalfalık eder.
sanatını öğrenmeyi aklına takar. Bir gün biriktirdiği tüm parası olan seksen doksan flori’yi verip kendisine çeşitli sazlar satın alır.
Gece gündüz o kadar çalışır ve musikide öyle ilerler ki saz çalarken süratinden “elinin
hayali görülmez olur.” Cafer Çelebi onun
daha sonraki meslekleri olan önce sedefkârlık, sonra mimarlık sanatları için bu saz ustalığının yararını “keser sallamak için elinin
idmanı lazım olsa gerekti” diye açıklıyor.
Mimarımız gördüğü bir rüya üzerine
devrin ermişlerinden Halveti şeyhi “Viş-
ne Mehmet Efendi”ye gider Rüyasında
çingene tayfası suretinde bir alay sazende görmüştür ki “ellerinde olan sazlara
bir uğurdan başlayınca saz ve söz sesinden alem velveleye ve yer gök zelzeleye”’
varmaktadır. Vişne Mehmet Efendi Sedefkâr Mehmet Ağanın bu rüyasını şöyle tabir
eder. ‘’Oğul o sanattan vazgeçmek gereksin. Eğer o sanat iyi sanat olsa doğru ve hayırlı kimselerin arasında kullanılır. Onun
gibi insanların en alçağı olan şeytan olan
kavmin ellerine düşmezdi. Mademki muradın sanattır, layık olan budur ki birkaç
gün durup tabiatın da bir sanata meylederse yine bizimle danışık eğle. Eğer dünya ve
ahirette bir yararı olduğu görülürse bizde
sana izin verip dua edelim ondan sonra izninizle ve hayır duamızla o sanata varasın.
Adam düşünce çingene görmek tıpkı cinn
ve cann kavmi görmektir ve çingane demek
(cinler) demektir... Kısacası bu sanattan dönüp istifar ve son derece tövbe edip günahlarının bağışlanmasını istemen gerek.” az
sonra sazdan soğumuş genç bahçıvan garip
bir ruh haleti ile tutar bütün sazlarını kırar
Cafer Çelebinin deyimi ile hepsini balta ile
haşhaş hurdasına döndürür. Mimar Mehmet ağa böylece musikişinas olmaktan vazgeçerek hayırlı bir sanat olan mimarlıkta
karar kılar. Bir sanatçının enstrümanlarını
parçalaması bu günün aklı ile biraz zor izah
edilir. Ama dehaların kabına sığmayan yetenek ve ihtirasları da zaten normal kap
kacağa pek girmez. Sanatının zirvesi olan
Caminin kubbesini çatıncaya kadar o daha
çok sazlar ve canlar kıracaktır.
Saraya dönen bahçıvan az sonra Sedefkariler Kârhanesinde bir gencin okuduğu
bir kitaba dalmış görür. Bu defa onun eline
ayağına düşer. O da kendisini bir sınava tabi tutar. Keserle bir kirişe nişan vurulacak.
Bahçıvanımızın keseri o nişana rast gelirse onda yetenek vardır. Genç Mehmet ke5
seri bir kere vuramaz bin kere vurur. her
defasında da nisanın üstüne gelir. Hepsi
onun yeteneğine teslim olurlar. Kitap okuyan sedefkâr elindeki hendese kitabının bir
kopyasını çeker onu armağan eder ve ocaklarına girişlerini sağlar. Ser mimaran-ı hassa’ın yönetiminde bu ocakta yeni girenlere
başta geometri olmak üzere ilk ve gerekli bilimlerin öğretildiğini ve burada ciddi
şekilde adam yetiştirildiğini kabul etmektedir. Yani saraydaki bu ocak hem fakülte
hem de bir resmi daire niteliğindedir.
1569-1570- de böylece sarayın sedefkarlık ve mimarlık kârhanesine dahil olduktan
sonra önünde yepyeni bir yol açılır ve tam
21 yıl dahi Koca Mimar Sinan ağaya çıraklık ve kalfalık eder.
Ondan sonra “Kapu Ağası” dört kadıya “Muhzırbaşı” olur. Sonra Su Nazırı tayin
edilir. O süre içinde Koca Sinanın vefatından sonra yerine geçen baş mimarlar Davut
ağa, Dalgıç Ahmet ağa ile beraber çalışmıştır. Sonra ona imparatorluk yolları açılıyor.
Devlet-i Âliyenin hangi köşesinden gelirse
gelsin tüm milletler ve cemaatlerinin bütün
yetenekli çocuklarını bünyesinde eriten imparatorluğun geniş topraklarına olanca hazinelerini ve nimetlerini sergileyen düzeni
içinde Sedefkârlığı ve mimarlığı yanında o
da Sarayda sorası ile Kapu Ağası Dergâh-ı
Ali Bevvaplığı,iki yıl Kulle Sofiliği görevlerine getiriliyor.
Önce mısırın yolu gözüküyor kendisine. Bu görevde iken bütün Arabistanı dolaşıyor. İstanbul’a döner dönmez “Rumeli
teftişine” memur ediliyor. Bu seyahati ise
bir cihan devletinin yetenek gördüğü bir
adamının yetişmesi için kurduğu bütün
bir mekanizmanın azametini sergilemesi
bakımından insanın tüylerini ürperten ve
gözlerini yaşartan bir sistemi anlayışı ve
ciddiyeti sergiler.
Bu cevelan bu birikim bu görgü bu deneyim yıllar sonra yükselecek olan şaheseri
Mavi Caminin kökenlerini açıklayabilecek
olan başlıca iki olgudan biridir. Birisi Mehmet ağanın kendi dehası, öbürü imparatorluğun onu içine alıp yoğurduğu bu
coğrafya, bu hamur.
6
Rumeli dönüşü ağa dört kadıya muhzırbaşı olur. Sonra Diyarbekir’e müsellim gider,6 ay o havaliyi yönetir. Oradan döner
Şam-ı Şerife müsellim tayin edilir. O tarihlerde asi bazı kabileler hacca gelen kervanları soymakta yok etmektedir. Ağanın büyük
başarısı bunların üzerine varıp haydutları
ve yolu temizlemesinde görülür. Bu askerlik
operasyonu bile ağanın hayatında mistik bir
maceradır. Elinde az bir kuvvetle ne yapacağını çaresizlikle düşünmekte iken gördüğü
bir rüyada”gayb ricali” onun imdadına yetişir ve eşkıya’nın gafil uyuduğu yeri haber
verirler. Ani bir baskınla yetiştiğinde maiyetinin itiraz ve korkularını bastırır ve kendilerinden kat kat üstün çeteyi yok eder.
1587-1598 de su nazırı tayin edilir. Sekiz yılı öyle geçer. 1606 da Mimarbaşı olur.
Şimdi yerini bulmuştur tarih ve kader ona
bir imparatorluğun bütün maceralarını yaşattıktan sonra asıl makamına getirip oturtmuştur. İlk işi Kâbe’nin onarılması ve ünlü
altın oluklarının konulmasıdır.
Camiyi padişah istemişti ve arzulamıştı
ama o binayı ilk düşünen yani gözünde canlandıran sonra bugün bilemediğimiz teknikle çizen sonra onu taş taş üstüne koyup
yükselten (yanlışlıkları ve gecikmeleriyle
kahrolan) binası biçimlendikçe onurlanan
kubbeyi çatıp içi de cennet misali donanınca
nurlanan asıl sanatçıya yani mimara gelince o büyük eseri uzunca yaşadı. Fakat onun
nam-ü şanını adını pek az yerde bulursunuz
Koca Camii sadece padişahın adını taşır. Sanatçının imzası yüce eserinin epey dışında
bir yerdedir ve o bile kendisi gibi çok alçak
gönüllü bir ölçüdedir. Dış avlunun birinci
kapısı altındaki sebilin kitabesinde kitabeninde bir mısrasında;
Cami-i Han Ahmet’in bani-i ala -meşrebi.
Hazreti Mimarbaşı, ahreti mamur ola
Kim Muhammeddir anın namı vü ali himmeti
Etti bu rana binayı haşre dek meşhur ola.
ahretin bari mamur olması onun için bir dahi Mimara bile ne bir tasvir ne bir anıt yer
almazdı gerekmezdi. yaşamın öbür yanına
bembeyaz bir güvercin gibi uçurur gibi bir
tek mesaj yeterliydi ya bir hizmet ve bir eser.
Sultanahmet Camii Külliyesi
Sultanahmet Camii Külliyesi Planı
Sultanahmet Külliyesi; 1.Cami, 2. Hünkar Kasr-ı, 3.Sıbyan Mektebi, 4.Medrese,
(Daru-l Hadis, Daru-l Kurra’) 5.Muvakkithane, 6.Türbe, 7.Fırın, 8. Mutfak
9.İmaret, 10.Darüş-şifa 11.Hamam, 12.Arasta’dan oluşur.
7
CAMİİ KÜLLİYE
BİNALARINDAN
Hünkar Kasrı... Muvakkithane... Arasta....
Osmanlı mimarlığında ilk kez burada padişahın tahtırevan veya atla üst
kata ulaşmasını sağlayan rampalı düzen kurulmuştur. Bir iç sokak gibi ele
alınan rampa demir parmaklıklı pencerelerle avlu yönüne açılmaktadır. Üst
katta Türk evine özgü bir galeri düzenlemesi gözlenmektedir.
HÜNKÂR KASRI
Padişahın namazdan önce ya da
sonra oturup dinlenebileceği sohbet
edebileceği bir yapı olarak tasarlanan
hünkâr kasırlarının bilinen ilk örneği
1. Ahmed tarafından yaptırılmıştır.
Çeşitli onarımlarla günümüze
kadar ulaşan Hünkar Kasr-ı birçok
özgün ayrıntısını yitirmiş, son onarımını 1949 yangınından sonra geçirmiştir. Dış avlu zemininden kısa
bir rampayla çıkılan yapı yüksek bir
8
bodrum üzerinde yükselmektedir.
Giriş katında bir koridorla ulaşılan
iki oda yer almaktadır. Holün doğu
duvarında yer alan kapı bu yönde bir
bağlantının varlığına işaret etmektedir. Ancak bu yönde bulunan yapı, yapılar hakkında ne yazılı nede görsel
malzeme bulunmaması,
niteliklerinin anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Giriş
holünden padişahın kullanımına ayrılan üst kata bir
rampayla ulaşılmaktadır.
Osmanlı mimarlığında ilk
kez burada padişahın tahtırevan veya atla üst kata
ulaşmasını sağlayan rampalı düzen kurulmuştur.
Bir iç sokak gibi ele alınan rampa
demir parmaklıklı pencerelerle avlu
yönüne açılmaktadır. Üst katta Türk
evine özgü bir galeri düzenlemesi
gözlenmektedir. Kasrın padişah için
ayrılan bölümü birbirine bitişik ve bi-
rinciden geçilerek ulaşılan iki odadır.
Her iki odada da benzer mimari öğeler ocak, niş, pencereler bulunmaktadır. Kasır önceki başodaya daha iyi
görüş açısı sağlamak amacıyla boğaz
ve Marmara ya dik olarak yerleştirilmiştir. Özgün çatı ve bezemeleri
yok olan kasrın değerli kumaş kilim
halılarla döşendiği inşaat defterinde,
satın alınan eşyalar listesinden öğrenilmektedir. Hünkâr mahfilide yedi
kandilli gümüş fener, fıstıki gümüş
top, nakışlı deve kuşu yumurtası,
kırmızı billur bardak, fağfuri sürahi,
fildişi ayna, altın yaldızlı kozalak,
sedefkari ibrik gibi doksanı aşkın değerli eşya ile donatılmıştır.
MUVAKKİTHANE
Muvakkithane mevcut binanın
yeniden tamiri ile 1828 yılının Ramazan ayında yeniden açılmıştır.
Muvakkithaneye Sultan I.Ahmet
türbesinin önündeki kapıdan girilir.
Kare planlı yapının demir şebekeli
dikdörtgen pencereleri vardır. Erken
ampir üslupta olan muvakkithanenin saçak kısmında kademeli taştan
bir silme dolaşır.1613 tarihli vakfiyesinde ‘’Evkat-i ezana alim ve saat-i
mikadda cazim bir muvakkit’’ kaydı
vardır’ ki bilgisinden emin olunmayan kimseye burada muvakkitlik verilmemektedir.
ARASTA
Sultanahmet külliyesinin kıble
yönündeki en uç yapısı olan Arasta
İstanbul da 17. yy dan kalan tek üstü
açık çarşıdır.
Sipahilerle ilgili eşyaların satıldığı dükkânlar, bu gün turistik amaçta
kullanılmaktadır. 1912 yangınında
harap olan ve daha sonra, arasına giren yabancı binalar nedeni ile büyük
ölçüde değişikliğe uğrayan arasta
çarşısı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından eklerinden ayrıldıktan son9
ra 1980’li yıllarda restore edilmiştir.
Restorasyon işlemi yalnız arasta sokağı çevresindeki dükkânları kapsamış,
ilk tasarımda dükkân sıralarının üstlerinde yer alan ve kaynaklara kubbeli odalar olarak adlandırılan hücrelere ait kalıntılar rekonstrüksiyonları
için yeterli veri bulunmadığından arkeolojik kalıntı olarak korunmuşlardır. Bugün arastanın parçası olarak
dizinin kuzeydoğu ucunda bulunan
sebile bitişik bir kapı kemeri ve söve
kalıntısı bulunmaktadır.
Sultanahmet Camii Güneş Saati
Konumu : Avlu kuzey revak cephesinde yer
almaktadır.
Tipi : Düşey, eğimli güneş saati.
Yöntem : Saat açısı.
Gösterge: Gölge.
Yapım tarihi : Cami 1609-1616
Malzemesi: Yapı malzemesi üzerine çizilmiştir.
Boyutları: 57,53 cm x 128,46 cm
Tanım : Yarım daire şeklindeki saatte eşit olmayan aralıklarla çizilmiş,gerçek yerel saat10
leri gösteren12 saat çizgisi vardır. Dikey öğle
çizgisinin solundaki saat dilimleri öğleye kalan
saatleriisağındaki saat dilimleri ise öğleden
sonra geçen saatleri gösterkemtedir.
Bu saatler saat dilimleri arasına yazılan Osmanlı rakamları ile sol tarafta 8,7,6…1, sağ tarafta ise 1,2,3 şeklinde işaretlenmiştir. Saatin
üstünde yapımcısını belirten bir kitabe bulunmaktadır.
Yapan : Şamlı Hüseyin
Yayınlar: Meyer 1985,48-49; Çam 1990, 77-78.
Konumu: Avlu doğu revak cephesinde yer almaktadır.
Tipi : Düşey, eğimli güneş saati.
Yöntem: Saat açısı.
Gösterge: Gölge.
Yapım tarihi: Cami 1609-1616
Boyutları: 37,26 cm x 59,27 cm
Tanım: Saatte yerel saat çizgileri ikindiye kalan vakti göstermektedir. Bu saatler saat çizgileri arasında Osmanlı rakamları ile 4,3,2,1
şeklinde belirtilmiştir. Saatte ayrıca kış gündönümü, yaz gündönümü eğrileri ile ekinoks
doğrusu da bulunmaktadır.
Malzemesi: Yapı malzemesi üzerine çizilmiştir.
Yayınlar: Meyer 1985,48-49; Çam 1990,77-78.
Konumu: Avlu batı kapı güneyinde yer almaktadır.
Tipi : Düşey, eğimli güneş saati.
Yöntem: Saat açısı.
Gösterge: Gölge.
Yapım tarihi: Cami 1609-1616
Malzemesi: Yapı malzemesi üzerine çizilmiştir.
Boyutları: 58,05 cm x 113,91 cm
Tanım : Saatte yerel saat çizgileri ikindiye
kalan saatleri belirtmektedir. İkindiye kalan
saatler saat dilimleri arasında 4,3,2,1 şeklinde işaretlenmiştir. Saatte kış gündönümü, yaz
gündönümü eğrisi de mevcuttur.
Yayınlar : Meyer 1985,48-49; Çam 1990,77-78.
11
BİR KİTABE & BİR HATT-I CELİLE
Ana kubbede bulunan hatt-ı celi
Ana kubbe iç kısım :
Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup
gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor.
Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç
kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir
(hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok
bağışlayandır. Fatır suresi : 41. Ayet.
Tefsir
Göklerin yani ilâhî yasalar düzenine
uygun olarak uzay içinde işlevlerini sürdüren bütün galaksilerin, gök cisimlerinin
ve bu düzen içinde insan bakımından özel
bir önemi haiz olan yerkürenin yörüngelerinden sapmaması Allah Teâlâ’nın irade
12
ve kudretiyle mümkün olmaktadır. Yüce
Allah bu hassas dengenin bozulmasını
murat etmiş olsa artık bu sapmayı önleyebilecek hiçbir güç yoktur (bu konuda
ayrıca bk. Ra‘d 13/2).
Âyetin “sapmamaları için” şeklinde
çevrilen kısmında kullanılan ve zevâl kökünden türetilen fiil hem “bir şeyin nizamının bozulması” hem de “yok olması”
anlamına gelir.
Burada her iki mânanın birlikte kastedildiği anlaşılmaktadır. Zira göklerin ve
yerin hareketindeki en küçük bir sapma
ve dengesindeki en küçük bir bozulma
aynı zamanda onların yok olması demektir (İbn Âşûr, XXII, 327-328).
Namazlara ve orta namazlara devam edin. Gönül bağı ile
Allah için namaza durun.
Bakara 238
Cami orta giriş kapısındaki kitabe
Tefsir
Dinin direği, ibadetlerin başı olan namazın, müminin hayatıyla o kadar iç içe,
o kadar vazgeçilemez, ihmal edilemez
olması istenmiştir ki insanoğlunun her
türlü faaliyetine ara verdiği korkulu ve
tehlikeli hallerinde bile namazın kılınması emredilmiş, ancak olağan dışı hal
sebebiyle bazı kolaylıklar tanınmıştır.
Normal hallerde müminler, en değerli
varlıklarını nasıl koruyorlarsa namazlarını da öyle koruyacak, yani hem eksiksiz
hem de devamlı kılacaklardır. “Namazın
eksiksiz kılınması” (muhafaza), vücut,
dil ve zihin hareketleriyle yapılan farzları, vâcip ve sünnetleri yerine getirmekle
olur ve en azından farz ve vâcip namazları
geçirmemekle gerçekleşir. Namazla ilgili olan bu iki mükellefiyet dışında bir de
kalple (zihin-duygu işbirliği ile) yapılan
ve âyette “kunût” kelimesiyle ifade edilen huşû şartı vardır. Huşû, namaz kılan
müminin huzurunda bulunduğu rabbinin
büyüklüğüne yaraşır bir saygı, kulluk ve
itaat duygusu, kendini veriş, bütünüyle
yöneliş şeklinde gerçekleşir ve huşûsuz
namaz, ruhsuz ceset gibidir. Bu sebepledir
ki, “Namazları eksiksiz ve devamlı kılın”
emrinden sonra “huzur ve huşû içinde”
kaydı getirilmiştir. “Orta namaz” (essalâtü’l-vustâ) beş vakit namazdan biri olduğu halde (çünkü başka bir günlük farz
veya vâcip namaz yoktur) ayrıca zikredilmiş, ona daha ziyade ihtimam gösterilmesi istenmiştir. Hz. Peygamber hayatta iken
bu namazın hangisi olduğu konusunda ne
bir soru sorulmuş ne de bu konuda tartışma yapılmıştır.
13
Sultanahmet Camii Çinileri
Sultanahmet Camisi duvar kaplamasında kullanılan çiniler aynı
desenli karoların getirilişiyle oluşan
panolar ya da değişik parçaların birleşimiyle ortaya çıkan büyük desen
komposizyonları olarak düzenlenmiştir. Kullanılan renk ve düzenler
çinilerin yapılış tarihi ve yapıldıkları
atölyelere göre farklılık göstermektedir. İznik ve Kütahya atölyelerinin
16. yy sonu ve 17.yy başı ürünleri
olarak tarihlenen çinilerde zengin bir
renk çeşitlenmesi göze çarpmaktadır.
Kare parçalarda beyaz, dikdörtgen
biçimli bordür çinilerde lacivert ana
renk olmuştur. Çini üzerine işlenen
asma dalı enginar, erik, narçiçekleri,
14
karanfil, nane madalyonvari çiçek
grupları, menekşe, mine, sümbül ve
yaseminler, üzüm salkımları, ağaç ve
yapraklarda firuze, gri, kahverengi,
kırmızı, mercan ve mühür, lacivert,
mavi, mor, siyah, yeşil gibi renklerin tonları kullanılmıştır. Cami giriş
kapısı üzerindeki galeride yer alan
panolar teknik ve desen bakımından
en başarılı parçalardır. Burada zemin
temiz bir beyazlık gösterir. Renkler
canlı ve desen kontorları düzgündür.
Cami ile ilgili kayıtlara göre 21043
levhadan oluşan bu çiniler saray
Nakkaşhanesinde Hasan adında bir
usta yönetiminde hazırlanmıştır.
Yabancı ziyaretçi gözüyle Sultanahmet Camii
“Sultanahmet Camii evren hakkındaki derin sorularla alakalı tefekkür edilebilecek çok güzel bir yer ve Aşgın Tunca evreni konuşmak için harika biri. Burada
manevi açıdan derin duygulara sahip ve doğruyu arayan kişileri bulacaksınız.”
Bu güzel camide o kadar harika zaman geçirdik ki...Teşekkürler İstanbul.
Teşekkürler Sultanahmet. Mısır’dan Amani Ashraf ve Kariem Ali
“İslam geleneklerinin temelleri hakkında samimi ve arkadaşça açıklamanız için
çok teşekkür ederim. Mimari ve sanatsal açıdan Sultanahmet Camii harikulade
bir yer. Yaşadığımız yerde böyle bir eser yok. Tekrar teşekkürler. Çek Cumhuriyeti’nden selamlar. Stepan.”
15
Sultanahmet Mosque Islamic Informattion Center
It is possible to meet the İmam of the Blue Mosque to get more information
about Islam or to ask more questions and to take free books, pamphlates and the
Qur'an translated in different languages in İslamic İnformation Center inside the
Mosque near the exit door (there is a sign for that on the door of the room).
You can make appointments (for individuals and the groups) with the İmam
via email as well.
(For any questions regarding İslam you can send email individually too.)
email: [email protected]
(Although anydays of the week is ok for the appointments; Tuesdays, Thursdays and Sundays)
email:[email protected]
(Although anydays of the week is ok for the appointments; Monday, Wednesday, and Saturday)
16
14.08.2014
Belçika’li Brüksel’de Yasayan Henry Musluman olarak Hamza ismini aldı. 62 yaşındaki kardeşimiz siilik ve sünnilik farkını sormak
maksadı ile girdiği imam odasında İshak Kızılaslan hocamız ile
uzun mülakatı sonucunda daha önceden de araştırmaların sonucunda islam dini ile Müşerref oldu. Kelime-i şehadet getirerek islama girdi. Hamza ismini aldı..
07.08.2014
Aslen Şili’li olan ve halen Tayland’da yasayan Bameran camimizde kelime-i şehadeti söyleyerek islam ile Müşerref oldu. Kardeşimiz İslam hakkında çok az malumatı olduğunu belirterek geldiği camii imam odasında uzunca bir mülakatın pesinden İslami
kabul etmek istediğini belirtti ve Musluman oldu. Cami Imami
İshak Kızılaslan Hocanin kendisine tavsiye ettigi Hatice ismini de
kabul eden kardeşimize Allah’tan yardim diliyor ve yeni hayatında hayır ve bereketler niyaz ediyoruz. Allah Kabul etsin.
16.06.2014
Rus vatandaşı Sergey tatile geldiği İstanbul’da İslam’ı seçti. Londra’da yaşayan Sergey, Sultanahmet Camii İmam Hatibi Hasan
Kara Hocamız ve şahitler huzurunda Kelime-i Şehadet getirerek
müslüman oldu. Annesinin de İzmir’de yaşadığını belirten Sergey, “Umarım annem de bu kararımı saygıyla karşılar. 5 vakit
namaz kılarak alkol gibi kötü alışkanlıklardan kurtulmak istiyorum,” dedi. Cenab-ı Allah İslam dairesi içerisinde ömrünü sağlıklı
şuurlu ve bereketli eylesin. Amin.
08.05.2014
Portekizli Merisa cami imamımız İshak Kızılarslan hocamız ve
şahitlerin huzurunda Kelime-i Şehadet getirerek müslüman oldu.
Kendisine teklif edilen isimler arasında Meryem ismini Müslüman
ismi olarak tercih etti. Allah daim ve kaim etsin.
05.06.2014
İingiltereden kardeşimiz Aliny İslam ile Müşerref oldu. Kardeşimiz kendisine Hatice ismini aldı. Nasilki Hz Hatice kavminin ilki
idi İslam ile Müşerref olmakta ben de kendi ailemde ilkim dedi.
Allah yolunu açık etsin. Yar ve yardımcısı olsun.
08.05.2014
30 Yaşındaki Rus Elena Hanım, Sultanahmet Camiinde İslam ile
müşerref oldu. Şu an İsveçte yaşayan Elena, Dinleri araştırdığını
ve bunun sonucunda huzuru islam dininde bulduğuna inanarak Sultanahmet Camiine gelip islam dinine mensup olmak için
Cami İmam Hatibi İshak Kızılaslan hocanın eşliğinde Kelime-i
Şehadet getirerek İslam ile müşerref olmuştur. Adını Aleyna olarak değiştiren kardeşimize Cenab-ı Allah İslam dairesi içerisinde
ömrünü sağlıklı şuurlu ve bereketli eylesin. Amin.
21.05.2014
Gürcistan’lı Sophia Sultanahmet Camiinde İslam’ı kabul etti ve Safiye ismini aldı. Allah mübarek etsin iman üzere daim kılsın. Cenab-ı Allah İslam dairesi içerisinde ömrünü sağlıklı şuurlu ve bereketli eylesin. Amin.
17
CAMİMİZİ ZİYARET EDEN
DEVLET MİSAFİRLERİNDEN...
11.Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, Ramazan Bayramı Namazını Sultanahmet Camiinde kıldı...
Ehli Sünnet Alimler Birliği'nin istişare ve koordinasyon toplantısı için İstanbul'da gelen heyeti Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile birlikte camimizde ağırladık..
18
Sultanahmet Camii Din Görevlilerinden
BİR İMAM-HATİP, BİR MÜEZZİN
İSHAK
KIZILASLAN
2 Ağustos 1973
tarihinde Sinop ili
Boyabat
ilçesinde
ailesinin üçüncü erkek çocuğu olarak
dünyaya geldi. İlkokulu memlektinde bitirdikten sonra
Kur’ân-I Kerîm hıfızını yapmak üzere
Fatih ilçesine bağlı Sünbülefendi Kur’ân Kursu’na geldi. Orada yüzünden okumanın peşinden hıfzını Allah’ın lutfu ile 6 ay 17 günde
hocası Mustafa Yılmaz’da ikmal etti. Ortaokulu
ve İmam-Hatip Lisesi’ni tekrar memleketi Boyabat’ta bitirdikten sonra Zonguldak ili Devrek ilçesinde Kur’ân Kursu öğreticisi olarak
vazifeye başladı. Birkaç aylık vazifeden sonra
Marmara Üniversitesi İlâhiyât Fakültesi’ni kazandığı için istifa etti. 1993 senesinde girdiği
fakülteyi 1998’de itmâm ettikten sonra askerlik vazîfesini kısa dönem askerliği olarak Denizli’de yaptı ve 1999 yılında Din Kültürü ve
Ahlâk Bilgisi öğretmeni olarak Üsküdar ilçesi
Cumhuriyet Lisesi’nde göreve başladı. 3 sene
kadar Üsküdar ve Kadıköy’de 6 ayrı ilköğretim okulu ve lisede öğretmenlik yaptı. Bu arada
2003 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde (İlâhiyât Fakültesi) İslâm
Felsefesi dalında Yüksek Lisans (Master) eğitimini, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı’nın nezaretinde
“İbn Sînâ’nın Hudûd Risâlesi ve Türü İçindeki
Yeri” serelevhalı tezi ile tamamlamış oldu. Hemen peşinden başlamış olduğu aynı üniversitenin İslâm Felsefesi Bölümü Doktora çalışmasının tez aşamasını sonlandırmak üzeredir. Tez
hocası Prof. Dr. Muhittin Macit’tir.
2003 yılında kurumlararası nakil yolu ile
Millî Eğitim Bakanlığı’ndan Diyânet İşleri
Başkanlığı’na Fatih ilçesi Hekimoğlu Ali Paşa
Cami İmam-Hatibi olarak tayin oldu. 2006 yılına kadar mezkûr camide vazifesini yaptıktan sonra Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından
Amerika’nın New York Eyaleti’nin Rochester
şehrine Din Görevlisi olarak atandı. 2011 yılı
Eylül ayı itibari ile buradaki vazifesini tamam-
layarak eski camisine döndü ve 2012 yılının
Mart ayında Sultan Ahmed Camii İmam-Hatibi
olarak Diyânet İşleri Başkanı tarafından süresiz
kaydı ile görevlendirildi. Buradaki görevi esnasında açılan Diyânet İşleri Başkanlığı Uzmanlığı sınavını kazandıktan sonra tekrar Diyânet
İşleri Başkanlığı Uzmanı olarak Sultan Ahmed
Camii’nde süresiz olarak tekrardan görevlendirildi ve halen bu vazifesinde berdevâmdır.
İleri düzeyde İngilizce (Toefl-KPDS 90 puan
civarı sertifikası vardır) ve Farsca (KPDS 71 puan)
ve Arapca bilmektedir. İslam with Questions and
Answers ve Salât isimli 2 İngilizce eseri basılmıştır. Yaklaşık 10 yıldır Ney sazını üflemektedir ve
birkaç yıldır da ferdî olarak Tanbur sazı ile meşgul olmaktadır. Evli ve 2 kız ve bir erkek evlad
sahibidir (Firuze Meryem, Enes, Asude).
MUZAFFER ÇELİKENDAZE
30.10.1961 Konya Merkez Meram da dünyaya
geldi, İlkokulu Mahallesinde okudu, 1974 yılında hafızlığını tamamladı. 1977 yılında İstanbul
İmam-Hatip Lisesine kayıt yaptırdı ve Mehmet
Zahit Kotku’dan tasavvuf dersleri aldı.
1986 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesine Konya Sarayönü ilçesi Ladik kasabası çarşı
camiinde ilk göreve müezzin olarak başladı.
Daha sonra sırasıyla Şemsi Tebrizi camii 5
yıl, İstanbul Eminönü Rüstempaşa camii 2 yıl,
Konya Şerafettin Camii 3 yıl, İstanbul Kağıthane Çağlayan Merkez Camiinde 5 yıl görev yaptıktan sonra naklen Sultanahmet Camine geldi,
1989 yılında Gaziantep’de 1992 yılında
Yozgatta 1995 yılında Konya Meramda,1998
Yılında Kağıthanede, Müezzinlere Güzel Ezan
okuma kursu,
1995 de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından
İrşad görevi için Balkan ülkelerine gitti,
2008 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kurulan Türk Tasavvuf Musikisi topluluğuna
katılarak yurt içi ve yurt dışı konserlerine katıldı,
Evli ve 3 Çocuk babası olup halen Sultanahmet Camiinde Müezzin olarak göreve devam etmektedir.
19
Sultanahmet Camii Koruma ve İhya Derneği
Sultanahmet Camii, Şöhreti dört kıtaya yayılmış emsalsiz sanat ve mimarlık
şaheserlerinden; Kültür varlıklarımızı doruk noktada temsil eden en büyük miras
ve tarihi zenginliklerimizden birisidir.
Sultanahmet Camii dünyaca meşhurdur; Bu sebeple yerli ve yabancı ziyaretçilerin görmek
için akın ettiği, ülkemize turizm amacıyla gelenlerin büyük çoğunluğunun ve İstanbul’a gelenlerin de hemen hepsinin uğradığı en büyük merkezdir. Dünya çapında böylesi bir ilgiye erişmiş
camimizin tarihi ve kültürel özelliklerinin bozulmadan korunması, bakım, tamir ve onarımının
yapılması zaruri bir görev olmuştur. Bundan dolayıdır ki; 26.11.1996 tarihinde kurulan Sultanahmet Camii Koruma ve İhya Derneği tüzüğünün kuruluş gayesini belirleyen ana maddesini
oluşturmuştur. Bu ana maddeyi oluşturan hususların bir bölümü özetle aşağıdaki gibidir.
a) Sultanahmet Camii ve müştemilatının, Sultanahmet Camii’ne bağlı tarihi yapıların ve
diğer kültürel varlıklarımızın bakım, onarım, restorasyon, tefriş, aydınlatma ve ses düzeni gibi
işleri yapmak, bahçe ve çevresini düzenlemek, bakımını yapmak, temizlik elemanları istihdam
etmek,
b) Camii güvenliğini sağlamak, bunun için de güvenlik elemanları istihdam ve güvenlik materyalleri temin etmek, ihtiyaç halinde ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak.
c) Derneğimiz bünyesinde rehberlik ve danışmanlık hizmetlerini sunmak, bununla ilgili hizmet elemanlarını istihdam etmek, eğitimlerini sağlamak,
d) Camii cemaatinin ibadetlerini, camii görevlilerinin de görevlerini huzur ve sükûn içinde
yapabilmeleri için her türlü tedbiri almak, maddi ve manevi imkân ve ortamları hazırlamak.
e) Cami ve çevresindeki tarihi ve kültürel varlıklarımızın tanıtımı yapmak üzere yazılı ve
görsel hizmetler sunmak, sosyal ve kültürel etkinliklerde bulunmak,
f) Milli, manevi, ahlaki, dini ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan, geliştiren, vatanını ve milletini seven bir toplumun yetişmesine katkı sağlayacak eğitim ve kültür faaliyetlerinde bulunmak,
g) Milli, manevi ve ahlaki değerlerimizin gerektirdiği toplumda sevgi, saygı, güven, birlik ve
kardeşlik duygularını pekiştirecek, sosyal yardımlaşma şuurunu geliştirecek her türlü faaliyette bulunmak, Derneğimiz şimdiye kadar yaptığı faaliyetleri ve verdiği hizmetleri, sıraladığımız bu amaçlar doğrultusunda yürütmüş ve yürütmektedir. Derneğimizin kuruluşuna öncülük
eden ve katkıda bulunanlara teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bugüne kadar yapılan bütün hizmetler, bu caminin dini ve tarihi özelliğine uygun olmasına
dikkat edilerek yapılmış ilgili kurumların bilgi-denetim ve kontrolünde yürütülmüş, bundan
sonra da dernek olmanın gerektirdiği kanuni ve ahlaki sorumluluk içinde yürütülecektir.
Sultanahmet Camii Koruma ve İhya Derneğimiz 2006 yılında Bakanlar Kurulu tarafından
Kamu Yararına Çalışan Derneklerden sayılmıştır.
8. DÖNEM (2013- 2015) YÖNETİM KURULU ÜYELERİ
Emrullah Hatipoğlu Necati Sönmez İbrahim Girgine Ramazan Apaydın
Hasan Kara İsmet Ünal Yakup Kaya
20
DERNEK FAALİYETLERİ
Ayakkabılıklarımız..
(Camimiz için yaptırdığımız ömürlük ayakkabılıklarımız artık
camimizde yerini almaya başlamıştır.)
21
DERNEK FAALİYETLERİ
Temizlik Faaliyetleri
Bahçe peyzaj çalışmaları
İslami Tanıtıcı pano afiş çalışmaları
Camimize gelenler için alınan milyonlarca
adet ayakkabı poşeti.
22
Ziyaretçiler için giriş kapılarına
konan elbise mekanları
DERNEK FAALİYETLERİ
DİNİ VE KÜLTÜREL ETKİNLİKLER
2014 Ramazan Ayı, Camimizde Geleneksel hale gelen Pazar sohbetleri
(İlahiyatçı, Yazar ve Akademisyenler ile seçkin Hafızlardan oluşan
Kur’an-ı Kerim Programları) yoğun bir şekilde geçmiştir.
İstanbul Vaizi Mustafa Akgül
Fatih Müftüsü İrfan Üstündağ,
Öğretim Üyesi
Doç.Dr.İhsan Şenocak,
23
DERNEK FAALİYETLERİ
Dini ve Kültürel Etkinlikler
Abdullah Babaoğlu
İstanbul Vaizi
Dr.Adem Ergül
İlahiyatçı Yazar
Doç.Dr.Abdusselam Arı
İstanbul Üniv.Öğretim Üyesi
Yard.Doç. Halil İbrahim Kutluay
F. Sultan Mehmet Vakfı Üniv. Öğretim Üyesi
Doç.Dr.Kerim Buladı
İstanbul Üniv.Öğretim Üyesi
Doç.Dr. M. Emin Maşalı
Marmara Üniv. Öğretim Üyesi
Bursa Müftüsü Prof.Dr.Mehmet Emin Ay Hocamız ve Cami Din görevlileri ile Dernek yöneticilerimiz,
24
Camimizde yapılan programlardan…
Kandil Programları, Hafızlık İcazet programları…
2014 Ramazan Bayramı Namazı
25
DERNEK FAALİYETLERİ
BROŞÜR-KİTAP FAALİYETLERİMİZ
Camimize, hem ibadet için hem de ziyaret için gelenlere verilen milyonlarca
adet tanıtım broşürü. Çeşitli lisanlardan Kur’an-ı Kerim ile
İslamı anlatan kitapçıklar...
26
DERNEK FAALİYETLERİ
Camimize gelen ziyaretçilere verilmek üzere metinleri İstanbul Müftülüğünce hazırlanan baskıları derneğimizce yapılan milyonlarca adet İslam
Dini hakkındaki İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça, İspanyolca, Çince,
Japonca, İtalyanca broşürlerimiz…
27
DERNEK FAALİYETLERİ
BROŞÜR-KİTAP FAALİYETLERİMİZDEN...
28
DERNEK FAALİYETLERİ
EĞİTİM HİZMETLERİ
Bursiyer öğrencilerimiz ile yapılan toplantılardan…
Hizmet İçi Eğitimler
Periyodik olarak yapılan toplantılarımızdan...
29
Camimizdeki Nadide El Yazması Kura’n-ı Kerimler restore edilmek ve korunmak üzere
Vakıflar Genel Müdürlüğü Türk Vakıf Hat Sanatları Müdürlüğüne teslim edildi.
30
Sultanahmet Camimizin 2 şerefeli arka sağ M1 minaresi
2014 Ramazan ayı sonunda tamir-bakım ve onarım için
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyona alınmıştır.
31