Türkçe ve Yunanca Ortak Kelimeler, Terimler ve Atasözleri

Herkül Millas
Türkçe ve Yunanca Ortak Kelimeler,
Terimler ve Atasözleri
Listesi
Kapak hakkında: Ebru, eski bir kitap ciltleme tekniğidir. Đngiltere’de bu teknik
marbled paper diye bilinir. Ebru kelimesi son yıllarda Türkiye’de bir metafor olarak,
Osmanlı Devleti süresinde bir arada yaşayan farklı kültürlerden toplulukları
hatırlatmak için de kullanılmaktadır. Mozaik benzetmesine tercih edilmektedir çünkü
mozaik parçacıkları birbirinden bütünüyle farklıdır ve kendi içlerinde farklılık
sergilemezler, oysa ebru renkleri kademeli olarak bir birinin içine geçmektedir.
1
Yunanistan’da Yunanca olarak yayınlanmış olan kitabın arka kapağındaki
yazı:
4,600 Türkçe ve Yunanca ortak kelimeden oluşan bu “listenin” ilk hali 1992
yılında hazırlanmıştı. Ankara Üniversitesi, Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı Anabilim
Dalı’nda Yunanca dersleri verdiğim o yıllarda çok yararlı oldu. 1999-2003 yıllarında
Yunanistan’da, Rodos Adası’nda bulunan Ege Üniversitesi’nin Akdeniz Çalışmaları
adlı bölümde ana dilleri Yunanca olan öğrencilere Türkçe dersleri verdiğim sürede
de aynı biçimde yararlı oldu. Bu listenin yüzlerce fotokopi baskısı öğrencilere verildi.
“Öteki” dili öğrenmeye çalışan bu gençler çok kısa bir sürede binlerce kelimeyi çok
kısa bir sürede öğrendi; çünkü aslında yaptıkları kısa bir okuma ile bazı kelimelerin
ortak olduğunu görmek oldu. Kelime ezberlemek gerekmedi.
Türkçe ve Yunanca’da ortak terimler ve atasözleri türünde bir çalışma ve özellikle
ortak terimler çalışması, ilk kez yapılmakta ve burada yayınlanmaktadır. Atasözü
aslında kolay anlaşılan bir düşünce ve ifade biçimidir. Terimler ise mecazi anlam
taşıyan kelimeler olarak düşünülebilir. Örneğin, “diken üstünde oturuyor” dediğimiz
bir kimse bir Hint fakiri değildir, kaygılı biridir. Eğer Yunanca konuşan da kendini bu
biçimde ifade ediyorsa (κάθετε στ’αγκάθια) ortak bir deyim söz konusudur diyebiliriz.
Bu tür ortak deyimlerin ve atasözlerin toplam sayısı 1300 tanedir.
Bu çalışma öğretim amaçlıdır. Ancak çalışma tamamlandıktan sonra ortaya çıkan
bulgulara dayanarak kültürel sonuçlara da varılabileceğini gördüm. Etnik kimliğin
olumlu bir referans sayıldığı, ama aynı zamanda Öteki’nin de farklı ve olumsuz
gösterilip ulusal kimliğin dayanağına dönüştürüldüğü ulusal devletler dönemimizde,
Öteki ile ortak yanlarımızın olduğunu görüyoruz. Binlerce ortak kelimenin varlığı
bize insanların ortak değerleri paylaştıkları bir geniş çevrede yaşadıklarını
hatırlatıyor. Ulusal kompartımanlar ve ulusal özellikler aslında görecelidir; hatta çok
görecelidir.
2
ÖNSÖZ
4,600 Türkçe ve Yunanca ortak kelimeden oluşan bu “listenin” ilk hali 1992
yılında hazırlanmıştı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Çağdaş
Yunan Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda Yunanca dersleri verdiğim o yıllarda çok
yararlı oldu. 1999-2003 yıllarında Yunanistan’da, Rodos Adası’nda bulunan Ege
Üniversitesi’nin Akdeniz Çalışmaları adlı bölümde ana dilleri Yunanca olan
öğrencilere Türkçe dersleri verdiğim sürede de aynı biçimde yararlı oldu. Bu listenin
yüzlerce fotokopi baskısı öğrencilere dağıtıldı. “Öteki” dili öğrenmeye çalışan bu
gençler binlerce kelimeyi çok kısa bir sürede öğrendi; çünkü aslında kısa bir okuma
ile bazı kelimelerin ortak olduğunu gördüler. Kelime ezberlemek gerekmedi.
Türkçe ve Yunanca’da ortak terimler ve atasözleri türünde bir çalışma ve özellikle
ortak terimler çalışması ilk kez yapılmakta ve yayınlanmaktadır.
Türkçe Yunanca Ortak Kelimeler Listesi (sayfa 6-112)
Bu “listenin”, başlığın ifade ettiğinden farklı bir iddiası bulunmuyor: ortak
kelimeler içeren bir liste. Sözlük değildir. Kelimelerin etimolojisine ve kökenlerine
değinmiyor. Bugüne kadar bir dilden öteki geçen kelimeleri temel alan çeşitli
çalışmalar yayınlandı. Benim listem üçüncü dillerde de gelen kelimeleri içeriyor;
örneğin, Fransızca (σικ/şık, chic), Đngilizce (γκολ/gol, goal), Farsça (χάνι, han) hatta
Malezya (Malay) dilinden (orangutan / orman insanı).
Liste sözlük olarak kullanılamaz, yani kelimelerin anlamlarını açıklamıyor. Ortak
olan kelimeleri içeriyor. Bu ortak kelimelerin büyük yüzdesi her iki dilde de aynı
anlamı taşıyor. Örneğin, sık, gol, han, orangutan, duvar, demokrasi gibi kelimeler
öyle. Ancak bazı durumlarda kelimeler arasında bazı farklar ve özellikler
bulunmaktadır. Bu farklar şunlardır:
1) Aynı anlama gelmeyen ortak kelimeler. Bu durumda karşı dilde geçerli olan farklı
anlam parantez içinde verilmektedir:
αγέλη (στάνη) = ağıl (sürü),
örneğin, “αγέλη” (sürü) kelimesi Türkçe’de de “ağıl” olarak var ama anlamı
‘στάνη’dir (ağıldır). Yunanca konuşan kimse öteki dildeki “ortak” kelimenin anlamını
kendi dilinde ve parantez içinde görebilmektedir. Türkçe konuşan da “ağıl” kelimesin
öteki dilde ne anlama geldiğini kendi dilinde görebilmektedir.
2) Kimi zaman bazı kelimeler iki farklı yazılır. Böyle durumlarda her iki yazılış
(bazen üç yazılış) verilmekte ve virgül ile ayrılmaktadır
αρµονία = armoni, harmoni
άγιος = Aya, Ay, Ai
3) Bazı durumlarda ortak bir kelimenin öteki dilde iki farklı anlamı olabilir. Bu
durumda her iki anlam da veriliyor.
3
Ανατολή = Anadolu, Doğu
4) Bazı kelimelerin birden çok anlamı olabilir ve okuyucu hangisinin söz konusu
olduğunu anlayacak durumda olmayabilir. Bu durumda söz konusu olan anlam
kelimeyi izlemektedir. Örneğin emir kelimesinin “emir verme” olmadığı
gösterilmektedir.
εµίρης = emir / ülke başı
5) Bazen başka türlü hatırlatmalar gerekli görülmüştür ve bunlar köşeli ayraçla [ ]
gösterilmiştir. Örneğin, at / άτι kelimesi her iki dilde var ve aynı anlama geliyor;
ancak Yunanca’da at için ‘άλογo’ kelimesi kullanılıyor. Bu duruma ‘άτι’ kelimesinin
‘eski kullanım’ olduğu, Yunanca’da ise “at” için “άλογο” kullanıldığı belirtilmektedir.
άτι (άλογο) = at [eski kullanım]
6) Bazı kelimeler yalnız kısmen ortaktır. Bu durum “1” sayısı ile gösterilmektedir.
αζντισµένος = azgın 1
ακεφιά = keyifsizlik 1
7) Nihayet, bazı “i hali” ve sıfatlar şu biçimde gösterilmiştir:
αλταϊκός = Altay…i
δωρικός = Dor…i
Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi bu liste bir sözlüğün yerini alamaz. Bu
yüzden listenin sözlük ve etimoloji sözlüğü ile bir arada kullanılması yararlı olur.
Ayrıca, eski sözlüklerde (örneğin, bknz: Κ. Κουκκίδη, Λεξιλόγιον Ελληνικών Λέξεων
Παραγοµένων εκ της Τουρκικής, Αθήνα, 1960) ortak olarak belirtilen yüzlerce
kelimenin bu listeye dâhil edilmediğini de eklemek gerek. Bu eski ortak kelimeler
artık Türkçe veya Yunanca’da kullanılmayan, günlük dilde bulunmayan kelimelerdir.
Pek sık kullanılmayan teknik terminoloji sayılan kelimeler ise listeye alınmıştır.
Türkçe ve Yunanca’da ortak terimler ve atasözleri (sayfa 113-154)
Atasözü aslında kolay anlaşılan bir düşünce ve ifade biçimidir. Terimlerin ne
olduğunu söylemek daha zor. Mecazi anlam taşıyan kelimeler olarak düşünülebilir.
Örneğin, “diken üstünde oturuyor” dediğimiz bir kimse bir Hint fakiri değildir,
kaygılı biridir. Eğer Yunanca konuşan da kendini bu biçimde ifade ediyorsa (κάθετε
στ’αγκάθια) ortak bir deyim söz konusudur diyebiliriz. Bu tür ortak deyimlerin ve
atasözlerin toplam sayısı 1300 tanedir.
Tekrarlar oluşmaması için alfabetik sıra şu ilkelere göre izlendi. Terim veya
atasözü “isim” içerdiğinde alfabetik sıralama bu isme (veya ilk isme) göre olmuştur.
Öteki durumlarda sıfat ve sonra fiil sıralamanın kıstası olmuştur. Listenin bu
versiyonu Yunanca kelimeler temel alınarak bu ilkeye göre sıralanmıştır.
Ortak terimlerin ve atasözlerin bir kısmı tam olarak aynıdır, bir kısmı biraz
farklıdır, bir kısmı ise birazdan daha fazla farklıdır. Bu farklar A, B ve Γ ile
gösterilmiştir. Atasözleri bir yıldız ile (*) işaretlenmiştir. Bazen bir parantez ve köşeli
ayraç içinde bir iki kelime ile söylenenleri açıklana yolu seçilmiştir.
Bütün bu kısaltmalar ve açıklamalar şöyle özetlenebilir:
4
Kısaltmalar:
(Α) – tam karşıtlık, (Β) – kısmen karşıtlık, (Γ) – dolaylı karşıtlık
* - atasözü
( ) bir terimin daha anlaşılır olması için birkaç kelime
[ ] Açıklama
Alfabetik sıranın kıstası:
Ortak olan tek bir kelime varsa o seçildi.
Ortak kelimeler birden çoksa, isim temel alındı.
Đsim ortak değilse, sıfat ve fiil temel alındı.
*
Bu çalışma öğretim amaçlıdır. Ancak çalışma tamamlandıktan sonra ortaya çıkan
bulgulara dayanarak kültürel sonuçlara da varılabileceğini gördüm. Etnik kimliğin
olumlu bir referans sayıldığı, ama aynı zamanda Öteki’nin de farklı ve olumsuz
gösterilip ulusal kimliğin dayanağına dönüştürüldüğü ulusal devletler dönemimizde,
Öteki ile ortak yanlarımızın olduğunu görüyoruz. Binlerce ortak kelimenin varlığı
bize insanların ortak değerleri paylaştıkları bir geniş çevrede yaşadıklarını hatırlatıyor.
Ulusal kompartımanlar ve ulusal özellikler aslında görecelidir; hatta çok görecelidir.
Ortak terimler ve atasözleri araştırılmaya değer konulardır. Örneğin “bizim”
terimlerimiz komşularımızın terimleriyle kıyaslandıklarında kendimizle ilgili
imajımız değişebilir. Her iki dilde de mecazi anlamlar genellikle günlük yaşamda
kullanılan sıradan kelimelerden oluşuyor: bedenin ögeleri (kulak, diş, kalp, göz, el),
yakın çevremiz (iş, yol, su), en basit filler (görmek, tutmak) ve kavramlar (söz,
Tanrı). Halkların bir arada yaşama tecrübesi bu halkçı temelde ve günlük yaşam
ortamında olmuştur. Ortak sayılanlar, karmaşık kavramlar alanında görülmez. Bize
ulaşan mesaj, duyguların ve ortak “bilgeliğin” bu yakınlığının gösterdiği gibi, (sözde)
var olduğu kabul edilen bizim ve “ötekinin” etnik özelliğinden doğan özün ve
farklılığın aslında pek de gerçek olmadığıdır.
Ulusların “özgün” ve “özel” olduğunu inananlar için bu mesaj sevindirici
olmayabilir; ama evrensel yaklaşımlara yakın olanlar için hoştur.
**
5
Türkçe ve Yunanca Ortak Kelimeler
Listesi
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
αβάκιο
αβάντα
Αβανταδόρος
Αβαντάζ
Αβάντσο
Αβαρία
Αβησσυνία
Αβοκάντο
Αβραάµ
άβυσσος
Αγάς
αγγαρεία
αγγάρεµα
αγγλικά
Αγγλικανισµός
Αγγλικανός
αγγλοσαξονισµός
Αγγλόφιλος
αγγλοφοβία
αγέλη (στάνη)
Αγιάζι
αγιάρι
αγίασµα
Αγιζότι
Άγιον Όρος
Άγιος
Αγκαζέ
Αγκινάρα
αγκύλη
Άγκυρα
Αγνωσία
Αγνωστικισµός
Αγνωστικιστής
αγορά (αρχαία αγορά)
αγοραφοβία
Abaküs
avanta
avantacı
avantaj
avans
avarya
Habeşistan
avokado
İbrahim
Abis
Ağa
angarya
angarya çalıştırma
İngilizce
Anglikanizm
Anglikan
Anglosaksonluk
Anglofil
anglofobi
ağıl (sürü)
Ayaz
Ayar
ayazma
Ağızotu
Aynaroz
Aya, Ay, Ai
Angaje
enginar
Ankiloz
Ankara
agnosi
agnostisizm
agnostik
agora (çarşı)
agorafobi
6
36
37
38
39
40
41
42
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
Αδάµ
αδάµας
αδενίτιδα
Άδης
αδρεναλίνη
αεροδυναµικός
αζαλέα
αζντισµένος
άζωτο
αθεΐα
αθεϊσµός
άθεος
αθερίνα
Αθήνα
Αθίγγανος
αθλητής
αθλητικός
αθλητισµός
Αιγαίο
αιθέρας
Αιθιοπία
αιθυλένιο
αιθύλιο
αιµορροΐδα
αιµατίτης
αιµατολογία
αιµατολόγος
αιµοδιάγραµµα
αιµοσφαιρίνη
αιµοφιλία
αιµοφιλικός
άιντε!
Αιολείς
αισθητική
αισθητικός
ακαδηµαϊκός
ακαδηµία
ακακία
ακετόνη
ακετυλένιο
ακεφιά
ακουάριουµ
ακορντεόν
ακόρντο
Adem
elmas
adenit
Hades
adrenalin
aerodinamik
azelya, açelya
azgın 1
azot
ateizm
ateizm
ateist
aterina
Atina
Çingene
atlet
atletik
atletizm
Ege
eter
Etiyopya
etilen
etil
emoroit
hematit
hematoloji
hematolog
hemodiagram
hemosferin
hemofili
hemofil
hayda!
Eolyalı
estetik
estetik
akademik
akademi
akasya
aseton
asetilen
keyifsizlik 1
akvaryum
akordeon
akort
7
82
83
84
85
86
87
88
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
114
115
116
117
118
119
120
122
123
124
ακουαρέλα
ακουστική
ακροβασία
ακροβάτης
ακροβατισµός
ακρόπολη
Ακρόπολις
ακτίνιο
ακτινολογία
αλάαλαγκαρσόν
αλακάρτ
αλακόκ
αλαµπρός
αλάνα
αλάνης (πεδίο)
αλάνι (πεδίο)
αλάργα
αλατζαδένιος
αλατζάς
αλατούρκα
αλαφράγκα
άλγεβρα
αλέγρο
Αλέξανδρος
αλέστα
αλισβερίσι
αλκαϊκός
αλκαλικός
αλκοόλη
αλκοολικός
αλκοολισµός
Αλλάχ
αλλεργία
αλλεργικός
αλληγορία
αλληγορικός
αλλοτροπία
αλµανάκ
αλµπάνης
αλµπατρός
άλµπουµ
αλό!
αλουµίνιο
akvarel
akustik
akrobatlık
akrobat
akrobatlık
akropol
Akropol
aktinit
aktinoloji
alaalagarson
alakart
alakok
alabros
alan
alan (serseri)
alan (serseri)
alarga
alacalı kumaştan 1
alaca kumaş
alaturka
alafranga
cebir
alegro
İskender
alesta
alışveriş
alkaik
alkalik
alkol
alkolik
alkolizm
Allah
alerji
alerjik
alegori
alegorik
alotropi
almanak
nalbant
albatros
albüm
alo!
alümin
8
125
126
127
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
160
161
162
163
164
165
166
167
168
αλπακά
αλπινισµός
αλταϊκός
αλτήρας
άλτο
αλτρουισµός
αλτρουιστής
άλφα
αλφαβήτα
αλφάβητο
αλχηµεία
αµ'
αµαζόνα
αµάν
αµανάτι
άµβιξ
αµεθόδευτος
αµέθυστος
αµερικανισµός
αµερικάνος
Αµερική
αµέταλλα
αµήν
αµίαντος
αµιράλης
αµίρης
Αµισός
αµίτωση
αµµωνία
αµνησία
αµοιβάδα
αµόκ
αµοραλισµός
αµοραλιστής
αµορτισέρ
άµορφος
αµπαζούρ
αµπαλάζ
αµπάρι
αµπάς
αµπέρ
αµπερόµετρο
αµπούλα (λάµπα)
αµπραγιάζ
Alpaka / kumaşı
alpinizm
Altay ...i
halter
alto
altruizm
altruist
alfa
alfabe
alfabe
alşimi, simya
ama
amazon
aman (eyvah)
emanet
imbik
metotsuz 1
ametist
Amerikancılık
Amerikalı
Amerika
ametaller
amin
amyant
amiral
emir / ülke başı
Samsun
amitoz
amonyak
amnezi
amip
amok
amoralizm
immoral
amortisör
amorf
abajur
ambalaj
ambar
aba
amper
ampermetre
ampul (ilaç ampulü)
debriyaj
9
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
211
212
214
215
αµφίβιο
αµφίβιο
αµφιθέατρο
αµφορέας
ανάβαση
αναιµία
αναισθησιολόγος
αναισθητικό
αναλογία
ανάλυση
αναλυτικός
αναλύω
ανανάς
αναντάµ-παπαντάµ
άναρθρος
αναρχία
αναρχικός
αναρχισµός
αναρχοσοσιαλιστής
ανασόνι / γλυκάνισο
Ανατολή
ανατοµή
ανατοµία
ανατοµικός
αναφορά (στρόβιλος)
αναχρονιστικός
αναχρονισµός
ανέκδοτο
ανεµόµετρο
ανεµώνη
ανθολογία
ανθρακίτης
ανθρωποειδής
ανθρωποκεντρικός
ανθρωπολογία
ανθρωπολόγος
ανθρωποµορφισµός
ανιλίνη
ανιµισµός
ανιόν
άνοδος
ανοιχτήρι (κλειδί)
ανόργανος
ανορµάλ
amfibyum
amfibi
amfiteatr
amfora
anabasis
anemi
anestezyolog
anestezik
analoji
analiz
analitik
analiz etmek
ananas
anadan babadan
anartrik
anarşi
anarşik
anarşizm
anarkososyalist
anason
Anadolu, Doğu
anatomi
anatomi
anatomik
anafor (rapor)
anakronik
anakronizm
anekdot
anemometre
anemon
antoloji
antrasit
antropoit
antroposantrik
antropoloji
antropolog
antropomorfizm
anilin
animizm
anyon
anot
anahtar (açacak)
inorganik
anormal
10
216
217
218
219
220
221
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
ανταγωνισµός
αντάντε
ανταντίνο
Ανταρκτική
αντένα
αντερί (φόρεµα)
αντιαλλεργικός
αντιβιοτικό
αντιδηµοκρατικός
αντίδι
αντίδοτο
αντίθεση
αντίκα
αντικοµουνιστής
αντικυκλώνας
αντιλόπη
αντινοµία
αντιπάθεια
αντιπαθής
αντισηµίτης
αντισηπτικός
αντισηψία
αντρεκότα
αντσούγια
άνυδρος
ανωµαλία
ανώνυµος
αξεσουάρ
αξίωµα
άξονας
αορτή
άουτ
απάχης
απεριτίφ
απεψία
απίκο
αποκαλυπτικό
αποκριά (γιορτή θυσίας)
απόκρυφος
απολιτικός
απόχη
απραξία
απριόρι
άπτερος
antagonizm
andante
andantino
Antarktika
anten
entari (mintan)
antialerjik
antibiyotik
antidemokratik
hindiba
antidot
antitez
antika
antikomünist
antisiklon
antilop
antinomi
antipati
antipatik
antisemit
antiseptik
antisepsi
antrkot
ançüez
anhidrous
anomali
anonim
aksesuar
aksiyom
aks, eksen
aort
aut
apaş
aperatif
apepsi
apiko
apokaliptik
apukurya (karnaval)
apokrif
apolitik
apoşi
apraksi
apriori
apteriks
11
256
257
258
259
260
261
262
265
266
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
Άραβας
αραβολόγος
αρακάς
αραλίκι
αραµπάς
αραµπατζής
Αράπης
Αρβανίτης (Αλβανός)
αργκό
αργόν
αργοναύτης
αρειανισµός
αρένα
αρζαντέ
αρθρίτιδα
άρια
αριάνι
αριθµητική
αριστοκράτης
αριστοκρατία
Αριστοτέλης
αριστοτελικός
αρκεβούζιο
αρκτικός
αρλεκίνος
άρµα (θυρεός)
αρµάδα
αρµαδούρα
Αρµένης
αρµόζω
αρµονία
αρµόνικα
αρµονικός
αρµόνιο
αρµός
Αρναούτης
άρπα
αρπιστής
αρρυθµία
αρρύθµιστος
άρρυθµος
αρσενικό
αρτεσιανό
αρτηρία
Arap
arapolog
araka
aralık
araba
arabacı
Arap (zenci)
Arnavut
argo
argon
Argo yolcusu, argonot
Aryanizm
arena
arjante
artrit
arya
ayran
aritmetik
aristokrat
aristokrasi
Aristo, Aristoteles
Aristocu
arkebüz
arktik
arlekin
arma (savaş arabası)
armada
armadura
Ermeni
armonize etmek
armoni, harmoni
armonika
armonik
armonyum
armuz
Arnavut
arp, harp
arpist, harpist
aritmi
aritmik
aritmik
arsenik
artezyen
arter
12
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
αρτηριοσκλήρωση
αρτηρίτιδα
αρτίστας
αρχαϊκός
αρχαιολογία
αρχαιολογικός
αρχαιολόγος
αρχαίος
αρχαϊσµός
αρχείο
αρχιδούκας
αρχιεπίσκοπος
Αρχιµήδης
αρχιπέλαγος
άρωµα
αρωµατικός
ασανσέρ
ασβέστης
ασετιλίνη
ασήµι
άσθµα
Ασία
ασιάτης
ασίκης
ασκέρι (φαντάροι)
ασκητής
ασκητισµός
ασκί (κρεµαστάρι)
ασλάνι
ασοβάντιστος
ασορτί
άσος
ασουλούπωτος (χωρίς στιλ)
ασπιρίνη
Ασσυρία
αστακός
αστάρι
αστιγµατικός
αστιγµατισµός
αστραχάν
αστρολογία
αστρολόγος
αστροναύτης
αστρονοµία
arterioskliroz
arterit
artist
arkaik
arkeoloji
arkeolojik
arkeolog
arkaik
arkaizm
arşiv
arşidük
başpiskopos 3
Arşimet
arşipelag
aroma
aromatik
asansör
asbest
asetilen
sim (gümüş)
astım
Asya
Asyalı
aşık
askerler [eski kullanım]
asketik
asketizm
askı (torba)
aslan [eski kullanım]
sıvanmamış, sıvasız 1
asorti
as
üslupsuz (rüküş) 1
aspirin
Asur
ıstakoz
astar
astigmat
astigmatizm
astragan
astroloji
astrolog
astronot
astronomi
13
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
361
362
364
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
αστρονοµικός
αστρονόµος
αστροφυσική
ασύµµετρος
ασύµπτωτος
άσφαλτος
αταβισµός
αταβιστικός
αταραξία
ατελιέ
ατζαµής
ατζαµοσύνη
ατζέµ πιλάφι
ατζούρι
άτι (άλογο)
ατλαζένιος
ατλάζι
άτλαντας
Ατλαντικός
ατµόσφαιρα
άτοµο
άτονο
άτονος
ατραξιόν
ατροπίνη
ατσάλι
Ατσίγγανος
Αττική
Αύγουστος
αυθέντης (κύριος)
αυθεντικός
αυλάκι
αυλή
Αυστραλία
Αυστραλός
Αυστρία
Αυστριακός
αυταρχία
αυταρχικός
αυτόαυτοβιογραφία
αυτοδίδακτος
αυτοκριτική
αυτοµατισµός
astronomik
astronom
astrofizik
asimetrik
asimptot
asfalt
atavizm
atavist
ataraksiya
atölye, atelye
acemi
acemilik
acem pilavı
acur
at [eski kullanım]
atlastan
atlas / kumaşı
atlas / harita
Atlantik
atmosfer
atom
atonal
tonsuz 1
atraksiyon
atropin
çelik
Çingene
Atika
Ağustos
efendi (sahip)
otantik
evlek
avlu
Avustralya
Avustralyalı
Avusturya
Avusturyalı
otarşi
otoriter
otootobiyografi
otodidaktik
otokritik
otomatizm, otomasyon
14
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
404
405
406
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
429
430
431
αυτόµατο
αυτόµατος
αυτονοµία
αυτόνοµος
αυτός (εραστής)
αυτόχθων
αυτοψία
αφασία
αφέντης (σεβαστός κύριος)
αφιόνι
αφορίζω
Αφρική
Αφρο
αφωνία
αφορισµός
αχ!
αχλάδι
αχµάκης
αχούρι
αχρωµατοψία
αχταρµάς (µεταβίβαση)
άχτι
αψέντι
αψίδα / αψύς
Βαβυλωνία
βαγονέτο
βαγόνι
βαζελίνη
βάζο
βαθυσκάφος
βαι!
βαϊλός
βακελίτης
βάκιλος
βακούφι
βακτηρίδιο
βακτηριολογία
βακτηριολόγος
βακχικός
Βάκχος
βαλανίδι
βαλές
βαλής (νοµάρχης)
βαλίτσα
otomatik
otomatik, otomat
otonomi
otonom
aftos (bu)
otokton
otopsi
afazi
efendi (sahip)
afyon
aforoz etmek
Afrika
Afroafoni
aforoz
ah!
ahlat
ahmak
ahır
akromatopsi
aktarma (uydurma)
ah
apsent
apsis
Babil
vagonet
vagon
vazelin
vazo
batiskaf
vay!
balyoz
bakalit
basil
vakıf
bakteri
bakteriyoloji
bakteriyolog
Baküs ...i
Baküs
palamut / meşe türü
vale
vali [eski kullanım]
valiz
15
432
433
434
435
436
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
450
451
452
454
455
456
457
458
461
462
464
465
466
467
468
471
472
473
474
475
477
478
479
481
482
483
Βαλκάνια
βαλκανικός
βαλκανολογία
βαλκανολόγος
βαλλιστική
βαλς
βάλσαµο
βαλτικός
βαµπ
βανάδιο
βανδαλισµός
βάνδαλος
βανίλια
βάνα
βαπόρι
βαπτίζω
βαπτιστής
βάρβαρος
βαρβαρότητα
βάρδια
βαρέλα
βαρέλι
βαριά
βαριετέ
βάριο
βάρκα
βαρκαρόλα
βαροµετρικό
βαρόµετρο
βαρόνη
βαρόνος
βαροσκόπιο
βαρύτονος
βασάλτης
βάση
βασιβουζούκος
βασιλική
βασιλικός
βατ
βάτα
βάτος
βαφτίζω
βάφτισµα
βαχ!
Balkanlar
Balkan 2i
Balkanoloji
Balkanolog
balistik
vals
balsam
Baltık ...i
vamp
vanadyum
vandalizm
vandal
vanilya
vana
vapur
vaftiz etmek
vaftizci
barbar
barbarlık
vardiya
varil
varil
balyoz
varyete
baryum
barka
barkarol
barometrik
barometre
barones
baron
baroskop
bariton
bazalt
baz
başıbozuk
bazilika
fesleğen
vat
vatka
vatoz
vaftiz etmek
vaftiz
vah!
16
484
485
488
489
490
491
493
494
495
496
497
498
499
500
501
503
504
505
506
507
508
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
βεδουίνος
βεζίρης
βεκίλης (αντιπρόσωπος)
βεκτασής
Βέλγιο
βελέντζα
βενζίνη
βενζινοµηχανή
βενζόλη
βεντούζα
βεράντα
βεράτιο
βερέµης (φυµατικός)
βερεσέ
βερµούτ
βερνίκι
βεστιάριο
βέτο
βηρύλλιο
βιβλιογραφία
βιβλιοθήκη
βιβλιοµανία
βίδα
βιδέλο
βίζα
βίζιτα
βισµούθιο
βίλα
βιλαέτι
βινιέτα
βινίλιο
βίντεο
βίντσι
βιοβιογραφία
βιογραφικός
βιόλα
βιολογία
βιολογικός
βιολόγος
βιολοντσέλο
βιοµηχανικός
βιονικό
βιόσφαιρα
bedevi
vezir
vekil (eskiden Mora'da yönetici)
Bektaşi
Belçika
velense
benzin
benzin makinesi
benzol
vantuz
veranda
berat
verem (güçsüz)
veresiye
vermut
vernik
vestiyer
veto
berilyum
bibliyografya
bibliyotek
bibliyomani
vida
vidala
vize
vizite
bizmut
villa
vilayet [eski kullanım]
vinyet
vinil
video
vinç
biyobiyografi
biyografik
viyola
biyoloji
biyolojik
biyolog
viyolonsel
biomekanik (endüstriyel)
biyonik
biyosfer
17
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
546
547
548
549
550
551
552
553
554
555
556
558
560
561
562
563
564
565
566
567
568
569
570
571
572
573
574
575
576
βιοφυσική
βιοχηµεία
βιοψία
βίρα
βιράζ
βιρτουόζος
βίσονας
βιταµίνη
βιτές
βιτρίνα
Βλάχος
βόας
βογιάρος
βοεβόδας
βολάν
βολέ
βόλεϊ
βολή
βολτ
βόλτα
βολτάζ
βολτόµετρο
βολφράµιο
βόµβα
βοµβαρδισµός
βοντβίλ
βόρακας
βοριάς
βόριο
βοτανική
βοτανολογία
βότκα
βουδισµός
βουκέντρα
Βουλγαρία
βουρ! (χτύπα!)
βούρτσα
Βραχµάν
βραχυκέφαλος
βρε!
Βρετανία
βρίκι
βρογχίτιδα
βρόγχος
biyofizik
biyokimya, biyoşimi
biyopsi
vira
viraj
virtüöz
bizon
vitamin
vites
vitrin
Ulah
boa
boyar
voyvoda
volan
vole
voleybol 1
voli
volt
volta / tur, gezi
voltaj
voltmetre
volfram
bomba
bombardıman
vodvil
boraks
poyraz
bor / tuzu
botanik
botanoloji
votka
Budizm
üvendire
Bulgaristan
vur! (hayda giriş!)
fırça
Brahman
brakisefal
bre!
Britanya
brik
bronşit
bronş
18
577 βρώµιο
578 βυζαντινός
Βυζάντιο
579 βυσσινί
580 βυσσινιά
581 βύσσινο
582 βωντβίλ
583 βωξίτης
584 Γαβριήλ
585 γάγγραινα
586 γαζέλα
587 γαζής
588 γαϊτάνι
589 γαλαξίας
590 γαλαρία (γκαλερί)
591 γαλβανίζω
594 γαλβανόµετρο
596 γαλέρα
597 γαλέτα
598 Γαλλία [παλιά χρήση]
599 γαλόνι
600 γαλότσα
601 γάµµα
602 γάντζος
603 γαργάρα
γαρδέλι
604 γαρδένια
605 γαρίδα
γαρµπής (δυτικός άνεµος)
606 γαρνίρισµα
607 γαστρεντερολόγος
608 γαστρίτιδα
609 γαστρονοµία
610 γαστροσκοπία
612 γελέκο
613 γεµιτζής
614 γενετική
615 γενική
616 γενιτσαρισµός
617 γενίτσαρος
618 γεννήτρια
619 γενοκτονία
620 γένος (γονίδιο)
621 γεντέκι
brom
Bizanslı
Bizans
vişne rengi
vişne ağacı
vişne
vodvil
boksit
Cebrail
kangren, gangren
gazal
gazi
kaytan
galaksi
galeri (dehliz)
galvanize etmek
galvanometre
kadırga
galeta
Galya (Fransa )
galon
galoş, kaloş
gama
kanca
gargara
gerdel
gardenya
karides
garbi (güneybatı yeli)
garnitür
gastroenterolog
gastrit
gastronomi
gastroskopi
yelek
gemici [eski kullanım]
genetik
genitif
yeniçerilik
yeniçeri
jeneratör
jenosit, genosit 1
gen (soy, ulus )
yedek [eski kullanım]
19
623
625
626
627
628
629
630
631
632
633
634
635
636
638
639
640
641
642
643
644
645
646
647
648
649
650
651
653
654
655
656
657
658
659
660
661
662
663
664
665
666
667
γερµάνιο
Γερµανός [παλιά χρήση]
γερµανόφιλος
γερούνδιο
γεωγραφία
γεωγραφικός
γεωγράφος
γεωδαισία
γεωδαίτης
γεωδυναµικός
γεωθερµία
γεωθερµικός
γεωκεντρικός
γεωλογία
γεωλογικός
γεωλόγος
γεωµετρία
γεωµετρικός
γεωµορφολογία
γεωπολιτική
Γεωργία
Γεωργιανός
γεωσεισµική
γεωτροπισµός
γεωφυσική
γεωχηµικός
για
γιαβάς-γιαβάς
γιαβάσικος
γιαβέρης
γιαβουκλής (αγαπηµένος/η)
γιαβρί
γιαβρούµ
γιαγκίνι
γιαγλίδικος
γιακάς
γιαλαντζή-ντολµά
γιαλός (παραθαλάσσια
έπαυλη)
γιάνκης
Γιάννενα
γιάντες
γιαούρτι
γιαπί (κτίσµα)
germanyum
Germen (Alman)
Germanofil
gerundium
coğrafya
coğrafi
coğrafyacı
jeodezi
jeodezist
jeodinamik
jeotermi
jeotermik
jeosantrik
jeoloji
jeolojik
jeolog
geometri
geometrik
jeomorfoloji
jeopolitik
Gürcistan
Gürcü
jeosismik
jeotropizma
jeofizik
jeokimyasal
ya
yavaş yavaş
yavaş
yaver
yavuklu (erkek sevgili)
yavru
yavrum
yangın [eski kullanım]
yağlı
yaka
yalancı dolma
yalı (kıyı)
Yanki, Yankee
Yanya
yades, lades
yoğurt
yapı (inşaat)
20
668
669
670
671
672
673
674
675
676
677
678
679
680
681
682
683
684
685
686
687
688
689
691
692
693
694
695
696
698
699
700
702
703
704
705
706
707
708
709
710
γιαπράκ
γιαπωνέζικος
γιαραµπής (θεέ µου)
γιάρδα
γιαρµάς
γιασεµί
γιασµάκι
γιαταγάνι
γιατάκι
γιαχνί
Γιβραλτάρ
γεν
γιλέκο
γινάτι
γιογιό
γιόγκα
γιόγκι
γιοκ
γιορντάνι
γιορτή
γιουβαρλάκια (στρογγυλός)
γιουβέτσι
Γιουγκοσλαβία
γιουκαλίλι
γιούκος
γιούλι
Ιωνία (Ελλάδα)
γιούρια (βάδην)
γιουρούκος
γιουρούσι (βάδην)
γιούρτι (χώρος)
γιουχαΐζω
γιουχάισµα
γιοτ
γιρλάντα
γκαβότα
γκάνγκστερ
γκαζέττα
γκάζι
γκαζιέρα
γκαζόζα
γκαζώνω
γκάιντα
γκαλερί
yaprak
Japon ...i
ya Rabbim (tanrı) 1
yarda
yarma (şeftali)
yasemin
yaşmak
yatağan
yatak [eski kullanım]
yahni
Cebelitarık
yen / Japon parası
yelek
inat
yo yo / oyuncağı
yoga
yogi
yok
gerdanlık
yortu
yuvarlak (terbiyeli köfte)
güveç
Yugoslavya
yükülele
yük [eski kullanım]
sümbül
Yunan (İyonya)
yürüyüş (hücum)
yörük (kaba insan)
yürüyüş (hücum)
yurt (tütün tarlası)
yuh çekmek
yuh çekme
yat
kırlent
gavot
gangster
gazete [eski kullanım]
gaz
gazocağı, gazyer
gazoz
gaza basmak
gayda
galeri
21
711
712
713
714
715
716
717
718
719
720
721
722
723
724
725
726
727
728
729
730
731
732
733
734
735
736
737
738
739
740
741
742
743
744
745
746
747
748
749
750
751
752
753
γκαλντιρίµι
γκάλοπ
γκαµπαρντίνα
γκανιάν
γκανιότα
γκαντέµης (άτυχος)
γκαράζ
γκαραζιέρης
γκαραντί
γκαρνταρόµπα
γκάρντεν-πάρτι
γκαρσόνα (σερβιτόρος)
γκαρσόνι
γκαρσονιέρα
γκάφα
γκαφατζής
γκεζερίζω
γκέισα
γκέκας
γκελ (έλα)
γκέλα
γκέµι
γκεµιτζής
γκεριλέρος
γκερντάνι
γκεστάπο
γκέτο
γκιαούρης
γκιλοτίνα
γκιοστέκι
γκιουβέτσι
γκιουλές
γκιούµι
γκισέ
γκλοµπ
γκολ
γκολφ
Γκόλφστριµ
γκοµµαλάκκα (ρετσίνι)
γκοµπλέν
γκονγκ
γκουάς
γκούλας
γκουρού
kaldırım
gallop
gabardin
ganyan
ganyot
kademsiz (şansız)
garaj
garajcı
garanti
gardırop
garden parti
garson / kadın
garson
garsoniyer
gaf
gafçı
gezmek [eski kullanım]
geyşa
Cega, yabanıl kimse
gel (çekicilik)
gele
gem
gemici [eski kullanım]
gerilla
gerdan
gestapo
getto
gavur
giyotin
köstek
güveç
gülle [eski kullanım]
güğüm
gişe
cop
gol
golf
Golfistrim
gomalak (silgi)
goblen
gong
guvaş
gulaş
guru
22
754
755
756
757
758
759
760
761
762
763
764
766
767
768
769
770
771
772
773
774
775
776
777
778
779
780
781
782
783
784
785
786
787
788
789
790
791
792
793
795
796
γκοφρέτα
γκραβούρα
γκρέιντερ
γκρι
γκρουπ
γλαδιόλα
γλεντζές
γλέντι
γλεντώ
γλυκάνισο
γλυκερίνη
γλυκόζη
γόνδολα
γονδολιέρης
γόνος [ψάρι]
γόρδιος
γορίλας
γοτθικός
γουλιανός
γουόκµαν
γουργούρισµα
γούρι
γουρλής
γούρνα
γουρσούζης
γούστο
γραβάτα
γραβιέρα
γράδο
Γραικός
γραµµάριο
γραµµατική
γραµµόφωνο
κράµπα
γρανίτης
γρανιτικός
γράσο
γραφική
γραφίτης
γραφολογία
γραφολόγος
γρέιπφρουτ
γρηγοριανός
γρι-γρί
gofret
gravür
greyder
gri
gurup
glayöl
eğlence düşkünü 1
eğlence
eğlenmek
anason
gliserin
glikoz
gondol
gondolcü, gondolyer
vonoz
Gordion / düğümü
goril
gotik
kalinos
vokman, walkman
guruldama
uğur
uğurlu
kurna
uğursuz
gusto
kravat
gravyer
grado
Grek
gram
gramer
gramofon
kramp
granit
granitik
gres / yağı
grafik
grafit
grafoloji
grafolog
greypfrut
Gregoryen
gırgır / balıkçı teknesi
23
797
798
799
800
801
802
804
805
806
807
808
809
810
811
812
813
815
816
817
818
819
820
821
822
823
824
825
826
827
828
829
830
831
832
833
834
835
836
837
838
839
840
γρίπος
γρίπη
γρόσι
γκροτέσκος
γρουσούζης
γρουσουζιά
γυµναστής
γυµναστική
γυναικολογία
γυναικολόγος
γύρισµα / χώµατος)
γύψος
γωνία (τρίγωνο)
δαδαϊσµός
δακτυλογραφία
δακτυλογράφος
δακτυλοσκοπία
δαλία
δαλτονισµός
δαµετζάνα
δαντέλα
δάφνη
δεινόσαυρος
δεκάγραµµο
δέκαθλο
δεκάλιτρο
δεκάµετρο
δεκανίκι
δεκεµβριακός
δέλτα
δεµάτι
δεοντολογία
δερβέναγας
δερβένι
δερβίσης
δερµατολογία
δερµατολόγος
δεσµά (περιλαίµιο)
δεσπότης
δεσποτικός
δεφτερδάρης
δεφτέρι
δηµαγωγία
δηµαγωγός
ığrıp
grip
kuruş
grotesk
uğursuz
uğursuzluk
jimnastik öğretmeni
jimnastik
jinekoloji
jinekolog
kirizma (döndürme)
jips
gönye (köşe)
dadaizm
daktilografi
daktilo / yazan), daktilograf
daktiloskopi
dalya
daltonizm
damacana
dantel
defne
dinozor
dekagram
dekatlon
dekalitre
dekametre
değnek / koltuk değneği
dekemvrist
delta
demet
deontoloji
derbent ağası, zorba
derbent
derviş
dermatoloji
dermatolog
tasma / bağlar
despot, papaz
despotça
defterdar
defter [eski kullanım]
demagoji
demagog
24
841
842
843
844
845
846
847
848
849
850
851
852
853
854
855
856
857
858
859
860
861
862
863
864
865
866
867
868
869
870
871
872
873
874
875
876
877
878
879
880
881
882
δηµογραφία
δηµοκράτης
δηµοκρατία
δηµοκρατικός
δηνάριο
διαβήτης
διάγραµµα
διαγώνιος
δίαιτα
διαίτης
διακαµός
διάκλαση
διάκος
διαλεκτική
διάλεκτος
διάλογος
διαπασών
διασπορά
διαστολή
διάφραγµα
διαχρονισµός
διδακτικός
διδάκτωρ
δίεση
διθύραµβος
δικτάτορας
δικτατορία
δίληµµα
δίπλωµα
διπλωµάτης
διπλωµατία
διπλωµατικός
δίσκος
δίφθογγος
διφθερίτιδα
δοβλέτι
δόγης
δόγµα
δογµατικός
δογµατισµός
δοιάκι
δόκτορας
δολιχοκέφαλος
δολάριο
demografi
demokrat
demokrasi
demokratik
dinar
diyabet
diyagram
diyagonal
diyet / perhiz
diyetetik
yakamoz
diyaklaz
diyakoz
diyalektik
diyalekt
diyalog
diyapazon
diaspora
diyastol
diyafram
diyakronizm
didaktik
doktor / öğretmen
diyez
ditiramp
diktatör
diktatörlük
dilemma
diploma
diplomat
diplomasi
diplomatik
disk
diftong
difteri
devlet [eski kullanım]
don / ünvan
dogma
dogmatik
dogmatizm
yeke
doktor
dolikosefal
dolar
25
883
884
885
886
887
888
889
890
891
892
893
894
895
896
897
899
900
901
902
903
904
905
906
907
908
909
910
911
912
913
914
915
916
917
918
919
920
921
922
923
924
925
926
δολοµίτης
δονκιχωτισµός
δόση
δοτική
δούκας
δουκάτο
δούκισσα
∆ούναβης
δραγουµάνος
δράκαινα [ψάρι]
δράκος
δράµα
δραµατικός
δραµατουργός
δράµι
δραχµή
δρεπάνι
δυναµική
δυναµικός
δυναµισµός
δυναµίτης
δυναµόµετρο
δυσεντερία
δυσλεξία
∆ωριείς
δωρικός
έβενος
εβονίτης
εβραίος
εγγλέζος
εγκοπή (εµπόδιο)
εγκυκλοπαίδεια
εγκυκλοπαιδικός
εγώ (το εγώ)
εγωισµός
εγωιστής
εγωκεντρικός
εθνικός (εθνοτικός)
εθνογραφία
εθνολογία
εθνολόγος
ειδύλλιο
εικόνισµα
εικονογραφία
dolomit
donkişotluk
doz, dozaj
datif
dük
dükalık, düka altını
düşeş / ünvan
Tuna
dragoman [eski kullanım]
trakunya
dragon
dram, drama
dramatik
dramaturg
dirhem
drahmi
tırpan
dinamik
dinamik
dinamizm
dinamit
dinamometre
dizanteri
dizleksiya
Dorlar
Dor ...i
abanoz
ebonit
İbrani (Yahudi)
İngiliz
engebe (çıkıntı)
ansiklopedi
ansiklopedik
ego (ben) 1
egoizm
egoist
egosantrik
etnik (milli)
etnografya
etnoloji
etnolog
idil
ikona
ikonografi
26
927 ειρωνεία
928 ειρωνικός
929 έκζεµα
εκκεντρικός
930 έκκεντρος
931 εκκλησία
932 εκλεκτικός
933 εκλεκτισµός
εκµέκ-κανταΐφι
934 εκοσέ
εκσκαφέας
936 έκσταση
937 εκτάριο
938 ελαστική
939 ελαστικός
940 ελεγεία
941 ελικόπτερο
942 ελιξίριο
943 έλκος
944 Ελλάδα
945 ελλειπτικός
946 έλλειψη
947 Έλληνας
948 ελληνικά
949 ελληνιστικός
950 ελληνορωµαϊκή
951 ελληνόφωνος
952 Ελσίνκι
εµ
953 εµαγιέ
954 έµβληµα
955 έµβρυο
956 εµβρυολογία
957 εµίρης
958 εµµηνόπαυση
959 εµπάργκο
960 εµπειρικός
961 εµπειριοκριτικισµός
962 εµπειρισµός
963 έµφραγµα
964 ένδειξη (ευρετήριο)
965 ένδειξη
966 ενδογαµία
967 ενδοθερµικός
ironi
ironik
egzama
eksantrik
eksantrik
kilise
eklektik
eklektizm
ekmek kadayıf
ekose
ekskavatör
ekstas
hektar
elastiki
elastik
eleji
helikopter
iksir
ülser
Hellas (Yunanistan)
eliptik
elips
Hellen (Yunanlı)
Helence (Yunanca)
Helenistik
grekoromen 1
helenofon
Helsinki
hem
emaye
amblem
embriyo
embriyoloji
emir / ülke başı
menopoz
ambargo
ampirik
empiriokritisizm
ampirizm
enfarktüs
indeks (belirti)
indis
endogami
endotermik
27
968 ενδόκριµα
969 ενδοκρινολογία
970 ενδοκρινολόγος
ενδοσκόπιο
971 ενέργεια
972 ενεργειακός
973 ένζυµο
974 ενσταντανέ
975 εντερεσάν
εντερίτιδα
976 εντερνασιονάλ
977 εντοµολογία
978 εντοµολόγος
979 εξάγωνο
980 εξάντας
981 Εξαρχία
982 έξοδος (µαζών)
983 εξπρές
984 εξπρεσιονισµός
985 εξπρεσιονιστής
986 έξτρα
988 εξτρεµισµός
989 εξωγαµία
990 εξωτικός
991 επέ
992 επεισόδιο
επίγραµµα
επιγραφική
993 επιδερµίδα
994 επιδηµία
επικός
995 επικούρειος
996 επίλογος
997 επίσκοπος
998 επιστηµολογία
999 εποποιία
1000 εργ
1001 εργάτης [παλιά χρήση]
εργένης
ερίφης
1002 ερµαφρόδιτος
1003 έρχεται (τσιλιαδόρος)
1004 έρως
1005 ερωτικός
endokrin
endokrinoloji
endokrinolog
endoskop
enerji
enerjik, enerji...i
enzim
enstantane
enteresan
enderit
enternasyonal
entomoloji
entomolojist
heksagen
sekstant
Eksarhlık
eksodus (çıkış)
ekspres
ekspresyonizm
ekspresyonist
ekstra
ekstremizm
egzogami
egzotik
epe
epizot
epigram
epigrafi
epiderm
epidemi
epik
Epikürcü
epilog
piskopos
epistemoloji
epope
erg
Irgat / işçi
ergen
herif
hermafrodit
erketeci (geliyor)
eros
erotik
28
1006
1007
1008
1009
1010
1011
1012
1013
1014
1015
1016
1017
1018
1019
1020
1021
1022
1023
1025
1026
1027
1028
1029
1030
1031
1032
1033
1034
1035
1036
1037
1038
1039
1040
1041
1042
1043
1044
1045
ερωτισµός
εσάνς
Εσκιµώος
εσπεράντο
εσπρί
εσχατολογία
εσωτερική
εταζέρα
εταµπλή
ετερογενές
ετικέτα
ετυµολογία
ετυµολογικός
Ευαγγέλιο
ευδαιµονισµός
εύζωνας
ευκάλυπτος
ευρωπαίος
Ευρώπη
ευρώπιο
εφέ
εφές
εχινόκοκκος
έψιλον
ζάβαλης
ζαγάρι
ζαερές
ζακέτα
ζαµάνια
ζαµπάκι
ζαµπόν
ζάντα
ζαπτιές
ζαργάνα
ζαρζαβατικό
ζάρι
ζαρίφης
ζαρντινιέρα
ζαρτιέρα
ζαφείρι
ζάφτι
ζάχαρη
ζαχαρίνη
ζευγάρι (βοηθητικό ζώο)
erotizm
esans
Eskimo
Esperanto
espri
eskatoloji
ezoterik
etajer
etabli
heterojen
etiket
etimoloji
etimolojik
İncil, Evanjil
evdemonizm
efsun
okaliptüs
Avrupalı
Avrupa
evropiyum
efekt
efe
ekinokok
epsilon
zavallı
zağar
zahire [eski kullanım]
ceket
zamanlar
zambak
jambon
jant
zaptiye
zargana
zerzevat
zar
zarif
jardinyer
jartiyer
safir
zapt
şeker
sakarin
çıvgar (çift)
29
1046
1047
1048
1049
1050
1051
1052
1053
1054
1055
1056
1059
1060
1061
1062
1064
1065
1066
1067
1068
1069
1070
1071
1072
1073
1074
1075
1076
1077
1078
1079
1080
1081
1082
1084
1085
1086
1087
ζεβζέκης
ζεβζεκιά
ζέβρα
ζεϊµπέκης
ζεϊµπέκικο
ζελατίνα
ζελέ
ζεµπίλι
ζενερίκ
ζενίθ
ζενπρεµιέ
ζέπελιν
ζέρσεϊ
ζεύκι
ζιγκ-ζαγκ
ζιγκλέ
ζιγκολό
ζιλέτα
(τα) ζίλια
ζιµπίλι
ζιµπούλι
ζιου-ζίτσου
ζιπούνι
ζιρκόνιο
ζόρι
ζορίζω
ζόρικος (δύσκολος)
ζορµπαλίκι
ζορµπάς
ζούλα
ζουλούφι
ζουµπάς
ζουµπούλι
ζουρνάς
ζουρνατζής
Ζωδιακός
ζωολογία
ζωολόγος
ηγεµονία
ηδονή
ηδονικός
ηδονισµός
ηθική
ηθοκρατία
zevzek
zevzeklik
zebra
zeybek
zeybek ...i
jelatin
jöle
zembil
jenerik
zenit
jönprömiye
zeplin
jarse
zevk
zikzak
jikle
jigolo
jilet
zil / çalgı
zembil
sümbül
jiu-jitsu
zıbın
zirkonyum
zorluk
zorlamak
zor (zorlu)
zorbalık
zorba
zula
zülüf
zımba
sümbül
zurna
zurnacı
Zodyak
zooloji
zoolog
hegemonya
hedonizm
hedonist
hedonizm
etik
etokrasi
30
1088
1089
1090
1091
1092
1093
1094
1095
1096
1097
1098
1099
1100
1101
1102
1103
1104
1105
1106
1107
1108
1109
1110
1111
1112
1113
1114
1115
1116
1117
1118
1119
1120
1121
1122
1123
1124
1125
1126
1128
1129
1130
1131
ηλεκτρικός
ηλεκτρισµός
ηλεκτρογενές
ηλεκτρόδιο
ηλεκτροδυναµική
ηλεκτροκαρδιογράφηµα
ηλεκτρόλυση
ηλεκτρολύτης
ηλεκτροµαγνητικός
ηλεκτρονική
ηλεκτρονικός
ηλεκτρόνιο
ηλεκτροσκόπιο
ηλεκτροσόκ
ηλεκτροτεχνική
ηλεκτροτεχνίτης
Ηλίας
ηλιογράφος
ηλιοθεραπεία
ήλιο
Ήλιος
ηµικρανία
ηπατίτιδα
ηπατολογία
Ηράκλειτος
Ηρακλής
Ηρόδοτος
ηρωικός
ηρωίνη
ηρωινοµανής
ηώκαινος
θέατρο
θέµα
θεµέλιο
θεοδόλιχος
θεοκρατία
θεολογία
θεολογικός
θεολόγος
θεραπεία
θεριακλής
θερµικός
θερµοδυναµική
θερµόµετρο
elektrikli
elektrik
elektrojen
elektrot
elektrodinamik
elektrokardiogram
elektroliz
elektrolit
elektromanyetik
elektronik bilimi
elektronik
elektron
elektroskop
elektroşok
elektroteknik
elektrik teknisyeni
İlyas
helyograf
helyoterapi, güneş banyosu
helyum
Helyos / güneş tanrısı)
migren
hepatit
hepatoloji
Heraklitos
Herakles, Herkül
Herodot
heroik
eroin
eroinman
eosen
tiyatro
tema
temel
teodolit
teokrasi
teoloji
teolojik
teolog
terapi
tiryaki
termik
termodinamik
termometre
31
1132
1133
1134
1135
1136
1137
1138
1139
1140
1141
1142
1143
1144
1145
1146
1147
1148
1149
1150
1151
1152
1153
1154
1155
1156
1157
1158
1159
1160
1161
1162
1163
1164
1165
1166
1167
1168
1169
1172
1173
θερµός / δοχείο
θερµοσίφωνας
θερµοστάτης
θερµοφόρα
θερµοχηµεία
θέση
Θεσσαλία
Θεσσαλονίκη
θεώρηµα
θεωρητικός
θεωρία
θόλος
Θράκη
θυρεοειδής
ιαγουάρος
Ιακώβ, Ιάκωβος
Ιακωβίνος
Ιαπωνία
ίβις
ιγκλού
ιγουάνα
ιδεαλισµός
ιδεαλιστής
ιδεαλιστικός
ιδεόγραµµα
ιδεολογία
ιδεολόγος
ιδεώδης
ιδιοπάθεια
ιεραρχία
Ιεριχώ
ιερογλυφικός
Ιεχωβάς
ιησουΐτης
Ιησούς
Ικόνιο
Ιµαλάια
ιµάµ-µπαιλντί
ιµάµης
ιµιτασιόν
ιµπεριαλισµός
ιµπεριαλιστής
ιµπρεσιονισµός
ιµπρεσιονιστής
termos
termosifon
termostat
termofor
termokimya
tez, yer
Tesalya
Selanik
teorem
teorisyen, teorik
teori
tonoz
Trakya
tiroit
jaguar
Yakup
Jakoben
Japonya
ibis
iglo
iguana
idealizm
idealist
idealist
ideogram
ideoloji
idealist
ideal
idiopati
hiyerarşi
Eriha
hiyeroglif
Yehova
Cizvit
İsa
Konya
Himalaya
imam bayıldı
imam
imitasyon
emperyalizm
emperyalist
empresyonizm
empresyonist
32
1174
1175
1176
1177
1178
1179
1180
1181
1182
1183
1184
1185
1187
1188
1189
1190
1191
1192
1193
1194
1195
1196
1197
1198
1199
1200
1201
1202
1203
1204
1205
1206
1207
1208
1209
1210
1211
1212
1213
1214
1215
1216
ινάτι
Ινδία
ινδοευρωπαϊκός
Ινδοκίνα
Ινδός
ινδουισµός
ινσουλίνη
ινστιτούτο
ιντελιγκέντσια
ιντερµέδιο
Ιντερπόλ
ιντεφίξ
ίντριγκα
ιξός
ιόν
Ιονία (Ελλάδα)
Ιόνιο
ιονισµός
ιονόσφαιρα
Ιορδάνης
Ιορδανία
Ιουδαία
Ιουδαίος
Ιούδας
Ιουστινιανός
υπίατρος
ιππόδροµος
Ιπποκράτης
ιπποπόταµος
Ιράκ
Ιράν
Ιρλανδία
Ισλάµ
Ισλαµισµός
Ισλανδία
Ισµαηλία
ισοβαρής
ισοθερµικός
ισόθερµος
ισοµερής
ισοµέρεια
ισοµερισµός
ισόµορφος
ισότοπο
inat
Hindistan
Hint-Avrupa 2i
Hindiçini
Hintli
Hinduizm
ensülin
enstitü
entelijansiya
intermezzo
İnterpol
idefiks
entrika
ökse
iyon
Yunan (İyonya)
İon, Yunan / Denizi
iyonlaşmak
iyonosfer
Yordan, Erden ırmağı
Ürdün
Yahudiye
Yahudi
Yahuda
Jüstinyen
baytar
hipodrom
Hipokrat
hipopotam
Irak
İran
İrlanda
İslam
İslamiyet
İzlanda
İsmaillilik / mezhebi
İzobar
izoterm ...i
İzoterm
izomerik
İzomer
izomerleşme
izomorf
izotop
33
1217
1218
1219
1220
1221
1222
1223
1224
1225
1226
1227
1228
1229
1230
1231
1232
1233
1234
1235
1237
1238
1239
1240
1241
1242
1244
1245
1246
1247
1248
1249
1250
1251
1252
1253
1254
1255
1256
1257
1258
Ισπανία
Ισραήλ
ιστολογία
ιστολόγος
ιστορία [παλιά χρήση]
ιστοριογραφία
ισχαιµία
Ιταλία
ιψενικός
Ιωάννινα
Ιώβ
ιώδιο
ιωδισµός
Ίωνας
Ιωνία
Ιωσήφ
κάβα
καβάκι
καβάλα / καβαλισµός
καβαλιέρος
καβανόζι
καβάφης
καβγαδίζω
καβγάς
καβγατζής
καβούκι
κάβουρας
καβουρδίζω
καβούρι
καβουρµάς
καγκουρό
καδής
κάδµιο
καδρίλια
καζάκα
καζάνι
καζαντζής
καζάντια
καζαντίζω
καζίκι
καζίνο
καζµάς
κάζο
καθεδρικός
İspanya
İsrail
histoloji
histolog
esatir (tarih)
historiografi
işemi
İtalya
İbsen ...i
Yanya
Eyup
iyot
iyodizm
İyonyalı
İyonya
Yusuf
kav
kavak
kabala (din)
kavalye
kavanoz
kavaf
kavga etmek
kavga
kavgacı
kavuk
pavurya
kavurmak
pavurya
kavurma
kanguru
kadı
kadmiyum
kadril
kazak
kazan
kazancı
kazançlar
kazanmak
kazık [eski kullanım]
gazino
kazma
kaza
katedral
34
1259
1260
1261
1262
1263
1264
1265
1267
1268
1269
1270
1271
1272
1273
1274
1275
1276
1277
1278
1279
1280
1281
1282
1283
1284
1285
1286
1287
1288
1289
1290
1291
1292
1293
1294
1295
1296
1297
1298
1299
1300
1301
κάθοδος
καθολικισµός
καθολικός
καΐκι
καϊκτσής
καϊµάκι
καϊµακλής
καινοζωικός
καίσαρας
καισαρική
κακά
κακάο
κακόκεφος
κακοφωνία
κάκτος
καλάι
καλαµάρι
Καλαµάτα (ελιές)
καλάµινα
κάλαµος (µολύβι)
καλαµπαλίκι (πλήθος)
καλαϊτζής
καλαφατίζω
καλαφάτισµα
καλειδοσκόπιο
καλέµι (µολύβι)
καλικάντζαρος
καλκάνι
καλλιγραφία
καλλιγραφικός
Καλλίπολη
καλντερίµι
καλορί
καλοριφέρ
καλούπι
καλουπτσής
καλούπωµα
καλουπώνω
καλπάκι
κάλπικος
κάλσιουµ
καλύβα
καλύβι
καλώδιο
katot (iniş)
Katoliklik
Katolik
kayık
kayıkçı
kaymak
kaymaklı
senozoik
Sezar
sezaryen
kaka
kakao
keyifsiz 3
kakofoni
kaktüs
kalay
kalamar
Kalamata / kent
kalamin
kalem [eski kullanım]
kalabalık (rahatsızlık veren)
kalaycı
kalafat etmek
kalafat
kaleydoskop
kalem (matkap)
karakoncolos
kalkan balığı
kaligrafi
kaligrafik
Gelibolu
kaldırım
kalori
kalorifer
kalıp
kalıpçı
kalıplama
kalıplamak
kalpak
kalp / sahte
kalsiyum
kulübe
kulübe
kablo
35
1302
1304
1305
1306
1307
1308
1309
1310
1312
1313
1314
1315
1316
1317
1318
1319
1320
1321
1322
1323
1324
1325
1326
1327
1328
1329
1330
1331
1332
1334
1335
1336
1337
1338
1340
1341
1343
1344
1345
1346
κάµα
καµάρα
καµαριέρης
καµαρότος
καµέλια
κάµερα
καµεραµάν
καµινέτο
καµιονέτα
καµιόνι
καµουτσίκι
καµουφλάζ
καµουφλάρω
καµπ
καµπάνα
καµπάνια
καµπαρέ
καµπαρτίνα
κάµπινγκ
καµπίνα
καµπινές (υπουργικό
συµβούλιο)
καµπούρα
καµπούρης
καµπουριάζω
καµτσίκι
καµφοράς
καναβάτσο, καναβάτσα
Καναδός
κανάλι
καναπές
καναρίνι
κανάτα
κανδήλα
κανίς
κανκάν
κάνναβη
κανό
κανονάκι
κανόνι (ρυθµός)
κανταδόρος
κανταΐφι
καντάρι
καντάτα
kama
kemer / mimaride
kamaryer
kamarot
kamelya
kamera
kameraman
kamineto
kamyonet
kamyon
kamçı
kamuflaj
kamufle etme
kamp
kampana
kampanya
kabare
gabardin
kamping, camping
kabin
kabine (hela)
kambur
kambur
kamburlaşmak
kamçı
kafur
kanaviçe
Kanadalı
kanal
kanepe
kanarya
kanata
kandil
kaniş
kankan
kenevir
kano
kanun / çalgı
kanon (top/silah)
kantatçı
kadayıf
kantar
kantat / şarkı türü
36
1347
1348
1349
1350
1351
1352
1353
1354
1355
1357
1359
1360
1361
1381
1362
1363
1364
1365
1383
1366
1367
1368
1369
1370
1371
1372
1373
1374
1375
1376
1377
1378
1379
1382
1384
1385
1386
1387
1388
1389
1390
καντήλα
καντήλι
καντής
καντιανός
καντίνα
κάντο
καντόνι
καντράν
κανών (νόµος)
καολίνη
καουµπόης
καούνι
καουτσούκ
κάπα
κάπα
καπάκι
καπάκωµα
καπαµάς
καπαρδίνα
κάπαρη
καπάρο
καπαρώνω
καπετάν
καπετάνιος
καπετανλίκι
καπίκι
καπιταλισµός
καπιταλιστής
καπιτονέ
καπλαµάς
καπλάνι
καπλαντίζω
καπλάντισµα
καπότα
κάππαρη
καπρίτσιο
καπριτσιόζος
καραβάνα
καραβάνι
καραβάν-σαράι
καραβέλα
καραβίδα
καραγάτσι
καραγκιόζης
kandil
kandil
kadı
Kantçı
kantin
kanto
kanton
kadran
kanun (ilke)
kaolin
kovboy
kavun [eski kullanım]
kauçuk
kap / kolsuz üstlük
kebe
kapak
kapaklama
kapama / yemek
gabardin
kebere
kaparo
kaparo vermek
kaptan
kaptan
kaptanlık
kapik
kapitalizm
kapitalist
kapitone
kaplama
kaplan [eski kullanım]
kaplamak
kaplama
kaput
kapari
kapris,kapriçyo 2
kaprisli
karavana
kervan, karavan
kervansaray
karavela
kerevit, kerevides
karaağaç
karagöz
37
1391
1393
1394
1395
1396
1397
1398
1399
1400
1401
1402
1403
1404
1405
1406
1407
1409
1410
1411
1412
1413
1414
1415
1417
1419
1420
1421
1422
1423
1424
1425
1426
1427
1428
1429
1430
1431
1432
1433
1434
1435
1436
καραγκιοζιλίκι
Καραµανλής
καραµανλίδικα
καραµέλα
καραµελάς
καραµούζα
καραµπίνα
καραµπινιέρος
καραµπογιά
καραµπόλα
καραντίνα
καραούλι (αστυνοµικό τµήµα)
καρατάρισµα (σήµα)
καράτε
καράτι
κάργα
καρδιακός
καρδινάλιος
καρδιογράφηµα
καρδιογραφία
καρδιογράφος
καρδιολογία
καρδιολόγος
καρδιοπάθεια
καρέ
καρίδα
καριέρα
καρικατούρα
καρίνα
καριόλα
καρµανιόλα
καρµπιρατέρ
καρµπόν (άνθρακας)
καρναβάλι
καρνάβαλος
καρνέ
καρντάσης
καρό
καροσερί
καρπούζι
καρσιλαµάς
κάρτα
καρτβιζίτ
καρτέλ
karagözlük (maskaralık)
Karamanlı
Karamanlıca
karamela
karamelacı
karamız
karabina
karabinyer
karaboya
karambol, şarampol
karantina
karakol (nöbet yeri)
kerteriz (tespit)
karate
kırat
karga
kardiyak
kardinal
kardiyografi
kardiyografi
kardiyograf / aleti
kardiyoloji
kardiyolog
kardiyopati
kare
karides
kariyer
karikatür
karina
karyola
karmanyola
karbüratör
karbon (karbon kağıdı)
karnaval
karnaval
karne (not defteri)1
kardeş [eski kullanım]
kare, karo
karoseri
karpuz
karşılama / raksı
kart
kartvizit
kartel
38
1437
1438
1439
1440
1441
1442
1443
1444
1445
1446
1447
1448
1449
1450
1451
1452
1453
1454
1455
1456
1457
1458
1459
1460
1461
1462
1463
1464
1465
1466
1467
1468
1469
1470
1471
1472
1473
1474
1475
1476
1477
1478
1479
καρτέλα
κάρτερ
καρτεσιανός
Καρτέσιος
καρτόνι
καρτποστάλ
καρυοφύλλι (γαρύφαλλο)
καρφίτσα (είδος καρφιού)
κάσα
κασάπης
κασέρι
κασέτα
κασκαντέρ
κασκαρίκα
κασκέτο
κασκόλ
κασµάς
κασµήρι
κάστα
καστανάς
καστανιά
καστανιέτα
κάστανο
καστανός
κάστορας
κατακόµβη
κατάλογος
καταλύτης
καταλυτικός
κατάπλασµα
καταρράκτης
καταστροφή
κατεβασιά (πέρασµα ψαριών)
κάτεργα
κατηγορία
κατής
κατιµέρι
κατιόν
κατιφές
κατράµι
κατράµωµα
κατραµώνω
κατσίβελος
κατσίκα
kartele
karter
kartezyen
Dekart
karton
kartpostal
karanfil (tüfek türü)
karfiçe (toplu iğne)
kasa
kasap
kaşar
kaset
kaskader
kaşkariko
kasket
kaşkol
kazma
kaşmir
kast
kestaneci
kestane ağacı
kastanyet
kestane
kestane rengi
kastor
katakomp
katalog
kataliz
katalitik
kataplasma
katarakt
katastrof
katavasya (alçalma/cezir)
kadırga / kürek mahkumiyeti
kategori
kadı
katmer
katyon
kadife
katran
katranlama
katranlamak
çingene
keçi
39
1480
1481
1482
1483
1484
1485
1486
1487
1488
1489
1490
1491
1492
1493
1494
1495
1496
1497
1498
1499
1500
1501
1503
1504
1505
1506
1507
1508
1509
1510
1511
1512
1514
1515
1516
1517
1518
1519
1520
1521
1522
κατσίκι
καφάσι
καφέ
καφεΐνη
καφεκούτι
καφενείο
καφενές
καφές
καφετέρια
καφετζής
καφετής
καφτάνι
κάψα
κάψουλα
καψούλι
κβάντα
κβαντικός
κβαντοµηχανική
κέδρος
κεζάπι
κέικ
κεκές
κελάρι
κελεπούρι
κελύφι
κέλυφος
κεµεντσές
κεµέρι
κεµπάπι
κέντα
κένταυρος
κεπέγκι
κεραµευτική
κεραµίδα
κεραµιδάδικο, κεραµιδαριό
κεραµιδάς
κεραµιδής
κεραµίδι
κεραµικά
κεραµικό
κεραµοποιός
κερασένιος
κεράσι
κερασιά
keçi
kafes
kahve rengi
kafein
kahve kutusu
kahvehane
kahvehane
kahve
kafeterya
kahveci
kahve rengi
kaftan
kapsül
kapsül
kapsül
kuantum
kuantum ...i
kuantum mekaniği
sedir ağacı
kezzap
kek
kekeme
kiler
kelepir
kılıf
kılıf
kemençe
kemer / mimaride
kebap
kent / pokerde
sentavr
kepenk
seramikçilik
kiremit
kiremithane 1
kiremitçi
kiremit rengi
kiremit
seramik / sanatı
seramik
seramikçi
kiraz rengi
kiraz
kiraz ağacı
40
1523
1524
1525
1526
1527
1528
1529
1530
1531
1532
1533
1534
1535
1536
1537
1538
1539
1540
1541
1542
1543
1544
1545
1546
1547
1548
1549
1550
1551
1552
1553
1554
1555
1556
1557
1558
1559
1562
1563
1564
1565
1566
κερατάς
κερατίνη
κερεστές
κερήθρα
κερχανάς
κεσάτι
κεσές
κετόνη
κετσές
κέφαλος
κεφάτος
κέφι
κεφτές
κεχαγιάς
κεχριµπάρι
κηρήθρα
κίβι
κιθάρα
κιθαρίστας
κιλίµι
κιλό
κιλοαµπέρ
κιλοβάτ
κιµαδιάζω
κιµάς
κιµονό
κιµπάρης
κιµπούτς
κίνα
Κίνα
κινέζος
κινητική
κινίνο
κιοσέµι
κιόσκι
κιούγκι
κιούπι
κιούρι
κιρκινέζι
κίρρωση
κισµέτ
κιτάπι
κλαβιέ
κλαβικύµβαλο
kerata
keratin
kereste
kirebolu
kerhane
kesat
kese
keton
keçe
kefal / balığı
keyifli
keyif
köfte
kahya
kehribar
kirebolu
kivi
gitar
gitarist
kilim
kilo
kiloamper
kilovat
kıymak
kıyma
kimono
kibar
kibutz
kınakına
Çin
Çinli
kinetik
kinin
kösem, kösemen
köşk
künk
küp
küri
kerkenez
siroz
kısmet
kitap [eski kullanım]
klavye
klavsen
41
1567
1568
1569
1570
1571
1572
1573
1574
1575
1576
1577
1578
1579
1580
1581
1582
1583
1584
1585
1586
1587
1588
1589
1590
1591
1592
1593
1594
1595
1596
1597
1598
1599
1600
1601
1602
1603
1604
1605
1606
1607
1608
1609
κλαν
κλάξον
κλαπέτο
κλαρινέτο
κλαρίνο (κλαρινέτο)
κλασέρ
κλάση
κλασικισµός
κλασσικός
κλειδί (κλειδαριά)
κλειστοφοβία
κλειτορίδα
κλεπτοµανής
κλεπτοµανία
κλέφτης
κλίκα
κλίµα
κλιµατολογία
κλινική
κλίριγκ
κλισέ
κλώσα
κοβάλτιο
κοζάκος
κόζι
κόθορνος (υπόδηµα)
κοινωνώ
κοκ
κόκα
κοκαΐνη
κοκέτα
κόκκινα (είδος φυτού)
κόκορας
κοκόνα
κοκορετσάς
κοκορέτσι
κοκτέιλ
κολάι (εύκολο)
κολάνι
κολαούζος
κολέγιο
κολιέ
κολιός
κολίτιδα
klan
klakson
klape
klarnet
klarnet (zurna)
klasör
klas
klasisizm
klasik
kilit (anahtar) 1
klostrofobi
klitoris
kleptoman
kleptomani
kleft
klik
iklim
klimatoloji
klinik
kliring
klişe
kuluçka
kobalt
Kazak
koz
kundura [antiκ dönemde]
kinonya almak
kok
koka
kokain
koket
kokina (kırmızı)
kokoroz
kokona
kokoreççi
kokoreç
kokteyl
κolay (kolaylık)
kolan
kılavuz
kolej
kolye
kolyoz
kolit
42
1610
1611
1612
1613
1614
1615
1616
1617
1619
1621
1623
1625
1626
1627
1628
1629
1631
1632
1633
1634
1635
1636
1637
1638
1639
1640
1641
1642
1643
1644
1645
1646
1647
1648
1649
1650
1651
1652
1653
1654
κόλλα
κολλαρίζω
κολλάρισµα
κολλαριστός
κολεκτιβισµός
κολοµπαράς
κολόνα
κολόνια
Κολοσσαίο
κολοφώνιο
κολχόζ
κόµης
κοµάντος
κοµήτης
κόµικς
κοµισαριάτο
κοµισάριος
κόµισσα
κοµιτατζής
κοµιτάτο
κοµµούνα
κοµµουνισµός
κοµµουνιστής
κοµό
κοµοδίνο
κοµπανία
κοµπίνα (συγκρότηµα)
κοµπινεζόν
κοµπλέ
κόµπλεξ
κοµπλεξικός
κοµπλιµεντάρω
κοµπλιµέντο
κοµπόστα
κόµπρα
κοµπρεσέρ
κοµπρέσα
κοµφετί
κοµφόρ
κοµφουκιανισµός
κονάκι
κονιάκ
κονκορδάτο
κονσέρβα
kola
kolalamak
kolalama
kolalanmış
kolektivizm
kulampara
kolon
kolonya
Koloseum
kolofan
kolhoz
kont
komando
komet
komiks, comics
komiserlik
komiser
kontes
komitacı
komite [eski kullanım]
komün
komünizm
komünist
komot
komodin
kumpanya
kombina (dalavere, eker biçer)
kombinezon
komple
kompleks
kompleksli
kompliman yapmak
kompliman
komposto
kobra
kompresör
kompres
konfeti
konfor
konfüçyanizm
konak
konyak
konkordato
konserve
43
1655
1656
1657
1658
1659
1660
1661
1662
1663
1664
1665
1666
1667
1668
1669
1670
1671
1672
1673
1674
1675
1676
1677
1678
1679
1680
1681
1682
1683
1684
1685
1686
1687
1688
1689
1690
1691
1692
1693
1694
1695
1696
1697
κονσερβατουάρ
κονσερβοκούτι
κονσερτίστας
κονσέρτο
κονσόλα
κονσοµασιόν
κονσοµέ
κονσόρτσιουµ
κοντάκι (κούνια)
κόντες
κόντης
κόντρα
κοντράλτα
κοντραµπάσο
κοντραπλακέ
κοντράστ
κοντράτο
κοντρόλ
κοντσίνα
κοπανάκι
κόπια
κοπιάρισµα
κοπιάρω
κόπιτσα
κοπριά
Κόπτης
κοράλλι
Κοράνι
κορβέτα
κορδέλα
κορδέλα
κορδόνι
Κορέα
Κόρινθος
κόρνα
κορνάρισµα
κορνάρω
κόρνερ
κορνέτα
κορνετίστας
κορνίζα (κουρτινόξυλο)
κορνιζάδικο
κορνιζάρω
κορνιζάς
konservatuar
konserve kutusu
konçerto veren / konçertocu)
konser
konsol
konsomasyon
konsome
konsorsiyum
kundak (silah kundağı)
kont
kont
kontra, kontrfile 2
kontralto
kontrbas
kontrplak
kontrast
kontrat
kontrol
konçina
kopanaki
kopya
kopyalama
kopyalamak
kopça
gübre
Kıpti
koral
Kur΄an
korvet
kurdele
vardela
kordon
Kore
Korent
korna
korna sesi
kornaya basmak
korner
kornet
kornetist
korniş (çerçeve)
kornişçi dükkanı
korniş takmak
kornişçi
44
1698
1699
1700
1701
1702
1703
1704
1705
1706
1707
1708
1709
1710
1711
1712
1713
1714
1715
1716
1717
1718
1719
1720
1721
1722
1723
1724
1727
1728
1729
1730
1731
1732
1733
1734
1735
1736
1737
1738
1739
1741
1742
κόρνο
κόρο
κορσάζ
κορσές
Κορσική
κόρτε
κορτιζόνη
κόρφος (κόλπος)
κορώνα
κοσµικός (διαστηµικός)
κοσµογονία
κοσµογραφία
κοσµοδρόµιο
κοσµολογία
κοσµολογικός
κοσµοναύτης
κοσµοπολίτης
κόσµος
κοστούµι
κοτζάµ
κοτζαµπάσης
κοτιγιόν
κοτολέτα
κοτσάνι
κότσι (κριάρι)
κότερο
κουάκερ
κουαρτέτο
κουβάς
κουβέρτα
κουβούσι (θάλαµος)
κουζίνα
κουιντέτο
κουκέτα
κούκλα
κουκουβάγια
κουκούλα
κουλάκος
κουλουάρ
κουλτούρα
κουµάρι
κουµάσι
κουµπαράς
κουµπούρα
korno
koro
korsaj
korse
Korsika
korte
kortizon
körfez (bağır)
kuron
kozmik (dünyaya ait, sosyetik)
kozmogoni
kozmoğrafya
kosmodrom
kozmoloji
kozmolojik
kozmonot
kozmopolit
kozmos
kostüm
kocaman
kocabaşı
kotiyon
kotlet
koçan
koç (diz kemiği)
kotra
kuaker
kuartet
kova
güverte
koğuş (lomboz)
kuzine
kuintet
kuşet
kukla
kukumav
kukuleta
Kulak
kulvar
kültür
kumar
kümes
kumbara
kubur / tabanca
45
1743
1744
1745
1746
1747
1748
1749
1750
1751
1752
1753
1754
1755
1756
1757
1758
1759
1760
1762
1763
1764
1765
1766
1767
1768
1769
1770
1771
1772
1773
1774
1775
1776
1777
1778
1779
1780
1781
1782
1783
κουνκάν
κουνουπίδι
κούπα
κουπαστή
κουπόνι
κούρα
κουραµπιές
κουράρισµα
κουρασάνι
κουρδίζω
κούρδισµα
Κούρδος
κουρµπάτσι
κουρµπέτι
κουρσάρος
κουσκούσι
κουσούρι
κουστούµι
κουστουµιά
κουτί
κουτούκι (κούτσουρο)
κουτουρού
κούφιος
κόφα
κοφάνα
κοφίνι
κράκερ
κράµπα
κρανιολογία
κρατήρας
κρεασιόν
κρεβάτι
κρεµ
κρέµα
κρεµατόριο
κρέπα
κρέπι
κρεσέντο
κρετινισµός
κρετόν
Κρήτη
κρίκετ
κρινολίνο
κρίση
konken
karnabit, karnabahar
kupa / içmek için
küpeşte
kupon
kür
kurabiye
kür
horasan
kurmak
kurma
Kürt
kırbaç
gurbet
korsan
kuskus
kusur
kostüm
kostüm
kutu
kütük (meyhane)
götürü (gelişigüzel)
kof
küfe
kofana
küfe
kraker
kramp
kraniyoloji
krater
kreasyon
kerevet
krem
krema
krematoryum
krep / yemek
krep / kumaş
kreşendo
kretenizm
kreton
Girit
kriket
krinolin
kriz
46
κρισκράφτ
κριτήριο
κριτική
κροκέτα
κροκί
κροκόδειλος
κροσέ
κρουπιέρης
κρούσταλλο, κρύσταλλο
κρυπτοκρυπτογράφος
κρυπτόν
κρυστάλλινος
κρύσταλλο
κυάνιο
κυάνιο
κυβικός
κυβισµός
κυκλώνας
κύκλωπας
κύλινδρος
κυλόττα
κύµβαλο
κύµινο
κυνικός
κυνισµός
Κύπρος
κύστη
κυστίτιδα
κυτταρολογία
κυτταρολόγος
κώδικας
κωδικοποίηση
κωκ
κώµα
κωµικός
κωµικοτραγικός
κωµωδία
κωµωδός
κωνικός
κώνος
Κωνσταντινούπολη [παλιά
1828 χρήση]
1829 λα
1784
1785
1786
1787
1788
1789
1790
1792
1793
1794
1795
1796
1797
1798
1799
1800
1801
1802
1803
1804
1805
1806
1807
1808
1809
1810
1811
1812
1813
1814
1815
1816
1817
1818
1821
1822
1823
1824
1825
1826
1827
kriskraft
kriter
kritik
kroket
kroki
krokodil
kroşe
krupiye
kristal
kriptokriptograf
kripton
kristal
kristal
siyanür
kiyanus
kübik
kübizm
siklon, kiklon
kiklop
silindir
külot
çembalo
kimyon
kinik, sinik
kinizm, sinizm
Kıbrıs
kist
sistik
kitaroloji
kitarolog
kod, kot
kodlama
kok
koma
komik
komik-trajik
komedi
komedyen
konik
koni
Kostantiniye (İstanbul)
la (notası)
47
1830
1831
1832
1833
1834
1835
1836
1837
1838
1839
1840
1841
1842
1843
1844
1846
1847
1848
1849
1850
1851
1852
1853
1854
1855
1856
1857
1858
1859
1860
1861
1862
1863
1864
1865
1866
1867
1868
1869
1870
1871
1872
1873
1875
λάβα
λάβδανο
λαβοµάνο
λαβράκι
λαβύρινθος
λαγήνι (λεκάνη)
λαγούµι
λαγουµιτζής
λαζάνια
λαζαρέτο
Λαζός
λαίδη
λάκα
λακέρδα
λακιρντί
λακωνικός
λαλαγγίτα
λάµα
λαµέ
λάµπα
λανθάνιο
λανολίνη
λαούτο
λάπαθο
λαπάς
λαπίνα
λαρυγγίτης
λάσκος
λαστέξ
λάστιχο
λατέρνα
λατερνατζής
λατινικά
Λατίνος
λαχανικά (λάχανο)
λάχανο
λαχανοντολµάς
λαχούρι
λέβα
λεβάντα
Λεβαντίνος
λεβγές
λεβέντης
λεγεώνα
lav
lavdanom
lavabo
levrek
labirent
leğen (testi)
lağım / yeraltı geçidi
lağımcı
lazanya
lazareto
Laz
leydi
lak
lakerda
lakırdı
lakonik
lalanga
lam
lame
lamba
lantan
lanolin
lavta
labada
lapa
lapina
larenjit
laçka
lasteks
lastik
laterna
laternacı
Latince
Latin
lahana (sebze)
lahana
lahana dolması
lahuri
leva
lavanta
Levanten
levye
levent / yiğit
lejyon
48
1876
1877
1878
1879
1880
1881
1882
1883
1885
1886
1887
1888
1889
1890
1891
1892
1893
1894
1895
1896
1897
1898
1899
1900
1901
1902
1903
1904
1905
1906
1907
1908
1909
1910
1911
1912
1913
1914
1915
1916
1917
λεγεωνάριος
λέιζερ
λεκάνη
λεκές
λέκτορας
λέλεκας
λεµονάδα
λεµόνι
λεµπλεµπιά
λεµφαγγείωµα
λεµφαδένας
λεµφαδενίτιδα
λεµφικός
λέµφος
λενινισµός
λεξικογράφος
λεοπάρδαλης
λέπρα
λεσβία
λεσβιασµός
λεσεπασέ
λέσι
Λετονία
Λετονός
λευίτης
Λευκωσία
λευχαιµία
λεχούσα
λήθαργος
Λήµνος
Λίβανος
λίβρα
Λιβύη
λίγκα
λιγνίτης
λίθιο
λιθογραφείο
λιθογραφία
λιθογράφος
λιθόσφαιρα
λικέρ
λικουρίνος
λιµάνι
λιµένας
lejyoner
leyzer, lâzer
leğen
leke
lektör
leylek
limonata
limon
leblebi
lenfatizm
lenf 1
lenfatizm
lenfatik
lenf
Leninizm
leksikograf
leopar
lepra
lezbiyen
lezbiyenlik
lesepase
leş
Letonya
Letonyalı
levit
Lefkoşe
lösemi
loğusa
letarji
Limni, Limnos
Lübnan
libre
Libya
lig
linyit
lityum
litografya atölyesi
litografya
litografyacı
litosfer
likör
likorinoz
liman
liman
49
1918
1919
1920
1921
1922
1923
1924
1925
1926
1927
1928
1929
1930
1931
1932
1933
1934
1935
1936
1937
1938
1939
1940
1941
1942
1943
1944
1945
1946
1947
1948
1949
1950
1951
1952
1953
1954
1955
1956
1957
1958
1959
1960
1961
λίµπιντο
λίµπρα
λιµπρέτο
λινόλαιο
λινοτύπης
λιντσάρισµα
λιπίδιο
λίρα
λιρέτα
λίστα
λίτρο
λογάριθµος
λογική
λογιστική (επιµελητεία)
λογκ-πλέι
λοκάουτ
λόµπι
Λονδίνο
λόρδος
λοσιόν
λοστρόµος
λοταρία
λουθηρανός
λούκι
λουκουµάς
λουκουµατζής
λουκούµι
λουλάς
λουµπάγκο
λούµπεν
λούναπαρκ
λουξ
λουστράρισµα
λούστρος
λουτρ
λουφάρι
λουφές
λύκειο
λυµφατικός
λυντσάρω
λύρα
λυρικός
λυρισµός
λωτός
libido
libre
libretto
linolyum
linotip
linç
lipit
lira
liret
liste
litre
logaritma
lojik
lojistik (muhasebe)
longplay
lokavt
lobi
Londra
lort
losyon
lostromo
lotarya
luterien
oluk
lokma / tatlısı
lokmacı
lokum
lüle
lumbago
lümpen
lunapark
lüks
lostra
lostracı, lostra (ayakkabı boyacısı)
lutr
lüfer
ulufe
lise
lenfatik
linç etmek
lir
lirik
lirizm
lotus
50
1962
1963
1964
1965
1966
1967
1968
1969
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
1987
1988
1989
1990
1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2002
2003
2004
2005
2006
µαβής
µαγαζάκι
µαγαζί
µαγγάνιο
µαγιά
µαγιό
µαγιονέζα
µαγκάλι
µαγκάνι
µάγµα
Μαγνησία
µαγνήσιο
µαγνήτης
µαγνητικός
µαγνητισµός
µαέστρος
µαζούρκα
µαζούτ
µαζοχισµός
µαζοχιστής
Μάης
µαθηµατικός
µαίανδρος
µαϊµού
µαϊµουτζούκι
µάινα
µαϊντανός
µαΐστρα
µαιτρ
µακαντάσης
µακαράς
µακαρονάδα
µακαρόνια
Μακεδόνας
µακέτα
µακετίστας
µακιαβελισµός
µακιγιάζ
µακιγιέρ
µάκροµακροοικονοµία
Μαλαισία
µάλαµα (σιτηρά)
µαλάρια
mavi
mağazacık
mağaza
manganyum
maya
mayo
mayonez
mangal
mengene
magma
Manisa
magnezyum
mıknatıs
manyetik
manyetizma
maestro
mazurka
mazot
mazoşizm
mazohist, mazoşist
Mayıs
matematikçi
menderes
maymun
maymuncuk
mayna
maydanoz
mayistra / yelkeni
Metr / dotel
arkadaş
makara
makarna / yemeği
makarna
Makedon
maket
maketist
Makyavelizm
makyaj
makyajcı
makromakro-ekonomi
Malezya
malama (altın)
malarya
51
2007 µαλάς
2008 µαλθουσιανισµός
Μάλτα
2009 Μαλτέζος
2010 µαµά (τροφή µωρού)
2011 µαµαλίγκα
µάµπο
2012 µαµούθ
2015 µανάβης
2016 µάνατζερ
2017 µάνατζµεντ
2018 µάνγκο
2019 µάνδαλος
2020 µανδαρίνος
2021 µανεκέν
2022 µανία
2023 µανιακός
2024 µανιβέλα
2025 µανικέτι
2026 µανικιούρ
2027 µανιτάρι
2028 µανιφατούρα
2029 µανιφέστο
µανόλια
2030 µανόµετρο
2031 µανούβρα
2033 µανσόν
2034 µανταλάκι
2035 µάνταλο
2036 µαντάµ
2037 µαντάρα
2038 µανταρίνι
2039 µαντεµένιος
2040 µαντέµι (µέταλλο)
2041 µαντζούνι
2042 Μαντζουρία
2043 µαντίλι
2044 µαντολίνο
2045 µάντρα
2046 µαντράκι (λιµενοβραχίονας)
2047 µαντρί
2049 µάξι
2050 µάξιµουµ
2051 µαξούλι
mala
Maltus΄culuk
Malta
Maltalı, Maltız
mama (anne)
mamalinga
mambo
mamut
manav
menajer, menejer
management, menajerlik
mango
mandal
mandarin
manken
mani
manyak
manivela
manşet / kolluk
manikür
mantar / bitkisi
manifatura
manifesto
manolya
manometre
manevra
manşon
mandalcık
mandal
madam, madama
madara
mandalina
madenden / yapılmış
maden (mineral)
macun
Mançurya
mendil
mandolin
mandıra
mendirek (duvarcık)
mandıra
maksi
maksimum
mahsul [eski kullanım]
52
2052
2053
2054
2055
2057
2058
2059
2060
2061
2062
2063
2064
2065
2066
2067
2068
2069
2070
2071
2072
2073
2074
2075
2076
2077
2078
2079
2080
2081
2082
2083
2084
2085
2086
2087
2088
2089
2090
2091
2092
2093
2094
2095
µαοϊκός
µαοϊσµός
µαόνι
µαούνα
µαραγκός
µαράζι
Μαραθώνας
µαραθώνιος
µαραθωνοδρόµος
µαραµπού
µαρασκίνο
µαραφέτι (µαστοριά)
µαργαρίνη
µαργιά (αρνάδα)
µαρέγκα
Μαρία
µαρίδα
µαρίνα
µαριχουάνα
µάρκα
µαρκάρισµα
µάρκετινγκ
µαρκησία
µαρκήσιος
µάρκο
µαρκούτσι
µαρµαράς
µάρµαρο
µαρµελάδα
µαρξισµός
µαρξιστής
µαροκέν
µαρούλι
µαρουλοσαλάτα
µαρόνι
µαρς
µαρσάρισµα
µαρσεγιέζα
Μάρτης
µαρτίνι
µάρτυρας
µασάζ
µασέρ
µασιά
Maocu
Maoculuk
maun
mavna, mauna
marangoz
maraz
Maraton
maraton / yarışı
maratoncu
marabu / kuşu
marazken / likörü
marifet (alet)
margarin
marya (yaşlı koyun)
marenga
Meryem
izmarit
marina
marihuana
marka
markaj
marketing
markiz
marki
mark
marpuç
mermerci
mermer
marmelat
marksizm
marksist
maroken
marul
marul salatası
maron
marş
marşa basma
Marseyez
Mart
martini, martin
martir, (ve şahit)
masaj
masör
maşa
53
2096
2097
2098
2099
2100
2101
2102
2103
2104
2105
2106
2107
2108
2109
2110
2111
2112
2113
2114
2115
2117
2118
2119
2120
2121
2122
2123
2124
2125
2126
2127
2128
2129
2130
2131
2132
2133
2134
2135
2136
2137
2138
µάσκα
µασκαραλίκι
µασκαράς
µασκέ
µασκότ
µασονία
µασόνος
µασούρι
Μασσαλία
µαστάρι
µαστίχα (ποτό)
µαστούρης (κοιλιά καραβιού)
µαστούρης (µεθυσµένος)
µαστραπάς
µατ
µαταντόρ
µατεριαλισµός
µατεριαλιστής
µατζίρης
µατζόρε
µατίζω
µατικάπι
µατς
µαυσωλείο
µαφία
µαχαλάς
µαχαραγιάς
µαχµουρλής
µαχµουρλίκι
µε το ζόρι
µέγαµεγαβάτ
µεγαβόλτ
µεγάκυκλος
µεγαλοµανής
µεγαλοµανία
µέγαρο (σπήλαιο)
µέγκενη, µαγκάνι
Μεδίνα
µεδρεσές
µεζεδάκι
µεζές
µεζούρα
µεθάνιο
maske, mask
maskaralık
maskara
maskeli
maskot
masonluk
mason
masura
Marsilya
mastar
mastika (ve sakız)
masturi (esrarkeş)
mastur (esrarkeş)
maşrapa
mat
matador
materyalizm
materyalist
muhacir
majör
matiz yapmak
matkap
maç
mozole
Mafya
mahalle
mihrace
mahmur
mahmurluk
metazori
megamegavat
megavolt
megaherç 1
megaloman
megalomani
mağara (görkemli bina )
mengene, mancınık
Medine
medrese
mezecik
meze
mezüre
metan
54
2139
2141
2142
2143
2144
2145
2146
2147
2148
2149
2150
2151
2152
2153
2154
2155
2156
2157
2158
2159
2160
2161
2162
2163
2164
2165
2167
2168
2169
2170
2171
2172
2173
2174
2175
2176
2177
2178
2179
2180
2182
2183
µεθοδικός
µεθοδιστής
µεθοδολογία
µεθοδολογικός
µέθοδος
µεθυλένιο
µεθύλιο
µέθυσος
µεϊντάνι
Μέκκα
µελαγχολία
µελαγχολικός
µελανούρι
µέλισσα
µελιτζάνα
µελιτζανοσαλάτα
µελόδραµα
µελοδραµατικός
µελτέµι
µελωδία
µελωδικός
µενεξεδής
µενεξές
µενού
µενσεβίκος
µενταγιόν
µεντεσές
µέντιουµ
µεντόλ
Μεξικό
µενουέτο
µεράκι (περιέργεια)
µερακλής (περίεργος)
µερεµέτι
µερινό
µερκαντιλισµός
µερσεριζέ
µερσί
Μερσίνα
µερσίνη
µερτζάνι
µεσοµεσοβέζικος
µεσοζωικός
metodik
Metodist
metodoloji
metodolojik
metot
metilen
metil
matiz
meydan
Mekke
melankoli, malihulya
melankolik
melanurya
melisa
patlıcan
patlıcan salatası
melodram
melodramatik
meltem
melodi
melodik
menekşe rengi
menekşe
mönü
Menşevik
madalyon
menteşe
medyum
mentol
Meksika
menüet
merak (şevk)
meraklı (gustolu)1
meremet
merinos
merkantilizm
merserize
mersi
Mersin
mersin / ağacı
mercan
mezomüşevveş
Mezozoik
55
2184 Μεσοποταµία
Μεσσίας
2185 µεταβολισµός
2186 µετάθεση
2187 µεταλλική (δέκα παράδες)
2188 µεταλλικό
2189 µέταλλο
2190 µεταλλουργία
2191 µεταµορφικός
2192 µεταµόρφωση
2193 µεταπράτης (απατεώνας)
2194 µετάσταση
2195 µεταφορά
2196 µεταφυσική
µετεµψύχωση
µετερίζι
2197 µετεωρίτης
2198 µετέωρο (µετεωρίτης)
2199 µετεωρολογία
2200 µετεωρολογικός
2201 µετεωρολόγος
2202 µετζίτι
2203 µετζοσοπράνο
µε-το-ζόρι
2204 µετρέσα
2205 µετρικός
2206 µέτρο
2207 µετρό
2209 µηνιγγίτιδα
2210 µηνίσκος
2211 µητρόπολη
2212 µητροπολίτης
2213 µηχανή
2214 µηχανικά
2215 µηχανική
2216 µηχανικός
2217 µηχανισµός
2218 µηχανοτεχνίτης
2219 µίζα (µίζα χαρτοπαιξίας)
2220 µιζανπλί
2221 µίκι-µάους
2222 µίκρο2223 µικροανάλυση
2224 µικροβιακός
Mezopotamya
Mesih
metabolizma
metatez
metelik (metalik)
metalik
metal
metalürji
metamorfik
metamorfoz
madrabaz (aracı satıcı)
metastaz
metafor, taşıma
metafizik
metapsişik
metris
meteor, meteorit
meteor (havada asılı)
meteoroloji
meteorolojik
meteorolog
mecidiye
mezzosoprano
metazori
metres
metrik
metre
metro
menenjit
minisküs, menisk
metropol
metropolit
makine
mihaniki
mekanik
mekanik, makinist / mühendis
mekanizma
makine teknisyeni
miza (rüşvet)
mizanpli
Miki Maus
mikromikro-analiz
mikrobik
56
2225
2226
2227
2228
2229
2230
2231
2232
2233
2234
2235
2236
2237
2238
2239
2240
2241
2242
2244
2245
2246
2247
2248
2249
2250
2251
2252
2253
2254
2255
2256
2257
2258
2259
2260
2261
2262
2263
2264
2265
2267
2268
2269
µικρόβιο
µικροβιολογία
µικροβιολόγος
µικροβόλτ
µικροµανία
µικρόν
µικροοργανισµός
µικροσκοπικός
µικροσκόπιο
µικροφίλµ
µικροφωνικός
µικρόφωνο
µίλι
µιλιµπάρ
µιλιούνι
µιλιταρισµός
µιλιταριστής
µιλφέι
µιµική
µιµόζα
µίµος
µιναρές
µίνι
µινιατούρα
µίνιµουµ
µίνιµπας
µίνιο
µινιόν
µινόρε
µινουέτο
µιντέρι
Μινώταυρος
µίξερ
µις
µισάνθρωπος
µισµίζης
µίτιγκ
Μογγολία
µογγολισµός
µόδα
µοδίστρα
µοιρασιά (κληρονοµιά)
µόκα
µοκασίνι
mikrop
mikrobiyoloji
mikrobiyolog
mikro-volt
mikro-mani
mikron
mikroorganizma
mikroskobik
mikroskop
mikrofilm
mikrofonik
mikrofon
mil / ölçü birimi
milibar
milyon
militarizm
militarist
milföy
mimik / sanatı
mimoza
mim
minare
mini
minyatür
minimum
minibüs
mine
minyon
minör
minüet
minder
Minotor
mikser
mis / bayan
mizantrop
mızmız
miting
Moğolistan
mongolizm
moda
modistra
miras (paylaşma)
moka
mokasen
57
2270 µοκέτα
2271 µόλα
µόλος (µπάζα)
2272 µολότοφ
2273 µονάδα
2274 Μονακό
2275 µοναρχία
2276 µοναρχικός
2277 µοναστήρι
2278 Μόναχο
2279 µονισµός
2280 µονιστής
2281 µονογαµία
2282 µονόγραµµα
2283 µονογραφία
2284 µονοθεϊσµός
2285 µονοθεϊστής
2286 µονόκλ
2287 µονόλογος
2288 µονοµανής
2289 µονοξείδιο
2290 µονοπώλιο
2291 µονοτονία
2292 µονότονος
2293 µονοφυσίτης
2294 µοντάζ
2295 µοντέλο
2296 µοντέρνος
2297 µορατόριο
2298 Μοριάς
2300 µορµόνος
2301 Μορς
2302 µορταδέλα
µόρφηµα
2303 µορφίνη
2304 µορφολογία
2305 µορφολογικός
2307 µόστρα
2308 Μόσχα
2309 µοσχάτο
2310 µόσχος
2311 µοτέλ
2312 µοτέρ
2313 µοτίβο
moket
mola
moloz (mendirek)
molotof / bombası
monat / birim
Monako
monarşi
monarşik
manastır
Münih
monizm
monist
monogami
monogram
monografi
monoteizm
monoteist
monokl
monolog
monoman
monoksit
monopol
monotonluk
monoton
monofizit
montaj
model
modern
moratoryum
Mora
Mormon
Mors
murtadela
morfem
morfin
morfoloji
morfolojik
mostra
Moskova
misket / üzümü
misk
motel
motor
motif
58
2314
2315
2316
2317
2318
2319
2320
2321
2322
2323
2324
2325
2326
2327
2328
2330
2331
2332
2334
2336
2337
2338
2339
2340
2341
2342
2343
2344
2346
2347
2349
2350
2351
2352
2353
2354
2355
2356
µοτοσικλέτα
µουγγρί
µουεζίνης
µουζικάντης
µουζίκος
µουλάς
µουλτεζίµης
µούµια
µουρντάρης
µουρούνα
µουσακάς
µουσαµάς
µουσαφίρης
µουσαφιρλίκι
µουσείο
µουσελίνα
µουσική
µουσικολόγος
µουσικός
µούσµουλο
Μουσούλη
µουσουλµανικός
µουσουλµάνος
µουστερής
µουσώνας
µουτζούρα
µούτσος
µουφλόν
µουφτής
µουχαµπέτι
µοχέρ
µπαγιάτικος
µπαγκάζια
µπάγκα
µπανγκαλόου
µπαγκανότα
µπαγκέτα
µπάγκος
µπαγλαµάς
µπαγλαρώνω (δένω)
µπαγντατί
µπαζούκα
µπαϊλντίζω
µπαϊράκι, µπαργιάκι
motosiklet
mığrı, magri
müezzin
müzikçi
Mujik
molla
mültezim
mumya
murdar
muruna, morina
musakka
muşamba
misafir
misafirlik
müze
muslin
müzik, musiki
müzikolog
müzisyen
muşmula
Musul
Müslüman ...i
Müslüman
müşteri
Muson / rüzgarı
mıcır
miço, muço
müflon
müftü
muhabbet
moher
bayat
bagajlar
banka
bungalov
banknot
baget
bank, banko
bağlama / çalgı
bağlamak (yakalamak)
bağdadı
bazuka
bayılmak
bayrak
59
2357
2358
2359
2360
2361
2362
2364
2365
2366
2367
2368
2369
2370
2371
2372
2373
2374
2375
2376
2377
2378
2380
2381
2382
2383
2384
2385
2386
2387
2388
2389
2390
2391
2392
2393
2394
2395
2396
2397
2401
2402
µπαϊρακτάρης
µπαϊράµι
µπακ
µπακάλης
µπακάλικο
µπακαλορεά
µπακαράς
µπακίρι
µπακιρτζής
µπακλαβάς
µπακούρι
µπακράτσι
µπάλα
µπαλ-µασκέ
µπαλαλάικα
µπαλαµούτι (παλαµίδα)
µπαλάντα
µπαλάντσα
µπαλάντσο
µπαλαρίνα
µπαλένα
µπαλέτο
µπαλκόνι
µπαλόνι
µπάλος
µπαλτάς
µπάµια
µπαµπάς
µπαµπού
µπανάλ
µπάνιο
µπάνκα
µπάντα
µπαντανάς
µπαντάρισµα
µπάντζο
µπαξεβάνης
µπαξές
µπαξίσι
µπαούλο
µπαρ
µπαράζ
µπαργιάµι
µπάρµεν
bayraktar
bayram
bek / futbolda
bakkal
bakkal dükkanı
bakalorya
bakara
bakır
bakırcı
baklava
bakır
bakraç
balya, top / oyun topu
bal-maske
balalayka
palamut (oyun kağıdında hile)
balat (şiir)
balans
bilanço
balerin
balina
bale
balkon
balon
balo, baloz
balta
bamya
baba
bambu
banal
banyo
banka
bando, bant
badana
bandaj
banço
bahçıvan
bahçe
bahşiş
bavul
bar
baraj
bayram
barmen
60
2403 µπάρµπας
2404 µπαρµπέρης
µπαρµπούνι
µπαρµπούτι
2405 µπαρόκ
2406 µπαρούτι
2407 µπασαβιόλα
2408 µπασιµποζούκης
2409 µπάσκετµπωλ
2410 µπασκετµπωλίστας
2411 µπασκίνας (επιδροµή)
2412 µπασµάς (πάτηµα)
2413 µπάσος
2414 µπαστούνι
2415 µπατάλης
2416 µπατανία
2417 µπαταξής
2418 µπαταριά
2419 µπαταρία (πυροβολαρχία)
2420 µπατερίστας
2421 µπατζάκι
2423 µπατζανάκης
2424 µπάτης
2425 µπατίκ
2426 µπατίρης (βυθισµένος)
2427 µπατίστα
2428 µπατονσαλέ
2429 µπαχάρι
2430 µπαχαρικό
2431 µπεζ
2432 µπεζεστένι
2433 µπεζίκι
2434 µπέης
2435 µπέιµπυ-σίτερ
2436 µπέισµπολ
2437 µπεκ
2438 µπεκάτσα
2439 µπεκιάρης
2440 µπεκρής
µπεκτασής
2441 µπελαλής
2442 µπελάς
2443 µπελτές
2444 µπεµπέκα (µωρό)
barba
berber
barbunya
barbut
barok
barut
basviola
başıbozuk
basketbol
basketbolcü
baskın (polis / argo)
basma (tütün demedi)
bas / bariton
baston
battal
battaniye
batakçı
batarya
batarya (pil)
baterist
bacak / pantolonda
bacanak
İmbat, batı
batik
batmış, batık (yoksul, iflas etmiş)
patiska
batonsale
bahar (baharat)
baharat
bej
bedesten
bezik
bey
beybisiter, babysitter
beysbol, baseball
bek / püskürtücü
bekas
bekâr
bekri
bektaşi
belalı
bela
pelte
bebek (kız bebek)
61
2445
2446
2447
2448
2449
2450
2451
2452
2453
2454
2455
2456
2457
2458
2459
2460
2461
2462
2463
2464
2465
2466
2467
2468
2469
2470
2471
2472
2473
2474
2475
2476
2477
2478
2479
2480
2481
2482
2483
2484
2485
2486
2487
µπενµαρί
µπερεκέτι
µπερεκετλίδικο
µπερές
µπερέτο
µπερµούδα
µπερντάχι
µπερτές, περντές
µπετατζής
µπετόν
µπετοναρµέ
µπετονιέρα
µπεχλιβάνης
µπιγκόνια
µπιζέλι
µπιζού
µπιζουτερί
µπικίνι
µπικουτί
µπιλετζίκι
µπίλια
µπιλιάρδο
µπιλιέτο
µπιµπελό
µπιµπερό
µπινές
µπιντές
µπίρα
µπις
µπισκότο
µπίτερ
µπιτίζω
µπίτνικ
µπιτόνι
µπιφτέκι
µπιχεβιορισµός
µπλαζέ
µπλιγούρι
µπλοκ
µπλοκάρω
µπλόκο
µπλουζ
µπλούζα
µπλουζόν
benmari
bereket
bereketli
bere
bere
bermuda
perdah
perde
betoncu
beton
betonarme
betonyer
pehlivan
begonya
bezelye
biju
bijuteri
bikini
bigudi
bilezik
bilye
bilardo
bilet
biblo
biberon
ibne
bide
bira
bis
bisküvi
bitter
bitmek / son bulmak
bitnik
bidon
biftek
behevyorizm
blaze
bulgur
blok
bloke etmek
abluka
bluz, blues / müzik
bluz / giysi
bluzon
62
2488
2489
2490
2491
2492
2494
2495
2496
2497
2498
2499
2500
2501
2503
2504
2505
2506
2507
2508
2509
2510
2511
2512
2513
2514
2515
2516
2517
2518
2519
2520
2521
2522
2523
2524
2525
2526
2527
2528
2529
2530
2531
2532
µπλουµ
µπλουτζίν
µπλόφα
µπλοφατζής
µπογιά
µπογιάντισµα
µπογιατζής
µπόγος
µποέµ
µπόι
µποϊκοτάζ
µπόιλερ
µπολερό
µπόλικος
µπολσεβίκος
µπόµπα
µποµπέ
µποµπίνα
µπόµπστιλ
µπονσερβίς
µπονφιλέ
µποξ
µποξάς
µποξέρ
µπόρα
µπορντό
µπορντούρα
µπόσικα
µπόσικος (άδειο)
µποστάνι
µποσταντζής
µπότα
µποτζάρω
µποτίνι
µπουάτ
µπουγάζι
µπουγάτσα
µπουγιουρντί (διαταγή)
µπούζι
µπουζί
µπουζούκι
µπουκέτο
µπούκλα
µποϋκοτάζ
blum
blucin, bluejean
blöf
blöfçü
boya
boyama
boyacı
bohça
bohem
boy / uzunluk
boykotaj
boyler
bolero
bol
Bolşevik
bomba
bombe
bobin
bopstil
bonservis
bonfile
boks
bohça
boksör
bora
bordo
bordür
boşluklar
boş (gevşek)
bostan
bostancı
bot / çizme
boca etmek
potin
buat,
boğaz / coğrafyada
boğaca, pugaça
buyurdu (kötü haber/emir)
buz
buji
buzuki
buket
bukle
boykotaj
63
2533
2534
2535
2536
2537
2538
2539
2540
2541
2542
2543
2544
2545
2546
2547
2548
2549
2550
2551
2552
2553
2554
2555
2556
2557
2558
2559
2560
2561
2562
2563
2564
2565
2566
2567
2568
2569
2570
2572
2573
2574
2575
µπουλαµάς
µπουλντόζα
µπουλούκι (λόχος)
µπουλτόγκ
µπούµεραγκ
µπούµπι
µπουνταλάς
µπουντρούµι
µπουρέκι
µπουρζουαζία
µπουρζουάς
µπουρί
µπουρνούζι
µπούρτζι
µπούσουλας
µπούστο
µπούτι
µπουτίκ
µπουφάν
µπουφές
µπουχτίζω
µπράβο
µπράντα
µπριάµι
µπριγιαντίνη
µπρίκι
µπριλάντι
µπρισίµι
µπρίτζ
µπριτζόλα
µπρίφιγκ
µπρος
µπροσούρα
µπροστέλα
µπρούντζος
µύδι
µυθολογία
µυθοµανής
µύθος
µυρσίνη
µυστικισµός
µυστικιστής
Μυτιλήνη
µύωπας
buğlama
buldozer
bölük, bolluk (kalabalık)
buldog
bumerang
bubi
budala
bodrum
börek
burjuvazi
burjuva
boru
bornoz
burç / kalede
pusula
büst
but
butik
bufan
büfe
bıkmak
bravo
branda
biryam
briyantin
ibrik
pırlanta
ibrişim
briç
pirzola
brifing
broş
broşür
prostela
bronz
midye
mitoloji
mitoman
mit, mitos
mersin
mistisizm
mistik
Midilli
miyop
64
2576
2578
2579
2580
2581
2582
2583
2584
2585
2586
2587
2588
2589
2590
2591
2592
2593
2594
2595
2596
2597
2598
2599
2600
2601
2602
2603
2604
2605
2606
2607
2608
2609
2610
2611
2612
2613
2614
2615
2616
2617
2618
2619
2620
Μωάµεθ
µωρέ!
µωσαϊκό
Μωυσής
Μωχάµετ
ΝΑΤΟ
νάζι
Ναζί
ναζιάρης
ναζισµός
Ναζωραίος
νάιλον
νάιτ-κλαµπ
ναλέτης
νάνι (νανούρισµα)
ναπάλµ
ναπολεόνι
ναπολιτάνος
ναργιλές
ναρκισσισµός
νάρκισσος
ναρκοµανία
ναρκώνω
νάρκωση
ναρκωτής
ναρκωτικός
νατουραλισµός
νατουραλιστής
ναύλος
Ναύπακτος
Ναύπλιο
νάφθα
ναφθαλίνη
Νέα Ζηλανδία
Νεάπολι
νεγκατίφ
νεγροειδής
Νείλος
νεκροφιλία
νέκταρ
νενέ
νεοζωικός
νεοκλασσικισµός
νεοκλασσικός
Muhammed / Peygamber
more!
mozaik
Musa
Mehmet
NATO
naz
Nazi
nazlı
Nazizm
Nasıralı, Nazaretli / İsa
naylon
naitklab, night club
nalet
ninni (bebek uykusu)
napalm
Napolyon altını
Napolili
nargile
narsisizm
nergis çiçeği
narkomani
narkoz vermek
narkoz
narkozcu
narkotik
natüralizm
natüralist
navlun
İnebahtı
Anaplı
neft yağı
naftalin
Yeni Zelanda 1
Napoli
negatif
negroit
Nil
nekrofili
nektar
nine
neozoik
neoklasisizm
neoklasik
65
2621 νεολιθικός
νεολογισµός
2622 νέον
2623 νεόπλασµα
2624 νεοπλατωνισµός
2625 νεότουρκος
2626 νευραλγία
2627 νευραλγικός
2628 νευρασθένεια
2629 νευρασθενής
2630 νευρολογία
2631 νευρολόγος
2632 νευροπάθεια
2633 νεύρωση
2634 νευρωτικός
2635 νευτρώνιο
2636 νεφραλγία
2637 νεφρίτιδα
2638 νέφτι
2639 νιάου
2640 νίκελ
2641 νικοτίνη
2642 νιρβάνα
νισαντίρι
2643 νισάφι
2644 νισεστές
2645 νιτρικός
2646 νιτρογλυσερίνι
2647 νιχιλισµός
2648 νιχιλιστής
2649 νοβοκαϊνη
2650 νοκάουτ
2651 νοµιναλισµός
2652 νοµογραφία
2653 Νορβηγία
2654 νόρµα
2655 νορµάλ
2656 νοσταλγία
2657 νότα
2658 νοτάριος
2659 νοτιάς
2660 νούµερο
2661 νούφαρο
2662 νταβατζής (µηνυτής)
neolitik
neolojizm
neon
neoplazma
neoplatonizm
jöntürk 1
nevralji
nevraljik
nevrasteni
nevrastenik
nöroloji, nevroloji
nörolog
nevropati
nevroz
nörotik
nötron
nefrit
nefrit
neft
miyav
nikel
nikotin
nirvana
nişandır
insaf
nisaşta
nitrik
nitrogliserin
nihilizm
nihilist
novokain
nakavt
nominalizm
nomografi
Norveç
norm
normal
nostalji
nota
noter [eski kullanım]
lodos
numara
nilüfer
davacı (pezevenk)
66
2663
2664
2665
2666
2667
2668
2669
2670
2671
2672
2673
2674
2675
2676
2677
2678
2679
2680
2681
2682
2683
2684
2685
2686
2687
2688
2689
2690
2691
2692
2693
2694
2695
2696
2697
2698
2699
2700
νταβατούρι (φήµη)
νταβούλι
νταβραντίζω
νταγιαντίζω
νταγλαράς (αγάς βουνίσιος)
νταής (θείος)
νταϊλίκι
νταλής (τρελός)
νταλγκάς
ντάλια
νταλίκα
ντάµα
νταµάρι (φλέβα)
νταµαρτζής
νταµιτζάνα
νταµλάς
ντάµπιγκ
ντάνσιγκ
νταντά
ντανταϊσµός
νταντέλα
νταντεύω
νταούλι
ντάρα
νταραβέρι (δολοπλοκία)
ντε-φάκτο
ντέγκι
ντεζαβαντάζ
ντεκολτέ
ντεκόρ
ντεκορατέρ
ντεκορατίφ
ντεκωβίλ
ντελάλης
ντελβές
ντελής
ντεµοντέ
ντεµουαζέλα
ντεµπραγιάζ
ντενεκές
ντεπιές
ντεπόζιτο
ντεπρεσιόν
ντερβέναγας
tevatür (karışıklık)
davul
davranmak
dayanmak
dağlarağa (kocaman kimse)
dayı (kabadayı)
dayılık (kabadayılık)
deli (gözüpek)
dalga / aşık
dalya
talika
dama
damar (maden ocağı) 1
damarcı (maden ocakçı)
damacana
damla / inme
damping
dansing
dadı
dadaizm
dantele
dadılık etmek
davul
dara
dalavere (alışveriş)
defacto
denk
dezavantaj
dekolte
dekor
dekoratör
dekoratif
dekovil
tellal
telve
deli
demode
matmazel
debriyaj
teneke
döpiyes
depozit
depresyon
derven ağası, despot kimse
67
2701
2702
2703
2704
2705
2706
2707
2708
2709
2710
2711
2712
2713
2714
2715
2716
2717
2718
2719
2720
2721
2722
2723
2724
2725
2726
2727
2728
2729
2730
2731
2732
2733
2734
2735
2736
2737
2738
2739
2740
2741
2742
2743
2744
ντερβίσης
ντερµπεντέρης
ντέρτι
ντερτιλής
ντεσιµπέλ
ντετέκτιβ
ντετερµινισµός
ντέφι
ντεφό
ντήζελ
ντιαγκονάλ
ντιβάνι
ντιβερτιµέντο
ντιέζ
ντιζάιν
ντιµινουέτο
ντιναµό
ντιπ (πάτος)
ντιρεκτίβα
ντίσκο
ντισκοτέκ
ντιστριµπιτέρ
ντίτζιταλ
ντο
ντοβλέτι
ντοκ
ντοκουµέντο
ντοκτορά
ντοκυµαντέρ
ντολµάς
ντοµάτα
ντοµατοσαλάτα
ντόµινο
ντόµπρα
ντον
ντόνα
ντονέρι
ντοπάρισµα
ντορβάς
ντόρτια
ντοσιέ
ντουβάρι
ντουγρού
ντουέτο
derviş
derbeder
dert
dertli
desibel
dedektif
determinizm
tef
defo
dizel
diyagonal
divan
divertimento
diyez
dizayn
diminuendo
dinamo
dip (tam)
direktif
disko
diskotek
distribütör
dijital
do
devlet [eski kullanım]
dok
doküman
doktora
dokümanter
dolma
domates
domates salatası
domino
dobra
don / İspanyol beyi
dona
döner
doping
torba
dört dört / tavlada
dosya
duvar
doğru / düz
düet
68
2745
2746
2747
2748
2749
2750
2751
2752
2753
2754
2755
2756
2757
2758
2759
2760
2761
2762
2763
2764
2765
2766
2767
2768
2769
2770
2771
2772
2773
2774
2775
2776
2777
2778
2779
2780
2781
2782
2783
2784
2785
2786
ντουζένι
ντούζικο
ντουζίνα
ντούι
ντουλάπα
ντουλάπι
ντουµάνι
ντουµπάρες
ντουµπλάρισµα
ντούµπλφας
ντυουνιάς
ντούο
ντούπλεξ
ντούς
ντουφέκι
ντρετνώτ
νυµφοµανής
νυµφοµανία
νυστέρι
ξηρίον
ξενοφοβία
ξίκι
ξυλόφωνο
ξυστήρι
οβάλ
οβελίσκος
οδαλίσκη
όζον
οθωµανικός
Οθωµανός
οικολογία
οικολογικός
οικολόγος
οικονοµετρία
οικονοµία
οικονοµικός
οικονοµισµός
οικονοµολόγος
οκά
οκαζιόν
όκεϊ
οκτάβα
οκτάγωνο
οκτάνιο
düzen
duziko
düzine
duy (priz)
dolap
dolap
duman
dubara
dublaj
dublfas
dünya
duo
dubleks
duş
tüfek
dretnot
nemfoman
nemfomani
neşter, nişter
eliksir, iksir
zenofobi
eksik / olsun!
ksilofon
sistire
oval
obelisk
odalık
ozon
Osmanlı ...i
Osmanlı, Otoman
ekoloji
ekolojik
ekolojist
ekonometri
ekonomi, tutumluluk
ekonomik
ekonomizm
ekonomist 1
okka
okazyon / fırsat
okey
oktav
oktagon
oktan
69
2787
2788
2789
2791
2790
2792
2793
2795
2796
2797
2798
2799
2800
2801
2802
2803
2804
2805
2806
2807
2808
2809
2810
2811
2812
2813
2814
2815
2816
2817
2818
2819
2820
2821
2823
2824
2825
2826
2827
2828
οκτέττο
ολέ!
ολιγαρχία
ολυµπιάδα
ολιγοπώλιο
οµελέττα
οµοοµογενής
οµοιογένεια
οµοιογενής
οµοφυλόφιλος
όµποε
ονόρε
οντάς
οντολογικός
οντολογία
οντουλασιόν
όνυχας (λίθος)
οξαλικός
οξείδιο
οξειδώνω
οξικός
οξύ
οξυγόνο
οξυζενέ
οπ!
όπαλα!
οπάλιο
όπερα
οπερατέρ
οπερέτα
οπορτουνισµός
οπορτουνιστής
οπτική
οπτικός
οπτιµισµός
οπτιµιστής
όπτιµουµ
ορατόριο
οργάνι
οργανικός
οργανισµός
όργανο
όργανο
oktet
ole! oley!
oligarşi
Olimpiyat / oyunları
oligopoli
omlet
homo / aynı, benzer
homojen
homojenlik
homojen
homoseksüel 1
obua
onur
oda
ontolojik
ontoloji
ondülasyon
oniks
oksalik
oksit
oksitlemek
oksitli
ekşi
oksijen
oksijene
hop!
hoppala!
opal (mineral)
opera
operatör
operet
oportünizm
oportünist
optik
optik / uzmanı
optimizm
optimist
optimum
oratoryo
urgan
organik
organizma
organ, erganum / çalgı
Org
70
2829
2830
2831
2832
2833
2834
2835
2836
2837
2838
2839
2840
2841
2842
2843
2844
2845
2846
2847
2848
2849
2850
2852
2853
2854
2855
2856
2857
2858
2859
2860
2861
2862
2863
2864
2865
2866
2867
2868
2869
2870
2871
2872
οργάντζα
οργανώνουµε
οργάνωση
οργανωτής
οργασµός
οργαντίνα
ορδή (στρατός)
ορθοδοντία
Ορθοδοξία
ορθόδοξος
όρθωµα! (ναυτικό)
ορθοπεδική
ορθοπεδικός
ορθοφωνία
όρκινος
ορµόνη
ορνιθολογία
ορνιθολόγος
ορντέβρ
ορογένεια
ορτανσία
όρτσα
ορτσάρω
ορχεοειδής
ορχήστρα
ορχιδέα
όσµιο
οστεολογία
οτοστόπ
ουβερτούρα
ούγια
ουγκιά
Ουζµπέκος
ούζο
ουίσκι
ουλεµάς
ουµανισµός
ουµανιστής
ουραγκουτάγκος
ουραιµία
ουραλοαλταϊκός
ουράνιο
Ουρανός
ουρί
organze
organize olmak
organ, organizasyon
organizatör
orgazm
organtin
ordu (başıbozuk kalabalık)
ortodonti
Ortodoksluk
Ortodoks, ortodoks
ortoma! (denizcilikte)
ortopedi
ortopedik, ortopedist
ortofoni
orkinos
hormon
ornitoloji
ornitolog
ordövr
orojeni
ortanca / çiçeği
orsa
orsalamak
orkide / gibi
orkestra
orkide
osmiyum
osteoloji
otostop
uvertür
oya
ons
Özbek
uzo
viski
ulema
hümanizm
hümanist
orangutan
üremi
Ural-altay
uranyum
Uranüs
huri
71
2873
2874
2875
2876
2877
2878
2879
2880
2881
2882
2883
2884
2885
2886
2887
2888
2890
2892
2893
2894
2895
2896
2897
2898
2899
2900
2901
2902
2903
2904
2905
2906
2907
2908
2909
2910
2911
2912
2913
2914
2915
2916
2917
ουρία
ουρικό
ούρλασµα
ουρολογία
ουρολόγος
ουστ!
ούτι
ουτοπία
ουτοπικός
ουφ!
ούφο
οφθαλµολογία
οφθαλµολόγος
οφίκιο
οφσάιντ
όφσετ
παγανισµός
πάγκος
πάγκρεας
παγόδα
παζαρεύω
παζάρι (αγορά)
παζάρια
παθητικός
παθογενής
παθολογία
παθολογικός
παθολόγος
πάθος
παιδαγωγική
παιδαγωγικός
παιδαγωγός
παιδεραστής
παιδιατρική
παιδολογία
πακέτο
πάλα
παλάβρα
παλάβρας
παλάγκο
παλαιογραφία
παλαιογράφος
παλαιοζωικός
παλαιολιθικός
üre
ürik
ulumak
üroloji
ürolog
hoşt!
ut
ütopi, ütopya
ütopik
öf!
UFO
oftalmoloji
oftalmolog
ofis / makam
ofsayt
ofset
paganizm
bank (sıra)
pankreas
pagoda
pazarlık etmek
pazar (pazarlık, çarşı)
pazarlık
pasif
patojen
patoloji
patolojik
patolog
patos, pathos
pedagoji
pedagojik
pedagog
pederast
pediatri
pedoloji
paket
pala
palavra
palavracı
palanga
paleografi
paleograf
paleozoik
paleolitik
72
2918
2919
2920
2921
2922
2923
2924
2925
2926
2927
2928
2929
2930
2932
2933
2934
2935
2936
2937
2938
2939
2940
2941
2942
2943
2944
2945
2946
2947
2948
2950
2951
2952
2953
2954
2955
2956
2957
2958
2959
2960
2961
2962
παλαιοντολογία
παλαιοντολογικός
παλαιστίνιος
παλαµάρι
παλαµίδα
παλάσκα
παλάτι (έπαυλη)
παλέτα
παλιάτσος
παλικάρι [ειρωνικά]
παλλάδιο
παλτό
παν
πανελλήνιος
πανζουρλισµός
πανηγύρι
πανθεϊσµός
πανθεϊστής
πάνθεο
πάνθηρας
πανικός
πανισλαµισµός
πανκάρτ
πανκράτιο
πανό
πανόραµα
πανοραµικό
πανσιόν
πανσλαβισµός
πανσλαβιστής
πάντα
παντατίφ
παντελόνι
παντεσπάνι
παντζάρι
παντζούρι
παντιέρα
παντό(υ)φλα
παντογράφος
παντοµίµα
παντουρανισµός
παξιµάδι
παπαγάλος
παπαδιά (µαργαρίτα)
paleontoloji
paleontolojik
Filistinli
palamar
palamut
palaska
palas (saray)
palet
palyaço
palikarya (yiğit, delikanlı)
paladyum
palto
pan / hep, bütün
panhelenik
curcuna
panayır
panteizm
panteist
panteon
panter
panik
panislamizm
pankart
pankras
pano
panorama
panoramik
pansiyon
panislavizm
panislavist
panda / ailurus falgans
pandantif
pantolon, pantol
pandispanya
pancar
pancur, panjur
bandıra
pantufla
pantograf
pantomim
panturanizm
peksimet
papağan
papatya (papaz karısı)
73
2963
2964
2965
2966
2967
2968
2969
2970
2971
2972
2973
2974
2975
2976
2977
2978
2979
2980
2981
2982
2983
2984
2985
2986
2987
2988
2989
2990
2991
2992
2993
2994
2995
2996
2997
2998
2999
3000
3001
3002
3003
3004
3005
παπάρα
παπάς
παπατζής
παπαφίγκος
παπιγιόν
παπισµός
παποράκι
παπόρι
παπουτσής
παπούτσι
Παπάς
πάπρικα
πάπυρος
παραβάν
παραβολή
παράγκα
παράγραφος
παραδάκι
παράδοξο
παράδοξο
παρακεντές (λιανικά)
παραλής
παράλλαξη
παραλληλεπίπεδο
παραλληλίζω
παραλληλισµός
παραλληλόγραµµο
παράλληλος
παραλογισµός
παράλυση
παραµετρικός
παράµετρος
παράνοια
παρανοϊκός
παραπέτο
παράς
παράσιτο
παρασυµπαθητικό
παράτυφος
παράφα
παραφινέλαιο
παραφίνη
παρένθεση
παρθενογένεια
papara / yemek
papaz
papazcı / üç kağıtçı
babafingo
papyon
Papalık
vapurcuk
vapur
pabuççu
pabuç
Papa
paprika
papirüs
paravan
parabol
baraka
paragraf
paracık
paradoks
paradoksal
perakende (perişan, dağınık)
paralı / zengin
paralaks
paralelyüz 1
paralelleştirmek
paralelleştirme, paralelizm
paralelkenar 1
paralel
paralojizm
paralize
parametrik
parametre
paranoya
paranoyak
parapet
para
parazit
parasempatik
paratifo
paraf
parafin 1
parafin
parantez
partenogenez
74
3006
3007
3008
3009
3010
3011
3012
3013
3014
3015
3016
3017
3018
3019
3020
3021
3022
3023
3024
3026
3027
3028
3029
3030
3031
3032
3033
3034
3035
3036
3037
3038
3039
3040
3041
3042
3043
3044
3045
3046
3047
παρίας
παρκάρισµα
παρκάρω
παρκέ
παρκετάρω
πάρκιν
πάρκινσον
πάρκο
παρκόµετρο
παρκούρ
παρµεζάνα
παρµπρίζ
παρντόν
παρτάλι
παρτενέρ
παρτέρι
πάρτι
παρτίδα
παρτιζάνο
παρτιτούρα
παρτσάς
παρφέν
παρωδία
πάσα
πασαλίκι
πασαπόρτι
πασάς
πασιέντσα
πασιφισµός
πασιφιστής
πάσο
πασουµάκι
πασπάλη
πασπαρτού
πάστα
παστέλ
παστεριώνω
παστίλια
παστουρµάς
πάστρα
Πάσχα
πατάτα
πατατοκεφτές
πατέντα
parya
park etme
park etmek
parke
parke döşemek
park yeri
Parkinson / hastalığı
park
parkmetre, park saati
parkur
parmıcan
parbriz / ön cam
pardon
partal
partner / rol arkadaşı
parter
parti / eğlence
parti / oyun partisi
partizan
partisyon
parça
parfüm
parodi
pas / oyunda
paşalık
pasaport
paşa
pasiyans
pasifizm
pasifist
pas / sıra savmak
paşmak
paspal
paspartu
pasta
pastel
pastörize etmek
pastil
pastırma
pastra / kağıt oyunu
Paskalya
patates
patates köftesi
patent
75
3048
3049
3050
3051
3052
3053
3054
3055
3056
3057
3058
3059
3060
3061
3062
3063
3064
3065
3066
3067
3068
3069
3070
3071
3072
3073
3074
3075
3076
3077
3078
3079
3080
3081
3082
3083
3084
3085
3086
3087
3088
3089
πατεντάρω
πάτερ
πατέρας
πατερναλισµός
πατίκι
πατινάζ
πατίνι
πατιρντί
πατισάχ
πατριαρχείο
πατριάρχης
πατριαρχία
πατριαρχικός
πατριώτης (συχωριανός)
πάτρωνας
πατσαβούρα
πατσάς (ποδαράκια)
πατσατζίδικο
πάτσι
πατσίζω
πεζεβέγκης (προαγωγός)
πεϊνιρλί (µε τυρί)
πελεκάνος
πελερίνα
πελτές
πέναλτι
πενιέ
πενικιλίνη
πέννα
πένσα
πεντάγωνο
πένταθλο
πεντάλ
πεντικιούρ
περβάζι
περγαµηνή
περιοδικός
περίοδος
περιπατητικός
περισκόπιο
περιτόναιο
περιτονίτιδα
πέρκα
περµανάντ
patentini almak
peder, papaz, baba
peder, baba
paternalizm
patik
patinaj
paten
patırdı
padişah
patrikhane
patrik
patriklik
patriarkal
patriot, patriyot (vatandaş)
patron
paçavra
paça (işkembe çorbası)
paçacı / işkembeci
pata
pata gelmek
pezevenk (ahlaksız, utanmaz)
peynirli (pide)
pelikan
pelerin
pelte
penaltı
penye
penisilin
pena
pens, pense
pentagon
pentatlon
pedal
pedikür
pervaz
parşömen
periyodik
periyot
peripatetik
periskop
periton
peritonit
perki
permanant
76
3090
3091
3092
3093
3094
3095
3096
3097
3098
3099
3100
3101
3102
3103
3104
3105
3106
3107
3108
3109
3110
3112
3113
3114
3115
3116
3117
3118
3119
3120
3121
3122
3123
3124
3125
3126
3127
3128
3129
3130
3131
3132
3133
περντάχι
περονόσπορος
περουζές
περούκα
πεσέτα
πεσιµισµός
πεσιµιστής
πεσιµιστικός
πεσκέσι
πεσκίρι
πέσο
πετιµέζι
πετούνια
πετρέλαιο
πετρογραφία
πετρολογία
πετροχηµεία
πετσέτα
πεχλιβάνης
πεψίνη
πηδάλιο (πετάλι)
πηχτή (πηχτός)
πιανίστας
πιάνο
πιάτσα
πιγιάζι
πιγκουΐνος
πιζάµα
πικάπ
πικές
πικέτο
πικνίκ
πίκολο
πικρικός
πιλάφι
πιλοτάρισµα
πιλότος
πίνα
πινγκ-πονγκ
πινέζα
πιόνι
πίπα
πιπεράτος
πιπέρι
perdah
peronospora
firuze
peruk
peseta
pesimizm
pesimist / kimse
pesimist
peşkeş
peşkir
pezo, peso
pekmez
petunya
petrol
petrografi
petroloji
petrokimya
peçete
pehlivan
pepsin
pedal (tekne dümeni)
pıhtı (pıhtı et çorbası)
piyanist
piyano
piyasa
piyaz
penguen
pijama
pikap
pike
piket / kağıt oyunu
piknik
pikolo
pikrik / asit
pilav
pilotluk
pilot
pines
pingpong
pünez
piyon
pipo
biberli
biber
77
3134
3135
3136
3137
3138
3139
3140
3141
3142
3143
3144
3145
3146
3147
3148
3149
3150
3151
3152
3153
3154
3155
3156
3158
3159
3160
3161
3162
3163
3164
3165
3166
3167
3168
3169
3170
3171
3172
3173
3174
3175
3176
πισσί
πίστα
πιστάκι
πιστάκιον
πιστόλι
πιστόνι
πίτα
πίτσικο
πλαζ
πλαίηµποης
πλάκα
πλακάτ
πλακί
πλάνη / εργαλείο
πλανητάριο
πλανήτης
πλάνο
πλασέ
πλάσµα
πλάστερ
πλαστική
πλαστικό
πλατίνα
πλατό
πλατφόρµα
πλατωνικός
πλέιµπεκ
πλειόκαινος
πλειστόκαινος
πλευρό
πλήβειος
πλιάτσικο
πλιγούρι
πλονζόν
πλουραλισµός
πλουραλιστικός
πλουτοκράτης
πλουτοκρατία
πλουτοκρατικός
πλουτώνιο
Πλούτων
πογκρόµ
πόζα
ποζάρω
pisi / balığı
pist
fıstık
fıstık
piştov
piston
pide
piç / velet
plaj
pleyboy, playboy
plak, plaka / levha
plaket
pilaki
planya
planitaryum
planet
plan
plase
plazma
plaster
plastik / sanat
plastik
platin
plato
platform
platonik
pleybek, playback
pliyosen
pleistosen
plevre
pleb / Roma'da yoksul
plaçka
bulgur
plonjon
plüralizm
plüralist
plütokrat
plütokrasi
plütokratik
plütonyum
Plüton
pogrom
poz
poz vermek
78
3177
3179
3180
3181
3182
3184
3185
3186
3187
3188
3189
3191
3192
3193
3194
3195
3196
3197
3198
3199
3200
3201
3202
3203
3204
3205
3206
3207
3208
3209
3210
3211
3212
3213
3214
3215
3216
3217
3218
3219
3220
3221
ποζιβιτισµός
πόκα
πόκερ
πόλαροϊτ
πολεµική
πολιοµυελίτιδα
πόλισµαν
πολισµάνος, πολιτσµάνος
πολιτική
πολιτικό-οικονοµικός
πολιτικός
πόλκα
πόλο
πολτός
πολυπολυανδρία
πολυγαµία
πολύγαµος
πολύγωνο
πολυεστέρα
πολυθεΐα
πολυθεϊστής
πολυθένιο
πολυκλινική
πολυµέρεια
πολυµερισµός
πολυουρεθάνη
πολυτεχνείο
πολυφασικός
πολυφωνία
πολυφωνικός
πολωνέζα
πολώνιο
ποµάδα
Ποµάκος
πονπόν
πόντζα
πόντιουµ
ποπ
ποπλίνα
πορνό
πορνογραφία
πoρνογραφικός
πορνογραφία
pozitivizm
poka / oyunu
poker
polaroid
polemik
polimelit
polis
polis
politika
politik-ekonomik
politikacı, politik
polka
polo
pelte
polipoliandri
poligami
poligam
poligon
polyester
politeistlik
politeist
politen
poliklinik
polimerileştirme
polimerileştirme
poliüretan
politeknik
polifaze / çok evreli
polifoni
polifonik
polonez / dans, Polonyalı kadın
polonyum
pomat
Pomak
ponpon
boca / gemicilikte
podyum
pop
poplin
porno
pornografi
pornografik
pornografi
79
3222
3223
3224
3225
3226
3227
3228
3229
3230
3231
3232
3233
3234
3235
3236
3237
3238
3239
3240
3241
3242
3243
3244
3245
3247
3248
3249
3250
3251
3252
3253
3254
3255
3256
3257
3258
3259
3260
3261
3262
3263
3264
3265
3266
πορσελάνη
πορτ-µπαγκάζ
πορτ-µπεµπέ
πορτατίφ (φορητό)
πορτµαντό
πορτο
Πορτογαλία
πορτοκαλάδα
πορτοκαλής
πορτοκάλι
πορτοφόλι
πορτραίτο
πορφορίτης
πορφύρα
ποστ-ρεστάντ
πόστα
πόστα
ποστάλι
πόστερ
ποστίς
πόστο
ποτ-πουρί
ποτάσα
πουαντιγέ
πούδρα
πουδριέρα
πούλι
πούµα
πουρές
πουριτανισµός
πουριτανός
πουρµπουάρ
πουρνάρι
πούρο
πούσι
πούσουλα
πούστης
πουστιά
πουφ
πραγµατισµός
πραγµατιστής
πρακτική
πρακτικός
πράσα
porselen
portbagaj
portbebe
portatif (masa ışığı)
portmanto
portoPortekiz
portakal suyu
portakal rengi
portakal
portföy
portre
porfir
firfiri
postrestant
posta / hane
posta / azarlama
postal
poster
postiş
post / makam
potpuri
potas
puantiye
pudra
pudriyer, pudralık
pul / tavlada vb.
puma
püre
püritanizm
püriten
purbuar
pırnal
puro
pus
pusula
puşt
puştluk
puf
pragmatizm
pragmatik / kimse
pratik
pratik / kimse
pırasa
80
3267
3268
3269
3270
3271
3272
3273
3274
3275
3276
3277
3278
3279
3280
3281
3282
3283
3284
3285
3286
3287
3288
3289
3290
3291
3292
3293
3294
3295
3296
3297
3298
3299
3300
3301
3303
3304
3305
3306
3307
3308
πράσο
πρεβάζι
πρεζίντιουµ
πρελούδιο
πρεµιέρα
πρέσα
πρεσβυτεριανός
πρεσβύωπας
πρεσβυωπία
πρεσερβατίφ
πρέστο
πρίγκιπας
πριγκηπέσα
πρίζα
πριµ
πριµαντόνα
πριµιτιβισµός
πριµιτίφ
πρίσµα
πρόβα
προβάρω
πρόβληµα
προβληµατική
προβληµατικός
προβοκάτορας
προβοκάτσια
πρόγραµµα
προγραµµατίζω
προγραµµατισµός
πρόθεση / ιατρική
προϊστορία
προϊστορικός
προλεταριακός
προλεταριάτο
προλετάριος
πρόλογος
προπαγάνδα
προσπέκτους
προστάτης
προτεσταντισµός
προτεστάντης
προτεστάρω
προτσές
πρότυπο
pırasa
pervaz
prezidyum
prelüt
prömiyer
pres
presbiteryen
presbit / gözü zayıf
presbitlik
prezervatif
presto
prens
prenses
priz
prim
primadonna
primitivizm
primitif
prizma
prova
prova etmek
problem
problematik
problemli
provokatör
provokasyon
program
programlamak
programlama
protez
prehistorya
prehistorik
proleter
proletarya
proleter
prolog
propaganda
prospektüs
prostat
Protestanlık
Protestan
protesto etmek
proses
prototip
81
3309
3310
3311
3312
3313
3314
3315
3316
3317
3318
3319
3320
3321
3322
3323
3324
3325
3326
3327
3328
3329
3330
3331
3332
3333
3334
3335
3336
3337
3338
3339
3340
3341
3342
3343
3344
3345
3346
3347
3348
3350
3351
3352
3353
προφίλ
πρωτεΐνη
πρωτοζωικός
πρωτόκολλο
πρωτόνιο
πρωτόπλασµα
πρωτότυπο
πύθωνας
πυόρροια
πυραµίδα
πύργος
πυρέξ
πυρήνα
πυρίτης
πυροµανής
πυροµετρία
πυρόσφαιρα
πυτζάµα
ραβανί, ρεβανί
ραβέντι
ράγια
ραγιαδισµός
ραγιάς
ράγκµπυ
ραδιενέργεια
ραδίκι
ραδιοραδιογραφία
ραδιοηλεκτρισµός
ραδιοθεραπεία
ραδιοϊσότοπο
ραδιολογία
ραδιολόγος
ράδιο
ραδιοσκόπηση
ραδιοτηλεγράφηµα
ραδιοτηλεγράφος
ραδιοτηλέµετρο
ραδιοτηλεσκόπιο
ραδιοτηλέφωνο
ραδιοφωνικός
ράδιο, ραδιόφωνο
ραδιοχηµεία
ραζακί
profil
protein
protozoik
protokol
proton
protoplazma
prototip / orijinal)
piton
piyore
piramit
burgaz
payreks
pirina
pirit
piroman
pirometri
pirosfer
pijama
revani
ravent
ray
reayalık
reaya
ragbi
radyoaktivite 1
radika
radyoradyografi
radyoelektrik
radyoterapi
radyoizotop
radyoloji
radyolog
radyum
radyoskopi
radyotelgraf
radyotelgraf
radyometre
radyo teleskop
radyotelefon
radyofonik
radyo / fon
radyokimya
razakı / üzümü
82
3354
3355
3356
3357
3358
3360
3361
3362
3363
3364
3365
3366
3367
3368
3369
3370
3371
3372
3374
3376
3375
3377
3378
3379
3380
3381
3382
3383
3384
3385
3386
3387
3388
3389
3391
3392
3393
3394
3395
3396
3397
3398
3399
ράιχ
ρακέτα
ρακί
ρακιτζής
ρακόρ
ράλι
ραµαζάνι
ραµί
ράµπα
ραντάρ
ραντεβού
ραπόρτο
ρασιοναλισµός
ρασιοναλιστής
ράσπα
ράφι
ραφινάρισµα
ραφινάτος
ραχάτεµα
ραχάτι
ραχατλής
ραχατλίδικος
ραχατλίκι
ραχιτισµός
ραψωδία
ρεάλι
ρεαλισµός
ρεαλιστής
ρεβανί
ρεβάνς
ρεβεράντζα
ρεβιζιονιστής
ρεβιζιονισµός
ρεβόλβερ
ρεγιόν
ρέγκα
ρεγκλάν
ρεγουλαδόρος
ρεδιγκότα, ρεντιγκότα
ρεζέρβα
ρεζερβέ
ρεζερβουάρ
ρεζές
ρεζίλεµα
raih, Reich
raket
rakı
rakıcı
rakor
ralli
ramazan
rami
rampa
radar
randevu
rapor
rasyonalizm
rasyonalist
raspa
raf
rafinaj
rafine
rahatlık, rahatlama
rahat
rahat / rahatı seven
rahat
rahatlık
raşitizm
rapsodi
riyal
realizm
realist
revani
rövanş
reverans
revizyonist
revizyonizm
revolver
reyon
ringa
reglan
regülatör
redingot
rezerve / yedek
rezerve / ayrılmış
rezervuar
reze / menteşe
rezillik, rezil olma
83
3400
3401
3402
3403
3404
3405
3406
3407
3408
3410
3411
3412
3413
3414
3415
3416
3418
3419
3420
3421
3422
3423
3424
3425
3426
3427
3428
3429
3430
3431
3432
3433
3434
3435
3436
3437
3438
3439
3440
3441
3442
ρεζιλεύω
ρεζίλης
ρεζιλίκι
ρέκβιεµ
ρεκλάµα
ρεκλαµάρω
ρεκόρ
ρεκτιφιέ
ρελαντί
ρελές
ρεντές
ρεοστάτης
ρεπερτόριο
ρεπορτάζ
ρεπόρτερ
ρεσεψιόν
ρεσιτάλ
ρεστοράν
ρετούς
ρετουσάρισµα
ρετουσάρω
ρετσέλι
ρετσέτα
ρετσίνα
ρετσινάτος
ρευµατικά
ρευµατισµός
ρεφεράντουµ
ρεφλέξ
ρεφορµισµός
ρεφορµιστής
ρητίνη
ρητορικός
ρίνα
ρινγκ
ρισκάρω
ρίσκο
ροδέλα
ρόδιο
ροδόδεντρο
ροζάκι
ροζέτα
ροκ / εντ-ρολ
ρόκα
rezil etme
rezil
rezillik, rezalet
rekviem
reklam
reklamını yapmak
rekor
rektifiye
rölanti
röle
rende
reosta
repertuar
röportaj
raportör / gazeteci, röportajcı
resepsiyon
resital
restoran
rötuş
rötuş
rötuş etmek
reçel
reçete
reçine
reçineli
romatizma
romatizma
referandum
refleks
reformizm
reformcu
reçine
retorik
rina / balığı
ring
riske girmek
risk
rendele
rodyum
rododendron
razaki
rozet
rok, rock
roka, öreke
84
3443
3444
3445
3446
3447
3448
3449
3450
3451
3452
3453
3454
3455
3456
3457
3458
3459
3460
3461
3462
3463
3464
3465
3466
3467
3468
3469
3470
3471
3472
3473
3474
3475
3476
3477
3478
3479
3480
3481
3482
3483
3484
3485
3486
ροκέ
ροκοκό
ροκφόρ
ρόλος
ροµάντζα
ροµαντικός
ροµαντισµός
ροµπότ
ροµπ-ντε-σαµπρ
ρόµπα
ροντάρισµα
ροντέο
ρόντο
ροσµπίφ
ρόστο
ρότα
ροτόρ
ρούβλι
ρουζ
ρουκέτα
ρουλεµάν
ρουλέτα
ρουµάνι
Ρούµελη
ρούµι
ρούµπα
ρούπια
ρουσφέτι (δωροδοκία)
ρουφηχτό
ρούφµπαρ
ροφός
ρυθµική
ρυθµικός
ρυθµός
ρυµούλκα
ρυµουλκό
ρωµαίικα
ρωµαϊκός
Ρωµαίος
Ρωµιός
Ρώσος
σαβαρέν
σαβούρα
σαγανάκι
roke / satrançta
rokoko
rokfor
rol
romans
romantik
romantizm
robot
ropdöşambr
roba
rodaj
rodeo
rondo
rozbif
rosto
rota
rotor
ruble
ruj
roket
rulman
rulet
orman
Rumeli
rom
rumba
rupi
rüşvet (kayırma)1
rafadan
rufbar, roofbar
orfoz
ritmik / dansta
ritmik
ritim
römork
römorkör
Rumca
Romen, Romalı
Romalı
Rum
Rus
savaren / baba tatlısı
sabura, safra
sahancık
85
3487
3488
3490
3491
3492
3493
3494
3495
3496
3497
3498
3499
3500
3501
3502
3504
3505
3506
3507
3508
3509
3510
3512
3513
3514
3515
3516
3517
3518
3519
3520
3521
3522
3523
3524
3525
3526
3527
3528
3529
3530
3531
3532
σαγάνι
σαγιάς
σαγούλι
σαγρέ
σαδισµός
σαδιστής
σαδοµαζοχισµός
σαδοµαζοχιστής
σαζάνι
σάζι
σαζµάν
σαϊάς
σαιζλόνγκ
σαιζόν
σαΐνι (γεράκι)
σακάτεµα
σακάτης
σακατιλίκι
σακχαρίνη
σάκχαρο
σακχαρόζη
σακχαροκάλαµο
σαλαµάνδρα
σαλαµάντρα
σαλαµάστρα
σαλάµι
σαλαµούρα
σαλάτα
σαλβάρι
σαλέ
σαλέπι
σαλεπτσής
σάλι
σάλιαγκας
σαλιάρης
σαλιγκάρι
σάλιο
σαλόνι
σάλπα
σάλτσα
σαµανισµός
σαµαράς
σαµάρι
σαµαρτζής
sahan
şayak
şakul
sağrı / derisi
sadizim
sadist
sado-mazoşizm
sado-mazoşist
sazan
saz / çalgı
şanjman
şayak
şezlong
sezon
şahin (becerikli)
sakatlama
sakat
sakatlık
sakarin
şeker
sakaroz
şeker kamışı 1
semender
salamandra
salmastra
salam
salamura
salata
şalvar
şale
salep
salepçi
şal
salyangoz
salyalı
salyangoz
salya
salon
sarpa / balığı
salça
Şamanizm
semerci
semer
semerci
86
3533
3534
3535
3536
3537
3538
3539
3540
3541
3542
3544
3545
3546
3547
3548
3549
3550
3551
3552
3553
3554
3555
3556
3557
3558
3559
3560
3561
3562
3563
3564
3565
3566
3567
3568
3569
3570
3571
3572
3573
3574
σαµαρώνω
σαµατάς
σαµατατζής
σαµοβάρι
σαµούρι
σάµπα
σαµπάνια
σαµποτάζ
σαµποτέρ
σαµπουάν
σαµπρέλα
σαν-φασόν
σανατόριο
σανδάλι
σανσκριτικά
σαντζάκι
σαντιγί
σάντουιτς
σαντούρι
σανφιστίκι
σαξοφωνίστας
σαξόφωνο
σάουνα
σαπουνέ
σαπούνι
σαπουνίζω
σαπρόφυτο
σαπσάλης
σάπφειρος
σαράι, σεράγι
σαραγλί
σαράφης
σαράφικο
σαρδέλα
σαρίκι
σαρµάς
σάρπα
σασί
σασµάν
σασπένς
σαστίζω
σάστισµα
σατέν
σάτιρα
semer vurmak
şamata
şamatacı
semaver
samur
samba
şampanya
sabotaj
sabotajcı, sabotör
şampuan
şamprel
san-fason
sanatoryum
sandal, sandalet / hafif ayakkabı
Sanskritçe
sancak / yönetim bölümü
şantiyi
sandviç
santur
şamfıstığı
saksofonist
saksofon
sauna
sabuniye (nişasta helvası), sabun gibi
sabun
sabunlamak
saprofit / çürükcül
şapsal
safir / gökyakut
saray
saraylı
sarraf
sarraf / dükkanı
sardalye
sarık
sarma / dolması
eşarp
şasi
şanjman
saspens
şaşmak
şaşırma
saten / atlastan kumaş
satir
87
3575
3576
3577
3578
3579
3580
3581
3582
3583
3584
3585
3586
3587
3589
3590
3591
3592
3593
3594
3595
3596
3597
3598
3599
3600
3601
3602
3603
3604
3605
3606
3607
3608
3609
3610
3611
3612
3613
3614
3615
3617
σατιρικός
σατραπεία
σατράπης
σαφάρι
σαχάνι
σάχης
σαχίµπ (ιδιοκτήτης)
σαχλός
σεβνταλής
σεβντάς
σεΐζης
σειρά
σειρήνα
σεισµικός
σεισµογράφηµα
σεισµογράφος
σεισµολόγος
σεΐχης
σεϊχουσλάµης
σεκ
σεκλέτι
σεκρετέρ
σέλα
σελήνιο
σελίνι
σελλουλόιντ
σελοτέιπ
σελοφάν
σελφ-σέρβης
σεµινάριο
σενάριο
σεναρίστας
σεντ
σεντεφένιος
σεντέφι
σεντούκι
σεξ
σεξολογία
σεξουαλικός
σεξτέτο
σέξι
σερ
σέρα
σερασκέρης
satirik
satraplık
satrap, zorba
safari
sahan
şah
sahip (efendi)
saloz
sevdalı
sevda
seyis
sıra
siren
sismik
sismograf
sismograf
sismolog
şeyh
şeyhülislam
sek
sıklet
sekreter
sele
selen, selenyum
şilin
selüloit
seloteyp
selofan
selfservis
seminer
senaryo
senarist
sent, cent
sedef / ten
sedef
sandık, sanduka
seks
seksoloji
seksüel
sestet
seksi
sör, sir
ser / limonluk
serasker
88
3618
3619
3620
3621
3622
3623
3624
3625
3626
3627
3628
3629
3630
3631
3632
3633
3634
3635
3636
3637
3638
3639
3640
3641
3642
3643
3646
3647
3648
3649
3650
3651
3652
3653
3654
3655
3656
3657
3658
3659
σερβιέτα
σερβίρω
σέρβις
σεργιάνι
σερδάρης
σερενάτα
σερέτης
σερζ
σερί
σερίφης
σερµαγιά
σερµπέτι
σερπαντίνα
σερσέµης
σέρτικος
σέρυ
σεσουάρ
σετ
σεφ
σεφέρι
σεφτές
σηµαδούρα
σηµαντική
σηµατογράφος
σηµειολογία
σηµειωτικός
σηψαιµία
σήπουρα
σησάµι
σία
σιγαρέτο
σιγίλλιο
σιδερίτης
Σιίτης
σικ
σικέ
σιλικόνη
σιλό
σιλουέτα
σιλτές
σιµιτζής
σιµίτι
σινακόπι
σινάφι (µικρέµποροι)
serviyet
serviste bulunmak
servis
seyran
serdar / başbuğ
serenat
şirret
serj / kumaş
seri
şerif
sermaye
şerbet
serpantin
sersem
sert / kimse
çeri / kiraz içkisi
sesuar
set / sporda
şef
sefer / ordu
siftah
şamandıra
semantik
semafor 1
semioloji
semiyotik
septisemi
cibre
susam
siya
sigara
sicil
siderit
Şii
şık
şike
silikon
silo
siluet
şilte
simitçi
simit
çinakop
esnaf (benzer kimseler, grup)
89
3660
3661
3662
3663
3664
3665
3666
3667
3670
3671
3672
3673
3674
3675
3676
3677
3678
3679
3680
3681
3682
3683
3684
3685
3686
3687
3688
3689
3690
3691
3692
3693
3694
3695
3696
3697
3698
3699
3700
3701
σινεµά
σινεµασκόπ
σινί
σινιάλο
σινολογία
σιντριβάνι
σιρίτι
σιρόκο
σιρόπι
σισανές
σισ-κεµπάπ
σιφόνι
σιφονιέρα
σιχτίρ!
σιχτιρίζω
σιωνισµός
σιωνιστής
σκάλα (αποβάθρα)
σκαλωσιά
σκαµνί
σκαµπίλι
σκάνδαλο
σκαντάγιο
σκάρα
σκαρµός
σκαρπέλο
σκαρπίνι
σκάρτος
σκελετός
σκεµπές
σκεπτικισµός
σκεπτικός
σκετς
σκι
σκιτζής (παλιατζής)
σκληρία
σκόντο
σκορβούτο
σκορπίδι
σκορπίνα
σκότα
σκουµπρί
σκούνα
σκούφος [γενιτσάρων]
sinema
sinemaskop
sini / tepsi
sinyal
Sinoloji
şadırvan
şerit
siroko
şurup
şişhane / eski tüfek türü
şiş kebap
şifon, sifon
şifoniyer
siktir!
siktir etmek
siyonizm
siyonist
iskele, ıskala / merdiven)
iskele / yapı iskelesi
iskemle / tabure
iskambil / oyunu
skandal
iskandil
ızgara
ıskarmoz
iskarpela
iskarpin
iskarto, ıskarta
iskelet
işkembe
skeptisizm, septisizm
skeptik, septik
skeç
ski
eskici (acemi)
skleroz
ıskonto
iskorbüt
iskorpit
iskorpit
iskota, ıskota
uskumru
ıskuna
üsküf (başlık)
90
3702
3703
3704
3705
3706
3707
3708
3709
3710
3711
3712
3713
3714
3715
3716
3717
3718
3719
3720
3721
3722
3723
3724
3725
3726
3727
3728
3729
3730
3732
3733
3734
3735
3736
3737
3738
3739
3740
3741
3742
3743
3744
Σκοτία
Σλάβος
σλάιντ
σλέπι (φορτηγό πλοίο)
σλόγκαν
σµάλτο
σµόκιν
σνίτσελ
σνοµπ
σοβαντίζω, σουβαντίζω
σοβάς
σοβατεπί
σοβατζής
σοβιέτ
σοβινισµός
σοβινιστής
σόγια
σόδα
σόι
σοϊλής
σοϊλίδικος
σοκ
σοκάκι
σοκακόπαιδο
σοκάρισµα
σοκολάτα
σολ
σολίστας
σόλο
σολφέζ
σοµιές
σόµπα
σοµπρέρο
σονάτα
σονέτο
σόου
σοπράνο
σορολόπ
σορόπι
σορτς
σος
σοσιαλδηµοκράτης
σοσιαλισµός
σουαρέ
İskoçya
Slav
slayt
şilep (nehir gemisi)
slogan
Malta taşı
smokin
sniçel
snop
sıvamak
sıva
suvadibi
sıvacı
sovyet
şovenizm
şoven
soya
soda
soy
soylu
soylu
şok
sokak
sokak çocuğu 1
şok
çikolata
sol / nota
solist
solo
solfej
somya
soba
sombrero
sonat, sonet
sone
şov
soprano
şorolop
şurup
şort
sos / salça
sosyal-demokrat
sosyalizm
suare
91
3746 σουέντ
3747 σουίτα
3748 σουλούπι (στυλ)
σουλτανίνα
3749 σουλτάνος
3750 σουλφαµίδα
3751 σουµπλιµέ
3752 σουνέτι
3753 σουνίτης
3754 σουξέ
3755 σουπ-αγγλέζ
3756 σουπάπ
3757 σούπερµαρκετ
3758 σουπιά
3759 σουρεαλισµός
σουρουκλεµένος
3760 (παρασυρµένος)
3761 σουρτουκεύω
3762 σουρτούκης
3763 σουσάµι
3764 σούστα
3765 σουτ
3766 σουτζούκι
3767 σουτιέν
3768 σουφισµός
3769 σουφλέ
3770 σοφάς (χωλ)
3771 σοφέρ
3772 σοφία
3773 σόφισµα
3774 σοφιστεία
3775 σοφιστής
3776 σοφµπέν
3777 σοφός
3778 σοφράς
3779 σπαγκέτι
3780 σπαθί (τράπουλας)
3781 σπανάκι
3782 σπανακόπιτα
3783 σπάρος
3784 σπασµός
3785 σπαστικός
3786 σπάτουλα
3787 σπαχής
süet
süit
üslup (biçim, kılık)
sultani / üzüm
sultan
sülfamit
süblime
sünnet
Sünni
sükse
supanglez
supap
süper market
sepya, supya
sürrealizm
sürüklenmiş (serseri, aşağı kimse)
sürtük gibi dolaşmak
sürtük
susam
susta
şut
sucuk
sutyen
sufi, sufilik
sufle
sofa (sedir)
şoför
Sofya
sofizm, sofistlik
safsata
sofist
şofben
sofu, bilge
sofra
spagetti
ispati (kılıç)
ıspanak
ıspanak pidesi
ispari / balığı
spazm, ıspazmoz
spastik
ıspatula
sipahi
92
3788
3789
3790
3791
3792
3793
3794
3795
3796
3797
3798
3799
3800
3801
3802
3803
3804
3805
3806
3807
3808
3809
3810
3811
3812
3813
3814
3815
3816
3817
3818
3819
3820
3821
3822
3823
3824
3825
3826
3827
3828
3829
3830
σπέκουλα
σπέρµα
σπερµατοζωάριο
σπερµατσέτο
σπεσιαλίστας
σπεσιαλιτέ
σπίκερ
σπίνος
σπιούνος
σπιράλ
σπίρτο
σπορ
σπόρτµεν
σποτ
σπρέι
σπριντ
σταδία
στάδιο
σταθµός
σταλαγµίτης
σταλακτίτης
σταλίκι
στάµπα
στάνταρτ
σταρ
στατική
στατιστική
στάτους
σταυρίδι
σταυρός
σταφυλόκοκκος
στεατίνη
στείρος
στέκα
στενογραφία
στέντ-µπαϊ
στέπα
στέρεο
στερεογραφία
στερεοµετρία
στερεοσκοπικός
στερεότυπος
στερεοφωνία
στερλίνα
spekülasyon
sperma
spermatozoit
ispermeçet
spesiyalist
spesiyalite
spiker
ispinoz
ispiyon
spiral
ispirto
spor
sportmen
spot
sprey
sprint
istadya
stadyum, stat
istasyon
istalagmit, stalagmit
istalaktit, stalaktit
çelik [eski kullanım]
ıstamba, estamp
standart
star
statik
istatistik
statüko
istavrit
istavroz
stafilokok
teatin
steril
isteka
stenografi
stand-by
istep
stereo
stereografi
stereometri
stereoskopik
stereotip
stereofoni
sterlin
93
3832
3833
3834
3835
3836
3837
3838
3839
3840
3841
3842
3843
3844
3845
3846
3847
3848
3849
3850
3851
3852
3853
3854
3855
3856
3857
3858
3859
3860
3861
3862
3863
3864
3865
3866
3867
3868
3869
3870
3871
3872
στοίβα
στοκ
στοπ
στορ
στούντιο
στουπέτσι
στουπί
στρατηγική
στρατόσφαιρα
στράφι
στρείδι
στρεπτόκοκκος
στρες
στριπτίζ
στρογγύλι
στρόντιο
στρουκτούρα
στρυχνίνη
στρωµατογραφία
στυλ
στυλίστας
στυλό
στωικός
συγχορδία
συγχρονικός
σύγχρονος (κοινού χρόνου)
συµβίωση
συµβολίζω
συµβολισµός
σύµβολο
συµµετρία
συµµετρικός
συµπάθεια
συµπόσιο
σύµπτωµα
συµφωνία
συµφωνική
συναγρίδα
συναγωγή
συνδικαλίζοµαι
συνδικάτο
σύνδροµο
σύνθεση
συνθετικός
istif
stok
stop
istor, stor
stüdyo
üstüpü
üstüpü
strateji
stratosfer
israf
istiridye
streptokok
stres
striptiz
istrongilos
stronsiyum
strüktür
striknin
stratigrafi
stil
stilist
stilo
stoacı, stoik
akort 1
senkronik
senkron (çağdaş)
simbiyoz
sembolize etmek
sembolizm
sembol
simetri
simetrik
sempati
sempozyum
semptom
senfoni
senfonik
sinarit
sinagog
sendikalaşmak
sendika
sendrom
sentez
sentetik
94
3873
3874
3875
3876
3877
3878
3879
3880
3881
3882
3883
3884
3885
3886
3887
3888
3889
3890
3891
3892
3893
3894
3895
3897
3898
3899
3900
3901
3902
3903
3904
3905
3906
3908
3909
3910
3911
3912
3913
3914
3915
3916
σύνοδος
σύνορο
συντακτικό
συντακτικός
συνώνυµο
σύριγγα
σύρµα (χρυσόνηµα)
συρτάκι
συρτός
σύστηµα
συστηµατικός
συστηµατοποιώ
συστολή
σφένδαµνος
σφίγγα
σφουγγάρι
σχήµα
σχηµατικός
σχιζοφρένεια
σχιζοφρενής
σχίσµα
σχιστόλιθος
σχολαστικισµός
σχολείο
σωρός
ταβάνι
ταβατούρι (φήµη)
ταβέρνα
τάβλα
τάβλι
ταγέρ
ταγή
ταγήνι
ταγκό
τάκος
τακούνι (τσόκαρο)
τακτ
τακτική
ταλίκα
ταλκ
ταµάχι
ταµ-ταµ
ταµπακέρα
ταµπάκης
sinod
sınır
sentaks
sentaktik
sinonim
şırınga
sırma (tel)
sirtaki
sirto / dansı
sistem
sistematik
sistemleştirmek 1
sistol
isfendan
sfenks
sünger
şema
şematik
şizofreni
şizofren
şizm
şist 1
skolastik
ekol
sürü
tavan
tevatür (karışıklık)
taverna
tabla
tavla
tayyör
tayın
tayın
tango
takoz
takunya (topuk)
takt
taktik
talika
talk
tamah
tamtam
tabaka
tabak / tabak deri işleyen
95
3917
3918
3919
3920
3921
3922
3923
3924
3925
3926
3927
3928
3929
3930
3931
3932
3933
3934
3935
3936
3937
3938
3939
3940
3941
3942
3943
3944
3945
3946
3947
3948
3949
3950
3951
3952
3953
3954
3955
3956
3957
3958
3959
ταµπάκος
ταµπέλα
τάµπια
ταµπλ ντότ
ταµπλάς (δίσκος)
ταµπλέτα
ταµπλό
ταµπόν
ταµπού
ταµπουράς
ταµπουράς
ταµπούρι
τανκ
τάνκερ
ταξί
ταξίµετρο
ταξίµι
τάπα
τάπα
τάπια
τάρα
ταραµάς
ταραµοσαλάτα
ταράτσα
ταρίφα
ταρσανάς
τάρτα
ταρχόνι
τας-κεµπάπ
τάσι
ταυτολογία
ταφτάς
ταχίνι
ταχύµετρο
ταψί
ταώς
τέιον
τέιπ
τεκβαντό
τεκές
τεκτονικός
τελάλης
τελεµές
τέλεξ
tabak / deri işleyen
tabela
tabya
tabldot
tabla (felç)
tablet
tablo
tampon
tabu
tambura
tabure
tambur
tank
tanker
taksi
taksimetre
taksim / müzikte
tıpa
tapa
tabya
dara
tarama
tarama salatası
taraça, teras
tarife
tersane
turta
tarhun
taş kebap
tas
totoloji
tafta
tahin
takometre
tepsi
tavus
çay
teyp
tekvando
tekke
tektonik
tellal
teleme
teleks
96
3960
3961
3962
3963
3964
3965
3966
3967
3968
3969
3970
3971
3972
3973
3974
3975
3976
3977
3978
3979
3980
3981
3982
3983
3984
3985
3987
3988
3989
3990
3991
3992
3993
3994
3995
3996
3997
3998
3999
4000
τελεολογία
τέλεσµα
τελεφερίκ
τέλι
τεµενάς
τεµπέλης
τεµπελιά
τεµπελχανάς (χώρος
τεµπέληδων)
τεµπεσίρι
τέµπο
τενεκές
τένις
τενόρος
τέντα
τέντζερης
τερεβινθίνη
τέρµινο (τερµατικός σταθµός)
τερµίτης
τερτίπι
τεστ
τέτανος
τευτονικός
τεφτέρι
τεχνική
τεχνικός
τεχνοκράτης
τεχνολογία
τζαζ
τζαζ-µπάντ
τζάκι
τζαµαρία
τζάµι
τζαµί
τζαµιλίκι
τζάµπα, τσάµπα
τζαµπάζης
τσαµπατζής
τζαµτζής
τζαναµπέτης (ακάθαρτος)
τζατζίκι
τζέντλεµαν
τζερεµές
τζετ
teleoloji
tılsım
teleferik
tel
temenna
tembel
tembellik
tembelhane (tembel)
tebeşir
tempo
teneke
tenis
tenor
tente
tencere
terebentin
terminal (zaman birimi)
termit
tertip
test
tetanos
Tötonlar ...i
defter [eski kullanım]
teknik
teknisyen
teknokrat
teknoloji
caz
cazbant
ocak / şömine
camekan
cam
cami
camlık
caba
cambaz
cabacı
camcı
cenabet (huysuz)
cacık
centilmen
cereme
jet
97
4001 τζιέρι
τζιζ !
4002 τζιν
4003 τζίνι
4004 τζιπ
4005 τζίρος
4006 τζίτζικας
4007 τζοβαΐρι
4008 τζόκεϊ
4009 τζούντο
4010 τζουτζές
4012 τηλέ4013 τηλεγράφηµα
4014 τηλέγραφος
τηλεκίνηση
4015 τηλεµετρία
4016 τηλεµετρικός
4017 τηλέµετρο
4018 τηλεπάθεια
4019 τηλεσκόπιο
4020 τηλέτυπο
4021 τηλέφωνο
4022 τηλεφωτογραφία
4023 τικ
4024 τιµ
4025 τιµάριο
4026 τιρµπουσόν
4027 τίσερτ
4028 τιτάνιο
4029 τόκα
4030 τοµάτα
4031 τόµπολα
4032 τόννος
4033 τόνος
4034 τονωτικό
4036 τοξικοµανής
4037 τοξικός
4038 τοξίνη
4039 τοπάζι
τόπι
4040 τόπλες
4041 τοπογραφία
4042 τοπογράφος
4043 τοπολογία
ciğer
cız !
cin / içki
cin / ruh
cip
ciro
cırcır / böceği
cevahir
cokey
judo
cüce
teletelgraf
telgraf
telekinezi
telemetri
telemetrik
telemetre
telepati
teleskop
teletip
telefon
telefoto
tik
tim
tımar
tirbuşon
tişört
titanyum
toka
domates
tombala
ton / balığı
ton / ağırlık
tonik
toksikoman
toksik
toksin
topaz
top / oyun topu
toples, topless
topografya
topograf
topoloji
98
4044
4045
4046
4047
4048
4049
4050
4051
4052
4053
4054
4055
4056
4057
4058
4059
4060
4061
4062
4063
4064
4065
4066
4067
4068
4069
4070
4071
4072
4073
4074
4075
4076
4077
4078
4079
4080
4081
4082
4083
4084
4085
4086
τοπωνυµία
τορβάς
τορναδόρος
τορνάντο
τόρνος
τορπίλα
τοστ
τοστιέρα
τοτέµ
τοτεµισµός
τουαλέτα
τούβλο
τουίστ
τούλι
τουλούµπα
τουλούµι
τουλουπάνι
τουµπέκι
τουµπελέκι
τούνδρα
τούνελ
τουρισµός
τουρίστας
Τουρκεστάν
τουρκολογία
τουρκολόγος
τούρκος
τουρκουάζ
τουρλού
τουρµπάνι
τουρµπίνα
τουρνέ
τουρνουά
τουρσί
τούρτα
τουφέκι
τουφεξής
τραβέρσα
τραγικό
τραγικοκωµικός
τραγικός
τραγωδία
τρακτέρ
τραµ
toponim
torba
tornacı
tornado
torna
torpil
tost
tost makinesi
totem
totemizm
tuvalet
tuğla
tvist
tül
tulumba
tulum
tülbent
tömbeki
dümbelek
tundra
tünel
turizm
turist
Türkistan
Türkoloji
Türkolog
Türk, öfkeli
türkuaz
türlü
türban
türbin
turne
turnuva
turşu
turta
tüfek
tüfekçi
travers
trajik
trajikomik
trajik
tragedya, trajedi
traktör
tramvay
99
4087
4088
4089
4090
4091
4092
4093
4095
4096
4097
4098
4099
4100
4101
4102
4103
4104
4105
4106
4107
4108
4109
4110
4111
4112
4113
4114
4115
4116
4117
4118
4119
4120
4121
4122
4123
4124
4125
4127
4128
τράµπα
τράνζιτο
τρανζίστορ
τρανσφορµατέρ
τραπέζι (αιώρα)
τραστ
τραύµα
τραχανάς
τράχωµα
τράχωµα
τρέιλερ
τρένο
τρεχαντήρι
τριγωνοµετρία
τρικό
τριλογία
τρίο
τρίπλα
τρίπτυχο
τριφύλλι
τροβαδούρος
Τροία
τρόικα
τρόλεϊ
τρόµπα
τροµπέτα
τροµπόνι
τροπικός
τροπόσφαιρα
τροφαντό
τρυπάνι (λίµα)
τρωικός
τσαγανός
τσάι
τσακάλι
τσακίζω (καρφώνω)
τσακίρκεφι
τσακίρικος
τσακµάκι
τσαλί
τσαλίµι
τσαµπατζής
τσαµπουκαλής (ποινικά
βεβαρηµένος)
trampa
transit
transistor
transformatör
trapez (masa)
tröst
travma
tarhana
trahom
drahoma
treyler
tren
tirhandil
trigonometri
triko
triloji
trio
dripling / çalım
triptik
tirfil
trubadur
Truva
troyka
troley, troleybüs
pompa
trampet, trompet
trombon
tropikal
troposfer
turfanda
törpü (matkap)
Truva ...i
zağanos, çağanos
çay
çakal
çakmak (katlamak, ezmek)
çakırkeyif
çakır
çakmak
çalı
çalım
cabacı
sabıkalı (kabadayı)
100
4129
4130
4131
4132
4133
4134
4135
4136
4137
4138
4139
4140
4141
4142
4143
4144
4145
4146
4147
4148
4149
4150
4151
4152
4153
4154
4155
4157
4158
4159
4160
4161
4162
4163
4164
4165
τσαµπουκάς (ποινικό µητρώο)
τσανάκα
τσανάκι (γαβάθα)
τσάντα
τσαντίρι
τσαούσης
τσάπα
τσαπαρί
τσαπατσούλης
τσαπί
τσαρδάκι
τσαρδί
τσαρίνα
τσαρισµός
τσάρκα (τροχός)
τσαρλατανιά
τσαρλατάνος
τσάρλεστον
τσάρος
τσαρούχι
τσαρσί
τσατίζω (συγκρούοµαι)
τσάτρα-πάτρα
τσατσά
τσατσατσά
τσαχπίνης
τσε-τσε
τσεβρές
τσεκ
τσέκαπ
τσελίκι
τσεµπέρι
τσέπη
τσέρκι
τσέτες
τσιγαριλίκι
τσιγάρο
Τσιγγάνος
τσιγγέλι
τσιγκογραφία
τσίγκος
τσιγκούνης
τσίλικος
τσιµεντάρω
sabıka (kabadayılık)
çanak
çanak (çanak yalayıcı, dalkavuk)1
çanta
çadır
çavuş
çapa
çapari
çapaçul
çapa
çardak
çardak
çariçe
çarlık
çark (gezme)
şarlatanlık
şarlatan
çarliston / dansı
çar
çarık
çarşı
çatmak (kızdırmak)
çat-pat
çaça
çaçaça
çapkın
çeçe / sineği
çevre / nakış
çek / banka belgesi
çekap, check up
çelik
çember
cep
çark
çete
sığaralık
sigara
Çingene
çengel
çinkografi
çinko
çingene / cimri
çil
çimentolamak
101
4166 τσιµέντο
τσιµπίδα
4167 τσίµπλα
4168 τσιµπούκι
4169 τσιµπούσι
4170 τσιπούρα
4171 τσίπουρο
4172 τσιράκι
4173 τσίρκο
4174 τσίρος
4175 τσίσα
τσιτώνω (τρίβω)
τσιτσέκ(ια)
4176 τσιφ
4177 τσιφλίκι
4178 τσιφούτης
4179 τσιφτετέλι
4180 τσογλάνι
4181 τσόλι
4182 τσόντα
4183 τσοπάνης
4184 τσότρα
4185 τσουβάλι
4187 τσουλούφι
4189 τσουράπι (κάλτσα)
4190 τσουρέκι
4191 τσόχα
4192 τυπικός
τυπολογία
4193 τύπος (είδος)
4194 τυραννία
4195 τύρανος
4196 τυρκουάζ
4197 τύφος
4198 τυφώνας
4199 υγιεινή
υγρόµετρο
υγροσκόπιο
4200 υδατάνθρακας
4201 υδρ4202 Ύδρα
4203 υδραυλικός
4204 υδροβιολογικός
4205 υδρογόνο
çimento
cımbız
çipil
çubuk
cümbüş
çipura
cibre
çırak
sirk
çiroz
çiş
çitmek (germek)
çiçek
cif
çiftlik
çıfıt
çiftetelli / karşılama oyunu
oğlan / iç oğlan (kaba söz)
çul
conta
çoban
çotra
çuval
zülüf
çorap (köylü çorabı)
çörek
çuha
tipik
tipoloji
tip (tür)
tiranlık
tiran
turkuaz
Tifo, tifüs
tufan, tayfun
hijyen
higrometre
hidroskopi
hidrokarbon 1
hidrΗidra
hidrolik
hidrobiyolojik
hidrojen
102
4206
4207
4208
4209
4210
4211
4212
4214
4215
4216
4217
4218
4219
4220
4221
4222
4223
4224
4225
4226
4227
4228
4229
4230
4231
4232
4233
4234
4235
4236
4237
4238
4239
4240
4241
4242
4243
4244
4246
4247
4248
4249
υδρογονοβόµβα
υδρογραφία
υδροδυναµική
υδροηλεκτρικός
υδροθεραπεία
υδροκεφαλία
υδρόλυση
υδρόµετρο
υδροµηχανική
υδροσκοπία
υδροστατική
υδρόφιλος
υδροφοβία
υδροχλωρικός
υδροχλώριο
υπερυπερβολή [άλγεβρα]
υπερµετρωπία
υπεροξείδιο
υπερρεαλιστής
ύπνωση
υπνωτισµένος
υπνωτισµός
υπογλυκαιµία
υπόθεση
υποθετικός
υποθηκευµένος
υποθήκη
υποτείνουσα
υστερία
υστερικός
φα
φάβα
φαβιανισµός
φαβορί
φαβορίτα
φαγγότα, φαγκότο
φαγκρί
φαγητό (σχόλασµα)
φαγιάνς
φαινόµενο
φαινοµενολογία
φάκα
φακίρης
hidrojen bombası
hidrografi
hidrodinamik
hidroelektrik
hidroterapi
hidrosefallık
hidroliz
hidrometre
hidromekanik
hidroskopi
hidrostatik
hidrofil
hidrofobi
hidroklorik
hidroklor
hiperhiperbol
hipermetropluk
peroksit
sürrealist 1
ipnoz, hipnoz
ipnotize
hipnotizma, ipnotizma
hipoglisemi
hipotez, ipotez
hipotetik, ipotetik
ipotekli
ipotek
hipotenüs
isteri, histeri
isterik
fa / notası
fava
Fabianizm
favori / umulan
favori / sakalı
fagot
fangri
paydos (yemek)
fayans
fenomen
fenomenoloji
fak
fakir, Hint fakiri
103
4250
4251
4252
4253
4254
4255
4256
4257
4258
4259
4260
4261
4262
4263
4264
4265
4267
4268
4269
4270
4271
4272
4273
4274
4275
4276
4277
4278
4279
4280
4281
4282
4283
4284
4285
4286
4287
4288
4289
4290
4291
4292
φακιρισµός
φακς
φάλαγγα
φάλαγγας
φαλτσέτα
φάλτσο
φάλτσος
φαµίλια
φάµπρικα
φανάρι
φαναρτζίδικο
φανατικός
φανατισµός
φανέλα
φανός
φαντασία
φανταστικός
φάντασµα
φανταστικό
φαντεζί
φάντης
φανφάρα
φάουλ
φάραντ
φαράσι
φαραώ
φαρµακολογία
φαρµακολόγος
φαρµασόνος
φαρµπαλάς
φάρσα
φαρσί (περσικό)
φαρυγγίτης
φασαρία
φάση
φασίνα
φασισµός
φασίστας
φασόλι
φασόν
φαταλισµός
φαταλιστής
φατούρα
φάτσα
fakirizm
faks
falanj
falaka
falçata, falçeta
falso
falsolu
familya
fabrika
fener
fenerci / dükkanı
fanatik
fanatizm
fanile, fanila
fanus
fantazya
fantastik
fantasma
fantastik
fantezi
fanti
fanfar
faul
farad
faraş
firavun
farmakoloji
farmakolog
farmason
farbala
fars / şaka
Farsi (ezbere)
farenjit
fasarya
faz
façuna
faşizm
faşist
fasulye
fason
fatalizm
fatalist
fatura
faça
104
4293
4294
4295
4296
4297
4298
4299
4300
4301
4302
4303
4304
4305
4306
4307
4308
4309
4310
4311
4312
4313
4314
4315
4316
4317
4318
4320
4321
4322
4324
4325
4326
4327
4328
4329
4330
4331
4333
4334
4335
4336
4337
4338
φελάχος
φελούκα
φεµινισµός
φεµινιστής
φεντερασιόν
φεουδαλικός
φεουδαλισµός
φεουδαρχία
φερετζές
φέρι-µπότ
φέρµα
φερµάνι
φερµουάρ
φεσάς
φέσι
φεστιβάλ
φετίχ
φετιχισµός
φετιχιστής
φετφάς
φθόριο
φιάλη
φιάσκο
φιγούρα
φίκος
φιλάνθρωπος
φιλαρµονική
φιλέ
φιλέτο
φιλιγκράν
φιλµ
φιλντισένιος
φίλντισι (ελεφαντόδοντο)
φιλολογία
φιλολογικός
φιλόλογος
φιλοσοφία
φιλόσοφος
φιλοτελιστής
φιλτράρω
φίλτρο
φίµπεργκλας
φινάλε
φιναλίστας
fellah
filika
feminizm
feminist
federasyon
feodal
feodalizm
feodalizm
ferace
feribot
ferma
ferman
fermuar
fesçi
fes
festival
fetiş
fetişizm
fetişist
fetva
flor, flüor
piyale
fiyasko
figür
fiğ
filantrop
filarmonik
file
fileto
filigran
film
fildişinden 1
fildişi (sedef)
filoloji
filolojik
filolog
felsefe
filozof
filotelist
filtreden geçirmek
filtre
fiberglas
final
finalist
105
4339
4340
4341
4342
4344
4345
4346
4347
4348
4349
4350
4351
4352
4353
4354
4355
4356
4357
4358
4359
4360
4361
4362
4363
4364
4365
4366
4368
4369
4370
4371
4372
4373
4374
4375
4376
4377
4378
4379
4380
φίνις
φινιστρίνι
φιντζάνι
φιόγκος
φιορίνι
φιόρντ
φιρί-φιρί
φίρµα
φιρµάνι
φις
φισέκι
φισεκλίκι
φιστικής
φιστίκι
φιτίλι
Φλαµανδός
φλαµίνγκο
φλαµούρι
φλάντζα
φλάουτο
φλας
φλεβίτιδα
φλέγµα
φλεγµονή
φλερτ
φλισκούνι
φλιτζάνι
φλιτ
φλόκος
φλοµπέρ
φλος
φλώρος
φοβία
φόδρα
φοίνικας
Φοινίκη
φολκλόρ
φολκλορικό
φοµπ
φοντάν
φόντο
φοξ-τεριέ
φοξ-τροτ
φόρα!
finiş
finistrin
fincan
fiyonk
florin
fiyort
fırıl fırıl
firma
ferman
fiş
fişek
fişeklik
fıstıki /renkte
fıstık
fitil
Flaman
flamingo
ıhlamur
flanca / conta, salamastra
flüt
flaş
flebit
balgam
flegmon
flört
filiskin
fincan
flit
flok
flober / tüfeği
floş
flurya / kuşu
fobi
fodra
feniks
Fenike
folklor
folklorik
fob
fondan
fon
fox terrier
fokstrot
fora!
106
4381
4382
4383
4384
4385
4386
4387
4388
4389
4390
4391
4392
4393
4394
4395
4396
4397
4398
4399
4400
4401
4402
4403
4404
4405
4406
4407
4408
4409
4410
4411
4412
4413
4414
4415
4417
4418
4419
4420
4421
4422
φόρµα
φορµάικα
φορµαλισµός
φορµαλιστής
φορµόλη
φόρµουλα
φόρουµ
φόρσ-µαζέρ
φόρτε
φορτίσιµο
φουα-γκρα
φουαγιέ
φούγκα
φουκαράς
φουκαρατζίκος
φουλ
φουλάρι
φούλι
φουµέ
φουντούκι
φούρια
φουρκέτα
φούρναρης
φούρνος
φουρτούνα
φουσκάλα
φουσκί
φουστάνι
φουτµπόλ
φουτουρισµός
φράγκο
Φράγκος
φράκο
φραµπαλάς
φραµπουάζ
φραντζόλα
φράξια
φρεγάδα
φρέζα
φρενάρισµα
φρένο
φρενολογία
φρέσκο
φρίκικ
forma
formika
formalizm
formalist
formol
formül
forum
forsmajör
forte
fortisimo
fuagra
fuaye
füg
fukara
fukaracık
ful
fular
fulya, ful / çiçeği
füme
fındık
furya
firkete, fırkata
fırıncı
fırın
fırtına
fiske / kabarcık
fışkı
fistan
futbol
fütürizm
frank
Frenk
frak
farbala
frambuaz
francala
fraksiyon
firkateyn
freze
frenleme
fren
frenoloji
fresk
frikik
107
4423
4424
4425
4426
4427
4428
4429
4430
4431
4432
4433
4437
4438
4434
4435
4436
4439
4440
4441
4442
4443
4444
4445
4446
4447
4448
4449
4450
4451
4452
4453
4454
4455
4456
4457
4458
4459
4460
4461
4462
4463
4464
4465
4466
φριτέζα
φροϋδισµός
φρουκτόζη
φυλλοξήρα
φυντανάκι
φυντάνι
φύρα
φυσέκι
φυσεκλίκι
φυσίγγι
φυσική
φυσικοθεραπεία
φυσικοθεραπευτής
φυσικός
φυσικοχηµεία
φυσιογνωµία
φυσιοκράτης
φυσιολογία
φυσιολόγος
φυτό(ν) (φιντάνι)
φώκια
φώλι
φωνητική
φωνογράφος
φωνολογία
φωσφάτης
φωσφορικός
φώσφορος
φωτογένεια
φωτογενής
φωτογραφία
φωτογραφικός
φωτογράφος
φωτόµετρο
φωτοµοντάζ
φωτοµοντέλο
φωτοροµάν
φωτοσύνθεση
φωτόσφαιρα
φωτοτυπία
φωτοφίνις
χαβαλές (παραποµπή)
χαβανέρα
χαβάνι
fritöz
Freudizm, Froidçuluk
früktoz
filoksera
fidancık
fidan
fire
fişek
fişeklik
fişek
fizik
fizyoterapi
fizik terapist
fizikçi, fiziksel, fiziki
fizikokimya
fizyonomi
fizyokrat
fizyoloji
fizyolog
fide, fidan (bitki)
fok
fol
fonetik
fonograf
fonoloji
fosfat
fosforlu
fosfor
fotojeni
fotojenik
fotoğraf
fotografik
fotoğrafçı
fotometre
fotomontaj
fotomodel
fotoroman
fotosentez
fotosfer
fotokopi 1
fotofiniş
havale (komik durum)
habanera
havan
108
4467
4468
4469
4470
4471
4472
4473
4474
4475
4476
4477
4478
4479
4480
4481
4482
4483
4484
4485
4486
4487
4488
4489
4490
4491
4492
4493
4494
4495
4496
4497
4498
4499
4501
4502
4503
4505
4506
4507
4508
4509
4510
χαβάς
χαβιάρι
χαβούζα
χάβρα
Χάγη
χαγιάτι (ζωή)
χαγκάρι
χάζι
χαϊβάνι
χαϊµαλί
χάιντε!
χακί
χαλάλι
χαλβάς
χαλβατζής
χαλές
χάλι (κατάσταση)
χαλί
Χαλιµά
χαλιφάτο
χαλίφης
χαλκάς
χαλούµι
χαµάλης
χαµαλίκι
χαµάµ
χαµούρι
χαµπάρι
χάµπουργκερ
χαµσί
χανάτο
χάνι
χανιτζής, χαντζής
χάννος
χανούµισσα, χανούµ
χαντάκι
χαντζάρα
χαντούµης
χάος
χάπι
χάρακας
χαρακίρι
χαρακτήρας
χαρακτηριστικός
hava
havyar
havuz
havra
Lahey
hayat (avlu)
hangar
haz
hayvan
hamail
hayda!
haki
helal
helva
helvacı
hela
hal (kötü durum)
halı
Halime
halifelik
halife
halka
helim / peyniri
hamal
hamallık
hamam
hamur
haber
hamburger
hamsi
hanlık
han
hancı
hani, hanos / balığı
hanım
hendek
Hançer
hadım
kaos
hap
herek / sırık
harakiri
karakter
karakteristik
109
4511
4512
4513
4514
4515
4516
4517
4518
4519
4520
4521
4522
4523
4524
4525
4526
4527
4528
4531
4532
4533
4534
4535
4536
4537
4538
4539
4540
4541
4542
4543
4544
4545
4546
4547
4548
4549
4551
4552
4553
4554
4555
4557
4558
χαράµι
χαραµίζω
χαράτσι
χαρέµι
χάρισµα
χαρισµατικός
χαρµάνι
χαρούπι
χάρτζι
χαρτζιλίκι
χάρτης
χαρτογραφία
χαρτογράφος
χαρτόνι
χασάπης
χασές
χάσικος
χασίσι
χατζηλίκι
χατζής
χατίρι
χαφ
χαφιές
χαχάµης
χέννα
χέντµπολ
χέρτς
Χετταίοι
χηµεία
Χιλή
χιλιόγραµµο
χιλιόµετρο
χιµπατζής
χίπις
χλώριο
χλωριούχο
χλωροφόρµιο
χλωροφύλλη
χόβερκραφτ
χόκεϊ
χολ
χολέρα
χοληστερίνη
χόµπι
haram
haram etmek
haraç
harem
karizma
karizmatik
harman
harup, harnup
harç / kum çimento vb
harçlık
harita
kartografi
kartograf
karton
kasap
hasse
has
haşhaş, haşiş
hacılık
hacı
hatır
haf, half
hafiye
haham
kınakına
hendbol
hertz
Hititler
kimya
Şili
kilogram
kilometre
şempanze
hippi, hipi
klor
klorik, klorlu
kloroform
klorofil
hoverkraft
hokey
hol
kolera
kolesterol
hobi
110
4559
4560
4561
4562
4563
4564
4565
4566
4568
4569
4570
4571
4573
4574
4575
4576
4577
4578
4579
4580
4581
4582
4583
4584
4585
4586
4587
4588
4590
4591
4592
4593
4594
4595
4596
4598
4599
4600
4601
4602
4603
4604
4605
χορογραφία
χορογράφος
χορός
χορωδία
χοστές
χότζας
χουβαρδάς
χουβαρνταλίκι
χουζούρι
χουζουρλού
χούι
χούλιγκαν
χούντα
χουρµάς
χουσµέτι (εξυπηρέτηση)
χριστιανισµός
χριστιανός
χρόνιο
χρονολογία
χρονολογικός
χρονόµετρο
χρυσάνθεµο
χρωµατικό
χρωµατίνη
χρωµατόσωµα
χρώµιο
χταπόδι
χυλός (αίµα εντέρου)
χυµός
χωνί
χωριάτης (άξεστος)
ψυχανάλυση
ψυχαναλυτής
ψυχασθένεια
ψυχιατρική
ψυχίατρος
ψυχοθεραπεία
ψυχολογία
ψυχολογικός
ψυχολόγος
ψυχοπαθής
ψυχοπαθολογία
ψυχοσωµατικός
ψύχωση
koreografi
koreograf
korus, hora / dans
koro
hostes
hoca
hovarda
hovardalık
huzur
huzurlu
huy
huligan
cunta
hurma
hizmet (en temizliği)
Hristiyanlık
Hristiyan
kronik
kronoloji
kronolojik
kronometre
krizantem
kromatik
kromatin
kromozom
krom
ahtapot
keylus, kilüs (bulamaç)
kimüs
huni
hoyrat (köylü)
psikanaliz
psikanalist
psikasteni
psikiyatri
psikiyatr
psikoterapi
psikoloji
psikolojik
psikolog
psikopat
psikopatoloji
psikosomatik
psikoz
111
4607
4608
4609
4610
4611
4612
4613
ωδείο
ωκεανογραφία
ωκεανογράφος
ωκεανός
ώµος
ώσµωση
ωχ!
odeon
oşinografi
oşinograf
okyanus
omuz
osmos
oh!
(4660)
112
Türkçe ve Yunanca Ortak
Terimler ve Atasözleri Listesi
από το Α στο Ω – (Β) A’dan Z’ye
άβυσσος η ψυχή του ανθρώπου – (Γ) insan dipsiz bir kuyu
αγάλι αγάλι γίνεται η αγουρίδα µέλι – (Γ) sabırla koruk helva olur *
µικρές αγγελίες – (Α) küçük ilanlar
αγγελικό πρόσωπο – (Α) melek yüzlü
κάθοµαι πάνω σε αγκάθια – (Α) diken üstünde oturmak
µια αγκαλιά (µαργαρίτες κ.α.) – (Α) kucak dolusu (papatya vb.)
αγκαλιάζω [σφίγγω στο στήθος] – (Α) kucaklamak [göğsünde sıkmak]
ρίχνω άγκυρα – (Α) demir atmak
µαύρη αγορά – (Α) karaborsa
αγοραπωλησία – (Α) alım satım / alış veriş
αγριογούρουνο – (Α) yaban domuz
αγριόχορτο – (Α) yaban otu
αδέκαρος – (Α) meteliksiz
παίρνω άδεια – (Α) izin almak
ρίχνω άδεια για να πιάσω γεµάτα – (Α) boş atıp dolu tutmak
αδιέξοδος [δυσχερέστατη θέση]– (Α) çıkmaz [çok zor durum]
άδικα των αδίκων – (B) boşu boşuna
πουλώ αέρα – (B) hava cıva satmak
τινάζω στον αέρα – (Α) havaya uçurmak
πυροβολώ στον αέρα – (Α) havaya ateş ediyorum
αέρας [αντί ενοικίου] – (Β) hava parası
αεράτος [µε θέλγητρο] – (Α) havalı [gösterişli]
αερίζω – (Α) havalandırmak
αεροβόλο – (Β) havalı tüfek
αερολιµένας – (Α) hava limanı
αερολογώ – (Β) havadan sudan konuşmak
αεροπειρατής – (Α) hava korsanı
113
αθεόφοβος! – (Α) Allah’tan korkmaz!
βάφω τα χέρια µου στο αίµα – (B) eli kana bulamak
πάγωσε το αίµα µου – (Α) kanım dondu
παίρνω / δίνω αίµα – (Α) kan alıyorum / veriyorum
φτύνω αίµα – (Β) kan kusmak
πίνω / ρουφάω το αίµα του [εκµεταλλεύοµαι αλύπητα ]– (A) kanını emmek
[insafsızca sömürmek]
βράζει το αίµα του – (Α) kanı kaynıyor
διψά για αίµα – (Α) kana susamış
τρέχει αίµα – (A) kan akıyor
τον έπνιξε στο αίµα – (Α) kana boğdu
δεσµός αίµατος – (Α) kan bağı
λουτρό / λίµνη αίµατος – (Α) kan gölü
µέχρι την τελευταία ρανίδα του αίµατος µου – (Α) kanımın son damlasına kadar
τρέφω καλά / κακά αισθήµατα – (Α) iyi / kötü duygular beslemek
άκαιρος - (Α) zamansız
ακατέβατος [δεν κάνω έκπτωση]– (Β) indirimsiz
άκουε πολλά και λέγε λίγα – (Α) az söyle çok dinle *
στην άλλη άκρη του κόσµου – (Α) dünyanın öteki ucunda
το πληρώνω ακριβά – (Α) pahalıya mal olacak
ούτε ουρανός ασύγνεφτος, ούτε τύπος αλάνθαστος – (Β) kul hatasız olmaz *
αλατοπίπερο – (Α) tuz-biber
σαν αλεπού [πονηρός] – (Α) tilki gibi [kurnaz]
όπου δεν φτάνει η αλεπού τα λέει κρεµαστάρια – (A) tilki erişemediği üzüme
‘hevengim olsun’ demiş *
για να πούµε την αλήθεια – (Α) doğrusunu söylemek gerekirse
στ’ αλήθεια – (Α) hakikaten / gerçekten
άλλος τόσος – (B) bir o kadar daha
αυτά αλλού να τα λες – (B) bu masalı başkasına anlat
αλµυρός [ακριβός] – (Α) tuzlu [pahalı]
δεν αλλάζεις άλογο όταν περνάς το ποτάµι – (Α) çayı geçerken at değiştirilmez *
αµέτρητοι – (B) sayısız [çok]
αµυγδαλόψιχα – (Α) badem içi
ανάβω [ενεργοποιώ] (το φως / την τηλεόραση) – (Α) (ışığı) yakıyorum [açıyorum]
114
κάνω την (σωµατική) ανάγκη µου – (B) (bedensel) ihtiyacımı görmek / gidermek
µην ανακατεύεσαι (σε αυτό) – (Α) (bu işe) karışma
ανάλογα µε τον άνθρωπο / το παιδί – (Α) adamına/ çocuğa göre
αναµένω / περιµένω [ελπίζω] – (Α) beklemek [ummak]
αναπαραδιά [φτώχια] – (Α) parasızlık [yoksulluk]
µου κόβεται η αναπνοή / η ανάσα – (Α) nefesim kesiliyor
κρατώ την αναπνοή µου - (A) nefesimi tutuyorum
απόσταση αναπνοής – (Α) bir solukluk mesafe
ξυπνάω ανάποδα – (A) ters / sol tarafından kalkmak
δίνω µια ανάποδη – (B) elinin tersiyle vurmak
αναποδιά – (Α) terslik
ανάποδος [δύστροπος άνθρωπος] - (A) ters [aksi insan]
ανασαίνω [ηρεµώ] – (Β) [rahat bir] nefes almak
ανατριχιάζω – (Β) tüylerim diken diken
αν είσαι άνδρας (τόλµησε) – (Α) erkeksen (yelten)
ανδρεία – (Α) erkeklik [yiğitlik]
ανεγκέφαλος [βλαξ] – (Α) beyinsiz [aptal]
από όπου φυσήξει ο άνεµος (έτσι συµπεριφέρεται) - (A) rüzgar nereden eserse (ona
göre davranıyor)
όποιος σπέρνει τον άνεµο θερίζει θύελλες / τρικυµία - (A) rüzgar eken fırtına biçer *
(µιλώ) περί ανέµων και υδάτων – (Α) havadan sudan (söz etmek)
ανθρωπιά [θετική πράξη] – (Α) insanlık [iyi davranış]
ανθρωποθάλασσα – (Α) insan deryası
σαν άνθρωπος [σωστός] – (Α) insan / adam gibi [doğru dürüst]
νοµίζει ότι έγινε άνθρωπος – (Α) adam (bir şey) oldu sanıyor
ανοίγω θέµα / συζήτηση – (Α) konu / tartışma açmak
άνοιξε η τύχη µου – (Α) bahtım / şansım açıldı
ένα χελιδόνι δεν κάνει άνοιξη, ούτ’ ένα χελιδόνι καλοκαίρι κάνει, ούτε µια µέλισσα
µέλι – (Γ) bir çiçekle yaz olmaz / gelmez *
ανοιχτόκαρδος – (Α) açık yürekli / gönlü açık
ανοιχτοµάτης – (Α) açıkgöz
ανοιχτοχέρης – (Α) eli açık
καλή αντάµωση – (B) Allah kavuştursun
άνω κάτω – (Α) altüst
115
άπαξ και αρχίσει… - (Α) bir başladı mı…
σπάω την απεργία – (Α) grevi kırmak
βγάζω τα άπλυτα στη φόρα – (Α) kirli çamaşırları ortaya dökmek
Απριλίου δέκα οκτώ, έχε το µάτι σου ανοιχτό – (Β) kork aprilin beşinden [şimdiki 18
Nisan], öküzü ayırır eşinden *
αν είσαι και παπάς µε την αράδα σου θα πας – (Γ) para ile değil sırayla *
κάλιο αργά παρά ποτέ – (Β) geç olsun güç olmasın *
αριθµός ένα [ο καλύτερος] – (A) bir numara [en iyi]
νηστικό αρκούδι δεν χορεύει – (Α) aç ayı oynamaz *
[ήπιος] σαν αρνάκι – (Α) kuzu gibi [uysal]
σαν το αρνί [υπάκουος] – (Β) kuzu kuzu [uysal]
αρνί γάλακτος – (Α) süt kuzusu
αρπάζω κρύο / κρυολόγηµα / συνάχι – (Α) soğuk almak / kapmak
το φαγητό / κρέας άρπαξε – (Β) etin / yemeğin dibi tuttu
βαριά αρρώστια – (Α) ağır hastalık
φτου κι απ’ την αρχή – (Γ) sil baştan
έχει αρχίδια [θάρρος ]– (Α) taşaklı [cesur]
αρχιµηνιά – (Α) aybaşı / ayın başı
αρχιχρονιά – (Α) yılbaşı / yılın başı
άσε µε ήσυχο – (B) rahat bırak
άσε, να χαρείς! – (Β) bırak, Allah aşlına!
ασπροµάλλης [γέρος]– (Α) ak saçlı [yaşlı]
ασπροπρόσωπος – (Α) yüzü ak
ούτε για αστείο – (B) şakasını bile (duymak istememek)
κρύο αστείο – (Α) soğuk şaka
δεν σηκώνει αστείο – (Α) şaka kaldırmıyor
δεν καταλαβαίνει από αστείο – (Α) şakadan anlamıyor
(πέρασε) σαν αστραπή – (Α) yıldırım gibi (geçti)
είναι υπ’ ατµόν - (Α) istim üstünde olmak
(η συνάντηση έγινε) σε µια βαριά / κρύα / ζεστή ατµόσφαιρα – (Α) (buluşma) ağır /
soğuk / sıcak bir havada gerçekleşti
αφήνω [παραµελώ] τον εαυτό µου – (Α) kendini bırakmak [ihmal etmek]
άφραγκος – (Β) meteliksiz
άφρισε (από το κακό του) – (Α) köpürdü (öfkeyle)
116
από το ένα αφτί µπαίνει από το άλλο βγαίνει – (Α) bir kulağımdan girip ötekinden
çıkıyor
µου τράβηξε το αφτί – (Α) kulağımı çekti
τεντώνει / ανοίγει το αφτί του – (Β) kulak kabartıyor / kulağını açıyor
είµαι όλος αφτιά – (B) kulak kesilmek
άνοιξε τα αφτιά σου! [άκουσε!] – (Α) kulağını aç! [dinle!]
κλείνω τα αφτιά µου [δεν θέλω να ακούω] – (Α) kulaklarımı tıkıyorum [duymak
istemiyorum]
γελούν και τα αφτιά του – (Β) ağzı kulaklarına vardı
δεν πιστεύω στα αφτιά µου – (Α) kulaklarıma inanamıyorum
κοκκίνισε µέχρι τα αφτιά του – (Α) kulaklarına kadar kızardı
χαϊδεύει τα αφτιά του – (Α) kulaklarını okşuyor
κι οι τοίχοι έχουν αφτιά – (Α) duvarların da / yerin de kulağı var *
δεν βγάζω άχνα – (Β) ağzından çıt çıkmamak
βγάζει το άχτι του – (Β) ahı çıktı [acısını çıkarmak]
µαλακό σαν βαµβάκι – (Α) pamuk gibi yumuşak
φέρω βαρέως – (Β) ağrına gitmek
βαρήκοος – (Α) ağır işiten
γίνοµαι βάρος – (Α) yük olmak
βασιλικότερος του βασιλέως – (Α) kraldan daha kralcı
ζει σαν βασιλιάς – (Α) krallar gibi yaşıyor
βγάζω [εκδίδω] ένα βιβλίο – (Α) bir kitap çıkarmak [yayımlamak]
βγάζω σπυριά / ιλαρά – (Α) sivilce / kızamık çıkarmak
τον βγάζω αθώο / ένοχο – (Α) suçsuz / suçlu çıkardım
βγαίνει και από πάνω – (Α) bir de üste çıkıyor
δεν βγαίνει τίποτα / αποτέλεσµα – (Α) bir şey / sonuç çıkmaz
βγαίνω χαµένος / κερδισµένος – (Α) zararlı / kârlı çıkmak
βγαίνω βόλτα / περίπατο – (Α) tura / geziye çıkıyorum
δεν πέφτει κάτω βελόνα – (Α) iğne atsan yere düşmez
βήµα βήµα – (Α) adım adım
πρώτο βήµα [αρχή] – (Α) ilk adım
ανοίγω το βήµα µου – (Α) adımlarımı açmak
117
όποιος βιάζεται σκοντάφτει – (Β) acele işe şeytan karışır / acele ile menzil alınmaz /
acele yürüyen yolda kalır *
βιβλιοµανής – (Α) kitap delisi
ρίχνω ένα βλέµµα – (Β) bir göz atmak
βλέπει το βουνό / την θάλασσα [µε θέα το βουνό κ.α.] – (A) dağa bakıyor [dağ vb.
manzaralı]
βλέπω ένα καλό από αυτόν – (Α) ondan bir iyilik / hayır görmek
θα δω (βλέπω) [θα σκεφτώ] – (Α) bakacağım [düşüneceğim]
έχω βλέψεις για… - (Β)…e göz diktim
απόσταση βολής – (Α) bir kurşun atımı
κατέβηκε από το βουνό [είναι άξεστος]– (Α) dağdan inme / indi [kaba kişi]
βγαίνω στο βουνό (αντάρτης) – (Α) dağa çıkmak (haydut olarak)
βουνό µε βουνό δεν σµίγει – (Β) dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur *
καλώς σας βρήκα! – (Α) hoş bulduk!
το βρίσκω καλό / ωραίο – (Α) iyi / güzel buluyorum
βροχή οι σφαίρες – (Α) kurşun yağmuru
ο βρεγµένος από την βροχή δε φοβάται – (Α) ıslanmışın yağmurdan korkusu olmaz *
εδώ υπάρχει µια βρωµιά [ατιµία] – (Α) bunda bir pislik [namussuzluk] var
δένω τον γάιδαρό µου – (Β) atını sağlam kazığa bağlamak
µακριά γαϊδούρα – (Α) uzun eşek
γαϊδουράγκαθο – (Α) eşek dikeni
κάλιο γαϊδουρόδενε παρά γαϊδουρογύρευε – (Β) eşeğini sağlam kazığa bağla sonra
Allah’a emanet et *
του πουλιού το γάλα – (Α) kuş sütü
γαµηµένος [βρισιά] – (Α) siktirici [küfür]
άη γαµήσου! – (Α) ha siktir!
στολίζοµαι σαν γαµπρός – (Α) damat gibi giyinmek
µαλώνουν σαν γάτα µε το σκύλο – (Α) kedi köpek gibi kavga ediyorlar
όταν λείπει ο γάτος χορεύουν τα ποντίκια – (B) kedinin olmadığı yerde fareler cirit
atar *
σε γδύνουν σ’ εκείνο το κατάστηµα [πουλούν ακριβά] – (Α) o dükkanda soyarlar
insanı [pahalıya satarlar]
[µετά το φτέρνισµα] γεια σου! – (Β) [hapşırınca] çok yaşa!
118
γελάει καλά όποιος γελάει τελευταίος – (Α) son gülen iyi güler *
σκάω στα γέλια – (Β) gülmekten bayıldım
είναι για γέλια και για κλάµατα – (B) güler misin ağlar mısın
γελώ µε κάποιο – (Α) birine gülmek
γεµιστές ντοµάτες / πιπεριές – (Α) domates / biber dolması
σκύλας γέννα – (Γ) it oğlu it
θέλω να ανοίξει η γη να µε καταπιεί – (Β) yer açılsın dibine gireyim istiyorum
άνοιξε η γη και τον κατάπιε – (B) yer yarıldı ve içine girdi
κάνε το καλό και ριξ’ το στο γιαλό – (Β) iyiliği yap denize at, balık bilmezse Halik
bilir *
όποιος καεί από το χυλό φυσά και το γιαούρτι – (B) sütten ağzı yanan yoğurdu da
üfler *
το γινάτι βγάζει µάτι – (Γ) öfkeyle kalkan zararla oturur *
ότι είναι να γίνει ας γίνει – (Α) ne olursa olsun
γίνοµαι έξω φρενών – (Β) çılgına dönmek
όταν γίνουν οι αγκινάρες / ντοµάτες κ.α. – (Α) enginarlar / domatesler olunca
κάνω γκάφα – (Α) gaf yapmak
είναι γλάστρα [διακοσµητικός] – (Α) saksı olmak [dekoratif olmak]
τη γλίτωσα φτηνά – (Α) ucuz kurtuldum
γλυκέ / γλυκιά µου! – (Α) şekerim, tatlım benim
γλυκό παιδί / µωράκι - (Α) şeker gibi çocuk / bebek
γλυκόλογα – (B) tatlı dil
βγάζω γλώσσα – (B) dil uzatmak
µάλλιασε η γλώσσα µου –(Α) dilimde tüy bitti
κατάπιε τη γλώσσα του – (Α) dilini yuttu
µάζεψε / συµµάζεψε τη γλώσσα σου – (B) ağzını topla
η γλώσσα κόκαλα δεν έχει και κόκαλα τσακίζει – (Β) dilin kemiği yok
παίρνω τη γνώµη του – (Α) fikrini almak
µου κόβονται τα γόνατα – (Α) dizlerimin bağı çözülmek
ήταν γραφτό / γραµµένο - (Α) öyle yazılıydı / kader / kısmet böyleymiş
γράφω το παιδί στο σχολείο [εγγράφω] – çocuğu okula yazmak [yazdırmak]
σαν µια γροθιά [ενωµένοι]– (Α) tek yumruk gibi [bir arada]
παίρνω µια γυναίκα – (Α) kız / karı almak
γυναίκα [σύζυγος] – (Α) karı [eş]
119
γυναικοδουλειά – (Α) kadın meselesi
τι γυρεύεις [κάνεις] εδώ; - (Α) burada ne arıyorsun [yapıyorsun]?
γυρίζω (στο σπίτι κ.α.) [επιστρέφω] – (Α) (eve vb.) dönmek [avdet etmek]
σε κάθε γωνιά του κόσµου – (Α) dünyanın her köşesinde
ζαρώνω / κάθοµαι σε µια γωνιά – (B) bir köşeye büzülmek
καίγεται σαν δάδα – (Α) çıra gibi yanıyor
τον έπιασαν τα δαιµόνια – (A) cinleri tuttu
πνίγηκε σε δάκρυα – (Α) göz yaşlarına boğuldu
δάκρυα χαράς – (Α) sevinç gözyaşları
µετράω µε τα δάκτυλα – (Α) parmak hesabıyla
ούτε στο δακτυλάκι του δεν φτάνει – (B) onun tırnağı bile olamaz
δεν κουνώ ούτε το µικρό µου δακτυλάκι – (Α) parmağımı bile kıpırdatmam
έβαλαν δακτυλίδια – (Α) yüzük taktılar
είναι δακτυλοδεικτούµενος – (Β) parmakla gösteriliyor
το δανεισµένο πάει γελώντας και γυρίζει κλαίοντας – (Α) ödünç güle güle gider
ağlaya ağlaya gelir *
µε όποιον δάσκαλο καθίσεις τέτοια γράµµατα θα µάθεις – (Γ) körle yatan şaşı
kalkar*
θα δεις (ότι έχω δίκαιο) [θα αναγνωρίσεις] - (Α) (haklı olduğumu) göreceksin [kabul
edeceksin]
είµαι δεµένος στο σύντροφο µου – (Α) (yoldaşıma) bağlıyım
το δένδρο που έχει τον καρπό όλο πετροβολιέται – (Α) meyveli ağacı taşlarlar *
( ψάχνω) δεξιά και αριστερά – (Α) sağda solda (aramak)
δεσµεύοµαι (µε αυτήν την συµφωνία) – (Α) (bu anlaşmaya) bağlı kalacağım
τον διάβασε (ο παπάς) – (B) (imam) okuyup üfledi
στο διάβολο! – (Β) cehennem ol! / şeytan görsün yüzünü
κάνω δίαιτα – (A) perhiz yapmak
διάλογος κουφών – (Α) sağırlar diyalogu
χαρακτήρας / παιδί διαµάντι – (Α) pırlanta gibi karakter / çocuk
στις διαταγές σας – (Β) emredersiniz
έχω δίκιο – (A) hakkım var
δίνω δίκιο – (A) hak veriyorum
οι δικοί µου [οι συγγενείς] – (A) benimkiler [ailem]
120
δίνω το λόγο µου / εγγύηση – (B) söz / güvence / garanti vermek
δίπλα δίπλα – (Α) yan yana
διπρόσωπος –(Α) iki yüzlü
ρίχνω τα δίχτυα – (Α) ağları atmak
µαζεύω τα δίχτυα – (Α) ağları toplamak
δεν είναι για τα δόντια του – onun dişine göre değil
µε την ψυχή στα δόντια – (A) canını dişine takıp
σφίγγω τα δόντια µου [κάνω υποµονή] – (A) dişimi sıkıyorum [sabrediyorum]
τρίζω τα δόντια – (B) dişini gıcırdatmak
βγάζω δόντια – (Α) dış çıkarmak
δόξα τω Θεό – (A) Allah’a şükür
δες τı δουλειά έπαθα – (B) başıma gelen işe bak
κοίτα τη δουλειά σου – (Α) sen işine bak
έχω δουλειά τώρα [δεν διαθέτω χρόνο] – (A) şimdi işim var [vaktim yok]
τη σηµερινή δουλειά µη την αφήνεις γι’ αύριο – (Α) bugünün işini yarına bırakma *
η καλή δουλειά αργεί – (Β) iyi iş altı ayda çıkar *
άνοιξαν οι δουλειές – (Α) işler açıldı
τον δουλεύει [κοροϊδεύει]– işletiyor [alay ediyor]
ο δούλος σας! [είµαι στην υπηρεσία σας!] – (Α) kulunuz! [hizmetinizdeyim!]
δίνω δρόµο [διώχνω] – (A) yol vermek [kovmak]
τον πετώ στον δρόµο - (A) sokağa atmak
παίρνω τον κακό δρόµο – (B) kötü yola düşmek
βρίσκω / χάνω το δρόµο µου [κατεύθυνση]– (Α) [yönümü] yolumu buluyorum /
kaybediyorum
γυναίκα του δρόµου – (A) sokak kadını
δυο και δυο κάνει τέσσερα – (Β) iki kere iki dört eder *
για να δω! – (Α) bir bakayım!
µια από δω και µια από κει – (Α) bir bu yana bir o yana
πάρε δώσε – (A) alışveriş
έρχοµαι στον εαυτό µου – (A) kendime geliyorum
την άφησε έγκυο – (Α) gebe bıraktı
έµεινε έγκυος - (A) gebe kaldı
121
εδώ είµαι και εδώ είσαι [θα το δούµε] – (A) sen de buradasın ben de buradayım
[göreceksin]
εδώ κι εκεί – (A) şurada burada
µέχρι εδώ [φτάνει!] – (A) buraya kadar [yeter!]
η κακή είδηση δεν αργεί να έρθει – (Α) kötü haber tez duyulur *
ειρήνη υµίν – (A) selamünaleyküm
εκών άκων – (Α) ister istemez
ελαφρύς (καφές) – (A) hafif kahve
µόνο αυτό µας έλειπε! – (Α) bir bu eksikti!
ζητώ έλεος – (A) aman dilemek
έσβησε η ελπίδα - (A) umudu söndü
ο ζευγίτης κάθε χρόνο έχ’ ελπίδα να πλουτίσει – (Β) umut fakirin ekmeğidir *
κάθε εµπόδιο για καλό – (Γ) her işte bir hayır vardır *
ένα ένα [µε την σειρά] – (A) bir bir (birer birer) [sıra ile]
ένα κι ένα (για το κρυολόγηµα) [αρµόζει] – (A) (soğuk algınlığına) bire bir
[uygundur]
ένα δύο [µερικά – (Α) bir iki [birkaç]
ένα και ένα κάνουν δύο – (B) iki kere iki dört eder
(έχει) ένα κρύο / σκοτάδι – (A) öyle bir soğuk / karanlık var ki…
γίνοµαι ένα µε … - (Α) …ile bir oluyorum
άσε τις εξυπνάδες – (B) kurnazlığı bırak
ο επάνω [ανώτερος / προϊστάµενος] – (Α) yukarıdaki [üst / patron]
τα έκανε επάνω του – (Α) üstüne yaptı
δεν έχω λεφτά επάνω µου – (Α) üstümde para yok
το παιχνίδι ήταν χωρίς επεισόδια [έκτροπα]– (A) oyun olaysız [sorunsuz] geçti
σηµειώνω επιτυχία – (Α) başarı kaydetmek
Επτάλοφος [Κων/πολη] - (A) Yeditepe [Đstanbul]
ερυθρά [αρρώστια] – (A) kızıl [hastalığı]
µου έρχεται καλό / µεγάλο – (Α) bana iyi / büyük geliyor
(έρχοµαι) καλώς ήλθατε – (A) hoş geldiniz
φλογερός έρωτας – (Α) ateşli aşk
ο έρωτας είναι τυφλός κι ανοιχτοµάτες πιάνει – (Β) aşığın gözü kördür / kör olur *
εσώρουχο – (Β) iç çamaşır
έτσι κι έτσι – (A) şöyle böyle
122
έτσι ε! – (A) öyle ha!
ευθύς [τίµιος] – (A) doğru [dürüst]
αρπάζω την ευκαιρία – (Α) fırsatι yakalamak
του δίνω µια ευκαιρία – (Α) ona bir fırsat veriyorum
καλή ευκολία! – (B) kolay gelsin
εφτάψυχος – (Α) yedi canlı
θανάσιµος εχθρός – (Β) can düşmanı
ότι έχω και δεν έχω – (Α) varım yoğum
δεν µπορώ να κάνω ζάφτι (το άτακτο παιδί) – (Α) (yaramaz çocuğu) zapt
edemiyorum [zapt = κατάκτηση]
λόγια όλο ζάχαρη – (Γ) tatlı sözler
(όταν άκουσα τα κακά νέα) ζεµατίστηκα – (Β) (kötü haberleri duyunca) başımdan
aşağı kaynar sular aktı
σκάω από την ζέστη – (Α) sıcaktan patlamak
πίνω κάτι ζεστό [τσάι, τίλιο κ.α.] – (Α) sıcak bir şey içiyorum [çay, ıhlamur vb.]
αυτό το ζευγάρι [το αντρόγυνο] είναι πολύ αγαπηµένο – (Α) bu çiftin [karıkocanın]
arası çok iyi
ποια εποχή ζευγαρώνονται οι λύκοι (κ.α.); – (Α) kurtlar (vb.) hangi mevsimde
çiftleşir?
ζευγάς – (Α) çiftçi
ζεύω – (Β) çift koşmak
ζήσανε αυτοί καλά και εµείς καλύτερα – (Γ) onlar erdi muradına biz çıkalım
kerevetine
να σας ζήσει! – (Γ) Allah bağışlasın!
ζητώ καβγά / συµφιλίωση – (Β) kavga / uzlaşma aramak
µε το ζόρι – (A) metazori [αργκό]
το κάνω στη ζούλα – (A) zuladan iş becermek
ανοίγω ζυµάρι / ζύµη – (Α) hamur açmak
είναι µια ζωγραφιά [πολύ ωραίο] – (Α) resim gibi [güzel]
ζωή σε λόγου σας! – (Β) başınız sağ olsun!
του χαρίζω τη ζωή – (Α) hayatını bağışlamak
µπαίνω στη ζωή της – (Α) hayatına giriyorum
σφίγγω το ζωνάρι / τη ζώνη – (A) kemeri sıkmak
123
Ηµέρα της Κρίσεως – (Β) mahşer günü
χάλασε / έφτιαξε το ηθικό µου – (Α) moralim bozuldu / düzeldi
χωρίζω την ήρα από το στάρι – (Α) sapla samanı birbirinden ayırmak
χάνω την ησυχία µου – (B) rahatım kaçtı / rahatımı kaybettim
(η οµορφιά της) µε θάµπωσε – (Β) (güzelliği karşısında) gözlerim kamaştı
είναι θαύµα (πως γλίτωσε) – (Α) (kurtulması) mucize
παίζω θέατρο [ψεύδοµαι] – (Β) artistlik yapmak / tiyatro oynamak [yalan söylemek]
υπαίθριο θέατρο – (Β) açık hava tiyatrosu
Θεία ∆ίκη – (A) ilahi adalet
Θεία Χάρις – (Α) Allah’ın lütfü
τι θέλει να πει αυτό [τι σηµαίνει]; - (Β) bu ne demek?
θέλεις δεν θέλεις / θέλοντας και µη [υποχρεωτικά] – (Α) ister istemez / istesen de
istemesen de
τη µια θέλω την άλλη δεν θέλω – (Α) bir istiyor bir istemiyor
θέλω [επιδιώκω] το καλό / κακό σου – (Α) iyiliğini / kötülüğünü istemek [gözetmek]
δηµιουργώ θέµα [πρόβληµα] – (Β) sorun yaratmak
το ένα θέµα φέρνει το άλλο – (Β) laf lafı açar
ρίχνω / βάζω θεµέλιο – (Α) temel atmak
δεν έχει το θεό του – (Β) imanı yok
απ’ το Θεό να το βρεις – (Α) Allah’tan bulasın
ο Θεός να σε φωτίσει – (Β) Allah akıl fikir versin
αν θέλει ο Θεός / Θεού θέλοντος – (Α) Allah isterse, inşallah
Θεός φυλάξοι! – (A) Allah korusun / maazallah
ο Θεός είναι µεγάλος – (Α) Allah büyüktür
ο Θεός να τον αναπαύσει – (B) Allah rahmet eylesin
έχει ο Θεός – (Β) Allah kerim
ο Θεός βοηθός – (B) Allah yardımcın olsun
πρώτα ο Θεός – (Α) evvel Allah
ο Ύψιστος Θεός – (Α) Allahü teala
ό,τι σπείρεις θα θερίσεις – (Α) ne ekersen onu biçersin *
αν ήµουν στη θέση σου- (Α) senin yerinde olsaydım
πιάνω θέση (στο σινεµά) – (Α) (sinemada) yer tutmak
124
δόξα τω Θεώ – (Α) Allah’a şükür
ψαρεύω σε θολά νερά – (Α) bulanık suda balık avlamak
ουράνιος θόλος - (A) gök kubbe
θολώνω τα νερά – (Α) suları bulandırmak
εκκωφαντικός θόρυβος – (Α) sağır edici gürültü
(έγινε) θρήνος και οδυρµός – (Α) bir feryat bir figan (koptu)
θύελλα χειροκρoτηµάτων – (Α) alkış tufanı
όποιος σηκώνετε θυµωµένος κάθετε ζηµιωµένος –(Α) öfke ile kalkan zararla oturur *
(για σένα) να γίνω θυσία – (Α) sana kurban / feda olayım
του δίνω µια ιδέα – (Α) ona fikir veriyorum
εξ ιδίων τα αλλότρια – (Α) kişiyi nasıl bilirsin? Kendin gibi *
µε τον ιδρώτα του προσώπου µου – (B) alnımın teriyle
µούσκεµα στον ιδρώτα – (Α) terden sırılsıklam
ο ιδρώτας τρέχει ποτάµι – (Β) ter su gibi akıyor
µ’ έκοψε κρύος ιδρώτας – (B) soğuk ter bastı
αυτό είναι παλιά ιστορία [γεγονός] – (Α) bu eski bir hikaye [olay]
πάλι η ίδια ιστορία – (Α) yine aynı hikaye
η ισχύς εν τη ενώσει – (Α) birlikten kuvvet doğar *
ιώβεια υποµονή - (A) Hazreti Eyüp sabrı
βάζω στο ίδιο καζάνι – (Β) aynı çuvala / kefeye koymak
το κεφάλι µου έγινε καζάνι – (Α) kafam kazan gibi oldu
παθαίνω / τρώω καζίκι – (Β) kazık yemek
τον καθάρισε [σκότωσε] – (Α) adamı temizledi [öldürdü]
καθιστικό – (Α) oturma odası
πού κάθεσαι [κατοικείς]; – nerede oturuyorsun [ikamet ediyorsun]?
που κάθεσαι ; [διαµένεις] - (A) nerede oturuyorsun [ikamet] ediyorsun ?
κάθοµαι πάνω στα καρφιά – (B) diken [αγκάθια] üstünde oturmak
στα καλά καθούµενα – (Γ) durup dururken
καίγοµαι / καίω[έχω πυρετό ] – (B) ateşler içindeyim [ateşi var]
καίγοµαι [σε αγαπώ τρελά] – (B) senin için yanıp tutuşuyorum [seviyorum]
δεν έχω καιρό / χρόνο να ξύσω τη µύτη µου – (Β) burnumu kaşıyacak vaktim yok
µια φορά και έναν καιρό – (Γ) bir zamanlar / bir varmış bir yokmuş
125
περνώ τον καιρό µου (π.χ. διαβάζοντας) – (Α) (okuyarak) vaktimi geçiriyorum
τον τελευταίο καιρό – (Α) son zamanlarda
γυρίζει [αλλάζει] ο καιρός – (Α) hava dönüyor [değişiyor]
ανοίγει / ξανοίγει / χαλάει / γυρίζει ο καιρός – (Α) hava açıyor / bozuyor / dönüyor
κατά καιρούς (βλεπόµαστε) – (Β) zaman zaman (görüşüyoruz)
µ’ έκαψες (καίω) [µου έκανες µεγάλο κακό] – (Α) yaktın beni [büyük zarar verdin]
βάζω κακό στο νου µου – (B) aklıma kötü şeyler geliyor
κακολογώ – (Α) kötülemek
κακοσυνηθίζω – (Α) kötü alışmak
(τον έδειρε / έπλυνε ) για τα καλά – (B) güzelce (dövdü / yıkadı)
πάει καλά / άσκηµα – (Α) iyi(ye) / kötüye gidiyor
στα καλά καθούµενα – (Α) durup dururken
καλαµαράς – (Β) kalem efendisi
κόβω την καληµέρα – (Α) selamı sabahı kesmek
έχω µια καληµέρα µε τον … - (Α) …ile bir merhabam var
καληµερούδια – (Β) merhabalar
κάλιο αργά παρά ποτέ – (Α) geç olsun güç olmasın *
για το καλό σου – (Α) iyiliğin için
σε καλό σου – (B) hayrola
σε καλό µου / µας – (Α) hayırdır (inşallah)
µε το καλό – (Α) hayırlısıyla
µε το καλό / αισίως – (Α) hayırlısı
καλοβλέπω – (Α) iyi gözle bakmak
καλόκαρδος – (Α) iyi kalpli
καλορίζικο – (Β) hayırlı olsun
όποιος είναι καλορίζικος γεννά κι ο κόκορας του – (Α) zenginin horozu bile
yumurtlar *
καλυτερεύω – (Α) iyileşmek
καλώς ήρθες – (Α) hoş geldin
καλώς σας βρήκα – (Α) hoş bulduk
κατεβάζω καντήλια – (Β) kandilli küfür savurmak
του βγάζω το καπέλο µου [τον παραδέχοµαι]– (Α) şapkamı çıkarıyorum [yeteneğini
tanıyorum]
όπου υπάρχει καπνός υπάρχει και φωτιά – (A) ateş olmayan yerden duman çıkmaz *
126
από κάπου σας ξέρω – (Α) sizi bir yerden tanıyorum
της άνοιξα την καρδιά µου – (Α) ona kalbimi açtım
έχει καλή / κακή καρδιά – (Α) iyi / kötü kalplidir
ανοίγω την καρδιά µου – (Α) kalbimi açıyorum
ελαφρά την καρδία – (Β) gönül rahatlığıyla
έχω καρδιά [είµαι άρρωστος]– (Α) kalbim var [hastayım]
µάτωσε η καρδιά µου – (Α) kalbim kanadı / kan ağlıyor
κάνω την καρδιά µου πέτρα – (Γ) bağrıma taş basıyorum
µε το χέρι στην καρδιά – (Β) elini vicdanına koyup
µε όλη µου την καρδιά – (Α) bütün kalbimle
µου έκλεψε την καρδιά – (Α) gönlümü çaldı
κέρδισε την καρδιά µου – (Α) kalbimi kazandı
δεν µου κάνει καρδιά – (B) gönlüm elvermiyor
τρέµει η καρδιά µου – (Α) kalbim titriyor
καρδιοκλέφτης - (A) gönül hırsızı
πόλεµος για την καρέκλα – (B) koltuk kavgası
καρπαζοεισπράκτορας – (Β) şamar oğlanı
ξηροί καρποί – (Α) kuru yemiş
δεν χωρούν δυο καρπούζια σε µια µασχάλη –(Α) iki karpuz bir koltuğa sığmaz
σκληρό καρύδι – (Α) çetin ceviz
µια στο καρφί και µια στο πέταλο – (Α) hem nalına hem mıhına
κάθοµαι στα καρφιά / σε αναµµένα κάρβουνα – (Β) diken üstünde oturmak
δεν πέφτει καρφίτσα – (Α) iğne atsan yere düşmez
καταλαβαίνω από … [ξέρω / είµαι ειδικός] – (A) ...den anlarım [bilmek / uzmanı
olmak]
όποιος κατάλαβε κατάλαβε – (A) anlayan anladı
(αυτή η προσβολή / απάντηση) δεν καταπίνεται – (A) (bu hakaret / yanıt) yutulur
gibi değil
έσωσε την κατάσταση – (Α) vaziyeti / durumu kurtardı
στο κάτω κάτω (της γραφής) – (Β) alt tarafı
οι από κάτω [του κάτω ορόφου] – (Α) alttakiler [alt kattakiler]
ελαφρύς / µε ζάχαρη / σκέτος καφές – (Α) hafif / şekerli / sade kahve
του φοράω κέρατα / κερατώνω – (Α) boynuzlamak
το κέρατο ξεπερνά τ’ αφτί – (Α) boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer *
127
κερδίζω χρόνο / καιρό – (Α) zaman kazanmak
κερδίζω χρήµατα – (Α) para kazanmak
αφήνω κέρδος – (Α) kâr bırakmak
γίνοµαι (κίτρινος) σαν το κερί – (B) balmumu gibi sapsarı olmak
λιώνω σαν το κερί – (Α) mum gibi erimek
του άνοιξε το κεφάλι – (B) kafasını yardı
κάνω κεφάλι – (Α) kafayı bulmak
µη µου πρήζεις το κεφάλι – (Α) kafamı şişirme
κουνώ το κεφάλι [εγκρίνω] – (Α) kafa sallıyorum [onay veriyorum]
σπάω το κεφάλι µου [για να καταλάβω] – (Α) [anlamak için] kafa patlamak
χτυπώ το κεφάλι µου στον τοίχο – (B) başını taştan taşa vurmak
το κεφάλι της καρφίτσας – (Α) toplu iğne başı
έγινε το κεφάλι µου καζάνι – (Α) kafam kazan gibi oldu
κάνει του κεφαλιού του – (Β) başının dikine gidiyor
έχω / δεν έχω κέφι / διάθεση – (Α) keyfim var / yok
έρχοµαι στο τσακίρ κέφι – (Α) çakır keyif olmak
κοιτάει το κέφι του – (Α) keyfine bakıyor
πώς παν τα κέφια; – (Α) keyifler nasıl?
παίρνω κιλά – (Α) kilo almıyorum
πως είναι τα κιλά σου – (Α) kilon nasıl ?
κρούω τον κώδωνα του κινδύνου – (Α) tehlike çanları çalmak
τράβα µε κι ας κλαίω – (Β) hem ağlarım hem giderim
είναι για κλάµατα – (Α) ağlanacak haldedir
µια του κλέφτη δυο του κλέφτη – (Γ) bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge *
φωνάζει ο κλέφτης να φοβηθεί ο νοικοκύρης – (Β) yavuz hırsız ev sahibini bastırır *
κλεφτοφάναρο – (Α) hırsız feneri
τραβώ κλήρο – (Α) kura çekmek
αφήνω / τρώω την κληρονοµιά – (Α) miras bırakmak / yemek
ήπιο κλίµα – (Α) ılımlı iklim
κλίνω το θέµα / την συζήτηση –(Α) konuyu / tartışmayı kapamak
κρέµοµαι από µια κλωστή – (Α) pamuk ipliğine bağlı olmak
[κόβω] κόψε κάτι [κάνε έκπτωση] – (Α) kes bir şeyler [ıskonto yap]
[κόβω] κόψ’το ! – (Α) kes (artık) !
[κόβω] µου έκοψε το δρόµο / τη φόρα – (Α) yolumu / hızımı kesti
128
[κόβω] µου έκοψε το καληµέρα – (Α) selamı kesti
µε την κοιλιά στο στόµα – (Β) karnı burnunda
κάνω κοιλιά – (Β) göbek salmak
κοιµάµαι όρθιος / στο πόδι – (Α) ayakta uyumak
κοιµάµαι βαριά / ελαφριά – (Α) uykum ağır / hafif
κοίτα τη δουλειά σου! – (Α) kendi işine bak!
κοιτάζω [φροντίζω] – (Α) bakmak [ihtimam göstermek]
κοιτάω το συµφέρον µου – (Α) çıkarıma bakıyorum
τρίζουν τα κόκαλα του στον τάφο του – (Α) mezarında kemikleri sızlamak
έφτασε το µαχαίρι στο κόκαλο – (Α) bıçak kemiğe dayandı
µένω πετσί και κόκαλο – (Α) bir deri bir kemik kalmak
Κόκκινη Μηλιά – (A) Kızıl Elma
έγινε παντζάρι / κοκκίνισε (από την τροπή) – (Γ) (utançtan) kıpkırmızı oldu
κόκκινος από τον θυµό / ντροπή – (Α) öfkeden / utançtan kıpkırmızı
µας κάνει το κοκοράκι – (Α) horozlanıyor
κορδώνοµαι σαν κοκόρι – (Α) horoz gibi kabarmak / kurulmak
κοκοροµαχία – (Α) horoz dövüşü
έχει κοκόρου γνώση – (Β) kuş beyinli
παίρνω το κολάι της δουλειάς– (Α) işin kolayını bulmak
χωριό που φαίνεται κολαούζο δεν θέλει – (Α) görünen köy kılavuz istemez *
βγήκε κολοκύθα (το καρπούζι)– (Α) (karpuz) kabak çıktı
άσε τα κόλπα – (Β) numarayı bırak
κολυµπώ στο χρήµα / στην ευτυχία – (Β) zenginlik / mutluluk içinde yüzmek
(δώσε µου) κοµµάτι [λίγο] – (Α) bir parça [biraz] (ver)
(το γάλα είναι) κοµµένο [χαλασµένο] – (Α) (süt) eksildi [bozuldu]
είναι κοµµένος και ραµµένος για… – (Γ) … için biçilmiş kaftan
έχω ένα κόµπο στον λαιµό – (A) boğazım düğümleniyor
άξιζε / δεν άξιζε ο κόπος – (Α) zahmetine değer / değmez
κόρακας κοράκου µάτι δεν βγάζει – (Β) it itin kuyruğuna basmaz *
πουλάει το κορµί της – (Α) kendini / bedenini satıyor
από την κορφή ως τα νύχια – (Α) tepeden tırnağa
καινούργιο κοσκινάκι µου και που να σε κρεµάσω – (Α) yenice eleğim seni nerelere
asayım *
φέρνω / έρχοµαι στον κόσµο – (Α) dünyaya getirmek / gelmek
129
κοσµογυρισµένος – (Α) dünya görmüş
ο άλλος κόσµος – (Α) öteki dünya
δεν χάθηκε ο κόσµος! – (Β) dünya batmadı ya!
ψεύτικος κόσµος! – (Α) yalancı dünya!
κοτζάµ παιδί / γυναίκα – (Α) koca çocuk / kadın
κουβέντα να γίνεται – (Α) laf olsun diye
δεν σηκώνει κουβέντα – (Α) laf kaldırmıyor
η µια κουβέντα φέρνει την άλλη – (B) laf lafı açar
µια και το ‘φερε η κουβέντα – (B) lafı gelmişken
του ξέφυγαν κάποιες κουβέντες – (Α) ağzından laf kaçtı
ξέρω τι κουµάσι είναι – (Β) ne mal olduğunu biliyorum
τραβώ κουπί [κωπηλατώ]– (Α) kürek çekmek
τραβώ κουπί κατά το ρεύµα – (Α) akıntıya kürek çekmek
δίνω κουράγιο – (Α) cesaret vermek
τον κάνω κουρέλι – (Α) paçavraya çevirmek
πνίγοµαι σε µια κουταλιά νερό – (Α) bir kaşık suda boğulmak
κούτσα κούτσα – (Α) seke seke
κουτσά στραβά – (B) kör topal
κοιµάται σαν κούτσουρο – (Α) kütük gibi uyuyor
κρατάει µίσος / κακία – (Α) kin / garez tutuyor
κρατιέµαι [συγκρατώ τον εαυτό µου] – (Α) kendimi tutuyorum
κράτος εν κράτει –(Α) devlet içinde devlet
κρατώ (βιβλία, το λόγο µου κ.α) – (Α) (defter, sözümü vb) tutarım
κρεατόµυγα – (Α) et sineği
το κρίµα στο λαιµό σου – (Α) günah boynuna
Κύριε ελέησον – (A) şefaat ya Rab (ya Resulullah)
µωραίνει Κύριος ον βούλεται απολέσαι – (C) eceli gelen köpek cami duvarına işer *
κωλοφαρδία – (Β) göt şansı
λαγοκοιµάµαι – (Α) tavşan uykusuna yatmak
είµαι ως το λαιµό (χρεωµένος) – (Β) gırtlağıma kadar (borçta olmak)
κόβω το λαιµό µου (αν έχω άδικο) – (B) (haksızsam) kellemi keserim
µου στέκεται στο λαιµό – (A) boğazımda kaldı
στέγνωσε ο λαιµός µου – (Α) boğazım kurudu
130
ξεράθηκε ο λαιµός µου – (Α) boğazım kurudu
σκάβει το λάκκο του – (B) kendi kuyusunu kazıyor
όποιος άλλου λάκκο σκάπτει, εαυτόν πολλάκις θάπτει – (Α) kazma elin kuyusunu,
kazarlar kuyunu / kazma kuyuyu kendin düşersin *
λάµπει από χαρά (κ.α.) – (Β) sevinçten (v.b.) gözleri parlamak
µου βγήκε το λαρύγγι – (Β) gırtlağım patladı
ξεράθηκε το λαρύγγι µου – (Α) gırtlağım kurudu
πετώ / ρίχνω λάσπη – (Α) çamur atmak
αυτό µας έλειπε / λείπει – (Α) bir bu eksikti
να λείπει – (Α) eksik olsun
[λείπει] µόνο αυτό µας έλειπε – (Α) bir bu eksikti
του λείπει µια βίδα – (Β) bir tahtası eksik
λέξη προς λέξη – (A) kelimesi kelimesine
δεν του παίρνεις λέξη – (Α) ağzından laf çıkmıyor
έχω την τελευταία λέξη – (Α) son söz benimdir
λεπτό προς λεπτό – (Α) dakika dakikasına
τα λεφτά πάνε στα λεφτά – (Α) para parayı çeker *
έφαγε τα λεφτά µου – (Α) paramı yedi
κερδίζω λεφτά / χρήµατα µε το τσουβάλι – (Α) çuvalla para kazanıyor
τα λεφτά δεν κάνουν την ευτυχία - (A) para ile saadet olmaz *
λέω ό,τι µου έρχεται – (Β) ağzıma geleni söylemek
µε λίγα λόγια – (B) sözün kısası
λίγο λίγο – (Α) azar azar
δεν αφήνω λίθον επί λίθου – (Α) taş üstünde taş bırakmamak
θεµέλιος λίθος – (Α) temel taşı
για λογαριασµό µου (µιλώ) – (Α) kendi hesabıma (konuşuyorum)
δίνω λογαριασµό – (Α) hesap vermek
φουσκωµένος λογαριασµός – (Α) şişirilmiş hesap
λογής λογής – (Α) türlü türlü
είναι µόνο λόγια – (Α) laftan ibaret
µασώ τα λόγια µου – (Α) lafı gevelemek
παχιά λόγια – (Β) büyük laflar
κούφια λόγια – (Β) boş laf
πρόσεχε τα λόγια σου – (Α) sözlerine dikkat et
131
ακούω / δεν ακούω λόγια – (Α) laf dinlemek / dinlememek
µη λες µεγάλα λόγια – (Α) büyük laf söyleme
µεταφέρω λόγια – (Α) laf taşımak
έρχοµαι στα λόγια του – (Β) dediğine geliyorum
θα πω δύο λόγια – (Α) iki laf edeceğim
έχασα τα λόγια µου – (Β) lafımı şaşırdım
κρατώ το λόγο µου – (Α) sözünü tutmak
έδωσα το λόγο µου – (Α) söz verdim
λογοδοσµένος [αρραβωνιασµένος] – (Β) sözlü, söz kesmiş [nişanlı]
λογοπαίγνιο – (Α) kelime oyunu
ο λόγος µου είναι συµβόλαιο – (Β) sözüm senettir
λοξοκοιτάζει – (Α) yan yan bakıyor
ήρθε λουκούµι – (Α) lokum gibi [uygun]
κλαίω µε λυγµούς – (Α) hıçkırıklarla ağlamak
βάζω το λύκο να φυλάει τα πρόβατα – (Α) kurdu çoban tutmak
τρώω σαν λύκος – (Α) aç kurt gibi yemek
ο λύκος στην αναµπουµπούλα χαίρεται – (Β) kurt sisli havayı sever
ο λύκος κι αν εγέρασε κι άλλαξε το µαλλί του, µήτε τη γνώµη άλλαξε µήτε την
κεφαλή του - (A) kurt tüyünü değiştirir huyunu değiştirmez *
άµα γεράσει ο λύκος τον κοροϊδεύουν οι σκύλοι – (Α) kurt kocayınca köpeğin
maskarası olur *
λυκόσκυλο – (Α) kurt köpeği
λύνω το πρόβληµα – (Α) problemi çözmek
µε λύσσα / λυσσώδης [µε πάθος / βία]– (B) kudurmuş gibi [hırsla]
έχει λυσσάξει από το θυµό του - (A) öfkesinden kudurdu
µα το Θεό! – (Γ) Vallahi!
κάνω µάγια – (Α) büyü yapmak
µαζεύω το τραπέζι – (Α) masayı toplamak
µάζεψε τη γλώσσα σου – (Β) – ağzını topla
να µου γίνει µάθηµα – (Α) bu bana ders olsun
καρδιά µάλαµα – (Α) altın yürekli
πήγα για µαλλί και βγήκα κουρεµένος – (Γ) Dimyat’a pirince giderken evdeki
bulgurdan oldum
132
γίναµε µαλλιά κουβάρια – (B) saç saça baş başa kavga etmek
τραβώ τα µαλλιά µου – (Β) saçını başını yolmak
µάλλιασε η γλώσσα µου– (Α) dilimde tüy bitti
κατά µάνα κατά κύρη – (Β) anasına bak kızını al *
όπως τον γέννησε η µάνα του – (Α) anadan doğma
τα κάνω µαντάρα – (Β) madara etmek
µαύρα / καλά µαντάτα – (Α) kara / iyi haber
κουνώ µαντίλι – (Α) mendil sallamak
Μάρτης γδάρτης και κακός παλουκοκάφτης – (Α) Mart kapıdan baktırır kazma kürek
yaktırır *
µάρτυς µου ο Θεός – (Α) Allah şahidim olsun
ότι κερδίζω µου τα µασάνε – (B) kazandığımı yiyorlar
µασώ τα λόγια µου – (B) lafı gevelemek
µάταιος κόσµος – (Α) yalancı dünya
βάζω στο µάτι – (Α) göze kestirmek
δεν µου γεµίζει το µάτι – (Β) gözüm tutmuyor
δεν χορταίνει το µάτι – (Α) gözüm doymuyor
όπου φτάνει το µάτι – (B) göz alabildiğine
βλέπω µε καλό / κακό µάτι κάποιον – (Α) birini iyi / kötü / kem gözle görmek
παίρνω µε καλό µάτι – (Β) iyi gözle bakmak
κάλιο να σου βγει το µάτι παρά το όνοµα – (B) adın çıkacağına canın çıksın *
κλείνω το µάτι – (Β) göz kırpmak
δεν κλείνω µάτι [δεν κοιµάµαι] – (B) göz kırpmamak [uyumamak]
µε γυµνό µάτι – (Α) çıplak gözle
παίζει το µάτι του - (B) gözü fıldır fıldır
δεν κλείνω µάτι [δεν κοιµάµαι] – (B) gözümü kırpamıyorum
το χώνω στο µάτι του [το δείχνω]- (A) gözüne sokmak [göstermek]
κακό µάτι – (Α) kötü göz
γυαλίζουν τα µάτια του –(Α) gözleri parlıyor
κλείνω τα µάτια [παραβλέπω] – (Α) göz yummak [görmezlik]
κλείνω τα µάτια µου [πεθαίνω] – (Α) gözlerimi yummak [ölmek]
µε κλειστά τα µάτια [µε εµπιστοσύνη] – (Α) gözü kapalı [güvenle]
µάτια µου! – (Α) iki gözüm
για τα ωραία σου µάτια – (B) güzel / kara gözün için
133
µε κλειστά τα µάτια [µε εµπιστοσύνη] – (Α) gözlerim kapalı [güvenle]
δεν έχω µάτια για άλλον – (Α) başkasında gözüm yok
δεν πιστεύω στα µάτια µου – (Α) gözlerime inanamıyorum
τα µάτια σου δεκατέσσερα – (Β) gözünü dört aç
µου άνοιξε τα µάτια – (Α) gözümü açtı
χάσου από τα µάτια µου – (Β) gözüm görmesin
το χάνω από τα µάτια µου [δεν το βλέπω] – (Α) gözden kaybettim
του πετάχτηκαν τα µάτια έξω – (Β) gözleri fal taşı gibi açıldı
τα µάτια του βγήκαν από τις κόγχες τους – (Β) gözleri dışarı fırladı
χόρτασαν τα µάτια µου – (Α) gözüm doydu
κάρφωσε τα µάτια του επάνω της - (B) gözlerini üzerine dikti
κάνω τα στραβά µάτια – (B) göz kapamak
φυλάω σαν τα µάτια µου – (Α) gözüm gibi sakınmak
δεν µου φεύγει από τα µάτια µου / είναι εµπρός στα µάτια µου [δεν ξεχνώ]– (Α)
gözümün önünden gitmiyor
τα µάτια µου δεν βλέπουν τίποτα [δεν υπολογίζω] – (Α) gözlerim hiçbir şey
görmüyor [göz önüne almıyor]
ρίχνω µια µατιά – (Α) bir göz atmak
µε µια µατιά – (Α) ilk bakışta
µατιάζοµαι – (Α) nazar / göz değmek, nazara gelmek
µατς µουτς – (Β) şap şup
µατώνει η καρδιά µου / το µέσα µου – (Α) kalbim / içim kanıyor
µου φαίνονται όλα µαύρα – (Α) gözümde her şey kapkara
όλα είναι µαύρα (στα µάτια µου) – (Α) her şey (kap) kara (gözümde)
µαύρες / κακές δυνάµεις – (Α) karanlık / kötü güçler
µαυροφορώ - (B) siyahlara bürünmek
το µαχαίρι έφτασε στο κόκαλο – (Α) bıçak kemiğe dayandı
τραβώ µαχαίρι – (Α) bıçak çekmek
το έκοψα µαχαίρι – (Α) bıçak gibi kestim
µπαίνω κάτω από το µαχαίρι –(Α) bıçak altına yatmak
είναι στα µαχαίρια – (B) kanlı bıçaklıdırlar
µαχαιροπίρουνα – (Α) çatal bıçak
Μεγαλοδύναµος – (Α) Kadiri Mutlak
µεγαλώνω [ενηλικιώνοµαι] – (Α) büyümek [yaşlanmak]
134
στουπί στο µεθύσι – (B) fitil gibi sarhoş
µελανιάζω (από το κρύο) – (B) (soğuktan) mosmor kesilmek
σαν µελίσσι – (Α) arı kovanı gibi
µένω [κατοικώ] – (Α) kalmak [ikamet etmek]
µένω άγρυπνος / άνεργος / άστεγος / ευχαριστηµένος / όρθιος / στάσιµος – (Α)
uykusuz / işsiz / evsiz / memnun / ayakta / sınıfta kalmak
µέρα νύχτα – (Α) gece gündüz
από µέρα σε µέρα – (Α) günden güne
(δεν βλέπω πότε) θα έρθει η µέρα – (Α) o günün gelmesini bekliyorum
δεν βλέπει άσπρη µέρα – (B) gün görememek
η καλή µέρα από το πρωί δείχνει / φαίνεται – (Β) kutlu gün doğuşundan bellidir *
άσπρη / µαύρη µέρα – (Α) ak / kara gün
από τη µια µέρα στην άλλη – (Α) bir günden bir güne
µετρώ µέρες – (Α) gün saymak
µερίδα του λέοντος – (Α) aslan payı
πέφτει στο µερίδιο µου – (Α) payıma düşüyor
µεροκάµατο – (Α) gündelik
βάζω µέσα [φυλακίζω]– (Α) içeri tıkmak [hapsetmek]
έτσι µου έρχεται από µέσα µου – (A) içimden öyle gelmek
αφήνω στη µέση – (Α) yarıda bırakmak
µέση εκπαίδευση – (Α) orta öğretim
µεταξύ µας – (Β) laf aramızda
µέτριος [καφές] – (Α) orta şekerli [kahve]
χάνω το µέτρο – (Α) ölçüyü kaçırıyorum
το µήλο από κάτω απ’ τη µηλιά θα πέσει – (Β) armut dalının dibine düşer *
ίδια η µητέρα της – (Α) tıpa tıp annesi / aynen annesi
από την πλευρά της µητέρας / του πατέρα [σχέση συγγένειας] – (Α) ana / baba
tarafından [akrabalık ilişkisi]
µια δυο / δυο τρεις κουβέντες – (Α) bir çift söz
µικρός [νεαρός] – (Α) küçük [çocuk]
δεν µιλιόµαστε – (Α) konuşmuyoruz [küs olmak]
µιλώ [κουβεντιάζω, το συζητώ] – (Α) konuşuyorum [sohbet ediyorum, tartışıyorum]
στα µισά (του δρόµου) – (Α) (yolun) yarısında
µισά µισά – (Α) yarı yarıya
135
τρέφω µίσος – (Α) kin besliyorum
πέρασε / ήρθε η µόδα του – (Α) modası geldi / geçti
µαύρη µοίρα – (Α) kara baht
σαν µολύβι (βαρύ) – (Α) kurşun gibi (ağır)
µονά ζυγά – (Α) tek çift
το πίνω µονορούφι – (B) bir dikişte içmek
µοσχοβολά – (Α) mis gibi kokuyor
στρίβω το µουστάκι µου – (Α) bıyığımı burkuyorum / büküyorum
γελώ κάτω από τα µουστάκια µου – (Α) bıyık altından gülmek
κάνω (κατεβάζω τα ) µούτρα – (Β) surat asmak
µε τι µούτρα – (Α) ne yüzle
δεν έχω µούτρα – (Α) yüzüm yok
ξινίζω τα µούτρα – (Α) yüzünü ekşitmek
µπαίνω σε λεπτοµέρειες / κόπο – (Α) ayrıntıya / zahmete girmek
κάνω µπάνιο – (Α) banyo yapmak
βρωµάει µπαρούτι – (Α) ortalık barut kokuyor
γίνοµαι µπαρούτι – (Α) barut kesilmek
σαν να κατάπιε µπαστούνι – (Α) baston yutmuş gibi
τρέχουν τα λεφτά / η τύχη από τα µπατζάκια του – (Α) paralar / zenginlik / şans
paçalarından akıyor
ζω µπέικα – (Α) bey gibi yaşamak
βρίσκω τον µπελά µου – (Α) belasını bulmak
βάζω το κεφάλι µου σε µπελάδες – (Α) başımı belaya sokmak
ρίχνω µια µπηχτή – (Β) iğneli laf etmek
µάζεψα το µπογαλάκια µου – (Β) bohçamı koltuğuma aldım
είναι στην µπούκα του τουφεκιού _- (Β) topun ağzındadır
παίρνω την µπουκιά από το στόµα – (Α) ağzından lokmasını almak
µάζεψε τα µυαλά σου – (Β) aklını başına topla
πήραν τα µυαλά του αέρα – (Γ) aklı bir karış havada
βάζω µυαλό – (Γ) aklı başına gelmek
βάζω το µυαλό µου να δουλέψει – (B) aklını çalıştırmak
κόβει το µυαλό µου – (Β) aklım eriyor
θόλωσε το µυαλό µου – (Β) beynim uyuştu
µου περνά από το µυαλό – (Α) akımdan geçiyor
136
το έβαλε στο µυαλό του – (Β) aklına koydu
δεν µου έµεινε µυαλό – (Α) beynim kalmadı
δεν έχει µυαλό – (Β) kafası yok
σταµατάει το µυαλό µου – (Β) kafam durdu
βγάζω από την µύγα ξίγκι – (Β) sinekten yağ çıkarmak
όποιος έχει τη µύγα µυγιάζεται – (Β) yağırı olan gocunur *
βαράω µύγες – (Α) sinek avlamak
µυρίζει [προµηνύεται] σύγκρουση (Α) çatışma kokuyor [havası var]
το ψάρι / κρέας µύρισε [χάλασε] (Α) balık / et koktu [bozuldu]
µύτη µε µύτη – (Α) burun buruna
δεν βλέπω πέρα από τη µύτη µου – (B) burnunun ucunu görmemek
µπροστά στη µύτη µου –(Α) burnumun önünde
έχω µύτη [είµαι υπερόπτης]– (B) burnu havada olmak
χώνω τη µύτη µου παντού – (Α) burnunu her yere sokmak
δεν µάτωσε µύτη – (Α) kimsenin burnu kanamadı
τρέχει η µύτη µου – (Α) burnum akıyor
χωρίς να ανοίξει µύτη / ρουθούνι – (B) kimsenin burnu / burun kanamadan
θολώνω τα νερά – (Α) suları bulandırmak
βγαίνω από τα νερά µου – (Β) sudan çıkmış balık gibi
πάω µε τα νερά του – (Α) suyunca gitmek
το ξέρω νεράκι – (Α) su gibi bilmek
σηκώνει πολύ νερό – (B) su götürür
κάνω το νερό µου – (Α) su dökmek
τραβώ νερό – (Α) su çekmek
πνίγεται σε µια κουταλιά νερό – (Α) bir kaşık suda boğuluyor
κύλησε πολύ νερό στο αυλάκι – (Β) köprü altından çok su aktı
(καπετάνιος / σοσιαλιστής) του γλυκού νερού – (Α) tatlı su (kaptanı / sosyalisti)
τεντωµένα νεύρα – (Α) gergin sinirler
χάλασαν τα νεύρα µου – (Α) sinirlerim bozuldu
νευριάζω [εκνευρίζοµαι] – (Α) sinirlenmek [öfkelenmek]
χάνω το νήµα – (Α) ipin ucunu kaçırmak
νισάφι πια! – (Α) insaf artık!
δεν βγαίνει νόηµα – (Α) anlam çıkmıyor
137
ήρθε στο νου µου- (A) aklıma geldi
έχε το στο νου σου – (Α) aklında olsun
κάνω νούµερα [κόλπα]– (Α) numara yapmak
η µισή ντροπή δική σου και η µισή δική µου – (Γ) isteyenin bir yüz vermeyenin iki
yüzü kara *
(προσπαθώ) µε τα νύχια και τα δόντια – (Α) dişini tırnağına takarak (çaba göstermek)
ξαφνικά τι βλέπω / ποιος έρχεται; – (Α) birden kimi görüyorum / kim geliyor?
(σαν φίλο) τον ξέγραψα – (B) (arkadaş olarak onu defterden) silip attım
µε ξεθεώνει – (Β) imanımı gevretiyor
ξεκωλώθηκα – (Α) götüm çıktı
µαζί µε τα ξερά καίγονται και τα χλωρά – (Α) kurunun yanında yaş da yanar *
να το ξέρεις! – (Α) bilmiş ol!
ξεροπήγαδο – (Α) kuru kuyu
που να ξέρω! – (Α) ben ne bileyim!
µου ξέφυγε – (Β) ağzımdan kaçtı
πάτησα ξηρά – (Α) karaya ayak bastım
ξίκη να γίνει! – (Α) eksik olsun!
ξινίζω τα µούτρα µου – (Α) yüzünü ekşitmek
ξινόγαλο – (Α) ekşi ayran
έφαγε ξύλο – (Α) sopa / dayak yedi
του έριξε ξύλο – (Α) dayak attı
το ξύλο βγήκε από τον παράδεισο – (Α) dayak cennetten çıkmıştır *
το µαύρισα στο ξύλο – (Α) dayaktan morartmak
ξύλο απελέκητο [άξεστος] – (Β) meşe odunu [görgüsüz]
όνειρα γλύκα – (Α) tatlı rüyalar
πλάθω όνειρα – (– Β) hayal kurmak
βλέπω στο όνειρο µου – (Α) rüyamda görüyorum
αφήνω όνοµα – (Α) isim / ad bırakmak
βγάζω όνοµα – (Α) adı çıkmak
βγάζω κακό όνοµα – (Α) adı kötüye çıkmak
(τον πήραν) υπό τα όπλα - (A) silah altına (aldılar)
ανοίγω την όρεξη - (Α) iştah açmak
138
καλή όρεξη – (Γ) afiyet olsun
κόβω την όρεξη – (Α) iştahını kesmek
κοιµάται όρθιος – (Α) ayakta uyuyor
κρατώ τον όρκο µου – (Α) yeminini tutmak
ώδινεν όρος και έτεκε µυν – (A) dağ fare doğurdu
βάζω την ουρά στα σκέλια – (Β) kuyruğu kısmak
περιµένω στην ουρά – (Α) kuyrukta beklemek
πιάνο µε ουρά – (Α) kuyruklu piyano
ψέµα µε ούρα – (Α) kuyruklu yalan
ανεβάζω στα ουράνια – (Α) göklere çıkarmak
άνοιξαν οι ουρανοί – (B) gök delindi
στον ουρανό σε γύρευα στη γη σε βρήκα – (Α) gökte ararken yerde buldum
µου ‘ρθε ο ουρανός σφοντύλι – (Γ) dünya başıma yıkıldı
οφθαλµός αντί οφθαλµού – (A) göze göz dişe diş / kısasa kısas
παγερό χαµόγελο – (Α) donuk gülümseme
πέφτω σε ενέδρα / παγίδα – (Α) tuzağa düşmek
στήνω ενέδρα / παγίδα – (Α) tuzak / pusu kurmak
καµαρώνω σαν παγόνι – (Α) hindi gibi kabarmak
τα χέρια µου είναι πάγος – (Α) ellerim buz kesti
λιώνει / σπάει ο πάγος – (Α) buzlar çözülüyor
παγώνω (από το φόβο) – (Α) (korkudan) donmak
πάγωσε το αίµα µου – (Α) kanım dondu
τα παθήµατα µαθήµατα – (Β) bir musibet bin nasihatten yeğdir / iyidir *
ρίχνω το παιδί [αποβάλλω] – (Α) çocuk düşürmek
άµα δεν κλάψει το παιδί δεν του δίνει η µάνα του βυζί – (Α) ağlamayan çocuğa
meme vermezler *
µου παίζει κακό παιχνίδι – (Α) bana kötü bir oyun oynuyor
παίζω (στο θέατρο κ.α) – (Α) (tiyatroda vb) oynamak
παίζω µε την φωτιά – (Α) ateşle oynamak
παίζω στα δάκτυλά µου – (Α) parmağımın ucunda çevirmek
παίζω το τελευταίο µου χαρτί – (Α) son kozumu oynamak
παίρνει το αυτί µου – (Β) kulağıma çalındı
παίρνω [αγοράζω] – (Α) almak [satın almak]
139
παίρνω είδηση / χαµπάρι – (Α) haber almak
παίρνω φωτιά – (Α) ateş almak
είναι µεγάλο παλούκι – (Α) büyük kazıktır
η κουρούνα που πηδά πολλά παλούκια ένα θα την τρυπήσει – (Γ) bir sıçrarsın
çekirge, iki sıçrarsın çekirge, üçüncüde ele geçersin çekirge
η κατάσταση / τα πράγµατα πάνε καλά / άσκηµα – (Α) durum / işler iyi / kötü gidiyor
πανταχού παρών – (Β) hazır ve nazır
πάνω κάτω – (Α) aşağı yukarı
από πάνω [επί πρόσθετα] – (Α) üstelik
από πάνω ως κάτω – (Α) baştan aşağıya
τα κάνω πάνω µου – (Α) üstüne / altına etmek
κατά το πάπλωµα και το άπλωµα / άπλωσε τα ποδάρια σου κατά το πάπλωµά σου –
(Α) ayağını yorganına göre uzat *
παπούτσι από τον τόπο σου κι ας είν’ και µπαλωµένο _ (Γ) hemşerin olsun da
çamurdan olsun *
δίνω τα παπούτσια του στο χέρι – (Α) pabucunu eline vermek
πάνε τα παπούτσια του στα κεραµίδια – (B) pabuçları dama atıldı
παρ’ τον ένα χτύπα τον άλλο – (Α) al birini vur ötekine
παραγκωνίζω – (Β) dirsek çevirmek
αυτό παραείναι – (Α) bu artık fazla oldu
[ευχαριστώ] παρακαλώ – (Α) [teşekkür ederim] rica ederim
αλλού αυτά τα παραµύθια – (Α) bu masalı başkasına anlat
µη µου πουλάς παραµύθια! – (Α) bana masal okuma!
αυτά είναι παραµύθια [ψέµατα]- (A) bunlar masal [yalan]
µε το παραπάνω – (Α) fazlasıyla
παράτα µε ήσυχο – (Α) rahat bırak
παρθένο δάσος – (Α) bakir orman
οι παρόντες εξαιρούνται – (B) söz meclisten dışarı
δίνω πασαπόρτι – (Α) pasaportunu eline vermek
πάω πάσο – (Β) benden paso
είµαστε από την ίδια πάστα – (Α) aynı hamurdanız
πατάω τα τριάντα – (Α) otuzuna basmak
την πάτησα – (Γ) yaş tahtaya basmak
γυναίκα του πεζοδροµίου – (Β) kaldırım yosması
140
τον πέθανα [κούρασα]– (Α) canını çıkarmak / öldürmek [çok yormak]
πεθαίνω της πείνας – (Α) açlıktan ölmek
δεν αξίζει / δίνω πεντάρα / δεκάρα – (Α) beş para etmez / metelik vermem
της πεντάρας – (Α) beş paralık
πέντε πάνω πέντε κάτω – (Β) üç aşağı beş yukarı
το πεπρωµένο φυγείν αδύνατον – (Α) kaderden kaçılmaz *
πέρα δώθε – (Α) öteye beriye
περασµένο καλοκαίρι / -ο µήνα / -η εβδοµάδα – (Α) geçen yaz / ay / hafta
περαστικά! – (Α) geçmiş olsun!
τραβιέµαι στο περιθώριο – (B) köşeye çekilmek
περνάει για έξυπνος – (Α) akıllı diye geçiniyor
πώς περνάει η ζωή / ο καιρός – (Α) hayat / zaman nasıl geçiyor
περνώ καλά –(Α) hoş vakit geçirmek
πέσε πίτα να σε φάω – (Γ) armut piş ağzıma düş
όπου λαλούν πολλοί πετεινοί / κοκόροι αργεί να ξηµερώσει – (B) horozu çok olan
köyün sabahı geç olur *
πέτρα που κατρακυλά δεν µαζεύει χόρτα – (Β) yuvarlanan taş yosun tutmaz *
σαν πέτρα (σκληρό) – (Α) taş gibi (sert)
στύβει την πέτρα – (Α) taşı sıksa suyunu çıkarır
πετριά – (Α) taş atma
πετροκάρβουνο – (Α) taş kömürü
πετσί και κόκαλο – (Α) bir deri bir kemik
πετώ από χαρά – (Α) sevinçten uçmak / göklere çıkmak
πετώ λάσπη – (Α) çamur atmak
πέφτω στα χέρια τους – (Α) ellerine düşmek
δεν του πέφτει λόγος – (Α) ona laf düşmez
πήγαιν’ έλα – (A) gidiş geliş
πηγαινέλα –(Α) gidiş dönüş
πιάνει (το κόλπο / η ρίζα / το εµβόλιο, πάγος, η κατάρα κ.α) – (Α) (numara / kök /
aşı, buz, beddua vb) tutar
µε πιάνει πόνος – (Α) ağrı tutmak
µε πιάνει η θάλασσα – (Α) beni deniz tutar
µε πιάνει το ποτό – (Α) beni içki tutar
πιάνει το χιόνι – (Α) kar tutuyor
141
πιάνει αέρα – (Α) rüzgar tutuyor
πιάνουν οι πόνοι – (Α) sancı / ağrı tutmak
πιάνω [νοικιάζω] – (Α) tutmak [kiralamak]
πιάνω δουλειά – (Α) iş tuttum
τον πιάνω στην κουβέντα – (Α) lafa tutmak
είµαι πιασµένος – (Α) (her tarafım) tutulmuş
πικραµύγδαλο – (Α) acıbadem
λέω την πικρή αλήθεια – (B) acı söylemek
πίσσα σκοτάδι – (Α) zifiri karanlık
µα την πίστη µου – (B) imanım hakkı için
µου ‘βγαλε την πίστη – (Β) imanımı gevretti
(µιλάει / καταφέρεται) από πίσω του – (A) arkasından (konuşuyor / laf ediyor)
πιτσουνάκια – (Α) çifte kumrular
πλαγιάζω [κάνω σεξ ]– (Α) yatmak [cinsel ilişki]
πλάι πλάι – (Α) yan yana
γυρίζω την πλάτη – (Α) sırt çevirmek
παίρνω στην πλάτη µου (τις ευθύνες) – (Α) (sorumluluğu) sırtına yüklenmek / almak
ξύνω παλιές πληγές – (B) kapanmamış yaraları deşmek
παρέδωσε το πνεύµα του – (Α) ruhunu teslim etti
πνιγµένη φωνή – (Α) boğuk ses
τελευταία πνοή – (Α) son nefes
καλό ποδαρικό – (Α) ayağı uğurlu
τρώω κάτι στο πόδι – (Α) ayakta bir şeyler yemek / atıştırmak
είµαι / στέκοµαι στο πόδι – (Α) ayakta olmak / durmak
σήκωσε τη γειτονιά στο πόδι – (Α) mahalleyi ayağa kaldırdı
πατάω πόδι – (Β) ayak diremek
δεν πατάω πόδι [δεν πάω] – (Α) ayak atmamak [uğramamak]
µε το ένα πόδι στον τάφο – (B) bir ayağı çukurda
σηκώνω τον κόσµο στο πόδι – (Α) dünyayı ayağa kaldırmak
βάζω τα δύο πόδια σε ένα παπούτσι – (Α) iki ayağını bir pabuca sokmak
πέφτει µε τα τέσσερα πόδια – (Α) (kedi gibi) dört ayak üstüne düşer
αν θέλεις να ζήσεις χρόνια πολλά κι να χεις καλή υγεία, έχε τα πόδια σου ζεστά, την
κεφαλή σου κρύα – (Α) ayağını serin tut başını serin, gönlünü refah tut düşünme
derin *
142
κάνει πόζες – (Α) poz yapıyor
πόλεµος νεύρων – (Α) sinir harbi
το πολύ πολύ – (B) en fazlası
πονοκεφαλιάζω – (Α) başını ağrıtmak
ο ποντικός δεν χώραγε στην τρύπα, έσερνε και την κολοκύθα – (Α) fare deliğe
sığmamış bir de kuyruğuna kabak bağlamış
µε πορδές αυγά δεν βάφουν – (Β) osurukla boya boyanmaz *
δείχνω την πόρτα – (Α) kapıyı göstermek
κάνω πόρτα [στο τάβλι] – (B) kapı tutmak [tavlada]
χτυπώ λάθος πόρτα – (Α) yanlış kapıyı çalmak
το έχει κάνει διπλανή πόρτα – (Β) komşu kapısına çevirdi
σιγανό ποτάµι – (Γ) saman altında su yürüten
πνίγοµε σε ένα ποτήρι νερό – (Β) bir bardak suda fırtına koparmak
είναι να την πιεις στο ποτήρι – (Β) bir içim su
βάζω το χέρι στο πουγκί – (Α) elini keseye atmak
σφίγγω το πουγκί – (Α) kesenin ağzını büzmek
πουλάω εξυπνάδες – (Α) uyanıklık satmak
µε πούλησε [πρόδωσε]– (Α) beni sattı [ihanet etti]
πουρνό πουρνό – (Α) sabah sabah / erken erken
το καλό το πράγµα αργεί να γίνει – (B) işin iyisi altı ayda çıkar *
ως πρόβατο επί σφαγής – (Α) kurbanlık koyun gibi
το πρόβατο το µοναχό εκείνο τρώει ο λύκος / το πρόβατο που φεύγει από το µαντρί
το τρώει ο λύκος – (Α) sürüden ayrılan koyunu kurt kapar *
τραβώ την προσοχή – (Α) dikkati çekiyorum
πρόσωπο µε πρόσωπο – (Α) yüz yüze
δεν έχω πρόσωπο να… – (Α) …eye yüzüm yok
κατά πρόσωπο – (Α) yüzüne karşı
µε τον ιδρώτα του προσώπου µου – (B) alnımın teriyle
από το πρωί µέχρι το βράδυ – (Α) sabahtan akşama kadar
πρωί βράδυ - (A) sabah akşam
πρωί πρωί – (Α) sabah sabah
πρωταπριλιά – (Α) nisan bir
εκ πρώτης όψεως – (Α) ilk bakışta
πρωτοµηνιά – (B) aybaşı / ayın biri
143
ανοίγω πυρ – (Α) ateş açmak
τσαγκάρης αξυπόλυτος, ράφτης ξεγυµνωµένος – (Β) terzi kendi söküğünü dikemez *
γίνοµε ρεζίλι – (Α) rezil olmak
χτυπώ το κακό στη ρίζα του – (B) kötülüğün kökünü kazımak
(το άλλαξε) ριζικά – (Α) kökten (değiştirdi)
ρίχνει / βρέχει µε το τουλούµι – (Γ) bardaktan boşalırcasına yağmak
ρίχνω άδεια για να πιάσω γεµάτα – (Α) boş atıp dolu tutmak
ρίχνω µια ιδέα / πρόταση – (Α) ortaya bir fikir / öneri atmak
ρόδα είναι και γυρίζει – (Α) döner bu çarkıfelek
δουλεύει ρολόι – (Α) saat gibi çalışıyor
το ρολόι πάει µπροστά / πίσω – (Α) saat ileri / geri gidiyor
τρώγοµαι µε τα ρούχα µου – (Γ) kendi kendimi yiyorum
µην τα ρωτάς! – (Α) hiç sorma!
ρωτώντας πάει κανείς στην Πόλη – (Β) sora sora Bağdat bulunur
βάζω στο ίδιο σακί – (B) aynı kefeye koymak
µου τρέχουν τα σάλια – (Α) ağzımın suyu akmak
στέγνωσε το σάλιο µου – (B) ağzım kurudu
σαραντάµερο [θανάτου] – (Α) kırk gün [ölümden sonraki]
παίρνω / λαµβάνω σάρκα και οστά – (Α) ete kemiğe bürümek
µου κάθισε στο σβέρκο – (Α) enseme oturdu / bindi
γυρίζω σαν σβούρα – (Γ) etrafta fır dönmek
µπαίνω στην σειρά – (Α) sıraya giriyorum
σέρνοµαι (στα δικαστήρια) [υποφέρω] – (Α) (mahkemelerde) sürünüyorum [acı
çekiyorum]
σέρνω τα βήµατα µου – (Β) ayaklarımı sürümek
κάνω σεφτέ / ποδαρικό – (Α) siftah ediyorum
µου σηκώθηκε – (Α) (organım) kalktı
όποιος σηκώνεται θυµωµένος κάθεται ζηµιωµένος – (A) öfkeyle kalkan zararla
oturur *
κρατώ σηµειώσεις – (Α) not tutmak
σήµερα αύριο – (Α) bugün yarın
σιγά σιγά / αργά αργά – (Α) yavaş yavaş
144
νεκρική σιγή – (Α) ölüm sessizliği
το σίδερο ζεστό χτυπιέται – (B) demir tavında dövülür
σαν σίφουνας [γρήγορος] – (Β) rüzgar gibi [hızlı]
σκάβω τον λάκκο του – (B) kuyusunu kazmak
σκασµός! / σκάσε! [σιωπή!] – (Α) patla! [sus!]
τρώγω µέχρι σκασµού – (Α) patlayana kadar yemek
η κατάσταση είναι σκατά – (Α) vaziyet bok
τα σκατώνω / τα έκανε σκατά [µεγάλη αποτυχία] – (Α) işi bok etti [büyük
başarısızlık]
σκάω από περιέργεια / ζήλια – (Α) meraktan / kıskançlıktan çatlamak
σκάω από το φαΐ – (Α) patlayıncaya kadar yemek
σκέτος [καφές] – (Α) sade [kahve]
δουλεύω σαν σκυλί – (Α) köpek gibi çalışıyorum
σκυλί που γαβγίζει δεν δαγκώνει – (Α) havlayan köpek ısırmaz
σκυλίσια ζωή – (Β) it gibi sürünmek
(εργάζοµαι) σαν σκλάβος – (Α) köle gibi (çalışmak)
σκληρόκαρδος – (Α) katı yürekli
του σκοινιού και του παλουκιού – (Α) ipten kazıktan kurtulmuş
τον έκανα σκόνη – (Α) onu toz ettim
έγινα / έµεινα µέσα στην σκόνη – (Α) toz duman içinde kaldım
βαθύ σκοτάδι – (Α) koyu karanlık
τροχός που γυρίζει σκουριά δεν πιάνει – (Α) işleyen demir pas tutmaz *
σκύβω το κεφάλι – (B) boyun eğmek
σαν τον σκύλο µε τη γάτα – (Α) kedi köpek gibi
σκυλόδοντο – (Α) köpek dişi
σκύλος που γαβγίζει δε δαγκάνει – (Α) havlayan köpek ısırmaz *
σκυλόψαρο – (Α) köpek balığı
µε ένα σµπάρο δύο τρυγόνια – (Β) bir taşla iki kuş
µε το σπαθί του – (B) bileğinin hakkı ile
ότι σπέρνεις θα θερίσεις – (Β) ne ekersen onu biçersin *
σπεύδε βραδέως – (Γ) ağır giden yol alır / ağır git ki yol alasın *
ανοίγω σπίτι / νοικοκυριό – (Α) ev açmak
άµα έχει κανένας γυαλένιο σπίτι δεν πρέπει να ρίχνει πέτρες στο σπίτι του γείτονα –
(Α) sırça evde oturan komşusuna taş atmamalı *
145
σταγόνα σταγόνα – (Α) damla damla
δεν έχει που να σταθείς – (Α) ayakta duracak yer yok
για στάσου! – (Α) dur bakalım!
έγιναν στάχτη – (Α) kül oldu
χρειάζεται ένα γερό στειλιάρι / ξύλο – (B) iyi bir sopa atmak gerek
λες και κατάπιε στέκα – (Α) sopa yutmuş gibi
στέλνω στον άλλο κόσµο / διάβολο – (Α) öteki dünyaya / cehenneme göndermek
στήθος µε στήθος – (Α) göğüs göğse
από στιγµή σε στιγµή – (Α) anbean
για µια στιγµή [για ένα διάστηµα]– (Α) bir an için [bir süre için]
από στόµα σε στόµα – (Α) ağızdan ağza
µάζεψε το στόµα σου! – (Α) ağzını topla
µε ανοιχτό το στόµα – (Α) ağzı açık
να αγιάσει το (γεια στο) στόµα σου – (B) ağzına sağlık
στο στόµα του λύκου – (B) aslan ağzında
στόµα έχει και µιλιά δεν έχει – (Α) ağzı var dili yok
το στόµα του είναι οχετός – (Α) ağzı lağım çukuru gibi
δια στόµατος του… – (Α) …nin ağzından
µου κάθεται στο στοµάχι – (Β) birini hazmedememek
έχει µεγάλο στοµάχι – (Α) midesi büyük olmak
µου χάλασε το στοµάχι – (Α) midemi bozdu
στα στραβά – (Α) körlemesine
το παίρνω στραβά – (B) ters / yanlış anlamak
όποιος κοιµάται µε στραβό το πρωί αλληθωρίζει – (Α) körle yatan şaşı kalkar *
στραβοκοιτάζω – (Α) yan bakmak / eğri gözle bakmak
στραβός είσαι! – (Α) kör müsün!
πάω στρατιώτης – (Β) askere gitmek
πάει στράφι – (B) israf oldu
στρώνω το χαλί / κρεβάτι – (Α) halıyı / yatağı sermek
στυλώνω / στήνω τα αυτιά – (Α) kulak kabartmak
στυλώνω τα µάτια – (Α) gözünü dikmek
µακρινός / κοντινός συγγενής – (Α) uzak / yakın akraba
ζητώ συγγνώµη – (Α) özür dilemek
έλα στα συγκαλά σου – (B) aklını başına topla / kendine gel
146
βρίσκοµαι στα σύννεφα – (Α) bulutlarda olmak / dolaşmak
συντέλεια του κόσµου – (Γ) kıyamet günü
αγκαθωτό σύρµα – (Α) dikenli tel
το χέρι του είναι σφιχτό – (Α) eli sıkı
σφιχτοχέρης – (Α) eli sıkı
πιάνω το σφυγµό – (Α) nabzını tutmak
του σχοινιού και του παλουκιού – (Α) ipten kazıktan kurtulmuş
µου τρώει τα σωθικά – (Β) içim içimi yiyor
ένα σωρό – (Β) bir sürü
µένω στην (ίδια) τάξη – (Α) sınıfta kalmak
καλό ταξίδι – (Α) iyi yolculuklar
το ένα πόδι στον τάφο – (B) bir ayağı çukurda / mezarda
είναι τάφος – (Β) ağzı mezardır
είναι στα τελευταία του – (Γ) son günlerinde / demlerinde
ήρθε το τέλος του – (Α) sonu geldi
το ρίχνω στην τεµπελιά – (B) işi tembelliğe vurmak
παίρνω µε τους τενεκέδες – (Β) teneke çalmak
κύλησε ο τέντζερης και βρήκε το καπάκι – (Α) tencere yuvarlandı kapağını buldu *
σε τρία τέρµινα – (Α) üç vakte kadar
το τερπνόν µετά του ωφελίµου – (Γ) hem ziyaret hem ticaret
πέφτω στα τέσσερα – (Α) dört ayak üstüne düşmek
τετατέτ – (Α) baş başa
καλές τέχνες – (Β) güzel sanatlar
θίγω την τιµή – (Α) namusuna dokunmak
ζήτηµα / χρέος τιµής – (Α) namus meselesi / borcu
πέφτουν οι τιµές (Α) fiyatlar düşüyor
τίποτα ! [παρακαλώ!] – (Α) bir şey değil [rica ederim!]
για το τίποτα – (Β) hiç yoktan / bir hiç için
σαν να τα λέω στον τοίχο – (Α) sanki bir duvara söylüyorum
και οι τοίχοι έχουν αφτιά – (Β) yerin kulağı var
βάζω τα λεφτά µου στον τόκο – (B) paramı faize yatırmak
γλιτώνω / σώζω το τοµάρι µου – (Α) postu kurtarmak
πουλάω ακριβά το τοµάρι µου – (Α) postu pahalıyla satmak
147
κάνω τόπο (να καθίσει) – (B) (oturması için) yer açmak
γίνοµαι τούµπανο – (Α) davul gibi (şişmek)
τουµπάρω – (Β) kündeye getirmek
τουρλού τουρλού – (Α) türlü türlü
τα φυλάω να τα κάνω τουρσί – (Β) turşusunu kuracağım
τράβα απ’ εδώ – (Β) çek git / arabanı
τραβάτε µε κι ας κλαίω – (Β) hem ağlarım hem giderim
τραβώ πολλά (βάσανα) – (Α) çok / çile çekmek
τραβώ για (το χωριό µου) – (Α) (köyüme) çekip gitmek
τραβώ µια γραµµή – (Α) bir hat / çizgi çekmek
κάθοµαι στο τραπέζι – (Α) sofraya oturmak
µαζεύω / σηκώνω το τραπέζι – (Α) sofrayı toplamak
στρώνω το τραπέζι – (B) sofrayı kurmak
σκύβω τον τράχηλο – (Α) boyun eğmek
κάθε τρεις και λίγο – (Γ) ikide birde
αγαπώ τρελά – (Α) çılgınca sevmek
κάνω µια τρέλα – (Α) bir çılgınlık yapmak
κάνω τον τρελό – (Β) deliliğe vurmak
τρελός και παλαβός – (Α) deli divane
την πέτρα που ‘ριξε ο τρελός δεν βγάζουν χίλιοι φρόνιµοι – (Α) bir deli kuyuya bir
taş atar, kırk akıllı çıkaramaz *
τρέφω αισθήµατα / αγάπη – (Α) his / duygu / sevgi beslemek
τρέφω εκτίµηση / σεβασµό / ελπίδες /– (Α) saygı / umut beslemek
τρέχα γύρευε! – (Γ) ara da bul!
ζήσε Μάη µου να φας τριφύλλι - (B) ölme eşeğim ölme yaz gelir yonca biter *
κρέµοµαι από µια τρίχα – (B) pamuk ipliğine bağlı olmak
(γλιτώνω) παρά τρίχα – (Α) kıl payı (kurtulmak)
µου σηκώθηκε η τρίχα – (Β) tüylerim diken diken oldu
θα γυρίσει ο τροχός και για µας – (B) teker döner çark döner bir gün bu hesap döner /
gün gelir devran döner
ψάχνει µια τρύπα να κρυφτεί - (A) saklanacak delik arıyor
τρώγοµαι µε τα ρούχα µου – (Γ) içi içini yemek
τρώω ξύλο / κλωτσιά / γροθιά – (Α) sopa / tekme / yumruk yemek
τρώω τα συκώτια µου – (Β) içi içini yemek
148
τρώω του σκασµού – (Α) patlayıncaya kadar yemek
τον έχει στο τσεπάκι του – (Β) onu cebinden çıkarır
από την τσέπη µου – (Α) kendi cebimden
δεν το σηκώνει η τσέπη µου – (B) kesem kaldıramıyor
κόβω το τσιγάρο – (Α) sigarayı kesiyorum
στα τυφλά – (Α) körlemesine
τύφλα στο µεθύσι – (Α) körkütük sarhoş
τυφλή υπακοή / πίστη – (Α) körü körüne itaat / inanç
στων τυφλών τη χώρα ο µονόφθαλµος βασιλεύει – (Α) körler memleketinde şaşılar
padişah olur *
τύχη βουνό – (Α) dağlar gibi şansı var
το αφήνω στην τύχη – (Α) şansa bırakmak
ανοίγει η τύχη του – (Α) şansı açılmak
γύρισε η τύχη του – (Α) şansı döndü
κλωτσάει την τύχη του – (Α) şansını tepiyor
καλή τύχη! – (Α) iyi şanslar!
για να φέρει τύχη / γούρι – (Α) şans getirsin diye
περιµένει την τύχη της [να παντρευτεί] – (Α) [evlenmeyi] kısmetin bekliyor
ειρωνεία της τύχης – (Β) kaderin cilvesi
τώρα αµέσως! – (Α) hemen şimdi!
ταύρος στο υαλοπωλείο – (B) zücaciye dükkanına girmiş fil gibi
στην υγειά σου!– (Α) sağlığına!
την υγειά µας να ‘χουµε! – (Α) sağlık olsun!
µε υγρά µάτια – (Α) nemli gözlerle
ούτε στον ύπνο µου δεν το περίµενα – (Β) rüyamda görsem inanmazdım
βαθύς / ελαφρύς ύπνος – (Α) derin / hafif uyku
µε πιάνει / δεν µε πιάνει ο ύπνος – (Α) uyku tutuyor /tutmuyor
αφ’ υψηλού – (Α) tepeden / yüksekten
φαεινή ιδέα – (Α) parlak fikir
τα φαινόµενα απατούν – (Α) görünüş aldatır
πέφτω στη φάκα – (Β) faka basmak
φαρµάκι [πικρό] – (Α) zehir [gibi acı]
149
φασούλι φασούλι γεµίζει το σακούλι – (Γ) damlaya damlaya göl olur
φάτσα µε φάτσα – (Γ) yüz yüze
έχει φεγγάρι – (B) mehtap var
γεµίζει το φεγγάρι – (Β) dolunaya dönüyor
φέρνω τα πάνω κάτω – (Α) altını üstüne getirmek
τρέφω φίδι στον κόρφο µου – (Α) koynunda yılan beslemek
πες µου τον φίλο σου να σου πω ποιος είσαι – (Α) arkadaşını söyle kim olduğunu
söyleyeyim / adam ahbabından bellidir *
πάγωσε από το φόβο – (Α) korkudan dondu
σπέρνει το φόβο – (Α) korku serpmek
ο φόβος φυλάει τα έρµα – (Β) korku dağları bekler
βγήκαν τα άπλυτα του στη φόρα – (Γ) ipliği pazara çıkmış
γίνοµαι φόρτωµα [πρόβληµα] – (Α) sırtına yük [sorun] oluyorum
µια φουρνιά – (Α) bir fırın dolusu
ψητό του φούρνου – (Β) fırında et
φουσκοθαλασσιά – (Α) kabarık deniz
φουσκοποταµιά – (Α) nehir kabarması
φτάνει και περισσεύει – (Α) yeter ve artar bile
(το µυαλό του) ως εκεί φτάνει – (Α) (aklı) o kadarına eriyor
σαν να µην φτάνει / έφτανε αυτό – (Α) bu yetmezmiş gibi
κόβω τα φτερά του – (B) kolunu kanadını kırpmak
φτούσανε / έφτυσαν τον µασκαρά κι έλεγε ‘δόξα σοι ο Θεός που βρέχει’ – (Α) arsızın
yüzüne tükürmüşler ‘yağmur yağıyor’ demiş *
δεν κουνιέται φύλλο – (Α) yaprak kımıldamıyor
κάνει ότι του φυσήξει / καπνίσει – (Α) aklına eseni yapıyor
το θηλυκό πουλί φτιάχνει την φωλιά – (Α) yuvayı dişi kuş yapar *
βαριά φωνή – (Α) ağır ses
φως των µατιών µου – (Α) gözümün nuru
φως στα µάτια σου! – (Β) gözün aydın!
ανάβω το φως – (Α) ışığı yakıyorum
παίρνω φωτιά – (Α) ateş almak
φωτιά (οι τιµές) – (Α) (fiyatlar) ateş pahası
ρίχνω λάδι στη φωτιά – (Α) ateşe körükle gitmek
150
αυτός τον χαβά του – (Α) o kendi havasında
χαλάλι σου ! – (Α) helal olsun sana !
χάλασε το φαγητό / κρασί – (Α) yemek / şarap bozuldu
του έκανα χαλάστρα – (Β) oyununu / hesaplarını / planlarını bozdum
χαλνώ χρήµατα / συνάλλαγµα – (Α) para / döviz bozdurmak / bozmak
τι χαµπάρια; – (Α) ne haber?
χάνω τον δρόµο / προσανατολισµό – (Α) yolu / yönü kaybetmek
να σου γίνει χαράµι!– (Α) haram olsun!
σκάω χαστούκι – (Α) şamar patlatmak
για το χατίρι σου – (Α) hatırın için
αυτό δεν το χάφτω [δεν µε ξεγελάς] – (Α) ben bunu yutmam [aldatamazsın]
σαν χείµαρρος - (A) sel gibi
βγάζω το χειµώνα – (Α) kışı çıkarmak
χειροπιαστός – (Α) elle tutulur (gözle görülür)
ρολόι χειρός – (Α) kol saati
χειροτεχνία – (A) el sanatı
αλλάζει χέρι – (Α) el değiştirmek
απλώνω το χέρι – (Α) el açmak / açıyorum
βάζω χέρι – (Α) el koymak
από πρώτο / δεύτερο χέρι – (Α) birinci / ikinci elden
το χέρι του είναι ελαφρύ – (Α) eli hafif
είναι στο χέρι µου (έχω την δυνατότητα)– (Α) elimdedir (yapabilirim)
είναι το δεξί µου χέρι – (A) benim sağ kolumdur
του έδωσε τα παπούτσια στο χέρι – (Β) bohçasını eline verdi
του δίνεις το χέρι σου και σου παίρνει και το µπράτσο – (Α) elini veren kolunu
kaptırıyor
δεν περνά από το χέρι µου - (A) elimden bir şey geçmez / gelmez
να µη γνωρίζει το δεξί σου χέρι ότι δίνει το αριστερό – (Α) sağ elinin verdiğini sol
elin görmesin *
το ένα χέρι νίβει τ’ άλλο και τα δυο το πρόσωπο – (Α) el eli yıkar, iki el de yüzü *
µε άδεια χέρια – (Β) kollarını sallaya sallaya
έχω δεµένα τα χέρια [δεν έχω την δυνατότητα]– (A) ellerim bağlı [çaresizim]
στέκοµαι µε σταυρωµένα χέρια – (Α) ellerim bağlı durmak
τρίβω τα χέρια µου – (Α) ellerini ovuşturmak
151
γεια στα χέρια σου! – (Α) eline sağlık !
κάνω χερικό – (Γ) siftah etmek
χερούλι της πόρτας – (Α) kapı kolu
χέστηκε / τα έκανε επάνω του από τον φόβο του – (Β) korkudan ödü bokuna karıştı
µετά από χίλια βάσανα / ζόρια – (Α) bin sıkıntı / bela ile
χίλια στον παρά – (Α) bini bir para
έγινα χίλια κοµµάτια – (Α) bin parça oldum
χίλια δυο πράγµατα – (B) bin bir şey
χιλιοµετανιώνω – (Α) bin pişman oldum
έσπασε / έσκασε η χολή µου – (A) ödüm koptu
χοντροκέφαλος – (Α) kalın kafalı
αγγίζω την ευαίσθητη του χορδή – (B) bamteline dokunmak
ο χορτάτος δεν πιστεύει το νηστικό – (Β) tok açın halini bilmez *
σαν χόρτο [άνοστο]- (B) saman gibi [tatsız]
πνίγοµαι στα χρέη – (B) borca batmak
παίρνω χρώµα – (Β) yüzüne renk geldi
ζεστά / κρύα χρώµατα – (Α) sıcak / soğuk renkler
χτενίζω [ψάχνω] – (Α) taramak [aramak]
πάρε τον ένα χτύπα τον άλλο – (A) al birini vur ötekine
µε χτυπά το παπούτσι / η µπότα µου – (Α) pabucum / çizmem vuruyor
µε χτυπά η άνοιξη στο κεφάλι – (Α) bahar başıma vuruyor
χώµα [έδαφος] – (Α) toprak [arazi]
την έφαγε το µαύρο χώµα – (B) onu kara toprak aldı
χωριό που φαίνεται κολαούζο δεν θέλει – (Α) görünen köy kılavuz istemez *
ψαρεύω πελάτες – (Α) müşteri avlamak
ψαρεύω σε θολά νερά – (Α) bulanık suda balık avlamak
το ψάρι βροµάει από το κεφάλι – (Α) balık baştan kokar *
το µεγάλο ψάρι τρώει το µικρό – (Α) büyük balık küçük balığı yutar *
σαν το ψάρι έξω από το νερό – (Α) sudan çıkmış balığa dönmek
ψέµα µε ουρά – (Α) kuyruklu yalan
πιάνει το ψέµα του – (Α) yalanını yakalıyor
λέει ψέµατα – (Α) yalan söylüyor
ψευδοµάρτυρας – (Α) yalancı şahit
152
ο ψεύτης και ο κλέφτης τον πρώτο χρόνο χαίρεται – (Β) yalancının mumu yatsıya
kadar yanar *
όπου ψηλά υψώνεται χαµηλά πιθώνεται – (Β) alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak
konar *
ψηλοµύτης – (Α) burnu büyük
ψήνοµαι [αποκτώ εµπειρία] – (Α) pişmek [deneyim edinmek]
ψήνοµαι στον ήλιο – (B) güneşte yanmak
ψήνοµαι στον πυρετό – (B) ateş içinde yanmak [hasta olmak]
ψήνω το ψάρι στα χείλη – (Γ) tepesinde boza pişirmek
τα ψήσανε [συµφώνησαν] – (Β) işi pişirdiler
ψόφιος στην κούραση / από την πείνα – (Α) yorgunluktan leş gibi olmak /
geberiyorum
κάνει τον ψύλλο γενίτσαρο – (Β) pireyi deve yapıyor
ψάχνω ψύλλους στα άχυρα – (Β) samanlıkta iğne arıyorum
ψυχή µου! – (Α) canım!
βαρέθηκε η ψυχή µου – (Β) canımdan bezdim
του βγάζω την ψυχή – (Α) canını çıkarmak
µε όλη µου την ψυχή – (Γ) canı gönülden
µε την ψυχή στο στόµα – (Γ) canı burnunda
φέρεται ψυχρά / κρύα – (Α) soğuk davranmak
ψυχραιµία – (Α) soğukkanlılık
ψυχρολουσία – (Β) soğuk duş etkisi
βγάζω / κερδίζω το ψωµί µου – (Α) ekmeğini kazanmak
ψωµί και αλάτι – (Α) tuz ekmek
έβαλε βούτυρο στο ψωµί του – (Α) ekmeğine yağ sürdü
χωριάτικο ψωµί – (Α) köy ekmeği
τρώει το ψωµί κάποιου – (Α) birinin ekmeğini yiyor
έχεις να φας πολλά ψωµιά ακόµα – (Β) bir fırın ekmek yemek gerekir
ψωµοτύρι – (Α) peynir ekmek
σηκώνω τους ώµους – (Β) omuz silkmek
ήρθε η ώρα του [πεθαίνει] – (Β) eceli geldi [ölüyor]
ήρθε η ώρα του [πρέπει πια να γίνει] – (Α) vakti geldi [artık yapılması gerekiyor]
σκοτώνει την ώρα του – (Α) vakit / vaktini öldürüyor / yiyor
153
το ωραίο φύλο – (Α) cinsi latif
***
154